OSMANLI İMPARATORLUĞU TARİHİ

Bu e-kitap taslak halindedir. Okumayı zorlaştırıcı tarama hataları içerebilir. Bu taslak sürümü okurken düzeltir ve düzeltilmiş sürümü bizimle paylaşmak isterseniz memnun oluruz. WEB: http://ayrac.org İletişim: ayrac.org@gmail.com

Osmanlı Devleti Osmanlı Devleti'nin hayat çizgisi 600 yıllık bir süreyi içine almaktadır. Öyle ki, cihan devleti unvanını alan bu devlet, en geniş sınırlarını 400 yıl elinde tuttuğu bilinmektedir. Gerileme dönemi dediğimiz son 200 yıl içinde bile fazla toprak kaybetmemiş, topraklarının büyük bölümünü, yıkılış dönemlerini oluşturan 20. yüzyılın başlarına kadar koruyabilmiştir. Bu özellikleri ile Osmanlı, dünya medeniyetleri arasında ilk sıralarda yerini almaktadır.

21. yüzyıla adım adım ilerlerken, Balkanlar'da, Kuzey Afrika'da, Ortadoğu'da, Kafkasya'da ve tüm İslam Dünyası'nda, kıpırdanmalar görülüyor. Kıpırdanmaların kökeninde, hep Osmanlı ruhu yatıyor. Düşman, hep Osmanlı torunu diye saldırıyor. Osmanlı coğrafyası 21. yüzyıla çok şeylere gebe olduğunu gösteriyor. Bu yüzden Osmanlı coğrafyasını iyi tahlil etmek gerekiyor. Söz konusu bu koca devletin, yüzölçümünü, doğal şartlarını ve bu doğal şartlar üzerinde oynadığı rolü, insanlarını ve oldukça farklı insanların bir arada uzun yıllar birlik içinde yaşamalarının sırrını, yönetim şeklini, tarımını, sanayiini ve dünya ticaretindeki yerini, iyi bir şekilde araştırmak ve araştırmalardan gelecek için bazı sonuçlar çıkarmak lüzumu vardır. Bunun için de, tarih-coğrafya-gelecek üçlüsünü kaynaştırmak gerekmektedir.

KURULUS DÖNEMI
Osmanli Beyliginin Kurulusu; Osman Bey, Oguz asiretlerinin ittifakiyla basa geçtikten sonra, siyasî ve dinî bakimdan Anadolu'nun en itibarli ve nüfuzlu tarikatlerinden Ahilerin mühim bir sahsiyeti olan Seyh Edebali'nin kizi ile evlenerek, gücünü artirmis idi. Bundan sonra Osman Gazi, Bizans'a karsi genisleme politikasini uygulayarak, Inegöl, Karacahisar ve Yarhisar'i ele geçirdi ve bölgenin mühim merkezlerinden olan Bilecik'i alarak, burayi beyligin merkezi yapti (1299). Bu tarih devletin kurulus tarihi olarak kabul edilir. Selçuklu Sultani III. Alaaddin Keykubad'in Ilhanli Hükümdari Gazan Han'in kuvvetleri tarafindan tutulup, Iran'a götürülmesi üzerine Selçuklu ümerasindan bazilari ve bölgedeki Türkmen beyleri Osman Bey'e teveccüh göstermis; Oguz an'anesine göre onun hâkimiyetini tanimayi kabul etmislerdir. Nitekim Oguz beyleri Oguz Han töresine göre tertip edilen bir törende Osman Bey'in önünde diz çökerek, onun verdigi kimizi içmek suretiyle tâbiyetlerini sunmuslardir. Ancak henüz küçük bir beylik durumundaki Osmanogullarinin, seklen de olsa bu dönemde, Ilhanli hâkimiyetini tanidiklari bilinmektedir. Osman Gazi, beyligini ilân ettikten sonra idaresi altindaki bölgeleri bes kisma ayirarak buralari güvendigi ve savaslarda yararlik gösteren kimselere tevcih etti. Oglu Orhan'a Sultanönü, büyük kardesi Gündüz Bey'e Eskisehir'i, Aykut Alp'e In-önü'yü, Hasan Alp'e Yarhisar'i ve Turgut Alp'e de Inegöl'ü verdi. Diger oglu Alaaddin'e ise seyh Edebali'nin emin ve nazirliginda, ailenin geçimi için, Bilecik ve havalisinin gelirleri tahsis edildi.1302'de Bursa tekfurunun liderliginde birlesen Rum tekfurlarinin Koyunhisar (Bafeon) savasinda agir bir maglûbiyet tatmalari, Osman Bey'in Bursa ve Kocaeli taraflarina akinlar yapmasini oldukça kolaylastirmisti. Bir taraftan Bursa öte taraftan Iznik Türk kusatmasi altinda tutuluyordu. Ancak yaslilik sebebiyle Osman Bey, fetihler için oglu Orhan'i görevlendirmisti. Nitekim 1324 yilinda Osman Bey vefat etti ve oglu Orhan Bey Osmanli tahtina çikti. Orhan Bey, 1326 yilinda Bursa'yi, uzun süren kusatmanin ardindan, ele geçirince babasinin vasiyetini yerine getirerek, Osman Gazi'nin naasini Bursa'ya nakletti ve burayi devletin yeni merkezi yapti. Orhan Bey'in komutanlarindan Akçakoca ve Karamürsel ise Istanbul kiyilarina kadar akinlarda bulunuyorlardi. Bu fetih ve akinlardan telâslanan Bizans Imparatoru Andranikos büyük bir ordunun basinda Osmanlilara karsi harekete geçtiyse de Maltepe (Palekanon) Savasi'nda agir bir yenilgi aldi (1329). Bu zafer, Iznik ve Izmit'in ele geçirilmesini kolaylastirmistir. Rumeliye Geçis; Karasi Beyliginde baslayan taht mücadelelerinden istifade eden Orhan Bey, Balikesir ve civarini topraklarina katarak, ileride gerçeklesecek olan Rumeli fetihleri için mühim bir mevkiye sahip olmustur. Nitekim Karasi Beyliginin deniz gücü ve Haci Il Bey, Evrenos Bey gibi degerli komutanlar artik Osmanlilarin emrine girmislerdir. Bizans içindeki taht kavgalari ve Bulgar-Sirp saldirilari karsisinda, gittikçe güçlenen Osmaogullarindan yardim isteyen Kantakuzen'in talebi üzerine Orhan Bey'in oglu Süleyman, bir orduyla Rumeli'ye geçti (1345). Edirne'yi kusatan Bulgar-Sirp kuvvetlerini bozan Süleyman Pasa bu zaferin karsiliginda Gelibolu'daki Çimpe Kalesi'ni Bizans'tan aldi. Böylece Osmanlilar ilk kez Rumeli yakasinda bir üs elde etmis oluyordu (1356). Süleyman pasa Gelibolu'nun ardindan Tekirdag'a kadar olan bölgeleri de ele geçirerek buralara Anadolu'dan getirilen Türkmenleri yerlestirdi. Böylece Rumeli'de de Türklesme hareketi baslamistir. Süleyman Pasa'nin ölümünden sonra Rumeli'deki fetihler için kardesi Murat Bey görevlendirildi (1359). Ancak 1362'de babasi Orhan Bey'in de ölümü üzerine Murat Bey, Bursa'ya döndü ve Osmanlilarin 3. hükümdari olarak tahta çikti (1362).Rumeli ve Balkanlarda Fetihler; I.Murat (Hüdavendigar) önce tahtta hak iddia eden kardeslerini bertaraf etmekle ise basladi ve bu arada elden çikan Ankara'yi yeniden aldi. Anadolu'da birligin saglanmasinin ardindan Murat Hüdavendigar, inkitaya ugrayan Rumeli ve Balkanlarin fethine yöneldi. Bu sirada Balkanlar karsiklik içindeydi. Bir taraftan Sirp Hükümdari Düsan'in ölümü ile Sirplar

arasinda iç mücadeleler siddetlenmis, öte yandan Macar Krali Layos, Balkanlarda Ortadokslara olan baskilari artirmisti. Evrenos ve Haci Il Bey komutasindaki kuvvetler bu durumdan da yararlanarak Kesan'dan Dimetoka'ya kadar olan yerleri fazla bir mukavemet görmeden ele geçirmislerdi. Sazlidere Zaferi ile Edirne ve Filibe, Lala Sahin Pasa tarafindan fethedildi (1363/4). Bu savaslarda Bulgarlarin yaninda yer alan Bizans baris yapmak zorunda kaldi. Türk ilerleyisini durdurmak isteyen Macar, Bulgar,Sirp ve Ulahlardan mütesekkil bir Haçli ordusu Macar Krali Layos'un liderliginde Edirne üzerine yürüdü. Ancak Meriç sahilindeki Sirp Sindigi denilen mevkiide, kalabalik Haçli ordusunu hazirliksiz yakalayan 10 bin kisilik kuvvetiyle Haci Il Bey, büyük bir bozguna ugratti (1364). Sirp Sindigi zaferiyle Osmanlilar, Balkanlardaki fetihlerine hiz verdiler ve bunu kolaylastiracagi için Osmanli baskenti Bursa'dan Edirne'ye nakledildi. Fetihler karsisinda çaresiz kalan Bulgarlar Türk himayesini kabul etmek zorunda kaldilar (1369). Çirmen Zaferi ile (1372) Bati Trakya ve Makedonya'nin bir kismi Osmanli hâkimiyetine girdi ve Selanik ile Köstendil'in de ele geçirilmesinin ardindan Sirp Krali Lazar, vergi verip, gerektiginde asker göndermek sartiyla Osmanlilarla baris anlasmasi imzaladi(1374). Yaklasik on yil süren mücadelede, Rumeli ve Balkanlarda fethedilen bölgelere Anadolu'dan mütemadiyen Türk nüfus kaydirilarak bölgede demografik dengeler Osmanlilar lehine degistirilmeye baslanmisti. Bu tarihten sonra bir müddet Balkanlardaki fetihlere ara verilmis ve Anadolu'da Türk birligini saglamlastirmaya yönelik düzenlemelere geçilmistir. Bu maksatla I. Murat, oglu Bâyezid'i Germiyan beyinin kizi ile evlendirmis; Tavsanli, Emet ve Simav gelinin çeyizi olarak Osmanlilara verilmistir. Ayni sekilde Aksehir, Yalvaç, Beysehri gibi bazi sehir ve kasabalar Hamidogullari'ndan para karsiligi satin alinmis, Candarogullar da Osmanli hâkimiyetine girmisti. Artik Osmanlilarin karsisinda tek bir güç kalmisti; Karamanogullari. Alaaddin Ali Bey, Osmanlilarin yeniden Balkanlara yönelmesini de firsat bilerek, harekete geçmis ancak I. Murat Konya önlerinde Karamanogullarini yendiginde Karaman beyi af dilemek zorunda kalmistir(1387) Murat Hüdavendigar'in yeniden Rumeli'ye yönelmesiyle birlikte Nis ve Sofya da dahil olmak üzere bütün Bulgaristan fethedildi.(1385/88). Timurtas Pasa'nin Sirp kuvvetleri tarafindan baskina ugratilip, yenilmesi üzerine cesaretlenen Bulgar, Leh, Çek ve Macar krallari da Sirplarin yaninda yer aldilar. Fakat Çandarli Ali Pasa, Bulgar Krali Sisman'i esir alarak Bulgarlari bu ittifakin disina atti. Buna ragmen Haçli ordusu ilerleyisini sürdürünce, I. Murat ordusunun basina geçerek düsmani Kosova'da karsiladi. I.Murat'in ogullari Bâyezid ve Yakup'un da yer aldigi Osmanli birlikleri büyük bir zafer kazandi. Sirp Krali Lazar ve oglu esir edilmis, düsman kuvvetlerinin büyük bir kismi imha olmustu. (20 haziran 1389). Fakat I.Murat savas meydanini gezerken bir Sirp tarafindan hançerlenerek sehit düstü. Bunun üzerine Sirp krali da Osmanli askerleri tarafindan öldürüldü. Osmanlilar için Balkanlarda tutunabilmek yolunda ölüm kalim savasi olarak görülen I.Kosova Zaferi Sirplar tarafindan asla unutulmamistir. Günümüzde dahi masum Müslüman halka yönelik vahsetin arkasinda bu maglûbiyetin ezikligi ve intikam hissi yatmaktadir. Anadolu'da Türk Birligi'nin Saglanmasi; I. Murat'in sehit edilmesinin ardindan oglu Bâyezid, devlet adamlarinin ittifakiyla hükümdar ilân edildi. Babasinin ölümünü firsat bilen Anadolu'daki beyliklerin Osmanlilar'a biraktigi topraklari yeniden ele geçirmek maksadiyla harekete geçtiklerini haber alan Bâyezid, süratle Anadolu'ya döndü. 1390 yilinda Germiyan, Aydin, Mentese ve Saruhan beylikleri ortadan kaldirildi. Ertesi yil Hamidogullari Beyligi topraklari ele geçirildi ve bu beyliklerin yer aldigi topraklarda Anadolu beylerbeyligi adiyla idarî bir ünite olusturuldu. Ardindan Osmanlilarin en önemli rakip olarak gördügü Karaman Beyligine yönelen Yildirim Bâyezid, Konya'yi kusatti. Alaaddin Ali Bey'in baris talebi, Beysehir ve çevresinin Osmanlilara birakilmasiyla kabul edildi.(1391). Fakat Yildirim Bâyezid'in Mora ile ilgilenmesini firsat bilerek Ankara Sancak Beyi Sari Timurtas Pasa'yi esir almasi üzerine, Yildirim Bâyezid, Alaaddin Bey'e kesin bir darbe vurmaya karar verdi. Anadolu'ya geçen Yildirim, üç gün süren savasin ardindan ele geçirilen Alaaddin Bey'i ortadan kaldirdi ve topraklari Osmanlilara ülkesine dahil

edildi(1397). Karamanoglu tehlikesinin bertaraf edilmesiyle, Anadolu'da Osmanlilara direnebilecek en güçlü devlet olarak Kadi Burhaneddin devleti kalmis idi. Daha 1392 yilinda, Kadi Burhaneddin'in müttefiki durumundaki Candaroglu Süleyman anî bir baskinla öldürülüp beyligin Kastamonu subesi ortadan kaldirilmisti (1392). Ardindan, ertesi yil Amasya ve Merzifon civari Osmanli hâkimiyetine alinmisti. Kadi Burhaneddin'in 1398'de Kara Yülük tarafindan öldürülmesi üzerine, ona bagli Sivas, Tokat, Kayseri, Malatya gibi sehirler birer birer ele geçirildi. Böylece Firat'in batisinda kalan Anadolu topraklari Osmanli sancagi altinda birlestirilmis oluyordu. Yildirim Bâyezid'in Istanbul Kusatmasi ve Balkanlardaki Fetihleri. Yildirim Bâyezid'in Karaman seferine anlasma geregi katilan Bizans Imparatoru V.Yuannis'in oglu Manuel'in, babasinin ölümü üzerine anlasmayi çigneyerek Istanbul'a kaçmasi sebebiyle Yildirim, Istanbul'u kusatmaya karar verdi. 1391'de baslayan ilk muhasara 1396 yilina kadar sürdürüldü. Bu maksatla Istanbul Bogazi'nda Anadolu Hisari insa edildi. Sehre dis yardimlarin gelmesini önlemeyi ve iase zorlugu altinda savunmayi kirmayi hedefleyen bu muhasara Timur'un Anadolu'ya ulasmasina kadar fasilalarla devam ettirilmistir. Bu kusatma sürerken bir yandan da Yildirim, Bulgaristan, Arnavutluk ve Bosna taraflarinda fetih hareketlerine devam etmekteydi. Kusatma altindaki Bizans'in da talebi ile Türklere karsi yeni bir Haçli ittifaki olusturan Macar Krali Sigismund, Ingiltere dahil bütün Avrupa devletlerinden topladigi 120 bin kisilik bir orduyla harekete geçti. Yildirim Bâyezid düsmani sasirtan bir hizla Nigbolu Ovasi'nda düsmani karsiladi. 50-60 bin kisilik Osmanli ordusu, sayica çok üstün olan Haçli ordusunu büyük bir bozguna ugratti. Savas meydanindan kurtulabilenler, kaçarken Tuna'da boguldular.(1396) Haçlilardan geriye sadece muazzam bir ganimet kalmisti. Bu ganimetle, Edirne ve Bursa'da pek çok cami, medrese ve imaret insa edilmistir. Zaferin ardindan, Eflâk, Bosna, Macaristan ve Mora üzerine seferler düzenlendi. Itibari bu zaferle bir kat daha artan Yildirim, Nigbolu dönüsünde Anadolu birligini kurmaya yönelik nihaî adimlari atmaya baslayacaktir. Ankara Savasi ve Fetret Devri: Yildirim Bâyezid, Firat boylarina kadar topraklarini genislettigi sirada, Timur da Iran, Azerbaycan ve Irak'i ele geçirmisti. Bazi Anadolu beyleri Timur'a siginirken, ülkeleri istilâ edilen Celayirli Ahmet ve Karakoyunlu Kara Yusuf da Yildirim Bâyezid'in yanina kaçmisti. Böylece her iki devlet biribirine sinir komsusu olmus, ancak bu durum iki hükümdarin da Türk dünyasinin liderligine oynamalari sebebiyle olumsuz neticeler dogurmustur. Timur, Osmanlilara siginan Celayirli Ahmet ve Kara Yusuf'un iade edilmemesini bahane edip Sivas'i kusatmis ve kendisine teslim edilmesine ragmen sehiri tahrip etmisti(1400). Bu olaydan sonra da her iki hükümdar arasinda mektuplasmalar devam etti. Fakat Timur'un, Anadolu beyliklerine topraklarinin geri verilmesi ve bazi sehirlerin kendine birakilmasi gibi talepleri Yildirim tarafindan reddedildi. Dolayisiyla iki fatih için savas artik kaçinilmaz hâle gelmisti. 160 binlik Timur'un ordusunu, 70 bin kisiyle Çubuk Ovasi'nda karsilayan Yildirim Bâyezid, savasin baslarinda üstünlügü ele geçirdi. Ancak Timur'un safinda eski beylerini gören bazi askerlerin saf degistirmesi ve Kara Tatarlarin Osmanli ordusunun arkasini çevirmesi savasin talihini degistirdi. Bir avuç askerle direnmeye çalisan Yildirim Bâyezid sonunda esir edildi (26 Temmuz 1402). Ankara Savasi'ni kazanan Timur, Anadolu beyliklerini tekrar ihya etti ve böylece Anadolu Türk birligi parçalandi. Balkanlardaki Türk ilerleyisi durdugu gibi bir kisim topraklar da elden çikti. Yildirim'in ogullari arasindaki taht mücadeleleri Osmanli devletinin "Fetret Devri" boyunca 12 yil müddetle devam etti. Sayet bu savas gerçeklesmemis olsaydi, hiçbir direnme gücü kalmayan Istanbul büyük bir ihtimalle Yildirim Bâyezid zamaninda Türklerin eline geçecekti. Dolayisiyla Ankara Savasi Osmanlilari en az 50 yil geriye götürmüstür.Esir düsen Yildirim Bâyezid, yedi ay boyunca Timur'un yaninda sehir sehir dolastirildiktan sonra üzüntüsünden ecele yenik düstü. Osmanli sehzadeleri tahtin sahibi olabilmek için kiyasiya birbirleriyle mücadele etmeye basladilar. Bu mücadele Çelebi Mehmet'in tek basina devlet idaresine hâkim olusuna kadar devam etti (1413). Çelebi Mehmet kardesleri Süleyman, Isa ve Musa Çelebi'yi bertaraf ettikten sonra Anadolu Türk birligini yeniden tesis etmek için çaba sarf etti. Güçlenen Karamaogullarinin nüfuzunu kirdi, Karamanoglu Mehmet Bey'in eline geçen Osmanli topraklarini geri aldi. Candarogullari beyliginden Çankiri'yi ve ardindan Canik

(Samsun) bölgesini yeniden Osmanli ülkesine katti. Fakat Sehzade Mustafa ve Simavna Kadisi oglu Seyh Bedreddin'in isyanlari ülkeyi karistirmaktaydi.(1419) Sehzade Murat Rumeli ve Manisa'da ortaya çikan bu isyani bastirdi, Seyh Bedreddin ve adamlari yakalanarak idam edildi. Timur'un beraberinde götürdügü Mustafa Çelebi de Anadolu'ya döndügünde tahtta hak iddia etmisti. Sehzade Mustafa'nin Selânik'te baslattigi isyan bastirildi. Asi sehzade Bizans'a siginmak zorunda kaldi. Çelebi Mehmet öldügü zaman Osmanli ülkesinde sükûnet büyük oranda tesis edilmeye baslanmisti (1421). Babasinin en büyük yardimcisi olan sehzade Murat tahta çiktigi zaman Bizans tarafindan karsisina çikarilan amcasi Mustafa Çelebi'nin isyanini bir kez daha bastirdi ve Bizans'i cezalandirmak için Istanbul'u kusatti(1422). Bu defa küçük kardesi Sehzade Mustafa'nin isyan haberini alan II.Murat, kusatmayi kaldirarak kardesini cezalandirmak zorunda kaldi. Isyancilarin yaninda yer alan Anadolu beyliklerine karsi harekete geçen II.Murat, Candaroglu Isfendiyar Bey'i itaat altina aldi. Izmir Beyi Cüneyd'i ortadan kaldirip, Izmir, Aydin ve Mentese civarini ele geçirdi. Germiyanoglu Yakub Bey'in çocugu olmadigindan, topraklarini Osmanlilara birakmayi vasiyet etmisti. Onun ölümüyle Germiyan ili de Osmanlilara katilmis oldu(1428). Balkanlarda da durum Osmanlilar lehine düzelmeye basladi. Nitekim Fetret devri sirasinda elden çikan topraklar geri alindigi gibi, 1440'a kadar Belgrat hariç bütün Sirp topraklari Osmanli hâkimiyetine girmisti. Fakat Erdel ve Eflâk'ta üst üste gelen bazi küçük bozgunlar Avrupa'da büyük bir sevinçle karsilanarak, Osmanlilara karsi yeni bir Haçli seferinin tertip edilmesine cesaret vermisti. II. Murat, Balkanlardaki Osmanli varligini tehlikeye atmamak için Macarlarla Segedin Antlasmasini imzaladi (1444) ve bu anlasmadan sonra tahttan feragat etti. Küçük yastaki oglu II. Mehmet'in hükümdar olmasini firsat bilen Macarlar anlasmayi bozdu ve yeni bir Haçli ittifaki olusturuldu. II. Murat yeniden ordunun basina geçerek düsmani Varna Savasi'nda karsiladi. Macar krali öldürüldü. Haçlilarin lideri durumundaki Jan Hünyad güçlükle kaçabildi(1444). Çandarli Halil Pasa'nin israriyla ikinci kez tahta çikan II. Murat, Mora ve Arnavutluk'a sefer düzenledi. Varna'nin intikamini almak isteyen Jan Hünyad yeniden harekete geçti. Fakat II. Kosova Muharebesi'nde bir kez daha Sirplar büyük bir yenilgiye ugratildi (1448). Varna ve Kosova savaslariyla Osmanlilar Balkanlardaki durumunu iyice güçlendirmis, Bizans'in batidan yardim alma umutlari ise tamamen ortadan kaldirilmistir. II. Murat 48 yasinda ölünce II. Mehmet yeniden Osmanli tahtinin sahibi olmus (1451) ve Osmanli Devleti artik bu dönemde tam bir cihan devleti hâline gelmistir.

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu Osmanlı Devleti'nin kurucusu sayılan Osman Gazi'nin babası Ertuğrul Gazi, onun babası Gündüz Alp'tir. Gündüz Alp'in babasının Kaya Alp, onun babasının Gök Alp, onun babasının Sarkuk Alp, onun babasının Kayık Alp olması ihtimali vardır. Yurt tutmak için Orta-Asya'dan, Türkistan'dan Doğu Anadolu'ya gelen bir Kayı aşiretinin başında bu Sarkuk Alp'in bulunması muhtemeldir. Yurt tutulan bölge, Van Gölü'nun kuzey-doğusunda Ahlat civarıdır. Osman Gazi'nin büyükbabası Gündüz Alp'in, kendisi gibi Kayılardan olan Mardin Artuklularının hizmetinde bir bey iken Caber'de Fırat'ı geçerken boğulup Türk mezarına gömülmüş olması ihtimali düşünülebilir. Osmanlı Devleti'ni kuracak aileyi bir buçuk asır sonra Ahlat'tan oynatan sebep yaklaşan Cengiz Han'ın Moğolları olabilir. Ahlat-Mardin yolu, güney-batıya doğru kuşuçuşu 200 km'dir. Gündüz Alp, Artuk Arslan'ın (1201-1239) emrettiği bir misyon için 250 km daha güney-batıya inip Caber'e gelmiş olabilir. Bu misyonda başarılı olmayan Kayı Aşireti reisi Gündüz Alp'ı kaybedip onun oğlu Ertuğrul Gazi'nin başkanlığında 1230 yazında Yassıçemen meydan muharebesinde 39 yaşlarındaki Ertuğrul Bey, Türkiye sultanı Alâeddin Keykubad'a küçük fakat yiğitçe bir hizmette bulunmuş olmalıdır.

Bunun üzerine Alâeddin, Ertuğrul Bey'e Bizans sınırında dirlik vermiştir. Ertuğrul, Erzincan'dan kuş uçuşu 900 km yol alarak batıdaki dirliğine erişmiştir. Muhtemelen tarih 1231 yılıdır ve Osmanlı Devleti'nin nüvesi kurulmuştur. Ertuğrul Bey, Türkiye İmparatorluğu'nun bir uc beyi durumundadır. Selçuklu Türkiye'sinin Bizans'a karşı olan batı sınırları, iki büyük uc beyi tarafından korunmaktadır, kuzey'de Kastamonu'da oturan Çobanoğulları ve güneyde Germiyanoğulları. Ertuğrul Bey 1281'de ölünceye kadar 50 yıl bu Çobanoğullarına tabidir. Doğrudan doğruya Konya'daki Selçuklu İmparatoru'na bağlı büyük uc beylerinden değildir. Ertuğrul Gazi'ye verilen yurd Bursa-Bilecik illerinin sınırlarının birleştiği yöredir ve 1.000 km2 kadar bir toprak parçasından ibarettir. Söğüt, sonradan Bizans'tan fethedilerek başkent yapılmıştır. Ertuğrul Gazi'nin yerine oğlu Osman Gazi geçmiş ve 1324'e kadar 43 yıl saltanat sürmüştür. 1300 yılına kadar babası gibi Çobanoğullarına tabi küçük bir uç beyi olan Osman Gazi, bu tarihte doğrudan doğruya Konya Selçuklularına bağlı büyük bir uc beyi mevkiine yükselmiştir.

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu Bu suretle Osmanlı devletçiliği 69 yıl Çobanoğullarına, Kastamonu'ya tabi yaşamıştır. 1308'de Selçukoğulları düşünce Osman Bey, doğrudan doğruya Tebriz'de oturan İlhan'ın büyük uc beylerinden biri haline gelmiş ve İlhan'ın Anadolu umumî valileri tarafından kontrol edilmiştir. İlhanlılara tabiiyet, 1335'e kadar devam eder. Osman Gazi 1281'de babasından 4.800 km2 kadar aldığı toprak mirasını 16.000 km2'ye çıkartarak 1324'te oğlu Orhan Gazi'ye devretmiştir.Bu toprakları Bizans'tan fethetmiştir. Osman Gazi'nin bıraktığı miras bugünkü Bilecik ili, Eskişehir merkez ilçesi, Sakarya'nın Gevye, Akyazı, Hendek, Kütahya'nın Domaniç, Bursa'nın Mudanya, Yenişehir ve İnegöl ilçelerinden ibarettir. Orhan Gazi, babasının yıllardan beri kuşattığı Bursa'yı alarak (6 Nisan 1326) başkent yaptı. Bu suretle 1321'de Marmara'ya erişen ve denize çıkan Osmanlılar bir Bizans şehri daha aldılar ve az sonra Karadeniz'e de çıktılar. 1231'den 1326'ya kadar 65 yıl üç Osmanoğlu birer prenstir. Sadece 1300'de Selçuklu sultanından tablü'l-alem alarak büyük uç beyi olmuşlardır. 1326'dan itibaren Orhan Gazi artık gerçek bir kraldır ve Anadolu Türkmen beyleri içinde yalnız Karamanoğlu aynı seviyededir. 1335'te Sultan Orhan artık İlhanlılara bağlılıktan kurtulur ve tamamen müstakil, askerî bakımdan çok güçlü, fevkalâde dinamik bir devletin başı olur. 1324 Şubatı'ndan 1362 Mart'ına kadar 38 yıl süren saltanatı fetihlerle geçer. Babasının dehasını, belki daha büyük çapta tevarüs etmiştir. Son derece mahir bir diplomasi ile hem Anadolu Türkmen Beylikleri, hem Balkan devletleri, hem de Bizans ile münasebetlerini devam ettirir ve daima Osmanlı Devleti'nin lehine durumlar meydana getirir. 1329 Mayısında, o sırada çok mühim bir şehir sayılan İznik'i fetheder. Şehri geri almak isteyen Bizans imparatoru III. Andronikos Paleologos'u Türk topraklarına sokmadan Boğaziçi'ne 40 km mesafede, Gebze civarında yakalar. Yapılan savaşta imparator yaralanıp kaçar ve iki imparatorluk prensi muharebe meydanında kalır. Bu Pelekanon meydan muharebesi (2 Mart 1313) Osmanlı hükümdarının şöhretini bütün cihana yayar. Zira Avrupa'nın unvan ve protokol bakımından birinci hükümdarı sayılan Bizans İmparatorunu açık sahra muharebesinde yenmiştir.

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu 1345'te ilk Türkmen beyliği olarak Balıkesir-Çanakkale çevresinde saltanat süren Karesi beyliğinin topraklarını Osmanlı Devleti'ne katar ve Çanakkale Boğazı'nın Asya yakasını tutar. 1354'te Orhan Gazi'nin büyük oğlu Veliahd Gazi Süleyman Paşa Gelibolu yarımadasına, Rumeli'ye, Balkanlara, Avrupa'ya ayak basar. Türk tarihinin dönüm noktalarından biridir. "Rumeli Fâtihi" şanını kazanır. Gelibolu yarımadasını fetheder. 1354'te Ankara'yı da alır. 1359'da attan düşerek ölür ve Bolayır'daki büyük millî ziyaret yerlerinden olan türbesine gömülür. Yerini kardeşi Gazi Murad Bey (I. Murad) alır. Murad Bey daha 1359'da Meriç'i aşarak Dimetoka'yı alır ve İstanbul surlarına kadar akınlar yapar. 1362'de babası Orhan Gazi'nin yerine geçer. 4 ay sonra 1362 Temmuzunda da Edirne'yi fetheder. Artık Osmanlı Devleti bir imparatorluktur. Dünyanın güçlü devletlerinden biridir ve çekinilecek bir askerî güçtür. Sultan Orhan'ın oğluna bıraktığı servet 95.000 km2 dir. Bugünkü Bilecik, Bursa, Balıkesir, Sakarya, Kocaeli, Bolu illerinin tamamını, Çanakkale ve Eskişehir illerinin en büyük kısmını, İstanbul ilinin Asya topraklarının büyük kısmını, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Ankara, Manisa, Kütahya, İzmir illerinden de bazı parçaları içine alır. Bu topraklar üzerinde Orhan Gazi'nin devletinin nüfusu, o zamanki İngiltere krallığının nüfusundan çok fazladır. Ve bu topraklar o çağda dünyanın en zengin ülkeleri arasındadır. Boğazlar, Marmara, Ege, Karadeniz arasında iki kıtaya yayılmıştır. Dehşetli bir jeopolitik ehemmiyet arz etmektedir. I. Sultan Murad, 1362'de babasının yerine geçtikten bir kaç ay sonra Edirne'yi aldığı zaman, büyükbabasının babası Ertuğrul Gazi'nin Sakarya çevresinde yurt tutması üzerinden 131 yıl geçmiştir. 131 yılda Sakarya'dan Meriç'e varılmıştır. Bu toprakların mühim kısmı gaza ve cihad yoluyla Hristiyanlardan fethedilmiş ve Türkleştirilmiştir. 1335'ten itibaren Türkiye'nin en güçlü hükümdarı ve lideri olan Sultan Orhan'dan sonra 1362'de Sultan Murad artık hiç bir Anadolu Türkmen beyliğince münakaşa edilemeyecek bir dereceye erişerek saltanatına başlamıştır.

OSMAN GAZI VE BEYLIK

Kaynaklarin, sâlih, dindar, kahraman, cesur ve merhametli bir kimse olarak tanittigi Osman Gazi, üç günde bir yemek pisirtip fakirleri doyurmak, çiplaklari giydirip donatmak, dul ve yetimleri gözetip korumak gibi iyi hasletlere sahip bir kimse idi. Hak ve adalete saygili, üstün yeteneklere sahip bir hükümdar olan Osman Gazi, ününü kilicindan ziyade adalet severligi ile saglamisti. Feth ettigi yerlerde ser'î hükümlere göre hareket eder, tebeasi arasinda irk, din ve milliyet farki gözetmezdi. Güçlü bir komutan oldugu kadar sabirli ve olgun bir idareci idi. Yaninda çalisanlar,

kendisine karsi büyük saygi gösterirlerdi. En zorba kimseler bile onun huzurunda saygi ile hareket ederlerdi. O, kuvvet ve zenginlikten ziyade adalete daha çok önem veren, güçlü bir irade ve hosgörüye sahip bir hükümdardi. Osman, Ertugrul Bey'in, Gündüz Alp ve San Yatu (Savci Bey)'den sonra Sögüt'te dünyaya gelen küçük ogludur. Ibn Kemâl, onun dogum tarihini Hicrî 652 (M. 1254) senesi olarak göstermekte ise de genellikle onun 656 (1258) senesinde dogdugu belirtilir. Bununla beraber bu tarihin 650 (1252) veya 657 (1259) oldugunu söyleyenler de bulunmaktadir. Sögüt'te dünyaya gelen Osman, Ertugrul Bey'in küçük oglu idi. Ertugrul Bey, 93 yasinda vefat edince, onun idaresi altinda bulunan asiretler, gerek kabiliyet, gerekse hareketliligi sebebiyle Osman'in, babasinin yerine basa geçmesini istiyorlardi. Gerçi Osman, babasinin son dönemlerinde ona vekâlet etmek suretiyle yönetimle ilgili konularda kardeslerinden farkli bir hüviyete sahip oldugunu ortaya koymustu. Kardesleri bakimindan pek büyük bir sikintisi olmayan Osman, amcasi Dündar Bey'le ugrasacaga benziyordu. Zira Ertugrul Bey'in kardesi Dündar Bey de birlige reis olmak istiyordu. Bu yüzden Osman'la amcasi arasinda ihtilaf (anlasmazlik) meydana geldi. Zira, Kayi asiretinden baska bazi asiretler de Dündar Bey'in basa geçmesini istiyorlardi. Bununla beraber Osman'in reisligini isteyen taraf daha etkili görünüyordu. Bunun için Dündar Bey, reislik arzusundan vazgeçerek Osman'in asiret reisi olmasini kabul etmek zorunda kaldi. Gerçekten, Osman Bey, Ertugrul Gazi'nin vefatindan sonra cesaret, mertlik ve ahlâkî meziyetleri sebebiyle asiret, kavim ve kabileye bas olacak bir vasifta görülmüstü. Amcasi Dündar Bey de dahil oldugu halde herkes ona itaat ve bagliligini bildirdi. Baslangiçta o, babasinin komsu Rum tekfurlari ile iyi geçinme siyasetine devam etti. Asiretin basina geçtigi zaman yirmi üç yasinda bir genç olmasina ragmen, siyaseti iyi bilen, halim selim bir kimse olmakla birlikte, gerçekleri savunma konusunda korkusuz ve cesurdu. O, tam bir cihad eri idi. Bu sebeple Osman Bey, kisa zamanda etrafinin yigitlerden meydana gelen bir hâle ile çevrelendigini gördü. Bu hâlenin içinde Konur Alp, Turgut Alp, Abdurrahman Gazi, Akça Koca, Gündüz Alp, Karamürsel, Saltuk Alp, Samsa Çavus gibi isimler vardi. Büyük bir kismi garip ve vatanlarim birakip gelmis olan bu insanlarin, Osman Bey etrafinda toplanmalari, devletin güçlenmesine sebep olmustu. Osman Bey, bunlarin tabiî bir lideri durumuna geldi. Bundan baska, Osman Bey'in, Uc'lardaki Türkmenler arasinda büyük bir nüfuza sahip olan Seyh Edebali ile yakinlik ve akrabalik tesis etmesi, basta ahiler arasinda olmak üzere Uc'lardaki diger topluluklarin kendisine baglanmasina sebep oldu. Böylece Osman Gazi, kendisini hem etrafindaki asiret reislerine sevdirmis, hem de

onlarin kendisine bagladigi umutlari bosa çikarmamisti. Gerçekten de o, çevresindeki Türkmen komsulari ile mümkün mertebe çatismaya girmemek için gayret sarf ediyordu. Ertugrul Bey'in üç oglu arasinda Osman Bey'e düsen taht, kardeslerini birer saltanat rakibi olarak degil, yeni devletin kurulup gelismesinde müsterek bir gayretle el ele verdiren ve saltanat ihtirasi yerine, feragat, fedakârlik ve basirete götüren bir metod takip etmelerinin sebebi nedir? Ileride tafsilatli bir sekilde anlatilinca görülecegi gibi, Osman Gazi de kendisine yurt ve istiklâl veren Selçuklu sultanina karsi ayni hassasiyeti göstermis, o, hayatta bulundugu müddetçe istiklâlini ilân etmemisti. Böylece o, edep ve irfani, sahsî ve nazarî kaliplar halinde birakmayip devlet bünyesinde de ifadesini bulan bir anlayis olarak cemiyete mal olmustu.

OSMAN BEY VE AHILIK
Abbasî halifesi en-Nâsir li-Dinillah (575-622/1180-1225) rehberliginde kuruldugu kabul edilen ahilik, kisa zamanda Islâm ülkelerinde tesirini göstermeye basladi. Son derece düzenli ve disiplinli olarak çalisan bu teskilât, miladî X. asirda genellikle ilk Müslüman Türk devleti kabul edilen Karahanlilar vasitasiyla Türk dünyasinda da boy göstermeye basladi. XI. asrin ikinci yansindan (1071Malazgirt) sonra, kapilarini Müslüman Türklere açmis bulunan Anadolu'ya, dogudan birçok göçler olmustu. Daha önce de Anadolu'nun Urfa'dan (Sanliurfa) baslayarak Adana'ya kadar giden sinirlarindan, zaman zaman giren Abbasî ordulari, Nigde, Nevsehir, Kirsehir, Kayseri, Yozgat ve Ankara bölgelerine akinlar yapmislardi. Ordu mensuplarindan bir kismi akinlar sonunda ele geçirilen bu yerlerde bazan da yerlesip kaliyorlardi. Özellikle VIII. yüzyilin ikinci yansindan itibaren Abbasî ordusunun ayrilmaz bir parçasi durumunda olan Türkler de, bu ordu ile Anadolu'nun içlerine kadar gelmislerdi. Türkler, iklim ve jeolojik yapi bakimindan Orta Asya'ya benzeyen Kirsehir yöresini begenerek burayi yerlesim bölgesi olarak seçmislerdi. Bundan sonra normal ve isteyerek devam eden göçleri, XIII. asirdaki Mogol istilasindan kaçma takib etti. Bu istiladan önceki göçlerde daha iyi bir iklime gelme, hayvanlar için daha iyi bir kislak ve yaylak bulma düsüncesi hakimdi. Bu sebepledir ki, Mogol baskinindan önce gelenler, daha ziyade göçebe, asker ve hayvan yetistiricisi idi. 1225 tarihinden sonra gelenlerin ekonomik ve sosyal durumlari, bu ilk gelenlerden daha farkli idi. Zira, korkunç bir katliamdan kurtulmak için gelen bu sonuncular çogunlukla, esnaf, tüccar, zengin ve sanatkârdi. Bu yeni göçmenler, geçimlerini saglayabilmek için, yerli ve müslüman olmayan esnafla rekabete girmek zorunda idiler. Bu rekabetin

kuvvetli, tesirli ve kisa zamanda meyvesini verebilmesi için bunlarin birlesip bir teskilât içinde hareket etmeleri gerekiyordu. Bu teskilât, özellikle hayvancilikla ugrasan, baska bir ifade ile atli göçebelerin ihtiyaç duyduklari bir sahaya cevap vermeliydi. BU DIPNOTUN YERI NERESI Böyle bir çalisma faaliyetinin içinde bulunuldugu sirada yeni bir Mogol tehlikesi bas gösterdi. Bu tehlikenin merkez üssü Anadolu idi. Daha önce gelip buraya yerlesmis bulunan Müslüman Türkler için büyük bir tehlike olan Mogollara karsi bazi kimselerin farkli sahalarda faaliyette bulundugu görülür. Bunlar: Ahi Evran ismiyle bilinen Seyh Nasirüddin Mahmud (ö. 1262), Baba Ilyas, Haci Bektas ve Mevlânâ Celâleddin Rumî gibi önemli sahsiyetlerdi. Bas gösteren Mogol tehlikesine karsi farkli alanlarda halki irsad etmeye yönelik çalismalardan birisi de esnaf ve sanatkâri bir birlik altinda toplamaya muvaffak olan Ahi Evran tarafindan yapiliyordu. Böylece o, sanat ve ticaret ahlâkini, üretici ve tüketici menfaatlerini güven altina almayi, bu vesile ile kötü politik ve ekonomik atmosfer içinde, onlara yasama ve direnme gücü vermeye çalisiyordu. Bu yüzden ilk defa Kirsehir'de XIII. yüzyilda kurulan ahilik, kisa bir zaman içinde Anadolu'nun hemen her tarafina yayilmis oldu. XIV. asir Islâm dünyasi ile birlikte Türklük âlemini canli levhalar halinde gözlerimizin önüne seren Ibn Batûta (1304-1369), Anadoludaki seyahatlerinde, kaldigi birçok ahi zaviye ve tekkesinden bahsetmekle kalmaz, onlar hakkinda genis ve doyurucu bilgiler de verir. Anadolu'daki ekonomik ve sosyal hayatin düzenlenmesinde XIII. yüzyildan itibaren büyük bir rol oynadigini gördügümüz Ahilik, sanatkâr ve esnaf zümreleri arasinda yayilmis, sosyoekonomik özelligi agir basan bir teskilat olarak görünmektedir. Anadolu'nun sosyal ve ekonomik yapisina Müslüman Türk sanatkâr ve esnafinin is ahlâki, insan terbiye ve egitimi, fazilet sahibi olma, sosyal yardimlasma ve dayanismada örnek olma gibi hususlarda etkili olan bu teskilat hakkinda bir hayli bilgiye sahip bulunuyoruz. Osmanli Devleti'nin kurulus hamurunda mayasi bulunan ahiligin oynadigi rol, küçümsenemeyecek kadar büyüktür. Gerçekten de Osman Bey'in faaliyetleri esnasinda Anadolu'da ahilik, büyük bir güç olarak faaliyetlerine devam ediyordu. Osman Bey, ahi reislerinden olan ve Eskisehir civarinda Itburnu denilen mevkide tekkesi bulunan Seyh Edebali'nin kizi ile evlenmekle ahilerin nüfuzundan yararlanabilmistir. Seyh Edebali, o havalinin en itibarli ve sözü dinlenen, kendisine hürmet edilen bir sahsiyeti

idi. Sam taraflarinda tahsilini ikmal etmis, zengin, tekke ve zaviye sahibi bir kimse idi. Herkese yardim eden bir kimse olmakla birlikte fakir ve dervis görünümlü olmayi tercih eden bu zatin damadi olmakla Osman Bey, ahilerin gücünden istifade etmisti. Nitekim Seyh Mahmud Gazi, Ahi Semseddin ve oglu Ahi Hasan ile sonradan Osmanlilarda kadi, kadiasker ve vezir olan çandarli (Cendereli) Kara Halil de ahilerden olup bunlarin tamami Osmanli Beyliginin kurulmasinda ve büyümesinde hizmet etmislerdi. Gerçekten, bu dönemde Anadolu'nun sosyal bünyesine hakim olan ulema, dervis, sanatkâr ve kahramanlar kadrosunu bir arada düsünmemiz gerekir. Mücahede sevkini ve Islâm birligi susuzlugunu en ileri ve yüksek voltaja ayarlamasini bilen bu iman adamlarinin, Selçuklulara müvazi bir mukadderat çizgisi üstünde yürüyecek olan Osmanli Beyligi'nin kurulusu hadisesine fiilen katilmis olmalari, devletin ve Islâm ümmetinin bir talihi olmustur. Öyle ki bir tarafta olgun, sözü dinlenir ve seviyeli bir seriat ulemasi ile beraber yürüyen, Sünnî ve muhtesem bir tasavvuf anlayisinin dogurdugu teskilât; öbür tarafta Âsik Pasazâde'nin, Gaziyan-i Rûm, Abdalan-i Rûm, Ahiyan-i Rûm, Bâciyan-i Rûm dedigi organize ve hamasîdinî teskilât. Biraz önce de belirtildigi gibi gerek Osman Bey, gerekse onu takib eden ilk hükümdar ve sehzâdeler ile idare ve devlet adamlari, tasavvuf müessesesinin veya yine bu teskilatin müsterek esaslarina sahip ahiligin gaye, terbiye ve disiplinine göre yetismis, cesur, dinamik, mert ve iç âlemleri kontrollü kimselerdi. Bu sebeple yeni devlet, muhtesem oldugu kadar âdil ve müsavatçi bir idare tezgahina, renk, sekil ve ahenk yetistiren bir iç ve dis kuvvetler dengesini dünyaya hediye etmeye hazirlaniyordu. Hem akil hem de imanla desteklenen yeni devlet, adeta tabiatin himayesine kabul edilerek daha ilk yillarda mücahid ve yekpare çehresini kazanmisti. Su da var ki, Osman Bey'in etrafini çevreleyen ilim ve hikmet kadrosu, yalniz yasadiklari devrin irfan, iman, ahlâk, idare ve hukuk haritasini çizmiyorlardi. Onlarin hizmet ve hedefleri, bir hanedan veya bir zümre ile belirli bir zamana has degildi. Bir medeniyet ve ideolojiyi devirler ölçüsünde gerçeklestirmek için genç padisahin sahsinda gelecek han, hakan ve kütlelere yol açip öncülük ediyorlardi. Böylece yeni devlet, tam bir ahenk ve üslup ile ise baslamis, müsterek bir tezgahin basinda, istikbalin dokusunu örmeye ve gelecek zamanlara miras birakmaya hazirlaniyordu. Görüldügü gibi, devleti, bir yandan mantikî, bir yandan da manevî temellere oturtan Osmanlilar, merkezî ve idarî otoritenin, politika ahlâkini

kontrol eden bir yardimci kuvvetler halkasi tesis etmekle de icra ve tesriî organlarini hak ve adalet unsurlarinin murakabesine vermis oldular. Gerçekten, Avrupa'nin kuvvetten baska bir güç ve otorite tanimadigi bir dönemde, yeni yeni filizlenip gelisen Osmanli Devleti'nde adalet, hak ve hukuk prensiplerine göre davranip hareket etmek babadan ogula nesilden nesle (neslen ba'de neslin) vasiyet ediliyordu. Hoca Saadeddin Efendi (tarihçi, Seyhülislâm), Osman Gazi'nin, oglu Orhan'a olan vasiyetini su ifadelerle nakleder: "Dilerim ey sahib-i ikbâl u câh Etme sen cânib-i zulme nigâh Adl ile bu âlemi âbad kil Resm-i cihâd ile beni sâd kil Râh-i cihâd içre edüp ictihâd Memleket-i Rum'da kil adl u dâd..." Görüldügü gibi Osman Gazi, devlet iç teskilâtinda sakat ve zayif bir taraf birakmamak, bir çatlak ve gedige meydan vermemek için basta devlet adamlari olmak üzere her ferdin kendi durumuna göre Islâm'in arzuladigi adalet anlayisi çerçevesinde hareket etmesini istemektedir. Osmanlilarda, nesilden nesile vasiyet edilerek devam eden bu anlayisin sonucu olarak ortaya çikan uygulamaya bakan Gibbons, Osmanlilari sevmemekle birlikte su sözleri söylemekten kendini alamaz: "Yahudilerin toptan öldürüldügü ve engizisyon mahkemelerinin ölüm saçtigi bir devirde Osmanlilar, idaresi altinda bulunan çesitli dinlere bagli kimseleri baris ve ahenk içerisinde yasatiyorlardi. Onlarin müsamahakârligi, ister siyaset, ister halis insaniyet duygusu, isterse lakaydî neticesi meydana gelmis olsun, su vak'aya itiraz edilemez ki, Osmanlilar, yeni zaman tarihinde milliyetlerini tesis ederken dinî hürriyet umdesini (prensibini) temel tasi olmak üzere vaz' etmis ilk millettir. Ardi arkasi kesilmeyen Yahudi ta'zibati (iskence) ve engizisyona resmen yardim mesuliyeti lekesini tasiyan asirlar esnasinda, Hiristiyan ve Müslümanlar, Osmanlilarin idaresi altinda ahenk ve baris içinde yasiyorlardi."

OSMAN GAZI'NIN RÜYASI

Osmanli kaynaklan, tamamen ilahî takdirin bir tecellisi sonucunda, Osman Gazi'nin gördügü bir rüya ve buna bagli olarak evliliginden bahsederler. Osmanli kaynaklarinda birbirine yakin ifadelerle anlatilan bu rüya, Hammer gibi Bati'li yazarlar tarafindan biraz da hayâl gücü ile süslenerek bir sahne oyunu gibi dramatize edilir. Devrin, egitim, din, kültür, sosyal, ekonomik ve hatta folklorik anlayisi hakkinda fikir vermesi bakimindan bu rüyayi degisik kaynaklardaki anlatilislarini günümüz Türkçesine yakin bir ifade ile buraya almakla dönemin anlayis ve fikrî seviyesi bakimindan bir degerlendirme yapmaya imkan vermis olacagiz. "Osman Gazi biraz aglayip dua ve niyaz eder. Derken uykusu gelip uyur. Rüyasinda kerameti açik ve belli olan bir seyhin kendi halki arasinda bulundugunu görür. Herkes bu seyhe güvenirdi. Aslinda onun dervisligi gizli idi. Öyle görünürdü. Dünyaligi, mali, mülkü ve koyunlari çoktu. ilim sahibi bir kimse idi. Misafirhanesi devamli herkese açikti. Osman Gazi, bu dervise konuk olurdu. Osman Gazi rüyasinda bu azizin kusagindan bir ayin dogdugunu ve gelip kendi koynuna girdigini görür. Bu ay, Osman Gazi'nin koynuna girince hemen onun göbeginden bir agaç biter ki gölgesi dünyayi tutar. Gölgesinin altinda daglar var, her dagin dibinden sular çikar, o sulardan da kimileri içer, kimileri bahçe sular kimileri de çesmeler yaptirir. Osman Gazi gelip bunu seyhe haber verir. Bunun üzerine seyh Osman'a "Ogul Osman, padisahlik sana ve senin nesline mübarek olsun ve benim kizim Malhun Hatun senin helalin oldu." deyip hemen nikahini kiydi. Âsikpasazâde, Osman Gazi'nin rüyasini yukaridaki ifadelerie anlatirken Nesrî su ifadelerle olayi nakl eder: "Meger Osman'in halki arasinda aziz bir seyh vardi. (Ona) Edebali derlerdi, gayet kemal sahiplerindendi. Veliligi, kerameti belli olmustu. Halkin itikad ettigi kimse idi. Bütün illerde meshur olmustu. Rüya ilmini iyi bilirdi. Dünyaligi sonsuzdu. Fakat fakirmis gibi görünürdü. Hatta (kendisine) dervis (fakir) lakabi ile hitab ederlerdi. O, bir zâviye yapip gelene ve gidene hizmet ederdi. Zaman zaman Osman da onun zâviyesinde misafir olurdu. Bir gece Osman Gazi, rüyasinda bu seyhin koynundan bir ay çikarak, gelip kendisinin koynuna girdigini, hemen göbeginden bir agaç bittigini, âlemi tuttugunu, gölgesinde daglarin bulundugunu, bu daglarin dibinden pinarlarin çikip aktigini, kiminin bahçesini suladigini, kiminin çesmeler akittigini görür. Osman Gazi, ertesi gün gelip bu düsünü o azize anlatti.

Seyh ona "Ya Osman, müjdeler olsun. Hak Teâlâ sana ve senin evladina saltanat verdi. Bütün dünya evladinin himayesi altinda olacak, hem de kizim Mal Hatun sana helâl (es) oldu" diyerek, hemen kizini Osman Gazi ile evlendirdi. Osman Gazi'nin düsünü yordugu sirada, Seyh'in Turgut adli bir müridi de orada bulunuyordu. "Ya Osman, sana padisahlik verildi, sükrâne (olarak) bize ne verirsin?" dedi. (Osman) "Sana bir sehir vereyim" dedi. Dervis "Su köycegize de raziyim, bana bir nâme (yazili kâgit, mektup, belge) ver" dedi. Osman Gazi "Ben yazi yazmasini bilmem. Bir su kabi ile bir kilicim var. (Onlari) nisan olsun diye sana vereyim. Benim evladim anlari senin elinde görüp ibka etsinler" dedi. O su kabi ile kiliç onlarin elinde kaldi. Simdi dahi padisah olanlar, onu (o köyü) görüp ziyaret ederler, o dervisin evladina nimetler (verirler) ve ihsanlar ederler. Bu Edebali dedigimiz seyh, yüz yirmi yasinda öldü. Ömründe, birini gençliginde, digerini de yasliliginda (olmak üzere) sadece iki hatun aldi, ilk hatununun kizini Osman Gazi'ye verdi, sonraki hatunu Taceddin Kürd'ün kizi idi. Hayreddin Pasa ile bacanak oldular. Bu menakib, Edabali oglu Mehmed Pasa'dan nakledildi. Ayni rüya, Solakzâde tarafindan da su sekilde verilmektedir: "Osman Han, merhum babasinin yoluna devam ederek, Anadolu'daki kumandanlar arasinda ve gaza meydaninda kendini gösterdi. Âlimlere ve seyhlere çok fazla itikadi vardi. O zamanin yüce makam sahibi, hal bilen seyhi, Seyh Edebali hizmetine devam ederek onun dua ve hürmetini rica ve istid'a ederdi. Bir gece âdeti oldugu üzre, Cenâb-i Allah'a münacatta bulunup hâcet dilerken, kendileri uykuya daldilar. Rüya âleminde, Seyh Edebali'nin koynundan bir ayin dogup gelerek kendi koynuna girdigini gördüler. Bu ay kendisinin göbeginden nihayeti olmayan bir agaç seklinde biterek dali ve budagi ile bütün dünyayi kusatir. Cihan halkinin bir kismi bostan sular, bir kismi ziraat yapar, bir kismi seyran eder, bir kismi da dolasir. Osman Gazi bu güzel yerden uzak kalinca sabah namazini eda edip seyh hazretlerinin huzuruna varir. Gördügü rüyayi bir bir anlatir. Seyhin bu

rüyayi tabir etmesini diler. Seyh Edebali biraz kendi iç âlemine baktiktan sonra basini kaldirip Osman Gazi'ye; "Ey yigit müjdeler olsun! Sana ve senin nesline padisahlik verildi. Rüyanda gördügün o ay, koynumdan çikip senin koynuna girdi. Sen benim kizimi alip bana damad olacaksin. Bundan çocuklarin ve soyun olacak. Kiyamete kadar yedi iklimde hüküm süreceklerdir" dedi. Seyh Edebali hemen orada bulunan Müslümanlarin huzurunda kizi Rabia'yi Osman Gazi'ye nikahladi. Orhan Gazi bundan dünyaya gelmistir. Daha önce de temas edildigi gibi Osmanli kaynaklari tarafindan tamamen ilahî bir takdirin tecellisi gibi nakl edilen bu rüya, Hammer gibi Batili yazarlarca degisik sekillerde verilir. Hammer, benzer rüyalarin görüldügüne dair haberlerin çok eskilere dayandigini ve hemen hemen birçok padisah, hükümdar ve hanedan için böyle rüyalarin görüldügüne dair nakillerin bulundugunu ifade ile söyle der: "Büyük padisahlarin dogumundan önce gelecekte nail olacaklari (ulasacaklari) güç, kudret ve kuvveti göstermek üzere bu neviden rüyalarin nakli Sark (Dogu) tarihçilerinde zaman zaman görülen bir istir. Bununla beraber bu âdet, sadece onlara has bir is degildir. Benzer haberler, gerek çagdas, gerekse eski Bati tarihçilerinde de görülür." Osman Gazi ile ilgili rüya hakkinda böyle diyen Hammer, kendisi de ayni rüyayi degisik ifadelerle anlatmaktan geri kalmaz. Bu sebeple biz de Osmanli kaynaklari ile Hammer'in ifadesini karsilastirmak isteyenlere bir kolaylik olsun diye onun verdigi bilgiyi de temel hususiyetlerini bozmadan özet halinde vermek istiyoruz: Karamanin Adana sehrinde dogmus olan Seyh Edebali, Suriye'de (Sam'da) Fikih (îslâm Hukuku) tahsil ettikten sonra Eskisehir'e yakin Itburnu köyüne gelip yerlesmisti. Osman, zaman zaman oraya gelip seyhle görüsürdü. Osman bir gece Edebali'nin kizi Malhatun'u görüp âsik oldu. Fakat seyh, Osman'in iyi niyetine tam olarak güvenemedigi ve bu genç ile kizi arasinda mevcud olan esitsizligi göz önünde bulundurarak evlenmelerini uygun görmedi. Osman, derdini silah arkadaslarina ve komsularina açar. Bunlardan biri olan Eskisehir beyi, Osman'in anlatmasi üzerine Malhatuna gönül verir. Kizi kendisi için istedi. Fakat o da geri çevrildi. Edebali, Osman'dan çok Eskisehir Beyi'nin öc almasindan korktugu için, o beyin topraklarini terk ederek gelip Ertugrul bölgesine yerlesti. Bu yer degisimi, iki bey arasinda büyük bir düsmanliga yol açti.

Bir gün Osman, kardesi Gündüzalp ile birlikte komsusu ve dostu olan Inönü beyinin evinde iken, Eskisehir beyinin müttefiki ve Harman Kaya hakimi olan Köse Mihal ile birdenbire çikageldigi görülür. Bunlar, ellerinde silahla Osman'in kendilerine teslim edilmesini istiyorlardi. Inönü beyi, gerçek misafirperverligin bu sekilde bozulmasini kabul etmeyerek onlari vermeyecegini söyledi. Bu esnada Osman ile Gündüzalp ileri atilip mücadeleye basladilar. Eskisehir beyi korkup kaçarken Köse Mihal esir alindi. Bunun üzerine Köse Mihal kendisini esir alan bu güçlü insana karsi bir sevgi duydu ve ona tabi oldu. Daha sonra Osman, babasinin yerine geçince, Köse Mihal atalarinin dinini birakarak Müslüman oldu. O andan itibaren de Osman'in yükselmekte olan gücünün saglam dayanaklarindan biri oldu. Böylece Osman, Rumlar arasinda bir dost kazanmis, ama henüz sevdigi insana kavusamamisti. Aradan iki yil geçti. Bu iki sene zarfinda kuskular ve süpheler onun yakasini birakmiyordu. Ondan sonra Mal Hatun'un babasi, Osman'in sebatkârligindan duygulanarak ilahî bir isaret olarak gördügü rüyayi onun lehinde yorar. Buna göre: Osman Gazi, Seyh Edebali'ya misafir olarak gelir. Sabirla yatagina girip yatar. Uyuyunca su rüyayi görür: Ev sahibi yaninda yatiyordu. Birdenbire ev sahibi Edebali'nin gögsünden bir hilâl çikti. Gittikçe büyüyen hilâl tam bir dolunay seklini alinca gelip kendi koynuna girer. Ondan sonra yanlarindan bir agaç belirir. Bu agaç dallanip budaklaniyor, gittikçe güzellik ve yesilligi artiyordu. Dallarin gölgesi, üç kita ufuklarinin nihayetlerine kadar karalari ve denizleri kaplayiverdi. Kafkas, Atlas, Toros ve Balkanlar gibi dört büyük siradag silsilesi, bu yapraklar çadirinin dört destegi gibi görünüyordu. Agacin kökünden deniz gibi gemilerle örtülmüs olarak Dicle, Firat, Nil ve Tuna fiskiriyordu. Kirlar, ekinlerle çevrilmisti. Daglar ise sik ormanlarla taçlanmis bulunuyordu. Bu daglardan çikan bereketli sular, gül bahçeleri ve servilikler arasinda dolasa dolasa akiyordu. Uzaktan kubbeler, ehramlar, dikili taslar, sütunlar, hasmetli kulelerle süslü sehirler görünüyordu. Bütün bunlarin zirvelerinde birer hilâl parildiyordu. Minarelerin serefelerinden ezanlar, mü'minleri namaza çagiriyordu. Tam bu sirada hizla esen bir rüzgâr çikmisti. Agacin yapraklarini dünyanin bütün sehirleri üzerine, özellikle iki denizin birlestigi, iki karanin kucak açtigi iki dünyayi çeviren bir halkanin en degerli tasi niteliginde olan Istanbul'a dogru savuruyordu. Osman, halkayi (yüzügü) parmagina geçirmek üzere iken uyandi. Böylece, Osman ile Mal Hatun'un birlesmesinden dogacak olan soyun kuvvet ve kudretini tahmin ettirmekte olan bu rüyanin tabiri, genç

savasçinin Edebali'nin kizi ile evlenmesinde araya giren engelleri bertaraf ediverdi. Dügün söleni, hükümdarlarin dügünü gibi degil, Peygamberin seriatina ve gösterdigi örnege uygun olarak yapildi. Iki sevgilinin nikâhini, Edebali'nin müridlerinden müttaki bir zat olan Turud (baska kaynaklarda Turgud) adindaki dervis kiydi. Bu evlilik münasebetiyle olsa gerek ki, Osman Bey, zevcesine (esi) Bilecige bagli Kozagaç adindaki köyün gelirlerini pasmaklik olarak tahsis etmistir. Bilahare o da bu hasilati, tekkeye vakf etmistir. Bu konuda 985 (1577) senesi tarihini tasiyan ve Bilecik kadisina gönderilen bir hükümde söyle denilmektedir: "Bilecik kadisina hüküm ki, ecdad-i izamimdan merhum Sultan Osman Han elayhi'rrahme ve'l-gufran, mesayih-i izâmdan Edebâli merhum'un kerimesin tezevvüc eylediklerinde kaza-i mezbûre tabi" Kozagaç nâm karyeyi pasmaklik ihsan etmegin müsârun ileyha dahi karye-i mezbûrenin mahsûlun zâviyesine vakf edüp âyende ve revendeye sarf olunurken hâla karye-i mezkûrede sâkin olan... Tarihlerde, Osman Bey'in zevcesi olarak gösterilen Mal Hatun veya Rabia Hatun, Seyh Edebali'nin Osman'la evlendirdigi, Orhan ve Alaeddin'in annesi olarak belirtilmektedir. Halbuki Gazi Orhan Bey'in 724 (1324) tarihli vakfiyesinde "Mal Hatun bint Ömer" kaydinin olmasi bu kadinin Seyh Edebali'nin degil, Ömer Bey'in kizi oldugunu göstermektedir. Ayni sekilde birçok tarihteki rivayetlere göre Mal Hatun ve babasi Seyh Edebali, Osman'in vefatindan üç ay önce Bilecik'te vefat etmislerdir. Halbuki vakfiyede ismi geçen Mal Hatun, Osman Bey'in vefatindan sonra hâla hayattadir. Mal Hatun, herhalde Osman Bey'in oglu Orhan'in annesi idi. Osman Bey'in öbür zevcesi (esi) ve Seyh Edebah'nin kizi olan Bâlâ Hun (Bala Hatun) ise muhtemelen Osman Bey'in oglu Alâeddin'in annesi idi.

OSMAN GAZI'NIN SAHSIYETI
Osmanli tarihinin en dikkate layik sahsiyetlerinden biri olan Osman Bey, bir devlet kurucusu olarak tarih sahnesinin önemli kisilerinden biridir. Gerçekten de Selçuklu Bizans hududlarinda tesekkül eden bir uc beyliginin kisa bir müddet içinde büyüyerek tarihin akisini degistirecek bir güç ve kuvvete erismesi, yeni bir din ve kültürün tasiyicisi olarak eski Bizans Imparatorlugunun enkazi üzerinde kurulan yeni devlete Müslüman Türk

damgasini vurabilmesi hadisesi, tarihçiler arasinda henüz tam anlamiyla izah edilememis bir mesele halinde münakasa edilmektedir. Tarihte benzerine ender rastlanilan bir devletin kurucusu olarak Osman Bey ve ondan sonra gelen haleflerinin sahsî meziyetleri bu gelismede büyük ölçüde rol oynamis görünmektedir. nitekim bu konuya dikkat çeken yabanci bir arastirici, Osmanli Devleti'nin kudret kaynagi olarak gördügü üç ana unsurdan birinin hükümdarlarinin sahsiyetleri oldugunu belirtir. Bir devletin gelisip büyümesinde hükümdarlarin kabiliyet, ileriyi görüs, anlayis ve hareketlerinin önemli derecede rol oynadigi bilinmektedir. Bu durum, günümüzden önceki asirlarda daha büyük bir ehemmiyet arz ediyordu. Bu anlayistan hareketle Osman Gazi'ye baktigimiz zaman, onun gerek siyaset, gerek adalet ve gerekse halkina karsi olan sevgi ve merhamet bakimindan devrine göre özel bir yeri oldugu görülür. Bu sebepledir ki tarihler, onun, babasinin yerine geçtikten sonra Karacahisar'daki faaliyetlerinden bahs ederlerken söyle derler: "Osman, bey ünvanini alip beyligin basina geçtikten sonra ikametgâhi olan Karacahisar'daki kiliseyi camiye çevirdi. Bir imam ve hatip tayin etti. Bir de her türlü islere bakmak ve halk arasinda meydana gelen davalari hafta sonu olan Cuma günlerinde karara baglamak için bir Molla (Kadi) seçti. Kayinbabasi Edebali ve dört silah arkadasi (kardesi Gündüzalp, Turgutalp, Hasanalp ve Aykutalp) ile istisare ettikten sonra, Seyh Edebali'nin talebesi olan Karamanli Dursun Fakih'i imam olarak tayin etti. Pazarlarda din ve milliyet farki gözetmeksizin düzeni koruma görevini de ona verdi. Bir Cuma günü Germiyan Türk Beyi Alisir'in tebeasindan bir Müslüman ile Bilecik Rum liderine bagli bir Hiristiyan arasinda çikan kavgada Osman, Hiristiyanin lehine hüküm verdi. Bunun üzerine bütün ülkede Ertugrul'un oglu Osman'in hak ve adalet severüginden söz edilmeye baslandi. Bunun sonucunda da halk Karacahisar pazarina daha çok gelmeye basladi. Sâmiha Ayverdi'nin ifadesi ile "Müslüman Türkler aleyhine hakikatleri degistirmeyi muamele ve âdetleri haline getirmis olan Garpli tarihçiler arasinda bulunan Gibbons, zaman zaman gerçekleri teslimden de geri kalmayarak yakistirmaciliktan vaz geçer. Osmanli Imparatorlugu'nun Kurulusu adli eserinde Osmanlilar aleyhinde iftira derecesine varacak sekilde ifadeler kullanan Gibbons, Osman Bey'den bahs ederken su sözleri söylemekten de kendini alamaz: "Osman, etrafini teshir eden icazkâr bir sahsiyetti. Öyle bir sahsiyet ki, kabiliyetleri itibariyle kendisi ile rekabet edecek olanlar veya kendisinden üstün olanlar bile maiyetinde seve seve hizmet ederlerdi. Osman, isinin erbabi adamlari kullanacak kadar büyük bir adamdi. Orta kirattaki bir çok kimsenin yaptigi gibi, rakiplerini aradan

çikarmak ve etrafina yalniz kendisinden asagi simalari toplamak suretiyle üstünlügünü meydana koymak ihtiyacini duymazdi. Gerek kendini, gerekse baskalarini inzibat altinda tutmayi bilirdi. Bir bina kurucu, binasindan belli olur." Gerçekten, Osman Gazi'nin gerek hak ve hukuk anlayisi, gerekse insanlari belli bir düzen içinde disiplinli bir sekilde çalistirmasini bilmesi, onu zamanindaki birçok idareciden daha üstün bir sahsiyet haline getirmisti. Zira bina kurucu binasindan belli oluyordu. Bu sebeple olsa gerek ki halk, onun idaresindeki sehirlerin pazarlarinda haksizliga ugrama korkusu olmadan alis verisini yapiyordu. Bu da ekonomik bakimdan oldugu kadar sosyal ve idarî bakimdan da komsu ve çevre hükümdarlarin tebeasi bulunanlarin (uyrugunda olanlarin) psikolojik olarak Osman Gazi ile beyligine sempati ve hatta gipta ile bakmasina sebep oluyordu. Osman Gazi'nin, çevresindeki bir çok pürüzü ortadan kaldirip hakimiyetini tesis etmesi de bu anlayisla mümkün olmustur. Nitekim, Osmanlilar hakkindaki ilk Türkçe kaynak olarak kabul edilen Ahmedî'nin manzum eserinde: "Oldi Osman bir ulu gâzi kim ol, Nereye kim vardiysa buldi yol" seklindeki ifadesinden de anlasildigi gibi Osman Gazi, sahsiyeti, anlayisi, hal ve hareketleriyle bütün islerin üstesinden gelmeyi becerebilen nadir sahsiyetlerdendir. Bunun içindir ki vefat edip idareyi oglu Orhan'a biraktigi zaman, babasinin kendisine biraktigi topragin dört mislini ogluna birakmistir. 1281'de Ertugrul Gazi'nin ogluna biraktigi miras 4800 km2'den fazla degildi. Insan, XVI. asirdaki Osmanli Devleti'ni düsündügü zaman bu rakamin üzerinde heyecanla titremekten kendini alamaz. Zira bu toprak parçasi, o muazzam devlet için çok basit ve küçük bir parçadan öteye bir mana tasimaz. Bu topraklar, Bilecik'in Sögüt ve Bozöyük kazalarini, Kütahya'nin Domaniç kazasini, yani en kuzeyindeki çikintiyi, Eskisehir'den Yarimca nahiyesini, yani Porsuk ile Sakarya arasindaki kismi, Eskisehir sehrini disarida birakip sehrin varoslarini yalayacak sekilde ihtiva ediyordu. Osman Bey'in 1324'te biraktigi miras 16000 km2 olmustur. Stratejik fetihlerin hayatî ehemmiyeti bir yana, bu rakamdaki dikkate deger nokta, baba mirasinin 43 yil ugrasilarak üç veya üç buçuk misline çikarilmis olmasidir.

Osman Bey 1291'de Karacahisar'i alip Porsuk'a iyice güney sirtini dayamis, 1299'da Bilecik, Yarhisar ve Inegöl fethedilmis, 1302'de Koyunhisar ve 1301'de Yenisehir alinarak Marmara'ya 15, Iznik Gölü'ne 10 km. yaklasilmistir. 1308'de Lefke (Osmaneli), Gölpazari, Yenipazar, Geyve, Tarakli, Akyazi, bir müddet sonra da Hendek alinmis, Sakarya'nin bütün dogu kiyilari ele geçirilmistir. 1313'te Inegöl'ün kuzeybatisindaki Akhisar alinarak Inegöl-Yenisehir feth edilerek Gemlik Körfezi güney kiyilari, Kestel dahil Bursa'nin bütün varoslari Türklere geçmistir. Onun siyasî dehasina isaret eden Hammer, isim benzerliginden yola çikarak Osman Gazi'yi, Allah elçisi Hz. Muhammed'in üçüncü halifesi Hz. Osman (24-35/644-656)'a benzeterek söyle der: "Peygamberin üçüncü halifesi olan Osman'dan beri, Islâm kanunlarina bagli bulunan ülkelerin tahtlari üstünde bu isimle hiç bir hükümdar söhret kazanmamistir. Bu halifenin, fatih ve kanun koyucu sifaati ile kazandigi nurlu san ve söhret, yediyüz yil sonra, Osman adinin hatirlattigi gibi Ertugrul'un oglunda ve onun daha sonraki kusaklarinda yine parlak bir sekilde gözükecekti." îleride daha genis bir sekilde temas edilecegi gibi o, devlet olmanin geregi olan kanunlarin yürürlüge konup uygulanmasinda, o dönem için devlet erkâni diyebilecegimiz arkadaçlan ile istisare ettikten sonra karara vanyordu. Nitekim Âsikpasazâde'nin ifadesine göre "Bâc-i bazar" denilen pazar vergisinin tarhi böyle bir istisareden sonra olmustur. Keza, o dönem ve daha sonraki asirlarda devrine göre fevkalade ileri bir düsüncenin mahsûlü olan "Dirlik" sistemi de yine onun tarafindan uygulanmaya konmustu. Toprak sisteminin önemli bir bölümünü meydana getiren timar, Osmanli toprak rejiminin temelini teskil eder. Zira bu cemiyette, iktisadî, ictimaî, askerî ve idarî teskilâtlarin tamami büyük ölçüde toprak ekonomisine dayanmaktadir. Toplum hayatinda en küçük vazife sahibinden, devletin basinda bulunan hükümdara varincaya kadar hemen hemen bütün sosyal gruplar geçimini toprak gelirleri ile temin etmekteydiler. Bunun içindir ki Osman Gazi, feth ettigi yerleri silah arkadaslarina dirlik olarak verirken bununla ilgili bazi kanunlar da koyar. Nitekim bu konuda Âsikpasazâde'nin ifadesi ile o söyle der: "Her kime kim bir timar virem âni sebebsiz elinden almayalar. Ve hem ol öldügü vakitte ogluna ve eger küçücük dahi olsa vireler. Hizmetkârlari sefer vakti olicak sefere varalar tâ ol sefere yarayincaya. Ve her kim kanun düzse Allah ondan razi olsun. Ve eger neslimden bir kisi bu kanundan gayri bir kanun koyacak olursa edenden ve ettirilenlerden Allah Teâlâ razi

olmasin". Bu ifadelerden maddeler halinde su sonuçlari çikarmak mümkündür: 1- Hiç kimsenin timari sebepsiz olarak elinden alinamaz. 2- Timar sahibinin ölümü halinde timari ogluna intikal eder. 3- Sayet ogul küçükse, sefere gidecek yasa gelinceye kadar onun yerine hizmetkârlarinin sefere gitmesi gerekmektedir.

OSMAN BEY'IN SIYASI FAALIYETLERI
Daha önce de temas edildigi gibi, Ertugrul Bey'in vefatindan sonra, Kayi boyunun idaresini üstlenebilecek kudret ve vasifta görülen Osman Bey, 23 yaslarinda iken beyligin basina getirilir. Filhakika Osman Bey, babasinin son günlerinde de beylige vekâlet etmekte idi. Onun, beyligin basina getirilmesi, alti asirdan daha uzun bir süre yasayacak olan devlete "Osmanli" adinin verilmesine sebep oldu. Böylece Hammer'in de isaret ettigi gibi Islâm dünyasinda, UI. Halife olan Hz. Osman'dan sonra bir Osman daha tarih sahnesine çikiyordu. Beyliginin ilk dönemlerinde Kastamonu Uc beylerinden Çobanogullari ile irtibati olan ve hatta bir bakima onlara bagli oldugu söylenen Osman Bey'in, Çobanogullarinin gazâ faaliyetlerini durdurmalari üzerine harekete geçip gazaya devam ettigi belirtilmektedir. Osman Bey'in, Uc'larda gazâ faaliyetlerine baslayip liderligi eline geçirmesi, kudret ve nüfuzunun günden güne artmasina sebep oldu. Bununla beraber o, babasi Ertugrul Bey'in Rum tekfurlari ile iyi geçinme siyasetine itina gösteriyor, onlarla dostane münasebetleri devam ettirmek için azamî derecede gayret sarf ediyordu. Fakat bazi Rum tekfurlari onun güçlenmesinden kusku duyup rahatsiz olmaktaydi. Bu sebeple "Imdi bunlari bu vilayetten çikarmazsaniz veya kovmazsaniz ahir (son) pismanlik fayda vermez" gibi sözler söylüyorlardi. Bu tekfurlar içinde özellikle Inegöl tekfuru, komsu tekfurlara Osman Bey'in ileride kendileri için büyük bir tehlike olacagini bildiriyor ve Osman Bey'e bagli Türk kabilelerine bir takim zararlar vermekten geri kalmiyordu. Bunun üzerine Inegöl'ün zaptina karar veren Osman Bey, bir miktar kuvvet ile kaleyi almak için yola çikar. Inegöl tekfurunun Ermenibeli'nde pusu kurdugu ögrenilmesine ragmen Osman Bey, pusu kurmus ve gücü bilinen bu kuvvetli düsman ile

Bu fermanda Sögüt ve Eskisehir'in ilhaki ile teskil olunan sancaga Osman Sah Bey'in tayin edildigi ve o siralarda Selçuklu hükümetince alinan mirî vergilerin tamamindan muaf oldugu bildirilerek söyle deniyordu: ".. Bu muharebe esnasinda Karacahisar beyinin en genç kardesi Latos (veya Kalanos) da öldürüldü. Bir sancaklik yer itibariyle saadetimden müsarünileyhe taklid edüp verdim ve buyurdum ki. Osman Gazi'nin ilk fethidir. Saru Yatu'nun naasi. Bu çarpismada Osman Bey'in yegeni ve kardesi Saru Yatu'nun oglu Bay Koca sehid düser. Asikpasazâde'nin ifadesine göre hicretin 684. Domaniç civarinda Inegöl tekfuru ile yeniden karsilasir. Osman Bey. Inegöl tekfurunun Karacahisar tekfuru ile ittifakina sebep oldu. bu basarisindan dolayi Anadolu Selçuklu Sultani'nin kendisine gönderdigi hâkimiyet (beylik) sembollerini (alamet) alarak bir sancak beyi durumuna geldi. Fermanla birlikte kendisine tug. alem. kiliç ve gümüs takimli at gibi hediyeler de gönderilmisti. bu muvaffakiyetten sonra Karacahisar'i feth etti.çarpismaktan çekinmez. muharebe sahasina yakin olan ve adi geçen yerin alt taraflarinda Hamza Bey köyü arazisinde harap bir kervansaray yaninda defn edilir. mazlumdan def ve ates-i mezâlimi ruy-i zeminden ref etmesine cidd ve cühd gösterüp." . Bir müddet sonra Osman Bey. sol ki mukteday-i zat-i adalet simattir mesned-i emânet ve eyalette kemâl-i vekar ve sekine birle temekkün ve karar eyleyüp. Gerçekten. Nitekim o. Bu sehid.. Keza 688 (1289) tarihini tasiyan ve Kara Balaban Çavus ile gönderilen ikinci ve daha kapsamli fermana göre artik o... Bununla beraber Osman Bey'in kardesi San Yatu da bu savasta sehid düstü(1288). Osman Bey. karib ve baid (yakin ve uzak) müsafir ve mücavire cümleten yeksan bakup. Bu savastan birkaç gün sonra Inegöl'e yakin bir mesafedeki Kolaca kalesi basildi.. alim ve cahil. (1284) yilinda meydana gelen bu hadise... Selçuk hükümdari Giyasu'd-Din Mes'ud. mefhumun siâr ve disar edünüp serr-i zâlimi.. Feridun Bey Münseati'nda belirtildigine göre Sögüd'ün temlik ve iktasini gösteren ferman 683 (1284) tarihini tasimaktadir. Karacahisar tekfurunu da yanina alan Inegöl tekfuru bu sefer yenilmekten kurtulamadi. Bu olay. özellikle Karacahisar'in fethinden sonra siyasî bir sahsiyet kazanmis görünmektedir. Sögüt'e getirilerek orada babasi Ertugrul'un türbesine defn edildi. Uc Beyi olmustur. umumî siyaseti cümlesinden olarak uc beylerini taltif ettigi sirada Osman Bey'e de bir ferman göndererek ona Sögüd'ü temlik etmis idi. ahalisi teslim oldu ve kale zapt edildi. fevaidinden behremend olmaga çalisip zaman-i hükümette vadi' (alçak) ve serifgani (zengin) ve fakir.

Buna göre Yarhisar tekfurunun kizi ile evlenecek olan Bilecik tekfuru dügününe Osman Beyi de davet eder. Suikast plâni da bu esnada gerçeklestirilecektir. Tarakli Yenicesi. Bu arada da Osman Bey'e karsi bir suikast plani hazirladilar. Bu gaziler. kizinin dügünü esnasinda bu dügüne davet edilen Rum beylerini Osman Gazi ile baristirmak istedi ise de bunda muvaffak olamadi. Osman Bey'i durumdan haberdar etmis ve kendisi için hazirlanan suikasti bütün teferruatiyla ona anlatmisti. Bununla beraber savas ve çatisma olmaksizin Mudurnu ve Göynük taraflarina yapilan akinlar üzerinden tam yedi sene geçti. Fakat Osman Bey'i dügüne dâvete gelmis olan Harmankaya Rum Bey'i Mihal. Aksine onlar. O zamana kadar her sene asiretin kiymetli esyasini kendi kalesinde muhafaza etmekte olan Bilecik tekfuru bile Osman Bey'in düsmanlari arasina girip onlarin saflari arasinda yer almisti. Buna göre kendisi ile tesrik-i mesai etmis olan Harmankaya Rum Beyi Köse Mihal da olmak üzere Sakarya vadisindeki Sorkun (veya Sorgun köyü).* Bilecik tekfuru. güzel bir firsat yakaladigini hesaplayarak buna memnun olmus ve dügün yeri olarak kararlastirilan Bilecik'e birkaç saat mesafedeki Çakir Pinari denilen yere gitmisti. Osman Gazi tarafindan fethi ile sonuçlanacak olan bu dügünde. Bu müddet esnasinda Osman Bey. Osman Bey ise asiretin agir ve kiymetli esyasi yerine atlara silah yükleyip 40 kadar yigit ve seçkin gaziyi de kadin kiyafetine sokarak Bilecik'e gönderdi. Böylece gün geçtikçe durumunu kuvvetlendiriyordu. Osman Bey'in. günden güne yeni topraklar elde edip basari kazanmasi. Osman Bey'in dostu olan Köse Mihal'i de kendi taraflarina çekmek istediler. zaman. Bu sebeple bunlar. dügün . Bu suikastin uygulanmasi için Yarhisar (Yenisehir ile Lefke yani Osmaneli arasinda) tekfurunun kizinin dügünü uygun bir firsatti. Fakat civarda bulunan Bizans tekfurlarinin da ona karsi olan düsmanliklari artiyordu. dügünü müteakib bütün kabilenin yaylaya çikmak zorunda bulundugunu ve eskiden beri oldugu gibi kabilenin bütün kiymetli esyasinin yasli kadinlar vâsitasi ile kaleye gönderilmesine müsaade edilmesini taleb ediyordu. Osman Bey'i ortadan kaldirma çarelerini aramaya basladilar. Bunun üzerine dâveti kabul eden Osman Bey. 691 (1291)'de Eskisehir civarinda bulunan Karacahisar'i aldiktan sonra Mudurnu taraflarinda bulunan Samsa Çavus ve kardesi Sulamis ile de görüserek bir plân hazirlar. Bu gaye ile Osman Bey. kuvvetlerini iyi bir disiplinle yetistirmekten geri kalmiyordu. mekan ve uygulama için uygun sartlarin bir araya gelmesi neticesinde bir suikast plâni hazirlandi. Köse Mihal. karsi tedbir aldi. Bilecik'in.Osman Bey. çevredeki Rum tekfurlarini oldukça tedirgin etmeye baslar. dügün hediyesi olarak bir sürü kuzu gönderiyor. Mudurnu ve Göynük taraflarina akinlar yaparlar.

" Miladî 1299 senesinde meydana gelen bu üç fetihten itibaren Osman Bey'in gücü daha ziyade artmisti. Halkin büyük bir kismi da esir alindi.münasebetiyle bos kalip ihmal edilecek olan kaleyi zapt edeceklerdi. onu oglu Orhan Gazi'ye verdi kim Ülüfer Hatun'dur. Bilecik ve Yarhisar'in fethinin dogurdugu saskinlik ve düsmanin psikolojik durumunun bozulmasindan istifade için derhal Turgut Alp'i bir miktar süvari kuvveti ile Inegöl üzerine gönderdi. Osman Bey. Ve o suya Nilüfer deyü ad verdiler. Bu esnada tekfur ve maiyeti de dahil olmak üzere dügün halkinin çogu öldürüldü. Kaleyi kusatma altina alan Turgut Alp. Ikisinin dahi atasi Orhan Gazi'dir. Kalenin tekfuru ile ganimetleri Osman Gazi'ye getirdi. Osman Bey. Bilahere bundan Murad Han Gazi ile Süleyman Pasa dünyaya geleceklerdir. Ilhanli hükümdari Gazan Han kuvvetleri tarafindan esir alinip Iran'a götürüldügünü ögrenir. (Lolofira. Gazilerinin basarisindan haberdar olan Osman Bey de yanindaki diger gazilerle birlikte Kaldirik (Âsikpasazâde'ye göre "Kildirik" s. harp yapmak suretiyle burayi ele geçirmeye muvaffak oldu. Bununla beraber. Ve hem öyle etti. oglu Orhan'la evlendirdigi Nilüfer ve dügün hakkinda su bilgileri verir: "Osman Gazi. Elhasil Osman Gazi dügün eyleyip Nilüfer Hatun'u oglu Orhan Gazi'ye vermek ister. gelin ve ona ait esyanin disinda kalani tamamiyle gazilere dagitti. Ülüfer (=Nilüfer) Hatun oldur ki. Gerçekten de bu karsi plana göre tam zamaninda hareket edip Bilecik kalesini kolaylikla ele geçirdiler. Yapilan ani bir baskinla kale kusatilip feth olundu. Daha sonra Bilecik'e dönüldü. Bu durumda ona hediye takdimine gerek kalmamis oluyordu. yeni fetih haberlerini bildirmek ve alinan ganimetten takdim etmek üzere Anadolu Selçuklu Sultani'na bir adam göndermek üzereyken. O. Lülüfer=Nilüfer) Orhan Gazi ol demde yigit olmustu. sabaha karsi Yarhisar üzerine yürüdü. Kaplica kapisina yakin yerde Bursa hisari dibinde tekyesi var. Ve hem Murad Han Gazi ve Süleyman Pasa dahi onun ogludur. Ol hatun vefat edince Orhan Gazi ile defn ettiler. Ve bir oglu dahi vardi kim onu göç üzerinde koyup dururdu. Osman Gazi'nin. Nilüfer suyu köprüsünü ol hatun yapti. müstevli Ilhanli kuvvetlerinin Osman Bey'in Uc Beyligi'ne zarar verme ihtimaline karsi asiret ve oymagin . bu vak'alarda elde edilen ganimet ile esirlerden. Asikpasazâde. Bu dört pare hisarlari yerine mukarrer ettiler. 16) Derbendi denilen yerde dügünden dönen Bilecik tekfuruna pusu kurdu ve onu hezimete ugratti. Geline ait esya ganimet olarak alindi. Nilüfer adindaki gelini de bu hadiselerde pek çok yararligi görülen oglu Orhan'la evlenirdi. Osman Bey. Sultan UI. Alaeddin Keykûbad'in.

Bu hanedanin. artik onlara boyun egmez hale geldiler. Selçuklu Sultani UI. Mogollar karsisindaki zaafini firsat bilen çevredeki diger bazi beylerin nasil bagimsizlik sevdalarina düstüklerini anlatarak söyle der: "Selçuklu Devleti. Bu sebeple Selçuklularin tabiî varisi olan Osmanli Beyligi. Gerçekten de Selçuklu Sultani Alaeddin Keykûbad tarafindan bagimsizlik nisanesi olarak davul." Firhakika gerek Osman. Su kadar var ki. Hoca Saadeddin Efendi. çalinan nevbeti ayakta dinlemis olmasi. gerekse ondan sonra gelen halefleri. çikis ve yükselis devirlerinin dinamizmi içinde yer alan bu terbiye ve anlayisa aktif bir örnek teskil etmistir. merkezini buraya nakl etmekle birlikte Selçuklulara olan bagliligini da devam ettiriyordu. o. savas meydanlarinda korkulacak bir kisi olmustu. Bunlardan her biri bagimsizlik sevdasma düserek güçleri yettigince ülkelere sahip olmaya basladilar. Bu sebeple. kendisine yurt ve istiklâl tanimak zorunda bulunan Sultan'a karsi. Selçuk hanedaninin elinde çok az yetki kalmisti. gönderildigi zaman. edep ve irfani. Alaeddin Keykûbad'in yoklugunun meydana getirdigi bassizlik ve serbestlik üzerine. . ipekçilik. gücü ve kudreti ölçüsünde Selçuklu topraklarini korumus. Bu gelenek 210 sene devam ettikten sonra Fâtih Sultan Mehmed tarafindan kaldirildi. Osman Bey. nimetlerle besledikleri çevredeki beyler. bes vakit namaz esnasinda mehterhane çalindigi zaman onu ayakta dinlemislerdir. sahsî ve nazarî kaliplar halinde birakmayip devlet bünyesinde de ifade bulan bir anlayis olarak cemiyete mal etmistir. bu hakikatsizlerin tuttuklari yola gitmekten kaçinmis. Nitekim Osman Bey. ülke Mogollarin eline geçmisti. Ama Osman Gazi'nin dostlugu geçici olmayip. Selçuklulara olan bagliligindan bahs ederken. Bunun için tedbirler aldi. sancak vs. Osmanlilarda önemli bir gelenek (an'ane) haline gelerek ikiyüz sene muhafaza edilmistir. Osman Bey'in. Osman Gazi'nin. cihad sancagini dikip ülkeler feth etmekle düsman gözünde ürkülecek. fetih faaliyetlerine devam etmek üzere Uc Beyligi merkezini buraya nakl eder. Selçuklu hatirasini onlarin bütün hareketlerinde görmek mümkündü. Binaenaleyh Osmanli Padisahlari. Osman Bey.savunma isine önem verdi. Mogollara yenilince Selçuklularin parlakligi gitmis (yildizi sönmüs). Selçuklularin. dokuma ve demir madenleri ile meshur olan Bilecik'in merkez olmasi düsünülmeye baslandi. geçmis hukuku saymis. öyle manevî bir disipline bagli idiler ki. Gerçekten buranin alinmasi büyük bir basari oldugundan Osman Bey. daha rahat hareket etme imkânini da buldu. saltanat ve hayattan çekilinceye kadar siyasî istiklâlini ilân etmemekle.

Selçuklu Sultani'nin ugradigi agir muamele karsisinda Selçuklu emir ve askerleri dagilip baska yerlere gitmek zorunda kalmislardi. Ayrica Selçuklu ve Beyliklerin topraklarinda göçebe bir hayat yasayip Mogollara tabi olmak istemeyen Türkmen asiretleri de beyleri ile birlikte Osman Bey'in ülkesinde yasamaya ragbet ediyorlardi. Osman Bey'in reislik yaptigi asiret ve oymaklar. bu durum karsisinda hükümdarligin mesru olarak Kayi Han evladina düsecegini. yürüttügü gaza hareketlerinde büyük basarilar elde etmesi. Osman Bey'in. bu sebeple Osman Gazi'nin emâret ve riyasete (emirlik ve reislik) getirilmeye hak kazandigini söylüyorlardi. Nihayet oymak beyleri. Mogol (Ilhanli) Devleti'nin istilasina maruz kalmaktan endise ediyor ve Sultan'in esir olarak Iran'a götürülmesinden sonra Selçuklu Devleti'nin artik sona erdigine kani bulunuyorlardi. Böylece buralarda hizmet ve is imkâni da bulacaklardi.OSMAN GAZI'NIN BAGIMSIZLIK KAZANMASI 699 (1299) yili gerek Osman Gazi. Artik Selçuklu devleti münkarizdir. gerekse genç ve yeni devlet için birçok bakimdan önemli bir yil olmustu. Bunun için de en müsait yer. Bizans'a karsi cihad ve gaza isi ile mesgul olup onlara galebe çalan Osman Bey'in bulundugu yere yönelerek onun yanina geldiler. Düsmanlari kuvvetlidir. Selçuklu Devleti'nin hududlarinda ortaya çikan Uc beylikleri ve bilhassa garptakiler. Osman Bey'in mintikasina gelerek onun daha da kuvvetlenmesine yardimci olmuslardi. Bu bakimdan tarihler onun bu yilda bagimsizligini ilân ettigini ve artik "Han" olarak halki etrafina toplayip devlet müesseselerini islettigini anlatirlar. Türkmen kabilelerinin reisleri ve Selçuklu Devleti bölgesinden gelen muhacirler (göçmen) toplanip: "Mogol istilasi Selçuklu memleketlerinde karar kilmis ve devam etmektedir. Bunlardan büyük bir kismi ve bilhassa kiliç erleri. Fetihler ve meydana gelen bazi olaylar. Böylece hududlardaki Türkmenler ile Mogollardan kaçip Uc'a gelen Türkler. . Osman Bey'in topraklan idi. Osman Bey'in önemli kararlar almasini gerektiriyordu. Bu sebeple onlar da Osman Bey'in çevresinde yavas yavas toplanmaya basladilar. Beri taraftan Selçuklu devletinin ugradigi zaaftan dolayi bulunduklari yeri ve hizmetleri terk ederek bassiz kalan bir kisim Selçuklu ümerasi da kendilerine bir bas ve siginilacak bir yer ariyorlardi. Anadolu'nun diger bölgelerindeki gazilerin de gelip etrafinda toplanmalarina sebep olmustu.

halka imamlik ederdi. bana da hanlik verdi. Eger minneti su sancak ise ben kendim dahi sancak kaldirip kâfirlerle ugrastim. Daha söz bitmeden Osman Gazi geldi. Bunda Sultan'in ne dahli var ki ondan izin alayim? Ona sultanlik veren Allah. gibi müesseselerini tanzim etmesi ve bunun için gerekli tedbirleri almasi tabiî idi. Sorup muradlarini ögrendi. hem de dindar ve müslümandir" deyip onu basa geçirdiler. Bu ona itaatin bir delili idi. Bununla beraber bu zaman zarfinda Osman Gazi'nin. O. Birçok kiliseyi de mescid yaptilar. Kendisi de dahil olmak üzere müstakil veya yari müstakil uc beyleri. istiklâlini ilandan sonra büyük bir dikkatle Mogollarin hareketlerini gözetlemeye basladi. Halk toplanip "Cuma namazi kilalim ve bir kadi isteyelim" dedi. Germiyan vilayetinden ve baska yerlerden bir hayli adamlar geldi.Hâlen Selçuklu Sultanlarindan hiç birisi Ilhanli Devleti'nin elinden mülkü geri almaga gelmedi. kudret. Bu durum her tarafa da böylece bildirilmisti. Osman Gazi'den evler istediler. "Size ne lazimsa onu yapin" dedi. Osman Bey de bu umumi arzuya uydu ve karari kabul etti. Türkmen boy ve kavimleri arasinda haseb ve neseb. böylece düsmanlarin ve zalimlerin bu taraflara müdahalesi önlenebilir. Bu uc memleketlerin korunmasi ve himayesi ise kuvvet. Iste Osmanli Devleti'nin istiklâli bu hadise ile (1299) basladi. Buna muktedir degillerdir. Âsikpasazâde bu konuda söyle der: "Karacahisar'i alinca sehrin evleri bos kaldi. Pazar da kurdular. ben Selçuk hanedanindanim derse ben de Gök Alp neslindenim. Eger o. hukukî. O. iktidar ve liyakat sahibi bir sultanin istiklâl ile hareket etmesini zaruri kiliyor. Osman Bey. Durumlarini ona söylediler. Ona baglilik merasimi Oguz han töresine göre yapildi. sosyal ekonomik vs. Eger bu vilayete (ülkeye) ben onlardan önce geldim derse. Bu merasim ile Osman Bey. Herkes Osman Bey'in önünde diz çöktü. Süleymansah dedem de ondan evvel geldi. Kisa bir zaman içinde mamur oldu. hem Kayilardan semahat ile buna layik olan Osman Bey'dir. Osman Gazi: "Bu sehri kendi kilicimla aldim. Dursun Fakih "Hanim! Sultan'dan izin gerektir" der. hem Kayilardandir. iyi ahlâk. secaat ve semahat ile buna layik olan Osman Bey'dir. bagli bulunduklari Selçuklu Sultanligi'nin hayatina son veren Ilhanli Devleti tarafindan kendileri hakkinda nasil bir hareket takib edilecegini beklemeye basladilar. bu yeni devletinin dinî. O da gelip Osman Gazi'nin kayinatasi Edebali'ya söyledi. Osman Gazi de verdi. O. fiilen ve hukuken devlet reisi olarak padisah olmustu. Dursun Fakih denilen aziz bir kisi vardi." .

Nesrî. senlenmisti. Hatta. Karacahisar alindigi vakit. (M. nezdine gitmek hazirliklarini yaptigi sirada. Osman bunu isitince "hüküm yüce ve ulu Allah'indir" diyerek derhal buyurdu: Dursun Fakih'i Karacahisar'a hem kadi hem de hatip yaptilar. O. Osman Gazi'nin istiklâli ve Selçuklu Sultani Alaeddin'den kendisine gönderilen hükümranlik nisaneleri hakkinda söyle der: "Hülasa Osman'a davul ve bayrak gelince. Akdemirle gönderdi" dediler. Karacahisar'a da Germiyan'dan ve baska yerlerden hayli Müslümanlar gelmis. Bilecik'in feth edilmesinden nice yillar öncedir. Feramürz'dan mensurla birlikte kendisine gönderilen davul. Osman'i hemen (hemen) oglu yerinde görerek (ona) davul. Bunun tarihi hicretin 699 (1300)'unda vaki oldu. Gerçekten. sancak. kiliç gibi hükümranlik alhameti olarak kabul edilen bu esyanin gönderilme tarihi hicretin 688. rizasini alarak veliahdi olmak amacini güttü. 1289) senesidir. bayrak (alem) ve kiliç göndermisti. hutbeyi ve sikkeyi yine sultan adina kilmisti. o da ganimet malindan 1/5 (beste bir)'ini ayirarak hadsiz (hesapsiz) hediyeler ve nihayetsiz armaganlarla (birlikte) Konya'ya giderek. Sultan Alaeddin'in öteki dünyaya intikal ettigi (öldügü). bu sultan U. bu Feramürz oglu Alaeddin Keykûbad'in oglu yoktu. . Zira. Edebali ile de tanisikligi vardi.Halk razi oldu kadiligi ve hatipligi Dursun Fakih'e verdi. oglu kalmadigi için yerine veziri Sâhib'in geçtigi haberi geldi. Bazilari. Cuma hutbesi ilk önce Karacahisar'da okundu. Osman Gazi de Sultan Alaeddin zamaninda her ne kadar bir nevi istiklâl bulmussa da lakin edebe riayet ederek. Karacahisar'da okundu. Sultan Osman. yerine sarf edilmek üzere onun hazinesine göndermisti. Zira bu Dursun Fakih bir aziz kisi idi. Osman Gazi adina okunan ilk hutbe. Alaeddin'le bulusmak. onu devletin yegane reisi olarak tanidigini ve Islâm hukuk anlayisina göre "Beytü'l-mal" hakki olan bu miktarin. elde ettigi ganimetlerin beste birini ona göndermekle. Halka imamlik ederdi. "Sultan Alaeddin"den davul ve bayrak gelmesi. Selçuklu sultanina bagli kalmis. onun gönderdigi hükümranlik nisânelerini almakla birlikte ona karsi saygisizlik mânâsina gelebilecek bir harekete tevessül etmekten kaçinmisti. Daha önce de temas edildigi gibi Osman Gazi. Feridun Bey'in Münseâtinda da belirtildigi gibi Selçuklu Sultani Alaeddin b.

O adam: "Hânim! Bu töredir. Nitekim Osmanli döneminin ilk vergisi diye kabul edebilecegimiz bâc ile ilgili kanunu yürürlüge koyarken sadece kendi çevresinin degil. Bu cümleden olarak Karacahisar . Osman Gazi. Bütün bunlarin yapilmasinda çevresindeki arkadaslarinin görüslerinden de istifade ediyordu. biraz önce belirtilen kanunlari uygulamaya koyduktan sonra eskiden beri Oguzlarin âdeti üzere elde edilmis olan yerleri kardes. Bütün vilayetlerde vardir ki padisah olanlar alir" dedi. Halk. Sana ziyanim dokunur. ezelden kalmistir. Bunun üzerine halk dedi ki: "Hânim! Bu. Görüldügü gibi dönemin ekonomik ve sosyal sartlarina göre devlet ile idare için önemli bir gelir kaynagi olan ve "Bâc-i bazar" denilen vergi. bir nesnecik vereler. "Bu pazarin bâcini (vergisini) bana satin" dedi. baska beyliklerin vatandaslarindan olan insanlarin fikir ve uygulamasini da dikkate almisti. devlet olmanin gerektirecegi yeni kanun. bagimsizligini (istiklalini) ilân edip kendisi adina hüküm verecek olan kadi ve yine kendi adina hutbe okuyacak hatib tayin ettikten sonra. var git artik bana bu sözü söyleme." Osman Gazi: "Mâdem ki siz öyle diyorsunuz öyleyse pazara bir yük getirip satan herkes iki akça versin. Satamayan ise bir sey vermesin. ogul ve silah arkadaslarina dirlik olarak verdi. bir Germiyanli'nin teklifi üzerine kabul edilmistir. Kim bu kanunu bozarsa Allah onun dinini de dünyasini da bozsun" dedi. Germiyan'dan birisi geldi." dedi. Osman Gazi: "Tanri mi buyurdu yoksa beyler kendileri mi yapti?" diye sordu. Bu konuda en eski kaynaklardan biri olan Âsikpasazâde söyle der: "Kadi ve Sübasi konuldu. Bre kisi. "Han'a git" diye cevap verdi. Savasa istirak karsiligi (daha sonra genellikle eskinci timari) olarak verilen timarlarin sahipleri sefer aninda harbe gitmek zorunda idiler. Osman Gazi sordu: "Bâc nedir?" Adam dedi ki: "Pazara ne gelse ben ondan para alirim. baskasinin olur mu? Onun mülkünde (malinda) benim ne dahlim var ki ondan akça alayim. Halk kanun ister oldu. pazar beylerine âdettir ki. Keza onun hükümranliginin taninmasi da bu sekilde olmustu. Osman Gazi'nin uygulamaya koydugu kanunlardan biri de daha önce temas edildigi gibi timarla ilgilidir. Osman gazi çok kizdi: "Bir kisinin kazandigi. Bu teklifin kabulünde Osman Gazi'nin yakin arkadaslari da tesirli olmus görünmektedirler. O adam: "Töredir hânim.Osman Gazi." dedi. O kisi hana varip sözünü söyledi." Osman Gazi: "Senin bu pazara gelenlerde alacagin mi var ki akça istersin?" dedi. nizam ve sistemleri yürürlüge koyup yerlestirmek zorunda idi.

Inegöl yöresinde köyleri var ki ona "Turguteli" derler. Devleti için Yenisehir'i merkez ve adaletin duragi edinerek askerlere konaklar yaptirip mescid ve hamamlar insa ettirmeye yöneldi. Bu görüsünde de israr edip harbe mani olmak ister. Bu esnada (1302) söyle bir hadiseden bahsedilir: Osman Gazi. Bu uygulama ile Seyh Edebali. Inönü kalesini Aygud Alp'a. Gaza faaliyetlerine devam edip ülkesini genisletmek isteyen Osman Gazi'nin akinlari. Ogullarindan yigit Alaeddin Pasa'yi keremli ve faziletli annesi ile birlikte Bilecik'te Seyh Edebali'nin yaninda biraktigi gibi. hem de Bilecik kalesine hakim oluyordu. Hoca Saadeddin Efendi. savaslarda yararliliklari görülenler ile güvendigi kimselere tevcih etti. Yarhisar'i Hasan Alp'a verdi ki bu da yarar bir yoldasti ve kendileri ile birlikte gelmisti. Osman Gazi'nin dirlik olarak verdigi yerler hakkinda su bilgileri verir: "Osman Gazi 701 (1301-1302) tarihinde hükmü altinda bulunan bel-delere keremli çocuklarini ve güzel yaradilisli beylerini tayin etti. hem beylik ailesine nezaret ediyor. seferin aleyhinde bulundugu görülür. öbür taraftan da Rum tekfurlarinin düsmanligini celb edecegini söyler. Beyligini bes idare bölgesine ayirdi. fethini lüzumlu gördügü Köprühisar üzerine hareket etme tesebbüsüne geçecegi ve bu hususta gaziler ile beylerin de ayni fikirde olmalarina ragmen amcasi Dündar Bey'in. Hanimini Bilecikte babasi ile birlikte birakti. . Bunlari. Eskisehir'i Gündüz Alp'a. Sübasiligini kardesi Gündüz'e verdi.sancagi ki ona Inönü derler oglu Orhan Bey'e verdi." Görüldügü gibi. bu sehrin gelirini de seyhin harcamalarina ve çevresindeki fakirlerin ihtiyaçlarina sarf edilmek üzere ayirdi. Osman Bey. kuvvetleri arasinda bozgunluk ve tefrika çikarmaya sebep olacak bu hareket karsisinda. Inegöl mintikasini Turgut Alp'a verdi. Yarhisar'i Hasan Alp'a ve Inegöl'ü Turgud Alp'a verdi. Dündar Bey. Köprühisar'in çevresi yagmalanmakla birlikte kale zapt edilemedi. Köprühisar'inin alinmasi bir taraftan Germiyanogullarinin. Kayin atasi Seyh Edebali'ya Bilecik ösür ve resimlerini (vergi) verdi. Kendisi Yenisehir'e giderek gazilere ev yapiverdi. Sultanönü demekle meshur olan Karacahisar sancagini Orhan Gazi'ye verdi. Simdi dahi o azizin adi anilir. bir müddet sonra Köprühisar'a yöneltildi. Bu arada Iznik üzerine yapilabilecek bir harekatin tertip ve tanziminde elverisli bir konumda bulunan Yenisehir'i de hükümet merkezi olarak seçti. Içerdekiler mahsur kaldi. Bilecik kalesini ailesinin ikamet mahalli olarak seçen Osman Gazi.

Çok siddetli bir çarpisma olmasina ragmen halkin hayatina dokunulmaz. Ilhanli hükümdarindan gelen bu neviden emirlere itaat. Burasi Iznik'in fethinden sonra yikilmis fakat harabesi XVI. Yenisehir ovasinda topladigi kuvvetlerini alarak Köprühisar'a gelir. Böylece Ilhanli hükümdarinin emri de yerine getirilmis oldu. Böylece gerek Iznik. fethi çabuklastirmak için askerlerine yagmaya müsaade ettigini bildirir. Iznik'in devamli sekilde tazyik ve baski altinda tutulmasini temin maksadiyla güneyindeki dagin etegine bir kale insa olundu. Içine levazim ve mühimmat konulan bu kalenin dizdarligi Taz Ali adinda gazi bir yigide havale edildi. Osman Bey de Köprühisar fethinden döndügü zaman bu emri almisti. Bu savaslarin sonunda yurduna dönen Osman Gazi. Yolu üzerindeki Marmara'ya gelince buranin tekfuru itaat edip el öptü. Osman Gazi. Misir'daki Memlûk Devleti'ne karsi hareket ile Haleb'e gelmis. Nesri'nin bu kaydini mubalagali ve hatali bulanlar. Halka sulh (harb etmeksizin. Muhasaranin kaldirilmasina karar verilmekle beraber. Bunun üzerine oglu Savci Bey'i bir miktar askerle gönderdi ise de kisin siddetli ve yollarin kapali olmasindan dolayi bu askerî birlik geri döndü.rivayete göre aniden sinirlenerek amcasini okla öldürür. Bununla beraber çok müstahkem ve muhafizlari da kalabalik olan bu mühim kalenin zapti pek kolay görünmüyordu. Harekattan haberdar olan bazi köylerin halki. Bunun üzerine yapilan kuvvetli bir hücumla kale feth olunur. Bu teklifin kabul edilmemesi üzerine muhasara ve cenk baslar. Fakat Anadolu beylerini de onun maiyetinde bulunmaya memur etmisti. Iznik kalesine siginmisti. dinlenmek üzere bir müddet bekledikten sonra Iznik üzerine yürümüstü. Osman Gazi'nin ihtiyar amcasina karsi böyle bir hareketine mani bulunamayacagini ileri sürenler de vardir. Halkin evlerine ve mallarina dokunulmadi. Nihayet Osman Bey. Bunun üzerine Osman Gazi de kendisini yerinde birakti. Bir taraftan Iznik muhasara edilirken. Anadolu'daki diger gazilerin gelip etrafinda toplanmalarina sebep oldu. Osman Bey. baris) yolu ile teslim olmasini teklif eder. kendi ülkelerinde yari müstakil ve civardaki Bizanslilar ile harp ve sulh etmek haklarina sahip Anadolu beyleri için bir vecibe kabul ediliyordu. Rum tekfurlarina karsi basari ile yürüttügü gaza harekati. Osman Bey'in. Bunun için uzun bir müddet ugrasmak gerekiyordu. bilahare seferin ikmalini emîrlerinden Çoban Bey'e havale edip Tebriz'e dönmüstü. asra kadar ayakta kalmistir. 1303 senesinde Yenisehir'den Iznik üzerine hareket etti. gerekse çevresi sikistirilmis oluyordu. diger taraftan da akincilar çevre köylere akinlarda bulunuyordu. . Daha önce de Osman Bey'in bagimsizlik hareketinden bahs edilirken temas edildigi gibi bu esnada Ilhanli hükümdari Gazan Mahmud Han.

Anadolu beylikleri hakkinda takib edecegi siyasetin gelismesinde aramak lazimdir. Tarihçi Hoca Saadeddin Efendi bu siddetli çarpismayi söyle tasvir eder: "Kirilasica düsman edince cûs u hurûs Saflar kaynayip deniz misali eyledi cûs" . Bursa tekfurunun reisligi altinda bir ittifakin kuruldugunun duyulmasindan sonra bozulacakti. KOYUNHISARI MUHAREBESI ve SONRASI Osman Gazi ve beyligi için büyük bir ehemmiyeti haiz olan Koyunhisari muharebesi. Osman Gazi. onlara uzun bir hitabede bulunarak Osman Gazi ve devletinin kendileri için nasil büyük bir tehlike oldugunu anlatmakla kalmamis ayni zamanda birbirleri ile nasil yardimlasacaklarini ve günden güne büyüyen bu tehlikeyi nasil bertaraf edeceklerini de bildirmisti. Zira o dönemde. Mamafih bu sükûnet hali. muharebeye girmekten çekinmedi. Bursa tekfuru. Bursa'nin kuzey batisinda bugünkü Balat köyü) ve Kestel tekfurlan bu toplantida hazir bulunmuslardi. Bu muharebe. Bu toplantida basta Bursa Rum valisi olarak Atranos (bugünkü Orhaneli kazasinin merkezi olan Adrianos kasabasi). Bu muharebede iki taraf ta çok zayiat verdi. Bizans Imparatoru ile komsu Rum beylerini harekete geçirdi. Bu arada Bizans'tan da Muzalon komutasinda iki bin kadar yardimci bir kuvvet geldi.Osman Bey. halen Bursa'da bir köy) Bednos (Mednos. Osman Bey'in Iznik sehrini baski altinda tutmasi üzerine ilk defa Bizanslilarla karsi karsiya gelmesine de sebep olmustu. Az ve fakat çevik bir kuvvetle hazir bekleyen Osman Bey. Bu yüzden kuvveti sayica çok az olmasina (bes bin civari) ragmen bu müttefik orduyu Koyunhisari (Izmit'in Kuzey Dogusunda eski bir kale Baphaeon) mevkiinde karsilamaya karar verdi. Iznik kusatmasindan döndükten sonra bir müddet hareketsiz kalir. döneminin strateji bakimindan en önemli muharebelerinden biridir. Buna göre tekfurlar büyük kuvvetler toplayarak ani bir baskinla bu tehlikeyi ortadan kaldirmaya karar verdiler. Karamanogullari beyligi Ilhanlilar tarafindan siddetle cezalandirilmisti. Osman Bey ve arkadaslarinin basarilan. Bunun sebebini Gazan Mahmud Han'in yerine Ilhanli hükümdarligina geçen Olcaytu Muhammed Hudabende Han'in. casuslari vasitasiyla beyligi aleyhine düsünülen bu baskindan zamaninda haberdar oldu. Madenos. Bu sebeple 1306 senesinde kendi aralarinda bir toplanti yaptilar. Kete (Kite.

Osman Gazi. güzellerin gözleri gibi fitneler saçmaya. Osman Bey'in çevresinde hatiri sayilir bir Bey haline gelmesine sebep oldugu gibi düsmanlarinin da kendisinden çekinmesine sebep olmustu. Bu esnada Ulubat Gölü'ndeki Alyos Adasi Aygut Alp oglu Kara Ali Bey tarafindan sulh yolu ile feth olunmustu. Bununla beraber. Osmanlinin keskin kilici asiklarin kirpikleri gibi kanlar dökmele. bozdoganlarin vuruslari altinda kirilmis. Islâm ordusu yeni bir basari ve zafer kazanmisti. Bursa ve Adrenos tekfurlari kendi kalelerine çekildiler. Buna göre Osmanli kuvvetleri Ulubat nehri köprüsünden geçmeyeceklerdi. Gerçekten de gerek Osman Bey'in hayatinda. Maglubiyeti kabul edip çekilen düsman ordusu. Osman Bey kuvvetlerinin. Bu kilisenin rahibi. Tekfur. ugursuz düsmanin kelleleri boru ve davul nagmeleri ile oynamaya baslayinca. Bu muvaffakiyet. Bu takib. Bursa'nin kuzey tarafi hariç olmak üzere üç taraftan yolu kesilip tek basina ve yalniz birakildi. Osmanli kuvvetlerinin duraklamasina sebep olduysa da bizzat Osman Bey'in ileri atilip orduyu tesyi etmesi sonucunda düsman geri çekilme zorunda kaldi. gerekse onun halefleri zamaninda bu söz tutularak adi geçen köprüden geçilmedi. rahibin güzel kizini Kara Ali ile evlendirdi. Osman Gazi'nin yegeni ve Gündüz Bey'in oglu Aydogdu sehid oldu. Kara Ali. kuvvetli bir savunmaya sahip olan Bursa'ya deniz yolu ile Bizans'tan yardim malzemesi gelmeye devam ediyordu. Kite tekfuru ise Ulubat tekfuruna sigindi. Kestel ve Bednos tekfurlari burada maktul düstüler. bu tekfura karsi büyük bir kin ve hinçlari vardi. Dinboz (Sogukpinar Nahiyesine bagli bir köy)'a kadar sürdü. takib edildi. kan deryasina gömülen kara kafalarinda yuva kuran fesad tohumlari. halk arasinda çok söhretli bir kimse kabul edildiginden evi kutsal bir mekân olarak ziyaret ediliyordu. Burada yeniden siddetli bir çarpisma meydana geldi. kale halkinin istek ve israrlarina dayanamayarak bir sartla onu teslim edebilecegini söyler. Koyunhisari muharebesi sonucunda. Adanin içinde büyük bir kilise bulunuyordu. . Böylece Kite beyinin öldürülmesi ile bura ve Kestel de Osman Bey'in beyligine katilmis oldu." Gerçekten çok çetin geçen bu savasta. Bununla beraber artik Izmit yolu da Osmanlilara açilmis bulunuyordu. Gerek bu vak'a gerekse Osman Bey'in kuvvetlerinin azligi. Bursa önüne kadar akin yapiyorlarsa da uzun müddet devam edecek bir muhasarada bulunamiyorlardi."Yigitlerin oklari. Osman Bey kuvvetleri. bu rahibi ailesi ile birlikte Osman Gazi'nin huzuruna getirdi. Böylece Bizans tarafindan da desteklenen birlesik ordu maglub oldu. Bu sebeple onu takib ederek Ulubat tekfurundan teslimini istediler. Ancak gerektigi zaman nehrin denize döküldügü yerden kayiklar ile karsi tarafa geçerlerdi.

kizkardesi prenses Maria'yi Ilhanli hükümdarina vererek Mogollarin yardimlarini kazanmak istiyordu. Bu sebeple Bizans topraklarina akinlar siklastirildi. Zira Ilhanlilar bu sirada hem içerde mesgul hem de hariçte Memlûk sultani ile mücadele halinde bulunduklarindan uclardaki harekâta bakacak durumda degillerdi. Iznik'i sikistirmaya basladi. bu taraftaki akinlarin siddetinden ve bu yerlerin de imparatorluk merkezine çok yakin olmasindan ileri geliyordu. Maria'nin. Le Beau. Bu ordu. Osman Bey ise bu kadinin kullandigi magrurane tavir ve lisandan hiç ürkmüyor. Bu sayede Osmanli tehlikesinden kurtulmus olacakti. Her ne kadar Ilhanli hükümdari.Bir taraftan Osman Bey'e bagli kuvvetlerin faaliyetleri. Temmuz 1308'de gerçeklesen bu fetih sayesinde Osman Bey. Bu sihriyetten (akrabalik) memnun olan Ilhanli hükümdari. büyükçe bir orduyu (Uzunçarsili. tehdidini bilhassa Osman Gazi'ye tevcih etmesi. XXIII. Köyler yagmalanip birçok esir alindi. bilakis daha cür'etli hareket etmeye basliyordu. Tire ve Salihli gibi Bizans sehir ve kalelerini kurtarmak vazifesi ile görevlendirilmisti. Fakat daha önce bu konuda uc beylerine yapilan ikaz ve ihtarlar herhangi bir fayda saglamadigi gibi. Bizans'a yardima gönderecek oldu. Türkleri tehdide tesebbüs etmis ise de bunun pek fazla müsbet bir neticesi görülmedi. güçlü bir sekilde ortaya çikan bu yeni hareket karsisindaki tavri ile ilgili olarak Gökbilgin de söyle demektedir: "Bizans Imparatoru. diger taraftan öteki uclardaki Türk beylerinin Bizans kale ve topraklarina olan hücumlari sonucunda kazandiklari basarilarindan telasa düsen Bizans Imparatoru Ikinci Andronikos. Aradan bir iki sene geçti. Mogol yardiminin bir an önce gelmesi için Iznik'e gelerek. bu defa da prenses Maria'nin. Türk fütûhatindan kurtarilmasi için daha önce Mahmud Gazan Han'a nisanladigi hemsiresi (kizkardesi) Maria (Meryem)'yi. birer birer Türklerin eline geçiyordu. tasavvura göre hem Osman Gazi'ye karsi. faaliyetlerine devam ederek Iznik ile Izmit yolu üzerinde olup Iznik'in en mühim karakolunu teskil eden ve Türkler tarafindan Karahisar denilen Trikokiya (Karahisar)'yi aldi. 105. Bizans Imparatorunun." Osman Gazi. hem de Bati Anadolu'daki Türk beyleri tarafindan sikistirilip muhasara altina alinan Efes. Bu zaman zarfinda bir devlete yarasir . Bati Anadolu'daki sehir ve kaleler. bütün bu basarilarindan sonra biraz dinlenmeye ve halkinin idaresi ile daha iyi mesgul olmaya baslamak için Yenisehir'e dönmüstü (1310). Bunun için Osman Bey. bu defa da Ocaytu Muhammed Hudabende Han'a nisanlamis idi. Osman Bey'e müstakbel esi Ilhanli hükümdarinin kirk bin kisi ile hududa dogru ilerledigi seklinde haber göndermesi de bir sonuç vermedi.) seferber ederek. fasil 53'ten naklen bu ordunun otuz bin kisilik bir kuvvet oldugunu belirtir.

seni bekliyoruz" dedi. Germiyan'dan gelebilecek tehlikeye karsi tedbir aldiktan sonra kilavuzlukta kullandigi Köse Mihal'in delâleti ile Hakk'a (Allah'a) siginarak Leblebici Hisari (Lubluce) denilen ve Ulu Dag'in eteginde bulunan Cubuclea kalesi tarafina akina basladi. Bu harekatin sonunda Lefke ve Mekece hisarlarinin tekfurlari da . Bu karardan sonra hemen Köse Mihal'e haber göndererek "Hemen gelesin. Müslüman olayim" dedi. Islâm'i kabul etsin. El öptükten sonra Osman Gazi'ye kalbinin bütün samimiligi ile: "Bana iman arzet. Köse Mihal'e sancak verilmesi. Bundan sonra zafer kazanmaya ve galip gelmeye alisik olan gaziler 713 (1313) senesinde bir araya toplanip Osman Bey'e hitaben: "Ey Gazi Han. Böylece Köse Mihal. büyük seferimiz vardir. Köse Mihal de maiyyeti beylerinden biri telakki edebilecek bir muameleye tabi tutuluyordu. O zamana kadar Osman Bey'le yaptigi ittifaktan ayrilmayan. Osman Bey. Köse Mihal. Bütün beyler ve pasalar bu ihtidaya sevindiler. kâfir maglub oldu. Osman Bey tarafindan ilk defa yapiliyordu. eger o Müslüman olmazsa evvela onun memleketi Harmankaya'yi çevresi ile birlikte talan edelim" dedi. Bundan sonra harekât. Öbür oglu ise daha önce belirtildigi gibi anasi ile birlikte Bilecik'te idi. onu yerinde birakti. vaktiyle Selçuklu sultaninin Osman Gazi'ye göndermis oldugu sancaga bir nazire gibi idi. Böyle bir hareket. her nereye derseniz gidelim. Allah'a hamd ve minnet olsun. Osman Bey. artik Abdullah Mihal olmustu. Buradaki tekfur.sekilde düzen kurulup egemenlik saglamlastiriliyordu. Bunun üzerine Osman Bey. bütün gaziler hazirdir. Gaza ile mesgul olmak gerek" dediler. Osman Gazi huzurunda hazir oldu. Daha önce idare ettigi yerleri tekrar ona birakarak kendisine bir sancak verdi. Osman Bey'i karsilamaya çikarak itaat ettigini bildirdi. ona agir (kiymetli ve pahali) bir hil'at verdi. gerektigi sekilde sadakat ve feragat gösteren Köse Mihal. Osman Gazi'nin önünde Müslüman oldu. bu haberi alir almaz hazirliklarini tamamlayip süratle geldi. Lefke (Osmaneli) irmagi vadisine intikal ettirildi. oglu Orhan Bey'i Saltuk Alp ile birlikte Karacahisar'a gönderdi. Simdiden sonra. vakit kaybederek bos oturmak size reva degildir. Oglunu da hizmetine aldi. Ayrica tekfurun ricasi üzerine ogullarinda birini yanina aldi. Osman Bey. Ona karsi olan sevgi ve muhabbeti bir kat daha artti. eger müslüman olursa ne alâ. Bu tesvik üzerine Osman Bey: "Evvela Köse Mihal'i davet edelim. bundan sonra Germiyanogluna karsi müdafaa ve muhafaza etmek üzere. Böylece kendisi hükümdar.

Bol ganimet elde ettiler. Ilhanli hükümdari Olcaytu Muhammed Hudabende tarafindan. Yenisehir'e dönmesini gerektiren olay. Çoban Bey idaresinde büyük bir ordunun Anadolu'ya sevkedildigi hakkinda alinan haberdi. kisa bir zamanda burayi da feth ettiler. fakat kalenin sikistirilmasi üzerine müdafaa edemeyecegini anlayinca sarp bir kaya üzerinde bulunan Karacebesi hisarina kaçti. Osman Bey'in. hükümet merkezine dönmesini gerektiren acil ve önemli bir hadise zuhur etti. bu tekfurlarin itaatlerinin kerhen (zorla) oldugunu. Gaziler. Maglup olan tekfur önce kaleye çekildi. burada bir aydan daha fazla bir müddet kalarak o memlekete eman ve emniyet gösterdi. Osman Bey'in gazileri bundan sonra Geyve Akhisari tarafina hareket ettiler. Bu yüzden Tekür pinarinin alinmasi Aykut Alp'in oglu Kara Ali'ye birakildi. Bu ordunun kime ne zaman taarruz edecegi bilinmediginden zamaninda tedbir almak gerekiyordu. Böylece onlar da daha önceki imtiyaza sahib oldular. Akhisar ise gazilerin eline geçti. Burasi sarp ve geçilmesi zor bir derbende sahipti. Bu köy. bu yüzden yerlerinde birakilmalari gerektigini ifade ile Samsa Çavus'a vermemistir. Tekfurunu yakaladilar. Fakat bir aydan daha uzun bir süre seferde bulunan Osman Bey'in. tekfurlarin harekatini gözetlemeye memur edildi. Böylece Samsa Çavus. firsat bulduklarinda bunlarin tekrar Bizans hakimiyetini kabul edebileceklerinin uzak bir ihtimal olmadigini belirterek: "Olamaya ki. Osman Bey ise Yenisehir'e döndü. Yerlerinde birakildiklari gibi mülk ve arazileri de hasardan korunmus oldu. Bu kale ve civarindan birçok ganimetler elde . Bu kalenin tekfuru. halen Osmaneli köylerinden biri olarak bilinmektedir. Osman Bey. birkaç bin süvari ile karsilik verdiginden siddetli bir harp oldu. Bu arada Kara Ali çok kisa bir zamanda Tekür pinanni aldi. bu adamlarin mülk ve memleketlerinden tamamen mahrum edilemeyecegini. Yeni feth edilen bu yerler hakkinda bilgisi olan Samsa Çavus. Gazilerin hareketini haber alan tekfur. Bu arada Geyve'ye bagli bulunan Tekür pinari denilen çetin ve metin kalenin de zapti gerekiyordu. kaleyi bosaltarak halkini da yanina almis olarak Kuru Dere denilen müstahkem bir vadiye gitmisti. Bununla beraber Samsa Çavus'un sözünü de pek yabana atmayarak ona da Yenisehir suyunun Sakarya nehrine döküldügü yerde ve bu irmak kenarindaki küçük bir hisari (Hisarcik) temlik etti. Daha sonra da Geyve üzerine varildi. Köylerini de gazilere timar olarak verdi. Daha sonraki dönemlerde Osmanli Devleti teskilatinda ve bilhassa saray vazifelileri arasinda rol oynayan "çavus" tabiri ve rütbesi ilk defa bu gazi tarafindan tasinmistir.itaat arz ettiler. cemaat kendi milletlerine rücu' göstereler" diye düsüncesini açiklayarak buralarin kendisine verilmesini istemis ise de Osman Bey.

Osman Bey. içeriden çikacaklara mani olmak ve böylece Bursa'yi devamli bir sekilde baski altinda bulundurmak vazifesi ile mevkilerinde sebat ettiler. Bu hizmetine mükafat olarak da Kara Ali'ye Tekür pinari ve çevresi timar olarak verildi. Bizans kaynaklarinda ise "Tohar" seklinde geçen Çavdar asireti idi. Her tarafi vurdurdu. Sakarya vadisinde ve Marmara havzasinda bazi mevkileri ele geçirirken. basta Bursa olmak üzere Iznik ve Izmit'in zaptini da hedefleri arasinda sayiyordu. köy ve nahiyeleri de timar olarak gazilere dagitiyordu. hazine) zapt ediyor. aldigi yerlerin mahsul ve gelirlerini beylik için (beytu'l-mal. 1314 yilinda gaziler ile Bursa üzerine yürür. sarpligi ve nüfusu ile muhafizlarinin çoklugu eskiden beri biliniyordu. Osman Gazi tarafindan yapilan askerî ve istisarî bir toplantida Bursa kalesinin hücum ile zaptedilemeyecegi kanaatine varildi. Çavdaroglu diye bilinen bir reisin idaresinde idi. Kale tekfuru.ederek Osman Gazi'ye gönderdi. hisardan tasra parmagin çikaramazdi. Bunun için iki hisar yapildi. Asiret. Bursa'ya siginmaktansa Osman Bey'e tabi olmayi tercih ediyor ve onlarin himayesinden faydalaniyordu. diger bazi göçer asiretler gibi firsat . Bunlardan biri kaplicalar tarafinda. Çavdaroglu". On seneden fazla sürecek olan Bursa kusatmasinin baslangicinin 1314 yili oldugu anlasilmaktadir. Bu esnada birçok köylü. Bunlardan bir kismi da Germiyanlilarin hakim bulundugu Germiyan ili mintikasina yerlesmisti. Kalenin kapilarindan birini kendine karargah olarak seçer. Bu Bizans kalesinin metinligi. insaatlarini bir yilda bitirdigi bu hisarlarin yapilmasi esnasinda etrafa akinlar tertib ettirdi. ikincisi de Balabancik adindaki kölesinin dizdarligi altinda idi. Osman Gazi "Buna sabir gerektir" diyerek kale üzerine havale (kontrol altinda bulundurmak için) yapilmasini emr eder. Osman Bey'in ülkesinin hududunda konar göçer bir halde yasiyordu. Osman Bey. Anadolu Selçuklu ülkesine hakim oldugu zaman. Bursa'nin fethine kadar on seneden fazla bir müddet burada kaldilar. Hatta Asikpasazâde'nin ifadesine göre "kâfir. îlhanli Devleti. Osman Bey. Birincisi Osman Bey'in yegeni Ak Timur'un. Osman Bey ile yaptigi meydan savaslarinda maglub oldugu için kaleye çekilmisti. Bu asiret. Bunlardan biri de Osmanli kaynaklarinda "Çavdarlu." Bu hisarlarin insa edilmesinden sonra Yenisehir'e dönen Osman Gazi'nin bu yigit komutanlari. Anadolu'ya birçok asiret gelmisti. Komutalari altindaki elliser cengaverle sehre disardan yardim ve erzak sokmamak. Bunlar. digeri de yukari dag tarafina bakiyordu. Osman Bey. Bu esnada düsman kaleden çikamiyordu.

Osmanlilar ile Çavdarli asireti arasinda meydana gelen bir hadiseyi söyle nakl ederler: "Osman Gazi. her ne kadar bu Tatarla ahd edip. Beyleriyle birlikte bunlara da and verelim ve onlari serbest birakalim. Germiyanogullari ile Osman Bey'in gazileri ve halki arasinda bu siralarda mevcud olan sogukluk ve geçimsizligin baslica sebebi de bu idi. Hak Teâlâ'nin sana zafer vermesi ümid olunur. Görüldügü gibi Germiyan taraflarindan gelip kendisini rahatsiz eden. Hem de Müslümandir. öldürmek olmaz. Germiyan'dan Çavdar Tatari." Babasinin. Ben burada oturayim. Öyle de yaptilar. varsin memleketlerine dönsünler" dedi. Gazi Abdurrahman. and vererek gönderdik ise de. ona olan güveninin bir ifadesi idi. Oynashisari denilen harabe bir hisarin yaninda onlara yetisir. Yakalananlar arasinda Çavdar Tatari'nin oglu da vardi. süratle yola koyulup Çavdar Tatarina yetismek ister.buldukça "yel gibi eser. gayet yumusak davranmistir. Gönderirken de Çavdarli Tatari hakkinda söyle diyecektir: "Ogul Orhan. Orhan'i kendi basina sefere göndermesi. pazarini basan ve oradaki mallara el koyan Çavdar Tatari'na karsi Osman Gazi. maiyetine de Akçakoca. gazaya. sel gibi yol keser" ve ansizin köy basarlardi. Konur Alp ve Köse Mihal gibi ünlü gaziler veriliyordu. Bununla beraber tedbiri de elden birakmamaktaydi. babasi gelinceye kadar bunlari sakladi. Karacahisar pazarina hücum edip basmisti. Caydirici olmasi bakimindan kendisi orada bulunacak. oglu Orhan'i gönderecektir. Kaynaklar. Orhan. Onlara göz açtirmayan Orhan. Bu esnada Eskisehir'de at nallatmakta olan Orhan Gazi'ye haber gönderilmis. gerekse müslüman olmasindan dolayi onu öldürmemis. komutan olarak tayin ediliyor. bununla da kalmayarak pazari da yagmalamisti. Daglar arasinda. komsudur. o zamandan tâ Yildirim zamanina kadar düsmanlik olmadi. Osman Gazi "Ogul. Orhan. ORHAN GAZI'NIN KOMUTANLIGI . Bu haberi alan Osmanli yigitleri. Gerek komsuluk hakki. Osman Gazi gelince Çavdar oglunu getirdiler. aldiklarini tamamiyle biraktirdigi gibi onlardan bir kismini da yakalatip Karacahisar'a getirdi. bu Tatar and tutar taife olmaz. Bu defa var sen gaza et. sadece bir daha böyle bir harekete girismeyecegine dair kendisinden söz almakla yetinmisti. Simdi dahi onlardan kalanlara Çavdarli denmektedir. derhal Orhan'in yanina gelip toplanirlar. bu zâlim. Bunlar. Lefke kazasina gittiginde. Bundan böyle Bizans'a karsi olan fütuhatlarda o.

"Varalim. babasinin duasini aldi. Dogruca Kara Çebis'e yürüdü ki. bir kaç gün hisar önünde savasti. Orhan Gazi." Orhan Gazi: "Hanim! Her ne buyurursan kabul ederim. Gazi Abdurrahman ve Köse Mihal'i yarar yoldastir diye Orhan Gazi'nin yanina verdi. Akça Koca. Gel. Kaynaklarimiz bu konuda su bilgileri vermektedirler: "Bir gün Osman Gazi dedi ki: "Ogul Orhan. Bir Türk buldular. Gaza niyeti ile sefere çikti. Hatta onu esir alarak babasina götürmüstü. Tekfur bu sözü isitince çok sevindi. Konur Alp. henüz toy bir delikanli denebilecek oglunun yanina yirmi senelik bir sadakat ve baglilik ile güvenilirlikleri isbatlanmis olmakla bitmeyen ayrica harb ile tecrübe edilmis en cesaretli silah arkadaslarindan dördünü de onun komutasinda gönderdi. . Orhan. sen bu gazilerle Kara Çebis ve Kara Tekin'e var. Osman Gazi tarafindan harp idare ve sevkini ögrenmek böylece tecrübe kazanmak üzere Sakarya nehri ile Karadeniz arasindaki yerlerin feth edilmesi görevi ona verildi. O da "yoktur hepsi bu kaçanlardir" diye cevap verdi. Orhan onlarla beraberdi. Germiyan'dan gelip Karacahisar pazarini yagmalayan Çavdaroglu'nun pesine düsmüs. Türklerin ardini basalim" dedi. Bununla beraber. Gözcüler gönderdi. Orada gazileri üç bölük (kisim) ettiler. "Gaziler! Ha göreyim sizi ki din yolunda nasil davranirsiniz" dedi. Orhan Gazi'nin yalniz basina gittigi ilk gazasi budur. Osman Gazi dahi oraya (önceden) gitmisti. Bir bölügü de hisarin yaninda bir dereye girdi. Hiç Türk görmediler. Savas ederken kendilerini sarsilmis gibi gösterip kaçtilar. Hemen atina binip sürdü. Konur Alp. Bu muvaffakiyet. sana basari verir diye umarim. Allah." dedi. bu Tatara gerçi and verdik. Bunlar: Akça Koca. Hisar kapisini açti. Osman Gazi. Bir bölügü geceleyin hisarin ötesine geçti. Hisara varmaya bir konaklik mesafe kalmisti. Oynashisari denilen yerde onu maglup ederek perisan etmisti. Bir bölügü vardi hisarin üstüne yürüdü ki. Gazi Abdurrahman ile daha önce Müslüman olmus olan Köse Mihal idi.Biraz önce temas edildigi gibi. Bunun üzerine kâfirler Türkler kaçti deyip hisar önüne çiktilar. Tekfur "daha baska Türk var mi" diye sordu. Orhan Gazi. Osman Gazi'nin itimad edip güvendigi genç oglu Orhan için idarecilik ve komutanlik kapisinin aralanmasina sebep olmustu. Ancak bunlarin Tatarligi gitmez. "Türkleri dereden çikartmayalim" dedi. Tutup tekfura götürdüler. Bu yüzden. Himmet kilicini kusandi.

Bir taraftan Konur Alp Akyazi ile. Gaziler onu yakalayip hisari feth ettiler. Ad benim olsun. Bunun üzerine Istanbul'dan kâfir seçerek. Kendisi Kara Tekin üzerine yürüdü. Konur Alp'a Kara Çebisi. Benim istek ve hedefim Iznik'tir" dedi. seni yine hisarda birakayim. derhal kalenin kapisini kirarak yagmaladilar. Kâfirleri de babasi Osman'a gönderdi. Orhan. Yürümek gerek ki. Samsa Çavus'u da hisara birakarak Yenisehir'de bulunan babasi Osman'in yanina döndü. Bu uclar son derece isler oldu. gazilere karsi gönderirlerdi. Söyle ki. vurusurlardi. (Onlar) zaman zaman gidip Iznik'in bahçelerini harab ederlerdi. Onu da ahd ile aldilar. Orhan Gazi. Elhasil Orhan Gazi bu ucu saglamlastirdi. diger taraftan da Akça Koca Izmit ile mesgul oldular. Sipahisini çikarip hisari saglamlastirdilar. Malini da gazilere bölüstürdüler. Gazi Abdurrahman da Istanbul tarafindaki il'e hücum ederdi. alinan esirleri. Uzuncabel'de bulusarak iki gün iki gece kaldi. Gaziler. Yukaridaki Türkler de gözüktü. Bu iki hisara el koydular. Tekfuru alip oraya getirdiler. Akça Koca da Ayan Gölü (Sapanca Gölü)'nun suyunun aktigi yerde Bes Köprü'de bir bogazcik vardi orayi durak edindi (üs olarak kullandi). Hisarin beyine haber gönderdi ki: "Bu hisari bana ver. kâfileri yerli yerinde birakti. Kâfir bu sözü isitince hayli gücüne gitti. Bu hisarin asagi tarafinda Ap Suyu (Ebe Suyu) denen bir hisar daha vardi. zaman zaman çikip Akyazi'ya hücum ederdi. Böylece Iznik'e rahatlik vermezlerdi. Onlari ahd ve emânla hisara yerlestirdi. bu tekfuru ordusu ile birlikte Akhisar'a getirdi. bu hisari yagma edelim" diyerek kalenin yagma edilmesini emr etti. Her vakit bu hâl ile durusurlardi. Bundan sonra Kara Çebis'teki Konur Alp'a ve Kara Tekin'deki Samsa Çavus'a Iznik'e havale gibi olsunlar (kontrol altinda tutsunlar) diye adam gönderdiler. Akça Koca da Akdemir'le birlikte Akova'ya hücum etti. Akça Koca'ya da Ap Suyu'nu verdiler. Gazi Abdurrahman da Istanbul'dan gelen kâfirleri kirardi. gaziler gece ve gündüz at sirtindan inmeyerek fetihlerden fetihlere kostular. Bunun üzerine Orhan Gazi: "Gaziler! Islâm gayretidir. Kâfiri döndürerek yine Tuz Pazarina geldi. Konur Alp. Halka emniyet ve eman verdi. Fakat hisar önünde duran Türkler ile karsilasti. kaleyi vermedi. Orhan Gazi. hisar kapisini tuttular. Islâmiyet için can ve bas . gazilerden tekrar satin aldi. Oradan orman arasinda olan yere hücum ederdi. tekfuru yakalayip öldürdüler. tekfurun kizini büyük bir ganimetle birlikte babasina gönderdi. Akyazi'da Tuz Pazarini aldi. Ama Konur Alp. Bunu gören tekfur "Hey daha Türk varmis" deyip döndü.O esnada yan tarafta gizlenmis olan Türkler.

(Nikomedia). uc beyliginden müstakil bir devlet haline geçiste ortaya çikan islerin görülmesi ve memleketin mütemadiyen genislemesi için gereken tedbirler alinirken. diger taraftan da müslüman ve hiristiyan tebeanin asayis ve huzurunun bir kat daha artmasina dikkat gösterilmekte idi. basit bir sekilde de olsa divan toplayarak istisarelerde bulundugu muhakkaktir.(ile) oynarlardi. teskilât ve müesseseler mevzuunda Selçuklulari kendine örnek almisti. Bir yandan. Bütün bu olaylardan sonra Bizans Imparatorlugu. islerin daha iyi idare edilebilmesi için kanun. Bununla beraber. Osman Gazi'nin 1320 tarihinden itibaren faal hayattan çekildigini ve idareyi oglu Orhan'a biraktigini kayd ederler. hakli olarak bu bölge onun adi ile adlandirilmistir. Yakalandigi Nikris hastaligi yüzünden fiilen harblere istirak edemeyen Osman Bey. asker gazileri ve ümerayi Yenisehir ovasinda toplayarak herkesin . Bu sebeple 1320 tarihinden itibaren oglu Orhan Bey'i kendisine vekil tayin etmis oldugu söylenebilir. cihanin bildigi en büyük imparatorluklardan birinin. Kocaeli) ile anilacak olan Sakarya Nehri'nin batisindan Izmit kalesine kadar olan yerleri feth etti. daha önce de belirtildigi gibi Bizans hududunda üç aded uc bölge ihdas etmisti. hasimlari olan Osmanlilar tarafindan muhasara altina alindigini görmüs oluyordu. Bunlardan ilki yani Konur Alp. Akça Koca ve Samsa Çavus'u tayin etmisti. Bu arada Romatizmadan da muzdaripti. vahsi Asya kani ile en eski ve en yeni Avrupa unsurunu kaynastirmis olan tarihteki yegane milletin ve alti asir inkitaa ugramaksizin (kesilmeksizin) erkekler vasitasiyle devam etmekle temayüz eden bir hanedanin müessisidir" dedigi Osman Gazi. Bu yüzden. Bunlarin basina da ümerâdan ve gazilerden Konur Alp. ikincisi yani Akça Koca. nizam ve töreler vaz' edilmesi ile mesgul oldugu. üçüncüsü olan Samsa Çavus ise Iznik (Nicea)'e müteveccih idi. hududlarinin en önemli noktasi olan Iznik'in yavas yavas ve adim adim. Bilindigi gibi Osman Gazi. Gibbons'un: "Osman. bilahare kendi adi (Koca Ili. Böylece Sakarya ile Karadeniz ve Sapanca Gölü sahasindaki bazi kalelerin zapti basarilmis oldu. Bu sebepledir ki. Izmit. memleketin en kuzeyinden Karadeniz'e kadar olan yerlere. OSMAN BEY'IN ÖLÜMÜ Tarihî kaynaklar. Miladî takvimlerin 1318 senesini gösterdigi bu zaman diliminde Akça Koca. artik ihtiyarlayip yorulmustu.

Zira 1324 tarihli bir vesika ile Orhan'in bu tarihte hükümdar bulundugu ve ilk akçasinin tedkikinden de ayni senenin üçüncü ayinda (724) Rebiülevvel = 1324 Subat) Osmanli Beyi oldugu anlasiliyor. seyrek sakalli ayakta durdugu zaman kollarinin dizine kadar uzandigi." Gerek bu görüsler. 33) adli eserinde 726 (1326) tarihinde gösterilmis olup. Seyh Mahmud Gazi. Halil-i Konevî ile Sükrullah'da. Ali ve Meskûkât kataloglari hep bu sonuncu tarihi kabul ederler. Onun maiyetine de Köse Mihal. itidalli. Seyh Edebali ve kardesi Ahi Semseddin'in oglu Ahi Hasan'i tayin etti. "Fahrüddin" lakabini tasiyan Osman Bey. 723 Ramazan (1323 Eylül) tarihli Asporçe Hatun vakfiyesindeki kayda göre Osman Gazi'nin bu tarihte hayatta oldugu anlasildigindan vefati 1323 Eylül ile 1324 senesi Mart'i arasinda olmalidir. yüksek kabiliyeti. Osman Bey'in. Solakzâde'nin. Hatta. Tâcu't-Tevârih. Uzunçarsili. Bununla beraber Orhan Gazi'nin hükümdarliginin da 1324 yilinda oldugu kabul edilebilir. Gibbons'un (Osmanli Imparatorlugu'nun Kurulusu. Fakat daha önce. Belleten'deki makalesinde bu konuda farkli görüsleri de vererek söyle der: "Osman Bey'in vefati senesi tarihimizde birbirine uymamaktadir. Lütfi Pasa'da 718 (1318). idareyi ogluna biraktiktan sonra ne kadar daha yasadigi kesin olarak belli degildir. orta boylu. bundan sonra Bursa'nin fethine tesebbüs edilmesini emretti. rakiplerine kendisini sevdirmesi ve mücadelesinde planli hareketi. Bursa'nin fethi haberini ölüm döseginde almisti. Osman Gazi'nin vefati 710 (1310) senesinde. Osman Bey'in ölümünden sonra mi Orhan'in hükümdar oldugu. yassi burunlu. tatli sözlü ve heybetli biri olarak tasvir ettigi Osman Gazi. sabirli ve müsamahali olmasi ile etrafindaki asiretleri de nüfuzu altina almayi basaran bir kimsedir. iyi bir idare. yoksa henüz o hayatta iken mi hükümdar kabul edildigi meselesi henüz kesinlik kazanmis degildir. Idris-i Bitlisî'de 721 (1321). Turgud Alp. Halbuki elimizdeki 724 (1324) tarihli vakifnâme. ela gözlü. Orhan Bey gibi degerli ve hayirli bir . gerekse Bursa'nin fethi ve Osman Gazi'nin cenazesinin oraya nakli meselesi gözönüne alindigi zaman. keskin ve saglam bir görüs. bize karayagiz. Orhan'in bu tarihte hükümdar oldugunu göstermektedir. Hammer. Su halde Osman Bey'in vefat tarihini 1324'ten evvel veya o tarih baslarinda kabul etmek lazimdir. vaktiyle kardesinin oglu Aydogdu'yu sehid eden Etranos (Orhaneli) tekfurunun cezalandirilarak kalesinin alinmasini.huzurunda Bursa'nin fethi isi ile Orhan Bey'i görevlendirdi. Bununla birlikte onun vefatinin 724 (1324) yilinda oldugu kabul edilmektedir. Asikpasazâde. degirmi çehreli. vefat tarihinin 1326 yili olmasi icab eder. s.

çok sade bir hayat yasadi. oglu Orhan'a Bursa'yi baskent yapma vasiyetinde de bulunmus oluyordu. Önce Sögüt'te muvakkaten defn edilen Osman Bey'in nasi. Kara Yusuf ve Karakoyunlu gibi isimlerle zikr edilen bu neviden lakablara tesadüf etmek mümkündür. bir tuzluk. bizzat kendi eli ile anlari Bilecik'te defn etmisti. asrin ortalarinda Bursa'da çikan bir yanginda yok olmuslardi. bir çift çizme. bir kasiklik. Osman Bey. Terekesi içinde fazla kiymetli bir sey yoktu. Bunlardan baska iri taneli bir tesbih ile Selçuklu sultani tarafindan Karacahisar'in fethinden sonra kendisine hediye edilen davulun kasnagi da zikr edilir. Beni Bursa'da Gümüslü kubbeye (Gümüslü Künbet) defn et. Sultan Alaeddin'in hediyeleri idi. sade bir kiliç (Ruhî ve Hammer'e göre iki uclu). Türkmenler arasinda cesur kimseler için kullanilan bu lakab. iyi adam ol. Onlara ve özellikle Orhan'a nasihatlarda bulunarak söyle dedi: "Ben ölüyorum. Üç ay kadar önce kayinbabasi Seyh Edebali'yi. daha sonra vasiyeti geregi Bursa'da Gümüslü Künbed'deki türbesine nakl edildi. Osman Gazi öldügü zaman (dogum tarihinin farkh kabul edilmesine bagli olarak) 66 veya 69 yasinda idi. Fakat ne yazik ki bu iki tarihî hediye XIX. Ahi Hasan. Nitekim Karasi Bey.halef biraktigi için gözü açik gitmeyecekti. Kara Yülük." Buna göre Osman. bir mizrak. Bir seyi iyice bilmeden harekete baslama. Kara Iskender. Islâm dininin nesrine çalis. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre Osman Gazi. Bu türbede. bir kaç at. misafirlerine ikram için besledigi üç sürü koyun idi. Islâm'in ilk muhariplerininki gibi sade idi. ölüm döseginde iken etrafina oglu Orhan ile hükümetin büyükleri olarak kabul edilen gazilerden Turgut Alp. Çandarli Kara Halil ve Kara oglan gibi devlet ricalini topladi. ne altin ne de gümüs birakti. Techiz ve tekfini ile Çandarli Kara Halil ile imami Yahsi Fakih mesgul olmuslardi. Alasehir dokumasindan kirmizi renkli sancaklar. merhametli ol. Bilmedigin seyleri ulemaya danis. Çünkü senin gibi bir halef birakiyorum. Ancak bu suretle Allah'in lütfuna nail olursun. Elbisesi. XVUI. bir tirkes. Adaletli ol. Rivayete göre bunlar. O. ama esef edip üzülmüyorum. sakal ve biyiklari da kara idi. Seyh Ahi Semseddin. Sana muti (itaat edenleri) olanlan hos tut. . Idare ettigin halka karsi esit muamele et. ondan baska insanlar için de kullanilmistir. Kalan esya Denizli bezinden yapilmis sariklik bez. at için zirh takimi (yançuk). herkese karsi musavatli olup onlari himaye et. Çünkü yeryüzündeki padisahlarin vazifesi budur. ondan hemen sonra da hanimi ve Edebali'nin kizi olan Mal Hatun (Malhun Hatun)u kayb eden Osman Bey. Kendi döneminde kara lakabi ile anilan Osman Gazi'ni saç. asir baslarina kadar Osman Gaziye ait olan ve ziyaretçilere gösterilen iri taneli bir tesbih ile büyük bir davulun kasnagi vardi.

. Osman Gazi'ye. bir yöneticide bulunmasi gereken bütün vasiflan kendi sahsinda toplamisti. devletin ilk kurulus yillarinda onun etrafinda toplanan cemiyeti kalabaliklastiran ve senlendiren sebepler arasinda sayilmaktadir. Bu sebeple Osman Gazi'nin gerçekte kaç hanimla evlendigi ve çocuklarinin hangi hanimlardan olduguna dair henüz tam bir bilgiye sahip degiliz. O. padisah ve sultan gibi ünvanlar verilmemisti. kendi döneminde daha sonraki Osmanli hükümdarlari için kullanilan sah. kendi toprak ve sürülerinden elde edilen gelir ile geçindigi. Çoban. OSMAN BEY'IN ÇOCUKLARI Osmanli tarihleri. Seyh Edebali'nin kizi Bala Hatun'dan. reâyanin gönül hoslugu ile ödedigi ve Bizans vergileri ile mukayese edilemeyecek kadar az ve adaletli bir vergi idi. Akinlarindan bizar duruma düsen Rum ahalî. gerekse idareyi ele alma bakimindan Orhan ve Alaeddin adinda iki oglundan bahs ederier. Bununla beraber digerlerinin bu kadinlardan mi yoksa baska kadinlardan mi oldugu henüz kesin olarak tesbit edilebilmis degildir. Pazarlu. Osman'in üç ogul biraktigini söyler. Bir Germiyan'linin istegi üzerine halka tarh ettigi "Bac-i bazar" vergisi. Orhan'in da Ösman Bey'in ilk zevcesi ve Ömer Bey'in kizi Mal Hatun'dan dogduklari bilinmektedir. onun himayesi altina girince her türlü taarruzdan masun ve mahfuz bulunuyordu. Su kadar var ki. Bu hal. Bu arada ganimetlerden kendi hissesine düsen miktar da onun varidatinin (gelirlerinin) bir kismini teskil ediyordu. Hamid adinda ogullari ile Fatma adinda bir kizi bulunmaktadir. Buna göre Osman Bey'in Orhan'dan baska Alaeddin Ali. Diger bütün Türkmen beyleri gibi. Melik. Halbuki vakfiye bize Osman Bey'in müteaddid ogullarini ve bir kizinin mevcudiyetini haber vermektedir. Kendi tekfurlarindan görmedikleri âdilâne muameleyi. tarihçilerin ittifakla söyledikleri gerçeklerdendir. baslangiçta sadece Osman Bey denildigi. istiklâlinden sonra da bazan "han" denildigi kabul edilmektedir. adaletle hareket etme ve halka karsi cömertçe davranma gibi özelliklere de sahipti. Buna karsilik Halkondil.Daha önce de kisaca temas edildigi gibi Osman Bey. Beytülmalden hiç bir sey almadigi. Bundan baska bütün haklari da teminat altina aliniyordu. Osman Gazi'ye tabi olunca hemen elde ediyorlardi. Alaeddin Ali Bey'in. Bununla beraber bu çocuklarin hangi veya kaç hanimdan olduklarini belirtmemektedir. Osman Gazi'nin vefati esnasinda gerek miras taksimi.

Alaeddin Bey .Melik Bey .Hamid Bey . Kendisi de orada sakin oldu. Alaeddin Ali Bey. Bursa ve çevresinde vakiflar tesis etmek suretiyle birçok hayir islerinde de bulunmustur. Osman Bey'in Çocuklari . s.Orhan Bey .Pazarlu Bey ORHAN GAZI DÖNEMI . Âsikpasazade'nin ifadesi ile bu köyü bizzat Alaeddin Bey istemistir. Kükürtlü'de bir tekke yapti. Görüldügü gibi Alaeddin Ali Bey.Alaeddin Ali Bey. daha sonra da babasinin yaninda Yenisehir'de bulunmustur. Orhan döneminde vefat ederek Bursa'da babasi Osman Bey'in türbesine defn edilmistir. Orhan'dan küçüktü. Osman Bey'in sagliginda dedesi Edebali'nin yaninda Bilecik'te. Orhan da o köyü kendisine vermisti. Alaeddin Bey.Çoban Bey . Alaeddin Bey. Alaeddin Bey'in ogullari daha sonralari ellerindeki yerler ve babalarinin vakiflarini idare ederek hayatlarini sürdürmüslerdir. babasinin ölümünden sonra kardesi Orhan Bey'e beylerbeyi olmus sonra kendisine temlik edilen Kite ovasindaki Futra veya Fodra (Âsikpasazâde. kapidan yukariya dogru ikinci bir mescid ve yaninda evler yaptirdi. Osman Gazi'nin diger ogullarindan yalniz Pazarlu Bey'in Iznik muhasarasi ve Pelakanon (Darica civan) muharebesinde bulundugu kayd edilmektedir. Bursa'da Kaplica kapisina girilecek yerde kale içinde bir mescid.Fatma . 37'de Kurada) çiftliginin hâsilati ile geçinmistir.

tahtin kendisine daha layik oldugunu. . Çevresindeki ulema." Gerek siyaset. bu sebeple onun bey. begenilir özlü ve herkese karsi eli açik cömert birisi idi. Gerçekten. iri yapili. Tahti. Mü'mine rahmet. babasinin suurlu politikasini devrine ve yerine göre hem kiliç. ne yaptigini ve ne yapmasi gerektigini iyi bilen bir kimse idi. güvenirlilik ve taktikleri uygulama bakimindan fevkalade bir sahsiyet olan Orhan Bey'in özellikleri (hilye. daha ölümünden önce onun kendi yerine geçmesini istemisti. kendisinin de ona yardimci olarak kalmasini istemisti. bu bir güzellik alâmeti olarak kabul ediliyordu. hem de ideoloji sahasinda devam ettirmek kararinda idi. ela gözlü. Osmanli tahtina geçip oturdugu zaman.Osman Bey'in. Ihtiyaru'd-din ve Seyfu'd-din gibi ünvanlara sahip olan Orhan. Bununla beraber o. tahta çikar çikmaz topraklarini genisletmek ve tebeasinin varligini çogaltmak için fetihlere basladi. Sucau'd-dünya ve'd-din. Güler yüzlü. kardesine teklif edip ondan feragat edebilecegini söyleyecek kadar özverili bir kimse olan Orhan'in bu teklifi. kilicindan ölüm ders alirdi. yine de tahti kardesine teklif etmekten çekinmemisti. uzunboylu. yigit ve bahadir oglu Orhan Gazi. Sükrullah'in ifadesine göre güzel yüzlü. Aslinda. fizikî yapi) hakkinda su bilgiler verilmektedir: Bursa kalesinin fatihi Ebu'l-guzat Sultan Orhan. Osmanli Devleti'nin kurulus yillarinda zeka. kâfire zahmetti. kimsenin hatirini kirmazdi. gazi ve silah arkadaslari tarafindan oy birligi ile reislige getirilen Orhan. Gazi. koç burunlu. heybetli ve vakur bir padisah idi. sakal ve biyigi sik olup parlakti. Okundan kaza. gerekse savasta tükenmeyen bir enerji ve ustaliga sahip bir hükümdardi. Alaeddin Ali tarafindan geri çevrilir. Bünyesi kuvvetli. Ancak yumusak huylu olup kimseyi incitmez. ak benizli. babasi gibi güçlü ve büyük bir hükümdar oldugunu isbatlayan Orhan. Tahta cülûsu esnasinda bir sehzadesi dünyaya gelen Orhan Bey'in bu ogluna. cesaret. kutlu ve mübarek olmasi için "Murad" adi verilir. Zira Alaeddin Ali. tatli sözlü idi. "Savas gününde de sanki Sâm veya Nerimandi. Sag kulaginin altinda bir ben vardi ki. onun askerî yeteneklerinin üstünlügünü gören babasi. Dedesi Ertugrul Gazi'nin vefat ettigi 680 (1281-1282) senesinde dünyaya gelen Orhan Bey'i. 1324 yilindan itibaren hükümdar kabul etmek mümkündür. genis gögüslü.

oglu Orhan'in aldigi görülmektedir. Aydin. sosyal ve ekonomik hayatinda önemli derecede rol oynayan bir merkezdi. Çandarogullari gibi Türk beyliklerinden baska Amasra'da Cenevizliler. Müslüman Türk beyliklerinden önce. Marmara ve Ege'de Bizanslilar. dinî. Kurulusu. Karasi. milattan önceki yillara dayanan Bursa. dinamik. 1320 yilindan itibaren faal siyasî hayattan çekildigi anlasilan Osman Bey'in yerini. daha sonra Romalilarin eline geçer.Babasinin kendisine 16. BURSA'NIN FETHI Osmanli Devleti'nin ilk baskentlerinden biri olmasi hasebiyle Bursa. mahirâne bir strateji takib ederek çevresindekilerle münasebetlerini devam ettirip gelistiren Orhan Gazi. Devletin. Ilhanlilarin etkisinden çikarak tamamen bagimsiz hale gelmesi de yine bu hükümdar döneminde olmustur. Germiyan. Mentese. ilmî. kendisine biraktigi vatan topragini dinamik ve faal kadrosu ile kisa zamanda birkaç katina çikaran Orhan Bey. faal ve cesur bir kuvvetin basinda. 1324 Subat'indan baslayip 1362 Mart'ina kadar devam eden Orhan Bey'in idaresi. Gerçekten bu dönemde Anadolu'da Karaman. Trabzon'da Komnenoslar. fetih hareketlerine daha babasi hayatta iken baslamisti. Saruhan. Tarihî olay ve bunlardan bahs eden kaynaklarin belirttigine göre bu yeni devletin siyasî anlayis ve hareketinde. Türk ve Müslüman olmayan unsurlarin tasfiye edilme isteginin agirlik kazandigi anlasilmaktadir. Ak Deniz adalarinda Cenevizliler ile Venedikliler bulunuyordu. ORHAN GAZI DONEMI FETIHLERI Babasinin. beyliginin yayilip gelisecegi çevrede irili ufakli bir çok devlet vardi. onlarin kisiliklerini rencide etmeyen ve kisilik haklarina riayet eden bir davranis içinde olmustur. devletin.000 km2 olarak biraktigi yeni beyligin basina geçtigi zaman. Bursa'nin Osmanli tarihinde oynadigi role isaret etmektedir. fetih ve idarî müesseselerin kurulup yerlestirilmesi ile geçer. siyasî. 38 yil sürmüstür. Tarihin bu zaman dilimi. Roma'nin Dogu ve Bati olmak üzere ikiye . kültürel. Çok daha sonralari gelecek olan Keçecizâde Fuad Pasa'nin "Bursa Osmanlinin dibacesidir" sözü. idarî. ileride de görülecegi gibi bu iliskilerinde hasimlarina karsi bile âdil davranan.

Orhan'a itaatini bildirirler. digerine de Balabancik'i muhafiz olarak tayin etmisti. Âsikpasazâde ve Nesrî gibi kaynaklar. Bursa'ya disardan gelebilecek yardim yollarini denetim altina almis oluyordu. bunu özellikle Istanbul'daki iç çekismelere ve halkin maddî sikinti içinde . bu tecrübeli komutanlarla görüserek Bursa'nin güneyinde ve bir bakima Bursa'nin anahtari durumunda olan Adranos kalesini alip yiktirir. Osman Gazi'nin. Bizans'tan beklenen yardimin gelmeyecegini anlayan ve kaleyi kurtarmaktan da ümidini kesen kale beyi. Bununla beraber Bursa'ya Bizans'tan gelecek yardima mani olmak için. insaf ölçülerini asmayacak derecede merhamet ve hosgörülü bir sekilde davranir." diyerek onu Gazi Mihal (Köse Mihal). Böylece Osman Bey. baren Bursa. Pinarbasi mevkiinde karargahini kurup kaleyi kusatir. Bursa'yi kusatma altina almis fakat fethine muvaffak olamamisti. Bursa'nin fethinden önce oglu Orhan'a: "Ogul. bunlardan birine Ak Timur'u. burayi aldiktan sonra babasinin na'sini buraya getirterek sonradan Gümüslü Künbed diye meshur olan yere defn ettirir. Bunun üzerine tekrar yerlerine iade edilen halka karsi Orhan Bey. 1326 yilinda büyük bir kuvvetle Bursa üzerine yürür. o kâfirin babasi Dinboz gazasinda benim Bay Koca'min düsmesine sebep oldu. Gazi Mihal Bey vasitasiyle ve bazi sartlarla Bursa'yi teslim edecegini bildirdiginden 2 Cemayizelevvel 727 (6 nisan 1326) tarihinde Bursa Osmanlilara teslim edilir. Bu sebeple 1315 yilindan iti. Seyh Mahmud ve Edebali'nin kardesi oglu Ahi Hasan'la gönderdi. sen önce Adranps (Orhaneli)'a git ki. Osmanli Devleti'nin kurucusu olan Osman Bey'in siyasi faaliyetlerinden bahsedilirken isaret edildigi gibi Osman Bey. Kale muhafizi olan Evrenos da Müslüman olarak Osmanlilarin hizmetine girer. Orhan Bey'in gelisinden önce kaleyi bosaltip Elete dagina çikmis olan halk ve kale beyi. gerekse psikolojik bakimdan Osmanlilar için büyük bir mânâ ve ehemmiyet ifade eden Bursa'nin fethini küçük bir hadise olarak göstermeye çalisan Gibbons.bölünmesinden sonra çevresi ile birlikte Dogu Roma Imparatorlugunun (Bizansin) idaresinde kalmistir. Turgut Alp. Orhan Bey. Orhan Bey. Osmanlilar tarafindan çevresinde insa edilen kaleler vasitasiyle bir mânâda muhasara altina alinmis oluyordu. Orhan Bey. sehrin yakinlarina iki kale yaptirmis. Gerek strateji. Bundan sonra Bursa önlerine gelen Orhan Gazi.

Mirmiroglu'nun isaret ettigi gibi Osmanli tarihçileri tarafindan üzerinde fazla durulmayan veya kendisinden yeterince bahsedilmeyen bir muharebedir. bu konuda söyle demektedir: "Osman Bey. o dönemlerde Bursa'dan daha mühim bir sehir olma özelligine sahipti. VI. Insa edilen dinî ve sosyal eserlerle sehir. 1074 yilindan Birinci Haçli Seferi (1097) ne kadar Anadolu Selçuklu Devleti'ne baskentlik eden Iznik. Bursa'nin fethinden sonra. Marmara havzasinda bir sanayi sehri olan Iznik. gerekse Yakin Sark tarihi bakimindan mühim bir hadise olan Pelekanon muharebesi. Buradaki bilgin ve hafizlara da maas bagladi. Kocaeli yarimadasi bakimindan stratejik önemi haiz olan önemli bir sehirdir. Bundan baska Iznik. Bu arada Bursa'nin fethinden sonra Evrenos Bey'in müslüman oldugunu. O. daha isin basinda eski kiliseleri mescid ve medreselere çevirdi. Böylece kurulus dönemindeki Osmanli Beyligi'nin gücünü ve çevrelerindeki insanlar üzerinde meydana getirdikleri olumlu havaya da isaret eder. Anadolu'daki en büyük sehirlerinden biri olmakla kalmiyor. Müslüman Türk sehri olma hüviyetini kazanip yeni bir çehreye büründü. oglu Orhan Bey dahi Bizans askerlerini maglub ederek Pelekanon muharebesini kazanmis ve bu sayede . belirtilen tarihten itibaren Bizanslilarin elinde idi. Vatheos (Koyun Hisari) civarinda 27 Temmuz 1302 tarihinde Bizans askerlerini maglub ederek emâretini (beyligini) etrafa tanitmis oldugu gibi. senesinde Büyük Kostantin tarafindan günümüz hiristiyanliginin akidelerinin tesbitinde rol oynayan en mühim konsil burada toplanmisti. Orhan Gazi için ele geçirilmesi gereken hedef artik Iznik olmustur. Hatta 1204 yilindan 1261 yilina kadar da Bizans Imparatorlugu'nun merkezi olmustu. ayni zamanda hiristiyanlik için dinî bir merkez olma hüviyetini de tasiyordu. birçok kimsenin de ona uyarak yeni fatihlerin (Osmanlilarin) dinini kabul ettigini de belirtir.bulunmasina baglar. Bursa'nin zaptindan sonra Osmanli Beyligi'nin merkezi buraya nakl edilmistir. Nitekim miladî takvimin 325. Burasi Bizans'in. Bursa'da fakir ve yoksullari doyurmak için imâret yaptirip onlara vakiflar tahsis eyledi. Orhan Bey. PELEKANON MUHAREBESI VE IZNIK'IN FETHI Gerek Osmanli. Yeni hükümdar burayi yeni binalarla süslemisti.

Bu sirada vaziyeti fark eden Orhan Bey. Bunu haber alan Orhan Bey. Hem zapt edilen kaleleri geri almak. Osmanlilara karsi sefere hazirlandi. Bu ani . Bu sebeple 1329 senesinin Mayis ayinda mümkün oldugu kadar sür'atle Trakya'dan iki bin civarinda asker getirtip Istanbul ve çevresinde bulunan mevcut askerlere katar. Bizans Imparatorlugunu telasa düsürüyordu. Bizans askerlerini payitahtlarinin yakinlarinda* maglub ve perisan. Erdek'ten Biga'ya gelen Imparator. Gerçekten de Türklerin. Meryem'in mukaddes Ikonunu (tasvirini) ziyareti bir vesile olarak gösteriyordu. aksama kadar sürmüstü. hem de uzun zamandan beri muhasara altinda bulunan Iznik'i kurtarmak için bizans Imparatoru III. burada Karasi Beyi Demir Han ile bir saldirmazlik antlasmasi imzalar. Orhan Bey'i hazirliksiz olarak yakalamak içindi. Bu askerlerle Anadolu yakasinda bulunan Üsküdar'a geçer. imparatorlarini yaralayip kaçmaya mecbur ettiklerinden dolayi. Bu sebepten nasi Pelekanon muharebesi Yakin Sark (Yakin Dogu) tarihi için mühim bir merhale teskil etmektedir. Ayni maksatla Kizikos (Kapidagi Yarimadasi)'a geçer. Andronikos. "Istanbul'un fethinden 124 yil evvel vaki olan bu muharebede Osmanli askerleri. Bursa'nin fethinden sonra bütün dikkatlerini Iznik üzerinde toplamisti. Gün boyu deva eden muharebe. Osmanli tarihinin ilk mühim meydan savasi baslamis oldu. planini uygulamaya. Daha önce de benzer bir muahedeyi Bulgar krali III. Kocaeli yarimadasindaki kaleleri alarak yavas yavas Bogaza dogru ilerlemeleri. Bizans'in Marmara havzasindaki en kuvvetli dayanaklarindan birisini kayb etmesi demekti. Bu sekilde siyasî bir basari kazanmis görünen Imparator. Karasi emiri ve Bulgarlarla bir baris antlasmasi yaparak baslar. Andronikos (1328-1341) gizlice hazirliklara baslar. ordugahina döner. Gece muharebeye devamin tehlikeli oldugunu gören Imparator. Mihal ile yapmisti. Bütün bunlar. Osmanlilar Anadolu'daki Türkmen beylikleri arasinda mümtaz bir mevki almis olduklari halde maalesef Osmanli tarihçileri bu muharebe için ya bir sey yazmiyorlar veya pek az malumat veriyorlar. Iznik'in Osmanlilar tarafindan ele geçmesi." Daha önce de temas edildigi gibi Orhan Bey. Böylece. Süphe uyandirmamak için de Artaki (Erdek)'te bulunan Hz. Iznik muhasarasinda bir miktar asker birakarak sekiz bin kisilik ordusunun basinda Pelekanon** denen mevkide Imparatorun komutasindaki Bizans ordusu ile meydan muharebesine girisir.Britinya'nin en güzel yerlerini ve en büyük sehirlerini zapta muvaffak olmustur. firsati kaçirmayarak siddetli bir taarruza geçer.

Artik Bizans'tan herhangi bir yardim imkâninin olamayacagini anlayan Iznik Rum Beyi. Bu muharebede Orhan'in kardesi Pazarlu Bey de komutan olarak bulunmustu. Hatta bu müsamahakârlik ve müsamahada o kadar ileri gitti ki. Iznik kusatmasi esnasinda kalede bulunan Rum muhafizlari ile halktan gerek muharebede. gibi sebepler yüzünden ölen erkeklerin dul kalmis olan kadinlari. Bizans ordusunda büyük bir panik havasinin yasanmasina sebep olur. Bu yüzden çok az kimse sehri terk etti. isteyenlerin esyasi ile birlikte gitmesine müsaade etti. Fakat halk. Orhan Bey. Yaralanan Imparator. Hammer bu olayi su ifadelerle nakl eder: . Orhan Gazi'nin idare ve adaletine meftun olmustu. Iznik'i feth ettikten sonra orada pek çok eser meydana getirdi. gerekse açlik. Pelekanon zaferinden sonra tekrar Iznik üzerine döner. Bunun üzerine Orhan Bey. Bursa'nin zaptindan sonra halka gösterilen yumusaklik ve müsamaha ile teslim sartlarina riayet edilmis olmasi. Iznik. Sehir ve kaleyi teslim alan Orhan Bey. vs. Fakat Rum Beyi. Böylece. Biraz sonra temas edilecegi gibi Orhan Gazi. Avrupa'da büyük bir hadise olarak yankilandi. Iznik. kimsesiz kalan kadinlarin evlenmesini saglayarak bu sosyal problemi de ortadan kaldirmisti. büsbütün bir teessüre sebep olmustu. Halka karsi büyük bir sefkat ve merhamet örnegi gösteren Orhan Bey. halktan isteyenlerin bütün esyasi ile birlikte sehri terk edebilecegini söylemisti. Iznik'te bulunan Orhan Bey'e basvurarak kendilerine bakacak kimselerinin bulunmadigini söylemislerdi. Iznik'in 1330 yilinda feth edilmesi. deniz yolu ile zorlukla Istanbul'a ulasir. Iznik'in tesliminde de gösterildi. Hele buradaki Ayasofya Kilisesinin camie çevrildigi haberi.taarruz. bazi sartlarla teslim olur. âdet ve geleneklerini muhafaza edebileceklerini ilân etti. hastalik. deniz yolu ile Istanbul'a gitti. Bu fetih. Bizans için de büyük bir ümitsizlik sebebi oldu. askerlerden arzu edenlerin bu kadinlari nikahla alabileceklerini ve bunlarla evlenenlerin Iznik muhafazasinda birakilacaklarini açikladi. Iznik halkindan isteyenlerin kendi tebeasi olma ve sadece cizye vermek sartiyle kendi örf. Orhan Bey'e kapilarini açtiktan sonra çevresindeki bazi yerler de alinmisi. bölge itibariyle harb sahasina yakin olmasindan dolayi geçici bir müddet için beylik merkezi haline getirildi. Bunun üzerine halkin büyük bir kismi Iznik'te kalmaya karar verdi. halktan.

onlara normal bir vatandas muamelesinin yapilmasi demekti. geçip saray gibi evlerde oturuverdiler. sehir halki ile birlikte galibi (Orhan Gazi'yi) karsilamaya çiktilar. Hammer ise Orhan Gazi'nin tamamen insanî olan ve hatta yirmi birinci asra girmek üzere oldugumuz su günümüzde bile uygulanamayan bu insanî muameleye kendi açisindan farkli bir sekilde bakmaktadir. kocalari ölen veya kimsesiz kalan dul kadinlari gazilerle ser'î nikah üzere evlendirmesi bu anlayisin bir sonucudur. Ona göre Orhan. Böylece hesaplari da bekledigi sonucu verdi". Orhan: "Bu kadinlar nedir?" diye sorunca kendisine: "Sultanim. onlara karsi istedigi sekilde muamele yapmakta serbest idi. Gaziler. Görüldügü gibi kadinlarin ser'î nikahla alinmasi. Söz gelimi. Göründügü kadari ile Orhan Bey'in hareket ve bu harekete yön veren anlayisi. Osmanli tarihleri de devrin anlayis ve dili ile bu hadiseyi asagidaki ifadelerle nakl ederler: "Sonra güzel yüzlü kadinlar geldiler. Nitekim. alisilmis sayilabilecek veba ve kitligin tesiri ile baba ve anneden. yüce gönüllü ve zafer haklarini akilli bir siyaset ugruna gözden çikarmasini bilen bir hükümdarin hareketi oldu."Iznik muhafizlarinin pek azi bu serbestiden istifade ederek tekfurla birlikte gittiler. Padisah. bunun üzerine bu kadinlarla evlendiler. Hazir ev. Orhan Gazi'nin. uzun bir kusatmanin. Böylece. onun böyle bir siyaset uygulamasina sebep olmustu. Idarecilerin haksizligindan dolayi me'yus olmus ve Hiristiyan imparatordan ziyade Orhan'in müsamahasindan ümitvar olmus olan digerleri. kimisi de savasta kirilmistir. Bunun üzerine Orhan. Yüksek evlerde de bos kalmislardir. Halbuki galib olan Orhan ve Osmanli idaresi. onlari esir veya cariye durumuna düsürmekten kurtarmis oluyordu. Iznik'in kendiliginden teslim olmasindan dolayi bol ganimetlerden yoksun kalan silah arkadaslarina mükâfati unutmamistir. Bu sekildeki bir hareketine de mani olabilecek bir güç mevcut degildi. ordusunun subaylarina bu yapilarin mirasçilari ile evlenmelerine izin vermekle bu ihtisamli konutlarin yeniden senlenmelerine yol açilmis oldu. Yenisehir kapisindan sehrin güneyine girdi." dediler. . Orhan'in buradaki davranisi. bunlarin erlerinin kimisi açliktan. hazir avrat buldular. kocalarindan yoksun kalan ve yari yikik saraylarinda oturan Rum kadin ve kizlarini onlara bölüstürdü. gazilere bunlari ser'î nikahla almalarini buyurdu. Böylece Orhan.

daha çok yaygin olan adi ile Kara Hoca o göreve atanmistir. Ayrica Osmanli dönemi ilk medreseleri üzerinde arastirma yapan Mustafa Bilge de Orhan Gazi vakfiyesinden yola çikarak ayni kanaatte oldugunu söyle ifade eder: "Bu medresenin. Iznik'teki medresesini yaptiktan sonra tanzim ettigi ve Molla Hüsrev tarafindan 841 H.Kaynaklarin verdigi bilgilerden anlasildigi kadari ile Orhan Gazi. Seyh Davud Kayserî'nin biyografisinden bahs ederken "Orhan Han Gazi Hazretleri. Mecdî. medreseler. mezarlar ve köprüler Osmanli ülkesinin hemen her târafinda yaptiranlarin (bânilerinin) adlarini ve yapilis tarihlerini seyyahlara göstermektedirler. kilise veya manastirdan degil. hastahaneler. umuma ait binalari kitâbe ve güzel sözlerle bezeyip süsleyen. Davud Kayserî'ye halef olmustu. Gerçekten çok daha sonraki tarihlere (1136=1724) ait bir arz belgesi. Konya'da Mevlânâ Siraceddin Konevî'nin ögrencisi olan Taceddin el-Kürdî. sultanlik günlerinden baslayarak bütün camiler. Iznik'i feth ettikten sonra derhal sehre bir Müslüman Türk hüviyeti kazandirmak için faaliyetlere girisir. Bu âbide (anit)ler üzerinde çogu zaman Kur'an'dan alinmis tasvir. elimizde bulunan vakfiyedir. Orhan Gazi'nin Iznik'te bulunan ve bazi kaynaklarda bir manastirdan çevrilmis oldugu belirtilen medresesinin. bu medresede. böylece Dogu'nun eski bir gelenegine uyan ilk Osmanli padisahidir. 'de tescil edilen vakfiye suretinde. . Taceddin'in ölümünden sonra da Alaeddin Esved. Iznik nâm kasabada bir medrese-i ulya peyda edüp seyh hazretlerine tayin eyledi" diyerek Osmanli Devleti'nin bu ilk medresesinin bizzat Orhan Gazi tarafindan yaptirildigini anlatir. Orhan Gazi. çesmeler. medresenin bina edildigi ve Hayreddin Pasa Camii'nin yaninda oldugu açikça belirtilmektedir. Orhan Gazi. tesbih ve benzetme bulunan âyetler okunur. Iznik'te bir manastiri da medreseye (yüksek okul = fakülte) çevirdi. Iznik'e bagli Kozluca köyünün Orhan Gazi medresesine vakf edildigini göstermektedir. Onun. Bu sebeple büyük bir kiliseyi Cuma mescidi haline getirir. Orhan. Medresenin müderrisligini (profesör) Davud Kayserî denilen birine verdi. bu medreseye sahibi bulundugu Kozluca köyünün gelirlerini sahih ve seriata uygun bir sekilde vakf etmistir." Sultan Orhan. bizzat kendisi tarafindan insa ettirildigi Mecdî gibi bazi kaynaklarda belirtilmektedir./1437 M. Nesrî ve diger bazi kaynaklarda belirtildigi sekilde Iznik'te bulunan manastir veya kiliselerden çevrilmis olmayip insa edilmis oldugunu belirten en kuvvetli delil.

Orhan Bey buradaki yerli halktan isteyenlerin mallari ile birlikte sehri terk etmelerine müsaade etti. Süleyman Pasa'nin halka karsi din ve milliyet farki gözetmeden âdil . Kale muhafazasinda bulunan Paleologos hanedanina mensup Marika. Ayrica zevcesi Nilüfer Hatun tarafindan bir imâret. Bursa'yi da oglu Murad Han Gazi'ye vererek adini "Bey Sancagi" koymustu. IZMIT'IN FETHI Bir ticaret merkezi durumunda bulunan Izmit. Imparatoria anlasarak kusatmayi kaldirmisti. bu kusatmadan alti sene sonra (1337) sehri siddetli bir sekilde tekrar kusatti. Kendisi de bütün bunlarin üstünde memleketi idare ediyordu. Izmit'in fethi ile Kocaeli Yarimadasinin tamami Osmanlilarin eline geçmis oluyordu. imâret ve medrese gibi dinî. onu Yenice. oglu Süleyman Pasa'ya verilmis. Karacahisari amcasinin oglu Gündüz'e verdi. Iznik'in fethinden hemen sonra Osmanlilar tarafindan alinmak istenmis ve hatta bir ara elde edilmis ise de sonradan yine Rumlara verilmisti. teslim olmak zorunda kaldi. Orhan Gazi. Kaynaklar. aksam olunca kandillerini bizzat kendi eli ile yakmis olmasi bunu göstermektedir. gelenek ve göreneklerini muhafaza edebileceklerini bildirdi. Orhan Gazi. Osmanli kuvvetleri Iznik'in fethinden bir sene yani 1331 Haziran'indan sonra sehri kusatmislarsa da Bizans Imparatoru UI. Nitekim onun yaptigi imârette pisirilen yemekleri bizzat kendisinin dagitmis olmasi. Orhan Gazi'nin buradaki faaliyetlerinden bahs ederken onun bir hükümdar gibi degil. Iznik ve bilahere Izmit'in fethinden sonra idarî bir sistem kurarak memleketi buna göre idarî bölgelere ayirdi. istenilen Müslüman-Türk sehri hüviyetini kazandi. Bundan baska diger hayir sahiplerinin yaptirdiklari tesislerle kisa bir müddet sonra Iznik. Burayi bir müddet kendisine merkez yaparak Iznik'in bir Müslüman Türk sehri olmasina gayret etti. Gitmeyenlerin ise Osmanli tebeasindan olmak ve sadece vergi (cizye) vermek sartiyle din. Andronikos'un yardima gelmesi üzerine Orhan Bey. mallarini alarak bir gemi ile Istanbul'a gitti. Bunun için orada cami. sosyal ve kültürel müesseselerin temelini atti. Buna göre Izmit. oglu Süleyman Pasa tarafindan da bir medrese insa edildi. herhangi bir vatandas gibi davrandigini belirtirler. Türklerin eline geçtikten sonra. Orhan Bey. Izmit ve havalisinin idaresini oglu Süleyman Pasa'ya verdi. Bu kusatma üzerine disardan yardim alamayan sehir.Iznik. Göynük ve Mudurnu'ya havale etmisti.

O dönemde batida Karesi ogullan vardi. Küçük Asya'da bulunan diger beylere karsi hasmane bir tesebbüste bulunmamislardi. Mihaliç ve Kirmasti gibi yerleri Bizans'tan alip feth etmek suretiyle. Çünkü Anadolu'da bulunan diger beyliklerin sinirlari. Çanakkale'ye kadar gelerek. Zira sadece bir taraftan tutulan Marmara ile stratejik güç haline gelmek imkansizdi. Armutlu gibi mevkiler de Kara Timurtas Bey vâsitasiyle Orhan Bey kuvvetlerinin eline geçmisti. Mudurnu) de birer teslim oldular. Orhan Bey'e Türklerle meskûn bulunan bu topraklarin zaptinda ilk firsati verdi.bir sekilde davranmasi. Osmanlilarin dogrudan dogruya bütün Bizansi çevirmesine imkân vermiyordu. . Çanakkale Bogazi'nin Asya yakasini elinde bulundurmanin stratejik nimetini takdir edebilecek deha ve imkâna sahip degillerdi. KARESI BEYLIGI'NIN ILHAKI 1340 yilina kadar Bizans topraklarinda fetih hareketlerine girisip sinirlarini genisleten Osmanli Devleti. Bizans'in taht kavgalarindan istifade edecek ve hatta topraklarina akinlar düzenleyip isgal edebilecekti. Ne Osman ne de oglu Orhan. Osmanlilar ile Karesiler arasinda Bizans'a ait bazi topraklar vardi. O zamana kadar Osmanlilar. Ayni sekilde Izmit Körfezindeki Gemlik. Bu arada Bizans da bütünüyle Güney Marmara'dan çekilmis degildi. fethedilen yerlere dogudan gelen Türkleri yerlestiriyordu. Ayni sekilde Çanakkale Bogazi'na da yaklasmak gerekiyordu. Göynük. ve çevrelerinin tamamen Osmanlilar ile kusatilmis olmasindan dolayi civarda bulunan bir çok kale (Tarakli Yenicesi. sadece Bizans'la muharebe etmis ve ülkelerini özellikle Bizans Imparatorlarindan aldiklari yerlerle genisletmislerdi. Bu sebeple Karesi Beyligi topraklarinin alinmasi gerekiyordu. Bizanslilara karsi kazanilan zaferlerden daha önemliydi. Bu da ilk firsatta Avrupa'ya geçme imkânini saglayacakti. Fakat bunlar. Bununla beraber Bizans topraklarinda genislemekte olan bir Türk devleti için bu kafi degildi. Böylece Orhan Gazi. Ancak bu sayede batiya geçilebilirdi. 741 (1342) tarihinde Ulubat. Osmanlilar. Bu siralarda Karesi Beyligi'nde çikan bir hadise. Bu. merkezi Balikesir'de bulunan Karesiogullari Beyligi ile ayni hududlari paylasir oldular. Gerçekten de batiya dogru açilip genisleyebilmek için sadece Istanbul Bogazina yaklasmak kâfi degildi. Zira bu sayede Osmanlilar. Bu küçük iç deniz (Marmara) iki taraftan kiskaç içine alinmaliydi. bogazin güney kiyilarini ellerinde bulunduracaklardi.

Karesi Beyligi'nden birçok sahil bölgesinin Osmanlilara geçmesi ile Rumeli'ye geçis kolaylasir. Bunlar kale önüne gelip görüsmek isterler. Fakat kaleden atilan bir okla Dursun Bey maktul düser. Bu arada Balikesir ümerasi basta Haci Ilbeyi oldugu halde Evrenos. Bu teklif ile Orhan Bey'i tahrik ve tesvik eden Dursun Bey. Fakat kardesi Dursun Bey. Bergama'ya gelip kaleyi muhasara eder. Kapidagi ve Edincik gibi sehirler Osmanli topragina ilhak olunur. Kendisi de Truva mintikasindaki Kizilca Tuzla ile Bayramiç gibi yerlerde hükümdarligini sürdürecekti.Osmanli kaynaklarina göre Karesi Beyi'nin ölümünden sonra yerine oglu Demirhan geçmisti. Ece Halil ve Gazi Fazil Bey'ler. Biraz önce isimlerinden bahs edilen ve Çanakkale bogazi ile çevresini çok iyi taniyan bu degerli komutanlar sayesinde Rumeli fetihleri kolaylasmisti. Bundan sonra Bursa'ya getirilen Demirhan gelisinden iki sene sonra Yumrucak (taun. Orhan Gazi. Manyas. Bu ilhakin Orhan Bey bakimindan önemli bir yönü de bu beylige tabi degerli komutan ve emirlerin Osmanli hizmetine girmis olmalaridir. buna muhalefet ederek veya biraderi tarafindan öldürülmekten korkarak Osmanlilara iltica etmisti. O da Osmanli hükümdari Orhan Gazi'ye Balikesir. Balikesir üzerine yürüyen Orhan'in gelisini haber alan Demirhan. Haci Ilbeyi. Osmanlilar. Halkin israrina dayanamayan Karesi Bey'i kaleden çikip Orhan Gazi'ye teslim olmak zorunda kalir. Aydincik ve Bergama'yi verme teklifinde bulunur. Ece Halil. Böylece Karesi Beyligi'ne ait olan Balikesir. büyük bir ihtimalle 1345 yilinda meydana gelen Karesi seferine Orhan Bey'le birlikte istirak eder. iki kardesi baristirmak için Dursun Bey'i Haci Ilbeyi ile beraber Bergama kalesine gönderir. Orhan Bey'i karsilarlar. Hammer bu sessizligin sebebi ve bu konudaki yanlis degerlendirmeler hakkinda asagidaki ifadelerle bir gerçege parmak basarak söyle der: . Gazi Fazil Bey ve Evrenos Bey gibi askerî ve idarî bakimindan yönetici olacak durumdaki bu insanlardan istifade edip bilgilerinden yararlanmislardir. Karesi Beyligi'nin ilhakindan sonra uzun bir müddet önemli sayilabilecek bir fetih hareketine girisilmedigi anlasilmaktadir. Bundan çok müteessir olan Orhan Gazi. Bergama kalesine siginir. Haci Ilbeyi vasitasiyle Orhan Bey'in sarayinda bulunan Dursun Bey'i hükümdar olmak için tesvik ederler. veba) hastaligindan vefat eder. Zira bunlar denizciligi de iyi biliyorlardi. Beyligin basina geçen Demirhan'in fena ve kötü hareketlerinden dolayi Karesi ileri gelenleri (ümera).

Alaeddin (ulemadan)'in akillica görüsleri ile kurulan yeni ordunun tam ve disiplinli bir düzene sokulmasi. Doglu Baba. Bu ifadelerin gerçek sahidi ise Karesi bölgesinin fethinden sonra insasina baslanan câmi. hukuk ve idare otoritelerinin kollektif idealizmi ile izah. Abdal Murad. Yeni müesseseler ile saglam temellerin atilmasi bu siyasî varliga ve birlige bir hayatiyet saglayacakti. Orhan Gazi zamaninda kurulmustu. bu dinlenme çaginda. Zira bu beylik. içerde güvenlik durumunun sarsilmaz sekilde saglanmasi gibi isleri gelistirdi. Bu sebeple devlet." îleride daha genis bir sekilde ele alinacagi gibi Osmanli Devleti'nin ilk teskilâti. artik devamli olarak genisliyordu. Aksine. Osmanli Beyligi'nin ilk devir tarihinde önemli hâdiseler olarak mütalaa edilebilir. Dursun Fakih. devletin kurulus ve yükselis hadisesini fikirden aksiyona çeviren ve kuvvetler birligini vücuda getiren faaliyetin sirrini. Bu konularda ulema sinifindan gelmis olan vezir Alaeddin Pasa ile Bursa kadisi Cendereli (Çandarli) Kara Halil faaliyetlerde bulundular. ilim. Bursa ve Iznik'in zapt edilmesi. Akça Koca. isabetli bir inanis olsa gerekir. Ahi Semseddin gibi ululara. Geyikli Baba. bu faaliyete istirak eden din. Osmanli Devleti'nin mucizeli bir sür'atle yükselis ve inkisafini bir yandan tarihî halet ve gerçeklerde. Orhan Gazi Beyligi'nin hududlari. Konur Alp. Taptuk Emre. bir yandan da Islâmî prensiplerin adalet. yavas yavas eski asiret usûl ve kaidelerinden ayrilmak zorunda idi. Mevlânâ Sinan. Abdal Musa. Gülsehrî gibi mutasavvif sairler. Ahi Evren. idarî sahada adalet. Bununla beraber tarihçilerin buradaki derin sessizlikleri. Abdurrahman Gazi gibi seçme yigitler. askerî sahada da yeni bir sistem ve teskilât meydana getirmek ihtiyacini hissetmeye basladi. Bizanslilarin zannettigi gibi devamli kayiplarin ve bozgunluklarin bir soncu degildir. insaf ve dinamizmine gösterilen sadakat ve saygida aramak icab eder. Davud Kayserî ve Taceddin Kürdî gibi büyük âlimler. Nitekim."Karesi'nin fethinden sonra yirmi sene zarfinda Osmanli ülkesi yeni ve önemli bir fetih ile genislemedi. çevresinde yer . medrese. Ancak bu sayede modern bir devlet olma özelligini kazanabilirdi. Orhan'in dindarligi sebebiyle meydana gelen bu müesseseler. Onun için de. Orhan Gazi. (bes sene önce ilk medrese ve imâretin tesis olundugu) Iznik'teki müesseselerle kisa zamanda rekabet edip boy ölçüsebilecek duruma geldiler. imâret ve kervansaray gibi büyük binalardir.

Asikpasazâde. Ol dervis geldi bir agaç dahi getirdi. Sordular: Ehli kimdir? Ayudtu: Hak Teâlâ dünya mülkünü sizin gibi Hanlara ismarladi. seneler süren ve Osmanlilari bir hayli yoran cenklerden sonra orduyu. Gördüler. ehline verir biz ânin ehli degiliz. Dervis dahi haber gönderdi kim sakin gelmesin. Turgut Alp pir olmustu (yaslanmisti). padisahin hisarina (sarayina) girdi. Orhan Gazi'ye haber verdiler. durmadi geri mekânina vardi. Orhan Gazi çikti gördü tamam dikmis. Gözetirler dahi vaktinde varirlar kim dualari makbul olur. Gerçekten. Han'a haber verdiler. Geldi mukim oldu. Hemandem dua etti. Âsikpasazâde'nin dilinden söyle ifade edilir: "Hele simdi görelim Orhan Gazi Bursa'da neyler: Devletle geldi imâret yapti. Geldiler davet ettiler. gerek hükümdarlik makamini bir idealist üreticiler zümresine dayamis oluyordu. Dogru Bursa'nin hisarina geldi. Dahi sormadin.vermekle gerek devleti. Han'a eydür teberrükümüz oldukça dervislerin duasi makbuldur dedi. Orhan Gazi yine haber gönderdi kim niçin gelmez. Veya beni niçin komaz anda varmaya. Inegöl yöresinde Kesis Dagi (Uludag)'nin arasinda bir nice dervis gelmisti. Orhan Gazi'ye adam gönderdi kim benim köylerim yaninda bir dervis daim ânin yanina gelir. Olay. kapida dikiyor. Orhan Gazi eydür: Dervis! Nola benden su sözü kabul etsen. Orhan Gazi dahi dervisin mekanina vardi. Eydür: "Baba Ilyas müridiyim" der. gelmedi. der. Kullari birbirleri ile mesalihin görsün deyü. Orhan Gazi eydür: Aceb kimin mürididir? Eydür: Sorun kendinden der. Hayli mübarek dervistir dedi. Biz bu ulularin hizmet ve hikâyelerine örnek olmasi bakimindan Asikpasazâde tarihindeki bir rivayeti nakl etmekle yetinmek istiyoruz. Kavak agaci simdi dahi vardir (Asikpasazâde zamani). Anda makam tutmuslardi. idareyi ve cemiyeti mayalayip yoguran manevî temsilcilerin fetih tarihindeki hikâyeleri. Vilâyetin dervislerini teftis eylemeye basladi. Dervis eydür: Mülk ve mal Hakk (Allah)'indir. Nesrî ve Ibn Kemâl gibi kaynaklarda anlatilir. "Seyyid Ebu'l-Vefa tarikatindanim" dedi. Bir nice günden sonra bir kavak agacini omuzuna kodu. Âninla musahabet eder. Emr etti kim getirin dedi. Cevab verdi kim dervisler göz ehli olur. Bu dervislerden biri ayrilir varir dagda geyiciklerle yürür ve ol Turgud Alp âni sever. (Ey) Dervis bu Inegöl nevahisi senin olsun dedi. Geldiler sordular. Dervis eydür: .

Allah'in. bu insanlarin civarlarinda medfun bulunduklari birçok zâviyenin insasiyle onlara karsi minnettarligini ebedîlestirmistir." Devletin kurulus hamurunda mayasi bulunan tasavvuf erbabi ile Orhan Gazi'nin ilgi ve münasebetlerini anlatan Hammer. Yaninda tekye yapti. digerinin de sadece yogurt yiyerek hayatini sürdürdügünü göstermektedir. Pek çok ziyaretçisi bulunan bu zâviye. Bir de Cuma mescidi yapti. . Orhan'in bu konuda babasini örnek aldigini söyleyerek su sekilde fikrini beyan eder: Orhan." Kendisiyle görüsmek isteyen hükümdardan köse bucak kaçan. ne de onu kendi mekânina isteyen büyük istigna. O zâviyeye "Geyikli Baba Tekkesi" derler. Âsikpasazâde sözlerine devamla söyle der: "Orhan Gazi o dervisin üzerine kubbe yapti. Bursa fatihi (Orhan Gazi). Simdiki vakitte onarilip bes vakitte padisahin ruhuna dua ederler. Ne malda gözü var. Gazi Hünkâr: "Sol Inegöl nevahisini al senin olsun" deyince "biz onun ehli degiliz" diyor. Bursa muharebesinde iki Abdal veya iki aziz kisi ile Sultan Orhan'a refakat ederek. ezeli tokluk ve gönül saltanati. Sirtladigi fidani hünkarin bahçesine dikmekle de. Sehrin kapilarinda ve Uludag'in zirvesinden dogan Alisir Irmagi kenarinda Horasan'da dogmus olan Dervis Abdal Murad'in tekkesi. iç zenginligi. Beyin israrlari karsisinda ufku göstererek "Su tepecikten bericigi dervislerin avlucugu olsun" diyor. Bu iki baba. ne onun yanina varmaya yanasan. Uludag'in eteginde ve sehrin dogu taraflarinda idi. gerek dualari gerekse kerametleri ile neticenin kisa zamanda alinmasina vesile olmuslardir. ne mülke tamah düsürmüs. Adi geçen dagin yüksek bir yerinde ve Gökpinari denilen yerde Doglu Baba'nin türbesi bulunur. Bunlardan ilki geyiklerle birlikte yasadigi. batida ve Kaplica yakininda Abdal Musa'nin tekke ve mezari bulunmaktadir. onlarin tabiat ve ahlâklarini çok güzel izah etmektedir. mülk ve mali kendilerine ismarladigi han ve hükümdarlara yardimci ve destek oldugunu açiklamak istiyor. Dervis Turud ile Kumral Abdal için tekke insa eden babasina uyarak Geyikli Baba'ya uygun bir zâviye bina ettirdi.Sol karsiki tepecikten bericigi dervislerin havlicigi olsun dedi. Bu iki muttaki zatin (Geyikli ve Doglu Baba) isimleri. Orhan Gazi dahi bu sözü dua aldi yine mekânina gitti.

bu agaç gibi kök salarak dallarini uzaklara ulastiracagini ve göklere kadar yükselecegini söyler. Rivayete göre yine bir gün geyige binmis ve omuzunda bir çinar dali bulundugu halde sultanin sarayina gelir. Devletin bahtliligina bir isaret ve belirti olmak üzere fidani bahçeye diker. Geyikli Baba Hoy'da dogmus. Kurulus dönemindeki mütevazi imkânlarina ragmen. Bu sebeple Müslüman Türk nüfusu çogaltmak gerekiyordu. daima tasavvufu vecd içinde yasar ve Uludag'da ormanlar arasinda geyiklerle birlikte günlerini geçirirmis. Bu düsüncede bulunan devlet ve idare adamlari. sosyal bir vak'a olarak günümüze kadar uzantisi devam etmektedir. Çünkü Anadolu'daki beylikler de kendileri gibi Müsluman ve Türk unsurlardan meydana geliyordu. bu gayelerini gerçeklestirmek ve daha fazla müslüman nüfustan istifade için zaman zaman komsu Müslüman beyliklere de müdahalede bulunmuslardi. ANKARA'NIN ZAPTI Osmanlilar. Fakat bu da büyük bir nüfus ve insan gücüne sahip olmaya bagliydi. Bunun için de Rumeli'nin fethedilmesi ve Müslümanlarin eline geçmesi gerekiyordu. Abdal Murad'in. Bu zat. Bu bakimdan kendileri ile hasmane hareketlerde bulunmayan bu beyliklerin topraklarina karsi tamahkârlikta bulunup hiç bir sebep yokken onlari ele geçirdikleri söylenemez. Osmanli Devleti'nin. Bu ve benzeri rivayetler. Orhan çagirmadikça oradan inmezmis. Anadolu'da bulunan devlet ve beyliklerin topraklarini zapt edip anlari hakimiyetleri altina almak yerine bati ve hatta Trakya'da bulunan bölgeleri feth etmeyi yegliyorlardi. Bu sayede Istanbul ve Çanakkale bogazlarinin batisinda bulunan bölgelere de Islâm'in sesini ulastirabileceklerdi. Islâm'i Anadolu'nun batisindaki topraklara tasimayi hedefleyen Osmanlilar. dört arsin uzunlugundaki agaç kilicindan baska bir silahi olmadigi halde hayrete deger yigitlikler gösterdigi de söylenir. Bolu taraflarindan baska Ankara cihetine dogru da genislemek ve buradaki Türk nüfusundan istifade . toplumun maserî vicdaninda bir karsilik (makes)bulmus olacak ki. Abdal Musa da pamuk ile ates toplamistir. Osman zamaninda kerameti ile söhret bulmustu.Rivayete göre Geyikli Baba muhasara ordusunun önünde elinde altmis okkalik bir kiliçla bir ceylana binmis olarak harb etmistir.

Karaman ve diger beylikler herhangi bir çatismaya mahal kalmadan Osmanlilarin idaresini kabul edebilecek hale geleceklerdi. Öztuna'nin dedigi gibi "Rumeli maddî. Eretna Beyi Alaeddin'in vefati üzerine yerine geçen ogullari zamanindaki karisiklik. Öyle anlasiliyor ki Orhan Bey. Zira güçlü ve kuvvetli olan bu iki Müslüman Türk Beyligi ile. Anadolu'nun mühim merkezlerinden birisi olan Ankara. merkezi Sivas olmak üzere kurulmus bulunan Eretna Beyligi (1335-1381)'nin idaresi altinda bulunmakta ve bu beyligin en bati ucunda yer almakta idi. Ahilerin eline geçmesine sebep oldu. Türk devletleri ile harbe girisip kuvvetlerini yipratmak Osmanlilarin aklindan bile geçmiyordu. Osman Bey. Karamanogullari'nin Ankara üzerinde birtakim emelleri varsa da fiilen onlarin topragi ve sinirlari içinde bulunmadigi için bu yüzden Osmanlilarla harb etmeyi göze alamazlardi. onlarin bütün davranislarinda kendini açik bir sekilde ortaya koymaktadir. . bir bakima Aricara'nin ele geçirilmesi ile mümkündü. fakat Anadolu mânevî güçle feth olunacakti. Osman Gazi ile oglu Orhan'in takip ettikleri politikaya tamamen aykiri idi." Osmanlilarin. onlari ileriye degil. Ankara'nin Osmanlilar'a ilhaki mühim bir hadisedir. Ankara 1361-1362 arasinda 1 yil kadar Osmanlilarin elinden çikmissa da.etmek gerektigine kanaat getirdiler. ne kadar sürecegi süpheli olan bir maceraya girismek. oglu ve torununun bu politikasi ile dinî ve siyasî anlayisi. Osmanlilari Sakarya ile Kizilirmak arasindaki topraklara hakim kilmistir. Böylece Osmanlilarin dogu hududunda bulunan kuvvetli bir nokta elde edilmis oldu. Bu karisikliklardan istifadeyi düsünen Orhan Bey. 1362'de Sultan Murad tarafindan çevresi ile birlikte tekrar Osmanlilara kazandirilmisti. Germiyan ve Karamanlilar'dan toprak kazanmayi düsünmüyordu. zaman içinde Germiyan. komsu ve kardes beyliklerle herhangi bir çatismaya girismeksizin ihtiyaç duyduklari Türk nüfusunu çogaltmak. Bu sebeple. Ankara'yi bir müddet Karamanogullari'na daha sonra da müstakil bir idarenin. geriye sürüklerdi. Halbuki Bizans ve Müslüman olmayan diger devletlere karsi elde edilecek muvaffakiyetlerin verecegi san ve seref Osmanlilari o kadar yükseltecekti ki. Bu hadise (Ankara'nin ilhaki). Zira bu yol. oglu Süleyman Pasa komutasinda gönderdigi bir ordu ile Ankara'yi zapt ederek (1354) Osmanli ülkesine katar. Kizilirmak çevresinin bütünüyle fethi de bir mânâda Anadolu hâkimiyeti demekti. O dönemde Ankara Ahi'lerce idare edilen müstakil bir sehir devleti idi.

asirlari içine alan uzun bir zaman zarfinda surada burada vakit geçirmis olduklarindan tarih sahnesinde pek gözükmeye imkân bulamamislardi. Bu siralarda bazi Türk kabileleri de Asya'dan Avrupa'ya geçerek göçmen milletler arasindaki yerlerini aldilar. asir Bizans ordulari içinde Slavlar. Zira. Bunlar. Iskandinavyalilar. Buna göre Avrupa ve özellikle Balkan Yarimadasi daha o zamandan beri Türklere yabanci olmayan ve onlar tarafindan taninan bir yerdi. Bizans Imparatorlugu ile yapilan mücadelelerinden sonra meydana çikmislardi. bu topluluklardan dillerini. Sirp. Kuman. Bu bakimdan gerek Türk. millî ve kavmî özelliklerini muhafaza edenler de oldukça mühim bir yekûn teskil ediyorlardi. Bunlar. Macar. Bilhassa Bizans Imparatorlugunun siyasî hududlari içine yerlesen kavimler. Bu sebepledir ki. Kavimler göçü sonunda insanlar. Bu Türkler. Ulah ve diger kavimlerin. kendileri ile tesrik-i mesaide bulunduklari milletlerle zaman içinde kaynasmis. Türk. ancak Bulgar. bilhassa 5. gerek Avrupali ve gerekse diger bir çok milletin ilk yurdudur. Türkler Rumeli'ye ayak bastiklari zaman yer yer Ortaasya göçlerinden artakalmis ve zamanla Ortodoks kilisesine baglanmis topluluklarla karsilasmislar. farkli bölgelere dagilarak hayatlarini sürdürdüler. bir kismi da galip gelen devletlerin içinde ve onlarin dinleri olan Hiristiyanligi kabul ederek hayatlarini devam ettirmislerdir. daha genis ölçüde de Slavlar ile karsilasarak dil ve din degistirmislerdir. Ortodoks birligine girmis olmakla beraber. Bununla beraber zaman zaman da savaslarda maglub olan bu Türklerden bir kismi yine kendi öz yurtlari olan Asya'ya dönmüs. Hatta X.RUMELIYE GEÇIS Bilindigi gibi Asya. bazan Bulgar. Alan. Kafkasyalilar. bazan Macar. meydana gelen harplerde büyük kahramanliklar göstermislerdir. . eskiden beri bilinen ve insanlik tarihinin besigi olarak kabul edilen bir kitadir. kismen Cermenler. onlarin kültür degerlerine katkida bulunmus. Mora'ya. Yürük. Osmanlilardan önce Avrupa'ya geçmis bulunan bu insanlar. bazan da Ulah gibi kavimlerle birleserek Bizans'a karsi mücadeleye giristikleri gibi bazan da kendi baslarina ve yalniz olarak mücadele etmislerdir. asirdan beri Ortaasyadan bosalircasina akan Türk kavimleri bugünkü Rusya'yi asip Dogu Avrupa'ya. Türkmen ve Tatar gibi isimlerle ortaya çikmislardi. Peçenek. Iberler. Adriatik kiyilarina ve Avrupa'nin kuzey sahillerine kadar uzanarak zaman zaman hakimiyetler kurmus. Ruslar. Avrupa'ya geçmis bulunan Türk kavim ve kabileleri.

ayak bastigi ülkelerin siyasî. bir yandan Cermen. bazi kabileler de reisleriyle beraber din degistiriyorlardi. Helen harsinin (kültür) kesif oldugu bölgelere sürülüyordu. Daha önce de kismen temas edildigi gibi asirlar boyu dalgalana dalgalana kabarip tasan Türk seli. ordulariyla birlikte hiristiyanligi kabul ediyor. Yukari Tuna Steplerinden Kafkaslara ve Habesistan'a kadar bütün güney ülkeleri halkini. kendi kanlarini tasiyan irkdaslarina karsi cenk etmeyi kabul etmeyerek atlari ve silahlari ile beraber Selçuklu ordusuna katilmislardi. asilzâdelik ünvanini vermek ve toprak bagislamak gibi tavizleri. Peçenekler ve Fergana Türkleri gibi Türk kavimleri de mühim bir yekûn tutuyorlardi. Buna paralel olarak Bizans da hududlari içinde iskân edilen veya vazife alan yahut da esir edilen zümreleri. ictimaî ve etnik bünyesinde derin iz ve eserler birakmis olmakla beraber. dinlerini. toplum ve site hayatlarini benimseyerek onlarin içinde erimis bulunuyorlardi. Öyle ki bazan harp esiri olan Türk hükümdarlari. . Böylece onlari kendi kültürleri içinde eritip yok etme politikasini güdüyorlardi. Esasen. Türk kabilelerinin alnindaki tarihî kaseyi örtmek için Bizans'a bir hayli yardimci olmustur. Bazan da mecburî göçler yaptirilmak suretiyle Türk kavimleri. bir ifadeye göre Bizans ordusunda bulunan Uz veya Peçenekler kendi dillerini konusan. Türkleri de bu kültür ve din kaynasmasiyla kendi millî hüviyetlerinden soyma politikasi güdüyorlardi.Araplar. Bizans'in bu neviden faaliyetleri her zaman asiri olagelmistir. Nitekim. asirlardir binlerce kilometreyi asarak Ortaasya'dan gelen çesitli Türk kabileleri. bir yandan Slav tesiri altinda yerli halkin dillerini. Incil'e baglamak yolunda muazzam bir teskilât hüküm sürmüstü. Hazarlar. Bizans devlet politikasinin. yine Ortodoks cemaatine yeni dindaslar kazandiriyordu. Malazgirt zaferi ile Müslüman Türkler lehine neticelenen SelçukluBizans karsilasmasinda. Ortodoks birligi ve Helen kültürünün baskisi altinda kavmî ve millî hüviyetlerinden çikarmis bulunuyordu. bazan da kendileri bu tesirlerin altinda kalmislardi. Bu yüzden Bizanslilar. Kilise ve misyon teskilâti. Sicilya Normanlari oldugu gibi. O kadar ki. Bizans'in dinî temellere dayali olarak kolonize ettigi diger kavimlerle birlikte Türkleri de Ortodoks birligine çektigi anlasilmaktadir.

Bu topraklarda yerlesmis fakat kültür ve kavmî itiyadlarini kiskanç bir muhafazakârlikla saklamis olan bu Türk topluluklari da hakim millet olarak karsilarina çikan irkdaslarina derhal sarildilar ve onlarin idarelerine girmekte tereddüd etmedikten baska. bir koldan da Iran. eger arkadan Osmanlilar yetismeselerdi Küçükasya Türklügü de ayni akibete ugrayacakti. Iste Çin.Görüldügü gibi bir koldan Stepler memleketine. üzerinde fazla . hatta defalarca kurduklari siyasî hâkimiyete ragmen adlari ve sanlari bile silinip gitmistir. Rumeliye adim atar atmaz çesitli devletlerin kültür ve diplomasisi tarafindan temsil edilmis bir Ortaasya bakiyesi ile karsi karsiya geldi. iste Hind. Surasi üzerinde dikkatle durulmasi gereken bir husustur ki. devamli bir fetih ve yerlesmeye yetecek kadar bir sebep teskil etmezler. Bundan önce Türkler su veya bu sekilde Rumeli'ye ayak basmis ve bölgede çesitli faaliyetlerde bulunmuslardi. sosyal. asirlarca topraklarina yürüyen bu dalgalari kendinden seçilmez hâle getirmis. Zira asirlardir çesitli kavimlerin bir cenk ve mücadele sahnesi olmus bulunan Balkanlar'da baris ve huzuru iade ederek tarihe karsi serefli bir borcu yerine getirmeye hazirlaniyorlardi. Böylece idarî. gerçekleri konusan dudagi sahittir ki. Ama Orhan Gazi'nin oglu Süleyman Pasa'nin geçisi. daha önceki geçisler üzerinde fazla durmazlar. iste Iran. fütuhat ve yerlesme davalarinda soydaslarina yardimci oldular. Fakat bunlar genellikle geçici bir süre için oldugundan bilhassa Osmanli tarihçileri tarafindan üzerinde fazla durulmamistir. yalniz kendi irk ve medeniyetleri için yeni bir ülkeye sahip olmakla kalmayacaklardir. Osmanli tarihçileri. Türkler tarafindan gerçeklestirilen 18. Iste yine bu Müslüman Osmanli Türklügüdür ki. Gerçekten de Hammer'in tesbitlerine göre Süleyman Pasa'nin Rumeli'ye geçisi. artik Müslüman Türklerin orayi vatan edinmelerine zemin hazirlamisti. zaman sisleri arasinda kaybolagelen mazi miraslarini geri alip dört basi mamur bir Türk devleti kurmak ve onu tarihî hassalari ile yasatmak kudretini yalniz Osmanlilar gösterebilmistir. Zira onlara göre önceki geçisler. Dogu Avrupa'ya Bizans ve Mora'ya. Bu bakimdan bu geçisler. geçis olmaktadir. Suriye ve Arap ülkelerine yayilan Türk kabileleri farkli baskilar altinda eriyip yok olmus bulunuyorlardi. Tarihin. askerî. dinî ve tekmil bütün müesseseleri ile Rumeli'ye akmaya baslayan Osmanlilar. Mezopotamya.

Hatta bu yüzden olsa gerek ki. orada da Osmanli Beyligi'nin menfaatlerini temine ugrasmalari bunun içindir. Bizans Devleti'ni sadece Avrupa kitasina sürmüs olmakla iktifa etmeyerek. Bizans Imparatoru Kantakuzenos'un sik sik Osmanlilarin yardimina ihtiyaç duymasi." Gerek Katalanlar. Orhan Bey. Bu bakimdan Osmanli Beyligi'nin ilk müessisi Osman Bey ve özellikle oglu Orhan. Bu üç devlet. sosyal ve hatta dinî buhranlar içinde bulunan Bizans'in fazla uzun ömürlü olamayacagi biliniyordu. Trakya sahillerine birçok çikartmalar yaptirarak bu havalinin vaziyetini iyi bir surette ögrenmisti. onun Osmanlilar'dan yardim istemesine kadar variyordu. ya basta bulunan idarecilere (hükümete) yardim etmek veya partilerden birini rakiplerine karsi daha faal bir rol oynamak için desteklemeye çalisiyorlardi. Buna karsilik Türk tarihçileri bu geçisi tafsilatli bir sekilde anlatirlar. Sirbistan ile Bulgaristan devletlerinin gözü vardi. gelecekteki bu tür seferler için Bolayir yakinindaki Çimbi (Çimpe)'yi askerî bir üs olarak Osmanlilara vermesine sebep oldu. "Osmanlilarin. Böylece. Osmanlilara karsi zaman zaman yumusak bir siyaset takib etme ihtiyacini duymustu.durmaya degmez görünmüstür. asrin baslarindan itibaren içten içe çökmeye yüz tutan Bizans Imparatorlugu'nun topraklarinda. Yani Osmanlilarin baskin yaptiklari veyahut yardim maksadiyla girdikleri yerleri istilaya kalkismayarak evvela kendilerine zemin hazirlayacaklari gayet tabii idi. Bizans tarihçilerinden de sadece Kantakuzen. halk arasinda Osman Gazi'nin rüyasinin yavas yavas gerçeklesmek üzere oldugu kanaati da yayginlasmaya baslar. gayelerini gerçeklestirmek ve en büyük hisseyi elde etmek için büyük gayretler sarf ediyorlardi. Bu konu ile ilgili kaynaklar su bilgileri vermektedir: . Bu bakimdan. Bu devletler. Bilindigi gibi XIV. imparatorlugun varisleri olmak için bazi faaliyet ve çalismalarda bulunuyorlardi. Bizans'in gerek iç. Bu dönemde. gerekse dis durumunu yakindan takip ediyorlardi.henüz babasi Osman Bey'e vekâlet ettigi tarihlerden itibaren. Süleyman Pasa'nin geçisinden fazla teferruata girmeden ve geçisin detaylarina inmeden ana hatlari ile söz eder. Hatta bu ihtiyaç. Lakin bu ilk faaliyetlerden her zaman kat'i ve fiili neticeler beklenmeyecegi de muhakkakti. adi geçen devletin mirasindan Osmanlilar da istifade etmeyi düsünmek zorunda kaldilar. siyasî. gerekse Latinlerle iyi iliskileri olmayan ve Latinlerin Istanbul'u alip Bizans Imparatorunu Anadolu'ya atmak için gösterdikleri çabalar yüzünden Bizans Imparatoru. ekonomik.

Nitekim 1349'da Sirbistan krali Stefan Dusan.Damadi Orhan Bey'in verdigi kuvvetler ile. Bu hadiseden kisa bir müddet sonra Kantakuzenos ile imparatorluk ortagi olan V.000 altin karsiliginda Çimbi'yi satin almak istedigini bu arada Türk kuvvetlerinin Gelibolu'yu terk ve tahliye etmelerini. bu vazifesini basari ile yapip Anadolu'ya dönerken. Buna karsilik Orhan Gazi. öbür taraftan da 10. basi sikistikça da Orhan Bey'e bas vurmaktan geri kalmiyordu. Ioannes arasinda mücadele alevlendigi zaman Orhan Bey. Bizans'taki taht ve saltanat mücadelesine 1345'ten itibaren karismis.000 kisilik bir kuvvetle Dimetoka'da Sirp ve Bulgarlara karsi mühim bir galibiyet elde etmisti. imparatorun kendisine yardim karsiligi verdigi Çimbi'yi teklif geregince terk edebilecegini. sikisik bir durumdan kurtulmaya muvaffak olan Kantakuzenos. Izmit'te kendisi ile görüsmek arzu ettigini bildirdi. Cenevizliler ile birlikte yine Kantakuzenos tarafini tutmus ve yardimci kuvvetlerini göndererek bir taraftan Edirne'de kusatma altinda bulunan Kantakuzenos'un oglu Mateos'u kurtarmis. Osmanlilarin Avrupa mintikasina yerlesmelerinin kendileri için ne kadar tehlikeli oldugunu anlamisti. 1352 yilinda meydana gelen bu hadisede Osmanli kuvvetlerine Süleyman Pasa komuta ediyordu. Bu sebeple Orhan Gazi'ye haber gönderip 10. Bu sirada Bizans donanmasi ile birlikte bir miktar Osmanli deniz kuvvetlerinin de harekata istirak ettigi görülür. Gerçekten.000 kisilik Osmanli kuvveti. Bu yerlesme ve fütuhat. fakat Gelibolu'yu bizzat kendi kuvvetlerinin zapt etmis olmasindan dolayi iade edemiyecegini ve hastaligi sebebiyle de kendisi ile görüsemeyecegini . 1354'te Orhan Bey kuvvetlerinin Bolayir ve Tekirdagi'na kadar bütün Marmara kiyilarina sahip olduklarini gördükten sonra buna mani olmayi düsünmüstü. onun lehine olmak üzere vaziyeti kurtarmisti. Selanik sehrini zapt etmek üzere iken Kantakuzenos'un Orhan Bey'e müracaat ile temin ettigi ve Orhan Bey'in oglu Süleyman Pasa idare ve komutasinda bulunan 20. Zira Kantakuzenos. hem de Rumeli yakasinda yerleserek bir hareket üssüne sahip olmus bulunuyorlardi. bir miktar askerini de Kantakuzenos'un bu yardima karsilik olarak Gelibolu yarimadasinda vermis oldugu Çimbi kalesinde birakmisti. zaman zaman da Papaya müracaat edip Haçli seferlerinin tertip edilmesini isterken. Böylece Osmanlilar. fakat buna karsilik hem ileride kendi hesaplarina yapacaklari Rumeli fütuhati için tecrübe kazanmis. 1353'ten itibaren Rumeli'ye yerlesmek seklinde basladi. Süleyman Pasa. Orhan Bey saltanatinin üçüncü ve son devresi. Kantakuzenos ile de ciddi anlasmazliklarin meydana gelmesine yol açti.

Kantakuzenos bu durumda Sirp ve Bulgarlarla birlikte olup Balkanlarin Osmanlilara karsi muhafaza ve müdafaa edilmesi hususunda basarisiz bir tesebbüste bulundu. Lala Sahin pasa. Gazi Siileyman Pasa'nin vefati üzerine Rumeli'deki fütuhat harekatinda bir duraklama görüldüyse de bu durum Lala Sahin Pasa. Süleyman . Artik. Süleyman Pasa. Bu arada Orhan Bey'in ikinci oglu ve Süleyman Pasa'niri ana baba bir kardesi Murad Bey. Böylece. Onlara. 1354'ten itibaren Rumeli'de (Gelibolu) kendisi için yaptirdigi sarayda oturmaya basladi. Murad adini alacak o büyük hükümdara fütuhatinin yollarini çizmis oluyordu. gerçeklesmis oluyordu. Süleyman Pasa. Gelibolu yarimadasinin Osmanlilar tarafindan feth edilmesi. Süleyman Pasa'nin kurmay heyetini teskil ediyorlardi. ogluna büyük bir selahiyet ve yetki vermisti. Kantakuzenos. oglu Orhan tarafindan titizlikle takip edilen dahiyane projesi. bundan kisa bir müddet sonra Bozcaada'daki hapishaneden.bildirdi. o siralarda 43 yaslarinda bulunuyordu. bu yüzden imparatorluk tahtindan da feragat edip bir manastira çekilmek zorunda kalmisti. feth ettigi yerlerde yerli halka çok iyi davraniyordu. Bizans idaresinden çok daha iyi imkânlar hazirliyordu. Gerçekten Kantakuzenos Izmit'e kadar gelmis olmasina ragmen Orhan Bey ile görüsemeden Istanbul'a döndü. Osman Gazi'nin. Kantakuzenos buna sebebiyet vermekle itham edilmis. Bizans'i alt üst etmisti. Venediklilerin yardimi ile kurtulup gelen rakibi Ioannes'e saltanati birakmak zorunda kaldi. Gazi Fazil ve Ece Yakub Bey gibi degerli komutanlar. Bundan sonra bir manastira çekilen Kontakuzenos damadi Orhan Bey ile olan bütün münasebetlerini kesti. Böylece halefi olan ve daha sonra Sultan I. onun yerine tayin edildi. Haci Ilbeyi ve Evrenos Bey gibi dirayetli emirler tarafindan büyük bir çözülmeye sebep olmadan ber taraf edildi. Süleyman Pasa'nin vefati üzerine o siralarda 33 yasinda bulunan kardesi Murad Bey. Böylece Murat Bey veliahd da olmus oluyordu. Ege ile Karadeniz'e hakim olan Marmara'nin bir iç deniz haline getirilmesi an meselesiydi. Haci Ilbeyi. Orhan Bey. 1358 veya 1359 yilinda bir avi takib ederken atindan düsüp kaza neticesi vefat eden Süleyman Pasa. Evrenos Gazi.

Kendisinden asirlarca sonra gelecek ve gerçekten büyük bir hükümdar olan Sultan II. bu mezari yeniden yaptirmistir. veliaht olan oglu Murad Bey'e emanet ettikten sonra Bursa'ya döner. Bolayir'a gelip oglunun kabrini ziyaret eder. Onlari Rum eline geçirdi. Abdülhamid. Bu hareket. Bu feth olunan hisarlar içine koymaya ve hem yarar gaziler gönderin. Gelibolu'ya yerlesmeleri. Bizans ve Venediklilerin birlikte müdahale etmeleri ihtimali göz önünde bulundurularak derhal köklü bir yerlesme siyasetinin tatbikine baslandi. esas politikayi teskil ediyordu. Macar. feth ettigi Bolayir'daki türbesine defn edildi. Fütuhati." Orhan Gazi . Babasindan devr aldigi küçük beyligi iki misli büyüterek. Vilayetine göçer Kara Arap evleri gelmisti. Osmanlilarin. Bulgar. Büyük oglunun ölümü haberiyle son derece sarsilan Orhan Bey. Süleyman Pasa'nin. Ogullarindan Melik Nasir denizde bogulmustur ki bu hadise Süleyman Pasa'nin sagliginda olmalidir. Melik Nasir. Bu bakimdan Osmanlilarin Balkan yarim adasina yayilma düsüncesi. Bu gayenin gerçeklesmesi için Anadolu'daki Osmanli arazisinden (Yani Karesi taraflarindan) bir kisim yörükleri nakl edip yerlestirdiler. Imdi söyle malum ola kim bu taraftan feth olan hisarlara ve vilayetlere ehl-i Islâm'dan çok âdem gerektir. Orhan Gazi dahi kabul etti. o dönem devlet islerinde büyük bir nüfuzu bulunan ahiler ile gazilerin destegini alarak babasinin yerine tahta geçti. Bununla beraber Sirp.Pasa. Bir nice zaman Gelibolu nevahisinde sakin oldular. Avrupa'nin dikkatini çekmisti. "Atasi Orhan Gazi'ye haber gönderdi kim devletlu himmetinle Rum eli feth olunmaga sebep olundu. Trakya fetihleri ile büyük ve hakli bir ün kazandigindan baska. Süleyman Pasa'nin. Bizans'a karsi yapilan savas ve fütuhat politikasini temsil ettiginden. Ismail ve Ishak adinda üç oglu ile iki kizinin bulundugu belirtilmektedir. Müslüman bir toplumun kendi kitalarinda yerlesmesi tehlikesini gündeme getirmisse de Balkan devletlerinin birbirleri ile ugrasmalari yüzünden o taraflarda bulunan Türkler için bir tehlike arz etmiyordu. Mart 1362'de vefat etti. Onun vefati esnasinda oglu Murad. Kâfirler gayet zebundur. Bu konuda Asikpasazâde. babasi Orhan'dan oraya yerlestirilmek üzere nüfus nakline dair olan arzusu hakkinda su bilgileri verir. Rumeli'de devletin esas kuvvetlerinin basinda bulunuyordu. teskilatli bir devlet haline getiren Orhan Gazi.

tarihî bir malumat olarak bu konuda su ifadelere yer vermektedir: "Bir gün memleketi gezerken Aydincik'a geldi. Ece Beg ve Gazi Fazil: "Biz ikimiz geçelim. Çimbi kalesinin karsisinda ve Anadolu sahillerinde bulunan Viranca Hisar'dan Rumeli sahiline nasil adam geçirdiklerini ve o sahillerde nasil faaliyetlerde bulunduklarini detayli bir sekilde anlatirlar. feth edilen bu yerlerdeki insanlardan askerî sinifa mensub olanlari da Anadolu'ya naklettirmisti. Biraz önce de temas edildigi gibi bu sebeple Balikesir bölgesinde yasayan Türk asiretlerinden bir grup 1357 tarihinde Rumeli'ye geçirildi. Ece Beg derler bir aziz er vardi. Süleyman Pasa'ya: "Han'im düsünceye daldin" dedi. Bir garip binalar gördü. Bunun için köklü bazi tedbirlere bas vurmak gerekiyordu. Rumeli'ye geçtikten sonra sadece askerî tedbirlerle buralarda kalamayacaklarini biliyorlardi. Anlasilan o ki Osmanlilar. öyle geçsem ki kâfirin haberi olmaya" dedi." Gittiler. Temasa etmeye basladi. Süleyman Pasa: "Bu denizi geçmeyi düsünüyorum. sonra da Hayrabolu'ya yerlestirildi. Geçecek yerlerdir. Ilk grubun geçmesinden sonra akillica yapilan propagandalar. Dedtier ki "Han'im! Burada bir yer var ki yakindir. . Osmanli kaynaklan. Süleyman Pasa: "Nereden geçersiniz" dedi.bununla da yetinmeyerek. Bu tedbirlerin basinda. Biraz durdu. Bir kismi ise Gelibolu'nun kuzey bati taraflarina giderek begendikleri yerlere yerlestiler. Nitekim kaynagimiz bu konuya temasla söyle der: Rumeli'ye yerlestirilen bu yörüklere karsilik elde edilen yerlerin askerî sinifina mensub Rumlarini da ileride isyan çikarabilir endisesiyle Balikesir ve havalisine nakl ettiler. verimli topraklara yerlesip ziraatla mesgul olmaya basladi. Hiç kimseye söylemedi. Bunlarin büyük bir kismi. Bunlar. yabanci unsurlarin bulundugu yerlerde o bölgenin siyasî ve askerî emniyetini saglamak ve bos bulunan sahalari iskâna açmak için Anadolu'dan Rumeli'ye Müslüman Türk unsurunun geçirilmesi geliyordu. Bu grup önce Gelibolu bölgesine. Han'im görsün" dediler. Asikpasazâde'nin verdigi bilgi. büyük ölçüde birbirlerinden nakiller yapmak suretiyle Süleyman Pasa'nin. O yere vardilar ki orasi Görece'den asagi deniz kenarinda Viranca Hisar'dir. Hayli bahadir olarak anilirdi. gerektigi zaman toplu olarak akinlara bile katildilar. Anadolu'dan pe çok ailenin Rumeli'ye geçmesini sagladi.

O gemilere koydular. dogru Çimbi Hisari'nin bir ters dökecek yeri vardi. Kâfirlerini incitmediler. Süleyman Paça yetmis-seksen yarar er aldi. Hayli adamlar da Aydincik'tan gemi ile geldiler. Kadinlarini da kendilerini de hos tuttular. Hemen Süleyman Pasa'ya getirdiler. Getirdiler. Süleyman Pasa "Bu hisarlardan sipahi olan kâfirleri çikarin. Karsida oturan askere gönderdiler. Kâfire dedi ki: "Sizin hisarinizda yer var midir ki. Beline bir kusak ayagina da ayakkabi verdi. Öyle yaptilar. Yürüdüler.Çimbi'nin karsisinda Ece Beg ile Gazi Fazil çabucak bir sal yaptilar. harman vakti idi. Bu kâfirlerden hiç kimseyi incitmediler. Bu kâfir. Kâfirlerin de çogu disarda baglarinda ve harmanlarindaydi. oradaki gemileri yakti. bunlardan sonunda bize bir kötülük gelmeye" dedi. Bu hisarin (Çimbi) limaninda olan gemileri sakladilar. gönüllerini aldilar. Oradan sürdü yine hisarina geldi. Her yerden istegi olani getirdiler. Onlar da kendilerini güvenlik içinde buldular. Daha hayli adam geçirdiler. Ehl-i Islâm elinde hisar iki oldu. hisarin atlarina bindi. Bu hisarin limaninda gemiler vardi. Kimse bizi görmesin?" Kâfir "Ben sizi söyle ileteyim ki kimse görmeden sizi hisara koyayim" dedi. Bindiler. Geceleyin geçtiler. Basina bir sapka verdi. Içinden bir kaç taninmis kâfiri tuttular. Bu kâfirler (Çimbi kâfirleri) gaziler ile ittifak ettiler. Belki kâfirlere dahi ihsanlar ettiler. Durmadilar. . Bolayir yaninda Akça Liman derler bir liman vardi. Baglarinin arasinda bir kâfir ele girdi. Kâfiri donatti. Bir iki ay bu hisarlari iyice saglamlastirdalar. Çimbi Hisari'nin civarina çiktilar. Kâfirlerin gemicilerini gemilere koydular. Süleyman Pasa bu kâfire bir kaftan giydirdi. kâfirler duymadan içeri girelim. Velhasil o gün ikiyüz adam geçirdiler. Bunun halkinin dahi gönlünü hos tuttular. Kendileri baslarinda durdular. Elhasil hisari aldilar. adam geçirdiler. Hemen oradan hisara girdiler. Çabuk birkaç sal daha yaptilar. Bir iki gün içinde iki bin er geçirdiler. onu dahi aldilar. Durmadilar. Zira o vakit. Bu iki hisari saglamlastirdilar. sala koydular. Ece Beg. Elhasili askerlerin çogunu yanlarina getirdiler. Bu müslümanlari oraya götürdü. Bir gece Ayaslonca (Ayasilonya) derler bir hisar vardi. Evleri ile Karesi iline iletin ki.

" Bu tarihî metinden anlasildigina göre Osmanli. Osmanlilarin. Sultan Murad'in. Iskelesine dahi gemi birakmaz oldular ki çika. Balkanlara geçip orada tutunmak ve hakimiyet kurmak için stratejik önemi haiz olan bir sehirdi. Onlari Gelibolu ucuna koydular. Imparator Kantakuzenos'a defalarca yardima geldikleri zaman.Birgün. Burayi da kisa bir zamanda ele geçiren Osmanlilar. gerek Edirne'nin. Gerçi Osmanlilar. Kaynaklardan büyük bir kisminin. Bizans Imparatorlugu'na bagli idi. Bunlari Gelibolu'ya havale ettiler. Hisarin kapisini yaptirdilar. buranin surlarini da yiktilar. Sultan Murad. bu sehrin askerî önemini anlamisti. Bunlar da hemen karsiladilar. Gece. Ankara'dan döndükten sonra Trakya'ya geçip faaliyetlere baslar. Yakub Ece'ye ve Gazi Fazil'a yoldaslar verdiler. Bolayir'da oturdular. babasini müteakip Osmanli tahtina geçmesinden sonra feth edildigini bildirdigi Edirne'nin zapti. hareket ve davranislarindaki basarinin sirrini bu anlayista aramak gerekir. Süleyman Pasa'dan sonra Rumeli'nin ikinci fatihi diyebilecegimiz Sultan I. Murad. kâfirleri kirdilar. daha o dönemlerde bile müslüman olmayan ve hatta kendileri ile mücadele eden bu insanlara karsi gerçek bir hosgörü ile muamele etmisti. Gelibolu'nun kâfirleri bunlarin üzerine gelmek için toplandi. Savas oldu. Buradan piskoposluk merkezi olan ve Arkadiopolis denilen Lüleburgaz'a geçtiler. gerekse bütün bir bölgenin ehemmiyetini anladiklari gibi ulasim ve stratejisini de anlamislardi. Bu iki gaziye hayli yarar gaziler verdiler. Buraya hücum eden Osmanli birlikleri. Ankara'nin yeniden alinmasindan sonra artik sira Edirne'ye geliyordu. EDIRNE'NIN FETHI Osmanli fethinden önce küçük bir sehir olan ve günümüzde "Kaleiçi" denilen sinirla çevrili bölgeden ibaret olan Edirne. kisa zamanda burayi tekrar alip surlarini yiktilar. . Bundan dolayi Edirne'nin gerisini emniyet altinda bulundurmak ve Istanbul tarafindan gelebilecek bir Bizans taarruzuna mani olmak için Tzurulon denilen ve daha önce alinip sonradan elden çikmis bulunan Çorlu'nun alinmasi gerekiyordu. Bunun için de Edirne'yi feth etmeyi kendisine hedef olarak seçmisti. Osmanlilarin Avrupa'ya kesin bir sekilde yerlesmeye çalistiklarinin isareti idi. gündüz bunlar Gelibolu kâfirlerine huzur vermez oldular.

Buradan da Kuzeye dogru Meriç'i takib etmek suretiyle Didimatihon denilen Dimetoka'yi zapt etmisti. .). Bu. Bunun sonucunda da Edirne zapt edildi (764 H. yukarida belirtilen yerleri elde ettikleri sirada bütün komutanlarin davetiyle Lüleburgaz mevkiinde toplanan bir harp meclisinde. Kesan ve Ipsala. Bu suretle Murad. Sultan Murad'in Trakya'daki faaliyetlerinden bahs ederken söyle der: "Ayni sene zarfinda. Kirklareli'ni isgal. Rumlara yardim etmeleri ihtimaline karsi sag koldan Karadeniz sahiline dogru ilerleyen bir kisim kuvvetler. Selanik'ten baska bütün Tesalya kitasini zapt etti. maiyetinin bir kismi ile bir kayiga atlayip Enez'e kadar inerek oradan da Sirp ülkesine kaçmaya muvaffak oldu. Edirne yolu üzerinde bulunan ve daha önce düsman eline geçmis olan Çorlu ile Lüleburgazi aldiktan sonra Edirne üzerine yürüyüp orayi feth etti.Lüleburgaz'in zaptindan hemen sonra Anadolu'dan göçmenler nakl edilerek buraya yerlestirildi. Bulgarlarin. Nihayet Babaeski ile Pinarhisar arasinda Sazlidere mevkiine kadar gelmis olan Rum ve Bulgar kuvvetleri ile yapilan kesin bir meydan muharebesi sonunda düsman bozuldu. beyligini oglu Murad'a terk eyledi. Türk basbugu Orhan dahi vefat ederek. Serez ve Drama taraflarinda bulunan Sirplarin da müdahale edebilecekleri düsünülerek sol kola memur edilmis olan Evrenos kuvvetleri de Dimetoka'nin batisina dogru sevkedilerek savunma tertibati alindi. verilen karar üzerine beylerbeyi Lala Sahin Pasa büyük bir kuvvetle Edirne üzerine sevk edildi. Bu arada Bizans'in daha önce geri almis oldugu Malkara. Büyük Selçuklularin Anadolu'daki yerlesme siyasetlerinin bir benzeri idi. Bizans tarihinden bahs eden Dukas. Edirne'de bulunan Rum komutan ise Meriç nehrinin kabarmasindan istifade ile bir gece. Evrenos ve Haci Ilbeyi. / 1363 M. Haci Ilbeyi ise Enez Körfezi üzerinde ve Meriç'in batisinda bulunan Dedeagaci (Megri-Makri) kasaba ve limanini aldi. Böylece Osmanlilar'in Trakya'yi da Islâmlastirmaya yönelik gerçek maksatlari ortaya çikmis oluyordu. Murad Bey. Bizanslilara ait tekmil yerleri ele geçirdikten sonra Trivalya (Tuna nehri ile Bati Trakya arasinda kalan bölge)'ya geldi. Görüldügü gibi Sultan Murad. Trakya sehirlerinden birçoklarini hükmü altina aldiktan sonra. Gazi Evrenos Bey tarafindan tekrar zapt edilip Osmanli idaresine katildi. Edirne'yi muhasara etti.

Böylece Bizans. insana saygi ve hukuka riayet gibi kavramlarla karsilasti ki. bununla yetinmeyerek faaliyetlerine devam etti. Osmanlilarin Avrupa'da kesin olarak yerlestiklerini gösteren bir hadisedir. Edirne vaziyetini yoluna koyduktan sonra Beylerbeyi Lala Sahin Paça'yi burada birakarak kendisi Dimetoka'ya gitti. dinî müsamaha. Bu kusatmaya dayanamayacagini anlayan kale muhafizi teslim olarak ailesiyle birlikte Sirbistan'a gitti. tamamiyla Osmanlilarca çevrilmis bulunuyordu. mütemadiyen Anadolu'dan göçmen naklederek sahilleri de siki sikiya ellerinde tuttuklarindan ayrica yerli halka karsi çok merhametli ve âdilane bir idare tarzi uyguladiklarindan içerde de herhangi bir isyan hareketine rastlanmiyordu. Bu. bunlari daha önce pek bildigi ve uyguladigi söylenemez. Bulgar ve Makedonya'daki Sirplarin birbirleri ile olan irtibatlari kesilmis oluyordu. Bir müddet için orasini kendisine karargah yapti. Bundan dolayi Bizans ile Venedikliler arasindaki ittifaktan bir netice elde edilemedi. Orada bir cami ile kendisine bir saray yaptirdi.Sultan Murad. Edirne'den sonra Filibe'nin de alinmasiyla Bizans. Çünkü Imparator. Osmanli fütuhatinin manevî sebep ve faktörlerinden bahsedilirken bu konuya daha detayli bir sekilde temas edilecegini belirtmek gerekir. Edirne ve Dogu Trakya'nin fethi. Osmanlilarin aldiklari yerleri ne kendisinin ne de Sirplarin geri almak için bir tesebbüste bulunmayacaklarini garanti ediyordu. Zira Osmanlilar sayesinde Avrupa. Çünkü Osmanlilar. O. Dogu Trakya'da yayilmakta olan Müslüman Türklerin bu yayilmasini önlemek için 1361 Temmuzunda Imparator Besinci Ioannis ile Venedikliler arasinda bir antlasma yapilmissa da bir fayda temin edilemedi. Lala Sahin Pasa pirinç ziraatiyle meshur olan Filibe (Plovdiv)'i muhasara etti. Bunun üzerine imparator 1364'te Osmanli Devleti ile anlasarak mevcud vaziyeti kabule mecbur olmustu. Sultan Murad. Böylece Bizanslilar açisindan Osmanlilarin eline geçmis bulunan yerlerin tekrar alinmasi ümidi de ortadan kalkmisti. Anadolu Müslüman Türk tarihi için oldugu kadar Balkanlar ve buna bagli olarak Avrupa için de bir dönüm noktasi olmustur. Lala Sahin'i kuzeyde Filibe ve Zagra taraflarina sevk ettigi gibi Evrenos Beyi de Bati Trakya'nin fethine (Gümülcine) memur etti. Evrenos Bey de Gümülcine ile o havalide bazi yerleri aldi. .

Babasindan devr aldigi küçük beyligi iki misli büyüterek teskilatli bir devlet haline getiren Orhan Bey. adalet. askerlik. Bu konularda ulema sinifindan gelmis olan vezir Alaeddin Pasa ile Bursa Kadisi Cendereli Kara Halil Efendi büyük bir gayret ve faaliyet içinde idiler. Çünkü o ana kadar. Halbuki yeni arastirmalar ilk Osmanli parasinin Osman Gazi döneminde basilmis oldugunu göstermektedir. Bu parada Osmanlilarin mensub olduklari Kayi boyu damgasi da bulunuyordu. yavas yavas asiret usûl ve kaidelerinden az da olsa ayrilmak ihtiyacini hissediyordu.ona modern bir devlet olma anlayisini saglamisti. Bu maksatla Orhan Bey'in tahta geçisinin (cülûs) üçüncü yilinda bir gümüs sikke basildi. daha önce karsilasmadigi farkli din. Orhan Bey. Bunun esas temeli ise merkezdeki "Divân" idi. Orhan Bey. Henüz bey ünvanini tasiyan hükümdar bu . vergi gibi konularda yeni teskilâtlarin kurulmasi icapediyordu. Idare sahasinda. Bütün tarih ve kaynaklar. Bu bakimdan bu siyasî varlik ve birlige bir hayatiyet ve devamlilik kazandirmak gerekiyordu ki bu da saglam ve temelli müesseselerin kurulmasi ile mümkündü. ekonomik ve sosyal hayatta önemli bir rol oynamaktadir. bir devletin istiklâl (bagimsizlik) alâmetlerindendir. Bu genisleme duraksamadan devam ettigi için yeni müesseseler ile desteklenmesi ve saglam temellere oturtulmasi gerekiyordu. Osmanlilarin ilk defa kullandigi para birimi akça idi. irk ve medeniyetlere sahip insanlari sinirlari içinde barindirmaya baslamisti. onun Osmanli Beyligi'ni hakiki bir devlet haline getirdiginde müttefiktirler. ORHAN BEY ve DEVLET TESKILÂTI Osmanli Devleti'nin ilk teskilâti Orhan gazi zamaninda kuruldu. Onun vefati esnasinda devletin sinirlari 95. Beylik. onun zamanindaki fetihlerle gittikçe genisleyip büyümeye basladi. Bununla beraber bu paranin nerede ve hangi tarihlerde basildigi belli degildir. Bu hareket tarzi . Daha önce küçük bir beylik olan devlet. 1362 yilinda vefat etti. ilk devlet teskilâtinda Anadolu Selçuklulari ile Ilhanlilari örnek almis ve buna göre bir hükümet teskilati vücuda getirmisti. Burada üzerinde durmamiz ve belirtmemiz gereken bir nokta da simdiye kadar ilk Osmanli akçasinin Orhan Bey zamaninda basilmis olmasi meselesidir. idareciligi bakimindan tam bir devlet kurucusu idi. Bilindigi gibi para.000 km2'ye çikmisti. Keza o. kültür. Bu da ortaya çikan yeni problemlere karsi zamanin ve sartlarin gerektirdigi çözümleri bulmakla mümkündü.

Ikinci veziri Ahi Mahmud oglu Nizameddin Ahmed Pasa idi. Baska bir ifade ile Orhan Bey'in kurdugu bu sistem. Bunlarin ileri gelenleri. sinirlari bir hayli genisleyen beyligin her tarafina zamaninda ulasilabilecekti. Osmanli Beyligi'nde muntazam bir devlet teskilati meydana getirdigi sirada bütün timarlilari belli birlikler halinde bazi kumanda kademelerine bagladi. kendi boy ve oymaklarindan topladiklari adamlari ile beraber. Izmit.divana baskanlik yapmaktaydi. Ancak bu sayede. Osman Bey zamanindan itibaren elde edilen yerler. Orhan Bey devletinin dayandigi ikinci sinif askerî kuvvet yaya ve müsellem teskilâti idi. hep birer kaza teskil ediyorlardi. Iznik. buralari feth eden beylere verilmek suretiyle dogrudan dogruya asiretin ileri gelen ve birer askerî komutani durumunda bulunan kimselerce kullaniliyordu. Selçuklu divân dairesi ile çevrelerindekinin aynisi idi. Gaza ve fetihten sonra bu gazilere baslangiçta timar (dirlik) verildigi gibi onlari idare edenlere de daha yüksek bir timar tahsis ediliyordu. O dönem Osmanli ordusunun en mühim unsurunu teskil eden bu birlikler. Bu sebepten oralarda bir kadi ve subasi bulunuyordu. Yenisehir. Inönü. Bursa gibi sehirler. Bu askerî teskilâtin ortaya çikmasi zaruret halini almisti. Osmanli Beyligi'nin ilk mühim fethi olan ve hem yeni hem de kuvvetli bir siyasî varligi ortaya koyma yolunda belki en önemli . Orhan Bey zamaninda. Tamami atli olan bu timarlar. bir alay haline konularak baslarina en büyük timar sahibi olan kimse alay beyi tayin ediliyordu. Orhan Bey devri ilk vezirinin Ramazan 723 (Eylül 1323) tarihli ve Orhan Bey zevcelerinden Asporça Hatun vakfiyesinden anlasildigina göre Haci Kemaleddin oglu Alaeddin Pasa (öl. seferde vazife aliyorlardi. vaktinde sefere gelemeyen veya uzun süre devam eden kusatma hizmetlerinde kalamadiklarindan dolayi basarilari mahdud olan asiret sipahilerinin yerine. Çünkü her zaman. Bilecik. devamli bir askerî birligin kurulmasi gerekiyordu. Divâna. 1340) adinda ilmiye sinifindan belki "ahi" ricalinden bir zat oldugu ve bunun isim benzerligi yüzünden Orhan Bey'in küçük kardesi Alaeddin Bey ile karistirildigi görülmektedir. Mesela Eskisehir. kasaba ve kazalarin idaresinde ise. bilhassa asiretlerden. Sehir. Her kazanin timarlilari birer çeribasi idaresinde idiler. Orhan Bey. hizmetleri karsiliginda kendilerine timarlar verilmek üzere genellikle toplu bir halde vazifeye alinan sipahilerdi. Karacahisar. hükümet reisi durumunda bulunan ve ilk dönemlerde ilmiye sinifindan gelmesi mutad olan vezirin de icabinda baskanlik ettigi olurdu.

ilim ve ilim adamlarina saygida kusur etmezdi. O. dedesi Edebali'nin müridi olan Haci Hasan'a verir. Daha önceki Müslüman devletlerde de varligina sahid oldugumuz imâret müessesesinin Osmanlilar'daki ilk müessesi Orhan Bey'dir. Bununla beraber o. feth ettigi ülkelerde tebeasina karsi adaletle uyguladigi siyasete çok dikkat ediyordu. 1330) yilinda Iznik'te kurdugunu görüyoruz. Süleyman Pasa. Bu imâretin seyhligini. devletin temellerini babasindan tevarüs ettigi adalet anlayisi üzerine kurmustu. Bu bakimdan zapt ettigi yerlerdeki kiliseleri mescid ve medreselere çevirmekle yetinmemisti. Kantakuzenos'un kizi olan esi Theodora'dan dogan oglu Halil'i çok . Ibrahim. O. Onun. Orhan Gazi'den sitayiskâr bir sekilde bahs eder. Ibrahim ve Halil hayatta idiler. Fakirlere çorba dagitir. Onlari takdir etmekte mahirdi. Yoksullar evinde bilgin ve hafizlara da maas baglar. Orhan Gazi bu ilk imâretin açilis merasiminde bizzat kendisi hizmet eder. 1362'de vefat ettigi zaman Murad. Iznik'in Yenisehir kapisinda bir imâret kurar. Orhan Bey'in. Yine onun 1335 yilinda Bursa'da kurmus oldugu medrese zamanla Iznik medresesini gölgede birakmis ve devrin yüksek tahsil müessesesi haline gelmistir. kendi toplumunun faydasina olan her konuda öncülük ediyordu. Vakiflar kurmak suretiyle bu öncülügünü sosyal alanda da göstermisti. O. yine bizzat kendisi yakar. Türkmen meliklerinin büyügü oldugunu söylemekle kalmaz. Iste burada da ilk defa Orhan Gazi'nin faaliyete geçtigini ve ilk Osmanli medresesini 731 (M. Ilk zamanlarinda kendisini Iznik'te ziyaret etmis olan Magribli (Fas) seyyah Ibn Batûta. Halil ve Kasim adlarinda ogullari olmustu. Bu sebepledir ki tebeasi arasinda herhangi bir ayirim yapmadan herkese gerektigi sekilde muamelede bulunuyordu. isin hemen basinda kilise ve manastirlari cami ve medreseye çevirmek suretiyle ilk ihtiyaçlari karsilamis oluyordu. bu sehirde büyük bir Müslüman Türk nüfusunun toplanmasina sebep olmasi gerçegi idi. onun yaninda gördügü ikramlari ve onun ülkesini nasil dolastigini açik bir sekilde anlatir.adim. Sultan Murad. O. aksam olunca da imâretin kandillerini. Orhan Gazi. Bilindigi gibi toplumun egitim ve kültür hayatinin gelismesinde önemli derecede rolü bulunan müesseselerden biri de medreselerdir. Orhan Bey. Burada birçok da vakif tesis etti. Orhan Bey'in Bursa'yi aldiktan sonra burada kurdugu ve kendisinden sonra gelen haleflerinin de izinde yürüyerek devam ettirdikleri tesislerin. Nitekim Bursa'da yoksullar evi yaptirip fakirleri doyurmak için mallar vakfeder.

Ordu ile milletin göz bebegi durumunda bulunan ve çok sevilen Sehzade Süleyman'in ölümü üzerine. MURAD (DÖNEMI) Osmanli Devleti'nin üç büyük kurucusundan biri olan I. ahiler ve komutanlarin karari ile Bursa'ya davet edilerek hükümdar ilan edilmistir. onun. Daha önce de belirtildigine göre dogumu 1326 senesidir. Latin kaynaklarinda Amurad adi ile anilir. babasinin Trakya'da izlemekte oldugu fetih siyasetini devam ettirmek istiyordu. iyiliksever ve merhametli bir kisiligi oldugu için kendisine "Hüdâvendigâr" lakabi verilmisti. Osmanli tarihinde Murad Hüdâvendigâr ve Gâzi Hünkâr adlari ile anilip söhret kazanan bu hükümdar. Bizans'a karsi yapilan fütuhat ve kazanilan zaferlerin temsilcisi durumunda idi. babasinin vefatindan önce Rumeli'de esas kuvvetlerinin basinda bulunuyordu.seviyordu. Annesi. Çünkü o. Bu sekilde Orhan Bey. Sihabu'd-Din" gibi ünvanlari tasidigi da görülmektedir. Süleyman Pasa ile Murad Bey ise Yarhisar tekfurunun kizi olan Nilüfer Hatun adindaki ilk zevcesinden idi. I. Tahta geçince. Bu sebeple de devlet islerinde büyük bir nüfuza sahip olan ahi ve gazilerin destegini alarak tahta geçti. hem de Paleolog hanedanina damat olmus demekti. Ana bir kardesi olan Süleyman Pasa'nin ölümü üzerine o tarihlerde 36 veya 37 yaslarinda bulunan Murad. Trakya'da gerçeklestirdigi fetihlerle ün kazandigi gibi idare ve yönetim isinde de pismisti. Orhan Gazi'nin 6 oglundan yas itibari ile dördüncüsüdür. Andronikos'un kizi Asporça Hatun oldugu ve Orhan Bey'in bu zevcesinden Fatma adinda bir kizinin da bulundugu sanilmaktadir. teskilatçi ve komutanlik özelliklerini tasiyan bir hükümdardi. Yarhisar tekfurunun kizi Nilüfer Hatun'dur. Ibrahim'in annesinin ise imparator III. Rumeli'deki harp sahasindan ayrilip . Bazi kitâbe ve eserlerde "Meliku'lÂdil el-Gâzi es-Sultan Giyasu'd-Dünya ve'd-Din Ebu'l-Feth. veliahd olup babasinin tahtina geçen Murad. O. kanun ve nizamlara saygili. Az ve öz konusan padisahin. Murad. hem Kantakuzenos'un kizini almis. veliahd olarak yetistirilmemis olmasina ragmen hükümdarlik sorumluluklarini devr alirken tereddüt ve saskinliga düsmeden yerine siki basip oturmustu.

daha önce Sivas ve Kayseri bölgesinin hükümdari olan Alaeddin Eretna'ya ait iken. Sultan Murad. onun ölümünden sonra 1354 yilinda Orhan Gazi'nin oglu Süleyman Pasa tarafindan zapt edilerek Osmanli topraklarina katilmisti. Devamli olarak Ankara'yi kendi beyliginin hakimiyeti altinda kabul eden Eretna Beyi. baslarinda bir komutan ve serdarin bulunmamasi yüzünden sikinti içinde olduklarini ve keremli padisahlarinin yolunu gözlediklerini bildiginden. Peygamber'in seriatini yerine getirmek olmustur. mukavemet etmeden sultani törenle karsilayarak ona hediyeler takdim ettiler. Bunun üzerine Sultan I. ANKARA'NIN YENIDEN ZAPTI Anadolu Selçuklu Devleti'nin ortadan kalkmasindan sonra bu devletin mirasçilari durumunda bulunan on bey arasinda kendisini en kuvvetli hisseden Karaman Beyi olmustu. Ankara. Hoca Saadeddin Efendi. Murad Lala Sahin Pasa'yi Rumeli'de kaymakam birakip 25 bin askerle Ankara üzerine yürüdü. Orhan Gazi'nin vefati üzerine Karamanoglu ile Sivas hükümdari Giyaseddin Mehmed'in tesvikleri ile Ankara ahileri. Bu bey. Tehlikeli bir durum arzeden kardesler ve Ankara probleminin çözümü için karar ve fetva aldi. cihad niyetiyle ülkeler feth etmek üzere o tarafa yönelmisti. Çorlu ve Malkara'yi geri alip. Bunun üzerine Sultan Murad. Osmanlilarin her an artmakta olan güçlerinin kendisi için tehlike meydana getirdigini sezip Osmanlilarin son tesebbüslerinden de endiselenince onlara karsi ahiler ile Eretna Beyi'ni kiskirtmaya basladi. Anadolu'da ise "bazi hukkam ve mulûk. Allah'in yardim ve keremi eseri olarak sahlik tahtina oturunca ilk isi halkin ve askerlerin ihtiyaçlarini görmek ve Hz. Böylece halkin dileklerini yoluna koyduktan sonra Rumeli yakasinda olan askerlerin. Böylece sehir yeniden Osmanli hakimiyetine geçmis oldu. sikak ve nifak üzre ittifak meslegine sülûk edüp hususa valiyan-i Karaman ve Ermeniye-i sugra (Karaman idarecileri ve Küçük Ermenistan) ve civarlarinda olan bazi kötü niyetli beylerin baslica emelleri Osmanli topragini . Karamanlilarin ortaligi karistirmak için Ermenilerle de is birligi yaptigini ve Müslüman halka zulmetmek üzere anlastiklarini anlatarak söyle der: "Sultan Murad. Rumeli'ye dönmek isterken Asya'da meydana gelen olaylar yüzünden Avrupa'daki tasavvurlarini geciktirmek zorunda kaldi. Türk kuvvetlerini sahile dogru çekilmeye mecbur ettiler. Bu esnada Eretna Beyligi'nin idaresinden memnun olmayan sehir halki ve ahiler. Ankara'nin yeniden zaptini anlatirken enteresan bazi noktalara da temas eder. sehirdeki Osmanli muhafizlarini kovarak daha önceki beylerinin idare ve yönetimine döndüler.Bursa'ya gelmesi üzerine Bizans kuvvetleri taarruza geçerek Türklerin elinde bulunan Burgaz. Karamanogullarinin tesvikiyle tekrar Ankara'ya hakim duruma gelmisti. hem Rumeli hem de Anadolu'da meydana gelen bu tehlikeli durumda ne yapilmasi gerektigi hususunda ulema ve devlet erkâni ile istisarede bulundu.

tehlikenin def edilmesi isinin öne alinmasindan yana görüs bildirdiler. Bunun içindir ki Ankara'dan bahsederken Hammer de söyle söyleyecektir: "Iskender'in. Ankara'ya sahib olan istiklâl davasina düserek bu kaleyi ve çevresini ele geçiren Ahi adini tasiyan cemaat. . bazi bölgeleri yakip yiktiktan sonra Iznik ve Bursa üstüne düstükleri haberi geldi. et-Tevbe 73) emrine uymaktir. bunlara katilanlar veya onlardan umut bekleyenler kirilip dökülünceye kadar kovaladi. Küçük Asya'daki fetihlerinin kuzey noktasi olan bu sehir. Bunun için de bazi bölgelere (hudud boylari) saldirarak Bursa ve Iznik üzerine yürümeye kalkismislardi. O dönemlerin. Ayrica çevredeki kâfir hükümdarlara da kararlarini duyurmuslardi. Iran. Müslümanlara zarar ve ziyanda bulunmak için. yani Ankara pek çok geliri olan bir beldedir. Faziletli kisiler topluca. Hal böyle olunca ulemanin fetvasi ve akil sahibi kisilerin görüsleri nedir diye sormustu. Bu arada ol nifak ehli ile is birligi eden bazi yaramazlari ve kötü yolun yolcularini yakalayip. Onlarin bu tutumu padisahlik merhametine. Bizans ve Prenk diyarina yollanirdi.yagmalamak oldugundan hünkârin Gelibolu'ya yöneldigini ögrenince bir araya gelip bazi kararlar ve gizli tedbirler almakta kusur etmemislerdi. Münafiklarin ortaya çikardiklari karisikligin aradan giderilmesinin önemini belirttiler. Kostantiniyye (Istanbul) ve Islâm hükümdarlari arasinda sürekli bir çekisme konusu idi. Harun Resid ile Me'mun Ankara'yi feth ettiler. moher ve daha baska nefis kumaslar burada dokunurdu. Bu nifak takiminin büyük ülkeme yaklasmis olduklari su sirada zararlarini ortadan kaldirmaya. yaramazlarin zararina son vermek için bu diyara gelmistik. Bu emirdeki siraya uyarak önce kâfirlerin fitnesini def etmek. Böylece Islâm ülkelerini yagmalamak. Tarim ürünleri yaninda zirh yapimiyla da taninmistir. Bunun üzerine Gâzi Hüdâvendigâr da ulemanin fetvasini bayrak ve rehber edinerek Anadolu yakasina geçti. Ayrica yün. Zaferleri tasiyan askerleri ile Karaman beylerini ülkesinden çikarip sinir boyunu tutmak için Ankara kalesini kusatti. Böylece Islâm'in geregini bir kenara birakip müsrik ve kin ehli ile is birligi edip bütün Osmanli ülkesini çarpip yakmak konusunda anlasmislardi. Fakat simdi kulagimiza Karaman beylerinin çevrelerindeki azgin topluluklarla birlikte Islâm ülkelerini yagmalamak konusunda is birligi ettikleri. halk ve köylüler de berbat olurlar. Kale ile hisarin korunmasi için asker ve dizdar birakildiktan sonra yakin çevrede bulunan bazi kaleler de yöneticilerinin elinden alinarak Osmanli ülkesine katildi. hediye ve armaganlar derleyip padisahlara has peskeslerle sultanin otagina gelmisler. Bu güzel sehir. Durum. Islâm ülkeleri harap. Hilafetin ve Bizans Imparatorlugu'nun yükselis çaglarinda Amuryum (Anamur) gibi. Seytan'in bu takimi ile gönül ve dil birligi etmislerdi. sahlik yüceligine uygun düstügünden tamami devlet hizmetine alindilar. adalet issi Sultan Murad Han Gazi'nin yüce kuvvetini ve erisilmez gücünü görünce direnmeye imkân olmadigini anlamislar. birçok devlet ve beyligin dikkatlerini üzerinde topluyordu. Arabistan. Sonu ayrilik ve fesad olacak bu düsünce ile and içip el baglamislar. melekler ordusunun sahi olan sultanin esigine iletilince din bilginlerini ve isleri yöneten fukahayi toplamis. büyük ölçüde tarim ve hayvanciliga dayali gelismis ekonomisi ile temayüz eden Ankara. saçtiklari fitne atesini söndürmeye çalismazsak. onlara amacimiz ve emelimiz dinimize destek olmak "kâfirler ve münafiklarla cihad et" (Kur'an. boyun egdiklerini bildirip kalenin anahtarlarini teslim etmislerdi. Bunlar.

asker olan ve olmayan idareciler üzerinde üstün bir kontrol hakkina sahip bulunacaktir. Ankara'yi alip Karaman beyi tarafindan yapilan kiskirtmalarin sebep oldugu karisikliklari da bastirdiktan sonra gözlerini Avrupa'ya çevirdi. zaman ve sartlarin gerektirdigi yenilikleri yapma ve tedbirlere bas vurmaktan çekinmiyordu. asker ve ordunun tertibi. Murad için önemli idi. atalari en büyük çocuklarini ordulara komutan tayin ederek onlari beylerbeyi sifati ile ülkeler zapt etmeye gönderiyorlardi. Ayas sulari da kaplica olmak ve içilmek için en sifali sulardir. Gerçekten. pehlivan yetistirmek ve ibadethaneleri ile de söhret kazanmistir. savas araçlarinin saglanmasi için "beylerbeyilik" görevi ile basa geçirilmesi uygun görülmüstü. otuz alti çesidi sayilan armutlarinin lezzeti. Sultan Murad'in. her türlü özel durumlarin incelenmesi ve terekenin hesaplanmasi görevlerinin kadiaskerlere birakilmasi uygun görüldü. zamanin gerektirdigi bazi yeni kanun ve tesislere de bas vurmaktan geri kalmiyordu. böyle bir makamin ihdasina ihtiyaç gösterdi. Böylece bu göreve getirilen kimse. Hammer. Ankara'nin elde bulunmasi. Böyle bir müessesenin teskiline de ihtiyaç vardi. eski çaglarda yagli kuyruklu koyun sürüleri. sayisiz askerin karsi tarafa geçisini saglayacak gemiler yaptirmakla da görevlendirildi. askerlerin törelere göre nizam içinde hareket etmelerine bakardi. Zira Orta Asya ticaretinin merkezi.Harun Resid. uzun ve yumusak tüylü keçileri ile meshur oldugu gibi zamanimizda dahi örtüleri. Murad zamaninda asker sayisinda meydana gelen büyük artis. Küçük Asya'nin en zengin vilayetlerinden biri olan Ankara. yünleri. Bu arada Sultan Murad. Suriye ve Ermenistan'dan Türkiye ve Kilikya sahillerine giden yollarin merkez noktasi idi. Keza Ankara. seferlerde anlasmazliklari çözer. delikanlilik çagina gelmis oglunun bulunmamasindan dolayi en kidemli beylerden ve saltanatin temel direklerinden olan Lala Sahin Bey'in. beylerbeyi ünvaniyla Osmanli ordularina bas komutan oldu. deniz kenarinda. Sultan Murad. O siralarda Bursa Kadisi olan Çandarli (Cendereli) Kara Halil Hayreddin Pasa en selahiyetli kisilerden ve kadilarin en ulularindan oldugu için bu göreve getirilmis oldu. Nitekim kendisinden önce bir sefere baslamadan evvel o çagda en büyük ve mertebe bakimindan en yüksek sayilan taht merkezi olan Bursa kadiliginin. SULTAN MURAD'IN TESKILATÇILIGI Murad Hüdavendigâr. hanedanin disindan birine verilmesini daha degisik bir açidan degerlendirerek söyle der: "Lala Sahin. Beylerbeyligin. Dogu Roma Imparatorlugu arazisi üzerindeki zaferinin hatirasini ebedilestirmek için Ankara'nin muhtesem iki kapi kanadini Bagdad'a nakl ettirdi. Bundan sonra o. Nasil ki . Çünkü daha önce her sefere çikista rütbesi en yüksek olan taht kenti kadisi. Beylerbeyi me'muriyeti Ayni zamanda vezirlik görevini de içine almaktadir önceki padisahlar zamaninda onlarin en yakin akrabasina veya büyük ogullarina verilirdi. üzümleri gibi meyveleri de az söhretli degildir. bina harçlarinin saglamligi. elmalari. Savasta ve barista islerin yürütülmesi. Böylece ilk defa "kadiaskerlik müessesesi" dogmus oldu. anlasmazliklarin giderilmesi. ordu kadiligi ile birlestirilmesini emr eder.

Bu bakimdan buranin gülsuyu ve gülyagi Misir ve Iran'dakilerle boy ölçüsecek bir durumdaydi. Hükümete yeni bir güven veren bu sistem. Osmanlilar. Suriye sabunlarini. Bundan sonra da Çorlu üzerine yürüyen Sultan Murad. Sabunu. Sultan Murad bununla da yetinmeyerek onun adina vakiflar tesis etmisti. Yerinin ve halkinin güzelligi dillere destandi. Meriç. Bundan sonra hükümdar cihad için yoluna devam etmisti. Sultan Murad'in. Daha önce belirtildigi gibi Edirne'ye varip orayi da fetheden Murad Hüdavendigâr. o dönemde Dimetoka'nin daha bayindir ve mamur olmasi ile sarayinin Edirne'dekine göre daha iyi olmasi olarak gösterilmektedir. SULTAN MURAD'IN RUMELI SIYASETI Lala Sahin Pasa'nin orduyu toplamasi ve askerî hazirliklarin yapilmasindan sonra Rummeli yakasina geçildi.Orhan'in biraderi Alaeddin ve ondan sonra oglu Süleyman'in bu iki hizmeti idare ettiklerini görmüstük. bu sistemde bir karisiklik ve saltanat için bir tehlike sezerek bundan sonra ogullarini müsavere meclisine kabul etmemek ve asker bas komutanligini yabancilara tevdi' etmek suretiyle eski usûlü bozdu. Bunlar arasinda Filibe'de iki ok atimi uzunlugunda ve iki arabanin yanyana geçebilecegi bir tas köprü anilabilir. siyaset ve ticaret münasebetleri bakimindan sahip oldugu stratejik mevkii dolayisiyla Osmanli padisahlarinin taht merkezi olmaya degerdi. sekerlemeleri Konya'ninkileri aratmazdi. camiler. Burasi sehri süsleyen yapilar. ikametgah olarak Dimetoka'yi seçmis ve orada bir saray yaptirmisti. Edirne yerine Dimetoka'yi seçmesinin sebebi. Lala Sahin de Evrenos gibi Osmanli ülkesine kattigi sehirlere ziynet veren ihtisamli yapilarla adini yasatmistir. zafer sancaklarini Balkan eteklerine kadar ulastirmis ve en önemli yerlerden olup Belgrad'a kadar bütün memlekete pirinç vermekte olan iki Zagra (Eski ve Yeni) ile Filibe'yi almistir. Tunca ve Arda nehirlerinin kavsak noktasinda bulunmaktadir. Kale tekfuru böyle sayisiz ve heybetli bir ordunun karsisinda tutunamayacagini anlayip kaleyi teslim eyledi. Padisah. Bununla beraber Sultan Murad. mekan tutmak ve orayi yurt edinmek üzere buraya yerlesir. Murad. çarsilar. saraylar. . okullar ve köprüler bakimindan pek çok seyyahin dikkatini çekmekteydi. fakat birçok cami ile kervansaray yaptirdigi ve onlar için yeteri kadar tahsisat bagladigi için de sakli kalmistir. burayi Cenab-i Hak tarafindan özellikle korunan ve medeniyetçe pek ileri bir sehir saymislardir. Beylerbeyi Lala Sahin Pasa'nin Edirne'de oturmasini ve Kuzey Trakya'da fetihlere devam etmesini istemisti. Lala Sahin'e gelince o. askerlik. Gerçekten de Edirne. sadece bunlari feth etmis oldugu için degil. orayi da fethederek yeniden ele geçirdi. Bu iki sehirde Evrenos'un hatirasi. Bu arada Evrenos da bu bölgenin güneyinde Gümülcine ve Vardar gibi yerleri aldi. Padisah ilk önce kardesi Süleyman Pasa'nin mezarini ziyaret edip onun adina ve sevabi ona ait olmak üzere sadaka dagitmisti. artik Balkanlar'da yerlesmek. Birinci Murad'dan sonra gelenler tarafindan da degistirilmemis ve ona uyulmustur. Bilindigi gibi Edirne. Ilk önce Gelibolu'dan fazla uzakta bulunmayan ve Elespon üzerinde kurulmus olan Bontos kalesi kusatildi.

Sayet simdi bu isin üzerine ciddiyetle varilmaz ve göz yumulacak olursa vaziyetin ileride çok daha vahim olacagini bildirir. maiyyetindeki komutanlardan Haci Ilbeyi'ni de 10. Hoca Saadeddin Efendi. 93)'te verilmektedir. müttefikler Meriç nehrini geçtikten sonra onlara yetisebilmisti. BALKANLAR'DA OSMANLILAR'A KARSI KURULAN ILK ITTIFAK VE SIRP SINDIGI SAVASI Osmanlilar. Bunlardan büyük bir kismi da nehirde boguldu. O. Zagra'yi feth etmesinden sonra Osmanlilarin eline pek çok esir düsmüstü. Çandarli Halil'in. Gün dogarken kalabalik düsman ordusunun imha edilmeyen döküntüleri kendilerini Meriç nehrine zor attilar. bir kismi da Meriç'te boguldu. Buna göre Karaman'da dogan fakih Kara Rüstem. Murad'a haber göndererek yardim ister. Asil büyük Türk ordusunun kendilerini bastigini zanneden Haçlilar. Durumun takdiri için toplanan bir hey'et. Sultan Murad. Meriç nehrini geçen ve kendilerine mukabele edilmedigi için pervasizca hareket eden düsmanin gaflet ve sarhoslugundan istifade edip cesurane bir karar verir. Haci Ilbeyi. bu ittifak neticesinde Osmanlilara karsi yapilan sefere bizzat istirak eder. Bundan baska Papa V. Bir kismi kirildi. Bunlardan birinin örnegi Feridun Bey Münseati (I. 1364 yilinda Filibe'yi Osmanlilara teslim ederek ailesi ile birlikte Sirbistan'a gitmis olan Rum kale komutani. Sirp. ele geçirdikleri yerlerde teskilât kurup arazi islerini tanzim etmeye çalisirlarken. Macar krali Layos ise canini zor kurtardi. Haci Ilbeyi 10. gerek bu dönem ve gerekse önceki dönemde ortaya çikan "Pencik vergisi” hakkinda bilgiler verir. Karaman'dan Sultan Birinci Murad'in yanina gelir. bu isin tedviri için de Kara Rüstem'in memur edilmesine karar verir. Türkleri Balkanlardan atmak için Meriç vadisi boyunca Edirne'ye dogru yürümesi üzerine Edirne'de bulunan Lala Sahin Pasa. Balkanlar üzerinde bir nüfuz kurmak isteyen Macar Krali. Haci Ilbeyi.Lala Sahin Pasa'nin. Elde edilen diger ganimetlerin taksiminde olan uygulamanin esirler konusunda uygulanmadigini ve seriatin emr ettigi beste bir vergi ödemenin yapilmadigini görür. Bu fiyatin beste biri olan 25 akçanin pencik (humus) vergisi olarak devlet adina alinmasina. Eflak ve Bizanslilar arasinda bir ittifak saglanir. Sirp ve Bulgarlar da Edirne ile Filibe'nin geri alinmasi için faaliyetlerde bulunup papa vasitasiyle Avrupa'yi harekete geçirmek istiyorlardi. bununla da kalmayarak. Urban'in tesviki ile Macar Krali Layos basta olmak üzere Bulgar. Sirbistan krali besinci Uros'a bas vurarak Türk kuvvetlerinin azligindan bahis ile onu Osmanlilar aleyhine kiskirtir. her esir için 125 akça fiyat takdir eder. bu tehlikeli durum karsisinda derhal Bursa'da bulunan Sultan I. durumu Sultan'a arz etmesi üzerine o da Kur'an ve Sünnetin gereginin yerine getirilmesini ister. büyük bir bozguna ugradilar. Müttefik kuvvetlerin. bir adamin degeri yüz yirmi bes akça gibi çok az sayilabilecek bir meblaga düsürmüstü. Rivayete göre bu kurtulusunu devamli . Edirne'den Bursa'ya dönünce komsu hükümdarlara Edirne'nin feth edildigine dair fetihnameler gönderdi.000 kisilik bir kuvvetle ileri gönderir.000 kisilik akinci kûvveti ile gece yarisi düsman ordugâhina üç koldan baskin yapar. Esir sayisi o kadar artmisti ki. Bunun üzerine hemen devrin kadiaskeri olan Çandarli Kara Halil'in huzuruna çikip diger ganimetlerden alindigi gibi esirlerden de beste bir hissenin devlet için alinmasi gerektigini söyler.

Sultan Murad'in yaptirdigi bu hayir isleri ile ilgili olarak vakfiyesinden ögrendigimize göre o. Sirp Sindigi savasi ile Türklerin Rumelide sür'atle ilerlemeleri saglandi. durumun kendilerini pek etkilemeyecegi kadar yerlesmislerdi. Edincik ve Gelibolu'dan getirttigi donanma da denizden muhasara etmisti. Papa'yi yeni bir ittifak kurulmasi arayis ve tesebbüsüne sevk etti. Gerçek gayeleri. Amadeo'dan geldi. Türklere karsi Haçli seferi açildigini bildiren bir bildiri yayinladi. Amadeo'ya bagli bir filo. Hammer'in ifadesiyle bu korkuyu ancak Hunyad (Kazikli Voyvoda) gibi birisi onu izale edebilmistir. Trakya'da kazandiklari bu Sirp Sindigi zaferi ile gururlanip gevsemediler. Zaten kisa bir süre sonra Gelibolu tekrar alinacakti. müttefik düsman kuvvetlerinin Edirne üzerine geldikleri haberini alinca derhal kuvvetlerini toplayip yola koyuldu. Bursa hisarinda bir cami ile Çekirge'de bir imâret. 1366 yilinda Gelibolu'yu ele geçirip tekrar Bizanslilara verdi. Savoy Dükü U. Sultan Murad. Osmanli tarihlerinde Sirp Sindigi. Trakya bölgesine. Meriç nehri ise tamamen Osmanli kontrolüne girdi. Biga'daki evlerin gazilere taksim edilmesi ve kiliselerin cami haline getirilmesini de emr etmisti. Bosna'da oldugu gibi Balkan devletleri üzerinde de hakimiyet tesis etmek isteyen Macarlarin nüfuzu kirilmis oldu. Yenisehir'de bir imâret ve Gazi Erenlerden Postin pus Baba'ya bir tekke. kilicini yeniden kinindan çikarmak . Anlasildigi kadari ile Osmanlilar. Fakat daha önce yol üzerinde bulunan ve icabinda Rumeli'den dönerken korsan gemileri ile kendilerini tehdid edecek olan ve Katalan'larin elinde bulunan Biga'yi bizzat kendisi karadan. kaplica ve han yaptirmisti. Ancak buna tek ciddi cevap. düsmanda öyle bir korku izi birakmistir ki. Biga'nin fethinden sonra Bursa'ya dönen Sultan Murad. Balkanlar'da yerlesip yurt tutmak oldugundan bu Haçli seferi kendilerini ikaz ettigi için arkadan gelecek olan tehlikelere karsi daha çok hazirlikli bulunmayi gerektiren tedbirleri almaktan geri kalmadilar. Macar Krali ve Italya'daki prenslerle is birligi yapmaya çalisan Papa. Osmanlilarin. Böylece hem denizden hem de karadan kusatma altina alinan Biga zapt edilmisti.olarak boynuna asili vaziyette üzerinde tasidigi Meryem'in tasvirine haml ettigi için memleketine döndügünde bir sükrane isareti olarak onun adina bir kilise yaptirmisti. Sirp Sindigi muzafferiyetinin sükranesi olarak Bilecik'te bir cami. yabanci tarihlerinde ise Meriç veya Çirmen muharebesi diye bildirilen bu zafer ile Edirne ve Bati Trakya daha da emniyet altina alindi. Bizans Imparatoru. medrese. Muharebe ve dönemin siyasî olaylari icabi 1365 yilinda devlet merkezini Bursa'dan Edirne'ye nakl ettiren Sultan Murad. Bu savasla Avrupa'da Osmanlilara karsi yapilan müsterek bir mukavemete büyük bir darbe indirildi. Biga'nin fethi esnasinda Sirp Sindigi zaferinin haberi gelmisti. bütün bunlari ahiret azigi olarak insa ettirmis ve bunlara vakiflar tahsis etmistir. Sultan buna çok sevinmis ve Allah'a hamd etmisti. Macarlarla Türkleri ilk defa karsi karsiya getiren bu savas. Bu sayede. Fakat bu sirada Türkler. Sultan Murad. Balkanlardaki basarisi.

ihsani ve basarili olanlari yükselttigi duyulmus oldugundan faziletli insanlar padisahin.lazim geldigini anlamisti. Peygamberin sünnetini yüceltmek için elinden geleni yapiyordu. mescidin üst katinda medrese ve ögrenci hücreleri insa ettirdi. böylece bu saskin gürûh (kalabalik) çevrilip yok edilmisti. Gerçekte bu . Öbür ganimetlerle birlikte bunlar da baglanarak padisahin otagina gönderilmislerdi. Avrupa'da fetihlere devam etmek üzere Bursa'dan hareket etmeden önce üç sehzadesi Bâyezid. yurtlarindan ayri düsenlere (garib). temiz inançlari ve saf duygulan ile her zaman âbid. Sehrin arka yakasinda hâlâ Kaplica adi ile bilinen temizlik ve güzelligi ile övülen bir hamam yaptirdi. medrese. adaletle hüküm sürmek. Gerek bu dügün gerekse Bursa'da yapilan eserler hakkinda Hoca Saadeddin. artik kendileri için ortaya çikan bu tehlikenin farkina varmis bulunuyordu. Çevre ülkelerde. Islâm askerlerine siper olmus. Edirne'ye nakl edilmesinden sonra bu yeni taht sehri. Anlatildigina göre bu mutlu günlerde Istanbul tekfuru. sapiklik yapilarini tek tek yikarak ülkeler feth ederken bütün puthaneleri viran eylemisti. halki koruyacak tedbirleri almaya devam etmek ve Hz. Ilmin yayilmasi yolunda medrese ve egitim müesseseleri insa ettirilmesini öngördükleri kadar. gelip gidenleri agirlamak bu makamin sahibine aid olmakla ve geçmis hükümdarlarin tutumlari da dikkate alinarak âlimler ve fazilet sahibi kimseler için konaklayacaklari binalari yaptirmak da ona düsmüstü. Bunlar içinde bir de becerikli ve hüner sahibi bir mimarin bulundugu anlasilinca hükümdar onu azad ederek yaptirilan hayir binalarina mimar ve usta basi tayin etmisti. mesayih ve irsad sahiplerinden (mürsid) dilekleri oldugundan bu gibilere. Bu sebeple Haçli seferlerini bir daha denemek isteyeceklerdi. Iyilik yapmak. Zira barut kokusunu yakindan almaya baslayan Hiristiyanlik âlemi. 1365) yilinda bu hayirli ise baslandi. Tahtkent Bursa'da nüfus o kadar çogalmisti ki. imâret ve ibadethaneleri yeniden ele almak gerekiyordu. güzel yaradilisli padisahin adaleti. Bunun yani basinda da bir imâret ve misafirhane ile mescid. 767 (M. sarayin karsisina derhal bir cami yapilmasini emr etti. su bilgileri vermektedir: "îhsan ve lütfu bol olan padisah. fakir ve zavallilara oturacaklari yerlerin yapilmasini da buyurmustu. cami. Taninmis bilginlerin artisi ve kerem sahibi kisilerin çogalmasi her gün biraz daha kendini hissettirdiginden. zâhid ve sâlih kisilerden. Merkezin. Ama Allah'in yardimi. SÜNNET DÜGÜNÜ ve BURSA'DAKI HAYIR ESERLERI Sultan Murad. Ama bundan sonra hayir yapilarini onarmak ve faydali binalari arttirmak gayesiyle bütün gayretlerini sarf etmisti. Yalova sahillerini yagmalamak ve Islâm topraklarina zarar vermek için bir kaç gemi ile asker göndermeye cesaret etmisti. Bu savasta ele geçirilenler arasinda bazi sanatkârlar da bulunuyordu. Hükümdar. Yakub ve Savci'nin sünnet dügünlerini yapti. saray. otagini ziyarete heveslenmislerdi. imâret gibi hayir eserleri ile dolduruldu. cami ve mescidleri artirmak.

Gökdere'nin su taksim yerinde bulunan mescid de bu Gazi Hünkâr'in hayir eseridir. Bu yüzden savas uzadi. Yigitçe savasti. Yeni sehirde ise Postin pus demekle söhret bulmus olan dervis için de bir hankah yaptirmistir. Bunlara benzer daha nice yapilari vardir. çiçeklerin açtigi demde sevinç ve nes'e içinde öyle güzel dügün ve dernek edildi ki. Çünkü Evrenos Bey bu bölgeyi iyi taniyan bir kimse idi. Lala Sahin önce Kavala . halkini da yurtlarinda birakti. kiymetli armaganlarini. bu gök kubbe. Tamamlandiklari günden zamanimiza kadar sabahin ilk isiklarinin dogusundan uykuya çekilen ana kadar genis alanlarinda farz ve nafile namazlar eda olunur. Serez üzerine de Deli Balaban adinda gözü pek bir yigidi göndermisti. Sahibinin bir kadin olmasindan dolayi. iman ve inanan açik belgeleri olarak gözükür. Yine Bursa'da. bilginlere kiymetli hil'atler ve hediyeler verildi. Yani bunlarin Bayezid Han. mislini görmemis. Dernek kurulup davet edilenler yerlerini alinca sehzadelerin sünnet edilmeleri buyrulmustu. Marolya. Zikir ve tesbihler edilir. kaleyi teslim etti. Deli Balaban. öbür beylerle birlikte Borlu ve Iskeçe üzerine yürüdü. Kalelere de isi bilen ve durumu kavrayacak olan erleri yerlestirdikten sonra Marolya kalesine geldi. Yakub çelebi ve Savci Bey'in Hz. Bu kadin. Sultan Murad. Serez'i kusatma altina aldigi için Marolya'ya yardim gelmemisti. Evrenos Bey de Çandarli'nin idaresine verilmisti. En sonunda davetliler. Sonra Serez'den yardim gelmeyecegini anlayinca baris istemek zorunda kalip. Gümülcine'ye geldikleri zaman Hayreddin Pasa'nin bu sehirde kalmasi uygun görülerek Evrenos Bey. Marolya kusatmasi devam ederken Sultan Murad. devlet gögünün pariltilari olan sehzadeleri ki her biri birer çinar gibiydiler. Bursa'dan Rumeli'ye geçip Bolonya zaferini kazandiktan sonra Edirne'ye dönmüs ve kisi orada geçirmisti. Iskete (Iskeçe) ve Marolya kalelerini almak üzere buralara göndermisti.iki cami de deger ve yapi bakimindan yerlerini bulmuslardir. Bu esnada Vezir-i azam Çandarli Hayreddin Pasa'yi. Ondan sonra seyhlere. altin bir sahan gibi parlayan günes ve gümüs tabagi andiran ay'la donatildigindan beri. Serez'den yardim taleb etti. ülkeler sahibi sultanin arzusu olmakla saltanat otaginda el baglamis kisiler. Balaban'a yardim etmek üzere Lala Sahin komutasinda kalabalik bir birlik gönderdi. Sofa ve eyvanlarinin genisligi. Marolya aslinda bir kadin olup adi geçen kalenin sahibi idi. sütun ve kemerlerinin yapisi. Serez hakiminin de akrabasi idi. Padisahlik burcunun yildizlan. Isabetli tedbirler alan kisiler de benzerine rastlamamisti. Peygamber'in sünneti geregince sünnet edilmeleri. Rumeli'nin bati yakasinda bulunan Borlu. Sözü edilen yilin ilk baharinda. daha sonra buraya "Avrathisari" dendi. dügün hazirliklarini yapmak ve gereken tertibati almakla görevlendirildi." BALKANLAR'DA YENI FETIHLER Sultan Murad. Ayrica Bilecik'te bir mescid. Oradan gelecek yardima güvendigi için baslangiçta direndi. Aldigi güzel tedbirlerle bu ülkeyi ele geçirip. sayisiz hediyelerini kerem sahibi sahin otagina sundular. Fakir ve fukara da kurulan sofralarda doyuruldu.

mükemmel ve olgun duruma getirildi. ekili araziyi yaktirip zahireyi yok ettikten sonra kaçip gitmisti. Bunun üzerine Sultan Murad. vergi vermekten kurtulmak için kizini Sultan Murad'a verdigini belirtir. onu tekrar ülkesinin hakimi olarak yerinde birakmisti. Hammer. Ordu teskilâti düzeltildi. Islâm askerinin kalabalik oldugunu görünce. Üç yillik harac çikartip cihan hakiminin otagina sundu. dizginlerini kaçis yönüne çevirerek hazine ve kiymetli esyalarini kalelere koyup. Sisman (Sosmanos)'in. zorlu ve kanli bir mücadele ile burayi ancak 25 gün sonra feth edebildi. bunun karsiliginda da sultan onu diger hükümdarlardan daha üstün tutmus. Sultan Murad. sultanin adaletinden hosnud olmalarini saglamaya çalismisti. Ondan sonra da Karaferye kalesinin halkini zimmîlik hukukuna tabi kilacagina inandirip söz verdikten sonra almisti. Böylece ordudaki kitlik da giderilmis oldu. bütün yorgunluklarini bir kenara atip artik dinlenebilirdi. Bu sekildeki tutum ve davranisin bir sonucu olarak Serez kalesine de baris yolu ile girilmisti. Sultan Murad'a birçok hediye takdim etmis. üzüntüsüz. Büyük Konstantin'in dogum yeri olan Nis'in Osmanlilarin eline geçtiginin duyulmasi üzerine Lazar baris istemek zorunda kaldi. Sirbistan hükümdari. Dört ay kadar süren bu hareketin sonunda Semendire yakininda bulunan Nis kalesinin feth edilmesine karar verilir. . kulluklarini bildirip kapiya kabul edilmelerini diledi. Sadece her seferde padisahtan gelecek emre göre hazir olmasi gerektigi yolunda kendisine bir ferman verilmisti. Hammer'in ifadesine göre her sene Padisaha bin libre gümüs göndermek istegi yerine getirildi. onarim ve korunmasi islerini tamamladiktan sonra 776 (1374/1375) tarihinde toplanan ganimetlerle birlikte Sultan Murad'in yanina döndü. Bizans'in en müstahkem dört mevkiinden biri ve Trakya." Bundan sonra Nis kalesi ile çevresinin korunmasi için tedbirler alindi. Tam bu sirada Sirplarin kendi topraklarina hücum etmek gayesiyle büyük bir ordu ile harekete geçmek üzere olduklari haberini aldi. bu kadar ganimeti ve ülkeleri kendisine baris eden Allah'a hamd ettikten sonra Bursa'ya dogru harekete geçmek istiyordu. herkesi kendi topraginda birakarak onlarin. Orhan'in oglu (Sultan Murad)." Buradan bir çok mal ve esir ganimet olarak alindi. Oradan da Drama kalesine yönelmis ve kaleyi kisa bir zaman içinde feth etmisti. Feth edilen kalelerin bakim. Hoca Saadeddin'in ifadesine göre "kalenin saglamligina güvenen kâfir. Ülkenin bos ve ekinlerin yakilmis olmasindan dolayi askerler bir kitlikla karsi karsiya kaldilar. Bu arada harp ve sefer yorgunlugundan gücünü yitirmis olan gazilere yurtlarina dönme izni verildi. yeni devlet merkezi olan Edirne'de geçirdi. Oradan da hiç vakit kayb etmeden Sirp diyarina yöneldi. Sipahilerin timar usûlü ve bir nevi ulastirma askeri olan "Voynuk"larin kurulusu. Halka karsi yumusak davranmis. Sirp ve Panuni arasindaki ulasim noktalarinin merkezi olan Nis üzerine yürüyen Sultan Murad.kalesine yüklenmis burayi bir hamlede zapt ederek gümüs madenlerini ele geçirmisti. Oradan da Zihne'yi ele geçirmisti. ayni yil Sisman ile de baris yapti. O yörenin bütün malini bu kalede saklamisti. Murad. kedersiz ve savassiz alti yil içinde devletin iç isleri ile ugrasti. Çünkü Sisman. kalabalik bir ordu hazirlayarak büyük oglu Yildirim Bayezid'i otaginda birakarak Gelibolu'ya gitti. Hoca Saadeddin ise bu konuda söyle der: "Padisah'a layik hediyeler ve armaganlarla elçi gönderip. Ülkenin halki da daglara çekilerek memleketi hos birakmisti. Kisi. Sonunda Avrupa'da baris kurulmustu. Ayrica her yil elli okka gümüs göndermeyi de kabul etti. Sultan.

Serez ve havalisine Anadolu'dan asiretleri getirip yerlestirmisti. Osmanlilara karsi U. kisa bir zaman diliminde gerçeklesmisti. Islâm'in diger sancaklarindan ayird edilmek üzere sipahi sancaklari için kirmizi renk seçildi. Osmanli sancaklarinin renginin tanzimi. Haçli seferini tertipleyerek Sirp Sindigindan 7 yil sonra tekrar talihini denemek istedi. Zira Sirp ve Bulgarlarin idaresi Bizans'inkinden de kötü idi. yerlesik ahaliye nazaran savasçi vasiflari. birçok asirdan beri Bizans sarayinin ve devletin seçkin memurlarinin begendikleri renkti. Osmanlilar için Makedonya'nin kapilari açilmisti. Iskeçe ve Marolye. Sirp kralliginin mühim sehirlerinden olan Serez ve daha sonra Karaferye zapt edildi. voynuklarin tesisi gibi önemli kuruluslar. Sultan I. feth edilen topraklardan kaçan halkin yerini doldurmak gayesi de kismen rol oynamistir. Iran'da sofiler tarafindan o kadar saygi görmüs olan gök mavisi. Eski idarecilerinin tahakkümünden bikan halk. Nitekim Rumeli fatihi Süleyman Pasa zamaninda asiretlerin Rumeli'ye geçirilip iskân edilmelerinde. alemi (sancak) için günes rengini (sanyi) begenmisti. Peygamber. Bu muharebe neticesinde Gazi Evrenos kuvvetleri tarafindan ikinci defa elde edilen Gümülcine'den baska Borla. Zihne ile Makedonya. Mûsevîlerin pabuç ve serpuslarina tahsis edilmistir. Eflak (Romanya) prensi ise kaçmisti. Avrupa. bazi kurallara baglandi. seferlerde bayagi hizmetlerde kullaniliyorlardi. askerî malikânelerin islahi. Ahirlari temizlemek. ÇIRMEN ZAFERI Osmanlilarin Balkanlardaki fetihleri. Osmanlilar da kan rengini kabul ettiler.Askerî malikâneler (yurtluk)in timar ve zeâmete bölünmesi. Drama. Murad. "Osmanli Devleti. Savasin bu sekilde sonuçlanmasi üzerine Sirbistan'da hanedan ve iktidar degismisti. Abbasîler gece (siyah) renkleri almislardi. Emevîler gündüz (beyaz). atlarin bakimi ve arabalari sürmek bunlarin isi idi. kurulus devrinde konar-göçer Türk asiretlerini yeni alinan bölgelerin Türlestirilmesinde kullandigi gibi. savasin sonuna dogru vefat eden Lala Sahin'in ölümü üzerine beylerbeyi seçilen Timurtas'in himmeti ile olmustu. Voynuk teskilati. Bir bakima 10 yil içinde Gelibolu'dan Sirbisbtan'a kadar gelinmis. Tarihte Ikinci Meriç veya Çirmen savasi diye anilan bu muharebede Sirp Krali Vukasin ile kardesi veliahd prens Uglesa maktul düsmüslerdi. esas ve temel kuvvetlerin Sirplar tarafindan teskil edildigi anlasilmaktadir. Bu hizmetlerinden dolayi bunlar her türlü vergiden muaf idiler. Bununla beraber bu defa ki kuvvetlerinin eskiye göre biraz daha az oldugu. kurulustan itibaren devam etmekteydi. padisahin tebeasindan olan hiristiyanlardan meydana gelmis bir asker grubu idi ki. Osmanlilar zamaninda bu renge hiç ragbet gösterilmedigi gibi mavi. Adriyatik Denizi'ne kadar nüfuz ve tesir sahasi kurulmustu. kurulus . 26 Eylül 1371'de kazanilan bu zaferle. Osmanli Devleti'nin bu iskân politikasi. Kadiaskerlikten vezirlige yükseltilmis bulunan Kara Halil Hayreddin Pasa tarafindan da Kavala. bir disiplin ve teskilât içinde olmalari sebebiyle de anlari fethedilen bu bölgelere nakl etmistir. Bu kabil iskan hareketleri. Hz. Fâtimîler zemin (yesil). buralarda yeni bir sistem ve adalet anlayisi getiren Osmanlilari bekliyordu.

1372) yilinin baharinda büyük bir ordu ile tekrar Rumeli yakasina geçti. bütün akrabalari ile geçecek olanlara ise yurtluk. uc olarak kabul edilen Serez'i kendisine merkez yapti. Osmanli hakimiyetini kabul ile vergi ve gerektiginde asker vermeyi taahhud etti. Türk topluluklarinin Rumeli'ye nakledilmeleri sirasinda. Bu esnada akinci kuvvetleri de Balkan yarimadasinin batisina dogru akinlarina baslamislardi. Devletin gelismesi ile kendi öz benliginde yeni fetihlerin ve özlenen basarilarin belirmis olmasi. bir taraftan Adriyatik sahillerini. Böylece Kostantin. Ilk is . ülkeler feth eden padisahi çagirmalari üzerine 773 (M. hasmetli kubbelerle örtülü on iki kükürtlü suyu. metin ve seri adimlarla gerçeklestirmeye çalisiyordu. sehrin her tarafina içilecek su dagitan kanallari ve dagdan inen irmaklarla sulanan bahçeleri ile taninan Köstendil. devlet tarafindan kendilerine zengin topraklar vermek. Allah'in verdigi destek ile açilan bahtini degerlendirerek cihad töresini sürdürmek ve yeni ülkeler zapt eylemek için bütün tedbirlerini almis bulunuyordu. Köstendil'in fethi ile ilgili olarak sunlari söyler: "Adaleti ile ülkeleri tutan padisah. ayni zamanda yakinlarinda altin ve gümüsten para basilan bir yer olmasi bakimindan da dikkat çekerdi. hemen hemen bütün Balkanlari içine alan bir genislige ulasti. Bulgar Krali Sisman ile Makedonya Sirp Krali'nin Samakov'da birlikte maglup olduktan sonra Köstendil'in elden çikmasi beklenen bir hadise idi. Osmanlilar'in daha Rumeli'ye geçtikleri andan itibaren Türk topluluklarinin buraya nakledildikleri bilinmektedir. Böylece bir buçuk veya iki sene gibi. Hoca Saadeddin. Hammer'in ifadesine göre. Fakat daha sonra Bizans Imparâtorunun oglu olan Selanik valisi Manuel. Vardar nehri vadilerine girerken karsilarinda durabilecek bir kuvvet kalmamisti. Nitekim bu maksatla Evrenos Bey. diger taraftan Yunanistan'a inerek Attika yarimadasini taradilar. her türlü vergiden muaf olma karsiliginda sehrin (Köstendil) anahtarini Sultan Murad'a teslim etti. Çirmen zaferinin meyveleri derhal toplanmaya baslandi. toprak ve timar gibi imtiyazlar tanimak suretiyle mühaceret tesvik edilmistir. Bu durum. birçok kaplicasi." Çirmen zaferinden faydalanan Türk akincilari. onu cihad sancaklarini açma yolunda bütün gayret ve himmetiyle çalismaya yöneltmisti. harp ve devletler tarihi için çok az denebilecek bir sürede Vardar'in dogusundaki yerler Osmanli hakimiyeti altina girmisti. Rumeli uclarinda cihad yolunda ugrasan iyi niyetli beylerin. Bu plânin iyi bir sekilde uygulanabilmesi için de gerekli tesebbüslerde bulunuluyordu.devrinde devletin sik sik müracaat ettigi sürgün usulü ile yapilmakta idi. memleketin senlendirilmesi ve iskani gayesini de tasimaktaydi. Serez'i ele geçirmek için bir ayaklanma tertipledi ise de bu ayaklanma vezir Halil Hayreddin Pasa tarafindan bastirilmisti. Bunun için Sultan Murad. Bu sekilde Osmanli Devleti'nin tesir sahasi. Bütün bu muvaffakiyetlerden sonra Osmanli kuvvetleri. Rumeli fütûhati plânini emin. fütuhati tesvik amaci tasidigi kadar. 1372 yilinda Köstendil ile çevresi feth edilerek burada bulunan Bulgar Prensi Çariçe Evdokia'nin oglu Kostantin. Bunlarin yanisira sonradan Rumeli'den de Anadolu'ya insan topluluklari nakledilmistir.

Askerin bir kismini Ipsala civarindaki Ferecik kalesinin zaptina gönderip kendisi de Çatalca taraflarina yürüyerek Incegiz ve Çatalburgaz kalelerini aldi. altin ve gümüs madenlerinin bulundugu bölgelerin de hâkimi olmakla söhret yapmisti. Bulgar diyarinin hükümdari. Bunun için Kostantin. Tam bu esnada Lala Sahin Pasa'nin da Ferecik kalesini aldigi haberi geldi. Bu sekilde kral. Sultan Murad'la anlasmaya zorladi. Evrenos Bey ve diger beyler. padisahi kendisine layik hediyeler ve degerli armaganlarla karsiladi. yenilecegini anlamis ye boyun egme yolunu tutmasi gerektigini kavramisti. Sultan. Bu haberde. Bu istihbarat üzerine hükümdar. Osmanlilara vergi ile birlikte asker vermeyi de kabul ediyordu. Sahip oldugu kalelerin anahtarlarini teslim ederek kulluk yolunda gerekenleri yerine getirdi. Bu haberden kisa bir müddet sonra bizzat Lala Sahin Pasa bir çok mal ve ganimetle padisahin otagina geldi. Köstendil tekfuru olan Konstantin. Böylece padisahin iltifatini kazanmakla sevindi. buradan Incegiz yöresinde bulunan Bolonya (Apolonya) kalesini almak üzere hareket etti. Buna ragmen kale bir türlü düsmüyordu. Burada on bes gün kadar bir savas oldu. Lazar. Zamanin hükümdari da bu basaridan sonra tekrar Bursa'ya döndü. Ödeyecegi cizye ve harac ta tesbit edildikten sonra memleketini yönetme görevinin kendisine verildigini bildiren fermani aldi. Incegiz hâkiminin akibetini ögrenmis bulundugundan hisari Sultan Murad'a teslim etti. Ama ülkeler açan padisahin heybeti yüregine tesir etmekle onun üstün gücü ve kudreti ile kendi ülkesine dogru gelisi. Bu sebeple de hükümdarin ihsanlarina mazhar oldu. PADISAHIN RUMELIYE TEKRAR DÖNÜSÜ Sultan Murad. Kuvvetlerini Malkara'da topladi. . Sultan. Bizans Imparatoru'nun asker göndererek Vize çevresini yagmalamaya ve halka zarar vermeye kalkistigi. Lala Sahin. derhal ordunun toplanmasini emr ederek sür'atle Gelibolu'dan karsi tarafa geçti. Malkara'da padisaha iltihak ettiler. Bursa'da bulundugu sirada 774 (1373) yilinda Vize sancak beyi Sirmerd Bey'den bir haber almisti. prens ve despotlarin hakimiyetini taniyarak vergi ve gerektigi zaman muharebelerde yardimci kuvvet vermeleri genis ölçüde fetihlerde bulunan Türk devleti için büyük faydalar ve basarilar temin etti. devlet ve ikbal ile üzerine yürüyüse geçtigi haberi kulagina ulasinca." Osmanlilarin. kusatmayi devam ettirmek için orada küçük bir kuvvet birakip oradan ayrilmaya karar vermek üzere iken kale duvarlarindan birinin yikilmak üzere oldugunu ögrenir. Bunun üzerine Padisah. Çatalburgaz hakimi. ülkesinin genisligi ve ordusunun kalabalikligi ile çevrede taninmis.olarak Lala Sahin'in Köstendil bölgesinde almis oldugu yerleri korumak ve geride kalan topraklar üzerinde kendi bayraklarini açmak için bu bölgeye hareket etti. Makedonya'yi feth ederek Köstendil'e gelmeleri Yukari Sirbistan despotu Lazar Grebliyanoviç'i. bu kadar önemsiz bir kale ile vakit kayb etmeye degmeyecegini düsünmüs olmali ki. Gücünün üstünlügüne gururlanarak çevresindeki "mulûke itaat etmez" bagimsizlik arzusu kara kafasindan çikmazdi. ayrica kaleyi almaya yeltendigi bildiriliyordu.

padisahin keremine ve ulu tutumuna güvendiginden lütuf ve ihsaninin genisligine. Sonra söyle dedi: "Sahimin devleti. gerek Bizans ve Balkanlarin siyasî ve ictimaî düzensizligini. Gazi Süleyman Pasa'nin bir bulusu oldugu kesindir. Padisahin uyanik ve keskin bakisi. onun için de çapraz menfaatlerin ugras meydani olan Rumeli cografyasini tepeden inme bir müdahale ile önce siyasî ve askerî mânâda ele geçirmek sonra da ictimaî ve medenî alanda yeni bir nizama tabi tutmak zaruretini hissediyordu. askerlerinden birinin basina ve külahinin altina bir tas koymus oldugunu fakat bunu tamamiyla gizleyemedigini görmüs. Bu agaç. Osmanli akinlari Rumeli'de devam ederken padisah. biraz zor görünmektedir. "Üsküf adi verilen islemeli külahlarin ilk defa kullanilmasini bu muharebe sonunda ulasilan zafer ve Bolonya'nin fethine baglar. Rivayetler bu olayin söyle gerçeklestigini belirtirler: Kaleyi kusatanlar. devletin iç ve dis siyasetini belli bir ölçü dahilinde tarassut ediyordu. kerem dolu yeller lütûf denizlerini dalgalandirmis ve o altin taci (tas) anilan gaziye armagan etmesine sebep olmustu. ben." Padisah. yoluna toprak olana bu sevinç külahini giydirmekle mutlu kilmistir. gerek Anadolu. Hoca Saadeddin Efendi bu hadiseyi anlatirken söyle der: "Sipahi. kale halkini yer ve yurtlarinda birakmisti. Tarihlerde verilen bu bilgilerin dogrulugunu tesbit. Osmanli Tarihi. tasi askere biraktiktan sonra bunun bir hatirasi olmak üzere de muhafizlari ile subaylarinin bundan böyle sirma islemeli külah giymelerini emretti. "hükümdarin dolastigi yesil çayirlik" ifadesi de bunun kavak olacagini göstermektedir. Üsküfün. Bu açik sözler. Fakat sonradan bu basligini degistirmisti. Zengin ganimetlerle hükümdarin otagina dönen Pasa. Altin tellerle islenen bu külahlar Kapi kullarina tahsis edilmistir. Basina da yine ayni bölgede islenmis beyaz renkte ince bir bez sarardi. bas taci edilecek bu dogruluk. pekçok altin ve gümüs ganimetlerle Bolonya'dan çekildikleri sirada hükümdar. O zamana kadar Germiyan fabrikalarinda yapilmis kumaslardan kirmizi renkli kaftan ve cübbe giyerdi. o kiymetli tac kadar degerli davranis. o zamandan beri "ugurlu Çinar" diye anilir oldu. himmetinin bolluguna inandigindan gizledigi sirri açikladi ve kaptirmak korkusuyla sakladigi tasi meydana çikardi. yüceler yücesi padisah katinda deger bulmus. avucunun içi kadar açik görüyor. Bolonya kalesinin duvarlarinin yikilmak üzere oldugu haberini aldigi zaman bir çinar agacina dayanmakta idi.Lala Sahin Pasa'yi hemen kale üzerine gönderir o da orayi feth eder. Hoca Saadeddin'in ifadesine göre muhtemelen o kilik kiyafet o günlerde yayilmis olabilir. Sultan Murad. Sultan Murad'in elbisesi satafatli degildi. Fakat Hoca Saadeddin bunun çinar degil kavak oldugunu ve kendisine "Devletlû Kavak" dendigini belirtir ki. Bunun üzerine o askeri huzuruna çagirarak beste biri hazineye ait olan degerli bir seyi gizlemeye çalismasini ayiplar. . keremli olmayi seven sah. Onu baskasinin elinden kurtarmak için böyle yaptim" demisti.

orta ve sol kanatlara bölen Sultan Murad. birbirlerini disleyen. bir yandan da o bitip tükenmez iç kavgalari. Sag kanat yani dogu sinir bölgesi dogrudan dogruya Sultan Murad'in kendi komutasi altinda idi. Buna karsilik olarak da Papa. Ticaretle ugrasan bu küçük Slav cumhuriyetinin ileriyi görebilmesi. onun asirlarca devam edecek olan hayatini garanti altina almasina sebep olmustu. Baska bir ifade ile Bizans kötü idare ediliyordu. Hele gittikçe kabugunun içine büzülen Bizans Imparatorlugunda. Imparator Ioannis Paleologos'u su cümlelerle tavsif ederken bir hakikata parmak basmis oluyordu. Bati dünyasindan kendisi için büyük ölçüde yardim temin edecegi vaadinde bulundu. Fakat bu merasim. orta kol komutani ise Kara Timurtas Pasa idi. 1369'da Roma'da resmen Katolik olan Imparator. Gümülcine'yi ikamet merkezi olarak seçen Gazi Evrenos Bey. Diger hususat için memleketi gelisi güzel idare ederdi. Sirp Sindigi'dan kisa bir müddet sonra Serez'i zapt etmisti. Bizans'in idaresinde idi.Bu dönemde Orta Avrupa olsun. Istanbul'a döner dönmez tekrar Ortodoks mezhebine ." BALKANLAR'DAKI FETIHLER Sirp Sindigi zaferinden sonra Balkanlar'daki uc bölgelerini sag. Halbuki bu esnada daha Akdeniz'e çikmamislardi. yillik vergi karsiliginda bu devletçigin iç islerine karismadiklari gibi onu ortadan kaldirip ilga da etmediler. Sultan Murad. üç koldan fetih hareketlerini baslatti. Sirp Krali Stefan Dusan'in ölümünden sonra Bulgar Prensi Ivan Aleksandr tarafindan alinan Trakya'nin Karadeniz kiyilarini denetimi altina aldi. budala idi. Bizans Imparatoru bu duruma bir çare bulabilmek için Roma'ya gitti. Osmanli himayesini kabul eden bir muahede imzaladi. Adriyatik denizine dayanmis oluyorlardi. Fakat henüz Drama ile Kavala. Nitekim tarihçi Dukas. debdebe ve tesrifattan ibaret kalmis ülkesiz bir imparator vardi ki. Dört kardinal huzurunda ve Saint Plerre Kilisesi'nde Ortodoks mezhebinin sapikliklarindan tevbe ve istigfar edip Latin Kilisesi'nin (Katolik) evladi oldu. Dubrovnik'in himaye altina alinmasi ile Türkler. gittiginden daha da eli bos kalmasi ve ümid ettigi yardimdan bir zerre dahi bulamamasi idi. Yalniz kadinlarin güzel veya çirkin olup olmadiklarini ve kimin karisi bulundugunu ve nasil ele geçirecegini bilirdi. Bunun en belirgin delili ise Imparator'un Bizans'a döndügü zaman. kanli didismeleri vahset ve zulüm aliskanligi tarihî ve an'anevî dekoru içinde bütün dehsetiyle devam etmekte bulunuyordu. "Imparator Ioannis. Böylece Bizans'in Avrupa ile olan son karayolu bagi da kesildi. 1365 yilinda Dalmaçya kiyilarinin güneyindeki Dubrovnik (Raguza) Cumhuriyeti. Osmanlilar. Sol kanat yani bati bölgesi komutani Evrenos Bey. kemirip kanini içen düsman unsurlarin kaynasip çarpistigi bir sel yatagi haline gelmisti. bir yandan Osmanlilara boyun egerken. sahsî menfaatlerin disinda samimi bir alis veris degildi. Balkanlar olsun.

SULTAN MURAD'lN ANADOLU SIYASETI ve YILDIRIM BÂYEZID'IN EVLENMESI Birinci Murad'in. Tunca üzerindeki Yanbolu'yu. Yakub Bey'i yanina çagirip kendilerinin ve memleketlerinin Karamanlilardan korunmasinin güç oldugunu. bu orduyu perisan etti. Samakov. bunun için de kizi Devlet Hatun'u Murad'in oglu Bâyezid'e vermeyi . Tarihî kaynaklarimizda uzun uzadiya anlatilan ve hakkinda teferruatli bilgi verilen bu evlilik. Bu Çamurlu meydan muharebesi ile Kuzey Bulgaristan kapilari da Türkler'e açilmis oldu. Lala Sahin Pasa. savas günlerinde oldugu gibi baris zamanlarinda da yegâne emeli. bu yüzden Osmanlilar ile yakinlik kurmayi düsündügünü. Sofya'nin 50 km. Süleyman Sah'in arzusu üzerine olmustu. Sirbistan Krali ile anlasarak birlikte Osmanlilar üzerine hücum etmeyi kararlastirdilar. Bizans'in elinde Trakya'da fazla bir sey kalmadi. Türk idaresini Katolik idareye tercih ediyordu. Bu sebeple o. Karaman ogullarinin tehdid ve tazyiki karsisinda Osmanlilara dayanmak ihtiyacini duyan Germiyan oglu Süleyman Sah (1361-1387)'in arzusu üzerine oglu Bayezid'i. Osmanlilarla basa çikamayacagini anlayinca onlarla baris antlasmasi yapti. Buralar daha önce feth edilmis olmalarina ragmen bir ara Bizans tarafindan tekrar isgal edilmislerdi. 1367'de Kara Ali Bey oglu Timurtas Pasa. Sultan Murad da 1368'de Hayrabolu'yu. Bu durumu gören ve daha önce devlet merkezi olan Tirnova'ya gelmis olan Bulgar Krali Sisman.döndü. Gerçekten de Sisman. Bulgaristan fütuhati devam etmeye kararli görünüyordu. 1369 yilinda Kirkkilise (Kirklareli). Fakat bunu gerçeklestirmek için Anadolu'daki beyliklerle çatismaya girmemeye ve barisçi bir siyaset takip etmeye azamî dikkati gösteriyordu: Bu siyaseti büyük bir maharetle uygulayan Sultan Murad. kizkardesi prenses Marya'yi da Sultan Murad'la evlendirmek suretiyle akrabalik tesis etmek ve bu sayede Osmanlilarin gücünden de istifade etmek istiyordu. Buna göre Süleyman Sah. bir Ortodoks. Avrupa ve Asya'da fetihleri devam edip sinirlarini genisletmekti. Bu arada Kral Sisman. Lala Sahin Pasa ise Samakov'u aldi. Pinarhisar ve Vize'yi Bizanslilardan geri aldi. Katolikler için de durum bundan pek farkli degildi. Süleyman Sah'in kizi Devlet Hatun ile evlendirdi. kadar güneydogusunda idi. Böylece Osmanli himayesini benimsedigi gibi vergi vermeyi de kabul etmek zorunda kaldi. oglu II. daha da zebun ve çaresiz kalmis bulunuyordu. Bu asirlarda Ortodoks ve Katolik mezhepleri arasinda münaferet ve çekisme o dereceye varmisti ki. Bu siralarda Türklerin. Böyle siyasî manevralar ile padisahin itimadini da büsbütün kayb eden Bizans Imparatoru. Rumeli'deki hâkimiyetini saglamlastirirken. Tuna nehrinden Rodop Balkanlarina kadar orta ve güney Bulgaristan ile Osmanli fetihlerinden önce de kismen Trakya'ya sahip olan Bulgar Krali Yuvan Sisman. Bölgenin bu önemli sehirlerinin yeniden Osmanlilarin idaresine geçmesi üzerine. Anadolu birligini saglamak gayesiyle de buradaki beylikleri de topraklarina katma siyaseti güdüyordu. kendisine muhalefet edip Macarlari Vidin'e sokmus olan kardesi Stratisimir'e karsi Murad'la Ulahlardan yardim alarak Vidin üzerine gitmisse de muvaffak olamadi.

On oglanin elinde içi flori dolu on gümüs tepsi. Buna göre dügün söyle olmustur: "Hazirliklar tamamlandi. Evrenos Gazi'yi de davet ettiler. Samsa Çavus'un oglu Çavusbasi Demirhan. tamam olup oturduktan sonra izin verildi. Saruhanoglu. Ishak Fakih adinda saygi deger bir kisi ile Germiyan ülkesinin bazi ileri gelenlerini elçilikle görevlendirip gönderirler. Kendi sancak beyleri geldi. Ve on oglanin elinde dahi on altin tepsi ve seksenin elinde gümüs ibrik ve gümüs masrapa. Kapi kullarindan Emir-i âlem Aksungur Aga. Yakub Bey. kültür ve folkloru hakkinda önemli sayilacak malumata sahip oluyoruz. Evrenos Gazi'nin hediyeleri ileri geldi. Etrafin elçileri geldiler. Ilk is olarak bu mutlu ve neseli dügüne katilmak için Müslüman hükamdar ve beylere davetiyeler götürmek üzere elçiler gönderir. Hicrî 783 (1381) yilinda gerçeklesen bu dügünle ilgili olarak kaynaklar. Herkes âdet üzre hediyesini verdi. Hepsi mertebesine göre hediyelerini arz ettiler. yasli babasinin bu teklif ve arzusunu kabul etmis olmali ki. Iyi atlar. Her iki taraf da kendi memleketlerinde tantanali bir sekilde dügün yapmislardi. Yildirim Bâyezid'in dadisi ile Kadi Mahmud Efendi'nin ve Aksungur'un eslerini (zevcelerini) gönderdi. Bunlar. Ona bütün elçilerin üstünde yer gösterdiler. Her ne kadar Hammer. Çünkü genç prenses çeyiz olarak kocasina babasinin en güzel yerlerini getiriyordu" diyorsa da o günün sartlari ve gittikçe yildizi parlayan Osmanlilarin durumu düsünülünce bu teklifin bizzat Germiyan Beyi Süleyman Sah'tan gelmis olmasi yadirganmamalidir. Denizli bezleri. padisahin arzularina pek uygun düsüyordu. Bu hediyelerin içinde meshur Germiyan atlari. Yüz kul ve yüz kizoglan cariye. Bütün etraftan gelen elçiler hayrette kaldilar ki. onun getirdigi kiymetli hediyeleri kabul ettikten ve onu ülkesine gönderdikten sonra dügün hazirliklarina baslamak üzere kendisi de Bursa'ya gelir. ancak her iki tarafin arzusunun açikça ortaya konmasi üzerine erkek tarafi olarak ilk resmî tesebbüsün Sultan Murad'dan geldigini düsünebiliriz. Kastamonu'da Isfendiyar ve Misir Sultanini davet ettiler. Herkes mertebesine göre yerli yerinde oturdu. Bu bilgi sayesinde o günün örf. Beylerden hediyeler getirdiler.düsündügünü söylemisti. katarla develer ve fevkalade seyler getirdiler. Elhasil bunlarin her birinin eli bos degildi. Ishak Fakih bu heyetle giderken yaninda pek çok hediyeler de götürmüstü. Hamidoglu. bu hanin bir kulu böyle büyük hediyelerle . "Bu sebeple büyük oglu Yildirim Bâyezid'e komsusu Germiyan hâkiminin kizini almak istedi. Sultan Murad'a. Misir Sultani'nin elçisi dahi gel-di. Edirne'de kabul eden Sultan Murad. altin ve gümüs gibi gayet kiymetli esya bulunuyordu. Etrafin beylerine davetçiler gönderdiler. Murad'in Bursa'da yaptigi dügün hakkinda kaynaklarda bir hayli bilgi bulunmaktadir. Karamanoglu. Süleyman Sah da Cemaleddin Ishak Fakih'i bir heyetle I. kizi istemek üzere Kütahya'ya Bursa kadisi Hoca Mahmud Efendi. Kendi ülkesindeki sancak beylerini de çagirdilar. oturdu. adet. Germiyan Beyi Süleyman Sah'in elçisini. sosyal ve siyasî vaziyetini gösterme bakimindan önem tasimaktadir. su ortak bilgileri vermektedirler: Murad . Menteseoglu. Bununla beraber bu meselenin daha önce gayri resmî olarak görüsülüp konusuldugu. Bu da bize dönemin ekonomik. Murad'a gönderdi. O da hediyesini (saçu) takdim etti. Ondan sonra dügüne basladilar. Bu evlilik.

Misafirlerin her birini durumlarina göre bir konaga indirmis ve herkesin degerine göre uygun yerler göstermisti. Egrigöz (Emet) Ve Tavsanli'nin Osmanli idaresine geçmesi bu akrabaliklardan biri vasitasi ile gerçeklesmistir ki bu da. Mükrimin Halil Bey. kadi efendi ile sancaktarin eslerini ve Yildirim'in dadisini bin kisiden fazla bir birlikle Kütahya'ya gönderdi. Nitekim Kütahya. Etrafin elçilerinin getirdigi atlari da Evrenos'a verdi. karavaslari (câriye) etraftan gelen bu elçilere taksim etti. Simav. Bu suretle ziyafetler çekilmis. ikram ve iltifatta bulunmus. Aksungur Aga. Zira Anadolu'daki beyliklerin sakinleri de müslümandi. er geç Osmanli hududlari içine girmesi mukadder olan topraklarini pâdisaha. daha önce pençelestigi adamin oglu ile hos geçinmekten baska çaresinin olmadigini anlamasi ile mümkün olmustur. kizini da sehzâdesi Bâyezid'e vermek suretiyle siyaset sahnesinden sessizce uzaklasmaya ve sakin bir hayat yasamaya baslamisti. bir taraftan bu plânini uygularken bir taraftan da Anadolu'da birligi kurmaya gayret ediyordu.geldi. Sultanin temsilcileri Kütahya'ya yaklasinca Germiyanoglu Süleyman Sah. Egrigöz (Emet) ve Tavsanli'nin devir tarihini de belirterek Çasnigirbasi Pasacik Aga'yi da yanlarina vererek gönderdi. Bu dügün kim Murad Han etti kardas Yayildi sofralar döküldü çok as Bir ay tamam yenildi nimetler Fakir ü gani vü hem yedi evbas. bir zamanlar babasi Orhan Gazi'ye kafa tutmus olan Germiyanoglu'nun. padisahin yakinlari ve davetliler. Nitekim Süleyman Sah da . Rumeli fütuhatini daha batilara götürmek olan Sultan Murad. Kalanini bilgin ve yoksullara dagitti. Nikahtan sonra kizini gelin olarak veren Süleyman Sah. gereken saygiyi eksiksiz yerine getirmisti. Bununla beraber mümkün mertebe Anadolu'da savas yapmadan bunu gerçeklestirmek istiyordu. Germiyanoglu. Bursa'ya yaklastiklari zaman devletin ileri gelenleri. Gerçek gayesi. Bunun için de bazi tedbirlere basvuruyor ve çareler düsünüyordu. sevinç içinde onlari karsilayip sultanin sarayinda harem dairesine indirdiler. Nikah. ser'-i serif üzere kiyildi. Samsa Çavus'un oglu Çavusbasi Demirhan'i. Gelen paradan bir kismini da Evrenos'a verdi. Bundan sonra da dügün ve nikah törenlerine baslandi. beyligin merkezi olmasi hasebiyle verilemeyecegini ileri sürmekte ise de arsiv belgeleri. Simav. gelini almak üzere Bursa kadisi Hoca Efendi'yi. ev sahipliginin gerektirdigi bütün görevler hakkiyla yerine getirilmisti. Bu gayesinin gerçeklesmesi için akrabalik tesisine gayret ediyordu. Kütahya'nin da verildigini göstermektedir. Murad Han Gazi gör ki neylese gerektir? Evrenos Beyin getirdigi kullan. Sancaktari Aksungur'u. Osmanlilara verilen yerler arasinda zikredilen Kütahya'nin." Sultan Murad. ülkesinin ileri gelenlerini karsilayici olarak göndererek agirlamada. çeyiz olarak sunulan Kütahya. Kendisine bir sey birakmadi. teslim alinacak kalelerin muhafaza tedbirlerini aldiktan sonra hep birlikte padisahin otagina (Bursa) dogru yola koyuldular.

783 (M. sözünden dönmeyerek anilan para karsiliginda isimleri zikr edilen kaleleri satmaya karar verir. Beysehir. Bunlar. Seydisehir. BAZI SEHIRLERIN HAMID OGULLARI'NDAN SATIN ALINMASI Anadolu Beylikleri arasinda padisahin tasavvurlarini sezerek Germiyanoglunu takib eden Hamideli Emiri de Germiyan'la Karaman arasindaki topraklarini satmak suretiyle hem izzet-i nefsini kurtarmis. Bu sayede de ikisi arasinda (Osmanli-Hamideli) yeniden kuvvetli dostluk baglan kurulmus olsun. Hüseyin Bey. beyliklerinin Osmanli Devleti idaresine girdigini görmüs oluyorlardi. baslangiçta buralari vermek istememekteydi. Karaagaç ve Isparta kalelerini satin almak üzere temsilcisini göndererek bu kaleler için epeyce bir para (80000 altin) öder. Hamideli'ne bagli birçok kale. Kütahya'yi ziyaret etmek üzere yola çikmisti ki. 1381) tarihinde gerçeklesen bu satis muamelesinden sonra Sultan Murad. Süleyman Sah. Bu dönemde Hüseyin Bey de zaman zaman Karamanlilarin saldirilarina ugramakta ve onlardan zarar görmekte idi. Germiyan ve . Böylece bu sehirler de Osmanli Devleti'nin idaresine girmis oldu. Fakat padisahin gücü karsisinda duramayacagini anlayinca bu sehirleri satmak zorunda kalmisti. Fakat. hem de boy ölçüsemeyecegi bir rakibin karsisinda haddini bilerek zararli çikmamistir. Hüseyin Bey." Bundan sonra Karaman beylerinin kendi ülkesine karsi iyi niyet ve dostluk beslemedigini. Kabul ettigini bildiren cevabini ve bununla ilgili haberi bekledigimizi bileler. Sultanin temsilcisi ile kanunlara uygun olarak Müslüman kadilarin imzalari ile satis akdi gerçeklesmis olur. Simdi Sultan Murad'in ne demek istedigini anlamis ve onun komsusu olmayi ister olmustu. Yildirim Bâyezid'in dügününün sonunda misafirlerin dagilmasi esnasinda Murad Hüdavendigâr. Osmanli Devleti'ne genis ve zengin bazi topraklari baglamisti. Karesi. adi geçen kalelere. 1381 yilinda yapilan dügün dolayisiyla çeyiz olarak verilen bir kisim Germiyan topraginin tesbiti "Tapu Tahrir Defterleri"nden de mümkün olmaktadir. Öyle anlasiliyor ki. Hamid eli hakimi Hüseyin Bey. Hamideli Beyi olan Hüseyn'in elçisine Hoca Saadeddin'in dili ile "Biraderim Hüseyin Bey'e bizden selam edüp diyesin ki aramizda olan sevgi ve dostluk ve birlik geregi bir iltimasimiz (istegimiz) vardir. Görüldügü gibi Bâyezid'in evlenmesi. padisahin bu geziyi kendi ülkesini ele geçirmek için tertipledigini sanarak biraz önce sözü edilen konuyu tekrar ele alarak padisaha satma isine razi olduguna dair haber gönderdi. Karaman tarafinda. Bu satis isinden sonra Anadolu'da Selçuklu topraklarini bölüsen beyliklerden üçü. Karaman ogullarindan korunmak için beyligin devaminin bu yolda mümkün olacagini görmüstür. Bu haber padisaha ulasinca. Bu sehirlerin Osmanli idaresine girmesi ile Osmanlilarin Anadolu'daki varliklari daha iyi bir sekilde hissedilmeye baslandi. Bu esnada Sultan Murad. sinirlarimizin korunmasi bakimindan bize gerekmektedir dedikten sonra o kalelerin usulünce satilip kendi mülkleri haline getirilmesini ister. kendi adamlarim yerlestirerek oralari timar haline getirdikten sonra Bursa'ya tekrar döner. Yalvaç. kararlastirilmamis olan satis meselesi öylece duruyordu. Yine bu evlilik törenleri esnasinda Hamideli hakimi Hüseyin Bey'den Karaman'a komsu olan alti sehir alinmisti.buranin verilmesi üzerine Kula'ya çekilmistir.

Osmanli Devleti'nin. Anadolu birliginin kurulmasi bakimindan atilmis önemli bir adimdir. Beyligin kurucusu Semseddin Yaman Candar'dir. ehemmiyet arz eden bir hadiseyi burada zikr etmek gerekir. Osmanli tarihlerinde Kötürüm Bâyezid diye anilan Celaleddin Bâyezid'in sert ve hasin tavrini ortaya koymasi bakimindan. Candarogullari tarafindan endise ile karsilaniyordu. Sultan Murad. Süleyman Pasa'yi tevkif ederek Candar Beyli'ginin Kastamonu subesini ülkesine ilhak eder. Candaroglu Beyi Kötürüm Bâyezid (Celaleddin Bâyezid Bey). Bir firsatini bulup Osmanlilarin hapsinden kaçan Süleyman Pasa. gittikçe büyüyen Osmanli tehlikesi karsisinda yakin komsulari ile de iyi münasebetler kurmaya çalismakta idi. Osmanli kuvvetleri ile Kastamonu'ya gelmis babasiyla harb ederek onu Sinop'a siginmak zorunda birakmisti. babasi Adil Bey'in vefati üzerine hükümdar olmustu. Bunlardan ilki Orhan Gazi'nin fetihleri ile. Murad tarafindan bu yardim istegi kabul edilmis olacak ki. Celaleddin Bey. Bu firsati yakaladigi anda da kardesi Iskender'i Öldürmüstü. babasinin bu arzusuna içerleyerek kardesini öldürüp ortadan kaldirmak için firsat kollamaya basladi. Süleyman. tahtini küçük oglu Iskender'e birakmak niyetinde idi. kendine bagli taraftarlarini topladiginda Osmanli kuvvetleri Kastamonu'dan ayrilmaya mecbur olmuslardi. üçüncüsü de satisla olmustu. onu tekrar himayesi altina aldi. merkezleri Sinop ve Kastamonu olmak üzere ikiye ayrilmisti. Daha önce de temas edildigi gibi Kötürüm Bâyezid. Sinop ve çevrelerinde bir beylik kurmus olan Candarogullari. Bu durumu fark eden büyük oglu Süleyman Sah. OSMANLI-CANDAROGULLARI MÜNASEBETLERI Candarogullari'nin. 1383) yilinda cereyan eden bu hadise üzerine Candarogullari Beyligi. Murad'a itaatini arz etmekle beraber. aslen Türkmen bir ailedendir. Fakat durumu dikkatle izleyen Süleyman Pasa'nin babasi Kötürüm Bâyezid. Osmanli hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalmasi. Sultan Murad. Gerçi Kötürüm Bâyezid. Balkanlar'da giristigi sistemli ve planli fetihlerden sonra Anadolu'da Germiyanogullari ile Hamidogullari'na ait bazi yerlere sahip olmasi. Fakat Sultan Murad'in bu hareketi. Kastamonu. Süleyman Pasa. baslangiçta Sultan I. Durumu. O. Osmanlilara siginip onlardan yardim istemisti.Hamideli beylikleri idi. biri kiz digeri erkek iki çocugunu. iç ve dis gaileler sebebiyle huzursuzluk ve mücadeleler içinde geçmisti. memleketinin idaresini en çok sevdigi oglu Iskender Bey'e vermeye mütemayildi. Sultan I. Bununla beraber Süleyman'in hükümdarligi uzun sürmemisti. yani kendi torunlarini öldürmekten çekinmemistir. Çok sert ve hasin bir kimse oldugu anlasilan Celaleddin Bey zamani. kardesi Iskender'i öldürerek babasina isyan etmisti. Anadolu birligini saglamak bakimindan kendi hesabina uygun gören Sultan Murad. ikincisi kizinin Bâyezid ile evlenmesi ile. Bu isyan esnasinda Süleyman. . Böylece Süleyman Pasa tekrar hükümdarligina kavusmus oldu. Süleyman Bey'e bagli olan Kastamonu halki tarafindan iyi karsilanmamistir. Fakat büyük oglu Süleyman. Osmanli kuvvetleri Kötürüm Bâyezid üzerine harekete geçmisti. Sinop'tan gelerek Süleyman Pasa'yi firara mecbur etmisti. Hicrî 785 (M. Sultan Murad'dan tekrar yardim istedi. oglu Iskender'i öldüren büyük oglu Süleyman'in.

SEHZÂDE SAVCI ISYANI Osmanli tarihinde. Böylece büyük oglu Andronikos'un hakkini ondan daha küçük olan kardesine verecekti. Germiyan vilayetinde birakip Kütahya'da oturmasini uygun görmüstü. Hammer'in ifadesine göre Ionnes bunu Sultan Murad'in baskisi üzerine yapmak zorunda kalmistir. Bu. Murad'in yardimiyla beyligini sürdüren Süleyman Pasa. Bâyezid'e yardimda bulundu. Buna karsilik Imparator Ioannes. Osmanlilarin gerek Balkanlar'da gerekse Beylikler üzerine yaptiklari seferlerde yardimci kuvvet göndermekten geri kalmadi. babasina karsi ayaklanmasi. güvenlik ve huzur kaynagi olmak. ileride meydana gelecek olan ve "kardes katli"ne sebep olacak olaylara öncülük etmesi bakimindan önemli bir olay olarak kabul edilmesi gerekir. gençlik heyecani ve atilganligi ile basina buyruk olmak. O da bu düsüncelere kanarak babasina karsi bas kaldirmisti. Bu sebeple her ne pahasina olursa olsun imparatorlugu ele geçirmeyi düsünüp firsat kolluyordu. Bu sebeple Birinci Kosova muharebesinde ve onu takiben Yildirim Bayezid'in hükümdarliginin ilk senelerinde Anadolu beylerinin Osmanlilar aleyhine olan hareketlerinde o. Osmanli tarihlerinde bu olay daha farkli bir sekilde verilmektedir. Çünkü bu isyanda Bizans Imparatoru Ioannes'in büyük oglu Andronikos da bulunmaktaydi. Zira imparator. Buna göre yeni ülkeler feth etmek üzere Rumeli'ye geçen Sultan Murad. diledigini yapmak hevesine kapilmisti. Tahta oturdugunu ilan ederek kendisine bagli olanlara hazineyi dagitti. Bu firsat. Bu tutumuyla bazi eskiyayi yanina çekmis ve ülkeyi istedigi sekilde idare etmeye baslamisti.bununla da yetinmeyerek onu Osmanli hanedanina damat yapti. Selanik valiliginde bulunan ikinci oglu Manuel'i. bu akrabalik ve himaye sayesinde Kastamonu'yu tekrar ele geçirdi. Bu hadiseden haberdar olan Sultan Murad. büyük oglu Bayezid (Yildirim)'i. padisahin kulagina ulasinca o da . babasinin kendisini vekil birakarak Sultan Murad ile birlikte bazi âsi beyleri cezalandirmak üzere Anadolu'da bulundugu bir sirada ele geçmisti. Sultan Murad'in üç oglundan biri olan Savci Bey'in. zamani ve hatta Savci Bey'in o zamanki yasi hakkinda degisik görüsler bulunmasina ragmen bu olay. Yeri. ilk ciddi taht kavgasi olarak gösterilen bu isyan hakkinda Osmanli ve Bizans tarihleri arasinda farkli görüsler bulunmaktadir. Onun bu toylugunu. Dimetoka'ya kaçan Savci'yi da yakalatarak gözlerine mil çektirir. Osmanli hükümdari I. Görüldügü gibi. Edirne'de yerine vekil biraktigi Sehzâde Savci ile birleserek babalarinin aleyhine bas kaldirdilar. istemeyerek de olsa oglunun gözlerini tamamen kör olmayacak sekilde kaynar sirke ile yaktinr. bazi kötü arkadaslari da desteklemislerdi. Ortanca oglu Yakub Çelebi'yi Karesi vilayetinde. Böylece padisahlik sevdasina düsmüstü. Osmanlilarla dost geçindi. küçük oglu Savci Beyi de Bursa muhafizliginda birakmisti. Süleyman. Osmanlilari oldugu kadar Bizansi da ilgilendiriyordu. Tam bu esnada Sultan Murad'in. saltanat ortagi yapmayi düsünmüstü. bakimli ülkeleri korumak göreviyle Anadolu hududunda. Bundan sonra Osmanlilarla dost geçinen Süleyman. Savci Bey. Andronikos'un kizmasina ve ondan intikam almasina sebep olmustu. derhal Rumeli'ne geçerek Istanbul yakininda asi kuvvetleri bozguna ugratir. Hatta adina hutbe okutarak çevresine karsi saldirilara baslamisti. Bütün bunlar.

Sultan Murad'in en degerli ve teskilatçi komutanlarindan biri olan ve son zaferi olmak üzere Selânik'i Osmanli ülkesine katmis bulunan Hayreddin Pasa'nin ölümü. veziri Hayreddin Pasa'yi Selanik'i almakla görevlendirmek suretiyle karsilamistir. Bu da dogrudan dogruya Bizans ile ilgili bir hadise idi Bu olay. Sehzâde de yakalanip padisahin huzuruna getirilir. Hayreddin Pasa. Suçunu kabul edip özür dilemesi gerektigi ve bu sayede babasinin kendisini af edecegi bildirildigi halde o böyle bir yola girmemis. onun bu hainligini. . Böylece baba. Osmanlilar karsisindaki durumunu ortaya koymasi bakimindan da dikkat çekmektedir. Olayin kansiz bir sekilde ortadan kaldirilmasi için de söyle bir plan tasarlanmisti. Manuel de ölü veya diri ek geçirilecekti. bu yigit oglu ile Biga'da at kosturacak ve avlanacakti.Edirne'den hareketle bu büyük fitneyi bastirmak ve bu fesad atesini söndürmek üzere Bursa'ya dogru yürüdü. Iste bu zamanlarda Osmanlilarin güç ve kuvvetleri o derece yüksek ve Bizans'in kuvveti o kadar gevsek idi ki. Savci Bey'in hareket ve tutumundan habersizmis gibi davranilacak. Sultan Murad. Savci Bey ise yandaslari ile birlikte padisahla savasmak üzere Bursa'dan çikip Kite ovasinda babasini karsilar. Padisah da onu bagisladi. Imparator. Manuel'i karsiladi. Sonunda Manuel. adanin Ceneviz valisi de onu kabule cesaret edemedi. Hareketinden dolayi yumusak sözlerle onu ayiplamakla yetindi. vefati tarihi olan 10 Zilhicce 789 (22 Aralik 1387) da padisahin yaninda olmayip Rumeli'deki ordunun basinda idi. bu sefer baska bir olayla mesgul olma zorunda kaldi. vali bulundugu Selanik'e yakin olan Serez'i Osmanlilarin elinden alma tasavvurunda bulununca padisah. her seyi göze alarak padisahin affina ve büyüklügüne bas vurdu. Biga çevresinde büyük bir sürek avi tertiplenecek. o dönemlerde Bizans'in. Sonuçta hükümdara bagli olan askerlerin gayreti ile sehzâdeye bagli olan eskiya grubu hezimete ugrayip dagilip kaçar. Savci Bey de Bursa'dan çikip padisahi ve ordusunu burada karsilayacakti. Ümidi de bosa çikmadi. yeniden Murad'in süphesini çekmek ve hiddetine ugramak korkusuyla firari ogluna siginma hakki tanima cesaretini gösteremedi. düsmaninin kendisine güvenmesinden haz duyacak kadar yüksek bir ahlakî fazilete sahipti. Onun bu tutumu padisaha bildirilince hükümdar derhal Bursa üzerine yürümeye karar verdi. Bunun üzerine gözlerine mil çekilerek kör edilmisti. Bunun üzerine Manuel Midilli'ye siginmak istediyse de. Böylece Andronikos ve sehzade Savci Bey gailesini ortadan kaldiran Sultan Murad. Hatta daha da ileri giderek daha önce kendisini kabul etmeyen babasinin yanina yolladi ve onu iyi karsilamasini istedi. Çikartilan bu ferman sehzadeye ulasinca o. Hammer bu olayi bize su ifadelerle nakl etmektedir: Imparatorun oglu Manuel. çevresinde ordu toplayip savas hazirliklarina baslamisti. bu siradadir. aksine sert ve gerçek disi sözlerle babasina karsi gelmeyi sürdürmüstü. kendi ogluna bile devlet merkezinin kapilarini müttefikinin izni olmadikça açamiyordu. verilen emre itaat etmemis. Fakat imparator. Manuel. kendi kuvvetinin üç misli olan bu askere karsi koyamayacagini anlayinca sehri yüz üstü birakip deniz yolu ile Bizans'a dönmüstü. Manuel de hatasini kabul ederek suçunun bagislanmasini istedi.

Müstakimzâde. Halkondil oldugu söylenir. malî ve siyasî sahalarda ve Osmanli Devleti'nin kurulmasinda birinci derecede rol oynamistir. Fetihlerin gerçeklesmesi ve devletin gelismesinde el ele veren bu iki kisi. ordularinla arzu edilen bir amaca erisebilmek için harp islerini nasil idare etmek gerekir? Padisah bu soruya söyle cevap verir: — Elverisli firsatlardan faydalanmak. Devletin. Ilyas ve Ibrahim isimlerinde üç erkek evlat birakmisti. ordusu ile Yenice-i Vardar'da bulunurken hastalandigi için Serez'e nakl edilmis ve orada vefat etmis ise de cesedi Iznik'te defn edilmistir. Osmanlilarin üçüncü veziri olarak gösterdigi Halil Hayreddin Pasa'nin ilim ve fazlindan bahseder. ihsan ve merhametle askerin sevgisini kazanmak suretiyle. Bunun üzerine Hayreddin gülmeye baslayarak söyle der: — Büyük bir akillilik ile yaratilmissin. Gerek Rum. zeki ve tedbirli bir veziri olan Hayreddin Pasa. Ancak yapilmasi veya yapilmamasi gereken seyleri önceden bilmedigin ve kendi kendine danisarak bir ciheti red ve digerini kabul etmeye gücün yetmedigi durumlarda. Halil Hayreddin Pasa'nin vefati üzerine padisahin yaninda bulunan büyük oglu Ali Pasa vezir olur. askerî. basarili bir grafik sergilemislerdir.Çandarli Halil Hayreddin Pasa. Bu tarihçi. Türbesi Iznik surlarinin disinda Lefke kapisina yakin bir mezarligin ortasindadir. Bunu görüyorum. Halil Hayreddin Pasa vefat edince geride Ali. bu söhretli zatla ilgili vesikalar arasinda. gerek yabanci tarihlerdeki kayitlardan Hayreddin Pasa'nin çok degerli ve teskilatçi bir devlet adami ve muktedir bir komutan oldugu anlasiliyor. degisik ihtimallere göre hesaplamak. idarî. gerekse Osmanli tarihçileri arasinda Hayreddin Pasa ile ilgili en fazla belge birakanin. Gerek Osmanli. Sultan Murad ile Hayreddin Pasa arasinda geçen su konusmayi nakl eder: Hayreddin Pasa bir gün Sultan Murad'a der ki: — Efendimiz. Celaleddin Kazvinî'nin belagat ilminden Telhisu'l-Miftah adli eserini serh eyledi yazar. ona göre ölçmek ve karsilastirmak gerektigini söylemek istiyorum. — Ama firsatlardan faydalanmak demekle neyi kast ediyorsunuz? — Gayeye ulasmak için her vasitayi. akilli. bu vasitalari nasil hesaplayip ölçeceksin? . kendisinden daha asagi bir derecede bulunmayan ve hatta bazi yönleri ile kendisinden çok daha üstün olan bir padisahin veziri idi. Filhakika bu zat. Onun. dirayetli ve maharetli bir generali. Iznik'te Yesil Cami adindaki camisi ve yine orada eski ve yeni imâret denilen iki imâreti. Gelibolu ve Serez'de de camileri vardir.

Bilindigi gibi. bu anlayisim devletin bütün sistem ve organlarinda devam ettiriyordu. ve XVII. kuzeyde ise Tuna irmagi bulunmaktadir. Nitekim bu konuda: . ordusunun basinda da örnek olacak derecede yigitlik sahibi oldugunu isbat etmelidir. Asirlarda Osmanlilar ve Ispanya" adli eserin müellifi olan Leopold Won Ranke'nin. ama icrada yildirim gibi sür'at göstermeli. aksine bütün ihtimalleri degerlendirip ona göre çareler düsünen bir kimsedir. adeta Balkanlar içindedir. Burada yüzlerce adasiyla Ege. OSMANLILARIN BALKANLAR'DAKI MUVAFFAKIYETLERININ MANEVÎ SEBEPLERI Kurulusundan itibaren Müslüman bir topluma istinad eden bünyesi ile ser'î hukuku hem amelî. gerek siyasî. Maharetli bir komutan. onlarin bu muvaffakiyetlerinin sebebini sadece askerî saha ile sinirlandirmak mümkün degildir. Farkli kültürlere sahip insanlarin yasadigi bu bölge. karakter ve anlayisina baglayan bu ifadelere göre o. Balkan yarimadasi içinde stratejik massif daglik bölgeler. Sultan Murad'in. Bu yönü ile o. tarihî bir yerlesim bölgesi olarak Balkan Yarimadasi'nin güneyinde Akdeniz bulunmaktadir. Osmanlilar. Osmanlilarin Balkanlardaki ilerleyisini ve oradaki hakimiyetini sadece Osmanli askerî gücü ve karsi tarafin daginik olmasina baglamak istiyorlar. Balkanlarda idarelerine aldiklari yerli unsurlarin din ve vicdan hürriyetlerine müdahale etmedikleri gibi onlari diger milletlerin her türlü baskisindan da kurtarmislardi. hem de nazarî bir sekilde uygulayan Osmanli Devleti. Her ne kadar Osmanlilar.— Bir seye karar verildigi zaman onu hemen yerine getirmek gerekir. bogaz ve geçitler. gerek idarî. Olaylari degerlendirirken çok ihtiyatli. bu konusmalarin çerçevesine uygun sekilde Bizans Imparatorlugu'nun fethine hazirlanma basladi. karar verildigi andan itibaren yildirim sür'atiyle onu uygulayan bir kimsedir. Bu anlayis sebebiyledir ki. Bu jeopolitik faktör. Öyle anlasiliyor ki bazi kimseler. Balkanlarda Osmanlilarin yayilis ve fetih dönemlerini anlamak için büyük bir önemi haizdir. Çünkü "bu devlette din asil. Hiç bir zaman acz belirtisi gösterip kararsizlik sergilemeyen. danismalarinda gayet ihtiyatli davranmali. jeopolitik yönü ile önemli idi. "XVI. olaylar karsisinda cesurane kararlar veren bir kimsedir. devlet ise onun bir fer'i olarak görülmüstür". devletin kurulus asamalarini belirlemistir denebilir. gerekse medenî sahalardaki basarisinin sirrini onun yaratilis. kurulus yillarinda askerî islere fazla ehemmiyet veriyor ve askerî basarilarini bu sayede hazirliyorlarsa da. Böylece bir bakima Osmanlilarin fazla bir sey yapmadiklarini anlatmaya çalisiyorlar. Osmanli Devleti'nin kudretini teskil eden üç unsurdan biri olarak kabul ettigi "hükümdar sahsiyetleri" ifadesine hak kazanmis görünmektedir. Bu bakimdan Osmanli Devleti'nin bütün müesseselerinde bu anlayisin hakim olmasi ve sosyal bünyenin buna göre organize olmasi normal karsilanmalidir. Batida Adriyatik Denizi. Iste vezir ile Sultan Murad arasinda.

" denilip fikirler ileri sürülmektedir. Bu bakimdan Osmanlilarin basarili olmasinda ve hatta herhangi bir zorlama olmadan bölge halklarini kendi dinlerine sokmalarinda baska sebepler aramak lazim gelecektir. Islâm. idareleri altina giren kavimleri yumusak ve müsavatçi prensipler ile idare ediyorlardi. bölge halklari arasindaki çekisme ve cografî sebeplere baglayacak kadar basite indirgemek. inançlar arasindaki orta ve dogru yolun hangisi oldugunu bildirmekle yetinir. ordularin geçisine hesaba katilir bir engel olusturmazlar. sözde kendilerini kurtarmaya gelen Haçlilara hiç iltifat etmediler. onlarin baska türlü davranmalarina ve idarelerindeki insanlara karsi baska türlü muamelede bulunmalarina izin vermiyordu. Onlar. 456) bu mevzuda sunlari söyler: "Ne kadar tedkik edersek edelim. sadece idareleri altinda yasayan milletlerin. dinî hürriyet ve serbestisini saglamakla kalmamis. Bölgeyi isgal etmek isteyenler.” Osmanlilar. Balkanlari kurtarmaya gelen ve ekseriya bütün Hiristiyan âleminin vicdanlarina hitab edebilecek bir surette Haçli seferleri karakteri tasiyan bütün Avrupa milletlerinin istirak ettikleri o büyük seferlerde bile Osmanli idaresinde bulunan yerli Hiristiyan halkin bunlara katilmak arzusunu göstermediklerini katiyyetle görüyoruz. I. Osmanli idaresine karsi en ufak bir memnuniyetsizlige bile rastlamiyoruz. Sayet Türkler. kendi aralarindaki rekabet ve karsilikli kiskançliklarla hirpalanmis bulunduklarindan Osmanlilara karsi birlikte direnis gösterecek takatten mahrumdular. Bir kaç su yolunun denetim altina alinmasiyla Tuna vadisine geçit bulunur. Zira Osmanlilardan önce de bölge. Osmanli fetihlerini ve bu fetihlerdeki basariyi. Ondördüncü yüzyilin son çeyreginde Balkanlar. Rumeli'ye ayak basip Balkan . Burada oturanlar. siki bir sekilde birbirine baglidir. Müslümanlarin feth ettigi topraklarda yasayan hiç bir kimsenin zorla dine girmesine müsaade etmez."Osmanlilarin Balkanlardaki genislemesi. Gerçekten Osmanlilar. Bu sebepledir ki Müslüman Türklerle Hiristiyan Balkanlilar arasinda çok iyi bir ahenk tesis edilmis. Daglar. bundan baska türlü davranamazlardi. Böylesi genis bir arazinin savunulmasi siyasî birlik ve bunun olmayisi halinde de isbirligi ve es güdüm ister. Zorlama sonunda müslüman olma keyfiyetinin Islâmi bir hareket olmadigini beyan etmekten çekinmez. O. ayni zamanda Balkanlar'daki milletlerin de bunu kazanmalarina yardim etmislerdi. ekonomik ve sosyal haklara saygi gösteren bir anlayisla. Hak ile bâtilin neler oldugunu. daha sonra da Karadeniz kiyisi boyunca ilerleyebilirler. zaman zaman gelen bu kavimleri kendi bünyelerinde eritmesini bilmislerdir. defalarca istilaya ugramisti. Çünkü mensubu bulunduklari Islâm. Eflak ve Bogdan yönünde hareket edebilir. Islâm'i kabul etmeyenler bile Osmanli idaresinden o kadar memnundular ki. siyasî bakimdan birlesik degildi. herkesi inanç ve fikrinde serbest birakir. her halde dogru olmasa gerekir. hem de fetih yöntemleri yüzünden kolaylasiyordu. Balkanlarda cografya ve siyaset. hem iç islerini halletmis olmalari. aralarinda din ayriligindan baska bir sey kalmamisti. N. Jorga (Geschichte des Osmanischen Reiches. Osmanli Imparatorlugu'nun idaresine giren bir sehir veya bir millet içinde. Eger Tuna'ya Demir-Kapi'nin ilerisinde bir noktadan erisilirse Macaristan ve Orta Avrupa akinlara müsaittir. Fakat bunlarin hiç birinde Osmanli Türkü'nün gösterdigi basariya denk bir muvaffakiyete tesadüf edilmemistir. Aksine Balkan ülkeleri. vicdan hürriyetini temel tasi kabul eden.

Katolik mezhebine girmeye mahkum olmustu. Onlarin. Palamas ile görüsür ve ulema ile onun arasinda bir münazaranin yapilmasini emreder. Kanunlara aykiri olarak keyfî hiçbir muameleye müsaade etmediler. Ancak bu sayededir ki Türkler. yani Balkanlar'da göz kamastiran hizli ve suurlu bir yayilma ve yerlesme için kâfi degildi. halki tamamen ayri dinde olan yabanci bir bölgede. Nesrî) epey bilgi vardir. Onlar. Gerçi Osmanli Beyligi. Osmanli Beyligi. 1342-1382) devrinde Avrupa'nin en büyük devletlerinden biri haline gelen Macaristan. Bu tazyik sonucu olarak Balkanlar. feth ettikleri yerlerdeki halkla kaynasarak onlarin dinî. Fakat Osmanlilarin. vicdan hürriyetlerine hürmet etmis ve agir vergiler altinda ezilmis olan yeni tebeasindan belli bir vergi (cizye) almakla Yetiniyorlardi. ayni zamanda mânevî sebeplerin de tesiri vardir. ona hiristiyanlik hakkinda serbestçe bazi sorular sormustu. Zira Ortodoks Balkan Hiristiyanligi ne çekmisse dindaslari olan Katolik Latinlerden çekmistir. ne Romen ne de bir Yunan milleti kalmis olurdu. Nitekim 1355 yilinda Osmanlilara esir düsmüs olan Selanik bas piskopos'i Gregory Palamas'in mektubu da bu durumu açik bir sekilde ortaya koymaktadir. Isin daha enteresan tarafi. denizi asarak Balkanlari isgalinde yalniz fütûhatin ve devletler arasindaki ihtilaflardan istifadenin ve siyasetteki maharetin degil. Macarlari önlemek üzere derhal kuzeye atilmalari bu tehlikeye bir set çekmis ve Balkanlarda Ortodoks mezhebinin serbestçe yasamasini mümkün kilmisti. daha kurulus safhasinda iken askerî ve adlî teskilatla ise baslamisti.Türklügü'nü kurmamis ve farkli kavimlere vatan olmus Balkan cografyasi üstünde hâkim ve efendi millet olarak teskilat ve idaresini tesis etmemis bulunsalardi. bugün ne Sirp. Anadolu'daki fetihleri esnasinda hiç bir siyasî firsati kaçirmamaya gayret ediyordu. Öyle ki bu zulüm ve ceberut. ancak Türklerin Rumeli'ye adim atmalari ile Katoliklerin bu imha ve kolonizasyon politikasina son vermistir. ne Sloven. Katolikligi büyük bir enerji ve tazyikle Balkanlara yaymaya baslamisti. Bundan dolayi Osmanli Türklerinin sür'atle ilerlemeleri ve feth edilen bölge halkinin Türk idaresini kendi idarelerine tercih etmelerinin sebebini anlamak kolaydir. Rumeli'de isgal ettikleri (feth ettikleri) genis ülkeleri bir avuç kuvvetle elde tutmuslardir. Büyük Lui (Ludwig I. Ve yine bu sayede Timur'un sadmesiyle Osmanli Devleti. Osmanlilar. Anadolu'da nasil Hiristiyan varliklarini ve idare tarzlarini bozmayarak onlari kendi nüfuzlari altina aldilarsa bu müsaadeyi Rumeli'de daha genis bir sekilde . Ortodoks mezhebindeki Balkan topluluklarim eritip ortadan kaldirmak yoluna giderken. bizzat sultan Orhan. Tarihî olaylara bakildigi zaman bu ifadelerin ne kadar gerçek olduklari görülür. yeni dogan Osmanli devletinin sür'atle genislemesinde. ne Bulgar. Orhan'in oglu Süleyman Pasa. Bu konuda ilk Osmanli eserlerinde (Asikpasazâde. Uzunçarsili da bu dönemden bahsederken: "Görülüyor ki. örfî ve sosyal islerine karismiyorlardi. O. Bunun birtakim manevî ve ruhî sebepleri de vardi. Bu esnada özellikle askerî islere fazla agirlik verilerek muvaffakiyetin sebepleri hazirlanmisti. Anadolu'da parçalandigi halde Rumeli'de dimdik durmustur" demektedir. Bununla beraber bu zahirî (görünür) kudret. Balkanlara göz dikmis ve Vidin Prensligini zapt ederek. Hiristiyanlari tam bir serbesti içinde görmüstü.

Osmanlilara karsi böyle bir tavir sergilemekle yerinde bir karar vermislerdi. Bir Batili yazarin bu konudaki görüsleri. kendi aralarindaki anlasmazliklar için metbulari olan sultana bas vuruyorlardi. Elde edilen topraklar da mirî." Osmanli fetihlerinin en açik ve bariz özelliklerinden biri de. Gerçekten. dogrudan dogruya Osmanli yönetimi altina alinan topraklarda Osmanlilar. Rum bey ve hatta imparatorlarinin kendi küplerini doldurmak isteyerek halki soymalari. Bir taraftan Bizans Imparatorlugunun bozulmus olan idare tarzi. Bu da feth edilen yerlerdeki halkin hosnutluguna ve yeni idareden memnun olmalarina istinad ettirilmistir. bastan basa hiristiyanlarla meskûn olan Balkan Yarimadasinda bu tarzdaki hareket ve davranisin Osmanli fetihlerini kolaylastirdigi bir gerçektir. bütün tebeayi Osmanli Devleti semsiyesi altinda birlestiren siyasî bir idare idi. onlarin bu hareketlerinin gelisigüzel bir macera veya rastgele bir yerlesme ugruna olmamis olmasiydi. bu âdilâne hareket ve idarî siyasetteki inceliktir. Onlarin her hareketi. Ona göre Osmanli idaresinin insanî yönünü ortaya koyan faktörlerden biri de sudur: "Kendi idaresi altinda yasayan Hiristiyan ve Mûsevîler. Yani halk gibi yerli aristokrasi de sadece yeni bir hanedani Osmanli hanedanini tanimaktan ve onun hizmetine girmekten baska bir sey yapmiyordu. Fetih prensiplerinden biri de yeni elde edilen stratejik yerlere.ve onlarin eski varliklarini muhafaza etmek üzere tatbik etmislerdir ki. mülk ve vakif suretiyle muhtelif kisimlara . Kisa zamanda bölgeyi bir Osmanli topragi haline getiren âmil. sefkatli ve taassuptan tamamen uzak bir siyaset takip etmeleri. vergilerini zamaninda verdikçe ve Müslümanlari kizdiracak kiskirtici bir harekette bulunmadikça onlara en güzel bir sekilde muamele etmek. asayissizlik ve ekonomik buhran gibi âmiller. Balkanlilarin Katolik tazyikine karsi Osmanli idaresini bir kurtarici olarak karsilamalarina sebep olmustur. Zaten. Çünkü Osmanli rejimi. Onlarin idare sistemi. Osmanlilarin gayr-i müslimlere karsi takindiklari tavirin nasil oldugunu açik bir sekilde ortaya koymaktadir. Balkan milletleri bunu yapmakla. bunu Osmanli tahrir defterlerinde birçok örnekleri ile görmekteyiz. Henüz ilhak olunmayan bölgelerde. vergilerin tebeanin ödeme imkânlarina göre tertip edilmis olmasi ve bilhassa Ortodoks olan Balkan halkini Katolik mezhebine girmek için ölümle tehdid edenlere karsi Türklerin buralardaki unsurlarin dinî ve vicdanî hislerine hürmet göstererek bu ince ve hassas noktayi prensip olarak kullanmalari. din ve irk ayirimi gözetmeyen. vergilerin keyfi olmasi. tâbi despotluk veya senyörlükler. zorlanmamis ve sadece bu sebepten dolayi öldürülmemistir. 1500 tarihine kadar Rumeli'de pek çok Hiristiyan timar sahibi bulunuyordu. Osmanlilar. koruyucu ve hos görülü siyaseti suurlu bir sekilde takib ediyorlardi. Hiç kimse dininden veya irkindan dolayi küçük görülmemis. büyük ve önemli sehir ile kasabalara Anadolu'dan göçmenler getirtilerek yerlestirmek (iskân) olmustur. tamamen insanî idi. Böyle bir mazhariyete nail olabilmek için bunlarin eski dinlerini birakmalari sarti aranmiyordu. Bizans ve diger derebeylerin idare tarzina karsilik Osmanlilarin disiplinli hareketleri ve feth edilen yerlerin halkina karsi adaletli. halkin Osmanli idaresini memnuniyetle karsilamasina sebep olmustu. devletlerini kurarken kitleleri çeken bu uzlasici. yerli senyör ailelerinin çogunu eski feodal topraklarinda timar sahibi olarak birakiyordu. bilinçli bir yerlesmeye yönelik olarak yapilmistir.

Tabiaten sukûtî olmasina ve çalismakla sertlesmis bulunmasina ragmen siir kabiliyeti yüksek. dogru ve samimi kimselerdir." dedikten sonra: "Gerek sehirde. Örnek olmasi bakimindan Brockelmann'in bir ifadesini buraya aliyoruz: "Müslüman Türkler.. hiristiyanlar üzerindeki medenî hukuk alaninda kaza hakkini tanimak suretiyle kilisenin nüfuzunu artirdi bile. Rumlar. Hatta o. gerek köyde Türkler kuvvetli." Bunlari söyleyen seyyah. erken kalkar ve islerine erken giderler. gerek Rumeli'nin fethinde o kadar maharetle tatbik edilmistir ki. Sirplar ve Bulgarlarin aksine olarak Türkler. Hiristiyan köylülerin çogunun aksine olarak hiç bir zaman yalin ayak gezmezler. ahlâk bakimindan da Türklerin Balkanlilardan üstün olduklarini söyle anlatiyor: "Türkiye'de giristigim her is ve bulundugum her münasebette Türkler'de Rumlara nazaran çok daha fazla arkadaslik duygusunun mevcud oldugunu gördüm. sadece Balkanlari degil. nasil ki daha önce dedeleri. namuslu tüccar. Osmanlilarin hosgörüsünden bahseden birçok yabanci yazar. yüzyilin ilk yarisi içinde (II. evlerinin kendilerine mahsus olan kisminda ehlî hayvan bulundurmazlar. Fakat mensubu bulunduklari din. Hiç bir Türk. buna müsaade etmez. kanaatkâr isçi. XV. Merhamet sahibi olan Türk. daha sonraki dönemleri hatta Istanbul'un fethinde gösterilen müsamahadan söz ederek Osmanlilarin ne kadar hos görülü olduklarini anlatirlar. Bir tavuk kesmek istedigi takdirde bile onu bir müddet temiz yiyecekle besler. Kisaca. halk bu yeni idareyi yadirgamadiktan baska gösterilen muamele ve müsamahadan memnun kalmistir. fetihleri esnasinda isteselerdi hiristiyanligi tamamen yok edebilirlerdi. temizce yikanmadan evinden çikmaz. Bu isabetli siyaset. Bu yüzden Fâtih Sultan Mehmed." der.ayrilip sehir ve kasabalarda derhal ilmî ve sosyal müesseseler vücuda getirilmistir. gerek Anadolu. Bir hayvanin yedigi yemegi bir Türk yemez. dizlerine kadar çikan sari çizme giyerler. cengaver. Murad zamani) Rumeli'yi gezerek Türklerle diger Balkan hiristiyanlarinin sosyal durumlari hakkinda bir mukayese yapmis olan ve Türklerin her konuda Balkanlilardan üstün olduklarini gösteren Bertrandon de la Broqulere ise sunlari söylemektedir: "Büyük bir refah içinde bulunan Türk köylüleri. Türkler. harpte mecburiyet altinda insan öldürür.. Sükûnet ve büyük bir gayretle is görürler. kendi kilise teskilatinda serbest birakmak suretiyle Bulgarlari rahatsiz etmedilerse o da eski dinî gelenekle taninmis Islâmî devlet görüsüne de tamamiyle uygun olarak Ortodoks Rum ruhanî sinifinin silsile-i meratibini bütün selahiyetleri ile tanidi. ilme meyil ve istidadi çoktur. sadik arkadas ve himaye edici efendilerdir." . Ve Türklere Rumlardan ziyade itimad ettim.

Ahd ü emân bilir adam degilsin. Anadolu'da üstünlük iddiasinda bulunuyorlardi. . Fakat Sultan Birinci Murad. devletin suurlu siyaseti. Kendi öz kizini Karaman Beyine nikahlayip onunla akrabalik bagi kurmasi da bunun açik delilidir. Nihayet. Gece ve gündüz ömrümü gazaya sarf etmek için niyet edeyim. OSMANLI KARAMANLI MÜNASEBETLERI Daha önce. azim ve irade kudreti ile bir ahenk teskil edince bunun neticesinin ne olabilecegini yine Osmanli tarihi gösteriyor. Karamanli'nin bu zulmü karsisinda çaresiz kalinca. Benim gazama mani olur. Sultan Murad'in. Yagma edip anlari incitsin. daha sonra bizzat Karamanoglu'na da söyle diyecektir: "Hey bedbaht. Bu sebeple de Osmanlilarin. Nasil barismak. Fakat Venedik. Müslümanlar zâlim eline düser. Anadolu'daki Müslümanlarla degil. Ben gazada iken Müslümanlari incitirsin. Eger vaz geçip cihad ve gaza ile mesgul olursam. Anadolu'daki gelisme ve genisleme hareketlerine karsi koymaya çalisiyorlardi. bir çatismaya girmemek ve Müslüman kani dökmemek için büyük bir gayret sarf ediyordu. Ben. zira Müslüman kaninin akitilmasina gönlünün razi olmadigini çikarmak mümkündür. iki tarafi ayni sinirlan paylasan komsu iki devlet haline getirmisti. Bütün bunlardan. yeyip içmeyi terk edeyim. o gelip bir bölük mazlum Müslümanlarin üzerine düssün. Ancak Osmanlilarin. Sultan Murad. Eger üzerine varirsam gaza kilan gazilerin kiliçlarini mü'minlerin üzerine döndürmek lâzim gelir" diyerek bir hayli tereddüd geçirmisti. Ey gaziler. müfsid. Bati'daki Hiristiyan devletlerle mücadele etmek. zâlim. en büyük gazadir" diyecektir. Germiyan ve Hamid ogullan arazisinden bir kismini evlenme. Gerçi Osmanli-Karamanli rekabeti. bela ve mihneti seçeyim.Iste Balkanlari fethe baslayan küçük Osmanli Beyligi'nin manevî ve sosyal cephesi de böyleydi. Osmanlilarin Eretna Beyligi'nden Ankara'yi aldiklari zamanda baslamisti. Bu karakter ve manevî cephe. Nitekim Karamanoglu'nun isyanini ve kendi topraklarina saldirisini duyunca söyle demekten kendini alamamisti: "Su ahmak zalimin yaptigi isleri görün. Senin kökünü kazimayinca huzur ile gaza edemem. Gerçekten de Sultan Murad'in gayesi. tekrar Anadolu'ya geçerek Bursa'ya gelir. oralarda fetihlerde bulunmakti. Sirbistan ve Papalik gibi Hiristiyan devletler. Böyle olmakla beraber kizi Nefise Sultan'i Karamanoglu Beyi Alaeddin Ali Bey ile evlendiren Sultan Murad. zira gazaya mani olan ile gaza. Anadolu Selçuklu Devleti'ne merkezlik (payitaht) yapmis bulunan Konya'nin yeni sahipleri olan Karamanogullari. bir aylik yol kâfir içine gireyim. bir bakima kendilerini Selçuklularin vârisi gördüklerinden. Müslümanlar üzerine kiliç sallamak kötü isini isletir. bir kismini da para ile satin alip Karamanogullan'nin kalbi durumunda olan Konya'ya dogru büyük bir ilerleme kayd etmeleri. Karamanli ile bir savasa girmek istemedigini. benim kastim ve isim gece gündüz gazaya adanmaktir. Karamanlilar'la akrabalik kurmak suretiyle Anadolu'dan emin vaziyette Rumeli harekâtina devam edecegini ümit ediyordu. bu zalimleri nasil edeyim? Beni gazadan men ederek. Hemen hemen bütün Osmanli tarihlerinde buna benzer ifadelerin bulundugunu söylemek mümkündür. Hayreddin Pasa'yi da Rumeli'nde birakir. Allah Teâlâ yolunda din gayretiyle çalisarak ülkemi birakip. bana.

Kizinin ricasi üzerine Karamanoglunu af eden Sultan Murad. Osmanlilarin. Anadolu beylerine kudretinin derecesini göstermek istiyordu. bu teklifleri reddederek: . Karamanlilar. 1386 Kasim'inda Konya yakinlarinda cereyan eden meydan muharebesinde Osmanli ordusu. Karaman ülkesini yine kendisine vererek isyan eden Beysehri üzerine yürüdü. Birkaç gün içinde orayi tekrar kendine bagladi. Onlar. Burada bulunuldugu bir sirada Tekke Beyi'nin isyan ettigi haberi ve bu habere dayanarak Tekke üzerine yürümesi hususunda Sultan Murad'a tekliflerde bulunuldu. ileriyi görmeyen bir kimse oldugunu göstermektedir. Hamid Ogullarindan satin aldiklari Beysehri'ni isgal etmekle harbi baslatirlar. idam cezasina çarptirildilar. Anadolu'da o kadar az Müslüman Türk kani akacakti. Karamanlilari kolayca yenilgiye ugratti. Büyük bir yenilgiye ugrayan Alaeddin Ali Bey. kusatilan halktan herhangi bir sey almalari yasaklandi. mevkiinin tehlikeli durumunu idrak etmeye baslayinca esi ve Sultan Murad'in kizi Nefise Hanim'i. Osmanli ordugâhina gelip kayinbabasinin elini öptü ve ondan af istirhaminda bulundu. Osmanlilarin bu gücünden ne kadar çekinirlerse. bizzat gelip af dilemek ve elini öpmek sartiyle onu af edecegini bildirdi. Balkan fütuhatinin en kritik anlarinda Osmanlilar'i Anadolu'da rahatsiz edeceklerini çok iyi takdir eden Sultan Murad. Fakat henüz hücuma geçilmemisti. Bunlar. Zira bu tecavüz kalmadigi takdirde Karamanlilarin ve ondan cesaret alacak olan diger beyliklerin. Konya'nin ileri gelenleri ile birlikte ricada bulunmak ve kendisini af etmek için padisaha gönderdi. Halbuki Osmanli Devleti'nin bir köyüne taarruz etmek. Bu tahriklere kapilan Alaeddin Ali Bey. Birkaç Sirpli.Osmanlilarin Balkan fetihlerini basarisizliga ugratmak için Karamanogullari'ni Osmanlilara karsi tahrik edip kullanmakta idiler. sehri on iki günden beri kusatma altinda bulunduruyordu. derhal Anadolu'ya geçip Bursa'ya gelir. onlari sonunda Osmanlilara katilma mecburiyetinde birakan mühim sebeplerden biri olmustu. Bu da onun ne kadar dar görüslü. yardimci kuvvet niteliginde idiler. Konya kalesine siginmak zorunda kaldi. Padisah. Bu birlik gelince Ali Pasa ve oglu Sehzade Bâyezid Bey'le birlikte Karaman seferine hazirlanir. Anadolu'daki beylikler üzerindeki nüfuzunu göstermek için Candarogullari'ndan yardimci birlik ister. Esasen diger Anadolu beyliklerinin Osman ogullari gibi dahi yetistirememesi. büyük imparatorluklarin dahi cesaret edemedigi bir hareket iken. Bunun üzerine Karamanoglu. Yasaklara uymayanlar için çok agir cezalar kondu. Fakat Sultan Murad. bu zaferden sonra Konya'yi kusatma altina aldi. kiskirtmalar sonucunda Karamanoglu bu cesareti göstermisti. Karaman Beyi. Osmanlilar açisindan bu tecavüze baktigimiz zaman. Böylece Sultan Murad. Sultan Murad. Ordu mensuplarinin. Muharebede Bâyezid büyük bir kabiliyet göstererek zaferin kisa zamanda kazanilmasini sagladi. antlasma geregi iki bin kadar da Sirpli asker bulunuyordu. Sultan Murad. Bu muharebedeki muvaffakiyetinden dolayi kendisine "Yildirim" lakabi verildi. 1386 yilinda Osmanlilarin elindeki Hamid Ogullari topraklarina saldirir. olaylarin baska bir boyut kazandigini görürüz. emir disi hareket ettiklerinden. Sultan Murad. Osmanli ordusunun içinde.

Sikâyetler üzerine Sirplar. aksine davrananlarin öldürülerek cezalandirilacaklari söylenmisti. Sirp kralina mübalagali bir sekilde anlatilan haksizlik ve öldürme hadisesi. bizzat Sultan Murad tarafindan istenmis. Hükümeti Istenos ve Antalya sehirlerine inhisar etmistir. Karamanoglunu dize getirdikten ve kendisinden söz aldiktan sonra tekrar Bursa'ya döndü. Sultan Murad'in seferde gösterdigi basarili taktik sayesinde bütün Anadolu'da yildizi parlamisti. Gerçekten bes yil sonra Yildirim Bâyezid'in Anadolu'yu zapt edebilmesinde Sultan Murad'in bu seferde takib ettigi siyasetin birinci derecede tesiri olmustur. Sivrisinek kovalamak sahine (veya arslan) yakismaz" diyerek tekrar Bursa yolunu tutar. Fakat onu burada da bekleyen düsmanlari eksik degildi. Osmanlilarin Anadolu birligini gerçeklestirecegi kesin bir sekilde anlasilmis oluyordu. memleketlerine döndükleri zaman kendilerine istedikleri gibi riayet edilip saygi gösterilmedigi ve Konya önünde bazi kardeslerinin öldürüldügünü söyleyerek halkin Osmanlilara karsi harekete geçmesine sebep oldular. Sirbistan taraflarinda yeni bir firtina bas gösterdiginden. Kosova'yi hazirlamakla mesgul olan Haçlilarla müzakerelere girismis. gerektiginde Anadolu'ya atlayip Karamanoglu ile ellesiyor ve bu namli Türk beyini sindirip tekrar Rumeli'ye geçiyordu. BALKAN ITTIFAKI VE KOSOVA SAVASI Siyasî ve askerî sahada Avrupa'yi titreten Sultan Murad. isyana baslamislar ve Osmanlilara ait olan bazi yerleri isgal etmislerdi. bir ruh ve mânâ medeniyeti kurmus olan devletinin o muhtesem insanlik anlayisi ile dünkü düsmanlarina kollarini açacak ve anlari. Bana isyan edecek ne gücü var. aslinda basit bir olaydi. onun uzun müddet baris içinde yasamasina ve sürekli asayisten faydalanmasina elverisli degildi. Garp dünyasini titreten bu basiretli ve hakim adam. rifk ve yumusaklikla bayraginin gölgesinde toplayacakti. Osmanli saflarinda Karaman Beyi ile savasan Sirplar. Takriben bir buçuk asir devam edecek olan Osmanli-Karamanli harplerinin ilki olan bu savasta yenilmesine ragmen Karamanoglu. simdi onun üzerine varmak bizim için ardir. Sultan Murad gerekli tedbirleri almak için dinlenmeyi birakmak zorunda kaldi. Böylece."Tekke Beyi fakirdir. Bunun içindir ki Sultan Murad uzaklasir uzaklasmaz. Buna ragmen bazi Sirplarin emre muhalefet etmesi. Konya önündeki maglubiyeti üzerine Karamanlilarin Anadolu'daki nüfuzlari kirilmis. Çünkü Konya'nin muhasarasi esnasinda sehrin yagma edilmemesi. Çünkü devletinin içinde bulundugu siyasi durum ve düsmanlarinin devleti için meydana getirdigi ittifak. Osmanli hâkimiyetini hiç bir zaman kabule yanasmamistir. Sonra da magluba kin ve intikam gösterecegi yerde. dindaslarindan görmedikleri bir müsamaha. Sultan Murad. fakat korkusundan Kosova muharebesinde Osmanli ordusuna katilmak üzere bir birlik göndermekten de geri kalmamistir. böyle bir olayin meydana gelmesine sebep olmustu. arkadan kendisine karsi birlesen kuvvetleri Kosova Meydan Muharebesinde ezecekti. bölge halklari ve hatta Bulgarlarin kendilerine . Böylece iki yüzlü bir siyaset takip etmistir. Bütün bir Sirp halki.

Sultan Murad. Osmanli Devleti'nin daha sonralari Rusya ile meydana gelen harplerinde ordunun merkezi olacak olan Sumnu. Dügün henüz bitmisti ki. bu ittifakin saglayacagi gücü. öyle hareket etti ki Osmanli askerinden ancak bes bini. Bu arada Karamanoglu ile daha önce muharebe edip anlasan Bosna kralligini da cezalandirmak gerekiyordu. Pravadi'ye karsi Beylerbeyi Timurtas Pasa'nin oglu Yahsi Bey komutasinda bes bin kisi ayirdiktan sonra. Padisah. ülkesini bes sancaga böldü. Sultan Murad. Sirp ve Bulgar krallari." 1388'de meydana gelen bu muharebede Hammer'in dedigi gibi ancak bes bin Osmanli askeri kurtulup geri dönebilmisti. O zaman Teke. Bulgar Krali Sisman. Sultan Murad'in dostu ve kayinbabasi olmakla beraber gizlice Sirp Krali Lazar ile ittifak etti. Yine Subasilardan Kutlu Bey. NadirDerbent bogazindan Sumnu üzerine yürüdü. Hamid bölgesinde Egridir'e tayin edildi. Osmanli kuvvetlerinin Ploçnik'te bozguna ugramasindan büyük bir cesaret alan ve Sultan Murad'in da Anadolu'da bulunmasini firsat bilen Bosna. Osmanli ordusu üzerine saldiran bu müttefik ordu. Sivrihisar ile Sakarya'nin suladigi bölgeye tayin edildi. Bunun için sür'atli bir sekilde tedbirler almaya basladi. Yazicioglu'nu elçilikle Misir'a gönderdi. Yoklugunda Anadolu'nun âsâyisini korumak için. Balkanlari siyasî nüfuz altinda bulundurmak ve bölge halklarinin Osmanliya karsi olabilecek ittifakina mani olmak için daha önce buralarda (Bosna) bulunan Kula Sahin Pasa komutasindaki 20. sehzadenin kardesi Yakub ile birlikte o da Avrupa'ya geçtiginden dolayi vezir Timurtas'a havale etti. Osmanlilari Balkanlardan sürüp atmak için ikinci bir ittifak kurdular. hükümdarin emri ile hainliginden dolayi Sisman'i yola getirmek ve Bulgaristan'da Türklerin elinde bulunmayan son yerlerin fethini ve müttefiklerle birlesmeye mahal birakmadan Bulgar kuvvetlerini ortadan kaldirmak için 30. Saruhan ve Karaman beylerinin askerleri de Sultan Murad'in emrine girdiler. Bu ittifak. hücumla alindi.yardim edeceklerine güvenerek ayaga kalktilar. O zamana kadar Bâyezid'in idare ettigi Germiyan'i. Haçli Seferi'ni hazirlamaya sevk etmistir. Balkan'in en dogu bogazinda bir tepenin ortasinda bulunan Pravadi. Bütün savas hazirliklari tamamlanmisti.000 kisilik bir Osmanli ordusunun hareketini gözleyen ve onlarin maksadini anlayan düsman. seferden önce Sehzâde Bâyezid'in üç oglunun sünnet dügünü ve kendisi ile iki oglunun üç Bizans Prensesi ile evlenmelerini kutlamak için Yenisehir'e gitti.000 kisi ile Osmanli ordusunu büyük bir bozguna ugratti. Aydin. Nis yakinlarinda Ploçnik denen yerde 30. Asya topraginda kalacaklarla Avrupa'ya gidecek askerin komutanlarini da önceden tayin etti. Yenisehir'de yapilan bu dügünler sirasinda hediyeler göndermek ve Karamanoglu'na karsi yapilan savastan önce gösterdigi dostluga karsilik vermek için. askerî ve siyasî yollardan küçültmeye gayret etti. Sisman ise . hemen savas hazirliklarina giristi. Baska bir Timurtas (Subasi). Düsmanin faaliyet derecesini ve ittifakin önemini kavrayan Sultan Murad. Ali Pasa. Mentese. sonucu I. Kosova meydan muharebesinde belli olacak Osmanli Türklerine karsi UI. Bununla beraber Sultan Murad.000 kisilik bir ordu ile yola çikti. bu kana susamislarin "genel katliamindan kurtulabildi. Sisman'in eski kalesi olan Tirnova'nin düstügünü duyunca teslim oldu.

Sultan Murad. Ancak onun Bulgaristan'daki topraklarini elinden aldi. Bu istikamette oldugu haber alinan Haçli ordusuna dogru gidildi. Osmanli ordusu. Gücünün. o zaman Osmanli ordusunda bulunduklarindan sehir. Ordunun öncü kuvvetleri Hicaz'dan dönmüs olan Evrenos Bey ile Pasa Yigit komutasinda idiler. Sirp kaynaklarina göre Osmanli ordusu geçtigi . Firtinanin sinirlarina dogru yavas yavas yaklastigini görünce zorlu bir karsi koymaya hazirdandi.Nigbolu'ya kapanmisti. Osmanli. Sirp despotunun merkezi olan Piristine'nin güneybatisindaki Kosova (Kara Tavuk ovasi) düzlügünde müttefik ordusu ile Osmanli ordusu karsi karsiya geldi. Sisman hakkinda âlicenab ve civanmerdâne bir davranisgosrerdLOnun hayatina ilismedigi gibi kendisine durumuna lâyik tahsisat ta bagladi. generali Dimitriyus'a. O. Orayi kusatti. krali. Kosova'ya dogru bir birlik gönderdi. Sirplilarin eline geçti. karsi gelmeye yetmeyecegini anlayinca Ali Pasa'dan kendisi ile Padisah arasinda araci olmasini istemisti. Bunun üzerine savas daha hizla yeniden basladi. gerekse kendisinin de Hezargrad'i elde etmesi dolayisiyla is sonuçsuz kaldi. Lazar. Aydin ve Hamid illerinin paylarina düsen yardimci kuvvetlerini de almislardi. Bu akinci firkasi birçok esir ile döndü. Ali Pasa. çocuklarini ve hazinelerini Sultan Murad'in ordugâh olarak seçtigi TaYHshi'ya gönderdi. Onlarin yardimindan emin olarak padisahi kesin bir savasa çagirmakta tereddüd göstermedi. Çetehezar (Hezargrad) kalesinin teslimi sarti ile esirleri Sisman'a geri vermeye niyetlendi ise de gerek Sisman'in Söz verdigi halde Nigbolu'yu birakmaktan vazgeçmeyerek onu yeni istihkâmlarla kuvvetlendirmesi. Ancak Ali Pasa'mn gönderdigi on bin civarindaki asker sehri geri aldi. Yanbolu'da padisah ile bulusarak orduya katildi. Pasasi. Bulgar Krali her taraftan sikistigini ve artik karsi koymanin faydasiz oldugunu anlayinca bütün aile halki ile birlikte sartsiz teslim oldu. Silistre'yi kendisine birakmak ve zamani gelen vergi taksidini ödemek sartiyla barisa razi oldu. müttefikinin maglub olup düstügünü ögrenince. Ali Pasa bir hisar ve bir sehri aldiktan sonra bütün kuvveti ile Nigbolu önlerine vardi. mevkiinin tehlikeli durumunu anlamakta gecikmedi. Padisah. Bulgaristan isini halletmis olan Çandarli Ali Pasa. Bundan sonra Ali Pasa. Kralin komsulari ile haberlesmesi sirasinda Sultan Murad da ogullari Bâyezid ve Yakub'u yanina getirdi. Bunlar. Sirp muhafizlarini da esir alip istihkamlarini da yiktilar. Sehirköy'ün çevresinde bulunan askerler. Sadece bir mevkiin kaybedilmesinden dolayi kendisini maglub saymayarak bir kat daha cesaretlendi. sadece bununla da yetinmedi. Bunlara Dobruca Tatarlan komutani Sarac ile Köstendil Prensi Konstantin'in yardimlarina ilaveten o sirada Hac'dan dönen Evrenos Bey de katildi. Bulgar sinirinda dik bir dagin tepesinde bulunan Sehirköyü almasini emretti. Mentese. Bosna ve Arnavutluk hükümdarlarini kendisine baglamakta olan eski antlasmayi yenilemek için bir tesebbüste bulundu. Sirp Krali Lazar. Bu firtinaya karsi koymak için taarruza karar verdi. Lazar bu yenilgiye kizdiysa da cesaretini kaybetmedi. Oradan güneybatiya sapilarak Köstendil'e varildi. Yanbolu'da Tatarpazarcigi yolu ile Sofya'ya geldi. yanlarina almis bulunduklari Kütahya ve Karesi sancaklari askerlerinden baska Saruhan.

Eflak (Romanya). agir silahli süvariyi görünce kendileri ürkeceklerdir. bütün askerî erkân tarafindan kabul edildi. Osmanlilarin. Bu görüs. Osmanli askerinin gözüne toz toprak savuruyordu. Bohemya ve bir kisim Bulgarlardan meydana gelen bu muazzam Haçli ordusundaki asker mevcudunun. Bazi komutanlar. komutanlari ile müzakerede bulunur. kaynaklarda farkli olarak verilmektedir. Macar atlarinin henüz deveye alisik olmadiklarini söyleyerek anlari atlara karsi canli bir engel gibi kullanmanin mümkün olabilecegini ifade ile bu develerin düsman atlarina dehset ve düzensizlik vermeleri için ordunun ön cephesine konulmasi teklifinde bulunurlar. Bosna. Zafer karsiliginda kendisinin din yolunda sehid olmasi için dua etti. Bu bakimdan hiç bir seyden korkmadan ve sadece Allah'a güvenerek meydan muharebesi yapip düsmana saldirmayi teklif ettiler. Arnavut. Onlarin. Aradaki büyük sayi farkina ragmen Sultan Murad. Bütün gece Allah'a yalvarip O'ndan yardim diledi. Fakat Sadrazam. Osmanli askeri gibi din ve devleti ugrunda "feday-i cani. Ordunun Kosova'ya varisinin ertesi gününde harbe karar verilecekti. cana minnet bilen" saf ve güvenilir bk askerin itikad zaafina da sebep olabilecegini söylediler.hiç bir yerde zulüm ve tahribat yapmamisti. Bununla birlikte bu ordunun 100. süvarilerin atlarina dehset vermek söyle dursun." Ayrica. Bogdan (Moldovya). Osmanli kuvvetlerinin bes kati oldugu belirtilmektedir. Bu durumda bizim saflarimizin üstüne atilip kargasalik ve karisiklik dogmasina yol açabilirler. Macar. Timurtas Pasa ve Sehzade Bâyezid bu teklife karsi çikip söyle dediler: "Develer. Osmanlilar'in da 60. Gazi Evrenos Bey. Balkanlardaki durumunu tayin edecek olan bu muharebenin tarihi. Bu arada bir sey padisahin dikkatini çekmisti. Hirvat.000 kadar askerden meydana gelen askerî bir birlige sahip oldugu kabul edilmektedir.000 civarinda. Padisah. sabahla birlikte baslayacak olan savasa hazirlanmak üzere birliklerinin basina gitti. böyle bir durumun savasta sebep olabilecegi felaketi düsünüp üzüldü. Düsman tarafindan esmekte olan rüzgâr. Bundan sonra herkes gayet mesrur bir sekilde ve kararli olarak. Sirp. Osmanli tarihleri Sultan Murad'in o geceki münacat ve yakarisini su sekilde ifade ederler: "Ab-i rûy-i Habib-i Ekrem için Kerbelâda revan olan dem (kan) için Veda gecesi aglayan göz için Askin ugruna sürünen yüz için Ehl-i derdin dil hazini için . nasil bir çare ve tedbir almak gerektigini düsünmelerini ve düsündüklerini de hiç çekinmeden açik bir sekilde ortaya koymalarini söyler.

" . lütfunu hem râh Hifzini eyle bize püst u penah Ehl-i Islâma ol muin u nasir Dest-i a'dayi bizden eyle kasir Ya Rab.Cana tesir eden enini için Eyle ya Rab. Din yolunda beni sehid eyle Ahirette beni said eyle Mülk-i Islâmi paymal etme Menzil-i firka-i dalal etme Keremin çoktur ehl-i Islâma Dilerim kim erise itmama. Bakma ya Rab bizim günahimiza Bak sen can ve gönülden ahimiza Sakla gözümüzü cengin tozundan Islâm erini koru saldiridan Bunca yil süren gayretlerimizi Gazalarda sanli kil ismimizi Etme ya Rab kahrinla beni fena Yüzümü halk içinde etme kara Dinin ugruna ben feda olayim Askerim önünde ben heba olayim. mücahidini etme telef Tir-i a'daya (düsman okuna) bizi kilma hedef.

birlesik Haçli ordusu da Osmanlilara karsi nasil bir hareket içinde bulunmasi gerektigini. Çünkü Sultan Murad. sol kolda da Bosna krali Tvartko bulunuyorlardi. Bu suikast üzerine katil. tarihlerde farkli sekillerde anlatilmakta ise de neticesi hep ayni oldugundan fazla teferruata . Osmanli ordusunun aldigi savas düzenine göre Sultan Murad. seri bir sekilde hareket etmelerine de mani olmustu. büyük bir basari elde ettiler. Bu olay. savasin tam kizgin devresinde düsmani oklamaya baslayacaklardi. Ordunun sag kolunda veliahd sehzade Bâyezid. Baslangiçta bozulmak üzere olan Osmanli'nin sol cenahina kendine has pek hizli bir manevra ile yetisip düsmani çeviren veliahd sehzade. muharebenin en kizgin devresine kadar müdahalede bulunmayacaklar.Gerçekten. Kaçmak isteyen küçük ve daginik düsman birlikleri de arkalarindan yetisen Sehzade Yakub tarafindan imha ediliyorlardi. Sirplarin top atisiyla baslayan büyük meydan muharebesi. Fakat bu muzafferiyetin bir bedeli daha olacakti. Sultan Murad'in maiyyetinde bulunanlar tarafindan yakalanip öldürülmüstü. müttefiklerin korkunç yarma hareketlerine ragmen kiskacini açmadi ve bu kiskaçta perisan olan düsmani yok etmeyi basardi. ordunun merkezinde bulunuyordu. toplamis oldugu harp meclisinde görüsmeye baslamisti. tozlan bastirdigi gibi agir silahli olan düsman süvarisinin atlarinin. Fakat kendinden çok emin bulunan ve mutlaka galip geleceklerine inanan Yorgi Kastriyota. techizat ve araziyi tanima bakimindan kat kat üstün olan müttefik Haçli ordusu karsisinda Osmanlilar. harpten sonra harbin yapildigi sahrayi dolastigi sirada ölüler arasinda yarali olarak bulunan Lazar'in damadi Milos Obiliç. müslüman olacagini ve padisaha gizli bir sözü bulundugunu söylemek istedigini bildirince Sultan Murad'in müsaade etmesi üzerine yanma yaklasarak yeninde saklamis oldugu hançer ile onu kalbinden yaralayarak attan düsürmüstü. Bu basarida Bâyezid (Yildirim)'in büyük bir payi bulunuyordu. gece karanliginin düsmanin firarini kolaylastiracagini. Anadolu beyliklerinin birlikleri ise sol cenahta yer almisti. Rumeli Beylerbeyi Kara Timurtas Pasa Bâyezid'in. Evrenos Beyin tavsiyesi üzerine ordunun her iki cenahina ihtiyat olmak üzere 1000'er kisilik okçu birlikleri yerlestirilmisti. duasinda sehadeti de istemisti. Hükümdar. Evrenos Bey'in birlikleri sag cenahta. sag kolunda yegeni ve damadi prens Brankoviç. Bunlar. Sultan Murad'in yüzünü kara çikarmamis. ertesi sabah safakla birlikte yagan yagmur. gece ansizin Türklerin üzerine hücum edilmesini teklif etmisti. Bas komutan Lazar da dahil olmak üzere düsman ordusu Kosova sahrasinda kaldi. Balkan ve Orta Avrupa milletlerinden çogunun bulundugu birlesik Haçli ordusunun merkezinde Sirp krali Lazar. Generallerden bir kismi. O gece. Kendilerinden sayi. sekiz saat içinde kesin bir sekilde neticelendi. sol kolunda da sehzade Yakub bulunuyorlardi. onun geceki dua ve niyazlarina icabet ederek onu muzaffer kilmisti. böylece Osmanlilarin büsbütün yok olmaktan kolayca kurtulmus bulunacaklarini ifade ederek bu teklifi reddetti. Anadolu Beylerbeyi Sanca Pasa da Sehzade Yakub'un maiyetinde idiler. Böylece Allah.

Sultan Murad ölünce. bütün devlet erkaninin teklifi ve yeni hükümdar olan Yildirim Bayezid'in tasvibi üzerine olmustu. bu kötü ve feci haberi alir almaz derhal oraya gelir. Dualarim Allah tarafindan kabul oldu. Savci Bey olayi meydana gelmis ve devlet büyük bir siyasî çalkanti içinde kalmisti. Bir daha böyle bir olayin meydana gelmemesi için Sehzade Yakub Osmanli tarihçilerinin ifadesi ile sehid edilmistir. Oglum Sultan Bayezid'e uyunuz ki o sizi ogullari gibi görsün. daha sonra da buna bir cami ilave edilmistir. bu an. Osmanlilarin Rumeli'de kalmak için Sirp Sindigi savasindan sonra kazandiklari ikinci büyük muharebedir. Babasini kanlar içinde görünce kendine hâkim olamaz. Sakin reâyayi incitmeyin.girmek istemedik. Islâm askerini muzaffer görerek hayata veda ediyorum. Milos'un beni yaralamasina üzülmeyin. Kosova muharebesi. sehid düstügü yere gömüldü. çikarilan iç organlari. Binlerce hamd ve sena olsun ki. Ogluna askerî ve siyasî bazi tavsiyelerde bulunduktan sonra bu fani hayata gözlerini kapar. Gelip otagdan içeri girince hemen öldürülmüstü. yakinlarinin üzüntü ve kederlerini su sözlerle hafifletip onlara vasiyette bulunmustu: "Islâm'in zaferi için kendimin sehid olmasini Allah'tan ben istedim. Fakat Murad Hüdavendigâr. devlet adamlarinin da karari üzerine zaten o maksatla babasinin yanina çagrilmis bulunan Sehzade Bâyezid (Yildirim Bâyezid) hükümdar ilân edilmisti. Ölüm denilen sey herkesin basina gelecektir. oglu Yakub Bey'in cenazesi ile birlikte Bursa'ya gönderilerek Çekirge'deki türbeye defn edildi. Çünkü daha önce. ." Sultan Murad'in yarali olarak düstügü yere hemen bir çadir kurulup muhafaza altina alinir. Sultan Murad'in yaralanip öldügü (sehid edildigi) ve iç organlarinin defnedildigi yere "Meshed-i Hüdavendigâr" adi verilen bir türbe yapilmis. Eger reâyanin mesru haklarini muhafaza ederseniz Cenab-i Hak da sizi ve devletinizi muhafaza ve payidar eyler. aglanip feryad edilecek bir an degildir. Yine bu sirada Osmanli kuvvetleri tarafindan sarilmis bulunan Lazar. Fakat baskalari ile mukayese edildigi zaman sehidligin cana minnet bir nimet oldugunu söyleyerek oglunun üzüntüsünü hafifletmeye çalisir. Ordu merkezinde cereyan eden bu hadiseden kollardaki sehzadeler ile diger komutanlarin haberleri olmamisti. Hükümdarin yarasi agirdi. Daha sonra cenazesi. çünkü rizasi ondadir. Mal ve irzlarina tecavüz ettirmeyin. maiyeti ile beraber yakalanarak o esnada ölmek üzere olan Sultan Murad'a karsilik öldürülmüslerdi. Düsman takibinde bulunan Bâyezid. Sultan Murad yaralandiktan sonra bir müddet yasamis. Biraz önce belirtildigi üzere Sultan Murad'in ölümünü müteakib. Bu türbe zamanimiza kadar Balkan Müslümanlarinin ziyaret ettikleri bir ziyaretgâh olmustur. Büyük bir askerî birlige komuta eden Yakub Çelebi'nin saltanat davasina kalkisacagi göz önünde bulundurularak böyle bir çareye bas vurulmustur ki bu. Hayatindan ümid kesilince derhal Veliahd Bâyezid'e haber verilerek oraya çagrilir. Durumdan haberi olmayan ve düsmani kovalamakta olan Sehzade Yakub Çelebi de "fitne katldan daha siddetlidir" hükmüne göre "Baban seni istiyor" denilerek ordu merkezine davet edilmisti.

Bir kimse onu tahvil ve tebdil ederse günah irtikhab etmis olur. 773=1371) adinda üç oglu olmustu. gerçege pek uygun degildir. Allah ve Resûlüne ve ahiret gününe iman edenlerden. 761=1360). Bundan baska bir de vakiftaki hizmet ve onlardan yararlanma ile ilgili bilgiler bulunmaktadir ki buna göre hiç kimse imârete inmekten men olunamaz. 769=1367). Gazi Hünkâr ve Murad Hüdavendigâr diye meshur olan Sultan I. Telef ve helâk olmaz. asli üzere kalir. imâret. onun Bursa'daki türbesine konmak üzere Kur'an-i Kerim cüzleri gönderip vakf etmistir. Onlarin üzerine Allah'in. 1389) yilinda vefat ettigi zaman genel olarak kabul edilen görüse göre 63 veya 64 yaslarinda bulunuyordu. Muhtelif rivayetlerden anlasildigina göre Murad Hüdavendigâr'in. O. Islâmî gelenege göre tesis edilen vakfiye bize vakiflarinin idaresi hakkinda. haksiz sekilde ondan yararlanmaya kalkanlara nasil muamele edilecegini de açiklamis bulunmaktadir. muhtesibden ve insanlarin tamamindan hiç bir kimse bu vakfi bozamaz. ahiret azigi olarak insa ettigi imâret ve diger tesislerine pek çok arazi vakf etmistir. Bilgi edinilmesi bakimindan onun 787 Cemaziyelahir ortalan (Temmuz 1385) tarihini tasiyan vakfiyesinden bazi pasajlari buraya almayi faydali buluyoruz. Onun su tesisleri bu konuda bize bir fikir vermektedir: Bursa'da Çekirge'deki cami. "Vakf." Görüldügü gibi bu ifadeler vakfin muhafazasi gayesine yönelik bulunmaktadirlar. dünya sahnesinin ender rastladigi bir ustalik ve maharetle devletinin mukadderatini sevk ve idare eden Murad Hüdavendigâr. bütün Islâm âlemini teessür içinde birakmisti. Sartlari üzere devam eder. Murad'in hükümdarligi 27 veya 28 sene devam etmis olup hicrî 791 (M. annesi adina Iznik'te de 790 Cemayizelevvel ayi baslari (Mayis 1388) tarihli bir imâret yaptirmistir. kimlerin bu vakiflardan nasil ve ne sekilde istifade edecegini. vezir. hibe ve rehin olunmaz. Kiyamete kadar devam eder. Sebeplerden bir sebeple kimse elini uzatamaz. Bundan baska Ibrahim adinda baska bir oglundan bahs edilmekte ise de kaynaklarda bununla ilgili bir bilgi bulunmadigindan bunun küçük yasta vefat etmis oldugu düsünülebilir. kimse mâlik olamaz. Otuz yila yakin (27 yil 3 ay) bir zaman. meleklerin ve bütün insanlarin laneti olsun. Kimse halef olup vâris olamaz. vakfi bozmaya. Bâyezid (dogm. Allah'in ve yarattiklarindan melik. Yakub (dogm.Sultan Murad'in sehadeti. Günlerin geçmesiyle vakif ve vakfiye bozulmaz. Bursa hisarinda sarayinin yaninda Hisar Camii. Bazi kaynaklara göre Savci'nin en büyük ogul oldugu kayd edilmekte ise de bu. Bunun bir belirtisi olmak üzere Memlûk Sultani Meliku'z-Zahir Ebû Said Berkuk. medrese. Hizmetçiler. vezir Hayreddin Pasa'yi hem mütevelli hem de nâzir olarak tayin etmistir. Çekirge'de bulunan vakfa. pek çok hayir yeri meydana getirmekle de söhret bulmus bir kimsedir. gelenlere güzel bir sekilde . yine Yenisehir'de gazi erenlerden Postin pûs Baba için yaptirdigi zâviye. kadi. Günümüze kadar gelen vakfiyesi. onun neler yaptigini. misafirhane. Keza o. Allah'in kitabina ve Resûlünün sünnetine muhalefet eden ve din kardesinin vakfinin fesadina sa'y eden (çalisan) Allah'in gazabina ugrar. Savci (dogm. Bu arada onun vefati esnasinda yasinin 66 oldugunu söyleyen tarihçilerin bulundugunu da belirtmek gerekir. Bilecik ve Yenisehir'de birer cami. hayrat hakkinda neler düsündügünü göstermektedir.

mütevellinin reyine baglidir. bazilarinda da akçanin her iki tarafinda Murad b. Hatiplere. Çünkü onlar. onlara saygiyi Hz. Sultan Murad'in nasil hayir yaptigini. hem medresedir. konuklarin hayvanlarinin da yemlendirilmesini buyurdu.hizmet etmek zorundadirlar. Hem konuk evi. Bazi vesikalar. Çünkü onlar. Imârete inenlerin tamamina böyle muamele yapilir. seyh ve sâdattan birisi inerse hizmetçi bunlara hizmet eder. kurdugu vakiflar vasitasiyla onlarin devamini sagladigi ve insanlara hizmeti bir ahiret azigi olarak kabul ettigini göstermektedir. gerekse daha önce verilen bilgiler. onun ahi reislerinden biri oldugunu göstermektedir. tatlilardan. yoksullar için paçalardan. Orhan yazisi görülmektedir. bu teskilâtin birer mensubu ve hatta reisleri durumunda idiler. âlimlerden. Bu konuda da vakfiyenin kendi ifadesi ile söyle demektedir: "Imârete. Hayvanlarina da hizmet eder. gazi ve sehid sultanin yaptirdigi hayirlardan bahs ederken sunlari söyler: "Bursa'da ahiret için bir yapi yaptilar. Hatta fakir ve miskinlere bu yolda hizmet daha evladir. Bu sebepledir ki o. Baslangiçta "kûfi"ye yakin. Daha önce de kisaca temas edildigi gibi Osmanli Devleti'nin kurulus hamurunda mayasi bulunan teskilâtlardan biri de "ahilik"ti. Sonradan kesilen akçalarin bazilarinda kelime-i sehadet ile kendisinin ve babasinin isimleri. Murad Hüdavendigâr'in bu teskilatin reislerinden biri oldugunu göstermektedir. Bunlarin sanina göre onlara hizmet eder. Sultan Murad. ülkesinde bulunan seyyid ve serifleri her türiü vergiden muaf sayan ." Sükrullah. Peygamber'in soyundan gelen seyyid ve seriflere karsi ise özel bir ilgisi bulunmakta. hafizlara. Sultan Murad'in 790 (1388) tarihli bakir sikkesinde kesildigi tarih ve ay bulunmaktadir. Bu hizmet sadece büyüklere mahsus olmaz. Hele fakirlere bu hizmeti çok daha iyi yapmalilar. Orhan halladallahu mülkehû" ibareleri bulunmaktadir. Imâretteki kalislar 3 günü geçerse bu. büyüklerden. Kimsesizler. Kûfi hatli olan sikkelerinin bir tarafinda kelime-i sehâdet. etrafinda ilk dört halifenin isimleri ve diger yüzünde de "Murad b. O evin karsisinda bir kubbe yapilmasini buyurdu. tahta çikinca babasinin sikkelerinde oldugu gibi Selçuk paralarini taklid etmek suretiyle sikke kestirmistir. Peygamber'e yapilmis saygi olarak kabul etmektedir. kalbi kirik kimselerdir. daha sonra da "nesih" yazisi ile kestirdigi sikkeleri görülür." Gerek bu. Her gün ayrica otuz hafiz o kubbede güzel sesle Kur'an okuyup hatm etmektedirler. hem cami. garip ve fakir olan kimselere karsi son derece sefkatle muamele eden bir hükümdardir. kalbi kirik olanlardandir. Mübarek vücudu o kubbede dinlenmektedir. eksilerden daha güzeli olmayan yemeklerin hepsinden verilmesini. talebe. müderrislere muridlere ve ögrencilere vazife karsiligi akça bagladi. Nitekim bu hususta onun Receb 767 (Mart 1366) tarihli olarak Malkara'da Ahi Musa için yaptirmis oldugu zaviye vakfiyesindeki "ahilerden kusandigim kusagi Ahi Musa'ya kendi elimle kusadup Malkara'ya ahi diktim" ifadesi. bilgin. Vakfiyesinde de görüldügü gibi Sultan Murad. Bu bakimdan ilk Osmanli padisahlari. Hz.

bütün hareketlerinde belli bir plân çerçevesinde hareket etmis. Onun fetihleri .fermanlar isdar etmistir. bu sâdâtlarin evladlari. Biz fakir kullariniz dahi size duacilariz. Bunun ettigi gazayi Osman'in neslinden hiç bir padisah etmedi. Bizim atamiz sizin duaciniz idi. atasi gibi sahib-i hayr idi. Biz kullarina bir hüküm sadaka eyle ki sizden sonra gelen bizi ve evladimizi ve kullarinizi ve karaveslerimizi (câriye) incitmeyeler. Her kande hatirlari dilerse yürüyeler. Adil ve kâmil. Seyyid Büzürg Ali'nin ogullan yaslan ile kapima gelip ettiler." Sultan Murad'in sahsiyetinin azametinde ve Türk tarihi bakimindan oynadigi rolün ehemmiyetinde. Osmanli tarihçileri oldugu gibi yabanci tarihçiler de mütefiktirler. rey ve tedbir sahibi. Biz kullarina bir ihsan eyle bizden ve evladimizdan ösürlerin ve koyunlari haklarin kimesne taleb etmeyeler deyicek emr olundu ki. Onun hayati esnasinda meydana gelen inkilablar. Murad ismini tasiyanlarin ilki olan Sultan Murad'i. Nitekim. Fâtih ve Kanunî hakkinda çok sey bildigimiz için Murad. onun Seyyid Büzürg Ali'nin evladlarini vergiden muaf saydigini su ifadelerle ortaya koymaktadir: ". 787 (1385) tarihli bir ferman. kesiru'l-menfaat (menfaat saglamasi çok). Benim devletime duaya mesgul olalar. zamaninin hiç bir devlet adami tarafindan üstüne çikilamayan bir kiyâset ile Osmanlilarin mukadderatini sevk ve idare etmistir. Bütün ömrünü gazaya sarf etmistir. düskünlere yardimci. benim her defterimden ihrac olalar. Her kim bu hükmü görüp Seyyid Büzürg adini yazanlara teaddi ederse lânet ba'lânet ola.. seyrek disli. Azim ve idare kudreti. Dahi bir asker ve devlet adami olan Sultan Murad. Ben bagisladim canim için olsun. pehlivan. sahin bakisli. Himmet ve cömertlik sahibi idi ki kapisina gelen hiç kimse mahrum gitmezdi. Osmanlilari sevmemekle birlikte Sultan Murad'in vasiflarini ortaya koymaktan da kendini alamayan Gibbons.. Bütün tarihler onun bu özelliklerinde birlesirler. iri parmakli. sen ve yakisikli bir padisah olarak tasvir ederler. yuvarlak yüzlü. Osmanli padisahlari içinde." SULTAN MURAD'IN SAHSIYETI Tarihler. bütün tarihin en hayret veren olaylarindan biridir. son anina kadar kabiliyet ve dehasindan bir sey kayb etmemistir. din perver. fakir dost. Osmanli sultanlari içinde kendine layik olan yere geçememistir. iyilik severligi. verdigi emrin yapilmasini isteyen ve bunlari takib eden bir hükümdardi. Hem simdiye degin atamiz bir dâne ösür vermedi. Ve koyun hakkin vermedi. uzun boyunlu. Rumeli kadilari ve sancak beyleri ve subasilari ve sipahiler her kanginizin yerinde eker biçerse bir dâne ösürlerin almayasiniz. Nesrî bu konuda sunlari söyler: "Bu Gazi Murad Han dahi. onun hakkinda su degerlendirmeyi yapar: "Otuz sene kadar bir müddet Murad. kullari ve karavesleri ve bir damla kanlan deme can ola. adalet yayici. garip oksayici. Onlar... orta boylu. âli himmet. koç burunlu. Nitekim. tebeasina karsi merhametli olusu ve ordusunda inzibatli. cesur ve yigit idi.

onlara Papalardan daha iyi muamele etmekle teveccüh ve muhabbetlerini kazanmistir. Kendisinin harb hususundaki cevvaliyet ve gayreti. Ser'î kanunlari itina ile muhafaza eylediginden." der. Herkesi adi ile çagirmak adeti idi. zenginlere sefkat. yigit. Düsmana muharebe meydanini biraktigi ve arka çevirdigi asla görülmemistir. bilginlerle yoksullari seven. babasininki gibi idi. Muharebede çok cesurdu. Urben'e yazdigi mektuptan daha iyi bir vesika olamaz." dedikten sonra "Osman. dinlenmek nedir bilmezdi. onlarin seciyesini tayinde mükemmel bir feraseti oldugunu gösteriyor." Hammer. Yeri geldigi ve gerektigi zaman mükâfatlandirmaktan geri kalmazdi. hayatinda pek çok tehlikeler atlatmis ve pek çok hayir isleri görmüstür. zahidlerle iyi insanlara saygi gösteren bir hükümdar idi. Sasirip telas göstermezdi. Bizans Kilisesi erbabi nazarinda.1878'deki Berlin antlasmasina kadar bes asir devam etmistir." der. Orhan bir devlet kurmustur. hem de dinî mahiyette olan temsil mes'elesinde kazandigi tam muvaffakiyetin en parlak delilini görmek için Ortodoks Patriginin 1385'te Papa VI. Ela gözlü. kendisini hem sever hem de korkardi. Askerini istirahat ettirdigi zaman kendisi av ile vakit geçirir. Murad Hüdavendigâr'in tahta cülûs etikleri 761 (1360) yilinda dünyaya gelen Bâyezid. . âdil. Rumeli ve Anadolu'da 37'den fazla büyük ve mesakkatli harbi idare ederek hepsinden galip ve muzaffer olarak ayrilmistir. YILDIRIM BAYEZID DÖNEMI Babasi. Emrindeki komutan-valilerin hiç birisi ile arasinda bir anlasmazlik olmadi. Verdigi sözü tutan hükümdarlardandi. Hem irkî. Sultan Murad'in kiliseye hareketlerinde tam bir serbestî verdigini söyler. yapilan en küçük hataya tekrar etmemesi için göz yummadan müsebbibini cezalandirirdi. o kanunlari te'kid ve te'yid edecek gayretlerin hiç birinde kusur etmezdi. enerjik ve sertti. Isleri güzel bir sekilde tanzim ile. münasib vakti geldiginde menfaatlerini koruyup yerine getirmekte mahirdi. Bizansli tarihçi Chalcondyle ise onun hakkinda sunlari söyler: "Murad. Sultan Murad'in dahiyâne denilebilecek faaliyetlerini belirttikten sonra "adaleti ve gerektiginde siddeti cihetiyle halki. Harbe girilecegi zaman askerini münasib nutuklarla cesaretlendirir. Her seyden önce iyice düsünür. etrafina bir irk toplamistir. maksat ve meramina ermek için hiç bir seyi ihmal etmez ve unutmazdi. Aleyhinde dolaplar döndürmek isteyenler elinden kurtulamazlardi. Bunda Patrik. bir kâfir ve Isa'nin düsmani idiyse de. Kendisine boyun egip itaat eden bütün milletlere ve sarayindaki efrada yumusaklikla muamele ederdi. Rumlara karsi muamelesi. kurmakta oldugu devlete. Imparatorlugu kuran ise Murad olmustur. Gençliginde oldugu gibi ihtiyarliginda da çaliskan. Fakat babasinin tahayyül ettiginden daha genis bir icraat sahasina yayilmis oldugu için daha müskül vaziyetlere maruz kaldigi halde gevsemedi.

açarken de karsilastigi sayisiz müsküllere yutkunmadan katlanan. Böylece yeni bir buhranin çikmasina da engel olmustu. Yildirim Bâyezid'in bu hareketini çok dramatik bir sekilde vermekte ve bunu. Âsikpasazâde. görünüsü kirmiziya mail. Heykel gibi saglam ve güçlü kuvvetli idi. O ak sancak. Bâyezid. Avrupa'nin siyaset aktörleri. Ayrica komutanlardan Pasa Yigit'i Bosna. Selçuklu Sultani'nin Osman Gazi'ye vermis oldugu sancakti ki o zaman o sancagin altina zat-i sâhâneden baskasi oturamazdi. Cenk ve savas günlerinde korkusuz bir padisah idi. bazi devlet adamlari ile askerler arasinda ve Osmanli sinirlari disinda kalan Anadolu Beylikleri arasinda Yildirim Bayezid'e karsi bir hosnutsuzlugun dogmasina sebep olur. Hemen gelip zât-i sâhâneye mahsus olan ak sancak altina oturdu. oglu da acaba ayni siyaset ve insanlik yolu üstünde mi yürüyecekti? YAKUB ÇELEBI OLAYI Sultan Murad'in. henüz düsmani kovalamakla mesgul olan kardesi Yakub'u çagirtarak hükümdarliga ortak olur endisesiyle onu öldürtmüstü. Yildirim Bâyezid. ak. daha nice meyvelerini Osmanlilarin etegine düsürmek üzere bekleyici idi. Yildmm Bâyezid'e haber verildi. . Babasinin biraktigi hududu. Annesi Gülçiçek hatundu. Kosova savasinda Rumeli askeri ile sag cenaha kumanda etmisti. mucizeli ordusuyla gögüsleyip alabildigine açan. o sancagin altina oturmakla ilan-i saltanat etmis oldu. özellikle kilise için bir Isa düsmani sayildigi halde. Bu cümleden olarak Fatma Aliye sunlan söyler: "Sehzadeler ve askerî komutanlar. Yildirim ünvani ile anilan Bâyezid'in fikir ve düsüncelerini pek de bilmez sayilmazlardi. askerin bu hadiseden nasil müteessir oldugunu anlatmaya çalisir. Yildirim'in Timur karsisindaki maglubiyetinin sebeplerinden biri olarak görmektedirler. Savasin kazanilmasinda da büyük bir rol oynamisti. kumral sakalli. O. Askerî hareketlerdeki sür'ati yüzünden "Yildirim" ünvanini alan Bâyezid. bu olayla ilgili olarak "Ol gece askere izdirap düstü" diyerek. harp sahasinda hükümdar ilân edilip babasinin tahtina oturan Yildirim'in bâzusu. hatta papalardan daha müsfik ve anlayisli davranan koca Hüdâvendigâr gibi. Osmanli pençesinin kavradigi Rumeli agacinda.arslan simali. Bu olay. hezimete ugrayanlan takib ediyorlardi. Kosova Savasi'nda sehid olmasindan sonra devlet adamlari ile askerî erkânin ittifaki üzerine yerine büyük oglu Bâyezid geçti. Firuz Bey'i de Vidin taraflarina akina gönderdigi gibi bizzat kendisi de Kratova gümüs madenlerini zapt ile Üsküp sehrine Türk göçmenlerini iskân ettirdi. müdevver ve berrak idi. Giydigi elbise genellikle Bursa kadifesindendi. Gerçekten bazi yazarlar. feth ettigi Hiristiyan ülkelerinin halkina bu kilise mensuplarindan. harp sahasinda hükümdar ilân edildiginden muharebeye devam etmekten geri durmadi.

Bunu. daha önce Osmanlilar eline geçmis olan Germiyan kasaba ve bölgelerini geri aldigi gibi Karamanlilar da Beysehri'ni zapt ettiler. harplerde zaferler kazanmis ve herkesi kendinden memnun etmisti. bu karisikliktan istifade ederek bir takim yerlerin zaptina kalkistilar. Nitekim Germiyanogullari'ndan Sah Çelebi oglu Yakub Bey. Yildirim'la anlasmayi canlarina minnet bildiler. Karamanaoglu Alaeddin Bey tarafindan kiskirtilan bu beylikler.Zavalli Yakub Çelebi. Bu vak'a. Menteseli ve Hamideli beylikleri idi. dinî ve millî degerlerine karsi gördükleri genis müsamaha ve müsaade yüzünden fatihlerin (Osmanlilarin) idaresine . Babasi tarafindan saglanmaya çalisilan Anadolu birligi yeniden tehlikeye girmisti. Böylece meydana gelen dostluk. Andronikos ile birlikte bir eskiya grubunun basina geçmisti. Bu antlasmayi kuvvetlendirmek için yeni Osmanli hükümdari. Anadolu'ya geçmeden önce Rumeli'deki durumu derhal düzeltmek gerektigini düsünerek kendisine muhalefette bulunan emir ve askerleri yeniden kendine bagladi. disardan gelebilecek ve özellikle Macarlar tarafindan yapilacak tahrik ile meydana gelmesi muhtemel bir muhalefet önlenmis oluyordu." Murad Hüdâvendigâr'in sehadeti üzerine meydana gelen saltanat degisikligi. Yakub Çelebi ise o zaman önemli bir vilayet olan Karesi'yi çok iyi idare etmis. hadiseden habersiz olarak ordugâha geldiginde yorgunlugunu geçirmeye ve rahat bir nefes almaya firsat bulamadan "pederin seni istiyor" diyerek Hüdâvendigâr'in mübarek cesedi üzerine kurulan çadira götürülüp orada bogduruldu. Kosova maglubiyetinden sonra gerek Istefan Lazaroviç. Sehzade Yakub'un öldürülmesini bahane ederek. Anadolu'da Kara Tatar denilen Mogollarin reisi Mürüvvet Bey de Kirsehir'i zapt edip Sivas emiri Kadi Burhaneddin'e teslim etti. Bayezid'in bu sekildeki genis müsamahasina Anadolu'daki vaziyetin kritik durumu sebep olmustu. Çünkü Savci Bey. gerek Pristine hakimi Vuk Brankoviç yerlerinde kalabileceklerini hiç ümid etmiyorlardi. Osmanli Devleti'ni çok zor durumlara sokmustu. Kosova'da hâkimiyetlerine son veren darbeyi yemis olmalarina ragmen. bütün tarih kitaplarinda mühim bir konunun açilmasina sebep olmustur. Saruhanli. Sonra Sirp Krali Lazar'in henüz küçük yastaki oglu Istefan Lazaroviç'in vasisi olan annesiyle anlasti. isyan bayragini çekmisti. Bu baris sayesinde Rumeli'de. Onlar. Savci Bey de buna bir örnek teskil etmiyor. Diger beylerin her biri. maktul Lazar'in kizi Marya Despina'yi nikahlamisti. Sirplar. Yildirim'in maglubiyet sebeplerinden biri ve belki birincisi olarak kayd edenler de olmustur. güya onun intikamini almak üzere Bâyezid'e karsi harp açip her taraftan tecavüze kalktilar. samimi bir sekilde Bâyezid'in vefatina kadar devam edecekti. Germiyanli. Aydinli. Anadolu Beylerinin ve özellikle kendisini Selçuklularin mirasçisi sayan Karamanlilarin ortadan kalkmis gibi görünen düsmanligini tekrar ortaya çikardi. Bu durum. Bunun için Bâyezid. Bu yeni Sirp despotu da vergi (harac) ve gerektiginde muharebelerde bütün askeri ile birlikte padisahin maiyetinde bulunmayi taahhut ettigi gibi her yil Osmanli padisahini ziyaret etmeyi de kabul ediyordu. Sultan Yildirim Bayezid'in bunlara süratli bir sekilde çare bulmasi ve isleri düzeltmesi gerekiyordu.

Böylece Anadolu'da girisecegi faaliyet esnasinda Bizans tarafindan gelebilecek tehlikelerden emin olmak istiyordu. Zaten bu yüzden Bâyezid müsamahali davranmisti. Selanik vs. gibi yerlerin hâkimiyetini verir. Bâyezid. daha sonraki Anadolu seferi için büyük bir önem tasiyacakti. Bu antlasma. komsu beylikleri de Osmanlilar aleyhine kiskirtmaktan geri kalmiyordu. bununla da yetinmeyerek Osmanlilara ait bazi yerleri de isgal etmisti. Balkanlar'da kuvvetli kalabilmek için akinci teskilatini yeniden canlandirmak ihtiyacini hissederek Evrenos Bey. Andronikos ile oglunu hapse attirmayip kendilerine Bizans topraklarindaki Silivri. Osmanli Sultani. burada. Yeni hükümdar. Bu arada hapisteki prensleri de kurtarip hükümdar yapar ve bir vergi ile kendine baglar. basta Bosna olmak üzere Eflak ve Tuna'nin kuzey taraflarina kadar akinlar düzenlemelerini emr etti. Pasa Yigit Bey ve Firuz Bey gibi komutanlarin. Macar ve Dalmaçyalilara karsi yapilan akinlarda ganimetlere istirak etmeleri. Bunu gerçeklestirebilmek için de Bizans'taki taht kavgalarindan istifade etmeyi düsünüyordu. Gerçekten de hâlâ bu gün Yildirim adi ile anilan mahallede bir imâret ile kubbesi dört kemer üzerinde durmakta olan caminin temellerini atti. Bâyezid. Eregli. Imparator Ioannis ile saltanat ortagi olan Manuel'i hal' ederek hapse attirir. onlari tekrar hükümdarliga getirir. Fakat kisa bir müddet sonra iki mahpus hapisten kurtularak sultana iltica ederler. Bunun üzerine Bâyezid. Bununla beraber Bâyezid. vaktiyle Savci Bey ile müstereken isyan edip fesat çikarma suçundan dolayi hapse atilmis olan Imparator Ioannis'in oglu Andronikos ile onun oglu Ioannis'in müracaatlarini kabul ederek bir miktar askerle Edirne'den Istanbul'a yürür. Böylece Edirne bir kültür merkezi haline gelmeye basladi. Onlar.tereddüdsüz katildilar. Bu arada kendisini tebrike gelen Venedik ve diger Italyan siteleri ile olan ticaret antlasmalarini yeniledi. Venedik ticaretini himaye etmeyi kabul ediyorsa da gelecek için fazla teminat vermiyordu. O. Yildirim Bayezid. Hele Arnavud. O. Daha önce de kisaca temas edildigi gibi bu akinlar esnasinda Üsküp alinarak sehre Türk ahali yerlestirilmisti. Bursa'ya dönmeden önce hemen hemen bir sehir devleti haline gelmis olan Bizans gailesini de ber taraf etmek istiyordu. Anadolu'ya hareket etmeden önce burada dinî ve sosyal müesseselerin kurulmasini emr etti. Bu sirada Edirne'ye dönen Bâyezid. Balkanlar'da gerekli tedbirleri aldiktan sonra Anadolu harekâtina baslamak üzere eski taht sehri olan Bursa'ya gelir. anlari yeni idareye çarçabuk isindirdi. daha önceki vergiden baska belli bir miktarda asker vererek seferlere katilmayi da taahhüd ederler. BATI ANADOLU'DA TÜRK BIRLIGININ KURULMASI Osmanli tahtinda meydana gelen degisiklikten istifadeyi düsünen ve Yakub Çelebi'nin öldürülmesini bahane eden Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. Rumeli'de .

her gün konuga ve yerliye et ile birlikte 300 çanak as eristirilmek üzere vakiflarini tayin buyurdu. bir taraftan Bizans Prensi Manuel'i Rum kuvvetleri ile Alasehir üzerine göndererek Bizans Imparatorlugu'na tabi olan bu sehri zapt ettirir. Bundan sonra Aydin iline giren Bâyezid. bütün islerini tamamlamadan bu hareketten vaz geçecege benzemiyordu. iki medrese. 30 hafiz. bir hastahâne. Görenek oldugu üzere bunlara seyh. müezzin ve müderris dikip akçalarini tayin ettirdi. Bu arada Edirne'de muhafiz olarak kalan Beylerbeyi Kara Timurtas Pasa'yi da Rumeli kuvvetleri ile birlikte Anadolu'ya getirtir. Sirp kralini maiyeti ile birlikte ordusuna çagirip harekete geçmek istiyordu. bir cami yaptilar. kaynaklarin ifadesine göre üç degirmen çalistiracak kadar bol ve lezzetli içimi ile taninan Akçaglayan adindaki suyu kapali künklerle Uludag'dan sehre indirterek yaptirdigi imâret yaninda kemerler üzerinden geçirip cami. imâret. daha sonra kayin biraderi olan Germiyan oglu Yakub Bey'in de üzerine yürüyerek basta Kütahya olmak üzere bütün ülkesini alir." Keza o. kemal ve yasina hürmet ederek ona kendinin ve ecdadinin evkafina mutasarrif olmak üzere kayd-i hayat ile (ölünceye kadar) kendisine Tire'yi ikta olarak vermisti. Rumeli ve Bizans islerini yoluna koyan Bâyezid. Bu esnada Bursa'da imar faaliyetlerine devam ederek sehirde cami. misafirhane. 30 hafiz. camiye tayin buyurdu ki. Daru'l-hayrin evkafindan olmak üzere as ve yemden baska her yil bilginlere ve yerli yabanci yoksullara 600 müd bugday verilmek. Öbür taraftan Saruhan üzerine yürüyen Sultan Bâyezid. Bizans Imparatorunun oglu Manuel de kuvvetleri ile birlikte Sultan'in ordusuna katilir. Hastahâne. Bütün Osmanli kaynaklan ve özellikle bu olayin meydana geldigi anda yasayan Ahmedî bu sehrin Bâyezid zamaninda feth edildigine isaretle: "Ne Alasar kodi vü ne Saruhan Ne Aydin u ne Mentese ne Germiyan" der. daru'l-hayra. burayi harpsiz denecek bir sekilde almis ve emir Hizir Sah ile kardesi Orhan'i Bursa'ya gönderip haps ettirmisti. Artan suyu da mahallelere taksim edip çesmelerden akitmisti. her gün biri Tanri kelamindan bir cüz okuya. Anadolu birligini kurma gayretinde olan Bâyezid. Ebu Ishakhâne. Isa Bey'in fazl. imam. medreseler ve caminin her biri için ayrica vakiflar tayin buyurdu. onun Bursa'da insa ettirdigi hayir müesseselerinden bahs ederken söyle der: "Bursa'da bir Dâru'l-hayr. Isa Bey'in kizi Hafsa Hatun ile evlendi. Onlarin evkafini tayin buyurdu. Sükrullah. Bu kadar büyük bir kuvvet toplamis olan Bâyezid. medrese ve hamama taksim etmisti. bundan sonra Kastamonu emîri Candarogullari'ndan Kötürüm Bâyezid'in oglu Süleyman Pasa'yi da ittifaka çagirir. Ebu Ishakhâne. Sultan Bâyezid. Padisah. tabib. dâru's-sifa gibi hayir eserleri yaptirir. Ayrica Seyh Ebu Ishak dervisleri için de büyük bir zaviye insa ettirdi. Bütün hayir ve sosyal tesisler için de vakiflar tahsis etmisti. Bu arada Yildirim.bulunup devletin sinirlan üzerinde gerekli tedbirleri almakla mesgul olan komutanlarin islerini bitirip gelmelerine kadar bekledi. Onun için . medrese.

sadece üç hanimla evlenmistir ki bunlar da Germiyan oglu Süleyman Sah'in kizi ve Mevlânâ Celaleddin Rumî'nin torunu olan Devletsah Hatun.Ahmed ve Mehmet Bey ismindeki iki kardesin idaresinde bulunan Mentese üzerine de yürüdü. Latinlerin idaresinde bulunan Izmir hariç olmak üzere bütün bir Ege sahilinin alinmasi ile özellikle Aydin ve Mentese Beyligine bagli bulunan deniz kuvvetleri de Osmanlilara geçmis oluyordu. Çünkü Yildirim Bâyezid. Sarica Pasa bu nisanli prensesi sultana takdim edince Bâyezid. Antalya'yi alip Firuz Bey'e tevcih etti. Osmanlilarin faaliyetlerini daha rahat bir sekilde yapmalarina sebep olmustu. aldigi bu yeni yerlerin her birine kendi ogullarini vali olarak tayin etti. Süleyman. Sirp Krali Lazar'in kizi Maria Despina ve Aydinoglu Isa Bey'in kizi Hafsa Hatun'dur. OSMANLI DONANMASININ EGE VE AKDENIZDEKI FAALIYETLERI 1390 senesinin yumusak geçen sonbahar ve kis mevsimleri. Akdeniz Bogazi (Çanakkale) girisinde bir Frenk gemisini esir etmisti. Osmanli'yi kendisi için tehlike saymis olacak ki Osmanlilarla olan ittifakini bozup Sivas'ta hüküm süren Kadi Burhaneddin . Bati Anadolu'daki beylikleri ortadan kaldirip kendine bagladiktan sonra Karamanogullari üzerine yürür. Çünkü Karaman Beyi Alaeddin Ali Bey. Sakiz ve Egriboz adalari ile Yunanistan sahillerini vurmasi üzerine Venedikliler. Bundan sonra Hamidogullari beyligine ait yerlerin pek çogunu ele geçiren Bâyezid. Ege ve Akdeniz kiyilarinda uzun sahillere sahip olmuslardi. bu arada beylige bagli olan Antalya'yi da Osmanlilara bagli bir sancak haline getirdi. Sarica Pasa'nin faaliyetlerinden bahs ederken Hammer: "Bu siralarda Azepler komutani Sanca Pasa da Edirne'de baska bir cami yaptirmaya basladi. Anadolu'yu bir Osmanli vilayeti haline getirerek merkeziyetçi bir devlet kurmak düsüncesinde oldugunu gösteriyordu. Burayi da kendisine baglayan Sultan. Sultan Bâyezid. Bati Anadolu'daki beyliklerin Osmanli hâkimiyetine girmesi ile Osmanlilar. Bu geminin içinde Imparator Manuel'le evlendirilecek olan bir prenses bulunuyordu. 1391 senesinde meydana gelen bu hadiseler esnasinda daha önce Osmanli müttefiki olan Candaroglu II. Bu arada Kütahya merkez olmak üzere meydana getirdigi Anadolu beylerbeyligine Kara Timurtas'i getirmisti. Bütün bu hareketleri ile Yildirim Bayezid." diyorsa da gerçekte böyle bir olay cereyan etmemisti. önce Hamideli'ne geçti. Sultan Murad'in vefatini müteakip Hamideli taraflarindaki Osmanli topraklarindan bir kismi ile Beysehri'ni alarak o taraflari vurmustu. Nitekim Osmanlilarin ilk mühim deniz faaliyeti bu zamanda yapilmis ve Sarica Pasa komutasindaki 60 parça gemiden mütesekkil bir Osmanli filosunun. oradan da Teke yani Antalya taraflarina indi. Bu da Osmanli deniz gücünün gelismesine sebep oluyordu. KARAMAN SEFERI Sultan Bâyezid. adalardaki garnizonlan ve istihkamlari takviyeye baslamislardi. onun güzelligine hayran olarak kendisiyle evlendi. Bir kara kuvveti firkasinin (tümen) komutanligi ile Osmanli donanmasi komutanligini elinde toplamis olan bu vezir.

Sehir halkindan. Gerçekten Bayezid. Bu seferde Bizans Imparatoru V. Kusatma. Bunun üzerine Yildirim Bâyezid. Bu teminat üzerine sehir halki kaleden disari çikabiliyor. Osmanlilarla birlikte Anadolu seferlerine istirak eden ve Bursa'da bulunan Manuel. kayinbiraderi olan Yildirim Bayezid'den baris istemek zorunda kalir. surlarin yiktirilmasindan kisa bir müddet sonra ölünce. Imparator. Yapilan antlasmadan sonra buralarin idaresi Sari Timurtas Pasa'ya birakildi. bu birlik ve yardimlarin birlesmesine firsat vermeden Karamanogullari'na ait bazi yerleri alip Konya'yi muhasara altina aldi. ISTANBUL'UN MUHASARASI VE SEHIRDE TÜRK MAHALLESININ KURULMASI Yildirim Bâyezid. Aksehir ve diger bazi yerleri almak suretiyle antlasma yapar. Aksehir. Ioannes'in oglu Manuel de Yildirim'in ordusunda bulunuyordu. Istanbul surlari ile kulelerinin bazi yerlerini tamir ettirmeye basladi. Kadi Burhaneddin ile Candaroglu Süleyman'dan yardim gelmedigini görünce. barisi kabul ederek zaten Osmanlilara ait olan ve Karamanoglunun eline geçmis bulunan Beysehir. Bu durumdan haberdar olan Yildirim Bâyezid. daha sonra da devam edecek olan Karaman seferinin bu ikinci safhasi bitmis oldu. yeni . Anadolu'daki seferlerle mesgul oldugu sirada Bizanslilar. bir yolunu bularak Bursa'dan kaçip Istanbul'a gelir ve babasinin yerine tahta oturur. Halk sattigi esyanin karsiligini tamamen aldiktan sonra çavuslar refakatinda yerlerine gönderiliyordu. bu durumdan istifade ile bazi tedbirler almaya basladilar. kale disinda mahsulü olanlara teminat verilerek onlarin rahatlikla disari çikabileceklerini söyledi. Fakat Bâyezid. Hammer. babasi gibi bölge halkina çok iyi davranmis ve satis yapmak isteyen halkin herhangi bir korkuya kapilmadan zahiresini getirip satabilecegini bildirmisti. hasad edebiliyor ve istedikleri bedel ile Osmanli ordusuna satis yapabiliyorlardi. babasinin matem günlerini geçirdikten sonra Bâyezid'in kendisine ve sehre karsi takindigi tavri düsünmeye baslar. Osmanlilara karsi koyabilmek için Kadi Burhaneddin ile Candaroglu Süleyman'dan yardim istedi. Aksaray ve Nigde gibi sehirlerin sirf bu sekildeki bir muamele üzerine teslim olduklarini ve kapilarini tekrar Osmanlilara açtiklarini yazar. Taseline çekilmisti. Alaeddin Ali Bey. Bâyezid. bu harekete çok sert bir tepki göstererek tamir ettirilen yerlerin derhal yiktinlmasini ister. Bâyezid. Yildirim'in yaninda bulunan ve tahtin yegane varisi olan Manuel'i düsünerek tamir edip yaptirdigi yerleri tekrar yiktirir. Ancak Imparator. Âdet oldugu üzere. hasad zamanina tesadüf etmisti. Yildirim Bayezid de babasinin yaptigi gibi halkin mahsulüne asla el dokundurulmamasini emr etti.ile görüsmelere baslamisti. Böylece. Böylece iki devletin arasinda Konya Ovasi'ndaki Çarsamba Suyu sinir olarak kabul edilir. Bu meyanda Bizans Imparatoru loannis. Karamanogullari topraklarina girince Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. ayagindaki agrilara ve yatalak bir halde bulunmasina ragmen. Bu arada Bâyezid ile basa çikamayacagini anlayan Karaman oglu Alaeddin Ali Bey.

Hariçte bulunan her yer ve her sey kâmilen benim olacaktir. Rum ülkesinde (Anadolu) sultan olmak için halifeden "tesrif" isteyen Bâyezid'e. Bu kadi. Bu iyi münasebetler. kendi hâkiminin muhakeme etmesi icab ettigini. nihayet sunu da ilave etmisti: "Sana emr ettiklerimi yapmak ve taleplerimi yerine getirmek istemezsen. Bursa'da giyen ve kiliç kusanan Bâyezid. mesrulugu ve siyasî nüfuzlarinin artacagina inaniyorlardi. Istanbul'da bir Müslüman mahallesinin kurulmasi ve bir cami insasi ile bir kadi tayin etmesini ister. kapilari kapa ve sehrin içinde hükümdarligini yap. Filhakika. halife tarafindan gönderilen tesrifi. Memlûk hükümdarlarinin yaninda (Misir) bulunan ve fakat siyasî etkinligi fazla olmayan Abbasî halifelerinin kendi hükümdarliklarini tasdik etme arzusunu bir gelenek olarak devam ettiriyorlardi. Karak Naibi Âmir Hüsameddin Hasan el-Kuckunî'yi birçok hediye ile gönderen Sultan Berkuk'un bu vesile ile dostluk hislerini izhar ettigi görülür. Ayrica her sene Osmanlilara vermekte oldugu vergiyi de artirdi. Istanbul'da birkaç yüz ev ile cami ve mahkemesi olan bir Müslüman mahallesinin kurulmasini ve Haliç'in kuzey tarafinda bir Türk garnizonunun bulunmasini kabul etti. daha Murad Hüdavendigâr zamaninda baslayan Osmanli-Memlûk münasebetlerinin iyi bir sekilde devam ediyordu. Istanbul surlarina kadar olan bütün Bizans köylerini muhasaraya basladi." Yildirim'in bu talebi redd edilince. Böylece devletlerinin taninmasi. Karamanoglu gibi Kadi Burhaneddin Ahmed ile dostça geçinmeye razi olur. Bizans tarihçisi Dukas bu konuyu su ifadelerle dile getirir: "Bâyezid. Bu arada adi geçen elçinin ricasi üzerine Bâyezid. müslümani.imparatordan (II. Istanbul içerisinde Türklerin "kadi" tabir ettikleri bir hâkimin devamli olarak bulunmasini arzu ettigini bildirdi. Bu kusatma sonunda Manuel. Istanbul'da ticaretle istigal eden veya o maksatla oraya gidecek olan Müslümanlar arasinda meydana çikacak olan muamelat ve ihtilaflari muhakeme ve hallu fasl edecekti. 1391 senesinde baslayan bu tazyik sonucunda Bâyezid. Müslümanlarin gâvur mahkemesinde muhakeme olunmalarinin caiz olmadigini. Kendisine. Manuel) vergi artirimi. iftiralar ve haksizliklari. YILDIRIM BAYEZID'lN ANADOLU SULTANI ÜNVANINI ALMASI ve diger OLAYLAR Abbasî Halifeligi döneminde Islâm dünyasinda ortaya çikan yeni devletler. bundan sonra Rum ülkesinin sultani ünvanini almis olur. Imparator Manuel'e elçiler göndererek. Bununla beraber Bâyezid ile Kadi Burhaneddin arasinda mücadele uzun süre devam edecektir. Yildirim zamaninda da devam eder. . Bu sebeple 794 senesi Rebiülahir (Subat 1392) ayinda. daha bir çok seylerle beraber bildirmis. Bâyezid. Istanbul'u teslim almak için uzaktan muhasaraya basladi.

birer birer Osmanlilara iltihak ettikleri görülür. gerek bu hadiseden önce. halifeden sultan ünvanini almasi. tekrar Bursa'ya döner. Zira böyle bir mevsimde hareket üssünden uzak bir mintikada. Bir taraftan da Anadolu'da Kadi Burhaneddin'e düsman olan beyleri ve özellikle Amasya'da hüküm süren Haci Sadgeldioglu Emir Ahmed'i kendi tarafina çekmeye çalisir. Osmanlilarla dost geçindigi için kendisine dokunulmadigi gibi Sinop'ta ayni sekilde kalmasina müsaade edildi. beyligin Kastamonu kolunu ortadan kaldirir. Candaroglu ile birlesmesine meydan vermeden tekrar Kastamonu üzerine yürür. Tuna'yi geçip 'Karin Ovasi (Karinâbâd)'ni yakip yiktigini ögrenince Kastamonu seferini birakarak Rumeli'ye geçer. Bu arada Osmanli kuvvetlerinin büyük bir ordu ile Amasya üzerine dogru . Yukarida belirtilen hadiseden sonra tekrar Anadolu'ya dönen Bâyezid. Anadolu'da Kadi Burhaneddin'in söhretini bir kat daha artirdi. Candaroglu Süleyman Pasa'nin ölümü ile sonuçlanan savasta. Bâyezid. Fakat bu konuda ondan müsbet bir cevap alamaz. düsman ülkesinde kalmak dogru bir hareket olmazdi. Kadi Burhaneddin'in. Bu akinlar sonucunda Bosna'ya girerek Naglazinze'ye kadar ilerlemislerdi. Bu vaziyet. Bu maksatla daha önce kendisine bagli olan. fakat sonradan Kadi Burhaneddin tarafina geçmis bulunan Kastamonu'daki Çandaroglu Süleyman Pasa'yi ortadan kaldirmak ister. Bâyezid'in. Bâyezid'in. Bununla beraber Süleyman Pasa'nin kardesi olan ve Sinop'ta hüküm süren Isfendiyar Çelebi. Kadi Burhaneddin'in tarafsiz kalmasini ister. Nihayet 794 (1392) ilkbaharinda Kastamonu bölgesine giren Bâyezid. Iki tarafin öncü kuvvetleri arasinda Çorumlu sahrasinda meydana gelen savasta Osmanli askeri bozguna ugrayarak geri çekilmek zorunda kalir. Osmanlilar ile Kadi Burhaneddin Ahmed arasindaki münasebetleri oldukça gergin bir safhaya soktu. Ancak tam bu sirada Bâyezid. Ayni sene hudud beyleri de büyük akinlar yapmislardi. Bu.Bâyezid'in. Yesilirmak ve Canik bölgelerindeki beylerin. firsat bilerek Amasya'yi kusatma altina alir. Fakat mevsimin kis olmasi ve muhtemel bir Osmanli taarruzundan çekindiginden Tokat'a döner. Kastamonu'yu ilhak etmesi ve Osmancik'i kusatmasi üzerine bir kismi açiktan açiga. Hatta Kadi Burhaneddin. Eflâk voyvodasi Mirçe'nin daha önce kendisine karsi yapilmis bir akinin intikamim almak üzere. Karesi ve Saruhan sancaklari valisi bulunan büyük oglu Ertugrul öldürülmüstü. 1391'de Kastamonu üzerine gerçeklestirilen bu harekette Bâyezid. onun Anadolu'daki Türkmen beylikleri üzerine yapacagi seferleri bir mânâda mesrulastiriyordu. Bu galibiyet. Arkus Ovasinda yapilan siddetli bir muharebede voyvoda esir edilerek kendisinden agir bir fidye alinmis ve Osmanli tabiiyetini kabul ettikten sonra yine memleketine gönderilmisti. bir kismi da istemeyerek Kadi Burhaneddin'e bagli görünen Kelkit. psikolojik etkisinden istifade ile Bâyezid'in Rumeli isleri ile mesgul oldugu ani. gerekse sonra Anadolu isleri ile mesgul olmaya baslar. Bu savasta. ayni zamanda Anadolu birliginin saglanmasi için de gerekli idi. Bu sebepten dolayi Bâyezid. Fakat bu defa da mevsimin kis olmasindan dolayi geri çekilmek zorunda kalir.

Hiristiyan devletlere müracaat ediyordu. Rivayete göre kral öldürülmüs. Rakiplerinin arasinda meydana gelen anlasmazligi gören Bâyezid. oglu da Müslüman olarak Bâyezid'in maiyetine girmistir. Macar Krali Sigismond. Bunun için büyük oglu Süleyman komutasinda bir ordu gönderdi. Diger taraftan uzun zamandan beri Istanbul'da kusatilmis olan Imparator Manuel. artik kendisinin Anadolu'da durmasina gerek kalmadigini anlayarak yeniden Rumeli'deki faaliyetlerine baslar. Sultan Bâyezid'in bu dönemdeki faaliyetlerini inceleyen Mükrimin Halil Yinanç." YENI BIR HAÇLI ITTIFAKI VE NIGBOLU SAVASI Osmanli sinirlarinin Macaristan'a kadar dayanmasi. Bâyezid ile yapilan harpte öldürülmesinden sonra Kadi Burhaneddin'e iltica eden 500 kadar Kastamonu atlisi da Taceddinogullan ve dolayisiyla Osmanlilar tarafina geçmis oluyordu. Süleyman Pasa'nin." "Macar Kralinin. ufuktan azametle yuvarlanip gelmekte olan Osmanli dalgasinin. Bulgarlarin payitahti olan Tirnova'yi uzun ve siddetli bir muhasaradan sonra feth etti. Alaeddin Ali Bey ile görüsüp birlesmek üzere Sivas'tan hareket eden Kadi Burhaneddin. büsbütün bozusup harbe tutusurlar. Aralarindaki düsmanligin gittikçe büyümesi her ikisinin de zayiflamasina ve rakipleri olan Bâyezid'in daha fazla kuvvetlenip Anadolu'daki kuvvetini daha saglamlastirmasina sebep oldu. Tuna kenarina gelmis olmasi ve Bulgarlarin bunlarla birlesme ihtimali. Böylece Amasya Osmanli idaresine girer. er geç kendi ülkesini de basacagini görmekteydi. kaynaklarin verdigi bilgilere dayanarak söyle der: "1393 senesi Nisaninda Venedik Senatosu.geldikleri haberini alinca açik bir sahrada onlarla karsilasmamak için Sivas'a çekilir. Bu hareket üzerine Taceddinogullari. Daha sonra Tuna sahilinde birer müstahkem mevki olan Silistre. Zira Sigismond. Kadi Burhaneddin'e elçi gönderip Amasya'nin Osmanlilarin eline geçmesinden dolayi taziyetlerini bildirmek ve müsterek düsmanlari olan Bâyezid'e karsi birlikte tedbir almak ve görüs ahs verisinde bulunmak üzere kendisini Nigde'ye davet etti. Sancak beyligine de Bâyezid'in oglu Mehmed Çelebi tayin edilir(1393). Bulgar ülkesinin Türkler tarafindan alinmasi üzerine Hiristiyan devletlere müracaat etmis ve Türklere karsi müsterek bir Haçli hareketi yapilmasi için papayi tesvik etmisti. Nigbolu'ya kapanan Bulgar Krali Sisman. Karaman oglu ile anlasmak söyle dursun. Bâyezid'i endiselendirdiginden Bulgar kralliginin son kisminin da ortadan kaldirilmasina karar verir. Türklere karsi birlikte harp etmek üzere Macar Krali ile bir antlasma yapmaya karar vermis ve Macar Kralini harbe tesvik etmeye baslamisti. Tek basina altindan kalkamayacagini bildigi bir tehlikeye karsi . Bu arada Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. Nigbolu ve Vidin zapt olundu. Bu ordu. Sultan Bâyezid'e bagliliklarini bildirerek onun idaresine girdiklerini kabul ederler. oglu Aleksandr ile birlikte esir edildi. Macar Krali Sigismond'u korkutmaktaydi. Tasan oglu ve Bafra emiri.

hedef Türkler oldugu için kisa bir süre içinde olumlu bir sonuç verdi. Osmanlilara karsi büyük bir kin ve nefret hissi ile dolu olan Haçlilar. Ispanyol ve Polonyali sövalyeler oldugu gibi. Nitekim. Osmanli ordusunu aramaya basladi. Zira bu bir haç seferi idi. yogun bir faaliyete giriserek kiliselerde Müslüman Türkler aleyhinde vaazlar verdirmeye basladi. Papanin destegi ile tertiplenen bu Haçli seferine batili bütün sövalye ve asilzâdelerin katildiklari görülmektedir. bu salib (haç) düsmanini bulup tepelemek istiyorlardi. Avusturya. Sigismond. cesur ve tecrübeli sövalyeler. Onlara göre bunu yapmak bir zaruret idi. Bulgaristan'da Sigismond 'un komutasi altinda toplanmaya basladi. Üstelik Eflak Voyvodasi Mirçe ile Bizans Imparatoru da Osmanlilar ile olan ittifaklarini bozmus. Osmanli tarihi bakimindan önemli olan bu zaferi. Osmanli tehlikesini bertaraf etmek ve hatta Kudüs'e kadar gidebilmek için Avrupa'nin muhtelif memleketlerine elçiler göndererek yeni bir Haçli ittifakinin kurulmasini istiyordu. Böylece Sigismond ile isbirligi yapan Avrupa. kaynaklarin müsterek dili ile kisa ve ana hatlari ile buraya almak istiyoruz. Avrupa'yi bunlardan (Müslüman Osmanlilar'dan) temizlemek istiyorlardi. gizli gizli hazirliklarini tamamlamislardi. 15 gün devam eden bu kusatma esnasinda Istanbul önlerinde bulunan Sultan Bâyezid. Italya. Onlar. her seye ragmen yine de bir Haçli ordusunun yardiminda görüyordu. Cenevizliler ise siyasî ve iktisadî hayatlarinin saglikli bir sekildeki devamini Osmanlilarin teveccühünü kazanmakta gördüklerini gizlemiyorlardi. Birlesik Avrupa kuvvetlerinden meydana gelen bu birlikler. Yalniz Fransizlar degil. .000'i (Sükrüllah. maiyetinde 1000 Fransiz sövalyesi ile 7000 civarinda yardimci ve ücretli asker bulunan Burgonya dukasi Jean de Nevers basta olmak üzere birçok asilzâdenin maiyetindeki Alman. Isviçre ve Güneydogu Avrupa ülkelerinden gelen kuvvetler. Avrupa'nin her kösesinden süzülüp gelen cengaver. Büyük bir birligin toplanmasi gerekiyordu ki bu da gerçeklesmisti. siddetli bir müdafaada bulunur. Italyan.gece rüyalarini. heyecan ve ümid içinde idi. Haçlilarin hareketini duyar duymaz. Ona tapmayani ezmek yolunda gecikmek olmazdi. Iskoçya. gündüz hülyalarini tutan ümid. Ingiltere. Fakat imdadina çagirabilecegi devletlerden Venedik. Sigismond'un zaferinin Balkanlarda bir Macar hegemonyasina yol açacagindan da endiseleniyordu.000 kisi) bulan ve Türkleri Avrupa'dan sürmek gayesini güden bu Haçli ordusu. Sigismond'un kendilerine bildirdigi gibi. Bu tesebbüsler. 1394 seferinin intikamini almak isteyen Eflâk Voyvodasi Mirçe ve bir kisim Erdel kuvvetlerinin istiraki ile mevcudu 100. Lehistan. Bu ittifakin kurulmasi için Papalik makami da. arastirmaya basladilar. Nigbolu kalesini kusatma altina alan Haçli ordusuna karsi kale muhafizi Dogan Bey. Behçetu't-Tevârih 130. Venedik ve Rodos gemilerinden mütesekkil bir donanmanin da yardimi ile kaleyi muhasaraya basladilar. Tuna boyunca ilerleyerek Vidin ve Rahova'yi aldiktan sonra 12 Eylül 1396'da Nigbolu önüne gelmisti. Bunun temini için de her sey yapilabilirdi. karsi tarafta bir tecavüz hareketi göremeyince. bu Katolik dindasina müzaheret eder görünmekle beraber. Ingiliz.

Böylece Fransizlar tepeyi isgal etmis ve muharebenin Türklerin maglubiyeti ile neticelendigini zannettikleri sirada bizzat pusudan çikan Bâyezid'in komutasindaki kuvvetlerle karsilasinca sasirdilar. Fakat fazla zayiat vermemek için daha önce atlardan inmis ve yaya olarak harb eden Fransizlar. Fakat. 25 Eylül 1396 pazartesi günü (Osmanli kaynaklarinda Cuma) Nigbolu önünde meydana gelen savasta mahirâne bir manevra ile iki kisma ayirdigi ordusunun yaya askerini yani yeniçerileri merkeze koyup onlarin etrafinda kapikulu süvarilerini tesbit ile sag ve sol kollara timarli sipahileri koymustu. maiyetindeki bazi adamlarin yardimi ile Tuna nehrine gelip kendini bir balikçi kayigina zor atti. Muharebenin en tehlikeli olan ilk safhasi bittikten sonra Türk kuvvetleri. Kaynaklarin verdigi bilgilere göre kalenin erzak ve mühimmat durumunu bizzat tesbit eden Bâyezid. hiçbir basari elde edemedi. Nigbolu kalesi yakininda karsilastilar. Ayni zamanda da sol kanatta Anadolu askerine komuta eden Sehzade Mustafa kuvvetlerinin yandan taarruzuna ugradilar. bunlari da bertaraf ederek ilerlediler. Sonunda kesin sonucun alinma zamaninin geldigini gören Yildirim Bâyezid.000 kisiden meydana gelen Osmanli ordusunun basina geçen Sultan Bâyezid. Bu defa plân geregi Osmanlilarin üçüncü hatti da ikiye ayrildi. Fransizlar. Osmanli ordusunun harb nizami hilâl veya agzi açik kerpeten seklinde idi. Eflâk Voyvodasi Mirçe. Onlar. üç saat kadar sürmüstür. kendi ihtiyat kuvvetlerini taarruza geçirmek suretiyle Haçlilari müthis bir panige ugratti. Anadolu ve Rumeli kuvvetlerinin Kara Timurtas ile sehzadelerin komutasinda sür'atle toplanip Edirne'de kendisine ulasmalari üzerine 60. Fakat Yeniçerilerin ok yagmuruna tutularak epey telefat verdiler. daha da ileri giderek kiskacin içine girdiler. Ihtiyat kuvvetlerini bile muharebeye sokmus olan Macar Krali. baslangiçta Bâyezid'in merkezde yeniçerilerin önündeki ilk kademede bulunan ve Azep denilen hafif yaya kuvvetleri üzerine yüklenip onlari maglub ve imhaya basladilar. Tuzaga düsmüs olan kuvvetler kismen imha ve kismen esir edildiler.muhasara manciniklarini yakip. Sigismond. Kendisi de Islâm âlemine müracaat edip durumu bildirdikten sonra yaninda bulunan 10. derhal ve siddetle Sigismond'un kuvvetlerine hücum etmislerdi. Iki ordu. Bunlari kurtarmak için Sigismond'un gönderdigi kuvvetler ilerleyemeyerek geri çekilmek zorunda kaldilar. Plân geregince Osmanli merkez kuvveti bir miktar geri alindi. Galibiyet serefini kazanmak isteyen Fransiz süvarileri. geri dönüp atlarina binmek istedilerse de kaçacaklari kapinin kapanmis oldugunu görerek sasirdilar. Arkada da ihtiyat kuvvetleri bulunuyordu. Nehirdeki Venedik amirali Mocenigo'nun kadirgalarindan birine yanasarak Karadeniz yolu ile . teslim olanlari bile öldürdüler. Sucaeddin Evrenos Bey'i ileri göndermisti. Osmanli ordusunun merkezine hücum eden Fransiz kuvvetleri ile olan muharebe. Bundan sonra da Azeplerin gerisindeki Yeniçeri kuvvetleri üzerine yüklendiler. Osmanli plânini bilen Sigismond tarafindan ileri gitmemeleri ve kiskacin içine girmeyip beklemeleri hakkinda verilen emri dinlemediler. Bu çekilmeden cesaret alan Fransizlar. muharebenin gidis seklini görünce neticeyi kestirerek hemen memleketine dönmüstü. sür'atle Sipka geçidini asmis ve Timova'da Stephan Lazaroviç ile birlestikten sonra Osma vadisinde Nigbolu ovasina hakim bir tepede ordugâhini kurar.000 askerle yola çikar.

Muharebe sonunda savas meydanini gezen Yildirim Bâyezid. Bu savastan sonra Garp dünyasi bir anda en seçkin asilzâdelerini kayb etmis. Fransa ve Kibris krallarinin tesebbüsü ve Midilli prensinin kefaleti ile 200. Oradan da Marmara ve Çanakkale Bogazindan geçip Modon limanina ugradiktan sonra Dalmaçya'ya çikarak memleketine gidebildi. Eflâk'i tehdid eden bir üs özelligini tasiyan Nigbolu. Osmanli hükümdarlarinin zaman zaman Eflâk ve Macaristan seferlerine çiktiklari bir yer olarak Eflâk ve Macar krallarinin taarruzlarina hedef olmustu. idaresiz ve perisan kafileler halinde geldikleri yerlere dogru daglara düsmüslerdi. Genellikle Tuna geçitlerine hakim bir noktada. ISTANBUL KUSATMASI Nigbolu zaferinden önce Istanbul'un Yildirim tarafindan kusatma altina alindigini. fakat zaferle sonuçlanacak olan Nigbolu hadisesi sebebiyle muhasaranin kaldirildigina daha önce temas edilmisti. Kendi esirlerine yapilan bu muameleyi gören Bâyezid. Nigbolu'da esir düsenlerden bir kismi önce Edirne'ye oradan da Gelibolu'ya götürülüp Haçli donanmasi ile bogazdan geçmekte olan Sigismond ve maiyetindekilere teshir edildikten sonra Bursa ve Mihaliç'e nakledilmislerdi. Nigbolu'da esir düsen asilzâdeler. Bunlardan bir kismi da Memlûk sultani el-Meliku'z-Zahir Ebu Said Berkuk'a gönderilmisti.000 altin florin fidye karsiligi serbest birakilmislardir. Harbe istirak etmeden kaçmis olan Eflâk kuvvetleri ile Hirvat askerlerinden baska. buna karsilik olmak üzere düsmandan ele geçirilen esirlerin bir kismini öldürttü. Nigbolu muharebesinde Haçli ordusuyla gelen prens ve asilzâdelerden bir kismi öldürülmüs bir kismi da esir alinmisti. serhad livasi olarak Osmanli idaresinde mühim bir rol oynamistir. akinci ve sekbanlar yerlestirilmek suretiyle uç beylerinin faaliyet merkezi haline getirilen Nigbolu. Bundan sonra Macaristan'a büyük bir akin yapilarak külliyetli miktarda esir alinmisti. sonradan Macaristan. diger bütün düsman kuvveti ya imha edilmis veya kaçarken nehirde bogulmustu. Savasi müteakip. . Nigbolu'da elde edilen parlak zaferden sonra daha önce düsmanin eline geçmis olan kaleler geri alindigi gibi Osmanli himayesinde bulunan Vidin Bulgar kralligina da son verilmisti. Öte yandan Nigbolu muzafferiyetinden elde edilen ganimet ve fidyelerden alinan hisseler ile Anadolu ve Rumeli'de birçok hayrat yaptiran Bâyezid'in Nigbolu'da ismine izafe edilen camii de bu sirada yaptirmis olmasi muhtemeldir. süngüden kurtulan veya Tuna'da bogulmayan kiliç artiklari ise bassiz.Istanbul'a gelebildi. kendi hudud muhafizlarinin ve teslim olmalarina ragmen bir kisim esirlerin insafsizca öldürüldüklerini görünce fevkalâde müteessir olup gözlerinden yaslar akmisti.

3. 4. Bu hareketi ile o. bu sirada Osmanlilara ait olan Ankara'ya yürüyerek orayi ele geçirdi. yargiç) ve imam da tayin etmisti. 3. Burada bulunan Anadolu Beylerbeyi Sari Timurtas Pasa'yi esir aldigi gibi maiyetinden bir çok kimseyi de öldürdü. bu antlasmaya riayet ederek Istanbul'da Sirkeci'de Türkler için yedi yüz hâne ile bir mescid tedarik etmisti. Haçli ittifakinin tesvikçisi durumundaki Imparator Manuel'e elçi göndererek Istanbul'un teslimini istemisti. yani Anadolu Hisan (Güzelce Hisar) insa ettirilip Istanbul'un muhasarasi siddetlendirildi. Bizans Imparatoru. Bunun üzerine sehrin dis dünya ile irtibati kesilerek kusatma daraltildi.KARAMANOGULLARI'NIN OSMANLILARA BAGLANMASI Osmanlilarin.Silivri de dahil olmak üzere Silivri'ye kadar olan yerlerin Osmanlilara terki. Bizans'in Karadeniz ile olan baglantisini kesmek için Bogaziçi'nde müstahkem bir kale.Her sene Osmanli hazinesine verilmekte olan haracin arttirilmasi. Anadolu Selçuklulari'nin mirasindan da mahrum etmis oluyordu. Yildirim'in sartlarim da kabul ediyordu. Tam bu esnada bas gösteren Timur tehlikesi üzerine Yildirim Bâyezid. vaziyetin kendisi için kötü olacagini anlamakta gecikmedi. Çünkü Nigbolu savasindan sonra kendisini çok daha kuvvetli gören ve Avrupa'dan hiç bir tehlike beklemeyen Yildirim Bâyezid'le tek basina karsi karsiya kalmisti. Anadolu ve Rumeli'deki bütün . Zira Istanbul halki. Padisah da Istanbul'da ikamet etmek üzere Tarakli Yenicesi ile Göynük ve Karadeniz sahili taraflarindan buraya göçmen nakl ettirerek iskan etmisti. büyük bir hata idi. muhasarayi kaldirmak zorunda kaldi.Istanbul'da bir Türk mahallesi kurularak bir cami yapilmasi. Buna göre: 1. Baris teklifini red eden Bâyezid. 1395 ve 1396 yillarinda Kadi Burhaneddin ile yaptigi muharebelerde yenilen ve Aksaray sehrini kayb eden Alaeddin Ali Bey'in Ankara'yi ele geçirmesi. Bununla beraber Alaeddin Ali Bey. Bu arada Bizans. Karamanlilari. Rumeli'de yeni sefer ve fetihlerle ugrasmasini firsat bilen ve Osmanogullari'nin bütün bir Avrupa'ya karsi gelemeyecegini düsünen Karamanoglu Alaeddin Ali Bey. Gerçekten de halk.Yildirim Bâyezid. O dönemlerde kale surlarini yikacak büyüklükte toplar bulunmadigindan sehir halkinin açlik sikintisi ile teslim olacagi düsünülüyordu. Manuel ve Silivri Beyi Ioannis taraftan olmak üzere ikiye bölünmüstü. Henüz deniz kuvvetleri fazla güçlü olmayan Osmanlilar. Manuel bu istege cevap bile vermedi. 2. gelecek olan yardima da mani olamayacaklardi. Bunun üzerine derhal Sari Timurtas Pasa'yi serbest biraktigi gibi yanina bir elçi katarak af dilemek ve yeni bir antlasma yapmak üzere Yildirim'a gönderir.Istanbul'daki Müslümanlarla Rumlar arasindaki anlasmazliklari Islâm hukuku çerçevesinde karara baglamak üzere bir kadi tayin edilmesi. denizden bir sey yapamadiklari gibi. bu yüzden sehri teslim etmeye meyilli idi. Ayrica kadi (hakim. Bununla beraber.

Ankara'da basip esir aldigi San Timurtas Pasa'ya teslim eder. Pasa'yi tekdir etmis. on bir gün kadar muhasara edildi. Osmanli askerleri ile çarpisti ise de muvaffak olamayacagini anlayinca kaçmaya baslar. Bu da onun Osmanlilardan çekinmesine sebep olmustu. Padisah. fakat onun ikna edici konusmasi ve ileri sürdügü deliller üzerine sükûnet bulmustur. Iki ates arasinda kalan Karamanoglu. bu durum karsisinda Alaeddin Bey. Nigde. Sadece Toros daglarinin güneyinde kalan Mut. çadirindan çikarak kiz kardesini disarida karsilar. ben de senin gibi bir hükümdarim" cevabini verir. Konya halki. Turgutlu ve Bayburtlu asiretleri olmak üzere birçok Türkmen boyundan ve bu arada hizmetinde bulunan Kara Tatarlardan kuvvetli bir ordu meydana getirir. bundan sonra Konya'ya bir vali tayin ederek Larende (Karaman) üzerine yürüdü. Fakat bu esnada attan düserek yakalanir. Alinan tertibat üzerine sehir teslim oldu. Yakalanir yakalanmaz derhal Yildirim Bâyezid'in huzuruna getirilir. Padisah. Larende. KADI BURHANEDDIN DEVLETI'NIN OSMANLI HÂKIMIYETINE GIRMESI Karamanogullari'nin. Canik bölgesindeki bazi Türk beylerini idaresi altina almak . Konya. mal ve canlarina dokunulmamak sartiyla sehri teslim edebileceklerini gizlice Bâyezid'e bildirirler.kuvvetlerini toplayip Karamanoglu üzerine yürür. Bu söze cani sikilan Bâyezid. Karamanoglu ailesinin diger kolundan gelen beyler elinde kalmisti. Alaeddin Ali Bey'in katli üzerine Karamanlilar'a ait sehirlerin Toroslarin kuzeyindeki sehirler (Konya. Karamanoglu kuvvetlerinin gerisini çevirir. Konya kalesine kaçmak suretiyle kendini zor kurtarir. enistesi olan Alaeddin Bey'e niçin böyle yaptigini ve kendisine niçin itaat etmedigini sorar. Osmanlilarla ayni siniri paylasir olmustu. iki oglu ile birlikte kardesinin karargâhina gelir. Bâyezid. Zira bu hadiseden sonra Sivas'ta bulunan Kadi Burhaneddin Ahmed. Alaeddin Bey'in acele katlinden müteessir olan Yildirim Bâyezid. bütün gücü ile Bâyezid'e mukabele edebilmek için harekete geçer. Anadolu tarihi bakimindan mühim bir hadise idi. Iki ordu Konya ovasinda karsi karsiya gelir. Iki günlük bir muharebeden sonra sonucu belli edecek bir netice alinmayinca ikinci günün aksami gece yarisindan sonra otuz bin kadar Osmanli askeri. Zira daha önceki bazi faaliyetleri. kiz kardesi ve çocuklarini Bursa'ya gönderir. Kaleden çikan Alaeddin Ali Bey. Timurtas Pasa da derhal onu katl eder. onu. Taseli ve Içel. Padisah. Ermenek. onu Osmanlilarla hasim hale getirmisti. O da: "Niçin sana itaat edeyim. Develi. Basta Varsak. Karaman Beyligi'nin ortadan kaldirilmasi. Böylece Larende 1397 yilinda Osmanlilarin idaresine girer. Osmanlilara karsi mukavemet etmesi mümkün olmadigindan bütün gururuna ve Memlûk Devleti ile olan geçmisine ragmen bu devlete tabi olmak zorunda kaldi. Karahisar) Osmanlilara geçmisti. Osmanlilar'a baglanmasindan sonra Anadolu'da merkeziyetçi bir idare kurmak ve Anadolu birligini saglamak düsüncesinde olan Bâyezid. Burada Yildirim Bâyezid'in kizkardesi ve Alaeddin Ali Bey'in hanimi.

bati ve güneybati taraflarini ele geçirmisti. Nice ordular bozmustur. beni yalniz birakirsaniz beni ona karsi harcamis olursunuz. Maazallah eger ondan bana bir zarar gelirse pek me'muldur ki size de sirayet edecektir. Eger siz bana imdad ederseniz ben ona karsi dururum. Yildirim Bâyezid. senin kilicina kol ve sana bazu olayim. Bu tehlike.için harekete geçer. Kadi Burhaneddin'e elçi gönderdigi ve kendisine tabi olmasini istedigi anlasilmaktadir. Yildirim Bayezid ile Kadi Burhaneddin birbirlerine bu kadar yaklasmis olmalarina ragmen müsterek bir düsmana karsi koymak için isbirligi yapmaktan çekinmediler. Yoksa ben ona nasil mukavemet edip ve nasil müsademe edebilirim. Osmanli hükümdari ile Misir Sultani (Memlûk)na mektuplar göndererek tehlikeyi haber vermis ve "bilesiniz ki ben her ikinizin de komsusuyum ve benim memleketim sizin memleketiniz demektir. Bu gayenin gerçeklesmesi için 1398 ilkbaharinda o taraflara dogru bir sefere çikarak Canik Beyi Kubadoglu Cüneyd'in üzerine varir. Bulgar Krali Sisman'in. Anadolu'ya gelecegi haberi alinan Timur'un. sonra da Havza ile Merzifon'a hâkim olan Tasanogullari'ni Osmanlilara baglar. dogudan gelen ve daha sonra Anadolu'yu kasip kavuracak olan Timur tehlikesiydi. Eger sizce lüzum görürseniz bizzat kendim geleyim ve askerimle oraya ineyim. Kadi Burhaneddin'in mektubundan son derece memnun olup mütalaasini begenmis ve kendisine su cevabi göndermisti: "Eger Timur seni birakip giderse ne âla. Halbuki onun ahvalini isitmissinizdir. Sizin önünüzde bulunan ben. Kadi Burhaneddin Devleti'nin kuzey. Sonunda bunun merkezi olan Müslüman Samsun'u zapt eder. Osmanli hâkimiyeti altinda bulunmak sartiyla Cüneyd Bey'e Ladik ve diger bazi kaleler birakilir. Trabzon Rum Imparatorlugu sinirina kadar dayanmis oluyordu. . Samsun ve havalisi bir sancak itibar edilerek. Benim. kaderin bir cilvesi olacak ki. Sizin bayraklariniz daima basta ve ayakta olsun. Müslüman olan oglu Aleksandr'a verilir. Basiret ve hüsnü niyet üzere olup onun askerinin çoklugundan korkma." Fakat bu muhabere devam ederken. Timur'un mektubuna cevap vermemekligini sizden alacagim cevaba göre bir cevap olacaktir. size gelecek belalara kâfiyimdir. Bunun üzerine Kadi Burhaneddin. Fakat Sivas merkez olmak üzere Anadolu'nun büyük bir kismi hâlâ Kadi Burhaneddin'in idaresinde idi. Zira nice az cemaat (topluluk) çok cemaata galebe etmistir. daha sonra Bafra ve Giresun bölgesindeki beyler ile Çarsamba ve Terme havalisine hâkim olan Taceddinogullari'ni." Yildirim Bâyezid. Anadolu'daki bu basarilar sonucunda Yildirim Bâyezid. sizin hududlarinizin siperiyim ve askerlerinizin öncüsüyüm. Timur daha Anadolu'ya gelmeden Kadi Burhaneddin vefat eder. Ben. Bu bölgelerin zapti ile Karadeniz bölgesindeki Osmanli sinin. Sayet vaz geçmezse karsi koyacak bir orduyu ona karsi sevkederiz ve onun için istedigin kadar ona mukavemet et. Ben.

Zira Memlûk hâkimiyetini tanimis olan Dulkadirogullari Beyligi de tehlikeye giriyordu. Bu birlik. kendi Müslüman tebeasinin ona karsi dogacak sevgi ve hissiyatini da düsünerek. savas atesini alevlendirmek için olaylarin üzerine körükle varmaya basladilar. Sarkî Karahisar. Bunlar. Sivas'i muhasara edip almak istediginden Sivas'in ileri gelenleri Osmanli hükümdarini yardima çagirmislardi. Bâyezid. Kadi Burhaneddin'in oglu Zeynelâbidin'i. Yildirim Bâyezid bu daveti kabul ederek oglu Süleyman Çelebi vasitasiyle Sivas üzerine yirmi bin atli ve dört bin yaya göndermisti. Bâyezid. Sivas'i kendisi zapt etmeyip babasini davet ettiginden büyük bir kuvvetle gelen yildirim Bâyezid. Böylece. Kayseri ve çevresi hükümdari Kadi Burhaneddin. oglu Süleyman Çelebi veya Mehmed Çelebi'den birini buraya vali tayin eder. Bâyezid'in çok kisa zamanda kazandigi bu parlak zaferlerden ürkmeye baslamis ve bilhassa onun Hiristiyan dünyasinda elde ettigi zafer ve fetihler dolayisiyla. kuvvet ve kudretçe Misir Memlûk hükümdarligina rakib olacak bir hale geliyordu. Karayülügü maglub ederek Sivas'i kurtarmisti. asil Bâyezid'den korkmakta oldugunu söylemisti. Böylece Kadi Burhaneddin'in ülkesi (Sivas. sehre girmisti. MALATYA'NIN ZAPTI . bu iki Müslüman devleti karsi karsiya getirmek için gayret sarf ediyorlardi. Fakat Karayülük diye söhret bulan Osman Bey. Kirsehir ve Aksaray). yani Orta Anadolu'nun dogu kismi da Osmanli Anadolu birligine katilmis oldu. bir zaman kendisine tabi olan ve daha sonra muhalefete kalkismis bulunan Akkoyunlu asiretinin reisi Karayülük Osman Bey'i takib ederek onunla meydana gelen muharebede yakalanip katledilmisti. Kadi Burhaneddin'in devlet erkanini ve bütün askerlerini maiyetine alir. Bu arada Osmanli Devleti tarafindan bagimsizliklarina son verilen Anadolu beyleri. enistesi olan Dulkadiroglu Nasiruddin Bey'in yanina gönderdi. Akkoyunlu hükümdari Karayülük Osman Bey ile yaptigi savasta ölmesi. Osmanli Devleti ile Timur'un Imparatorlugunu da karsi karsiya getirdi. Yildirim Bâyezid'in Bati ve Iç Anadolu'nun tamamini idaresi altina alarak doguya dogru bir genisleme siyaseti gütmesi. Is bu kadarla da kalmiyordu. Süleyman Çelebi. Osmanlilarin onun ülkesine sahip olmalarina sebep oldu.1398 yilinda Kadi Burhaneddin'in. Bu durumdan endiselenen Memlûk hükümdari Berkuk. o dönemde Misir'da Malikî Mezhebi'nin bas kadisi olan meshur Ibn Haldun'a kendisinin Timur'dan çekinmedigini. Sivas halkinin karan ile oglu Alaeddin Ali Bey (Zeynelâbidin) babasinin yerine hükümdar olmustu. Sivas. Anadolu'nun yarisindan fazlasina hâkim oluyor. Kayseri. Tokat. Kadi Burhaneddin Ahmed'in ülkesinin alinmasindan sonra Osmanli Devleti. Niksar. Kara Tatarlar da Osmanli Devleti'nin hizmetine girerler. Ayni zamanda Misir Devleti'nin hâkimiyeti altinda bulunan Malatya ve çevresi ile Divrigi ve civarini da tehlikeye sokmus oluyordu.

Sultan Bâyezid. gerek ülkesinde gerekse disarda bazi tesirlerin meydana gelmesine sebep olmustu. Fakat bu sevincin dogrudan dogruya ve sadece ölüm sebebiyle mi yoksa baska bir maksattan mi kaynaklandigi belirtilmemektedir. daha önce Anadolu Selçuklulari ülkesinde iken bilahare Misirlilar eline geçmis olan bölgelerin zaptina karar verir. Ferec'in küçük ve tecrübesiz olmasi. Bunun için daha önce Kadi Burhaneddin'e ait oldugunu belirttigi Malatya'nin kendisine verilmesi için Nasirüddin Ferec'e bir elçi gönderir. Hind seferinde iken bu haberi alan Timur'un sevinçten adeta uçtugunu tasvir eder. Divrigi ve Darende kaleleri de Osmanlilara geçmis olur. Misir'da meydana gelen saltanat degisikliginden istifade ile Malatya ve çevresini alan Yildirim Bâyezid'e karsi kader. Nitekim Ibn Hatib en-Nâsiriya'nin bildirdigine göre Berkuk'un ölümünden büyük bir ferah ve sevinç duyan Timur. Söyle kim ol oldi ben dahi oluram. Timur. Osmanlilar ile Memlûklular arasindaki çatismayi çok iyi degerlendirip her iki düsmanini ortadan kaldirmak için zamanin geldigine karar verir. Orta Firat havzasina kadar uzanan Osmanli hududu içine girmis olur. Memlûk Sultani Berkuk'un ölümü üzerine yerine geçen oglu Ferec'in küçük ve tecrübesiz olmasi yaninda emirler arasinda meydana gelen ihtilaflar ayni zamanda Yildirim Bâyezid'i de memnun etmis görünmektedir." Gerçekten. Red cevabi almasi üzerine Sivas'tan Malatya'ya gider. Bu kusatmanin devam etmesinin aleyhlerine olacagini anlayan Malatyalilar teslim olur. oraya bir miktar asker koyarak geri döner. Bu arada Memlûklara ait Kâhta. Bu tecelli de Ahmedî'nin dedigi sekilde olacakti. 1400 yilinda Azerbaycan ve Dogu Irak'ta hâkimiyetini yeniden kurduktan ve Gürcistan'i zapt ettikten sonra Pasinler'e dogru yol almaya baslar. Demedi ol öldi ben dahi ölürem. Misir'da meydana gelen sarsintiyi dikkatle takip edenlerden biri de süphesiz ki Timur'du. o esnada Timur'un da Hindistan'da büyük bir istila ile mesgul olmasini firsat bilen Bâyezid. Yildirim. Ibn Arabsah ise. Ahmedî bu konuya bir açiklik getirmeden söyle der: "Buni isidüb Sam'a ol kasd eyledi Misir benüm oldi deyü söyledi. Bundan kisa bir müddet sonra 15 Sevval 801 (20 Haziran 1399) günü vefat eden Memlûk Sultani Berkuk'un bu ani vefati. Timur'un. baska bir sekilde tecelli edecekti. Besni. ölüm haberini getirene 15. Böylece Elbistan da. Sehrin müdafaa edildigini görünce sehri kusatir. Bu sirada Bâyezid'e itaati kabul etmeyen Erzincan Emiri . kendisinden çekindigi Berkuk'un ölümüne sevindigi anlasilmaktadir. O. Kadi Burhaneddin'in ülkesini kendi ülkesine ilhak ettikten sonra Bursa'ya dönmüstü.000 dinar vermisti. Sayet Ahmedî'nin verdigi bilgileri dogru kabul edersek Yildirim'in da buna sevindigini söyleyebiliriz.

Bâyezid tarafindan kabul ve himaye edilmesi. Bu esnada Kara Yusuf. s. Sultan Ahmed'e Kütahya sehrini.Kara Yusuf'un kendisine teslimi. Timur'un güneye inmesinden istifade eden Bâyezid. Muaviye'nin kabrini buldurarak açtirir. Ayrica bu sehirlerin gelirlerini de onlara verir. Hatta Timur. Sultan Bâyezid'den su isteklerde bulunuyordu: 1.Anadolu beylerinden alinan yerlerin yine eski sahiplerine iade edilmesi.Metbuiyet alâmeti olarak kendisine gönderilecek olan külah ile kemerin kabul edilmesi. Zira. Timur. Kara Yusufa da Aksaray'i ikamet yeri olarak tahsis eder. 96)'inda zikr edilen bu vak'a. Kemiklerle birlikte kabri yaktirip içine pislik doldurur. Yildirim Bâyezid gibi bir hükümdar için çok olmasina ragmen o. Bir ayaginin sakat olmasindan dolayi Osmanli tarihlerinde "Timurlenk" veya "Aksak Timur" diye isimlendirilen Timur ile Bâyezid arasinda teati edilen mektup ve gönderilen hediyeler de bir fayda saglayamamisti.Kemah'in Mutahharten'e geri verilmesiyle ailesinin serbest birakilmasi. Germiyanoglu Yakub Bey. Saruhanoglu Hizir Sah. sonunda Yezid b. Sivas ve Erzincan'i da alarak Timur'a karsi stratejik bir üstünlük saglamaya çalisti. Timur'un teklifleri bir bakima Osmanli hükümdarinin diger beyler gibi tamamen kendisine tabi olmasini emr eden bir mahiyet tasiyordu. Timur ile ayni zamanda yasamis olan Ermeni tarihçisi Thomas de Medzoph tarafindan da kayd edilmistir. yalniz Sivas'i tahrib ile kalmamis. Bu iki düsmaninin.Mutahharten Bey ile Bâyezid tarafindan beyliklerine son verilen Mentesoglu. Osmanlilar'in yanindan ayrilmis oldugundan istenenin Kara Yusuf'un ailesi oldugu anlasilmaktadir. Böyle bir katliamdan sonra Sivas adeta bir harabeye dönmüs oldu. Osmanli idaresindeki Sivas'a girerek (Agustos 1400). Bunlara büyük bir iltifat gösteren Bâyezid. gerekse Suriye'nin diger sehirlerinde büyük zulümler yapar. Künhü'l-Ahbar (III. bu sartlan degerlendirmek için çevresiyle istisarede bulunur. zaten savasmak üzere Anadolu'ya gelmis olan Timur'a savas için bir firsat verir. Âli'nin. 2. Timur'a bas vurarak kendisine olan bagliliklarini bildirip topraklarini geri almak için yardim isterler. Aydinoglu Isa Bey'in oglu Musa Bey. Sam'da (Dimask) büyük bir katliama girisen Timur. daha sonra güney istikametinde hareket ederek Malatya ve Suriye'yi isgal eder. 4. Buna karsilik. Nitekim o. Gerek Haleb. 3. . Timur. Iki hükümdar arasinda teati edilen mektuplar müsbet bir netice vermez. sehri savunan herkesi kiliçtan geçirtti. Sultan Bâyezid'e siginirlar.Sehzadelerinden birinin kendi yanina gönderilmesi. ordusundaki atlarin ayaklari altinda çignetmistir. Timur'un önünden kaçan ve Bagdad'da hüküm süren Celayirli Sultan Ahmed ile Karakoyunlu hükümdari Kara Yusuf. hatta kendisini mushaflar (Kur'an ve Kur'an sayfalan) ve tevhidler ile karsilamaya çikan çocuklari. 5.

Osmanlilardan aldigi topraklan tekrar Türkmen beylerine vererek onlarin destegini sagladi. bu yeni ordusuyla Erzurum ve Kemah yolunu takib ile Orta Anadolu'ya dogru yol almaya basladi. Bu tehlikeli durum karsisinda buhranlar geçiren Timur. burayi bütün gücü ile müdafaa eder. elindeki kuvvetler ile Anadolu'da fazla bir is göremeyecegini anlayarak. durumun kendisi için müsait olmadigini anlayip telasa kapilir. Kale muhafizi Yakub Bey.Bununla beraber. Çünkü Bâyezid'in kuvvetleri seri bir yürüyüsle çok daha evvel ve hem de Timur'un hiç beklemedigi bir yoldan gelip ortaya çikmislardi. Timur. Osmanli ordusunun daha geç gelecegini de tahmin etmisti. itidalini muhafaza ederek bütün gece çalisip cephesini degistirmis ve kale kenarindan da çekilmisti. senelerce ugrasip sagladigi Anadolu birligini de bozmus oldu. Bu maksatla kalenin suyunu keserek Osmanli kuvvetleri gelmeden önce burayi düsürmeye çalisiyordu. Osmanli ordusunu güney dogudan gelecek diye beklerken Osmanlilar kuzey dogudan yani Kalecik. ortaligi yatistirmaya kifayet etmeyince muharebe kaçinilmaz bir hal almisti. ANKARA SAVASI Bâyezid ve Timur arasinda teati edilen mektuplar. Timur'la meydana gelebilecek bir savasi düsünerek Bizans Imparatoru ile anlasir ve Istanbul muhasarasini kaldirip oradaki askerini geri çeker. bütün bunlara karsi ihtiyatli hareket edilmesini tavsiye eden vezir-i azam Ali Pasa'ya Sultan Bâyezid söyle diyecektir: "Serefimiz ve karsi koyacak kuvvetimiz vardir. O. o sirada Osmanli kuvvetlerinin kendi üzerine dogru gelmekte oldugunu haber alinca. Halbuki Timur. Ankara önüne gelir gelmez Ankara kalesini kusatir. Ankara kalesini de kuzey dogu yani iç kale tarafindan almak istiyordu. Timur. Osmanlilarin. ogullari ile komutanlarinin ." Bu esnada o. Kisi. Rayli üzerinden gelerek Çubukova'da Meliksah köyüne inmislerdi. Timur'un bu durumundan istifade etmek için. Orta Asya'da bulunan en güzide kuvvetlerini getirmeye mecbur olmustu. Tâbi olamayiz ve istiklâlsiz yasayamayiz. Bâyezid'in kendisinin geldigi yoldan gelecegini tahmin ile o cepheyi iyice tahkim eder. Kirsehir'e dogru yürümekte olan Timur. Ordusunun erkâni ile görüserek Osmanli ordusunu arkada birakmak üzere Ankara yolunu tutar. Büyük bir casusluk ve haber alma teskilatina sahib oldugu anlasilan Timur. Böylece. Timur. Böylece Timur. Tarihlerde tafsilatli ve genis bir sekilde verilen Ankara Meydan Muharebesi'nin bütün detaylarina temas etmeyecegimize isaret etmek gerekiyor. bu tahmininde yanilmisti. Timur'u bu sekilde hazirliksiz yakalayan Bâyezid ise hayatina mal olacak bir hata isliyordu. Karabag'da geçirdikten sonra Azerbaycan ve Gürcistan'da yeniden toplayip düzene soktugu ordusuyla Anadolu'ya yürümeye karar vermisti. Buna göre Timur bir baskina ugramis demekti. Fakat o.

bu durumdan kurtulabilmek ve Timur'un kat kat olan saflarini yarmak için ortaligin kararmasini bekliyordu. gün olarak tarihi hakkinda farkli görüsler bulunmaktadir. Her iki ordunun mevcudu hakkinda kaynaklar farkli bilgiler vermekte iseler de. mertçe bir muharebe olmasini istiyordu. Bununla beraber dogruya en yakin olan görüse göre 27 Zilhicce 804 (28 Temmuz 1402) tarihinde yapilmistir. Sehnâmesinde Yildirim Bâyezid'in hücumlarindan ve kahramanca çarpismasindan bahs ederken söyle der: . savaslarda süratli hareket etmesinden dolayi. Mevlânâ Hatifî. Yeni bir ata binmesine meydan verilmeden yakalandi. Bu büyük güce karsilik Osmanli ordusunun mevcudu ise yetmis bin civarinda idi. Ankara Muharebesi diye meshur olan ve Anadolu'daki Osmanli hâkimiyeti ile Istanbul'un fethini yarim asir geciktiren bu savasin. Fakat Osmanli ordusundaki Kara Tatarlarin ihaneti ve Anadolu Beylerine bagli timarli sipahilerin Timur tarafina geçmeleri. Bir ara az bir kuvvetle ilk muhasara hattini yarip firlamaga muvaffak oldu. Yeniçeri Agasi Hasan Aga ve Karesi subasisi Inebeye. Timur'a vakit kazandirip onu düsmüs oldugu tehlikeli durumdan kurtarmisti. Böylece kaderin. Böyle bir anlayis ve bekleme. Bâyezid. Maiyetinde iki üç bin yaya ve atli kuvveti kalmisti. harbin Osmanlilar tarafindan kayb edilmesine sebep oldu. elinde balta ile hücum edenleri orada hemen yere seriyordu. Bütün bunlara karsi Yildirim Bâyezid yerinde duruyor ve Minnet Bey'in kaçma teklifini red ederek serefle ölmeyi tercih ettigini söylüyordu. Nihayet son müdafaa tepesinden üç saat ayrildiktan sonra ati yere yuvarlandi. Harbin kayb edildigini gören Yildirim Bâyezid. Bu esnada ihtiyat kuvvetlerinin basinda bulunan Çelebi Mehmed de maiyetinde bulunan bin kadar adam ile sancak merkezi olan Amasya'ya dogru gitmisti. büyük sehzade Süleyman Çelebi'yi alip kaçirmalarini emr eder. Fakat bulundugu yerde kalmasinin uygun olmadigini anlayarak daha gerideki Çataltepe'ye çekildi. Fakat sayisiz çenberle çevrilmis oldugundan her muhasara hattini zorlukla geçiyordu. Bu kuvvetlere karsi yetmis bin kisilik Timur kuvvetleri merkezden hücum ediyordu. Ankara yakinindaki Çubuk Ovasi'nda yapilan savasin baslangicinda Osmanlilar üstün bir duruma gelmislerdi. Bâyezid. Bâyezid'in kaçtigi haberi alininca takibi için büyük bir kuvvet gönderildi. Vezir-i Azam Ali Pasa ile Murad Pasa. Böylece Yildirim'in basina bir sey gelse bile devleti yeniden kurmak ve toparlamak için bir sehzade kurtulmus olacakti.hemen taarruza geçilmesi hakkindaki israrlarini dinlemeyerek büyük bir firsati kaçirmis oldu. aleyhine örülen agin içine düserek esir alinmis oldu. bunu kabul etmedi. Bundan baska Osmanli ordusunda bulunan Sirp despotu ile kardesinin komutasi altindaki kuvvetler de kaçmislardi. Timur'a esir düstü (28 Temmuz 1402). Böylece Bâyezid. kendisine layik gördügü Yildirim ünvanina sahip olan bu mert ve cesur hükümdar. Bu tehlikeli hal üzerine Bayezid'e geri çekilmesi tavsiye edildiyse de o. Bâyezid. Timur'un ordusunun daha kalabalik oldugunda (160 bin) birlesmektedirler. Çataltepe bir kaç kat Timur kuvvetleri ile sarilmisti.

Bu fedai Yildirim Han'in kendisidir. Simdi siz emir-i kebirden rica ederim ki. Burayi begendigi için bir ay kadar burada kalir. Fransa kralindan büyük bir övgü ile bahs etmekte ve müsterek düsman olarak kabul ettigi Osmanli Devletini perisan ettigini bildirmektedir. Ferrari Fransiskos adindaki vaiz rahib tarafimiza geldi. Ankara önünde sekiz gün kalan Timur. O esnada Timur'un yaninda bulunan Germiyanoglu. öyle bir siddetle hücum eylemis ki. Isin önemli noktalarindan biri de Fransa kralinin mektubunu getiren F. Bundan sonra sultaniye sehrinin murahassasi F. Bursa üzerine hareket eden Mehmed Mirza'nin maiyetinde amcasinin oglu Ebu Bekir Mirza. Bununla beraber onu kullanamayacak sekilde her taraftan tutmuslardi. henüz Bursa'ya ulasamadan Süleyman Çelebi kizkardesi Fatma ile küçük kardesi Kasim Çelebi'yi yanina . yüz bin selam ve hayirhahligini dünyalar kadar çok hulusunu Fransa krali kabul buyursun. Dört bir taraftan kemendler atilarak Yildirim'i attan düsürdüler. Ankara galibiyeti ile Anadolu'yu harabeye çevirecek olan Timur. bu galibiyetini Fransa krali VI. silahini da teslim etmedi. Fransiskos adindaki papaza Timur'un çok iyi davranmis olmasidir. Emir Cihan Sah. Nitekim sözü edilen mektupta Timur söyle demektedir: "Bu muhibbinin. kendisine "Han'im. Nihayet birçok kisi etrafini sarip onu yakaladilar. Timur. Ve mulûkî mektuplari getirdi. Farsça metni elimizde bulunan mektuba göre Timur. Yildirim teslim olmadi. kendi üzerine dogru yildirim gibi bir fedainin geldigini görünce ürkmüs ve fena halde korkmustu." Timur. oradan Kütahya'ya gelir. Cevanî'yi huzurunuza gönderdim. Ed'iye (dualar) tebliginden sonra siz emir-i kebirin re'y-i âlilerine arz olunur ki. Yildirim Han hançerle bir çok kisiyi hâk-i helâke serdi (öldürdü). leskerenbuh ile gidüp yaver-i bari-i Teala ile bizim ve sizin düsmanlarimizi müzmahil eyledim. sag olarak ele geçiriniz" diye emir vermisti. Fransa kralina devamli iyi dualarda bulundugunu ifade eden Timur." deyince Timur hemen kemandazlarina "Sakin Yildirim'a bir zarar getirmeyiniz.. Çok mesrur olduk. Emir Seyh Nureddin ve Emir Süyüncük bulunuyordu."Bâyezid Han. gafil olma bu firsat bir daha ele geçmez. önüne geleni yere düsürüp Timur'un önüne kadar varmis. Her ne ki vaki oldu ise arz ve takrir eder. Yaya kalinca etrafini sardilar. Su dahi beyan olunur ki. daima nâme-i humayunlarinizin irsal kilinup bize haber-i selamet ve afiyetiniz ilâm oluna. Henri'ye bildirmek üzere mektuplar yollamis ve kendilerinin Nigbolu Muharebesinde yenemedikleri Osmanli hükümdarini yenip esir aldigini bildirmistir.. Ve siz emir-i kebirin iyi adini ve azamet-i sanini bize bildirdi. Sari ile Ingiltere krali IV. Bursa'ya kadar olan yerleri yagmalayan bu 30 bin kisilik birlik. "bizim ve sizin düsmanlarimizi müzmahil eyledim" gibi bir ifade ile âdeta Osmanlilari ortadan kaldirmak için bati ile is birligi yapmis ve belki de onlarin tesviki ile Anadolu'ya gelmis görünmektedir. muharebeden sonra Osmanli kuvvetlerini takib için asker sevk ettigi gibi Osmanli sehzadesi Süleyman Çelebi'yi yakalamak üzere de torunu Mehmed Mirza'yi otuz bin kisilik bir kuvvetle Bursa üzerine göndermisti.

adalar. Bu arada daha önce Sehzade Mustafa'ya nisanlanmis bulunan Ahmed Celayirî'nin kizi. Giderken. Saruhan. Kütahya'da bulunan Timur'a götürülüp takdim edildi. Bursa'yi elde edince yagmaya baslar ve mal için Bursa halkina her türlü zulüm ve iskenceyi reva görür. Böylece o. Bunlar. YILDIRIM BÂYEZID'IN ÖLÜMÜ Bazan Anadolu'da. Bunun üzerine o da Seyh Ramazan ismindeki elçisi vasitasiyle bu teklifi kabul ettigini bildirmisti. Kaçmaya çalisanlarin çogu esir edildi. Bizans imparatoru ve Memlûk sultanini nüfuzu altina aldi. Timur. Isa Çelebi'ye de Bursa ve havalisini vererek yüksek hâkimiyeti altinda Osmanli Devleti'ni üç parçaya böldü. Anadolu'da sekiz ay kadar kalan Timur. bir kismi da sahile dogru firara baslamisti. Aydin. Timur. halka bir sey birakmayacak derecede onlari soyarlar. Semseddin Cezerî. Nigbolu'da Haçli ordularina kesin cevabi veren. Timur'un yüksek hâkimiyeti altinda dedelerinden kalan yerlere tekrar sahip olurlar. Emir Seyh Nureddin. Kütahya'da bulundugu sirada etrafi vurdurup kendi emniyetini sagladiktan sonra Bâyezid'in. Bu vesile ile ileride meydana gelecek olan ve Osmanli tarihinde "Fetret devri" diye anilacak kardesler arasindaki taht mücadelelerine zemin hazirlamis oldu. Çelebi Mehmed'e Amasya ve çevresini. Bâyezid'in zevcesi (Sirp kralinin kiz kardesi) ile iki kizi da galiplerin eline düstü. Süleyman Çelebi'nin kaçirmaya muvaffak olamadigi bütün Osmanli hazinesini ele geçirmisti. Germiyan. Bu soygun ve tahribattan sonra tamamen ahsab mimariye dayali olan Bursa atese verilir. Böylece Bursa tamamen yanar. Timur'un eline düstükten sonra onunla . Bunca senelik seferlerin sonunda toplanan bu zengin hazine ile sarayin kiymetli esyasi Timur'un veziri Serafeddin Ali ile Müstevfî Seyfeddin Tunî tarafindan defter yapilip kayd edildi.alarak kaçmaya muvaffak olmustu. Anadolu'da eski beylikleri ihya edip kurduktan ve Osmanli Devleti'ni dagittiktan sonra memleketine döndü. Bizans'i muhasara ve tehdid eyleyen. Bütün bunlar. birçok sehri yakip yagmalattirdiktan sonra Rumeli. Seyyid Semseddin Muhammed Buharî ve Semseddin Muhammed Fenarî gibi Bursa'nin önemli sahsiyetleri de bu esirler arasinda bulunuyorlardi. Bursa'nin çevresi de bu talihsizlikten nasibini alir. Bâyezid'in oglu Süleyman Çelebi'ye mektup yazarak kendisine tabi olmasini bildirmisti. Bursa'da esir alinanlar arasinda idi. Buna karsilik Timur kendisine baglilik alâmeti olarak tac ve hil'at göndermisti. bu sürekli zaferlerinden dolayi Abbasî halifesi tarafindan "Sultan-i Iklim-i Rûm" ünvani tevcih edilen Yildirim Bâyezid. bazan da Rumeli'de ismine yarasir bir sekilde firtina gibi esip simsek gibi çakarak Osmanli Devleti'nin lehinde olacak sekilde bütün Türk beyliklerini tasfiye eden. Selçuklular zamaninda Mogollar tarafindan Anadolu'ya getirilip yerlestirilen Kara Tatarlari da yaninda götürmüstü. Mentese ve Hamid ogullari'nin beyliklerini tekrar kendilerine iade eder. Timur'un kuvvetleri. Bursa halkinin bir kismi Uludag'a çekilmis. Süleyman Çelebi'ye Trakya'yi. Bunlar. Dogu Roma tahtinin mukadderatini Müslüman Türk menfaatleri adina istedigi gibi tasarruf eden. memleketlerini almis oldugu Karaman.

onu Aksehir'e göndermisti. Bunlara göre o. Hükümdarligi 14 sene kadar devam etmistir. Gerçekten onun hastaliklarina esaret zilleti ve keder de eklenince kisa bir süre içinde vefat etmistir. cesur. Musa Çelebi'ye de babasinin mülkünde hükümdarlik için kemer.birlikte Bati Anadolu seferlerinde hazir bulunuyordu. mert. maglubiyet ve esarete tahammül edemedi. Karamanî Mehmed Pasa. Zaman zaman Timur'la yapilan sohbetlerde Timur'un kendisini serbest birakacagina ve tekrar Osmanli Devleti'nin basina geçecegine dair söyledigi sözlere de inanmayan Yildirim Bâyezid'in. cevval. I. Öldügü zaman kirk iki yaslarinda oldugu bildirilen Yildirim'in zehir kullanmak suretiyle intihar ettigine dair bilgiler varsa da bunlar gerçegi yansitmamaktadirlar. Hoca Saadeddin ve Solakzâde gibi kaynaklar ile Timur'un tarihçisi Serafeddin Ali Yezdî ve Nizameddin Samî kesin olarak intihardan bahs etmezler. tarih yazmaya ölçümlenip pek çok farkli kaviller irad etmislerdir. azim ve irade sahibi. cahil olduklari için hakiki sebepleri bilmediklerini söyleyerek bu zehir meselesine söyle temas eder: "Buldugunu yazan ve tarihi zapt etme yolundan azan bazi ozanlar. 122) gerçekleri bilmeyen bazi kimselerin tarih yazmaya basladiklarini. Onbes gün gibi kisa bir zamanda Izmir'i zapt eden Timur. Sirp . Bunun için 14 Saban 805 (9 Mart 14. keder ve üzüntüden gelen bu hastaligina çare bulunamadi. dönüsünde henüz Osmanlilara bagli bulunan Uluborlu ve Egridir kalelerini zapt ettirdi. Tedavisi için de meshur tabiplerinden Izzeddin Mesud Sirazî ile Celaleddin Arabî'yi göndermisti. Yildirim Bâyezid'in na'sinin Bursa'da kendisinin insa ettirdigi Cami yanina defnini vasiyet ettigini söylemeleri üzerine Timur. Semerkand'a dönerken cesedi oglu Musa Çelebi'ye teslim ederek hükümdarlara yarasir bir merasimle defn edilmesini istemis. Timur. Timur. dobra dobra konusan bir kimse olarak zikr edilen Yildirim Bâyezid. Egridir'in zapti esnasinda hastalanmisti. murassa kiliç ve yüz at vermistir. Zira çagdasi ve Yildirim'i yakindan taniyan tarihçi Ibn Arabsah ile Osmanli tarihçilerinden Enverî. Bâyezid. cengaver ve bir zamanlar firtina gibi esmis olan bu esirini gittigi her yere kendisiyle birlikte götürüyordu. Tarihlerde. Mizac itibariyle sert. hirçin ve inatçi olan Yildirim Bâyezid. izzet-i nefis sahibi. nefes darligi ve hunnaktan ölmüstür. Bunlar ne saltanatin sanina layik gönüller begenen tabirleri bilirler. Sükrüllah. Ölümü müteakip cesedi tahnit edilerek Aksehir'de Mahmud Hayranî türbesine konulmustur. Yildirim'in tabutunu ve Musa Çelebi'yi Germiyanoglu Yakub Bey'e teslim ederek Bursa'ya gönderdi. Padisahlarin ölümlerinin sebepleri beyaninda da nice lâyik olmayan sözler yazip ser'ce cevaz verilmeyen meseleleri o yüce padisahlara isnad edip zehir içti veyahut Timur'un hekimleri zehirlediler diye buhtan ve iftira etmislerdir" der. onun vefati üzerine yaninda bulunan ailesine taziyetlerini bildirerek ihsanlarda bulunmustu. ne de cülûs tarihleri ve halifelik müddetlerine vâkiftirlar. magrur ve zaferden zafere kosmaya alismis bir hükümdar olan Yildirim. Bunun üzerine Timur. Yildirim Han'in tedavisine memur edilen doktorlarin bütün çabalarina ragmen. Solakzâde (Tarih. cevval. ayni zamanda dindar bir kimseydi.03) Persembe günü ruhunu teslim edip intikal-i dâr-i beka eyledi.

Osmaneli her ne kadar senlik idiyse de on kat daha senlendi. onun Bursa Ulu Camii'nin insasi esnasinda bir hatirasini bize nakl ederler. O zamanin bilginleri ve seyhleri onun arkadasligi ile yücelirlerdi. sadece içkiyi terk etmekle kalmaz. Buna göre Bursa'daki Ulu Cami insa edildigi zaman Bâyezid. güzelligi. zamanla kadilarin bile rüsvetle is görmesine sebep olmustu. Ali Pasa'nin igva ve tesiri ile sadece kendi sahsi ile ilgili yaptigi bazi islerden ve içkiden tamamen tevbe ettigi. Gerçeklesmeyen ama düsünülen bu hadise bize. seriata aykiriliktan. Bu sebepledir ki. 57) gerek adalet anlayisi. Civarinda meyhanenin ne isi var?" der. Bâyezid'in adalet anlayisina ne kadar önem verdigini gösterdigi gibi. Halk. bu güzel binanin Hz. alaninin genisligi ve çatisinin yüksekliginin tam bir ölçü ve olgunlukta oldugunu söyledikten sonra söyle der: "Pek güzel olmus. Biraz önce de temas edildigi gibi o. tarihî kaynaklardan anlasilmaktadir. memlekette meydana gelen ahlâkî çöküntü. Niçin kalbinizi içki ve münkeratla dolduruyorsunuz?" diyerek tarihî bir nasihatta bulunmus olur. Gazi sultan. lakin civarinda dört köseye de birer meyhane yapilsaydi" deyince Sultan Bâyezid: "Cami-i Serif. Azli gerekeni azl etti. is güçleri ile. I." Kaynaklar. gerekse bu içki meselesine temasla söyle der: "Yeniden adalet gösterdi. kendine uydurdugu arkadaslari ile gerek devletin adalet ve insaf töresine. Allah'in evidir. Emir Hazretleri de yapinin saglamligi. Taaddiden. Allah'in . Kadilari topladi. Özellikle ikbal ve mevki hirsi iliklerine kadar islemis olan Vezir-i Azam Ali Pasa. bir daha içki âlemlerine katilmayacagini belirterek söz verdigi. adalete göre hükm etmemeleri yüzünden Sultan Bâyezid tarafindan yakilmak suretiyle cezalandirilmalarinin istenmesi hadisesidir. insanlarin can ve mali üzerinde genis bir tasarruf yetkisine sahip olan ve günümüz ifadesiyle yargiç denen kadilarin. Bu sefahat ve isret hayati zamanla saray muhitinden disari tasarak kütleye de sirayet etmekte gecikmez. Konusma esnasinda padisah. seriata aykiri nesne almislarsa ödenmesini buyurdu. Nitekim Sükrüllah (Behcetu't-Tevârih. gerçekte Allah'in evi mü'minin kalbidir. yurtlarini senlendirmekle ugrasir oldular. Gerçekten onun. Vezir-i Azam Ali Pasa'nin da tesvikiyle içkiye baslar. ayni zamanda bütün islerin. Nitekim Hoca Saadeddin Efendi'nin ifadesine göre (Tâcu't-Tevârih. Onlarin kiyiciliklarindan sorusturdu. Emir Sultan diye söhret bulan Semseddin Muhammed Buharî ile birlikte caminin binasini kontrol etmeye gelir. Onlarin terbiyesini verdi. Emir'in hosuna gidip gitmedigini sorar. çalgi ve bunun gibi aldatici Albizin (seytan) kuruntusundan gelen ne ki varsa hepsini birakti. Bunun üzerine Emir Sultan: "Padisahim. Emir Sultan'in bu nasihati derhal tesirini gösterecek ve sultan bundan böyle içki içmeyecegine söz vererek eski hatalari için de tevbe eder. kötü ve süpheli islerden çekinmeyi ve Tanri'dan korkmayi kamudan ileri tuttu. 139-140) Osmanli tarihinde "kadiyân-i fi'n-nâr" diye tarihlere geçen hadise.prensesi ile evlendikten sonra. onun ne kadar dindar bir kimse oldugunu da göstermektedir. Kimden. rüsvetten özge nesne bulmadi. gerek politika ve cemiyet gidisatinda hayli gedikler açti. Beglerle sultanlarin görenegi olan seriata aykiri eglence. ülkeler alanin yüksek adalet ve sefkatini isitince ekim biçimleri.

Osmanli tarihi için oldugu kadar Anadolu'daki Türk tarihi için de büyuk bir felaket oldu. Buna göre o. Bu sebepledir ki son asir Avrupa müellifleri. zamanindaki hükümdarlarin çogundan daha üstün olan Bâyezid'in isret ve sefahat yüzünden fikrî ve bedenî kabiliyetlerini kayb ederek inhitata ugradigini ve bu sebeple tac ve tahtini kayb ettigini yazarlar. padisahin özellikle Nigbolu zaferinden sonra kendisini zevk ve eglenceye kaptirdigini zikr ederler. Tebeasinin maruz kaldiklari zulümleri derhal izale ederdi. Bundan baska onun. Bu ifadelerde büyük bir mübalaga oldugu anlasilmaktadir. bunu göstermektedir. aceleci ve her seyden nem kapan bir hükümdardi. her gün herkesin belli zamanda kendisini uzaktan bile görebilecegi genis bir yere gelir ve her taraftan gelen tebeasinin sikâyet ve arzularini birer birer dinler. sahsen pek cesur oldugundan en büyük tehlikelere atilmaktan çekinmezdi. Keza bunlar. Bâyezid'in Islâm hükümdarlarinin en hayirlisi ve en büyügü oldugunu zikr ederler. Zira bu savasin . Bâyezid. Yildirim Bâyezid'in Müslüman hükümdarlarin kendi tebealarindan kanunsuz vergi almalarina tahammül edemedigini ve bu yüzden onlara kizdigini da açikça belirtirler. Ancak Ankara maglubiyeti ile Anadolu'daki birlik bozularak bölge tekrar tefrika içine sokulmustu. Zaten hareket ve davranislari da bunu ortaya koyar. Muasiri olan hükümdarlara karsi ise magrur oldugu gibi. Zamaninda yasamis olan Misir ve Suriye tarihçileri. Anadolu Selçuklu sultanlarinin gerçek halefi oldugunu isbatlamisti. bazan bir kaç defa at kosturan. Bizzat kendisi bu neviden faaliyetlere ön ayak olarak her sahada halkina örnek olur. hak perest ve tebeasini seven bir hükümdar oldugu hakkinda tabip Ibnu's-Sagir'den naklen Misir tarihçilerine geçen malumat dikkat çekicidir. Böylece Bâyezid. Zira her sene Anadolu'nun bir ucundan Rumeli'nin öteki ucuna kadar. O. azim ve irade sahibi. cemaatla namaz kilmayi terk ettigi için sehadetini sahih saymayarak kabul etmemesi. ANKARA SAVASI'NIN SONUÇLARI Ankara Muharebesi'ndeki maglubiyet. hayir tesislerinin insa edilip halka hizmetin saglanmasini ister. çagdasi olan diger Islâm hükümdarlarinin cihad ve gazayi birakmalarindan dolayi onlara kizdigini da yazarlar. mütemadiyen harp ve devlet islerini tedvir ile mesgul olan hükümdarin isret ve sefahata ne kadar zaman ayirabilecegini düsünecek olursak mesele daha bir kolaylikla anlasilmis olur. Bununla beraber âlim ve seyhlere karsi mütevazi ve hürmetkârdi. dogruluk ve adaletten sapilmamasini.rizasina uygun bir sekilde görülmesini. idaresinde bulunan memleketlerde adalet ve asayis tesis etmisti. Bizans tarihçileri. Nitekim Bursa kadisi olan Semseddin Muhammed Fenarî'nin mahkemede sahidlik yapmak üzere gelen padisahin. Bu hükümdar. bir asirdan beri anarsi ve mücadelelerle çalkalanan Anadolu'ya bir vahdet getirerek buradaki insanlara siyasî bir birlik kazandirmis ve onlari bir bayrak altinda toplamaya muvaffak olmustu. Bâyezid'in ne kadar âdil. mütehevvir. memleketin imar edilmesini.

Bundan baska Osmanlilar. Hiristiyan Balkan halklari. Buna karsilik Timur'un tesir sahasindan uzakta kalan Rumeli. bu hareketi ile Yildirim Bâyezid'in çocuklari arasinda taht kavgalarinin baslamasina sebep olmustu. Osmanli Devleti'ni üçe bölen Timur. Bu arada çocuklar dahil olmak üzere binlerce kisiyi esir alip hunharca katl etmekten de çekinmemisti. bagli bulundugu dinin geregi olarak gayr-i müslim tebeasina karsi âdilâne bir idare ve siyaset takip ediyordu ki. bu da. Osmanli Devleti. Böylece Anadolu birligini de parçalayarak Osmanli Devleti'nin büyük mücadeleler sonucunda kurmaya muvaffak oldugu bu birligi ortadan kaldirarak. o firtinali ve tehlikeli havada Rumeli'nin hadisesiz olarak elinde kalmasina sebep olmustu. Osmanli Devleti'nin. Onun bu zulümleri. .verdigi zafer sarhoslugu ile Timur. Gerçekten Ankara'da ugranilan hezimet. Anadolu beyliklerini yeniden canlandirarak Osmanlilar da dahil olmak üzere hepsini kendine bagladi. Halbuki Osmanli idaresi. Böylece Islâm topraklarinin ortasinda bir ada gibi duran Hiristiyan Istanbul'un fethi ve Anadolu birliginin yeniden kurulmasi yarim asir gecikmis oldu. Bu anlayisla. Bu durum. kiliselerinin birlesmemesine baglamislardir. tebeasi arasinda adalet ve âhengi temin etmek ve onlarin dinî islerine karismamak suretiyle bu güveni saglamis oldu. Osmanli Devleti'nin Anadolu'daki sinirlan ise hemen hemen Sultan I. bütünlügünü koruyarak Osmanli Devleti'nin agirlik merkezi durumuna yükseldi. Murad'in devri baslarindaki sinirlarina çekilmisti. bölgedeki Islâmî hareketin zayiflamasina sebep oldu. Osmanli idaresine bagli kalmislardi. Bazi yabanci kaynaklar. Anadolu insaninin hafizasinda silinmeyerek hâlâ canliligini muhafaza etmektedir. onlarin dinî ve vicdanî akidelerine karsi saygi gösteriyorlardi. Rumeli'deki Osmanli idaresinin komsu Hiristiyan devletlerden daha âdil oldugunu gösteren en açik delillerden biridir. bir kasirga gibi eserek bütün bir Anadolu'yu yakip yikmisti. Bu sebeple onlarin bu akidelerine kimsenin müdahale etmesine de izin vermiyorlardi. Timur. Balkanlardaki Hiristiyan Ortodoks mezhebine mensub mutaassib halkin Katoliklere karsi âdeta müdafaasini üstlenmislerdi. Timur'un darbesini yeyip parçalandigi ve sehzadeler arasinda taht kavgalari basladigi halde Balkan devletlerinin Osmanlilar'a karsi birlesememelerini. Bunun içindir ki Rumeli'deki Ortodoks tebea huzur içinde yasiyordu. Balkanlar'daki Hiristiyan tebea üzerinde kötü denebilecek hiç bir tesir yapmamisti.

Mehmet Bey. Ayrica o. Murad'in hükümdarligi sonundaki durumu andiriyordu. Ankara Savasi'ndan sonra Anadolu'da sekiz ay kadar kalan Timur. Bunlardan besi babalari ile birlikte Ankara Savasi'na katilmislardi. muharebe meydanini terk ettikten sonra Balikesir taraflarinda saklanmis. Osmanlilar da dahil olmak üzere bütün beyliklerin emiri olarak ilân edilmisti. Musa Çelebi ise Isa'yi Bursa'dan çekilmeye mecbur ederek Bursa'da Timur'un al damgasiyla hükümdar olmuslardi. Mustafa ve Kasim adlarinda alti erkek çocuga sahipti. Diger sehzadelerden Isa Çelebi Balikesir ve Bursa'da. buradan da küçük sehzade Kasim'i alarak büyük zorluklarla Rumeli'ye geçebilmisti. Yildirim Bâyezid tarafindan kurulmaya çalisilan Anadolu birligini de parçalamak istiyordu. Murad Pasa.FETRET DEVRI Osmanli tarihinde. kardeslerin saltanat mücadelisi verdikleri ve 1413 yilina kadar devam eden karisikliklar dönemi diyebilecegimiz "Fetret Devri". muharebenin kayb edildigini görünce babasinin emri üzerine Vezir-i Azam Çandarlizâde Ali Pasa. Timur'un uyguladigi bir siyasetin sonucu olarak ortaya çikmistir. Yeniçeri agasi Hasan Aga ve Subasi Eyne Bey ile birlikte yanindaki kuvvetlerle Bursa'ya gelmis. Anadolu'nun üçte birini kaplayan ve içlerinde Hamidogullari ve Germiyanogullari'nin topraklarinin dogu bölgeleri ile Kayseri. Yildirim Bâyezid. uyguladigi siyasetin meyvelerini verdigini gördükten sonra Doguya dönüp Çin seferine çikarken arkasinda biraktigi Anadolu'nun politik yapisi Sultan I. baslangiçta bu gayesine ulasmis görünmekteydi. Mehmet Çelebi Amasya'ya çekilmis. Mehmed. Asil gayesi. Timur. Geriye kalan Osmanli ülkesini de Bâyezid'in dört oglu arasinda paylastirmisti Edirne'de bulunan Emir Süleyman'a Rumeli'deki yerleri verip kendisine tabi oldugunu ifade eden hükümdarlik alâmeti olarak kemer. Anadolu'da Osmanlilara karsi koyabilecek bir güç meydana getirmek için böyle yapmisti. külah ve hil'at göndermistir. Musa ve Mustafa ise babalari ile birlikte esir düsmüslerdi. kendisine bagli ve onun yüksek hâkimiyetini taniyan parçalanmis birkaç Osmanli Beyligi meydana getirmek olan Timur. Karamanoglu Mehmed Bey. Süleyman Çelebi. . Antalya ve Alaiyye gibi kentler bulunan büyük bir devletin basina getirilmisti. Böylece Sultan Murad'in Ankara'dan Akdeniz'e açtigi Osmanli koridoru kapanmis oluyordu. Ankara Savasi'nda Timur'a esir düstügü zaman en büyükleri Süleyman olmak üzere Isa. Bâyezid'in ele geçirdigi topraklari geri almisti. Kasim ise çok küçük oldugundan Bursa'da kalmisti. Mehmed Çelebi Amasya'da. Isparta. Bu sebeple Anadolu beylerine ait yerleri Osmanlilardan atip tekrar eski sahiplerine verdi. güçlü bir Osmanli Devleti yerine. Musa. Isa Çelebi. Timur.

ölümünden kisa bir müddet sonra devletinin ortadan kalkmasi. Ankara hezimeti ile bassiz duruma düsen Osmanli Devleti'nin Rumeli'deki topraklari Hiristiyan devletlerle çevrili olmasina ragmen bu devletin yikilip ortadan kalkmayisi. fetihlerin durmasina. yeni bir Haçli Seferi düzenledikleri takdirde Osmanlilar'i Avrupa'dan atabileceklerini düsünür olmuslardi. fakat Timur'un Musa Çelebi'yi tutmasi yüzünden bundan vaz geçmisti. Katoliklerin baskisindan kurtarmak. onun ne kadar saglam temeller ve müesseseler üzerine kuruldugunu göstermektedir. Öyle anlasiliyor ki. Babasi Yildirim Bâyezid ile birlikte . Hatta bazi Avrupalilar. SEHZADELERIN HAKIMIYET MÜCADELESI Ankara bozgunu. Azerbaycan. Istanbul Imparatoru'nun türlü entrikalarla bu durumu körüklemesine sebep olmustu. Iran. buralarda yasayan Hiristiyan halka gösterdikleri âdilâne muameleden kaynaklanmaktadir. onun sadece tedhise dayali bir devlet kurdugunu göstermektedir. Balkan halklari bu gerçegi çok aci tecrübeler sonunda anlamislardi. Nitekim Mehmet Çelebi. Timur henüz sahnede iken ortaya çikmisti. Osmanli Devleti'ne karsi ayrilma veya isyan etme seklinde bir hareketin görülmemesi. Osmanlilarin idaresi kadar iyi olamazdi. Suriye ve Ege Denizine kadar genis topraklar üzerinde fetihlerde bulunmus olan Timur'un. Böyle tehlikeli bir dönemde Balkanlar'da. onlarin dinî inançlarina kimseyi karistirmamakla din ve vicdan hürriyetine sayginin en güzel örneklerini vermislerdi. yüz sene zarfinda Anadolu'nun hemen hemen tamamina yakin bir kismi ile Rumeli'nin Tuna boylarina kadar en mühim yerlerini zapt eden Osmanli Devleti için büyük bir felaket olmustu. Irak.Timur'un. Anadolu'da uyguladigi bu parçalama politikasi sonucunda Osmanli ülkesi sehzadeler arasinda taksim edilmis. Balkanlar'daki Ortodoks halki. Osmanlilarin. Osmanli sehzadeleri arasindaki çekisme. on bir sene süren ve tarihlerde Osmanli Devleti'nin parçalanmasindan dolayi "Saltanatta Ara" denilen ve kanli hadiselerle dolu bir devrin açilmasina. Buna karsilik Hindistan. ailesinin Bursa'daki topraklarini istemeye kalkismis. Bu da Bursa'yi elde etme yüzünden olmustu. Ankara Savasi ve bunun sonucunda bir daha kalkinamamasi plâni ile Osmanli Devleti'nin parçalanmasi bu devlet için mühim ve büyük bir darbe olmakla birlikte çeyrek asirda kendisini sür'atle toplamaya muvaffak olmasi bu devletin teskilât ve müesseselerinin saglamligini göstermektedir. Gerçekten de hiç bir devletin idare tarzi. Müslüman Türkler.

Canik. O. Fakat bu son tesebbüsünde de muvaffak olamayinca Karaman iline siginmak ister. Timur'un destek ve yakinligini kazanarak. Maglup olan Musa Çelebi ise Kütahya'daki dayisi Germiyanoglu'nun yaninda kalmaya mecbur olur. babasinin Anadolu topraklarini ele geçirmek ve kardeslerini ortadan kaldirarak Osmanli Devleti'ni yeniden eski durumuna getirmek istiyordu. Edirne'de Hiristiyan unsurlarin destegiyle güvenlik içindeydi. bu iki Sirp prensin çatismalarindan istifade etmeyi basardi. oradan da Istanbul'a gitti. Tokat. Köpekoglu. Fakat bu . Niksar ve Sivas taraflarinda bulunan yerli beylerden Kara Devletsah Kubadoglu. maglub olarak önce Yalova'ya. kendi kardeslerine karsi yardim saglamak için agir bir bedel ödemis oluyordu. Georg Brankoviç de güney Sirbistan'da gücünü yaymaya çalisiyordu. eski payitaht olan Bursa'yi tekrar ele geçirir. Bu esnada Sirbistan'da Lazar'in yerine geçen oglu Stefan (Istefan) hüküm sürüyordu. Marmara ve Karadeniz'de Istanbul'a en yakin kiyi kasabalari verilmek suretiyle Bizans'tan para ve askerî yardim saglandi. Saruhanoglu Hizirsah Bey ve Menteseoglu Ilyas Beylerle Mehmed Çelebi üzerine varip onunla savasmak istemisti. "Sikke-i müstereke" adi ile anilan bu paranin Bursa'da hicrî 806 tarihinde basildigi anlasilmaktadir. Bursa'yi atese verip yaktiktan sonra. Emir Süleyman. Ulubat savasinda.Timur'a esir düsen ve onun yaninda bulunan Musa Çelebi. Kendisine en büyük rakip olarak Mehmed Çelebi'yi gören Emir Süleyman. Böylece Emir Süleyman. Savasi müteakip Bursa'ya giren Mehmed Çelebi. Kastamonu'da bulunan Isfendiyar Bey'in yanina çekilir. Subasi Eyne Bey'in tavsiyesi ile Bursa taraflarinda bulunan biraderi Isa Çelebi'ye müracaatla Anadolu'yu aralarinda taksim etme teklifinde bulundu ise de Isa Çelebi'nin kendisinin büyük kardes oldugunu söyleyip teklifi red etmesi üzerine Ulubat'ta baslayan muharebede (1404) Isa Çelebi. Gözleroglu. Muhtemelen oradan da Karamanoglu'nun yanina gitmisti. Bursa ve Karesi bölgesine hâkim olan kardesi Isa Çelebi ile çatismaya girer. Edirne'de bulunan Emir Süleyman'in. Fakat. Mora. Onunla ittifak halinde bulunan Aydinoglu Cüneyd. Bursa'ya hâkim olur. Bizans'in daha önce Osmanlilara ödemek zorunda oldugu vergi de kaldirildi. Mehmet Çelebi. Makedonya'nin bir bölümü. kuvvetli bir ordunun basinda Isa Çelebi'yi Bursa üzerine gönderir. Kadi Burhaneddin Ahmed'in damadi Mezid Bey'le miicadele edip o havaliyi tamamen kendi nüfuz ve hükmü altina almisti. daha sonra Germiyanoglu Yakub Bey'in yaninda bulunan babasinin cesedini getirterek camiinin yanina gömdürmüstür. hükümdarligim ilân etmesine ragmen. en büyük sehzade olan Süleyman Çelebi (Emir Süleyman). Timur'un Anadolu'yu terk etmesinden sonra kuvvetlenen Isa Çelebi. Bu gayesini gerçeklestirebilmek için Selanik. Imparator'dan Isa'yi istemesi üzerine. Amasya'da bulunan sehzade Mehmed. Mehmed Çelebi'ye bagli kalan Bursa'lilarin mukavemeti üzerine muvaffak olamayan Isa Çelebi. antlasma geregi olarak Isa Edirne'ye gönderildi. Yildirim Bâyezid'in meshur komutanlarindan olup Mehmed Çelebi'nin maiyetine giren Subasi Eyne Bey ile Isa Çelebi'nin yaninda yer alan Sari Timurtas Pasa maktul düsmüslerdi. Trakya kiyilari. Amasya. Anadolu'daki bu mücadeleler devam ederken. Bu mücadeleden basarili çikan Musa Çelebi. bir ihtiyat tedbiri olarak Timur'un adinin da bulundugu para bastirarak zekice bir siyaset takip etmistir.

Bu kayiplardan sonra Amasya'ya çekilmek zorunda kalan Mehmed Çelebi. Isa Çelebi'nin öldürülmesi üzerine onunla ittifak halinde bulunan ve yukarida adi geçen Ege beylikleri. Pravati ve köprü kalelerini de ele geçirmek suretiyle. Istanbul'a kaçmak üzere yola çikan Emir Süleyman'in yakalanip öldürülmesi ve bütün timarli sipahiler gibi sancak beylerinin de kendisine bagliliklarini bildirmeleri üzerine Rumeli'deki Osmanli eyaletlerinin yegane hâkimi olarak Edirne'de tahta geçer. Saray protokol ve merasimlerinde eski Osmanli saray geleneklerini kurmaya yeniden tesis etmeye çalisir. Temmuz 1409'da Sinop'tan gemilerle Eflâk'a geçer. böylece Bizans'i da cezalandirmaya çalisiyordu. Eflâk'ta prensin kizi ile evlendi. Subat 1411 yilinda gerçeklesen hükümdarlik ilânindan sonra adina para bastiran Musa Çelebi. Venedikliler'in de yardim etmemeleri üzerine sehri teslim etmeye karar verir. Bununla beraber Emir Süleyman. daha yetenekli ve enerjik Musa Çelebi'ye kalmisti. Emir Süleyman'a yardim eden Sirp despotu Stephan Lazaroviç üzerine yürüyerek önemli bir maden sehri olan Novo Brodo'yu zapt eder. sonra da Ankara'yi zapt etmisti. Mehmed Çelebi'nin hükümdarligini tanimak zorunda kalirlar. fakat maglub olarak tekrar Amasya'ya çekilmis ise de onu Rumeli'ye dönmek zorunda birakmak için çareler aramaya baslamisti. Bu esnada Emir Süleyman'in Rumeli'ye geçisi esnasinda Bizans'a biraktigi yerlerin çogunu geri alan Musa Çelebi. Cesedi. Böylece Mehmed ve Süleyman Çelebiler. Edirne üzerine yürür. devletin Anadolu ve Avrupa bölümlerinin hükümdarlari oldular. Nitekim 1406 yilinda Yenisehir ovasinda kardesi Emir Süleyman ile savasmis. mücadeleden vaz geçme niyetinde degildi. Bursa'da Murad Hüdavendigâr türbesi yanina gömülür. Istanbul'u karadan ve denizden kusatma altina alan Musa Çelebi. Bu maksatla Karamanlilar'la Kirsehir'in Malya ovasinda bulunan Cemale kalesinde bulusan Mehmed Çelebi. Ancak daha önce Musa Çelebi tarafindan Bizans'a gönderilen ve bilahare Manuel ile is birligi yapan Candaroglu Ibrahim Pasa'nin tavsiyesi ile hareket eden . Gerçi Emir Süleyman'in giiçlenip kendi bagimsizligini tehdid etmesinden korkan Eflâk'in ve Sirp krali Stefan'in da destekleri saglanmisti. Böylece Türkler. Candaroglu Isfendiyar Bey ve Eflak voyvodasi Mirçe ile de müzakerelerde bulunmustu. Musa Çelebi.arzusunu gerçeklestiremeden Eskisehir yakinlarinda yakalanarak öldürülür. Sivrihisar yüzünden Karamanlilar'la arasinin açilmasini firsat bilen Mehmed Çelebi. Musa Çelebi. cesur. Çagdas kaynaklarin ifadesine göre Musa Çelebi'nin tutumundan çekinen Manuel. faal bir kimse olan Musa Çelebi. Ulahlar. gözü pek. Onlarin da muvafakati üzerine Candar iline gelen Musa Çelebi. Böylece Emir Süleyman'in devleti. gerçek bir hükümdar gibi davranmaya baslar. Musa Çelebi. Anadolu'da dört yil kadar kalan Emir Süleyman'in. Bu yüzden ordusu ile kardesinin üzerine varip önce Bursa. Çelebi Mehmed'e olan bagliligini red ve inkâr ederek hükümranligini ilân eder. 1411 yilinda Silivri'ye gelmis ve Istanbul'u açlikla teslime zorlamak istemisti. Sirplar ve Bulgarlar'dan olusan bir ordu toplamayi basaran Musa Çelebi. karisiklik döneminde Osmanlilar'in Balkanlar'da kayb ettikleri topraklan geri alir. devletin tamamini istiyordu. yeni bir taktik deneyerek Karaman'da bulunan kardesi Musa Çelebi'yi kendisine bagli kalmak sartiyla Rumeli'ne göndermeye karar verir. Gerçekten.

Güneydogu Avrupa'daki bütün stratejik noktalari. büyük bir üzüntüye sebep olmustu. sür'atle geri çekilmek zorunda kaldi. Bununla beraber ona güvenemeyen Çeîebi Mehmet. Çelebi Mehmed'i Rumeli'ye geçirmek suretiyle Istanbul kusatmasini kaldirmak tesebbüsünde bulunur. babasinin topraklarini yeniden toparlamaya gayret ediyordu. kardesi Musa Çelebi'yi de bertarafedip 1413 yilinda Edirne'de tek basina tahta geçip idareyi ele aldigi zaman Osmanli ülkesinde genel bir sevinç ve . "Nizâm-i âlem" için. Sofya ve Üsküp'ü. Aydin ilindeki mevkiini saglamlastirmak için bir dizi faaliyetlerde bulunmustu. Sofya'nin güneyinde bulunan Samakov kasabasi civarindaki Çamurlu sahrasindaki savasta ordusunun maglub olmasi üzerine yarali olarak Eflâk'a dogru kaçmak isterken yakalanip 10 Temmuz 1413'te öldürülür. Çelebi Sultan Mehmed. Baslangiçta gayet halim selim görünen Musa Çelebi'nin. Musa Çelebi'nin ölüm haberi. Dogu Balkanlar'da da eski sehir ve yerlesim bölgelerini tekrar elde etmis oldu. Gebze kadisi Fazlullah'i Manuel'e göndererek onunla anlasan Çelebi Mehmed. Bunun sadece bir istisnasi vardi o da Çelebi Sultan Mehmed'e yardim karsiliginda Sirbistan'a birakilmis olan Nis'ti. Kardesler arasindaki mücadele esnasinda sik sik taraf degistirmekle dikkat çeken bir sahsiyet vardir. sonralari sert bir tavir takinarak gerek beylerinin gerekse askerlerinin kendisine olan bagliligini kayb etmesi. Edirne. onu bölgesinden alip uzaklastirmak ihtiyacini duymustu. MEHMED Osmanli sultanlari içinde "Mehmed" adini tasiyan ilk hükümdar olan Çelebi Sultan Mehmed'in gerek dogumu.Manuel. 1412 senesinin Ekim ayinda da Çatalca yakininda bulunan Incegiz'de Musa Çelebi ile savasa girmistir. Fakat sonunda Çelebi Mehmet duruma hâkim olup eski birligi saglayinca onu Nigbolu muhafizligina getirmek zorunda kalmistir. Süleyman Çelebi dönemi ve sehzadeler I. Musa Çelebi'nin vefati üzerine Osmanli hanedaninin bölünmesi sona ermis oluyordu. Aydinoglu Cüneyd Bey adini tasiyan bu zat. gerekse Yildirim Bâyezid'in kaçinci oglu oldugu hakkinda farkli görüsler bulunmaktadir. Nitekim. O. önce Istanbul'a gelmis. Onbir yil süren bu karisiklik döneminden sonra Osmanli Devleti. yenilmesinde büyük bir rol oynamistir. Nasinin Bursa'ya gelmesi üzerine sehri muhasara eden Karamanoglu Mehmed Bey.

Gözleri ve kaslari kara idi. ayni zamanda onlara karsi dostça davranmistir.memnuniyet havasi esmeye basladi. herkes ile baris ve sulh içinde kalmak istiyorum. Bunlara dedi ki: "Hükümdarlariniza deyin ki. hareketlerinin çabukluguna ve vekarina ait bütün övgülerin üstüne çikaran sey. her seyden önce Timur'un istila ve yagmasiyla parçalanan. dostlugunda sebati. astar yerine baska bir renkle samur kaplanmis ve etrafina kürk dürülmüstü. Barisi hile ile bozmak isteyen kimse. yardimi sayesinde atalarimin ülkesini elde ettim. mümtaz bir egitim görmenin bütün sonuçlarini ve ince düsünürlügün örneklerini göstermistir. Basinin etrafina kat kat sarilan bez. Sultan Mehmed'i davranislarina. Hemen hemen bütün beden eksersizlerinde maharetli olusu. Osmanli tarihçilerinin deyimi ile o. taahhüdlerine bagli kalarak Karadeniz ve Marmara Denizi'nde elinde bulunan kuleler ile Teselya kalelerinin imparatora verilmesini çabuklastirir." Çelebi Sultan Mehmed. sulhün hamisi olan Allah'a karsi hareket etmis bulunacaktir. tedbirli. Politikadan çok iyi anlayan Mehmed. sefkati. büyük bir cosku ile onu alkislamaktan geri kalmadi. gönül yüceligi. birçok çikintilar teskil ederek sirmali külahinin ucundan baska yerini göstermezdi. Ahaiya prensinin elçileri ile diger zevati kabul etti. Tatar Tufani'nin tehlikeye düsürdügü devlet gemisini kurtaran Nuh gibidir. hem Türkler hem de Rumlar için iyilik severligi hakkinda belirtilen ortak sehadettir. Yanya dukasinin. Makedonya despotunun. Organlari birbirine mütenasib olarak uygundu. babasinin ve kardeslerinin . gür sakalli ve sik biyikli olmakla birlikte seklen zarifti. Onun hosuna gitmek için bütün firsatlari arayacagim. Bizans tarihçileri tarafindan da adaleti. Uzun boylu. Halk tarafindan kendisine pehlivan lakabi takilmisti. basiretli ve uyanik bir idareci dehasiyla avucunun içine alir almaz. kollan uzundu. Alni açik. Atalarindan farkli bir sekilde basina tülbent sarardi. hediyelerle sevindirip geri dönmelerine izin verdigi zaman onlara su sözleri söyledi: "Imparatora söyleyiniz ki. Manuel'in elçilerini. müttefiki olan Mehmed'in son ve korkunç rakibini yendigine dair aldigi haber üzerine basarilarini tebrik edip kutlamak ve antlasma sartlari ile kendisinin yapmis oldugu hizmetleri hatirlatmak üzere 816 (1413)'da elçiler gönderir. Çünkü o. O." Gerçekten de Çelebi Sultan Mehmed. arslan güçlü idi. Osmanli tarihçileri gibi. kardesleri arasinda moral ve fizikî nitelikleri bakimindan en çok dikkat çekeni idi. ayni sekilde Sirp. hiristiyanlara düsmanlik göstermemekle kalmamis. Özellikle ordu. Kendisinden önceki hükümdarlarin kaftanlarina uygun bir sekilde biçilmis olan kaftanina. çenesi yuvarlak. güzelligi. düsünce çekiciligi ile hem beden gücü hem de huy güzelligini belirten Güresçi Çelebi ünvanini almisti. Ulah ve Bulgar hükümdarlarinin. gögsü genis. Teni pembeye yakin beyazlikta idi. Kartal bakisli. împarator Manuel. Bunlarla birlikte bir sofrada yemek yiyerek hepsinin san ve söhretini oksayici sözler söyledi. Hepsini sulh ve selametle geri gönderdi. Bu hizmetinin hatirasi gönlümde daima sakli kalacaktir. sonra saltanat kavgalari ile kani çekilen memleketi. gönül yüceligi. Çok iyi yetismis. ben.

Bir kere kardeslerini yenip tek basina idareyi ele aldigi zaman. Kayacik ve Nif (Kemalpasa) kalelerini alarak Cüneyd'in ailesinin içinde bulundugu Izmir kalesini kusatmaya baslar. Öte yandan Çelebi Sultan Mehmed. 1413) . cülûsunu tebrik için gelen çevre imparator ve hükümdarlarin elçilerini kabul ederek onlarla sulh içinde yasama teminati verdikten sonra Anadolu'ya geçer.Bizans'a karsi kullandiklari politikaya derhal son vererek memleketi o yönden gelecek olan tehlikelere karsi emniyete almis oldu. ayni körfezde. Daha önce de belirtildigi gibi. ileride devletin basina büyük gaileler açacak olan Simavna kadisi oglu Bedreddin Mahmud'u fazl ve keremine hürmeten 1000 (bin) akça maas ile Iznik'te oturmaya memur eyledi. onun yerine de Aydin sancak beyi olarak Bulgar krali Sosmanos (Sisman)'un müslüman olan oglu Süleyman (eski adi: Alexandr)'i getirmistir. bir yandan da kayb olan topraklan yeniden Osmanli hududlari içine kazanmakla. Bununla beraber aradaki dostlugu büsbütün bozmak istemeyen Çelebi Sultan Mehmed. Zira idare ve iradesinin gücünü bekleyen. kardesi Musa Çelebi'nin beylerbeyi yaptigi Mihaloglu Mehmed Bey'i tevkif ettirerek Tokat kalesine gönderdi. daha nice tehlikeler ve gaileler boy boy himmet ve gayret istiyordu. Mehmed Çelebi'nin üzerine gelmekte oldugu haberini alir almaz kurtulusu kaçmakta bulur. böyle davranmak zorunda idi. donanmalarini göndermek suretiyle Mehmed Çelebi'nin yaninda Izmir muhasarasina katilip ona yardimci olmuslardi. 816 (M. Bu arada Ayaslug (Selçuk)u zapt eden Cüneyd. Nitekim Izmir kalesi önüne gelen Rodos. Rodos sövalyelerinin. Rumeli'de Nigbolu sancak beyligini vermis. memleketin sarsilmis olan itibarini iade ile ise basladi. Öbür taraftan. bütün bir Osmanli ülkesinin hükümdari oldugunu ilân etti. Bunun üzerine Çelebi Mehmed. Çelebi Sultan Mehmed. Cüneyd'in tesebbüslerinden endiselenen civarin Türk ve hiristiyan beylikleri. Edirne'de. devlet bünyesinde hâsil olmus çatlak ve çöküntülerden nice yabanci ve zararli unsur içeri sizmis bulunuyordu. Otuzbir veya otuziki günden beri muhasara ettigi Bursa'yi yakip yikan Karamanoglu'nu te'dib etmeden önce Ohri'den kaçip Izmir'e gelen ve Musa Çelebi'nin taraftari olan Aydinoglu Cüneyd Bey üzerine yürür. Midilli ve Sakiz Hiristiyan donanmalari gibi. Bu cümleden olarak. Cüneyd Bey'in annesinin ricasi üzerine onu affetmis ise de kendisine Anadolu'da degil. Mentese donanmasi da Mehmed Çelebi ile isbirligi yaparak Izmir'in zaptinda rol oynamislardi. Bir yandan bunlari temizlerken. O. Menemen. Osmanli hakimiyeti altinda bulunan Mentese ilindeki Halikarnas (Bodrum)'da Petronion kalesini yapmalarina müsaade etmisti. Bununla beraber ihtiyatî bir tedbir olmak üzere Izmir kalesinin surlarini yiktiran Çelebi Mehmed. Bundan sonra da bazi faaliyetlerde bulunarak memleketin bozulmus bulunan idaresini yeniden düzenlemeye çalisti. sövalyeler tarafindan eski Izmir (Gavur Izmir) kalesinin yerinde yaptirilmakta olan kaleyi de bütün tehdid ve karsi koymalara ragmen yiktirmaktan çekinmemistir.

Karamanoglu. Bursa kusatmasini kaldirip sür'atle ülkesine dönerken . Otuz iki gün devam eden bu kusatma sirasinda hisarin subasisi bulunan Haci Ivaz Pasa. daha sonra Bursa önüne gelip Bursa hisarini kusatma altina alir. Gerçi muhasaranin uzamasi. O. Hatta Haci Ivaz Pasa bile birkaç yerinden ok yarasi almis olmasina ragmen anlari gizleyip kale muhafizlarina yardimda bulunuyor ve anlari teselli ediyordu. Bursa hisarinda bulunanlari bir hayli sikintiya sokmustu. Ivaz Pasa'nin yigitleri. Karamanoglu'nun durumunu ortaya koymasi bakimindan dikkat çekici bir hadisedir. Bu maksatla varip kefeni açar ye cenazenin yüzüne bakar. Bu arada burçlara yapilan hücumlari da bertaraf etmisti. büyük ganimetlerle salimen geri dönüp elde ettikleri ganimetleri ona arz ettiler. Böylece onun maneviyatini bozmaya gayret ediyordu. ekonomik bakimdan da Osmanlilar'la daha siki münasebetlerde bulunmus ve onlarin nüfuzu altina girmis oluyorlardi. Osmanlilar'in fetret dönemi içinde bulunduklari ve Çelebi Mehmed ile Musa Çelebi'nin Rumeli'nde savastiklari bir sirada Bursa üzerine yürümeye karar vermisti. Cenevizlilerin Ege sahillerinde bulunan kolonilerinden Foça. esir aldigi Karaman askerlerini surlar üzerinde Karamanoglu'nun gözleri önünde astiriyordu. bununla da yetinmeyerek dayisi Yildirim Bâyezid'in kabrine hakaret ederek ülkesine geri döner.yilinda gerçeklesen bu hareket sonucunda. Hele son hareket. Buna göre Musa Çelebi'nin cenazesini görüp teshis ettikten sonra devlet idaresinde tek basina kalan Çelebi Sultan Mehmed ile basa çikamayacagini anlayinca. Karamanlilar tarafindan bir gece mesalelerle girisilmek istenen hücumu da tesirsiz hale getirip önledikten sonra hisarin Kaplica kapisini açtirarak karsi hücuma geçmis ve Karaman ordusunu perisan etmisti. O da bütün ganimetleri askerlere taksim ederek daha nice vaadlerde bulundu. Osmanli kaynaklan. BURSA KUSATMASI VE ÇELEBI MEHMED'IN KARAMAN SEFERI Karamanoglu Mehmed Bey. Bunun üzerine sehri atese verir. Fakat Karamanoglu da artik bir sey yapamayacagini anlamisti. bu dönüs esnasinda cereyan eden bir konusma daha dogrusu bir hadiseden bahs ederler ki. Cenazenin gerçekten Musa Çelebi'ye ait oldugunu görünce maneviyati daha fazla bozulur. onun maneviyatini büsbütün bozmustu. Fakat gelirken takib ettigi güzergâh tutuldugundan oradan dönmeye cesaret edemediginden Kirmasti (Mustafa Kemal Pasa) ve Isparta üzerinden Karaman iline gider. Özellikle Karamanoglu'nun Bursa hisarina giren pinar suyunu kesmek suretiyle halkini teslime zorlama tesebbüsünü. dedesi Murad Hüdavendigâr'in kabri yanina defn edilmek üzere Bursa'ya getirilir. Bununla beraber kaledekilerin durumu gün geçtikçe zorlasiyordu. Bursa halkinin yardimi ile siddetle mukavemet etmisti. zaman zaman yaptigi huruç hareketleri ile bertaraf eden Haci Ivaz Pasa. Haci Ivaz Pasa. Midilli ve Sakiz adalari. Böyle psikolojik bir çöküntü içinde bulunuldugu bir sirada Musa Çelebi'nin tabutu. bundan haberdar olunca cenazenin düzme olma ihtimalini düsünerek bizzat kendisi kontrol etmek ister. 1413 yilinda yaninda Türkmen boylari oldugu halde önce Sivrihisar üzerine yürüyüp burayi zapt eden Mehmed Bey.

Karaman askeri ile Konya kalesine siginan oglu Mustafa'yi yanina getirmesi sartiyla affeder. Beypazari. gerektigi zaman Osmanlilar'a askerle yardimda da bulunacakti. Memlûklu ve Bizans kaynaklarinin bildirdiklerine göre Karamanoglu. Beysehri. Bu sirada Bâyezid Pasa. daha ordugâhtan çikar çikmaz yeminini bozmus ve ovalara yayilmis bulunan Osmanli atlarini. Bursa'yi atese verdigi zaman Orhan Gazi Camiini de yaktirmistir. memleket-i Osman'a kat'a yaramaz nazarla bakmayayim. Yalvaç. yeminden sonra da kendisine hil'at giydirilip at. Bu maglubiyete ragmen Karamürsel'i elçilikle Çelebi Mehmed'e gönderen Karamanoglu. Keza o. Osmanoglu'nun ölüsünden böyle kaçarsin. Nitekim bugün Bursa Orhan Camii kapisi üstünde bulunan bes satirlik bir kitabe. Daha önce de belirtildigi gibi Izmir ve çevresini zapt edip Cüneyd'i bertaraf eden Çelebi Sultan Mehmed. çok geçmeden Karamanlilar'in tekrar sözlerini bozduklarini ve anlasarak Osmanlilar'a biraktiklari yerleri geri alma tesebbüsünde bulunduklarini ögrenir. Kendisine Kur'an-i . Seydisehri ve Nigde'yi Osmanlilar'a terk etmek zorunda kaldi. 1415) yilinda gerçeklesen bu antlasmaya göre Karamanoglu. Oglu Mustafa ise Konya kalesine siginir. Bu baristan sonra Canik üzerine gitmek zorunda kalan Çelebi Sultan Mehmed. dayisi Bâyezid'in kabrini açtirarak kemiklerini yaktirmisti. maiyetindeki askerlerine yagmalattirmistir. ya dirisi gelmis olsaydi ne çare ederdin?" deyince bu söze gücenen Karamanoglu. Bundan sonra Kastamanu hakimi Candaroglu Kasim ve Germiyanoglu Yakub Bey'le birlestikten sonra Aksehir. Osmanli. Seydisehir ve Konya üzerine yürümüstü. kaçmaktan yorulunca Karamanoglu Mehmed Bey'e: "Hanim. tabl (davul) ve âlem verilmistir. bu yangini açik bir sekilde ortaya koyup o günü hâlâ hatirlatmaktadir. Bunun üzerine tekrar o tarafa döner. hisar üstünde kendisiyle konusan oglunu ikna ederek birlikte Osmanli sultaninin yanina gelirler. Hicrî 818 (M. Karamanoglu'nu. siddetli yagmurlardan dolayi zor durumda bulunan Osmanlilar'la barismistir.Harman Danasi denilen ve sisman olan nedimi. 1414 yilinda cereyan eden bu hadisede Karamanoglu. Çelebi Sultan Mehmed. deve. onu bulundugu yerde bir agaca astirarak cezalandirmistir. ani bir baskinla Konya önünde bulunan Karamanoglu'nu yakalayip Mehmed Çelebi'nin yanina getirir. Fakat Karamanoglu'nun yaptigi bu hareketten dolayi üzülür ve üzüntüsünden hastalanir. Sivrihisar. Bu defa basini kurtarmak için öncekinden daha agir olan bir muahede imzalamak zorunda kalan Karamanoglu. Buranin kadisi Mevlânâ Kivamuddin'i bir elçilik heyeti ile Memlûk sultanina gönderir. Aksehir. Konya önünde Ortakuyu mevkiinde Osmanli ordusuna mukavemet etmek istediyse de maglub olarak kaçmak zorunda kalir. Bunun üzerine yaninda Osmanli kuvvetleri oldugu halde Konya surlari önüne gelen Karamanoglu. Bu sartlarla Karamanoglu Mehmed Bey'i affeden Çelebi Mehmed'e karsi Karamanoglu söyle demistir: "Madem ki bu can bu tendedir." seklinde yemin etmis. Eger bakacak olursam Kelâm-i Kadîm (Kur'an) benden davaci olsun. yukarida belirtilen hareketlerinden dolayi Karamanoglu üzerine yürümeye karar vererek süratle Inegöl'e gelir. Ancak koyu bir Osmanli düsmani olan Karamanoglu. Beysehir.

Yildirim Bâyezid zamaninda Gelibolu tersanesinin yapilmasi ile gelismeye baslayan Osmanli denizciligi.Kerim üzerine ettigi yemin hatirlatilinca: "Bu can su tende durdukça" sözü ile kendi canini degil. Memlûklular'la arasinin açilmasini istemeyen Çelebi Sultan Mehmed. Bu sebeple. sonra çikar oyunu" darbimeseli. eyler inkar Beyi ve kadisi hem çeyhi müderris Hiledir isleri hem hâr u mekkâr Tekebbür. henüz Venedikliler'le boy ölçüsebilecek bir güce sahip degildi. süratle Konya'ya çekilirken söyle diyordu: "Bizim." Karamanoglu'nun bu hilesi. koynunda saklamis oldugu güvercini kast etmis oldugunu söylemistir. Osmanli saldirisina karsi koyamayan Mehmed Bey. kel ve foduldur Karaman Aninçün kahr eder ani Kahhar" Yine bu cümleden olarak "Karaman'in koyunu. Memlûklular'in himayesinde bulunan Karamanlilar'i fazla tazyik etmekten de uzak durmaya çalisiyordu. bazi degisikliklerle günümüze kadar gelmistir. Nitekim Asikpasazâde tarihinde söyle denilmektedir: "Karaman'da bulunmaz dogru bir yar Veliler çok bile kulmas ve ayyar Eder kavl ü karar ahd u peyman Içer andlar. Konya'yi Osmanli ülkesine katmaktan vaz geçer. Osmanoglu ile adavetimiz (düsmanligimiz) besikten mezara kadardir. Bu sebeple olacak ki 1321'lerden itibaren üç yönde denizlere çikma hareketine basladi. daha Orhan Gazi zamanindan itibaren denizciligin önemini kavramis ve gelismesinin denizcilik sayesinde daha kolay olacagini anlamisti. Karamanoglu'nun bu hilesinden sonra Çelebi Sultan Mehmed tekrar ve süratle Konya üzerine yürümüs ve kisa bir çarpismayi müteakip müstahkem hisarini zapt etmisti. . VENEDIKLILER'LE YAPILAN ILK DENIZ SAVASI Bir kara devleti olarak kurulan Osmanli Devleti. Silifke'nin kuzeyinde bulunan Varsaklar arasina kaçip kurtulmustu. Bununla beraber Çelebi Sultan Mehmed. isimizin geregi de ahdi bozmaktir. Nitekim bu maksatla koynunda sakli bulunan güvercini saliveren Karamanoglu. yalan çok. dönemin efkâr-i umumiyesinde Karamanlilar hakkinda bazi fikir ve görüslerin ortaya çikmasina sebep olmustur.

gemilerin seren direklerine asilmak suretiyle öldürüldüler. bu muharebedeki katliami su ifadelerle nakl eder: "Evvela amiral Çali Bey'in kadirgasina taarruz ederek. Dukas. Bu arada Osmanli amirali ile isbirligi yaptiklarini sandiklari vatandaslarini da amiral gemisinde iskence ile öldürdüler. kahramanca savasmis olmalarina ragmen Venedikliler'le basa çikamamislardi. Hatta Çali Bey'i de yakalayarak vücudunu parça parça ettiler. Bunlar içinde kendi istekleri ile Osmanli gemilerinde bulunan Ceneviz. Henüz yeni gelismekte olan Osmanli donanmasi. Sonra baska kadirgalara da . geminin Osmanli donanmasina dogru kaçip onlara siginmasi üzerine geminin kendisine verilmesini ister. Bununla beraber her iki donanma da harp tertibati almisti. Tam bu sirada Istanbul taraflarindan gelmekte olan bir Middili gemisini. tekrar gözden geçirildi. kendisinin taarruz etmemesi hakkinda senatodan kesin talimat almisti. Venedikliler tarafindan Türk ticaret gemilerine karsi girisilen hareketlere mukabele etmek üzere Andros. Türklerden zapt ettikleri gemileri geri isteyecekti. bu ilk ciddi deniz muharebesinde maglub olurken komutani (amiral) olan Çali Bey de sehid olur (1 Rebiülâhir 819/29 Mayis 1416). bir hayli de esir alip dönmekte iken Egriboz adasi sahilinde rastladigi birkaç Venedik ticaret gemisini de zapt ederek geriye dönmüstü.Ege Denizi'nde Venedikliler'e bagli Andros adasi beyi olan Pietro Zeno. Bunun için Osmanli denizciligini baltalamaya yönelik her çareye basvuruyorlardi. gerekse daha sonraki tarihçiler bu katliami tafsilatli bir sekilde anlatirlar. Türklere ait oldugunu zannederek yakalamak isteyen Venedik amirali. Lapseki önlerine gelir. 1415) yilinda Gelibolu tersanesinde hazirlanan 30 kadirga. Katliamdan kurtulan Müslüman gemici ve askerlerin bir kismi da idareleri altinda bulunan Ege adalarina çalistirilmak üzere götürnldüler. Gerek çagdas tarihçi Dukas. yeni yeni ögrenmeye basladiklari bu denizcilik mesleginde henüz tam bir olgunluga erismis degillerdi. Otuz gemiden meydana gelen bu Osmanli donanmasi. Bu hadiseden bir sene sonra. Fransiz ve Giridli gibi Hiristiyan gemiciler de. Yaralanmis olan Venedik amirali ise Bozcaada'ya çekilir. 1417 yilinda Pietro Loredano tekrar gelerek Lapseki'yi almak istediyse de muvaffak olamaz. Venedik amirali. Sonunda Imparator Manuel'in araya girmesi ile iki taraf arasinda baris saglanmis ve esirler iade edilmisti. Bunlarin verdigi bilgiye göre Gelibolu sahilinde cereyan eden muharebeyi seyr eden çocuk ve kadinlarin gözleri önünde o anda ele geçirilen Osmanli amiral gemisi ile alti kadirga ve alti çektirmede ele geçirilen bütün esirler. Zaten Venedikliler de kendileri ile denizde rekabet edebilecek bir gücü istemiyorlardi. Venedikliler'in eline düstü. olaya müdahale ettiginden Marmara adasi ile Gelibolu arasinda siddetli bir muharebe meydana gelir. Venedikliler'in Pietro Loredano komutasinda sevk ettikleri donanma. Sicilyali. ölümden kurtulmus bulunan esirler. topluca öldürülerek büyük bir katliama tabi tutuldular. Bu talimat geregi o. Öyle anlasiliyor ki Osmanlilar. Bu arada bütün savas boyunca yirmi yedi gemi. Nitekim bu ilk savasta maglub olan Osmanli donanmasi ve askerine karsi giristikleri katliam bunun açik bir delili olarak tarih sayfalarinda yer almaktadir. gemide mevcud bütün erleri kiliçtan geçirdiler. Katalan. Bu sebeple. Osmanli ticaret gemilerine karsi düsmanca bir muamele içinde bulundugu için hicrî 818 (M. Çali Bey komutasinda Akdeniz'e çikar. Bu istegi red eden Osmanli amirali. Ertesi gün. Türkler tarafindan kendisine bir taarruz olmadikça. Paros ve Milos adalarina hücum etmis.

Osmanli tarihçilerinin bildirdigine göre Osmanlilar'la birlikte hareket eden Kasim Bey. Osmanlilar'in. Isfendiyar Bey'i Sinop'ta muhasara altina almisti. Küre ve Kalecik'in Kasim Bey'e verilmesini istemisti. aradaki dostane münasebetleri bozmus ise de sonradan anlasarak pek çok olayda birlikte hareket etmeye basladilar. Ancak. Venedikliler'in vahsetini ortaya koymaktadir. Eflâk harekâtindan sonra askerî harekâtini bir müddet için Anadolu'ya çevirmek zorunda kaldi. Mehmed Çelebi'nin rakiplerini desteklemesi. Kastamonu'ya dönmüs ve bütün camilerde Mehmed Çelebi adina hutbe okutmustur(1416). Bunun üzerine Mehmed Çelebi. sevdigi oglu Hizir Bey'e verecegini duyarak Mehmed Çelebi'ye bas vurmus ve onun araciligi ile bazi yerlerin kendisine verilmesini istemistir. simdiye kadar tanimadiklari ve sahidi olmadiklari böyle bir olay. Kastamonu ile Küre hariç olmak üzere adi geçen yerleri oglu Kasim Bey'e degil. Osmanli hükümdari ile basa çikamayacagim anlayan Isfendiyar Bey. Bütün adada çepeçevre bag kütükleri ve bu kütüklerden sarkmis üzüm salkimlari gibi asilmis erler görünüyordu. Çelebi Sultan Mehmed'e birakan Isfendiyar Bey. Türkleri.taarruz ederek bütün Türk kadirgalarini zapt ettiler. Çelebi Mehmed namina hutbe okutup para bastirmak suretiyle onun hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalmisti. daha önce Osmanlilar'in eline geçmis olan yerlerini geri almisti. Karaman ve Eflâk seferlerinde oglu Kasim Bey komutasinda birlikler göndererek Çelebi Sultan Mehmed'i desteklemisti." Istanbul'un fethinden tam otuz yedi sene önce cereyan eden bu hadise. Bu isteginin reddi üzerine harekete geçen Osmanli ordusu. Kardesler arasinda meydana gelen mücadelede. Venedikliler. ANADOLU HAREKÂTI Çelebi Sultan Mehmed. Hiristiyan erler hakkinda da arastirma yaparak Türk donanmasina angarya olarak cebren (zorla) alinmis olanlarin hayatlarini bagisladilar. Nitekim Candar beyleri ile olan münasebet de böyle bir endisenin sonucunda baslamisti. kanlarinin ve çocuklarinin gözleri önünde merhametsizce parçaladilar. onlarin daha sonra denizcilikte de maharet kesb etmek için çok daha ciddi çalismalarina sebep olmustu. 27 adet Türk gemisini alarak Bozcaada limanina girdiler. Burada tahkikat yaparak erler arasinda Türk aslindan olanlari kâmilen bogazladilar. aksama dogru muharebeye son verdiler. ülkesinin en verimli yerlerini. Nitekim Isfendiyar Bey. Tosya. Bu muharebe. Ücret ve diger menfaat temini maksadiyla Türklerin hizmetine girmis olanlarini Bozcaada'da kazikladilar. . Isfendiyar Bey'in. Ankara muharebesinden sonra Timur'un yardimi ile. Candaroglu Isfendiyar Bey. Bu harekât. Çankiri. Eflâk seferinden dönüste babasi Isfendiyar Bey'in. Gelibolu'dan bir mil kadar uzakta cereyan etmisti. plânli bir harekattan ziyade bölgede Osmanli hâkimiyetine karsi ortaya çikip yükselen tehdidlerin sonucu olmustu. Isfendiyar Bey'e bir mektup yazarak Kastamonu.

kendilerinin Samagar Tatarlarindan olduklarini. ben harb ederken bu Tatar beyleri dügün pesinde kosuyorlar ve bab-i hümayunumda görünmüyorlar" diyerek. Mogol istilasi zamaninda buralara getirilip yerlestirilmislerdi. reislerinin de Minnet Bey adinda biri oldugunu ve su anda bir dügünde bulundugunu söylerler. Bunlar. bunlarin kim olduklarini ve reislerinin nerede bulundugunu sorunca. Osmanlilar'in dostu idi. devamli olarak birbirleri ile mücadele edip bölge halkina zarar vermekte idiler. Kara Yusuf. Nitekim. Bundan sonra da Müslüman Samsun kusatma altina alinmisti. Böylece bu Samsun. Erzincan'i Akkoyunlular'dan alarak kendi adamlarindan olan Pir Ömer Bey'e vermisti. Bu tehdid üzerine Hasan Bey. Sehrin muhafizi Isfendiyar oglu Hizir Bey. Bu emir üzerine yol hazirliklarina baslayan Minnet Bey. Canik seferinden sonra Bursa'ya dönerken Iskilip taraflarinda bir Tatar cemaatine rastlar. Çelebi Sultan Mehmed. Bundan sonra biri Sivas. Çelebi Sultan Mehmed'in harekete geçmesine sebep olmustur. mahallî beylerden Alparslan oglu Hasan'in da Çarsamba taraflarim almasi. sehri atese verdikten sonra gemilere binip buradan ayrilir. savas olmadan ele geçmis oldu. Verilen emre göre bunlarin bir kismi Filibe taraflarina. Cenevizliler'in elindeki Samsun'a almaya memur edildi. Padisah. mukavemet edemeyecegini anlayarak sehri bizzat sefere katilmis olan Çelebi Sultan Mehmed'e teslim eder. Hayati boyunca Timur'a düsman olmus ve onunla mücadele etmis olan Karakoyunlu Devleti'nin beyi Kara Yusuf. aralarindaki düsmanliktan dolayi kardesi ile bir arada bulunamayacagini belirterek özür dilemis ve babasinin yanina dönmüstür(1419). Bu haberi duyan Ceneviz Samsun'u halki. digeri de Karahisar'a tabi iki Canik (bunlardan Samsun ve Çarsamba taraflari Sivas Canik'ine. Yukarida belirtilen hadiseler cereyan ederken her iki Samsun'un alinmasina karar verilerek Amasya valisi Sehzade Murad'in lalasi Biçeroglu Hamza Bey. birbirine yakin iki Samsun vardi. Ordu taraflari da Karahisar Canik'ine aittir) bölgesinde de faaliyette bulunan Pir Ömer'in bu hareketi. "bakiniz. Hizir Bey'e kardesi Kasim Bey gibi kendisinin de Osmanli Devleti'nin hizmetine girmesini teklif etmis ise de Hizir Bey. Bunun üzerine Çelebi Sultan Mehmed. Daha önce de belirtildigi gibi Sivas Canik'i mintikasinda biri müslüman digeri Cenevizliler'e bagli olan ve kâfir (Gavur) Samsun denen. Pir Ömer Bey. 1418 yilinda Pir Ömer'in Karahisar Canik'ini. nihayet Candaroglu Isfendiyar Bey'in de Müslüman Samsun'u alarak Bafra Bey'i olan oglu Hizir Bey'e vermesi. yardim istemek üzere o dönemde Amasya valisi bulunan Sehzade Murad'a bir heyet göndermisti. Canik bölgesini ilhak etmek üzere ugrastiklari dönemde dogu sinirlarinda Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmen devletleri vardi. Fakat henüz yardim gelmeden harekete geçen Pir Ömer bu beyi yakalayarak Sarkî Karahisar'i da zapt etmisti.CANIK BÖLGESININ ZAPTI Osmanlilar'in. Bu iki devlet. ileride onlardan gelebilecek bir tehlikeye simdiden mani olmak maksadiyla onlarin Rumeli'ye göç ettirilmelerini emr eder. Osmanli Devleti'ni endiseye sevk etmisti. kendi sahasini genisletmek için Sarkî Karahisar Bey'i Melek Ahmed Bey'in oglu Hasan Bey'i tehdid ederek burayi alip kendi bölgesine katmak istiyordu. yanindaki bütün Tatarlarla birlikte Rumeli'ye geçer. Çelebi Sultan Mehmed. diger bir kismi da Arnavutluk havalisine iskân .

yerlesmis ve saglam sistemleri ezip geçecek kadar sakat bir yol seçmisti. asagi tabakadan birini seçti. memleketin siyasî ve sosyal bünyesine vurmayi tasarladigi darbeyi vurabilecek yikici bir zekaya sahipti. Fakat Çelebi Sultan Mehmed'in kardeslerine galip gelmesi üzerine mevkiini kayb ederek Iznik'e gönderildi. Bu hususta "Câmiu'l-Fusûleyn" adli eseri. gerekse Kahire. Göz hapsinde bulunmasina ragmen Seyh Bedreddin burada rahat durmuyor. Bedreddin bu adamda. Emre uyularak. Konya ve Tire'de dolasmaya basladi. Seyh Bedreddin'in tasavvuf sahasindaki görüslerini ortaya koyan eseri. gerek memleket içinde. Seyh Bedreddin'in bunlardan baska eserleri de vardir. bunlardan bir kismi Filibe civarindaki Konushisar mevkiine. Seyh Bedreddin. hareketlerinin sorumlulugunu yüklenecek ve kendisine yol açacak bir âlet lazimdi. Seyh Bedreddin'in. Misir dönüsü Haleb. Bilgi bakimindan zamaninin ileri gelenlerindendi. O. Onun bu özelligi daha önce temas edildigi gibi hayatini kurtarmis ve kendisine sürgün yerinde bile maas baglanmasina sebep olmustu. Islâm hukukunda zamaninin imami durumunda idi. Ahlatî isminde bir zata intisâb ederek seyhlik sifati almis olmasina ragmen. Filibe-Istanbul yolu üzerinde ve Filibe'ye yakin bir mesafede bulunan yere yerlestirilen ve sonradan Tatarpazari adini alan bu yer. "Kitâbu't-Teshil" adi ile kaleme aldigi eseri. Vâridat adini tasimaktadir. Osmanli tahtini kardesleri ile paylasarak saltanat sürmekte olan Musa Çelebi'nin takdirlerini kazanarak kadiaskerlige tayin edildi. Minnet Bey'in oglu Mehmed Bey. iki seneden daha fazla bir süre. Seyh Bedreddin bu eserini Edirne'de kadiasker iken yazmaya baslamis. hem zahirî. gizlice adamlarini yetistiriyordu. Bedreddin'in bu eserleri ulemaca muteber kabul edilmislerdir. adi geçen Tatarlar tarafindan kurulmustur. ilim ve irfan üstadlarinin egitim ve terbiye nimazlarini kirarak. hem de batinî ilimlerdeki vukuf ve ihatasiyla mümtaz ve müstesna bir mevki isgal etmisti. Bu dönemde Bedreddin'e. sonradan burada cami. Bu gaye ile Bedreddin. Seyh Bedreddin. bir kismi da Arnavutluk tarafina yerlestirilmislerdi. Sam. Burada. Izmir körfezinin güney ucunda ve Sakiz adasinin karsisinda Karaburun'da (Çesme) (o zamanki adi ile Stylaryus dagi) üzerinde dogmus. siyasî ve ictimaî mahiyetteki ayaklanmayi bastirmaya muvaffak oldu. Daha sonra Edirne'ye gidip ana ve babasina kavustu. IÇ ISYANLAR ve SIMAVNA KADISI OGLU SEYH BEDREDDIN MAHMUD'UN ISYANI Çelebi Sultan Mehmed devrinin en önemli hâdiselerinden birisi. 818 Cemaziyelâhir'in yirmi yedinci sali günü (3 Eylül 1415) Iznik'te ikamet ederken bitirmisti. ciddi ve parlak bir tahsilden sonra Hüseyin b. "Letâifu'l-îsârât"in serhidir. imâret ve kervansaray yaptirmistir.edileceklerdi. kendi görüslerini açiklayabilecek enerji . Gerçekten Seyh Bedreddin Mahmud. Bu eserinden önce fikha dair "Letâifu'l-îsârât" isimli eserini yazmisti. seyhin baslattigi dinî. Ülkeye tek basina hâkim oldugu günden beri Seyh Bedreddin'in hareketlerini dikkatle takib eden Çelebi Sultan Mehmed. onun degerini ortaya koyma bakimindan yeterlidir. Haleb gibi Islâm âleminin en namli kültür merkezlerinde uzun zaman dolasip. Seyh Bedreddin Mahmud ve taraftarlarinin çikardiklari isyandir.

baslangiçta bütün boyutlari ile büyüklügünün farkina varilamayan bu olay. devletin temelini kökten sarsmaya yönelik bir hadise idi. Asikpasazâde'nin ifadesine göre o söyle diyordu: "Bundan sonra padisahlik benimdir. Bedreddin'e Torlak Kemal denilen bir yahudi de yardim etti. Islâm tarihindeki. vekil ve dinî temsilci olarak seçti. nüfuz dairesi burada gittikçe genislemeye baslar. Börklüce Mustafa denilen bu hizli fanatik. Fakat. Seriat çerçevesi içine alinmis ahlâk degerlerini hiçe sayarak beser zaaflarina genis müsaadeler tanimak. Bunun için ailesini Iznik'te birakarak Sinop'taki Isfendiyar Beyi'nin yanina kaçti. gerekli tedbirleri almakta gecikmedi. Sonra da halkinin çogunlugu Siî olan Deliorman'a yerlesir." Bu safhada Börklüce Mustafa. derhal kendini baba ve ruhanî reis ilân etti. bir müddet sonra Zagra'dan Silistre'ye. Allah'a ibadet ettiklerini inkâr edenlerin kâfir olduklarini ilân ve kendilerine katilmak için gelen Hiristiyanlari gökten inen melekler gibi bereketli kabul ediyorlardi. Gerçekten de Börklüce. Seyhin. din farkini ve evlilik müessesesi gibi kanunun teminati altina alinmis sosyal barajlari da asip cemiyete yeni bir nizam tanimak yoluna koyuldular. Aydin ve Karaburun'da etrafina binlerce insan toplayan Börklüce Mustafa'nin muvaffakiyetleri. Sen de benim elbiselerimi giyer. silahlarimi. Bu meczuplar söyle diyorlardi: "Ben. Isfendiyar Bey." Bedreddin ile sirdaslarinin gizli amaçlari. Sadece kadinlar müstesnadir. Yahudi Torlak Kemal de Manisa taraflarinda Rafizî Bâtinî bir Sia'nin tehlikeli hüriyeti ile faaliyetlerine basladilar. senin evinde kendi evim gibi otururum.ve heyecani buldugundan onu kendine kethuda. Onun görüslerinin temeli. subasilik isteyen gelsin velhasil her arzusu olan gelsin. Avrupa ve Asya'da bir hükümet kurmak oldugundan Hiristiyanlari ve özellikle Rumlari elde etmek istiyorlardi. Sancak isteyen gelsin. Deliorman'dan her tarafa mektup ve adamlar göndererek büyük bir propaganda faaliyetine girisir. esitlik ve fakr gibi insana cazip gelen sloganlara dayaniyordu. oradan da Dobruca'ya geçer. Bundan dolayi da taraftarlari ona Dede Sultan adini verdiler. Seyh. bir taraftan da ferdî mülkiyeti. Ben. Dukas'in da dedigi gibi gayr-i müslimi bol olan Karaburun (Çesme) havalisinde Türklerden ziyade Hiristiyan ve Yahudilere taviz vererek o suretle bu cemaatleri basina toplayabilmisti. seyhin Iznik'te kalmasini tehlikeli bir duruma sokmustu. Çelebi Mehmed'den çekindigi için seyhe müsaade etmedi. arabalarini kullanirsin. Bunlar. gizlice bir gemiye binerek Rumeli yakasina geçip Zagra'ya gider. . o zamanlarda Bedreddin'in görüslerini yaymaya çalisan dervislerin basina geçti. Karaburun. Müslüman Türk kanina hayli pahaliya mal oldu. Bunun üzerine Seyh Bedreddin. Bu gayelerine erismek için de dervislerin görüsüne göre Hiristiyanlarin. Bu yahudi. Aydin ve Manisa çevresinde baslayan bu fesad hareketinden haberdar olan Çelebi Sultan Mehmed. Aydin. Gayesi. oradan Tatar iline geçmekti. Buna göre kadinlar hariç olmak üzere her seyde ortaklik vardi. halifeyim Mustafa (Börklüce) da benim hizmetkârimdir. Batinî Hasan Sabbah hareketinin bir benzeri olarak karsimiza çikan bu hadise.

Öbür taraftan etrafina pek çok Hiristiyan ve Yahudiyi toplayan Seyh Bedreddin. üzerine gönderilen kuvvetlere mukavemet edemeyerek teslim olmus ve Serez'de bulunan Çelebi Sultan Mehmed'in yanina götürülmüstü. Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal gibi propagandacilar. bu yiginlarin gizli veya asikâr istek. bazi kimseler için göz boyayan hos müsaadelerdi. gayet âdilane cereyan eden bu muhakemede. asilerin üzerine yürümüs ise de muvaffak olamamisti. âsileri büyük bir bozguna ugratip Yahudi Torlak Kemal ile Börklüce Mustafa'yi öldürmüslerdi. . sayilari binleri bulan. izdirap ve zaaflarini sezip bunlari sahis ve zümre menfaatleri adina kullanmasini bilen anarsi merkezlerinin gayesidir. Manisa Sancak Beyi Kara Timurtas Ali Bey. Fakat bunlarin hepsinden cazip olani süphesiz ki memleketin muayyen bir zümre arasinda taksim edildi. Bedreddin Mahmud da sahne olarak ayni cografya parçasini seçip on yildan fazla süren sehzadeler mücadelesinin dogurdugu siyasî ve ictimaî huzursuzluktan faydalanmasini bilmistir. haramlarin helal kilinmasi. Devrin en seçkin âlimlerinden mütesekkil bir mahkemenin karsisinda suçunu kabul eden Seyh Bedreddin için.Siî karekterli olan bu isyani bastirmak üzere harekete geçen Osmanli hükümdari. her kaynasma ve ayaklanmada mühim olan birer figüran rolündeki yiginlarin çikardigi gürültü degil. Allah birdir dedikten sonra peygamberligi sadece seyhlerine lâyik görüyorlardi. kani helâl" fetvasi üzerine 1420 yilinda Serez pazarinda idam edilmisti. Nasil ki. bu da onlarin bol huzur ve kolayca servet temini gibi vaadleri çok cazib bulmalarindan ileri geliyordu. Dinî vecibelerin kalkmasi. Seyhe ve halifelerine uyanlar arasinda Türklerden çok Yahudi ve Hiristiyanlar görülüyordu ki. Saadeddin Teftazanî'nin talebelerinden olan Heratli Mevlânâ Haydar Acemî'nin verdigi "Mali haram. sosyal sartlarin ve siyasî buhranlarin halk için sikintilar ortaya çikardigi devirlerde meydana gelen hosnudsuz ruh haletinden faydalanirlar. bu adamlar. Mehmed Çelebi'nin emri ile kurulan bir ulema divaninda durumu tesbit edilip toplum nizamini bozmakla suçlanan Seyh Bedreddin Mahmud. önce bölge beylerini bunlarin üzerine gönderecektir. mürid ve dervisler üzerinde seyhin nüfuzu o derece kuvvetli idi ki. Anadolu'nun bu bölgesinde büyük bir tehlike olarak ortaya çikan bu isyani bastirmak üzere harekete geçen yeni Aydin Beyi Süleyman (Aleksandr) Bey'in maglub ve maktul düsmesi üzerine. Gerçekten. Türk Islâm birligine karsi giristigi bozguncu hareketin zararini kabul etti. Bunun üzerine Amasya sancak beyi ve henüz on iki yasinda bulunan Sehzade Murad ile lalasi Bâyezid Pasa. Fakat bunlarin fazla bir varlik gösterememesi ve hatta maktul düsmeleri üzerine daha ciddi tedbirlerin alinmasi gerektigine kanaat getirip Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal ile târaftarlarini ortadan kaldiracaktir. Bu belirli ihtiraslar etrafinda merkezlesen gayeler ise. kisa bir zamanda binlerce kisiyi ayaklandirmaya muvaffak olmuslardi. Tarihî seyri ve neticesi ne olursa olsun. seyhten aldiklari ilham ve hizla. kanunlarin bozulmasi. Babaî isyanlari Selçuklu inkirazinin ortaya çikardigi sosyal bir çalkantinin sonucu ise.

Onun. Çelebi Sultan Mehmed'e yardim etmisti. Musa Çelebi'ye karsi. Hatta ona bir evlad gözü ile baktigini bile söyleyerek ona bu yönde teminat vermisti. küçük yasta vefat ettigine dair çikarilan sayia ve Çelebi Sultan Mehmed'in siyasî tesebbüsü üzerine orada barinamayarak Bizans Imparatoru Manuel'e iltica edip ve ondan yardim ister. bunlara izaz ve ikramlarda bulunarak onlari teselli eder. 1422). Selanik valisi Dimitrios Laskaris Leondarios. Teselya ve Selanik taraflarinda faaliyete geçer. Babasi ile birlikte Ankara savasina katilan Mustafa Çelebi (öl. Ulahlar'dan ve iki defa isyan edip iki defa da af edilen Nigbolu Sancak beyi Izmiroglu Cüneyd Bey'den yardim gören Mustafa Çelebi. Onun tesviki üzerine Eflâk Bey'i Mirçe ile baglanti kurup o tarafa geçer. Burada faaliyette bulunmalarinin sebebi de herhangi bir muvaffakiyetsizlik halinde derhal Selanik kalesine siginabilmeleri içindi. Çünkü o siralarda Musa Çelebi Istanbul'u kusatma altina almisti. Çelebi Sultan Mehmed'in vefatindan sonra oglu II. Yapilan muharebede Çelebi Sultan Mehmed galip geldiyse de Mustafa ve Cüneyd'i yakalayip ortadan kaldiramaz. MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI Yildirim Bâyezid'in ogullarindan biri olan ve saltanat iddiasinda bulundugu için tarihlerde Düzme Mustafa denilen Mustafa Çelebi. Gerçekten Manuel. Manuel'e Osmanli ülkesinden daha çok menfaat temin edecegi garantisini veriyordu. Kendi menfaatini gözönünde bulunduran Imparator. Mustafa ve Cüneyd Bey'in giristikleri hareketleri haber alir almaz derhal harekete geçer. Murad'i da mesgul edecektir. Çünkü magluplar Selanik kalesine siginmislardi. Ankara savasindan sonra Musa Çelebi ile birlikte kayb oldugu söylenmis. Selanik mintikasinda iki ordu karsi karsiya gelir. Mustafa. Karamanoglu Ali Bey'e ait Nigde'de bir müddet kaldiktan sonra kardesi Musa Çelebi gibi Isfendiyar Bey'in yanina gider. Ikinci Sultan Murad gibi hükümdar namzedi bir sehzade yetistirip birakmasidir. Timur'un ölümü üzerine sehzade Mustafa da diger hükümdarlarin ogullari gibi serbest birakilmisti. Fakat bütün bunlar. Hamideli ve Teke sancagi askerlerinin basinda bulunuyordu. Talihlerinin degismis olmalarindan müteessir olmamalarini. Yildirim Bayezid'in ricasi üzerine arattirilarak bulunmustu. Bu defa onun karsisina Yildirim Bâyezid'in yasça kendisinden daha büyük olan (bazi kaynaklarda küçük) ve saltanat iddiasinda bulunan Mustafa Çelebi'yi çikarmisti. Çelebi Sultan Mehmed. Bu sebeple Imparator Manuel bu defa Mustafa'mn tarafini tutmaya baslamisti. Fakat. Seyh Bedreddin'den sonra devletin ikinci kez sarsilmasina sebep olmustu. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre Timur onu Semerkand'a götürmüstü. cesaretlerini kayb etmemelerini ve Selanik'in Türklere teslimi tehlikesi olsa bile. bu sarsintida oynadigi rol. görünüste Çelebi Mehmed'in dostu idi. kendilerini Mehmed'e teslim etmeyecegini bu bakimdan müsterih olmalari . Yorucu ve zahmetli bir yolculuktan sonra Anadolu'ya gelebilen Sehzade Mustafa. iç yaralari sarip memleket bünyesinin sagligini iade eden Çelebi Sultan Mehmed'in bu vatana en büyük hediyesi.Büyük bir mücadele ve gayret sonucu. menfaat karsiligi idi.

Bu sebeplerden dolayi âbidane istirham ediyorum. . Eger isin böylece halline razi degilsen istedigin gibi hareket et. pekâla bilirsin ki. ben despot degil bir kulum." diyerek padisahtan özür diler. Bu dostlugu bozmaya ve Bizanslilara büyük zararlar yapilmasina sebep olma. Tarafinizdan sadir olan bu emrin icrasi ve neticeye erdirilmesi size ait bir keyfiyettir. Sunu da biliniz ki." sözleri ile Mustafa ve Cüneyd'in teslim edilmesi teklifini red eder. gerekse ondan sonra gelecek olan Osmanli hükümdarlarina karsi bunlari. Kisa bir zaman içinde sehri zapt edip halkini esir edecegim. ayni zamanda senin de kulunum. Çelebi Mehmed'e gönderdigi mektubunda: "Sen benim evladim. biz Hiristiyanlarin itikad ettigimiz ekanim-i selâse (Hiristiyanlik'taki üçlü ilâh sistemi)'ye yemin ederim ki.. alelâde Türklerden biri degildir. Bizimle Bizanslilar arasinda nifak ve düsmanlik sokmaya çalisma. Bununla beraber. hem de bir emniyet subabi olarak kullanmak arzusunu tasimaktadir. O. Ben. Zaten alelâde biri olsa dahi yine imparatorun izni olmadikça onu size veremezdim. dostlugu birakarak düsmanligi ele alacagim. ben de baban makaminda olmayi kabul ederek ahd ettik. Yalniz Bizans Imparatorunun kulu degil. Haber aldigima göre o senin kardesindir. hem bir koz. Ben ise verilecek emri ifa edecegim. su dakikada cereyan eden vak'alari imparatora yaziyorum. Validen bu sekilde bir cevap alan Çelebi Sultan Mehmed. Bu arada. korumasi altina almasi üzerine Çelebi Sultan Mehmed. kaçaklari.. senin hayatina da son verip düsmanlarimi avucumun içine alacagim. Onlar da Dimitrios'un teselli veren bu sözlerinden cesaret alarak rahat bir nefes aldilar. gerek Sultan Mehmed. Bu hususta emir vermek ona aittir. Selanik valisi Dimitrios'un. Halbuki benim de vazifem cereyan eden hali imparatoruma haber vermektir. hayatini kurtarmak isteyen zât." dedi. imparatorun himayesine siginan ve bir atmacanin takip ettigi keklik gibi. Zira sen. dinlemek bile istemem. Bu istek karsisinda Bizans Imparatoru Manuel. Sen bu dünyadan göç ettikten sonra talihleri ne ise o olsun. imparatora müracaat ile Mustafa Çelebi'nin kendisine teslim edilmesini ister. Bunu yapmayacak olursan. Selanik valisinden de Mustafa ile Cüneyd'in kendisine gönderilmesini ister. onun evladi makamindasin. Bu açik tehdide karsilik Selanik valisi Dimitnos Leondarios su yumusak cevabi verir: "Ey padisah. Bana iltica edenleri teslim hakkindaki teklifini yapmak degil. Bunun için avlamakta oldugum avi bana teslim et. hükümdarligin devam ettikçe ve sen hayatta bulundukça mülteci Mustafa ile arkadasi Cüneyd hapishaneden çikmayacaklardir. bu arzusunu açikça dile getirmese bile "hükümdarligin devam ettikçe. maiyeti erkanindan birisini Selanik valisi Dimitrios Laskaris'e göndererek: "Bizans imparatoru ile aramizda mevcut olan bozulmaz dostluk ve sevgiyi pek iyi bilirsin.gerektigini söyler. Eger ettigin yemini tutmak istemiyorsan haksiz olani Allah'in adaleti cezalandirir." demek suretiyle zimnen buna isaret etmektedir. Mektuptaki ifadelerden anlasildigina göre Imparator. biraz sabr ediniz.

padisah Istanbul yolu ile Anadolu'ya geçerken yolda yakalanip tevkif edilmesini imparatora teklif ettiler. kisi Bursa'da geçirdikten sonra 1421 yili ilkbaharinda Gelibolu yolu ile Edirne'ye döner. güya hatir sormak için bir elçi göndermisti. Fakat bu hastalikta" kurtulamayacagini anlayinca vezirleri olan Bayezid. Bir ara Edirne civarinda tertipledigi bir av sonunda ormandan çikan bir domuzu takip ederken ani bir felç geçirerek baygin bir sekilde attan düser. bu bakimdan iyilestikten sonra görüsebileceklerini söylemisti. gelen Bizans elçisini kabul etmemis ve birkaç günden beri hasta oldugunu. küçük kardeslerini . Çelebi Sultan Mehmed. Padisahin hastalandigi Bizans Imparatoru Manuel tarafindan haber alininca. Imparator. Ibrahim ve Haci Ivaz Pasalari davet ederek kendileri ile gizlice görüsmüstü. bu teklifi kabul etmez. Ama Bizans ileri gelenlerinden birçogunu padisahi karsilamak ve hediyeler takdim etmek üzere gönderir. padisahin Anadolu'daki islerini bitirdikten sonra Istanbul'u almak üzere kusatacagi haberini getirmislerdi. Bu hadiselerden sonra Çelebi Mehmed. Çelebi Mehmed'i sehir disinda karsilayarak Bogaz kenarinda Çifte sutun (Besiktas) denilen yere kadar kendisine refakat ederler. daha ileri gitmeyerek imparatorun teklifini kabul eder görünür. Padisaha tahsis edilen gemi ile imparatorun gemisi yanyana olmak üzere Üsküdar'a geçtiler. Bu arada Bizans casuslari. MEHMED ÇELEBI'NIN VEFATI Mehmed Çelebi. burada üç sira kürekli kadirgada bulunan imparator bizzat kendisi karsiladi. Bu vasiyetinde ayrica. Hükümdarlarinin hayatta ve saglikli oldugunu gören asker ise sevinmisti. 1420 yilinda Istanbul yolu ile Anadolu'ya geçmek üzere gelir. burada karaya çikarak çadira iner. Mustafa Çelebi'ye yardim edip asker veren Eflâk topraklarina akinlar yaptirmak suretiyle intikamini almis oluyordu. Selanik kusatmasini da kaldirarak Edirne'ye döner. Çelebi Sultan Mehmed. buna karsilik imparator da Çelebi Mehmed hayatta kaldigi müddetçe Mustafa'yi serbest birakmamayi ve Mehmed'in haleflerinin Bizans'a karsi takinacaklari tavra göre hareket etmeyi taahhüd ediyorlardi. her sene üç yüz bin akça vermeyi. Dolmabahçe ve Tophane sahillerine gelen padisahi. Bu haber üzerine Bizans'in bazi ileri gelenleri. büyük bir heyecana kapilmis ise de bu heyecani yatistirmaya muvaffak olan devletin ileri gelenleri onu hayatta ve saglikli imis gibi gösterebilmislerdi.Sultan Mehmed. Bununla beraber bu haber yüzünden ihtiyatî bir tedbir olmak üzere Çelebi Sultan Mehmed'i karsilamak için çocuklarini da göndermez. Amasya valisi olan büyük oglu Murad'in hemen davet edilip hükümdar ilan edilmesini vasiyet etmisti. Istanbul'a getirilen Mustafa ile Cüneyd'i ve maiyetlerindeki otuz üç kisiyi Limni adasina gönderir. Bu mültecilerin masraflari için Osmanli Devleti. Çelebi Sultan Mehmed. Aksam olunca maiyyeti ile birlikte Izmit tarafina hareket ederek Bursa'ya gelir. hükümdar olacak olan oglu Murad'in. Derhal Edirne sarayina tasinan Mehmed Çelebi'nin durumundan süphelenen asker. Elçiler. Bu görüsmede. Fakat Imparator Manuel.

Kararin ertesi günü hastaligi son haddine vararak aksam üzeri vefat etti. Iyi görüsü. fakat rahatsiz bulundugu için yalniz basina gidecegi söylenerek cenaze Anadolu sahiline geçirildi. Murad'in Bursa'ya geldigi haberi üzerine padisahin Anadolu'ya bir seferinin olacagi. Bursa'da daha önce insa ettirdigi Yesil Türbe'ye defn edildi. Böylece hem asker hem de halk kendisini hayatta biliyordu. aradan uzun bir süre geçtigi halde huzura kabul edilmedigi için süphelenmis ve sonunda bir vasita ile padisahin öldügünü ögrenmis. ne de diger kardesi Süleyman Çelebi gibi yumusak ve kayitsiz idi. Behcetu't-Tevârih'te bu tarih 23 Cemaziyelevvel 824 (26 Mayis 1421) olarak gösterilmektedir. Cemaziyelevvel 824 (Haziran 1421) tarihinde meydana gelen vefatin günü hakkinda farkli görüsler bulunmaktadir. Çelebi Sultan Mehmed'in bu tarihte 43 veya 47 yaslarinda bulundugu kabul edilmektedir. Osmanli Devleti'ni tek bir idare altinda topladiktan sonraki hükümdarligi hicrî tarihle 7 sene 11 ay ve birkaç gün. Bu haberi derhal Istanbul'a bildirmek için yola çikardigi birkaç ulak. uzun kollu ve güler yüzlü bir hükümdardi. Çelebi Mehmed'in özelliklerini kaynak eserlere istinaden veren Uzunçarsili. Murad'in derhal getirilmesini istemesi. vaziyeti kavrayarak istedigini ve vaziyeti ona göre ayarlamasi. Bu yüzden de onun ölümü gizli tutulmustu. beyaz yüzlü. genis omuzlu. vakur ve ciddi bir hükümdardi. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre Çelebi Sultan Mehmed. ölümü halinde kardesi Mustafa Çelebi'nin imparator tarafindan saliverilmesi endisesi idi. sik sakalli. azim ve irade sahibi.öldürmemesi için de bunlarin imparatorun yanina gönderilmesini bildirmisti. Bu arada imparator tarafindan padisaha gönderilen Leondari Dimitrios. kara ve çatik kasli. kara gözlü. Zamaninin olaylari gözden geçirilince bu kanaatte isabet oldugu anlasilir. Çelebi Sultan Mehmed'in cesedi tahnit edilerek sarayda muhafaza edildi. nazik. ne babasi Bâyezid ve kardesi Musa Çelebi gibi sert. Çünkü imparator ile yapilan antlasmada kendisi hayatta bulundugu sürece kardesinin saliverilmemesi seklinde idi. O. düsmanlarina da kendisini sevdirerek itimat telkin etmis ve kendisini saydirmistir. Bu arada Murad'in Bursa'ya dogru yola çikmasi bekleniyordu. Böylece vefati yaklasik 40 gün kadar saklanabildi. devlet erkani ise bir hekimin tedbiri sayesinde onu sagmis gibi askere göstermeye muvaffak olmustu. açik alinli. deniz yolu ile padisahin ölüm haberini imparatora iletmeye muvaffak olmustu. Fakat Leondari. duruma göre uysal . Yalniz dostuna degil. Halbuki kendisinin ölümü ile bu sart ortadan kalkmis oluyordu. Çelebi Mehmed hakkinda Osmanli tarihlerinden baska yabanci kaynaklar da iyi sehadette bulunmaktadir. makul hareket eden. yollarin tamamen tutulmus olmasindan dolayi gidememislerdi. Bu görüsmeden sonra Murad'a haber verip onu davet etmek üzere Elvan Bey süratle yola çikarilmisti. onun hakkindaki kanaatlerini su ifadelerle aktarmaktadir: "Çelebi Mehmed. sözüne ve vaadine sadik. sabirli. Onun ölümünü bildirmemek için pek çok tedbir alindi. Âsikpasazâde'nin ifadesine göre asker padisahi görmek istemis. orta boylu. miladî takvim ile de 7 sene 8 ay ve birkaç gün olmaktadir. Çelebi Mehmed'in. Padisahin cesedi.

Daha önce sözü edilen Venediklilerle yapilan deniz muharebesi bir tarafa birakilacak olursa Bizans ve diger devletlerle dostane faaliyetlerde bulunmustur. Karamanlilar'in. Çelebi Mehmed'in dirayetinden. . Osmanli hükümdarlari arasinda ilk defa olmak üzere Anadolu ve Suriye yolu ile Mekke ve Medine'ye giden hacilar kervani ile bu iki kutsal sehrin fakirlerine dagitilmak üzere "Sürre" adi ile altin olarak bir miktar akça gönderen odur. Onun en büyük emeli. (Netâyicu'l-Vukuat. Hammer. Karamanoglu Mehmed Bey'in 822 (1419) yilinda Memlûk ordusu tarafindan esir edilerek Kahire'ye götürülmesi üzerine. Çelebi Sultan Mehmed'den bahs ederken sunlari söylemekten kendini alamaz: "Tek yönetici oldugu zaman I. Osmanli tahtinda gözü olanlarin. Bu gaye için çaba sarf etmis ve büyük ölçüde de muvaffak olmustu. sehzadeler mücadelesinden galip çikarak devletin birligini saglamisti. Memlûklular ile de dostça geçinmisti. din âlimleri ve genellikle Kur'ân'a gönül vermis olanlar hakkindaki cömertligi bakimindan da Misir sultanlari ile rekabet edebilir. babasi zamanindaki topraklari tekrar ele geçirmekti. I." Günümüz yabanci tarihçilerinden biri olan Norman Itzkowitz. çocuk denecek yastan beri üzerine almak zorunda kaldigi büyük mesuliyetlerden dolayi son derece yipranmisti. O. basariya götürmeyi düsündügü yeniden yapilanma tesebbüslerini engelleyecek herhangi bir genel Avrupa tepkisini canlandirmama dikkatini gösterdi. 36).davranarak ileri gitmeyisi." Bazi tarihçiler tarafindan devletin ikinci kurucusu olarak kabul edilen Çelebi Sultan Mehmed. Iç isyanlar. Vücudunda kirk kadar muharebe yarasi tasiyordu. Germiyanoglu Süleyman Sah'in kizi Devlet Hatun olan Mehmed Çelebi. topraklarini geri almis bulunan Anadolu beylerine karsi askerî harekata girisemezdi. seri hareket etmesi de kendisini en tehlikeli gailelerden basari ile çikarmistir. sebatkârligindan ve iyi ahlâkindan bahs ederler. Bitmek tükenmek bilmeyen gailelerle karsilasmis ama bütün bu gailelerin hakkindan gelmesini bilmistir. Osmanli Devleti'ni. Osmanli topraklarinin tamamen çözülmesini önleyen bir koruyuculuk faaliyeti olma basarisina erdi. dostlugu bozmamis ve sonucu belli olmayan bir maceraya atilmamistir. Kayseri'nin zapti konusundaki tesviklerine aldirmayan Mehmed Çelebi. Yerli ve yabanci hemen bütün kaynaklar." Annesi. O. taht kavgalari ve idarî meselelerle sürekli taciz edilen Mehmed. Bununla beraber babasi Yildirim Bâyezid'in son yillarda eristigi güce erememisti. Timur'un oglu Sahruh'un gücü geri plânda agirligim hissettirdigi sürece Mehmed. ama hayatî önemdeki hükümdarligi. Bizans destegine tabi olmalari sebebiyle de Kostantiniye ile iliskilerini yumusak tuttu. Küçük-büyük 24 muharebede bulunarak kirka yakin yara aldigi rivayet edilmektedir. Mehmed'in (1413-1421) hükümranliginin basarisini belirgin kilan ihtiyatlikti. karsilastigi büyük bunalimlardan basari ile kurtaran bir sahsiyettir. Böylelikle onun kisa. onun hakkinda sunlari yazar: "Hayir ve din isleri ile ilgili müesseseler meydana getirmekte söhretli Selçuk sultani Birinci Alaeddin ile boy ölçüsebilecek olan Birinci Mehmed.

kocasinin ölümü üzerine Bursa'ya dönmüstü. 890 (1485) yilinda epey yaslanmis olarak vefat etmistir. O. Çelebi Sultan Mehmed vefat ettigi zaman Murad Amasya'da. sosyal ve dinî sartlarinin gerektirdigi ihtiyaçlari karsilamak için gayret sarf ediyordu. medrese ve çarsilar insa edip onlara vakiflar tahsis ediyordu. Sultan Hatun. Nitekim Hoca Saadeddin Efendi'nin "her cuma günü fukarayi it'am ve ehl-i ihtiyaca in'am-i amm edüb" dedigi Çelebi Sultan Mehmed. fakir. Musa Çelebi'nin ancak pencerelere kadar insa ettirebildigi camiyi (Eski Cami) tamamlamisti. cami. Cülusundan kisa bir müddet sonra. Ibrahim Bey'den çocuklari olan Selçuk Hatun. Çelebi Mehmed'in yedi kizindan Selçuk. Bunlardan Selçuk Hatun. Hafsa. babasi Bâyezid ve dedesi Murad gibi kendisinden önce geçen hükümdarlar gibi devletin iki baskenti olan Bursa ve Edirne'yi camilerle süslemisti. Ogullarindan Kasim ve Ahmed. gerekse bundan önceki cami hakkinda söyle demektedir: "Edirne'de bundan ulu ve ruhaniyetli cami yoktur. Hafsa Hatun. sadece bununla da iktifa etmiyor. kendisinden önceki Osmanli hükümdarlari gibi vatandaslarini (tebeasini) gözeten. Ahmed. ayni zamanda ve özellikle cuma günleri fakirlere ve yoksullara yemek yediriyordu. Yusuf ile Mahmud ise henüz küçük yaslarda idiler. Candarogullari'ndan Isfendiyar Bey'in oglu Ibrahim Bey ile evlenmisti. Isa ve Ali Beyler ile evlenmislerdi. Sultan. Bu bakimdan günün ekonomik. Kasim. Bunun içindir ki o. Mustafa da Hamideli (Isparta)'nde sancak beyi olarak bulunuyorlardi. O. Edirne'de Emir Süleyman'in temelini attigi. 848 (1444) de vefat etmistir. gerek Ulu Cami diye isimlendirdigi bu cami (Eski Cami). Evliya Çelebi." . Çelebi Mehmed'in diger kizlarina gelince bunlar. Ikinci Murad'in hükümdarligi zamaninda saltanat iddiasina kalktigi için Iznik'te yakalanarak bogdurulmustu. Fakat Timur-i bî nûr (Nursuz Timur) hadisesinde bu cami na tamam kalmagla onu da Çelebi Sultan Mehmed itmam edüb sevabini babasi Yildirim Han ruhuna hibe etmisti. Isfendiyar Bey'in diger oglu Kasim Bey ile evlenmistir. Ikinci Murad'in hükümdarligi zamaninda Karamanogullari'ndan Ibrahim.Çelebi Sultan Mehmed'in en büyügü Murad olmak üzere Mustafa. Yusuf ile Mahmud ise ileride taht kavgalarina sebebiyet vermemeleri için gözlerine mil çekilerek kör edilmislerdi. Yusuf ve Mahmud adlarinda alti oglu ile yedi kizi olmustur. Fakat daha sonralari Bursa'da çikan bir veba hastaliginda ikisi de vefat etmislerdi. Isparta sancak beyi Mustafa. onlar için imkânlar hazirlamaya çalisan bir hükümdardi. Ayse ve Hatice hatunlarin ad ve durumlari bilinmekte ise de diger iki kizinin adi henüz bilinememektedir. Filibe yolu üzerinde ve Meriç sahiline yakin bir yerde insa edilen bu camiye vakf olmak üzere de Edirne'deki Bedesten insa ettirilmisti. Kizlardan biri de Varna muharebesinde sehid olan Karaca Bey ile evlenmistir. kimsesiz ve hatta yolculari doyurmak için imâretler insa ediyordu. Gerçi bundan kadim Mihal köprüsü dibinde Yildirim Han Camii vardir. hükümdarin kendisi hayatta iken vefat etmislerdi. Çandarzâde veziriâzam Ibrahim Pasa'nin oglu Mahmud ile evlenmis ve 847 (1443)'ten sonra Hacca giderek Mekke'de vefat etmistir. SULTAN MEHMED'IN HAYRATI Çelebi Sultan Mehmed.

gerek onu süsleyen oymalarin inceligi bakimindan. karsisindaki kapinin güzelligi ile boy ölçüsebilir. bu padisahin sultanlik çaginin bir belirtisi olarak günahtan sakinma ve sanat sevgisinin maddi ve devamli bir delilidir.Sultan Mehmed. Temeller. Yapinin duvarlari. Sekiz köseli bir sekilde olan bu türbe. Yesil-îmâret Camii adi ile söhret bulan bu mabed. Duvarlara da "el-Esmau'l-Hüsna" naks edilmisti. Istanbul ve Edirne camilerinden bu havuzla ayird edilir. Binanin iki ucunda iki minare yükselir. Sultan Mehmed. Caminin yaninda Çelebi Sultan Mehmed'in türbesi bulunur. . FETRET DEVRI Fasila-i Saltanat olarak da bilinir. Osmanli ülkesinin mukaddes mabedleri arasinda sadece Sinop Camii'nde buna benzer bir minber vardi. Zamaninda kubbeler ile minareler yesil çini ile kaplanmis olduklarindan. Minberin oymalari çiçek. Havuzda da dülger baliklari yüzermis. Bundan dolayi bu cami Yesil imâret adini almistir. Yildirim Bayezid'in Ankara Savasi'nda (28 Temmuz 1402) yenilmesiyle baslayan bu döneme. distan ve içten yesil çini ile kaplanmistir. Istanbul ve Edirne'deki camilerden hiç birinin yukaridan penceresi olmadigi gibi berrak ve devamli akan bir suyun verdigi serinlik te yoktur. kardesleriyle girdigi mücadelede basarili olarak yönetimi yeniden ele geçiren Mehmed Çelebi son vermistir. gerek yapilisinda kullanilan mermerlerin az bulunusu. bir medrese ile yoksullar için bir imâret tesis ve her ikisine de padisahlara layik bir cömertlikle gelir (vakif) tayin etmistir. yirmi bes bölmeye ayrilmis olup bunlardan yirmi dördü birer kubbe ile örtülmüstür. bu çiniler güneste zümrüt gibi parlar ve yapiya periler sarayi görünümünü verirmis. gök renginde bir zemin üzerine gümüs harflerle yazilmis Kur'an âyetleri bulunmaktadir. Çelebi Sultan Mehmed'in Yesil Camii. kapi ve pencerelerin içine takildigi kirmizi mermerler üzerine islenmis yazilar. dibinden bir insan boyu kadar yaldizlanmisti. Bursa ve Edirne'de iki büyük camii tamamlatinca. Bu iki yapinin yakininda Birinci Mehmed. Yirmi besincinin ortasinda yüksek ve çevresi yirmi ayak tutan yuvarlak bir pencere vardir. meyve. Büyük harcamalarla ortaya çikan bu cami. Bu camiin duvarlarinin bütün cephelerindeki renkli mermerler. çok güzel bir bahçenin ortasindadir. Bunlarin üzerine yazilmis Kur'an âyetleri fevkalâde güzeldir. Kirmizi mermerden oyulmus mihrabin zerafeti. Asya'daki merkezinde yeni bir cami yaptirmaya basladi. Camiin içini bezeyen çiniler de pek nefistir. kuslarin cami içine girip yuva yapmalarina engel olmak üzere açik olan yerlere bakir tellerden bir kafes yapilmisti. Pencerenin altina cami içinde genis ve kare seklinde bir havuz tesadüf eder. Bursa Camii. Eskiden. Bursa sehrinin baslica güzelliklerinden biridir. yaprak ve hatta ince islenmis elbise yakalari seklinde idi. dedesi Murad Hüdavendigâr'in Bursa'da baslatip Yildirim Bâyezid'in yarim biraktigi büyük ve hasmetli camii de tamamlatmistir. Sultan Mehmed'e "Çelebi" ünvaninin verilmesi onun buyrugu ile yapilan anitlardaki sanat sevgisinden ve ince zevkten dolayidir. kapi süsleri göz alicidir. Bu mânâda kendisine "Çelebi hükümdar" denmistir. Bunun sekiz yönünde.

Ikinci Murad'i ordunun yegane hâkimi durumuna getirmisti. Murad Pasa ve yeniçeri agasi Hasan Aga ile birlikte kendine bagli olan birlikleri de yanina alarak Edirne'de saltanatini ilan etti. Bu olay sehzadeler arasindaki mücadelenin kizismasina yol açti. Böylece Osmanli Topraklari bölünmüs oldu. babasi Çelebi Mehmed'in. hem de kudretine saygi göstermeleri. Gerçekten henüz on iki yaslarinda iken Seyh Bedreddin Mahmud isyaninin bastirilmasinda oynadigi önemli rol. Bunun için de hükümdar. Timur. SULTAN IKINCI MURAD DÖNEMI 1404 Haziran'inda Amasya'da dünyaya gelen Murad. Ileride de temas edilip görülecegi gibi onun yönetimde bulundugu dönem. diger kardeslerini safdisi birakarak Osmanli Imparatorlugunu yeniden bir birlik altinda toplamistir. Orta Anadolu'daki Türkmen beylerini safdisi birakarak güçlü bir Türkmen ordusu kurdu. Savasa katilan diger sehzadelerden Isa Çelebi Balikesir'de. hükümdarlarin görmesi gereken egitimden geçirilmesini istemis. babasinin tasarilarina da uygun düsüyordu. Çelebi Mehmed. veliahdin savaslar ve iktidarin zorluklari ile karsilasmasini arzulamistir. Onun manevî etkisine yakisikliligindan . yanina Sadrazam Çandarli Ali Pasa. oldugu gibi ogluna da geçmisti. Genç yasi. Musa Çelebi Bursa'yi alarak hükümdarligini ilan ettiyse de kisa bir süre sonra Isa Çelebi Bursa'yi yeniden ele geçirdi.Ankara Ovasi'nda yapilan savasin kötüye gittigini gören Yildirim bayezid'in ogullarindan Süleyman Çelebi. Anadolu'da daha önceden bulunan ancak Osmanli topraklarina katilan eski Anadolu Beyliklerini yeniden canlandirdi. yakisikliligi. Sehzadelerden ilk olarak Mehmed Çelebi harekete geçti. Babasinda görülen muntazam yüz hatlari. kendisinden daha yasli ve tecrübeli savasçilar ile bilhassa vasisi durumundaki Bâyezid Pasa ile yaptigi tartismalarda son derece yumusak basli davranmasi ve çocuksu görünüsüyle askerlerinin onu hem kalpten sevmeleri. zaferden sonra sekiz ay kadar Anadolu'da kalarak Osmanli topraklarini yagmaladi. gögüs gögüse olan savaslardaki mahareti. Yildirim Bayezid ile birlikte Musa çelebi ve Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa) Timur'a tutsak düstüler. Oglunun erken yaslarda tahta geçmesi. babasi Çelebi Sultan Mehmed (Birinci Mehmed)'in vefati üzerine daha 17 veya 18 yasinda bir delikanli iken Osmanli tahtina geçip idareyi eline almak zorunda kaldi. iliskilerindeki zerafet ve nezaket. Ilk çarpisma ise Musa Çelebi ile Isa Çelebi arasinda Bursa'da meydan geldi. Yas bakimindan çocukluktan henüz çikmis olan Ikinci Murad. oglunun. idarî. mülkî ve hukukî mekanizmanin istikrarli bir sekilde intizam ve ahenkle yürüyen bir devir olmustu. hem savas sanatinda hem de siyasî deha ve anlayista çocukluktan çok uzakti. oglunun yasina göre vaktinden önce tahta çikabilecegini ve buna lâyik olabilecegini sezdigi belirtilmektedir. Çelebi Mehmed ise Amasya'da kendi hükümdarliklarini ilan ettiler. Osmanli topraklarini ise 4 sehzade arasinda paylastirarak Anadolu'dan çekildi. Bununla beraber hâlâ Timur âfetinden kalma ve islemekte bulunan bazi yaralarin bulunduguna isaret etmek gerekir.

Sonra babasi Çelebi Mehmed ile Bursa'ya. küçümsenmeyecek miktarda Türkmen ve Mogol göçebeleri vardi. Tahta geçtigi sirada babasi gibi baris temayülünde oldugu anlasilan Sultan Ikinci Murad'in bu barisçi arzusu. bir milletin. tabiatin taci olan yakisiklilik. Macar Krali Sigismond. Çelebi Sultan Mehmed'in iki küçük oglunun (Yusuf ve Mahmud) Bizans'a gönderilme isi. Mustafa Çelebi (Düzme Mustafa)'nin elde bulunusundan istifadeyi temindi. daha babalarinin sagliginda ölmüslerdi. Sultan Murad'i mücadeleye hazirlanma mecburiyetinde birakti. Murad. Iste Çelebi Sultan Mehmed. hemen hemen her zaman oldugu gibi. Tokat. özellikle Bizans tarafindan farkli bir anlayisla yorumlanacaktir. onunla birlikte saraya kadar gelip huzurunda geçit resmini tamamladiktan sonra bagliliklarini bildirirler. Onun. Bu sebeple Bizans. Babasi tarafindan. Bursa'da. Sadece çocuk denebilecek yasta iki küçük kardesi kalmisti. bu duygusunu her zaman açiga vuruyordu. Velhasil. Barisi seven bir kimse olarak Sultan Murad. sadece bir vasiyet . bir koz olarak elinde tuttugu Mustafa Çelebi vasitasiyle Murad'dan bazi menfaatler temin etmek istiyordu. babasinin ölüm haberini alinca Amasya ile Bursa'yi birbirine baglayan uzun yolu süratle asip Bursa'ya yetisir. yeni sultani karsilamak üzere sehrin disina çikarlar. Alman Imparatoru. Dulkadir. Amasya. Isfendiyar beyleri ile Misir Sultani. Çorum ve Osmancik bölgelerini içine alan Rum veya Danismendiye vilayeti. büyük oglu Murad'i lalasi Yörgüç Bey ile bu mühim vilayetin basina gönderiyordu. kendi basinda bulunan hükümdarda görmek istedigi. ileride hükümdar olabilecek sekilde yetistirilen Murad. saltanat degisikliginin meydana getirecegi nazik durumdan yararlanmaya yeltendi. babasinin ölümünden kirk gün sonra Osmanli tahtina geçip hükümdar olan Murad'a. 1410 yilina kadar Amasya sarayinda kaldi. Daha önce de temas edildigi gibi. devlet ileri gelenleri ile yeniçeriler tarafindan kendisine bey'at edilen Murad Bey. idaresinde bulunan Amasya kuvvetleri ile Börklüce Mustafa isyanini bastirmak üzere Saruhan ve Izmir taraflarina hareket emrini almisti.ileri gelmis bir tesir de eklenmisti. Bu yüzden Osmanli sultani. küçük kardeslerinin kendisine teslim edilmesini ister. Tayininden bir yil sonra Murad. Bizans'tan. Yildirim Bâyezid'in damadi Seyh Emir Buharî hazretleri kendi eliyle kiliç kusatip hükümdarligini ilan eder. babasinin cenazesini muhtesem bir törenle Yesil Cami yanindaki türbesine defn ettirip bir hafta yas tutulmasini emr eder. Osmanlilar'in dogu sinir vilayeti olup o dönemlerde fevkalâde bir önemi haiz idi. bütünüyle Ikinci Murad'da toplanmisti. Bizans Imparatoru ile Eflâk ve Bogdan Voyvodalari. Germiyan. Mentese. Hindistan hükümdari. iki kardesi. 1413'te de Edirne'ye gitti. Karaman Beyi ve Macarlarla birer baris antlasmasi yapar. Sultan Murad'in. imparatorun elçisi Çelebi Sultan Mehmed'in vasiyetine istinaden Murad'in. Yeniçeriler. Mora Despotu ve Venedik Cumhuriyeti gibi devletlerin tamamina özel elçiler ile mektuplar gönderip kendisinin Osmanli tahtina geçip hükümdar oldugunu bildirir. Çelebi Sultan Mehmed'in ölümünden ancak o zaman haberdar olan Yeniçeriler. Müslüman ve Hiristiyan devletlere elçiler gönderen Sultan II. Hükümdar olduktan sonra çevresinde bulunan beylikler ile politik bakimdan önemli olan Karaman. Buna göre. Fakat Bizans devlet adamlarinin Osmanlilar'daki saltanat degisikliginin meydana getirebilecegi ilk günlerdeki saskinlik havasindan faydalanmak istemeleri. 12 yasina girince Rum vilayeti beyligi ile Amasya'ya geldi. bu sefer de. Akkoyunlu ve Karakoyunlu emirleri. sarktaki gelismeleri çok dikkatle takip etmek zorunda idi. Sivas. 25 Haziran 1421'de. merkezin kontrolü altinda tutabilmek pek kolay bir is degildi. Osmanli toplumunu taht hakkinda tereddüde düsürecek yasta baska erkek kardesi yoktu. Sehzade Murad. Sirp ve Bosna Krallari. Imparator Manuel. Bunlari. Çünkü burada. Sultan Murad'i tebrik için gönderilen elçiye verilen gerçek talimat. Bunlar da daha sonra vebadan öleceklerdi.

saltanati ugruna bol bol vaadlerde bulunur. elçilerine verilen bu cevabi ögrenince. Böylece. Bunu bir hak isteme seklinde ileri sürmek. Daha önce de temas edildigi gibi Mustafa Çelebi. Kalecik ve Tosya'da hüküm süren oglu Kasim'i buralardan kovmustu. Bu hareketin gerçeklesmesi için de Imparator ona yardim edecekti. Aydinoglu ile Saruhanoglu eski topraklarindan bir kismini ellerine geçirmislerdi. Bizans tarafindan tertiplenen ve Osmanli ülkesini bölmeye yönelik olan Sehzade Mustafa isyani ile ugrasirken bu oldubittilere karsi sessiz kalmak ihtiyacini hissetmisti. Bizans Imparatoru'nun sözünden çikmamak. onu hükümdar olarak taniyacakti. Buna göre sayet Mustafa basarili olursa Gelibolu ile Istanbul'un kuzeyinde Bogdan sinirina kadar Karadeniz kiyisindaki bütün sehirler ile güneyde Erysus ve Aynaroz'a kadar olan yerlerin tamamini Imparatora geri vermeyi taahhüd etti. Zira günün siyasî sartlari bir müddet için onu böyle davranmak zorunda birakmisti. bu bakimdan efendisi imparatora bu vâsilikten vaz geçerek kendisi ile iyi iliskilerini devam ettirmesini rica eyledigini" söyler. Sultan Murad. kendisi için utanç verici olan bu antlasmayi imzaladiktan ve yemin ile de onu teyid edip saglamlastirdiktan sonra Leontarius. müslüman olmayanlar yaninda terbiye ve egitim görmesinin Seriat-i Muhammediye'ye aykiri oldugu. Mustafa. Sultan Murad'i tanimayarak Mustafa Çelebi'nin tarafini tuttugu gibi. Limni adasindaki sürgün hayatindan sonra böyle bir devlet kusunun basina konmasina sevinen Mustafa Çelebi. tekrar Bizans'a vermeyi kabul ediyordu. Bu hareketi ile Sultan Ikinci Murad'a karsi cephe alan Bizans'la birlikte Anadolu beylikleri de yeni hükümdarin babasi olan Mehmed Çelebi'nin yaptigi ilhaklari geri almak ve Osmanli tabiiyetini tanimamak suretiyle ayaklanip Anadolu birliginin bozulmasina sebep oldular. 15 gemiden mütesekkil bir filo ile onu ve yandaslarini Gelibolu önlerine çikarir (Eylül 1421). Yapilan bu pazarliga göre Mustafa ve onun kader arkadasi olan Izmiroglu Cüneyd serbest birakilacaklardi. tahtin mesru vârisi olarak kabul edilecekti. hükümdarliginin ilk iki yilini iç isyanlari bastirmak ve ülke birligini yeniden tesis etmekle geçirdi. entrikali siyasetinin Müslüman Türkler arasinda çikaracagi nifaktan büyük faydalar umarak Mustafa'ya bazi sartlar teklif edince bunlar büyük bir istiyakla kabul edilir. Buna karsilik Imparator da Ikinci Murad'i degil. Nitekim elçinin sehzadelerle ilgili talebine veziri azam ve Rumeli beylerbeyi olarak islerin idaresini elinde bulunduran Bâyezid Pasa. Öte yandan babalan Ilyas Bey tarafindan Osmanli sarayina gönderilmis bulunan Menteseogullari'ndan Ahmed ve Leys de bu karisikliklardan istifade ile kendi memleketlerine dönmüs ve bagimsizliklarini ilan edip kendi adlarina bastirdiklari paralara Osmanli hükümdarinin adini koymamak suretiyle onu tanimadiklarini gösterdiler. padisah adina "Müslüman evladinin. Bizans kurnazligindan baska bir sey degildi. Leontarius. imparator adina burada adeta bir sürgün hayati yasayan Mustafa Çelebi ile pazarliga girisir. büyük emeklerle elde edilmis bulunan topraklan. Imparator. Anadolu birligine vurulan darbe bu kadarla da bitmiyordu. MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI ve ÖLDÜRÜLMESI Sultan Ikinci Murad.olduguna göre iki devlet arasinda taahhüde bagli olmayan bir mesele idi. memleketinin içinde bulundugu acikli durumu ve güçlü bir düsmanin öfkesini üstüne çekmekle kendisini tehlikelere atmis olacagini hesap etmeksizin Dimitrius Laskaris Leontarius'u iyice silahlanmis on kadirga ile Limni adasina gönderir. Keza taarruza geçen Isfendiyar Bey de Osmanlilar'in himayesi altinda Çankiri. Hamideli de Karamanoglu tarafindan isgal edildi. Manuel. Gerek kendisi gerekse devleti için en büyük tehlike Mustafa Çelebi'nin isyani idi. Yakub Bey. Iki taraf arasinda gerçeklestirilen bu . Nitekim Germiyanoglu II. Mustafa. oglunu rehine olarak onun yarlina vermek ve Osmanlilar'a ait bazi yerleri Bizans'a terk etme karsiliginda Imparatorun adami ile bir antlasma yapmisti. daha önce alinan vâsilik kararina uyulmayarak sehzadeler Tokat'a gönderilir. Böylece Mustafa.

Zaten onun kisa zamanda muvaffak olmasinin ve kuvvetlerinin çogalmasinin en önemli âmili Rumeli bey ve komutanlarinin kendisine katilmalari idi. Müslüman kani akitilarak zapt edilmis olan topraklari Bizans'a terk etmeyi kabul eden bir antlasma imzaladigi ve devletin birligini bozacak iddialarla ortaya çiktigi halde Rumeli beylerinin ona iltihak etmesi dikkati çekecek bir noktadir. Iki taraf arasinda siddetli muharebeler oldu. Edirne tarafina gidip orada da kuvvet topladi. Mustafa Çelebi'nin kuvvetleri Gelibolu'ya çiktiklari zaman karsilarinda Sultan Murad'in kuvvetlerini buldular. Mustafa Çelebi'ye bey'at ettilerse de Sahmelek komutasindaki kale muhafizlari kaleyi teslim etmediklerinden Mustafa Çelebi. Mustafa Çelebi. Izmiroglu Cüneyd Bey ile Leontarius'u kale önünde birakarak Aynaroz taraflarina dogru yürüyüp bazi yerleri ele geçirmisti. Mustafa Çelebi'nin. galib gelince Mustafa kadirgadan inip karaya çikar. Bundan sonra parlak bir . Mustafa Çelebi'nin yaptigi tahribat ve kazandigi basari haberleri Bursa'ya ulasinca Sultan Murad'in huzuru ile Vezir-i Azam ve Beylerbeyi Bâyezid. Bununla beraber bu meseleye sadece yasça küçük veya büyük olma açisindan bakmamak gerekir.antlasma geregince Imparator. Böylece. 15 gemiden mütesekkil bir filo ile Gelibolu önlerine çikaran Leontarius. Mustafa Çelebi. bu hareketi ile Bizans adina büyük bir basari saglamis oluyordu. Ali ve Oruç Beyler adindaki üç oglu bir görüsme yaparlar. Cüneyd Bey'in fikir ve yardimi ile Rumeli'nin "Yayasini" "Müsellem" hale getiren Mustafa Çelebi. Bu uygulama. Yaninda büyük bir kuvvet yoktu. yetiskin bir kimsenin tahta geçmesi arzusu bulunmaktadir. Mustafa'nin kuvvetlerine kumanda eden Cüneyd Bey. Bâyezid Pasa'nin öldürülmesinden sonra bütün askerleri. Gelibolu yolu kapali oldugundan Bâyezid Pasa kis mevsiminde Istanbul Bogazi'ndaki Güzelcehisar (Anadoluhisari)'dan Rumeli yakasina geçer. Vardar Yenicesinden sonra Edirne'yi de ele geçirmek suretiyle Rumeli'ne hakim olacakti. Timurtas Pasa'nin ogullari ise bizzat padisahin gitmesini söylerler. ilk iki vezirin teklifi üzere babasinin en güçlü vezirlerinden olan Bâyezid Pasa'nin gitmesini uygun görür. yaninda Izmiroglu Cüneyd Bey ve maiyetine ilaveten bir kisim Rum kuvvetleri de oldugu halde Gelibolu'ya gelir. Bu arada önemli olan mesele Rumeli'de sadece halk tabakasinin degil. Limni adasinda sürgün hayati yasayan Mustafa Çelebi'yi Gelibolu önlerine çikarip ona yardim edecekti. askerin hosuna gider. Bu görüsmede Ibrahim Pasa ile Haci Ivaz Pasa. Mustafa Çelebi tarafina geçen bu Pasa da sehzadeye iltihaka mecbur olur. Onu. Timur ile yapilan savasta aldigi yaralari göstererek Bâyezid Pasa'yi kendine baglayip vezir tayin etmek istediyse de çok geçmeden Evrenos ogullari ve Cüneyd Bey'in de tesviki ile onu Sazlidere'de öldürtür. Edirne'ye gitmesi için kendisine yol verilmesini ve hükümdar olarak taninmasini ister. ikinci vezir Çandarlizâde Ibrahim. Ama muharebe yeniden devam edip siddetlenir. Gelibolu halkinin ileri gelenlerini davet ederek kendisinin Yildirim Bayezid'in oglu oldugunu. üçüncü vezir Haci Ivaz Pasa'larla Timurtas Pasa'nin Umur. hem beylerbeyi olmasi hem de Rumeli beylerini yakindan tanimasi sebebiyle Bayezid Pasa'nin Mustafa Çelebi üzerine gönderilmesini teklif ederler. Sultan Murad. Geceyi kadirgada geçiren Mustafa Çelebi. askerin. komutanlarin ve Rumeli Beylerbeyi'nin Mustafa Çelebi'ye iltihak ederek onu hükümdar olarak kabul etmeleri geliyordu. Bölge halkini etrafina toplamayi basaran Mustafa Çelebi. Gelibolu halki ve civardakiler. Halk. Mustafa'nin tarafina geçerler. Askeri. gün geçtikçe kuvvetleri de çogalip büyüyordu. Bazi tarihçilere göre bunun sebebini henüz on sekiz yasinda bulunan bir delikanlinin yerine. her birine elliser akça harçlik tayin ederek yeni bir teskilat kurmaya muvaffak olur. geçtigi yerlerde Mustafa Çelebi'ye iltihak ediyordu. Mustafa Çelebi'nin Gelibolu'dan çikip geldigini duyunca onu Sazlidere mevkiinde karsilar.

kendisini kadirgalarla Anadolu'dan Rumeli'ye geçirebilecegini ve kendisine hiç kimsenin yapamadigi hizmeti yapacagini söylemisti. Dimitrius. Mustafa Çelebi'nin kendisini atlatarak Gelibolu'yu vermemesi üzerine onu terk edip Sultan Murad'la anlasmak ister. burada hükümdarligini ilân eder. Artik Rumeli'nin bütün beyleri ve kuvvetleri onunla beraberdirler. Gelibolu ile iki sehzadenin kendisine teslim edilmesinde israr ettigi için bir anlasmaya varilamaz. kaleyi Dimitrius Leontarius'a teslim etmek zorunda kalir. Gelibolu'nun Imparatora teslim edilmedigi haberini alinca o da bu firsattan istifade etmek ister. Bunun üzerine Istanbul'a dönen Dimitrius Leontarius. împarator. Bâyezid Pasa'nin ölümünden sonra Vezir-i Azam olan Çandarlizâde Ibrahim Pasa'yi elçi olarak Istanbul'a gönderir. Izmiroglu Cüneyd Bey yetiserek buna mani olur. Mustafa Çelebi. dogudaki diger Ceneviz kolonileri gibi belli bir süre tayin edilen podesta (vali. komiser) veya konsoloslar vasitasiyle idare ediliyorlardi. durumu Imparatora anlatir. ancak böyle bir harekette bulunmasinin Müslüman halk arasinda büyük bir infiale sebep olacagini bu yüzden halkin kendi padisahligini tanimayacagini söyler. Buradan elde edilen saplari da Avrupa piyasalarina ihraç ediyorlardi. Sultan Murad'in. Yildirim Bâyezid zamaninda Bursa'ya gelen ve kaynaklarin ifadesine göre bütün Osmanli padisahlarinin kendisine hürmet ettigi. maden isi aksamis ve Jan Adorno yillik imtiyaz bedelini ödeyememisti.tören ve muzaffer bir eda ile Edirne'ye giren Mustafa Çelebi. onun hükümranligini tanidilar. Gelibolu kalesini tahkim ederek donanmaya komutanlar tayin eder. Bölge. kendisinden daima hayir dua bekledikleri ve kendilerine kiliç kusatan Emir Sultan'dan manevî yardim talebinde bulunur. daha önce kardesi Çelebi Sultan Mehmed tarafindan devlet hazinesine konmus bulunan servete el koyarak sefahata baslar. Bunun için. Foça madenlerini islemek karsiliginda senede yirmi bin altin üzerine Çelebi Sultan Mehmed'le anlasmisti. Mustafa Çelebi. Buradaki isleri yoluna koyduktan sonra Edirne'ye dönerek. ayni hükümdarin 1422 Istanbul muhasarasina beraberinde yüzlerce dervis ile bizzat istirak etmistir. bundan sonra Anadolu'ya geçmek üzere Gelibolu'ya tekrar hareket eder. zamani gelince iyi bir sekilde degerlendirilecektir. kazandigi zaferin sarhoslugu içinde kendini zevk ve eglenceye kaptirmisti. Böylece. Sultan Murad tarafini tutup onu tesci' etmis. Çelebi Mehmed'in vefatindan sonra ortaya çikan Mustafa Çelebi hadisesi esnasinda. Adorno. Gelibolu'yu Imparatora teslim edecegine dair verdigi sözü unutmadigini. Çelebi Sultan Mehmed'in ölüm haberini alinca bu firsattan istifade ile borcundan kurtulmak isteyerek Sultan Murad'a mektuplar yazar. Burasi on sene müddetle kendisine verilmisti. Bunun üzerine Mustafa Çelebi'ye bas vuran Dimitrius'a. Bu siralarda Bursa'da bulunan Sultan Ikinci Murad. . Murad tarafindan memnuniyetle karsilanan bu teklif. Mustafa Çelebi tarafindan kazanilan basarilardan bir hayli telasa düstügünü göstermektedir. Bu Ceneviz kolonisi. buraya asker ve mühimmat koymaya hazirlanirken. Osmanlilar'a geçtigi zaman bu vergiyi Osmanlilar almaya basladilar. Mustafa Çelebi. Çelebi Sultan Mehmed'in sagliginda Foça'da Jan Adorno adinda bir podesta bulunuyordu. Murad ile amcasi Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa) arasindaki mücadelede. Osmanlilar'dan önce Foça'daki sap madenlerini isletiyor ve Saruhanogullari'na her sene bir miktar para vererek buradaki kalede ikamet ediyorlardi. Bu mektuplarda o. Cenevizliler. Verilen bilgiye göre Emir Sultan. Adorno. Foça'lilarla da anlasan Sultan Murad'a karsilik Mustafa Çelebi. Fakat Imparator. Askerinin hizmetlerine karsilik. Mustafa Çelebi'nin Sazlidere basansini haber alan Gelibolu muhafizi. Bu durum. Rumeli'deki bütün sehir ve merkezler. Gerçekten de Sultan Murad.

Bu korku. Mustafa Çelebi'nin geçmesine mani olmak istediyse de bunda muvaffak olamaz. bir gece Ulubat çayinin kenarina gelerek Rumeli akinci beylerini isimleri ile çagirmaya baslar. yeni bir hainlikle kurtulmak niyetinde idi. bu düsünce ve bunun mahsûlü olan hareketleri ile daha çok kendi menfaatlerine hizmet ediyordu." diyerek onu ikaz ediyordu. Bu sirada Mustafa. Bu görüsmeden haberdar olan Mustafa Çelebi. Sultan Murad'in hazirliklarini bildirerek kendisini tembelliginden uyandirmamis olsaydi. Sultan Murad'in müttefiki olan Cenevizlilerin donanmasi. Hatta öylesine ki sayet Cüneyd. Onlar bu tarafa geçerlerse. Bu sitem karsisinda onlar. Ulubat suyu önünde ve suyun iki kiyisinda karsilasirlar. Bu zat. Emir Sultan da üç gün üst üste dua edip zaferin Murad'a ait olmasi niyazinda bulunur. Mustafa'ya: "Murad. sag kanadi da Ulubat gölü ve batakliklari ile kapanmis bulunuyordu. üstelik Frenklerle de anlasiyor. Çelebi Mehmed zamaninda akinci beyliginde ve divanda bulunmustu. bizim için felaket olur. akinci beylerine padisahlarinin oglunu terk ederek bir düzme hükümdara tabi olduklarindan dolayi sitemde bulunur. Imparatorla pazarlik halinde bulunuyor. onun yenilecegine bir isaret sayarlar. Mustafa Çelebi. Her bakimdan düsmanlarimizdan üstünüz. Ulubat deresi üzerindeki köprüyü keser. Musa Çelebi'nin Rumeli'deki saltanati zamaninda onun beylerbeyi yani ordu komutani idi. Iki taraf. Ulubat çayinin kiyilarina yaklasir. Böylece Mihaloglu. sinirlerinin fazlasiyla gerilmesinden dolayi bir burun kanamasina tutulur. Bu üç gün içinde Mustafa. Murad. Çünkü sonucundan ümidini kestigi bir tesebbüsün sonlarindan. oradan da ordu ile Ulubat önüne gelmisti. Bursa'dan çikarak Ulubad'a gelir. Sultan Murad'in ordusunda Mihaloglu Mehmed Bey de vardi. savasa hazirlanmakla beraber. Bununla beraber el altindan Çelebi Mehmed'e taraftar idi. çay kenarina gelerek ölmüs oldugunu sandiklan Mihaloglu'nun sag oldugunu anladilar. Murad hükümdar olup. eski söhretli Rumeli beylerinden olan Mihaloglu'nun serbest birakilarak gönlünün alinmasini ve bunun Rumeli akinci beyleri üzerindeki nüfuzunun büyüklügünden söz ettiler. Mustafa Çelebi hadisesi ortaya çikinca Murad'in devlet adamlari. O. Sultan Murad'in maiyetinde Haci Ivaz Pasa ile Timurtas'in üç oglu Umur.onlari mükâfatlandirmayi aklina bile getirmiyordu. Mustafa'nin taraftarlari bunu. Ali ve Oruç Beylerle. Bunlar. Cüneyd. derhal kuvvetlerini toplayarak 20 Ocak 1422'de Gelibolu'ya gelip Lapseki'ye geçer. Mustafa Çelebi'nin yaninda on iki bin atli ve bes bin yaya vardi. aleyhinde silahlandigi genç padisahi da unutacak ve Edirne'de hareketsiz oturup duracakti. Cüneyd. Bunun üzerine Mihaloglu Mehmed Bey derhal Tokat'tan alinarak Bursa'ya getirilmis. Mihaloglu'nun istegi dogrultusunda hareket edeceklerine söz verirler. Biz de Edirne'de hiç bir hazirlikta bulunmadan oturuyoruz. burada üç gün kaldiktan sonra Bursa'ya dogru harekete geçer. Mustafa Çelebi. Böylece Mustafa'nin ordusunun sol kanadi denize dayanmis. . tahta çikisinda kendisine kiliç kusatan Emir Sultan'in kendisi için dua etmesini ister. Bu karsilasmada hiçbir taraf üstünlük saglayamaz. Rumeli beylerinden. kalbinde büyük süphelerin meydana gelmesine sebep olur. Seyh Bedreddin Mahittud olayinda Tokat kalesinde hapsedilmisti. bu sözleri ile düsmanlari olan Sultan Murad'in Cenevizlilerle birlikte Avrupa'ya gelmeden önce kendilerinin Asya'ya geçmesini ögütlüyordu. Murad'in tarafina geçeceklerine dair söz almis oldu. Gerçi O. korkmaya baslar. Bunu haber alan Sultan Murad. Onlar bu tarafa gelmeden önce biz karsi tarafa geçelim. Cüneyd'in kardesi oldugu söylenen Hamza Bey de vardi. Mihaloglu Mehmed Bey.

Gemilerle denizin ortasina gelindiginde Adorno. Mustafa Çelebi kaçarken Biga çayi önüne gelerek mevsim sartlan geregi nehrin taskin olmasindan dolayi Biga kadisinin yardimiyla ve bir hayli altin karsiliginda geçidi bulup karsi tarafa geçmeye muvaffak olur. Ceneviz gemilerinin yaklastigini görünce Adorno'ya bir adam göndererek Murad'i karaya . Bu korku sadece orduda degil. Adorno. gümüs ve altindan en degerli esyasini alarak. O. bir an evvel Rumeli tarafina kaçip kurtulmak istiyordu. çadirlarinda isiklan yanar durumda biraktiklarindan. Kaçaklar. Gelibolu limanim da tahkim eden Mustafa Çelebi. gidisleri ancak safak vakti anlasilabildi. bir gece Mustafa'nin ordusundaki herkes uyurken. Yirmi yedi bin Bizans altini tutan bu borç. Fakat Sultan Murad. daha önce anlastigi Foça Ceneviz Beyi Adorno'ya vaziyeti bildirerek derhal harp gemilerini göndermesini ister. Mustafa Çelebi'ye gizli bir mektup gelir. hazir durumda beklemekte olan yedi kadirga ile bogazi geçip Lapseki'ye gelir. Sahile inen Mustafa Çelebi. silah arkadaslarindan kendisine en çok bagli olan yetmis kisi ile oradan çikip Aydin yolunu tutar. Cüneyd Bey. Bu esnada Sultan Murad'in ordusunda borazan ve davullarin çalmasi da ondaki bu düsünceyi kuvvetlendiriyordu. Mustafa'nin askerlerini dehsetli bir korku sardi. Haci Ivaz. Böylece. "Harp hiledir" kaidesince uygulanan bu plân. Haci Ivaz Pasa'dan gelen mektup ise onun bu süphelerini büsbütün artirmisti. Sultan Murad tarafindan aff edilerek Adorno'nun eline bir belge verilir. Mustafa Çelebi. Cüneyd'in Murad tarafina geçtigini zannetmisti. Bunun kaçmasindan sonra Ulubat nehri üzerine kurulan köprüden karsiya geçen Rumeli beyleri ve akinci tavcilari (timarli akincilar) gelip Sultan Murad'a bas egdiler. Cüneyd'den süphelenerek ona karsi güvensizlik duymasina sebep olmustu. Sayet kendisi Osmanlilarin hâkimiyetini taniyacak olursa. Giderken takip edilmemesi için Anadolu sahilinde ne kadar nakil vasitasi varsa hepsine el koyar. Aldatilmak suretiyle hiç kimseye güveni kalmayan Mustafa Çelebi. Cüneyd ise bu isin sonunu iyi görmediginden. mektupta kendi sadakatinden bahs ettikten sonra Rumeli beylerinin Murad'la ittifakindan ve gününü tayin ettikleri bir baskinla ansizin kendisini yakalayacaklarindan inandirici bir sekilde söz eder. Gelibolu'daki vasitalarin Anadolu sahiline geçmemeleri için onlari da karaya çektirmek suretiyle kendi konumunu emniyet altina alip sahillere muhafizlar tayin eder. karsi sahile geçmek üzere onlara yardimci olacak bir vâsita da yoktu. Rumeli beylerinin Mihaloglu Mehmed Bey ile görüsmelerinden süpheye düsmüstü. bizzat Mustafa'nin kendisinde de vardi. sap madenleri sebebiyle Osmanli hazinesine olan borcunun bagislanmasini rica eder. Onlarin bu mektubunda da dostluklar hatirlatiliyor ve Rumeli beylerinin Mustafa Çelebi'yi yakalayarak Sultan Murad'a teslim edeceklerine temas ediliyordu. Aydin ve havalisinin kendisine verileceginden bahs ediliyordu. kendisine hiç tereddüd göstermeden ve sicagi sicagina Mustafa Çelebi'nin takib edilip bu isin bitirilmesini teklif ederler.Tam bu esnada Vezir Haci Ivaz Pasa'dan. Çok az maiyeti ile Lapseki'ye dogru yola koyuldu. Sultan Murad. Bundan baska Timurtas Pasa ogullarindan da Cüneyd Bey'e bir mektup gelmisti. bes yüz kadar maiyeti ile kadirgalarin en büyügüne biner. Bu haber orduda hemen yayildi. Ama Anadolu sahilinden. Gelibolu sahilinde bulunan Mustafa Çelebi. orada bulunan gemilere binerek Gelibolu tarafina hareket eder. Sultan Murad'in önünde diz çökerek. kendisine gelen mektuplari da ona gösterir. Diger kadirgalarda da Türk ve Frenk askerleri bulunuyordu. harp etmeksizin savas alanina muzafferâne bir sekilde sahip olan Sultan Murad'in adamlari. Bunun üzerine durumu Cüneyd Bey'e açar. kisa zamanda tesirini göstermis ve Mustafa Çelebi'nin.

Karaya çikmaya muvaffak olan Sultan Murad'in ordusu ile Mustafa Çelebi'nin ordusu arasinda meydana gelen muharebede Mustafa'nin kuvvetleri maglup olarak kaçarlar. Sultan Murad. dolayisiyle Bizans problemine bir çare düsünmesine sebep olmustu. bu sekilde meydanda asilmasi. Ioannis'i bir telas alir. 825 (1422) yilinda Edirne'de asilarak öldürülen Mustafa Çelebi'nin Rumeli'deki hükümdarligi. Mustafa Çelebi hadisesinin bastirildigi ve sehzadenin bertaraf edildigi haberini alan ihtiyar Manuel ile saltanat ortagi olan oglu VIII. Mustafa Çelebi'ye yardimi daha kârli bulmus olacak ki. Harp meydanindan sür'atle kaçan Mustafa Çelebi. bu iddiada bulunan elçileri huzuruna kabul etmedigi gibi hediyelerini de red eder. baslangiçta imparatorun düsündügü sekilde ikiye ayrilmakla beraber. Mustafa Çelebi. bütün kabahati Bâyezid Pasa'ya yüklerler.çikarmamasini. buna karsilik kendisine elli bin altin vermeyi teklif ettiyse de bu teklif red olunur. Sultan Murad. fazla kardes kani dökülmeden basarili bir sekilde atlatan Murad. Mustafa'nin herhangi bir sahis gibi umumi meydanda asilmasini emreder. Bizans Imparatoru'nu korkutmustu. Onun. Osmanlilar'in senelerce kardes kavgalari ile kanlarini akitip zayiflayacaklarini düsünen imparatorun hesaplan tam anlamiyla gerçeklesmemisti. kaleyi teslim aldiktan sonra süratle ve büyük bir ordu ile yoluna devam edip Edirne'ye girer. Mustafa Çelebi isyanini. Üç gün kadar Gelibolu'da kalan Murad. Bâyezid. Hatta fazla zayiat verilmeden halledildiginden kuvvet kaybina da ugranilmamisti. Bu elçiler. Mustafa Çelebi'yi serbest birakip onu Murad'la mücadeleye tahrik ederken. Ikinci Sultan Murad'in bütün tekliflerini red edecek ve hatta Sultan Murad'in elçisi olan Çandarlizâde Ibrahim Pasa'yi dinleme nezâketinde bile bulunmayacakti. kisa sürmüs ve hemen hemen kansiz denecek sekilde sona ermisti. baska devletlerden tebrik için gelen heyetleri kabul ettigi halde Istanbul ile ilgili hazirliklarini tamamlayincaya kadar Bizans elçilerini kabul etmemisti. ISTANBUL KUSATMASI Bizans Imparatoru Ikinci Manuel'in. Fakat bütün hazirliklarini . Öyle anlasiliyor ki Sultan Murad ise Bizans'in bu iki yüzlülügüne kanmamis. kendisini Edirne'nin kuzeyinde ve Tunca nehrinin kenarindaki Kizilagaç Yenicesi'nde yakalayarak Edirne'ye getirirler. amcasina karsi olan galibiyeti. takriben bir buçuk yil kadardir. Sultan Murad kuvvetleri tarafindan süratle takip edilir. Bu kuvvetler. Bu sebeple görünüste Murad'i tebrik etmek. Murad. Sarayda bulunan hazineyi alarak Eflâk tarafina dogru kaçmaya baslar. Çelebi Sultan Mehmed'in vefatindan sonra Mustafa Çelebi'yi salivermesi ve onunla anlasarak Osmanli Devleti'nin basina büyük bir gaile açmasi. nihayet Edirne'ye ulasir. bu ikilik davasi. Mustafa'yi takip etmek üzere seçme kuvvetler gönderir. Sultan Murad'a teslim olur. bu çocuklari vermedigi gibi elçileri de kovmustu. Onlara göre Sultan Mehmed (Çelebi Mehmed)'in vasiyetine ragmen. fakat gerçekte durumu ögrenmek ve aradaki soguklugu giderip dostluga çevirmek için Bizans asilzâdelerinden Lakanas ve Marko Ganis adlarinda iki elçi gönderirler. Sultan Murad'in. Sultan Murad'in kendisinden önce bes defa kusatilmis bulunan ve hiç birinde de alinamayan Istanbul. Bizans'in devamli surette oynadigi iki yüzlü rolüne son vermek istiyordu. Halbuki bütün ricalara ve kendisine saglanmaya çalisilan menfaatlere ragmen Bizans Imparatoru Manuel. Gelibolu kalesi. Gerçi Osmanlilar. kendisinin Osmanli sülalesinden olmadiginin belirtilmesi içindi.

Askerler. Osmanli ordusunda top ta vardi. Türklerin basina yeni yeni gaileler çikarip kurtuluslarini sagliyorlardi. Bu sebeple Imparator Manuel. askerlere teslim edilir. her kusatilmada. Osmanli donanmasi da bu kusatmada hazir bulunur. Yildizlikapi'dan Haliç'e kadar sehri karadan kusatir. 20 Haziran'da Istanbul önüne gelen ordu. Osmanlilara elçilik vazifesi ile gönderilen Bizans'in taninmis sahsiyetlerinden ve ayni zamanda saray tercümani olan Teologos Koraks'in bu sefer ayni vazife ile Murad'a gönderilmemis olmasi. halkin süphesini ortadan kaldirmak gayesiyle Teologos Koraks'i Istanbul önlerinde çadirlarini kurdurmus bulunan Sultan Murad'a gönderdi ise de Koraks bir sey elde edemeyerek gerisin geriye dönmüstü. Bundan önceki kusatmalarin en siddetlisi. Ordunun muhasarasi baslamadan önce Mihaloglu Mehmed Bey'in emrindeki askerler Istanbul çevresini vurmuslardi. bazi kimselerin iskence ile öldürülmesine sebep oluyordu. Sonra bizzat padisah. idareciligini kendisine vermek sarti ile Murad'a sehri teslim etme sözü vermisti. Bizans halkinin çektigi korku ve içinde bulundugu endisenin derecesi. Önemli sahsiyetlere karsi itimatsizligin bir ifadesi olan bu rivayetler. Bu siperler. besincisi Musa Çelebi tarafindan yapilmisti. El ve ayaklari baglanan Koraks. Bu dedikodu. Bu hareketle Sultan Murad. Böylece Timur. Kusatmalarin ilk dördü Yildirim Bâyezid. Buna göre Koraks. Bizans'in ömrünü yarim asir kadar uzatmis oluyordu. O. Istanbul kara tarafindan tamamen sarilmisti. Bu kusatma daha öncekilere göre çok daha çetin. Piyi (Silivri) kapisini açmak suretiyle Murad'in sehre girmesini saglayacakti. Gerçekten de hazirliklar tamamlandiktan sonra Sultan Murad 1422 senesi Haziran ayinda önce on bin kisilik bir kuvvet ile Mihaloglu Mehmed Bey'i Istanbul çevresini vurmak üzere göndermisti. Yildirim Bâyezid'in son kusatmasi idi. Fakat Timur belasi. ordunun basina geçerek kusatmaya basladi. Bundan sonra bir zindana atilan Koraks. saray nazirinin hilesine baglaniyordu. Osmanlilarin muhasarasindan. Bizansi da dördüncü muhasaradan kurtarmisti. Çelebi Sultan Mehmed zamaninda. Evi de yagma edilip atese verilir. Bunlarin basinda. Koraks'in üzerine çullanip onun gözlerini oyup vücudunu birçok yerinden yaralarlar. Bizanslilar. üç gün sonra oldugu yerde ölür. böyle bir rivayetin sonucunda gerçeklesmisti. Bunun arkasindan da bizzat kendisi yirmi bin kisilik bir ordu ile hareket eder. Surlara hücum etmek ve onlari asmak için sur yüksekliginde ve hatta bazan ondan daha yüksek tekerlekli kuleler yapilmisti. Sehrin surlarinin çikis kapilarinin karsilarina siperler kazdirildi. Teologos Koraks'in. gayet kalin. Bu kusatma ile Istanbul altinci defadir Müslüman Türkler tarafindan kusatiliyordu. zorlu ve sistemli olmustu.tamamlayinca elçileri huzuruna çagirarak Imparatorlarinin yanina dönmelerini ve yirmi bin askerin basinda olarak cevabini bizzat kendisinin getirecegini söylemelerini emr etmisti. sert ve saglam kiris ile kalaslardan insa edilmis olup surlara dönük cephelerine ok. Imparator kadar Bizans halki da korkuya düstügünden Istanbul'da halk arasinda bazi dedikodular yayilmaya basladi. Nitekim Sultan Murad'a elçi olarak gönderilen Teologos Koraks'in öldürülmesi. Imparatorun huzurundan çikarken muhafiz askerler bagirip çagirarak Koraks'in idamini isterler. Sultan Murad da sehri almak için esasli tedbirler aliyordu. artik imparatora hesap sorma zamaninin geldigini kendisine bildirmis oluyordu. Murad'in yanindan dönüsünde tahkir edilmesine sebep oldu. ortalikta dolasan dedikodu ve rivayetlerden de belli oluyordu. Saray tercümani olan Koraks. Türkleri büyük bir felakete ugratirken. Bizans içerisinde böyle hadiseler cereyan ederken. mizrak ve tas gülleye karsi agaç dallarindan sira halinde koruyucu mahiyette bir takim sedler ilave edilmisti. Öyle ki Türk .

Sultan Murad'in küçük kardesi ve Hamideli (Isparta) Sancak beyi Mustafa Çelebi'yi tesvik ederek sehzadenin saltanat davasina kalkmasina sebep olmustu. Bizanslilar. ne de Bizans'in güçlü bir sekilde karsi koymasidir. Sultan Murad. bu kuvvetli siperler sayesinde Bizans surlarini delip tahrip edecegine inaniyordu. bu kusatmada da feth edilemedi. Küçük Mustafa. askerlerin arasinda dolasarak manevî nüfuzu ile onlari cesaretlendiriyordu. burçlar üzerinde görüldügü ve Osmanlilar'in bundan dolayi kusatmayi biraktiklari iddia edilen kadin hayaleti. Sultan Murad. Bu arada iç murakebeye dalarak ve dua ederek Istanbul surlarinin Murad'in önünde açilacagi zamani bekliyordu. Arkasindan Altinkapi ile Odunkapisi arasinda yani sehrin kara tarafindan surunu çevreleyen büyük hat üzerinde savas basladi. Sen Roman kapisini savunan askerin basinda idi. Çelebi Sultan Mehmed'in oglu olup babasinin sagliginda henüz on üç yasinda iken Hamideli sancak beyligine tayin edilmisti. Günes batarken savas hâlâ sürüp gidiyordu. Emir Sultan. saltanat dâvasina kalkisip Iznik'e kadar gelmis olmasidir. Bazi kaynaklarin ifadesine göre Emir Sultan. Imparator Manuel. sonunda çadirindan çikarak 1422 Agustos'unun 24 Pazartesi günü Kostantiniyye'nin düsecegini söyledi. Oglu Ioannis. Murad'in Osmanli tahtina geçmesi üzerine. Kostantiniyye'nin bütün halki bu tehlikeli günde silah altinda idi. Istanbul muhasarasi ile mesgulken Bizans Imparatoru'nun el . Sultan Murad. Seyh kilicini kinindan çekip "Allah. Meryem. Bu haber üzerine orduya pek çok yerden katilmalar oldu. Istanbul. Murad'in yaptigi bu muhasara. askerin basinda idi. Takriben iki ay kadar süren bu muhasaranin kaldirilmasi için. Bizanslilarin söyledikleri "Hiristos" ve "Panaiya" kelimeleri isitiliyordu. bir hikâyeden ileri gidemez. hükümdarin küçük kardesi Mustafa'nin. Kusatmaya. KÜÇÜK MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI Küçük Mustafa. Bizans'in bundan önceki muhasaralarinda oldugu gibi. Meryem) görünüsüne baglamislardi. Imparatorun entrikalari sayesinde bir defa daha Osmanlilarin elinden kurtulmustu. Savasin en kizgin zamanlarinda bir taraftan kopan "Allah" ve "Muhammed" nadalarina karsi. askerlerini gayretlendirmek ve onlarin sayilarini artirmak için Istanbul ve hazinelerinin askerlere birakilacagini ilan ettirdi. Yildirim Bâyezid'in damadi Emir Sultan adi ile bilinen Seyh Semseddin Buharî de bes yüz dervis ve muhibbani ile katilmisti. Bu hücum esnasinda Imparator Manuel ölüm döseginde idi. Öylesine ki o devir müverrihlerinden Kanano'ya göre bunu bizzat Emir Sultan da görmüstü. Sonunda Osmanlilar. babasinin ölümünü müteakip. Kusatmanin kaldirilmasinin gerçek sebebi. ordusunu Istanbul surlari önünden çekip kusatmayi kaldirdi. ordugâhlarina döndüler. O. öldürülmek korkusu yüzünden Karamanoglu'nun yanina kaçmisti.ordusu. Kadinlar ve çocuklar kiliç yerine tirpan kullaniyor. dedigi gün ve zamanda bir savas atina binmis oldugu halde sehre dogru ilerler. Istanbul muhasarasini kaldirmak zorunda kalmisti. o ana kadar Osmanlilar'in yapmis oldugu en büyük ve en siddetlilerindendi. fiçilarin altlarindan kendilerine kalkan yapiyorlardi. padisahin basina yeni gaileler açarak hükümdarin dikkatlerini baska bir yöne çekmeye çalismis ve bunda muvaffak da olmustu. muhasaradan vaz geçiren sebep ne Bizans'i kurtarmaya gelen Hz. O. O. Muhammed" diye haykirarak atini sürer. Hükümdari. Müslümanlarin çekilmelerini gökten inen "Panaiya"nm (Hz. hücum günü olan 24 Agustos 1422'de. Böylece Istanbul. Iste bu yüzden Sultan Murad.

altindan tesvik ve ugrasilan sonucunda Anadolu'da saltanat iddiasina kalkismisti. muvaffak oldugu takdirde imparatora karsi yapacagi fedakârlik hakkinda teminat verdikten sonra Rumlarin verdikleri kuvvetlerle Anadolu tarafina geçerek faaliyetlere baslar. Sehzade Mustafa'nin kendisine vezir yaptigi ve bütün bu olaylara sebep olan Sarabdar Ilyas ile de görüsürler. Sehzade Mustafa. Bu defa da saf degistirmekte bir sakinca görmemisti. Bu sebeple kendisine. Is bu kadarla da bitmeyecek ve Imparator. Sarabdar'a gelen adam. Çünkü kardesinin hareketleri. kaleyi sulh yolu ile teslim etmesini bildirerek Mustafa orada mesgulken kendisinin yetisecegini yazar. gelismelerden Sultan Murad'i haberdar eder. küçük sehzadeyi alet edip kullanan Sarabdar Ilyas'i da ondan ayirmaya çalisir. O da kendisi gelinceye kadar Sehzade Mustafa'nin kaçmasina engel olup onu oyalamasi idi. Iznik kalesini kirk gün kadar kusatma altinda tutar. Mustafa'nin ordusu oradan ayrilip Iznik tarafina dogru harekete geçer. Mustafa'ya para ve hediyeler takdim etmek suretiyle onu Bursa'yi almaktan vaz geçirmeye çalisirlar. Etraftan gelip timar isteyene timar dahi verdiler. bazi tedbirler alarak kusatmayi kaldirmak zorunda kalir. Sarabdar Ilyas da aldigi beylerbeyilik müjdesi üzerine sehirden ayrilmaz. Hüküm ve hükümet ettiler. tiynetini bir defa daha ortaya koymustu. Manuel ve onun çocuklari ile görüsür. kusatmadan kurtulmak için sehzadenin lalasi Sarabdar Ilyas'a mektuplar yazarak külliyetli miktarda altin göndermisti ki. Firuz Bey'in oglu olan kale muhafizi Ali Bey. Âsikpasazâde bu hükümdarligi su ifadelerle nakleder: "Iznik'te. Ayrica. Bunun gerçeklesmesi için Sarabdar Ilyas'a adamlar göndererek kendisini Anadolu beylerbeyligine tayin edecegini bildirir. topladigi kuvvetlerle Bursa üzerine yürür. bir Osmanli sehrinin Karamanoglu'nun kuvvetleri ile vurulmasinin da dogru olmayacagini anlatir. Pâdisah. memleketin ileri gelenlerinden Ahi Yakub ile Ahi Hoskadem'i elçi olarak gönderir. daha basindan beri Osmanlilar'la çekisen Karamanoglu'nun Turgutlu Türkmenleri ile Germiyanoglu'nun kuvvetleri de kendisine iltihak eder. memleketi ikiye bölmeye yönelikti. bu görüsmede. Bu makama karsilik Sultan Murad. yeniden ikinci bir hükümdar tehlikesi belirmisti. Mustafa. Sarabdar Ilyas. Sarabdar Ilyas'tan çok önemli bir hizmet bekliyordu. Bu ise daha tehlikeli bir . Bunlar. heyetin bu teklifini kabul edince. Ayrica. Vaktiyle Çelebi Mehmed'in taraftari iken Süleyman'in vaad ettigi menfaat karsiliginda derhal Çelebi Mehmed'i birakarak karsi tarafa geçmisti. Imparator. Bu faaliyetleri esnasinda. beylerbeyilik beratini da yaninda getirmisti. Anadolu beylerbeyligine kondugunu ögrenince kendisinden istenen seyleri büyük bir ustalikla basardi. timar ve memuriyetler vermek suretiyle hükümdarligini ilan etmis oluyordu. Heyet. Ali Bey. Fakat Bursa halki. Böylece Osmanli mülkünde. babasinin vasiyeti hilafina hareket etmis oluyordu. kardesi Küçük Mustafa'nin faaliyetleri üzerine." Sultan Murad. Çandarlizâde Ibrahim Pasa'nin sarayina yerlesen Küçük Mustafa. Sehzade Mustafa bu sekildeki bir iddia ile ortaya çikmakla. Ibrahim Pasa'nin sarayina kondular. Bursalilarin Sultan Murad'a bey'at ettikleri için ona sadakatla bagli kalacaklarini ve gerekirse sehri müdafaa edeceklerini söyler. Sultan Murad'dan aldigi talimat üzerine muhasaranin kirk gün uzamasindan dolayi halka ve sehre hiç bir zarar gelmeyecegine dair yeminli söz aldiktan sonra teslim olur. bütün gücü ile Istanbul'u kusatip feth etmek üzere iken. Elçiler. bunlarla asker toplayabilsin. Istanbul'a gelen Küçük Mustafa. Sarabdar Ilyas. sehri ve kaleyi Mustafa'ya teslim etmek istemez. Küçük Mustafa'yi Istanbul'a getirtecekti.

Sultan Murad. Sultan Murad'in bu yolculugu devam ederken Sehzade Mustafa'nin. Sultan Murad'in. Mustafa "Beni kardesime iletme kim kardesim bana kiyar. Iznik'i kusattigi ve Taceddinoglu ile Mihaloglu'nun vurustugu sirada firsat kollayan Sarabdar Ilyas. At üzerinde Mustafa "Hey lala." der. Mihaloglu'nu atindan düsürüp ölümüne sebep olan Taceddinoglu Mahmud Bey. Sarabdar Ilyas sakin oldu. Ama Mihaloglu'nu durdurup onunla vurusmaya baslar. Bu dünyanin murdarina bulasmadan sehid ettirdim. Bundan bir kaç gün sonra da vefat eder. Bizans'tan menfaat temin eden ve küçük sehzadenin öldürülmesine sebep olan Sarabdar Ilyas ise yaptiklari için: "Suretâ ben günahkâr oldum. Bizans gibi entrikaci bir devlet ile. Bursa'da babasinin türbesine defn edildi. Illa bu ikisi vilayette olsa zarar-i âmmdir. ben efendim ogluna yaramaz is etmedim. tarihi henüz kesin . sehrin önünde bulunan Mirahor basisina teslim eder. efendisine bir at bulup onu kaçirmak ister. Onun. Mustafa Çelebi'yi yakalayip Murad'in. vakit kayb etmeden isyani ortadan kaldirmaya tesebbüs etmesi. memleketin ikiye bölünmesini ve beyhude yere kardes kaninin akitilmasini önlemis oldu. padisahin emri ile Iznik disinda bir incir agacinin dibinde bogdurularak cesedi Bursa'ya gönderildi. amcasininkinden daha kisa ve daha kolay bir sekilde halledilmis oldu. Mihaloglu tarafindan yakalanmak üzere iken Mustafa'nin beylerbeyi olan Taceddinoglu Mahmud Bey. onu buradan uzaklastirmaya çalisirlar. Nitekim. Bizans'in bu son oyunu da basarisizlikla son bulmus. Istanbul muhasarasini kaldirmakla. Ve biri dahi bu kim. Mustafa'yi tuttu kucagina aldi. Germiyan veya Istanbul'a götürmek istedilerse de daha önce Sultan Murad'dan beylerbeyilik beratini almis olan Sarabdar Ilyas." Mustafa. Ikinci Murad. Bir daha kardes kaninin akitilmamasi ve ülkenin. Mihaloglu'nun sehadet beratini kanla yazip hakkini teslim eyleyecektir. daha sonra saklandigi yerde yakalanip Mihaloglu'nun adamlarina teslim edilecek ve onlar tarafindan öldürülecektir. varligini Osmanlilar'in zayiflamasina baglayan Karaman gibi bir beyligin oyuncagi haline gelmemesi için henüz ortaya çikmadan bu tehlike ve fitnenin ortadan kaldirilmasi gerekiyordu. çesitli bahaneler ileri sürerek buna mani olur. sabahin erken saatlerinde açilan kapilardan Iznik'e girilir. Ve hem cemi-i âlem rahat oldu. Fakat bunda muvaffak olamaz. Henüz uyku mahmurlugunu atamamis ve Mustafa'ya bagli olan askerlerin saskin bakislari arasinda. Sehzade Küçük Mustafa'nin gailesini bertaraf etmekle birükte benzer bir tehlikenin daha mevcud oldugunun farkinda idi. beni niçin tutarsin?" Hain Ilyas "Kardesine ileteyin" der. ama olan aldatilmis bulunan zavalli Küçük Sehzade Mustafa'ya olmustu. kardesinin fazla taraftar toplamadan hakkindan gelip kendisine birakilmis olan Osmanli tahtini emniyete almak istiyordu. Böylece. Aldi gitti Hüdavendigar'a karsi iletti. Âsikpasazâde bu olayi da söyle verir: "Bunlar bunda cenkte iken Sarabdar Ilyas. attan düsürülen Mihaloglu ölümcül bir yara alir. Bunun için Sultan Murad. Ve hem bizden önden gelenler bu kanunu koymuslar" diyerek yaptigi fenaligi tevile çalismistir. yola çikisinin dokuzuncu günü gece geç saatlerde Iznik'e gelir.durum arz ediyordu. Iznik'te kalmasini tehlikeli bulan Germiyan ve Turgutlu kuvvetlerinin komutanlari. Görüldügü gibi Küçük Sehzade Mustafa Çelebi hadisesi. Sehzade Mustafa. Taceddinoglu ile Mihaloglu arasinda baslayan bu vurusma sonunda. her seyi idaresi altinda bulunduran ulu hakimin (Allah) ecel hükmü. O anda hamamda bulunan Küçük Mustafa. Onu tehlikeden korumak için Karaman. Sultan Murad'in ordusu. Onun için derhal Gelibolu yolu ile Anadolu'ya geçip Iznik üzerine yürür.

sonunda Düzme Mustafa tarafindan katl edilmisti. büsbütün sarsilir. Mustafa Çelebi hadisesinde Rumeli Beylerbeyi oldugu için onun üzerine gönderilmis. bu barisi saglamak üzere Osmanli devlet adamlarina da ayri ayri mektuplar yazarak tavassutlarini ister. Hükümdar ilân edildigi zaman henüz on sekiz yaslarinda bulunuyordu. Kasim Bey de Osmanli kuvvetleri ile birlikte bulunuyordu. Karamanlilar gibi Osmanlilar'in en zor ve sikintili anlarindan faydalanmaya çalisan beyliklerden biri idi. Isfendiyar Bey'in geri aldigi bu yerler. Umur ve Oruç Bey'ler bulunuyordu. Bununla beraber savasi kabul etmekten baska çaresi de kalmamisti. Osmanli ordusu Bolu'ya geldigi zaman Isfendiyar Bey'in ordusundaki Kasim Bey taraftarlari. Isfendiyar Bey. sulh yapmayi kabul etti. küçük oglu Murad Bey baskanliginda bir heyet vasitasiyle baris istemek zorunda kalir.olmayan bir zamanda. bu topraklan almakla da yetinmeyip Tarakli Borlu denilen Safranbolu'yu alip Bolu'ya dogru uzanmisti. Candaroglu'nu takib eden Osmanli kuvvetleri. Fakat Isfendiyar Bey.). Isfendiyar Bey. barisilmasi için hükümdarlarina ricada bulunurlar. Idareleri için de kendilerine yüksek seviyeden maas baglatir. Bu antlasma geregince Kasim Bey'e yerleri tekrar geri verilecek. bundan sonra bazi idarî tasarruflarda bulunup ondan sonra Edirne'ye dönmeye karar vermisti. Çankiri ve Kalecik'i geri almisti. Zorlukla Sinop kalesine siginan Isfendiyar Bey artik sagirdi. Bu sebeple Bolu ile Gerede arasinda yapilan savasta maglub olup bozguna ugrar. Bunun üzerine Sultan Murad. Sultan Ikinci Murad'in amcasi Mustafa ve küçük kardesi Mustafa Çelebi'lerie mesgul oldugu ani firsat bilerek ondan yararlanmaya çalisarak Tosya. Karsisinda da tehlikeli ve kuvvetli bir rakip olarak amcasi Mustafa vardi. Böylece Isfendiyar Bey. CANDAROGLU ISFENDIYAR BEY ILE OLAN MÜCADELE ve IDARÎ DÜZENLEME Karamanogullari'ndan sonra Anadolu Beylikleri'nin en kuvvetlilerinden plan Candarogullari. daha önce Çelebi Sultan Mehmed zamanindaki gayretler sonucunda elde edilmis olup Osmanli himayesinde kalmak sartiyle Isfendiyar'in oglu Kasim Bey'e verilmisti. Bu arada torununun (Ibrahim Bey'in kizi) padisah tarafindan nikahlanmasini da teklif eder. Osmanlilarin aldiklari Kastamonu ile Bakir Küresi Isfendiyar Bey'e iade edilecekti. efendilerinin bulundugu Osmanli ordusunun saflarina katilirlar. Bununla beraber etrafinda ve kendisine sâdikane bir sekilde bagli olan Bâyezid. O. Ibrahim. Kastamonu ile Bakir Küresini zapt ederler. Bakir Küresi hâsilatindan büyük bir kismini Osmanli Devleti'ne verecek ve gerektigi zaman da Osmanli ordusuna asker gönderecekti (827 H. Bu arada Kasim Bey de Iznik hareketi esnasinda kaçip Sultan Murad'in yanina gelmisti. Küçük Sehzade Mustafa Çelebi olayini halledince Isfendiyar'a karsi kuvvet gönderdi. Sultan Murad. Osmanlilarin taraftan olan oglu Kasim'a ait yerlerdi. Halbuki buralar. . Haci Ivaz Pasalarla Mihaloglu Mehmed Bey ve Kara Timurtas Pasa'nin vezirlik rütbesine kadar çikartilmis olan ogullan Ali. Sultan Murad. Muharebenin karisikligi arasinda kendi Kapicibasisi Yahsi Bey tarafindan basina vurulan bir "bozdogan"la kulagi sagir olur. Daha önce de görüldügü gibi Bâyezid Pasa. Nitekim Candaroglu Isfendiyar Bey. Sultan Murad'in adamlari. Hükümdarliginin ilk senesi ümidsiz denecek kadar korkunçtu. Tokat kalesinde tuttugu Mahmud ve Yusuf adlarindaki iki kardesinin gözlerine mil çektirip onlari kör ettikten sonra anneleriyle birlikte Bursa'ya getirir./1423 M.

Oruç Bey'i de Anadolu Beylerbeyi yapar. Çelebi Sultan Mehmed'e olan sadakati ve tehlikeli zamanlardaki hizmeti ile taninmis olup Çelebi Mehmed zamaninda kadiaskerlik ve ikinci vezirlikte bulunmustu. Devlet merkezinde fazla nüfuz sahibi kimselerin varligini kendi kudret ve hâkimiyeti için bir engel telakki etmis olmali ki. Bu defa da iki vezir arasinda nüfuz rekabeti bas göstermisti. Tavasi Serafeddin Pasa ile Reyhan Pasa. Rumeli'ye dönmeden önce bu isi halletmeliydi. Mustafa Çelebi hadisesinde aldigi tedbirler ve yazdigi mektuplarla Mustafa Çelebi kuvvetlerinin dagilmasina sebep olmustu. Haci Ivaz Pasa'nin sahneden çekilmesine sebep olmustu. Haci Ivaz Pasa'nin kul (yeniçeri) ile gizli münasebetlerde bulundugu. îste bu iki degerli vezir arasindaki rekabet. Vezir-i A'zam Ibrahim Pasa. Haci Ivaz Pasa da Çelebi Mehmed'in bütün savaslarina istirak etmis. Bu durum. Disariya göre ise Sultan Murad'in gücü. Zira Isfendiyar Bey'in. bunlarin bir kismini yeni vazifelerle merkezden uzaklastirma ihtiyacini duyar. küçük sehzade Mustafa Çelebi olayini halledince vezirleri ile maiyetindeki bazi mühim sahsiyetler arasinda mevcut rekabet ve geçimsizliklerin farkina varir. Padisah. ülke ve halkin problemlerine çözüm yollari bulduktan sonra biraz rahat bir nefes almaya baslar. Bunun için Kara Timurtas Pasa'nin ogullarindan Umur Bey'i Kütahya'ya. Sultan Murad. bizzat padisaha vermeyi teklif ettigi torunu Hatice Alime Hanim'la evlenme zamani gelmisti. Bunlar "mihr-i muaccel"i takdim edip gelini getireceklerdi. kendi lalasi olan Yörgüç Pasa'yi da Rumiye-i sugra valisi olarak Amasya'ya gönderir. Bu hadiseden sonra Ibrahim Pasa rakipsiz kalmis ve padisahin kendisine tam anlamiyla güvenmesinden dolayi tamamen müstakil imis gibi is görmüstür. Ibrahim Pasa. Bu sebeple padisah. Bu olayin hangi tarihte oldugu kesin olmadigi gibi. Bu bakimdan büyük hizmetleri olan degerli bir sahsiyetti. Bu idarî düzenlemeden sonra padisah. Onun için Rumeli beylerini ilgilendiren bir tedbire lüzum yoktu. gelini almak üzere Isfendiyar Bey'in sarayina Çasnigirbasi Elvan Bey.Sultan Murad. Karamanog'lu'nun Bursa'yi muhasarasi sirasinda burayi müdafaa ve muhafazada sebat göstermisti. Bu bakimdan artik evlenip rahat bir nefes alabilirdi. Cenazesi Pinarbasi'nda Kuzgunluk mevkiine defn edilmistir. Böylece divanda sadece Ibrahim Pasa ile Haci Ivaz Pasa kalmislardi. Bir gün divanda Padisah. Evrenoszâdeler ile Pasa Yigit oglu Turahan Bey ve Gümlü oglu gibi Rumeli beylerinin harp zamaninda padisahin maiyetinde birlesmeleri hariç baska zamanlarda Rumelideki vazife yerlerinde bulunuyorlardi. Gelibolu üzerinden yeniden Rumeli'ye geçip Edirne'ye gelir. kendisinden çekinilir bir kuvvete ulasmisti. devletin kurulusu ile birlikte hizmete giren Çandarli hanedanindan olup babasi Hayreddin ve biraderi Ali Pasa'lar da bu vazifede bulunmuslardi. Haci Ivaz Pasa'nin gögsüne eliyle dokunarak içinde zirh bulundugunu anlayip sebebini sorunca Haci Ivaz Pasa buna cevap veremez. Haci Ivaz Pasa ise hicretin 831 (1428) yilinda Bursa'da vefat etmistir. Yesil Camiin plânlarini tertip ederek disardan memlekete sanatkârlar getirtmisti. söylenenlerin dogru olabilecegini hatirlattigi için gözlerine mil çekilmek suretiyle Bursa'da ikamete mecbur edilir. Ali Bey'i Saruhan (Manisa) sancak beyligine gönderir. saltanatinin buhranli geçen ilk yillarini geride birakip devlet islerini idarî ve siyasî bir düzene kavusturduktan. padisaha suikast yapacagi ve divana silahla geldigi Sultan Murad'a haber verilir. Sultan Murad. Çelebi Mehmed zamaninda hürmet görmüs. Kastamonu'da sölenler tertipleyen Isfendiyar Bey . Çünkü artik içerde taht kavgasina yeltenip ülkeyi bölünme noktasina getirecek kimse kalmamisti. kadinlardan Halil Pasa'nin dul esi ve padisahin Sah Ana diye hitab ettigi Germiyanoglu Yakub Bey'in hanimi ile daha birçok erkek ve kadini külliyetli miktarda mal ve esya ile gönderir. Bâyezid Pasa'dan sonra birinci vezir olmustu. hadisenin bir at gezintisi sirasinda cereyan ettigine dair rivayetler de bulunmaktadir.

Bazi kaynaklar ise Sultan Murad'in bulundugu yeri zikr etmezler. Sultan Murad'in nikahladigi kizin adinin Hatice Sultan oldugunu hicrî. Misivri ve Terkos mintikalari hariç olmak üzere. Bu akinda Firuz Bey. gerekse Küçük Mustafa olaylarini çikarip Sultan Murad'i ve ülkesini bir hayli yoran. 1500) tarihli bir vakfiyesi bulundugundan. dügüne istirak eden herkese ihsanlarda bulunuluyordu. Bu maglubiyetle Drakul. Zira kaynaklardan bir kismi bunun Edirne'de. Osmanlilar'in Zeytin dedikleri Izdin'i de terk ediyordu (28 Subat 1424). Sultan Murad. Maglub olan Drakul iki senelik haraca karsilik bir miktar para ve bazi hediyeler verecegini taahhüd etti. bir kismi da Bursa'da olduguna dair bilgi vermektedir. Silistre'yi geçip Osmanli topraklarina taarruz etmisti. Melahrinos ve Bizans tarihçisi Françes'i Sultan Murad'a gönderir. Bizans Imparatoru Manuel. Ama iki oglundan biri (veya ikisi) de rehin olarak Osmanli sarayinda alikonmustu. Bu dügünler vesilesiyle büyük ziyafetler veriliyor. henüz hayatta ise de çok yasli oldugundan sekiz dokuz seneden beri bütün isleri saltanat ortagi olan oglu VIII. daha önce Bizanslilara geçmis olan Karadeniz sahilindeki bütün yerler ile Selanik havalisinde bulunan Situnion ve Ustruma (Karasu) taraflarina ilaveten. RUMELI'DE ISTIKRARIN saglanmasi Candaroglu Isfendiyar Bey üzerine yapilan harekâti firsat bilen Eflâk voyvodasi Drakul. Uzunçarsili. kardes kaninin akitilmasina sebep olan Bizans. Bunun üzerine yaptiklarina göz yumulan Drakul. Yine 1424 senesinde Sirp despotu Istefan (Etyen) Lazareviç. Ioannis görüyordu. 906 (M. Orada akd edilen dügün merasiminden sonra Isfendiyar Bey. yerinde kalmak üzere ülkesine gönderildi. Ayse Hatun'u bilahare Varna muharebesinde sehid düsecek olan Karaca Bey'e. 1424 yilinda gerçeklesen bu barisla bölge nisbeten rahat ve huzura kavusmus oluyordu. Ioannis. torununu Halil Pasa ile Germiyanoglu Yakub Bey'in hanimlarina teslim ederek büyük bir merasimle ugurlar. Ayse Hatun'u da Çandarlizâde Ibrahim Pasa'nin oglu Mahmud Bey'e nikahlamisti. her sene Osmanli hazinesine üçyüz bin akça veya otuz bin duka altini vermeyi kabul ettigi gibi. ne türbe kapisinda ne de diger kabirlerde bir kitabenin bulundugunu nakleder. Yapilan anlasma geregince Bizans. Hicretin 828 (1424) yilinda gerçeklesen bu dügünün. Bölgede istikrarin saglanmasina tesir eden âmillerden biri de süphesiz ki Bizans'la varilan antlasmadir. evlendigi yil içinde kiz kardeslerinden üçünün de dügünlerini yaptirir. fakir ve yoksullar doyuruluyor. Gerek Düzme Mustafa. kabrinin Bursa'da Kükürtlü Kaplicasi'nin yakinindaki Hatice Sultan Türbesi denilen büyük bir türbede oldugunu. Edirne'ye gelip eski dostluk antlasmasini yeniledi. orada daha baska kabirlerin de bulundugunu. daha kötü bir duruma düsmemek için Sultan Murad'a müracaatla baris yapmak istedigini bildirir. Sultan Murad bakimindan Edirne'de mi yoksa Bursa'da mi yapildigi kesin olarak tesbit edilebilmis degildir. Onunla birlikte bir Türk heyeti Alman Imparatorlugu'na seçilmis olan . Zira aksi takdirde kendi ülkesi ve imparatorluklari tamamen elden gidebilirdi. Drakul'u maglub etti. Bu dönemde.de gelenleri rütbelerine göre agirlayip bir nice ikramda bulunur. Sultan Murad'in Anadolu'dan Edirne'ye gelmesi üzerine Drakul iki oglu ile birlikte bizzat Edirne'ye gelmis ve bagliligini arz edip iki yillik vergisini de takdim etmisti. artik yapacak bir sey bulamadigi için Osmanlilar'la iyi geçinmek ihtiyacini hissetmisti. Hemsirelerinden Sultan Hatun'u Isfendiyar Bey'in oglu Kasim Bey'e. Sultan Murad'in emri ile bu taarruza karsilik olmak üzere Firuz Bey de Eflâk'a siddetli bir akin yapmisti. Bunun için elçi olarak Lukas Notaras. barisa zorlanmisti.

arkasindan da Süleyman Çelebi ile birleserek onun tarafindan Ohri sancak beyligine getirilmisti. hem Sigismond'un imparatorlugunu tebrik edecek. Yildirim Bâyezid tarafindan Izmir'e subasi olarak tayin edilmisti. Ancak bu beyler Cüneyd'e karsi bir basari elde edemezler. Bundan sonra bütün gayretiyle eski Aydinogullan topraklarini tamamen elde etmeye çalisir. daha önce Osmanli sarayinda rehin bulunan Mentese Beyi Ilyas Bey'in iki oglu Leys ile Ahmed kaçarak memleketlerine gelmis ve hükümdarlik yapmaya baslamislardi. Ankara savasi sonrasinda çikan kardes kavgalari esnasinda Cüneyd Bey. O. Rumeli'deki durumu düzene sokan Sultan Murad. onu yola getirmek maksadiyla yeni Aydin ili beyi Yahsi Bey ile Anadolu Beylerbeyi Oruç Bey'i vazifelendirir. Sigismond tarafindan kabul edilen Osmanli heyeti ile iki yillik bir baris antlasmasi imzalanir. Osmanli hükümdari bu heyetle birlikte kiymetli hediyeler de göndermisti. Hicrî 829 (M. önce Isa Çelebi'ye yardim etmis. Çelebi Sultan Mehmed'in vefati ve iki Mustafa Çelebi'nin isyanlari zamaninda. Ioannis ve Venedik ile temasa geçerek yeni bir saltanat müddeisini Selanik'e geçirip Rumeli'nde isyan çikarmayi tasarlar. Osmanlilara olan bagliligi red edip Osmanli idarecileri ile ugrasmaya baslar. Bu akitten sonra Sigismond. Karamanoglu Ibrahim Bey'in yardimlarini saglamak maksadiyla gizlice onun yanina gidip bir miktar Karaman askeri ile döndüyse de. Böylece Anadolu birligini yeniden bozma faaliyetlerine ön ayak olur. Bu son muvaffakiyet üzerine Aydin Bey'i olarak harekete geçen Cüneyd. Aydinoglu. Bunun üzerine Hamza Bey'e teslim olmak zorunda kalan Cüneyd. . Bunun üzerine Sultan Murad. Çanakkale hapishanesinde bulunan oglu Kurt Hasan ile kardesi Hamza Bey de ortadan kaldirilarak soyuna son verilir. Mustafa Çelebi (Düzme Mustafa) kuvvetleri ile Ulubat suyu kenarina kadar gelmisti. kanina girdigi insanlara karsilik 1425 yilinda öldürülür. bu meseleyi ciddi bir sekilde ele alarak Halil idaresinde gönderdigi kuvvetler. bilahare bu yardimci kuvvetlerin kaçmasi sonunda Sisam adasinin karsisinda bulunan Ipsili kalesinde oglu Bâyezid ile birlikte tutunmaya çalisir. IZMIROGLU CÜNEYD BEY'IN AKIBETI Kaynaklarda Izmiroglu. Osmanli padisahina ayni sekilde hediyeler gönderir. Bununla beraber Sultan Murad'in Anadolu Beylerbeyligine tayin ettigi Hamza Bey. Fakat Murad Bey. Anadolu beylerini ve Bizans'i Osmanlilar'in aleyhine tahrike baslar. Rumeli'de istikrarin saglanmasina sebep olan anlasmalar yapildiktan ve bölge harpsiz bir döneme girdikten sonra artik Anadolu'daki pürüzlerin ortadan kaldirilmasina sira geliyordu. Bu arada Bizans Imparatoru VIII. Cenevizliler'den kiralanan gemiler ile onu deniz tarafindan da sIkIstirdigmdan vaziyeti gittikçe kötülesmeye ve artik müdafaada bulunamayacak bir duruma gelir.Macar Krali Sigismond'u tebrike ve iki yillik bir mütareke müzakeresinde bulunmak için gönderildi. bununla da yetinmeyerek Venedik ile de ticarî ve siyasî münasebetlere girisir. hem de iki yillik bir mütareke imzalayacakti. Mentese tarafina gelerek bu iki kardesi elde edip Tokat kalesine gönderdikten sonra beyligi tamamen ilhak etmisti. Cüneyd'i Akhisar civarinda maglub edip onu sigindigi Ipsili kalesinde kusatirlar. Burada. Buna göre Osmanli heyeti. Daha önce de temas edildigi gibi Cüneyd. Cüneyd. bazan da Kara Cüneyd diye adlandirilan bu beyin babasi olan Ibrahim. Sultan Murad tarafindan tatmin edilip Aydin beyligine döner. Kardesler arasindaki mücadeleden istifadeyi düsünen Cüneyd Bey'in bu dönemdeki faaliyetlerinden ilgili bölümlerde bahsedilmis ve hakkinda bilgi verilmisti. 1425) tarihinden itibaren bu beylik artik tarihe karismisti.

gerekse Mustafa Çelebiler isyanin. fakat bu ise tek basina gücünün yetmeyecegini anlayinca Karamanoglu ile birlikte hareket etmeye karar vermisti. bu birlesmeye mani olmak ve dolayisiyla sancagini kurtarmak için henüz iki kuvvet birlesmeden önce Korkuteli'nde bulunan Osman Bey'in kuvvetlerine baskin yapmis. . Mehmed Bey'in idareyi tekrar ele geçirmesi üzerine yeniden Nigde'ye çekilir. Bunun üzerine Ibrahim ve Isa Beyler. Böylece Bengi Ali Bey. Karamanoglu'na isabet ederek ölümüne sebep olmustu. Memlûk Sultani Melik Müeyyed Seyh. Osman Bey. Hamidoglu da bu müsademe esnasinda öldürülmüstü. Timur tarafindan Hamidoglu Osman Bey'e verilmisti. babasinin cenazesini alarak Karaman ordusuyla birlikte dönmüs ve Mehmed Bey'in cenazesini Larende'ye (Karaman) defn etmisti (27 Safer 826/9 Subat 1423). sonra da Dulkadiroglu Nasirüddin Mehmed Bey'le giristigi mücadeleyi kayb etmis ve Dulkadirliler tarafindan esir alinarak Kahire'ye gönderilmisti. Bengi Ali Bey. Bu arada Antalya sancak beyi olan Hamza Bey de Karamanoglu Mehmed'in ölümünü ve Antalya'nin kurtuldugunu. Bilindigi gibi Ankara Muharebesi'nden sonra Antalya ve Korkuteli ile civari. Mehmed Bey'in ölümü üzerine yaninda bulunan ogullarindan Ali Bey. Böylece Antalya. Ibrahim Bey ve diger kardesi Isa Bey ise babalarinin cenazesini alip memleketlerine dönerler. Antalya'yi Osmanlilar'dan alamamis ise de Korkuteli taraflarinda hüküm sürüyor ve Antalya'yi da elde etmek için çare ariyordu. Antalya'yi zapt etmek istemis. Bu sirada kaleden atilan bir gülle. gerek Bursa'da. Mehmed Bey'i serbest birakarak memleketine gönderir. kardesinin öldügünü ögrenince Konya'ya gelip hükümdarligini ilân etmisti. aralarindaki saltanat rekabeti yüzünden askerin Ibrahim Bey'i istedigini görünce kaçip Antalya kalesine siginir. Bu olaydan sonra Karamanoglu Mehmed Bey. Karaman ordusunda bulunan Mehmed Bey'in büyük oglu Ibrahim Bey. Antalya önüne gelip kaleyi karadan kusatmisti.KARAMANOGLU MEHMED BEY'IN ANTALYA'YI KUSATMASI VE OGLU IBRAHIM BEY'IN OSMANLI HIMAYESINE GIRMESI Ankara Muharebesi'nden sonra Timur tarafindan yeniden kurulan Karaman Beyligi'nin basina Alaeddin Ali Bey'in oglu Mehmed Bey tayin edilmis. Osmanlilarin Antalya Sancak beyi olan Firuz Bey oglu Hamza Bey. Osmanlilar'dan çekindigi için bir ara Memlûk sultaninin himayesini kabul etmisti. hem muhasara hem de isgalden kurtulmustu. Gerçekten de Tarsus kusatmasi yüzünden Memlûklularla arasi açilan Karamanoglu Mehmed Bey. kardesi Bengi Ali Bey de Mehmed Bey'in hâkimiyeti altinda olmak sartiyla Nigde ve havalisine getirilmisti. Mehmed Bey. gerekse Tarsus ve Kayseri'de giristigi taskin hareketlerinden dolayi Karamanoglu Mehmed Bey'i azarlayip hapse attirmisti. Onun yerine de Karaman hükümdari olmak isteyen Nigde hâkimi Bengi Ali Bey'i destekleyerek onun hükümranligini tanimisti. kendisine iltica etmis olan Mehmed Bey'in oglu Ali Bey'le Sultan Murad'a arz etmisti. önce Nigde'ye hâkim bulunan kardesi Bengi Ali Bey. meydana getirdigi karisikliklardan istifade etmek isteyen Hamidoglu Osman Bey. O dönemde. Fakat Memlûk Devleti'ne ait bazi yerlere el uzattigi için o devletle de arasi açilmisti. babalarinin cenazesini defn ettikten sonra Osmanlilar'a siginmak zorunda kalmislardi. Fakat Mehmed Bey'in kardesi Bengi Ali Bey. Gerek Çelebi Sultan Mehmed'in ölümü. Fakat Memlûk sultani Melik Müeyyed'in ölümünden biraz sonra hükümdarligi elde eden Seyfeddin Tatar. Karaman hükümdari olmustu.

insanlar bunlarin yüzünden evlerinden çikamaz hâle gelmislerdi. Bu sevgi. Ankara muharebesinden sonra Çelebi Sultan Mehmed tarafindan ortadan kaldirilmis ise de büyük bir grubu faaliyetlerine devam ediyordu. ilerlemis yasina ragmen Edirne'de bulunan padisahi ziyaret etmek ister. Bununla beraber Sultan Murad. Bunlar. Bu sebepledir ki. Bu gaye ile yola çikan Yakub Bey. Sultan ikinci Murad. Germiyanoglu Ikinci Yakub Bey de ülkesine yeniden sahip olmustu. O da son anlarina kadar beyligini muhafaza etmisti. Yildirim Bâyezid tarafindan zapt edilmis bulunan Germiyan Beyligi. "Fetret Dönemi" diye bilinen sehzadelerin mücadeleleri esnasinda Çelebi Sultan Mehmed tarafini tutmustu. Osmanlilar'in himayesinde devletini idare etmisti. amcasini kaçirip Konya'da Karaman Beyligi'ne hâkim oldu. Yakub Bey aleyhinde hiç bir harekette bulunmuyordu. kismen de mücadelelerle sagladigi sükûnetin devam etmesi için daha bazi islerin yapilmasi gerektigine inaniyordu. Bu arada Ibrahim Bey'e kuvvet verip onun Konya ve Larende üzerine yürümesini saglayan Sultan Murad'in bu kuvveti sayesinde Ibrahim Bey. amcasi Bengi Ali Bey'in yerine hükümdar olmak üzere Sultan Murad'in yardimini istemisti. Sultan Murad. Bu yüzden Sultan Ikinci Murad'in kardesi ve Hamideli Sancakbeyi Mustafa Çelebi'ye meyl ederek Karamanoglu ile birlikte Mustafa'ya kuvvet verip yardim eder. Hatta Osmanli hükümdari. Tokat ve Canik havalisindeki yerlerde bir takim küçük Türkmen aile ve asiretleri vardi. gerekse Anadolu'da kismen baris. Candaroglu Isfendiyar Bey'in torununu alacagi zaman gelini getirmeye göndermisti. Nitekim Amasya. Ankara Muharebesi'nden sonra yeniden dirilttirilen diger Anadolu beylikleri gibi o da tekrar bagimsizligina kavusmustu. Karamanoglu'nu yenmesi üzerine Yakub Bey. Hatta Solakzâde'nin ifadesine göre.Ibrahim Bey. gerek bulunduklari kalelerinin sarp olusu. Bu yerli Türkmen ailelerinden bir kismi. aradaki eski düsmanliklari ortadan kaldirmayi hedefliyordu. Kiz kardesinin oglu olan Çelebi Sultan Mehmed'in ölümü üzerine Yakub Bey. gerek Rumeli. Oradan Çanakkale Bogazi'na kadar giderek Gelibolu'da Rumeli yakasina ayak basar. Halk. gerekse devletin baska bölgelerde mesgul olmasindan istifade ile zaman zaman çevrelerini vurup eskiyalik ediyorlardi. Yakub Bey'i karsilamak için Meriç ve . "Sah Ana" diye hitab ettigi Yakub Bey'in esini. ülkesini Osmanlilar'a vasiyet etmesine sebep oldu. Fakat bunun karsiliginda da daha önce Osmanlilara ait olup Timur tarafindan Karamanogullari'na verilmis olan bazi yerleri (Hamideli Beysehir) eski sahiplerine yani Osmanlilar'a terk etmeye razi oldu (1424). bu yüzden bir hayli sIkInti çekiyordu. Osmanlilar'daki saltanat degisikliginden istifadeye yeltendi. lalasi Yörgüç Pasa'nin faaliyetleri sonucunda bunlarin büyük bir kismini ortadan kaldirmaya muvaffak olmustur. Sultan Ikinci Murad. Bursa'ya gelir. GERMIYANLI MÜLKÜNÜN OSMANLI'YA VASIYETI Daha önce. Yakub Bey. Erkek evladi bulunmayan Yakub Bey. kiz kardesinin torunu olan Murad'i gün geçtikçe sevmeye baslar. Bunlarin normal bir hale gelmesi ve geregi gibi idareleri devleti bir hayli mesgul ediyordu. eskiden beri aralarinda bulunan akrabaligi kuvvetlendirmek için Ibrahim Bey'le kardesleri Ali ve Isa'ya birer kiz kardeslerini vererek onlari kendine baglamaya çalisir. Ikinci Murad. Bu düsmanligi tamamen yok etmek için onlarin her birine Rumeli'nde birer sancak da vermisti. erkek evladinin olmayisi ve Osmanlilar'in ileride büyük bir devlet haline gelecegini sezmesi üzerine onun. Osmanli siyasetine uygun düsen bu davranisla Sultan Murad. Bir ara Karamanoglu'nun tecavüzüne maruz kaldiysa da Çelebi Sultan Mehmed'in.

Karsilikli öpüsüp musafaha ederler. Ikinci Murad'i ziyaret ettigi sirada seksenini bulmus olan Yakub Bey. Padisah. Yakub Bey. Bu söhretli misafir. Orhan. meshur ilk Türkçe imâret vakfiyesini güzel bir yazi ile hak ettirerek imâretin duvarina koydurmustu. edip.Ergene üzerinde insa ettirmekte oldugu köprü sahasina kadar gelir. Çok cömert. geçtigi bütün yollarda oldugu gibi Edirne'de de hürmet ve itibar görür. Yakub Bey. Bu vesile ile Sirbistan siniri valisi Ishak Bey'in idaresinde orada yaptirmakta oldugu köprünün insaat durumunu görme imkânini da elde eder. Seyhî. eli açik. Devrin en büyük hekim ve sairlerinden olan Seyhî. Sultan Murad'in. gördügü misafirperverlikten dolayi minnettar olarak ülkesine döner. gezmelerinde ona refakat etmeye ve arzularinin en küçügüne kadar bütün isteklerinin yerine getirilmesine memur edilmisti. . Yüz yetmis kemer üzerine kurulan ve hâlen Uzunköprü ilçesine adini vermis bulunan bu köprü. kendi gelirinden baska bizimkileri de yiyor. Türkçe'nin gelismesine hizmet etmis. Edirne'de bir ay kadar kalan Yakub Bey. O zaman padisaha bir mektup yazarak durum ve ihtiyacini bildirir." diyerek derhal onun sanina lâyik olacak sekilde bir miktar para gönderir. Sultan Murad. Bu esnada henüz hayatta bulunan Emir Sultan'i da ziyaret ederek elini öper. Kütahya'ya dönüsünden bir sene sonra 832 Rebiülahir (1429 Ocak)'ta vefat ederek Kütahya'da yaptirmis oldugu imâret mescidi mihrabinin arkasina defnedilir. Buranin sancak beyligine de Kara Timurtas Pasa'nin torunu ve Umur Bey'in oglu Osman Bey tayin edilmistir. ilim ve fikir adamlarini himaye hususunda babasinin izini takib etmisti. onu yasinin büyüklügüne ve mevkiine lâyik bir hürmetle karsilar. ihsani bol bir kimse olan Yakub Bey. hastalandigi sirada yazdirip Ikinci Murad'a gönderdigi vasiyetnâmesinde ülkesini Osmanlilara vasiyet eyleyip terk ettigini tekrarlamisti. Edirne'de kendisine mihmandar olarak tayin edilen Seyhu's-Suara Seyhî Sinan da bizzat kendi himayesinde yetisen ve sonradan Osmanlilar'in hizmetine giren bir kimse idi. Yildirim Bâyezid ve Çelebi Sultan Mehmed'in türbelerini ziyaret eder. emrine verdigi askere karsi o kadar cömertçe davranir ki. O. Osmanli idaresine girmisti. bilgin ve tabibin bulunmasini saglamistir. yapilis tarzindaki özellikten dolayi Ikinci Murad'in sultanlik çaginda kurulmus binalar arasinda ilk plânda yer alir. Germiyan Beyi'ni bize öyle bir kardes olmak üzere göndermis ki. ziyaretinin sebebini anlatarak içten gelen arzusunu sifahî (agizdan) arz ile ölümünden sonra memleketini padisaha vasiyet eyler. O. Yakub Bey. Bilginleri seven bir kimse olarak Yakub Bey. ülkesini kizkardeslerinin çocuklarina birakmak istemiyordu. ilk karsilasmada Sultan Murad'in elini öpmek istediyse de padisah elini vermez. Aradaki fasilalar hariç olmak üzere takriben otuz sene kadar Germiyan hükümdari olan Yakub Bey. çok cömert bir insandi. Böylece Yakub Bey'in vasiyeti üzerine beyligi. Germiyan Beyi'nin mektubunu okudugu zaman: "Cenab-i Hak. Yaninda zevcesi Pasa Kerime Hanim da vardir. Bursa'ya geldigi zaman Osman. Yakub Bey. Edirne'de misafir bulundugu siralarda büyük senlikler yapilir. mihmandar sifati ile onun maiyetine verilir. sarayinda pek çok sair. Gelibolu'ya ulastigi sirada parasi tükenir.

Hatta Fatih Sultan Mehmed. Sirp despotu oldu. Halbuki eski despot Stefan Lazareviç. Edirne'ye döndügü zaman hükümdarlara nâmeler göndererek yeni fetihlerini bildirir. Birinci Kosova muharebesinden beri Osmanlilar'in nüfuzu altinda idi. Macarlarla münasebetlerini kesmeyi ve padisah istedigi zaman Osmanli ordusuna asker göndermeyi kabul eder. Belgrad'i isgal eden Sigismond. Onun içindir ki. parayi ödemeden Kolombaç'i da almak isteyince. muvaffak olamayinca Osmanlilarla anlasmak zorunda kalir ve Güvercinlik'in Osmanlilar'a geçmesini kabul eder. Osmanli tarihlerinde Vilk (babasinin adi Vulk) oglu diye bahs edilen Jorj Brankoviç'in Sirp despotu olur olmaz bazi kalelerini Macarlara terk etmesi.SIRBISTAN VE GÜVERCINLIK KALESI MESELESI Sirbistan. Varilan anlasmaya göre o. SELÂNIK VE YANYA'NIN FETHI Birinci Murad zamaninda kusatilip alinamayan. Sigismond. Bu adam. 1394) yilinda Yildirim Bâyezid tarafindan zapt edilen Selânik. zaptindan on alti yil sonra Segedin muahedesi yapilirken Güvercinlik üzerinde bir hayli durulacaktir. Ankara muharebesinden sonra Sirbistan himayeden çikmamakla beraber kendi lehine bazi tavizler elde etmisti. Osmanlilar buraya "Güvercinlik" diyorlardi. her firsatta Macarlar tarafindan gözetlenecektir. selefi ve Osmanli dostu olan Lazareviç'in gütmekte oldugu siyaseti terk ederek gerektiginde Osmanlilar'a karsi kendini müdafaa etmek ve Türk taarruzlarini kuzeye yani Macaristan'a geçirmemek için hem Alman Imparatoru hem de Macaristan Krali olan Sigismond'a kendi topraklarindan bazi mühim yerleri vermisti. ölmeden önce burayi on iki bin duka altin borcuna karsilik "boyar" yani beylerinden birisine rehin olarak vermisti. Güvercinlik ve Krusevaç gibi kalelerin ele geçirilmesiyle Osmanli sinirlari. Temmuz 1427 senesinde evlad birakmadan ölünce onun yerine kiz kardesinin oglu Jorj Brankoviç. Macaristan'a açilan yollar üzerinde önemli ve stratejik bir mevkide bulunan Güvercinligi zorla almak istemesi üzerine Sultan Murad. Macaristan bakimindan çok önemli bir üs olarak kabul edildigi için burasi. 1473 senesinde Uzun Hasan'a karsi sefere giderken Macar elçisi Padisahin ve dolayisiyla Osmanlilarin bu müskül durumundan yararlanarak Güvercinlik'in terkini veya kalesinin yikilmasini isteyecektir. Sirbistan'in kuzeyinde yeni gelismeler kayd etmisti. Macaristan'a açilan yollar üzerinde oldugu gibi bilhassa Sirbistan'in müdafaa ve elde tutulmasina yarayacak bir mevki isgal ediyordu. her sene Osmanli hazinesine elli bin duka altin vermeyi. fakat hicrî 791 (M. Güvercinlik. kalenin müdafaasina kosar. Osmanlilar tarafindan ilk defa olarak fethi ve bilahare tekrar Rumlarin eline geçisine dair bilgiler. . Macadar bir basari elde edemedikleri gibi Sigismond da ölüm tehlikesi geçirerek bir fedaisi sayesinde zor kurtulmustu. Sultan Murad. Stefan Lazareviç. Kosova muharebesinde öldürülen Lazar'in yerine Stefan Lazareviç (1389-1427) Sirp despotluguna getirildi. boyar kaleyi Osmanlilar'a terk etti Sigismond'un. Belgrad'in Macarlara verilmesi üzerine hükümet merkezini daha önce Semendir'e nakl etmis olan Jorj Brankoviç. Selânik sehrinin. Bu yerlerden birisi de Sirplarin merkezi olan Semendire ile Orsova arasinda ve Tuna nehri kenarindaki Golumbaç (Kolombaç) idi. Osmanlilar ile Sirp ve Macarlar arasinda bazi çatismalarin çikmasina sebep oldu. Sigismond'un basarisiz oldugunu görünce ondan ümidini keserek Osmanlilar'la anlasmaya çalisir. Yildirim Bâyezid dönemi hadiseleri arasinda zikr edilmisti. Ankara Muharebesi'nden sonra Bizans Imparatoru ile uyusmak isteyen Emir Süleyman tarafindan Bizanslilara terk edilmisti.

Bütün kusatma hazirliklari yapildiktan sonra Venedik valisinden sehrin teslimini ister. sayet Selânik imparatora ait olsaydi orayi hiç bir zaman zapt etmek istemeyecegini. para karsiliginda kendilerini yabanci bir millete satarken. Bu sirada Manuel'in oglu Andronikos. Evrenoszâdelerle Turahan Bey komutasindaki ordusuyla Selânik'i muhasara ettirmisti. Padisah. kendilerine sadik kalmak sartiyle Selânikliler'in tekliflerini kabul ile elli bin duka altin karsiliginda Selânik'i satin alirlar. Fakat Venedik valisi bunu red eder. Selânikliler. Bu arada Venedikliler. buradaki islermi yoluna koyduktan sonra Edirne'ye döner. Fakat o sirada daha pürüzlü ve önemli isler oldugundan ses çikarmamis ve uygun bir zaman gözetlemeyi uygun görmüstü. ilk günlerden itibaren isi diplomatik yollarla ve gürültüsüz atlatmaya çalisirlar. Venedikliler'den donanma ve yardim istedilerse de bu yardim gerçeklesmedi. Bunun için Sultan Murad. ya da hemen gelirim" cevabini verir. Andronikos'un muvafakati olsun olmasin. Sakiz ve Rodos ile eski antlasmalari yeniledigi zaman Venediklilerin Selânik'i almalarindan dolayi bunlarla olan muahedeyi yenilemeyerek Venedik elçisini geri çevirmisti. bunlara haksizlik ettigimi belki iddia edebilirlerdi.çekiliniz. fakat Venediklilerin. imparatorun bu tavassutunu çok garip bulmustu. Osmanlilar'in bu sekildeki kesin tutumu üzerine Venedikliler. Bu müzakereler esnasinda sefer hazirliklarini da ihmal etmeyen Sultan Murad. 1423). Selânik valiliginde bulunuyordu. Bu sekilde sehir müdafaa edilirken Rumlarin gevsekligini ve icabinda karsi tarafla anlasmalarini önlemeyi düsünüyorlardi. Umumi hücumla alindigi takdirde sehrin zarar ve tahribata ugrayacagini hesaplayan Hamza Bey. Bu esnada zaten hasta olan Andronikos da Venedikliler'ce Mora'ya gönderir (H. 1426 yilinda Ayasolug'a giderek orada bulundugu sirada Midilli. hem buna mani olmak. Padisah. Sayet Venedikliler. Venedikliler Rumlara itimad edemediklerinden kendi askerlerini Rumlarin arasina dagitmislardi. Sultan II. 1430 senesi Subatinin ortalarinda Edirne'den Serez'e gelir. Murad. imparatorun arazisi ile kendi topraklan arasina yerlesmesine de müsaade edemeyecegini söyleyerek anlari da geri gönderir. sehrin bir an önce düsmesini istiyordu. Rumlardan gelebilecek bir hainligin . Böylece Selânik halki. Venedikliler yeni bir heyet göndererek muahedeleri yenilemek istedilerse de padisah: "Selânik. Büyük babam Bâyezid bazusunun kuvvetiyle burasini Rumlardan aldi. Venedikliler de kan yerine keselerinden para dökerek Ege kiyilarinin en mühim sehirlerinden birine sahip olurlar. Sultan Murad. Buralara sokulmaniza sebep ne? Ya arzunuzla oradan . Sultan Murad'a defalarca elçi gönderirler ama bu çabalarin hiç birisi Sultan Murad'i bu oldu bitti karsisinda yumusatamaz. Selânik'in Venedikliler'in eline geçmesini istememisti. Burada Anadolu Beylerbeyi olan Hamza Bey komutasindaki Anadolu kuvvetleri ile Sinan Bey komutasindaki Rumeli kuvvetlerini bir araya getirir. Böylece elçiler bir is göremeden geriye dönerler. Bunun üzerine Hamza Bey sehri topla dövmeye baslar. 826 / M. sehrin zapti kadar garip ve tuhaf olan bir muameleye bas vurarak bizzat Bizanslilarin tavassutunu temin ederler. Muhasara karargahina gelen Sultan Murad. Kendisi Serez'de kalarak Hamza Bey'i ileriye gönderir. Siz ise Italya'dan gelen Latinlersiniz. kendilerine yiyecek vermek ve sehri mamur hale getirmek sartiyla Venediklilere satmaya karar verir. Venedikliler. hem de fazla zahmet çekilmeden fethi mümkün kilmak için surlardan içeriye adamlar soktu. Muhasara yüzünden sikintiya düsen halk. eger oranin idaresi Rumlarin elinde bulunsaydi. Ioannis'in göndermis oldugu Nikola de Gona ve Frangopulos adlarindaki elçilerine. babamdan kalma mülkümdür.Osmanlilar'in saltanat degisikligi ve buna bagli olarak çikan taht kavgalari fitnesi ortadan kalkip tehlikeli durumlarinin düzelmesinden sonra sira daha önce ellerine geçmis olan Selânik'in yeniden elde edilmesine gelmisti.

Hammer'in ifadesine göre bazi kiliseleri de yiktirip onlarin malzemesinden sehrin ortasinda bir Türk hamami yaptirir. Avrupa ve bilhassa Venedik'te büyük üzüntülere sebep olmustu. Bu yüzden bütün askerlerini kaleden çekip gemilere bindirdiler. Ege Denizi'nde ticarî mevkii parlak bir sehirdi. O gün aksama dogru. sehrin zapt edildigi zaman. kale kapilarinin açilmasi ile sehir zapt edildi (27 Receb 833/2 Mart 1430). âdet oldugu üzere yagmaya ugramasi demekti. Rumlar üzerindeki tesirleri önlenmisti. gruplar halinde Venedik kadirgalarina binmek istedilerse de bunlar. Buna meydan vermemek düsüncesi ile Venedikliler. limandaki üç Venedik kadirgasini yakmasi. kalabalik topluluklar halinde kiliselerde toplanmaya basladi. hücuma karar verir. Vardar Yenicesi ile diger sehirlerden Türk aileler getirterek buraya iskân ettirir. Osmanli kaynaklan. buna karsilik kendilerine hürriyet ve himaye vaad etmesi de bir sonuç vermedi. O. Ayrica Hamza'nin oklarinin ucuna mektuplar sararak Rumlari sehir kapilarini açmaya tesvik etmesi. 26 Subat gecesi meydana gelen depremde halk büyük bir heyecan yasadi. Bu. Bu esnada Selânik halkindan bazilari. Venediklilerin. Venedikliler arasinda büyük bir korkunun meydana gelmesine sebep oldu. Çünkü daha önceki bütün baris ve teslim çagrilari cevapsiz kalmisti.önünü almak üzere önceden gerekli tedbirleri almamis olsalardi belki de Hamza Bey'in adamlari gayelerine ulasacaklardi. Fakat Venediklilerin çabasi sonucunda bu korku ve heyecan giderilerek müdafaa daha bir güç kazandi. Çünkü Venediklilerin çok siki tedbirler almalari üzerine sehre sokulan adamlarla içeriye firlatilan mektuplarin. Müslüman olan Osmanlilar'a terk etmekten çekinmemislerdi. sadece iskân ile yetinmiyerek buraya yerlestirilenler için bazi imkânlar da sagliyordu. Venedikliler tarafindan gemilere alinmazlar. Rumlari büsbütün perisan etmisti. Venediklilere mecburen itaat ediyorlardi. sadece sehrin ticaretini düsünüyorlardi. Hükümdar böyle bir karar almak zorunda kalmisti. 28 Subat'i 1 Mart'a baglayan gece. Hamza Bey'in tekliflerini kabul etmeyen Venedikliler'e karsi padisah. Zira Mart ayinin ikinci günü sato tarafindan yapilan siddetli bir hücum ve merdivenlerle üzerlerine çikilan surlarin isgali sonunda. Osmanlilar'in. Bu politikasi ile o. Bu yüzden onlardan da bulunduklari mevzileri terk edenler oldu. Rumlar. Subat . Bu sebeple Aya Dimitri (Sen Dimitrios) kilisesi hariç olmak üzere diger bütün kiliseleri camiye tahvil ettirir. Ertesi gün safakla baslayan genel hücum sonunda Osmanli askeri sehre girmeye basladi. Selânik'in kirk günlük bir kusatma sonunda zapt edildigini yazarlarsa da yabanci kaynaklarda buranin daha kisa bir sürede zaptedildigi bildirilmektedir. Bunun üzerine halk. En fazla kalabalik ise Aziz Dimitrios'un tabutu bulunan ve içinde devamli olarak "kutsal yag" akan kilisede toplanmisti. Selânik sehrini para karsiligi alan Venedikliler. sehrin savunmasindan ayrilmalari. Selânik halki arasinda genel hücumun ertesi gün yapilacagi söylentileri dolasmaya baslar. her Rum askerinin yanina degisik memleketlerden ücretle topladiklari adamlardan kurulu yagmaci (Butineur) denilen askerden birini koymuslardi. Zira Selânik. sehrin Müslüman Türk hüviyeti kazanmasina çalisiyordu. Fakat orada barinamayacaklarini anladiklari zaman dindaslari olan Rumlari. Selânik'in düsmesi. Selânik zapt edilince Sultan Murad. Öyle anlasiliyor ki sehrin umumî bir hücumla alinacagi söylentileri bosu bosuna çikarilmis bir iddia degildi. Böylece Müslümanlarin rahat ibadet etmeleri ve diger sosyal tesislerden istifade etmelerini saglamisti.

Selânik muhasarasi devam ederken. Bundan sonra Sultan Murad ile Venedikliler arasinda Gelibolu'da bir muahede imzalanir. Dukas'in ifadesine göre Venedikliler. Bunun üzerine Sultan Murad. Sultan Murad. surlarini da tahrib etmisti. Eflâk ve Sirbistan'in Osmanlilar'la olan baglantilarini kesmekte kakarli görünüyorlardi. Eflâk'taki iç mücadele Mirça'nin kardesinin . EFLÂK HÂDISELERI Eflâk'in söhretli voyvodasi Mirça'nin ölümünden sonra bölge. âdet ve ibadetlerine dokunmayacagina dair Sultan Murad'dan bir ferman aldiktan sonra sehrin anahtarlarini kendisine teslim eder. Gelibolu'yu zapt etmek için ugrastiysa da bunda basarili olamadigi gibi gemi bakimindan da zayiata ugradi. Bu muahede ile Selânik'in Osmanlilar'a terk edildigi belgelendirilip kabul ediliyordu. Osmanlilarin yüksek hâkimiyeti altinda bulunan ve merkezi Yanya olan Epir despotu Karlotoçi (Carlo Tocco) ölünce ogullari arasinda hâkimiyet mücadelesi bas göstermisti. senelerce sürecek olan iç karisikliklara sahne olacaktir. halkin hürriyetine. Yanya'yi teslim almak için Karaca Pasa'yi görevlendirir. adalet ve hak sinasliklarina güvendikleri Osmanliya baglanmayi tercih etmisti. örf. Onun için de zaman zaman çatismalar meydana geliyordu. Heyet. Yildirim Bâyezid zamanindan beri Yunanistan'in Epir bölgesinde Latin kökenli despotlar vardi. Bu çatisma ve anlasmazliklara ilaveten bölgede iç karisikliklarda sürüp gidiyordu. Egriboz adasinin Osmanlilar tarafindan zapt edilmesinden korktuklari için böyle bir baris teklifinde bulunmuslardi. o siralarda Selânik civarinda bulunan Sultan Murad'i ziyaret eder. eskiden beri Balkanlar'daki milletlerin Osmanlilar'a karsi tavir koymalarini istiyor ve kendilerini bölge halklarinin bir çesit hâmisi kabul ediyorlardi. BALKANLAR'DAKI YENI OLAYLAR Macarlar. Osmanli idare ve adaletinin. Kendi dindaslari olan Latinlerin zulüm ve çekismesinden bikan halk. ogullar arasinda meydana gelen bu mücadele ile Latinlerden memnun degildir. Bu yüzden. Zira henüz emekleme durumunda bulunmasina ragmen Osmanli donanmasi. Karaca Pasa komutasinda gönderdigi kuvvetler ile Memnon'a yardim edip onu arzusuna kavusturur. Bununla beraber yerli Ruro halki. onlarin basarili olmasina ve Gelibolu'yu ele geçirmelerine engel olmustu. bazilari da Osmanlilar'dan yardim göreceklerdir. Bu yüzden aradan fazla bir zaman geçmeden Yanya halkinin ileri gelenlerinin meydana getirdigi bir heyet. Amiral Andrea Moceniko komutasindaki Venedik donanmasi. Yanya'nin baris (sulh) yolu ile alinmasi ve özellikle halkin istegiyle Osmanli idaresinin kabul edilmesi.ortalarinda baslayan kusatma. 2 Mart'ta sona erdigine göre bu sürenin çok daha az oldugu anlasilmaktadir. Devamli karisikliklara sebep olan bölgedeki olaylari Eflâk ve Sirbistan hadiseleri olmak üzere iki kisma ayirmak mümkündür. Karaca Pasa'nin sehri teslim almasindan sonra buraya da Türkler iskân edilir. Bunlardan Memnon adindaki ogul. Balkan halklari üzerinde nasil iyi bir tesir meydana getirdiginin göstergesidir. Bu mücadeleler esnasinda voyvodalarin bazilari Macarlar. Selânik'in zaptindan takriben bir buçuk sene sonra 13 Safer 835 (9 Ekim 1431)'de Yanya Osmanli topraklarina katildi. Amiral Moceniko'nun yerine geçen Silvestr Morisini Selânik'in intikamini almak için 1431 yilinda Çanakkale bogazinin Anadolu yakasindaki istihkamlara ani bir baskinda bulunarak ele geçirdigi muhafizlari öldürmüs. Osmanlilar'dan yardim ister. Durumun nezaketini bilen Osmanli devlet adamlari da buna karsi tedbir almakta gecikmiyorlardi.

Bu sekilde. Sirp despotunun Osmanli Devleti'ne sadik görünmesine ragmen el altindan da Osmanlilar'in aleyhindeki bazi hareketleri. Bu sebeple Imparatorun bulundugu Bâl sehrine tantanali bir elçilik heyeti gönderir. onun komutasindaki bir ordu ile Sirbistan içlerine dogru bir akin yapilir. Üsküp Sancak Beyi Ishak Bey tarafindan haber alinip merkeze bildirildiginden. bütün bu himayelere ragmen Sigismond'un kendisini Türklerin elinden kurtaramayacagini düsünerek rakiplerine galip gelmekle birlikte Osmanlilar'a da sokularak görünüste onlara olan bagliligini göstermek istiyordu. Bu akinla. Vlad. Büyük bir idarî ve diplomatik tecrübeye sahip olan Osmanli devlet erkâni. Bogdan prensinin yardimini alan Vlad Drakul tarafindan öldürülür. ya insafsiz ve zâlimliginden veya Sigismond'un kendisine verdigi Dragon nisanindan dolayi Drakul (Eflâl dilinde hilekâr. heyeti Bas kilisede ve bütün hükümdarlik alametleri üzerinde bulundugu halde kabul eder. Sarica Pasa. Osmanli hükümdarinin. Bu mücadeleler sebebiyle voyvodalar makamlarini yeterince saglama alamadiklari gibi bu dönem Eflâk kaynaklari da kifayetsiz olduklari için voyvodalarin saltanat tarihlerinde karisikliklar bulunmaktadir.çocuklari olan Dan'lilar ve Mirça'nin oglu Vlad Drakula'nin torunlari olan Drakul'lular arasinda cereyan ediyordu. Eflâk voyvodasi olmustu. Vlad. Dan'in oglu Osmanlilar'dan yardim istedigi için kendisine yardim edildiyse de bunda iyi bir basari saglanamadi. Mirça'nin ölümünden sonra kardesinin oglu Dan. Sultan Murad'in elçilerini gayet sahane bir surette taltifederek birçok hediyelerle Padisahlarina gönderir (Kasim 1433). Ishak Bey komutasindaki Osmanli ordusunun Sirbistan ortalarina kadar bir akin yapmasi. Sirbistan'in iki önemli sehrinden Belgrad'in Macarlar. onu tekrar ülkesine gönderir. Güvercinlik'in de Osmanlilar elinde bulunmasindan dolayi her iki devletin Sirbistan üzerindeki dikkatleri daha fazla hassasiyet kazanmisti. Osmanlilara olan baglilik yeminini ettirmek ve padisahin nisanlisini getirmek . SIRBISTAN HÂDISELERI Eflâk voyvodasi Vlad Drakul gibi Sirp despotu Jorj Brankoviç te Macarlara dayanip onlardan yararlanmak istiyordu. bir takimi da kiymetli taslarla süslü ipekli elbiseler sunar. Vlad'in iki yüzlülügünü çok iyi biliyordu. Macarlarin ve bilhassa Sigismond'un kendisini himaye etmesinden aliyordu. Bu arz-i ubûdiyetten memnun olan Sultan Murad. Zaten Macarlar da Sirp despotunu Osmanlilar aleyhine tesvikten geri kalmiyorlardi. Filhakika Vlad Drakul. Seytan) lakabi ile aniliyordu. bu cesareti. Karaman seferine hareket edecegi esnada bizzat Bursa'ya kadar gelerek bagliligini arz ve Sultan Murad'in Macaristan'a yapacagi seferlerde kendisine her türlü kolayligi gösterecegini vaad ettigi gibi böyle bir seferde Osmanli ordusuna klavuzluk edecegini de taahhud eder. Macaristan ile dostça münasebetlerin faydali olacagini düsünür. Bu yüzden bu da babasi gibi Vlad tarafindan öldürülür(1431). Bu yüzden Macarlarla olan münasebetlerini kesmeyi ve kizi Marya (Mara)'yi Osmanli hükümdarina zevce olarak vermeyi kabul ederek barisi saglayabildi. Zira Sultan Murad. Bu elçilik erkânindan on iki kisi ilerleyerek Imparatora altin sikkelerle dolu on iki altin kupa. Fakat bu voyvoda. Sirp despotu Brankoviç'i telaslandirir. yanina asker vererek onu Transilvanya'ya akin yapmaya memur eder. Sigismond. bilahare Macarlarla dostlugu yenilemek ister. Bu sebeple onun Macarlarla olan münasebetlerini bozmak için ayni sene (1432). Vlad Drakul vasitasiyle Macarlara büyük bir darbe indiren Sultan Murad. Dukas ve Hammer'in ifadelerine göre Eflâk Beyi (voyvodasi) Vlad. Sirp despotunun Macarlarla olan alâkasini kesmek ve Osmanlilar'a olan bagliligini güçlendirme hedeflenmisti. Böylece mütareke yenilendikten sonra Sigismond. bir takimi sirma islemeli.

Defterini Özbek Aga'ya verdiler. Elhasil kizi Edirne'ye getirdiler. onu Hünkâr'a dediler. Padisahin emri geregince Jorj Brankoviç ve Vlad Drakul 1438'deki Macaristan akinina katilirlar. Âsikpasazâde hadiseyi su ifadelerle nakl eder: "Bir kaç günlük yol kalinca Vilk oglu. Vilk oglu demis ki: "Ben çeyizi kizima vermedim. Sirbistan problemine kesin bir çözüm getirme kararma varir." Jorj Brankoviç. Isfendiyar kizi dahi Bursa'da idi. Evrenoszâde Ali Bey'in Macaristan'a yaptigi bir akinda basarili olamamasi. Sultan Murad. Bursa'ya gönderdi. Sultan Murad. Bir sehl zaman durdu. Osmanli ülkesine saldiracak ve bazi yerleri ele geçirecektir.üzere Jorj Brankoviç'in sarayina gider. Hiç nesne kabul etmedi. kizi Mara'yi Edirne'ye göndermis olan Jorj Brankoviç'e pek güvenemiyordu. Brankoviç'i yeniden Macarlarla münasebetlerini gelistirmeye yöneltir. Hünkâr eder "Benim câriyelerime verecegim yok mudur ki onun kizinin çeyizini vereyin. Birbuçuk ay kadar süren akinlar esnasinda. padisahin hiddetini teskin ile dikkatini baska seyler üzerine çekebilmek için kizi Mara'yi aldirmasi istirhaminda bulunacaktir. Bu sebeple Sirp despotu ile Eflâk voyvodasinin Macarlar'la arasini iyice açarak kendisine baglanmalarini saglamak için Macaristan harekâtina katilmalarini emr eder. Gayet iyi tazimle Semendire'ye getirdiler. müstereken icra edilen Transilvanya akinina ragmen Macarlarla aralarinin açilmadigini görünce. Hünkâra verdim. onu Edirne'ye getirdi. Semendire'nin anahtarlari ile birlikte Edirne'ye gelmesini emr eder. Bundan cesaret alan Ibrahim Bey. Macar Krali Sigismond ile birlikte Karamanoglu Ibrahim Bey'le gizlice anlasarak onu. itaat edecek yerde. Buna göre Karamanoglu'nu tahrik edenlerden birisi daha bütünüyle ortadan kalkacakti." dedi. kâfir beylerinin hatunlarini karsi gönderdi. kizini Osmanli sarayina götürmek üzere gelen heyete teslim eder. mutad merasimle. Sultan Murad. Onda dahi nihayetsiz konukluklar etti. hünkâr kendine dügün etmedi. Bunun üzerine sultan da "tedarik neyse edin" diyerek Kizlaragasi Reyhan Aga ve Oruç Bey ile Sirp sinirlari üzerinde toplanmis olan askerin komutani Ishak Bey'in esini gelini almak üzere bir heyetle Üsküp'e. pasalarini toplayip kendileri ile bu durumu görüsünce pasalar "almak gerek sultanim" demislerdi. Karamanoglu Ibrahim Bey'in hakkindan geldikten sonra tekrar Rumeliye dönecektir. dilerse gayri câriyesine versin". Her iki hükümdarin Evrenoszâde Ali Bey komutasindaki akinci kuvvetlerine iltihaklarini müteakip Demirkapi üzerinden Tuna nehri âsilir. Sultan Murad. Bununla beraber yine ayni sene (1433) içinde. Edirne'ye gelen Mara oradan da Bursa'ya gönderilir. Hatta kizini padisaha nisanlamis olmasina ragmen onun henüz küçük oldugunu ileri sürerek dügünün yapilmasini da tehir eder. Sultan Murad. oradan da Semendire'ye gönderir. Brankoviç'in. Osmanlilar aleyhine kiskirtmaya ve bir takim faaliyetlerde bulunmaya sevkeder. Bu akinlar esnasinda birçok ganimet elde edilir. Durumun kendi aleyhindeki vehametini görmekte gecikmeyen Brankoviç. Iki yüzlü harekette Eflâk voyvodasindan da usta davranan Jorj Brankoviç. 1438 kisinda Brankoviç'in kizi Mara ile evlendi. kayinpederine itimad edilemeyecegini gösteren delillerle dolu idi. Ve her ne kim Vilk oglu dedi. "Bir sipahi kâfirin kizina ne dügün gerek" dedi. dilerse bu câriyesine versin. Acayip konukluklar eyledi. Geri çeyizini ol kiza verdi. Fakat ileride de bahs edilecegi gibi Sultan Murad. Bununla beraber Sirbistan hududundaki Türk kuvvetlerinin komutani olan Ishak Bey'den aldigi raporlar. Çeyizinin hesabini yazmislar. Brankoviç. büyük oglu Greguar'i Semendire'nin tahkim ve . Transilvanya'da bazi sehirler zapt ve kaleler de tahrib edilir.

Voyvoda Drakul. Jorj Brankoviç'i taklid etmeyerek padisahin dâvetine icabet eder. Seferde bizzat bulunmus olan tarihçi Âsikpasazâde. "esirlerin sayisinin çok fazla oldugunu.müdafaasina memur eder. olaylarin akisi içinde Sirbistan hadiseleri ile yakin ilgisinden dolayi bu muhasaradan bahs edildikten sonra. Bunun için de "Belgrad. daha önce zapt edilmis ise de fetret döneminde tekrar Sirplara iade edilmisti. Sehri müdafaa edenlerle birlikte esir düsen Greguar. güzel bir cariyeyi bir çift çizme ile mübadele (degistirdigini) ettigini" yazar. Cuma namazinin kilindigini ve hisarina asker kondugunu yazar. Vlad Drakul. Sultan Murad. Semendire muhasarasi devam ederken bir Macar ordusu sehrin imdadina geldiyse de Ishak Bey ile Timurtas Pasaoglu Osman Çelebi tarafindan maglub edildikten baska Macaristan'a da akinlar düzenlendi. O. Sultan Murad. Bosna Krali Tvartko'yu korkuttugundan. BELGRAD'lN MUHASARASI Tarihî kronoloji itibari ile Karaman seferinden sonra olmasina ragmen. Brankoviç gibi Eflâk Voyvodasini da davet etmisti. Bu siddetli kusatmaya tahammül edemeyen Semendire. gerçekte bir Sirp sehri idi. Kendisi de diger oglu Lazar'i yanina alarak Sigismond'a halef olan Albert'e siginir. Belgrad'i muhasara için önce Evrenosoglu Ali Bey komutasinda bir ordu gönderdi. Zira o siralarda Macar hâkimiyetinde olmakla beraber Belgrad. Sirbistan'in fethinden sonra Belgrad için de bir seyler yapmak gerekiyordu. bu sehrin stratejik durumunu çok iyi biliyordu. Osmanli hazinesine daha önce vermekte oldugu yirmi bin duka altini yirmi bes bine çikarmisti. hacdan dönünce kusatmanin siddeti artirilir. daha önce rehine olarak Edirne'ye gönderilmis bulunan kardesi Stefan ile birlikte Tokat'a yollanarak hapsedilir. Sultan Murad'i düsüncesini gerçeklestirmeye yöneltmisti. Böylece Sirbistan'in diger sehir ve yerleri de zapt edilmis oluyordu. Kusatma hem karadan hem . Sirbistan isini kesin bir sonuca baglamak için Semendire üzerine kuvvet sevk eder. Karaman olaylarina temas edilecektir. sehrin fethinden hemen sonra onun Müslüman Türk sehri haline getirilmesi için kadi tayin edildigini. 1439 yilinda teslim olur. Brankoviç'in oglu tarafindan müdafaa edilen Semendire. Sultan Murad. Sirbistan islerini çok iyi bilen Ishak Bey. Engürüs vilayetinin kapisidir" diyerek onun askerî önemini ortaya koyuyordu. Filhakika o tarihlerde Bohemya'da meydana gelen krallik mücadelesi ile Alman Imparatoru ve Macaristan Krali Albert'in ölümünden dolayi meydana gelen çekismeler. Bu esnada. üç ay müddetle kusatilir. Sultan Murad. kendisinin bile bes esir satin aldigini. hatta bir askerin. asirlarca Osmanli ordusunun mermi ihtiyacini kullanmada hizmet görmüstü. bu sefer esnasinda. Asikpasazâde. esirlerin fazlaligi sebebiyle fiyatlarinin düstügünü. eteklerinde kuruldugu dagin madenlerinin çoklugundan dolayi "Sehirler anasi" diye adlandirilan Novaberda'yi bizzat kendisi yeniden feth ederek ele geçirdi (1439). Novaberda. Sirbistan'a karsi yapilan hareket. ordugâha gelince yakalanarak Edirne'ye gönderilir. Vlad Drakul ülkesine dönerek yine eski makamina geçer. Edirne'den de Gelibolu'ya yollanarak haps edildiyse de iki oglunu rehin olarak birakmayi kabul ettiginden hapiste uzun süre tutulmayarak serbest birakildi. Arkasindan bizzat kendisi de bu kusatmaya istirak etti. Maden ocaklari ile meshur olan Novaberda. Osmanlilar bu sefer esnasinda pek çok esir ve ganimet aldilar.

Ibrahim'i sonuna kadar takib edecegini açikça ortaya koyar.de nehirden yapiliyordu. Bunun üzerine Sultan Murad: "Senin hatirin için günahindan vaz geçelim. Polonya Krali iken ayni zamanda Macaristan kralligina da getirilmis olan Viladislas. Buna karsilik Ibrahim Bey. Surun etrafindaki hendek kenarina kadar büyük bir siper kazdirdi. Padisahin ayaklarina kapanarak onu düsüncesinden vaz geçirir. mevkiini ve yerini kuvvetlendirdikten sonra Sirp despotu ve Macarlar'la ittifak ederek Osmanlilar'in aleyhindeki faaliyetlerine baslar. her iki tarafi da tarassut ediyordu. Sultan Murad. Evrenosoglu kusatmayi kaldirmadi. Sultan Murad. Rumeli'deki sIkIsik durumlarindan devamli olarak istifade etmeyi adeta bir prensip haline getiren Karamanlilar. Macaristan'a yaptigi bir akinda muvaffak olamamasi üzerine. Fakat alti ay kadar devam eden Belgrad kusatmasi. Maglub olan Macarlar'dan bir kismi Tuna nehrinde bogulurken krallari da zor kurtulmustu (1433). Yaninda bulunan Karamanoglu Isa Bey'i de Karaman hükümdari ilan edip. Osmanlilar'a karsi takib ettikleri tarihî ve daimî düsmanlik siyasetine devam etmekte mahzur görmeyen Ibrahim Bey. Karamanlilar'in. bu sefer de rollerini Ibrahim Bey vasitasiyle oynuyorlardi. Osmanlilar'dan aldigi yerleri iad etmekle tatliya baglanir. Sehri Zovan adinda Raguza'li bir rahip müdafaa ediyordu. . Konya ve Beysehri'ni alan Sultan Murad. Simdi onu azl ederek biraderi Isa Bey'i Karaman Bey'i yapmayi uygun gördüm" deyince Mevlânâ Hamza. Karsilikli anlasmalar geregince Macarlar ile Sirp despotunun Tuna'yi geçip Güvercinlik (Kolambac) kalesine taarruzlari esnasinda Karamanoglu Ibrahim Bey de Beysehir'den sonra Hamideli'ni isgal etmeye baslayarak bu sancagin beyi olan Sarabdar Ilyas'i esir almisti. Bu arada kale burçlarindan. âlimlerden Mevlânâ Hamza vâsitasiyle özür dileyerek barisa talib olur. Sükrüllah'i (Behcetü't-Tevânh adli eserin müellifi) Karamanoglu'na elçi olarak gönderir. Evrenoszâde Ali Bey'in. Güvercinlik önünde kazanilan bu zaferden sonra Rumeli'ndeki vaziyetin düzeldigini görünce vezir Saruca Pasa'yi Edirne muhafazasinda birakarak Karamanoglu'nun üzerine yürür. Rumeli islerinin kritik bir vaziyet arz etmesinden dolayi yerinden ayrilamayan Murad Bey. kendisini rahatsiz edenleri de kaçirdi. Sultan Murad'dan kusatmayi kaldirmasini rica etmis ise de buna pek aldiris edilmedi. Bununla beraber Rumeli'ndeki isler yüzünden Edirne'yi birakip Karamanoglu'nun üzerine gidemiyordu. Osmanli birlikleri buradan içeri daldilarsa da siddetli bir mukavemetle karsilastilar. zamanin uzamasindan dolayi kaldmldi. KARAMAN SEFERI Murad Bey'in destegi sayesinde idareyi elde edip is basina gelmis olmasina ragmen. Sonunda is. Bu siralarda Macaristan içlerine dogru da akinlar devam ediyordu. Bozkir'a kadar gidip Karamanoglu'nu takib eder. 1433 senesinde de Sirp ve Macarlar'la birleserek Osmanlilar'in aleyhinde bir ittifak kurmustu. Karamanoglu da bunu bildigi için isgal sahasini gittikçe genisletmeye çalisiyordu. Aksehir. Balkanlar'daki Hiristiyanlarla is birligine giren Ibrahim Bey. Sinan Pasa komutasinda bir ordu sevk ederek Macarlari maglub eder. fakat onun bu makama gelmesi bizim yardimimizla olmustur. Sultan Murad. epey dil döker. Padisahi bu konuda ikna etmek için Mevlânâ Hamza. Osmanli toplari kaleyi dövmeye baslayinca ondan büyük bir parçayi yikip bir gedik açtilar. Osmanlilarin.

Ibrahim Bey. Bu korku yüzünden olsa gerek ki. Anadolu'da Osmanlilari ezip ortadan kaldirmalari imkânsizdi. Ibrahim Bey'in en büyük rakibinin getirilmis olmasi onu ürkütmüstü. Isa Bey. ona bir mektup göndermisti. Venedik gibi bazi Hiristiyan devletler ise bu tehlikeyi bir silah gibi kullanarak bazi Osmanli sehirlerini istila ümidine bile kapilmislardi. 1437 yili sonlarina dogru Ibrahim Bey. Fakat Sultan Murad'in Anadolu'da kalmayip Rumeli'ye geçmek üzere oldugu haberinin gelmesi üzerine sultan bu tasavvurundan vazgeçer. Tokat'tan yola çikan kuvvetli bir Osmanli ordusu. SAHRUH'A KARSI TAKIP EDILEN OSMANLI SIYASETI Sultan Murad. Mektubunda Anadolu beylerinden Karamanoglu Mehmed Bey. Bunlarin. Böylece Karamanlilari. önce Timur'un sonra da Sahruh'un destegini saglayan Akkoyunlu Bey'i Karayülük Osman Bey. Isfendiyar Bey. Osmanlilar'in Dulkadirogullari'ni himaye etmesini bir türlü hazmedemeyen Memlûklular. ve Anadolu'da kendilerine ait olan topraklarin kaybi demekti. Macarlar'in maglubiyeti üzerine 1437 baharinda tabiî müttefiki Dulkadirlilarla beraber dogudan ve batidan Karaman ülkesine taarruz eder. Karamanoglu'nun Osmanlilar karsisinda ezilmesinden dolayi endiseye kapilirlar. kardesi Isa Bey ile giristigi bir vurusmada onu öldürür. Timur'un yaptigi tahribati unutmayan Osmanlilar. Timur'un çok dindar oldugu söylenen oglu Sahruh (1404-1447). kudretini devam ettiren Sahruh'un ölümüne kadar (1447) ona açiktan açiga cephe almaktan . Bu durumu bilen Memlûk idarecileri. Bu son gelismeler karsisinda Macarlar'la ayni zamanda hareket eden Sultan Murad. Osmanlilar ile Memlûklular arasinda Karaman ve Dulkadir gibi tampon devletlerin bulunmasi. Ikinci Murad'in kiz kardesi olan haniminin ricalari üzerine bu sefer de af edilir. Memlûk Devleti için bir garanti olarak görülüyordu. Cüneydoglu Hamza ve Dulkadir Bey Süleyman ile Birlikte Bizans ve Trabzon imparatorlari da dahil olmak üzere Gürcü meliklerinin de emrine girmek için kendisini beklediklerini yazmisti.Osmanlilar'a karsi giristigi tecavüzden dersini aldiktan kisa bir müddet sonra Dulkadirogullan'na ait Kayseri'yi zapt etmesi. içislerinin karisik olmasina ragmen. Bütün bati Hiristiyan dünyasini sevince bogan bu tehlike. Bu arada. Ikinci Murad tarafindan Hamideli sancakbeyligine getirilmisti. Murad Bey de Rumeli ve Anadolu kuvvetleri ile Aksehir'e girer. dogudan geliyordu. dedesi Yildirim Bâyezid zamaninda oldugu gibi bir anda kendisinin de yeni bir tehlike ile karsi karsiya geldigini görür. Anadolu ve Iran'da babasi tarafindan tesis edilen füli durumu yeniden iade etmek arzusunda oldugundan Anadolu'daki olaylari yakindan takib ediyor ve mektuplari ile bazi durumlari tasvib etmedigini bildiriyordu. Fakat fütuhatçi olan ve dünyanin en müsait jeopolitik mevkiinde yerlesmis bulunan Osmanlilarin Memlûklulari ezmesi imkân dahilinde idi. Öbür taraftan. Karaman Devleti'nin yanibasindaki bir Osmanli sancaginin basina. Ibrahim üzerine yeniden kuvvet gönderilmesine sebep oldu. Hamidoglu Hüseyin. Bununla beraber Suriye valisine Anadolu islerine çok dikkat etmesi emrini verir. Osmanlilarin tek baslarina Anadolu'nun hâkimi durumuna gelmeleri. isgal ettikleri yerlerden çikarir. Zira bu. kizkardeslerinden birini de Karamanoglu Ibrahim Bey'in kardesi olan Isa Bey ile evlendirmisti. Maras Bey'i Dulkadirli Süleyman Bey'le birlikte Kayseri'yi kusatirken. Osmanlilarla savasmak üzere bizzat sultanlarinin sefere çikmasini bile düsünmüslerdi. Daha önce de belirtildigi gibi Sultan Murad.

Sultan Murad'in bu endisesinin farkina varan Venedik. Murad. II. köle ve câriyeler göndermisti. Sahruh'un. Anadolu siyasetine karsi açik bir sekilde cephe aliyordu. Bu devletin. adi geçen savasi kazanmasi. Bunun üzerine Sultan Murad. II. 17 Eylül 1429'da Selmas Meydan savasinda Karakoyunlularla müttefiklerini perisan etmesi ile Anadolu ve Suriye yollari bütün genislikleri ile onun önünde açilmis bulunuyorlardi. Karamanoglu Ibrahim Bey de bu yüzden onlara karsi cephe aldi. Sahruh'un oglu Muhammed Cuki Mirza'nin önünden kaçarak Tokat'a gelip siyasî mülteci olarak Osmanlilar'a siginir. Zira bir Osmanli Memlûk ittifaki demek Karaman Beyligi'nin haritadan silinmesi demekti. 1437 yilina kadar Memlûk yöneticilerinin Osmanlilarla hemen hemen hiçbir ihtilafi olmadi. bununla da yetinmeyerek Karakoyunlu beyine on bin altin ile sirmali elbiseler. Yine padisahin buyrugu üzerine Yörgüç Pasa da Iskender'in askerleri için lazim olan bin kepenek. Sahruh'un Herat'a dönmesi ile bu iki büyük devlet rahat nefes aldilar. Bu da onlar için Osmanlilar'in ortadan kalkmasi ve Avrupa'nin. Sahruh'un üçüncü Azerbaycan seferine çikmasi (1435). bu tehdidi siyasî bir manevra ile kendi lehine çevirmeye yeltendi ise de Sultan Murad'dan istedigini elde edemedi. Bu esnada Sahruh. O zamana kadar Sahruh'un aleyhinde olabilecek herhangi bir faaliyette bulunmamakla beraber Sultan II. Buna karsilik Osmanli Memlûk yakinlasmasi daha bir perçinlenmis görünüyordu. Hatta Sahruh. O. Murad. dört elle Osmanli dostluguna sarildilar. Sultan Murad. dedesi zamanindaki Timur hadisesinden iyi bir ders almisa benziyordu. Zira Yildirim Bâyezid döneminde oldugu gibi. Sahruh'un. Bütün Anadolu topraklari üzerinde metbûluk iddiasinda bulunan Sahruh. Memlûklularin. Ibn Hacer'in ifadesine göre Iskender Bey. babasi Kara Yusuf Bey'in Yildirim Bâyezid'e ilticasina benziyordu. Anadolu siyasetine karsi kötü bir tavir takinmamaya itina ediyor. Buna karsilik Avrupa'da ise büyük ümit ve hayaller uyandi. Sultan Ikinci Murad. onlarin çogu zaman Osmanlilar'in tabii olan Karaman ve Dulkadirogullari'nin islerine müdahale etmelerine ses çikarmiyordu. iki bin çul ve torba ile davar vesair hayvan tedarik etmisti. islemeli silahlar. O. Anadolu'ya girince bunlar. Murad'in da basina bir felâketin gelmesi artik an meselesiydi. Memlûk Devleti ile de iyi geçinmeye dikkat ediyordu. Iskender . Zira o. Memlûk ve Karakoyunlular gibi Timurlulara kafa tutmayi düsünmüyordu. kalabalik ve muazzam ordusu ile Azerbaycan'da bulunuyordu. Karakoyunlu hükümdari Iskender Bey. Iskender Bey'in Osmanlilar'a siginmasi. Osmanlilarca yeni bir tehlikenin isareti olarak görüldü. bu durumdan endise duyuyordu. ulak gönderip kisi Tokat'ta geçirmek üzere II. Müslümanlardan temizlenmesi demekti. Bu ordunun tehdid sahalarinin nerelere kadar uzanacagi pek kestirilemiyordu. Murad'dan müsaade ister.uzak durmuslardi. bu ülkelerdeki tabi devletleri ortadan kaldirmadan. Timurlular ve Memlûklular gibi kudretli Müslüman dogu devletleri ile. sonunun nereye varacagi ve nasil bitecegi belli olmayan bir mücadeleye girmenin hiç bir faydasi olmayacagini biliyordu. Amasya valisi olan Yörgüç Pasa'ya Iskender'in lâyik oldugu sekilde agirlanmasini emr eder. Balkanlar'in ve Anadolu'nun mutlak hâkimi olmadan. Misir'da da büyük endiselere sebep olmustu. altin egerli atlar.

O da Tebriz'e gidip Sahruh'a boyun egmeyi uygun görecektir. Böyle bir karsiliga cani sikilan Osmanli Padisahi. bir iç oglani olarak padisahin hizmetinde Osmanli terbiyesi görerek büyümüs ve Iskender adini almisti. Zaman zaman Venediklilere müracaatla oglu Iskender Bey'in bir Osmanli Beyi sifati ile Venedik arazisine saldirilan olursa kendisini bundan sorumlu tutmamalarini da rica ediyordu. ona tekrar boyun egdirdiler. Iskender'in üzerine gönderir. Baharin gelmesi. onlarin çoluk çocuklarini esir etmeye ve mallarini ellerinden almaya baslamislardi. Timurlulara bagli olan ve ikide bir ayaklanan bu Karakoyunlu hükümdarlarindan da kurtulmak istiyordu. Özellikle Ergiri bölgesinde. Zira o dönemin en güçlü ordusuna sahip olan bu Türk Hakanligi ile sonu nereye varacagi belli olmayan bir savasa girmek istemiyordu. 1436 baharinda Sahruh'un bütün Anadolu devletlerine onu kabul etmemeleri gerektigine dair gönderdigi mektup da ilave edilirse artik Iskender Bey için yapilabilecek bir seyin kalmadigi anlasilir. yanlarina yeniçeri bölükleri de katarak harekât sahasina gönderdi. Durumun nezaket kazanmasi üzerine bizzat sefere çikan Sultan Murad. Osmanli tabiiyetini kabule mecbur olmuslardi. Onun için bu konuda Venedikliler'e ihtarda bulundular. Çelebi Sultan Mehmed döneminde 1415 yilinda Arnavutluk'taki Kruya (Akçahisar)'i yeniden ellerine geçirmislerdi. baharla birlikte yöredeki halka saldirmaya. Murad'a bu beyi topraklarindan uzaklastirma firsatini vermisti. O da Herat'a döner. Bu mektup üzerine Iskender. Zira artik Osmanli ülkesinde kalmak tehlikeli bir hal almistir. O da diger Arnavut beyleri gibi muayyen yillik tahsisat sözünü alinca Venedik tarafina dönmekten ve onlara hizmet etmekten çekinmeyerek 1428'de Venedik himayesine girer. Fakat Selânik'ten sonra Yuvan Ili'ne gelen Osmanli kuvvetleri. bir bogazda pusuya düsürülerek agir kayiplara ugratildi. . Buna. Bu seferler sonunda Gergi Araniti ile Yuvan Kastriota. Osmanlilar'in. 1417'de Avlonya'yi da zapt eden Osmanlilar. Arnavutluk faaliyetleri daha sonra da devam etmisti. kuzeyde özellikle daglik bölgelerdeki kabilelere dayanan Arnavut beylerini kendilerine tabi birer senyör olarak yerlerinde birakmislardi. aldigi emir üzerine Iskender Bey'e bir mektup yazarak memleketi terk etmesini ister. askerlerini alip Osmanli ülkesini terk eder. bundan bir netice alinmadigi takdirde üzerine varilarak zorla hudud disi edilmesini emr eder. Bu arada Arnavutluk'ta köylerin timar olarak taksimi esnasinda mukavemetler görüldü. Buradan da Manastir'a gelerek Rumeli Beylerbeyi Sinan Pasa ile Uc Beyleri Turhan ve Ishak Beyleri. Venedikliler'in bu isyani tahrik ettiklerini düsünüyorlardi. Irkdas ve dindas devletlerle mecbur kalmadikça harbe girmenin bir mânâsi yoktu. genellikle güney ve merkez kisimlarinda yeni bir teskilat kuran Osmanlilar.Bey'i reddetmeyi hükümdarlik serefi ile mütenasib görmemekle beraber. Bu Arnavut beyleri içinde en kuvvetli olani Ergiri sancaginin kuzeyindeki bölgeye hâkim olan Yuvan Kastriota idi. ilk önce Iskender'e memleketi güzellikle terk etmesinin bildirilmesini. Bunlardan Yuvan Kastriota. Çünkü Iskender Bey'in askerleri. Umur Bey. buranin eski Arnavut senyörleri olan Thopia Zenebissi ile Gergi Araniti tatmin olunmadiklarindan siddetli bir isyan ve ayaklanmaya bas vurdular. aralarinda en küçügü Gergi Kastriota olan dört oglunu rehine olarak Sultan Murad'in yanina göndermek zorunda kalmisti. Arnavutlugun. Isyan bastirilarak buradaki mahsur Türkler. Bunlara engel olamayan Yörgüç Pasa. Ona. ilk defa Akdeniz sahillerine çikiyorlardi. Osmanlilar. Anadolu Beylerbeyi olan Timurtas Pasa oglu Umur Bey'i. Sahruh da isi daha fazla ileri götürmek istemez. Asilere karsi hareket eden Evrenos oglu Ali Bey. Gergi. Sultan II. durumu Sultan Murad'a bildirir. OSMANLI ARNAVUTLUK MÜNASEBETLERI Osmanlilar. Serez'e giderek harekât sahasina yakin bulunmak istedi. Bir yil sonra da Venedikliler'le çikan anlasmazlik yüzünden Yuvan Kastriota'ya hücum etmislerdi.

Osmanlilar tarafindan feth edilinceye kadar Macarlarla bazi çatismalar olmustu. o zaman söyle yazmakta idi: "Rumeli'nin bahis mevzuu durumu göz önüne alinir ve söyledigim gibi haçli askeri gelirse. Böylece Osmanlilar'i uzun süre mesgul edecek olan Arnavutluk gailesi ortaya çikti.muhakkak bir katliamdan kurtuldular. Osmanli hareketinin kendi hududlarinin çok uzaginda bulunmasindan dolayi bunu pek önemsemiyorlardi. Osmanli Macar mücadelesinin baslama dönemidir. Bunlar. buraya girilmemisti. Gerçi Sirbistan." Bununla beraber daha o zaman Floransa'da Osmanlilar aleyhine denizden ve karadan bir Haçli seferi plâni kararlastirilmisti. kendi dinlerinin akidelerinde (inançlarinda) meydana gelen ihtilaflarin halli için gittigini söylediler. Kuzey Arnavutluga giden Anayol üzerindeki Kocacik kalesini zapt ederek babasinin topraklarini elde etmeye yönelik faaliyetlere giristi." Gerçekten muasir Türk kaynaklari. fethe zemin hazirlayan harplerdi. Böylece Padisah'in fikrini tashih ettiler. Gazavat ve Misir sultanina gönderilen Varna fetihnâmesi. Osmanlilar tarafindan ögrenilmisti. Hiristiyan dünyasindaki bu anlayis ve sebep oldugu birlesme. siyasî bir gayesinin bulunmadigini bildirecektir. Bizans tarihçisi Dukas bu olayi söyle nakl eder: "Imparator. O zaman daglara siginan asi Arnavut senyörleri. Murad'i imparator aleyhine harekete sevk etmek istemisler ve padisaha "imparator. Akin hareketlerinde birçok çarpisma olmussa da bunlar. Macar Krali ile iliski kurdular. Elçiler ise bu hususta Murad'a izahat vererek imparatorun Italya'ya seyahatinin kendisine arz edildigi gibi olmadigini. Floransa toplantisini buhranin baslangici olarak kabul ederler. Gerçekten 1439 yilinda Floransa konsilinde Bizans Imparatoru VIII. denizden ve karadan padisah aleyhine yürüyecekler ve Türkleri Garp vilayetlerinden çikaracaklar" demislerdi. tam anlamiyla bir fetih ve ilhak degil. Frengistan'a gittigi vakit Frenklerle ittifak edip Frenk oldu. IKINCI MURAD VE HAÇLI ITTIFAKI Belgrad kusatmasinin basarisiz bir sekilde sonuçlanmasi üzerine baslayan ve maglubiyetlerle geçen buhranli bir kaç yilin verdigi cesaretle Hiristiyanlar. Fakat genelde Macarlar. Kral. Imparatorun mabeyincisi J. Gerçi Osmanlilar. Bunun sebebi. Sultan Murad'dan çekindigi için ona elçiler gönderip bu konsilin sadece dinî bir sebebe dayandigini. . seyahatten avdeti münasebetiyle Murad'a elçiler gönderdi. Bu ana kadar Macar hâkimiyetinde bulunan Erdel (Transilvanya) topraklarina yapilan akinlar hariç tutulacak olursa. Osmanlilar'i Avrupa'dan atacaklarina iyice kanaat getirmislerdi. kalenin çok müstahkem olmasi. Fakat Sirbistan'in Osmanlilar'a ilhaki ile Osmanlilar ile Macarlar komsu iki devlet haline gelmislerdi. Venedik senatosu Osmanlilar'in ihtari üzerine asilere yardim edilmemesi için Arnavutluk'taki makamlara emirler göndermisti. Osmanli Devleti'nde büyük bir kaygi ile karsilanmisti. düsmanin gücünden dolayi Belgrad muhasarasini kaldirmis degillerdi. Bilindigi gibi Sultan Ikinci Murad zamani. artik Macar topraklan için de tehlike olmaya baslamislardi. Osmanlilar'daki bu kaygiyi ögrenen Ioannis. Halbuki Belgrad zaptina tesebbüs edilmekle Osmanlilar. Ioannis Paleologos'un istirakiyle Sark ve Garp kiliseleri arasinda "Union"un imzalanmasi. Arnavut beylerinin basina geçmek suretiyle mukavemet hareketini organize edip. Gerçekten de uzun bir süre geçmeden Izladi savasi sirasinda (Kasim 1443) Osmanli ordusundan kaçacak olan Iskender Bey. Rumeli zapt olunduktan sonra bir ay içinde de Arz-i Mukaddes ele geçirilecektir. Torzello. Allah'in inayetiyle bir ay içinde her sey halledilmis olacaktir. Padisaha karsi minnettarligi ile hilesiz dostlugunu arzetti. Balkanlar'da Osmanlilara karsi yeni bir müttefik bulduguna inanarak anlari tesvik etti. Zira bazi kimseler. uzun süren muhasaranin sebep oldugu salgin hastaliklarin verdigi zayiatti.

düsmanini takipten dönünce. Dönüsünde. Transilvanya'ya girmisti. Fakat Hunyad'in gücü ve Hermanstad muhafizlarinin bir çikisi. ayni senenin Eylül ayinda ikinci bir kuvvet sevkine karar verir. yigitlikleri ile taninmis seçkin sipahilerine Hunyad'in ati ile tasidigi silahlari tarif ederek onlar hakkinda bilgi vermisti. Casuslari vasitasiyle bunu ögrenmis bulunan Hunyad. Böylece Mezid Bey. Mezid Bey ile oglu öldüler. Tuna'nin iki yakasindaki memleketleri bütünüyle yakip yikti." Jan Hunyad'in bu galibiyeti. hemsehrileri kendisini vatan kurtarici olarak karsiladilar. Hunyad. Simon de Kemeny ile birlikte muhasara altinda bulunan kalenin imdadina yetisir. Macarlar karsisinda. Bu dehset verici ganimetlerin ortasina oturtulmus yasli bir Türk. bunlari Brankoviç'e bizzat sunmak zorunda birakilmisti. galipler tarafindan getirilmekte olan esirleri kendisi sofrada bulundugu halde vahsiyâne bir eglence olmak üzere gözleri önünde öldürttü. galip gelmek üzere iken Hermanstad'daki kusatilmis kuvvetin bir çikis yapip harbe istirak etmesiyle iki ates arasinda kalan akincilar.Bu sebeple iki millet arasinda bir mücadele kaçinilmaz oluyordu. kayda deger ve maglubiyetle biten çarpismalarin ilki. kaynaklarin verdigi bilgiye göre muhasarayi kaldiran Mezid Bey. Mezid Bey. Macarlarin Osmanlilara karsi olan savaslarinda ilk defa ortaya çikar. mutad akinlarda bulundugu gibi Sent Imre mevkiinde de büyük bir basari elde ederek Hermanstad kalesini kusatma altina almisti. daglar üzerinde Türk baslarindan tepeler yaptirarak Kizil kule geçidinden Alpleri geçip Eflâk'a girdi. Macarlar da buna mani olmak gayesini güdüyorlardi. Macarlarin kayiplari sadece üç bin kadardi. Jan Hunyad. yersiz gururu yüzünden kaybedildigi anlasilan bu savas hakkinda Hammer su ifadeleri kullanmaktadir: "Mezid Bey. Hunyad. Hunyad. degistirilmis bulunan bu kiyafete aldanmis olan Türklerin hücumuna ugradi. arabanin tepesinde görülmekte idi. Avrupa'da büyük bir söhret kazanmasina sebep oldu. daha önceleri kazandigi basari ile gururlandigindan." Gerçekten. askerleri gibi kendisi de kan içici oldugundan Sirp despotu ve Macaristan'in müttefiki Jorj Brankoviç'e ganimet mallari ile savasta almis oldugu silahlar ve baska seylerle dolu bir araba gönderdi ki. Hunyad'i karsilar. Mezid Bey komutasinda Transilvanya'ya yapilan akin hareketidir. yanlarinda bulunan esirleri birakmak zorunda kaldiklari gibi yirmi bin sehid vererek maglub olurlar. kendi eserlerinde söyle nakl edilir: "Önden ve arkadan hücuma ugrayan Türkler. Bu karisiklikta Simon de Kemeny en iyi askerlerinden üç bin kisi ile birlikte yok oldu. Bu birlik. savasin öteki tarafça (Macarlar) kazanilmasina sebep oldu. Sipahiler de Hunyad'i ölü veya diri yakalayip getireceklerine söz vermisti. Hiristiyan dünyasinin kendi dininden olmayanlara karsi sergiledikleri bu vahsiyane hareket. Çünkü Osmanlilar "îlay-i kelimetullah" gayesi ile giristikleri hareketlerini daha ileriye götürmek. Bu maglubiyetin acisini çikarmak ve öcünü almak üzere Osmanli Devleti. Bu siralarda tarihlerimizde Yanko denilen Jan Hunyad (Hunyadi Yanos). Rumeli Beylerbeyi Hadim Sehabeddin Pasa (Kula Sahin) Anadolu ve Rumeli askerleri ile yeniçerilerin de katildigi bir kuvvetle Silistre . Bu arada Mezid Bey ile oglu da sehid olur. bu araba on atla çekilmekte idi. arkalarinda tasidiklari esirleri düsmana terk ve yirmi bin ölüyü birakarak kaçmaya basladilar. anlari karsilamaya yürüdü. Mezid Bey'in. 30 Zilkade 845 (18 Mart 1442)'de Mezid Bey komutasindaki bir akinci kuvveti. Simon. Elde edilen Türk esirleri vahsiyâne bir iskenceye tabi tutularak Öldürülürler. Mezid Bey ile oglunun baslari da. Siddetli çarpismada Hunyad'in arkadasi Simon üç bin kisi ile maktul düser. atini ve silahlarim Simon de Kemeny ile degistirmisti.

Yanko'nun basarilari. Hiristiyan âlemde. oradan da Sofya'ya hareket etmisti. Bu harpten önce Haçlilarla is birligi yapip onlarin müttefiki durumuna gelen Karamanoglu Ibrahim Bey. maglub olarak dört bin esir ve iki bin sehid birakir. uygun zamanin geldigini düsünerek ve firsat bu firsattir diyerek Osmanlilar'la yaptigi antlasmayi bozarak 1444 Ilkbaharinda tekrar Osmanli hududunu geçerek . Haçlilarla ayni zamanda harekete geçince Sultan Murad Anadolu'ya geçerek Konya taraflarina gitmis. Anadolu'da Karamanoglu Ibrahim Bey. Kendi hayatini güçlükle kurtarabilen Kula Sahin Pasa. Çagdas Yunan tarihçisi Chalkokondyles de. Izladi ve Yalvaç muharebeleri yapilmis olup Osmanli ordusu zor durumda kalmisti. Sofya'yi alirlar. Türklerin pek yakinda Balkanlar'dan tamamiyla atilacagi her tarafta konusulan genel bir kanaat haline gelmisti. Osmanli tebeasi olan Bulgar halkinin. dahil olmustu. Bu ordu. Papa IV. Haçlilarla birlikte hareket eden Bulgarlar. Fakat bu sirada Morava savasi haçlilarca kazanildigi için Sultan Murad. simdi Balkanlar'da yerlerinden atilmis birçok yerli senyörün atalarinin topraklarini yeniden elde etmek için acele harekete geçtiklerini görüyor ve hatta "müttefiklerden her biri. büyük bir sevince vesile olan bu iki galibiyet. Ancak onun bu korkakligi kendisinin derhal beylerbeylikten alinmasina ve yerine Kasim Pasa'nin Rumeli beylerbeyi olmasina sebep olur. Meriç vadisine yol veren Balkan geçitlerine dayanirlar. Haçlilarin bu cür'etli yürüyüsü. tecrübeli akinci beylerinin tavsiyelerine kulak asmadigindan. Tam bu siralarda Haçlilarin müttefiki olan Karamanoglu Ibrahim Bey. Sultan Murad'a dost görünmesine ragmen Imparator Ioannis de hem Papa'ya hem de Macar kralina elçiler göndermek suretiyle onlari Türkler aleyhine kiskirtiyordu. Böylece onlar. Karaman seferinden yeni dönmüs olan Sultan Murad. Macarlara iltica etmis olan Sirp despotu Jorj Brankoviç ile Eflâk Beyi Drakul ve Papa'nin vekili Kardinal Jülyen Cezzarini de bu müttefik Haçli ordusunda yer aliyorlardi. durumun böyle bir hal almasindan dolayi sevincini belirtecek kelime bulamadigini yazmakta idi. Eugenius tesviki ile Türkler aleyhinde derhal bir ittifak meydana getirilmisti. Ulah (Eflâk) ve Sirplarla Alman Imparatorlugu dahilindeki milletler. Türklerin artik tamamen Avrupa'dan atilacagindan süphesinin kalmadigini. bu istilayi Izladi derbendinde güçlükle durdurabildi. Osmanli Devleti'ni o kadar agir bir buhran içine sürükledi ki.üzerinden Eflâk'a girer. Üç kol halinde muharebeye istirak eden Osmanli ordusu. Eugènius tarafindan merasimle kutlaniyordu. Kuvvetine magrur olarak ihtiyatsiz hareket eden Pasa. Bosnalilar ve Arnavudlar da katiliyorlardi. Rumeli'nin isgalinden sonra ganimetin hangi parçasini alacagini tasarlamakla mesguldu" der. Müttefiklerin basinda Polonya ve Macaristan krali Ladislas ile Jan Hunyad bulunuyorlardi. Fransa ve Belçika gönüllüleri yaninda. Vlad Drakul ile birlikte hareket eden Jan Hunyad tarafindan Vazag mevkiinde büyük bir bozguna ugrar. Balkanlarin güneyine çekilmek zorunda kalir. 1443 Ekim ayinda Osmanli topraklarina giren Haçlilarla ilk muharebe 3 Kasim 1443'te Morava nehri kenarinda ve Nis civarinda olur. Sehirköy ve Nis'i tahrib edip atese verir. Türkler aleyhinde bir Haçli ittifakinin meydana gelmesine sebep olmustu. Papa IV. onlara hem süvari kuvveti hem de yiyecek tedariki için yardimda bulunurlar. Gerçekten de Eylül 1444 yilinda Haçli ordusunun bir kere daha Tuna'yi astigi zaman adi geçen Papa. kaçarak Tuna'yi geçer. Biraz önce de görüldügü gibi Haçlilarla Morava. Sirbistan'i istila ile Krusevac (Alacahisar). Bulgaristan'a giren Haçlilar. maglub olan Karamanoglu ile bir anlasma yaptiktan sonra derhal Edirne'ye. Bu ittifaka Macarlar'dan baska Leh. 22 Temmuz 1443'de Macaristan'in merkezi olan Offen (Budin)'den hareketle Semendire yakininda Tuna'yi geçip Sirbistan'a gelen bu orduya bazi Bulgarlar. Haçlilara bu sekilde yardimlari onlarin daha da güçlenmesine sebep olur.

Nihayet kral. Sultan Murad. Segedin'deki havaya göre antlasmanin imzalanip imzalanmamasi hususunda iki farkli görüs bulunuyordu. Jorj Brankoviç vasitasiyle Macaristan kralina müracaat edip baris teklifinde bulunur. Krusevaç. Bu yüzden Anadolu ve Rumeli'nde Osmanlilar iki ates arasinda kalmislardi. Papa ile Bizans Imparatoru muahedenin imzalanmamasi taraftari idiler. Islâm dünyasinda büyük bir tepkiye sebep oldu. Yüz atli maiyetiyle hareket eden heyet. gerekse bu yeni Karaman taarruzu yüzünden bir hayli sikintili anlar yasadi. Buna karsilik Edirne muahedesiyle memleketini kurtarmis olan Sirp despotu. daha önce imzaladigi muahedeyi bozarak 1444 Ilkbaharinda Osmanli hududunu geçerek daha genis ölçüde istila ve tâhriplerde bulunmustu. Haçlilarla birlesip Osmanli'yi arkadan vurmasi. Iste bu yüzden Sultan Murad. Devrin din bilginleri onu müskil durumda birakan vaazlara basladilar. muharebenin devaminda bir fayda görmeyecegini ve belki de zarar görecegini düsünerek sulhun akdini istedigi gibi Jan Hunyad da muahedenin muvakkat bir zaman için kabul edilmesinde israr ediyordu. Bu karari veren Sultan Murad. Bundan sonra Türkler ve Macarlar birbirlerinin topraklarina tecavüz etmeyip dostça yasayacaklardi. Muahede geregince despotun Osmanlilar yaninda bulunan iki oglu da serbest birakilacak ve Izladi muharebesinde esir düsen padisahin enistesi Çandarlizâde Mahmud Çelebi de yetmis bin duka altin kurtulus akçesi (fidye-i necat) karsiliginda serbest birakilacakti. Kral. Vladislas bu müracaati kabul ederek Edirne'ye bir heyet gönderir. bu yanlisligi düzelterek. . Osmanli mürahhas heyeti önce Jan Hunyad'a müracaat ettiyse de o. Sultan Murad. KARAMAN SEFERI Haçlilarin. Balkanlari astigi ve Osmanlilar'in Rumeli'ni kayb etme tehlikesi ile karsi karsiya kaldigi bir dönemde. Topliçe taraflan. Kolombaç. Burada "Edirne-Segedin" diyebilecegimiz bir baris antlasmasi yapilir. baris yapmayi uygun görmüstü. barisi bozmayacagina dair kutsal kitaplarina el basarak Osmanli heyeti önünde yemin eder. gerek bir önceki Karaman seferine katilan ve harbin kazanilmasinda faal bir rol oynayan Amasya Sancak Beyi büyük oglu Sehzade Alaeddin'in Amasya'ya döndükten kisa bir müddet sonra vefati. Leskofça ve Zelenigrad) yine Jorj Brankoviç'e birakilacak. Böylece Osmanlilar. BU DIPNOT NEREDE Edirne'ye gelen Macar heyeti ile birlikte padisahin tasdik ettigi muahedeyi Vladislas'a vermek ve onun tasdik edecegi muahedeyi de alip getirmek üzere Kapicibasi Baltaoglu Süleyman Bey baskanliginda bir Osmanli heyeti Macaristan'a gönderildi. muahedeye sadik kalacagina dair Macar elçileri önünde yemin eder. 12 Haziran 1444 (25 Safer 848) tarihinde Edirne'de imzalanan bu antlasmaya göre Sirplardan alinan yerler (Semendire. Bundan baska Eflâk. Buna karsilik Sirp despotu da Osmanlilar'a vergi vermeyi kabul ediyordu. Rumeli ve Anadolu'da iki ates arasinda kalmislardi. Karamanoglu Ibrahim Bey.büyük ölçüde istila ve tahriplere baslamisti. Osmanlilar'a vergi vermekle beraber Macarlarin nüfuzu altinda birakilmakta idi. bunlarin görüsünü kabul ederek 12 Temmuz 1444'de Segedin'de muahedeyi imzalayarak Türk heyetine verir. gerek devam eden maglubiyetler. Sirbistan'in tekrar kurulmasi ve despotun Osmanlilar'in yaninda bulunan iki oglunun iadeleri kabul ediliyordu. On yili kapsayan muahede iki dilde yazilip teati edildi. Karamanoglu'nun. Bu antlasmanin Macar krali Vladislas tarafindan da tasdiki için Macar elçilik heyeti ile birlikte bir Osmanli heyeti de Macaristan'a gidecekti. heyeti Segedin'de bulunan milli meclise gönderdi. Segedin'e varir.

verdigi fetvada. Bu anlasmadan anlasilacagi üzere. Osmanlilar'in Rumeli'deki mukadderatini tayin edecek olan Varna savasi sirasinda Osinanlilar'a zorluk çikarmadigi gibi Ikinci Kosova savasina da oglunun komutasinda yardimci kuvvetler göndermek suretiyle Osmanlilar'in. Ibrahim Bey'in ilk tecavüzünde herhangi bir müdahalesinin bulunmadigini. Böylece Sultan Murad'in kendisi. Elçiler. Ibrahim Bey'in. devrin âlimlerinden Safiî Kadi'l-Kudat'i Seyhülislâm Sihabu'd-Din Ahmed Ibn Hacer el-Askalanî (öl. ve Hanbelî âlimlerinden Seyhülislâm Bedreddin el-Bagdadî (öl. oglu ve Manisa sancakbeyi Mehmed'i yerine vekil birakarak Edirne'den ayrilir. padisaha çok yalvarirlar. Buna paralel olarak . dolayisiyle Islâm âleminin dikkatlerini üzerine çekti. Islâm dünyasinin ulemasina müracaat ederek. Bunlar. Sultan Murad. Saadeddin Deyrî ise kaleme aldigi fetvasinda Karamanoglu'nun yapmis oldugu fenaliklardan dolayi tevbe edip Hakk'a rücu' etmesini. Murad Bey ile oglu Mehmed Çelebi'nin düsmanlarina düsman. Murad Bey'le yeminle teyid ettigi bir "sevgendnâme" (yeminlesme) akdederek ileri sürülen agir sartlari kabul etmek zorunda kalir. Osmanlilarin giristikleri bu intikam seferi karsisinda panik içinde Taseli'ne kaçabilen Ibrahim Bey. Islâm dünyasinin taninmis âlimlerinden alinan bu fetvalar üzerine harekete geçer. Haçlilarla ugrasirken.Karamanoglu'nun aleyhinde baslayan bu cereyan üzerine Sultan Murad. baska bir Islâm hükümdarinin taarruzuyla tahribat ve katl yapmasinin müslümanlikla ne derece telif edilecegi hakkinda dört mezheb ulemasindan fetva istemisti. esi olan padisahin kiz kardesi ile veziri Server (Sürur) Aga'yi Yenisehir'de bulunan Murad Bey'e gönderip pek çok taviz karsiligi barisa razi olacagini bildirir. Amasya kadisi Abdurrahman el-Muslihî de bu fetvalara yaptigi bir serhle fetva sahiplerinin görüsüne istirak ediyordu. Henüz tam anlamiyla istikrara kavusmamis Rumeli'nin tehlikeli durumunu da göz önünde bulundurarak yaninda bes alti bini açmayan Kapikulu askeri oldugu halde 12 Temmuz'da Çanakkale Bogazi'ni geçip Anadolu askeri ile birlestikten sonra Karamanlilar'a karsi büyük ve müthis bir intikam seferine girisir. aksi takdirde dünyada ve ahirette rezil olup hüsran içinde kalacagini belirtiyordu. Karamanoglu'nun. Amasya'nin Hanefî ulemasindan Abdurrahman el-Muslihî tarafindan yazdmis bir mektupla. Keza Bedreddin el-Bagdadî el-Hanbelî ve Bedreddin et-Tenesî de Ibrahim Bey'in katlinin lâzim geldigine fetva vermislerdi. Osmanlilar'a karsi düsmanca hareketlerde bulunmayacagini Kur'an-i Kerim üzerine yemin etmek suretiyle belirtiyor. 1453). dostlarina da dost olmayi kabul ederek savas sirasinda da oglu emrinde yardimci kuvvetler göndermeyi taahhud ediyordu. Karamanoglu üzerine yapilacak bir seferin mesru olacagina dair fetva verdiler. Karamanoglu'na karsi mukateleye gücü yetenlerin onunla savasmalarinin vâcib oldugunu belirterek kaninin helâl oldugunu beyan ediyordu. Murad Bey'in bu hakli müracaati üzerine. bir din düsmaninin taarruzunu def etmek için ugrasan bir Islâm hükümdarinin mülküne. Malikî âlimlerinden Kadi'l-Kudat Seyhülislâm Bedreddin et-Tenesî (öl. Çok zor durumda kalan Ibrahim Bey. Türkçe olarak kaleme alinan bu sevgendnâmeye göre Ibrahim Bey. Islâm dünyasinin efkâr-i umumiyesi karsisinda suçlu duruma düsen ve bundan endise duyan Ibrahim Bey. bunun gerçeklesmesi için de Frenklerle savasan Osmanoglu'na askerleri ile yardim etmesini tavsiye ediyor. 1449). kendi ülkesini tahrib edip Haçlilara yardim etmesine karsilik onun üzerine yürümek için dinî bir destek aradigi anlasilmaktadir. 1449). Hatta Ibn Hacer el-Askalanî. Murad Bey. 1462) ile Abdusselam el-Bagdadî. Frenklerle birlikte hareket etmesini Müslümanlikla bagdastiramayan Sultan Murad. kizkardesinin ve bütün suçu Turgutogullari'na yükleyen Server Aga'nin israrlari üzerine ileri sürecegi sartlari yerine getirmesi sartiyle Karamanoglu ile anlasmayi kabul eder. son defaki tecavüzü de Turgutogullari'nin tahriki ile oldugunu beyan ederek ycniden barisin saglanmasina muvaffak olurlar. Hanefî Kadi'l-Kudat'i Seyhülislâm Saadeddin Deyrî (öl.

Bu tahttan uzaklasma keyfiyeti belki de Sultan II. Papa'nin vekili Kardinal Julien Sezarini. Karamanoglu ile yaptigi anlasmadan sonra Agustos baçlarinda Yeniçehir'den Mihaliç ovasina gelmiçti. Hiristiyan dünyasini böyle bir antlasmayi bozmaya yönelten firsat. kral ile krallik meclisi üyelerine. Murad'in. Böylece kendisi Bursa'da rahat ve huzurlu bir sekilde ahiret içleri ile mesgul olup ibadet edebilecekti. hükümdarin böyle bir karara gidecek kadar asil ve feragatli bir ruh haletine sahip oldugunu görmck lazimdir. Zira Osmanlilar ile Hiristiyan müttefikler arasinda imzalanan baris antlasmasi. on yillik bir muahede yapmis olmalarina ragmen bu antlasma on gün bile sürmeyecektir. durumu nazik .Hiristiyanlar üzerine yapacagi bir seferin daha önceki fena intibai silecegini hesaplayarak henüz Kibrislilar elinde olup büyük babasi Alaeddin Ali Bey'in 1367 yilinda fethine tesebbüs ettigi Gorigos kalesini (Kiz kalesi) zapt eder. Sultan Murad'in çok çalismak suretiyle Osmanli memleketinde güven ve emniyet temin ettigini. gerçeklesmeyecekti. kütle menfaati namina üstüne almis olmanin en kesin ve açik delilidir. Solakzâde. Türklerin. Bu arada Karamanoglu Ibrahim Bey fiilen bir sey yapamiyorsa da vaziyetin müsaid oldugunu müttefiklere bildirmesi. yapilan yeminin hiç bir mânâ ifade etmeyecegi. Saltanat tantanasini. Sultan Murad. Varna Savasi ile bu geleneklerini devam ettirmis görünmektedirler. üçlü ilâh sistemi) ve Hz. daha mürekkebi kurumadan bu müttefikler tarafindan bozulmustu. Sultan Murad'in tahtini bir çocuga terk edis hadisesini mücerred ve sahsî bir heves veya hevessizlik olarak degil. devletin basina çocuk yasta bir kimsenin getirilmesi idi. Nitekim bu da yapildi. Meryem ile azizlerden Etyen ve Ladislas üzerine yemin ettirir. içleri yoluna koydugunu belirttikten sonra söyle der: "Saltanat içlerinden feragat buyurup. bu karekter ve yaratilista olan bir kimse idi. sahsî bir ikbal ve devlet ihtirasi adina degil. miskinlik sermayesine tebdil etmekle sonsuz ugurlar bulmayi ummakta idiler.” Sultan Murad. bizzat din adamlari tarafindan belirtilmeliydi. Fakat ne yazik ki bu arzusu. devrine kazandirmis oldugu muvaffakiyetlerin anahtaridir. kolay yutulabilir bir lokma idi. Balkanlar'dan atilmasi için uygun ve kaçirilmaz bir firsatti. Zira tahti. Daha önce de görüldügü gibi II. Murad. Bizans Imparatorunun Papa'yi tesvik etmesi ve sarayinda bulunan Osmanli hanedanina mensup sehzade Orhan'i (Çelebi Sultan Mehmed'in oglu) Çatalca taraflarina salivererek saltanat iddiasiyla onu ortaya çikarmasi. Bu firsatin degerlendirilmesi gerekiyordu. Karamanoglu üzerine gitmeden önce oglu Manisa sancakbeyi Mehmed'i Edirne'ye getirtmis ve Karaman seferi esnasinda da onu yerine vekil olarak birakmisti. Sultan Murad gibi tecrübeli bir hükümdarin hükümdarliktan çekilerek. Bu saltanat degisikligi. Incil üzerine yapilan yeminden henüz 10 gün geçmemisti ki. bundan sonra halvette ve uzlette oturmayi arzu eyledi. Sultan Ikinci Murad ile Macaristan ve Lehistan Krali Vladislas arasinda 10 yil için yapilan mütareke. Bunun için de. Çünkü henüz 12 yasinda olan bir çocugun baçinda bulundugu devlet. Buradan kapikulu askerleri ve beyleri önünde henüz 12 yasinda genç bir sehzade olan oglu Mehmed lehine tahttan feragat eder. VARNA SAVASI Kutsal kitaplari olan Incil üzerine yemin etseler bile kendilerine göre "dinsiz olan Müslümanlar" söz konusu olunca bu yeminin geçerli sayilmayacagi anlayisini gelenek haline getiren Hiristiyanlar. Bu sebeple Hiristiyanlar. Osmanlilarla imzalanmis olan antlasmanin bozulmasi ve Eylül'ün ilk günü Orsova'nin kusatilmasi için ekanim-i selâse (Teslis. alti hafta geçmeden bozuldu.

Ancak bundan sonra Eylül ayinda Birlesik Haçli ordusunun taarruzu baslayacakti. Geçtikleri yerlerde müdafaasiz köyleri ve hatta kiliseleri yagmalayarak Sumnu'yu aldiktan sonra Pravadi yolu ile Vama önünde . Polonya ve Alman milletleri ile Papa taraftarlari da dahil olmak üzere büyük bir ittifak kurulmustu. Macar. Burayi yaktiktan sonra Nigbolu'da Eflâk voyvodasi Vlad Drakul'un kuvvetleri ile birleserek Tuna boyunca yürüyüp Sumnu'ya ulasirlar. Sayet Osmanlilar maglub olurlarsa ki buna kesin gözü ile bakiliyordu Gelibolu. Hiristiyanlarin bozmus olduklari antlasmayi. Fakat Haçli ordusu yeminine bagli kalmadigi için böyle bir savas vuku bulmustu. himayesini bekliyormus gibi. hendegin kenarina dikilen bir mizragin ucuna astirmisti. Böylece. Papa'ya verdikleri gemilerine kendi bayraklarini degil. Türklerden alinacak Bulgaristan'a kral olacagi da vaad ediliyordu. Bu vaziyet karsisinda artik Türklerin isi bitiriliyor ve Balkanlardan çikarilacaklarina kesin gözle bakiliyordu. Anadolu'daki Türklerin Rumeli'ye geçmelerini önlemek için Çanakkale Bogazini kapatmak üzere Kardinal Françesco Gondolmieri komutasindaki donanmadan da uygun mektuplar aliyordu. Gizlice donanma vermek suretiyle Venedikliler de bu ittifaka dahil olmuslardi. Osmanli Devleti'ni de durumdan haberdar etmisti) topraklarina girmeyerek Orsova'dan Tuna nehrine geçip Vidin'e gelirler. Böylece bir açikgözlük veya hile daha yapiliyordu. 30 Temmuz 1444 tarihli ikinci bir mektupla Türklerin çok zor durumda olduklarini bildirerek bir an önce harbe baslanmasini israrla tavsiye ediyordu. baslangiçta antlasmayi bozmanin ve yeniden Osmanlilarla bir harbe girmenin taraftan olmayan Jan Hunyad. Bu siralarda akd edilen Edirne muahedesi üzerine. Bizans Imparatoru. Zira yapilan antlasma. Gerçekten de muahedeye bagli olan Osmanlilar. muahedenin bozulmus oldugundan haberi olmayan Osmanlilar'in. bagli kalinmasi gereken bir yemindi. Venedikliler'i parsayi toplamak ümidine kaptirmisti. Zira. Bohemya. Çünkü Osmanli yönetimi böyle bir sey beklemiyordu. Hammer'in de belirttigi gibi. Muahedenin bozulmasindan sonra derhal taarruza geçilmedi. Osmanlilar'dan çekindigi için sureta pek istekli görünmüyordu. Papalik ve Burgondiya bayraklarini çekmislerdi. Bununla beraber Imparator VIII. Haçlilarin. Hirvat. antlasma geregince Sirplara terk edecekleri yerlerin verilmesi bekleniyordu. savas esnasinda "düsmanlarin hainliklerini kendi askerlerine göstermek istiyormus ve yemininden dönenleri cezalandiran Cenâb-i Hakk'in. Kime karsi ve hangi sartlarla olursa olsun bozulmamasi gerekirdi. Anadolu'dan Rumeli'ye kuvvet geçirilmeyecegini temin ediyordu. basarili komutani Jan Hunyad'm. Dukas'in ifadesine göre antlasmanin bozulmasini anlamakta güçlük çeken Sultan Murad. Osmanlilar'a vergi veren Raguza (Dubrovnik) Cumhuriyeti de Macarlarla birlikte hareket ederek harbin sonundaki taksimde Avlonya ile Kanina'yi almak istiyordu. Müttefikler. Bu da savasin yeniden baslamasi için bir firsatti. Böylece güya Osmanlilar'a karsi tarafsiz kaldiklarini göstereceklerdi. bunlara verilecekti. Macar Krali ve diger hiristiyanlara bas vurup Karamanoglu'nun isyanindan dolayi müttefiklerin acele sefere çikmalarini istemisti. fikrinden caydirilmis oluyordu. Osmanlilar'in üst üste maglubiyetleri.bir safhaya sokmustu. Edime-Segedin muahedesinin bozulmasi üzerine. Eflâk. Bu hareketi ile harbe girmeden ve burnu kanamadan bir hisse almak istiyordu. müttefiklerin galibiyetinden istifade edecegini ümid etmekle beraber. antlasma geregi Sirplardan aldiklari yerleri geri verdiler. baslarinda Kral Vladislas oldugu halde harbe girmeyen Sirp despotunun (muahededeki yeminini bozmayacagini söyleyen Sirp despotu." Türkleri bütünüyle Balkanlar'dan uzaklastirmak için gereken tedbirlere bas vuran Papa. Papanin. Bununla beraber Venedikliler. Selânik ve Karadeniz sahilindeki bazi yerler. Ioannis. donanma komutani olan Kardinal Françesco Gondolmieri.

Varna önlerine geldigi sirada düsmanin ileri hareketini yakindan takib eden Rumeli Beylerbeyi Sehabeddin Pasa. topla batirilirken digeri yarali olarak kaçip kurtulur. kralinki hariç olmak üzere Haçli ordusundaki bütün bayraklari savurup atmisti. tehlikenin büyüklügünü anlatmak üzere Sultan Murad'a gönderilir. Siyah bayraklari altinda Kardinal Jülyen Sezarini komutasindaki kuvvetler bu kolda idiler. esas orduya katilir. merkezde Sen Jorj sancagi altinda bulunup elli süvari ile koruma altina alinmisti. Murad Bey. Her iki tarafin sahip oldugu insan gücü. bu kuvvetler tarafindan yakilir. Müttefiklerin. Ordunun gerisi tahkim edilmediginden sarilma tehlikesi vardi. Burasi açik ve tehdide mamz oldugundan Macar kuvvetleri tamamen burada toplanmislardi. sol kolunda da Rumeli Beylerbeyi Hadim Sehabeddin Pasalar (bazi kayitlarda sol kolunda Turahan Bey bulunmustur) bulunuyorlardi. O anda patlak veren siddetli bir kasirga. düsman birlikleri arasinda telasa sebep olur. Her bir nefer için bir duka altin verilmek suretiyle Ceneviz gemileri ile karsi sahile geçen Osmanli ordusunun geçis haberi. babasini baskomutan olmak üzere Edirne'ye davet eder. Murad vardi. Cebe Ali'nin tesirli konusmasi üzerine Murad Bey. toplarla Anadolu Hisari'nin karsisina gelip geçis için gerekli emniyet tedbirleri almisti. Bu esnada Çanakkale Bogazi Haçli donanmasi tarafindan tutuldugu için oradan Rumeli'ye geçme imkâni bulamaz. oglu Mehmed ve vezir-i a'zami orada birakarak ordu komutani sifatiyla Varna önlerine gelmis olan Haçlilar üzerine gider. 18-22 Eylül'de Tuna'yi asip Varna yakinlarina gelen bu güçlü ordunun meydana geçirecegi tehlikeden endiseye düsen Osmanli devlet ricali. Bununla beraber. Muharebe baslar baslamaz Jan Hunyad. Sag kol ise açik ovaya ve sehre dogru düsmüstü. Haçlilarca ugurlu sayilan bir günde oldugu için sevince sebep olmustu. Sür'atle Edirne'ye gelen Murad. Kral Vladislas. Osmanlilarin. Merkezde de bas komutan olarak II. Hiristiyanlari büyük bir korkuya sevk eden bir hadisenin de cereyan ettigini belirtmek gerekir. Sultan Murad'in. Sultan Murad. Varna batakliklari ile muhafaza altina alinmisti. düsmani sasirtmak için küçük bir kuvvet gönderip kendisi sür'atle Istanbul Bogazina gelip Güzelcehisar (Anadolu Hisari)'dan Rumeli'ye geçer.belirdiler. Ulahlar ve bes bölük Macar'dan meydana gelen sol kanadi. yaninda kirk bin Anadolu askeri ile Edirne'ye dogru yola çikar. Koordineli bir sekilde hareket eden Osmanli birliklerinden biri bogazin Anadolu tarafina geldigi zaman Veziri A'zam Halil Pasa komutasindaki bir diger birlik. Mehmed. 28 Receb 848 (10 Kasim 1444) Sen Marten yortusuna tesadüf eden Sali günü baslayan Varna Savasi. Harp düzenine göre Osmanli ordusunun sag kolunda Anadolu Beylerbeyi Karaca. durumun vahemetini kavradiklarindan basta vezir-i a'zam Çandarli Halil Pasa olmak üzere diger devlet adamlarinin telkini ile II. Sol kola yüklenen Eflâk kuvvetleri ise bu kolu bozguna ugratirlar. Ordunun gensinin iyice tahkim edilmemesinden dolayi (burada agirliklar ve . Hatta yandan padisahin bulundugu ordu merkezine dogru yürüdülerse de sonradan püskürtülürler. Osmanli ordusunun Karacabey komutasindaki sag koluna hücum ederek püskürtür. Merkezde yeniçerilerin önünde kaziklarla korunmus bir hendek bulunuyordu. bogaz geçisini engellemek isteyen iki Bizans gemisinden biri. kesin olarak belli degilse de düsman kuvvetlerinin Türk kuvvetlerinden daha fazla oldugu bir gerçektir. Daha önce de temas edildigi gibi merkez cephesinin önüne bir mizrak ucuna takilmis olarak Segedin muahedenhamesi dikilmisti. Cebe Ali (Veya Kassaboglu Mahmud Bey). Baskomutan Hunyad ise hemen hemen her tarafta görülüyordu. Tuna nehrinde isletilmek üzere Kamçik nehri agzinda yaptiklari yirmi sekiz nehir gemisi de.

" Osmanlilar. maiyeti ve kapikulu askerleri kalmisti. Nilüfer suyunda yikanan bu bas. Osmanli ordusunun sag ve sol kanatlarinin bozuldugunu gören Macaristan krali Ladislas. Bu sirada Osmanlilar'in sol kolunu çevirmekte olan Jan Hunyad. . böyle delice bir harekette bulunmazlardi. 3113. Bursa halki. kralin atinin ayagina bir balta vurarak onu ati ile birlikte yere düsürür. Ayasafya Ktb. bir mizrak ucunda sokaklarda dolastirildi. kral için degil. Kralin öldügünü duyan Osmanli birliklerinin daha bir azimle geri döndüklerini görünce toplayabildigi kadar askeri ile kaçmaya baçlar. hemen kosup kralin basini keser. Kralin düstügünü gören Koca Hizir adinda bir yayabasi (Yeniçeri bölük komutani). Avrupa'daki varliklarinin devam edip etmemesi bakimindan bir dönüm noktasi olan Varna savasindan sonra. Müslümanlarin. daha önceki savaslarda meydana gelen maglubiyetler yüzünden moralleri bozulmus olan halka moral verilmeye çalisilir. Sag ve sol kollar dagilmis olduklarindan ordu merkezinde yalniz hükümdar. bozulmasin diye bal içinde muhafaza edilen kralin basini zaferinin bir nisanesi olarak Bursa valisi Cebe Ali'ye göndermisti. Varna muharebesinde Anadolu Beylerbeyi Karaca Pasa ile Kara Timurtas Pasa'nin torunu Umur Bey'in oglu Osman Bey sehid olmuslardi. s. Düsmanin telefati ise bundan daha fazla idi. kazandigi bu önemli zaferden sonra. galip gelen Osmanlilar'in eline geçmisti. "biz. 191) Osmanlilarin bu savasta on bin kadar sehid verdikleri belirtilmektedir. et-Tibru'l-Mesbûk fî Zeyli's-Süluk. Misir Sultani Melik Zahir Çakmak'a gönderdi. bu savasta esir alinan düsman askerlerinden bir kismini ve nasil demirden adamlari yendigini daha iyi anlatabilmek için Macar asilzâdelerinin giydigi zirhlarla donatilmis yirmi bes esiri. II.develer bulunuyordu) bu kisim da tehdid altinda idi. nr. Kesilen basi bir mizragin ucuna takip yüksek sesle baginp kralin öldügünü söyleyince Polonya kuvvetleri dagilip kaçmaya baglarlar. Murad. sür'atle yetiserek vaziyeti düzeltmeye çalisip. Fakat Sultan Murad telas göstermeyerek yerinde duruyor ve komutayi birakmiyordu. kendini tutamayarak heyecana kapilir ve Polonya kuvvetleri ile birlikte Osmanli ordusu merkezine ve padisahin üzerine hücum ederek sancaklarin bulundugu yere kadar gelir. bu savaçta külliyetli miktarda savas ganimeti elde ettiler. zaferi müjdelemek üzere belli basli sehirlerin kadilarina ve Islâm hükümdarlarina fetihnâmeler gönderildi. Sultan Murad. büyük bir gayretle savasip merkezden içeriye giren düsman kuvvetlerini çevirirler. kalabalik bir topluluk halinde bu zafer nisanesini karsilamaya çikar. dinimiz için vurusmaya geldik" dediyse de basarili olamaz. Hükümdarlarinin büyük bir tehlikeye maruz kalacagini gören yeniçeriler. Degerli esya ile dolu ikiyüz elli araba. Tam bu esnada Timurtas adli bir yeniçeri. Sultan Murad.. Büyük bir kismi da kaçamayarak öldürülür. güvendigi adamlarindan biri olan Azeb Bey'le savas alanini gezip düsman ölülerini görünce: — Sasilacak sey degil mi? Bütün bu delikanlilar arasinda bir tane ihtiyar yok. der. Bu söz üzerine Azeb Bey ona su cevabi verir: — Eger aralarinda yaslica bir kimse olsaydi. Böylece. Bazi kaynaklarda (Sahavî. Bu da gerçekten büyük bir ganimet idi. Düsman ordusunda ise Kral Ladislas ve muahedenin bozulmasinda birinci derecede rol oynayan Kardinal Julyen Sezarini ölmüslerdi.

Ankara Muharebesi'nden sonra baglantidan kurtulmustu. II. Gördes ile Korent denilen ve karadan Mora'nin kapisi durumunda bulunan dar geçidi (berzah) saglamlastirmisti. MURAD'IN TEKRAR TAHTA GEÇISI Murad Bey'in. devamli surette onu padisah olarak kabul edip buna göre muamele eden Çandarli Halil Pasa ile. devletin iç ve dis emniyeti için Murad Bey'in tekrar Edirne'ye gelip is basina geçmesi gerekiyordu. Isa Bey ve diger beyler aralarinda anlasip genç padisaha nezaketen tahtini babasi lehine terk etmesini. Murad Bey. oglunun haberi olmadan Edirne'ye gelir. onu tekrar Edirne'ye davet ederler. Bu arada. Murad Bey'e bas vurarak vaziyeti anlatmak zorunda kalmislardi. Bunun üzerine Murad Bey. bununla da yetinmeyerek Osmanli taraftan olan Atina prensi II. Osmanlilara karsi yeniden tahkim edilmis oluyordu. Sultan Mehmed'in babasina olan saygisindan dolayi tahtini gönül rizasi ile teslim ettigini söyleyerek söyle der: "Amma çün atasina nisbet-i kemâl-i inkiyadi var idi. Bundan sonra Çandarli Halil Pasa'nin hazirlayacagi uygun vasati beklemeye baslar. savasi müteakip Edirne'ye dönünce vezirlerinin de istegi üzerine bir müddet daha orada kalir. Varna galibi olarak büyük bir söhret kazandigi anlasilmaktadir. Manisa'ya çekilmesinden sonra. Sonradan bunlara Bizans Imparatoru ve Despot da katilacaklardir. Fakat sonradan fikrini degistirerek Bursa'ya gider.Murad Bey. Beotya ve Pindos taraflarini ele geçirerek Mora'nin müdafaasi için faaliyetlere girismisti. onu devletin siyasetine hakim tek hükümdar olarak görmek istiyorlardi. Nitekim çok geçmeden yeniçeriler 1446'da Sehabeddin Pasa'nin aleyhine olmak üzere isyan ederler. Bu durumdan haberdar olan ve kendilerini tehlikede gören Karamanoglu ile Kastamonu hâkimi. genç padisahin etrafinda toplanan rakipleri ikinci vezir ve Rumeli Beylerbeyi Hadim Sehabeddin. Mora'nin büyük bir kismi Bizans'a aitti. fakat onun bunu kabul etmeyecegini söyleyerek bir emrivaki yaparlar. Ishak Bey. tahttan ikinci bir feragat anlamina gelebilecek bu fedakârliga ragmen Murad Bey'in. hüsn-i riza ile atasin getürdi. Halil Pasa'nin gizli daveti ile Murad Bey. oglunun mevkiini sarsmamak için. onu bu siyasete iten vezirleri siddetle ikaz etmis olmasina ragmen. Kuzeyden gelebilecek bir Osmanli hücumuna karsi. Ama Mora'da despot Konstantin'in tasarrufunun devam ettigi bir sirada Halil Pasa. Murad Bey. Aydin ve Mentese sancaklarinin geliri tahsis olunur. oglunun gerçek bir padisah gibi hareket etmesinden dolayi da içten içe sevinmisti. Tursun Bey. Mora Despotu olan Konstantin (1448'den itibaren Bizans Imparatoru). veliahd olarak Zaganos ve Nisanci Ibrahim Bey'le birlikte Manisa'ya gönderildi. Agustos sonlarinda. Mehmed. genç padisahin lalasi Zaganos ve vezir Saruca Pasa'lar arasinda bir iktidar mücadelesi baslar. bu bas vurular üzerine küçük sultan ile. saltanatin teslim etti. yaninda Sarabdar Hamza Bey ile Iskender Pasa oldugu halde Manisa'ya çekilir. genç padisahi yeni fetihler için tesvik eden Sehabedin ve Zaganos Pasa'lar. Böylece Mora. BALKANLAR'DA HAKIMIYET VE MORA SEFERI Yildirim Bâyezid zamaninda Osmanli nüfuzu altina girmis olan Mora. Halkin da destegi ile güçlükle bastinlari bu isyan üzerine. Mora seferinin sebebi de ." O anda da orada hazir bulunan herkes kendisine bey'at etti. 5 Mayis 1446'da Rumeli'ye gitmek üzere 4000 kisilik bir kuvvetle Manisa'dan yola çikar. Bir müddet sonra tehlikenin tamamen kalktigini gören Murad Bey. Ishak Bey ve Anadolu Beylerbeyi Özgüroglu Isa Bey. Manisa'daki ikameti müddetince kendisine Saruhan. Eskiden beri imparatorun oglu veya kardesleri bu yarimadada "Despot" adi ile müstakil birer hükümdar gibi hüküm sürerlerdi. Nerio Acciajoli'yi de kendisiyle birlesmeye zorlamisti. O. Ertesi gün Halil Pasa. Zira tehlike henüz tam anlamiyla ortadan kalkmis degildi. hükümdarliktan çekilmesi üzerine durumu kendi lehine müsait görerek Teb. yapilan teklifi kabul ederek tahta geçer. Âdeta. Segedin muahedesini kabul etmek zorunda kalan Sultan Murad'in.

Bes kaleyi birden vurabilmek için develerle buraya bakir nakl edilerek toplar dökülür. Bohemya ve Almanya'dan topladigi 90. Bu yüzden de Osmanlilar'a ait bazi yerleri almisti. onunla anlasmak ister. Onun basinda bulundugu asil ordunun gayreti ile kale Aralik ayinin onunda zapt edilir. Osmanlilarin. Sultan Murad. O da digerleri gibi Osmanlilar'in Varna'da tamamen perisan olacaklarini ve artik Balkanlari tamamiyle terk edeceklerine inaniyordu. Korent kalelerini elde edebilmek için çok miktarda top mermisine (gülle) ihtiyaç vardi. gereken bilgiyi aldiktan sonra Turahan Bey'in akinci kuvvetlerini Mora'nin fethi ile görevlendirir. Osmanlilar bunu iyi degerlendirerek 1448 yazinda bir taarruza karar verirler. Top atesiyle baslayan savasa bizzat Sultan Murad da katilir. tarihçi Halkondilas'i elçi olarak Sultan Murad'a gönderir. Sultan Murad. Kroya sancagina tayin edildigine dair sahte bir ferman uydurup Kroya (Akçahisar)'ya girip hisardaki Osmanli askerinin tamamini uykuda iken kiliçtan geçirmesi. Morava savasi sirasinda ordudan kaçip bozgunluga baslamasi. aldigi yardimlar sonucunda kazandigi bazi basarilarina güvenerek Venedikliler'le de bozusur. Korent'in düsmesi ile Mora'nin kapilari yeniden Türklere açilmis oldu. Sultan Murad. siyasî ve etnografik durumu hakkinda tafsilatli bilgi alir. Varna zaferini kazandiktan sonra. tekrar feth edildi. Sonuç olarak Osmanlilar'a karsi tecavüzlerde bulunan Despot Konstantin ile kardesi Thomas. Eflâk. Konstantin de senede belli bir miktar vergi vermeyi kabul eder.000 kisilik bir ordu ile Tuna'yi geçip Sirp topraklarina girmek üzere oldugu haberini alinca. Mora'nin kapisi olan bu yerler alininca bir koldan Padisah. Bu yüzden Mora'nin tekrar nüfuz altina alinmasi gerekiyordu. Fakat Yanko tarafindan öldürülür. Serez'de toplanan Osmanli kuvvetleri.Padisahin bu tahkimattan süphelenmesi idi. buradan getirdigi esirleri Anadolu'ya nakl ettirip. Eflâk Voyvodasi Vlad Drakul. haber iletmesin diye baslangiçta tevkif edildiyse de sonunda serbest birakilir. Osmanlilar'daki topçulugun ilerlemesi sayesinde on üç günde surlar delinmis ve Osmanli ordusu bu deliklerden içeri girip kaleyi zapt etmisti. tekrar Hiristiyanliga dönmesi ve Papadan yardim görmesi gibi hareketleri yüzünden ortadan kaldirilmasi gerekiyordu. tekrar Osmanli tabiiyetini tanimak zorunda kalirlar. Kostantin'in isgal ettigi yerleri geri vermesini istemis ise de uygun bir cevap alamamisti. Mora'ya hâkim olmakla mümkündü. oradan da bu bölgeye Müslüman Türkleri getirtmek suretiyle nüfus mübadelesi yapmisti. Papa ve Macar Krali ile temaslarda bulunup Arnavutluk yolu üzerindeki Kocacik hisarini ele geçirmisti. kendi yönetimlerinde olmayan bir toprak parçasi birakmamakti. süratli bir yürüyüsle 8 Ramazan 850 (27 Kasim 1446)'da Korent (Korintos) berzahini kapayan Hexamilion (Kesmehisar) surlari önüne gelirler. Jan Hunyad'in Macar. Sultan Murad'in Mora isini basarili bir sekilde sonuca baglayip Edirne'ye döndügünü görünce. Çünkü Yunanistan fütuhatinin tamamlanmasi. Ayrica Korent berzahi (geçit) kendisine yiktirilir. Daha önce de temas edildigi gibi Varna savasindan önce Papa donanmasinin Çanakkale Bogazini kapatmasi ve Macaristan Krali'nin Varna'ya kadar gelmesi. Fakat kisa bir müddet sonra Sirp Despotu Jorj Brankoviç'ten. Tuna'nin güneyinde. diger koldan da Turahan harekete geçerler. Iskender Bey. Bunun üzerine Despot Konstantin. Öyle anlasiliyor ki Osmanlilar'in güttükleri siyasî hedef. . Öte yandan daha önce Osmanli ordusundan kaçtigini belirttigimiz Arnavut Iskender Bey. belirtilen yilda yaninda Sehzade Mehmed de olmak üzere büyük bir ordu ile Arnavutluga girerek Kocacik hisarini zapt eder. Osmanlilar'ca Balyabadra adi verilen Mora'nin merkezi ve en büyük sehri Petras. Bu basaridan sonra Edirne'ye dönen Sultan Murad. bütün Hiristiyan dünyasina oldugu gibi Kostantin'e de cesaret vermisti. Mora seferinden önce bölgeyi ve insanlarini taniyan akinci komutanlarindan Pasa Yigitoglu Gazi Turahan Bey'den buranin askerî. Gerçekten de Sultan Murad. Elçi. nüfuzlari altindaki Mora'dan vaz geçmeleri mümkün degildi.

Sultan Murad. sol ve merkez olmak üzere bölümlere ayrilmisti. Iki ordu harb etmeksizin karsilikli olarak bir gün beklediler. hafif silahlarla baslayan savas. Taktik geregi Osmanli ordusunun sag ve sol kanatlan mukavemet edemiyorlarmis gibi yavas yavas geri çekilirler. Bunda muvaffak da oluyordu. Bohemya. Bu sirada Turahan Bey'in . Osmanli ordusu klasik bir düzenle sag. Osmanli hükümdari da 80-100 bin kisilik bir kuvvetle ayni yere gelir. Düsmanin sag kolunda Macarlar ile Sicilyalilar. Savas.Sofya'ya çekilerek ordusunu yeniden düzene sokar. Varna'daki hatalan tekrarlamayacagini düsündügünden savasi kazanacagindan emin görünüyordu. düsmana karsi açik ve korumasiz kaliyordu. Yeniçeriler bütün güçleri ile karsi koyarlarsa da onlar da yine plân geregi geri çekiliyormus havasini verirler. muharebeden önce baris teklifinde bulunmak üzere düsmana elçiler gönderdiyse de bunlar. Iskender'in merkezi olan Kroya (Akçahisar)'yi kusatma altina aldigi zaman Jan Hunyad'in hududu geçmek üzere oldugunu Sirp Despotu ile Vidin sancak beyinden ögrenmisti. Buradan güney yolu ile Kosova ovasina gelerek düsmanini savasa mecbur eder. Bu sebeple asil hücum ikinci günü ögleden sonra baslayip aksama kadar devam etti. Muharebenin ilk günü. sol kolunda da Alman. Bu haberin alinmasi üzerine Sultan Murad kusatmayi kaldirip Sofya'ya dönmüstü. Böylece merkez. bütün gücü ile merkeze yüklenir. Muharebe üçüncü gün günesin dogmasiyla tekrar baslar. Muharebe 1448 Ekim ayinin 17. Murad'in oglu olan Savci'nin öldürülmesinden sonra kaçmayi basaran oglu Davud da vardi. Sultan Ikinci Murad. esit sartlar altinda devam ediyordu. Macarlar'dan baska Eflâk. Varna zaferinden dört yil sonra 17-19 Ekim 1448 tarihlerinde olmustur. Haçli ordusunda. merkeze girmis olan düsman kuvvetlerini yandan ve arkadan çevirmeye baslarlar. Hunyad. Osmanli Devleti. Iskender Bey'in ayaklandirdigi Arnavutlar'i yola getirmek için ugrasiyordu. I. IKINCI KOSOVA MUHAREBESI Osmanlilar'a karsi tertiplenen bu yeni Haçli seferi. Hunyad. Jan Hunyad tarafindan gerisin geriye gönderilmislerdi. Albert'in küçük ogluna naib olarak Macaristan'in bütün dizginlerini ele geçirmisti. doksan bin kisilik bir kuvvetin basina geçip Sirbistan'i isgal ile yoluna devam eder. Savci Bey'in oglu Davud'un tavsiyesi ile gece yarisi Osmanli ordusuna yapilan baskin da bir ise yaramaz. Sultan Murad. Takdirin bir tecellisi olacak ki bu ikinci seferde bulunan Osmanli hükümdarinin adi da Murad'dir. Birinci Kosova'da Murad Hüdavendigâr (Birinci Murad). Polonya. Jan Hunyad ise yoluna devamla 1448 senesinin Ekim ayi ortalarinda Kosova'ya gelir. Böylece Jan Hunyad. Hunyad'in Tuna'yi geçmek üzere oldugunu ögrenince derhal Arnavutluktan çikarak Sofya'ya gelir. Osmanli ordusunun ikinci gün çekileceginden emin görünüyordu. Transilvanya ve Eflâk (Ulah) kuvvetleri bulunuyordu. Burada orduyu terhis etmeyerek timarli sipahilere memleketlerinden harçlik getirmek üzere "harçlikçi"lar tayin edip Sofya'da beklemeye karar verir. Jan Hunyad'in hücumu ile basladi. Durumu fark eden düsman. Erdel ve Almanya gibi devletlerden de kuvvetler toplanmisti. Bu arada Jan Hunyad. Ikinci Kosova zaferinde de Ikinci Murad bulunmuslardi. günü olmak üzere üç gün sürdü. 18 ve 19. Tam bu sirada Osmanli ordusunun sag ve sol kanatlari. Çünkü kisa zamanda etrafinda. Varna muharebesinin kahramanligina sürdügü lekeyi silmek için var gücü ile çalisip kuvvet topluyordu.

Hunyad. Sultan Murad'in Ölümünü nüzûl (felç) isabetine. Bu hâdiseden sonra Iskender Bey'in söhreti birdenbire artar. Hiristiyan âleminde büyük bir sevinçle karsilanir. Sevval-Zilhicce) genç sehzade Mehmed'in evlenmesi münasebetiyle dogu ve batidaki dost hükümdarlar ile tâbi beyler. 1450 yazinda oglu Mehmed'i de yanina alarak ikinci defa Amavutluk seferine çikar. Bu is ve davetlerin organizasyonu için Saruca Pasa görevlendirilmisti. Hiristiyan dünyasinda büyük bir sevince sebep olmustu. Tam bu esnada Vezir-i A'zam Çandarlizâde Halil Pasa'nin delâleti ve bazi vaadlerle Eflâk prensini harpten çekilmeye ikna etmesi üzerine düsman tam bir ümitsizlige kapilir. Bunun için derhal Amasya sancakbeyi Hizir Bey'in hanimi. sabahleyin Türklerin hücumuna dayanmaya çalisirsa da komutanlarinin kaçtigini ögrenince tamamen dagilir. Çevrildigini anlayan düsman. O da bu görüsün yerinde oldugunu söyler. Ikinci Kosova. daha önce bir sefer evlenmis bulunan oglu Sehzâde Mehmed'e Dulkadiroglu'nun kizini almak istedigini. kusatmayi kaldirip Edirne'ye döner. görücü olarak Elbistan'a gönderilir. Çünkü Osmanlilar'in sol kolu ile harb etmekte olan Jan Hunyad'in sag cenahini.bulundugu sol kol. 1450 senesi kisinda (H. komutanlari ile görüsüp durum degerlendirmesi yapar. . Zira bu hadiseden hemen sonra Sultan Murad. genç evlileri Manisa'ya ugurladiktan kisa bir müddet sonra 1 Muharrem 855 (3 Subat 1451) günü kusluk vakti vefat etti. Önden ve arkadan hücuma maruz kalan düsman. Bu ordudan pek azi kurtulur. Osmanli kuvvetleri Akçahisar'i kusatip toplarla dövmeye basladilarsa da hisarin savunmasini Vrana'ya birakip disarda ani baskinlarda bulunduktan sonra sarp daglara siginan Iskender'in bu neviden baskinlari yüzünden alinamaz. 854. SULTAN II. Süleyman Bey'in bes kizindan en küçügü olan Sitti Hanim'in nikahi kiyildiktan sonra gelin olarak Edirne'ye getirilir. Bundan çok seneler önce. SEHZÂDE MEHMED'IN DÜGÜNÜ Akçahisar kusatmasinin kaldirilmasi. bazilari da soguk alginligindan ileri gelen kisa bir hastaliga baglarlar. Düsmanin zayiati on yedi bin kadardi. Sultan Murad. Onun kaçtigini bilmeyen ordusu. Halkondil'e göre Osmanlilar'in zayiati ise dört bin civarindadir. Ama gece yansi yanina aldigi bazi seçkin süvarileri ile harp meydanini terk edip kaçar. Osmanli karsi taarruzunun merkezini teskil ediyordu. Türkleri Balkanlar'dan sürmek için yaptigi sonuncu tesebbüstür. Murad. Çelebi Sultan Mehmed Bey de Nâsirüddin Bey'in kizini almis oldugu için arada bir akrabalik da vardi. Bununla beraber Osmanlilar üzerinde fazla bir etkisinin. Bu sirada Dulkadir Beyligi'nde Nâsirüddin Mehmed Bey'in oglu Süleyman Bey bulunuyordu. Edirne'ye davet edilerek muhtesem bir dügün yapilir. Kaynaklarin çogu. Dügünden sonra Sehzade Mehmed genç karisiyla birlikte Manisa'ya gider. sehzadesi Mehmed için Edirne'de muhtesem bir dügün tertiplemisti. Turahan Bey kuvvetleri çevirmekte idi. MURAD'IN VEFATI VE SAHSIYETI Sultan II. Sultan Murad'in kaleyi feth etmeden Edirne'ye dönmesi. geri çekilerek siperlerine ulasabildiler. Böylece Kosova ovasinda Müslüman Türkler ikinci defa parlak bir zafer kazanmis oluyorlardi. Vezir-i A'zam Halil Pasa'ya sorup fikrini almak ister. Bununla beraber askerler. Tam bu esnada Jan Hunyad'in yeni bir hücuma kalkisacagi sayiasi yayilir. elindeki toprak ve menfaatleri kaptirmamak için mücadele edecektir. perisan olmustu. Avrupa'nin. olmadigi anlasilmaktadir. ümitsizce savasmaya devam ediyordu. Ekim soguklarinin da baslamasi üzerine Sultan Murad. Bundan sonra Avrupa tamamen savunma durumuna geçecek. Sultan Murad.

ince ruhlu ve hassas bir kimse idi. asli Arapça olan ve oglu tarafindan uyulan vasiyetnâmesinde söyle diyordu: ". Mezarimin üstüne büyük hükümdarlar için yapilan muhtesem türbelerden yapmayiniz. Çagdas tarihçi Ibn Tagriberdî. Güldeste-i Riyaz-i Irfan'a göre bizzat kendi latif tab'i (yaratilisi) siire meyyâl ve nükte söyleyicilerin dildâdesi olup haftada iki gün âlim ve sairleri divaninda toplayip ilmî mübâheseler ederek ve sairlerin münazara ve münakasalarini dinleyerek "Ehl-i kemâlin cevheri. sür'atli bir sekilde Edirne'ye gelip babasinin ölümünden 16 gün sonra Osmanli tahtina geçer. Halil Pasa tarafindan gönderilen bu haber üzerine "Beni seven arkamdan gelsin" diyen Sehzade Mehmed.. Murad Bey. Bütün hayati böyle geçmis denebilir. bir persembe günü olsun ki. Murad hakkinda gerek Osmanli. ahdini bozanlar hakkinda da sedid idi. ancak itibar ile parlayip açilir" derdi. Suara tezkireleri. Vefat haberi Manisa'daki Sehzade Mehmed'e bildirilerek derhal gelmesi istenir. Fakat bir cihad haberi gelince derhal kalkar her seyi birakirdi. caminin yakinindaki oglum Alaeddin'in 3-4 arsin yanina gömün. sünnet-i seniyye üzre topraga koyun. saadete ermis ve Rûm (Anadolu) hükümdarlarinin en büyügü olmustur. Hammer'in de ifadesine göre memleketini seref ve hakkaniyetle idare ederek milletinin hatirasinda mütedeyyin (dindar) lütufkâr. çok âdil. Etrafi duvar fakat üstü açik bir türbe yapiniz. Ileride "Fatih" ünvanini alacak olan genç padisah. Etrafima evlad ve akrabalarimdan kimseyi gömmeyin. Murad. babasinin vasiyeti geregi cesedini Bursa'ya göndererek onu bugün hâlâ "Muradiye" diye bilinen semtteki türbesine defn ettirir. Azad edilmemis olan kölelerimin tamami ölümümden kirk gün önce azad edilmistir. Saruca Pasa. Bununla beraber halka karsi âdil olup isleri ile yakindan ilgilenirdi. yükselmis. varini yogunu harcardi." II. sözüne ve vaadlerine sâdik. onun sairliginden bahs ederlerken onun ilim ve sanata olan sevgisinden de uzun uzadiya söz ederler. cesur. Ayni zamanda cömert ve iyi huylu idi. azim ve tedbir sahibi. defin cuma günü gerçeklessin." Ülkesinde kültür ve ilim hayatini yükseltmek için her fedakârligi göze alabilen Sultan Murad. Allah yolunda tehlikelere bizzat atilir ve bu ugurda yorulmak bilmez.. gerekse diger milletlere mensub tarihçilerin ittifaka yakin bir sekilde beyan ettiklerine göre o. Ishak Pasa ve kadiasker Mehmed b. Hafizlarin Kur'an okuyacaklari yerin üzeri kapali. Öldügüm zaman beni Bursa'ya. ilim adami ve bilginlere karsi son derece cömert davranirdi. siir ve edebiyata düskündü. veya halkin dili ile Koca Murad 1446 Agustos'unda tanzim edip Eylül sonlarinda Halil Pasa. ahdine riayet edenler hakkinda dost. Cesedimi lahde degil.. güler yüzlü. Ancak sözünden dönenlerin korkunç öc alicisi idi. Öldügü zaman henüz kirk sekiz yaslarinda idi. âdil ve metin bir hükümdar adi birakti. O. Bu sebeple Arabistan. Bu nakil. onun sahsiyeti hakkindaki su ifadeleri ile gerçegi yansitmaya çalisir: "Hükümdarligi uzun sürmüs. merhametli. onunla Osmanli sarayina girmisti. Sultan II. Musikî. Yalniz su kadar var ki keyfine düskündü. Ölüm hadisesinden hemen sonra cesedi tahnit edilir. Ilmî müsahabeleri sever. Savasta oldugu gibi barista da sözünün eri idi. Feramürz tarafindan tescil olunan vasiyetnâmesinde nereye ve ne sekilde gömülecegini. kabrimin üstüne yagmur yagmasi için oraya tesadüf eden kismin üstü açik olsun. hasmet kazanmis. Cihaddan hiç bir vakit geri kalmamakla beraber eglence ve zevke düskündü. hassas. üstüne yapilacak türbenin ne sekilde olacagini ve nihayet vakfinin sartlarini bildirir. ulemayi himaye eder ve onlara tahsisatlar ayirirdi.. Musikî ehlini severdi. Denebilir ki siir.Dukas ve Hammer gibi bazi tarihçiler de asiri yorgunlugun ölümüne sebep oldugunu bildirliler. Türkistan . ince ruhlu. Eger Bursa'dan baska bir yerde ölürsem nâsimi oraya nakl ediniz.

Dâru'l-hadis (1435). kusatmanin seyrini degistirmeye baslamisti. bununla da kalmaz. Sultan Murad ulemayi ve fukarayi kendisi aldi ol imârete vardi. Yaptirdigi muazzam eserler sebebiyle kendisine "Ebu'l-hayrât" ünvani verilmisti. 1447) gibi eserlerdir. Edirne'de döktürdügü çaginin en güçlü toplariyla Istanbul surlarini karadan sarsarken 18 Nisan'da donanma bütün Istanbul adalarini ele geçiriyordu. Bizans'a ulasabilecek muhtemel yardimi önlemek için Bogaz'in Avrupa yakasina Rumeli Hisar'ini yaptirarak kusatma hazirliklarini tamamladi. hamam. Sultan Murad. Ol sehrin halkini cemi-i avarizdan muaf ve müsellem etti.Bizans'in . Hatta onun adina birçok eser telif ve tercüme edilmisti. medrese ve müstemilâti Sultan II. orman ve bataklikti. bunun da kültürel gelismeye tesir ettigini biliyoruz. 1413'te Çelebi Sultan Mehmed'in. Bir nice gün atâlar etti. Hedefini gerçeklestirmek için ilkin Sirbistan ve Eflâk ile anlasma imzalayan Fatih. Ipsala ve Ergene gibi önemli yerlesim merkezlerinde yaptirdigi hayir ve sosyal tesisler ile de dikkat çeker.ve Kirim gibi yerlerden pek çok degerli âlim. Onun bu neviden faaliyetlerini gören devrinin devlet erkâni ile zenginleri de benzer tesisleri kurmakta gecikmediler. Peygamberimizin müjdesine mazhar oluyor ve "feth-i mübin" ile "Fatih"lik serefini elde ediyordu. gelip oraya yerlesen halki birçok vergiden de muaf tutar. babasinin ölümü üzerine ikinci kez Osmanli tahtina oturdugunda. Fakat. devletin ortasinda bir ser adacigi hâlinde kalmis köhne Bizans'i ortadan kaldirmayi öncelikle hedef olarak belirlemisti. Haliç'in zincirle kapatilmasi sebebiyle kara ve deniz birlikleri müsterek bir harekâta geçemiyor ve bu durum da kusatmanin basarisina gölge düsürüyordu. hem ulasimin kolaylasmasini sagliyor. Dogu ile bati arasinda önemli bir geçit vazifesi gören Ergene köprüsünün yeri. kanun kaçaklari ve hirsizlar için mükemmel bir barinak vazifesi görüyordu. 29 Mayis 1453'teki nihaî harekâtla Istanbul fethedildiginde. Murad tarafindan yaptirilmistir. imâret. Nihayet kusatilan Istanbul'a karsi 6 Nisan 1453'te kara ve denizden saldiri baslatildi. imâret ve pazar gibi halkin ihtiyaçlarina cevap verebilecek sosyal tesisleri kurduktan sonra halki oraya yerlestirir. Edirne'yi ihya edercesine kalkindirmis ve Balkanlarin en büyük sehri haline getirmisti. Bursa. onun ülkesine gelmisti. Sultan Murad. O." YÜKSELIS DÖNEMI Istanbul'un Fethi: II. Ergene köprüsünü yaptirmak suretiyle bölgeyi de yerlesime açmisti. hem de bölgenin mamur hale gelmesine yardim ediyordu. Ve çiragin kendi uyardi. Ve ol vakit kim imâretin kapusu açildi. Nihayet 22 Nisan'da Osmanli donanmasinin karadan Haliç'e indirilmesi gibi müthis bir plânin gerçeklestirilmesi. Sultan Murad. Mehmet. böyle bir yerde köprü yaptirmak suretiyle hem kötülüklerin barinagini kurutmus oluyor. eskiya. Ol taam pistigi vakit kendi mübarek eli ile fukaraya ülestirdi. Selânik. Bursa'da Muradiye Camii. Mehmet. II. Türk minarelerinin en güzellerinden biridir. Seksen parçalik donanmayi bir anda karsilarinda gören Bizans'in direnme gücü artik kirilmisti. Hamam ve pazarlar yapti. Mehmet. Muradiye (1435). Akçalar ve floriler ülestirdi. Böylelikle Osmanli devleti tam bir cihan devleti haline gelebilecekti. Edirne. Gerçekten de onun döneminde Arapça ve Farsça'dan bir çok eserin Türkçe'ye tercüme edildigini. Köprünün insasindan sonra burada cami. "Üç Serefeli" denen minare. Bunlarin en mühimleri. Mimar Konyali Haci Alaeddin'e tamamlattigi Eski Cami'de oldugu gibi Üç Serefeli'de de kisin abdest musluklarindan sicak su akardi. Fakat bu hakan asil dev eserlerini Edirne'de insa ettirmisti. Bu yüzden burasi. O. II. Âsikpasazâde köprü insaatinin durumunu verdikten sonra söyle der: "Köprünün iki basini mamur sehir edüp imâret ve Cuma mescidi etti. Bu da memlekette kültürün gelismesine ve ilmî ilerlemenin sür'atli bir sekilde olmasina sebep olmustu. Yeni Cami (Bugünkü adi ile Üç Serefeli. Karamanoglu tehlikesini de geçici de olsa bertaraf etti. Yapan mimarlara hil'atlar giydirdi.

Osmanlilarla yaptigi anlasma üzerine Vlad'i esir etmeleri ile mesele çözüldü. sigindigi Macarlarin. Ilbasan Kalesi'ni yaptirip. Ancak bunda basari kazanamayan Venedik. Papa'nin istegine sadece Almanya. Fatih voyvodaliga Radul'u getirdi ve Eflâk bir Osmanli eyaleti hâline geldi. Papa'nin yanina kaçmak zorunda kaldi. 1465 yilinda gerçeklesen I. Eflâk ve Bogdan Seferleri. Istanbul'un fethinden sonra Bizans Imparatoru XII. Ortadoks dünyasiyla bütünlesme çabalari. Osmanlilara bagli görünen Vlad aslinda gizliden gizliye düsmanlik ediyordu Vlad'in Fatih'in elçilerini kaziga oturtarak öldürmesi üzerine 1462 yilinda Fatih. Sirp Krali Bronkoviç'in ölümüyle baslayan taht mücadelelerinden faydalanan Osmanlilar. artik tam bir cihan devleti hâline gelmis. Osmanlilarin yardimini istemislerdi. Bunun üzerine Fatih II.ortadan kaldirilmasi hem Türk tarihi hem de dünya tarihi açisindan büyük bir öneme sahiptir. Papa ve diger devletlerden aldigi kuvvetlerle Türklere saldiran Iskender Bey. Arnavutluk Seferleri. Mora Seferleri. kisa zamanda Ortadokslari himayesi altina almistir. Böylece Bogdan da yeniden Osmanli hâkimiyetini tanimis oluyordu. Mora'nin bir kismini merkeze baglayarak. Fatih'in bizzat basinda oldugu Osmanli kuvvetleri Bogdan ordusunu büyük bir bozguna ugratti. içine asker yerlestiren Fatih. Kardesi Dimitrios'a karsi Arnavutlarin destegini alan Tomas'in Osmanlilarla yapilan anlasmayi bozmasi üzerine 2. rakipleri Kantakuzen ailesine karsi Mora'da. Tomas. 1459'da baskentleri Semendire'yi ele geçirilerek Semendire Sancakbeyligini olusturdu. Papalik ve Napoli kralliginin destegi ve kiskirtmasiyla harekete geçen Arnavutluk hâkimi Iskender Bey. Nitekim Papa V. kez Arnavutluk seferini baslatti. Mora seferinde bulunan Fatih. Avrupa için bu fetih çag açip. Ege adalarindaki halk. çag kapayan bir fetihtir. Bu fetihle Osmanli Devleti. Bunun üzerine Fatih. Turahanoglu Ömer Bey. . akincilari ile duruma müdahale etti ve muhalifler bertaraf edildi. Ancak. Nihayet 1479'da Arnavutluk da bir Osmanli vilayeti haline gelmis oluyordu. geri döndü. Venedikliler bölge halkini Osmanlilara karsi ayaklandirmaya çalisiyorlardi. Böylece Sirbistan'da 350 yil sürecek Osmanli hâkimiyeti baslamis oluyordu. Arnavutlarin elinde kalmis olan Kroya ve Iskodra kusatildi. Macar ve Arnavutlari kiskirtarak sonuç almaya çalismislardir. burada bir sancak olusturdu. Napoli ve Venedik olumlu cevap vermis fakat onlar da kendilerinden ziyade Sirp. Fakat bu sefer iki kardes arasinda mücadele baslamisti. Arnavutlukta baslayan kargasa sebebiyle Fatih 3. Islâm dünyasi ve Avrupa içinde büyük bir prestij ve güç kazanmistir. Sirp meselesine son verilmesini emretti. Belgrat disindaki bütün Sirp topraklari ele geçirildi. Atina ve diger bölgeler ise Osmanli yönetimini kabul etti.seferde. Neticede. Istanbul'un fethiyle önlenmis. Taht kavgalarinin yeniden alevlenmesi üzerine. Bölge ülkelerinin Mora'yi istilâ niyetlerini bilen Fatih 1458'de harekete geçti. Balaban Pasa'yi sehit etti ve Ilbasan kalesi'ni kusatti. Yildirim zamaninda vergiye baglanan Eflâk Prensligi'nin basina Fatih tarafindan Vlad (Kazikli Voyvoda) getirilmisti(1456). Osmanli kuvvetleri tarafindan bozguna ugratildi (1465). bizzat sefere çikmaya karar verdi. Korent'i ele geçiren Fatih. Mahmut Pasa. Istanbul'un fethinden sonra Osmanlilara bagliligini bildiren ve ele geçirdigi bazi kaleleri geri veren Sirplar Macarlar ile is birligi yaparak yeniden düsmanliklarini göstermeye baslamislardi.Nikola'nin Türklere karsi harekete geçilmesi fikri pek taraftar bulamamis. Balkanlardaki bazi despotluklar ve prensler Fatih'i Istanbul'un fethinden dolayi kutlayan mektuplar yazmislardir. Bogdan'dan da yardim alan Osmanli kuvvetleri voyvodayi uzun süre takip etti. Bölgeye çok sayida Türk yerlestirildi. Arnavutluk Seferi'ne çikti (1467). Sirplari vergiye bagladilar. aksine. Bunun üzerine 1454-1457 arasinda üç kez pespese Sirbistan'a sefer düzenlendi. Eflâk'a bir sefer düzenledi. Fatih'in Bati Politikalar: Sirbistan Seferleri. Konstantin'in ogullari. Ele geçirilen topraklarda yeni garnizonlar olusturuldu. 1455'ten itibaren Osmanli Hâkimiyetini taniyan Bogdan Prensligi'nin Kefe'nin fethinden sonra izledigi düsmanca siyaset üzerine Osmanli kuvvetleri 1476'da Bogdan'a girdi. Balaban Pasa'yi bölge için görevlendirerek.kez Mora'ya sefer düzenlendi. Katolik Avrupa'nin. vurkaç taktigi ile Osmanli kuvvetlerine baskinlar düzenlemekteydi. Bu sirada Iskender Bey ölmüs ve yerine oglu Jean geçmisti. aksine Balkanlari da tamamen ele geçirmek suretiyle Fatih.

Ege Adalarinin Fethi. iktisadî ve siyasî açidan da nüfuz alanini genisletebilecekti. sehir savunmasiz kalmis ve Italyanlar kaleyi tekrar ele geçirmislerdir). Kastamonu'yu terk ederek Sinop'a çekildi. Venedik ve Cenevizlilerin elindeki bu adalardan Anadolu'ya yapilan korsan akinlarinin önünü kesmis olacakti. Karadeniz kiyisindaki bazi yerler Trabzon Rumlari. Osmanlilara vergi yoluyla bagli olan Bosna Kralinin. Istanbul'u ele geçiren Fatih.Fatih. bu adalar Fatih'in Italya'ya yani eski Roma'ya geçisini kolaylastiracakti. Macaristan'a güvenligin saglanmasina yönelik yüzlerce basarili akin düzenlenmistir. Gedik Ahmet Pasa'yi geri çagirinca.( Nitekim Gedik Ahmet Pasa komutasindaki bir Osmanli donanmasi Napoli Kralliginin elindeki Otranto'yu fethetmis ve buradan Güney Italya'ya akinlar düzenlenmistir. Iste bu Müslüman Bosnalilara "Bosnak" denilmektedir. Ikinci olarak Orta ve Dogu Akdenizdeki adalar hedef alinmisti ki. Fatih devrinde Osmanlilarin karada en güçlü komsusu ve rakibi Macarlar. Güçlü donmasiyla Mora ve Ege'deki adalara sahip olmak isteyen Venedik. Bosna seferleri esnasinda Hersek Krali Stefan da ülkesinin bir kisim topraginin Osmanlilara dogrudan baglanmasi sartiyla tahtinda birakilmisti. denizde ise Venedik idi. Fatih'in Dogu Politikasi: Karadeniz Politikasi. Ancak 1483 yilinda Hersek tamamen Osmanli topragi hâline gelecektir. Hem Katolik hem de Ortadokslarin kendi kiliselerine almak için baski yaptiklari Bogomiller bu sebeple Osmanli yönetimine sicak bakmislar ve kendilerine saglanan din ve vicdan hürriyetinden etkilenerek zamanla Müslüman olmuslardi. Bunu önlemek maksadiyla Agriboz'un fethine karar veren Osmanlilar neticede 17 gün süren kusatmadan sonra amaçlarina ulastilar. Bosna'yi Osmanli topraklarina kattigi zaman "Bogomil" mezhebindeki Bosnalilara çok iyi davranmisti. Tasoz Enez ve Semendirek adalari ele geçirildi. Osmanlilar. dogrudan bir savasi göze alamamis. Ancak St. Anadolu Türk birliginin saglanmasi ve ticaret güvenligi açisindan bu bölgelerin ele geçirilmesi sartti. Sinop da dahil Candarogullarinin topraklarini savasmaksizin ele geçirdi. Yayçe disindaki bütün kale ve sehirleri yeniden ele geçirdiler. Jean sovalyelerinin elindeki Rodos'a karsi girisilen birkaç muhasara neticesiz kalmistir. Ancak akincilar vasitasiyla.Bosna-Hersek Seferleri.1456 yilinda öncelikle Çanakkale Bogazi'na hâkim olan adalardan Gökçeada (Imroz). Böylece Bizans'in yeniden dirilmesini önleyecegi gibi. Ikinci kez düzenlenen seferle Osmanlilar. Macar krali Bosna'ya girdi. Bizans. Keza Venedik Cumhuriyeti de Osmanlilarla dogrudan karsilasmaktansa Balkanlardaki diger devletleri kiskirtmayi yeg tutmustur. Bursa'ya dönerek birliklerini takviye eden Fatih. uzun süren kusatmayi müteakip Midilli (1467) ele geçirildi.(1480) Fakat Fatih'in ölümünden sonra basa geçen II. Osmanlilar karsisinda istedigi sonucu alamamis. Fatih karadan ve denizden kuvvetlerini harekete geçirdi. Kefalonya ve Ayamavra gibi adalar da Fatih'in saltanatinin son zamanlarinda Osmanli topraklarina dahil edilmistir. Bâyezid. Epir despotunun elindeki Zanta. Sadrazam Mahmut Pasa ve Turahanoglu Ömer Bey'e Bosna'nin tamamen fethedilmesi emrini vermisti. Iste bu sebeplerle. Fatih de tabiî sinir olan Tuna'yi geçmeyi düsünmemistir. Önce Limni. Venedikliler 264 yildir ellerinde tuttuklari Agriboz Adasi'ndan Mora ve Ege adalarindaki Türk birliklerine karsi saldirilarini yogunlastirmaktaydilar. Ayni tarihlerde Limni ve Midilli halki Türk yönetimine girmek için Osmanlilara basvurmustu. aksine pek çok ada ve kiyi kaleleri Osmanlilarin eline geçmistir. anlasmalara riayet etmemesi üzerine Üsküp'ten harekete geçen Fatih. Anadolu'nun büyük bir kismini hâkimiyetleri altina almalarina ragmen kuzeyde. Trabzon seferine çikarken. ardindan. Fakat ordunun Istanbul'a dönmesi üzerine ayni yil. Ancak seyhülislamin da fetvasiyla sonra öldürüldü ve bu topraklarda Bosna Sancakbeyligi olusturuldu. Fatih'in asil amaci 1204 yilinda Lâtinlerin Istanbul'u isgal etmesi üzerine Bizans hanedanina . Bizans'a ait bütün topraklari hâkimiyeti altinda birlestirmek istiyordu. Cenevizliler ve Candarogullarinin elinde bulunuyordu. Öncelikle Anadolu kiyisina yakin adalari hedef alan Fatih. Macarlar bu dönemde tek baslarina Osmanlilarla bas edemeyeceklerini bildiginden. 1461 yilinda Cenevizlilerin elindeki önemli bir üs olan Amasra teslim olmak zorunda kaldi. 1463 yilindaki seferle Bosna Krali Osmanli hâkimiyetini yeniden tanidi. Seferin kendisine karsi yapildigini sanan Candaroglu Ismail Bey.

Fatih bundan sonra Hicaz su yolllarinin onarimi hususunu bahane ederek Memlûklar'a karsi harekete geçti. Osmanlilara vergi vermeyi kabul eden Trabzon Rumlari bir taraftan Fatih'in rakibi olan Uzun Hasan ile ittifak içine girmisti. 1467 yilinda Karakoyunlu topraklarina sahip olunca Osmanlilar aleyhine hâkimiyetini genisletmeye baslamisti.taht mücadelesine girmisti. Bu sirada Uzun Hasan'in Osmanli ordusunu arkadan çevirebilecegi ihtimaline karsi Fatih. Otlukbeli Savasi'nin sonrasinda da sürdürmüstür. Azak ve Menkup iskele ve kalelerini ele geçirdi. Venediklilerle de bir ittifak kurmakta sakinca görmemislerdi. Akkoyunlu Beyi Uzun Hasan. Bu düsmanca tavir üzerine Fatih 1466 yilinda Karamanogullari üzerine yürümeye karar verdi. Barbaros kardeslerin denizlerdeki zaferlerine ragmen özellikle dogudaki olumsuz gelismeler ve Sahkulu Isyani(1511). Anlasmanin akabinde kara ve denizden Trabzon yeniden kusatildi. Akkoyunlularin yerini alan Safaviler güçlenerek Anadolu'da Sahkulu Isyani gibi ayaklanmalari kiskirtmis. Kirim hanlari 350 yil boyunca Osmanlilarin batiya karsi en güçlü müttefikleri olarak hizmet vermislerdir. Memlûklara karsi basarisiz seferler düzenlenmistir. Bâyezid tahttan feragat etmistir. devlet islerinden elini çeken Bâyezid'in sagliginda sehzadeler arasindaki taht mücadelesinin kizismasina vesile olmustur. (1478). Gedik Ahmet Pasa komutasindaki donanma 1475 yilinda Kefe. Çaresiz kalan Trabzon Hâkimi David Komnen sehri teslim etmeyi kabul etti (26 Ekim 1461). Modon. Fakat Karaman Beyi Kasim'in ölümünden sonra (1483) beylik tamamen oradan kalkmis olacaktir. Rodos sovalyelerinin eline düsmesiyle sonuçlanan. 1473'te harekete geçti. Karadeniz'in Anadolu kiyilarini tamamen hâkimiyetine alan Fatih'in bundan sonraki hedefi. ordusunu Sivas'in güneyinden Yassiçemen'e çevirdi. Fakat bu dönemde Memlûklarla büyük bir savasa girilmemistir. Fatih'in ölümü üzerine Osmanli tahtina büyük oglu Bâyezid geçmisti. . Mengli Giray Han'in Istanbul'a getirilmesiyle Kirim Hanligi Osmanli hâkimiyetine girmis oldu. Larende ve Silifke yörelerine çekilen Karamanogullarina karsi mücadeleyi. önemli ticaret limanlari olan Ceneviz kolonilerini ortadan kaldirarak. Fatih'in politikalarina karsi. Artik Akkoyunlular Osmanlilar için bir tehlike olmaktan çikmisti. bir donanma da Sinop'tan kalkarak bölgeye yöneldi. Böylece Osmanlilar. Nitekim Sehzade Selim'in mücadeleyi kazanmasi üzerine 1512 yilinda II. Altinorda Hanligi'nin zayiflamasiyla ortaya çikan Kirim Hanligi ile komsu oldu. Böylece 258 yil devam eden Trabzon Rum Imparatorlugu da tarihe karismis oldu. Fatih'in 1481'de hazirlik yaptigi ve ölümüyle yarim kalan seferin ya Rodos'a ya da Misir'a yönelik oldugu söylenir. Venedik ve Haçlilara karsi denizlerde üstünlük kurulmus. Inebahti ve Navarin gibi Mora kiyilarindaki kale ve limanlar zapt edilmistir(1502). Anadolu birligi yönündeki bu tehlike üzerine Fatih. Anlasmaya göre Akkoyunlular. Nihayet Fatih.Anadolu'da Türk Birliginin Gerçeklesmesi. karadan birliklerini Trabzon'a gönderirken. Karadeniz'i tam bir Türk gölü yapmak idi. Osmanlilarin kurulus devrinden beri en ciddî rakipleri durumundaki Karamanogullari. Henüz Trabzon'da vali iken Dogu'da Safavilerin nasil güçlendigini gören ve onlarla basarili bir mücadeleye giren Selim.mensup Komnenlerin ayri bir devlet olusturduklari Trabzon idi. Akkoyunlu ve Memlûklu devletlerinin destegini sagladigi gibi. tahta çiktiktan sonra. Beylik topraklarinin büyük kismi Osmanlilarin eline geçmesine ragmen Fatih. Koron. Trabzon Rumlarina yardim etmemeyi vaat etmislerdir. Buna ragmen Bâyezid döneminde Kili ve Akkerman ele geçirilerek Bogdan tamamiyla Osmanli hâkimiyetine girmis(1484). Ancak diger oglu sehzade Cem. Yavuz Sultan Selim Devri. Otlukbeli mevkiinde yapilan savasta Osmanlilar büyük bir zafer kazandilar. Bâyezid'in mütereddit ve ihtiyatli politikalari sebebiyle. Uzun Hasan'in annesi Sara Hatun'un ricasi üzerine Akkoyunlularla bir anlasma yapildi. Azak Kalesi'nin düsürülmesi sonucunda bazi Cenevizliler ile birlikte Kirim hanlarindan Mengli Giray Han da esir edilmisti.

askerî ve iktisadî açilardan zirveye ulasmistir. Fatih'in Sirbistan seferinde ele geçirilemeyen Belgrat. Budin kurtarildi. Macaristan'in ele geçirilmesi üzerine. yeniden Macaristan'a sefer düzenledi. Burayi bir üs olarak kullanan Osmanlilar artik rahatlikla Avrupa içlerine sefer yapabilecekti. Kanuni ünlü "Alman Seferi" ile mukabele ederek isgal edilen yerleri geri aldi. Yine bu dönemde Akdeniz'de ve Okyanuslarda güçlü bir ticarî ve iktisadî filo olusturan Ispanyol ve Portekiz donanmalari Venedik'in yerini almis görünüyordu. Hülagû'nun Bagdat'i isgal etmesiyle Memlûk himayesine giren halifelik müessesesi de böylece Osmanlilara geçmis oluyordu. Macaristan seferine çiktiginda ilkin Belgrat'i kusatti ve ele geçirdi(1521). Bu sebeple Kanuni. Tebriz'e kadar Sah Ismail'i takip etti. Budin'i tekrar isgal etti. Avrupa içlerine yapilacak akinlar için bir siçrama noktasi idi. tekrar Misir'a yöneldi. Yavuz dönemi Osmanlilarin dogu'da ve Islâm dünyasi'nda en büyük güç haline geldigi bir dönemdir. Yeni Memlûk Sultani Tomanbay ile Kahire'nin kuzeyindeki Ridaniye mevkiinde yapilan savasi da Osmanlilar kazandi. Bu sebeple dost düsman ona Kanuni. Avrupa'da mezhep çatismalarinin siddetlenmesine sebep olmustu. Osmanli ordusunu Halep'in kuzeyinde karsiladi. 29 Agustos 1526'da Mohaç Meydan Muharebesi ile Macar ordularini imha eden Kanuni. 1526 yilinda karsisindaki ittifaki parçalamak amaciyla yeniden Macaristan üzerine bir sefer düzenledi. Yavuz.Anadolu'daki mezhep mücadelesine bir son vermek için Safavilerle dogrudan savasa girmeyi kaçinilmaz görmekteydi. kurtarmayi amaçlayan Kanuni. Dulkadirogullari beyligi Osmanli yönetimine alindi ve sonra ilhak edildi (1515)Babasi döneminde Memlûklara karsi yapilan seferlerin çogu kez basarisizlikla neticelenmesi. Safavi tehlikesini bertaraf ettikten sonra Yavuz. Bu sebeple. Kansu Gavri savas sirasinda öldü. Kanuni döneminde özellikle Avrupa'da önemli dinî ve siyasî degisiklikler söz konusudur. Dogu Anadolu topraklari Osmanlilarin eline geçti. (22 Ocak 1517). Belgrat'in Fethi ve Macaristan Seferi. Macar topraklarinda hak iddia etmis ve Budin'i isgal etmisti. Bunun üzerine Kanuni. Muhtesem. Ferdinand ile Istanbul'da bir anlasma yapildi. Nitekim Sarlken'e tutsak olan Fransa Krali Fransuva'yi. Bu . Osmanlilarin dogu'da ve Islâm dünyasinda üstünlük kurmalari önündeki en büyük engel idi.Süleyman geçti (1520). Kanuni. Avrupa'daki siyasî ve dinî çekismelerden faydalanarak. Kisi Sam'da geçiren Yavuz. Nitekim Mekke serifi sehrin anahtarini Yavuz Sultan Selim'e sunarak itaatini bildirmisti. Çaldiran Ovasi'nda Sah Ismail'in ordusuyla büyük bir meydan muharebesi yapti. Bu devlet ile Avrupa'nin en güçlü hanedani olacak olan Habsburglar Avrupa'yi âdeta parselleyeceklerdir. Bu dönemde güçlenmeye baslayan Protestanlik. ölen Macar krali ile akrabaligini öne süren Avusturya Arsidükü Ferdinand. Filistin. Avusturya Seferleri. Misir Memlûk Sultani Kansu Gavri. I. onun olusturdugu imparatorlugun uzantisi durumundaki Avusturya Arsidükaligi Osmanlilara sinirdas olmustur. Ancak Mercidabik Savasi Osmanlilarin zaferiyle son buldu (24 Agustos 1516). Macaristan'in bir bölümü ilhak edildi ve kalan kismi Erdel Kralligi olusturularak Osmanli hâkimiyetine alindi.Viyana Kusatmasi'nin sonuçsuz kalmasindan cesaretlenen Ferdinand. Güçlü Macar kralliginin Osmanli hâkimiyetine girmesinden sonra. kendisinden yardim talep etmesi üzerine.Süleyman'in 46 yillik saltanatinda Osmanli Devleti siyasî. Misir ve Hicaz Osmanli hâkimiyetine girdi. Ancak Kanuni'nin asil maksadi Viyana idi. Yavuz Sultan Selim'in sekiz yil süren hâkimiyet devrinden sonra Osmanli tahtina oglu I. Osmanli ordusu sehri kusatti ise de ele geçirmeye muvaffak olamadi(1529). Malatya'dan Sina yarimadasina kadar olan topraklar Osmanlilarin eline geçti. Kutsal Roma-Cermen Imparatoru Sarlken en ciddî rakip hâline gelmis. Budin'i (Budapeste) ele geçirdi. Bu savas Memlûk Devleti'nin sonu oldu. Büyük Türk gibi lâkaplarla hitap etmis ve tarihe de böyle geçmistir. Iki Türk hükümdarinin mücadelesinden Selim üstün çikti (23 Agustos 1514). Memlûklara karsi büyük bir ordu hazirladi. Dogu Avrupa'da da Lehistan ve Ortadoks Rusya güçlenmeye baslamisti. I. Suriye. Avrupa'daki Gelismeler. Nihayet ordusunun basinda Dogu seferine çikan Yavuz Selim. onlarin birlesmemesine özen göstermis ve bunu bir devlet politikasi hâline getirmistir.

Irak-i Acem ve Irak-i Arap) seferi diye bilinen bir sefere çikti (1534-35). Osmanlilarin düsmani olan Venedik ve Avusturya ile ittifak kurmakta bir beis görmüyordu.Jean sövalyelerinin elindeki Rodos ve çevresindeki adaciklar. Kanuni devri karada oldugu gibi denizlerde de büyük bir üstünlügün saglandigi bir devirdir. Iranla Münasebetler. 1535 yilinda iki ülke arasinda ticaret ve dostluk anlasmasi imzalandi. Osmanlinin Avrupa ile ilgilenmesinden yararlanan Safaviler firsat buldukça yeniden harekete geçtiklerinde. Osmanli ordusu. Sah Ismail'in yerine geçen oglu I. bölgeye 1555 yilina kadar Nahcivan ve Tebriz üzerine birkaç kez sefer düzenlenmistir. Osmanlilar karsisinda fazla bir varlik gösteremeyen Sah Tahmasp nihayet baris anlasmasi imzalamayi kabul etmek zorunda kalmis ve Amasya Antlasmasi (1555) ile Osmanli üstünlügünü kabul ederek Bagdat. Deniz Seferleri ve Fetihler. Siyasî. Jean sövalyelerinin elinde bulunan Trablusgarp onun tarafindan fethedilmis (1551). Avusturyalilar firsat buldukça Macar topraklarina tecavüz etmisler ve her seferinde de Osmanlilardan gerekli cevabi almislardir. Zigetvar Muhasarasi esnasinda hastalanan Kanuni kalenin fethini göremeden 66 yasinda öldü (1566). sonraki devlet adamlarinin basiretsizligi sebebiyle tek tarafli islemeye baslamis ve baska devletlere de imtiyazlarin taninmasiyla Osmanli ekonomisi giderek disa bagimli hâle gelmistir. Sadece Akdeniz'de degil Kizil Deniz ve Hint Okyanusunda da Osmanli donanmasi faaliyette bulunmustur. bu maksatla Fransiz Krali Fransuva'yi esir etmisti. Lâkin kapitülasyon adiyla tarihe geçecek olan bu ticarî imtiyazlar sürekli hâle getirilmis. Nitekim Kanuni'nin son seferi de Avusturya'ya karsi olmus ve Zigetvar Kalesi kusatilmistir (1566) Fransa ile Münasebetler ve Ilk Kapitülâsyon.anlasmaya göre Ferdinand.(1533).Sah Tahmasp. 1562'deki bu sefer sonucunda Macaristan'da Erdel Beylerbeyligi olusturuldu. 1533 yilinda Cezayir'i Osmanlilara birakarak kaptan-i deryalik görevini kabul eden Barbaros Hayrettin Pasa (Hizir Reis). 1538 yilinda Andrea Doria komutasindaki Haçli donanmasini Preveze'de büyük bir bozguna ugratarak. Kanuni. Irakeyn (iki Irak. Uzak denizlerde istenilen sonuçlar elde edilememisse de bu dönemde Yemen ve Arabistan'in güney kiyilari ile Habesistan ele geçirilmistir. Fatih'in alamadigi. Tebriz ve Dogu Anadolu'nun Osmanli hâkimiyetinde oldugunu tasdik etmistir. Avrupa birligini saglamak isteyen RomaCermen Imparatoru Sarlken. St. Kendisinden yardim isteyen kral ile iyi iliskiler kuran Kanuni böylece Sarlken'e karsi bir müttefik kazanmis oluyordu. Avrupa'ya sefere çiktiginda Safaviler. II.Nitekim St. Barbaros'un ölümünden sonra yerine geçen Turgut Reis de fetihlere devam etti. Anlasma ile her iki ülke serbest ticaret hakki elde edecek ve bu haklar iki hükümdarin yasadigi sürece geçerli olacakti. Macaristan üzerinde hak talep etmeyecek ve Osmanli hâkimiyetini taniyacak ve elinde bulundurdugu Macaristan'a ait topraklar için de Osmanlilara vergi verecekti. 1492 yilinda Ispanya'da soy kirima ugrayan Musevîleri Istanbul'a gemilerle nakleden Barbaros kardesler hakli bir üne sahip olmuslardi. Tebriz ve Bagdat Osmanli topraklarina katildi. basarili bir kusatma sonunda ele geçirilmis(1522). Kanuni'nin Ölümü ve Sonrasi. Cezayir'i ellerinde bulunduran ve Osmanlilar adina. Ferdinand'in Macar kralinin ölümünü firsat bilerek anlasmayi bozmasi üzerine Kanuni yeniden sefere çikti. Preveze'den sonraki en büyük deniz zaferi sayilan Cerbe Savasi sonunda Haçli donanmasi bir kez daha hezimeti tatmistir. Bu sebeple. Dogu Anadolu topraklarina karsi saldiriya geçiyordu. Osmanlilardin Akdeniz'in tek hâkimi oldugunu bütün dünyaya kabul ettirdi. askerî ve iktisadî bakimlardan . babasi gibi. Bâyezid zamanindan beri Akdeniz'de serbestçe faaliyet gösteren Barbaros kardeslerin devlet hizmetine alinmasiyla deniz ve kiyilarda pek çok yer Osmanli hâkimiyetine dahil olmustur.

Anadolu'nun Akdeniz'e bakan kiyilarinda bir çiban basi gibi duran Venedik'in elindeki Kibris bu fetih rüzgâriyla kusatildi. Murat geçmisti. Ancak Kanuni devrinde baslayan fetih rüzgârlari o derece siddetliydi ki. Kiliç Ali Pasa komutasindaki donanma Tunus'u yeniden Osmanli topraklarina katti (1574). Haçli donanmasi Osmanli kadirgalarini takip edecek durumda degildi. 1455'te Boğdan Prensliği de Osmanlı metbûluğunu kabul etti. Lala Mustafa Pasa komutasindaki Osmanli donanmasi adayi ele geçirir geçirmez (1571).Osmanliyi zirveye çikaran bu büyük hükümdarin yerine geçen ne II. . Kaleyi savunan Hünyadi Yanoş öldü. Yazın Trabzon'a yürüdü. 1459'daki sekizinci sefer ise dördüncü Sırbistan seferidir ki.Mehmet'in (1595-1604). buraya Anadolu'nun çesitli sancaklarindan Türkler yerlestirildi. Trabzon ve Rize gibi Anadolu'nun henüz Türkleşmemiş olan parçaları da Hristiyanlardan alınmış oldu.Selim ölmüs ve yerine III. Yine bu dönemde baslayan Türk-Macar Savasi I. 1460 yazında dokuzuncu seferine çıktı. Bu uzun savas ile daha fazla yipranmak istemeyen Osmanli Devleti ile Iran arasinda 1590'da bir baris anlasmasi yapildi. Ispanyol. Sah Tahmasp'in ölümüyle çalkanan Iran'a savas açildi (1576) Gürcistan ve Azerbaycan'in büyük bir kisminin ele geçirilmesiyle neticelenen ilk seferden sonra savas 15 yil sürdü. Bu ikincisinde babasından sonra tekrar Belgrad'ı muhasara etti. Kuzey Ege adalarını donanma göndererek ele geçirdi ve ilk Rodos seferini yaptırdı. İkinci Mora seferidir ve Mora prensliklerinin ilgası ve Türkiye'ye katılması. Bu padisah devrinde. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Doğu Roma Fatihi olarak Edirne'ye dönen II. Artik Kibris da Türk olmustu. fakat Belgrad düşmedi. Selim (1566-1574) ne de III. 1456). Ancak kendileri de oldukça fazla zaiyat verdiginden. Korent Körfezi yakinlarinda. Bu esnada II. Denizden donanma kuşatılan Trabzon İmparatorluğu teslim oldu. Baharda on birinci sefer ile Sinop'a geldi. Bu suretle Batum ve Gürcistan kıyılarına kadar bütün Güney Karadeniz kıyıları Osmanlı devletine katıldığı gibi. Karaman ve Bizans'tan sonra üçüncü seferde Cenevizlilerden Enez'i aldı (1453 sonu) ve Kırım'a bir donanma gönderdi (1454 Temmuz'u). 1461'de onuncu sefer ile Ceneviz'den Amasra'yı aldı. hükümet islerini annesine birakip. bir köseye çekilmesi Osmanli'yi XVII. bu hükümdarlar devrinde de hizini devam ettirebildi. Bu durumu hazmedemeyen Venedik.Ahmet devrine kadar devam etti. fakat bu adayı alamadı. Fatih yaralandı. Venedik bu durum karsisinda yeni bir savasi göze alamadi ve Osmanlilara vergi vermeyi kabul etti. Don ve Volga nehirlerini birlestirmeyi amaçlayan kanal projesi ile Süveys kanali tesebbüsünün mimari olan Sokullu'nun 1579'daki ölümü ile Osmanli Devleti büyük bir yara almistir. yüzyilda daha kötü yillarin bekleyeceginin âdeta habercisi idi. Süphesiz bu basarilarda sadrazam Sokullu Mehmet Pasa'nin dirayetli siyasetinin de rolü büyüktür. Komnenos imparatorluk hanedanına son verdi. Malta donanmalari papa ve diger bazi Avrupa devletlerinin de destegi ile harekete geçerek büyük bir savas filosu olusturdular. 1454'te ilk Sırbistan seferine çıktı. Mehmed. İkinci Sırbistan onun altıncı seferidir (1455. Sokullu kisa zamanda donanmayi yenileyerek yeniden Akdeniz'e indirdi.Murat'in oglu III. Özellikle III. Semendire'nin fethi ve Sırbistan devletinin sonu olmakla neticelenmiştir. Murat (1574-1595) ayni evsafta kisiler degillerdi. Inebahti önlerinde yapilan deniz savasini Osmanlilar kaybetti (1571). Paleologosların sonu ve Bizans kalıntılarının silinmesi ile sonuçlanır. Sonra Güney Karedeniz meselelerini ele aldı. 1458'deki yedinci sefer Fatih'in ilk Mora seferidir. Himayesinde bulunan Candar (İsfendiyar) beyliğine dostça son verdi.

Venedik'in yanında Türkiye'ye karşı savaşa girdi. tarihte ilk defa olarak taktik silah olarak kullanmıştı. Avrupa devletlerine "Rumeli sizin. 1466'daki on dokuzuncu sefer. Cihanın Osmanlı devleti karşısında aciz kaldığı ortaya çıktı. Ertesi yıl üçüncü Bosna seferi ve on yedinci seferi yapılmıştır. Korkunç bir atlı Türkmen ordusu ile Osmanlı'nun üzerine yürüyüp işini bitirmek istedi. açmayanlardan çok fazla idi. üçüncü Arnavutluk seferine çıktı. 1466'daki onsekizinci sefer Karaman üzerinedir. 3 Nisan 1463'te Fatih tarafından başlatıldı. 11 Nisan 1473'te Üsküdar'dan hareket etti. Fatih. Türkiye'nin doğusundaki Müslüman ve Türk komşuları da ayaklandılar. Uzun Hasan için kötü işaretti. Yirmi üçüncü sefer Boğdan. Bu plan artık bütün dünyada biliniyordu. 1475'te Kırım Hanlığı Osmanlı birliğine girdi. Onbeşinci seferi aynı yılın Eylülündedir ve Midilli adasının fethidir. 18 Ağustos 1470'de Şehzade Mustafa. Macaristan. Bu işleri tamamen gerçekleştirdikten sonra İtalya'yı fethetmek. Fatih'in kafasındaki bir sır olmaktan çıkmıştı. Fatih'in ilk Arnavutluk seferidir. Büyük savaş. 1470 yazında ordu ve donanması ile Eğriboz adasına yürüdü. Her cephede düşmanı yıpratan. Türkiye'ye harp ilan etti. Kastilya.000 kişilik dünyanın en çetin harp makinesi sayılan ordusu Ağustosta Erzincan yakınlarında en büyük rakibi ile karşılaştı. Napoli idi. Avrupalıların Osmanlı ile başa çıkamayaklarını anlayıp Tokat'a bir süpriz taarruzu ile harbin doğu cephesini açtı. On altıncı sefer 1463'te yapılan ikinci Bosna seferidir. Bu projeye karşı yalnız bütün Avrupa değil. 1480'de üçüncü Rodos kuşatması netice vermedi. 1478'de padişah. Bu suretle Osmanlı İmparatorluğu'na karşı dehşetli bir koalisyon meydana getirildi ve çok uzun sürecek savaş başladı. Venedik. Türkiye müttefiksiz. (Akkoyunlu Türk İmparatorluğu). Türk tarihinde belli başka örneği gösterilemeyecek bir politika dehası ile bu koalisyona karşı on altı yıl dayandı ve düşmanlarını teker teker. Otlukbeli'nde Akkoyunlu Türkmen ordusu mahvoldu. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor 16 yıl süren Büyük Savaş'ta Türkiye'nin karşısında yeralan büyük devtetler İran.Fatih. donanmayı İtalya'ya gönderdi ve 28 Temmuz 1480'de İtalya fütühatının başlangıcı olmak üzere . Venedik. Yayçe'nin fethi ile neticelenen ilk Bosna seferidir. sesinden atları ürkütmek için sahraya getirilen top silahını. Orta ve küçük devletlerin sayıları 20 küsürdür. 1466-167'de de Arnavutluk üzerine ikinci seferini yapmıştır ki yirminci seferi teşkil eder. Türk cihan imparatorluğunun gerçek temeli atılmış oldu. tek başına idi. yirmidördüncüsü Macaristan üzerine açıldı. beşer onar yenerek büyük savaştan mutlak bir galip olarak çıktı. Anadolu benim" diye elçi göndererek Osmanlı'yı haritadan bile silmek isteyen Akkoyunlu Türk imparatoru Uzun Hasan Bey. Almanya ve Macaristan pes etti. Polonya. İyonya adalarını aldıktan sonra. Bir kaç ay sonra Türkiye'ye harp açan devletlerin sayısı. 28 Temmuzda Venedik Cumhuriyeti. Almanya. ondördüncü seferini 1462'de yaptı. Bu ardı kesilmeyen seferlerde padişahın başlıca hedefleri şöyle idi: Tuna'nın güneyinde ve Fırat-Toroslar sınırının batısında Osmanlı devletine katılmayan hiç bir yer bırakmamak. 30 Eylülde Macaristan. Fatih o zamana kadar yalnız kuşatmalarda kullanılan. Venedik'in deniz üstünlüğü bir daha geri gelmemek üzere maziye karıştı. Venedik donanmasını geçerek deniz kuvvetlerini de kara ordusu gibi dünyanın birinci silahlı gücü haline getirmek. Kırım'a donanma gönderdi.On ikinci Trabzon seferinden döner dönmez on üçüncü sefer ile Eflak üzerine yürüdü ve ayaklanan Kazıklı Voyvoda'nın işini bitirdi. Karadeniz'i ve Ege denizini Türk iç denizleri haline getirnek. Kıreli Meydan Muharebesi'nde Akkoyunlu ordusunu ezerek işgal altındaki Osmanlı topraklarını kurtardı. diplomatik manevralarla bezdiren Fatih. Fatih. 190. Fatih'in akıncıları Venedik varoşlarına ve Almanya içlerine kadar her yıl Avrupa'yı alt üst ettiler. Venedik'in Batı Ege'deki bu alınmaz üssünü fethetti. ikişer üçer. Aragon.

Akdeniz'deki üstünlüğünü bu devirde de muhafaza etti. İtalyan devletcikleri. Katolikliği de hakimiyeti altına alacaktı. Kemal Reis'in ikinci İspanya seferi (1510). Bayezid bu arada 1483'te Macaristan üzerine Morova seferine. Gelibolu açıklarında gemisi fırtınadan batarak boğulmuştur. ilk İspanya seferini yaptı. iki Venedik donanmasının gücünün üzerine bir kudrete eriştirmişti. Fakat İspanya'da son Müslüman devletinin. sonuncu saltanatı 30 yıldan 2. Bıraktığı imparatorluk 2. Türklerin tarihteki ilk büyük deniz muharebesini kazandılar (28 Temmuz 1499). Ölümünde yalnız iki oğlu hayatta idi. 1498'de Balı Bey'in ikinci Polonya seferi.500 yıl içinde yetiştirdiği en büyük şahsiyettir. Belgrad'ın gene netice vermeyen üçüncü kuşatması bu sırada yapılmıştır.000 km2 'yi buluyordu. Bu donanma ile İtalya'yı fethederek. Ölümüne kadar geçen son yedi yılda ise donanmayı 250 harp ve 500 nakliye gemisine ulaştırdı. Ertesi yıl Kemal Reis (1511). 1495'e kadar Cem gailesi devam etti. Osmanlıların yetiştirdiği ilk büyük denizci ve Osmanlı deniz ekolünün gerçek kurucusudur. Türk donanmasını cihan kudreti haline getirmiş. İspanya tebeası haline gelen İspanya Müslümanlarına yardım içindir. 1492'de üçüncü sefere çıktı. ikinci seferinde Varşova'ya girdi. Yunan (İyonya) denizine hakim olmuştu. daha büyük çapta oldu. Kuzeyde Türk sınırı. 25 Şubat 1495'te Sultan Cem'in Napoli'de zehirlenerek 35 yaşında ölmesi. İstanbul Üniversitesi'nin de kurucusudur. 1493'te Yakup Paşa'nın Adbina zaferi. gerisi Avrupa'da idi. Balıbey. Edebî ve matematik ilimlerde bilgindi. Fakat padişah 3 Mayıs 1481'de Maltepe ile Gebze arasındaki ordugâhında.Otranto'yu işgal ettirdi. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor İki defaki çocukluk saltanatı sayılmazsa. Bu arada Sapienza açık deniz muharebesinde Kemal ve Burak (Barak) reisler. 1485'te 6 yıl sürecek olan ilk Memlûk savaşı patladı. Bayezid geçti. ağır hezimete uğradı. İtalya'nın fethinden vazgeçildi. Fatih Sultan Mehmed'i Batı Roma imparatoru olarak selamlamak üzere hazırlıklara başladılar. Osmanlı hükümdarları içinde yetişen en büyük asker. Moskova'nın güneyinden başlıyordu. ağabeyi II. 187'de Kemal Reis. Ege'de bunu başarmasına ramak kalmış. imparatorluğunu imar etmeyi de ihmal etmedi. Karadeniz'i kapalı Türk denizi haline getirmiş. Yerine büyük oğlu II. . en iyi diplomat ve devlet adamı olduğu gibi Osmanoğullarının en bilginidir.5 ay fazladır. 4 krallık. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Venedikle çıkan savaş. Bu Macaristan ve Arnavutluk seferidir. Türkiye lehine neticelendirdi. Gırnata'nın düşmesine (2 Ocak 1492) engel olunamadı. 1484'te Boğdan seferine çıktı. Bu büyük deniz vuruşmasında 400 harp gemisi ve on binlerce denizci karşı karşıya geldi. II. Fakat kardeşi Sultan Cem bunu kabul etmedi. 1500) Venedik'in güney Mora'daki üslerini temizlemek gayesiyle yaptı. 49 yaşında idi. Mısır-Suriye Türk memlûk imparatorluğu ile hiç bir kazanç sağlamayan bu savaştan hemen sonra II. Büyük bir sanat bilim koruyucusu idi. Bayezid'e geniş nefes aldırsa da saltanatın ikinci devresinde de babası ve oğlununkilere benzer büyük hareketlere girişemedi. Venedik donanması. 3 oğlu ve bir kızı olmuştur. Batı ve Doğu dillerini çok iyi biliyordu. Bununla beraber İtalya'da nüfuzu büyüktü. Türkiye. Daha 10 Eylül 1481'de İtalya fütühatı terkedildi.0000 km2'' si Anadolu'da. Bu emsalsiz savaş adamı. Tahta geçtiği zaman devletin 30 harp gemisi vardı. Ancak 511. Padişah dördüncü ve beşinci seferini (1499. Türk milletinin 2. Macaristan'ı sulha zorladı. 11 prensliği fethetmiştir. ordusu arasında zehirlenerek öldü. her tarafta Türk bayındırlık eserleri yükseltti. Bazı tarihçilere göre. 1474'te 23 yıl çalışarak donanmayı 108 harp ve 400 kadar nakliye gemisine çıkardı. 2 imparatorluk. Bayezid.214.

Türkiye'nin kudretini. İran'ın elinde Doğu Anadolu'da ancak küçük parçalar kalıyordu. Sonunda sekiz oğlundan hayatta kalan üçünü küçüğü olan Yavuz Sultan Selim namına tahttan feragat etti ve az sonra öldü. Değerli bestekârdı. Anadolu'da yer yer ayaklanmalar çıkardı. Yavuz'u.000 muharipten müteşekkil ordusunu yok etti. daha 10 yıl yaşadığı halde Çaldıran'ın öcünü almaya asla girişmedi. İran'dan başka. Yavuz Sultan Selim Han. Çaldıran'dan günü gününe 2 yıl sonra burada gene çok büyük bir meydan muharebesi geçti. Şiî idi. kendiliğinden Osmanlı devletine katıldı. dedeleri ve oğlu gibi büyük harp adamı değilse de orduya ve donanmaya çok dikkat etmiş. Memlûkler. Bu suretle dünyanın ikinci devletini bir müddet için olsun Türkiye'yi tehdit edemez hale getirdi. Çukurova'ya geldiği zaman merkezi Adana olan ve Memlüklere tabi bulunan Ramazanoğulları Türkmen beyliği. Gene bu zafer neticesinde Güneydoğu Anadolu ile Kuzey Irak. 5 Haziran 1516'da ikinci sonuncu sefer-i hümayununa çıkmak üzere Topkapı sarayından Üsküdar ordugâhındaki otağ-ı hümayununa geçti. Güney Kafkasya gibi ülkelere de hakim olan ve Türkiye'den sonra en güçlü devlet bulunan Safevî İmparatorluğu. 42 yaşında tahta çıktı. Çok uzun müddet Trabzon sancak beyi olarak bir çok seferde bulunup tecrübe kazanmıştı. Halep yakınlarında Mercıdabık'ta Memlük Sultanı Kansu bekliyordu. yalnız son yıllarında Safevî baskısı altında bunalmıştır. Yavuz Sultan Selim. Akkayonlular ve Osmanlılar gibi Sünnî değil. 23 Nisan 1514'te Üsküdar'dan hareket etti. Kutsal Şehirler (Mekke. Suriye ve çevre ülkeleri ellerinde tutan Memlükler. İslam halifesi de Memlûk sultanlarının himâyesinde Kahire'de yaşadığı. Bu durum II. Irak. Yavuz.Şah İsmail. Bayezid'in son yıllarını huzursuz kıldı. tesadüfen canını kurtardı. Doğu Anadolu. Şah İsmail. yani padişahın ana tarafından dedesi olan Dulkadiroğlu Alâüddevle Bozkurt Bey direndi. 2 Temmuz'da Sivas'a geldi ve ordusundan 40. Medine. İran'dan Türkiye'ye geçti. 24 Ağustos 1516'da. Anadolu'da Türk birliğini gerçekleştirmiş oluyorlardı. Mısır'da iktidara geldikleri ve Eyyûbîlerin yerini aldıkları 1250 tarihinden beri .O zamana kadar Dulkadir Türkmen beyliği (Maraş) Osmanlı'ya tabi idi.1502'de Venedik'le sulh yapıldı. 16 Eylül'de İran Safevî Türk İmparatorluğunun taht şehrine girdi. Yavuz. Türkiye ve İran Türk imparatorluklarından sonra dünyanın en güçlü devletleri idiler. Sultan Kansu öldü ve Abbasî Halifesi esir düştü. bir takım iç meseleleri hallettikten sonra derhal İran meselesini ele aldı. titizlikle korumuş. 23 Ağustos'ta güney Azerbaycan'da Çaldıran sahrasında Şah İsmail'in 100. Bu misyonla.000 kişiyi burada bıraktı. beyliği doğrudan doğruya ilhak edip ortadan kaldırmak isteyince Yavuz'un annesi Ayşe Hatun'un babası. Kudüs) ellerinde olduğu için Memlûk imparatorluğunun manevî gücü de büyüktü. kan. Diyar-ı Acem'den sonra sıra Diyar-ı Arab'a gelmişti İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Burası da bir Türk devletinin elinde idi. ateş ve hileyle mezhebini yaymaya çalışıyor ve Anadolu'yu tehdit ediyordu. Türkiye'yi Safevî baskı ve hatta tehdidinden kurtarmak için ordu tarafından tahta çıkarılmış gibiydi. Mısır. 100.000 kişi ile yoluna devam etti. 12 Haziran 1515'te Turna dağı muharebesi ile bu direniş ortadan kaldırılıp beylik Osmanlı topraklarına katıldı. Şah. Bu suretle Osmanlılar. Şiddetli Safevî savunması kırılarak 19 Eylül 1515'te de o zaman Amid denilen Diyarbakır alındı. Fakat aynı yıl İran İmparatorluğunda Akkoyunlu Türk hanedanı düştü ve yerine gene bir Türk hanedanından olan Şah İsmail Safevî geçti. Memlük ordusu yok edildi. Babası Fatih'tan sonra Osmanoğullarının en bilginidir. Babası.

Oruç Reis'le kardeşleri Yavuz'un ağabeyi Sultan Korkut'un adamları oldukları için Yavuz tahta çıkınca başlarına bir bela gelmesin diye Türkiye'yi bırakıp 1513 yazında Kuzey Afrika'ya ayak basmışlardır. Yavuz bu teşebbüsü desteklemiş ve Cezayir'i fethetmeleri için Oruç Reisle kardeşlerine her türlü yardımı yapmıştır.000 km2'ye çıkarmıştır (Avrupa'da 1. İspanya 6 milyon idi).000 km2 olarak teslim aldığı devleti 6. Emânât-ı Mukaddese Mekke. Cezayir ve Tunus'ta bir takım üsler elde ettikten sonra amirallerinden Karamanlı Pîrî Reis'i (ki meşhur Kemal Reis'in yeğeni ve büyük coğrafya ve kartoğrafya bilginidir) 1516 Mayısında İstanbul'da Yavuz'a göndermişlerdir. Fransa 12. Medine ve Kahire'den İstanbul'a gönderildi. Yavuz 9-22 Ocak 1517'de İlkçağ'dan beri hiç bir cihangirin cebren geçemediği Sina çölünü 13 günde geçti. 50 yaşında Edirne yakınlarında ordugâhında. 8 aya yakın Kahire'de kalan Yavuz. Lübnan ve Filistin'i yıldırım harekâtıyla feth eden ve Kudüs'ü de aldıktan sonra Şam'a gelen Yavuz. Dedesi ve babasından sonra Osmanoğullarının en bilginidir.5. Batı Akdeniz ile Kafkasya arasında Yavuz gerçekleştirmiştir.373. O tarihte Memlûk imparatorluğu topraklarında 19 milyon nüfus yaşadığı hesaplanmaktadır (aynı XVI. Türk toprakları oldu. 8 yıl içinde baş döndürücü işler yapan Yavuz. 19 Mayıs'ta Donanma İskenderiye'ye gelip demirledi. Dünyanın üçüncü devleti olan Memlük imparatorluğunun tamamının Türkiyeye katılmasıyla neticelenmiş ve Yavuz'u. Tumanbay idam edildi. Bu suretle Hazret-i Peygamber'in vefat ettiği 632'den beri Araplara ve 750 yılından beri Abbasî hanedanına ait olan hilafet Türklere geçmiş oldu. 24 Ocak'ta Kahire'ye girdi. Ertesi gün Haleb Ulu Camii'nde kendisini İslam halifesi ilan ettiren Cuma hutbesini okuttu.557. Barbaros Kardeşlerin. tarihin kaydettiği en büyük cihangirlerden biri yapmıştır. Hint okyanusu ile Moskova güneyi. yüzyıl başlarında İngiltere nüfusu 4.000 km2 . Yavuz. Osmanoğulları içinde dedesi Fatih'ten sonra en büyük kumandan. Afrika 2. Bu. Yavuz. burada Mısır fethinin son hazırlıklarını tamamladı. 6 Temmuzda Hicaz. 13 Nisan'da son Memlük Sultanı II.000 km2 . fakat Yavuz tarafından desteklenmiş bir teşebbüstür. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Yavuz'un bu Mısır sefer-i hümayunu 2 yıl 2 ay sürmek bakımından Osmanlı tarihinin en uzun seferidir. savaştıkları devlet İspanya . 10 Eylülde hareket etti ve 25 Temmuz 1518'de İstanbul'a döndü. Oruç Reisle Hızır Reis'in (Barbaros Hayreddin Paşa) şahsî teşebbüsleriyle gerçekleşmiş. Kahire yakınlarında 22 Occakta Ridaniye Meydan Muharebesi'nde Memlûk Ordusu'nu dağıttı. Suriye. Barbaros kardeşlerin mücadele ettikleri. Mekke ve Medine. Haleb'e girdi (28 Ağustos).asla bu derecede büyük bir darbe yememişler ve sultanlarını muharebe meydanlarında bırakmamışlardı.702. donanmayı teftiş etmek için İskenderiye'ye gelip Kahire'ye döndü. Asya'da 1. Türk öncü ordusu Filistinle Sina arasında Han-Yunus'ta bir Memlûk ordusunu dağıttıktan sonra (25 Aralık 1516). Yavuz devrinde Cezayir de İspanyol tasallutundan kurtularak Türkiye'ye bağlanmıştır.950. Fatih ve oğlu Kanunî'den sonra en büyük devlet ve siyaset adamıdır.000 km2 ). 1512'de 2. otağ-ı hümayûnda. Türkiye'ye katıldı. Osmanlı cihan devletinin temellerini Fatih atmış. yeni bir seferin hazırlıkları içinde iken öldü (22 Eylül 1520).905.

zengin ve büyük Hristiyan devletidir ve bu yıllarda Almanya imparatorluğu ile birleşecek..olduğu için. bu yılın 1 Eylülünde de İspanya ile savaşa başlamıştır. olduktan sonra ilk iş olarak. eserine devam etmiştir (15 Mayıs 1519).. Cezayir şehrini fethederek ciddi şekilde bir devlete sahip olmuş.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. . . Salı günü geçekleşmiştir. adaleli ve kuvvetli bir padişahtı.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. fakat Kuzey Afrika'da Türk hakimiyetini gerçekleştirmiştir. Ünlü İtalyan ressam Zanaro'nun Fatih'in İstanbul'a girişini temsil eden bir tablosu. 1517 başlarında Oruç Reis.1481) 29 Mart 1432'de Edirne'de doğdu. annesi Huma Hatun'dur. Pazartesi ile Çarşamba arasında haftanın ikinci ya da üçüncü günüdür. İstanbul'un fethi 29 Mayıs 29 Mayıs Gregorian Takvimine göre yılın 149. Fatih Sultan Mehmed padişah. . misyonları çok çetindi. Sonraki sene için 216 (Artık yıllarda 217) gün var .. uzun boylu. asır boyunca Avrupa'nın en güçlü. Fatih Sultan Mehmed.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. günüdür. Salı. . İspanya kralı aynı zamanda Almanya imparatoru. devamlı ayaklanma çıkaran Fatih Sultan Mehmed (1432 .. Zira İspanya bütün XVI..Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Yerine kardeşi Hızır Reis "Barbaros Hayreddin Paşa" ve Osmanlı devletinin Cezayir beylerbeyisi olarak geçmiş. 1 Ekim 1518'de Fas sınırında Tlemsen kalesinde İspanyol ordusu tarafından kuşatılıp şehit edilmiş. dolgun yanaklı.. bütün Amerika sömürgelerinin sahibi olacaktır.. 1453. Babası Sultan İkinci Murad. kıvrık burunlu..

yüzyılda. Ermenilerden alınınca.. Karamanoğlu İbrahim Bey. Devrin mühendislerinden Musluhiddin. Sırpçaya mahsus sesleri belirtmek için kabartılmış Kiril alfabesi kullanılır. Amacı Bizans İmparatorluğu. Bu sırada. Karamanoğulları Beyliği hükümdarı. Türkmen aşiretlerini Bizans ve Kilikya hudutlarına yerleştirmişti. Karamanoğlu İbrahim Bey af diledi. Mehmed Bey'in ölümünden sonra Karaman Beyi oldu. Roma İmparatorluğu’nun İS 395’te Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmasıyla ortaya çıktı.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Boğazlar tam anlamıyla kontrol altına alınacak ve bu sayede. babası Mehmed Bey'dir. . İstanbul'un fethi için gerekli hazırlıklara başladı. Fatih İstanbul'un fethini düşündüğü için onu bağışladı. Bizanslılara karşı yumuşak davranıyordu. Saruca Sekban ile Osmanlılara sığınan Macar Urban Edirne'de top dökümü işiyle görevlendirildi. . Sırplara ve Balkan kavimlerinden. Bizans küçüle küçüle sadece İstanbul şehrinin sınırları içinde hüküm süren bir devlet durumuna düşmüştü. Konya ve civarında hakim olup. Bin yıllık tarihinin sonuna gelmiş olan Haçlı Seferleri.Detaylı bilgi için linke tıklayınız.. büyük gayesini gerçekleştirmek için. Karadeniz ticaret yolları ele geçirilmiş olacaktı. Karamanoğulları meselesini çözen Fatih Sultan Mehmed.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Yaptırılan bu büyük toplar İstanbul'un fethedilmesinde önemli rol oynadı. Babasına karşı gelerek onun zamanında hükümdarlığa geçtiyse de.Karamanoğlu Beyliğine karşı sefere çıktı.. Ermenek taraflarına da Karaman aşireti yerleştirildi. Bizans’ın ortaya çıkışı. Başkenti Roma olan Batı Roma İmparatorluğu 5. Oğuzlar'ın Avşar boyuna mensuptur. Karaman aşireti. Bir Slav boyu olan Sırplar. . Yıldırım Bayezid'in İstanbul kuşatması sırasında yaptırdığı Anadolu Hisarının . bin yılı aşkın bir süre varlığını sürdürdü. Avrupalı Katolik Hristiyanların. Müslümanların elindeki Ortadoğu toprakları (Kutsal Topraklar) üzerinde askeri ve siyasi kontrol kurmak için düzenledikleri askeri akınlardır. . Hıristiyan olup. kısa süre sonra babası idareyi tekrar ele aldı. Karamanoğlu Beyliği 13. Balkanlardaki Türk hakimiyeti açısından tehlikeli oluyordu. 1487 senesine kadar devam eden büyük Türk beyliğine verilen isim. Haçlıların birleşmesini önlemek. Ancak buna rağmen Bizans'ın varlığı..Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Türkiye Selçuklu sultanı Birinci Alaeddin Keykubad (1219-1237).Detaylı bilgi için linke tıklayınız. 1228 senesinde Kilikya.. ticari ve kültürel yönden önemli bir avantajın daha ele geçirilmesi demekti. "Şahi" adı verilen bu topların yanında. Dedesi Alaeddin Bey.. . yüzyılda Germen kabilelerince yıkıldı. Roma İmparatoru Constantinus’un başkenti Roma’dan bugünkü İstanbul’a taşımasıyla da yakından ilişkilidir. Ortodoks mezhebine mensupturlar. Anadolu'daki çeşitli siyasi güçleri de Osmanlı aleyhine kışkırtmaktan geri kalmıyorlardı.. Macarlara. Fatih Sultan Mehmed. tekerlekli kuleler ve aşırtma güllelerin üretilmesi (havan topu) yapılan hazırlıklar arasındaydı.. onları tahrik etmemek ve zaman kazanmaktı. İstanbul'un Osmanlı Devleti'nin hakimiyeti altında girmesi. Bizans İmparatorları.. 1094-1270 arasında. Hatta zaman zaman Osmanlı şehzadeleri arasındaki taht kavgalarına karışıp devletin iç düzenini bozuyorlardı. Papanın da etkisini kullanarak.. Merkezi Konstantinopolis (bugün İstanbul) olan ve Doğu Roma İmparatorluğu da denen Bizans İmparatorluğu ise. Slav dillerinin güney grubuna giren SırpHırvat dili konuşurlar.

Osmanlı Ordusundaki er sayısı 150. Ancak Katoliklerden nefret eden Ortodoks Rumlar. 12 Mayıs ve 29 Mayıs'ta yapılan dört büyük saldırıdan sonra Doğu Roma İmparatorluğu'nun 1125 yıllık başkenti olan İstanbul. ancak geri püskürtülüyordu. "İstanbul'da Kardinal Külahı görmektense. Ordu. Ciddi çarpışmalar cereyan etti. Bizanslılar şehri koruyan surların zarar gören bölümlerini hemen tamir ediyorlardı. merkez. sade yağ ve domuz yağı alınarak kızaklar yağlandı. Aynı zamanda Haçlı dünyasından yardım isteniyor. Fatih Sultan Mehmed Osmanlı donanmasının kuşatma sırasında yeterince kullanılamadığını ve bu yüzden kuşatmanın uzadığını düşünüyordu. Yüksekten atılan taş gülleler Bizans donanmasından bazı gemileri batırmıştı fakat bir kısım donanmanın Haliç'e indirilmesi kesin olarak gerekliydi. hazırlıklar tamamlandıktan sonra. 19 Nisan'da yapılan ilk saldırıda. Fatih Sultan Mehmed.karşısına. Macarlarla da üç yıllık bir antlaşma yapıldı. İstanbul'un fethinden sonra batıdaki hakimiyeti pekiştirmek. Bizans İmparatoru Konstantin'e bir elçi göndererek. sınırları . 6 Nisan 1453'de kuşatmayı başlattı. buradan gelecek tehlikeyi önlemeye çalıştı. Cesaretlendirici bir konuşma yaptıktan sonra. Bizanslılar da boş durmuyordu. Venedik ve Cenevizliler de donanmalarıyla Bizans'a yardım ediyorlardı.000 arasındaydı. Turhan Bey komutasındaki bir Osmanlı donanması Mora'ya gönderildi ve İstanbul'a yardım gelmesi engellendi. İstanbul'un Haliç tarafındaki surlarının zayıf olduğu biliniyordu. Osmanlıların bu hazırlıkları karşısında. Fatih Sultan Mehmed. Eflak ve Sırbistan ile var olan barış antlaşmaları yenilendi. kızakların üzerinden kaydırılabilmesi için. Roma kilisesine bağlanmak istemiyor. lağım kazmalar. Kuşatmanın uzun sürmesi ve kesin başarıya ulaşılamaması askerler arasında endişe yarattı. Bu sayede Boğazlar'ın kontrolü sağlanacak. artık direnemiyordu. İstanbul'un fethedilmesini kolaylaştıracak önemli kararını verdi. tekerlekli kuleler kullanıldı ve bu saldırı ile Topkapı surlarından burçlara kadar yanaşıldı. Osmanlı donanması ise Haliç'in girişinde ve Sarayburnu önünde demirlemişti. Fakat İmparatordan gelen savaşa hazırız mesajı üzerine. Çarpışmalar sırasında Bizans'ı koruyan surlar üzerinde kapatılması mümkün olmayan gedikler açılmaya başlamıştı. çok önemli sonuçları da beraberinde getirdi. 53 gün süren ve 19 Nisan. Gemilerin. Rumeli Hisarı (Boğazkesen) inşa edildi. İstanbul'un kara surları önüne gelen Osmanlı ordusu. surları dövmeye başladı. Surlar sağlamlaştırılıyor ve şehre yiyecek depolanıyordu. ok. Türk sarığı görmeye razıyız" diyorlardı. kan dökülmeden şehrin teslim edilmesini istedi. Bizans bu bölgeye zinciri bu nedenle germişti. Haliç'teki Türk donanmasına ait toplar. Çok şiddetli çarpışmalar oluyor. Bundan sonraki günlerde top savaşı. Galata Cenevizlilerinden zeytinyağı. Ayrıca Bizans İmparatoru Konstantin. Fatih Sultan Mehmed. 29 Mayıs 1453 salı günü fethedildi. 29 Mayıs'ta genel saldırının yapılacağına dair kararını açıkladı. Papa ise yapacağı yardım karşısında Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birleştirilmesini istiyordu.000 ile 200. sağ ve sol olarak üç kısma ayrıldı. 6 Mayıs. deniz yoluyla gelebilecek yardımlara karşı tedbir alınmış olacaktı. Surlar içerisine küçük sızmalar oluyor. İstanbul'un fethi. 400 parçadan oluşan bir donanma inşa edildi. tüfek atışları. Ancak. Haliç'e bir zincir gerdirerek. İlk defa Ulubatlı Hasan ve arkadaşlarının şehit olmak pahasına tutunmayı başardıkları İstanbul surları. Bu kuvvetlere Rumeli ve Anadolu beylerine bağlı çeşitli kuvvetler de katılmıştı. Tophane önündeki kıyıdan başlayıp Kasımpaşa'ya kadar ulaşan bir güzergah üzerine kızaklar yerleştirildi. İstanbul'u her ne şartta olursa olsun almaya kararlı olan Fatih Sultan Mehmed kumandanların ve alimlerin de bulunduğu bir toplantı düzenledi. büyük ve hareketli savaş kulelerinin surlara saldırıları devam etti. Osmanlı donanmasına ait bazı gemiler karadan çekilerek Haliç'e indirilecekti. 21-22 Nisan gecesi 67(yada 72) parça gemi düzeltilmiş yoldan Haliç'e indirildi.

İstanbul'un güçlü surlarında gedikler açabilmek için. Bizans'ın Anadolu beyliklerini Osmanlı Devleti'ne karşı kışkırtarak Anadolu'daki Türk birliğini bozmaya çalışması 3.1459). Eflak Osmanlı eyaleti yapıldı.. Boğdan ( 1476). Osmanlı Devleti'nin Rumeli'deki ilerlemesine ve büyümesine engel olması 2. Sırbistan (1454. yükseklikte asıl surlar bulunurdu. Sırbistan Krallığı tamamen ortadan kaldırılıp Osmanlı sancağı haline getirildi. Bizans'ın. Muhammed'in. Bosna tekrar Osmanlı hakimiyetine alındı. Karamanoğulları ile anlaşarak Anadolu'daki güvenliği sağladı. Mora tamamen fethedildi. Arnavutluk. Venedik ( 1463. Anadolu ve Rumeli arasındaki askeri geçişin kolaylaştırılmak istenmesi 10. II. II. uzunluğundaki surlar birkaç kademeden oluşurdu. Bunların arkasında mızraklı askerlerin beklediği savunma mazgalları vardı. Bizans'a Karadeniz'den gelecek yardımları engelleyebilmek için. İstanbul Surları İstanbul'un o döneme kadar fethedilemeyen efsanevi bir şehir olmasının en büyük sebebi çevresini kuşatan surlardı. Boğazlar yolu ile ekonomik canlılığın mevcudiyeti 9. O dönemde başka hiçbir yerde bu kadar sağlam savunma sistemi bulunmamaktaydı. Mora ( 1460).492 m. Osmanlı ordusu orta surlar önünde çok sayıda şehit vermişti. En önde Bizans’ın mobil kuvvetleri savunur. fethedildi ancak Fatih Sultan Mehmed'in ölümü üzerine geri kaybedildi. İpek Yolu'nun Avrupa'ya açılan koluna hakim olmak 7. ''"İstanbul elbet fetholunacaktır. Kara ve deniz ticareti bakımından İstanbul'un önemli bir konuma sahip olması 8. 2. Hz. Mehmet. Bizans'ın hapisanesinden Macar Usta . Asıl surların üzerinde bekleyen askerler hiçbir canlının sur dibine yaklaşmasına izin vermezdi. Bizans'ın Osmanlı şehzadelerini kışkırtarak Osmanlı Devleti'nde taht kavgalarına neden olması 4. İstanbul'un Fethi'nin Nedenleri 1. yüksekliğindeki orta surlara gelinirdi. Ne güzel kumandandır o kumandan ve ne güzeldir o askerler"'' hadisine layık olabilme düşüncesi İstanbul'un Fethi İçin Osmanlı Devleti'nin Yaptığı Hazırlıklar 1. Eflak ( 1462).1479). Anadolu Hisarı( Güzelce Hisar)'nın karşısına Rumeli Hisarı( Boğazkesen Hisarı)'nı yaptırdı. 4. Uzunluk bakımından erişilmez olmasına rağmen Çin Seddi bile savunma açısından İstanbul surlarının yanına yaklaşamıyordu. Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki bağlantının sağlanabilmesi için İstanbul'un alınmasının gerekmesi 6. 16 yıl süren Osmanlı-Venedik Deniz Savaşları sonunda Venedik barış imzalamayı kabul etti. İtalya'ya yapılan sefer sırasında Roma'nın fethi açısından çok önemli bir merkez olan Otranto. arkasında 7 m. Arnavutluk ele geçirildi. Marmara ve Haliç kıyılarında 820 m. Bosna-Hersek. Mehmed'in. İtalya ( 1480) ve Macaristan seferleriyle Osmanlı İmparatorluğu Avrupa'daki hakimiyetini pekiştirdi. önce Macarlar ve Venedikliler ile bir barış antlaşması yaparak Balkanlar’da güven ve istikrarı sağladı. İslam'ı en uzak yerlere kadar yaymak ve Hıristiyan birliğini bozmak amacıyla Avrupa üzerine bir çok seferler düzenledi. 3.genişletmek. En arkada ise 12-13 m. Savunma mazgalları geçildiği takdirde 5-7 m. Bizans'ın. Karada 6. genişlik ve derinliğindeki su ile dolu hendekler bulunurdu. Avrupa-Hristiyan dünyasını kışkırtıp Haçlı Seferleri'ne zemin hazırlaması 5.

Osmanlı Donanması'nın Haliç'e girmesine engel olmak için. Çandarlı Halil Paşa’nın İstanbul’un fethine karşı bir tutum sergilemesi üzerine. mühimmat vb. Osmanlı Devleti'nin başkenti yapıldı ve II. İstanbul'un Fethi'nin Türk Tarihi Açısından Sonuçları 1. 4. 2. Bizanslılar. Fener Rum Patrikhanesi Osmanlı himayesine girdi. Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi bitti. 3. İpek Yolu'nun Avrupa'ya giden kolu ele geçirildi. aralıklı çatışmalarla 53 gün sürdü. 3. son saldırı hazırlıklarını yapması için Zağanos Paşa’yı görevlendirdi. Hiçbir yerden destek alamayan Bizans’ın başkenti 29 Mayıs 1453 günü düştü. 6. Bu denli güçlü topların yapılması. Kentin ticaret merkezi olan Galata’dan kaçmış olan Rumların ve Cenevizlilerin dönmesini sağladı. bir tören alayının başında şehre girdi. bu olaydan sonra "Fatih" (ülke açan. 7. Osmanlı Devleti'nin kuşatmaya hazırlandıklarını anlayınca depolarını yiyecek. Mehmet İstanbul’u. İstanbul'un Fethi'nin Dünya Tarihi Açısından Sonuçları 1. Avrupa'daki ' derebeylik'lerin yıkılmasına ve merkeziyetçi krallıkların güçlenmesine neden oldu. neft yağı ve kükürt ile yapılan Rum Ateşi (Gregois) adlı silahı yaptılar. Kuşatma. İstanbul'un Fethi ile Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan ticaret yolları ele geçirildi.Urban kaçırıldı ve Edirne'de ona. Bizans’a yardımın gelmesini önlemek için de Marmara Denizi ile Çanakkale Boğazı'nı ablukaya aldı. 3. en güçlü surları bile yıkabileceği görüldü. Haliç'in ağzını zincirle kapattılar. o zamana kadar görülmemiş büyüklükte toplar döktürtüldü. Rum Patrikliği’nin yeniden açılmasına izin verdi. silah. Mehmet. Yeni Çağ açıldı. İstanbul'un Fethi ile Osmanlı Devleti'nin Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki Bizans'ın yarattığı tehlike ortadan kalktı. ayrıca bir Yahudi hahambaşlığı ile bir Ermeni patrikhanesi kurdurdu. İstanbul'un Fethi sırasında kullanılan büyük topların. İstanbul'un Fethi İçin Bizans'ın Yaptığı Hazırlıklar 1. Fatih. Yükseliş Dönemi başladı. Kuşatmaya yardım için bir donanma hazırlandı. İlk iş olarak Ayasofya’ya giderek burayı camiye dönüştürdü. farklı dinlerden insanların bir arada yaşadığı. ülke açan anlamına gelen 'Fatih' ünvanını aldı. 5. şeylerle doldurdu. Bin yıllık Bizans İmparatorluğu'na son veren II. 5. İstanbul. Osmanlı Devleti'nin İslâm Dünyası'ndaki saygınlığı arttı. Mehmed ülke alan. Büyük Kuşatma 23 Mart 1453'te Edirne'den hareket etti ve 6 Nisan 1453’te İstanbul’u kuşattı. İstanbul’u Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti yaptı. 6. II. 2. II. 4. ülke alan) ünvanını aldı. Kale surlarını güçlendirdiler. ticaret ve kültür merkezi olan bir başkent yapmayı amaçladı. İstanbul surlarına rahat asker çıkarabilmek için tekerlekli kuleler yapıldı. İstanbul'un Fethi ile İpek Yolu'nun Orta Asya'dan Avrupa'ya giden kolunun Osmanlı . 2. Mehmet. suda yanabilen barut. İstanbul'un Fethi ile Orta Çağ kapanıp.

Onun. sairlerin hâmisi. iyi giyimli. beser kudretinin ulasabilecegi en yüksek noktalara çikmis ve kendinden önce veya sonra gelmis olanlarla mukayese edilemeyecek derecede büyük bir hüviyet kazanmisti. İstanbul'un Fethinden sonra İtalya'ya giden bilim adamları. gerek sahsi. akil. FÂTIH SULTAN MEHMED DEVRI (II. orada eski Yunan ve Roma eserlerini inceleyerek. Manisa'da geçirdigi ikinci sehzadelik devresi. tarihin kayd ettigi büyük sahsiyetlerin basinda gelir. Bu olay ' Coğrafi Keşifler'in nedenlerinden birini oluşturdu. sahsiyetini olgunlastiran ciddi bir çalisma ve fikrî faaliyet içinde bulunmustu. Avrupalılar'ı yeni ticaret yolları arayışına yöneltti. cesaretli. Bu bakimdan onun. . 5 yil süren bu dönemde o. kadirsinas. hakka kail ve maarif erbabina meyilli bir pâdisah olarak tavsif ettigi Fâtih Sultan Mehemmed Han. Çünkü o. âlimlerin dostu. idrak sahibi. ' Rönesans'ın başlamasına katkıda bulundular. MEHEMMED) Kaynaklarin. gerek Osmanli Devleti için çok verimli ve faydali olmustu.Devleti'nin eline geçmesi. 4. sahsiyet ve karekterini oldugu gibi bütünüyle ortaya koymak çok zordur. âdil. Zira. heybetli.

Bu farkli görüsler. gündüz dinlenmemis. saltanatinin devaminca. Bir yandan da dünya cihangirlerinin biyografilerini dikkatle tedkik ederek her birinin dogru ve yanlis taraflarina parmak koymustu. konuyu. isminin de Hüma Hatun oldugunu belirtirler. Döneminin önemli iki dili olan Arapça ve Farsça'yi ana dili gibi ögrenmisti. Zira kaynaklarimiz. hesapli ve sistemli gelecegin genç fâtihi. Batili yazarlarca öne sürülmüslerdir ki. buna yakin farkli tarihler de verilmektedir. Böylece. plan ve sistem fikrinin lüzumuna esasli bir sekilde inandirmisti. II. Devletin. Murad'in vefati üzerine 16 Muharrem 855 (18 Subat 1451) Persembe günü Edirne'de Osmanli tahtina geçen II.Bu bes senelik müddet zarfinda o. gelecekteki ihtiyaçlarini karsilamak yolunda kendini geregi gibi hazirlamak için gece uyumamis. Nitekim kaynaklarimiz. Bu meyanda o. Mehmed'in dogum tarihi 27 Receb 835 (30 Mart 1432) olarak kabul edilmekle birlikte. Fâtih Sultan Mehmed'in annesinin Müslüman Türk oldugu ve Isfendiyar Beyi'nin kizi veya torunu oldugu. onu. Babasi. Latince. kaynaklarimiz bu görüslerin tamamini reddedecek sekilde açik ve net bilgiler vermektedirler. Ayni sekilde Ismail Hami Danismend de Bursa mahkeme (ser'iyye) sicillerine dayanarak konuyu tafsilatli bir sekilde ele alarak söyle der: . daima baslanacak bir isin plani ve bitecek bir isin endisesi ile yorulacakti. bir yandan akademik bir faaliyet devresine girerek liyakatli hocalarin refakatinda malumatini genisletmis. II. yasanmis tarih maceralarinin muhasebe ve yekûnu. hayatinin bir solugunu dahi bos geçirmemis olan genç sehzâde. Yunanca ve Sirpça ögrenme imkânlarini da bulmustu. felsefe ve riyaziye (matematik) okumustu. cografya ve askerlik bilgisine de iyice vâkifti. Dogum tarihi hakkinda farkli görüslerin bulunduguna temas edilen Fâtih Sultan Mehmed'in annesinin kimligi hakkinda da degisik görüsler bulunmaktadir. Murad'in evliliginden itibaren takib ederler. Tarih.

Vezir-i azam Çandarlizâde Halil Pasa."Fâtih'in annesi olarak gösterilen Türk prensesi. 1424) yilindadir. Fâtih'in annesinin ismi Hümâ Hâtun'dur. arastirmasinda bu ihtilaflarin sebeplerini de açiklar. Câmiden çarsiya dogru gidilirken bu zarif âbide. babasi Sultan Ikinci Murad daha hayatta iken ölen annesi için hicrî (m. Kastamonu ve Sinop'ta hüküm süren Candarogullari hanedanindan Isfendiyar Bey'in kizi veya torunu Halime. Edirne'de vefat etmisti. Bununla beraber yeni arastirmalarin ortaya çikardigi gerçek isim ve hüviyeti ile ilgili bilgiyi aynen nakletmeden geçemiyecegiz. Yalniz kitâbede bu Hatun'un ismi yoktur. Manisa'da sancak beyi bulundugu sirada. Kitabesi Arapça'dir. kuvvetli kanatli kartal kusu gibi Manisa'ya geldi ve Mehmed'e iyice mühürlenmis bir mektup verdi. Ama konuyu fazla dagitmamak için biz bunun üzerinde fazla durmayacagiz." Müellif. yani Istanbul'un fethinden dört sene evvel yaptirmistir. Edirne'den yola çikan ulak. babasinin vefat ettigini gördü. ancak bu da Bursa mahkeme sicillerinin 31. Mehmed.201 ve 370 sayili defterlerinin 35. veyahut Hatice Hatun'dur. Mektupta babasinin vefatini . Fâtih'in annesinin yabanci rivayetlerde iddia edildigi gibi Istanbul'da medfun olmayip türbesinin Bursa'da bulundugunu ve yine ayni yabanci masallarinda iddia edildigi gibi Hiristiyan olarak öldügü için türbesi kapali olmayip. FÂTIH'IN CÜLÛSU VE KARAMAN SEFERI Fâtih diye tarihe geçen ve Türklerin yetistirdigi en büyük sahsiyetlerin basinda gelen Sultan II. bu haberlesmeyi su ifadelerle dile getirerek o dönemde bile Osmanli Devleti'nde posta vazifesi gören ulak (tatar)larin nasil sür'atli yol aldiklarini ve gizlilige nasil riayet ettiklerini anlatir: "Subatin besinci günü bir ulak. "Daha sonralari Bursa mahkeme sicillerinde yapilan tedkiklere göre Fâtih'in muhterem annesi. Müslüman oldugunun kitâbe ile sabit oldugunu artik hiç bir tereddüde imkân birakmayacak bir kesinlikle ortaya koymasidir. üç gün sonra ölüm haberini Manisa'ya getirir. mektubu açip okuyunca. Mektup. bu ölümü gizli tutarak durumu Manisa'da bulunan genç sehzâdeye bir ulakla bildirir. Bu bahtiyar kadinin türbesi Bursa'da Muradiye Câmii'nin sark tarafinda müze idaresince istimlak edilen bir bahçe içindedir. Mehmed. Hüma Hatun'dur. 64 ve 40. Bu kitâbenin en büyük kiymeti. Memduh Turgud Koyunluoglu'nun Bursa Halkevi nesriyati içinde çikan "Iznik ve Bursa Tarihi"nin 152-153. Halil ve diger vezirler tarafindan imza olunmus bulunuyordu. babasi. Ikinci Murad'in bu kizla izdivaci hicretin 827 (m. Bizans tarihçisi Dukas. 1449) tarihinde. sayfalarinda "Hâtuniye Künbedi" ismiyle bahsedilen bu türbeyi Fâtih. câmiden yüz metre kadar ilerdedir. sayfalarinda bulunmustur.

mektupta yazilanlara uygun olarak hemen çok (sür'atli) kosan Arap atlarindan birine atladi ve sarayi erkânina: "Beni seven armamdan gelsin" dedi. Gelibolu'ya varmasindan sonra olmalidir. Sultan Mehmed'in ancak onun müdahalesinden sonra tahta gelip yerlesebilmesi. Halil. Sehrin disinda vezirler. o derecede telas ve endise etmedigini görüyoruz. Genç Sultan. Halil Pasa'nin. ulema ve ordu tarafindan karsilandi. Buna göre Yeniçeriler. Edirne'ye ulasmakta pek acele etmedi. Bunun akabinde Sultan Mehmed. Gelibolu'ya geçmeye muvaffak oldu. iki günde Manisa'dan Bogaz'a vararak. . yeni pâdisahin Gelibolu'da bulundugu her tarafa yayildi." Gelibolu'dan hareket eden genç pâdisah. maiyetinden geride kalanlarin gelebilmeleri için Gelibolu'da iki gün daha bekledi. Gelibolu Bogazini geçtigini bildirdi. sancakbeyleri. Gelibolu Bogazi'ni geçtiler. Bundan sonra onun.yazdiklari gibi. kimseye duyurmadan acele Manisa'ya ölüm haberini eristirdi. civar milletlerce duyulmadan evvel. Trakya'ya gelmesini yaziyorlardi. Asker "Çandarli'ya olan hürmetleri dolayisiyla" isyandan vazgeçti. pâdisahin vefati. kalan kapikulu askerleri ile alelacele topladigi kuvvetleri. vakit kaybetmeksizin ve mümkün ise Pigasos (mitolojide kanatli atlara verilen bir isim) cinsinden uçar bir ata binip. Gelibolu'da babasinin ölümü ve yeni pâdisahin geldigi haberi yayildi. Lehinde büyük tezahüratlar yapildi. Yeni Sultan adina vaad edilen bahsis ise. Ancak Çandarli Halil'in büyük otoritesi ve enerjisi sayesinde büyük bir kargasanin önü alindi. yençeriler üzerindeki nüfuzu. Bizans'in bogazlari kesmeleri ve Orhan'i 1444 yilinda oldugu gibi Rumeli'de serbest birakmalari uzak bir ihtimal degildi. Önünde sarayindaki kullarindan okçular ve çabuk yürüyenler. Chalkondyles'in sözünü ettigi Edirne'deki yeniçeri ayaklanmasi. babasinin ölüm haberini almasi ve Manisa'dan hareket etmesi yeni arastirmalarda su sekilde verilmektedir: "Vezir-i a'zâm. beylerbeyiler. Bu suretle tertip olunan alay. yeni sultani beklemelerini ve o geldikten sonra kendilerine ihsanda bulunacagini söyledi. bunlarin üzerine sevk ederek. iki yanlarinda kahraman dilâverler yaya olarak ve kiliç takinanlar ile mizrakli süvariler arkadan geliyorlardi. Halkin bas kaldirip karisikliklarda bulunmamasi için. Mehmed. Karaman seferinde adeta tehdidle alinacaktir. yaninda atabegi Sehabeddin Pasa oldugu halde. Bu arada Edirne'ye bir ulak göndererek. Yedi gün sonra haberi alan Sultan Mehmed. sür'atli bir sekilde hareket ederek iki günde Çanakkale Bogazi'na geldi. pâyitahta girerek tahta oturdu ve yeniçerilerden sadakat yemini aldi. sur haricinde toplanip sehri yagmaya hazirlanmislardi. bilhassa kayda deger. Mehmed. olaylarin gelismesi ile tam bir uygunluk halindedir. Bu rivayetteki unsurlar. Fâtih Sultan Mehmed'in. silahlarini birakmazlarsa kiliçtan geçirileceklerini. yeni Sultan'in. yeniçeriler tarafindan.

büyük ve köklü degisiklikleri yapacak olan genç hükümdarin büyük talihi. Molla Güranî. Inalcik. Su kadar var ki. Ali Tusî. hükümdarlik makamina karsi bir tasfiye cihazi vazifesini görmüslerdir. iktidara geldiklerini söylemektedir. Iste genç hükümdar. yoklugundan ise nâsâd olmadiklari için. pâdisahlik makamina karsi serdengeçti bir pervasizlikla daima medenî cesaret gösterirlerdi. Bunlardan Molla Hüsrev. bu salâbet ve müeyyideler sistemi idi. Hoca Hayreddin gibi ilim. Hizir Bey Çelebi. Molla Lütfi. çocuk yasindan itibaren böyle bir muhit ve bu anlayista bir hoca ve müsahib kadrosu tarafindan çevrelenmistir. Sultan Ikinci Murad'in ölümünden sonra hükümdar olarak Edirne'de gördügümüz müstakbel Istanbul Fâtihi. imanlarinin geregi bildiklerinden. Dünyanin hiç bir devrinde. Osmanli devlet teskilâtinda da. Zira bu zümre. Bu konuda Bizans tarihçisi Dukas asagidaki ifadeleri kullanarak mevzuya bir açiklik getirir: "Mehmed. irfan ve san'at erbabi. Iste hükümdarin karar ve hareketlerinin tosladigi duvar. inzibatli ve sistemli bir hazirlik ile manevî bir olus devresinin suurunu tasiyarak artik is basinda bulunuyordu. Devrandan nimet beklemedikleri ve dünyanin varligindan sâd. tahtina oturdugu sirada . Sultan Mehmed. Mehmed'in cülûsu ile Vezir-i a'zam Halil Pasa'nin rakiplerinin. bagli bulunduklari prensiplerin müdafaasini. kendi prensiplerinin sasmaz ölçüleriyle. tek basina gözünü hükümdara dikmis olan bu meydan erinin adi Ak Semseddin idi. kimseden çekinmemis. hiç bir idarenin bas çeviremeyecegi bu mücahidler sinifi. Hocazâde.Babasinin ölümünden onbes gün sonra Sultan II. Mehmed. Sinan Pasa. Fahreddin-i Acemî. bir yandan da baraj vazifesiyle coskun ve taskin kararlarinin demlenip durulmasina hizmet etmislerdir. hepsinden imtiyazli ve hepsinden cesaretli bir hocasi daha vardi ki. Osmanli ülkesinin pâdisahi sifatiyla Edirne'de ikinci defa tahta çikti (16 Muharrem 855/18 Subat 1451). tahta oturur oturmaz durumun nezaketini kavramis ve bu sebeple babasinin vezirlerini yerinde birakmisti. Sultan Murad'in zamansiz ölümü ve oglu Mehmed'in tahta geçmesi sonucunda devletin iç ve dis siyasetinde bir degisikligin olmasi bekleniyordu. feyzine feyz katarak fikrî ve edebî istiklâlini hazirlamis. bu halkanin tam merkez yerinde. Molla Zirek. devlet otoritesinin politika ahlâkini kuran ve kontrolü altinda tutan âlimlerden mürekkep müsavir kuvvetlerle kendi kendini çevrelemis olmasi idi. kendilerini kimseye borçlu ve zebûn hissetmemekle de hürriyetlerini kimseye bagislamamislardir.

kendi veziri Sahin'e sordu: "Babamin vezirleri neden uzakta duruyorlar? Bunlari çagir ve Halil'e eski yerini almasini söyle. henüz bir çocuk olarak tahta çiktigi zamanki buhranli durumlar tekrarlanmak üzereydi. Halil Pasa ile Ishak Pasa. yaninda bulunan Osmanli saltanatinin müddeisi. bu müskül ve sikintili durumda. Aydin. Karaman'dan gönderdigi saltanat davasi güden iddiacilar. Sultan Murad'la yaptigi "Yeminle musaddak" muahede ve ittifaklari yenilemeye razi oldu. Konstantin hem tebrikte bulunmak. tahta geçince. Kendi vezirleri ise Hadim Sahin (Sehabeddin) ve Ibrahim. Karamanoglu Ibrahim Bey harekete geçerek. Anadolu Beylerbeyi'nin bunlarla ugrasmak zorunda kaldigina bakilirsa bu hareketler ilk etapta basarili olmuslardi denebilir. 94) bu durum için "Fitne ve âsûb doldu her diyar" diyerek durumun vehametini ortaya koyar. Cenazeyi orada kendisinin hazirlatmis oldugu türbeye defnetti. Genç hükümdar. âdet vechiyle pâdisahin yaninda yer almislardi. Öyle anlasiliyor ki. ister istemez babasinin baris politikasini sürdürmek zorunda kalacagini anlamisti. hem de eski andlasmalari tastik ettirmek için bir Bizans elçisi gönderdi. Despot'un. O zaman Sultan Mehmed. Sark vilayetlerinin (Anadolu Beylerbeyi) de idaresine nezâret etsin" dedi. Vezirler. 300 bin akça isteyen imparatorun bu dilegini de kabul etti. Mentese ve Germiyan'da faaliyete geçmislerdi. Enverî (Düstûrnâme. Murad'in resmî müsaadesiyle 1449 yilinda Bizans tahtina geçmis olan eski Mora Despotu Konstantin de. Gerçekten de Anadolu ayaklanmisti. Fâtih. Bu cenaze alayinda fukaraya pek çok paralar verildi." Genç pâdisah. II.bütün valiler ve babasinin vezirleri. pâdisahin bu sözünü duyunca hemen kosarak usûlleri vechiyle pâdisahin elini öptüler. ayrica. Böylece. babamin cesedini Bursa'ya gömsünler. tahta çikar çikmaz devletin hududlarinda tehlikeler bas göstermeye basladi. karsi tarafta uzakta duruyorlardi. Fâtih'in babasi Murad tarafindan ele geçirilmis bulunan yerleri zaptetmis ve Alaiye üzerine yürümüstü. Bu bakimdan. barisi teyid ve eski ahidleri tastik ettigi gibi. Ibrahim Bey. Ishak da Murad'in cenazesini alarak birçok esraf ve âyâniyle beraber ve büyük bir intizam içinde Bursa'ya gitti. Anadolu'da durum endise verecek bir boyuta ulasmisti. yeni pâdisahin durumundan azamî sekilde istifadeye çalisti. o tarafi (bati sinirlarini) emniyete alarak barisi saglamaya çalisti. Bu konularda fazla tafsilata sahip olmamakla beraber. . Gelen Sirp elçisinin istekleri kabul edildi. Bati Anadolu'da. Orhan'in masraflarina karsilik. s. Anadolu'yu kurtarmak için. Sultan Ikinci Murad'in son defa ortadan kaldirdigi beylikler için. Bu suretle Halil basvezir oldu. batida birçok fedakârliklarda bulunmak zorunda kaldi. Yeni Sultan. Ishak da Anadolu ordulari komutanlari ve esrafi ile beraber. Bati Trakya'da Karasu irmagi üzerindeki yerlerin hasilatindan yilda. Ilk defa.

gizliden gizliye Bizanslilara yardim ettiklerini bildigi halde bunu. Istanbul kusatmasi müddetince Galata Cenevizlileri ile dost kaldi. Avrupa tarafindan yanlis bir sekilde degerlendirilmisti. Ilk defa hükümdar oldugu zaman. Bunun için de Avrupa. Öyle anlasiliyor ki Fâtih. Onun. hem susturucu hem de oksayici olmustur. bu sefer de yalvarmak. Bundan dolayi Sultan Murad'in ölümü ve Fâtih'in . orayi da dogrudan dogruya Türk topraklarina bagladi. Fâtih'in verdigi cevap. Rumeli Hisari'nin yapilmasini emredecektir. yakin gelecekte ne gibi bir tehlike ile karsilastigini ancak o zaman idrak etmis ve hemen agiz degistirerek kuvvetli hasimlari karsisinda her zaman yaptigi gibi. onun iyi bir diplomat oldugunu göstermektedir. Bu bakimdan. simdilik bu sekilde davranmayi uygun görmüstü. düsmanlari ile olan eski antlasmalari yenilemeyi uygun gören genç hükümdarin bu davranisi. açiga vurmayi menfaatlerine uygun bulmadi. çocuklugundan faydalanmak üzere Hiristiyan milletlerin nasil harekete geçmis olduklarini hiç süphesiz unutmamis olan genç pâdisah. Fakat Karamanoglu Ibrahim Bey itaat altina alinir alinmaz is degismis ve bu seferin dönüsünde pâdisah. o zamandaki düsüncelerine yaklasmak ve onlari kesfetmek pek güç bir is olmakla beraber. etrafini ürkütmemesi gerekiyordu. Bizans'a yersiz isteklerinin güzel bir cevabi idi. herhalde yine böyle bir durumla karsilasabilir endisesiyle olacak ki. devletlerle olan muahedeleri yenilemesi ve onlara karsi yumusak davranmasi böyle bir fikrin ortaya çikmasina sebep olmustu. Bizans hakkinda baska türlü düsünüyordu. hisarin yapilmak istendigi yerin. Galatalilara ait oldugunu ileri sürerek meseleyi diplomatça halletmeye çalismis ise de. Zira onlara göre. Ülkesinin.Gelecegin Istanbul Fâtihi'nin bu sekildeki hareket ve davranislari. Onun. O da öyle yapti. henüz hazirlikli bulunmadigi su siralarda. kabiliyetsiz bir delikanli olarak taninmisti. Halbuki Istanbul'un fethini müteakip günlerde. Böyle bir davranis tabii bir hareketti. birkaç defa tahtindan mahrum edilerek Manisa'ya gönderilen Sultan Murad'in bu genç sehzâdesi hakkinda Bizans'ta ve bütün Avrupa'da acele hükümler verilmis ve o. Onun için Karaman seferi esnasinda kendisine yapilmis bulunan teklifleri sukûnetle dinlemis ve onlari kabul eder bir tavir takinmisti. muhtemelen Fâtih. Bu bakimdan. Anlasma geregince genç pâdisah. onun hakkinda yanlis fikirler beslemekteydi. Bizanslilara karsi mültefit davranmasinin elbette bir sebebi ve mânâsi vardi. bunu yapamayinca da igfal etmekle durumunu kurtarmaya çalismistir. Edirne'deki cülûsu esnasinda. Bu hisarin yapilisi. kendi bahs ettiklerinden baska hiç bir hukuk tanimayarak. Böylece Bizans. Galatalilar için. Ancak henüz tahta çikmis olan bu gencin. Hatta Galatalilarin. Bizans'in tesviki ile Hiristiyan milletlerin kendisine bazi engelleri çikarabileceklerini hesaba katarak Bizans'la dost kalmayi uygun görmüstür. içinde bulundugu nazik durum sebebiyle. Istanbul alinincaya kadar onlarin bu sekildeki düsmanca hareketlerine göz yumarak onlari görmezlikten geldi.

çok kisa bir zamanda Türklerin Avrupa'dan kovulacagini. Böylece. O. Arnavutlarla Italyanlarin bu orduyu destekleyecegini ileri sürüyordu. Osmanli Devleti'nin kendiliginden sona erecegi hülyasi. Aslinda yeni ve genç hükümdar da Avrupa'da böyle bir fikrin yayilmasini istiyordu. gerekse Ikinci Murad dönemlerinde durmadan Osmanlilar aleyhinde faaliyette bulunmustu. Fransa kralinin takib edecegi yolu bile gösteriyordu. Fâtih'in. Fransa kralina öbür Hiristiyan devletlerin basina geçmesini ve Osmanlilara karsi yürümesini istiyordu. sefih. Yalniz Franciccus Phlelphus bu düsünce ve fikirde degildi.tahta çikisi her tarafta büyük bir memnuniyet uyandirmisti. Orta Anadolu'da yine bir gaile meydana getirmeye çalismis ise de. gerek Çelebi Sultan Mehmed zamaninda. Avrupadaki mevcud fikirleri. Yildirim ile Timur (Timur-i bî-nûr) arasindaki mücadele ve Yildirim'in maglubiyeti ile sonuçlanan Ankara Savasi'ndan sonra tekrar meydana çikarak. pesin hükümleri ve yanlis düsünceleri aksettiren bu mektubunda Phlelphus. Karamanlilar. Çünkü bu delikanlinin beceriksizligi yüzünden. Baslarinda da harp görmemis. hatta Asya'da Müslüman hakimiyetinin kirilacagini iddia ediyordu. Onun yumusak tavri. Ancak. tamamiyle felce ugratmisti. küçük yasta tahta çikmasini firsat bilen bu beylik. onlarda böyle bir düsüncenin meydana gelmesini saglamisti. bütün kuvvetleriyle bu orduya katilacagini. Osmanli Devleti'ne karsi mümkün olabilen bütün fenaliklari yapmis. Osmanlilara karsi hasmâne (düsmanca) bir tavir içine giren Karaman Beyligi. Mora despotlarinin. "Hiristiyanligi takviye ederek Müslümanligi zaafa götürmeye" çalismisti. Fâtih biliyordu ki. Çünkü ona göre Osmanlilarin kudreti çoktan kirilmisti. Sultan Murad'in ölümünü takib eden günlerde. KARAMAN SEFERI Her firsatta. Bu yüzden hiç kimse. Osmanlilara karsi harekete geçmeyi düsünmüyordu. buna imkân birakmamisti. bu kadarla da yetinmiyor. . Avrupa'da tekrar kök salmaya baslamis ve Hiristiyanlik âleminin kuvvetlerini. Harbe sokabilecekleri kuvvet olsa olsa 60 bin kisi olabilirdi. Yildirim Bâyezid'in müthis pençesi altinda bir an ezilmeye mahkum olan bu beylik. Phlelphus. Osmanlilar ve onlarin devleti hakkinda fikirlerini kaleme aldigi bir mektupla Fransa krali VII. yasadigi müddetçe. bir firsat vukuunda tekrar ortaya çikacaklardi. tecrübesiz. Charles'a bildirmisti. genç hükümdarin çok sür'atli hareket edisi. kadinlara düskün ve budala bir delikanli vardi. Ona göre uygun bir rüzgârla Hiristiyan ordusunun bir günde Tarent'den Peleponez'e geçecegini. birlikte ve sür'atle hareket etmeleri lazimgelen bu devrede.

Gerçekten. Ishak Pasa'yi Karaman'a dogru gönderirken. o vilayetleri talan edüp halka karsi olmadik iskenceler yapip. Bosalan bu göreve Vezir Ishak Pasa'yi tayin eder. karamanoglu Ibrahim Bey. Bu arada bir taarruza maruz kalmamak için Rumeli Beylerbeyi olan Dayi Karaca Pasa'yi. Fakat Fâtih'in . her birini bir taifeye serdar edüp. veraset iddia ederek ayaklanmis olanlarin tamaminin Karaman'a iltica ettiklerini isitmisti. kizini da pâdisaha verecekti. ilk seferini Karamanoglu üzerine yapmak zorunda kaldi. Bu yoldaki gâye ve düsüncesini gerçeklestirebilmek için de Venedik Cumhuriyeti ile bir anlasma yapti. O günlerde Özgüroglu Isa Bey. Anadolu Beylerbeyi idi. Sultan Mehmed. yine Karamanoglu'nun. Yine bu anlasmaya göre Ibrahim Bey. Karamanoglu Ibrahim Bey'in. Yasli Ibrahim Bey ise artik her seyden ümidini kesmisti. Rumeli askeri ile Sofya'da birakti. Bunlar. Anadolu'daki diger beyliklerle elele vererek bir talih denemesine daha kalkismasi olmustu. seferlerde de bir miktar Karaman askeri bulundurulacagi taahhüd ediliyordu. Bunlar. Kaynaklarimiz bu konuda su bilgiyi verirler: Karamanoglu. Anadolu Beylerbeyi olan Ishak Pasa. bu defa da saltanat degisikliginden istifade etmek istedi. Yapilan anlasmaya göre Aksehir. Bursa yolu ile Karaman topraklari üzerine hareket ettigi zaman. Ayrica. Osmanli hududlari içine gönderdi. Bu durum karsisinda Taseli daglarina çekilmek zorunda kalan Ibrahim Bey. sulhun yapilabilmesine tavassutta bulunmalari için pâdisahin vezirlerine çok miktarda hediyeler yollamisti. Alaiye'ye giderek Venediklilerle irtibat kurmak istedigi gibi. bas kaldiran bu kalabaligi dagitmak üzere öncü olarak gönderilir. biri Menteseogludur diye Mentese yöresine. Aydin ve Mentese beylikleri idi. Fâtih'in geldigi yerlerde de halkin ona tabi oldugunu görmüstü. bu faaliyetleri ile kendisine bagli olan Aksehir. hareketten kalmis. Germiyan. Isyan için kiskirttigi bütün elemanlar. Beysehir ve Seydisehir tekrar Osmanlilara birakiliyor. kendisi de onu takip etmeye basladi. biri de Aydinogludur diye Aydin vilayetine göndermisti. Beysehir ve Seydisehir gibi yerleri isgal etmesi üzerine. Anadolu beylerinin ogullarindan bazilarina da kuvvet vererek onlari. Karamanoglu'nun uygunsuz davranislarini ve cezalandirilmasi gereken islerini tahta (Pâdisah) arzetmis. biri Germiyanogludur diye Kütahya üzerine. Genç hükümdar. genç hükümdarin ilk gailesi. birkaç haramzâde tutup. Filhakika vezirlerin "ve ulema ve eimme ve mesayih"in sefaatiyle pâdisah sulha razi oldu. salginlar saldilar. Isa Bey'in böyle zor bir hizmeti basaramayacagini düsünerek onu görevinden alir. Karaman'la savasmak için izin istemisti. Kendisi de edepsizlik ve sirrette yardimcilari olan adamlari ile Alaiye üzerine yürümüstü. Pâdisahin kendisi de devlet ve ikballe Gelibolu Bogazi'ndan geçip Bursa'ya gelir. suçunun bagislanmasini istemek ve barisi saglamak üzere bir mektupla Molla Veli'yi pâdisaha gönderir. Genç hükümdar. oradan.

Bu yüzden birkaç gün sonra Yeniçeri Agasi Dogan Bey'i azletti. Pâdisah. Bu durumda. hem Bizans'in uygunsuz bir zamanda harekete geçip taht ve saltanat müddeisi olan Orhan'i serbest birakmasindan. ele geçen bu firsat aninda onu ortadan kaldirmasi gerekirken. Ç ünkü her firsatta. Zaten o. Gerçekten de hadiseler. birdenbire barisçi bir sekilde hareket etmesinin elbette bir sebebi olmalidir. Karamanoglu hakkinda: "Bizümle saltanat lafin idermis ol Karamanî Huda fursat verirse ger kara yire karam âni" demesi. bu sefer esnasinda Fâtih'i rahat birakmamislar ve ortada bir sebep yokken onu tehdid etmek istemislerdi. kendilerine Çorlu'dan berisi birakilmis ise de Bizanslilar. Çünkü en küçük firsatlardan bile faydalanmayi ihmal etmeyen Bizans. Bu sartlar altinda genç hükümdar. Karaman seferinden dönüp Bursa'ya yaklastigi sirada yeniçeriler hünkari karsilayip ilk seferi oldugu için töre geregi sefer bahsisi istediler. Karaman seferinde zaman kayb etmesine müsait görünmüyordu. ta Edirne'den kalkarak Anadolu ortalarina kadar gelen pâdisahin. Sehabeddin Pasa ve Turahan Bey'in tavsiyesiyle on kese akça verilmesini emrettiyse de onlarin bu sekildeki hareket ve cür'etleri. canini sikmisti. . Istanbul'un fethi hakkindaki ulvî tasavvurlarini endisesiz bir sekilde tatbikten baska bir sey düsünmüyordu. onun Karamanoglu hakkinda nasil düsündügünü göstermektedir. Karamanoglu isine bir son vermeden barisa riza göstermesi. Sultan Mehmed için önemli ve gerekli idi. hiç te iyi düsünmüyordu. Ayrica o.böyle bir evliliginin olduguna dair kaynaklarimizda bir bilgiye tesadüf edilememektedir. vezirlerin sefaatinin bir sonucu olmasa gerekir. Karamanoglu'nun tekliflerini yeterli bulmak zorunda kaldigi için barisa riza göstermisti. hem de Hiristiyan dünyayi onun aleyhinde harekete geçirmesinden endise ediyordu. Bunu da Osmanli ordusunun Frikya'da bulundugu bir sirada. Yayabasilarini da asker arasinda disiplini saglayamadiklarindan dolayi dövdürterek Yeniçeri Agaligi'na Mustafa Bey'i tayin etti. Bunun için de karada ve denizde bütün komsulari ile baris durumunda bulunmak. Öyle anlasiliyor ki. daha önceki anlasmaya göre. Zira. Onun. Osmanliya karsi olan düsmanligini açiga çikaran ve düsmanca hareketlerde bulunan Karamanoglu için Fâtih. Çünkü o. yine kipirdanmaya baslamisti. elçilerin ordugaha gelmesi ile açikça ortaya koymuslardi. Karaman Beyligi'ni ortadan kaldirmak emeli ile sefere çikmisti.

babasi Sultan Murad'in vasiyetiyle kendisine tavsiye edilmis ve ecdadi olan bütün sultanlarin zihinlerini isgal etmis oldugu bu muazzam tesebbüsü gerçeklestirmek isteyen Sultan Mehmed. Ishak Pasa'ya karsi tutunamayacagini anlayan Ilyas Bey. Ankara'da oturmakta idiler. adi geçen ülkeden atmaya niyetlenmisti. Kendilerini tedirgin eden Rumlar degil. Karaman seferi dönüsünde Bursa'ya geldikten sonra Anadolu Beylerbeyi olarak tayin ettigi ishak Pasa'yi. saadetli pâdisahtan bahsis ricasinda bulundular. onun agir isiten kulagina hiç olmazsa görmek suretiyle. iyi bir sekilde dövüldükten sonra azl olundu. yeniçerinin durmalarinin sebebini beyan eyleyince. Hiristiyanlarin birleserek Constantinopolis gibi bir üsten harekete geçmeleri ihtimaliydi. Mustafa Bey adinda akilli ve yigit birisi getirildi. bu vilayetten çikarildi. Osmanli Türklerine sadece yeni bir baskent kazandirmayacak. Mentese Beyligi'ne göndermisti. Solakzâde. Birkaç gün geçtikten sonra. O ana kadar Ankara'da oturmakta olan Anadolu Beylerbeyileri bundan böyle Kütahya'yi merkez edindiler. Yeniçeri alay baglayip. gerekse Mentese konusunda su bilgileri vermektedir: "Sulhtan (baris) sonra azimetlerini Bursa yönüne çevirdiler. Rodos'a kaçmisti. ISTANBUL'UN FETHINE DOGRU Istanbul. Sultan Mehmed. Ishak Pasa'dan sonra bugün de oldugu gibi Kütahya'da sakin olmalari kanun haline geldi. Sehre yakin geldiklerinde. gerek Bursa'daki olay. ayni zamanda kurduklari devletin. Lakin bu uygunsuz hareket. dilâverliginin geregi olarak kendisini. Menteseogullarindan Ahmed Bey'in oglu Ilyas Bey üzerine gitmis. Böylece Mentese oglu Ilyas Bey. Schlumberger'in ifadesine göre. Bütün yayabasilar ve dabcilar dayaktan geçti. O zamana kadar Anadolu Beylerbeyileri. agalari mesabesinde olan Sekbanbasi Kazanci Dogan Bey. Zira bu sehrin fethi. Egemenlikleri altindaki ülkelerin merkezinde ve Avrupa-Asya geçidi üzerinde bulunan bu yeni baskent ellerinde olmadan Türklerin kendilerini güvenlik içinde hissetmeleri imkansizdi. Rodos adasina kaçti. Konstantiniye'yi ele geçirmek suretiyle "müjdeli emîr" olmak ve Osmanli Asya'si ile Avrupa'sini birbirine baglayip devletin tabiî . Ishak Pasa. Anadolu Beylerbeyisi Ishak Pasa'yi Mentese iline gönderdi. onun anlayacagi sekilde sözleri okuyup. devamli olarak bu fethi nasil basarabilecegini düsünüyordu. Agaliga. Avrupa kitasindaki topraklarinin garantisi olacakti. ihsan için on kese akça ferman buyurdular. Sehabeddin Pasa ile Turahan Bey. Tasarrufu altinda olan memleketlerini ele geçirme yoluna gittiler. pâdisahin hatirinda kirginliga yol açti.Genç hükümdar. Bursa'ya dahil olduklari gün.

. Aksine ellerinizdekini de kayb edeceksiniz. bu tehdidin sonu da gelmeyecekti. protokol geregi oldugundan elçiler. Anadolu'da. Gerçekten. bir bakima Fâtih'i tehdid ediyordu. Gelen elçilerin önce vezir-i azami görerek arzularini bildirmeleri. Fakat uygun zamani bekledigi için elçileri güler yüzle karsilar. yakin zamanda Edirne'ye dönecegini ve orada görüserek arzularini yerine getirecegini söyledikten sonra onlari tatli dil ve ümitli bir sekilde geri gönderdi. henüz imzasi kurumayan ahde muhalif hareketlerinden dolayi agir sözler söyleyerek elçileri tehdid ettikten sonra: "Simdi Anadolu'ya sefer ettigimizi ve Frikya'da bulundugumuzu gördügünüzden istifade ederek. Zira isi santaja kadar götürmek demek olan bu istek. ne der ve nasil arzu ederse o olacaktir". Ibrahim Bey tarafindan saçilmis olan nifak tohumlarini gidermeye çalistigi sirada. Hammer.sinirlarini. âdetiniz oldugu üzre uydurdugunuz sözlerle bizi korkutmak istiyorsunuz. bu seferi firsat bilerek gönderdigi elçilerle Sehzâde Orhan'a verilen tahsisatin arttirilmasini ve sayet bu yapilmazsa sehzâdeyi Rumeli'ye saliverecegini de tehdid olarak bildirmekte idi. elinizden ne gelirse yapiniz. Karaman seferi esnasinda Imparator Konstantin ve senato. O. Bizans elçileri ordugaha gelerek Orhan'a tahsis edilmis olan akçanin hemen ödenmesini istemisler ve belirtilen paranin iki misli olarak verilmeyecek olmasi halinde. diyerek durumu Sultan Mehmed'e bildirir. Öyle anlasiliyor ki. Bunu ögrenen Halil Pasa. hükümdara bu düsünceyi gerçeklestirme imkanini veren olaylari su ifadelerle dile getirir: "Bizans Imparatoru Kostantin. pâdisahin fetih arzusunu hemen uygulamasini tacil (sür'atlendirecek) edecek davranislarda bulundu. Osmanlilari devamli surette rahatsiz edecekti. cografî ve siyasî birligini saglamak istiyordu. Yalniz sunu biliniz ki hiç bir seye muvaffak olamayacaksiniz. Istanbul'da bulunan Sehzâde Orhan'in her sene verilmekte olan tahsisatinin. sayet bu teklifi kabul edilmeyecek olursa adi geçen sehzadeyi Rumeli'ye saliverecegini tehdidkarâne bir sekilde bildirmekte idi. imparatorun tekliflerini Halil Pasa'ya bildirdiler. masraflarini karsilayamamasindan dolayi artirilmasini istemekte. Hükümdar. imparator ve senatonun bu istekleri karsisinda hiddetlenecektir. sehzâdenin serbest birakilacagini tehdid edici bir dille beyan etmislerdi. Orhan'i Trakya'ya pâdisah yapmak istiyorsaniz hiç durmayin. Sultan Ikinci Mehmed. Macarlari da getirmek istiyorsaniz dâvet ediniz." Bu neviden bir hareket. biz çocuk degiliz. Mamafih söylediklerinizi pâdisahima arzedecegim. mevsimsiz olarak ve maharetsizce bir hareketle. Bu tekliflere göre imparator. Onlara.

Orhan ise bunlara ihsanlarda bulunmak ve kendilerine hediyeler vermek istiyor ise de. Macarlari Tuna'dan bu tarafa geçirtmeyi düsünüyorsaniz onlar da gelsinler. Simdi ise Anadolu'ya sefer yaptigimizi ve Frikya'da bulundugumuzu gördügünüzden faydalanarak. parasi olmadigindan ve para istemek için müracaat edecek baska bir yeri bulunmadigindan imparatora basvuruyor. Oraya geliniz. bunlara dedi ki: "Az zamanda Edirne'ye dönmek niyetindeyim. Bu bildiklerinizi unutun. fikir ve kudretten mahrum çocuk degiliz. Istenilen her seyi vermeye hazirim. Biz. Ancak bunu belli etmedi. Mamafih. Orhan'i Trakya pâdisahi yapmak isterseniz hiç durmayin. iyi düsünmeden. Yalniz sunu biliniz ki. Birkaç gün sonra Bogazi geçip Edirne'ye gelen Mehmed. Sultan Mehmed'i tahrik eden bu istekleri ve elçilerin söyledikleri.. Osmanogullarindan olan Sehzâde Orhan. Daha dün denecek derecede yakin bir zamanda sizinle yeminle teyid olunmus ahitnâmeyi yaptik ve diyebiliriz ki. Elinizden ne gelirse yapiniz. beytülmaldan infak olunmalari gerekir. o ne arzu ederse o olacak. mürekkebi henüz kurumamistir. bos bir fikir ortaya atarak Mehmed'e elçiler gönderdiler. imparatoru ve sehre ait bütün hususlari orada bana söyleyiniz. Siz de daha önce kayb ettiginiz yerleri geri almak için taarruza geçmek isterseniz bunu da yapiniz. Bunlarin. Bizans tarihçisi Dukas tarafindan tafsilatli bir sekilde su ifadelerle nakledilir: "Budala Bizanslilar." Mehmed bu sözleri ve daha buna benzer tatli sözler söyleyerek bunlara yol verdi. . kemal çagina ermis bir gençtir. ona "emîr" diye hitab ediyor ve kendisini pâdisah ilan etmek istiyorlar." Halil Pasa. Osmanogullarini beslemeye mecbur degiliz. Ya tahsisati iki misline iblag ediniz veya Orhan'i serbest birakacagiz. basvezir ile elçiler arasinda konusulan yukaridaki hususlari duyunca çok hiddetlendi.. Orhan'in. Bu elçiler vezire dediler ki: "Imparator Konstantinos her sene kendisine verilmekte olan 300 bin akçayi almaya razi olmuyor. söyleyeceklerini önce vezire söylerlerdi. Her gün birçok kimse kendisine gelerek." Mehmed. Karasu civarinda bulunan köylere. söylediklerinizi pâdisahima arzedecegim.Imparatorun. âdetiniz oldugu üzre uydurdugunuz korkuluklari bize göstermek suretiyle bizi ürkütmek istiyorsunuz. Âdet oldugu üzre elçiler. bunlardan hiç birine muvaffak olamayacaksiniz. tarafimizdan vaki olan tevkifi ve sehirden disari çikmamasi için aldigimiz tedbirler yeterlidir. Bizans elçilerini kabul ederek. bunlari ve daha baska sözleri dinledikten ve Pâdisah Mehmed'e söylemek üzere imparator ve senatonun bu tekliflerini duyduktan sonra. Aksine ellerinizde bulunani da kayb edersiniz. Sizin pâdisahiniz gibi. elçilere sunlari söyledi: Ey akilsiz ve saskin Bizanslilar! Tasavvurlarinizdaki seytanliklari çoktan bilirdim.

sâdik kölelerinden birini göndererek imparator için tahsis olunan iradin (gelirin) verilmesini yasakladi. Türk tarihinin varmis oldugu seviyeyi göstermesi bakimindan önemlidir. Su halde. Istanbul Bogazi'na gelip babasinin geçtigi yerden Rumeli sahiline geçer. Istanbul'u. ne kadar korkunç tehlikeler arzettigini hadiseler göstermektedir. gerek yardimci ve tatbikatçi olarak fikri. Gerçekten su ana kadar. bu arada Istanbul'un da. idâre ve ikmal dehasi olarak hükümdarin. Bu geçis esnasinda. Çanakkale'nin ve hatta Sarayburnu ile Bogaza dogru olan yerlerin düsman tarafindan tutulmus olmasi. Ikinci Mehmed. Dört buçuk ay gibi akil almaz derecede kisa bir zamana sigdirilan bu insaat. madde . Bunun için atilan ilk adim. Osmanlilar tarafindan Istanbul'un fethi için yapilan tesebbüslerin her birinde bir engel çikarak veya çikarilarak muvafakiyet önlenmisti. Bu suretle sadece bir sene bu gelir alinmis oldu. Hiristiyan istilasina açik bulunacagi gibi. Askerî ehemmiyeti kadar âbidevî degeri de yüksek olan bu muazzam kalenin insasi. Böylece devlet. Bu gelirin tahsiline memur olanlari ve buna nezaret edenleri oradan kovdu. gerkek dedelerinin ve gerekse babasinin girismis olduklari büyük ve cür'etli tesebbüsü gerçeklestirmek istiyordu. Anadolu Hisari'nin karsisina bir kale yapilmasini emreder. Avrupa ile Asya arasindaki bag ve alaka da emniyete alinamazdi. Kostantiniyye. Fakat burasi. baska bir devletin elinde kaldikça Osmanli ülkesi. Nitekim. düsmani tesvik eden imparatorun elinde bulunmasi yüzünden büyük tehlikeler altinda Ceneviz gemilerine 40 bin duka altin verilerek Rumeli sahiline geçilebilmisti. iki kitadaki Osmanli hakimiyetinin. gerek tuttugunu koparan bir tesebbüs. bütün planlarini onun üzerine koruyordu. Osmanlilar aleyhinde çalisan Bizanslilar yüzünden. Bogazkesen Hisari'nin insasi oldu. dogu ve batidaki Osmanli ülkelerine merkez yapmisti. Varna muharebesine gidilirken. teskilât." BOGAZKESEN (RUMELI) HISARI'NIN YAPILMASI Ikinci Mehmed. imparatorun elinde bulundukça Osmanlilarin Rumeli'ye tamamen hakim olmalari mümkün degildi. Istanbul'un fethinden baska bir sey düsünmeyen Sultan Mehmed. Karaman seferinden dönerken Çanakkale Bogazi'nin Frenk gemilerince tutuldugu haberini alinca. Tabiat ve cografya. devamli olarak sinsi bir siyasetle. gövdesi ortasindan ikiye bölünmüs olarak parçalanmak tehlikesine maruz kalirdi. tam ve saglam bir vücud olacak yerde.

muazzam ordusu ile buradan Avrupa kitasina geçmisti. Geçisi. Anadolu'da daginik surette ikamet eden.planinda gerçeklestiren kütlenin yüksek bir teknik seviyesine sehâdet etmektedir. bu haberi duyunca çok üzüldüler. Bizans tarihçisi Dukas. Bu camide vazife gören imam (hitabet vazifesi dahil). bu sehri muhafaza eden azizler nerededirler demesinler. Fâtih'in vakfiyesinden anlasildigina göre bir de cami vardi." Bu münacati yalniz Istanbul halki degil. Adi geçen hisarin yeri tesbite çalisilirken bogazin en dar yerindeki (660 m. Karaman seferinden Edirne'ye döner dönmez. sehrin yok olusunu kendi gözleri ile görmesinler.) bu noktanin seçimi. Ancak "artik Istanbul'un son günü geldi. bogazin en dar yeri olup. makaslama ates ile önlemek ve akintilar yüzünden gemilerin burada. ne olacagiz? Veya. Karadeniz'den gelecek her türlü yardima mani olmak ve iki sahil arasinda karsidan karsiya geçmeyi saglayabilmek için. ancak bu sayede atlatilabilirdi. askerî sevk ve idare bakimindan önemli idi. müezzin (temizlik isleri dahil) 4 akça ücret aliyordu. tehlikelerle karsi karsiya gelmelerinin kazandigi tecrübeleri. gerekse diger yerlerdeki Hiristiyanlarin nasil büyük bir telasa kapildiklarini su cümlelerle belirtir: "Istanbul'da. ne yapalim? Ey Allah'imiz! Canimizi al ki. iki kita arasindaki gidip gelmeleri esnasinda. Sultan Mehmed. milletimizin yok olma çanlari çalmaya basladi. bu haber üzerine gerek Istanbul." "Kulle-i cedide" diye de isimlendirilen günümüzdeki Rumeli Hisari'nda. yaklasan hedefleri toplarinin en uzak mesafesinden karsilayarak. karsisindaki hisar ile birlikte bogaz geçisini kapatabilmesi tasarlanmisti. pâdisahin emri üzerine. Sultan Mehmed'in kale yaptirmak istedigi mevki. henüz kuvvetli bir donanmaya sahip olamayan bu devlet için. Anadolu ve Rumeli'ye fermanlar göndererek bin kisilik bir insaat ustasi kadrosu ile o miktarda amele ve kireçci istedigi gibi insaata ait malzemenin ilk bahara kadar hazirlanmasini emir ile bogazda bir hisar yaptirilacagini bildirir. Böylece. adalarda ve garp vilayetlerinde bulunan Hiristiyanlar aglayarak bagiriyorlardi. Zira tehlikeli durumlar. güneyde en uzun mesafeye kadar takip edebiliyordu. bu kullarin. bu hizmete karsilik her gün 6 akça. . Bizanslilarin Hermaneum Promontarium dedikleri. milattan bes asir önce Iran Sahi Dârâ. bütün Asya ve Trakya ile adalarda bulunan Hiristiyanlar. yani hisarin bulundugu kiyiya yaklasmak zorunda kalacaklarindan istifade ediliyordu. Bogazkesen Hisari denilen Rumeli Hisari'nin yapilmasiyla ise baslandi. Istanbul'a sahip olmaktan baska çare olmadigini ortaya koymustu. Hisar. Deccal'in günleri geldi. Bu yeni hisarin. Aralarindaki konusmalarda bundan baska bir seyden bahsetmiyorlardi. Senin düsmanlarin. Osmanlilarin.

Edirne'de oturuyor. Macarlarin gelmelerini bekliyordum. Simdiden sonra bu husus için gelenlerin derisi yüzülecektir. Garpta meskûn olmayan yerler de benimdir. Yildirim Bâyezid'in. bu yemini yerine getirmeye muvaffak olamadi. Allah'in inayeti ile bunu ben yapmak istiyorum. Manuel'in muvafakati üzere Türklerle meskun olan Anadolu sahilindeki kaleyi (Anadolu Hisari) yaptirdigini bildirdikten sonra. Pâdisahla anlasabilmek için her fedakârliga katlanacaklardi. tarihî . bu ifadelerinden anlasildigina göre Sultan Mehmed. simdiki pâdisah eski pâdisahlara benzemiyor. elçiler vâsitasiyle I. Kâfirler de sevinç ve meserret içinde idiler. Macarlar. Imparator. beni men etmeye hakkiniz yoktur. babamin Trakya'ya geçmesine mani oldular. Bunlar. Frenklerin kadirgalari Ege Denizi Bogazina gelerek Gelibolu Bogazini kapatarak. Bunlari gören imparatorunuz seviniyordu. sehrin hendeginden disari hiç bir seye malik degildir. aldiklari talimat geregi. Bizans'in orada oturmaya haklari yoktur. Istanbul Bogazi'ni geçmemesi için imparatorun kadirgalari kesiflerde bulunuyorlardi. O zaman babam. Çok büyük tehlikeler ile bogazi geçen babam. karsi tarafa geçer geçmez. daha çocuktum. garp tarafinda diger bir kale yaptiracagina yemin etti. Sayet Mukaddes Agiz'da (Bogaz'da) bir kale insa etmek istersem. babamin bogazi geçmek için ne zorluklara katlandigini ve ne sikintilara girdigini pekala bilirsiniz. Ben. Sultan Mehmed. O. Mukaddes Agiz'in yukarisina çikarak babasinin* insa eyledigi kaleye yakin bir yerden Allah'in inayeti sayesinde kayiklar ile bogazi geçti. Müslümanlar ise izdirap çekiyorlardi. Her yer benim mülküm altinda bulunuyor. Rumeli Hisari'nin insasina mani olmak isteyen Bizans Imparatoru'na. Istanbul'un hariminde bir kale yapmak ve hatta bir kulübe bile yapmak istemediklerini. Neden buna mani olmak istiyosunuz? Memleketimde istedigimi yapmaya gücüm yetmiyecek mi? Gidiniz ve imparatora deyiniz ki. Varna civarindaki yerleri yagma ediyorlardi. Anadolu yakasinda bulunan kaleler benimdir ve bunlarin içinde oturanlar da Türktürler. kale yaptirmak suretiyle Frenklerin gidip gelmelerine mani olmak ve gümrük resimlerini (vergi) hiçe indirip Istanbul'u aç birakmak istedigini beyanla bunu yapmamasi için ne istiyorsa onu vereceklerini bildirmisti. Anadolu kiyisinda bulunan kalenin karsisina. Murad'dan itibaren gelip geçmis bütün pâdisahlarin. Onlarin istemedikleri seyleri. Onlarin yapamadiklari seyleri bu kolayca yapabilecektir. bu isteyecek ve yapacaktir.Hisarin yapilmasi ile ilgili hazirliklar üzerine telasa düsen imparator." Dukas'in. Babamin. Macar Krali üzerimize yürüdügü zaman o karadan gelirken. sehirden bir sey almiyorum. imparatorun gönderdigi elçiler vâsitasiyle söylenilen seyleri dinledikten sonra: "Ben. Sehzade Orhan'in tahsisatindan bahsetmeyeceklerdi. Imparator. Binaenaleyh. Edirne'ye elçiler gönderdi.

Her ustanin yanina iki yardimci koydu. amele ve kireççi gelmisti. Fâtih Sultan Mehmed. Zira Dukas. Eski an'aneye uyularak. Üçüncüsü denize daha yakindi. Yamaçta. Üç kösenin doguda. Kulelerden ikisi. Buna göre her "Mim" (M) harfinin yerinde bir kule bulunmasini arzuluyordu. hisarin duvarlarinin Arapça "Muhammed" kelimesi seklinde olmasini istediginden planini da ona göre tasarlamisti. Rumeli tarafina Anadolu Hisari'nin karsisina bol miktarda insaat malzemesi. Pâdisah. Çalismak üzere külliyetli miktarda insan gelmisti. Ilkbaharin baslangicinda Mart ayinin sonlarina dogru. Onun için bu isten vaz geçmesinin mümkün olamayacagini tehdid yollu bir tarzda ona bildirir. Rumeli Hisari'nin. Kereste Izmit ile Karadeniz Ereglisi'nden. kale insasini üç vezir arasinda taksim eder. mühendis) o havaliyi gezdi. Gerçekten üç köseli olarak düsünülen hisarin projesi. bizzat Sultan Mehmed'in idaresinde 1000 kadar usta ve onun iki misli isçi çalistirilarak dört ay gibi çok kisa bir zamanda (Hammer'e göre üç aydan daha az) tamamlandigini belirtmektedirler. hisarin güney-dogu kösesindeki kule insa edilerek malzeme ve çalismalarin selameti emniyete alinmistir. yani deniz sahilinde olan bir kösesine akropol olarak gayet metin bir burç yaptirma vazifesini Halil Pasa'ya verdi. bunlarin yapilmasina özen gösteriyor ve bizzat nezâret ediyordu. bu sirada kara yolu ile bogaza gelerek bilirkisilerle (teknik eleman. kule ve surlarin bir kisminin yapilmasina nezâret ettikleri anlasilmaktadir. Bundan sonra bir rivayete öre önce kiyida. Kaynaklar. Bu insanlarin. yani güneyde bulunan diger köseye büyük bir burç yapilmasini Zaganos Pasa'ya. "H" ve "D" harflerinin bulunduklari yerlerde istihkamlar yapildi. usta. masraflara katildiklari görülür. Sultan Mehmed. yani kuzeye düsen tarafa yapilacak burcu da Saruca Pasa'ya verdi.hadiseleri hatirlatmak suretiyle bu tesebbüsündeki hakliligini isbat etmeye çalisir. yukarida verilenden daha fazla olduguna isaret edilmektedir. taslar ise Anadolu tarafindan getirilmisti. ve üçüncü köseye. hisarin yapilmasinda devletin ileri gelenlerinden de faydalanildigi ve bunlarin. Iki sahil arasindaki mesafeyi ölçtürdü. Rumeli Hisari'nin yapilmasi hazirliklarina 1451-52 kisinda baslanmistir. Kalenin yapilacagi sahayi kendisi tayin ile hududunu tesbit ettirdi. Bununla birlikte insaatin bütün mekan ve safhalarinda çalisanlarin sayisinin. "insaati arsin üzerine ustalara taksim etti. Buna göre 21 Mart 1452'de insaatina baslanan Bogazkesen . Denizin akintisi hakkinda malumat aldi. birbirinin yaninda ve burunun eteginde idi. Kale duvarinin iç ve dis taraflarinda da miktari kâfi ustalar ve yardimci ustalar çalistirdi. Vezir Sehabeddin Pasa da bütün insaata nezâret etti. Ustalar bin kisi kadardi. bizzat Sultan Mehmed tarafindan tasarlanmisti. Nitekim hükümdar." demektedir.

" . Bundan baska. Fatih zamaninda Osmanli Rumeli Hisari'nin askerî önemi üzerinde duran ve bu konuda epey bilgi veren Hüseyin Dagtekin. buna ragmen Osmanli hükümdarinin. kiymetinden hiç bir sey kaybetmeden. en gayr-i müsait arazi sartlarina ragmen. besyüz yil önce insa edilmis oldugu halde. insa edildigi yere ve çevreye intibak ettirilmek suretiyle vücuda getirilmis tipik bir tahkimat örnegi teskil ettigi görülür. insa edildigi yerin aslinda insaata müsait olmadigini. günümüz askerî tekniklerine uygun bir sekilde onu nasil mükemmel bir sekilde insa ettirdigini söyle anlatir: "Gerçekten. modern bilgilerin verdigi görüslerle tedkik etmekte herhangi bir tehlike olmadigini sözlerimize ilave edebiliriz. adi geçen hisarin. bes-alti bin kisinin çalismasi sonucunda Temmuz ayinin sonlarinda tamamlandi. görülen arazi üzerine yerlestirilmesinde hakim olan askerî görüsün.(Rumeli) Hisari. bir benzerine güç tesadüf eildebilecek kadar büyük bir maharet gösterilerek. günümüzün tabiye esaslari hakkindaki görüsleri kadar ileri oldugunu müsahede ettigimizden. yeni hisarin en mühim bahsi olan bu konuyu islerken kalenin. Rumeli Hisari tahkimatinin.

hakli veya haksiz endiselerle onu böyle bir maceraya atilmakta desteklemiyorlardi. onun kararini tasvib etmediklerini ortaya koyuyorlardi. iki gün Istanbul surlarini ve hendeklerini tedkik ettikten sonra buradan ayrilip. hamiyetlerinden ve korkularindan söz açarak önüne yiginlarca engeller çikariyorlardi. O. sonbahar baslamak üzere idi. Hisarin komutanligina Firuz Aga'yi tayin eden hükümdar. Hisarin insaati esnasinda. ISTANBUL FETHININ HAZIRLIKLARI Fâtih Sultan Mehmed. Bununla beraber çevresini teskil eden devlet adamlarinin mühim bir kismi. zihnî ve ruhî imkanlarini bütün hizi ve bereketiyle hep bu nokta üzerinde toplamisti. Bu yeni kaleye top ve topçular kondu. tecrübelerinden. O devri yasamis bir tarihçi olarak . Böylece. uzun asirlarin gönlünden ve dilinden yuvarlanagelen bir manevî müjdenin son ve gerçek temsilcisi olarak gören hükümdar. fakat gözüne uyku girmiyordu. Nitekim Dukas. Hatta daha da ileri giderek. Edirne'ye gitmek üzere olan hükümdar. Rumeli Hisari (Bogazkesen)'nin tamamlanmasindan sonra ordusu ile birlikte Istanbul surlarina iyice yaklasarak sehri yakindan görebilmisti. Eylül ayinin ilk günü Edirne'ye döner. onun maiyetine dört yüz yeniçeri askeri ile silah ve cephane verdi. Böylece karsi karsiya bulunan iki hisar sayesinde. genç hükümdarin Istanbul'u almak için ne denli kararli oldugunu verdigi su bilgi ile ortaya koymaktadir: "Harman vakti geçti. Bilindigi gibi.Ilk dönem. Bogaziçi'nde yaptirilan Anadolu Hisari ile Fâtih Sultan Mehmed tarafindan yaptirilan Rumeli Hisari surlari ve Istanbul'un alinmasindan sonra Theodosius surlarinin stratejik bir noktasinda yapilan Yedikule. Bundan sonra." Iç dünyasinda. sadece bu dönemdeki askerî mimarînin ne denli saglam olduguna bir iki örnekle isaret etmek isteriz. Osmanlilarin ilk müstahkem mevkileri hakkinda bize bir fikir vermektedir. Gece gündüz Istanbul'u nasil alabilecegini ve nasil bu sehrin sahibi olabilecegini düsünüyordu. Gelibolu tersanesindeki donanmadan otuz kadar harp ve bir hayli nakliye gemisi bogaza getirilmisti. Osmanli askerî mimarisinin güzel bir örnegi olan bu hisara yerlestirilen silah ve diger mühimmattan bahsetmeden. Kostantiniyye'nin fethi mevzuunda kendisini. hem arazi hem de surlarla ilgili tedkikler yaptiktan sonra 1 Eylül günü Edirne'ye dönmüstü. bilgilerinden. deniz tarafindan gelebilecek bir saldiriya ugramamak için. Onun buradaki en önemli düsüncesiIstanbul'u almakti. bogaz geçisleri kontrol altina alinmis oldu. Istanbul'un fethinden önce Yildirim Bâyezid tarafindan. Sultan Mehmed. Edirne'deki sarayinda vakit geçiriyor.

Vezir-i a'zam Halil Pasa'nin. Kisacasi . Ne vechi vardir ki. Zira toplantiya gelenler agirlanmis. "Belde-i tayyibe-i Kostantiniyye ki bag-i irem andan bir kûse ve süreyya nâk bostanindan bir kemterin kûse. Bundan sonra yaratilistaki gayenin. ve mülûk-i mâzinin fethü kasdinda hazayn (hazineler) harc idüp. âyine-i zamir-i münirimde bir suret mürtesem olmustur. pâdisahin düsüncesi yaninda kendilerininkinin bir sey ifade etmeyecegini. Meclistekiler. ismi ve resmi ile illerde meshur ve dillerde mezkûr ve kütübi tevârihte mesturdur. tasrih ü kinaye birle.. meclistekilere "müddet-i medid ve ahd-i baiddir ki. Dünya devleti müebbed olmaz ve cihan-i fânide kimesne baki ve muhalled kalmaz" der. cem'-i asakir eyleyüb çare bulmadiklarin sem'-i serifine ilka ederler idi. bu mücadeleleri özetle söyle anlatir: "Her çend erkân-i devlet ve mülâziman-i hazret." düsüncesine sahip olan hükümdar.. yedirilip içirildikten sonra dualar edilmis ve bundan sonra da vezirler tarafindan devlet isleri ile ilgili olarak hükümdara bilgi verilmisti. Kur'an-i Kerim'in âyetini** gözönünde bulundurdugunu söyleyerek.Tursun Bey. ânun gibi menzil-i serif ve makami latif benim vast-i memleketimde ve arsa-i vilayetimde olup dahi eyyam-i devletimde küfr ocagi ve bagiler yatagi ve tagiler duragi ola. Herhalde bu toplantinin mahiyetini kimse bilmiyordu. Günümüzün Türkçesiyle söylemek gerekirse o söyle diyordu: Irem baginin kendinden bir köse oldugu Kostantiniyye. Ve âna taarruzdan ziyade fitneye sebep olmak tevehhümatin ve ihtimalatin söylerler idi." der. Iste bundan sonradir ki Fâtih Sultan Mehmed. fikir." Öyle anlasiliyor ki Pâdisah." Fakat pâdisah bunlara asla iltifat etmezdi. ortaya atacagi konu üzerinde herkesin fikrini açikça belirtmesini istemisti. kendilerini baskalari ile müsavere etmekten alikoymamali. Peygamberin dahi bundan müstagni kalmadigini ve böyle yapilmasini tavsiye ettigini*. bu tavsiyesinde de onun. taskinlar yatagi ve âsiler duragi olsun. adi ve sani ile dillerde söylenmis. Bu sebeple. Hz. ânun metânet ü menâatini. küfür ve dalalet içinde bulunanlara karsi cani ve mali ile cihad eden insan oldugunu hadislerle belirtir. zaman zaman. devlet erkâni ile ulema ve komutanlarin fikirlerini ögrenmek üzere onlari bir toplantiya çagirdi. "Insanlar. Bundan sonra Sultan Mehmed. Elhasil niyetim ve himmetim ânun üzerine mukarrer ve musammam olmustur. illerde ünü taninmis ve tarih kitaplarinda yazilmistir. Allah Teâlâ'yi bilip onun birligini kabul etmek ve yasandigi müddetçe onun "dergâhina takarrub" etmeye gayret etmek oldugunu. Âni sizinle müsavere muraddir" diyerek söze baslar. anlayis ve zeka bakimindan ne kadar ileride olurlarsa olsunlar. fakat pâdisahin emirlerini yerine getirmis olmak için düsünebildiklerini arzedeceklerini söyleyince pâdisah tekrar söze baslayarak: ". bu vesile ile en iyi ve faziletli insanin. Rumlari himaye etmekte oldugunu duyuyordu. Buna inanmasa bile pasanin bazi süpheli hareketlerini kendisi de görmüstü. Niçin böyle güzel ve degerli bir yer ülkemin ortasinda ve idarem arasinda olup ta saltanatim günlerinde küfür ocagi. bu meziyetler.

Zira onlar. bundan dolayi devlet erkâninin bu husustaki fikirlerini ögrenmek istedigini belirtir. Onun için böyle bir tesebbüse girismemek icab ederdi. dedikten sonra Bizans isini halletmeden hiç bir mühim tesebbüse girismeyecegini. Bu sehrin. unsurlar kendisine pek açik surette boyun egiyordu. buranin zaptini. aksine. Çünkü içinde bol nüfusu ve etrafinda çok kuvvetli bir suru vardi. Bütün kâinat onun aksine çalissa da fayda vermez. nice tehlike ve sikintilarla kisa bir zaman içinde Asya ve Avrupa'daki bütün bu yerleri ele geçirip oralarin hakimi oldular. Rum. alinamama ihtimali de vardi. saglam ve kötülüklerden arinmis nefs verildigi için. cesur ve celâdet sahibi olanlar. buraya mâlik olmaya çalismanin soguk demiri dövmeye. Bu arada devletin kurulusundan. akilli. Muhaliflere göre Istanbul. pâdisahin fikrine uyar. Sam ve Trabzon denizlerinin kucakladigi iki kita sarmisti. Bir kismi ise surlarin saglamligi. Nice büyük sehir ve kaleleri fethe kadir oldular. Böyle bir durumda. alisilagelmis nice imkânsizliklar. Lakin yüce hazrete yüksek himmet. Kâfirlerden büyük bir kalabalik bu sehri gece. pâdisahin bu düsüncesini yerinde bulup gerekenin yapilmasi için hazirliklara baslanmasini istiyorlardi. gerekse Fâtih'in kararligi hakkinda su bilgiyi verir: "Bu sehri. gündüz koruyordu. savasçi kâfirlerin eli altinda kalmasini iyi görmüyordu. Bunun üzerine meclis.* Tacizâde Cafer Çelebi de (s. tedbirimiz Allah'in takdirine uygun düser. Nisanci Mehmed Pasa. Bu fikirler karsisinda genç sultan: "Allah'in takdiri olunca. bir kismi da muhalif kalir. Anka kusunu avlamaya benzettiler. Rumeliye geçisten. giris ve çikis noktalarinin zorlugunu ileri sürerek Istanbul fethini. gerek sehrin zaptinin zorlugu. Bizans'in tezvirat ve çevirdigi entrikalardan bahseden pâdisah. buranin fethine imkân bulunmadigina. Keza onlar. Istanbul'un. cümle âlem onu yapmaya . Bir kisim devlet erkâni. onlarin kahramanlik ve meziyetlerinin benzerini gösterebilecegimizi ortaya koyalim. Fakat meseleyi isten anlayan kimselerle müsavere etmis ve buranin "akl ü tedbir"le alinabilecegi sonucuna varmisti. Bizans'in bol malzemeye ve külliyetli miktarda silaha sahip oldugunu biliyordu. burayi elde etmek istemenin seytandan hayir ummaya benzedigine hükmediyorlardi. Sehrin.Bizans'in üzerine gitmeye niyetliyim. gök kubbenin fethine denk sayilacagindan. Dogru ve saglam düsünce sahibi olanlar. Umarim ki. Isabetli görüsleri olan zeki. kolaylasir. Bunun aksine basit ve elde edilmesi kolay bir isi de. sayet Allah dilemez ise. kâfirlerin elinden alinmasinin muhal (imkânsiz) olduguna. bundan vazgeçilmesinin daha uygun olacagini söylediler. isi müzakereye baslar. 8) Meclisteki bu farkli iki görüsü söyle nakleder: "Vezirlerden degisik görüsler geldi. sözlerine söyle devam eder: "Kendimizi ecdadimiza layik olmayan halefler olarak göstermeyelim. devletin prestiji azalacakti. kutlu kuvvet. Gerçi hükümdar. ülkesinin ortasinda bir küfür beldesi olarak kalisindan. siddetle müdafaa edilecegine göre. alinmasi güç bir sehirdi. onlarin en has nesli oldugumuzu.

sancakbeyleri ile subasilarina ve askerlikle ilgili olanlarin tamamina "ahkâm-i serife" yazilarak bahara kadar hazirlanmalari ve savasa katilmak üzere toplanmalari emrolundu. Pâdisahin. Bu konudaki ümidim ne mal ve mülk bolluguna. Rumeli ile Anadolu'daki Osmanli sehir ve kasabalarinda geceli gündüzlü çalismalara baslandi. sadece Hakk'in lütuf ve yardiminadir. emekleri. Eger o kalenin benim tarafimdan fethi takdir buyurulmus ise. Esas gayem de. gerekse tamir konusunda hiç bir masraftan kaçinmamisti. Bu sebeple. Aksine.yönelse. yine de basaramaz. bu ikinci grubun fikrine katilanlarin basinda Aksemseddin geliyordu. burç ve barulari tas ve topraktan degil de demirden olmus olsa ates-i hism ve kahrla mum gibi eritip yumusak eylerim. Gelibolu'da tezgahlara yeni yeni gemiler konuyordu. saf demirden de olsa öfke ve kahr atesi ile onu eritip mum gibi yumusatirim" der." diyecektir. deniz kuvvetlerine önem verdiginden bu ordunun daha iyi ve itinali seçilmesine gayret etti. ülkesinin kiyilarinda bulunan gemileri toplayip onlara komutan. zaman asimi yüzünden tamire muhtaç olanlari da tamir ettiriyordu. Bu gemilerin bir kismi zirhli olarak yapilmisti. Gerek savas." Donanmadaki bu gemilerin sayisinda farkli rakamlar verilmekle birlikte genellikle su rakamlar üzerinde durulmaktadir: Donanma. Komutasi Gelibolu valisi olan Baltaoglu Süleyman Bey'e verilmis olan bu donanma. beylerbeyilerine. O. öbür taraftan da. Bundan baska o. Gelibolu'dan hareket ettigi aman 147 harp gemisinden mürekkepti. 1453 baharinda Gelibolu'dan Istanbul'a dogru hareket etti. ne de savas âlet ve vasitalarinin fazlaliginadir. bu orta malini "fi-sebilillah" cihada tesvik etmesi pek tabii idi. Muhalif grup. Islâm'in yüce prensiplerini ortaya koymaktir. Meclisten. hevesleri ve heyecanlari ile yardim ediyorlardi. bu fikrinde kendisini destekliyor. Bunlarin 12'si . hamleci kararlarina. Hükümdarin yakinlarindan bir zümre ise. Istanbul'un feth edilmesine dair karar çiktiktan sonra. kale burçlari tas ve topraktan degil. Kritovulos. Otuz ve elli çift kürekle sür'atli bir sekilde hareket eden hafif gemiler de yaptirdi. gerekse kusatma için kara ordusundan çok. bir taraftan genç hükümdarin ruh yapisinda bir cihad açarak onu kendi kendisinin emîri kilip kütle emrine kostuktan sonra. Meclis disinda. Fakat Gelibolu ile Edirne'deki faaliyet hepsinden daha fazla idi. dümenci ve diger görevlileri yerlestirdi. Bu arada bakir kapli (zirhli) gemilerin de yapilmasina itina gösteriliyordu. Çandarli Halil Pasa etrafinda toplaniyordu. gerek yeni gemi insaati. ne ordu ve kahramanlarin çokluguna. genç hükümdarin bu neviden faaliyetlerinden bahsederken sunlari söylüyor: "Bir taraftan yeni gemilerin insasi. bu muhalefetten fena halde cani sikilmis olmalidir ki "eger o kal'anin benim elimde feth olmasi mukadder olmus ola. O.

Halil Pasa. Allah'in inayeti ve Peygamberin imdadi ile Istanbul'u alacagini. Sana ait olan altinlari sana takdim ediyorum". Bu gece sohbeti ve olaylari ile ilgili olarak Bizansli tarihçi Dukas." Iste yine böyle uykusuz geçirdigi gecelerin birinde Çandarli'yi huzuruna getirterek. Pâdisah da cevap olarak dedi ki. gece yarisindan sonra. onun bu andaki halet-i ruhiyesini su sözlerle bize nakleder: "Mehmed. ister sarayin haricinde olsun. bunlar nedir?" diye sordu. ister sarayinda bulunsun. Bunlar da pasanin yatak odasina giderek. 55 tanesi de küçük çaptaki gemilerdi. bu iste kendisine yardim etmesini söyledi. Edirne'ye gelince: Buradaki hazirliklarla bizzat padisahin kendisi mesgul oluyor. Senden yalniz bir sey istiyorum. bazan yanina iki kisi alarak. asker kiyafetinde bütün Edirne'yi dolasiyor ve hakkinda söylenen sözleri bizzat dinliyordu.çektirme. Pâdisah altinlari görünce. gerek yatarken. Hemen etek öperek altin tepsiyi önüne koydu. Bizanslilar da. ne sekilde harb ederse ve ne gibi vasitalari kullanirsa Istanbul'u zapta muvaffak olacagini düsünüp zihnini yoruyordu. muharebenin yakinda baslayacagini. Bu bekçiler. 80 tanesi çifte güverteli kürekli. pâdisahin iradesini. Bu gemilerin içinde kürekçilerden baska yirmi bin kadar azeb askeri bulunuyordu. elleri bos girmek âdet degildir. pasanin harem agalarina bildirdiler. gece gündüz. Zira öteden beri Bizanslilarin hukukunu müdafaa ediyordu. pâdisah fevkalade bir saatte huzuruna davet ettigi vakit. Ben ise. Bana Istanbul'u ver. Çok defalar aksam olunca. huzurunuza çikmak için getirdigim bu altinlar benim degildir. çok defa yataginin içinde rahatsiz bir gece geçiriyordu. pasanin konagina giderek. Onlarin sag eli mesabesinde idi. Ona göre: "Bir aksam. pâdisahi oturmus ve elbisesini giyinmis bir vaziyette gördü. altin ve gümüse aldanmamasini kendisine ihtar ettikten sonra. Halil Pasa bayilacak derecede korktu. Beraberinde altinlar ile dolu bir de altin tepsi aldi. gerek uyanik bulundugu zamanlarda." Halil Pasa. ata binerek yalniz basina. pâdisahin kendisini davet ettigini söylediler. O da cevaben dedik ki. geceli gündüzlü durmadan çalisiyordu. Dukas. Hatta sana bunlardan fazla altin ihsan edecegim.bazan yaya yürüyerek. . pâdisahin bu son sözü ve talebi üzerine titredi. saray bekçilerinden birkaç tanesini göndererek Halil Pasa (Çandarli)'yi saraya getirtti. Karisi ile çocuklarini öptükten sonra çikti. Daha önce de belirttigimiz gibi pasanin kalbinde bir korkusu vardi. Uyku zamanlarinda bile fethi düsünen padisah. "Lala. pâdisahin yatak odasina girdigi vakit. "Senin altinlarina ihtiyacim yoktur. "Sevketmeâb! Devletin büyüklerini. çok mühim bilgiler vermektedir.

gözüme uyku girmiyordu. Eline sehrin haritasi ile mürekkep alarak ve sehrin etrafindaki mevkilerin seklini resm ederek. bu silahin tahrib gücünün büyüklügüne inandigi içindir ki. Fakat o tarihe kadar toplar. Türkler pasaya "kâfir ortagi" adini taktilar ve herkes ona "dinsizlerin ortagi ve yardimcisi" diyordu. Fâtih Sultan Mehmed. bunlari ve buna benzer baska oksayici sözleri söyledi. bu korkunç ejderi biraz teskin etmisti." Edirne'de bulunan Fâtih Sultan Mehmed'in. canlarimizi feda edecegiz ve kanlarimizi dökecegiz. Halil Pasa'ya ruhsat verdi ve "sulh ve müsâlemetle" git dedi. gece verilen kararlarin akillica ve düsmana karsi hilekârane tatbik ve icrasini emrediyordu. Istanbul'u da sana ihsan edecektir." Halil Pasa'nin bu sözleri. Bu ihtarlardan sonra pâdisah. Orban da çok büyük çapta bir top yapabilecegini. Altin veya gümüs paralar seni aldatarak. Gerçi topun bir harp silahi olarak kullanilmasi Istanbul'un kusatilmasi ile birlikte baslamis degildir. Büyük çapta toplarin yapilma isini Orban (Urban) adindaki Macarla Türk mimarlarindan Müslihiddin ve mühendis Sarica üzerlerine aldilar. Saruca büyük bir top dökmeye muvaffak oldu. çaplari ve sayilari itibariyle fazla bir sey ifade etmiyorlardi. Tarihte bir topçu parkina sahib olan ilk hükümdarin Fâtih oldugu belirtilmektedir. Surasi bir gerçektir ki. pâdisahin son talebine karsi dedi ki: "Sevketmeâb! Bizans Imparatorlugu'nun büyük bir kismina seni sahip etmis olan Cenab-i Hak. Halbuki pâdisahin bu oksayici sözleri arasinda kalbi burkan. sabahlara kadar Istanbul'un fethi isi ile mesgul oluyordu. kani kurutan ve isiran ihtarlar da vardi.pasanin bu sag elini hediyelerle doldururlardi. Velhasil bütün gece bu hazirliklarla mesgul oluyor. harp fennine asina olanlara toplarin ve muhasara aletlerinin nerelere konmasi lazim geldigini tesbit ettigi gibi. Halil. Istanbul'un fethinde en önemli rolü oynayan vâsitalardan biri toptur. . Mehmed. senin elinden kurtulmayacaktir. intac etmek istedigim büyük isi geri birakmaya sevk etmesin! Bizanslilarla yakinda ciddi bir sekilde harp yapacagiz. sabahlari. Binaenaleyh bu hususta müsterih ol. Yataga yatiyor ve kalkiyordum. büyük iste muvaffak olmak ugrunda birbirimiz ile yarisarak mallarimizi. Ben eminim ki. o tarihe kadar görülmeyen sayi ve çapta top yapilmasina önem verdi. yakindan ilgilendigi baska bir konu daha vardi. Allah'in yardimi ve Peygamberin imdadi ile Istanbul'u alacagiz". Mehmed o gecelerde. Halil'e dedi ki: "Yatagimin bu bas yastigini görüyor musun? Bu yastagi bütün gece yatagimin bir ucundan öbür ucuna ve diger uctan öteki uca nakletmekle mesgul oldum. hendeklerin baslarini ve merdivenlerin surun hangi tarafina konmasi lazim geldigini gösteriyordu. Allah'in inayeti ile ben ve bütün kullarin. lagim açilacak yerleri de resim (plan) üzerinde isaret ediyor. Bu da ordusunu toplarla techiz etme isi idi.

Fâtih. Çünkü Mora'da. Kilyos ve Fenerbahçe'de dalyanlari bulunan Rallis Petropulos adindaki Rum'a emir verdi. uzun uzadiya bahseder. bunlari karsiya geçirmek üzere Beykoz. Anadolu ve Rumeli'de beylerbeyiler ile sancakbeyleri gerekli miktarda askeri topluyor. Istanbul civarindaki Rum kasabalarini teker teker ele geçirdi. Anadolu askerleri. Bogazin dogu sahilindeki Beykoz kasabasinin üstündeki ormanliklarda toplandilar. Istanbul'u kusatmak üzere hareket eden Türk ordusunda üç büyük top ile ondört batarya top vardi. techiz ediyor ve belirlenen zamanlarda yerlerinde bulunmalarini saglamak için çalisiyorlardi. Ikinci Mehmed. Istanbul'dan bes mil kadar uzakta bulunan bir yere gelmis oldu. Kaynaklar. Fâtih. Osmanli hücumlari. bunlardan yardim istedigini ögrenmisti. Bu sebeple. ama mermi ve ince hesaplardan anlamam" deyince hükümdar "Benim senden istedigim sadece topu iyi dökmenden ibarettir. Bu kasabalar. Karadeniz sahilindeki . Turhan Bey ile ogullari Ahmed ve Ömer Beyleri Mora topraklarina akina memur etti. Edirne'den Istanbul'a kadar getirilebilmesi için iki ay kadar bir zamana ihtiyaç hasil olmustu. Turhan Bey. Büyük emek ve masraflarla yapilan bu toplara "sahî" denmisti. ikiser yüz adam bulundugundan yolda kaymamasi saglaniyordu. Mart sonlarina dogru. mermi isini bizzat üzerine aldi. resimlerini de bizzat çizmisti. Onun her iki tarafinda. Bunun üzerine pâdisah. Dukas. Bu maksatla o. 1 Ekim'de sefere çikmisti. Genç hükümdar. Bu topun. Istanbul muhasarasinda çok büyük rol oynayacak olan bu essiz toplarin en ince teferruatina kadar bütün hesap ve planlarini kendisi yaptigi gibi. Kara Deniz sahillerinden getirilen kara bir tastan veyahut yuvarlak hale getirilen mermerlerden yapiliyordu. Yollarin kötü yerlerine tahta dösemek ve köprü yapmak üzere ayrica elli usta ile ikiyüz amele önden gidiyordu. kusatma boyunca Istanbul'a yapilabilecek bütün yardimlara mani olmak için her çareyi düsünüyor ve her tedbire basvuruyordu. Top. iki gemisiyle askerleri ve mühimmati karsiya geçirmek suretiyle yerine getirdi. otuz araba ve altmis manda ile çekiliyordu. Bizans Imparatoru'nun kardesleri Dimitrios ile Thomas hüküm sürmekte idiler.fakat gülle yapmasini bilmedigi için bu ise karismayacagini söyledi. Kendi nezâreti altinda döktürmüs oldugu toplardan biri çok büyüktü. Petropulos bu emri. Bu arada Subat 1453'te hükümdarin emri ile Dayi Karaca Bey. Subat baslarinda Edirne'de baslayan sevkiyat. Kalani ben düsünürüm" demisti. büyük topun Edirne'deki ilk deneme atisindan. Despotlarin kuvvetlerini yok ederek onlara göz açtirmadigi gibi Bizans tarafindan beklenen yardimin gelmesine de engel olmuslardi. genç hükümdar ile Orban arasinda geçen muhavereyi su sekilde verirler: Orban: "Büyük toplarinizi dökebilirim. Bu toplarla atilan gülleler. Imparator Constantinos'un.

içinde bulunduklari psikolojik durumu anlama imkânini da bulmus olacagiz. Yine Tahtakapidan Kosmidi (Eyüb civari)'ye kadar cenup tarafta bulunan baglara ve ovalara yaymis idi. kendi sonuçlari ile ilgilendirip bu yoldan biraz yardim saglamak ümidi ile yapilmisti. o tarihten bir önceki yilin 12 Araliginda. bu birlesme için." Takriben iki ay sonra "Fâtih" diye anilacak olan Mehmed'in ordulari. Dönemin Hiristiyan âlemindeki bu çekisme ile. sehir halki Rum ve Latin kiliselerinin birlesmelerini saglamak veya engellemek için birbirleri ile budalaca çekisiyorlardi. Büyük top. Pâdisah. Ahyolu. sehir önünde görünerek (Egrikapi) karsisina gelen tepenin arkasinda çadirini kurdu. Hükümdar. Bigados da kendiliginden teslim oldu. her gün bir takim çirkin çekismeler görülüyordu. Bundan dolayi bu kapi "Topkapi" adini almistir. bu kapinin tahrib edilemeyecegini anlayinca topu Sen-Romen kapisi önüne tasitti. savasla ilgili bütün tedbirleri aldiktan ve bütün hazirliklarini tamamladiktan sonra 23 Mart 1453 (12 Rebiulevvel 857) günü Edirne'den hareket eder. Nisanin 6. Ordusunun meydana getirdigi çizgi. Fatih'in gelisini ve otagini kurusunu söyle anlatirlar: "Paskalyayi takib eden Cuma günü (6 Nisan) Mehmed. Vize ile Ayios Stefanos idi. bundan daha iyi bir zamanin olamayacagini düsünüyor ve ancak bu sayede Bizans'a yardim yapilabilecegine inaniyordu. esasen daha evvel Karacia (Karaca Bey) tarafindan tahrib olunmuslardi. Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birlesmesi gerektigini. Bu yardimla o. sehir muhasara edildi. Avrupa'nin büyük devletlerini. "Mehmed'in askerleri tahribat için Istanbul kapilarina dayanirken. sarayin Tahta kapisindan Yaldizli kapiya kadar uzaniyordu. yani 6 Nisan (26 Rebiülevvel) Cuma günü de sehri kusatma altina alir. Osmanlinin sahip oldugu dinî müsamahasi (hosgörü)ni karsilastirma bakimindan bu mevzuda kisaca ve özet olarak bilgi vermek istiyoruz. Çanakkale Bogazi'ndan geçecek olan Anadolu kuvvetlerinin gelmesini bekler. Ayasofya'da iki firka (mezheb) arasinda seklî bir uzlasma saglanmistir. Islâm'dan alinan ilhamla. Böylece. Ortodoks Kilesisi'ni asimile edip tamamen ortadan kaldirmayi hedefliyordu. Katolik Hiristiyan dünyasi. Bu yerler.Misivri. Istanbul surlari önünde göründükleri zaman. Fakat bu uzlasma. Bizans tarihçisi Dukas ve ondan naklen Hammer. Cuma günü. yoluna devam ederek 1453 Nisan'inin besinde Istanbul surlari önüne gelir. Ortodoks Mezhebi'ndeki Rumlarin. Ertesi gün. Kesan mevkiinde mola veren hükümdar. imparatorun yeniden tahkim ettirmis oldugu Egrikapi (Kaligarya) önüne konmustu. Kesan'da kendisine iltihak eden bu orduyu alan pâdisah. . Sizmatizm atesi henüz sönmemis oldugundan. Bu karsilastirmayi da bizzat kendi kaynaklarindan yapmakla meseleye daha rahat bir açiklama getirmis olacagiz.

mal. birçok eser mahvolmus ve Türk fethine kadar bu facianin izi silinememisti. Bu hareket. her mezhepteki hiristiyanlarin. onun gönderdigi Kardinal Izidor vasitasiyle Ayasofya'da âyin yapilmisti. can ve din hürriyetine sahip olarak Osmanli ülkesindeki rahat hayatlarini gipta ile karisik bir hayranlikla müsahede ediyorlardi. Bu anlayisin bir sonucu olarak. Rumlar. Latin serpusunu görmekten daha iyidir. Ortodoks Mezhebi'ne bagli olan halkta. her gün birlesme taraftarlari aleyhine va'z etmekten ve yazilar yazmaktan geri kalmiyordu. Türk sarigini görmek. Latinlere karsi olan bu nefretin kökleri çok eskilere dayaniyordu. Bir grup papaz ve ileri gelenler. en yüksek dereceli devlet adami olan Grandük Notaras: "Konstantinipolis'te kardinal sapkasi görmektense Türk sarigini görmeyi tercih ederim" diyordu. baska kesisler ile halkin bir kismi manastirlardan çikmiyorlardi. henüz unutulmamisti. Müslüman Türk'ün müsamahasi biliniyor. "Gennadios. Istanbul aleyhine toplanmis olan sayisiz Türk askerlerini gören halka hitaben bu büyük duka. Saint Thomas Akinu'nun sahsi ve eserleri aleyhine yeni mütalaalar ve itirazlar tertip ediyordu. halkin hafizasindan daha silinmemisti. gayr-i müslim tebeasina (vatandasina) verdigi büyük rahatlik ve kazanç imkanlari da bunlara ilave edilince. Türkler. Fakat biz. Bu sekildeki tahribata karsilik." Görüldügü gibi Imparator. dönemin Bizans tarihçisi olan Dukas'in verdigi bilgiyi de vermek suretiyle Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birbirlerine karsi olan bu hasmâne tavirlarini ortaya koymaya çalisacagiz. Sehirde yaptiklari yagma ve Rumlara yapilan iskenceler ile onlari her türlü haktan mahrum edisleri." Hammer. bazi resmî binalar. imparator ile birlikte Katolik âyininde hazir bulunurlar iken. Makamindan uzaklastirilan eski patrik Gennadios (fetihten sonra Fâtih tarafindan Rum Patrikligi'ne getirilen kimse) da Ortodoksluk için en iyi .Muhaliflerin düsmanligi son dereceyi bulmustu. Osmanli hükümdarlarinin vicdan hürriyetine. Bir de Dimitri Kidoni aleyhinde bulunuyor ve bunlarin rafizî olduklarini isbat ediyordu. mezarlar soyulmus. bu konuda daha fazla tafsilat vererek iki kilisenin nasil birbirleri ile çatistiklarini anlatir. Bu. Müslüman ve büyük devletin. Avrupadan yardim alabilmek için Papa tarafindan sart kosulan Katolik kilisesi ile birlesmeyi kabul etmis. yikilmis müesseseler. Istanbul'a girdiklerinde bir kismi çok harab 50'ye yakin kilise. Genadios ile ayni fikri paylasiyor ve onunla is birligi yapiyordu. büyük bir nefret uyandirmisti. Senatodan bas amiral büyük duka (Lukas Notaras). imparatordan sonra. Latinler aleyhine sunlari söylemeye cesaret etti: "Istanbul'un içinde. Hiristiyanligin. bozuk yollar ve terk edilmis saraylar bulmuslardi. bazi Bizanslilarca Osmanli idaresi bir nimet ve kurtulus olarak görülüyordu. Bu istila esnasinda Istanbul'daki âbidelerin çogu tahrib edilmis. Zira 1204'teki Latin istilasinin aci hatiralari. din ve mezheb serbestisine verdikleri mukaddes mânâ farkediliyordu.

Sultan-i âlisan (sani yüce sultan)la at basi giderek onun * âyet-i kerimesinde belirtildigi gibi "onun verdigi nimetlere sükr ederler" derecelerine dogru yöneldiler. konunun detaylarina girmeden vermek ve kaynaklarina dipnotta isaret etmekle yetinmek istiyoruz. Gerçekten de rehberi zafer olan bu seferde. temiz ruhlar birlikte. Hz. Cuma namazindan sonra muhasara hareketine baslanilmasini emreden genç hükümdar. fetih ve zaferin nasib olmasi duasina. Iste böyle bir günde Edirne'den baslayan hareket. genç hükümdarin. Peygamberin nübüvvetini tasdik ettigini haykirmisti. dogrulugun. Devrinde hayal edilen ve arzu edilen esaslara dayanmis bulunuyordu. Bu sebeple biz. ulema. Bu sebeple sultanin etrafinda. Bu. Zira tafsilatina girdigimiz zaman sadece bu kusatmanin. asker arasinda gazâ ve cihadin faziletinden bahsederek onlari "Feth-i Mübin"e tesvik ediyorlardi. Âlimler. emel ve dileklerinin gerçeklesmesi için yakarista bulundular. Bunlar.tercihin bu olduguna inaniyordu. mesayih ve seyyidler. onun hakim oldugu idare araniyordu. onun Islâm mümessilligini ne kadar azametle temsil ettigini gösterir. düsmanlari olan milletler tarafindan dahi hakkin. Onun otagi yaninda yürüyüp dua etmekten bir an dahi geri kalmadilar. Onlar. mesayih ve bunlarin talebelerinden meydana gelen bir halka bulunuyordu. Kostantiniyye fethinin Sultan Mehmed tarafindan gerçeklestirilecegini askere telkin ediyorlardi. içinde Cuma Namazi bulundugundan Müslümanlarcaek olarak kabul edilmektedir. hacimli bir eseri dolduracak kadar genis olacagi görülecektir. din ve vicdan serbestisinin isareti olarak görülüyordu. insan tabiat ve yaratilisina son derece uygun idi. KUSATMA VE ISTANBULUN FETHI Bilindigi bi Cuma. Her an. Ama o tarihlerde hayatta olan ve gizli sirlari bilenlerden ve kerametleri zahir olan . adaletin. Birbirlerini tamamlar mahiyette olan bu bilgileri kisaca ve ana hatlari ile vermek gerekiyor. gayb ordulari ise askerin öncüsü olarak ilerlemekte idi. Sultan Mehmed'in temsil ettigi idare. eski âdetleri üzre ol gazi hükümdarin katinda bulunmak. 6 Nisan (26 Rebiülevvel) gününe tesadüf eden baska bir Cuma günü. bununla da yetinmeyerek "Feth-i Mübin"in muhakkak oldugunu. Çünkü. Hatta bir rahibe bütün hiristiyanlarin saskin bakislari önünde mezheb degistirmeyi red ederek tamamen Islâmî olan kiyafeti kabul edip. Tazim ve tekrim ediliyor. Zira Türk sarigi. maddî kuvvet kadar mânevî kuvvetin de tesirine inaniyordu. ordusu ile birlikte edâ ettigi (kildigi) Cuma Namazi'ni müteakip baslayan kusatma ile ilgili yerli ve yabanci bir çok kaynakta bilgi bulunmaktadir. seyhler ve seyyidlerden meydana gelen halkadan bahseden Hoca Sa'duddin Efendi bu konuda su bilgileri vermektedir: "Ulema. gaza sevabini elde etmekle yüceldiler.

Böylece onlar da. kesif bir toz ve duman bulutu içinde müthis bir gürültü ile geliyor. Simdiye kadar hiç kimsenin asla isitmemis oldugu bu harikulade top patlamalarini isiten hurafe perest (hurafelere inanan) halkin. isteyenlerin bütün esyasiyla birlikte arzuladiklari yere gidebilmekte serbest olacaklarini. Bu teklifin reddedilmesi üzerine. bin seneden beri bu sevgili beldenin maglup edilemez bir tanriçasi makaminda tuttuklari ve varligiyla magrur olduklari bu köhne surun kendilerini korumaya yetmeyecegini anladiklari zaman. arka ve yanlara süvariler konmustu. Bu bombardimanlarin çok ustalikli yapildigi. Mehmed Pasa'yi. günün her saatinde sasmaz bir intizam dahilinde dehset saçan bir gürültü ile agir mermer güllelerini Bizans surlarina firlatmaktan bir an dahi geri kalmadilar. Bu sekildeki bir bombardiman. günümüzde Topkapi denilen yerde mevzilendirildi. bu konuda asagidaki ifadeleri kullanarak Osmanli topçusunun. halkin mal ve canlarinin güvenlikte bulunacagini. ortasina yapilan top darbeleriyle büyük gedikler açildigi rivayet edilir. çok kisa bir mesafeden yapilan bu ilk top atesini müteakip. bu fetihteki rolüne isaret eder: "Yine Nisan'in on ikinci günü büyük bombardimanin basladigi gündü. derhal gedikler açilmaya baslandi. dilekleri gerçeklestiren Allah'in yardimlarini taleb için ayni yola düstüler.Aksemseddin Hazretleri ile Akbiyik Dede. Sahî denilen büyük top. Tesirin tahribkarligi derhal görüldü. baska bir rivayette de Isfendiyar oglu Ismail Bey'i elçi olarak gönderip. zedelenen kenarlarin üzerine. kusatma hareketine hiz verildi. Bu gülleler. 12 Nisan'da safakla birlikte topçu bataryalari atese baslayarak. Kusatilmis olanlar." Bizans surlari önünde saf tutan Osmanli ordusunda. sayet teslim olurlarsa. Islâm askerlerine yüz akligi olmak için duaya devam ediyor ve hükümdarin emri geregince otag yaninda yürüyorlardi. duçar oldugu canhiras feryad ve dehset. Kisa bir zaman içinde muhasara için mevki alan ordu. hazirliklarini yürütürken Sultan. Bizans Imparatoru'na. nokta atislari ile surlardaki muhayyel bir üçgen dövülerek. Schlumberger. ortaçagin en büyük kalesini yikmak için yaptirdigi müthis toplari . tasavvur edilsin. Üç adet büyük hücum firkasi teskil edilmis ve 14 bataryalik bir topçu parki kurulmustu. Asirlar oyunca nice güçlü milletlerin hücumlarina dayanmis olan bu asirlik duvarlarda. surlara çarpip tahribatini yaptiktan sonra bin parça oluyorlardi. piyadeler sagli sollu ayrilmis. Bu elem verici tarihten itibaren muhasaranin son buldugu 29 Mayis tarihine kadar yedi hafta boyunca o korkunç toplar. Türk topçusunun harp teknigindeki maharetlerini göstermektedir. surlar bombardimana tutuldu. tarifi imkansiz bir ye's ve kedere kapildilar. aksi takdirde harp hukukunun gerektirdigi seylerin yapilacagini bildirdi." Mutlak surette galip gelmek azmiyle bütün hazirliklarini tamamlayan Sultan Mehmed.

Istanbul surlari önünde. Sultan. umumî bir hayal kirikligi dogurdugunu ve zaferi süpheye düsürdügünü isbat etmektedir. onun yerine Hamza Bey'i tayin eder. Hoca Sa'duddin bu konuda sunlari söyler: "Ulemanin ileri gelenlerinden Seyh Ahmed Güranî. Tursun Bey'in ifadesiyle bu hadise. ülkeler hakimi sultan ile ayni görüs ve fikirde olup. Lodos rüzgari ve Bogaz'daki akinti sebebiyle Halic'e girmeyi basardilar. bu durumu hazmedemeyerek Baltaoglu'nu komutanliktan azlip. Kostantiniyyenin fethidir" . baris ve anlasma yolunu benimsememislerdi. 20 Nisan'da bugday yüklü bir Bizans gemisiyle dört Ceneviz gemisi. "ehl-i Islâm arasina fütur ve perisanî saldi. Ümitsizlik. muhasarayi basarisizliga ugratacak büyük bir tehlike belirmisti. Bizans'ta büyük bir ümit ve sevinç uyandirdi. büyük seyhlerden Aksemseddin ve makami yüce vezirlerden Zaganos Pasa. Bu basari. Durumun nazikligini ortaya koymasi bakimindan kisaca bunlardan söz etmek gerekiyor. 6 Nisan . ortaya çikan durumdan istifade ile Imparator'la müzakerelere girisilmesi ve muhasaranin kaldirilmasi fikrini tekrar ortaya atarlar. alinmasi gereken tedbirleri de tavsiye etmektedir. Baltaoglu Süleyman Pasa'nin bütün gayretlerine ragmen. Ancak. bu muvaffakiyetsizligin. Sehabeddin Pasa ve Koca Turahan Bey'le Aksemseddin'in ve Sultanin hocasi Ahmed Güranî (Molla Güranî)'nin yardimlari ile bu bedbin görünüsü yenmeye ve savasa devam azmini yenilemeye muvaffak olurlar. hisimla atini denize dogru süren ve kaftani islanincaya kadar denize girmis olan genç hükümdar. Çandarli ile ona tabi olanlar. Bu gemilerin. bütün vezir ve komutanlarin katildigi bir Divan toplar. Çandarli Halil Pasa'nin eski rakibi ve fetih fikrinin kuvvetli müdafii Zaganos Pasa kurtarir. batililar tarafindan gönderilen donanmanin öncüleri oldugu sayiasi yayildi. alinan tedbirlerle Müslümanlarin lehine tecelli edecektir. kendisini bütün mukadderatla karsi karsiya getiren iki çetin imtihan daha geçirmisti. Mektup.ile Istanbul surlari önüne gelip muhasaraya baslar. Orada. tesci' edici sözleriyle askerin cesaretini yükselttiler.29 Mayis arasinda 54 gün süren kusatmanin tafsilatina girmek istemiyoruz. Fâtih ünvanini alacak olan Sultan Mehmed. O zaman. Bunlar. Aksemseddin tarafindan Pâdisaha sunulmus olan bir mektup. Düsman gemilerinin Halic'e girmesi üzerine. Amma ma'nide âyet-i kerimesinin isaretine uygun olarak bu hadise. Gerçekten. bozgun dogurabilirdi. Vaziyeti. Fetih alâmetleri belirdigi sirada isten el çekmek vazife anlayisina sigmaz diyerek zaferleri gölge edinen askerlere nasihatlarda bulundular ve tatli bir dille "sonra Rum ülkesi size açilacaktir" hükmünde belirtilen gerçek vaadi hatirlatarak "büyük savas. Genç hükümdar için durumun ne kadar nazik bir hale geldigini tasavvur etmek mümkündür.

karadan gemi yürüterek denize indirme teknigi büyük bir basari idi. Imparator'un gönderdigi elçilere: "Ya ben Bizans'i alirim. Fâtih Sultan Mehmed'in karsilastigi ve âdeta imtihan edildigi buhranli ikinci hadiseye geçmeden önce. Rumlarin mâneviyatlarini yeniden ve esasli bir sekilde sarsti. O sirada. Bu sekilde. iyi bir sekilde gizlenmisti. ya Bizans beni" diyecek kadar. Haliç tarafindan da tazyiki için limana girise mani olan zincirin kirilmasi denenmisse de basari saglanamamisti. Halic'e denizden girmenin imkansizligi yüzünden 50-70 kadem uzunlugundaki 15-22 sira kürekli 70 kadar gemi. Bunun üzerine ince donanmanin Halic'e karadan geçirilmesi genç hükümdar tarafindan düsünülmüstü. bir rivayette yelkenler açarak yürüttüler ve gemileri birbirine baglayarak üzerine metrisler koydular" cümleleri ile anlatir. bununla da kalmadi. Havan toplari döktürdü. Türklerle dost olmakla beraber geceleri de Bizanslilara yardim etmekteydiler. balistik hesaplarini bizzat yaparak tecrübelerinde bulundu. en agir sartlari kabul ederek baris teklifinde bulunmaya zorladi. Fâtih. esas faaliyet. Cenevizlilerin elinde bulunup ayri bir kalesi vardi. O dönem tekniginin bir harikasi kabul edilen bu köprü. Gemilerin Halic'e indirilmesinden sonra Defterdar ile Kumbarahane Iskelesi arasinda bin kadar duba üzerine. hayret ve dehsetle bu manzarayi seyre baslamislardi. 22 Nisan gecesi sabaha kadar Halic'e geçirildi. onun düsmani olan ve Fâtih'i sahsen taniyan . ihtiyaç karsisinda büyük dehâsinin yeni bir kesfini de ortaya koydu. fetih isinde azimli oldugunu ve teslimden baska bir teklifi kabul etmeyecegini bildirmisti. Solakzâde bunu "Himmet-i merdân ile Besiktas dedikleri yerden Kasim Pasa deresine dogru. Galata. Imparator'u." Bizans'in. Bizans Rumlari arasinda da "Gemilerin karadan yüzdürüldügü görülünceye kadar Istanbul'un zaptinin kimseye müyesser olmayacagi" hususunda bir inanç ve anlayis bulundugundan.gerçeginden hareketle ortaya konan gayret ve ihtimami bir bir gazilere anlattilar. Beyoglu sirtlarindan ve Galata surlarindan asirma atislarla Haliç'teki düsman gemilerini batirmaya basladi. dag parçasi gibi gemilerin altina rugan (yag) ile terbiye olunmus kütükler döseyip. Onlarin. Bu sevkiyat yapilirken Beyoglu tepelerine yerlestirilen bataryalarla Haliç'teki Bizans donanmasi taciz edilip hareketsiz birakildigi gibi surlarin etrafinda da bombardimana devam edilip. kusatilanlarin bütün ümitlerini kirmak için bu ise tesebbüs edilmistir. Sabahleyin 70 parça kadar geminin. Bura sakinleri. Böylece yeni bir cephe açilmasi ve Bizans'in her taraftan sikistirilmasi. Haliç'te yelken açtigini gören Bizanslilar. saglam dösemeli bir köprü kurdurdu. Fakat Fâtih. bes askerin yan yana yürümesine imkân verecek ve top geçirilebilecek sekilde muntazam.

ormanlari ve dereleri asarak. Ve hakiki altin gibi parlayan Atina'yi (burada kastedilen Istanbul'dur) yani dünyayi tezyin eden (süsleyen) sehirlerin kraliçesini feth etti. Her birinin bas tarafinda bir kaptan ve arka tarafinda bir dümenci oturuyordu. kara yolu ile. Bu gemilerin sayisi seksen idi. geçidin (Bogaz) mukaddes agzindan çekerek.Bizans imparatorluk prensi meshur tarihçi Dukas'in karadan yürütülen gemiler ile pâdisahin bu husustaki faaliyetleri hakkindaki düsüncelerini buraya almayi faydali buldugumuzu belirtmek isteriz. düsecegi gününe kadar Haliç'te büyük bir Venedik gemisinde bulunarak. Mehmed ise. Bu suretle emir icra olundu. söyle diyor: "Pâdisah. Binaenaleyh bu. karada yürür gibi bu köprü üstünden karsiya asker geçirdi. Keyahsar'i da geçti. kusatma altina girdigi günden. inanilmayacak kadar garip bir manzara oldugunu tekrar ederim. O. Galata'nin diger cihetinde ve Kosmidion denilen yerin karsisindaki Haliç sahili arasinda bulunan ve Galata'nin arkasinda olan ormanlik dag yolunun düzeltilmesini emr etti. Bunlari bizzat gözlerimle gördüm. efsanevî mes'ale isigi altinda gemilerin. Gemiler çekiliyordu. Eger bu harikulade olayin meydana gelmesinde hazir bulunmamis olsaydim. . baska birisi de borazan çaliyor ve denizcilere ait sarkilar okuyordu. Bu gemilerin. biri de davul. Bu yolu. cesurâne ve cür'etkârane bir planin tatbik ve icrasini düsündü. Elispondos (Çanakkale Bogazi)'u geçti ve Atinalilara maglub olarak muhakkar (hakarete ugramis) bir halde geri döndü. daglarin tepelerinden geçirdi. Muvafik rüzgarin esmekte oldugu sirada. Bir digeri de elinde küregi tutarak. Keyhüsrev'in Athos dagini yarmasinda gösterdigi cearet ve fedakârligin kat kat üstünde bulurum. Ve gemileri dalgalar yerine. Bu yeni Makedonyali ve bana kalirsa neslinin en son pâdisahi olan Mehmed.Halic'e nakl olunmalarini emr etti. buna inanilmaz ve garip masallar gibi görünmüs olacak olan diger rivayetlere de artik inanirim" der. taifelerin sevk ve setaretini. Böyle bir harikayi kim gördü ve kim isitti? Keyahsar (Keyhüsrev) denizde köprü insa ederek. tekbir seslerini." Istanbul'un. denize varincaya kadar karadan geçiyorlardi. sanki denizde imis gibi karada hareketleri hadisesini gözleriyle takib etmemis bir kimse için bunun. sevinç nârâlarini ve davul âvâzelerini uzun uzun anlattiktan sonra "Bu gemilerin. karayi denizde oldugu gibi geçti ve Bizanslilari mahv etti. Galata'nin sark tarafinda ve Çifte sutun altindaki cihette olan yer ile. Bunlar arasinda iki sira kürekli kadirgalar da vardi. olup bitenleri yakindan takib etmis olan vak'anüvis Nicolas Barbaro. Zira Keyahsar. Geri kalan gemileri orada biraktilar. yelkeni harekete geçiriyordu. karayi denize tahvil etti (çevirdi). mümkün oldugu kadar düzelttiler ve makaralar ile gemileri denizden karaya çikardilar. dag ve tepelerden geçisinin dehset saçici cereyanini. Ben bunu.

Osmanli karargâhina gelir.Fâtih Sultan Mehmed'in. Istanbul'a yardim yapilamayacagini. Zira idareyi genç krala devr etmekle imzalamis oldugu ahidnâmenin geçersiz oldugunu ve bu yüzden onu geri isteyerek ve Osmanli hükümdarinin ahidnâmesini de iade ediyordu. Özellikle Hiristiyan Bati'nin birleserek Müslüman Türkleri Balkanlardan atmak üzere harekete geçebileceklerini. Vezir-i a'zam Halil Pasa. Papa da kendi hesabina bes kadirga techiz ettirip yola çikarmisti. naiplikten çekildigi ve Ladislas'in kral oldugu ögreniliyordu. bunun da daha büyük bir felakete sebep olacagini söyler. sonucu çok tehlikeli ve mes'um neticeler dogurabilirdi. Buna karsilik Zaganos Pasa. genç hükümdara bildirilir. Basindan beri kusatmaya karsi gibi görünen Çandarli. Bati devletleri arasindaki rekabetin bu yardima engel olacagini. Macar elçilik heyeti. Bunun üzerine. Tâcîzâde'nin ifadesiyle: "Te'hir olicak mebada derya yüzünden dahi küffardan muavin gelip halka zaaf-i kalb târi olmaga sebep ola". Sultan Mehmed'le üç seneyi kapsayacak sekilde yapmis oldugu mütarekenin. Tekrar mirildanmalar basladi. Macar elçisiyle olan görüsme. 26 Mayis) bir Macar heyeti. Jan Hunyad'in. Venedik. Bati devletlerine ait bir filonun da Bizans'a yardima gelmekte oldugunu bildirir. imparatorun agir bir vergiye baglanarak muhasaranin kaldirilmasini teklif eder. 7 Mayis'ta hazirladigi bir donanmayi G. 27 Mayis aksami bir meclis toplayarak vaziyeti görüsür. Öbür tarafta Karamanoglu. Macarlarin Rumlara yardim edeceklerine dair olan tehdidi ve bir Bati filosunun yardima gelecegi sözleri. Yildirim Bâyezid'in akibetini. Macar heyeti. pâdisahtan Istanbul kusatmasinin kaldirilmasini ister. Mayis sonlarina dogru kendisini göstermisti. Venediklilere verdigi söz üzerine Istanbul surlari önünde herhangi bir gevseme halinde harekete geçmeye hazir bulunuyordu. Izladi. efendisinden aldigi talimat üzerine. daha önce görmüs oldugu üç Haçli seferinin tehlikelerini yakindan bildigi ve Bati Hiristiyanlarinin yeni bir Haçli seferi düzenlemelerinden korktugu için. Aksi takdirde Macarlarin. . vezir-i azam ve onun yaninda bulunan iki vezirle görüsür. Varna ve Ikinci Kosova muharebelerini hatirliyordu. Sefir. Bir gecikme. Bizans'in lehinde hareket edip onlarin yaninda yer alacaklarini bildirir. Bati hükümdarlarinin birlestikleri. Bu yüzden Jan Hunyad. bu faaliyet ve hazirliklardan habersiz kalmasina imkan yoktu. Sultan Mehmed'i düsündürür. Kuvvetli bir casus sebekesine sahip olan Osmanli hükümdarinin. Bu heyet vâsitasiyle. Zira o. yardim yapilsa bile önemli olamayacagini söyler. Loredano komutasinda Ege sularina göndermisti. Hemen hemen bütün kaynaklarin belirttigine göre o günlerde Osmanli ordugâhinda. Gerçekten de Istanbul muhasarasinin sonlarina dogru (25. muhasara esnasinda karsilastigi ve âdeta imtihan edildigi ikinci önemli hadise. ahidnâmesini geri istiyordu. Gerçekten. Hunyad'in sehri kurtarmak üzere kuvvetli bir ordu ile yolda oldugu ve büyük bir Haçli donanmasinin Agriboz'a veya Sakiz Adasi'na ulastigi sayialari yayilip büyük bir endiseye sebep oldu. hakli çikacak gibiydi.

tasa köpüre sehre girmekte. bazi dedikodulara sebep olmustu. babasinin basi secdede. Ak Seyh de kendi kendine "Elhamdülillah. Papa'nin da Avrupa'li kuvvetleri. kafasi ve bedeniyle de en agir ve zorlu yükü tasiyan pâdisahin bir dinamo gibi zaman zaman bosalir olan mâneviyatini besliyor ve takviye ediyordu. pâdisahin. Fetih esnasinda. Bu arada muhasaranin uzamasi. tesvik ve sabri tavsiye hususu. Ancak Aksemseddin'in sebat ve hücum edilmesi ile ilgili mektubu ve manevî tebsirati havi yazisi. sehre yardimci olmak üzere gönderme ihtimallerinin kizistigi bir gerçekti. Ak Seyh'in çadirina niyaz ve sual babinda göndererek seyhinden fethin gününü. Ama bir türlü neticelenmeyen kusatma ve Ortodoks kiliseninin son ve tek ümid olarak Katolik kilisesine boyun egmesine karsilik. ona her zaman deste ve yar olmakta bulunuyordu. Bu uzun niyaz ve yanik münacattan sonra. genç. pâdisahin gazabindan korkarak. Veliyüddinoglu Ahmed Pasa'yi. Bu esnada çadirin bir yanindan etegini kaldirip içeri bakan genç adam. Genç hükümdar." . dinç. fetih tarihinin iç yüzünü idare eden Aksemseddin. su ifadelerde açiklik kazanir. genel bir hücuma karar verilir.Onun bu görüsüne bazi ümera ile ulema ve Aksemseddin istirak ediyorlardi. tekbir getirmeye baslamis bulunmakta idi. hatta saatini ve sehre girilecek noktayi ögrenmis görüyoruz. yatagini asmis sel gibi. Pâdisah da endiseli ve sikintili idi. Venedik veya Papa'nin donanmasinin Sakiz'a geldigi haberi alinmisti. merakla babasinin çadirina geldigi vakit. Seyh'in basi secdeden kalkar. Elhamdülillah" diye Cenabu Hakk'a sükr etmeye. Ne ki genç hükümdarin kulagina durmaksizin "Korkma. cepheden cepheye at oynatan. herhalde Sultan Mehmed üzerinde tesirli olmustur. denizleri tutusturtmustu. donanmasina bir gecede daglari asirtmis. Ama yine de Bizans surlarina çarpip püsküren ve uzadikça uzayan muhasaradan da zaman zaman ümitsizlige düser gibi oluyordu. fetih haberinin gelmemesi üzerine. Seyh'in ogullarindan biri. sehri alacaksin" diyen ses. sihirbaz kudretiyle kal'alar kurdurmus. Bu esnada da ordu. Fakat. Son olarak yapilacak hücumun neticesine kadar Macar elçisi iade edilmeyerek alikonuldu. "Bâhusus. göz yaslari ve enin ile aglayip yalvarmakta oldugunu görür. kapida bulunan nöbetçi: "Içeri kimseyi komayasuz diye siparis olundu" diyerek delikanliyi Ak Seyh'in yanina almaz. Sultan Mehmed ile Aksemseddin arasindaki ilgi. nizamli ve talimli ordusuyla karalari denizlere çevirtmis. toplar döktürmüs. Iste biçagin kemige dayandigi bu çok nazik demde. Benimsenen bu görüs üzerine. babasinin mustuladigi an gelip çattigi halde. Gerçi.

Bizans'in mânen tefessüh ettigini. derin bir vecd ile dile getirir. Bizansli muharipler. hem de Hiristiyan dünyasinda büyük bir manevî nüfuza sahip olacagini. Rum halkin büyük bir kismi ile bazi ileri gelenlerin Osmanli idaresini bir kurtarici olarak kabul ettiklerini. her zaman muhterem sayilacagini" bildirdi." Bundan sonra. bu sebeple "feth-i mübin"in muhakkak bulundugunu. Bunun için 27 Mayis'ta. asker içinde zaten coskun bulunan hücum ve kazanma halet-i ruhiyesini. Türk ordusunda "Mum donanmasi" denilen ates ve isik senliginin icrasi ile geçti.Aksemseddin ile Fâtih arasindaki münasebetlere temas etmis olmakla birlikte. daha önce toplanmis bulunan harp meclisinden kisaca söz etmemiz gerekiyor. Fetih sabahinin gecesi. Vezir-i a'zam Halil Pasa'nin muhasarayi kaldirma taraftari oldugunu bu surada açikça söyledigine daha önce isaret edilmisti. Zira bütün teklif ve çabalara ragmen Bizans teslime yanasmadigi gibi. mânevî tebsirlerle bir kat daha artirdilar. Müslümanlarin 850 senelik en büyük idealleri bulundugunu. Sultan Mehmed. O. maddeten de hiç bir gücünün kalmadigini. kiyamete kadar baki olacak bulunan Devlet-i Âl-i Osmanî'de. Fâtih'in baskanliginda toplanan bir harp surasinda uzun münakasalar yapilmisti. Bütün bu görüsmelerden sonra meclis muhasaraya devama karar vererek dagilir. bu sebeple kat'i neticenin alinmasina kadar muhasaraya devam edilmesini istediklerine temas edilmisti. Istanbul'u tamamen kusatan Türk deniz ve kara ordusunda . eline hükm-i serif sadaka olunarak (verilerek) tâ nesli munkariz oluncaya degin evladinin. Imparator bu talebi reddedince Fâtih. Peygamberin ashabindan ve hicret esnasinda kendisini Medine'de evinde misafir etme serefine nail olan Ebu Eyyub el-Ensarî'nin kabrini kesf ettigi gibi. yemin ederek askerlere söyle dedi: "Bu muharebede kazanç olarak yalniz sehrin binalarini ve surlarini istiyorum. fethin. Hz. Istanbul'a hakim olan devletin hem Islâm. bütün ulema. Buna karsilik Zaganos Pasa ile hem tib hem de manevî ilimlerde derin malumata sahip bulunan Aksemseddin. bütün orduya tellallar çikararak genel hücumun yapilacagi günü tesbit etti. Sehrin diger bütün menkul servetini ve mahsurlarini ganimet olarak size birakiyorum. Bu esnada Osmanli toplari surlari dövmeye devam ediyor. devamli mesgul edilerek yorgun birakiliyorlardi. harp hazirliklarini tamamladiktan sonra sehre bir elçi göndererek Imparator'a "sehri menkul serveti ve yakinlari ile terk edebilecegini" bildiren bir mesaj gönderdi. Fâtih'i zor durumda birakacak bazi tesebbüslerde de bulunuyordu. Kur'an'da Istanbul'a isaret ettigi kabul edilen * "beldetün tayyibetün" lafzinin "ebced hesabi" ile içinde bulunduklari 857 hicrî senesini isaret ettigini söyleyen Aksemseddin. Bu esnada genç hükümdar da münadiler vâsitasiyle orduya tebligatta bulunarak "ilk defa sura çikacak olan askerlerin rütbelerinin artirilacagini. mesâyih ve gazi dervisler.

Sonra otag-i hümâyununa çekilerek devlet erkâninin tebriklerini kabul eder. Isik ve seslerden meydana gelen bu ugultuyu gören Bizans. 20 Cemaziyelevvel (29 Mayis) Sali sabahi ezan ve namazdan sonra. gazâ yolunda sehidlik mertebesine ulasmayi taleb ile askere önderlik edip örnek olmuslardi. asirlardan beri hayal ettigi mukaddes bir rüya gerçeklesiyordu. etrafi kesif bir duman ve barut kokusu kapladi. Toplar. Peygamberin müjdesine mazhar olarak 30 kadar arkadasiyla sehâdet mertebesine ulasti. mes'aleler ve atesler yakilarak Kostantiniyye (Istanbul) bir isik çenberi içine alindi. elinde kiliç ile Topkapi gedigine saldirmisti. Bizzat genç hükümdar dahi. fakat kisa bir müddet sonra. Fâtih. Gecenin karanligini yirtan bu isik çenberi ile tekbir sesleri. Bu esnada Bizans. gemisine çekilmek ister. Bu sirada. artik Osmanli'ya mukavemet edilemeyeceginin bir ifadesi idi. Böylece Islâm dilâverlerinin ve Oguz kavminin. hem kara. ortaligi inletiyordu. ayakkabisindan taninmisti. Hz. ezanlar okunmaya baslandi. Ulubatli. Islâm'in mukaddes serefine mazhar kilan medhiye-i Resulullah'a** kavusmanin verdigi heyecanla sükür secdesine kaparak Cenab-i Hakk'a hamd eder. harbin en siddetli aninda. Ordu. Bizanslilarin Ayasofya'da icra ettikleri son âyindi. surlardaki bu manzarayi görünce. Bu âyin. atindan inerek. Sultan Mehmed Han. Peygamber'in medih ve senâsina nail olmanin verdigi bir sevinç. vatanini müdafaa için ölen bu serefli askerin cenazesine saygi göstererek onu merasimle defn ettirdi. tekbirlerle Topkapi suruna sancak dikti. Türklere açmis oldugu yolu takip edecegim" cevabini verdi. fenerler. Aksemseddin ile Molla Güranî ates hattina girerek. sehri koruyan gruplarla birlikte Bizans Imparatoru da öldürülmüstü. Ilk hamlede iki bin merdivenle 50 bin yigit ileri atilmis. tatli bir ahenk meydana getiriyordu. ayrica devletini. önce Osmanli ordusunda yangin çiktigini zannederek sevinecek.* Bu sirada Osmanli sancaginin surlarda dalgalandigini gören ve daha önce yaralanmis bulunan Latin komutani General Giustiniani. Ayasofya'da Imparatorun da hazir bulundugu son bir âyine katiliyordu. Bu. Askerin hep bir agizdan getirdigi tekbir ve tehlil sedâlari. bunun bir donanma oldugunu anlayinca derin bir ye's ve ümitsizlige düsecektir. Kalmasi hususunda israr eden Imparator'a "Allah'in. hem de denizden bütün cephelerden harekete geçti. Bizans'in. O. askeri tehyic edici sözlerle. Türk ordusunun büyük ve tarihî hareketi basladi. Hz. hep birden sehir üzerine çevrilerek ateslendi. Bu sirada Ulubatli Hasan adindaki muazzez nefer. . surlardaki bayraginin indirilip yerine Osmanli bayraginin dikilmesinden sonra.kandiller.

sehrin zaptini müteakip Sehzâde Orhan'i aratti.Istanbul'un fethi. Bu yeni çaga. Fâtihâne bir ihtisam ve büyük tezahüratlarla sehre girmis olan pâdisah. Ayasofya'nin önünde atindan inmis ve mâbedin esiginde sükür secdesine kapanmisti. Aksemseddin de Cuma namazi kildirmisti. muhakkak ki bir baska sabahti. Hammer'in (II. yeni bir çag açiliyordu. rakipsiz kuvvetiyle. Bu parlak ve essiz ilkbahar sabahinin cihan tarihindeki yeri ise. henüz 21 yaslarinda çok genç bir pâdisah olarak. Bütün bunlarin yaninda özellikle saginda ve solunda Aksemseddin ile Akbiyik sultanin bulunmasi dikkat çekiyordu. Avrupa barbarlari dahil. mukavemet edenlerden baskasinin öldürülmemesini. hocalari. Cuma günü. Fâtih ünvanina hak kazanan büyük türk. dervisler. Yaninda. cihanin incisi Kostantiniyye'ye sel gibi akan sanli Türk ordusunu sicak bir içtenlikle kucaklayip üzerine mukaddes nurlar saçiyordu. genç sultan için ayni zamanda saltanatinin da fethi olmustu. emîr. Rivayete göre Fâtih Sultan Mehmed. fetihten sonra Bizans ahalisi hakkinda Hiristiyan dünyasinda esine rastlanmayan bir müsamaha hareket etmisti. Feth-i mübinin gerçeklestigi 29 Mayis 1453 Sali sabahini anlatan bir yazar. O. Ayasofya'da iki rekaat sükür namazi ile ikindi namazini kildiktan sonra mâbedin üç gün içinde bu mâbedin Cuma namazi için hazirlanmasini emreder. Aksemseddin Hazretleri. solak. âlimler. Iste o mukaddes Sali sabahi. fetih hakki olarak câmiye çevrilecekti."* Osmanli ordusunun sehre girip hakim olmasi üzerine bileginin gücü ile Fâtih ünvanini almaya hak kazanmis olan genç serdarin da sehre girdigi görülür. o günü su ifadelerle tasvir eder: "O gün. Fâtih Sultan Mehmed Han damgasini basmisti. Fâtih de Hak Teâlâ Hazretlerine hamd ve senâdan sonra hutbeyi okur. her zamankinden daha parlak dogan günes. Tursun Bey'in ifadesiyle haraba yüz tutmus olan Ayasofya. kalenderîler ve erler bulunuyordu.** Fâtih Sultan Mehmed. Gerçekten de sehrin düstügünü gören Sehzâde Orhan. Fâtih. göz kamastirici altin sarisi isinlari ile âdeta Islâm'in zaferini kutluyor. sipah ve yayalardan baska. . Bizanslilarin yaninda kendisine karsi surlar üzerinde savasmis olan bu Osmanli sehzâdesinin ölümü ile Yildirim Bâyezid'in ogullari arasindaki taht kavgasi kesin olarak sona ermisti. essiz dehasi. devlet ricali. böyle essiz bir sabahti. Zira o mukaddes Sali sabahi ile bir çag kapaniyor. Ölü veya diri getirene büyük mükâfatlar vaadetmisti. vezir. apayri bir özellik tasiyordu. bütün cihana saskinliktan küçük dilini yutturup. Hiristiyanligin sarktaki merkezini teslim almak üzere. 29 Mayis 1453 sali sabahi. seyhler. 302) dedigi gibi. surlardan atlayarak vefat etmisti. Sultan Fâtih'in koluna girip minbere çikartarak hutbe okumasini istemis. askerlerine.

bir yeni dogusa ugramak talihine ermis bulunuyordu. Yarim asirdan fazla süren kan kokusu içinde. ne tahrib edilen âbideler bir daha yerlerine getirilebilmisti. Fâtih. Pâdisahiniza da itaat ve muhabbet eyleyin. Osmanlilarin eline geçtigi zaman perisan ve harab bir vaziyette idi. diyerek gâzilerin tamamini sehrin imarina ve amme müesseseleri kurmaya tesvik etmis olmasidir. Öyle anlasiliyor ki sehir ve mabedlerin yagmalanmasi bir bakima Imparatorun eliyle de oluyordu. Imparator'un cesedini buldurmus. onu Rumlara teslim ederek inançlarina göre defn etmelerini saglamisti. Insallah cümleniz magfursunuz. fetihten sonra Galata'daki Ceneviz kolonisini de teslim alarak. Rumlardan. Zira Comnene'ler devrinde. Nitekim Istanbul fethine tanik olan Bizansli Yeorgios'un verdigi bilgilere göre. Bu arada Sultan Fâtih. Böylece gerek Ayasofya. Ama gazâ malini israf etmeyip hayir ve hasenatta sarf edin. bir yazarin ifadesi ile yeni sahipleri olan Müslüman Türkler sâyesinde "ba'sü ba'de'l-mevt"e. askerlerin maasini verecek parasi olmadigi için kral. oyun ve eglencelerden sonra. taht çekismelerinden ve iç idaresizliklerinden faydalanarak sehri basan Haçli ordulari. Allah'a adanmis kutsal esyalarin kiliselerden alinip paraya çevrilmesini emretmisti. mülk ve arazi dagitmistir. basardigi büyük iste.emrederek. Fakat bu noktada da mühim olan yine Aksemseddin'in. "Sühedaya rahmet-i Rahman. Ok Meydani'nda yapilan fetih ve zafer alayidir ki. tebeama fahr ü sükran" dedikten sonra asker ve sivil yüzbinlerce kisiye zafer hediyesi olarak mal. sadece esir edilmelerini istemisti. üç gün üç gece süren senlik. ne yagmalanan kiliseler bir daha doldurulabilmis. vahset ve zulüm ile ezilen bu sehir. Fethi takib eden ilk Cuma namazindan sonra meydana gelen ikinci önemli hadise. sehir disina kaçanlarin tekrar evlerine dönebileceklerine de müsaade etmisti. Fakat bu tahribat ve yoksulluga sebep olan Müslüman Türkler degil. çevresinin yardimlarini unutmayan pâdisah. Böylece sehir. bir daha belini dogrultamayacak bir hale gelmisti. Daha önce de temas edildigi gibi o. devletin. Bundan sonra ne yikilan saraylar bir daha yapilmis. Hiristiyan Avrupa idi. Istanbul. gerekse sehirdeki diger kiliselerde bulunan esya fetihten önce alinip paraya tahvil edilmisti. gazilere seref ü san. onlara hukukî beratlar verdi. ne kaçirilan sanat eserleri. cümleniz hakkinda ahir zaman peygamberi " Ne güzel askerdir onlar" diye buyurmustur. bilin ki. ziyafet. bu zengin ve mamur beldeyi sefil ve yoksul bir harabeye çevirmislerdi. Latin Kilisesi ile birlesme taraftari olmayan ve bu birlesmeye muhalefet ettigini daha önce gördügümüz Gennadius'u Patriklik makamina getirmek suretiyle . orada hazir bulunan gazilere sesini yükseltip "Ey gaziler.

yani Ortodoks kilisesinin. Bu sebeple kendisine "Roma Cihan Imparatoru" denebilirdi. Nitekim. Papa'nin. 29 Mayis 1453 (20 Cemaziyelevvel 857)'de Osmanli Türkleri tarafindan feth edilmesi. gerek Osmanlilarin büyük bir cihad ruhu ile askerî güce sahip olmalarinin etrafa verdigi korku. yararimiza olmustur. Sark. Papa'nin bütün Hiristiyanlari silaha sarilmaya davet eden 30 Eylül 1453 tarihli beyannâmesi. Istanbul fethinden sonra ilim ve faziletle taninmis olan Gennadius'u Rumlara Patrik olarak tayin etmis ve Patrikhâne'ye Bizans imparatorlari zamanindakine benzer selâhiyetler vermisti. Böylece Hiristiyan dünyasindaki iki kilise ayirimini desteklemis oldu. Gerçekten de Istanbul'u fetheden Türkler. Nikola'nin. Buna kendi gücünü de katarak asirlardan beri dogu dünyasinin Roma'liya karsi gösterdigi reaksiyonu âdeta yeni bir senteze kavusturuyordu. Osmanli hükümdari. Bu tasdikin. Sirbistan. ister kavuklu. Bununla beraber. ayrica Güney Avrupa memleketlerini hayret ve dehsete düsürmüstü. yapmak istedigi ve yeni bir Haçli Seferi için saga sola bas vurmasi sonuçsuz kalmisti. gerekse artik Hiristiyanlik taassubunun yerini. Roma'ya hakim oluyordu. Merasimle bu yeni Patrige mürassa bir asâ ve at hediye edip iltifatlarda bulundu. Istanbul'un fethi ile Ortodoks dünyasi tarafindan da kabul edilip tasdik edilmis oluyordu. ister sapkali bulunsun. devlet. Bu hareketiyle Osmanli Devleti. Avrupa'yi ve özellikle Papa ile Napoli Kralligini. Böylece Fâtih. hukuken onun ülkesi sayilirdi. bir buçuk asirdan beri zaman zaman kileselerin birlesmesi için Papa'ya yapilan müracaat kapisini tamamen kapatmisti. Bizans Imparatorlugu zamanindaki bütün haklarini tanimak suretiyle Rumlari memnun etmis ve onlari müteaddid müzakerelere ragmen bir türlü yanasmak istemedikleri Garp (Katolik) Kilisesi'nin nüfuz ve hakimiyeti altina düsmekten kurtararak eskisi gibi kiliselerinin istiklâlini emniyet altina almislardi. Bu âlem. Roma âleminin hükümdari idi. bu hareketiyle Dogu Hiristiyanligini Katolik Roma'dan tamamen ayiriyordu.Ortodokslari himayesi altina almis oluyordu. Avrupa fetihlerinde büyük faydasi görüldügü gibi. Is bu kadarla da bitmemis. sesini çikaramaz hâle gelmisti. Bu sebepledir ki. Böylece. fazla bir alaka uyandirmadigi gibi. Eflâk ve Güney Arnavutluk'taki Ortodokslari samimi olarak kendi idaresine baglamisti. Galata'daki Cenevizlilerle Galata halkina da bir fermanla teminat vermisti. Osmanlilar aleyhine harekete getirmek istedigi . Papa V. Yildirim'dan beri kullanilan "Sultan-i iklim-i Rûm" tabiri. tedricen de olsa aklî muhakemenin almis olmasi yüzünden birçok devlet. Osmanli Devleti'nin bu ince hesapli siyaseti. Nitekim. Bu anlayistan hareketledir ki. gerek Balkanlar'da kendi idaresi altindaki ve gerek Mora. ister Hiristiyan olsun. Roma'yi elinde bulunduran ister Müslüman. kuvvetli oldugumuz devirlerde de Patriklik makaminin bizde bulunusu. Istanbul'un. Fâtih.

Bununla beraber fetih basarisi. Müslümanlar için önemli bir hedef haline gelmisti. "Ebced Hesabi" ile "Feth-i Mübin"in hicrî tarihini gösteriyordu. Bunun içindir ki. Sam. onun müjdesine nail olacakti. Islâmiyetin büyük bir temsilcisi olarak kabul etmeye baslamisti. Nitekim Bizans Tarihi adli eserinde Dukas.a. Kahire'de bulunan Abbasî halifesinin emriyle camilerde Müslüman Türk sehidlerine dua edilmis ve Fâtih'in ismi hutbelerde zikredilmisti. Peygamberin vefatindan kisa bir müddet sonra.)'in hadiseleri ile ta'ziz edilmis olan Fâtih Sultan Mehmed ve ordusu. çesitli sebeplerden dolayi kendisine kizdigi Çandarli Halil Pasa'yi vezir-i azamliktan azl eder. Bagdad ve diger Müslüman sehirler ile ülkelerde merasimler tertiplenip kutlama törenleri yapilmisti. Bu andan itibaren bütün Islâm dünyasi. Istanbul'un fethi. önce Emevîler. Hatta Bizansla isbirligi ettigine dair rivayetler de vardi. Islâm dünyasinin. Istanbul'un fethinden dolayi bu kadar sevinmesinin sebeplerini. daha sonra da Abbasîler tarafindan defalarca muhasara edilmesine ragmen ele geçirilemeyen Istanbul. henüz 21 yaslarinda bulunan genç Osmanli hükümdarina nasib olmustu. bu fetihle. Bu sebeple Memlûk Sultani. zafernâmelerle Islâm dünyasina bildirilmisti. bir bakima genç Sultan için saltanatin da fethi olmustu. Hz. Kur'an-i Kerim'deki "beldetün tayyibetün" âyeti. asirlarca önce haber verdigi bir olayin gerçeklesmesi demekti. çok derinlerde aramak gerekir. büyük bir tebcile layik görülmüslerdi. bu olayda basari saglayan.Adalar halki ile Balkan yarimadasi'ndaki despotluklar ve bu meyanda Sirp. Çünkü bu. Misir. Peygamberlerinin müjdesine (tebsirât) mazhar olan Osmanli Devleti'ni. Selçuklu ve Osmanli devirlerinde serefle müdafaa etmis olan Türk milleti. Bu sirada Fâtih. peygamberlerinin. Ayrica. Peygamber. Haçli sürülerine karsi Islâm'i. Bosna. tebsir etmisti. bütün Müslüman dünyasinin sönmez ve eksilmez muhabbetini kazanmisti. Keza.v. Mora. Güney Hindistan (Behmenî) Sultani Alaeddin II. Hz. Bu hedefe ulasmak gerekiyordu. Eflâk. Fâtih'e elçi göndererek kendisini tebrik etmisti. Fâtih'ten önceki Osmanli hükümdarlarinca da kusatma altina alinmisti. bazi Arnavut kral devlet ve senyörleri. fetihten sonra Fâtih ile Duka arasindaki konusmayi verirken sunlari söyler: "Büyük Duka gelip etek . Osmanlilarin Enez zaferinden sonra 1454 senesi ilkbaharinda göndermis olduklari elçileri vâsitasiyla Istanbul fethinden dolayi Osmanli hükümdarini tebrik ediyorlardi. Zira bu sehrin fethi. Zira onun hakkinda ortada çesitli söylentiler dolasiyordu. Istanbul Fâtihi'ni ve fethi basaracak olan orduyu. Hiristiyan Bati dünyasinda beklenmedik bir felâket olarak kabul edilen Istanbul fethi.Resûlullah (s. Ahmed Behmen Sah (1435-1457) da elçiler gönderip Fâtih'i tebrik edenler arasindaki yerini almisti.

Dediler ki "Bizi memleketimizden sürdünüz getirdiniz bu kâfir evlerine geri vermek için mi getirdiniz?" Bazilari avradini ve oglanini (ailesini) koyup kaçti. Âsik Pasazâde'nin bu konuda verdigi bilgiyi. aylar önce ayrildigi sehre tekrar giriyordu. adlî ve diger hizmetleri görmek için görevliler tayin ettikten ve 18 Haziran'a kadar Istanbul'da kaldiktan sonra Edirne'ye döner. Istanbul'u feth etti. dönemin dil özelliklerine de dokunmadan buraya almak istiyoruz. Pasa. Bak ne kadar zararlar. Ve her vilayetin subasilarina ve kadilarina adamlar gönderdiler. Pâdisaha der . Öyle olunca bu halka güç geldi. Ve her kim geldiyse verdiler. Fâtih. gelenege uygun bir merasimle pâdisahin huzuruna kabul edilerek kendisine murassa bir asâ ve at verilmisti. ganiden ve fakirden evler sürdüler. bahçeler. "Pâdisah. baglar. fetihten sonra Gennadius gibi âlim ve münevver bir Ortodoksu patrik tayin etmekle. "Kula Sahin" derlerdi atasindan kalmis bir vezir-i akil (akilli bir vezir) vardi. kisa bir müddet sonra idam edilecektir. Anadolu'dan getirttigi Türk ailelerini vergilerden muaf tutmak suretiyle iskân edip sehrin yeniden senlenmesini sagladi. O. Fâtih Sultan Mehmed. Sehir mamur oldu. "Hatiri olanlar gelsin evler." Bu yüzden azledilen Çandarli Halil Pasa. Bu meyanda eski Bizans halkinin evlenme. ne kadar hasarlar yapildi. Duka buna cevap olarak "Efendim. pâdisah size tahakküm edemiyecektir" diyorlardi. bosanma. sadece nakit paralari hazine adina alikonmustu. Sayet bu makama katoliklige meyyal bir baska ruhanîyi getirmis olsaydi. Pâdisah. hatta imparatorun bile böyle bir selâhiyeti yoktu. Ortodoksluk yavas yavas sönüp ortadan kalkacakti. Istanbul'u bir Müslüman Türk sehri haline getirmek için. mallari mirasçilarina birakilmis. ictimaî. Bu sehri mamur ettiler. senin adamlarindan bazilari da sözle ve mektuplarla imparatora haberler göndererek. Genç hükümdar. söylenen bu sözleri Halil Pasa'ya atfetti. mülkler verelim" dediler. "korkma. ne kadar kimse esir oldu". Bu gelen halka da evler verdiler. büyük bir zafer alayi ile. subasiligini kulu Süleyman Bey'e verdi. Patrik. patrik tayini ve Istanbul'un ticarî. Böylece o dönemde nasil sade bir Türkçe'nin kullanilmis oldugunu da görmüs olacagiz.öptükten sonra Pâdisah ona dedi ki: "Sehri teslim etmemekle iyi bir is yapmadiniz. iktisadî. sana sehri verecek kadar selâhiyetimiz yoktu. Ve cemii vilayetine kullar gönderdi. Pâdisah yine emr etti kim. ölüm ve dinî ayin gibi sahsî meselelerinin de kendi cemaatlerince tedvir edilmesine müsaade edildi. vasiyetnâmesinde bütün mal varliginin pâdisaha ait oldugunu bildirmekle birlikte. Bundan baska. Bu verdikleri evleri mukataaya verdiler. feth ettigi ülke halkinin geleneksel imanini kurtarmis oldu.

Pâdisah da onun sözünü kabul etti. Seyahatnâmesinde bu yeni gelenlerin kurduklari mahallelerin isimlerini vermektedir. Ondan sonra mektuplar (yazili belge. hiç birine mukataa koymadi. bize bu yerlesmenin sehir içindeki dagilimi konusunda önemli ip uçlari vermektedir. bahçe verilip vergiden muaf tutulmalari. Baska bir ifade ile Istanbul. bu yeni gelenlere çesitli kolayliklar saglamaya basladi. Egirdir. tapu) verdiler ki mülkleri ola. Âsik Pasazâde. Çarsamba gibi semt isimleri. Bu da biraz önce temas edilen göç uygulamasidir. Nitekim. Karaman. günümüzde bile Aksaray. bag.ki: "Hey devletlu sultanim. geldikleri sehir ya da kasabanin adini vermislerdir. Bu hüviyet degisikligi. bir yandan bu sürgünlerle Istanbul'un nüfusunu artirirken. Yine hükm etti: "Her ev ki verirsiniz mülklüge verin (verdiginiz her evi mülk olarak verin)" dedi. Fâtih'in daha ilk günlerden baslayarak Istanbul'u canlandirmak ve senlendirmek için gösterdigi çabayi ortaya koymaktadirlar. bir yandan da fetihten hemen sonra sehirde genis bir insa faaliyetine girer. O. Istanbul'un eski olan ve günümüzde bile varligini koruyan mahalle adlari. Sivas ve Izmir gibi yerlerden gelen Türk aileleri ile Istanbul kisa bir zamanda hüviyet degistirerek bir Müslüman Türk sehri haline geldi. fetih ." Görüldügü gibi. Manisa. Sultanima da layik olan budur ki bunu yapmaya" dedi. Istanbul'un Müslüman Türk sehri haline getirilebilmesi için her imkâni degerlendiren Fâtih. semt isimleri ile de olmustu. Çarsamba. O. Istanbul'u imar ve iskân etmek gibi büyük bir problemle karsi karsiya kaldigi anlasilmaktadir. Bu problemi çözmek ve sehre yeni bir çehre vermek için Osmanlilarin eskiden beri uyguladiklari bir yöntemle meseleye yaklastigi görülmektedir. onlarin sehrin iktisadî hayatini ellerine geçirip bu sahada söz sahibi olmalari içindi. Dukas. pek fazla bir sey ifade etmiyordu. Daha sonra degisik tarihlerde Karadeniz sahilleri ile Karaman. Nesrî. Çünkü bunlarin sayilari çok azdi. yerlestikleri yerlere. Evliya Çelebi. Harap bir sehri devralan Fâtih'in. Tire. atan. deden nice memleketler feth ettiler. Samsun. Ilk önce 5000 aile getirildi. Çünkü (daha önce de belirtildigi gibi) bu yeni gelenler. Fâtih. Sehir yine mamur olmaya yüz tuttu. fetihten sonraki büyüme ve gelismesini buraya yapilan hâne nakline borçlu görünmektedir. Her ne kadar Balkanlar'dan da nüfus nakli olmussa da bu. Aksaray. Kastamonu. Anadolu'dan getirilen Türklere ev. Tursun Bey. Çünkü gelenlerin yerlestikleri bu yerlere onlarin geldigi yerlerin ismi verilmisti. Kritovulos gibi çagdas kaynaklarin verdigi bilgiler ve günümüzde yapilan arastirmalar. Bursa. Mescidler yapmaya basladilar. sadece nüfusla degil. Istanbul'un iskâni için Anadolu'nun muhtelif yerlerinden sanat sahipleri ile muhtelif siniflara mensub Türk nüfusunu buraya celb edip iskân ettiriyordu. hâlâ o günün hatiralarini tasimaktadirlar.

Bu arada müsellem ve yaya sancakbeylerine. karelik bir alani çevreleyen surlar onarildi. Fetihlerinde bir sira ve irtibat görülen Fâtih Sultan Mehmed. 1457'den sonra daha genis bir imar faaliyetine girisecek olan Fâtih.esnasinda harap olan surlarin onarilmasi ve sehrin yeniden düzenlenmesi isiyle. bütün tebeasina (vatandaslarina) özellikle de esirlere karsi çok merhametli idi. Bunun için Osmanlilar. Istanbul'u aldigi zaman Balkanlarda karisik bir ortam bulunmaktaydi. konuyu bütün teferruatiyla anlatip daha fazla uzatmak istemiyoruz. FÂTIH'IN BATI SIYASETI Fâtih'in. SIRBISTAN SEFERLERI Fâtih'in. Limni ve Tasoz adalari da itaat altina alindi. Bu sebeple biz. gerek Dogu. gerek Bati. Osmanlilarin o havaliye bigane kalmalari için bir sebep degildi. Gerçekten Fâtih. Zira bütün tarih kaynaklarimiz ve yeni arastirmalarda bu konuda genis ve tafsilatli bilgiler bulunmaktadir. hendeklerin temizlenmesi emredilmisti. yaptigi mücadelelerinden (Sefer-i Hümayûn) kisaca ve ana hatlari ile bahs etmek istiyoruz. FÂTIH'IN SIYASETI Istanbul'u feth etmek suretiyle ülkesinin ortasinda bulunan ve bir ada durumuna gelmis bulunan engeli ortadan kaldiran Fâtih Sultan Mehmed. bir taraftan da esirlerin yevmiye (günlük) 6 veya daha fazla akça karsiliginda çalismalarini emretti. Orta Avrupa . Böylece 13 km. Ikinci Kosova zaferinden sonra Osmanlilarin Bati'da büyük bir fetih dönemine girmemeleri ve dirayetli bir hükümdar is basina geçtigi takdirde Orta Avrupa'ya dogru Türk hakimiyetinin genislememesi için bir sebep yoktu. herkesi ayni standartlara sahip olan esit duruma getirmek istiyordu. Bu sirada Istanbul gibi Türk topraklari arasinda sikismis bulunan ve Ceneviz'e bagli Enez kalesi ile buna tabi olan Imroz. gerekse Kuzey siyasetleri geregi. Istanbul Subasiligina getirdigi Karistiran Süleyman Bey'i görevlendirmisti. Bu sayede esirler para biriktirip kendileri için takdir edilen kurtulus akçesini ödeyip hürriyetlerine kavusabileceklerdi. Böylece Rum esirlerinin refah düzeyi yüksek bir duruma gelmeleri saglandi. artik Balkanlara dogru yönünü çevirebilirdi. Ilk bakista bu karisikliklarin Osmanli'ya pek zarari dokunmayacak gibi görünüyor olmalari. O. Istanbul'u fethinden sonra Balkanlar'da büyük karisikliklarin meydana geldigi bilinmektedir.

Ordunun büyük kismi Sivricehisar (Ostrowtz)'da Pâdisaha ulasti. Vilkoglu diye tanitilan Sirp Kirali Brankovitch. ordusunun toplanmasini bile beklemeden yirmi bin kisilik bir kuvvetle Sirbistan üzerine hareket etti. Kritovulos. bir taraftan akincilari Sirbistan üzerine gönderirken. bütün bu bilgileri verdikten sonra "hatta Üsküp yolu mesdud olup âyende ve revende (gelip gidenler. yolcu. Hoca Sa'duddin. Böylece zaman kazanarak savas için hazirliklarini tamamlamak istiyorlardi. öte taraftan da Sirp Kirali'na haber yollayarak Sirp topraklarinin Lazar'in oglu Stephan'a ve dolayisiyla kendisine ait oldugunu söyleyerek. Geç kaldigi takdirde öldürülecekti. durumundan anlasilmisti." Casuslari vâsitasiyle bu durumdan haberdar olan Fâtih. bu sekil kabul edilmedigi takdirde. ibn sebil) meci' ve zehabtan munkati' oldu" diyerek Sirp Kirali'nin sebep oldugu olaylari anlatir. Vergisini de zamaninda vermiyordu. Bu arada Türk sehir ve kasabalarindan bazilarinin Sirplar tarafindan yagma edildigini. Sirp Krali Brankovitch'in bu iki yüzlülügünü su ifadelerle nakl etmektedir: "O. Zira vergisini zamaninda vermedigi gibi. Bir taraftan tebrik için gönderdigi elçi heyeti ile. Elçi bunu hissettiginden. Sirbistan aleyhine harekete geçebilecegini bildirmisti. öte taraftan da Ulah ve Macarlar'la münasebetlere girisiyordu. Tarihlerimizde.ve Kuzeyden gelebilecek bir tecavüze karsi ülkelerini kolayca müdafaa edebilmek için tedbirler almak zorunda idiler. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre. Yapilan kusatmalarda bir çok kale zapt edilemesine ragmen bazilari da alinamamisti. Fâtih'in elçisini oyalamaya çalisiyorlardi. hatta bu yüzden Üsküp yolu kapanarak gidis ve gelisler durmustu. . Halbuki Sirp Kirali bu tarihlerde Tuna'nin öbür tarafinda bulunuyordu. pâdisahla yaptigi anlasmaya riayet etmeyip Macar ve Ulah'larla Osmanlilar aleyhine olacak sekilde münasebetlerde bulunmaya basladi. Bunun üzerine Fâtih Sultan Mehmed. Sirbistan'i terk etmesini istemisti. Haberi götüren elçi. fethi müteakip her taraftan tebrik için gelen elçi heyetleri arasinda Sirp Kirali Georges Brankovitch'in gönderdigi heyet de vardi. iki yüzlü bir siyaset takip ediyordu. Buna razi olmayan Sirp Kirali. Fakat bir müddet sonra gizli bazi fikirler besledigi. yirmibes günde geri dönmek için emir almisti. Böylece Sirbistan'a ilk sefer baslamis oldu. vaktiyle Osmanlilardan aldigi kalelerden bir kisminin anahtarlarini geri verirken. Bununla beraber Sofya sehrini kendisine ihsan edebilecegini söyleyen Pâdisah. Bu halden faydalanan Sirp ileri gelenleri. vaktiyle Osmanlilardan alinan kalelerin tamaminin iade edilmesi gerektigini söylemisti. zamaninda Pâdisahi durumdan haberdar etti. Pristine kadisinin arzindan ögrenen Pâdisah. tebrik için gelen Sirp elçilerine iltifat etmemis ve teslim etmek istedikleri kalelerin kafi olmadigini. saltanatinin neye bagli oldugunu iyice anladigindan pâdisahin babasina (Sultan Ikinci Murad) ve Fâtih Sultan Mehmed'e daima itaat edip vergisini de zamaninda öderdi. Osmanli topraklarina tecavüze baslamis.

fakat bu hazirliklarin neresi için oldugu bilinememekteydi. Macarlarin lehine sonuçlanmakla birlikte Jan Hunyad. Kaynaklarimizin tamami bu dönüsten bahs etmekle birlikte sebebinin ne oldugunu zikretmezler. harp hazirliklarina basladigi görülmekte. yalniz kendi ordusu ile Fâtih Sultan Mehmed'e karsi savasamayacagini idrak ederek 1454 yilinin sonuna dogru Imparator Friedrich'e bir mektup yazarak Sirbistan hadiselerini anlatmis ve Hiristiyanligin kurtulmasinin bir Haçli ordusu ile mümkün olacagini bildirmisti. Ayrica bu devletin bulundugu cografî ortam da. Bati'daki gayelerinin tahakkuku için gerekiyordu. Sirp ve Macar birlesik ordusu. Bu siralarda hudud komutanlarindan Evrenoszâde Ishak oglu Isa Bey. Sirbistan'da birakilmis bulunan Firuz Bey oglunu maglub edip bir kisim Osmanli topraklarini elde ederler. Bunun üzerine mesele Frankfurt'ta ve Wienerisch-neustad't'de toplanan meclislerde müzakere edilmis ve Hunyad'a yardimci bir kuvvetin verilmesi kabul olunmustu. arkasindan da Istanbul'a dönülmüstü. Sirplarin. Burada basta madenleri ile meshur olan Novaberda sehrinin alinmasina karar verilir. Bu basarilarina yenileri eklenebilirdi. Bu yüzden hükümdar. Fakat Pâdisah. büyük basarilar saglamis sayilirdi. Bir fesat kaynagi olan Sirbistan'in zapt edilmesi. burada orduya katilmisti. Buradaki savas. 1454-1455 kisini Edirne'de geçirmekte olan Fâtih'in. Osmanlilara karsi bir savasa hazirlandiklarini. Bu müddet zarfinda isini bitiren Karaca Pasa. Fakat Segedin antlasmasi ile yine Sirplara terk olunmustu. Karaca Pasa'yi Sirbistan'i yagmaya memur ederek kendisi ceddi (dedesi) Sultan Birinci Murad'in sehid edildigi Kosova'ya gelir. Buradan da hep birlikte önce Edirne. Bu sehir. fakat iç durumu iyi olmayan Sirbistan'in kolayca zapt edilebilecegini bildiriyordu. Gerçi bu sehir. Osmanlilarin eline geçtikten ve birkaç kale daha feth olduktan sonra Fâtih Sultan Mehmed.Bununla beraber Türk ordusu. 1455 baharinda Edirne'den hareket ederek Sirbistan üzerine yürüdü. Pâdisahin. birdenbire sefere nihayet vererek Edirne'ye döner. . bunu gerekli kiliyordu. Bu arada. Sultan Ikinci Murad zamaninda Osmanlilarin eline geçmisti.

Ancak bu sehrin degeri. Ayrica büyük toplar da Dayi Karaca Bey'in nezâretinde ayni yoldan sevkedilmislerdi. Dayi Karaca Bey'in komutasinda idi. Çünkü sehir. daha küçük muhasara toplari arasinda muhtelif çapta üçyüz kadar top vardi. Bunun için Morava kenarinda kurdurdugu dökümhânede çalistirilan binlerce isçi tarafindan toplar döküldü. her iki devletin burayi kaptirmamak için bütün gayretlerini harcayacaklari tabii idi. kesin olarak Osmanli hakimiyetine girmesi gerekiyordu. Bu sebeple Fâtih Sultan Mehmed. Ayrica o zamana kadar görülmemis büyüklükte tas gülleler atabilen yedi tane havan topu da yapilmisti. bu muhasara esnasinda. Fâtih'in karargâhina kadar gelmis bulunan düsmandan birkaç kisiyi. Bunlardan baska. Zira daha önce bazi bölgeleri Osmanlilarin idaresine geçmis bulunan Sirbistan'i elde tutabilmek ve kuzeyden gelecek istilalari durdurabilmek. geregi gibi sihhat ve selâmetle Dâru's-saltana'ya avdet buyurdular. baharda büyük bir ordunun basinda Sofya üzerinden Belgrad'a yürüdü. Firsat buldukça civarindaki Müslüman Türk topraklarina saldirmaktan da çekinmeyen. Etrafinda su ile dolu genis bir hendek vardi. Bütün kisi hazirliklarla geçirmis olan Pâdisah. simdilik Osmanli'nin eline geçmekten kurtarmisti. "tedbirlerinin takdire muvafik gelmedigini görünce. 1456 baharinda Belgrad'i almaya karar verir. bulundugu metrise bir top güllesinin isabetiyle sehid olmustu. Bunlar arasinda boylari 27 kadem olan 22 büyük top vardi. Sirplar ve Macarlar tarafindan da bilindiginden. hem karadan hem de nehir tarafindan kusatilmak isteniyordu. Sultan Ikinci Murad devrinde burayi almaya tesebbüs etmislerse de Jan Hunyad'in. Sehrin bu konudaki degerini daha önce anlamis olan Osmanlilar. böylece Osmanli güvenligini tehdid etmekte olan bu sehir ve sakinlerinin. 1456 yilinda Macarlarin elinde bulunan Belgrad'i almak için harekete geçer. esasli bir sekilde hazirlanma ihtiyaci duydu.BELGRAD KUSATMASI Fâtih Sultan Mehmed. su yollari vasitasiyle birçok yerden yardim alabildigi gibi müstahkem bir kaleye de sahipti. Böylece Belgrad. Yapilan muhasara ve bes yüz kadar askerin kaleye girmeyi basarmis olmalarina ragmen. Tuna yolu ile hareket etmis olan ve ikiyüz parçadan ibaret bulunan donanma. kusatmanin kaldirilmasina sebep olmustu. büyük bir kuvvetle yardima geldigi Belgrad'i. Sava ve Tuna nehirlerinin birlestigi noktada kurulmus olan Belgrad'in zapti çok zordu. Kendi topraklari üzerinde emniyeti saglamayi birinci derecede önemi haiz bir is telakki eden Fâtih Sultan Mehmed. Hükümdar. genç hükümdar . Jan Hunyad. savas kazanilamadigi gibi Dayi Karaca Bey de. Osmanli hududlarina tecavüz etmesi. ayni zamanda Macaristan'da basarili bir harekâta girisebilmek için Tuna kiyilarinin ve bilhassa Belgrad müstahkem kalesinin elde bulunmasi gerekiyordu." Öyle anlasiliyor ki.

çevre hükümdarlara dâvetiyeler göndererek. Fâtih'in. güzel medihler ve gazeller okudular. ilim adamlari ile halka karsi nasil davrandigini. Her tarafin halki. Bununla beraber biz. Onun yanina Hizir Bey Çelebi oturdu. Pâdisahin otag ve çadirlarini Ada'ya kurdular. Onu getirtti. Ulemâ. SEHZÂDELERIN SÜNNET DÜGÜNÜ Belgrad seferinden dönen Fâtih Sultan Mehmed. tayfa tayfa geldi. Bunlar hep Edirne'ye geldiler. Pâdisah dahi devletle Ada'ya geçip oturdu. Pâdisaha layik sohbetler yapildi. Nice günlük yollar dügüncülerle dolmustu. Bu davranis. bozulmaya yüz tutmus olan Osmanli askerine kuvvet ve cesaret asilamis olmalidir ki. Emr olundu: Hafizlar. Sultan Bâyezid Amasya'da idi. Mustafa Çelebi dahi o vakit Manisa'da idi. yeniden düsmana saldirmislardi. Bu dügün için Fâtih. Ondan sonra tekrar . Fâtih'in bu savastaki durumunu su ifadelerle vererek onun nasil bir bozgunu önledigini anlatir: "Fâtih Sultan Mehmed'in. Bütün sancak beyleri ve her sehrin ululari geldiler. Ondan sonra izin verildi: Edipler. Kelâm-i Kadim-i Rabbanî (Kur'an-i Kerim) okudular. bütün Osmanli kaynaklari bahsederler. korkunç bir bozgunu önlemis ve sonu belki de büyük bir Haçli Seferi vücuda getirebilecek olan tehlikeyi bertaraf etmistir.bizzat kendisi kiliçla öldürmüstü. Bunun üzerine her iki sehzâde de merkeze çagrilir. Onu dahi getirtti. Ilmî sohbetler olundu. okunan bu âyetlerin tefsirini yaptilar. Dügüne basladilar. Edirne'deki ikameti esnasinda biri (Bâyezid) Amasya'da. Ondan sonra izin oldu: Sofralar kuruldu. Bu mücadelede düsman da fazlaca yipranmis oldugundan çekilmis. Bununla beraber Sava nehri yolu ile gelen yardima mani olunamadigi için muhasara kaldirilmisti. karargâha hücum eden düsmana karsi gösterdigi sebat ve mukavemet. Sag tarafina fâzil kimselerden olan "Mevlânâ Fahreddin" oturdu. onlarin da bu mutlu günlerinde yanlarinda bulunmalarini arzu eder. nasil bir protokol uyguladigini göstermesi bakimindan önemli olan bu dügünden. Önce ulemâ davet olundu. Yemekten sonra yine edebiyatçilar okudular. Pâdisah dahi gelip tahta oturdu. Solunda ise "Mevlâna Tosyavî" oturdu. digeri (Mustafa) Manisa'da sancakbeyi olan iki sehzâdesinin sünnet edilmelerine karar verir. Etrafa agirlikla davetçiler gönderdiler. bu dügünde hazir bulundugunu söyleyen Âsik Pasazâde'nin müsahedelerine dayanarak verdigi malumati özetleyerek buraya almak istiyoruz: O vakit. Edirne'nin çevresine konup doldular. Uzunçarsili." Bu savasta yaralanmis olan Jan Hunyad da 20 gün sonra 11 Agustos 1456'da ölmüstü. Pâdisahin karsisinda ise "Mevlâna Sükrullah" oturdu. nimetler yenildi. Osmanli kuvvetleri de bu seferden basarisiz dönmüslerdir.

onun taht üzerindeki hakkini koruyacagini bildirerek kendisine Serez taraflarinda mülk verdi. Niceleri fakir geldi. Sirbistan isini kesin olarak çözüp bir sonuca baglanmaya karar verir. Etyen (Istefan) ve Lazar adinda üç erkek ile Sultan II. Her ilim ehlinin önüne sini koydular. d. Elen. Sirbistan'in idaresini ele geçiren en küçük kardes Lazar. Jan Hunyad'in kayinbiraderi olan Belgrad valisi Mihail arasinda eskiden beri bir sogukluk bulundugundan Mihail. Georges Brankovitch ile. Brankovitch'in ölümü üzerine. Pasa. bir ara Brankovitch'i yakalayip haps etmisti. Fâtih Sultan Mehmed. Ondan sonra pâdisah. Yeni Sirp despotu Lazar. Ihtiyar Brakovitch. bir sene sonra 1458'de öldü. Onlara da geregi gibi hürmet olundu. 1457 senesinde ölmüs. Brankvitch 30 bin altin ödedikten sonra serbest birakilmisti. Fakir (ben) dahi bir futa doldurdum. Bu ulemânin hizmetkârlari futalar doldurdular. Bu sebeple Pâdisah. Greguvar. gelen bu hürmete lâyik kisilere ihsanlarda bulundu. Ikinci gün fukara tayfasi davet olundu.Kur'an okundu. . Bunlara dahi Pâdisah kanunu nasilsa öylece yapildi. Sirplarin baskenti olan Semendire etrafindaki bazi kaleleri aldiktan sonra Semendire'yi kusatir. zengin gitti. esi Elen ile küçük yastaki kizina kaldi. sehrin dis istihkamlarini aldiysa da sehri zapt edemeyerek muhasarayi kaldirir. Bögürdelen'in alinmasindan sonra Macaristan'a akinlarda bulunur. hicrî 862 (1458)'de Mora seferine giderken Mahmud Pasa'nin maiyyetine bin kadar yeniçeri vererek onu Sirbistan üzerine gönderir. Elen'in. Murad'dan dul kalmis olan Mara (Meryem Sultan) adinda bir kiz evladi birakmisti. Brankovitch'in kizi Mara da Osmanlilara siginmisti. oynamak istedigi oyundan haberdar olan Osmanli Devleti.SIRBISTAN'IN ILHAKI: Osmanli kuvvetlerinin Belgrad'dan çekilmelerinden sonra sira tekrar Sirbistan'a gelmisti. Sirbistan'in elinden alinma ihtimalini düsünerek burayi malikâne olarak Papa'ya peskes çektigi gibi kizini da Bosna kralinin ogluna nikahladi. Bu dügünün tarihi hicretin 861'inde vaki oldu. refah içinde bir hayat geçirdi. Ülkesi. Bu arada Ostroviç (Sivricehisar). öldürme tehdidi ile diger kardeslerini ülkesinden kaçirmisti. Bunlar da "Fukarâ Kanunu" geregince saygilarini gösterdiler. Üçüncü günü begler (emîr) davet olundu. hizmetkârima verdim. Böylece Mara. Pâdisahin ihsanlari bunlara da yetisti. Rodnik ve Sabaç (Bögürdelen) gibi yerleri alir. Mahmud Pasa. Ondan sonra sekerli seyler getirdiler.

Bizans Imparatorlugu'nun en yakin vârisleri olan bu iki sahsin. bütün gizlilik kaidelerine riayet ederek yapacagi seferin nereye olacagini açiklamadan.Bu esnada Mora seferinden dönmüs olan Fâtih Sultan Mehmed. 8 Kasim 1459'dan itibaren Osmanli idaresine giren Sirbistan. hazineleri ile birlikte gidebilme sarti ile teslim olur. Hoca Sa'duddin. bu iki kardes arasinda taksim olunarak iki Rum devleti ortaya çikmisti. 149. imparatorluga hak iddia edebilecek durumda olmalari. Thomas'in anlasmalara aykiri hareket ederek vergisini göndermemesi ve Latinlerle ittifak kurmasi gözönünde bulundurularak. Serez'den bir genç. Osmanli kaynaklari (Âsik Pasazâde. Mora'ya sefer yapilmasina karar verildi. mücadelelerinde. son Bizans Imparatoru Konstantin'in kardesleri Dimitrios ile Thomas tarafindan idare ediliyordu. ilerisi için bir tehlike arzediyordu. Bu mirasçilar ortada bulundukça Bizans meselesi. Sirbistan isinin tamamen bitmesi için Mahmud Pasa'yi Semendire üzerine tekrar gönderir. Her iki kardes. Sonunda Mora. Bu durum karsisinda. 463). s. fakat kardesi Thomas razi olmadigi için bunu yapamamislardi. 40. bunlara müdahelede bulunmayarak seyirci kalmislardi. Mahmud Pasa ile bulusur. Fâtih. çevresindeki kaleler Osmanlilarin eline geçtikleri için Semendire bir bakima yalniz ve yardimsiz kalmisti. Iki kardes arasindaki mücadelede. Burasi. MORA SEFERLERI Istanbul'un fethi sirasinda Mora. Belgrad'in zaptina kadar Macaristan'a yapilacak akinlar için ve kuzeyden gelecek tehlikelere karsi iyi bir üs oldu. düstügü bir ask sevdasi yüzünden Mora'daki Ballabadra . Mora seferi ile ilgili olarak baska bir sebep daha göstermektedirler. III. Dimitrios'un devlet merkezi Mistra (Hammer. Isparta). Mora Arnavutlarindan yardim alarak birbirleri ile ugrasiyorlardi. 1458 Mayis'inda. Daha önce. Bu esnada Osmanlilar. Buna göre. bir mana ifade etmemekle birlikte. tedavisi mümkün olmayan bir çiban gibi sürüp gidebilirdi. Bu esnada kendisi de Mora üzerine hareket eder. Thomas'inki de Patras idi. Dimitrios'a ait bazi yerlerin Thomas'in eline geçmesi üzerine Dimitrios'un Osmanli Pâdisahina elçi göndererek yardima istemesi. direnmenin fayda vermeyecegini anlayan Elen. bu devletin. bir ihtiyat tedbiri olarak Mahmud Pasa'yi Sirbistan taraflarina yollar. bir sancagi olarak "Semendire Sancakbeyligi" adi ile bir akinci komutana verilir. ordunun toplanti yeri olan Serez'de bütün askerî tedbir ve tertibatini aldiktan sonra Mora'ya hareket eder. I. imparatorun kardesi Dimitrios'u imparator yapmak istemisler. Nitekim Imparator Konstantin'in ölümü üzerine Mora Rumlari.

orada Müslüman kadinlarin çok kötü ve berbat bir hayat sürdüklerini. Bununla beraber sehir ve kalesi. burayi Italya'ya yapacaklari seferler için bir üs olarak kullanacaklardi. Anadolu kuvvetleri tarafindan muhasara edildi. Mora'nin elde edilmesi. bu yüzden herkesin canindan bezmis oldugunu ögrenir. Fakat Osmanlilar. Osmanlilara karsi destekleyip ona yardim ediyordu. Osmanlilarla mücadele etmek üzere Arnavutluk ile Mora'yi üs olarak kullanmak istiyordu. Alfons. Balkanlari nüfuzu altina alarak bir Akdeniz Imparatorlugu kurmak isteyen Napoli ve Aragon Krali V. Adi geçen kral. kökünden halli için. Pâdisah. Genç. buranin düsmesini beklemeden Mora'ya girer. Tamami gözü yasli olan bu kadinlarin. Teselya'ya giren Osmanli ordulari.sehrine gittigi zaman. derhal pâdisahin katina gelerek yüce divanda üzüntülerini açiklayarak Müslüman kadinlarin. din düsmanlarinin elinden çektikleri eziyet ve gördükleri iskenceleri bizzat gördügünü bir bir açiklar. Böylece V. Arnavutluk Prensi Iskender Bey'i. problemin. Burada birçok sehir ve kaleyi . Alfons. Osmanlilara karsi onun düsünce ve tavrini ortaya koyuyordu. Insani üzüntü ve kedere gark bu vaziyeti ögrenen genç adam. Zira. Osmanlilar bakimindan büyük bir önem tasiyordu. gizlice bu kadinlarla konusup durumlari hakkinda onlardan bilgi alir. daha atik davranarak onlara karsi olan planlarini uyguladilar. Genç Fâtih. kocalarinin da hapse atilmis olduklarini. kâfirlerin en bayagi ve agir islerini yapmak zorunda kaldiklarini görür. Bütün bunlar. bu ülkenin de idaresi altina girmesinden baska çikar yol olmadigi kanaatine varir. din düsmanlarinin. Müslümanlara yaptiklari iskence ve çetkirdikleri eziyetleri ögrendigi zaman. daha kis aylarinin bitmedigi bir zamanda olmustu. Osmanlilar. daha önce de Mora despotu Dimitrios ile Mora'yi nüfuzu altinda bulunduracak sekilde bir anlasma yaparak onu himayesine almisti. Korent berzahina dogru yürüyerek yollari üzerindeki Filke kalesini aldilar. Bu olay. Sarp bir mevkide bulunan ve üç kat sur ile çevrili olan bu müstahkem kalenin zapti kolay degildi.

fazla agir olmayan sartlarla yeniden bir anlasma yapilir. Bu durumu ögrenen Fâtih Sultan Mehmed. Dimitrios teslim olur. Zaganos Pasa'yi Mora'ya gönderir. dört ay sonra Korent'e döndügü zaman burasi henüz fethedilememisti. Fâtih-'in idaresindeki Osmanli ordusu. Uzun Hasan'in bütün tahriklerine ragmen o tarafa hareket edilmeyerek Mora isini temelden bir sonuca baglamak için. yeminle saglamlastirilan anlasmayi ve üzerinde ittifak saglanan sartlari üç ay sonra bozar. Fâtih'e karsi koymak üzere sahildeki Matina kalesine çekilen Thomas ise. baris yapmak suretiyle teslim olmaya karar verdigini hükümdara bildirir. Mora'daki Arnavutlara güveniyordu. baris talebinde bulunur. Bu sebeple hem kardesi Dimitrios. Fâtih'e karsi koyamayacagini anlayan sehir halki. mallarini muhafaza edebileceklerdir. Osmanlilarin. Mora'nin kolayca ele geçirilmesini saglayacagini bildiginden burayi almak istiyordu. Aralarinda bir ittifak kurarak Osmanlilara karsi vaziyet alirlar. Mora'nin. Mora'nin diger sehir ve kaleleri. Mora'da zapt ettikleri sehir ve kaleler. Osmanlilara karsi bir sey yapamayacagini anlayan Thomas. bu sartlari da yerine getirmeyince. Hariçten bunlara bir taarruz vuku buldugu zaman Osmanli hükümdari despotlari müdafaa etmeyi üzerine alir. Korent'e gelen hükümdar. Dimitrios ile Thomas'in idaresinde bulunacak ve bunlar her sene üçer bin altin vergi vereceklerdir. aralarindaki çarpismadan ne kadar zarar gördüklerini anladiklari için barisirlar.feth eden pâdisah. 4. Mora'ya hareket eder. 2. Bununla beraber Thomas. bir kismi da vergi vermek suretiyle Osmanlilara baglanmis oldu. Mücadeleler sonunda. hem de Osmanlilara karsi yeniden mücadeleye baslar. Bunun üzerine Mora despotlari ile Osmanlilar arasinda asagida belirtilen sartlara göre bu anlasma yapilir: 1. Muahede geregince Korentliler. Thomas. Daha sonra iki kardes. Venediklilere ait kisimlari hariç olmak üzere bir kismi dogrudan. Çünkü o. Mora seferi esnasinda Atina da Türk idaresi altina alinir. Mora'nin anahtari durumunda bulunan Korent'in zaptinin. Fâtih. Osmanli hükümdari. Thomas'in üzerine gitmeden önce birdenbire yön degistirerek Isparta üzerine yürür. 3. Kuzey Mora sancakbeyligine akinci komutanlarindan Turahan Bey oglu Ömer Bey'i tayin eder (Temmuz 1458). yani Mora'nin üçte biri dogrudan dogruya Osmanli Devleti idaresinde kalacaktir. bütün sehirlerini kaybettikten . Doguda bas gösteren Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan gailesi yüzünden. Bu anlasma ile.

Wlad. Hammer. Teslim olup Pâdisahin yanina gelen Despot Dimitrios'a. 1460). Muhtemelen Osmanlilar. bu nehrin kuzeyinde bulunan ve bugünkü Romanya'yi teskil eden Eflâk ile Bogdan prensliklerini himayeleri altinda bulundurmayi kafi görüyorlardi. Bununla beraber. Bu sebeple Eflâk daha Yildirim Bâyezid zamaninda senelik bir vergi vermeyi kabul etti. Fâtih. Ulahlarin "Çepelpuç" (Cellad) dedikleri Wlad adinda zulüm delisi bir adam. Pi'nin yanina siginir. Macarlarin "Drakul" (Seytan). 1456 yilinda Fâtih. Tarihçi Tursun Bey tarafindan "Keferenin Haccac'i" diye vasiflandirilan bu adam. Bu sahsin daha iyi taninmasi ve farkli milletler tarafindan aldigi bu lakaplarda ne kadar hakli (!) oldugunu ortaya koymasi bakimindan bir kaç örnek vermek yerinde olacaktir. Orada da tutunamayacagini anlayinca Roma'ya Papa II. O. Eline Türk esirleri geçince . Burada Türklerin "Kazikli Voyvoda". sözünde durmayarak Osmanlilar aleyhine Macarlarla anlasma yapacaktir. Wlad'i Eflâk prensligine tayin etmisti. Böylece Mora yeniden ve tamamina yakini Osmanlilarin eline geçer. vahsi ve insanlik disi birtakim zevklere sahipti. Mora halkindan bir kismini Istanbul'a naklettirip onlarin yerine Türk göçmenleri yerlestirir (hicrî 856/m.sonra Kalamata'ya gider. onun yukaridaki sifatlarini verdikten sonra. Enez sehri ikametgâh olarak gösterilerek oradaki tuz madenlerinden senelik altmis bin akça varidat (gelir) tahsis edilir. daha uzakta bulunan Lehistan ve Macarlarla kendi aralarinda tampon bir devlet olarak kalmalarina taraftardilar. Hüküm sürdügü memlekete Fâtih'in yardimi ile sahip olmasina ve Pâdisaha karsi dost kalacagina dair yemin etmis bulunmasina ragmen Wlad. Eflâk'ta bazi hadiseler olmaktaydi. Fâtih'in. kaziklara vurulmus ve iskence içinde can vermekte olan Türklerin meydana getirdigi büyük halkanin ortasinda. kardesi Radul ile birlikte Osmanli sarayinda rehine olarak bulunmustu. Osmanli sinirlarina yakin bulunmasindan dolayi Eflâk'ta Osmanli nüfuzu gün geçtikçe artmaya basladi. tabii sinirlarinin disinda mütalaa ettikleri bu prensliklerin. Karadeniz ve Trabzon'da bulundugu siralarda. saray halki ile birlikte yemek yemekten zevk alirdi. devleti için tabii bir sinir kabul ettigini tahmin ettigimiz Fatih Sultan Mehmed ve hatta daha önceki Osmanli hükümdarlari. EFLÂK'IN HAKIMIYET ALTINA ALINMASI: Tuna nehrini. halka idarenin en korkuncunu tattirmaktadir. bunun yaptigi barbarliklara da örnekler verir. bunlarin kendilerini mesgul edecek kadar kuvvetli olmalarini veya büsbütün zayif düsmelerini de istemiyorlardi.

Wlad'in kardesi Radul'u oniki bin duka yillik vergiye baglayarak Eflâk prensliginin basina getirdiler. asla itibara layik degildir" der. Eflâk ortalarina kadar gittigi halde. daha sonra Hamza Bey'i öldürerek basini Macar kralina gönderir. mümtaz bir eyâlet haline getirilerek. Yunus Bey ile Çakircibasi Hamza Bey. Osmanli akincilari onu bulmak için bütün bir Eflâki tararlar. tebeasina ve Allah'a karsi bu denlü cinayetler islemis bir adam. 866/1462 M. Pâdisah da ordusuyla prensligin baskentine yürür.ayaklarindaki derinin yüzülmesini ve meydana çikan kirmizi etlere tuz ekilmesini. . Wlad'in kuvvetleri ortalarda görünmüyorlardi. Tuna kenarina geldikleri vakit. Wlad. Böylece. Fakat bunda muvaffak olamadigi gibi. Allah'in kullarina zulm eden bu zâlimi ortadan kaldirmak için Eflâk seferine çikar (H. Bütün bu olanlari haber alan Fâtih Sultan Mehmed. hiç yoktan Osmanlilarla bir anlasmazliga düsmek istemediginden bu yardimi yapmamis. Bununla beraber Tuna'yi geçmek hazirliklari yaptiklari ve dostluktan baska bir sey ümid etmedikleri. Kan dökücü Wlad. Wlad'in yaptigi hareketlerden bazilarini görmezlikten gelen Fâtih Sultan Mehmed. Osmanlilara ait bazi sehir ve kasabalari tahrip etmekten de çekinmez. perisan bir halde canini zor kurtarip kaçabilir. casuslari vasitasiyle önceden haber aldigi bir gece baskini düzenleyerek Pâdisahi öldürmek ister. Ancak Wlad. Bu baskinda Yunus Bey sehid. aldigi esirlerin tamamini kaziga vurduktan sonra. nehrin donmus oldugunu görürler. Fakat Macar Krali.) Fâtih. Sehrin yakininda kaziklanmis 15 bin adamdan kurulu korkunç bir orman görünce nefretle "Devlet kuvvetini böyle kullanmis. Bunun üzerine Pâdisah. hiddetinden ve üzüntüsünden yerinde duramayarak 150 bin kisilik bir ordu ve 25 büyük. Öte taraftan Osmanlilar. Hamza Bey de esir edilmisti. onlardan yardim ister. onu Istanbul'a davet eder. kendisine gönderilen Osmanli elçilerinin sariklarini baslarina çiviletmistir. daha büyük olurdu. diri diri ayaklarinin derisi yüzülen esirlerin iskencesi. Böylece Eflâk. Osmanlilara sikica baglanmis oldu. hatta Wlad'i yakalayarak haps etmisti. Eflâk'i düsmanlarina karsi muhafaza edecek bir kuvvetin gönderilmesini rica eder. Fâtih'in. düsmanlarinin çoklugundan ve memlekette bulunmadigi bir sirada tac ve tahtinin Macarlara verileceginden korktugundan. sonra da bunlari keçilere yalatmasini emrederdi. Wlad. 150 küçük parça deniz kuvveti (nehir donanmasi) hazirlayarak. O. Silistre Beyi Yunus Bey ile Çakircibasi Hamza Bey'i Eflâk'i beklemek üzere görevlendirir. hatta itibar göreceklerini sandiklari bir sirada Wlad'in büyük bir saldirisina ugrarlar. Yarali olarak kaçip Macarlara siginan Wlad.

Wlad. bir müddet sonra da Islâmiyeti kabul ederek "din-i mübin-i Islâm" ile sereflenirler. Bosnalilar. . Halki. burayi Minnet Bey idaresinde bir sancak beyligi haline getirerek Osmanli topraklarina ilhak eder. Bosnalilar. yerinde birakilir. Radul'un ölümü üzerine zindandan kaçip tekrar idareyi ele almak istediyse de öldürülerek kesik basi memleket memleket dolastirilir. 1463) yilinda olmustu. Bu sebeple Kral mukavemet edemedi. O. Istanbul'un fethi ile ticarî menfaatleri sarsilmis olan Venedik Hükümeti. diger Avrupa devletleri ile birleserek kendisine doguda sinir komsusu bulunan Türk ve Müslüman devletleri de kendisinin aleyhine tahrik ederek. Fâtih. Osmanlilara karsi olan sevgisinden dolayi eli silah tutanlarin tamamina yakini orduya alinir. Hersek Dukasi Stefan Kosariç de küçük oglunu rehine vererek bagliligini arzetmis bulundugundan. Ege denizindeki Osmanli faaliyetlerini de yakindan takip eden Venedik. onlarin etrafinda bir ittifak çenberi meydana getirmeye çalisiyordu. Böylece aleyhindeki ittifak çenberini kirip ortadan kaldiracakti. Papalik ve Venedik'in. kendine yakin gören Fâtih. Istanbul'un fethinden sonra. kuvvetli istihbarat teskilâti vasitasiyle iyi biliyordu. zaten Katoliklerden nefret eden Bosna Kralligi'ni feth etmeye karar verir. hicrî 867 (m. Osmanlilara karsi koymaya pek taraftar degillerdi. Hersek. Osmanli Devleti'ni iki taraftan nasil sikistirmak istediklerini. Bu arada orduyu hümayun üç koldan Bosna'ya girmis ve bütün bir Bosna topragini feth etmisti. Bunu bilen Fâtih. 30 bin Bosnali ise yeniçeri gibi hizmet etmek üzere Pâdisahin sancaklari altinda yemin eder. Katolik baski ve tazyiklerinden biktiklari. Halkin. daha sonra "Hersekzâde Ahmed Pasa" adi ile anilarak damad ve sadrazam olur. Bu sefer esnasinda. ikisinin arasina girmenin askerî bakimdan gerekli olduguna inaniyordu. Osmanli topraklarina katilir. Bu çocuk ihtidâ edip (Islhamiyeti kabul edip) "Ahmed" ismini aldi ki. BOSNA-HERSEK'IN ALINMASI Balkanlari ve hatta Tuna'nin güneyinde kalan bütün Avrupa topraklarini kendi devletinin sinirlari içinde görebilecek duruma gelmis olan Fâtih Sultan Mehmed için Bosna. Osmanlilarin aleyhinde olacak sekilde. Duka'nin ölümünden bir süre sonra. büyük bir deniz kuvvetine sahip olan Venedik'e yardimda bulunabilecek olan Macaristan'la. Bu olaylar. özel öneme sahip bir yerdi. Mora'nin Türklerin eline geçmesinden büsbütün müteessir oldu. Avrupa'da meydana gelen reaksiyonu da iyi takip ediyordu. Türklerin izse din ve mezheb serbestisine büyük bir saygi gösterdiklerini bildiklerinden. Bu sebeple.

Ancak Osmanlilarin büyük bir galibiyet elde ettiklerini görünce bu düsüncelerinden vaz geçerler. Papa.VENEDIK MÜNASEBETLERI Baslangiçta. Onlar. Bu arada Macarlarla da ayri bir ittifaka girerler. Milano. 25 Ocak 1479'da imzalanmis olur. Pâdisaha müracaat ederek. takriben 16 sene devam edecek savaslar sonucunda Venedik hükümeti. Böylece Osmanlilari iki cepheli bir savasla tehdid etmek istiyorlardi. Osmanlilara ise dünyanin en büyük devleti olma gibi bir gâlibiyet temin etmistir. Sayet bu savasta maglub olsalardi. en agir sartlar karsiliginda bile olsa. Bu yüzden onlar. 1473 yilinda Uzun Hasan üzerine yürümek zorunda kalmislardi. Osmanlilarin lehine ve Venediklilerin aleyhine olmustu. . karada ve denizde birçok devletle ugrasmak zorunda kaldiklarini görünce bu hakimiyetten kurtulmak isteyecektir. 1463'te. ya harb edecekler veya Yunanistan ile Balkanlar'daki bütün mevzilerinden geri çekileceklerdi. Bununla beraber. Onlar. Fransa. Osmanlilarla dostça geçinmeyi iyi bir tedbir olarak kabul eden ve ekonomileri açsindan bunu lüzumlu gören Venedikliler. Arnavutluk'ta faaliyet göstermeleri ve Ege denizini ele geçirmek istemeleri. Venedik devlet adamlarini Osmanlilara karsi farkli bir sekilde düsünmeye sevk etmistir. daha sonra bu fikirlerini degistireceklerdir. Bununla beraber bir müddet sonra Bogdan Voyvodasi. 14 maddeden meydana gelen bu baris anlasmasi. Burgonya. bu kadar yil devam etmis olan muharebeler. Daha sonra temas edilecegi gibi Osmanlilar. Zira. Arnavutluk Prensi Iskender ile Osmanlilarin aleyhine bir ittifak kurdular. Bogdan Voyvodasi ise kaçacaktir. Türkleri bu faaliyetlerinden vazgeçirmek ve hatta bunlari durdurmak için sür'atle bazi tedbirlerin alinmasi gerektigine karar verirler.000 altin vermeyi kabul etmek zorunda kalan Bogdan. BOGDAN MESELESI: 1455'te Osmanli hakimiyetini tanimak ve yilda 12. Osmanlilarin.OSMANLI . Bu sebeple Venedik Senatosu'nun 25 Nisan 1479'da tasdik ettigi OsmanliVenedik barisi. Bu durum karsisinda Venedikliler. Bununla beraber. Türklerin Mora ve Sirbistan'a sahip olmalari. simdiye kadar vermekte oldugu "üçbin sikke-i efrencî" yerine alti bin flori verecegini. Osmanlilarla baris yapmayi daha kârli görecektir. Macaristan. daha sonra Osmanlilar ile Bogdanlilar arasinda savaslar olacak ve Fâtih. bizzat Bogdan'a girecek. Venedik ve müttefiklerine maglubiyet. Bogdanlilar Macarlarla birleserek Osmanlilar aleyhine müstereken harekete geçeceklerdi. Uzun Hasan ve müttefikleri olan Karamanlilara bas vururlar. Denebilir ki.

Böylece elden ele geçen adalar.Osmanlilarin dostuna dost. IMROZ. Istanbul'u fethetmeye muvaffak olan Fâtih. Bizans'a ait olan bütün topraklarin kendi idaresi altinda tekrar birlesmesini istiyor gibidir. zamanla kendi ülkesini tehlikeye sokabilirdi. vs. donanmalariyla buna mani olmak istemislerdi. dolasmasina bile tahammül edemiyordu. Yalniz Rodos Adasi bunlarin disinda idi. buralari yeniden almak için yeni donanma sevk etmek zorunda kalmislardi. Gerek kadinin müracaati. Sakiz. Bu sebeple o. ENEZ. Surasi unutulmamalidir ki Ege adalarinin ilhaki.) bir kismini haraca baglayarak bir kismini da ilhak ederek Rodos'a kadar gider. Çanakkale Bogazi'na ve Türk sahillerine yakin olanlardan baslamak üzere. Ege'deki adalara nüfuz etmeye çalisir. Zira Osmanlilarin bu tesebbüslerine karsi gerek Papalik. Korsanlik hareketleri ile kendisine ait sahil kentleri vurulabilirdi. düsmanina düsman olacagini bildirir. Gerçekten. Imroz ve Semadirek Beyi olan Dorya ile hükümet idaresinde ortagi olan yengesi arasinda çikan ihtilaf üzerine kadin. gerekse Enez Beyi'nin devletle yapmis oldugu anlasmayi bozmasi. Pâdisah bunu kabul etmis ve Bogdan'i bu sartlarla affetmisti. O. Osmanlilar. bu deniz üzerinde iki istikamet (yön) takib eder. Çanakkale Bogazi'na yakin adalardan baslayarak yavas yavas Ege Denizi içlerine dogru ilerleyen Fâtih. keza Enez halkinin Ipsala ve Ferecik taraflarindaki . Böylece. Bunlardan birincisi onu Italya'ya götürecektir. Anadolu topraklarinin bir devami telakki edilen bu adalarin bir kismi Bizans'a. nihayet kesin olarak Osmanli idaresinde kalmistir. yabancilara siginacak bir yer birakmamaya. gerekse Venedikliler ile Napoli Kiralligi. bir kismi da Venedik ve Cenevizlilere ait bulunuyordu. kendi topraklarina yakin yerlerde bir yabancinin ticaret yapmasina degil. Ikinci yol ise Anadolu sahillerinin yakinindan geçmekte idi. O. bu yol üstündeki adalarin (Midilli. Ege Denizi'nde Bizanslilar ile baska milletlere ait olan adalari almak üzere harekete geçer. SEMADIREK VE TASOZ'UN ALINMALARI: Sirbistan seferinden sonra Enez. pek kolay olmamistir. Zira böyle bir durum. Gerçekte. yüksek hakimiyetini tanidigi Osmanlilara müracaat ile sikâyette bulunmustu. Hatta zapt edilen bazi adalari tekrar geri almislardi. FÂTIH'IN EGE DENIZI SIYASETI Istanbul'u feth eden Osmanli Pâdisahi. bu yolun üzerindeki adalari teker teker aldiktan sonra Italya topraklarina asker çikarir. ve kendi sahillerine yapilabilecek korsanlik hareketlerini önlemeye çalisiyordu.

Bu siralarda Fâtih Sultan Mehmed. Ege Denizinde Osmanlilara ait bazi adalar ile Foça'yi vurmuslardi.Müslüman Türklere ait köle ve cariyeleri kaçirarak satmalari üzerine Enez'in alinmasi kararlastirildi. Midilli halki. muhasaranin iyice sikistigi bir zamanda bir harp gemisiyle adaya geçer. baska bir ifade ile korsanlarla birlikte hareket eden Midilli Prensi'nin hakkindan gelinmesi kararlastirildi. Mahmud Pasa. Bütün hazirliklar tamamlandiktan sonra 1462 senesinde Mahmut Pasa komutasindaki donanma irili ufakli ikiyüz parça gemi ile denizden ada üzerine yürüdü. Bursa yolu ile hareket eden hükümdar. Bundan sonra Enez. Edirne'ye davet ettigi deniz komutanlari ile görüstükten sonra büyük bir donanmanin hazirlanmasini emr etti. MIDILLI ADASININ ZAPTI Osmanli sahillerinin yakininda bulunup korsan yatagi olan ve Aragon korsanlarinin Türk sahillerini vurup getirdikleri mallardan hisse alan. adanin karsisindaki Edremit körfezine inmis ve oradan da Ayvalik'in güneyindeki Ayazmend (Altinova)'e gelmisti. Edirne'de bulunuyordu. ada idaresinin tanzimi ile görevlendirilmisti. adanin merkezi olan Midilli önlerine asker çikararak sehri kusatir.* Bundan sonra diger adalar da alindi. Ada halki. Bu adalarin Osmanli idaresine girmesi 1456 yilinda olmustu. Venedik'in Ege'deki en büyük . prensi istemeyerek onun yerine bir Türk beyinin gönderilmesini istediginden Osmanlilar da himayelerinde bulunan Limni adasina Gelibolu'nun eski Sancakbeyi ve kaptani olan Hamza Bey'i gönderirler. EGRIBOZ ADASININ FETHI Venedikliler. Mahmut Pasa. LIMNI ADASININ ZAPTI Enez. Oradaki durumu inceledikten sonra tekrar Ayazmend'e döner. Üç kisma ayrilan ada halkinin bir kismi yerlestirilmek üzere Istanbul'a gönderilir. daha fazla dayanamayacagini anlayinca teslim olur. karadan bizzat pâdisah ve denizden donanmanin tazyiki ile kisa bir sürede alindi. Imroz ve Tasoz'un alinmasindan sonra yine 1456 senesinde Limni halki ile Midilli Prensi Nikola Gateluziyo'nun kardesi olan Limni Prensi arasinda anlasmazlik çikar. Fâtih bu harekete karsi. Sultan Mehmed.

Böylece bu devlete en büyük darbeyi vurmus olacakti. Istanbul'u feth etmis bulunan Osmanlilarin. Osmanlilara karsi bir dogu ve bati ittifaki tehlikesi ufukta görünüyordu. gerek ekonomik. Dogudaki bazi küçük beylik veya emîrlikler ise. Bati'nin böyle bir hareket için Anadolu emîrliklerini tahrik etmesini önlemek. . Istanbul'un fethi üzerine büyük bir telasa kapilmislardi. Avrupa'da büyük bir hayret ve teessür meydana getirmisti. Bunlar. hem de askerî emniyetini temin için. Bu sebeple. baskalarinin elinde bulunuyorlardi. buralari elde edebilmek için bir plan hazirlar. Avrupa'yi da ciddi endiselere sevk etmisti. Anadolu'nun büyük bir kismini hakimiyetleri altina almaya muvaffak oldular. Evripos kanalinin en dar yeri olan Kulkis'ten gemilerden bir köprü yaptirarak ordusunu derhal adaya geçirip birkaç hücumdan sonra kaleyi feth etmisti. Karadeniz'in bu sahil bölgesinde büyük ve önemli birçok sehir bulunuyordu. Bu gayelerine ulasmak için gösterdileri gayretlerinin bir sonucu olarak onlar. Bununla beraber. gerek siyasî gerekse dinî bakimdan buralara da hakim olmasi icab ediyordu. Osmanlilarin bu niyetini fark eden Venedik ve Ceneviz gibi deniz ticareti ile geçinen devletler. siranin yavas yavas kendilerine gelecegini düsünüyorlardi. her taraftan yardim taleb etmisti. FÂTIH'IN KARADENIZ SIYASETI Bilindigi gibi Osmanlilar. kendisi de 70 bin kisilik bir ordu ile karadan hareket etmistir. eskiden beri Anadolu birligini kurmak ve burada güçlü bir Müslüman Türk Devleti meydana getirmek için ugrasiyorlardi. kuzeyde Karadeniz'e kiyisi bulunan kisimlar (Samsun hariç). Karadeniz sahillerini elde bulundurmak gerekiyordu. O. Bir taraftan. özellikle Venedik ve Italya'nin diger devletleri arasinda derin bir endiseye sebep olmustu. (1470) Egriboz Adasi'nin. Bu sebeple Fâtih Sultan Mehmed. Bu sebeple Mahmud Pasa'yi Derya Kaptanligi'na tayin ederek üçyüz parça gemi ile denizden göndermis. diger taraftan da Anadolu birligine vücud vermek ve devlet merkezinin hem jeopolitik. hazirladigi planinin geregi olarak ayni mevsimde arka arkaya üç sefer tertiplemek zorunda kalir. Dogrusunu söylemek gerekirse bu durum sadece onlari degil. Bu hal. Osmanlilar tarafindan zapti. Isfendiyarogullari Beyligi ve Amasra (Amasteri) Cenevizlilerin idaresinde idi. Zira Dogu Roma (Bizans. Trabzon Rum Imparatorlugu. Istanbul) gibi Bati Roma'nin da elden gidecegi telasina kapilan Papalik.müstemlekesi olan Egriboz adasini ele geçirmeye karar verir.

zihnimden ne geçtigini bilecek olursa onu bile hemen koparir yakarim" diyerek. kendisi de karadan hareket etmisti. Amasya için Mahmud Pasa'ya: "Mahmud! Ol hisar ne yerdir kim âni benim atam dedem almadi?" diyerek. Bu cevabiyle o. Fakat bunu bazan zamaninda bazan da geç veriyorlardi. Gerçekten o. düsünce ve hareketlerini gizli tutmakla meshurdur. Karadeniz seferinde de bu gizlilige riayet edilmisti. Zeki sadrazam. Allah tarafindan kendisine nasib olacagini söyleyerek cevaplamisti. Böylece. donanmayi. Vezir-i a'zam Mahmud Pasa komutasinda sevk ederken. bu fethin. bu ise hemen baslanabilecegini de ima etmis oluyordu. Fâtih Sultan Mehmed bakimindan Karadeniz sahillerinin fethi büyük bir önem tasiyordu. Anadolu'dan kaçan esirlerin sigindigi bir yerdi. Hatta o. Seferin nereye yapilacagini kendisinden baskasi bilmezdi. Cenevizlilerin önemli bir ticaret merkezi idi. Istanbul'un fethinden sonra müskül bir duruma düsmüs olmasina ragmen eskiden oldugu gibi hareketlerine devam etti. eger sakalimin tellerinden biri. Bundan baska bu sehir. Hedefin neresi oldugunu bir münasebetle soran kadiaskere "Hocam. Bununla beraber etraflarini vurmaktan ve bilhassa denizde soygunculuk yapmaktan da vazgeçmiyorlardi. O. Amasra. bir miktar vergi veriyorlardi. bu taarruzlarinin sebebi soruldugu vakit inkâr ediyor. Fâtih'in bu sorusunu: "Sultanim bunun alinmadigina sebep ol kim Hak Teâlâ'nin takdirinde bu. atalarinin simdiye kadar burayi almamalarini adeta tenkid konusu yapar. Istanbul'un zaptindan ve Osmanlilarla . bir yilda verdikleri vergiyi adeta bir günde geri aliyorlardi. Gerçi buradakiler. "Memâlik-i müslimine hayli zarar edüp nice kimseleri girift edüp diyari efrence gönderip bey'eden" ve Karadenizde sefer yapan Müslüman gemilerine bilhassa musallat olan Amasralilar. simdiye kadar dedeleri tarafindan buralarin (Amasra gibi) fethedilmemis olmasini hayretle karsiliyordu.Fâtih. feth olunmak sultanim elinden ola" diyerek. Aradaki anlasmalari birkaç defa bozan Amasralilarin. bunu yapanlarin "levent gemileri" oldugunu ve bunlarin kendilerini de dinlemediklerini söylüyorlardi. askerî harekât esasinin gizlilik oldugunu göstermis olur.

Burada müstahkem bir kale olan Sinop'ta Isfendiyaroglu Ismail Bey hüküm sürüyordu. Inegöl ve Yarhisar kazalari verilmistir.Cenevizlilerin arasinin açilmasindan sonra. Amasralilarin yaptiklarina son vermek ve problemi temelinden halletmek üzere kendisi karadan. Dirlik olarak Ismail Bey'e istedigi Yenisehir. Buna ragmen böyle bir kalenin. reva midir kim elim öpesin" diyerek bu hükümdari tahtinda kendi yanina oturtmustu. Pâdisahin. isyan etmek için zamanin müsait oldugunu bildirir Karamanoglu'nun birlikte hareket edebilecekleri teklifine karsilik Ismail Bey. Mahmud Pasa da denizden Amasra'ya gidip sehri kusatma altina alirlar. Pâdisah dahi visaktan tasra bir kaç kadem istikbal edüp musafaha ma'nasi oldi. silah atilmadan teslim olmasini. Mahmud Pasa'nin teklifi ve idareci özelligi ile olsa gerek ki Mahmud Bey ile Isfendiyaroglu arasindaki konusmalardan sonra Ismail Bey. Sultan'in Istanbul'u fethetmek suretiyle Islâm âleminde kazanmis oldugu prestijin de etkisinin bulundugu söylenebilir. Fâtih. vezir-i âzamin delâletiyle ordugahta Osmanli ricali tarafindan büyük bir merasimle karsilanmisti. Koyulhisar seferine çikisini firsat bilen Karamanoglu Ibrahim Bey." diyerek bütün bir devlet erkâni ile birlikte pâdisahin da onu karsiladigini anlatir. Bursa'ya dönmüsken tekrar Karadeniz'e yönelir. . Ismail Bey'in ne derece büyük bir iman sahibi oldugunu ve Anadolu birliginin kurulmasina taraftar bulundugunu. Onlar. Fâtih'e bey'ata karar verirken kendisinin sahib bulundugu yüksek dinî suur ve fazileti ile birlikte. Halbuki o sirada. Mahmud Pasa'nin ikna edici konusmasi karsisinda teslim olmuslardi. Hatta Fâtih bile çadirinda ayaga kalkip birkaç adim yürümek suretiyle onu karsilamisti. Silah kullanmadan Amasra'yi ele geçiren Fâtih Sultan Mehmed. Ismail Beg'i izzet ü ikram ile pâye-i serir-i saltanata yitistürdiler. Fâtih'in elini öpmeye kalkismasi üzerine hükümdar: "Ismail Bey. böyle bir seye riza gösteremeyecegini söylemisti. Fâtih Sultan Mehmed'e bey'at edecektir. etraftaki tecavüzleri daha çok artmisti. pâdisaha sehrin anahtarini teslim etmekle hayatlarini kurtardilar. Nitekim Dursun Bey "Erkân-i devlet. limanda demirli birçok gemi ve onbin muharip asker vardi. 2000 topçu. Ismail Bey'e dirlik olarak Filibe verilerek kendisi oraya gönderilmisti. Ismail Bey. Bu durumun Osmanlilarca duyulmasi üzerine bir ihtiyat tedbiri olarak. basta tekfur olmak üzere Amasralilarin ileri gelenlerini Istanbul'a gönderdi. Ismail Bey. Ismail Bey'in idaresinde Sinop'ta 400 top. Iskenderoglu'nun. Böyle bir hareketten dolayi pâdisah onlari esir muamelesine tabi tutmamisti. Ismail Bey'e haber göndererek. bunun da ancak Istanbul'un Fâtihi vasitasiyla mümkün olacagina olan inanci ile izah etmek mümkündür. sen benim ulu kardasimsin. Bu kadar muazzam bir ordu ile basa çikamayacagini anlayan Amasra idarecileri.

Eger bu zahmeti çekmezsek bize gâzi demek yalan olur. Fâtih Sultan Mehmed. Ordusuyla Trabzon'u çeviren sarp daglari asarken zaman zaman yaya yürümek zorunda kalan pâdisaha Sâre Hatun: "Hey ogul! Bu Trabzon'a bunca zahmet nedendir?" diye sorunca. 258 sene devam eden Trabzon Imparatorlugu 26 Ekim 1461 (21 Muharrem 866) günü tarihe karisir. Imparator. Hamisi olan Uzun Hasan'dan da yardim alamayacagini anlayan imparator. Böylece. Bugün yahud yarin huzur-i Ilâhîye çikinca mahcub olurum" diyerek gazilik ünvani ile cihâd ve bu ugurdaki çalismaya nasil ehemmiyet verdigini anlatmak ister. bunun ötesinde baslayan Anadolu'nun dogu kismi üzerinde. Latinleri kendi aleyhine tahrik etmek isteyen Trabzon Rum Imparatorlugu'nu da ortadan kaldirmaya karar vermisti. Fâtih. FÂTIH'IN IÇ VE DOGU ANADOLU SIYASETI Toros daglari ile Anadolu'nun kuzey daglari arasinda uzanip giden ve Uzunyayla'ya kadar devam eden Orta Anadolu ile. Imparator David Komnen'i ümitsizlige düsürür. sekiz oglu ile birlikte Edirne'ye göndermisti. Zira bizim elimizde Islâm'in kilici vardir. Halbuki Orta Anadolu'nun büyük bir kismi ile Dogu yaylalarinin bütünü devletin sinirlari disinda kalmisti. Böylece Bizans'in son Anadolu bakiyyesi de Osmanli ülkesine katilmis oldu. Bu durum. Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan'in annesine büyük bir saygi göstererek ona "ana" diye hitab etmisti.Bizans Imparatorlugu'nu ortadan kaldiran ve Mora'daki Rum varligina son veren Fâtih Sultan Mehmed. Karadan Trabzon üzerine varmakta olan Fâtih Sultan Mehmed'e elçilik heyeti ile birlikte Uzun Hasan'in annesi Sâre Hatun da gelmisti. Fâtih su manidar cevabi vermisti: "Hey ana. Kastamonu ve Sinop'u alan Osmanli hükümdari. Osmanli Devleti'nin bir bütün teskil ettigine inanmis gibi idi. David'in en küçük oglu hak dini kabul ederek Islâm'la müserref olmustu. Kurtulus ümidi görmedigi için teslim teklifini kabul eden imparator. Her iki bölgede hüküm sürmekte olan beylikler. Mahmud Pasa'nin akrabasindan olan bas mabeyincisi Yorgi Amiruki vâsitasiyle Mahmud Pasa ile anlasarak sehir ve kaleyi teslime karar verir. Tek bir nefes sehid vermeden ve bir ok dahi atma ihtiyaci hasil olmadan Amasra. birbirine bagli üç kisimdan meydana gelmis olan Trabzon kalesini hem denizden hem de karadan kusatir. bu zahmet din yolundadir. Pâdisah adina Mahmud Pasa tarafindan yapilan teklifi kabul eder. Osmanlilari her bakimdan tehdid eden bir mevkide . bilhassa Firat'a kadar kadar olan sahada.

Yildirim-Timur karsilasmasindan sonra tekrar meydana çikarak. Ayrica Osmanlilarla Karaman Beyligi arasinda çikan anlasmazligi da firsat bilen Uzun Hasan. Çelebi Sultan Mehmed zamaninda ve II. Fâtih'in. durumu büsbütün naziklesti. Karaman. fakat hadiselerin seyri. Konya. Yildirim Bâyezid'in müthis pençesi altinda bir an ezilmeye mahkum olan bu devlet. "Hiristiyanligi takviye ederek Müslümanligi zaafa götürmeye" çalismisti. Fâtih'in eline geçmesini önlemek gayesi vardir denebilir. küçük yasta tahta çikmasini da firsat sayan bu devlet. Osmanlilar için gün geçtikçe daha ciddi bir tehlike konusu olmaya basladi.bulunmakta idiler. Iste bütün bu hareketler. uzak Osmanlilarin aleyhindeki her tesekküle el uzatan Karaman Beyligi'nin. Bu mani olmak isteyiste. Fâtih'i ister istemez dogudaki bu tehlike ile mesgul olmaya sevk etti. Larende ve civarina. Ibrahim Bey'in ölmesinden biraz sonra. Yakin. Osmanli topraklarinin dogusunda bulunan ve gittikçe kuvvet kazanan Akkoyunlu Devleti'ne gelince o. Karamanogullarina sadece siyasi yardimda bulunmakla degil. otuz dokuz sene hükümdarlikta bulunduktan sonra hicrî 868 (m. yedi oglundan en . Osmanli Devleti'ne karsi mümkün olabilen bütün fenaliklari yapmis. Karamanlilar bir firsat vukuunda tekrar ortaya çikacaklardi. Ibrahim Bey. Orta Anadolu'da yeni bir gaile meydana getirmeye çalismis ise de. 1463)'de vefat etmisti. genç hükümdarin çok sür'atle hareket edisi buna imkan birakmamisti. OsmanliAkkoyunlu sinirlari üzerinde hadiseler çikarmaktan da çekinmiyordu. onun gözlerini baska taraflara çevirmesine sebep olmustu. yasadigi müddetçe. Murad devrinde durmadan Osmanlilar aleyhine faaliyette bulunmustu. bu yüzden Fâtih'in Trabzon'u almak isteyisine mani bile olmaya çalismislardi. KARAMAN MESELESI Osmanlilarin en büyük hasmi olup Çelebi Sultan Mehmed'in damadi olan Karamanoglu Ibrahim Bey. Anadolu'nun öteki kisimlarinin güvenligi ve nihayet Türk birligi bakimindan buralarinin da Osmanli topraklari içerisinde bulunmasini zaruri sayan Fâtih Sultan Mehmed. Trabzon Rum Imparatorlari ile akrabalik tesis etmis. hatta Toroslarin güneyinde denize kadar olan sahalara sahip olan Karaman Beyligi. Trabzon Imparatorlugu'nu müdafaa etmekten ziyade bu topraklarin. bu beylige hiç bir hak tanimamak suretiyle ortadan kaldirmayi belki daha önceki tarihlerde tasarlamis. Nitekim Karadeniz sahillerine göz dikmis olan bu devletin yönecitileri. Bundan baska Isfendiyar topraklari üzerinde hak iddia edebilecek bir mevkide olan Kizil Ahmed Bey'i kabul edip himaye eden ve onu Osmanlilara karsi elinde bir silah gibi tutan Uzun Hasan. ayni zamanda fiilen asker göndermek suretiyle de yardim ediyordu. Ancak Fâtih biliyordu ki.

Mahmud Pasa'nin haksizlik yaptigini. Osmanli idaresine yeni alistirilmakta ve hatta isindirilmakta olan bir memleketin halki hakkinda icra edilen bu neviden muameleler yüzünden artan sikâyetler üzerine Mahmud Pasa. Karaman probleminin tamamen ortadan kalkmasi için çaba sarfeden Osmanlilara karsi Akkoyunlu Devleti de bütün gücü ile Karamanlilari destekliyordu. Uzun Hasan. Fâtih Sultan Mehmed. Konya'ya dönünce buradaki is ve sanat erbabinin Istanbul'a yollanmasi isi ile görevlendirilir. Öyle anlasiliyor ki Pasa da yaptigi bu isten pek memnun degildir. Yapilan savaslarda galip gelen Osmanlilar. Böylece Karaman mirasi meselesi ortaya çikti. Osmanlilarla kan bagi olmadigi için çok seviyordu. vazifeden alinarak yerine Rum Mehmed Pasa tayin edilir. sehzâde kaleyi teslim alarak Karaman gailesinin son kalintisini da ortadan kaldirir. mazuruz" dedigi rivayet edilmektedir. Karamanlilarin elinde kalan son kaleleri de almaya muvaffak olmuslardi.büyügü olan Ishak Bey'i. Rum Mehmed Pasa. Annesi bir cariye olan Ishak Bey'i veliaht yapmis ve merkezi Silifke olmak üzere Içel valiligine tayin etmisti. Mevlana'nin torunlarindan birini de bunlarla birlikte yolladigi. Karamanogullari adina müdafaa edilmekte idi. Bu arada onun. Hatta bu maksatla Uzun Hasan. Mahmud Pasa. sehzâdesi Mustafa'yi da buraya vali olarak tayin eder. fakat Fâtih Sultan Mehmed'in bunu ögrenmesi üzerine o zati hediyelerle tekrar geri gönderdigi rivayet edilir. Bu hareketin basinda bulunan Pir Ahmet Bey. Pasa'nin bu icrasinda bazi sikâyetler meydana gelir. Konya'da adina sikke kestirdigi gibi. Karaman halkinin Osmanlilara tabi olmasinin önemli sebeplerinden biri olarak kabul edilmektedir. sadece fakirleri hicret ettirdigini söyleyerek sikâyetlerde bulunur. sonunda Konya'ya girerek. Vezir-i a'zam Mahmud Pasa'yi Toroslara kadar göndererek ülkenin ilhakini tamamlar. Hatta bunlara karsi "ihtiyar benim elimde degil. Kale komutani Atmaca Bey. Daha sonra da bütün devlet islerini ona birakinca öteki kardesler buna itiraz etmislerdi. Taseli taraflari hariç olmak üzere bütün bir Karaman ülkesini topraklarina katar. Sehzâde Mustafa'nin ölümünden sonra Karaman Valiligi'ne Cem Sultan getirilmisti. kaleyi teslim alip dönerken 19 Agustos 1474'te Bor'da vefat eder. Anadolu'daki Müslüman Türk beyliklerine karsi insafli bir sekilde muamele eden Osmanli hükümdari. Bu arada hastalanan sehzâde. Son olarak Kayseri ile Nigde arasinda bulunan Develihisar. Cem Sultan'in iyi meziyetleri. devam eden bu miras isine karisma sevdasina düstü. . 50 bin kisilik bir kuvveti yardima göndermisti. kaleyi Sehzâde Mustafa'ya teslim edecegini bildirince. Konya'nin ileri gelenleri ile anlasarak hükümdarligini ilan etmisti.

gururunun da arttigini gördügümüz Akkoyunlu hükümdarinin ayrica bir "Cihangir" olmak sevdasi da vardi. Uzun Hasan. Hatta rivayet edildigine göre o. hükümdarlik tahtina oturuncaya kadar Akkoyunlular pek fazla önem tasimiyorlardi. Osmanlilari bu meydan okumaya karsilik vermeye zorladi. bu elçilik heyeti vasitasiyle Osmanlilara ait Tokat sehri ile daha baska bazi mühim sehirleri isgal ettigini de Haçlilara bildirmisti. Galibiyetleri ile magrur olan Uzun Hasan." demisti. O. Fakat onun is basina gelmesi ile birlikte durum degisti. Osmanlilarla harp halinde bulunan Venedik Cumhuriyetinin. O. Uzun Hasan. Osmanlilara üstün gelecek durumda oldugunu tahmin ediyordu. Çünkü o. Daha sonra Horasan hükümdari Hüseyin Baykara'yi yenerek topraklarindan bir kismini almis olan Uzun Hasan. Nihayet bu emellerinde muvaffak oldular. Bu muvaffakiyet de 1472 yilinda Osmanlilara ait olan Tokat sehrinin Uzun Hasan kuvvetleri tarafindan yakilip yikilmasi ile kendisini belli etmisti. Osmanli hududlarini geçerek taarruz etmesi.OSMANLI-AKKOYUNLU REKABETI VE OTLUKBELI ZAFERI Uzun Hasan. Venediklilerle ittifak etmis olan Haçlilarla birlikte hareket için bunlarla görüsmek üzere Rodos'a elçiler göndermisti. Ebu Said'i maglub ettigi gün. bu suretle Firat havalisinden Maveraünnehr'e kadar uzanan büyük ve kuvvetli bir devlet kurmus oldu. . onu Osmanli topraklarini alma sevdasina düsürdü. cür'et ve celâdetim Hüdâvendigâr'a (Osmanli hükümdari) gösterem. Osmanlilar aleyhinde kendisine ittifak teklifi üzerine daha 1463'te bunlarla anlasmisti. Topraklarinin genislemesi nisbetinde. Karakoyunhükümdari Cihansah ile Mâveraünnehr hükümdari Ebu Said Miransah'i öldürmeye ve topraklarini da kendi ülkesine katmaya muvaffak olmustu. devamli olarak Hasan Pâdisah'i Osmanlilar aleyhine tahrik ediyorlardi. secaatin âsârini gördüler. Bütün bu hareketlerin ötesinde Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan'a bagli kuvvetlerin. 1472 yilinda Venediklilere yeni ittifak teklifinde bulunmus. bu teklif. Bunlar. Iste bu düsüncesi ve kendisini çok üstün görüsü. Fâtih Sultan Mehmed'i de yenebilecegini tahmin ediyordu. Bundan dolayi Osmanlilardan kaçan Karaman ve Candarogullarini bir büyüklük eseri olarak ayni zamanda kabul etti. Venedik elçisi Katerino Zeno vâsitasiyle derhal senatoya bildirilerek Akkoyunlu ordusu için top ve topçu ustasi istenmisti. Bundan baska yine Osmanli-Venedik muharebesi esnasinda Hasan Bey. firsat el verirse bu nöbet isterim ki. atini meydana sürmüs ve "Bu diyarin serdarlari.

ehl-i Islâm üzerine gidip onlara zulümde bulunmasinin dogru olmadigi. ne denli yüksek bir telakki ile hareket ettigini açik bir sekilde ortaya koymaktadir. Kazabat'ta da Amasya Valisi Sehzâde Beyâzit. Iste Fâtih Sultan Mehmed bu istekler karsisinda agir bircevap yazar. Fâtih. Bu cevabinda o. Bu cevap. Islâm memleketlerini tahrib ile Islâm hükümeti yikmanin dogru bulunmadigini. bunun sebebini Fâtih'e sordugunu. emirlerindeki kuvvetlerle orduya katilirlar. Bütün kaynak eserlerde tafsilatli bir sekilde kendisinden bahsedilen bu zaferden uzun uzadiya bahs etmek istemedik. hükümdarin. yine kendi vilayetine teveccüh etti" diye takdir etmekte ve Osmanli hanedaninin adalet. bu takip etmeyis hadisesini Sehzâde Bayezid'in hizmetinde bulunan Halil Pasa'nin oglu Ibrahim Pasa'nin agzindan nakl etmekte ve onun.Fâtih Sultan Mehmed. ayni zamanda Oguzlarin Bayindir koluna mensub bulunan Akkoyunlu kuvvetlerini takip ettirmedigi gibi Türk ve Müslüman olan ülkesine de dokunmadi. öte taraftaki gaza harplerini birakip. Farkli rivayetler bulunmasina ragmen bu katilimlarla ordunun yekunu takriben seksen bes bin kisiye ulasir. Iznik yolu ile Yenisehir'e gelini. eger yapabiliyorsa din düsmanlari ile savasmasi gerektiginden bahs ederek. Osmanli ordusu. Osmanlilarla yapacagi muharebeyi makul gösterebilmek için onlardan Kapadokya ile Trabzon Imparatoru'nun kizinin kocasi olmasi hasebiyle Trabzon'u istemekte idi. Uzun Hasan üzerine hareket etmeden önce kis mevsiminde ondan gelen mektuba agir bir cevapla mukabelede bulunmustu. burada Müslümanlarla ugrasmanin iyi bir sey teskil etmedigi" cevabini aldigini nakl eder. Kemal Pasazâde. galip gelmisken kendisi gibi Türk ve Müslüman olan. sözünün de kiliç oldugunu söyleyerek Akkoyunlu hükümdarini. Tarihte "Otlukbeli Zaferi" diye söhret bulan bu savasta. Osmanli ordusu büyük bir zafer kazanarak dogudaki bu tehlikeyi bertaraf eder. Bu mektupta Fâtih Sultan Mehmed. Fâtih'in komutasinda Üsküdar'dan hareket eder. Uzun Hasan'a ders vermek oldugu. . 13 Zilkade 877 (11 Nisan 1473) Pazar günü. Nitekim Âsik Pasazâde de Fâtih'in bu hareketini "Mürüvvetle vilayetin yikmadi. Beypazari'nda Karaman valisi Sehzâde Mustafa. kozlarini paylasmak ilkbaharda üzere harbe davet eder. yapilan haksizligi ortadan kaldirmak için bizzat kendisinin gelecegini bildirir. Gerçekten de Frenklerle ittifak yapmis olan uzun Hasan. ondan "gâyenin saltanat yikmak degil. bundan böyle elçisinin ok. Uzun Hasan'in yaptiklarindan.

Zira hâdiseler. Bu suretle de o. Onun. FÂTIH'IN GÜNEY SIYASETI Cihan tarihinin gördügü en büyük hükümdarlardan biri olan Fâtih Sultan Mehmed'in. Osmanli Devleti'nin. verilmis bir kararinin olup olmadigini söylemek pek mümkün degildir. Osmanli devlet sinirlarini Tuna ve Italya'ya dayamak istedigi kesinlik kazanmis görünmektedir. çok kisa bir zamanda büyüyüp gelismis ve Omanlilar için korkunç bir tehlike haline gelmis olan Akkoyunlu Devleti'ni. onun düsüncelerinin basinda gelmekte idi. Osmanlilar aleyhine harekete geçmis olan Haçlilarin ümitleri de kirilmis oluyordu. Fâtih Sultan Mehmed. ordusunun almis oldugu bütün esirlerin âzâd edilip serbest birakilmasini emreder. Timur'dan beri karsilastigi bu en büyük tehlikenin atlatilmasinda ve zaferin kazanilmasinda rol oynayan baslica âmil. Hicaz su yollari ile ilgilenmesi. Otlukbeli zaferi ile tehlikesiz bir hale getirmisti. Bu zaferden sonra. Bu da Islâm dünyasinda. bundan son derece memnunluk duydugundan ve kendisine bu imkani hazirladigi için Allah'a sükran hislerini ifade etmek üzere. bu sefer de ölüm. 1473'te kazanilan bu zafer. yollardaki su kuyularinin (birke) harab oldugunu ve hacilarin bu yüzden sikintiya düstüklerini görmüstü. bütün Müslümanlara ait olabilcek bir ise parmagini koymus oluyordu. basit bir hadise olmadigi gibi yadirganacak bir hadise de degildir. Karadeniz'in bütün sahillerini almak ise. kendisi ve devleti için büyük bir sempatinin dogmasina vesile oluyordu. halka karsi âdil olan idaresinin nümûnelerini göstermis oluyordu. Bu hadise su idi: Hicaz'a giden bir Osmanli hacisi.insaf ve fazilet ile muttasif bulundugunu açiklar. Bununla beraber. Fâtih. Böylece. Osmanlilara karsi yapilmis olan sark ve garb ittifakinin bir cephesini tamamen tesirsiz hale getirmisti. Serbest kalip buralarla mesgul olmaya basladigi siralarda. Sonuç olarak sunu söyleyebiliriz ki. ona bu yolda yürümeye izin vermemisti. Osmanli adalet ve müsamahasinin en güzel örneklerinden birini daha vermis olur. Zira bu suretle o. Oguz boylari arasindaki çekismenin bütün yan tesirlerini izale ederek ihtilaf sebeplerini silmek istiyordu. O. Anadolu birligini saglamak ve hatta bir bakima Islâm birligini temin için büyük bir gayret içinde oldugu kabul edilmelidir. Uzun Hasan Devleti'nin sür'atle çökmesine ve nihayet ortadan kalkmasina âmil olan sebeplerin basinda gelmektedir. Fâtih Sultan Mehmed'in bu bölgelerle ilgilenmesine imkân vermemisti. Osmanli askerî kudret ve teskilâtçiligi ile atesli silahlardaki kiyas kabul etmez üstünlügüdür. Fâtih'in. Otlukbeli zaferi. kendi ülkesinin güneyinde uzanan topraklar üzerinde. Hac farizasini eda edip .

Meseleyi kendi iç isleri olarak kabul eden Memlûklerin. ona göre Fâtih. Âsik Pasazâde'nin ifadesine göre Karamanoglu da Misir Sultani'na bir elçi göndererek.döndükten sonra. Iste bu sekildeki hareket tarzi. aradaki dostluk hislerinin sarsilmasina sebep oldu. Zira Âsik Pasazâde bize bu konuda çok net bilgiler vermektedir. bu kuyulari tamir etmek için bazi adamlari görevlendirmisti. bu kuyulari koruyacaklardir. Osmanlilari çok yakindan takip ettikleri anlasilacaktir. Iki taraftan âdet terk olundu. Isin iç yüzüne bakildigi zaman. Fâtih'in su yollari bahanesi ile Mekke Sultanina yüklerle flori gönderdigini ve onu Misir'a karsi isyana tesvik ettigini yazmisti. Pâdisah dahi taht mübarek olsun diye elçi göndermedi.. Ve muhabbet kesilmeye basladi. Anadolu'da Türk birligini kurmaya çalisan ve bu konuda kendilerine engel olan kuvvetleri teker teker ortadan kaldiran Osmanogullarinin. Âdet bu idi ki gönderileydi. durumu hükümdara bildirmisti. bu kuyular için vakiflar düzenleyecek ve bu vakiflarin geliri sayesinde bölgedeki Araplar. Karamanoglu'nun bu yalan haberine inanan Misirlilar. Âsik Pasazâde'nin ifadesiyle "Taht mübarek olsun . sinirlarina yaklastirmamak ve onunla kendi arasinda zayif ta olsa tampon bazi tesekküller bulundurmak arzusunda idi. Dulkadir topraklarina kadar uzanan zengin Misir Memlûkleri Devleti. Karamanoglu'nun verdigi bu haber üzerine Osmanli ustalarini hakaretle geri göndermeleri. Böylece vakiflarin geliri ile tamir edilecek olan bu kuyulardan. Bunun üzerine pâdisah. Han'a vilayet (Trabzon) mübarek olsun diye. Halbuki Pâdisahin onlarin iç islerine karismak gibi bir niyeti yoktu. güneye giden yol üstünde bulunan Dulkadir isleri ile ilgilenmeye sevketti. gelecekte kendisi için büyük bir tehlike olacagi anlasilan Osmanli Devleti'ni. Fâtih'i. Bu yüzden. Memlûk sultanlari ile Osmanlilarin arasinin açilmasina sebep olan daha baska olaylar da vardi." Dulkadirogullari münasebetiyle bozulan iliskilere ragmen Sultan Kayitbay zamaninda Fâtih. özellikle kuzeyden Hacca gidecek olanlar istifade edeceklerdi. Toros'larin güneyine inmelerine pek taraftar degillerdi. Sonuç olarak Misir'dan. Âdet-i muhabbet terk olundu. Onlar. Bu durum. Sonra mezkur (adi geçen) Hoskadem dahi Misir'a sultan oldu. Fatih de onu tebrik etmemisti. Adavete (düsmanliga) bir bahane bu oldu.. Âsik Pasazâde bu konuyu su ifadelerle dile getirir: "Her tarafin pâdisahlarindan elçi geldi. Misir hakim ve nâiblerine de bu adamlara yardim etmeleri için mektuplar göndermisti. Memlûklularin. Nitekim Fâtih. Misirlilar buna lüzum görmemislerdi. Pâdisah dahi buna bir pare (parça) melûl oldu. zaferi tebrik için her taraftan elçiler geldigi halde. Trabzon seferinden zaferle döndügü vakit. Bu yüzden Karamanogullarina yardim ediyorlardi. Ancak Misir sultanindan elçi gelmedi. "Hoskadem" Misir sultani oldugu zaman. iki devletin arasinda serin bir havanin esmesine sebep oldu. "biz âcizmiyiz kim birkemizi ol meremmet ide" diyerek Osmanlilari geri çevirmislerdi.

diye elçi gönderdi. Iyi hediyelerle Çavusbasini elçi gönderdi. Elçi kim Misir'a vardi yine kanun üzre hürmet etmediler. Bu muhtesibin gelmesi pâdisaha hos gelmedi. yaptigi ve yapacagindan haberli bulunan bir sisteme sahip bulunmasi idi. gafil ve zamanin maglubu kimselerdir. elçi müsteki geldi pâdisahina haber verdi. Her zaman sogukkanliligini muhafaza ederdi. sevki tabiilerini rehber tutan. tesadüflerin yardimi ile degil. Halbuki büyük söhretlerden pekçogu. etrafina zengin ve kaliteli bir müsahipler ve müsavirler kalabaligi toplayan ve bunlardan her birinin karsisinda gerektiginde boyun egen bir adamdir." sözleri ile ifade edilen anlayis. kendi istihkak ve kudretiyle ulasmistir. Zamani gelince de birdenbire maksadini açiklardi. maglubiyeti önlemek için cesurane bir sekilde öne atilip askeri tesci ederdi. Fâtih. yapacagi seferleri tatbik sahasina koyuncaya kadar gizli tutardi. beser olarak düsebilecegi hatalari asgariye indirmek yolunda. Bu yüzden düsmanlarini sasirtarak bir senede birkaç fütuhata birden nail olurdu. yaptigini bilen ve ne yapmasi gerektigini hesaplayip düsünen adamdi. Adaletle hükmetmeyi siar edinen." Gerçekten. Derûnî metanet ve zihnî kemaline. FÂTIH'IN SAHSIYETI VE ÖLÜMÜ 1451 yilinda 21 yasinda iken yeniden Osmanli tahtina geçen Fâtih Sultan Mehmed. Çünkü "o. Onu. atalarinin elbiselerini birakarak ulema elbisesi giymeye basladi. Misir muhtesibinin elçi olarak gönderilmesine kizmistir. Bu yüzden . cesaretli ve gayretli biri olan Fâtih Sultan Mehmed. firsat ve tesedüflerden faydalanmis olmasi degil. Âlimlerle sohbette bulunmayi âdeta bir vazife telakki ediyordu. Istanbul'u fethedip bin yüz yillik Dogu Roma (Bizans) Imparatorlugu'nu ortadan kaldirarak tam anlamiyla "Fâtih" ünvanini aldigi gibi. pâdisahlara elçi olarak gönderilmez. devletler arasindaki protokolün çignenmesi demekti. Bununla beraber o. yüksek kabiliyet ve dehasiyle herkese gücünü kabul ettirmis olan büyük bir devlet adami idi. yani Rum ülkesinin pâdisahi dendi) buna dahi melûl oldu. Misir sultani dahi bu elçinin ardinca bir elçi gönderdi. hayat ve icraatinin her safhasinda sahid oldugumuz Sultan Ikinci Mehmed. bu bir hafifliktir. Harpte cesurdu. Binaenaleyh Fâtih. çarsi ehlinin büyügüdür. Misir'in muhtesibini* gönderdi. Rum Pâdisahi (Anadolu'ya baslangiçta Rumeli dendigi için Pâdisahina da Rum pâdisahi. devlet idaresinde sertti. Hissiyatini gizlemeyi bilir. Fâtih Sultan Mehmed. Zira böyle bir elçi. Âhir. bunu açikça ortaya koymaktadir. icraat ve basarilarinda. ihraz ettigi san ve serefe. kütle mukadderatini elinde tutan sayili dâhiler ve cihangirlerden ayiran üstün vasif.

Serbest fikirli ve herhangi bir saplantisi olmayan hükümdarin. otuz sene kadar kesintisiz sefer ve gazalarla mesgul olmustu. yeniden Filozof Ivrokios'a havale ederek Arapça yazdirir. "Ilmi taleb ediniz hadisine uygun olarak tahsil ve müzakerelerden geri kalmazdi. bütün bu çalismalarinin sebebini ve dolayisiyle hedefini su misralarla dile getirir: . Bizzat yirmi bes seferde bulunan Fâtih." Bildigimiz kadari ile Fâtih. Ana dilinden baska sark ve garp dillerini bildigi. Kritovulos bu konuda sunlari yazar: "Pâdisah hazretleri. Ayni zamanda kendisi de sair olan Fâtih. Fâtih. âlimleri davet ederek ilmî mübaheseler yaptirdigi da anlasilmaktadir. topçuluk ve askerlikte kesif yapacak kadar kudret sahibi oldugu anlasilmaktadir.Istanbul. genis bir kültür ve bilgi hamulesiyle yüklü bulundugu. O da digerleri gibi daha sehzadeliginde "ulûm-i âliye ve 'aliye"yi tahsil etmisti. Gerçekten o. riyaziye. âlim ve fazil insanlarin siginagi haline gelmisti. nazari dikkate almis ise de bu haritalar daginik olduklarindan. essiz) dahi vardir. çok genç yasta tahta çikmis. I. Onlara tahsisatlar vermis ve çalismalarini temin gayesiyle müesseseler kurmustu. Kendiler dahi ulema zümresinden madud olup (sayilip) fadli bâhir ve marifet-i zâhir sahibi idiler. 52) onun bu özelliklerini su ifadelerle nakleder: "Bâni-i mebani-i hayrat ve müessis-i esas-i hasenat olup ulema-i ser'-i metin ve fudala-i fedail âyin. Molla Siraceddin ve Abdülkadir gibi hocalardan ders almisti. Bu sebeple o. lisan-i Farisî ve Yunanî'den Arapçaya tercüme edilmis olan âsâr-i felsefiyeyi mutalaa ve nezd-i sâhânelerinde bulunan fudala ile bu babta müdavele-i efkâr eder ve bilhassa Aristo'nun mebahis-i felsefiye ile pek ziyade mesgul olurdu. Molla Iyas. Mahlas-i serifleri "Avnî"dir. Molla Güranî. daha çocuklugunda büyük sorumluluklar yüklenmis. O. Ve siir-i bî-nazirleri (benzersiz." Tetkik edilip arastirildigi zaman görülecegi gibi hemen hemen bütün osmanli Pâdisahlarinda ve özellikle Fâtih Sultan Mehmed'de ilim ve ilim adamlarina karsi büyük bir saygi vardir. O. meslek-i cografîye aid levayihine tesadüf edip mezkur layihalarda fennî bir surette izah ve tarsim edilen (çizilen) sekilleri. Bir vakit cografiyundan meshur Batlamyus'un. Bostanzâde Yahya (Tarih-i Saf. devrinde revnak bulup cihet-i maaslari için Tetimme (medrese) ve imâret bina buyurup nice evkaf tayin buyurmuslardir. tasavvuf erbabi ve sanatkârlari himaye etmisti. sair. ulema. 1466 senesinde Batlamyus'un haritasini Ivrikios'a yeniden tercüme ettirip haritadaki isimleri Arap harfleri ile yazdirmistir. Hatipzâde Mehmed. Türk tarihinin en renkli ve en büyük sahsiyetlerinden biridir. siirde "Avnî" mahlasini kullanirdi. 17 devlet ile ikiyüz küsur sehir ve kale fethetmisti. Hocazade Muslihiddin Mustafa. Farsça ve Rumca'dan Arapça'ya tercüme edilmis felsefî eserleri okur ve yanina celb ettigi âlimler ile müdavele-i efkâr ederdi.

O. büyük bir ordunun basinda hasta olmasina ragmen Üsküdar'a geçmis ve bir at arabasina binerek. bizzat pâdisahin agzindan "Bu hânedanin maksad-i a'lasi. Islâm âleminin hâmisi sifatiyle kendisini i'lâ-yi kelimetullah'in en büyük temsilcisi olarak görmekte idi. nizam-i âlem için. giristigi gazalar ve tebeasi için yaptiklarina bakilirsa.)'in. Gerçekten." Keza onun. Hazirliklar. Ortodoks ve Ermeni patrikleri ile Yahudi bashahamini bu sehre yerlestirir. amma Arab mi. daha önceden biliyoruz. gayesinin bir cihan devleti de olmayip. tek bir devlet. Onun yaptigi fetihler. O. Ancak. bütün imkîAnlari degerlendiriyordu. Çünkü o. Bu yüzden 3 Mayis 1481 Persembe günü (4 Rebiülevvel 886) ikindi vakti. Tursun Bey "Ve cihet-i sefer Anadolu oldugu malum olundu. riza-yi ilâhî'yi kazanmaktan ve Resûlullah'in yolunda yürümekten baska bir sey düsünmedigi görülür. i'lâ-yi kelimetullah'tir demektedir. Istanbul'u idealindeki cihan devletinin merkezi yapmak istiyordu.a. Bu sebeple Istanbul'u aldiktan sonra. Ama nereye oldugunu kimse bilmiyordu. daha sehzâdeliginde cihangirlik emelinde oldugu belirtilen Fâtih için. çektigi sikinti ve katlandigi eziyetleri gören uzun Hasan'in annesi Sâra Hatun'a "Valide" diye hitap edip söylediklerine. Muhammed (s. Zira Fâtih. doguya dogru ilerlemeye baslamisti. Din-i Islâm'in mücerred gayretidir gayretim" Bu ifadeler onu. günü (27 Safer 886) 50 yasinin içinde iken. ayni yolun yolcusu bir idealist olarak gögüs vermis bir serdar ve fikir adamidir. insanlik ugrunda katlandigi mesakkat ve müsküllere gögüs gerdigi gibi. tek bir pâdisah ve Istanbul da cihanin payitahti olmalidir. . 1481 yili Nisan ayinin 29. büyük bir sefer için yapilmisti. Acem mi malum olmadi" diyerek bu büyük seferin nereye olacaginin bilinemedigine isaret eder. Peygamberimiz Hz. Hatta bir rivayete göre "Dünyada tek bir din. Gebze yakinindaki Hünkâr veya Tekfur Çayiri denen yere geldigi vakit. Trabzon üzerine varirken."Imtisâl-i "câhidû fi'llah"* oluptur niyetim. Fâtih Sultan Mehmed." seklindeki sözü ile bu düsüncesini dile getirir. Bosnali Hüseyin Efendi. nereye müteveccih oldugu kesin olarak bilinememektedir. Islâm dinini her tarafa yaymak oldugu anlasilir. Bu seferin. hastaligi büsbütün artar. Bu ifadelere bakilirsa.v. Vefati dahi yine "i'lâ-yi kelimetullah" için çiktigi bir sefer-i hümayun esnasinda vuku bulmustu. sirf ihtiras için harb eden ve kiliç sallayan dünya cihangirlerinden ayirmaktadir. hedefledigi gayeye ulasmak için. 31 yillik hükümdarliktan sonra vefat eder.

Kurulusundan itibaren Müslüman bir topluma istinad eden bünyesi ile. Fâtih'in vefatini ve sebebini su ifadelerle günümüze ulastirmaya çalisir: "Vefatina sebep. idareleri altinda bulunan gayr-i müslimlere karsi hosgörülü davranmayi. hayatiyet sirlarini teskil eden ve onu. Islâm'dan aldiklari ilhamla Osmanlilar. bir kabahatliya karsi siddet göstermeyip geçivermek" seklinde manalandirilmaktadir. ayagindan kan aldilar. Ahir. Ser'î hukuku hem nazarî. Tabibler. Öyle anlasiliyor ki. aldirmama. Âsik Pasazâde. Bu anlayis sebebiyledir ki. devlet nizam ve hakimiyet telakkisinde önemli bir rol oynamasidir. gizli tutularak hamam yapmak üzere Istanbul'a geçtigi söylenip askerin yerinde kalip beklemesi emrolundu ise de birkaç gün sonra kayiklarla Istanbul tarafina geçen yeniçeriler. Sözlüklerde bu kelime. hem de amelî bir sekilde uygulayan Osmanli Devleti.Fâtih'in ölümü. devletin sosyal bünyesindeki anlayisin buna göre organizesi normal karsilanmalidir. Bir beylik olarak ortaya çikisindan itibaren bünyesi ve sartlarin gerektirdigi degisiklikleri yapmaktan çekinmeyen Osmanli Devleti. "hosgörü" diye ifade edilen prensip ve anlayisa eskiden "müsamaha" deniyordu. Zira "bu devlette din asil. onlarin dinî hürriyet ve serbestilerine müdahale etmemeyi devletin temel prensiplerinden biri haline . Bu bakimdan. Devletin. "görmezlige gelme. onlari her türlü baskidan da kurtarmislardi. genellikle hânedanda rastlanan "Nikris illeti" idi. vefat hadisesini ögrenince. Fâtih'in ölümü. Sarab-i farig (ilaç) verdiler. Balkanlar'da idarelerine aldiklari yerli unsurlarin din ve vicdan hürriyetine müdahale etmedikleri gibi. ilacindan aciz oldular. Zahmet ziyade oldu. Anadolu'nun diger beyliklerine göre daha uzun ömürlü yapan unsurlardan biri de süphesiz ki. FÂTIH SULTAN MEHMED VE HOSGÖRÜ Günümüzde. Tarihî rivayetler de bunu desteklemektedirler. Allah rahmetine vardi. ayaginda zahmet vardi. bu anlayisini devletin bütün sistem ve organlarinda da devam ettiriyordu. Fâtih'in hastaligi. hosgörü adini verdigimiz anlayisin. saglam temeller üzerine bina edip gelistirdigi ve kemal mertebesine ulastirdigi müesseseleri vâsitasiyle uzunca bir hükümranlik dönemi geçirme imkanini buldu. onbir gün gizli tutulup saklanabilmisti. devlet ise onun bir fer'i olarak görülmüstür". tabibler cem olup ittifak ettiler. Osmanlilar. bazi edepsizliklere basladilar.

Ömer b. Bâyezid. Gerek bu gerekse ve daha önceki dönemlerde yenilmeye degil.. Bâyezid. hatta XVII. Ahardan kimesne rencide eylemeye.. SULTAN II. Resûl-i Ekrem (s. II. hem de müsterek ana merkezin mali ve mensubu olarak. 85l (l447) yilinda Dimetoka'da dogdu. 22. Gülbahar Hatun'dan dogan büyük ogludur. refah ve bolluk da beraber girmekte bulunuyordu. Sene 862 (1457). Bu prensibi iyi kullanan ve ona son derece riayet edenlerden biri de süphesiz ki Istanbul'un fâtihi olan Sultan II. Eger bundan sonra gelen halifeler. ve . genellikle yenmeye alismis bir kütle psikolojisi için. Ali Emirî. Resûlun hismina ugrasin. hem federal ve müstakil hüviyetleri içinde kendi merkezlerine bagli. "Emiru'l-Mü'minîn Sultanu'l-Guzat ve'l-Mücahidîn Nâsiru's-Seriat ve'l-Milleti ve'd-Din Giyâsu'l-Islâm ve Muinu'l-Müslimîn Sultan Bâyezid diye anilan Sultan II. Fâtih. Fâtih Sultan Mehmed'in. ulema. Hattab (r. Mehmed'dir. hududlardan sadece zafer sesleri degil.getirmislerdir.a. vezirler. Onun. Osmanli medeniyetinin ahengini meydana getiren muhtelif unsurlarin her biri. mucibince zapt ve tasarruf eyleyeler. Bâyezid'in zamani. gerekse ekonomik hayati bakimindan istikrarli ve emniyetli bir devir idi.) hazretlerinin mübarek eliyle ve pençesiyle imzali olan hatt-i hümayunlari ve Hz. BOA.v. Istanbul'un fethinden sonra Ortodoks Patrikligi'ne verdigi serbestiyet ile âyinlerini yapma konusundaki rahatligi bilindigi ve daha önce de kismen "Bi avnillahi Taala Hz. nr. BÂYEZID ( BÂYEZID-I VELÎ ) Modon fetihnâmesinde. Kuds-i Serif içre ve tasrasinda namazlari ve ziyaretgâhlari ke'l-evvel. Resûl-i Ekrem hürmetiyle makami Konstantiniyye feth oldukta etraf u eknafta olan sahlar ve krallar âsitâne-i saadetime elçiler gelüp feth-i fütûhu arz edüp bu def'a Kuds-i Serif'te olan Rumlarin Patrigi Atanasyos nâm rahib ruhbanlari ile gelüp âsitane-i saadetime yüz sürüp Hz. ehl-i örften vesair ümmet-i Muhammed'den akça içün veya hatir içün feshine murad ederlerse Allah'in ve Hz. Sultan II.a. Yedi yasinda iken Amasya sancakbeyligine gönderildi. gerek Osmanli cografyasi.) (tarafindan) verilen hatt-i kûfî ile ve selâtin-i maziyeden hatt-i hümayunlari ibraz edip reca eyledi.

Bâyezid. babasinin yerine tahta geçer. tabiî bir hâdise gibi karsilanmadi. uzun boylu. elâ gözlü. Konya'da bulunan Sehzâde Cem'e gönderdigi mektup ve bu vesile ile Fâti'in ölümünden haberdar olan yeniçeriler. mutedil sakalli. 85l (m. o siralarda Fâtih'in yaninda ve henüz 11 yaslarinda bulunan Bâyezid'in oglu Korkut'u. Fâtih Sultan Mehmed vefat ettigi zaman. 5 Rebiülevvel 886 (4 Mayis l48l) de Saltanat Kaymakami ilan ederler. bulunmayacagi siralarda Istanbul'da hükümet islerine bakmak üzere Silifke'den çagirmis oldugu Ishak Pasa'nin kiskirtmasi ile Vezir-i Azam Karamanî Mehmed Pasa'yi da öldürürler.000 kisi oldugu halde Amasya'dan yola çikip Üsküdar'a gelir. bütünüyle Ishak Pasa'nin eline geçmis demekti. Vezir-i Azam'in.XVIII. babasi gelinceye kadar. Mustafa adinda bir oglu daha vardi. büyük sehzâde Bâyezid'i davet için Amasya'ya gönderirken. ölen kardesinin yerine Karaman valiligine tayin edilmisti. 886 Rebiülevvel'inin 13. l447) yilinda iki bayram (Ramazan . Fakat Cem'e bu mektubu götüren sahsi. Fakat bu sehzâde babasinin sagliginda vefat ettiginden. Cem de merkezi Konya olan Karaman Eyâleti'nin valisi idiler. Kaynaklarin. Daha önce de belirtildigi gibi Fâtih'in. Anadolu Beylerbeyi ve Bâyezid'in damadi olan Sinan Pasa yakalayarak öldürür. devletin islerini tedvir etmekle onu görevlendirdi. Ishak Pasa da kendisine verilen bu genis yetkiyi iyi kullanarak asayis ve güvenligi sagladi. Yeniçeriler. yüzünde ben bulunan. genis omuzlu ve yüksek gösterisli olarak belirttikleri Bâyezid-i Veli. Fâtih vefat eder etmez. maiyetinde 4. Zira Divan. büyügü Bâyezid. melek huylu. beyaz tenli. asirlarda bile hâla. siyah çatik kasli. semâvî bir nükte gibi. genis ve açik yüzlü. Sehzâde Bâyezid'in tarafini tuttuklari için. Fatih'in. Oradan da Istanbul'a geçerek Yahudiler ile zengin halkin evlerini yagmalarlar. o dönemde merkezi Amasya olan Rum Eyâleti. o sirada Kastamonu Sancakbeyi bulunan Sehzâde Cem.Kurban) arasinda dogmustu. Fâtih Sultan Mehmed'in ani ölümü. Vezir-i Azam ve Mevlânâ'nin soyundan gelmis olan Karamanî Mehmed Pasa. ayaklanarak Pendik önlerine demir atmis bulunan birkaç gemiyi zapt ederek Üsküdar'a gelirler. Öte yandan devlet büyüklerinden acele davet mektuplari alan Bâyezid. küçügü de Cem olmak üzere iki oglu kalmisti. ince ve kemalli çehresiyle dünyaya yüz göstermekte devam etmekte idi. Yeniçeriler. bir taraftan Keklik Mustafa adinda bir çavusu. Bu feci hadiseden sonra iktidar. (12 Mayis 1481) günü 35 aslarinda iken. . Her ne kadar onun dogum tarihi ile ligili farkli yillar veriliyorsa da genellikle yukarida belirtilen tarih kabul edilmektedir. latif. öbür taraftan da kendi adamlarindan birini Cem Sultan'a gönderip yolu uzak bulunan Bâyezid gelmeden önce onu Istanbul'a davet ile bir emr-i vaki yapmak istemisti. Ülkede büyük bir siyasî buhranin çikmasina sebep oldu.

basinda siyah bir kavuk ve ayni renkte bir elbise giymis oldugu halde Istanbul'a girmisti. resmen Osmanli tahtina oturmus olur. yeni sultan tarafindan kabul edilir. Bu olaylara temas etmeden ve onun sahsiyet ile karekterinin olusmasinda önemli rolü bulunan ve bir bakima onun bu özelliklerini canli birer levha gibi önümüze seren faaliyetleri görmeden disariya karsi olan . Bâyezid. büyük bir tezahüratla karsilayan vüzera ve asker. Cenaze namazini Seyh Ebu'lVefa adiyla söhret bulmus olan büyük âlim Konyali Muslihiddin Mustafa kildirmisti. kendisini merasimle karsilayan Yeniçeriler. Karamanî Mehmed Pasa'nin öldürülmesi sebebiyle vâki olan kusurlarinin affini ve cülûs bahsisi verilmesinin kabul edilmesini taleb ederler.Namazdan sonra Fâtih'in naasi. Ishak Pasa'nin vezir-i azam olmasini. Bâyezid'in. onun rakibi olup. kendisi tarafindan yaptirilmis olan camiin arkasindaki türbeye defnedilmisti. ilk hamlede mesele çikarmamak için. Tabutun altina önce Sultan Bâyezid ve vezirler girmislerdi. Yeniçerilerin bu istekleri. babasi Fâtih Sultan Mehmed'in ölümünden sonra Osmanli tahtina oturur oturmaz içerde. cülûs bahsisi tekrarlanmisti. Bu usûl. Yeni padisah. Fâtih Sultan Mehmed'in cenaze merasimi icra edilmisti. Bundan sonra Ishak Pasa'ya sadaret tevcih olunur.(Ilki Fâtih Sultan Mehmed tarafindan verilmisti. bir kismi siyasî. ancak üçyüz yil sonra Sultan Birinci Abdülhamid tarafindan Rusya ile yapilan savas sirasinda ve birdenbire kaldirilabildi. bu istekleri kabul eder. zamanla devlet maliyesi için âdeta bir yikim halini alaacaktir.Ertesi gün.) Cülûs bahsisinin ikinci örnegi olan bu uygulamadan sonra. II.Bu. Cenaze defn edildikten sonra bey'at merasimi yapilarak Sultan Bâyezid. O. terakkilerinin artirilmasina muhalefet ettigi söylenen Hamzabeyoglu Kara Mustafa Pasa'nin. Osmanli tarihinde Yeniçerilere verilen cülûs bahsisinin ikincisi olmustu. Bu arada yeniçerilerin bütün isteklerinin kabul edilmesi mahzurlu görülerek daha önce Mustafa Pasa hakkinda verilen karardan dönülür. oglu Korkut'tan saltanati resmen devr alip l2 Mayis l48l de Osmanli tahtina çikar. kapi önünde saf tutup. Böylece henüz Üsküdar'da bulunan Mustafa Pasa getirtilerek ikinci vezir olarak ilan ve tayin edilir. bir kismi da dinî renge boyanmis gerçekte dis kaynakli olan siyasî bazi isyan hareketleri ile karsilasir. Bu bahsisler. Günümüz Istanbul'undaki Vefa semti hâla bu zatin ismi ile anilmaktadir. Yeni padisahi. azil ve nefy edilmesini ister. Topkapi Sarayi'na girerken. tahta geçisinin ertesi günü. BÂYEZID DÖNEMININ BAZI IÇ OLAYLARI II. her tahta çikista. subaylari vâsitasiyle bir arzuhal takdim ederek.

32 )'da sehzâdelere yazilacak hükümlerin elkabi bahsinde yalniz Cem isminin zikredilmesi ve yazilarda ona ". Nitekim Kanunnâme-i Âl-i Osman (Istanbul l330. Bâyezid'den daha meziyetli. Gedik Nasuh Bey'i.oglum Cem edâmellahu bekahu" diye hitab edilerek örnek gösterilmis olmasi. Kaplica savasindan üç gün sonra ordugâha gelip. civardaki sehir ve kasabalara saltanatini kabul ettirip.. ibâreyi büsbütün manasiz saymak da dogru degildir. l8 gün kadar da hükümdarlik eden Cem. bu iddiasini da bazi delillerle isbat etmeye çalisiyordu. Karaman eyaletinde beraber bulunduklari zamandan beri. iç proplemlerin tesiri..vâris-i mülk-i Süleymanî. Gedik Nasuh Bey. Bu basarida Bursa halkinin da büyük bir payi oldugu belirtilmektedir. 28 Mayis'ta.siyasetini anlayip takdir etmek mümkün olmazdi. Zira Cem. Haziran'in basinda Bursa'ya giren Cem.Gerçi buna dayanarak Fâtih tarafindan Cem'in veliahd ilan edildigini iddia etmek mümkün degilse de. IÇ KARISIKLIKLAR VE CEM OLAYI Ikinci Bâyezid tahta çiktigi zaman. Gerçekten. Daha Fâtih'in sagliginda devlet erkani arasinda her iki sehzâdenin taraftarlari bulundugu ve basta Karamanî Mehmed Pasa oldugu halde. özellikle Karamanoglu Kasim Bey'in telkinleri ile harekete geçmeye karar verir. Bu sebeple biz de önce iç olaylara temas etmeyi faydali bulduk. sehzâde Mustafa'nin ölümünden sonra. Buna dayanarak o. saltanat makamini elde etmek için giristigi tesebbüs. daha cesur ve faal bir zat olan Cem'i saltanata layik gördügü anlasilmaktadir. Zira kendisine göre o. Zira onun dis dünya ile olan münasebetlerinde. Bütün bunlara ilaveten. maiyetinde Karaman. babasinin padisahligi zamaninda dogmus ve bu yüzden Uzun Hasan seferi esnasinda babasina vekalet etmisti.. Zira halk. herhalde bir tesadüf eseri olmasa gerekir. etrafina kalabalik sayida insan . Varsak ve Turgutlu boylarina mensub kuvvetler oldugu halde Inegöl üzerinden Bursa'ya gönderir. Cem Sultan'in.. s. Cem Sultan'in bizzat kendisi de babasinin erine geçme hakkina sahip olduguna kani idi. Ikinci Bâyezid tarafindan Ayaz Pasa komutasi altinda gönderilen iki bin yeniçeriyi maglub etmeye muvaffak olur. Böyle bir ibârenin isaret olarak kabul edilmesi herhalde daha dogru bir kanaat olacaktir. "mülk-i mevrûs"da hakki bulundugunu iddia ediyordu. yeniçerilerin daha önce yaptiklarini unutmamisti. hiç sevmedigi Bâyezid'i padisah olarak görmek istememesi gibi. tedkik edilmesi lazim gelen sebeplere dayaniyordu. Cem'i takdir eden Gedik Ahmed Pasa'nin. bunlardan bir kisminin. sanildigindan daha büyük olmustur. Fâtih Sultan Mehmed'in de Cem'i Bâyezid'e tercih ettigini gösteren delillere tesadüf edilmektedir. Bu âmillerin tesirinde kalan Cem. maiyyetindeki müsavirlerin. Bu da tahtin asil vârisinin kendisi oldugunu gösteriyordu. O. Konya'da vali olarak bulunan kardesi Giyaseddin Cem Çelebi'nin muhalefeti ile karsilasir. kendisinin tahta geçmesi icab ettigini söylüyordu. saltanat alameti olarak nâmina hutbe okutmus ve ismine sikke bastirmistir.

Bâyezid'in. Zira kendisine Rumeli ile yetinip Anadolu'yu Cem'e birakmasi. sehzâdenin Karaman'a kaçmasini önlemesini. Larende ( Karaman )'de saray. Bilindigi kadari ile Osmanli hanedanindan fiilen hacca giden tek . bunu kabul etmez. Kendisini burada da güvende hissetmeyen Cem. Öyle anlasiliyor ki. Anadolu Beylerbeyi Sinan Pasa'nin faaliyeti. Bu durum. nihayet yakin dostu Afsinoglu Yakub Bey'in ihaneti sonucu Cem. Kostantiniyye Fâtihi'nin oglu olarak halk tarafindan büyük bir tezahüratla karsilanir. Memlûk Sultani Kayitbay dahi kendisini sarayinda karsilayip kucaklar ve "Sen oglumsun. basarisizlikla sonuçlanir. Konya'dan ayrilisi esnasinda halkin göz yaslari ile kendisini ugurlamasina bakilacak olursa. Onun. Selçuk Hatun'un iki kardes arasinda kan dökülmesine mani olmak üzere giristigi tesebbüsler. kendisine iltihak etmesini. kendisi de Bâyezid ile karsilasmak üzere Yenisehir'e hareket eder. Maglub olan sehzâde önce Eskisehir'e. bedesten ve çarsi yaptirmak suretiyle imar faaliyetlerinde bulunmus ve "zulmü ref' edip adalet" gösterdiginden halk da yurtlarina dönmüstü. Sehzâde Cem'in maglubiyetini hazirlayan sebeplerin basinda. Gedik Nasuh Bey emrindekileri Iznik'e gönderen Cem.toplamak suretiyle kendisini Anadolu hakimi saymis ve bu son durumu agabeyine kabul ettirmek üzere ona halalari ve Çelebi Sultan Mehmed'in kizi Selçuk Hatun ile devrin ulemasindan Mevlânâ Ayas ve Sükrüllahoglu Ahmed Çelebi'den meydana gelen bir elçilik heyeti göndermisti. sonra da Konya'ya çekilmek zorunda kalir. Cem. vali olarak bulundugu bu bölgede böyle bir sevgiye layik olacak isler yapmisti. bu takdirde Anadolu Beylerbeyligi'ni uhdesine tevcih edecegini ve bosuna Müslüman kaninin dökülmemesini bildirecektir. Bursa üzerine yürürken Cem'in lalasi Yakub Bey'e bir mektup yazarak. böylece daha önceki hükümdarlarin birlestirmeye çalistiklari Osmanli Devleti'nin yeniden ikiye bölünmesi teklif edilen Bâyezid. Osmanlilardaki "Tek Ülke Tek Sultan" ilkesinin ne kadar köklestigini göstermektedir. kederlenme" diyerek onu teselli eder. Bu istirahat günlerinden istifade eden Cem. Merasimle karsilandigi bu sehirde yedi haftalik bir istirahati müteakip l5 Agustos'ta Gazze yolu ile Misir'a gidip hükümdarlara mahsus bir törenle Kahire'ye giren Cem. Ancak. Gerçekten Bâyezid. daha sonra Memlûk Sultani Kayitbay'in müsaadesini alinca Antakya yolu ile l0 Temmuz'da Haleb'e. oradan da Sam (Dimask)'a gider. Yenisehir'de yapilan savasta maglub olur. Mekke'ye giderek hac farizasini ifa eder. annesi Çiçek Hatun ile ailesini alip Tarsus'a gider. bastanbasa donanmisti. Sehzâde Cem. Onu karsilamaya hazirlanan Kahire sokaklari. Ancak. Divitdâr Sarayi. onun dostu ve lalasi bulunan Yakub Bey'in ihanetinin geldigi anlasilmaktadir. teklifini redetmesi üzerine kuvvetlerini ikiye ayirip. Konya'lilarin Cem Sultan'i çok sevdiklerini söyleyebiliriz. Gerçekten o. Cem'in emir ve istirahatina verilir. Otranto seferinden dönen Gedik Ahmed Pasa'nin Bâyezid kuvvetlerine iltihaki.

daglara siginmak zorunda kalmisti. Yapilan mücadeleler sonucunda birlikleri dagilmis olan Sultan Cem. ötedenberi süphelendigi Gedik Ahmed Pasa'ya atf ederek onu yanina çagirmis. ailesini Misir'da birakarak 27 Mart l482 Sali günü Kahire'den hareketle. Anadolu'daki taraftarlarinin yardimi ile saltanati ele geçirmeye muvaffak olacagi zannina kapilmisti. Hatta rivayete göre Karamanoglu. Sultan Bâyezid. Uzun münakasalar esnasinda. Anadolu hakkinda Cem Sultan'a bilgi verirler. Bâyezid. sehzâdenin yanina gelir. Bu sehirde. Kendisi de Bursa yolu ile Istanbul'a döner. Bu arada Italya'dan (Otranto) dönen ve Yenisehir Ovasi'nda kendisine iltihak eden Gedik Ahmet Pasa'yi takibe yollar. Burada "fiilen" ifadesini kullandik. Cem'e ailesi ile birlikte Kudüs'te oturmasini ve senelik vâridatini (l milyon akça) almakta devam etmesini buna karsilik taht ve tacdan feragatini yeminle teyid ve ilan etmesini teklif etmisti. Cem. Karaman ülkesinin Kasim Bey'e birakilacagi ve onun da ömrü oldukça Cem Sultan'a itaat üzre bulunacagi esasina göre bir anlasma yapilmisti. Feridun . Cem'in tarafini tuttugu için bu sehri yagmalamak isterler. Bu arada Sultan Bâyezid ile Cem arasinda barisi saglamak ve Cem'i bu davadan vazgeçirmek için haberciler gönderilmisse de bir netice alinamamisti. devletin ileri gelenlerini toplayarak Cem'in de hazir bulundugu bir meclis akdeder. 6 Mayis günü Haleb'e girer. Larende (Karaman)'de bulunan Gedik Ahmed Pasa'nin agzindan mektup yazmak suretiyle Cem'i ikna etmeye çalisiyordu. Konya'ya kadar gelip. Cem Sultan'in Kahire'de bulundugu siralarda. sehzâdeye vatanina dönme müsaadesi verir. ikisi arasinda muvafakat hasil olunca. Cem'in Anadolu'ya geçmesini. Bu sirada Cem'i elinden kaçiran Sultan Bâyezid. çünkü hanedanin ve sultanlarin büyük bir ekseriyeti "Hacc-i bedel" yolu ile haci ifa etmislerdir. Adana'da Karamanoglu Kasim Bey ile bulusarak. Trabzon'lu Mehmed Bey. Karamanoglu Kasim Bey bos durmuyor. Meclis dagildiktan sonra Sultan Kayitbay. yaninda züemadan ve subasilarindan meydana gelen bir topluluk ile Gedik Ahmed Pasa'dan kaçan Ankara Beyi. Bunlar. Cem Sultan. Ankara (Engürü) Beyi Trabzonlu Mehmed Bey ile birlikte sehzâdeyi Anadolu'da yeni bir maceraya sürüklemek üzere tesvik ediyorlardi. sehzâdenin Anadolu'ya gönderilmesini dogru bulmayan Emîr Özbek ile Cem arasinda sert tartismalar olur. Misir'da bos durmak (âtil) suretiyle yasamayi nefsine yediremeyen ve böyle bir hayata tahammül edemeyen Cem. oglu Abdullah'i Karaman valiligine tayin eder. Bursa'dan geçildigi esnada yeniçeriler.sehzâdenin Cem Sultan oldugu rivayet edilir. Bu sebeple vatanina dönmek için Sultan Kayitbay'dan müsaade istedigi zaman Misir hükümdari. kendisi de Bursa taraflarina geçerek hazirliklara baslamisti. Ancak padisahin bunlara izin vermemesi üzerine sehir yagmalanmaktan kurtulmus olur.

Jean sövalyelerinin menfaatine alet olarak kullanilacak kiymetli bir esirdi. Macar Krali Corvin Matyas. Ber vech-i takaud mutasarrif olup iki nimetin sükrünü eda edesin". Rodos sövalyelerinin kendisine yardim edebileceklerini düsünerek. Anadolu sahiline göndermislerdi. eski iddialarina nazaran daha mütevazi bir saltanata riza gösteriyordu. Cem Sultan. akrabalarin en yakinisin. d'Aubusson ile yan yana at üzerinde geçerek satoya girer. Bu teklife karsilik "Kadimî resmdir. sokaklara dökülen halkin arasindan. Zaten Sövalyelerin reisi de papaya yazdigi mektupta. Frenklerin "ahidlerinde müstakim" (sözlerinde dogru. istedigi ruhsatn‹meyi hazirlamis ve Don Alvaro de Zuniga komutasinda üç gemiden meydana gelen bir filoyu. "mülk-i mevrustan hisse talebinde musirr" olarak Anadolu'da kendisine istiklâl ve bagimsizlik üzere hakim olacagi bir yer ayrilmasini istemek suretiyle. Cem. Seni baska kapilara muhtaç edip onlardan yardim istemen padisahlik mürüvvetine yakismaz. güneye çekilmek istediyse de Karamanoglu Kasim Bey. Cem. Cem Sultan. ya saltanata geçmek veya ölmekti. Küçük te olsa bir saltanat hissesi koparamayan ve bütün muvaffakiyetsizliklerine ragmen. Fâtih'in oglunun Rodos'a gelisi esnasinda çok parlak bir tören yapilir. Bir müddet sonra Cem. Papa. verdigi ruhsatnâmeye önem vermiyor ve Cem'i ele geçirdigini Papa Sixte IV ile Avrupa hükümdarlarina bildiriyordu. Bundan bir cevap alamayinca Frenk Süleyman ile Dogan'i gönderdikten sonra kendisi de Kasim Bey'in delâleti ile sahile Korycos (Kerküs) limanina iner. Cem'den istifade edilerek Hiristiyan devletlerinin tamaninin birlikte Islâmiyet aleyhine harekete geçirilebilecegini ve Türklerin Avrupa'dan atilma zamaninin geldigini belirtiyordu. Anamur'a gider. d'Aubbusson'a her türlü yardim vaadinde bulunarak bütün Hiristiyan devltelerinin Osmanlilar aleyhine bir sefer açmasini istiyordu. O. 30 kadar adami ile Kerküs limanindan bir gemiye binerek (l5 Temmuz l482). Bu sirada sövalyeler de. açiktan açiga memnuniyetini ilan ederken. hala bir köseye çekilmeyi nefsine yediremeyen Cem. Süleyman Bey'in Rodos'a iltica etmemesi tavsiyesine karsilik. Geçecegi yollar çiçekler ve bayraklarla donatilir. Çünkü onlar için kader. d'Aubusson . gördügü bütün bu hürmet ve saygiya ragmen. bister-i gülde yatasun sevk ile handân Ben. Sayet huzur ve tahttan feragati seçersen. ahidlerine bagli) olduklarini söyleyerek l8 Temmuz'da bir Rodos gemisine biner. kül dösenem külhan-i mihnette sebep ne?" diyen Cem. D'Aubusson. Bâyezid'in bu arzusunu reddeder. önce reisleri Pierre d'Aubusson (Grand Maître)'a bir elçi gönderir. Cem Sultan bu anlayisini agabeyine su siirle bildirmisti: "Sen. Yildirim Bâyezid'in oglunu örnek göstererek Rumeli'ye geçerse orada muvaffak olabilecegini söyler. sehzâdeler davay-i taht eyler"diyen Cem Sultan. sana nakden l0 kerre yüzbin bin ( l milyon) akça salyâne tayin ettim. onun Rodos'a serbestçe girip çikmak üzere.Bey'in Münseâti'nda bu konuda söyle denilmektedir: " Sen ki. Gemiden ati ile inmesi için tertibat alinir. artik St.

Gedik Ahmed Pasa'nin talebi ve Papa'nin müsaadesiyle Bâyezid'e iki elçi göndererek onunla bir anlasma yapmisti.ile konusmasinda. Gerçi Cem. Sultan Bâyezid. Cem sövalyelerden alinarak muhafaza edildigi takdirde onlara Mora'yi verecegini vaad etmisti. Pierre d'Aubbusson. Macar Krali Corvin Matyas onu d'Aubusson'dan isterlerken. annesinden de para çekmenin yolunu bulmus ve Rodos'un emniyeti bakimindan sehzâdeyi elde tutmayi faydali ve vazgeçilmez bir firsat olarak görmüstü. Fransa'ya nakl etmeye karar verirler. önce Istanköy'e. hemen hemen bütün Avrupa devletlerinin ele geçirmek istedikleri bir rehine idi. Bu gelismeler karsisinda sehzâde. Maiyetinde 50 kisi oldugu halde Fransa'ya dogru yola çikarilan Cem Sultan. Anlasma geregince Bâyezid. Cem'in. basta Papa olmak üzere diger . Fakat tecrübeli ve ihtiatkâr Venedik siyaseti. ugradigi felaketin vehametini anlamis bir kimse olarak. Bâyezid. Osmanli saltanatinin varisi sifati ile yardim istemis ve onlardan alinan adalar ile diger topraklari iade edecegi vâdinde bulunmustu.000 düka vermeyi kabul ediyordu. memleket dahilinde de Cem taraftarligini ortadan kaldirmaya azm etmisti. Rodos'a gitmesinden son derece endiselendiginden. Kardesine olan sevgi ve bagliligini bildigi Gedik Ahmet Pasa'yi siyaset (öldürme) ettikten sonra. binaenaleyh kendisini "küffar elinde" birakmamasini rica etmisti. Napoli Krali Ferrand. Louis ve kendisine taraftar oldugu bilinen Macar Krali Matyas Corvin'in yardimlarini temin etmek suretiyle Rumeli'ye geçecegini ümid ediyordu. kendi aralarinda uzun müzakerelerden sonra nihayet onu. Bununla beraber Bâyezid. bunun da ( ) diyen bir Müslüman için çok büyük bir haksizlik oldugunu. Osmanli Devleti'ne karsi bir tehdid vâsitasi olarak kullanilan Cem Sultan. sövalyelerin reisi Bâyezid'den aldigi paradan baska. Sayet Bâyezid. oradan da Siracuza (Sicilya)'ya ve sonunda Mesina'ya ugrayarak yoluna devam eder. Iskender Pasa'ya gönderdigi mahrem emirde. O. Ancak bu sehirde veba hastaliginin bulunmasindan dolayi Savoie Dükaligina ait Nice'e götürülerek burada uzun müddet alikonur. Cem'in nerede ve hangi memlekette muhafaza edilecegi hususunda tereddüde düsen sövalyeler. sövalyelere Cem'i muhafaza etmeleri sartiyla her sene Agustos basinda 45. Bâyezid'e yazdigi mektupta kendisinin küffâr elinde esir oldugunu. l6 Ekimde Fransa'nin güney sahilindeki Villefrache'a varir. Papa Innocent VIII. Gedik Ahmed Pasa'yi sövalyelerle anlasmak üzere oraya gönderir. Fransa Krali XI. olaylarin gelismesini beklemeyi menfaatine daha uygun bulmustu. Venedik'e de müracaat etmis. Rodos'a karsi tesebbüse geçecek olursa. Cem'in agzindan sahte mektuplar yazdirarak. Cem'in oglu olan Oguz Han'i öldürmesini emretmisti..

Ancak sövalyeler bunu sezerek. Celal. Kayitbay'dan. Bu arada Bâyezid. Misir'daki annesi ve zevcesi ile mektuplasmasindan süphelenerek. l4 Mart'ta VIII. bir taraftan da. Cem'in ailesini ister. Bu arada Venedik. Bâyezid'in. Macar elçisinin Cem'i elde etmek üzere tesebbüse geçtigi bir sirada. Bu suretle l3 Mart'ta sahili takib ederek önce Ostinya'ya. Innocent tarafindan resmen kabul edilir. Bu konuda onun yardim ve araciligini ister. bizzat Cem'in adamlarindan Ayas. ayrica mukaddes esyalarin krala gönderilecegini bildirmisti. Bu diplomatik pazarliklar esnasinda. Sofu Hüseyin Bey'e Frenk kiyafeti giydirmek (kâfir kisvetine koyup) suretiyle onu Anne de Beaujeu'nun aleyhtari olmasindan dolayi satosu muhaliflerin toplanma yerine dönen Duc de Bourbon'un nezdine gönderdigi gibi. adeta Fransa'dan kaçirilir. Bütün bu gelismelerden sonra Papa'nin. siki bir sekilde göz hapsine alinir. Cem'i bahane ederek onlari. Cem'in Italya'ya gitmesine razi olur. Nitekim. Paris büyük bir siyasî faaliyete sahne olur. Cem'e gelince o. Cem'in teessürüne istirak edip onunla birlikte göz yasi döken Papa. Charles de bu meseleye karistigindan. Vatikan'da kendisine tahsis edilen yere gelir. Charles. Tiber nehri yolu ile de Roma'ya ulasan Cem. Fakat red cevabini alir. Sövalyeler de bunu kabul ettiklerinden bu hususta 5 Ekim l488'de bir anlasma yapilir.Neuf'ten hareket edip Toulon'a varan Cem. Avrupa'da meydana gelen hadiseleri günü gününe Bâyezid'e bildiriyordu. Cem'i Macarlara birakmasindan endise eden VIII. Sinan ve Sofu Sadi Bey'lerin. sabah gezintisi esnasinda muhafizlarini öldürüp.Bu arada. Bir müddet sonra bizzat VIII. verilen talimat üzerine. Kamame Kilisesinin Hiristiyanlara birakilacagini. muhafizlarini aldatmak için her çareye bas vuruyordu. acele ile Toulon'dan gemiye bindirilen Cem. böyle bir hareketin bütün . gerçekte onu alet ederek. Kralin durdurma emrine ragmen. Bourg Neuf satosunda kalan Celal Bey'in dönüsünde de onunla birlikte firar hazirligina baslar. Bunun üzerine. Zira tam selahiyetle Fransa'ya gelen Osmanli elçisi. Cem'i adi geçen satoda yeniden insa etmis olduklari Tour de Zizim (Cem Kulesi) denilen. bir taraftan Papa'ya Cem'i sövalyelerden almasini tavsiye ederken. Venedik elçisi bu tesebbüsü sonuçsuz birakmak maksadiyle Floransa'yi da ise karistirir. Bunun üzerine Cem. Osmanlilarin aleyhine tesvik edip hucum etmelerini teklif edecekti. Cem Fransa'da kaldigi takdirde. Fransa Krali nezdine gönderdigi elçinin vaadleri üzerine durdurulmak istenir. onu kaçirmak tesebbüsleri de basarisizlikla sonuçlanir. yedi katli bir kuleye nakl ederler. Cem'in.Hiristiyan devletlere müracaat edecek. kendisine Macaristan'a gitme tavsiyesinde bulunur. Ancak. esasen çesitli sebeplerden dolayi ihtilaf halinde bulundugu Misir Devleti'ne savas açar. Osmanli üzerine bir Haçli seferi açmak emelinde oldugundan. Papa ile görüsmelerinde Avrupa'ya hangi maksatla geldigini anlatarak artik Misir'a gidip ailesine kavusmaktan baska bir düsünce ve arzusunun kalmadigini açiklar. Onun bu teklifine karsi Cem. Bu anlasma geregince ll Ekim l488'de Bourg .

Cenab u Allah'a ve Resûlüne olan iman ve muhabbeti o kadar büyük idi ki: "Ka'betullah'a varup bir kez tavaf eyledigin Bin Karaman. sövalyeler tarafindan Katolik dünyasinin reisine satilir. tahti ele geçirebilmesi için. sahsiyeti ile ilgili olarak büyük menfaat temini ve siyasî spekülasyonlar icra ediliyordu. bin memleket-i Osman'dur" misralari ile de bunu dile getiriyordu. Papa'dan magfiret umarlarmis.bin Acem. sehir sehir dolastirildi. Sehzâdeye sahip olmak için hükümdarlar birbirleri ile yarisiyor ve bunun için çesitli tesebbüslerde bulunuyorlardi. Macar Krali'nin kendisini orada bekledigini ve Hiristiyan fakirlere sadaka vermesinden dolayi da Hiristiyanliga olan sevgisini anladigini. olmazdi hac nasibin Bin sükür oldu rûzi bu devlet-i muazzam" misralariyla da kendini teselli ediyordu. Buralarda "devlet bana yar olmadi ah" misralari ile elem ve izdirabini dile getirdigi gibi. Vatandan uzak kalmis ve onun hasretiyle yanip tutusan Cem. Papa ise. gerçek bir felâketzedenin hayatidir. Papaya satilip Italya'ya getirildikten sonra Vatikan'a yerlestirilir. dinime zarar olacak is islemezem" diyerek basindaki Osmanli sarigini da çikarmadan Papa ile konusur. Görüldügü gibi. sehzâdenin bir bakima esâret hayati diyebilecegimiz Bati'daki serüveni. yedi sene kadar devam edecek bir esâret döneminden sonra Papalik makaminin sikistirmasi sonucunda. Islâm'a olan bagliligi ile kendisini teselli ediyordu. Bu hususta Papa'ya ihtiyacim yok. Ölümüme razi olurum. Daha önce de görüldügü gibi bu müddet zarfinda kuleden kuleye ve kaleden kaleye nakl edilerek. Rumeli sinirinda bulunmasi gerektigini.Islâm âleminde büyük bir nefretle karsilasacagini belirterek cevap vermis olur. Hatta o: "Onlar. Islâm'a olan bagliligi ile taninan Sultan Cem. Böylece o. Tesrifat memurunun bütün israrlarina ragmen Papanin huzurunda diz çöküp ondan bagislama dilememisti. Içinde bulundugu durumu. vakarli bir sekilde Papa'ya anlatarak Misir'da bulunan ailesinin yanina gitmek istedigini ve bu konuda kendisine yardimci olmasini istemisti. sayet . hac farizasini ifa edip dinî vecibelerini yerine getirdigi için de "Olsan sehinsah-i Rum. Bulundugu çevrede. Rodos Sövalyelerinin dolandiricilik aleti haline gelmis bulunuyordu. çektigi elemleri siirlerinde dile getirir. ben magfireti Allah u Taâla'dan umarim. Nihayet. Böyle kiymetli bir esire sahip olmakla politik kozlar elde edilecegine inaniliyordu. Bahtsiz sehzâde.

Bundan sonra o. Cem'in. Ne vechle olursa olsun benim tabutumu kâfir memleketinde komasin. Sultan Bâyezid. Cem Sultan'in cenazesi. bizim dinimizde sadakat-i fukara vardir. Bursa'da. talihsiz Cem Sultan'in Islâm'a ne kadar bagli oldugunu göstermektedir." diye bu teklifi siddetle reddederek" Ben dinimi. büyük bir Haçli ordusu toplayarak emrine verebilecegini söylemisti. Fâtih Sultan Mehmed'in oglu ve Cem'in agabeyi olan Sultan Mustafa'nin türbesine defnedilir. Islâm memleketine çikarsin ve cemi-i borçlarimi eda eylesin. Bütün bu sözler. Sultan Bâyezid.Hiristiyan olursa. bizim Nasara (Hiristiyan) fukarasina merhametimizden vaki olduysa. memleket adina siyasî sebeplerle oldugunu anlatmaya çalisiyordu. Etrafindaki adamlarina da son vasiyetini yaparak "Benim mevtim haberini intisar ediniz (yayiniz) ki. Cem'in vefatini duyunca bütün memlekette üç gün yas ilan ettirdigi gibi onun irâdesiyle de bütün câmilerde giyabî cenaze namazi kildirilmisti. Cem. kardesi için yüzbin akça sadaka dagitmis. kardinallik ve papalik degil. . tesiri zamanla görülecek sekilde onu zehirledikten sonra Napoli'ye gönderir. Sehzâde. Cem Sultan böyle bir teklif karsisinda hüngür hüngür aglayarak " öyle günlere kaldik ki bizi dine davet ediyorsunuz. onu "Dergah-i izzetine almasi için" dua ediyordu. Ve benim anami ve kizimi vesair taallukatimi ve üstümde hizmette sabikasi olan (bana hizmeti geçen) hüddamimi unutmayip hallü haline göre riayet eylesin" dedi. Böyle sözler bize ezadir" cevabini vermisti. onun hizmetinde bulunanlari da takdir ve iltifatlarla karsilayarak onlari çesitli memuriyetlere tayin eder. Ben sizden Misir yolunu istedim. Böylece o. Gerek Müslüman. gerek kâfir olsun" der. üç sene kadar Papa'nin yaninda kaldi. bütün bir dünya padisahligina degismem. Diyesiz ki beni reddetmesin. Bundan sonra karindasim Hüdâvendigâr Sultan Bâyezid Hazretlerine varasiz. kralin eline geçegini anlayan Papa. siz bana bâtil yol mu gösterirsiz. sözlerine söyle devam eder: " Eger bu sû-i zan. kâfirlerin Müslümanlar üzerindeki oyunlari dursun. kendisinin bütün varligi ile inandigi Islâmiyet aleyhinde kullanildigi ihtimali ile titreyerek böyle bir durumda Islâm ve Müslümanlara zarar vermemek için Allah'in. onun anne ve kizlarina her türlü riayeti göstermisti. Osmanli Sultanligi degil. Bâyezid. Nihayet l3 senelik aci ve elemlerle dolu bir esâret hayatindan sonra 36 yasinda iken 25 Subat l495 (25 Cemaziyelevvel 900) Çarsamba günü sabaha karsi vefat eder. Charles. daha sonra Sultan Bâyezid tarafindan memlekete getirtilerek. an'ane geregince hareket ediyor ve kardesi ile aralarindaki çekismenin.Bu arada Fransa Krali VIII. l494 senesi Eylül ayinda büyük bir ordu ile Italya'ya yürüyüp Napoli Kralligi'ni elde etme ve yanina Cem Sultan'i aldiktan sonra Kudüs'e dogru bir Haçli seferi yapma arzusunda idi. Itikadimca Muhammed dini hak iken siz hiç dininizden dönüp Muhammed dinine girebilirmisiz? Herkese kendi dininden baskasi bâtildidir.

Charles'in. Osmanli Türk akincilari. Karinyola. devletin durgun ve hareketsiz bir çagi olarak nitelendirilen Bâyezid devrinin siyasî ve askerî olaylarina baktigimiz zaman. yari ictimaî hurûc olarak göze çarpar. Bâyezid'i çok dikkatli ve barisçi bir siyaset takip etmeye zorladi. Hiristiyanlarin elinde bir alet oldugunun farkina varamamisti. Mora. iyi yetismisti. gerek devletine. Venedik ve Fransiz sövalyeleri bozguna ugratilmislardir. Macarlara karsi Belgrad seferi açilmis. gerçekte is sadece bir taht kavgasi degil. Kili. Cem Sultan'i bir koz gibi kullanarak Osmanli Devleti'ni parçalayip dagitmak. . hem de sövalyeler ile Papa'nin elinde Osmanli Devleti aleyhine bir alet olarak kullanilmisti. BÂYEZID DÖNEMININ BAZI ÖZELLIKLERI Cem Sultan olayi ve bu olay yüzünden Avrupa'da Istanbul'u geri alma yolunda dogan umutlar. Nitekim. Doguda ise. Endülüs'te son Müslüman Devleti olan Girnata Sultanligi'nin Bâyezid'e müracaati ve Kemal Reis'in komutasinda giden Osmanli donanmasinin Ispanya sahillerinden Müslümanlari alip Afrika kitasina geçirmesi de Türk denizcilik tarihinde parlak bir sayfa açmisti. Nitekim Batida Fransa Krali VIII. gerektigi zaman faal bir rol alarak savastan da çekinmiyordu. Hersek. Içte ise Sah -Kulu isyani gibi genis ölçüde yari siyasî.Türkçe ve Farsça siirleri bulunan Sultan Cem. gerekse hânedanina karsi. Saltanat hirsi yüzünden hem kendisini felakete sürüklemis. Bütün bu hareketlerin seyir ve neticesi üstünde duruldugu zaman. Bâyezid devrine menfi bir not verilemez. Iran Sahi'nin Sîîligi bir ileri karakol olarak vazifelendirip Osmanli ülkesini istila tasavvuru. Modon gibi sehir ve kaleleri kazanmis. Akkirman. Karintiya ve Polonya'ya akinlarda bulunmuslardir. Zira bu dönemde Osmanli cografyasi Draç. uzun süre. Güneyde Memlûk Devleti ile Dülkadirogullarinin Osmanlilar aleyhindeki müsterek faaliyetleri. Transilvanya. Böylece Osmanli topraklarina yeni yerler katmak suretiyle fetihlerde bile bulunmustu. O. Her ne kadar bazi müelliflerce Bâyezid'in bu tutumu. Inebahti. bu suretle de Bizans'i yeniden kurdurup ihya etme hülyasi ile Kudüs'ü Müslümanlarin elinden alma emeline dayanan gayreti. Cem Sultan korkusuna haml edilirse de. Burak Reis'in sehâdetiyle sonuçlanan Osmanli Venedik deniz muharebesi. (özelikle Cem Sultan'in vefatindan sonra ) insani sasirtacak bir faaliyetin ortaya çiktigi görülür. bir devlet meselesiydi. Zira Bâyezid. Dönemin olaylarina baktigimiz zaman bu olaylarin sebep olduklari degisik karekterdeki çizgilerle karsilasiriz. Bu arada Midilli'ye hücum eden kuvvetli bir Fransiz donanmasinin hücumu püskürtülerek. Karadag.

namlarina hutbe okuttuklari. Rus tüccarlarina zorluk çikarmalarindan yakinmistir. nihayet Sah Kulu vak'asi." Anadolu'da meydana gelen düzensizlik.Kaynaklarin verdigi bilgiye göre. tenkil kuvvetlerine galebe çalan bu sakilerden bir kisminin. Seyh Bedreddin'in hurucu da yine mes'um Timur macerasinin. huruc için ictimaî aksakliklardan faydalanma zemini bulmasi kadar. iç inzibat ve asayisi ilgilendiren tipik bir eskiyalik hareketidir. Selçuklularin ictimaî buhran ve siyasî tazyikler ortasinda kalan halkin. bir ölüm kalim kaygisina düstügü devirlere rastlamis. Babaî isyanlari. bir iktidar davasina çevrilmis. hatta daha ilerde patlayacak olan Celalî hareketleri. Devletin nüfuz ve itibari öyle bir mertebeye ulasmistir ki. Ticaret serbestilgi saglamak amaciyla l495'te bir Rus elçisi daha Istanbul'a gelmis. daima Siî . Çelebi Mehmed devrinin Seyh Bedreddin isyani. Sâmiha Ayverdi. bu bas kaldirma vak'alari. 34 ) 'de bu konuya temas edilir. Bu Sia menseli ve görünüste bir mezhep ve akide mücadelesi damgasini tasiyan hurûclarin asil gayesi. Ivan. yol yordam bilmez bir adam oldugu için geri gönderilmis. siyasî oldugu kadar. bunu da l499'da yeni bir elçilik heyeti takip etmisti. Sia menseli muayyen bir mikrobun. SAH . Kirim Hani Mengli Giray'in tavassutu ile Moskova Prensligi'nin gönderdigi elçi. Sünnîler arasinda degil. diger bir yüzüyle de âdi sekavet hareketi olarak görülebilir. Ona göre Kirim Hani Mengli Giray araciligi ile yapilan görüsmelerden sonra Çar III. Bu olay. devlet ve cemiyet mekanizmasini alt üst ettigi devrin mahsûlü olmustu. 3l Agustos l492'de Bâyezid'e bir mektup yazarak Azak ve Kefe pasalarinin.Kulu vak'asidir. Hammer ( IV. komsu Iran'dan gelen siyasî tertiplerle.Kulu . dirlik ve mesned dagittiklari dahi görülmüstür. Osmanli Rus münasebetlerinin baslangiç tarihi de Ikinci Bâyezid dönemine rastlamaktadir. protokoldan anlmayan. derhal renk degistirerek. topluluklarin arasina ayirici ve yikici bozgunlar sokmakti. Sah . Dikkat edilecek olursa bir Mehdîlik motifi etrafinda hareketlenen bu isyanlar. Dikkat edilecek olursa. bu ve benzer sakavet (eskiyalik) örneklerini degerlendirdigi ifadesinde güzel ve yerinde noktalara parmak basarak söyle der: "Selçuklular devrinin Babaî isyani. Rus tacirlerine ticaret müsaadesi almisti.KULU ISYANI Sultan Ikinci Bâyezid döneminin önemli ve devleti sarsan olaylarindan biri de Teke Sancagi'nda patlak verip Kütahya'ya kadar yayilan Sah. Sah Ismail taraftarlarinin serbestçe teskilât kurmalarina ve propaganda yapmalarina imkân vermisti. bir müddet sonra gelen ikinci elçi ise.Bâtinî topluluklar içinde inkisaf zemini bulmustur.

Kulu.Kulu'nun.Kulu isyani. Sah . Bilhassa Sehzâde Korkud'un Misir'a gidisinden faydalanan Sah .Kulu ve babasindan destur alarak Kizilbas'ligin en sadik bendesi oldular. Taraftarlari. memleketin. daha önceki iki faaliyetle benzer özellikleri tasimasindan dolayi Uzunçarsili tarafindan su ifadelerle degerlendirilir: " Osmanli Devleti'nin Anadolu'da genislemesi.Bâtinî karekterli bir hareket olan Sah Ismail'in faaliyetleri. Sah Ismail.Timur. Iran. Bu gizli faaliyet. Anadolu'yu Iran'la birlestirmek için bütün gayretini sarfediyordu. halife ismi . Sah . Hasan Halife'nin ogludur. yasayislarina uygun tarikatlara mensubtular. öteden beri Iran ve Horasan'dan gelen göçmenlerin yasadigi belli basli yerlerdendi. halk arasinda tanrilastirmis idi. sanildigi kadar basit ve gelisigüzel tertiplenmis bir hareket degildir. 2. Tahtaci ve Kizilbaslar çoktu. devlet dahilindeki bütün taraftarlarina mektuplar yazmis ve casuslar göndermisti. Uzun yillar hizmetinde bulunmus. sinsi bir sekilde ülkeye sokularak gelmekte idi. Anadolu'yu Kizilbas yapmak için esasli surette hazirlanmistir. alttan alta ayaklanmaya hazirliyordu. Sah Ismail. Anadolu'daki Alevîleri iyiden iyiye kendine baglamak için buraya (Anadolu'ya) kendi adamlarini gönderip propaganda yaptiriyor ve el altindan Osmanlilar aleyhine genis bir isyan hazirliyordu. Bu göçmenler. Azerbaycan ve Irak'i aldiktan sonra bir hayli cüretlenmis görünmektedir. Toroslar bölgesi. düstügü felaketten ancak onun sayesinde kurtulacagini ileri sürüyorlardi. "Hasan Halife ölünce. Bu dönemde Osmanli ülkesinde ona bagli epey taraftari vardi. Bu mektuplarda. Sah Ismail. meydana getirdigi askerlerine kirmizi çuhadan taclar giydirdiginden dolayi taraftarlarina "Surhser" yani "Kizilbas" denilmis ve bu isim genellik kazanmistir. kendisini muhtelif tarihlerde üç büyük tehlike ile karsilastirmisti: l. Babasi desturunu . Sah . daha sonra Antalya civarinda Yalinlu köy yakininda bir magaraya yerleserek gizli ve sirlarla dolu bir hayat yasamaya baslamisti. asiretler ve çiftlikleri ellerinden alinan timar erleri ile sipailer. onu.Kulu. Sah Kulu. faaliyetlerini artirdi. Allah.Kulu hareketi planli tertiplenmis. Anadolu'da Osmanli idaresindeki Kizilbaslari. Hükümetten memnun olmayan köylüler. bunlari kisa zamanda saflari arasina aldilar. Sah . hazirlanmalarini emretmisti. Devletin varligina kast eden Sah Ismail'in faaliyetleri. Sah Ismail'in babasi Seyh Haydar'dan almisti. Belli bir mezhebin inanç sistemi (akidesi) üzerine kurulan Safevî Devleti'nin kurucusu Sah Ismail tehlikesi. Hasan Halife ve oglu Sah Kulu. Peygamber ve Mehdi oldugunu iddia ediyorlar. Osmanli Devleti için büyük bir tehlikeye isaret ediyordu. Siî . Uzun Hasan ve 3. zaman zaman Kapulu Kaya'da Döseme Derbendi'nde toplanti ve âyinler yapiyor. onun postuna oglu Sah .( Osmanli tabiri ile Seytan-Kulu). Garip hayati ve labirente benzeyen meskeni. Bunun için Anadolu'ya. Gerçekten Sah Ismail. adi ile anilan Kizilbas Seyhi. isyanindan önce ve sonra. Aralarinda Alevî.Kulu geçti. Bu suretle Sah .

geçersen Sahin eline Zülfikarin çalar senin beline . Nitekim Egriboz'lu Yeminî gibi sairler. Sah Ismail. Hem yerli hem de yabanci kaynaklara dayanarak Tekeogullari ve Sah-Kulu baba Tekeli Isyani haklarinda makaleler yazan Sehabeddin Tekindag. Bu nefeslerde Sünnîlere karsi büyük bir kin göze çarpmaktadir: Lânet olsun sana Ey Yezid Pelid Kizilbas mi dersin söyle bakalim Biz ol asiklariz ezel gününden Rafizî mi dersin söyle bakalim. Osmanli Türklerine karsi mezhebinin zaferini ve sahinin galebesini temenni eden nefesler kaleme almistir. Bâyezid'in. sonra da Sah Tahmasb ile siki münasebetleri bilinen Hoy'lu Pir Sultan Abdal. bu makalelerinde Osmanli Devleti'ne karsi olan isyani açiklayan ve ortaya koyan bölümlerini kisaca vermek istiyoruz. Sah Ismail'in. daha önce oldugu gibi bu sefer de On iki Imam'a mütemayil taraftarlar. Safevîleri müdafaa ettikleri gibi. Sultan Bâyezid döneminin. bu konuda daha detayli bilgi vermektedir. ona ilk silleyi vurmustu. "Sah Ismail'in. kendisine suikast yapmak üzere iken öldürülmesi. ülkedeki tahriklerini ve takip ettigi siyaset ile maksadini iyi anlayan Trabzon Valisi Sehzâde Selim. Onun. Tokat. Sah Ismail'i hem taraftarlari ile görüsmekten. Amasya. kendisi ile görüsmek için gelen ziyaretçilerin men edilmesi. Arnavutluk Seferi'nden dönüsü esnasinda Isik adinda bir Kizilbasin. Bâyezid. Böylece. kisim kisim Iran'a göç etmekle yeni kurulan Siî Devletin kudretini artirmaya baslamislardi. Akkoyunlulari bertaraf edip Safevî Devleti'nin temellerini atmasindan sonra. görünüste dinî karekterli olan bu isyani hakkinda bilgi saibi olmaya çalisacagiz. Sah Ismail. Iran'a gitmelerine müsaade etmedigi gibi yakaladiklarini da Rumeli'ye sürmüstü. Bilhassa on iki dilimli kizil taç veya külah (= Tâc-i Hayderî ) in kabulünden sonra Kirsehir. Sah Ismail taraftarligi faaliyetinin ne kadar genisledigini gösterir.verilen bir takim alevîler gönderiliyordu. Yozgat ve Çorum çevresinde Safevî (Siî)lere taraftar olanlar. hem de "nezir" denilen önemli bir gelir kaynagindan mahrum etmisti. Ey Yezid. bu yasagin kaldirilmasi için Osmanli hükümdari nezdinde tesebbüste bulunduysa da bu arzusu kabul edilmedi. bunlarin Anadolu'daki faaliyetlerine son vermek için. Hataî mahlasiyla siirler yazan Sah Ismail'e büyük bir baglilik göstererek onu bir kurtarici olarak kabul etmislerdir. Anadolu'dan.

Edeple girdik biz kirklar yoluna Kizilbas mi dersin söyle bakalim. Yuf etti erenler e münkir size Iftira ettiniz sizler de bize Muhammed sizleri tas ile eze Rafizî mi dersin söyle bakalim Pir Sultan'im eder lânet Yezid'e Müfteri yalanci Yezidler sizi Iste Er meydani çik meydan yüze Rafizî mi dersin söyle bakalim. Yine bu Tekeli sipahîleri. Sah Ismail'e gösterilen bu baglilik. bazi diplomatik tesebbüslerle taraftarlarinin takipten kurtulup rahatça Iran'a gelmelerini saglamak istemis ve bu maksatla II. Bâyezid'e müracaat etmisti. Bâyezid II.Kulu Baba Tekeli. Osmanli Devleti tarafindan daima dikkatle takip edilmis ve Iran'dan gelen Kizilbaslar ile onlara yardim eden Anadolu'daki taraftarlari cezalandirilmistir. devletin her tarafina dagalmis olan taraftarlarini çogaltmak için babasinin ölümünden sonra memleketin hâli (bos ) olup firsatin kendisinde oldugunu ileri sürerek bilhassa maiyetindeki sipahilerden Çakir-oglanlari. bu yüzden sipahî sinifinin günden güne azalmakta oldugunu gören Bâyezid. bir tedbir olmak üzere Iran'a gideceklere geri dönmek sartiyle izin verilebilecegini açiklamis ve bundan sonra Sûfî (Sah Ismail) nâmina kimsenin hududdan geçirilmemesi için siddetli emirler vermistir. l500 de. Bâyezid'in yasliligi. II. Sah Ismail'in halifesi Karabiyik oglu Sah -Kulu Baba Tekeli (Osmanli tarihlerinde Seytan-Kulu) ile birlesmisler ve çikan isyanin büyük bir sür'atle genisleyip bütün Anadolu'yu tehdid etmesinde de mühim bir rol oynamislardir. yumusakligi ve sehzâdeler arasindaki anlasmazliklari firsat bilerek artik harekete geçme zamaninin geldigine karar verir. bunlarin gidip dönmediklerini. layik olmayanlara devredilmesi sebebiyle eski imtiyazlarini kaybetmeleri yüzünden. Bu sebeple o. Iste bu Teke -eli (sonradan: Tekeli) sipahîleri. l5l0'da bazi fena niyetli kimseler yüzünden timarlarinin (dirlik) ellerinden alinip. Sah . Bu arada Sah Ismail. devlete isyan ile Sah Ismail'e meyl etmislerdir. . devrinde Sah Ismail'in müridleri olarak Erdebil'i ziyarete gitmislerdir ki. Bu yüzden.

demire sarilan etlerini de ocakta pisirmistir. Kaynak ve vesikalardan anlasildigina göre. Bundan sonra Kütahya Hisarini zapt eden Sah-Kulu'nun askerleri. Kapulu-Kaya'daki Döseme Derbendi'nde devlet aleyhine gizli toplantilar tertip etmis ve müridlerinden Safer'i Siroz'a. Peygamber budur. Antalya'dan üzerine gönderilen kuvvetleri de maglub eden Sah . Dede-Alisi ve Hizir. Onun bu kurtulusu. sehrin Subasisi'ni göndererek. (TSMA.Kulu Baba Tekeli. Sehzâde Osman'in Divân'a gönderdigi arîza (rapor)da oldugu gibi. bu toplantilari bastirdi ise de Sah Kulu kaçip kurtulmayi basarir. Bu arada. Teke-eli'ni Karaman'a baglayan Kizilkaya . Ulusiçanlu'yu geçip Altuntas'i yaktiktan sonra "dagdan bosanmis hanazir-i tir horde gibi deprenüb" Kütahya önüne geldi. Göle-oglu. Imam oglu'nu Selanik'e. bunlarin ekserisini. Teke-eli'nin sehir. acimadan öldürtmeye baslamistir. sehri atese verirler. müridlerinin onun hakkinda: "Allah budur.Tekeli sipahîlerin tesvikleri ile Kütahya kalesini muhasara ve zaptetmis. sûr-i hesab bunun önünde olsa gerektir. Adamlari ile müsavereden sonra Alasehir Ovasi'nda Sehzâde Korkud tarafindan üzerine gönderilen Hasan Aga ile maiyetini maglub eden Sah -Kulu'nun bu basarisi. karye (köy). çoluk-çocuk. Teke . mal ve hayvanlari ile gelen Tekeli Türkmenleri teskil ediyordu. sehzâdelerin birbirleri ile ugrasmaya basladiklari bir sirada.000 kisi toplanmistir ki.Nr. Onun. Taceddin'i Zagra yenicesi'ne ve Pir Ahmed'i Filibe'ye göndermek suretiyle genis bir propaganda faaliyetine girisir. Onun bu vahsice hareketleri.Kulu. bütün Anadolu'ya dehset saçmaya yetmisti. Antalya'dan Manisa'ya gitmekte olan Sehzâde Korkud Çelebi'nin adamlarina saldirip. Bunun üzerine Sah . eline geçirdigi Kur'an'lari da atese atip mahvetmistir. dag. kendisinin Mehdî oldugunu iddia edip Burdur'a kadar gelen Sah . bundan sonra Keçiborlu. Sehzâde Korkud Çelebi tarafindan daha sonra Istanbul'a sevk edilen Sûfî'nin ikrarlarindan da bütün çiplakligi ile ortaya çikmistir. Bursa'ya dogru harekete geçmesi üzerine. Istanoz (Korkuteli) kasabasini tahrib edip. müridleri tarafindan baska bir propaganda vasitasi yapilarak bir mânada ilahlastirilmasina sebep olmustur. Sadrazam Hadim Ali Pasa.5053).Kizil-oglu.Kulu Baba Tekeli. Sandikli. Yine vesikalardan anlasildigina göre. buna itaat etmeyen imansiz gider"dedikleri anlasilmaktadir. Anadolu'nun maruz kaldigi en büyük tehlike. Nitekim. Antalya Kadisi'nin Sehzâde Korkut'a gönderdigi 9l6 Zilhicce (l5l0 Nisan) tarihli belgeden. Anadolu Beylerbeyi olan Karagöz Pasa'yi kaziga vurdurmakla yetinmemis.eli'nde Sah adina bir Türkmen devleti kurmak isteyen Sah .Kulu Baba Tekeli'nin etrafina 20. Rumeli'den Anadolu'ya geçer.kasaba. yayla ve obalarinda bulunan Siî ve Alevîlige mütemayil bütün Türkmenleri etrafina toplamis. timarlari ellerinden alinmis kizgin sipahîlerin de yardimlari ile Teke-eli'nin kendine tabi olmayan bütün köy ve kentlerini yagma edip halkini da öldürtmüstür.Kulu Baba Tekeli. Sah-Kulu'nun Döseme Derbendi'nde yaptigi ayinleri ve giristigi propaganda faaliyetlerini dikkatle takip eden Antalya Kadisi. Bundan sonra Gölhisar'i alarak her tarafi yakip yikmaga eline geçen canlilari ise insan ve hayvan ayirmaksizin. Bundan sonra Baba Ishak-i Horasanî gibi. Kiçisiçanlu. Elmali'nin mescid ve zâviyelerini yikan Sah .

Amasya valiligi esnasinda sükûnet içinde yasamisti. Nitekim.Bogazi'na çekilmek zorunda kalir. kendisine karsi tahti ele geçirme davasi ile silaha sarilmis olan kardesi Cem Sultan'a galip gelince. ülkede estirilen Siîlik havasi ve propagandanin sebep oldugu olalar hakkinda bir fikir vermektedir. Böylece o." diye verdigi bilgi. Bâyezid burada hem ilim muhitinde. yedi Hiristiyan devletin. kendisini sefahata alistiran Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi'nin öldürülmesi bile emrolunmustu. Osmanlilar aleyhine bir araya gelip kendisine karsi yapacaklari bir savasta. Amasya valiligi dönemindeki hal ve hareketi ile hükümdarligi dönemindeki hal ve hareketi birbirinden çok farklidir.. Ikinci Bâyezid. Siirden hoslanir. sonra da Döseme Derbendi'nden kayalar arasindan kendine bir yol açarak Beysehir önlerine gelmeye muvaffak olur. Yaratilis itibari ile huzur ve sükûneti severdi.Kulu ve Hadim Ali Pasa okla vurulmuslardir. silahtan çok ilim ve ilmî eserleri mütalaa etmekle geçirmisti. girisilen savas sonunda Sah . Vali olarak bulundugu Amasya.Kulu Baba Tekeli. hükümdar oluncaya kadar ömrünü. Erzincan'da hacca giden bir Iran kervanina saldirdiklari için Sah Ismail'in hakaretlerine maruz kalmislardir. Fakat sonralari. Bunun üzerine Sadrazam ile Amasya valisi Sehzâde Ahmed. babasi Fâtih Sultan Mehmed tarafindan azarlanmis. Bu bakimdan. daha önce bu emirden haberdar olunca yol harçligi vererek Abdurrahman Efendi'yi kaçirabilmisti. Bu savastan sonra sür'atle Iran'a dogru çekilen Tekeli sipahîleri ve Türkmenler. Anadolu'da 50. Zira bu kadari bile o dönemde. Tekeli Türkmenlerinin siddetli mukavemeti ile karsilasmis. sismanligini gidermek için böyle bir yola bas vurdugunu bildirerek aleyhindeki cereyani durdurmustur. onu bayrak yapmak istemeleri ve kendisinin basi üzerinde sürekli bir tehdid gibi tutmak amaci ile . mecbur kalmadikça savasmayi istemezdi.. dünya olaylarini hayret aynasindan temasayi severdi. Bu haslet. bu kadari ile yetinmek istedik. Kizilkaya Bogazi'ni 38 gün muhasara ettilerse de Sah . önce Incirli Derbendi'nden. o. Selçuklular devrinden beri Anadolu'nun mamur bir sehri. O. Bundan sonra babasina yazdigi arizada zayiflamak için aldigi bazi "müferrihat" tan vaz geçtigini bildirerek af edilip bagislanmasini dilemistir. bizim burada nakl ettigimizden daha uzun olmakla birlikte. onun mücadeleden uzak durmasina sebep olmustu. o dönemde Memlûk Devleti'nin bir vilayeti olan Kudüs'te yasamasi sartiyla ona baris teklifinde bulunmus ve kendisine büyük rakamlarla ifade edilebilecek miktarda para yardiminda bulunacagini va'd etmisti. Fakat Bâyezid. Daha sonra Kayseri yolu üzerinden Sivas yakinindaki Gedik Hani mevkiine gelen Sah . Karekter bakimindan yumusak ve rahata meyilli idi. Siirde "Adlî" mahlasini kullanirdi. Osmanli hükümdarlarinin âlim ve sairlerindendir.000 kisinin ölümüne sebep olan bu isyan. hem de eglence âlemleri içinde yasamisti. Onun. Bâyezid. yüksek âlim ve sairleri ile bir fikir merkezi oldugundan.Kulu Baba Tekeli üzerine az bir kuvvetle yürüyen Hadim Ali Pasa.

Daima ibadet ile mesgul olur. iyi kesilmis kirmizi akiklerden. islenmis gümüsten. Ata binmekten hoslanir. II. kardesinin uyusmaz bir düsmani olmustu. uyku. Bâyezid. Uygur yazisini okumayi ögrendigi ve biraz da Italyanca bildigi belirtilir. (Cem Sultan) bahane edilerek Osmanli Devleti yok edilmek isteniyordu. matematik ve mûsiki tahsil etmisti.hareket etmeleri üzerine Bâyezid. O. yagiz çehreli. Gençliginde serbest bir hayat sürdürdügü halde padisahliginda ibâdet ve hayir islerine yönelmisti. O. BÂYEZID DÖNEMINDE ILIM. câmiye çok gider.Mecbur olmadikça savastan uzak kalmaya dikkat etmis. Bu sebeple de Bâyezid-i Velî diye anilir olmustu. hat san'atinda da oldukça yetenekliydi. genis gögüslü bir kimsedir. makina san'atlarini çok sever. güzel yapilmis esyadan çok hoslanir. zihnen mesgul oldugunu belirten karayagiz çehreli ve fitratan magmum ve mahzundur. O. babasi Fâtih Sultan Mehmed'den sonra bütün Osmanogullari'nin en bilgini olarak kabul edilmektedir. raporunda Bâyezid'in 56 yasinda. Ayni zamanda sair olan ve siirlerinde Adlî mahlasini kullandigini daha önce gördügümüz Bâyezid'in bu siirlerinin büyük bir kismini (l25 kadar) gazellerin meydana getirdigi küçük hacimli divani Istanbul'da l308'de basilmistir. Türkçe'nin Çagatay . O. Farsça ve Arapça'yi edebiyatlari ile ögrenmis. felsefede behre ve malumati olmakla ögünür ise de en çok vâkif oldugu ilim. sehzâdeliginden beri etrafina ünlü bilginleri toplayip kendisini yetistirmeye gayret etmisti. ilahiyât ve hey'et ( astroloji)dir. Kimse ondan daha iyi ok kuramaz. Keza l503 senesinde Andrea Gritti'nin tasviri daha da dikkat çekicidir." Sonuç olarak Sultan Bâyezid hakkinda sunlari söylemek mümkündür: O. Türkçe. ortadan biraz uzunboylu. simasinin esmere yakin bir sarilikta oldugunu. Sultan Bâyezid'in karekterini ortaya koyan belgelerden biri de l496 senesinde Osmanli ülkesine gelen Venedik elçisi Sagadino'nun senatoya verdigi rapordur. mükemmel bir tahsil görmüstü. Islâmî ilimler. O. sükût ve rahati seven. fakat buna simdi nikris hastaligi manidir. iyi yeyip içen. Az yemek yer. Boyu. "nizâm-i memleket" için Istanbul'dan ayrilmamayi tercih etmisti. felsefe. ULEMA VE IMAR FAALIYETLERI Sultan Bâyezid. sadaka dagitir. ela gözlü. ortadan uzun. Zira o. Bâyezid'i söyle tasvir eder: "Etli ve dolgun çehresinde hiç te zâlim ve korkunç bir insan belirtileri yoktur. hiç sarap kullanmaz. Yumusak bir yaratilisa sahipti. zevkine düskün ve harpten kaçinan bir hükümdar oldugunu belirtir.

Seyh Hamdullah'tan hat dersleri almisti. Bir zaman sonra Osmanli tahtinin sahibi olacak Bâyezid-i Veli'nin. imâret ve bunlara gerekli olan tahsisatlari temin ediyorlardi. bu himayenin karsiligini da nâmina yazilan birçok eserle almisti. iç bünyesinin tesekkülü. Bilginler ve sanatkârlar için ayrilmis özel bir bütçesi vardi. Nitekim. Ikinci Bâyezid. zararli duygulardan arinarak sahsiyetini bulmasi. onun giyabinda cenaze namazi kildi. Merhametli. Amasya'da maiyyetinde bulunan Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi'nin tavsiyesi ile Ibn Kemal diye söhret bulan Ahmed Semseddin'e meshur tarihini yazdirmistir. mesk almis ve mezun olmustur. O. Daha önce de temas edildigi gibi ibâdetle çokça mesgul oldugundan olsa gerek ki bu sebepten kendisine "Sofu" deniyordu.lehçesi ile Uygur alfabesini ögrenmisti. Dünyanin en büyük devletinin faziletli hükümdari olarak. Bestekâr. hattat ve sairdi. ilmî gelismeye vesile olabilecek bütün çarelere basvuruyordu. dinî ve ilmî kurumlarin meydana gelmesi için çalisiyordu. sair ve sanatkârlari himaye etmisti. Nitekim. Bunun için o. Kendisine takdim edilen eserlerden degerli bulduklarini tesvik ederdi. Bu bakimdan Ali ve Mustafa Pasa'larin isimleri zikredilmeye deger. Seyh'in mânevî dünyasinda kendini bulurken. Saltanati müddetince ilim ve ilim adamlarini himaye eden II. ilim ve ilim adamlarini seviyor. saltanata geçince Seyh. Kendisine takdim edilen eserleri okumak onun en büyük özelligi idi. Daha önce Akkoyunlularin hizmetinde bulunan ve Safevîlerin galebesi üzerine. Onun bu sekildeki çalismasi. Böylece Sultan II. padisahin bu uygulamasini örnek alan birçok vezir. saray-i hümayun'a hat hocasi olarak tayin edilir. vefakâr ve kadirsinasti. Islâm âleminde büyük bir teessürle karsilandi. Bâyezid. Besteledigi eserlerden yalniz bazilarinin notasi zamanimiza kadar gelebilmistir. Bu meziyetlerinden dolayi ölümü. Bâyezid'in hattatlikta da mahir oldugu bilinmektedir. Osmanliara iltica etmis olan Idris-i Bitlisî'yi de himaye ederek ona meshur "Hest Behist" isimli tarihini kaleme aldirmisti. hayatinda büyük hürmet görmüstür. Dinî emirlere bagli bir hükümdardi. döneminin ileri gelen devlet adamlari ile zenginler için de itici bir güç oluyordu. Seyh Hamdullah'i kendisine hat hocasi tâyin etmis. Bu sebeple o. ayni zamanda dizinin dibinde hokkasini tutarak yazi mesketmistir. Seyh Hamdullah ile II. Ölüm haberi alindigi zaman Kahire'de basta Sultan Kansu Gavri oldugu halde bütün halk. Bâyezid. Seyh Hamdullah hakkinda ciddi arastirmalarda bulunan ve onun eserlerini arastiran Muhittin Serin. Saltanati müddetince ilim adamlarini. Istanbul'a davet edilerek . Bâyezid'in tesvik ve himayesiyle Amasya'da Seyh'in etrafinda bir hat mektebi (ekol) dogmustu. Bâyezid arasindaki hocalik talebelik münasebetlerini su ifadelerle dile getirir: " II. Seyh ile Sultan arasindaki bu . Seyh Hamdullah ile aralarinda siki bir münasebet bulunan II. Amasya'daki valiligi sirasinda.

saraya kâtip ve saray hüddamina muallim tayin edilir. Annesine dahi selam gönderip duasini ister. Özellikle "Fikih" denilen Islâm Hukuk ilmi. Bâyezid dönemi alimlerinden bahseden Âsik Pasazâde. bize su isimleri vermektedir: "Hocazâde. Bâyezid devrinde söhreti kadar. hayatinin felaketle sonuçlanmasi bakimindan Sinan Pasa'nin talebelerinden Molla Lütfi'yi de hatirlamak yerinde olacaktir. Bunlara benzer azizler dahi çok vaki oldu. Bunlardan Sari Gürz (öl. Bunlar da sahip bulunduklari bu servetleri ile özel kütüphaneler tesis etmislerdi. günlük 30 akçaya ilaveten Üsküdar'da iki köyün bütün gelirleri arpalik olarak verilir. insa. 927/l520) elçilikle Misir Sultani Kayitbay katina. Ayrica. Osmanli tarihçiligi bakimindan önemli bir dönem olan II. Seyh Hamdullah. Niksarî ve Yusuf Cüneyd ( Sadru's-Seria adli esere çesitli hasiyeler yazan Tokatli Ahi Yusuf b. II.Yine bu zamanlarda. protokol) modelleri iki iyi örnek olarak taninmistir. Surasi bir gerçektir ki. Hatta sik sik beraber sürek avina da çikarlardi. onun döneminde ilim ve ilim adamlarina gösterilen himaye. daha sonra da Sehzâde Korkut'a gönderilmistir. Mevlana Kestelli. sür'atle gelismis ve muhterem Islâm hukukçulari onun devrinde müstesna bir sekilde itibar görmüslerdir. o da ailesi ve damadi ile birlikte Istanbul'a gelmisti. câmilerde tesis olunan kütüphanelerin idareleri (hâfiz-i kütüb) ile görevlendirilmislerdi. Nesrî. Bu suretle aralarinda bir manevî râbita ve dostluk meydana gelmisti. kurulusundan kendi zamaninin sonlarina kadar devletin tarihini yazmislardi. hürmet ve muhabbet gösterirdi. yazi yazarken hokkasini tutar. Ölümünde biraktigi kütüphanede yedi bin cild kitap vardi. Fukahadan bir kismi. Seyyidzâde Seyyid Hamiduddin. Bâyezid devrindeki Nesrî ile Idris-i Bitlisî'yi burada kayd etmek gerekir." Buna göre Ikinci Bâyezid çaginda tipta Hekimsah. arkasini yastiklarla besleyip rahatini temin ederdi. Kendisine. Manisazâde. taninmis bilim adamlarindandir. ve matematikte Mirim Çelebi çok büyük söhret kazanmislardir. 929/l522). eserini . Bâyezid ile Selim arasinda bir anlasma zemini bulmakla görevlendirilmisti. hükümdarin buyrugu üzerine. bir köyün gelirleri de mührezenlerine tahsis edilir." Siirleri ile söhret kazanmis olan Mihrî Hatun ile aralarinda temiz ask iliskileri bulunan Müeyyedü'd-Din.muhabbet ve teslimiyetin mahsûlüdür. Hatipzâde. Bâyezid'in saltanat tahtina cülûsundan kisa bir müddet sonra Seyh Hamdullah davet edilmis. ilmin ilerlemesinde etkili olmustur. Seyh'e ekseriya "Biraderim" diye hitab eden Bâyezid-i Veli. Imam Ali (öl. Hammer'in ifadesiyle " Bâyezid asrina seref veren altmis fakih arasinda ikisi diger bir sube-i malumatta yüksek söhret kazanmislardir. Mevlana Alaeddin Arabi. isgal ettikleri yüksek mevkilerde çok zengin olmuslardi. Cüneyd). Bunlar. Taci Bey'in iki oglu Cafer ve Sa'di'nin eserleri ile Osmanli yazisma (diplomatik.

Sicill-i Osmanî'de onun kiyafeti ile ilgili olarak su bilgi verilmektedir: " Tenhalarda salih insanlarin elbiselerini giyer. Âlimler için özel bütçesi bulunan Bâyezid Han. Onun döneminde Anadolu'da 24. ne ilk pâdisahlar gibi üsküf. disarda da babasinin elbisesini giyerdi. kendisine "Seyhu's-Selâtin" ve "Sultanu'l-Mesayih" gibi ünvanlarin verilmesine sebep olmustu. yine de devlet gelirleri bir hayli artis kayd etmislerdi. Bu sanat için kitap yazdirdigi gibi. Amasya valisi iken. Yavusî'nin söhreti. onun sultanlik tahtina kavusacagini kesfetmis ve bunu Sehzâdeye de açiklamisti. Ayrica Venedik gemileri tarzinda kirk kadar top mavnasi da tezgahlatmistir. Bu dönemin en büyük seyhi Iskilip'li Yavusî'dir. bizzat seferlere çikardi. Bâyezid. yabanci ülkelere. Sultan Bâyezid. Bu arada Iran Müftüsü Mevlânâ Seyfeddin Ahmed ile Hadis âlimi Cemaleddin Ataullah da Pâdisah'in ihsanlarindan pay alip faydalaniyorlardi. ne de Ikinci Murad gibi ulema kisvesi giymistir. ikincisi için de besyüz altin idi. hem de yelkenle hareket eden ve manevra kabiliyeti yüksek olan gemiler yaptirdigi gibi kalyonlar da insa ettirmisti. denizcilige de ehemmiyet vermis. O. Bâyezid. hem kürek. Türk bahriyesinin en büyük üstadlarindan biri olan . Farsça'yi tercih ederek Arap tarihçisi Yemînî ile Iran tarihçisi Vassaf'in agdali ve tumturakli tarzini seçmistir.Osmanlica ve sade bir uslupla yazdigi halde Bitlis'li Idris. eser vermeye tesvik ederdi. ilki için bin. ilme ve zamanindaki teknik gelismelere önem veren bir hükümdardi. edebiyat sahasinda gösterdigi koruma ve himaye. devletin ileri gelen görevlileri ve taninmis bilginlerle dolup tasardi. Onun zâviyesi. Bunda. mahrutî ve etrafina tülbent sarili bir kavuk seçmistir ki. Hiç kimsenin. iç ve dis gailelerin bulundugu bir dönem olmasina ragmen. Bilhassa muharebe gemilerini uzun menzilli toplarla techiz ettirip gelistirmistir. Kendisi sulha meyyal olmakla birlikte gazâ ve cihad sevabini kaçirmak istemedigi için. onun kadar güzel ok ve yay yapamadigi rivayet edilir. O. onlari. sonralari "Mücevveze" ismiyle tesrifat serpusu olarak kullanilmistir. Onun devrinde donanmadaki degisiklikler sadece bunlardan ibaret degildir. Okçuluga çok merakli idi." Bâyezid Han dönemi. kendi elinden çikmis bir yay da Topkapi Sarayi Müzesi'nde teshir edilmektedir. Rumeli'de 34 sancak vardi. büyük sair ve mutasavvif Abdurrahman Câmi ile büyük bilgin Fakih Devvanî'ye her yil para gönderiyordu ki bu. Hac'tan döndügü zaman. Bâyezid. O. Fâtih devrinde olmayan ve "Güge" denilen. daha birçok seyh ve tasavvuf ileri gelenleri ile sohbetlerde bulunacaktir ki. Bâyezid'in. hatta Horasan ile Iran'in diger vilayetlerine kadar genislemistir. bu da siirlerine mistik bir hava ve renk katmistir.

893 (l484 . hamam ve mükemmel bir hastahane (dârussifa) yaptirmistir ki bu külliye( II. Yaptirdigi bu eserlerle bir külliye (kampüs) meydana getirmistir. çifte hamam. köprü. Mimarinin kimligi tartismali olan bu yapi toplulugunun insa sebebi tarihî bir olaya baglanir. O. Bu sirada sehir halki Sultan'dan. Yeni kurulan bu mahalle de Yeni Imâret adiyla taninmaya baslamistir. su degirmeni ve dolaplar. Külliyenin kurulusu ile birlikte. tabhâne. Sultan Bâyezid dönemi. bir imâret ve bir medrese yaptirilmak suretiyle sehir adeta süslenmistir. imâret. yogun iskân görmemis olan bölgenin etrafi hareketlenmisti. medrese. Edirne'de Tunca Nehri kenarinda 889 . medrese. saraya alinacak iç oglanlarina mahrec olmak üzere Galatasarayi'ni bina ile orada ilk defa bir mektep açtirmistir. dokuz senede tamamlanmistir. Câmi. Istanbul'dakine benzeyen bir câmi. Insaat için sarf edilen paranin miktari simdilik tam olarak bilinemezse de bunun kaynaginin fetihlerden (Basarabya) elde edilen ganimetlerden saglandigi bilinmektedir. buradaki hayir eserlerine vakiflar tahsis etmek suretiyle faaiyetlerinin devamini saglamistir. sehir merkezinden nisbeten uzakta ve daha önce iskân görmemis olan. çesitli ihtiyaçlara cevap verecek yapilardan olusan külliyesine ilk harci bizzat kendisi koymustur. Istanbul'un yedi tepesinin üçüncüsünde bugün kendi adi ile anilan bir cami. depo. bir tekke. Rumeli'deki önemli durak ve ikmal merkezi olan Edirne'de bir süre konaklamisti. O. tuvaletler. mektep ve medrese yaptirmistir. imâret. imar faaliyetleri ile de dikkat çeken bir devirdir. O. kara ordusunu da yeni bir nizam ve disiplin altina almistir. hayirseverligi ile taninan Pâdisah da. dârussifa. dükkânlar ve meskenlerden olusan büyük bir külliyenin temeli atilmis olur. 906 Zilhicce'sinin sonunda baslayip 9ll' (Miladi l50l . yemek salonu. mutfak.Kemal Reis'in emegi büyüktür. ahir. Böylece külliyenin kurulus amaçlarindan biri olan mahalle dokusu kendiliginden tesekkül etmis olur. Bu medresenin idaresi ile görevlendirilen sahsa da günde (yevmiye) seksen akça tahsis etmistir. Yine onun emri ile Amasya'da bir câmi. bir mektep. kervansaray. insaat bes sene sürmüstür. firin. O. Buna göre II. Böylece Tunca Irmagi'nin sag kenarinda Eski ve Orta Imâret adiyla taninan mevkiler ile Yeni Saray'in yer aldigi Sarayiçi semti arasinda. müftü. halkin bu istegini kirmayarak basta dârussifa olmak üzere. Tunca Nehri'nin kenarinda yer alan Kili ve Akkirman kalelerinin fethi için l484 yili baharinda Istanbul'dan hareket etmis. bütün bu hayir isleri için genis vakiflar kurmak suretiyle bu eserlerin kiyamete kadar devam etmesini saglamaya çalismistir. Bununla beraber bütün külliyeyi meydana getiren kompleks (kampüs).l488) yillari arasinda.l505) de bittigine göre (Hadikatu'lCevami' ve mevcud kitâbesi). yoklugundan dolayi büyük sikintisi çekilen bir Dârussifa (hastahane) yaptirmasini istemis. O. O. Ordunun. Bâyezid. yani seyhülislâm olanlara sart kilmistir. bütün bunlarin yaninda Mekke ve Medine fukarasina dagitilmak üzere külliyetli miktarda "Sürre" göndermisti. Sultan . Medresenin müderrisligini. önemli sayilabilecek bir bölgede câmi. Bâyezid Külliyesi) Osmanli külliyelerinin en büyük ve önemlilerinden biridir.

kale surlari. Ilmî müesseseleri çogaltip ilim adamlarini etrafina toplamisti. bir müddet. kültür ve hayir müesseselerinin insa edildigi. Kendi döneminden itibaren Istanbul. bir toparlanma ve ilerleme devridir.Sultan Bâyezid. müftülere. Bununla beraber askerî basarilarin saglanmasi ve devaminin. Onun. Seyh Ebu'l-Vefa için yaptirdigi gibi kendisi de Seyh Semseddin Buharî için bir tekke ve bir medrese insa ettirmistir. 2l0) ifadesine göre 909 (m. ilmî. l503) senesinde bu miktar 86. FETIH HAREKETLERI . Bu esnada padisah. matematikte bir Mirim Çelebi. Keza o. sadece parlak askerî zaferler isteyenlerce belki hakli görülebilir.Bâyezid'in. hasarlarin tamamen izalesi için büyük gayretler sarfetmistir. tarihçilikte bir Idris-i Bitlîsî ve Nesrî. Yavuz ve Kanunî dönemlerinin hazirlayicisi olarak düsünmek mümkündür. Bütün bunlar gösteriyor ki. ilim. iktisadî ve idarî gelismelerin bir sonucu oldugu dikkate alinirsa. medrese vs. askerî bakimdan deniz ve kara kuvvetlerinin emsalsiz bir kudrete ulastigi. Istanbul'da ahsab insaatin bu tarihten sonra yayildigi rivayet edilir. II. ilmî inkisâfin yüksek bir gelisme gösterdigi ve Islâm hukuku denilen fikhin bir bakima tedvin ve terakki ettigi bir devirdir. Onun. Bu yüzden onun. oglu ve torunu zamanindaki fetihlerin meydana gelmesinde önemli ve büyük bir rol oynadigi gözden kaçmayacaktir. güzel sanatlarda da büyük bir gelismenin kaydedildigi. 3000 bina ustasi ve dülgerden baska 77 bin isçi çalistirmak suretiyle kisa bir müddet içinde Istanbul'u âdeta yeniden insa etmistir. hat san'atinda bir Seyh Hamdullah yetismistir.Gediz üzerinde de ondokuz kemerli birer köprü kurdurmak suretiyle ulasim ve yolculugun daha kolay ve rahat yapilmasini saglamaya çalismistir. câmi. insa san'atinda (yazi. bazi tarihçiler tarafindan sönük kabul edilen devri. Ergene Nehri üzerinde bir köprü yaptirmis olan büyükbabasina uyarak Osmancik'ta Kizil Irmak üzerinde dokuz. Bâyezid dönemi. kadiasker ve seyhlere külliyetli miktarda paraya balig olan hediyeler verdigi de bilinmektedir. yapi isleri ile sadakalara verdigi ve kabarik bir yekun tutan paradan baska. imar ve yapi isleri sadece bunlardan ibaret degildir. II. gibi binalari yikildigi için sehir harabe haline gelmisti. tahtadan yapilmis bir evde oturmaya mecbur olmustu. O dönem. Bâyezid'in vücud verdigi tekâmülün.000 akçadir. Onun döneminde tipta bir Hekimsah. Hicrî 9l5 (m. insa ve imar islerinin büyük bir hiz kazandigi. (Hoca Saadeddin'in . protokol) Tâci Beyzâde Cafer ve Sâdi Çelebiler. Bu büyük harabeyi yeniden sehir haline sokmak için o. fakihlere. Babasinin. l509) senesinde Istanbul'da meydana gelen ve "Küçük Kiyamet" denilen zelzelede (deprem) Istanbul'un birçok evi. Islâm âleminin ilim merkezi olmus ve bu serefi uzun müddet muhafaza etmistir. Sakarya üzerinde ondört. astronomi ve ser'î ilimlere merakli olup bu konularda genis bir bilgiye sahipti. Bizzat kendisi. Her yil. diplomatik ilmi. müderrislere.

BOGDAN SEFERI Fâtih Sultan Mehmed. Zira. daha ziyade Osmanli akincilarinin Macaristan. önce Polonyalilar. Tuna sancakbeyleri ile Kirimlilarin. çekilirken her tarafi tahrip eden Bogdanlilarin bu hareketi üzerine kitlik basgöstermisti. oradan Samakov. Bu yüzden. Cem Sultani Osmanlilarin aleyhine bir koz olarak kullanmaya devam ediyordu. muhasara toplari ile levazimati Karadeniz yolu ile Tuna üzerine gönderdigi gibi. Is bu kadarla yani sadece kitlikla da bitmiyordu. Zira orduda veba salgini bas göstermisti. Bâyezid'e babasinin arzusunu gerçeklestirme firsatini vermiyordu. Allah'in rizasini kazanmak için Tunca kenarinda kendi adina izafe edilen câmiin temelini attirdi (23 Mayis l484). Balkanlar'da durumu emniyet altina almak ister. 888 ) de Morava bölgesindeki kaleleri tahkim etmek üzere Filibe'ye. Kardesi Cem Sultan'in Bati'ya ilticasi. Karadeniz sahilinin dörtte üçüne sahip bulunan Osmanilarin. Zira Bati. Bâyezid döneminde ayni enerji ve canlilikta devam ettirilemedi. l476 yilinda Akdere (Valea Alba) denilen mevkide çok zorlu dögüsen Bogdanlilari maglub etmek suretiyle Stephan Cel Mare (l457-l504)'nin faaliyetlerini önlemekle kalmamis ayni zamanda Bogdan'in merkezi olan Suçeva'yi da yikmisti. Bu yüzden Italya ve daha baska yerlere seferler sonuçsuz kalmisti denebilir. Bununla beraber. II. Bunun üzerine Fâtih. Bulgaristan'in. Bu arada Tunca üzerinde bir medrese. bir imâret ve dârüssifa ile müstemilatindan meydana gelen bir külliyenin insasina baslanmistir. Fâti'in vefatindan sonra II. l483'te de Macarlarla bir anlasma imzalayan Bâyezid. l483 ( h. tasavvurlarini gerçeklestiremeden geri dönmek zorunda kalmisti. Çamurlu ve Sofya'ya gittigi sirada Macar Krali Korvin Mathias ile mütareke akdetmek üzere müzakerelere girismis ve bu arzuya o sirada Bohemya'da harp ile mesgul olan Macar Krali'nca da uyularak bes senelik bir mütareke imzalanmisti. Ancak Cem'in ölümünden sonra girisilen Mora Seferi. Bâyezid. hem de yapacaklari seferler için Polonya yolu üzerinde bulunan ve önemli . Ancak. Bogdan tazyikinden kurtulmasini saglamak maksadiyla. Cem'in Bati'da bulundugu bir sirada yapilan askerî hareketler. Bâyezid devrinin baslica olaylarini teskil eder. fakat Bulgaristan'a yapilan tazyik kalkmamisti. son senelerinde baslayan Italya Seferi. hem ticaret. Bâyezid'in Osmanli tahtinda henüz mevkiini saglam görmedigi ve kardesi Cem ile mücadelelerini diplomatik saada da olsa devam ettigi devirlerde. Venedik ve Lehistan'a karsi giristikleri münferid tesebbüslerden ibaret kalmisti. Bu sebepledir ki. böyle bir ortami meydana getirdikten sonra Stephan üzerine yürümeye karar verir. Edirne'deki ikameti esnasinda. Bogdan'a akinlari devam etmis. Bati devletlerine karsi yumusak bir siyaset takip ettigi bilinmektedir. Bu maksatla l Mayis l484'te Edirne'ye gelen Bâyezid.Fâtih'in. Bogdan Seferi ile Memlûk savaslari istisna edilecek olursa.

birer üs durumunda olan bazi sahil sehirlerini almalari gerekiyordu. Bilindigi gibi Osmanlilar. Hadidî. Kili'nin zaptindan sonra Karadeniz kenarinda bulunan Akkerman üzerine yürür. Sultan Bâyezid. Padisah. Kili'ye göre daha müstahkem olup her seyi boldu. Kili ile Akkerman kalelerinin civarindaki yerler. Bu esnada Eflak Voyvodasi Rahip Vlad Calugarul (l482l495) komutasinda 20 bin kisilik kuvvetiyle orduya iltihak eder. . Kirim Hani'na sirmali bir kalpak ve degerli hediyeler vererek kendisini taltif eder. ister istemez bu prensligi. 27 Haziran'da Ishakli (Isakçi)'yi geçer.Osmanlilar. Kale. Osmanli nüfuzu altina sokacakti.Burada iken Mengli Giray komutasindaki 50 bin kisilik Kirim kuvvetleri de Osmanli ordusuna katilir. Sultan. Bâyezid. Bâyezid. sosyal ve dinî durumlarina uygun olarak hareket ederlerdi. alinan yeni yerlerin hemen tahririni yapmak suretiyle bölgenin ekonomik. Osmanli padisahlarinin maiyetinde harbe istirak eden ilk Kirim Hani'nin bu zat oldugu rivayet edilir. Edirne'deki imar faaliyetlerini müteakip. Akkerman halkindan bir kismi da Marmara kiyisindaki Eski Biga'ya naklolundu. Bu sebeple. Burasi. bu kuvvetlerle Kili (Chilia)'ye gelir. l6 günlük bir muhasaradan sonra sulh yoluyla Akkerman'a girer. bu kusatmayi su misralarla nakl eder: Seh emr itdi vü cem' oldi çeriler Karadan gendideryâdan gemiler Kesüp menzilseh irdi ol diyara Çeriler yakin irisdi hisara Erisüp seh Kili'ye bir seherden Kusatdurdi hisari bahr ü berrden Fethin ertesi günü kalenin büyük kilisesi câmie tahvil edilir. 6 Temmuz'da Bogdan'in kapisi sayilan Kili kalesini karadan ve denizden kusatmak suretiyle l5 Temmuz'da zaptederler. Kirim ve Eflaklilar'in iltihaklari ile daha da kuvvetlenen Osmanli ordusu. Bogdan Beyligi'nden ayrilarak Osmanli Türk hâkimiyeti altina girdikleri gibi Akkerman halki. Zira ancak bu sayede Kirim'la irtibat saglanabilirdi. burada Cuma namazini eda eder. istedigi yere gidebilme bakimindan serbest birakildi. Bu arada halkin bir kisminin iskan edilmek üzere Istanbul'a gönderildigine dair rivayetler de bulunmaktadir. Bu sebeple Bogdan (Moldavia)'in ticaret iskelelerinin alinmasi. karadan genis ve derin bir hendekle çevrilmisti.

Osmanli Divan'i. Bunlardan biri. Cem'in. Avrupa'daki ikameti sirasinda önemsiz hudud olaylari seklinde cereyan eden münasebetler. Osmanliarla Venedikliler arasinda uzun müddet çetin savaslar olmustu. Arnavutluk'ta bulunan Iskender'in oglu Jan Kastriyota'ya yardim etmeleri. Venedik ile Fransa'nin ittifaklari sonucunda elinden Milan sehri alinmis olan Ludvik Sforça ile Floransa ve Napoli devletleri.Gerçi. Milan.Bu savaslarda. Kafkas sahillerindeki çok küçük bir bölgesinden baska her yeri Osmanli hâkimiyetine girmisti. Bunun üzerine Osmanli kudretine boyun egmekten baska çare bulamayan Stephan. Venediklilerin. l485'te Lehistan Krali Kazimierz'den yardim istemesi de ona bir fayda saglamadi. Piza. Nitekim. Osmanlilarla büyük ticarî münasebetleri bulunan Italya'daki küçük devletlerin tesviklerinden baska Venedik'e karsi harbin açilmasinin baslica iki sebebi vardi. Akkerman'i geri almak maksadiyla birkaç defa harekete geçen Stephan'in bütün gayretleri bosa gitti. Papa ve Alman Imparatoru'nun muvafkatalariyla Osmanlilari. Bu arada. MORA SAVASLARI Fâtih döneminin siyasî olaylarindan bahsederken temas edildigi gibi Mora'da. Öyle anlasiliyor ki bu dönemde Italya'nin küçük devletleri. Sultan Bâyezid. Napoli ve Venedik. Floransa. digeri de Memlûklularla yapilan harpte. Osmanli padisahinin dostlugunu kazanmak için birbirleri ile yarisa girmislerdi. Bu denizin. Hersekzâde komutasinda Iskenderun'a giderken firtinaya yakalanan ve Kibris'a siginmak isteyen Osmanli donanmasinin adaya kabul edilmemesi idi. Bâyezid. Gerçekten.000 altina çikarilan senelik vergiyi ödemeye razi oldu. Karadeniz. adi geçen sehzâdenin ölümü ile büyük bir gelisme göstermistir. Venedikliler aleyhine tahrik etmis ve bunda da muvaffak olmuslardi. Hammer'in ifadesiyle o dönemde Italya'nin alti devleti. 4. Bu seferle. bu sefer esnasinda almis oldugu ganimet malini Edirne'de baslattirmis oldugu ilmî. dinî ve sosyal müesseselerin yapilip tamamlanmasina sarf etti. Osmanlilara yardimci olan Kirim Hani ile Eflak Voyvodasi. Zira onun hareketlerine mukabele etmek üzere Bogdan'a giren Rumeli Beylerbeyi Hadim Ali Pasa. Venedik'e ilan-i harb etmeden önce Mora'daki Venedik müstemlekeleri üzerine yapacagi hareketi kolaylastirmak ve Venediklilerin buraya yardima gelememeleri için Bosna Beyligi'ne tayin edilen Iskender . Papa. tamamen bir Türk ve Müslüman gölü haline gelmis bulunuyordu. Osmanli dostlugunu kazanmak için büyük çaba gösteriyorlardi. harp ganimetlerinden büyük paylar aldilar. Italya'daki muhalif devletlerin Venedik Cumhuriyeti ile mücadelelerinden istifade eden Sultan II. pek çok tahribatta bulundugu gibi ertesi sene Silistre komutani Bali Bey de Trut'u geçerek birçok esir ve ganimetle dönmüstü. bu devletlerin de tesvikleri üzerine Venedik ile olan anlasmayi bozmustu.

Osmanli donanmasinin firtinaya tutulmasi. Kuzey Venedik arazisine siddetli bir akin yaptirtmisti. Bu durumu ögrenen Venedik. takip ettikleri siyasetleri geregi. Moton ( Modon. INEBAHTI ( LEPANTO )'NIN FETHI Mora Yarimadasi'nin büyük bir kismi daha önce Osmanlilarin idaresine geçmis olmakla birlikte Venedikliler. . Bu gayenin tahakkuku için Osmanli tezgahlarinda (tersane) yeni ve büyük gemilerin yaptirilmasina baslandi. Kara ordusu. deniz tarafindan Inebahti'yi savunmak için Amiral Antoniyo Grimani komutasinda l50 veya l60 parça gemi ile Inebahti limanini kapattilar. II. Hammer'in ifadesiyle "yirmi büyük gemi ve altmis yedi kadirgayi havi ve cem'an yüz altmis yelkenden mürekkeb olan Osmanli donanmasi. Iskender Pasa'nin.Pasa vâsitasiyle. Mora'nin. Inebahti civarina gelip karadan kaleyi kusattigi halde. Ama Osmanli donanmasi. buralarin zapti için donanma hazirlanmasini emreder. Çünkü bunlar. firtina yüzünden üç ay kadar denizde çalkalanip duracak ve bu yüzden önemli bir gelismesaglayamayacaktir. Donanmadaki asker açlik ve susuzluktan dolayi büyük sikintilarla karsilasti. Bosna Eyâleti'ne getirilmesinden sonra. donanmadan henüz bir haber çikmamisti. oradan da Mora'ya dogru hareket eder. Bu arada Kuzey Yunanistan'da bulunan Inebahti (Lepanto)'yi da tasarruflarinda bulunduruyorlardi. Navarin limani ile Brodano adasi arasindaki kanala girmis ve düsman tarafindan yolunun kesildigini görmüstü. Nihayet donanma Hersekzâde Ahmed Pasa kuvvetleri ile takviye edildikten sonra Inebahti limanina dogru yol alabildiler. Rumeli Beylerbeyi olan Koca Mustafa Pasa'yi kara tarafindan Inebahti'nin kusatilmasi ile görevlendirir. stratejik önemleri de bulunan bu ticaret limanlarini elde etmek zorunda idiler. Muton ) ve Koron gibi limanlarinda hala yönetimi ellerinde bulundurup hüküm sürüyorlardi. Sultan II. Bâyezid. denizden donanmayi gönderdikten sonra kendisi de 20 Sevval 904 (Haziran l499)'da Istanbul'dan Edirne'ye. henüz fethedilmemis kisimlarini elde etmek gayesiyle 3l Mayis l499'da bizzat sefere çikar. buranin güney kiyilarinda bulunan Navarin. Bu sirada Osmanli donanmasi. Venediklilerin isine yaradi.Osmanlilar. Mora sahillerinden Moton ve Inebahti taraflarina 28 bin Rumeli ve l8 bin Anadolu askeriyle sekiz bin sipahi ve bir o kadar yeniçeriden müretteb 63 bin kisilik bir ordu götürmek üzere yelken açmisti. Sonunda donanma Moton önüne geldiyse de Venediklilerin kuvvetli müdafaalari yüzünden limana giremedi. Sultan Bâyezid. baris için elçi göndermis ise de donanma. Bâyezid.

onun teslimi kabul etmeyisini. kendi kuvvetlerinden çok daha kalabalik olan düsman kuvvetlerine karsi sayilarinin azaldigini görünce. asirlardan asirlara. O. sadece doksan kadar asker kurtulmustu. Burak Reis. Bu son deniz savasinda basta Burak reis olmak üzere 500'e yakin Türk levendi ( denizcisi ) ile Kara Hasan Reis ve Yenisehir Sancakbeyi Kemal Bey sehâdet serbetini içmislerdi. kurtulus çaresinin kalmadigini anlar ve sogukkanli bir sekilde son çareye bas vurur.Burak Reis'in gemisine iki taraftan kancalar atilarak rampa yapilmisti. Kiyasiya cereyan eden muharebe devam ederken Burak Reis. Hersekzâde Ahmed Pasa komutasinda Mora'ya gönderip siki tedbirler alma lüzumunu . bu olayi ögrenir ögrenmez. nesillerden nesillere nakledildi. Içinde Yenisehir hâkimi Kemal Bey'in kara askerinin bulundugu Burak Reis'in gemisi. hisari teslimden imtina edesin ki. Çok kalabalik olan düsmana her ne pahasina olursa olsun karsi koymak gerekiyordu. Burak Reis.Öbür taraftan. Bes yüz mevcudlu Burak Reis'in gemisinden. Türk denizcileri arasinda asirlarca derin bir ihtiramla sânini yüceltecek kahramanca bir harekette bulunacaktir. Venedik hakiminin. din ve devlet için isteyerek kendini feda edis. donanmanin gelmedigini. Mustafa Pasa'nin teklifini reddetmisti. padisahimiz olan Venedik hakimi böyle haber göndermistir ki. Bu savasta Venedik kaptanlarindan Loredano ile Armeniyo da ölmüslerdi. Göz kamastiran bu kahramanlik örnegi. Burak Reis'in üzerine saldiran gemilerin sayisi yirmi civarinda idi. kendilerinin ise dayanabileceklerini. Derya tarafi mesdud (Deniz tarafi kapali) ve kale muhafizinin esbabi nâ madud iken hisari teslim edersen sonra özrün makbul degildir" Bu esnada Antonio Grimani komutasindaki Venedik donanmasi da Kemal ve Burak Reis komutasindaki Osmanli donanmasinin Korint körfezine dogru ilerleyisini önlemek üzere harekete geçmisti. Burak Reis'in gemisinin üzerine atilarak Osmanli gemisini ortaya adilar. bu yüzden de kaleyi teslim etmemesi gerektigine dair haber gönderdigine baglayarak söyle der: "Kale komutani olan kâfir haber gönderdi ki. Lepanto kalesinin komutani olan Zuano Mori. Türk gemicileri bu muharebenin cereyan ettigi Prodano adasina Burak Reis adasi ismini vererek bu büyük Türk denizcisinin adini unutmadilar. 2000 yeniçeri ile takviye ettigi Anadolu sipahilerini. Kisa sürede yayilan yangin üç gemiyi birden sararak batmalarina sebep olur. Hoca Saadeddin. birbirlerine siki sikiya çengellenmis olan gemileri neft ile tutusturur. donanmalarina yol vermemek için azim (büyük) tedarikler görüp felek peyker u guh lenger gemiler ihzar idüp rehgüzerlerine göndermisim. madem ki Müslüman gemileri gelmeye ve muhasara-i hisara yol bulmaya. Bâyezid. Akdeniz hakimiyetine eristiren bir "Burak" oldu. bu hareketiyle Türkleri. Her birinde biner kisi olan iki büyük karaka ile her birisinde beser yüz kisi bulunan diger iki karaka. Lepanto civarindaki Çatalca ovasinda bulunan II. Prodano adasi (Burak adasi) civarinda Venedik donanmasinin hücumuna ugradi.

Hulumiç'te askerini bindirdigi Osmanli donanmasi. böyle bir anlasma yapma yetkisinin bulunmadigini söyleyerek ayrilir. Venediklileri. artik Osmanli denizcilerinin Akdeniz hâkimiyetini ele almaya namzed olduklarini göstermekteydi. fazla bir sey yapamayacagini anlamis olacak ki. her seferinde maglub olan kale komutani Zoano Mori. sür'atle ilerleyerek Lepanto Bogazi'na yaklasmisti. Bu sebeple. takviye birliklerle desteklenen Türk donanmasi. Venedik donanmasinin yardimlarindan da ümidini kesmis oldugundan. Böylece. MOTON ( = MODON )'UN FETHI Inebahti gibi önemli bir limanin elden çikmasi. aylarca yiyecek ve içecek sikintisi çeken Türk donanmasinin. Böyle bir seyi beklemeyen elçi. rakibi olan Loredano'nun ölümünden memnun olmustu. dört günde Güney . kis ortasinda Yakup Pasa'nin donanma ile birlikte hareket ederek Modon'u muhasara etmesini emreder. Venedik elçisi. Kara ve deniz kuvvetlerinin ortaklasa hareketi üzerine sayisiz yarma (hurûc) tesebbüslerinde bulunmasina ragmen. 22 gemiden meydana gelmis olan Fransiz donanmasinin yardimiyla bogazin girisini kapamak üzere giristigi tesebbüste muvaffak olamayan Grimani. Padisah. Hersekzâde'nin.duydu. Osmanlilarla baris yapmak üzere Lui Maventi adinda bir elçi vâsitasiyle Osmanlilara müracaat etmislerdi. sonra da karsilik verme hareketlerine sevketmis ise de kendi zaaflarini bildiklerinden ve çok büyük bir masrafa mal olacak uzun harplere tahammül edemeyiceklerini anladiklarindan Osmanlilarla iyi geçinmeyi siyasetleri bakimindan daha uygun görmüslerdi. Elçinin bu teklifine karsilik Sultan Bâyezid: "Eger benimle baris yapmak istiyorsaniz. Venedik donanmasini yenebilecek dereceye gelmis olmasi. sahilden kuzeye dogru seyrederek Inebahti körfezine dogru ilerler. Grimani. Kendisi de ilkbaharda Ramazan 905 ( 7 Nisan l500) da Edirne'den hareket eder. Böylece Lepanto ( Inebahti) Agustos (26 veya 28) l499'da Osmanlilarin eline geçmis olur. Mora'da elinizde bulunan Mudon. Sayet Osmanlilar bu maddeleri kabul etmeyecek olurlarsa hiç olmazsa baris yenilenmeliydi. kalenin anahtarlarini Rumeli Beylerbeyi olan Mustafa Pasa'ya gönderir. Venedik tüccarlarinin serbest birakilmasini ve Inebahti'nin iade edilmesini istemisti. Inebahti yolunu Türk donanmasina açik birakarak Korfo'ya çekilir. önce karsi koyma. Koron ve Napoli (Napoli di Malvazya) sehirlerini teslim ile senede belli miktarda bir vergi vermelisiniz" demisti. Temmuz ayinin yedisinde donanmasinin Moton önüne geldigini haber alinca. Nitekim. Bu deniz savaslainda firtina yüzünden büyük hasara ugrayan.

Davut Pasa kendi gemisiyle (Bastarda) düsman amiralinin bastardasina rampa ettiyse de baska bir düsman mavnasi da Davut Pasa gemisine rampa ettiginden Kaptan Pasa tehlikeli bir duruma düsmüstü. daha önce limana gerilen zincir yüzünden pek ileriye gidemediler. Hoca Saadeddin ( ll. Bu gayretlerinin bir sonucu olarak kale. kendilerini kusatan ordunun kusatmayi kaldirip geri dönmek zorunda kalacagini gözlemekte idi. Nitekim. Kalenin bütünüyle onarilmasi . l3-l4 Muharrem 906 (9-l0 Agustos l500)'de gerçeklesen fetihten sonra sehre giren Sutan Bâyezid.Mora'ya iner. Venedik amiralinin buraya donanma göndermis olmasi. Topçulari ise sanatlarinda pek mahir olmuslardi. Bu yüzden kale bir türlü düsmüydrdu. Bu yüzden de savunmayi sürdürüyordu. Osmanlilarin bu tesebbüslerinde basarili olduklarini göstermektedir. Sultan Bâyezid. üç hafta kadar muhasara altinda kaldi. sehre yardim etmek için Türk donanmasini yararak ikindi namazi vaktinde dört kadirgayi limana sokmus ise de bunlar. Kale muhafizlarindan bir kismi. Aslinda burasi bir aydan beri Rumeli ve Anadolu kuvvetleri tarafindan sarilmisti. Türklerin ilk önce Mora'nin güneyindeki Napoli'ye hücum edeceklerini zannederek buraya bir miktar donanma göndermisti. Son günlerde Venedik Amirali Melchior Trevisano. Çok saglam ve müstahkem bir kale olan Modon'un halki. 27 Temmuz l500'de bu limandan çikip Navarin limani önünde Venedik donanmasi ile çarpisir. Bu taarruz. duvarlarin yüksekligini ve hendeklerin derinligini görünce "Beylerbeyim Sinan Pasa'nin ve yeniçerilerimin kahramanliklari sâyesinde bu kaleyi Tanri verdi" der. Hatta halk. Davut Pasa'nin komutasinda bulunup Inebahti limaninda yatan donanma. açtiklari gediklerden içeri girerek Modon'u aldiklari gibi limana girmis olan dört Venedik gemisini de yakmislardi. devletin en mamur sancaklarindan birine bey olmustu.l02 )'in ifadesine göre fethin besinci günü sehrin en büyük kilisesi olan Saint Jean'i câmie tahvil ederek maiyetiyle birlikte burada Cuma namazini kilmistir. sadece Venediklileri sasirtmak için yapilmisti. Trevisano. Tam bu esnada Pirî Reis kendi gemisiyle yetiserek Kaptan Pasa'yi kurtardigi gibi donanmanin bozulup bir felaketin meydana gelmesini de önlemisti. Hammer'in dedigi gibi bu yüksek duvarlardan ilk tirmanan yeniçeri. hücum emri verdiginden Anadolu Beylerbeyi Damad Sinan Pasa kuvvetleri. Venediklileri sasirtmak için bir miktar kuvvetle karadan buraya taarruza geçmislerdi. gemilerin zinciri geçmesi için istihkamlarini birakarak yardima geldikleri sirada Sultan Bâyezid. bir mil mesafede bulunan hedeflere tam isabet ettiriyorlardi. Gerçekten Türkler. kalenin saglamligina ve kara yönünü çeviren üç kat derin hendegin yürüyüse engel olacagina güvenerek teslim olmak istemiyordu. Venedik amirali. donanma ile yardima geldiyse de fazla bir sey yapamadi.

Koron'a giderken önce Anavarin (Navarin) veya Zensiyo kalesini de aldi. tek teselliyi Venedik donanmasinin Modon'u geri alacagi hususunda besledikleri temelsiz ümitte buluyorlardi. Içine düsülen ümidsizlik. Modon'a girdigi sirada sehrin bir kismi muhafizlar tarafindan yakilmisti. Modon'un. Anadolu Beylerbeyi olan Sinan Pasa'ya havale edildi. Modon'un durumunu ögrendikleri için harp yapmadan teslim oldu. Sinan Pasa. Modon'dan kurtulan bir kisim halki Kefalonya adasina yerlestirmekle mesgul oluyordu. Bu fetihnâmeler. Bâyezid. Koron kalesi muhafizlari Modon halkinin ahvalinden ibret almakla ailelerini ve çocuklarini Frengistan'a nakil için izin. sehrin teslimi ile ilgili olarak sunlari söyler: " Modon kalesi. Osmanli ülkesine ilave edildi. Inebahti. "Cizye" denilen basvergisine baglandi. yerli halk yani Rumlar. Venedik senatosu. Lehistan. Doge Augustinos Barbarigo'nun. Modon'un tamiri ile ugrasirken. Ceneviz Cumhuriyeti ile Rodos Sövalyelerine gönderilmislerdi. Osmanli müsamahasinin güzel bir örnegi olan bu anlayistan dolayi b uralarda bulunan Latinler sehri terk edip giderken. Pasa da istediklerine müsaade gösterdi. Türkler tarafindan zaptedildigi haberi. Koron ve Navarin'in feth edilip Venedikliler'den alinmalari üzerine "Fetihnâme"ler yazilip etrafa gönderilmisti. Gerek Koron. beylerbeyiler. Hadim Ali Pasa kara ordusu ile. Fransa ve Ispanya krallarina. Müslüman ve Hiristiyan devletlere. 20 Agustos l500'de Koron'a girip büyük kiliseyi camie tahvil ederek orada namaz kildi. . Modon'da oldugu gibi bin Azeb ve bin besyüz yeniçeriyi kale muhafazasinda birakarak 23 Agustos'ta sehri terk edip Istanbul'a dönerken bu iki sehrin gelirini Mekke ve Medine (Haremeyn)'e vakf eyledi. Böylece kaleyi kendi rizalariyla teslim eylediler. Deniz tarafindan da Davud pasa'yi gönderdiler. Mudon ( = Modon ). gerekse Navarin halki. Bu arada Pâdisah. tahkimatina hayran kaldigi sehrin fethini Allah'in kendisine bir lütfu olarak telakki ediyordu. Yakininda vaki olan Koron kal'asinin fethine Ali Pasa tayin olunmustu. KORON VE NAVARIN'IN FETIHLERI Biraz önce görüldügü sekli ile Osmanlilarca Modon kalesinden sonra Koron ve Navarin de feth edilmislerdi.ve yanan yapilarin yeniden yaptirilmasi. bu meyanda Macaristan. Solakzâde. mal ve menallerinin korunmasi için de emân istediler. 7 Eylül tarihi ile Papa ve diger Hiristiyan hükümdarlara gönderdigi yazidan anlasilmaktadir. Her iki taraftan üzerine varildiginda. O. Venedik'te büyük ve derin bir matemin meydana gelmesine sebep oldu. Kaptan Davud Pasa da denizden gitmek suretiyle Koron kalesini almakla görevlendirildiler. Sultan Bâyezid. Hadim Ali Pasa. Venedikliler.

bir anda büyük bir kargasanin yasanmasina sebep oldu. Lehistan ve Macaristan'dan yardim talebinde bulunur. Sehzâde Cem'in tahsisatini kaybindan dolayi öfkelenen Aleksandr Borciya'nin öfkesine benziyordu. Venedik. Roma'da l50l yilinda Papa Kilisesi'nde Pantekot Yortusu'nun Pazar gününde ilan olundu. Türkiye aleyhindeki ikinci ittifaklaridir. Bu sebeple Osmanlilara karsi Alman Impraratoru. Aleksandr. diger adalar halkinin isyanina ve dolayisiyle onlarin da elden çikmasina sebep olabilirdi. l500 senesi sonbaharinda Venedik Âmirali Pisaro. Bundan baska. Bu sekildeki taahhütler. Ingiltere. Hiristiyan devletlerin. Osmanlilara ait Egine adasini isgal ederken. Modon. Iste "Haçli Ittifaki"nin meydana getirdigi bu muazzam donanma. Bunun için adaya büyük bir kuvvetin gönderilmesi gerekiyordu.DENIZLERDEKI HAÇLI SEFERI Venedik. Sonunda ortak menfaatler. bu sefer de çagrisi üzerine Osmanlilar aleyhine bir ittifak kurmaya çalisiyordu. sehirliden ve . kiliselerin ugradigi hakaretleri ve Hiristiyanligin içine düstügü tehlikeleri tasvir ederek Haçli Birligini saglayacagini açikliyordu. Papa IV. Ispanya ve Venedik donanmasi da Kefalonya adasini zaptetmislerdi.Bunun için Venedik. Bâyezid'e karsi yakip yikmalardan gelen bir üzüntüden çok. Papa ve Macaristan Krali'ni saldirma ve savunma konusunda bir anlasma ile birlesmeye götürdü. Istanbul'a ulasir ulasmaz. Hammer'in ifadesine göre Papa'nin bu sekildeki davranisi. Bu. Macarlar da karadan taarruz edeceklerdi. Papa ve Macaristan arasinda l500 yilinda bir muahede imzalanir. Papa. Türklerin yaptiklarini. Koron ve Navarin gibi yerlerin ellerinden alinmasinin yaninda. Çünkü buranin düsman eline geçmesi. Inebahti. Midilli'nin kusatilma haberi. Bu yardimla Osmanlilar aleyhine bir "Haçli Ittifaki" ortaya çikmis oluyordu. Buna göre müttefik kuvvetler denizde Osmanlilari mesgul ederken. Ege Denizi'ne açilarak Midilli adasini kusatma altina almisti. Osmanlilara karsi "Haçli Savaslari"nin yerini almisti. Fransa. Bu anlasma. Baslangiçta. iki sene üst üste inen Osmanli darbesine karsi koyamayacagini anlamisti. Venedik'e verdigi cevapta kendilerine yardim gönderecegine degindikten sonra. Bu arada Fransa Krali'nin yegenini komutan olarak tayin ettigi ve l5 bin kisilik askerî gücü bulunan Fransiz donanmasi da Zanta adasina gelip demirlemisti. menfaatleri geregi Türkleri. Aragon ve Sicilya Krali'nin donanmasi da Korfo adasina yanasmisti. Asker toplanmasi için memleket içine seksen "Ulak" gönderildigi gibi Pâdisah bizzat bu isle mesgul olarak. Ispanya. Amiral Ravestayn komutasindaki donanma ile birlesen Venedik gemilerinin de dahil bulundugu donanmanin mevcudu 200 kadirgadan ibaretti. Napoli. Venedikliler aleyhine harekete geçiren Papa. kutsallik perdesine bürünmüs olan nefret. gönlünde Padisah II.

Bâyezid döneminin mühim olaylarindan biridir. Fransa birliklerinin komutani ve Krali'nin yegeni. Görüldügü gibi. Fransiz Amirali. Böyle büyük bir orduyu tam anlamiyla maglub etmek. Bunu gören Fransiz askerleri bozulmaya basladilar. Venedik askerlerinin yapabilecekleri bir sey kalmamisti. Artik. Cemaziyelevvel (Aralik l50l)'de Midilli yakinina geldigi zaman kâfirler. kaleye girmek için kosup öne çiktigi zaman. Ayazmend'e gelen Sehzâde'nin kuvvetleri karanlik bir gecede düsman saflarini yararak hisara girerler. kendisine yardima gelmekte olan Rodos Sövalyelerinin 29 parçadan mütesekkil donanmasini beklemeden demir alip kaçar. askerlerden bir kismi. Bütün çabalarina ragmen. Biz de onlarin dil özelliklerine fazla müdahele etmeden. Midilli Kalesine dogru yürüyüse geçtiler. Fransa. Gerçi Istanbul'dan önce. kaleye girmeye muvaffak olduysa da bir kismi giremedi. Bununla beraber. Rodos ve daha baska devletlerin. burada geçen olaylari tafsilatli bir sekilde verirler. Macaristan. Amiral Gonzalvo de Cordova'nin komutasindaki Ispanyollar. Bu esnada Sehzâde'nin Kethüdasi sehid olur. Kaynaklarimiz. bu gâvuru öldürüp kellesini kuleye dikti. . Yolda Cerigo adasi civarinda firtinaya tutulan Fransiz donanmasi. Ege sahillerini tahrib ederken Rodos Sövalyelerinin reisi emri altindaki donanma da Akdeniz'deki Osmanli adalarini vuruyordu. daha dogru bir ifadeyle bütün bir Avrupa'nin Osmanli'ya karsi güç birligi edip birlesmelerine ragmen. Kethüdasi komutasinda 800 kisi ile Karesi Sancakbeyi maiyetindeki timarli sipahi kuvvetlerini derhal adanin yardimina gönderir. Islâm gâzilerinden bir yigit. Almanya. Fakat Fransiz donanmasi ile birlesemedikleri ve tanimadiklari bu yabanci sulardan ürkmüslerdi. tamamen batar. Midilli'nin Haçlilar tarafindan kusatilma haberi. Midilli'yi ele geçiremeyen Birlesik Haçli ordusunun çekilmesi üzerine Midilli kalesi. Kemal Reis'in yaptiklarinin öcünü almak için çalisiyorlardi. Lehistan. Ahmed Pasa. Bu yüzden de umduklarini bulamadan ve hiç bir sey yapamadan dönüp gitmislerdi. Bu esnada. Fransiz donanmasi Midilli'den kaçarken. müttefik donanmasinin bir kismi.sanat erbabindan adam yazip Hersekzâde Ahmed Pasa komutasinda 300 parça gemi ile adaya gönderildi. Ispanya. yeniden tamir edilerek muhafaza için buraya asker konur. birlikte hareket etme imkânina kavusturulmadiklari için bu Haçli Seferi'ni kaybetmislerdi. onlarin ifade ettikleri sekilde olanlari nakl etmeye dikkat edecegiz. Venedik. Müttefiklerinin kaçtiklarini görünce onlar da gemilerine binip memleketlerine dogru yol almaya basladilar. Rodos ile Ispanya donanmalari Ege'ye girip Çanakkale Bogazi'na kadar sokulmuslardi. II. buraya en yakin olarak Saruhan Sancakbeyi Sehzâde Korkut tarafindan duyulur duyulmaz o.

Buna karsilik Macaristan Krali. sikintili günler yasayan hazineyi. Macarlar tarafindan gönderilen Barhabas Belabi adindaki elçi ile yapilan anlasma yedi yillik olacakti. Buna karsilik bu üç devlet. Buna göre Osmanli Devleti. 2. Moravya. Çünkü bu dönemde dogu hududunda Akkoyunlu Devleti'nin yerine Siî Safevî Devleti'ni kurmus olan Sah Ismail tehlikesi bas göstermisti. Bâyezid döneminin devam eden ve tehlikeli bir hal alan savaslari. On gün içinde uygulamaya konacak olan bu muahedenin en önemli maddeleri sunlardi: l. Venedikliler. bu dönemde ilk olarak "Imdadiye-i Seferiye" adi verilen yukaridaki vergileri koymustu. 20 Agustos l503 ( Rebiülahir 909 ) senesinde Osmanlilarla Macarlar arasinda da bir anlasma imzalandi. Macar Krali'ni. hem Osmanlilara hem de Macarlara vergi vereceklerdi. Osmanlilarla basa çikamayacaklarini anlamis olmalilar ki. 3. harpten çekilmek isterler. Müzakereler sonunda l4 Aralik l502 (Receb 908 )'ta Osmanlilarla Venedikliler arasinda 3l maddeden mütesekkil bir anlasma imzalanir. bütün ittifak faaliyetlerine ragmen.Osmanli iktisat tarihiyle ilgili kaynak ve eserlerin belirttiklerine göre "Avâriz". Osmanli akincilarinin Kuzey Bosna'da son olarak aldiklari yerlerin Osmanlilarda kalmasini kabul ediyordu. Venediklilerin her sene verecekleri on bin duka altinin ve Santamavra'nin zapti esnasinda Venedik Amirali Pesaro'nun eline geçmis olan yirmi dört bin dukanin Osmanlilara iadesi gerekiyordu. Venedikliler. Isklovanya. "Kürekçi Bedeli" ve "Azeb" gibi "Örfî Vergi"lerin ilk defa tarh ( konmasi) edilmesi. Inebahti. Bu konuda. Osmanli Devleti ile Venedikliler arasindaki müzekere esaslarini. harpten önce Istanbul'da Venedik elçisi olarak bulunan ve casuslugundan dolayi tevkif edilen Andre Gritti isminde biri idare ediyordu. daha da zor durumda birakiyorlardi. Midilli hadisesinden sonra olmustur. Silezya ve Lozasi hükümdari olarak da tanimaktaydi. Venedik Cumhuriyeti. arabuluculuk yapmalari için Fransa Krali XII. külliyetli miktarda askerin beslenmesini ve donanmanin hazirlanmasini gerektiriyordu. II. Iki taraf ticaret . Osmanlilar tarafindan harp esnasinda müsadere edilen ve halka ait olan esya geri verilecekti. Osmanlilar tarafindan da müsbet karsilanir. Iste bu sebeple devlet. Lui veya Lehistan Krali'na vas vururlar. Osmanlilardan zaptettikleri adalardan Kefalonya'yi kendilerine alikoyup Santamavra adasini iade ediyorlardi. Venediklilerin bu istekleri. Modon ve Koron ile oralardaki diger küçük kaleleri Osmanlilara terk ettigi gibi Arnavutluk'ta elinden alinan Drac'in zaptini da taniyordu . Eflak ve Raguza'lilar da anlasmadan istifade edeckelerdi. Zira harpler. Bu arada Bogdan.

Fakat daha sonra gerek Sultan II.Nitekim Karaman Beylerbeyi Hadim Ali Pasa tarafindan "Kubbe Vezirleri"ne gönderilen 888 ( l483 ) tarihli . OSMANLI . Vezir-i A'zam'i Hâce-i Cihan ( Hoca Mahmud Gâvân ) ile Osmanli hükümdarina göndermis oldugu hediyeler. Çukurova bölgesindeki Üç-Oklar ile Maras ve Elbistan'a hakim olan BozOklar'i devamli bir surette baski altinda tutmasi üzerine. asrin ikinci yarisindan itibaren dostane bir sekilde baslamisti. Güney Anadolu ve Hicaz'da hakimiyet süren Memlûk sultanlari arasindaki münasebet. Sultan II. küçük bir beylik olan Osmanlilarin Rumeli'deki muvafakiyetleri ve Islâm dünyasinin sinirlarini genisletmeleri. Bu hal. Memlûk Devleti aleyhine tesvik ediyordu. Yuhanna) üzerine. Bâyezid'in tutumundan endiselenen Memlûklular. Sultan II. Bâyezid'i. Luka. ilk zamanlardan yani XIV. Osmanli Vezir-i A'zami da Kur'an-i Kerim üzerine yemin ederek bu muahedenâmeyi tasdik etmislerdi. Arsiv Begelerinden anlasildigina göre (Topkapi Sarayi Müzesi Arsivi. aradaki gerginligi bir derece hafifletmisti. Memlûk Devleti tarafindan memnunlukla takip ediliyordu. Nitekim Bâyezid'in culûsundan sonra Istanbul'a gelen Memlûk elçisi. gerekse Macarlarla yapilan anlasmalardan sonra devletin dis güvenligi emniyet altina alinmis oluyordu. Sultan Kayitbay için baslica siyasî mesele Osmanlilar ile olan münasebet meselesi idi. Osmanli Devleti'nin aleyhine çalistigini gösteriyordu.Bununla beraber ihtiyati da elden birakmiyordu. Muhammed Sah ( l463-l482)'in . 620l . hem Bâyezid'in saltanatini tebrik etmis hem de biraz sonra bahsedecegimiz ve gaspedilen esyayi getirip teslim ettikten sonra Sultan Kayitbay adina özür dilemisti. Gerçekten. Öbür taraftan. dostça karsilayip himaye eden ve ayni zamanda onu mücadeleye tesvik eden Memlûk Sultani Kayitbay'in.serbestisini ve bu münasebetle tüccarlarin birbirlerinin ülkelerine gidip gelmelerine müsaade edeceklerdi. Memlûk Sultani'na karsi kirginligini izhar eden II. Suriye. Cem'in Anadolu'ya geçmesine müsaade etmesi onun. Sultan Kayitbay. Hindistan'da Dekkan'da hüküm süren Behmenîler'den III. Markos. Bu yüzden. Dulkadir'li Türkmen Bey'i Alâüddevle Bozkurd Bey'i himayeye karar verir. Bâyezid. Macar Krali dört Incil (Matta. kendisine muhalefet edip Osmanli tahtinda hak iddiasinda bulunan kardesi Cem'i. bazi tedbirler almak zorunda kalmislardi.6385) Dulkadir Beyi.MEMLÜKLÜ MÜNASEBETLERI Osmanlilar ile Misir. O dönemlerde. Gerek Venedik. gerekse onun oglu Fâtih Sultan Mehmed zamanindaki bazi olaylar. Kayitbay tarafindan müsadere edilmisti. Murad. nr. iki devletin arasinin açilmasina ve bir müddet sonra da birbirlerine karsi hasmâne (düsmanca) tavirlarin ortaya çikmasina sebep olmustur.

Bire (Birecik) ve Anteb Naibleri ile Haleb büyük hacibi basta olmak üzere birçok Çerkez beyini esir etmisti. Memlûk Sultani Kayitbay. Emir Özdemir ve Emir Mogolbay gibi emirlerin yönettigi Memlûk ordusu. birdenbire Osmanlilarin aleyhine dönüp Yakub Pasa'nin odugâhini yagmalayan Alaüddevle ise Trablus-Sam ve Tarsus Naiblerini serbest birakmak suretiyle Memlûklulara basvurmustu. Sultanlik mensûrunu göndermekle yetinmeyen halife. Bu yüzden Osmanlilarla memlûklular arasinda l485'de baslayan ve l490 ( hicrî 890 . Bâyezid'e bir de "Sultanlik Mensûru" gönderilmisti. iki Müslüman hükümdar arasindaki ihtilafin bertaraf edilmesini de tavsiye ediyordu. Böylece. Bâyezid'e uygun tekliflerde bulunuyordu. zorlukla kaçabilmis. Bu tekliflerden en mühimi de Osmanli Padisahi'nin. Yakub Pasa. Bu görüsme esnasinda Atabey Özbek ile diger emirler. Malatya derbendinde kurulan pusuya da düsmüslerdi. elindeki bütün yerlerde "Sultan" olarak kabul edilmesiydi. sür'atle Malatya'ya giderek burasini takviyeye muvaffak olur. Malatya kalesine karsi giristikleri tesebbüste muvaffak olamayan Osmanli . Elbistan ovasinda. buna isaret olmak üzere. Bu teklif kabul edildiginden Emir Cani Bey Habib elçi olarak gönderilmisti. Süleyman Bey'le savastigi bir sirada Alaüddevle harekete geçer. Bütün bu tavsiyelere ragmen aradaki rekabet ve bazi kiskirtmalar sonucu iki taraf arasinda savas kaçinilmaz hale gelmisti. Mütevekkil Alallah tarafindan. Memlûk Sultani'nin emriyle Kahire'deki Abbasî Halifesi I. Ramazanoglu Eflatun Bey ile maiyetindeki boybeylerinin yardimlarini sagladiklari gibi. Turgutoglu'nun. Içinde bulundugu malî ve idarî sikintilar yüzünden Osmanlilarla karsilasmayi arzu etmeyen Memlûk Sultani. Karamanogullarini tamamen ortadan kaldirmalarindan sonra. Osmanli hükümdarina elçi ve hediye gönderip aralarinin düzelmesini teklif etmislerdi. Nisan l484'te Memlûklular'in Haleb ve Safed naiblerini arka arkaya maglub ettikten sonra Kayseri Valisi Yakub Pasa kuvvetleri ile birleserek. Bununla beraber Emir Özbek es-Seyfî. Osmanli askerinin gayret ve yardimi ile Haleb Naibi'ni öldürüp Kal'atu'r-Rum (Rum Kalesi). Eylül l484 yilinda Kayseri Valisi Yakub Pasa'nin komutasindaki Osmanli kuvvetleri ile Dulkadiroglunun kuvvetleri maglub olmuslardi.arizadan anlasildigina göre Atabekü'l-Asakir Emir Özbek ez-Zahirî emrinde Halep'te toplanan Memlûk kuvvetleri. Osmanlilarin. . O. Turgutoglu Mahmud Bey'i Osmanlilara müskilat çikarmak maksadiyla Ermenek üzerine göndermislerdi.Dulkadirli kuvvetleri. II. emirleriyle bir görüsme yapmisti. Misirlilarin kurmus oldugu tuzaklardan kurtulmustu. Baslangiçta Osmanlilar'dan himaye gören Alaüddevle Bozkurd Bey.895 ) senesine kadar bes sene devam eden ve alti seferde biten savaslar görülmektedir.

iyi teskilâtlanmis bir vergi sistemine sahip degildi. Bu basarilar üzerine daha çok cesaretlenen Memlûklular. Bunun için. bununla da kalmayacak oglunu rehine (kulluk) olarak Misir'a gönderdigi gibi. Esir alinan Sah Budak. Osmanlilarin.Memlûk çekismesi. savasa devam edebileceklerinin anlasilmasi üzerine Kayitbay. Kismî muharebeler tarzinda uzayan Osmanli . Bâyezid'in bizzat kendisi sefere çikma niyetindedir. Misir'la son veya altinci sefer diyebilecegimiz seferde. Bu dönemde. O. Bâyezid. özellikle Memlûk idaresini zor durumlarda birakiyordu. Memlûklularin geçici zaferlerine kapilip. Osmanli sultani. Eregli ve Larende'ye kadar akinlarda bulunurlar. Bu yüzden devlet. Memlûklularla olan savaslarda ugranilan basarisizliklarin. Öyle anlasiliyor ki bu durum. Besiktas'a nakledilmis ve Üsküdar'a geçme hazirliklari baslamisti. gevseklikten ve isin siki tutulmamasindan meydana geldigini biliyor. Fakat Memlûk kuvvetlerinden de yardim alan Alaüddevle. kizini da Atabekü'l-Asâkir Emir Özbek'in ogluna verir. Osmanlilara karsi Napoli Krali ile anlasir. . Zamanla yön degistiren muvaffakiyetlere ragmen devam eden savaslar. Müslüman Osmanli Devleti'ne karsi kurulan bu ittifak üzerine Kayitbay'a tehdid mektubu gönderen Sultan II. Iste bu haberi alan II. Üzerlerine gönderilen Hersekzâde Ahmed Pasa kuvvetlerini yenerek Ahmed Pasa'yi esir alirlar. Osmanlilardan yüz çevirip Memlûk tarafina geçer. Bunun üzerine Sultan Bâyezid. Memlûklular tarafindan sikistirilmasi da iki devleti karsi karsiya getirmistir. ayrica sefer için acele edilmemesi gerektigini düsünüyordu.Ramazanogullari ile ayni hududu paylasir olmalari ve Osmanlilardan himaye gören Alaüddevle Bozkurd Bey'in. padisahin otagi. Sah Budak Bey'i Elbistan yakinlarinda yenip esir alir. yeni tedbirler alma mecburiyetini hissediyordu. bizzat sefere katilmaya karar verecek ve otaginin Besiktas'a nakledilmesini isteyecektir. Kahire'ye gönderilerek orada idam edilir. Iki Müslüman devletin birbirleri ile olan mücadeleleri. Dönemin müelliflerince siddetli bir tenkide maruz kalan Kayitbay. Sah Budak Bey'in yanina Mihaloglu Iskender Bey'in kuvvetlerini de vererek onu Alaüddevle üzerine gönderir. Çukurova'da memlûklulara maglub olmalari üzerine olmustu. Osmanli devlet ricali. Alaüddevle Bey'in Misirlilarla anlasmasi üzerine Osmanlilar yeni tedbirler almak zorunda kalmislardi. yerine onun kardesi olan ve Vize Sancakbeyi bulunan Sah Budak Bey'i tayin eder. Emîr Özbek komutasinda Misir ve Dulkadir kuvvetleriyle Kayseri'yi muhasara ile Nigde. Memlûk idaresi. Dulkadir Beyi Alaüddevle'nin. Dulkadiroglu Alaüddevle Bey'in. halktan zorla yeni vergiler almaya karar verir. her ikisinin de yipranmasina sebep olmustu. kayinpederi Alaüddevle'yi beylikten azlederek. Osmanlilarin. onlarin tarafina geçmesi ile daha da gergin bir hal aldi.

iki Müslüman devlet arasinda sulh yapilmasi için Emir'in ricasini arzetmisti. . Nitekim Istanbul'a gelen müstakbel Memlûk Sultani Emîr Canbulat. "Dinin Nasihat olduguna" temasla bunun geregi olarak barisin yapilmasi icab ettigini söyledigini. Adana ve Tarsus'un Mekke ile Medine evkafina ait yerler olmasindan dolayi. Iskenderiye'ye gemilerle götürüp. Bundan sonra o. Nihayet. Memlûk elçileri. Cemaziyelahir 896 (Nisan l49l)'de daha önce elçilik vazifesi ile Osmanlilara gönderilmis olan Mamay Haseki serbest birakilir. Böylece barisa dogru bir adim atilmis oldu. kendi gemileri ile Iskenderiye'ye tasimislardir. ayni siyaseti devam ettirmistir. Cem'in sebep oldugu siyasî buhran yüzünden müskül durumda bulunan Osmanlilar. elçiye büyük ikramlarda bulundu. yaninda Seyh Bedreddin b. Nihayet ulemadan Molla Arap demekle söhret bulmus olan Müftü Alaeddin Ali el-Arabî (öl.Ancak bunu hükümdara nasil bildireceklerini bilemedikleri gibi buna cesaret te edemiyorlardi. Memlûk Sultani. Misir Sultani'nin da bundan çok memnun oldugunu yazar. O. Alaeddin Ali el . Bu arada Iskender Bey'i sadece serbest birakmakla kalmaz. anlasma geregince adlari geçen sehirlerin Haremeyn evkafi olan vâridatini ( gelirini) da. Osmanli elçisi Bursa Kadisi Seyh Ali Çelebi adinda bir kimse idi. Hoca Saadeddin. Daha önce esir edilip hapsolunan Mihalzâde Iskender Bey'le diger esirleri serbest birakir. Esasen bu siralarda Istanbul'a kadirgalarla gelip bir nüsha Kur'an-i Kerim ve bazi Hadis-i Serif kitaplarindan ibaret hediyeleri Bâyezid'e takdim eden Tunus Emiri el-Mütevekkil Alallah Osman'in elçisi. l496) bu hali. buranin beyine teslim etmistir. savasin tehlikelerini arzederek dostluk kapisini açmisti. l5ll) Ramazanogullari'nin basina geçip. daha sonra. yani harb için acele etmenin muhatarali oldugunu arzederek isi önledi. onun gönül alici sözler söyledigini. Sultan. daha önce Ebu Bekir adindaki kadisini Misir'a göndererek basta Atabekü'l-Asâkir Emîr Özbek oldugu halde Memlûk ümerasini barisa yanastirmis.Arabî'nin mektubundan bahsederken. Ispanyollar tarafindan hücuma ugradigi su sirada. Osmanli elçisine karsilik. Nitekim Âsik Pasazade ile Ibn Kemal'den anlasildigina göre meshur Türk denizcisi Kemal Reis. bir sefaatnâme ile tavasutta bulunmus ve Tunus'un. Tunus elçisinin de yardimlariyla barisin yapilmasina muvaffak olmuslardi. Memlûk Sultani tarafindan huzura kabul edilen elçi. birçok siyasî tesebbüslerde bulunmus. ayni zamanda ona hil'at da giydirir. Yasbek'i elçilikle Osmanli padisahina gönderir. buralarla diger kalelerin anahtarlarini Memlûk hükümdarina iadeye memur edilmisti. Halil Bey'in ( öl. Mekke ve Medine vakif malini l498 ( 903)'de. Memlûklularin rizasi ile Adana ve Tarsus'a hakim olmalarini kabul ettikleri gibi. Buna göre Gülek Hisari sinir kabul edilerek Çukurova eskiden oldugu gibi Sam'a ilhak edilmistir. Cum'a oldugu halde tekrar Istanbul'a gelen Mamay el-Haseki. Osmanli Devleti'nin murahhaslari ile Kahire'ye döner. Emîr Canbulat b.

dil. Portekiz ve hatta Güney Fransa'da hükümranligini kabul ettirmis olan Islâm hakimiyeti. uzak denizlerde savasacak kadar güçlü degildi. Parlak devirler yasadi. Bölgenin Osmanlilara olan uzakligi ve o siralarda Cem Sultan'in. (Medinetü'z-zehra gibi) saraylar yapildi. Bu hâkimiyet öyle bir medeniyet vücuda getirdi ki. Osmanlilari tatmin etmiyordu. Hakem gibi) büyük hükümdarlar gördü. Abdurrahman. Endülüs ( III. Ispanya topraklarina ayak basar basmaz. Vandal. Hicrî 92 (M. Bunlardan baska. fen. çok sayida kültürel ve sosyal müesseseler meydana getirmislerdi. Baris. sairler ve muallimler yetisti. irk. Hiristiyan ve Yahudi demeyip herkese Müslümanlar gibi haklar tanidilar. hocasi ve mürebbisi olmustu. sonradan Avrupa'da kral ve Papa olmuslardi. bütün medenî sahalarda Avrupa'nin üstadi. Insanligin yüz aklarindan olan ilim. 7ll ) tarihinde Kuzey Afrika'yi bastan basa kat eden Müslüman mücahidler. Akdeniz'in öbür ucundaki bu bölgeye ulasmak için. din. Doguda Bagdad. manevî hasletlerde de öncülük . edebiyat ve felsefe dahileri yetistirmisti. OSMANLI DEVLETI VE ENDÜLÜS MÜSLÜMANLARI II. Halbuki bu medeniyet. Got. Kurtuba'da kadinlardan alimler. Bu felaketin baslangici esnasinda Osmanli donanmasi. II. Ispanya'ya girdikten sonra orayi terk edinceye kadar Iberik yarimadasini medenî eserlerle süslemis.Orada (Kurtuba Camii gibi) âbideler. bütünüyle yok edilmek isteniyordu. Avrupa'da siyasî bir alet olarak kullanilmasi bir anlamda Osmanlilarin elini ve kolunu bagliyordu. Yedi asri askin bir süre bütün Ispanya. batida Kurtuba. Bâyezid'in hükümdar olarak bulundugu dönemin önemli olaylarindan biri de süphesiz ki Islâm cografyasinin en bati ucunda. dünya yüzünde Islâm medeniyetinin gözler kamastiran merkezleri haline geldi. cihanin en yüksek medenî seviyesine ulasti. mezheb ve soy farki gözetmediler. Endülüs Müslümanlari.Anlasma ile iki taraf arasindaki baris iade edilmis ise de bu hal. Osmanli donanmasinin gerektiginde yardim alabilecegi bir liman veya sehir de mevcud degildi. Avrupa'daki Hiristiyanlara sadece maddî degil. baska bir ifadeyle Endülüs'teki Müslümanlarin basina gelen felaket idi. Bütün bu olumsuz sartlar da nazari dikkate alindigi zaman Osmanlilarin bu konuda neden daha faal bir rol oynayamadiklari anlasilir. Müsümanlar. Romali