OSMANLI İMPARATORLUĞU TARİHİ

Bu e-kitap taslak halindedir. Okumayı zorlaştırıcı tarama hataları içerebilir. Bu taslak sürümü okurken düzeltir ve düzeltilmiş sürümü bizimle paylaşmak isterseniz memnun oluruz. WEB: http://ayrac.org İletişim: ayrac.org@gmail.com

Osmanlı Devleti Osmanlı Devleti'nin hayat çizgisi 600 yıllık bir süreyi içine almaktadır. Öyle ki, cihan devleti unvanını alan bu devlet, en geniş sınırlarını 400 yıl elinde tuttuğu bilinmektedir. Gerileme dönemi dediğimiz son 200 yıl içinde bile fazla toprak kaybetmemiş, topraklarının büyük bölümünü, yıkılış dönemlerini oluşturan 20. yüzyılın başlarına kadar koruyabilmiştir. Bu özellikleri ile Osmanlı, dünya medeniyetleri arasında ilk sıralarda yerini almaktadır.

21. yüzyıla adım adım ilerlerken, Balkanlar'da, Kuzey Afrika'da, Ortadoğu'da, Kafkasya'da ve tüm İslam Dünyası'nda, kıpırdanmalar görülüyor. Kıpırdanmaların kökeninde, hep Osmanlı ruhu yatıyor. Düşman, hep Osmanlı torunu diye saldırıyor. Osmanlı coğrafyası 21. yüzyıla çok şeylere gebe olduğunu gösteriyor. Bu yüzden Osmanlı coğrafyasını iyi tahlil etmek gerekiyor. Söz konusu bu koca devletin, yüzölçümünü, doğal şartlarını ve bu doğal şartlar üzerinde oynadığı rolü, insanlarını ve oldukça farklı insanların bir arada uzun yıllar birlik içinde yaşamalarının sırrını, yönetim şeklini, tarımını, sanayiini ve dünya ticaretindeki yerini, iyi bir şekilde araştırmak ve araştırmalardan gelecek için bazı sonuçlar çıkarmak lüzumu vardır. Bunun için de, tarih-coğrafya-gelecek üçlüsünü kaynaştırmak gerekmektedir.

KURULUS DÖNEMI
Osmanli Beyliginin Kurulusu; Osman Bey, Oguz asiretlerinin ittifakiyla basa geçtikten sonra, siyasî ve dinî bakimdan Anadolu'nun en itibarli ve nüfuzlu tarikatlerinden Ahilerin mühim bir sahsiyeti olan Seyh Edebali'nin kizi ile evlenerek, gücünü artirmis idi. Bundan sonra Osman Gazi, Bizans'a karsi genisleme politikasini uygulayarak, Inegöl, Karacahisar ve Yarhisar'i ele geçirdi ve bölgenin mühim merkezlerinden olan Bilecik'i alarak, burayi beyligin merkezi yapti (1299). Bu tarih devletin kurulus tarihi olarak kabul edilir. Selçuklu Sultani III. Alaaddin Keykubad'in Ilhanli Hükümdari Gazan Han'in kuvvetleri tarafindan tutulup, Iran'a götürülmesi üzerine Selçuklu ümerasindan bazilari ve bölgedeki Türkmen beyleri Osman Bey'e teveccüh göstermis; Oguz an'anesine göre onun hâkimiyetini tanimayi kabul etmislerdir. Nitekim Oguz beyleri Oguz Han töresine göre tertip edilen bir törende Osman Bey'in önünde diz çökerek, onun verdigi kimizi içmek suretiyle tâbiyetlerini sunmuslardir. Ancak henüz küçük bir beylik durumundaki Osmanogullarinin, seklen de olsa bu dönemde, Ilhanli hâkimiyetini tanidiklari bilinmektedir. Osman Gazi, beyligini ilân ettikten sonra idaresi altindaki bölgeleri bes kisma ayirarak buralari güvendigi ve savaslarda yararlik gösteren kimselere tevcih etti. Oglu Orhan'a Sultanönü, büyük kardesi Gündüz Bey'e Eskisehir'i, Aykut Alp'e In-önü'yü, Hasan Alp'e Yarhisar'i ve Turgut Alp'e de Inegöl'ü verdi. Diger oglu Alaaddin'e ise seyh Edebali'nin emin ve nazirliginda, ailenin geçimi için, Bilecik ve havalisinin gelirleri tahsis edildi.1302'de Bursa tekfurunun liderliginde birlesen Rum tekfurlarinin Koyunhisar (Bafeon) savasinda agir bir maglûbiyet tatmalari, Osman Bey'in Bursa ve Kocaeli taraflarina akinlar yapmasini oldukça kolaylastirmisti. Bir taraftan Bursa öte taraftan Iznik Türk kusatmasi altinda tutuluyordu. Ancak yaslilik sebebiyle Osman Bey, fetihler için oglu Orhan'i görevlendirmisti. Nitekim 1324 yilinda Osman Bey vefat etti ve oglu Orhan Bey Osmanli tahtina çikti. Orhan Bey, 1326 yilinda Bursa'yi, uzun süren kusatmanin ardindan, ele geçirince babasinin vasiyetini yerine getirerek, Osman Gazi'nin naasini Bursa'ya nakletti ve burayi devletin yeni merkezi yapti. Orhan Bey'in komutanlarindan Akçakoca ve Karamürsel ise Istanbul kiyilarina kadar akinlarda bulunuyorlardi. Bu fetih ve akinlardan telâslanan Bizans Imparatoru Andranikos büyük bir ordunun basinda Osmanlilara karsi harekete geçtiyse de Maltepe (Palekanon) Savasi'nda agir bir yenilgi aldi (1329). Bu zafer, Iznik ve Izmit'in ele geçirilmesini kolaylastirmistir. Rumeliye Geçis; Karasi Beyliginde baslayan taht mücadelelerinden istifade eden Orhan Bey, Balikesir ve civarini topraklarina katarak, ileride gerçeklesecek olan Rumeli fetihleri için mühim bir mevkiye sahip olmustur. Nitekim Karasi Beyliginin deniz gücü ve Haci Il Bey, Evrenos Bey gibi degerli komutanlar artik Osmanlilarin emrine girmislerdir. Bizans içindeki taht kavgalari ve Bulgar-Sirp saldirilari karsisinda, gittikçe güçlenen Osmaogullarindan yardim isteyen Kantakuzen'in talebi üzerine Orhan Bey'in oglu Süleyman, bir orduyla Rumeli'ye geçti (1345). Edirne'yi kusatan Bulgar-Sirp kuvvetlerini bozan Süleyman Pasa bu zaferin karsiliginda Gelibolu'daki Çimpe Kalesi'ni Bizans'tan aldi. Böylece Osmanlilar ilk kez Rumeli yakasinda bir üs elde etmis oluyordu (1356). Süleyman pasa Gelibolu'nun ardindan Tekirdag'a kadar olan bölgeleri de ele geçirerek buralara Anadolu'dan getirilen Türkmenleri yerlestirdi. Böylece Rumeli'de de Türklesme hareketi baslamistir. Süleyman Pasa'nin ölümünden sonra Rumeli'deki fetihler için kardesi Murat Bey görevlendirildi (1359). Ancak 1362'de babasi Orhan Bey'in de ölümü üzerine Murat Bey, Bursa'ya döndü ve Osmanlilarin 3. hükümdari olarak tahta çikti (1362).Rumeli ve Balkanlarda Fetihler; I.Murat (Hüdavendigar) önce tahtta hak iddia eden kardeslerini bertaraf etmekle ise basladi ve bu arada elden çikan Ankara'yi yeniden aldi. Anadolu'da birligin saglanmasinin ardindan Murat Hüdavendigar, inkitaya ugrayan Rumeli ve Balkanlarin fethine yöneldi. Bu sirada Balkanlar karsiklik içindeydi. Bir taraftan Sirp Hükümdari Düsan'in ölümü ile Sirplar

arasinda iç mücadeleler siddetlenmis, öte yandan Macar Krali Layos, Balkanlarda Ortadokslara olan baskilari artirmisti. Evrenos ve Haci Il Bey komutasindaki kuvvetler bu durumdan da yararlanarak Kesan'dan Dimetoka'ya kadar olan yerleri fazla bir mukavemet görmeden ele geçirmislerdi. Sazlidere Zaferi ile Edirne ve Filibe, Lala Sahin Pasa tarafindan fethedildi (1363/4). Bu savaslarda Bulgarlarin yaninda yer alan Bizans baris yapmak zorunda kaldi. Türk ilerleyisini durdurmak isteyen Macar, Bulgar,Sirp ve Ulahlardan mütesekkil bir Haçli ordusu Macar Krali Layos'un liderliginde Edirne üzerine yürüdü. Ancak Meriç sahilindeki Sirp Sindigi denilen mevkiide, kalabalik Haçli ordusunu hazirliksiz yakalayan 10 bin kisilik kuvvetiyle Haci Il Bey, büyük bir bozguna ugratti (1364). Sirp Sindigi zaferiyle Osmanlilar, Balkanlardaki fetihlerine hiz verdiler ve bunu kolaylastiracagi için Osmanli baskenti Bursa'dan Edirne'ye nakledildi. Fetihler karsisinda çaresiz kalan Bulgarlar Türk himayesini kabul etmek zorunda kaldilar (1369). Çirmen Zaferi ile (1372) Bati Trakya ve Makedonya'nin bir kismi Osmanli hâkimiyetine girdi ve Selanik ile Köstendil'in de ele geçirilmesinin ardindan Sirp Krali Lazar, vergi verip, gerektiginde asker göndermek sartiyla Osmanlilarla baris anlasmasi imzaladi(1374). Yaklasik on yil süren mücadelede, Rumeli ve Balkanlarda fethedilen bölgelere Anadolu'dan mütemadiyen Türk nüfus kaydirilarak bölgede demografik dengeler Osmanlilar lehine degistirilmeye baslanmisti. Bu tarihten sonra bir müddet Balkanlardaki fetihlere ara verilmis ve Anadolu'da Türk birligini saglamlastirmaya yönelik düzenlemelere geçilmistir. Bu maksatla I. Murat, oglu Bâyezid'i Germiyan beyinin kizi ile evlendirmis; Tavsanli, Emet ve Simav gelinin çeyizi olarak Osmanlilara verilmistir. Ayni sekilde Aksehir, Yalvaç, Beysehri gibi bazi sehir ve kasabalar Hamidogullari'ndan para karsiligi satin alinmis, Candarogullar da Osmanli hâkimiyetine girmisti. Artik Osmanlilarin karsisinda tek bir güç kalmisti; Karamanogullari. Alaaddin Ali Bey, Osmanlilarin yeniden Balkanlara yönelmesini de firsat bilerek, harekete geçmis ancak I. Murat Konya önlerinde Karamanogullarini yendiginde Karaman beyi af dilemek zorunda kalmistir(1387) Murat Hüdavendigar'in yeniden Rumeli'ye yönelmesiyle birlikte Nis ve Sofya da dahil olmak üzere bütün Bulgaristan fethedildi.(1385/88). Timurtas Pasa'nin Sirp kuvvetleri tarafindan baskina ugratilip, yenilmesi üzerine cesaretlenen Bulgar, Leh, Çek ve Macar krallari da Sirplarin yaninda yer aldilar. Fakat Çandarli Ali Pasa, Bulgar Krali Sisman'i esir alarak Bulgarlari bu ittifakin disina atti. Buna ragmen Haçli ordusu ilerleyisini sürdürünce, I. Murat ordusunun basina geçerek düsmani Kosova'da karsiladi. I.Murat'in ogullari Bâyezid ve Yakup'un da yer aldigi Osmanli birlikleri büyük bir zafer kazandi. Sirp Krali Lazar ve oglu esir edilmis, düsman kuvvetlerinin büyük bir kismi imha olmustu. (20 haziran 1389). Fakat I.Murat savas meydanini gezerken bir Sirp tarafindan hançerlenerek sehit düstü. Bunun üzerine Sirp krali da Osmanli askerleri tarafindan öldürüldü. Osmanlilar için Balkanlarda tutunabilmek yolunda ölüm kalim savasi olarak görülen I.Kosova Zaferi Sirplar tarafindan asla unutulmamistir. Günümüzde dahi masum Müslüman halka yönelik vahsetin arkasinda bu maglûbiyetin ezikligi ve intikam hissi yatmaktadir. Anadolu'da Türk Birligi'nin Saglanmasi; I. Murat'in sehit edilmesinin ardindan oglu Bâyezid, devlet adamlarinin ittifakiyla hükümdar ilân edildi. Babasinin ölümünü firsat bilen Anadolu'daki beyliklerin Osmanlilar'a biraktigi topraklari yeniden ele geçirmek maksadiyla harekete geçtiklerini haber alan Bâyezid, süratle Anadolu'ya döndü. 1390 yilinda Germiyan, Aydin, Mentese ve Saruhan beylikleri ortadan kaldirildi. Ertesi yil Hamidogullari Beyligi topraklari ele geçirildi ve bu beyliklerin yer aldigi topraklarda Anadolu beylerbeyligi adiyla idarî bir ünite olusturuldu. Ardindan Osmanlilarin en önemli rakip olarak gördügü Karaman Beyligine yönelen Yildirim Bâyezid, Konya'yi kusatti. Alaaddin Ali Bey'in baris talebi, Beysehir ve çevresinin Osmanlilara birakilmasiyla kabul edildi.(1391). Fakat Yildirim Bâyezid'in Mora ile ilgilenmesini firsat bilerek Ankara Sancak Beyi Sari Timurtas Pasa'yi esir almasi üzerine, Yildirim Bâyezid, Alaaddin Bey'e kesin bir darbe vurmaya karar verdi. Anadolu'ya geçen Yildirim, üç gün süren savasin ardindan ele geçirilen Alaaddin Bey'i ortadan kaldirdi ve topraklari Osmanlilara ülkesine dahil

edildi(1397). Karamanoglu tehlikesinin bertaraf edilmesiyle, Anadolu'da Osmanlilara direnebilecek en güçlü devlet olarak Kadi Burhaneddin devleti kalmis idi. Daha 1392 yilinda, Kadi Burhaneddin'in müttefiki durumundaki Candaroglu Süleyman anî bir baskinla öldürülüp beyligin Kastamonu subesi ortadan kaldirilmisti (1392). Ardindan, ertesi yil Amasya ve Merzifon civari Osmanli hâkimiyetine alinmisti. Kadi Burhaneddin'in 1398'de Kara Yülük tarafindan öldürülmesi üzerine, ona bagli Sivas, Tokat, Kayseri, Malatya gibi sehirler birer birer ele geçirildi. Böylece Firat'in batisinda kalan Anadolu topraklari Osmanli sancagi altinda birlestirilmis oluyordu. Yildirim Bâyezid'in Istanbul Kusatmasi ve Balkanlardaki Fetihleri. Yildirim Bâyezid'in Karaman seferine anlasma geregi katilan Bizans Imparatoru V.Yuannis'in oglu Manuel'in, babasinin ölümü üzerine anlasmayi çigneyerek Istanbul'a kaçmasi sebebiyle Yildirim, Istanbul'u kusatmaya karar verdi. 1391'de baslayan ilk muhasara 1396 yilina kadar sürdürüldü. Bu maksatla Istanbul Bogazi'nda Anadolu Hisari insa edildi. Sehre dis yardimlarin gelmesini önlemeyi ve iase zorlugu altinda savunmayi kirmayi hedefleyen bu muhasara Timur'un Anadolu'ya ulasmasina kadar fasilalarla devam ettirilmistir. Bu kusatma sürerken bir yandan da Yildirim, Bulgaristan, Arnavutluk ve Bosna taraflarinda fetih hareketlerine devam etmekteydi. Kusatma altindaki Bizans'in da talebi ile Türklere karsi yeni bir Haçli ittifaki olusturan Macar Krali Sigismund, Ingiltere dahil bütün Avrupa devletlerinden topladigi 120 bin kisilik bir orduyla harekete geçti. Yildirim Bâyezid düsmani sasirtan bir hizla Nigbolu Ovasi'nda düsmani karsiladi. 50-60 bin kisilik Osmanli ordusu, sayica çok üstün olan Haçli ordusunu büyük bir bozguna ugratti. Savas meydanindan kurtulabilenler, kaçarken Tuna'da boguldular.(1396) Haçlilardan geriye sadece muazzam bir ganimet kalmisti. Bu ganimetle, Edirne ve Bursa'da pek çok cami, medrese ve imaret insa edilmistir. Zaferin ardindan, Eflâk, Bosna, Macaristan ve Mora üzerine seferler düzenlendi. Itibari bu zaferle bir kat daha artan Yildirim, Nigbolu dönüsünde Anadolu birligini kurmaya yönelik nihaî adimlari atmaya baslayacaktir. Ankara Savasi ve Fetret Devri: Yildirim Bâyezid, Firat boylarina kadar topraklarini genislettigi sirada, Timur da Iran, Azerbaycan ve Irak'i ele geçirmisti. Bazi Anadolu beyleri Timur'a siginirken, ülkeleri istilâ edilen Celayirli Ahmet ve Karakoyunlu Kara Yusuf da Yildirim Bâyezid'in yanina kaçmisti. Böylece her iki devlet biribirine sinir komsusu olmus, ancak bu durum iki hükümdarin da Türk dünyasinin liderligine oynamalari sebebiyle olumsuz neticeler dogurmustur. Timur, Osmanlilara siginan Celayirli Ahmet ve Kara Yusuf'un iade edilmemesini bahane edip Sivas'i kusatmis ve kendisine teslim edilmesine ragmen sehiri tahrip etmisti(1400). Bu olaydan sonra da her iki hükümdar arasinda mektuplasmalar devam etti. Fakat Timur'un, Anadolu beyliklerine topraklarinin geri verilmesi ve bazi sehirlerin kendine birakilmasi gibi talepleri Yildirim tarafindan reddedildi. Dolayisiyla iki fatih için savas artik kaçinilmaz hâle gelmisti. 160 binlik Timur'un ordusunu, 70 bin kisiyle Çubuk Ovasi'nda karsilayan Yildirim Bâyezid, savasin baslarinda üstünlügü ele geçirdi. Ancak Timur'un safinda eski beylerini gören bazi askerlerin saf degistirmesi ve Kara Tatarlarin Osmanli ordusunun arkasini çevirmesi savasin talihini degistirdi. Bir avuç askerle direnmeye çalisan Yildirim Bâyezid sonunda esir edildi (26 Temmuz 1402). Ankara Savasi'ni kazanan Timur, Anadolu beyliklerini tekrar ihya etti ve böylece Anadolu Türk birligi parçalandi. Balkanlardaki Türk ilerleyisi durdugu gibi bir kisim topraklar da elden çikti. Yildirim'in ogullari arasindaki taht mücadeleleri Osmanli devletinin "Fetret Devri" boyunca 12 yil müddetle devam etti. Sayet bu savas gerçeklesmemis olsaydi, hiçbir direnme gücü kalmayan Istanbul büyük bir ihtimalle Yildirim Bâyezid zamaninda Türklerin eline geçecekti. Dolayisiyla Ankara Savasi Osmanlilari en az 50 yil geriye götürmüstür.Esir düsen Yildirim Bâyezid, yedi ay boyunca Timur'un yaninda sehir sehir dolastirildiktan sonra üzüntüsünden ecele yenik düstü. Osmanli sehzadeleri tahtin sahibi olabilmek için kiyasiya birbirleriyle mücadele etmeye basladilar. Bu mücadele Çelebi Mehmet'in tek basina devlet idaresine hâkim olusuna kadar devam etti (1413). Çelebi Mehmet kardesleri Süleyman, Isa ve Musa Çelebi'yi bertaraf ettikten sonra Anadolu Türk birligini yeniden tesis etmek için çaba sarf etti. Güçlenen Karamaogullarinin nüfuzunu kirdi, Karamanoglu Mehmet Bey'in eline geçen Osmanli topraklarini geri aldi. Candarogullari beyliginden Çankiri'yi ve ardindan Canik

(Samsun) bölgesini yeniden Osmanli ülkesine katti. Fakat Sehzade Mustafa ve Simavna Kadisi oglu Seyh Bedreddin'in isyanlari ülkeyi karistirmaktaydi.(1419) Sehzade Murat Rumeli ve Manisa'da ortaya çikan bu isyani bastirdi, Seyh Bedreddin ve adamlari yakalanarak idam edildi. Timur'un beraberinde götürdügü Mustafa Çelebi de Anadolu'ya döndügünde tahtta hak iddia etmisti. Sehzade Mustafa'nin Selânik'te baslattigi isyan bastirildi. Asi sehzade Bizans'a siginmak zorunda kaldi. Çelebi Mehmet öldügü zaman Osmanli ülkesinde sükûnet büyük oranda tesis edilmeye baslanmisti (1421). Babasinin en büyük yardimcisi olan sehzade Murat tahta çiktigi zaman Bizans tarafindan karsisina çikarilan amcasi Mustafa Çelebi'nin isyanini bir kez daha bastirdi ve Bizans'i cezalandirmak için Istanbul'u kusatti(1422). Bu defa küçük kardesi Sehzade Mustafa'nin isyan haberini alan II.Murat, kusatmayi kaldirarak kardesini cezalandirmak zorunda kaldi. Isyancilarin yaninda yer alan Anadolu beyliklerine karsi harekete geçen II.Murat, Candaroglu Isfendiyar Bey'i itaat altina aldi. Izmir Beyi Cüneyd'i ortadan kaldirip, Izmir, Aydin ve Mentese civarini ele geçirdi. Germiyanoglu Yakub Bey'in çocugu olmadigindan, topraklarini Osmanlilara birakmayi vasiyet etmisti. Onun ölümüyle Germiyan ili de Osmanlilara katilmis oldu(1428). Balkanlarda da durum Osmanlilar lehine düzelmeye basladi. Nitekim Fetret devri sirasinda elden çikan topraklar geri alindigi gibi, 1440'a kadar Belgrat hariç bütün Sirp topraklari Osmanli hâkimiyetine girmisti. Fakat Erdel ve Eflâk'ta üst üste gelen bazi küçük bozgunlar Avrupa'da büyük bir sevinçle karsilanarak, Osmanlilara karsi yeni bir Haçli seferinin tertip edilmesine cesaret vermisti. II. Murat, Balkanlardaki Osmanli varligini tehlikeye atmamak için Macarlarla Segedin Antlasmasini imzaladi (1444) ve bu anlasmadan sonra tahttan feragat etti. Küçük yastaki oglu II. Mehmet'in hükümdar olmasini firsat bilen Macarlar anlasmayi bozdu ve yeni bir Haçli ittifaki olusturuldu. II. Murat yeniden ordunun basina geçerek düsmani Varna Savasi'nda karsiladi. Macar krali öldürüldü. Haçlilarin lideri durumundaki Jan Hünyad güçlükle kaçabildi(1444). Çandarli Halil Pasa'nin israriyla ikinci kez tahta çikan II. Murat, Mora ve Arnavutluk'a sefer düzenledi. Varna'nin intikamini almak isteyen Jan Hünyad yeniden harekete geçti. Fakat II. Kosova Muharebesi'nde bir kez daha Sirplar büyük bir yenilgiye ugratildi (1448). Varna ve Kosova savaslariyla Osmanlilar Balkanlardaki durumunu iyice güçlendirmis, Bizans'in batidan yardim alma umutlari ise tamamen ortadan kaldirilmistir. II. Murat 48 yasinda ölünce II. Mehmet yeniden Osmanli tahtinin sahibi olmus (1451) ve Osmanli Devleti artik bu dönemde tam bir cihan devleti hâline gelmistir.

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu Osmanlı Devleti'nin kurucusu sayılan Osman Gazi'nin babası Ertuğrul Gazi, onun babası Gündüz Alp'tir. Gündüz Alp'in babasının Kaya Alp, onun babasının Gök Alp, onun babasının Sarkuk Alp, onun babasının Kayık Alp olması ihtimali vardır. Yurt tutmak için Orta-Asya'dan, Türkistan'dan Doğu Anadolu'ya gelen bir Kayı aşiretinin başında bu Sarkuk Alp'in bulunması muhtemeldir. Yurt tutulan bölge, Van Gölü'nun kuzey-doğusunda Ahlat civarıdır. Osman Gazi'nin büyükbabası Gündüz Alp'in, kendisi gibi Kayılardan olan Mardin Artuklularının hizmetinde bir bey iken Caber'de Fırat'ı geçerken boğulup Türk mezarına gömülmüş olması ihtimali düşünülebilir. Osmanlı Devleti'ni kuracak aileyi bir buçuk asır sonra Ahlat'tan oynatan sebep yaklaşan Cengiz Han'ın Moğolları olabilir. Ahlat-Mardin yolu, güney-batıya doğru kuşuçuşu 200 km'dir. Gündüz Alp, Artuk Arslan'ın (1201-1239) emrettiği bir misyon için 250 km daha güney-batıya inip Caber'e gelmiş olabilir. Bu misyonda başarılı olmayan Kayı Aşireti reisi Gündüz Alp'ı kaybedip onun oğlu Ertuğrul Gazi'nin başkanlığında 1230 yazında Yassıçemen meydan muharebesinde 39 yaşlarındaki Ertuğrul Bey, Türkiye sultanı Alâeddin Keykubad'a küçük fakat yiğitçe bir hizmette bulunmuş olmalıdır.

Bunun üzerine Alâeddin, Ertuğrul Bey'e Bizans sınırında dirlik vermiştir. Ertuğrul, Erzincan'dan kuş uçuşu 900 km yol alarak batıdaki dirliğine erişmiştir. Muhtemelen tarih 1231 yılıdır ve Osmanlı Devleti'nin nüvesi kurulmuştur. Ertuğrul Bey, Türkiye İmparatorluğu'nun bir uc beyi durumundadır. Selçuklu Türkiye'sinin Bizans'a karşı olan batı sınırları, iki büyük uc beyi tarafından korunmaktadır, kuzey'de Kastamonu'da oturan Çobanoğulları ve güneyde Germiyanoğulları. Ertuğrul Bey 1281'de ölünceye kadar 50 yıl bu Çobanoğullarına tabidir. Doğrudan doğruya Konya'daki Selçuklu İmparatoru'na bağlı büyük uc beylerinden değildir. Ertuğrul Gazi'ye verilen yurd Bursa-Bilecik illerinin sınırlarının birleştiği yöredir ve 1.000 km2 kadar bir toprak parçasından ibarettir. Söğüt, sonradan Bizans'tan fethedilerek başkent yapılmıştır. Ertuğrul Gazi'nin yerine oğlu Osman Gazi geçmiş ve 1324'e kadar 43 yıl saltanat sürmüştür. 1300 yılına kadar babası gibi Çobanoğullarına tabi küçük bir uç beyi olan Osman Gazi, bu tarihte doğrudan doğruya Konya Selçuklularına bağlı büyük bir uc beyi mevkiine yükselmiştir.

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu Bu suretle Osmanlı devletçiliği 69 yıl Çobanoğullarına, Kastamonu'ya tabi yaşamıştır. 1308'de Selçukoğulları düşünce Osman Bey, doğrudan doğruya Tebriz'de oturan İlhan'ın büyük uc beylerinden biri haline gelmiş ve İlhan'ın Anadolu umumî valileri tarafından kontrol edilmiştir. İlhanlılara tabiiyet, 1335'e kadar devam eder. Osman Gazi 1281'de babasından 4.800 km2 kadar aldığı toprak mirasını 16.000 km2'ye çıkartarak 1324'te oğlu Orhan Gazi'ye devretmiştir.Bu toprakları Bizans'tan fethetmiştir. Osman Gazi'nin bıraktığı miras bugünkü Bilecik ili, Eskişehir merkez ilçesi, Sakarya'nın Gevye, Akyazı, Hendek, Kütahya'nın Domaniç, Bursa'nın Mudanya, Yenişehir ve İnegöl ilçelerinden ibarettir. Orhan Gazi, babasının yıllardan beri kuşattığı Bursa'yı alarak (6 Nisan 1326) başkent yaptı. Bu suretle 1321'de Marmara'ya erişen ve denize çıkan Osmanlılar bir Bizans şehri daha aldılar ve az sonra Karadeniz'e de çıktılar. 1231'den 1326'ya kadar 65 yıl üç Osmanoğlu birer prenstir. Sadece 1300'de Selçuklu sultanından tablü'l-alem alarak büyük uç beyi olmuşlardır. 1326'dan itibaren Orhan Gazi artık gerçek bir kraldır ve Anadolu Türkmen beyleri içinde yalnız Karamanoğlu aynı seviyededir. 1335'te Sultan Orhan artık İlhanlılara bağlılıktan kurtulur ve tamamen müstakil, askerî bakımdan çok güçlü, fevkalâde dinamik bir devletin başı olur. 1324 Şubatı'ndan 1362 Mart'ına kadar 38 yıl süren saltanatı fetihlerle geçer. Babasının dehasını, belki daha büyük çapta tevarüs etmiştir. Son derece mahir bir diplomasi ile hem Anadolu Türkmen Beylikleri, hem Balkan devletleri, hem de Bizans ile münasebetlerini devam ettirir ve daima Osmanlı Devleti'nin lehine durumlar meydana getirir. 1329 Mayısında, o sırada çok mühim bir şehir sayılan İznik'i fetheder. Şehri geri almak isteyen Bizans imparatoru III. Andronikos Paleologos'u Türk topraklarına sokmadan Boğaziçi'ne 40 km mesafede, Gebze civarında yakalar. Yapılan savaşta imparator yaralanıp kaçar ve iki imparatorluk prensi muharebe meydanında kalır. Bu Pelekanon meydan muharebesi (2 Mart 1313) Osmanlı hükümdarının şöhretini bütün cihana yayar. Zira Avrupa'nın unvan ve protokol bakımından birinci hükümdarı sayılan Bizans İmparatorunu açık sahra muharebesinde yenmiştir.

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu 1345'te ilk Türkmen beyliği olarak Balıkesir-Çanakkale çevresinde saltanat süren Karesi beyliğinin topraklarını Osmanlı Devleti'ne katar ve Çanakkale Boğazı'nın Asya yakasını tutar. 1354'te Orhan Gazi'nin büyük oğlu Veliahd Gazi Süleyman Paşa Gelibolu yarımadasına, Rumeli'ye, Balkanlara, Avrupa'ya ayak basar. Türk tarihinin dönüm noktalarından biridir. "Rumeli Fâtihi" şanını kazanır. Gelibolu yarımadasını fetheder. 1354'te Ankara'yı da alır. 1359'da attan düşerek ölür ve Bolayır'daki büyük millî ziyaret yerlerinden olan türbesine gömülür. Yerini kardeşi Gazi Murad Bey (I. Murad) alır. Murad Bey daha 1359'da Meriç'i aşarak Dimetoka'yı alır ve İstanbul surlarına kadar akınlar yapar. 1362'de babası Orhan Gazi'nin yerine geçer. 4 ay sonra 1362 Temmuzunda da Edirne'yi fetheder. Artık Osmanlı Devleti bir imparatorluktur. Dünyanın güçlü devletlerinden biridir ve çekinilecek bir askerî güçtür. Sultan Orhan'ın oğluna bıraktığı servet 95.000 km2 dir. Bugünkü Bilecik, Bursa, Balıkesir, Sakarya, Kocaeli, Bolu illerinin tamamını, Çanakkale ve Eskişehir illerinin en büyük kısmını, İstanbul ilinin Asya topraklarının büyük kısmını, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Ankara, Manisa, Kütahya, İzmir illerinden de bazı parçaları içine alır. Bu topraklar üzerinde Orhan Gazi'nin devletinin nüfusu, o zamanki İngiltere krallığının nüfusundan çok fazladır. Ve bu topraklar o çağda dünyanın en zengin ülkeleri arasındadır. Boğazlar, Marmara, Ege, Karadeniz arasında iki kıtaya yayılmıştır. Dehşetli bir jeopolitik ehemmiyet arz etmektedir. I. Sultan Murad, 1362'de babasının yerine geçtikten bir kaç ay sonra Edirne'yi aldığı zaman, büyükbabasının babası Ertuğrul Gazi'nin Sakarya çevresinde yurt tutması üzerinden 131 yıl geçmiştir. 131 yılda Sakarya'dan Meriç'e varılmıştır. Bu toprakların mühim kısmı gaza ve cihad yoluyla Hristiyanlardan fethedilmiş ve Türkleştirilmiştir. 1335'ten itibaren Türkiye'nin en güçlü hükümdarı ve lideri olan Sultan Orhan'dan sonra 1362'de Sultan Murad artık hiç bir Anadolu Türkmen beyliğince münakaşa edilemeyecek bir dereceye erişerek saltanatına başlamıştır.

OSMAN GAZI VE BEYLIK

Kaynaklarin, sâlih, dindar, kahraman, cesur ve merhametli bir kimse olarak tanittigi Osman Gazi, üç günde bir yemek pisirtip fakirleri doyurmak, çiplaklari giydirip donatmak, dul ve yetimleri gözetip korumak gibi iyi hasletlere sahip bir kimse idi. Hak ve adalete saygili, üstün yeteneklere sahip bir hükümdar olan Osman Gazi, ününü kilicindan ziyade adalet severligi ile saglamisti. Feth ettigi yerlerde ser'î hükümlere göre hareket eder, tebeasi arasinda irk, din ve milliyet farki gözetmezdi. Güçlü bir komutan oldugu kadar sabirli ve olgun bir idareci idi. Yaninda çalisanlar,

kendisine karsi büyük saygi gösterirlerdi. En zorba kimseler bile onun huzurunda saygi ile hareket ederlerdi. O, kuvvet ve zenginlikten ziyade adalete daha çok önem veren, güçlü bir irade ve hosgörüye sahip bir hükümdardi. Osman, Ertugrul Bey'in, Gündüz Alp ve San Yatu (Savci Bey)'den sonra Sögüt'te dünyaya gelen küçük ogludur. Ibn Kemâl, onun dogum tarihini Hicrî 652 (M. 1254) senesi olarak göstermekte ise de genellikle onun 656 (1258) senesinde dogdugu belirtilir. Bununla beraber bu tarihin 650 (1252) veya 657 (1259) oldugunu söyleyenler de bulunmaktadir. Sögüt'te dünyaya gelen Osman, Ertugrul Bey'in küçük oglu idi. Ertugrul Bey, 93 yasinda vefat edince, onun idaresi altinda bulunan asiretler, gerek kabiliyet, gerekse hareketliligi sebebiyle Osman'in, babasinin yerine basa geçmesini istiyorlardi. Gerçi Osman, babasinin son dönemlerinde ona vekâlet etmek suretiyle yönetimle ilgili konularda kardeslerinden farkli bir hüviyete sahip oldugunu ortaya koymustu. Kardesleri bakimindan pek büyük bir sikintisi olmayan Osman, amcasi Dündar Bey'le ugrasacaga benziyordu. Zira Ertugrul Bey'in kardesi Dündar Bey de birlige reis olmak istiyordu. Bu yüzden Osman'la amcasi arasinda ihtilaf (anlasmazlik) meydana geldi. Zira, Kayi asiretinden baska bazi asiretler de Dündar Bey'in basa geçmesini istiyorlardi. Bununla beraber Osman'in reisligini isteyen taraf daha etkili görünüyordu. Bunun için Dündar Bey, reislik arzusundan vazgeçerek Osman'in asiret reisi olmasini kabul etmek zorunda kaldi. Gerçekten, Osman Bey, Ertugrul Gazi'nin vefatindan sonra cesaret, mertlik ve ahlâkî meziyetleri sebebiyle asiret, kavim ve kabileye bas olacak bir vasifta görülmüstü. Amcasi Dündar Bey de dahil oldugu halde herkes ona itaat ve bagliligini bildirdi. Baslangiçta o, babasinin komsu Rum tekfurlari ile iyi geçinme siyasetine devam etti. Asiretin basina geçtigi zaman yirmi üç yasinda bir genç olmasina ragmen, siyaseti iyi bilen, halim selim bir kimse olmakla birlikte, gerçekleri savunma konusunda korkusuz ve cesurdu. O, tam bir cihad eri idi. Bu sebeple Osman Bey, kisa zamanda etrafinin yigitlerden meydana gelen bir hâle ile çevrelendigini gördü. Bu hâlenin içinde Konur Alp, Turgut Alp, Abdurrahman Gazi, Akça Koca, Gündüz Alp, Karamürsel, Saltuk Alp, Samsa Çavus gibi isimler vardi. Büyük bir kismi garip ve vatanlarim birakip gelmis olan bu insanlarin, Osman Bey etrafinda toplanmalari, devletin güçlenmesine sebep olmustu. Osman Bey, bunlarin tabiî bir lideri durumuna geldi. Bundan baska, Osman Bey'in, Uc'lardaki Türkmenler arasinda büyük bir nüfuza sahip olan Seyh Edebali ile yakinlik ve akrabalik tesis etmesi, basta ahiler arasinda olmak üzere Uc'lardaki diger topluluklarin kendisine baglanmasina sebep oldu. Böylece Osman Gazi, kendisini hem etrafindaki asiret reislerine sevdirmis, hem de

onlarin kendisine bagladigi umutlari bosa çikarmamisti. Gerçekten de o, çevresindeki Türkmen komsulari ile mümkün mertebe çatismaya girmemek için gayret sarf ediyordu. Ertugrul Bey'in üç oglu arasinda Osman Bey'e düsen taht, kardeslerini birer saltanat rakibi olarak degil, yeni devletin kurulup gelismesinde müsterek bir gayretle el ele verdiren ve saltanat ihtirasi yerine, feragat, fedakârlik ve basirete götüren bir metod takip etmelerinin sebebi nedir? Ileride tafsilatli bir sekilde anlatilinca görülecegi gibi, Osman Gazi de kendisine yurt ve istiklâl veren Selçuklu sultanina karsi ayni hassasiyeti göstermis, o, hayatta bulundugu müddetçe istiklâlini ilân etmemisti. Böylece o, edep ve irfani, sahsî ve nazarî kaliplar halinde birakmayip devlet bünyesinde de ifadesini bulan bir anlayis olarak cemiyete mal olmustu.

OSMAN BEY VE AHILIK
Abbasî halifesi en-Nâsir li-Dinillah (575-622/1180-1225) rehberliginde kuruldugu kabul edilen ahilik, kisa zamanda Islâm ülkelerinde tesirini göstermeye basladi. Son derece düzenli ve disiplinli olarak çalisan bu teskilât, miladî X. asirda genellikle ilk Müslüman Türk devleti kabul edilen Karahanlilar vasitasiyla Türk dünyasinda da boy göstermeye basladi. XI. asrin ikinci yansindan (1071Malazgirt) sonra, kapilarini Müslüman Türklere açmis bulunan Anadolu'ya, dogudan birçok göçler olmustu. Daha önce de Anadolu'nun Urfa'dan (Sanliurfa) baslayarak Adana'ya kadar giden sinirlarindan, zaman zaman giren Abbasî ordulari, Nigde, Nevsehir, Kirsehir, Kayseri, Yozgat ve Ankara bölgelerine akinlar yapmislardi. Ordu mensuplarindan bir kismi akinlar sonunda ele geçirilen bu yerlerde bazan da yerlesip kaliyorlardi. Özellikle VIII. yüzyilin ikinci yansindan itibaren Abbasî ordusunun ayrilmaz bir parçasi durumunda olan Türkler de, bu ordu ile Anadolu'nun içlerine kadar gelmislerdi. Türkler, iklim ve jeolojik yapi bakimindan Orta Asya'ya benzeyen Kirsehir yöresini begenerek burayi yerlesim bölgesi olarak seçmislerdi. Bundan sonra normal ve isteyerek devam eden göçleri, XIII. asirdaki Mogol istilasindan kaçma takib etti. Bu istiladan önceki göçlerde daha iyi bir iklime gelme, hayvanlar için daha iyi bir kislak ve yaylak bulma düsüncesi hakimdi. Bu sebepledir ki, Mogol baskinindan önce gelenler, daha ziyade göçebe, asker ve hayvan yetistiricisi idi. 1225 tarihinden sonra gelenlerin ekonomik ve sosyal durumlari, bu ilk gelenlerden daha farkli idi. Zira, korkunç bir katliamdan kurtulmak için gelen bu sonuncular çogunlukla, esnaf, tüccar, zengin ve sanatkârdi. Bu yeni göçmenler, geçimlerini saglayabilmek için, yerli ve müslüman olmayan esnafla rekabete girmek zorunda idiler. Bu rekabetin

kuvvetli, tesirli ve kisa zamanda meyvesini verebilmesi için bunlarin birlesip bir teskilât içinde hareket etmeleri gerekiyordu. Bu teskilât, özellikle hayvancilikla ugrasan, baska bir ifade ile atli göçebelerin ihtiyaç duyduklari bir sahaya cevap vermeliydi. BU DIPNOTUN YERI NERESI Böyle bir çalisma faaliyetinin içinde bulunuldugu sirada yeni bir Mogol tehlikesi bas gösterdi. Bu tehlikenin merkez üssü Anadolu idi. Daha önce gelip buraya yerlesmis bulunan Müslüman Türkler için büyük bir tehlike olan Mogollara karsi bazi kimselerin farkli sahalarda faaliyette bulundugu görülür. Bunlar: Ahi Evran ismiyle bilinen Seyh Nasirüddin Mahmud (ö. 1262), Baba Ilyas, Haci Bektas ve Mevlânâ Celâleddin Rumî gibi önemli sahsiyetlerdi. Bas gösteren Mogol tehlikesine karsi farkli alanlarda halki irsad etmeye yönelik çalismalardan birisi de esnaf ve sanatkâri bir birlik altinda toplamaya muvaffak olan Ahi Evran tarafindan yapiliyordu. Böylece o, sanat ve ticaret ahlâkini, üretici ve tüketici menfaatlerini güven altina almayi, bu vesile ile kötü politik ve ekonomik atmosfer içinde, onlara yasama ve direnme gücü vermeye çalisiyordu. Bu yüzden ilk defa Kirsehir'de XIII. yüzyilda kurulan ahilik, kisa bir zaman içinde Anadolu'nun hemen her tarafina yayilmis oldu. XIV. asir Islâm dünyasi ile birlikte Türklük âlemini canli levhalar halinde gözlerimizin önüne seren Ibn Batûta (1304-1369), Anadoludaki seyahatlerinde, kaldigi birçok ahi zaviye ve tekkesinden bahsetmekle kalmaz, onlar hakkinda genis ve doyurucu bilgiler de verir. Anadolu'daki ekonomik ve sosyal hayatin düzenlenmesinde XIII. yüzyildan itibaren büyük bir rol oynadigini gördügümüz Ahilik, sanatkâr ve esnaf zümreleri arasinda yayilmis, sosyoekonomik özelligi agir basan bir teskilat olarak görünmektedir. Anadolu'nun sosyal ve ekonomik yapisina Müslüman Türk sanatkâr ve esnafinin is ahlâki, insan terbiye ve egitimi, fazilet sahibi olma, sosyal yardimlasma ve dayanismada örnek olma gibi hususlarda etkili olan bu teskilat hakkinda bir hayli bilgiye sahip bulunuyoruz. Osmanli Devleti'nin kurulus hamurunda mayasi bulunan ahiligin oynadigi rol, küçümsenemeyecek kadar büyüktür. Gerçekten de Osman Bey'in faaliyetleri esnasinda Anadolu'da ahilik, büyük bir güç olarak faaliyetlerine devam ediyordu. Osman Bey, ahi reislerinden olan ve Eskisehir civarinda Itburnu denilen mevkide tekkesi bulunan Seyh Edebali'nin kizi ile evlenmekle ahilerin nüfuzundan yararlanabilmistir. Seyh Edebali, o havalinin en itibarli ve sözü dinlenen, kendisine hürmet edilen bir sahsiyeti

idi. Sam taraflarinda tahsilini ikmal etmis, zengin, tekke ve zaviye sahibi bir kimse idi. Herkese yardim eden bir kimse olmakla birlikte fakir ve dervis görünümlü olmayi tercih eden bu zatin damadi olmakla Osman Bey, ahilerin gücünden istifade etmisti. Nitekim Seyh Mahmud Gazi, Ahi Semseddin ve oglu Ahi Hasan ile sonradan Osmanlilarda kadi, kadiasker ve vezir olan çandarli (Cendereli) Kara Halil de ahilerden olup bunlarin tamami Osmanli Beyliginin kurulmasinda ve büyümesinde hizmet etmislerdi. Gerçekten, bu dönemde Anadolu'nun sosyal bünyesine hakim olan ulema, dervis, sanatkâr ve kahramanlar kadrosunu bir arada düsünmemiz gerekir. Mücahede sevkini ve Islâm birligi susuzlugunu en ileri ve yüksek voltaja ayarlamasini bilen bu iman adamlarinin, Selçuklulara müvazi bir mukadderat çizgisi üstünde yürüyecek olan Osmanli Beyligi'nin kurulusu hadisesine fiilen katilmis olmalari, devletin ve Islâm ümmetinin bir talihi olmustur. Öyle ki bir tarafta olgun, sözü dinlenir ve seviyeli bir seriat ulemasi ile beraber yürüyen, Sünnî ve muhtesem bir tasavvuf anlayisinin dogurdugu teskilât; öbür tarafta Âsik Pasazâde'nin, Gaziyan-i Rûm, Abdalan-i Rûm, Ahiyan-i Rûm, Bâciyan-i Rûm dedigi organize ve hamasîdinî teskilât. Biraz önce de belirtildigi gibi gerek Osman Bey, gerekse onu takib eden ilk hükümdar ve sehzâdeler ile idare ve devlet adamlari, tasavvuf müessesesinin veya yine bu teskilatin müsterek esaslarina sahip ahiligin gaye, terbiye ve disiplinine göre yetismis, cesur, dinamik, mert ve iç âlemleri kontrollü kimselerdi. Bu sebeple yeni devlet, muhtesem oldugu kadar âdil ve müsavatçi bir idare tezgahina, renk, sekil ve ahenk yetistiren bir iç ve dis kuvvetler dengesini dünyaya hediye etmeye hazirlaniyordu. Hem akil hem de imanla desteklenen yeni devlet, adeta tabiatin himayesine kabul edilerek daha ilk yillarda mücahid ve yekpare çehresini kazanmisti. Su da var ki, Osman Bey'in etrafini çevreleyen ilim ve hikmet kadrosu, yalniz yasadiklari devrin irfan, iman, ahlâk, idare ve hukuk haritasini çizmiyorlardi. Onlarin hizmet ve hedefleri, bir hanedan veya bir zümre ile belirli bir zamana has degildi. Bir medeniyet ve ideolojiyi devirler ölçüsünde gerçeklestirmek için genç padisahin sahsinda gelecek han, hakan ve kütlelere yol açip öncülük ediyorlardi. Böylece yeni devlet, tam bir ahenk ve üslup ile ise baslamis, müsterek bir tezgahin basinda, istikbalin dokusunu örmeye ve gelecek zamanlara miras birakmaya hazirlaniyordu. Görüldügü gibi, devleti, bir yandan mantikî, bir yandan da manevî temellere oturtan Osmanlilar, merkezî ve idarî otoritenin, politika ahlâkini

kontrol eden bir yardimci kuvvetler halkasi tesis etmekle de icra ve tesriî organlarini hak ve adalet unsurlarinin murakabesine vermis oldular. Gerçekten, Avrupa'nin kuvvetten baska bir güç ve otorite tanimadigi bir dönemde, yeni yeni filizlenip gelisen Osmanli Devleti'nde adalet, hak ve hukuk prensiplerine göre davranip hareket etmek babadan ogula nesilden nesle (neslen ba'de neslin) vasiyet ediliyordu. Hoca Saadeddin Efendi (tarihçi, Seyhülislâm), Osman Gazi'nin, oglu Orhan'a olan vasiyetini su ifadelerle nakleder: "Dilerim ey sahib-i ikbâl u câh Etme sen cânib-i zulme nigâh Adl ile bu âlemi âbad kil Resm-i cihâd ile beni sâd kil Râh-i cihâd içre edüp ictihâd Memleket-i Rum'da kil adl u dâd..." Görüldügü gibi Osman Gazi, devlet iç teskilâtinda sakat ve zayif bir taraf birakmamak, bir çatlak ve gedige meydan vermemek için basta devlet adamlari olmak üzere her ferdin kendi durumuna göre Islâm'in arzuladigi adalet anlayisi çerçevesinde hareket etmesini istemektedir. Osmanlilarda, nesilden nesile vasiyet edilerek devam eden bu anlayisin sonucu olarak ortaya çikan uygulamaya bakan Gibbons, Osmanlilari sevmemekle birlikte su sözleri söylemekten kendini alamaz: "Yahudilerin toptan öldürüldügü ve engizisyon mahkemelerinin ölüm saçtigi bir devirde Osmanlilar, idaresi altinda bulunan çesitli dinlere bagli kimseleri baris ve ahenk içerisinde yasatiyorlardi. Onlarin müsamahakârligi, ister siyaset, ister halis insaniyet duygusu, isterse lakaydî neticesi meydana gelmis olsun, su vak'aya itiraz edilemez ki, Osmanlilar, yeni zaman tarihinde milliyetlerini tesis ederken dinî hürriyet umdesini (prensibini) temel tasi olmak üzere vaz' etmis ilk millettir. Ardi arkasi kesilmeyen Yahudi ta'zibati (iskence) ve engizisyona resmen yardim mesuliyeti lekesini tasiyan asirlar esnasinda, Hiristiyan ve Müslümanlar, Osmanlilarin idaresi altinda ahenk ve baris içinde yasiyorlardi."

OSMAN GAZI'NIN RÜYASI

Osmanli kaynaklan, tamamen ilahî takdirin bir tecellisi sonucunda, Osman Gazi'nin gördügü bir rüya ve buna bagli olarak evliliginden bahsederler. Osmanli kaynaklarinda birbirine yakin ifadelerle anlatilan bu rüya, Hammer gibi Bati'li yazarlar tarafindan biraz da hayâl gücü ile süslenerek bir sahne oyunu gibi dramatize edilir. Devrin, egitim, din, kültür, sosyal, ekonomik ve hatta folklorik anlayisi hakkinda fikir vermesi bakimindan bu rüyayi degisik kaynaklardaki anlatilislarini günümüz Türkçesine yakin bir ifade ile buraya almakla dönemin anlayis ve fikrî seviyesi bakimindan bir degerlendirme yapmaya imkan vermis olacagiz. "Osman Gazi biraz aglayip dua ve niyaz eder. Derken uykusu gelip uyur. Rüyasinda kerameti açik ve belli olan bir seyhin kendi halki arasinda bulundugunu görür. Herkes bu seyhe güvenirdi. Aslinda onun dervisligi gizli idi. Öyle görünürdü. Dünyaligi, mali, mülkü ve koyunlari çoktu. ilim sahibi bir kimse idi. Misafirhanesi devamli herkese açikti. Osman Gazi, bu dervise konuk olurdu. Osman Gazi rüyasinda bu azizin kusagindan bir ayin dogdugunu ve gelip kendi koynuna girdigini görür. Bu ay, Osman Gazi'nin koynuna girince hemen onun göbeginden bir agaç biter ki gölgesi dünyayi tutar. Gölgesinin altinda daglar var, her dagin dibinden sular çikar, o sulardan da kimileri içer, kimileri bahçe sular kimileri de çesmeler yaptirir. Osman Gazi gelip bunu seyhe haber verir. Bunun üzerine seyh Osman'a "Ogul Osman, padisahlik sana ve senin nesline mübarek olsun ve benim kizim Malhun Hatun senin helalin oldu." deyip hemen nikahini kiydi. Âsikpasazâde, Osman Gazi'nin rüyasini yukaridaki ifadelerie anlatirken Nesrî su ifadelerle olayi nakl eder: "Meger Osman'in halki arasinda aziz bir seyh vardi. (Ona) Edebali derlerdi, gayet kemal sahiplerindendi. Veliligi, kerameti belli olmustu. Halkin itikad ettigi kimse idi. Bütün illerde meshur olmustu. Rüya ilmini iyi bilirdi. Dünyaligi sonsuzdu. Fakat fakirmis gibi görünürdü. Hatta (kendisine) dervis (fakir) lakabi ile hitab ederlerdi. O, bir zâviye yapip gelene ve gidene hizmet ederdi. Zaman zaman Osman da onun zâviyesinde misafir olurdu. Bir gece Osman Gazi, rüyasinda bu seyhin koynundan bir ay çikarak, gelip kendisinin koynuna girdigini, hemen göbeginden bir agaç bittigini, âlemi tuttugunu, gölgesinde daglarin bulundugunu, bu daglarin dibinden pinarlarin çikip aktigini, kiminin bahçesini suladigini, kiminin çesmeler akittigini görür. Osman Gazi, ertesi gün gelip bu düsünü o azize anlatti.

Seyh ona "Ya Osman, müjdeler olsun. Hak Teâlâ sana ve senin evladina saltanat verdi. Bütün dünya evladinin himayesi altinda olacak, hem de kizim Mal Hatun sana helâl (es) oldu" diyerek, hemen kizini Osman Gazi ile evlendirdi. Osman Gazi'nin düsünü yordugu sirada, Seyh'in Turgut adli bir müridi de orada bulunuyordu. "Ya Osman, sana padisahlik verildi, sükrâne (olarak) bize ne verirsin?" dedi. (Osman) "Sana bir sehir vereyim" dedi. Dervis "Su köycegize de raziyim, bana bir nâme (yazili kâgit, mektup, belge) ver" dedi. Osman Gazi "Ben yazi yazmasini bilmem. Bir su kabi ile bir kilicim var. (Onlari) nisan olsun diye sana vereyim. Benim evladim anlari senin elinde görüp ibka etsinler" dedi. O su kabi ile kiliç onlarin elinde kaldi. Simdi dahi padisah olanlar, onu (o köyü) görüp ziyaret ederler, o dervisin evladina nimetler (verirler) ve ihsanlar ederler. Bu Edebali dedigimiz seyh, yüz yirmi yasinda öldü. Ömründe, birini gençliginde, digerini de yasliliginda (olmak üzere) sadece iki hatun aldi, ilk hatununun kizini Osman Gazi'ye verdi, sonraki hatunu Taceddin Kürd'ün kizi idi. Hayreddin Pasa ile bacanak oldular. Bu menakib, Edabali oglu Mehmed Pasa'dan nakledildi. Ayni rüya, Solakzâde tarafindan da su sekilde verilmektedir: "Osman Han, merhum babasinin yoluna devam ederek, Anadolu'daki kumandanlar arasinda ve gaza meydaninda kendini gösterdi. Âlimlere ve seyhlere çok fazla itikadi vardi. O zamanin yüce makam sahibi, hal bilen seyhi, Seyh Edebali hizmetine devam ederek onun dua ve hürmetini rica ve istid'a ederdi. Bir gece âdeti oldugu üzre, Cenâb-i Allah'a münacatta bulunup hâcet dilerken, kendileri uykuya daldilar. Rüya âleminde, Seyh Edebali'nin koynundan bir ayin dogup gelerek kendi koynuna girdigini gördüler. Bu ay kendisinin göbeginden nihayeti olmayan bir agaç seklinde biterek dali ve budagi ile bütün dünyayi kusatir. Cihan halkinin bir kismi bostan sular, bir kismi ziraat yapar, bir kismi seyran eder, bir kismi da dolasir. Osman Gazi bu güzel yerden uzak kalinca sabah namazini eda edip seyh hazretlerinin huzuruna varir. Gördügü rüyayi bir bir anlatir. Seyhin bu

rüyayi tabir etmesini diler. Seyh Edebali biraz kendi iç âlemine baktiktan sonra basini kaldirip Osman Gazi'ye; "Ey yigit müjdeler olsun! Sana ve senin nesline padisahlik verildi. Rüyanda gördügün o ay, koynumdan çikip senin koynuna girdi. Sen benim kizimi alip bana damad olacaksin. Bundan çocuklarin ve soyun olacak. Kiyamete kadar yedi iklimde hüküm süreceklerdir" dedi. Seyh Edebali hemen orada bulunan Müslümanlarin huzurunda kizi Rabia'yi Osman Gazi'ye nikahladi. Orhan Gazi bundan dünyaya gelmistir. Daha önce de temas edildigi gibi Osmanli kaynaklari tarafindan tamamen ilahî bir takdirin tecellisi gibi nakl edilen bu rüya, Hammer gibi Batili yazarlarca degisik sekillerde verilir. Hammer, benzer rüyalarin görüldügüne dair haberlerin çok eskilere dayandigini ve hemen hemen birçok padisah, hükümdar ve hanedan için böyle rüyalarin görüldügüne dair nakillerin bulundugunu ifade ile söyle der: "Büyük padisahlarin dogumundan önce gelecekte nail olacaklari (ulasacaklari) güç, kudret ve kuvveti göstermek üzere bu neviden rüyalarin nakli Sark (Dogu) tarihçilerinde zaman zaman görülen bir istir. Bununla beraber bu âdet, sadece onlara has bir is degildir. Benzer haberler, gerek çagdas, gerekse eski Bati tarihçilerinde de görülür." Osman Gazi ile ilgili rüya hakkinda böyle diyen Hammer, kendisi de ayni rüyayi degisik ifadelerle anlatmaktan geri kalmaz. Bu sebeple biz de Osmanli kaynaklari ile Hammer'in ifadesini karsilastirmak isteyenlere bir kolaylik olsun diye onun verdigi bilgiyi de temel hususiyetlerini bozmadan özet halinde vermek istiyoruz: Karamanin Adana sehrinde dogmus olan Seyh Edebali, Suriye'de (Sam'da) Fikih (îslâm Hukuku) tahsil ettikten sonra Eskisehir'e yakin Itburnu köyüne gelip yerlesmisti. Osman, zaman zaman oraya gelip seyhle görüsürdü. Osman bir gece Edebali'nin kizi Malhatun'u görüp âsik oldu. Fakat seyh, Osman'in iyi niyetine tam olarak güvenemedigi ve bu genç ile kizi arasinda mevcud olan esitsizligi göz önünde bulundurarak evlenmelerini uygun görmedi. Osman, derdini silah arkadaslarina ve komsularina açar. Bunlardan biri olan Eskisehir beyi, Osman'in anlatmasi üzerine Malhatuna gönül verir. Kizi kendisi için istedi. Fakat o da geri çevrildi. Edebali, Osman'dan çok Eskisehir Beyi'nin öc almasindan korktugu için, o beyin topraklarini terk ederek gelip Ertugrul bölgesine yerlesti. Bu yer degisimi, iki bey arasinda büyük bir düsmanliga yol açti.

Bir gün Osman, kardesi Gündüzalp ile birlikte komsusu ve dostu olan Inönü beyinin evinde iken, Eskisehir beyinin müttefiki ve Harman Kaya hakimi olan Köse Mihal ile birdenbire çikageldigi görülür. Bunlar, ellerinde silahla Osman'in kendilerine teslim edilmesini istiyorlardi. Inönü beyi, gerçek misafirperverligin bu sekilde bozulmasini kabul etmeyerek onlari vermeyecegini söyledi. Bu esnada Osman ile Gündüzalp ileri atilip mücadeleye basladilar. Eskisehir beyi korkup kaçarken Köse Mihal esir alindi. Bunun üzerine Köse Mihal kendisini esir alan bu güçlü insana karsi bir sevgi duydu ve ona tabi oldu. Daha sonra Osman, babasinin yerine geçince, Köse Mihal atalarinin dinini birakarak Müslüman oldu. O andan itibaren de Osman'in yükselmekte olan gücünün saglam dayanaklarindan biri oldu. Böylece Osman, Rumlar arasinda bir dost kazanmis, ama henüz sevdigi insana kavusamamisti. Aradan iki yil geçti. Bu iki sene zarfinda kuskular ve süpheler onun yakasini birakmiyordu. Ondan sonra Mal Hatun'un babasi, Osman'in sebatkârligindan duygulanarak ilahî bir isaret olarak gördügü rüyayi onun lehinde yorar. Buna göre: Osman Gazi, Seyh Edebali'ya misafir olarak gelir. Sabirla yatagina girip yatar. Uyuyunca su rüyayi görür: Ev sahibi yaninda yatiyordu. Birdenbire ev sahibi Edebali'nin gögsünden bir hilâl çikti. Gittikçe büyüyen hilâl tam bir dolunay seklini alinca gelip kendi koynuna girer. Ondan sonra yanlarindan bir agaç belirir. Bu agaç dallanip budaklaniyor, gittikçe güzellik ve yesilligi artiyordu. Dallarin gölgesi, üç kita ufuklarinin nihayetlerine kadar karalari ve denizleri kaplayiverdi. Kafkas, Atlas, Toros ve Balkanlar gibi dört büyük siradag silsilesi, bu yapraklar çadirinin dört destegi gibi görünüyordu. Agacin kökünden deniz gibi gemilerle örtülmüs olarak Dicle, Firat, Nil ve Tuna fiskiriyordu. Kirlar, ekinlerle çevrilmisti. Daglar ise sik ormanlarla taçlanmis bulunuyordu. Bu daglardan çikan bereketli sular, gül bahçeleri ve servilikler arasinda dolasa dolasa akiyordu. Uzaktan kubbeler, ehramlar, dikili taslar, sütunlar, hasmetli kulelerle süslü sehirler görünüyordu. Bütün bunlarin zirvelerinde birer hilâl parildiyordu. Minarelerin serefelerinden ezanlar, mü'minleri namaza çagiriyordu. Tam bu sirada hizla esen bir rüzgâr çikmisti. Agacin yapraklarini dünyanin bütün sehirleri üzerine, özellikle iki denizin birlestigi, iki karanin kucak açtigi iki dünyayi çeviren bir halkanin en degerli tasi niteliginde olan Istanbul'a dogru savuruyordu. Osman, halkayi (yüzügü) parmagina geçirmek üzere iken uyandi. Böylece, Osman ile Mal Hatun'un birlesmesinden dogacak olan soyun kuvvet ve kudretini tahmin ettirmekte olan bu rüyanin tabiri, genç

savasçinin Edebali'nin kizi ile evlenmesinde araya giren engelleri bertaraf ediverdi. Dügün söleni, hükümdarlarin dügünü gibi degil, Peygamberin seriatina ve gösterdigi örnege uygun olarak yapildi. Iki sevgilinin nikâhini, Edebali'nin müridlerinden müttaki bir zat olan Turud (baska kaynaklarda Turgud) adindaki dervis kiydi. Bu evlilik münasebetiyle olsa gerek ki, Osman Bey, zevcesine (esi) Bilecige bagli Kozagaç adindaki köyün gelirlerini pasmaklik olarak tahsis etmistir. Bilahare o da bu hasilati, tekkeye vakf etmistir. Bu konuda 985 (1577) senesi tarihini tasiyan ve Bilecik kadisina gönderilen bir hükümde söyle denilmektedir: "Bilecik kadisina hüküm ki, ecdad-i izamimdan merhum Sultan Osman Han elayhi'rrahme ve'l-gufran, mesayih-i izâmdan Edebâli merhum'un kerimesin tezevvüc eylediklerinde kaza-i mezbûre tabi" Kozagaç nâm karyeyi pasmaklik ihsan etmegin müsârun ileyha dahi karye-i mezbûrenin mahsûlun zâviyesine vakf edüp âyende ve revendeye sarf olunurken hâla karye-i mezkûrede sâkin olan... Tarihlerde, Osman Bey'in zevcesi olarak gösterilen Mal Hatun veya Rabia Hatun, Seyh Edebali'nin Osman'la evlendirdigi, Orhan ve Alaeddin'in annesi olarak belirtilmektedir. Halbuki Gazi Orhan Bey'in 724 (1324) tarihli vakfiyesinde "Mal Hatun bint Ömer" kaydinin olmasi bu kadinin Seyh Edebali'nin degil, Ömer Bey'in kizi oldugunu göstermektedir. Ayni sekilde birçok tarihteki rivayetlere göre Mal Hatun ve babasi Seyh Edebali, Osman'in vefatindan üç ay önce Bilecik'te vefat etmislerdir. Halbuki vakfiyede ismi geçen Mal Hatun, Osman Bey'in vefatindan sonra hâla hayattadir. Mal Hatun, herhalde Osman Bey'in oglu Orhan'in annesi idi. Osman Bey'in öbür zevcesi (esi) ve Seyh Edebah'nin kizi olan Bâlâ Hun (Bala Hatun) ise muhtemelen Osman Bey'in oglu Alâeddin'in annesi idi.

OSMAN GAZI'NIN SAHSIYETI
Osmanli tarihinin en dikkate layik sahsiyetlerinden biri olan Osman Bey, bir devlet kurucusu olarak tarih sahnesinin önemli kisilerinden biridir. Gerçekten de Selçuklu Bizans hududlarinda tesekkül eden bir uc beyliginin kisa bir müddet içinde büyüyerek tarihin akisini degistirecek bir güç ve kuvvete erismesi, yeni bir din ve kültürün tasiyicisi olarak eski Bizans Imparatorlugunun enkazi üzerinde kurulan yeni devlete Müslüman Türk

damgasini vurabilmesi hadisesi, tarihçiler arasinda henüz tam anlamiyla izah edilememis bir mesele halinde münakasa edilmektedir. Tarihte benzerine ender rastlanilan bir devletin kurucusu olarak Osman Bey ve ondan sonra gelen haleflerinin sahsî meziyetleri bu gelismede büyük ölçüde rol oynamis görünmektedir. nitekim bu konuya dikkat çeken yabanci bir arastirici, Osmanli Devleti'nin kudret kaynagi olarak gördügü üç ana unsurdan birinin hükümdarlarinin sahsiyetleri oldugunu belirtir. Bir devletin gelisip büyümesinde hükümdarlarin kabiliyet, ileriyi görüs, anlayis ve hareketlerinin önemli derecede rol oynadigi bilinmektedir. Bu durum, günümüzden önceki asirlarda daha büyük bir ehemmiyet arz ediyordu. Bu anlayistan hareketle Osman Gazi'ye baktigimiz zaman, onun gerek siyaset, gerek adalet ve gerekse halkina karsi olan sevgi ve merhamet bakimindan devrine göre özel bir yeri oldugu görülür. Bu sebepledir ki tarihler, onun, babasinin yerine geçtikten sonra Karacahisar'daki faaliyetlerinden bahs ederlerken söyle derler: "Osman, bey ünvanini alip beyligin basina geçtikten sonra ikametgâhi olan Karacahisar'daki kiliseyi camiye çevirdi. Bir imam ve hatip tayin etti. Bir de her türlü islere bakmak ve halk arasinda meydana gelen davalari hafta sonu olan Cuma günlerinde karara baglamak için bir Molla (Kadi) seçti. Kayinbabasi Edebali ve dört silah arkadasi (kardesi Gündüzalp, Turgutalp, Hasanalp ve Aykutalp) ile istisare ettikten sonra, Seyh Edebali'nin talebesi olan Karamanli Dursun Fakih'i imam olarak tayin etti. Pazarlarda din ve milliyet farki gözetmeksizin düzeni koruma görevini de ona verdi. Bir Cuma günü Germiyan Türk Beyi Alisir'in tebeasindan bir Müslüman ile Bilecik Rum liderine bagli bir Hiristiyan arasinda çikan kavgada Osman, Hiristiyanin lehine hüküm verdi. Bunun üzerine bütün ülkede Ertugrul'un oglu Osman'in hak ve adalet severüginden söz edilmeye baslandi. Bunun sonucunda da halk Karacahisar pazarina daha çok gelmeye basladi. Sâmiha Ayverdi'nin ifadesi ile "Müslüman Türkler aleyhine hakikatleri degistirmeyi muamele ve âdetleri haline getirmis olan Garpli tarihçiler arasinda bulunan Gibbons, zaman zaman gerçekleri teslimden de geri kalmayarak yakistirmaciliktan vaz geçer. Osmanli Imparatorlugu'nun Kurulusu adli eserinde Osmanlilar aleyhinde iftira derecesine varacak sekilde ifadeler kullanan Gibbons, Osman Bey'den bahs ederken su sözleri söylemekten de kendini alamaz: "Osman, etrafini teshir eden icazkâr bir sahsiyetti. Öyle bir sahsiyet ki, kabiliyetleri itibariyle kendisi ile rekabet edecek olanlar veya kendisinden üstün olanlar bile maiyetinde seve seve hizmet ederlerdi. Osman, isinin erbabi adamlari kullanacak kadar büyük bir adamdi. Orta kirattaki bir çok kimsenin yaptigi gibi, rakiplerini aradan

çikarmak ve etrafina yalniz kendisinden asagi simalari toplamak suretiyle üstünlügünü meydana koymak ihtiyacini duymazdi. Gerek kendini, gerekse baskalarini inzibat altinda tutmayi bilirdi. Bir bina kurucu, binasindan belli olur." Gerçekten, Osman Gazi'nin gerek hak ve hukuk anlayisi, gerekse insanlari belli bir düzen içinde disiplinli bir sekilde çalistirmasini bilmesi, onu zamanindaki birçok idareciden daha üstün bir sahsiyet haline getirmisti. Zira bina kurucu binasindan belli oluyordu. Bu sebeple olsa gerek ki halk, onun idaresindeki sehirlerin pazarlarinda haksizliga ugrama korkusu olmadan alis verisini yapiyordu. Bu da ekonomik bakimdan oldugu kadar sosyal ve idarî bakimdan da komsu ve çevre hükümdarlarin tebeasi bulunanlarin (uyrugunda olanlarin) psikolojik olarak Osman Gazi ile beyligine sempati ve hatta gipta ile bakmasina sebep oluyordu. Osman Gazi'nin, çevresindeki bir çok pürüzü ortadan kaldirip hakimiyetini tesis etmesi de bu anlayisla mümkün olmustur. Nitekim, Osmanlilar hakkindaki ilk Türkçe kaynak olarak kabul edilen Ahmedî'nin manzum eserinde: "Oldi Osman bir ulu gâzi kim ol, Nereye kim vardiysa buldi yol" seklindeki ifadesinden de anlasildigi gibi Osman Gazi, sahsiyeti, anlayisi, hal ve hareketleriyle bütün islerin üstesinden gelmeyi becerebilen nadir sahsiyetlerdendir. Bunun içindir ki vefat edip idareyi oglu Orhan'a biraktigi zaman, babasinin kendisine biraktigi topragin dört mislini ogluna birakmistir. 1281'de Ertugrul Gazi'nin ogluna biraktigi miras 4800 km2'den fazla degildi. Insan, XVI. asirdaki Osmanli Devleti'ni düsündügü zaman bu rakamin üzerinde heyecanla titremekten kendini alamaz. Zira bu toprak parçasi, o muazzam devlet için çok basit ve küçük bir parçadan öteye bir mana tasimaz. Bu topraklar, Bilecik'in Sögüt ve Bozöyük kazalarini, Kütahya'nin Domaniç kazasini, yani en kuzeyindeki çikintiyi, Eskisehir'den Yarimca nahiyesini, yani Porsuk ile Sakarya arasindaki kismi, Eskisehir sehrini disarida birakip sehrin varoslarini yalayacak sekilde ihtiva ediyordu. Osman Bey'in 1324'te biraktigi miras 16000 km2 olmustur. Stratejik fetihlerin hayatî ehemmiyeti bir yana, bu rakamdaki dikkate deger nokta, baba mirasinin 43 yil ugrasilarak üç veya üç buçuk misline çikarilmis olmasidir.

Osman Bey 1291'de Karacahisar'i alip Porsuk'a iyice güney sirtini dayamis, 1299'da Bilecik, Yarhisar ve Inegöl fethedilmis, 1302'de Koyunhisar ve 1301'de Yenisehir alinarak Marmara'ya 15, Iznik Gölü'ne 10 km. yaklasilmistir. 1308'de Lefke (Osmaneli), Gölpazari, Yenipazar, Geyve, Tarakli, Akyazi, bir müddet sonra da Hendek alinmis, Sakarya'nin bütün dogu kiyilari ele geçirilmistir. 1313'te Inegöl'ün kuzeybatisindaki Akhisar alinarak Inegöl-Yenisehir feth edilerek Gemlik Körfezi güney kiyilari, Kestel dahil Bursa'nin bütün varoslari Türklere geçmistir. Onun siyasî dehasina isaret eden Hammer, isim benzerliginden yola çikarak Osman Gazi'yi, Allah elçisi Hz. Muhammed'in üçüncü halifesi Hz. Osman (24-35/644-656)'a benzeterek söyle der: "Peygamberin üçüncü halifesi olan Osman'dan beri, Islâm kanunlarina bagli bulunan ülkelerin tahtlari üstünde bu isimle hiç bir hükümdar söhret kazanmamistir. Bu halifenin, fatih ve kanun koyucu sifaati ile kazandigi nurlu san ve söhret, yediyüz yil sonra, Osman adinin hatirlattigi gibi Ertugrul'un oglunda ve onun daha sonraki kusaklarinda yine parlak bir sekilde gözükecekti." îleride daha genis bir sekilde temas edilecegi gibi o, devlet olmanin geregi olan kanunlarin yürürlüge konup uygulanmasinda, o dönem için devlet erkâni diyebilecegimiz arkadaçlan ile istisare ettikten sonra karara vanyordu. Nitekim Âsikpasazâde'nin ifadesine göre "Bâc-i bazar" denilen pazar vergisinin tarhi böyle bir istisareden sonra olmustur. Keza, o dönem ve daha sonraki asirlarda devrine göre fevkalade ileri bir düsüncenin mahsûlü olan "Dirlik" sistemi de yine onun tarafindan uygulanmaya konmustu. Toprak sisteminin önemli bir bölümünü meydana getiren timar, Osmanli toprak rejiminin temelini teskil eder. Zira bu cemiyette, iktisadî, ictimaî, askerî ve idarî teskilâtlarin tamami büyük ölçüde toprak ekonomisine dayanmaktadir. Toplum hayatinda en küçük vazife sahibinden, devletin basinda bulunan hükümdara varincaya kadar hemen hemen bütün sosyal gruplar geçimini toprak gelirleri ile temin etmekteydiler. Bunun içindir ki Osman Gazi, feth ettigi yerleri silah arkadaslarina dirlik olarak verirken bununla ilgili bazi kanunlar da koyar. Nitekim bu konuda Âsikpasazâde'nin ifadesi ile o söyle der: "Her kime kim bir timar virem âni sebebsiz elinden almayalar. Ve hem ol öldügü vakitte ogluna ve eger küçücük dahi olsa vireler. Hizmetkârlari sefer vakti olicak sefere varalar tâ ol sefere yarayincaya. Ve her kim kanun düzse Allah ondan razi olsun. Ve eger neslimden bir kisi bu kanundan gayri bir kanun koyacak olursa edenden ve ettirilenlerden Allah Teâlâ razi

olmasin". Bu ifadelerden maddeler halinde su sonuçlari çikarmak mümkündür: 1- Hiç kimsenin timari sebepsiz olarak elinden alinamaz. 2- Timar sahibinin ölümü halinde timari ogluna intikal eder. 3- Sayet ogul küçükse, sefere gidecek yasa gelinceye kadar onun yerine hizmetkârlarinin sefere gitmesi gerekmektedir.

OSMAN BEY'IN SIYASI FAALIYETLERI
Daha önce de temas edildigi gibi, Ertugrul Bey'in vefatindan sonra, Kayi boyunun idaresini üstlenebilecek kudret ve vasifta görülen Osman Bey, 23 yaslarinda iken beyligin basina getirilir. Filhakika Osman Bey, babasinin son günlerinde de beylige vekâlet etmekte idi. Onun, beyligin basina getirilmesi, alti asirdan daha uzun bir süre yasayacak olan devlete "Osmanli" adinin verilmesine sebep oldu. Böylece Hammer'in de isaret ettigi gibi Islâm dünyasinda, UI. Halife olan Hz. Osman'dan sonra bir Osman daha tarih sahnesine çikiyordu. Beyliginin ilk dönemlerinde Kastamonu Uc beylerinden Çobanogullari ile irtibati olan ve hatta bir bakima onlara bagli oldugu söylenen Osman Bey'in, Çobanogullarinin gazâ faaliyetlerini durdurmalari üzerine harekete geçip gazaya devam ettigi belirtilmektedir. Osman Bey'in, Uc'larda gazâ faaliyetlerine baslayip liderligi eline geçirmesi, kudret ve nüfuzunun günden güne artmasina sebep oldu. Bununla beraber o, babasi Ertugrul Bey'in Rum tekfurlari ile iyi geçinme siyasetine itina gösteriyor, onlarla dostane münasebetleri devam ettirmek için azamî derecede gayret sarf ediyordu. Fakat bazi Rum tekfurlari onun güçlenmesinden kusku duyup rahatsiz olmaktaydi. Bu sebeple "Imdi bunlari bu vilayetten çikarmazsaniz veya kovmazsaniz ahir (son) pismanlik fayda vermez" gibi sözler söylüyorlardi. Bu tekfurlar içinde özellikle Inegöl tekfuru, komsu tekfurlara Osman Bey'in ileride kendileri için büyük bir tehlike olacagini bildiriyor ve Osman Bey'e bagli Türk kabilelerine bir takim zararlar vermekten geri kalmiyordu. Bunun üzerine Inegöl'ün zaptina karar veren Osman Bey, bir miktar kuvvet ile kaleyi almak için yola çikar. Inegöl tekfurunun Ermenibeli'nde pusu kurdugu ögrenilmesine ragmen Osman Bey, pusu kurmus ve gücü bilinen bu kuvvetli düsman ile

alim ve cahil. Bu sehid. Bir sancaklik yer itibariyle saadetimden müsarünileyhe taklid edüp verdim ve buyurdum ki. sol ki mukteday-i zat-i adalet simattir mesned-i emânet ve eyalette kemâl-i vekar ve sekine birle temekkün ve karar eyleyüp... bu basarisindan dolayi Anadolu Selçuklu Sultani'nin kendisine gönderdigi hâkimiyet (beylik) sembollerini (alamet) alarak bir sancak beyi durumuna geldi. Osman Bey.. Bu olay.. Feridun Bey Münseati'nda belirtildigine göre Sögüd'ün temlik ve iktasini gösteren ferman 683 (1284) tarihini tasimaktadir. kiliç ve gümüs takimli at gibi hediyeler de gönderilmisti. Bu çarpismada Osman Bey'in yegeni ve kardesi Saru Yatu'nun oglu Bay Koca sehid düser. Nitekim o. ahalisi teslim oldu ve kale zapt edildi. Bu savastan birkaç gün sonra Inegöl'e yakin bir mesafedeki Kolaca kalesi basildi. Asikpasazâde'nin ifadesine göre hicretin 684.. Karacahisar tekfurunu da yanina alan Inegöl tekfuru bu sefer yenilmekten kurtulamadi. bu muvaffakiyetten sonra Karacahisar'i feth etti." .. Keza 688 (1289) tarihini tasiyan ve Kara Balaban Çavus ile gönderilen ikinci ve daha kapsamli fermana göre artik o. fevaidinden behremend olmaga çalisip zaman-i hükümette vadi' (alçak) ve serifgani (zengin) ve fakir. Osman Gazi'nin ilk fethidir. mefhumun siâr ve disar edünüp serr-i zâlimi. umumî siyaseti cümlesinden olarak uc beylerini taltif ettigi sirada Osman Bey'e de bir ferman göndererek ona Sögüd'ü temlik etmis idi.. Saru Yatu'nun naasi. Osman Bey. Domaniç civarinda Inegöl tekfuru ile yeniden karsilasir. Bu muharebe esnasinda Karacahisar beyinin en genç kardesi Latos (veya Kalanos) da öldürüldü. Sögüt'e getirilerek orada babasi Ertugrul'un türbesine defn edildi. Selçuk hükümdari Giyasu'd-Din Mes'ud. Bununla beraber Osman Bey'in kardesi San Yatu da bu savasta sehid düstü(1288). karib ve baid (yakin ve uzak) müsafir ve mücavire cümleten yeksan bakup. Uc Beyi olmustur.çarpismaktan çekinmez. Fermanla birlikte kendisine tug. özellikle Karacahisar'in fethinden sonra siyasî bir sahsiyet kazanmis görünmektedir. muharebe sahasina yakin olan ve adi geçen yerin alt taraflarinda Hamza Bey köyü arazisinde harap bir kervansaray yaninda defn edilir. (1284) yilinda meydana gelen bu hadise. Bu fermanda Sögüt ve Eskisehir'in ilhaki ile teskil olunan sancaga Osman Sah Bey'in tayin edildigi ve o siralarda Selçuklu hükümetince alinan mirî vergilerin tamamindan muaf oldugu bildirilerek söyle deniyordu: ". Inegöl tekfurunun Karacahisar tekfuru ile ittifakina sebep oldu.. mazlumdan def ve ates-i mezâlimi ruy-i zeminden ref etmesine cidd ve cühd gösterüp. Bir müddet sonra Osman Bey. Gerçekten. alem.

Osman Bey'in. Suikast plâni da bu esnada gerçeklestirilecektir. günden güne yeni topraklar elde edip basari kazanmasi. karsi tedbir aldi. zaman. dügün hediyesi olarak bir sürü kuzu gönderiyor.* Bilecik tekfuru. kuvvetlerini iyi bir disiplinle yetistirmekten geri kalmiyordu. Böylece gün geçtikçe durumunu kuvvetlendiriyordu. 691 (1291)'de Eskisehir civarinda bulunan Karacahisar'i aldiktan sonra Mudurnu taraflarinda bulunan Samsa Çavus ve kardesi Sulamis ile de görüserek bir plân hazirlar. güzel bir firsat yakaladigini hesaplayarak buna memnun olmus ve dügün yeri olarak kararlastirilan Bilecik'e birkaç saat mesafedeki Çakir Pinari denilen yere gitmisti. Fakat Osman Bey'i dügüne dâvete gelmis olan Harmankaya Rum Bey'i Mihal. Bu arada da Osman Bey'e karsi bir suikast plani hazirladilar. Bunun üzerine dâveti kabul eden Osman Bey. Osman Bey'in dostu olan Köse Mihal'i de kendi taraflarina çekmek istediler. Bu suikastin uygulanmasi için Yarhisar (Yenisehir ile Lefke yani Osmaneli arasinda) tekfurunun kizinin dügünü uygun bir firsatti. Fakat civarda bulunan Bizans tekfurlarinin da ona karsi olan düsmanliklari artiyordu. Bu sebeple bunlar. Buna göre kendisi ile tesrik-i mesai etmis olan Harmankaya Rum Beyi Köse Mihal da olmak üzere Sakarya vadisindeki Sorkun (veya Sorgun köyü). Buna göre Yarhisar tekfurunun kizi ile evlenecek olan Bilecik tekfuru dügününe Osman Beyi de davet eder. Osman Gazi tarafindan fethi ile sonuçlanacak olan bu dügünde. dügün . dügünü müteakib bütün kabilenin yaylaya çikmak zorunda bulundugunu ve eskiden beri oldugu gibi kabilenin bütün kiymetli esyasinin yasli kadinlar vâsitasi ile kaleye gönderilmesine müsaade edilmesini taleb ediyordu. kizinin dügünü esnasinda bu dügüne davet edilen Rum beylerini Osman Gazi ile baristirmak istedi ise de bunda muvaffak olamadi. Mudurnu ve Göynük taraflarina akinlar yaparlar. çevredeki Rum tekfurlarini oldukça tedirgin etmeye baslar. mekan ve uygulama için uygun sartlarin bir araya gelmesi neticesinde bir suikast plâni hazirlandi. O zamana kadar her sene asiretin kiymetli esyasini kendi kalesinde muhafaza etmekte olan Bilecik tekfuru bile Osman Bey'in düsmanlari arasina girip onlarin saflari arasinda yer almisti. Bu gaziler. Bu gaye ile Osman Bey. Tarakli Yenicesi. Köse Mihal. Aksine onlar. Bu müddet esnasinda Osman Bey. Osman Bey'i durumdan haberdar etmis ve kendisi için hazirlanan suikasti bütün teferruatiyla ona anlatmisti.Osman Bey. Osman Bey'i ortadan kaldirma çarelerini aramaya basladilar. Bilecik'in. Osman Bey ise asiretin agir ve kiymetli esyasi yerine atlara silah yükleyip 40 kadar yigit ve seçkin gaziyi de kadin kiyafetine sokarak Bilecik'e gönderdi. Bununla beraber savas ve çatisma olmaksizin Mudurnu ve Göynük taraflarina yapilan akinlar üzerinden tam yedi sene geçti.

gelin ve ona ait esyanin disinda kalani tamamiyle gazilere dagitti. Gazilerinin basarisindan haberdar olan Osman Bey de yanindaki diger gazilerle birlikte Kaldirik (Âsikpasazâde'ye göre "Kildirik" s. Ülüfer (=Nilüfer) Hatun oldur ki. Bu esnada tekfur ve maiyeti de dahil olmak üzere dügün halkinin çogu öldürüldü. Ikisinin dahi atasi Orhan Gazi'dir. Ol hatun vefat edince Orhan Gazi ile defn ettiler. harp yapmak suretiyle burayi ele geçirmeye muvaffak oldu. Alaeddin Keykûbad'in. Elhasil Osman Gazi dügün eyleyip Nilüfer Hatun'u oglu Orhan Gazi'ye vermek ister. Bu dört pare hisarlari yerine mukarrer ettiler. Bu durumda ona hediye takdimine gerek kalmamis oluyordu. yeni fetih haberlerini bildirmek ve alinan ganimetten takdim etmek üzere Anadolu Selçuklu Sultani'na bir adam göndermek üzereyken. oglu Orhan'la evlendirdigi Nilüfer ve dügün hakkinda su bilgileri verir: "Osman Gazi. Osman Bey. onu oglu Orhan Gazi'ye verdi kim Ülüfer Hatun'dur. Kalenin tekfuru ile ganimetleri Osman Gazi'ye getirdi. Ilhanli hükümdari Gazan Han kuvvetleri tarafindan esir alinip Iran'a götürüldügünü ögrenir.münasebetiyle bos kalip ihmal edilecek olan kaleyi zapt edeceklerdi. Ve bir oglu dahi vardi kim onu göç üzerinde koyup dururdu. Gerçekten de bu karsi plana göre tam zamaninda hareket edip Bilecik kalesini kolaylikla ele geçirdiler. Geline ait esya ganimet olarak alindi. müstevli Ilhanli kuvvetlerinin Osman Bey'in Uc Beyligi'ne zarar verme ihtimaline karsi asiret ve oymagin . Kaleyi kusatma altina alan Turgut Alp. Ve o suya Nilüfer deyü ad verdiler. sabaha karsi Yarhisar üzerine yürüdü. Asikpasazâde. Lülüfer=Nilüfer) Orhan Gazi ol demde yigit olmustu. Halkin büyük bir kismi da esir alindi. Bilecik ve Yarhisar'in fethinin dogurdugu saskinlik ve düsmanin psikolojik durumunun bozulmasindan istifade için derhal Turgut Alp'i bir miktar süvari kuvveti ile Inegöl üzerine gönderdi. Nilüfer suyu köprüsünü ol hatun yapti." Miladî 1299 senesinde meydana gelen bu üç fetihten itibaren Osman Bey'in gücü daha ziyade artmisti. O. Sultan UI. 16) Derbendi denilen yerde dügünden dönen Bilecik tekfuruna pusu kurdu ve onu hezimete ugratti. Ve hem öyle etti. (Lolofira. Osman Bey. Ve hem Murad Han Gazi ve Süleyman Pasa dahi onun ogludur. Osman Gazi'nin. Nilüfer adindaki gelini de bu hadiselerde pek çok yararligi görülen oglu Orhan'la evlenirdi. Daha sonra Bilecik'e dönüldü. Osman Bey. Bununla beraber. Kaplica kapisina yakin yerde Bursa hisari dibinde tekyesi var. Bilahere bundan Murad Han Gazi ile Süleyman Pasa dünyaya geleceklerdir. bu vak'alarda elde edilen ganimet ile esirlerden. Yapilan ani bir baskinla kale kusatilip feth olundu.

Binaenaleyh Osmanli Padisahlari. Osmanlilarda önemli bir gelenek (an'ane) haline gelerek ikiyüz sene muhafaza edilmistir. Osman Bey. Ama Osman Gazi'nin dostlugu geçici olmayip. ipekçilik. artik onlara boyun egmez hale geldiler. edep ve irfani. Hoca Saadeddin Efendi. çikis ve yükselis devirlerinin dinamizmi içinde yer alan bu terbiye ve anlayisa aktif bir örnek teskil etmistir.savunma isine önem verdi. Bu gelenek 210 sene devam ettikten sonra Fâtih Sultan Mehmed tarafindan kaldirildi. . Bunun için tedbirler aldi. Bu sebeple. ülke Mogollarin eline geçmisti. bes vakit namaz esnasinda mehterhane çalindigi zaman onu ayakta dinlemislerdir. nimetlerle besledikleri çevredeki beyler. sahsî ve nazarî kaliplar halinde birakmayip devlet bünyesinde de ifade bulan bir anlayis olarak cemiyete mal etmistir. Selçuklulara olan bagliligindan bahs ederken. geçmis hukuku saymis. kendisine yurt ve istiklâl tanimak zorunda bulunan Sultan'a karsi. Bu hanedanin. fetih faaliyetlerine devam etmek üzere Uc Beyligi merkezini buraya nakl eder. gönderildigi zaman. Nitekim Osman Bey. Selçuklularin. gücü ve kudreti ölçüsünde Selçuklu topraklarini korumus. merkezini buraya nakl etmekle birlikte Selçuklulara olan bagliligini da devam ettiriyordu. Osman Gazi'nin. Mogollar karsisindaki zaafini firsat bilen çevredeki diger bazi beylerin nasil bagimsizlik sevdalarina düstüklerini anlatarak söyle der: "Selçuklu Devleti. bu hakikatsizlerin tuttuklari yola gitmekten kaçinmis. Selçuklu Sultani UI. Selçuklu hatirasini onlarin bütün hareketlerinde görmek mümkündü. dokuma ve demir madenleri ile meshur olan Bilecik'in merkez olmasi düsünülmeye baslandi. çalinan nevbeti ayakta dinlemis olmasi. gerekse ondan sonra gelen halefleri. Selçuk hanedaninin elinde çok az yetki kalmisti. daha rahat hareket etme imkânini da buldu. savas meydanlarinda korkulacak bir kisi olmustu. Bunlardan her biri bagimsizlik sevdasma düserek güçleri yettigince ülkelere sahip olmaya basladilar. Gerçekten de Selçuklu Sultani Alaeddin Keykûbad tarafindan bagimsizlik nisanesi olarak davul. Osman Bey. sancak vs. cihad sancagini dikip ülkeler feth etmekle düsman gözünde ürkülecek." Firhakika gerek Osman. Osman Bey'in. Su kadar var ki. öyle manevî bir disipline bagli idiler ki. Bu sebeple Selçuklularin tabiî varisi olan Osmanli Beyligi. Alaeddin Keykûbad'in yoklugunun meydana getirdigi bassizlik ve serbestlik üzerine. Gerçekten buranin alinmasi büyük bir basari oldugundan Osman Bey. Mogollara yenilince Selçuklularin parlakligi gitmis (yildizi sönmüs). saltanat ve hayattan çekilinceye kadar siyasî istiklâlini ilân etmemekle. o.

Selçuklu Devleti'nin hududlarinda ortaya çikan Uc beylikleri ve bilhassa garptakiler. Bu sebeple onlar da Osman Bey'in çevresinde yavas yavas toplanmaya basladilar. Osman Bey'in önemli kararlar almasini gerektiriyordu. Bizans'a karsi cihad ve gaza isi ile mesgul olup onlara galebe çalan Osman Bey'in bulundugu yere yönelerek onun yanina geldiler. Fetihler ve meydana gelen bazi olaylar. Türkmen kabilelerinin reisleri ve Selçuklu Devleti bölgesinden gelen muhacirler (göçmen) toplanip: "Mogol istilasi Selçuklu memleketlerinde karar kilmis ve devam etmektedir. Bunun için de en müsait yer. Böylece buralarda hizmet ve is imkâni da bulacaklardi. Böylece hududlardaki Türkmenler ile Mogollardan kaçip Uc'a gelen Türkler. Bunlardan büyük bir kismi ve bilhassa kiliç erleri. Bu bakimdan tarihler onun bu yilda bagimsizligini ilân ettigini ve artik "Han" olarak halki etrafina toplayip devlet müesseselerini islettigini anlatirlar.OSMAN GAZI'NIN BAGIMSIZLIK KAZANMASI 699 (1299) yili gerek Osman Gazi. Mogol (Ilhanli) Devleti'nin istilasina maruz kalmaktan endise ediyor ve Sultan'in esir olarak Iran'a götürülmesinden sonra Selçuklu Devleti'nin artik sona erdigine kani bulunuyorlardi. Selçuklu Sultani'nin ugradigi agir muamele karsisinda Selçuklu emir ve askerleri dagilip baska yerlere gitmek zorunda kalmislardi. Anadolu'nun diger bölgelerindeki gazilerin de gelip etrafinda toplanmalarina sebep olmustu. Osman Bey'in reislik yaptigi asiret ve oymaklar. Osman Bey'in mintikasina gelerek onun daha da kuvvetlenmesine yardimci olmuslardi. Beri taraftan Selçuklu devletinin ugradigi zaaftan dolayi bulunduklari yeri ve hizmetleri terk ederek bassiz kalan bir kisim Selçuklu ümerasi da kendilerine bir bas ve siginilacak bir yer ariyorlardi. Artik Selçuklu devleti münkarizdir. yürüttügü gaza hareketlerinde büyük basarilar elde etmesi. . Ayrica Selçuklu ve Beyliklerin topraklarinda göçebe bir hayat yasayip Mogollara tabi olmak istemeyen Türkmen asiretleri de beyleri ile birlikte Osman Bey'in ülkesinde yasamaya ragbet ediyorlardi. Düsmanlari kuvvetlidir. Nihayet oymak beyleri. Osman Bey'in. gerekse genç ve yeni devlet için birçok bakimdan önemli bir yil olmustu. bu durum karsisinda hükümdarligin mesru olarak Kayi Han evladina düsecegini. bu sebeple Osman Gazi'nin emâret ve riyasete (emirlik ve reislik) getirilmeye hak kazandigini söylüyorlardi. Osman Bey'in topraklan idi.

hukukî. O. secaat ve semahat ile buna layik olan Osman Bey'dir. Süleymansah dedem de ondan evvel geldi. O. iyi ahlâk. Sorup muradlarini ögrendi. Kendisi de dahil olmak üzere müstakil veya yari müstakil uc beyleri. Halk toplanip "Cuma namazi kilalim ve bir kadi isteyelim" dedi. Eger minneti su sancak ise ben kendim dahi sancak kaldirip kâfirlerle ugrastim. fiilen ve hukuken devlet reisi olarak padisah olmustu. Türkmen boy ve kavimleri arasinda haseb ve neseb. Iste Osmanli Devleti'nin istiklâli bu hadise ile (1299) basladi. Bununla beraber bu zaman zarfinda Osman Gazi'nin. Osman Gazi de verdi. hem Kayilardandir. Kisa bir zaman içinde mamur oldu. Pazar da kurdular. Buna muktedir degillerdir. Bu merasim ile Osman Bey. böylece düsmanlarin ve zalimlerin bu taraflara müdahalesi önlenebilir. kudret.Hâlen Selçuklu Sultanlarindan hiç birisi Ilhanli Devleti'nin elinden mülkü geri almaga gelmedi. halka imamlik ederdi. hem de dindar ve müslümandir" deyip onu basa geçirdiler. sosyal ekonomik vs. O da gelip Osman Gazi'nin kayinatasi Edebali'ya söyledi. "Size ne lazimsa onu yapin" dedi. Herkes Osman Bey'in önünde diz çöktü." . Birçok kiliseyi de mescid yaptilar. gibi müesseselerini tanzim etmesi ve bunun için gerekli tedbirleri almasi tabiî idi. Bu uc memleketlerin korunmasi ve himayesi ise kuvvet. Dursun Fakih "Hanim! Sultan'dan izin gerektir" der. O. Bu durum her tarafa da böylece bildirilmisti. Daha söz bitmeden Osman Gazi geldi. istiklâlini ilandan sonra büyük bir dikkatle Mogollarin hareketlerini gözetlemeye basladi. bagli bulunduklari Selçuklu Sultanligi'nin hayatina son veren Ilhanli Devleti tarafindan kendileri hakkinda nasil bir hareket takib edilecegini beklemeye basladilar. Bu ona itaatin bir delili idi. Eger o. iktidar ve liyakat sahibi bir sultanin istiklâl ile hareket etmesini zaruri kiliyor. bu yeni devletinin dinî. Osman Bey. Bunda Sultan'in ne dahli var ki ondan izin alayim? Ona sultanlik veren Allah. Ona baglilik merasimi Oguz han töresine göre yapildi. Dursun Fakih denilen aziz bir kisi vardi. Osman Gazi'den evler istediler. ben Selçuk hanedanindanim derse ben de Gök Alp neslindenim. Âsikpasazâde bu konuda söyle der: "Karacahisar'i alinca sehrin evleri bos kaldi. Osman Gazi: "Bu sehri kendi kilicimla aldim. Durumlarini ona söylediler. Germiyan vilayetinden ve baska yerlerden bir hayli adamlar geldi. bana da hanlik verdi. hem Kayilardan semahat ile buna layik olan Osman Bey'dir. Eger bu vilayete (ülkeye) ben onlardan önce geldim derse. Osman Bey de bu umumi arzuya uydu ve karari kabul etti.

Feridun Bey'in Münseâtinda da belirtildigi gibi Selçuklu Sultani Alaeddin b. (M. . Osman Gazi adina okunan ilk hutbe. Zira bu Dursun Fakih bir aziz kisi idi. Feramürz'dan mensurla birlikte kendisine gönderilen davul. nezdine gitmek hazirliklarini yaptigi sirada. Daha önce de temas edildigi gibi Osman Gazi. onun gönderdigi hükümranlik nisânelerini almakla birlikte ona karsi saygisizlik mânâsina gelebilecek bir harekete tevessül etmekten kaçinmisti. 1289) senesidir. oglu kalmadigi için yerine veziri Sâhib'in geçtigi haberi geldi. Bunun tarihi hicretin 699 (1300)'unda vaki oldu. Nesrî. Gerçekten. Karacahisar'a da Germiyan'dan ve baska yerlerden hayli Müslümanlar gelmis. kiliç gibi hükümranlik alhameti olarak kabul edilen bu esyanin gönderilme tarihi hicretin 688.Halk razi oldu kadiligi ve hatipligi Dursun Fakih'e verdi. Akdemirle gönderdi" dediler. Osman bunu isitince "hüküm yüce ve ulu Allah'indir" diyerek derhal buyurdu: Dursun Fakih'i Karacahisar'a hem kadi hem de hatip yaptilar. Alaeddin'le bulusmak. o da ganimet malindan 1/5 (beste bir)'ini ayirarak hadsiz (hesapsiz) hediyeler ve nihayetsiz armaganlarla (birlikte) Konya'ya giderek. Bilecik'in feth edilmesinden nice yillar öncedir. bu Feramürz oglu Alaeddin Keykûbad'in oglu yoktu. yerine sarf edilmek üzere onun hazinesine göndermisti. Halka imamlik ederdi. sancak. hutbeyi ve sikkeyi yine sultan adina kilmisti. senlenmisti. Sultan Alaeddin'in öteki dünyaya intikal ettigi (öldügü). rizasini alarak veliahdi olmak amacini güttü. bu sultan U. Osman Gazi de Sultan Alaeddin zamaninda her ne kadar bir nevi istiklâl bulmussa da lakin edebe riayet ederek. Sultan Osman. Bazilari. Edebali ile de tanisikligi vardi. Karacahisar alindigi vakit. bayrak (alem) ve kiliç göndermisti. Cuma hutbesi ilk önce Karacahisar'da okundu. onu devletin yegane reisi olarak tanidigini ve Islâm hukuk anlayisina göre "Beytü'l-mal" hakki olan bu miktarin. Osman'i hemen (hemen) oglu yerinde görerek (ona) davul. O. elde ettigi ganimetlerin beste birini ona göndermekle. Zira. Osman Gazi'nin istiklâli ve Selçuklu Sultani Alaeddin'den kendisine gönderilen hükümranlik nisaneleri hakkinda söyle der: "Hülasa Osman'a davul ve bayrak gelince. Karacahisar'da okundu. "Sultan Alaeddin"den davul ve bayrak gelmesi. Selçuklu sultanina bagli kalmis. Hatta.

Bütün bunlarin yapilmasinda çevresindeki arkadaslarinin görüslerinden de istifade ediyordu. Nitekim Osmanli döneminin ilk vergisi diye kabul edebilecegimiz bâc ile ilgili kanunu yürürlüge koyarken sadece kendi çevresinin degil. Bu konuda en eski kaynaklardan biri olan Âsikpasazâde söyle der: "Kadi ve Sübasi konuldu. biraz önce belirtilen kanunlari uygulamaya koyduktan sonra eskiden beri Oguzlarin âdeti üzere elde edilmis olan yerleri kardes. bir nesnecik vereler.Osman Gazi. bagimsizligini (istiklalini) ilân edip kendisi adina hüküm verecek olan kadi ve yine kendi adina hutbe okuyacak hatib tayin ettikten sonra. baskasinin olur mu? Onun mülkünde (malinda) benim ne dahlim var ki ondan akça alayim. O kisi hana varip sözünü söyledi. Osman Gazi: "Tanri mi buyurdu yoksa beyler kendileri mi yapti?" diye sordu. Germiyan'dan birisi geldi. Halk. ogul ve silah arkadaslarina dirlik olarak verdi. Bre kisi. Bütün vilayetlerde vardir ki padisah olanlar alir" dedi. ezelden kalmistir. baska beyliklerin vatandaslarindan olan insanlarin fikir ve uygulamasini da dikkate almisti. nizam ve sistemleri yürürlüge koyup yerlestirmek zorunda idi. Osman Gazi sordu: "Bâc nedir?" Adam dedi ki: "Pazara ne gelse ben ondan para alirim. "Bu pazarin bâcini (vergisini) bana satin" dedi. "Han'a git" diye cevap verdi. Bu teklifin kabulünde Osman Gazi'nin yakin arkadaslari da tesirli olmus görünmektedirler. Görüldügü gibi dönemin ekonomik ve sosyal sartlarina göre devlet ile idare için önemli bir gelir kaynagi olan ve "Bâc-i bazar" denilen vergi. pazar beylerine âdettir ki." dedi. Kim bu kanunu bozarsa Allah onun dinini de dünyasini da bozsun" dedi. Bu cümleden olarak Karacahisar . O adam: "Hânim! Bu töredir. Osman gazi çok kizdi: "Bir kisinin kazandigi. Osman Gazi'nin uygulamaya koydugu kanunlardan biri de daha önce temas edildigi gibi timarla ilgilidir. Halk kanun ister oldu. Keza onun hükümranliginin taninmasi da bu sekilde olmustu." dedi. Bunun üzerine halk dedi ki: "Hânim! Bu. devlet olmanin gerektirecegi yeni kanun." Osman Gazi: "Mâdem ki siz öyle diyorsunuz öyleyse pazara bir yük getirip satan herkes iki akça versin." Osman Gazi: "Senin bu pazara gelenlerde alacagin mi var ki akça istersin?" dedi. Osman Gazi. Satamayan ise bir sey vermesin. O adam: "Töredir hânim. Sana ziyanim dokunur. var git artik bana bu sözü söyleme. Savasa istirak karsiligi (daha sonra genellikle eskinci timari) olarak verilen timarlarin sahipleri sefer aninda harbe gitmek zorunda idiler. bir Germiyanli'nin teklifi üzerine kabul edilmistir.

Bu görüsünde de israr edip harbe mani olmak ister. Sübasiligini kardesi Gündüz'e verdi. Hanimini Bilecikte babasi ile birlikte birakti. öbür taraftan da Rum tekfurlarinin düsmanligini celb edecegini söyler. Osman Gazi'nin dirlik olarak verdigi yerler hakkinda su bilgileri verir: "Osman Gazi 701 (1301-1302) tarihinde hükmü altinda bulunan bel-delere keremli çocuklarini ve güzel yaradilisli beylerini tayin etti. Osman Bey. Dündar Bey. Bu arada Iznik üzerine yapilabilecek bir harekatin tertip ve tanziminde elverisli bir konumda bulunan Yenisehir'i de hükümet merkezi olarak seçti. Sultanönü demekle meshur olan Karacahisar sancagini Orhan Gazi'ye verdi. Ogullarindan yigit Alaeddin Pasa'yi keremli ve faziletli annesi ile birlikte Bilecik'te Seyh Edebali'nin yaninda biraktigi gibi. Bu esnada (1302) söyle bir hadiseden bahsedilir: Osman Gazi. Gaza faaliyetlerine devam edip ülkesini genisletmek isteyen Osman Gazi'nin akinlari. Eskisehir'i Gündüz Alp'a.sancagi ki ona Inönü derler oglu Orhan Bey'e verdi. hem beylik ailesine nezaret ediyor. Bu uygulama ile Seyh Edebali. Inönü kalesini Aygud Alp'a. Köprühisar'inin alinmasi bir taraftan Germiyanogullarinin. Inegöl yöresinde köyleri var ki ona "Turguteli" derler. bir müddet sonra Köprühisar'a yöneltildi." Görüldügü gibi. fethini lüzumlu gördügü Köprühisar üzerine hareket etme tesebbüsüne geçecegi ve bu hususta gaziler ile beylerin de ayni fikirde olmalarina ragmen amcasi Dündar Bey'in. savaslarda yararliliklari görülenler ile güvendigi kimselere tevcih etti. Kendisi Yenisehir'e giderek gazilere ev yapiverdi. Inegöl mintikasini Turgut Alp'a verdi. kuvvetleri arasinda bozgunluk ve tefrika çikarmaya sebep olacak bu hareket karsisinda. bu sehrin gelirini de seyhin harcamalarina ve çevresindeki fakirlerin ihtiyaçlarina sarf edilmek üzere ayirdi. Yarhisar'i Hasan Alp'a ve Inegöl'ü Turgud Alp'a verdi. Köprühisar'in çevresi yagmalanmakla birlikte kale zapt edilemedi. Içerdekiler mahsur kaldi. Yarhisar'i Hasan Alp'a verdi ki bu da yarar bir yoldasti ve kendileri ile birlikte gelmisti. Bilecik kalesini ailesinin ikamet mahalli olarak seçen Osman Gazi. hem de Bilecik kalesine hakim oluyordu. Kayin atasi Seyh Edebali'ya Bilecik ösür ve resimlerini (vergi) verdi. Beyligini bes idare bölgesine ayirdi. Simdi dahi o azizin adi anilir. seferin aleyhinde bulundugu görülür. Bunlari. Devleti için Yenisehir'i merkez ve adaletin duragi edinerek askerlere konaklar yaptirip mescid ve hamamlar insa ettirmeye yöneldi. . Hoca Saadeddin Efendi.

Daha önce de Osman Bey'in bagimsizlik hareketinden bahs edilirken temas edildigi gibi bu esnada Ilhanli hükümdari Gazan Mahmud Han. fethi çabuklastirmak için askerlerine yagmaya müsaade ettigini bildirir. Içine levazim ve mühimmat konulan bu kalenin dizdarligi Taz Ali adinda gazi bir yigide havale edildi. Harekattan haberdar olan bazi köylerin halki. . Rum tekfurlarina karsi basari ile yürüttügü gaza harekati. Osman Bey de Köprühisar fethinden döndügü zaman bu emri almisti. Osman Gazi'nin ihtiyar amcasina karsi böyle bir hareketine mani bulunamayacagini ileri sürenler de vardir. Bunun üzerine Osman Gazi de kendisini yerinde birakti. Fakat Anadolu beylerini de onun maiyetinde bulunmaya memur etmisti. asra kadar ayakta kalmistir. Böylece gerek Iznik. Bununla beraber çok müstahkem ve muhafizlari da kalabalik olan bu mühim kalenin zapti pek kolay görünmüyordu. Halkin evlerine ve mallarina dokunulmadi. baris) yolu ile teslim olmasini teklif eder. kendi ülkelerinde yari müstakil ve civardaki Bizanslilar ile harp ve sulh etmek haklarina sahip Anadolu beyleri için bir vecibe kabul ediliyordu. Bunun üzerine yapilan kuvvetli bir hücumla kale feth olunur. Ilhanli hükümdarindan gelen bu neviden emirlere itaat. bilahare seferin ikmalini emîrlerinden Çoban Bey'e havale edip Tebriz'e dönmüstü. Bir taraftan Iznik muhasara edilirken. Iznik kalesine siginmisti.rivayete göre aniden sinirlenerek amcasini okla öldürür. Osman Bey'in. Misir'daki Memlûk Devleti'ne karsi hareket ile Haleb'e gelmis. 1303 senesinde Yenisehir'den Iznik üzerine hareket etti. Osman Bey. Bunun üzerine oglu Savci Bey'i bir miktar askerle gönderdi ise de kisin siddetli ve yollarin kapali olmasindan dolayi bu askerî birlik geri döndü. Iznik'in devamli sekilde tazyik ve baski altinda tutulmasini temin maksadiyla güneyindeki dagin etegine bir kale insa olundu. Halka sulh (harb etmeksizin. Yenisehir ovasinda topladigi kuvvetlerini alarak Köprühisar'a gelir. gerekse çevresi sikistirilmis oluyordu. Burasi Iznik'in fethinden sonra yikilmis fakat harabesi XVI. dinlenmek üzere bir müddet bekledikten sonra Iznik üzerine yürümüstü. Muhasaranin kaldirilmasina karar verilmekle beraber. Anadolu'daki diger gazilerin gelip etrafinda toplanmalarina sebep oldu. Bu savaslarin sonunda yurduna dönen Osman Gazi. Bunun için uzun bir müddet ugrasmak gerekiyordu. Nesri'nin bu kaydini mubalagali ve hatali bulanlar. diger taraftan da akincilar çevre köylere akinlarda bulunuyordu. Böylece Ilhanli hükümdarinin emri de yerine getirilmis oldu. Bu teklifin kabul edilmemesi üzerine muhasara ve cenk baslar. Yolu üzerindeki Marmara'ya gelince buranin tekfuru itaat edip el öptü. Osman Gazi. Çok siddetli bir çarpisma olmasina ragmen halkin hayatina dokunulmaz. Nihayet Osman Bey.

Osman Bey'in Iznik sehrini baski altinda tutmasi üzerine ilk defa Bizanslilarla karsi karsiya gelmesine de sebep olmustu. Bu toplantida basta Bursa Rum valisi olarak Atranos (bugünkü Orhaneli kazasinin merkezi olan Adrianos kasabasi). Osman Bey ve arkadaslarinin basarilan. casuslari vasitasiyla beyligi aleyhine düsünülen bu baskindan zamaninda haberdar oldu. Tarihçi Hoca Saadeddin Efendi bu siddetli çarpismayi söyle tasvir eder: "Kirilasica düsman edince cûs u hurûs Saflar kaynayip deniz misali eyledi cûs" . Bu sebeple 1306 senesinde kendi aralarinda bir toplanti yaptilar. Zira o dönemde. KOYUNHISARI MUHAREBESI ve SONRASI Osman Gazi ve beyligi için büyük bir ehemmiyeti haiz olan Koyunhisari muharebesi. Bu muharebede iki taraf ta çok zayiat verdi. Kete (Kite. Bursa'nin kuzey batisinda bugünkü Balat köyü) ve Kestel tekfurlan bu toplantida hazir bulunmuslardi.Osman Bey. Buna göre tekfurlar büyük kuvvetler toplayarak ani bir baskinla bu tehlikeyi ortadan kaldirmaya karar verdiler. muharebeye girmekten çekinmedi. Bu arada Bizans'tan da Muzalon komutasinda iki bin kadar yardimci bir kuvvet geldi. Bizans Imparatoru ile komsu Rum beylerini harekete geçirdi. Az ve fakat çevik bir kuvvetle hazir bekleyen Osman Bey. Karamanogullari beyligi Ilhanlilar tarafindan siddetle cezalandirilmisti. Bu muharebe. Bursa tekfurunun reisligi altinda bir ittifakin kuruldugunun duyulmasindan sonra bozulacakti. Mamafih bu sükûnet hali. onlara uzun bir hitabede bulunarak Osman Gazi ve devletinin kendileri için nasil büyük bir tehlike oldugunu anlatmakla kalmamis ayni zamanda birbirleri ile nasil yardimlasacaklarini ve günden güne büyüyen bu tehlikeyi nasil bertaraf edeceklerini de bildirmisti. döneminin strateji bakimindan en önemli muharebelerinden biridir. Madenos. Anadolu beylikleri hakkinda takib edecegi siyasetin gelismesinde aramak lazimdir. Bunun sebebini Gazan Mahmud Han'in yerine Ilhanli hükümdarligina geçen Olcaytu Muhammed Hudabende Han'in. halen Bursa'da bir köy) Bednos (Mednos. Iznik kusatmasindan döndükten sonra bir müddet hareketsiz kalir. Osman Gazi. Bursa tekfuru. Bu yüzden kuvveti sayica çok az olmasina (bes bin civari) ragmen bu müttefik orduyu Koyunhisari (Izmit'in Kuzey Dogusunda eski bir kale Baphaeon) mevkiinde karsilamaya karar verdi.

Böylece Bizans tarafindan da desteklenen birlesik ordu maglub oldu. Gerek bu vak'a gerekse Osman Bey'in kuvvetlerinin azligi. Osman Bey'in çevresinde hatiri sayilir bir Bey haline gelmesine sebep oldugu gibi düsmanlarinin da kendisinden çekinmesine sebep olmustu. Osman Gazi. kale halkinin istek ve israrlarina dayanamayarak bir sartla onu teslim edebilecegini söyler. Bu kilisenin rahibi. bu rahibi ailesi ile birlikte Osman Gazi'nin huzuruna getirdi. gerekse onun halefleri zamaninda bu söz tutularak adi geçen köprüden geçilmedi. . Osmanli kuvvetlerinin duraklamasina sebep olduysa da bizzat Osman Bey'in ileri atilip orduyu tesyi etmesi sonucunda düsman geri çekilme zorunda kaldi. Bununla beraber artik Izmit yolu da Osmanlilara açilmis bulunuyordu. Ancak gerektigi zaman nehrin denize döküldügü yerden kayiklar ile karsi tarafa geçerlerdi. Bu muvaffakiyet. Osman Bey kuvvetleri. Bursa ve Adrenos tekfurlari kendi kalelerine çekildiler. Osmanlinin keskin kilici asiklarin kirpikleri gibi kanlar dökmele. Osman Gazi'nin yegeni ve Gündüz Bey'in oglu Aydogdu sehid oldu. bozdoganlarin vuruslari altinda kirilmis. Kestel ve Bednos tekfurlari burada maktul düstüler. Bu takib. Dinboz (Sogukpinar Nahiyesine bagli bir köy)'a kadar sürdü."Yigitlerin oklari. Burada yeniden siddetli bir çarpisma meydana geldi. Islâm ordusu yeni bir basari ve zafer kazanmisti. Gerçekten de gerek Osman Bey'in hayatinda. Bu esnada Ulubat Gölü'ndeki Alyos Adasi Aygut Alp oglu Kara Ali Bey tarafindan sulh yolu ile feth olunmustu. Bu sebeple onu takib ederek Ulubat tekfurundan teslimini istediler. Osman Bey kuvvetlerinin. Kara Ali." Gerçekten çok çetin geçen bu savasta. ugursuz düsmanin kelleleri boru ve davul nagmeleri ile oynamaya baslayinca. Tekfur. halk arasinda çok söhretli bir kimse kabul edildiginden evi kutsal bir mekân olarak ziyaret ediliyordu. Koyunhisari muharebesi sonucunda. Adanin içinde büyük bir kilise bulunuyordu. bu tekfura karsi büyük bir kin ve hinçlari vardi. takib edildi. Kite tekfuru ise Ulubat tekfuruna sigindi. rahibin güzel kizini Kara Ali ile evlendirdi. kuvvetli bir savunmaya sahip olan Bursa'ya deniz yolu ile Bizans'tan yardim malzemesi gelmeye devam ediyordu. kan deryasina gömülen kara kafalarinda yuva kuran fesad tohumlari. güzellerin gözleri gibi fitneler saçmaya. Bununla beraber. Buna göre Osmanli kuvvetleri Ulubat nehri köprüsünden geçmeyeceklerdi. Bursa'nin kuzey tarafi hariç olmak üzere üç taraftan yolu kesilip tek basina ve yalniz birakildi. Maglubiyeti kabul edip çekilen düsman ordusu. Bursa önüne kadar akin yapiyorlarsa da uzun müddet devam edecek bir muhasarada bulunamiyorlardi. Böylece Kite beyinin öldürülmesi ile bura ve Kestel de Osman Bey'in beyligine katilmis oldu.

Temmuz 1308'de gerçeklesen bu fetih sayesinde Osman Bey. Aradan bir iki sene geçti. hem de Bati Anadolu'daki Türk beyleri tarafindan sikistirilip muhasara altina alinan Efes. Iznik'i sikistirmaya basladi. Bizans'a yardima gönderecek oldu.Bir taraftan Osman Bey'e bagli kuvvetlerin faaliyetleri. Bati Anadolu'daki sehir ve kaleler. Bizans Imparatorunun. Türk fütûhatindan kurtarilmasi için daha önce Mahmud Gazan Han'a nisanladigi hemsiresi (kizkardesi) Maria (Meryem)'yi.) seferber ederek. bilakis daha cür'etli hareket etmeye basliyordu. Bu sihriyetten (akrabalik) memnun olan Ilhanli hükümdari. Osman Bey'e müstakbel esi Ilhanli hükümdarinin kirk bin kisi ile hududa dogru ilerledigi seklinde haber göndermesi de bir sonuç vermedi. Maria'nin. bütün bu basarilarindan sonra biraz dinlenmeye ve halkinin idaresi ile daha iyi mesgul olmaya baslamak için Yenisehir'e dönmüstü (1310). Türkleri tehdide tesebbüs etmis ise de bunun pek fazla müsbet bir neticesi görülmedi. tasavvura göre hem Osman Gazi'ye karsi. Mogol yardiminin bir an önce gelmesi için Iznik'e gelerek. Bunun için Osman Bey. Her ne kadar Ilhanli hükümdari. Tire ve Salihli gibi Bizans sehir ve kalelerini kurtarmak vazifesi ile görevlendirilmisti. bu taraftaki akinlarin siddetinden ve bu yerlerin de imparatorluk merkezine çok yakin olmasindan ileri geliyordu. Bu ordu. Zira Ilhanlilar bu sirada hem içerde mesgul hem de hariçte Memlûk sultani ile mücadele halinde bulunduklarindan uclardaki harekâta bakacak durumda degillerdi. güçlü bir sekilde ortaya çikan bu yeni hareket karsisindaki tavri ile ilgili olarak Gökbilgin de söyle demektedir: "Bizans Imparatoru. kizkardesi prenses Maria'yi Ilhanli hükümdarina vererek Mogollarin yardimlarini kazanmak istiyordu. Le Beau. Osman Bey ise bu kadinin kullandigi magrurane tavir ve lisandan hiç ürkmüyor. bu defa da prenses Maria'nin. XXIII. fasil 53'ten naklen bu ordunun otuz bin kisilik bir kuvvet oldugunu belirtir. büyükçe bir orduyu (Uzunçarsili. diger taraftan öteki uclardaki Türk beylerinin Bizans kale ve topraklarina olan hücumlari sonucunda kazandiklari basarilarindan telasa düsen Bizans Imparatoru Ikinci Andronikos. faaliyetlerine devam ederek Iznik ile Izmit yolu üzerinde olup Iznik'in en mühim karakolunu teskil eden ve Türkler tarafindan Karahisar denilen Trikokiya (Karahisar)'yi aldi." Osman Gazi. tehdidini bilhassa Osman Gazi'ye tevcih etmesi. Köyler yagmalanip birçok esir alindi. Fakat daha önce bu konuda uc beylerine yapilan ikaz ve ihtarlar herhangi bir fayda saglamadigi gibi. Bu zaman zarfinda bir devlete yarasir . birer birer Türklerin eline geçiyordu. Bu sebeple Bizans topraklarina akinlar siklastirildi. 105. bu defa da Ocaytu Muhammed Hudabende Han'a nisanlamis idi. Bu sayede Osmanli tehlikesinden kurtulmus olacakti.

Osman Bey tarafindan ilk defa yapiliyordu. Ona karsi olan sevgi ve muhabbeti bir kat daha artti. Bu harekatin sonunda Lefke ve Mekece hisarlarinin tekfurlari da . artik Abdullah Mihal olmustu. Lefke (Osmaneli) irmagi vadisine intikal ettirildi. Böylece Köse Mihal. O zamana kadar Osman Bey'le yaptigi ittifaktan ayrilmayan. Oglunu da hizmetine aldi. Simdiden sonra. eger o Müslüman olmazsa evvela onun memleketi Harmankaya'yi çevresi ile birlikte talan edelim" dedi. eger müslüman olursa ne alâ. Osman Bey'i karsilamaya çikarak itaat ettigini bildirdi. vakit kaybederek bos oturmak size reva degildir. Osman Gazi'nin önünde Müslüman oldu. Böyle bir hareket. Böylece kendisi hükümdar. Daha önce idare ettigi yerleri tekrar ona birakarak kendisine bir sancak verdi. vaktiyle Selçuklu sultaninin Osman Gazi'ye göndermis oldugu sancaga bir nazire gibi idi. bundan sonra Germiyanogluna karsi müdafaa ve muhafaza etmek üzere. Bütün beyler ve pasalar bu ihtidaya sevindiler. onu yerinde birakti. Islâm'i kabul etsin. Öbür oglu ise daha önce belirtildigi gibi anasi ile birlikte Bilecik'te idi. El öptükten sonra Osman Gazi'ye kalbinin bütün samimiligi ile: "Bana iman arzet. Osman Bey. Müslüman olayim" dedi. büyük seferimiz vardir. Köse Mihal. Germiyan'dan gelebilecek tehlikeye karsi tedbir aldiktan sonra kilavuzlukta kullandigi Köse Mihal'in delâleti ile Hakk'a (Allah'a) siginarak Leblebici Hisari (Lubluce) denilen ve Ulu Dag'in eteginde bulunan Cubuclea kalesi tarafina akina basladi. Bundan sonra zafer kazanmaya ve galip gelmeye alisik olan gaziler 713 (1313) senesinde bir araya toplanip Osman Bey'e hitaben: "Ey Gazi Han. Osman Bey. bütün gaziler hazirdir. her nereye derseniz gidelim. Allah'a hamd ve minnet olsun. Osman Bey. Bu tesvik üzerine Osman Bey: "Evvela Köse Mihal'i davet edelim. Bunun üzerine Osman Bey. Köse Mihal de maiyyeti beylerinden biri telakki edebilecek bir muameleye tabi tutuluyordu. Osman Gazi huzurunda hazir oldu. seni bekliyoruz" dedi. Gaza ile mesgul olmak gerek" dediler. Bu karardan sonra hemen Köse Mihal'e haber göndererek "Hemen gelesin. oglu Orhan Bey'i Saltuk Alp ile birlikte Karacahisar'a gönderdi. Köse Mihal'e sancak verilmesi. Buradaki tekfur. kâfir maglub oldu. Ayrica tekfurun ricasi üzerine ogullarinda birini yanina aldi. bu haberi alir almaz hazirliklarini tamamlayip süratle geldi. Bundan sonra harekât. gerektigi sekilde sadakat ve feragat gösteren Köse Mihal. ona agir (kiymetli ve pahali) bir hil'at verdi.sekilde düzen kurulup egemenlik saglamlastiriliyordu.

bu yüzden yerlerinde birakilmalari gerektigini ifade ile Samsa Çavus'a vermemistir. Bol ganimet elde ettiler. Daha sonraki dönemlerde Osmanli Devleti teskilatinda ve bilhassa saray vazifelileri arasinda rol oynayan "çavus" tabiri ve rütbesi ilk defa bu gazi tarafindan tasinmistir. hükümet merkezine dönmesini gerektiren acil ve önemli bir hadise zuhur etti. Böylece Samsa Çavus. Ilhanli hükümdari Olcaytu Muhammed Hudabende tarafindan.itaat arz ettiler. Bununla beraber Samsa Çavus'un sözünü de pek yabana atmayarak ona da Yenisehir suyunun Sakarya nehrine döküldügü yerde ve bu irmak kenarindaki küçük bir hisari (Hisarcik) temlik etti. Fakat bir aydan daha uzun bir süre seferde bulunan Osman Bey'in. Yeni feth edilen bu yerler hakkinda bilgisi olan Samsa Çavus. Köylerini de gazilere timar olarak verdi. Bu arada Geyve'ye bagli bulunan Tekür pinari denilen çetin ve metin kalenin de zapti gerekiyordu. bu adamlarin mülk ve memleketlerinden tamamen mahrum edilemeyecegini. Bu kale ve civarindan birçok ganimetler elde . burada bir aydan daha fazla bir müddet kalarak o memlekete eman ve emniyet gösterdi. Bu kalenin tekfuru. Böylece onlar da daha önceki imtiyaza sahib oldular. bu tekfurlarin itaatlerinin kerhen (zorla) oldugunu. Osman Bey'in gazileri bundan sonra Geyve Akhisari tarafina hareket ettiler. birkaç bin süvari ile karsilik verdiginden siddetli bir harp oldu. Tekfurunu yakaladilar. fakat kalenin sikistirilmasi üzerine müdafaa edemeyecegini anlayinca sarp bir kaya üzerinde bulunan Karacebesi hisarina kaçti. Bu yüzden Tekür pinarinin alinmasi Aykut Alp'in oglu Kara Ali'ye birakildi. Bu arada Kara Ali çok kisa bir zamanda Tekür pinanni aldi. cemaat kendi milletlerine rücu' göstereler" diye düsüncesini açiklayarak buralarin kendisine verilmesini istemis ise de Osman Bey. halen Osmaneli köylerinden biri olarak bilinmektedir. Osman Bey'in. Yenisehir'e dönmesini gerektiren olay. tekfurlarin harekatini gözetlemeye memur edildi. Bu köy. firsat bulduklarinda bunlarin tekrar Bizans hakimiyetini kabul edebileceklerinin uzak bir ihtimal olmadigini belirterek: "Olamaya ki. Maglup olan tekfur önce kaleye çekildi. Osman Bey. Gaziler. Gazilerin hareketini haber alan tekfur. kisa bir zamanda burayi da feth ettiler. kaleyi bosaltarak halkini da yanina almis olarak Kuru Dere denilen müstahkem bir vadiye gitmisti. Osman Bey ise Yenisehir'e döndü. Çoban Bey idaresinde büyük bir ordunun Anadolu'ya sevkedildigi hakkinda alinan haberdi. Yerlerinde birakildiklari gibi mülk ve arazileri de hasardan korunmus oldu. Bu ordunun kime ne zaman taarruz edecegi bilinmediginden zamaninda tedbir almak gerekiyordu. Daha sonra da Geyve üzerine varildi. Burasi sarp ve geçilmesi zor bir derbende sahipti. Akhisar ise gazilerin eline geçti.

1314 yilinda gaziler ile Bursa üzerine yürür. Bunlar. içeriden çikacaklara mani olmak ve böylece Bursa'yi devamli bir sekilde baski altinda bulundurmak vazifesi ile mevkilerinde sebat ettiler. Hatta Asikpasazâde'nin ifadesine göre "kâfir. Bunlardan biri kaplicalar tarafinda. Osman Gazi tarafindan yapilan askerî ve istisarî bir toplantida Bursa kalesinin hücum ile zaptedilemeyecegi kanaatine varildi. Osman Bey. Bunun için iki hisar yapildi. hazine) zapt ediyor. Bursa'nin fethine kadar on seneden fazla bir müddet burada kaldilar. insaatlarini bir yilda bitirdigi bu hisarlarin yapilmasi esnasinda etrafa akinlar tertib ettirdi. Osman Gazi "Buna sabir gerektir" diyerek kale üzerine havale (kontrol altinda bulundurmak için) yapilmasini emr eder. digeri de yukari dag tarafina bakiyordu. Bizans kaynaklarinda ise "Tohar" seklinde geçen Çavdar asireti idi. Komutalari altindaki elliser cengaverle sehre disardan yardim ve erzak sokmamak. Bu hizmetine mükafat olarak da Kara Ali'ye Tekür pinari ve çevresi timar olarak verildi. Osman Bey. Birincisi Osman Bey'in yegeni Ak Timur'un. köy ve nahiyeleri de timar olarak gazilere dagitiyordu. Kale tekfuru. îlhanli Devleti. Çavdaroglu diye bilinen bir reisin idaresinde idi. Kalenin kapilarindan birini kendine karargah olarak seçer. Bursa'ya siginmaktansa Osman Bey'e tabi olmayi tercih ediyor ve onlarin himayesinden faydalaniyordu. Bunlardan biri de Osmanli kaynaklarinda "Çavdarlu.ederek Osman Gazi'ye gönderdi. aldigi yerlerin mahsul ve gelirlerini beylik için (beytu'l-mal. Osman Bey ile yaptigi meydan savaslarinda maglub oldugu için kaleye çekilmisti. Anadolu'ya birçok asiret gelmisti. hisardan tasra parmagin çikaramazdi. sarpligi ve nüfusu ile muhafizlarinin çoklugu eskiden beri biliniyordu. Sakarya vadisinde ve Marmara havzasinda bazi mevkileri ele geçirirken. ikincisi de Balabancik adindaki kölesinin dizdarligi altinda idi. Çavdaroglu". Osman Bey. diger bazi göçer asiretler gibi firsat . Osman Bey'in ülkesinin hududunda konar göçer bir halde yasiyordu. Osman Bey. Bunlardan bir kismi da Germiyanlilarin hakim bulundugu Germiyan ili mintikasina yerlesmisti. Bu Bizans kalesinin metinligi." Bu hisarlarin insa edilmesinden sonra Yenisehir'e dönen Osman Gazi'nin bu yigit komutanlari. Anadolu Selçuklu ülkesine hakim oldugu zaman. On seneden fazla sürecek olan Bursa kusatmasinin baslangicinin 1314 yili oldugu anlasilmaktadir. basta Bursa olmak üzere Iznik ve Izmit'in zaptini da hedefleri arasinda sayiyordu. Asiret. Bu esnada düsman kaleden çikamiyordu. Bu asiret. Bu esnada birçok köylü. Her tarafi vurdurdu.

süratle yola koyulup Çavdar Tatarina yetismek ister. ORHAN GAZI'NIN KOMUTANLIGI . Yakalananlar arasinda Çavdar Tatari'nin oglu da vardi. Germiyan'dan Çavdar Tatari. Osman Gazi gelince Çavdar oglunu getirdiler. bununla da kalmayarak pazari da yagmalamisti. aldiklarini tamamiyle biraktirdigi gibi onlardan bir kismini da yakalatip Karacahisar'a getirdi. Gönderirken de Çavdarli Tatari hakkinda söyle diyecektir: "Ogul Orhan. oglu Orhan'i gönderecektir. o zamandan tâ Yildirim zamanina kadar düsmanlik olmadi. komutan olarak tayin ediliyor. ona olan güveninin bir ifadesi idi. Simdi dahi onlardan kalanlara Çavdarli denmektedir. Bunlar. sel gibi yol keser" ve ansizin köy basarlardi. varsin memleketlerine dönsünler" dedi. gayet yumusak davranmistir. Oynashisari denilen harabe bir hisarin yaninda onlara yetisir. maiyetine de Akçakoca. Orhan. Görüldügü gibi Germiyan taraflarindan gelip kendisini rahatsiz eden. gazaya. Germiyanogullari ile Osman Bey'in gazileri ve halki arasinda bu siralarda mevcud olan sogukluk ve geçimsizligin baslica sebebi de bu idi. Kaynaklar. Karacahisar pazarina hücum edip basmisti. Bundan böyle Bizans'a karsi olan fütuhatlarda o. Osmanlilar ile Çavdarli asireti arasinda meydana gelen bir hadiseyi söyle nakl ederler: "Osman Gazi. her ne kadar bu Tatarla ahd edip. pazarini basan ve oradaki mallara el koyan Çavdar Tatari'na karsi Osman Gazi. Daglar arasinda. Hak Teâlâ'nin sana zafer vermesi ümid olunur. derhal Orhan'in yanina gelip toplanirlar. Caydirici olmasi bakimindan kendisi orada bulunacak." Babasinin. Konur Alp ve Köse Mihal gibi ünlü gaziler veriliyordu. Osman Gazi "Ogul. Gazi Abdurrahman. öldürmek olmaz. Gerek komsuluk hakki. gerekse müslüman olmasindan dolayi onu öldürmemis. Ben burada oturayim. Bununla beraber tedbiri de elden birakmamaktaydi. komsudur. Onlara göz açtirmayan Orhan. bu Tatar and tutar taife olmaz. Lefke kazasina gittiginde. Orhan'i kendi basina sefere göndermesi. Öyle de yaptilar. sadece bir daha böyle bir harekete girismeyecegine dair kendisinden söz almakla yetinmisti. Bu haberi alan Osmanli yigitleri. and vererek gönderdik ise de. Bu defa var sen gaza et. Bu esnada Eskisehir'de at nallatmakta olan Orhan Gazi'ye haber gönderilmis.buldukça "yel gibi eser. bu zâlim. Orhan. Beyleriyle birlikte bunlara da and verelim ve onlari serbest birakalim. Hem de Müslümandir. babasi gelinceye kadar bunlari sakladi.

Oynashisari denilen yerde onu maglup ederek perisan etmisti. Bir bölügü de hisarin yaninda bir dereye girdi. Bununla beraber. Gazi Abdurrahman ve Köse Mihal'i yarar yoldastir diye Orhan Gazi'nin yanina verdi. Orhan Gazi'nin yalniz basina gittigi ilk gazasi budur. Bir bölügü geceleyin hisarin ötesine geçti. sen bu gazilerle Kara Çebis ve Kara Tekin'e var. Germiyan'dan gelip Karacahisar pazarini yagmalayan Çavdaroglu'nun pesine düsmüs. Bu muvaffakiyet.Biraz önce temas edildigi gibi. Konur Alp. Orada gazileri üç bölük (kisim) ettiler. Gazi Abdurrahman ile daha önce Müslüman olmus olan Köse Mihal idi." Orhan Gazi: "Hanim! Her ne buyurursan kabul ederim. Orhan onlarla beraberdi. Hisar kapisini açti. Akça Koca. Gaza niyeti ile sefere çikti. Gel. Hatta onu esir alarak babasina götürmüstü. Tekfur bu sözü isitince çok sevindi. Orhan Gazi. "Gaziler! Ha göreyim sizi ki din yolunda nasil davranirsiniz" dedi. Bunun üzerine kâfirler Türkler kaçti deyip hisar önüne çiktilar. Himmet kilicini kusandi. Konur Alp. O da "yoktur hepsi bu kaçanlardir" diye cevap verdi. Ancak bunlarin Tatarligi gitmez. Kaynaklarimiz bu konuda su bilgileri vermektedirler: "Bir gün Osman Gazi dedi ki: "Ogul Orhan. "Türkleri dereden çikartmayalim" dedi. Hisara varmaya bir konaklik mesafe kalmisti. bir kaç gün hisar önünde savasti." dedi. sana basari verir diye umarim. Allah. Osman Gazi tarafindan harp idare ve sevkini ögrenmek böylece tecrübe kazanmak üzere Sakarya nehri ile Karadeniz arasindaki yerlerin feth edilmesi görevi ona verildi. . Gözcüler gönderdi. Savas ederken kendilerini sarsilmis gibi gösterip kaçtilar. Tutup tekfura götürdüler. bu Tatara gerçi and verdik. Tekfur "daha baska Türk var mi" diye sordu. Osman Gazi dahi oraya (önceden) gitmisti. Bu yüzden. babasinin duasini aldi. Hemen atina binip sürdü. Osman Gazi'nin itimad edip güvendigi genç oglu Orhan için idarecilik ve komutanlik kapisinin aralanmasina sebep olmustu. Osman Gazi. Orhan. Türklerin ardini basalim" dedi. Bunlar: Akça Koca. Orhan Gazi. Dogruca Kara Çebis'e yürüdü ki. "Varalim. Hiç Türk görmediler. Bir Türk buldular. henüz toy bir delikanli denebilecek oglunun yanina yirmi senelik bir sadakat ve baglilik ile güvenilirlikleri isbatlanmis olmakla bitmeyen ayrica harb ile tecrübe edilmis en cesaretli silah arkadaslarindan dördünü de onun komutasinda gönderdi. Bir bölügü vardi hisarin üstüne yürüdü ki.

alinan esirleri. vurusurlardi. tekfurun kizini büyük bir ganimetle birlikte babasina gönderdi. gazilere karsi gönderirlerdi.O esnada yan tarafta gizlenmis olan Türkler. Benim istek ve hedefim Iznik'tir" dedi. Onlari ahd ve emânla hisara yerlestirdi. Bunun üzerine Istanbul'dan kâfir seçerek. Bunu gören tekfur "Hey daha Türk varmis" deyip döndü. Her vakit bu hâl ile durusurlardi. derhal kalenin kapisini kirarak yagmaladilar. Konur Alp'a Kara Çebisi. Uzuncabel'de bulusarak iki gün iki gece kaldi. Gazi Abdurrahman da Istanbul tarafindaki il'e hücum ederdi. Bundan sonra Kara Çebis'teki Konur Alp'a ve Kara Tekin'deki Samsa Çavus'a Iznik'e havale gibi olsunlar (kontrol altinda tutsunlar) diye adam gönderdiler. Orhan Gazi. Fakat hisar önünde duran Türkler ile karsilasti. Böylece Iznik'e rahatlik vermezlerdi. Oradan orman arasinda olan yere hücum ederdi. Yukaridaki Türkler de gözüktü. Bu iki hisara el koydular. Ama Konur Alp. Ad benim olsun. Kendisi Kara Tekin üzerine yürüdü. kaleyi vermedi. Kâfirleri de babasi Osman'a gönderdi. bu hisari yagma edelim" diyerek kalenin yagma edilmesini emr etti. Bu hisarin asagi tarafinda Ap Suyu (Ebe Suyu) denen bir hisar daha vardi. Bir taraftan Konur Alp Akyazi ile. Gaziler onu yakalayip hisari feth ettiler. (Onlar) zaman zaman gidip Iznik'in bahçelerini harab ederlerdi. Malini da gazilere bölüstürdüler. gazilerden tekrar satin aldi. Samsa Çavus'u da hisara birakarak Yenisehir'de bulunan babasi Osman'in yanina döndü. Onu da ahd ile aldilar. Bu uclar son derece isler oldu. seni yine hisarda birakayim. Akça Koca da Ayan Gölü (Sapanca Gölü)'nun suyunun aktigi yerde Bes Köprü'de bir bogazcik vardi orayi durak edindi (üs olarak kullandi). kâfileri yerli yerinde birakti. Akyazi'da Tuz Pazarini aldi. tekfuru yakalayip öldürdüler. Gaziler. Orhan. Akça Koca'ya da Ap Suyu'nu verdiler. Islâmiyet için can ve bas . Halka emniyet ve eman verdi. Konur Alp. Kâfir bu sözü isitince hayli gücüne gitti. Hisarin beyine haber gönderdi ki: "Bu hisari bana ver. hisar kapisini tuttular. Orhan Gazi. zaman zaman çikip Akyazi'ya hücum ederdi. Bunun üzerine Orhan Gazi: "Gaziler! Islâm gayretidir. Söyle ki. Yürümek gerek ki. gaziler gece ve gündüz at sirtindan inmeyerek fetihlerden fetihlere kostular. bu tekfuru ordusu ile birlikte Akhisar'a getirdi. Tekfuru alip oraya getirdiler. Akça Koca da Akdemir'le birlikte Akova'ya hücum etti. Gazi Abdurrahman da Istanbul'dan gelen kâfirleri kirardi. Elhasil Orhan Gazi bu ucu saglamlastirdi. Kâfiri döndürerek yine Tuz Pazarina geldi. Sipahisini çikarip hisari saglamlastirdilar. diger taraftan da Akça Koca Izmit ile mesgul oldular.

uc beyliginden müstakil bir devlet haline geçiste ortaya çikan islerin görülmesi ve memleketin mütemadiyen genislemesi için gereken tedbirler alinirken. Kocaeli) ile anilacak olan Sakarya Nehri'nin batisindan Izmit kalesine kadar olan yerleri feth etti. cihanin bildigi en büyük imparatorluklardan birinin. Izmit. hasimlari olan Osmanlilar tarafindan muhasara altina alindigini görmüs oluyordu. hakli olarak bu bölge onun adi ile adlandirilmistir. Akça Koca ve Samsa Çavus'u tayin etmisti. Bununla beraber. memleketin en kuzeyinden Karadeniz'e kadar olan yerlere. Bunlarin basina da ümerâdan ve gazilerden Konur Alp. Gibbons'un: "Osman. Osman Gazi'nin 1320 tarihinden itibaren faal hayattan çekildigini ve idareyi oglu Orhan'a biraktigini kayd ederler. OSMAN BEY'IN ÖLÜMÜ Tarihî kaynaklar.(ile) oynarlardi. hududlarinin en önemli noktasi olan Iznik'in yavas yavas ve adim adim. Yakalandigi Nikris hastaligi yüzünden fiilen harblere istirak edemeyen Osman Bey. Bunlardan ilki yani Konur Alp. Bu yüzden. Böylece Sakarya ile Karadeniz ve Sapanca Gölü sahasindaki bazi kalelerin zapti basarilmis oldu. daha önce de belirtildigi gibi Bizans hududunda üç aded uc bölge ihdas etmisti. teskilât ve müesseseler mevzuunda Selçuklulari kendine örnek almisti. Bu sebepledir ki. nizam ve töreler vaz' edilmesi ile mesgul oldugu. (Nikomedia). vahsi Asya kani ile en eski ve en yeni Avrupa unsurunu kaynastirmis olan tarihteki yegane milletin ve alti asir inkitaa ugramaksizin (kesilmeksizin) erkekler vasitasiyle devam etmekle temayüz eden bir hanedanin müessisidir" dedigi Osman Gazi. basit bir sekilde de olsa divan toplayarak istisarelerde bulundugu muhakkaktir. Miladî takvimlerin 1318 senesini gösterdigi bu zaman diliminde Akça Koca. asker gazileri ve ümerayi Yenisehir ovasinda toplayarak herkesin . Bütün bu olaylardan sonra Bizans Imparatorlugu. Bir yandan. ikincisi yani Akça Koca. üçüncüsü olan Samsa Çavus ise Iznik (Nicea)'e müteveccih idi. Bilindigi gibi Osman Gazi. bilahare kendi adi (Koca Ili. Bu arada Romatizmadan da muzdaripti. diger taraftan da müslüman ve hiristiyan tebeanin asayis ve huzurunun bir kat daha artmasina dikkat gösterilmekte idi. artik ihtiyarlayip yorulmustu. islerin daha iyi idare edilebilmesi için kanun. Bu sebeple 1320 tarihinden itibaren oglu Orhan Bey'i kendisine vekil tayin etmis oldugu söylenebilir.

huzurunda Bursa'nin fethi isi ile Orhan Bey'i görevlendirdi. Bununla birlikte onun vefatinin 724 (1324) yilinda oldugu kabul edilmektedir. Uzunçarsili. Onun maiyetine de Köse Mihal. Zira 1324 tarihli bir vesika ile Orhan'in bu tarihte hükümdar bulundugu ve ilk akçasinin tedkikinden de ayni senenin üçüncü ayinda (724) Rebiülevvel = 1324 Subat) Osmanli Beyi oldugu anlasiliyor. vefat tarihinin 1326 yili olmasi icab eder. 723 Ramazan (1323 Eylül) tarihli Asporçe Hatun vakfiyesindeki kayda göre Osman Gazi'nin bu tarihte hayatta oldugu anlasildigindan vefati 1323 Eylül ile 1324 senesi Mart'i arasinda olmalidir. yüksek kabiliyeti. Halbuki elimizdeki 724 (1324) tarihli vakifnâme. rakiplerine kendisini sevdirmesi ve mücadelesinde planli hareketi. seyrek sakalli ayakta durdugu zaman kollarinin dizine kadar uzandigi. Seyh Mahmud Gazi. sabirli ve müsamahali olmasi ile etrafindaki asiretleri de nüfuzu altina almayi basaran bir kimsedir. Osman Bey'in ölümünden sonra mi Orhan'in hükümdar oldugu. ela gözlü. Idris-i Bitlisî'de 721 (1321). degirmi çehreli. orta boylu. Solakzâde'nin. Turgud Alp. idareyi ogluna biraktiktan sonra ne kadar daha yasadigi kesin olarak belli degildir. Ali ve Meskûkât kataloglari hep bu sonuncu tarihi kabul ederler. tatli sözlü ve heybetli biri olarak tasvir ettigi Osman Gazi. Hatta. gerekse Bursa'nin fethi ve Osman Gazi'nin cenazesinin oraya nakli meselesi gözönüne alindigi zaman. vaktiyle kardesinin oglu Aydogdu'yu sehid eden Etranos (Orhaneli) tekfurunun cezalandirilarak kalesinin alinmasini. keskin ve saglam bir görüs. Osman Gazi'nin vefati 710 (1310) senesinde. iyi bir idare. bize karayagiz. Orhan Bey gibi degerli ve hayirli bir . Tâcu't-Tevârih. s. bundan sonra Bursa'nin fethine tesebbüs edilmesini emretti. Bursa'nin fethi haberini ölüm döseginde almisti. Gibbons'un (Osmanli Imparatorlugu'nun Kurulusu. Su halde Osman Bey'in vefat tarihini 1324'ten evvel veya o tarih baslarinda kabul etmek lazimdir. Bununla beraber Orhan Gazi'nin hükümdarliginin da 1324 yilinda oldugu kabul edilebilir. itidalli. "Fahrüddin" lakabini tasiyan Osman Bey. 33) adli eserinde 726 (1326) tarihinde gösterilmis olup. Lütfi Pasa'da 718 (1318)." Gerek bu görüsler. Belleten'deki makalesinde bu konuda farkli görüsleri de vererek söyle der: "Osman Bey'in vefati senesi tarihimizde birbirine uymamaktadir. yoksa henüz o hayatta iken mi hükümdar kabul edildigi meselesi henüz kesinlik kazanmis degildir. Asikpasazâde. Hammer. Osman Bey'in. Orhan'in bu tarihte hükümdar oldugunu göstermektedir. Seyh Edebali ve kardesi Ahi Semseddin'in oglu Ahi Hasan'i tayin etti. Halil-i Konevî ile Sükrullah'da. Fakat daha önce. yassi burunlu.

Türkmenler arasinda cesur kimseler için kullanilan bu lakab. at için zirh takimi (yançuk). Çünkü yeryüzündeki padisahlarin vazifesi budur. Bilmedigin seyleri ulemaya danis. herkese karsi musavatli olup onlari himaye et. ne altin ne de gümüs birakti. sakal ve biyiklari da kara idi. Seyh Ahi Semseddin. ." Buna göre Osman. Onlara ve özellikle Orhan'a nasihatlarda bulunarak söyle dedi: "Ben ölüyorum. Sultan Alaeddin'in hediyeleri idi. sade bir kiliç (Ruhî ve Hammer'e göre iki uclu). Kalan esya Denizli bezinden yapilmis sariklik bez.halef biraktigi için gözü açik gitmeyecekti. Osman Gazi öldügü zaman (dogum tarihinin farkh kabul edilmesine bagli olarak) 66 veya 69 yasinda idi. Beni Bursa'da Gümüslü kubbeye (Gümüslü Künbet) defn et. Çandarli Kara Halil ve Kara oglan gibi devlet ricalini topladi. bir tuzluk. Rivayete göre bunlar. bir çift çizme. bizzat kendi eli ile anlari Bilecik'te defn etmisti. misafirlerine ikram için besledigi üç sürü koyun idi. Osman Bey. Idare ettigin halka karsi esit muamele et. Çünkü senin gibi bir halef birakiyorum. bir kaç at. çok sade bir hayat yasadi. Kara Iskender. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre Osman Gazi. ölüm döseginde iken etrafina oglu Orhan ile hükümetin büyükleri olarak kabul edilen gazilerden Turgut Alp. iyi adam ol. Kara Yusuf ve Karakoyunlu gibi isimlerle zikr edilen bu neviden lakablara tesadüf etmek mümkündür. Terekesi içinde fazla kiymetli bir sey yoktu. bir kasiklik. asrin ortalarinda Bursa'da çikan bir yanginda yok olmuslardi. Islâm dininin nesrine çalis. ama esef edip üzülmüyorum. Nitekim Karasi Bey. Ahi Hasan. ondan baska insanlar için de kullanilmistir. merhametli ol. Kendi döneminde kara lakabi ile anilan Osman Gazi'ni saç. Önce Sögüt'te muvakkaten defn edilen Osman Bey'in nasi. Adaletli ol. Üç ay kadar önce kayinbabasi Seyh Edebali'yi. Islâm'in ilk muhariplerininki gibi sade idi. daha sonra vasiyeti geregi Bursa'da Gümüslü Künbed'deki türbesine nakl edildi. Alasehir dokumasindan kirmizi renkli sancaklar. oglu Orhan'a Bursa'yi baskent yapma vasiyetinde de bulunmus oluyordu. Fakat ne yazik ki bu iki tarihî hediye XIX. Kara Yülük. O. Bunlardan baska iri taneli bir tesbih ile Selçuklu sultani tarafindan Karacahisar'in fethinden sonra kendisine hediye edilen davulun kasnagi da zikr edilir. Ancak bu suretle Allah'in lütfuna nail olursun. asir baslarina kadar Osman Gaziye ait olan ve ziyaretçilere gösterilen iri taneli bir tesbih ile büyük bir davulun kasnagi vardi. Elbisesi. Bu türbede. bir tirkes. XVUI. Bir seyi iyice bilmeden harekete baslama. bir mizrak. Sana muti (itaat edenleri) olanlan hos tut. ondan hemen sonra da hanimi ve Edebali'nin kizi olan Mal Hatun (Malhun Hatun)u kayb eden Osman Bey. Techiz ve tekfini ile Çandarli Kara Halil ile imami Yahsi Fakih mesgul olmuslardi.

kendi toprak ve sürülerinden elde edilen gelir ile geçindigi. gerekse idareyi ele alma bakimindan Orhan ve Alaeddin adinda iki oglundan bahs ederier. devletin ilk kurulus yillarinda onun etrafinda toplanan cemiyeti kalabaliklastiran ve senlendiren sebepler arasinda sayilmaktadir. Melik. Bununla beraber bu çocuklarin hangi veya kaç hanimdan olduklarini belirtmemektedir. O. Bununla beraber digerlerinin bu kadinlardan mi yoksa baska kadinlardan mi oldugu henüz kesin olarak tesbit edilebilmis degildir. Bu hal. Beytülmalden hiç bir sey almadigi. Hamid adinda ogullari ile Fatma adinda bir kizi bulunmaktadir. Osman Gazi'ye. kendi döneminde daha sonraki Osmanli hükümdarlari için kullanilan sah. Bu sebeple Osman Gazi'nin gerçekte kaç hanimla evlendigi ve çocuklarinin hangi hanimlardan olduguna dair henüz tam bir bilgiye sahip degiliz. Buna karsilik Halkondil. padisah ve sultan gibi ünvanlar verilmemisti. OSMAN BEY'IN ÇOCUKLARI Osmanli tarihleri. reâyanin gönül hoslugu ile ödedigi ve Bizans vergileri ile mukayese edilemeyecek kadar az ve adaletli bir vergi idi. Buna göre Osman Bey'in Orhan'dan baska Alaeddin Ali. Halbuki vakfiye bize Osman Bey'in müteaddid ogullarini ve bir kizinin mevcudiyetini haber vermektedir. Osman'in üç ogul biraktigini söyler. baslangiçta sadece Osman Bey denildigi. tarihçilerin ittifakla söyledikleri gerçeklerdendir. Osman Gazi'ye tabi olunca hemen elde ediyorlardi. Seyh Edebali'nin kizi Bala Hatun'dan. istiklâlinden sonra da bazan "han" denildigi kabul edilmektedir. . Alaeddin Ali Bey'in. Pazarlu. onun himayesi altina girince her türlü taarruzdan masun ve mahfuz bulunuyordu.Daha önce de kisaca temas edildigi gibi Osman Bey. bir yöneticide bulunmasi gereken bütün vasiflan kendi sahsinda toplamisti. Çoban. Bundan baska bütün haklari da teminat altina aliniyordu. Osman Gazi'nin vefati esnasinda gerek miras taksimi. adaletle hareket etme ve halka karsi cömertçe davranma gibi özelliklere de sahipti. Bir Germiyan'linin istegi üzerine halka tarh ettigi "Bac-i bazar" vergisi. Akinlarindan bizar duruma düsen Rum ahalî. Kendi tekfurlarindan görmedikleri âdilâne muameleyi. Bu arada ganimetlerden kendi hissesine düsen miktar da onun varidatinin (gelirlerinin) bir kismini teskil ediyordu. Orhan'in da Ösman Bey'in ilk zevcesi ve Ömer Bey'in kizi Mal Hatun'dan dogduklari bilinmektedir. Su kadar var ki. Diger bütün Türkmen beyleri gibi.

Kendisi de orada sakin oldu. Orhan döneminde vefat ederek Bursa'da babasi Osman Bey'in türbesine defn edilmistir. Alaeddin Bey.Hamid Bey . Alaeddin Ali Bey.Fatma . babasinin ölümünden sonra kardesi Orhan Bey'e beylerbeyi olmus sonra kendisine temlik edilen Kite ovasindaki Futra veya Fodra (Âsikpasazâde.Alaeddin Ali Bey. Orhan da o köyü kendisine vermisti. Âsikpasazade'nin ifadesi ile bu köyü bizzat Alaeddin Bey istemistir. s. Kükürtlü'de bir tekke yapti. kapidan yukariya dogru ikinci bir mescid ve yaninda evler yaptirdi.Melik Bey . Bursa'da Kaplica kapisina girilecek yerde kale içinde bir mescid. Alaeddin Bey'in ogullari daha sonralari ellerindeki yerler ve babalarinin vakiflarini idare ederek hayatlarini sürdürmüslerdir. Orhan'dan küçüktü. daha sonra da babasinin yaninda Yenisehir'de bulunmustur.Pazarlu Bey ORHAN GAZI DÖNEMI . Görüldügü gibi Alaeddin Ali Bey. Osman Gazi'nin diger ogullarindan yalniz Pazarlu Bey'in Iznik muhasarasi ve Pelakanon (Darica civan) muharebesinde bulundugu kayd edilmektedir. Bursa ve çevresinde vakiflar tesis etmek suretiyle birçok hayir islerinde de bulunmustur.Alaeddin Bey .Orhan Bey . Alaeddin Bey. 37'de Kurada) çiftliginin hâsilati ile geçinmistir. Osman Bey'in Çocuklari . Osman Bey'in sagliginda dedesi Edebali'nin yaninda Bilecik'te.Çoban Bey .

Çevresindeki ulema. Sag kulaginin altinda bir ben vardi ki. sakal ve biyigi sik olup parlakti. Gazi.Osman Bey'in. tahta çikar çikmaz topraklarini genisletmek ve tebeasinin varligini çogaltmak için fetihlere basladi. Bununla beraber o. fizikî yapi) hakkinda su bilgiler verilmektedir: Bursa kalesinin fatihi Ebu'l-guzat Sultan Orhan. Zira Alaeddin Ali. uzunboylu. bu sebeple onun bey. Ancak yumusak huylu olup kimseyi incitmez. kimsenin hatirini kirmazdi. gerekse savasta tükenmeyen bir enerji ve ustaliga sahip bir hükümdardi. ela gözlü. gazi ve silah arkadaslari tarafindan oy birligi ile reislige getirilen Orhan. yigit ve bahadir oglu Orhan Gazi. babasi gibi güçlü ve büyük bir hükümdar oldugunu isbatlayan Orhan. kendisinin de ona yardimci olarak kalmasini istemisti. Alaeddin Ali tarafindan geri çevrilir. Dedesi Ertugrul Gazi'nin vefat ettigi 680 (1281-1282) senesinde dünyaya gelen Orhan Bey'i. begenilir özlü ve herkese karsi eli açik cömert birisi idi. Osmanli Devleti'nin kurulus yillarinda zeka. hem de ideoloji sahasinda devam ettirmek kararinda idi. heybetli ve vakur bir padisah idi. ak benizli. Güler yüzlü. güvenirlilik ve taktikleri uygulama bakimindan fevkalade bir sahsiyet olan Orhan Bey'in özellikleri (hilye. tahtin kendisine daha layik oldugunu. Okundan kaza. Sucau'd-dünya ve'd-din. Gerçekten. bu bir güzellik alâmeti olarak kabul ediliyordu. kâfire zahmetti. Bünyesi kuvvetli. Mü'mine rahmet. ne yaptigini ve ne yapmasi gerektigini iyi bilen bir kimse idi. Aslinda. . iri yapili. Sükrullah'in ifadesine göre güzel yüzlü. daha ölümünden önce onun kendi yerine geçmesini istemisti. Osmanli tahtina geçip oturdugu zaman. kutlu ve mübarek olmasi için "Murad" adi verilir. tatli sözlü idi. Ihtiyaru'd-din ve Seyfu'd-din gibi ünvanlara sahip olan Orhan. yine de tahti kardesine teklif etmekten çekinmemisti. babasinin suurlu politikasini devrine ve yerine göre hem kiliç. kilicindan ölüm ders alirdi. kardesine teklif edip ondan feragat edebilecegini söyleyecek kadar özverili bir kimse olan Orhan'in bu teklifi. "Savas gününde de sanki Sâm veya Nerimandi. Tahta cülûsu esnasinda bir sehzadesi dünyaya gelen Orhan Bey'in bu ogluna. onun askerî yeteneklerinin üstünlügünü gören babasi." Gerek siyaset. cesaret. Tahti. 1324 yilindan itibaren hükümdar kabul etmek mümkündür. genis gögüslü. koç burunlu.

siyasî. idarî. Karasi. oglu Orhan'in aldigi görülmektedir. kendisine biraktigi vatan topragini dinamik ve faal kadrosu ile kisa zamanda birkaç katina çikaran Orhan Bey. Gerçekten bu dönemde Anadolu'da Karaman. mahirâne bir strateji takib ederek çevresindekilerle münasebetlerini devam ettirip gelistiren Orhan Gazi. milattan önceki yillara dayanan Bursa. dinî. Saruhan. Mentese.Babasinin kendisine 16. 1320 yilindan itibaren faal siyasî hayattan çekildigi anlasilan Osman Bey'in yerini. daha sonra Romalilarin eline geçer. fetih hareketlerine daha babasi hayatta iken baslamisti. faal ve cesur bir kuvvetin basinda. beyliginin yayilip gelisecegi çevrede irili ufakli bir çok devlet vardi. Trabzon'da Komnenoslar. Devletin. dinamik. onlarin kisiliklerini rencide etmeyen ve kisilik haklarina riayet eden bir davranis içinde olmustur. ilmî. Tarihin bu zaman dilimi. kültürel. Germiyan. Aydin. Marmara ve Ege'de Bizanslilar. Kurulusu. ileride de görülecegi gibi bu iliskilerinde hasimlarina karsi bile âdil davranan. Bursa'nin Osmanli tarihinde oynadigi role isaret etmektedir. Tarihî olay ve bunlardan bahs eden kaynaklarin belirttigine göre bu yeni devletin siyasî anlayis ve hareketinde. devletin. Roma'nin Dogu ve Bati olmak üzere ikiye . fetih ve idarî müesseselerin kurulup yerlestirilmesi ile geçer. 38 yil sürmüstür. sosyal ve ekonomik hayatinda önemli derecede rol oynayan bir merkezdi. Çok daha sonralari gelecek olan Keçecizâde Fuad Pasa'nin "Bursa Osmanlinin dibacesidir" sözü. ORHAN GAZI DONEMI FETIHLERI Babasinin. Ilhanlilarin etkisinden çikarak tamamen bagimsiz hale gelmesi de yine bu hükümdar döneminde olmustur.000 km2 olarak biraktigi yeni beyligin basina geçtigi zaman. Çandarogullari gibi Türk beyliklerinden baska Amasra'da Cenevizliler. Türk ve Müslüman olmayan unsurlarin tasfiye edilme isteginin agirlik kazandigi anlasilmaktadir. Ak Deniz adalarinda Cenevizliler ile Venedikliler bulunuyordu. BURSA'NIN FETHI Osmanli Devleti'nin ilk baskentlerinden biri olmasi hasebiyle Bursa. 1324 Subat'indan baslayip 1362 Mart'ina kadar devam eden Orhan Bey'in idaresi. Müslüman Türk beyliklerinden önce.

Orhan Bey. Bursa'yi kusatma altina almis fakat fethine muvaffak olamamisti. digerine de Balabancik'i muhafiz olarak tayin etmisti. baren Bursa. sen önce Adranps (Orhaneli)'a git ki. Pinarbasi mevkiinde karargahini kurup kaleyi kusatir. Bizans'tan beklenen yardimin gelmeyecegini anlayan ve kaleyi kurtarmaktan da ümidini kesen kale beyi. Osmanlilar tarafindan çevresinde insa edilen kaleler vasitasiyle bir mânâda muhasara altina alinmis oluyordu. Orhan Bey. Bu sebeple 1315 yilindan iti. bunlardan birine Ak Timur'u. gerekse psikolojik bakimdan Osmanlilar için büyük bir mânâ ve ehemmiyet ifade eden Bursa'nin fethini küçük bir hadise olarak göstermeye çalisan Gibbons.bölünmesinden sonra çevresi ile birlikte Dogu Roma Imparatorlugunun (Bizansin) idaresinde kalmistir. Orhan Bey'in gelisinden önce kaleyi bosaltip Elete dagina çikmis olan halk ve kale beyi. Orhan'a itaatini bildirirler. Seyh Mahmud ve Edebali'nin kardesi oglu Ahi Hasan'la gönderdi. Bununla beraber Bursa'ya Bizans'tan gelecek yardima mani olmak için. o kâfirin babasi Dinboz gazasinda benim Bay Koca'min düsmesine sebep oldu. Turgut Alp." diyerek onu Gazi Mihal (Köse Mihal). Gazi Mihal Bey vasitasiyle ve bazi sartlarla Bursa'yi teslim edecegini bildirdiginden 2 Cemayizelevvel 727 (6 nisan 1326) tarihinde Bursa Osmanlilara teslim edilir. Bursa'ya disardan gelebilecek yardim yollarini denetim altina almis oluyordu. bunu özellikle Istanbul'daki iç çekismelere ve halkin maddî sikinti içinde . bu tecrübeli komutanlarla görüserek Bursa'nin güneyinde ve bir bakima Bursa'nin anahtari durumunda olan Adranos kalesini alip yiktirir. insaf ölçülerini asmayacak derecede merhamet ve hosgörülü bir sekilde davranir. 1326 yilinda büyük bir kuvvetle Bursa üzerine yürür. Bundan sonra Bursa önlerine gelen Orhan Gazi. Bursa'nin fethinden önce oglu Orhan'a: "Ogul. Bunun üzerine tekrar yerlerine iade edilen halka karsi Orhan Bey. sehrin yakinlarina iki kale yaptirmis. Osmanli Devleti'nin kurucusu olan Osman Bey'in siyasi faaliyetlerinden bahsedilirken isaret edildigi gibi Osman Bey. Gerek strateji. Böylece Osman Bey. Osman Gazi'nin. Âsikpasazâde ve Nesrî gibi kaynaklar. burayi aldiktan sonra babasinin na'sini buraya getirterek sonradan Gümüslü Künbed diye meshur olan yere defn ettirir. Orhan Bey. Kale muhafizi olan Evrenos da Müslüman olarak Osmanlilarin hizmetine girer.

Mirmiroglu'nun isaret ettigi gibi Osmanli tarihçileri tarafindan üzerinde fazla durulmayan veya kendisinden yeterince bahsedilmeyen bir muharebedir. Orhan Gazi için ele geçirilmesi gereken hedef artik Iznik olmustur. Böylece kurulus dönemindeki Osmanli Beyligi'nin gücünü ve çevrelerindeki insanlar üzerinde meydana getirdikleri olumlu havaya da isaret eder. Buradaki bilgin ve hafizlara da maas bagladi. PELEKANON MUHAREBESI VE IZNIK'IN FETHI Gerek Osmanli. Insa edilen dinî ve sosyal eserlerle sehir. daha isin basinda eski kiliseleri mescid ve medreselere çevirdi. Bursa'nin fethinden sonra. bu konuda söyle demektedir: "Osman Bey. VI. O. Orhan Bey. senesinde Büyük Kostantin tarafindan günümüz hiristiyanliginin akidelerinin tesbitinde rol oynayan en mühim konsil burada toplanmisti. Bursa'da fakir ve yoksullari doyurmak için imâret yaptirip onlara vakiflar tahsis eyledi. Bu arada Bursa'nin fethinden sonra Evrenos Bey'in müslüman oldugunu. Kocaeli yarimadasi bakimindan stratejik önemi haiz olan önemli bir sehirdir. o dönemlerde Bursa'dan daha mühim bir sehir olma özelligine sahipti. Hatta 1204 yilindan 1261 yilina kadar da Bizans Imparatorlugu'nun merkezi olmustu.bulunmasina baglar. Müslüman Türk sehri olma hüviyetini kazanip yeni bir çehreye büründü. oglu Orhan Bey dahi Bizans askerlerini maglub ederek Pelekanon muharebesini kazanmis ve bu sayede . Marmara havzasinda bir sanayi sehri olan Iznik. Nitekim miladî takvimin 325. Bursa'nin zaptindan sonra Osmanli Beyligi'nin merkezi buraya nakl edilmistir. Yeni hükümdar burayi yeni binalarla süslemisti. Burasi Bizans'in. birçok kimsenin de ona uyarak yeni fatihlerin (Osmanlilarin) dinini kabul ettigini de belirtir. 1074 yilindan Birinci Haçli Seferi (1097) ne kadar Anadolu Selçuklu Devleti'ne baskentlik eden Iznik. Anadolu'daki en büyük sehirlerinden biri olmakla kalmiyor. Bundan baska Iznik. gerekse Yakin Sark tarihi bakimindan mühim bir hadise olan Pelekanon muharebesi. ayni zamanda hiristiyanlik için dinî bir merkez olma hüviyetini de tasiyordu. Vatheos (Koyun Hisari) civarinda 27 Temmuz 1302 tarihinde Bizans askerlerini maglub ederek emâretini (beyligini) etrafa tanitmis oldugu gibi. belirtilen tarihten itibaren Bizanslilarin elinde idi.

Erdek'ten Biga'ya gelen Imparator. Hem zapt edilen kaleleri geri almak. Bu sebepten nasi Pelekanon muharebesi Yakin Sark (Yakin Dogu) tarihi için mühim bir merhale teskil etmektedir. Bu sirada vaziyeti fark eden Orhan Bey. hem de uzun zamandan beri muhasara altinda bulunan Iznik'i kurtarmak için bizans Imparatoru III. Gün boyu deva eden muharebe. Bu ani ." Daha önce de temas edildigi gibi Orhan Bey. Böylece. planini uygulamaya. Gece muharebeye devamin tehlikeli oldugunu gören Imparator. Gerçekten de Türklerin. Osmanlilar Anadolu'daki Türkmen beylikleri arasinda mümtaz bir mevki almis olduklari halde maalesef Osmanli tarihçileri bu muharebe için ya bir sey yazmiyorlar veya pek az malumat veriyorlar. Bunu haber alan Orhan Bey. imparatorlarini yaralayip kaçmaya mecbur ettiklerinden dolayi. Süphe uyandirmamak için de Artaki (Erdek)'te bulunan Hz. Bu sekilde siyasî bir basari kazanmis görünen Imparator. Andronikos (1328-1341) gizlice hazirliklara baslar. Meryem'in mukaddes Ikonunu (tasvirini) ziyareti bir vesile olarak gösteriyordu. Andronikos. Osmanlilara karsi sefere hazirlandi. firsati kaçirmayarak siddetli bir taarruza geçer. Mihal ile yapmisti. Bu sebeple 1329 senesinin Mayis ayinda mümkün oldugu kadar sür'atle Trakya'dan iki bin civarinda asker getirtip Istanbul ve çevresinde bulunan mevcut askerlere katar. Bizans'in Marmara havzasindaki en kuvvetli dayanaklarindan birisini kayb etmesi demekti. Karasi emiri ve Bulgarlarla bir baris antlasmasi yaparak baslar. Bütün bunlar. Kocaeli yarimadasindaki kaleleri alarak yavas yavas Bogaza dogru ilerlemeleri. Bizans askerlerini payitahtlarinin yakinlarinda* maglub ve perisan. ordugahina döner. aksama kadar sürmüstü. Iznik'in Osmanlilar tarafindan ele geçmesi. Osmanli tarihinin ilk mühim meydan savasi baslamis oldu.Britinya'nin en güzel yerlerini ve en büyük sehirlerini zapta muvaffak olmustur. Bu askerlerle Anadolu yakasinda bulunan Üsküdar'a geçer. "Istanbul'un fethinden 124 yil evvel vaki olan bu muharebede Osmanli askerleri. burada Karasi Beyi Demir Han ile bir saldirmazlik antlasmasi imzalar. Daha önce de benzer bir muahedeyi Bulgar krali III. Ayni maksatla Kizikos (Kapidagi Yarimadasi)'a geçer. Iznik muhasarasinda bir miktar asker birakarak sekiz bin kisilik ordusunun basinda Pelekanon** denen mevkide Imparatorun komutasindaki Bizans ordusu ile meydan muharebesine girisir. Bizans Imparatorlugunu telasa düsürüyordu. Bursa'nin fethinden sonra bütün dikkatlerini Iznik üzerinde toplamisti. Orhan Bey'i hazirliksiz olarak yakalamak içindi.

Bursa'nin zaptindan sonra halka gösterilen yumusaklik ve müsamaha ile teslim sartlarina riayet edilmis olmasi. halktan isteyenlerin bütün esyasi ile birlikte sehri terk edebilecegini söylemisti. Iznik'in tesliminde de gösterildi. Iznik'in 1330 yilinda feth edilmesi. Bunun üzerine Orhan Bey. Hatta bu müsamahakârlik ve müsamahada o kadar ileri gitti ki. Pelekanon zaferinden sonra tekrar Iznik üzerine döner. gibi sebepler yüzünden ölen erkeklerin dul kalmis olan kadinlari. Bu muharebede Orhan'in kardesi Pazarlu Bey de komutan olarak bulunmustu. gerekse açlik. Bu fetih. deniz yolu ile zorlukla Istanbul'a ulasir. hastalik. Orhan Bey'e kapilarini açtiktan sonra çevresindeki bazi yerler de alinmisi. bölge itibariyle harb sahasina yakin olmasindan dolayi geçici bir müddet için beylik merkezi haline getirildi. Orhan Bey. Iznik. Bunun üzerine halkin büyük bir kismi Iznik'te kalmaya karar verdi. Hele buradaki Ayasofya Kilisesinin camie çevrildigi haberi. Fakat Rum Beyi. Iznik'te bulunan Orhan Bey'e basvurarak kendilerine bakacak kimselerinin bulunmadigini söylemislerdi. Bizans ordusunda büyük bir panik havasinin yasanmasina sebep olur. Bizans için de büyük bir ümitsizlik sebebi oldu. Orhan Gazi'nin idare ve adaletine meftun olmustu. askerlerden arzu edenlerin bu kadinlari nikahla alabileceklerini ve bunlarla evlenenlerin Iznik muhafazasinda birakilacaklarini açikladi. kimsesiz kalan kadinlarin evlenmesini saglayarak bu sosyal problemi de ortadan kaldirmisti. Avrupa'da büyük bir hadise olarak yankilandi. Halka karsi büyük bir sefkat ve merhamet örnegi gösteren Orhan Bey. Biraz sonra temas edilecegi gibi Orhan Gazi. vs. Böylece. Iznik. Iznik halkindan isteyenlerin kendi tebeasi olma ve sadece cizye vermek sartiyle kendi örf. Fakat halk. büsbütün bir teessüre sebep olmustu. Iznik'i feth ettikten sonra orada pek çok eser meydana getirdi. Hammer bu olayi su ifadelerle nakl eder: . bazi sartlarla teslim olur. Bu yüzden çok az kimse sehri terk etti. Iznik kusatmasi esnasinda kalede bulunan Rum muhafizlari ile halktan gerek muharebede. halktan. isteyenlerin esyasi ile birlikte gitmesine müsaade etti. deniz yolu ile Istanbul'a gitti. âdet ve geleneklerini muhafaza edebileceklerini ilân etti. Sehir ve kaleyi teslim alan Orhan Bey. Artik Bizans'tan herhangi bir yardim imkâninin olamayacagini anlayan Iznik Rum Beyi. Yaralanan Imparator.taarruz.

Bu sekildeki bir hareketine de mani olabilecek bir güç mevcut degildi. bunlarin erlerinin kimisi açliktan. Padisah. bunun üzerine bu kadinlarla evlendiler. sehir halki ile birlikte galibi (Orhan Gazi'yi) karsilamaya çiktilar. Ona göre Orhan. Orhan: "Bu kadinlar nedir?" diye sorunca kendisine: "Sultanim. onlara normal bir vatandas muamelesinin yapilmasi demekti. Görüldügü gibi kadinlarin ser'î nikahla alinmasi. Bunun üzerine Orhan. onun böyle bir siyaset uygulamasina sebep olmustu. ordusunun subaylarina bu yapilarin mirasçilari ile evlenmelerine izin vermekle bu ihtisamli konutlarin yeniden senlenmelerine yol açilmis oldu. Böylece hesaplari da bekledigi sonucu verdi". Hazir ev. uzun bir kusatmanin. Halbuki galib olan Orhan ve Osmanli idaresi. gazilere bunlari ser'î nikahla almalarini buyurdu. Orhan Gazi'nin. onlara karsi istedigi sekilde muamele yapmakta serbest idi. Yenisehir kapisindan sehrin güneyine girdi."Iznik muhafizlarinin pek azi bu serbestiden istifade ederek tekfurla birlikte gittiler. Göründügü kadari ile Orhan Bey'in hareket ve bu harekete yön veren anlayisi. Idarecilerin haksizligindan dolayi me'yus olmus ve Hiristiyan imparatordan ziyade Orhan'in müsamahasindan ümitvar olmus olan digerleri. . kocalari ölen veya kimsesiz kalan dul kadinlari gazilerle ser'î nikah üzere evlendirmesi bu anlayisin bir sonucudur. alisilmis sayilabilecek veba ve kitligin tesiri ile baba ve anneden. Orhan'in buradaki davranisi. Gaziler. Böylece. Böylece Orhan. Nitekim. Söz gelimi. Yüksek evlerde de bos kalmislardir. hazir avrat buldular. yüce gönüllü ve zafer haklarini akilli bir siyaset ugruna gözden çikarmasini bilen bir hükümdarin hareketi oldu. onlari esir veya cariye durumuna düsürmekten kurtarmis oluyordu. Hammer ise Orhan Gazi'nin tamamen insanî olan ve hatta yirmi birinci asra girmek üzere oldugumuz su günümüzde bile uygulanamayan bu insanî muameleye kendi açisindan farkli bir sekilde bakmaktadir. geçip saray gibi evlerde oturuverdiler. Iznik'in kendiliginden teslim olmasindan dolayi bol ganimetlerden yoksun kalan silah arkadaslarina mükâfati unutmamistir. kocalarindan yoksun kalan ve yari yikik saraylarinda oturan Rum kadin ve kizlarini onlara bölüstürdü. kimisi de savasta kirilmistir. Osmanli tarihleri de devrin anlayis ve dili ile bu hadiseyi asagidaki ifadelerle nakl ederler: "Sonra güzel yüzlü kadinlar geldiler." dediler.

Taceddin'in ölümünden sonra da Alaeddin Esved. sultanlik günlerinden baslayarak bütün camiler. Mecdî.Kaynaklarin verdigi bilgilerden anlasildigi kadari ile Orhan Gazi. daha çok yaygin olan adi ile Kara Hoca o göreve atanmistir." Sultan Orhan. Konya'da Mevlânâ Siraceddin Konevî'nin ögrencisi olan Taceddin el-Kürdî. umuma ait binalari kitâbe ve güzel sözlerle bezeyip süsleyen. elimizde bulunan vakfiyedir. Onun. mezarlar ve köprüler Osmanli ülkesinin hemen her târafinda yaptiranlarin (bânilerinin) adlarini ve yapilis tarihlerini seyyahlara göstermektedirler. Orhan Gazi. Seyh Davud Kayserî'nin biyografisinden bahs ederken "Orhan Han Gazi Hazretleri. Bu sebeple büyük bir kiliseyi Cuma mescidi haline getirir. çesmeler. Iznik'e bagli Kozluca köyünün Orhan Gazi medresesine vakf edildigini göstermektedir. Iznik'i feth ettikten sonra derhal sehre bir Müslüman Türk hüviyeti kazandirmak için faaliyetlere girisir. medresenin bina edildigi ve Hayreddin Pasa Camii'nin yaninda oldugu açikça belirtilmektedir. Medresenin müderrisligini (profesör) Davud Kayserî denilen birine verdi. bu medreseye sahibi bulundugu Kozluca köyünün gelirlerini sahih ve seriata uygun bir sekilde vakf etmistir. böylece Dogu'nun eski bir gelenegine uyan ilk Osmanli padisahidir. medreseler. kilise veya manastirdan degil. Iznik'teki medresesini yaptiktan sonra tanzim ettigi ve Molla Hüsrev tarafindan 841 H. hastahaneler. bu medresede. tesbih ve benzetme bulunan âyetler okunur. Davud Kayserî'ye halef olmustu. Gerçekten çok daha sonraki tarihlere (1136=1724) ait bir arz belgesi. Orhan Gazi'nin Iznik'te bulunan ve bazi kaynaklarda bir manastirdan çevrilmis oldugu belirtilen medresesinin. . Iznik'te bir manastiri da medreseye (yüksek okul = fakülte) çevirdi. Iznik nâm kasabada bir medrese-i ulya peyda edüp seyh hazretlerine tayin eyledi" diyerek Osmanli Devleti'nin bu ilk medresesinin bizzat Orhan Gazi tarafindan yaptirildigini anlatir. Orhan. Bu âbide (anit)ler üzerinde çogu zaman Kur'an'dan alinmis tasvir. Ayrica Osmanli dönemi ilk medreseleri üzerinde arastirma yapan Mustafa Bilge de Orhan Gazi vakfiyesinden yola çikarak ayni kanaatte oldugunu söyle ifade eder: "Bu medresenin. Nesrî ve diger bazi kaynaklarda belirtildigi sekilde Iznik'te bulunan manastir veya kiliselerden çevrilmis olmayip insa edilmis oldugunu belirten en kuvvetli delil. Orhan Gazi. bizzat kendisi tarafindan insa ettirildigi Mecdî gibi bazi kaynaklarda belirtilmektedir. 'de tescil edilen vakfiye suretinde./1437 M.

Iznik ve bilahere Izmit'in fethinden sonra idarî bir sistem kurarak memleketi buna göre idarî bölgelere ayirdi. onu Yenice. Kendisi de bütün bunlarin üstünde memleketi idare ediyordu. Göynük ve Mudurnu'ya havale etmisti. teslim olmak zorunda kaldi. herhangi bir vatandas gibi davrandigini belirtirler. Kaynaklar. Orhan Bey. Iznik'in fethinden hemen sonra Osmanlilar tarafindan alinmak istenmis ve hatta bir ara elde edilmis ise de sonradan yine Rumlara verilmisti. Türklerin eline geçtikten sonra.Iznik. Osmanli kuvvetleri Iznik'in fethinden bir sene yani 1331 Haziran'indan sonra sehri kusatmislarsa da Bizans Imparatoru UI. aksam olunca kandillerini bizzat kendi eli ile yakmis olmasi bunu göstermektedir. oglu Süleyman Pasa tarafindan da bir medrese insa edildi. Ayrica zevcesi Nilüfer Hatun tarafindan bir imâret. Süleyman Pasa'nin halka karsi din ve milliyet farki gözetmeden âdil . Izmit ve havalisinin idaresini oglu Süleyman Pasa'ya verdi. mallarini alarak bir gemi ile Istanbul'a gitti. Bundan baska diger hayir sahiplerinin yaptirdiklari tesislerle kisa bir müddet sonra Iznik. imâret ve medrese gibi dinî. IZMIT'IN FETHI Bir ticaret merkezi durumunda bulunan Izmit. Buna göre Izmit. bu kusatmadan alti sene sonra (1337) sehri siddetli bir sekilde tekrar kusatti. Imparatoria anlasarak kusatmayi kaldirmisti. Izmit'in fethi ile Kocaeli Yarimadasinin tamami Osmanlilarin eline geçmis oluyordu. Andronikos'un yardima gelmesi üzerine Orhan Bey. Orhan Gazi'nin buradaki faaliyetlerinden bahs ederken onun bir hükümdar gibi degil. Nitekim onun yaptigi imârette pisirilen yemekleri bizzat kendisinin dagitmis olmasi. Orhan Bey buradaki yerli halktan isteyenlerin mallari ile birlikte sehri terk etmelerine müsaade etti. gelenek ve göreneklerini muhafaza edebileceklerini bildirdi. Bursa'yi da oglu Murad Han Gazi'ye vererek adini "Bey Sancagi" koymustu. Karacahisari amcasinin oglu Gündüz'e verdi. Bu kusatma üzerine disardan yardim alamayan sehir. Burayi bir müddet kendisine merkez yaparak Iznik'in bir Müslüman Türk sehri olmasina gayret etti. Bunun için orada cami. Orhan Gazi. sosyal ve kültürel müesseselerin temelini atti. istenilen Müslüman-Türk sehri hüviyetini kazandi. Orhan Gazi. Kale muhafazasinda bulunan Paleologos hanedanina mensup Marika. Gitmeyenlerin ise Osmanli tebeasindan olmak ve sadece vergi (cizye) vermek sartiyle din. oglu Süleyman Pasa'ya verilmis.

Çanakkale'ye kadar gelerek. Bu küçük iç deniz (Marmara) iki taraftan kiskaç içine alinmaliydi. Zira bu sayede Osmanlilar. Küçük Asya'da bulunan diger beylere karsi hasmane bir tesebbüste bulunmamislardi. Fakat bunlar. Ayni sekilde Çanakkale Bogazi'na da yaklasmak gerekiyordu. Göynük. . Zira sadece bir taraftan tutulan Marmara ile stratejik güç haline gelmek imkansizdi. Osmanlilar. Ayni sekilde Izmit Körfezindeki Gemlik.bir sekilde davranmasi. Bu siralarda Karesi Beyligi'nde çikan bir hadise. Böylece Orhan Gazi. O zamana kadar Osmanlilar. Bununla beraber Bizans topraklarinda genislemekte olan bir Türk devleti için bu kafi degildi. Bu sebeple Karesi Beyligi topraklarinin alinmasi gerekiyordu. Orhan Bey'e Türklerle meskûn bulunan bu topraklarin zaptinda ilk firsati verdi. Armutlu gibi mevkiler de Kara Timurtas Bey vâsitasiyle Orhan Bey kuvvetlerinin eline geçmisti. Bu da ilk firsatta Avrupa'ya geçme imkânini saglayacakti. KARESI BEYLIGI'NIN ILHAKI 1340 yilina kadar Bizans topraklarinda fetih hareketlerine girisip sinirlarini genisleten Osmanli Devleti. Bu arada Bizans da bütünüyle Güney Marmara'dan çekilmis degildi. Çünkü Anadolu'da bulunan diger beyliklerin sinirlari. sadece Bizans'la muharebe etmis ve ülkelerini özellikle Bizans Imparatorlarindan aldiklari yerlerle genisletmislerdi. Gerçekten de batiya dogru açilip genisleyebilmek için sadece Istanbul Bogazina yaklasmak kâfi degildi. Osmanlilarin dogrudan dogruya bütün Bizansi çevirmesine imkân vermiyordu. Mudurnu) de birer teslim oldular. O dönemde batida Karesi ogullan vardi. bogazin güney kiyilarini ellerinde bulunduracaklardi. ve çevrelerinin tamamen Osmanlilar ile kusatilmis olmasindan dolayi civarda bulunan bir çok kale (Tarakli Yenicesi. Çanakkale Bogazi'nin Asya yakasini elinde bulundurmanin stratejik nimetini takdir edebilecek deha ve imkâna sahip degillerdi. merkezi Balikesir'de bulunan Karesiogullari Beyligi ile ayni hududlari paylasir oldular. Osmanlilar ile Karesiler arasinda Bizans'a ait bazi topraklar vardi. Bu. Mihaliç ve Kirmasti gibi yerleri Bizans'tan alip feth etmek suretiyle. Ne Osman ne de oglu Orhan. fethedilen yerlere dogudan gelen Türkleri yerlestiriyordu. Bizanslilara karsi kazanilan zaferlerden daha önemliydi. Bizans'in taht kavgalarindan istifade edecek ve hatta topraklarina akinlar düzenleyip isgal edebilecekti. Ancak bu sayede batiya geçilebilirdi. 741 (1342) tarihinde Ulubat.

büyük bir ihtimalle 1345 yilinda meydana gelen Karesi seferine Orhan Bey'le birlikte istirak eder. Aydincik ve Bergama'yi verme teklifinde bulunur. veba) hastaligindan vefat eder. Ece Halil ve Gazi Fazil Bey'ler. Biraz önce isimlerinden bahs edilen ve Çanakkale bogazi ile çevresini çok iyi taniyan bu degerli komutanlar sayesinde Rumeli fetihleri kolaylasmisti. Gazi Fazil Bey ve Evrenos Bey gibi askerî ve idarî bakimindan yönetici olacak durumdaki bu insanlardan istifade edip bilgilerinden yararlanmislardir. Bu arada Balikesir ümerasi basta Haci Ilbeyi oldugu halde Evrenos. Haci Ilbeyi vasitasiyle Orhan Bey'in sarayinda bulunan Dursun Bey'i hükümdar olmak için tesvik ederler. Bu teklif ile Orhan Bey'i tahrik ve tesvik eden Dursun Bey. buna muhalefet ederek veya biraderi tarafindan öldürülmekten korkarak Osmanlilara iltica etmisti. Manyas. Böylece Karesi Beyligi'ne ait olan Balikesir. O da Osmanli hükümdari Orhan Gazi'ye Balikesir. Kendisi de Truva mintikasindaki Kizilca Tuzla ile Bayramiç gibi yerlerde hükümdarligini sürdürecekti. Hammer bu sessizligin sebebi ve bu konudaki yanlis degerlendirmeler hakkinda asagidaki ifadelerle bir gerçege parmak basarak söyle der: . Haci Ilbeyi. Osmanlilar. Bundan çok müteessir olan Orhan Gazi. Halkin israrina dayanamayan Karesi Bey'i kaleden çikip Orhan Gazi'ye teslim olmak zorunda kalir. Beyligin basina geçen Demirhan'in fena ve kötü hareketlerinden dolayi Karesi ileri gelenleri (ümera). Zira bunlar denizciligi de iyi biliyorlardi.Osmanli kaynaklarina göre Karesi Beyi'nin ölümünden sonra yerine oglu Demirhan geçmisti. Orhan Gazi. Fakat kardesi Dursun Bey. Karesi Beyligi'nden birçok sahil bölgesinin Osmanlilara geçmesi ile Rumeli'ye geçis kolaylasir. Fakat kaleden atilan bir okla Dursun Bey maktul düser. Bergama'ya gelip kaleyi muhasara eder. Orhan Bey'i karsilarlar. Bundan sonra Bursa'ya getirilen Demirhan gelisinden iki sene sonra Yumrucak (taun. Balikesir üzerine yürüyen Orhan'in gelisini haber alan Demirhan. Kapidagi ve Edincik gibi sehirler Osmanli topragina ilhak olunur. Bu ilhakin Orhan Bey bakimindan önemli bir yönü de bu beylige tabi degerli komutan ve emirlerin Osmanli hizmetine girmis olmalaridir. Bunlar kale önüne gelip görüsmek isterler. Karesi Beyligi'nin ilhakindan sonra uzun bir müddet önemli sayilabilecek bir fetih hareketine girisilmedigi anlasilmaktadir. Bergama kalesine siginir. Ece Halil. iki kardesi baristirmak için Dursun Bey'i Haci Ilbeyi ile beraber Bergama kalesine gönderir.

yavas yavas eski asiret usûl ve kaidelerinden ayrilmak zorunda idi. Bizanslilarin zannettigi gibi devamli kayiplarin ve bozgunluklarin bir soncu degildir. idarî sahada adalet. Osmanli Devleti'nin mucizeli bir sür'atle yükselis ve inkisafini bir yandan tarihî halet ve gerçeklerde. Aksine. Mevlânâ Sinan. isabetli bir inanis olsa gerekir. Ahi Evren. Zira bu beylik. Yeni müesseseler ile saglam temellerin atilmasi bu siyasî varliga ve birlige bir hayatiyet saglayacakti. Akça Koca. insaf ve dinamizmine gösterilen sadakat ve saygida aramak icab eder. Orhan Gazi Beyligi'nin hududlari. Orhan'in dindarligi sebebiyle meydana gelen bu müesseseler. Abdal Murad. Abdal Musa. Ahi Semseddin gibi ululara. Orhan Gazi. Abdurrahman Gazi gibi seçme yigitler. artik devamli olarak genisliyordu. hukuk ve idare otoritelerinin kollektif idealizmi ile izah. Bu konularda ulema sinifindan gelmis olan vezir Alaeddin Pasa ile Bursa kadisi Cendereli (Çandarli) Kara Halil faaliyetlerde bulundular. Alaeddin (ulemadan)'in akillica görüsleri ile kurulan yeni ordunun tam ve disiplinli bir düzene sokulmasi. Konur Alp." îleride daha genis bir sekilde ele alinacagi gibi Osmanli Devleti'nin ilk teskilâti. çevresinde yer . Bu ifadelerin gerçek sahidi ise Karesi bölgesinin fethinden sonra insasina baslanan câmi. Geyikli Baba. Bununla beraber tarihçilerin buradaki derin sessizlikleri. Gülsehrî gibi mutasavvif sairler. devletin kurulus ve yükselis hadisesini fikirden aksiyona çeviren ve kuvvetler birligini vücuda getiren faaliyetin sirrini. bu faaliyete istirak eden din. bir yandan da Islâmî prensiplerin adalet. Nitekim. (bes sene önce ilk medrese ve imâretin tesis olundugu) Iznik'teki müesseselerle kisa zamanda rekabet edip boy ölçüsebilecek duruma geldiler. Taptuk Emre. Doglu Baba. Onun için de. Orhan Gazi zamaninda kurulmustu. Bu sebeple devlet. ilim. içerde güvenlik durumunun sarsilmaz sekilde saglanmasi gibi isleri gelistirdi. Bursa ve Iznik'in zapt edilmesi. Davud Kayserî ve Taceddin Kürdî gibi büyük âlimler. Dursun Fakih. imâret ve kervansaray gibi büyük binalardir."Karesi'nin fethinden sonra yirmi sene zarfinda Osmanli ülkesi yeni ve önemli bir fetih ile genislemedi. bu dinlenme çaginda. medrese. Osmanli Beyligi'nin ilk devir tarihinde önemli hâdiseler olarak mütalaa edilebilir. askerî sahada da yeni bir sistem ve teskilât meydana getirmek ihtiyacini hissetmeye basladi. Ancak bu sayede modern bir devlet olma özelligini kazanabilirdi.

Geldi mukim oldu. Han'a eydür teberrükümüz oldukça dervislerin duasi makbuldur dedi. Orhan Gazi'ye haber verdiler. kapida dikiyor. Gördüler. seneler süren ve Osmanlilari bir hayli yoran cenklerden sonra orduyu. Orhan Gazi çikti gördü tamam dikmis. Orhan Gazi'ye adam gönderdi kim benim köylerim yaninda bir dervis daim ânin yanina gelir. Veya beni niçin komaz anda varmaya. Asikpasazâde. Biz bu ulularin hizmet ve hikâyelerine örnek olmasi bakimindan Asikpasazâde tarihindeki bir rivayeti nakl etmekle yetinmek istiyoruz. Orhan Gazi eydür: Dervis! Nola benden su sözü kabul etsen. Olay. Gerçekten. Dogru Bursa'nin hisarina geldi. Eydür: "Baba Ilyas müridiyim" der. Hayli mübarek dervistir dedi. Hemandem dua etti. "Seyyid Ebu'l-Vefa tarikatindanim" dedi. Vilâyetin dervislerini teftis eylemeye basladi. idareyi ve cemiyeti mayalayip yoguran manevî temsilcilerin fetih tarihindeki hikâyeleri. der. (Ey) Dervis bu Inegöl nevahisi senin olsun dedi. Orhan Gazi eydür: Aceb kimin mürididir? Eydür: Sorun kendinden der. Inegöl yöresinde Kesis Dagi (Uludag)'nin arasinda bir nice dervis gelmisti. Dervis eydür: Mülk ve mal Hakk (Allah)'indir. gerek hükümdarlik makamini bir idealist üreticiler zümresine dayamis oluyordu. Emr etti kim getirin dedi. Bir nice günden sonra bir kavak agacini omuzuna kodu. Dervis eydür: . Âninla musahabet eder. padisahin hisarina (sarayina) girdi. Cevab verdi kim dervisler göz ehli olur. Geldiler sordular. Turgut Alp pir olmustu (yaslanmisti).vermekle gerek devleti. Han'a haber verdiler. Anda makam tutmuslardi. ehline verir biz ânin ehli degiliz. gelmedi. Sordular: Ehli kimdir? Ayudtu: Hak Teâlâ dünya mülkünü sizin gibi Hanlara ismarladi. Kullari birbirleri ile mesalihin görsün deyü. Dervis dahi haber gönderdi kim sakin gelmesin. Kavak agaci simdi dahi vardir (Asikpasazâde zamani). Âsikpasazâde'nin dilinden söyle ifade edilir: "Hele simdi görelim Orhan Gazi Bursa'da neyler: Devletle geldi imâret yapti. Dahi sormadin. Orhan Gazi dahi dervisin mekanina vardi. Orhan Gazi yine haber gönderdi kim niçin gelmez. Geldiler davet ettiler. Ol dervis geldi bir agaç dahi getirdi. durmadi geri mekânina vardi. Gözetirler dahi vaktinde varirlar kim dualari makbul olur. Bu dervislerden biri ayrilir varir dagda geyiciklerle yürür ve ol Turgud Alp âni sever. Nesrî ve Ibn Kemâl gibi kaynaklarda anlatilir.

Dervis Turud ile Kumral Abdal için tekke insa eden babasina uyarak Geyikli Baba'ya uygun bir zâviye bina ettirdi. digerinin de sadece yogurt yiyerek hayatini sürdürdügünü göstermektedir. Gazi Hünkâr: "Sol Inegöl nevahisini al senin olsun" deyince "biz onun ehli degiliz" diyor. bu insanlarin civarlarinda medfun bulunduklari birçok zâviyenin insasiyle onlara karsi minnettarligini ebedîlestirmistir. Allah'in. Bu iki muttaki zatin (Geyikli ve Doglu Baba) isimleri. Bursa fatihi (Orhan Gazi).Sol karsiki tepecikten bericigi dervislerin havlicigi olsun dedi. Ne malda gözü var. ne onun yanina varmaya yanasan. Yaninda tekye yapti." Kendisiyle görüsmek isteyen hükümdardan köse bucak kaçan. onlarin tabiat ve ahlâklarini çok güzel izah etmektedir. ne de onu kendi mekânina isteyen büyük istigna. ne mülke tamah düsürmüs. Bu iki baba. Âsikpasazâde sözlerine devamla söyle der: "Orhan Gazi o dervisin üzerine kubbe yapti. ezeli tokluk ve gönül saltanati. Bursa muharebesinde iki Abdal veya iki aziz kisi ile Sultan Orhan'a refakat ederek. Pek çok ziyaretçisi bulunan bu zâviye. Sirtladigi fidani hünkarin bahçesine dikmekle de. batida ve Kaplica yakininda Abdal Musa'nin tekke ve mezari bulunmaktadir. Bunlardan ilki geyiklerle birlikte yasadigi. . O zâviyeye "Geyikli Baba Tekkesi" derler. mülk ve mali kendilerine ismarladigi han ve hükümdarlara yardimci ve destek oldugunu açiklamak istiyor. Adi geçen dagin yüksek bir yerinde ve Gökpinari denilen yerde Doglu Baba'nin türbesi bulunur. gerek dualari gerekse kerametleri ile neticenin kisa zamanda alinmasina vesile olmuslardir." Devletin kurulus hamurunda mayasi bulunan tasavvuf erbabi ile Orhan Gazi'nin ilgi ve münasebetlerini anlatan Hammer. Bir de Cuma mescidi yapti. Simdiki vakitte onarilip bes vakitte padisahin ruhuna dua ederler. Uludag'in eteginde ve sehrin dogu taraflarinda idi. Beyin israrlari karsisinda ufku göstererek "Su tepecikten bericigi dervislerin avlucugu olsun" diyor. Sehrin kapilarinda ve Uludag'in zirvesinden dogan Alisir Irmagi kenarinda Horasan'da dogmus olan Dervis Abdal Murad'in tekkesi. Orhan'in bu konuda babasini örnek aldigini söyleyerek su sekilde fikrini beyan eder: Orhan. iç zenginligi. Orhan Gazi dahi bu sözü dua aldi yine mekânina gitti.

Bu zat. Orhan çagirmadikça oradan inmezmis. dört arsin uzunlugundaki agaç kilicindan baska bir silahi olmadigi halde hayrete deger yigitlikler gösterdigi de söylenir. Bu düsüncede bulunan devlet ve idare adamlari. Çünkü Anadolu'daki beylikler de kendileri gibi Müsluman ve Türk unsurlardan meydana geliyordu. Islâm'i Anadolu'nun batisindaki topraklara tasimayi hedefleyen Osmanlilar. Osman zamaninda kerameti ile söhret bulmustu. Fakat bu da büyük bir nüfus ve insan gücüne sahip olmaya bagliydi. Abdal Musa da pamuk ile ates toplamistir. toplumun maserî vicdaninda bir karsilik (makes)bulmus olacak ki.Rivayete göre Geyikli Baba muhasara ordusunun önünde elinde altmis okkalik bir kiliçla bir ceylana binmis olarak harb etmistir. Bu bakimdan kendileri ile hasmane hareketlerde bulunmayan bu beyliklerin topraklarina karsi tamahkârlikta bulunup hiç bir sebep yokken onlari ele geçirdikleri söylenemez. Bunun için de Rumeli'nin fethedilmesi ve Müslümanlarin eline geçmesi gerekiyordu. Bolu taraflarindan baska Ankara cihetine dogru da genislemek ve buradaki Türk nüfusundan istifade . Rivayete göre yine bir gün geyige binmis ve omuzunda bir çinar dali bulundugu halde sultanin sarayina gelir. Anadolu'da bulunan devlet ve beyliklerin topraklarini zapt edip anlari hakimiyetleri altina almak yerine bati ve hatta Trakya'da bulunan bölgeleri feth etmeyi yegliyorlardi. sosyal bir vak'a olarak günümüze kadar uzantisi devam etmektedir. ANKARA'NIN ZAPTI Osmanlilar. Bu sebeple Müslüman Türk nüfusu çogaltmak gerekiyordu. bu agaç gibi kök salarak dallarini uzaklara ulastiracagini ve göklere kadar yükselecegini söyler. Geyikli Baba Hoy'da dogmus. Osmanli Devleti'nin. Abdal Murad'in. Bu sayede Istanbul ve Çanakkale bogazlarinin batisinda bulunan bölgelere de Islâm'in sesini ulastirabileceklerdi. Kurulus dönemindeki mütevazi imkânlarina ragmen. daima tasavvufu vecd içinde yasar ve Uludag'da ormanlar arasinda geyiklerle birlikte günlerini geçirirmis. Bu ve benzeri rivayetler. Devletin bahtliligina bir isaret ve belirti olmak üzere fidani bahçeye diker. bu gayelerini gerçeklestirmek ve daha fazla müslüman nüfustan istifade için zaman zaman komsu Müslüman beyliklere de müdahalede bulunmuslardi.

bir bakima Aricara'nin ele geçirilmesi ile mümkündü.etmek gerektigine kanaat getirdiler. Zira bu yol. Öztuna'nin dedigi gibi "Rumeli maddî. Ahilerin eline geçmesine sebep oldu. Osmanlilari Sakarya ile Kizilirmak arasindaki topraklara hakim kilmistir. oglu ve torununun bu politikasi ile dinî ve siyasî anlayisi. Ankara'yi bir müddet Karamanogullari'na daha sonra da müstakil bir idarenin. Böylece Osmanlilarin dogu hududunda bulunan kuvvetli bir nokta elde edilmis oldu. . Anadolu'nun mühim merkezlerinden birisi olan Ankara. Bu hadise (Ankara'nin ilhaki). Karaman ve diger beylikler herhangi bir çatismaya mahal kalmadan Osmanlilarin idaresini kabul edebilecek hale geleceklerdi." Osmanlilarin. Eretna Beyi Alaeddin'in vefati üzerine yerine geçen ogullari zamanindaki karisiklik. Osman Bey. Kizilirmak çevresinin bütünüyle fethi de bir mânâda Anadolu hâkimiyeti demekti. ne kadar sürecegi süpheli olan bir maceraya girismek. Osman Gazi ile oglu Orhan'in takip ettikleri politikaya tamamen aykiri idi. Bu karisikliklardan istifadeyi düsünen Orhan Bey. Türk devletleri ile harbe girisip kuvvetlerini yipratmak Osmanlilarin aklindan bile geçmiyordu. komsu ve kardes beyliklerle herhangi bir çatismaya girismeksizin ihtiyaç duyduklari Türk nüfusunu çogaltmak. 1362'de Sultan Murad tarafindan çevresi ile birlikte tekrar Osmanlilara kazandirilmisti. Halbuki Bizans ve Müslüman olmayan diger devletlere karsi elde edilecek muvaffakiyetlerin verecegi san ve seref Osmanlilari o kadar yükseltecekti ki. Germiyan ve Karamanlilar'dan toprak kazanmayi düsünmüyordu. oglu Süleyman Pasa komutasinda gönderdigi bir ordu ile Ankara'yi zapt ederek (1354) Osmanli ülkesine katar. merkezi Sivas olmak üzere kurulmus bulunan Eretna Beyligi (1335-1381)'nin idaresi altinda bulunmakta ve bu beyligin en bati ucunda yer almakta idi. Zira güçlü ve kuvvetli olan bu iki Müslüman Türk Beyligi ile. O dönemde Ankara Ahi'lerce idare edilen müstakil bir sehir devleti idi. geriye sürüklerdi. fakat Anadolu mânevî güçle feth olunacakti. Ankara 1361-1362 arasinda 1 yil kadar Osmanlilarin elinden çikmissa da. Öyle anlasiliyor ki Orhan Bey. onlarin bütün davranislarinda kendini açik bir sekilde ortaya koymaktadir. Karamanogullari'nin Ankara üzerinde birtakim emelleri varsa da fiilen onlarin topragi ve sinirlari içinde bulunmadigi için bu yüzden Osmanlilarla harb etmeyi göze alamazlardi. Ankara'nin Osmanlilar'a ilhaki mühim bir hadisedir. Bu sebeple. onlari ileriye degil. zaman içinde Germiyan.

Yürük. Iberler. bilhassa 5. bir kismi da galip gelen devletlerin içinde ve onlarin dinleri olan Hiristiyanligi kabul ederek hayatlarini devam ettirmislerdir. Bu bakimdan gerek Türk. Ruslar. Bununla beraber zaman zaman da savaslarda maglub olan bu Türklerden bir kismi yine kendi öz yurtlari olan Asya'ya dönmüs. Alan. Türk. bazan Bulgar. Bu siralarda bazi Türk kabileleri de Asya'dan Avrupa'ya geçerek göçmen milletler arasindaki yerlerini aldilar. Kafkasyalilar. Osmanlilardan önce Avrupa'ya geçmis bulunan bu insanlar. . Buna göre Avrupa ve özellikle Balkan Yarimadasi daha o zamandan beri Türklere yabanci olmayan ve onlar tarafindan taninan bir yerdi. Bunlar. gerek Avrupali ve gerekse diger bir çok milletin ilk yurdudur. Sirp. Hatta X. Ortodoks birligine girmis olmakla beraber. Bizans Imparatorlugu ile yapilan mücadelelerinden sonra meydana çikmislardi. Ulah ve diger kavimlerin. onlarin kültür degerlerine katkida bulunmus. asirdan beri Ortaasyadan bosalircasina akan Türk kavimleri bugünkü Rusya'yi asip Dogu Avrupa'ya. Avrupa'ya geçmis bulunan Türk kavim ve kabileleri. Adriatik kiyilarina ve Avrupa'nin kuzey sahillerine kadar uzanarak zaman zaman hakimiyetler kurmus. farkli bölgelere dagilarak hayatlarini sürdürdüler. Iskandinavyalilar. Türkmen ve Tatar gibi isimlerle ortaya çikmislardi. Peçenek. millî ve kavmî özelliklerini muhafaza edenler de oldukça mühim bir yekûn teskil ediyorlardi. ancak Bulgar. bazan Macar. Kavimler göçü sonunda insanlar. asir Bizans ordulari içinde Slavlar. kendileri ile tesrik-i mesaide bulunduklari milletlerle zaman içinde kaynasmis. Bu sebepledir ki. eskiden beri bilinen ve insanlik tarihinin besigi olarak kabul edilen bir kitadir. bazan da Ulah gibi kavimlerle birleserek Bizans'a karsi mücadeleye giristikleri gibi bazan da kendi baslarina ve yalniz olarak mücadele etmislerdir. Bilhassa Bizans Imparatorlugunun siyasî hududlari içine yerlesen kavimler. Zira. daha genis ölçüde de Slavlar ile karsilasarak dil ve din degistirmislerdir. Bu Türkler. Macar. bu topluluklardan dillerini. meydana gelen harplerde büyük kahramanliklar göstermislerdir. kismen Cermenler. Türkler Rumeli'ye ayak bastiklari zaman yer yer Ortaasya göçlerinden artakalmis ve zamanla Ortodoks kilisesine baglanmis topluluklarla karsilasmislar.RUMELIYE GEÇIS Bilindigi gibi Asya. Bunlar. Kuman. asirlari içine alan uzun bir zaman zarfinda surada burada vakit geçirmis olduklarindan tarih sahnesinde pek gözükmeye imkân bulamamislardi. Mora'ya.

bir ifadeye göre Bizans ordusunda bulunan Uz veya Peçenekler kendi dillerini konusan. Yukari Tuna Steplerinden Kafkaslara ve Habesistan'a kadar bütün güney ülkeleri halkini. dinlerini. Bizans'in bu neviden faaliyetleri her zaman asiri olagelmistir. bazi kabileler de reisleriyle beraber din degistiriyorlardi. Türkleri de bu kültür ve din kaynasmasiyla kendi millî hüviyetlerinden soyma politikasi güdüyorlardi. bir yandan Cermen. bir yandan Slav tesiri altinda yerli halkin dillerini. Sicilya Normanlari oldugu gibi. Buna paralel olarak Bizans da hududlari içinde iskân edilen veya vazife alan yahut da esir edilen zümreleri. yine Ortodoks cemaatine yeni dindaslar kazandiriyordu. asilzâdelik ünvanini vermek ve toprak bagislamak gibi tavizleri. . Malazgirt zaferi ile Müslüman Türkler lehine neticelenen SelçukluBizans karsilasmasinda. bazan da kendileri bu tesirlerin altinda kalmislardi. Nitekim. Esasen. ordulariyla birlikte hiristiyanligi kabul ediyor. Ortodoks birligi ve Helen kültürünün baskisi altinda kavmî ve millî hüviyetlerinden çikarmis bulunuyordu. Hazarlar. Bazan da mecburî göçler yaptirilmak suretiyle Türk kavimleri. Böylece onlari kendi kültürleri içinde eritip yok etme politikasini güdüyorlardi. Peçenekler ve Fergana Türkleri gibi Türk kavimleri de mühim bir yekûn tutuyorlardi.Araplar. Bizans'in dinî temellere dayali olarak kolonize ettigi diger kavimlerle birlikte Türkleri de Ortodoks birligine çektigi anlasilmaktadir. Daha önce de kismen temas edildigi gibi asirlar boyu dalgalana dalgalana kabarip tasan Türk seli. asirlardir binlerce kilometreyi asarak Ortaasya'dan gelen çesitli Türk kabileleri. kendi kanlarini tasiyan irkdaslarina karsi cenk etmeyi kabul etmeyerek atlari ve silahlari ile beraber Selçuklu ordusuna katilmislardi. Helen harsinin (kültür) kesif oldugu bölgelere sürülüyordu. ictimaî ve etnik bünyesinde derin iz ve eserler birakmis olmakla beraber. toplum ve site hayatlarini benimseyerek onlarin içinde erimis bulunuyorlardi. Öyle ki bazan harp esiri olan Türk hükümdarlari. Kilise ve misyon teskilâti. Bizans devlet politikasinin. O kadar ki. ayak bastigi ülkelerin siyasî. Bu yüzden Bizanslilar. Incil'e baglamak yolunda muazzam bir teskilât hüküm sürmüstü. Türk kabilelerinin alnindaki tarihî kaseyi örtmek için Bizans'a bir hayli yardimci olmustur.

Rumeliye adim atar atmaz çesitli devletlerin kültür ve diplomasisi tarafindan temsil edilmis bir Ortaasya bakiyesi ile karsi karsiya geldi. Mezopotamya. Osmanli tarihçileri. gerçekleri konusan dudagi sahittir ki. Böylece idarî. yalniz kendi irk ve medeniyetleri için yeni bir ülkeye sahip olmakla kalmayacaklardir. Dogu Avrupa'ya Bizans ve Mora'ya. artik Müslüman Türklerin orayi vatan edinmelerine zemin hazirlamisti. Fakat bunlar genellikle geçici bir süre için oldugundan bilhassa Osmanli tarihçileri tarafindan üzerinde fazla durulmamistir. geçis olmaktadir. hatta defalarca kurduklari siyasî hâkimiyete ragmen adlari ve sanlari bile silinip gitmistir. dinî ve tekmil bütün müesseseleri ile Rumeli'ye akmaya baslayan Osmanlilar. Tarihin.Görüldügü gibi bir koldan Stepler memleketine. Bu topraklarda yerlesmis fakat kültür ve kavmî itiyadlarini kiskanç bir muhafazakârlikla saklamis olan bu Türk topluluklari da hakim millet olarak karsilarina çikan irkdaslarina derhal sarildilar ve onlarin idarelerine girmekte tereddüd etmedikten baska. iste Hind. eger arkadan Osmanlilar yetismeselerdi Küçükasya Türklügü de ayni akibete ugrayacakti. üzerinde fazla . devamli bir fetih ve yerlesmeye yetecek kadar bir sebep teskil etmezler. daha önceki geçisler üzerinde fazla durmazlar. bir koldan da Iran. asirlarca topraklarina yürüyen bu dalgalari kendinden seçilmez hâle getirmis. zaman sisleri arasinda kaybolagelen mazi miraslarini geri alip dört basi mamur bir Türk devleti kurmak ve onu tarihî hassalari ile yasatmak kudretini yalniz Osmanlilar gösterebilmistir. Gerçekten de Hammer'in tesbitlerine göre Süleyman Pasa'nin Rumeli'ye geçisi. fütuhat ve yerlesme davalarinda soydaslarina yardimci oldular. Bu bakimdan bu geçisler. Suriye ve Arap ülkelerine yayilan Türk kabileleri farkli baskilar altinda eriyip yok olmus bulunuyorlardi. iste Iran. sosyal. Iste yine bu Müslüman Osmanli Türklügüdür ki. Bundan önce Türkler su veya bu sekilde Rumeli'ye ayak basmis ve bölgede çesitli faaliyetlerde bulunmuslardi. Ama Orhan Gazi'nin oglu Süleyman Pasa'nin geçisi. Iste Çin. Türkler tarafindan gerçeklestirilen 18. Zira asirlardir çesitli kavimlerin bir cenk ve mücadele sahnesi olmus bulunan Balkanlar'da baris ve huzuru iade ederek tarihe karsi serefli bir borcu yerine getirmeye hazirlaniyorlardi. Surasi üzerinde dikkatle durulmasi gereken bir husustur ki. Zira onlara göre önceki geçisler. askerî.

imparatorlugun varisleri olmak için bazi faaliyet ve çalismalarda bulunuyorlardi. Sirbistan ile Bulgaristan devletlerinin gözü vardi. Bu bakimdan. ekonomik. Süleyman Pasa'nin geçisinden fazla teferruata girmeden ve geçisin detaylarina inmeden ana hatlari ile söz eder. Bu dönemde. Bu üç devlet. Bizans'in gerek iç. Yani Osmanlilarin baskin yaptiklari veyahut yardim maksadiyla girdikleri yerleri istilaya kalkismayarak evvela kendilerine zemin hazirlayacaklari gayet tabii idi. siyasî. orada da Osmanli Beyligi'nin menfaatlerini temine ugrasmalari bunun içindir. Bu devletler. gelecekteki bu tür seferler için Bolayir yakinindaki Çimbi (Çimpe)'yi askerî bir üs olarak Osmanlilara vermesine sebep oldu. asrin baslarindan itibaren içten içe çökmeye yüz tutan Bizans Imparatorlugu'nun topraklarinda. Bizans tarihçilerinden de sadece Kantakuzen. Böylece. sosyal ve hatta dinî buhranlar içinde bulunan Bizans'in fazla uzun ömürlü olamayacagi biliniyordu. gerekse dis durumunu yakindan takip ediyorlardi. gerekse Latinlerle iyi iliskileri olmayan ve Latinlerin Istanbul'u alip Bizans Imparatorunu Anadolu'ya atmak için gösterdikleri çabalar yüzünden Bizans Imparatoru." Gerek Katalanlar. Hatta bu ihtiyaç. Bizans Imparatoru Kantakuzenos'un sik sik Osmanlilarin yardimina ihtiyaç duymasi. Trakya sahillerine birçok çikartmalar yaptirarak bu havalinin vaziyetini iyi bir surette ögrenmisti. Orhan Bey. halk arasinda Osman Gazi'nin rüyasinin yavas yavas gerçeklesmek üzere oldugu kanaati da yayginlasmaya baslar. adi geçen devletin mirasindan Osmanlilar da istifade etmeyi düsünmek zorunda kaldilar.henüz babasi Osman Bey'e vekâlet ettigi tarihlerden itibaren. Bu konu ile ilgili kaynaklar su bilgileri vermektedir: . Bu bakimdan Osmanli Beyligi'nin ilk müessisi Osman Bey ve özellikle oglu Orhan. Buna karsilik Türk tarihçileri bu geçisi tafsilatli bir sekilde anlatirlar. "Osmanlilarin. Bizans Devleti'ni sadece Avrupa kitasina sürmüs olmakla iktifa etmeyerek. gayelerini gerçeklestirmek ve en büyük hisseyi elde etmek için büyük gayretler sarf ediyorlardi. Bilindigi gibi XIV.durmaya degmez görünmüstür. Lakin bu ilk faaliyetlerden her zaman kat'i ve fiili neticeler beklenmeyecegi de muhakkakti. ya basta bulunan idarecilere (hükümete) yardim etmek veya partilerden birini rakiplerine karsi daha faal bir rol oynamak için desteklemeye çalisiyorlardi. Hatta bu yüzden olsa gerek ki. Osmanlilara karsi zaman zaman yumusak bir siyaset takib etme ihtiyacini duymustu. onun Osmanlilar'dan yardim istemesine kadar variyordu.

bu vazifesini basari ile yapip Anadolu'ya dönerken. Osmanlilarin Avrupa mintikasina yerlesmelerinin kendileri için ne kadar tehlikeli oldugunu anlamisti. fakat buna karsilik hem ileride kendi hesaplarina yapacaklari Rumeli fütuhati için tecrübe kazanmis. bir miktar askerini de Kantakuzenos'un bu yardima karsilik olarak Gelibolu yarimadasinda vermis oldugu Çimbi kalesinde birakmisti. 1354'te Orhan Bey kuvvetlerinin Bolayir ve Tekirdagi'na kadar bütün Marmara kiyilarina sahip olduklarini gördükten sonra buna mani olmayi düsünmüstü. Nitekim 1349'da Sirbistan krali Stefan Dusan. 1353'ten itibaren Rumeli'ye yerlesmek seklinde basladi. Ioannes arasinda mücadele alevlendigi zaman Orhan Bey.000 kisilik bir kuvvetle Dimetoka'da Sirp ve Bulgarlara karsi mühim bir galibiyet elde etmisti. Bu sebeple Orhan Gazi'ye haber gönderip 10.Damadi Orhan Bey'in verdigi kuvvetler ile.000 altin karsiliginda Çimbi'yi satin almak istedigini bu arada Türk kuvvetlerinin Gelibolu'yu terk ve tahliye etmelerini. Bu hadiseden kisa bir müddet sonra Kantakuzenos ile imparatorluk ortagi olan V. fakat Gelibolu'yu bizzat kendi kuvvetlerinin zapt etmis olmasindan dolayi iade edemiyecegini ve hastaligi sebebiyle de kendisi ile görüsemeyecegini . Selanik sehrini zapt etmek üzere iken Kantakuzenos'un Orhan Bey'e müracaat ile temin ettigi ve Orhan Bey'in oglu Süleyman Pasa idare ve komutasinda bulunan 20. Cenevizliler ile birlikte yine Kantakuzenos tarafini tutmus ve yardimci kuvvetlerini göndererek bir taraftan Edirne'de kusatma altinda bulunan Kantakuzenos'un oglu Mateos'u kurtarmis. hem de Rumeli yakasinda yerleserek bir hareket üssüne sahip olmus bulunuyorlardi. basi sikistikça da Orhan Bey'e bas vurmaktan geri kalmiyordu. Zira Kantakuzenos. Buna karsilik Orhan Gazi. Kantakuzenos ile de ciddi anlasmazliklarin meydana gelmesine yol açti. Gerçekten. zaman zaman da Papaya müracaat edip Haçli seferlerinin tertip edilmesini isterken. Bizans'taki taht ve saltanat mücadelesine 1345'ten itibaren karismis. Izmit'te kendisi ile görüsmek arzu ettigini bildirdi. sikisik bir durumdan kurtulmaya muvaffak olan Kantakuzenos. öbür taraftan da 10.000 kisilik Osmanli kuvveti. Böylece Osmanlilar. Bu yerlesme ve fütuhat. Süleyman Pasa. Bu sirada Bizans donanmasi ile birlikte bir miktar Osmanli deniz kuvvetlerinin de harekata istirak ettigi görülür. imparatorun kendisine yardim karsiligi verdigi Çimbi'yi teklif geregince terk edebilecegini. onun lehine olmak üzere vaziyeti kurtarmisti. Orhan Bey saltanatinin üçüncü ve son devresi. 1352 yilinda meydana gelen bu hadisede Osmanli kuvvetlerine Süleyman Pasa komuta ediyordu.

feth ettigi yerlerde yerli halka çok iyi davraniyordu. Böylece. 1354'ten itibaren Rumeli'de (Gelibolu) kendisi için yaptirdigi sarayda oturmaya basladi. Böylece halefi olan ve daha sonra Sultan I. Murad adini alacak o büyük hükümdara fütuhatinin yollarini çizmis oluyordu. Orhan Bey. Bu arada Orhan Bey'in ikinci oglu ve Süleyman Pasa'niri ana baba bir kardesi Murad Bey. Bundan sonra bir manastira çekilen Kontakuzenos damadi Orhan Bey ile olan bütün münasebetlerini kesti. o siralarda 43 yaslarinda bulunuyordu. 1358 veya 1359 yilinda bir avi takib ederken atindan düsüp kaza neticesi vefat eden Süleyman Pasa. Gelibolu yarimadasinin Osmanlilar tarafindan feth edilmesi. Böylece Murat Bey veliahd da olmus oluyordu. Ege ile Karadeniz'e hakim olan Marmara'nin bir iç deniz haline getirilmesi an meselesiydi. Lala Sahin pasa. Kantakuzenos. Haci Ilbeyi ve Evrenos Bey gibi dirayetli emirler tarafindan büyük bir çözülmeye sebep olmadan ber taraf edildi. Onlara. Kantakuzenos buna sebebiyet vermekle itham edilmis. Gazi Siileyman Pasa'nin vefati üzerine Rumeli'deki fütuhat harekatinda bir duraklama görüldüyse de bu durum Lala Sahin Pasa. Süleyman Pasa'nin vefati üzerine o siralarda 33 yasinda bulunan kardesi Murad Bey. Venediklilerin yardimi ile kurtulup gelen rakibi Ioannes'e saltanati birakmak zorunda kaldi. onun yerine tayin edildi. Bizans idaresinden çok daha iyi imkânlar hazirliyordu. Kantakuzenos bu durumda Sirp ve Bulgarlarla birlikte olup Balkanlarin Osmanlilara karsi muhafaza ve müdafaa edilmesi hususunda basarisiz bir tesebbüste bulundu. ogluna büyük bir selahiyet ve yetki vermisti. Süleyman . bundan kisa bir müddet sonra Bozcaada'daki hapishaneden. Süleyman Pasa. Evrenos Gazi. Artik. gerçeklesmis oluyordu. bu yüzden imparatorluk tahtindan da feragat edip bir manastira çekilmek zorunda kalmisti. Süleyman Pasa'nin kurmay heyetini teskil ediyorlardi. Gazi Fazil ve Ece Yakub Bey gibi degerli komutanlar. Gerçekten Kantakuzenos Izmit'e kadar gelmis olmasina ragmen Orhan Bey ile görüsemeden Istanbul'a döndü. Osman Gazi'nin.bildirdi. Bizans'i alt üst etmisti. Haci Ilbeyi. oglu Orhan tarafindan titizlikle takip edilen dahiyane projesi. Süleyman Pasa.

Pasa. Imdi söyle malum ola kim bu taraftan feth olan hisarlara ve vilayetlere ehl-i Islâm'dan çok âdem gerektir. Onun vefati esnasinda oglu Murad. Osmanlilarin. Onlari Rum eline geçirdi. Melik Nasir. Bolayir'a gelip oglunun kabrini ziyaret eder. Bununla beraber Sirp. esas politikayi teskil ediyordu. Bulgar. bu mezari yeniden yaptirmistir. Macar. Bu konuda Asikpasazâde. Müslüman bir toplumun kendi kitalarinda yerlesmesi tehlikesini gündeme getirmisse de Balkan devletlerinin birbirleri ile ugrasmalari yüzünden o taraflarda bulunan Türkler için bir tehlike arz etmiyordu. veliaht olan oglu Murad Bey'e emanet ettikten sonra Bursa'ya döner. Bu bakimdan Osmanlilarin Balkan yarim adasina yayilma düsüncesi. Orhan Gazi dahi kabul etti. teskilatli bir devlet haline getiren Orhan Gazi. Fütuhati. Mart 1362'de vefat etti. Babasindan devr aldigi küçük beyligi iki misli büyüterek." Orhan Gazi . Kâfirler gayet zebundur. Bu gayenin gerçeklesmesi için Anadolu'daki Osmanli arazisinden (Yani Karesi taraflarindan) bir kisim yörükleri nakl edip yerlestirdiler. Bizans'a karsi yapilan savas ve fütuhat politikasini temsil ettiginden. Bu feth olunan hisarlar içine koymaya ve hem yarar gaziler gönderin. Avrupa'nin dikkatini çekmisti. babasi Orhan'dan oraya yerlestirilmek üzere nüfus nakline dair olan arzusu hakkinda su bilgileri verir. feth ettigi Bolayir'daki türbesine defn edildi. Süleyman Pasa'nin. Vilayetine göçer Kara Arap evleri gelmisti. Bizans ve Venediklilerin birlikte müdahale etmeleri ihtimali göz önünde bulundurularak derhal köklü bir yerlesme siyasetinin tatbikine baslandi. Bir nice zaman Gelibolu nevahisinde sakin oldular. Ogullarindan Melik Nasir denizde bogulmustur ki bu hadise Süleyman Pasa'nin sagliginda olmalidir. Rumeli'de devletin esas kuvvetlerinin basinda bulunuyordu. Trakya fetihleri ile büyük ve hakli bir ün kazandigindan baska. Gelibolu'ya yerlesmeleri. Abdülhamid. Ismail ve Ishak adinda üç oglu ile iki kizinin bulundugu belirtilmektedir. Büyük oglunun ölümü haberiyle son derece sarsilan Orhan Bey. "Atasi Orhan Gazi'ye haber gönderdi kim devletlu himmetinle Rum eli feth olunmaga sebep olundu. Kendisinden asirlarca sonra gelecek ve gerçekten büyük bir hükümdar olan Sultan II. Bu hareket. o dönem devlet islerinde büyük bir nüfuzu bulunan ahiler ile gazilerin destegini alarak babasinin yerine tahta geçti. Süleyman Pasa'nin.

Anlasilan o ki Osmanlilar. yabanci unsurlarin bulundugu yerlerde o bölgenin siyasî ve askerî emniyetini saglamak ve bos bulunan sahalari iskâna açmak için Anadolu'dan Rumeli'ye Müslüman Türk unsurunun geçirilmesi geliyordu. Osmanli kaynaklan.bununla da yetinmeyerek." Gittiler. Süleyman Pasa: "Nereden geçersiniz" dedi. Ece Beg ve Gazi Fazil: "Biz ikimiz geçelim. Ilk grubun geçmesinden sonra akillica yapilan propagandalar. Süleyman Pasa: "Bu denizi geçmeyi düsünüyorum. Bunlarin büyük bir kismi. Bunlar. Bunun için köklü bazi tedbirlere bas vurmak gerekiyordu. öyle geçsem ki kâfirin haberi olmaya" dedi. Ece Beg derler bir aziz er vardi. Biraz durdu. Dedtier ki "Han'im! Burada bir yer var ki yakindir. Hayli bahadir olarak anilirdi. tarihî bir malumat olarak bu konuda su ifadelere yer vermektedir: "Bir gün memleketi gezerken Aydincik'a geldi. Bu tedbirlerin basinda. Bir garip binalar gördü. Bu grup önce Gelibolu bölgesine. sonra da Hayrabolu'ya yerlestirildi. Rumeli'ye geçtikten sonra sadece askerî tedbirlerle buralarda kalamayacaklarini biliyorlardi. verimli topraklara yerlesip ziraatla mesgul olmaya basladi. büyük ölçüde birbirlerinden nakiller yapmak suretiyle Süleyman Pasa'nin. Anadolu'dan pe çok ailenin Rumeli'ye geçmesini sagladi. feth edilen bu yerlerdeki insanlardan askerî sinifa mensub olanlari da Anadolu'ya naklettirmisti. . gerektigi zaman toplu olarak akinlara bile katildilar. Bir kismi ise Gelibolu'nun kuzey bati taraflarina giderek begendikleri yerlere yerlestiler. Temasa etmeye basladi. Asikpasazâde'nin verdigi bilgi. Biraz önce de temas edildigi gibi bu sebeple Balikesir bölgesinde yasayan Türk asiretlerinden bir grup 1357 tarihinde Rumeli'ye geçirildi. Nitekim kaynagimiz bu konuya temasla söyle der: Rumeli'ye yerlestirilen bu yörüklere karsilik elde edilen yerlerin askerî sinifina mensub Rumlarini da ileride isyan çikarabilir endisesiyle Balikesir ve havalisine nakl ettiler. Han'im görsün" dediler. Süleyman Pasa'ya: "Han'im düsünceye daldin" dedi. Hiç kimseye söylemedi. Geçecek yerlerdir. Çimbi kalesinin karsisinda ve Anadolu sahillerinde bulunan Viranca Hisar'dan Rumeli sahiline nasil adam geçirdiklerini ve o sahillerde nasil faaliyetlerde bulunduklarini detayli bir sekilde anlatirlar. O yere vardilar ki orasi Görece'den asagi deniz kenarinda Viranca Hisar'dir.

Bu kâfirlerden hiç kimseyi incitmediler. Hemen Süleyman Pasa'ya getirdiler.Çimbi'nin karsisinda Ece Beg ile Gazi Fazil çabucak bir sal yaptilar. Kadinlarini da kendilerini de hos tuttular. Belki kâfirlere dahi ihsanlar ettiler. Bu kâfirler (Çimbi kâfirleri) gaziler ile ittifak ettiler. bunlardan sonunda bize bir kötülük gelmeye" dedi. Hemen oradan hisara girdiler. . Süleyman Paça yetmis-seksen yarar er aldi. Evleri ile Karesi iline iletin ki. Kâfirlerini incitmediler. Bindiler. Süleyman Pasa bu kâfire bir kaftan giydirdi. hisarin atlarina bindi. Elhasili askerlerin çogunu yanlarina getirdiler. Bu kâfir. Bu hisarin (Çimbi) limaninda olan gemileri sakladilar. Baglarinin arasinda bir kâfir ele girdi. Bir gece Ayaslonca (Ayasilonya) derler bir hisar vardi. kâfirler duymadan içeri girelim. Elhasil hisari aldilar. gönüllerini aldilar. harman vakti idi. Kâfirlerin gemicilerini gemilere koydular. Kendileri baslarinda durdular. Içinden bir kaç taninmis kâfiri tuttular. adam geçirdiler. Daha hayli adam geçirdiler. oradaki gemileri yakti. Velhasil o gün ikiyüz adam geçirdiler. Durmadilar. Bunun halkinin dahi gönlünü hos tuttular. Karsida oturan askere gönderdiler. dogru Çimbi Hisari'nin bir ters dökecek yeri vardi. Bir iki ay bu hisarlari iyice saglamlastirdalar. sala koydular. Kâfire dedi ki: "Sizin hisarinizda yer var midir ki. Bolayir yaninda Akça Liman derler bir liman vardi. Oradan sürdü yine hisarina geldi. Çimbi Hisari'nin civarina çiktilar. Kâfirlerin de çogu disarda baglarinda ve harmanlarindaydi. Kimse bizi görmesin?" Kâfir "Ben sizi söyle ileteyim ki kimse görmeden sizi hisara koyayim" dedi. O gemilere koydular. Bir iki gün içinde iki bin er geçirdiler. Öyle yaptilar. Süleyman Pasa "Bu hisarlardan sipahi olan kâfirleri çikarin. Basina bir sapka verdi. Hayli adamlar da Aydincik'tan gemi ile geldiler. Durmadilar. Getirdiler. Geceleyin geçtiler. Bu hisarin limaninda gemiler vardi. Bu iki hisari saglamlastirdilar. Onlar da kendilerini güvenlik içinde buldular. Bu müslümanlari oraya götürdü. Ece Beg. Çabuk birkaç sal daha yaptilar. onu dahi aldilar. Beline bir kusak ayagina da ayakkabi verdi. Yürüdüler. Ehl-i Islâm elinde hisar iki oldu. Her yerden istegi olani getirdiler. Kâfiri donatti. Zira o vakit.

Gerçi Osmanlilar. daha o dönemlerde bile müslüman olmayan ve hatta kendileri ile mücadele eden bu insanlara karsi gerçek bir hosgörü ile muamele etmisti. Osmanlilarin Avrupa'ya kesin bir sekilde yerlesmeye çalistiklarinin isareti idi. Sultan Murad'in. buranin surlarini da yiktilar. Süleyman Pasa'dan sonra Rumeli'nin ikinci fatihi diyebilecegimiz Sultan I. Iskelesine dahi gemi birakmaz oldular ki çika. Bundan dolayi Edirne'nin gerisini emniyet altinda bulundurmak ve Istanbul tarafindan gelebilecek bir Bizans taarruzuna mani olmak için Tzurulon denilen ve daha önce alinip sonradan elden çikmis bulunan Çorlu'nun alinmasi gerekiyordu. Bunlar da hemen karsiladilar. bu sehrin askerî önemini anlamisti. Kaynaklardan büyük bir kisminin. Sultan Murad. Bu iki gaziye hayli yarar gaziler verdiler. Balkanlara geçip orada tutunmak ve hakimiyet kurmak için stratejik önemi haiz olan bir sehirdi." Bu tarihî metinden anlasildigina göre Osmanli. Bunlari Gelibolu'ya havale ettiler. Burayi da kisa bir zamanda ele geçiren Osmanlilar. kisa zamanda burayi tekrar alip surlarini yiktilar. EDIRNE'NIN FETHI Osmanli fethinden önce küçük bir sehir olan ve günümüzde "Kaleiçi" denilen sinirla çevrili bölgeden ibaret olan Edirne. gündüz bunlar Gelibolu kâfirlerine huzur vermez oldular. Bunun için de Edirne'yi feth etmeyi kendisine hedef olarak seçmisti. Buradan piskoposluk merkezi olan ve Arkadiopolis denilen Lüleburgaz'a geçtiler. gerekse bütün bir bölgenin ehemmiyetini anladiklari gibi ulasim ve stratejisini de anlamislardi. Ankara'dan döndükten sonra Trakya'ya geçip faaliyetlere baslar. gerek Edirne'nin. hareket ve davranislarindaki basarinin sirrini bu anlayista aramak gerekir. Hisarin kapisini yaptirdilar. Buraya hücum eden Osmanli birlikleri. kâfirleri kirdilar. Bolayir'da oturdular.Birgün. Ankara'nin yeniden alinmasindan sonra artik sira Edirne'ye geliyordu. Savas oldu. Bizans Imparatorlugu'na bagli idi. Murad. Gelibolu'nun kâfirleri bunlarin üzerine gelmek için toplandi. Gece. Yakub Ece'ye ve Gazi Fazil'a yoldaslar verdiler. Onlari Gelibolu ucuna koydular. Osmanlilarin. . Imparator Kantakuzenos'a defalarca yardima geldikleri zaman. babasini müteakip Osmanli tahtina geçmesinden sonra feth edildigini bildirdigi Edirne'nin zapti.

Evrenos ve Haci Ilbeyi. Bizanslilara ait tekmil yerleri ele geçirdikten sonra Trivalya (Tuna nehri ile Bati Trakya arasinda kalan bölge)'ya geldi. . Edirne'de bulunan Rum komutan ise Meriç nehrinin kabarmasindan istifade ile bir gece. Bu suretle Murad. Bizans tarihinden bahs eden Dukas. Görüldügü gibi Sultan Murad. Haci Ilbeyi ise Enez Körfezi üzerinde ve Meriç'in batisinda bulunan Dedeagaci (Megri-Makri) kasaba ve limanini aldi. Kesan ve Ipsala. / 1363 M. Sultan Murad'in Trakya'daki faaliyetlerinden bahs ederken söyle der: "Ayni sene zarfinda. Nihayet Babaeski ile Pinarhisar arasinda Sazlidere mevkiine kadar gelmis olan Rum ve Bulgar kuvvetleri ile yapilan kesin bir meydan muharebesi sonunda düsman bozuldu. maiyetinin bir kismi ile bir kayiga atlayip Enez'e kadar inerek oradan da Sirp ülkesine kaçmaya muvaffak oldu. Edirne'yi muhasara etti. Kirklareli'ni isgal. Edirne yolu üzerinde bulunan ve daha önce düsman eline geçmis olan Çorlu ile Lüleburgazi aldiktan sonra Edirne üzerine yürüyüp orayi feth etti.Lüleburgaz'in zaptindan hemen sonra Anadolu'dan göçmenler nakl edilerek buraya yerlestirildi. Büyük Selçuklularin Anadolu'daki yerlesme siyasetlerinin bir benzeri idi. Bunun sonucunda da Edirne zapt edildi (764 H. Buradan da Kuzeye dogru Meriç'i takib etmek suretiyle Didimatihon denilen Dimetoka'yi zapt etmisti.). verilen karar üzerine beylerbeyi Lala Sahin Pasa büyük bir kuvvetle Edirne üzerine sevk edildi. Trakya sehirlerinden birçoklarini hükmü altina aldiktan sonra. Gazi Evrenos Bey tarafindan tekrar zapt edilip Osmanli idaresine katildi. Serez ve Drama taraflarinda bulunan Sirplarin da müdahale edebilecekleri düsünülerek sol kola memur edilmis olan Evrenos kuvvetleri de Dimetoka'nin batisina dogru sevkedilerek savunma tertibati alindi. Türk basbugu Orhan dahi vefat ederek. Rumlara yardim etmeleri ihtimaline karsi sag koldan Karadeniz sahiline dogru ilerleyen bir kisim kuvvetler. Murad Bey. Selanik'ten baska bütün Tesalya kitasini zapt etti. Bulgarlarin. Böylece Osmanlilar'in Trakya'yi da Islâmlastirmaya yönelik gerçek maksatlari ortaya çikmis oluyordu. yukarida belirtilen yerleri elde ettikleri sirada bütün komutanlarin davetiyle Lüleburgaz mevkiinde toplanan bir harp meclisinde. Bu. Bu arada Bizans'in daha önce geri almis oldugu Malkara. beyligini oglu Murad'a terk eyledi.

Orada bir cami ile kendisine bir saray yaptirdi. Bu. Böylece Bizans. bununla yetinmeyerek faaliyetlerine devam etti. Edirne'den sonra Filibe'nin de alinmasiyla Bizans. tamamiyla Osmanlilarca çevrilmis bulunuyordu. Bir müddet için orasini kendisine karargah yapti. O. Osmanlilarin aldiklari yerleri ne kendisinin ne de Sirplarin geri almak için bir tesebbüste bulunmayacaklarini garanti ediyordu. Çünkü Imparator. Bunun üzerine imparator 1364'te Osmanli Devleti ile anlasarak mevcud vaziyeti kabule mecbur olmustu. Bu kusatmaya dayanamayacagini anlayan kale muhafizi teslim olarak ailesiyle birlikte Sirbistan'a gitti. Zira Osmanlilar sayesinde Avrupa. Edirne ve Dogu Trakya'nin fethi. Osmanli fütuhatinin manevî sebep ve faktörlerinden bahsedilirken bu konuya daha detayli bir sekilde temas edilecegini belirtmek gerekir. Çünkü Osmanlilar. bunlari daha önce pek bildigi ve uyguladigi söylenemez. . Osmanlilarin Avrupa'da kesin olarak yerlestiklerini gösteren bir hadisedir. Sultan Murad. Lala Sahin'i kuzeyde Filibe ve Zagra taraflarina sevk ettigi gibi Evrenos Beyi de Bati Trakya'nin fethine (Gümülcine) memur etti. Lala Sahin Pasa pirinç ziraatiyle meshur olan Filibe (Plovdiv)'i muhasara etti. Bundan dolayi Bizans ile Venedikliler arasindaki ittifaktan bir netice elde edilemedi.Sultan Murad. Edirne vaziyetini yoluna koyduktan sonra Beylerbeyi Lala Sahin Paça'yi burada birakarak kendisi Dimetoka'ya gitti. Dogu Trakya'da yayilmakta olan Müslüman Türklerin bu yayilmasini önlemek için 1361 Temmuzunda Imparator Besinci Ioannis ile Venedikliler arasinda bir antlasma yapilmissa da bir fayda temin edilemedi. dinî müsamaha. mütemadiyen Anadolu'dan göçmen naklederek sahilleri de siki sikiya ellerinde tuttuklarindan ayrica yerli halka karsi çok merhametli ve âdilane bir idare tarzi uyguladiklarindan içerde de herhangi bir isyan hareketine rastlanmiyordu. insana saygi ve hukuka riayet gibi kavramlarla karsilasti ki. Evrenos Bey de Gümülcine ile o havalide bazi yerleri aldi. Bulgar ve Makedonya'daki Sirplarin birbirleri ile olan irtibatlari kesilmis oluyordu. Anadolu Müslüman Türk tarihi için oldugu kadar Balkanlar ve buna bagli olarak Avrupa için de bir dönüm noktasi olmustur. Böylece Bizanslilar açisindan Osmanlilarin eline geçmis bulunan yerlerin tekrar alinmasi ümidi de ortadan kalkmisti.

ORHAN BEY ve DEVLET TESKILÂTI Osmanli Devleti'nin ilk teskilâti Orhan gazi zamaninda kuruldu. bir devletin istiklâl (bagimsizlik) alâmetlerindendir. daha önce karsilasmadigi farkli din. 1362 yilinda vefat etti. Henüz bey ünvanini tasiyan hükümdar bu . adalet. Onun vefati esnasinda devletin sinirlari 95. Daha önce küçük bir beylik olan devlet.ona modern bir devlet olma anlayisini saglamisti. Bu konularda ulema sinifindan gelmis olan vezir Alaeddin Pasa ile Bursa Kadisi Cendereli Kara Halil Efendi büyük bir gayret ve faaliyet içinde idiler. Beylik. Keza o. vergi gibi konularda yeni teskilâtlarin kurulmasi icapediyordu. idareciligi bakimindan tam bir devlet kurucusu idi. kültür. onun Osmanli Beyligi'ni hakiki bir devlet haline getirdiginde müttefiktirler. Bu maksatla Orhan Bey'in tahta geçisinin (cülûs) üçüncü yilinda bir gümüs sikke basildi. Bu da ortaya çikan yeni problemlere karsi zamanin ve sartlarin gerektirdigi çözümleri bulmakla mümkündü. Bilindigi gibi para.000 km2'ye çikmisti. Bu parada Osmanlilarin mensub olduklari Kayi boyu damgasi da bulunuyordu. yavas yavas asiret usûl ve kaidelerinden az da olsa ayrilmak ihtiyacini hissediyordu. ilk devlet teskilâtinda Anadolu Selçuklulari ile Ilhanlilari örnek almis ve buna göre bir hükümet teskilati vücuda getirmisti. Idare sahasinda. Orhan Bey. Bunun esas temeli ise merkezdeki "Divân" idi. Burada üzerinde durmamiz ve belirtmemiz gereken bir nokta da simdiye kadar ilk Osmanli akçasinin Orhan Bey zamaninda basilmis olmasi meselesidir. askerlik.Babasindan devr aldigi küçük beyligi iki misli büyüterek teskilatli bir devlet haline getiren Orhan Bey. Halbuki yeni arastirmalar ilk Osmanli parasinin Osman Gazi döneminde basilmis oldugunu göstermektedir. irk ve medeniyetlere sahip insanlari sinirlari içinde barindirmaya baslamisti. Bütün tarih ve kaynaklar. Bu genisleme duraksamadan devam ettigi için yeni müesseseler ile desteklenmesi ve saglam temellere oturtulmasi gerekiyordu. onun zamanindaki fetihlerle gittikçe genisleyip büyümeye basladi. Bununla beraber bu paranin nerede ve hangi tarihlerde basildigi belli degildir. Osmanlilarin ilk defa kullandigi para birimi akça idi. ekonomik ve sosyal hayatta önemli bir rol oynamaktadir. Bu hareket tarzi . Çünkü o ana kadar. Bu bakimdan bu siyasî varlik ve birlige bir hayatiyet ve devamlilik kazandirmak gerekiyordu ki bu da saglam ve temelli müesseselerin kurulmasi ile mümkündü. Orhan Bey.

O dönem Osmanli ordusunun en mühim unsurunu teskil eden bu birlikler. Karacahisar. Divâna. Bursa gibi sehirler. hükümet reisi durumunda bulunan ve ilk dönemlerde ilmiye sinifindan gelmesi mutad olan vezirin de icabinda baskanlik ettigi olurdu. Inönü. Orhan Bey. hep birer kaza teskil ediyorlardi. Çünkü her zaman. Bu sebepten oralarda bir kadi ve subasi bulunuyordu. Ikinci veziri Ahi Mahmud oglu Nizameddin Ahmed Pasa idi. sinirlari bir hayli genisleyen beyligin her tarafina zamaninda ulasilabilecekti. Gaza ve fetihten sonra bu gazilere baslangiçta timar (dirlik) verildigi gibi onlari idare edenlere de daha yüksek bir timar tahsis ediliyordu. Osmanli Beyligi'nde muntazam bir devlet teskilati meydana getirdigi sirada bütün timarlilari belli birlikler halinde bazi kumanda kademelerine bagladi. kasaba ve kazalarin idaresinde ise. hizmetleri karsiliginda kendilerine timarlar verilmek üzere genellikle toplu bir halde vazifeye alinan sipahilerdi. Orhan Bey devri ilk vezirinin Ramazan 723 (Eylül 1323) tarihli ve Orhan Bey zevcelerinden Asporça Hatun vakfiyesinden anlasildigina göre Haci Kemaleddin oglu Alaeddin Pasa (öl. bilhassa asiretlerden. 1340) adinda ilmiye sinifindan belki "ahi" ricalinden bir zat oldugu ve bunun isim benzerligi yüzünden Orhan Bey'in küçük kardesi Alaeddin Bey ile karistirildigi görülmektedir. devamli bir askerî birligin kurulmasi gerekiyordu.divana baskanlik yapmaktaydi. Her kazanin timarlilari birer çeribasi idaresinde idiler. buralari feth eden beylere verilmek suretiyle dogrudan dogruya asiretin ileri gelen ve birer askerî komutani durumunda bulunan kimselerce kullaniliyordu. Mesela Eskisehir. Orhan Bey zamaninda. seferde vazife aliyorlardi. vaktinde sefere gelemeyen veya uzun süre devam eden kusatma hizmetlerinde kalamadiklarindan dolayi basarilari mahdud olan asiret sipahilerinin yerine. Osmanli Beyligi'nin ilk mühim fethi olan ve hem yeni hem de kuvvetli bir siyasî varligi ortaya koyma yolunda belki en önemli . Ancak bu sayede. Iznik. Tamami atli olan bu timarlar. Izmit. Selçuklu divân dairesi ile çevrelerindekinin aynisi idi. Osman Bey zamanindan itibaren elde edilen yerler. Bilecik. kendi boy ve oymaklarindan topladiklari adamlari ile beraber. Bu askerî teskilâtin ortaya çikmasi zaruret halini almisti. bir alay haline konularak baslarina en büyük timar sahibi olan kimse alay beyi tayin ediliyordu. Orhan Bey devletinin dayandigi ikinci sinif askerî kuvvet yaya ve müsellem teskilâti idi. Baska bir ifade ile Orhan Bey'in kurdugu bu sistem. Sehir. Bunlarin ileri gelenleri. Yenisehir.

Ilk zamanlarinda kendisini Iznik'te ziyaret etmis olan Magribli (Fas) seyyah Ibn Batûta. Ibrahim ve Halil hayatta idiler. 1330) yilinda Iznik'te kurdugunu görüyoruz. Orhan Bey. aksam olunca da imâretin kandillerini. Burada birçok da vakif tesis etti. Bu sebepledir ki tebeasi arasinda herhangi bir ayirim yapmadan herkese gerektigi sekilde muamelede bulunuyordu. Daha önceki Müslüman devletlerde de varligina sahid oldugumuz imâret müessesesinin Osmanlilar'daki ilk müessesi Orhan Bey'dir. Bu bakimdan zapt ettigi yerlerdeki kiliseleri mescid ve medreselere çevirmekle yetinmemisti. Bilindigi gibi toplumun egitim ve kültür hayatinin gelismesinde önemli derecede rolü bulunan müesseselerden biri de medreselerdir. O. O. Sultan Murad. Yoksullar evinde bilgin ve hafizlara da maas baglar.adim. Orhan Bey'in. yine bizzat kendisi yakar. feth ettigi ülkelerde tebeasina karsi adaletle uyguladigi siyasete çok dikkat ediyordu. Bu imâretin seyhligini. Iste burada da ilk defa Orhan Gazi'nin faaliyete geçtigini ve ilk Osmanli medresesini 731 (M. Yine onun 1335 yilinda Bursa'da kurmus oldugu medrese zamanla Iznik medresesini gölgede birakmis ve devrin yüksek tahsil müessesesi haline gelmistir. dedesi Edebali'nin müridi olan Haci Hasan'a verir. Onun. onun yaninda gördügü ikramlari ve onun ülkesini nasil dolastigini açik bir sekilde anlatir. O. Halil ve Kasim adlarinda ogullari olmustu. ilim ve ilim adamlarina saygida kusur etmezdi. O. kendi toplumunun faydasina olan her konuda öncülük ediyordu. bu sehirde büyük bir Müslüman Türk nüfusunun toplanmasina sebep olmasi gerçegi idi. Orhan Gazi bu ilk imâretin açilis merasiminde bizzat kendisi hizmet eder. Fakirlere çorba dagitir. Orhan Gazi'den sitayiskâr bir sekilde bahs eder. Iznik'in Yenisehir kapisinda bir imâret kurar. isin hemen basinda kilise ve manastirlari cami ve medreseye çevirmek suretiyle ilk ihtiyaçlari karsilamis oluyordu. devletin temellerini babasindan tevarüs ettigi adalet anlayisi üzerine kurmustu. Kantakuzenos'un kizi olan esi Theodora'dan dogan oglu Halil'i çok . Ibrahim. Orhan Gazi. Orhan Bey'in Bursa'yi aldiktan sonra burada kurdugu ve kendisinden sonra gelen haleflerinin de izinde yürüyerek devam ettirdikleri tesislerin. Süleyman Pasa. Türkmen meliklerinin büyügü oldugunu söylemekle kalmaz. 1362'de vefat ettigi zaman Murad. Bununla beraber o. Vakiflar kurmak suretiyle bu öncülügünü sosyal alanda da göstermisti. Onlari takdir etmekte mahirdi. Nitekim Bursa'da yoksullar evi yaptirip fakirleri doyurmak için mallar vakfeder.

Tahta geçince. MURAD (DÖNEMI) Osmanli Devleti'nin üç büyük kurucusundan biri olan I. Sihabu'd-Din" gibi ünvanlari tasidigi da görülmektedir.seviyordu. Çünkü o. I. Süleyman Pasa ile Murad Bey ise Yarhisar tekfurunun kizi olan Nilüfer Hatun adindaki ilk zevcesinden idi. ahiler ve komutanlarin karari ile Bursa'ya davet edilerek hükümdar ilan edilmistir. Orhan Gazi'nin 6 oglundan yas itibari ile dördüncüsüdür. babasinin vefatindan önce Rumeli'de esas kuvvetlerinin basinda bulunuyordu. Bazi kitâbe ve eserlerde "Meliku'lÂdil el-Gâzi es-Sultan Giyasu'd-Dünya ve'd-Din Ebu'l-Feth. Bizans'a karsi yapilan fütuhat ve kazanilan zaferlerin temsilcisi durumunda idi. babasinin Trakya'da izlemekte oldugu fetih siyasetini devam ettirmek istiyordu. Az ve öz konusan padisahin. Ordu ile milletin göz bebegi durumunda bulunan ve çok sevilen Sehzade Süleyman'in ölümü üzerine. Andronikos'un kizi Asporça Hatun oldugu ve Orhan Bey'in bu zevcesinden Fatma adinda bir kizinin da bulundugu sanilmaktadir. onun. O. hem de Paleolog hanedanina damat olmus demekti. hem Kantakuzenos'un kizini almis. Annesi. veliahd olup babasinin tahtina geçen Murad. veliahd olarak yetistirilmemis olmasina ragmen hükümdarlik sorumluluklarini devr alirken tereddüt ve saskinliga düsmeden yerine siki basip oturmustu. Yarhisar tekfurunun kizi Nilüfer Hatun'dur. Ibrahim'in annesinin ise imparator III. kanun ve nizamlara saygili. Bu sekilde Orhan Bey. iyiliksever ve merhametli bir kisiligi oldugu için kendisine "Hüdâvendigâr" lakabi verilmisti. Murad. Bu sebeple de devlet islerinde büyük bir nüfuza sahip olan ahi ve gazilerin destegini alarak tahta geçti. Latin kaynaklarinda Amurad adi ile anilir. Rumeli'deki harp sahasindan ayrilip . Osmanli tarihinde Murad Hüdâvendigâr ve Gâzi Hünkâr adlari ile anilip söhret kazanan bu hükümdar. Ana bir kardesi olan Süleyman Pasa'nin ölümü üzerine o tarihlerde 36 veya 37 yaslarinda bulunan Murad. teskilatçi ve komutanlik özelliklerini tasiyan bir hükümdardi. Trakya'da gerçeklestirdigi fetihlerle ün kazandigi gibi idare ve yönetim isinde de pismisti. Daha önce de belirtildigine göre dogumu 1326 senesidir.

Sultan Murad. Orhan Gazi'nin vefati üzerine Karamanoglu ile Sivas hükümdari Giyaseddin Mehmed'in tesvikleri ile Ankara ahileri. Osmanlilarin her an artmakta olan güçlerinin kendisi için tehlike meydana getirdigini sezip Osmanlilarin son tesebbüslerinden de endiselenince onlara karsi ahiler ile Eretna Beyi'ni kiskirtmaya basladi. Murad Lala Sahin Pasa'yi Rumeli'de kaymakam birakip 25 bin askerle Ankara üzerine yürüdü. cihad niyetiyle ülkeler feth etmek üzere o tarafa yönelmisti. Hoca Saadeddin Efendi. mukavemet etmeden sultani törenle karsilayarak ona hediyeler takdim ettiler. Karamanogullarinin tesvikiyle tekrar Ankara'ya hakim duruma gelmisti. Ankara'nin yeniden zaptini anlatirken enteresan bazi noktalara da temas eder. Peygamber'in seriatini yerine getirmek olmustur. Bunun üzerine Sultan Murad. Ankara. sehirdeki Osmanli muhafizlarini kovarak daha önceki beylerinin idare ve yönetimine döndüler. Böylece sehir yeniden Osmanli hakimiyetine geçmis oldu. Bu bey.Bursa'ya gelmesi üzerine Bizans kuvvetleri taarruza geçerek Türklerin elinde bulunan Burgaz. ANKARA'NIN YENIDEN ZAPTI Anadolu Selçuklu Devleti'nin ortadan kalkmasindan sonra bu devletin mirasçilari durumunda bulunan on bey arasinda kendisini en kuvvetli hisseden Karaman Beyi olmustu. hem Rumeli hem de Anadolu'da meydana gelen bu tehlikeli durumda ne yapilmasi gerektigi hususunda ulema ve devlet erkâni ile istisarede bulundu. daha önce Sivas ve Kayseri bölgesinin hükümdari olan Alaeddin Eretna'ya ait iken. Bu esnada Eretna Beyligi'nin idaresinden memnun olmayan sehir halki ve ahiler. onun ölümünden sonra 1354 yilinda Orhan Gazi'nin oglu Süleyman Pasa tarafindan zapt edilerek Osmanli topraklarina katilmisti. Rumeli'ye dönmek isterken Asya'da meydana gelen olaylar yüzünden Avrupa'daki tasavvurlarini geciktirmek zorunda kaldi. Bunun üzerine Sultan I. Anadolu'da ise "bazi hukkam ve mulûk. Çorlu ve Malkara'yi geri alip. Devamli olarak Ankara'yi kendi beyliginin hakimiyeti altinda kabul eden Eretna Beyi. Karamanlilarin ortaligi karistirmak için Ermenilerle de is birligi yaptigini ve Müslüman halka zulmetmek üzere anlastiklarini anlatarak söyle der: "Sultan Murad. Böylece halkin dileklerini yoluna koyduktan sonra Rumeli yakasinda olan askerlerin. Allah'in yardim ve keremi eseri olarak sahlik tahtina oturunca ilk isi halkin ve askerlerin ihtiyaçlarini görmek ve Hz. baslarinda bir komutan ve serdarin bulunmamasi yüzünden sikinti içinde olduklarini ve keremli padisahlarinin yolunu gözlediklerini bildiginden. Tehlikeli bir durum arzeden kardesler ve Ankara probleminin çözümü için karar ve fetva aldi. Türk kuvvetlerini sahile dogru çekilmeye mecbur ettiler. sikak ve nifak üzre ittifak meslegine sülûk edüp hususa valiyan-i Karaman ve Ermeniye-i sugra (Karaman idarecileri ve Küçük Ermenistan) ve civarlarinda olan bazi kötü niyetli beylerin baslica emelleri Osmanli topragini .

Bu nifak takiminin büyük ülkeme yaklasmis olduklari su sirada zararlarini ortadan kaldirmaya. Hal böyle olunca ulemanin fetvasi ve akil sahibi kisilerin görüsleri nedir diye sormustu. moher ve daha baska nefis kumaslar burada dokunurdu. Bunun içindir ki Ankara'dan bahsederken Hammer de söyle söyleyecektir: "Iskender'in. melekler ordusunun sahi olan sultanin esigine iletilince din bilginlerini ve isleri yöneten fukahayi toplamis. Ankara'ya sahib olan istiklâl davasina düserek bu kaleyi ve çevresini ele geçiren Ahi adini tasiyan cemaat. Onlarin bu tutumu padisahlik merhametine. O dönemlerin. Islâm ülkeleri harap. Böylece Islâm'in geregini bir kenara birakip müsrik ve kin ehli ile is birligi edip bütün Osmanli ülkesini çarpip yakmak konusunda anlasmislardi. hediye ve armaganlar derleyip padisahlara has peskeslerle sultanin otagina gelmisler. büyük ölçüde tarim ve hayvanciliga dayali gelismis ekonomisi ile temayüz eden Ankara. Tarim ürünleri yaninda zirh yapimiyla da taninmistir. Bizans ve Prenk diyarina yollanirdi. tehlikenin def edilmesi isinin öne alinmasindan yana görüs bildirdiler. onlara amacimiz ve emelimiz dinimize destek olmak "kâfirler ve münafiklarla cihad et" (Kur'an. Bunlar. halk ve köylüler de berbat olurlar. Bunun için de bazi bölgelere (hudud boylari) saldirarak Bursa ve Iznik üzerine yürümeye kalkismislardi. yaramazlarin zararina son vermek için bu diyara gelmistik. Hilafetin ve Bizans Imparatorlugu'nun yükselis çaglarinda Amuryum (Anamur) gibi. Seytan'in bu takimi ile gönül ve dil birligi etmislerdi. Münafiklarin ortaya çikardiklari karisikligin aradan giderilmesinin önemini belirttiler. Böylece Islâm ülkelerini yagmalamak. Bu arada ol nifak ehli ile is birligi eden bazi yaramazlari ve kötü yolun yolcularini yakalayip. yani Ankara pek çok geliri olan bir beldedir. Ayrica yün. Sonu ayrilik ve fesad olacak bu düsünce ile and içip el baglamislar. Zaferleri tasiyan askerleri ile Karaman beylerini ülkesinden çikarip sinir boyunu tutmak için Ankara kalesini kusatti. bazi bölgeleri yakip yiktiktan sonra Iznik ve Bursa üstüne düstükleri haberi geldi. adalet issi Sultan Murad Han Gazi'nin yüce kuvvetini ve erisilmez gücünü görünce direnmeye imkân olmadigini anlamislar. Küçük Asya'daki fetihlerinin kuzey noktasi olan bu sehir. bunlara katilanlar veya onlardan umut bekleyenler kirilip dökülünceye kadar kovaladi. Ayrica çevredeki kâfir hükümdarlara da kararlarini duyurmuslardi. boyun egdiklerini bildirip kalenin anahtarlarini teslim etmislerdi. Durum. Müslümanlara zarar ve ziyanda bulunmak için. Harun Resid ile Me'mun Ankara'yi feth ettiler. Iran. saçtiklari fitne atesini söndürmeye çalismazsak. Arabistan.yagmalamak oldugundan hünkârin Gelibolu'ya yöneldigini ögrenince bir araya gelip bazi kararlar ve gizli tedbirler almakta kusur etmemislerdi. Faziletli kisiler topluca. et-Tevbe 73) emrine uymaktir. sahlik yüceligine uygun düstügünden tamami devlet hizmetine alindilar. Kale ile hisarin korunmasi için asker ve dizdar birakildiktan sonra yakin çevrede bulunan bazi kaleler de yöneticilerinin elinden alinarak Osmanli ülkesine katildi. Kostantiniyye (Istanbul) ve Islâm hükümdarlari arasinda sürekli bir çekisme konusu idi. Bu emirdeki siraya uyarak önce kâfirlerin fitnesini def etmek. Bu güzel sehir. Fakat simdi kulagimiza Karaman beylerinin çevrelerindeki azgin topluluklarla birlikte Islâm ülkelerini yagmalamak konusunda is birligi ettikleri. Bunun üzerine Gâzi Hüdâvendigâr da ulemanin fetvasini bayrak ve rehber edinerek Anadolu yakasina geçti. birçok devlet ve beyligin dikkatlerini üzerinde topluyordu. .

Savasta ve barista islerin yürütülmesi. Böylece ilk defa "kadiaskerlik müessesesi" dogmus oldu. asker ve ordunun tertibi. otuz alti çesidi sayilan armutlarinin lezzeti. Sultan Murad. böyle bir makamin ihdasina ihtiyaç gösterdi. atalari en büyük çocuklarini ordulara komutan tayin ederek onlari beylerbeyi sifati ile ülkeler zapt etmeye gönderiyorlardi. beylerbeyi ünvaniyla Osmanli ordularina bas komutan oldu. her türlü özel durumlarin incelenmesi ve terekenin hesaplanmasi görevlerinin kadiaskerlere birakilmasi uygun görüldü. anlasmazliklarin giderilmesi. uzun ve yumusak tüylü keçileri ile meshur oldugu gibi zamanimizda dahi örtüleri. Suriye ve Ermenistan'dan Türkiye ve Kilikya sahillerine giden yollarin merkez noktasi idi. sayisiz askerin karsi tarafa geçisini saglayacak gemiler yaptirmakla da görevlendirildi. Beylerbeyligin. Murad zamaninda asker sayisinda meydana gelen büyük artis. ordu kadiligi ile birlestirilmesini emr eder. Nitekim kendisinden önce bir sefere baslamadan evvel o çagda en büyük ve mertebe bakimindan en yüksek sayilan taht merkezi olan Bursa kadiliginin. askerlerin törelere göre nizam içinde hareket etmelerine bakardi. eski çaglarda yagli kuyruklu koyun sürüleri. seferlerde anlasmazliklari çözer. deniz kenarinda. delikanlilik çagina gelmis oglunun bulunmamasindan dolayi en kidemli beylerden ve saltanatin temel direklerinden olan Lala Sahin Bey'in. Küçük Asya'nin en zengin vilayetlerinden biri olan Ankara. elmalari. Bu arada Sultan Murad. Sultan Murad'in. bina harçlarinin saglamligi. O siralarda Bursa Kadisi olan Çandarli (Cendereli) Kara Halil Hayreddin Pasa en selahiyetli kisilerden ve kadilarin en ulularindan oldugu için bu göreve getirilmis oldu. Ankara'yi alip Karaman beyi tarafindan yapilan kiskirtmalarin sebep oldugu karisikliklari da bastirdiktan sonra gözlerini Avrupa'ya çevirdi. Murad için önemli idi. Keza Ankara. pehlivan yetistirmek ve ibadethaneleri ile de söhret kazanmistir. Nasil ki . hanedanin disindan birine verilmesini daha degisik bir açidan degerlendirerek söyle der: "Lala Sahin. Hammer. SULTAN MURAD'IN TESKILATÇILIGI Murad Hüdavendigâr. Zira Orta Asya ticaretinin merkezi.Harun Resid. Dogu Roma Imparatorlugu arazisi üzerindeki zaferinin hatirasini ebedilestirmek için Ankara'nin muhtesem iki kapi kanadini Bagdad'a nakl ettirdi. savas araçlarinin saglanmasi için "beylerbeyilik" görevi ile basa geçirilmesi uygun görülmüstü. yünleri. zaman ve sartlarin gerektirdigi yenilikleri yapma ve tedbirlere bas vurmaktan çekinmiyordu. Ayas sulari da kaplica olmak ve içilmek için en sifali sulardir. Çünkü daha önce her sefere çikista rütbesi en yüksek olan taht kenti kadisi. Ankara'nin elde bulunmasi. üzümleri gibi meyveleri de az söhretli degildir. Böyle bir müessesenin teskiline de ihtiyaç vardi. zamanin gerektirdigi bazi yeni kanun ve tesislere de bas vurmaktan geri kalmiyordu. Bundan sonra o. Gerçekten. Beylerbeyi me'muriyeti Ayni zamanda vezirlik görevini de içine almaktadir önceki padisahlar zamaninda onlarin en yakin akrabasina veya büyük ogullarina verilirdi. asker olan ve olmayan idareciler üzerinde üstün bir kontrol hakkina sahip bulunacaktir. Böylece bu göreve getirilen kimse.

fakat birçok cami ile kervansaray yaptirdigi ve onlar için yeteri kadar tahsisat bagladigi için de sakli kalmistir. Birinci Murad'dan sonra gelenler tarafindan da degistirilmemis ve ona uyulmustur. Gerçekten de Edirne. Yerinin ve halkinin güzelligi dillere destandi. Sabunu. Bu iki sehirde Evrenos'un hatirasi. SULTAN MURAD'IN RUMELI SIYASETI Lala Sahin Pasa'nin orduyu toplamasi ve askerî hazirliklarin yapilmasindan sonra Rummeli yakasina geçildi. Kale tekfuru böyle sayisiz ve heybetli bir ordunun karsisinda tutunamayacagini anlayip kaleyi teslim eyledi. sadece bunlari feth etmis oldugu için degil. Sultan Murad bununla da yetinmeyerek onun adina vakiflar tesis etmisti. Bu bakimdan buranin gülsuyu ve gülyagi Misir ve Iran'dakilerle boy ölçüsecek bir durumdaydi. Tunca ve Arda nehirlerinin kavsak noktasinda bulunmaktadir. o dönemde Dimetoka'nin daha bayindir ve mamur olmasi ile sarayinin Edirne'dekine göre daha iyi olmasi olarak gösterilmektedir. okullar ve köprüler bakimindan pek çok seyyahin dikkatini çekmekteydi. bu sistemde bir karisiklik ve saltanat için bir tehlike sezerek bundan sonra ogullarini müsavere meclisine kabul etmemek ve asker bas komutanligini yabancilara tevdi' etmek suretiyle eski usûlü bozdu. burayi Cenab-i Hak tarafindan özellikle korunan ve medeniyetçe pek ileri bir sehir saymislardir. Lala Sahin'e gelince o.Orhan'in biraderi Alaeddin ve ondan sonra oglu Süleyman'in bu iki hizmeti idare ettiklerini görmüstük. saraylar. Padisah. zafer sancaklarini Balkan eteklerine kadar ulastirmis ve en önemli yerlerden olup Belgrad'a kadar bütün memlekete pirinç vermekte olan iki Zagra (Eski ve Yeni) ile Filibe'yi almistir. Bu arada Evrenos da bu bölgenin güneyinde Gümülcine ve Vardar gibi yerleri aldi. Beylerbeyi Lala Sahin Pasa'nin Edirne'de oturmasini ve Kuzey Trakya'da fetihlere devam etmesini istemisti. Suriye sabunlarini. Osmanlilar. Sultan Murad'in. askerlik. Bilindigi gibi Edirne. ikametgah olarak Dimetoka'yi seçmis ve orada bir saray yaptirmisti. Padisah ilk önce kardesi Süleyman Pasa'nin mezarini ziyaret edip onun adina ve sevabi ona ait olmak üzere sadaka dagitmisti. Hükümete yeni bir güven veren bu sistem. sekerlemeleri Konya'ninkileri aratmazdi. Lala Sahin de Evrenos gibi Osmanli ülkesine kattigi sehirlere ziynet veren ihtisamli yapilarla adini yasatmistir. Meriç. Ilk önce Gelibolu'dan fazla uzakta bulunmayan ve Elespon üzerinde kurulmus olan Bontos kalesi kusatildi. Edirne yerine Dimetoka'yi seçmesinin sebebi. Bunlar arasinda Filibe'de iki ok atimi uzunlugunda ve iki arabanin yanyana geçebilecegi bir tas köprü anilabilir. siyaset ve ticaret münasebetleri bakimindan sahip oldugu stratejik mevkii dolayisiyla Osmanli padisahlarinin taht merkezi olmaya degerdi. camiler. Daha önce belirtildigi gibi Edirne'ye varip orayi da fetheden Murad Hüdavendigâr. artik Balkanlar'da yerlesmek. Murad. Bununla beraber Sultan Murad. çarsilar. Burasi sehri süsleyen yapilar. orayi da fethederek yeniden ele geçirdi. Bundan sonra da Çorlu üzerine yürüyen Sultan Murad. mekan tutmak ve orayi yurt edinmek üzere buraya yerlesir. Bundan sonra hükümdar cihad için yoluna devam etmisti. .

durumu Sultan'a arz etmesi üzerine o da Kur'an ve Sünnetin gereginin yerine getirilmesini ister. ele geçirdikleri yerlerde teskilât kurup arazi islerini tanzim etmeye çalisirlarken. BALKANLAR'DA OSMANLILAR'A KARSI KURULAN ILK ITTIFAK VE SIRP SINDIGI SAVASI Osmanlilar. 1364 yilinda Filibe'yi Osmanlilara teslim ederek ailesi ile birlikte Sirbistan'a gitmis olan Rum kale komutani. Karaman'dan Sultan Birinci Murad'in yanina gelir. Murad'a haber göndererek yardim ister. Sayet simdi bu isin üzerine ciddiyetle varilmaz ve göz yumulacak olursa vaziyetin ileride çok daha vahim olacagini bildirir. maiyyetindeki komutanlardan Haci Ilbeyi'ni de 10. Bunlardan birinin örnegi Feridun Bey Münseati (I. Bunlardan büyük bir kismi da nehirde boguldu. gerek bu dönem ve gerekse önceki dönemde ortaya çikan "Pencik vergisi” hakkinda bilgiler verir. Çandarli Halil'in. bu tehlikeli durum karsisinda derhal Bursa'da bulunan Sultan I. Türkleri Balkanlardan atmak için Meriç vadisi boyunca Edirne'ye dogru yürümesi üzerine Edirne'de bulunan Lala Sahin Pasa. bir adamin degeri yüz yirmi bes akça gibi çok az sayilabilecek bir meblaga düsürmüstü. Edirne'den Bursa'ya dönünce komsu hükümdarlara Edirne'nin feth edildigine dair fetihnameler gönderdi. Sirbistan krali besinci Uros'a bas vurarak Türk kuvvetlerinin azligindan bahis ile onu Osmanlilar aleyhine kiskirtir. O. Balkanlar üzerinde bir nüfuz kurmak isteyen Macar Krali. Macar krali Layos ise canini zor kurtardi. Esir sayisi o kadar artmisti ki. Haci Ilbeyi 10. her esir için 125 akça fiyat takdir eder. Bunun üzerine hemen devrin kadiaskeri olan Çandarli Kara Halil'in huzuruna çikip diger ganimetlerden alindigi gibi esirlerden de beste bir hissenin devlet için alinmasi gerektigini söyler. Müttefik kuvvetlerin.000 kisilik bir kuvvetle ileri gönderir. bununla da kalmayarak. Durumun takdiri için toplanan bir hey'et.000 kisilik akinci kûvveti ile gece yarisi düsman ordugâhina üç koldan baskin yapar. Urban'in tesviki ile Macar Krali Layos basta olmak üzere Bulgar.Lala Sahin Pasa'nin. Eflak ve Bizanslilar arasinda bir ittifak saglanir. Haci Ilbeyi. Buna göre Karaman'da dogan fakih Kara Rüstem. Gün dogarken kalabalik düsman ordusunun imha edilmeyen döküntüleri kendilerini Meriç nehrine zor attilar. Hoca Saadeddin Efendi. Bu fiyatin beste biri olan 25 akçanin pencik (humus) vergisi olarak devlet adina alinmasina. Sultan Murad. müttefikler Meriç nehrini geçtikten sonra onlara yetisebilmisti. Zagra'yi feth etmesinden sonra Osmanlilarin eline pek çok esir düsmüstü. bir kismi da Meriç'te boguldu. bu ittifak neticesinde Osmanlilara karsi yapilan sefere bizzat istirak eder. Haci Ilbeyi. Asil büyük Türk ordusunun kendilerini bastigini zanneden Haçlilar. bu isin tedviri için de Kara Rüstem'in memur edilmesine karar verir. Bundan baska Papa V. 93)'te verilmektedir. büyük bir bozguna ugradilar. Sirp. Sirp ve Bulgarlar da Edirne ile Filibe'nin geri alinmasi için faaliyetlerde bulunup papa vasitasiyle Avrupa'yi harekete geçirmek istiyorlardi. Rivayete göre bu kurtulusunu devamli . Elde edilen diger ganimetlerin taksiminde olan uygulamanin esirler konusunda uygulanmadigini ve seriatin emr ettigi beste bir vergi ödemenin yapilmadigini görür. Meriç nehrini geçen ve kendilerine mukabele edilmedigi için pervasizca hareket eden düsmanin gaflet ve sarhoslugundan istifade edip cesurane bir karar verir. Bir kismi kirildi.

Sirp Sindigi muzafferiyetinin sükranesi olarak Bilecik'te bir cami. düsmanda öyle bir korku izi birakmistir ki. Trakya'da kazandiklari bu Sirp Sindigi zaferi ile gururlanip gevsemediler. Anlasildigi kadari ile Osmanlilar. Yenisehir'de bir imâret ve Gazi Erenlerden Postin pus Baba'ya bir tekke. Zaten kisa bir süre sonra Gelibolu tekrar alinacakti. bütün bunlari ahiret azigi olarak insa ettirmis ve bunlara vakiflar tahsis etmistir. Biga'nin fethi esnasinda Sirp Sindigi zaferinin haberi gelmisti. Bu savasla Avrupa'da Osmanlilara karsi yapilan müsterek bir mukavemete büyük bir darbe indirildi. yabanci tarihlerinde ise Meriç veya Çirmen muharebesi diye bildirilen bu zafer ile Edirne ve Bati Trakya daha da emniyet altina alindi. Bizans Imparatoru. Edincik ve Gelibolu'dan getirttigi donanma da denizden muhasara etmisti. Bu sayede. Sultan buna çok sevinmis ve Allah'a hamd etmisti. Fakat bu sirada Türkler. Ancak buna tek ciddi cevap. Meriç nehri ise tamamen Osmanli kontrolüne girdi. Biga'nin fethinden sonra Bursa'ya dönen Sultan Murad.olarak boynuna asili vaziyette üzerinde tasidigi Meryem'in tasvirine haml ettigi için memleketine döndügünde bir sükrane isareti olarak onun adina bir kilise yaptirmisti. Gerçek gayeleri. Sirp Sindigi savasi ile Türklerin Rumelide sür'atle ilerlemeleri saglandi. Muharebe ve dönemin siyasî olaylari icabi 1365 yilinda devlet merkezini Bursa'dan Edirne'ye nakl ettiren Sultan Murad. Biga'daki evlerin gazilere taksim edilmesi ve kiliselerin cami haline getirilmesini de emr etmisti. Macar Krali ve Italya'daki prenslerle is birligi yapmaya çalisan Papa. Bursa hisarinda bir cami ile Çekirge'de bir imâret. durumun kendilerini pek etkilemeyecegi kadar yerlesmislerdi. medrese. Fakat daha önce yol üzerinde bulunan ve icabinda Rumeli'den dönerken korsan gemileri ile kendilerini tehdid edecek olan ve Katalan'larin elinde bulunan Biga'yi bizzat kendisi karadan. Bosna'da oldugu gibi Balkan devletleri üzerinde de hakimiyet tesis etmek isteyen Macarlarin nüfuzu kirilmis oldu. Sultan Murad. Savoy Dükü U. Amadeo'ya bagli bir filo. Sultan Murad. Papa'yi yeni bir ittifak kurulmasi arayis ve tesebbüsüne sevk etti. Türklere karsi Haçli seferi açildigini bildiren bir bildiri yayinladi. Osmanlilarin. 1366 yilinda Gelibolu'yu ele geçirip tekrar Bizanslilara verdi. Macarlarla Türkleri ilk defa karsi karsiya getiren bu savas. Balkanlar'da yerlesip yurt tutmak oldugundan bu Haçli seferi kendilerini ikaz ettigi için arkadan gelecek olan tehlikelere karsi daha çok hazirlikli bulunmayi gerektiren tedbirleri almaktan geri kalmadilar. Sultan Murad'in yaptirdigi bu hayir isleri ile ilgili olarak vakfiyesinden ögrendigimize göre o. Böylece hem denizden hem de karadan kusatma altina alinan Biga zapt edilmisti. Osmanli tarihlerinde Sirp Sindigi. Trakya bölgesine. müttefik düsman kuvvetlerinin Edirne üzerine geldikleri haberini alinca derhal kuvvetlerini toplayip yola koyuldu. Balkanlardaki basarisi. Hammer'in ifadesiyle bu korkuyu ancak Hunyad (Kazikli Voyvoda) gibi birisi onu izale edebilmistir. Amadeo'dan geldi. kaplica ve han yaptirmisti. kilicini yeniden kinindan çikarmak .

otagini ziyarete heveslenmislerdi. Öbür ganimetlerle birlikte bunlar da baglanarak padisahin otagina gönderilmislerdi. Avrupa'da fetihlere devam etmek üzere Bursa'dan hareket etmeden önce üç sehzadesi Bâyezid. artik kendileri için ortaya çikan bu tehlikenin farkina varmis bulunuyordu. Gerek bu dügün gerekse Bursa'da yapilan eserler hakkinda Hoca Saadeddin. halki koruyacak tedbirleri almaya devam etmek ve Hz. Anlatildigina göre bu mutlu günlerde Istanbul tekfuru. Ilmin yayilmasi yolunda medrese ve egitim müesseseleri insa ettirilmesini öngördükleri kadar. cami. Peygamberin sünnetini yüceltmek için elinden geleni yapiyordu. zâhid ve sâlih kisilerden. Hükümdar. güzel yaradilisli padisahin adaleti. Edirne'ye nakl edilmesinden sonra bu yeni taht sehri. Sehrin arka yakasinda hâlâ Kaplica adi ile bilinen temizlik ve güzelligi ile övülen bir hamam yaptirdi. Zira barut kokusunu yakindan almaya baslayan Hiristiyanlik âlemi. gelip gidenleri agirlamak bu makamin sahibine aid olmakla ve geçmis hükümdarlarin tutumlari da dikkate alinarak âlimler ve fazilet sahibi kimseler için konaklayacaklari binalari yaptirmak da ona düsmüstü. Bunlar içinde bir de becerikli ve hüner sahibi bir mimarin bulundugu anlasilinca hükümdar onu azad ederek yaptirilan hayir binalarina mimar ve usta basi tayin etmisti. imâret ve ibadethaneleri yeniden ele almak gerekiyordu. SÜNNET DÜGÜNÜ ve BURSA'DAKI HAYIR ESERLERI Sultan Murad. su bilgileri vermektedir: "îhsan ve lütfu bol olan padisah. mesayih ve irsad sahiplerinden (mürsid) dilekleri oldugundan bu gibilere. cami ve mescidleri artirmak. Ama bundan sonra hayir yapilarini onarmak ve faydali binalari arttirmak gayesiyle bütün gayretlerini sarf etmisti. sapiklik yapilarini tek tek yikarak ülkeler feth ederken bütün puthaneleri viran eylemisti. Bu savasta ele geçirilenler arasinda bazi sanatkârlar da bulunuyordu. medrese. 1365) yilinda bu hayirli ise baslandi. Iyilik yapmak. fakir ve zavallilara oturacaklari yerlerin yapilmasini da buyurmustu. Çevre ülkelerde. Bu sebeple Haçli seferlerini bir daha denemek isteyeceklerdi. Yalova sahillerini yagmalamak ve Islâm topraklarina zarar vermek için bir kaç gemi ile asker göndermeye cesaret etmisti. Islâm askerlerine siper olmus. Bunun yani basinda da bir imâret ve misafirhane ile mescid. ihsani ve basarili olanlari yükselttigi duyulmus oldugundan faziletli insanlar padisahin.lazim geldigini anlamisti. imâret gibi hayir eserleri ile dolduruldu. Taninmis bilginlerin artisi ve kerem sahibi kisilerin çogalmasi her gün biraz daha kendini hissettirdiginden. Merkezin. saray. Gerçekte bu . böylece bu saskin gürûh (kalabalik) çevrilip yok edilmisti. mescidin üst katinda medrese ve ögrenci hücreleri insa ettirdi. Yakub ve Savci'nin sünnet dügünlerini yapti. sarayin karsisina derhal bir cami yapilmasini emr etti. 767 (M. Ama Allah'in yardimi. temiz inançlari ve saf duygulan ile her zaman âbid. adaletle hüküm sürmek. Tahtkent Bursa'da nüfus o kadar çogalmisti ki. yurtlarindan ayri düsenlere (garib).

Ondan sonra seyhlere. Yeni sehirde ise Postin pus demekle söhret bulmus olan dervis için de bir hankah yaptirmistir. Yakub çelebi ve Savci Bey'in Hz. Marolya aslinda bir kadin olup adi geçen kalenin sahibi idi. Sahibinin bir kadin olmasindan dolayi. Yigitçe savasti. Yani bunlarin Bayezid Han. bilginlere kiymetli hil'atler ve hediyeler verildi. öbür beylerle birlikte Borlu ve Iskeçe üzerine yürüdü. Kalelere de isi bilen ve durumu kavrayacak olan erleri yerlestirdikten sonra Marolya kalesine geldi. Yine Bursa'da. Ayrica Bilecik'te bir mescid. dügün hazirliklarini yapmak ve gereken tertibati almakla görevlendirildi. Çünkü Evrenos Bey bu bölgeyi iyi taniyan bir kimse idi. Tamamlandiklari günden zamanimiza kadar sabahin ilk isiklarinin dogusundan uykuya çekilen ana kadar genis alanlarinda farz ve nafile namazlar eda olunur. Marolya kusatmasi devam ederken Sultan Murad. Bunlara benzer daha nice yapilari vardir. Marolya. bu gök kubbe.iki cami de deger ve yapi bakimindan yerlerini bulmuslardir. Bu yüzden savas uzadi. Bu kadin. iman ve inanan açik belgeleri olarak gözükür. çiçeklerin açtigi demde sevinç ve nes'e içinde öyle güzel dügün ve dernek edildi ki." BALKANLAR'DA YENI FETIHLER Sultan Murad. Fakir ve fukara da kurulan sofralarda doyuruldu. kaleyi teslim etti. En sonunda davetliler. Sonra Serez'den yardim gelmeyecegini anlayinca baris istemek zorunda kalip. Padisahlik burcunun yildizlan. daha sonra buraya "Avrathisari" dendi. Rumeli'nin bati yakasinda bulunan Borlu. sütun ve kemerlerinin yapisi. sayisiz hediyelerini kerem sahibi sahin otagina sundular. Aldigi güzel tedbirlerle bu ülkeyi ele geçirip. altin bir sahan gibi parlayan günes ve gümüs tabagi andiran ay'la donatildigindan beri. ülkeler sahibi sultanin arzusu olmakla saltanat otaginda el baglamis kisiler. Gümülcine'ye geldikleri zaman Hayreddin Pasa'nin bu sehirde kalmasi uygun görülerek Evrenos Bey. Zikir ve tesbihler edilir. Deli Balaban. Dernek kurulup davet edilenler yerlerini alinca sehzadelerin sünnet edilmeleri buyrulmustu. devlet gögünün pariltilari olan sehzadeleri ki her biri birer çinar gibiydiler. halkini da yurtlarinda birakti. Iskete (Iskeçe) ve Marolya kalelerini almak üzere buralara göndermisti. Sofa ve eyvanlarinin genisligi. Evrenos Bey de Çandarli'nin idaresine verilmisti. mislini görmemis. Sözü edilen yilin ilk baharinda. Oradan gelecek yardima güvendigi için baslangiçta direndi. Bursa'dan Rumeli'ye geçip Bolonya zaferini kazandiktan sonra Edirne'ye dönmüs ve kisi orada geçirmisti. Gökdere'nin su taksim yerinde bulunan mescid de bu Gazi Hünkâr'in hayir eseridir. Serez hakiminin de akrabasi idi. Serez üzerine de Deli Balaban adinda gözü pek bir yigidi göndermisti. Balaban'a yardim etmek üzere Lala Sahin komutasinda kalabalik bir birlik gönderdi. kiymetli armaganlarini. Sultan Murad. Isabetli tedbirler alan kisiler de benzerine rastlamamisti. Bu esnada Vezir-i azam Çandarli Hayreddin Pasa'yi. Serez'den yardim taleb etti. Serez'i kusatma altina aldigi için Marolya'ya yardim gelmemisti. Lala Sahin önce Kavala . Peygamber'in sünneti geregince sünnet edilmeleri.

Sisman (Sosmanos)'in. onarim ve korunmasi islerini tamamladiktan sonra 776 (1374/1375) tarihinde toplanan ganimetlerle birlikte Sultan Murad'in yanina döndü. Islâm askerinin kalabalik oldugunu görünce. Büyük Konstantin'in dogum yeri olan Nis'in Osmanlilarin eline geçtiginin duyulmasi üzerine Lazar baris istemek zorunda kaldi. . Sonunda Avrupa'da baris kurulmustu. ekili araziyi yaktirip zahireyi yok ettikten sonra kaçip gitmisti. Sultan Murad'a birçok hediye takdim etmis. Sultan Murad. Murad. Oradan da hiç vakit kayb etmeden Sirp diyarina yöneldi." Bundan sonra Nis kalesi ile çevresinin korunmasi için tedbirler alindi. üzüntüsüz. Ayrica her yil elli okka gümüs göndermeyi de kabul etti. kalabalik bir ordu hazirlayarak büyük oglu Yildirim Bayezid'i otaginda birakarak Gelibolu'ya gitti. Hammer. bunun karsiliginda da sultan onu diger hükümdarlardan daha üstün tutmus. Dört ay kadar süren bu hareketin sonunda Semendire yakininda bulunan Nis kalesinin feth edilmesine karar verilir. Sipahilerin timar usûlü ve bir nevi ulastirma askeri olan "Voynuk"larin kurulusu. vergi vermekten kurtulmak için kizini Sultan Murad'a verdigini belirtir. Çünkü Sisman." Buradan bir çok mal ve esir ganimet olarak alindi. Oradan da Drama kalesine yönelmis ve kaleyi kisa bir zaman içinde feth etmisti. Kisi. yeni devlet merkezi olan Edirne'de geçirdi. Hammer'in ifadesine göre her sene Padisaha bin libre gümüs göndermek istegi yerine getirildi. Ülkenin bos ve ekinlerin yakilmis olmasindan dolayi askerler bir kitlikla karsi karsiya kaldilar. Feth edilen kalelerin bakim. Bu arada harp ve sefer yorgunlugundan gücünü yitirmis olan gazilere yurtlarina dönme izni verildi. kulluklarini bildirip kapiya kabul edilmelerini diledi. dizginlerini kaçis yönüne çevirerek hazine ve kiymetli esyalarini kalelere koyup. Ülkenin halki da daglara çekilerek memleketi hos birakmisti. Böylece ordudaki kitlik da giderilmis oldu. ayni yil Sisman ile de baris yapti. bu kadar ganimeti ve ülkeleri kendisine baris eden Allah'a hamd ettikten sonra Bursa'ya dogru harekete geçmek istiyordu. Bu sekildeki tutum ve davranisin bir sonucu olarak Serez kalesine de baris yolu ile girilmisti. Tam bu sirada Sirplarin kendi topraklarina hücum etmek gayesiyle büyük bir ordu ile harekete geçmek üzere olduklari haberini aldi. Ordu teskilâti düzeltildi. sultanin adaletinden hosnud olmalarini saglamaya çalismisti. Bizans'in en müstahkem dört mevkiinden biri ve Trakya. Sadece her seferde padisahtan gelecek emre göre hazir olmasi gerektigi yolunda kendisine bir ferman verilmisti. kedersiz ve savassiz alti yil içinde devletin iç isleri ile ugrasti.kalesine yüklenmis burayi bir hamlede zapt ederek gümüs madenlerini ele geçirmisti. Sultan. Sirbistan hükümdari. bütün yorgunluklarini bir kenara atip artik dinlenebilirdi. mükemmel ve olgun duruma getirildi. Hoca Saadeddin ise bu konuda söyle der: "Padisah'a layik hediyeler ve armaganlarla elçi gönderip. Üç yillik harac çikartip cihan hakiminin otagina sundu. Hoca Saadeddin'in ifadesine göre "kalenin saglamligina güvenen kâfir. Orhan'in oglu (Sultan Murad). Bunun üzerine Sultan Murad. zorlu ve kanli bir mücadele ile burayi ancak 25 gün sonra feth edebildi. Ondan sonra da Karaferye kalesinin halkini zimmîlik hukukuna tabi kilacagina inandirip söz verdikten sonra almisti. herkesi kendi topraginda birakarak onlarin. onu tekrar ülkesinin hakimi olarak yerinde birakmisti. Halka karsi yumusak davranmis. Sirp ve Panuni arasindaki ulasim noktalarinin merkezi olan Nis üzerine yürüyen Sultan Murad. Oradan da Zihne'yi ele geçirmisti. O yörenin bütün malini bu kalede saklamisti.

kurulustan itibaren devam etmekteydi. Sirp kralliginin mühim sehirlerinden olan Serez ve daha sonra Karaferye zapt edildi. savasin sonuna dogru vefat eden Lala Sahin'in ölümü üzerine beylerbeyi seçilen Timurtas'in himmeti ile olmustu. Haçli seferini tertipleyerek Sirp Sindigindan 7 yil sonra tekrar talihini denemek istedi. Eflak (Romanya) prensi ise kaçmisti. buralarda yeni bir sistem ve adalet anlayisi getiren Osmanlilari bekliyordu. Serez ve havalisine Anadolu'dan asiretleri getirip yerlestirmisti. alemi (sancak) için günes rengini (sanyi) begenmisti. ÇIRMEN ZAFERI Osmanlilarin Balkanlardaki fetihleri. bir disiplin ve teskilât içinde olmalari sebebiyle de anlari fethedilen bu bölgelere nakl etmistir. Iskeçe ve Marolye. Bu kabil iskan hareketleri. Sultan I. Voynuk teskilati. Bir bakima 10 yil içinde Gelibolu'dan Sirbisbtan'a kadar gelinmis. Drama. Bu muharebe neticesinde Gazi Evrenos kuvvetleri tarafindan ikinci defa elde edilen Gümülcine'den baska Borla. Abbasîler gece (siyah) renkleri almislardi. esas ve temel kuvvetlerin Sirplar tarafindan teskil edildigi anlasilmaktadir. padisahin tebeasindan olan hiristiyanlardan meydana gelmis bir asker grubu idi ki. Osmanlilar için Makedonya'nin kapilari açilmisti. Hz. Adriyatik Denizi'ne kadar nüfuz ve tesir sahasi kurulmustu. 26 Eylül 1371'de kazanilan bu zaferle. Nitekim Rumeli fatihi Süleyman Pasa zamaninda asiretlerin Rumeli'ye geçirilip iskân edilmelerinde. Mûsevîlerin pabuç ve serpuslarina tahsis edilmistir. askerî malikânelerin islahi. Savasin bu sekilde sonuçlanmasi üzerine Sirbistan'da hanedan ve iktidar degismisti. Bu hizmetlerinden dolayi bunlar her türlü vergiden muaf idiler. kurulus devrinde konar-göçer Türk asiretlerini yeni alinan bölgelerin Türlestirilmesinde kullandigi gibi. Osmanli sancaklarinin renginin tanzimi. atlarin bakimi ve arabalari sürmek bunlarin isi idi. voynuklarin tesisi gibi önemli kuruluslar. Kadiaskerlikten vezirlige yükseltilmis bulunan Kara Halil Hayreddin Pasa tarafindan da Kavala. Iran'da sofiler tarafindan o kadar saygi görmüs olan gök mavisi. kisa bir zaman diliminde gerçeklesmisti. Peygamber. Zira Sirp ve Bulgarlarin idaresi Bizans'inkinden de kötü idi. Emevîler gündüz (beyaz). seferlerde bayagi hizmetlerde kullaniliyorlardi. bazi kurallara baglandi. Zihne ile Makedonya. Islâm'in diger sancaklarindan ayird edilmek üzere sipahi sancaklari için kirmizi renk seçildi. Tarihte Ikinci Meriç veya Çirmen savasi diye anilan bu muharebede Sirp Krali Vukasin ile kardesi veliahd prens Uglesa maktul düsmüslerdi. Bununla beraber bu defa ki kuvvetlerinin eskiye göre biraz daha az oldugu. Avrupa. Osmanlilar zamaninda bu renge hiç ragbet gösterilmedigi gibi mavi. "Osmanli Devleti. kurulus . Murad. feth edilen topraklardan kaçan halkin yerini doldurmak gayesi de kismen rol oynamistir. Osmanlilara karsi U. birçok asirdan beri Bizans sarayinin ve devletin seçkin memurlarinin begendikleri renkti. Eski idarecilerinin tahakkümünden bikan halk. Osmanlilar da kan rengini kabul ettiler. Osmanli Devleti'nin bu iskân politikasi. yerlesik ahaliye nazaran savasçi vasiflari.Askerî malikâneler (yurtluk)in timar ve zeâmete bölünmesi. Ahirlari temizlemek. Fâtimîler zemin (yesil).

Serez'i ele geçirmek için bir ayaklanma tertipledi ise de bu ayaklanma vezir Halil Hayreddin Pasa tarafindan bastirilmisti. Bu plânin iyi bir sekilde uygulanabilmesi için de gerekli tesebbüslerde bulunuluyordu. Bunlarin yanisira sonradan Rumeli'den de Anadolu'ya insan topluluklari nakledilmistir. Bu sekilde Osmanli Devleti'nin tesir sahasi. 1372) yilinin baharinda büyük bir ordu ile tekrar Rumeli yakasina geçti.devrinde devletin sik sik müracaat ettigi sürgün usulü ile yapilmakta idi. birçok kaplicasi. memleketin senlendirilmesi ve iskani gayesini de tasimaktaydi. Bunun için Sultan Murad. Türk topluluklarinin Rumeli'ye nakledilmeleri sirasinda. Allah'in verdigi destek ile açilan bahtini degerlendirerek cihad töresini sürdürmek ve yeni ülkeler zapt eylemek için bütün tedbirlerini almis bulunuyordu. Ilk is . 1372 yilinda Köstendil ile çevresi feth edilerek burada bulunan Bulgar Prensi Çariçe Evdokia'nin oglu Kostantin. Bu esnada akinci kuvvetleri de Balkan yarimadasinin batisina dogru akinlarina baslamislardi. ülkeler feth eden padisahi çagirmalari üzerine 773 (M. hasmetli kubbelerle örtülü on iki kükürtlü suyu. bütün akrabalari ile geçecek olanlara ise yurtluk. harp ve devletler tarihi için çok az denebilecek bir sürede Vardar'in dogusundaki yerler Osmanli hakimiyeti altina girmisti. Böylece bir buçuk veya iki sene gibi. Devletin gelismesi ile kendi öz benliginde yeni fetihlerin ve özlenen basarilarin belirmis olmasi. Böylece Kostantin. Rumeli fütûhati plânini emin. Hoca Saadeddin. uc olarak kabul edilen Serez'i kendisine merkez yapti. sehrin her tarafina içilecek su dagitan kanallari ve dagdan inen irmaklarla sulanan bahçeleri ile taninan Köstendil. Hammer'in ifadesine göre. Rumeli uclarinda cihad yolunda ugrasan iyi niyetli beylerin. her türlü vergiden muaf olma karsiliginda sehrin (Köstendil) anahtarini Sultan Murad'a teslim etti." Çirmen zaferinden faydalanan Türk akincilari. Bütün bu muvaffakiyetlerden sonra Osmanli kuvvetleri. Fakat daha sonra Bizans Imparâtorunun oglu olan Selanik valisi Manuel. Bulgar Krali Sisman ile Makedonya Sirp Krali'nin Samakov'da birlikte maglup olduktan sonra Köstendil'in elden çikmasi beklenen bir hadise idi. fütuhati tesvik amaci tasidigi kadar. metin ve seri adimlarla gerçeklestirmeye çalisiyordu. Nitekim bu maksatla Evrenos Bey. Vardar nehri vadilerine girerken karsilarinda durabilecek bir kuvvet kalmamisti. hemen hemen bütün Balkanlari içine alan bir genislige ulasti. bir taraftan Adriyatik sahillerini. toprak ve timar gibi imtiyazlar tanimak suretiyle mühaceret tesvik edilmistir. onu cihad sancaklarini açma yolunda bütün gayret ve himmetiyle çalismaya yöneltmisti. devlet tarafindan kendilerine zengin topraklar vermek. Köstendil'in fethi ile ilgili olarak sunlari söyler: "Adaleti ile ülkeleri tutan padisah. Bu durum. Osmanli hakimiyetini kabul ile vergi ve gerektiginde asker vermeyi taahhud etti. ayni zamanda yakinlarinda altin ve gümüsten para basilan bir yer olmasi bakimindan da dikkat çekerdi. diger taraftan Yunanistan'a inerek Attika yarimadasini taradilar. Osmanlilar'in daha Rumeli'ye geçtikleri andan itibaren Türk topluluklarinin buraya nakledildikleri bilinmektedir. Çirmen zaferinin meyveleri derhal toplanmaya baslandi.

ülkesinin genisligi ve ordusunun kalabalikligi ile çevrede taninmis. Bu haberde. altin ve gümüs madenlerinin bulundugu bölgelerin de hâkimi olmakla söhret yapmisti." Osmanlilarin. Sultan. Köstendil tekfuru olan Konstantin. Bunun için Kostantin. derhal ordunun toplanmasini emr ederek sür'atle Gelibolu'dan karsi tarafa geçti. ayrica kaleyi almaya yeltendigi bildiriliyordu. Buna ragmen kale bir türlü düsmüyordu. Sahip oldugu kalelerin anahtarlarini teslim ederek kulluk yolunda gerekenleri yerine getirdi. Çatalburgaz hakimi. Incegiz hâkiminin akibetini ögrenmis bulundugundan hisari Sultan Murad'a teslim etti. Zamanin hükümdari da bu basaridan sonra tekrar Bursa'ya döndü. Bulgar diyarinin hükümdari. Tam bu esnada Lala Sahin Pasa'nin da Ferecik kalesini aldigi haberi geldi.olarak Lala Sahin'in Köstendil bölgesinde almis oldugu yerleri korumak ve geride kalan topraklar üzerinde kendi bayraklarini açmak için bu bölgeye hareket etti. Lala Sahin. Evrenos Bey ve diger beyler. padisahi kendisine layik hediyeler ve degerli armaganlarla karsiladi. Lazar. Ama ülkeler açan padisahin heybeti yüregine tesir etmekle onun üstün gücü ve kudreti ile kendi ülkesine dogru gelisi. Gücünün üstünlügüne gururlanarak çevresindeki "mulûke itaat etmez" bagimsizlik arzusu kara kafasindan çikmazdi. Ödeyecegi cizye ve harac ta tesbit edildikten sonra memleketini yönetme görevinin kendisine verildigini bildiren fermani aldi. Malkara'da padisaha iltihak ettiler. Sultan Murad'la anlasmaya zorladi. . Bizans Imparatoru'nun asker göndererek Vize çevresini yagmalamaya ve halka zarar vermeye kalkistigi. Böylece padisahin iltifatini kazanmakla sevindi. Burada on bes gün kadar bir savas oldu. Bu haberden kisa bir müddet sonra bizzat Lala Sahin Pasa bir çok mal ve ganimetle padisahin otagina geldi. prens ve despotlarin hakimiyetini taniyarak vergi ve gerektigi zaman muharebelerde yardimci kuvvet vermeleri genis ölçüde fetihlerde bulunan Türk devleti için büyük faydalar ve basarilar temin etti. devlet ve ikbal ile üzerine yürüyüse geçtigi haberi kulagina ulasinca. Bu istihbarat üzerine hükümdar. Makedonya'yi feth ederek Köstendil'e gelmeleri Yukari Sirbistan despotu Lazar Grebliyanoviç'i. Osmanlilara vergi ile birlikte asker vermeyi de kabul ediyordu. Bursa'da bulundugu sirada 774 (1373) yilinda Vize sancak beyi Sirmerd Bey'den bir haber almisti. bu kadar önemsiz bir kale ile vakit kayb etmeye degmeyecegini düsünmüs olmali ki. Bu sebeple de hükümdarin ihsanlarina mazhar oldu. Kuvvetlerini Malkara'da topladi. Bu sekilde kral. Askerin bir kismini Ipsala civarindaki Ferecik kalesinin zaptina gönderip kendisi de Çatalca taraflarina yürüyerek Incegiz ve Çatalburgaz kalelerini aldi. PADISAHIN RUMELIYE TEKRAR DÖNÜSÜ Sultan Murad. buradan Incegiz yöresinde bulunan Bolonya (Apolonya) kalesini almak üzere hareket etti. Bunun üzerine Padisah. yenilecegini anlamis ye boyun egme yolunu tutmasi gerektigini kavramisti. Sultan. kusatmayi devam ettirmek için orada küçük bir kuvvet birakip oradan ayrilmaya karar vermek üzere iken kale duvarlarindan birinin yikilmak üzere oldugunu ögrenir.

gerek Bizans ve Balkanlarin siyasî ve ictimaî düzensizligini. Gazi Süleyman Pasa'nin bir bulusu oldugu kesindir.Lala Sahin Pasa'yi hemen kale üzerine gönderir o da orayi feth eder. Bolonya kalesinin duvarlarinin yikilmak üzere oldugu haberini aldigi zaman bir çinar agacina dayanmakta idi. pekçok altin ve gümüs ganimetlerle Bolonya'dan çekildikleri sirada hükümdar. askerlerinden birinin basina ve külahinin altina bir tas koymus oldugunu fakat bunu tamamiyla gizleyemedigini görmüs. gerek Anadolu. o kiymetli tac kadar degerli davranis. padisahin keremine ve ulu tutumuna güvendiginden lütuf ve ihsaninin genisligine. biraz zor görünmektedir. Osmanli Tarihi." Padisah. Rivayetler bu olayin söyle gerçeklestigini belirtirler: Kaleyi kusatanlar. devletin iç ve dis siyasetini belli bir ölçü dahilinde tarassut ediyordu. bas taci edilecek bu dogruluk. Bu agaç. tasi askere biraktiktan sonra bunun bir hatirasi olmak üzere de muhafizlari ile subaylarinin bundan böyle sirma islemeli külah giymelerini emretti. Bu açik sözler. "hükümdarin dolastigi yesil çayirlik" ifadesi de bunun kavak olacagini göstermektedir. Bunun üzerine o askeri huzuruna çagirarak beste biri hazineye ait olan degerli bir seyi gizlemeye çalismasini ayiplar. Tarihlerde verilen bu bilgilerin dogrulugunu tesbit. kerem dolu yeller lütûf denizlerini dalgalandirmis ve o altin taci (tas) anilan gaziye armagan etmesine sebep olmustu. "Üsküf adi verilen islemeli külahlarin ilk defa kullanilmasini bu muharebe sonunda ulasilan zafer ve Bolonya'nin fethine baglar. Sultan Murad. onun için de çapraz menfaatlerin ugras meydani olan Rumeli cografyasini tepeden inme bir müdahale ile önce siyasî ve askerî mânâda ele geçirmek sonra da ictimaî ve medenî alanda yeni bir nizama tabi tutmak zaruretini hissediyordu. Hoca Saadeddin Efendi bu hadiseyi anlatirken söyle der: "Sipahi. ben. O zamana kadar Germiyan fabrikalarinda yapilmis kumaslardan kirmizi renkli kaftan ve cübbe giyerdi. Üsküfün. Zengin ganimetlerle hükümdarin otagina dönen Pasa. o zamandan beri "ugurlu Çinar" diye anilir oldu. Osmanli akinlari Rumeli'de devam ederken padisah. Fakat Hoca Saadeddin bunun çinar degil kavak oldugunu ve kendisine "Devletlû Kavak" dendigini belirtir ki. Hoca Saadeddin'in ifadesine göre muhtemelen o kilik kiyafet o günlerde yayilmis olabilir. Basina da yine ayni bölgede islenmis beyaz renkte ince bir bez sarardi. . Fakat sonradan bu basligini degistirmisti. Altin tellerle islenen bu külahlar Kapi kullarina tahsis edilmistir. himmetinin bolluguna inandigindan gizledigi sirri açikladi ve kaptirmak korkusuyla sakladigi tasi meydana çikardi. Sonra söyle dedi: "Sahimin devleti. yoluna toprak olana bu sevinç külahini giydirmekle mutlu kilmistir. yüceler yücesi padisah katinda deger bulmus. avucunun içi kadar açik görüyor. Padisahin uyanik ve keskin bakisi. kale halkini yer ve yurtlarinda birakmisti. Onu baskasinin elinden kurtarmak için böyle yaptim" demisti. Sultan Murad'in elbisesi satafatli degildi. keremli olmayi seven sah.

debdebe ve tesrifattan ibaret kalmis ülkesiz bir imparator vardi ki. birbirlerini disleyen. Imparator Ioannis Paleologos'u su cümlelerle tavsif ederken bir hakikata parmak basmis oluyordu. Gümülcine'yi ikamet merkezi olarak seçen Gazi Evrenos Bey. budala idi. Dört kardinal huzurunda ve Saint Plerre Kilisesi'nde Ortodoks mezhebinin sapikliklarindan tevbe ve istigfar edip Latin Kilisesi'nin (Katolik) evladi oldu. Fakat henüz Drama ile Kavala. gittiginden daha da eli bos kalmasi ve ümid ettigi yardimdan bir zerre dahi bulamamasi idi. Fakat bu merasim. Bizans'in idaresinde idi. yillik vergi karsiliginda bu devletçigin iç islerine karismadiklari gibi onu ortadan kaldirip ilga da etmediler. Bunun en belirgin delili ise Imparator'un Bizans'a döndügü zaman.Bu dönemde Orta Avrupa olsun. Buna karsilik olarak da Papa. sahsî menfaatlerin disinda samimi bir alis veris degildi. Baska bir ifade ile Bizans kötü idare ediliyordu. üç koldan fetih hareketlerini baslatti. kanli didismeleri vahset ve zulüm aliskanligi tarihî ve an'anevî dekoru içinde bütün dehsetiyle devam etmekte bulunuyordu. Ticaretle ugrasan bu küçük Slav cumhuriyetinin ileriyi görebilmesi. Osmanli himayesini kabul eden bir muahede imzaladi. bir yandan da o bitip tükenmez iç kavgalari. Sag kanat yani dogu sinir bölgesi dogrudan dogruya Sultan Murad'in kendi komutasi altinda idi. Osmanlilar. Sol kanat yani bati bölgesi komutani Evrenos Bey. Yalniz kadinlarin güzel veya çirkin olup olmadiklarini ve kimin karisi bulundugunu ve nasil ele geçirecegini bilirdi. "Imparator Ioannis. Sultan Murad. Hele gittikçe kabugunun içine büzülen Bizans Imparatorlugunda. Dubrovnik'in himaye altina alinmasi ile Türkler. Diger hususat için memleketi gelisi güzel idare ederdi. 1365 yilinda Dalmaçya kiyilarinin güneyindeki Dubrovnik (Raguza) Cumhuriyeti. Istanbul'a döner dönmez tekrar Ortodoks mezhebine . 1369'da Roma'da resmen Katolik olan Imparator. Halbuki bu esnada daha Akdeniz'e çikmamislardi. Sirp Sindigi'dan kisa bir müddet sonra Serez'i zapt etmisti. kemirip kanini içen düsman unsurlarin kaynasip çarpistigi bir sel yatagi haline gelmisti. Böylece Bizans'in Avrupa ile olan son karayolu bagi da kesildi. Nitekim tarihçi Dukas. orta kol komutani ise Kara Timurtas Pasa idi. orta ve sol kanatlara bölen Sultan Murad. onun asirlarca devam edecek olan hayatini garanti altina almasina sebep olmustu. Adriyatik denizine dayanmis oluyorlardi. Bati dünyasindan kendisi için büyük ölçüde yardim temin edecegi vaadinde bulundu. Sirp Krali Stefan Dusan'in ölümünden sonra Bulgar Prensi Ivan Aleksandr tarafindan alinan Trakya'nin Karadeniz kiyilarini denetimi altina aldi." BALKANLAR'DAKI FETIHLER Sirp Sindigi zaferinden sonra Balkanlar'daki uc bölgelerini sag. Bizans Imparatoru bu duruma bir çare bulabilmek için Roma'ya gitti. bir yandan Osmanlilara boyun egerken. Balkanlar olsun.

oglu II. Lala Sahin Pasa. Türk idaresini Katolik idareye tercih ediyordu. bu yüzden Osmanlilar ile yakinlik kurmayi düsündügünü. kendisine muhalefet edip Macarlari Vidin'e sokmus olan kardesi Stratisimir'e karsi Murad'la Ulahlardan yardim alarak Vidin üzerine gitmisse de muvaffak olamadi. Gerçekten de Sisman. Rumeli'deki hâkimiyetini saglamlastirirken. Buralar daha önce feth edilmis olmalarina ragmen bir ara Bizans tarafindan tekrar isgal edilmislerdi. Bu Çamurlu meydan muharebesi ile Kuzey Bulgaristan kapilari da Türkler'e açilmis oldu. 1367'de Kara Ali Bey oglu Timurtas Pasa. bunun için de kizi Devlet Hatun'u Murad'in oglu Bâyezid'e vermeyi . Tuna nehrinden Rodop Balkanlarina kadar orta ve güney Bulgaristan ile Osmanli fetihlerinden önce de kismen Trakya'ya sahip olan Bulgar Krali Yuvan Sisman. Sofya'nin 50 km. Samakov. Anadolu birligini saglamak gayesiyle de buradaki beylikleri de topraklarina katma siyaseti güdüyordu. Yakub Bey'i yanina çagirip kendilerinin ve memleketlerinin Karamanlilardan korunmasinin güç oldugunu. Osmanlilarla basa çikamayacagini anlayinca onlarla baris antlasmasi yapti. Bulgaristan fütuhati devam etmeye kararli görünüyordu. Karaman ogullarinin tehdid ve tazyiki karsisinda Osmanlilara dayanmak ihtiyacini duyan Germiyan oglu Süleyman Sah (1361-1387)'in arzusu üzerine oglu Bayezid'i. Tunca üzerindeki Yanbolu'yu. Süleyman Sah'in kizi Devlet Hatun ile evlendirdi. Lala Sahin Pasa ise Samakov'u aldi. Bölgenin bu önemli sehirlerinin yeniden Osmanlilarin idaresine geçmesi üzerine. Bu siralarda Türklerin. Avrupa ve Asya'da fetihleri devam edip sinirlarini genisletmekti. bir Ortodoks. Bizans'in elinde Trakya'da fazla bir sey kalmadi. Bu arada Kral Sisman. SULTAN MURAD'lN ANADOLU SIYASETI ve YILDIRIM BÂYEZID'IN EVLENMESI Birinci Murad'in. Katolikler için de durum bundan pek farkli degildi. Böylece Osmanli himayesini benimsedigi gibi vergi vermeyi de kabul etmek zorunda kaldi. Sirbistan Krali ile anlasarak birlikte Osmanlilar üzerine hücum etmeyi kararlastirdilar. daha da zebun ve çaresiz kalmis bulunuyordu. savas günlerinde oldugu gibi baris zamanlarinda da yegâne emeli. 1369 yilinda Kirkkilise (Kirklareli). Bu asirlarda Ortodoks ve Katolik mezhepleri arasinda münaferet ve çekisme o dereceye varmisti ki. Tarihî kaynaklarimizda uzun uzadiya anlatilan ve hakkinda teferruatli bilgi verilen bu evlilik.döndü. kadar güneydogusunda idi. Böyle siyasî manevralar ile padisahin itimadini da büsbütün kayb eden Bizans Imparatoru. Fakat bunu gerçeklestirmek için Anadolu'daki beyliklerle çatismaya girmemeye ve barisçi bir siyaset takip etmeye azamî dikkati gösteriyordu: Bu siyaseti büyük bir maharetle uygulayan Sultan Murad. bu orduyu perisan etti. kizkardesi prenses Marya'yi da Sultan Murad'la evlendirmek suretiyle akrabalik tesis etmek ve bu sayede Osmanlilarin gücünden de istifade etmek istiyordu. Buna göre Süleyman Sah. Sultan Murad da 1368'de Hayrabolu'yu. Bu durumu gören ve daha önce devlet merkezi olan Tirnova'ya gelmis olan Bulgar Krali Sisman. Pinarhisar ve Vize'yi Bizanslilardan geri aldi. Bu sebeple o. Süleyman Sah'in arzusu üzerine olmustu.

Saruhanoglu. Herkes mertebesine göre yerli yerinde oturdu. Bunlar. Karamanoglu. Kendi ülkesindeki sancak beylerini de çagirdilar. Etrafin elçileri geldiler. Bununla beraber bu meselenin daha önce gayri resmî olarak görüsülüp konusuldugu. Evrenos Gazi'yi de davet ettiler. oturdu. Bu da bize dönemin ekonomik. Germiyan Beyi Süleyman Sah'in elçisini. Ona bütün elçilerin üstünde yer gösterdiler. Samsa Çavus'un oglu Çavusbasi Demirhan. Beylerden hediyeler getirdiler. Evrenos Gazi'nin hediyeleri ileri geldi. Ondan sonra dügüne basladilar. Herkes âdet üzre hediyesini verdi. Menteseoglu. Her ne kadar Hammer. sosyal ve siyasî vaziyetini gösterme bakimindan önem tasimaktadir. kizi istemek üzere Kütahya'ya Bursa kadisi Hoca Mahmud Efendi. On oglanin elinde içi flori dolu on gümüs tepsi. Bu hediyelerin içinde meshur Germiyan atlari. Edirne'de kabul eden Sultan Murad. ancak her iki tarafin arzusunun açikça ortaya konmasi üzerine erkek tarafi olarak ilk resmî tesebbüsün Sultan Murad'dan geldigini düsünebiliriz. Bütün etraftan gelen elçiler hayrette kaldilar ki. Kastamonu'da Isfendiyar ve Misir Sultanini davet ettiler. Her iki taraf da kendi memleketlerinde tantanali bir sekilde dügün yapmislardi. Iyi atlar. "Bu sebeple büyük oglu Yildirim Bâyezid'e komsusu Germiyan hâkiminin kizini almak istedi. Hepsi mertebesine göre hediyelerini arz ettiler. Hamidoglu. Bu bilgi sayesinde o günün örf. Ishak Fakih bu heyetle giderken yaninda pek çok hediyeler de götürmüstü. su ortak bilgileri vermektedirler: Murad . Elhasil bunlarin her birinin eli bos degildi. Yildirim Bâyezid'in dadisi ile Kadi Mahmud Efendi'nin ve Aksungur'un eslerini (zevcelerini) gönderdi. onun getirdigi kiymetli hediyeleri kabul ettikten ve onu ülkesine gönderdikten sonra dügün hazirliklarina baslamak üzere kendisi de Bursa'ya gelir. altin ve gümüs gibi gayet kiymetli esya bulunuyordu. Sultan Murad'a. Hicrî 783 (1381) yilinda gerçeklesen bu dügünle ilgili olarak kaynaklar. bu hanin bir kulu böyle büyük hediyelerle . Ilk is olarak bu mutlu ve neseli dügüne katilmak için Müslüman hükamdar ve beylere davetiyeler götürmek üzere elçiler gönderir. katarla develer ve fevkalade seyler getirdiler. tamam olup oturduktan sonra izin verildi. Çünkü genç prenses çeyiz olarak kocasina babasinin en güzel yerlerini getiriyordu" diyorsa da o günün sartlari ve gittikçe yildizi parlayan Osmanlilarin durumu düsünülünce bu teklifin bizzat Germiyan Beyi Süleyman Sah'tan gelmis olmasi yadirganmamalidir. kültür ve folkloru hakkinda önemli sayilacak malumata sahip oluyoruz. Ve on oglanin elinde dahi on altin tepsi ve seksenin elinde gümüs ibrik ve gümüs masrapa. Misir Sultani'nin elçisi dahi gel-di. Etrafin beylerine davetçiler gönderdiler. Kendi sancak beyleri geldi. Buna göre dügün söyle olmustur: "Hazirliklar tamamlandi. Ishak Fakih adinda saygi deger bir kisi ile Germiyan ülkesinin bazi ileri gelenlerini elçilikle görevlendirip gönderirler. Murad'a gönderdi. O da hediyesini (saçu) takdim etti. yasli babasinin bu teklif ve arzusunu kabul etmis olmali ki. Yüz kul ve yüz kizoglan cariye.düsündügünü söylemisti. Süleyman Sah da Cemaleddin Ishak Fakih'i bir heyetle I. adet. Bu evlilik. Denizli bezleri. Murad'in Bursa'da yaptigi dügün hakkinda kaynaklarda bir hayli bilgi bulunmaktadir. Yakub Bey. padisahin arzularina pek uygun düsüyordu. Kapi kullarindan Emir-i âlem Aksungur Aga.

teslim alinacak kalelerin muhafaza tedbirlerini aldiktan sonra hep birlikte padisahin otagina (Bursa) dogru yola koyuldular. Gelen paradan bir kismini da Evrenos'a verdi. Bununla beraber mümkün mertebe Anadolu'da savas yapmadan bunu gerçeklestirmek istiyordu. ülkesinin ileri gelenlerini karsilayici olarak göndererek agirlamada. Bu dügün kim Murad Han etti kardas Yayildi sofralar döküldü çok as Bir ay tamam yenildi nimetler Fakir ü gani vü hem yedi evbas. Etrafin elçilerinin getirdigi atlari da Evrenos'a verdi. Aksungur Aga. Nikah. ikram ve iltifatta bulunmus." Sultan Murad. Zira Anadolu'daki beyliklerin sakinleri de müslümandi. Sancaktari Aksungur'u. Kalanini bilgin ve yoksullara dagitti. beyligin merkezi olmasi hasebiyle verilemeyecegini ileri sürmekte ise de arsiv belgeleri. gelini almak üzere Bursa kadisi Hoca Efendi'yi. Egrigöz (Emet) Ve Tavsanli'nin Osmanli idaresine geçmesi bu akrabaliklardan biri vasitasi ile gerçeklesmistir ki bu da. Bu gayesinin gerçeklesmesi için akrabalik tesisine gayret ediyordu. Osmanlilara verilen yerler arasinda zikredilen Kütahya'nin. padisahin yakinlari ve davetliler. er geç Osmanli hududlari içine girmesi mukadder olan topraklarini pâdisaha. Nitekim Süleyman Sah da . Simav. bir taraftan bu plânini uygularken bir taraftan da Anadolu'da birligi kurmaya gayret ediyordu. çeyiz olarak sunulan Kütahya. Bunun için de bazi tedbirlere basvuruyor ve çareler düsünüyordu. Gerçek gayesi. Kütahya'nin da verildigini göstermektedir. Samsa Çavus'un oglu Çavusbasi Demirhan'i. Murad Han Gazi gör ki neylese gerektir? Evrenos Beyin getirdigi kullan. daha önce pençelestigi adamin oglu ile hos geçinmekten baska çaresinin olmadigini anlamasi ile mümkün olmustur. Bursa'ya yaklastiklari zaman devletin ileri gelenleri. Mükrimin Halil Bey. Simav. ser'-i serif üzere kiyildi. ev sahipliginin gerektirdigi bütün görevler hakkiyla yerine getirilmisti. karavaslari (câriye) etraftan gelen bu elçilere taksim etti. Kendisine bir sey birakmadi. Egrigöz (Emet) ve Tavsanli'nin devir tarihini de belirterek Çasnigirbasi Pasacik Aga'yi da yanlarina vererek gönderdi. gereken saygiyi eksiksiz yerine getirmisti. Sultanin temsilcileri Kütahya'ya yaklasinca Germiyanoglu Süleyman Sah. Rumeli fütuhatini daha batilara götürmek olan Sultan Murad. Bundan sonra da dügün ve nikah törenlerine baslandi. Germiyanoglu. sevinç içinde onlari karsilayip sultanin sarayinda harem dairesine indirdiler. Bu suretle ziyafetler çekilmis.geldi. Nitekim Kütahya. bir zamanlar babasi Orhan Gazi'ye kafa tutmus olan Germiyanoglu'nun. kizini da sehzâdesi Bâyezid'e vermek suretiyle siyaset sahnesinden sessizce uzaklasmaya ve sakin bir hayat yasamaya baslamisti. kadi efendi ile sancaktarin eslerini ve Yildirim'in dadisini bin kisiden fazla bir birlikle Kütahya'ya gönderdi. Misafirlerin her birini durumlarina göre bir konaga indirmis ve herkesin degerine göre uygun yerler göstermisti. Nikahtan sonra kizini gelin olarak veren Süleyman Sah.

kendi adamlarim yerlestirerek oralari timar haline getirdikten sonra Bursa'ya tekrar döner. Bu sehirlerin Osmanli idaresine girmesi ile Osmanlilarin Anadolu'daki varliklari daha iyi bir sekilde hissedilmeye baslandi. padisahin bu geziyi kendi ülkesini ele geçirmek için tertipledigini sanarak biraz önce sözü edilen konuyu tekrar ele alarak padisaha satma isine razi olduguna dair haber gönderdi. Karaman ogullarindan korunmak için beyligin devaminin bu yolda mümkün olacagini görmüstür. Germiyan ve . 1381 yilinda yapilan dügün dolayisiyla çeyiz olarak verilen bir kisim Germiyan topraginin tesbiti "Tapu Tahrir Defterleri"nden de mümkün olmaktadir. Öyle anlasiliyor ki. beyliklerinin Osmanli Devleti idaresine girdigini görmüs oluyorlardi. baslangiçta buralari vermek istememekteydi. Yalvaç. adi geçen kalelere. 1381) tarihinde gerçeklesen bu satis muamelesinden sonra Sultan Murad. Bu satis isinden sonra Anadolu'da Selçuklu topraklarini bölüsen beyliklerden üçü.buranin verilmesi üzerine Kula'ya çekilmistir. Fakat. Yine bu evlilik törenleri esnasinda Hamideli hakimi Hüseyin Bey'den Karaman'a komsu olan alti sehir alinmisti. Bu esnada Sultan Murad. Karaagaç ve Isparta kalelerini satin almak üzere temsilcisini göndererek bu kaleler için epeyce bir para (80000 altin) öder. Fakat padisahin gücü karsisinda duramayacagini anlayinca bu sehirleri satmak zorunda kalmisti. Osmanli Devleti'ne genis ve zengin bazi topraklari baglamisti. Kabul ettigini bildiren cevabini ve bununla ilgili haberi bekledigimizi bileler. Bu dönemde Hüseyin Bey de zaman zaman Karamanlilarin saldirilarina ugramakta ve onlardan zarar görmekte idi. 783 (M. Seydisehir. Bu sayede de ikisi arasinda (Osmanli-Hamideli) yeniden kuvvetli dostluk baglan kurulmus olsun. Hamideli'ne bagli birçok kale. sinirlarimizin korunmasi bakimindan bize gerekmektedir dedikten sonra o kalelerin usulünce satilip kendi mülkleri haline getirilmesini ister. Hüseyin Bey. Karesi. Karaman tarafinda. Böylece bu sehirler de Osmanli Devleti'nin idaresine girmis oldu. Yildirim Bâyezid'in dügününün sonunda misafirlerin dagilmasi esnasinda Murad Hüdavendigâr. Hamideli Beyi olan Hüseyn'in elçisine Hoca Saadeddin'in dili ile "Biraderim Hüseyin Bey'e bizden selam edüp diyesin ki aramizda olan sevgi ve dostluk ve birlik geregi bir iltimasimiz (istegimiz) vardir. Simdi Sultan Murad'in ne demek istedigini anlamis ve onun komsusu olmayi ister olmustu. kararlastirilmamis olan satis meselesi öylece duruyordu. Bu haber padisaha ulasinca. Görüldügü gibi Bâyezid'in evlenmesi. Hamid eli hakimi Hüseyin Bey. Sultanin temsilcisi ile kanunlara uygun olarak Müslüman kadilarin imzalari ile satis akdi gerçeklesmis olur. Kütahya'yi ziyaret etmek üzere yola çikmisti ki. Hüseyin Bey. sözünden dönmeyerek anilan para karsiliginda isimleri zikr edilen kaleleri satmaya karar verir. Bunlar. Süleyman Sah. Beysehir. hem de boy ölçüsemeyecegi bir rakibin karsisinda haddini bilerek zararli çikmamistir." Bundan sonra Karaman beylerinin kendi ülkesine karsi iyi niyet ve dostluk beslemedigini. BAZI SEHIRLERIN HAMID OGULLARI'NDAN SATIN ALINMASI Anadolu Beylikleri arasinda padisahin tasavvurlarini sezerek Germiyanoglunu takib eden Hamideli Emiri de Germiyan'la Karaman arasindaki topraklarini satmak suretiyle hem izzet-i nefsini kurtarmis.

memleketinin idaresini en çok sevdigi oglu Iskender Bey'e vermeye mütemayildi. Çok sert ve hasin bir kimse oldugu anlasilan Celaleddin Bey zamani. Fakat Sultan Murad'in bu hareketi. baslangiçta Sultan I. Bir firsatini bulup Osmanlilarin hapsinden kaçan Süleyman Pasa. Sultan Murad. oglu Iskender'i öldüren büyük oglu Süleyman'in. ikincisi kizinin Bâyezid ile evlenmesi ile. Osmanli tarihlerinde Kötürüm Bâyezid diye anilan Celaleddin Bâyezid'in sert ve hasin tavrini ortaya koymasi bakimindan. babasinin bu arzusuna içerleyerek kardesini öldürüp ortadan kaldirmak için firsat kollamaya basladi. iç ve dis gaileler sebebiyle huzursuzluk ve mücadeleler içinde geçmisti. Sultan Murad. biri kiz digeri erkek iki çocugunu. Osmanli Devleti'nin. Sultan Murad'dan tekrar yardim istedi. Fakat büyük oglu Süleyman. aslen Türkmen bir ailedendir. gittikçe büyüyen Osmanli tehlikesi karsisinda yakin komsulari ile de iyi münasebetler kurmaya çalismakta idi. üçüncüsü de satisla olmustu. Beyligin kurucusu Semseddin Yaman Candar'dir. Osmanli kuvvetleri ile Kastamonu'ya gelmis babasiyla harb ederek onu Sinop'a siginmak zorunda birakmisti. kendine bagli taraftarlarini topladiginda Osmanli kuvvetleri Kastamonu'dan ayrilmaya mecbur olmuslardi. Fakat durumu dikkatle izleyen Süleyman Pasa'nin babasi Kötürüm Bâyezid. Süleyman Bey'e bagli olan Kastamonu halki tarafindan iyi karsilanmamistir. onu tekrar himayesi altina aldi. O. Anadolu birliginin kurulmasi bakimindan atilmis önemli bir adimdir. Süleyman Pasa. . babasi Adil Bey'in vefati üzerine hükümdar olmustu. Candaroglu Beyi Kötürüm Bâyezid (Celaleddin Bâyezid Bey). Osmanli kuvvetleri Kötürüm Bâyezid üzerine harekete geçmisti. Osmanli hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalmasi. Bu firsati yakaladigi anda da kardesi Iskender'i Öldürmüstü. tahtini küçük oglu Iskender'e birakmak niyetinde idi. merkezleri Sinop ve Kastamonu olmak üzere ikiye ayrilmisti. Böylece Süleyman Pasa tekrar hükümdarligina kavusmus oldu. kardesi Iskender'i öldürerek babasina isyan etmisti. yani kendi torunlarini öldürmekten çekinmemistir. Murad tarafindan bu yardim istegi kabul edilmis olacak ki. Sultan I. Kastamonu. Süleyman Pasa'yi tevkif ederek Candar Beyli'ginin Kastamonu subesini ülkesine ilhak eder. Murad'a itaatini arz etmekle beraber.Hamideli beylikleri idi. Bunlardan ilki Orhan Gazi'nin fetihleri ile. Sinop ve çevrelerinde bir beylik kurmus olan Candarogullari. Bu isyan esnasinda Süleyman. Süleyman. OSMANLI-CANDAROGULLARI MÜNASEBETLERI Candarogullari'nin. Bununla beraber Süleyman'in hükümdarligi uzun sürmemisti. 1383) yilinda cereyan eden bu hadise üzerine Candarogullari Beyligi. ehemmiyet arz eden bir hadiseyi burada zikr etmek gerekir. Hicrî 785 (M. Gerçi Kötürüm Bâyezid. Celaleddin Bey. Osmanlilara siginip onlardan yardim istemisti. Balkanlar'da giristigi sistemli ve planli fetihlerden sonra Anadolu'da Germiyanogullari ile Hamidogullari'na ait bazi yerlere sahip olmasi. Bu durumu fark eden büyük oglu Süleyman Sah. Candarogullari tarafindan endise ile karsilaniyordu. Anadolu birligini saglamak bakimindan kendi hesabina uygun gören Sultan Murad. Sinop'tan gelerek Süleyman Pasa'yi firara mecbur etmisti. Daha önce de temas edildigi gibi Kötürüm Bâyezid. Durumu.

ilk ciddi taht kavgasi olarak gösterilen bu isyan hakkinda Osmanli ve Bizans tarihleri arasinda farkli görüsler bulunmaktadir. Yeri. bu akrabalik ve himaye sayesinde Kastamonu'yu tekrar ele geçirdi. bazi kötü arkadaslari da desteklemislerdi. diledigini yapmak hevesine kapilmisti. Hatta adina hutbe okutarak çevresine karsi saldirilara baslamisti. Buna karsilik Imparator Ioannes. Dimetoka'ya kaçan Savci'yi da yakalatarak gözlerine mil çektirir. zamani ve hatta Savci Bey'in o zamanki yasi hakkinda degisik görüsler bulunmasina ragmen bu olay. Bu hadiseden haberdar olan Sultan Murad. istemeyerek de olsa oglunun gözlerini tamamen kör olmayacak sekilde kaynar sirke ile yaktinr. Onun bu toylugunu. Savci Bey. gençlik heyecani ve atilganligi ile basina buyruk olmak. Osmanli hükümdari I. Bâyezid'e yardimda bulundu. Zira imparator. Ortanca oglu Yakub Çelebi'yi Karesi vilayetinde. Bu firsat. babasinin kendisini vekil birakarak Sultan Murad ile birlikte bazi âsi beyleri cezalandirmak üzere Anadolu'da bulundugu bir sirada ele geçmisti. Murad'in yardimiyla beyligini sürdüren Süleyman Pasa. Osmanlilari oldugu kadar Bizansi da ilgilendiriyordu. O da bu düsüncelere kanarak babasina karsi bas kaldirmisti. Tam bu esnada Sultan Murad'in. Osmanlilarla dost geçindi. Selanik valiliginde bulunan ikinci oglu Manuel'i. Bundan sonra Osmanlilarla dost geçinen Süleyman. ileride meydana gelecek olan ve "kardes katli"ne sebep olacak olaylara öncülük etmesi bakimindan önemli bir olay olarak kabul edilmesi gerekir. babasina karsi ayaklanmasi. Bu sebeple Birinci Kosova muharebesinde ve onu takiben Yildirim Bayezid'in hükümdarliginin ilk senelerinde Anadolu beylerinin Osmanlilar aleyhine olan hareketlerinde o. bakimli ülkeleri korumak göreviyle Anadolu hududunda. Germiyan vilayetinde birakip Kütahya'da oturmasini uygun görmüstü. Bu tutumuyla bazi eskiyayi yanina çekmis ve ülkeyi istedigi sekilde idare etmeye baslamisti. saltanat ortagi yapmayi düsünmüstü. Süleyman. Andronikos'un kizmasina ve ondan intikam almasina sebep olmustu. Tahta oturdugunu ilan ederek kendisine bagli olanlara hazineyi dagitti. Bu sebeple her ne pahasina olursa olsun imparatorlugu ele geçirmeyi düsünüp firsat kolluyordu. güvenlik ve huzur kaynagi olmak. Hammer'in ifadesine göre Ionnes bunu Sultan Murad'in baskisi üzerine yapmak zorunda kalmistir. Çünkü bu isyanda Bizans Imparatoru Ioannes'in büyük oglu Andronikos da bulunmaktaydi. Osmanli tarihlerinde bu olay daha farkli bir sekilde verilmektedir. Sultan Murad'in üç oglundan biri olan Savci Bey'in. büyük oglu Bayezid (Yildirim)'i. Böylece padisahlik sevdasina düsmüstü. Böylece büyük oglu Andronikos'un hakkini ondan daha küçük olan kardesine verecekti. Bu. SEHZÂDE SAVCI ISYANI Osmanli tarihinde. Edirne'de yerine vekil biraktigi Sehzâde Savci ile birleserek babalarinin aleyhine bas kaldirdilar. padisahin kulagina ulasinca o da . Buna göre yeni ülkeler feth etmek üzere Rumeli'ye geçen Sultan Murad.bununla da yetinmeyerek onu Osmanli hanedanina damat yapti. Görüldügü gibi. derhal Rumeli'ne geçerek Istanbul yakininda asi kuvvetleri bozguna ugratir. Bütün bunlar. küçük oglu Savci Beyi de Bursa muhafizliginda birakmisti. Osmanlilarin gerek Balkanlar'da gerekse Beylikler üzerine yaptiklari seferlerde yardimci kuvvet göndermekten geri kalmadi.

Savci Bey de Bursa'dan çikip padisahi ve ordusunu burada karsilayacakti. Hareketinden dolayi yumusak sözlerle onu ayiplamakla yetindi. Osmanlilar karsisindaki durumunu ortaya koymasi bakimindan da dikkat çekmektedir. Fakat imparator. kendi kuvvetinin üç misli olan bu askere karsi koyamayacagini anlayinca sehri yüz üstü birakip deniz yolu ile Bizans'a dönmüstü. o dönemlerde Bizans'in. Manuel. bu yigit oglu ile Biga'da at kosturacak ve avlanacakti. Biga çevresinde büyük bir sürek avi tertiplenecek. Sonuçta hükümdara bagli olan askerlerin gayreti ile sehzâdeye bagli olan eskiya grubu hezimete ugrayip dagilip kaçar. düsmaninin kendisine güvenmesinden haz duyacak kadar yüksek bir ahlakî fazilete sahipti. onun bu hainligini. . Iste bu zamanlarda Osmanlilarin güç ve kuvvetleri o derece yüksek ve Bizans'in kuvveti o kadar gevsek idi ki. Padisah da onu bagisladi. Böylece baba. Suçunu kabul edip özür dilemesi gerektigi ve bu sayede babasinin kendisini af edecegi bildirildigi halde o böyle bir yola girmemis. Sultan Murad. Bu da dogrudan dogruya Bizans ile ilgili bir hadise idi Bu olay. Imparator.Edirne'den hareketle bu büyük fitneyi bastirmak ve bu fesad atesini söndürmek üzere Bursa'ya dogru yürüdü. Çikartilan bu ferman sehzadeye ulasinca o. Manuel de ölü veya diri ek geçirilecekti. Hammer bu olayi bize su ifadelerle nakl etmektedir: Imparatorun oglu Manuel. vali bulundugu Selanik'e yakin olan Serez'i Osmanlilarin elinden alma tasavvurunda bulununca padisah. Savci Bey ise yandaslari ile birlikte padisahla savasmak üzere Bursa'dan çikip Kite ovasinda babasini karsilar. adanin Ceneviz valisi de onu kabule cesaret edemedi. Böylece Andronikos ve sehzade Savci Bey gailesini ortadan kaldiran Sultan Murad. her seyi göze alarak padisahin affina ve büyüklügüne bas vurdu. bu siradadir. veziri Hayreddin Pasa'yi Selanik'i almakla görevlendirmek suretiyle karsilamistir. Sultan Murad'in en degerli ve teskilatçi komutanlarindan biri olan ve son zaferi olmak üzere Selânik'i Osmanli ülkesine katmis bulunan Hayreddin Pasa'nin ölümü. Ümidi de bosa çikmadi. Savci Bey'in hareket ve tutumundan habersizmis gibi davranilacak. Sonunda Manuel. aksine sert ve gerçek disi sözlerle babasina karsi gelmeyi sürdürmüstü. vefati tarihi olan 10 Zilhicce 789 (22 Aralik 1387) da padisahin yaninda olmayip Rumeli'deki ordunun basinda idi. Manuel'i karsiladi. Hatta daha da ileri giderek daha önce kendisini kabul etmeyen babasinin yanina yolladi ve onu iyi karsilamasini istedi. Bunun üzerine gözlerine mil çekilerek kör edilmisti. yeniden Murad'in süphesini çekmek ve hiddetine ugramak korkusuyla firari ogluna siginma hakki tanima cesaretini gösteremedi. çevresinde ordu toplayip savas hazirliklarina baslamisti. Bunun üzerine Manuel Midilli'ye siginmak istediyse de. bu sefer baska bir olayla mesgul olma zorunda kaldi. Sehzâde de yakalanip padisahin huzuruna getirilir. Onun bu tutumu padisaha bildirilince hükümdar derhal Bursa üzerine yürümeye karar verdi. Olayin kansiz bir sekilde ortadan kaldirilmasi için de söyle bir plan tasarlanmisti. Hayreddin Pasa. Manuel de hatasini kabul ederek suçunun bagislanmasini istedi. verilen emre itaat etmemis. kendi ogluna bile devlet merkezinin kapilarini müttefikinin izni olmadikça açamiyordu.

Iznik'te Yesil Cami adindaki camisi ve yine orada eski ve yeni imâret denilen iki imâreti. Gerek Rum. ona göre ölçmek ve karsilastirmak gerektigini söylemek istiyorum. akilli. Bunun üzerine Hayreddin gülmeye baslayarak söyle der: — Büyük bir akillilik ile yaratilmissin. Halil Hayreddin Pasa vefat edince geride Ali. ordusu ile Yenice-i Vardar'da bulunurken hastalandigi için Serez'e nakl edilmis ve orada vefat etmis ise de cesedi Iznik'te defn edilmistir. bu söhretli zatla ilgili vesikalar arasinda. gerek yabanci tarihlerdeki kayitlardan Hayreddin Pasa'nin çok degerli ve teskilatçi bir devlet adami ve muktedir bir komutan oldugu anlasiliyor. Osmanlilarin üçüncü veziri olarak gösterdigi Halil Hayreddin Pasa'nin ilim ve fazlindan bahseder. Ilyas ve Ibrahim isimlerinde üç erkek evlat birakmisti. malî ve siyasî sahalarda ve Osmanli Devleti'nin kurulmasinda birinci derecede rol oynamistir. kendisinden daha asagi bir derecede bulunmayan ve hatta bazi yönleri ile kendisinden çok daha üstün olan bir padisahin veziri idi.Çandarli Halil Hayreddin Pasa. Bunu görüyorum. Fetihlerin gerçeklesmesi ve devletin gelismesinde el ele veren bu iki kisi. askerî. Onun. basarili bir grafik sergilemislerdir. Bu tarihçi. ihsan ve merhametle askerin sevgisini kazanmak suretiyle. zeki ve tedbirli bir veziri olan Hayreddin Pasa. dirayetli ve maharetli bir generali. Halkondil oldugu söylenir. Devletin. Celaleddin Kazvinî'nin belagat ilminden Telhisu'l-Miftah adli eserini serh eyledi yazar. Filhakika bu zat. degisik ihtimallere göre hesaplamak. idarî. Halil Hayreddin Pasa'nin vefati üzerine padisahin yaninda bulunan büyük oglu Ali Pasa vezir olur. ordularinla arzu edilen bir amaca erisebilmek için harp islerini nasil idare etmek gerekir? Padisah bu soruya söyle cevap verir: — Elverisli firsatlardan faydalanmak. Müstakimzâde. bu vasitalari nasil hesaplayip ölçeceksin? . — Ama firsatlardan faydalanmak demekle neyi kast ediyorsunuz? — Gayeye ulasmak için her vasitayi. Gerek Osmanli. Gelibolu ve Serez'de de camileri vardir. Sultan Murad ile Hayreddin Pasa arasinda geçen su konusmayi nakl eder: Hayreddin Pasa bir gün Sultan Murad'a der ki: — Efendimiz. Ancak yapilmasi veya yapilmamasi gereken seyleri önceden bilmedigin ve kendi kendine danisarak bir ciheti red ve digerini kabul etmeye gücün yetmedigi durumlarda. gerekse Osmanli tarihçileri arasinda Hayreddin Pasa ile ilgili en fazla belge birakanin. Türbesi Iznik surlarinin disinda Lefke kapisina yakin bir mezarligin ortasindadir.

Iste vezir ile Sultan Murad arasinda. danismalarinda gayet ihtiyatli davranmali. Burada yüzlerce adasiyla Ege. Sultan Murad'in. Bu yönü ile o. Maharetli bir komutan. "XVI. bu konusmalarin çerçevesine uygun sekilde Bizans Imparatorlugu'nun fethine hazirlanma basladi. adeta Balkanlar içindedir. ama icrada yildirim gibi sür'at göstermeli. Bu bakimdan Osmanli Devleti'nin bütün müesseselerinde bu anlayisin hakim olmasi ve sosyal bünyenin buna göre organize olmasi normal karsilanmalidir. devlet ise onun bir fer'i olarak görülmüstür". Osmanlilarin Balkanlardaki ilerleyisini ve oradaki hakimiyetini sadece Osmanli askerî gücü ve karsi tarafin daginik olmasina baglamak istiyorlar. kurulus yillarinda askerî islere fazla ehemmiyet veriyor ve askerî basarilarini bu sayede hazirliyorlarsa da. Bilindigi gibi. jeopolitik yönü ile önemli idi. onlarin bu muvaffakiyetlerinin sebebini sadece askerî saha ile sinirlandirmak mümkün degildir. aksine bütün ihtimalleri degerlendirip ona göre çareler düsünen bir kimsedir. karakter ve anlayisina baglayan bu ifadelere göre o. ordusunun basinda da örnek olacak derecede yigitlik sahibi oldugunu isbat etmelidir. bogaz ve geçitler. Batida Adriyatik Denizi. ve XVII.— Bir seye karar verildigi zaman onu hemen yerine getirmek gerekir. Balkanlarda Osmanlilarin yayilis ve fetih dönemlerini anlamak için büyük bir önemi haizdir. hem de nazarî bir sekilde uygulayan Osmanli Devleti. Balkan yarimadasi içinde stratejik massif daglik bölgeler. OSMANLILARIN BALKANLAR'DAKI MUVAFFAKIYETLERININ MANEVÎ SEBEPLERI Kurulusundan itibaren Müslüman bir topluma istinad eden bünyesi ile ser'î hukuku hem amelî. gerek idarî. Nitekim bu konuda: . gerekse medenî sahalardaki basarisinin sirrini onun yaratilis. Bu anlayis sebebiyledir ki. tarihî bir yerlesim bölgesi olarak Balkan Yarimadasi'nin güneyinde Akdeniz bulunmaktadir. Balkanlarda idarelerine aldiklari yerli unsurlarin din ve vicdan hürriyetlerine müdahale etmedikleri gibi onlari diger milletlerin her türlü baskisindan da kurtarmislardi. Farkli kültürlere sahip insanlarin yasadigi bu bölge. Öyle anlasiliyor ki bazi kimseler. Bu jeopolitik faktör. Çünkü "bu devlette din asil. Her ne kadar Osmanlilar. devletin kurulus asamalarini belirlemistir denebilir. Hiç bir zaman acz belirtisi gösterip kararsizlik sergilemeyen. Osmanli Devleti'nin kudretini teskil eden üç unsurdan biri olarak kabul ettigi "hükümdar sahsiyetleri" ifadesine hak kazanmis görünmektedir. Böylece bir bakima Osmanlilarin fazla bir sey yapmadiklarini anlatmaya çalisiyorlar. kuzeyde ise Tuna irmagi bulunmaktadir. bu anlayisim devletin bütün sistem ve organlarinda devam ettiriyordu. gerek siyasî. Asirlarda Osmanlilar ve Ispanya" adli eserin müellifi olan Leopold Won Ranke'nin. karar verildigi andan itibaren yildirim sür'atiyle onu uygulayan bir kimsedir. Olaylari degerlendirirken çok ihtiyatli. Osmanlilar. olaylar karsisinda cesurane kararlar veren bir kimsedir.

dinî hürriyet ve serbestisini saglamakla kalmamis. Osmanli fetihlerini ve bu fetihlerdeki basariyi. hem iç islerini halletmis olmalari. zaman zaman gelen bu kavimleri kendi bünyelerinde eritmesini bilmislerdir. Islâm. Bir kaç su yolunun denetim altina alinmasiyla Tuna vadisine geçit bulunur. onlarin baska türlü davranmalarina ve idarelerindeki insanlara karsi baska türlü muamelede bulunmalarina izin vermiyordu. her halde dogru olmasa gerekir. siki bir sekilde birbirine baglidir. Böylesi genis bir arazinin savunulmasi siyasî birlik ve bunun olmayisi halinde de isbirligi ve es güdüm ister. Burada oturanlar. sözde kendilerini kurtarmaya gelen Haçlilara hiç iltifat etmediler. bölge halklari arasindaki çekisme ve cografî sebeplere baglayacak kadar basite indirgemek. kendi aralarindaki rekabet ve karsilikli kiskançliklarla hirpalanmis bulunduklarindan Osmanlilara karsi birlikte direnis gösterecek takatten mahrumdular. Ondördüncü yüzyilin son çeyreginde Balkanlar. O. Jorga (Geschichte des Osmanischen Reiches. Sayet Türkler. Islâm'i kabul etmeyenler bile Osmanli idaresinden o kadar memnundular ki. ekonomik ve sosyal haklara saygi gösteren bir anlayisla."Osmanlilarin Balkanlardaki genislemesi. Eflak ve Bogdan yönünde hareket edebilir. Onlar. Çünkü mensubu bulunduklari Islâm. siyasî bakimdan birlesik degildi. Zorlama sonunda müslüman olma keyfiyetinin Islâmi bir hareket olmadigini beyan etmekten çekinmez. Rumeli'ye ayak basip Balkan . Müslümanlarin feth ettigi topraklarda yasayan hiç bir kimsenin zorla dine girmesine müsaade etmez. Gerçekten Osmanlilar. Zira Osmanlilardan önce de bölge. Balkanlarda cografya ve siyaset. daha sonra da Karadeniz kiyisi boyunca ilerleyebilirler. herkesi inanç ve fikrinde serbest birakir. ordularin geçisine hesaba katilir bir engel olusturmazlar. Eger Tuna'ya Demir-Kapi'nin ilerisinde bir noktadan erisilirse Macaristan ve Orta Avrupa akinlara müsaittir. aralarinda din ayriligindan baska bir sey kalmamisti. inançlar arasindaki orta ve dogru yolun hangisi oldugunu bildirmekle yetinir. vicdan hürriyetini temel tasi kabul eden. hem de fetih yöntemleri yüzünden kolaylasiyordu." denilip fikirler ileri sürülmektedir. defalarca istilaya ugramisti. Daglar. idareleri altina giren kavimleri yumusak ve müsavatçi prensipler ile idare ediyorlardi. sadece idareleri altinda yasayan milletlerin. Bu bakimdan Osmanlilarin basarili olmasinda ve hatta herhangi bir zorlama olmadan bölge halklarini kendi dinlerine sokmalarinda baska sebepler aramak lazim gelecektir. 456) bu mevzuda sunlari söyler: "Ne kadar tedkik edersek edelim. N.” Osmanlilar. Aksine Balkan ülkeleri. bundan baska türlü davranamazlardi. Osmanli Imparatorlugu'nun idaresine giren bir sehir veya bir millet içinde. ayni zamanda Balkanlar'daki milletlerin de bunu kazanmalarina yardim etmislerdi. Osmanli idaresine karsi en ufak bir memnuniyetsizlige bile rastlamiyoruz. Bölgeyi isgal etmek isteyenler. Bu sebepledir ki Müslüman Türklerle Hiristiyan Balkanlilar arasinda çok iyi bir ahenk tesis edilmis. Fakat bunlarin hiç birinde Osmanli Türkü'nün gösterdigi basariya denk bir muvaffakiyete tesadüf edilmemistir. I. Hak ile bâtilin neler oldugunu. Balkanlari kurtarmaya gelen ve ekseriya bütün Hiristiyan âleminin vicdanlarina hitab edebilecek bir surette Haçli seferleri karakteri tasiyan bütün Avrupa milletlerinin istirak ettikleri o büyük seferlerde bile Osmanli idaresinde bulunan yerli Hiristiyan halkin bunlara katilmak arzusunu göstermediklerini katiyyetle görüyoruz.

Zira Ortodoks Balkan Hiristiyanligi ne çekmisse dindaslari olan Katolik Latinlerden çekmistir. Bundan dolayi Osmanli Türklerinin sür'atle ilerlemeleri ve feth edilen bölge halkinin Türk idaresini kendi idarelerine tercih etmelerinin sebebini anlamak kolaydir. Gerçi Osmanli Beyligi. Ortodoks mezhebindeki Balkan topluluklarim eritip ortadan kaldirmak yoluna giderken. yani Balkanlar'da göz kamastiran hizli ve suurlu bir yayilma ve yerlesme için kâfi degildi. feth ettikleri yerlerdeki halkla kaynasarak onlarin dinî. bizzat sultan Orhan. Onlar. Bunun birtakim manevî ve ruhî sebepleri de vardi. Fakat Osmanlilarin. Katolik mezhebine girmeye mahkum olmustu. Palamas ile görüsür ve ulema ile onun arasinda bir münazaranin yapilmasini emreder.Türklügü'nü kurmamis ve farkli kavimlere vatan olmus Balkan cografyasi üstünde hâkim ve efendi millet olarak teskilat ve idaresini tesis etmemis bulunsalardi. Bununla beraber bu zahirî (görünür) kudret. Orhan'in oglu Süleyman Pasa. ancak Türklerin Rumeli'ye adim atmalari ile Katoliklerin bu imha ve kolonizasyon politikasina son vermistir. halki tamamen ayri dinde olan yabanci bir bölgede. Macarlari önlemek üzere derhal kuzeye atilmalari bu tehlikeye bir set çekmis ve Balkanlarda Ortodoks mezhebinin serbestçe yasamasini mümkün kilmisti. Isin daha enteresan tarafi. Rumeli'de isgal ettikleri (feth ettikleri) genis ülkeleri bir avuç kuvvetle elde tutmuslardir. yeni dogan Osmanli devletinin sür'atle genislemesinde. bugün ne Sirp. Anadolu'da parçalandigi halde Rumeli'de dimdik durmustur" demektedir. Ve yine bu sayede Timur'un sadmesiyle Osmanli Devleti. Ancak bu sayededir ki Türkler. ayni zamanda mânevî sebeplerin de tesiri vardir. Bu tazyik sonucu olarak Balkanlar. Hiristiyanlari tam bir serbesti içinde görmüstü. Anadolu'da nasil Hiristiyan varliklarini ve idare tarzlarini bozmayarak onlari kendi nüfuzlari altina aldilarsa bu müsaadeyi Rumeli'de daha genis bir sekilde . Bu esnada özellikle askerî islere fazla agirlik verilerek muvaffakiyetin sebepleri hazirlanmisti. Katolikligi büyük bir enerji ve tazyikle Balkanlara yaymaya baslamisti. ne Bulgar. Kanunlara aykiri olarak keyfî hiçbir muameleye müsaade etmediler. örfî ve sosyal islerine karismiyorlardi. daha kurulus safhasinda iken askerî ve adlî teskilatla ise baslamisti. Öyle ki bu zulüm ve ceberut. ne Romen ne de bir Yunan milleti kalmis olurdu. O. Onlarin. ne Sloven. Anadolu'daki fetihleri esnasinda hiç bir siyasî firsati kaçirmamaya gayret ediyordu. Nesrî) epey bilgi vardir. Nitekim 1355 yilinda Osmanlilara esir düsmüs olan Selanik bas piskopos'i Gregory Palamas'in mektubu da bu durumu açik bir sekilde ortaya koymaktadir. Tarihî olaylara bakildigi zaman bu ifadelerin ne kadar gerçek olduklari görülür. vicdan hürriyetlerine hürmet etmis ve agir vergiler altinda ezilmis olan yeni tebeasindan belli bir vergi (cizye) almakla Yetiniyorlardi. Balkanlara göz dikmis ve Vidin Prensligini zapt ederek. Bu konuda ilk Osmanli eserlerinde (Asikpasazâde. ona hiristiyanlik hakkinda serbestçe bazi sorular sormustu. Osmanlilar. Osmanli Beyligi. Uzunçarsili da bu dönemden bahsederken: "Görülüyor ki. denizi asarak Balkanlari isgalinde yalniz fütûhatin ve devletler arasindaki ihtilaflardan istifadenin ve siyasetteki maharetin degil. Büyük Lui (Ludwig I. 1342-1382) devrinde Avrupa'nin en büyük devletlerinden biri haline gelen Macaristan.

devletlerini kurarken kitleleri çeken bu uzlasici. Henüz ilhak olunmayan bölgelerde. koruyucu ve hos görülü siyaseti suurlu bir sekilde takib ediyorlardi. sefkatli ve taassuptan tamamen uzak bir siyaset takip etmeleri. zorlanmamis ve sadece bu sebepten dolayi öldürülmemistir. Balkanlilarin Katolik tazyikine karsi Osmanli idaresini bir kurtarici olarak karsilamalarina sebep olmustur. bastan basa hiristiyanlarla meskûn olan Balkan Yarimadasinda bu tarzdaki hareket ve davranisin Osmanli fetihlerini kolaylastirdigi bir gerçektir. vergilerin tebeanin ödeme imkânlarina göre tertip edilmis olmasi ve bilhassa Ortodoks olan Balkan halkini Katolik mezhebine girmek için ölümle tehdid edenlere karsi Türklerin buralardaki unsurlarin dinî ve vicdanî hislerine hürmet göstererek bu ince ve hassas noktayi prensip olarak kullanmalari. Çünkü Osmanli rejimi. büyük ve önemli sehir ile kasabalara Anadolu'dan göçmenler getirtilerek yerlestirmek (iskân) olmustur. Balkan milletleri bunu yapmakla. yerli senyör ailelerinin çogunu eski feodal topraklarinda timar sahibi olarak birakiyordu. Böyle bir mazhariyete nail olabilmek için bunlarin eski dinlerini birakmalari sarti aranmiyordu.ve onlarin eski varliklarini muhafaza etmek üzere tatbik etmislerdir ki. din ve irk ayirimi gözetmeyen. mülk ve vakif suretiyle muhtelif kisimlara . Yani halk gibi yerli aristokrasi de sadece yeni bir hanedani Osmanli hanedanini tanimaktan ve onun hizmetine girmekten baska bir sey yapmiyordu." Osmanli fetihlerinin en açik ve bariz özelliklerinden biri de. Osmanlilarin gayr-i müslimlere karsi takindiklari tavirin nasil oldugunu açik bir sekilde ortaya koymaktadir. kendi aralarindaki anlasmazliklar için metbulari olan sultana bas vuruyorlardi. 1500 tarihine kadar Rumeli'de pek çok Hiristiyan timar sahibi bulunuyordu. tamamen insanî idi. bunu Osmanli tahrir defterlerinde birçok örnekleri ile görmekteyiz. Bizans ve diger derebeylerin idare tarzina karsilik Osmanlilarin disiplinli hareketleri ve feth edilen yerlerin halkina karsi adaletli. Zaten. Osmanlilara karsi böyle bir tavir sergilemekle yerinde bir karar vermislerdi. Osmanlilar. Bir Batili yazarin bu konudaki görüsleri. Kisa zamanda bölgeyi bir Osmanli topragi haline getiren âmil. Hiç kimse dininden veya irkindan dolayi küçük görülmemis. onlarin bu hareketlerinin gelisigüzel bir macera veya rastgele bir yerlesme ugruna olmamis olmasiydi. Bir taraftan Bizans Imparatorlugunun bozulmus olan idare tarzi. tâbi despotluk veya senyörlükler. vergilerini zamaninda verdikçe ve Müslümanlari kizdiracak kiskirtici bir harekette bulunmadikça onlara en güzel bir sekilde muamele etmek. asayissizlik ve ekonomik buhran gibi âmiller. Onlarin idare sistemi. Ona göre Osmanli idaresinin insanî yönünü ortaya koyan faktörlerden biri de sudur: "Kendi idaresi altinda yasayan Hiristiyan ve Mûsevîler. Rum bey ve hatta imparatorlarinin kendi küplerini doldurmak isteyerek halki soymalari. Gerçekten. Fetih prensiplerinden biri de yeni elde edilen stratejik yerlere. vergilerin keyfi olmasi. Elde edilen topraklar da mirî. Bu da feth edilen yerlerdeki halkin hosnutluguna ve yeni idareden memnun olmalarina istinad ettirilmistir. dogrudan dogruya Osmanli yönetimi altina alinan topraklarda Osmanlilar. bu âdilâne hareket ve idarî siyasetteki inceliktir. Onlarin her hareketi. bilinçli bir yerlesmeye yönelik olarak yapilmistir. halkin Osmanli idaresini memnuniyetle karsilamasina sebep olmustu. bütün tebeayi Osmanli Devleti semsiyesi altinda birlestiren siyasî bir idare idi.

namuslu tüccar. Kisaca. XV. daha sonraki dönemleri hatta Istanbul'un fethinde gösterilen müsamahadan söz ederek Osmanlilarin ne kadar hos görülü olduklarini anlatirlar." dedikten sonra: "Gerek sehirde. Merhamet sahibi olan Türk. temizce yikanmadan evinden çikmaz. ahlâk bakimindan da Türklerin Balkanlilardan üstün olduklarini söyle anlatiyor: "Türkiye'de giristigim her is ve bulundugum her münasebette Türkler'de Rumlara nazaran çok daha fazla arkadaslik duygusunun mevcud oldugunu gördüm.. Osmanlilarin hosgörüsünden bahseden birçok yabanci yazar. Türkler." Bunlari söyleyen seyyah. evlerinin kendilerine mahsus olan kisminda ehlî hayvan bulundurmazlar. Bu yüzden Fâtih Sultan Mehmed. sadece Balkanlari degil. gerek Anadolu. Bir hayvanin yedigi yemegi bir Türk yemez. Hiristiyan köylülerin çogunun aksine olarak hiç bir zaman yalin ayak gezmezler." der. cengaver. gerek köyde Türkler kuvvetli. Sirplar ve Bulgarlarin aksine olarak Türkler." . dizlerine kadar çikan sari çizme giyerler. kendi kilise teskilatinda serbest birakmak suretiyle Bulgarlari rahatsiz etmedilerse o da eski dinî gelenekle taninmis Islâmî devlet görüsüne de tamamiyle uygun olarak Ortodoks Rum ruhanî sinifinin silsile-i meratibini bütün selahiyetleri ile tanidi. halk bu yeni idareyi yadirgamadiktan baska gösterilen muamele ve müsamahadan memnun kalmistir. Ve Türklere Rumlardan ziyade itimad ettim. Hiç bir Türk. harpte mecburiyet altinda insan öldürür. yüzyilin ilk yarisi içinde (II. Örnek olmasi bakimindan Brockelmann'in bir ifadesini buraya aliyoruz: "Müslüman Türkler. Bu isabetli siyaset. erken kalkar ve islerine erken giderler. Bir tavuk kesmek istedigi takdirde bile onu bir müddet temiz yiyecekle besler. fetihleri esnasinda isteselerdi hiristiyanligi tamamen yok edebilirlerdi. Murad zamani) Rumeli'yi gezerek Türklerle diger Balkan hiristiyanlarinin sosyal durumlari hakkinda bir mukayese yapmis olan ve Türklerin her konuda Balkanlilardan üstün olduklarini gösteren Bertrandon de la Broqulere ise sunlari söylemektedir: "Büyük bir refah içinde bulunan Türk köylüleri. buna müsaade etmez. hiristiyanlar üzerindeki medenî hukuk alaninda kaza hakkini tanimak suretiyle kilisenin nüfuzunu artirdi bile. nasil ki daha önce dedeleri. Tabiaten sukûtî olmasina ve çalismakla sertlesmis bulunmasina ragmen siir kabiliyeti yüksek. dogru ve samimi kimselerdir. Fakat mensubu bulunduklari din.ayrilip sehir ve kasabalarda derhal ilmî ve sosyal müesseseler vücuda getirilmistir. sadik arkadas ve himaye edici efendilerdir. gerek Rumeli'nin fethinde o kadar maharetle tatbik edilmistir ki. Sükûnet ve büyük bir gayretle is görürler.. Hatta o. ilme meyil ve istidadi çoktur. Rumlar. kanaatkâr isçi.

bir aylik yol kâfir içine gireyim. Hemen hemen bütün Osmanli tarihlerinde buna benzer ifadelerin bulundugunu söylemek mümkündür. Germiyan ve Hamid ogullan arazisinden bir kismini evlenme. yeyip içmeyi terk edeyim. zira gazaya mani olan ile gaza. Gece ve gündüz ömrümü gazaya sarf etmek için niyet edeyim. . Eger üzerine varirsam gaza kilan gazilerin kiliçlarini mü'minlerin üzerine döndürmek lâzim gelir" diyerek bir hayli tereddüd geçirmisti. zâlim. Gerçekten de Sultan Murad'in gayesi. Nitekim Karamanoglu'nun isyanini ve kendi topraklarina saldirisini duyunca söyle demekten kendini alamamisti: "Su ahmak zalimin yaptigi isleri görün. bana. Bütün bunlardan. Anadolu'da üstünlük iddiasinda bulunuyorlardi. Ancak Osmanlilarin. Fakat Sultan Birinci Murad. OSMANLI KARAMANLI MÜNASEBETLERI Daha önce. Sultan Murad.Iste Balkanlari fethe baslayan küçük Osmanli Beyligi'nin manevî ve sosyal cephesi de böyleydi. Anadolu'daki gelisme ve genisleme hareketlerine karsi koymaya çalisiyorlardi. en büyük gazadir" diyecektir. zira Müslüman kaninin akitilmasina gönlünün razi olmadigini çikarmak mümkündür. Bu sebeple de Osmanlilarin. Gerçi Osmanli-Karamanli rekabeti. Karamanli'nin bu zulmü karsisinda çaresiz kalinca. Bati'daki Hiristiyan devletlerle mücadele etmek. o gelip bir bölük mazlum Müslümanlarin üzerine düssün. Karamanlilar'la akrabalik kurmak suretiyle Anadolu'dan emin vaziyette Rumeli harekâtina devam edecegini ümit ediyordu. bir bakima kendilerini Selçuklularin vârisi gördüklerinden. Karamanli ile bir savasa girmek istemedigini. Senin kökünü kazimayinca huzur ile gaza edemem. iki tarafi ayni sinirlan paylasan komsu iki devlet haline getirmisti. Sirbistan ve Papalik gibi Hiristiyan devletler. daha sonra bizzat Karamanoglu'na da söyle diyecektir: "Hey bedbaht. Nasil barismak. Ahd ü emân bilir adam degilsin. Nihayet. tekrar Anadolu'ya geçerek Bursa'ya gelir. Böyle olmakla beraber kizi Nefise Sultan'i Karamanoglu Beyi Alaeddin Ali Bey ile evlendiren Sultan Murad. bir kismini da para ile satin alip Karamanogullan'nin kalbi durumunda olan Konya'ya dogru büyük bir ilerleme kayd etmeleri. Kendi öz kizini Karaman Beyine nikahlayip onunla akrabalik bagi kurmasi da bunun açik delilidir. benim kastim ve isim gece gündüz gazaya adanmaktir. Ey gaziler. Eger vaz geçip cihad ve gaza ile mesgul olursam. azim ve irade kudreti ile bir ahenk teskil edince bunun neticesinin ne olabilecegini yine Osmanli tarihi gösteriyor. Sultan Murad'in. Müslümanlar zâlim eline düser. bela ve mihneti seçeyim. Allah Teâlâ yolunda din gayretiyle çalisarak ülkemi birakip. bu zalimleri nasil edeyim? Beni gazadan men ederek. devletin suurlu siyaseti. Hayreddin Pasa'yi da Rumeli'nde birakir. Osmanlilarin Eretna Beyligi'nden Ankara'yi aldiklari zamanda baslamisti. Ben. Fakat Venedik. Bu karakter ve manevî cephe. Müslümanlar üzerine kiliç sallamak kötü isini isletir. Ben gazada iken Müslümanlari incitirsin. Anadolu Selçuklu Devleti'ne merkezlik (payitaht) yapmis bulunan Konya'nin yeni sahipleri olan Karamanogullari. müfsid. oralarda fetihlerde bulunmakti. Yagma edip anlari incitsin. Anadolu'daki Müslümanlarla degil. Benim gazama mani olur. bir çatismaya girmemek ve Müslüman kani dökmemek için büyük bir gayret sarf ediyordu.

Ordu mensuplarinin. Muharebede Bâyezid büyük bir kabiliyet göstererek zaferin kisa zamanda kazanilmasini sagladi. Konya kalesine siginmak zorunda kaldi. Yasaklara uymayanlar için çok agir cezalar kondu. Anadolu beylerine kudretinin derecesini göstermek istiyordu. Bu birlik gelince Ali Pasa ve oglu Sehzade Bâyezid Bey'le birlikte Karaman seferine hazirlanir. Osmanli ordusunun içinde. idam cezasina çarptirildilar. Halbuki Osmanli Devleti'nin bir köyüne taarruz etmek. 1386 Kasim'inda Konya yakinlarinda cereyan eden meydan muharebesinde Osmanli ordusu. Zira bu tecavüz kalmadigi takdirde Karamanlilarin ve ondan cesaret alacak olan diger beyliklerin. Onlar. Fakat henüz hücuma geçilmemisti. Büyük bir yenilgiye ugrayan Alaeddin Ali Bey. Anadolu'daki beylikler üzerindeki nüfuzunu göstermek için Candarogullari'ndan yardimci birlik ister. Sultan Murad. Padisah. Sultan Murad. Sultan Murad. Osmanlilarin. Karamanlilar. Bu da onun ne kadar dar görüslü. yardimci kuvvet niteliginde idiler.Osmanlilarin Balkan fetihlerini basarisizliga ugratmak için Karamanogullari'ni Osmanlilara karsi tahrik edip kullanmakta idiler. Anadolu'da o kadar az Müslüman Türk kani akacakti. Balkan fütuhatinin en kritik anlarinda Osmanlilar'i Anadolu'da rahatsiz edeceklerini çok iyi takdir eden Sultan Murad. bu teklifleri reddederek: . onlari sonunda Osmanlilara katilma mecburiyetinde birakan mühim sebeplerden biri olmustu. antlasma geregi iki bin kadar da Sirpli asker bulunuyordu. Bu muharebedeki muvaffakiyetinden dolayi kendisine "Yildirim" lakabi verildi. sehri on iki günden beri kusatma altinda bulunduruyordu. kusatilan halktan herhangi bir sey almalari yasaklandi. derhal Anadolu'ya geçip Bursa'ya gelir. Esasen diger Anadolu beyliklerinin Osman ogullari gibi dahi yetistirememesi. Fakat Sultan Murad. mevkiinin tehlikeli durumunu idrak etmeye baslayinca esi ve Sultan Murad'in kizi Nefise Hanim'i. Karaman Beyi. olaylarin baska bir boyut kazandigini görürüz. Osmanlilarin bu gücünden ne kadar çekinirlerse. Burada bulunuldugu bir sirada Tekke Beyi'nin isyan ettigi haberi ve bu habere dayanarak Tekke üzerine yürümesi hususunda Sultan Murad'a tekliflerde bulunuldu. Birkaç Sirpli. Konya'nin ileri gelenleri ile birlikte ricada bulunmak ve kendisini af etmek için padisaha gönderdi. Birkaç gün içinde orayi tekrar kendine bagladi. Bunlar. ileriyi görmeyen bir kimse oldugunu göstermektedir. 1386 yilinda Osmanlilarin elindeki Hamid Ogullari topraklarina saldirir. büyük imparatorluklarin dahi cesaret edemedigi bir hareket iken. Hamid Ogullarindan satin aldiklari Beysehri'ni isgal etmekle harbi baslatirlar. bizzat gelip af dilemek ve elini öpmek sartiyle onu af edecegini bildirdi. kiskirtmalar sonucunda Karamanoglu bu cesareti göstermisti. emir disi hareket ettiklerinden. Böylece Sultan Murad. Osmanlilar açisindan bu tecavüze baktigimiz zaman. Bunun üzerine Karamanoglu. Bu tahriklere kapilan Alaeddin Ali Bey. Karaman ülkesini yine kendisine vererek isyan eden Beysehri üzerine yürüdü. Osmanli ordugâhina gelip kayinbabasinin elini öptü ve ondan af istirhaminda bulundu. bu zaferden sonra Konya'yi kusatma altina aldi. Karamanlilari kolayca yenilgiye ugratti. Kizinin ricasi üzerine Karamanoglunu af eden Sultan Murad.

aksine davrananlarin öldürülerek cezalandirilacaklari söylenmisti. Buna ragmen bazi Sirplarin emre muhalefet etmesi. Böylece iki yüzlü bir siyaset takip etmistir. Hükümeti Istenos ve Antalya sehirlerine inhisar etmistir. Bütün bir Sirp halki. aslinda basit bir olaydi. memleketlerine döndükleri zaman kendilerine istedikleri gibi riayet edilip saygi gösterilmedigi ve Konya önünde bazi kardeslerinin öldürüldügünü söyleyerek halkin Osmanlilara karsi harekete geçmesine sebep oldular. Bana isyan edecek ne gücü var. BALKAN ITTIFAKI VE KOSOVA SAVASI Siyasî ve askerî sahada Avrupa'yi titreten Sultan Murad. Sultan Murad'in seferde gösterdigi basarili taktik sayesinde bütün Anadolu'da yildizi parlamisti. rifk ve yumusaklikla bayraginin gölgesinde toplayacakti. Böylece. Garp dünyasini titreten bu basiretli ve hakim adam. Bunun içindir ki Sultan Murad uzaklasir uzaklasmaz. Osmanli saflarinda Karaman Beyi ile savasan Sirplar. Sirp kralina mübalagali bir sekilde anlatilan haksizlik ve öldürme hadisesi. arkadan kendisine karsi birlesen kuvvetleri Kosova Meydan Muharebesinde ezecekti. isyana baslamislar ve Osmanlilara ait olan bazi yerleri isgal etmislerdi. Fakat onu burada da bekleyen düsmanlari eksik degildi. Sonra da magluba kin ve intikam gösterecegi yerde. fakat korkusundan Kosova muharebesinde Osmanli ordusuna katilmak üzere bir birlik göndermekten de geri kalmamistir. Sivrisinek kovalamak sahine (veya arslan) yakismaz" diyerek tekrar Bursa yolunu tutar. Gerçekten bes yil sonra Yildirim Bâyezid'in Anadolu'yu zapt edebilmesinde Sultan Murad'in bu seferde takib ettigi siyasetin birinci derecede tesiri olmustur. Karamanoglunu dize getirdikten ve kendisinden söz aldiktan sonra tekrar Bursa'ya döndü. Çünkü Konya'nin muhasarasi esnasinda sehrin yagma edilmemesi. bizzat Sultan Murad tarafindan istenmis. simdi onun üzerine varmak bizim için ardir. böyle bir olayin meydana gelmesine sebep olmustu. bölge halklari ve hatta Bulgarlarin kendilerine . Osmanli hâkimiyetini hiç bir zaman kabule yanasmamistir."Tekke Beyi fakirdir. Çünkü devletinin içinde bulundugu siyasi durum ve düsmanlarinin devleti için meydana getirdigi ittifak. Sikâyetler üzerine Sirplar. Konya önündeki maglubiyeti üzerine Karamanlilarin Anadolu'daki nüfuzlari kirilmis. dindaslarindan görmedikleri bir müsamaha. Sirbistan taraflarinda yeni bir firtina bas gösterdiginden. Osmanlilarin Anadolu birligini gerçeklestirecegi kesin bir sekilde anlasilmis oluyordu. Sultan Murad. gerektiginde Anadolu'ya atlayip Karamanoglu ile ellesiyor ve bu namli Türk beyini sindirip tekrar Rumeli'ye geçiyordu. onun uzun müddet baris içinde yasamasina ve sürekli asayisten faydalanmasina elverisli degildi. Sultan Murad gerekli tedbirleri almak için dinlenmeyi birakmak zorunda kaldi. bir ruh ve mânâ medeniyeti kurmus olan devletinin o muhtesem insanlik anlayisi ile dünkü düsmanlarina kollarini açacak ve anlari. Kosova'yi hazirlamakla mesgul olan Haçlilarla müzakerelere girismis. Takriben bir buçuk asir devam edecek olan Osmanli-Karamanli harplerinin ilki olan bu savasta yenilmesine ragmen Karamanoglu.

hemen savas hazirliklarina giristi.yardim edeceklerine güvenerek ayaga kalktilar. Balkan'in en dogu bogazinda bir tepenin ortasinda bulunan Pravadi. Yazicioglu'nu elçilikle Misir'a gönderdi. O zaman Teke. Yenisehir'de yapilan bu dügünler sirasinda hediyeler göndermek ve Karamanoglu'na karsi yapilan savastan önce gösterdigi dostluga karsilik vermek için. O zamana kadar Bâyezid'in idare ettigi Germiyan'i. Sisman ise . Sultan Murad. sehzadenin kardesi Yakub ile birlikte o da Avrupa'ya geçtiginden dolayi vezir Timurtas'a havale etti." 1388'de meydana gelen bu muharebede Hammer'in dedigi gibi ancak bes bin Osmanli askeri kurtulup geri dönebilmisti. Bu ittifak. hücumla alindi. Aydin. bu kana susamislarin "genel katliamindan kurtulabildi. Düsmanin faaliyet derecesini ve ittifakin önemini kavrayan Sultan Murad. sonucu I. Mentese. Saruhan ve Karaman beylerinin askerleri de Sultan Murad'in emrine girdiler. Bütün savas hazirliklari tamamlanmisti. seferden önce Sehzâde Bâyezid'in üç oglunun sünnet dügünü ve kendisi ile iki oglunun üç Bizans Prensesi ile evlenmelerini kutlamak için Yenisehir'e gitti. ülkesini bes sancaga böldü. Nis yakinlarinda Ploçnik denen yerde 30. Osmanli kuvvetlerinin Ploçnik'te bozguna ugramasindan büyük bir cesaret alan ve Sultan Murad'in da Anadolu'da bulunmasini firsat bilen Bosna. Padisah. Bulgar Krali Sisman. Balkanlari siyasî nüfuz altinda bulundurmak ve bölge halklarinin Osmanliya karsi olabilecek ittifakina mani olmak için daha önce buralarda (Bosna) bulunan Kula Sahin Pasa komutasindaki 20. hükümdarin emri ile hainliginden dolayi Sisman'i yola getirmek ve Bulgaristan'da Türklerin elinde bulunmayan son yerlerin fethini ve müttefiklerle birlesmeye mahal birakmadan Bulgar kuvvetlerini ortadan kaldirmak için 30. Osmanli ordusu üzerine saldiran bu müttefik ordu. Bu arada Karamanoglu ile daha önce muharebe edip anlasan Bosna kralligini da cezalandirmak gerekiyordu. Osmanli Devleti'nin daha sonralari Rusya ile meydana gelen harplerinde ordunun merkezi olacak olan Sumnu. öyle hareket etti ki Osmanli askerinden ancak bes bini. Ali Pasa. Sisman'in eski kalesi olan Tirnova'nin düstügünü duyunca teslim oldu. NadirDerbent bogazindan Sumnu üzerine yürüdü. Yine Subasilardan Kutlu Bey. Haçli Seferi'ni hazirlamaya sevk etmistir. Bununla beraber Sultan Murad. askerî ve siyasî yollardan küçültmeye gayret etti. Osmanlilari Balkanlardan sürüp atmak için ikinci bir ittifak kurdular. Baska bir Timurtas (Subasi). Sultan Murad'in dostu ve kayinbabasi olmakla beraber gizlice Sirp Krali Lazar ile ittifak etti. Sivrihisar ile Sakarya'nin suladigi bölgeye tayin edildi.000 kisilik bir Osmanli ordusunun hareketini gözleyen ve onlarin maksadini anlayan düsman.000 kisilik bir ordu ile yola çikti.000 kisi ile Osmanli ordusunu büyük bir bozguna ugratti. Pravadi'ye karsi Beylerbeyi Timurtas Pasa'nin oglu Yahsi Bey komutasinda bes bin kisi ayirdiktan sonra. bu ittifakin saglayacagi gücü. Bunun için sür'atli bir sekilde tedbirler almaya basladi. Kosova meydan muharebesinde belli olacak Osmanli Türklerine karsi UI. Dügün henüz bitmisti ki. Sirp ve Bulgar krallari. Sultan Murad. Asya topraginda kalacaklarla Avrupa'ya gidecek askerin komutanlarini da önceden tayin etti. Hamid bölgesinde Egridir'e tayin edildi. Yoklugunda Anadolu'nun âsâyisini korumak için.

Bunlar. Aydin ve Hamid illerinin paylarina düsen yardimci kuvvetlerini de almislardi. Sirp muhafizlarini da esir alip istihkamlarini da yiktilar. Padisah. Sirp Krali Lazar. Yanbolu'da Tatarpazarcigi yolu ile Sofya'ya geldi. Firtinanin sinirlarina dogru yavas yavas yaklastigini görünce zorlu bir karsi koymaya hazirdandi. o zaman Osmanli ordusunda bulunduklarindan sehir. Ali Pasa. Bu firtinaya karsi koymak için taarruza karar verdi. Mentese. Orayi kusatti. Bulgar Krali her taraftan sikistigini ve artik karsi koymanin faydasiz oldugunu anlayinca bütün aile halki ile birlikte sartsiz teslim oldu. Sehirköy'ün çevresinde bulunan askerler. Osmanli ordusu. Bu istikamette oldugu haber alinan Haçli ordusuna dogru gidildi. sadece bununla da yetinmedi. müttefikinin maglub olup düstügünü ögrenince. Lazar. Bosna ve Arnavutluk hükümdarlarini kendisine baglamakta olan eski antlasmayi yenilemek için bir tesebbüste bulundu. Yanbolu'da padisah ile bulusarak orduya katildi. mevkiinin tehlikeli durumunu anlamakta gecikmedi. Oradan güneybatiya sapilarak Köstendil'e varildi. Bu akinci firkasi birçok esir ile döndü. Sirp despotunun merkezi olan Piristine'nin güneybatisindaki Kosova (Kara Tavuk ovasi) düzlügünde müttefik ordusu ile Osmanli ordusu karsi karsiya geldi. Kralin komsulari ile haberlesmesi sirasinda Sultan Murad da ogullari Bâyezid ve Yakub'u yanina getirdi. Çetehezar (Hezargrad) kalesinin teslimi sarti ile esirleri Sisman'a geri vermeye niyetlendi ise de gerek Sisman'in Söz verdigi halde Nigbolu'yu birakmaktan vazgeçmeyerek onu yeni istihkâmlarla kuvvetlendirmesi. Sirp kaynaklarina göre Osmanli ordusu geçtigi . Bulgaristan isini halletmis olan Çandarli Ali Pasa. Pasasi. Kosova'ya dogru bir birlik gönderdi. Gücünün. Onlarin yardimindan emin olarak padisahi kesin bir savasa çagirmakta tereddüd göstermedi. Lazar bu yenilgiye kizdiysa da cesaretini kaybetmedi. Sisman hakkinda âlicenab ve civanmerdâne bir davranisgosrerdLOnun hayatina ilismedigi gibi kendisine durumuna lâyik tahsisat ta bagladi. Ordunun öncü kuvvetleri Hicaz'dan dönmüs olan Evrenos Bey ile Pasa Yigit komutasinda idiler. Ancak Ali Pasa'mn gönderdigi on bin civarindaki asker sehri geri aldi. generali Dimitriyus'a. Ancak onun Bulgaristan'daki topraklarini elinden aldi. O.Nigbolu'ya kapanmisti. karsi gelmeye yetmeyecegini anlayinca Ali Pasa'dan kendisi ile Padisah arasinda araci olmasini istemisti. Bundan sonra Ali Pasa. krali. Silistre'yi kendisine birakmak ve zamani gelen vergi taksidini ödemek sartiyla barisa razi oldu. Ali Pasa bir hisar ve bir sehri aldiktan sonra bütün kuvveti ile Nigbolu önlerine vardi. Sadece bir mevkiin kaybedilmesinden dolayi kendisini maglub saymayarak bir kat daha cesaretlendi. Bunlara Dobruca Tatarlan komutani Sarac ile Köstendil Prensi Konstantin'in yardimlarina ilaveten o sirada Hac'dan dönen Evrenos Bey de katildi. çocuklarini ve hazinelerini Sultan Murad'in ordugâh olarak seçtigi TaYHshi'ya gönderdi. gerekse kendisinin de Hezargrad'i elde etmesi dolayisiyla is sonuçsuz kaldi. yanlarina almis bulunduklari Kütahya ve Karesi sancaklari askerlerinden baska Saruhan. Sultan Murad. Sirplilarin eline geçti. Bunun üzerine savas daha hizla yeniden basladi. Osmanli. Bulgar sinirinda dik bir dagin tepesinde bulunan Sehirköyü almasini emretti.

Timurtas Pasa ve Sehzade Bâyezid bu teklife karsi çikip söyle dediler: "Develer. cana minnet bilen" saf ve güvenilir bk askerin itikad zaafina da sebep olabilecegini söylediler. Sirp. Bundan sonra herkes gayet mesrur bir sekilde ve kararli olarak. Gazi Evrenos Bey. Bohemya ve bir kisim Bulgarlardan meydana gelen bu muazzam Haçli ordusundaki asker mevcudunun. Bununla birlikte bu ordunun 100." Ayrica. böyle bir durumun savasta sebep olabilecegi felaketi düsünüp üzüldü. Bogdan (Moldovya). Osmanli askerinin gözüne toz toprak savuruyordu. Bazi komutanlar. Osmanli kuvvetlerinin bes kati oldugu belirtilmektedir. Balkanlardaki durumunu tayin edecek olan bu muharebenin tarihi. Düsman tarafindan esmekte olan rüzgâr. Osmanli tarihleri Sultan Murad'in o geceki münacat ve yakarisini su sekilde ifade ederler: "Ab-i rûy-i Habib-i Ekrem için Kerbelâda revan olan dem (kan) için Veda gecesi aglayan göz için Askin ugruna sürünen yüz için Ehl-i derdin dil hazini için . Osmanlilarin. Bu arada bir sey padisahin dikkatini çekmisti. Aradaki büyük sayi farkina ragmen Sultan Murad. Ordunun Kosova'ya varisinin ertesi gününde harbe karar verilecekti. Zafer karsiliginda kendisinin din yolunda sehid olmasi için dua etti. Fakat Sadrazam.000 civarinda. Bu durumda bizim saflarimizin üstüne atilip kargasalik ve karisiklik dogmasina yol açabilirler. komutanlari ile müzakerede bulunur.000 kadar askerden meydana gelen askerî bir birlige sahip oldugu kabul edilmektedir. agir silahli süvariyi görünce kendileri ürkeceklerdir.hiç bir yerde zulüm ve tahribat yapmamisti. Bosna. kaynaklarda farkli olarak verilmektedir. Macar. nasil bir çare ve tedbir almak gerektigini düsünmelerini ve düsündüklerini de hiç çekinmeden açik bir sekilde ortaya koymalarini söyler. süvarilerin atlarina dehset vermek söyle dursun. Bu bakimdan hiç bir seyden korkmadan ve sadece Allah'a güvenerek meydan muharebesi yapip düsmana saldirmayi teklif ettiler. sabahla birlikte baslayacak olan savasa hazirlanmak üzere birliklerinin basina gitti. Osmanlilar'in da 60. Osmanli askeri gibi din ve devleti ugrunda "feday-i cani. Onlarin. Eflak (Romanya). Bütün gece Allah'a yalvarip O'ndan yardim diledi. Arnavut. bütün askerî erkân tarafindan kabul edildi. Hirvat. Bu görüs. Macar atlarinin henüz deveye alisik olmadiklarini söyleyerek anlari atlara karsi canli bir engel gibi kullanmanin mümkün olabilecegini ifade ile bu develerin düsman atlarina dehset ve düzensizlik vermeleri için ordunun ön cephesine konulmasi teklifinde bulunurlar. Padisah.

" . lütfunu hem râh Hifzini eyle bize püst u penah Ehl-i Islâma ol muin u nasir Dest-i a'dayi bizden eyle kasir Ya Rab.Cana tesir eden enini için Eyle ya Rab. Din yolunda beni sehid eyle Ahirette beni said eyle Mülk-i Islâmi paymal etme Menzil-i firka-i dalal etme Keremin çoktur ehl-i Islâma Dilerim kim erise itmama. Bakma ya Rab bizim günahimiza Bak sen can ve gönülden ahimiza Sakla gözümüzü cengin tozundan Islâm erini koru saldiridan Bunca yil süren gayretlerimizi Gazalarda sanli kil ismimizi Etme ya Rab kahrinla beni fena Yüzümü halk içinde etme kara Dinin ugruna ben feda olayim Askerim önünde ben heba olayim. mücahidini etme telef Tir-i a'daya (düsman okuna) bizi kilma hedef.

Bu olay. Bu suikast üzerine katil. Bas komutan Lazar da dahil olmak üzere düsman ordusu Kosova sahrasinda kaldi. sag kolunda yegeni ve damadi prens Brankoviç. büyük bir basari elde ettiler. tozlan bastirdigi gibi agir silahli olan düsman süvarisinin atlarinin. Sultan Murad'in yüzünü kara çikarmamis.Gerçekten. tarihlerde farkli sekillerde anlatilmakta ise de neticesi hep ayni oldugundan fazla teferruata . ertesi sabah safakla birlikte yagan yagmur. müttefiklerin korkunç yarma hareketlerine ragmen kiskacini açmadi ve bu kiskaçta perisan olan düsmani yok etmeyi basardi. Kaçmak isteyen küçük ve daginik düsman birlikleri de arkalarindan yetisen Sehzade Yakub tarafindan imha ediliyorlardi. Anadolu Beylerbeyi Sanca Pasa da Sehzade Yakub'un maiyetinde idiler. harpten sonra harbin yapildigi sahrayi dolastigi sirada ölüler arasinda yarali olarak bulunan Lazar'in damadi Milos Obiliç. Fakat kendinden çok emin bulunan ve mutlaka galip geleceklerine inanan Yorgi Kastriyota. Sultan Murad'in maiyyetinde bulunanlar tarafindan yakalanip öldürülmüstü. gece karanliginin düsmanin firarini kolaylastiracagini. Evrenos Bey'in birlikleri sag cenahta. Generallerden bir kismi. Fakat bu muzafferiyetin bir bedeli daha olacakti. böylece Osmanlilarin büsbütün yok olmaktan kolayca kurtulmus bulunacaklarini ifade ederek bu teklifi reddetti. toplamis oldugu harp meclisinde görüsmeye baslamisti. Evrenos Beyin tavsiyesi üzerine ordunun her iki cenahina ihtiyat olmak üzere 1000'er kisilik okçu birlikleri yerlestirilmisti. Kendilerinden sayi. sol kolunda da sehzade Yakub bulunuyorlardi. onun geceki dua ve niyazlarina icabet ederek onu muzaffer kilmisti. Böylece Allah. sekiz saat içinde kesin bir sekilde neticelendi. Bu basarida Bâyezid (Yildirim)'in büyük bir payi bulunuyordu. sol kolda da Bosna krali Tvartko bulunuyorlardi. müslüman olacagini ve padisaha gizli bir sözü bulundugunu söylemek istedigini bildirince Sultan Murad'in müsaade etmesi üzerine yanma yaklasarak yeninde saklamis oldugu hançer ile onu kalbinden yaralayarak attan düsürmüstü. ordunun merkezinde bulunuyordu. birlesik Haçli ordusu da Osmanlilara karsi nasil bir hareket içinde bulunmasi gerektigini. Sirplarin top atisiyla baslayan büyük meydan muharebesi. Anadolu beyliklerinin birlikleri ise sol cenahta yer almisti. savasin tam kizgin devresinde düsmani oklamaya baslayacaklardi. duasinda sehadeti de istemisti. techizat ve araziyi tanima bakimindan kat kat üstün olan müttefik Haçli ordusu karsisinda Osmanlilar. Hükümdar. muharebenin en kizgin devresine kadar müdahalede bulunmayacaklar. gece ansizin Türklerin üzerine hücum edilmesini teklif etmisti. Rumeli Beylerbeyi Kara Timurtas Pasa Bâyezid'in. Bunlar. Çünkü Sultan Murad. Osmanli ordusunun aldigi savas düzenine göre Sultan Murad. Baslangiçta bozulmak üzere olan Osmanli'nin sol cenahina kendine has pek hizli bir manevra ile yetisip düsmani çeviren veliahd sehzade. O gece. Balkan ve Orta Avrupa milletlerinden çogunun bulundugu birlesik Haçli ordusunun merkezinde Sirp krali Lazar. Ordunun sag kolunda veliahd sehzade Bâyezid. seri bir sekilde hareket etmelerine de mani olmustu.

bu an. Savci Bey olayi meydana gelmis ve devlet büyük bir siyasî çalkanti içinde kalmisti. . Milos'un beni yaralamasina üzülmeyin. Fakat Murad Hüdavendigâr. Oglum Sultan Bayezid'e uyunuz ki o sizi ogullari gibi görsün. Mal ve irzlarina tecavüz ettirmeyin. bütün devlet erkaninin teklifi ve yeni hükümdar olan Yildirim Bayezid'in tasvibi üzerine olmustu. Fakat baskalari ile mukayese edildigi zaman sehidligin cana minnet bir nimet oldugunu söyleyerek oglunun üzüntüsünü hafifletmeye çalisir. Ordu merkezinde cereyan eden bu hadiseden kollardaki sehzadeler ile diger komutanlarin haberleri olmamisti. Büyük bir askerî birlige komuta eden Yakub Çelebi'nin saltanat davasina kalkisacagi göz önünde bulundurularak böyle bir çareye bas vurulmustur ki bu. maiyeti ile beraber yakalanarak o esnada ölmek üzere olan Sultan Murad'a karsilik öldürülmüslerdi. Sultan Murad yaralandiktan sonra bir müddet yasamis. Kosova muharebesi. Osmanlilarin Rumeli'de kalmak için Sirp Sindigi savasindan sonra kazandiklari ikinci büyük muharebedir. Sultan Murad ölünce. Eger reâyanin mesru haklarini muhafaza ederseniz Cenab-i Hak da sizi ve devletinizi muhafaza ve payidar eyler. devlet adamlarinin da karari üzerine zaten o maksatla babasinin yanina çagrilmis bulunan Sehzade Bâyezid (Yildirim Bâyezid) hükümdar ilân edilmisti. çünkü rizasi ondadir. Hükümdarin yarasi agirdi. Bir daha böyle bir olayin meydana gelmemesi için Sehzade Yakub Osmanli tarihçilerinin ifadesi ile sehid edilmistir. Biraz önce belirtildigi üzere Sultan Murad'in ölümünü müteakib. Düsman takibinde bulunan Bâyezid. çikarilan iç organlari. Daha sonra cenazesi. Gelip otagdan içeri girince hemen öldürülmüstü. Ölüm denilen sey herkesin basina gelecektir. Dualarim Allah tarafindan kabul oldu. Sultan Murad'in yaralanip öldügü (sehid edildigi) ve iç organlarinin defnedildigi yere "Meshed-i Hüdavendigâr" adi verilen bir türbe yapilmis. yakinlarinin üzüntü ve kederlerini su sözlerle hafifletip onlara vasiyette bulunmustu: "Islâm'in zaferi için kendimin sehid olmasini Allah'tan ben istedim. aglanip feryad edilecek bir an degildir. Babasini kanlar içinde görünce kendine hâkim olamaz. Hayatindan ümid kesilince derhal Veliahd Bâyezid'e haber verilerek oraya çagrilir. Çünkü daha önce. Bu türbe zamanimiza kadar Balkan Müslümanlarinin ziyaret ettikleri bir ziyaretgâh olmustur. Durumdan haberi olmayan ve düsmani kovalamakta olan Sehzade Yakub Çelebi de "fitne katldan daha siddetlidir" hükmüne göre "Baban seni istiyor" denilerek ordu merkezine davet edilmisti." Sultan Murad'in yarali olarak düstügü yere hemen bir çadir kurulup muhafaza altina alinir. Islâm askerini muzaffer görerek hayata veda ediyorum. Ogluna askerî ve siyasî bazi tavsiyelerde bulunduktan sonra bu fani hayata gözlerini kapar. oglu Yakub Bey'in cenazesi ile birlikte Bursa'ya gönderilerek Çekirge'deki türbeye defn edildi.girmek istemedik. Binlerce hamd ve sena olsun ki. bu kötü ve feci haberi alir almaz derhal oraya gelir. Yine bu sirada Osmanli kuvvetleri tarafindan sarilmis bulunan Lazar. Sakin reâyayi incitmeyin. sehid düstügü yere gömüldü. daha sonra da buna bir cami ilave edilmistir.

Gazi Hünkâr ve Murad Hüdavendigâr diye meshur olan Sultan I. Allah'in ve yarattiklarindan melik. Bâyezid (dogm. Yakub (dogm. Bu arada onun vefati esnasinda yasinin 66 oldugunu söyleyen tarihçilerin bulundugunu da belirtmek gerekir. Kiyamete kadar devam eder. Telef ve helâk olmaz. Kimse halef olup vâris olamaz. 769=1367). Bir kimse onu tahvil ve tebdil ederse günah irtikhab etmis olur." Görüldügü gibi bu ifadeler vakfin muhafazasi gayesine yönelik bulunmaktadirlar. annesi adina Iznik'te de 790 Cemayizelevvel ayi baslari (Mayis 1388) tarihli bir imâret yaptirmistir. muhtesibden ve insanlarin tamamindan hiç bir kimse bu vakfi bozamaz. yine Yenisehir'de gazi erenlerden Postin pûs Baba için yaptirdigi zâviye. onun neler yaptigini. Sebeplerden bir sebeple kimse elini uzatamaz. bütün Islâm âlemini teessür içinde birakmisti. Murad'in hükümdarligi 27 veya 28 sene devam etmis olup hicrî 791 (M. Bundan baska Ibrahim adinda baska bir oglundan bahs edilmekte ise de kaynaklarda bununla ilgili bir bilgi bulunmadigindan bunun küçük yasta vefat etmis oldugu düsünülebilir. Bilgi edinilmesi bakimindan onun 787 Cemaziyelahir ortalan (Temmuz 1385) tarihini tasiyan vakfiyesinden bazi pasajlari buraya almayi faydali buluyoruz. Allah ve Resûlüne ve ahiret gününe iman edenlerden. imâret. Keza o. gerçege pek uygun degildir. Bilecik ve Yenisehir'de birer cami. meleklerin ve bütün insanlarin laneti olsun. Otuz yila yakin (27 yil 3 ay) bir zaman. Bundan baska bir de vakiftaki hizmet ve onlardan yararlanma ile ilgili bilgiler bulunmaktadir ki buna göre hiç kimse imârete inmekten men olunamaz. ahiret azigi olarak insa ettigi imâret ve diger tesislerine pek çok arazi vakf etmistir. gelenlere güzel bir sekilde . medrese. Günümüze kadar gelen vakfiyesi. "Vakf. Savci (dogm. Muhtelif rivayetlerden anlasildigina göre Murad Hüdavendigâr'in. Günlerin geçmesiyle vakif ve vakfiye bozulmaz. hibe ve rehin olunmaz. haksiz sekilde ondan yararlanmaya kalkanlara nasil muamele edilecegini de açiklamis bulunmaktadir. Bazi kaynaklara göre Savci'nin en büyük ogul oldugu kayd edilmekte ise de bu. kimse mâlik olamaz. Allah'in kitabina ve Resûlünün sünnetine muhalefet eden ve din kardesinin vakfinin fesadina sa'y eden (çalisan) Allah'in gazabina ugrar. Onun su tesisleri bu konuda bize bir fikir vermektedir: Bursa'da Çekirge'deki cami. vezir Hayreddin Pasa'yi hem mütevelli hem de nâzir olarak tayin etmistir. Hizmetçiler. kimlerin bu vakiflardan nasil ve ne sekilde istifade edecegini. Islâmî gelenege göre tesis edilen vakfiye bize vakiflarinin idaresi hakkinda. 1389) yilinda vefat ettigi zaman genel olarak kabul edilen görüse göre 63 veya 64 yaslarinda bulunuyordu. kadi. Sartlari üzere devam eder. Çekirge'de bulunan vakfa. hayrat hakkinda neler düsündügünü göstermektedir. pek çok hayir yeri meydana getirmekle de söhret bulmus bir kimsedir. Onlarin üzerine Allah'in. vakfi bozmaya. O. asli üzere kalir. misafirhane. onun Bursa'daki türbesine konmak üzere Kur'an-i Kerim cüzleri gönderip vakf etmistir. 761=1360). 773=1371) adinda üç oglu olmustu. dünya sahnesinin ender rastladigi bir ustalik ve maharetle devletinin mukadderatini sevk ve idare eden Murad Hüdavendigâr. Bursa hisarinda sarayinin yaninda Hisar Camii.Sultan Murad'in sehadeti. Bunun bir belirtisi olmak üzere Memlûk Sultani Meliku'z-Zahir Ebû Said Berkuk. vezir.

Vakfiyesinde de görüldügü gibi Sultan Murad. Hele fakirlere bu hizmeti çok daha iyi yapmalilar. Çünkü onlar. Peygamber'in soyundan gelen seyyid ve seriflere karsi ise özel bir ilgisi bulunmakta. Sultan Murad'in 790 (1388) tarihli bakir sikkesinde kesildigi tarih ve ay bulunmaktadir. mütevellinin reyine baglidir. etrafinda ilk dört halifenin isimleri ve diger yüzünde de "Murad b. Kimsesizler. Peygamber'e yapilmis saygi olarak kabul etmektedir. bazilarinda da akçanin her iki tarafinda Murad b. Nitekim bu hususta onun Receb 767 (Mart 1366) tarihli olarak Malkara'da Ahi Musa için yaptirmis oldugu zaviye vakfiyesindeki "ahilerden kusandigim kusagi Ahi Musa'ya kendi elimle kusadup Malkara'ya ahi diktim" ifadesi. Hayvanlarina da hizmet eder." Sükrullah. onlara saygiyi Hz. Bunlarin sanina göre onlara hizmet eder. kalbi kirik olanlardandir. Sultan Murad. Bu sebepledir ki o. Hz. garip ve fakir olan kimselere karsi son derece sefkatle muamele eden bir hükümdardir. tatlilardan. müderrislere muridlere ve ögrencilere vazife karsiligi akça bagladi. Baslangiçta "kûfi"ye yakin. Bu konuda da vakfiyenin kendi ifadesi ile söyle demektedir: "Imârete. ülkesinde bulunan seyyid ve serifleri her türiü vergiden muaf sayan . kurdugu vakiflar vasitasiyla onlarin devamini sagladigi ve insanlara hizmeti bir ahiret azigi olarak kabul ettigini göstermektedir. gazi ve sehid sultanin yaptirdigi hayirlardan bahs ederken sunlari söyler: "Bursa'da ahiret için bir yapi yaptilar. Mübarek vücudu o kubbede dinlenmektedir. Hem konuk evi. Bazi vesikalar. O evin karsisinda bir kubbe yapilmasini buyurdu. Sonradan kesilen akçalarin bazilarinda kelime-i sehadet ile kendisinin ve babasinin isimleri. Orhan halladallahu mülkehû" ibareleri bulunmaktadir. seyh ve sâdattan birisi inerse hizmetçi bunlara hizmet eder. hafizlara. hem medresedir. âlimlerden. Kûfi hatli olan sikkelerinin bir tarafinda kelime-i sehâdet. eksilerden daha güzeli olmayan yemeklerin hepsinden verilmesini. yoksullar için paçalardan. Daha önce de kisaca temas edildigi gibi Osmanli Devleti'nin kurulus hamurunda mayasi bulunan teskilâtlardan biri de "ahilik"ti.hizmet etmek zorundadirlar. büyüklerden. daha sonra da "nesih" yazisi ile kestirdigi sikkeleri görülür. Imâretteki kalislar 3 günü geçerse bu. tahta çikinca babasinin sikkelerinde oldugu gibi Selçuk paralarini taklid etmek suretiyle sikke kestirmistir. Her gün ayrica otuz hafiz o kubbede güzel sesle Kur'an okuyup hatm etmektedirler. Hatiplere. gerekse daha önce verilen bilgiler. Hatta fakir ve miskinlere bu yolda hizmet daha evladir. bilgin. Bu bakimdan ilk Osmanli padisahlari. onun ahi reislerinden biri oldugunu göstermektedir. kalbi kirik kimselerdir. Imârete inenlerin tamamina böyle muamele yapilir. bu teskilâtin birer mensubu ve hatta reisleri durumunda idiler. Bu hizmet sadece büyüklere mahsus olmaz. Orhan yazisi görülmektedir. hem cami. konuklarin hayvanlarinin da yemlendirilmesini buyurdu. Murad Hüdavendigâr'in bu teskilatin reislerinden biri oldugunu göstermektedir. Çünkü onlar. talebe. Sultan Murad'in nasil hayir yaptigini." Gerek bu.

Azim ve idare kudreti. Bizim atamiz sizin duaciniz idi. Ve koyun hakkin vermedi. onun hakkinda su degerlendirmeyi yapar: "Otuz sene kadar bir müddet Murad. atasi gibi sahib-i hayr idi. din perver. Nitekim. fakir dost. Osmanli tarihçileri oldugu gibi yabanci tarihçiler de mütefiktirler." Sultan Murad'in sahsiyetinin azametinde ve Türk tarihi bakimindan oynadigi rolün ehemmiyetinde. bütün hareketlerinde belli bir plân çerçevesinde hareket etmis. rey ve tedbir sahibi. Biz kullarina bir hüküm sadaka eyle ki sizden sonra gelen bizi ve evladimizi ve kullarinizi ve karaveslerimizi (câriye) incitmeyeler. Himmet ve cömertlik sahibi idi ki kapisina gelen hiç kimse mahrum gitmezdi. Osmanlilari sevmemekle birlikte Sultan Murad'in vasiflarini ortaya koymaktan da kendini alamayan Gibbons. seyrek disli. Murad ismini tasiyanlarin ilki olan Sultan Murad'i. iri parmakli.. koç burunlu. benim her defterimden ihrac olalar. Nitekim. Nesrî bu konuda sunlari söyler: "Bu Gazi Murad Han dahi. Bütün ömrünü gazaya sarf etmistir. verdigi emrin yapilmasini isteyen ve bunlari takib eden bir hükümdardi. Biz fakir kullariniz dahi size duacilariz. 787 (1385) tarihli bir ferman.fermanlar isdar etmistir. iyilik severligi. Ben bagisladim canim için olsun. Onlar. sahin bakisli. yuvarlak yüzlü. cesur ve yigit idi. âli himmet.. bu sâdâtlarin evladlari. Benim devletime duaya mesgul olalar. Biz kullarina bir ihsan eyle bizden ve evladimizdan ösürlerin ve koyunlari haklarin kimesne taleb etmeyeler deyicek emr olundu ki. Adil ve kâmil. Osmanli sultanlari içinde kendine layik olan yere geçememistir. garip oksayici. adalet yayici. sen ve yakisikli bir padisah olarak tasvir ederler. düskünlere yardimci. Her kim bu hükmü görüp Seyyid Büzürg adini yazanlara teaddi ederse lânet ba'lânet ola. Dahi bir asker ve devlet adami olan Sultan Murad. Bunun ettigi gazayi Osman'in neslinden hiç bir padisah etmedi. Rumeli kadilari ve sancak beyleri ve subasilari ve sipahiler her kanginizin yerinde eker biçerse bir dâne ösürlerin almayasiniz. zamaninin hiç bir devlet adami tarafindan üstüne çikilamayan bir kiyâset ile Osmanlilarin mukadderatini sevk ve idare etmistir. Fâtih ve Kanunî hakkinda çok sey bildigimiz için Murad. Osmanli padisahlari içinde. bütün tarihin en hayret veren olaylarindan biridir. kesiru'l-menfaat (menfaat saglamasi çok). Her kande hatirlari dilerse yürüyeler. pehlivan... Hem simdiye degin atamiz bir dâne ösür vermedi. onun Seyyid Büzürg Ali'nin evladlarini vergiden muaf saydigini su ifadelerle ortaya koymaktadir: ". kullari ve karavesleri ve bir damla kanlan deme can ola. Seyyid Büzürg Ali'nin ogullan yaslan ile kapima gelip ettiler. Bütün tarihler onun bu özelliklerinde birlesirler. uzun boyunlu. Onun fetihleri ." SULTAN MURAD'IN SAHSIYETI Tarihler. tebeasina karsi merhametli olusu ve ordusunda inzibatli. Onun hayati esnasinda meydana gelen inkilablar. son anina kadar kabiliyet ve dehasindan bir sey kayb etmemistir. orta boylu.

Verdigi sözü tutan hükümdarlardandi. Ela gözlü. Ser'î kanunlari itina ile muhafaza eylediginden. Gençliginde oldugu gibi ihtiyarliginda da çaliskan. zahidlerle iyi insanlara saygi gösteren bir hükümdar idi. etrafina bir irk toplamistir. münasib vakti geldiginde menfaatlerini koruyup yerine getirmekte mahirdi. enerjik ve sertti. Murad Hüdavendigâr'in tahta cülûs etikleri 761 (1360) yilinda dünyaya gelen Bâyezid. Urben'e yazdigi mektuptan daha iyi bir vesika olamaz. Fakat babasinin tahayyül ettiginden daha genis bir icraat sahasina yayilmis oldugu için daha müskül vaziyetlere maruz kaldigi halde gevsemedi. kendisini hem sever hem de korkardi. Bizansli tarihçi Chalcondyle ise onun hakkinda sunlari söyler: "Murad. âdil. yigit. Kendisine boyun egip itaat eden bütün milletlere ve sarayindaki efrada yumusaklikla muamele ederdi. Rumlara karsi muamelesi." dedikten sonra "Osman. Imparatorlugu kuran ise Murad olmustur. Rumeli ve Anadolu'da 37'den fazla büyük ve mesakkatli harbi idare ederek hepsinden galip ve muzaffer olarak ayrilmistir." Hammer." der. yapilan en küçük hataya tekrar etmemesi için göz yummadan müsebbibini cezalandirirdi. dinlenmek nedir bilmezdi. o kanunlari te'kid ve te'yid edecek gayretlerin hiç birinde kusur etmezdi. Askerini istirahat ettirdigi zaman kendisi av ile vakit geçirir. onlara Papalardan daha iyi muamele etmekle teveccüh ve muhabbetlerini kazanmistir. Herkesi adi ile çagirmak adeti idi. Orhan bir devlet kurmustur." der. Bunda Patrik. . Hem irkî. Aleyhinde dolaplar döndürmek isteyenler elinden kurtulamazlardi. Sasirip telas göstermezdi. Düsmana muharebe meydanini biraktigi ve arka çevirdigi asla görülmemistir. maksat ve meramina ermek için hiç bir seyi ihmal etmez ve unutmazdi. bilginlerle yoksullari seven. Emrindeki komutan-valilerin hiç birisi ile arasinda bir anlasmazlik olmadi. hayatinda pek çok tehlikeler atlatmis ve pek çok hayir isleri görmüstür. Sultan Murad'in dahiyâne denilebilecek faaliyetlerini belirttikten sonra "adaleti ve gerektiginde siddeti cihetiyle halki. Harbe girilecegi zaman askerini münasib nutuklarla cesaretlendirir. Isleri güzel bir sekilde tanzim ile. Sultan Murad'in kiliseye hareketlerinde tam bir serbestî verdigini söyler. onlarin seciyesini tayinde mükemmel bir feraseti oldugunu gösteriyor. Her seyden önce iyice düsünür. zenginlere sefkat.1878'deki Berlin antlasmasina kadar bes asir devam etmistir. kurmakta oldugu devlete. Bizans Kilisesi erbabi nazarinda. Muharebede çok cesurdu. bir kâfir ve Isa'nin düsmani idiyse de. hem de dinî mahiyette olan temsil mes'elesinde kazandigi tam muvaffakiyetin en parlak delilini görmek için Ortodoks Patriginin 1385'te Papa VI. babasininki gibi idi. YILDIRIM BAYEZID DÖNEMI Babasi. Yeri geldigi ve gerektigi zaman mükâfatlandirmaktan geri kalmazdi. Kendisinin harb hususundaki cevvaliyet ve gayreti.

kumral sakalli. Cenk ve savas günlerinde korkusuz bir padisah idi. henüz düsmani kovalamakla mesgul olan kardesi Yakub'u çagirtarak hükümdarliga ortak olur endisesiyle onu öldürtmüstü. Ayrica komutanlardan Pasa Yigit'i Bosna. Yildirim Bâyezid. Bu cümleden olarak Fatma Aliye sunlan söyler: "Sehzadeler ve askerî komutanlar. Âsikpasazâde. bu olayla ilgili olarak "Ol gece askere izdirap düstü" diyerek. askerin bu hadiseden nasil müteessir oldugunu anlatmaya çalisir. Hemen gelip zât-i sâhâneye mahsus olan ak sancak altina oturdu. özellikle kilise için bir Isa düsmani sayildigi halde. harp sahasinda hükümdar ilân edildiginden muharebeye devam etmekten geri durmadi. görünüsü kirmiziya mail. . hatta papalardan daha müsfik ve anlayisli davranan koca Hüdâvendigâr gibi. Osmanli pençesinin kavradigi Rumeli agacinda. Heykel gibi saglam ve güçlü kuvvetli idi. Bâyezid.arslan simali. Yildirim ünvani ile anilan Bâyezid'in fikir ve düsüncelerini pek de bilmez sayilmazlardi. Gerçekten bazi yazarlar. O. feth ettigi Hiristiyan ülkelerinin halkina bu kilise mensuplarindan. Yildmm Bâyezid'e haber verildi. o sancagin altina oturmakla ilan-i saltanat etmis oldu. müdevver ve berrak idi. bazi devlet adamlari ile askerler arasinda ve Osmanli sinirlari disinda kalan Anadolu Beylikleri arasinda Yildirim Bayezid'e karsi bir hosnutsuzlugun dogmasina sebep olur. Bu olay. Askerî hareketlerdeki sür'ati yüzünden "Yildirim" ünvanini alan Bâyezid. ak. Yildirim'in Timur karsisindaki maglubiyetinin sebeplerinden biri olarak görmektedirler. hezimete ugrayanlan takib ediyorlardi. Avrupa'nin siyaset aktörleri. harp sahasinda hükümdar ilân edilip babasinin tahtina oturan Yildirim'in bâzusu. O ak sancak. Giydigi elbise genellikle Bursa kadifesindendi. Yildirim Bâyezid'in bu hareketini çok dramatik bir sekilde vermekte ve bunu. Böylece yeni bir buhranin çikmasina da engel olmustu. Babasinin biraktigi hududu. Kosova Savasi'nda sehid olmasindan sonra devlet adamlari ile askerî erkânin ittifaki üzerine yerine büyük oglu Bâyezid geçti. açarken de karsilastigi sayisiz müsküllere yutkunmadan katlanan. Savasin kazanilmasinda da büyük bir rol oynamisti. oglu da acaba ayni siyaset ve insanlik yolu üstünde mi yürüyecekti? YAKUB ÇELEBI OLAYI Sultan Murad'in. Kosova savasinda Rumeli askeri ile sag cenaha kumanda etmisti. Selçuklu Sultani'nin Osman Gazi'ye vermis oldugu sancakti ki o zaman o sancagin altina zat-i sâhâneden baskasi oturamazdi. Firuz Bey'i de Vidin taraflarina akina gönderdigi gibi bizzat kendisi de Kratova gümüs madenlerini zapt ile Üsküp sehrine Türk göçmenlerini iskân ettirdi. Annesi Gülçiçek hatundu. daha nice meyvelerini Osmanlilarin etegine düsürmek üzere bekleyici idi. mucizeli ordusuyla gögüsleyip alabildigine açan.

Yildirim'la anlasmayi canlarina minnet bildiler. Sirplar.Zavalli Yakub Çelebi. Bunu. Onlar. Aydinli. Kosova'da hâkimiyetlerine son veren darbeyi yemis olmalarina ragmen. Bunun için Bâyezid. Osmanli Devleti'ni çok zor durumlara sokmustu. Bu vak'a. Bu antlasmayi kuvvetlendirmek için yeni Osmanli hükümdari. dinî ve millî degerlerine karsi gördükleri genis müsamaha ve müsaade yüzünden fatihlerin (Osmanlilarin) idaresine . Böylece meydana gelen dostluk. Sultan Yildirim Bayezid'in bunlara süratli bir sekilde çare bulmasi ve isleri düzeltmesi gerekiyordu. Anadolu'ya geçmeden önce Rumeli'deki durumu derhal düzeltmek gerektigini düsünerek kendisine muhalefette bulunan emir ve askerleri yeniden kendine bagladi. samimi bir sekilde Bâyezid'in vefatina kadar devam edecekti. Anadolu Beylerinin ve özellikle kendisini Selçuklularin mirasçisi sayan Karamanlilarin ortadan kalkmis gibi görünen düsmanligini tekrar ortaya çikardi. bu karisikliktan istifade ederek bir takim yerlerin zaptina kalkistilar. Sehzade Yakub'un öldürülmesini bahane ederek. Nitekim Germiyanogullari'ndan Sah Çelebi oglu Yakub Bey. Kosova maglubiyetinden sonra gerek Istefan Lazaroviç. Anadolu'da Kara Tatar denilen Mogollarin reisi Mürüvvet Bey de Kirsehir'i zapt edip Sivas emiri Kadi Burhaneddin'e teslim etti. Yakub Çelebi ise o zaman önemli bir vilayet olan Karesi'yi çok iyi idare etmis. Babasi tarafindan saglanmaya çalisilan Anadolu birligi yeniden tehlikeye girmisti. Çünkü Savci Bey. Andronikos ile birlikte bir eskiya grubunun basina geçmisti. Yildirim'in maglubiyet sebeplerinden biri ve belki birincisi olarak kayd edenler de olmustur. Bu baris sayesinde Rumeli'de. bütün tarih kitaplarinda mühim bir konunun açilmasina sebep olmustur. daha önce Osmanlilar eline geçmis olan Germiyan kasaba ve bölgelerini geri aldigi gibi Karamanlilar da Beysehri'ni zapt ettiler. Diger beylerin her biri." Murad Hüdâvendigâr'in sehadeti üzerine meydana gelen saltanat degisikligi. Bu yeni Sirp despotu da vergi (harac) ve gerektiginde muharebelerde bütün askeri ile birlikte padisahin maiyetinde bulunmayi taahhut ettigi gibi her yil Osmanli padisahini ziyaret etmeyi de kabul ediyordu. Menteseli ve Hamideli beylikleri idi. Saruhanli. Karamanaoglu Alaeddin Bey tarafindan kiskirtilan bu beylikler. isyan bayragini çekmisti. Bayezid'in bu sekildeki genis müsamahasina Anadolu'daki vaziyetin kritik durumu sebep olmustu. maktul Lazar'in kizi Marya Despina'yi nikahlamisti. hadiseden habersiz olarak ordugâha geldiginde yorgunlugunu geçirmeye ve rahat bir nefes almaya firsat bulamadan "pederin seni istiyor" diyerek Hüdâvendigâr'in mübarek cesedi üzerine kurulan çadira götürülüp orada bogduruldu. disardan gelebilecek ve özellikle Macarlar tarafindan yapilacak tahrik ile meydana gelmesi muhtemel bir muhalefet önlenmis oluyordu. Savci Bey de buna bir örnek teskil etmiyor. gerek Pristine hakimi Vuk Brankoviç yerlerinde kalabileceklerini hiç ümid etmiyorlardi. Sonra Sirp Krali Lazar'in henüz küçük yastaki oglu Istefan Lazaroviç'in vasisi olan annesiyle anlasti. Germiyanli. Bu durum. harplerde zaferler kazanmis ve herkesi kendinden memnun etmisti. güya onun intikamini almak üzere Bâyezid'e karsi harp açip her taraftan tecavüze kalktilar.

Bu arada kendisini tebrike gelen Venedik ve diger Italyan siteleri ile olan ticaret antlasmalarini yeniledi. Böylece Edirne bir kültür merkezi haline gelmeye basladi. komsu beylikleri de Osmanlilar aleyhine kiskirtmaktan geri kalmiyordu. Venedik ticaretini himaye etmeyi kabul ediyorsa da gelecek için fazla teminat vermiyordu. Rumeli'de . Eregli. bununla da yetinmeyerek Osmanlilara ait bazi yerleri de isgal etmisti. Andronikos ile oglunu hapse attirmayip kendilerine Bizans topraklarindaki Silivri. Bununla beraber Bâyezid. Bu sirada Edirne'ye dönen Bâyezid. O. Bu arada hapisteki prensleri de kurtarip hükümdar yapar ve bir vergi ile kendine baglar. Bunun üzerine Bâyezid. vaktiyle Savci Bey ile müstereken isyan edip fesat çikarma suçundan dolayi hapse atilmis olan Imparator Ioannis'in oglu Andronikos ile onun oglu Ioannis'in müracaatlarini kabul ederek bir miktar askerle Edirne'den Istanbul'a yürür. Fakat kisa bir müddet sonra iki mahpus hapisten kurtularak sultana iltica ederler.tereddüdsüz katildilar. basta Bosna olmak üzere Eflak ve Tuna'nin kuzey taraflarina kadar akinlar düzenlemelerini emr etti. Onlar. Bunu gerçeklestirebilmek için de Bizans'taki taht kavgalarindan istifade etmeyi düsünüyordu. Gerçekten de hâlâ bu gün Yildirim adi ile anilan mahallede bir imâret ile kubbesi dört kemer üzerinde durmakta olan caminin temellerini atti. Yildirim Bayezid. Osmanli Sultani. Pasa Yigit Bey ve Firuz Bey gibi komutanlarin. Bursa'ya dönmeden önce hemen hemen bir sehir devleti haline gelmis olan Bizans gailesini de ber taraf etmek istiyordu. daha sonraki Anadolu seferi için büyük bir önem tasiyacakti. Yeni hükümdar. Anadolu'ya hareket etmeden önce burada dinî ve sosyal müesseselerin kurulmasini emr etti. gibi yerlerin hâkimiyetini verir. Bâyezid. Böylece Anadolu'da girisecegi faaliyet esnasinda Bizans tarafindan gelebilecek tehlikelerden emin olmak istiyordu. Daha önce de kisaca temas edildigi gibi bu akinlar esnasinda Üsküp alinarak sehre Türk ahali yerlestirilmisti. Selanik vs. Macar ve Dalmaçyalilara karsi yapilan akinlarda ganimetlere istirak etmeleri. O. burada. Zaten bu yüzden Bâyezid müsamahali davranmisti. anlari yeni idareye çarçabuk isindirdi. onlari tekrar hükümdarliga getirir. Imparator Ioannis ile saltanat ortagi olan Manuel'i hal' ederek hapse attirir. Hele Arnavud. Bu antlasma. BATI ANADOLU'DA TÜRK BIRLIGININ KURULMASI Osmanli tahtinda meydana gelen degisiklikten istifadeyi düsünen ve Yakub Çelebi'nin öldürülmesini bahane eden Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. Balkanlar'da gerekli tedbirleri aldiktan sonra Anadolu harekâtina baslamak üzere eski taht sehri olan Bursa'ya gelir. Balkanlar'da kuvvetli kalabilmek için akinci teskilatini yeniden canlandirmak ihtiyacini hissederek Evrenos Bey. Bâyezid. daha önceki vergiden baska belli bir miktarda asker vererek seferlere katilmayi da taahhüd ederler.

daha sonra kayin biraderi olan Germiyan oglu Yakub Bey'in de üzerine yürüyerek basta Kütahya olmak üzere bütün ülkesini alir.bulunup devletin sinirlan üzerinde gerekli tedbirleri almakla mesgul olan komutanlarin islerini bitirip gelmelerine kadar bekledi. bir taraftan Bizans Prensi Manuel'i Rum kuvvetleri ile Alasehir üzerine göndererek Bizans Imparatorlugu'na tabi olan bu sehri zapt ettirir. iki medrese. Ebu Ishakhâne. bir cami yaptilar. tabib. Öbür taraftan Saruhan üzerine yürüyen Sultan Bâyezid. medreseler ve caminin her biri için ayrica vakiflar tayin buyurdu. imâret. dâru's-sifa gibi hayir eserleri yaptirir. Onlarin evkafini tayin buyurdu. Isa Bey'in kizi Hafsa Hatun ile evlendi. Anadolu birligini kurma gayretinde olan Bâyezid. Artan suyu da mahallelere taksim edip çesmelerden akitmisti. müezzin ve müderris dikip akçalarini tayin ettirdi. Bu arada Edirne'de muhafiz olarak kalan Beylerbeyi Kara Timurtas Pasa'yi da Rumeli kuvvetleri ile birlikte Anadolu'ya getirtir. Hastahâne. camiye tayin buyurdu ki. Görenek oldugu üzere bunlara seyh. Sükrullah. Onun için . daru'l-hayra. medrese. Ebu Ishakhâne. her gün biri Tanri kelamindan bir cüz okuya." Keza o. burayi harpsiz denecek bir sekilde almis ve emir Hizir Sah ile kardesi Orhan'i Bursa'ya gönderip haps ettirmisti. her gün konuga ve yerliye et ile birlikte 300 çanak as eristirilmek üzere vakiflarini tayin buyurdu. onun Bursa'da insa ettirdigi hayir müesseselerinden bahs ederken söyle der: "Bursa'da bir Dâru'l-hayr. Isa Bey'in fazl. Bu esnada Bursa'da imar faaliyetlerine devam ederek sehirde cami. Bütün hayir ve sosyal tesisler için de vakiflar tahsis etmisti. Bu kadar büyük bir kuvvet toplamis olan Bâyezid. bundan sonra Kastamonu emîri Candarogullari'ndan Kötürüm Bâyezid'in oglu Süleyman Pasa'yi da ittifaka çagirir. Bu arada Yildirim. imam. Daru'l-hayrin evkafindan olmak üzere as ve yemden baska her yil bilginlere ve yerli yabanci yoksullara 600 müd bugday verilmek. bir hastahâne. Bizans Imparatorunun oglu Manuel de kuvvetleri ile birlikte Sultan'in ordusuna katilir. Ayrica Seyh Ebu Ishak dervisleri için de büyük bir zaviye insa ettirdi. bütün islerini tamamlamadan bu hareketten vaz geçecege benzemiyordu. kaynaklarin ifadesine göre üç degirmen çalistiracak kadar bol ve lezzetli içimi ile taninan Akçaglayan adindaki suyu kapali künklerle Uludag'dan sehre indirterek yaptirdigi imâret yaninda kemerler üzerinden geçirip cami. 30 hafiz. Sirp kralini maiyeti ile birlikte ordusuna çagirip harekete geçmek istiyordu. kemal ve yasina hürmet ederek ona kendinin ve ecdadinin evkafina mutasarrif olmak üzere kayd-i hayat ile (ölünceye kadar) kendisine Tire'yi ikta olarak vermisti. 30 hafiz. Rumeli ve Bizans islerini yoluna koyan Bâyezid. Padisah. Sultan Bâyezid. Bundan sonra Aydin iline giren Bâyezid. misafirhane. Bütün Osmanli kaynaklan ve özellikle bu olayin meydana geldigi anda yasayan Ahmedî bu sehrin Bâyezid zamaninda feth edildigine isaretle: "Ne Alasar kodi vü ne Saruhan Ne Aydin u ne Mentese ne Germiyan" der. medrese ve hamama taksim etmisti.

1391 senesinde meydana gelen bu hadiseler esnasinda daha önce Osmanli müttefiki olan Candaroglu II.Ahmed ve Mehmet Bey ismindeki iki kardesin idaresinde bulunan Mentese üzerine de yürüdü. Sultan Bâyezid. Bir kara kuvveti firkasinin (tümen) komutanligi ile Osmanli donanmasi komutanligini elinde toplamis olan bu vezir. Çünkü Yildirim Bâyezid. KARAMAN SEFERI Sultan Bâyezid. Sirp Krali Lazar'in kizi Maria Despina ve Aydinoglu Isa Bey'in kizi Hafsa Hatun'dur. onun güzelligine hayran olarak kendisiyle evlendi. Burayi da kendisine baglayan Sultan. Ege ve Akdeniz kiyilarinda uzun sahillere sahip olmuslardi. Latinlerin idaresinde bulunan Izmir hariç olmak üzere bütün bir Ege sahilinin alinmasi ile özellikle Aydin ve Mentese Beyligine bagli bulunan deniz kuvvetleri de Osmanlilara geçmis oluyordu. Bati Anadolu'daki beylikleri ortadan kaldirip kendine bagladiktan sonra Karamanogullari üzerine yürür. Sarica Pasa'nin faaliyetlerinden bahs ederken Hammer: "Bu siralarda Azepler komutani Sanca Pasa da Edirne'de baska bir cami yaptirmaya basladi. Çünkü Karaman Beyi Alaeddin Ali Bey. Anadolu'yu bir Osmanli vilayeti haline getirerek merkeziyetçi bir devlet kurmak düsüncesinde oldugunu gösteriyordu. Akdeniz Bogazi (Çanakkale) girisinde bir Frenk gemisini esir etmisti. Bu da Osmanli deniz gücünün gelismesine sebep oluyordu. Bati Anadolu'daki beyliklerin Osmanli hâkimiyetine girmesi ile Osmanlilar. önce Hamideli'ne geçti. sadece üç hanimla evlenmistir ki bunlar da Germiyan oglu Süleyman Sah'in kizi ve Mevlânâ Celaleddin Rumî'nin torunu olan Devletsah Hatun. Bu arada Kütahya merkez olmak üzere meydana getirdigi Anadolu beylerbeyligine Kara Timurtas'i getirmisti. Antalya'yi alip Firuz Bey'e tevcih etti. oradan da Teke yani Antalya taraflarina indi. bu arada beylige bagli olan Antalya'yi da Osmanlilara bagli bir sancak haline getirdi." diyorsa da gerçekte böyle bir olay cereyan etmemisti. Sarica Pasa bu nisanli prensesi sultana takdim edince Bâyezid. Süleyman. Nitekim Osmanlilarin ilk mühim deniz faaliyeti bu zamanda yapilmis ve Sarica Pasa komutasindaki 60 parça gemiden mütesekkil bir Osmanli filosunun. Osmanlilarin faaliyetlerini daha rahat bir sekilde yapmalarina sebep olmustu. Sakiz ve Egriboz adalari ile Yunanistan sahillerini vurmasi üzerine Venedikliler. adalardaki garnizonlan ve istihkamlari takviyeye baslamislardi. Osmanli'yi kendisi için tehlike saymis olacak ki Osmanlilarla olan ittifakini bozup Sivas'ta hüküm süren Kadi Burhaneddin . OSMANLI DONANMASININ EGE VE AKDENIZDEKI FAALIYETLERI 1390 senesinin yumusak geçen sonbahar ve kis mevsimleri. aldigi bu yeni yerlerin her birine kendi ogullarini vali olarak tayin etti. Sultan Murad'in vefatini müteakip Hamideli taraflarindaki Osmanli topraklarindan bir kismi ile Beysehri'ni alarak o taraflari vurmustu. Bu geminin içinde Imparator Manuel'le evlendirilecek olan bir prenses bulunuyordu. Bütün bu hareketleri ile Yildirim Bayezid. Bundan sonra Hamidogullari beyligine ait yerlerin pek çogunu ele geçiren Bâyezid.

bir yolunu bularak Bursa'dan kaçip Istanbul'a gelir ve babasinin yerine tahta oturur. Ancak Imparator. Sehir halkindan. surlarin yiktirilmasindan kisa bir müddet sonra ölünce. Bu meyanda Bizans Imparatoru loannis. ayagindaki agrilara ve yatalak bir halde bulunmasina ragmen. Alaeddin Ali Bey.ile görüsmelere baslamisti. Bunun üzerine Yildirim Bâyezid. kayinbiraderi olan Yildirim Bayezid'den baris istemek zorunda kalir. Aksehir ve diger bazi yerleri almak suretiyle antlasma yapar. Taseline çekilmisti. hasad edebiliyor ve istedikleri bedel ile Osmanli ordusuna satis yapabiliyorlardi. Gerçekten Bayezid. yeni . Yildirim Bayezid de babasinin yaptigi gibi halkin mahsulüne asla el dokundurulmamasini emr etti. babasi gibi bölge halkina çok iyi davranmis ve satis yapmak isteyen halkin herhangi bir korkuya kapilmadan zahiresini getirip satabilecegini bildirmisti. bu birlik ve yardimlarin birlesmesine firsat vermeden Karamanogullari'na ait bazi yerleri alip Konya'yi muhasara altina aldi. Bu seferde Bizans Imparatoru V. bu harekete çok sert bir tepki göstererek tamir ettirilen yerlerin derhal yiktinlmasini ister. Kadi Burhaneddin ile Candaroglu Süleyman'dan yardim gelmedigini görünce. babasinin matem günlerini geçirdikten sonra Bâyezid'in kendisine ve sehre karsi takindigi tavri düsünmeye baslar. Bu arada Bâyezid ile basa çikamayacagini anlayan Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. Aksehir. Anadolu'daki seferlerle mesgul oldugu sirada Bizanslilar. ISTANBUL'UN MUHASARASI VE SEHIRDE TÜRK MAHALLESININ KURULMASI Yildirim Bâyezid. Ioannes'in oglu Manuel de Yildirim'in ordusunda bulunuyordu. Aksaray ve Nigde gibi sehirlerin sirf bu sekildeki bir muamele üzerine teslim olduklarini ve kapilarini tekrar Osmanlilara açtiklarini yazar. hasad zamanina tesadüf etmisti. Böylece iki devletin arasinda Konya Ovasi'ndaki Çarsamba Suyu sinir olarak kabul edilir. Imparator. Osmanlilara karsi koyabilmek için Kadi Burhaneddin ile Candaroglu Süleyman'dan yardim istedi. Istanbul surlari ile kulelerinin bazi yerlerini tamir ettirmeye basladi. daha sonra da devam edecek olan Karaman seferinin bu ikinci safhasi bitmis oldu. Kusatma. bu durumdan istifade ile bazi tedbirler almaya basladilar. Yapilan antlasmadan sonra buralarin idaresi Sari Timurtas Pasa'ya birakildi. Bâyezid. Karamanogullari topraklarina girince Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. Osmanlilarla birlikte Anadolu seferlerine istirak eden ve Bursa'da bulunan Manuel. Yildirim'in yaninda bulunan ve tahtin yegane varisi olan Manuel'i düsünerek tamir edip yaptirdigi yerleri tekrar yiktirir. Halk sattigi esyanin karsiligini tamamen aldiktan sonra çavuslar refakatinda yerlerine gönderiliyordu. Hammer. Böylece. Bu teminat üzerine sehir halki kaleden disari çikabiliyor. Bu durumdan haberdar olan Yildirim Bâyezid. Âdet oldugu üzere. Fakat Bâyezid. Bâyezid. barisi kabul ederek zaten Osmanlilara ait olan ve Karamanoglunun eline geçmis bulunan Beysehir. kale disinda mahsulü olanlara teminat verilerek onlarin rahatlikla disari çikabileceklerini söyledi.

Istanbul içerisinde Türklerin "kadi" tabir ettikleri bir hâkimin devamli olarak bulunmasini arzu ettigini bildirdi. Bursa'da giyen ve kiliç kusanan Bâyezid. kendi hâkiminin muhakeme etmesi icab ettigini. Bu kadi. Böylece devletlerinin taninmasi. Bu kusatma sonunda Manuel. Imparator Manuel'e elçiler göndererek. Hariçte bulunan her yer ve her sey kâmilen benim olacaktir. Bu sebeple 794 senesi Rebiülahir (Subat 1392) ayinda. Kendisine. Ayrica her sene Osmanlilara vermekte oldugu vergiyi de artirdi." Yildirim'in bu talebi redd edilince. Istanbul'u teslim almak için uzaktan muhasaraya basladi. 1391 senesinde baslayan bu tazyik sonucunda Bâyezid. Karamanoglu gibi Kadi Burhaneddin Ahmed ile dostça geçinmeye razi olur. Manuel) vergi artirimi. Bu iyi münasebetler. Rum ülkesinde (Anadolu) sultan olmak için halifeden "tesrif" isteyen Bâyezid'e. Yildirim zamaninda da devam eder. nihayet sunu da ilave etmisti: "Sana emr ettiklerimi yapmak ve taleplerimi yerine getirmek istemezsen. Filhakika. Istanbul'da bir Müslüman mahallesinin kurulmasi ve bir cami insasi ile bir kadi tayin etmesini ister. Istanbul'da birkaç yüz ev ile cami ve mahkemesi olan bir Müslüman mahallesinin kurulmasini ve Haliç'in kuzey tarafinda bir Türk garnizonunun bulunmasini kabul etti. Bâyezid. kapilari kapa ve sehrin içinde hükümdarligini yap. daha Murad Hüdavendigâr zamaninda baslayan Osmanli-Memlûk münasebetlerinin iyi bir sekilde devam ediyordu. mesrulugu ve siyasî nüfuzlarinin artacagina inaniyorlardi. iftiralar ve haksizliklari. Bu arada adi geçen elçinin ricasi üzerine Bâyezid. Istanbul'da ticaretle istigal eden veya o maksatla oraya gidecek olan Müslümanlar arasinda meydana çikacak olan muamelat ve ihtilaflari muhakeme ve hallu fasl edecekti. Istanbul surlarina kadar olan bütün Bizans köylerini muhasaraya basladi.imparatordan (II. YILDIRIM BAYEZID'lN ANADOLU SULTANI ÜNVANINI ALMASI ve diger OLAYLAR Abbasî Halifeligi döneminde Islâm dünyasinda ortaya çikan yeni devletler. Memlûk hükümdarlarinin yaninda (Misir) bulunan ve fakat siyasî etkinligi fazla olmayan Abbasî halifelerinin kendi hükümdarliklarini tasdik etme arzusunu bir gelenek olarak devam ettiriyorlardi. Müslümanlarin gâvur mahkemesinde muhakeme olunmalarinin caiz olmadigini. Karak Naibi Âmir Hüsameddin Hasan el-Kuckunî'yi birçok hediye ile gönderen Sultan Berkuk'un bu vesile ile dostluk hislerini izhar ettigi görülür. bundan sonra Rum ülkesinin sultani ünvanini almis olur. Bununla beraber Bâyezid ile Kadi Burhaneddin arasinda mücadele uzun süre devam edecektir. daha bir çok seylerle beraber bildirmis. Bizans tarihçisi Dukas bu konuyu su ifadelerle dile getirir: "Bâyezid. halife tarafindan gönderilen tesrifi. . müslümani.

Bu arada Osmanli kuvvetlerinin büyük bir ordu ile Amasya üzerine dogru . Hatta Kadi Burhaneddin. Yukarida belirtilen hadiseden sonra tekrar Anadolu'ya dönen Bâyezid. Bununla beraber Süleyman Pasa'nin kardesi olan ve Sinop'ta hüküm süren Isfendiyar Çelebi. 1391'de Kastamonu üzerine gerçeklestirilen bu harekette Bâyezid. Bâyezid'in. Yesilirmak ve Canik bölgelerindeki beylerin. firsat bilerek Amasya'yi kusatma altina alir. Bu galibiyet. bir kismi da istemeyerek Kadi Burhaneddin'e bagli görünen Kelkit. birer birer Osmanlilara iltihak ettikleri görülür. Osmanlilarla dost geçindigi için kendisine dokunulmadigi gibi Sinop'ta ayni sekilde kalmasina müsaade edildi. Tuna'yi geçip 'Karin Ovasi (Karinâbâd)'ni yakip yiktigini ögrenince Kastamonu seferini birakarak Rumeli'ye geçer. Candaroglu Süleyman Pasa'nin ölümü ile sonuçlanan savasta. düsman ülkesinde kalmak dogru bir hareket olmazdi. Bu. tekrar Bursa'ya döner. Bu sebepten dolayi Bâyezid. Kastamonu'yu ilhak etmesi ve Osmancik'i kusatmasi üzerine bir kismi açiktan açiga. Kadi Burhaneddin'in. Bu akinlar sonucunda Bosna'ya girerek Naglazinze'ye kadar ilerlemislerdi. Bir taraftan da Anadolu'da Kadi Burhaneddin'e düsman olan beyleri ve özellikle Amasya'da hüküm süren Haci Sadgeldioglu Emir Ahmed'i kendi tarafina çekmeye çalisir. Fakat mevsimin kis olmasi ve muhtemel bir Osmanli taarruzundan çekindiginden Tokat'a döner. gerek bu hadiseden önce. Bâyezid. Arkus Ovasinda yapilan siddetli bir muharebede voyvoda esir edilerek kendisinden agir bir fidye alinmis ve Osmanli tabiiyetini kabul ettikten sonra yine memleketine gönderilmisti. fakat sonradan Kadi Burhaneddin tarafina geçmis bulunan Kastamonu'daki Çandaroglu Süleyman Pasa'yi ortadan kaldirmak ister. Anadolu'da Kadi Burhaneddin'in söhretini bir kat daha artirdi. onun Anadolu'daki Türkmen beylikleri üzerine yapacagi seferleri bir mânâda mesrulastiriyordu. Iki tarafin öncü kuvvetleri arasinda Çorumlu sahrasinda meydana gelen savasta Osmanli askeri bozguna ugrayarak geri çekilmek zorunda kalir. Fakat bu defa da mevsimin kis olmasindan dolayi geri çekilmek zorunda kalir. Ayni sene hudud beyleri de büyük akinlar yapmislardi. Bâyezid'in. ayni zamanda Anadolu birliginin saglanmasi için de gerekli idi. Bu maksatla daha önce kendisine bagli olan. halifeden sultan ünvanini almasi. Osmanlilar ile Kadi Burhaneddin Ahmed arasindaki münasebetleri oldukça gergin bir safhaya soktu. gerekse sonra Anadolu isleri ile mesgul olmaya baslar. beyligin Kastamonu kolunu ortadan kaldirir. Eflâk voyvodasi Mirçe'nin daha önce kendisine karsi yapilmis bir akinin intikamim almak üzere. Candaroglu ile birlesmesine meydan vermeden tekrar Kastamonu üzerine yürür. Bu savasta. Ancak tam bu sirada Bâyezid. psikolojik etkisinden istifade ile Bâyezid'in Rumeli isleri ile mesgul oldugu ani. Karesi ve Saruhan sancaklari valisi bulunan büyük oglu Ertugrul öldürülmüstü. Fakat bu konuda ondan müsbet bir cevap alamaz. Kadi Burhaneddin'in tarafsiz kalmasini ister.Bâyezid'in. Bu vaziyet. Zira böyle bir mevsimde hareket üssünden uzak bir mintikada. Nihayet 794 (1392) ilkbaharinda Kastamonu bölgesine giren Bâyezid.

Daha sonra Tuna sahilinde birer müstahkem mevki olan Silistre." YENI BIR HAÇLI ITTIFAKI VE NIGBOLU SAVASI Osmanli sinirlarinin Macaristan'a kadar dayanmasi. Türklere karsi birlikte harp etmek üzere Macar Krali ile bir antlasma yapmaya karar vermis ve Macar Kralini harbe tesvik etmeye baslamisti. Sancak beyligine de Bâyezid'in oglu Mehmed Çelebi tayin edilir(1393). Böylece Amasya Osmanli idaresine girer. Bulgar ülkesinin Türkler tarafindan alinmasi üzerine Hiristiyan devletlere müracaat etmis ve Türklere karsi müsterek bir Haçli hareketi yapilmasi için papayi tesvik etmisti. Bâyezid'i endiselendirdiginden Bulgar kralliginin son kisminin da ortadan kaldirilmasina karar verir. Bu arada Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. Bulgarlarin payitahti olan Tirnova'yi uzun ve siddetli bir muhasaradan sonra feth etti. Hiristiyan devletlere müracaat ediyordu. Tek basina altindan kalkamayacagini bildigi bir tehlikeye karsi . Alaeddin Ali Bey ile görüsüp birlesmek üzere Sivas'tan hareket eden Kadi Burhaneddin. oglu da Müslüman olarak Bâyezid'in maiyetine girmistir. er geç kendi ülkesini de basacagini görmekteydi. Macar Krali Sigismond'u korkutmaktaydi. Sultan Bâyezid'e bagliliklarini bildirerek onun idaresine girdiklerini kabul ederler. Rivayete göre kral öldürülmüs. Rakiplerinin arasinda meydana gelen anlasmazligi gören Bâyezid. Tuna kenarina gelmis olmasi ve Bulgarlarin bunlarla birlesme ihtimali. Süleyman Pasa'nin. ufuktan azametle yuvarlanip gelmekte olan Osmanli dalgasinin." "Macar Kralinin. Macar Krali Sigismond. oglu Aleksandr ile birlikte esir edildi. Nigbolu'ya kapanan Bulgar Krali Sisman. Sultan Bâyezid'in bu dönemdeki faaliyetlerini inceleyen Mükrimin Halil Yinanç. kaynaklarin verdigi bilgilere dayanarak söyle der: "1393 senesi Nisaninda Venedik Senatosu. Karaman oglu ile anlasmak söyle dursun. Kadi Burhaneddin'e elçi gönderip Amasya'nin Osmanlilarin eline geçmesinden dolayi taziyetlerini bildirmek ve müsterek düsmanlari olan Bâyezid'e karsi birlikte tedbir almak ve görüs ahs verisinde bulunmak üzere kendisini Nigde'ye davet etti. Zira Sigismond. Bunun için büyük oglu Süleyman komutasinda bir ordu gönderdi. Bu ordu. Bu hareket üzerine Taceddinogullari. Aralarindaki düsmanligin gittikçe büyümesi her ikisinin de zayiflamasina ve rakipleri olan Bâyezid'in daha fazla kuvvetlenip Anadolu'daki kuvvetini daha saglamlastirmasina sebep oldu. artik kendisinin Anadolu'da durmasina gerek kalmadigini anlayarak yeniden Rumeli'deki faaliyetlerine baslar. büsbütün bozusup harbe tutusurlar.geldikleri haberini alinca açik bir sahrada onlarla karsilasmamak için Sivas'a çekilir. Nigbolu ve Vidin zapt olundu. Diger taraftan uzun zamandan beri Istanbul'da kusatilmis olan Imparator Manuel. Bâyezid ile yapilan harpte öldürülmesinden sonra Kadi Burhaneddin'e iltica eden 500 kadar Kastamonu atlisi da Taceddinogullan ve dolayisiyla Osmanlilar tarafina geçmis oluyordu. Tasan oglu ve Bafra emiri.

arastirmaya basladilar. kaynaklarin müsterek dili ile kisa ve ana hatlari ile buraya almak istiyoruz. Ingiltere. Italyan. Osmanli ordusunu aramaya basladi. Onlara göre bunu yapmak bir zaruret idi. yogun bir faaliyete giriserek kiliselerde Müslüman Türkler aleyhinde vaazlar verdirmeye basladi. Behçetu't-Tevârih 130. Nitekim.000'i (Sükrüllah. Tuna boyunca ilerleyerek Vidin ve Rahova'yi aldiktan sonra 12 Eylül 1396'da Nigbolu önüne gelmisti. Osmanli tehlikesini bertaraf etmek ve hatta Kudüs'e kadar gidebilmek için Avrupa'nin muhtelif memleketlerine elçiler göndererek yeni bir Haçli ittifakinin kurulmasini istiyordu. Haçlilarin hareketini duyar duymaz. .000 kisi) bulan ve Türkleri Avrupa'dan sürmek gayesini güden bu Haçli ordusu. Osmanlilara karsi büyük bir kin ve nefret hissi ile dolu olan Haçlilar. Bunun temini için de her sey yapilabilirdi. Iskoçya. gündüz hülyalarini tutan ümid. 15 gün devam eden bu kusatma esnasinda Istanbul önlerinde bulunan Sultan Bâyezid. Lehistan. Ispanyol ve Polonyali sövalyeler oldugu gibi. Isviçre ve Güneydogu Avrupa ülkelerinden gelen kuvvetler. Papanin destegi ile tertiplenen bu Haçli seferine batili bütün sövalye ve asilzâdelerin katildiklari görülmektedir.gece rüyalarini. Büyük bir birligin toplanmasi gerekiyordu ki bu da gerçeklesmisti. Fakat imdadina çagirabilecegi devletlerden Venedik. Avrupa'nin her kösesinden süzülüp gelen cengaver. hedef Türkler oldugu için kisa bir süre içinde olumlu bir sonuç verdi. Bulgaristan'da Sigismond 'un komutasi altinda toplanmaya basladi. heyecan ve ümid içinde idi. bu salib (haç) düsmanini bulup tepelemek istiyorlardi. maiyetinde 1000 Fransiz sövalyesi ile 7000 civarinda yardimci ve ücretli asker bulunan Burgonya dukasi Jean de Nevers basta olmak üzere birçok asilzâdenin maiyetindeki Alman. siddetli bir müdafaada bulunur. 1394 seferinin intikamini almak isteyen Eflâk Voyvodasi Mirçe ve bir kisim Erdel kuvvetlerinin istiraki ile mevcudu 100. bu Katolik dindasina müzaheret eder görünmekle beraber. Sigismond'un zaferinin Balkanlarda bir Macar hegemonyasina yol açacagindan da endiseleniyordu. Cenevizliler ise siyasî ve iktisadî hayatlarinin saglikli bir sekildeki devamini Osmanlilarin teveccühünü kazanmakta gördüklerini gizlemiyorlardi. Üstelik Eflak Voyvodasi Mirçe ile Bizans Imparatoru da Osmanlilar ile olan ittifaklarini bozmus. Avrupa'yi bunlardan (Müslüman Osmanlilar'dan) temizlemek istiyorlardi. Venedik ve Rodos gemilerinden mütesekkil bir donanmanin da yardimi ile kaleyi muhasaraya basladilar. Ona tapmayani ezmek yolunda gecikmek olmazdi. Ingiliz. Bu ittifakin kurulmasi için Papalik makami da. Birlesik Avrupa kuvvetlerinden meydana gelen bu birlikler. Italya. karsi tarafta bir tecavüz hareketi göremeyince. Böylece Sigismond ile isbirligi yapan Avrupa. Nigbolu kalesini kusatma altina alan Haçli ordusuna karsi kale muhafizi Dogan Bey. Avusturya. Sigismond'un kendilerine bildirdigi gibi. Yalniz Fransizlar degil. Bu tesebbüsler. Osmanli tarihi bakimindan önemli olan bu zaferi. Onlar. gizli gizli hazirliklarini tamamlamislardi. Sigismond. Zira bu bir haç seferi idi. cesur ve tecrübeli sövalyeler. her seye ragmen yine de bir Haçli ordusunun yardiminda görüyordu.

Bunlari kurtarmak için Sigismond'un gönderdigi kuvvetler ilerleyemeyerek geri çekilmek zorunda kaldilar. Iki ordu. Kendisi de Islâm âlemine müracaat edip durumu bildirdikten sonra yaninda bulunan 10. Sonunda kesin sonucun alinma zamaninin geldigini gören Yildirim Bâyezid. Bu çekilmeden cesaret alan Fransizlar. 25 Eylül 1396 pazartesi günü (Osmanli kaynaklarinda Cuma) Nigbolu önünde meydana gelen savasta mahirâne bir manevra ile iki kisma ayirdigi ordusunun yaya askerini yani yeniçerileri merkeze koyup onlarin etrafinda kapikulu süvarilerini tesbit ile sag ve sol kollara timarli sipahileri koymustu. Nigbolu kalesi yakininda karsilastilar. Bu defa plân geregi Osmanlilarin üçüncü hatti da ikiye ayrildi. sür'atle Sipka geçidini asmis ve Timova'da Stephan Lazaroviç ile birlestikten sonra Osma vadisinde Nigbolu ovasina hakim bir tepede ordugâhini kurar. kendi ihtiyat kuvvetlerini taarruza geçirmek suretiyle Haçlilari müthis bir panige ugratti. Fakat fazla zayiat vermemek için daha önce atlardan inmis ve yaya olarak harb eden Fransizlar. Anadolu ve Rumeli kuvvetlerinin Kara Timurtas ile sehzadelerin komutasinda sür'atle toplanip Edirne'de kendisine ulasmalari üzerine 60. geri dönüp atlarina binmek istedilerse de kaçacaklari kapinin kapanmis oldugunu görerek sasirdilar. Sucaeddin Evrenos Bey'i ileri göndermisti. Nehirdeki Venedik amirali Mocenigo'nun kadirgalarindan birine yanasarak Karadeniz yolu ile . Ayni zamanda da sol kanatta Anadolu askerine komuta eden Sehzade Mustafa kuvvetlerinin yandan taarruzuna ugradilar. Kaynaklarin verdigi bilgilere göre kalenin erzak ve mühimmat durumunu bizzat tesbit eden Bâyezid. muharebenin gidis seklini görünce neticeyi kestirerek hemen memleketine dönmüstü. hiçbir basari elde edemedi. daha da ileri giderek kiskacin içine girdiler. Fakat Yeniçerilerin ok yagmuruna tutularak epey telefat verdiler. Osmanli ordusunun harb nizami hilâl veya agzi açik kerpeten seklinde idi. Onlar. üç saat kadar sürmüstür. Arkada da ihtiyat kuvvetleri bulunuyordu. Fakat. Osmanli plânini bilen Sigismond tarafindan ileri gitmemeleri ve kiskacin içine girmeyip beklemeleri hakkinda verilen emri dinlemediler.000 askerle yola çikar. Bundan sonra da Azeplerin gerisindeki Yeniçeri kuvvetleri üzerine yüklendiler. baslangiçta Bâyezid'in merkezde yeniçerilerin önündeki ilk kademede bulunan ve Azep denilen hafif yaya kuvvetleri üzerine yüklenip onlari maglub ve imhaya basladilar. maiyetindeki bazi adamlarin yardimi ile Tuna nehrine gelip kendini bir balikçi kayigina zor atti. Sigismond. Ihtiyat kuvvetlerini bile muharebeye sokmus olan Macar Krali. Fransizlar. teslim olanlari bile öldürdüler.000 kisiden meydana gelen Osmanli ordusunun basina geçen Sultan Bâyezid. Muharebenin en tehlikeli olan ilk safhasi bittikten sonra Türk kuvvetleri. Plân geregince Osmanli merkez kuvveti bir miktar geri alindi. Galibiyet serefini kazanmak isteyen Fransiz süvarileri. bunlari da bertaraf ederek ilerlediler. Osmanli ordusunun merkezine hücum eden Fransiz kuvvetleri ile olan muharebe. Böylece Fransizlar tepeyi isgal etmis ve muharebenin Türklerin maglubiyeti ile neticelendigini zannettikleri sirada bizzat pusudan çikan Bâyezid'in komutasindaki kuvvetlerle karsilasinca sasirdilar. Tuzaga düsmüs olan kuvvetler kismen imha ve kismen esir edildiler. derhal ve siddetle Sigismond'un kuvvetlerine hücum etmislerdi. Eflâk Voyvodasi Mirçe.muhasara manciniklarini yakip.

Nigbolu'da elde edilen parlak zaferden sonra daha önce düsmanin eline geçmis olan kaleler geri alindigi gibi Osmanli himayesinde bulunan Vidin Bulgar kralligina da son verilmisti. Nigbolu'da esir düsen asilzâdeler. Oradan da Marmara ve Çanakkale Bogazindan geçip Modon limanina ugradiktan sonra Dalmaçya'ya çikarak memleketine gidebildi. Nigbolu muharebesinde Haçli ordusuyla gelen prens ve asilzâdelerden bir kismi öldürülmüs bir kismi da esir alinmisti. süngüden kurtulan veya Tuna'da bogulmayan kiliç artiklari ise bassiz. Eflâk'i tehdid eden bir üs özelligini tasiyan Nigbolu. Muharebe sonunda savas meydanini gezen Yildirim Bâyezid. . Genellikle Tuna geçitlerine hakim bir noktada. Nigbolu'da esir düsenlerden bir kismi önce Edirne'ye oradan da Gelibolu'ya götürülüp Haçli donanmasi ile bogazdan geçmekte olan Sigismond ve maiyetindekilere teshir edildikten sonra Bursa ve Mihaliç'e nakledilmislerdi. Fransa ve Kibris krallarinin tesebbüsü ve Midilli prensinin kefaleti ile 200. diger bütün düsman kuvveti ya imha edilmis veya kaçarken nehirde bogulmustu. Bu savastan sonra Garp dünyasi bir anda en seçkin asilzâdelerini kayb etmis. Bunlardan bir kismi da Memlûk sultani el-Meliku'z-Zahir Ebu Said Berkuk'a gönderilmisti. kendi hudud muhafizlarinin ve teslim olmalarina ragmen bir kisim esirlerin insafsizca öldürüldüklerini görünce fevkalâde müteessir olup gözlerinden yaslar akmisti. Harbe istirak etmeden kaçmis olan Eflâk kuvvetleri ile Hirvat askerlerinden baska. Savasi müteakip. Kendi esirlerine yapilan bu muameleyi gören Bâyezid. fakat zaferle sonuçlanacak olan Nigbolu hadisesi sebebiyle muhasaranin kaldirildigina daha önce temas edilmisti. serhad livasi olarak Osmanli idaresinde mühim bir rol oynamistir. buna karsilik olmak üzere düsmandan ele geçirilen esirlerin bir kismini öldürttü. sonradan Macaristan.Istanbul'a gelebildi.000 altin florin fidye karsiligi serbest birakilmislardir. akinci ve sekbanlar yerlestirilmek suretiyle uç beylerinin faaliyet merkezi haline getirilen Nigbolu. Osmanli hükümdarlarinin zaman zaman Eflâk ve Macaristan seferlerine çiktiklari bir yer olarak Eflâk ve Macar krallarinin taarruzlarina hedef olmustu. idaresiz ve perisan kafileler halinde geldikleri yerlere dogru daglara düsmüslerdi. Öte yandan Nigbolu muzafferiyetinden elde edilen ganimet ve fidyelerden alinan hisseler ile Anadolu ve Rumeli'de birçok hayrat yaptiran Bâyezid'in Nigbolu'da ismine izafe edilen camii de bu sirada yaptirmis olmasi muhtemeldir. Bundan sonra Macaristan'a büyük bir akin yapilarak külliyetli miktarda esir alinmisti. ISTANBUL KUSATMASI Nigbolu zaferinden önce Istanbul'un Yildirim tarafindan kusatma altina alindigini.

Her sene Osmanli hazinesine verilmekte olan haracin arttirilmasi. Bu hareketi ile o. Henüz deniz kuvvetleri fazla güçlü olmayan Osmanlilar. 4. Çünkü Nigbolu savasindan sonra kendisini çok daha kuvvetli gören ve Avrupa'dan hiç bir tehlike beklemeyen Yildirim Bâyezid'le tek basina karsi karsiya kalmisti. muhasarayi kaldirmak zorunda kaldi. büyük bir hata idi. Anadolu Selçuklulari'nin mirasindan da mahrum etmis oluyordu. bu yüzden sehri teslim etmeye meyilli idi. Yildirim'in sartlarim da kabul ediyordu. Karamanlilari.Silivri de dahil olmak üzere Silivri'ye kadar olan yerlerin Osmanlilara terki. Bununla beraber Alaeddin Ali Bey. Manuel bu istege cevap bile vermedi. Anadolu ve Rumeli'deki bütün . Buna göre: 1. bu antlasmaya riayet ederek Istanbul'da Sirkeci'de Türkler için yedi yüz hâne ile bir mescid tedarik etmisti. 3. Bizans'in Karadeniz ile olan baglantisini kesmek için Bogaziçi'nde müstahkem bir kale. 3. Rumeli'de yeni sefer ve fetihlerle ugrasmasini firsat bilen ve Osmanogullari'nin bütün bir Avrupa'ya karsi gelemeyecegini düsünen Karamanoglu Alaeddin Ali Bey.Istanbul'da bir Türk mahallesi kurularak bir cami yapilmasi. Bunun üzerine derhal Sari Timurtas Pasa'yi serbest biraktigi gibi yanina bir elçi katarak af dilemek ve yeni bir antlasma yapmak üzere Yildirim'a gönderir. Bununla beraber.Istanbul'daki Müslümanlarla Rumlar arasindaki anlasmazliklari Islâm hukuku çerçevesinde karara baglamak üzere bir kadi tayin edilmesi. Ayrica kadi (hakim. vaziyetin kendisi için kötü olacagini anlamakta gecikmedi. bu sirada Osmanlilara ait olan Ankara'ya yürüyerek orayi ele geçirdi. Manuel ve Silivri Beyi Ioannis taraftan olmak üzere ikiye bölünmüstü. yani Anadolu Hisan (Güzelce Hisar) insa ettirilip Istanbul'un muhasarasi siddetlendirildi.KARAMANOGULLARI'NIN OSMANLILARA BAGLANMASI Osmanlilarin. 2. Padisah da Istanbul'da ikamet etmek üzere Tarakli Yenicesi ile Göynük ve Karadeniz sahili taraflarindan buraya göçmen nakl ettirerek iskan etmisti. Bizans Imparatoru. Gerçekten de halk. denizden bir sey yapamadiklari gibi. yargiç) ve imam da tayin etmisti. Haçli ittifakinin tesvikçisi durumundaki Imparator Manuel'e elçi göndererek Istanbul'un teslimini istemisti. 1395 ve 1396 yillarinda Kadi Burhaneddin ile yaptigi muharebelerde yenilen ve Aksaray sehrini kayb eden Alaeddin Ali Bey'in Ankara'yi ele geçirmesi. Zira Istanbul halki. gelecek olan yardima da mani olamayacaklardi. Tam bu esnada bas gösteren Timur tehlikesi üzerine Yildirim Bâyezid.Yildirim Bâyezid. Burada bulunan Anadolu Beylerbeyi Sari Timurtas Pasa'yi esir aldigi gibi maiyetinden bir çok kimseyi de öldürdü. Bunun üzerine sehrin dis dünya ile irtibati kesilerek kusatma daraltildi. Bu arada Bizans. Baris teklifini red eden Bâyezid. O dönemlerde kale surlarini yikacak büyüklükte toplar bulunmadigindan sehir halkinin açlik sikintisi ile teslim olacagi düsünülüyordu.

Osmanlilara karsi mukavemet etmesi mümkün olmadigindan bütün gururuna ve Memlûk Devleti ile olan geçmisine ragmen bu devlete tabi olmak zorunda kaldi. onu Osmanlilarla hasim hale getirmisti. Bu söze cani sikilan Bâyezid. Larende. Bâyezid. mal ve canlarina dokunulmamak sartiyla sehri teslim edebileceklerini gizlice Bâyezid'e bildirirler. Yakalanir yakalanmaz derhal Yildirim Bâyezid'in huzuruna getirilir. Ankara'da basip esir aldigi San Timurtas Pasa'ya teslim eder. Basta Varsak. çadirindan çikarak kiz kardesini disarida karsilar. kiz kardesi ve çocuklarini Bursa'ya gönderir. Ermenek. bütün gücü ile Bâyezid'e mukabele edebilmek için harekete geçer. Konya. Sadece Toros daglarinin güneyinde kalan Mut. Kaleden çikan Alaeddin Ali Bey. Burada Yildirim Bâyezid'in kizkardesi ve Alaeddin Ali Bey'in hanimi. Zira bu hadiseden sonra Sivas'ta bulunan Kadi Burhaneddin Ahmed. Iki ordu Konya ovasinda karsi karsiya gelir. Bu da onun Osmanlilardan çekinmesine sebep olmustu. Karamanoglu ailesinin diger kolundan gelen beyler elinde kalmisti. bu durum karsisinda Alaeddin Bey. Taseli ve Içel. Timurtas Pasa da derhal onu katl eder. Zira daha önceki bazi faaliyetleri. Osmanlilar'a baglanmasindan sonra Anadolu'da merkeziyetçi bir idare kurmak ve Anadolu birligini saglamak düsüncesinde olan Bâyezid. Iki günlük bir muharebeden sonra sonucu belli edecek bir netice alinmayinca ikinci günün aksami gece yarisindan sonra otuz bin kadar Osmanli askeri. Turgutlu ve Bayburtlu asiretleri olmak üzere birçok Türkmen boyundan ve bu arada hizmetinde bulunan Kara Tatarlardan kuvvetli bir ordu meydana getirir. Osmanlilarla ayni siniri paylasir olmustu. Pasa'yi tekdir etmis. Iki ates arasinda kalan Karamanoglu. Padisah. fakat onun ikna edici konusmasi ve ileri sürdügü deliller üzerine sükûnet bulmustur. Develi. Karahisar) Osmanlilara geçmisti. Böylece Larende 1397 yilinda Osmanlilarin idaresine girer. onu.kuvvetlerini toplayip Karamanoglu üzerine yürür. KADI BURHANEDDIN DEVLETI'NIN OSMANLI HÂKIMIYETINE GIRMESI Karamanogullari'nin. Osmanli askerleri ile çarpisti ise de muvaffak olamayacagini anlayinca kaçmaya baslar. Canik bölgesindeki bazi Türk beylerini idaresi altina almak . Konya halki. Alinan tertibat üzerine sehir teslim oldu. enistesi olan Alaeddin Bey'e niçin böyle yaptigini ve kendisine niçin itaat etmedigini sorar. Anadolu tarihi bakimindan mühim bir hadise idi. Karaman Beyligi'nin ortadan kaldirilmasi. O da: "Niçin sana itaat edeyim. Padisah. ben de senin gibi bir hükümdarim" cevabini verir. Konya kalesine kaçmak suretiyle kendini zor kurtarir. iki oglu ile birlikte kardesinin karargâhina gelir. Padisah. Alaeddin Ali Bey'in katli üzerine Karamanlilar'a ait sehirlerin Toroslarin kuzeyindeki sehirler (Konya. Fakat bu esnada attan düserek yakalanir. on bir gün kadar muhasara edildi. Nigde. Karamanoglu kuvvetlerinin gerisini çevirir. bundan sonra Konya'ya bir vali tayin ederek Larende (Karaman) üzerine yürüdü. Alaeddin Bey'in acele katlinden müteessir olan Yildirim Bâyezid.

Benim. Eger siz bana imdad ederseniz ben ona karsi dururum. Bunun üzerine Kadi Burhaneddin. sizin hududlarinizin siperiyim ve askerlerinizin öncüsüyüm. Anadolu'ya gelecegi haberi alinan Timur'un. Yoksa ben ona nasil mukavemet edip ve nasil müsademe edebilirim. Samsun ve havalisi bir sancak itibar edilerek. beni yalniz birakirsaniz beni ona karsi harcamis olursunuz. Bulgar Krali Sisman'in. Müslüman olan oglu Aleksandr'a verilir. Anadolu'daki bu basarilar sonucunda Yildirim Bâyezid. Zira nice az cemaat (topluluk) çok cemaata galebe etmistir." Fakat bu muhabere devam ederken. kaderin bir cilvesi olacak ki. Bu bölgelerin zapti ile Karadeniz bölgesindeki Osmanli sinin." Yildirim Bâyezid. Sayet vaz geçmezse karsi koyacak bir orduyu ona karsi sevkederiz ve onun için istedigin kadar ona mukavemet et. Timur daha Anadolu'ya gelmeden Kadi Burhaneddin vefat eder. size gelecek belalara kâfiyimdir. Osmanli hâkimiyeti altinda bulunmak sartiyla Cüneyd Bey'e Ladik ve diger bazi kaleler birakilir. senin kilicina kol ve sana bazu olayim. Ben. Osmanli hükümdari ile Misir Sultani (Memlûk)na mektuplar göndererek tehlikeyi haber vermis ve "bilesiniz ki ben her ikinizin de komsusuyum ve benim memleketim sizin memleketiniz demektir. Bu gayenin gerçeklesmesi için 1398 ilkbaharinda o taraflara dogru bir sefere çikarak Canik Beyi Kubadoglu Cüneyd'in üzerine varir. Sizin önünüzde bulunan ben. Kadi Burhaneddin'in mektubundan son derece memnun olup mütalaasini begenmis ve kendisine su cevabi göndermisti: "Eger Timur seni birakip giderse ne âla. Bu tehlike. Halbuki onun ahvalini isitmissinizdir. Nice ordular bozmustur. Sonunda bunun merkezi olan Müslüman Samsun'u zapt eder. dogudan gelen ve daha sonra Anadolu'yu kasip kavuracak olan Timur tehlikesiydi. Sizin bayraklariniz daima basta ve ayakta olsun. Trabzon Rum Imparatorlugu sinirina kadar dayanmis oluyordu. . sonra da Havza ile Merzifon'a hâkim olan Tasanogullari'ni Osmanlilara baglar. Yildirim Bayezid ile Kadi Burhaneddin birbirlerine bu kadar yaklasmis olmalarina ragmen müsterek bir düsmana karsi koymak için isbirligi yapmaktan çekinmediler. daha sonra Bafra ve Giresun bölgesindeki beyler ile Çarsamba ve Terme havalisine hâkim olan Taceddinogullari'ni. Fakat Sivas merkez olmak üzere Anadolu'nun büyük bir kismi hâlâ Kadi Burhaneddin'in idaresinde idi. Ben. Yildirim Bâyezid. bati ve güneybati taraflarini ele geçirmisti. Basiret ve hüsnü niyet üzere olup onun askerinin çoklugundan korkma. Maazallah eger ondan bana bir zarar gelirse pek me'muldur ki size de sirayet edecektir. Kadi Burhaneddin'e elçi gönderdigi ve kendisine tabi olmasini istedigi anlasilmaktadir. Eger sizce lüzum görürseniz bizzat kendim geleyim ve askerimle oraya ineyim. Timur'un mektubuna cevap vermemekligini sizden alacagim cevaba göre bir cevap olacaktir. Kadi Burhaneddin Devleti'nin kuzey.için harekete geçer.

Sivas halkinin karan ile oglu Alaeddin Ali Bey (Zeynelâbidin) babasinin yerine hükümdar olmustu. Osmanlilarin onun ülkesine sahip olmalarina sebep oldu. Sarkî Karahisar. sehre girmisti. asil Bâyezid'den korkmakta oldugunu söylemisti. Böylece Kadi Burhaneddin'in ülkesi (Sivas. Yildirim Bâyezid bu daveti kabul ederek oglu Süleyman Çelebi vasitasiyle Sivas üzerine yirmi bin atli ve dört bin yaya göndermisti. Sivas. Kirsehir ve Aksaray). savas atesini alevlendirmek için olaylarin üzerine körükle varmaya basladilar. Sivas'i kendisi zapt etmeyip babasini davet ettiginden büyük bir kuvvetle gelen yildirim Bâyezid. o dönemde Misir'da Malikî Mezhebi'nin bas kadisi olan meshur Ibn Haldun'a kendisinin Timur'dan çekinmedigini. Kadi Burhaneddin Ahmed'in ülkesinin alinmasindan sonra Osmanli Devleti. bir zaman kendisine tabi olan ve daha sonra muhalefete kalkismis bulunan Akkoyunlu asiretinin reisi Karayülük Osman Bey'i takib ederek onunla meydana gelen muharebede yakalanip katledilmisti. Kayseri ve çevresi hükümdari Kadi Burhaneddin. Niksar. yani Orta Anadolu'nun dogu kismi da Osmanli Anadolu birligine katilmis oldu. Ayni zamanda Misir Devleti'nin hâkimiyeti altinda bulunan Malatya ve çevresi ile Divrigi ve civarini da tehlikeye sokmus oluyordu. Böylece. Akkoyunlu hükümdari Karayülük Osman Bey ile yaptigi savasta ölmesi. Bâyezid. Kadi Burhaneddin'in devlet erkanini ve bütün askerlerini maiyetine alir. Tokat. Karayülügü maglub ederek Sivas'i kurtarmisti. Is bu kadarla da kalmiyordu. oglu Süleyman Çelebi veya Mehmed Çelebi'den birini buraya vali tayin eder. Bâyezid. Yildirim Bâyezid'in Bati ve Iç Anadolu'nun tamamini idaresi altina alarak doguya dogru bir genisleme siyaseti gütmesi. MALATYA'NIN ZAPTI . Süleyman Çelebi. enistesi olan Dulkadiroglu Nasiruddin Bey'in yanina gönderdi. Osmanli Devleti ile Timur'un Imparatorlugunu da karsi karsiya getirdi. Kayseri. Zira Memlûk hâkimiyetini tanimis olan Dulkadirogullari Beyligi de tehlikeye giriyordu. Kara Tatarlar da Osmanli Devleti'nin hizmetine girerler. Bu birlik. Bunlar.1398 yilinda Kadi Burhaneddin'in. Sivas'i muhasara edip almak istediginden Sivas'in ileri gelenleri Osmanli hükümdarini yardima çagirmislardi. bu iki Müslüman devleti karsi karsiya getirmek için gayret sarf ediyorlardi. Bu arada Osmanli Devleti tarafindan bagimsizliklarina son verilen Anadolu beyleri. Bu durumdan endiselenen Memlûk hükümdari Berkuk. kendi Müslüman tebeasinin ona karsi dogacak sevgi ve hissiyatini da düsünerek. Anadolu'nun yarisindan fazlasina hâkim oluyor. kuvvet ve kudretçe Misir Memlûk hükümdarligina rakib olacak bir hale geliyordu. Bâyezid'in çok kisa zamanda kazandigi bu parlak zaferlerden ürkmeye baslamis ve bilhassa onun Hiristiyan dünyasinda elde ettigi zafer ve fetihler dolayisiyla. Fakat Karayülük diye söhret bulan Osman Bey. Kadi Burhaneddin'in oglu Zeynelâbidin'i.

Orta Firat havzasina kadar uzanan Osmanli hududu içine girmis olur. Divrigi ve Darende kaleleri de Osmanlilara geçmis olur. Timur'un. Besni. kendisinden çekindigi Berkuk'un ölümüne sevindigi anlasilmaktadir.Sultan Bâyezid. Sehrin müdafaa edildigini görünce sehri kusatir. Bu arada Memlûklara ait Kâhta. Nitekim Ibn Hatib en-Nâsiriya'nin bildirdigine göre Berkuk'un ölümünden büyük bir ferah ve sevinç duyan Timur. Bunun için daha önce Kadi Burhaneddin'e ait oldugunu belirttigi Malatya'nin kendisine verilmesi için Nasirüddin Ferec'e bir elçi gönderir. O. baska bir sekilde tecelli edecekti.000 dinar vermisti. Bu sirada Bâyezid'e itaati kabul etmeyen Erzincan Emiri . ölüm haberini getirene 15. Fakat bu sevincin dogrudan dogruya ve sadece ölüm sebebiyle mi yoksa baska bir maksattan mi kaynaklandigi belirtilmemektedir. Bundan kisa bir müddet sonra 15 Sevval 801 (20 Haziran 1399) günü vefat eden Memlûk Sultani Berkuk'un bu ani vefati. Kadi Burhaneddin'in ülkesini kendi ülkesine ilhak ettikten sonra Bursa'ya dönmüstü. Misir'da meydana gelen sarsintiyi dikkatle takip edenlerden biri de süphesiz ki Timur'du. Bu kusatmanin devam etmesinin aleyhlerine olacagini anlayan Malatyalilar teslim olur. Sayet Ahmedî'nin verdigi bilgileri dogru kabul edersek Yildirim'in da buna sevindigini söyleyebiliriz. daha önce Anadolu Selçuklulari ülkesinde iken bilahare Misirlilar eline geçmis olan bölgelerin zaptina karar verir. Bu tecelli de Ahmedî'nin dedigi sekilde olacakti. o esnada Timur'un da Hindistan'da büyük bir istila ile mesgul olmasini firsat bilen Bâyezid." Gerçekten. Ibn Arabsah ise. Timur. Ahmedî bu konuya bir açiklik getirmeden söyle der: "Buni isidüb Sam'a ol kasd eyledi Misir benüm oldi deyü söyledi. Yildirim. 1400 yilinda Azerbaycan ve Dogu Irak'ta hâkimiyetini yeniden kurduktan ve Gürcistan'i zapt ettikten sonra Pasinler'e dogru yol almaya baslar. Osmanlilar ile Memlûklular arasindaki çatismayi çok iyi degerlendirip her iki düsmanini ortadan kaldirmak için zamanin geldigine karar verir. Red cevabi almasi üzerine Sivas'tan Malatya'ya gider. Misir'da meydana gelen saltanat degisikliginden istifade ile Malatya ve çevresini alan Yildirim Bâyezid'e karsi kader. Böylece Elbistan da. Memlûk Sultani Berkuk'un ölümü üzerine yerine geçen oglu Ferec'in küçük ve tecrübesiz olmasi yaninda emirler arasinda meydana gelen ihtilaflar ayni zamanda Yildirim Bâyezid'i de memnun etmis görünmektedir. Söyle kim ol oldi ben dahi oluram. Hind seferinde iken bu haberi alan Timur'un sevinçten adeta uçtugunu tasvir eder. Ferec'in küçük ve tecrübesiz olmasi. Demedi ol öldi ben dahi ölürem. oraya bir miktar asker koyarak geri döner. gerek ülkesinde gerekse disarda bazi tesirlerin meydana gelmesine sebep olmustu.

.Mutahharten Bey ile Bâyezid tarafindan beyliklerine son verilen Mentesoglu. Germiyanoglu Yakub Bey. Böyle bir katliamdan sonra Sivas adeta bir harabeye dönmüs oldu. Bu iki düsmaninin. Sivas ve Erzincan'i da alarak Timur'a karsi stratejik bir üstünlük saglamaya çalisti. 2. 4. Timur. 5. Iki hükümdar arasinda teati edilen mektuplar müsbet bir netice vermez. gerekse Suriye'nin diger sehirlerinde büyük zulümler yapar.Metbuiyet alâmeti olarak kendisine gönderilecek olan külah ile kemerin kabul edilmesi. sehri savunan herkesi kiliçtan geçirtti. Bir ayaginin sakat olmasindan dolayi Osmanli tarihlerinde "Timurlenk" veya "Aksak Timur" diye isimlendirilen Timur ile Bâyezid arasinda teati edilen mektup ve gönderilen hediyeler de bir fayda saglayamamisti. 3. Timur'un teklifleri bir bakima Osmanli hükümdarinin diger beyler gibi tamamen kendisine tabi olmasini emr eden bir mahiyet tasiyordu. Kemiklerle birlikte kabri yaktirip içine pislik doldurur. Ayrica bu sehirlerin gelirlerini de onlara verir. Hatta Timur. ordusundaki atlarin ayaklari altinda çignetmistir. Muaviye'nin kabrini buldurarak açtirir. Nitekim o.Kara Yusuf'un kendisine teslimi.Anadolu beylerinden alinan yerlerin yine eski sahiplerine iade edilmesi. Buna karsilik. Timur. Bunlara büyük bir iltifat gösteren Bâyezid. 96)'inda zikr edilen bu vak'a.Kemah'in Mutahharten'e geri verilmesiyle ailesinin serbest birakilmasi. Osmanli idaresindeki Sivas'a girerek (Agustos 1400). Timur ile ayni zamanda yasamis olan Ermeni tarihçisi Thomas de Medzoph tarafindan da kayd edilmistir. Kara Yusufa da Aksaray'i ikamet yeri olarak tahsis eder. Timur'un önünden kaçan ve Bagdad'da hüküm süren Celayirli Sultan Ahmed ile Karakoyunlu hükümdari Kara Yusuf. Zira. Künhü'l-Ahbar (III. Aydinoglu Isa Bey'in oglu Musa Bey. Timur'un güneye inmesinden istifade eden Bâyezid. s. Bu esnada Kara Yusuf. Yildirim Bâyezid gibi bir hükümdar için çok olmasina ragmen o. Âli'nin. bu sartlan degerlendirmek için çevresiyle istisarede bulunur. hatta kendisini mushaflar (Kur'an ve Kur'an sayfalan) ve tevhidler ile karsilamaya çikan çocuklari. Bâyezid tarafindan kabul ve himaye edilmesi. Sultan Bâyezid'e siginirlar. Osmanlilar'in yanindan ayrilmis oldugundan istenenin Kara Yusuf'un ailesi oldugu anlasilmaktadir. daha sonra güney istikametinde hareket ederek Malatya ve Suriye'yi isgal eder. Sultan Bâyezid'den su isteklerde bulunuyordu: 1. Saruhanoglu Hizir Sah. Sam'da (Dimask) büyük bir katliama girisen Timur.Sehzadelerinden birinin kendi yanina gönderilmesi. Gerek Haleb. Timur'a bas vurarak kendisine olan bagliliklarini bildirip topraklarini geri almak için yardim isterler. yalniz Sivas'i tahrib ile kalmamis. Sultan Ahmed'e Kütahya sehrini. sonunda Yezid b. zaten savasmak üzere Anadolu'ya gelmis olan Timur'a savas için bir firsat verir.

Böylece Timur. Ordusunun erkâni ile görüserek Osmanli ordusunu arkada birakmak üzere Ankara yolunu tutar. senelerce ugrasip sagladigi Anadolu birligini de bozmus oldu. Büyük bir casusluk ve haber alma teskilatina sahib oldugu anlasilan Timur. Halbuki Timur. Böylece. Timur. bu tahmininde yanilmisti. Kale muhafizi Yakub Bey. ogullari ile komutanlarinin . Fakat o. o sirada Osmanli kuvvetlerinin kendi üzerine dogru gelmekte oldugunu haber alinca. Tarihlerde tafsilatli ve genis bir sekilde verilen Ankara Meydan Muharebesi'nin bütün detaylarina temas etmeyecegimize isaret etmek gerekiyor. Timur'u bu sekilde hazirliksiz yakalayan Bâyezid ise hayatina mal olacak bir hata isliyordu. Bu tehlikeli durum karsisinda buhranlar geçiren Timur. bu yeni ordusuyla Erzurum ve Kemah yolunu takib ile Orta Anadolu'ya dogru yol almaya basladi. Osmanli ordusunu güney dogudan gelecek diye beklerken Osmanlilar kuzey dogudan yani Kalecik. Kirsehir'e dogru yürümekte olan Timur. Rayli üzerinden gelerek Çubukova'da Meliksah köyüne inmislerdi. O. burayi bütün gücü ile müdafaa eder. Orta Asya'da bulunan en güzide kuvvetlerini getirmeye mecbur olmustu. Buna göre Timur bir baskina ugramis demekti. Çünkü Bâyezid'in kuvvetleri seri bir yürüyüsle çok daha evvel ve hem de Timur'un hiç beklemedigi bir yoldan gelip ortaya çikmislardi. Osmanli ordusunun daha geç gelecegini de tahmin etmisti. Timur'un bu durumundan istifade etmek için. Timur. Ankara kalesini de kuzey dogu yani iç kale tarafindan almak istiyordu. ANKARA SAVASI Bâyezid ve Timur arasinda teati edilen mektuplar. Osmanlilarin.Bununla beraber. Timur'la meydana gelebilecek bir savasi düsünerek Bizans Imparatoru ile anlasir ve Istanbul muhasarasini kaldirip oradaki askerini geri çeker. Ankara önüne gelir gelmez Ankara kalesini kusatir. Bu maksatla kalenin suyunu keserek Osmanli kuvvetleri gelmeden önce burayi düsürmeye çalisiyordu. Osmanlilardan aldigi topraklan tekrar Türkmen beylerine vererek onlarin destegini sagladi. Timur." Bu esnada o. Bâyezid'in kendisinin geldigi yoldan gelecegini tahmin ile o cepheyi iyice tahkim eder. durumun kendisi için müsait olmadigini anlayip telasa kapilir. Tâbi olamayiz ve istiklâlsiz yasayamayiz. bütün bunlara karsi ihtiyatli hareket edilmesini tavsiye eden vezir-i azam Ali Pasa'ya Sultan Bâyezid söyle diyecektir: "Serefimiz ve karsi koyacak kuvvetimiz vardir. elindeki kuvvetler ile Anadolu'da fazla bir is göremeyecegini anlayarak. itidalini muhafaza ederek bütün gece çalisip cephesini degistirmis ve kale kenarindan da çekilmisti. Karabag'da geçirdikten sonra Azerbaycan ve Gürcistan'da yeniden toplayip düzene soktugu ordusuyla Anadolu'ya yürümeye karar vermisti. ortaligi yatistirmaya kifayet etmeyince muharebe kaçinilmaz bir hal almisti. Kisi.

Her iki ordunun mevcudu hakkinda kaynaklar farkli bilgiler vermekte iseler de. Yeni bir ata binmesine meydan verilmeden yakalandi. Timur'a vakit kazandirip onu düsmüs oldugu tehlikeli durumdan kurtarmisti. Bu kuvvetlere karsi yetmis bin kisilik Timur kuvvetleri merkezden hücum ediyordu. Yeniçeri Agasi Hasan Aga ve Karesi subasisi Inebeye. Böylece kaderin. bu durumdan kurtulabilmek ve Timur'un kat kat olan saflarini yarmak için ortaligin kararmasini bekliyordu.hemen taarruza geçilmesi hakkindaki israrlarini dinlemeyerek büyük bir firsati kaçirmis oldu. Böyle bir anlayis ve bekleme. Ankara yakinindaki Çubuk Ovasi'nda yapilan savasin baslangicinda Osmanlilar üstün bir duruma gelmislerdi. mertçe bir muharebe olmasini istiyordu. Bir ara az bir kuvvetle ilk muhasara hattini yarip firlamaga muvaffak oldu. Fakat Osmanli ordusundaki Kara Tatarlarin ihaneti ve Anadolu Beylerine bagli timarli sipahilerin Timur tarafina geçmeleri. Timur'a esir düstü (28 Temmuz 1402). Bâyezid. Bu esnada ihtiyat kuvvetlerinin basinda bulunan Çelebi Mehmed de maiyetinde bulunan bin kadar adam ile sancak merkezi olan Amasya'ya dogru gitmisti. kendisine layik gördügü Yildirim ünvanina sahip olan bu mert ve cesur hükümdar. Bundan baska Osmanli ordusunda bulunan Sirp despotu ile kardesinin komutasi altindaki kuvvetler de kaçmislardi. Fakat bulundugu yerde kalmasinin uygun olmadigini anlayarak daha gerideki Çataltepe'ye çekildi. Böylece Bâyezid. gün olarak tarihi hakkinda farkli görüsler bulunmaktadir. Bâyezid. Nihayet son müdafaa tepesinden üç saat ayrildiktan sonra ati yere yuvarlandi. Harbin kayb edildigini gören Yildirim Bâyezid. Bununla beraber dogruya en yakin olan görüse göre 27 Zilhicce 804 (28 Temmuz 1402) tarihinde yapilmistir. Çataltepe bir kaç kat Timur kuvvetleri ile sarilmisti. harbin Osmanlilar tarafindan kayb edilmesine sebep oldu. Böylece Yildirim'in basina bir sey gelse bile devleti yeniden kurmak ve toparlamak için bir sehzade kurtulmus olacakti. Bütün bunlara karsi Yildirim Bâyezid yerinde duruyor ve Minnet Bey'in kaçma teklifini red ederek serefle ölmeyi tercih ettigini söylüyordu. Bâyezid. Bu tehlikeli hal üzerine Bayezid'e geri çekilmesi tavsiye edildiyse de o. Maiyetinde iki üç bin yaya ve atli kuvveti kalmisti. Timur'un ordusunun daha kalabalik oldugunda (160 bin) birlesmektedirler. büyük sehzade Süleyman Çelebi'yi alip kaçirmalarini emr eder. bunu kabul etmedi. savaslarda süratli hareket etmesinden dolayi. Vezir-i Azam Ali Pasa ile Murad Pasa. Fakat sayisiz çenberle çevrilmis oldugundan her muhasara hattini zorlukla geçiyordu. Mevlânâ Hatifî. Sehnâmesinde Yildirim Bâyezid'in hücumlarindan ve kahramanca çarpismasindan bahs ederken söyle der: . aleyhine örülen agin içine düserek esir alinmis oldu. elinde balta ile hücum edenleri orada hemen yere seriyordu. Bâyezid'in kaçtigi haberi alininca takibi için büyük bir kuvvet gönderildi. Bu büyük güce karsilik Osmanli ordusunun mevcudu ise yetmis bin civarinda idi. Ankara Muharebesi diye meshur olan ve Anadolu'daki Osmanli hâkimiyeti ile Istanbul'un fethini yarim asir geciktiren bu savasin.

Burayi begendigi için bir ay kadar burada kalir." deyince Timur hemen kemandazlarina "Sakin Yildirim'a bir zarar getirmeyiniz. kendisine "Han'im. Su dahi beyan olunur ki. Ve siz emir-i kebirin iyi adini ve azamet-i sanini bize bildirdi. Çok mesrur olduk."Bâyezid Han. Her ne ki vaki oldu ise arz ve takrir eder. Dört bir taraftan kemendler atilarak Yildirim'i attan düsürdüler. Fransa kralina devamli iyi dualarda bulundugunu ifade eden Timur. oradan Kütahya'ya gelir... Yildirim teslim olmadi." Timur. gafil olma bu firsat bir daha ele geçmez. Nitekim sözü edilen mektupta Timur söyle demektedir: "Bu muhibbinin. Ankara önünde sekiz gün kalan Timur. bu galibiyetini Fransa krali VI. Timur. henüz Bursa'ya ulasamadan Süleyman Çelebi kizkardesi Fatma ile küçük kardesi Kasim Çelebi'yi yanina . Ankara galibiyeti ile Anadolu'yu harabeye çevirecek olan Timur. Nihayet birçok kisi etrafini sarip onu yakaladilar. önüne geleni yere düsürüp Timur'un önüne kadar varmis. Emir Cihan Sah. sag olarak ele geçiriniz" diye emir vermisti. Simdi siz emir-i kebirden rica ederim ki. yüz bin selam ve hayirhahligini dünyalar kadar çok hulusunu Fransa krali kabul buyursun. Bu fedai Yildirim Han'in kendisidir. Fransa kralindan büyük bir övgü ile bahs etmekte ve müsterek düsman olarak kabul ettigi Osmanli Devletini perisan ettigini bildirmektedir. Bundan sonra sultaniye sehrinin murahassasi F. Cevanî'yi huzurunuza gönderdim. Ve mulûkî mektuplari getirdi. leskerenbuh ile gidüp yaver-i bari-i Teala ile bizim ve sizin düsmanlarimizi müzmahil eyledim. Isin önemli noktalarindan biri de Fransa kralinin mektubunu getiren F. Ferrari Fransiskos adindaki vaiz rahib tarafimiza geldi. öyle bir siddetle hücum eylemis ki. "bizim ve sizin düsmanlarimizi müzmahil eyledim" gibi bir ifade ile âdeta Osmanlilari ortadan kaldirmak için bati ile is birligi yapmis ve belki de onlarin tesviki ile Anadolu'ya gelmis görünmektedir. Bursa üzerine hareket eden Mehmed Mirza'nin maiyetinde amcasinin oglu Ebu Bekir Mirza. Bununla beraber onu kullanamayacak sekilde her taraftan tutmuslardi. Yildirim Han hançerle bir çok kisiyi hâk-i helâke serdi (öldürdü). kendi üzerine dogru yildirim gibi bir fedainin geldigini görünce ürkmüs ve fena halde korkmustu. Bursa'ya kadar olan yerleri yagmalayan bu 30 bin kisilik birlik. Fransiskos adindaki papaza Timur'un çok iyi davranmis olmasidir. Ed'iye (dualar) tebliginden sonra siz emir-i kebirin re'y-i âlilerine arz olunur ki. muharebeden sonra Osmanli kuvvetlerini takib için asker sevk ettigi gibi Osmanli sehzadesi Süleyman Çelebi'yi yakalamak üzere de torunu Mehmed Mirza'yi otuz bin kisilik bir kuvvetle Bursa üzerine göndermisti. daima nâme-i humayunlarinizin irsal kilinup bize haber-i selamet ve afiyetiniz ilâm oluna. Sari ile Ingiltere krali IV. Emir Seyh Nureddin ve Emir Süyüncük bulunuyordu. Farsça metni elimizde bulunan mektuba göre Timur. O esnada Timur'un yaninda bulunan Germiyanoglu. Yaya kalinca etrafini sardilar. Henri'ye bildirmek üzere mektuplar yollamis ve kendilerinin Nigbolu Muharebesinde yenemedikleri Osmanli hükümdarini yenip esir aldigini bildirmistir. silahini da teslim etmedi.

birçok sehri yakip yagmalattirdiktan sonra Rumeli. bir kismi da sahile dogru firara baslamisti. Bursa'nin çevresi de bu talihsizlikten nasibini alir. Anadolu'da sekiz ay kadar kalan Timur. Bursa halkinin bir kismi Uludag'a çekilmis. halka bir sey birakmayacak derecede onlari soyarlar. Bunlar. Bunca senelik seferlerin sonunda toplanan bu zengin hazine ile sarayin kiymetli esyasi Timur'un veziri Serafeddin Ali ile Müstevfî Seyfeddin Tunî tarafindan defter yapilip kayd edildi. Böylece Bursa tamamen yanar. Bâyezid'in oglu Süleyman Çelebi'ye mektup yazarak kendisine tabi olmasini bildirmisti. Çelebi Mehmed'e Amasya ve çevresini. Bizans imparatoru ve Memlûk sultanini nüfuzu altina aldi. memleketlerini almis oldugu Karaman. Bu soygun ve tahribattan sonra tamamen ahsab mimariye dayali olan Bursa atese verilir. YILDIRIM BÂYEZID'IN ÖLÜMÜ Bazan Anadolu'da. Bâyezid'in zevcesi (Sirp kralinin kiz kardesi) ile iki kizi da galiplerin eline düstü. Seyyid Semseddin Muhammed Buharî ve Semseddin Muhammed Fenarî gibi Bursa'nin önemli sahsiyetleri de bu esirler arasinda bulunuyorlardi. Dogu Roma tahtinin mukadderatini Müslüman Türk menfaatleri adina istedigi gibi tasarruf eden. Bu vesile ile ileride meydana gelecek olan ve Osmanli tarihinde "Fetret devri" diye anilacak kardesler arasindaki taht mücadelelerine zemin hazirlamis oldu. Bu arada daha önce Sehzade Mustafa'ya nisanlanmis bulunan Ahmed Celayirî'nin kizi. Buna karsilik Timur kendisine baglilik alâmeti olarak tac ve hil'at göndermisti. Selçuklular zamaninda Mogollar tarafindan Anadolu'ya getirilip yerlestirilen Kara Tatarlari da yaninda götürmüstü. adalar. Böylece o. Timur'un yüksek hâkimiyeti altinda dedelerinden kalan yerlere tekrar sahip olurlar. Bizans'i muhasara ve tehdid eyleyen. Timur'un kuvvetleri. Bütün bunlar. Süleyman Çelebi'nin kaçirmaya muvaffak olamadigi bütün Osmanli hazinesini ele geçirmisti. Isa Çelebi'ye de Bursa ve havalisini vererek yüksek hâkimiyeti altinda Osmanli Devleti'ni üç parçaya böldü. bu sürekli zaferlerinden dolayi Abbasî halifesi tarafindan "Sultan-i Iklim-i Rûm" ünvani tevcih edilen Yildirim Bâyezid.alarak kaçmaya muvaffak olmustu. Germiyan. Aydin. Nigbolu'da Haçli ordularina kesin cevabi veren. Emir Seyh Nureddin. Kaçmaya çalisanlarin çogu esir edildi. Bursa'da esir alinanlar arasinda idi. Kütahya'da bulundugu sirada etrafi vurdurup kendi emniyetini sagladiktan sonra Bâyezid'in. Süleyman Çelebi'ye Trakya'yi. Anadolu'da eski beylikleri ihya edip kurduktan ve Osmanli Devleti'ni dagittiktan sonra memleketine döndü. Semseddin Cezerî. Bunlar. Kütahya'da bulunan Timur'a götürülüp takdim edildi. Bunun üzerine o da Seyh Ramazan ismindeki elçisi vasitasiyle bu teklifi kabul ettigini bildirmisti. Timur. Bursa'yi elde edince yagmaya baslar ve mal için Bursa halkina her türlü zulüm ve iskenceyi reva görür. Mentese ve Hamid ogullari'nin beyliklerini tekrar kendilerine iade eder. Saruhan. Giderken. Timur. Timur'un eline düstükten sonra onunla . bazan da Rumeli'de ismine yarasir bir sekilde firtina gibi esip simsek gibi çakarak Osmanli Devleti'nin lehinde olacak sekilde bütün Türk beyliklerini tasfiye eden.

Ölümü müteakip cesedi tahnit edilerek Aksehir'de Mahmud Hayranî türbesine konulmustur. mert. cevval. Hükümdarligi 14 sene kadar devam etmistir. Bunun üzerine Timur. Zira çagdasi ve Yildirim'i yakindan taniyan tarihçi Ibn Arabsah ile Osmanli tarihçilerinden Enverî. Solakzâde (Tarih. dönüsünde henüz Osmanlilara bagli bulunan Uluborlu ve Egridir kalelerini zapt ettirdi.birlikte Bati Anadolu seferlerinde hazir bulunuyordu. izzet-i nefis sahibi. Sirp . Yildirim Han'in tedavisine memur edilen doktorlarin bütün çabalarina ragmen. Tedavisi için de meshur tabiplerinden Izzeddin Mesud Sirazî ile Celaleddin Arabî'yi göndermisti. Mizac itibariyle sert. Öldügü zaman kirk iki yaslarinda oldugu bildirilen Yildirim'in zehir kullanmak suretiyle intihar ettigine dair bilgiler varsa da bunlar gerçegi yansitmamaktadirlar. Bunlar ne saltanatin sanina layik gönüller begenen tabirleri bilirler. Timur. azim ve irade sahibi. Onbes gün gibi kisa bir zamanda Izmir'i zapt eden Timur. cengaver ve bir zamanlar firtina gibi esmis olan bu esirini gittigi her yere kendisiyle birlikte götürüyordu. ne de cülûs tarihleri ve halifelik müddetlerine vâkiftirlar. Bunlara göre o. Egridir'in zapti esnasinda hastalanmisti. magrur ve zaferden zafere kosmaya alismis bir hükümdar olan Yildirim. Yildirim'in tabutunu ve Musa Çelebi'yi Germiyanoglu Yakub Bey'e teslim ederek Bursa'ya gönderdi. Timur. Hoca Saadeddin ve Solakzâde gibi kaynaklar ile Timur'un tarihçisi Serafeddin Ali Yezdî ve Nizameddin Samî kesin olarak intihardan bahs etmezler. maglubiyet ve esarete tahammül edemedi. dobra dobra konusan bir kimse olarak zikr edilen Yildirim Bâyezid. murassa kiliç ve yüz at vermistir. cevval. Semerkand'a dönerken cesedi oglu Musa Çelebi'ye teslim ederek hükümdarlara yarasir bir merasimle defn edilmesini istemis. ayni zamanda dindar bir kimseydi. Tarihlerde. nefes darligi ve hunnaktan ölmüstür. I. cesur. Bunun için 14 Saban 805 (9 Mart 14. onun vefati üzerine yaninda bulunan ailesine taziyetlerini bildirerek ihsanlarda bulunmustu. Zaman zaman Timur'la yapilan sohbetlerde Timur'un kendisini serbest birakacagina ve tekrar Osmanli Devleti'nin basina geçecegine dair söyledigi sözlere de inanmayan Yildirim Bâyezid'in. Bâyezid. tarih yazmaya ölçümlenip pek çok farkli kaviller irad etmislerdir. Karamanî Mehmed Pasa. cahil olduklari için hakiki sebepleri bilmediklerini söyleyerek bu zehir meselesine söyle temas eder: "Buldugunu yazan ve tarihi zapt etme yolundan azan bazi ozanlar. Padisahlarin ölümlerinin sebepleri beyaninda da nice lâyik olmayan sözler yazip ser'ce cevaz verilmeyen meseleleri o yüce padisahlara isnad edip zehir içti veyahut Timur'un hekimleri zehirlediler diye buhtan ve iftira etmislerdir" der. 122) gerçekleri bilmeyen bazi kimselerin tarih yazmaya basladiklarini. Yildirim Bâyezid'in na'sinin Bursa'da kendisinin insa ettirdigi Cami yanina defnini vasiyet ettigini söylemeleri üzerine Timur. Sükrüllah. hirçin ve inatçi olan Yildirim Bâyezid. onu Aksehir'e göndermisti. Musa Çelebi'ye de babasinin mülkünde hükümdarlik için kemer. keder ve üzüntüden gelen bu hastaligina çare bulunamadi. Gerçekten onun hastaliklarina esaret zilleti ve keder de eklenince kisa bir süre içinde vefat etmistir.03) Persembe günü ruhunu teslim edip intikal-i dâr-i beka eyledi.

Azli gerekeni azl etti. Beglerle sultanlarin görenegi olan seriata aykiri eglence. Emir Sultan diye söhret bulan Semseddin Muhammed Buharî ile birlikte caminin binasini kontrol etmeye gelir. gerçekte Allah'in evi mü'minin kalbidir. Bu sefahat ve isret hayati zamanla saray muhitinden disari tasarak kütleye de sirayet etmekte gecikmez. Gerçeklesmeyen ama düsünülen bu hadise bize. Gerçekten onun. Bâyezid'in adalet anlayisina ne kadar önem verdigini gösterdigi gibi. sadece içkiyi terk etmekle kalmaz. güzelligi. seriata aykiriliktan. Özellikle ikbal ve mevki hirsi iliklerine kadar islemis olan Vezir-i Azam Ali Pasa. Onlarin terbiyesini verdi. Nitekim Sükrüllah (Behcetu't-Tevârih. alaninin genisligi ve çatisinin yüksekliginin tam bir ölçü ve olgunlukta oldugunu söyledikten sonra söyle der: "Pek güzel olmus. Emir'in hosuna gidip gitmedigini sorar. Niçin kalbinizi içki ve münkeratla dolduruyorsunuz?" diyerek tarihî bir nasihatta bulunmus olur. bir daha içki âlemlerine katilmayacagini belirterek söz verdigi. is güçleri ile. ayni zamanda bütün islerin. Bunun üzerine Emir Sultan: "Padisahim. Bu sebepledir ki. Emir Sultan'in bu nasihati derhal tesirini gösterecek ve sultan bundan böyle içki içmeyecegine söz vererek eski hatalari için de tevbe eder. Kadilari topladi. onun Bursa Ulu Camii'nin insasi esnasinda bir hatirasini bize nakl ederler. memlekette meydana gelen ahlâkî çöküntü. Nitekim Hoca Saadeddin Efendi'nin ifadesine göre (Tâcu't-Tevârih. 57) gerek adalet anlayisi. Vezir-i Azam Ali Pasa'nin da tesvikiyle içkiye baslar. I. Taaddiden. Onlarin kiyiciliklarindan sorusturdu. kendine uydurdugu arkadaslari ile gerek devletin adalet ve insaf töresine. Allah'in . Kimden. seriata aykiri nesne almislarsa ödenmesini buyurdu. Osmaneli her ne kadar senlik idiyse de on kat daha senlendi. bu güzel binanin Hz. rüsvetten özge nesne bulmadi. 139-140) Osmanli tarihinde "kadiyân-i fi'n-nâr" diye tarihlere geçen hadise.prensesi ile evlendikten sonra. Civarinda meyhanenin ne isi var?" der. insanlarin can ve mali üzerinde genis bir tasarruf yetkisine sahip olan ve günümüz ifadesiyle yargiç denen kadilarin. gerekse bu içki meselesine temasla söyle der: "Yeniden adalet gösterdi. Ali Pasa'nin igva ve tesiri ile sadece kendi sahsi ile ilgili yaptigi bazi islerden ve içkiden tamamen tevbe ettigi. kötü ve süpheli islerden çekinmeyi ve Tanri'dan korkmayi kamudan ileri tuttu. O zamanin bilginleri ve seyhleri onun arkadasligi ile yücelirlerdi. adalete göre hükm etmemeleri yüzünden Sultan Bâyezid tarafindan yakilmak suretiyle cezalandirilmalarinin istenmesi hadisesidir. Allah'in evidir. lakin civarinda dört köseye de birer meyhane yapilsaydi" deyince Sultan Bâyezid: "Cami-i Serif." Kaynaklar. Buna göre Bursa'daki Ulu Cami insa edildigi zaman Bâyezid. Biraz önce de temas edildigi gibi o. ülkeler alanin yüksek adalet ve sefkatini isitince ekim biçimleri. Halk. Konusma esnasinda padisah. yurtlarini senlendirmekle ugrasir oldular. çalgi ve bunun gibi aldatici Albizin (seytan) kuruntusundan gelen ne ki varsa hepsini birakti. Emir Hazretleri de yapinin saglamligi. onun ne kadar dindar bir kimse oldugunu da göstermektedir. Gazi sultan. tarihî kaynaklardan anlasilmaktadir. zamanla kadilarin bile rüsvetle is görmesine sebep olmustu. gerek politika ve cemiyet gidisatinda hayli gedikler açti.

çagdasi olan diger Islâm hükümdarlarinin cihad ve gazayi birakmalarindan dolayi onlara kizdigini da yazarlar. Anadolu Selçuklu sultanlarinin gerçek halefi oldugunu isbatlamisti. bazan bir kaç defa at kosturan. zamanindaki hükümdarlarin çogundan daha üstün olan Bâyezid'in isret ve sefahat yüzünden fikrî ve bedenî kabiliyetlerini kayb ederek inhitata ugradigini ve bu sebeple tac ve tahtini kayb ettigini yazarlar. Zira bu savasin . memleketin imar edilmesini. ANKARA SAVASI'NIN SONUÇLARI Ankara Muharebesi'ndeki maglubiyet. Osmanli tarihi için oldugu kadar Anadolu'daki Türk tarihi için de büyuk bir felaket oldu. hak perest ve tebeasini seven bir hükümdar oldugu hakkinda tabip Ibnu's-Sagir'den naklen Misir tarihçilerine geçen malumat dikkat çekicidir. Bununla beraber âlim ve seyhlere karsi mütevazi ve hürmetkârdi. Bu ifadelerde büyük bir mübalaga oldugu anlasilmaktadir. O. Bâyezid'in Islâm hükümdarlarinin en hayirlisi ve en büyügü oldugunu zikr ederler. azim ve irade sahibi. Bundan baska onun. Keza bunlar. hayir tesislerinin insa edilip halka hizmetin saglanmasini ister. dogruluk ve adaletten sapilmamasini.rizasina uygun bir sekilde görülmesini. mütemadiyen harp ve devlet islerini tedvir ile mesgul olan hükümdarin isret ve sefahata ne kadar zaman ayirabilecegini düsünecek olursak mesele daha bir kolaylikla anlasilmis olur. bunu göstermektedir. Ancak Ankara maglubiyeti ile Anadolu'daki birlik bozularak bölge tekrar tefrika içine sokulmustu. aceleci ve her seyden nem kapan bir hükümdardi. Bizans tarihçileri. Zamaninda yasamis olan Misir ve Suriye tarihçileri. idaresinde bulunan memleketlerde adalet ve asayis tesis etmisti. Tebeasinin maruz kaldiklari zulümleri derhal izale ederdi. bir asirdan beri anarsi ve mücadelelerle çalkalanan Anadolu'ya bir vahdet getirerek buradaki insanlara siyasî bir birlik kazandirmis ve onlari bir bayrak altinda toplamaya muvaffak olmustu. sahsen pek cesur oldugundan en büyük tehlikelere atilmaktan çekinmezdi. Bizzat kendisi bu neviden faaliyetlere ön ayak olarak her sahada halkina örnek olur. cemaatla namaz kilmayi terk ettigi için sehadetini sahih saymayarak kabul etmemesi. Zaten hareket ve davranislari da bunu ortaya koyar. Muasiri olan hükümdarlara karsi ise magrur oldugu gibi. mütehevvir. Zira her sene Anadolu'nun bir ucundan Rumeli'nin öteki ucuna kadar. Yildirim Bâyezid'in Müslüman hükümdarlarin kendi tebealarindan kanunsuz vergi almalarina tahammül edemedigini ve bu yüzden onlara kizdigini da açikça belirtirler. Bu hükümdar. her gün herkesin belli zamanda kendisini uzaktan bile görebilecegi genis bir yere gelir ve her taraftan gelen tebeasinin sikâyet ve arzularini birer birer dinler. Nitekim Bursa kadisi olan Semseddin Muhammed Fenarî'nin mahkemede sahidlik yapmak üzere gelen padisahin. padisahin özellikle Nigbolu zaferinden sonra kendisini zevk ve eglenceye kaptirdigini zikr ederler. Bu sebepledir ki son asir Avrupa müellifleri. Buna göre o. Bâyezid'in ne kadar âdil. Böylece Bâyezid. Bâyezid.

Böylece Islâm topraklarinin ortasinda bir ada gibi duran Hiristiyan Istanbul'un fethi ve Anadolu birliginin yeniden kurulmasi yarim asir gecikmis oldu. Bu anlayisla. Timur. Böylece Anadolu birligini de parçalayarak Osmanli Devleti'nin büyük mücadeleler sonucunda kurmaya muvaffak oldugu bu birligi ortadan kaldirarak. Osmanli Devleti'nin Anadolu'daki sinirlan ise hemen hemen Sultan I. . Osmanli Devleti. Balkanlar'daki Hiristiyan tebea üzerinde kötü denebilecek hiç bir tesir yapmamisti. Balkanlardaki Hiristiyan Ortodoks mezhebine mensub mutaassib halkin Katoliklere karsi âdeta müdafaasini üstlenmislerdi. bu da. Bu durum. bir kasirga gibi eserek bütün bir Anadolu'yu yakip yikmisti. tebeasi arasinda adalet ve âhengi temin etmek ve onlarin dinî islerine karismamak suretiyle bu güveni saglamis oldu. Osmanli idaresine bagli kalmislardi. Timur'un darbesini yeyip parçalandigi ve sehzadeler arasinda taht kavgalari basladigi halde Balkan devletlerinin Osmanlilar'a karsi birlesememelerini. Bu sebeple onlarin bu akidelerine kimsenin müdahale etmesine de izin vermiyorlardi. Bunun içindir ki Rumeli'deki Ortodoks tebea huzur içinde yasiyordu. Bu arada çocuklar dahil olmak üzere binlerce kisiyi esir alip hunharca katl etmekten de çekinmemisti. Osmanli Devleti'ni üçe bölen Timur. Anadolu insaninin hafizasinda silinmeyerek hâlâ canliligini muhafaza etmektedir. onlarin dinî ve vicdanî akidelerine karsi saygi gösteriyorlardi. kiliselerinin birlesmemesine baglamislardir. Gerçekten Ankara'da ugranilan hezimet. bu hareketi ile Yildirim Bâyezid'in çocuklari arasinda taht kavgalarinin baslamasina sebep olmustu. Hiristiyan Balkan halklari. Murad'in devri baslarindaki sinirlarina çekilmisti. bütünlügünü koruyarak Osmanli Devleti'nin agirlik merkezi durumuna yükseldi. bagli bulundugu dinin geregi olarak gayr-i müslim tebeasina karsi âdilâne bir idare ve siyaset takip ediyordu ki. bölgedeki Islâmî hareketin zayiflamasina sebep oldu. Halbuki Osmanli idaresi. Bazi yabanci kaynaklar. Buna karsilik Timur'un tesir sahasindan uzakta kalan Rumeli. o firtinali ve tehlikeli havada Rumeli'nin hadisesiz olarak elinde kalmasina sebep olmustu. Rumeli'deki Osmanli idaresinin komsu Hiristiyan devletlerden daha âdil oldugunu gösteren en açik delillerden biridir. Onun bu zulümleri. Anadolu beyliklerini yeniden canlandirarak Osmanlilar da dahil olmak üzere hepsini kendine bagladi. Osmanli Devleti'nin. Bundan baska Osmanlilar.verdigi zafer sarhoslugu ile Timur.

Musa Çelebi ise Isa'yi Bursa'dan çekilmeye mecbur ederek Bursa'da Timur'un al damgasiyla hükümdar olmuslardi. Bunlardan besi babalari ile birlikte Ankara Savasi'na katilmislardi. Musa. Ayrica o. baslangiçta bu gayesine ulasmis görünmekteydi. Böylece Sultan Murad'in Ankara'dan Akdeniz'e açtigi Osmanli koridoru kapanmis oluyordu. Bâyezid'in ele geçirdigi topraklari geri almisti. Timur'un uyguladigi bir siyasetin sonucu olarak ortaya çikmistir. Mehmet Bey. Osmanlilar da dahil olmak üzere bütün beyliklerin emiri olarak ilân edilmisti. kendisine bagli ve onun yüksek hâkimiyetini taniyan parçalanmis birkaç Osmanli Beyligi meydana getirmek olan Timur. Mustafa ve Kasim adlarinda alti erkek çocuga sahipti. Anadolu'nun üçte birini kaplayan ve içlerinde Hamidogullari ve Germiyanogullari'nin topraklarinin dogu bölgeleri ile Kayseri. Isparta. güçlü bir Osmanli Devleti yerine. Mehmed Çelebi Amasya'da. Ankara Savasi'nda Timur'a esir düstügü zaman en büyükleri Süleyman olmak üzere Isa. kardeslerin saltanat mücadelisi verdikleri ve 1413 yilina kadar devam eden karisikliklar dönemi diyebilecegimiz "Fetret Devri". Mehmed. Timur. külah ve hil'at göndermistir. muharebe meydanini terk ettikten sonra Balikesir taraflarinda saklanmis. Diger sehzadelerden Isa Çelebi Balikesir ve Bursa'da. Murad Pasa. . Bu sebeple Anadolu beylerine ait yerleri Osmanlilardan atip tekrar eski sahiplerine verdi. Ankara Savasi'ndan sonra Anadolu'da sekiz ay kadar kalan Timur. Timur. Anadolu'da Osmanlilara karsi koyabilecek bir güç meydana getirmek için böyle yapmisti. muharebenin kayb edildigini görünce babasinin emri üzerine Vezir-i Azam Çandarlizâde Ali Pasa. Mehmet Çelebi Amasya'ya çekilmis. Isa Çelebi. Yeniçeri agasi Hasan Aga ve Subasi Eyne Bey ile birlikte yanindaki kuvvetlerle Bursa'ya gelmis. Karamanoglu Mehmed Bey. Kasim ise çok küçük oldugundan Bursa'da kalmisti. Musa ve Mustafa ise babalari ile birlikte esir düsmüslerdi. uyguladigi siyasetin meyvelerini verdigini gördükten sonra Doguya dönüp Çin seferine çikarken arkasinda biraktigi Anadolu'nun politik yapisi Sultan I.FETRET DEVRI Osmanli tarihinde. Antalya ve Alaiyye gibi kentler bulunan büyük bir devletin basina getirilmisti. Süleyman Çelebi. buradan da küçük sehzade Kasim'i alarak büyük zorluklarla Rumeli'ye geçebilmisti. Yildirim Bâyezid tarafindan kurulmaya çalisilan Anadolu birligini de parçalamak istiyordu. Yildirim Bâyezid. Murad'in hükümdarligi sonundaki durumu andiriyordu. Asil gayesi. Geriye kalan Osmanli ülkesini de Bâyezid'in dört oglu arasinda paylastirmisti Edirne'de bulunan Emir Süleyman'a Rumeli'deki yerleri verip kendisine tabi oldugunu ifade eden hükümdarlik alâmeti olarak kemer.

Ankara Savasi ve bunun sonucunda bir daha kalkinamamasi plâni ile Osmanli Devleti'nin parçalanmasi bu devlet için mühim ve büyük bir darbe olmakla birlikte çeyrek asirda kendisini sür'atle toplamaya muvaffak olmasi bu devletin teskilât ve müesseselerinin saglamligini göstermektedir. onun ne kadar saglam temeller ve müesseseler üzerine kuruldugunu göstermektedir. Timur henüz sahnede iken ortaya çikmisti. Bu da Bursa'yi elde etme yüzünden olmustu. Suriye ve Ege Denizine kadar genis topraklar üzerinde fetihlerde bulunmus olan Timur'un. buralarda yasayan Hiristiyan halka gösterdikleri âdilâne muameleden kaynaklanmaktadir. Babasi Yildirim Bâyezid ile birlikte . fetihlerin durmasina. Balkanlar'daki Ortodoks halki. fakat Timur'un Musa Çelebi'yi tutmasi yüzünden bundan vaz geçmisti. SEHZADELERIN HAKIMIYET MÜCADELESI Ankara bozgunu. Gerçekten de hiç bir devletin idare tarzi. onun sadece tedhise dayali bir devlet kurdugunu göstermektedir. Irak. Katoliklerin baskisindan kurtarmak. Hatta bazi Avrupalilar. Osmanlilarin. ölümünden kisa bir müddet sonra devletinin ortadan kalkmasi. Nitekim Mehmet Çelebi. Osmanli sehzadeleri arasindaki çekisme. Ankara hezimeti ile bassiz duruma düsen Osmanli Devleti'nin Rumeli'deki topraklari Hiristiyan devletlerle çevrili olmasina ragmen bu devletin yikilip ortadan kalkmayisi. Iran. Öyle anlasiliyor ki. onlarin dinî inançlarina kimseyi karistirmamakla din ve vicdan hürriyetine sayginin en güzel örneklerini vermislerdi. Buna karsilik Hindistan. Anadolu'da uyguladigi bu parçalama politikasi sonucunda Osmanli ülkesi sehzadeler arasinda taksim edilmis. Böyle tehlikeli bir dönemde Balkanlar'da. Müslüman Türkler. on bir sene süren ve tarihlerde Osmanli Devleti'nin parçalanmasindan dolayi "Saltanatta Ara" denilen ve kanli hadiselerle dolu bir devrin açilmasina. Istanbul Imparatoru'nun türlü entrikalarla bu durumu körüklemesine sebep olmustu. yüz sene zarfinda Anadolu'nun hemen hemen tamamina yakin bir kismi ile Rumeli'nin Tuna boylarina kadar en mühim yerlerini zapt eden Osmanli Devleti için büyük bir felaket olmustu. Osmanlilarin idaresi kadar iyi olamazdi. yeni bir Haçli Seferi düzenledikleri takdirde Osmanlilar'i Avrupa'dan atabileceklerini düsünür olmuslardi. Osmanli Devleti'ne karsi ayrilma veya isyan etme seklinde bir hareketin görülmemesi. Balkan halklari bu gerçegi çok aci tecrübeler sonunda anlamislardi. Azerbaycan. ailesinin Bursa'daki topraklarini istemeye kalkismis.Timur'un.

Maglup olan Musa Çelebi ise Kütahya'daki dayisi Germiyanoglu'nun yaninda kalmaya mecbur olur. Edirne'de Hiristiyan unsurlarin destegiyle güvenlik içindeydi. Marmara ve Karadeniz'de Istanbul'a en yakin kiyi kasabalari verilmek suretiyle Bizans'tan para ve askerî yardim saglandi. Subasi Eyne Bey'in tavsiyesi ile Bursa taraflarinda bulunan biraderi Isa Çelebi'ye müracaatla Anadolu'yu aralarinda taksim etme teklifinde bulundu ise de Isa Çelebi'nin kendisinin büyük kardes oldugunu söyleyip teklifi red etmesi üzerine Ulubat'ta baslayan muharebede (1404) Isa Çelebi. Kastamonu'da bulunan Isfendiyar Bey'in yanina çekilir. Mora. oradan da Istanbul'a gitti. O. "Sikke-i müstereke" adi ile anilan bu paranin Bursa'da hicrî 806 tarihinde basildigi anlasilmaktadir. Anadolu'daki bu mücadeleler devam ederken. Timur'un Anadolu'yu terk etmesinden sonra kuvvetlenen Isa Çelebi. Fakat. Kendisine en büyük rakip olarak Mehmed Çelebi'yi gören Emir Süleyman. hükümdarligim ilân etmesine ragmen. babasinin Anadolu topraklarini ele geçirmek ve kardeslerini ortadan kaldirarak Osmanli Devleti'ni yeniden eski durumuna getirmek istiyordu. Muhtemelen oradan da Karamanoglu'nun yanina gitmisti. Bizans'in daha önce Osmanlilara ödemek zorunda oldugu vergi de kaldirildi. Bu esnada Sirbistan'da Lazar'in yerine geçen oglu Stefan (Istefan) hüküm sürüyordu. Amasya. Savasi müteakip Bursa'ya giren Mehmed Çelebi. daha sonra Germiyanoglu Yakub Bey'in yaninda bulunan babasinin cesedini getirterek camiinin yanina gömdürmüstür. kendi kardeslerine karsi yardim saglamak için agir bir bedel ödemis oluyordu. Kadi Burhaneddin Ahmed'in damadi Mezid Bey'le miicadele edip o havaliyi tamamen kendi nüfuz ve hükmü altina almisti. Niksar ve Sivas taraflarinda bulunan yerli beylerden Kara Devletsah Kubadoglu. Makedonya'nin bir bölümü. Emir Süleyman. Edirne'de bulunan Emir Süleyman'in. Gözleroglu. Georg Brankoviç de güney Sirbistan'da gücünü yaymaya çalisiyordu. kuvvetli bir ordunun basinda Isa Çelebi'yi Bursa üzerine gönderir. Bu mücadeleden basarili çikan Musa Çelebi. Bursa'yi atese verip yaktiktan sonra. Bursa ve Karesi bölgesine hâkim olan kardesi Isa Çelebi ile çatismaya girer. Yildirim Bâyezid'in meshur komutanlarindan olup Mehmed Çelebi'nin maiyetine giren Subasi Eyne Bey ile Isa Çelebi'nin yaninda yer alan Sari Timurtas Pasa maktul düsmüslerdi. Tokat. Trakya kiyilari. bir ihtiyat tedbiri olarak Timur'un adinin da bulundugu para bastirarak zekice bir siyaset takip etmistir. Fakat bu son tesebbüsünde de muvaffak olamayinca Karaman iline siginmak ister. eski payitaht olan Bursa'yi tekrar ele geçirir. Ulubat savasinda. en büyük sehzade olan Süleyman Çelebi (Emir Süleyman). Mehmet Çelebi. Canik. Köpekoglu. Onunla ittifak halinde bulunan Aydinoglu Cüneyd. Fakat bu . bu iki Sirp prensin çatismalarindan istifade etmeyi basardi. Imparator'dan Isa'yi istemesi üzerine. Saruhanoglu Hizirsah Bey ve Menteseoglu Ilyas Beylerle Mehmed Çelebi üzerine varip onunla savasmak istemisti. Böylece Emir Süleyman. Bu gayesini gerçeklestirebilmek için Selanik. antlasma geregi olarak Isa Edirne'ye gönderildi. Amasya'da bulunan sehzade Mehmed. Bursa'ya hâkim olur.Timur'a esir düsen ve onun yaninda bulunan Musa Çelebi. Timur'un destek ve yakinligini kazanarak. maglub olarak önce Yalova'ya. Mehmed Çelebi'ye bagli kalan Bursa'lilarin mukavemeti üzerine muvaffak olamayan Isa Çelebi.

Eflâk'ta prensin kizi ile evlendi. Böylece Mehmed ve Süleyman Çelebiler. Candaroglu Isfendiyar Bey ve Eflak voyvodasi Mirçe ile de müzakerelerde bulunmustu. Anadolu'da dört yil kadar kalan Emir Süleyman'in. fakat maglub olarak tekrar Amasya'ya çekilmis ise de onu Rumeli'ye dönmek zorunda birakmak için çareler aramaya baslamisti. Böylece Emir Süleyman'in devleti. mücadeleden vaz geçme niyetinde degildi. Emir Süleyman'a yardim eden Sirp despotu Stephan Lazaroviç üzerine yürüyerek önemli bir maden sehri olan Novo Brodo'yu zapt eder. cesur. daha yetenekli ve enerjik Musa Çelebi'ye kalmisti. gerçek bir hükümdar gibi davranmaya baslar. Istanbul'u karadan ve denizden kusatma altina alan Musa Çelebi. Subat 1411 yilinda gerçeklesen hükümdarlik ilânindan sonra adina para bastiran Musa Çelebi. Edirne üzerine yürür. faal bir kimse olan Musa Çelebi. Ancak daha önce Musa Çelebi tarafindan Bizans'a gönderilen ve bilahare Manuel ile is birligi yapan Candaroglu Ibrahim Pasa'nin tavsiyesi ile hareket eden . devletin tamamini istiyordu. Sirplar ve Bulgarlar'dan olusan bir ordu toplamayi basaran Musa Çelebi. Nitekim 1406 yilinda Yenisehir ovasinda kardesi Emir Süleyman ile savasmis. yeni bir taktik deneyerek Karaman'da bulunan kardesi Musa Çelebi'yi kendisine bagli kalmak sartiyla Rumeli'ne göndermeye karar verir. Bu yüzden ordusu ile kardesinin üzerine varip önce Bursa. Istanbul'a kaçmak üzere yola çikan Emir Süleyman'in yakalanip öldürülmesi ve bütün timarli sipahiler gibi sancak beylerinin de kendisine bagliliklarini bildirmeleri üzerine Rumeli'deki Osmanli eyaletlerinin yegane hâkimi olarak Edirne'de tahta geçer. Çelebi Mehmed'e olan bagliligini red ve inkâr ederek hükümranligini ilân eder. Isa Çelebi'nin öldürülmesi üzerine onunla ittifak halinde bulunan ve yukarida adi geçen Ege beylikleri. karisiklik döneminde Osmanlilar'in Balkanlar'da kayb ettikleri topraklan geri alir. Gerçekten. Bursa'da Murad Hüdavendigâr türbesi yanina gömülür. 1411 yilinda Silivri'ye gelmis ve Istanbul'u açlikla teslime zorlamak istemisti. Bu maksatla Karamanlilar'la Kirsehir'in Malya ovasinda bulunan Cemale kalesinde bulusan Mehmed Çelebi.arzusunu gerçeklestiremeden Eskisehir yakinlarinda yakalanarak öldürülür. gözü pek. sonra da Ankara'yi zapt etmisti. Bununla beraber Emir Süleyman. Cesedi. Musa Çelebi. Saray protokol ve merasimlerinde eski Osmanli saray geleneklerini kurmaya yeniden tesis etmeye çalisir. Musa Çelebi. Onlarin da muvafakati üzerine Candar iline gelen Musa Çelebi. Temmuz 1409'da Sinop'tan gemilerle Eflâk'a geçer. Venedikliler'in de yardim etmemeleri üzerine sehri teslim etmeye karar verir. Musa Çelebi. devletin Anadolu ve Avrupa bölümlerinin hükümdarlari oldular. Sivrihisar yüzünden Karamanlilar'la arasinin açilmasini firsat bilen Mehmed Çelebi. Bu kayiplardan sonra Amasya'ya çekilmek zorunda kalan Mehmed Çelebi. Pravati ve köprü kalelerini de ele geçirmek suretiyle. Ulahlar. Çagdas kaynaklarin ifadesine göre Musa Çelebi'nin tutumundan çekinen Manuel. Bu esnada Emir Süleyman'in Rumeli'ye geçisi esnasinda Bizans'a biraktigi yerlerin çogunu geri alan Musa Çelebi. Mehmed Çelebi'nin hükümdarligini tanimak zorunda kalirlar. Böylece Türkler. böylece Bizans'i da cezalandirmaya çalisiyordu. Gerçi Emir Süleyman'in giiçlenip kendi bagimsizligini tehdid etmesinden korkan Eflâk'in ve Sirp krali Stefan'in da destekleri saglanmisti.

Süleyman Çelebi dönemi ve sehzadeler I. Sofya'nin güneyinde bulunan Samakov kasabasi civarindaki Çamurlu sahrasindaki savasta ordusunun maglub olmasi üzerine yarali olarak Eflâk'a dogru kaçmak isterken yakalanip 10 Temmuz 1413'te öldürülür. Dogu Balkanlar'da da eski sehir ve yerlesim bölgelerini tekrar elde etmis oldu. Sofya ve Üsküp'ü. "Nizâm-i âlem" için. Nitekim. Aydinoglu Cüneyd Bey adini tasiyan bu zat. Gebze kadisi Fazlullah'i Manuel'e göndererek onunla anlasan Çelebi Mehmed. Bununla beraber ona güvenemeyen Çeîebi Mehmet. sür'atle geri çekilmek zorunda kaldi. babasinin topraklarini yeniden toparlamaya gayret ediyordu. önce Istanbul'a gelmis. kardesi Musa Çelebi'yi de bertarafedip 1413 yilinda Edirne'de tek basina tahta geçip idareyi ele aldigi zaman Osmanli ülkesinde genel bir sevinç ve . MEHMED Osmanli sultanlari içinde "Mehmed" adini tasiyan ilk hükümdar olan Çelebi Sultan Mehmed'in gerek dogumu. O. Musa Çelebi'nin ölüm haberi. Edirne. Aydin ilindeki mevkiini saglamlastirmak için bir dizi faaliyetlerde bulunmustu. Fakat sonunda Çelebi Mehmet duruma hâkim olup eski birligi saglayinca onu Nigbolu muhafizligina getirmek zorunda kalmistir. Nasinin Bursa'ya gelmesi üzerine sehri muhasara eden Karamanoglu Mehmed Bey. Onbir yil süren bu karisiklik döneminden sonra Osmanli Devleti. Çelebi Sultan Mehmed. Bunun sadece bir istisnasi vardi o da Çelebi Sultan Mehmed'e yardim karsiliginda Sirbistan'a birakilmis olan Nis'ti. gerekse Yildirim Bâyezid'in kaçinci oglu oldugu hakkinda farkli görüsler bulunmaktadir. Güneydogu Avrupa'daki bütün stratejik noktalari. onu bölgesinden alip uzaklastirmak ihtiyacini duymustu. yenilmesinde büyük bir rol oynamistir. Baslangiçta gayet halim selim görünen Musa Çelebi'nin. Kardesler arasindaki mücadele esnasinda sik sik taraf degistirmekle dikkat çeken bir sahsiyet vardir. büyük bir üzüntüye sebep olmustu. 1412 senesinin Ekim ayinda da Çatalca yakininda bulunan Incegiz'de Musa Çelebi ile savasa girmistir. Musa Çelebi'nin vefati üzerine Osmanli hanedaninin bölünmesi sona ermis oluyordu.Manuel. Çelebi Mehmed'i Rumeli'ye geçirmek suretiyle Istanbul kusatmasini kaldirmak tesebbüsünde bulunur. sonralari sert bir tavir takinarak gerek beylerinin gerekse askerlerinin kendisine olan bagliligini kayb etmesi.

gögsü genis. Atalarindan farkli bir sekilde basina tülbent sarardi. ayni zamanda onlara karsi dostça davranmistir. Uzun boylu. Alni açik. kardesleri arasinda moral ve fizikî nitelikleri bakimindan en çok dikkat çekeni idi. müttefiki olan Mehmed'in son ve korkunç rakibini yendigine dair aldigi haber üzerine basarilarini tebrik edip kutlamak ve antlasma sartlari ile kendisinin yapmis oldugu hizmetleri hatirlatmak üzere 816 (1413)'da elçiler gönderir. babasinin ve kardeslerinin . Kartal bakisli. ayni sekilde Sirp. Hepsini sulh ve selametle geri gönderdi. Çünkü o. birçok çikintilar teskil ederek sirmali külahinin ucundan baska yerini göstermezdi. gür sakalli ve sik biyikli olmakla birlikte seklen zarifti. tedbirli. basiretli ve uyanik bir idareci dehasiyla avucunun içine alir almaz. Tatar Tufani'nin tehlikeye düsürdügü devlet gemisini kurtaran Nuh gibidir. dostlugunda sebati. herkes ile baris ve sulh içinde kalmak istiyorum. yardimi sayesinde atalarimin ülkesini elde ettim. Çok iyi yetismis. Halk tarafindan kendisine pehlivan lakabi takilmisti. hareketlerinin çabukluguna ve vekarina ait bütün övgülerin üstüne çikaran sey. taahhüdlerine bagli kalarak Karadeniz ve Marmara Denizi'nde elinde bulunan kuleler ile Teselya kalelerinin imparatora verilmesini çabuklastirir. ben. astar yerine baska bir renkle samur kaplanmis ve etrafina kürk dürülmüstü." Gerçekten de Çelebi Sultan Mehmed. Osmanli tarihçileri gibi. Osmanli tarihçilerinin deyimi ile o. Onun hosuna gitmek için bütün firsatlari arayacagim. gönül yüceligi. Bunlarla birlikte bir sofrada yemek yiyerek hepsinin san ve söhretini oksayici sözler söyledi. O. hem Türkler hem de Rumlar için iyilik severligi hakkinda belirtilen ortak sehadettir. Teni pembeye yakin beyazlikta idi. Sultan Mehmed'i davranislarina. kollan uzundu. Yanya dukasinin. güzelligi. Bunlara dedi ki: "Hükümdarlariniza deyin ki. împarator Manuel. sonra saltanat kavgalari ile kani çekilen memleketi. mümtaz bir egitim görmenin bütün sonuçlarini ve ince düsünürlügün örneklerini göstermistir. Organlari birbirine mütenasib olarak uygundu. Makedonya despotunun." Çelebi Sultan Mehmed. hiristiyanlara düsmanlik göstermemekle kalmamis. Bu hizmetinin hatirasi gönlümde daima sakli kalacaktir. her seyden önce Timur'un istila ve yagmasiyla parçalanan. çenesi yuvarlak. Barisi hile ile bozmak isteyen kimse. sulhün hamisi olan Allah'a karsi hareket etmis bulunacaktir. büyük bir cosku ile onu alkislamaktan geri kalmadi. Manuel'in elçilerini. Ulah ve Bulgar hükümdarlarinin. hediyelerle sevindirip geri dönmelerine izin verdigi zaman onlara su sözleri söyledi: "Imparatora söyleyiniz ki. Kendisinden önceki hükümdarlarin kaftanlarina uygun bir sekilde biçilmis olan kaftanina. Politikadan çok iyi anlayan Mehmed. Gözleri ve kaslari kara idi. Basinin etrafina kat kat sarilan bez. arslan güçlü idi. Hemen hemen bütün beden eksersizlerinde maharetli olusu. Bizans tarihçileri tarafindan da adaleti. Özellikle ordu. gönül yüceligi. düsünce çekiciligi ile hem beden gücü hem de huy güzelligini belirten Güresçi Çelebi ünvanini almisti. Ahaiya prensinin elçileri ile diger zevati kabul etti.memnuniyet havasi esmeye basladi. sefkati.

Bir kere kardeslerini yenip tek basina idareyi ele aldigi zaman. Midilli ve Sakiz Hiristiyan donanmalari gibi. Öbür taraftan. Çelebi Sultan Mehmed. devlet bünyesinde hâsil olmus çatlak ve çöküntülerden nice yabanci ve zararli unsur içeri sizmis bulunuyordu.Bizans'a karsi kullandiklari politikaya derhal son vererek memleketi o yönden gelecek olan tehlikelere karsi emniyete almis oldu. O. onun yerine de Aydin sancak beyi olarak Bulgar krali Sosmanos (Sisman)'un müslüman olan oglu Süleyman (eski adi: Alexandr)'i getirmistir. Bu cümleden olarak. Menemen. Bu arada Ayaslug (Selçuk)u zapt eden Cüneyd. 1413) . Rodos sövalyelerinin. Cüneyd'in tesebbüslerinden endiselenen civarin Türk ve hiristiyan beylikleri. kardesi Musa Çelebi'nin beylerbeyi yaptigi Mihaloglu Mehmed Bey'i tevkif ettirerek Tokat kalesine gönderdi. sövalyeler tarafindan eski Izmir (Gavur Izmir) kalesinin yerinde yaptirilmakta olan kaleyi de bütün tehdid ve karsi koymalara ragmen yiktirmaktan çekinmemistir. daha nice tehlikeler ve gaileler boy boy himmet ve gayret istiyordu. Rumeli'de Nigbolu sancak beyligini vermis. ileride devletin basina büyük gaileler açacak olan Simavna kadisi oglu Bedreddin Mahmud'u fazl ve keremine hürmeten 1000 (bin) akça maas ile Iznik'te oturmaya memur eyledi. Mehmed Çelebi'nin üzerine gelmekte oldugu haberini alir almaz kurtulusu kaçmakta bulur. bir yandan da kayb olan topraklan yeniden Osmanli hududlari içine kazanmakla. Öte yandan Çelebi Sultan Mehmed. Bundan sonra da bazi faaliyetlerde bulunarak memleketin bozulmus bulunan idaresini yeniden düzenlemeye çalisti. donanmalarini göndermek suretiyle Mehmed Çelebi'nin yaninda Izmir muhasarasina katilip ona yardimci olmuslardi. Edirne'de. Bununla beraber aradaki dostlugu büsbütün bozmak istemeyen Çelebi Sultan Mehmed. Osmanli hakimiyeti altinda bulunan Mentese ilindeki Halikarnas (Bodrum)'da Petronion kalesini yapmalarina müsaade etmisti. Zira idare ve iradesinin gücünü bekleyen. bütün bir Osmanli ülkesinin hükümdari oldugunu ilân etti. cülûsunu tebrik için gelen çevre imparator ve hükümdarlarin elçilerini kabul ederek onlarla sulh içinde yasama teminati verdikten sonra Anadolu'ya geçer. Mentese donanmasi da Mehmed Çelebi ile isbirligi yaparak Izmir'in zaptinda rol oynamislardi. Bir yandan bunlari temizlerken. Bununla beraber ihtiyatî bir tedbir olmak üzere Izmir kalesinin surlarini yiktiran Çelebi Mehmed. Otuzbir veya otuziki günden beri muhasara ettigi Bursa'yi yakip yikan Karamanoglu'nu te'dib etmeden önce Ohri'den kaçip Izmir'e gelen ve Musa Çelebi'nin taraftari olan Aydinoglu Cüneyd Bey üzerine yürür. böyle davranmak zorunda idi. Bunun üzerine Çelebi Mehmed. Cüneyd Bey'in annesinin ricasi üzerine onu affetmis ise de kendisine Anadolu'da degil. ayni körfezde. 816 (M. memleketin sarsilmis olan itibarini iade ile ise basladi. Nitekim Izmir kalesi önüne gelen Rodos. Daha önce de belirtildigi gibi. Kayacik ve Nif (Kemalpasa) kalelerini alarak Cüneyd'in ailesinin içinde bulundugu Izmir kalesini kusatmaya baslar.

Bursa kusatmasini kaldirip sür'atle ülkesine dönerken . O da bütün ganimetleri askerlere taksim ederek daha nice vaadlerde bulundu. Bunun üzerine sehri atese verir. onun maneviyatini büsbütün bozmustu. O. Özellikle Karamanoglu'nun Bursa hisarina giren pinar suyunu kesmek suretiyle halkini teslime zorlama tesebbüsünü. Hele son hareket. Midilli ve Sakiz adalari. Hatta Haci Ivaz Pasa bile birkaç yerinden ok yarasi almis olmasina ragmen anlari gizleyip kale muhafizlarina yardimda bulunuyor ve anlari teselli ediyordu. bu dönüs esnasinda cereyan eden bir konusma daha dogrusu bir hadiseden bahs ederler ki. Cenazenin gerçekten Musa Çelebi'ye ait oldugunu görünce maneviyati daha fazla bozulur. Bursa halkinin yardimi ile siddetle mukavemet etmisti. Bursa hisarinda bulunanlari bir hayli sikintiya sokmustu. ekonomik bakimdan da Osmanlilar'la daha siki münasebetlerde bulunmus ve onlarin nüfuzu altina girmis oluyorlardi. zaman zaman yaptigi huruç hareketleri ile bertaraf eden Haci Ivaz Pasa. Karamanlilar tarafindan bir gece mesalelerle girisilmek istenen hücumu da tesirsiz hale getirip önledikten sonra hisarin Kaplica kapisini açtirarak karsi hücuma geçmis ve Karaman ordusunu perisan etmisti. bundan haberdar olunca cenazenin düzme olma ihtimalini düsünerek bizzat kendisi kontrol etmek ister. Osmanlilar'in fetret dönemi içinde bulunduklari ve Çelebi Mehmed ile Musa Çelebi'nin Rumeli'nde savastiklari bir sirada Bursa üzerine yürümeye karar vermisti. Böyle psikolojik bir çöküntü içinde bulunuldugu bir sirada Musa Çelebi'nin tabutu.yilinda gerçeklesen bu hareket sonucunda. bununla da yetinmeyerek dayisi Yildirim Bâyezid'in kabrine hakaret ederek ülkesine geri döner. Haci Ivaz Pasa. Bu maksatla varip kefeni açar ye cenazenin yüzüne bakar. Otuz iki gün devam eden bu kusatma sirasinda hisarin subasisi bulunan Haci Ivaz Pasa. büyük ganimetlerle salimen geri dönüp elde ettikleri ganimetleri ona arz ettiler. BURSA KUSATMASI VE ÇELEBI MEHMED'IN KARAMAN SEFERI Karamanoglu Mehmed Bey. Ivaz Pasa'nin yigitleri. Cenevizlilerin Ege sahillerinde bulunan kolonilerinden Foça. Buna göre Musa Çelebi'nin cenazesini görüp teshis ettikten sonra devlet idaresinde tek basina kalan Çelebi Sultan Mehmed ile basa çikamayacagini anlayinca. Karamanoglu'nun durumunu ortaya koymasi bakimindan dikkat çekici bir hadisedir. dedesi Murad Hüdavendigâr'in kabri yanina defn edilmek üzere Bursa'ya getirilir. daha sonra Bursa önüne gelip Bursa hisarini kusatma altina alir. Bununla beraber kaledekilerin durumu gün geçtikçe zorlasiyordu. Osmanli kaynaklan. Fakat gelirken takib ettigi güzergâh tutuldugundan oradan dönmeye cesaret edemediginden Kirmasti (Mustafa Kemal Pasa) ve Isparta üzerinden Karaman iline gider. esir aldigi Karaman askerlerini surlar üzerinde Karamanoglu'nun gözleri önünde astiriyordu. Bu arada burçlara yapilan hücumlari da bertaraf etmisti. Gerçi muhasaranin uzamasi. Fakat Karamanoglu da artik bir sey yapamayacagini anlamisti. Karamanoglu. 1413 yilinda yaninda Türkmen boylari oldugu halde önce Sivrihisar üzerine yürüyüp burayi zapt eden Mehmed Bey. Böylece onun maneviyatini bozmaya gayret ediyordu.

Osmanli. Seydisehri ve Nigde'yi Osmanlilar'a terk etmek zorunda kaldi. ya dirisi gelmis olsaydi ne çare ederdin?" deyince bu söze gücenen Karamanoglu. Fakat Karamanoglu'nun yaptigi bu hareketten dolayi üzülür ve üzüntüsünden hastalanir. Karamanoglu'nu. Daha önce de belirtildigi gibi Izmir ve çevresini zapt edip Cüneyd'i bertaraf eden Çelebi Sultan Mehmed. daha ordugâhtan çikar çikmaz yeminini bozmus ve ovalara yayilmis bulunan Osmanli atlarini. 1415) yilinda gerçeklesen bu antlasmaya göre Karamanoglu. Sivrihisar. Keza o. Konya önünde Ortakuyu mevkiinde Osmanli ordusuna mukavemet etmek istediyse de maglub olarak kaçmak zorunda kalir. memleket-i Osman'a kat'a yaramaz nazarla bakmayayim. Bundan sonra Kastamanu hakimi Candaroglu Kasim ve Germiyanoglu Yakub Bey'le birlestikten sonra Aksehir. Bu maglubiyete ragmen Karamürsel'i elçilikle Çelebi Mehmed'e gönderen Karamanoglu. Memlûklu ve Bizans kaynaklarinin bildirdiklerine göre Karamanoglu. deve.Harman Danasi denilen ve sisman olan nedimi. yukarida belirtilen hareketlerinden dolayi Karamanoglu üzerine yürümeye karar vererek süratle Inegöl'e gelir. Beypazari. Beysehir. Yalvaç. Osmanoglu'nun ölüsünden böyle kaçarsin. Beysehri. Aksehir. bu yangini açik bir sekilde ortaya koyup o günü hâlâ hatirlatmaktadir. gerektigi zaman Osmanlilar'a askerle yardimda da bulunacakti. Bu sartlarla Karamanoglu Mehmed Bey'i affeden Çelebi Mehmed'e karsi Karamanoglu söyle demistir: "Madem ki bu can bu tendedir. hisar üstünde kendisiyle konusan oglunu ikna ederek birlikte Osmanli sultaninin yanina gelirler. tabl (davul) ve âlem verilmistir." seklinde yemin etmis. Bunun üzerine yaninda Osmanli kuvvetleri oldugu halde Konya surlari önüne gelen Karamanoglu. onu bulundugu yerde bir agaca astirarak cezalandirmistir. ani bir baskinla Konya önünde bulunan Karamanoglu'nu yakalayip Mehmed Çelebi'nin yanina getirir. kaçmaktan yorulunca Karamanoglu Mehmed Bey'e: "Hanim. Seydisehir ve Konya üzerine yürümüstü. Bunun üzerine tekrar o tarafa döner. Kendisine Kur'an-i . dayisi Bâyezid'in kabrini açtirarak kemiklerini yaktirmisti. yeminden sonra da kendisine hil'at giydirilip at. maiyetindeki askerlerine yagmalattirmistir. Oglu Mustafa ise Konya kalesine siginir. çok geçmeden Karamanlilar'in tekrar sözlerini bozduklarini ve anlasarak Osmanlilar'a biraktiklari yerleri geri alma tesebbüsünde bulunduklarini ögrenir. Karaman askeri ile Konya kalesine siginan oglu Mustafa'yi yanina getirmesi sartiyla affeder. siddetli yagmurlardan dolayi zor durumda bulunan Osmanlilar'la barismistir. Bu sirada Bâyezid Pasa. Hicrî 818 (M. 1414 yilinda cereyan eden bu hadisede Karamanoglu. Buranin kadisi Mevlânâ Kivamuddin'i bir elçilik heyeti ile Memlûk sultanina gönderir. Bu baristan sonra Canik üzerine gitmek zorunda kalan Çelebi Sultan Mehmed. Ancak koyu bir Osmanli düsmani olan Karamanoglu. Nitekim bugün Bursa Orhan Camii kapisi üstünde bulunan bes satirlik bir kitabe. Eger bakacak olursam Kelâm-i Kadîm (Kur'an) benden davaci olsun. Bu defa basini kurtarmak için öncekinden daha agir olan bir muahede imzalamak zorunda kalan Karamanoglu. Bursa'yi atese verdigi zaman Orhan Gazi Camiini de yaktirmistir. Çelebi Sultan Mehmed.

süratle Konya'ya çekilirken söyle diyordu: "Bizim. Nitekim bu maksatla koynunda sakli bulunan güvercini saliveren Karamanoglu. kel ve foduldur Karaman Aninçün kahr eder ani Kahhar" Yine bu cümleden olarak "Karaman'in koyunu. . Bununla beraber Çelebi Sultan Mehmed. Karamanoglu'nun bu hilesinden sonra Çelebi Sultan Mehmed tekrar ve süratle Konya üzerine yürümüs ve kisa bir çarpismayi müteakip müstahkem hisarini zapt etmisti. VENEDIKLILER'LE YAPILAN ILK DENIZ SAVASI Bir kara devleti olarak kurulan Osmanli Devleti. Osmanoglu ile adavetimiz (düsmanligimiz) besikten mezara kadardir. eyler inkar Beyi ve kadisi hem çeyhi müderris Hiledir isleri hem hâr u mekkâr Tekebbür. dönemin efkâr-i umumiyesinde Karamanlilar hakkinda bazi fikir ve görüslerin ortaya çikmasina sebep olmustur. Memlûklular'la arasinin açilmasini istemeyen Çelebi Sultan Mehmed. Bu sebeple. Nitekim Asikpasazâde tarihinde söyle denilmektedir: "Karaman'da bulunmaz dogru bir yar Veliler çok bile kulmas ve ayyar Eder kavl ü karar ahd u peyman Içer andlar. henüz Venedikliler'le boy ölçüsebilecek bir güce sahip degildi. Memlûklular'in himayesinde bulunan Karamanlilar'i fazla tazyik etmekten de uzak durmaya çalisiyordu.Kerim üzerine ettigi yemin hatirlatilinca: "Bu can su tende durdukça" sözü ile kendi canini degil. sonra çikar oyunu" darbimeseli. daha Orhan Gazi zamanindan itibaren denizciligin önemini kavramis ve gelismesinin denizcilik sayesinde daha kolay olacagini anlamisti. Yildirim Bâyezid zamaninda Gelibolu tersanesinin yapilmasi ile gelismeye baslayan Osmanli denizciligi. Silifke'nin kuzeyinde bulunan Varsaklar arasina kaçip kurtulmustu. bazi degisikliklerle günümüze kadar gelmistir. yalan çok. koynunda saklamis oldugu güvercini kast etmis oldugunu söylemistir. Osmanli saldirisina karsi koyamayan Mehmed Bey. isimizin geregi de ahdi bozmaktir. Konya'yi Osmanli ülkesine katmaktan vaz geçer." Karamanoglu'nun bu hilesi. Bu sebeple olacak ki 1321'lerden itibaren üç yönde denizlere çikma hareketine basladi.

Osmanli ticaret gemilerine karsi düsmanca bir muamele içinde bulundugu için hicrî 818 (M. olaya müdahale ettiginden Marmara adasi ile Gelibolu arasinda siddetli bir muharebe meydana gelir. Sonunda Imparator Manuel'in araya girmesi ile iki taraf arasinda baris saglanmis ve esirler iade edilmisti. Bunun için Osmanli denizciligini baltalamaya yönelik her çareye basvuruyorlardi. Dukas. Sicilyali. Çali Bey komutasinda Akdeniz'e çikar. Paros ve Milos adalarina hücum etmis. Fransiz ve Giridli gibi Hiristiyan gemiciler de. gemide mevcud bütün erleri kiliçtan geçirdiler. yeni yeni ögrenmeye basladiklari bu denizcilik mesleginde henüz tam bir olgunluga erismis degillerdi. Öyle anlasiliyor ki Osmanlilar. Bunlarin verdigi bilgiye göre Gelibolu sahilinde cereyan eden muharebeyi seyr eden çocuk ve kadinlarin gözleri önünde o anda ele geçirilen Osmanli amiral gemisi ile alti kadirga ve alti çektirmede ele geçirilen bütün esirler. Ertesi gün. Bu arada bütün savas boyunca yirmi yedi gemi. Zaten Venedikliler de kendileri ile denizde rekabet edebilecek bir gücü istemiyorlardi. Henüz yeni gelismekte olan Osmanli donanmasi. Türklerden zapt ettikleri gemileri geri isteyecekti.Ege Denizi'nde Venedikliler'e bagli Andros adasi beyi olan Pietro Zeno. Tam bu sirada Istanbul taraflarindan gelmekte olan bir Middili gemisini. tekrar gözden geçirildi. kahramanca savasmis olmalarina ragmen Venedikliler'le basa çikamamislardi. Bu sebeple. ölümden kurtulmus bulunan esirler. Venedikliler tarafindan Türk ticaret gemilerine karsi girisilen hareketlere mukabele etmek üzere Andros. bu muharebedeki katliami su ifadelerle nakl eder: "Evvela amiral Çali Bey'in kadirgasina taarruz ederek. Bununla beraber her iki donanma da harp tertibati almisti. Hatta Çali Bey'i de yakalayarak vücudunu parça parça ettiler. topluca öldürülerek büyük bir katliama tabi tutuldular. Katliamdan kurtulan Müslüman gemici ve askerlerin bir kismi da idareleri altinda bulunan Ege adalarina çalistirilmak üzere götürnldüler. Türklere ait oldugunu zannederek yakalamak isteyen Venedik amirali. Otuz gemiden meydana gelen bu Osmanli donanmasi. Venedikliler'in eline düstü. Bu talimat geregi o. Venedik amirali. gemilerin seren direklerine asilmak suretiyle öldürüldüler. bu ilk ciddi deniz muharebesinde maglub olurken komutani (amiral) olan Çali Bey de sehid olur (1 Rebiülâhir 819/29 Mayis 1416). kendisinin taarruz etmemesi hakkinda senatodan kesin talimat almisti. Bu arada Osmanli amirali ile isbirligi yaptiklarini sandiklari vatandaslarini da amiral gemisinde iskence ile öldürdüler. Katalan. Yaralanmis olan Venedik amirali ise Bozcaada'ya çekilir. Türkler tarafindan kendisine bir taarruz olmadikça. geminin Osmanli donanmasina dogru kaçip onlara siginmasi üzerine geminin kendisine verilmesini ister. Venedikliler'in Pietro Loredano komutasinda sevk ettikleri donanma. gerekse daha sonraki tarihçiler bu katliami tafsilatli bir sekilde anlatirlar. 1415) yilinda Gelibolu tersanesinde hazirlanan 30 kadirga. 1417 yilinda Pietro Loredano tekrar gelerek Lapseki'yi almak istediyse de muvaffak olamaz. Lapseki önlerine gelir. bir hayli de esir alip dönmekte iken Egriboz adasi sahilinde rastladigi birkaç Venedik ticaret gemisini de zapt ederek geriye dönmüstü. Bu istegi red eden Osmanli amirali. Gerek çagdas tarihçi Dukas. Sonra baska kadirgalara da . Bu hadiseden bir sene sonra. Bunlar içinde kendi istekleri ile Osmanli gemilerinde bulunan Ceneviz. Nitekim bu ilk savasta maglub olan Osmanli donanmasi ve askerine karsi giristikleri katliam bunun açik bir delili olarak tarih sayfalarinda yer almaktadir.

Bunun üzerine Mehmed Çelebi. kanlarinin ve çocuklarinin gözleri önünde merhametsizce parçaladilar. Mehmed Çelebi'nin rakiplerini desteklemesi. Türkleri. Bu harekât. Bu isteginin reddi üzerine harekete geçen Osmanli ordusu.taarruz ederek bütün Türk kadirgalarini zapt ettiler. Eflâk seferinden dönüste babasi Isfendiyar Bey'in. Venedikliler'in vahsetini ortaya koymaktadir. Çankiri. Isfendiyar Bey'i Sinop'ta muhasara altina almisti. Isfendiyar Bey'in. Eflâk harekâtindan sonra askerî harekâtini bir müddet için Anadolu'ya çevirmek zorunda kaldi. Ücret ve diger menfaat temini maksadiyla Türklerin hizmetine girmis olanlarini Bozcaada'da kazikladilar. Tosya. Gelibolu'dan bir mil kadar uzakta cereyan etmisti. ANADOLU HAREKÂTI Çelebi Sultan Mehmed. Bütün adada çepeçevre bag kütükleri ve bu kütüklerden sarkmis üzüm salkimlari gibi asilmis erler görünüyordu. Çelebi Mehmed namina hutbe okutup para bastirmak suretiyle onun hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalmisti. Isfendiyar Bey'e bir mektup yazarak Kastamonu. Osmanlilar'in. Nitekim Isfendiyar Bey. aradaki dostane münasebetleri bozmus ise de sonradan anlasarak pek çok olayda birlikte hareket etmeye basladilar. aksama dogru muharebeye son verdiler. Osmanli hükümdari ile basa çikamayacagim anlayan Isfendiyar Bey. Çelebi Sultan Mehmed'e birakan Isfendiyar Bey. Kardesler arasinda meydana gelen mücadelede. . Ankara muharebesinden sonra Timur'un yardimi ile. simdiye kadar tanimadiklari ve sahidi olmadiklari böyle bir olay. Hiristiyan erler hakkinda da arastirma yaparak Türk donanmasina angarya olarak cebren (zorla) alinmis olanlarin hayatlarini bagisladilar. Kastamonu ile Küre hariç olmak üzere adi geçen yerleri oglu Kasim Bey'e degil. Küre ve Kalecik'in Kasim Bey'e verilmesini istemisti. Ancak. Kastamonu'ya dönmüs ve bütün camilerde Mehmed Çelebi adina hutbe okutmustur(1416). Karaman ve Eflâk seferlerinde oglu Kasim Bey komutasinda birlikler göndererek Çelebi Sultan Mehmed'i desteklemisti. plânli bir harekattan ziyade bölgede Osmanli hâkimiyetine karsi ortaya çikip yükselen tehdidlerin sonucu olmustu. sevdigi oglu Hizir Bey'e verecegini duyarak Mehmed Çelebi'ye bas vurmus ve onun araciligi ile bazi yerlerin kendisine verilmesini istemistir. onlarin daha sonra denizcilikte de maharet kesb etmek için çok daha ciddi çalismalarina sebep olmustu. Bu muharebe. Burada tahkikat yaparak erler arasinda Türk aslindan olanlari kâmilen bogazladilar. Osmanli tarihçilerinin bildirdigine göre Osmanlilar'la birlikte hareket eden Kasim Bey. Nitekim Candar beyleri ile olan münasebet de böyle bir endisenin sonucunda baslamisti. Venedikliler. daha önce Osmanlilar'in eline geçmis olan yerlerini geri almisti. Candaroglu Isfendiyar Bey." Istanbul'un fethinden tam otuz yedi sene önce cereyan eden bu hadise. 27 adet Türk gemisini alarak Bozcaada limanina girdiler. ülkesinin en verimli yerlerini.

Çelebi Sultan Mehmed. Kara Yusuf. Daha önce de belirtildigi gibi Sivas Canik'i mintikasinda biri müslüman digeri Cenevizliler'e bagli olan ve kâfir (Gavur) Samsun denen. Ordu taraflari da Karahisar Canik'ine aittir) bölgesinde de faaliyette bulunan Pir Ömer'in bu hareketi. Padisah. 1418 yilinda Pir Ömer'in Karahisar Canik'ini. mahallî beylerden Alparslan oglu Hasan'in da Çarsamba taraflarim almasi. birbirine yakin iki Samsun vardi. Bu haberi duyan Ceneviz Samsun'u halki. Bundan sonra biri Sivas. ben harb ederken bu Tatar beyleri dügün pesinde kosuyorlar ve bab-i hümayunumda görünmüyorlar" diyerek. Mogol istilasi zamaninda buralara getirilip yerlestirilmislerdi. Hayati boyunca Timur'a düsman olmus ve onunla mücadele etmis olan Karakoyunlu Devleti'nin beyi Kara Yusuf. Bunun üzerine Çelebi Sultan Mehmed. yanindaki bütün Tatarlarla birlikte Rumeli'ye geçer. Pir Ömer Bey. nihayet Candaroglu Isfendiyar Bey'in de Müslüman Samsun'u alarak Bafra Bey'i olan oglu Hizir Bey'e vermesi. sehri atese verdikten sonra gemilere binip buradan ayrilir. kendi sahasini genisletmek için Sarkî Karahisar Bey'i Melek Ahmed Bey'in oglu Hasan Bey'i tehdid ederek burayi alip kendi bölgesine katmak istiyordu. Cenevizliler'in elindeki Samsun'a almaya memur edildi. Çelebi Sultan Mehmed. savas olmadan ele geçmis oldu. yardim istemek üzere o dönemde Amasya valisi bulunan Sehzade Murad'a bir heyet göndermisti. reislerinin de Minnet Bey adinda biri oldugunu ve su anda bir dügünde bulundugunu söylerler. Verilen emre göre bunlarin bir kismi Filibe taraflarina. Sehrin muhafizi Isfendiyar oglu Hizir Bey. Erzincan'i Akkoyunlular'dan alarak kendi adamlarindan olan Pir Ömer Bey'e vermisti. Hizir Bey'e kardesi Kasim Bey gibi kendisinin de Osmanli Devleti'nin hizmetine girmesini teklif etmis ise de Hizir Bey. Canik seferinden sonra Bursa'ya dönerken Iskilip taraflarinda bir Tatar cemaatine rastlar. Osmanli Devleti'ni endiseye sevk etmisti. Nitekim. Yukarida belirtilen hadiseler cereyan ederken her iki Samsun'un alinmasina karar verilerek Amasya valisi Sehzade Murad'in lalasi Biçeroglu Hamza Bey. Canik bölgesini ilhak etmek üzere ugrastiklari dönemde dogu sinirlarinda Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmen devletleri vardi. diger bir kismi da Arnavutluk havalisine iskân . "bakiniz. Böylece bu Samsun. Osmanlilar'in dostu idi. Bundan sonra da Müslüman Samsun kusatma altina alinmisti. bunlarin kim olduklarini ve reislerinin nerede bulundugunu sorunca. Bu iki devlet. digeri de Karahisar'a tabi iki Canik (bunlardan Samsun ve Çarsamba taraflari Sivas Canik'ine. kendilerinin Samagar Tatarlarindan olduklarini. Bu emir üzerine yol hazirliklarina baslayan Minnet Bey. aralarindaki düsmanliktan dolayi kardesi ile bir arada bulunamayacagini belirterek özür dilemis ve babasinin yanina dönmüstür(1419). mukavemet edemeyecegini anlayarak sehri bizzat sefere katilmis olan Çelebi Sultan Mehmed'e teslim eder. Çelebi Sultan Mehmed'in harekete geçmesine sebep olmustur. devamli olarak birbirleri ile mücadele edip bölge halkina zarar vermekte idiler. Bunlar. Bu tehdid üzerine Hasan Bey.CANIK BÖLGESININ ZAPTI Osmanlilar'in. ileride onlardan gelebilecek bir tehlikeye simdiden mani olmak maksadiyla onlarin Rumeli'ye göç ettirilmelerini emr eder. Fakat henüz yardim gelmeden harekete geçen Pir Ömer bu beyi yakalayarak Sarkî Karahisar'i da zapt etmisti.

Vâridat adini tasimaktadir. Burada. yerlesmis ve saglam sistemleri ezip geçecek kadar sakat bir yol seçmisti. Bedreddin bu adamda. "Kitâbu't-Teshil" adi ile kaleme aldigi eseri. IÇ ISYANLAR ve SIMAVNA KADISI OGLU SEYH BEDREDDIN MAHMUD'UN ISYANI Çelebi Sultan Mehmed devrinin en önemli hâdiselerinden birisi. Daha sonra Edirne'ye gidip ana ve babasina kavustu. gerekse Kahire. Bedreddin'in bu eserleri ulemaca muteber kabul edilmislerdir. Seyh Bedreddin'in bunlardan baska eserleri de vardir. Fakat Çelebi Sultan Mehmed'in kardeslerine galip gelmesi üzerine mevkiini kayb ederek Iznik'e gönderildi. Seyh Bedreddin'in tasavvuf sahasindaki görüslerini ortaya koyan eseri.edileceklerdi. hareketlerinin sorumlulugunu yüklenecek ve kendisine yol açacak bir âlet lazimdi. asagi tabakadan birini seçti. Osmanli tahtini kardesleri ile paylasarak saltanat sürmekte olan Musa Çelebi'nin takdirlerini kazanarak kadiaskerlige tayin edildi. adi geçen Tatarlar tarafindan kurulmustur. Konya ve Tire'de dolasmaya basladi. Gerçekten Seyh Bedreddin Mahmud. Onun bu özelligi daha önce temas edildigi gibi hayatini kurtarmis ve kendisine sürgün yerinde bile maas baglanmasina sebep olmustu. Islâm hukukunda zamaninin imami durumunda idi. sonradan burada cami. Misir dönüsü Haleb. Emre uyularak. siyasî ve ictimaî mahiyetteki ayaklanmayi bastirmaya muvaffak oldu. iki seneden daha fazla bir süre. gerek memleket içinde. Bu eserinden önce fikha dair "Letâifu'l-îsârât" isimli eserini yazmisti. gizlice adamlarini yetistiriyordu. Seyh Bedreddin'in. Seyh Bedreddin bu eserini Edirne'de kadiasker iken yazmaya baslamis. "Letâifu'l-îsârât"in serhidir. Seyh Bedreddin. seyhin baslattigi dinî. Sam. bunlardan bir kismi Filibe civarindaki Konushisar mevkiine. Seyh Bedreddin Mahmud ve taraftarlarinin çikardiklari isyandir. ilim ve irfan üstadlarinin egitim ve terbiye nimazlarini kirarak. Minnet Bey'in oglu Mehmed Bey. Seyh Bedreddin. kendi görüslerini açiklayabilecek enerji . Izmir körfezinin güney ucunda ve Sakiz adasinin karsisinda Karaburun'da (Çesme) (o zamanki adi ile Stylaryus dagi) üzerinde dogmus. O. hem de batinî ilimlerdeki vukuf ve ihatasiyla mümtaz ve müstesna bir mevki isgal etmisti. Ahlatî isminde bir zata intisâb ederek seyhlik sifati almis olmasina ragmen. Bilgi bakimindan zamaninin ileri gelenlerindendi. Ülkeye tek basina hâkim oldugu günden beri Seyh Bedreddin'in hareketlerini dikkatle takib eden Çelebi Sultan Mehmed. onun degerini ortaya koyma bakimindan yeterlidir. Göz hapsinde bulunmasina ragmen Seyh Bedreddin burada rahat durmuyor. bir kismi da Arnavutluk tarafina yerlestirilmislerdi. Bu dönemde Bedreddin'e. Bu gaye ile Bedreddin. imâret ve kervansaray yaptirmistir. 818 Cemaziyelâhir'in yirmi yedinci sali günü (3 Eylül 1415) Iznik'te ikamet ederken bitirmisti. memleketin siyasî ve sosyal bünyesine vurmayi tasarladigi darbeyi vurabilecek yikici bir zekaya sahipti. Haleb gibi Islâm âleminin en namli kültür merkezlerinde uzun zaman dolasip. ciddi ve parlak bir tahsilden sonra Hüseyin b. Filibe-Istanbul yolu üzerinde ve Filibe'ye yakin bir mesafede bulunan yere yerlestirilen ve sonradan Tatarpazari adini alan bu yer. hem zahirî. Bu hususta "Câmiu'l-Fusûleyn" adli eseri.

Isfendiyar Bey. oradan da Dobruca'ya geçer. Islâm tarihindeki. Bunun üzerine Seyh Bedreddin. Bu meczuplar söyle diyorlardi: "Ben. Bu yahudi. Börklüce Mustafa denilen bu hizli fanatik. Asikpasazâde'nin ifadesine göre o söyle diyordu: "Bundan sonra padisahlik benimdir." Bedreddin ile sirdaslarinin gizli amaçlari. o zamanlarda Bedreddin'in görüslerini yaymaya çalisan dervislerin basina geçti. devletin temelini kökten sarsmaya yönelik bir hadise idi. bir taraftan da ferdî mülkiyeti." Bu safhada Börklüce Mustafa. nüfuz dairesi burada gittikçe genislemeye baslar. Yahudi Torlak Kemal de Manisa taraflarinda Rafizî Bâtinî bir Sia'nin tehlikeli hüriyeti ile faaliyetlerine basladilar. Sancak isteyen gelsin. Aydin ve Manisa çevresinde baslayan bu fesad hareketinden haberdar olan Çelebi Sultan Mehmed. Buna göre kadinlar hariç olmak üzere her seyde ortaklik vardi. Seriat çerçevesi içine alinmis ahlâk degerlerini hiçe sayarak beser zaaflarina genis müsaadeler tanimak. Sen de benim elbiselerimi giyer. Seyh. Sadece kadinlar müstesnadir. Müslüman Türk kanina hayli pahaliya mal oldu. Bundan dolayi da taraftarlari ona Dede Sultan adini verdiler. Karaburun. oradan Tatar iline geçmekti. Dukas'in da dedigi gibi gayr-i müslimi bol olan Karaburun (Çesme) havalisinde Türklerden ziyade Hiristiyan ve Yahudilere taviz vererek o suretle bu cemaatleri basina toplayabilmisti. din farkini ve evlilik müessesesi gibi kanunun teminati altina alinmis sosyal barajlari da asip cemiyete yeni bir nizam tanimak yoluna koyuldular. Batinî Hasan Sabbah hareketinin bir benzeri olarak karsimiza çikan bu hadise. Allah'a ibadet ettiklerini inkâr edenlerin kâfir olduklarini ilân ve kendilerine katilmak için gelen Hiristiyanlari gökten inen melekler gibi bereketli kabul ediyorlardi. Çelebi Mehmed'den çekindigi için seyhe müsaade etmedi. Aydin. bir müddet sonra Zagra'dan Silistre'ye. Onun görüslerinin temeli. Seyhin. Bu gayelerine erismek için de dervislerin görüsüne göre Hiristiyanlarin. halifeyim Mustafa (Börklüce) da benim hizmetkârimdir. Avrupa ve Asya'da bir hükümet kurmak oldugundan Hiristiyanlari ve özellikle Rumlari elde etmek istiyorlardi. vekil ve dinî temsilci olarak seçti. Ben. Sonra da halkinin çogunlugu Siî olan Deliorman'a yerlesir. Fakat. arabalarini kullanirsin. . silahlarimi. subasilik isteyen gelsin velhasil her arzusu olan gelsin. seyhin Iznik'te kalmasini tehlikeli bir duruma sokmustu.ve heyecani buldugundan onu kendine kethuda. senin evinde kendi evim gibi otururum. Bedreddin'e Torlak Kemal denilen bir yahudi de yardim etti. derhal kendini baba ve ruhanî reis ilân etti. gerekli tedbirleri almakta gecikmedi. Gayesi. gizlice bir gemiye binerek Rumeli yakasina geçip Zagra'ya gider. Deliorman'dan her tarafa mektup ve adamlar göndererek büyük bir propaganda faaliyetine girisir. Gerçekten de Börklüce. esitlik ve fakr gibi insana cazip gelen sloganlara dayaniyordu. Aydin ve Karaburun'da etrafina binlerce insan toplayan Börklüce Mustafa'nin muvaffakiyetleri. Bunlar. Bunun için ailesini Iznik'te birakarak Sinop'taki Isfendiyar Beyi'nin yanina kaçti. baslangiçta bütün boyutlari ile büyüklügünün farkina varilamayan bu olay.

üzerine gönderilen kuvvetlere mukavemet edemeyerek teslim olmus ve Serez'de bulunan Çelebi Sultan Mehmed'in yanina götürülmüstü. kisa bir zamanda binlerce kisiyi ayaklandirmaya muvaffak olmuslardi. haramlarin helal kilinmasi. izdirap ve zaaflarini sezip bunlari sahis ve zümre menfaatleri adina kullanmasini bilen anarsi merkezlerinin gayesidir. . bu adamlar.Siî karekterli olan bu isyani bastirmak üzere harekete geçen Osmanli hükümdari. önce bölge beylerini bunlarin üzerine gönderecektir. kanunlarin bozulmasi. Fakat bunlarin fazla bir varlik gösterememesi ve hatta maktul düsmeleri üzerine daha ciddi tedbirlerin alinmasi gerektigine kanaat getirip Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal ile târaftarlarini ortadan kaldiracaktir. gayet âdilane cereyan eden bu muhakemede. Bedreddin Mahmud da sahne olarak ayni cografya parçasini seçip on yildan fazla süren sehzadeler mücadelesinin dogurdugu siyasî ve ictimaî huzursuzluktan faydalanmasini bilmistir. her kaynasma ve ayaklanmada mühim olan birer figüran rolündeki yiginlarin çikardigi gürültü degil. Nasil ki. Anadolu'nun bu bölgesinde büyük bir tehlike olarak ortaya çikan bu isyani bastirmak üzere harekete geçen yeni Aydin Beyi Süleyman (Aleksandr) Bey'in maglub ve maktul düsmesi üzerine. bu yiginlarin gizli veya asikâr istek. bu da onlarin bol huzur ve kolayca servet temini gibi vaadleri çok cazib bulmalarindan ileri geliyordu. sayilari binleri bulan. Saadeddin Teftazanî'nin talebelerinden olan Heratli Mevlânâ Haydar Acemî'nin verdigi "Mali haram. Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal gibi propagandacilar. Mehmed Çelebi'nin emri ile kurulan bir ulema divaninda durumu tesbit edilip toplum nizamini bozmakla suçlanan Seyh Bedreddin Mahmud. bazi kimseler için göz boyayan hos müsaadelerdi. Seyhe ve halifelerine uyanlar arasinda Türklerden çok Yahudi ve Hiristiyanlar görülüyordu ki. âsileri büyük bir bozguna ugratip Yahudi Torlak Kemal ile Börklüce Mustafa'yi öldürmüslerdi. Devrin en seçkin âlimlerinden mütesekkil bir mahkemenin karsisinda suçunu kabul eden Seyh Bedreddin için. Dinî vecibelerin kalkmasi. asilerin üzerine yürümüs ise de muvaffak olamamisti. Tarihî seyri ve neticesi ne olursa olsun. Gerçekten. Manisa Sancak Beyi Kara Timurtas Ali Bey. mürid ve dervisler üzerinde seyhin nüfuzu o derece kuvvetli idi ki. Fakat bunlarin hepsinden cazip olani süphesiz ki memleketin muayyen bir zümre arasinda taksim edildi. sosyal sartlarin ve siyasî buhranlarin halk için sikintilar ortaya çikardigi devirlerde meydana gelen hosnudsuz ruh haletinden faydalanirlar. kani helâl" fetvasi üzerine 1420 yilinda Serez pazarinda idam edilmisti. Bunun üzerine Amasya sancak beyi ve henüz on iki yasinda bulunan Sehzade Murad ile lalasi Bâyezid Pasa. Türk Islâm birligine karsi giristigi bozguncu hareketin zararini kabul etti. Babaî isyanlari Selçuklu inkirazinin ortaya çikardigi sosyal bir çalkantinin sonucu ise. seyhten aldiklari ilham ve hizla. Allah birdir dedikten sonra peygamberligi sadece seyhlerine lâyik görüyorlardi. Bu belirli ihtiraslar etrafinda merkezlesen gayeler ise. Öbür taraftan etrafina pek çok Hiristiyan ve Yahudiyi toplayan Seyh Bedreddin.

bunlara izaz ve ikramlarda bulunarak onlari teselli eder. Mustafa. Yildirim Bayezid'in ricasi üzerine arattirilarak bulunmustu. Musa Çelebi'ye karsi. Seyh Bedreddin'den sonra devletin ikinci kez sarsilmasina sebep olmustu. Selanik mintikasinda iki ordu karsi karsiya gelir. Ikinci Sultan Murad gibi hükümdar namzedi bir sehzade yetistirip birakmasidir. Timur'un ölümü üzerine sehzade Mustafa da diger hükümdarlarin ogullari gibi serbest birakilmisti. Fakat bütün bunlar. kendilerini Mehmed'e teslim etmeyecegini bu bakimdan müsterih olmalari . Onun tesviki üzerine Eflâk Bey'i Mirçe ile baglanti kurup o tarafa geçer. Kendi menfaatini gözönünde bulunduran Imparator. Ulahlar'dan ve iki defa isyan edip iki defa da af edilen Nigbolu Sancak beyi Izmiroglu Cüneyd Bey'den yardim gören Mustafa Çelebi. Karamanoglu Ali Bey'e ait Nigde'de bir müddet kaldiktan sonra kardesi Musa Çelebi gibi Isfendiyar Bey'in yanina gider. bu sarsintida oynadigi rol. Çünkü o siralarda Musa Çelebi Istanbul'u kusatma altina almisti. MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI Yildirim Bâyezid'in ogullarindan biri olan ve saltanat iddiasinda bulundugu için tarihlerde Düzme Mustafa denilen Mustafa Çelebi. Murad'i da mesgul edecektir. menfaat karsiligi idi. Selanik valisi Dimitrios Laskaris Leondarios. Onun.Büyük bir mücadele ve gayret sonucu. görünüste Çelebi Mehmed'in dostu idi. Manuel'e Osmanli ülkesinden daha çok menfaat temin edecegi garantisini veriyordu. Yapilan muharebede Çelebi Sultan Mehmed galip geldiyse de Mustafa ve Cüneyd'i yakalayip ortadan kaldiramaz. Burada faaliyette bulunmalarinin sebebi de herhangi bir muvaffakiyetsizlik halinde derhal Selanik kalesine siginabilmeleri içindi. Mustafa ve Cüneyd Bey'in giristikleri hareketleri haber alir almaz derhal harekete geçer. Çünkü magluplar Selanik kalesine siginmislardi. Hatta ona bir evlad gözü ile baktigini bile söyleyerek ona bu yönde teminat vermisti. Ankara savasindan sonra Musa Çelebi ile birlikte kayb oldugu söylenmis. Teselya ve Selanik taraflarinda faaliyete geçer. Çelebi Sultan Mehmed'in vefatindan sonra oglu II. Gerçekten Manuel. iç yaralari sarip memleket bünyesinin sagligini iade eden Çelebi Sultan Mehmed'in bu vatana en büyük hediyesi. Çelebi Sultan Mehmed'e yardim etmisti. cesaretlerini kayb etmemelerini ve Selanik'in Türklere teslimi tehlikesi olsa bile. Çelebi Sultan Mehmed. küçük yasta vefat ettigine dair çikarilan sayia ve Çelebi Sultan Mehmed'in siyasî tesebbüsü üzerine orada barinamayarak Bizans Imparatoru Manuel'e iltica edip ve ondan yardim ister. Bu sebeple Imparator Manuel bu defa Mustafa'mn tarafini tutmaya baslamisti. Fakat. Hamideli ve Teke sancagi askerlerinin basinda bulunuyordu. Babasi ile birlikte Ankara savasina katilan Mustafa Çelebi (öl. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre Timur onu Semerkand'a götürmüstü. 1422). Talihlerinin degismis olmalarindan müteessir olmamalarini. Yorucu ve zahmetli bir yolculuktan sonra Anadolu'ya gelebilen Sehzade Mustafa. Bu defa onun karsisina Yildirim Bâyezid'in yasça kendisinden daha büyük olan (bazi kaynaklarda küçük) ve saltanat iddiasinda bulunan Mustafa Çelebi'yi çikarmisti.

kaçaklari. ayni zamanda senin de kulunum. . hükümdarligin devam ettikçe ve sen hayatta bulundukça mülteci Mustafa ile arkadasi Cüneyd hapishaneden çikmayacaklardir. imparatora müracaat ile Mustafa Çelebi'nin kendisine teslim edilmesini ister. Bununla beraber. Bunun için avlamakta oldugum avi bana teslim et." dedi. korumasi altina almasi üzerine Çelebi Sultan Mehmed. Bu sebeplerden dolayi âbidane istirham ediyorum. Tarafinizdan sadir olan bu emrin icrasi ve neticeye erdirilmesi size ait bir keyfiyettir.gerektigini söyler. Bizimle Bizanslilar arasinda nifak ve düsmanlik sokmaya çalisma. Selanik valisi Dimitrios'un. Bu arada. pekâla bilirsin ki. gerekse ondan sonra gelecek olan Osmanli hükümdarlarina karsi bunlari. Ben. alelâde Türklerden biri degildir. Bu istek karsisinda Bizans Imparatoru Manuel. hem bir koz. Bana iltica edenleri teslim hakkindaki teklifini yapmak degil. Eger isin böylece halline razi degilsen istedigin gibi hareket et. imparatorun himayesine siginan ve bir atmacanin takip ettigi keklik gibi. Bu hususta emir vermek ona aittir." diyerek padisahtan özür diler. Bunu yapmayacak olursan. dinlemek bile istemem. Sunu da biliniz ki. gerek Sultan Mehmed. Zira sen. ben despot degil bir kulum. Ben ise verilecek emri ifa edecegim. onun evladi makamindasin. senin hayatina da son verip düsmanlarimi avucumun içine alacagim. Zaten alelâde biri olsa dahi yine imparatorun izni olmadikça onu size veremezdim. dostlugu birakarak düsmanligi ele alacagim. hayatini kurtarmak isteyen zât. Sen bu dünyadan göç ettikten sonra talihleri ne ise o olsun. biz Hiristiyanlarin itikad ettigimiz ekanim-i selâse (Hiristiyanlik'taki üçlü ilâh sistemi)'ye yemin ederim ki. Eger ettigin yemini tutmak istemiyorsan haksiz olani Allah'in adaleti cezalandirir. Selanik valisinden de Mustafa ile Cüneyd'in kendisine gönderilmesini ister. maiyeti erkanindan birisini Selanik valisi Dimitrios Laskaris'e göndererek: "Bizans imparatoru ile aramizda mevcut olan bozulmaz dostluk ve sevgiyi pek iyi bilirsin. su dakikada cereyan eden vak'alari imparatora yaziyorum. hem de bir emniyet subabi olarak kullanmak arzusunu tasimaktadir. Çelebi Mehmed'e gönderdigi mektubunda: "Sen benim evladim. Kisa bir zaman içinde sehri zapt edip halkini esir edecegim. bu arzusunu açikça dile getirmese bile "hükümdarligin devam ettikçe. Halbuki benim de vazifem cereyan eden hali imparatoruma haber vermektir. Onlar da Dimitrios'un teselli veren bu sözlerinden cesaret alarak rahat bir nefes aldilar. ben de baban makaminda olmayi kabul ederek ahd ettik." sözleri ile Mustafa ve Cüneyd'in teslim edilmesi teklifini red eder. Bu açik tehdide karsilik Selanik valisi Dimitnos Leondarios su yumusak cevabi verir: "Ey padisah. Bu dostlugu bozmaya ve Bizanslilara büyük zararlar yapilmasina sebep olma. biraz sabr ediniz. Haber aldigima göre o senin kardesindir. O. Validen bu sekilde bir cevap alan Çelebi Sultan Mehmed.. Yalniz Bizans Imparatorunun kulu degil.." demek suretiyle zimnen buna isaret etmektedir. Mektuptaki ifadelerden anlasildigina göre Imparator.

MEHMED ÇELEBI'NIN VEFATI Mehmed Çelebi. Ibrahim ve Haci Ivaz Pasalari davet ederek kendileri ile gizlice görüsmüstü. 1420 yilinda Istanbul yolu ile Anadolu'ya geçmek üzere gelir. Çelebi Sultan Mehmed. Selanik kusatmasini da kaldirarak Edirne'ye döner. Fakat Imparator Manuel. Bir ara Edirne civarinda tertipledigi bir av sonunda ormandan çikan bir domuzu takip ederken ani bir felç geçirerek baygin bir sekilde attan düser. gelen Bizans elçisini kabul etmemis ve birkaç günden beri hasta oldugunu. Çelebi Sultan Mehmed. Bu hadiselerden sonra Çelebi Mehmed. Padisahin hastalandigi Bizans Imparatoru Manuel tarafindan haber alininca. Dolmabahçe ve Tophane sahillerine gelen padisahi. küçük kardeslerini . Çelebi Sultan Mehmed. Elçiler. Imparator. Derhal Edirne sarayina tasinan Mehmed Çelebi'nin durumundan süphelenen asker. Bununla beraber bu haber yüzünden ihtiyatî bir tedbir olmak üzere Çelebi Sultan Mehmed'i karsilamak için çocuklarini da göndermez. Fakat bu hastalikta" kurtulamayacagini anlayinca vezirleri olan Bayezid. Bu mültecilerin masraflari için Osmanli Devleti. her sene üç yüz bin akça vermeyi. Çelebi Mehmed'i sehir disinda karsilayarak Bogaz kenarinda Çifte sutun (Besiktas) denilen yere kadar kendisine refakat ederler. Ama Bizans ileri gelenlerinden birçogunu padisahi karsilamak ve hediyeler takdim etmek üzere gönderir. Bu vasiyetinde ayrica. Aksam olunca maiyyeti ile birlikte Izmit tarafina hareket ederek Bursa'ya gelir.Sultan Mehmed. burada üç sira kürekli kadirgada bulunan imparator bizzat kendisi karsiladi. hükümdar olacak olan oglu Murad'in. büyük bir heyecana kapilmis ise de bu heyecani yatistirmaya muvaffak olan devletin ileri gelenleri onu hayatta ve saglikli imis gibi gösterebilmislerdi. Bu arada Bizans casuslari. Istanbul'a getirilen Mustafa ile Cüneyd'i ve maiyetlerindeki otuz üç kisiyi Limni adasina gönderir. Bu haber üzerine Bizans'in bazi ileri gelenleri. Padisaha tahsis edilen gemi ile imparatorun gemisi yanyana olmak üzere Üsküdar'a geçtiler. güya hatir sormak için bir elçi göndermisti. burada karaya çikarak çadira iner. bu bakimdan iyilestikten sonra görüsebileceklerini söylemisti. Amasya valisi olan büyük oglu Murad'in hemen davet edilip hükümdar ilan edilmesini vasiyet etmisti. padisah Istanbul yolu ile Anadolu'ya geçerken yolda yakalanip tevkif edilmesini imparatora teklif ettiler. padisahin Anadolu'daki islerini bitirdikten sonra Istanbul'u almak üzere kusatacagi haberini getirmislerdi. daha ileri gitmeyerek imparatorun teklifini kabul eder görünür. Hükümdarlarinin hayatta ve saglikli oldugunu gören asker ise sevinmisti. kisi Bursa'da geçirdikten sonra 1421 yili ilkbaharinda Gelibolu yolu ile Edirne'ye döner. Mustafa Çelebi'ye yardim edip asker veren Eflâk topraklarina akinlar yaptirmak suretiyle intikamini almis oluyordu. bu teklifi kabul etmez. Bu görüsmede. buna karsilik imparator da Çelebi Mehmed hayatta kaldigi müddetçe Mustafa'yi serbest birakmamayi ve Mehmed'in haleflerinin Bizans'a karsi takinacaklari tavra göre hareket etmeyi taahhüd ediyorlardi.

yollarin tamamen tutulmus olmasindan dolayi gidememislerdi. uzun kollu ve güler yüzlü bir hükümdardi. deniz yolu ile padisahin ölüm haberini imparatora iletmeye muvaffak olmustu. onun hakkindaki kanaatlerini su ifadelerle aktarmaktadir: "Çelebi Mehmed. azim ve irade sahibi. Bu görüsmeden sonra Murad'a haber verip onu davet etmek üzere Elvan Bey süratle yola çikarilmisti. Zamaninin olaylari gözden geçirilince bu kanaatte isabet oldugu anlasilir. Cemaziyelevvel 824 (Haziran 1421) tarihinde meydana gelen vefatin günü hakkinda farkli görüsler bulunmaktadir. sözüne ve vaadine sadik. Padisahin cesedi. Yalniz dostuna degil. Çelebi Sultan Mehmed'in cesedi tahnit edilerek sarayda muhafaza edildi. Iyi görüsü. Onun ölümünü bildirmemek için pek çok tedbir alindi. nazik. vakur ve ciddi bir hükümdardi. Âsikpasazâde'nin ifadesine göre asker padisahi görmek istemis. miladî takvim ile de 7 sene 8 ay ve birkaç gün olmaktadir.öldürmemesi için de bunlarin imparatorun yanina gönderilmesini bildirmisti. Bu haberi derhal Istanbul'a bildirmek için yola çikardigi birkaç ulak. Kararin ertesi günü hastaligi son haddine vararak aksam üzeri vefat etti. vaziyeti kavrayarak istedigini ve vaziyeti ona göre ayarlamasi. Böylece vefati yaklasik 40 gün kadar saklanabildi. Çelebi Mehmed'in. açik alinli. Bu yüzden de onun ölümü gizli tutulmustu. Çelebi Mehmed'in özelliklerini kaynak eserlere istinaden veren Uzunçarsili. genis omuzlu. Murad'in derhal getirilmesini istemesi. kara ve çatik kasli. ölümü halinde kardesi Mustafa Çelebi'nin imparator tarafindan saliverilmesi endisesi idi. Bu arada Murad'in Bursa'ya dogru yola çikmasi bekleniyordu. sik sakalli. Behcetu't-Tevârih'te bu tarih 23 Cemaziyelevvel 824 (26 Mayis 1421) olarak gösterilmektedir. fakat rahatsiz bulundugu için yalniz basina gidecegi söylenerek cenaze Anadolu sahiline geçirildi. ne babasi Bâyezid ve kardesi Musa Çelebi gibi sert. düsmanlarina da kendisini sevdirerek itimat telkin etmis ve kendisini saydirmistir. Osmanli Devleti'ni tek bir idare altinda topladiktan sonraki hükümdarligi hicrî tarihle 7 sene 11 ay ve birkaç gün. O. Bursa'da daha önce insa ettirdigi Yesil Türbe'ye defn edildi. Çünkü imparator ile yapilan antlasmada kendisi hayatta bulundugu sürece kardesinin saliverilmemesi seklinde idi. ne de diger kardesi Süleyman Çelebi gibi yumusak ve kayitsiz idi. duruma göre uysal . aradan uzun bir süre geçtigi halde huzura kabul edilmedigi için süphelenmis ve sonunda bir vasita ile padisahin öldügünü ögrenmis. sabirli. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre Çelebi Sultan Mehmed. Çelebi Mehmed hakkinda Osmanli tarihlerinden baska yabanci kaynaklar da iyi sehadette bulunmaktadir. Bu arada imparator tarafindan padisaha gönderilen Leondari Dimitrios. Böylece hem asker hem de halk kendisini hayatta biliyordu. orta boylu. Halbuki kendisinin ölümü ile bu sart ortadan kalkmis oluyordu. Çelebi Sultan Mehmed'in bu tarihte 43 veya 47 yaslarinda bulundugu kabul edilmektedir. devlet erkani ise bir hekimin tedbiri sayesinde onu sagmis gibi askere göstermeye muvaffak olmustu. beyaz yüzlü. kara gözlü. Murad'in Bursa'ya geldigi haberi üzerine padisahin Anadolu'ya bir seferinin olacagi. Fakat Leondari. makul hareket eden.

Germiyanoglu Süleyman Sah'in kizi Devlet Hatun olan Mehmed Çelebi.davranarak ileri gitmeyisi. Osmanli Devleti'ni. babasi zamanindaki topraklari tekrar ele geçirmekti." Günümüz yabanci tarihçilerinden biri olan Norman Itzkowitz. onun hakkinda sunlari yazar: "Hayir ve din isleri ile ilgili müesseseler meydana getirmekte söhretli Selçuk sultani Birinci Alaeddin ile boy ölçüsebilecek olan Birinci Mehmed. Osmanli hükümdarlari arasinda ilk defa olmak üzere Anadolu ve Suriye yolu ile Mekke ve Medine'ye giden hacilar kervani ile bu iki kutsal sehrin fakirlerine dagitilmak üzere "Sürre" adi ile altin olarak bir miktar akça gönderen odur. Bitmek tükenmek bilmeyen gailelerle karsilasmis ama bütün bu gailelerin hakkindan gelmesini bilmistir. Daha önce sözü edilen Venediklilerle yapilan deniz muharebesi bir tarafa birakilacak olursa Bizans ve diger devletlerle dostane faaliyetlerde bulunmustur." Bazi tarihçiler tarafindan devletin ikinci kurucusu olarak kabul edilen Çelebi Sultan Mehmed. Küçük-büyük 24 muharebede bulunarak kirka yakin yara aldigi rivayet edilmektedir. 36). seri hareket etmesi de kendisini en tehlikeli gailelerden basari ile çikarmistir. Çelebi Sultan Mehmed'den bahs ederken sunlari söylemekten kendini alamaz: "Tek yönetici oldugu zaman I. Bu gaye için çaba sarf etmis ve büyük ölçüde de muvaffak olmustu. sehzadeler mücadelesinden galip çikarak devletin birligini saglamisti. sebatkârligindan ve iyi ahlâkindan bahs ederler. Hammer. O. Timur'un oglu Sahruh'un gücü geri plânda agirligim hissettirdigi sürece Mehmed. Kayseri'nin zapti konusundaki tesviklerine aldirmayan Mehmed Çelebi." Annesi. Karamanlilar'in. Böylelikle onun kisa. I. Yerli ve yabanci hemen bütün kaynaklar. çocuk denecek yastan beri üzerine almak zorunda kaldigi büyük mesuliyetlerden dolayi son derece yipranmisti. basariya götürmeyi düsündügü yeniden yapilanma tesebbüslerini engelleyecek herhangi bir genel Avrupa tepkisini canlandirmama dikkatini gösterdi. Onun en büyük emeli. Karamanoglu Mehmed Bey'in 822 (1419) yilinda Memlûk ordusu tarafindan esir edilerek Kahire'ye götürülmesi üzerine. dostlugu bozmamis ve sonucu belli olmayan bir maceraya atilmamistir. Memlûklular ile de dostça geçinmisti. Bizans destegine tabi olmalari sebebiyle de Kostantiniye ile iliskilerini yumusak tuttu. . Mehmed'in (1413-1421) hükümranliginin basarisini belirgin kilan ihtiyatlikti. Iç isyanlar. Vücudunda kirk kadar muharebe yarasi tasiyordu. Bununla beraber babasi Yildirim Bâyezid'in son yillarda eristigi güce erememisti. ama hayatî önemdeki hükümdarligi. din âlimleri ve genellikle Kur'ân'a gönül vermis olanlar hakkindaki cömertligi bakimindan da Misir sultanlari ile rekabet edebilir. karsilastigi büyük bunalimlardan basari ile kurtaran bir sahsiyettir. topraklarini geri almis bulunan Anadolu beylerine karsi askerî harekata girisemezdi. Çelebi Mehmed'in dirayetinden. Osmanli topraklarinin tamamen çözülmesini önleyen bir koruyuculuk faaliyeti olma basarisina erdi. (Netâyicu'l-Vukuat. taht kavgalari ve idarî meselelerle sürekli taciz edilen Mehmed. Osmanli tahtinda gözü olanlarin. O.

kimsesiz ve hatta yolculari doyurmak için imâretler insa ediyordu. Çelebi Sultan Mehmed vefat ettigi zaman Murad Amasya'da. kocasinin ölümü üzerine Bursa'ya dönmüstü. Çelebi Mehmed'in yedi kizindan Selçuk. Sultan. Kasim. babasi Bâyezid ve dedesi Murad gibi kendisinden önce geçen hükümdarlar gibi devletin iki baskenti olan Bursa ve Edirne'yi camilerle süslemisti. Yusuf ile Mahmud ise ileride taht kavgalarina sebebiyet vermemeleri için gözlerine mil çekilerek kör edilmislerdi." . Çandarzâde veziriâzam Ibrahim Pasa'nin oglu Mahmud ile evlenmis ve 847 (1443)'ten sonra Hacca giderek Mekke'de vefat etmistir. Mustafa da Hamideli (Isparta)'nde sancak beyi olarak bulunuyorlardi. Ibrahim Bey'den çocuklari olan Selçuk Hatun. O. Isparta sancak beyi Mustafa. medrese ve çarsilar insa edip onlara vakiflar tahsis ediyordu. Hafsa Hatun. kendisinden önceki Osmanli hükümdarlari gibi vatandaslarini (tebeasini) gözeten. Filibe yolu üzerinde ve Meriç sahiline yakin bir yerde insa edilen bu camiye vakf olmak üzere de Edirne'deki Bedesten insa ettirilmisti. onlar için imkânlar hazirlamaya çalisan bir hükümdardi. ayni zamanda ve özellikle cuma günleri fakirlere ve yoksullara yemek yediriyordu. gerek Ulu Cami diye isimlendirdigi bu cami (Eski Cami). O. Ayse ve Hatice hatunlarin ad ve durumlari bilinmekte ise de diger iki kizinin adi henüz bilinememektedir. Bunun içindir ki o. Cülusundan kisa bir müddet sonra. fakir. sosyal ve dinî sartlarinin gerektirdigi ihtiyaçlari karsilamak için gayret sarf ediyordu. gerekse bundan önceki cami hakkinda söyle demektedir: "Edirne'de bundan ulu ve ruhaniyetli cami yoktur.Çelebi Sultan Mehmed'in en büyügü Murad olmak üzere Mustafa. Sultan Hatun. Candarogullari'ndan Isfendiyar Bey'in oglu Ibrahim Bey ile evlenmisti. Bunlardan Selçuk Hatun. Bu bakimdan günün ekonomik. sadece bununla da iktifa etmiyor. Ogullarindan Kasim ve Ahmed. Musa Çelebi'nin ancak pencerelere kadar insa ettirebildigi camiyi (Eski Cami) tamamlamisti. Çelebi Mehmed'in diger kizlarina gelince bunlar. Evliya Çelebi. Fakat Timur-i bî nûr (Nursuz Timur) hadisesinde bu cami na tamam kalmagla onu da Çelebi Sultan Mehmed itmam edüb sevabini babasi Yildirim Han ruhuna hibe etmisti. SULTAN MEHMED'IN HAYRATI Çelebi Sultan Mehmed. cami. 848 (1444) de vefat etmistir. Ahmed. Ikinci Murad'in hükümdarligi zamaninda Karamanogullari'ndan Ibrahim. Yusuf ve Mahmud adlarinda alti oglu ile yedi kizi olmustur. Hafsa. hükümdarin kendisi hayatta iken vefat etmislerdi. Kizlardan biri de Varna muharebesinde sehid olan Karaca Bey ile evlenmistir. Fakat daha sonralari Bursa'da çikan bir veba hastaliginda ikisi de vefat etmislerdi. Gerçi bundan kadim Mihal köprüsü dibinde Yildirim Han Camii vardir. 890 (1485) yilinda epey yaslanmis olarak vefat etmistir. Yusuf ile Mahmud ise henüz küçük yaslarda idiler. Isa ve Ali Beyler ile evlenmislerdi. Edirne'de Emir Süleyman'in temelini attigi. Nitekim Hoca Saadeddin Efendi'nin "her cuma günü fukarayi it'am ve ehl-i ihtiyaca in'am-i amm edüb" dedigi Çelebi Sultan Mehmed. Isfendiyar Bey'in diger oglu Kasim Bey ile evlenmistir. Ikinci Murad'in hükümdarligi zamaninda saltanat iddiasina kalktigi için Iznik'te yakalanarak bogdurulmustu.

bir medrese ile yoksullar için bir imâret tesis ve her ikisine de padisahlara layik bir cömertlikle gelir (vakif) tayin etmistir. Asya'daki merkezinde yeni bir cami yaptirmaya basladi. Caminin yaninda Çelebi Sultan Mehmed'in türbesi bulunur. Bunun sekiz yönünde. Büyük harcamalarla ortaya çikan bu cami. gerek onu süsleyen oymalarin inceligi bakimindan. Pencerenin altina cami içinde genis ve kare seklinde bir havuz tesadüf eder. çok güzel bir bahçenin ortasindadir. karsisindaki kapinin güzelligi ile boy ölçüsebilir. Sultan Mehmed'e "Çelebi" ünvaninin verilmesi onun buyrugu ile yapilan anitlardaki sanat sevgisinden ve ince zevkten dolayidir. Zamaninda kubbeler ile minareler yesil çini ile kaplanmis olduklarindan. Duvarlara da "el-Esmau'l-Hüsna" naks edilmisti. Kirmizi mermerden oyulmus mihrabin zerafeti. Minberin oymalari çiçek. FETRET DEVRI Fasila-i Saltanat olarak da bilinir. distan ve içten yesil çini ile kaplanmistir. . Havuzda da dülger baliklari yüzermis. dedesi Murad Hüdavendigâr'in Bursa'da baslatip Yildirim Bâyezid'in yarim biraktigi büyük ve hasmetli camii de tamamlatmistir. Yirmi besincinin ortasinda yüksek ve çevresi yirmi ayak tutan yuvarlak bir pencere vardir. Binanin iki ucunda iki minare yükselir. Bursa sehrinin baslica güzelliklerinden biridir. gök renginde bir zemin üzerine gümüs harflerle yazilmis Kur'an âyetleri bulunmaktadir. Camiin içini bezeyen çiniler de pek nefistir. kapi süsleri göz alicidir. Temeller. dibinden bir insan boyu kadar yaldizlanmisti. Bursa ve Edirne'de iki büyük camii tamamlatinca. kuslarin cami içine girip yuva yapmalarina engel olmak üzere açik olan yerlere bakir tellerden bir kafes yapilmisti. bu çiniler güneste zümrüt gibi parlar ve yapiya periler sarayi görünümünü verirmis. bu padisahin sultanlik çaginin bir belirtisi olarak günahtan sakinma ve sanat sevgisinin maddi ve devamli bir delilidir. Istanbul ve Edirne camilerinden bu havuzla ayird edilir. Çelebi Sultan Mehmed'in Yesil Camii. Yesil-îmâret Camii adi ile söhret bulan bu mabed. Yapinin duvarlari. gerek yapilisinda kullanilan mermerlerin az bulunusu. Bu iki yapinin yakininda Birinci Mehmed. kardesleriyle girdigi mücadelede basarili olarak yönetimi yeniden ele geçiren Mehmed Çelebi son vermistir. Bundan dolayi bu cami Yesil imâret adini almistir. yaprak ve hatta ince islenmis elbise yakalari seklinde idi. Eskiden. Istanbul ve Edirne'deki camilerden hiç birinin yukaridan penceresi olmadigi gibi berrak ve devamli akan bir suyun verdigi serinlik te yoktur. Yildirim Bayezid'in Ankara Savasi'nda (28 Temmuz 1402) yenilmesiyle baslayan bu döneme. kapi ve pencerelerin içine takildigi kirmizi mermerler üzerine islenmis yazilar. Osmanli ülkesinin mukaddes mabedleri arasinda sadece Sinop Camii'nde buna benzer bir minber vardi. Sultan Mehmed. meyve. Sekiz köseli bir sekilde olan bu türbe. Bursa Camii. Bu mânâda kendisine "Çelebi hükümdar" denmistir. Bunlarin üzerine yazilmis Kur'an âyetleri fevkalâde güzeldir. Bu camiin duvarlarinin bütün cephelerindeki renkli mermerler.Sultan Mehmed. yirmi bes bölmeye ayrilmis olup bunlardan yirmi dördü birer kubbe ile örtülmüstür.

Bununla beraber hâlâ Timur âfetinden kalma ve islemekte bulunan bazi yaralarin bulunduguna isaret etmek gerekir. mülkî ve hukukî mekanizmanin istikrarli bir sekilde intizam ve ahenkle yürüyen bir devir olmustu. Ileride de temas edilip görülecegi gibi onun yönetimde bulundugu dönem. babasi Çelebi Sultan Mehmed (Birinci Mehmed)'in vefati üzerine daha 17 veya 18 yasinda bir delikanli iken Osmanli tahtina geçip idareyi eline almak zorunda kaldi. hem de kudretine saygi göstermeleri. Sehzadelerden ilk olarak Mehmed Çelebi harekete geçti. Osmanli topraklarini ise 4 sehzade arasinda paylastirarak Anadolu'dan çekildi. Orta Anadolu'daki Türkmen beylerini safdisi birakarak güçlü bir Türkmen ordusu kurdu. babasi Çelebi Mehmed'in. Genç yasi. Ikinci Murad'i ordunun yegane hâkimi durumuna getirmisti. Anadolu'da daha önceden bulunan ancak Osmanli topraklarina katilan eski Anadolu Beyliklerini yeniden canlandirdi. Gerçekten henüz on iki yaslarinda iken Seyh Bedreddin Mahmud isyaninin bastirilmasinda oynadigi önemli rol. Bunun için de hükümdar. oglunun yasina göre vaktinden önce tahta çikabilecegini ve buna lâyik olabilecegini sezdigi belirtilmektedir. Çelebi Mehmed ise Amasya'da kendi hükümdarliklarini ilan ettiler. yakisikliligi. zaferden sonra sekiz ay kadar Anadolu'da kalarak Osmanli topraklarini yagmaladi. veliahdin savaslar ve iktidarin zorluklari ile karsilasmasini arzulamistir. babasinin tasarilarina da uygun düsüyordu. Oglunun erken yaslarda tahta geçmesi. Timur. Yildirim Bayezid ile birlikte Musa çelebi ve Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa) Timur'a tutsak düstüler. Yas bakimindan çocukluktan henüz çikmis olan Ikinci Murad. oglunun. kendisinden daha yasli ve tecrübeli savasçilar ile bilhassa vasisi durumundaki Bâyezid Pasa ile yaptigi tartismalarda son derece yumusak basli davranmasi ve çocuksu görünüsüyle askerlerinin onu hem kalpten sevmeleri. Onun manevî etkisine yakisikliligindan . Böylece Osmanli Topraklari bölünmüs oldu. gögüs gögüse olan savaslardaki mahareti. Ilk çarpisma ise Musa Çelebi ile Isa Çelebi arasinda Bursa'da meydan geldi. Savasa katilan diger sehzadelerden Isa Çelebi Balikesir'de. oldugu gibi ogluna da geçmisti. idarî. SULTAN IKINCI MURAD DÖNEMI 1404 Haziran'inda Amasya'da dünyaya gelen Murad. Bu olay sehzadeler arasindaki mücadelenin kizismasina yol açti. iliskilerindeki zerafet ve nezaket.Ankara Ovasi'nda yapilan savasin kötüye gittigini gören Yildirim bayezid'in ogullarindan Süleyman Çelebi. Babasinda görülen muntazam yüz hatlari. hükümdarlarin görmesi gereken egitimden geçirilmesini istemis. Murad Pasa ve yeniçeri agasi Hasan Aga ile birlikte kendine bagli olan birlikleri de yanina alarak Edirne'de saltanatini ilan etti. diger kardeslerini safdisi birakarak Osmanli Imparatorlugunu yeniden bir birlik altinda toplamistir. Çelebi Mehmed. hem savas sanatinda hem de siyasî deha ve anlayista çocukluktan çok uzakti. yanina Sadrazam Çandarli Ali Pasa. Musa Çelebi Bursa'yi alarak hükümdarligini ilan ettiyse de kisa bir süre sonra Isa Çelebi Bursa'yi yeniden ele geçirdi.

Iste Çelebi Sultan Mehmed. saltanat degisikliginin meydana getirecegi nazik durumdan yararlanmaya yeltendi. Bu sebeple Bizans. daha babalarinin sagliginda ölmüslerdi. büyük oglu Murad'i lalasi Yörgüç Bey ile bu mühim vilayetin basina gönderiyordu. küçük kardeslerinin kendisine teslim edilmesini ister. Sirp ve Bosna Krallari. Mustafa Çelebi (Düzme Mustafa)'nin elde bulunusundan istifadeyi temindi. iki kardesi. Mora Despotu ve Venedik Cumhuriyeti gibi devletlerin tamamina özel elçiler ile mektuplar gönderip kendisinin Osmanli tahtina geçip hükümdar oldugunu bildirir. kendi basinda bulunan hükümdarda görmek istedigi. Sultan Murad'in. Isfendiyar beyleri ile Misir Sultani. Osmanlilar'in dogu sinir vilayeti olup o dönemlerde fevkalâde bir önemi haiz idi. Hükümdar olduktan sonra çevresinde bulunan beylikler ile politik bakimdan önemli olan Karaman. Imparator Manuel. yeni sultani karsilamak üzere sehrin disina çikarlar. Yildirim Bâyezid'in damadi Seyh Emir Buharî hazretleri kendi eliyle kiliç kusatip hükümdarligini ilan eder. idaresinde bulunan Amasya kuvvetleri ile Börklüce Mustafa isyanini bastirmak üzere Saruhan ve Izmir taraflarina hareket emrini almisti. 1410 yilina kadar Amasya sarayinda kaldi. Akkoyunlu ve Karakoyunlu emirleri. Sonra babasi Çelebi Mehmed ile Bursa'ya. Mentese. 1413'te de Edirne'ye gitti. imparatorun elçisi Çelebi Sultan Mehmed'in vasiyetine istinaden Murad'in. devlet ileri gelenleri ile yeniçeriler tarafindan kendisine bey'at edilen Murad Bey. Germiyan. Bunlari. Bu yüzden Osmanli sultani. bu duygusunu her zaman açiga vuruyordu. Bursa'da. babasinin ölümünden kirk gün sonra Osmanli tahtina geçip hükümdar olan Murad'a. Dulkadir. Çelebi Sultan Mehmed'in ölümünden ancak o zaman haberdar olan Yeniçeriler. Osmanli toplumunu taht hakkinda tereddüde düsürecek yasta baska erkek kardesi yoktu. küçümsenmeyecek miktarda Türkmen ve Mogol göçebeleri vardi. Macar Krali Sigismond. Tayininden bir yil sonra Murad. Onun. Fakat Bizans devlet adamlarinin Osmanlilar'daki saltanat degisikliginin meydana getirebilecegi ilk günlerdeki saskinlik havasindan faydalanmak istemeleri. Murad. 12 yasina girince Rum vilayeti beyligi ile Amasya'ya geldi. babasinin cenazesini muhtesem bir törenle Yesil Cami yanindaki türbesine defn ettirip bir hafta yas tutulmasini emr eder. tabiatin taci olan yakisiklilik. 25 Haziran 1421'de.ileri gelmis bir tesir de eklenmisti. Sadece çocuk denebilecek yasta iki küçük kardesi kalmisti. Velhasil. onunla birlikte saraya kadar gelip huzurunda geçit resmini tamamladiktan sonra bagliliklarini bildirirler. Tahta geçtigi sirada babasi gibi baris temayülünde oldugu anlasilan Sultan Ikinci Murad'in bu barisçi arzusu. bir milletin. özellikle Bizans tarafindan farkli bir anlayisla yorumlanacaktir. Çünkü burada. merkezin kontrolü altinda tutabilmek pek kolay bir is degildi. Bizans'tan. Bizans Imparatoru ile Eflâk ve Bogdan Voyvodalari. Tokat. Babasi tarafindan. hemen hemen her zaman oldugu gibi. Amasya. Sivas. Çorum ve Osmancik bölgelerini içine alan Rum veya Danismendiye vilayeti. Bunlar da daha sonra vebadan öleceklerdi. Buna göre. Hindistan hükümdari. Sultan Murad'i mücadeleye hazirlanma mecburiyetinde birakti. sarktaki gelismeleri çok dikkatle takip etmek zorunda idi. Alman Imparatoru. babasinin ölüm haberini alinca Amasya ile Bursa'yi birbirine baglayan uzun yolu süratle asip Bursa'ya yetisir. bir koz olarak elinde tuttugu Mustafa Çelebi vasitasiyle Murad'dan bazi menfaatler temin etmek istiyordu. Barisi seven bir kimse olarak Sultan Murad. bu sefer de. Çelebi Sultan Mehmed'in iki küçük oglunun (Yusuf ve Mahmud) Bizans'a gönderilme isi. bütünüyle Ikinci Murad'da toplanmisti. Müslüman ve Hiristiyan devletlere elçiler gönderen Sultan II. Yeniçeriler. Sultan Murad'i tebrik için gönderilen elçiye verilen gerçek talimat. sadece bir vasiyet . Sehzade Murad. Karaman Beyi ve Macarlarla birer baris antlasmasi yapar. Daha önce de temas edildigi gibi. ileride hükümdar olabilecek sekilde yetistirilen Murad.

müslüman olmayanlar yaninda terbiye ve egitim görmesinin Seriat-i Muhammediye'ye aykiri oldugu. Limni adasindaki sürgün hayatindan sonra böyle bir devlet kusunun basina konmasina sevinen Mustafa Çelebi. onu hükümdar olarak taniyacakti. Bizans Imparatoru'nun sözünden çikmamak. entrikali siyasetinin Müslüman Türkler arasinda çikaracagi nifaktan büyük faydalar umarak Mustafa'ya bazi sartlar teklif edince bunlar büyük bir istiyakla kabul edilir. Nitekim elçinin sehzadelerle ilgili talebine veziri azam ve Rumeli beylerbeyi olarak islerin idaresini elinde bulunduran Bâyezid Pasa. memleketinin içinde bulundugu acikli durumu ve güçlü bir düsmanin öfkesini üstüne çekmekle kendisini tehlikelere atmis olacagini hesap etmeksizin Dimitrius Laskaris Leontarius'u iyice silahlanmis on kadirga ile Limni adasina gönderir. Daha önce de temas edildigi gibi Mustafa Çelebi. Yapilan bu pazarliga göre Mustafa ve onun kader arkadasi olan Izmiroglu Cüneyd serbest birakilacaklardi. Öte yandan babalan Ilyas Bey tarafindan Osmanli sarayina gönderilmis bulunan Menteseogullari'ndan Ahmed ve Leys de bu karisikliklardan istifade ile kendi memleketlerine dönmüs ve bagimsizliklarini ilan edip kendi adlarina bastirdiklari paralara Osmanli hükümdarinin adini koymamak suretiyle onu tanimadiklarini gösterdiler. Leontarius.olduguna göre iki devlet arasinda taahhüde bagli olmayan bir mesele idi. Buna göre sayet Mustafa basarili olursa Gelibolu ile Istanbul'un kuzeyinde Bogdan sinirina kadar Karadeniz kiyisindaki bütün sehirler ile güneyde Erysus ve Aynaroz'a kadar olan yerlerin tamamini Imparatora geri vermeyi taahhüd etti. daha önce alinan vâsilik kararina uyulmayarak sehzadeler Tokat'a gönderilir. imparator adina burada adeta bir sürgün hayati yasayan Mustafa Çelebi ile pazarliga girisir. Keza taarruza geçen Isfendiyar Bey de Osmanlilar'in himayesi altinda Çankiri. kendisi için utanç verici olan bu antlasmayi imzaladiktan ve yemin ile de onu teyid edip saglamlastirdiktan sonra Leontarius. oglunu rehine olarak onun yarlina vermek ve Osmanlilar'a ait bazi yerleri Bizans'a terk etme karsiliginda Imparatorun adami ile bir antlasma yapmisti. Iki taraf arasinda gerçeklestirilen bu . hükümdarliginin ilk iki yilini iç isyanlari bastirmak ve ülke birligini yeniden tesis etmekle geçirdi. Böylece. Zira günün siyasî sartlari bir müddet için onu böyle davranmak zorunda birakmisti. Bu hareketi ile Sultan Ikinci Murad'a karsi cephe alan Bizans'la birlikte Anadolu beylikleri de yeni hükümdarin babasi olan Mehmed Çelebi'nin yaptigi ilhaklari geri almak ve Osmanli tabiiyetini tanimamak suretiyle ayaklanip Anadolu birliginin bozulmasina sebep oldular. elçilerine verilen bu cevabi ögrenince. Hamideli de Karamanoglu tarafindan isgal edildi. Böylece Mustafa. Bizans kurnazligindan baska bir sey degildi. tekrar Bizans'a vermeyi kabul ediyordu. saltanati ugruna bol bol vaadlerde bulunur. Nitekim Germiyanoglu II. Bu hareketin gerçeklesmesi için de Imparator ona yardim edecekti. Bunu bir hak isteme seklinde ileri sürmek. Aydinoglu ile Saruhanoglu eski topraklarindan bir kismini ellerine geçirmislerdi. Mustafa. Kalecik ve Tosya'da hüküm süren oglu Kasim'i buralardan kovmustu. Sultan Murad'i tanimayarak Mustafa Çelebi'nin tarafini tuttugu gibi. büyük emeklerle elde edilmis bulunan topraklan. tahtin mesru vârisi olarak kabul edilecekti. Gerek kendisi gerekse devleti için en büyük tehlike Mustafa Çelebi'nin isyani idi. Anadolu birligine vurulan darbe bu kadarla da bitmiyordu. bu bakimdan efendisi imparatora bu vâsilikten vaz geçerek kendisi ile iyi iliskilerini devam ettirmesini rica eyledigini" söyler. Buna karsilik Imparator da Ikinci Murad'i degil. 15 gemiden mütesekkil bir filo ile onu ve yandaslarini Gelibolu önlerine çikarir (Eylül 1421). Manuel. Bizans tarafindan tertiplenen ve Osmanli ülkesini bölmeye yönelik olan Sehzade Mustafa isyani ile ugrasirken bu oldubittilere karsi sessiz kalmak ihtiyacini hissetmisti. padisah adina "Müslüman evladinin. MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI ve ÖLDÜRÜLMESI Sultan Ikinci Murad. Mustafa. Yakub Bey. Sultan Murad. Imparator.

galib gelince Mustafa kadirgadan inip karaya çikar.antlasma geregince Imparator. Gelibolu yolu kapali oldugundan Bâyezid Pasa kis mevsiminde Istanbul Bogazi'ndaki Güzelcehisar (Anadoluhisari)'dan Rumeli yakasina geçer. Bâyezid Pasa'nin öldürülmesinden sonra bütün askerleri. Izmiroglu Cüneyd Bey ile Leontarius'u kale önünde birakarak Aynaroz taraflarina dogru yürüyüp bazi yerleri ele geçirmisti. Gelibolu halki ve civardakiler. Mustafa Çelebi'nin Gelibolu'dan çikip geldigini duyunca onu Sazlidere mevkiinde karsilar. komutanlarin ve Rumeli Beylerbeyi'nin Mustafa Çelebi'ye iltihak ederek onu hükümdar olarak kabul etmeleri geliyordu. Bu uygulama. Yaninda büyük bir kuvvet yoktu. Edirne'ye gitmesi için kendisine yol verilmesini ve hükümdar olarak taninmasini ister. Sultan Murad. Onu. Timur ile yapilan savasta aldigi yaralari göstererek Bâyezid Pasa'yi kendine baglayip vezir tayin etmek istediyse de çok geçmeden Evrenos ogullari ve Cüneyd Bey'in de tesviki ile onu Sazlidere'de öldürtür. askerin hosuna gider. geçtigi yerlerde Mustafa Çelebi'ye iltihak ediyordu. Gelibolu halkinin ileri gelenlerini davet ederek kendisinin Yildirim Bayezid'in oglu oldugunu. yetiskin bir kimsenin tahta geçmesi arzusu bulunmaktadir. Bundan sonra parlak bir . 15 gemiden mütesekkil bir filo ile Gelibolu önlerine çikaran Leontarius. Mustafa Çelebi'nin. hem beylerbeyi olmasi hem de Rumeli beylerini yakindan tanimasi sebebiyle Bayezid Pasa'nin Mustafa Çelebi üzerine gönderilmesini teklif ederler. bu hareketi ile Bizans adina büyük bir basari saglamis oluyordu. Bununla beraber bu meseleye sadece yasça küçük veya büyük olma açisindan bakmamak gerekir. Ali ve Oruç Beyler adindaki üç oglu bir görüsme yaparlar. Mustafa Çelebi. her birine elliser akça harçlik tayin ederek yeni bir teskilat kurmaya muvaffak olur. Zaten onun kisa zamanda muvaffak olmasinin ve kuvvetlerinin çogalmasinin en önemli âmili Rumeli bey ve komutanlarinin kendisine katilmalari idi. Mustafa Çelebi. askerin. Iki taraf arasinda siddetli muharebeler oldu. Cüneyd Bey'in fikir ve yardimi ile Rumeli'nin "Yayasini" "Müsellem" hale getiren Mustafa Çelebi. Bu görüsmede Ibrahim Pasa ile Haci Ivaz Pasa. Mustafa Çelebi'ye bey'at ettilerse de Sahmelek komutasindaki kale muhafizlari kaleyi teslim etmediklerinden Mustafa Çelebi. Mustafa Çelebi tarafina geçen bu Pasa da sehzadeye iltihaka mecbur olur. Geceyi kadirgada geçiren Mustafa Çelebi. Askeri. Mustafa Çelebi'nin kuvvetleri Gelibolu'ya çiktiklari zaman karsilarinda Sultan Murad'in kuvvetlerini buldular. ilk iki vezirin teklifi üzere babasinin en güçlü vezirlerinden olan Bâyezid Pasa'nin gitmesini uygun görür. Ama muharebe yeniden devam edip siddetlenir. Mustafa Çelebi'nin yaptigi tahribat ve kazandigi basari haberleri Bursa'ya ulasinca Sultan Murad'in huzuru ile Vezir-i Azam ve Beylerbeyi Bâyezid. Müslüman kani akitilarak zapt edilmis olan topraklari Bizans'a terk etmeyi kabul eden bir antlasma imzaladigi ve devletin birligini bozacak iddialarla ortaya çiktigi halde Rumeli beylerinin ona iltihak etmesi dikkati çekecek bir noktadir. Böylece. Timurtas Pasa'nin ogullari ise bizzat padisahin gitmesini söylerler. Bazi tarihçilere göre bunun sebebini henüz on sekiz yasinda bulunan bir delikanlinin yerine. gün geçtikçe kuvvetleri de çogalip büyüyordu. Bölge halkini etrafina toplamayi basaran Mustafa Çelebi. Edirne tarafina gidip orada da kuvvet topladi. yaninda Izmiroglu Cüneyd Bey ve maiyetine ilaveten bir kisim Rum kuvvetleri de oldugu halde Gelibolu'ya gelir. Bu arada önemli olan mesele Rumeli'de sadece halk tabakasinin degil. Mustafa'nin kuvvetlerine kumanda eden Cüneyd Bey. Limni adasinda sürgün hayati yasayan Mustafa Çelebi'yi Gelibolu önlerine çikarip ona yardim edecekti. üçüncü vezir Haci Ivaz Pasa'larla Timurtas Pasa'nin Umur. Halk. Vardar Yenicesinden sonra Edirne'yi de ele geçirmek suretiyle Rumeli'ne hakim olacakti. ikinci vezir Çandarlizâde Ibrahim. Mustafa'nin tarafina geçerler.

Gelibolu'nun Imparatora teslim edilmedigi haberini alinca o da bu firsattan istifade etmek ister. Bölge. Burasi on sene müddetle kendisine verilmisti. Osmanlilar'dan önce Foça'daki sap madenlerini isletiyor ve Saruhanogullari'na her sene bir miktar para vererek buradaki kalede ikamet ediyorlardi. kazandigi zaferin sarhoslugu içinde kendini zevk ve eglenceye kaptirmisti. Adorno. buraya asker ve mühimmat koymaya hazirlanirken. ancak böyle bir harekette bulunmasinin Müslüman halk arasinda büyük bir infiale sebep olacagini bu yüzden halkin kendi padisahligini tanimayacagini söyler. Cenevizliler. Çelebi Sultan Mehmed'in sagliginda Foça'da Jan Adorno adinda bir podesta bulunuyordu. Gelibolu kalesini tahkim ederek donanmaya komutanlar tayin eder. Sultan Murad'in. Fakat Imparator. Bu durum. Gerçekten de Sultan Murad. Artik Rumeli'nin bütün beyleri ve kuvvetleri onunla beraberdirler. bundan sonra Anadolu'ya geçmek üzere Gelibolu'ya tekrar hareket eder. Izmiroglu Cüneyd Bey yetiserek buna mani olur. daha önce kardesi Çelebi Sultan Mehmed tarafindan devlet hazinesine konmus bulunan servete el koyarak sefahata baslar. Mustafa Çelebi. Sultan Murad tarafini tutup onu tesci' etmis. kaleyi Dimitrius Leontarius'a teslim etmek zorunda kalir. Bu Ceneviz kolonisi. burada hükümdarligini ilân eder.tören ve muzaffer bir eda ile Edirne'ye giren Mustafa Çelebi. Çelebi Mehmed'in vefatindan sonra ortaya çikan Mustafa Çelebi hadisesi esnasinda. Osmanlilar'a geçtigi zaman bu vergiyi Osmanlilar almaya basladilar. Dimitrius. Bâyezid Pasa'nin ölümünden sonra Vezir-i Azam olan Çandarlizâde Ibrahim Pasa'yi elçi olarak Istanbul'a gönderir. ayni hükümdarin 1422 Istanbul muhasarasina beraberinde yüzlerce dervis ile bizzat istirak etmistir. Çelebi Sultan Mehmed'in ölüm haberini alinca bu firsattan istifade ile borcundan kurtulmak isteyerek Sultan Murad'a mektuplar yazar. Bunun üzerine Mustafa Çelebi'ye bas vuran Dimitrius'a. Foça'lilarla da anlasan Sultan Murad'a karsilik Mustafa Çelebi. maden isi aksamis ve Jan Adorno yillik imtiyaz bedelini ödeyememisti. Mustafa Çelebi'nin Sazlidere basansini haber alan Gelibolu muhafizi. Gelibolu ile iki sehzadenin kendisine teslim edilmesinde israr ettigi için bir anlasmaya varilamaz. Askerinin hizmetlerine karsilik. durumu Imparatora anlatir. Rumeli'deki bütün sehir ve merkezler. Mustafa Çelebi. kendisinden daima hayir dua bekledikleri ve kendilerine kiliç kusatan Emir Sultan'dan manevî yardim talebinde bulunur. dogudaki diger Ceneviz kolonileri gibi belli bir süre tayin edilen podesta (vali. Böylece. Yildirim Bâyezid zamaninda Bursa'ya gelen ve kaynaklarin ifadesine göre bütün Osmanli padisahlarinin kendisine hürmet ettigi. Bunun için. komiser) veya konsoloslar vasitasiyle idare ediliyorlardi. Mustafa Çelebi'nin kendisini atlatarak Gelibolu'yu vermemesi üzerine onu terk edip Sultan Murad'la anlasmak ister. Buradaki isleri yoluna koyduktan sonra Edirne'ye dönerek. Bu mektuplarda o. onun hükümranligini tanidilar. Mustafa Çelebi tarafindan kazanilan basarilardan bir hayli telasa düstügünü göstermektedir. Adorno. Bunun üzerine Istanbul'a dönen Dimitrius Leontarius. Mustafa Çelebi. Murad ile amcasi Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa) arasindaki mücadelede. Foça madenlerini islemek karsiliginda senede yirmi bin altin üzerine Çelebi Sultan Mehmed'le anlasmisti. împarator. Bu siralarda Bursa'da bulunan Sultan Ikinci Murad. Buradan elde edilen saplari da Avrupa piyasalarina ihraç ediyorlardi. kendisini kadirgalarla Anadolu'dan Rumeli'ye geçirebilecegini ve kendisine hiç kimsenin yapamadigi hizmeti yapacagini söylemisti. Murad tarafindan memnuniyetle karsilanan bu teklif. zamani gelince iyi bir sekilde degerlendirilecektir. Gelibolu'yu Imparatora teslim edecegine dair verdigi sözü unutmadigini. . Verilen bilgiye göre Emir Sultan.

Mustafa Çelebi. oradan da ordu ile Ulubat önüne gelmisti. Bu zat. korkmaya baslar. Mustafa'nin taraftarlari bunu. Çelebi Mehmed zamaninda akinci beyliginde ve divanda bulunmustu. burada üç gün kaldiktan sonra Bursa'ya dogru harekete geçer. aleyhinde silahlandigi genç padisahi da unutacak ve Edirne'de hareketsiz oturup duracakti. Bu görüsmeden haberdar olan Mustafa Çelebi. Çünkü sonucundan ümidini kestigi bir tesebbüsün sonlarindan. Mustafa Çelebi. O.onlari mükâfatlandirmayi aklina bile getirmiyordu. Böylece Mustafa'nin ordusunun sol kanadi denize dayanmis. Onlar bu tarafa gelmeden önce biz karsi tarafa geçelim. Her bakimdan düsmanlarimizdan üstünüz. . Murad hükümdar olup. Mustafa Çelebi'nin geçmesine mani olmak istediyse de bunda muvaffak olamaz. Bu üç gün içinde Mustafa. Bunu haber alan Sultan Murad. sag kanadi da Ulubat gölü ve batakliklari ile kapanmis bulunuyordu. yeni bir hainlikle kurtulmak niyetinde idi. Ulubat çayinin kiyilarina yaklasir. Rumeli beylerinden. Bu sirada Mustafa. sinirlerinin fazlasiyla gerilmesinden dolayi bir burun kanamasina tutulur. Mihaloglu Mehmed Bey. Bursa'dan çikarak Ulubad'a gelir. Sultan Murad'in müttefiki olan Cenevizlilerin donanmasi. derhal kuvvetlerini toplayarak 20 Ocak 1422'de Gelibolu'ya gelip Lapseki'ye geçer. Mustafa'ya: "Murad. Cüneyd'in kardesi oldugu söylenen Hamza Bey de vardi. Onlar bu tarafa geçerlerse. Bu karsilasmada hiçbir taraf üstünlük saglayamaz. Bu korku. Sultan Murad'in ordusunda Mihaloglu Mehmed Bey de vardi. Sultan Murad'in hazirliklarini bildirerek kendisini tembelliginden uyandirmamis olsaydi. Cüneyd. kalbinde büyük süphelerin meydana gelmesine sebep olur. tahta çikisinda kendisine kiliç kusatan Emir Sultan'in kendisi için dua etmesini ister. Mihaloglu'nun istegi dogrultusunda hareket edeceklerine söz verirler. Böylece Mihaloglu. Murad'in tarafina geçeceklerine dair söz almis oldu. Murad. Musa Çelebi'nin Rumeli'deki saltanati zamaninda onun beylerbeyi yani ordu komutani idi. bir gece Ulubat çayinin kenarina gelerek Rumeli akinci beylerini isimleri ile çagirmaya baslar. Bununla beraber el altindan Çelebi Mehmed'e taraftar idi. Biz de Edirne'de hiç bir hazirlikta bulunmadan oturuyoruz. Iki taraf. Ulubat deresi üzerindeki köprüyü keser. Ali ve Oruç Beylerle. akinci beylerine padisahlarinin oglunu terk ederek bir düzme hükümdara tabi olduklarindan dolayi sitemde bulunur. Imparatorla pazarlik halinde bulunuyor. çay kenarina gelerek ölmüs oldugunu sandiklan Mihaloglu'nun sag oldugunu anladilar. bizim için felaket olur. eski söhretli Rumeli beylerinden olan Mihaloglu'nun serbest birakilarak gönlünün alinmasini ve bunun Rumeli akinci beyleri üzerindeki nüfuzunun büyüklügünden söz ettiler. Sultan Murad'in maiyetinde Haci Ivaz Pasa ile Timurtas'in üç oglu Umur. Mustafa Çelebi hadisesi ortaya çikinca Murad'in devlet adamlari. üstelik Frenklerle de anlasiyor. Bunun üzerine Mihaloglu Mehmed Bey derhal Tokat'tan alinarak Bursa'ya getirilmis. Mustafa Çelebi'nin yaninda on iki bin atli ve bes bin yaya vardi. Gerçi O." diyerek onu ikaz ediyordu. Seyh Bedreddin Mahittud olayinda Tokat kalesinde hapsedilmisti. Bunlar. Hatta öylesine ki sayet Cüneyd. Ulubat suyu önünde ve suyun iki kiyisinda karsilasirlar. Cüneyd. bu düsünce ve bunun mahsûlü olan hareketleri ile daha çok kendi menfaatlerine hizmet ediyordu. Bu sitem karsisinda onlar. Emir Sultan da üç gün üst üste dua edip zaferin Murad'a ait olmasi niyazinda bulunur. bu sözleri ile düsmanlari olan Sultan Murad'in Cenevizlilerle birlikte Avrupa'ya gelmeden önce kendilerinin Asya'ya geçmesini ögütlüyordu. savasa hazirlanmakla beraber. onun yenilecegine bir isaret sayarlar.

Gelibolu'daki vasitalarin Anadolu sahiline geçmemeleri için onlari da karaya çektirmek suretiyle kendi konumunu emniyet altina alip sahillere muhafizlar tayin eder. çadirlarinda isiklan yanar durumda biraktiklarindan. Bu korku sadece orduda degil. O. Sultan Murad. Gelibolu sahilinde bulunan Mustafa Çelebi. Mustafa'nin askerlerini dehsetli bir korku sardi. kisa zamanda tesirini göstermis ve Mustafa Çelebi'nin. Haci Ivaz Pasa'dan gelen mektup ise onun bu süphelerini büsbütün artirmisti. bizzat Mustafa'nin kendisinde de vardi. hazir durumda beklemekte olan yedi kadirga ile bogazi geçip Lapseki'ye gelir. Onlarin bu mektubunda da dostluklar hatirlatiliyor ve Rumeli beylerinin Mustafa Çelebi'yi yakalayarak Sultan Murad'a teslim edeceklerine temas ediliyordu. mektupta kendi sadakatinden bahs ettikten sonra Rumeli beylerinin Murad'la ittifakindan ve gününü tayin ettikleri bir baskinla ansizin kendisini yakalayacaklarindan inandirici bir sekilde söz eder. Bunun üzerine durumu Cüneyd Bey'e açar. Bunun kaçmasindan sonra Ulubat nehri üzerine kurulan köprüden karsiya geçen Rumeli beyleri ve akinci tavcilari (timarli akincilar) gelip Sultan Murad'a bas egdiler. karsi sahile geçmek üzere onlara yardimci olacak bir vâsita da yoktu. daha önce anlastigi Foça Ceneviz Beyi Adorno'ya vaziyeti bildirerek derhal harp gemilerini göndermesini ister. Mustafa Çelebi'ye gizli bir mektup gelir. Ceneviz gemilerinin yaklastigini görünce Adorno'ya bir adam göndererek Murad'i karaya . Sultan Murad'in önünde diz çökerek. Aldatilmak suretiyle hiç kimseye güveni kalmayan Mustafa Çelebi. bes yüz kadar maiyeti ile kadirgalarin en büyügüne biner. bir an evvel Rumeli tarafina kaçip kurtulmak istiyordu. Yirmi yedi bin Bizans altini tutan bu borç. Sahile inen Mustafa Çelebi. Cüneyd ise bu isin sonunu iyi görmediginden. Gelibolu limanim da tahkim eden Mustafa Çelebi. Mustafa Çelebi kaçarken Biga çayi önüne gelerek mevsim sartlan geregi nehrin taskin olmasindan dolayi Biga kadisinin yardimiyla ve bir hayli altin karsiliginda geçidi bulup karsi tarafa geçmeye muvaffak olur. bir gece Mustafa'nin ordusundaki herkes uyurken. gidisleri ancak safak vakti anlasilabildi. Ama Anadolu sahilinden. Giderken takip edilmemesi için Anadolu sahilinde ne kadar nakil vasitasi varsa hepsine el koyar. Kaçaklar. Sultan Murad tarafindan aff edilerek Adorno'nun eline bir belge verilir. Fakat Sultan Murad. Bu esnada Sultan Murad'in ordusunda borazan ve davullarin çalmasi da ondaki bu düsünceyi kuvvetlendiriyordu. Böylece. kendisine hiç tereddüd göstermeden ve sicagi sicagina Mustafa Çelebi'nin takib edilip bu isin bitirilmesini teklif ederler. Aydin ve havalisinin kendisine verileceginden bahs ediliyordu. orada bulunan gemilere binerek Gelibolu tarafina hareket eder. sap madenleri sebebiyle Osmanli hazinesine olan borcunun bagislanmasini rica eder. Bundan baska Timurtas Pasa ogullarindan da Cüneyd Bey'e bir mektup gelmisti. gümüs ve altindan en degerli esyasini alarak. Mustafa Çelebi. Adorno. harp etmeksizin savas alanina muzafferâne bir sekilde sahip olan Sultan Murad'in adamlari. silah arkadaslarindan kendisine en çok bagli olan yetmis kisi ile oradan çikip Aydin yolunu tutar. Diger kadirgalarda da Türk ve Frenk askerleri bulunuyordu. Cüneyd'in Murad tarafina geçtigini zannetmisti. Gemilerle denizin ortasina gelindiginde Adorno. Rumeli beylerinin Mihaloglu Mehmed Bey ile görüsmelerinden süpheye düsmüstü. Bu haber orduda hemen yayildi. Cüneyd Bey. Cüneyd'den süphelenerek ona karsi güvensizlik duymasina sebep olmustu.Tam bu esnada Vezir Haci Ivaz Pasa'dan. "Harp hiledir" kaidesince uygulanan bu plân. Haci Ivaz. Sayet kendisi Osmanlilarin hâkimiyetini taniyacak olursa. kendisine gelen mektuplari da ona gösterir. Çok az maiyeti ile Lapseki'ye dogru yola koyuldu.

Sarayda bulunan hazineyi alarak Eflâk tarafina dogru kaçmaya baslar. Harp meydanindan sür'atle kaçan Mustafa Çelebi. Karaya çikmaya muvaffak olan Sultan Murad'in ordusu ile Mustafa Çelebi'nin ordusu arasinda meydana gelen muharebede Mustafa'nin kuvvetleri maglup olarak kaçarlar. Öyle anlasiliyor ki Sultan Murad ise Bizans'in bu iki yüzlülügüne kanmamis. Bu elçiler. Bâyezid. Çelebi Sultan Mehmed'in vefatindan sonra Mustafa Çelebi'yi salivermesi ve onunla anlasarak Osmanli Devleti'nin basina büyük bir gaile açmasi. fakat gerçekte durumu ögrenmek ve aradaki soguklugu giderip dostluga çevirmek için Bizans asilzâdelerinden Lakanas ve Marko Ganis adlarinda iki elçi gönderirler.çikarmamasini. kisa sürmüs ve hemen hemen kansiz denecek sekilde sona ermisti. bu iddiada bulunan elçileri huzuruna kabul etmedigi gibi hediyelerini de red eder. Mustafa Çelebi. baslangiçta imparatorun düsündügü sekilde ikiye ayrilmakla beraber. Üç gün kadar Gelibolu'da kalan Murad. Mustafa'yi takip etmek üzere seçme kuvvetler gönderir. Onun. kendisini Edirne'nin kuzeyinde ve Tunca nehrinin kenarindaki Kizilagaç Yenicesi'nde yakalayarak Edirne'ye getirirler. Fakat bütün hazirliklarini . kendisinin Osmanli sülalesinden olmadiginin belirtilmesi içindi. buna karsilik kendisine elli bin altin vermeyi teklif ettiyse de bu teklif red olunur. Sultan Murad'a teslim olur. Mustafa Çelebi isyanini. Bizans Imparatoru'nu korkutmustu. dolayisiyle Bizans problemine bir çare düsünmesine sebep olmustu. Bizans'in devamli surette oynadigi iki yüzlü rolüne son vermek istiyordu. Hatta fazla zayiat verilmeden halledildiginden kuvvet kaybina da ugranilmamisti. Mustafa'nin herhangi bir sahis gibi umumi meydanda asilmasini emreder. bütün kabahati Bâyezid Pasa'ya yüklerler. amcasina karsi olan galibiyeti. Murad. Mustafa Çelebi hadisesinin bastirildigi ve sehzadenin bertaraf edildigi haberini alan ihtiyar Manuel ile saltanat ortagi olan oglu VIII. Sultan Murad kuvvetleri tarafindan süratle takip edilir. fazla kardes kani dökülmeden basarili bir sekilde atlatan Murad. baska devletlerden tebrik için gelen heyetleri kabul ettigi halde Istanbul ile ilgili hazirliklarini tamamlayincaya kadar Bizans elçilerini kabul etmemisti. Bu sebeple görünüste Murad'i tebrik etmek. bu ikilik davasi. takriben bir buçuk yil kadardir. Mustafa Çelebi'ye yardimi daha kârli bulmus olacak ki. Sultan Murad. bu sekilde meydanda asilmasi. Osmanlilar'in senelerce kardes kavgalari ile kanlarini akitip zayiflayacaklarini düsünen imparatorun hesaplan tam anlamiyla gerçeklesmemisti. Ikinci Sultan Murad'in bütün tekliflerini red edecek ve hatta Sultan Murad'in elçisi olan Çandarlizâde Ibrahim Pasa'yi dinleme nezâketinde bile bulunmayacakti. kaleyi teslim aldiktan sonra süratle ve büyük bir ordu ile yoluna devam edip Edirne'ye girer. bu çocuklari vermedigi gibi elçileri de kovmustu. Onlara göre Sultan Mehmed (Çelebi Mehmed)'in vasiyetine ragmen. Ioannis'i bir telas alir. Gelibolu kalesi. Mustafa Çelebi'yi serbest birakip onu Murad'la mücadeleye tahrik ederken. nihayet Edirne'ye ulasir. Sultan Murad'in. ISTANBUL KUSATMASI Bizans Imparatoru Ikinci Manuel'in. Sultan Murad. Bu kuvvetler. Sultan Murad'in kendisinden önce bes defa kusatilmis bulunan ve hiç birinde de alinamayan Istanbul. 825 (1422) yilinda Edirne'de asilarak öldürülen Mustafa Çelebi'nin Rumeli'deki hükümdarligi. Gerçi Osmanlilar. Halbuki bütün ricalara ve kendisine saglanmaya çalisilan menfaatlere ragmen Bizans Imparatoru Manuel.

bazi kimselerin iskence ile öldürülmesine sebep oluyordu. Bizansi da dördüncü muhasaradan kurtarmisti. Saray tercümani olan Koraks. her kusatilmada. Askerler. Sultan Murad da sehri almak için esasli tedbirler aliyordu. Bundan sonra bir zindana atilan Koraks. Bu kusatma ile Istanbul altinci defadir Müslüman Türkler tarafindan kusatiliyordu. mizrak ve tas gülleye karsi agaç dallarindan sira halinde koruyucu mahiyette bir takim sedler ilave edilmisti. Surlara hücum etmek ve onlari asmak için sur yüksekliginde ve hatta bazan ondan daha yüksek tekerlekli kuleler yapilmisti. Böylece Timur. Fakat Timur belasi. Imparatorun huzurundan çikarken muhafiz askerler bagirip çagirarak Koraks'in idamini isterler. Bizans halkinin çektigi korku ve içinde bulundugu endisenin derecesi. Imparator kadar Bizans halki da korkuya düstügünden Istanbul'da halk arasinda bazi dedikodular yayilmaya basladi. ordunun basina geçerek kusatmaya basladi. saray nazirinin hilesine baglaniyordu. Piyi (Silivri) kapisini açmak suretiyle Murad'in sehre girmesini saglayacakti. askerlere teslim edilir. üç gün sonra oldugu yerde ölür. El ve ayaklari baglanan Koraks. Bu sebeple Imparator Manuel. Yildizlikapi'dan Haliç'e kadar sehri karadan kusatir. Bundan önceki kusatmalarin en siddetlisi. Çelebi Sultan Mehmed zamaninda. idareciligini kendisine vermek sarti ile Murad'a sehri teslim etme sözü vermisti. zorlu ve sistemli olmustu. Nitekim Sultan Murad'a elçi olarak gönderilen Teologos Koraks'in öldürülmesi. artik imparatora hesap sorma zamaninin geldigini kendisine bildirmis oluyordu. ortalikta dolasan dedikodu ve rivayetlerden de belli oluyordu. Yildirim Bâyezid'in son kusatmasi idi. Bunlarin basinda. Kusatmalarin ilk dördü Yildirim Bâyezid. Osmanlilarin muhasarasindan. Bu hareketle Sultan Murad. Sehrin surlarinin çikis kapilarinin karsilarina siperler kazdirildi. Önemli sahsiyetlere karsi itimatsizligin bir ifadesi olan bu rivayetler. Bizans içerisinde böyle hadiseler cereyan ederken. Ordunun muhasarasi baslamadan önce Mihaloglu Mehmed Bey'in emrindeki askerler Istanbul çevresini vurmuslardi. Bizans'in ömrünü yarim asir kadar uzatmis oluyordu. Türklerin basina yeni yeni gaileler çikarip kurtuluslarini sagliyorlardi. Koraks'in üzerine çullanip onun gözlerini oyup vücudunu birçok yerinden yaralarlar. Osmanli ordusunda top ta vardi. gayet kalin. Bu siperler. O. Osmanli donanmasi da bu kusatmada hazir bulunur. böyle bir rivayetin sonucunda gerçeklesmisti. Bunun arkasindan da bizzat kendisi yirmi bin kisilik bir ordu ile hareket eder. 20 Haziran'da Istanbul önüne gelen ordu. Sonra bizzat padisah. Türkleri büyük bir felakete ugratirken. Bu dedikodu. Murad'in yanindan dönüsünde tahkir edilmesine sebep oldu. Bu kusatma daha öncekilere göre çok daha çetin. halkin süphesini ortadan kaldirmak gayesiyle Teologos Koraks'i Istanbul önlerinde çadirlarini kurdurmus bulunan Sultan Murad'a gönderdi ise de Koraks bir sey elde edemeyerek gerisin geriye dönmüstü. Teologos Koraks'in. besincisi Musa Çelebi tarafindan yapilmisti. Bizanslilar. Buna göre Koraks.tamamlayinca elçileri huzuruna çagirarak Imparatorlarinin yanina dönmelerini ve yirmi bin askerin basinda olarak cevabini bizzat kendisinin getirecegini söylemelerini emr etmisti. Istanbul kara tarafindan tamamen sarilmisti. Gerçekten de hazirliklar tamamlandiktan sonra Sultan Murad 1422 senesi Haziran ayinda önce on bin kisilik bir kuvvet ile Mihaloglu Mehmed Bey'i Istanbul çevresini vurmak üzere göndermisti. sert ve saglam kiris ile kalaslardan insa edilmis olup surlara dönük cephelerine ok. Evi de yagma edilip atese verilir. Öyle ki Türk . Osmanlilara elçilik vazifesi ile gönderilen Bizans'in taninmis sahsiyetlerinden ve ayni zamanda saray tercümani olan Teologos Koraks'in bu sefer ayni vazife ile Murad'a gönderilmemis olmasi.

bu kusatmada da feth edilemedi. KÜÇÜK MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI Küçük Mustafa. Bazi kaynaklarin ifadesine göre Emir Sultan. Muhammed" diye haykirarak atini sürer. dedigi gün ve zamanda bir savas atina binmis oldugu halde sehre dogru ilerler. hücum günü olan 24 Agustos 1422'de. Sonunda Osmanlilar. bir hikâyeden ileri gidemez. saltanat dâvasina kalkisip Iznik'e kadar gelmis olmasidir. muhasaradan vaz geçiren sebep ne Bizans'i kurtarmaya gelen Hz. Istanbul.ordusu. Sultan Murad. Yildirim Bâyezid'in damadi Emir Sultan adi ile bilinen Seyh Semseddin Buharî de bes yüz dervis ve muhibbani ile katilmisti. o ana kadar Osmanlilar'in yapmis oldugu en büyük ve en siddetlilerindendi. Kusatmaya. Murad'in Osmanli tahtina geçmesi üzerine. ordusunu Istanbul surlari önünden çekip kusatmayi kaldirdi. Sen Roman kapisini savunan askerin basinda idi. Oglu Ioannis. Istanbul muhasarasi ile mesgulken Bizans Imparatoru'nun el . askerlerin arasinda dolasarak manevî nüfuzu ile onlari cesaretlendiriyordu. Bu haber üzerine orduya pek çok yerden katilmalar oldu. sonunda çadirindan çikarak 1422 Agustos'unun 24 Pazartesi günü Kostantiniyye'nin düsecegini söyledi. Çelebi Sultan Mehmed'in oglu olup babasinin sagliginda henüz on üç yasinda iken Hamideli sancak beyligine tayin edilmisti. Bizans'in bundan önceki muhasaralarinda oldugu gibi. Sultan Murad'in küçük kardesi ve Hamideli (Isparta) Sancak beyi Mustafa Çelebi'yi tesvik ederek sehzadenin saltanat davasina kalkmasina sebep olmustu. ordugâhlarina döndüler. Müslümanlarin çekilmelerini gökten inen "Panaiya"nm (Hz. Meryem. babasinin ölümünü müteakip. Takriben iki ay kadar süren bu muhasaranin kaldirilmasi için. askerin basinda idi. Bizanslilarin söyledikleri "Hiristos" ve "Panaiya" kelimeleri isitiliyordu. Sultan Murad. Arkasindan Altinkapi ile Odunkapisi arasinda yani sehrin kara tarafindan surunu çevreleyen büyük hat üzerinde savas basladi. Meryem) görünüsüne baglamislardi. Öylesine ki o devir müverrihlerinden Kanano'ya göre bunu bizzat Emir Sultan da görmüstü. fiçilarin altlarindan kendilerine kalkan yapiyorlardi. Istanbul muhasarasini kaldirmak zorunda kalmisti. Murad'in yaptigi bu muhasara. O. O. Imparator Manuel. Kusatmanin kaldirilmasinin gerçek sebebi. Hükümdari. Günes batarken savas hâlâ sürüp gidiyordu. O. Böylece Istanbul. bu kuvvetli siperler sayesinde Bizans surlarini delip tahrip edecegine inaniyordu. Emir Sultan. burçlar üzerinde görüldügü ve Osmanlilar'in bundan dolayi kusatmayi biraktiklari iddia edilen kadin hayaleti. askerlerini gayretlendirmek ve onlarin sayilarini artirmak için Istanbul ve hazinelerinin askerlere birakilacagini ilan ettirdi. Bu hücum esnasinda Imparator Manuel ölüm döseginde idi. Kadinlar ve çocuklar kiliç yerine tirpan kullaniyor. Bizanslilar. öldürülmek korkusu yüzünden Karamanoglu'nun yanina kaçmisti. Savasin en kizgin zamanlarinda bir taraftan kopan "Allah" ve "Muhammed" nadalarina karsi. Iste bu yüzden Sultan Murad. Kostantiniyye'nin bütün halki bu tehlikeli günde silah altinda idi. Imparatorun entrikalari sayesinde bir defa daha Osmanlilarin elinden kurtulmustu. Bu arada iç murakebeye dalarak ve dua ederek Istanbul surlarinin Murad'in önünde açilacagi zamani bekliyordu. Sultan Murad. hükümdarin küçük kardesi Mustafa'nin. Küçük Mustafa. padisahin basina yeni gaileler açarak hükümdarin dikkatlerini baska bir yöne çekmeye çalismis ve bunda muvaffak da olmustu. Seyh kilicini kinindan çekip "Allah. ne de Bizans'in güçlü bir sekilde karsi koymasidir.

timar ve memuriyetler vermek suretiyle hükümdarligini ilan etmis oluyordu. kardesi Küçük Mustafa'nin faaliyetleri üzerine. Sarabdar Ilyas da aldigi beylerbeyilik müjdesi üzerine sehirden ayrilmaz. memleketi ikiye bölmeye yönelikti. Bunlar. Elçiler. Bu defa da saf degistirmekte bir sakinca görmemisti. Fakat Bursa halki. Vaktiyle Çelebi Mehmed'in taraftari iken Süleyman'in vaad ettigi menfaat karsiliginda derhal Çelebi Mehmed'i birakarak karsi tarafa geçmisti. Çünkü kardesinin hareketleri. Bursalilarin Sultan Murad'a bey'at ettikleri için ona sadakatla bagli kalacaklarini ve gerekirse sehri müdafaa edeceklerini söyler. Firuz Bey'in oglu olan kale muhafizi Ali Bey. Sarabdar Ilyas'tan çok önemli bir hizmet bekliyordu. babasinin vasiyeti hilafina hareket etmis oluyordu. Imparator. Ali Bey. Bu ise daha tehlikeli bir . muvaffak oldugu takdirde imparatora karsi yapacagi fedakârlik hakkinda teminat verdikten sonra Rumlarin verdikleri kuvvetlerle Anadolu tarafina geçerek faaliyetlere baslar. O da kendisi gelinceye kadar Sehzade Mustafa'nin kaçmasina engel olup onu oyalamasi idi. kaleyi sulh yolu ile teslim etmesini bildirerek Mustafa orada mesgulken kendisinin yetisecegini yazar. Sehzade Mustafa. gelismelerden Sultan Murad'i haberdar eder. Ayrica. Çandarlizâde Ibrahim Pasa'nin sarayina yerlesen Küçük Mustafa. Bunun gerçeklesmesi için Sarabdar Ilyas'a adamlar göndererek kendisini Anadolu beylerbeyligine tayin edecegini bildirir. Âsikpasazâde bu hükümdarligi su ifadelerle nakleder: "Iznik'te. Heyet. Sarabdar Ilyas. Sehzade Mustafa bu sekildeki bir iddia ile ortaya çikmakla. Mustafa. bütün gücü ile Istanbul'u kusatip feth etmek üzere iken. Küçük Mustafa'yi Istanbul'a getirtecekti. bazi tedbirler alarak kusatmayi kaldirmak zorunda kalir. Bu faaliyetleri esnasinda. Bu makama karsilik Sultan Murad. Pâdisah. Sehzade Mustafa'nin kendisine vezir yaptigi ve bütün bu olaylara sebep olan Sarabdar Ilyas ile de görüsürler. tiynetini bir defa daha ortaya koymustu. yeniden ikinci bir hükümdar tehlikesi belirmisti. sehri ve kaleyi Mustafa'ya teslim etmek istemez.altindan tesvik ve ugrasilan sonucunda Anadolu'da saltanat iddiasina kalkismisti. Sultan Murad'dan aldigi talimat üzerine muhasaranin kirk gün uzamasindan dolayi halka ve sehre hiç bir zarar gelmeyecegine dair yeminli söz aldiktan sonra teslim olur." Sultan Murad. Etraftan gelip timar isteyene timar dahi verdiler. Hüküm ve hükümet ettiler. Böylece Osmanli mülkünde. bir Osmanli sehrinin Karamanoglu'nun kuvvetleri ile vurulmasinin da dogru olmayacagini anlatir. Sarabdar Ilyas. Manuel ve onun çocuklari ile görüsür. Bu sebeple kendisine. kusatmadan kurtulmak için sehzadenin lalasi Sarabdar Ilyas'a mektuplar yazarak külliyetli miktarda altin göndermisti ki. Mustafa'ya para ve hediyeler takdim etmek suretiyle onu Bursa'yi almaktan vaz geçirmeye çalisirlar. daha basindan beri Osmanlilar'la çekisen Karamanoglu'nun Turgutlu Türkmenleri ile Germiyanoglu'nun kuvvetleri de kendisine iltihak eder. Anadolu beylerbeyligine kondugunu ögrenince kendisinden istenen seyleri büyük bir ustalikla basardi. Mustafa'nin ordusu oradan ayrilip Iznik tarafina dogru harekete geçer. Ayrica. Ibrahim Pasa'nin sarayina kondular. Iznik kalesini kirk gün kadar kusatma altinda tutar. topladigi kuvvetlerle Bursa üzerine yürür. bunlarla asker toplayabilsin. Sarabdar'a gelen adam. memleketin ileri gelenlerinden Ahi Yakub ile Ahi Hoskadem'i elçi olarak gönderir. küçük sehzadeyi alet edip kullanan Sarabdar Ilyas'i da ondan ayirmaya çalisir. heyetin bu teklifini kabul edince. beylerbeyilik beratini da yaninda getirmisti. bu görüsmede. Istanbul'a gelen Küçük Mustafa. Is bu kadarla da bitmeyecek ve Imparator.

Böylece. Aldi gitti Hüdavendigar'a karsi iletti. Onu tehlikeden korumak için Karaman.durum arz ediyordu. Illa bu ikisi vilayette olsa zarar-i âmmdir. padisahin emri ile Iznik disinda bir incir agacinin dibinde bogdurularak cesedi Bursa'ya gönderildi. ama olan aldatilmis bulunan zavalli Küçük Sehzade Mustafa'ya olmustu. Bizans'tan menfaat temin eden ve küçük sehzadenin öldürülmesine sebep olan Sarabdar Ilyas ise yaptiklari için: "Suretâ ben günahkâr oldum. Sultan Murad'in. her seyi idaresi altinda bulunduran ulu hakimin (Allah) ecel hükmü. Mihaloglu'nun sehadet beratini kanla yazip hakkini teslim eyleyecektir. varligini Osmanlilar'in zayiflamasina baglayan Karaman gibi bir beyligin oyuncagi haline gelmemesi için henüz ortaya çikmadan bu tehlike ve fitnenin ortadan kaldirilmasi gerekiyordu. Ikinci Murad. Ve biri dahi bu kim. Sultan Murad. Mustafa "Beni kardesime iletme kim kardesim bana kiyar. Iznik'te kalmasini tehlikeli bulan Germiyan ve Turgutlu kuvvetlerinin komutanlari. Sehzade Mustafa. Iznik'i kusattigi ve Taceddinoglu ile Mihaloglu'nun vurustugu sirada firsat kollayan Sarabdar Ilyas. Bu dünyanin murdarina bulasmadan sehid ettirdim." der. Onun. Âsikpasazâde bu olayi da söyle verir: "Bunlar bunda cenkte iken Sarabdar Ilyas. Sarabdar Ilyas sakin oldu. Bizans gibi entrikaci bir devlet ile. Henüz uyku mahmurlugunu atamamis ve Mustafa'ya bagli olan askerlerin saskin bakislari arasinda. efendisine bir at bulup onu kaçirmak ister. Germiyan veya Istanbul'a götürmek istedilerse de daha önce Sultan Murad'dan beylerbeyilik beratini almis olan Sarabdar Ilyas. yola çikisinin dokuzuncu günü gece geç saatlerde Iznik'e gelir. Sultan Murad'in ordusu. attan düsürülen Mihaloglu ölümcül bir yara alir. Sehzade Küçük Mustafa'nin gailesini bertaraf etmekle birükte benzer bir tehlikenin daha mevcud oldugunun farkinda idi. tarihi henüz kesin . vakit kayb etmeden isyani ortadan kaldirmaya tesebbüs etmesi. kardesinin fazla taraftar toplamadan hakkindan gelip kendisine birakilmis olan Osmanli tahtini emniyete almak istiyordu. daha sonra saklandigi yerde yakalanip Mihaloglu'nun adamlarina teslim edilecek ve onlar tarafindan öldürülecektir. memleketin ikiye bölünmesini ve beyhude yere kardes kaninin akitilmasini önlemis oldu. Fakat bunda muvaffak olamaz. Sultan Murad'in bu yolculugu devam ederken Sehzade Mustafa'nin. Onun için derhal Gelibolu yolu ile Anadolu'ya geçip Iznik üzerine yürür. Bir daha kardes kaninin akitilmamasi ve ülkenin." Mustafa. O anda hamamda bulunan Küçük Mustafa. Taceddinoglu ile Mihaloglu arasinda baslayan bu vurusma sonunda. Mustafa Çelebi'yi yakalayip Murad'in. sabahin erken saatlerinde açilan kapilardan Iznik'e girilir. Ama Mihaloglu'nu durdurup onunla vurusmaya baslar. Bundan bir kaç gün sonra da vefat eder. sehrin önünde bulunan Mirahor basisina teslim eder. Mustafa'yi tuttu kucagina aldi. Istanbul muhasarasini kaldirmakla. Nitekim. Ve hem cemi-i âlem rahat oldu. Mihaloglu'nu atindan düsürüp ölümüne sebep olan Taceddinoglu Mahmud Bey. Bizans'in bu son oyunu da basarisizlikla son bulmus. Mihaloglu tarafindan yakalanmak üzere iken Mustafa'nin beylerbeyi olan Taceddinoglu Mahmud Bey. At üzerinde Mustafa "Hey lala. çesitli bahaneler ileri sürerek buna mani olur. ben efendim ogluna yaramaz is etmedim. beni niçin tutarsin?" Hain Ilyas "Kardesine ileteyin" der. Ve hem bizden önden gelenler bu kanunu koymuslar" diyerek yaptigi fenaligi tevile çalismistir. Görüldügü gibi Küçük Sehzade Mustafa Çelebi hadisesi. Bunun için Sultan Murad. onu buradan uzaklastirmaya çalisirlar. Bursa'da babasinin türbesine defn edildi. amcasininkinden daha kisa ve daha kolay bir sekilde halledilmis oldu.

Bu arada torununun (Ibrahim Bey'in kizi) padisah tarafindan nikahlanmasini da teklif eder. Isfendiyar Bey'in geri aldigi bu yerler. Bakir Küresi hâsilatindan büyük bir kismini Osmanli Devleti'ne verecek ve gerektigi zaman da Osmanli ordusuna asker gönderecekti (827 H. Halbuki buralar. Kastamonu ile Bakir Küresini zapt ederler. Hükümdar ilân edildigi zaman henüz on sekiz yaslarinda bulunuyordu. Karamanlilar gibi Osmanlilar'in en zor ve sikintili anlarindan faydalanmaya çalisan beyliklerden biri idi. Haci Ivaz Pasalarla Mihaloglu Mehmed Bey ve Kara Timurtas Pasa'nin vezirlik rütbesine kadar çikartilmis olan ogullan Ali. daha önce Çelebi Sultan Mehmed zamanindaki gayretler sonucunda elde edilmis olup Osmanli himayesinde kalmak sartiyle Isfendiyar'in oglu Kasim Bey'e verilmisti. Sultan Ikinci Murad'in amcasi Mustafa ve küçük kardesi Mustafa Çelebi'lerie mesgul oldugu ani firsat bilerek ondan yararlanmaya çalisarak Tosya. sonunda Düzme Mustafa tarafindan katl edilmisti. Mustafa Çelebi hadisesinde Rumeli Beylerbeyi oldugu için onun üzerine gönderilmis. Osmanlilarin aldiklari Kastamonu ile Bakir Küresi Isfendiyar Bey'e iade edilecekti. Bunun üzerine Sultan Murad. . Daha önce de görüldügü gibi Bâyezid Pasa.olmayan bir zamanda. Çankiri ve Kalecik'i geri almisti. Bu arada Kasim Bey de Iznik hareketi esnasinda kaçip Sultan Murad'in yanina gelmisti. bu barisi saglamak üzere Osmanli devlet adamlarina da ayri ayri mektuplar yazarak tavassutlarini ister./1423 M. Hükümdarliginin ilk senesi ümidsiz denecek kadar korkunçtu. Zorlukla Sinop kalesine siginan Isfendiyar Bey artik sagirdi. Osmanli ordusu Bolu'ya geldigi zaman Isfendiyar Bey'in ordusundaki Kasim Bey taraftarlari. büsbütün sarsilir. bundan sonra bazi idarî tasarruflarda bulunup ondan sonra Edirne'ye dönmeye karar vermisti. Candaroglu'nu takib eden Osmanli kuvvetleri. Küçük Sehzade Mustafa Çelebi olayini halledince Isfendiyar'a karsi kuvvet gönderdi. efendilerinin bulundugu Osmanli ordusunun saflarina katilirlar. Tokat kalesinde tuttugu Mahmud ve Yusuf adlarindaki iki kardesinin gözlerine mil çektirip onlari kör ettikten sonra anneleriyle birlikte Bursa'ya getirir. Böylece Isfendiyar Bey. Sultan Murad. Umur ve Oruç Bey'ler bulunuyordu. CANDAROGLU ISFENDIYAR BEY ILE OLAN MÜCADELE ve IDARÎ DÜZENLEME Karamanogullari'ndan sonra Anadolu Beylikleri'nin en kuvvetlilerinden plan Candarogullari. Osmanlilarin taraftan olan oglu Kasim'a ait yerlerdi. Sultan Murad'in adamlari. Bununla beraber savasi kabul etmekten baska çaresi de kalmamisti. Idareleri için de kendilerine yüksek seviyeden maas baglatir.). Ibrahim. Bununla beraber etrafinda ve kendisine sâdikane bir sekilde bagli olan Bâyezid. Sultan Murad. Bu sebeple Bolu ile Gerede arasinda yapilan savasta maglub olup bozguna ugrar. Kasim Bey de Osmanli kuvvetleri ile birlikte bulunuyordu. Muharebenin karisikligi arasinda kendi Kapicibasisi Yahsi Bey tarafindan basina vurulan bir "bozdogan"la kulagi sagir olur. Fakat Isfendiyar Bey. Karsisinda da tehlikeli ve kuvvetli bir rakip olarak amcasi Mustafa vardi. Isfendiyar Bey. O. Nitekim Candaroglu Isfendiyar Bey. Isfendiyar Bey. küçük oglu Murad Bey baskanliginda bir heyet vasitasiyle baris istemek zorunda kalir. barisilmasi için hükümdarlarina ricada bulunurlar. bu topraklan almakla da yetinmeyip Tarakli Borlu denilen Safranbolu'yu alip Bolu'ya dogru uzanmisti. Bu antlasma geregince Kasim Bey'e yerleri tekrar geri verilecek. sulh yapmayi kabul etti.

Bunun için Kara Timurtas Pasa'nin ogullarindan Umur Bey'i Kütahya'ya. Bu bakimdan büyük hizmetleri olan degerli bir sahsiyetti. Çelebi Mehmed zamaninda hürmet görmüs. Haci Ivaz Pasa'nin sahneden çekilmesine sebep olmustu. Bu hadiseden sonra Ibrahim Pasa rakipsiz kalmis ve padisahin kendisine tam anlamiyla güvenmesinden dolayi tamamen müstakil imis gibi is görmüstür. Haci Ivaz Pasa ise hicretin 831 (1428) yilinda Bursa'da vefat etmistir. Bu idarî düzenlemeden sonra padisah. Bu olayin hangi tarihte oldugu kesin olmadigi gibi. Bir gün divanda Padisah. Sultan Murad. Ali Bey'i Saruhan (Manisa) sancak beyligine gönderir. Gelibolu üzerinden yeniden Rumeli'ye geçip Edirne'ye gelir. Çelebi Sultan Mehmed'e olan sadakati ve tehlikeli zamanlardaki hizmeti ile taninmis olup Çelebi Mehmed zamaninda kadiaskerlik ve ikinci vezirlikte bulunmustu. hadisenin bir at gezintisi sirasinda cereyan ettigine dair rivayetler de bulunmaktadir. Rumeli'ye dönmeden önce bu isi halletmeliydi. Sultan Murad. Evrenoszâdeler ile Pasa Yigit oglu Turahan Bey ve Gümlü oglu gibi Rumeli beylerinin harp zamaninda padisahin maiyetinde birlesmeleri hariç baska zamanlarda Rumelideki vazife yerlerinde bulunuyorlardi. Bâyezid Pasa'dan sonra birinci vezir olmustu. Oruç Bey'i de Anadolu Beylerbeyi yapar. Bu bakimdan artik evlenip rahat bir nefes alabilirdi. Bu sebeple padisah. Haci Ivaz Pasa da Çelebi Mehmed'in bütün savaslarina istirak etmis.Sultan Murad. küçük sehzade Mustafa Çelebi olayini halledince vezirleri ile maiyetindeki bazi mühim sahsiyetler arasinda mevcut rekabet ve geçimsizliklerin farkina varir. padisaha suikast yapacagi ve divana silahla geldigi Sultan Murad'a haber verilir. Yesil Camiin plânlarini tertip ederek disardan memlekete sanatkârlar getirtmisti. Cenazesi Pinarbasi'nda Kuzgunluk mevkiine defn edilmistir. ülke ve halkin problemlerine çözüm yollari bulduktan sonra biraz rahat bir nefes almaya baslar. Bu durum. Karamanog'lu'nun Bursa'yi muhasarasi sirasinda burayi müdafaa ve muhafazada sebat göstermisti. Padisah. Çünkü artik içerde taht kavgasina yeltenip ülkeyi bölünme noktasina getirecek kimse kalmamisti. Onun için Rumeli beylerini ilgilendiren bir tedbire lüzum yoktu. Bu defa da iki vezir arasinda nüfuz rekabeti bas göstermisti. söylenenlerin dogru olabilecegini hatirlattigi için gözlerine mil çekilmek suretiyle Bursa'da ikamete mecbur edilir. Mustafa Çelebi hadisesinde aldigi tedbirler ve yazdigi mektuplarla Mustafa Çelebi kuvvetlerinin dagilmasina sebep olmustu. îste bu iki degerli vezir arasindaki rekabet. Vezir-i A'zam Ibrahim Pasa. saltanatinin buhranli geçen ilk yillarini geride birakip devlet islerini idarî ve siyasî bir düzene kavusturduktan. Böylece divanda sadece Ibrahim Pasa ile Haci Ivaz Pasa kalmislardi. kadinlardan Halil Pasa'nin dul esi ve padisahin Sah Ana diye hitab ettigi Germiyanoglu Yakub Bey'in hanimi ile daha birçok erkek ve kadini külliyetli miktarda mal ve esya ile gönderir. Zira Isfendiyar Bey'in. Disariya göre ise Sultan Murad'in gücü. kendisinden çekinilir bir kuvvete ulasmisti. Bunlar "mihr-i muaccel"i takdim edip gelini getireceklerdi. gelini almak üzere Isfendiyar Bey'in sarayina Çasnigirbasi Elvan Bey. Haci Ivaz Pasa'nin kul (yeniçeri) ile gizli münasebetlerde bulundugu. Haci Ivaz Pasa'nin gögsüne eliyle dokunarak içinde zirh bulundugunu anlayip sebebini sorunca Haci Ivaz Pasa buna cevap veremez. Devlet merkezinde fazla nüfuz sahibi kimselerin varligini kendi kudret ve hâkimiyeti için bir engel telakki etmis olmali ki. Tavasi Serafeddin Pasa ile Reyhan Pasa. devletin kurulusu ile birlikte hizmete giren Çandarli hanedanindan olup babasi Hayreddin ve biraderi Ali Pasa'lar da bu vazifede bulunmuslardi. kendi lalasi olan Yörgüç Pasa'yi da Rumiye-i sugra valisi olarak Amasya'ya gönderir. bunlarin bir kismini yeni vazifelerle merkezden uzaklastirma ihtiyacini duyar. bizzat padisaha vermeyi teklif ettigi torunu Hatice Alime Hanim'la evlenme zamani gelmisti. Ibrahim Pasa. Kastamonu'da sölenler tertipleyen Isfendiyar Bey .

Sultan Murad'in emri ile bu taarruza karsilik olmak üzere Firuz Bey de Eflâk'a siddetli bir akin yapmisti. her sene Osmanli hazinesine üçyüz bin akça veya otuz bin duka altini vermeyi kabul ettigi gibi. Sultan Murad bakimindan Edirne'de mi yoksa Bursa'da mi yapildigi kesin olarak tesbit edilebilmis degildir. dügüne istirak eden herkese ihsanlarda bulunuluyordu. daha kötü bir duruma düsmemek için Sultan Murad'a müracaatla baris yapmak istedigini bildirir.de gelenleri rütbelerine göre agirlayip bir nice ikramda bulunur. torununu Halil Pasa ile Germiyanoglu Yakub Bey'in hanimlarina teslim ederek büyük bir merasimle ugurlar. Ayse Hatun'u da Çandarlizâde Ibrahim Pasa'nin oglu Mahmud Bey'e nikahlamisti. Gerek Düzme Mustafa. Ioannis. daha önce Bizanslilara geçmis olan Karadeniz sahilindeki bütün yerler ile Selanik havalisinde bulunan Situnion ve Ustruma (Karasu) taraflarina ilaveten. Bizans Imparatoru Manuel. henüz hayatta ise de çok yasli oldugundan sekiz dokuz seneden beri bütün isleri saltanat ortagi olan oglu VIII. orada daha baska kabirlerin de bulundugunu. Uzunçarsili. Yapilan anlasma geregince Bizans. Sultan Murad'in nikahladigi kizin adinin Hatice Sultan oldugunu hicrî. Zira kaynaklardan bir kismi bunun Edirne'de. Misivri ve Terkos mintikalari hariç olmak üzere. Bu dönemde. kardes kaninin akitilmasina sebep olan Bizans. Sultan Murad. Edirne'ye gelip eski dostluk antlasmasini yeniledi. Hemsirelerinden Sultan Hatun'u Isfendiyar Bey'in oglu Kasim Bey'e. evlendigi yil içinde kiz kardeslerinden üçünün de dügünlerini yaptirir. Ama iki oglundan biri (veya ikisi) de rehin olarak Osmanli sarayinda alikonmustu. barisa zorlanmisti. Drakul'u maglub etti. Bunun üzerine yaptiklarina göz yumulan Drakul. 1500) tarihli bir vakfiyesi bulundugundan. Osmanlilar'in Zeytin dedikleri Izdin'i de terk ediyordu (28 Subat 1424). Onunla birlikte bir Türk heyeti Alman Imparatorlugu'na seçilmis olan . RUMELI'DE ISTIKRARIN saglanmasi Candaroglu Isfendiyar Bey üzerine yapilan harekâti firsat bilen Eflâk voyvodasi Drakul. Maglub olan Drakul iki senelik haraca karsilik bir miktar para ve bazi hediyeler verecegini taahhüd etti. Zira aksi takdirde kendi ülkesi ve imparatorluklari tamamen elden gidebilirdi. 1424 yilinda gerçeklesen bu barisla bölge nisbeten rahat ve huzura kavusmus oluyordu. Bu maglubiyetle Drakul. 906 (M. Ayse Hatun'u bilahare Varna muharebesinde sehid düsecek olan Karaca Bey'e. yerinde kalmak üzere ülkesine gönderildi. Yine 1424 senesinde Sirp despotu Istefan (Etyen) Lazareviç. Bölgede istikrarin saglanmasina tesir eden âmillerden biri de süphesiz ki Bizans'la varilan antlasmadir. Bu akinda Firuz Bey. gerekse Küçük Mustafa olaylarini çikarip Sultan Murad'i ve ülkesini bir hayli yoran. Melahrinos ve Bizans tarihçisi Françes'i Sultan Murad'a gönderir. fakir ve yoksullar doyuruluyor. Bazi kaynaklar ise Sultan Murad'in bulundugu yeri zikr etmezler. ne türbe kapisinda ne de diger kabirlerde bir kitabenin bulundugunu nakleder. artik yapacak bir sey bulamadigi için Osmanlilar'la iyi geçinmek ihtiyacini hissetmisti. Sultan Murad'in Anadolu'dan Edirne'ye gelmesi üzerine Drakul iki oglu ile birlikte bizzat Edirne'ye gelmis ve bagliligini arz edip iki yillik vergisini de takdim etmisti. kabrinin Bursa'da Kükürtlü Kaplicasi'nin yakinindaki Hatice Sultan Türbesi denilen büyük bir türbede oldugunu. Bunun için elçi olarak Lukas Notaras. bir kismi da Bursa'da olduguna dair bilgi vermektedir. Hicretin 828 (1424) yilinda gerçeklesen bu dügünün. Ioannis görüyordu. Bu dügünler vesilesiyle büyük ziyafetler veriliyor. Silistre'yi geçip Osmanli topraklarina taarruz etmisti. Orada akd edilen dügün merasiminden sonra Isfendiyar Bey.

Bu arada Bizans Imparatoru VIII. Osmanlilara olan bagliligi red edip Osmanli idarecileri ile ugrasmaya baslar. Bundan sonra bütün gayretiyle eski Aydinogullan topraklarini tamamen elde etmeye çalisir. Burada. Mustafa Çelebi (Düzme Mustafa) kuvvetleri ile Ulubat suyu kenarina kadar gelmisti. Ioannis ve Venedik ile temasa geçerek yeni bir saltanat müddeisini Selanik'e geçirip Rumeli'nde isyan çikarmayi tasarlar. Buna göre Osmanli heyeti. Kardesler arasindaki mücadeleden istifadeyi düsünen Cüneyd Bey'in bu dönemdeki faaliyetlerinden ilgili bölümlerde bahsedilmis ve hakkinda bilgi verilmisti. Hicrî 829 (M. arkasindan da Süleyman Çelebi ile birleserek onun tarafindan Ohri sancak beyligine getirilmisti. Bununla beraber Sultan Murad'in Anadolu Beylerbeyligine tayin ettigi Hamza Bey. Böylece Anadolu birligini yeniden bozma faaliyetlerine ön ayak olur. Rumeli'de istikrarin saglanmasina sebep olan anlasmalar yapildiktan ve bölge harpsiz bir döneme girdikten sonra artik Anadolu'daki pürüzlerin ortadan kaldirilmasina sira geliyordu. bazan da Kara Cüneyd diye adlandirilan bu beyin babasi olan Ibrahim. Rumeli'deki durumu düzene sokan Sultan Murad. Aydinoglu. Mentese tarafina gelerek bu iki kardesi elde edip Tokat kalesine gönderdikten sonra beyligi tamamen ilhak etmisti. bu meseleyi ciddi bir sekilde ele alarak Halil idaresinde gönderdigi kuvvetler. Çelebi Sultan Mehmed'in vefati ve iki Mustafa Çelebi'nin isyanlari zamaninda. 1425) tarihinden itibaren bu beylik artik tarihe karismisti. Cüneyd. Bunun üzerine Sultan Murad. Karamanoglu Ibrahim Bey'in yardimlarini saglamak maksadiyla gizlice onun yanina gidip bir miktar Karaman askeri ile döndüyse de. Bu son muvaffakiyet üzerine Aydin Bey'i olarak harekete geçen Cüneyd. Çanakkale hapishanesinde bulunan oglu Kurt Hasan ile kardesi Hamza Bey de ortadan kaldirilarak soyuna son verilir. hem de iki yillik bir mütareke imzalayacakti. Ancak bu beyler Cüneyd'e karsi bir basari elde edemezler. Bunun üzerine Hamza Bey'e teslim olmak zorunda kalan Cüneyd. kanina girdigi insanlara karsilik 1425 yilinda öldürülür. Daha önce de temas edildigi gibi Cüneyd. hem Sigismond'un imparatorlugunu tebrik edecek. Osmanli padisahina ayni sekilde hediyeler gönderir. Bu akitten sonra Sigismond. Anadolu beylerini ve Bizans'i Osmanlilar'in aleyhine tahrike baslar. onu yola getirmek maksadiyla yeni Aydin ili beyi Yahsi Bey ile Anadolu Beylerbeyi Oruç Bey'i vazifelendirir. Cenevizliler'den kiralanan gemiler ile onu deniz tarafindan da sIkIstirdigmdan vaziyeti gittikçe kötülesmeye ve artik müdafaada bulunamayacak bir duruma gelir.Macar Krali Sigismond'u tebrike ve iki yillik bir mütareke müzakeresinde bulunmak için gönderildi. . Ankara savasi sonrasinda çikan kardes kavgalari esnasinda Cüneyd Bey. Fakat Murad Bey. IZMIROGLU CÜNEYD BEY'IN AKIBETI Kaynaklarda Izmiroglu. O. Sigismond tarafindan kabul edilen Osmanli heyeti ile iki yillik bir baris antlasmasi imzalanir. bununla da yetinmeyerek Venedik ile de ticarî ve siyasî münasebetlere girisir. önce Isa Çelebi'ye yardim etmis. daha önce Osmanli sarayinda rehin bulunan Mentese Beyi Ilyas Bey'in iki oglu Leys ile Ahmed kaçarak memleketlerine gelmis ve hükümdarlik yapmaya baslamislardi. Cüneyd'i Akhisar civarinda maglub edip onu sigindigi Ipsili kalesinde kusatirlar. Sultan Murad tarafindan tatmin edilip Aydin beyligine döner. Osmanli hükümdari bu heyetle birlikte kiymetli hediyeler de göndermisti. Yildirim Bâyezid tarafindan Izmir'e subasi olarak tayin edilmisti. bilahare bu yardimci kuvvetlerin kaçmasi sonunda Sisam adasinin karsisinda bulunan Ipsili kalesinde oglu Bâyezid ile birlikte tutunmaya çalisir.

babalarinin cenazesini defn ettikten sonra Osmanlilar'a siginmak zorunda kalmislardi. fakat bu ise tek basina gücünün yetmeyecegini anlayinca Karamanoglu ile birlikte hareket etmeye karar vermisti. Bilindigi gibi Ankara Muharebesi'nden sonra Antalya ve Korkuteli ile civari. Onun yerine de Karaman hükümdari olmak isteyen Nigde hâkimi Bengi Ali Bey'i destekleyerek onun hükümranligini tanimisti. . aralarindaki saltanat rekabeti yüzünden askerin Ibrahim Bey'i istedigini görünce kaçip Antalya kalesine siginir. Mehmed Bey'in ölümü üzerine yaninda bulunan ogullarindan Ali Bey. önce Nigde'ye hâkim bulunan kardesi Bengi Ali Bey. Osmanlilarin Antalya Sancak beyi olan Firuz Bey oglu Hamza Bey. Bu arada Antalya sancak beyi olan Hamza Bey de Karamanoglu Mehmed'in ölümünü ve Antalya'nin kurtuldugunu. Böylece Antalya. Mehmed Bey'i serbest birakarak memleketine gönderir. babasinin cenazesini alarak Karaman ordusuyla birlikte dönmüs ve Mehmed Bey'in cenazesini Larende'ye (Karaman) defn etmisti (27 Safer 826/9 Subat 1423). Bengi Ali Bey. Bunun üzerine Ibrahim ve Isa Beyler. kardesinin öldügünü ögrenince Konya'ya gelip hükümdarligini ilân etmisti. Antalya önüne gelip kaleyi karadan kusatmisti. Fakat Memlûk sultani Melik Müeyyed'in ölümünden biraz sonra hükümdarligi elde eden Seyfeddin Tatar. gerekse Mustafa Çelebiler isyanin. Mehmed Bey'in idareyi tekrar ele geçirmesi üzerine yeniden Nigde'ye çekilir. sonra da Dulkadiroglu Nasirüddin Mehmed Bey'le giristigi mücadeleyi kayb etmis ve Dulkadirliler tarafindan esir alinarak Kahire'ye gönderilmisti. Karamanoglu'na isabet ederek ölümüne sebep olmustu. kardesi Bengi Ali Bey de Mehmed Bey'in hâkimiyeti altinda olmak sartiyla Nigde ve havalisine getirilmisti. Fakat Mehmed Bey'in kardesi Bengi Ali Bey.KARAMANOGLU MEHMED BEY'IN ANTALYA'YI KUSATMASI VE OGLU IBRAHIM BEY'IN OSMANLI HIMAYESINE GIRMESI Ankara Muharebesi'nden sonra Timur tarafindan yeniden kurulan Karaman Beyligi'nin basina Alaeddin Ali Bey'in oglu Mehmed Bey tayin edilmis. Osman Bey. Timur tarafindan Hamidoglu Osman Bey'e verilmisti. gerekse Tarsus ve Kayseri'de giristigi taskin hareketlerinden dolayi Karamanoglu Mehmed Bey'i azarlayip hapse attirmisti. Böylece Bengi Ali Bey. O dönemde. Osmanlilar'dan çekindigi için bir ara Memlûk sultaninin himayesini kabul etmisti. meydana getirdigi karisikliklardan istifade etmek isteyen Hamidoglu Osman Bey. Karaman hükümdari olmustu. Gerçekten de Tarsus kusatmasi yüzünden Memlûklularla arasi açilan Karamanoglu Mehmed Bey. kendisine iltica etmis olan Mehmed Bey'in oglu Ali Bey'le Sultan Murad'a arz etmisti. Karaman ordusunda bulunan Mehmed Bey'in büyük oglu Ibrahim Bey. Hamidoglu da bu müsademe esnasinda öldürülmüstü. Bu sirada kaleden atilan bir gülle. gerek Bursa'da. Fakat Memlûk Devleti'ne ait bazi yerlere el uzattigi için o devletle de arasi açilmisti. Bu olaydan sonra Karamanoglu Mehmed Bey. Ibrahim Bey ve diger kardesi Isa Bey ise babalarinin cenazesini alip memleketlerine dönerler. bu birlesmeye mani olmak ve dolayisiyla sancagini kurtarmak için henüz iki kuvvet birlesmeden önce Korkuteli'nde bulunan Osman Bey'in kuvvetlerine baskin yapmis. Memlûk Sultani Melik Müeyyed Seyh. hem muhasara hem de isgalden kurtulmustu. Mehmed Bey. Antalya'yi zapt etmek istemis. Gerek Çelebi Sultan Mehmed'in ölümü. Antalya'yi Osmanlilar'dan alamamis ise de Korkuteli taraflarinda hüküm sürüyor ve Antalya'yi da elde etmek için çare ariyordu.

Yakub Bey. Yildirim Bâyezid tarafindan zapt edilmis bulunan Germiyan Beyligi. amcasi Bengi Ali Bey'in yerine hükümdar olmak üzere Sultan Murad'in yardimini istemisti. Bu arada Ibrahim Bey'e kuvvet verip onun Konya ve Larende üzerine yürümesini saglayan Sultan Murad'in bu kuvveti sayesinde Ibrahim Bey. ilerlemis yasina ragmen Edirne'de bulunan padisahi ziyaret etmek ister. Sultan Ikinci Murad. bu yüzden bir hayli sIkInti çekiyordu. Tokat ve Canik havalisindeki yerlerde bir takim küçük Türkmen aile ve asiretleri vardi. Nitekim Amasya. Karamanoglu'nu yenmesi üzerine Yakub Bey. Ankara Muharebesi'nden sonra yeniden dirilttirilen diger Anadolu beylikleri gibi o da tekrar bagimsizligina kavusmustu. gerek bulunduklari kalelerinin sarp olusu. "Sah Ana" diye hitab ettigi Yakub Bey'in esini. lalasi Yörgüç Pasa'nin faaliyetleri sonucunda bunlarin büyük bir kismini ortadan kaldirmaya muvaffak olmustur. gerekse devletin baska bölgelerde mesgul olmasindan istifade ile zaman zaman çevrelerini vurup eskiyalik ediyorlardi. eskiden beri aralarinda bulunan akrabaligi kuvvetlendirmek için Ibrahim Bey'le kardesleri Ali ve Isa'ya birer kiz kardeslerini vererek onlari kendine baglamaya çalisir. Bu yüzden Sultan Ikinci Murad'in kardesi ve Hamideli Sancakbeyi Mustafa Çelebi'ye meyl ederek Karamanoglu ile birlikte Mustafa'ya kuvvet verip yardim eder. kiz kardesinin torunu olan Murad'i gün geçtikçe sevmeye baslar. Ankara muharebesinden sonra Çelebi Sultan Mehmed tarafindan ortadan kaldirilmis ise de büyük bir grubu faaliyetlerine devam ediyordu. gerekse Anadolu'da kismen baris. "Fetret Dönemi" diye bilinen sehzadelerin mücadeleleri esnasinda Çelebi Sultan Mehmed tarafini tutmustu. kismen de mücadelelerle sagladigi sükûnetin devam etmesi için daha bazi islerin yapilmasi gerektigine inaniyordu. GERMIYANLI MÜLKÜNÜN OSMANLI'YA VASIYETI Daha önce. ülkesini Osmanlilar'a vasiyet etmesine sebep oldu. Bu yerli Türkmen ailelerinden bir kismi. Bu gaye ile yola çikan Yakub Bey. Yakub Bey aleyhinde hiç bir harekette bulunmuyordu. Erkek evladi bulunmayan Yakub Bey. Candaroglu Isfendiyar Bey'in torununu alacagi zaman gelini getirmeye göndermisti. Bir ara Karamanoglu'nun tecavüzüne maruz kaldiysa da Çelebi Sultan Mehmed'in. Bu düsmanligi tamamen yok etmek için onlarin her birine Rumeli'nde birer sancak da vermisti. Hatta Osmanli hükümdari. Ikinci Murad. aradaki eski düsmanliklari ortadan kaldirmayi hedefliyordu. Bu sevgi. Osmanli siyasetine uygun düsen bu davranisla Sultan Murad. Sultan Murad. erkek evladinin olmayisi ve Osmanlilar'in ileride büyük bir devlet haline gelecegini sezmesi üzerine onun. Yakub Bey'i karsilamak için Meriç ve .Ibrahim Bey. Kiz kardesinin oglu olan Çelebi Sultan Mehmed'in ölümü üzerine Yakub Bey. Osmanlilar'daki saltanat degisikliginden istifadeye yeltendi. amcasini kaçirip Konya'da Karaman Beyligi'ne hâkim oldu. Bununla beraber Sultan Murad. Sultan ikinci Murad. Bunlarin normal bir hale gelmesi ve geregi gibi idareleri devleti bir hayli mesgul ediyordu. Bunlar. gerek Rumeli. Hatta Solakzâde'nin ifadesine göre. Germiyanoglu Ikinci Yakub Bey de ülkesine yeniden sahip olmustu. Bu sebepledir ki. O da son anlarina kadar beyligini muhafaza etmisti. Oradan Çanakkale Bogazi'na kadar giderek Gelibolu'da Rumeli yakasina ayak basar. Bursa'ya gelir. insanlar bunlarin yüzünden evlerinden çikamaz hâle gelmislerdi. Osmanlilar'in himayesinde devletini idare etmisti. Fakat bunun karsiliginda da daha önce Osmanlilara ait olup Timur tarafindan Karamanogullari'na verilmis olan bazi yerleri (Hamideli Beysehir) eski sahiplerine yani Osmanlilar'a terk etmeye razi oldu (1424). Halk.

eli açik. çok cömert bir insandi. ziyaretinin sebebini anlatarak içten gelen arzusunu sifahî (agizdan) arz ile ölümünden sonra memleketini padisaha vasiyet eyler. geçtigi bütün yollarda oldugu gibi Edirne'de de hürmet ve itibar görür." diyerek derhal onun sanina lâyik olacak sekilde bir miktar para gönderir. Gelibolu'ya ulastigi sirada parasi tükenir. Böylece Yakub Bey'in vasiyeti üzerine beyligi. Germiyan Beyi'ni bize öyle bir kardes olmak üzere göndermis ki. Bilginleri seven bir kimse olarak Yakub Bey. Edirne'de misafir bulundugu siralarda büyük senlikler yapilir. hastalandigi sirada yazdirip Ikinci Murad'a gönderdigi vasiyetnâmesinde ülkesini Osmanlilara vasiyet eyleyip terk ettigini tekrarlamisti. Yaninda zevcesi Pasa Kerime Hanim da vardir. emrine verdigi askere karsi o kadar cömertçe davranir ki. Ikinci Murad'i ziyaret ettigi sirada seksenini bulmus olan Yakub Bey. gezmelerinde ona refakat etmeye ve arzularinin en küçügüne kadar bütün isteklerinin yerine getirilmesine memur edilmisti. O zaman padisaha bir mektup yazarak durum ve ihtiyacini bildirir. Yakub Bey. Osmanli idaresine girmisti. meshur ilk Türkçe imâret vakfiyesini güzel bir yazi ile hak ettirerek imâretin duvarina koydurmustu. Kütahya'ya dönüsünden bir sene sonra 832 Rebiülahir (1429 Ocak)'ta vefat ederek Kütahya'da yaptirmis oldugu imâret mescidi mihrabinin arkasina defnedilir. Buranin sancak beyligine de Kara Timurtas Pasa'nin torunu ve Umur Bey'in oglu Osman Bey tayin edilmistir. Germiyan Beyi'nin mektubunu okudugu zaman: "Cenab-i Hak. Yildirim Bâyezid ve Çelebi Sultan Mehmed'in türbelerini ziyaret eder. Çok cömert.Ergene üzerinde insa ettirmekte oldugu köprü sahasina kadar gelir. . ilim ve fikir adamlarini himaye hususunda babasinin izini takib etmisti. Yüz yetmis kemer üzerine kurulan ve hâlen Uzunköprü ilçesine adini vermis bulunan bu köprü. Yakub Bey. edip. Padisah. O. ihsani bol bir kimse olan Yakub Bey. Aradaki fasilalar hariç olmak üzere takriben otuz sene kadar Germiyan hükümdari olan Yakub Bey. Orhan. ülkesini kizkardeslerinin çocuklarina birakmak istemiyordu. Sultan Murad. Edirne'de kendisine mihmandar olarak tayin edilen Seyhu's-Suara Seyhî Sinan da bizzat kendi himayesinde yetisen ve sonradan Osmanlilar'in hizmetine giren bir kimse idi. Seyhî. Bursa'ya geldigi zaman Osman. Karsilikli öpüsüp musafaha ederler. Devrin en büyük hekim ve sairlerinden olan Seyhî. Bu vesile ile Sirbistan siniri valisi Ishak Bey'in idaresinde orada yaptirmakta oldugu köprünün insaat durumunu görme imkânini da elde eder. yapilis tarzindaki özellikten dolayi Ikinci Murad'in sultanlik çaginda kurulmus binalar arasinda ilk plânda yer alir. Bu esnada henüz hayatta bulunan Emir Sultan'i da ziyaret ederek elini öper. Sultan Murad'in. Bu söhretli misafir. Edirne'de bir ay kadar kalan Yakub Bey. Türkçe'nin gelismesine hizmet etmis. gördügü misafirperverlikten dolayi minnettar olarak ülkesine döner. onu yasinin büyüklügüne ve mevkiine lâyik bir hürmetle karsilar. ilk karsilasmada Sultan Murad'in elini öpmek istediyse de padisah elini vermez. kendi gelirinden baska bizimkileri de yiyor. Yakub Bey. bilgin ve tabibin bulunmasini saglamistir. sarayinda pek çok sair. Yakub Bey. O. mihmandar sifati ile onun maiyetine verilir.

Stefan Lazareviç. zaptindan on alti yil sonra Segedin muahedesi yapilirken Güvercinlik üzerinde bir hayli durulacaktir. Sultan Murad. Bu yerlerden birisi de Sirplarin merkezi olan Semendire ile Orsova arasinda ve Tuna nehri kenarindaki Golumbaç (Kolombaç) idi. Kosova muharebesinde öldürülen Lazar'in yerine Stefan Lazareviç (1389-1427) Sirp despotluguna getirildi. her firsatta Macarlar tarafindan gözetlenecektir. Yildirim Bâyezid dönemi hadiseleri arasinda zikr edilmisti. Osmanli tarihlerinde Vilk (babasinin adi Vulk) oglu diye bahs edilen Jorj Brankoviç'in Sirp despotu olur olmaz bazi kalelerini Macarlara terk etmesi. selefi ve Osmanli dostu olan Lazareviç'in gütmekte oldugu siyaseti terk ederek gerektiginde Osmanlilar'a karsi kendini müdafaa etmek ve Türk taarruzlarini kuzeye yani Macaristan'a geçirmemek için hem Alman Imparatoru hem de Macaristan Krali olan Sigismond'a kendi topraklarindan bazi mühim yerleri vermisti. Varilan anlasmaya göre o. Macaristan bakimindan çok önemli bir üs olarak kabul edildigi için burasi. Ankara muharebesinden sonra Sirbistan himayeden çikmamakla beraber kendi lehine bazi tavizler elde etmisti. 1394) yilinda Yildirim Bâyezid tarafindan zapt edilen Selânik. Macarlarla münasebetlerini kesmeyi ve padisah istedigi zaman Osmanli ordusuna asker göndermeyi kabul eder. Osmanlilar buraya "Güvercinlik" diyorlardi. Güvercinlik ve Krusevaç gibi kalelerin ele geçirilmesiyle Osmanli sinirlari. muvaffak olamayinca Osmanlilarla anlasmak zorunda kalir ve Güvercinlik'in Osmanlilar'a geçmesini kabul eder. Bu adam. Belgrad'i isgal eden Sigismond. Macaristan'a açilan yollar üzerinde önemli ve stratejik bir mevkide bulunan Güvercinligi zorla almak istemesi üzerine Sultan Murad. .SIRBISTAN VE GÜVERCINLIK KALESI MESELESI Sirbistan. Macaristan'a açilan yollar üzerinde oldugu gibi bilhassa Sirbistan'in müdafaa ve elde tutulmasina yarayacak bir mevki isgal ediyordu. fakat hicrî 791 (M. Halbuki eski despot Stefan Lazareviç. kalenin müdafaasina kosar. Ankara Muharebesi'nden sonra Bizans Imparatoru ile uyusmak isteyen Emir Süleyman tarafindan Bizanslilara terk edilmisti. ölmeden önce burayi on iki bin duka altin borcuna karsilik "boyar" yani beylerinden birisine rehin olarak vermisti. Hatta Fatih Sultan Mehmed. Onun içindir ki. boyar kaleyi Osmanlilar'a terk etti Sigismond'un. Macadar bir basari elde edemedikleri gibi Sigismond da ölüm tehlikesi geçirerek bir fedaisi sayesinde zor kurtulmustu. SELÂNIK VE YANYA'NIN FETHI Birinci Murad zamaninda kusatilip alinamayan. Sigismond'un basarisiz oldugunu görünce ondan ümidini keserek Osmanlilar'la anlasmaya çalisir. Osmanlilar ile Sirp ve Macarlar arasinda bazi çatismalarin çikmasina sebep oldu. 1473 senesinde Uzun Hasan'a karsi sefere giderken Macar elçisi Padisahin ve dolayisiyla Osmanlilarin bu müskül durumundan yararlanarak Güvercinlik'in terkini veya kalesinin yikilmasini isteyecektir. Belgrad'in Macarlara verilmesi üzerine hükümet merkezini daha önce Semendir'e nakl etmis olan Jorj Brankoviç. Temmuz 1427 senesinde evlad birakmadan ölünce onun yerine kiz kardesinin oglu Jorj Brankoviç. Güvercinlik. Sirp despotu oldu. Edirne'ye döndügü zaman hükümdarlara nâmeler göndererek yeni fetihlerini bildirir. Osmanlilar tarafindan ilk defa olarak fethi ve bilahare tekrar Rumlarin eline geçisine dair bilgiler. her sene Osmanli hazinesine elli bin duka altin vermeyi. Sigismond. Sirbistan'in kuzeyinde yeni gelismeler kayd etmisti. parayi ödemeden Kolombaç'i da almak isteyince. Birinci Kosova muharebesinden beri Osmanlilar'in nüfuzu altinda idi. Selânik sehrinin.

eger oranin idaresi Rumlarin elinde bulunsaydi. Sultan Murad'a defalarca elçi gönderirler ama bu çabalarin hiç birisi Sultan Murad'i bu oldu bitti karsisinda yumusatamaz. Bu arada Venedikliler. Burada Anadolu Beylerbeyi olan Hamza Bey komutasindaki Anadolu kuvvetleri ile Sinan Bey komutasindaki Rumeli kuvvetlerini bir araya getirir.çekiliniz. Venedikliler Rumlara itimad edemediklerinden kendi askerlerini Rumlarin arasina dagitmislardi. Bunun için Sultan Murad. Büyük babam Bâyezid bazusunun kuvvetiyle burasini Rumlardan aldi. Murad. sehrin bir an önce düsmesini istiyordu. Fakat Venedik valisi bunu red eder. Bu sirada Manuel'in oglu Andronikos. bunlara haksizlik ettigimi belki iddia edebilirlerdi. Sayet Venedikliler. 1430 senesi Subatinin ortalarinda Edirne'den Serez'e gelir. Buralara sokulmaniza sebep ne? Ya arzunuzla oradan . Sakiz ve Rodos ile eski antlasmalari yeniledigi zaman Venediklilerin Selânik'i almalarindan dolayi bunlarla olan muahedeyi yenilemeyerek Venedik elçisini geri çevirmisti. Muhasara karargahina gelen Sultan Murad. buradaki islermi yoluna koyduktan sonra Edirne'ye döner. para karsiliginda kendilerini yabanci bir millete satarken. 826 / M.Osmanlilar'in saltanat degisikligi ve buna bagli olarak çikan taht kavgalari fitnesi ortadan kalkip tehlikeli durumlarinin düzelmesinden sonra sira daha önce ellerine geçmis olan Selânik'in yeniden elde edilmesine gelmisti. Selânik valiliginde bulunuyordu. Padisah. ya da hemen gelirim" cevabini verir. Selânik'in Venedikliler'in eline geçmesini istememisti. Venedikliler yeni bir heyet göndererek muahedeleri yenilemek istedilerse de padisah: "Selânik. Selânikliler. Böylece elçiler bir is göremeden geriye dönerler. sayet Selânik imparatora ait olsaydi orayi hiç bir zaman zapt etmek istemeyecegini. sehrin zapti kadar garip ve tuhaf olan bir muameleye bas vurarak bizzat Bizanslilarin tavassutunu temin ederler. Venedikliler'den donanma ve yardim istedilerse de bu yardim gerçeklesmedi. Sultan Murad. Sultan II. Böylece Selânik halki. Bu esnada zaten hasta olan Andronikos da Venedikliler'ce Mora'ya gönderir (H. Kendisi Serez'de kalarak Hamza Bey'i ileriye gönderir. Siz ise Italya'dan gelen Latinlersiniz. imparatorun bu tavassutunu çok garip bulmustu. Umumi hücumla alindigi takdirde sehrin zarar ve tahribata ugrayacagini hesaplayan Hamza Bey. ilk günlerden itibaren isi diplomatik yollarla ve gürültüsüz atlatmaya çalisirlar. Venedikliler. 1423). Andronikos'un muvafakati olsun olmasin. kendilerine yiyecek vermek ve sehri mamur hale getirmek sartiyla Venediklilere satmaya karar verir. hem de fazla zahmet çekilmeden fethi mümkün kilmak için surlardan içeriye adamlar soktu. babamdan kalma mülkümdür. Venedikliler de kan yerine keselerinden para dökerek Ege kiyilarinin en mühim sehirlerinden birine sahip olurlar. Bu sekilde sehir müdafaa edilirken Rumlarin gevsekligini ve icabinda karsi tarafla anlasmalarini önlemeyi düsünüyorlardi. imparatorun arazisi ile kendi topraklan arasina yerlesmesine de müsaade edemeyecegini söyleyerek anlari da geri gönderir. Osmanlilar'in bu sekildeki kesin tutumu üzerine Venedikliler. Fakat o sirada daha pürüzlü ve önemli isler oldugundan ses çikarmamis ve uygun bir zaman gözetlemeyi uygun görmüstü. Ioannis'in göndermis oldugu Nikola de Gona ve Frangopulos adlarindaki elçilerine. kendilerine sadik kalmak sartiyle Selânikliler'in tekliflerini kabul ile elli bin duka altin karsiliginda Selânik'i satin alirlar. Rumlardan gelebilecek bir hainligin . Bu müzakereler esnasinda sefer hazirliklarini da ihmal etmeyen Sultan Murad. Muhasara yüzünden sikintiya düsen halk. 1426 yilinda Ayasolug'a giderek orada bulundugu sirada Midilli. Padisah. Bütün kusatma hazirliklari yapildiktan sonra Venedik valisinden sehrin teslimini ister. hem buna mani olmak. Evrenoszâdelerle Turahan Bey komutasindaki ordusuyla Selânik'i muhasara ettirmisti. Bunun üzerine Hamza Bey sehri topla dövmeye baslar. fakat Venediklilerin.

Selânik sehrini para karsiligi alan Venedikliler. 26 Subat gecesi meydana gelen depremde halk büyük bir heyecan yasadi. buna karsilik kendilerine hürriyet ve himaye vaad etmesi de bir sonuç vermedi. Bu esnada Selânik halkindan bazilari. Müslüman olan Osmanlilar'a terk etmekten çekinmemislerdi. sehrin Müslüman Türk hüviyeti kazanmasina çalisiyordu. Osmanlilar'in. Çünkü Venediklilerin çok siki tedbirler almalari üzerine sehre sokulan adamlarla içeriye firlatilan mektuplarin. Hamza Bey'in tekliflerini kabul etmeyen Venedikliler'e karsi padisah. Selânik halki arasinda genel hücumun ertesi gün yapilacagi söylentileri dolasmaya baslar. Selânik'in düsmesi. sehrin savunmasindan ayrilmalari. Ege Denizi'nde ticarî mevkii parlak bir sehirdi. limandaki üç Venedik kadirgasini yakmasi. Selânik zapt edilince Sultan Murad. Bu yüzden bütün askerlerini kaleden çekip gemilere bindirdiler. Çünkü daha önceki bütün baris ve teslim çagrilari cevapsiz kalmisti. Osmanli kaynaklan. Venedikliler arasinda büyük bir korkunun meydana gelmesine sebep oldu. kalabalik topluluklar halinde kiliselerde toplanmaya basladi. Vardar Yenicesi ile diger sehirlerden Türk aileler getirterek buraya iskân ettirir. Hammer'in ifadesine göre bazi kiliseleri de yiktirip onlarin malzemesinden sehrin ortasinda bir Türk hamami yaptirir. gruplar halinde Venedik kadirgalarina binmek istedilerse de bunlar. hücuma karar verir. Bunun üzerine halk. Ayrica Hamza'nin oklarinin ucuna mektuplar sararak Rumlari sehir kapilarini açmaya tesvik etmesi. Selânik'in kirk günlük bir kusatma sonunda zapt edildigini yazarlarsa da yabanci kaynaklarda buranin daha kisa bir sürede zaptedildigi bildirilmektedir. Bu yüzden onlardan da bulunduklari mevzileri terk edenler oldu. Ertesi gün safakla baslayan genel hücum sonunda Osmanli askeri sehre girmeye basladi. âdet oldugu üzere yagmaya ugramasi demekti. Venediklilere mecburen itaat ediyorlardi. Hükümdar böyle bir karar almak zorunda kalmisti. Fakat orada barinamayacaklarini anladiklari zaman dindaslari olan Rumlari. Zira Selânik. En fazla kalabalik ise Aziz Dimitrios'un tabutu bulunan ve içinde devamli olarak "kutsal yag" akan kilisede toplanmisti. 28 Subat'i 1 Mart'a baglayan gece. sehrin zapt edildigi zaman. O gün aksama dogru. Bu sebeple Aya Dimitri (Sen Dimitrios) kilisesi hariç olmak üzere diger bütün kiliseleri camiye tahvil ettirir. Rumlar üzerindeki tesirleri önlenmisti. Avrupa ve bilhassa Venedik'te büyük üzüntülere sebep olmustu. Buna meydan vermemek düsüncesi ile Venedikliler. Rumlar. O. Venedikliler tarafindan gemilere alinmazlar. Rumlari büsbütün perisan etmisti. Subat . her Rum askerinin yanina degisik memleketlerden ücretle topladiklari adamlardan kurulu yagmaci (Butineur) denilen askerden birini koymuslardi. Bu. Fakat Venediklilerin çabasi sonucunda bu korku ve heyecan giderilerek müdafaa daha bir güç kazandi. Bu politikasi ile o. Böylece Müslümanlarin rahat ibadet etmeleri ve diger sosyal tesislerden istifade etmelerini saglamisti. sadece sehrin ticaretini düsünüyorlardi. Öyle anlasiliyor ki sehrin umumî bir hücumla alinacagi söylentileri bosu bosuna çikarilmis bir iddia degildi. kale kapilarinin açilmasi ile sehir zapt edildi (27 Receb 833/2 Mart 1430).önünü almak üzere önceden gerekli tedbirleri almamis olsalardi belki de Hamza Bey'in adamlari gayelerine ulasacaklardi. Zira Mart ayinin ikinci günü sato tarafindan yapilan siddetli bir hücum ve merdivenlerle üzerlerine çikilan surlarin isgali sonunda. Venediklilerin. sadece iskân ile yetinmiyerek buraya yerlestirilenler için bazi imkânlar da sagliyordu.

Bu çatisma ve anlasmazliklara ilaveten bölgede iç karisikliklarda sürüp gidiyordu. Yanya'nin baris (sulh) yolu ile alinmasi ve özellikle halkin istegiyle Osmanli idaresinin kabul edilmesi. Eflâk'taki iç mücadele Mirça'nin kardesinin . Onun için de zaman zaman çatismalar meydana geliyordu. onlarin basarili olmasina ve Gelibolu'yu ele geçirmelerine engel olmustu. Selânik'in zaptindan takriben bir buçuk sene sonra 13 Safer 835 (9 Ekim 1431)'de Yanya Osmanli topraklarina katildi. Egriboz adasinin Osmanlilar tarafindan zapt edilmesinden korktuklari için böyle bir baris teklifinde bulunmuslardi. Bunun üzerine Sultan Murad. Eflâk ve Sirbistan'in Osmanlilar'la olan baglantilarini kesmekte kakarli görünüyorlardi. Dukas'in ifadesine göre Venedikliler. Osmanlilarin yüksek hâkimiyeti altinda bulunan ve merkezi Yanya olan Epir despotu Karlotoçi (Carlo Tocco) ölünce ogullari arasinda hâkimiyet mücadelesi bas göstermisti. Devamli karisikliklara sebep olan bölgedeki olaylari Eflâk ve Sirbistan hadiseleri olmak üzere iki kisma ayirmak mümkündür. 2 Mart'ta sona erdigine göre bu sürenin çok daha az oldugu anlasilmaktadir. senelerce sürecek olan iç karisikliklara sahne olacaktir. Zira henüz emekleme durumunda bulunmasina ragmen Osmanli donanmasi. Amiral Moceniko'nun yerine geçen Silvestr Morisini Selânik'in intikamini almak için 1431 yilinda Çanakkale bogazinin Anadolu yakasindaki istihkamlara ani bir baskinda bulunarak ele geçirdigi muhafizlari öldürmüs. Amiral Andrea Moceniko komutasindaki Venedik donanmasi. Bununla beraber yerli Ruro halki. Bundan sonra Sultan Murad ile Venedikliler arasinda Gelibolu'da bir muahede imzalanir. EFLÂK HÂDISELERI Eflâk'in söhretli voyvodasi Mirça'nin ölümünden sonra bölge. Kendi dindaslari olan Latinlerin zulüm ve çekismesinden bikan halk. halkin hürriyetine. bazilari da Osmanlilar'dan yardim göreceklerdir. âdet ve ibadetlerine dokunmayacagina dair Sultan Murad'dan bir ferman aldiktan sonra sehrin anahtarlarini kendisine teslim eder. Bunlardan Memnon adindaki ogul. Heyet. Balkan halklari üzerinde nasil iyi bir tesir meydana getirdiginin göstergesidir. Bu mücadeleler esnasinda voyvodalarin bazilari Macarlar. Gelibolu'yu zapt etmek için ugrastiysa da bunda basarili olamadigi gibi gemi bakimindan da zayiata ugradi. ogullar arasinda meydana gelen bu mücadele ile Latinlerden memnun degildir. Karaca Pasa komutasinda gönderdigi kuvvetler ile Memnon'a yardim edip onu arzusuna kavusturur. Osmanlilar'dan yardim ister. Bu yüzden. Bu muahede ile Selânik'in Osmanlilar'a terk edildigi belgelendirilip kabul ediliyordu. Bu yüzden aradan fazla bir zaman geçmeden Yanya halkinin ileri gelenlerinin meydana getirdigi bir heyet.ortalarinda baslayan kusatma. Yildirim Bâyezid zamanindan beri Yunanistan'in Epir bölgesinde Latin kökenli despotlar vardi. Osmanli idare ve adaletinin. Yanya'yi teslim almak için Karaca Pasa'yi görevlendirir. Sultan Murad. Durumun nezaketini bilen Osmanli devlet adamlari da buna karsi tedbir almakta gecikmiyorlardi. o siralarda Selânik civarinda bulunan Sultan Murad'i ziyaret eder. adalet ve hak sinasliklarina güvendikleri Osmanliya baglanmayi tercih etmisti. Karaca Pasa'nin sehri teslim almasindan sonra buraya da Türkler iskân edilir. surlarini da tahrib etmisti. BALKANLAR'DAKI YENI OLAYLAR Macarlar. Selânik muhasarasi devam ederken. örf. eskiden beri Balkanlar'daki milletlerin Osmanlilar'a karsi tavir koymalarini istiyor ve kendilerini bölge halklarinin bir çesit hâmisi kabul ediyorlardi.

Bu yüzden bu da babasi gibi Vlad tarafindan öldürülür(1431). bir takimi da kiymetli taslarla süslü ipekli elbiseler sunar. Fakat bu voyvoda. Vlad'in iki yüzlülügünü çok iyi biliyordu. Bu akinla. Sirp despotunun Macarlarla olan alâkasini kesmek ve Osmanlilar'a olan bagliligini güçlendirme hedeflenmisti. SIRBISTAN HÂDISELERI Eflâk voyvodasi Vlad Drakul gibi Sirp despotu Jorj Brankoviç te Macarlara dayanip onlardan yararlanmak istiyordu. bilahare Macarlarla dostlugu yenilemek ister. Filhakika Vlad Drakul. Zira Sultan Murad. Sirbistan'in iki önemli sehrinden Belgrad'in Macarlar. Eflâk voyvodasi olmustu. Zaten Macarlar da Sirp despotunu Osmanlilar aleyhine tesvikten geri kalmiyorlardi. Bu mücadeleler sebebiyle voyvodalar makamlarini yeterince saglama alamadiklari gibi bu dönem Eflâk kaynaklari da kifayetsiz olduklari için voyvodalarin saltanat tarihlerinde karisikliklar bulunmaktadir. bütün bu himayelere ragmen Sigismond'un kendisini Türklerin elinden kurtaramayacagini düsünerek rakiplerine galip gelmekle birlikte Osmanlilar'a da sokularak görünüste onlara olan bagliligini göstermek istiyordu. Vlad Drakul vasitasiyle Macarlara büyük bir darbe indiren Sultan Murad. Dan'in oglu Osmanlilar'dan yardim istedigi için kendisine yardim edildiyse de bunda iyi bir basari saglanamadi. Bu arz-i ubûdiyetten memnun olan Sultan Murad. Sigismond. heyeti Bas kilisede ve bütün hükümdarlik alametleri üzerinde bulundugu halde kabul eder. Bu yüzden Macarlarla olan münasebetlerini kesmeyi ve kizi Marya (Mara)'yi Osmanli hükümdarina zevce olarak vermeyi kabul ederek barisi saglayabildi. Bu elçilik erkânindan on iki kisi ilerleyerek Imparatora altin sikkelerle dolu on iki altin kupa. onun komutasindaki bir ordu ile Sirbistan içlerine dogru bir akin yapilir. Osmanli hükümdarinin. Macarlarin ve bilhassa Sigismond'un kendisini himaye etmesinden aliyordu. Vlad. bu cesareti. Seytan) lakabi ile aniliyordu. Bu sebeple Imparatorun bulundugu Bâl sehrine tantanali bir elçilik heyeti gönderir. Sultan Murad'in elçilerini gayet sahane bir surette taltifederek birçok hediyelerle Padisahlarina gönderir (Kasim 1433). Büyük bir idarî ve diplomatik tecrübeye sahip olan Osmanli devlet erkâni. Karaman seferine hareket edecegi esnada bizzat Bursa'ya kadar gelerek bagliligini arz ve Sultan Murad'in Macaristan'a yapacagi seferlerde kendisine her türlü kolayligi gösterecegini vaad ettigi gibi böyle bir seferde Osmanli ordusuna klavuzluk edecegini de taahhud eder. Bu sekilde. bir takimi sirma islemeli. Sirp despotunun Osmanli Devleti'ne sadik görünmesine ragmen el altindan da Osmanlilar'in aleyhindeki bazi hareketleri. Sarica Pasa. Ishak Bey komutasindaki Osmanli ordusunun Sirbistan ortalarina kadar bir akin yapmasi. Üsküp Sancak Beyi Ishak Bey tarafindan haber alinip merkeze bildirildiginden. Macaristan ile dostça münasebetlerin faydali olacagini düsünür. Sirp despotu Brankoviç'i telaslandirir. Böylece mütareke yenilendikten sonra Sigismond. Dukas ve Hammer'in ifadelerine göre Eflâk Beyi (voyvodasi) Vlad. Bogdan prensinin yardimini alan Vlad Drakul tarafindan öldürülür. Güvercinlik'in de Osmanlilar elinde bulunmasindan dolayi her iki devletin Sirbistan üzerindeki dikkatleri daha fazla hassasiyet kazanmisti. Mirça'nin ölümünden sonra kardesinin oglu Dan. yanina asker vererek onu Transilvanya'ya akin yapmaya memur eder. ya insafsiz ve zâlimliginden veya Sigismond'un kendisine verdigi Dragon nisanindan dolayi Drakul (Eflâl dilinde hilekâr.çocuklari olan Dan'lilar ve Mirça'nin oglu Vlad Drakula'nin torunlari olan Drakul'lular arasinda cereyan ediyordu. Vlad. Bu sebeple onun Macarlarla olan münasebetlerini bozmak için ayni sene (1432). Osmanlilara olan baglilik yeminini ettirmek ve padisahin nisanlisini getirmek . onu tekrar ülkesine gönderir.

Vilk oglu demis ki: "Ben çeyizi kizima vermedim. Gayet iyi tazimle Semendire'ye getirdiler. Sultan Murad. Acayip konukluklar eyledi. Her iki hükümdarin Evrenoszâde Ali Bey komutasindaki akinci kuvvetlerine iltihaklarini müteakip Demirkapi üzerinden Tuna nehri âsilir. Bunun üzerine sultan da "tedarik neyse edin" diyerek Kizlaragasi Reyhan Aga ve Oruç Bey ile Sirp sinirlari üzerinde toplanmis olan askerin komutani Ishak Bey'in esini gelini almak üzere bir heyetle Üsküp'e. onu Hünkâr'a dediler. hünkâr kendine dügün etmedi. kayinpederine itimad edilemeyecegini gösteren delillerle dolu idi. Isfendiyar kizi dahi Bursa'da idi. Sultan Murad. Bununla beraber yine ayni sene (1433) içinde. Ve her ne kim Vilk oglu dedi. pasalarini toplayip kendileri ile bu durumu görüsünce pasalar "almak gerek sultanim" demislerdi. Bursa'ya gönderdi. 1438 kisinda Brankoviç'in kizi Mara ile evlendi. Bununla beraber Sirbistan hududundaki Türk kuvvetlerinin komutani olan Ishak Bey'den aldigi raporlar. Brankoviç'in. Sirbistan problemine kesin bir çözüm getirme kararma varir. onu Edirne'ye getirdi. Hünkâr eder "Benim câriyelerime verecegim yok mudur ki onun kizinin çeyizini vereyin. dilerse gayri câriyesine versin". Bu akinlar esnasinda birçok ganimet elde edilir. Brankoviç'i yeniden Macarlarla münasebetlerini gelistirmeye yöneltir. kâfir beylerinin hatunlarini karsi gönderdi. Brankoviç. Birbuçuk ay kadar süren akinlar esnasinda. Edirne'ye gelen Mara oradan da Bursa'ya gönderilir. Semendire'nin anahtarlari ile birlikte Edirne'ye gelmesini emr eder. Sultan Murad. büyük oglu Greguar'i Semendire'nin tahkim ve . Iki yüzlü harekette Eflâk voyvodasindan da usta davranan Jorj Brankoviç. itaat edecek yerde. dilerse bu câriyesine versin. Padisahin emri geregince Jorj Brankoviç ve Vlad Drakul 1438'deki Macaristan akinina katilirlar. Evrenoszâde Ali Bey'in Macaristan'a yaptigi bir akinda basarili olamamasi. Sultan Murad. Sultan Murad. Bu sebeple Sirp despotu ile Eflâk voyvodasinin Macarlar'la arasini iyice açarak kendisine baglanmalarini saglamak için Macaristan harekâtina katilmalarini emr eder.üzere Jorj Brankoviç'in sarayina gider. Bundan cesaret alan Ibrahim Bey. müstereken icra edilen Transilvanya akinina ragmen Macarlarla aralarinin açilmadigini görünce. Osmanlilar aleyhine kiskirtmaya ve bir takim faaliyetlerde bulunmaya sevkeder. Hiç nesne kabul etmedi. Hatta kizini padisaha nisanlamis olmasina ragmen onun henüz küçük oldugunu ileri sürerek dügünün yapilmasini da tehir eder. Buna göre Karamanoglu'nu tahrik edenlerden birisi daha bütünüyle ortadan kalkacakti. Geri çeyizini ol kiza verdi. Transilvanya'da bazi sehirler zapt ve kaleler de tahrib edilir. padisahin hiddetini teskin ile dikkatini baska seyler üzerine çekebilmek için kizi Mara'yi aldirmasi istirhaminda bulunacaktir. Hünkâra verdim. Fakat ileride de bahs edilecegi gibi Sultan Murad. Onda dahi nihayetsiz konukluklar etti. Macar Krali Sigismond ile birlikte Karamanoglu Ibrahim Bey'le gizlice anlasarak onu. Karamanoglu Ibrahim Bey'in hakkindan geldikten sonra tekrar Rumeliye dönecektir. oradan da Semendire'ye gönderir. Osmanli ülkesine saldiracak ve bazi yerleri ele geçirecektir. Çeyizinin hesabini yazmislar. kizini Osmanli sarayina götürmek üzere gelen heyete teslim eder. mutad merasimle. kizi Mara'yi Edirne'ye göndermis olan Jorj Brankoviç'e pek güvenemiyordu. Elhasil kizi Edirne'ye getirdiler. "Bir sipahi kâfirin kizina ne dügün gerek" dedi. Âsikpasazâde hadiseyi su ifadelerle nakl eder: "Bir kaç günlük yol kalinca Vilk oglu." dedi. Defterini Özbek Aga'ya verdiler. Durumun kendi aleyhindeki vehametini görmekte gecikmeyen Brankoviç." Jorj Brankoviç. Bir sehl zaman durdu.

hatta bir askerin. Semendire muhasarasi devam ederken bir Macar ordusu sehrin imdadina geldiyse de Ishak Bey ile Timurtas Pasaoglu Osman Çelebi tarafindan maglub edildikten baska Macaristan'a da akinlar düzenlendi. kendisinin bile bes esir satin aldigini. Filhakika o tarihlerde Bohemya'da meydana gelen krallik mücadelesi ile Alman Imparatoru ve Macaristan Krali Albert'in ölümünden dolayi meydana gelen çekismeler. Novaberda. Böylece Sirbistan'in diger sehir ve yerleri de zapt edilmis oluyordu. güzel bir cariyeyi bir çift çizme ile mübadele (degistirdigini) ettigini" yazar. gerçekte bir Sirp sehri idi. asirlarca Osmanli ordusunun mermi ihtiyacini kullanmada hizmet görmüstü. bu sehrin stratejik durumunu çok iyi biliyordu. Sehri müdafaa edenlerle birlikte esir düsen Greguar. Sultan Murad. Sirbistan islerini çok iyi bilen Ishak Bey. Bu esnada. Cuma namazinin kilindigini ve hisarina asker kondugunu yazar. hacdan dönünce kusatmanin siddeti artirilir. Edirne'den de Gelibolu'ya yollanarak haps edildiyse de iki oglunu rehin olarak birakmayi kabul ettiginden hapiste uzun süre tutulmayarak serbest birakildi. Sultan Murad. Brankoviç gibi Eflâk Voyvodasini da davet etmisti. olaylarin akisi içinde Sirbistan hadiseleri ile yakin ilgisinden dolayi bu muhasaradan bahs edildikten sonra. Vlad Drakul. Engürüs vilayetinin kapisidir" diyerek onun askerî önemini ortaya koyuyordu. Bu siddetli kusatmaya tahammül edemeyen Semendire. Kusatma hem karadan hem . Bosna Krali Tvartko'yu korkuttugundan. Sirbistan'in fethinden sonra Belgrad için de bir seyler yapmak gerekiyordu. Sirbistan isini kesin bir sonuca baglamak için Semendire üzerine kuvvet sevk eder. Osmanli hazinesine daha önce vermekte oldugu yirmi bin duka altini yirmi bes bine çikarmisti. "esirlerin sayisinin çok fazla oldugunu. Zira o siralarda Macar hâkimiyetinde olmakla beraber Belgrad. Osmanlilar bu sefer esnasinda pek çok esir ve ganimet aldilar. sehrin fethinden hemen sonra onun Müslüman Türk sehri haline getirilmesi için kadi tayin edildigini. Bunun için de "Belgrad. 1439 yilinda teslim olur. Sultan Murad. bu sefer esnasinda. Kendisi de diger oglu Lazar'i yanina alarak Sigismond'a halef olan Albert'e siginir. üç ay müddetle kusatilir. eteklerinde kuruldugu dagin madenlerinin çoklugundan dolayi "Sehirler anasi" diye adlandirilan Novaberda'yi bizzat kendisi yeniden feth ederek ele geçirdi (1439). Sirbistan'a karsi yapilan hareket. Vlad Drakul ülkesine dönerek yine eski makamina geçer. ordugâha gelince yakalanarak Edirne'ye gönderilir. esirlerin fazlaligi sebebiyle fiyatlarinin düstügünü. O. Voyvoda Drakul. Asikpasazâde. daha önce rehine olarak Edirne'ye gönderilmis bulunan kardesi Stefan ile birlikte Tokat'a yollanarak hapsedilir. Brankoviç'in oglu tarafindan müdafaa edilen Semendire. Arkasindan bizzat kendisi de bu kusatmaya istirak etti. daha önce zapt edilmis ise de fetret döneminde tekrar Sirplara iade edilmisti. Maden ocaklari ile meshur olan Novaberda. Sultan Murad. Belgrad'i muhasara için önce Evrenosoglu Ali Bey komutasinda bir ordu gönderdi. BELGRAD'lN MUHASARASI Tarihî kronoloji itibari ile Karaman seferinden sonra olmasina ragmen.müdafaasina memur eder. Sultan Murad'i düsüncesini gerçeklestirmeye yöneltmisti. Karaman olaylarina temas edilecektir. Seferde bizzat bulunmus olan tarihçi Âsikpasazâde. Jorj Brankoviç'i taklid etmeyerek padisahin dâvetine icabet eder.

Osmanli toplari kaleyi dövmeye baslayinca ondan büyük bir parçayi yikip bir gedik açtilar. Polonya Krali iken ayni zamanda Macaristan kralligina da getirilmis olan Viladislas. zamanin uzamasindan dolayi kaldmldi. Bu arada kale burçlarindan. her iki tarafi da tarassut ediyordu. Evrenoszâde Ali Bey'in. Macaristan'a yaptigi bir akinda muvaffak olamamasi üzerine. mevkiini ve yerini kuvvetlendirdikten sonra Sirp despotu ve Macarlar'la ittifak ederek Osmanlilar'in aleyhindeki faaliyetlerine baslar. Sinan Pasa komutasinda bir ordu sevk ederek Macarlari maglub eder. fakat onun bu makama gelmesi bizim yardimimizla olmustur. Karamanlilar'in. Osmanlilarin. Rumeli'deki sIkIsik durumlarindan devamli olarak istifade etmeyi adeta bir prensip haline getiren Karamanlilar. Sehri Zovan adinda Raguza'li bir rahip müdafaa ediyordu. Maglub olan Macarlar'dan bir kismi Tuna nehrinde bogulurken krallari da zor kurtulmustu (1433). Osmanlilar'dan aldigi yerleri iad etmekle tatliya baglanir. Bu siralarda Macaristan içlerine dogru da akinlar devam ediyordu. Balkanlar'daki Hiristiyanlarla is birligine giren Ibrahim Bey. Sultan Murad'dan kusatmayi kaldirmasini rica etmis ise de buna pek aldiris edilmedi. Aksehir. Padisahin ayaklarina kapanarak onu düsüncesinden vaz geçirir. âlimlerden Mevlânâ Hamza vâsitasiyle özür dileyerek barisa talib olur. KARAMAN SEFERI Murad Bey'in destegi sayesinde idareyi elde edip is basina gelmis olmasina ragmen. Sultan Murad. Fakat alti ay kadar devam eden Belgrad kusatmasi. Sonunda is. Sükrüllah'i (Behcetü't-Tevânh adli eserin müellifi) Karamanoglu'na elçi olarak gönderir. kendisini rahatsiz edenleri de kaçirdi. 1433 senesinde de Sirp ve Macarlar'la birleserek Osmanlilar'in aleyhinde bir ittifak kurmustu. Buna karsilik Ibrahim Bey. Karsilikli anlasmalar geregince Macarlar ile Sirp despotunun Tuna'yi geçip Güvercinlik (Kolambac) kalesine taarruzlari esnasinda Karamanoglu Ibrahim Bey de Beysehir'den sonra Hamideli'ni isgal etmeye baslayarak bu sancagin beyi olan Sarabdar Ilyas'i esir almisti. . Rumeli islerinin kritik bir vaziyet arz etmesinden dolayi yerinden ayrilamayan Murad Bey. epey dil döker. Bunun üzerine Sultan Murad: "Senin hatirin için günahindan vaz geçelim. Konya ve Beysehri'ni alan Sultan Murad.de nehirden yapiliyordu. Surun etrafindaki hendek kenarina kadar büyük bir siper kazdirdi. Sultan Murad. Osmanli birlikleri buradan içeri daldilarsa da siddetli bir mukavemetle karsilastilar. Karamanoglu da bunu bildigi için isgal sahasini gittikçe genisletmeye çalisiyordu. bu sefer de rollerini Ibrahim Bey vasitasiyle oynuyorlardi. Güvercinlik önünde kazanilan bu zaferden sonra Rumeli'ndeki vaziyetin düzeldigini görünce vezir Saruca Pasa'yi Edirne muhafazasinda birakarak Karamanoglu'nun üzerine yürür. Bozkir'a kadar gidip Karamanoglu'nu takib eder. Osmanlilar'a karsi takib ettikleri tarihî ve daimî düsmanlik siyasetine devam etmekte mahzur görmeyen Ibrahim Bey. Sultan Murad. Simdi onu azl ederek biraderi Isa Bey'i Karaman Bey'i yapmayi uygun gördüm" deyince Mevlânâ Hamza. Padisahi bu konuda ikna etmek için Mevlânâ Hamza. Yaninda bulunan Karamanoglu Isa Bey'i de Karaman hükümdari ilan edip. Ibrahim'i sonuna kadar takib edecegini açikça ortaya koyar. Evrenosoglu kusatmayi kaldirmadi. Bununla beraber Rumeli'ndeki isler yüzünden Edirne'yi birakip Karamanoglu'nun üzerine gidemiyordu.

Öbür taraftan. isgal ettikleri yerlerden çikarir. Osmanlilarin tek baslarina Anadolu'nun hâkimi durumuna gelmeleri. önce Timur'un sonra da Sahruh'un destegini saglayan Akkoyunlu Bey'i Karayülük Osman Bey. Anadolu ve Iran'da babasi tarafindan tesis edilen füli durumu yeniden iade etmek arzusunda oldugundan Anadolu'daki olaylari yakindan takib ediyor ve mektuplari ile bazi durumlari tasvib etmedigini bildiriyordu. Venedik gibi bazi Hiristiyan devletler ise bu tehlikeyi bir silah gibi kullanarak bazi Osmanli sehirlerini istila ümidine bile kapilmislardi. 1437 yili sonlarina dogru Ibrahim Bey. Bütün bati Hiristiyan dünyasini sevince bogan bu tehlike. içislerinin karisik olmasina ragmen. Zira bu. Osmanlilarla savasmak üzere bizzat sultanlarinin sefere çikmasini bile düsünmüslerdi. Osmanlilar'in Dulkadirogullari'ni himaye etmesini bir türlü hazmedemeyen Memlûklular. Timur'un yaptigi tahribati unutmayan Osmanlilar. Bu arada. Mektubunda Anadolu beylerinden Karamanoglu Mehmed Bey. ona bir mektup göndermisti. dedesi Yildirim Bâyezid zamaninda oldugu gibi bir anda kendisinin de yeni bir tehlike ile karsi karsiya geldigini görür. Ibrahim Bey. Ikinci Murad'in kiz kardesi olan haniminin ricalari üzerine bu sefer de af edilir. Ibrahim üzerine yeniden kuvvet gönderilmesine sebep oldu. Maras Bey'i Dulkadirli Süleyman Bey'le birlikte Kayseri'yi kusatirken. Cüneydoglu Hamza ve Dulkadir Bey Süleyman ile Birlikte Bizans ve Trabzon imparatorlari da dahil olmak üzere Gürcü meliklerinin de emrine girmek için kendisini beklediklerini yazmisti. Osmanlilar ile Memlûklular arasinda Karaman ve Dulkadir gibi tampon devletlerin bulunmasi. Murad Bey de Rumeli ve Anadolu kuvvetleri ile Aksehir'e girer. Ikinci Murad tarafindan Hamideli sancakbeyligine getirilmisti.Osmanlilar'a karsi giristigi tecavüzden dersini aldiktan kisa bir müddet sonra Dulkadirogullan'na ait Kayseri'yi zapt etmesi. Daha önce de belirtildigi gibi Sultan Murad. Macarlar'in maglubiyeti üzerine 1437 baharinda tabiî müttefiki Dulkadirlilarla beraber dogudan ve batidan Karaman ülkesine taarruz eder. Anadolu'da Osmanlilari ezip ortadan kaldirmalari imkânsizdi. Tokat'tan yola çikan kuvvetli bir Osmanli ordusu. ve Anadolu'da kendilerine ait olan topraklarin kaybi demekti. Bu son gelismeler karsisinda Macarlar'la ayni zamanda hareket eden Sultan Murad. Memlûk Devleti için bir garanti olarak görülüyordu. dogudan geliyordu. SAHRUH'A KARSI TAKIP EDILEN OSMANLI SIYASETI Sultan Murad. Bununla beraber Suriye valisine Anadolu islerine çok dikkat etmesi emrini verir. Timur'un çok dindar oldugu söylenen oglu Sahruh (1404-1447). Bu durumu bilen Memlûk idarecileri. Fakat fütuhatçi olan ve dünyanin en müsait jeopolitik mevkiinde yerlesmis bulunan Osmanlilarin Memlûklulari ezmesi imkân dahilinde idi. Fakat Sultan Murad'in Anadolu'da kalmayip Rumeli'ye geçmek üzere oldugu haberinin gelmesi üzerine sultan bu tasavvurundan vazgeçer. Böylece Karamanlilari. Karamanoglu'nun Osmanlilar karsisinda ezilmesinden dolayi endiseye kapilirlar. Isfendiyar Bey. kizkardeslerinden birini de Karamanoglu Ibrahim Bey'in kardesi olan Isa Bey ile evlendirmisti. Bu korku yüzünden olsa gerek ki. Hamidoglu Hüseyin. Isa Bey. Bunlarin. kardesi Isa Bey ile giristigi bir vurusmada onu öldürür. kudretini devam ettiren Sahruh'un ölümüne kadar (1447) ona açiktan açiga cephe almaktan . Karaman Devleti'nin yanibasindaki bir Osmanli sancaginin basina. Ibrahim Bey'in en büyük rakibinin getirilmis olmasi onu ürkütmüstü.

O zamana kadar Sahruh'un aleyhinde olabilecek herhangi bir faaliyette bulunmamakla beraber Sultan II. Yine padisahin buyrugu üzerine Yörgüç Pasa da Iskender'in askerleri için lazim olan bin kepenek. Murad'in da basina bir felâketin gelmesi artik an meselesiydi. Bütün Anadolu topraklari üzerinde metbûluk iddiasinda bulunan Sahruh. bu ülkelerdeki tabi devletleri ortadan kaldirmadan. Müslümanlardan temizlenmesi demekti. bununla da yetinmeyerek Karakoyunlu beyine on bin altin ile sirmali elbiseler.uzak durmuslardi. Bu devletin. Hatta Sahruh. babasi Kara Yusuf Bey'in Yildirim Bâyezid'e ilticasina benziyordu. Anadolu siyasetine karsi kötü bir tavir takinmamaya itina ediyor. Sahruh'un üçüncü Azerbaycan seferine çikmasi (1435). II. kalabalik ve muazzam ordusu ile Azerbaycan'da bulunuyordu. ulak gönderip kisi Tokat'ta geçirmek üzere II. onlarin çogu zaman Osmanlilar'in tabii olan Karaman ve Dulkadirogullari'nin islerine müdahale etmelerine ses çikarmiyordu. bu tehdidi siyasî bir manevra ile kendi lehine çevirmeye yeltendi ise de Sultan Murad'dan istedigini elde edemedi. Balkanlar'in ve Anadolu'nun mutlak hâkimi olmadan. Zira Yildirim Bâyezid döneminde oldugu gibi. adi geçen savasi kazanmasi. Timurlular ve Memlûklular gibi kudretli Müslüman dogu devletleri ile. köle ve câriyeler göndermisti. 17 Eylül 1429'da Selmas Meydan savasinda Karakoyunlularla müttefiklerini perisan etmesi ile Anadolu ve Suriye yollari bütün genislikleri ile onun önünde açilmis bulunuyorlardi. Amasya valisi olan Yörgüç Pasa'ya Iskender'in lâyik oldugu sekilde agirlanmasini emr eder. Anadolu siyasetine karsi açik bir sekilde cephe aliyordu. bu durumdan endise duyuyordu. Karamanoglu Ibrahim Bey de bu yüzden onlara karsi cephe aldi. Sultan Murad'in bu endisesinin farkina varan Venedik. Zira o. Karakoyunlu hükümdari Iskender Bey. Sahruh'un oglu Muhammed Cuki Mirza'nin önünden kaçarak Tokat'a gelip siyasî mülteci olarak Osmanlilar'a siginir. Anadolu'ya girince bunlar. Memlûk Devleti ile de iyi geçinmeye dikkat ediyordu. Sahruh'un. dedesi zamanindaki Timur hadisesinden iyi bir ders almisa benziyordu. islemeli silahlar. iki bin çul ve torba ile davar vesair hayvan tedarik etmisti. dört elle Osmanli dostluguna sarildilar. Osmanlilarca yeni bir tehlikenin isareti olarak görüldü. Ibn Hacer'in ifadesine göre Iskender Bey. Bu da onlar için Osmanlilar'in ortadan kalkmasi ve Avrupa'nin. O. Sultan Ikinci Murad. Bunun üzerine Sultan Murad. altin egerli atlar. II. sonunun nereye varacagi ve nasil bitecegi belli olmayan bir mücadeleye girmenin hiç bir faydasi olmayacagini biliyordu. Bu ordunun tehdid sahalarinin nerelere kadar uzanacagi pek kestirilemiyordu. Buna karsilik Osmanli Memlûk yakinlasmasi daha bir perçinlenmis görünüyordu. Murad'dan müsaade ister. Buna karsilik Avrupa'da ise büyük ümit ve hayaller uyandi. Sahruh'un Herat'a dönmesi ile bu iki büyük devlet rahat nefes aldilar. Iskender . Sahruh'un. Memlûklularin. Memlûk ve Karakoyunlular gibi Timurlulara kafa tutmayi düsünmüyordu. Murad. Zira bir Osmanli Memlûk ittifaki demek Karaman Beyligi'nin haritadan silinmesi demekti. 1437 yilina kadar Memlûk yöneticilerinin Osmanlilarla hemen hemen hiçbir ihtilafi olmadi. O. Murad. Sultan Murad. Misir'da da büyük endiselere sebep olmustu. Bu esnada Sahruh. Iskender Bey'in Osmanlilar'a siginmasi.

1436 baharinda Sahruh'un bütün Anadolu devletlerine onu kabul etmemeleri gerektigine dair gönderdigi mektup da ilave edilirse artik Iskender Bey için yapilabilecek bir seyin kalmadigi anlasilir. ona tekrar boyun egdirdiler. 1417'de Avlonya'yi da zapt eden Osmanlilar. onlarin çoluk çocuklarini esir etmeye ve mallarini ellerinden almaya baslamislardi. durumu Sultan Murad'a bildirir. Bu seferler sonunda Gergi Araniti ile Yuvan Kastriota. O da diger Arnavut beyleri gibi muayyen yillik tahsisat sözünü alinca Venedik tarafina dönmekten ve onlara hizmet etmekten çekinmeyerek 1428'de Venedik himayesine girer. Osmanlilar'in. Sultan II. kuzeyde özellikle daglik bölgelerdeki kabilelere dayanan Arnavut beylerini kendilerine tabi birer senyör olarak yerlerinde birakmislardi. bir bogazda pusuya düsürülerek agir kayiplara ugratildi. Serez'e giderek harekât sahasina yakin bulunmak istedi. Irkdas ve dindas devletlerle mecbur kalmadikça harbe girmenin bir mânâsi yoktu. Zira o dönemin en güçlü ordusuna sahip olan bu Türk Hakanligi ile sonu nereye varacagi belli olmayan bir savasa girmek istemiyordu. Böyle bir karsiliga cani sikilan Osmanli Padisahi. ilk önce Iskender'e memleketi güzellikle terk etmesinin bildirilmesini. Osmanlilar. buranin eski Arnavut senyörleri olan Thopia Zenebissi ile Gergi Araniti tatmin olunmadiklarindan siddetli bir isyan ve ayaklanmaya bas vurdular. ilk defa Akdeniz sahillerine çikiyorlardi. Bir yil sonra da Venedikliler'le çikan anlasmazlik yüzünden Yuvan Kastriota'ya hücum etmislerdi. Sahruh da isi daha fazla ileri götürmek istemez. Gergi. Murad'a bu beyi topraklarindan uzaklastirma firsatini vermisti. Fakat Selânik'ten sonra Yuvan Ili'ne gelen Osmanli kuvvetleri. yanlarina yeniçeri bölükleri de katarak harekât sahasina gönderdi. Çünkü Iskender Bey'in askerleri. O da Tebriz'e gidip Sahruh'a boyun egmeyi uygun görecektir. OSMANLI ARNAVUTLUK MÜNASEBETLERI Osmanlilar. Umur Bey. Timurlulara bagli olan ve ikide bir ayaklanan bu Karakoyunlu hükümdarlarindan da kurtulmak istiyordu. Bu mektup üzerine Iskender. Bunlara engel olamayan Yörgüç Pasa. Arnavutluk faaliyetleri daha sonra da devam etmisti. Zaman zaman Venediklilere müracaatla oglu Iskender Bey'in bir Osmanli Beyi sifati ile Venedik arazisine saldirilan olursa kendisini bundan sorumlu tutmamalarini da rica ediyordu. O da Herat'a döner. aralarinda en küçügü Gergi Kastriota olan dört oglunu rehine olarak Sultan Murad'in yanina göndermek zorunda kalmisti. Venedikliler'in bu isyani tahrik ettiklerini düsünüyorlardi. Baharin gelmesi. Osmanli tabiiyetini kabule mecbur olmuslardi. bir iç oglani olarak padisahin hizmetinde Osmanli terbiyesi görerek büyümüs ve Iskender adini almisti. Bunlardan Yuvan Kastriota. Durumun nezaket kazanmasi üzerine bizzat sefere çikan Sultan Murad. Çelebi Sultan Mehmed döneminde 1415 yilinda Arnavutluk'taki Kruya (Akçahisar)'i yeniden ellerine geçirmislerdi. bundan bir netice alinmadigi takdirde üzerine varilarak zorla hudud disi edilmesini emr eder. Bu arada Arnavutluk'ta köylerin timar olarak taksimi esnasinda mukavemetler görüldü. genellikle güney ve merkez kisimlarinda yeni bir teskilat kuran Osmanlilar. Bu Arnavut beyleri içinde en kuvvetli olani Ergiri sancaginin kuzeyindeki bölgeye hâkim olan Yuvan Kastriota idi. Isyan bastirilarak buradaki mahsur Türkler. Ona. aldigi emir üzerine Iskender Bey'e bir mektup yazarak memleketi terk etmesini ister. Iskender'in üzerine gönderir. Anadolu Beylerbeyi olan Timurtas Pasa oglu Umur Bey'i. Arnavutlugun. Onun için bu konuda Venedikliler'e ihtarda bulundular. Özellikle Ergiri bölgesinde. Buradan da Manastir'a gelerek Rumeli Beylerbeyi Sinan Pasa ile Uc Beyleri Turhan ve Ishak Beyleri. Buna. . baharla birlikte yöredeki halka saldirmaya. Zira artik Osmanli ülkesinde kalmak tehlikeli bir hal almistir.Bey'i reddetmeyi hükümdarlik serefi ile mütenasib görmemekle beraber. askerlerini alip Osmanli ülkesini terk eder. Asilere karsi hareket eden Evrenos oglu Ali Bey.

Osmanli hareketinin kendi hududlarinin çok uzaginda bulunmasindan dolayi bunu pek önemsemiyorlardi. Bunlar. Gerçekten de uzun bir süre geçmeden Izladi savasi sirasinda (Kasim 1443) Osmanli ordusundan kaçacak olan Iskender Bey. Bunun sebebi. Osmanli Macar mücadelesinin baslama dönemidir. Akin hareketlerinde birçok çarpisma olmussa da bunlar. Sultan Murad'dan çekindigi için ona elçiler gönderip bu konsilin sadece dinî bir sebebe dayandigini. Fakat genelde Macarlar. Böylece Padisah'in fikrini tashih ettiler. Bu ana kadar Macar hâkimiyetinde bulunan Erdel (Transilvanya) topraklarina yapilan akinlar hariç tutulacak olursa. Böylece Osmanlilar'i uzun süre mesgul edecek olan Arnavutluk gailesi ortaya çikti.muhakkak bir katliamdan kurtuldular. Gazavat ve Misir sultanina gönderilen Varna fetihnâmesi." Gerçekten muasir Türk kaynaklari." Bununla beraber daha o zaman Floransa'da Osmanlilar aleyhine denizden ve karadan bir Haçli seferi plâni kararlastirilmisti. düsmanin gücünden dolayi Belgrad muhasarasini kaldirmis degillerdi. Gerçi Osmanlilar. Imparatorun mabeyincisi J. Fakat Sirbistan'in Osmanlilar'a ilhaki ile Osmanlilar ile Macarlar komsu iki devlet haline gelmislerdi. kalenin çok müstahkem olmasi. Gerçi Sirbistan. Balkanlar'da Osmanlilara karsi yeni bir müttefik bulduguna inanarak anlari tesvik etti. Osmanlilar tarafindan feth edilinceye kadar Macarlarla bazi çatismalar olmustu. Bizans tarihçisi Dukas bu olayi söyle nakl eder: "Imparator. Macar Krali ile iliski kurdular. Bilindigi gibi Sultan Ikinci Murad zamani. IKINCI MURAD VE HAÇLI ITTIFAKI Belgrad kusatmasinin basarisiz bir sekilde sonuçlanmasi üzerine baslayan ve maglubiyetlerle geçen buhranli bir kaç yilin verdigi cesaretle Hiristiyanlar. . O zaman daglara siginan asi Arnavut senyörleri. tam anlamiyla bir fetih ve ilhak degil. denizden ve karadan padisah aleyhine yürüyecekler ve Türkleri Garp vilayetlerinden çikaracaklar" demislerdi. Torzello. Floransa toplantisini buhranin baslangici olarak kabul ederler. Padisaha karsi minnettarligi ile hilesiz dostlugunu arzetti. Halbuki Belgrad zaptina tesebbüs edilmekle Osmanlilar. buraya girilmemisti. Frengistan'a gittigi vakit Frenklerle ittifak edip Frenk oldu. kendi dinlerinin akidelerinde (inançlarinda) meydana gelen ihtilaflarin halli için gittigini söylediler. fethe zemin hazirlayan harplerdi. Elçiler ise bu hususta Murad'a izahat vererek imparatorun Italya'ya seyahatinin kendisine arz edildigi gibi olmadigini. Osmanlilar'i Avrupa'dan atacaklarina iyice kanaat getirmislerdi. Murad'i imparator aleyhine harekete sevk etmek istemisler ve padisaha "imparator. uzun süren muhasaranin sebep oldugu salgin hastaliklarin verdigi zayiatti. Gerçekten 1439 yilinda Floransa konsilinde Bizans Imparatoru VIII. Osmanli Devleti'nde büyük bir kaygi ile karsilanmisti. Osmanlilar tarafindan ögrenilmisti. Allah'in inayetiyle bir ay içinde her sey halledilmis olacaktir. Rumeli zapt olunduktan sonra bir ay içinde de Arz-i Mukaddes ele geçirilecektir. Zira bazi kimseler. Kral. Arnavut beylerinin basina geçmek suretiyle mukavemet hareketini organize edip. Ioannis Paleologos'un istirakiyle Sark ve Garp kiliseleri arasinda "Union"un imzalanmasi. Venedik senatosu Osmanlilar'in ihtari üzerine asilere yardim edilmemesi için Arnavutluk'taki makamlara emirler göndermisti. Osmanlilar'daki bu kaygiyi ögrenen Ioannis. seyahatten avdeti münasebetiyle Murad'a elçiler gönderdi. o zaman söyle yazmakta idi: "Rumeli'nin bahis mevzuu durumu göz önüne alinir ve söyledigim gibi haçli askeri gelirse. siyasî bir gayesinin bulunmadigini bildirecektir. Hiristiyan dünyasindaki bu anlayis ve sebep oldugu birlesme. artik Macar topraklan için de tehlike olmaya baslamislardi. Kuzey Arnavutluga giden Anayol üzerindeki Kocacik kalesini zapt ederek babasinin topraklarini elde etmeye yönelik faaliyetlere giristi.

Macarlar da buna mani olmak gayesini güdüyorlardi. Simon. Bu birlik. savasin öteki tarafça (Macarlar) kazanilmasina sebep oldu. Macarlarin Osmanlilara karsi olan savaslarinda ilk defa ortaya çikar. arabanin tepesinde görülmekte idi. Mezid Bey ile oglunun baslari da. mutad akinlarda bulundugu gibi Sent Imre mevkiinde de büyük bir basari elde ederek Hermanstad kalesini kusatma altina almisti. Hunyad. Bu karisiklikta Simon de Kemeny en iyi askerlerinden üç bin kisi ile birlikte yok oldu. Hunyad. Mezid Bey komutasinda Transilvanya'ya yapilan akin hareketidir. 30 Zilkade 845 (18 Mart 1442)'de Mezid Bey komutasindaki bir akinci kuvveti. Casuslari vasitasiyle bunu ögrenmis bulunan Hunyad. anlari karsilamaya yürüdü. Hunyad'i karsilar. yanlarinda bulunan esirleri birakmak zorunda kaldiklari gibi yirmi bin sehid vererek maglub olurlar. daglar üzerinde Türk baslarindan tepeler yaptirarak Kizil kule geçidinden Alpleri geçip Eflâk'a girdi. Tuna'nin iki yakasindaki memleketleri bütünüyle yakip yikti. arkalarinda tasidiklari esirleri düsmana terk ve yirmi bin ölüyü birakarak kaçmaya basladilar. Sipahiler de Hunyad'i ölü veya diri yakalayip getireceklerine söz vermisti. galipler tarafindan getirilmekte olan esirleri kendisi sofrada bulundugu halde vahsiyâne bir eglence olmak üzere gözleri önünde öldürttü. Simon de Kemeny ile birlikte muhasara altinda bulunan kalenin imdadina yetisir. Mezid Bey'in. bu araba on atla çekilmekte idi. Mezid Bey. Hiristiyan dünyasinin kendi dininden olmayanlara karsi sergiledikleri bu vahsiyane hareket. Çünkü Osmanlilar "îlay-i kelimetullah" gayesi ile giristikleri hareketlerini daha ileriye götürmek. daha önceleri kazandigi basari ile gururlandigindan." Jan Hunyad'in bu galibiyeti. Fakat Hunyad'in gücü ve Hermanstad muhafizlarinin bir çikisi. galip gelmek üzere iken Hermanstad'daki kusatilmis kuvvetin bir çikis yapip harbe istirak etmesiyle iki ates arasinda kalan akincilar. Rumeli Beylerbeyi Hadim Sehabeddin Pasa (Kula Sahin) Anadolu ve Rumeli askerleri ile yeniçerilerin de katildigi bir kuvvetle Silistre . Macarlar karsisinda. askerleri gibi kendisi de kan içici oldugundan Sirp despotu ve Macaristan'in müttefiki Jorj Brankoviç'e ganimet mallari ile savasta almis oldugu silahlar ve baska seylerle dolu bir araba gönderdi ki. yersiz gururu yüzünden kaybedildigi anlasilan bu savas hakkinda Hammer su ifadeleri kullanmaktadir: "Mezid Bey. Bu maglubiyetin acisini çikarmak ve öcünü almak üzere Osmanli Devleti. bunlari Brankoviç'e bizzat sunmak zorunda birakilmisti. kaynaklarin verdigi bilgiye göre muhasarayi kaldiran Mezid Bey. Jan Hunyad." Gerçekten. Bu arada Mezid Bey ile oglu da sehid olur. degistirilmis bulunan bu kiyafete aldanmis olan Türklerin hücumuna ugradi. Bu siralarda tarihlerimizde Yanko denilen Jan Hunyad (Hunyadi Yanos). Böylece Mezid Bey. yigitlikleri ile taninmis seçkin sipahilerine Hunyad'in ati ile tasidigi silahlari tarif ederek onlar hakkinda bilgi vermisti. Macarlarin kayiplari sadece üç bin kadardi. kayda deger ve maglubiyetle biten çarpismalarin ilki. Mezid Bey ile oglu öldüler. Elde edilen Türk esirleri vahsiyâne bir iskenceye tabi tutularak Öldürülürler. Hunyad. Dönüsünde.Bu sebeple iki millet arasinda bir mücadele kaçinilmaz oluyordu. kendi eserlerinde söyle nakl edilir: "Önden ve arkadan hücuma ugrayan Türkler. Bu dehset verici ganimetlerin ortasina oturtulmus yasli bir Türk. Avrupa'da büyük bir söhret kazanmasina sebep oldu. Transilvanya'ya girmisti. hemsehrileri kendisini vatan kurtarici olarak karsiladilar. ayni senenin Eylül ayinda ikinci bir kuvvet sevkine karar verir. düsmanini takipten dönünce. Siddetli çarpismada Hunyad'in arkadasi Simon üç bin kisi ile maktul düser. atini ve silahlarim Simon de Kemeny ile degistirmisti.

1443 Ekim ayinda Osmanli topraklarina giren Haçlilarla ilk muharebe 3 Kasim 1443'te Morava nehri kenarinda ve Nis civarinda olur. Fransa ve Belçika gönüllüleri yaninda. Haçlilarin bu cür'etli yürüyüsü. Üç kol halinde muharebeye istirak eden Osmanli ordusu. Anadolu'da Karamanoglu Ibrahim Bey. oradan da Sofya'ya hareket etmisti. Türklerin artik tamamen Avrupa'dan atilacagindan süphesinin kalmadigini. Tam bu siralarda Haçlilarin müttefiki olan Karamanoglu Ibrahim Bey. Bosnalilar ve Arnavudlar da katiliyorlardi. Rumeli'nin isgalinden sonra ganimetin hangi parçasini alacagini tasarlamakla mesguldu" der. dahil olmustu. tecrübeli akinci beylerinin tavsiyelerine kulak asmadigindan. Bulgaristan'a giren Haçlilar. Sofya'yi alirlar. Osmanli tebeasi olan Bulgar halkinin. Vlad Drakul ile birlikte hareket eden Jan Hunyad tarafindan Vazag mevkiinde büyük bir bozguna ugrar. Izladi ve Yalvaç muharebeleri yapilmis olup Osmanli ordusu zor durumda kalmisti. onlara hem süvari kuvveti hem de yiyecek tedariki için yardimda bulunurlar. Gerçekten de Eylül 1444 yilinda Haçli ordusunun bir kere daha Tuna'yi astigi zaman adi geçen Papa. 22 Temmuz 1443'de Macaristan'in merkezi olan Offen (Budin)'den hareketle Semendire yakininda Tuna'yi geçip Sirbistan'a gelen bu orduya bazi Bulgarlar. durumun böyle bir hal almasindan dolayi sevincini belirtecek kelime bulamadigini yazmakta idi. Haçlilarla birlikte hareket eden Bulgarlar. Sehirköy ve Nis'i tahrib edip atese verir. Kuvvetine magrur olarak ihtiyatsiz hareket eden Pasa. Karaman seferinden yeni dönmüs olan Sultan Murad. Haçlilarla ayni zamanda harekete geçince Sultan Murad Anadolu'ya geçerek Konya taraflarina gitmis. Hiristiyan âlemde. Böylece onlar. Haçlilara bu sekilde yardimlari onlarin daha da güçlenmesine sebep olur. maglub olarak dört bin esir ve iki bin sehid birakir. Türkler aleyhinde bir Haçli ittifakinin meydana gelmesine sebep olmustu. Yanko'nun basarilari. Kendi hayatini güçlükle kurtarabilen Kula Sahin Pasa. uygun zamanin geldigini düsünerek ve firsat bu firsattir diyerek Osmanlilar'la yaptigi antlasmayi bozarak 1444 Ilkbaharinda tekrar Osmanli hududunu geçerek . Müttefiklerin basinda Polonya ve Macaristan krali Ladislas ile Jan Hunyad bulunuyorlardi.üzerinden Eflâk'a girer. Macarlara iltica etmis olan Sirp despotu Jorj Brankoviç ile Eflâk Beyi Drakul ve Papa'nin vekili Kardinal Jülyen Cezzarini de bu müttefik Haçli ordusunda yer aliyorlardi. Ulah (Eflâk) ve Sirplarla Alman Imparatorlugu dahilindeki milletler. Eugènius tarafindan merasimle kutlaniyordu. Türklerin pek yakinda Balkanlar'dan tamamiyla atilacagi her tarafta konusulan genel bir kanaat haline gelmisti. Biraz önce de görüldügü gibi Haçlilarla Morava. maglub olan Karamanoglu ile bir anlasma yaptiktan sonra derhal Edirne'ye. kaçarak Tuna'yi geçer. büyük bir sevince vesile olan bu iki galibiyet. Sultan Murad'a dost görünmesine ragmen Imparator Ioannis de hem Papa'ya hem de Macar kralina elçiler göndermek suretiyle onlari Türkler aleyhine kiskirtiyordu. Bu harpten önce Haçlilarla is birligi yapip onlarin müttefiki durumuna gelen Karamanoglu Ibrahim Bey. simdi Balkanlar'da yerlerinden atilmis birçok yerli senyörün atalarinin topraklarini yeniden elde etmek için acele harekete geçtiklerini görüyor ve hatta "müttefiklerden her biri. Papa IV. Osmanli Devleti'ni o kadar agir bir buhran içine sürükledi ki. Bu ittifaka Macarlar'dan baska Leh. Papa IV. Balkanlarin güneyine çekilmek zorunda kalir. Eugenius tesviki ile Türkler aleyhinde derhal bir ittifak meydana getirilmisti. Ancak onun bu korkakligi kendisinin derhal beylerbeylikten alinmasina ve yerine Kasim Pasa'nin Rumeli beylerbeyi olmasina sebep olur. bu istilayi Izladi derbendinde güçlükle durdurabildi. Fakat bu sirada Morava savasi haçlilarca kazanildigi için Sultan Murad. Sirbistan'i istila ile Krusevac (Alacahisar). Meriç vadisine yol veren Balkan geçitlerine dayanirlar. Çagdas Yunan tarihçisi Chalkokondyles de. Bu ordu.

Islâm dünyasinda büyük bir tepkiye sebep oldu. Karamanoglu Ibrahim Bey. Bu antlasmanin Macar krali Vladislas tarafindan da tasdiki için Macar elçilik heyeti ile birlikte bir Osmanli heyeti de Macaristan'a gidecekti. Krusevaç.büyük ölçüde istila ve tahriplere baslamisti. Bu yüzden Anadolu ve Rumeli'nde Osmanlilar iki ates arasinda kalmislardi. Vladislas bu müracaati kabul ederek Edirne'ye bir heyet gönderir. Buna karsilik Edirne muahedesiyle memleketini kurtarmis olan Sirp despotu. bunlarin görüsünü kabul ederek 12 Temmuz 1444'de Segedin'de muahedeyi imzalayarak Türk heyetine verir. Yüz atli maiyetiyle hareket eden heyet. daha önce imzaladigi muahedeyi bozarak 1444 Ilkbaharinda Osmanli hududunu geçerek daha genis ölçüde istila ve tâhriplerde bulunmustu. Sultan Murad. BU DIPNOT NEREDE Edirne'ye gelen Macar heyeti ile birlikte padisahin tasdik ettigi muahedeyi Vladislas'a vermek ve onun tasdik edecegi muahedeyi de alip getirmek üzere Kapicibasi Baltaoglu Süleyman Bey baskanliginda bir Osmanli heyeti Macaristan'a gönderildi. Topliçe taraflan. On yili kapsayan muahede iki dilde yazilip teati edildi. Iste bu yüzden Sultan Murad. gerek bir önceki Karaman seferine katilan ve harbin kazanilmasinda faal bir rol oynayan Amasya Sancak Beyi büyük oglu Sehzade Alaeddin'in Amasya'ya döndükten kisa bir müddet sonra vefati. Karamanoglu'nun. Muahede geregince despotun Osmanlilar yaninda bulunan iki oglu da serbest birakilacak ve Izladi muharebesinde esir düsen padisahin enistesi Çandarlizâde Mahmud Çelebi de yetmis bin duka altin kurtulus akçesi (fidye-i necat) karsiliginda serbest birakilacakti. Haçlilarla birlesip Osmanli'yi arkadan vurmasi. bu yanlisligi düzelterek. Nihayet kral. Kral. Bundan sonra Türkler ve Macarlar birbirlerinin topraklarina tecavüz etmeyip dostça yasayacaklardi. barisi bozmayacagina dair kutsal kitaplarina el basarak Osmanli heyeti önünde yemin eder. Jorj Brankoviç vasitasiyle Macaristan kralina müracaat edip baris teklifinde bulunur. Kolombaç. Leskofça ve Zelenigrad) yine Jorj Brankoviç'e birakilacak. Sirbistan'in tekrar kurulmasi ve despotun Osmanlilar'in yaninda bulunan iki oglunun iadeleri kabul ediliyordu. Devrin din bilginleri onu müskil durumda birakan vaazlara basladilar. Balkanlari astigi ve Osmanlilar'in Rumeli'ni kayb etme tehlikesi ile karsi karsiya kaldigi bir dönemde. Burada "Edirne-Segedin" diyebilecegimiz bir baris antlasmasi yapilir. Sultan Murad. Rumeli ve Anadolu'da iki ates arasinda kalmislardi. baris yapmayi uygun görmüstü. 12 Haziran 1444 (25 Safer 848) tarihinde Edirne'de imzalanan bu antlasmaya göre Sirplardan alinan yerler (Semendire. Böylece Osmanlilar. Bu karari veren Sultan Murad. Buna karsilik Sirp despotu da Osmanlilar'a vergi vermeyi kabul ediyordu. Bundan baska Eflâk. heyeti Segedin'de bulunan milli meclise gönderdi. gerek devam eden maglubiyetler. muahedeye sadik kalacagina dair Macar elçileri önünde yemin eder. Osmanlilar'a vergi vermekle beraber Macarlarin nüfuzu altinda birakilmakta idi. . Osmanli mürahhas heyeti önce Jan Hunyad'a müracaat ettiyse de o. Segedin'e varir. Papa ile Bizans Imparatoru muahedenin imzalanmamasi taraftari idiler. gerekse bu yeni Karaman taarruzu yüzünden bir hayli sikintili anlar yasadi. muharebenin devaminda bir fayda görmeyecegini ve belki de zarar görecegini düsünerek sulhun akdini istedigi gibi Jan Hunyad da muahedenin muvakkat bir zaman için kabul edilmesinde israr ediyordu. Segedin'deki havaya göre antlasmanin imzalanip imzalanmamasi hususunda iki farkli görüs bulunuyordu. KARAMAN SEFERI Haçlilarin.

Sultan Murad. Karamanoglu üzerine yapilacak bir seferin mesru olacagina dair fetva verdiler. ve Hanbelî âlimlerinden Seyhülislâm Bedreddin el-Bagdadî (öl. Islâm dünyasinin efkâr-i umumiyesi karsisinda suçlu duruma düsen ve bundan endise duyan Ibrahim Bey. Hatta Ibn Hacer el-Askalanî. Bu anlasmadan anlasilacagi üzere. Karamanoglu'nun. Osmanlilarin giristikleri bu intikam seferi karsisinda panik içinde Taseli'ne kaçabilen Ibrahim Bey. aksi takdirde dünyada ve ahirette rezil olup hüsran içinde kalacagini belirtiyordu. 1462) ile Abdusselam el-Bagdadî. Elçiler. devrin âlimlerinden Safiî Kadi'l-Kudat'i Seyhülislâm Sihabu'd-Din Ahmed Ibn Hacer el-Askalanî (öl. Bunlar. Çok zor durumda kalan Ibrahim Bey. Murad Bey. Hanefî Kadi'l-Kudat'i Seyhülislâm Saadeddin Deyrî (öl. Karamanoglu'na karsi mukateleye gücü yetenlerin onunla savasmalarinin vâcib oldugunu belirterek kaninin helâl oldugunu beyan ediyordu. Ibrahim Bey'in ilk tecavüzünde herhangi bir müdahalesinin bulunmadigini. Buna paralel olarak . Murad Bey'in bu hakli müracaati üzerine. Amasya kadisi Abdurrahman el-Muslihî de bu fetvalara yaptigi bir serhle fetva sahiplerinin görüsüne istirak ediyordu. Türkçe olarak kaleme alinan bu sevgendnâmeye göre Ibrahim Bey. bir din düsmaninin taarruzunu def etmek için ugrasan bir Islâm hükümdarinin mülküne. 1449). Osmanlilar'a karsi düsmanca hareketlerde bulunmayacagini Kur'an-i Kerim üzerine yemin etmek suretiyle belirtiyor. dostlarina da dost olmayi kabul ederek savas sirasinda da oglu emrinde yardimci kuvvetler göndermeyi taahhud ediyordu. Islâm dünyasinin taninmis âlimlerinden alinan bu fetvalar üzerine harekete geçer. 1453). Keza Bedreddin el-Bagdadî el-Hanbelî ve Bedreddin et-Tenesî de Ibrahim Bey'in katlinin lâzim geldigine fetva vermislerdi. baska bir Islâm hükümdarinin taarruzuyla tahribat ve katl yapmasinin müslümanlikla ne derece telif edilecegi hakkinda dört mezheb ulemasindan fetva istemisti. padisaha çok yalvarirlar. Islâm dünyasinin ulemasina müracaat ederek. Saadeddin Deyrî ise kaleme aldigi fetvasinda Karamanoglu'nun yapmis oldugu fenaliklardan dolayi tevbe edip Hakk'a rücu' etmesini. Henüz tam anlamiyla istikrara kavusmamis Rumeli'nin tehlikeli durumunu da göz önünde bulundurarak yaninda bes alti bini açmayan Kapikulu askeri oldugu halde 12 Temmuz'da Çanakkale Bogazi'ni geçip Anadolu askeri ile birlestikten sonra Karamanlilar'a karsi büyük ve müthis bir intikam seferine girisir. kizkardesinin ve bütün suçu Turgutogullari'na yükleyen Server Aga'nin israrlari üzerine ileri sürecegi sartlari yerine getirmesi sartiyle Karamanoglu ile anlasmayi kabul eder. Osmanlilar'in Rumeli'deki mukadderatini tayin edecek olan Varna savasi sirasinda Osinanlilar'a zorluk çikarmadigi gibi Ikinci Kosova savasina da oglunun komutasinda yardimci kuvvetler göndermek suretiyle Osmanlilar'in. son defaki tecavüzü de Turgutogullari'nin tahriki ile oldugunu beyan ederek ycniden barisin saglanmasina muvaffak olurlar. kendi ülkesini tahrib edip Haçlilara yardim etmesine karsilik onun üzerine yürümek için dinî bir destek aradigi anlasilmaktadir. Murad Bey'le yeminle teyid ettigi bir "sevgendnâme" (yeminlesme) akdederek ileri sürülen agir sartlari kabul etmek zorunda kalir. Haçlilarla ugrasirken. Amasya'nin Hanefî ulemasindan Abdurrahman el-Muslihî tarafindan yazdmis bir mektupla. esi olan padisahin kiz kardesi ile veziri Server (Sürur) Aga'yi Yenisehir'de bulunan Murad Bey'e gönderip pek çok taviz karsiligi barisa razi olacagini bildirir. Ibrahim Bey'in. oglu ve Manisa sancakbeyi Mehmed'i yerine vekil birakarak Edirne'den ayrilir. verdigi fetvada. Böylece Sultan Murad'in kendisi. dolayisiyle Islâm âleminin dikkatlerini üzerine çekti. Murad Bey ile oglu Mehmed Çelebi'nin düsmanlarina düsman. bunun gerçeklesmesi için de Frenklerle savasan Osmanoglu'na askerleri ile yardim etmesini tavsiye ediyor.Karamanoglu'nun aleyhinde baslayan bu cereyan üzerine Sultan Murad. Malikî âlimlerinden Kadi'l-Kudat Seyhülislâm Bedreddin et-Tenesî (öl. Frenklerle birlikte hareket etmesini Müslümanlikla bagdastiramayan Sultan Murad. 1449).

daha mürekkebi kurumadan bu müttefikler tarafindan bozulmustu. kral ile krallik meclisi üyelerine.” Sultan Murad. Solakzâde. Sultan Murad'in çok çalismak suretiyle Osmanli memleketinde güven ve emniyet temin ettigini. hükümdarin böyle bir karara gidecek kadar asil ve feragatli bir ruh haletine sahip oldugunu görmck lazimdir. Bu arada Karamanoglu Ibrahim Bey fiilen bir sey yapamiyorsa da vaziyetin müsaid oldugunu müttefiklere bildirmesi. Meryem ile azizlerden Etyen ve Ladislas üzerine yemin ettirir. Sultan Murad'in tahtini bir çocuga terk edis hadisesini mücerred ve sahsî bir heves veya hevessizlik olarak degil. Böylece kendisi Bursa'da rahat ve huzurlu bir sekilde ahiret içleri ile mesgul olup ibadet edebilecekti. Fakat ne yazik ki bu arzusu. devletin basina çocuk yasta bir kimsenin getirilmesi idi. on yillik bir muahede yapmis olmalarina ragmen bu antlasma on gün bile sürmeyecektir. sahsî bir ikbal ve devlet ihtirasi adina degil. içleri yoluna koydugunu belirttikten sonra söyle der: "Saltanat içlerinden feragat buyurup. Incil üzerine yapilan yeminden henüz 10 gün geçmemisti ki. VARNA SAVASI Kutsal kitaplari olan Incil üzerine yemin etseler bile kendilerine göre "dinsiz olan Müslümanlar" söz konusu olunca bu yeminin geçerli sayilmayacagi anlayisini gelenek haline getiren Hiristiyanlar. Varna Savasi ile bu geleneklerini devam ettirmis görünmektedirler. Papa'nin vekili Kardinal Julien Sezarini. yapilan yeminin hiç bir mânâ ifade etmeyecegi. Bu tahttan uzaklasma keyfiyeti belki de Sultan II. miskinlik sermayesine tebdil etmekle sonsuz ugurlar bulmayi ummakta idiler. Nitekim bu da yapildi. alti hafta geçmeden bozuldu. kolay yutulabilir bir lokma idi. Balkanlar'dan atilmasi için uygun ve kaçirilmaz bir firsatti. Buradan kapikulu askerleri ve beyleri önünde henüz 12 yasinda genç bir sehzade olan oglu Mehmed lehine tahttan feragat eder. Osmanlilarla imzalanmis olan antlasmanin bozulmasi ve Eylül'ün ilk günü Orsova'nin kusatilmasi için ekanim-i selâse (Teslis. durumu nazik . Karamanoglu ile yaptigi anlasmadan sonra Agustos baçlarinda Yeniçehir'den Mihaliç ovasina gelmiçti. Bu saltanat degisikligi. Bu sebeple Hiristiyanlar. Çünkü henüz 12 yasinda olan bir çocugun baçinda bulundugu devlet. Sultan Ikinci Murad ile Macaristan ve Lehistan Krali Vladislas arasinda 10 yil için yapilan mütareke. Bunun için de.Hiristiyanlar üzerine yapacagi bir seferin daha önceki fena intibai silecegini hesaplayarak henüz Kibrislilar elinde olup büyük babasi Alaeddin Ali Bey'in 1367 yilinda fethine tesebbüs ettigi Gorigos kalesini (Kiz kalesi) zapt eder. devrine kazandirmis oldugu muvaffakiyetlerin anahtaridir. kütle menfaati namina üstüne almis olmanin en kesin ve açik delilidir. Saltanat tantanasini. Bu firsatin degerlendirilmesi gerekiyordu. Türklerin. Zira Osmanlilar ile Hiristiyan müttefikler arasinda imzalanan baris antlasmasi. bizzat din adamlari tarafindan belirtilmeliydi. gerçeklesmeyecekti. Bizans Imparatorunun Papa'yi tesvik etmesi ve sarayinda bulunan Osmanli hanedanina mensup sehzade Orhan'i (Çelebi Sultan Mehmed'in oglu) Çatalca taraflarina salivererek saltanat iddiasiyla onu ortaya çikarmasi. Hiristiyan dünyasini böyle bir antlasmayi bozmaya yönelten firsat. Sultan Murad gibi tecrübeli bir hükümdarin hükümdarliktan çekilerek. Daha önce de görüldügü gibi II. Murad. bu karekter ve yaratilista olan bir kimse idi. bundan sonra halvette ve uzlette oturmayi arzu eyledi. Murad'in. Sultan Murad. üçlü ilâh sistemi) ve Hz. Zira tahti. Karamanoglu üzerine gitmeden önce oglu Manisa sancakbeyi Mehmed'i Edirne'ye getirtmis ve Karaman seferi esnasinda da onu yerine vekil olarak birakmisti.

Macar Krali ve diger hiristiyanlara bas vurup Karamanoglu'nun isyanindan dolayi müttefiklerin acele sefere çikmalarini istemisti. Gizlice donanma vermek suretiyle Venedikliler de bu ittifaka dahil olmuslardi. Böylece bir açikgözlük veya hile daha yapiliyordu. Venedikliler'i parsayi toplamak ümidine kaptirmisti. Bununla beraber Imparator VIII. Bu siralarda akd edilen Edirne muahedesi üzerine. Anadolu'dan Rumeli'ye kuvvet geçirilmeyecegini temin ediyordu. baslangiçta antlasmayi bozmanin ve yeniden Osmanlilarla bir harbe girmenin taraftan olmayan Jan Hunyad. muahedenin bozulmus oldugundan haberi olmayan Osmanlilar'in. Papalik ve Burgondiya bayraklarini çekmislerdi. Edime-Segedin muahedesinin bozulmasi üzerine. Burayi yaktiktan sonra Nigbolu'da Eflâk voyvodasi Vlad Drakul'un kuvvetleri ile birleserek Tuna boyunca yürüyüp Sumnu'ya ulasirlar. baslarinda Kral Vladislas oldugu halde harbe girmeyen Sirp despotunun (muahededeki yeminini bozmayacagini söyleyen Sirp despotu. 30 Temmuz 1444 tarihli ikinci bir mektupla Türklerin çok zor durumda olduklarini bildirerek bir an önce harbe baslanmasini israrla tavsiye ediyordu. Çünkü Osmanli yönetimi böyle bir sey beklemiyordu. Bu da savasin yeniden baslamasi için bir firsatti. Bizans Imparatoru. Papanin. Hirvat. Osmanlilar'dan çekindigi için sureta pek istekli görünmüyordu. Bu hareketi ile harbe girmeden ve burnu kanamadan bir hisse almak istiyordu. bunlara verilecekti. Polonya ve Alman milletleri ile Papa taraftarlari da dahil olmak üzere büyük bir ittifak kurulmustu. hendegin kenarina dikilen bir mizragin ucuna astirmisti. Böylece. Geçtikleri yerlerde müdafaasiz köyleri ve hatta kiliseleri yagmalayarak Sumnu'yu aldiktan sonra Pravadi yolu ile Vama önünde . Hiristiyanlarin bozmus olduklari antlasmayi. donanma komutani olan Kardinal Françesco Gondolmieri. Osmanli Devleti'ni de durumdan haberdar etmisti) topraklarina girmeyerek Orsova'dan Tuna nehrine geçip Vidin'e gelirler. fikrinden caydirilmis oluyordu. Bohemya. Zira. himayesini bekliyormus gibi. Papa'ya verdikleri gemilerine kendi bayraklarini degil.bir safhaya sokmustu. Eflâk. Bununla beraber Venedikliler. Zira yapilan antlasma. basarili komutani Jan Hunyad'm. Kime karsi ve hangi sartlarla olursa olsun bozulmamasi gerekirdi. antlasma geregince Sirplara terk edecekleri yerlerin verilmesi bekleniyordu. savas esnasinda "düsmanlarin hainliklerini kendi askerlerine göstermek istiyormus ve yemininden dönenleri cezalandiran Cenâb-i Hakk'in. bagli kalinmasi gereken bir yemindi." Türkleri bütünüyle Balkanlar'dan uzaklastirmak için gereken tedbirlere bas vuran Papa. Müttefikler. Bu vaziyet karsisinda artik Türklerin isi bitiriliyor ve Balkanlardan çikarilacaklarina kesin gözle bakiliyordu. Hammer'in de belirttigi gibi. antlasma geregi Sirplardan aldiklari yerleri geri verdiler. Anadolu'daki Türklerin Rumeli'ye geçmelerini önlemek için Çanakkale Bogazini kapatmak üzere Kardinal Françesco Gondolmieri komutasindaki donanmadan da uygun mektuplar aliyordu. Osmanlilar'a vergi veren Raguza (Dubrovnik) Cumhuriyeti de Macarlarla birlikte hareket ederek harbin sonundaki taksimde Avlonya ile Kanina'yi almak istiyordu. Türklerden alinacak Bulgaristan'a kral olacagi da vaad ediliyordu. Böylece güya Osmanlilar'a karsi tarafsiz kaldiklarini göstereceklerdi. müttefiklerin galibiyetinden istifade edecegini ümid etmekle beraber. Dukas'in ifadesine göre antlasmanin bozulmasini anlamakta güçlük çeken Sultan Murad. Sayet Osmanlilar maglub olurlarsa ki buna kesin gözü ile bakiliyordu Gelibolu. Fakat Haçli ordusu yeminine bagli kalmadigi için böyle bir savas vuku bulmustu. Osmanlilar'in üst üste maglubiyetleri. Muahedenin bozulmasindan sonra derhal taarruza geçilmedi. Gerçekten de muahedeye bagli olan Osmanlilar. Ancak bundan sonra Eylül ayinda Birlesik Haçli ordusunun taarruzu baslayacakti. Haçlilarin. Ioannis. Macar. Selânik ve Karadeniz sahilindeki bazi yerler.

O anda patlak veren siddetli bir kasirga. bu kuvvetler tarafindan yakilir. Daha önce de temas edildigi gibi merkez cephesinin önüne bir mizrak ucuna takilmis olarak Segedin muahedenhamesi dikilmisti. kralinki hariç olmak üzere Haçli ordusundaki bütün bayraklari savurup atmisti. Baskomutan Hunyad ise hemen hemen her tarafta görülüyordu. Cebe Ali (Veya Kassaboglu Mahmud Bey). Haçlilarca ugurlu sayilan bir günde oldugu için sevince sebep olmustu. Kral Vladislas. topla batirilirken digeri yarali olarak kaçip kurtulur. Sultan Murad'in. esas orduya katilir. Sultan Murad. kesin olarak belli degilse de düsman kuvvetlerinin Türk kuvvetlerinden daha fazla oldugu bir gerçektir. Cebe Ali'nin tesirli konusmasi üzerine Murad Bey. Varna batakliklari ile muhafaza altina alinmisti. düsmani sasirtmak için küçük bir kuvvet gönderip kendisi sür'atle Istanbul Bogazina gelip Güzelcehisar (Anadolu Hisari)'dan Rumeli'ye geçer. Her iki tarafin sahip oldugu insan gücü. Müttefiklerin. merkezde Sen Jorj sancagi altinda bulunup elli süvari ile koruma altina alinmisti. Hatta yandan padisahin bulundugu ordu merkezine dogru yürüdülerse de sonradan püskürtülürler. Her bir nefer için bir duka altin verilmek suretiyle Ceneviz gemileri ile karsi sahile geçen Osmanli ordusunun geçis haberi. Sür'atle Edirne'ye gelen Murad. Murad vardi. düsman birlikleri arasinda telasa sebep olur. Osmanli ordusunun Karacabey komutasindaki sag koluna hücum ederek püskürtür. Ulahlar ve bes bölük Macar'dan meydana gelen sol kanadi. Koordineli bir sekilde hareket eden Osmanli birliklerinden biri bogazin Anadolu tarafina geldigi zaman Veziri A'zam Halil Pasa komutasindaki bir diger birlik. Bununla beraber. Mehmed. 18-22 Eylül'de Tuna'yi asip Varna yakinlarina gelen bu güçlü ordunun meydana geçirecegi tehlikeden endiseye düsen Osmanli devlet ricali. babasini baskomutan olmak üzere Edirne'ye davet eder. bogaz geçisini engellemek isteyen iki Bizans gemisinden biri. Varna önlerine geldigi sirada düsmanin ileri hareketini yakindan takib eden Rumeli Beylerbeyi Sehabeddin Pasa. Ordunun gensinin iyice tahkim edilmemesinden dolayi (burada agirliklar ve . Sag kol ise açik ovaya ve sehre dogru düsmüstü. 28 Receb 848 (10 Kasim 1444) Sen Marten yortusuna tesadüf eden Sali günü baslayan Varna Savasi. sol kolunda da Rumeli Beylerbeyi Hadim Sehabeddin Pasalar (bazi kayitlarda sol kolunda Turahan Bey bulunmustur) bulunuyorlardi. toplarla Anadolu Hisari'nin karsisina gelip geçis için gerekli emniyet tedbirleri almisti. Hiristiyanlari büyük bir korkuya sevk eden bir hadisenin de cereyan ettigini belirtmek gerekir. Murad Bey. Siyah bayraklari altinda Kardinal Jülyen Sezarini komutasindaki kuvvetler bu kolda idiler. Merkezde de bas komutan olarak II.belirdiler. Tuna nehrinde isletilmek üzere Kamçik nehri agzinda yaptiklari yirmi sekiz nehir gemisi de. Burasi açik ve tehdide mamz oldugundan Macar kuvvetleri tamamen burada toplanmislardi. tehlikenin büyüklügünü anlatmak üzere Sultan Murad'a gönderilir. Ordunun gerisi tahkim edilmediginden sarilma tehlikesi vardi. Sol kola yüklenen Eflâk kuvvetleri ise bu kolu bozguna ugratirlar. Osmanlilarin. Harp düzenine göre Osmanli ordusunun sag kolunda Anadolu Beylerbeyi Karaca. durumun vahemetini kavradiklarindan basta vezir-i a'zam Çandarli Halil Pasa olmak üzere diger devlet adamlarinin telkini ile II. Muharebe baslar baslamaz Jan Hunyad. oglu Mehmed ve vezir-i a'zami orada birakarak ordu komutani sifatiyla Varna önlerine gelmis olan Haçlilar üzerine gider. Merkezde yeniçerilerin önünde kaziklarla korunmus bir hendek bulunuyordu. Bu esnada Çanakkale Bogazi Haçli donanmasi tarafindan tutuldugu için oradan Rumeli'ye geçme imkâni bulamaz. yaninda kirk bin Anadolu askeri ile Edirne'ye dogru yola çikar.

hemen kosup kralin basini keser. kalabalik bir topluluk halinde bu zafer nisanesini karsilamaya çikar. Fakat Sultan Murad telas göstermeyerek yerinde duruyor ve komutayi birakmiyordu. et-Tibru'l-Mesbûk fî Zeyli's-Süluk. 3113. Avrupa'daki varliklarinin devam edip etmemesi bakimindan bir dönüm noktasi olan Varna savasindan sonra. s. Tam bu esnada Timurtas adli bir yeniçeri. Sultan Murad. bozulmasin diye bal içinde muhafaza edilen kralin basini zaferinin bir nisanesi olarak Bursa valisi Cebe Ali'ye göndermisti. 191) Osmanlilarin bu savasta on bin kadar sehid verdikleri belirtilmektedir. Osmanli ordusunun sag ve sol kanatlarinin bozuldugunu gören Macaristan krali Ladislas. Kralin öldügünü duyan Osmanli birliklerinin daha bir azimle geri döndüklerini görünce toplayabildigi kadar askeri ile kaçmaya baçlar. kazandigi bu önemli zaferden sonra. Sultan Murad. galip gelen Osmanlilar'in eline geçmisti. Bu da gerçekten büyük bir ganimet idi. bir mizrak ucunda sokaklarda dolastirildi. daha önceki savaslarda meydana gelen maglubiyetler yüzünden moralleri bozulmus olan halka moral verilmeye çalisilir. Hükümdarlarinin büyük bir tehlikeye maruz kalacagini gören yeniçeriler. Degerli esya ile dolu ikiyüz elli araba. Bu sirada Osmanlilar'in sol kolunu çevirmekte olan Jan Hunyad. Ayasafya Ktb. maiyeti ve kapikulu askerleri kalmisti. kendini tutamayarak heyecana kapilir ve Polonya kuvvetleri ile birlikte Osmanli ordusu merkezine ve padisahin üzerine hücum ederek sancaklarin bulundugu yere kadar gelir. Murad. "biz. böyle delice bir harekette bulunmazlardi. Nilüfer suyunda yikanan bu bas. Sag ve sol kollar dagilmis olduklarindan ordu merkezinde yalniz hükümdar. büyük bir gayretle savasip merkezden içeriye giren düsman kuvvetlerini çevirirler. bu savasta esir alinan düsman askerlerinden bir kismini ve nasil demirden adamlari yendigini daha iyi anlatabilmek için Macar asilzâdelerinin giydigi zirhlarla donatilmis yirmi bes esiri. bu savaçta külliyetli miktarda savas ganimeti elde ettiler. kralin atinin ayagina bir balta vurarak onu ati ile birlikte yere düsürür. Kralin düstügünü gören Koca Hizir adinda bir yayabasi (Yeniçeri bölük komutani). Düsman ordusunda ise Kral Ladislas ve muahedenin bozulmasinda birinci derecede rol oynayan Kardinal Julyen Sezarini ölmüslerdi.. Büyük bir kismi da kaçamayarak öldürülür. . Bazi kaynaklarda (Sahavî. Varna muharebesinde Anadolu Beylerbeyi Karaca Pasa ile Kara Timurtas Pasa'nin torunu Umur Bey'in oglu Osman Bey sehid olmuslardi. Düsmanin telefati ise bundan daha fazla idi. der." Osmanlilar. Bu söz üzerine Azeb Bey ona su cevabi verir: — Eger aralarinda yaslica bir kimse olsaydi. Bursa halki.develer bulunuyordu) bu kisim da tehdid altinda idi. II. nr. Müslümanlarin. Kesilen basi bir mizragin ucuna takip yüksek sesle baginp kralin öldügünü söyleyince Polonya kuvvetleri dagilip kaçmaya baglarlar. sür'atle yetiserek vaziyeti düzeltmeye çalisip. dinimiz için vurusmaya geldik" dediyse de basarili olamaz. Misir Sultani Melik Zahir Çakmak'a gönderdi. güvendigi adamlarindan biri olan Azeb Bey'le savas alanini gezip düsman ölülerini görünce: — Sasilacak sey degil mi? Bütün bu delikanlilar arasinda bir tane ihtiyar yok. kral için degil. zaferi müjdelemek üzere belli basli sehirlerin kadilarina ve Islâm hükümdarlarina fetihnâmeler gönderildi. Böylece.

Gördes ile Korent denilen ve karadan Mora'nin kapisi durumunda bulunan dar geçidi (berzah) saglamlastirmisti. Varna galibi olarak büyük bir söhret kazandigi anlasilmaktadir. Sonradan bunlara Bizans Imparatoru ve Despot da katilacaklardir. onu tekrar Edirne'ye davet ederler. Ertesi gün Halil Pasa. genç padisahin etrafinda toplanan rakipleri ikinci vezir ve Rumeli Beylerbeyi Hadim Sehabeddin. Tursun Bey. Manisa'daki ikameti müddetince kendisine Saruhan. Ishak Bey. Kuzeyden gelebilecek bir Osmanli hücumuna karsi. hüsn-i riza ile atasin getürdi. Segedin muahedesini kabul etmek zorunda kalan Sultan Murad'in. Fakat sonradan fikrini degistirerek Bursa'ya gider. tahttan ikinci bir feragat anlamina gelebilecek bu fedakârliga ragmen Murad Bey'in. Isa Bey ve diger beyler aralarinda anlasip genç padisaha nezaketen tahtini babasi lehine terk etmesini. fakat onun bunu kabul etmeyecegini söyleyerek bir emrivaki yaparlar. Halil Pasa'nin gizli daveti ile Murad Bey. Murad Bey. bununla da yetinmeyerek Osmanli taraftan olan Atina prensi II. yaninda Sarabdar Hamza Bey ile Iskender Pasa oldugu halde Manisa'ya çekilir. Nerio Acciajoli'yi de kendisiyle birlesmeye zorlamisti. hükümdarliktan çekilmesi üzerine durumu kendi lehine müsait görerek Teb. Mora'nin büyük bir kismi Bizans'a aitti. Aydin ve Mentese sancaklarinin geliri tahsis olunur.Murad Bey. genç padisahi yeni fetihler için tesvik eden Sehabedin ve Zaganos Pasa'lar. Bundan sonra Çandarli Halil Pasa'nin hazirlayacagi uygun vasati beklemeye baslar. Agustos sonlarinda. oglunun mevkiini sarsmamak için. savasi müteakip Edirne'ye dönünce vezirlerinin de istegi üzerine bir müddet daha orada kalir. 5 Mayis 1446'da Rumeli'ye gitmek üzere 4000 kisilik bir kuvvetle Manisa'dan yola çikar. Nitekim çok geçmeden yeniçeriler 1446'da Sehabeddin Pasa'nin aleyhine olmak üzere isyan ederler. devletin iç ve dis emniyeti için Murad Bey'in tekrar Edirne'ye gelip is basina geçmesi gerekiyordu. veliahd olarak Zaganos ve Nisanci Ibrahim Bey'le birlikte Manisa'ya gönderildi. devamli surette onu padisah olarak kabul edip buna göre muamele eden Çandarli Halil Pasa ile. BALKANLAR'DA HAKIMIYET VE MORA SEFERI Yildirim Bâyezid zamaninda Osmanli nüfuzu altina girmis olan Mora. Bu arada. Âdeta. Bir müddet sonra tehlikenin tamamen kalktigini gören Murad Bey. Manisa'ya çekilmesinden sonra. Eskiden beri imparatorun oglu veya kardesleri bu yarimadada "Despot" adi ile müstakil birer hükümdar gibi hüküm sürerlerdi. Mehmed. Ishak Bey ve Anadolu Beylerbeyi Özgüroglu Isa Bey. Zira tehlike henüz tam anlamiyla ortadan kalkmis degildi. onu devletin siyasetine hakim tek hükümdar olarak görmek istiyorlardi. Ama Mora'da despot Konstantin'in tasarrufunun devam ettigi bir sirada Halil Pasa. Böylece Mora. Bunun üzerine Murad Bey. saltanatin teslim etti. oglunun haberi olmadan Edirne'ye gelir. Sultan Mehmed'in babasina olan saygisindan dolayi tahtini gönül rizasi ile teslim ettigini söyleyerek söyle der: "Amma çün atasina nisbet-i kemâl-i inkiyadi var idi. onu bu siyasete iten vezirleri siddetle ikaz etmis olmasina ragmen. yapilan teklifi kabul ederek tahta geçer. oglunun gerçek bir padisah gibi hareket etmesinden dolayi da içten içe sevinmisti. Halkin da destegi ile güçlükle bastinlari bu isyan üzerine. Osmanlilara karsi yeniden tahkim edilmis oluyordu. II. bu bas vurular üzerine küçük sultan ile. Ankara Muharebesi'nden sonra baglantidan kurtulmustu. Beotya ve Pindos taraflarini ele geçirerek Mora'nin müdafaasi için faaliyetlere girismisti. genç padisahin lalasi Zaganos ve vezir Saruca Pasa'lar arasinda bir iktidar mücadelesi baslar. Mora seferinin sebebi de . Mora Despotu olan Konstantin (1448'den itibaren Bizans Imparatoru). MURAD'IN TEKRAR TAHTA GEÇISI Murad Bey'in. Bu durumdan haberdar olan ve kendilerini tehlikede gören Karamanoglu ile Kastamonu hâkimi. Murad Bey'e bas vurarak vaziyeti anlatmak zorunda kalmislardi." O anda da orada hazir bulunan herkes kendisine bey'at etti. O. Murad Bey.

kendi yönetimlerinde olmayan bir toprak parçasi birakmamakti. Eflâk. Bunun üzerine Despot Konstantin. Korent kalelerini elde edebilmek için çok miktarda top mermisine (gülle) ihtiyaç vardi. Daha önce de temas edildigi gibi Varna savasindan önce Papa donanmasinin Çanakkale Bogazini kapatmasi ve Macaristan Krali'nin Varna'ya kadar gelmesi. Sultan Murad. Elçi. Sultan Murad'in Mora isini basarili bir sekilde sonuca baglayip Edirne'ye döndügünü görünce. tarihçi Halkondilas'i elçi olarak Sultan Murad'a gönderir. tekrar Osmanli tabiiyetini tanimak zorunda kalirlar. . Tuna'nin güneyinde. Korent'in düsmesi ile Mora'nin kapilari yeniden Türklere açilmis oldu. Fakat Yanko tarafindan öldürülür. Kroya sancagina tayin edildigine dair sahte bir ferman uydurup Kroya (Akçahisar)'ya girip hisardaki Osmanli askerinin tamamini uykuda iken kiliçtan geçirmesi. O da digerleri gibi Osmanlilar'in Varna'da tamamen perisan olacaklarini ve artik Balkanlari tamamiyle terk edeceklerine inaniyordu. Morava savasi sirasinda ordudan kaçip bozgunluga baslamasi. tekrar Hiristiyanliga dönmesi ve Papadan yardim görmesi gibi hareketleri yüzünden ortadan kaldirilmasi gerekiyordu. Sultan Murad. Çünkü Yunanistan fütuhatinin tamamlanmasi.000 kisilik bir ordu ile Tuna'yi geçip Sirp topraklarina girmek üzere oldugu haberini alinca. nüfuzlari altindaki Mora'dan vaz geçmeleri mümkün degildi. Bes kaleyi birden vurabilmek için develerle buraya bakir nakl edilerek toplar dökülür. Gerçekten de Sultan Murad. süratli bir yürüyüsle 8 Ramazan 850 (27 Kasim 1446)'da Korent (Korintos) berzahini kapayan Hexamilion (Kesmehisar) surlari önüne gelirler. Bu basaridan sonra Edirne'ye dönen Sultan Murad. bütün Hiristiyan dünyasina oldugu gibi Kostantin'e de cesaret vermisti. onunla anlasmak ister. gereken bilgiyi aldiktan sonra Turahan Bey'in akinci kuvvetlerini Mora'nin fethi ile görevlendirir. oradan da bu bölgeye Müslüman Türkleri getirtmek suretiyle nüfus mübadelesi yapmisti. Varna zaferini kazandiktan sonra. Mora seferinden önce bölgeyi ve insanlarini taniyan akinci komutanlarindan Pasa Yigitoglu Gazi Turahan Bey'den buranin askerî. diger koldan da Turahan harekete geçerler. Mora'nin kapisi olan bu yerler alininca bir koldan Padisah. Ayrica Korent berzahi (geçit) kendisine yiktirilir. tekrar feth edildi. Konstantin de senede belli bir miktar vergi vermeyi kabul eder. Serez'de toplanan Osmanli kuvvetleri. Fakat kisa bir müddet sonra Sirp Despotu Jorj Brankoviç'ten. Bu yüzden Mora'nin tekrar nüfuz altina alinmasi gerekiyordu. Bohemya ve Almanya'dan topladigi 90. buradan getirdigi esirleri Anadolu'ya nakl ettirip. Eflâk Voyvodasi Vlad Drakul. Osmanlilar'ca Balyabadra adi verilen Mora'nin merkezi ve en büyük sehri Petras. Osmanlilar bunu iyi degerlendirerek 1448 yazinda bir taarruza karar verirler. Osmanlilar'daki topçulugun ilerlemesi sayesinde on üç günde surlar delinmis ve Osmanli ordusu bu deliklerden içeri girip kaleyi zapt etmisti. haber iletmesin diye baslangiçta tevkif edildiyse de sonunda serbest birakilir. Sonuç olarak Osmanlilar'a karsi tecavüzlerde bulunan Despot Konstantin ile kardesi Thomas. Bu yüzden de Osmanlilar'a ait bazi yerleri almisti. Iskender Bey. Öyle anlasiliyor ki Osmanlilar'in güttükleri siyasî hedef. Onun basinda bulundugu asil ordunun gayreti ile kale Aralik ayinin onunda zapt edilir. aldigi yardimlar sonucunda kazandigi bazi basarilarina güvenerek Venedikliler'le de bozusur. siyasî ve etnografik durumu hakkinda tafsilatli bilgi alir. Jan Hunyad'in Macar. Osmanlilarin. belirtilen yilda yaninda Sehzade Mehmed de olmak üzere büyük bir ordu ile Arnavutluga girerek Kocacik hisarini zapt eder. Top atesiyle baslayan savasa bizzat Sultan Murad da katilir. Öte yandan daha önce Osmanli ordusundan kaçtigini belirttigimiz Arnavut Iskender Bey. Mora'ya hâkim olmakla mümkündü. Kostantin'in isgal ettigi yerleri geri vermesini istemis ise de uygun bir cevap alamamisti.Padisahin bu tahkimattan süphelenmesi idi. Sultan Murad. Papa ve Macar Krali ile temaslarda bulunup Arnavutluk yolu üzerindeki Kocacik hisarini ele geçirmisti.

Erdel ve Almanya gibi devletlerden de kuvvetler toplanmisti. Jan Hunyad tarafindan gerisin geriye gönderilmislerdi. Ikinci Kosova zaferinde de Ikinci Murad bulunmuslardi. IKINCI KOSOVA MUHAREBESI Osmanlilar'a karsi tertiplenen bu yeni Haçli seferi. Bu haberin alinmasi üzerine Sultan Murad kusatmayi kaldirip Sofya'ya dönmüstü. Hunyad. Murad'in oglu olan Savci'nin öldürülmesinden sonra kaçmayi basaran oglu Davud da vardi. Hunyad'in Tuna'yi geçmek üzere oldugunu ögrenince derhal Arnavutluktan çikarak Sofya'ya gelir. Durumu fark eden düsman. sol kolunda da Alman. Bu sebeple asil hücum ikinci günü ögleden sonra baslayip aksama kadar devam etti. Düsmanin sag kolunda Macarlar ile Sicilyalilar. Tam bu sirada Osmanli ordusunun sag ve sol kanatlari. Macarlar'dan baska Eflâk. Böylece Jan Hunyad. Burada orduyu terhis etmeyerek timarli sipahilere memleketlerinden harçlik getirmek üzere "harçlikçi"lar tayin edip Sofya'da beklemeye karar verir. Jan Hunyad ise yoluna devamla 1448 senesinin Ekim ayi ortalarinda Kosova'ya gelir. Yeniçeriler bütün güçleri ile karsi koyarlarsa da onlar da yine plân geregi geri çekiliyormus havasini verirler. Böylece merkez. Sultan Murad. Iskender'in merkezi olan Kroya (Akçahisar)'yi kusatma altina aldigi zaman Jan Hunyad'in hududu geçmek üzere oldugunu Sirp Despotu ile Vidin sancak beyinden ögrenmisti. Osmanli hükümdari da 80-100 bin kisilik bir kuvvetle ayni yere gelir. muharebeden önce baris teklifinde bulunmak üzere düsmana elçiler gönderdiyse de bunlar. Albert'in küçük ogluna naib olarak Macaristan'in bütün dizginlerini ele geçirmisti. hafif silahlarla baslayan savas. günü olmak üzere üç gün sürdü. Jan Hunyad'in hücumu ile basladi. Varna'daki hatalan tekrarlamayacagini düsündügünden savasi kazanacagindan emin görünüyordu. Takdirin bir tecellisi olacak ki bu ikinci seferde bulunan Osmanli hükümdarinin adi da Murad'dir. Taktik geregi Osmanli ordusunun sag ve sol kanatlan mukavemet edemiyorlarmis gibi yavas yavas geri çekilirler. Iskender Bey'in ayaklandirdigi Arnavutlar'i yola getirmek için ugrasiyordu. Muharebenin ilk günü.Sofya'ya çekilerek ordusunu yeniden düzene sokar. Transilvanya ve Eflâk (Ulah) kuvvetleri bulunuyordu. Hunyad. Sultan Ikinci Murad. Haçli ordusunda. Bu arada Jan Hunyad. düsmana karsi açik ve korumasiz kaliyordu. Muharebe 1448 Ekim ayinin 17. Bunda muvaffak da oluyordu. Sultan Murad. Savci Bey'in oglu Davud'un tavsiyesi ile gece yarisi Osmanli ordusuna yapilan baskin da bir ise yaramaz. Bu sirada Turahan Bey'in . Polonya. I. Varna muharebesinin kahramanligina sürdügü lekeyi silmek için var gücü ile çalisip kuvvet topluyordu. bütün gücü ile merkeze yüklenir. Osmanli Devleti. merkeze girmis olan düsman kuvvetlerini yandan ve arkadan çevirmeye baslarlar. Osmanli ordusu klasik bir düzenle sag. Çünkü kisa zamanda etrafinda. esit sartlar altinda devam ediyordu. Buradan güney yolu ile Kosova ovasina gelerek düsmanini savasa mecbur eder. sol ve merkez olmak üzere bölümlere ayrilmisti. Savas. Bohemya. Muharebe üçüncü gün günesin dogmasiyla tekrar baslar. doksan bin kisilik bir kuvvetin basina geçip Sirbistan'i isgal ile yoluna devam eder. Birinci Kosova'da Murad Hüdavendigâr (Birinci Murad). 18 ve 19. Varna zaferinden dört yil sonra 17-19 Ekim 1448 tarihlerinde olmustur. Iki ordu harb etmeksizin karsilikli olarak bir gün beklediler. Osmanli ordusunun ikinci gün çekileceginden emin görünüyordu.

SULTAN II. bazilari da soguk alginligindan ileri gelen kisa bir hastaliga baglarlar. 1450 yazinda oglu Mehmed'i de yanina alarak ikinci defa Amavutluk seferine çikar. Bununla beraber Osmanlilar üzerinde fazla bir etkisinin. Sultan Murad. Böylece Kosova ovasinda Müslüman Türkler ikinci defa parlak bir zafer kazanmis oluyorlardi. Düsmanin zayiati on yedi bin kadardi. Ama gece yansi yanina aldigi bazi seçkin süvarileri ile harp meydanini terk edip kaçar. genç evlileri Manisa'ya ugurladiktan kisa bir müddet sonra 1 Muharrem 855 (3 Subat 1451) günü kusluk vakti vefat etti. olmadigi anlasilmaktadir. Tam bu esnada Jan Hunyad'in yeni bir hücuma kalkisacagi sayiasi yayilir. Sevval-Zilhicce) genç sehzade Mehmed'in evlenmesi münasebetiyle dogu ve batidaki dost hükümdarlar ile tâbi beyler. Süleyman Bey'in bes kizindan en küçügü olan Sitti Hanim'in nikahi kiyildiktan sonra gelin olarak Edirne'ye getirilir. Bu sirada Dulkadir Beyligi'nde Nâsirüddin Mehmed Bey'in oglu Süleyman Bey bulunuyordu. Bunun için derhal Amasya sancakbeyi Hizir Bey'in hanimi. sabahleyin Türklerin hücumuna dayanmaya çalisirsa da komutanlarinin kaçtigini ögrenince tamamen dagilir. Hunyad. Avrupa'nin. SEHZÂDE MEHMED'IN DÜGÜNÜ Akçahisar kusatmasinin kaldirilmasi. Çelebi Sultan Mehmed Bey de Nâsirüddin Bey'in kizini almis oldugu için arada bir akrabalik da vardi. Önden ve arkadan hücuma maruz kalan düsman. Vezir-i A'zam Halil Pasa'ya sorup fikrini almak ister. perisan olmustu. elindeki toprak ve menfaatleri kaptirmamak için mücadele edecektir. . Turahan Bey kuvvetleri çevirmekte idi. ümitsizce savasmaya devam ediyordu. Çevrildigini anlayan düsman. görücü olarak Elbistan'a gönderilir.bulundugu sol kol. O da bu görüsün yerinde oldugunu söyler. Ekim soguklarinin da baslamasi üzerine Sultan Murad. kusatmayi kaldirip Edirne'ye döner. Sultan Murad'in Ölümünü nüzûl (felç) isabetine. Sultan Murad. Bununla beraber askerler. sehzadesi Mehmed için Edirne'de muhtesem bir dügün tertiplemisti. Zira bu hadiseden hemen sonra Sultan Murad. geri çekilerek siperlerine ulasabildiler. Onun kaçtigini bilmeyen ordusu. Murad. daha önce bir sefer evlenmis bulunan oglu Sehzâde Mehmed'e Dulkadiroglu'nun kizini almak istedigini. Osmanli karsi taarruzunun merkezini teskil ediyordu. 854. Bundan çok seneler önce. Dügünden sonra Sehzade Mehmed genç karisiyla birlikte Manisa'ya gider. 1450 senesi kisinda (H. Türkleri Balkanlar'dan sürmek için yaptigi sonuncu tesebbüstür. MURAD'IN VEFATI VE SAHSIYETI Sultan II. Halkondil'e göre Osmanlilar'in zayiati ise dört bin civarindadir. Kaynaklarin çogu. Hiristiyan dünyasinda büyük bir sevince sebep olmustu. Bu ordudan pek azi kurtulur. komutanlari ile görüsüp durum degerlendirmesi yapar. Ikinci Kosova. Tam bu esnada Vezir-i A'zam Çandarlizâde Halil Pasa'nin delâleti ve bazi vaadlerle Eflâk prensini harpten çekilmeye ikna etmesi üzerine düsman tam bir ümitsizlige kapilir. Hiristiyan âleminde büyük bir sevinçle karsilanir. Bu hâdiseden sonra Iskender Bey'in söhreti birdenbire artar. Osmanli kuvvetleri Akçahisar'i kusatip toplarla dövmeye basladilarsa da hisarin savunmasini Vrana'ya birakip disarda ani baskinlarda bulunduktan sonra sarp daglara siginan Iskender'in bu neviden baskinlari yüzünden alinamaz. Sultan Murad'in kaleyi feth etmeden Edirne'ye dönmesi. Bu is ve davetlerin organizasyonu için Saruca Pasa görevlendirilmisti. Edirne'ye davet edilerek muhtesem bir dügün yapilir. Bundan sonra Avrupa tamamen savunma durumuna geçecek. Çünkü Osmanlilar'in sol kolu ile harb etmekte olan Jan Hunyad'in sag cenahini.

Murad hakkinda gerek Osmanli.. onun sairliginden bahs ederlerken onun ilim ve sanata olan sevgisinden de uzun uzadiya söz ederler. Ilmî müsahabeleri sever. çok âdil. Etrafima evlad ve akrabalarimdan kimseyi gömmeyin. varini yogunu harcardi. Cihaddan hiç bir vakit geri kalmamakla beraber eglence ve zevke düskündü. Vefat haberi Manisa'daki Sehzade Mehmed'e bildirilerek derhal gelmesi istenir. Bu sebeple Arabistan. Çagdas tarihçi Ibn Tagriberdî. Musikî. merhametli. ahdini bozanlar hakkinda da sedid idi... Güldeste-i Riyaz-i Irfan'a göre bizzat kendi latif tab'i (yaratilisi) siire meyyâl ve nükte söyleyicilerin dildâdesi olup haftada iki gün âlim ve sairleri divaninda toplayip ilmî mübâheseler ederek ve sairlerin münazara ve münakasalarini dinleyerek "Ehl-i kemâlin cevheri. Yalniz su kadar var ki keyfine düskündü. bir persembe günü olsun ki. Ölüm hadisesinden hemen sonra cesedi tahnit edilir." Ülkesinde kültür ve ilim hayatini yükseltmek için her fedakârligi göze alabilen Sultan Murad. Cesedimi lahde degil. Denebilir ki siir. onunla Osmanli sarayina girmisti. onun sahsiyeti hakkindaki su ifadeleri ile gerçegi yansitmaya çalisir: "Hükümdarligi uzun sürmüs. babasinin vasiyeti geregi cesedini Bursa'ya göndererek onu bugün hâlâ "Muradiye" diye bilinen semtteki türbesine defn ettirir. O. Feramürz tarafindan tescil olunan vasiyetnâmesinde nereye ve ne sekilde gömülecegini. Hammer'in de ifadesine göre memleketini seref ve hakkaniyetle idare ederek milletinin hatirasinda mütedeyyin (dindar) lütufkâr. sür'atli bir sekilde Edirne'ye gelip babasinin ölümünden 16 gün sonra Osmanli tahtina geçer. Hafizlarin Kur'an okuyacaklari yerin üzeri kapali. ilim adami ve bilginlere karsi son derece cömert davranirdi. veya halkin dili ile Koca Murad 1446 Agustos'unda tanzim edip Eylül sonlarinda Halil Pasa. Ayni zamanda cömert ve iyi huylu idi. sünnet-i seniyye üzre topraga koyun. Halil Pasa tarafindan gönderilen bu haber üzerine "Beni seven arkamdan gelsin" diyen Sehzade Mehmed. Saruca Pasa. Murad. ince ruhlu ve hassas bir kimse idi. Fakat bir cihad haberi gelince derhal kalkar her seyi birakirdi. sözüne ve vaadlerine sâdik. hasmet kazanmis. cesur. ancak itibar ile parlayip açilir" derdi. Ancak sözünden dönenlerin korkunç öc alicisi idi. Bütün hayati böyle geçmis denebilir. caminin yakinindaki oglum Alaeddin'in 3-4 arsin yanina gömün. ulemayi himaye eder ve onlara tahsisatlar ayirirdi. Etrafi duvar fakat üstü açik bir türbe yapiniz.Dukas ve Hammer gibi bazi tarihçiler de asiri yorgunlugun ölümüne sebep oldugunu bildirliler. üstüne yapilacak türbenin ne sekilde olacagini ve nihayet vakfinin sartlarini bildirir. Türkistan . asli Arapça olan ve oglu tarafindan uyulan vasiyetnâmesinde söyle diyordu: ". Suara tezkireleri. Mezarimin üstüne büyük hükümdarlar için yapilan muhtesem türbelerden yapmayiniz. hassas. Allah yolunda tehlikelere bizzat atilir ve bu ugurda yorulmak bilmez. Ishak Pasa ve kadiasker Mehmed b. Murad Bey. Bununla beraber halka karsi âdil olup isleri ile yakindan ilgilenirdi. defin cuma günü gerçeklessin. Musikî ehlini severdi. kabrimin üstüne yagmur yagmasi için oraya tesadüf eden kismin üstü açik olsun. ahdine riayet edenler hakkinda dost. Eger Bursa'dan baska bir yerde ölürsem nâsimi oraya nakl ediniz. Öldügüm zaman beni Bursa'ya. Azad edilmemis olan kölelerimin tamami ölümümden kirk gün önce azad edilmistir. âdil ve metin bir hükümdar adi birakti. Bu nakil.. Öldügü zaman henüz kirk sekiz yaslarinda idi. yükselmis. gerekse diger milletlere mensub tarihçilerin ittifaka yakin bir sekilde beyan ettiklerine göre o. ince ruhlu." II. azim ve tedbir sahibi. Sultan II. Savasta oldugu gibi barista da sözünün eri idi. siir ve edebiyata düskündü. Ileride "Fatih" ünvanini alacak olan genç padisah. saadete ermis ve Rûm (Anadolu) hükümdarlarinin en büyügü olmustur. güler yüzlü.

29 Mayis 1453'teki nihaî harekâtla Istanbul fethedildiginde. Yaptirdigi muazzam eserler sebebiyle kendisine "Ebu'l-hayrât" ünvani verilmisti. Fakat bu hakan asil dev eserlerini Edirne'de insa ettirmisti. Ve ol vakit kim imâretin kapusu açildi. Nihayet 22 Nisan'da Osmanli donanmasinin karadan Haliç'e indirilmesi gibi müthis bir plânin gerçeklestirilmesi. kusatmanin seyrini degistirmeye baslamisti. kanun kaçaklari ve hirsizlar için mükemmel bir barinak vazifesi görüyordu. Haliç'in zincirle kapatilmasi sebebiyle kara ve deniz birlikleri müsterek bir harekâta geçemiyor ve bu durum da kusatmanin basarisina gölge düsürüyordu. Onun bu neviden faaliyetlerini gören devrinin devlet erkâni ile zenginleri de benzer tesisleri kurmakta gecikmediler. babasinin ölümü üzerine ikinci kez Osmanli tahtina oturdugunda. Mimar Konyali Haci Alaeddin'e tamamlattigi Eski Cami'de oldugu gibi Üç Serefeli'de de kisin abdest musluklarindan sicak su akardi. Gerçekten de onun döneminde Arapça ve Farsça'dan bir çok eserin Türkçe'ye tercüme edildigini. Muradiye (1435). 1413'te Çelebi Sultan Mehmed'in. Böylelikle Osmanli devleti tam bir cihan devleti haline gelebilecekti. Mehmet. Ergene köprüsünü yaptirmak suretiyle bölgeyi de yerlesime açmisti. Karamanoglu tehlikesini de geçici de olsa bertaraf etti. hem de bölgenin mamur hale gelmesine yardim ediyordu. Yapan mimarlara hil'atlar giydirdi." YÜKSELIS DÖNEMI Istanbul'un Fethi: II. Hamam ve pazarlar yapti. Fakat. Peygamberimizin müjdesine mazhar oluyor ve "feth-i mübin" ile "Fatih"lik serefini elde ediyordu. Dogu ile bati arasinda önemli bir geçit vazifesi gören Ergene köprüsünün yeri. Ol sehrin halkini cemi-i avarizdan muaf ve müsellem etti. devletin ortasinda bir ser adacigi hâlinde kalmis köhne Bizans'i ortadan kaldirmayi öncelikle hedef olarak belirlemisti. Bir nice gün atâlar etti. Sultan Murad. Âsikpasazâde köprü insaatinin durumunu verdikten sonra söyle der: "Köprünün iki basini mamur sehir edüp imâret ve Cuma mescidi etti. II. Edirne'de döktürdügü çaginin en güçlü toplariyla Istanbul surlarini karadan sarsarken 18 Nisan'da donanma bütün Istanbul adalarini ele geçiriyordu. Sultan Murad. Köprünün insasindan sonra burada cami. onun ülkesine gelmisti. orman ve bataklikti. Dâru'l-hadis (1435). Ipsala ve Ergene gibi önemli yerlesim merkezlerinde yaptirdigi hayir ve sosyal tesisler ile de dikkat çeker. eskiya. Bursa. hamam. Selânik. Yeni Cami (Bugünkü adi ile Üç Serefeli. Bu da memlekette kültürün gelismesine ve ilmî ilerlemenin sür'atli bir sekilde olmasina sebep olmustu.Bizans'in . bunun da kültürel gelismeye tesir ettigini biliyoruz. Ol taam pistigi vakit kendi mübarek eli ile fukaraya ülestirdi. Sultan Murad ulemayi ve fukarayi kendisi aldi ol imârete vardi. Türk minarelerinin en güzellerinden biridir. II. Nihayet kusatilan Istanbul'a karsi 6 Nisan 1453'te kara ve denizden saldiri baslatildi. imâret. 1447) gibi eserlerdir. Bursa'da Muradiye Camii. Mehmet.ve Kirim gibi yerlerden pek çok degerli âlim. Edirne'yi ihya edercesine kalkindirmis ve Balkanlarin en büyük sehri haline getirmisti. O. Bunlarin en mühimleri. Akçalar ve floriler ülestirdi. Sultan Murad. Hatta onun adina birçok eser telif ve tercüme edilmisti. imâret ve pazar gibi halkin ihtiyaçlarina cevap verebilecek sosyal tesisleri kurduktan sonra halki oraya yerlestirir. bununla da kalmaz. böyle bir yerde köprü yaptirmak suretiyle hem kötülüklerin barinagini kurutmus oluyor. O. Bu yüzden burasi. Edirne. Ve çiragin kendi uyardi. hem ulasimin kolaylasmasini sagliyor. Bizans'a ulasabilecek muhtemel yardimi önlemek için Bogaz'in Avrupa yakasina Rumeli Hisar'ini yaptirarak kusatma hazirliklarini tamamladi. Hedefini gerçeklestirmek için ilkin Sirbistan ve Eflâk ile anlasma imzalayan Fatih. "Üç Serefeli" denen minare. Mehmet. gelip oraya yerlesen halki birçok vergiden de muaf tutar. Seksen parçalik donanmayi bir anda karsilarinda gören Bizans'in direnme gücü artik kirilmisti. medrese ve müstemilâti Sultan II. Murad tarafindan yaptirilmistir.

Fatih voyvodaliga Radul'u getirdi ve Eflâk bir Osmanli eyaleti hâline geldi. Mora seferinde bulunan Fatih. rakipleri Kantakuzen ailesine karsi Mora'da. Istanbul'un fethinden sonra Osmanlilara bagliligini bildiren ve ele geçirdigi bazi kaleleri geri veren Sirplar Macarlar ile is birligi yaparak yeniden düsmanliklarini göstermeye baslamislardi. Balaban Pasa'yi bölge için görevlendirerek. Taht kavgalarinin yeniden alevlenmesi üzerine. Papa'nin yanina kaçmak zorunda kaldi. sigindigi Macarlarin. Bunun üzerine 1454-1457 arasinda üç kez pespese Sirbistan'a sefer düzenlendi. Yildirim zamaninda vergiye baglanan Eflâk Prensligi'nin basina Fatih tarafindan Vlad (Kazikli Voyvoda) getirilmisti(1456). Korent'i ele geçiren Fatih. Katolik Avrupa'nin. artik tam bir cihan devleti hâline gelmis. Belgrat disindaki bütün Sirp topraklari ele geçirildi. Arnavutlukta baslayan kargasa sebebiyle Fatih 3. kisa zamanda Ortadokslari himayesi altina almistir. Eflâk ve Bogdan Seferleri. Papa ve diger devletlerden aldigi kuvvetlerle Türklere saldiran Iskender Bey. Fakat bu sefer iki kardes arasinda mücadele baslamisti.Nikola'nin Türklere karsi harekete geçilmesi fikri pek taraftar bulamamis. Papalik ve Napoli kralliginin destegi ve kiskirtmasiyla harekete geçen Arnavutluk hâkimi Iskender Bey. Osmanli kuvvetleri tarafindan bozguna ugratildi (1465). Macar ve Arnavutlari kiskirtarak sonuç almaya çalismislardir. Bu fetihle Osmanli Devleti. akincilari ile duruma müdahale etti ve muhalifler bertaraf edildi. aksine Balkanlari da tamamen ele geçirmek suretiyle Fatih. 1455'ten itibaren Osmanli Hâkimiyetini taniyan Bogdan Prensligi'nin Kefe'nin fethinden sonra izledigi düsmanca siyaset üzerine Osmanli kuvvetleri 1476'da Bogdan'a girdi. kez Arnavutluk seferini baslatti. Bunun üzerine Fatih II. Neticede. Papa'nin istegine sadece Almanya. Atina ve diger bölgeler ise Osmanli yönetimini kabul etti. Ancak bunda basari kazanamayan Venedik. Nitekim Papa V. Bölgeye çok sayida Türk yerlestirildi. 1465 yilinda gerçeklesen I. burada bir sancak olusturdu. Ele geçirilen topraklarda yeni garnizonlar olusturuldu. Ilbasan Kalesi'ni yaptirip. Sirp meselesine son verilmesini emretti. Ortadoks dünyasiyla bütünlesme çabalari. Ancak. Kardesi Dimitrios'a karsi Arnavutlarin destegini alan Tomas'in Osmanlilarla yapilan anlasmayi bozmasi üzerine 2. 1459'da baskentleri Semendire'yi ele geçirilerek Semendire Sancakbeyligini olusturdu. Eflâk'a bir sefer düzenledi. Sirplari vergiye bagladilar. Böylece Sirbistan'da 350 yil sürecek Osmanli hâkimiyeti baslamis oluyordu. Bu sirada Iskender Bey ölmüs ve yerine oglu Jean geçmisti. içine asker yerlestiren Fatih.kez Mora'ya sefer düzenlendi. Istanbul'un fethiyle önlenmis. Osmanlilarin yardimini istemislerdi. Napoli ve Venedik olumlu cevap vermis fakat onlar da kendilerinden ziyade Sirp. vurkaç taktigi ile Osmanli kuvvetlerine baskinlar düzenlemekteydi. Bölge ülkelerinin Mora'yi istilâ niyetlerini bilen Fatih 1458'de harekete geçti. Mahmut Pasa. Istanbul'un fethinden sonra Bizans Imparatoru XII. aksine. Balkanlardaki bazi despotluklar ve prensler Fatih'i Istanbul'un fethinden dolayi kutlayan mektuplar yazmislardir. geri döndü. bizzat sefere çikmaya karar verdi. Arnavutluk Seferleri. Mora'nin bir kismini merkeze baglayarak. Osmanlilara bagli görünen Vlad aslinda gizliden gizliye düsmanlik ediyordu Vlad'in Fatih'in elçilerini kaziga oturtarak öldürmesi üzerine 1462 yilinda Fatih. Osmanlilarla yaptigi anlasma üzerine Vlad'i esir etmeleri ile mesele çözüldü. Tomas. Avrupa için bu fetih çag açip. Balaban Pasa'yi sehit etti ve Ilbasan kalesi'ni kusatti. Arnavutluk Seferi'ne çikti (1467). Ege adalarindaki halk. Mora Seferleri. Venedikliler bölge halkini Osmanlilara karsi ayaklandirmaya çalisiyorlardi. Bogdan'dan da yardim alan Osmanli kuvvetleri voyvodayi uzun süre takip etti. .seferde.ortadan kaldirilmasi hem Türk tarihi hem de dünya tarihi açisindan büyük bir öneme sahiptir. Konstantin'in ogullari. Sirp Krali Bronkoviç'in ölümüyle baslayan taht mücadelelerinden faydalanan Osmanlilar. Fatih'in Bati Politikalar: Sirbistan Seferleri. Islâm dünyasi ve Avrupa içinde büyük bir prestij ve güç kazanmistir. Böylece Bogdan da yeniden Osmanli hâkimiyetini tanimis oluyordu. Fatih'in bizzat basinda oldugu Osmanli kuvvetleri Bogdan ordusunu büyük bir bozguna ugratti. Arnavutlarin elinde kalmis olan Kroya ve Iskodra kusatildi. Turahanoglu Ömer Bey. Bunun üzerine Fatih. çag kapayan bir fetihtir. Nihayet 1479'da Arnavutluk da bir Osmanli vilayeti haline gelmis oluyordu.

Trabzon seferine çikarken.( Nitekim Gedik Ahmet Pasa komutasindaki bir Osmanli donanmasi Napoli Kralliginin elindeki Otranto'yu fethetmis ve buradan Güney Italya'ya akinlar düzenlenmistir. Ayni tarihlerde Limni ve Midilli halki Türk yönetimine girmek için Osmanlilara basvurmustu. Yayçe disindaki bütün kale ve sehirleri yeniden ele geçirdiler. denizde ise Venedik idi. Ancak akincilar vasitasiyla. aksine pek çok ada ve kiyi kaleleri Osmanlilarin eline geçmistir. Bâyezid. Keza Venedik Cumhuriyeti de Osmanlilarla dogrudan karsilasmaktansa Balkanlardaki diger devletleri kiskirtmayi yeg tutmustur. Sinop da dahil Candarogullarinin topraklarini savasmaksizin ele geçirdi. 1461 yilinda Cenevizlilerin elindeki önemli bir üs olan Amasra teslim olmak zorunda kaldi. Bunu önlemek maksadiyla Agriboz'un fethine karar veren Osmanlilar neticede 17 gün süren kusatmadan sonra amaçlarina ulastilar. ardindan. Fatih'in asil amaci 1204 yilinda Lâtinlerin Istanbul'u isgal etmesi üzerine Bizans hanedanina . Cenevizliler ve Candarogullarinin elinde bulunuyordu. Kastamonu'yu terk ederek Sinop'a çekildi. Sadrazam Mahmut Pasa ve Turahanoglu Ömer Bey'e Bosna'nin tamamen fethedilmesi emrini vermisti.1456 yilinda öncelikle Çanakkale Bogazi'na hâkim olan adalardan Gökçeada (Imroz). Ancak St. Bizans. Tasoz Enez ve Semendirek adalari ele geçirildi. uzun süren kusatmayi müteakip Midilli (1467) ele geçirildi. Macar krali Bosna'ya girdi. Fatih de tabiî sinir olan Tuna'yi geçmeyi düsünmemistir. anlasmalara riayet etmemesi üzerine Üsküp'ten harekete geçen Fatih. Anadolu Türk birliginin saglanmasi ve ticaret güvenligi açisindan bu bölgelerin ele geçirilmesi sartti. Venedik ve Cenevizlilerin elindeki bu adalardan Anadolu'ya yapilan korsan akinlarinin önünü kesmis olacakti. Ikinci kez düzenlenen seferle Osmanlilar. Istanbul'u ele geçiren Fatih. Kefalonya ve Ayamavra gibi adalar da Fatih'in saltanatinin son zamanlarinda Osmanli topraklarina dahil edilmistir. Ancak 1483 yilinda Hersek tamamen Osmanli topragi hâline gelecektir. Venedikliler 264 yildir ellerinde tuttuklari Agriboz Adasi'ndan Mora ve Ege adalarindaki Türk birliklerine karsi saldirilarini yogunlastirmaktaydilar. iktisadî ve siyasî açidan da nüfuz alanini genisletebilecekti. Güçlü donmasiyla Mora ve Ege'deki adalara sahip olmak isteyen Venedik. Iste bu Müslüman Bosnalilara "Bosnak" denilmektedir. Osmanlilar.Bosna-Hersek Seferleri. Epir despotunun elindeki Zanta.Fatih. Bursa'ya dönerek birliklerini takviye eden Fatih. Fakat ordunun Istanbul'a dönmesi üzerine ayni yil. Hem Katolik hem de Ortadokslarin kendi kiliselerine almak için baski yaptiklari Bogomiller bu sebeple Osmanli yönetimine sicak bakmislar ve kendilerine saglanan din ve vicdan hürriyetinden etkilenerek zamanla Müslüman olmuslardi. Ikinci olarak Orta ve Dogu Akdenizdeki adalar hedef alinmisti ki. Fatih'in Dogu Politikasi: Karadeniz Politikasi. Karadeniz kiyisindaki bazi yerler Trabzon Rumlari. Öncelikle Anadolu kiyisina yakin adalari hedef alan Fatih. 1463 yilindaki seferle Bosna Krali Osmanli hâkimiyetini yeniden tanidi. Bosna'yi Osmanli topraklarina kattigi zaman "Bogomil" mezhebindeki Bosnalilara çok iyi davranmisti. sehir savunmasiz kalmis ve Italyanlar kaleyi tekrar ele geçirmislerdir). Ege Adalarinin Fethi. bu adalar Fatih'in Italya'ya yani eski Roma'ya geçisini kolaylastiracakti. Fatih devrinde Osmanlilarin karada en güçlü komsusu ve rakibi Macarlar. Jean sovalyelerinin elindeki Rodos'a karsi girisilen birkaç muhasara neticesiz kalmistir. Gedik Ahmet Pasa'yi geri çagirinca. Anadolu'nun büyük bir kismini hâkimiyetleri altina almalarina ragmen kuzeyde. Iste bu sebeplerle. Macaristan'a güvenligin saglanmasina yönelik yüzlerce basarili akin düzenlenmistir. Bosna seferleri esnasinda Hersek Krali Stefan da ülkesinin bir kisim topraginin Osmanlilara dogrudan baglanmasi sartiyla tahtinda birakilmisti. Seferin kendisine karsi yapildigini sanan Candaroglu Ismail Bey. dogrudan bir savasi göze alamamis. Osmanlilara vergi yoluyla bagli olan Bosna Kralinin. Ancak seyhülislamin da fetvasiyla sonra öldürüldü ve bu topraklarda Bosna Sancakbeyligi olusturuldu. Fatih karadan ve denizden kuvvetlerini harekete geçirdi.(1480) Fakat Fatih'in ölümünden sonra basa geçen II. Önce Limni. Macarlar bu dönemde tek baslarina Osmanlilarla bas edemeyeceklerini bildiginden. Osmanlilar karsisinda istedigi sonucu alamamis. Böylece Bizans'in yeniden dirilmesini önleyecegi gibi. Bizans'a ait bütün topraklari hâkimiyeti altinda birlestirmek istiyordu.

Azak Kalesi'nin düsürülmesi sonucunda bazi Cenevizliler ile birlikte Kirim hanlarindan Mengli Giray Han da esir edilmisti. Nitekim Sehzade Selim'in mücadeleyi kazanmasi üzerine 1512 yilinda II. Anlasmaya göre Akkoyunlular. ordusunu Sivas'in güneyinden Yassiçemen'e çevirdi. Larende ve Silifke yörelerine çekilen Karamanogullarina karsi mücadeleyi. 1467 yilinda Karakoyunlu topraklarina sahip olunca Osmanlilar aleyhine hâkimiyetini genisletmeye baslamisti. Altinorda Hanligi'nin zayiflamasiyla ortaya çikan Kirim Hanligi ile komsu oldu. Otlukbeli mevkiinde yapilan savasta Osmanlilar büyük bir zafer kazandilar.taht mücadelesine girmisti. Beylik topraklarinin büyük kismi Osmanlilarin eline geçmesine ragmen Fatih. Bu düsmanca tavir üzerine Fatih 1466 yilinda Karamanogullari üzerine yürümeye karar verdi. devlet islerinden elini çeken Bâyezid'in sagliginda sehzadeler arasindaki taht mücadelesinin kizismasina vesile olmustur. Venedik ve Haçlilara karsi denizlerde üstünlük kurulmus. karadan birliklerini Trabzon'a gönderirken. Otlukbeli Savasi'nin sonrasinda da sürdürmüstür. Fatih bundan sonra Hicaz su yolllarinin onarimi hususunu bahane ederek Memlûklar'a karsi harekete geçti. Fatih'in 1481'de hazirlik yaptigi ve ölümüyle yarim kalan seferin ya Rodos'a ya da Misir'a yönelik oldugu söylenir. Fatih'in politikalarina karsi. Fakat bu dönemde Memlûklarla büyük bir savasa girilmemistir. Rodos sovalyelerinin eline düsmesiyle sonuçlanan. Bâyezid'in mütereddit ve ihtiyatli politikalari sebebiyle. Inebahti ve Navarin gibi Mora kiyilarindaki kale ve limanlar zapt edilmistir(1502). Uzun Hasan'in annesi Sara Hatun'un ricasi üzerine Akkoyunlularla bir anlasma yapildi. . Anadolu birligi yönündeki bu tehlike üzerine Fatih. Kirim hanlari 350 yil boyunca Osmanlilarin batiya karsi en güçlü müttefikleri olarak hizmet vermislerdir. Fakat Karaman Beyi Kasim'in ölümünden sonra (1483) beylik tamamen oradan kalkmis olacaktir. Akkoyunlu ve Memlûklu devletlerinin destegini sagladigi gibi. tahta çiktiktan sonra. Barbaros kardeslerin denizlerdeki zaferlerine ragmen özellikle dogudaki olumsuz gelismeler ve Sahkulu Isyani(1511). Modon. Nihayet Fatih. Gedik Ahmet Pasa komutasindaki donanma 1475 yilinda Kefe. Koron. Yavuz Sultan Selim Devri. Bu sirada Uzun Hasan'in Osmanli ordusunu arkadan çevirebilecegi ihtimaline karsi Fatih. Mengli Giray Han'in Istanbul'a getirilmesiyle Kirim Hanligi Osmanli hâkimiyetine girmis oldu. Artik Akkoyunlular Osmanlilar için bir tehlike olmaktan çikmisti. Osmanlilara vergi vermeyi kabul eden Trabzon Rumlari bir taraftan Fatih'in rakibi olan Uzun Hasan ile ittifak içine girmisti. Osmanlilarin kurulus devrinden beri en ciddî rakipleri durumundaki Karamanogullari. Akkoyunlu Beyi Uzun Hasan. Böylece 258 yil devam eden Trabzon Rum Imparatorlugu da tarihe karismis oldu. Azak ve Menkup iskele ve kalelerini ele geçirdi. Böylece Osmanlilar. Ancak diger oglu sehzade Cem. Bâyezid tahttan feragat etmistir. Karadeniz'i tam bir Türk gölü yapmak idi. Çaresiz kalan Trabzon Hâkimi David Komnen sehri teslim etmeyi kabul etti (26 Ekim 1461). Henüz Trabzon'da vali iken Dogu'da Safavilerin nasil güçlendigini gören ve onlarla basarili bir mücadeleye giren Selim. Karadeniz'in Anadolu kiyilarini tamamen hâkimiyetine alan Fatih'in bundan sonraki hedefi. Fatih'in ölümü üzerine Osmanli tahtina büyük oglu Bâyezid geçmisti. 1473'te harekete geçti. (1478). bir donanma da Sinop'tan kalkarak bölgeye yöneldi.mensup Komnenlerin ayri bir devlet olusturduklari Trabzon idi. önemli ticaret limanlari olan Ceneviz kolonilerini ortadan kaldirarak. Trabzon Rumlarina yardim etmemeyi vaat etmislerdir. Venediklilerle de bir ittifak kurmakta sakinca görmemislerdi. Memlûklara karsi basarisiz seferler düzenlenmistir. Akkoyunlularin yerini alan Safaviler güçlenerek Anadolu'da Sahkulu Isyani gibi ayaklanmalari kiskirtmis. Anlasmanin akabinde kara ve denizden Trabzon yeniden kusatildi.Anadolu'da Türk Birliginin Gerçeklesmesi. Buna ragmen Bâyezid döneminde Kili ve Akkerman ele geçirilerek Bogdan tamamiyla Osmanli hâkimiyetine girmis(1484).

Macar topraklarinda hak iddia etmis ve Budin'i isgal etmisti. Dulkadirogullari beyligi Osmanli yönetimine alindi ve sonra ilhak edildi (1515)Babasi döneminde Memlûklara karsi yapilan seferlerin çogu kez basarisizlikla neticelenmesi. kendisinden yardim talep etmesi üzerine. Macaristan'in bir bölümü ilhak edildi ve kalan kismi Erdel Kralligi olusturularak Osmanli hâkimiyetine alindi. Macaristan'in ele geçirilmesi üzerine. Ancak Mercidabik Savasi Osmanlilarin zaferiyle son buldu (24 Agustos 1516). Güçlü Macar kralliginin Osmanli hâkimiyetine girmesinden sonra. Kansu Gavri savas sirasinda öldü. Osmanli ordusu sehri kusatti ise de ele geçirmeye muvaffak olamadi(1529). Bunun üzerine Kanuni. Burayi bir üs olarak kullanan Osmanlilar artik rahatlikla Avrupa içlerine sefer yapabilecekti. yeniden Macaristan'a sefer düzenledi. I. Büyük Türk gibi lâkaplarla hitap etmis ve tarihe de böyle geçmistir. Bu savas Memlûk Devleti'nin sonu oldu. Misir ve Hicaz Osmanli hâkimiyetine girdi. Çaldiran Ovasi'nda Sah Ismail'in ordusuyla büyük bir meydan muharebesi yapti. Ferdinand ile Istanbul'da bir anlasma yapildi. Kanuni döneminde özellikle Avrupa'da önemli dinî ve siyasî degisiklikler söz konusudur. Safavi tehlikesini bertaraf ettikten sonra Yavuz. Nihayet ordusunun basinda Dogu seferine çikan Yavuz Selim. tekrar Misir'a yöneldi. Budin'i tekrar isgal etti. Filistin. Tebriz'e kadar Sah Ismail'i takip etti. Iki Türk hükümdarinin mücadelesinden Selim üstün çikti (23 Agustos 1514). Bu dönemde güçlenmeye baslayan Protestanlik. Yavuz dönemi Osmanlilarin dogu'da ve Islâm dünyasi'nda en büyük güç haline geldigi bir dönemdir. onun olusturdugu imparatorlugun uzantisi durumundaki Avusturya Arsidükaligi Osmanlilara sinirdas olmustur.Süleyman geçti (1520). Nitekim Mekke serifi sehrin anahtarini Yavuz Sultan Selim'e sunarak itaatini bildirmisti. Macaristan seferine çiktiginda ilkin Belgrat'i kusatti ve ele geçirdi(1521). Avrupa'daki Gelismeler. Nitekim Sarlken'e tutsak olan Fransa Krali Fransuva'yi. Bu devlet ile Avrupa'nin en güçlü hanedani olacak olan Habsburglar Avrupa'yi âdeta parselleyeceklerdir. Osmanli ordusunu Halep'in kuzeyinde karsiladi. I. askerî ve iktisadî açilardan zirveye ulasmistir. Dogu Avrupa'da da Lehistan ve Ortadoks Rusya güçlenmeye baslamisti. Budin kurtarildi. Avusturya Seferleri. Bu sebeple. Suriye. Malatya'dan Sina yarimadasina kadar olan topraklar Osmanlilarin eline geçti. Yine bu dönemde Akdeniz'de ve Okyanuslarda güçlü bir ticarî ve iktisadî filo olusturan Ispanyol ve Portekiz donanmalari Venedik'in yerini almis görünüyordu. Muhtesem. Bu sebeple dost düsman ona Kanuni. Dogu Anadolu topraklari Osmanlilarin eline geçti. onlarin birlesmemesine özen göstermis ve bunu bir devlet politikasi hâline getirmistir. Budin'i (Budapeste) ele geçirdi. 29 Agustos 1526'da Mohaç Meydan Muharebesi ile Macar ordularini imha eden Kanuni. Avrupa'da mezhep çatismalarinin siddetlenmesine sebep olmustu. Ancak Kanuni'nin asil maksadi Viyana idi. Bu sebeple Kanuni.Süleyman'in 46 yillik saltanatinda Osmanli Devleti siyasî. Bu . Fatih'in Sirbistan seferinde ele geçirilemeyen Belgrat. Kisi Sam'da geçiren Yavuz. Avrupa'daki siyasî ve dinî çekismelerden faydalanarak. Osmanlilarin dogu'da ve Islâm dünyasinda üstünlük kurmalari önündeki en büyük engel idi. Yeni Memlûk Sultani Tomanbay ile Kahire'nin kuzeyindeki Ridaniye mevkiinde yapilan savasi da Osmanlilar kazandi. Yavuz. Kanuni ünlü "Alman Seferi" ile mukabele ederek isgal edilen yerleri geri aldi. Hülagû'nun Bagdat'i isgal etmesiyle Memlûk himayesine giren halifelik müessesesi de böylece Osmanlilara geçmis oluyordu. ölen Macar krali ile akrabaligini öne süren Avusturya Arsidükü Ferdinand. Avrupa içlerine yapilacak akinlar için bir siçrama noktasi idi.Viyana Kusatmasi'nin sonuçsuz kalmasindan cesaretlenen Ferdinand. (22 Ocak 1517). 1526 yilinda karsisindaki ittifaki parçalamak amaciyla yeniden Macaristan üzerine bir sefer düzenledi. Belgrat'in Fethi ve Macaristan Seferi. Yavuz Sultan Selim'in sekiz yil süren hâkimiyet devrinden sonra Osmanli tahtina oglu I. Misir Memlûk Sultani Kansu Gavri. kurtarmayi amaçlayan Kanuni. Memlûklara karsi büyük bir ordu hazirladi. Kanuni.Anadolu'daki mezhep mücadelesine bir son vermek için Safavilerle dogrudan savasa girmeyi kaçinilmaz görmekteydi. Kutsal Roma-Cermen Imparatoru Sarlken en ciddî rakip hâline gelmis.

Zigetvar Muhasarasi esnasinda hastalanan Kanuni kalenin fethini göremeden 66 yasinda öldü (1566). Bu sebeple.Sah Tahmasp. Lâkin kapitülasyon adiyla tarihe geçecek olan bu ticarî imtiyazlar sürekli hâle getirilmis. Avrupa'ya sefere çiktiginda Safaviler. Uzak denizlerde istenilen sonuçlar elde edilememisse de bu dönemde Yemen ve Arabistan'in güney kiyilari ile Habesistan ele geçirilmistir. Tebriz ve Dogu Anadolu'nun Osmanli hâkimiyetinde oldugunu tasdik etmistir. Kanuni'nin Ölümü ve Sonrasi.Nitekim St. Irak-i Acem ve Irak-i Arap) seferi diye bilinen bir sefere çikti (1534-35).(1533). Anlasma ile her iki ülke serbest ticaret hakki elde edecek ve bu haklar iki hükümdarin yasadigi sürece geçerli olacakti. Kanuni devri karada oldugu gibi denizlerde de büyük bir üstünlügün saglandigi bir devirdir. Cezayir'i ellerinde bulunduran ve Osmanlilar adina. 1535 yilinda iki ülke arasinda ticaret ve dostluk anlasmasi imzalandi. Osmanlinin Avrupa ile ilgilenmesinden yararlanan Safaviler firsat buldukça yeniden harekete geçtiklerinde.Jean sövalyelerinin elindeki Rodos ve çevresindeki adaciklar.anlasmaya göre Ferdinand. askerî ve iktisadî bakimlardan . bu maksatla Fransiz Krali Fransuva'yi esir etmisti. Kendisinden yardim isteyen kral ile iyi iliskiler kuran Kanuni böylece Sarlken'e karsi bir müttefik kazanmis oluyordu. Osmanlilar karsisinda fazla bir varlik gösteremeyen Sah Tahmasp nihayet baris anlasmasi imzalamayi kabul etmek zorunda kalmis ve Amasya Antlasmasi (1555) ile Osmanli üstünlügünü kabul ederek Bagdat. Avrupa birligini saglamak isteyen RomaCermen Imparatoru Sarlken. 1533 yilinda Cezayir'i Osmanlilara birakarak kaptan-i deryalik görevini kabul eden Barbaros Hayrettin Pasa (Hizir Reis). II. Avusturyalilar firsat buldukça Macar topraklarina tecavüz etmisler ve her seferinde de Osmanlilardan gerekli cevabi almislardir. Macaristan üzerinde hak talep etmeyecek ve Osmanli hâkimiyetini taniyacak ve elinde bulundurdugu Macaristan'a ait topraklar için de Osmanlilara vergi verecekti. Preveze'den sonraki en büyük deniz zaferi sayilan Cerbe Savasi sonunda Haçli donanmasi bir kez daha hezimeti tatmistir. sonraki devlet adamlarinin basiretsizligi sebebiyle tek tarafli islemeye baslamis ve baska devletlere de imtiyazlarin taninmasiyla Osmanli ekonomisi giderek disa bagimli hâle gelmistir. Nitekim Kanuni'nin son seferi de Avusturya'ya karsi olmus ve Zigetvar Kalesi kusatilmistir (1566) Fransa ile Münasebetler ve Ilk Kapitülâsyon. 1538 yilinda Andrea Doria komutasindaki Haçli donanmasini Preveze'de büyük bir bozguna ugratarak. Bâyezid zamanindan beri Akdeniz'de serbestçe faaliyet gösteren Barbaros kardeslerin devlet hizmetine alinmasiyla deniz ve kiyilarda pek çok yer Osmanli hâkimiyetine dahil olmustur. bölgeye 1555 yilina kadar Nahcivan ve Tebriz üzerine birkaç kez sefer düzenlenmistir. Sadece Akdeniz'de degil Kizil Deniz ve Hint Okyanusunda da Osmanli donanmasi faaliyette bulunmustur. Osmanlilardin Akdeniz'in tek hâkimi oldugunu bütün dünyaya kabul ettirdi. Kanuni. Fatih'in alamadigi. Jean sövalyelerinin elinde bulunan Trablusgarp onun tarafindan fethedilmis (1551). babasi gibi. Deniz Seferleri ve Fetihler. Ferdinand'in Macar kralinin ölümünü firsat bilerek anlasmayi bozmasi üzerine Kanuni yeniden sefere çikti. Iranla Münasebetler. St. Siyasî. Irakeyn (iki Irak. 1562'deki bu sefer sonucunda Macaristan'da Erdel Beylerbeyligi olusturuldu. basarili bir kusatma sonunda ele geçirilmis(1522). Tebriz ve Bagdat Osmanli topraklarina katildi. Osmanli ordusu. Osmanlilarin düsmani olan Venedik ve Avusturya ile ittifak kurmakta bir beis görmüyordu. Barbaros'un ölümünden sonra yerine geçen Turgut Reis de fetihlere devam etti. 1492 yilinda Ispanya'da soy kirima ugrayan Musevîleri Istanbul'a gemilerle nakleden Barbaros kardesler hakli bir üne sahip olmuslardi. Dogu Anadolu topraklarina karsi saldiriya geçiyordu. Sah Ismail'in yerine geçen oglu I.

Süphesiz bu basarilarda sadrazam Sokullu Mehmet Pasa'nin dirayetli siyasetinin de rolü büyüktür. Denizden donanma kuşatılan Trabzon İmparatorluğu teslim oldu. bir köseye çekilmesi Osmanli'yi XVII. Yazın Trabzon'a yürüdü. yüzyilda daha kötü yillarin bekleyeceginin âdeta habercisi idi.Murat'in oglu III. İkinci Sırbistan onun altıncı seferidir (1455. Bu suretle Batum ve Gürcistan kıyılarına kadar bütün Güney Karadeniz kıyıları Osmanlı devletine katıldığı gibi. Bu durumu hazmedemeyen Venedik. Mehmed. 1460 yazında dokuzuncu seferine çıktı. Özellikle III. Venedik bu durum karsisinda yeni bir savasi göze alamadi ve Osmanlilara vergi vermeyi kabul etti. Murat geçmisti. Sah Tahmasp'in ölümüyle çalkanan Iran'a savas açildi (1576) Gürcistan ve Azerbaycan'in büyük bir kisminin ele geçirilmesiyle neticelenen ilk seferden sonra savas 15 yil sürdü. Kiliç Ali Pasa komutasindaki donanma Tunus'u yeniden Osmanli topraklarina katti (1574). 1459'daki sekizinci sefer ise dördüncü Sırbistan seferidir ki. 1461'de onuncu sefer ile Ceneviz'den Amasra'yı aldı. bu hükümdarlar devrinde de hizini devam ettirebildi. Bu ikincisinde babasından sonra tekrar Belgrad'ı muhasara etti. Bu padisah devrinde. 1454'te ilk Sırbistan seferine çıktı. İkinci Mora seferidir ve Mora prensliklerinin ilgası ve Türkiye'ye katılması. Kaleyi savunan Hünyadi Yanoş öldü.Osmanliyi zirveye çikaran bu büyük hükümdarin yerine geçen ne II. Karaman ve Bizans'tan sonra üçüncü seferde Cenevizlilerden Enez'i aldı (1453 sonu) ve Kırım'a bir donanma gönderdi (1454 Temmuz'u). hükümet islerini annesine birakip.Ahmet devrine kadar devam etti. 1455'te Boğdan Prensliği de Osmanlı metbûluğunu kabul etti. Fatih yaralandı. Ancak Kanuni devrinde baslayan fetih rüzgârlari o derece siddetliydi ki. Bu esnada II. Semendire'nin fethi ve Sırbistan devletinin sonu olmakla neticelenmiştir. Himayesinde bulunan Candar (İsfendiyar) beyliğine dostça son verdi. 1458'deki yedinci sefer Fatih'in ilk Mora seferidir. Sokullu kisa zamanda donanmayi yenileyerek yeniden Akdeniz'e indirdi. Ispanyol. Don ve Volga nehirlerini birlestirmeyi amaçlayan kanal projesi ile Süveys kanali tesebbüsünün mimari olan Sokullu'nun 1579'daki ölümü ile Osmanli Devleti büyük bir yara almistir. Lala Mustafa Pasa komutasindaki Osmanli donanmasi adayi ele geçirir geçirmez (1571). Selim (1566-1574) ne de III. Bu uzun savas ile daha fazla yipranmak istemeyen Osmanli Devleti ile Iran arasinda 1590'da bir baris anlasmasi yapildi. Yine bu dönemde baslayan Türk-Macar Savasi I. fakat Belgrad düşmedi. Kuzey Ege adalarını donanma göndererek ele geçirdi ve ilk Rodos seferini yaptırdı. Inebahti önlerinde yapilan deniz savasini Osmanlilar kaybetti (1571).Selim ölmüs ve yerine III. Korent Körfezi yakinlarinda.Mehmet'in (1595-1604). Artik Kibris da Türk olmustu. Anadolu'nun Akdeniz'e bakan kiyilarinda bir çiban basi gibi duran Venedik'in elindeki Kibris bu fetih rüzgâriyla kusatildi. 1456). Trabzon ve Rize gibi Anadolu'nun henüz Türkleşmemiş olan parçaları da Hristiyanlardan alınmış oldu. buraya Anadolu'nun çesitli sancaklarindan Türkler yerlestirildi. Baharda on birinci sefer ile Sinop'a geldi. Ancak kendileri de oldukça fazla zaiyat verdiginden. fakat bu adayı alamadı. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Doğu Roma Fatihi olarak Edirne'ye dönen II. Paleologosların sonu ve Bizans kalıntılarının silinmesi ile sonuçlanır. Sonra Güney Karedeniz meselelerini ele aldı. . Malta donanmalari papa ve diger bazi Avrupa devletlerinin de destegi ile harekete geçerek büyük bir savas filosu olusturdular. Komnenos imparatorluk hanedanına son verdi. Murat (1574-1595) ayni evsafta kisiler degillerdi. Haçli donanmasi Osmanli kadirgalarini takip edecek durumda degildi.

İmparatorluğun Temelleri Atılıyor 16 yıl süren Büyük Savaş'ta Türkiye'nin karşısında yeralan büyük devtetler İran. Venedik'in deniz üstünlüğü bir daha geri gelmemek üzere maziye karıştı. Büyük savaş.On ikinci Trabzon seferinden döner dönmez on üçüncü sefer ile Eflak üzerine yürüdü ve ayaklanan Kazıklı Voyvoda'nın işini bitirdi. Anadolu benim" diye elçi göndererek Osmanlı'yı haritadan bile silmek isteyen Akkoyunlu Türk imparatoru Uzun Hasan Bey. Orta ve küçük devletlerin sayıları 20 küsürdür. Venedik. Bu plan artık bütün dünyada biliniyordu. Almanya. Avrupa devletlerine "Rumeli sizin. Kırım'a donanma gönderdi. Kıreli Meydan Muharebesi'nde Akkoyunlu ordusunu ezerek işgal altındaki Osmanlı topraklarını kurtardı. Fatih'in ilk Arnavutluk seferidir. üçüncü Arnavutluk seferine çıktı. Bu işleri tamamen gerçekleştirdikten sonra İtalya'yı fethetmek. diplomatik manevralarla bezdiren Fatih. Macaristan. tarihte ilk defa olarak taktik silah olarak kullanmıştı. Türk cihan imparatorluğunun gerçek temeli atılmış oldu. Türkiye'ye harp ilan etti. Fatih'in kafasındaki bir sır olmaktan çıkmıştı. Yayçe'nin fethi ile neticelenen ilk Bosna seferidir. Bu suretle Osmanlı İmparatorluğu'na karşı dehşetli bir koalisyon meydana getirildi ve çok uzun sürecek savaş başladı. Fatih. Onbeşinci seferi aynı yılın Eylülündedir ve Midilli adasının fethidir. Bu projeye karşı yalnız bütün Avrupa değil. Fatih o zamana kadar yalnız kuşatmalarda kullanılan. 1466'daki on dokuzuncu sefer. Türkiye müttefiksiz. 28 Temmuzda Venedik Cumhuriyeti. Otlukbeli'nde Akkoyunlu Türkmen ordusu mahvoldu. Türk tarihinde belli başka örneği gösterilemeyecek bir politika dehası ile bu koalisyona karşı on altı yıl dayandı ve düşmanlarını teker teker. 190. Fatih'in akıncıları Venedik varoşlarına ve Almanya içlerine kadar her yıl Avrupa'yı alt üst ettiler. 1475'te Kırım Hanlığı Osmanlı birliğine girdi. Her cephede düşmanı yıpratan. 1478'de padişah. Cihanın Osmanlı devleti karşısında aciz kaldığı ortaya çıktı. beşer onar yenerek büyük savaştan mutlak bir galip olarak çıktı. Venedik donanmasını geçerek deniz kuvvetlerini de kara ordusu gibi dünyanın birinci silahlı gücü haline getirmek. Yirmi üçüncü sefer Boğdan. (Akkoyunlu Türk İmparatorluğu). İyonya adalarını aldıktan sonra. 1480'de üçüncü Rodos kuşatması netice vermedi. Türkiye'nin doğusundaki Müslüman ve Türk komşuları da ayaklandılar.Fatih. donanmayı İtalya'ya gönderdi ve 28 Temmuz 1480'de İtalya fütühatının başlangıcı olmak üzere . 18 Ağustos 1470'de Şehzade Mustafa. Avrupalıların Osmanlı ile başa çıkamayaklarını anlayıp Tokat'a bir süpriz taarruzu ile harbin doğu cephesini açtı. Karadeniz'i ve Ege denizini Türk iç denizleri haline getirnek. Aragon. ondördüncü seferini 1462'de yaptı. sesinden atları ürkütmek için sahraya getirilen top silahını. Venedik'in Batı Ege'deki bu alınmaz üssünü fethetti. Polonya. Bu ardı kesilmeyen seferlerde padişahın başlıca hedefleri şöyle idi: Tuna'nın güneyinde ve Fırat-Toroslar sınırının batısında Osmanlı devletine katılmayan hiç bir yer bırakmamak. tek başına idi. açmayanlardan çok fazla idi. Venedik. Ertesi yıl üçüncü Bosna seferi ve on yedinci seferi yapılmıştır. Napoli idi. ikişer üçer. On altıncı sefer 1463'te yapılan ikinci Bosna seferidir.000 kişilik dünyanın en çetin harp makinesi sayılan ordusu Ağustosta Erzincan yakınlarında en büyük rakibi ile karşılaştı. 1466'daki onsekizinci sefer Karaman üzerinedir. Korkunç bir atlı Türkmen ordusu ile Osmanlı'nun üzerine yürüyüp işini bitirmek istedi. 1466-167'de de Arnavutluk üzerine ikinci seferini yapmıştır ki yirminci seferi teşkil eder. Kastilya. Bir kaç ay sonra Türkiye'ye harp açan devletlerin sayısı. yirmidördüncüsü Macaristan üzerine açıldı. Venedik'in yanında Türkiye'ye karşı savaşa girdi. 3 Nisan 1463'te Fatih tarafından başlatıldı. Almanya ve Macaristan pes etti. Uzun Hasan için kötü işaretti. 30 Eylülde Macaristan. Fatih. 11 Nisan 1473'te Üsküdar'dan hareket etti. 1470 yazında ordu ve donanması ile Eğriboz adasına yürüdü.

Gelibolu açıklarında gemisi fırtınadan batarak boğulmuştur. Ege'de bunu başarmasına ramak kalmış. Ölümünde yalnız iki oğlu hayatta idi. 4 krallık. İstanbul Üniversitesi'nin de kurucusudur.500 yıl içinde yetiştirdiği en büyük şahsiyettir. Bayezid'e geniş nefes aldırsa da saltanatın ikinci devresinde de babası ve oğlununkilere benzer büyük hareketlere girişemedi.214. Daha 10 Eylül 1481'de İtalya fütühatı terkedildi. 187'de Kemal Reis. Türk donanmasını cihan kudreti haline getirmiş. Ancak 511. Ertesi yıl Kemal Reis (1511). 1485'te 6 yıl sürecek olan ilk Memlûk savaşı patladı. Edebî ve matematik ilimlerde bilgindi. Padişah dördüncü ve beşinci seferini (1499. Bıraktığı imparatorluk 2. sonuncu saltanatı 30 yıldan 2. 25 Şubat 1495'te Sultan Cem'in Napoli'de zehirlenerek 35 yaşında ölmesi.0000 km2'' si Anadolu'da. ağır hezimete uğradı. 2 imparatorluk. 49 yaşında idi. Karadeniz'i kapalı Türk denizi haline getirmiş. 1484'te Boğdan seferine çıktı. 1492'de üçüncü sefere çıktı. Moskova'nın güneyinden başlıyordu. Osmanlı hükümdarları içinde yetişen en büyük asker. Bazı tarihçilere göre. 1500) Venedik'in güney Mora'daki üslerini temizlemek gayesiyle yaptı. İtalyan devletcikleri. Türkiye. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor İki defaki çocukluk saltanatı sayılmazsa. Batı ve Doğu dillerini çok iyi biliyordu. Fakat İspanya'da son Müslüman devletinin. Katolikliği de hakimiyeti altına alacaktı. Türklerin tarihteki ilk büyük deniz muharebesini kazandılar (28 Temmuz 1499). 3 oğlu ve bir kızı olmuştur. Osmanlıların yetiştirdiği ilk büyük denizci ve Osmanlı deniz ekolünün gerçek kurucusudur. II. Bu Macaristan ve Arnavutluk seferidir. Büyük bir sanat bilim koruyucusu idi. Tahta geçtiği zaman devletin 30 harp gemisi vardı. ağabeyi II. 11 prensliği fethetmiştir. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Venedikle çıkan savaş. Fatih Sultan Mehmed'i Batı Roma imparatoru olarak selamlamak üzere hazırlıklara başladılar. Bayezid. Ölümüne kadar geçen son yedi yılda ise donanmayı 250 harp ve 500 nakliye gemisine ulaştırdı. Belgrad'ın gene netice vermeyen üçüncü kuşatması bu sırada yapılmıştır.Otranto'yu işgal ettirdi. 1498'de Balı Bey'in ikinci Polonya seferi. Bu arada Sapienza açık deniz muharebesinde Kemal ve Burak (Barak) reisler. ordusu arasında zehirlenerek öldü. Yerine büyük oğlu II. Bununla beraber İtalya'da nüfuzu büyüktü. en iyi diplomat ve devlet adamı olduğu gibi Osmanoğullarının en bilginidir. Gırnata'nın düşmesine (2 Ocak 1492) engel olunamadı. Yunan (İyonya) denizine hakim olmuştu. 1474'te 23 yıl çalışarak donanmayı 108 harp ve 400 kadar nakliye gemisine çıkardı. Fakat kardeşi Sultan Cem bunu kabul etmedi. gerisi Avrupa'da idi. İtalya'nın fethinden vazgeçildi. Venedik donanması. Kuzeyde Türk sınırı. Balıbey. . Türk milletinin 2. iki Venedik donanmasının gücünün üzerine bir kudrete eriştirmişti. Akdeniz'deki üstünlüğünü bu devirde de muhafaza etti. Türkiye lehine neticelendirdi. her tarafta Türk bayındırlık eserleri yükseltti. Kemal Reis'in ikinci İspanya seferi (1510). ikinci seferinde Varşova'ya girdi. Bayezid geçti.000 km2 'yi buluyordu. daha büyük çapta oldu. Mısır-Suriye Türk memlûk imparatorluğu ile hiç bir kazanç sağlamayan bu savaştan hemen sonra II. Bayezid bu arada 1483'te Macaristan üzerine Morova seferine. ilk İspanya seferini yaptı. İspanya tebeası haline gelen İspanya Müslümanlarına yardım içindir. 1493'te Yakup Paşa'nın Adbina zaferi. Bu büyük deniz vuruşmasında 400 harp gemisi ve on binlerce denizci karşı karşıya geldi. Macaristan'ı sulha zorladı.5 ay fazladır. Fakat padişah 3 Mayıs 1481'de Maltepe ile Gebze arasındaki ordugâhında. 1495'e kadar Cem gailesi devam etti. imparatorluğunu imar etmeyi de ihmal etmedi. Bu emsalsiz savaş adamı. Bu donanma ile İtalya'yı fethederek.

12 Haziran 1515'te Turna dağı muharebesi ile bu direniş ortadan kaldırılıp beylik Osmanlı topraklarına katıldı. İran'ın elinde Doğu Anadolu'da ancak küçük parçalar kalıyordu. Şah. Bu suretle Osmanlılar. Şiddetli Safevî savunması kırılarak 19 Eylül 1515'te de o zaman Amid denilen Diyarbakır alındı. Mısır. Sultan Kansu öldü ve Abbasî Halifesi esir düştü. İran'dan Türkiye'ye geçti. Diyar-ı Acem'den sonra sıra Diyar-ı Arab'a gelmişti İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Burası da bir Türk devletinin elinde idi. titizlikle korumuş. daha 10 yıl yaşadığı halde Çaldıran'ın öcünü almaya asla girişmedi. Gene bu zafer neticesinde Güneydoğu Anadolu ile Kuzey Irak. Babası Fatih'tan sonra Osmanoğullarının en bilginidir. Kutsal Şehirler (Mekke. Bayezid'in son yıllarını huzursuz kıldı. bir takım iç meseleleri hallettikten sonra derhal İran meselesini ele aldı. Bu durum II. 24 Ağustos 1516'da.1502'de Venedik'le sulh yapıldı. Anadolu'da Türk birliğini gerçekleştirmiş oluyorlardı. 16 Eylül'de İran Safevî Türk İmparatorluğunun taht şehrine girdi. Türkiye'yi Safevî baskı ve hatta tehdidinden kurtarmak için ordu tarafından tahta çıkarılmış gibiydi.000 muharipten müteşekkil ordusunu yok etti. Şah İsmail. Güney Kafkasya gibi ülkelere de hakim olan ve Türkiye'den sonra en güçlü devlet bulunan Safevî İmparatorluğu. Akkayonlular ve Osmanlılar gibi Sünnî değil. Sonunda sekiz oğlundan hayatta kalan üçünü küçüğü olan Yavuz Sultan Selim namına tahttan feragat etti ve az sonra öldü. Anadolu'da yer yer ayaklanmalar çıkardı. kendiliğinden Osmanlı devletine katıldı. Türkiye'nin kudretini. Halep yakınlarında Mercıdabık'ta Memlük Sultanı Kansu bekliyordu. Kudüs) ellerinde olduğu için Memlûk imparatorluğunun manevî gücü de büyüktü. ateş ve hileyle mezhebini yaymaya çalışıyor ve Anadolu'yu tehdit ediyordu. Mısır'da iktidara geldikleri ve Eyyûbîlerin yerini aldıkları 1250 tarihinden beri . Şiî idi.000 kişi ile yoluna devam etti. 5 Haziran 1516'da ikinci sonuncu sefer-i hümayununa çıkmak üzere Topkapı sarayından Üsküdar ordugâhındaki otağ-ı hümayununa geçti. Değerli bestekârdı. yalnız son yıllarında Safevî baskısı altında bunalmıştır. Doğu Anadolu. Yavuz Sultan Selim. Çukurova'ya geldiği zaman merkezi Adana olan ve Memlüklere tabi bulunan Ramazanoğulları Türkmen beyliği.O zamana kadar Dulkadir Türkmen beyliği (Maraş) Osmanlı'ya tabi idi. Babası. Yavuz. Çaldıran'dan günü gününe 2 yıl sonra burada gene çok büyük bir meydan muharebesi geçti. 23 Ağustos'ta güney Azerbaycan'da Çaldıran sahrasında Şah İsmail'in 100. Çok uzun müddet Trabzon sancak beyi olarak bir çok seferde bulunup tecrübe kazanmıştı. Fakat aynı yıl İran İmparatorluğunda Akkoyunlu Türk hanedanı düştü ve yerine gene bir Türk hanedanından olan Şah İsmail Safevî geçti. kan. 42 yaşında tahta çıktı. 100. Türkiye ve İran Türk imparatorluklarından sonra dünyanın en güçlü devletleri idiler. Yavuz'u. İran'dan başka. 23 Nisan 1514'te Üsküdar'dan hareket etti. Memlûkler. Medine. Yavuz Sultan Selim Han. Yavuz. Irak. yani padişahın ana tarafından dedesi olan Dulkadiroğlu Alâüddevle Bozkurt Bey direndi.Şah İsmail. 2 Temmuz'da Sivas'a geldi ve ordusundan 40. Bu suretle dünyanın ikinci devletini bir müddet için olsun Türkiye'yi tehdit edemez hale getirdi. beyliği doğrudan doğruya ilhak edip ortadan kaldırmak isteyince Yavuz'un annesi Ayşe Hatun'un babası. dedeleri ve oğlu gibi büyük harp adamı değilse de orduya ve donanmaya çok dikkat etmiş.000 kişiyi burada bıraktı. Suriye ve çevre ülkeleri ellerinde tutan Memlükler. İslam halifesi de Memlûk sultanlarının himâyesinde Kahire'de yaşadığı. Memlük ordusu yok edildi. Bu misyonla. tesadüfen canını kurtardı.

000 km2'ye çıkarmıştır (Avrupa'da 1. fakat Yavuz tarafından desteklenmiş bir teşebbüstür. Suriye. Bu. Dünyanın üçüncü devleti olan Memlük imparatorluğunun tamamının Türkiyeye katılmasıyla neticelenmiş ve Yavuz'u. Medine ve Kahire'den İstanbul'a gönderildi. savaştıkları devlet İspanya .asla bu derecede büyük bir darbe yememişler ve sultanlarını muharebe meydanlarında bırakmamışlardı.373. Barbaros Kardeşlerin. burada Mısır fethinin son hazırlıklarını tamamladı. 50 yaşında Edirne yakınlarında ordugâhında. Türk öncü ordusu Filistinle Sina arasında Han-Yunus'ta bir Memlûk ordusunu dağıttıktan sonra (25 Aralık 1516). Cezayir ve Tunus'ta bir takım üsler elde ettikten sonra amirallerinden Karamanlı Pîrî Reis'i (ki meşhur Kemal Reis'in yeğeni ve büyük coğrafya ve kartoğrafya bilginidir) 1516 Mayısında İstanbul'da Yavuz'a göndermişlerdir. tarihin kaydettiği en büyük cihangirlerden biri yapmıştır. Bu suretle Hazret-i Peygamber'in vefat ettiği 632'den beri Araplara ve 750 yılından beri Abbasî hanedanına ait olan hilafet Türklere geçmiş oldu.557. Yavuz 9-22 Ocak 1517'de İlkçağ'dan beri hiç bir cihangirin cebren geçemediği Sina çölünü 13 günde geçti. Oruç Reisle Hızır Reis'in (Barbaros Hayreddin Paşa) şahsî teşebbüsleriyle gerçekleşmiş. Yavuz. 6 Temmuzda Hicaz.000 km2 olarak teslim aldığı devleti 6. Yavuz bu teşebbüsü desteklemiş ve Cezayir'i fethetmeleri için Oruç Reisle kardeşlerine her türlü yardımı yapmıştır. Batı Akdeniz ile Kafkasya arasında Yavuz gerçekleştirmiştir. Afrika 2. Oruç Reis'le kardeşleri Yavuz'un ağabeyi Sultan Korkut'un adamları oldukları için Yavuz tahta çıkınca başlarına bir bela gelmesin diye Türkiye'yi bırakıp 1513 yazında Kuzey Afrika'ya ayak basmışlardır. 10 Eylülde hareket etti ve 25 Temmuz 1518'de İstanbul'a döndü. 8 aya yakın Kahire'de kalan Yavuz. Yavuz devrinde Cezayir de İspanyol tasallutundan kurtularak Türkiye'ye bağlanmıştır. Osmanoğulları içinde dedesi Fatih'ten sonra en büyük kumandan. Lübnan ve Filistin'i yıldırım harekâtıyla feth eden ve Kudüs'ü de aldıktan sonra Şam'a gelen Yavuz. Osmanlı cihan devletinin temellerini Fatih atmış.905. Hint okyanusu ile Moskova güneyi. Dedesi ve babasından sonra Osmanoğullarının en bilginidir. Ertesi gün Haleb Ulu Camii'nde kendisini İslam halifesi ilan ettiren Cuma hutbesini okuttu. 19 Mayıs'ta Donanma İskenderiye'ye gelip demirledi. Kahire yakınlarında 22 Occakta Ridaniye Meydan Muharebesi'nde Memlûk Ordusu'nu dağıttı.5. Türkiye'ye katıldı. Asya'da 1. yüzyıl başlarında İngiltere nüfusu 4. Fatih ve oğlu Kanunî'den sonra en büyük devlet ve siyaset adamıdır. otağ-ı hümayûnda.000 km2 .702. Tumanbay idam edildi.950.000 km2 . donanmayı teftiş etmek için İskenderiye'ye gelip Kahire'ye döndü. Barbaros kardeşlerin mücadele ettikleri. yeni bir seferin hazırlıkları içinde iken öldü (22 Eylül 1520). İspanya 6 milyon idi). Mekke ve Medine. Emânât-ı Mukaddese Mekke. Haleb'e girdi (28 Ağustos). 24 Ocak'ta Kahire'ye girdi.000 km2 ). Türk toprakları oldu. O tarihte Memlûk imparatorluğu topraklarında 19 milyon nüfus yaşadığı hesaplanmaktadır (aynı XVI. 8 yıl içinde baş döndürücü işler yapan Yavuz. Fransa 12. Yavuz. 13 Nisan'da son Memlük Sultanı II. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Yavuz'un bu Mısır sefer-i hümayunu 2 yıl 2 ay sürmek bakımından Osmanlı tarihinin en uzun seferidir. 1512'de 2.

Ünlü İtalyan ressam Zanaro'nun Fatih'in İstanbul'a girişini temsil eden bir tablosu. 1453. Sonraki sene için 216 (Artık yıllarda 217) gün var . annesi Huma Hatun'dur.. eserine devam etmiştir (15 Mayıs 1519). zengin ve büyük Hristiyan devletidir ve bu yıllarda Almanya imparatorluğu ile birleşecek. bütün Amerika sömürgelerinin sahibi olacaktır... . olduktan sonra ilk iş olarak.. Babası Sultan İkinci Murad. 1 Ekim 1518'de Fas sınırında Tlemsen kalesinde İspanyol ordusu tarafından kuşatılıp şehit edilmiş. bu yılın 1 Eylülünde de İspanya ile savaşa başlamıştır. uzun boylu.. İspanya kralı aynı zamanda Almanya imparatoru... Pazartesi ile Çarşamba arasında haftanın ikinci ya da üçüncü günüdür. İstanbul'un fethi 29 Mayıs 29 Mayıs Gregorian Takvimine göre yılın 149. asır boyunca Avrupa'nın en güçlü. dolgun yanaklı. kıvrık burunlu.Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Salı. 1517 başlarında Oruç Reis. Salı günü geçekleşmiştir. Fatih Sultan Mehmed.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. . Zira İspanya bütün XVI. Cezayir şehrini fethederek ciddi şekilde bir devlete sahip olmuş. misyonları çok çetindi. adaleli ve kuvvetli bir padişahtı. fakat Kuzey Afrika'da Türk hakimiyetini gerçekleştirmiştir. .Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Yerine kardeşi Hızır Reis "Barbaros Hayreddin Paşa" ve Osmanlı devletinin Cezayir beylerbeyisi olarak geçmiş.1481) 29 Mart 1432'de Edirne'de doğdu. . Fatih Sultan Mehmed padişah. günüdür..olduğu için. devamlı ayaklanma çıkaran Fatih Sultan Mehmed (1432 .

. Ermenek taraflarına da Karaman aşireti yerleştirildi... Ortodoks mezhebine mensupturlar. Ancak buna rağmen Bizans'ın varlığı. Roma İmparatorluğu’nun İS 395’te Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmasıyla ortaya çıktı. 1487 senesine kadar devam eden büyük Türk beyliğine verilen isim. Karamanoğulları meselesini çözen Fatih Sultan Mehmed.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Yaptırılan bu büyük toplar İstanbul'un fethedilmesinde önemli rol oynadı. kısa süre sonra babası idareyi tekrar ele aldı. Slav dillerinin güney grubuna giren SırpHırvat dili konuşurlar. Sırplara ve Balkan kavimlerinden. bin yılı aşkın bir süre varlığını sürdürdü. yüzyılda. Bin yıllık tarihinin sonuna gelmiş olan Haçlı Seferleri. Devrin mühendislerinden Musluhiddin... tekerlekli kuleler ve aşırtma güllelerin üretilmesi (havan topu) yapılan hazırlıklar arasındaydı. Anadolu'daki çeşitli siyasi güçleri de Osmanlı aleyhine kışkırtmaktan geri kalmıyorlardı.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Hıristiyan olup. Merkezi Konstantinopolis (bugün İstanbul) olan ve Doğu Roma İmparatorluğu da denen Bizans İmparatorluğu ise.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Karamanoğulları Beyliği hükümdarı. Roma İmparatoru Constantinus’un başkenti Roma’dan bugünkü İstanbul’a taşımasıyla da yakından ilişkilidir. yüzyılda Germen kabilelerince yıkıldı. Bizanslılara karşı yumuşak davranıyordu. Türkmen aşiretlerini Bizans ve Kilikya hudutlarına yerleştirmişti. Ermenilerden alınınca. İstanbul'un fethi için gerekli hazırlıklara başladı. . onları tahrik etmemek ve zaman kazanmaktı.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Babasına karşı gelerek onun zamanında hükümdarlığa geçtiyse de.Detaylı bilgi için linke tıklayınız.. Dedesi Alaeddin Bey. Başkenti Roma olan Batı Roma İmparatorluğu 5. Hatta zaman zaman Osmanlı şehzadeleri arasındaki taht kavgalarına karışıp devletin iç düzenini bozuyorlardı. . Bizans küçüle küçüle sadece İstanbul şehrinin sınırları içinde hüküm süren bir devlet durumuna düşmüştü.Karamanoğlu Beyliğine karşı sefere çıktı. Papanın da etkisini kullanarak. Oğuzlar'ın Avşar boyuna mensuptur. . Fatih Sultan Mehmed. Bir Slav boyu olan Sırplar. ticari ve kültürel yönden önemli bir avantajın daha ele geçirilmesi demekti. Fatih İstanbul'un fethini düşündüğü için onu bağışladı. Bizans İmparatorları. Karaman aşireti. "Şahi" adı verilen bu topların yanında.. 1094-1270 arasında. Bu sırada.. Saruca Sekban ile Osmanlılara sığınan Macar Urban Edirne'de top dökümü işiyle görevlendirildi. Karadeniz ticaret yolları ele geçirilmiş olacaktı. Konya ve civarında hakim olup. Balkanlardaki Türk hakimiyeti açısından tehlikeli oluyordu. Haçlıların birleşmesini önlemek. Karamanoğlu İbrahim Bey af diledi. Müslümanların elindeki Ortadoğu toprakları (Kutsal Topraklar) üzerinde askeri ve siyasi kontrol kurmak için düzenledikleri askeri akınlardır. Sırpçaya mahsus sesleri belirtmek için kabartılmış Kiril alfabesi kullanılır. Yıldırım Bayezid'in İstanbul kuşatması sırasında yaptırdığı Anadolu Hisarının . 1228 senesinde Kilikya. İstanbul'un Osmanlı Devleti'nin hakimiyeti altında girmesi. Türkiye Selçuklu sultanı Birinci Alaeddin Keykubad (1219-1237). Karamanoğlu Beyliği 13. Boğazlar tam anlamıyla kontrol altına alınacak ve bu sayede. Bizans’ın ortaya çıkışı. Avrupalı Katolik Hristiyanların. Karamanoğlu İbrahim Bey.. babası Mehmed Bey'dir.. Macarlara.. . büyük gayesini gerçekleştirmek için. Amacı Bizans İmparatorluğu. Mehmed Bey'in ölümünden sonra Karaman Beyi oldu.

000 ile 200. Eflak ve Sırbistan ile var olan barış antlaşmaları yenilendi. 29 Mayıs 1453 salı günü fethedildi. Cesaretlendirici bir konuşma yaptıktan sonra. Bizanslılar da boş durmuyordu. İstanbul'un kara surları önüne gelen Osmanlı ordusu. 21-22 Nisan gecesi 67(yada 72) parça gemi düzeltilmiş yoldan Haliç'e indirildi. merkez. İstanbul'un fethi. Venedik ve Cenevizliler de donanmalarıyla Bizans'a yardım ediyorlardı. Haliç'e bir zincir gerdirerek. ancak geri püskürtülüyordu. Surlar içerisine küçük sızmalar oluyor. Osmanlı donanmasına ait bazı gemiler karadan çekilerek Haliç'e indirilecekti. Fatih Sultan Mehmed. Roma kilisesine bağlanmak istemiyor. deniz yoluyla gelebilecek yardımlara karşı tedbir alınmış olacaktı. Fatih Sultan Mehmed Osmanlı donanmasının kuşatma sırasında yeterince kullanılamadığını ve bu yüzden kuşatmanın uzadığını düşünüyordu. Surlar sağlamlaştırılıyor ve şehre yiyecek depolanıyordu. Bizans bu bölgeye zinciri bu nedenle germişti. ok. 400 parçadan oluşan bir donanma inşa edildi. hazırlıklar tamamlandıktan sonra. büyük ve hareketli savaş kulelerinin surlara saldırıları devam etti. sınırları . sade yağ ve domuz yağı alınarak kızaklar yağlandı. Macarlarla da üç yıllık bir antlaşma yapıldı. Galata Cenevizlilerinden zeytinyağı. 12 Mayıs ve 29 Mayıs'ta yapılan dört büyük saldırıdan sonra Doğu Roma İmparatorluğu'nun 1125 yıllık başkenti olan İstanbul. "İstanbul'da Kardinal Külahı görmektense. Bizans İmparatoru Konstantin'e bir elçi göndererek. 6 Mayıs. 53 gün süren ve 19 Nisan. kızakların üzerinden kaydırılabilmesi için. Osmanlıların bu hazırlıkları karşısında. artık direnemiyordu. İstanbul'un fethinden sonra batıdaki hakimiyeti pekiştirmek. Ciddi çarpışmalar cereyan etti. buradan gelecek tehlikeyi önlemeye çalıştı. Bu sayede Boğazlar'ın kontrolü sağlanacak. Kuşatmanın uzun sürmesi ve kesin başarıya ulaşılamaması askerler arasında endişe yarattı. İstanbul'u her ne şartta olursa olsun almaya kararlı olan Fatih Sultan Mehmed kumandanların ve alimlerin de bulunduğu bir toplantı düzenledi.karşısına. Çok şiddetli çarpışmalar oluyor. Çarpışmalar sırasında Bizans'ı koruyan surlar üzerinde kapatılması mümkün olmayan gedikler açılmaya başlamıştı. Ayrıca Bizans İmparatoru Konstantin. İstanbul'un fethedilmesini kolaylaştıracak önemli kararını verdi. Osmanlı Ordusundaki er sayısı 150. Bizanslılar şehri koruyan surların zarar gören bölümlerini hemen tamir ediyorlardı. lağım kazmalar. Fatih Sultan Mehmed. Tophane önündeki kıyıdan başlayıp Kasımpaşa'ya kadar ulaşan bir güzergah üzerine kızaklar yerleştirildi.000 arasındaydı. tekerlekli kuleler kullanıldı ve bu saldırı ile Topkapı surlarından burçlara kadar yanaşıldı. Osmanlı donanması ise Haliç'in girişinde ve Sarayburnu önünde demirlemişti. Turhan Bey komutasındaki bir Osmanlı donanması Mora'ya gönderildi ve İstanbul'a yardım gelmesi engellendi. surları dövmeye başladı. Haliç'teki Türk donanmasına ait toplar. Rumeli Hisarı (Boğazkesen) inşa edildi. İlk defa Ulubatlı Hasan ve arkadaşlarının şehit olmak pahasına tutunmayı başardıkları İstanbul surları. Yüksekten atılan taş gülleler Bizans donanmasından bazı gemileri batırmıştı fakat bir kısım donanmanın Haliç'e indirilmesi kesin olarak gerekliydi. Bundan sonraki günlerde top savaşı. 19 Nisan'da yapılan ilk saldırıda. Papa ise yapacağı yardım karşısında Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birleştirilmesini istiyordu. 6 Nisan 1453'de kuşatmayı başlattı. Fakat İmparatordan gelen savaşa hazırız mesajı üzerine. kan dökülmeden şehrin teslim edilmesini istedi. Ancak. çok önemli sonuçları da beraberinde getirdi. Gemilerin. 29 Mayıs'ta genel saldırının yapılacağına dair kararını açıkladı. Ordu. Bu kuvvetlere Rumeli ve Anadolu beylerine bağlı çeşitli kuvvetler de katılmıştı. tüfek atışları. sağ ve sol olarak üç kısma ayrıldı. Türk sarığı görmeye razıyız" diyorlardı. İstanbul'un Haliç tarafındaki surlarının zayıf olduğu biliniyordu. Fatih Sultan Mehmed. Aynı zamanda Haçlı dünyasından yardım isteniyor. Ancak Katoliklerden nefret eden Ortodoks Rumlar.

II. Mora ( 1460).. İpek Yolu'nun Avrupa'ya açılan koluna hakim olmak 7. O dönemde başka hiçbir yerde bu kadar sağlam savunma sistemi bulunmamaktaydı. Karamanoğulları ile anlaşarak Anadolu'daki güvenliği sağladı. İstanbul'un Fethi'nin Nedenleri 1. Bizans'a Karadeniz'den gelecek yardımları engelleyebilmek için. Bunların arkasında mızraklı askerlerin beklediği savunma mazgalları vardı. İslam'ı en uzak yerlere kadar yaymak ve Hıristiyan birliğini bozmak amacıyla Avrupa üzerine bir çok seferler düzenledi. genişlik ve derinliğindeki su ile dolu hendekler bulunurdu. yükseklikte asıl surlar bulunurdu. Arnavutluk ele geçirildi.1479). Sırbistan (1454. Bizans'ın hapisanesinden Macar Usta . 16 yıl süren Osmanlı-Venedik Deniz Savaşları sonunda Venedik barış imzalamayı kabul etti. fethedildi ancak Fatih Sultan Mehmed'in ölümü üzerine geri kaybedildi.492 m. Bizans'ın Anadolu beyliklerini Osmanlı Devleti'ne karşı kışkırtarak Anadolu'daki Türk birliğini bozmaya çalışması 3. Osmanlı Devleti'nin Rumeli'deki ilerlemesine ve büyümesine engel olması 2. İtalya ( 1480) ve Macaristan seferleriyle Osmanlı İmparatorluğu Avrupa'daki hakimiyetini pekiştirdi. Arnavutluk. Savunma mazgalları geçildiği takdirde 5-7 m. Bosna tekrar Osmanlı hakimiyetine alındı. Anadolu ve Rumeli arasındaki askeri geçişin kolaylaştırılmak istenmesi 10. Osmanlı ordusu orta surlar önünde çok sayıda şehit vermişti. 4. Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki bağlantının sağlanabilmesi için İstanbul'un alınmasının gerekmesi 6. uzunluğundaki surlar birkaç kademeden oluşurdu. Boğdan ( 1476). arkasında 7 m. Mehmed'in. Muhammed'in. Bosna-Hersek. Venedik ( 1463. İtalya'ya yapılan sefer sırasında Roma'nın fethi açısından çok önemli bir merkez olan Otranto. İstanbul Surları İstanbul'un o döneme kadar fethedilemeyen efsanevi bir şehir olmasının en büyük sebebi çevresini kuşatan surlardı. yüksekliğindeki orta surlara gelinirdi. İstanbul'un güçlü surlarında gedikler açabilmek için.1459). 3.genişletmek. En önde Bizans’ın mobil kuvvetleri savunur. ''"İstanbul elbet fetholunacaktır. En arkada ise 12-13 m. Eflak Osmanlı eyaleti yapıldı. Bizans'ın Osmanlı şehzadelerini kışkırtarak Osmanlı Devleti'nde taht kavgalarına neden olması 4. Asıl surların üzerinde bekleyen askerler hiçbir canlının sur dibine yaklaşmasına izin vermezdi. Boğazlar yolu ile ekonomik canlılığın mevcudiyeti 9. Uzunluk bakımından erişilmez olmasına rağmen Çin Seddi bile savunma açısından İstanbul surlarının yanına yaklaşamıyordu. Bizans'ın. Hz. Anadolu Hisarı( Güzelce Hisar)'nın karşısına Rumeli Hisarı( Boğazkesen Hisarı)'nı yaptırdı. Avrupa-Hristiyan dünyasını kışkırtıp Haçlı Seferleri'ne zemin hazırlaması 5. Marmara ve Haliç kıyılarında 820 m. Ne güzel kumandandır o kumandan ve ne güzeldir o askerler"'' hadisine layık olabilme düşüncesi İstanbul'un Fethi İçin Osmanlı Devleti'nin Yaptığı Hazırlıklar 1. Kara ve deniz ticareti bakımından İstanbul'un önemli bir konuma sahip olması 8. Sırbistan Krallığı tamamen ortadan kaldırılıp Osmanlı sancağı haline getirildi. Mora tamamen fethedildi. önce Macarlar ve Venedikliler ile bir barış antlaşması yaparak Balkanlar’da güven ve istikrarı sağladı. Bizans'ın. Karada 6. Eflak ( 1462). Mehmet. 2. II.

İstanbul'un Fethi'nin Dünya Tarihi Açısından Sonuçları 1. İstanbul’u Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti yaptı. İstanbul surlarına rahat asker çıkarabilmek için tekerlekli kuleler yapıldı. Fatih. en güçlü surları bile yıkabileceği görüldü. son saldırı hazırlıklarını yapması için Zağanos Paşa’yı görevlendirdi. farklı dinlerden insanların bir arada yaşadığı. suda yanabilen barut. Mehmed ülke alan. Kentin ticaret merkezi olan Galata’dan kaçmış olan Rumların ve Cenevizlilerin dönmesini sağladı. II. Yeni Çağ açıldı. Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi bitti. ülke açan anlamına gelen 'Fatih' ünvanını aldı. İstanbul'un Fethi'nin Türk Tarihi Açısından Sonuçları 1. Hiçbir yerden destek alamayan Bizans’ın başkenti 29 Mayıs 1453 günü düştü. ülke alan) ünvanını aldı. neft yağı ve kükürt ile yapılan Rum Ateşi (Gregois) adlı silahı yaptılar. 7. Kuşatmaya yardım için bir donanma hazırlandı. 5. 2. ayrıca bir Yahudi hahambaşlığı ile bir Ermeni patrikhanesi kurdurdu. o zamana kadar görülmemiş büyüklükte toplar döktürtüldü. Kale surlarını güçlendirdiler. Mehmet. Bu denli güçlü topların yapılması. 3. İstanbul'un Fethi sırasında kullanılan büyük topların.Urban kaçırıldı ve Edirne'de ona. Avrupa'daki ' derebeylik'lerin yıkılmasına ve merkeziyetçi krallıkların güçlenmesine neden oldu. Rum Patrikliği’nin yeniden açılmasına izin verdi. Çandarlı Halil Paşa’nın İstanbul’un fethine karşı bir tutum sergilemesi üzerine. silah. ticaret ve kültür merkezi olan bir başkent yapmayı amaçladı. 6. İstanbul'un Fethi ile İpek Yolu'nun Orta Asya'dan Avrupa'ya giden kolunun Osmanlı . İstanbul'un Fethi ile Osmanlı Devleti'nin Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki Bizans'ın yarattığı tehlike ortadan kalktı. 3. İpek Yolu'nun Avrupa'ya giden kolu ele geçirildi. Büyük Kuşatma 23 Mart 1453'te Edirne'den hareket etti ve 6 Nisan 1453’te İstanbul’u kuşattı. aralıklı çatışmalarla 53 gün sürdü. Osmanlı Devleti'nin başkenti yapıldı ve II. şeylerle doldurdu. Kuşatma. 2. bir tören alayının başında şehre girdi. 4. Bizanslılar. İstanbul'un Fethi ile Orta Çağ kapanıp. Mehmet İstanbul’u. İlk iş olarak Ayasofya’ya giderek burayı camiye dönüştürdü. 3. Bizans’a yardımın gelmesini önlemek için de Marmara Denizi ile Çanakkale Boğazı'nı ablukaya aldı. bu olaydan sonra "Fatih" (ülke açan. Mehmet. 5. mühimmat vb. Osmanlı Donanması'nın Haliç'e girmesine engel olmak için. Yükseliş Dönemi başladı. Haliç'in ağzını zincirle kapattılar. 4. Osmanlı Devleti'nin kuşatmaya hazırlandıklarını anlayınca depolarını yiyecek. İstanbul'un Fethi ile Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan ticaret yolları ele geçirildi. 2. İstanbul'un Fethi İçin Bizans'ın Yaptığı Hazırlıklar 1. Osmanlı Devleti'nin İslâm Dünyası'ndaki saygınlığı arttı. II. 6. İstanbul. Fener Rum Patrikhanesi Osmanlı himayesine girdi. Bin yıllık Bizans İmparatorluğu'na son veren II.

4. heybetli. Çünkü o. gerek Osmanli Devleti için çok verimli ve faydali olmustu. Onun. Manisa'da geçirdigi ikinci sehzadelik devresi. âlimlerin dostu. MEHEMMED) Kaynaklarin. cesaretli. gerek sahsi. beser kudretinin ulasabilecegi en yüksek noktalara çikmis ve kendinden önce veya sonra gelmis olanlarla mukayese edilemeyecek derecede büyük bir hüviyet kazanmisti. hakka kail ve maarif erbabina meyilli bir pâdisah olarak tavsif ettigi Fâtih Sultan Mehemmed Han. idrak sahibi. âdil. İstanbul'un Fethinden sonra İtalya'ya giden bilim adamları. sahsiyet ve karekterini oldugu gibi bütünüyle ortaya koymak çok zordur. orada eski Yunan ve Roma eserlerini inceleyerek. Zira. ' Rönesans'ın başlamasına katkıda bulundular. Bu bakimdan onun. kadirsinas. iyi giyimli. 5 yil süren bu dönemde o. . sahsiyetini olgunlastiran ciddi bir çalisma ve fikrî faaliyet içinde bulunmustu. Bu olay ' Coğrafi Keşifler'in nedenlerinden birini oluşturdu. FÂTIH SULTAN MEHMED DEVRI (II. tarihin kayd ettigi büyük sahsiyetlerin basinda gelir. akil. sairlerin hâmisi. Avrupalılar'ı yeni ticaret yolları arayışına yöneltti.Devleti'nin eline geçmesi.

Ayni sekilde Ismail Hami Danismend de Bursa mahkeme (ser'iyye) sicillerine dayanarak konuyu tafsilatli bir sekilde ele alarak söyle der: . gündüz dinlenmemis. konuyu. hesapli ve sistemli gelecegin genç fâtihi. cografya ve askerlik bilgisine de iyice vâkifti. gelecekteki ihtiyaçlarini karsilamak yolunda kendini geregi gibi hazirlamak için gece uyumamis. daima baslanacak bir isin plani ve bitecek bir isin endisesi ile yorulacakti. Nitekim kaynaklarimiz. plan ve sistem fikrinin lüzumuna esasli bir sekilde inandirmisti. kaynaklarimiz bu görüslerin tamamini reddedecek sekilde açik ve net bilgiler vermektedirler. Batili yazarlarca öne sürülmüslerdir ki. Yunanca ve Sirpça ögrenme imkânlarini da bulmustu. bir yandan akademik bir faaliyet devresine girerek liyakatli hocalarin refakatinda malumatini genisletmis. Bu meyanda o. Dogum tarihi hakkinda farkli görüslerin bulunduguna temas edilen Fâtih Sultan Mehmed'in annesinin kimligi hakkinda da degisik görüsler bulunmaktadir. Murad'in vefati üzerine 16 Muharrem 855 (18 Subat 1451) Persembe günü Edirne'de Osmanli tahtina geçen II. Mehmed'in dogum tarihi 27 Receb 835 (30 Mart 1432) olarak kabul edilmekle birlikte. saltanatinin devaminca. yasanmis tarih maceralarinin muhasebe ve yekûnu. II. Böylece. onu. buna yakin farkli tarihler de verilmektedir. Murad'in evliliginden itibaren takib ederler. Döneminin önemli iki dili olan Arapça ve Farsça'yi ana dili gibi ögrenmisti. Bu farkli görüsler.Bu bes senelik müddet zarfinda o. Zira kaynaklarimiz. Latince. Devletin. hayatinin bir solugunu dahi bos geçirmemis olan genç sehzâde. Babasi. Fâtih Sultan Mehmed'in annesinin Müslüman Türk oldugu ve Isfendiyar Beyi'nin kizi veya torunu oldugu. Tarih. felsefe ve riyaziye (matematik) okumustu. II. isminin de Hüma Hatun oldugunu belirtirler. Bir yandan da dünya cihangirlerinin biyografilerini dikkatle tedkik ederek her birinin dogru ve yanlis taraflarina parmak koymustu.

Mektupta babasinin vefatini ." Müellif. Edirne'den yola çikan ulak. babasi. ancak bu da Bursa mahkeme sicillerinin 31. Câmiden çarsiya dogru gidilirken bu zarif âbide. FÂTIH'IN CÜLÛSU VE KARAMAN SEFERI Fâtih diye tarihe geçen ve Türklerin yetistirdigi en büyük sahsiyetlerin basinda gelen Sultan II. Bu kitâbenin en büyük kiymeti. yani Istanbul'un fethinden dört sene evvel yaptirmistir. 1424) yilindadir. Halil ve diger vezirler tarafindan imza olunmus bulunuyordu. sayfalarinda bulunmustur. Edirne'de vefat etmisti. babasi Sultan Ikinci Murad daha hayatta iken ölen annesi için hicrî (m. kuvvetli kanatli kartal kusu gibi Manisa'ya geldi ve Mehmed'e iyice mühürlenmis bir mektup verdi. Mektup. babasinin vefat ettigini gördü. mektubu açip okuyunca. 64 ve 40. Kastamonu ve Sinop'ta hüküm süren Candarogullari hanedanindan Isfendiyar Bey'in kizi veya torunu Halime. Ikinci Murad'in bu kizla izdivaci hicretin 827 (m. "Daha sonralari Bursa mahkeme sicillerinde yapilan tedkiklere göre Fâtih'in muhterem annesi. bu haberlesmeyi su ifadelerle dile getirerek o dönemde bile Osmanli Devleti'nde posta vazifesi gören ulak (tatar)larin nasil sür'atli yol aldiklarini ve gizlilige nasil riayet ettiklerini anlatir: "Subatin besinci günü bir ulak."Fâtih'in annesi olarak gösterilen Türk prensesi. Vezir-i azam Çandarlizâde Halil Pasa. 1449) tarihinde. Bu bahtiyar kadinin türbesi Bursa'da Muradiye Câmii'nin sark tarafinda müze idaresince istimlak edilen bir bahçe içindedir. Memduh Turgud Koyunluoglu'nun Bursa Halkevi nesriyati içinde çikan "Iznik ve Bursa Tarihi"nin 152-153. Kitabesi Arapça'dir. Manisa'da sancak beyi bulundugu sirada. câmiden yüz metre kadar ilerdedir. arastirmasinda bu ihtilaflarin sebeplerini de açiklar. Bizans tarihçisi Dukas. Hüma Hatun'dur. Bununla beraber yeni arastirmalarin ortaya çikardigi gerçek isim ve hüviyeti ile ilgili bilgiyi aynen nakletmeden geçemiyecegiz. üç gün sonra ölüm haberini Manisa'ya getirir. Yalniz kitâbede bu Hatun'un ismi yoktur. Fâtih'in annesinin ismi Hümâ Hâtun'dur. Mehmed. sayfalarinda "Hâtuniye Künbedi" ismiyle bahsedilen bu türbeyi Fâtih. Ama konuyu fazla dagitmamak için biz bunun üzerinde fazla durmayacagiz. Müslüman oldugunun kitâbe ile sabit oldugunu artik hiç bir tereddüde imkân birakmayacak bir kesinlikle ortaya koymasidir. bu ölümü gizli tutarak durumu Manisa'da bulunan genç sehzâdeye bir ulakla bildirir. Fâtih'in annesinin yabanci rivayetlerde iddia edildigi gibi Istanbul'da medfun olmayip türbesinin Bursa'da bulundugunu ve yine ayni yabanci masallarinda iddia edildigi gibi Hiristiyan olarak öldügü için türbesi kapali olmayip.201 ve 370 sayili defterlerinin 35. veyahut Hatice Hatun'dur. Mehmed.

yaninda atabegi Sehabeddin Pasa oldugu halde. Lehinde büyük tezahüratlar yapildi. Asker "Çandarli'ya olan hürmetleri dolayisiyla" isyandan vazgeçti. pâdisahin vefati. Fâtih Sultan Mehmed'in. sancakbeyleri. Bu rivayetteki unsurlar. Mehmed. Gelibolu'ya varmasindan sonra olmalidir. Halil. Ancak Çandarli Halil'in büyük otoritesi ve enerjisi sayesinde büyük bir kargasanin önü alindi. Önünde sarayindaki kullarindan okçular ve çabuk yürüyenler. Yeni Sultan adina vaad edilen bahsis ise. yeni pâdisahin Gelibolu'da bulundugu her tarafa yayildi. Karaman seferinde adeta tehdidle alinacaktir. Edirne'ye ulasmakta pek acele etmedi. maiyetinden geride kalanlarin gelebilmeleri için Gelibolu'da iki gün daha bekledi. Gelibolu'da babasinin ölümü ve yeni pâdisahin geldigi haberi yayildi. Buna göre Yeniçeriler. yençeriler üzerindeki nüfuzu.yazdiklari gibi. yeni sultani beklemelerini ve o geldikten sonra kendilerine ihsanda bulunacagini söyledi. ulema ve ordu tarafindan karsilandi. babasinin ölüm haberini almasi ve Manisa'dan hareket etmesi yeni arastirmalarda su sekilde verilmektedir: "Vezir-i a'zâm. Bundan sonra onun. Gelibolu Bogazini geçtigini bildirdi. yeni Sultan'in. Gelibolu Bogazi'ni geçtiler. mektupta yazilanlara uygun olarak hemen çok (sür'atli) kosan Arap atlarindan birine atladi ve sarayi erkânina: "Beni seven armamdan gelsin" dedi. o derecede telas ve endise etmedigini görüyoruz. vakit kaybetmeksizin ve mümkün ise Pigasos (mitolojide kanatli atlara verilen bir isim) cinsinden uçar bir ata binip. bilhassa kayda deger." Gelibolu'dan hareket eden genç pâdisah. sür'atli bir sekilde hareket ederek iki günde Çanakkale Bogazi'na geldi. olaylarin gelismesi ile tam bir uygunluk halindedir. yeniçeriler tarafindan. kimseye duyurmadan acele Manisa'ya ölüm haberini eristirdi. Bu arada Edirne'ye bir ulak göndererek. Bu suretle tertip olunan alay. Halil Pasa'nin. sur haricinde toplanip sehri yagmaya hazirlanmislardi. Sultan Mehmed'in ancak onun müdahalesinden sonra tahta gelip yerlesebilmesi. Halkin bas kaldirip karisikliklarda bulunmamasi için. beylerbeyiler. Bunun akabinde Sultan Mehmed. silahlarini birakmazlarsa kiliçtan geçirileceklerini. iki yanlarinda kahraman dilâverler yaya olarak ve kiliç takinanlar ile mizrakli süvariler arkadan geliyorlardi. Chalkondyles'in sözünü ettigi Edirne'deki yeniçeri ayaklanmasi. iki günde Manisa'dan Bogaz'a vararak. Gelibolu'ya geçmeye muvaffak oldu. kalan kapikulu askerleri ile alelacele topladigi kuvvetleri. bunlarin üzerine sevk ederek. Yedi gün sonra haberi alan Sultan Mehmed. Bizans'in bogazlari kesmeleri ve Orhan'i 1444 yilinda oldugu gibi Rumeli'de serbest birakmalari uzak bir ihtimal degildi. pâyitahta girerek tahta oturdu ve yeniçerilerden sadakat yemini aldi. Genç Sultan. civar milletlerce duyulmadan evvel. Sehrin disinda vezirler. . Trakya'ya gelmesini yaziyorlardi. Mehmed.

bu halkanin tam merkez yerinde. büyük ve köklü degisiklikleri yapacak olan genç hükümdarin büyük talihi. kendi prensiplerinin sasmaz ölçüleriyle. Su kadar var ki. pâdisahlik makamina karsi serdengeçti bir pervasizlikla daima medenî cesaret gösterirlerdi. hiç bir idarenin bas çeviremeyecegi bu mücahidler sinifi. çocuk yasindan itibaren böyle bir muhit ve bu anlayista bir hoca ve müsahib kadrosu tarafindan çevrelenmistir. Molla Zirek. Osmanli ülkesinin pâdisahi sifatiyla Edirne'de ikinci defa tahta çikti (16 Muharrem 855/18 Subat 1451). irfan ve san'at erbabi. tahtina oturdugu sirada . tahta oturur oturmaz durumun nezaketini kavramis ve bu sebeple babasinin vezirlerini yerinde birakmisti. Dünyanin hiç bir devrinde. imanlarinin geregi bildiklerinden. Sultan Murad'in zamansiz ölümü ve oglu Mehmed'in tahta geçmesi sonucunda devletin iç ve dis siyasetinde bir degisikligin olmasi bekleniyordu. Bunlardan Molla Hüsrev. Bu konuda Bizans tarihçisi Dukas asagidaki ifadeleri kullanarak mevzuya bir açiklik getirir: "Mehmed. hükümdarlik makamina karsi bir tasfiye cihazi vazifesini görmüslerdir. Hizir Bey Çelebi. bir yandan da baraj vazifesiyle coskun ve taskin kararlarinin demlenip durulmasina hizmet etmislerdir. Iste genç hükümdar. Hocazâde. Mehmed'in cülûsu ile Vezir-i a'zam Halil Pasa'nin rakiplerinin. devlet otoritesinin politika ahlâkini kuran ve kontrolü altinda tutan âlimlerden mürekkep müsavir kuvvetlerle kendi kendini çevrelemis olmasi idi. iktidara geldiklerini söylemektedir. Devrandan nimet beklemedikleri ve dünyanin varligindan sâd. yoklugundan ise nâsâd olmadiklari için. Ali Tusî.Babasinin ölümünden onbes gün sonra Sultan II. Osmanli devlet teskilâtinda da. Molla Lütfi. Sinan Pasa. Molla Güranî. inzibatli ve sistemli bir hazirlik ile manevî bir olus devresinin suurunu tasiyarak artik is basinda bulunuyordu. Zira bu zümre. Sultan Mehmed. hepsinden imtiyazli ve hepsinden cesaretli bir hocasi daha vardi ki. Iste hükümdarin karar ve hareketlerinin tosladigi duvar. Hoca Hayreddin gibi ilim. Inalcik. Fahreddin-i Acemî. bagli bulunduklari prensiplerin müdafaasini. feyzine feyz katarak fikrî ve edebî istiklâlini hazirlamis. Sultan Ikinci Murad'in ölümünden sonra hükümdar olarak Edirne'de gördügümüz müstakbel Istanbul Fâtihi. bu salâbet ve müeyyideler sistemi idi. tek basina gözünü hükümdara dikmis olan bu meydan erinin adi Ak Semseddin idi. Mehmed. kimseden çekinmemis. kendilerini kimseye borçlu ve zebûn hissetmemekle de hürriyetlerini kimseye bagislamamislardir.

yaninda bulunan Osmanli saltanatinin müddeisi. âdet vechiyle pâdisahin yaninda yer almislardi. Bu konularda fazla tafsilata sahip olmamakla beraber. Karaman'dan gönderdigi saltanat davasi güden iddiacilar. Fâtih'in babasi Murad tarafindan ele geçirilmis bulunan yerleri zaptetmis ve Alaiye üzerine yürümüstü. Yeni Sultan. barisi teyid ve eski ahidleri tastik ettigi gibi. Anadolu Beylerbeyi'nin bunlarla ugrasmak zorunda kaldigina bakilirsa bu hareketler ilk etapta basarili olmuslardi denebilir. pâdisahin bu sözünü duyunca hemen kosarak usûlleri vechiyle pâdisahin elini öptüler. 94) bu durum için "Fitne ve âsûb doldu her diyar" diyerek durumun vehametini ortaya koyar. Konstantin hem tebrikte bulunmak. tahta geçince. Cenazeyi orada kendisinin hazirlatmis oldugu türbeye defnetti. Orhan'in masraflarina karsilik. Ishak da Murad'in cenazesini alarak birçok esraf ve âyâniyle beraber ve büyük bir intizam içinde Bursa'ya gitti. bu müskül ve sikintili durumda. Despot'un. karsi tarafta uzakta duruyorlardi. Bati Anadolu'da. kendi veziri Sahin'e sordu: "Babamin vezirleri neden uzakta duruyorlar? Bunlari çagir ve Halil'e eski yerini almasini söyle. Karamanoglu Ibrahim Bey harekete geçerek. II. Genç hükümdar. yeni pâdisahin durumundan azamî sekilde istifadeye çalisti. babamin cesedini Bursa'ya gömsünler. Gerçekten de Anadolu ayaklanmisti. Halil Pasa ile Ishak Pasa. batida birçok fedakârliklarda bulunmak zorunda kaldi. Bu suretle Halil basvezir oldu. Sultan Murad'la yaptigi "Yeminle musaddak" muahede ve ittifaklari yenilemeye razi oldu. Mentese ve Germiyan'da faaliyete geçmislerdi. Bu bakimdan. Kendi vezirleri ise Hadim Sahin (Sehabeddin) ve Ibrahim. 300 bin akça isteyen imparatorun bu dilegini de kabul etti. Böylece. Ishak da Anadolu ordulari komutanlari ve esrafi ile beraber. O zaman Sultan Mehmed. s. Anadolu'da durum endise verecek bir boyuta ulasmisti. ister istemez babasinin baris politikasini sürdürmek zorunda kalacagini anlamisti. ayrica. Bati Trakya'da Karasu irmagi üzerindeki yerlerin hasilatindan yilda. Enverî (Düstûrnâme. o tarafi (bati sinirlarini) emniyete alarak barisi saglamaya çalisti. Ibrahim Bey. Ilk defa. Murad'in resmî müsaadesiyle 1449 yilinda Bizans tahtina geçmis olan eski Mora Despotu Konstantin de. Sark vilayetlerinin (Anadolu Beylerbeyi) de idaresine nezâret etsin" dedi.bütün valiler ve babasinin vezirleri. Fâtih. Gelen Sirp elçisinin istekleri kabul edildi. hem de eski andlasmalari tastik ettirmek için bir Bizans elçisi gönderdi. henüz bir çocuk olarak tahta çiktigi zamanki buhranli durumlar tekrarlanmak üzereydi. Vezirler. tahta çikar çikmaz devletin hududlarinda tehlikeler bas göstermeye basladi. Aydin. Sultan Ikinci Murad'in son defa ortadan kaldirdigi beylikler için. Anadolu'yu kurtarmak için. Bu cenaze alayinda fukaraya pek çok paralar verildi." Genç pâdisah. Öyle anlasiliyor ki. .

bunu yapamayinca da igfal etmekle durumunu kurtarmaya çalismistir. herhalde yine böyle bir durumla karsilasabilir endisesiyle olacak ki. Onun için Karaman seferi esnasinda kendisine yapilmis bulunan teklifleri sukûnetle dinlemis ve onlari kabul eder bir tavir takinmisti. devletlerle olan muahedeleri yenilemesi ve onlara karsi yumusak davranmasi böyle bir fikrin ortaya çikmasina sebep olmustu. Rumeli Hisari'nin yapilmasini emredecektir. Bu hisarin yapilisi. Istanbul alinincaya kadar onlarin bu sekildeki düsmanca hareketlerine göz yumarak onlari görmezlikten geldi. Anlasma geregince genç pâdisah. Bundan dolayi Sultan Murad'in ölümü ve Fâtih'in . düsmanlari ile olan eski antlasmalari yenilemeyi uygun gören genç hükümdarin bu davranisi. Fakat Karamanoglu Ibrahim Bey itaat altina alinir alinmaz is degismis ve bu seferin dönüsünde pâdisah. Bizans'a yersiz isteklerinin güzel bir cevabi idi. etrafini ürkütmemesi gerekiyordu. Edirne'deki cülûsu esnasinda. Bu bakimdan. O da öyle yapti. Öyle anlasiliyor ki Fâtih. Bizans'in tesviki ile Hiristiyan milletlerin kendisine bazi engelleri çikarabileceklerini hesaba katarak Bizans'la dost kalmayi uygun görmüstür. kabiliyetsiz bir delikanli olarak taninmisti. gizliden gizliye Bizanslilara yardim ettiklerini bildigi halde bunu. simdilik bu sekilde davranmayi uygun görmüstü. bu sefer de yalvarmak. açiga vurmayi menfaatlerine uygun bulmadi. o zamandaki düsüncelerine yaklasmak ve onlari kesfetmek pek güç bir is olmakla beraber. içinde bulundugu nazik durum sebebiyle. çocuklugundan faydalanmak üzere Hiristiyan milletlerin nasil harekete geçmis olduklarini hiç süphesiz unutmamis olan genç pâdisah. birkaç defa tahtindan mahrum edilerek Manisa'ya gönderilen Sultan Murad'in bu genç sehzâdesi hakkinda Bizans'ta ve bütün Avrupa'da acele hükümler verilmis ve o. Bu bakimdan. Halbuki Istanbul'un fethini müteakip günlerde. kendi bahs ettiklerinden baska hiç bir hukuk tanimayarak. Böylece Bizans. Hatta Galatalilarin. Ülkesinin. henüz hazirlikli bulunmadigi su siralarda. Zira onlara göre. Istanbul kusatmasi müddetince Galata Cenevizlileri ile dost kaldi. Bizans hakkinda baska türlü düsünüyordu. Onun. Ancak henüz tahta çikmis olan bu gencin. Galatalilara ait oldugunu ileri sürerek meseleyi diplomatça halletmeye çalismis ise de. muhtemelen Fâtih. Avrupa tarafindan yanlis bir sekilde degerlendirilmisti. yakin gelecekte ne gibi bir tehlike ile karsilastigini ancak o zaman idrak etmis ve hemen agiz degistirerek kuvvetli hasimlari karsisinda her zaman yaptigi gibi. Ilk defa hükümdar oldugu zaman. hem susturucu hem de oksayici olmustur. Bunun için de Avrupa. Böyle bir davranis tabii bir hareketti. onun iyi bir diplomat oldugunu göstermektedir. hisarin yapilmak istendigi yerin. Fâtih'in verdigi cevap. Galatalilar için. Bizanslilara karsi mültefit davranmasinin elbette bir sebebi ve mânâsi vardi. onun hakkinda yanlis fikirler beslemekteydi. Onun.Gelecegin Istanbul Fâtihi'nin bu sekildeki hareket ve davranislari. orayi da dogrudan dogruya Türk topraklarina bagladi.

Fransa kralina öbür Hiristiyan devletlerin basina geçmesini ve Osmanlilara karsi yürümesini istiyordu.tahta çikisi her tarafta büyük bir memnuniyet uyandirmisti. Fâtih biliyordu ki. Osmanlilar ve onlarin devleti hakkinda fikirlerini kaleme aldigi bir mektupla Fransa krali VII. yasadigi müddetçe. Avrupadaki mevcud fikirleri. genç hükümdarin çok sür'atli hareket edisi. Karamanlilar. bu kadarla da yetinmiyor. Çünkü ona göre Osmanlilarin kudreti çoktan kirilmisti. Baslarinda da harp görmemis. Arnavutlarla Italyanlarin bu orduyu destekleyecegini ileri sürüyordu. çok kisa bir zamanda Türklerin Avrupa'dan kovulacagini. O. . Fâtih'in. küçük yasta tahta çikmasini firsat bilen bu beylik. hatta Asya'da Müslüman hakimiyetinin kirilacagini iddia ediyordu. onlarda böyle bir düsüncenin meydana gelmesini saglamisti. "Hiristiyanligi takviye ederek Müslümanligi zaafa götürmeye" çalismisti. tecrübesiz. Harbe sokabilecekleri kuvvet olsa olsa 60 bin kisi olabilirdi. Bu yüzden hiç kimse. bütün kuvvetleriyle bu orduya katilacagini. Avrupa'da tekrar kök salmaya baslamis ve Hiristiyanlik âleminin kuvvetlerini. birlikte ve sür'atle hareket etmeleri lazimgelen bu devrede. kadinlara düskün ve budala bir delikanli vardi. gerek Çelebi Sultan Mehmed zamaninda. Böylece. Yalniz Franciccus Phlelphus bu düsünce ve fikirde degildi. Orta Anadolu'da yine bir gaile meydana getirmeye çalismis ise de. Onun yumusak tavri. Fransa kralinin takib edecegi yolu bile gösteriyordu. Osmanlilara karsi hasmâne (düsmanca) bir tavir içine giren Karaman Beyligi. Osmanli Devleti'nin kendiliginden sona erecegi hülyasi. Osmanlilara karsi harekete geçmeyi düsünmüyordu. buna imkân birakmamisti. Yildirim Bâyezid'in müthis pençesi altinda bir an ezilmeye mahkum olan bu beylik. pesin hükümleri ve yanlis düsünceleri aksettiren bu mektubunda Phlelphus. tamamiyle felce ugratmisti. Phlelphus. bir firsat vukuunda tekrar ortaya çikacaklardi. Yildirim ile Timur (Timur-i bî-nûr) arasindaki mücadele ve Yildirim'in maglubiyeti ile sonuçlanan Ankara Savasi'ndan sonra tekrar meydana çikarak. gerekse Ikinci Murad dönemlerinde durmadan Osmanlilar aleyhinde faaliyette bulunmustu. sefih. Çünkü bu delikanlinin beceriksizligi yüzünden. Ancak. Charles'a bildirmisti. Sultan Murad'in ölümünü takib eden günlerde. KARAMAN SEFERI Her firsatta. Osmanli Devleti'ne karsi mümkün olabilen bütün fenaliklari yapmis. Aslinda yeni ve genç hükümdar da Avrupa'da böyle bir fikrin yayilmasini istiyordu. Mora despotlarinin. Ona göre uygun bir rüzgârla Hiristiyan ordusunun bir günde Tarent'den Peleponez'e geçecegini.

biri de Aydinogludur diye Aydin vilayetine göndermisti. seferlerde de bir miktar Karaman askeri bulundurulacagi taahhüd ediliyordu. Filhakika vezirlerin "ve ulema ve eimme ve mesayih"in sefaatiyle pâdisah sulha razi oldu. bu defa da saltanat degisikliginden istifade etmek istedi. o vilayetleri talan edüp halka karsi olmadik iskenceler yapip. kendisi de onu takip etmeye basladi. Karaman'la savasmak için izin istemisti. Fâtih'in geldigi yerlerde de halkin ona tabi oldugunu görmüstü. Bu durum karsisinda Taseli daglarina çekilmek zorunda kalan Ibrahim Bey. bas kaldiran bu kalabaligi dagitmak üzere öncü olarak gönderilir. genç hükümdarin ilk gailesi. Kendisi de edepsizlik ve sirrette yardimcilari olan adamlari ile Alaiye üzerine yürümüstü.Gerçekten. oradan. Germiyan. Alaiye'ye giderek Venediklilerle irtibat kurmak istedigi gibi. Ishak Pasa'yi Karaman'a dogru gönderirken. Osmanli hududlari içine gönderdi. hareketten kalmis. bu faaliyetleri ile kendisine bagli olan Aksehir. Pâdisahin kendisi de devlet ve ikballe Gelibolu Bogazi'ndan geçip Bursa'ya gelir. suçunun bagislanmasini istemek ve barisi saglamak üzere bir mektupla Molla Veli'yi pâdisaha gönderir. Bursa yolu ile Karaman topraklari üzerine hareket ettigi zaman. Beysehir ve Seydisehir gibi yerleri isgal etmesi üzerine. Karamanoglu Ibrahim Bey'in. Sultan Mehmed. Ayrica. biri Germiyanogludur diye Kütahya üzerine. ilk seferini Karamanoglu üzerine yapmak zorunda kaldi. Anadolu beylerinin ogullarindan bazilarina da kuvvet vererek onlari. veraset iddia ederek ayaklanmis olanlarin tamaminin Karaman'a iltica ettiklerini isitmisti. Bu arada bir taarruza maruz kalmamak için Rumeli Beylerbeyi olan Dayi Karaca Pasa'yi. Genç hükümdar. Yapilan anlasmaya göre Aksehir. kizini da pâdisaha verecekti. sulhun yapilabilmesine tavassutta bulunmalari için pâdisahin vezirlerine çok miktarda hediyeler yollamisti. Anadolu Beylerbeyi idi. Bosalan bu göreve Vezir Ishak Pasa'yi tayin eder. Kaynaklarimiz bu konuda su bilgiyi verirler: Karamanoglu. salginlar saldilar. her birini bir taifeye serdar edüp. Karamanoglu'nun uygunsuz davranislarini ve cezalandirilmasi gereken islerini tahta (Pâdisah) arzetmis. yine Karamanoglu'nun. Aydin ve Mentese beylikleri idi. karamanoglu Ibrahim Bey. Beysehir ve Seydisehir tekrar Osmanlilara birakiliyor. Anadolu Beylerbeyi olan Ishak Pasa. Fakat Fâtih'in . biri Menteseogludur diye Mentese yöresine. Rumeli askeri ile Sofya'da birakti. Genç hükümdar. birkaç haramzâde tutup. O günlerde Özgüroglu Isa Bey. Bu yoldaki gâye ve düsüncesini gerçeklestirebilmek için de Venedik Cumhuriyeti ile bir anlasma yapti. Yine bu anlasmaya göre Ibrahim Bey. Bunlar. Isyan için kiskirttigi bütün elemanlar. Bunlar. Yasli Ibrahim Bey ise artik her seyden ümidini kesmisti. Isa Bey'in böyle zor bir hizmeti basaramayacagini düsünerek onu görevinden alir. Anadolu'daki diger beyliklerle elele vererek bir talih denemesine daha kalkismasi olmustu.

Çünkü o. Karamanoglu hakkinda: "Bizümle saltanat lafin idermis ol Karamanî Huda fursat verirse ger kara yire karam âni" demesi. Pâdisah. Onun. bu sefer esnasinda Fâtih'i rahat birakmamislar ve ortada bir sebep yokken onu tehdid etmek istemislerdi. elçilerin ordugaha gelmesi ile açikça ortaya koymuslardi. Osmanliya karsi olan düsmanligini açiga çikaran ve düsmanca hareketlerde bulunan Karamanoglu için Fâtih. Yayabasilarini da asker arasinda disiplini saglayamadiklarindan dolayi dövdürterek Yeniçeri Agaligi'na Mustafa Bey'i tayin etti. ele geçen bu firsat aninda onu ortadan kaldirmasi gerekirken. Zira. Karamanoglu'nun tekliflerini yeterli bulmak zorunda kaldigi için barisa riza göstermisti. . hem Bizans'in uygunsuz bir zamanda harekete geçip taht ve saltanat müddeisi olan Orhan'i serbest birakmasindan. Bu durumda. Ç ünkü her firsatta. Bunu da Osmanli ordusunun Frikya'da bulundugu bir sirada. Karaman seferinde zaman kayb etmesine müsait görünmüyordu. Karamanoglu isine bir son vermeden barisa riza göstermesi. vezirlerin sefaatinin bir sonucu olmasa gerekir. canini sikmisti. Çünkü en küçük firsatlardan bile faydalanmayi ihmal etmeyen Bizans. Sultan Mehmed için önemli ve gerekli idi. hiç te iyi düsünmüyordu. kendilerine Çorlu'dan berisi birakilmis ise de Bizanslilar. Bunun için de karada ve denizde bütün komsulari ile baris durumunda bulunmak. daha önceki anlasmaya göre. onun Karamanoglu hakkinda nasil düsündügünü göstermektedir. Karaman Beyligi'ni ortadan kaldirmak emeli ile sefere çikmisti. Bu sartlar altinda genç hükümdar. Gerçekten de hadiseler. Bu yüzden birkaç gün sonra Yeniçeri Agasi Dogan Bey'i azletti. Ayrica o. Karaman seferinden dönüp Bursa'ya yaklastigi sirada yeniçeriler hünkari karsilayip ilk seferi oldugu için töre geregi sefer bahsisi istediler. Zaten o. ta Edirne'den kalkarak Anadolu ortalarina kadar gelen pâdisahin.böyle bir evliliginin olduguna dair kaynaklarimizda bir bilgiye tesadüf edilememektedir. Istanbul'un fethi hakkindaki ulvî tasavvurlarini endisesiz bir sekilde tatbikten baska bir sey düsünmüyordu. birdenbire barisçi bir sekilde hareket etmesinin elbette bir sebebi olmalidir. Öyle anlasiliyor ki. Sehabeddin Pasa ve Turahan Bey'in tavsiyesiyle on kese akça verilmesini emrettiyse de onlarin bu sekildeki hareket ve cür'etleri. yine kipirdanmaya baslamisti. hem de Hiristiyan dünyayi onun aleyhinde harekete geçirmesinden endise ediyordu.

gerekse Mentese konusunda su bilgileri vermektedir: "Sulhtan (baris) sonra azimetlerini Bursa yönüne çevirdiler. gerek Bursa'daki olay. Agaliga. Hiristiyanlarin birleserek Constantinopolis gibi bir üsten harekete geçmeleri ihtimaliydi. Konstantiniye'yi ele geçirmek suretiyle "müjdeli emîr" olmak ve Osmanli Asya'si ile Avrupa'sini birbirine baglayip devletin tabiî . Karaman seferi dönüsünde Bursa'ya geldikten sonra Anadolu Beylerbeyi olarak tayin ettigi ishak Pasa'yi. Mustafa Bey adinda akilli ve yigit birisi getirildi. babasi Sultan Murad'in vasiyetiyle kendisine tavsiye edilmis ve ecdadi olan bütün sultanlarin zihinlerini isgal etmis oldugu bu muazzam tesebbüsü gerçeklestirmek isteyen Sultan Mehmed. Lakin bu uygunsuz hareket. Bursa'ya dahil olduklari gün. ISTANBUL'UN FETHINE DOGRU Istanbul. Böylece Mentese oglu Ilyas Bey. yeniçerinin durmalarinin sebebini beyan eyleyince. ihsan için on kese akça ferman buyurdular. Schlumberger'in ifadesine göre. Ishak Pasa. bu vilayetten çikarildi. Anadolu Beylerbeyisi Ishak Pasa'yi Mentese iline gönderdi. Mentese Beyligi'ne göndermisti. Bütün yayabasilar ve dabcilar dayaktan geçti. O ana kadar Ankara'da oturmakta olan Anadolu Beylerbeyileri bundan böyle Kütahya'yi merkez edindiler. Ankara'da oturmakta idiler. Ishak Pasa'ya karsi tutunamayacagini anlayan Ilyas Bey. ayni zamanda kurduklari devletin. Avrupa kitasindaki topraklarinin garantisi olacakti. Yeniçeri alay baglayip. Rodos adasina kaçti. iyi bir sekilde dövüldükten sonra azl olundu. Sehre yakin geldiklerinde. Menteseogullarindan Ahmed Bey'in oglu Ilyas Bey üzerine gitmis. Rodos'a kaçmisti. Tasarrufu altinda olan memleketlerini ele geçirme yoluna gittiler. onun agir isiten kulagina hiç olmazsa görmek suretiyle. Egemenlikleri altindaki ülkelerin merkezinde ve Avrupa-Asya geçidi üzerinde bulunan bu yeni baskent ellerinde olmadan Türklerin kendilerini güvenlik içinde hissetmeleri imkansizdi. Sultan Mehmed. Zira bu sehrin fethi. Kendilerini tedirgin eden Rumlar degil. onun anlayacagi sekilde sözleri okuyup. dilâverliginin geregi olarak kendisini. pâdisahin hatirinda kirginliga yol açti. saadetli pâdisahtan bahsis ricasinda bulundular.Genç hükümdar. Solakzâde. Osmanli Türklerine sadece yeni bir baskent kazandirmayacak. Ishak Pasa'dan sonra bugün de oldugu gibi Kütahya'da sakin olmalari kanun haline geldi. Sehabeddin Pasa ile Turahan Bey. agalari mesabesinde olan Sekbanbasi Kazanci Dogan Bey. O zamana kadar Anadolu Beylerbeyileri. adi geçen ülkeden atmaya niyetlenmisti. devamli olarak bu fethi nasil basarabilecegini düsünüyordu. Birkaç gün geçtikten sonra.

ne der ve nasil arzu ederse o olacaktir". Karaman seferi esnasinda Imparator Konstantin ve senato. mevsimsiz olarak ve maharetsizce bir hareketle. Fakat uygun zamani bekledigi için elçileri güler yüzle karsilar. Zira isi santaja kadar götürmek demek olan bu istek. Hammer. henüz imzasi kurumayan ahde muhalif hareketlerinden dolayi agir sözler söyleyerek elçileri tehdid ettikten sonra: "Simdi Anadolu'ya sefer ettigimizi ve Frikya'da bulundugumuzu gördügünüzden istifade ederek. sayet bu teklifi kabul edilmeyecek olursa adi geçen sehzadeyi Rumeli'ye saliverecegini tehdidkarâne bir sekilde bildirmekte idi. diyerek durumu Sultan Mehmed'e bildirir. pâdisahin fetih arzusunu hemen uygulamasini tacil (sür'atlendirecek) edecek davranislarda bulundu. Yalniz sunu biliniz ki hiç bir seye muvaffak olamayacaksiniz. bu seferi firsat bilerek gönderdigi elçilerle Sehzâde Orhan'a verilen tahsisatin arttirilmasini ve sayet bu yapilmazsa sehzâdeyi Rumeli'ye saliverecegini de tehdid olarak bildirmekte idi. Gerçekten. Gelen elçilerin önce vezir-i azami görerek arzularini bildirmeleri. yakin zamanda Edirne'ye dönecegini ve orada görüserek arzularini yerine getirecegini söyledikten sonra onlari tatli dil ve ümitli bir sekilde geri gönderdi. Bunu ögrenen Halil Pasa. Istanbul'da bulunan Sehzâde Orhan'in her sene verilmekte olan tahsisatinin." Bu neviden bir hareket. O. Anadolu'da. protokol geregi oldugundan elçiler. Mamafih söylediklerinizi pâdisahima arzedecegim. Hükümdar. Macarlari da getirmek istiyorsaniz dâvet ediniz. elinizden ne gelirse yapiniz. Ibrahim Bey tarafindan saçilmis olan nifak tohumlarini gidermeye çalistigi sirada. bu tehdidin sonu da gelmeyecekti. Osmanlilari devamli surette rahatsiz edecekti. Onlara. Sultan Ikinci Mehmed. imparator ve senatonun bu istekleri karsisinda hiddetlenecektir. . Bu tekliflere göre imparator. bir bakima Fâtih'i tehdid ediyordu. Aksine ellerinizdekini de kayb edeceksiniz. cografî ve siyasî birligini saglamak istiyordu.sinirlarini. masraflarini karsilayamamasindan dolayi artirilmasini istemekte. âdetiniz oldugu üzre uydurdugunuz sözlerle bizi korkutmak istiyorsunuz. Öyle anlasiliyor ki. sehzâdenin serbest birakilacagini tehdid edici bir dille beyan etmislerdi. biz çocuk degiliz. Bizans elçileri ordugaha gelerek Orhan'a tahsis edilmis olan akçanin hemen ödenmesini istemisler ve belirtilen paranin iki misli olarak verilmeyecek olmasi halinde. Orhan'i Trakya'ya pâdisah yapmak istiyorsaniz hiç durmayin. hükümdara bu düsünceyi gerçeklestirme imkanini veren olaylari su ifadelerle dile getirir: "Bizans Imparatoru Kostantin. imparatorun tekliflerini Halil Pasa'ya bildirdiler.

imparatoru ve sehre ait bütün hususlari orada bana söyleyiniz. bunlara dedi ki: "Az zamanda Edirne'ye dönmek niyetindeyim. iyi düsünmeden. Bizans tarihçisi Dukas tarafindan tafsilatli bir sekilde su ifadelerle nakledilir: "Budala Bizanslilar.Imparatorun. bos bir fikir ortaya atarak Mehmed'e elçiler gönderdiler.. âdetiniz oldugu üzre uydurdugunuz korkuluklari bize göstermek suretiyle bizi ürkütmek istiyorsunuz. mürekkebi henüz kurumamistir.. elçilere sunlari söyledi: Ey akilsiz ve saskin Bizanslilar! Tasavvurlarinizdaki seytanliklari çoktan bilirdim. Bu bildiklerinizi unutun. fikir ve kudretten mahrum çocuk degiliz. Siz de daha önce kayb ettiginiz yerleri geri almak için taarruza geçmek isterseniz bunu da yapiniz. Bu elçiler vezire dediler ki: "Imparator Konstantinos her sene kendisine verilmekte olan 300 bin akçayi almaya razi olmuyor. Osmanogullarindan olan Sehzâde Orhan. bunlardan hiç birine muvaffak olamayacaksiniz." Halil Pasa. bunlari ve daha baska sözleri dinledikten ve Pâdisah Mehmed'e söylemek üzere imparator ve senatonun bu tekliflerini duyduktan sonra. Sultan Mehmed'i tahrik eden bu istekleri ve elçilerin söyledikleri. Istenilen her seyi vermeye hazirim. Mamafih. Bizans elçilerini kabul ederek. söylediklerinizi pâdisahima arzedecegim." Mehmed bu sözleri ve daha buna benzer tatli sözler söyleyerek bunlara yol verdi. Orhan'in. parasi olmadigindan ve para istemek için müracaat edecek baska bir yeri bulunmadigindan imparatora basvuruyor. Her gün birçok kimse kendisine gelerek. Biz. Ya tahsisati iki misline iblag ediniz veya Orhan'i serbest birakacagiz. ona "emîr" diye hitab ediyor ve kendisini pâdisah ilan etmek istiyorlar. tarafimizdan vaki olan tevkifi ve sehirden disari çikmamasi için aldigimiz tedbirler yeterlidir. Simdi ise Anadolu'ya sefer yaptigimizi ve Frikya'da bulundugumuzu gördügünüzden faydalanarak. Daha dün denecek derecede yakin bir zamanda sizinle yeminle teyid olunmus ahitnâmeyi yaptik ve diyebiliriz ki. Yalniz sunu biliniz ki. Aksine ellerinizde bulunani da kayb edersiniz. Osmanogullarini beslemeye mecbur degiliz. Elinizden ne gelirse yapiniz. o ne arzu ederse o olacak. söyleyeceklerini önce vezire söylerlerdi. Sizin pâdisahiniz gibi. kemal çagina ermis bir gençtir. . Macarlari Tuna'dan bu tarafa geçirtmeyi düsünüyorsaniz onlar da gelsinler. Âdet oldugu üzre elçiler. beytülmaldan infak olunmalari gerekir. basvezir ile elçiler arasinda konusulan yukaridaki hususlari duyunca çok hiddetlendi. Karasu civarinda bulunan köylere. Bunlarin. Birkaç gün sonra Bogazi geçip Edirne'ye gelen Mehmed." Mehmed. Orhan ise bunlara ihsanlarda bulunmak ve kendilerine hediyeler vermek istiyor ise de. Oraya geliniz. Orhan'i Trakya pâdisahi yapmak isterseniz hiç durmayin. Ancak bunu belli etmedi.

düsmani tesvik eden imparatorun elinde bulunmasi yüzünden büyük tehlikeler altinda Ceneviz gemilerine 40 bin duka altin verilerek Rumeli sahiline geçilebilmisti. bütün planlarini onun üzerine koruyordu. gerek tuttugunu koparan bir tesebbüs. Fakat burasi. Anadolu Hisari'nin karsisina bir kale yapilmasini emreder. Bunun için atilan ilk adim. madde .sâdik kölelerinden birini göndererek imparator için tahsis olunan iradin (gelirin) verilmesini yasakladi. Dört buçuk ay gibi akil almaz derecede kisa bir zamana sigdirilan bu insaat." BOGAZKESEN (RUMELI) HISARI'NIN YAPILMASI Ikinci Mehmed. bu arada Istanbul'un da. Su halde. ne kadar korkunç tehlikeler arzettigini hadiseler göstermektedir. Gerçekten su ana kadar. gerek yardimci ve tatbikatçi olarak fikri. baska bir devletin elinde kaldikça Osmanli ülkesi. Karaman seferinden dönerken Çanakkale Bogazi'nin Frenk gemilerince tutuldugu haberini alinca. Hiristiyan istilasina açik bulunacagi gibi. gerkek dedelerinin ve gerekse babasinin girismis olduklari büyük ve cür'etli tesebbüsü gerçeklestirmek istiyordu. Kostantiniyye. imparatorun elinde bulundukça Osmanlilarin Rumeli'ye tamamen hakim olmalari mümkün degildi. tam ve saglam bir vücud olacak yerde. Bogazkesen Hisari'nin insasi oldu. teskilât. Bu gelirin tahsiline memur olanlari ve buna nezaret edenleri oradan kovdu. Osmanlilar aleyhinde çalisan Bizanslilar yüzünden. gövdesi ortasindan ikiye bölünmüs olarak parçalanmak tehlikesine maruz kalirdi. Istanbul'u. Varna muharebesine gidilirken. dogu ve batidaki Osmanli ülkelerine merkez yapmisti. Ikinci Mehmed. Istanbul Bogazi'na gelip babasinin geçtigi yerden Rumeli sahiline geçer. Osmanlilar tarafindan Istanbul'un fethi için yapilan tesebbüslerin her birinde bir engel çikarak veya çikarilarak muvafakiyet önlenmisti. Avrupa ile Asya arasindaki bag ve alaka da emniyete alinamazdi. Tabiat ve cografya. Çanakkale'nin ve hatta Sarayburnu ile Bogaza dogru olan yerlerin düsman tarafindan tutulmus olmasi. Türk tarihinin varmis oldugu seviyeyi göstermesi bakimindan önemlidir. iki kitadaki Osmanli hakimiyetinin. Istanbul'un fethinden baska bir sey düsünmeyen Sultan Mehmed. Nitekim. Böylece devlet. Askerî ehemmiyeti kadar âbidevî degeri de yüksek olan bu muazzam kalenin insasi. idâre ve ikmal dehasi olarak hükümdarin. Bu suretle sadece bir sene bu gelir alinmis oldu. devamli olarak sinsi bir siyasetle. Bu geçis esnasinda.

) bu noktanin seçimi. gerekse diger yerlerdeki Hiristiyanlarin nasil büyük bir telasa kapildiklarini su cümlelerle belirtir: "Istanbul'da. Deccal'in günleri geldi. henüz kuvvetli bir donanmaya sahip olamayan bu devlet için. Bu yeni hisarin. Bogazkesen Hisari denilen Rumeli Hisari'nin yapilmasiyla ise baslandi. bogazin en dar yeri olup. Anadolu'da daginik surette ikamet eden. ancak bu sayede atlatilabilirdi. ne yapalim? Ey Allah'imiz! Canimizi al ki. yaklasan hedefleri toplarinin en uzak mesafesinden karsilayarak. Böylece. müezzin (temizlik isleri dahil) 4 akça ücret aliyordu. Karadeniz'den gelecek her türlü yardima mani olmak ve iki sahil arasinda karsidan karsiya geçmeyi saglayabilmek için. sehrin yok olusunu kendi gözleri ile görmesinler. tehlikelerle karsi karsiya gelmelerinin kazandigi tecrübeleri. Anadolu ve Rumeli'ye fermanlar göndererek bin kisilik bir insaat ustasi kadrosu ile o miktarda amele ve kireçci istedigi gibi insaata ait malzemenin ilk bahara kadar hazirlanmasini emir ile bogazda bir hisar yaptirilacagini bildirir. karsisindaki hisar ile birlikte bogaz geçisini kapatabilmesi tasarlanmisti. bu sehri muhafaza eden azizler nerededirler demesinler. Aralarindaki konusmalarda bundan baska bir seyden bahsetmiyorlardi. makaslama ates ile önlemek ve akintilar yüzünden gemilerin burada." Bu münacati yalniz Istanbul halki degil. bu kullarin. Bu camide vazife gören imam (hitabet vazifesi dahil). Zira tehlikeli durumlar. milletimizin yok olma çanlari çalmaya basladi. Adi geçen hisarin yeri tesbite çalisilirken bogazin en dar yerindeki (660 m. Fâtih'in vakfiyesinden anlasildigina göre bir de cami vardi. bu haberi duyunca çok üzüldüler. Bizanslilarin Hermaneum Promontarium dedikleri. Karaman seferinden Edirne'ye döner dönmez. Istanbul'a sahip olmaktan baska çare olmadigini ortaya koymustu. bu haber üzerine gerek Istanbul. muazzam ordusu ile buradan Avrupa kitasina geçmisti. yani hisarin bulundugu kiyiya yaklasmak zorunda kalacaklarindan istifade ediliyordu. Ancak "artik Istanbul'un son günü geldi. iki kita arasindaki gidip gelmeleri esnasinda. pâdisahin emri üzerine. milattan bes asir önce Iran Sahi Dârâ. adalarda ve garp vilayetlerinde bulunan Hiristiyanlar aglayarak bagiriyorlardi.planinda gerçeklestiren kütlenin yüksek bir teknik seviyesine sehâdet etmektedir. Osmanlilarin." "Kulle-i cedide" diye de isimlendirilen günümüzdeki Rumeli Hisari'nda. Sultan Mehmed. . güneyde en uzun mesafeye kadar takip edebiliyordu. askerî sevk ve idare bakimindan önemli idi. bütün Asya ve Trakya ile adalarda bulunan Hiristiyanlar. Bizans tarihçisi Dukas. bu hizmete karsilik her gün 6 akça. Sultan Mehmed'in kale yaptirmak istedigi mevki. Geçisi. Hisar. Senin düsmanlarin. ne olacagiz? Veya.

Babamin. Istanbul'un hariminde bir kale yapmak ve hatta bir kulübe bile yapmak istemediklerini. O. sehirden bir sey almiyorum. Sayet Mukaddes Agiz'da (Bogaz'da) bir kale insa etmek istersem. daha çocuktum. Imparator. Bunlari gören imparatorunuz seviniyordu. Bizans'in orada oturmaya haklari yoktur. Macar Krali üzerimize yürüdügü zaman o karadan gelirken. Ben. bu yemini yerine getirmeye muvaffak olamadi. aldiklari talimat geregi. Rumeli Hisari'nin insasina mani olmak isteyen Bizans Imparatoru'na. bu ifadelerinden anlasildigina göre Sultan Mehmed. Çok büyük tehlikeler ile bogazi geçen babam. Kâfirler de sevinç ve meserret içinde idiler. Sehzade Orhan'in tahsisatindan bahsetmeyeceklerdi. Macarlar. Garpta meskûn olmayan yerler de benimdir. Binaenaleyh.Hisarin yapilmasi ile ilgili hazirliklar üzerine telasa düsen imparator. Sultan Mehmed. Edirne'de oturuyor. sehrin hendeginden disari hiç bir seye malik degildir. kale yaptirmak suretiyle Frenklerin gidip gelmelerine mani olmak ve gümrük resimlerini (vergi) hiçe indirip Istanbul'u aç birakmak istedigini beyanla bunu yapmamasi için ne istiyorsa onu vereceklerini bildirmisti. Neden buna mani olmak istiyosunuz? Memleketimde istedigimi yapmaya gücüm yetmiyecek mi? Gidiniz ve imparatora deyiniz ki. Frenklerin kadirgalari Ege Denizi Bogazina gelerek Gelibolu Bogazini kapatarak. bu isteyecek ve yapacaktir. Mukaddes Agiz'in yukarisina çikarak babasinin* insa eyledigi kaleye yakin bir yerden Allah'in inayeti sayesinde kayiklar ile bogazi geçti. Varna civarindaki yerleri yagma ediyorlardi. Istanbul Bogazi'ni geçmemesi için imparatorun kadirgalari kesiflerde bulunuyorlardi. babamin Trakya'ya geçmesine mani oldular. Allah'in inayeti ile bunu ben yapmak istiyorum. karsi tarafa geçer geçmez. Onlarin istemedikleri seyleri. Murad'dan itibaren gelip geçmis bütün pâdisahlarin. garp tarafinda diger bir kale yaptiracagina yemin etti. Her yer benim mülküm altinda bulunuyor. O zaman babam. Yildirim Bâyezid'in. tarihî . babamin bogazi geçmek için ne zorluklara katlandigini ve ne sikintilara girdigini pekala bilirsiniz. Simdiden sonra bu husus için gelenlerin derisi yüzülecektir. Anadolu yakasinda bulunan kaleler benimdir ve bunlarin içinde oturanlar da Türktürler. imparatorun gönderdigi elçiler vâsitasiyle söylenilen seyleri dinledikten sonra: "Ben. Manuel'in muvafakati üzere Türklerle meskun olan Anadolu sahilindeki kaleyi (Anadolu Hisari) yaptirdigini bildirdikten sonra. Macarlarin gelmelerini bekliyordum. Bunlar. Anadolu kiyisinda bulunan kalenin karsisina. Onlarin yapamadiklari seyleri bu kolayca yapabilecektir. Pâdisahla anlasabilmek için her fedakârliga katlanacaklardi. elçiler vâsitasiyle I. Edirne'ye elçiler gönderdi. beni men etmeye hakkiniz yoktur. simdiki pâdisah eski pâdisahlara benzemiyor. Müslümanlar ise izdirap çekiyorlardi. Imparator." Dukas'in.

Rumeli Hisari'nin. Fâtih Sultan Mehmed. Kale duvarinin iç ve dis taraflarinda da miktari kâfi ustalar ve yardimci ustalar çalistirdi." demektedir. hisarin yapilmasinda devletin ileri gelenlerinden de faydalanildigi ve bunlarin. Buna göre 21 Mart 1452'de insaatina baslanan Bogazkesen . Sultan Mehmed. kule ve surlarin bir kisminin yapilmasina nezâret ettikleri anlasilmaktadir. kale insasini üç vezir arasinda taksim eder. Iki sahil arasindaki mesafeyi ölçtürdü. yani deniz sahilinde olan bir kösesine akropol olarak gayet metin bir burç yaptirma vazifesini Halil Pasa'ya verdi. hisarin güney-dogu kösesindeki kule insa edilerek malzeme ve çalismalarin selameti emniyete alinmistir.hadiseleri hatirlatmak suretiyle bu tesebbüsündeki hakliligini isbat etmeye çalisir. Onun için bu isten vaz geçmesinin mümkün olamayacagini tehdid yollu bir tarzda ona bildirir. Bu insanlarin. Nitekim hükümdar. Üç kösenin doguda. Kereste Izmit ile Karadeniz Ereglisi'nden. usta. Rumeli tarafina Anadolu Hisari'nin karsisina bol miktarda insaat malzemesi. hisarin duvarlarinin Arapça "Muhammed" kelimesi seklinde olmasini istediginden planini da ona göre tasarlamisti. Denizin akintisi hakkinda malumat aldi. yani güneyde bulunan diger köseye büyük bir burç yapilmasini Zaganos Pasa'ya. Üçüncüsü denize daha yakindi. ve üçüncü köseye. Ustalar bin kisi kadardi. bizzat Sultan Mehmed'in idaresinde 1000 kadar usta ve onun iki misli isçi çalistirilarak dört ay gibi çok kisa bir zamanda (Hammer'e göre üç aydan daha az) tamamlandigini belirtmektedirler. Zira Dukas. birbirinin yaninda ve burunun eteginde idi. Her ustanin yanina iki yardimci koydu. "H" ve "D" harflerinin bulunduklari yerlerde istihkamlar yapildi. Buna göre her "Mim" (M) harfinin yerinde bir kule bulunmasini arzuluyordu. Bununla birlikte insaatin bütün mekan ve safhalarinda çalisanlarin sayisinin. Yamaçta. taslar ise Anadolu tarafindan getirilmisti. mühendis) o havaliyi gezdi. Eski an'aneye uyularak. bu sirada kara yolu ile bogaza gelerek bilirkisilerle (teknik eleman. bizzat Sultan Mehmed tarafindan tasarlanmisti. masraflara katildiklari görülür. Kaynaklar. bunlarin yapilmasina özen gösteriyor ve bizzat nezâret ediyordu. Kulelerden ikisi. Vezir Sehabeddin Pasa da bütün insaata nezâret etti. Rumeli Hisari'nin yapilmasi hazirliklarina 1451-52 kisinda baslanmistir. amele ve kireççi gelmisti. Kalenin yapilacagi sahayi kendisi tayin ile hududunu tesbit ettirdi. Pâdisah. Bundan sonra bir rivayete öre önce kiyida. Gerçekten üç köseli olarak düsünülen hisarin projesi. yani kuzeye düsen tarafa yapilacak burcu da Saruca Pasa'ya verdi. Çalismak üzere külliyetli miktarda insan gelmisti. "insaati arsin üzerine ustalara taksim etti. Ilkbaharin baslangicinda Mart ayinin sonlarina dogru. yukarida verilenden daha fazla olduguna isaret edilmektedir.

yeni hisarin en mühim bahsi olan bu konuyu islerken kalenin. insa edildigi yerin aslinda insaata müsait olmadigini. Fatih zamaninda Osmanli Rumeli Hisari'nin askerî önemi üzerinde duran ve bu konuda epey bilgi veren Hüseyin Dagtekin. Bundan baska. günümüz askerî tekniklerine uygun bir sekilde onu nasil mükemmel bir sekilde insa ettirdigini söyle anlatir: "Gerçekten. Rumeli Hisari tahkimatinin. kiymetinden hiç bir sey kaybetmeden. modern bilgilerin verdigi görüslerle tedkik etmekte herhangi bir tehlike olmadigini sözlerimize ilave edebiliriz. besyüz yil önce insa edilmis oldugu halde.(Rumeli) Hisari. adi geçen hisarin." . en gayr-i müsait arazi sartlarina ragmen. insa edildigi yere ve çevreye intibak ettirilmek suretiyle vücuda getirilmis tipik bir tahkimat örnegi teskil ettigi görülür. günümüzün tabiye esaslari hakkindaki görüsleri kadar ileri oldugunu müsahede ettigimizden. görülen arazi üzerine yerlestirilmesinde hakim olan askerî görüsün. bir benzerine güç tesadüf eildebilecek kadar büyük bir maharet gösterilerek. bes-alti bin kisinin çalismasi sonucunda Temmuz ayinin sonlarinda tamamlandi. buna ragmen Osmanli hükümdarinin.

Böylece karsi karsiya bulunan iki hisar sayesinde. Bogaziçi'nde yaptirilan Anadolu Hisari ile Fâtih Sultan Mehmed tarafindan yaptirilan Rumeli Hisari surlari ve Istanbul'un alinmasindan sonra Theodosius surlarinin stratejik bir noktasinda yapilan Yedikule. sadece bu dönemdeki askerî mimarînin ne denli saglam olduguna bir iki örnekle isaret etmek isteriz. zihnî ve ruhî imkanlarini bütün hizi ve bereketiyle hep bu nokta üzerinde toplamisti. hamiyetlerinden ve korkularindan söz açarak önüne yiginlarca engeller çikariyorlardi. iki gün Istanbul surlarini ve hendeklerini tedkik ettikten sonra buradan ayrilip. Kostantiniyye'nin fethi mevzuunda kendisini. Nitekim Dukas. Gelibolu tersanesindeki donanmadan otuz kadar harp ve bir hayli nakliye gemisi bogaza getirilmisti. O. hem arazi hem de surlarla ilgili tedkikler yaptiktan sonra 1 Eylül günü Edirne'ye dönmüstü. Hisarin insaati esnasinda.Ilk dönem. hakli veya haksiz endiselerle onu böyle bir maceraya atilmakta desteklemiyorlardi. Gece gündüz Istanbul'u nasil alabilecegini ve nasil bu sehrin sahibi olabilecegini düsünüyordu. tecrübelerinden. Bundan sonra. uzun asirlarin gönlünden ve dilinden yuvarlanagelen bir manevî müjdenin son ve gerçek temsilcisi olarak gören hükümdar. Böylece. genç hükümdarin Istanbul'u almak için ne denli kararli oldugunu verdigi su bilgi ile ortaya koymaktadir: "Harman vakti geçti. Osmanlilarin ilk müstahkem mevkileri hakkinda bize bir fikir vermektedir. Edirne'ye gitmek üzere olan hükümdar. Eylül ayinin ilk günü Edirne'ye döner. onun maiyetine dört yüz yeniçeri askeri ile silah ve cephane verdi. Istanbul'un fethinden önce Yildirim Bâyezid tarafindan. fakat gözüne uyku girmiyordu. Rumeli Hisari (Bogazkesen)'nin tamamlanmasindan sonra ordusu ile birlikte Istanbul surlarina iyice yaklasarak sehri yakindan görebilmisti. Hisarin komutanligina Firuz Aga'yi tayin eden hükümdar. Onun buradaki en önemli düsüncesiIstanbul'u almakti. Bununla beraber çevresini teskil eden devlet adamlarinin mühim bir kismi. Osmanli askerî mimarisinin güzel bir örnegi olan bu hisara yerlestirilen silah ve diger mühimmattan bahsetmeden. Bu yeni kaleye top ve topçular kondu. O devri yasamis bir tarihçi olarak ." Iç dünyasinda. Bilindigi gibi. ISTANBUL FETHININ HAZIRLIKLARI Fâtih Sultan Mehmed. Hatta daha da ileri giderek. bogaz geçisleri kontrol altina alinmis oldu. Sultan Mehmed. deniz tarafindan gelebilecek bir saldiriya ugramamak için. bilgilerinden. onun kararini tasvib etmediklerini ortaya koyuyorlardi. sonbahar baslamak üzere idi. Edirne'deki sarayinda vakit geçiriyor.

Hz. ânun gibi menzil-i serif ve makami latif benim vast-i memleketimde ve arsa-i vilayetimde olup dahi eyyam-i devletimde küfr ocagi ve bagiler yatagi ve tagiler duragi ola. ve mülûk-i mâzinin fethü kasdinda hazayn (hazineler) harc idüp." Öyle anlasiliyor ki Pâdisah. küfür ve dalalet içinde bulunanlara karsi cani ve mali ile cihad eden insan oldugunu hadislerle belirtir.. taskinlar yatagi ve âsiler duragi olsun. ânun metânet ü menâatini. bu vesile ile en iyi ve faziletli insanin. Peygamberin dahi bundan müstagni kalmadigini ve böyle yapilmasini tavsiye ettigini*. Bu sebeple..Tursun Bey." Fakat pâdisah bunlara asla iltifat etmezdi." düsüncesine sahip olan hükümdar. anlayis ve zeka bakimindan ne kadar ileride olurlarsa olsunlar. Ve âna taarruzdan ziyade fitneye sebep olmak tevehhümatin ve ihtimalatin söylerler idi." der. "Insanlar. Iste bundan sonradir ki Fâtih Sultan Mehmed. Kur'an-i Kerim'in âyetini** gözönünde bulundurdugunu söyleyerek. meclistekilere "müddet-i medid ve ahd-i baiddir ki. devlet erkâni ile ulema ve komutanlarin fikirlerini ögrenmek üzere onlari bir toplantiya çagirdi. cem'-i asakir eyleyüb çare bulmadiklarin sem'-i serifine ilka ederler idi. kendilerini baskalari ile müsavere etmekten alikoymamali. illerde ünü taninmis ve tarih kitaplarinda yazilmistir. Bundan sonra Sultan Mehmed. fakat pâdisahin emirlerini yerine getirmis olmak için düsünebildiklerini arzedeceklerini söyleyince pâdisah tekrar söze baslayarak: ". Elhasil niyetim ve himmetim ânun üzerine mukarrer ve musammam olmustur. pâdisahin düsüncesi yaninda kendilerininkinin bir sey ifade etmeyecegini. Rumlari himaye etmekte oldugunu duyuyordu. Dünya devleti müebbed olmaz ve cihan-i fânide kimesne baki ve muhalled kalmaz" der. yedirilip içirildikten sonra dualar edilmis ve bundan sonra da vezirler tarafindan devlet isleri ile ilgili olarak hükümdara bilgi verilmisti. "Belde-i tayyibe-i Kostantiniyye ki bag-i irem andan bir kûse ve süreyya nâk bostanindan bir kemterin kûse. adi ve sani ile dillerde söylenmis. bu mücadeleleri özetle söyle anlatir: "Her çend erkân-i devlet ve mülâziman-i hazret. Niçin böyle güzel ve degerli bir yer ülkemin ortasinda ve idarem arasinda olup ta saltanatim günlerinde küfür ocagi. ortaya atacagi konu üzerinde herkesin fikrini açikça belirtmesini istemisti. Zira toplantiya gelenler agirlanmis. Ne vechi vardir ki. Allah Teâlâ'yi bilip onun birligini kabul etmek ve yasandigi müddetçe onun "dergâhina takarrub" etmeye gayret etmek oldugunu. bu tavsiyesinde de onun. Âni sizinle müsavere muraddir" diyerek söze baslar. Buna inanmasa bile pasanin bazi süpheli hareketlerini kendisi de görmüstü. Meclistekiler. ismi ve resmi ile illerde meshur ve dillerde mezkûr ve kütübi tevârihte mesturdur. Bundan sonra yaratilistaki gayenin. Kisacasi . tasrih ü kinaye birle. bu meziyetler. Günümüzün Türkçesiyle söylemek gerekirse o söyle diyordu: Irem baginin kendinden bir köse oldugu Kostantiniyye. fikir. zaman zaman. Vezir-i a'zam Halil Pasa'nin. Herhalde bu toplantinin mahiyetini kimse bilmiyordu. âyine-i zamir-i münirimde bir suret mürtesem olmustur.

cümle âlem onu yapmaya . kolaylasir. Bizans'in bol malzemeye ve külliyetli miktarda silaha sahip oldugunu biliyordu. ülkesinin ortasinda bir küfür beldesi olarak kalisindan. kutlu kuvvet. Sehrin. Istanbul'un. 8) Meclisteki bu farkli iki görüsü söyle nakleder: "Vezirlerden degisik görüsler geldi. gerek sehrin zaptinin zorlugu. Zira onlar. cesur ve celâdet sahibi olanlar. Dogru ve saglam düsünce sahibi olanlar. Umarim ki. Rum. alinamama ihtimali de vardi. Bir kisim devlet erkâni. Bu sehrin. Kâfirlerden büyük bir kalabalik bu sehri gece. pâdisahin fikrine uyar. unsurlar kendisine pek açik surette boyun egiyordu. devletin prestiji azalacakti. Keza onlar. Sam ve Trabzon denizlerinin kucakladigi iki kita sarmisti. gündüz koruyordu.Bizans'in üzerine gitmeye niyetliyim. Çünkü içinde bol nüfusu ve etrafinda çok kuvvetli bir suru vardi. onlarin kahramanlik ve meziyetlerinin benzerini gösterebilecegimizi ortaya koyalim. Gerçi hükümdar. Nice büyük sehir ve kaleleri fethe kadir oldular. Bunun aksine basit ve elde edilmesi kolay bir isi de. buraya mâlik olmaya çalismanin soguk demiri dövmeye. Bir kismi ise surlarin saglamligi. nice tehlike ve sikintilarla kisa bir zaman içinde Asya ve Avrupa'daki bütün bu yerleri ele geçirip oralarin hakimi oldular. Anka kusunu avlamaya benzettiler. Onun için böyle bir tesebbüse girismemek icab ederdi. kâfirlerin elinden alinmasinin muhal (imkânsiz) olduguna. Bunun üzerine meclis. sayet Allah dilemez ise. Muhaliflere göre Istanbul. dedikten sonra Bizans isini halletmeden hiç bir mühim tesebbüse girismeyecegini. alinmasi güç bir sehirdi. Bu arada devletin kurulusundan. tedbirimiz Allah'in takdirine uygun düser. pâdisahin bu düsüncesini yerinde bulup gerekenin yapilmasi için hazirliklara baslanmasini istiyorlardi. bir kismi da muhalif kalir. siddetle müdafaa edilecegine göre. buranin zaptini. savasçi kâfirlerin eli altinda kalmasini iyi görmüyordu. gök kubbenin fethine denk sayilacagindan.* Tacizâde Cafer Çelebi de (s. Nisanci Mehmed Pasa. Bu fikirler karsisinda genç sultan: "Allah'in takdiri olunca. Rumeliye geçisten. saglam ve kötülüklerden arinmis nefs verildigi için. buranin fethine imkân bulunmadigina. sözlerine söyle devam eder: "Kendimizi ecdadimiza layik olmayan halefler olarak göstermeyelim. alisilagelmis nice imkânsizliklar. Fakat meseleyi isten anlayan kimselerle müsavere etmis ve buranin "akl ü tedbir"le alinabilecegi sonucuna varmisti. Bizans'in tezvirat ve çevirdigi entrikalardan bahseden pâdisah. Bütün kâinat onun aksine çalissa da fayda vermez. gerekse Fâtih'in kararligi hakkinda su bilgiyi verir: "Bu sehri. Böyle bir durumda. Lakin yüce hazrete yüksek himmet. bundan vazgeçilmesinin daha uygun olacagini söylediler. bundan dolayi devlet erkâninin bu husustaki fikirlerini ögrenmek istedigini belirtir. burayi elde etmek istemenin seytandan hayir ummaya benzedigine hükmediyorlardi. akilli. onlarin en has nesli oldugumuzu. giris ve çikis noktalarinin zorlugunu ileri sürerek Istanbul fethini. aksine. Isabetli görüsleri olan zeki. isi müzakereye baslar.

Meclisten. deniz kuvvetlerine önem verdiginden bu ordunun daha iyi ve itinali seçilmesine gayret etti. Eger o kalenin benim tarafimdan fethi takdir buyurulmus ise. dümenci ve diger görevlileri yerlestirdi. saf demirden de olsa öfke ve kahr atesi ile onu eritip mum gibi yumusatirim" der. kale burçlari tas ve topraktan degil. gerek yeni gemi insaati. sadece Hakk'in lütuf ve yardiminadir. emekleri." Donanmadaki bu gemilerin sayisinda farkli rakamlar verilmekle birlikte genellikle su rakamlar üzerinde durulmaktadir: Donanma. Bunlarin 12'si . Istanbul'un feth edilmesine dair karar çiktiktan sonra. gerekse kusatma için kara ordusundan çok. genç hükümdarin bu neviden faaliyetlerinden bahsederken sunlari söylüyor: "Bir taraftan yeni gemilerin insasi. Çandarli Halil Pasa etrafinda toplaniyordu. bu fikrinde kendisini destekliyor. Kritovulos. Otuz ve elli çift kürekle sür'atli bir sekilde hareket eden hafif gemiler de yaptirdi. Islâm'in yüce prensiplerini ortaya koymaktir. Gelibolu'da tezgahlara yeni yeni gemiler konuyordu. ne de savas âlet ve vasitalarinin fazlaliginadir. 1453 baharinda Gelibolu'dan Istanbul'a dogru hareket etti. Bu gemilerin bir kismi zirhli olarak yapilmisti. ülkesinin kiyilarinda bulunan gemileri toplayip onlara komutan. ne ordu ve kahramanlarin çokluguna. beylerbeyilerine. bir taraftan genç hükümdarin ruh yapisinda bir cihad açarak onu kendi kendisinin emîri kilip kütle emrine kostuktan sonra. Bu arada bakir kapli (zirhli) gemilerin de yapilmasina itina gösteriliyordu. Bu sebeple. Komutasi Gelibolu valisi olan Baltaoglu Süleyman Bey'e verilmis olan bu donanma. Gelibolu'dan hareket ettigi aman 147 harp gemisinden mürekkepti. bu ikinci grubun fikrine katilanlarin basinda Aksemseddin geliyordu." diyecektir. Meclis disinda. yine de basaramaz. öbür taraftan da. Hükümdarin yakinlarindan bir zümre ise. Aksine. O. Bundan baska o. sancakbeyleri ile subasilarina ve askerlikle ilgili olanlarin tamamina "ahkâm-i serife" yazilarak bahara kadar hazirlanmalari ve savasa katilmak üzere toplanmalari emrolundu. zaman asimi yüzünden tamire muhtaç olanlari da tamir ettiriyordu. Esas gayem de. bu muhalefetten fena halde cani sikilmis olmalidir ki "eger o kal'anin benim elimde feth olmasi mukadder olmus ola. Muhalif grup. hamleci kararlarina. bu orta malini "fi-sebilillah" cihada tesvik etmesi pek tabii idi. burç ve barulari tas ve topraktan degil de demirden olmus olsa ates-i hism ve kahrla mum gibi eritip yumusak eylerim. Bu konudaki ümidim ne mal ve mülk bolluguna. O. Fakat Gelibolu ile Edirne'deki faaliyet hepsinden daha fazla idi. Pâdisahin. Gerek savas. Rumeli ile Anadolu'daki Osmanli sehir ve kasabalarinda geceli gündüzlü çalismalara baslandi. gerekse tamir konusunda hiç bir masraftan kaçinmamisti. hevesleri ve heyecanlari ile yardim ediyorlardi.yönelse.

çektirme. Onlarin sag eli mesabesinde idi. pâdisah fevkalade bir saatte huzuruna davet ettigi vakit. pasanin konagina giderek. gerek uyanik bulundugu zamanlarda. Bu gece sohbeti ve olaylari ile ilgili olarak Bizansli tarihçi Dukas. altin ve gümüse aldanmamasini kendisine ihtar ettikten sonra. geceli gündüzlü durmadan çalisiyordu. çok defa yataginin içinde rahatsiz bir gece geçiriyordu. Uyku zamanlarinda bile fethi düsünen padisah. onun bu andaki halet-i ruhiyesini su sözlerle bize nakleder: "Mehmed. Daha önce de belirttigimiz gibi pasanin kalbinde bir korkusu vardi. "Sevketmeâb! Devletin büyüklerini. Bunlar da pasanin yatak odasina giderek. pâdisahi oturmus ve elbisesini giyinmis bir vaziyette gördü." Iste yine böyle uykusuz geçirdigi gecelerin birinde Çandarli'yi huzuruna getirterek. saray bekçilerinden birkaç tanesini göndererek Halil Pasa (Çandarli)'yi saraya getirtti. Bu bekçiler. ne sekilde harb ederse ve ne gibi vasitalari kullanirsa Istanbul'u zapta muvaffak olacagini düsünüp zihnini yoruyordu. gece yarisindan sonra. Beraberinde altinlar ile dolu bir de altin tepsi aldi. pâdisahin bu son sözü ve talebi üzerine titredi. O da cevaben dedik ki. çok mühim bilgiler vermektedir. pasanin harem agalarina bildirdiler.bazan yaya yürüyerek. 80 tanesi çifte güverteli kürekli. bunlar nedir?" diye sordu. Dukas. 55 tanesi de küçük çaptaki gemilerdi. huzurunuza çikmak için getirdigim bu altinlar benim degildir. ister sarayinda bulunsun. Edirne'ye gelince: Buradaki hazirliklarla bizzat padisahin kendisi mesgul oluyor. Hemen etek öperek altin tepsiyi önüne koydu. Bizanslilar da. Çok defalar aksam olunca. pâdisahin iradesini. pâdisahin kendisini davet ettigini söylediler. elleri bos girmek âdet degildir. ister sarayin haricinde olsun. pâdisahin yatak odasina girdigi vakit. gece gündüz. Ben ise. gerek yatarken. . Allah'in inayeti ve Peygamberin imdadi ile Istanbul'u alacagini. Senden yalniz bir sey istiyorum. bu iste kendisine yardim etmesini söyledi. Hatta sana bunlardan fazla altin ihsan edecegim. Bu gemilerin içinde kürekçilerden baska yirmi bin kadar azeb askeri bulunuyordu. ata binerek yalniz basina. asker kiyafetinde bütün Edirne'yi dolasiyor ve hakkinda söylenen sözleri bizzat dinliyordu. "Lala. Sana ait olan altinlari sana takdim ediyorum". Karisi ile çocuklarini öptükten sonra çikti. muharebenin yakinda baslayacagini. Halil Pasa. Bana Istanbul'u ver. Zira öteden beri Bizanslilarin hukukunu müdafaa ediyordu. Ona göre: "Bir aksam. bazan yanina iki kisi alarak." Halil Pasa. "Senin altinlarina ihtiyacim yoktur. Pâdisah altinlari görünce. Pâdisah da cevap olarak dedi ki. Halil Pasa bayilacak derecede korktu.

" Halil Pasa'nin bu sözleri. Halil. Altin veya gümüs paralar seni aldatarak. Halil'e dedi ki: "Yatagimin bu bas yastigini görüyor musun? Bu yastagi bütün gece yatagimin bir ucundan öbür ucuna ve diger uctan öteki uca nakletmekle mesgul oldum. senin elinden kurtulmayacaktir. Türkler pasaya "kâfir ortagi" adini taktilar ve herkes ona "dinsizlerin ortagi ve yardimcisi" diyordu. Tarihte bir topçu parkina sahib olan ilk hükümdarin Fâtih oldugu belirtilmektedir. lagim açilacak yerleri de resim (plan) üzerinde isaret ediyor. Ben eminim ki. . çaplari ve sayilari itibariyle fazla bir sey ifade etmiyorlardi. o tarihe kadar görülmeyen sayi ve çapta top yapilmasina önem verdi. bunlari ve buna benzer baska oksayici sözleri söyledi. yakindan ilgilendigi baska bir konu daha vardi. Gerçi topun bir harp silahi olarak kullanilmasi Istanbul'un kusatilmasi ile birlikte baslamis degildir. sabahlari. Bu ihtarlardan sonra pâdisah. Fâtih Sultan Mehmed. Istanbul'un fethinde en önemli rolü oynayan vâsitalardan biri toptur. Bu da ordusunu toplarla techiz etme isi idi. bu silahin tahrib gücünün büyüklügüne inandigi içindir ki. kani kurutan ve isiran ihtarlar da vardi. Büyük çapta toplarin yapilma isini Orban (Urban) adindaki Macarla Türk mimarlarindan Müslihiddin ve mühendis Sarica üzerlerine aldilar. sabahlara kadar Istanbul'un fethi isi ile mesgul oluyordu. Mehmed. Halil Pasa'ya ruhsat verdi ve "sulh ve müsâlemetle" git dedi. Surasi bir gerçektir ki. Yataga yatiyor ve kalkiyordum. canlarimizi feda edecegiz ve kanlarimizi dökecegiz. büyük iste muvaffak olmak ugrunda birbirimiz ile yarisarak mallarimizi. hendeklerin baslarini ve merdivenlerin surun hangi tarafina konmasi lazim geldigini gösteriyordu. pâdisahin son talebine karsi dedi ki: "Sevketmeâb! Bizans Imparatorlugu'nun büyük bir kismina seni sahip etmis olan Cenab-i Hak." Edirne'de bulunan Fâtih Sultan Mehmed'in. intac etmek istedigim büyük isi geri birakmaya sevk etmesin! Bizanslilarla yakinda ciddi bir sekilde harp yapacagiz. Binaenaleyh bu hususta müsterih ol. gece verilen kararlarin akillica ve düsmana karsi hilekârane tatbik ve icrasini emrediyordu. Allah'in inayeti ile ben ve bütün kullarin. harp fennine asina olanlara toplarin ve muhasara aletlerinin nerelere konmasi lazim geldigini tesbit ettigi gibi.pasanin bu sag elini hediyelerle doldururlardi. Allah'in yardimi ve Peygamberin imdadi ile Istanbul'u alacagiz". Halbuki pâdisahin bu oksayici sözleri arasinda kalbi burkan. Saruca büyük bir top dökmeye muvaffak oldu. gözüme uyku girmiyordu. Istanbul'u da sana ihsan edecektir. Mehmed o gecelerde. Orban da çok büyük çapta bir top yapabilecegini. Eline sehrin haritasi ile mürekkep alarak ve sehrin etrafindaki mevkilerin seklini resm ederek. bu korkunç ejderi biraz teskin etmisti. Velhasil bütün gece bu hazirliklarla mesgul oluyor. Fakat o tarihe kadar toplar.

Istanbul'dan bes mil kadar uzakta bulunan bir yere gelmis oldu. Top. Petropulos bu emri. Mart sonlarina dogru. 1 Ekim'de sefere çikmisti. iki gemisiyle askerleri ve mühimmati karsiya geçirmek suretiyle yerine getirdi. Ikinci Mehmed. Subat baslarinda Edirne'de baslayan sevkiyat. mermi isini bizzat üzerine aldi. Genç hükümdar. Osmanli hücumlari.fakat gülle yapmasini bilmedigi için bu ise karismayacagini söyledi. bunlari karsiya geçirmek üzere Beykoz. Bizans Imparatoru'nun kardesleri Dimitrios ile Thomas hüküm sürmekte idiler. ama mermi ve ince hesaplardan anlamam" deyince hükümdar "Benim senden istedigim sadece topu iyi dökmenden ibarettir. Edirne'den Istanbul'a kadar getirilebilmesi için iki ay kadar bir zamana ihtiyaç hasil olmustu. Bu toplarla atilan gülleler. uzun uzadiya bahseder. resimlerini de bizzat çizmisti. Kara Deniz sahillerinden getirilen kara bir tastan veyahut yuvarlak hale getirilen mermerlerden yapiliyordu. Kalani ben düsünürüm" demisti. Büyük emek ve masraflarla yapilan bu toplara "sahî" denmisti. otuz araba ve altmis manda ile çekiliyordu. Fâtih. Bogazin dogu sahilindeki Beykoz kasabasinin üstündeki ormanliklarda toplandilar. techiz ediyor ve belirlenen zamanlarda yerlerinde bulunmalarini saglamak için çalisiyorlardi. Istanbul civarindaki Rum kasabalarini teker teker ele geçirdi. Anadolu askerleri. Kendi nezâreti altinda döktürmüs oldugu toplardan biri çok büyüktü. Bu maksatla o. Turhan Bey ile ogullari Ahmed ve Ömer Beyleri Mora topraklarina akina memur etti. Istanbul'u kusatmak üzere hareket eden Türk ordusunda üç büyük top ile ondört batarya top vardi. Imparator Constantinos'un. Dukas. büyük topun Edirne'deki ilk deneme atisindan. Karadeniz sahilindeki . Çünkü Mora'da. Bu sebeple. ikiser yüz adam bulundugundan yolda kaymamasi saglaniyordu. kusatma boyunca Istanbul'a yapilabilecek bütün yardimlara mani olmak için her çareyi düsünüyor ve her tedbire basvuruyordu. Kilyos ve Fenerbahçe'de dalyanlari bulunan Rallis Petropulos adindaki Rum'a emir verdi. Despotlarin kuvvetlerini yok ederek onlara göz açtirmadigi gibi Bizans tarafindan beklenen yardimin gelmesine de engel olmuslardi. Anadolu ve Rumeli'de beylerbeyiler ile sancakbeyleri gerekli miktarda askeri topluyor. Bu topun. Turhan Bey. Kaynaklar. Bu arada Subat 1453'te hükümdarin emri ile Dayi Karaca Bey. bunlardan yardim istedigini ögrenmisti. Bu kasabalar. Yollarin kötü yerlerine tahta dösemek ve köprü yapmak üzere ayrica elli usta ile ikiyüz amele önden gidiyordu. Istanbul muhasarasinda çok büyük rol oynayacak olan bu essiz toplarin en ince teferruatina kadar bütün hesap ve planlarini kendisi yaptigi gibi. Fâtih. Onun her iki tarafinda. genç hükümdar ile Orban arasinda geçen muhavereyi su sekilde verirler: Orban: "Büyük toplarinizi dökebilirim. Bunun üzerine pâdisah.

. Kesan mevkiinde mola veren hükümdar. Katolik Hiristiyan dünyasi. Bundan dolayi bu kapi "Topkapi" adini almistir. Pâdisah. kendi sonuçlari ile ilgilendirip bu yoldan biraz yardim saglamak ümidi ile yapilmisti. Bu yerler. Avrupa'nin büyük devletlerini. her gün bir takim çirkin çekismeler görülüyordu. "Mehmed'in askerleri tahribat için Istanbul kapilarina dayanirken. Kesan'da kendisine iltihak eden bu orduyu alan pâdisah. Bizans tarihçisi Dukas ve ondan naklen Hammer. Bu yardimla o. Hükümdar. Vize ile Ayios Stefanos idi. Osmanlinin sahip oldugu dinî müsamahasi (hosgörü)ni karsilastirma bakimindan bu mevzuda kisaca ve özet olarak bilgi vermek istiyoruz. Yine Tahtakapidan Kosmidi (Eyüb civari)'ye kadar cenup tarafta bulunan baglara ve ovalara yaymis idi. Ayasofya'da iki firka (mezheb) arasinda seklî bir uzlasma saglanmistir. Bigados da kendiliginden teslim oldu. Nisanin 6. Ordusunun meydana getirdigi çizgi.Misivri. savasla ilgili bütün tedbirleri aldiktan ve bütün hazirliklarini tamamladiktan sonra 23 Mart 1453 (12 Rebiulevvel 857) günü Edirne'den hareket eder. sehir muhasara edildi. o tarihten bir önceki yilin 12 Araliginda. Fakat bu uzlasma. yani 6 Nisan (26 Rebiülevvel) Cuma günü de sehri kusatma altina alir. imparatorun yeniden tahkim ettirmis oldugu Egrikapi (Kaligarya) önüne konmustu. Dönemin Hiristiyan âlemindeki bu çekisme ile. Ortodoks Mezhebi'ndeki Rumlarin. Ortodoks Kilesisi'ni asimile edip tamamen ortadan kaldirmayi hedefliyordu. Böylece. yoluna devam ederek 1453 Nisan'inin besinde Istanbul surlari önüne gelir." Takriben iki ay sonra "Fâtih" diye anilacak olan Mehmed'in ordulari. sarayin Tahta kapisindan Yaldizli kapiya kadar uzaniyordu. Istanbul surlari önünde göründükleri zaman. Ahyolu. Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birlesmesi gerektigini. Büyük top. Fatih'in gelisini ve otagini kurusunu söyle anlatirlar: "Paskalyayi takib eden Cuma günü (6 Nisan) Mehmed. bu kapinin tahrib edilemeyecegini anlayinca topu Sen-Romen kapisi önüne tasitti. Bu karsilastirmayi da bizzat kendi kaynaklarindan yapmakla meseleye daha rahat bir açiklama getirmis olacagiz. sehir önünde görünerek (Egrikapi) karsisina gelen tepenin arkasinda çadirini kurdu. bu birlesme için. esasen daha evvel Karacia (Karaca Bey) tarafindan tahrib olunmuslardi. Çanakkale Bogazi'ndan geçecek olan Anadolu kuvvetlerinin gelmesini bekler. Islâm'dan alinan ilhamla. Cuma günü. içinde bulunduklari psikolojik durumu anlama imkânini da bulmus olacagiz. Ertesi gün. bundan daha iyi bir zamanin olamayacagini düsünüyor ve ancak bu sayede Bizans'a yardim yapilabilecegine inaniyordu. sehir halki Rum ve Latin kiliselerinin birlesmelerini saglamak veya engellemek için birbirleri ile budalaca çekisiyorlardi. Sizmatizm atesi henüz sönmemis oldugundan.

Rumlar." Hammer. Osmanli hükümdarlarinin vicdan hürriyetine. Senatodan bas amiral büyük duka (Lukas Notaras). Sehirde yaptiklari yagma ve Rumlara yapilan iskenceler ile onlari her türlü haktan mahrum edisleri. Bu sekildeki tahribata karsilik. Müslüman ve büyük devletin. bu konuda daha fazla tafsilat vererek iki kilisenin nasil birbirleri ile çatistiklarini anlatir. din ve mezheb serbestisine verdikleri mukaddes mânâ farkediliyordu. gayr-i müslim tebeasina (vatandasina) verdigi büyük rahatlik ve kazanç imkanlari da bunlara ilave edilince. dönemin Bizans tarihçisi olan Dukas'in verdigi bilgiyi de vermek suretiyle Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birbirlerine karsi olan bu hasmâne tavirlarini ortaya koymaya çalisacagiz. Genadios ile ayni fikri paylasiyor ve onunla is birligi yapiyordu. Bu anlayisin bir sonucu olarak.Muhaliflerin düsmanligi son dereceyi bulmustu. en yüksek dereceli devlet adami olan Grandük Notaras: "Konstantinipolis'te kardinal sapkasi görmektense Türk sarigini görmeyi tercih ederim" diyordu. yikilmis müesseseler. Türk sarigini görmek." Görüldügü gibi Imparator. Latinler aleyhine sunlari söylemeye cesaret etti: "Istanbul'un içinde. Avrupadan yardim alabilmek için Papa tarafindan sart kosulan Katolik kilisesi ile birlesmeyi kabul etmis. her mezhepteki hiristiyanlarin. Bu. "Gennadios. mezarlar soyulmus. her gün birlesme taraftarlari aleyhine va'z etmekten ve yazilar yazmaktan geri kalmiyordu. birçok eser mahvolmus ve Türk fethine kadar bu facianin izi silinememisti. Istanbul aleyhine toplanmis olan sayisiz Türk askerlerini gören halka hitaben bu büyük duka. mal. bazi resmî binalar. Bu hareket. Ortodoks Mezhebi'ne bagli olan halkta. Istanbul'a girdiklerinde bir kismi çok harab 50'ye yakin kilise. can ve din hürriyetine sahip olarak Osmanli ülkesindeki rahat hayatlarini gipta ile karisik bir hayranlikla müsahede ediyorlardi. Hiristiyanligin. Bir grup papaz ve ileri gelenler. Bu istila esnasinda Istanbul'daki âbidelerin çogu tahrib edilmis. Latinlere karsi olan bu nefretin kökleri çok eskilere dayaniyordu. Latin serpusunu görmekten daha iyidir. Müslüman Türk'ün müsamahasi biliniyor. Makamindan uzaklastirilan eski patrik Gennadios (fetihten sonra Fâtih tarafindan Rum Patrikligi'ne getirilen kimse) da Ortodoksluk için en iyi . büyük bir nefret uyandirmisti. Saint Thomas Akinu'nun sahsi ve eserleri aleyhine yeni mütalaalar ve itirazlar tertip ediyordu. henüz unutulmamisti. baska kesisler ile halkin bir kismi manastirlardan çikmiyorlardi. halkin hafizasindan daha silinmemisti. Fakat biz. Zira 1204'teki Latin istilasinin aci hatiralari. onun gönderdigi Kardinal Izidor vasitasiyle Ayasofya'da âyin yapilmisti. bazi Bizanslilarca Osmanli idaresi bir nimet ve kurtulus olarak görülüyordu. Bir de Dimitri Kidoni aleyhinde bulunuyor ve bunlarin rafizî olduklarini isbat ediyordu. Türkler. imparator ile birlikte Katolik âyininde hazir bulunurlar iken. imparatordan sonra. bozuk yollar ve terk edilmis saraylar bulmuslardi.

6 Nisan (26 Rebiülevvel) gününe tesadüf eden baska bir Cuma günü. Cuma namazindan sonra muhasara hareketine baslanilmasini emreden genç hükümdar. mesayih ve bunlarin talebelerinden meydana gelen bir halka bulunuyordu. düsmanlari olan milletler tarafindan dahi hakkin. Peygamberin nübüvvetini tasdik ettigini haykirmisti. Gerçekten de rehberi zafer olan bu seferde. temiz ruhlar birlikte. Her an. Bu sebeple biz. dogrulugun.tercihin bu olduguna inaniyordu. Bu sebeple sultanin etrafinda. gayb ordulari ise askerin öncüsü olarak ilerlemekte idi. Birbirlerini tamamlar mahiyette olan bu bilgileri kisaca ve ana hatlari ile vermek gerekiyor. Devrinde hayal edilen ve arzu edilen esaslara dayanmis bulunuyordu. fetih ve zaferin nasib olmasi duasina. Kostantiniyye fethinin Sultan Mehmed tarafindan gerçeklestirilecegini askere telkin ediyorlardi. KUSATMA VE ISTANBULUN FETHI Bilindigi bi Cuma. ordusu ile birlikte edâ ettigi (kildigi) Cuma Namazi'ni müteakip baslayan kusatma ile ilgili yerli ve yabanci bir çok kaynakta bilgi bulunmaktadir. Onun otagi yaninda yürüyüp dua etmekten bir an dahi geri kalmadilar. Hz. eski âdetleri üzre ol gazi hükümdarin katinda bulunmak. Tazim ve tekrim ediliyor. hacimli bir eseri dolduracak kadar genis olacagi görülecektir. konunun detaylarina girmeden vermek ve kaynaklarina dipnotta isaret etmekle yetinmek istiyoruz. Zira Türk sarigi. Çünkü. adaletin. seyhler ve seyyidlerden meydana gelen halkadan bahseden Hoca Sa'duddin Efendi bu konuda su bilgileri vermektedir: "Ulema. Hatta bir rahibe bütün hiristiyanlarin saskin bakislari önünde mezheb degistirmeyi red ederek tamamen Islâmî olan kiyafeti kabul edip. din ve vicdan serbestisinin isareti olarak görülüyordu. Bunlar. ulema. mesayih ve seyyidler. Bu. asker arasinda gazâ ve cihadin faziletinden bahsederek onlari "Feth-i Mübin"e tesvik ediyorlardi. gaza sevabini elde etmekle yüceldiler. Sultan-i âlisan (sani yüce sultan)la at basi giderek onun * âyet-i kerimesinde belirtildigi gibi "onun verdigi nimetlere sükr ederler" derecelerine dogru yöneldiler. bununla da yetinmeyerek "Feth-i Mübin"in muhakkak oldugunu. Sultan Mehmed'in temsil ettigi idare. içinde Cuma Namazi bulundugundan Müslümanlarcaek olarak kabul edilmektedir. onun Islâm mümessilligini ne kadar azametle temsil ettigini gösterir. Iste böyle bir günde Edirne'den baslayan hareket. insan tabiat ve yaratilisina son derece uygun idi. Zira tafsilatina girdigimiz zaman sadece bu kusatmanin. genç hükümdarin. emel ve dileklerinin gerçeklesmesi için yakarista bulundular. Ama o tarihlerde hayatta olan ve gizli sirlari bilenlerden ve kerametleri zahir olan . Âlimler. Onlar. onun hakim oldugu idare araniyordu. maddî kuvvet kadar mânevî kuvvetin de tesirine inaniyordu.

Aksemseddin Hazretleri ile Akbiyik Dede. tarifi imkansiz bir ye's ve kedere kapildilar. 12 Nisan'da safakla birlikte topçu bataryalari atese baslayarak. nokta atislari ile surlardaki muhayyel bir üçgen dövülerek. Mehmed Pasa'yi. Bizans Imparatoru'na. aksi takdirde harp hukukunun gerektirdigi seylerin yapilacagini bildirdi. piyadeler sagli sollu ayrilmis. bu fetihteki rolüne isaret eder: "Yine Nisan'in on ikinci günü büyük bombardimanin basladigi gündü. Schlumberger. kesif bir toz ve duman bulutu içinde müthis bir gürültü ile geliyor. duçar oldugu canhiras feryad ve dehset. Bu gülleler. Türk topçusunun harp teknigindeki maharetlerini göstermektedir. dilekleri gerçeklestiren Allah'in yardimlarini taleb için ayni yola düstüler. Simdiye kadar hiç kimsenin asla isitmemis oldugu bu harikulade top patlamalarini isiten hurafe perest (hurafelere inanan) halkin. Sahî denilen büyük top. hazirliklarini yürütürken Sultan. kusatma hareketine hiz verildi. ortasina yapilan top darbeleriyle büyük gedikler açildigi rivayet edilir. Bu elem verici tarihten itibaren muhasaranin son buldugu 29 Mayis tarihine kadar yedi hafta boyunca o korkunç toplar. arka ve yanlara süvariler konmustu. ortaçagin en büyük kalesini yikmak için yaptirdigi müthis toplari . Üç adet büyük hücum firkasi teskil edilmis ve 14 bataryalik bir topçu parki kurulmustu. çok kisa bir mesafeden yapilan bu ilk top atesini müteakip. halkin mal ve canlarinin güvenlikte bulunacagini. Islâm askerlerine yüz akligi olmak için duaya devam ediyor ve hükümdarin emri geregince otag yaninda yürüyorlardi." Bizans surlari önünde saf tutan Osmanli ordusunda. Tesirin tahribkarligi derhal görüldü. surlara çarpip tahribatini yaptiktan sonra bin parça oluyorlardi. bin seneden beri bu sevgili beldenin maglup edilemez bir tanriçasi makaminda tuttuklari ve varligiyla magrur olduklari bu köhne surun kendilerini korumaya yetmeyecegini anladiklari zaman. Bu bombardimanlarin çok ustalikli yapildigi. tasavvur edilsin. Kisa bir zaman içinde muhasara için mevki alan ordu. sayet teslim olurlarsa. bu konuda asagidaki ifadeleri kullanarak Osmanli topçusunun. Asirlar oyunca nice güçlü milletlerin hücumlarina dayanmis olan bu asirlik duvarlarda. günümüzde Topkapi denilen yerde mevzilendirildi. derhal gedikler açilmaya baslandi. Bu sekildeki bir bombardiman. zedelenen kenarlarin üzerine. Bu teklifin reddedilmesi üzerine. isteyenlerin bütün esyasiyla birlikte arzuladiklari yere gidebilmekte serbest olacaklarini. Böylece onlar da. günün her saatinde sasmaz bir intizam dahilinde dehset saçan bir gürültü ile agir mermer güllelerini Bizans surlarina firlatmaktan bir an dahi geri kalmadilar. Kusatilmis olanlar. baska bir rivayette de Isfendiyar oglu Ismail Bey'i elçi olarak gönderip." Mutlak surette galip gelmek azmiyle bütün hazirliklarini tamamlayan Sultan Mehmed. surlar bombardimana tutuldu.

muhasarayi basarisizliga ugratacak büyük bir tehlike belirmisti. Sehabeddin Pasa ve Koca Turahan Bey'le Aksemseddin'in ve Sultanin hocasi Ahmed Güranî (Molla Güranî)'nin yardimlari ile bu bedbin görünüsü yenmeye ve savasa devam azmini yenilemeye muvaffak olurlar. büyük seyhlerden Aksemseddin ve makami yüce vezirlerden Zaganos Pasa. ülkeler hakimi sultan ile ayni görüs ve fikirde olup.29 Mayis arasinda 54 gün süren kusatmanin tafsilatina girmek istemiyoruz. bu muvaffakiyetsizligin. Sultan. Mektup. Çandarli Halil Pasa'nin eski rakibi ve fetih fikrinin kuvvetli müdafii Zaganos Pasa kurtarir. alinmasi gereken tedbirleri de tavsiye etmektedir. Tursun Bey'in ifadesiyle bu hadise. Kostantiniyyenin fethidir" . "ehl-i Islâm arasina fütur ve perisanî saldi. Vaziyeti. Genç hükümdar için durumun ne kadar nazik bir hale geldigini tasavvur etmek mümkündür. Baltaoglu Süleyman Pasa'nin bütün gayretlerine ragmen. Durumun nazikligini ortaya koymasi bakimindan kisaca bunlardan söz etmek gerekiyor. O zaman. Ümitsizlik. Lodos rüzgari ve Bogaz'daki akinti sebebiyle Halic'e girmeyi basardilar. hisimla atini denize dogru süren ve kaftani islanincaya kadar denize girmis olan genç hükümdar. onun yerine Hamza Bey'i tayin eder. bozgun dogurabilirdi. Çandarli ile ona tabi olanlar. Hoca Sa'duddin bu konuda sunlari söyler: "Ulemanin ileri gelenlerinden Seyh Ahmed Güranî. bu durumu hazmedemeyerek Baltaoglu'nu komutanliktan azlip. Düsman gemilerinin Halic'e girmesi üzerine.ile Istanbul surlari önüne gelip muhasaraya baslar. kendisini bütün mukadderatla karsi karsiya getiren iki çetin imtihan daha geçirmisti. Fâtih ünvanini alacak olan Sultan Mehmed. Bizans'ta büyük bir ümit ve sevinç uyandirdi. Bu basari. tesci' edici sözleriyle askerin cesaretini yükselttiler. umumî bir hayal kirikligi dogurdugunu ve zaferi süpheye düsürdügünü isbat etmektedir. Istanbul surlari önünde. ortaya çikan durumdan istifade ile Imparator'la müzakerelere girisilmesi ve muhasaranin kaldirilmasi fikrini tekrar ortaya atarlar. Bu gemilerin. bütün vezir ve komutanlarin katildigi bir Divan toplar. batililar tarafindan gönderilen donanmanin öncüleri oldugu sayiasi yayildi. Orada. Gerçekten. Amma ma'nide âyet-i kerimesinin isaretine uygun olarak bu hadise. baris ve anlasma yolunu benimsememislerdi. 20 Nisan'da bugday yüklü bir Bizans gemisiyle dört Ceneviz gemisi. 6 Nisan . alinan tedbirlerle Müslümanlarin lehine tecelli edecektir. Aksemseddin tarafindan Pâdisaha sunulmus olan bir mektup. Bunlar. Fetih alâmetleri belirdigi sirada isten el çekmek vazife anlayisina sigmaz diyerek zaferleri gölge edinen askerlere nasihatlarda bulundular ve tatli bir dille "sonra Rum ülkesi size açilacaktir" hükmünde belirtilen gerçek vaadi hatirlatarak "büyük savas. Ancak.

Fâtih. esas faaliyet. bes askerin yan yana yürümesine imkân verecek ve top geçirilebilecek sekilde muntazam. Fakat Fâtih. en agir sartlari kabul ederek baris teklifinde bulunmaya zorladi. Böylece yeni bir cephe açilmasi ve Bizans'in her taraftan sikistirilmasi. Cenevizlilerin elinde bulunup ayri bir kalesi vardi. Rumlarin mâneviyatlarini yeniden ve esasli bir sekilde sarsti. Haliç tarafindan da tazyiki için limana girise mani olan zincirin kirilmasi denenmisse de basari saglanamamisti. Havan toplari döktürdü. bununla da kalmadi. Bu sevkiyat yapilirken Beyoglu tepelerine yerlestirilen bataryalarla Haliç'teki Bizans donanmasi taciz edilip hareketsiz birakildigi gibi surlarin etrafinda da bombardimana devam edilip. Gemilerin Halic'e indirilmesinden sonra Defterdar ile Kumbarahane Iskelesi arasinda bin kadar duba üzerine. hayret ve dehsetle bu manzarayi seyre baslamislardi. Türklerle dost olmakla beraber geceleri de Bizanslilara yardim etmekteydiler. Bu sekilde. ya Bizans beni" diyecek kadar. bir rivayette yelkenler açarak yürüttüler ve gemileri birbirine baglayarak üzerine metrisler koydular" cümleleri ile anlatir. Imparator'un gönderdigi elçilere: "Ya ben Bizans'i alirim. fetih isinde azimli oldugunu ve teslimden baska bir teklifi kabul etmeyecegini bildirmisti. 22 Nisan gecesi sabaha kadar Halic'e geçirildi. karadan gemi yürüterek denize indirme teknigi büyük bir basari idi. onun düsmani olan ve Fâtih'i sahsen taniyan . Sabahleyin 70 parça kadar geminin. Bunun üzerine ince donanmanin Halic'e karadan geçirilmesi genç hükümdar tarafindan düsünülmüstü. dag parçasi gibi gemilerin altina rugan (yag) ile terbiye olunmus kütükler döseyip. iyi bir sekilde gizlenmisti. O sirada. O dönem tekniginin bir harikasi kabul edilen bu köprü.gerçeginden hareketle ortaya konan gayret ve ihtimami bir bir gazilere anlattilar. kusatilanlarin bütün ümitlerini kirmak için bu ise tesebbüs edilmistir. Bizans Rumlari arasinda da "Gemilerin karadan yüzdürüldügü görülünceye kadar Istanbul'un zaptinin kimseye müyesser olmayacagi" hususunda bir inanç ve anlayis bulundugundan." Bizans'in. ihtiyaç karsisinda büyük dehâsinin yeni bir kesfini de ortaya koydu. Galata. saglam dösemeli bir köprü kurdurdu. Solakzâde bunu "Himmet-i merdân ile Besiktas dedikleri yerden Kasim Pasa deresine dogru. Haliç'te yelken açtigini gören Bizanslilar. Bura sakinleri. Imparator'u. Onlarin. Beyoglu sirtlarindan ve Galata surlarindan asirma atislarla Haliç'teki düsman gemilerini batirmaya basladi. Fâtih Sultan Mehmed'in karsilastigi ve âdeta imtihan edildigi buhranli ikinci hadiseye geçmeden önce. balistik hesaplarini bizzat yaparak tecrübelerinde bulundu. Halic'e denizden girmenin imkansizligi yüzünden 50-70 kadem uzunlugundaki 15-22 sira kürekli 70 kadar gemi.

Bu gemilerin sayisi seksen idi.Halic'e nakl olunmalarini emr etti. Elispondos (Çanakkale Bogazi)'u geçti ve Atinalilara maglub olarak muhakkar (hakarete ugramis) bir halde geri döndü. söyle diyor: "Pâdisah. taifelerin sevk ve setaretini. karayi denizde oldugu gibi geçti ve Bizanslilari mahv etti. Her birinin bas tarafinda bir kaptan ve arka tarafinda bir dümenci oturuyordu. Gemiler çekiliyordu. Mehmed ise. Binaenaleyh bu. dag ve tepelerden geçisinin dehset saçici cereyanini. buna inanilmaz ve garip masallar gibi görünmüs olacak olan diger rivayetlere de artik inanirim" der. efsanevî mes'ale isigi altinda gemilerin. denize varincaya kadar karadan geçiyorlardi. Bir digeri de elinde küregi tutarak. Galata'nin diger cihetinde ve Kosmidion denilen yerin karsisindaki Haliç sahili arasinda bulunan ve Galata'nin arkasinda olan ormanlik dag yolunun düzeltilmesini emr etti. geçidin (Bogaz) mukaddes agzindan çekerek. Muvafik rüzgarin esmekte oldugu sirada. daglarin tepelerinden geçirdi. kara yolu ile. karayi denize tahvil etti (çevirdi). Ve hakiki altin gibi parlayan Atina'yi (burada kastedilen Istanbul'dur) yani dünyayi tezyin eden (süsleyen) sehirlerin kraliçesini feth etti. Galata'nin sark tarafinda ve Çifte sutun altindaki cihette olan yer ile. inanilmayacak kadar garip bir manzara oldugunu tekrar ederim. Ve gemileri dalgalar yerine. sevinç nârâlarini ve davul âvâzelerini uzun uzun anlattiktan sonra "Bu gemilerin.Bizans imparatorluk prensi meshur tarihçi Dukas'in karadan yürütülen gemiler ile pâdisahin bu husustaki faaliyetleri hakkindaki düsüncelerini buraya almayi faydali buldugumuzu belirtmek isteriz. Zira Keyahsar. baska birisi de borazan çaliyor ve denizcilere ait sarkilar okuyordu. Bunlar arasinda iki sira kürekli kadirgalar da vardi. yelkeni harekete geçiriyordu. Bu yolu. olup bitenleri yakindan takib etmis olan vak'anüvis Nicolas Barbaro. Eger bu harikulade olayin meydana gelmesinde hazir bulunmamis olsaydim. Bu yeni Makedonyali ve bana kalirsa neslinin en son pâdisahi olan Mehmed. düsecegi gününe kadar Haliç'te büyük bir Venedik gemisinde bulunarak. Bu gemilerin. kusatma altina girdigi günden. Keyhüsrev'in Athos dagini yarmasinda gösterdigi cearet ve fedakârligin kat kat üstünde bulurum. Böyle bir harikayi kim gördü ve kim isitti? Keyahsar (Keyhüsrev) denizde köprü insa ederek. ormanlari ve dereleri asarak. sanki denizde imis gibi karada hareketleri hadisesini gözleriyle takib etmemis bir kimse için bunun. Keyahsar'i da geçti. Ben bunu. Geri kalan gemileri orada biraktilar. biri de davul. tekbir seslerini. O." Istanbul'un. Bunlari bizzat gözlerimle gördüm. karada yürür gibi bu köprü üstünden karsiya asker geçirdi. Bu suretle emir icra olundu. cesurâne ve cür'etkârane bir planin tatbik ve icrasini düsündü. mümkün oldugu kadar düzelttiler ve makaralar ile gemileri denizden karaya çikardilar. .

Macar heyeti. Vezir-i a'zam Halil Pasa. Sefir. Hunyad'in sehri kurtarmak üzere kuvvetli bir ordu ile yolda oldugu ve büyük bir Haçli donanmasinin Agriboz'a veya Sakiz Adasi'na ulastigi sayialari yayilip büyük bir endiseye sebep oldu. 26 Mayis) bir Macar heyeti. pâdisahtan Istanbul kusatmasinin kaldirilmasini ister. 7 Mayis'ta hazirladigi bir donanmayi G. Loredano komutasinda Ege sularina göndermisti. genç hükümdara bildirilir. Gerçekten. Bati hükümdarlarinin birlestikleri. Sultan Mehmed'le üç seneyi kapsayacak sekilde yapmis oldugu mütarekenin. 27 Mayis aksami bir meclis toplayarak vaziyeti görüsür. Tâcîzâde'nin ifadesiyle: "Te'hir olicak mebada derya yüzünden dahi küffardan muavin gelip halka zaaf-i kalb târi olmaga sebep ola". Jan Hunyad'in. Bati devletleri arasindaki rekabetin bu yardima engel olacagini. Yildirim Bâyezid'in akibetini. sonucu çok tehlikeli ve mes'um neticeler dogurabilirdi. efendisinden aldigi talimat üzerine. Hemen hemen bütün kaynaklarin belirttigine göre o günlerde Osmanli ordugâhinda. Özellikle Hiristiyan Bati'nin birleserek Müslüman Türkleri Balkanlardan atmak üzere harekete geçebileceklerini. bu faaliyet ve hazirliklardan habersiz kalmasina imkan yoktu. Bunun üzerine. Venediklilere verdigi söz üzerine Istanbul surlari önünde herhangi bir gevseme halinde harekete geçmeye hazir bulunuyordu. Istanbul'a yardim yapilamayacagini. Macarlarin Rumlara yardim edeceklerine dair olan tehdidi ve bir Bati filosunun yardima gelecegi sözleri. Aksi takdirde Macarlarin. naiplikten çekildigi ve Ladislas'in kral oldugu ögreniliyordu. Bati devletlerine ait bir filonun da Bizans'a yardima gelmekte oldugunu bildirir. Macar elçilik heyeti. Varna ve Ikinci Kosova muharebelerini hatirliyordu. Zira idareyi genç krala devr etmekle imzalamis oldugu ahidnâmenin geçersiz oldugunu ve bu yüzden onu geri isteyerek ve Osmanli hükümdarinin ahidnâmesini de iade ediyordu. Bizans'in lehinde hareket edip onlarin yaninda yer alacaklarini bildirir. Osmanli karargâhina gelir. Papa da kendi hesabina bes kadirga techiz ettirip yola çikarmisti. Gerçekten de Istanbul muhasarasinin sonlarina dogru (25. Sultan Mehmed'i düsündürür. . Zira o. Bu yüzden Jan Hunyad. Bir gecikme. imparatorun agir bir vergiye baglanarak muhasaranin kaldirilmasini teklif eder. Tekrar mirildanmalar basladi. Basindan beri kusatmaya karsi gibi görünen Çandarli. Venedik.Fâtih Sultan Mehmed'in. ahidnâmesini geri istiyordu. Buna karsilik Zaganos Pasa. hakli çikacak gibiydi. muhasara esnasinda karsilastigi ve âdeta imtihan edildigi ikinci önemli hadise. vezir-i azam ve onun yaninda bulunan iki vezirle görüsür. Öbür tarafta Karamanoglu. bunun da daha büyük bir felakete sebep olacagini söyler. Macar elçisiyle olan görüsme. Mayis sonlarina dogru kendisini göstermisti. Kuvvetli bir casus sebekesine sahip olan Osmanli hükümdarinin. daha önce görmüs oldugu üç Haçli seferinin tehlikelerini yakindan bildigi ve Bati Hiristiyanlarinin yeni bir Haçli seferi düzenlemelerinden korktugu için. Bu heyet vâsitasiyle. yardim yapilsa bile önemli olamayacagini söyler. Izladi.

donanmasina bir gecede daglari asirtmis. merakla babasinin çadirina geldigi vakit. Iste biçagin kemige dayandigi bu çok nazik demde. Ama yine de Bizans surlarina çarpip püsküren ve uzadikça uzayan muhasaradan da zaman zaman ümitsizlige düser gibi oluyordu. bazi dedikodulara sebep olmustu. dinç. herhalde Sultan Mehmed üzerinde tesirli olmustur.Onun bu görüsüne bazi ümera ile ulema ve Aksemseddin istirak ediyorlardi. Bu arada muhasaranin uzamasi. Son olarak yapilacak hücumun neticesine kadar Macar elçisi iade edilmeyerek alikonuldu. genç. kafasi ve bedeniyle de en agir ve zorlu yükü tasiyan pâdisahin bir dinamo gibi zaman zaman bosalir olan mâneviyatini besliyor ve takviye ediyordu. hatta saatini ve sehre girilecek noktayi ögrenmis görüyoruz. tesvik ve sabri tavsiye hususu. Ne ki genç hükümdarin kulagina durmaksizin "Korkma. Veliyüddinoglu Ahmed Pasa'yi. su ifadelerde açiklik kazanir. Seyh'in basi secdeden kalkar. pâdisahin. Papa'nin da Avrupa'li kuvvetleri. sihirbaz kudretiyle kal'alar kurdurmus. cepheden cepheye at oynatan. yatagini asmis sel gibi. toplar döktürmüs. babasinin basi secdede. göz yaslari ve enin ile aglayip yalvarmakta oldugunu görür. Venedik veya Papa'nin donanmasinin Sakiz'a geldigi haberi alinmisti. Bu esnada çadirin bir yanindan etegini kaldirip içeri bakan genç adam. Benimsenen bu görüs üzerine. babasinin mustuladigi an gelip çattigi halde. sehre yardimci olmak üzere gönderme ihtimallerinin kizistigi bir gerçekti. Ak Seyh'in çadirina niyaz ve sual babinda göndererek seyhinden fethin gününü. Elhamdülillah" diye Cenabu Hakk'a sükr etmeye. fetih tarihinin iç yüzünü idare eden Aksemseddin. pâdisahin gazabindan korkarak. Bu esnada da ordu. Fakat. tasa köpüre sehre girmekte. genel bir hücuma karar verilir. "Bâhusus. nizamli ve talimli ordusuyla karalari denizlere çevirtmis. Ama bir türlü neticelenmeyen kusatma ve Ortodoks kiliseninin son ve tek ümid olarak Katolik kilisesine boyun egmesine karsilik. Sultan Mehmed ile Aksemseddin arasindaki ilgi. kapida bulunan nöbetçi: "Içeri kimseyi komayasuz diye siparis olundu" diyerek delikanliyi Ak Seyh'in yanina almaz. Fetih esnasinda. Genç hükümdar. Seyh'in ogullarindan biri. Bu uzun niyaz ve yanik münacattan sonra. Ak Seyh de kendi kendine "Elhamdülillah. sehri alacaksin" diyen ses." . fetih haberinin gelmemesi üzerine. Gerçi. tekbir getirmeye baslamis bulunmakta idi. Ancak Aksemseddin'in sebat ve hücum edilmesi ile ilgili mektubu ve manevî tebsirati havi yazisi. ona her zaman deste ve yar olmakta bulunuyordu. Pâdisah da endiseli ve sikintili idi. denizleri tutusturtmustu.

Imparator bu talebi reddedince Fâtih. eline hükm-i serif sadaka olunarak (verilerek) tâ nesli munkariz oluncaya degin evladinin. bu sebeple "feth-i mübin"in muhakkak bulundugunu. Fâtih'i zor durumda birakacak bazi tesebbüslerde de bulunuyordu. Bu esnada Osmanli toplari surlari dövmeye devam ediyor. Bu esnada genç hükümdar da münadiler vâsitasiyle orduya tebligatta bulunarak "ilk defa sura çikacak olan askerlerin rütbelerinin artirilacagini. Rum halkin büyük bir kismi ile bazi ileri gelenlerin Osmanli idaresini bir kurtarici olarak kabul ettiklerini. fethin. bütün ulema. Istanbul'u tamamen kusatan Türk deniz ve kara ordusunda . kiyamete kadar baki olacak bulunan Devlet-i Âl-i Osmanî'de. Kur'an'da Istanbul'a isaret ettigi kabul edilen * "beldetün tayyibetün" lafzinin "ebced hesabi" ile içinde bulunduklari 857 hicrî senesini isaret ettigini söyleyen Aksemseddin. Bunun için 27 Mayis'ta. Vezir-i a'zam Halil Pasa'nin muhasarayi kaldirma taraftari oldugunu bu surada açikça söyledigine daha önce isaret edilmisti. Müslümanlarin 850 senelik en büyük idealleri bulundugunu. derin bir vecd ile dile getirir. bütün orduya tellallar çikararak genel hücumun yapilacagi günü tesbit etti. maddeten de hiç bir gücünün kalmadigini. bu sebeple kat'i neticenin alinmasina kadar muhasaraya devam edilmesini istediklerine temas edilmisti. O. Bizans'in mânen tefessüh ettigini. Türk ordusunda "Mum donanmasi" denilen ates ve isik senliginin icrasi ile geçti. Sehrin diger bütün menkul servetini ve mahsurlarini ganimet olarak size birakiyorum. devamli mesgul edilerek yorgun birakiliyorlardi. Bütün bu görüsmelerden sonra meclis muhasaraya devama karar vererek dagilir." Bundan sonra. asker içinde zaten coskun bulunan hücum ve kazanma halet-i ruhiyesini. Fâtih'in baskanliginda toplanan bir harp surasinda uzun münakasalar yapilmisti. daha önce toplanmis bulunan harp meclisinden kisaca söz etmemiz gerekiyor. Bizansli muharipler. Peygamberin ashabindan ve hicret esnasinda kendisini Medine'de evinde misafir etme serefine nail olan Ebu Eyyub el-Ensarî'nin kabrini kesf ettigi gibi.Aksemseddin ile Fâtih arasindaki münasebetlere temas etmis olmakla birlikte. Fetih sabahinin gecesi. Buna karsilik Zaganos Pasa ile hem tib hem de manevî ilimlerde derin malumata sahip bulunan Aksemseddin. hem de Hiristiyan dünyasinda büyük bir manevî nüfuza sahip olacagini. Zira bütün teklif ve çabalara ragmen Bizans teslime yanasmadigi gibi. mânevî tebsirlerle bir kat daha artirdilar. harp hazirliklarini tamamladiktan sonra sehre bir elçi göndererek Imparator'a "sehri menkul serveti ve yakinlari ile terk edebilecegini" bildiren bir mesaj gönderdi. mesâyih ve gazi dervisler. yemin ederek askerlere söyle dedi: "Bu muharebede kazanç olarak yalniz sehrin binalarini ve surlarini istiyorum. Sultan Mehmed. Hz. Istanbul'a hakim olan devletin hem Islâm. her zaman muhterem sayilacagini" bildirdi.

Ilk hamlede iki bin merdivenle 50 bin yigit ileri atilmis. bunun bir donanma oldugunu anlayinca derin bir ye's ve ümitsizlige düsecektir. gemisine çekilmek ister. Askerin hep bir agizdan getirdigi tekbir ve tehlil sedâlari. Aksemseddin ile Molla Güranî ates hattina girerek. ayakkabisindan taninmisti. O. hem de denizden bütün cephelerden harekete geçti.* Bu sirada Osmanli sancaginin surlarda dalgalandigini gören ve daha önce yaralanmis bulunan Latin komutani General Giustiniani. Isik ve seslerden meydana gelen bu ugultuyu gören Bizans. Bizzat genç hükümdar dahi. harbin en siddetli aninda. vatanini müdafaa için ölen bu serefli askerin cenazesine saygi göstererek onu merasimle defn ettirdi. tekbirlerle Topkapi suruna sancak dikti. Sultan Mehmed Han. hep birden sehir üzerine çevrilerek ateslendi. Bu esnada Bizans. Bu âyin. surlardaki bayraginin indirilip yerine Osmanli bayraginin dikilmesinden sonra. Hz. Ayasofya'da Imparatorun da hazir bulundugu son bir âyine katiliyordu. etrafi kesif bir duman ve barut kokusu kapladi. Fâtih. atindan inerek. Bizans'in. Islâm'in mukaddes serefine mazhar kilan medhiye-i Resulullah'a** kavusmanin verdigi heyecanla sükür secdesine kaparak Cenab-i Hakk'a hamd eder. Türk ordusunun büyük ve tarihî hareketi basladi. tatli bir ahenk meydana getiriyordu. askeri tehyic edici sözlerle. Hz. Türklere açmis oldugu yolu takip edecegim" cevabini verdi. hem kara. Gecenin karanligini yirtan bu isik çenberi ile tekbir sesleri. fakat kisa bir müddet sonra. artik Osmanli'ya mukavemet edilemeyeceginin bir ifadesi idi. Kalmasi hususunda israr eden Imparator'a "Allah'in. ayrica devletini. sehri koruyan gruplarla birlikte Bizans Imparatoru da öldürülmüstü. Ordu. elinde kiliç ile Topkapi gedigine saldirmisti. Böylece Islâm dilâverlerinin ve Oguz kavminin. mes'aleler ve atesler yakilarak Kostantiniyye (Istanbul) bir isik çenberi içine alindi. Ulubatli. Bu sirada Ulubatli Hasan adindaki muazzez nefer. önce Osmanli ordusunda yangin çiktigini zannederek sevinecek. Peygamberin müjdesine mazhar olarak 30 kadar arkadasiyla sehâdet mertebesine ulasti. asirlardan beri hayal ettigi mukaddes bir rüya gerçeklesiyordu. . 20 Cemaziyelevvel (29 Mayis) Sali sabahi ezan ve namazdan sonra. Bizanslilarin Ayasofya'da icra ettikleri son âyindi. Sonra otag-i hümâyununa çekilerek devlet erkâninin tebriklerini kabul eder. Bu. ortaligi inletiyordu. fenerler. ezanlar okunmaya baslandi. Toplar.kandiller. Bu sirada. surlardaki bu manzarayi görünce. gazâ yolunda sehidlik mertebesine ulasmayi taleb ile askere önderlik edip örnek olmuslardi. Peygamber'in medih ve senâsina nail olmanin verdigi bir sevinç.

askerlerine. emîr. henüz 21 yaslarinda çok genç bir pâdisah olarak. Ölü veya diri getirene büyük mükâfatlar vaadetmisti. mukavemet edenlerden baskasinin öldürülmemesini. Cuma günü. Fâtih Sultan Mehmed Han damgasini basmisti. seyhler. O. göz kamastirici altin sarisi isinlari ile âdeta Islâm'in zaferini kutluyor. her zamankinden daha parlak dogan günes. Gerçekten de sehrin düstügünü gören Sehzâde Orhan. yeni bir çag açiliyordu. Aksemseddin Hazretleri. Bütün bunlarin yaninda özellikle saginda ve solunda Aksemseddin ile Akbiyik sultanin bulunmasi dikkat çekiyordu. 29 Mayis 1453 sali sabahi. Rivayete göre Fâtih Sultan Mehmed. essiz dehasi. sehrin zaptini müteakip Sehzâde Orhan'i aratti. hocalari. Fâtih de Hak Teâlâ Hazretlerine hamd ve senâdan sonra hutbeyi okur. Hammer'in (II. fetih hakki olarak câmiye çevrilecekti. Fâtihâne bir ihtisam ve büyük tezahüratlarla sehre girmis olan pâdisah. kalenderîler ve erler bulunuyordu. Tursun Bey'in ifadesiyle haraba yüz tutmus olan Ayasofya. Yaninda. genç sultan için ayni zamanda saltanatinin da fethi olmustu. Hiristiyanligin sarktaki merkezini teslim almak üzere.** Fâtih Sultan Mehmed.Istanbul'un fethi. Fâtih ünvanina hak kazanan büyük türk. Bu yeni çaga. vezir. bütün cihana saskinliktan küçük dilini yutturup. Iste o mukaddes Sali sabahi. cihanin incisi Kostantiniyye'ye sel gibi akan sanli Türk ordusunu sicak bir içtenlikle kucaklayip üzerine mukaddes nurlar saçiyordu. Aksemseddin de Cuma namazi kildirmisti. sipah ve yayalardan baska. Ayasofya'da iki rekaat sükür namazi ile ikindi namazini kildiktan sonra mâbedin üç gün içinde bu mâbedin Cuma namazi için hazirlanmasini emreder. Sultan Fâtih'in koluna girip minbere çikartarak hutbe okumasini istemis. Ayasofya'nin önünde atindan inmis ve mâbedin esiginde sükür secdesine kapanmisti. Avrupa barbarlari dahil."* Osmanli ordusunun sehre girip hakim olmasi üzerine bileginin gücü ile Fâtih ünvanini almaya hak kazanmis olan genç serdarin da sehre girdigi görülür. surlardan atlayarak vefat etmisti. o günü su ifadelerle tasvir eder: "O gün. Feth-i mübinin gerçeklestigi 29 Mayis 1453 Sali sabahini anlatan bir yazar. 302) dedigi gibi. muhakkak ki bir baska sabahti. Bizanslilarin yaninda kendisine karsi surlar üzerinde savasmis olan bu Osmanli sehzâdesinin ölümü ile Yildirim Bâyezid'in ogullari arasindaki taht kavgasi kesin olarak sona ermisti. Zira o mukaddes Sali sabahi ile bir çag kapaniyor. devlet ricali. böyle essiz bir sabahti. Bu parlak ve essiz ilkbahar sabahinin cihan tarihindeki yeri ise. âlimler. dervisler. apayri bir özellik tasiyordu. fetihten sonra Bizans ahalisi hakkinda Hiristiyan dünyasinda esine rastlanmayan bir müsamaha hareket etmisti. . solak. rakipsiz kuvvetiyle. Fâtih.

Ok Meydani'nda yapilan fetih ve zafer alayidir ki. Latin Kilisesi ile birlesme taraftari olmayan ve bu birlesmeye muhalefet ettigini daha önce gördügümüz Gennadius'u Patriklik makamina getirmek suretiyle . Yarim asirdan fazla süren kan kokusu içinde. Fakat bu tahribat ve yoksulluga sebep olan Müslüman Türkler degil. Rumlardan. onu Rumlara teslim ederek inançlarina göre defn etmelerini saglamisti. bilin ki. onlara hukukî beratlar verdi. Bu arada Sultan Fâtih. Fethi takib eden ilk Cuma namazindan sonra meydana gelen ikinci önemli hadise.emrederek. Fâtih. Osmanlilarin eline geçtigi zaman perisan ve harab bir vaziyette idi. fetihten sonra Galata'daki Ceneviz kolonisini de teslim alarak. ne tahrib edilen âbideler bir daha yerlerine getirilebilmisti. Hiristiyan Avrupa idi. "Sühedaya rahmet-i Rahman. gazilere seref ü san. Insallah cümleniz magfursunuz. diyerek gâzilerin tamamini sehrin imarina ve amme müesseseleri kurmaya tesvik etmis olmasidir. Bundan sonra ne yikilan saraylar bir daha yapilmis. Pâdisahiniza da itaat ve muhabbet eyleyin. bir yazarin ifadesi ile yeni sahipleri olan Müslüman Türkler sâyesinde "ba'sü ba'de'l-mevt"e. bu zengin ve mamur beldeyi sefil ve yoksul bir harabeye çevirmislerdi. Imparator'un cesedini buldurmus. taht çekismelerinden ve iç idaresizliklerinden faydalanarak sehri basan Haçli ordulari. cümleniz hakkinda ahir zaman peygamberi " Ne güzel askerdir onlar" diye buyurmustur. devletin. mülk ve arazi dagitmistir. orada hazir bulunan gazilere sesini yükseltip "Ey gaziler. tebeama fahr ü sükran" dedikten sonra asker ve sivil yüzbinlerce kisiye zafer hediyesi olarak mal. Ama gazâ malini israf etmeyip hayir ve hasenatta sarf edin. vahset ve zulüm ile ezilen bu sehir. sadece esir edilmelerini istemisti. üç gün üç gece süren senlik. bir yeni dogusa ugramak talihine ermis bulunuyordu. Öyle anlasiliyor ki sehir ve mabedlerin yagmalanmasi bir bakima Imparatorun eliyle de oluyordu. ne yagmalanan kiliseler bir daha doldurulabilmis. çevresinin yardimlarini unutmayan pâdisah. ne kaçirilan sanat eserleri. Istanbul. Daha önce de temas edildigi gibi o. sehir disina kaçanlarin tekrar evlerine dönebileceklerine de müsaade etmisti. Allah'a adanmis kutsal esyalarin kiliselerden alinip paraya çevrilmesini emretmisti. Böylece gerek Ayasofya. askerlerin maasini verecek parasi olmadigi için kral. bir daha belini dogrultamayacak bir hale gelmisti. Zira Comnene'ler devrinde. gerekse sehirdeki diger kiliselerde bulunan esya fetihten önce alinip paraya tahvil edilmisti. oyun ve eglencelerden sonra. Fakat bu noktada da mühim olan yine Aksemseddin'in. basardigi büyük iste. ziyafet. Nitekim Istanbul fethine tanik olan Bizansli Yeorgios'un verdigi bilgilere göre. Böylece sehir.

yararimiza olmustur. Nitekim. ister kavuklu. fazla bir alaka uyandirmadigi gibi. Avrupa fetihlerinde büyük faydasi görüldügü gibi. gerekse artik Hiristiyanlik taassubunun yerini. Bu sebepledir ki. Bu sebeple kendisine "Roma Cihan Imparatoru" denebilirdi. yani Ortodoks kilisesinin. bir buçuk asirdan beri zaman zaman kileselerin birlesmesi için Papa'ya yapilan müracaat kapisini tamamen kapatmisti. Osmanli Devleti'nin bu ince hesapli siyaseti. Roma'yi elinde bulunduran ister Müslüman. devlet. Böylece Fâtih. Sirbistan. gerek Balkanlar'da kendi idaresi altindaki ve gerek Mora. Bununla beraber. Galata'daki Cenevizlilerle Galata halkina da bir fermanla teminat vermisti. 29 Mayis 1453 (20 Cemaziyelevvel 857)'de Osmanli Türkleri tarafindan feth edilmesi. Avrupa'yi ve özellikle Papa ile Napoli Kralligini. Osmanlilar aleyhine harekete getirmek istedigi . Bu tasdikin. Bizans Imparatorlugu zamanindaki bütün haklarini tanimak suretiyle Rumlari memnun etmis ve onlari müteaddid müzakerelere ragmen bir türlü yanasmak istemedikleri Garp (Katolik) Kilisesi'nin nüfuz ve hakimiyeti altina düsmekten kurtararak eskisi gibi kiliselerinin istiklâlini emniyet altina almislardi. Papa V. ister sapkali bulunsun. bu hareketiyle Dogu Hiristiyanligini Katolik Roma'dan tamamen ayiriyordu. Nikola'nin. Is bu kadarla da bitmemis. kuvvetli oldugumuz devirlerde de Patriklik makaminin bizde bulunusu. Fâtih. Bu anlayistan hareketledir ki. Buna kendi gücünü de katarak asirlardan beri dogu dünyasinin Roma'liya karsi gösterdigi reaksiyonu âdeta yeni bir senteze kavusturuyordu. Roma'ya hakim oluyordu. Böylece. gerek Osmanlilarin büyük bir cihad ruhu ile askerî güce sahip olmalarinin etrafa verdigi korku. Nitekim. Bu âlem. Gerçekten de Istanbul'u fetheden Türkler. Istanbul fethinden sonra ilim ve faziletle taninmis olan Gennadius'u Rumlara Patrik olarak tayin etmis ve Patrikhâne'ye Bizans imparatorlari zamanindakine benzer selâhiyetler vermisti. ayrica Güney Avrupa memleketlerini hayret ve dehsete düsürmüstü. Merasimle bu yeni Patrige mürassa bir asâ ve at hediye edip iltifatlarda bulundu. hukuken onun ülkesi sayilirdi. Papa'nin bütün Hiristiyanlari silaha sarilmaya davet eden 30 Eylül 1453 tarihli beyannâmesi. Papa'nin. Böylece Hiristiyan dünyasindaki iki kilise ayirimini desteklemis oldu. Istanbul'un. tedricen de olsa aklî muhakemenin almis olmasi yüzünden birçok devlet. yapmak istedigi ve yeni bir Haçli Seferi için saga sola bas vurmasi sonuçsuz kalmisti. Osmanli hükümdari. Roma âleminin hükümdari idi. Eflâk ve Güney Arnavutluk'taki Ortodokslari samimi olarak kendi idaresine baglamisti. Bu hareketiyle Osmanli Devleti. Sark. ister Hiristiyan olsun. Yildirim'dan beri kullanilan "Sultan-i iklim-i Rûm" tabiri. sesini çikaramaz hâle gelmisti.Ortodokslari himayesi altina almis oluyordu. Istanbul'un fethi ile Ortodoks dünyasi tarafindan da kabul edilip tasdik edilmis oluyordu.

Sam.a. Bununla beraber fetih basarisi. Haçli sürülerine karsi Islâm'i. Peygamberin vefatindan kisa bir müddet sonra. Hz. zafernâmelerle Islâm dünyasina bildirilmisti. Ahmed Behmen Sah (1435-1457) da elçiler gönderip Fâtih'i tebrik edenler arasindaki yerini almisti. Zira onun hakkinda ortada çesitli söylentiler dolasiyordu. Hz. henüz 21 yaslarinda bulunan genç Osmanli hükümdarina nasib olmustu. daha sonra da Abbasîler tarafindan defalarca muhasara edilmesine ragmen ele geçirilemeyen Istanbul. Selçuklu ve Osmanli devirlerinde serefle müdafaa etmis olan Türk milleti. Istanbul'un fethi. Hatta Bizansla isbirligi ettigine dair rivayetler de vardi. Bagdad ve diger Müslüman sehirler ile ülkelerde merasimler tertiplenip kutlama törenleri yapilmisti.Adalar halki ile Balkan yarimadasi'ndaki despotluklar ve bu meyanda Sirp. Bosna. Müslümanlar için önemli bir hedef haline gelmisti. Bu sebeple Memlûk Sultani.Resûlullah (s. tebsir etmisti. bazi Arnavut kral devlet ve senyörleri. bütün Müslüman dünyasinin sönmez ve eksilmez muhabbetini kazanmisti. Bu andan itibaren bütün Islâm dünyasi. Kahire'de bulunan Abbasî halifesinin emriyle camilerde Müslüman Türk sehidlerine dua edilmis ve Fâtih'in ismi hutbelerde zikredilmisti. önce Emevîler. Misir. Istanbul Fâtihi'ni ve fethi basaracak olan orduyu. büyük bir tebcile layik görülmüslerdi. Fâtih'e elçi göndererek kendisini tebrik etmisti. Peygamberlerinin müjdesine (tebsirât) mazhar olan Osmanli Devleti'ni. Islâmiyetin büyük bir temsilcisi olarak kabul etmeye baslamisti. bu fetihle.)'in hadiseleri ile ta'ziz edilmis olan Fâtih Sultan Mehmed ve ordusu. Kur'an-i Kerim'deki "beldetün tayyibetün" âyeti. Islâm dünyasinin. Mora. asirlarca önce haber verdigi bir olayin gerçeklesmesi demekti. Zira bu sehrin fethi. onun müjdesine nail olacakti. Bu sirada Fâtih.v. Istanbul'un fethinden dolayi bu kadar sevinmesinin sebeplerini. Eflâk. Keza. çok derinlerde aramak gerekir. Bunun içindir ki. Hiristiyan Bati dünyasinda beklenmedik bir felâket olarak kabul edilen Istanbul fethi. Güney Hindistan (Behmenî) Sultani Alaeddin II. Çünkü bu. Osmanlilarin Enez zaferinden sonra 1454 senesi ilkbaharinda göndermis olduklari elçileri vâsitasiyla Istanbul fethinden dolayi Osmanli hükümdarini tebrik ediyorlardi. fetihten sonra Fâtih ile Duka arasindaki konusmayi verirken sunlari söyler: "Büyük Duka gelip etek . Peygamber. Nitekim Bizans Tarihi adli eserinde Dukas. peygamberlerinin. Bu hedefe ulasmak gerekiyordu. Ayrica. çesitli sebeplerden dolayi kendisine kizdigi Çandarli Halil Pasa'yi vezir-i azamliktan azl eder. bir bakima genç Sultan için saltanatin da fethi olmustu. bu olayda basari saglayan. Fâtih'ten önceki Osmanli hükümdarlarinca da kusatma altina alinmisti. "Ebced Hesabi" ile "Feth-i Mübin"in hicrî tarihini gösteriyordu.

iktisadî. Ve cemii vilayetine kullar gönderdi. ganiden ve fakirden evler sürdüler. Ve her kim geldiyse verdiler. subasiligini kulu Süleyman Bey'e verdi. Patrik. Ve her vilayetin subasilarina ve kadilarina adamlar gönderdiler. dönemin dil özelliklerine de dokunmadan buraya almak istiyoruz. senin adamlarindan bazilari da sözle ve mektuplarla imparatora haberler göndererek. Pâdisaha der . ne kadar kimse esir oldu". Bundan baska. baglar. Böylece o dönemde nasil sade bir Türkçe'nin kullanilmis oldugunu da görmüs olacagiz. Fâtih. Sehir mamur oldu. Istanbul'u feth etti. Duka buna cevap olarak "Efendim. Genç hükümdar. sana sehri verecek kadar selâhiyetimiz yoktu. Âsik Pasazâde'nin bu konuda verdigi bilgiyi. Bu verdikleri evleri mukataaya verdiler. "Pâdisah. bosanma. Pâdisah yine emr etti kim. ölüm ve dinî ayin gibi sahsî meselelerinin de kendi cemaatlerince tedvir edilmesine müsaade edildi. adlî ve diger hizmetleri görmek için görevliler tayin ettikten ve 18 Haziran'a kadar Istanbul'da kaldiktan sonra Edirne'ye döner. aylar önce ayrildigi sehre tekrar giriyordu. Dediler ki "Bizi memleketimizden sürdünüz getirdiniz bu kâfir evlerine geri vermek için mi getirdiniz?" Bazilari avradini ve oglanini (ailesini) koyup kaçti. Istanbul'u bir Müslüman Türk sehri haline getirmek için. Bak ne kadar zararlar. mallari mirasçilarina birakilmis. Ortodoksluk yavas yavas sönüp ortadan kalkacakti. pâdisah size tahakküm edemiyecektir" diyorlardi. patrik tayini ve Istanbul'un ticarî. Pasa. mülkler verelim" dediler. "Kula Sahin" derlerdi atasindan kalmis bir vezir-i akil (akilli bir vezir) vardi. "korkma. Pâdisah. O. gelenege uygun bir merasimle pâdisahin huzuruna kabul edilerek kendisine murassa bir asâ ve at verilmisti. Sayet bu makama katoliklige meyyal bir baska ruhanîyi getirmis olsaydi. Bu sehri mamur ettiler. "Hatiri olanlar gelsin evler. Bu meyanda eski Bizans halkinin evlenme. hatta imparatorun bile böyle bir selâhiyeti yoktu. sadece nakit paralari hazine adina alikonmustu. Anadolu'dan getirttigi Türk ailelerini vergilerden muaf tutmak suretiyle iskân edip sehrin yeniden senlenmesini sagladi. fetihten sonra Gennadius gibi âlim ve münevver bir Ortodoksu patrik tayin etmekle. Bu gelen halka da evler verdiler. büyük bir zafer alayi ile." Bu yüzden azledilen Çandarli Halil Pasa. feth ettigi ülke halkinin geleneksel imanini kurtarmis oldu. Fâtih Sultan Mehmed. ictimaî.öptükten sonra Pâdisah ona dedi ki: "Sehri teslim etmemekle iyi bir is yapmadiniz. vasiyetnâmesinde bütün mal varliginin pâdisaha ait oldugunu bildirmekle birlikte. ne kadar hasarlar yapildi. söylenen bu sözleri Halil Pasa'ya atfetti. bahçeler. Öyle olunca bu halka güç geldi. kisa bir müddet sonra idam edilecektir.

hiç birine mukataa koymadi. Sultanima da layik olan budur ki bunu yapmaya" dedi. Aksaray. Baska bir ifade ile Istanbul. Mescidler yapmaya basladilar. Istanbul'un iskâni için Anadolu'nun muhtelif yerlerinden sanat sahipleri ile muhtelif siniflara mensub Türk nüfusunu buraya celb edip iskân ettiriyordu. Ondan sonra mektuplar (yazili belge. Nitekim. Egirdir. bu yeni gelenlere çesitli kolayliklar saglamaya basladi. O. bahçe verilip vergiden muaf tutulmalari." Görüldügü gibi. Yine hükm etti: "Her ev ki verirsiniz mülklüge verin (verdiginiz her evi mülk olarak verin)" dedi. atan. Çünkü (daha önce de belirtildigi gibi) bu yeni gelenler. Âsik Pasazâde. Nesrî. Tursun Bey. sadece nüfusla degil. onlarin sehrin iktisadî hayatini ellerine geçirip bu sahada söz sahibi olmalari içindi. bir yandan bu sürgünlerle Istanbul'un nüfusunu artirirken. Çarsamba. Çünkü bunlarin sayilari çok azdi. fetih . bize bu yerlesmenin sehir içindeki dagilimi konusunda önemli ip uçlari vermektedir. Ilk önce 5000 aile getirildi. Anadolu'dan getirilen Türklere ev. pek fazla bir sey ifade etmiyordu. Bu da biraz önce temas edilen göç uygulamasidir. semt isimleri ile de olmustu. Daha sonra degisik tarihlerde Karadeniz sahilleri ile Karaman. Bursa. Fâtih'in daha ilk günlerden baslayarak Istanbul'u canlandirmak ve senlendirmek için gösterdigi çabayi ortaya koymaktadirlar. Manisa. Sivas ve Izmir gibi yerlerden gelen Türk aileleri ile Istanbul kisa bir zamanda hüviyet degistirerek bir Müslüman Türk sehri haline geldi. Kritovulos gibi çagdas kaynaklarin verdigi bilgiler ve günümüzde yapilan arastirmalar. Samsun. Her ne kadar Balkanlar'dan da nüfus nakli olmussa da bu. tapu) verdiler ki mülkleri ola. Fâtih. Harap bir sehri devralan Fâtih'in. Sehir yine mamur olmaya yüz tuttu. Çünkü gelenlerin yerlestikleri bu yerlere onlarin geldigi yerlerin ismi verilmisti. Bu problemi çözmek ve sehre yeni bir çehre vermek için Osmanlilarin eskiden beri uyguladiklari bir yöntemle meseleye yaklastigi görülmektedir. geldikleri sehir ya da kasabanin adini vermislerdir. Kastamonu. Istanbul'un eski olan ve günümüzde bile varligini koruyan mahalle adlari. Evliya Çelebi. Çarsamba gibi semt isimleri. yerlestikleri yerlere. hâlâ o günün hatiralarini tasimaktadirlar. Pâdisah da onun sözünü kabul etti. bag. Seyahatnâmesinde bu yeni gelenlerin kurduklari mahallelerin isimlerini vermektedir. günümüzde bile Aksaray. deden nice memleketler feth ettiler. Bu hüviyet degisikligi. Istanbul'u imar ve iskân etmek gibi büyük bir problemle karsi karsiya kaldigi anlasilmaktadir. fetihten sonraki büyüme ve gelismesini buraya yapilan hâne nakline borçlu görünmektedir. O. Tire. Dukas. bir yandan da fetihten hemen sonra sehirde genis bir insa faaliyetine girer. Istanbul'un Müslüman Türk sehri haline getirilebilmesi için her imkâni degerlendiren Fâtih.ki: "Hey devletlu sultanim. Karaman.

Orta Avrupa . gerek Dogu. Böylece Rum esirlerinin refah düzeyi yüksek bir duruma gelmeleri saglandi. Bu sayede esirler para biriktirip kendileri için takdir edilen kurtulus akçesini ödeyip hürriyetlerine kavusabileceklerdi. Istanbul'u aldigi zaman Balkanlarda karisik bir ortam bulunmaktaydi. konuyu bütün teferruatiyla anlatip daha fazla uzatmak istemiyoruz. Istanbul'u fethinden sonra Balkanlar'da büyük karisikliklarin meydana geldigi bilinmektedir. yaptigi mücadelelerinden (Sefer-i Hümayûn) kisaca ve ana hatlari ile bahs etmek istiyoruz. Zira bütün tarih kaynaklarimiz ve yeni arastirmalarda bu konuda genis ve tafsilatli bilgiler bulunmaktadir. artik Balkanlara dogru yönünü çevirebilirdi. karelik bir alani çevreleyen surlar onarildi. Ikinci Kosova zaferinden sonra Osmanlilarin Bati'da büyük bir fetih dönemine girmemeleri ve dirayetli bir hükümdar is basina geçtigi takdirde Orta Avrupa'ya dogru Türk hakimiyetinin genislememesi için bir sebep yoktu. Böylece 13 km. Bu sebeple biz. FÂTIH'IN SIYASETI Istanbul'u feth etmek suretiyle ülkesinin ortasinda bulunan ve bir ada durumuna gelmis bulunan engeli ortadan kaldiran Fâtih Sultan Mehmed. Gerçekten Fâtih. gerek Bati. Bu sirada Istanbul gibi Türk topraklari arasinda sikismis bulunan ve Ceneviz'e bagli Enez kalesi ile buna tabi olan Imroz. bütün tebeasina (vatandaslarina) özellikle de esirlere karsi çok merhametli idi. Fetihlerinde bir sira ve irtibat görülen Fâtih Sultan Mehmed. bir taraftan da esirlerin yevmiye (günlük) 6 veya daha fazla akça karsiliginda çalismalarini emretti. Bu arada müsellem ve yaya sancakbeylerine. Osmanlilarin o havaliye bigane kalmalari için bir sebep degildi. herkesi ayni standartlara sahip olan esit duruma getirmek istiyordu. hendeklerin temizlenmesi emredilmisti. SIRBISTAN SEFERLERI Fâtih'in. O.esnasinda harap olan surlarin onarilmasi ve sehrin yeniden düzenlenmesi isiyle. FÂTIH'IN BATI SIYASETI Fâtih'in. gerekse Kuzey siyasetleri geregi. Limni ve Tasoz adalari da itaat altina alindi. Bunun için Osmanlilar. Istanbul Subasiligina getirdigi Karistiran Süleyman Bey'i görevlendirmisti. 1457'den sonra daha genis bir imar faaliyetine girisecek olan Fâtih. Ilk bakista bu karisikliklarin Osmanli'ya pek zarari dokunmayacak gibi görünüyor olmalari.

Sirbistan'i terk etmesini istemisti. Sirbistan aleyhine harekete geçebilecegini bildirmisti." Casuslari vâsitasiyle bu durumdan haberdar olan Fâtih. bütün bu bilgileri verdikten sonra "hatta Üsküp yolu mesdud olup âyende ve revende (gelip gidenler. Sirp Krali Brankovitch'in bu iki yüzlülügünü su ifadelerle nakl etmektedir: "O. bir taraftan akincilari Sirbistan üzerine gönderirken. yolcu. ibn sebil) meci' ve zehabtan munkati' oldu" diyerek Sirp Kirali'nin sebep oldugu olaylari anlatir. Bu arada Türk sehir ve kasabalarindan bazilarinin Sirplar tarafindan yagma edildigini. Vergisini de zamaninda vermiyordu. yirmibes günde geri dönmek için emir almisti. Fakat bir müddet sonra gizli bazi fikirler besledigi. saltanatinin neye bagli oldugunu iyice anladigindan pâdisahin babasina (Sultan Ikinci Murad) ve Fâtih Sultan Mehmed'e daima itaat edip vergisini de zamaninda öderdi. Haberi götüren elçi. Yapilan kusatmalarda bir çok kale zapt edilemesine ragmen bazilari da alinamamisti. iki yüzlü bir siyaset takip ediyordu. zamaninda Pâdisahi durumdan haberdar etti. Böylece Sirbistan'a ilk sefer baslamis oldu.ve Kuzeyden gelebilecek bir tecavüze karsi ülkelerini kolayca müdafaa edebilmek için tedbirler almak zorunda idiler. Böylece zaman kazanarak savas için hazirliklarini tamamlamak istiyorlardi. öte taraftan da Ulah ve Macarlar'la münasebetlere girisiyordu. bu sekil kabul edilmedigi takdirde. Vilkoglu diye tanitilan Sirp Kirali Brankovitch. Tarihlerimizde. ordusunun toplanmasini bile beklemeden yirmi bin kisilik bir kuvvetle Sirbistan üzerine hareket etti. tebrik için gelen Sirp elçilerine iltifat etmemis ve teslim etmek istedikleri kalelerin kafi olmadigini. Zira vergisini zamaninda vermedigi gibi. durumundan anlasilmisti. pâdisahla yaptigi anlasmaya riayet etmeyip Macar ve Ulah'larla Osmanlilar aleyhine olacak sekilde münasebetlerde bulunmaya basladi. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre. Kritovulos. Osmanli topraklarina tecavüze baslamis. vaktiyle Osmanlilardan aldigi kalelerden bir kisminin anahtarlarini geri verirken. Geç kaldigi takdirde öldürülecekti. Bir taraftan tebrik için gönderdigi elçi heyeti ile. hatta bu yüzden Üsküp yolu kapanarak gidis ve gelisler durmustu. vaktiyle Osmanlilardan alinan kalelerin tamaminin iade edilmesi gerektigini söylemisti. Halbuki Sirp Kirali bu tarihlerde Tuna'nin öbür tarafinda bulunuyordu. Bununla beraber Sofya sehrini kendisine ihsan edebilecegini söyleyen Pâdisah. Ordunun büyük kismi Sivricehisar (Ostrowtz)'da Pâdisaha ulasti. Pristine kadisinin arzindan ögrenen Pâdisah. Fâtih'in elçisini oyalamaya çalisiyorlardi. Bu halden faydalanan Sirp ileri gelenleri. Elçi bunu hissettiginden. Buna razi olmayan Sirp Kirali. Hoca Sa'duddin. . fethi müteakip her taraftan tebrik için gelen elçi heyetleri arasinda Sirp Kirali Georges Brankovitch'in gönderdigi heyet de vardi. öte taraftan da Sirp Kirali'na haber yollayarak Sirp topraklarinin Lazar'in oglu Stephan'a ve dolayisiyla kendisine ait oldugunu söyleyerek. Bunun üzerine Fâtih Sultan Mehmed.

Ayrica bu devletin bulundugu cografî ortam da. Burada basta madenleri ile meshur olan Novaberda sehrinin alinmasina karar verilir. Bu arada. Pâdisahin. Bunun üzerine mesele Frankfurt'ta ve Wienerisch-neustad't'de toplanan meclislerde müzakere edilmis ve Hunyad'a yardimci bir kuvvetin verilmesi kabul olunmustu. büyük basarilar saglamis sayilirdi. Fakat Segedin antlasmasi ile yine Sirplara terk olunmustu. Macarlarin lehine sonuçlanmakla birlikte Jan Hunyad. Bu müddet zarfinda isini bitiren Karaca Pasa. Gerçi bu sehir. Sirp ve Macar birlesik ordusu. Kaynaklarimizin tamami bu dönüsten bahs etmekle birlikte sebebinin ne oldugunu zikretmezler. Osmanlilarin eline geçtikten ve birkaç kale daha feth olduktan sonra Fâtih Sultan Mehmed. Osmanlilara karsi bir savasa hazirlandiklarini. birdenbire sefere nihayet vererek Edirne'ye döner. Sultan Ikinci Murad zamaninda Osmanlilarin eline geçmisti. harp hazirliklarina basladigi görülmekte. Karaca Pasa'yi Sirbistan'i yagmaya memur ederek kendisi ceddi (dedesi) Sultan Birinci Murad'in sehid edildigi Kosova'ya gelir. 1455 baharinda Edirne'den hareket ederek Sirbistan üzerine yürüdü. Buradan da hep birlikte önce Edirne. Bir fesat kaynagi olan Sirbistan'in zapt edilmesi. Fakat Pâdisah. fakat bu hazirliklarin neresi için oldugu bilinememekteydi. burada orduya katilmisti. Bu sehir. . fakat iç durumu iyi olmayan Sirbistan'in kolayca zapt edilebilecegini bildiriyordu. Bu siralarda hudud komutanlarindan Evrenoszâde Ishak oglu Isa Bey. Buradaki savas. bunu gerekli kiliyordu. arkasindan da Istanbul'a dönülmüstü.Bununla beraber Türk ordusu. Bu yüzden hükümdar. Sirplarin. Bati'daki gayelerinin tahakkuku için gerekiyordu. Sirbistan'da birakilmis bulunan Firuz Bey oglunu maglub edip bir kisim Osmanli topraklarini elde ederler. 1454-1455 kisini Edirne'de geçirmekte olan Fâtih'in. Bu basarilarina yenileri eklenebilirdi. yalniz kendi ordusu ile Fâtih Sultan Mehmed'e karsi savasamayacagini idrak ederek 1454 yilinin sonuna dogru Imparator Friedrich'e bir mektup yazarak Sirbistan hadiselerini anlatmis ve Hiristiyanligin kurtulmasinin bir Haçli ordusu ile mümkün olacagini bildirmisti.

Bunlardan baska. Zira daha önce bazi bölgeleri Osmanlilarin idaresine geçmis bulunan Sirbistan'i elde tutabilmek ve kuzeyden gelecek istilalari durdurabilmek. Tuna yolu ile hareket etmis olan ve ikiyüz parçadan ibaret bulunan donanma. kesin olarak Osmanli hakimiyetine girmesi gerekiyordu. 1456 baharinda Belgrad'i almaya karar verir. Sehrin bu konudaki degerini daha önce anlamis olan Osmanlilar. "tedbirlerinin takdire muvafik gelmedigini görünce. Sultan Ikinci Murad devrinde burayi almaya tesebbüs etmislerse de Jan Hunyad'in. ayni zamanda Macaristan'da basarili bir harekâta girisebilmek için Tuna kiyilarinin ve bilhassa Belgrad müstahkem kalesinin elde bulunmasi gerekiyordu. bu muhasara esnasinda. Fâtih'in karargâhina kadar gelmis bulunan düsmandan birkaç kisiyi. böylece Osmanli güvenligini tehdid etmekte olan bu sehir ve sakinlerinin. Hükümdar. Bunun için Morava kenarinda kurdurdugu dökümhânede çalistirilan binlerce isçi tarafindan toplar döküldü. geregi gibi sihhat ve selâmetle Dâru's-saltana'ya avdet buyurdular. Osmanli hududlarina tecavüz etmesi. Bu sebeple Fâtih Sultan Mehmed. Firsat buldukça civarindaki Müslüman Türk topraklarina saldirmaktan da çekinmeyen. simdilik Osmanli'nin eline geçmekten kurtarmisti. bulundugu metrise bir top güllesinin isabetiyle sehid olmustu. Bütün kisi hazirliklarla geçirmis olan Pâdisah. Ayrica büyük toplar da Dayi Karaca Bey'in nezâretinde ayni yoldan sevkedilmislerdi. Ayrica o zamana kadar görülmemis büyüklükte tas gülleler atabilen yedi tane havan topu da yapilmisti.BELGRAD KUSATMASI Fâtih Sultan Mehmed. Etrafinda su ile dolu genis bir hendek vardi. savas kazanilamadigi gibi Dayi Karaca Bey de. Dayi Karaca Bey'in komutasinda idi. Ancak bu sehrin degeri. Çünkü sehir." Öyle anlasiliyor ki. esasli bir sekilde hazirlanma ihtiyaci duydu. su yollari vasitasiyle birçok yerden yardim alabildigi gibi müstahkem bir kaleye de sahipti. Bunlar arasinda boylari 27 kadem olan 22 büyük top vardi. baharda büyük bir ordunun basinda Sofya üzerinden Belgrad'a yürüdü. büyük bir kuvvetle yardima geldigi Belgrad'i. Kendi topraklari üzerinde emniyeti saglamayi birinci derecede önemi haiz bir is telakki eden Fâtih Sultan Mehmed. Sava ve Tuna nehirlerinin birlestigi noktada kurulmus olan Belgrad'in zapti çok zordu. Yapilan muhasara ve bes yüz kadar askerin kaleye girmeyi basarmis olmalarina ragmen. daha küçük muhasara toplari arasinda muhtelif çapta üçyüz kadar top vardi. kusatmanin kaldirilmasina sebep olmustu. Jan Hunyad. 1456 yilinda Macarlarin elinde bulunan Belgrad'i almak için harekete geçer. hem karadan hem de nehir tarafindan kusatilmak isteniyordu. Böylece Belgrad. Sirplar ve Macarlar tarafindan da bilindiginden. genç hükümdar . her iki devletin burayi kaptirmamak için bütün gayretlerini harcayacaklari tabii idi.

Etrafa agirlikla davetçiler gönderdiler. Ondan sonra izin oldu: Sofralar kuruldu. nimetler yenildi. Pâdisahin karsisinda ise "Mevlâna Sükrullah" oturdu." Bu savasta yaralanmis olan Jan Hunyad da 20 gün sonra 11 Agustos 1456'da ölmüstü. Fâtih'in bu savastaki durumunu su ifadelerle vererek onun nasil bir bozgunu önledigini anlatir: "Fâtih Sultan Mehmed'in. korkunç bir bozgunu önlemis ve sonu belki de büyük bir Haçli Seferi vücuda getirebilecek olan tehlikeyi bertaraf etmistir. bütün Osmanli kaynaklari bahsederler. Fâtih'in. Bununla beraber Sava nehri yolu ile gelen yardima mani olunamadigi için muhasara kaldirilmisti. Sultan Bâyezid Amasya'da idi. SEHZÂDELERIN SÜNNET DÜGÜNÜ Belgrad seferinden dönen Fâtih Sultan Mehmed. onlarin da bu mutlu günlerinde yanlarinda bulunmalarini arzu eder. Pâdisaha layik sohbetler yapildi. Solunda ise "Mevlâna Tosyavî" oturdu. Sag tarafina fâzil kimselerden olan "Mevlânâ Fahreddin" oturdu. Edirne'nin çevresine konup doldular. Dügüne basladilar. bu dügünde hazir bulundugunu söyleyen Âsik Pasazâde'nin müsahedelerine dayanarak verdigi malumati özetleyerek buraya almak istiyoruz: O vakit. Her tarafin halki. ilim adamlari ile halka karsi nasil davrandigini. Onu dahi getirtti. Önce ulemâ davet olundu. tayfa tayfa geldi. Bunun üzerine her iki sehzâde de merkeze çagrilir. Onun yanina Hizir Bey Çelebi oturdu. Edirne'deki ikameti esnasinda biri (Bâyezid) Amasya'da.bizzat kendisi kiliçla öldürmüstü. Emr olundu: Hafizlar. Yemekten sonra yine edebiyatçilar okudular. Bununla beraber biz. Osmanli kuvvetleri de bu seferden basarisiz dönmüslerdir. digeri (Mustafa) Manisa'da sancakbeyi olan iki sehzâdesinin sünnet edilmelerine karar verir. Ondan sonra tekrar . Ondan sonra izin verildi: Edipler. çevre hükümdarlara dâvetiyeler göndererek. Bu mücadelede düsman da fazlaca yipranmis oldugundan çekilmis. Mustafa Çelebi dahi o vakit Manisa'da idi. Bütün sancak beyleri ve her sehrin ululari geldiler. Bunlar hep Edirne'ye geldiler. Onu getirtti. Pâdisah dahi devletle Ada'ya geçip oturdu. güzel medihler ve gazeller okudular. bozulmaya yüz tutmus olan Osmanli askerine kuvvet ve cesaret asilamis olmalidir ki. yeniden düsmana saldirmislardi. Ulemâ. Bu davranis. Bu dügün için Fâtih. Uzunçarsili. karargâha hücum eden düsmana karsi gösterdigi sebat ve mukavemet. Nice günlük yollar dügüncülerle dolmustu. okunan bu âyetlerin tefsirini yaptilar. Pâdisahin otag ve çadirlarini Ada'ya kurdular. Ilmî sohbetler olundu. Kelâm-i Kadim-i Rabbanî (Kur'an-i Kerim) okudular. nasil bir protokol uyguladigini göstermesi bakimindan önemli olan bu dügünden. Pâdisah dahi gelip tahta oturdu.

esi Elen ile küçük yastaki kizina kaldi. 1457 senesinde ölmüs.Kur'an okundu. onun taht üzerindeki hakkini koruyacagini bildirerek kendisine Serez taraflarinda mülk verdi. Fakir (ben) dahi bir futa doldurdum. bir sene sonra 1458'de öldü. Bu arada Ostroviç (Sivricehisar). bir ara Brankovitch'i yakalayip haps etmisti. Onlara da geregi gibi hürmet olundu. Bögürdelen'in alinmasindan sonra Macaristan'a akinlarda bulunur. Brankovitch'in kizi Mara da Osmanlilara siginmisti. . Niceleri fakir geldi. Bu dügünün tarihi hicretin 861'inde vaki oldu. Bunlara dahi Pâdisah kanunu nasilsa öylece yapildi. Sirplarin baskenti olan Semendire etrafindaki bazi kaleleri aldiktan sonra Semendire'yi kusatir. öldürme tehdidi ile diger kardeslerini ülkesinden kaçirmisti.SIRBISTAN'IN ILHAKI: Osmanli kuvvetlerinin Belgrad'dan çekilmelerinden sonra sira tekrar Sirbistan'a gelmisti. Ikinci gün fukara tayfasi davet olundu. Yeni Sirp despotu Lazar. Elen'in. Fâtih Sultan Mehmed. zengin gitti. gelen bu hürmete lâyik kisilere ihsanlarda bulundu. Georges Brankovitch ile. Her ilim ehlinin önüne sini koydular. Sirbistan isini kesin olarak çözüp bir sonuca baglanmaya karar verir. Elen. Ülkesi. Murad'dan dul kalmis olan Mara (Meryem Sultan) adinda bir kiz evladi birakmisti. Pasa. hicrî 862 (1458)'de Mora seferine giderken Mahmud Pasa'nin maiyyetine bin kadar yeniçeri vererek onu Sirbistan üzerine gönderir. Etyen (Istefan) ve Lazar adinda üç erkek ile Sultan II. Böylece Mara. Greguvar. refah içinde bir hayat geçirdi. oynamak istedigi oyundan haberdar olan Osmanli Devleti. Bunlar da "Fukarâ Kanunu" geregince saygilarini gösterdiler. Sirbistan'in elinden alinma ihtimalini düsünerek burayi malikâne olarak Papa'ya peskes çektigi gibi kizini da Bosna kralinin ogluna nikahladi. Rodnik ve Sabaç (Bögürdelen) gibi yerleri alir. Mahmud Pasa. Bu ulemânin hizmetkârlari futalar doldurdular. Bu sebeple Pâdisah. Brankvitch 30 bin altin ödedikten sonra serbest birakilmisti. Ondan sonra sekerli seyler getirdiler. Sirbistan'in idaresini ele geçiren en küçük kardes Lazar. Ihtiyar Brakovitch. Brankovitch'in ölümü üzerine. Ondan sonra pâdisah. d. Üçüncü günü begler (emîr) davet olundu. hizmetkârima verdim. Jan Hunyad'in kayinbiraderi olan Belgrad valisi Mihail arasinda eskiden beri bir sogukluk bulundugundan Mihail. Pâdisahin ihsanlari bunlara da yetisti. sehrin dis istihkamlarini aldiysa da sehri zapt edemeyerek muhasarayi kaldirir.

Dimitrios'a ait bazi yerlerin Thomas'in eline geçmesi üzerine Dimitrios'un Osmanli Pâdisahina elçi göndererek yardima istemesi. Bu durum karsisinda. Bu mirasçilar ortada bulundukça Bizans meselesi. Bu esnada kendisi de Mora üzerine hareket eder. Sonunda Mora. Belgrad'in zaptina kadar Macaristan'a yapilacak akinlar için ve kuzeyden gelecek tehlikelere karsi iyi bir üs oldu.Bu esnada Mora seferinden dönmüs olan Fâtih Sultan Mehmed. Serez'den bir genç. bunlara müdahelede bulunmayarak seyirci kalmislardi. Hoca Sa'duddin. Bizans Imparatorlugu'nun en yakin vârisleri olan bu iki sahsin. 149. Mora'ya sefer yapilmasina karar verildi. Daha önce. Buna göre. çevresindeki kaleler Osmanlilarin eline geçtikleri için Semendire bir bakima yalniz ve yardimsiz kalmisti. hazineleri ile birlikte gidebilme sarti ile teslim olur. Dimitrios'un devlet merkezi Mistra (Hammer. Fâtih. 1458 Mayis'inda. Her iki kardes. imparatorluga hak iddia edebilecek durumda olmalari. ilerisi için bir tehlike arzediyordu. 463). son Bizans Imparatoru Konstantin'in kardesleri Dimitrios ile Thomas tarafindan idare ediliyordu. MORA SEFERLERI Istanbul'un fethi sirasinda Mora. bir sancagi olarak "Semendire Sancakbeyligi" adi ile bir akinci komutana verilir. bütün gizlilik kaidelerine riayet ederek yapacagi seferin nereye olacagini açiklamadan. 40. mücadelelerinde. s. Nitekim Imparator Konstantin'in ölümü üzerine Mora Rumlari. ordunun toplanti yeri olan Serez'de bütün askerî tedbir ve tertibatini aldiktan sonra Mora'ya hareket eder. fakat kardesi Thomas razi olmadigi için bunu yapamamislardi. Osmanli kaynaklari (Âsik Pasazâde. bir ihtiyat tedbiri olarak Mahmud Pasa'yi Sirbistan taraflarina yollar. III. Bu esnada Osmanlilar. Sirbistan isinin tamamen bitmesi için Mahmud Pasa'yi Semendire üzerine tekrar gönderir. tedavisi mümkün olmayan bir çiban gibi sürüp gidebilirdi. Thomas'in anlasmalara aykiri hareket ederek vergisini göndermemesi ve Latinlerle ittifak kurmasi gözönünde bulundurularak. bir mana ifade etmemekle birlikte. Mahmud Pasa ile bulusur. Thomas'inki de Patras idi. düstügü bir ask sevdasi yüzünden Mora'daki Ballabadra . Mora seferi ile ilgili olarak baska bir sebep daha göstermektedirler. bu iki kardes arasinda taksim olunarak iki Rum devleti ortaya çikmisti. Burasi. Iki kardes arasindaki mücadelede. Isparta). 8 Kasim 1459'dan itibaren Osmanli idaresine giren Sirbistan. direnmenin fayda vermeyecegini anlayan Elen. imparatorun kardesi Dimitrios'u imparator yapmak istemisler. I. bu devletin. Mora Arnavutlarindan yardim alarak birbirleri ile ugrasiyorlardi.

Zira. daha önce de Mora despotu Dimitrios ile Mora'yi nüfuzu altinda bulunduracak sekilde bir anlasma yaparak onu himayesine almisti. Bununla beraber sehir ve kalesi. Sarp bir mevkide bulunan ve üç kat sur ile çevrili olan bu müstahkem kalenin zapti kolay degildi. bu ülkenin de idaresi altina girmesinden baska çikar yol olmadigi kanaatine varir. Osmanlilara karsi onun düsünce ve tavrini ortaya koyuyordu. Osmanlilarla mücadele etmek üzere Arnavutluk ile Mora'yi üs olarak kullanmak istiyordu.sehrine gittigi zaman. Fakat Osmanlilar. Insani üzüntü ve kedere gark bu vaziyeti ögrenen genç adam. Böylece V. Korent berzahina dogru yürüyerek yollari üzerindeki Filke kalesini aldilar. Genç. problemin. Osmanlilar bakimindan büyük bir önem tasiyordu. daha atik davranarak onlara karsi olan planlarini uyguladilar. orada Müslüman kadinlarin çok kötü ve berbat bir hayat sürdüklerini. Mora'nin elde edilmesi. Müslümanlara yaptiklari iskence ve çetkirdikleri eziyetleri ögrendigi zaman. din düsmanlarinin elinden çektikleri eziyet ve gördükleri iskenceleri bizzat gördügünü bir bir açiklar. gizlice bu kadinlarla konusup durumlari hakkinda onlardan bilgi alir. Genç Fâtih. Osmanlilara karsi destekleyip ona yardim ediyordu. Balkanlari nüfuzu altina alarak bir Akdeniz Imparatorlugu kurmak isteyen Napoli ve Aragon Krali V. din düsmanlarinin. Teselya'ya giren Osmanli ordulari. Osmanlilar. kökünden halli için. bu yüzden herkesin canindan bezmis oldugunu ögrenir. Tamami gözü yasli olan bu kadinlarin. kâfirlerin en bayagi ve agir islerini yapmak zorunda kaldiklarini görür. Bu olay. buranin düsmesini beklemeden Mora'ya girer. kocalarinin da hapse atilmis olduklarini. daha kis aylarinin bitmedigi bir zamanda olmustu. Arnavutluk Prensi Iskender Bey'i. Alfons. Alfons. Anadolu kuvvetleri tarafindan muhasara edildi. Bütün bunlar. derhal pâdisahin katina gelerek yüce divanda üzüntülerini açiklayarak Müslüman kadinlarin. burayi Italya'ya yapacaklari seferler için bir üs olarak kullanacaklardi. Adi geçen kral. Pâdisah. Burada birçok sehir ve kaleyi .

Uzun Hasan'in bütün tahriklerine ragmen o tarafa hareket edilmeyerek Mora isini temelden bir sonuca baglamak için. yani Mora'nin üçte biri dogrudan dogruya Osmanli Devleti idaresinde kalacaktir. Fâtih-'in idaresindeki Osmanli ordusu. Osmanlilarin. Mora'nin. Thomas. baris talebinde bulunur. mallarini muhafaza edebileceklerdir. hem de Osmanlilara karsi yeniden mücadeleye baslar. 4. aralarindaki çarpismadan ne kadar zarar gördüklerini anladiklari için barisirlar. Bu anlasma ile. Doguda bas gösteren Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan gailesi yüzünden. Fâtih. Mücadeleler sonunda. Mora'nin anahtari durumunda bulunan Korent'in zaptinin. bu sartlari da yerine getirmeyince. Çünkü o. Mora'ya hareket eder. Dimitrios ile Thomas'in idaresinde bulunacak ve bunlar her sene üçer bin altin vergi vereceklerdir. baris yapmak suretiyle teslim olmaya karar verdigini hükümdara bildirir. Daha sonra iki kardes. Venediklilere ait kisimlari hariç olmak üzere bir kismi dogrudan. Aralarinda bir ittifak kurarak Osmanlilara karsi vaziyet alirlar. Bu durumu ögrenen Fâtih Sultan Mehmed. Hariçten bunlara bir taarruz vuku buldugu zaman Osmanli hükümdari despotlari müdafaa etmeyi üzerine alir. Mora'nin kolayca ele geçirilmesini saglayacagini bildiginden burayi almak istiyordu. Zaganos Pasa'yi Mora'ya gönderir. Osmanli hükümdari. Thomas'in üzerine gitmeden önce birdenbire yön degistirerek Isparta üzerine yürür. Muahede geregince Korentliler. Fâtih'e karsi koyamayacagini anlayan sehir halki. bir kismi da vergi vermek suretiyle Osmanlilara baglanmis oldu. Mora seferi esnasinda Atina da Türk idaresi altina alinir. Bu sebeple hem kardesi Dimitrios. Mora'daki Arnavutlara güveniyordu. 3. Mora'da zapt ettikleri sehir ve kaleler.feth eden pâdisah. fazla agir olmayan sartlarla yeniden bir anlasma yapilir. Dimitrios teslim olur. Bunun üzerine Mora despotlari ile Osmanlilar arasinda asagida belirtilen sartlara göre bu anlasma yapilir: 1. bütün sehirlerini kaybettikten . Bununla beraber Thomas. yeminle saglamlastirilan anlasmayi ve üzerinde ittifak saglanan sartlari üç ay sonra bozar. Korent'e gelen hükümdar. Mora'nin diger sehir ve kaleleri. Fâtih'e karsi koymak üzere sahildeki Matina kalesine çekilen Thomas ise. dört ay sonra Korent'e döndügü zaman burasi henüz fethedilememisti. 2. Kuzey Mora sancakbeyligine akinci komutanlarindan Turahan Bey oglu Ömer Bey'i tayin eder (Temmuz 1458). Osmanlilara karsi bir sey yapamayacagini anlayan Thomas.

Karadeniz ve Trabzon'da bulundugu siralarda. Tarihçi Tursun Bey tarafindan "Keferenin Haccac'i" diye vasiflandirilan bu adam. Muhtemelen Osmanlilar. kardesi Radul ile birlikte Osmanli sarayinda rehine olarak bulunmustu. Mora halkindan bir kismini Istanbul'a naklettirip onlarin yerine Türk göçmenleri yerlestirir (hicrî 856/m. Enez sehri ikametgâh olarak gösterilerek oradaki tuz madenlerinden senelik altmis bin akça varidat (gelir) tahsis edilir. onun yukaridaki sifatlarini verdikten sonra. O. Osmanli sinirlarina yakin bulunmasindan dolayi Eflâk'ta Osmanli nüfuzu gün geçtikçe artmaya basladi. bu nehrin kuzeyinde bulunan ve bugünkü Romanya'yi teskil eden Eflâk ile Bogdan prensliklerini himayeleri altinda bulundurmayi kafi görüyorlardi. sözünde durmayarak Osmanlilar aleyhine Macarlarla anlasma yapacaktir. Fâtih. Eflâk'ta bazi hadiseler olmaktaydi. saray halki ile birlikte yemek yemekten zevk alirdi. Teslim olup Pâdisahin yanina gelen Despot Dimitrios'a. Macarlarin "Drakul" (Seytan). bunlarin kendilerini mesgul edecek kadar kuvvetli olmalarini veya büsbütün zayif düsmelerini de istemiyorlardi. Wlad'i Eflâk prensligine tayin etmisti. Pi'nin yanina siginir. Bununla beraber. Ulahlarin "Çepelpuç" (Cellad) dedikleri Wlad adinda zulüm delisi bir adam. Hammer. daha uzakta bulunan Lehistan ve Macarlarla kendi aralarinda tampon bir devlet olarak kalmalarina taraftardilar. Fâtih'in. 1460). bunun yaptigi barbarliklara da örnekler verir. Böylece Mora yeniden ve tamamina yakini Osmanlilarin eline geçer. Hüküm sürdügü memlekete Fâtih'in yardimi ile sahip olmasina ve Pâdisaha karsi dost kalacagina dair yemin etmis bulunmasina ragmen Wlad. Orada da tutunamayacagini anlayinca Roma'ya Papa II. devleti için tabii bir sinir kabul ettigini tahmin ettigimiz Fatih Sultan Mehmed ve hatta daha önceki Osmanli hükümdarlari. Burada Türklerin "Kazikli Voyvoda". 1456 yilinda Fâtih. Bu sahsin daha iyi taninmasi ve farkli milletler tarafindan aldigi bu lakaplarda ne kadar hakli (!) oldugunu ortaya koymasi bakimindan bir kaç örnek vermek yerinde olacaktir. halka idarenin en korkuncunu tattirmaktadir.sonra Kalamata'ya gider. EFLÂK'IN HAKIMIYET ALTINA ALINMASI: Tuna nehrini. Wlad. tabii sinirlarinin disinda mütalaa ettikleri bu prensliklerin. Eline Türk esirleri geçince . vahsi ve insanlik disi birtakim zevklere sahipti. Bu sebeple Eflâk daha Yildirim Bâyezid zamaninda senelik bir vergi vermeyi kabul etti. kaziklara vurulmus ve iskence içinde can vermekte olan Türklerin meydana getirdigi büyük halkanin ortasinda.

Bütün bu olanlari haber alan Fâtih Sultan Mehmed. Wlad'in kuvvetleri ortalarda görünmüyorlardi. Pâdisah da ordusuyla prensligin baskentine yürür. Bunun üzerine Pâdisah. diri diri ayaklarinin derisi yüzülen esirlerin iskencesi. Hamza Bey de esir edilmisti. Wlad'in kardesi Radul'u oniki bin duka yillik vergiye baglayarak Eflâk prensliginin basina getirdiler. Kan dökücü Wlad. Fakat bunda muvaffak olamadigi gibi. aldigi esirlerin tamamini kaziga vurduktan sonra. Osmanlilara ait bazi sehir ve kasabalari tahrip etmekten de çekinmez. hiddetinden ve üzüntüsünden yerinde duramayarak 150 bin kisilik bir ordu ve 25 büyük. mümtaz bir eyâlet haline getirilerek. hatta itibar göreceklerini sandiklari bir sirada Wlad'in büyük bir saldirisina ugrarlar. Yarali olarak kaçip Macarlara siginan Wlad.ayaklarindaki derinin yüzülmesini ve meydana çikan kirmizi etlere tuz ekilmesini. düsmanlarinin çoklugundan ve memlekette bulunmadigi bir sirada tac ve tahtinin Macarlara verileceginden korktugundan. Wlad. O.) Fâtih. Öte taraftan Osmanlilar. kendisine gönderilen Osmanli elçilerinin sariklarini baslarina çiviletmistir. hatta Wlad'i yakalayarak haps etmisti. Wlad'in yaptigi hareketlerden bazilarini görmezlikten gelen Fâtih Sultan Mehmed. Fakat Macar Krali. Eflâk'i düsmanlarina karsi muhafaza edecek bir kuvvetin gönderilmesini rica eder. daha büyük olurdu. asla itibara layik degildir" der. Ancak Wlad. Wlad. nehrin donmus oldugunu görürler. Bu baskinda Yunus Bey sehid. tebeasina ve Allah'a karsi bu denlü cinayetler islemis bir adam. Osmanlilara sikica baglanmis oldu. Böylece. 150 küçük parça deniz kuvveti (nehir donanmasi) hazirlayarak. onu Istanbul'a davet eder. perisan bir halde canini zor kurtarip kaçabilir. 866/1462 M. sonra da bunlari keçilere yalatmasini emrederdi. Yunus Bey ile Çakircibasi Hamza Bey. Fâtih'in. onlardan yardim ister. Tuna kenarina geldikleri vakit. Böylece Eflâk. hiç yoktan Osmanlilarla bir anlasmazliga düsmek istemediginden bu yardimi yapmamis. Osmanli akincilari onu bulmak için bütün bir Eflâki tararlar. Allah'in kullarina zulm eden bu zâlimi ortadan kaldirmak için Eflâk seferine çikar (H. Eflâk ortalarina kadar gittigi halde. Sehrin yakininda kaziklanmis 15 bin adamdan kurulu korkunç bir orman görünce nefretle "Devlet kuvvetini böyle kullanmis. Silistre Beyi Yunus Bey ile Çakircibasi Hamza Bey'i Eflâk'i beklemek üzere görevlendirir. daha sonra Hamza Bey'i öldürerek basini Macar kralina gönderir. . Bununla beraber Tuna'yi geçmek hazirliklari yaptiklari ve dostluktan baska bir sey ümid etmedikleri. casuslari vasitasiyle önceden haber aldigi bir gece baskini düzenleyerek Pâdisahi öldürmek ister.

Osmanli Devleti'ni iki taraftan nasil sikistirmak istediklerini. Bosnalilar. yerinde birakilir. Bosnalilar. burayi Minnet Bey idaresinde bir sancak beyligi haline getirerek Osmanli topraklarina ilhak eder. Osmanli topraklarina katilir. ikisinin arasina girmenin askerî bakimdan gerekli olduguna inaniyordu. Türklerin izse din ve mezheb serbestisine büyük bir saygi gösterdiklerini bildiklerinden. Bu arada orduyu hümayun üç koldan Bosna'ya girmis ve bütün bir Bosna topragini feth etmisti. Avrupa'da meydana gelen reaksiyonu da iyi takip ediyordu. Bu sebeple. Halkin. Halki. Bu sebeple Kral mukavemet edemedi. Bu olaylar. zaten Katoliklerden nefret eden Bosna Kralligi'ni feth etmeye karar verir. Fâtih. Katolik baski ve tazyiklerinden biktiklari. 1463) yilinda olmustu. . diger Avrupa devletleri ile birleserek kendisine doguda sinir komsusu bulunan Türk ve Müslüman devletleri de kendisinin aleyhine tahrik ederek. kuvvetli istihbarat teskilâti vasitasiyle iyi biliyordu. Ege denizindeki Osmanli faaliyetlerini de yakindan takip eden Venedik. Istanbul'un fethinden sonra. Osmanlilara karsi olan sevgisinden dolayi eli silah tutanlarin tamamina yakini orduya alinir. Osmanlilara karsi koymaya pek taraftar degillerdi. Bu çocuk ihtidâ edip (Islhamiyeti kabul edip) "Ahmed" ismini aldi ki. Hersek. O. onlarin etrafinda bir ittifak çenberi meydana getirmeye çalisiyordu. Mora'nin Türklerin eline geçmesinden büsbütün müteessir oldu. Hersek Dukasi Stefan Kosariç de küçük oglunu rehine vererek bagliligini arzetmis bulundugundan. Radul'un ölümü üzerine zindandan kaçip tekrar idareyi ele almak istediyse de öldürülerek kesik basi memleket memleket dolastirilir. Böylece aleyhindeki ittifak çenberini kirip ortadan kaldiracakti. Bu sefer esnasinda. Istanbul'un fethi ile ticarî menfaatleri sarsilmis olan Venedik Hükümeti.Wlad. bir müddet sonra da Islâmiyeti kabul ederek "din-i mübin-i Islâm" ile sereflenirler. Bunu bilen Fâtih. BOSNA-HERSEK'IN ALINMASI Balkanlari ve hatta Tuna'nin güneyinde kalan bütün Avrupa topraklarini kendi devletinin sinirlari içinde görebilecek duruma gelmis olan Fâtih Sultan Mehmed için Bosna. Osmanlilarin aleyhinde olacak sekilde. daha sonra "Hersekzâde Ahmed Pasa" adi ile anilarak damad ve sadrazam olur. Duka'nin ölümünden bir süre sonra. kendine yakin gören Fâtih. hicrî 867 (m. özel öneme sahip bir yerdi. büyük bir deniz kuvvetine sahip olan Venedik'e yardimda bulunabilecek olan Macaristan'la. Papalik ve Venedik'in. 30 bin Bosnali ise yeniçeri gibi hizmet etmek üzere Pâdisahin sancaklari altinda yemin eder.

Bununla beraber. Fransa. bu kadar yil devam etmis olan muharebeler. Bu yüzden onlar. en agir sartlar karsiliginda bile olsa. Zira. Arnavutluk Prensi Iskender ile Osmanlilarin aleyhine bir ittifak kurdular. BOGDAN MESELESI: 1455'te Osmanli hakimiyetini tanimak ve yilda 12. Daha sonra temas edilecegi gibi Osmanlilar. Uzun Hasan ve müttefikleri olan Karamanlilara bas vururlar. Sayet bu savasta maglub olsalardi. Bu arada Macarlarla da ayri bir ittifaka girerler. daha sonra Osmanlilar ile Bogdanlilar arasinda savaslar olacak ve Fâtih. Bogdanlilar Macarlarla birleserek Osmanlilar aleyhine müstereken harekete geçeceklerdi. 1463'te. ya harb edecekler veya Yunanistan ile Balkanlar'daki bütün mevzilerinden geri çekileceklerdi. Venedik devlet adamlarini Osmanlilara karsi farkli bir sekilde düsünmeye sevk etmistir. Milano. Venedik ve müttefiklerine maglubiyet. Osmanlilarin. Onlar. 25 Ocak 1479'da imzalanmis olur. Osmanlilara ise dünyanin en büyük devleti olma gibi bir gâlibiyet temin etmistir.000 altin vermeyi kabul etmek zorunda kalan Bogdan. Türklerin Mora ve Sirbistan'a sahip olmalari. daha sonra bu fikirlerini degistireceklerdir. Denebilir ki. Bununla beraber bir müddet sonra Bogdan Voyvodasi. Burgonya. Bu durum karsisinda Venedikliler. Arnavutluk'ta faaliyet göstermeleri ve Ege denizini ele geçirmek istemeleri. Bogdan Voyvodasi ise kaçacaktir.OSMANLI . Macaristan. Böylece Osmanlilari iki cepheli bir savasla tehdid etmek istiyorlardi. Papa. Pâdisaha müracaat ederek. 14 maddeden meydana gelen bu baris anlasmasi. Onlar. Bununla beraber. karada ve denizde birçok devletle ugrasmak zorunda kaldiklarini görünce bu hakimiyetten kurtulmak isteyecektir. bizzat Bogdan'a girecek. Osmanlilarin lehine ve Venediklilerin aleyhine olmustu. takriben 16 sene devam edecek savaslar sonucunda Venedik hükümeti. Bu sebeple Venedik Senatosu'nun 25 Nisan 1479'da tasdik ettigi OsmanliVenedik barisi. simdiye kadar vermekte oldugu "üçbin sikke-i efrencî" yerine alti bin flori verecegini. 1473 yilinda Uzun Hasan üzerine yürümek zorunda kalmislardi.VENEDIK MÜNASEBETLERI Baslangiçta. Ancak Osmanlilarin büyük bir galibiyet elde ettiklerini görünce bu düsüncelerinden vaz geçerler. Osmanlilarla dostça geçinmeyi iyi bir tedbir olarak kabul eden ve ekonomileri açsindan bunu lüzumlu gören Venedikliler. Osmanlilarla baris yapmayi daha kârli görecektir. Türkleri bu faaliyetlerinden vazgeçirmek ve hatta bunlari durdurmak için sür'atle bazi tedbirlerin alinmasi gerektigine karar verirler. .

FÂTIH'IN EGE DENIZI SIYASETI Istanbul'u feth eden Osmanli Pâdisahi. Böylece elden ele geçen adalar. bu yolun üzerindeki adalari teker teker aldiktan sonra Italya topraklarina asker çikarir. Anadolu topraklarinin bir devami telakki edilen bu adalarin bir kismi Bizans'a. yabancilara siginacak bir yer birakmamaya. Sakiz. SEMADIREK VE TASOZ'UN ALINMALARI: Sirbistan seferinden sonra Enez. donanmalariyla buna mani olmak istemislerdi. gerekse Enez Beyi'nin devletle yapmis oldugu anlasmayi bozmasi. IMROZ. Istanbul'u fethetmeye muvaffak olan Fâtih. Surasi unutulmamalidir ki Ege adalarinin ilhaki. kendi topraklarina yakin yerlerde bir yabancinin ticaret yapmasina degil. dolasmasina bile tahammül edemiyordu. bu yol üstündeki adalarin (Midilli. buralari yeniden almak için yeni donanma sevk etmek zorunda kalmislardi. Ege'deki adalara nüfuz etmeye çalisir. bu deniz üzerinde iki istikamet (yön) takib eder. ve kendi sahillerine yapilabilecek korsanlik hareketlerini önlemeye çalisiyordu. Böylece. Ege Denizi'nde Bizanslilar ile baska milletlere ait olan adalari almak üzere harekete geçer. Gerek kadinin müracaati. Zira böyle bir durum. Gerçekten. bir kismi da Venedik ve Cenevizlilere ait bulunuyordu. Bizans'a ait olan bütün topraklarin kendi idaresi altinda tekrar birlesmesini istiyor gibidir. Korsanlik hareketleri ile kendisine ait sahil kentleri vurulabilirdi. Zira Osmanlilarin bu tesebbüslerine karsi gerek Papalik. gerekse Venedikliler ile Napoli Kiralligi. düsmanina düsman olacagini bildirir. pek kolay olmamistir. Yalniz Rodos Adasi bunlarin disinda idi. nihayet kesin olarak Osmanli idaresinde kalmistir. yüksek hakimiyetini tanidigi Osmanlilara müracaat ile sikâyette bulunmustu. Osmanlilar. Çanakkale Bogazi'na ve Türk sahillerine yakin olanlardan baslamak üzere.Osmanlilarin dostuna dost. Bunlardan birincisi onu Italya'ya götürecektir. Gerçekte. Ikinci yol ise Anadolu sahillerinin yakinindan geçmekte idi. Imroz ve Semadirek Beyi olan Dorya ile hükümet idaresinde ortagi olan yengesi arasinda çikan ihtilaf üzerine kadin. Pâdisah bunu kabul etmis ve Bogdan'i bu sartlarla affetmisti. ENEZ.) bir kismini haraca baglayarak bir kismini da ilhak ederek Rodos'a kadar gider. O. Bu sebeple o. vs. zamanla kendi ülkesini tehlikeye sokabilirdi. Hatta zapt edilen bazi adalari tekrar geri almislardi. keza Enez halkinin Ipsala ve Ferecik taraflarindaki . O. Çanakkale Bogazi'na yakin adalardan baslayarak yavas yavas Ege Denizi içlerine dogru ilerleyen Fâtih.

Bursa yolu ile hareket eden hükümdar. Sultan Mehmed. ada idaresinin tanzimi ile görevlendirilmisti. Edirne'de bulunuyordu. EGRIBOZ ADASININ FETHI Venedikliler. Ada halki.* Bundan sonra diger adalar da alindi. Mahmut Pasa. adanin merkezi olan Midilli önlerine asker çikararak sehri kusatir. Bundan sonra Enez. Bu siralarda Fâtih Sultan Mehmed. Ege Denizinde Osmanlilara ait bazi adalar ile Foça'yi vurmuslardi. Üç kisma ayrilan ada halkinin bir kismi yerlestirilmek üzere Istanbul'a gönderilir. baska bir ifade ile korsanlarla birlikte hareket eden Midilli Prensi'nin hakkindan gelinmesi kararlastirildi. prensi istemeyerek onun yerine bir Türk beyinin gönderilmesini istediginden Osmanlilar da himayelerinde bulunan Limni adasina Gelibolu'nun eski Sancakbeyi ve kaptani olan Hamza Bey'i gönderirler. adanin karsisindaki Edremit körfezine inmis ve oradan da Ayvalik'in güneyindeki Ayazmend (Altinova)'e gelmisti. LIMNI ADASININ ZAPTI Enez. karadan bizzat pâdisah ve denizden donanmanin tazyiki ile kisa bir sürede alindi. Midilli halki. Venedik'in Ege'deki en büyük . Edirne'ye davet ettigi deniz komutanlari ile görüstükten sonra büyük bir donanmanin hazirlanmasini emr etti. daha fazla dayanamayacagini anlayinca teslim olur.Müslüman Türklere ait köle ve cariyeleri kaçirarak satmalari üzerine Enez'in alinmasi kararlastirildi. MIDILLI ADASININ ZAPTI Osmanli sahillerinin yakininda bulunup korsan yatagi olan ve Aragon korsanlarinin Türk sahillerini vurup getirdikleri mallardan hisse alan. Fâtih bu harekete karsi. Bu adalarin Osmanli idaresine girmesi 1456 yilinda olmustu. muhasaranin iyice sikistigi bir zamanda bir harp gemisiyle adaya geçer. Mahmud Pasa. Bütün hazirliklar tamamlandiktan sonra 1462 senesinde Mahmut Pasa komutasindaki donanma irili ufakli ikiyüz parça gemi ile denizden ada üzerine yürüdü. Oradaki durumu inceledikten sonra tekrar Ayazmend'e döner. Imroz ve Tasoz'un alinmasindan sonra yine 1456 senesinde Limni halki ile Midilli Prensi Nikola Gateluziyo'nun kardesi olan Limni Prensi arasinda anlasmazlik çikar.

Bu sebeple Mahmud Pasa'yi Derya Kaptanligi'na tayin ederek üçyüz parça gemi ile denizden göndermis. Isfendiyarogullari Beyligi ve Amasra (Amasteri) Cenevizlilerin idaresinde idi. gerek ekonomik. Zira Dogu Roma (Bizans. O. Bunlar. hazirladigi planinin geregi olarak ayni mevsimde arka arkaya üç sefer tertiplemek zorunda kalir. Osmanlilara karsi bir dogu ve bati ittifaki tehlikesi ufukta görünüyordu. özellikle Venedik ve Italya'nin diger devletleri arasinda derin bir endiseye sebep olmustu. Istanbul'u feth etmis bulunan Osmanlilarin. buralari elde edebilmek için bir plan hazirlar. eskiden beri Anadolu birligini kurmak ve burada güçlü bir Müslüman Türk Devleti meydana getirmek için ugrasiyorlardi. gerek siyasî gerekse dinî bakimdan buralara da hakim olmasi icab ediyordu. Bir taraftan. Bu hal. Karadeniz sahillerini elde bulundurmak gerekiyordu. Dogrusunu söylemek gerekirse bu durum sadece onlari degil. diger taraftan da Anadolu birligine vücud vermek ve devlet merkezinin hem jeopolitik. Anadolu'nun büyük bir kismini hakimiyetleri altina almaya muvaffak oldular. FÂTIH'IN KARADENIZ SIYASETI Bilindigi gibi Osmanlilar. Trabzon Rum Imparatorlugu. Istanbul) gibi Bati Roma'nin da elden gidecegi telasina kapilan Papalik. Istanbul'un fethi üzerine büyük bir telasa kapilmislardi.müstemlekesi olan Egriboz adasini ele geçirmeye karar verir. Avrupa'yi da ciddi endiselere sevk etmisti. . her taraftan yardim taleb etmisti. Evripos kanalinin en dar yeri olan Kulkis'ten gemilerden bir köprü yaptirarak ordusunu derhal adaya geçirip birkaç hücumdan sonra kaleyi feth etmisti. baskalarinin elinde bulunuyorlardi. Bu sebeple Fâtih Sultan Mehmed. Dogudaki bazi küçük beylik veya emîrlikler ise. kendisi de 70 bin kisilik bir ordu ile karadan hareket etmistir. Karadeniz'in bu sahil bölgesinde büyük ve önemli birçok sehir bulunuyordu. kuzeyde Karadeniz'e kiyisi bulunan kisimlar (Samsun hariç). Osmanlilarin bu niyetini fark eden Venedik ve Ceneviz gibi deniz ticareti ile geçinen devletler. (1470) Egriboz Adasi'nin. Bu sebeple. Bati'nin böyle bir hareket için Anadolu emîrliklerini tahrik etmesini önlemek. hem de askerî emniyetini temin için. siranin yavas yavas kendilerine gelecegini düsünüyorlardi. Bununla beraber. Bu gayelerine ulasmak için gösterdileri gayretlerinin bir sonucu olarak onlar. Osmanlilar tarafindan zapti. Böylece bu devlete en büyük darbeyi vurmus olacakti. Avrupa'da büyük bir hayret ve teessür meydana getirmisti.

Cenevizlilerin önemli bir ticaret merkezi idi. Fâtih'in bu sorusunu: "Sultanim bunun alinmadigina sebep ol kim Hak Teâlâ'nin takdirinde bu. Seferin nereye yapilacagini kendisinden baskasi bilmezdi. Gerçi buradakiler. Bu cevabiyle o. Bundan baska bu sehir. Fâtih Sultan Mehmed bakimindan Karadeniz sahillerinin fethi büyük bir önem tasiyordu. "Memâlik-i müslimine hayli zarar edüp nice kimseleri girift edüp diyari efrence gönderip bey'eden" ve Karadenizde sefer yapan Müslüman gemilerine bilhassa musallat olan Amasralilar. Hatta o. eger sakalimin tellerinden biri. donanmayi. zihnimden ne geçtigini bilecek olursa onu bile hemen koparir yakarim" diyerek. bu fethin.Fâtih. Böylece. Istanbul'un fethinden sonra müskül bir duruma düsmüs olmasina ragmen eskiden oldugu gibi hareketlerine devam etti. Bununla beraber etraflarini vurmaktan ve bilhassa denizde soygunculuk yapmaktan da vazgeçmiyorlardi. Fakat bunu bazan zamaninda bazan da geç veriyorlardi. Hedefin neresi oldugunu bir münasebetle soran kadiaskere "Hocam. bu ise hemen baslanabilecegini de ima etmis oluyordu. simdiye kadar dedeleri tarafindan buralarin (Amasra gibi) fethedilmemis olmasini hayretle karsiliyordu. Karadeniz seferinde de bu gizlilige riayet edilmisti. bir miktar vergi veriyorlardi. bir yilda verdikleri vergiyi adeta bir günde geri aliyorlardi. bunu yapanlarin "levent gemileri" oldugunu ve bunlarin kendilerini de dinlemediklerini söylüyorlardi. Aradaki anlasmalari birkaç defa bozan Amasralilarin. Zeki sadrazam. bu taarruzlarinin sebebi soruldugu vakit inkâr ediyor. kendisi de karadan hareket etmisti. Allah tarafindan kendisine nasib olacagini söyleyerek cevaplamisti. Vezir-i a'zam Mahmud Pasa komutasinda sevk ederken. askerî harekât esasinin gizlilik oldugunu göstermis olur. atalarinin simdiye kadar burayi almamalarini adeta tenkid konusu yapar. Anadolu'dan kaçan esirlerin sigindigi bir yerdi. Amasya için Mahmud Pasa'ya: "Mahmud! Ol hisar ne yerdir kim âni benim atam dedem almadi?" diyerek. düsünce ve hareketlerini gizli tutmakla meshurdur. O. feth olunmak sultanim elinden ola" diyerek. Gerçekten o. Istanbul'un zaptindan ve Osmanlilarla . Amasra.

Pâdisahin. Silah kullanmadan Amasra'yi ele geçiren Fâtih Sultan Mehmed. etraftaki tecavüzleri daha çok artmisti. Bu kadar muazzam bir ordu ile basa çikamayacagini anlayan Amasra idarecileri. basta tekfur olmak üzere Amasralilarin ileri gelenlerini Istanbul'a gönderdi. Dirlik olarak Ismail Bey'e istedigi Yenisehir. vezir-i âzamin delâletiyle ordugahta Osmanli ricali tarafindan büyük bir merasimle karsilanmisti. Iskenderoglu'nun. böyle bir seye riza gösteremeyecegini söylemisti. Ismail Bey'in idaresinde Sinop'ta 400 top. Fâtih. Fâtih'in elini öpmeye kalkismasi üzerine hükümdar: "Ismail Bey. Fâtih'e bey'ata karar verirken kendisinin sahib bulundugu yüksek dinî suur ve fazileti ile birlikte. Amasralilarin yaptiklarina son vermek ve problemi temelinden halletmek üzere kendisi karadan. Pâdisah dahi visaktan tasra bir kaç kadem istikbal edüp musafaha ma'nasi oldi.Cenevizlilerin arasinin açilmasindan sonra. Bu durumun Osmanlilarca duyulmasi üzerine bir ihtiyat tedbiri olarak. Ismail Bey'e haber göndererek. Buna ragmen böyle bir kalenin. Ismail Bey. Mahmud Pasa da denizden Amasra'ya gidip sehri kusatma altina alirlar. Koyulhisar seferine çikisini firsat bilen Karamanoglu Ibrahim Bey. bunun da ancak Istanbul'un Fâtihi vasitasiyla mümkün olacagina olan inanci ile izah etmek mümkündür." diyerek bütün bir devlet erkâni ile birlikte pâdisahin da onu karsiladigini anlatir. Ismail Bey'e dirlik olarak Filibe verilerek kendisi oraya gönderilmisti. Böyle bir hareketten dolayi pâdisah onlari esir muamelesine tabi tutmamisti. Inegöl ve Yarhisar kazalari verilmistir. sen benim ulu kardasimsin. Ismail Bey'in ne derece büyük bir iman sahibi oldugunu ve Anadolu birliginin kurulmasina taraftar bulundugunu. Ismail Beg'i izzet ü ikram ile pâye-i serir-i saltanata yitistürdiler. Bursa'ya dönmüsken tekrar Karadeniz'e yönelir. limanda demirli birçok gemi ve onbin muharip asker vardi. Onlar. Halbuki o sirada. Nitekim Dursun Bey "Erkân-i devlet. silah atilmadan teslim olmasini. isyan etmek için zamanin müsait oldugunu bildirir Karamanoglu'nun birlikte hareket edebilecekleri teklifine karsilik Ismail Bey. Burada müstahkem bir kale olan Sinop'ta Isfendiyaroglu Ismail Bey hüküm sürüyordu. . 2000 topçu. Mahmud Pasa'nin ikna edici konusmasi karsisinda teslim olmuslardi. Mahmud Pasa'nin teklifi ve idareci özelligi ile olsa gerek ki Mahmud Bey ile Isfendiyaroglu arasindaki konusmalardan sonra Ismail Bey. Sultan'in Istanbul'u fethetmek suretiyle Islâm âleminde kazanmis oldugu prestijin de etkisinin bulundugu söylenebilir. pâdisaha sehrin anahtarini teslim etmekle hayatlarini kurtardilar. Ismail Bey. reva midir kim elim öpesin" diyerek bu hükümdari tahtinda kendi yanina oturtmustu. Hatta Fâtih bile çadirinda ayaga kalkip birkaç adim yürümek suretiyle onu karsilamisti. Fâtih Sultan Mehmed'e bey'at edecektir.

Latinleri kendi aleyhine tahrik etmek isteyen Trabzon Rum Imparatorlugu'nu da ortadan kaldirmaya karar vermisti. Böylece Bizans'in son Anadolu bakiyyesi de Osmanli ülkesine katilmis oldu. Imparator David Komnen'i ümitsizlige düsürür. Bugün yahud yarin huzur-i Ilâhîye çikinca mahcub olurum" diyerek gazilik ünvani ile cihâd ve bu ugurdaki çalismaya nasil ehemmiyet verdigini anlatmak ister. Fâtih su manidar cevabi vermisti: "Hey ana. David'in en küçük oglu hak dini kabul ederek Islâm'la müserref olmustu. Halbuki Orta Anadolu'nun büyük bir kismi ile Dogu yaylalarinin bütünü devletin sinirlari disinda kalmisti. sekiz oglu ile birlikte Edirne'ye göndermisti. Karadan Trabzon üzerine varmakta olan Fâtih Sultan Mehmed'e elçilik heyeti ile birlikte Uzun Hasan'in annesi Sâre Hatun da gelmisti. Fâtih. 258 sene devam eden Trabzon Imparatorlugu 26 Ekim 1461 (21 Muharrem 866) günü tarihe karisir. Eger bu zahmeti çekmezsek bize gâzi demek yalan olur. Kurtulus ümidi görmedigi için teslim teklifini kabul eden imparator. Böylece. Hamisi olan Uzun Hasan'dan da yardim alamayacagini anlayan imparator. Tek bir nefes sehid vermeden ve bir ok dahi atma ihtiyaci hasil olmadan Amasra. Mahmud Pasa'nin akrabasindan olan bas mabeyincisi Yorgi Amiruki vâsitasiyle Mahmud Pasa ile anlasarak sehir ve kaleyi teslime karar verir. Bu durum. birbirine bagli üç kisimdan meydana gelmis olan Trabzon kalesini hem denizden hem de karadan kusatir. Her iki bölgede hüküm sürmekte olan beylikler. Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan'in annesine büyük bir saygi göstererek ona "ana" diye hitab etmisti. Osmanlilari her bakimdan tehdid eden bir mevkide . Kastamonu ve Sinop'u alan Osmanli hükümdari. Ordusuyla Trabzon'u çeviren sarp daglari asarken zaman zaman yaya yürümek zorunda kalan pâdisaha Sâre Hatun: "Hey ogul! Bu Trabzon'a bunca zahmet nedendir?" diye sorunca. bunun ötesinde baslayan Anadolu'nun dogu kismi üzerinde.Bizans Imparatorlugu'nu ortadan kaldiran ve Mora'daki Rum varligina son veren Fâtih Sultan Mehmed. Osmanli Devleti'nin bir bütün teskil ettigine inanmis gibi idi. bu zahmet din yolundadir. Imparator. bilhassa Firat'a kadar kadar olan sahada. Pâdisah adina Mahmud Pasa tarafindan yapilan teklifi kabul eder. FÂTIH'IN IÇ VE DOGU ANADOLU SIYASETI Toros daglari ile Anadolu'nun kuzey daglari arasinda uzanip giden ve Uzunyayla'ya kadar devam eden Orta Anadolu ile. Zira bizim elimizde Islâm'in kilici vardir. Fâtih Sultan Mehmed.

"Hiristiyanligi takviye ederek Müslümanligi zaafa götürmeye" çalismisti. Osmanlilar için gün geçtikçe daha ciddi bir tehlike konusu olmaya basladi. durumu büsbütün naziklesti. bu beylige hiç bir hak tanimamak suretiyle ortadan kaldirmayi belki daha önceki tarihlerde tasarlamis. Ayrica Osmanlilarla Karaman Beyligi arasinda çikan anlasmazligi da firsat bilen Uzun Hasan. OsmanliAkkoyunlu sinirlari üzerinde hadiseler çikarmaktan da çekinmiyordu. küçük yasta tahta çikmasini da firsat sayan bu devlet. Fâtih'in eline geçmesini önlemek gayesi vardir denebilir. Fâtih'i ister istemez dogudaki bu tehlike ile mesgul olmaya sevk etti. Ibrahim Bey. Iste bütün bu hareketler. Osmanli topraklarinin dogusunda bulunan ve gittikçe kuvvet kazanan Akkoyunlu Devleti'ne gelince o. fakat hadiselerin seyri.bulunmakta idiler. ayni zamanda fiilen asker göndermek suretiyle de yardim ediyordu. yedi oglundan en . yasadigi müddetçe. uzak Osmanlilarin aleyhindeki her tesekküle el uzatan Karaman Beyligi'nin. KARAMAN MESELESI Osmanlilarin en büyük hasmi olup Çelebi Sultan Mehmed'in damadi olan Karamanoglu Ibrahim Bey. Murad devrinde durmadan Osmanlilar aleyhine faaliyette bulunmustu. Anadolu'nun öteki kisimlarinin güvenligi ve nihayet Türk birligi bakimindan buralarinin da Osmanli topraklari içerisinde bulunmasini zaruri sayan Fâtih Sultan Mehmed. Karamanogullarina sadece siyasi yardimda bulunmakla degil. Yildirim Bâyezid'in müthis pençesi altinda bir an ezilmeye mahkum olan bu devlet. Çelebi Sultan Mehmed zamaninda ve II. 1463)'de vefat etmisti. otuz dokuz sene hükümdarlikta bulunduktan sonra hicrî 868 (m. Konya. Ibrahim Bey'in ölmesinden biraz sonra. onun gözlerini baska taraflara çevirmesine sebep olmustu. Nitekim Karadeniz sahillerine göz dikmis olan bu devletin yönecitileri. Karaman. Karamanlilar bir firsat vukuunda tekrar ortaya çikacaklardi. Bundan baska Isfendiyar topraklari üzerinde hak iddia edebilecek bir mevkide olan Kizil Ahmed Bey'i kabul edip himaye eden ve onu Osmanlilara karsi elinde bir silah gibi tutan Uzun Hasan. Fâtih'in. Osmanli Devleti'ne karsi mümkün olabilen bütün fenaliklari yapmis. Ancak Fâtih biliyordu ki. hatta Toroslarin güneyinde denize kadar olan sahalara sahip olan Karaman Beyligi. Trabzon Imparatorlugu'nu müdafaa etmekten ziyade bu topraklarin. bu yüzden Fâtih'in Trabzon'u almak isteyisine mani bile olmaya çalismislardi. Yildirim-Timur karsilasmasindan sonra tekrar meydana çikarak. Orta Anadolu'da yeni bir gaile meydana getirmeye çalismis ise de. Yakin. Bu mani olmak isteyiste. Larende ve civarina. Trabzon Rum Imparatorlari ile akrabalik tesis etmis. genç hükümdarin çok sür'atle hareket edisi buna imkan birakmamisti.

Fâtih Sultan Mehmed. Konya'da adina sikke kestirdigi gibi. sehzâdesi Mustafa'yi da buraya vali olarak tayin eder. sadece fakirleri hicret ettirdigini söyleyerek sikâyetlerde bulunur. Anadolu'daki Müslüman Türk beyliklerine karsi insafli bir sekilde muamele eden Osmanli hükümdari. Konya'nin ileri gelenleri ile anlasarak hükümdarligini ilan etmisti. kaleyi teslim alip dönerken 19 Agustos 1474'te Bor'da vefat eder. Bu arada hastalanan sehzâde. Böylece Karaman mirasi meselesi ortaya çikti. Mevlana'nin torunlarindan birini de bunlarla birlikte yolladigi. Bu arada onun. vazifeden alinarak yerine Rum Mehmed Pasa tayin edilir. Mahmud Pasa. Son olarak Kayseri ile Nigde arasinda bulunan Develihisar. Öyle anlasiliyor ki Pasa da yaptigi bu isten pek memnun degildir. Cem Sultan'in iyi meziyetleri. Bu hareketin basinda bulunan Pir Ahmet Bey. Karaman probleminin tamamen ortadan kalkmasi için çaba sarfeden Osmanlilara karsi Akkoyunlu Devleti de bütün gücü ile Karamanlilari destekliyordu. Pasa'nin bu icrasinda bazi sikâyetler meydana gelir. Karamanogullari adina müdafaa edilmekte idi.büyügü olan Ishak Bey'i. Taseli taraflari hariç olmak üzere bütün bir Karaman ülkesini topraklarina katar. Osmanli idaresine yeni alistirilmakta ve hatta isindirilmakta olan bir memleketin halki hakkinda icra edilen bu neviden muameleler yüzünden artan sikâyetler üzerine Mahmud Pasa. 50 bin kisilik bir kuvveti yardima göndermisti. fakat Fâtih Sultan Mehmed'in bunu ögrenmesi üzerine o zati hediyelerle tekrar geri gönderdigi rivayet edilir. sonunda Konya'ya girerek. Vezir-i a'zam Mahmud Pasa'yi Toroslara kadar göndererek ülkenin ilhakini tamamlar. devam eden bu miras isine karisma sevdasina düstü. sehzâde kaleyi teslim alarak Karaman gailesinin son kalintisini da ortadan kaldirir. Hatta bu maksatla Uzun Hasan. Yapilan savaslarda galip gelen Osmanlilar. Hatta bunlara karsi "ihtiyar benim elimde degil. Mahmud Pasa'nin haksizlik yaptigini. . Uzun Hasan. Osmanlilarla kan bagi olmadigi için çok seviyordu. Daha sonra da bütün devlet islerini ona birakinca öteki kardesler buna itiraz etmislerdi. Rum Mehmed Pasa. Konya'ya dönünce buradaki is ve sanat erbabinin Istanbul'a yollanmasi isi ile görevlendirilir. Kale komutani Atmaca Bey. kaleyi Sehzâde Mustafa'ya teslim edecegini bildirince. Karamanlilarin elinde kalan son kaleleri de almaya muvaffak olmuslardi. Annesi bir cariye olan Ishak Bey'i veliaht yapmis ve merkezi Silifke olmak üzere Içel valiligine tayin etmisti. mazuruz" dedigi rivayet edilmektedir. Sehzâde Mustafa'nin ölümünden sonra Karaman Valiligi'ne Cem Sultan getirilmisti. Karaman halkinin Osmanlilara tabi olmasinin önemli sebeplerinden biri olarak kabul edilmektedir.

O. Osmanlilari bu meydan okumaya karsilik vermeye zorladi. Daha sonra Horasan hükümdari Hüseyin Baykara'yi yenerek topraklarindan bir kismini almis olan Uzun Hasan. Hatta rivayet edildigine göre o. Uzun Hasan. atini meydana sürmüs ve "Bu diyarin serdarlari. Galibiyetleri ile magrur olan Uzun Hasan. secaatin âsârini gördüler. bu elçilik heyeti vasitasiyle Osmanlilara ait Tokat sehri ile daha baska bazi mühim sehirleri isgal ettigini de Haçlilara bildirmisti. Topraklarinin genislemesi nisbetinde. cür'et ve celâdetim Hüdâvendigâr'a (Osmanli hükümdari) gösterem. O. Uzun Hasan. Bu muvaffakiyet de 1472 yilinda Osmanlilara ait olan Tokat sehrinin Uzun Hasan kuvvetleri tarafindan yakilip yikilmasi ile kendisini belli etmisti. Fâtih Sultan Mehmed'i de yenebilecegini tahmin ediyordu. Ebu Said'i maglub ettigi gün. Osmanlilara üstün gelecek durumda oldugunu tahmin ediyordu. Bunlar. 1472 yilinda Venediklilere yeni ittifak teklifinde bulunmus. . onu Osmanli topraklarini alma sevdasina düsürdü. Çünkü o. bu teklif. Fakat onun is basina gelmesi ile birlikte durum degisti. hükümdarlik tahtina oturuncaya kadar Akkoyunlular pek fazla önem tasimiyorlardi. Osmanlilarla harp halinde bulunan Venedik Cumhuriyetinin. Bütün bu hareketlerin ötesinde Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan'a bagli kuvvetlerin. Venediklilerle ittifak etmis olan Haçlilarla birlikte hareket için bunlarla görüsmek üzere Rodos'a elçiler göndermisti. Nihayet bu emellerinde muvaffak oldular. devamli olarak Hasan Pâdisah'i Osmanlilar aleyhine tahrik ediyorlardi. bu suretle Firat havalisinden Maveraünnehr'e kadar uzanan büyük ve kuvvetli bir devlet kurmus oldu." demisti. Bundan dolayi Osmanlilardan kaçan Karaman ve Candarogullarini bir büyüklük eseri olarak ayni zamanda kabul etti. Osmanli hududlarini geçerek taarruz etmesi. Venedik elçisi Katerino Zeno vâsitasiyle derhal senatoya bildirilerek Akkoyunlu ordusu için top ve topçu ustasi istenmisti. Osmanlilar aleyhinde kendisine ittifak teklifi üzerine daha 1463'te bunlarla anlasmisti. firsat el verirse bu nöbet isterim ki. gururunun da arttigini gördügümüz Akkoyunlu hükümdarinin ayrica bir "Cihangir" olmak sevdasi da vardi. Iste bu düsüncesi ve kendisini çok üstün görüsü. Karakoyunhükümdari Cihansah ile Mâveraünnehr hükümdari Ebu Said Miransah'i öldürmeye ve topraklarini da kendi ülkesine katmaya muvaffak olmustu.OSMANLI-AKKOYUNLU REKABETI VE OTLUKBELI ZAFERI Uzun Hasan. Bundan baska yine Osmanli-Venedik muharebesi esnasinda Hasan Bey.

Bu mektupta Fâtih Sultan Mehmed. Bu cevap. Fâtih. Tarihte "Otlukbeli Zaferi" diye söhret bulan bu savasta. Osmanli ordusu. burada Müslümanlarla ugrasmanin iyi bir sey teskil etmedigi" cevabini aldigini nakl eder. galip gelmisken kendisi gibi Türk ve Müslüman olan. öte taraftaki gaza harplerini birakip. Nitekim Âsik Pasazâde de Fâtih'in bu hareketini "Mürüvvetle vilayetin yikmadi. Osmanli ordusu büyük bir zafer kazanarak dogudaki bu tehlikeyi bertaraf eder. Bütün kaynak eserlerde tafsilatli bir sekilde kendisinden bahsedilen bu zaferden uzun uzadiya bahs etmek istemedik. Uzun Hasan'a ders vermek oldugu. Osmanlilarla yapacagi muharebeyi makul gösterebilmek için onlardan Kapadokya ile Trabzon Imparatoru'nun kizinin kocasi olmasi hasebiyle Trabzon'u istemekte idi. Gerçekten de Frenklerle ittifak yapmis olan uzun Hasan. Bu cevabinda o. ayni zamanda Oguzlarin Bayindir koluna mensub bulunan Akkoyunlu kuvvetlerini takip ettirmedigi gibi Türk ve Müslüman olan ülkesine de dokunmadi. eger yapabiliyorsa din düsmanlari ile savasmasi gerektiginden bahs ederek. sözünün de kiliç oldugunu söyleyerek Akkoyunlu hükümdarini.Fâtih Sultan Mehmed. Kemal Pasazâde. Uzun Hasan'in yaptiklarindan. Fâtih'in komutasinda Üsküdar'dan hareket eder. Farkli rivayetler bulunmasina ragmen bu katilimlarla ordunun yekunu takriben seksen bes bin kisiye ulasir. bundan böyle elçisinin ok. Uzun Hasan üzerine hareket etmeden önce kis mevsiminde ondan gelen mektuba agir bir cevapla mukabelede bulunmustu. . Iznik yolu ile Yenisehir'e gelini. ehl-i Islâm üzerine gidip onlara zulümde bulunmasinin dogru olmadigi. yapilan haksizligi ortadan kaldirmak için bizzat kendisinin gelecegini bildirir. kozlarini paylasmak ilkbaharda üzere harbe davet eder. emirlerindeki kuvvetlerle orduya katilirlar. hükümdarin. Islâm memleketlerini tahrib ile Islâm hükümeti yikmanin dogru bulunmadigini. Kazabat'ta da Amasya Valisi Sehzâde Beyâzit. ondan "gâyenin saltanat yikmak degil. 13 Zilkade 877 (11 Nisan 1473) Pazar günü. Beypazari'nda Karaman valisi Sehzâde Mustafa. bunun sebebini Fâtih'e sordugunu. ne denli yüksek bir telakki ile hareket ettigini açik bir sekilde ortaya koymaktadir. bu takip etmeyis hadisesini Sehzâde Bayezid'in hizmetinde bulunan Halil Pasa'nin oglu Ibrahim Pasa'nin agzindan nakl etmekte ve onun. Iste Fâtih Sultan Mehmed bu istekler karsisinda agir bircevap yazar. yine kendi vilayetine teveccüh etti" diye takdir etmekte ve Osmanli hanedaninin adalet.

Fâtih Sultan Mehmed'in bu bölgelerle ilgilenmesine imkân vermemisti. Hicaz su yollari ile ilgilenmesi. Bu da Islâm dünyasinda. FÂTIH'IN GÜNEY SIYASETI Cihan tarihinin gördügü en büyük hükümdarlardan biri olan Fâtih Sultan Mehmed'in. Otlukbeli zaferi. 1473'te kazanilan bu zafer. bütün Müslümanlara ait olabilcek bir ise parmagini koymus oluyordu. O. Osmanli devlet sinirlarini Tuna ve Italya'ya dayamak istedigi kesinlik kazanmis görünmektedir.insaf ve fazilet ile muttasif bulundugunu açiklar. Serbest kalip buralarla mesgul olmaya basladigi siralarda. Anadolu birligini saglamak ve hatta bir bakima Islâm birligini temin için büyük bir gayret içinde oldugu kabul edilmelidir. Sonuç olarak sunu söyleyebiliriz ki. basit bir hadise olmadigi gibi yadirganacak bir hadise de degildir. Oguz boylari arasindaki çekismenin bütün yan tesirlerini izale ederek ihtilaf sebeplerini silmek istiyordu. Fâtih Sultan Mehmed. Bu hadise su idi: Hicaz'a giden bir Osmanli hacisi. Fâtih. ordusunun almis oldugu bütün esirlerin âzâd edilip serbest birakilmasini emreder. halka karsi âdil olan idaresinin nümûnelerini göstermis oluyordu. Uzun Hasan Devleti'nin sür'atle çökmesine ve nihayet ortadan kalkmasina âmil olan sebeplerin basinda gelmektedir. Karadeniz'in bütün sahillerini almak ise. bu sefer de ölüm. Bu zaferden sonra. çok kisa bir zamanda büyüyüp gelismis ve Omanlilar için korkunç bir tehlike haline gelmis olan Akkoyunlu Devleti'ni. Zira bu suretle o. Timur'dan beri karsilastigi bu en büyük tehlikenin atlatilmasinda ve zaferin kazanilmasinda rol oynayan baslica âmil. kendi ülkesinin güneyinde uzanan topraklar üzerinde. Otlukbeli zaferi ile tehlikesiz bir hale getirmisti. Osmanli adalet ve müsamahasinin en güzel örneklerinden birini daha vermis olur. Osmanli askerî kudret ve teskilâtçiligi ile atesli silahlardaki kiyas kabul etmez üstünlügüdür. Bununla beraber. bundan son derece memnunluk duydugundan ve kendisine bu imkani hazirladigi için Allah'a sükran hislerini ifade etmek üzere. onun düsüncelerinin basinda gelmekte idi. verilmis bir kararinin olup olmadigini söylemek pek mümkün degildir. Bu suretle de o. Zira hâdiseler. Böylece. kendisi ve devleti için büyük bir sempatinin dogmasina vesile oluyordu. yollardaki su kuyularinin (birke) harab oldugunu ve hacilarin bu yüzden sikintiya düstüklerini görmüstü. ona bu yolda yürümeye izin vermemisti. Onun. Osmanlilara karsi yapilmis olan sark ve garb ittifakinin bir cephesini tamamen tesirsiz hale getirmisti. Hac farizasini eda edip . Osmanli Devleti'nin. Osmanlilar aleyhine harekete geçmis olan Haçlilarin ümitleri de kirilmis oluyordu. Fâtih'in.

Toros'larin güneyine inmelerine pek taraftar degillerdi. "Hoskadem" Misir sultani oldugu zaman. Bu yüzden Karamanogullarina yardim ediyorlardi.döndükten sonra. Ve muhabbet kesilmeye basladi. bu kuyular için vakiflar düzenleyecek ve bu vakiflarin geliri sayesinde bölgedeki Araplar. Halbuki Pâdisahin onlarin iç islerine karismak gibi bir niyeti yoktu. Isin iç yüzüne bakildigi zaman. Meseleyi kendi iç isleri olarak kabul eden Memlûklerin. bu kuyulari tamir etmek için bazi adamlari görevlendirmisti.. Fatih de onu tebrik etmemisti. Âsik Pasazâde bu konuyu su ifadelerle dile getirir: "Her tarafin pâdisahlarindan elçi geldi. Nitekim Fâtih. Misir hakim ve nâiblerine de bu adamlara yardim etmeleri için mektuplar göndermisti. zaferi tebrik için her taraftan elçiler geldigi halde.. Han'a vilayet (Trabzon) mübarek olsun diye. Anadolu'da Türk birligini kurmaya çalisan ve bu konuda kendilerine engel olan kuvvetleri teker teker ortadan kaldiran Osmanogullarinin. Pâdisah dahi buna bir pare (parça) melûl oldu. gelecekte kendisi için büyük bir tehlike olacagi anlasilan Osmanli Devleti'ni. Âsik Pasazâde'nin ifadesiyle "Taht mübarek olsun . Misirlilar buna lüzum görmemislerdi. Bu durum. aradaki dostluk hislerinin sarsilmasina sebep oldu. Onlar. Âdet-i muhabbet terk olundu. Pâdisah dahi taht mübarek olsun diye elçi göndermedi. iki devletin arasinda serin bir havanin esmesine sebep oldu. Fâtih'i. Adavete (düsmanliga) bir bahane bu oldu. özellikle kuzeyden Hacca gidecek olanlar istifade edeceklerdi." Dulkadirogullari münasebetiyle bozulan iliskilere ragmen Sultan Kayitbay zamaninda Fâtih. Böylece vakiflarin geliri ile tamir edilecek olan bu kuyulardan. Memlûklularin. bu kuyulari koruyacaklardir. ona göre Fâtih. Trabzon seferinden zaferle döndügü vakit. Âsik Pasazâde'nin ifadesine göre Karamanoglu da Misir Sultani'na bir elçi göndererek. durumu hükümdara bildirmisti. Sonuç olarak Misir'dan. Dulkadir topraklarina kadar uzanan zengin Misir Memlûkleri Devleti. Sonra mezkur (adi geçen) Hoskadem dahi Misir'a sultan oldu. "biz âcizmiyiz kim birkemizi ol meremmet ide" diyerek Osmanlilari geri çevirmislerdi. Bu yüzden. Osmanlilari çok yakindan takip ettikleri anlasilacaktir. Bunun üzerine pâdisah. Fâtih'in su yollari bahanesi ile Mekke Sultanina yüklerle flori gönderdigini ve onu Misir'a karsi isyana tesvik ettigini yazmisti. Iki taraftan âdet terk olundu. Zira Âsik Pasazâde bize bu konuda çok net bilgiler vermektedir. Karamanoglu'nun verdigi bu haber üzerine Osmanli ustalarini hakaretle geri göndermeleri. güneye giden yol üstünde bulunan Dulkadir isleri ile ilgilenmeye sevketti. Ancak Misir sultanindan elçi gelmedi. Âdet bu idi ki gönderileydi. sinirlarina yaklastirmamak ve onunla kendi arasinda zayif ta olsa tampon bazi tesekküller bulundurmak arzusunda idi. Iste bu sekildeki hareket tarzi. Karamanoglu'nun bu yalan haberine inanan Misirlilar. Memlûk sultanlari ile Osmanlilarin arasinin açilmasina sebep olan daha baska olaylar da vardi.

tesadüflerin yardimi ile degil. Bu yüzden . Fâtih. Âhir. Elçi kim Misir'a vardi yine kanun üzre hürmet etmediler.diye elçi gönderdi. Adaletle hükmetmeyi siar edinen. Halbuki büyük söhretlerden pekçogu. maglubiyeti önlemek için cesurane bir sekilde öne atilip askeri tesci ederdi. kütle mukadderatini elinde tutan sayili dâhiler ve cihangirlerden ayiran üstün vasif. Onu. Derûnî metanet ve zihnî kemaline. Hissiyatini gizlemeyi bilir. gafil ve zamanin maglubu kimselerdir. Zamani gelince de birdenbire maksadini açiklardi. Her zaman sogukkanliligini muhafaza ederdi. Fâtih Sultan Mehmed. bunu açikça ortaya koymaktadir. Misir sultani dahi bu elçinin ardinca bir elçi gönderdi. ihraz ettigi san ve serefe. Çünkü "o. yaptigi ve yapacagindan haberli bulunan bir sisteme sahip bulunmasi idi. Harpte cesurdu. yapacagi seferleri tatbik sahasina koyuncaya kadar gizli tutardi. Misir'in muhtesibini* gönderdi. atalarinin elbiselerini birakarak ulema elbisesi giymeye basladi. Rum Pâdisahi (Anadolu'ya baslangiçta Rumeli dendigi için Pâdisahina da Rum pâdisahi. yaptigini bilen ve ne yapmasi gerektigini hesaplayip düsünen adamdi. Zira böyle bir elçi. elçi müsteki geldi pâdisahina haber verdi. Bununla beraber o. devlet idaresinde sertti. Iyi hediyelerle Çavusbasini elçi gönderdi. pâdisahlara elçi olarak gönderilmez. hayat ve icraatinin her safhasinda sahid oldugumuz Sultan Ikinci Mehmed." Gerçekten. yüksek kabiliyet ve dehasiyle herkese gücünü kabul ettirmis olan büyük bir devlet adami idi. icraat ve basarilarinda. bu bir hafifliktir. çarsi ehlinin büyügüdür. Bu muhtesibin gelmesi pâdisaha hos gelmedi. beser olarak düsebilecegi hatalari asgariye indirmek yolunda. firsat ve tesedüflerden faydalanmis olmasi degil. sevki tabiilerini rehber tutan. yani Rum ülkesinin pâdisahi dendi) buna dahi melûl oldu. cesaretli ve gayretli biri olan Fâtih Sultan Mehmed. Bu yüzden düsmanlarini sasirtarak bir senede birkaç fütuhata birden nail olurdu. Misir muhtesibinin elçi olarak gönderilmesine kizmistir. Binaenaleyh Fâtih. FÂTIH'IN SAHSIYETI VE ÖLÜMÜ 1451 yilinda 21 yasinda iken yeniden Osmanli tahtina geçen Fâtih Sultan Mehmed. Istanbul'u fethedip bin yüz yillik Dogu Roma (Bizans) Imparatorlugu'nu ortadan kaldirarak tam anlamiyla "Fâtih" ünvanini aldigi gibi. devletler arasindaki protokolün çignenmesi demekti. Âlimlerle sohbette bulunmayi âdeta bir vazife telakki ediyordu. etrafina zengin ve kaliteli bir müsahipler ve müsavirler kalabaligi toplayan ve bunlardan her birinin karsisinda gerektiginde boyun egen bir adamdir." sözleri ile ifade edilen anlayis. kendi istihkak ve kudretiyle ulasmistir.

Ana dilinden baska sark ve garp dillerini bildigi. ulema. çok genç yasta tahta çikmis." Bildigimiz kadari ile Fâtih. âlim ve fazil insanlarin siginagi haline gelmisti. Farsça ve Rumca'dan Arapça'ya tercüme edilmis felsefî eserleri okur ve yanina celb ettigi âlimler ile müdavele-i efkâr ederdi. âlimleri davet ederek ilmî mübaheseler yaptirdigi da anlasilmaktadir. Molla Güranî. yeniden Filozof Ivrokios'a havale ederek Arapça yazdirir. Mahlas-i serifleri "Avnî"dir. sair. Kendiler dahi ulema zümresinden madud olup (sayilip) fadli bâhir ve marifet-i zâhir sahibi idiler. Hocazade Muslihiddin Mustafa. tasavvuf erbabi ve sanatkârlari himaye etmisti. O. otuz sene kadar kesintisiz sefer ve gazalarla mesgul olmustu. Molla Iyas. Hatipzâde Mehmed. Ve siir-i bî-nazirleri (benzersiz. I. Bu sebeple o. nazari dikkate almis ise de bu haritalar daginik olduklarindan. meslek-i cografîye aid levayihine tesadüf edip mezkur layihalarda fennî bir surette izah ve tarsim edilen (çizilen) sekilleri. O da digerleri gibi daha sehzadeliginde "ulûm-i âliye ve 'aliye"yi tahsil etmisti. Kritovulos bu konuda sunlari yazar: "Pâdisah hazretleri. Molla Siraceddin ve Abdülkadir gibi hocalardan ders almisti." Tetkik edilip arastirildigi zaman görülecegi gibi hemen hemen bütün osmanli Pâdisahlarinda ve özellikle Fâtih Sultan Mehmed'de ilim ve ilim adamlarina karsi büyük bir saygi vardir. 52) onun bu özelliklerini su ifadelerle nakleder: "Bâni-i mebani-i hayrat ve müessis-i esas-i hasenat olup ulema-i ser'-i metin ve fudala-i fedail âyin. 17 devlet ile ikiyüz küsur sehir ve kale fethetmisti. Fâtih. Ayni zamanda kendisi de sair olan Fâtih. genis bir kültür ve bilgi hamulesiyle yüklü bulundugu. Onlara tahsisatlar vermis ve çalismalarini temin gayesiyle müesseseler kurmustu. O. 1466 senesinde Batlamyus'un haritasini Ivrikios'a yeniden tercüme ettirip haritadaki isimleri Arap harfleri ile yazdirmistir. Serbest fikirli ve herhangi bir saplantisi olmayan hükümdarin. topçuluk ve askerlikte kesif yapacak kadar kudret sahibi oldugu anlasilmaktadir. Bir vakit cografiyundan meshur Batlamyus'un. essiz) dahi vardir. Bostanzâde Yahya (Tarih-i Saf. Bizzat yirmi bes seferde bulunan Fâtih. lisan-i Farisî ve Yunanî'den Arapçaya tercüme edilmis olan âsâr-i felsefiyeyi mutalaa ve nezd-i sâhânelerinde bulunan fudala ile bu babta müdavele-i efkâr eder ve bilhassa Aristo'nun mebahis-i felsefiye ile pek ziyade mesgul olurdu. "Ilmi taleb ediniz hadisine uygun olarak tahsil ve müzakerelerden geri kalmazdi. riyaziye. Gerçekten o. daha çocuklugunda büyük sorumluluklar yüklenmis. Türk tarihinin en renkli ve en büyük sahsiyetlerinden biridir. siirde "Avnî" mahlasini kullanirdi.Istanbul. devrinde revnak bulup cihet-i maaslari için Tetimme (medrese) ve imâret bina buyurup nice evkaf tayin buyurmuslardir. bütün bu çalismalarinin sebebini ve dolayisiyle hedefini su misralarla dile getirir: .

büyük bir sefer için yapilmisti. 1481 yili Nisan ayinin 29. büyük bir ordunun basinda hasta olmasina ragmen Üsküdar'a geçmis ve bir at arabasina binerek. nizam-i âlem için. Muhammed (s. giristigi gazalar ve tebeasi için yaptiklarina bakilirsa. Onun yaptigi fetihler." Keza onun. daha önceden biliyoruz. sirf ihtiras için harb eden ve kiliç sallayan dünya cihangirlerinden ayirmaktadir. ayni yolun yolcusu bir idealist olarak gögüs vermis bir serdar ve fikir adamidir."Imtisâl-i "câhidû fi'llah"* oluptur niyetim. çektigi sikinti ve katlandigi eziyetleri gören uzun Hasan'in annesi Sâra Hatun'a "Valide" diye hitap edip söylediklerine.a. i'lâ-yi kelimetullah'tir demektedir. Ancak. Tursun Bey "Ve cihet-i sefer Anadolu oldugu malum olundu. Gebze yakinindaki Hünkâr veya Tekfur Çayiri denen yere geldigi vakit. hastaligi büsbütün artar. Bu ifadelere bakilirsa. Ortodoks ve Ermeni patrikleri ile Yahudi bashahamini bu sehre yerlestirir. Islâm âleminin hâmisi sifatiyle kendisini i'lâ-yi kelimetullah'in en büyük temsilcisi olarak görmekte idi. Zira Fâtih. Bu sebeple Istanbul'u aldiktan sonra. Hatta bir rivayete göre "Dünyada tek bir din." seklindeki sözü ile bu düsüncesini dile getirir. Bu seferin. doguya dogru ilerlemeye baslamisti. Trabzon üzerine varirken. Hazirliklar. gayesinin bir cihan devleti de olmayip. tek bir devlet. bütün imkîAnlari degerlendiriyordu. Din-i Islâm'in mücerred gayretidir gayretim" Bu ifadeler onu. tek bir pâdisah ve Istanbul da cihanin payitahti olmalidir. O. hedefledigi gayeye ulasmak için. Peygamberimiz Hz. günü (27 Safer 886) 50 yasinin içinde iken. daha sehzâdeliginde cihangirlik emelinde oldugu belirtilen Fâtih için. amma Arab mi. Çünkü o. insanlik ugrunda katlandigi mesakkat ve müsküllere gögüs gerdigi gibi. . Islâm dinini her tarafa yaymak oldugu anlasilir. Acem mi malum olmadi" diyerek bu büyük seferin nereye olacaginin bilinemedigine isaret eder. riza-yi ilâhî'yi kazanmaktan ve Resûlullah'in yolunda yürümekten baska bir sey düsünmedigi görülür. nereye müteveccih oldugu kesin olarak bilinememektedir.)'in.v. Gerçekten. O. Ama nereye oldugunu kimse bilmiyordu. Bosnali Hüseyin Efendi. 31 yillik hükümdarliktan sonra vefat eder. Vefati dahi yine "i'lâ-yi kelimetullah" için çiktigi bir sefer-i hümayun esnasinda vuku bulmustu. Istanbul'u idealindeki cihan devletinin merkezi yapmak istiyordu. Bu yüzden 3 Mayis 1481 Persembe günü (4 Rebiülevvel 886) ikindi vakti. bizzat pâdisahin agzindan "Bu hânedanin maksad-i a'lasi. Fâtih Sultan Mehmed.

Tarihî rivayetler de bunu desteklemektedirler. Bu bakimdan. hayatiyet sirlarini teskil eden ve onu. devlet ise onun bir fer'i olarak görülmüstür". Bu anlayis sebebiyledir ki. onlari her türlü baskidan da kurtarmislardi. bir kabahatliya karsi siddet göstermeyip geçivermek" seklinde manalandirilmaktadir. ilacindan aciz oldular. hem de amelî bir sekilde uygulayan Osmanli Devleti. Islâm'dan aldiklari ilhamla Osmanlilar. FÂTIH SULTAN MEHMED VE HOSGÖRÜ Günümüzde. Bir beylik olarak ortaya çikisindan itibaren bünyesi ve sartlarin gerektirdigi degisiklikleri yapmaktan çekinmeyen Osmanli Devleti. Sarab-i farig (ilaç) verdiler. Ser'î hukuku hem nazarî. onlarin dinî hürriyet ve serbestilerine müdahale etmemeyi devletin temel prensiplerinden biri haline . genellikle hânedanda rastlanan "Nikris illeti" idi. ayagindan kan aldilar. Anadolu'nun diger beyliklerine göre daha uzun ömürlü yapan unsurlardan biri de süphesiz ki. aldirmama. Öyle anlasiliyor ki. Âsik Pasazâde. Fâtih'in hastaligi. vefat hadisesini ögrenince. bu anlayisini devletin bütün sistem ve organlarinda da devam ettiriyordu. saglam temeller üzerine bina edip gelistirdigi ve kemal mertebesine ulastirdigi müesseseleri vâsitasiyle uzunca bir hükümranlik dönemi geçirme imkanini buldu. gizli tutularak hamam yapmak üzere Istanbul'a geçtigi söylenip askerin yerinde kalip beklemesi emrolundu ise de birkaç gün sonra kayiklarla Istanbul tarafina geçen yeniçeriler. bazi edepsizliklere basladilar. "görmezlige gelme. hosgörü adini verdigimiz anlayisin. Osmanlilar. "hosgörü" diye ifade edilen prensip ve anlayisa eskiden "müsamaha" deniyordu. Ahir. Tabibler. Zahmet ziyade oldu. devletin sosyal bünyesindeki anlayisin buna göre organizesi normal karsilanmalidir. Kurulusundan itibaren Müslüman bir topluma istinad eden bünyesi ile. Fâtih'in ölümü. Balkanlar'da idarelerine aldiklari yerli unsurlarin din ve vicdan hürriyetine müdahale etmedikleri gibi.Fâtih'in ölümü. Sözlüklerde bu kelime. onbir gün gizli tutulup saklanabilmisti. devlet nizam ve hakimiyet telakkisinde önemli bir rol oynamasidir. Zira "bu devlette din asil. Fâtih'in vefatini ve sebebini su ifadelerle günümüze ulastirmaya çalisir: "Vefatina sebep. tabibler cem olup ittifak ettiler. idareleri altinda bulunan gayr-i müslimlere karsi hosgörülü davranmayi. Devletin. Allah rahmetine vardi. ayaginda zahmet vardi.

mucibince zapt ve tasarruf eyleyeler. Ömer b. hem federal ve müstakil hüviyetleri içinde kendi merkezlerine bagli.) hazretlerinin mübarek eliyle ve pençesiyle imzali olan hatt-i hümayunlari ve Hz. Onun. BOA. Bâyezid'in zamani. Istanbul'un fethinden sonra Ortodoks Patrikligi'ne verdigi serbestiyet ile âyinlerini yapma konusundaki rahatligi bilindigi ve daha önce de kismen "Bi avnillahi Taala Hz. refah ve bolluk da beraber girmekte bulunuyordu. Resûl-i Ekrem (s. Resûl-i Ekrem hürmetiyle makami Konstantiniyye feth oldukta etraf u eknafta olan sahlar ve krallar âsitâne-i saadetime elçiler gelüp feth-i fütûhu arz edüp bu def'a Kuds-i Serif'te olan Rumlarin Patrigi Atanasyos nâm rahib ruhbanlari ile gelüp âsitane-i saadetime yüz sürüp Hz. "Emiru'l-Mü'minîn Sultanu'l-Guzat ve'l-Mücahidîn Nâsiru's-Seriat ve'l-Milleti ve'd-Din Giyâsu'l-Islâm ve Muinu'l-Müslimîn Sultan Bâyezid diye anilan Sultan II. hududlardan sadece zafer sesleri degil.a.. Mehmed'dir.) (tarafindan) verilen hatt-i kûfî ile ve selâtin-i maziyeden hatt-i hümayunlari ibraz edip reca eyledi. 22.. ulema. Gerek bu gerekse ve daha önceki dönemlerde yenilmeye degil. Osmanli medeniyetinin ahengini meydana getiren muhtelif unsurlarin her biri. ehl-i örften vesair ümmet-i Muhammed'den akça içün veya hatir içün feshine murad ederlerse Allah'in ve Hz. vezirler. Resûlun hismina ugrasin. nr. hatta XVII. Gülbahar Hatun'dan dogan büyük ogludur. BÂYEZID ( BÂYEZID-I VELÎ ) Modon fetihnâmesinde. Sultan II. genellikle yenmeye alismis bir kütle psikolojisi için. hem de müsterek ana merkezin mali ve mensubu olarak. Ahardan kimesne rencide eylemeye. Fâtih. II. Kuds-i Serif içre ve tasrasinda namazlari ve ziyaretgâhlari ke'l-evvel. gerek Osmanli cografyasi. SULTAN II. Bâyezid. 85l (l447) yilinda Dimetoka'da dogdu. Bu prensibi iyi kullanan ve ona son derece riayet edenlerden biri de süphesiz ki Istanbul'un fâtihi olan Sultan II. ve . Eger bundan sonra gelen halifeler. gerekse ekonomik hayati bakimindan istikrarli ve emniyetli bir devir idi.v. Hattab (r. Bâyezid. Ali Emirî.getirmislerdir. Sene 862 (1457). Yedi yasinda iken Amasya sancakbeyligine gönderildi.a. Fâtih Sultan Mehmed'in.

tabiî bir hâdise gibi karsilanmadi. Kaynaklarin. bütünüyle Ishak Pasa'nin eline geçmis demekti. o sirada Kastamonu Sancakbeyi bulunan Sehzâde Cem. büyük sehzâde Bâyezid'i davet için Amasya'ya gönderirken. . bir taraftan Keklik Mustafa adinda bir çavusu. büyügü Bâyezid. maiyetinde 4. (12 Mayis 1481) günü 35 aslarinda iken. Vezir-i Azam'in. 886 Rebiülevvel'inin 13. Bâyezid. latif. Cem de merkezi Konya olan Karaman Eyâleti'nin valisi idiler. Mustafa adinda bir oglu daha vardi. ölen kardesinin yerine Karaman valiligine tayin edilmisti. öbür taraftan da kendi adamlarindan birini Cem Sultan'a gönderip yolu uzak bulunan Bâyezid gelmeden önce onu Istanbul'a davet ile bir emr-i vaki yapmak istemisti. Ishak Pasa da kendisine verilen bu genis yetkiyi iyi kullanarak asayis ve güvenligi sagladi. Bu feci hadiseden sonra iktidar. ayaklanarak Pendik önlerine demir atmis bulunan birkaç gemiyi zapt ederek Üsküdar'a gelirler. 5 Rebiülevvel 886 (4 Mayis l48l) de Saltanat Kaymakami ilan ederler. beyaz tenli. Öte yandan devlet büyüklerinden acele davet mektuplari alan Bâyezid.000 kisi oldugu halde Amasya'dan yola çikip Üsküdar'a gelir. Konya'da bulunan Sehzâde Cem'e gönderdigi mektup ve bu vesile ile Fâti'in ölümünden haberdar olan yeniçeriler. yüzünde ben bulunan. siyah çatik kasli. Sehzâde Bâyezid'in tarafini tuttuklari için. Daha önce de belirtildigi gibi Fâtih'in. melek huylu. Oradan da Istanbul'a geçerek Yahudiler ile zengin halkin evlerini yagmalarlar. Zira Divan. Ülkede büyük bir siyasî buhranin çikmasina sebep oldu.XVIII. genis ve açik yüzlü. Fâtih vefat eder etmez. babasi gelinceye kadar. Vezir-i Azam ve Mevlânâ'nin soyundan gelmis olan Karamanî Mehmed Pasa. semâvî bir nükte gibi. Fakat bu sehzâde babasinin sagliginda vefat ettiginden. ince ve kemalli çehresiyle dünyaya yüz göstermekte devam etmekte idi. elâ gözlü. Anadolu Beylerbeyi ve Bâyezid'in damadi olan Sinan Pasa yakalayarak öldürür. Fakat Cem'e bu mektubu götüren sahsi. Fâtih Sultan Mehmed vefat ettigi zaman. Yeniçeriler. küçügü de Cem olmak üzere iki oglu kalmisti. mutedil sakalli. o dönemde merkezi Amasya olan Rum Eyâleti. o siralarda Fâtih'in yaninda ve henüz 11 yaslarinda bulunan Bâyezid'in oglu Korkut'u. Fâtih Sultan Mehmed'in ani ölümü. babasinin yerine tahta geçer. l447) yilinda iki bayram (Ramazan .Kurban) arasinda dogmustu. 85l (m. devletin islerini tedvir etmekle onu görevlendirdi. asirlarda bile hâla. Fatih'in. genis omuzlu ve yüksek gösterisli olarak belirttikleri Bâyezid-i Veli. uzun boylu. bulunmayacagi siralarda Istanbul'da hükümet islerine bakmak üzere Silifke'den çagirmis oldugu Ishak Pasa'nin kiskirtmasi ile Vezir-i Azam Karamanî Mehmed Pasa'yi da öldürürler. Her ne kadar onun dogum tarihi ile ligili farkli yillar veriliyorsa da genellikle yukarida belirtilen tarih kabul edilmektedir. Yeniçeriler.

Osmanli tarihinde Yeniçerilere verilen cülûs bahsisinin ikincisi olmustu. her tahta çikista. bu istekleri kabul eder. Fâtih Sultan Mehmed'in cenaze merasimi icra edilmisti. azil ve nefy edilmesini ister.Namazdan sonra Fâtih'in naasi. Ishak Pasa'nin vezir-i azam olmasini. Tabutun altina önce Sultan Bâyezid ve vezirler girmislerdi. Yeniçerilerin bu istekleri.) Cülûs bahsisinin ikinci örnegi olan bu uygulamadan sonra. cülûs bahsisi tekrarlanmisti.(Ilki Fâtih Sultan Mehmed tarafindan verilmisti. terakkilerinin artirilmasina muhalefet ettigi söylenen Hamzabeyoglu Kara Mustafa Pasa'nin. kapi önünde saf tutup. II. Yeni padisahi. Günümüz Istanbul'undaki Vefa semti hâla bu zatin ismi ile anilmaktadir. Karamanî Mehmed Pasa'nin öldürülmesi sebebiyle vâki olan kusurlarinin affini ve cülûs bahsisi verilmesinin kabul edilmesini taleb ederler. oglu Korkut'tan saltanati resmen devr alip l2 Mayis l48l de Osmanli tahtina çikar. tahta geçisinin ertesi günü. Cenaze defn edildikten sonra bey'at merasimi yapilarak Sultan Bâyezid. zamanla devlet maliyesi için âdeta bir yikim halini alaacaktir. kendisi tarafindan yaptirilmis olan camiin arkasindaki türbeye defnedilmisti. Bâyezid'in. Böylece henüz Üsküdar'da bulunan Mustafa Pasa getirtilerek ikinci vezir olarak ilan ve tayin edilir. Bu olaylara temas etmeden ve onun sahsiyet ile karekterinin olusmasinda önemli rolü bulunan ve bir bakima onun bu özelliklerini canli birer levha gibi önümüze seren faaliyetleri görmeden disariya karsi olan . Topkapi Sarayi'na girerken.Ertesi gün. bir kismi siyasî. Cenaze namazini Seyh Ebu'lVefa adiyla söhret bulmus olan büyük âlim Konyali Muslihiddin Mustafa kildirmisti. ilk hamlede mesele çikarmamak için. basinda siyah bir kavuk ve ayni renkte bir elbise giymis oldugu halde Istanbul'a girmisti. onun rakibi olup. Yeni padisah. ancak üçyüz yil sonra Sultan Birinci Abdülhamid tarafindan Rusya ile yapilan savas sirasinda ve birdenbire kaldirilabildi. Bâyezid.Bu. büyük bir tezahüratla karsilayan vüzera ve asker. Bundan sonra Ishak Pasa'ya sadaret tevcih olunur. yeni sultan tarafindan kabul edilir. Bu bahsisler. subaylari vâsitasiyle bir arzuhal takdim ederek. resmen Osmanli tahtina oturmus olur. kendisini merasimle karsilayan Yeniçeriler. O. BÂYEZID DÖNEMININ BAZI IÇ OLAYLARI II. Bu usûl. babasi Fâtih Sultan Mehmed'in ölümünden sonra Osmanli tahtina oturur oturmaz içerde. bir kismi da dinî renge boyanmis gerçekte dis kaynakli olan siyasî bazi isyan hareketleri ile karsilasir. Bu arada yeniçerilerin bütün isteklerinin kabul edilmesi mahzurlu görülerek daha önce Mustafa Pasa hakkinda verilen karardan dönülür.

. Cem Sultan'in bizzat kendisi de babasinin erine geçme hakkina sahip olduguna kani idi.siyasetini anlayip takdir etmek mümkün olmazdi. ibâreyi büsbütün manasiz saymak da dogru degildir.Gerçi buna dayanarak Fâtih tarafindan Cem'in veliahd ilan edildigini iddia etmek mümkün degilse de. "mülk-i mevrûs"da hakki bulundugunu iddia ediyordu. O. Gedik Nasuh Bey. babasinin padisahligi zamaninda dogmus ve bu yüzden Uzun Hasan seferi esnasinda babasina vekalet etmisti. Nitekim Kanunnâme-i Âl-i Osman (Istanbul l330. civardaki sehir ve kasabalara saltanatini kabul ettirip. bunlardan bir kisminin. kendisinin tahta geçmesi icab ettigini söylüyordu. Bâyezid'den daha meziyetli. Konya'da vali olarak bulunan kardesi Giyaseddin Cem Çelebi'nin muhalefeti ile karsilasir. l8 gün kadar da hükümdarlik eden Cem. s. Böyle bir ibârenin isaret olarak kabul edilmesi herhalde daha dogru bir kanaat olacaktir. hiç sevmedigi Bâyezid'i padisah olarak görmek istememesi gibi. Bu basarida Bursa halkinin da büyük bir payi oldugu belirtilmektedir. bu iddiasini da bazi delillerle isbat etmeye çalisiyordu. Bütün bunlara ilaveten. 28 Mayis'ta. Gedik Nasuh Bey'i. Zira onun dis dünya ile olan münasebetlerinde. Fâtih Sultan Mehmed'in de Cem'i Bâyezid'e tercih ettigini gösteren delillere tesadüf edilmektedir. etrafina kalabalik sayida insan ... saltanat makamini elde etmek için giristigi tesebbüs. Zira halk. Karaman eyaletinde beraber bulunduklari zamandan beri. tedkik edilmesi lazim gelen sebeplere dayaniyordu. sehzâde Mustafa'nin ölümünden sonra. yeniçerilerin daha önce yaptiklarini unutmamisti. Zira kendisine göre o. Bu âmillerin tesirinde kalan Cem. iç proplemlerin tesiri. Varsak ve Turgutlu boylarina mensub kuvvetler oldugu halde Inegöl üzerinden Bursa'ya gönderir. IÇ KARISIKLIKLAR VE CEM OLAYI Ikinci Bâyezid tahta çiktigi zaman. Bu sebeple biz de önce iç olaylara temas etmeyi faydali bulduk. Daha Fâtih'in sagliginda devlet erkani arasinda her iki sehzâdenin taraftarlari bulundugu ve basta Karamanî Mehmed Pasa oldugu halde. 32 )'da sehzâdelere yazilacak hükümlerin elkabi bahsinde yalniz Cem isminin zikredilmesi ve yazilarda ona ". sanildigindan daha büyük olmustur. Bu da tahtin asil vârisinin kendisi oldugunu gösteriyordu. Ikinci Bâyezid tarafindan Ayaz Pasa komutasi altinda gönderilen iki bin yeniçeriyi maglub etmeye muvaffak olur. maiyyetindeki müsavirlerin. Buna dayanarak o. maiyetinde Karaman.oglum Cem edâmellahu bekahu" diye hitab edilerek örnek gösterilmis olmasi. Haziran'in basinda Bursa'ya giren Cem. özellikle Karamanoglu Kasim Bey'in telkinleri ile harekete geçmeye karar verir. Cem'i takdir eden Gedik Ahmed Pasa'nin.vâris-i mülk-i Süleymanî. Zira Cem. herhalde bir tesadüf eseri olmasa gerekir. saltanat alameti olarak nâmina hutbe okutmus ve ismine sikke bastirmistir. Kaplica savasindan üç gün sonra ordugâha gelip. Gerçekten.. Cem Sultan'in. daha cesur ve faal bir zat olan Cem'i saltanata layik gördügü anlasilmaktadir.

Memlûk Sultani Kayitbay dahi kendisini sarayinda karsilayip kucaklar ve "Sen oglumsun. Zira kendisine Rumeli ile yetinip Anadolu'yu Cem'e birakmasi. Kendisini burada da güvende hissetmeyen Cem. Anadolu Beylerbeyi Sinan Pasa'nin faaliyeti. Ancak. Gerçekten o. Cem. kederlenme" diyerek onu teselli eder. bedesten ve çarsi yaptirmak suretiyle imar faaliyetlerinde bulunmus ve "zulmü ref' edip adalet" gösterdiginden halk da yurtlarina dönmüstü. Onun. oradan da Sam (Dimask)'a gider. sehzâdenin Karaman'a kaçmasini önlemesini. Osmanlilardaki "Tek Ülke Tek Sultan" ilkesinin ne kadar köklestigini göstermektedir. Öyle anlasiliyor ki. annesi Çiçek Hatun ile ailesini alip Tarsus'a gider. Sehzâde Cem'in maglubiyetini hazirlayan sebeplerin basinda. böylece daha önceki hükümdarlarin birlestirmeye çalistiklari Osmanli Devleti'nin yeniden ikiye bölünmesi teklif edilen Bâyezid. Bu durum. Merasimle karsilandigi bu sehirde yedi haftalik bir istirahati müteakip l5 Agustos'ta Gazze yolu ile Misir'a gidip hükümdarlara mahsus bir törenle Kahire'ye giren Cem. Mekke'ye giderek hac farizasini ifa eder. Larende ( Karaman )'de saray. Otranto seferinden dönen Gedik Ahmed Pasa'nin Bâyezid kuvvetlerine iltihaki. Cem'in emir ve istirahatina verilir. Selçuk Hatun'un iki kardes arasinda kan dökülmesine mani olmak üzere giristigi tesebbüsler. vali olarak bulundugu bu bölgede böyle bir sevgiye layik olacak isler yapmisti. Bursa üzerine yürürken Cem'in lalasi Yakub Bey'e bir mektup yazarak. Ancak. kendisine iltihak etmesini. teklifini redetmesi üzerine kuvvetlerini ikiye ayirip. bu takdirde Anadolu Beylerbeyligi'ni uhdesine tevcih edecegini ve bosuna Müslüman kaninin dökülmemesini bildirecektir. kendisi de Bâyezid ile karsilasmak üzere Yenisehir'e hareket eder. Divitdâr Sarayi. Kostantiniyye Fâtihi'nin oglu olarak halk tarafindan büyük bir tezahüratla karsilanir. daha sonra Memlûk Sultani Kayitbay'in müsaadesini alinca Antakya yolu ile l0 Temmuz'da Haleb'e. Bilindigi kadari ile Osmanli hanedanindan fiilen hacca giden tek . Onu karsilamaya hazirlanan Kahire sokaklari. Konya'lilarin Cem Sultan'i çok sevdiklerini söyleyebiliriz. Maglub olan sehzâde önce Eskisehir'e. basarisizlikla sonuçlanir.toplamak suretiyle kendisini Anadolu hakimi saymis ve bu son durumu agabeyine kabul ettirmek üzere ona halalari ve Çelebi Sultan Mehmed'in kizi Selçuk Hatun ile devrin ulemasindan Mevlânâ Ayas ve Sükrüllahoglu Ahmed Çelebi'den meydana gelen bir elçilik heyeti göndermisti. nihayet yakin dostu Afsinoglu Yakub Bey'in ihaneti sonucu Cem. Gerçekten Bâyezid. Gedik Nasuh Bey emrindekileri Iznik'e gönderen Cem. bunu kabul etmez. sonra da Konya'ya çekilmek zorunda kalir. Konya'dan ayrilisi esnasinda halkin göz yaslari ile kendisini ugurlamasina bakilacak olursa. Yenisehir'de yapilan savasta maglub olur. onun dostu ve lalasi bulunan Yakub Bey'in ihanetinin geldigi anlasilmaktadir. Bâyezid'in. bastanbasa donanmisti. Bu istirahat günlerinden istifade eden Cem. Sehzâde Cem.

sehzâdenin Anadolu'ya gönderilmesini dogru bulmayan Emîr Özbek ile Cem arasinda sert tartismalar olur. Cem'in Anadolu'ya geçmesini. ailesini Misir'da birakarak 27 Mart l482 Sali günü Kahire'den hareketle. Bursa'dan geçildigi esnada yeniçeriler. Trabzon'lu Mehmed Bey. Anadolu'daki taraftarlarinin yardimi ile saltanati ele geçirmeye muvaffak olacagi zannina kapilmisti. Cem'e ailesi ile birlikte Kudüs'te oturmasini ve senelik vâridatini (l milyon akça) almakta devam etmesini buna karsilik taht ve tacdan feragatini yeminle teyid ve ilan etmesini teklif etmisti. Ankara (Engürü) Beyi Trabzonlu Mehmed Bey ile birlikte sehzâdeyi Anadolu'da yeni bir maceraya sürüklemek üzere tesvik ediyorlardi. devletin ileri gelenlerini toplayarak Cem'in de hazir bulundugu bir meclis akdeder. Cem Sultan'in Kahire'de bulundugu siralarda. Hatta rivayete göre Karamanoglu. Feridun . Misir'da bos durmak (âtil) suretiyle yasamayi nefsine yediremeyen ve böyle bir hayata tahammül edemeyen Cem. Larende (Karaman)'de bulunan Gedik Ahmed Pasa'nin agzindan mektup yazmak suretiyle Cem'i ikna etmeye çalisiyordu. çünkü hanedanin ve sultanlarin büyük bir ekseriyeti "Hacc-i bedel" yolu ile haci ifa etmislerdir. Bu arada Italya'dan (Otranto) dönen ve Yenisehir Ovasi'nda kendisine iltihak eden Gedik Ahmet Pasa'yi takibe yollar. Bunlar. daglara siginmak zorunda kalmisti. oglu Abdullah'i Karaman valiligine tayin eder. Bu sehirde. Adana'da Karamanoglu Kasim Bey ile bulusarak. kendisi de Bursa taraflarina geçerek hazirliklara baslamisti. Cem. Bu sebeple vatanina dönmek için Sultan Kayitbay'dan müsaade istedigi zaman Misir hükümdari.sehzâdenin Cem Sultan oldugu rivayet edilir. yaninda züemadan ve subasilarindan meydana gelen bir topluluk ile Gedik Ahmed Pasa'dan kaçan Ankara Beyi. ikisi arasinda muvafakat hasil olunca. Cem'in tarafini tuttugu için bu sehri yagmalamak isterler. Anadolu hakkinda Cem Sultan'a bilgi verirler. Karaman ülkesinin Kasim Bey'e birakilacagi ve onun da ömrü oldukça Cem Sultan'a itaat üzre bulunacagi esasina göre bir anlasma yapilmisti. Kendisi de Bursa yolu ile Istanbul'a döner. Konya'ya kadar gelip. Meclis dagildiktan sonra Sultan Kayitbay. Burada "fiilen" ifadesini kullandik. Ancak padisahin bunlara izin vermemesi üzerine sehir yagmalanmaktan kurtulmus olur. Cem Sultan. Bu arada Sultan Bâyezid ile Cem arasinda barisi saglamak ve Cem'i bu davadan vazgeçirmek için haberciler gönderilmisse de bir netice alinamamisti. 6 Mayis günü Haleb'e girer. Bu sirada Cem'i elinden kaçiran Sultan Bâyezid. Yapilan mücadeleler sonucunda birlikleri dagilmis olan Sultan Cem. Sultan Bâyezid. sehzâdenin yanina gelir. Uzun münakasalar esnasinda. Bâyezid. ötedenberi süphelendigi Gedik Ahmed Pasa'ya atf ederek onu yanina çagirmis. sehzâdeye vatanina dönme müsaadesi verir. Karamanoglu Kasim Bey bos durmuyor.

Küçük te olsa bir saltanat hissesi koparamayan ve bütün muvaffakiyetsizliklerine ragmen. "mülk-i mevrustan hisse talebinde musirr" olarak Anadolu'da kendisine istiklâl ve bagimsizlik üzere hakim olacagi bir yer ayrilmasini istemek suretiyle. onun Rodos'a serbestçe girip çikmak üzere. Frenklerin "ahidlerinde müstakim" (sözlerinde dogru. Anamur'a gider. ya saltanata geçmek veya ölmekti. O. gördügü bütün bu hürmet ve saygiya ragmen. Cem'den istifade edilerek Hiristiyan devletlerinin tamaninin birlikte Islâmiyet aleyhine harekete geçirilebilecegini ve Türklerin Avrupa'dan atilma zamaninin geldigini belirtiyordu. Jean sövalyelerinin menfaatine alet olarak kullanilacak kiymetli bir esirdi. sana nakden l0 kerre yüzbin bin ( l milyon) akça salyâne tayin ettim. akrabalarin en yakinisin. bister-i gülde yatasun sevk ile handân Ben. Anadolu sahiline göndermislerdi. 30 kadar adami ile Kerküs limanindan bir gemiye binerek (l5 Temmuz l482). kül dösenem külhan-i mihnette sebep ne?" diyen Cem. Cem. açiktan açiga memnuniyetini ilan ederken. önce reisleri Pierre d'Aubusson (Grand Maître)'a bir elçi gönderir. Ber vech-i takaud mutasarrif olup iki nimetin sükrünü eda edesin". Bâyezid'in bu arzusunu reddeder. Rodos sövalyelerinin kendisine yardim edebileceklerini düsünerek. güneye çekilmek istediyse de Karamanoglu Kasim Bey. Cem Sultan bu anlayisini agabeyine su siirle bildirmisti: "Sen. d'Aubbusson'a her türlü yardim vaadinde bulunarak bütün Hiristiyan devltelerinin Osmanlilar aleyhine bir sefer açmasini istiyordu. Gemiden ati ile inmesi için tertibat alinir. Bu teklife karsilik "Kadimî resmdir. sokaklara dökülen halkin arasindan. Geçecegi yollar çiçekler ve bayraklarla donatilir. Sayet huzur ve tahttan feragati seçersen. hala bir köseye çekilmeyi nefsine yediremeyen Cem. Macar Krali Corvin Matyas. D'Aubusson. d'Aubusson . Bundan bir cevap alamayinca Frenk Süleyman ile Dogan'i gönderdikten sonra kendisi de Kasim Bey'in delâleti ile sahile Korycos (Kerküs) limanina iner. eski iddialarina nazaran daha mütevazi bir saltanata riza gösteriyordu. Cem Sultan. Cem Sultan.Bey'in Münseâti'nda bu konuda söyle denilmektedir: " Sen ki. Bu sirada sövalyeler de. Zaten Sövalyelerin reisi de papaya yazdigi mektupta. ahidlerine bagli) olduklarini söyleyerek l8 Temmuz'da bir Rodos gemisine biner. Yildirim Bâyezid'in oglunu örnek göstererek Rumeli'ye geçerse orada muvaffak olabilecegini söyler. Çünkü onlar için kader. Papa. Fâtih'in oglunun Rodos'a gelisi esnasinda çok parlak bir tören yapilir. d'Aubusson ile yan yana at üzerinde geçerek satoya girer. istedigi ruhsatn‹meyi hazirlamis ve Don Alvaro de Zuniga komutasinda üç gemiden meydana gelen bir filoyu. Süleyman Bey'in Rodos'a iltica etmemesi tavsiyesine karsilik. verdigi ruhsatnâmeye önem vermiyor ve Cem'i ele geçirdigini Papa Sixte IV ile Avrupa hükümdarlarina bildiriyordu. Cem. sehzâdeler davay-i taht eyler"diyen Cem Sultan. artik St. Seni baska kapilara muhtaç edip onlardan yardim istemen padisahlik mürüvvetine yakismaz. Bir müddet sonra Cem.

Rodos'a gitmesinden son derece endiselendiginden.ile konusmasinda. Cem'in agzindan sahte mektuplar yazdirarak. Gedik Ahmed Pasa'yi sövalyelerle anlasmak üzere oraya gönderir. binaenaleyh kendisini "küffar elinde" birakmamasini rica etmisti. memleket dahilinde de Cem taraftarligini ortadan kaldirmaya azm etmisti. Papa Innocent VIII. annesinden de para çekmenin yolunu bulmus ve Rodos'un emniyeti bakimindan sehzâdeyi elde tutmayi faydali ve vazgeçilmez bir firsat olarak görmüstü. Fransa Krali XI. bunun da ( ) diyen bir Müslüman için çok büyük bir haksizlik oldugunu. Osmanli saltanatinin varisi sifati ile yardim istemis ve onlardan alinan adalar ile diger topraklari iade edecegi vâdinde bulunmustu. Cem'in. Fakat tecrübeli ve ihtiatkâr Venedik siyaseti. Ancak bu sehirde veba hastaliginin bulunmasindan dolayi Savoie Dükaligina ait Nice'e götürülerek burada uzun müddet alikonur. Bâyezid. Iskender Pasa'ya gönderdigi mahrem emirde. Gerçi Cem. O.. Sayet Bâyezid. önce Istanköy'e. Cem'in nerede ve hangi memlekette muhafaza edilecegi hususunda tereddüde düsen sövalyeler. Osmanli Devleti'ne karsi bir tehdid vâsitasi olarak kullanilan Cem Sultan. oradan da Siracuza (Sicilya)'ya ve sonunda Mesina'ya ugrayarak yoluna devam eder. Kardesine olan sevgi ve bagliligini bildigi Gedik Ahmet Pasa'yi siyaset (öldürme) ettikten sonra. Gedik Ahmed Pasa'nin talebi ve Papa'nin müsaadesiyle Bâyezid'e iki elçi göndererek onunla bir anlasma yapmisti. kendi aralarinda uzun müzakerelerden sonra nihayet onu. ugradigi felaketin vehametini anlamis bir kimse olarak. hemen hemen bütün Avrupa devletlerinin ele geçirmek istedikleri bir rehine idi. Maiyetinde 50 kisi oldugu halde Fransa'ya dogru yola çikarilan Cem Sultan. basta Papa olmak üzere diger . Louis ve kendisine taraftar oldugu bilinen Macar Krali Matyas Corvin'in yardimlarini temin etmek suretiyle Rumeli'ye geçecegini ümid ediyordu. sövalyelerin reisi Bâyezid'den aldigi paradan baska. sövalyelere Cem'i muhafaza etmeleri sartiyla her sene Agustos basinda 45. Venedik'e de müracaat etmis. olaylarin gelismesini beklemeyi menfaatine daha uygun bulmustu. Cem'in oglu olan Oguz Han'i öldürmesini emretmisti. Anlasma geregince Bâyezid. Sultan Bâyezid. Fransa'ya nakl etmeye karar verirler. Bu gelismeler karsisinda sehzâde. Macar Krali Corvin Matyas onu d'Aubusson'dan isterlerken. l6 Ekimde Fransa'nin güney sahilindeki Villefrache'a varir. Napoli Krali Ferrand. Bâyezid'e yazdigi mektupta kendisinin küffâr elinde esir oldugunu. Bununla beraber Bâyezid. Cem sövalyelerden alinarak muhafaza edildigi takdirde onlara Mora'yi verecegini vaad etmisti. Pierre d'Aubbusson. Rodos'a karsi tesebbüse geçecek olursa.000 düka vermeyi kabul ediyordu.

Cem'i adi geçen satoda yeniden insa etmis olduklari Tour de Zizim (Cem Kulesi) denilen. Cem'in ailesini ister. siki bir sekilde göz hapsine alinir. Bütün bu gelismelerden sonra Papa'nin. Bunun üzerine. Bourg Neuf satosunda kalan Celal Bey'in dönüsünde de onunla birlikte firar hazirligina baslar. sabah gezintisi esnasinda muhafizlarini öldürüp. Fransa Krali nezdine gönderdigi elçinin vaadleri üzerine durdurulmak istenir. Papa ile görüsmelerinde Avrupa'ya hangi maksatla geldigini anlatarak artik Misir'a gidip ailesine kavusmaktan baska bir düsünce ve arzusunun kalmadigini açiklar. Bir müddet sonra bizzat VIII. Venedik elçisi bu tesebbüsü sonuçsuz birakmak maksadiyle Floransa'yi da ise karistirir. Fakat red cevabini alir. Avrupa'da meydana gelen hadiseleri günü gününe Bâyezid'e bildiriyordu. Kamame Kilisesinin Hiristiyanlara birakilacagini. ayrica mukaddes esyalarin krala gönderilecegini bildirmisti. kendisine Macaristan'a gitme tavsiyesinde bulunur. Charles. Cem Fransa'da kaldigi takdirde. Osmanli üzerine bir Haçli seferi açmak emelinde oldugundan. onu kaçirmak tesebbüsleri de basarisizlikla sonuçlanir. Kayitbay'dan. Sinan ve Sofu Sadi Bey'lerin. Kralin durdurma emrine ragmen. Cem'i Macarlara birakmasindan endise eden VIII. Ancak sövalyeler bunu sezerek. Charles de bu meseleye karistigindan. Bu arada Venedik. Cem'in teessürüne istirak edip onunla birlikte göz yasi döken Papa. Vatikan'da kendisine tahsis edilen yere gelir. Osmanlilarin aleyhine tesvik edip hucum etmelerini teklif edecekti. Paris büyük bir siyasî faaliyete sahne olur.Hiristiyan devletlere müracaat edecek. Tiber nehri yolu ile de Roma'ya ulasan Cem.Neuf'ten hareket edip Toulon'a varan Cem. Bu arada Bâyezid. adeta Fransa'dan kaçirilir. bir taraftan da. böyle bir hareketin bütün . Ancak. yedi katli bir kuleye nakl ederler. bizzat Cem'in adamlarindan Ayas. Bu konuda onun yardim ve araciligini ister. esasen çesitli sebeplerden dolayi ihtilaf halinde bulundugu Misir Devleti'ne savas açar. Bâyezid'in. bir taraftan Papa'ya Cem'i sövalyelerden almasini tavsiye ederken. Onun bu teklifine karsi Cem. Bu anlasma geregince ll Ekim l488'de Bourg . Nitekim. l4 Mart'ta VIII. Sövalyeler de bunu kabul ettiklerinden bu hususta 5 Ekim l488'de bir anlasma yapilir. Bu diplomatik pazarliklar esnasinda. Bunun üzerine Cem. Innocent tarafindan resmen kabul edilir. Zira tam selahiyetle Fransa'ya gelen Osmanli elçisi. verilen talimat üzerine. Misir'daki annesi ve zevcesi ile mektuplasmasindan süphelenerek. Cem'in Italya'ya gitmesine razi olur. Cem'in. Cem'i bahane ederek onlari.Bu arada. acele ile Toulon'dan gemiye bindirilen Cem. Celal. gerçekte onu alet ederek. muhafizlarini aldatmak için her çareye bas vuruyordu. Cem'e gelince o. Macar elçisinin Cem'i elde etmek üzere tesebbüse geçtigi bir sirada. Bu suretle l3 Mart'ta sahili takib ederek önce Ostinya'ya. Sofu Hüseyin Bey'e Frenk kiyafeti giydirmek (kâfir kisvetine koyup) suretiyle onu Anne de Beaujeu'nun aleyhtari olmasindan dolayi satosu muhaliflerin toplanma yerine dönen Duc de Bourbon'un nezdine gönderdigi gibi.

Rumeli sinirinda bulunmasi gerektigini. Macar Krali'nin kendisini orada bekledigini ve Hiristiyan fakirlere sadaka vermesinden dolayi da Hiristiyanliga olan sevgisini anladigini. çektigi elemleri siirlerinde dile getirir. yedi sene kadar devam edecek bir esâret döneminden sonra Papalik makaminin sikistirmasi sonucunda. Papa ise. hac farizasini ifa edip dinî vecibelerini yerine getirdigi için de "Olsan sehinsah-i Rum. Buralarda "devlet bana yar olmadi ah" misralari ile elem ve izdirabini dile getirdigi gibi. ben magfireti Allah u Taâla'dan umarim. Görüldügü gibi. Ölümüme razi olurum. Islâm'a olan bagliligi ile taninan Sultan Cem.Islâm âleminde büyük bir nefretle karsilasacagini belirterek cevap vermis olur. Islâm'a olan bagliligi ile kendisini teselli ediyordu. gerçek bir felâketzedenin hayatidir. Vatandan uzak kalmis ve onun hasretiyle yanip tutusan Cem. sehir sehir dolastirildi. Sehzâdeye sahip olmak için hükümdarlar birbirleri ile yarisiyor ve bunun için çesitli tesebbüslerde bulunuyorlardi. Bahtsiz sehzâde.bin Acem. sahsiyeti ile ilgili olarak büyük menfaat temini ve siyasî spekülasyonlar icra ediliyordu. Nihayet. Bulundugu çevrede. Hatta o: "Onlar. bin memleket-i Osman'dur" misralari ile de bunu dile getiriyordu. Rodos Sövalyelerinin dolandiricilik aleti haline gelmis bulunuyordu. Içinde bulundugu durumu. Cenab u Allah'a ve Resûlüne olan iman ve muhabbeti o kadar büyük idi ki: "Ka'betullah'a varup bir kez tavaf eyledigin Bin Karaman. sayet . sehzâdenin bir bakima esâret hayati diyebilecegimiz Bati'daki serüveni. Bu hususta Papa'ya ihtiyacim yok. Tesrifat memurunun bütün israrlarina ragmen Papanin huzurunda diz çöküp ondan bagislama dilememisti. Böyle kiymetli bir esire sahip olmakla politik kozlar elde edilecegine inaniliyordu. olmazdi hac nasibin Bin sükür oldu rûzi bu devlet-i muazzam" misralariyla da kendini teselli ediyordu. dinime zarar olacak is islemezem" diyerek basindaki Osmanli sarigini da çikarmadan Papa ile konusur. Papa'dan magfiret umarlarmis. tahti ele geçirebilmesi için. Böylece o. Papaya satilip Italya'ya getirildikten sonra Vatikan'a yerlestirilir. vakarli bir sekilde Papa'ya anlatarak Misir'da bulunan ailesinin yanina gitmek istedigini ve bu konuda kendisine yardimci olmasini istemisti. sövalyeler tarafindan Katolik dünyasinin reisine satilir. Daha önce de görüldügü gibi bu müddet zarfinda kuleden kuleye ve kaleden kaleye nakl edilerek.

Bu arada Fransa Krali VIII. Sehzâde. Fâtih Sultan Mehmed'in oglu ve Cem'in agabeyi olan Sultan Mustafa'nin türbesine defnedilir. Ve benim anami ve kizimi vesair taallukatimi ve üstümde hizmette sabikasi olan (bana hizmeti geçen) hüddamimi unutmayip hallü haline göre riayet eylesin" dedi. kralin eline geçegini anlayan Papa. kardinallik ve papalik degil. l494 senesi Eylül ayinda büyük bir ordu ile Italya'ya yürüyüp Napoli Kralligi'ni elde etme ve yanina Cem Sultan'i aldiktan sonra Kudüs'e dogru bir Haçli seferi yapma arzusunda idi.Hiristiyan olursa. Cem'in. bütün bir dünya padisahligina degismem. Diyesiz ki beni reddetmesin. onu "Dergah-i izzetine almasi için" dua ediyordu. onun anne ve kizlarina her türlü riayeti göstermisti. Cem Sultan böyle bir teklif karsisinda hüngür hüngür aglayarak " öyle günlere kaldik ki bizi dine davet ediyorsunuz. büyük bir Haçli ordusu toplayarak emrine verebilecegini söylemisti. kendisinin bütün varligi ile inandigi Islâmiyet aleyhinde kullanildigi ihtimali ile titreyerek böyle bir durumda Islâm ve Müslümanlara zarar vermemek için Allah'in. kâfirlerin Müslümanlar üzerindeki oyunlari dursun." diye bu teklifi siddetle reddederek" Ben dinimi. bizim dinimizde sadakat-i fukara vardir. Cem'in vefatini duyunca bütün memlekette üç gün yas ilan ettirdigi gibi onun irâdesiyle de bütün câmilerde giyabî cenaze namazi kildirilmisti. Sultan Bâyezid. Cem Sultan'in cenazesi. tesiri zamanla görülecek sekilde onu zehirledikten sonra Napoli'ye gönderir. Osmanli Sultanligi degil. Böylece o. Charles. memleket adina siyasî sebeplerle oldugunu anlatmaya çalisiyordu. Sultan Bâyezid. Islâm memleketine çikarsin ve cemi-i borçlarimi eda eylesin. bizim Nasara (Hiristiyan) fukarasina merhametimizden vaki olduysa. Bursa'da. sözlerine söyle devam eder: " Eger bu sû-i zan. Etrafindaki adamlarina da son vasiyetini yaparak "Benim mevtim haberini intisar ediniz (yayiniz) ki. onun hizmetinde bulunanlari da takdir ve iltifatlarla karsilayarak onlari çesitli memuriyetlere tayin eder. daha sonra Sultan Bâyezid tarafindan memlekete getirtilerek. Bâyezid. Ben sizden Misir yolunu istedim. . Gerek Müslüman. Bundan sonra karindasim Hüdâvendigâr Sultan Bâyezid Hazretlerine varasiz. kardesi için yüzbin akça sadaka dagitmis. Bundan sonra o. üç sene kadar Papa'nin yaninda kaldi. gerek kâfir olsun" der. talihsiz Cem Sultan'in Islâm'a ne kadar bagli oldugunu göstermektedir. Bütün bu sözler. siz bana bâtil yol mu gösterirsiz. Cem. Nihayet l3 senelik aci ve elemlerle dolu bir esâret hayatindan sonra 36 yasinda iken 25 Subat l495 (25 Cemaziyelevvel 900) Çarsamba günü sabaha karsi vefat eder. Ne vechle olursa olsun benim tabutumu kâfir memleketinde komasin. an'ane geregince hareket ediyor ve kardesi ile aralarindaki çekismenin. Böyle sözler bize ezadir" cevabini vermisti. Itikadimca Muhammed dini hak iken siz hiç dininizden dönüp Muhammed dinine girebilirmisiz? Herkese kendi dininden baskasi bâtildidir.

Bâyezid devrine menfi bir not verilemez. Bâyezid'i çok dikkatli ve barisçi bir siyaset takip etmeye zorladi. Endülüs'te son Müslüman Devleti olan Girnata Sultanligi'nin Bâyezid'e müracaati ve Kemal Reis'in komutasinda giden Osmanli donanmasinin Ispanya sahillerinden Müslümanlari alip Afrika kitasina geçirmesi de Türk denizcilik tarihinde parlak bir sayfa açmisti. Charles'in. Cem Sultan korkusuna haml edilirse de. bir devlet meselesiydi. Inebahti. hem de sövalyeler ile Papa'nin elinde Osmanli Devleti aleyhine bir alet olarak kullanilmisti. yari ictimaî hurûc olarak göze çarpar. Saltanat hirsi yüzünden hem kendisini felakete sürüklemis.Türkçe ve Farsça siirleri bulunan Sultan Cem. Zira bu dönemde Osmanli cografyasi Draç. Kili. Mora. iyi yetismisti. bu suretle de Bizans'i yeniden kurdurup ihya etme hülyasi ile Kudüs'ü Müslümanlarin elinden alma emeline dayanan gayreti. Osmanli Türk akincilari. Modon gibi sehir ve kaleleri kazanmis. gerektigi zaman faal bir rol alarak savastan da çekinmiyordu. gerekse hânedanina karsi. Burak Reis'in sehâdetiyle sonuçlanan Osmanli Venedik deniz muharebesi. Karadag. Cem Sultan'i bir koz gibi kullanarak Osmanli Devleti'ni parçalayip dagitmak. Macarlara karsi Belgrad seferi açilmis. (özelikle Cem Sultan'in vefatindan sonra ) insani sasirtacak bir faaliyetin ortaya çiktigi görülür. Içte ise Sah -Kulu isyani gibi genis ölçüde yari siyasî. Venedik ve Fransiz sövalyeleri bozguna ugratilmislardir. gerçekte is sadece bir taht kavgasi degil. Karintiya ve Polonya'ya akinlarda bulunmuslardir. Güneyde Memlûk Devleti ile Dülkadirogullarinin Osmanlilar aleyhindeki müsterek faaliyetleri. Akkirman. . O. Nitekim. Iran Sahi'nin Sîîligi bir ileri karakol olarak vazifelendirip Osmanli ülkesini istila tasavvuru. Dönemin olaylarina baktigimiz zaman bu olaylarin sebep olduklari degisik karekterdeki çizgilerle karsilasiriz. Nitekim Batida Fransa Krali VIII. Zira Bâyezid. Bu arada Midilli'ye hücum eden kuvvetli bir Fransiz donanmasinin hücumu püskürtülerek. Hiristiyanlarin elinde bir alet oldugunun farkina varamamisti. Karinyola. Bütün bu hareketlerin seyir ve neticesi üstünde duruldugu zaman. Doguda ise. Transilvanya. uzun süre. Hersek. gerek devletine. Böylece Osmanli topraklarina yeni yerler katmak suretiyle fetihlerde bile bulunmustu. devletin durgun ve hareketsiz bir çagi olarak nitelendirilen Bâyezid devrinin siyasî ve askerî olaylarina baktigimiz zaman. Her ne kadar bazi müelliflerce Bâyezid'in bu tutumu. BÂYEZID DÖNEMININ BAZI ÖZELLIKLERI Cem Sultan olayi ve bu olay yüzünden Avrupa'da Istanbul'u geri alma yolunda dogan umutlar.

Ivan. Rus tacirlerine ticaret müsaadesi almisti. Sâmiha Ayverdi. Rus tüccarlarina zorluk çikarmalarindan yakinmistir. Babaî isyanlari. namlarina hutbe okuttuklari.Kaynaklarin verdigi bilgiye göre. derhal renk degistirerek. Dikkat edilecek olursa. huruc için ictimaî aksakliklardan faydalanma zemini bulmasi kadar. Ticaret serbestilgi saglamak amaciyla l495'te bir Rus elçisi daha Istanbul'a gelmis. Sah . 34 ) 'de bu konuya temas edilir. tenkil kuvvetlerine galebe çalan bu sakilerden bir kisminin. 3l Agustos l492'de Bâyezid'e bir mektup yazarak Azak ve Kefe pasalarinin. Hammer ( IV. Seyh Bedreddin'in hurucu da yine mes'um Timur macerasinin.Kulu . hatta daha ilerde patlayacak olan Celalî hareketleri. topluluklarin arasina ayirici ve yikici bozgunlar sokmakti.KULU ISYANI Sultan Ikinci Bâyezid döneminin önemli ve devleti sarsan olaylarindan biri de Teke Sancagi'nda patlak verip Kütahya'ya kadar yayilan Sah. bir müddet sonra gelen ikinci elçi ise. Kirim Hani Mengli Giray'in tavassutu ile Moskova Prensligi'nin gönderdigi elçi. Bu olay. bu ve benzer sakavet (eskiyalik) örneklerini degerlendirdigi ifadesinde güzel ve yerinde noktalara parmak basarak söyle der: "Selçuklular devrinin Babaî isyani. Selçuklularin ictimaî buhran ve siyasî tazyikler ortasinda kalan halkin. siyasî oldugu kadar. Bu Sia menseli ve görünüste bir mezhep ve akide mücadelesi damgasini tasiyan hurûclarin asil gayesi. nihayet Sah Kulu vak'asi. Devletin nüfuz ve itibari öyle bir mertebeye ulasmistir ki. komsu Iran'dan gelen siyasî tertiplerle. daima Siî . protokoldan anlmayan. bu bas kaldirma vak'alari." Anadolu'da meydana gelen düzensizlik. SAH . Sünnîler arasinda degil. iç inzibat ve asayisi ilgilendiren tipik bir eskiyalik hareketidir. devlet ve cemiyet mekanizmasini alt üst ettigi devrin mahsûlü olmustu. diger bir yüzüyle de âdi sekavet hareketi olarak görülebilir. Osmanli Rus münasebetlerinin baslangiç tarihi de Ikinci Bâyezid dönemine rastlamaktadir. Dikkat edilecek olursa bir Mehdîlik motifi etrafinda hareketlenen bu isyanlar. bir ölüm kalim kaygisina düstügü devirlere rastlamis. bunu da l499'da yeni bir elçilik heyeti takip etmisti. bir iktidar davasina çevrilmis. yol yordam bilmez bir adam oldugu için geri gönderilmis. Sah Ismail taraftarlarinin serbestçe teskilât kurmalarina ve propaganda yapmalarina imkân vermisti. dirlik ve mesned dagittiklari dahi görülmüstür. Çelebi Mehmed devrinin Seyh Bedreddin isyani.Bâtinî topluluklar içinde inkisaf zemini bulmustur.Kulu vak'asidir. Sia menseli muayyen bir mikrobun. Ona göre Kirim Hani Mengli Giray araciligi ile yapilan görüsmelerden sonra Çar III.

Kulu'nun. Sah . isyanindan önce ve sonra. Bunun için Anadolu'ya. Belli bir mezhebin inanç sistemi (akidesi) üzerine kurulan Safevî Devleti'nin kurucusu Sah Ismail tehlikesi. adi ile anilan Kizilbas Seyhi. asiretler ve çiftlikleri ellerinden alinan timar erleri ile sipailer.Kulu. Anadolu'daki Alevîleri iyiden iyiye kendine baglamak için buraya (Anadolu'ya) kendi adamlarini gönderip propaganda yaptiriyor ve el altindan Osmanlilar aleyhine genis bir isyan hazirliyordu. hazirlanmalarini emretmisti. sinsi bir sekilde ülkeye sokularak gelmekte idi. Sah Ismail. devlet dahilindeki bütün taraftarlarina mektuplar yazmis ve casuslar göndermisti. Bu göçmenler. Hasan Halife'nin ogludur. Bu suretle Sah . Sah Ismail'in babasi Seyh Haydar'dan almisti. Anadolu'yu Kizilbas yapmak için esasli surette hazirlanmistir. onu. öteden beri Iran ve Horasan'dan gelen göçmenlerin yasadigi belli basli yerlerdendi. Aralarinda Alevî. Toroslar bölgesi. "Hasan Halife ölünce. Anadolu'yu Iran'la birlestirmek için bütün gayretini sarfediyordu. Hasan Halife ve oglu Sah Kulu. Uzun yillar hizmetinde bulunmus. Gerçekten Sah Ismail. meydana getirdigi askerlerine kirmizi çuhadan taclar giydirdiginden dolayi taraftarlarina "Surhser" yani "Kizilbas" denilmis ve bu isim genellik kazanmistir. sanildigi kadar basit ve gelisigüzel tertiplenmis bir hareket degildir.Kulu. Allah. Tahtaci ve Kizilbaslar çoktu. Babasi desturunu . Bu dönemde Osmanli ülkesinde ona bagli epey taraftari vardi. memleketin. Sah . Garip hayati ve labirente benzeyen meskeni.Kulu isyani. daha önceki iki faaliyetle benzer özellikleri tasimasindan dolayi Uzunçarsili tarafindan su ifadelerle degerlendirilir: " Osmanli Devleti'nin Anadolu'da genislemesi. Uzun Hasan ve 3. bunlari kisa zamanda saflari arasina aldilar. Peygamber ve Mehdi oldugunu iddia ediyorlar. faaliyetlerini artirdi. kendisini muhtelif tarihlerde üç büyük tehlike ile karsilastirmisti: l. Hükümetten memnun olmayan köylüler. alttan alta ayaklanmaya hazirliyordu. daha sonra Antalya civarinda Yalinlu köy yakininda bir magaraya yerleserek gizli ve sirlarla dolu bir hayat yasamaya baslamisti. Bilhassa Sehzâde Korkud'un Misir'a gidisinden faydalanan Sah . Sah Ismail.Timur. halife ismi . Sah Kulu. Anadolu'da Osmanli idaresindeki Kizilbaslari. Siî . 2.Kulu geçti. Osmanli Devleti için büyük bir tehlikeye isaret ediyordu.( Osmanli tabiri ile Seytan-Kulu). Bu gizli faaliyet. Iran. düstügü felaketten ancak onun sayesinde kurtulacagini ileri sürüyorlardi. Sah . Devletin varligina kast eden Sah Ismail'in faaliyetleri. zaman zaman Kapulu Kaya'da Döseme Derbendi'nde toplanti ve âyinler yapiyor. onun postuna oglu Sah . yasayislarina uygun tarikatlara mensubtular.Bâtinî karekterli bir hareket olan Sah Ismail'in faaliyetleri. Bu mektuplarda. Taraftarlari.Kulu hareketi planli tertiplenmis. halk arasinda tanrilastirmis idi. Sah .Kulu ve babasindan destur alarak Kizilbas'ligin en sadik bendesi oldular. Sah Ismail. Azerbaycan ve Irak'i aldiktan sonra bir hayli cüretlenmis görünmektedir.

daha önce oldugu gibi bu sefer de On iki Imam'a mütemayil taraftarlar. hem de "nezir" denilen önemli bir gelir kaynagindan mahrum etmisti. Sah Ismail'i hem taraftarlari ile görüsmekten. Böylece. kisim kisim Iran'a göç etmekle yeni kurulan Siî Devletin kudretini artirmaya baslamislardi. Hataî mahlasiyla siirler yazan Sah Ismail'e büyük bir baglilik göstererek onu bir kurtarici olarak kabul etmislerdir. Bâyezid. kendisi ile görüsmek için gelen ziyaretçilerin men edilmesi. Bâyezid'in. Sultan Bâyezid döneminin. kendisine suikast yapmak üzere iken öldürülmesi. Onun. Sah Ismail. Iran'a gitmelerine müsaade etmedigi gibi yakaladiklarini da Rumeli'ye sürmüstü. Yozgat ve Çorum çevresinde Safevî (Siî)lere taraftar olanlar. bunlarin Anadolu'daki faaliyetlerine son vermek için. Safevîleri müdafaa ettikleri gibi. Amasya. Anadolu'dan. Ey Yezid. Sah Ismail'in. Osmanli Türklerine karsi mezhebinin zaferini ve sahinin galebesini temenni eden nefesler kaleme almistir. Nitekim Egriboz'lu Yeminî gibi sairler. bu makalelerinde Osmanli Devleti'ne karsi olan isyani açiklayan ve ortaya koyan bölümlerini kisaca vermek istiyoruz. Bu nefeslerde Sünnîlere karsi büyük bir kin göze çarpmaktadir: Lânet olsun sana Ey Yezid Pelid Kizilbas mi dersin söyle bakalim Biz ol asiklariz ezel gününden Rafizî mi dersin söyle bakalim. görünüste dinî karekterli olan bu isyani hakkinda bilgi saibi olmaya çalisacagiz. Bilhassa on iki dilimli kizil taç veya külah (= Tâc-i Hayderî ) in kabulünden sonra Kirsehir. Sah Ismail. Hem yerli hem de yabanci kaynaklara dayanarak Tekeogullari ve Sah-Kulu baba Tekeli Isyani haklarinda makaleler yazan Sehabeddin Tekindag. bu konuda daha detayli bilgi vermektedir. sonra da Sah Tahmasb ile siki münasebetleri bilinen Hoy'lu Pir Sultan Abdal. Arnavutluk Seferi'nden dönüsü esnasinda Isik adinda bir Kizilbasin.verilen bir takim alevîler gönderiliyordu. ona ilk silleyi vurmustu. Tokat. bu yasagin kaldirilmasi için Osmanli hükümdari nezdinde tesebbüste bulunduysa da bu arzusu kabul edilmedi. Sah Ismail taraftarligi faaliyetinin ne kadar genisledigini gösterir. ülkedeki tahriklerini ve takip ettigi siyaset ile maksadini iyi anlayan Trabzon Valisi Sehzâde Selim. geçersen Sahin eline Zülfikarin çalar senin beline . "Sah Ismail'in. Akkoyunlulari bertaraf edip Safevî Devleti'nin temellerini atmasindan sonra.

Bu yüzden.Edeple girdik biz kirklar yoluna Kizilbas mi dersin söyle bakalim. II. yumusakligi ve sehzâdeler arasindaki anlasmazliklari firsat bilerek artik harekete geçme zamaninin geldigine karar verir. bazi diplomatik tesebbüslerle taraftarlarinin takipten kurtulup rahatça Iran'a gelmelerini saglamak istemis ve bu maksatla II. devletin her tarafina dagalmis olan taraftarlarini çogaltmak için babasinin ölümünden sonra memleketin hâli (bos ) olup firsatin kendisinde oldugunu ileri sürerek bilhassa maiyetindeki sipahilerden Çakir-oglanlari. bir tedbir olmak üzere Iran'a gideceklere geri dönmek sartiyle izin verilebilecegini açiklamis ve bundan sonra Sûfî (Sah Ismail) nâmina kimsenin hududdan geçirilmemesi için siddetli emirler vermistir. l500 de. Bâyezid'in yasliligi. layik olmayanlara devredilmesi sebebiyle eski imtiyazlarini kaybetmeleri yüzünden. Sah . bunlarin gidip dönmediklerini. Bâyezid'e müracaat etmisti. Osmanli Devleti tarafindan daima dikkatle takip edilmis ve Iran'dan gelen Kizilbaslar ile onlara yardim eden Anadolu'daki taraftarlari cezalandirilmistir. Sah Ismail'e gösterilen bu baglilik. l5l0'da bazi fena niyetli kimseler yüzünden timarlarinin (dirlik) ellerinden alinip. Yuf etti erenler e münkir size Iftira ettiniz sizler de bize Muhammed sizleri tas ile eze Rafizî mi dersin söyle bakalim Pir Sultan'im eder lânet Yezid'e Müfteri yalanci Yezidler sizi Iste Er meydani çik meydan yüze Rafizî mi dersin söyle bakalim. devrinde Sah Ismail'in müridleri olarak Erdebil'i ziyarete gitmislerdir ki. Sah Ismail'in halifesi Karabiyik oglu Sah -Kulu Baba Tekeli (Osmanli tarihlerinde Seytan-Kulu) ile birlesmisler ve çikan isyanin büyük bir sür'atle genisleyip bütün Anadolu'yu tehdid etmesinde de mühim bir rol oynamislardir. devlete isyan ile Sah Ismail'e meyl etmislerdir. bu yüzden sipahî sinifinin günden güne azalmakta oldugunu gören Bâyezid. Bâyezid II. Bu arada Sah Ismail. Iste bu Teke -eli (sonradan: Tekeli) sipahîleri. Yine bu Tekeli sipahîleri.Kulu Baba Tekeli. Bu sebeple o. .

acimadan öldürtmeye baslamistir. Sehzâde Korkud Çelebi tarafindan daha sonra Istanbul'a sevk edilen Sûfî'nin ikrarlarindan da bütün çiplakligi ile ortaya çikmistir. bu toplantilari bastirdi ise de Sah Kulu kaçip kurtulmayi basarir. kendisinin Mehdî oldugunu iddia edip Burdur'a kadar gelen Sah . sûr-i hesab bunun önünde olsa gerektir.kasaba. Nitekim. Anadolu'nun maruz kaldigi en büyük tehlike. Sadrazam Hadim Ali Pasa. bundan sonra Keçiborlu. buna itaat etmeyen imansiz gider"dedikleri anlasilmaktadir. Imam oglu'nu Selanik'e. Bundan sonra Baba Ishak-i Horasanî gibi. mal ve hayvanlari ile gelen Tekeli Türkmenleri teskil ediyordu. Bundan sonra Kütahya Hisarini zapt eden Sah-Kulu'nun askerleri. Teke . Ulusiçanlu'yu geçip Altuntas'i yaktiktan sonra "dagdan bosanmis hanazir-i tir horde gibi deprenüb" Kütahya önüne geldi. Kiçisiçanlu. çoluk-çocuk. bunlarin ekserisini.Nr. eline geçirdigi Kur'an'lari da atese atip mahvetmistir.Tekeli sipahîlerin tesvikleri ile Kütahya kalesini muhasara ve zaptetmis. Dede-Alisi ve Hizir.5053). Teke-eli'ni Karaman'a baglayan Kizilkaya .Kizil-oglu. Taceddin'i Zagra yenicesi'ne ve Pir Ahmed'i Filibe'ye göndermek suretiyle genis bir propaganda faaliyetine girisir. yayla ve obalarinda bulunan Siî ve Alevîlige mütemayil bütün Türkmenleri etrafina toplamis. Göle-oglu. Sandikli. Onun bu kurtulusu.Kulu Baba Tekeli'nin etrafina 20. sehzâdelerin birbirleri ile ugrasmaya basladiklari bir sirada. Bursa'ya dogru harekete geçmesi üzerine. Kapulu-Kaya'daki Döseme Derbendi'nde devlet aleyhine gizli toplantilar tertip etmis ve müridlerinden Safer'i Siroz'a. (TSMA. Kaynak ve vesikalardan anlasildigina göre. Onun.Kulu Baba Tekeli.eli'nde Sah adina bir Türkmen devleti kurmak isteyen Sah .000 kisi toplanmistir ki. Istanoz (Korkuteli) kasabasini tahrib edip. demire sarilan etlerini de ocakta pisirmistir. Bu arada.Kulu Baba Tekeli.Kulu. müridlerinin onun hakkinda: "Allah budur. müridleri tarafindan baska bir propaganda vasitasi yapilarak bir mânada ilahlastirilmasina sebep olmustur. Sah-Kulu'nun Döseme Derbendi'nde yaptigi ayinleri ve giristigi propaganda faaliyetlerini dikkatle takip eden Antalya Kadisi. bütün Anadolu'ya dehset saçmaya yetmisti. Onun bu vahsice hareketleri. Peygamber budur. karye (köy). Antalya Kadisi'nin Sehzâde Korkut'a gönderdigi 9l6 Zilhicce (l5l0 Nisan) tarihli belgeden. sehrin Subasisi'ni göndererek. Anadolu Beylerbeyi olan Karagöz Pasa'yi kaziga vurdurmakla yetinmemis. Elmali'nin mescid ve zâviyelerini yikan Sah . Bunun üzerine Sah . Sehzâde Osman'in Divân'a gönderdigi arîza (rapor)da oldugu gibi. Bundan sonra Gölhisar'i alarak her tarafi yakip yikmaga eline geçen canlilari ise insan ve hayvan ayirmaksizin. Adamlari ile müsavereden sonra Alasehir Ovasi'nda Sehzâde Korkud tarafindan üzerine gönderilen Hasan Aga ile maiyetini maglub eden Sah -Kulu'nun bu basarisi.Kulu Baba Tekeli. Teke-eli'nin sehir. timarlari ellerinden alinmis kizgin sipahîlerin de yardimlari ile Teke-eli'nin kendine tabi olmayan bütün köy ve kentlerini yagma edip halkini da öldürtmüstür. Antalya'dan üzerine gönderilen kuvvetleri de maglub eden Sah . sehri atese verirler. Antalya'dan Manisa'ya gitmekte olan Sehzâde Korkud Çelebi'nin adamlarina saldirip. Rumeli'den Anadolu'ya geçer. Yine vesikalardan anlasildigina göre. dag.

Tekeli Türkmenlerinin siddetli mukavemeti ile karsilasmis. Bu haslet. o dönemde Memlûk Devleti'nin bir vilayeti olan Kudüs'te yasamasi sartiyla ona baris teklifinde bulunmus ve kendisine büyük rakamlarla ifade edilebilecek miktarda para yardiminda bulunacagini va'd etmisti. Zira bu kadari bile o dönemde.Kulu Baba Tekeli üzerine az bir kuvvetle yürüyen Hadim Ali Pasa. önce Incirli Derbendi'nden. Karekter bakimindan yumusak ve rahata meyilli idi. Anadolu'da 50. bu kadari ile yetinmek istedik.. Ikinci Bâyezid." diye verdigi bilgi. Daha sonra Kayseri yolu üzerinden Sivas yakinindaki Gedik Hani mevkiine gelen Sah . hem de eglence âlemleri içinde yasamisti. mecbur kalmadikça savasmayi istemezdi. sismanligini gidermek için böyle bir yola bas vurdugunu bildirerek aleyhindeki cereyani durdurmustur. Amasya valiligi dönemindeki hal ve hareketi ile hükümdarligi dönemindeki hal ve hareketi birbirinden çok farklidir. yedi Hiristiyan devletin. onun mücadeleden uzak durmasina sebep olmustu.. o. Osmanlilar aleyhine bir araya gelip kendisine karsi yapacaklari bir savasta.Kulu ve Hadim Ali Pasa okla vurulmuslardir. Yaratilis itibari ile huzur ve sükûneti severdi.Bogazi'na çekilmek zorunda kalir.Kulu Baba Tekeli. Vali olarak bulundugu Amasya. kendisine karsi tahti ele geçirme davasi ile silaha sarilmis olan kardesi Cem Sultan'a galip gelince. Bu savastan sonra sür'atle Iran'a dogru çekilen Tekeli sipahîleri ve Türkmenler. babasi Fâtih Sultan Mehmed tarafindan azarlanmis. Böylece o. Erzincan'da hacca giden bir Iran kervanina saldirdiklari için Sah Ismail'in hakaretlerine maruz kalmislardir. Kizilkaya Bogazi'ni 38 gün muhasara ettilerse de Sah . sonra da Döseme Derbendi'nden kayalar arasindan kendine bir yol açarak Beysehir önlerine gelmeye muvaffak olur. onu bayrak yapmak istemeleri ve kendisinin basi üzerinde sürekli bir tehdid gibi tutmak amaci ile . Fakat Bâyezid. bizim burada nakl ettigimizden daha uzun olmakla birlikte. dünya olaylarini hayret aynasindan temasayi severdi.000 kisinin ölümüne sebep olan bu isyan. ülkede estirilen Siîlik havasi ve propagandanin sebep oldugu olalar hakkinda bir fikir vermektedir. kendisini sefahata alistiran Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi'nin öldürülmesi bile emrolunmustu. Nitekim. Fakat sonralari. girisilen savas sonunda Sah . Bu bakimdan. daha önce bu emirden haberdar olunca yol harçligi vererek Abdurrahman Efendi'yi kaçirabilmisti. silahtan çok ilim ve ilmî eserleri mütalaa etmekle geçirmisti. Selçuklular devrinden beri Anadolu'nun mamur bir sehri. hükümdar oluncaya kadar ömrünü. O. Osmanli hükümdarlarinin âlim ve sairlerindendir. Bâyezid. Amasya valiligi esnasinda sükûnet içinde yasamisti. Bâyezid burada hem ilim muhitinde. yüksek âlim ve sairleri ile bir fikir merkezi oldugundan. Siirden hoslanir. Siirde "Adlî" mahlasini kullanirdi. Onun. Bunun üzerine Sadrazam ile Amasya valisi Sehzâde Ahmed. Bundan sonra babasina yazdigi arizada zayiflamak için aldigi bazi "müferrihat" tan vaz geçtigini bildirerek af edilip bagislanmasini dilemistir.

câmiye çok gider. II. Kimse ondan daha iyi ok kuramaz." Sonuç olarak Sultan Bâyezid hakkinda sunlari söylemek mümkündür: O.Mecbur olmadikça savastan uzak kalmaya dikkat etmis. ilahiyât ve hey'et ( astroloji)dir. zevkine düskün ve harpten kaçinan bir hükümdar oldugunu belirtir. mükemmel bir tahsil görmüstü. Türkçe'nin Çagatay . iyi yeyip içen. BÂYEZID DÖNEMINDE ILIM. (Cem Sultan) bahane edilerek Osmanli Devleti yok edilmek isteniyordu. fakat buna simdi nikris hastaligi manidir. raporunda Bâyezid'in 56 yasinda. Farsça ve Arapça'yi edebiyatlari ile ögrenmis. Islâmî ilimler. hiç sarap kullanmaz. Daima ibadet ile mesgul olur. sadaka dagitir. Bu sebeple de Bâyezid-i Velî diye anilir olmustu. genis gögüslü bir kimsedir. ela gözlü. ortadan biraz uzunboylu. "nizâm-i memleket" için Istanbul'dan ayrilmamayi tercih etmisti. ortadan uzun. O. simasinin esmere yakin bir sarilikta oldugunu. matematik ve mûsiki tahsil etmisti. Bâyezid. ULEMA VE IMAR FAALIYETLERI Sultan Bâyezid. Ata binmekten hoslanir. hat san'atinda da oldukça yetenekliydi. Türkçe. sükût ve rahati seven. felsefe.hareket etmeleri üzerine Bâyezid. O. yagiz çehreli. zihnen mesgul oldugunu belirten karayagiz çehreli ve fitratan magmum ve mahzundur. sehzâdeliginden beri etrafina ünlü bilginleri toplayip kendisini yetistirmeye gayret etmisti. uyku. O. Ayni zamanda sair olan ve siirlerinde Adlî mahlasini kullandigini daha önce gördügümüz Bâyezid'in bu siirlerinin büyük bir kismini (l25 kadar) gazellerin meydana getirdigi küçük hacimli divani Istanbul'da l308'de basilmistir. Sultan Bâyezid'in karekterini ortaya koyan belgelerden biri de l496 senesinde Osmanli ülkesine gelen Venedik elçisi Sagadino'nun senatoya verdigi rapordur. Zira o. Bâyezid'i söyle tasvir eder: "Etli ve dolgun çehresinde hiç te zâlim ve korkunç bir insan belirtileri yoktur. islenmis gümüsten. kardesinin uyusmaz bir düsmani olmustu. O. Keza l503 senesinde Andrea Gritti'nin tasviri daha da dikkat çekicidir. Yumusak bir yaratilisa sahipti. iyi kesilmis kirmizi akiklerden. felsefede behre ve malumati olmakla ögünür ise de en çok vâkif oldugu ilim. güzel yapilmis esyadan çok hoslanir. O. Gençliginde serbest bir hayat sürdürdügü halde padisahliginda ibâdet ve hayir islerine yönelmisti. Boyu. makina san'atlarini çok sever. Uygur yazisini okumayi ögrendigi ve biraz da Italyanca bildigi belirtilir. Az yemek yer. babasi Fâtih Sultan Mehmed'den sonra bütün Osmanogullari'nin en bilgini olarak kabul edilmektedir.

ilim ve ilim adamlarini seviyor. Bâyezid'in hattatlikta da mahir oldugu bilinmektedir. Seyh Hamdullah ile aralarinda siki bir münasebet bulunan II. Bâyezid. Islâm âleminde büyük bir teessürle karsilandi. Istanbul'a davet edilerek . Dünyanin en büyük devletinin faziletli hükümdari olarak. Bestekâr. Dinî emirlere bagli bir hükümdardi. bu himayenin karsiligini da nâmina yazilan birçok eserle almisti. iç bünyesinin tesekkülü. padisahin bu uygulamasini örnek alan birçok vezir. Seyh Hamdullah'tan hat dersleri almisti. dinî ve ilmî kurumlarin meydana gelmesi için çalisiyordu. Seyh Hamdullah ile II. Amasya'da maiyyetinde bulunan Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi'nin tavsiyesi ile Ibn Kemal diye söhret bulan Ahmed Semseddin'e meshur tarihini yazdirmistir. Bu meziyetlerinden dolayi ölümü. hattat ve sairdi. Besteledigi eserlerden yalniz bazilarinin notasi zamanimiza kadar gelebilmistir. Nitekim. Daha önce de temas edildigi gibi ibâdetle çokça mesgul oldugundan olsa gerek ki bu sebepten kendisine "Sofu" deniyordu. sair ve sanatkârlari himaye etmisti. Ikinci Bâyezid. Kendisine takdim edilen eserleri okumak onun en büyük özelligi idi. hayatinda büyük hürmet görmüstür. Seyh Hamdullah'i kendisine hat hocasi tâyin etmis. O. saray-i hümayun'a hat hocasi olarak tayin edilir.lehçesi ile Uygur alfabesini ögrenmisti. Seyh Hamdullah hakkinda ciddi arastirmalarda bulunan ve onun eserlerini arastiran Muhittin Serin. Bâyezid. onun giyabinda cenaze namazi kildi. imâret ve bunlara gerekli olan tahsisatlari temin ediyorlardi. Bâyezid'in tesvik ve himayesiyle Amasya'da Seyh'in etrafinda bir hat mektebi (ekol) dogmustu. mesk almis ve mezun olmustur. Bâyezid arasindaki hocalik talebelik münasebetlerini su ifadelerle dile getirir: " II. ilmî gelismeye vesile olabilecek bütün çarelere basvuruyordu. Daha önce Akkoyunlularin hizmetinde bulunan ve Safevîlerin galebesi üzerine. Saltanati müddetince ilim ve ilim adamlarini himaye eden II. Ölüm haberi alindigi zaman Kahire'de basta Sultan Kansu Gavri oldugu halde bütün halk. Bir zaman sonra Osmanli tahtinin sahibi olacak Bâyezid-i Veli'nin. Seyh'in mânevî dünyasinda kendini bulurken. Bilginler ve sanatkârlar için ayrilmis özel bir bütçesi vardi. Merhametli. döneminin ileri gelen devlet adamlari ile zenginler için de itici bir güç oluyordu. zararli duygulardan arinarak sahsiyetini bulmasi. Saltanati müddetince ilim adamlarini. Nitekim. ayni zamanda dizinin dibinde hokkasini tutarak yazi mesketmistir. Amasya'daki valiligi sirasinda. Böylece Sultan II. Osmanliara iltica etmis olan Idris-i Bitlisî'yi de himaye ederek ona meshur "Hest Behist" isimli tarihini kaleme aldirmisti. Seyh ile Sultan arasindaki bu . Onun bu sekildeki çalismasi. saltanata geçince Seyh. vefakâr ve kadirsinasti. Kendisine takdim edilen eserlerden degerli bulduklarini tesvik ederdi. Bu bakimdan Ali ve Mustafa Pasa'larin isimleri zikredilmeye deger. Bu sebeple o. Bunun için o.

daha sonra da Sehzâde Korkut'a gönderilmistir. Cüneyd). Bâyezid dönemi alimlerinden bahseden Âsik Pasazâde. Surasi bir gerçektir ki. Annesine dahi selam gönderip duasini ister. günlük 30 akçaya ilaveten Üsküdar'da iki köyün bütün gelirleri arpalik olarak verilir. Bâyezid devrindeki Nesrî ile Idris-i Bitlisî'yi burada kayd etmek gerekir. Nesrî. Manisazâde. saraya kâtip ve saray hüddamina muallim tayin edilir. Bunlar. kurulusundan kendi zamaninin sonlarina kadar devletin tarihini yazmislardi. Bunlardan Sari Gürz (öl. Hatipzâde. Taci Bey'in iki oglu Cafer ve Sa'di'nin eserleri ile Osmanli yazisma (diplomatik.Yine bu zamanlarda. Bunlara benzer azizler dahi çok vaki oldu. insa. Bâyezid ile Selim arasinda bir anlasma zemini bulmakla görevlendirilmisti. ilmin ilerlemesinde etkili olmustur. yazi yazarken hokkasini tutar. Ölümünde biraktigi kütüphanede yedi bin cild kitap vardi. Hatta sik sik beraber sürek avina da çikarlardi. hayatinin felaketle sonuçlanmasi bakimindan Sinan Pasa'nin talebelerinden Molla Lütfi'yi de hatirlamak yerinde olacaktir. Seyh'e ekseriya "Biraderim" diye hitab eden Bâyezid-i Veli. onun döneminde ilim ve ilim adamlarina gösterilen himaye. Bâyezid'in saltanat tahtina cülûsundan kisa bir müddet sonra Seyh Hamdullah davet edilmis. 929/l522). hükümdarin buyrugu üzerine. sür'atle gelismis ve muhterem Islâm hukukçulari onun devrinde müstesna bir sekilde itibar görmüslerdir. bir köyün gelirleri de mührezenlerine tahsis edilir. Imam Ali (öl. eserini . Özellikle "Fikih" denilen Islâm Hukuk ilmi. Seyyidzâde Seyyid Hamiduddin. ve matematikte Mirim Çelebi çok büyük söhret kazanmislardir.muhabbet ve teslimiyetin mahsûlüdür." Siirleri ile söhret kazanmis olan Mihrî Hatun ile aralarinda temiz ask iliskileri bulunan Müeyyedü'd-Din. Bâyezid devrinde söhreti kadar." Buna göre Ikinci Bâyezid çaginda tipta Hekimsah. Fukahadan bir kismi. Osmanli tarihçiligi bakimindan önemli bir dönem olan II. Hammer'in ifadesiyle " Bâyezid asrina seref veren altmis fakih arasinda ikisi diger bir sube-i malumatta yüksek söhret kazanmislardir. arkasini yastiklarla besleyip rahatini temin ederdi. taninmis bilim adamlarindandir. isgal ettikleri yüksek mevkilerde çok zengin olmuslardi. Mevlana Kestelli. Bu suretle aralarinda bir manevî râbita ve dostluk meydana gelmisti. câmilerde tesis olunan kütüphanelerin idareleri (hâfiz-i kütüb) ile görevlendirilmislerdi. Kendisine. Bunlar da sahip bulunduklari bu servetleri ile özel kütüphaneler tesis etmislerdi. 927/l520) elçilikle Misir Sultani Kayitbay katina. II. Ayrica. Mevlana Alaeddin Arabi. Niksarî ve Yusuf Cüneyd ( Sadru's-Seria adli esere çesitli hasiyeler yazan Tokatli Ahi Yusuf b. protokol) modelleri iki iyi örnek olarak taninmistir. o da ailesi ve damadi ile birlikte Istanbul'a gelmisti. bize su isimleri vermektedir: "Hocazâde. hürmet ve muhabbet gösterirdi. Seyh Hamdullah.

devletin ileri gelen görevlileri ve taninmis bilginlerle dolup tasardi. Yavusî'nin söhreti. Âlimler için özel bütçesi bulunan Bâyezid Han. denizcilige de ehemmiyet vermis. Bu arada Iran Müftüsü Mevlânâ Seyfeddin Ahmed ile Hadis âlimi Cemaleddin Ataullah da Pâdisah'in ihsanlarindan pay alip faydalaniyorlardi. Kendisi sulha meyyal olmakla birlikte gazâ ve cihad sevabini kaçirmak istemedigi için. onun kadar güzel ok ve yay yapamadigi rivayet edilir. Sultan Bâyezid. Rumeli'de 34 sancak vardi. Amasya valisi iken. Bu sanat için kitap yazdirdigi gibi. hatta Horasan ile Iran'in diger vilayetlerine kadar genislemistir. edebiyat sahasinda gösterdigi koruma ve himaye. Bilhassa muharebe gemilerini uzun menzilli toplarla techiz ettirip gelistirmistir. kendi elinden çikmis bir yay da Topkapi Sarayi Müzesi'nde teshir edilmektedir. Onun döneminde Anadolu'da 24. ikincisi için de besyüz altin idi. O. bizzat seferlere çikardi. Farsça'yi tercih ederek Arap tarihçisi Yemînî ile Iran tarihçisi Vassaf'in agdali ve tumturakli tarzini seçmistir. Hac'tan döndügü zaman. büyük sair ve mutasavvif Abdurrahman Câmi ile büyük bilgin Fakih Devvanî'ye her yil para gönderiyordu ki bu. hem de yelkenle hareket eden ve manevra kabiliyeti yüksek olan gemiler yaptirdigi gibi kalyonlar da insa ettirmisti. disarda da babasinin elbisesini giyerdi. onlari. Bunda. O. kendisine "Seyhu's-Selâtin" ve "Sultanu'l-Mesayih" gibi ünvanlarin verilmesine sebep olmustu. O. Onun devrinde donanmadaki degisiklikler sadece bunlardan ibaret degildir. bu da siirlerine mistik bir hava ve renk katmistir. Bâyezid. ne de Ikinci Murad gibi ulema kisvesi giymistir. sonralari "Mücevveze" ismiyle tesrifat serpusu olarak kullanilmistir. Onun zâviyesi. yabanci ülkelere. Ayrica Venedik gemileri tarzinda kirk kadar top mavnasi da tezgahlatmistir. Hiç kimsenin.Osmanlica ve sade bir uslupla yazdigi halde Bitlis'li Idris. Bâyezid. eser vermeye tesvik ederdi. yine de devlet gelirleri bir hayli artis kayd etmislerdi. ilme ve zamanindaki teknik gelismelere önem veren bir hükümdardi. Bâyezid'in. iç ve dis gailelerin bulundugu bir dönem olmasina ragmen. Türk bahriyesinin en büyük üstadlarindan biri olan . Bu dönemin en büyük seyhi Iskilip'li Yavusî'dir. onun sultanlik tahtina kavusacagini kesfetmis ve bunu Sehzâdeye de açiklamisti. hem kürek. daha birçok seyh ve tasavvuf ileri gelenleri ile sohbetlerde bulunacaktir ki. Sicill-i Osmanî'de onun kiyafeti ile ilgili olarak su bilgi verilmektedir: " Tenhalarda salih insanlarin elbiselerini giyer. mahrutî ve etrafina tülbent sarili bir kavuk seçmistir ki. ilki için bin." Bâyezid Han dönemi. Bâyezid. Okçuluga çok merakli idi. Fâtih devrinde olmayan ve "Güge" denilen. ne ilk pâdisahlar gibi üsküf.

bir tekke. medrese. yogun iskân görmemis olan bölgenin etrafi hareketlenmisti. Edirne'de Tunca Nehri kenarinda 889 . Yaptirdigi bu eserlerle bir külliye (kampüs) meydana getirmistir. Rumeli'deki önemli durak ve ikmal merkezi olan Edirne'de bir süre konaklamisti. Bununla beraber bütün külliyeyi meydana getiren kompleks (kampüs). Istanbul'un yedi tepesinin üçüncüsünde bugün kendi adi ile anilan bir cami. Bâyezid Külliyesi) Osmanli külliyelerinin en büyük ve önemlilerinden biridir. Külliyenin kurulusu ile birlikte. O. yemek salonu.l488) yillari arasinda. Böylece külliyenin kurulus amaçlarindan biri olan mahalle dokusu kendiliginden tesekkül etmis olur. Böylece Tunca Irmagi'nin sag kenarinda Eski ve Orta Imâret adiyla taninan mevkiler ile Yeni Saray'in yer aldigi Sarayiçi semti arasinda. kervansaray. yani seyhülislâm olanlara sart kilmistir. Sultan Bâyezid dönemi. müftü. Câmi. imâret. Istanbul'dakine benzeyen bir câmi.Kemal Reis'in emegi büyüktür. dokuz senede tamamlanmistir. sehir merkezinden nisbeten uzakta ve daha önce iskân görmemis olan. medrese. ahir. Sultan . bütün bu hayir isleri için genis vakiflar kurmak suretiyle bu eserlerin kiyamete kadar devam etmesini saglamaya çalismistir. bir imâret ve bir medrese yaptirilmak suretiyle sehir adeta süslenmistir. çifte hamam. çesitli ihtiyaçlara cevap verecek yapilardan olusan külliyesine ilk harci bizzat kendisi koymustur. hamam ve mükemmel bir hastahane (dârussifa) yaptirmistir ki bu külliye( II. bütün bunlarin yaninda Mekke ve Medine fukarasina dagitilmak üzere külliyetli miktarda "Sürre" göndermisti. hayirseverligi ile taninan Pâdisah da.893 (l484 . Yeni kurulan bu mahalle de Yeni Imâret adiyla taninmaya baslamistir. mutfak. imâret. O. bir mektep. depo. Tunca Nehri'nin kenarinda yer alan Kili ve Akkirman kalelerinin fethi için l484 yili baharinda Istanbul'dan hareket etmis. yoklugundan dolayi büyük sikintisi çekilen bir Dârussifa (hastahane) yaptirmasini istemis. Bu sirada sehir halki Sultan'dan. tabhâne. firin. mektep ve medrese yaptirmistir. buradaki hayir eserlerine vakiflar tahsis etmek suretiyle faaiyetlerinin devamini saglamistir. köprü. 906 Zilhicce'sinin sonunda baslayip 9ll' (Miladi l50l . insaat bes sene sürmüstür. dükkânlar ve meskenlerden olusan büyük bir külliyenin temeli atilmis olur. Ordunun. Mimarinin kimligi tartismali olan bu yapi toplulugunun insa sebebi tarihî bir olaya baglanir. O. tuvaletler. Yine onun emri ile Amasya'da bir câmi.l505) de bittigine göre (Hadikatu'lCevami' ve mevcud kitâbesi). halkin bu istegini kirmayarak basta dârussifa olmak üzere. önemli sayilabilecek bir bölgede câmi. O. kara ordusunu da yeni bir nizam ve disiplin altina almistir. O. Insaat için sarf edilen paranin miktari simdilik tam olarak bilinemezse de bunun kaynaginin fetihlerden (Basarabya) elde edilen ganimetlerden saglandigi bilinmektedir. O. su degirmeni ve dolaplar. Medresenin müderrisligini. Buna göre II. saraya alinacak iç oglanlarina mahrec olmak üzere Galatasarayi'ni bina ile orada ilk defa bir mektep açtirmistir. Bu medresenin idaresi ile görevlendirilen sahsa da günde (yevmiye) seksen akça tahsis etmistir. Bâyezid. imar faaliyetleri ile de dikkat çeken bir devirdir. dârussifa.

Kendi döneminden itibaren Istanbul. protokol) Tâci Beyzâde Cafer ve Sâdi Çelebiler. II. Ergene Nehri üzerinde bir köprü yaptirmis olan büyükbabasina uyarak Osmancik'ta Kizil Irmak üzerinde dokuz. diplomatik ilmi. insa san'atinda (yazi. müderrislere. ilim. Ilmî müesseseleri çogaltip ilim adamlarini etrafina toplamisti. Bu büyük harabeyi yeniden sehir haline sokmak için o. bir toparlanma ve ilerleme devridir. tahtadan yapilmis bir evde oturmaya mecbur olmustu. FETIH HAREKETLERI . Bizzat kendisi. Bununla beraber askerî basarilarin saglanmasi ve devaminin. ilmî inkisâfin yüksek bir gelisme gösterdigi ve Islâm hukuku denilen fikhin bir bakima tedvin ve terakki ettigi bir devirdir. hat san'atinda bir Seyh Hamdullah yetismistir. imar ve yapi isleri sadece bunlardan ibaret degildir. l509) senesinde Istanbul'da meydana gelen ve "Küçük Kiyamet" denilen zelzelede (deprem) Istanbul'un birçok evi. kültür ve hayir müesseselerinin insa edildigi. Yavuz ve Kanunî dönemlerinin hazirlayicisi olarak düsünmek mümkündür. Bütün bunlar gösteriyor ki. (Hoca Saadeddin'in .Gediz üzerinde de ondokuz kemerli birer köprü kurdurmak suretiyle ulasim ve yolculugun daha kolay ve rahat yapilmasini saglamaya çalismistir. sadece parlak askerî zaferler isteyenlerce belki hakli görülebilir.Bâyezid'in. l503) senesinde bu miktar 86. insa ve imar islerinin büyük bir hiz kazandigi. 3000 bina ustasi ve dülgerden baska 77 bin isçi çalistirmak suretiyle kisa bir müddet içinde Istanbul'u âdeta yeniden insa etmistir. gibi binalari yikildigi için sehir harabe haline gelmisti. ilmî. Seyh Ebu'l-Vefa için yaptirdigi gibi kendisi de Seyh Semseddin Buharî için bir tekke ve bir medrese insa ettirmistir. yapi isleri ile sadakalara verdigi ve kabarik bir yekun tutan paradan baska. fakihlere. Sakarya üzerinde ondört. Her yil. güzel sanatlarda da büyük bir gelismenin kaydedildigi. Islâm âleminin ilim merkezi olmus ve bu serefi uzun müddet muhafaza etmistir. tarihçilikte bir Idris-i Bitlîsî ve Nesrî. Keza o. matematikte bir Mirim Çelebi. müftülere. Istanbul'da ahsab insaatin bu tarihten sonra yayildigi rivayet edilir.Sultan Bâyezid. Babasinin. câmi. Hicrî 9l5 (m. Onun. oglu ve torunu zamanindaki fetihlerin meydana gelmesinde önemli ve büyük bir rol oynadigi gözden kaçmayacaktir. medrese vs. Bu yüzden onun. iktisadî ve idarî gelismelerin bir sonucu oldugu dikkate alinirsa. hasarlarin tamamen izalesi için büyük gayretler sarfetmistir. askerî bakimdan deniz ve kara kuvvetlerinin emsalsiz bir kudrete ulastigi. astronomi ve ser'î ilimlere merakli olup bu konularda genis bir bilgiye sahipti. Onun. kadiasker ve seyhlere külliyetli miktarda paraya balig olan hediyeler verdigi de bilinmektedir. bazi tarihçiler tarafindan sönük kabul edilen devri. Onun döneminde tipta bir Hekimsah. Bâyezid dönemi.000 akçadir. O dönem. II. Bâyezid'in vücud verdigi tekâmülün. 2l0) ifadesine göre 909 (m. bir müddet. Bu esnada padisah. kale surlari.

çekilirken her tarafi tahrip eden Bogdanlilarin bu hareketi üzerine kitlik basgöstermisti. II. Bu yüzden. Bati devletlerine karsi yumusak bir siyaset takip ettigi bilinmektedir. önce Polonyalilar. Bulgaristan'in. hem ticaret. Bu arada Tunca üzerinde bir medrese. Bâyezid devrinin baslica olaylarini teskil eder. Cem'in Bati'da bulundugu bir sirada yapilan askerî hareketler. Ancak Cem'in ölümünden sonra girisilen Mora Seferi. Zira. Kardesi Cem Sultan'in Bati'ya ilticasi. Edirne'deki ikameti esnasinda. Bu maksatla l Mayis l484'te Edirne'ye gelen Bâyezid. oradan Samakov. Bâyezid'e babasinin arzusunu gerçeklestirme firsatini vermiyordu. Bâyezid. Bogdan Seferi ile Memlûk savaslari istisna edilecek olursa. Bâyezid döneminde ayni enerji ve canlilikta devam ettirilemedi. Bunun üzerine Fâtih. Bu yüzden Italya ve daha baska yerlere seferler sonuçsuz kalmisti denebilir. Bâyezid'in Osmanli tahtinda henüz mevkiini saglam görmedigi ve kardesi Cem ile mücadelelerini diplomatik saada da olsa devam ettigi devirlerde. Ancak. Zira orduda veba salgini bas göstermisti. Fâti'in vefatindan sonra II. l483'te de Macarlarla bir anlasma imzalayan Bâyezid. Allah'in rizasini kazanmak için Tunca kenarinda kendi adina izafe edilen câmiin temelini attirdi (23 Mayis l484). fakat Bulgaristan'a yapilan tazyik kalkmamisti. l483 ( h. Is bu kadarla yani sadece kitlikla da bitmiyordu. bir imâret ve dârüssifa ile müstemilatindan meydana gelen bir külliyenin insasina baslanmistir. Bogdan tazyikinden kurtulmasini saglamak maksadiyla. Bogdan'a akinlari devam etmis. Balkanlar'da durumu emniyet altina almak ister. l476 yilinda Akdere (Valea Alba) denilen mevkide çok zorlu dögüsen Bogdanlilari maglub etmek suretiyle Stephan Cel Mare (l457-l504)'nin faaliyetlerini önlemekle kalmamis ayni zamanda Bogdan'in merkezi olan Suçeva'yi da yikmisti. Cem Sultani Osmanlilarin aleyhine bir koz olarak kullanmaya devam ediyordu.Fâtih'in. hem de yapacaklari seferler için Polonya yolu üzerinde bulunan ve önemli . Bu sebepledir ki. son senelerinde baslayan Italya Seferi. muhasara toplari ile levazimati Karadeniz yolu ile Tuna üzerine gönderdigi gibi. Tuna sancakbeyleri ile Kirimlilarin. tasavvurlarini gerçeklestiremeden geri dönmek zorunda kalmisti. Karadeniz sahilinin dörtte üçüne sahip bulunan Osmanilarin. Zira Bati. böyle bir ortami meydana getirdikten sonra Stephan üzerine yürümeye karar verir. Çamurlu ve Sofya'ya gittigi sirada Macar Krali Korvin Mathias ile mütareke akdetmek üzere müzakerelere girismis ve bu arzuya o sirada Bohemya'da harp ile mesgul olan Macar Krali'nca da uyularak bes senelik bir mütareke imzalanmisti. 888 ) de Morava bölgesindeki kaleleri tahkim etmek üzere Filibe'ye. Venedik ve Lehistan'a karsi giristikleri münferid tesebbüslerden ibaret kalmisti. Bununla beraber. BOGDAN SEFERI Fâtih Sultan Mehmed. daha ziyade Osmanli akincilarinin Macaristan.

Kirim ve Eflaklilar'in iltihaklari ile daha da kuvvetlenen Osmanli ordusu. Kili ile Akkerman kalelerinin civarindaki yerler. Bogdan Beyligi'nden ayrilarak Osmanli Türk hâkimiyeti altina girdikleri gibi Akkerman halki. Bâyezid. burada Cuma namazini eda eder. alinan yeni yerlerin hemen tahririni yapmak suretiyle bölgenin ekonomik. Sultan. Bu esnada Eflak Voyvodasi Rahip Vlad Calugarul (l482l495) komutasinda 20 bin kisilik kuvvetiyle orduya iltihak eder. Edirne'deki imar faaliyetlerini müteakip. karadan genis ve derin bir hendekle çevrilmisti. Kirim Hani'na sirmali bir kalpak ve degerli hediyeler vererek kendisini taltif eder. l6 günlük bir muhasaradan sonra sulh yoluyla Akkerman'a girer. Kale. bu kuvvetlerle Kili (Chilia)'ye gelir. Akkerman halkindan bir kismi da Marmara kiyisindaki Eski Biga'ya naklolundu. Bu sebeple. ister istemez bu prensligi. Burasi. Osmanli padisahlarinin maiyetinde harbe istirak eden ilk Kirim Hani'nin bu zat oldugu rivayet edilir. Osmanli nüfuzu altina sokacakti.Burada iken Mengli Giray komutasindaki 50 bin kisilik Kirim kuvvetleri de Osmanli ordusuna katilir. Kili'ye göre daha müstahkem olup her seyi boldu. 27 Haziran'da Ishakli (Isakçi)'yi geçer. Hadidî. Bilindigi gibi Osmanlilar. Bu arada halkin bir kisminin iskan edilmek üzere Istanbul'a gönderildigine dair rivayetler de bulunmaktadir. Sultan Bâyezid.Osmanlilar. bu kusatmayi su misralarla nakl eder: Seh emr itdi vü cem' oldi çeriler Karadan gendideryâdan gemiler Kesüp menzilseh irdi ol diyara Çeriler yakin irisdi hisara Erisüp seh Kili'ye bir seherden Kusatdurdi hisari bahr ü berrden Fethin ertesi günü kalenin büyük kilisesi câmie tahvil edilir. 6 Temmuz'da Bogdan'in kapisi sayilan Kili kalesini karadan ve denizden kusatmak suretiyle l5 Temmuz'da zaptederler. sosyal ve dinî durumlarina uygun olarak hareket ederlerdi. Bu sebeple Bogdan (Moldavia)'in ticaret iskelelerinin alinmasi. Zira ancak bu sayede Kirim'la irtibat saglanabilirdi.birer üs durumunda olan bazi sahil sehirlerini almalari gerekiyordu. Padisah. Bâyezid. Kili'nin zaptindan sonra Karadeniz kenarinda bulunan Akkerman üzerine yürür. istedigi yere gidebilme bakimindan serbest birakildi. .

Hammer'in ifadesiyle o dönemde Italya'nin alti devleti. tamamen bir Türk ve Müslüman gölü haline gelmis bulunuyordu. Italya'daki muhalif devletlerin Venedik Cumhuriyeti ile mücadelelerinden istifade eden Sultan II. Venedik'e ilan-i harb etmeden önce Mora'daki Venedik müstemlekeleri üzerine yapacagi hareketi kolaylastirmak ve Venediklilerin buraya yardima gelememeleri için Bosna Beyligi'ne tayin edilen Iskender . Venedik ile Fransa'nin ittifaklari sonucunda elinden Milan sehri alinmis olan Ludvik Sforça ile Floransa ve Napoli devletleri. Venediklilerin. Nitekim. Osmanli padisahinin dostlugunu kazanmak için birbirleri ile yarisa girmislerdi. Kafkas sahillerindeki çok küçük bir bölgesinden baska her yeri Osmanli hâkimiyetine girmisti. Osmanlilara yardimci olan Kirim Hani ile Eflak Voyvodasi. Osmanliarla Venedikliler arasinda uzun müddet çetin savaslar olmustu. Osmanli Divan'i. Gerçekten. Napoli ve Venedik. Osmanlilarla büyük ticarî münasebetleri bulunan Italya'daki küçük devletlerin tesviklerinden baska Venedik'e karsi harbin açilmasinin baslica iki sebebi vardi. 4. Bu seferle. Floransa. adi geçen sehzâdenin ölümü ile büyük bir gelisme göstermistir. dinî ve sosyal müesseselerin yapilip tamamlanmasina sarf etti. Papa ve Alman Imparatoru'nun muvafkatalariyla Osmanlilari. Bunlardan biri. Piza.000 altina çikarilan senelik vergiyi ödemeye razi oldu. Öyle anlasiliyor ki bu dönemde Italya'nin küçük devletleri. Sultan Bâyezid. Akkerman'i geri almak maksadiyla birkaç defa harekete geçen Stephan'in bütün gayretleri bosa gitti. Venedikliler aleyhine tahrik etmis ve bunda da muvaffak olmuslardi. Cem'in. Bâyezid. l485'te Lehistan Krali Kazimierz'den yardim istemesi de ona bir fayda saglamadi. MORA SAVASLARI Fâtih döneminin siyasî olaylarindan bahsederken temas edildigi gibi Mora'da. Avrupa'daki ikameti sirasinda önemsiz hudud olaylari seklinde cereyan eden münasebetler. Bu arada. bu devletlerin de tesvikleri üzerine Venedik ile olan anlasmayi bozmustu. harp ganimetlerinden büyük paylar aldilar. Hersekzâde komutasinda Iskenderun'a giderken firtinaya yakalanan ve Kibris'a siginmak isteyen Osmanli donanmasinin adaya kabul edilmemesi idi.Gerçi. Zira onun hareketlerine mukabele etmek üzere Bogdan'a giren Rumeli Beylerbeyi Hadim Ali Pasa. Milan. Osmanli dostlugunu kazanmak için büyük çaba gösteriyorlardi. digeri de Memlûklularla yapilan harpte. pek çok tahribatta bulundugu gibi ertesi sene Silistre komutani Bali Bey de Trut'u geçerek birçok esir ve ganimetle dönmüstü. Bunun üzerine Osmanli kudretine boyun egmekten baska çare bulamayan Stephan. Bu denizin. Karadeniz. Arnavutluk'ta bulunan Iskender'in oglu Jan Kastriyota'ya yardim etmeleri. bu sefer esnasinda almis oldugu ganimet malini Edirne'de baslattirmis oldugu ilmî.Bu savaslarda. Papa.

Sultan II. stratejik önemleri de bulunan bu ticaret limanlarini elde etmek zorunda idiler.Pasa vâsitasiyle. Mora sahillerinden Moton ve Inebahti taraflarina 28 bin Rumeli ve l8 bin Anadolu askeriyle sekiz bin sipahi ve bir o kadar yeniçeriden müretteb 63 bin kisilik bir ordu götürmek üzere yelken açmisti. Navarin limani ile Brodano adasi arasindaki kanala girmis ve düsman tarafindan yolunun kesildigini görmüstü. Iskender Pasa'nin. Mora'nin. Nihayet donanma Hersekzâde Ahmed Pasa kuvvetleri ile takviye edildikten sonra Inebahti limanina dogru yol alabildiler. Çünkü bunlar. buranin güney kiyilarinda bulunan Navarin. buralarin zapti için donanma hazirlanmasini emreder. . Muton ) ve Koron gibi limanlarinda hala yönetimi ellerinde bulundurup hüküm sürüyorlardi. baris için elçi göndermis ise de donanma. Moton ( Modon. Bu gayenin tahakkuku için Osmanli tezgahlarinda (tersane) yeni ve büyük gemilerin yaptirilmasina baslandi. Sonunda donanma Moton önüne geldiyse de Venediklilerin kuvvetli müdafaalari yüzünden limana giremedi. Kara ordusu. Bâyezid. Kuzey Venedik arazisine siddetli bir akin yaptirtmisti. Bâyezid. Rumeli Beylerbeyi olan Koca Mustafa Pasa'yi kara tarafindan Inebahti'nin kusatilmasi ile görevlendirir. Venediklilerin isine yaradi. donanmadan henüz bir haber çikmamisti. Inebahti civarina gelip karadan kaleyi kusattigi halde. Donanmadaki asker açlik ve susuzluktan dolayi büyük sikintilarla karsilasti. takip ettikleri siyasetleri geregi. Bu arada Kuzey Yunanistan'da bulunan Inebahti (Lepanto)'yi da tasarruflarinda bulunduruyorlardi. II. Hammer'in ifadesiyle "yirmi büyük gemi ve altmis yedi kadirgayi havi ve cem'an yüz altmis yelkenden mürekkeb olan Osmanli donanmasi.Osmanlilar. Sultan Bâyezid. Bu durumu ögrenen Venedik. Bu sirada Osmanli donanmasi. denizden donanmayi gönderdikten sonra kendisi de 20 Sevval 904 (Haziran l499)'da Istanbul'dan Edirne'ye. firtina yüzünden üç ay kadar denizde çalkalanip duracak ve bu yüzden önemli bir gelismesaglayamayacaktir. oradan da Mora'ya dogru hareket eder. INEBAHTI ( LEPANTO )'NIN FETHI Mora Yarimadasi'nin büyük bir kismi daha önce Osmanlilarin idaresine geçmis olmakla birlikte Venedikliler. deniz tarafindan Inebahti'yi savunmak için Amiral Antoniyo Grimani komutasinda l50 veya l60 parça gemi ile Inebahti limanini kapattilar. henüz fethedilmemis kisimlarini elde etmek gayesiyle 3l Mayis l499'da bizzat sefere çikar. Osmanli donanmasinin firtinaya tutulmasi. Bosna Eyâleti'ne getirilmesinden sonra. Ama Osmanli donanmasi.

Burak Reis'in gemisinin üzerine atilarak Osmanli gemisini ortaya adilar. bu yüzden de kaleyi teslim etmemesi gerektigine dair haber gönderdigine baglayarak söyle der: "Kale komutani olan kâfir haber gönderdi ki. 2000 yeniçeri ile takviye ettigi Anadolu sipahilerini. Hoca Saadeddin. hisari teslimden imtina edesin ki. Hersekzâde Ahmed Pasa komutasinda Mora'ya gönderip siki tedbirler alma lüzumunu . Burak Reis'in üzerine saldiran gemilerin sayisi yirmi civarinda idi. onun teslimi kabul etmeyisini. Kisa sürede yayilan yangin üç gemiyi birden sararak batmalarina sebep olur. Bâyezid. Mustafa Pasa'nin teklifini reddetmisti. kendilerinin ise dayanabileceklerini. Bes yüz mevcudlu Burak Reis'in gemisinden. Lepanto civarindaki Çatalca ovasinda bulunan II. Akdeniz hakimiyetine eristiren bir "Burak" oldu. nesillerden nesillere nakledildi. Burak Reis. donanmanin gelmedigini. padisahimiz olan Venedik hakimi böyle haber göndermistir ki. sadece doksan kadar asker kurtulmustu. Kiyasiya cereyan eden muharebe devam ederken Burak Reis. madem ki Müslüman gemileri gelmeye ve muhasara-i hisara yol bulmaya. Bu son deniz savasinda basta Burak reis olmak üzere 500'e yakin Türk levendi ( denizcisi ) ile Kara Hasan Reis ve Yenisehir Sancakbeyi Kemal Bey sehâdet serbetini içmislerdi. Çok kalabalik olan düsmana her ne pahasina olursa olsun karsi koymak gerekiyordu. Derya tarafi mesdud (Deniz tarafi kapali) ve kale muhafizinin esbabi nâ madud iken hisari teslim edersen sonra özrün makbul degildir" Bu esnada Antonio Grimani komutasindaki Venedik donanmasi da Kemal ve Burak Reis komutasindaki Osmanli donanmasinin Korint körfezine dogru ilerleyisini önlemek üzere harekete geçmisti. Her birinde biner kisi olan iki büyük karaka ile her birisinde beser yüz kisi bulunan diger iki karaka. bu hareketiyle Türkleri. kurtulus çaresinin kalmadigini anlar ve sogukkanli bir sekilde son çareye bas vurur.Öbür taraftan. kendi kuvvetlerinden çok daha kalabalik olan düsman kuvvetlerine karsi sayilarinin azaldigini görünce. Bu savasta Venedik kaptanlarindan Loredano ile Armeniyo da ölmüslerdi. bu olayi ögrenir ögrenmez. Venedik hakiminin. Göz kamastiran bu kahramanlik örnegi.Burak Reis'in gemisine iki taraftan kancalar atilarak rampa yapilmisti. donanmalarina yol vermemek için azim (büyük) tedarikler görüp felek peyker u guh lenger gemiler ihzar idüp rehgüzerlerine göndermisim. Türk denizcileri arasinda asirlarca derin bir ihtiramla sânini yüceltecek kahramanca bir harekette bulunacaktir. Lepanto kalesinin komutani olan Zuano Mori. Prodano adasi (Burak adasi) civarinda Venedik donanmasinin hücumuna ugradi. Burak Reis. asirlardan asirlara. din ve devlet için isteyerek kendini feda edis. birbirlerine siki sikiya çengellenmis olan gemileri neft ile tutusturur. Türk gemicileri bu muharebenin cereyan ettigi Prodano adasina Burak Reis adasi ismini vererek bu büyük Türk denizcisinin adini unutmadilar. O. Içinde Yenisehir hâkimi Kemal Bey'in kara askerinin bulundugu Burak Reis'in gemisi.

kalenin anahtarlarini Rumeli Beylerbeyi olan Mustafa Pasa'ya gönderir. Osmanlilarla baris yapmak üzere Lui Maventi adinda bir elçi vâsitasiyle Osmanlilara müracaat etmislerdi. Inebahti yolunu Türk donanmasina açik birakarak Korfo'ya çekilir. dört günde Güney . Venedik elçisi. Venediklileri. Temmuz ayinin yedisinde donanmasinin Moton önüne geldigini haber alinca. Padisah. Böyle bir seyi beklemeyen elçi. Nitekim. Venedik donanmasini yenebilecek dereceye gelmis olmasi. Kara ve deniz kuvvetlerinin ortaklasa hareketi üzerine sayisiz yarma (hurûc) tesebbüslerinde bulunmasina ragmen. artik Osmanli denizcilerinin Akdeniz hâkimiyetini ele almaya namzed olduklarini göstermekteydi. Bu deniz savaslainda firtina yüzünden büyük hasara ugrayan. her seferinde maglub olan kale komutani Zoano Mori. Böylece Lepanto ( Inebahti) Agustos (26 veya 28) l499'da Osmanlilarin eline geçmis olur. Böylece. Elçinin bu teklifine karsilik Sultan Bâyezid: "Eger benimle baris yapmak istiyorsaniz. MOTON ( = MODON )'UN FETHI Inebahti gibi önemli bir limanin elden çikmasi. sür'atle ilerleyerek Lepanto Bogazi'na yaklasmisti. Sayet Osmanlilar bu maddeleri kabul etmeyecek olurlarsa hiç olmazsa baris yenilenmeliydi. Venedik donanmasinin yardimlarindan da ümidini kesmis oldugundan. sonra da karsilik verme hareketlerine sevketmis ise de kendi zaaflarini bildiklerinden ve çok büyük bir masrafa mal olacak uzun harplere tahammül edemeyiceklerini anladiklarindan Osmanlilarla iyi geçinmeyi siyasetleri bakimindan daha uygun görmüslerdi. Kendisi de ilkbaharda Ramazan 905 ( 7 Nisan l500) da Edirne'den hareket eder. böyle bir anlasma yapma yetkisinin bulunmadigini söyleyerek ayrilir. Venedik tüccarlarinin serbest birakilmasini ve Inebahti'nin iade edilmesini istemisti. 22 gemiden meydana gelmis olan Fransiz donanmasinin yardimiyla bogazin girisini kapamak üzere giristigi tesebbüste muvaffak olamayan Grimani. takviye birliklerle desteklenen Türk donanmasi. Hersekzâde'nin. rakibi olan Loredano'nun ölümünden memnun olmustu. Grimani. Bu sebeple. kis ortasinda Yakup Pasa'nin donanma ile birlikte hareket ederek Modon'u muhasara etmesini emreder. önce karsi koyma.duydu. Hulumiç'te askerini bindirdigi Osmanli donanmasi. Koron ve Napoli (Napoli di Malvazya) sehirlerini teslim ile senede belli miktarda bir vergi vermelisiniz" demisti. aylarca yiyecek ve içecek sikintisi çeken Türk donanmasinin. sahilden kuzeye dogru seyrederek Inebahti körfezine dogru ilerler. Mora'da elinizde bulunan Mudon. fazla bir sey yapamayacagini anlamis olacak ki.

Venedik amirali. Davut Pasa kendi gemisiyle (Bastarda) düsman amiralinin bastardasina rampa ettiyse de baska bir düsman mavnasi da Davut Pasa gemisine rampa ettiginden Kaptan Pasa tehlikeli bir duruma düsmüstü. gemilerin zinciri geçmesi için istihkamlarini birakarak yardima geldikleri sirada Sultan Bâyezid. Topçulari ise sanatlarinda pek mahir olmuslardi. Nitekim.l02 )'in ifadesine göre fethin besinci günü sehrin en büyük kilisesi olan Saint Jean'i câmie tahvil ederek maiyetiyle birlikte burada Cuma namazini kilmistir. Hoca Saadeddin ( ll. Kale muhafizlarindan bir kismi. donanma ile yardima geldiyse de fazla bir sey yapamadi. kalenin saglamligina ve kara yönünü çeviren üç kat derin hendegin yürüyüse engel olacagina güvenerek teslim olmak istemiyordu. Bu yüzden de savunmayi sürdürüyordu. 27 Temmuz l500'de bu limandan çikip Navarin limani önünde Venedik donanmasi ile çarpisir.Mora'ya iner. Venedik amiralinin buraya donanma göndermis olmasi. Gerçekten Türkler. Çok saglam ve müstahkem bir kale olan Modon'un halki. Aslinda burasi bir aydan beri Rumeli ve Anadolu kuvvetleri tarafindan sarilmisti. açtiklari gediklerden içeri girerek Modon'u aldiklari gibi limana girmis olan dört Venedik gemisini de yakmislardi. Trevisano. Tam bu esnada Pirî Reis kendi gemisiyle yetiserek Kaptan Pasa'yi kurtardigi gibi donanmanin bozulup bir felaketin meydana gelmesini de önlemisti. Bu taarruz. kendilerini kusatan ordunun kusatmayi kaldirip geri dönmek zorunda kalacagini gözlemekte idi. Hammer'in dedigi gibi bu yüksek duvarlardan ilk tirmanan yeniçeri. Kalenin bütünüyle onarilmasi . devletin en mamur sancaklarindan birine bey olmustu. Son günlerde Venedik Amirali Melchior Trevisano. duvarlarin yüksekligini ve hendeklerin derinligini görünce "Beylerbeyim Sinan Pasa'nin ve yeniçerilerimin kahramanliklari sâyesinde bu kaleyi Tanri verdi" der. Bu gayretlerinin bir sonucu olarak kale. Bu yüzden kale bir türlü düsmüydrdu. Hatta halk. daha önce limana gerilen zincir yüzünden pek ileriye gidemediler. bir mil mesafede bulunan hedeflere tam isabet ettiriyorlardi. üç hafta kadar muhasara altinda kaldi. Sultan Bâyezid. l3-l4 Muharrem 906 (9-l0 Agustos l500)'de gerçeklesen fetihten sonra sehre giren Sutan Bâyezid. Davut Pasa'nin komutasinda bulunup Inebahti limaninda yatan donanma. sadece Venediklileri sasirtmak için yapilmisti. Osmanlilarin bu tesebbüslerinde basarili olduklarini göstermektedir. Türklerin ilk önce Mora'nin güneyindeki Napoli'ye hücum edeceklerini zannederek buraya bir miktar donanma göndermisti. hücum emri verdiginden Anadolu Beylerbeyi Damad Sinan Pasa kuvvetleri. Venediklileri sasirtmak için bir miktar kuvvetle karadan buraya taarruza geçmislerdi. sehre yardim etmek için Türk donanmasini yararak ikindi namazi vaktinde dört kadirgayi limana sokmus ise de bunlar.

Lehistan. Ceneviz Cumhuriyeti ile Rodos Sövalyelerine gönderilmislerdi. Inebahti. Kaptan Davud Pasa da denizden gitmek suretiyle Koron kalesini almakla görevlendirildiler. mal ve menallerinin korunmasi için de emân istediler. Sinan Pasa. . Hadim Ali Pasa. Bu fetihnâmeler. Bu arada Pâdisah. Solakzâde. Koron'a giderken önce Anavarin (Navarin) veya Zensiyo kalesini de aldi. Koron ve Navarin'in feth edilip Venedikliler'den alinmalari üzerine "Fetihnâme"ler yazilip etrafa gönderilmisti. Bâyezid. KORON VE NAVARIN'IN FETIHLERI Biraz önce görüldügü sekli ile Osmanlilarca Modon kalesinden sonra Koron ve Navarin de feth edilmislerdi. 7 Eylül tarihi ile Papa ve diger Hiristiyan hükümdarlara gönderdigi yazidan anlasilmaktadir. beylerbeyiler. Modon'un durumunu ögrendikleri için harp yapmadan teslim oldu. O. sehrin teslimi ile ilgili olarak sunlari söyler: " Modon kalesi. Modon'un. Deniz tarafindan da Davud pasa'yi gönderdiler.ve yanan yapilarin yeniden yaptirilmasi. Müslüman ve Hiristiyan devletlere. Mudon ( = Modon ). tahkimatina hayran kaldigi sehrin fethini Allah'in kendisine bir lütfu olarak telakki ediyordu. Venedikliler. Venedik senatosu. bu meyanda Macaristan. Fransa ve Ispanya krallarina. Pasa da istediklerine müsaade gösterdi. Osmanli ülkesine ilave edildi. 20 Agustos l500'de Koron'a girip büyük kiliseyi camie tahvil ederek orada namaz kildi. Osmanli müsamahasinin güzel bir örnegi olan bu anlayistan dolayi b uralarda bulunan Latinler sehri terk edip giderken. Modon'dan kurtulan bir kisim halki Kefalonya adasina yerlestirmekle mesgul oluyordu. Modon'da oldugu gibi bin Azeb ve bin besyüz yeniçeriyi kale muhafazasinda birakarak 23 Agustos'ta sehri terk edip Istanbul'a dönerken bu iki sehrin gelirini Mekke ve Medine (Haremeyn)'e vakf eyledi. Koron kalesi muhafizlari Modon halkinin ahvalinden ibret almakla ailelerini ve çocuklarini Frengistan'a nakil için izin. Modon'a girdigi sirada sehrin bir kismi muhafizlar tarafindan yakilmisti. yerli halk yani Rumlar. Anadolu Beylerbeyi olan Sinan Pasa'ya havale edildi. Sultan Bâyezid. Gerek Koron. tek teselliyi Venedik donanmasinin Modon'u geri alacagi hususunda besledikleri temelsiz ümitte buluyorlardi. Yakininda vaki olan Koron kal'asinin fethine Ali Pasa tayin olunmustu. Hadim Ali Pasa kara ordusu ile. gerekse Navarin halki. "Cizye" denilen basvergisine baglandi. Venedik'te büyük ve derin bir matemin meydana gelmesine sebep oldu. Her iki taraftan üzerine varildiginda. Modon'un tamiri ile ugrasirken. Doge Augustinos Barbarigo'nun. Içine düsülen ümidsizlik. Böylece kaleyi kendi rizalariyla teslim eylediler. Türkler tarafindan zaptedildigi haberi.

Papa IV.DENIZLERDEKI HAÇLI SEFERI Venedik. Ispanya. Venedik. Bu sebeple Osmanlilara karsi Alman Impraratoru. Amiral Ravestayn komutasindaki donanma ile birlesen Venedik gemilerinin de dahil bulundugu donanmanin mevcudu 200 kadirgadan ibaretti. Hammer'in ifadesine göre Papa'nin bu sekildeki davranisi.Bunun için Venedik. bir anda büyük bir kargasanin yasanmasina sebep oldu. Ingiltere. Koron ve Navarin gibi yerlerin ellerinden alinmasinin yaninda. Papa ve Macaristan Krali'ni saldirma ve savunma konusunda bir anlasma ile birlesmeye götürdü. Venedikliler aleyhine harekete geçiren Papa. Buna göre müttefik kuvvetler denizde Osmanlilari mesgul ederken. Lehistan ve Macaristan'dan yardim talebinde bulunur. iki sene üst üste inen Osmanli darbesine karsi koyamayacagini anlamisti. Bu arada Fransa Krali'nin yegenini komutan olarak tayin ettigi ve l5 bin kisilik askerî gücü bulunan Fransiz donanmasi da Zanta adasina gelip demirlemisti. Ispanya ve Venedik donanmasi da Kefalonya adasini zaptetmislerdi. kiliselerin ugradigi hakaretleri ve Hiristiyanligin içine düstügü tehlikeleri tasvir ederek Haçli Birligini saglayacagini açikliyordu. menfaatleri geregi Türkleri. Papa ve Macaristan arasinda l500 yilinda bir muahede imzalanir. Çünkü buranin düsman eline geçmesi. Modon. Aragon ve Sicilya Krali'nin donanmasi da Korfo adasina yanasmisti. Venedik'e verdigi cevapta kendilerine yardim gönderecegine degindikten sonra. Bu sekildeki taahhütler. Bâyezid'e karsi yakip yikmalardan gelen bir üzüntüden çok. diger adalar halkinin isyanina ve dolayisiyle onlarin da elden çikmasina sebep olabilirdi. gönlünde Padisah II. Midilli'nin kusatilma haberi. Macarlar da karadan taarruz edeceklerdi. Sehzâde Cem'in tahsisatini kaybindan dolayi öfkelenen Aleksandr Borciya'nin öfkesine benziyordu. Fransa. Bu anlasma. Hiristiyan devletlerin. Iste "Haçli Ittifaki"nin meydana getirdigi bu muazzam donanma. Bunun için adaya büyük bir kuvvetin gönderilmesi gerekiyordu. Inebahti. Türklerin yaptiklarini. Papa. Sonunda ortak menfaatler. Osmanlilara karsi "Haçli Savaslari"nin yerini almisti. Napoli. Bu yardimla Osmanlilar aleyhine bir "Haçli Ittifaki" ortaya çikmis oluyordu. Bu. Istanbul'a ulasir ulasmaz. Aleksandr. Asker toplanmasi için memleket içine seksen "Ulak" gönderildigi gibi Pâdisah bizzat bu isle mesgul olarak. Türkiye aleyhindeki ikinci ittifaklaridir. l500 senesi sonbaharinda Venedik Âmirali Pisaro. Bundan baska. Osmanlilara ait Egine adasini isgal ederken. kutsallik perdesine bürünmüs olan nefret. Roma'da l50l yilinda Papa Kilisesi'nde Pantekot Yortusu'nun Pazar gününde ilan olundu. Ege Denizi'ne açilarak Midilli adasini kusatma altina almisti. Baslangiçta. bu sefer de çagrisi üzerine Osmanlilar aleyhine bir ittifak kurmaya çalisiyordu. sehirliden ve .

kendisine yardima gelmekte olan Rodos Sövalyelerinin 29 parçadan mütesekkil donanmasini beklemeden demir alip kaçar. tamamen batar. Müttefiklerinin kaçtiklarini görünce onlar da gemilerine binip memleketlerine dogru yol almaya basladilar. Fransa. Venedik. yeniden tamir edilerek muhafaza için buraya asker konur. Cemaziyelevvel (Aralik l50l)'de Midilli yakinina geldigi zaman kâfirler. Bu esnada. Rodos ile Ispanya donanmalari Ege'ye girip Çanakkale Bogazi'na kadar sokulmuslardi. . Bütün çabalarina ragmen. Kethüdasi komutasinda 800 kisi ile Karesi Sancakbeyi maiyetindeki timarli sipahi kuvvetlerini derhal adanin yardimina gönderir. Görüldügü gibi. Rodos ve daha baska devletlerin. Midilli'nin Haçlilar tarafindan kusatilma haberi. Artik. Macaristan. Ege sahillerini tahrib ederken Rodos Sövalyelerinin reisi emri altindaki donanma da Akdeniz'deki Osmanli adalarini vuruyordu. Fransiz donanmasi Midilli'den kaçarken. kaleye girmeye muvaffak olduysa da bir kismi giremedi. Bu esnada Sehzâde'nin Kethüdasi sehid olur. birlikte hareket etme imkânina kavusturulmadiklari için bu Haçli Seferi'ni kaybetmislerdi. Venedik askerlerinin yapabilecekleri bir sey kalmamisti.sanat erbabindan adam yazip Hersekzâde Ahmed Pasa komutasinda 300 parça gemi ile adaya gönderildi. Lehistan. Bu yüzden de umduklarini bulamadan ve hiç bir sey yapamadan dönüp gitmislerdi. Midilli'yi ele geçiremeyen Birlesik Haçli ordusunun çekilmesi üzerine Midilli kalesi. Fakat Fransiz donanmasi ile birlesemedikleri ve tanimadiklari bu yabanci sulardan ürkmüslerdi. buraya en yakin olarak Saruhan Sancakbeyi Sehzâde Korkut tarafindan duyulur duyulmaz o. burada geçen olaylari tafsilatli bir sekilde verirler. askerlerden bir kismi. Gerçi Istanbul'dan önce. Fransa birliklerinin komutani ve Krali'nin yegeni. Midilli Kalesine dogru yürüyüse geçtiler. Fransiz Amirali. Yolda Cerigo adasi civarinda firtinaya tutulan Fransiz donanmasi. Ispanya. Bunu gören Fransiz askerleri bozulmaya basladilar. Ayazmend'e gelen Sehzâde'nin kuvvetleri karanlik bir gecede düsman saflarini yararak hisara girerler. Kaynaklarimiz. Böyle büyük bir orduyu tam anlamiyla maglub etmek. Amiral Gonzalvo de Cordova'nin komutasindaki Ispanyollar. kaleye girmek için kosup öne çiktigi zaman. müttefik donanmasinin bir kismi. Almanya. bu gâvuru öldürüp kellesini kuleye dikti. onlarin ifade ettikleri sekilde olanlari nakl etmeye dikkat edecegiz. Ahmed Pasa. Biz de onlarin dil özelliklerine fazla müdahele etmeden. II. Bâyezid döneminin mühim olaylarindan biridir. Kemal Reis'in yaptiklarinin öcünü almak için çalisiyorlardi. Islâm gâzilerinden bir yigit. Bununla beraber. daha dogru bir ifadeyle bütün bir Avrupa'nin Osmanli'ya karsi güç birligi edip birlesmelerine ragmen.

Bu konuda. Eflak ve Raguza'lilar da anlasmadan istifade edeckelerdi. Isklovanya. Müzakereler sonunda l4 Aralik l502 (Receb 908 )'ta Osmanlilarla Venedikliler arasinda 3l maddeden mütesekkil bir anlasma imzalanir. Bâyezid döneminin devam eden ve tehlikeli bir hal alan savaslari. külliyetli miktarda askerin beslenmesini ve donanmanin hazirlanmasini gerektiriyordu. Çünkü bu dönemde dogu hududunda Akkoyunlu Devleti'nin yerine Siî Safevî Devleti'ni kurmus olan Sah Ismail tehlikesi bas göstermisti. bu dönemde ilk olarak "Imdadiye-i Seferiye" adi verilen yukaridaki vergileri koymustu. Inebahti. daha da zor durumda birakiyorlardi. 2. Buna karsilik Macaristan Krali. Moravya. Venediklilerin her sene verecekleri on bin duka altinin ve Santamavra'nin zapti esnasinda Venedik Amirali Pesaro'nun eline geçmis olan yirmi dört bin dukanin Osmanlilara iadesi gerekiyordu. Buna karsilik bu üç devlet. harpten çekilmek isterler. Buna göre Osmanli Devleti. "Kürekçi Bedeli" ve "Azeb" gibi "Örfî Vergi"lerin ilk defa tarh ( konmasi) edilmesi. Midilli hadisesinden sonra olmustur. Venedikliler. hem Osmanlilara hem de Macarlara vergi vereceklerdi. Osmanlilar tarafindan da müsbet karsilanir. Osmanlilar tarafindan harp esnasinda müsadere edilen ve halka ait olan esya geri verilecekti. Osmanli akincilarinin Kuzey Bosna'da son olarak aldiklari yerlerin Osmanlilarda kalmasini kabul ediyordu. Iste bu sebeple devlet. Osmanli Devleti ile Venedikliler arasindaki müzekere esaslarini. Osmanlilardan zaptettikleri adalardan Kefalonya'yi kendilerine alikoyup Santamavra adasini iade ediyorlardi. Silezya ve Lozasi hükümdari olarak da tanimaktaydi. Bu arada Bogdan. Venediklilerin bu istekleri. Macarlar tarafindan gönderilen Barhabas Belabi adindaki elçi ile yapilan anlasma yedi yillik olacakti. 20 Agustos l503 ( Rebiülahir 909 ) senesinde Osmanlilarla Macarlar arasinda da bir anlasma imzalandi. Lui veya Lehistan Krali'na vas vururlar. harpten önce Istanbul'da Venedik elçisi olarak bulunan ve casuslugundan dolayi tevkif edilen Andre Gritti isminde biri idare ediyordu. Modon ve Koron ile oralardaki diger küçük kaleleri Osmanlilara terk ettigi gibi Arnavutluk'ta elinden alinan Drac'in zaptini da taniyordu . bütün ittifak faaliyetlerine ragmen. sikintili günler yasayan hazineyi.Osmanli iktisat tarihiyle ilgili kaynak ve eserlerin belirttiklerine göre "Avâriz". Venedik Cumhuriyeti. Macar Krali'ni. On gün içinde uygulamaya konacak olan bu muahedenin en önemli maddeleri sunlardi: l. arabuluculuk yapmalari için Fransa Krali XII. Zira harpler. Venedikliler. Iki taraf ticaret . 3. Osmanlilarla basa çikamayacaklarini anlamis olmalilar ki. II.

6385) Dulkadir Beyi.MEMLÜKLÜ MÜNASEBETLERI Osmanlilar ile Misir. Memlûk Sultani'na karsi kirginligini izhar eden II. Luka. nr. Vezir-i A'zam'i Hâce-i Cihan ( Hoca Mahmud Gâvân ) ile Osmanli hükümdarina göndermis oldugu hediyeler. O dönemlerde. Sultan II. Kayitbay tarafindan müsadere edilmisti. gerekse onun oglu Fâtih Sultan Mehmed zamanindaki bazi olaylar. Hindistan'da Dekkan'da hüküm süren Behmenîler'den III. Sultan Kayitbay için baslica siyasî mesele Osmanlilar ile olan münasebet meselesi idi.serbestisini ve bu münasebetle tüccarlarin birbirlerinin ülkelerine gidip gelmelerine müsaade edeceklerdi. Bu yüzden. Sultan Kayitbay. hem Bâyezid'in saltanatini tebrik etmis hem de biraz sonra bahsedecegimiz ve gaspedilen esyayi getirip teslim ettikten sonra Sultan Kayitbay adina özür dilemisti. gerekse Macarlarla yapilan anlasmalardan sonra devletin dis güvenligi emniyet altina alinmis oluyordu. Memlûk Devleti tarafindan memnunlukla takip ediliyordu. OSMANLI . Arsiv Begelerinden anlasildigina göre (Topkapi Sarayi Müzesi Arsivi. dostça karsilayip himaye eden ve ayni zamanda onu mücadeleye tesvik eden Memlûk Sultani Kayitbay'in. Osmanli Vezir-i A'zami da Kur'an-i Kerim üzerine yemin ederek bu muahedenâmeyi tasdik etmislerdi. küçük bir beylik olan Osmanlilarin Rumeli'deki muvafakiyetleri ve Islâm dünyasinin sinirlarini genisletmeleri. Fakat daha sonra gerek Sultan II. bazi tedbirler almak zorunda kalmislardi. Güney Anadolu ve Hicaz'da hakimiyet süren Memlûk sultanlari arasindaki münasebet.Nitekim Karaman Beylerbeyi Hadim Ali Pasa tarafindan "Kubbe Vezirleri"ne gönderilen 888 ( l483 ) tarihli . Gerçekten. aradaki gerginligi bir derece hafifletmisti. Bâyezid. Markos. Cem'in Anadolu'ya geçmesine müsaade etmesi onun. Nitekim Bâyezid'in culûsundan sonra Istanbul'a gelen Memlûk elçisi. Çukurova bölgesindeki Üç-Oklar ile Maras ve Elbistan'a hakim olan BozOklar'i devamli bir surette baski altinda tutmasi üzerine. Bâyezid'i. Dulkadir'li Türkmen Bey'i Alâüddevle Bozkurd Bey'i himayeye karar verir. iki devletin arasinin açilmasina ve bir müddet sonra da birbirlerine karsi hasmâne (düsmanca) tavirlarin ortaya çikmasina sebep olmustur. kendisine muhalefet edip Osmanli tahtinda hak iddiasinda bulunan kardesi Cem'i. Suriye. Bu hal.Bununla beraber ihtiyati da elden birakmiyordu. Gerek Venedik. Murad. 620l . Macar Krali dört Incil (Matta. asrin ikinci yarisindan itibaren dostane bir sekilde baslamisti. Muhammed Sah ( l463-l482)'in . ilk zamanlardan yani XIV. Yuhanna) üzerine. Memlûk Devleti aleyhine tesvik ediyordu. Osmanli Devleti'nin aleyhine çalistigini gösteriyordu. Öbür taraftan. Sultan II. Bâyezid'in tutumundan endiselenen Memlûklular.

Ramazanoglu Eflatun Bey ile maiyetindeki boybeylerinin yardimlarini sagladiklari gibi. Misirlilarin kurmus oldugu tuzaklardan kurtulmustu. Turgutoglu'nun. Osmanli askerinin gayret ve yardimi ile Haleb Naibi'ni öldürüp Kal'atu'r-Rum (Rum Kalesi). birdenbire Osmanlilarin aleyhine dönüp Yakub Pasa'nin odugâhini yagmalayan Alaüddevle ise Trablus-Sam ve Tarsus Naiblerini serbest birakmak suretiyle Memlûklulara basvurmustu. elindeki bütün yerlerde "Sultan" olarak kabul edilmesiydi. Bu yüzden Osmanlilarla memlûklular arasinda l485'de baslayan ve l490 ( hicrî 890 .895 ) senesine kadar bes sene devam eden ve alti seferde biten savaslar görülmektedir. sür'atle Malatya'ya giderek burasini takviyeye muvaffak olur. Malatya derbendinde kurulan pusuya da düsmüslerdi. Mütevekkil Alallah tarafindan. Bire (Birecik) ve Anteb Naibleri ile Haleb büyük hacibi basta olmak üzere birçok Çerkez beyini esir etmisti. O. Sultanlik mensûrunu göndermekle yetinmeyen halife. Malatya kalesine karsi giristikleri tesebbüste muvaffak olamayan Osmanli . Yakub Pasa. . Turgutoglu Mahmud Bey'i Osmanlilara müskilat çikarmak maksadiyla Ermenek üzerine göndermislerdi. Eylül l484 yilinda Kayseri Valisi Yakub Pasa'nin komutasindaki Osmanli kuvvetleri ile Dulkadiroglunun kuvvetleri maglub olmuslardi. zorlukla kaçabilmis. emirleriyle bir görüsme yapmisti.Dulkadirli kuvvetleri. Bu tekliflerden en mühimi de Osmanli Padisahi'nin. Bununla beraber Emir Özbek es-Seyfî. Süleyman Bey'le savastigi bir sirada Alaüddevle harekete geçer. Elbistan ovasinda. Bâyezid'e uygun tekliflerde bulunuyordu. Karamanogullarini tamamen ortadan kaldirmalarindan sonra. Memlûk Sultani'nin emriyle Kahire'deki Abbasî Halifesi I. Bütün bu tavsiyelere ragmen aradaki rekabet ve bazi kiskirtmalar sonucu iki taraf arasinda savas kaçinilmaz hale gelmisti. Emir Özdemir ve Emir Mogolbay gibi emirlerin yönettigi Memlûk ordusu. buna isaret olmak üzere. II. Bu görüsme esnasinda Atabey Özbek ile diger emirler.arizadan anlasildigina göre Atabekü'l-Asakir Emir Özbek ez-Zahirî emrinde Halep'te toplanan Memlûk kuvvetleri. Böylece. iki Müslüman hükümdar arasindaki ihtilafin bertaraf edilmesini de tavsiye ediyordu. Osmanli hükümdarina elçi ve hediye gönderip aralarinin düzelmesini teklif etmislerdi. Memlûk Sultani Kayitbay. Bu teklif kabul edildiginden Emir Cani Bey Habib elçi olarak gönderilmisti. Bâyezid'e bir de "Sultanlik Mensûru" gönderilmisti. Içinde bulundugu malî ve idarî sikintilar yüzünden Osmanlilarla karsilasmayi arzu etmeyen Memlûk Sultani. Osmanlilarin. Baslangiçta Osmanlilar'dan himaye gören Alaüddevle Bozkurd Bey. Nisan l484'te Memlûklular'in Haleb ve Safed naiblerini arka arkaya maglub ettikten sonra Kayseri Valisi Yakub Pasa kuvvetleri ile birleserek.

gevseklikten ve isin siki tutulmamasindan meydana geldigini biliyor. Bu basarilar üzerine daha çok cesaretlenen Memlûklular. Misir'la son veya altinci sefer diyebilecegimiz seferde. Memlûk idaresi.Ramazanogullari ile ayni hududu paylasir olmalari ve Osmanlilardan himaye gören Alaüddevle Bozkurd Bey'in. Fakat Memlûk kuvvetlerinden de yardim alan Alaüddevle. Zamanla yön degistiren muvaffakiyetlere ragmen devam eden savaslar. savasa devam edebileceklerinin anlasilmasi üzerine Kayitbay. her ikisinin de yipranmasina sebep olmustu. Memlûklularin geçici zaferlerine kapilip. halktan zorla yeni vergiler almaya karar verir. Müslüman Osmanli Devleti'ne karsi kurulan bu ittifak üzerine Kayitbay'a tehdid mektubu gönderen Sultan II. Üzerlerine gönderilen Hersekzâde Ahmed Pasa kuvvetlerini yenerek Ahmed Pasa'yi esir alirlar. Sah Budak Bey'i Elbistan yakinlarinda yenip esir alir. Iste bu haberi alan II. Memlûklular tarafindan sikistirilmasi da iki devleti karsi karsiya getirmistir. Bu dönemde. Sah Budak Bey'in yanina Mihaloglu Iskender Bey'in kuvvetlerini de vererek onu Alaüddevle üzerine gönderir. Osmanlilara karsi Napoli Krali ile anlasir. ayrica sefer için acele edilmemesi gerektigini düsünüyordu. Alaüddevle Bey'in Misirlilarla anlasmasi üzerine Osmanlilar yeni tedbirler almak zorunda kalmislardi. onlarin tarafina geçmesi ile daha da gergin bir hal aldi. Osmanlilardan yüz çevirip Memlûk tarafina geçer. padisahin otagi. Osmanlilarin. bununla da kalmayacak oglunu rehine (kulluk) olarak Misir'a gönderdigi gibi. Osmanli sultani. Kahire'ye gönderilerek orada idam edilir. Emîr Özbek komutasinda Misir ve Dulkadir kuvvetleriyle Kayseri'yi muhasara ile Nigde. Besiktas'a nakledilmis ve Üsküdar'a geçme hazirliklari baslamisti. iyi teskilâtlanmis bir vergi sistemine sahip degildi. O. Dulkadiroglu Alaüddevle Bey'in. Dulkadir Beyi Alaüddevle'nin. kizini da Atabekü'l-Asâkir Emir Özbek'in ogluna verir. Bâyezid'in bizzat kendisi sefere çikma niyetindedir. Dönemin müelliflerince siddetli bir tenkide maruz kalan Kayitbay. Bunun üzerine Sultan Bâyezid. Bu yüzden devlet. Iki Müslüman devletin birbirleri ile olan mücadeleleri. Öyle anlasiliyor ki bu durum. Osmanlilarin. Bunun için. yerine onun kardesi olan ve Vize Sancakbeyi bulunan Sah Budak Bey'i tayin eder.Memlûk çekismesi. Bâyezid. . Esir alinan Sah Budak. Eregli ve Larende'ye kadar akinlarda bulunurlar. kayinpederi Alaüddevle'yi beylikten azlederek. Kismî muharebeler tarzinda uzayan Osmanli . Çukurova'da memlûklulara maglub olmalari üzerine olmustu. bizzat sefere katilmaya karar verecek ve otaginin Besiktas'a nakledilmesini isteyecektir. yeni tedbirler alma mecburiyetini hissediyordu. özellikle Memlûk idaresini zor durumlarda birakiyordu. Memlûklularla olan savaslarda ugranilan basarisizliklarin. Osmanli devlet ricali.

Nihayet ulemadan Molla Arap demekle söhret bulmus olan Müftü Alaeddin Ali el-Arabî (öl. anlasma geregince adlari geçen sehirlerin Haremeyn evkafi olan vâridatini ( gelirini) da. l5ll) Ramazanogullari'nin basina geçip. onun gönül alici sözler söyledigini. Hoca Saadeddin. Yasbek'i elçilikle Osmanli padisahina gönderir. Memlûk Sultani tarafindan huzura kabul edilen elçi. Cum'a oldugu halde tekrar Istanbul'a gelen Mamay el-Haseki. Memlûk elçileri. elçiye büyük ikramlarda bulundu. Halil Bey'in ( öl. daha sonra. Buna göre Gülek Hisari sinir kabul edilerek Çukurova eskiden oldugu gibi Sam'a ilhak edilmistir. Iskenderiye'ye gemilerle götürüp. kendi gemileri ile Iskenderiye'ye tasimislardir. Misir Sultani'nin da bundan çok memnun oldugunu yazar. Osmanli Devleti'nin murahhaslari ile Kahire'ye döner. Tunus elçisinin de yardimlariyla barisin yapilmasina muvaffak olmuslardi. iki Müslüman devlet arasinda sulh yapilmasi için Emir'in ricasini arzetmisti. daha önce Ebu Bekir adindaki kadisini Misir'a göndererek basta Atabekü'l-Asâkir Emîr Özbek oldugu halde Memlûk ümerasini barisa yanastirmis.Ancak bunu hükümdara nasil bildireceklerini bilemedikleri gibi buna cesaret te edemiyorlardi. buralarla diger kalelerin anahtarlarini Memlûk hükümdarina iadeye memur edilmisti. Bundan sonra o. "Dinin Nasihat olduguna" temasla bunun geregi olarak barisin yapilmasi icab ettigini söyledigini. Memlûk Sultani. Osmanli elçisi Bursa Kadisi Seyh Ali Çelebi adinda bir kimse idi. buranin beyine teslim etmistir. Adana ve Tarsus'un Mekke ile Medine evkafina ait yerler olmasindan dolayi. Bu arada Iskender Bey'i sadece serbest birakmakla kalmaz. Osmanli elçisine karsilik. savasin tehlikelerini arzederek dostluk kapisini açmisti. Memlûklularin rizasi ile Adana ve Tarsus'a hakim olmalarini kabul ettikleri gibi. ayni siyaseti devam ettirmistir. . yani harb için acele etmenin muhatarali oldugunu arzederek isi önledi.Arabî'nin mektubundan bahsederken. Cem'in sebep oldugu siyasî buhran yüzünden müskül durumda bulunan Osmanlilar. Emîr Canbulat b. yaninda Seyh Bedreddin b. Cemaziyelahir 896 (Nisan l49l)'de daha önce elçilik vazifesi ile Osmanlilara gönderilmis olan Mamay Haseki serbest birakilir. birçok siyasî tesebbüslerde bulunmus. Esasen bu siralarda Istanbul'a kadirgalarla gelip bir nüsha Kur'an-i Kerim ve bazi Hadis-i Serif kitaplarindan ibaret hediyeleri Bâyezid'e takdim eden Tunus Emiri el-Mütevekkil Alallah Osman'in elçisi. Sultan. l496) bu hali. Daha önce esir edilip hapsolunan Mihalzâde Iskender Bey'le diger esirleri serbest birakir. Mekke ve Medine vakif malini l498 ( 903)'de. Böylece barisa dogru bir adim atilmis oldu. Alaeddin Ali el . Nitekim Istanbul'a gelen müstakbel Memlûk Sultani Emîr Canbulat. O. bir sefaatnâme ile tavasutta bulunmus ve Tunus'un. Nihayet. Nitekim Âsik Pasazade ile Ibn Kemal'den anlasildigina göre meshur Türk denizcisi Kemal Reis. Ispanyollar tarafindan hücuma ugradigi su sirada. ayni zamanda ona hil'at da giydirir.

Halbuki bu medeniyet. dünya yüzünde Islâm medeniyetinin gözler kamastiran merkezleri haline geldi. Got. Bölgenin Osmanlilara olan uzakligi ve o siralarda Cem Sultan'in. Hakem gibi) büyük hükümdarlar gördü. baska bir ifadeyle Endülüs'teki Müslümanlarin basina gelen felaket idi. zaman zaman çikan bazi engeller bertaraf edilmek suretiyle l5 sene kadar devam etmistir. din. Osmanli donanmasinin gerektiginde yardim alabilecegi bir liman veya sehir de mevcud degildi. Hiristiyan ve Yahudi demeyip herkese Müslümanlar gibi haklar tanidilar. Abdurrahman. Portekiz ve hatta Güney Fransa'da hükümranligini kabul ettirmis olan Islâm hakimiyeti. Avrupa'daki Hiristiyanlara sadece maddî degil. Bâyezid'in hükümdar olarak bulundugu dönemin önemli olaylarindan biri de süphesiz ki Islâm cografyasinin en bati ucunda. OSMANLI DEVLETI VE ENDÜLÜS MÜSLÜMANLARI II. Ispanya topraklarina ayak basar basmaz. Bu felaketin baslangici esnasinda Osmanli donanmasi. Bu hâkimiyet öyle bir medeniyet vücuda getirdi ki. irk. (Medinetü'z-zehra gibi) saraylar yapildi. uzak denizlerde savasacak kadar güçlü degildi. batida Kurtuba. Baris. Osmanlilari tatmin etmiyordu. sonradan Avrupa'da kral ve Papa olmuslardi. Bu medeniyet. Avrupa'da siyasî bir alet olarak kullanilmasi bir anlamda Osmanlilarin elini ve kolunu bagliyordu. edebiyat ve felsefe dahileri yetistirmisti. Vandal. dil. Endülüs ( III. Bütün bu olumsuz sartlar da nazari dikkate alindigi zaman Osmanlilarin bu konuda neden daha faal bir rol oynayamadiklari anlasilir. çok sayida kültürel ve sosyal müesseseler meydana getirmislerdi. Akdeniz'in öbür ucundaki bu bölgeye ulasmak için. Ispanya'ya girdikten sonra orayi terk edinceye kadar Iberik yarimadasini medenî eserlerle süslemis. Romali. II. mezheb ve soy farki gözetmediler. hocasi ve mürebbisi olmustu. Hicrî 92 (M. Kurtuba'da kadinlardan alimler. 7ll ) tarihinde Kuzey Afrika'yi bastan basa kat eden Müslüman mücahidler. sairler ve muallimler yetisti. Doguda Bagdad. Insanligin yüz aklarindan olan ilim. Müsümanlar. fen. manevî hasletlerde de öncülük .Orada (Kurtuba Camii gibi) âbideler. Yedi asri askin bir süre bütün Ispanya. Parlak devirler yasadi. bütünüyle yok edilmek isteniyordu.Anlasma ile iki taraf arasindaki baris iade edilmis ise de bu hal. bütün medenî sahalarda Avrupa'nin üstadi. Medreselerinde okuyan Hiristiyan ögrenciler. cihanin en yüksek medenî seviyesine ulasti. Endülüs Müslümanlari. Bunlardan baska.

Endülüslülerle Osmanllar arasindaki bilinen bu ilk dogrudan iliski ve haberlesme hakkinda daha fazla bir bilgiye sa