OSMANLI İMPARATORLUĞU TARİHİ

Bu e-kitap taslak halindedir. Okumayı zorlaştırıcı tarama hataları içerebilir. Bu taslak sürümü okurken düzeltir ve düzeltilmiş sürümü bizimle paylaşmak isterseniz memnun oluruz. WEB: http://ayrac.org İletişim: ayrac.org@gmail.com

Osmanlı Devleti Osmanlı Devleti'nin hayat çizgisi 600 yıllık bir süreyi içine almaktadır. Öyle ki, cihan devleti unvanını alan bu devlet, en geniş sınırlarını 400 yıl elinde tuttuğu bilinmektedir. Gerileme dönemi dediğimiz son 200 yıl içinde bile fazla toprak kaybetmemiş, topraklarının büyük bölümünü, yıkılış dönemlerini oluşturan 20. yüzyılın başlarına kadar koruyabilmiştir. Bu özellikleri ile Osmanlı, dünya medeniyetleri arasında ilk sıralarda yerini almaktadır.

21. yüzyıla adım adım ilerlerken, Balkanlar'da, Kuzey Afrika'da, Ortadoğu'da, Kafkasya'da ve tüm İslam Dünyası'nda, kıpırdanmalar görülüyor. Kıpırdanmaların kökeninde, hep Osmanlı ruhu yatıyor. Düşman, hep Osmanlı torunu diye saldırıyor. Osmanlı coğrafyası 21. yüzyıla çok şeylere gebe olduğunu gösteriyor. Bu yüzden Osmanlı coğrafyasını iyi tahlil etmek gerekiyor. Söz konusu bu koca devletin, yüzölçümünü, doğal şartlarını ve bu doğal şartlar üzerinde oynadığı rolü, insanlarını ve oldukça farklı insanların bir arada uzun yıllar birlik içinde yaşamalarının sırrını, yönetim şeklini, tarımını, sanayiini ve dünya ticaretindeki yerini, iyi bir şekilde araştırmak ve araştırmalardan gelecek için bazı sonuçlar çıkarmak lüzumu vardır. Bunun için de, tarih-coğrafya-gelecek üçlüsünü kaynaştırmak gerekmektedir.

KURULUS DÖNEMI
Osmanli Beyliginin Kurulusu; Osman Bey, Oguz asiretlerinin ittifakiyla basa geçtikten sonra, siyasî ve dinî bakimdan Anadolu'nun en itibarli ve nüfuzlu tarikatlerinden Ahilerin mühim bir sahsiyeti olan Seyh Edebali'nin kizi ile evlenerek, gücünü artirmis idi. Bundan sonra Osman Gazi, Bizans'a karsi genisleme politikasini uygulayarak, Inegöl, Karacahisar ve Yarhisar'i ele geçirdi ve bölgenin mühim merkezlerinden olan Bilecik'i alarak, burayi beyligin merkezi yapti (1299). Bu tarih devletin kurulus tarihi olarak kabul edilir. Selçuklu Sultani III. Alaaddin Keykubad'in Ilhanli Hükümdari Gazan Han'in kuvvetleri tarafindan tutulup, Iran'a götürülmesi üzerine Selçuklu ümerasindan bazilari ve bölgedeki Türkmen beyleri Osman Bey'e teveccüh göstermis; Oguz an'anesine göre onun hâkimiyetini tanimayi kabul etmislerdir. Nitekim Oguz beyleri Oguz Han töresine göre tertip edilen bir törende Osman Bey'in önünde diz çökerek, onun verdigi kimizi içmek suretiyle tâbiyetlerini sunmuslardir. Ancak henüz küçük bir beylik durumundaki Osmanogullarinin, seklen de olsa bu dönemde, Ilhanli hâkimiyetini tanidiklari bilinmektedir. Osman Gazi, beyligini ilân ettikten sonra idaresi altindaki bölgeleri bes kisma ayirarak buralari güvendigi ve savaslarda yararlik gösteren kimselere tevcih etti. Oglu Orhan'a Sultanönü, büyük kardesi Gündüz Bey'e Eskisehir'i, Aykut Alp'e In-önü'yü, Hasan Alp'e Yarhisar'i ve Turgut Alp'e de Inegöl'ü verdi. Diger oglu Alaaddin'e ise seyh Edebali'nin emin ve nazirliginda, ailenin geçimi için, Bilecik ve havalisinin gelirleri tahsis edildi.1302'de Bursa tekfurunun liderliginde birlesen Rum tekfurlarinin Koyunhisar (Bafeon) savasinda agir bir maglûbiyet tatmalari, Osman Bey'in Bursa ve Kocaeli taraflarina akinlar yapmasini oldukça kolaylastirmisti. Bir taraftan Bursa öte taraftan Iznik Türk kusatmasi altinda tutuluyordu. Ancak yaslilik sebebiyle Osman Bey, fetihler için oglu Orhan'i görevlendirmisti. Nitekim 1324 yilinda Osman Bey vefat etti ve oglu Orhan Bey Osmanli tahtina çikti. Orhan Bey, 1326 yilinda Bursa'yi, uzun süren kusatmanin ardindan, ele geçirince babasinin vasiyetini yerine getirerek, Osman Gazi'nin naasini Bursa'ya nakletti ve burayi devletin yeni merkezi yapti. Orhan Bey'in komutanlarindan Akçakoca ve Karamürsel ise Istanbul kiyilarina kadar akinlarda bulunuyorlardi. Bu fetih ve akinlardan telâslanan Bizans Imparatoru Andranikos büyük bir ordunun basinda Osmanlilara karsi harekete geçtiyse de Maltepe (Palekanon) Savasi'nda agir bir yenilgi aldi (1329). Bu zafer, Iznik ve Izmit'in ele geçirilmesini kolaylastirmistir. Rumeliye Geçis; Karasi Beyliginde baslayan taht mücadelelerinden istifade eden Orhan Bey, Balikesir ve civarini topraklarina katarak, ileride gerçeklesecek olan Rumeli fetihleri için mühim bir mevkiye sahip olmustur. Nitekim Karasi Beyliginin deniz gücü ve Haci Il Bey, Evrenos Bey gibi degerli komutanlar artik Osmanlilarin emrine girmislerdir. Bizans içindeki taht kavgalari ve Bulgar-Sirp saldirilari karsisinda, gittikçe güçlenen Osmaogullarindan yardim isteyen Kantakuzen'in talebi üzerine Orhan Bey'in oglu Süleyman, bir orduyla Rumeli'ye geçti (1345). Edirne'yi kusatan Bulgar-Sirp kuvvetlerini bozan Süleyman Pasa bu zaferin karsiliginda Gelibolu'daki Çimpe Kalesi'ni Bizans'tan aldi. Böylece Osmanlilar ilk kez Rumeli yakasinda bir üs elde etmis oluyordu (1356). Süleyman pasa Gelibolu'nun ardindan Tekirdag'a kadar olan bölgeleri de ele geçirerek buralara Anadolu'dan getirilen Türkmenleri yerlestirdi. Böylece Rumeli'de de Türklesme hareketi baslamistir. Süleyman Pasa'nin ölümünden sonra Rumeli'deki fetihler için kardesi Murat Bey görevlendirildi (1359). Ancak 1362'de babasi Orhan Bey'in de ölümü üzerine Murat Bey, Bursa'ya döndü ve Osmanlilarin 3. hükümdari olarak tahta çikti (1362).Rumeli ve Balkanlarda Fetihler; I.Murat (Hüdavendigar) önce tahtta hak iddia eden kardeslerini bertaraf etmekle ise basladi ve bu arada elden çikan Ankara'yi yeniden aldi. Anadolu'da birligin saglanmasinin ardindan Murat Hüdavendigar, inkitaya ugrayan Rumeli ve Balkanlarin fethine yöneldi. Bu sirada Balkanlar karsiklik içindeydi. Bir taraftan Sirp Hükümdari Düsan'in ölümü ile Sirplar

arasinda iç mücadeleler siddetlenmis, öte yandan Macar Krali Layos, Balkanlarda Ortadokslara olan baskilari artirmisti. Evrenos ve Haci Il Bey komutasindaki kuvvetler bu durumdan da yararlanarak Kesan'dan Dimetoka'ya kadar olan yerleri fazla bir mukavemet görmeden ele geçirmislerdi. Sazlidere Zaferi ile Edirne ve Filibe, Lala Sahin Pasa tarafindan fethedildi (1363/4). Bu savaslarda Bulgarlarin yaninda yer alan Bizans baris yapmak zorunda kaldi. Türk ilerleyisini durdurmak isteyen Macar, Bulgar,Sirp ve Ulahlardan mütesekkil bir Haçli ordusu Macar Krali Layos'un liderliginde Edirne üzerine yürüdü. Ancak Meriç sahilindeki Sirp Sindigi denilen mevkiide, kalabalik Haçli ordusunu hazirliksiz yakalayan 10 bin kisilik kuvvetiyle Haci Il Bey, büyük bir bozguna ugratti (1364). Sirp Sindigi zaferiyle Osmanlilar, Balkanlardaki fetihlerine hiz verdiler ve bunu kolaylastiracagi için Osmanli baskenti Bursa'dan Edirne'ye nakledildi. Fetihler karsisinda çaresiz kalan Bulgarlar Türk himayesini kabul etmek zorunda kaldilar (1369). Çirmen Zaferi ile (1372) Bati Trakya ve Makedonya'nin bir kismi Osmanli hâkimiyetine girdi ve Selanik ile Köstendil'in de ele geçirilmesinin ardindan Sirp Krali Lazar, vergi verip, gerektiginde asker göndermek sartiyla Osmanlilarla baris anlasmasi imzaladi(1374). Yaklasik on yil süren mücadelede, Rumeli ve Balkanlarda fethedilen bölgelere Anadolu'dan mütemadiyen Türk nüfus kaydirilarak bölgede demografik dengeler Osmanlilar lehine degistirilmeye baslanmisti. Bu tarihten sonra bir müddet Balkanlardaki fetihlere ara verilmis ve Anadolu'da Türk birligini saglamlastirmaya yönelik düzenlemelere geçilmistir. Bu maksatla I. Murat, oglu Bâyezid'i Germiyan beyinin kizi ile evlendirmis; Tavsanli, Emet ve Simav gelinin çeyizi olarak Osmanlilara verilmistir. Ayni sekilde Aksehir, Yalvaç, Beysehri gibi bazi sehir ve kasabalar Hamidogullari'ndan para karsiligi satin alinmis, Candarogullar da Osmanli hâkimiyetine girmisti. Artik Osmanlilarin karsisinda tek bir güç kalmisti; Karamanogullari. Alaaddin Ali Bey, Osmanlilarin yeniden Balkanlara yönelmesini de firsat bilerek, harekete geçmis ancak I. Murat Konya önlerinde Karamanogullarini yendiginde Karaman beyi af dilemek zorunda kalmistir(1387) Murat Hüdavendigar'in yeniden Rumeli'ye yönelmesiyle birlikte Nis ve Sofya da dahil olmak üzere bütün Bulgaristan fethedildi.(1385/88). Timurtas Pasa'nin Sirp kuvvetleri tarafindan baskina ugratilip, yenilmesi üzerine cesaretlenen Bulgar, Leh, Çek ve Macar krallari da Sirplarin yaninda yer aldilar. Fakat Çandarli Ali Pasa, Bulgar Krali Sisman'i esir alarak Bulgarlari bu ittifakin disina atti. Buna ragmen Haçli ordusu ilerleyisini sürdürünce, I. Murat ordusunun basina geçerek düsmani Kosova'da karsiladi. I.Murat'in ogullari Bâyezid ve Yakup'un da yer aldigi Osmanli birlikleri büyük bir zafer kazandi. Sirp Krali Lazar ve oglu esir edilmis, düsman kuvvetlerinin büyük bir kismi imha olmustu. (20 haziran 1389). Fakat I.Murat savas meydanini gezerken bir Sirp tarafindan hançerlenerek sehit düstü. Bunun üzerine Sirp krali da Osmanli askerleri tarafindan öldürüldü. Osmanlilar için Balkanlarda tutunabilmek yolunda ölüm kalim savasi olarak görülen I.Kosova Zaferi Sirplar tarafindan asla unutulmamistir. Günümüzde dahi masum Müslüman halka yönelik vahsetin arkasinda bu maglûbiyetin ezikligi ve intikam hissi yatmaktadir. Anadolu'da Türk Birligi'nin Saglanmasi; I. Murat'in sehit edilmesinin ardindan oglu Bâyezid, devlet adamlarinin ittifakiyla hükümdar ilân edildi. Babasinin ölümünü firsat bilen Anadolu'daki beyliklerin Osmanlilar'a biraktigi topraklari yeniden ele geçirmek maksadiyla harekete geçtiklerini haber alan Bâyezid, süratle Anadolu'ya döndü. 1390 yilinda Germiyan, Aydin, Mentese ve Saruhan beylikleri ortadan kaldirildi. Ertesi yil Hamidogullari Beyligi topraklari ele geçirildi ve bu beyliklerin yer aldigi topraklarda Anadolu beylerbeyligi adiyla idarî bir ünite olusturuldu. Ardindan Osmanlilarin en önemli rakip olarak gördügü Karaman Beyligine yönelen Yildirim Bâyezid, Konya'yi kusatti. Alaaddin Ali Bey'in baris talebi, Beysehir ve çevresinin Osmanlilara birakilmasiyla kabul edildi.(1391). Fakat Yildirim Bâyezid'in Mora ile ilgilenmesini firsat bilerek Ankara Sancak Beyi Sari Timurtas Pasa'yi esir almasi üzerine, Yildirim Bâyezid, Alaaddin Bey'e kesin bir darbe vurmaya karar verdi. Anadolu'ya geçen Yildirim, üç gün süren savasin ardindan ele geçirilen Alaaddin Bey'i ortadan kaldirdi ve topraklari Osmanlilara ülkesine dahil

edildi(1397). Karamanoglu tehlikesinin bertaraf edilmesiyle, Anadolu'da Osmanlilara direnebilecek en güçlü devlet olarak Kadi Burhaneddin devleti kalmis idi. Daha 1392 yilinda, Kadi Burhaneddin'in müttefiki durumundaki Candaroglu Süleyman anî bir baskinla öldürülüp beyligin Kastamonu subesi ortadan kaldirilmisti (1392). Ardindan, ertesi yil Amasya ve Merzifon civari Osmanli hâkimiyetine alinmisti. Kadi Burhaneddin'in 1398'de Kara Yülük tarafindan öldürülmesi üzerine, ona bagli Sivas, Tokat, Kayseri, Malatya gibi sehirler birer birer ele geçirildi. Böylece Firat'in batisinda kalan Anadolu topraklari Osmanli sancagi altinda birlestirilmis oluyordu. Yildirim Bâyezid'in Istanbul Kusatmasi ve Balkanlardaki Fetihleri. Yildirim Bâyezid'in Karaman seferine anlasma geregi katilan Bizans Imparatoru V.Yuannis'in oglu Manuel'in, babasinin ölümü üzerine anlasmayi çigneyerek Istanbul'a kaçmasi sebebiyle Yildirim, Istanbul'u kusatmaya karar verdi. 1391'de baslayan ilk muhasara 1396 yilina kadar sürdürüldü. Bu maksatla Istanbul Bogazi'nda Anadolu Hisari insa edildi. Sehre dis yardimlarin gelmesini önlemeyi ve iase zorlugu altinda savunmayi kirmayi hedefleyen bu muhasara Timur'un Anadolu'ya ulasmasina kadar fasilalarla devam ettirilmistir. Bu kusatma sürerken bir yandan da Yildirim, Bulgaristan, Arnavutluk ve Bosna taraflarinda fetih hareketlerine devam etmekteydi. Kusatma altindaki Bizans'in da talebi ile Türklere karsi yeni bir Haçli ittifaki olusturan Macar Krali Sigismund, Ingiltere dahil bütün Avrupa devletlerinden topladigi 120 bin kisilik bir orduyla harekete geçti. Yildirim Bâyezid düsmani sasirtan bir hizla Nigbolu Ovasi'nda düsmani karsiladi. 50-60 bin kisilik Osmanli ordusu, sayica çok üstün olan Haçli ordusunu büyük bir bozguna ugratti. Savas meydanindan kurtulabilenler, kaçarken Tuna'da boguldular.(1396) Haçlilardan geriye sadece muazzam bir ganimet kalmisti. Bu ganimetle, Edirne ve Bursa'da pek çok cami, medrese ve imaret insa edilmistir. Zaferin ardindan, Eflâk, Bosna, Macaristan ve Mora üzerine seferler düzenlendi. Itibari bu zaferle bir kat daha artan Yildirim, Nigbolu dönüsünde Anadolu birligini kurmaya yönelik nihaî adimlari atmaya baslayacaktir. Ankara Savasi ve Fetret Devri: Yildirim Bâyezid, Firat boylarina kadar topraklarini genislettigi sirada, Timur da Iran, Azerbaycan ve Irak'i ele geçirmisti. Bazi Anadolu beyleri Timur'a siginirken, ülkeleri istilâ edilen Celayirli Ahmet ve Karakoyunlu Kara Yusuf da Yildirim Bâyezid'in yanina kaçmisti. Böylece her iki devlet biribirine sinir komsusu olmus, ancak bu durum iki hükümdarin da Türk dünyasinin liderligine oynamalari sebebiyle olumsuz neticeler dogurmustur. Timur, Osmanlilara siginan Celayirli Ahmet ve Kara Yusuf'un iade edilmemesini bahane edip Sivas'i kusatmis ve kendisine teslim edilmesine ragmen sehiri tahrip etmisti(1400). Bu olaydan sonra da her iki hükümdar arasinda mektuplasmalar devam etti. Fakat Timur'un, Anadolu beyliklerine topraklarinin geri verilmesi ve bazi sehirlerin kendine birakilmasi gibi talepleri Yildirim tarafindan reddedildi. Dolayisiyla iki fatih için savas artik kaçinilmaz hâle gelmisti. 160 binlik Timur'un ordusunu, 70 bin kisiyle Çubuk Ovasi'nda karsilayan Yildirim Bâyezid, savasin baslarinda üstünlügü ele geçirdi. Ancak Timur'un safinda eski beylerini gören bazi askerlerin saf degistirmesi ve Kara Tatarlarin Osmanli ordusunun arkasini çevirmesi savasin talihini degistirdi. Bir avuç askerle direnmeye çalisan Yildirim Bâyezid sonunda esir edildi (26 Temmuz 1402). Ankara Savasi'ni kazanan Timur, Anadolu beyliklerini tekrar ihya etti ve böylece Anadolu Türk birligi parçalandi. Balkanlardaki Türk ilerleyisi durdugu gibi bir kisim topraklar da elden çikti. Yildirim'in ogullari arasindaki taht mücadeleleri Osmanli devletinin "Fetret Devri" boyunca 12 yil müddetle devam etti. Sayet bu savas gerçeklesmemis olsaydi, hiçbir direnme gücü kalmayan Istanbul büyük bir ihtimalle Yildirim Bâyezid zamaninda Türklerin eline geçecekti. Dolayisiyla Ankara Savasi Osmanlilari en az 50 yil geriye götürmüstür.Esir düsen Yildirim Bâyezid, yedi ay boyunca Timur'un yaninda sehir sehir dolastirildiktan sonra üzüntüsünden ecele yenik düstü. Osmanli sehzadeleri tahtin sahibi olabilmek için kiyasiya birbirleriyle mücadele etmeye basladilar. Bu mücadele Çelebi Mehmet'in tek basina devlet idaresine hâkim olusuna kadar devam etti (1413). Çelebi Mehmet kardesleri Süleyman, Isa ve Musa Çelebi'yi bertaraf ettikten sonra Anadolu Türk birligini yeniden tesis etmek için çaba sarf etti. Güçlenen Karamaogullarinin nüfuzunu kirdi, Karamanoglu Mehmet Bey'in eline geçen Osmanli topraklarini geri aldi. Candarogullari beyliginden Çankiri'yi ve ardindan Canik

(Samsun) bölgesini yeniden Osmanli ülkesine katti. Fakat Sehzade Mustafa ve Simavna Kadisi oglu Seyh Bedreddin'in isyanlari ülkeyi karistirmaktaydi.(1419) Sehzade Murat Rumeli ve Manisa'da ortaya çikan bu isyani bastirdi, Seyh Bedreddin ve adamlari yakalanarak idam edildi. Timur'un beraberinde götürdügü Mustafa Çelebi de Anadolu'ya döndügünde tahtta hak iddia etmisti. Sehzade Mustafa'nin Selânik'te baslattigi isyan bastirildi. Asi sehzade Bizans'a siginmak zorunda kaldi. Çelebi Mehmet öldügü zaman Osmanli ülkesinde sükûnet büyük oranda tesis edilmeye baslanmisti (1421). Babasinin en büyük yardimcisi olan sehzade Murat tahta çiktigi zaman Bizans tarafindan karsisina çikarilan amcasi Mustafa Çelebi'nin isyanini bir kez daha bastirdi ve Bizans'i cezalandirmak için Istanbul'u kusatti(1422). Bu defa küçük kardesi Sehzade Mustafa'nin isyan haberini alan II.Murat, kusatmayi kaldirarak kardesini cezalandirmak zorunda kaldi. Isyancilarin yaninda yer alan Anadolu beyliklerine karsi harekete geçen II.Murat, Candaroglu Isfendiyar Bey'i itaat altina aldi. Izmir Beyi Cüneyd'i ortadan kaldirip, Izmir, Aydin ve Mentese civarini ele geçirdi. Germiyanoglu Yakub Bey'in çocugu olmadigindan, topraklarini Osmanlilara birakmayi vasiyet etmisti. Onun ölümüyle Germiyan ili de Osmanlilara katilmis oldu(1428). Balkanlarda da durum Osmanlilar lehine düzelmeye basladi. Nitekim Fetret devri sirasinda elden çikan topraklar geri alindigi gibi, 1440'a kadar Belgrat hariç bütün Sirp topraklari Osmanli hâkimiyetine girmisti. Fakat Erdel ve Eflâk'ta üst üste gelen bazi küçük bozgunlar Avrupa'da büyük bir sevinçle karsilanarak, Osmanlilara karsi yeni bir Haçli seferinin tertip edilmesine cesaret vermisti. II. Murat, Balkanlardaki Osmanli varligini tehlikeye atmamak için Macarlarla Segedin Antlasmasini imzaladi (1444) ve bu anlasmadan sonra tahttan feragat etti. Küçük yastaki oglu II. Mehmet'in hükümdar olmasini firsat bilen Macarlar anlasmayi bozdu ve yeni bir Haçli ittifaki olusturuldu. II. Murat yeniden ordunun basina geçerek düsmani Varna Savasi'nda karsiladi. Macar krali öldürüldü. Haçlilarin lideri durumundaki Jan Hünyad güçlükle kaçabildi(1444). Çandarli Halil Pasa'nin israriyla ikinci kez tahta çikan II. Murat, Mora ve Arnavutluk'a sefer düzenledi. Varna'nin intikamini almak isteyen Jan Hünyad yeniden harekete geçti. Fakat II. Kosova Muharebesi'nde bir kez daha Sirplar büyük bir yenilgiye ugratildi (1448). Varna ve Kosova savaslariyla Osmanlilar Balkanlardaki durumunu iyice güçlendirmis, Bizans'in batidan yardim alma umutlari ise tamamen ortadan kaldirilmistir. II. Murat 48 yasinda ölünce II. Mehmet yeniden Osmanli tahtinin sahibi olmus (1451) ve Osmanli Devleti artik bu dönemde tam bir cihan devleti hâline gelmistir.

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu Osmanlı Devleti'nin kurucusu sayılan Osman Gazi'nin babası Ertuğrul Gazi, onun babası Gündüz Alp'tir. Gündüz Alp'in babasının Kaya Alp, onun babasının Gök Alp, onun babasının Sarkuk Alp, onun babasının Kayık Alp olması ihtimali vardır. Yurt tutmak için Orta-Asya'dan, Türkistan'dan Doğu Anadolu'ya gelen bir Kayı aşiretinin başında bu Sarkuk Alp'in bulunması muhtemeldir. Yurt tutulan bölge, Van Gölü'nun kuzey-doğusunda Ahlat civarıdır. Osman Gazi'nin büyükbabası Gündüz Alp'in, kendisi gibi Kayılardan olan Mardin Artuklularının hizmetinde bir bey iken Caber'de Fırat'ı geçerken boğulup Türk mezarına gömülmüş olması ihtimali düşünülebilir. Osmanlı Devleti'ni kuracak aileyi bir buçuk asır sonra Ahlat'tan oynatan sebep yaklaşan Cengiz Han'ın Moğolları olabilir. Ahlat-Mardin yolu, güney-batıya doğru kuşuçuşu 200 km'dir. Gündüz Alp, Artuk Arslan'ın (1201-1239) emrettiği bir misyon için 250 km daha güney-batıya inip Caber'e gelmiş olabilir. Bu misyonda başarılı olmayan Kayı Aşireti reisi Gündüz Alp'ı kaybedip onun oğlu Ertuğrul Gazi'nin başkanlığında 1230 yazında Yassıçemen meydan muharebesinde 39 yaşlarındaki Ertuğrul Bey, Türkiye sultanı Alâeddin Keykubad'a küçük fakat yiğitçe bir hizmette bulunmuş olmalıdır.

Bunun üzerine Alâeddin, Ertuğrul Bey'e Bizans sınırında dirlik vermiştir. Ertuğrul, Erzincan'dan kuş uçuşu 900 km yol alarak batıdaki dirliğine erişmiştir. Muhtemelen tarih 1231 yılıdır ve Osmanlı Devleti'nin nüvesi kurulmuştur. Ertuğrul Bey, Türkiye İmparatorluğu'nun bir uc beyi durumundadır. Selçuklu Türkiye'sinin Bizans'a karşı olan batı sınırları, iki büyük uc beyi tarafından korunmaktadır, kuzey'de Kastamonu'da oturan Çobanoğulları ve güneyde Germiyanoğulları. Ertuğrul Bey 1281'de ölünceye kadar 50 yıl bu Çobanoğullarına tabidir. Doğrudan doğruya Konya'daki Selçuklu İmparatoru'na bağlı büyük uc beylerinden değildir. Ertuğrul Gazi'ye verilen yurd Bursa-Bilecik illerinin sınırlarının birleştiği yöredir ve 1.000 km2 kadar bir toprak parçasından ibarettir. Söğüt, sonradan Bizans'tan fethedilerek başkent yapılmıştır. Ertuğrul Gazi'nin yerine oğlu Osman Gazi geçmiş ve 1324'e kadar 43 yıl saltanat sürmüştür. 1300 yılına kadar babası gibi Çobanoğullarına tabi küçük bir uç beyi olan Osman Gazi, bu tarihte doğrudan doğruya Konya Selçuklularına bağlı büyük bir uc beyi mevkiine yükselmiştir.

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu Bu suretle Osmanlı devletçiliği 69 yıl Çobanoğullarına, Kastamonu'ya tabi yaşamıştır. 1308'de Selçukoğulları düşünce Osman Bey, doğrudan doğruya Tebriz'de oturan İlhan'ın büyük uc beylerinden biri haline gelmiş ve İlhan'ın Anadolu umumî valileri tarafından kontrol edilmiştir. İlhanlılara tabiiyet, 1335'e kadar devam eder. Osman Gazi 1281'de babasından 4.800 km2 kadar aldığı toprak mirasını 16.000 km2'ye çıkartarak 1324'te oğlu Orhan Gazi'ye devretmiştir.Bu toprakları Bizans'tan fethetmiştir. Osman Gazi'nin bıraktığı miras bugünkü Bilecik ili, Eskişehir merkez ilçesi, Sakarya'nın Gevye, Akyazı, Hendek, Kütahya'nın Domaniç, Bursa'nın Mudanya, Yenişehir ve İnegöl ilçelerinden ibarettir. Orhan Gazi, babasının yıllardan beri kuşattığı Bursa'yı alarak (6 Nisan 1326) başkent yaptı. Bu suretle 1321'de Marmara'ya erişen ve denize çıkan Osmanlılar bir Bizans şehri daha aldılar ve az sonra Karadeniz'e de çıktılar. 1231'den 1326'ya kadar 65 yıl üç Osmanoğlu birer prenstir. Sadece 1300'de Selçuklu sultanından tablü'l-alem alarak büyük uç beyi olmuşlardır. 1326'dan itibaren Orhan Gazi artık gerçek bir kraldır ve Anadolu Türkmen beyleri içinde yalnız Karamanoğlu aynı seviyededir. 1335'te Sultan Orhan artık İlhanlılara bağlılıktan kurtulur ve tamamen müstakil, askerî bakımdan çok güçlü, fevkalâde dinamik bir devletin başı olur. 1324 Şubatı'ndan 1362 Mart'ına kadar 38 yıl süren saltanatı fetihlerle geçer. Babasının dehasını, belki daha büyük çapta tevarüs etmiştir. Son derece mahir bir diplomasi ile hem Anadolu Türkmen Beylikleri, hem Balkan devletleri, hem de Bizans ile münasebetlerini devam ettirir ve daima Osmanlı Devleti'nin lehine durumlar meydana getirir. 1329 Mayısında, o sırada çok mühim bir şehir sayılan İznik'i fetheder. Şehri geri almak isteyen Bizans imparatoru III. Andronikos Paleologos'u Türk topraklarına sokmadan Boğaziçi'ne 40 km mesafede, Gebze civarında yakalar. Yapılan savaşta imparator yaralanıp kaçar ve iki imparatorluk prensi muharebe meydanında kalır. Bu Pelekanon meydan muharebesi (2 Mart 1313) Osmanlı hükümdarının şöhretini bütün cihana yayar. Zira Avrupa'nın unvan ve protokol bakımından birinci hükümdarı sayılan Bizans İmparatorunu açık sahra muharebesinde yenmiştir.

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu 1345'te ilk Türkmen beyliği olarak Balıkesir-Çanakkale çevresinde saltanat süren Karesi beyliğinin topraklarını Osmanlı Devleti'ne katar ve Çanakkale Boğazı'nın Asya yakasını tutar. 1354'te Orhan Gazi'nin büyük oğlu Veliahd Gazi Süleyman Paşa Gelibolu yarımadasına, Rumeli'ye, Balkanlara, Avrupa'ya ayak basar. Türk tarihinin dönüm noktalarından biridir. "Rumeli Fâtihi" şanını kazanır. Gelibolu yarımadasını fetheder. 1354'te Ankara'yı da alır. 1359'da attan düşerek ölür ve Bolayır'daki büyük millî ziyaret yerlerinden olan türbesine gömülür. Yerini kardeşi Gazi Murad Bey (I. Murad) alır. Murad Bey daha 1359'da Meriç'i aşarak Dimetoka'yı alır ve İstanbul surlarına kadar akınlar yapar. 1362'de babası Orhan Gazi'nin yerine geçer. 4 ay sonra 1362 Temmuzunda da Edirne'yi fetheder. Artık Osmanlı Devleti bir imparatorluktur. Dünyanın güçlü devletlerinden biridir ve çekinilecek bir askerî güçtür. Sultan Orhan'ın oğluna bıraktığı servet 95.000 km2 dir. Bugünkü Bilecik, Bursa, Balıkesir, Sakarya, Kocaeli, Bolu illerinin tamamını, Çanakkale ve Eskişehir illerinin en büyük kısmını, İstanbul ilinin Asya topraklarının büyük kısmını, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Ankara, Manisa, Kütahya, İzmir illerinden de bazı parçaları içine alır. Bu topraklar üzerinde Orhan Gazi'nin devletinin nüfusu, o zamanki İngiltere krallığının nüfusundan çok fazladır. Ve bu topraklar o çağda dünyanın en zengin ülkeleri arasındadır. Boğazlar, Marmara, Ege, Karadeniz arasında iki kıtaya yayılmıştır. Dehşetli bir jeopolitik ehemmiyet arz etmektedir. I. Sultan Murad, 1362'de babasının yerine geçtikten bir kaç ay sonra Edirne'yi aldığı zaman, büyükbabasının babası Ertuğrul Gazi'nin Sakarya çevresinde yurt tutması üzerinden 131 yıl geçmiştir. 131 yılda Sakarya'dan Meriç'e varılmıştır. Bu toprakların mühim kısmı gaza ve cihad yoluyla Hristiyanlardan fethedilmiş ve Türkleştirilmiştir. 1335'ten itibaren Türkiye'nin en güçlü hükümdarı ve lideri olan Sultan Orhan'dan sonra 1362'de Sultan Murad artık hiç bir Anadolu Türkmen beyliğince münakaşa edilemeyecek bir dereceye erişerek saltanatına başlamıştır.

OSMAN GAZI VE BEYLIK

Kaynaklarin, sâlih, dindar, kahraman, cesur ve merhametli bir kimse olarak tanittigi Osman Gazi, üç günde bir yemek pisirtip fakirleri doyurmak, çiplaklari giydirip donatmak, dul ve yetimleri gözetip korumak gibi iyi hasletlere sahip bir kimse idi. Hak ve adalete saygili, üstün yeteneklere sahip bir hükümdar olan Osman Gazi, ününü kilicindan ziyade adalet severligi ile saglamisti. Feth ettigi yerlerde ser'î hükümlere göre hareket eder, tebeasi arasinda irk, din ve milliyet farki gözetmezdi. Güçlü bir komutan oldugu kadar sabirli ve olgun bir idareci idi. Yaninda çalisanlar,

kendisine karsi büyük saygi gösterirlerdi. En zorba kimseler bile onun huzurunda saygi ile hareket ederlerdi. O, kuvvet ve zenginlikten ziyade adalete daha çok önem veren, güçlü bir irade ve hosgörüye sahip bir hükümdardi. Osman, Ertugrul Bey'in, Gündüz Alp ve San Yatu (Savci Bey)'den sonra Sögüt'te dünyaya gelen küçük ogludur. Ibn Kemâl, onun dogum tarihini Hicrî 652 (M. 1254) senesi olarak göstermekte ise de genellikle onun 656 (1258) senesinde dogdugu belirtilir. Bununla beraber bu tarihin 650 (1252) veya 657 (1259) oldugunu söyleyenler de bulunmaktadir. Sögüt'te dünyaya gelen Osman, Ertugrul Bey'in küçük oglu idi. Ertugrul Bey, 93 yasinda vefat edince, onun idaresi altinda bulunan asiretler, gerek kabiliyet, gerekse hareketliligi sebebiyle Osman'in, babasinin yerine basa geçmesini istiyorlardi. Gerçi Osman, babasinin son dönemlerinde ona vekâlet etmek suretiyle yönetimle ilgili konularda kardeslerinden farkli bir hüviyete sahip oldugunu ortaya koymustu. Kardesleri bakimindan pek büyük bir sikintisi olmayan Osman, amcasi Dündar Bey'le ugrasacaga benziyordu. Zira Ertugrul Bey'in kardesi Dündar Bey de birlige reis olmak istiyordu. Bu yüzden Osman'la amcasi arasinda ihtilaf (anlasmazlik) meydana geldi. Zira, Kayi asiretinden baska bazi asiretler de Dündar Bey'in basa geçmesini istiyorlardi. Bununla beraber Osman'in reisligini isteyen taraf daha etkili görünüyordu. Bunun için Dündar Bey, reislik arzusundan vazgeçerek Osman'in asiret reisi olmasini kabul etmek zorunda kaldi. Gerçekten, Osman Bey, Ertugrul Gazi'nin vefatindan sonra cesaret, mertlik ve ahlâkî meziyetleri sebebiyle asiret, kavim ve kabileye bas olacak bir vasifta görülmüstü. Amcasi Dündar Bey de dahil oldugu halde herkes ona itaat ve bagliligini bildirdi. Baslangiçta o, babasinin komsu Rum tekfurlari ile iyi geçinme siyasetine devam etti. Asiretin basina geçtigi zaman yirmi üç yasinda bir genç olmasina ragmen, siyaseti iyi bilen, halim selim bir kimse olmakla birlikte, gerçekleri savunma konusunda korkusuz ve cesurdu. O, tam bir cihad eri idi. Bu sebeple Osman Bey, kisa zamanda etrafinin yigitlerden meydana gelen bir hâle ile çevrelendigini gördü. Bu hâlenin içinde Konur Alp, Turgut Alp, Abdurrahman Gazi, Akça Koca, Gündüz Alp, Karamürsel, Saltuk Alp, Samsa Çavus gibi isimler vardi. Büyük bir kismi garip ve vatanlarim birakip gelmis olan bu insanlarin, Osman Bey etrafinda toplanmalari, devletin güçlenmesine sebep olmustu. Osman Bey, bunlarin tabiî bir lideri durumuna geldi. Bundan baska, Osman Bey'in, Uc'lardaki Türkmenler arasinda büyük bir nüfuza sahip olan Seyh Edebali ile yakinlik ve akrabalik tesis etmesi, basta ahiler arasinda olmak üzere Uc'lardaki diger topluluklarin kendisine baglanmasina sebep oldu. Böylece Osman Gazi, kendisini hem etrafindaki asiret reislerine sevdirmis, hem de

onlarin kendisine bagladigi umutlari bosa çikarmamisti. Gerçekten de o, çevresindeki Türkmen komsulari ile mümkün mertebe çatismaya girmemek için gayret sarf ediyordu. Ertugrul Bey'in üç oglu arasinda Osman Bey'e düsen taht, kardeslerini birer saltanat rakibi olarak degil, yeni devletin kurulup gelismesinde müsterek bir gayretle el ele verdiren ve saltanat ihtirasi yerine, feragat, fedakârlik ve basirete götüren bir metod takip etmelerinin sebebi nedir? Ileride tafsilatli bir sekilde anlatilinca görülecegi gibi, Osman Gazi de kendisine yurt ve istiklâl veren Selçuklu sultanina karsi ayni hassasiyeti göstermis, o, hayatta bulundugu müddetçe istiklâlini ilân etmemisti. Böylece o, edep ve irfani, sahsî ve nazarî kaliplar halinde birakmayip devlet bünyesinde de ifadesini bulan bir anlayis olarak cemiyete mal olmustu.

OSMAN BEY VE AHILIK
Abbasî halifesi en-Nâsir li-Dinillah (575-622/1180-1225) rehberliginde kuruldugu kabul edilen ahilik, kisa zamanda Islâm ülkelerinde tesirini göstermeye basladi. Son derece düzenli ve disiplinli olarak çalisan bu teskilât, miladî X. asirda genellikle ilk Müslüman Türk devleti kabul edilen Karahanlilar vasitasiyla Türk dünyasinda da boy göstermeye basladi. XI. asrin ikinci yansindan (1071Malazgirt) sonra, kapilarini Müslüman Türklere açmis bulunan Anadolu'ya, dogudan birçok göçler olmustu. Daha önce de Anadolu'nun Urfa'dan (Sanliurfa) baslayarak Adana'ya kadar giden sinirlarindan, zaman zaman giren Abbasî ordulari, Nigde, Nevsehir, Kirsehir, Kayseri, Yozgat ve Ankara bölgelerine akinlar yapmislardi. Ordu mensuplarindan bir kismi akinlar sonunda ele geçirilen bu yerlerde bazan da yerlesip kaliyorlardi. Özellikle VIII. yüzyilin ikinci yansindan itibaren Abbasî ordusunun ayrilmaz bir parçasi durumunda olan Türkler de, bu ordu ile Anadolu'nun içlerine kadar gelmislerdi. Türkler, iklim ve jeolojik yapi bakimindan Orta Asya'ya benzeyen Kirsehir yöresini begenerek burayi yerlesim bölgesi olarak seçmislerdi. Bundan sonra normal ve isteyerek devam eden göçleri, XIII. asirdaki Mogol istilasindan kaçma takib etti. Bu istiladan önceki göçlerde daha iyi bir iklime gelme, hayvanlar için daha iyi bir kislak ve yaylak bulma düsüncesi hakimdi. Bu sebepledir ki, Mogol baskinindan önce gelenler, daha ziyade göçebe, asker ve hayvan yetistiricisi idi. 1225 tarihinden sonra gelenlerin ekonomik ve sosyal durumlari, bu ilk gelenlerden daha farkli idi. Zira, korkunç bir katliamdan kurtulmak için gelen bu sonuncular çogunlukla, esnaf, tüccar, zengin ve sanatkârdi. Bu yeni göçmenler, geçimlerini saglayabilmek için, yerli ve müslüman olmayan esnafla rekabete girmek zorunda idiler. Bu rekabetin

kuvvetli, tesirli ve kisa zamanda meyvesini verebilmesi için bunlarin birlesip bir teskilât içinde hareket etmeleri gerekiyordu. Bu teskilât, özellikle hayvancilikla ugrasan, baska bir ifade ile atli göçebelerin ihtiyaç duyduklari bir sahaya cevap vermeliydi. BU DIPNOTUN YERI NERESI Böyle bir çalisma faaliyetinin içinde bulunuldugu sirada yeni bir Mogol tehlikesi bas gösterdi. Bu tehlikenin merkez üssü Anadolu idi. Daha önce gelip buraya yerlesmis bulunan Müslüman Türkler için büyük bir tehlike olan Mogollara karsi bazi kimselerin farkli sahalarda faaliyette bulundugu görülür. Bunlar: Ahi Evran ismiyle bilinen Seyh Nasirüddin Mahmud (ö. 1262), Baba Ilyas, Haci Bektas ve Mevlânâ Celâleddin Rumî gibi önemli sahsiyetlerdi. Bas gösteren Mogol tehlikesine karsi farkli alanlarda halki irsad etmeye yönelik çalismalardan birisi de esnaf ve sanatkâri bir birlik altinda toplamaya muvaffak olan Ahi Evran tarafindan yapiliyordu. Böylece o, sanat ve ticaret ahlâkini, üretici ve tüketici menfaatlerini güven altina almayi, bu vesile ile kötü politik ve ekonomik atmosfer içinde, onlara yasama ve direnme gücü vermeye çalisiyordu. Bu yüzden ilk defa Kirsehir'de XIII. yüzyilda kurulan ahilik, kisa bir zaman içinde Anadolu'nun hemen her tarafina yayilmis oldu. XIV. asir Islâm dünyasi ile birlikte Türklük âlemini canli levhalar halinde gözlerimizin önüne seren Ibn Batûta (1304-1369), Anadoludaki seyahatlerinde, kaldigi birçok ahi zaviye ve tekkesinden bahsetmekle kalmaz, onlar hakkinda genis ve doyurucu bilgiler de verir. Anadolu'daki ekonomik ve sosyal hayatin düzenlenmesinde XIII. yüzyildan itibaren büyük bir rol oynadigini gördügümüz Ahilik, sanatkâr ve esnaf zümreleri arasinda yayilmis, sosyoekonomik özelligi agir basan bir teskilat olarak görünmektedir. Anadolu'nun sosyal ve ekonomik yapisina Müslüman Türk sanatkâr ve esnafinin is ahlâki, insan terbiye ve egitimi, fazilet sahibi olma, sosyal yardimlasma ve dayanismada örnek olma gibi hususlarda etkili olan bu teskilat hakkinda bir hayli bilgiye sahip bulunuyoruz. Osmanli Devleti'nin kurulus hamurunda mayasi bulunan ahiligin oynadigi rol, küçümsenemeyecek kadar büyüktür. Gerçekten de Osman Bey'in faaliyetleri esnasinda Anadolu'da ahilik, büyük bir güç olarak faaliyetlerine devam ediyordu. Osman Bey, ahi reislerinden olan ve Eskisehir civarinda Itburnu denilen mevkide tekkesi bulunan Seyh Edebali'nin kizi ile evlenmekle ahilerin nüfuzundan yararlanabilmistir. Seyh Edebali, o havalinin en itibarli ve sözü dinlenen, kendisine hürmet edilen bir sahsiyeti

idi. Sam taraflarinda tahsilini ikmal etmis, zengin, tekke ve zaviye sahibi bir kimse idi. Herkese yardim eden bir kimse olmakla birlikte fakir ve dervis görünümlü olmayi tercih eden bu zatin damadi olmakla Osman Bey, ahilerin gücünden istifade etmisti. Nitekim Seyh Mahmud Gazi, Ahi Semseddin ve oglu Ahi Hasan ile sonradan Osmanlilarda kadi, kadiasker ve vezir olan çandarli (Cendereli) Kara Halil de ahilerden olup bunlarin tamami Osmanli Beyliginin kurulmasinda ve büyümesinde hizmet etmislerdi. Gerçekten, bu dönemde Anadolu'nun sosyal bünyesine hakim olan ulema, dervis, sanatkâr ve kahramanlar kadrosunu bir arada düsünmemiz gerekir. Mücahede sevkini ve Islâm birligi susuzlugunu en ileri ve yüksek voltaja ayarlamasini bilen bu iman adamlarinin, Selçuklulara müvazi bir mukadderat çizgisi üstünde yürüyecek olan Osmanli Beyligi'nin kurulusu hadisesine fiilen katilmis olmalari, devletin ve Islâm ümmetinin bir talihi olmustur. Öyle ki bir tarafta olgun, sözü dinlenir ve seviyeli bir seriat ulemasi ile beraber yürüyen, Sünnî ve muhtesem bir tasavvuf anlayisinin dogurdugu teskilât; öbür tarafta Âsik Pasazâde'nin, Gaziyan-i Rûm, Abdalan-i Rûm, Ahiyan-i Rûm, Bâciyan-i Rûm dedigi organize ve hamasîdinî teskilât. Biraz önce de belirtildigi gibi gerek Osman Bey, gerekse onu takib eden ilk hükümdar ve sehzâdeler ile idare ve devlet adamlari, tasavvuf müessesesinin veya yine bu teskilatin müsterek esaslarina sahip ahiligin gaye, terbiye ve disiplinine göre yetismis, cesur, dinamik, mert ve iç âlemleri kontrollü kimselerdi. Bu sebeple yeni devlet, muhtesem oldugu kadar âdil ve müsavatçi bir idare tezgahina, renk, sekil ve ahenk yetistiren bir iç ve dis kuvvetler dengesini dünyaya hediye etmeye hazirlaniyordu. Hem akil hem de imanla desteklenen yeni devlet, adeta tabiatin himayesine kabul edilerek daha ilk yillarda mücahid ve yekpare çehresini kazanmisti. Su da var ki, Osman Bey'in etrafini çevreleyen ilim ve hikmet kadrosu, yalniz yasadiklari devrin irfan, iman, ahlâk, idare ve hukuk haritasini çizmiyorlardi. Onlarin hizmet ve hedefleri, bir hanedan veya bir zümre ile belirli bir zamana has degildi. Bir medeniyet ve ideolojiyi devirler ölçüsünde gerçeklestirmek için genç padisahin sahsinda gelecek han, hakan ve kütlelere yol açip öncülük ediyorlardi. Böylece yeni devlet, tam bir ahenk ve üslup ile ise baslamis, müsterek bir tezgahin basinda, istikbalin dokusunu örmeye ve gelecek zamanlara miras birakmaya hazirlaniyordu. Görüldügü gibi, devleti, bir yandan mantikî, bir yandan da manevî temellere oturtan Osmanlilar, merkezî ve idarî otoritenin, politika ahlâkini

kontrol eden bir yardimci kuvvetler halkasi tesis etmekle de icra ve tesriî organlarini hak ve adalet unsurlarinin murakabesine vermis oldular. Gerçekten, Avrupa'nin kuvvetten baska bir güç ve otorite tanimadigi bir dönemde, yeni yeni filizlenip gelisen Osmanli Devleti'nde adalet, hak ve hukuk prensiplerine göre davranip hareket etmek babadan ogula nesilden nesle (neslen ba'de neslin) vasiyet ediliyordu. Hoca Saadeddin Efendi (tarihçi, Seyhülislâm), Osman Gazi'nin, oglu Orhan'a olan vasiyetini su ifadelerle nakleder: "Dilerim ey sahib-i ikbâl u câh Etme sen cânib-i zulme nigâh Adl ile bu âlemi âbad kil Resm-i cihâd ile beni sâd kil Râh-i cihâd içre edüp ictihâd Memleket-i Rum'da kil adl u dâd..." Görüldügü gibi Osman Gazi, devlet iç teskilâtinda sakat ve zayif bir taraf birakmamak, bir çatlak ve gedige meydan vermemek için basta devlet adamlari olmak üzere her ferdin kendi durumuna göre Islâm'in arzuladigi adalet anlayisi çerçevesinde hareket etmesini istemektedir. Osmanlilarda, nesilden nesile vasiyet edilerek devam eden bu anlayisin sonucu olarak ortaya çikan uygulamaya bakan Gibbons, Osmanlilari sevmemekle birlikte su sözleri söylemekten kendini alamaz: "Yahudilerin toptan öldürüldügü ve engizisyon mahkemelerinin ölüm saçtigi bir devirde Osmanlilar, idaresi altinda bulunan çesitli dinlere bagli kimseleri baris ve ahenk içerisinde yasatiyorlardi. Onlarin müsamahakârligi, ister siyaset, ister halis insaniyet duygusu, isterse lakaydî neticesi meydana gelmis olsun, su vak'aya itiraz edilemez ki, Osmanlilar, yeni zaman tarihinde milliyetlerini tesis ederken dinî hürriyet umdesini (prensibini) temel tasi olmak üzere vaz' etmis ilk millettir. Ardi arkasi kesilmeyen Yahudi ta'zibati (iskence) ve engizisyona resmen yardim mesuliyeti lekesini tasiyan asirlar esnasinda, Hiristiyan ve Müslümanlar, Osmanlilarin idaresi altinda ahenk ve baris içinde yasiyorlardi."

OSMAN GAZI'NIN RÜYASI

Osmanli kaynaklan, tamamen ilahî takdirin bir tecellisi sonucunda, Osman Gazi'nin gördügü bir rüya ve buna bagli olarak evliliginden bahsederler. Osmanli kaynaklarinda birbirine yakin ifadelerle anlatilan bu rüya, Hammer gibi Bati'li yazarlar tarafindan biraz da hayâl gücü ile süslenerek bir sahne oyunu gibi dramatize edilir. Devrin, egitim, din, kültür, sosyal, ekonomik ve hatta folklorik anlayisi hakkinda fikir vermesi bakimindan bu rüyayi degisik kaynaklardaki anlatilislarini günümüz Türkçesine yakin bir ifade ile buraya almakla dönemin anlayis ve fikrî seviyesi bakimindan bir degerlendirme yapmaya imkan vermis olacagiz. "Osman Gazi biraz aglayip dua ve niyaz eder. Derken uykusu gelip uyur. Rüyasinda kerameti açik ve belli olan bir seyhin kendi halki arasinda bulundugunu görür. Herkes bu seyhe güvenirdi. Aslinda onun dervisligi gizli idi. Öyle görünürdü. Dünyaligi, mali, mülkü ve koyunlari çoktu. ilim sahibi bir kimse idi. Misafirhanesi devamli herkese açikti. Osman Gazi, bu dervise konuk olurdu. Osman Gazi rüyasinda bu azizin kusagindan bir ayin dogdugunu ve gelip kendi koynuna girdigini görür. Bu ay, Osman Gazi'nin koynuna girince hemen onun göbeginden bir agaç biter ki gölgesi dünyayi tutar. Gölgesinin altinda daglar var, her dagin dibinden sular çikar, o sulardan da kimileri içer, kimileri bahçe sular kimileri de çesmeler yaptirir. Osman Gazi gelip bunu seyhe haber verir. Bunun üzerine seyh Osman'a "Ogul Osman, padisahlik sana ve senin nesline mübarek olsun ve benim kizim Malhun Hatun senin helalin oldu." deyip hemen nikahini kiydi. Âsikpasazâde, Osman Gazi'nin rüyasini yukaridaki ifadelerie anlatirken Nesrî su ifadelerle olayi nakl eder: "Meger Osman'in halki arasinda aziz bir seyh vardi. (Ona) Edebali derlerdi, gayet kemal sahiplerindendi. Veliligi, kerameti belli olmustu. Halkin itikad ettigi kimse idi. Bütün illerde meshur olmustu. Rüya ilmini iyi bilirdi. Dünyaligi sonsuzdu. Fakat fakirmis gibi görünürdü. Hatta (kendisine) dervis (fakir) lakabi ile hitab ederlerdi. O, bir zâviye yapip gelene ve gidene hizmet ederdi. Zaman zaman Osman da onun zâviyesinde misafir olurdu. Bir gece Osman Gazi, rüyasinda bu seyhin koynundan bir ay çikarak, gelip kendisinin koynuna girdigini, hemen göbeginden bir agaç bittigini, âlemi tuttugunu, gölgesinde daglarin bulundugunu, bu daglarin dibinden pinarlarin çikip aktigini, kiminin bahçesini suladigini, kiminin çesmeler akittigini görür. Osman Gazi, ertesi gün gelip bu düsünü o azize anlatti.

Seyh ona "Ya Osman, müjdeler olsun. Hak Teâlâ sana ve senin evladina saltanat verdi. Bütün dünya evladinin himayesi altinda olacak, hem de kizim Mal Hatun sana helâl (es) oldu" diyerek, hemen kizini Osman Gazi ile evlendirdi. Osman Gazi'nin düsünü yordugu sirada, Seyh'in Turgut adli bir müridi de orada bulunuyordu. "Ya Osman, sana padisahlik verildi, sükrâne (olarak) bize ne verirsin?" dedi. (Osman) "Sana bir sehir vereyim" dedi. Dervis "Su köycegize de raziyim, bana bir nâme (yazili kâgit, mektup, belge) ver" dedi. Osman Gazi "Ben yazi yazmasini bilmem. Bir su kabi ile bir kilicim var. (Onlari) nisan olsun diye sana vereyim. Benim evladim anlari senin elinde görüp ibka etsinler" dedi. O su kabi ile kiliç onlarin elinde kaldi. Simdi dahi padisah olanlar, onu (o köyü) görüp ziyaret ederler, o dervisin evladina nimetler (verirler) ve ihsanlar ederler. Bu Edebali dedigimiz seyh, yüz yirmi yasinda öldü. Ömründe, birini gençliginde, digerini de yasliliginda (olmak üzere) sadece iki hatun aldi, ilk hatununun kizini Osman Gazi'ye verdi, sonraki hatunu Taceddin Kürd'ün kizi idi. Hayreddin Pasa ile bacanak oldular. Bu menakib, Edabali oglu Mehmed Pasa'dan nakledildi. Ayni rüya, Solakzâde tarafindan da su sekilde verilmektedir: "Osman Han, merhum babasinin yoluna devam ederek, Anadolu'daki kumandanlar arasinda ve gaza meydaninda kendini gösterdi. Âlimlere ve seyhlere çok fazla itikadi vardi. O zamanin yüce makam sahibi, hal bilen seyhi, Seyh Edebali hizmetine devam ederek onun dua ve hürmetini rica ve istid'a ederdi. Bir gece âdeti oldugu üzre, Cenâb-i Allah'a münacatta bulunup hâcet dilerken, kendileri uykuya daldilar. Rüya âleminde, Seyh Edebali'nin koynundan bir ayin dogup gelerek kendi koynuna girdigini gördüler. Bu ay kendisinin göbeginden nihayeti olmayan bir agaç seklinde biterek dali ve budagi ile bütün dünyayi kusatir. Cihan halkinin bir kismi bostan sular, bir kismi ziraat yapar, bir kismi seyran eder, bir kismi da dolasir. Osman Gazi bu güzel yerden uzak kalinca sabah namazini eda edip seyh hazretlerinin huzuruna varir. Gördügü rüyayi bir bir anlatir. Seyhin bu

rüyayi tabir etmesini diler. Seyh Edebali biraz kendi iç âlemine baktiktan sonra basini kaldirip Osman Gazi'ye; "Ey yigit müjdeler olsun! Sana ve senin nesline padisahlik verildi. Rüyanda gördügün o ay, koynumdan çikip senin koynuna girdi. Sen benim kizimi alip bana damad olacaksin. Bundan çocuklarin ve soyun olacak. Kiyamete kadar yedi iklimde hüküm süreceklerdir" dedi. Seyh Edebali hemen orada bulunan Müslümanlarin huzurunda kizi Rabia'yi Osman Gazi'ye nikahladi. Orhan Gazi bundan dünyaya gelmistir. Daha önce de temas edildigi gibi Osmanli kaynaklari tarafindan tamamen ilahî bir takdirin tecellisi gibi nakl edilen bu rüya, Hammer gibi Batili yazarlarca degisik sekillerde verilir. Hammer, benzer rüyalarin görüldügüne dair haberlerin çok eskilere dayandigini ve hemen hemen birçok padisah, hükümdar ve hanedan için böyle rüyalarin görüldügüne dair nakillerin bulundugunu ifade ile söyle der: "Büyük padisahlarin dogumundan önce gelecekte nail olacaklari (ulasacaklari) güç, kudret ve kuvveti göstermek üzere bu neviden rüyalarin nakli Sark (Dogu) tarihçilerinde zaman zaman görülen bir istir. Bununla beraber bu âdet, sadece onlara has bir is degildir. Benzer haberler, gerek çagdas, gerekse eski Bati tarihçilerinde de görülür." Osman Gazi ile ilgili rüya hakkinda böyle diyen Hammer, kendisi de ayni rüyayi degisik ifadelerle anlatmaktan geri kalmaz. Bu sebeple biz de Osmanli kaynaklari ile Hammer'in ifadesini karsilastirmak isteyenlere bir kolaylik olsun diye onun verdigi bilgiyi de temel hususiyetlerini bozmadan özet halinde vermek istiyoruz: Karamanin Adana sehrinde dogmus olan Seyh Edebali, Suriye'de (Sam'da) Fikih (îslâm Hukuku) tahsil ettikten sonra Eskisehir'e yakin Itburnu köyüne gelip yerlesmisti. Osman, zaman zaman oraya gelip seyhle görüsürdü. Osman bir gece Edebali'nin kizi Malhatun'u görüp âsik oldu. Fakat seyh, Osman'in iyi niyetine tam olarak güvenemedigi ve bu genç ile kizi arasinda mevcud olan esitsizligi göz önünde bulundurarak evlenmelerini uygun görmedi. Osman, derdini silah arkadaslarina ve komsularina açar. Bunlardan biri olan Eskisehir beyi, Osman'in anlatmasi üzerine Malhatuna gönül verir. Kizi kendisi için istedi. Fakat o da geri çevrildi. Edebali, Osman'dan çok Eskisehir Beyi'nin öc almasindan korktugu için, o beyin topraklarini terk ederek gelip Ertugrul bölgesine yerlesti. Bu yer degisimi, iki bey arasinda büyük bir düsmanliga yol açti.

Bir gün Osman, kardesi Gündüzalp ile birlikte komsusu ve dostu olan Inönü beyinin evinde iken, Eskisehir beyinin müttefiki ve Harman Kaya hakimi olan Köse Mihal ile birdenbire çikageldigi görülür. Bunlar, ellerinde silahla Osman'in kendilerine teslim edilmesini istiyorlardi. Inönü beyi, gerçek misafirperverligin bu sekilde bozulmasini kabul etmeyerek onlari vermeyecegini söyledi. Bu esnada Osman ile Gündüzalp ileri atilip mücadeleye basladilar. Eskisehir beyi korkup kaçarken Köse Mihal esir alindi. Bunun üzerine Köse Mihal kendisini esir alan bu güçlü insana karsi bir sevgi duydu ve ona tabi oldu. Daha sonra Osman, babasinin yerine geçince, Köse Mihal atalarinin dinini birakarak Müslüman oldu. O andan itibaren de Osman'in yükselmekte olan gücünün saglam dayanaklarindan biri oldu. Böylece Osman, Rumlar arasinda bir dost kazanmis, ama henüz sevdigi insana kavusamamisti. Aradan iki yil geçti. Bu iki sene zarfinda kuskular ve süpheler onun yakasini birakmiyordu. Ondan sonra Mal Hatun'un babasi, Osman'in sebatkârligindan duygulanarak ilahî bir isaret olarak gördügü rüyayi onun lehinde yorar. Buna göre: Osman Gazi, Seyh Edebali'ya misafir olarak gelir. Sabirla yatagina girip yatar. Uyuyunca su rüyayi görür: Ev sahibi yaninda yatiyordu. Birdenbire ev sahibi Edebali'nin gögsünden bir hilâl çikti. Gittikçe büyüyen hilâl tam bir dolunay seklini alinca gelip kendi koynuna girer. Ondan sonra yanlarindan bir agaç belirir. Bu agaç dallanip budaklaniyor, gittikçe güzellik ve yesilligi artiyordu. Dallarin gölgesi, üç kita ufuklarinin nihayetlerine kadar karalari ve denizleri kaplayiverdi. Kafkas, Atlas, Toros ve Balkanlar gibi dört büyük siradag silsilesi, bu yapraklar çadirinin dört destegi gibi görünüyordu. Agacin kökünden deniz gibi gemilerle örtülmüs olarak Dicle, Firat, Nil ve Tuna fiskiriyordu. Kirlar, ekinlerle çevrilmisti. Daglar ise sik ormanlarla taçlanmis bulunuyordu. Bu daglardan çikan bereketli sular, gül bahçeleri ve servilikler arasinda dolasa dolasa akiyordu. Uzaktan kubbeler, ehramlar, dikili taslar, sütunlar, hasmetli kulelerle süslü sehirler görünüyordu. Bütün bunlarin zirvelerinde birer hilâl parildiyordu. Minarelerin serefelerinden ezanlar, mü'minleri namaza çagiriyordu. Tam bu sirada hizla esen bir rüzgâr çikmisti. Agacin yapraklarini dünyanin bütün sehirleri üzerine, özellikle iki denizin birlestigi, iki karanin kucak açtigi iki dünyayi çeviren bir halkanin en degerli tasi niteliginde olan Istanbul'a dogru savuruyordu. Osman, halkayi (yüzügü) parmagina geçirmek üzere iken uyandi. Böylece, Osman ile Mal Hatun'un birlesmesinden dogacak olan soyun kuvvet ve kudretini tahmin ettirmekte olan bu rüyanin tabiri, genç

savasçinin Edebali'nin kizi ile evlenmesinde araya giren engelleri bertaraf ediverdi. Dügün söleni, hükümdarlarin dügünü gibi degil, Peygamberin seriatina ve gösterdigi örnege uygun olarak yapildi. Iki sevgilinin nikâhini, Edebali'nin müridlerinden müttaki bir zat olan Turud (baska kaynaklarda Turgud) adindaki dervis kiydi. Bu evlilik münasebetiyle olsa gerek ki, Osman Bey, zevcesine (esi) Bilecige bagli Kozagaç adindaki köyün gelirlerini pasmaklik olarak tahsis etmistir. Bilahare o da bu hasilati, tekkeye vakf etmistir. Bu konuda 985 (1577) senesi tarihini tasiyan ve Bilecik kadisina gönderilen bir hükümde söyle denilmektedir: "Bilecik kadisina hüküm ki, ecdad-i izamimdan merhum Sultan Osman Han elayhi'rrahme ve'l-gufran, mesayih-i izâmdan Edebâli merhum'un kerimesin tezevvüc eylediklerinde kaza-i mezbûre tabi" Kozagaç nâm karyeyi pasmaklik ihsan etmegin müsârun ileyha dahi karye-i mezbûrenin mahsûlun zâviyesine vakf edüp âyende ve revendeye sarf olunurken hâla karye-i mezkûrede sâkin olan... Tarihlerde, Osman Bey'in zevcesi olarak gösterilen Mal Hatun veya Rabia Hatun, Seyh Edebali'nin Osman'la evlendirdigi, Orhan ve Alaeddin'in annesi olarak belirtilmektedir. Halbuki Gazi Orhan Bey'in 724 (1324) tarihli vakfiyesinde "Mal Hatun bint Ömer" kaydinin olmasi bu kadinin Seyh Edebali'nin degil, Ömer Bey'in kizi oldugunu göstermektedir. Ayni sekilde birçok tarihteki rivayetlere göre Mal Hatun ve babasi Seyh Edebali, Osman'in vefatindan üç ay önce Bilecik'te vefat etmislerdir. Halbuki vakfiyede ismi geçen Mal Hatun, Osman Bey'in vefatindan sonra hâla hayattadir. Mal Hatun, herhalde Osman Bey'in oglu Orhan'in annesi idi. Osman Bey'in öbür zevcesi (esi) ve Seyh Edebah'nin kizi olan Bâlâ Hun (Bala Hatun) ise muhtemelen Osman Bey'in oglu Alâeddin'in annesi idi.

OSMAN GAZI'NIN SAHSIYETI
Osmanli tarihinin en dikkate layik sahsiyetlerinden biri olan Osman Bey, bir devlet kurucusu olarak tarih sahnesinin önemli kisilerinden biridir. Gerçekten de Selçuklu Bizans hududlarinda tesekkül eden bir uc beyliginin kisa bir müddet içinde büyüyerek tarihin akisini degistirecek bir güç ve kuvvete erismesi, yeni bir din ve kültürün tasiyicisi olarak eski Bizans Imparatorlugunun enkazi üzerinde kurulan yeni devlete Müslüman Türk

damgasini vurabilmesi hadisesi, tarihçiler arasinda henüz tam anlamiyla izah edilememis bir mesele halinde münakasa edilmektedir. Tarihte benzerine ender rastlanilan bir devletin kurucusu olarak Osman Bey ve ondan sonra gelen haleflerinin sahsî meziyetleri bu gelismede büyük ölçüde rol oynamis görünmektedir. nitekim bu konuya dikkat çeken yabanci bir arastirici, Osmanli Devleti'nin kudret kaynagi olarak gördügü üç ana unsurdan birinin hükümdarlarinin sahsiyetleri oldugunu belirtir. Bir devletin gelisip büyümesinde hükümdarlarin kabiliyet, ileriyi görüs, anlayis ve hareketlerinin önemli derecede rol oynadigi bilinmektedir. Bu durum, günümüzden önceki asirlarda daha büyük bir ehemmiyet arz ediyordu. Bu anlayistan hareketle Osman Gazi'ye baktigimiz zaman, onun gerek siyaset, gerek adalet ve gerekse halkina karsi olan sevgi ve merhamet bakimindan devrine göre özel bir yeri oldugu görülür. Bu sebepledir ki tarihler, onun, babasinin yerine geçtikten sonra Karacahisar'daki faaliyetlerinden bahs ederlerken söyle derler: "Osman, bey ünvanini alip beyligin basina geçtikten sonra ikametgâhi olan Karacahisar'daki kiliseyi camiye çevirdi. Bir imam ve hatip tayin etti. Bir de her türlü islere bakmak ve halk arasinda meydana gelen davalari hafta sonu olan Cuma günlerinde karara baglamak için bir Molla (Kadi) seçti. Kayinbabasi Edebali ve dört silah arkadasi (kardesi Gündüzalp, Turgutalp, Hasanalp ve Aykutalp) ile istisare ettikten sonra, Seyh Edebali'nin talebesi olan Karamanli Dursun Fakih'i imam olarak tayin etti. Pazarlarda din ve milliyet farki gözetmeksizin düzeni koruma görevini de ona verdi. Bir Cuma günü Germiyan Türk Beyi Alisir'in tebeasindan bir Müslüman ile Bilecik Rum liderine bagli bir Hiristiyan arasinda çikan kavgada Osman, Hiristiyanin lehine hüküm verdi. Bunun üzerine bütün ülkede Ertugrul'un oglu Osman'in hak ve adalet severüginden söz edilmeye baslandi. Bunun sonucunda da halk Karacahisar pazarina daha çok gelmeye basladi. Sâmiha Ayverdi'nin ifadesi ile "Müslüman Türkler aleyhine hakikatleri degistirmeyi muamele ve âdetleri haline getirmis olan Garpli tarihçiler arasinda bulunan Gibbons, zaman zaman gerçekleri teslimden de geri kalmayarak yakistirmaciliktan vaz geçer. Osmanli Imparatorlugu'nun Kurulusu adli eserinde Osmanlilar aleyhinde iftira derecesine varacak sekilde ifadeler kullanan Gibbons, Osman Bey'den bahs ederken su sözleri söylemekten de kendini alamaz: "Osman, etrafini teshir eden icazkâr bir sahsiyetti. Öyle bir sahsiyet ki, kabiliyetleri itibariyle kendisi ile rekabet edecek olanlar veya kendisinden üstün olanlar bile maiyetinde seve seve hizmet ederlerdi. Osman, isinin erbabi adamlari kullanacak kadar büyük bir adamdi. Orta kirattaki bir çok kimsenin yaptigi gibi, rakiplerini aradan

çikarmak ve etrafina yalniz kendisinden asagi simalari toplamak suretiyle üstünlügünü meydana koymak ihtiyacini duymazdi. Gerek kendini, gerekse baskalarini inzibat altinda tutmayi bilirdi. Bir bina kurucu, binasindan belli olur." Gerçekten, Osman Gazi'nin gerek hak ve hukuk anlayisi, gerekse insanlari belli bir düzen içinde disiplinli bir sekilde çalistirmasini bilmesi, onu zamanindaki birçok idareciden daha üstün bir sahsiyet haline getirmisti. Zira bina kurucu binasindan belli oluyordu. Bu sebeple olsa gerek ki halk, onun idaresindeki sehirlerin pazarlarinda haksizliga ugrama korkusu olmadan alis verisini yapiyordu. Bu da ekonomik bakimdan oldugu kadar sosyal ve idarî bakimdan da komsu ve çevre hükümdarlarin tebeasi bulunanlarin (uyrugunda olanlarin) psikolojik olarak Osman Gazi ile beyligine sempati ve hatta gipta ile bakmasina sebep oluyordu. Osman Gazi'nin, çevresindeki bir çok pürüzü ortadan kaldirip hakimiyetini tesis etmesi de bu anlayisla mümkün olmustur. Nitekim, Osmanlilar hakkindaki ilk Türkçe kaynak olarak kabul edilen Ahmedî'nin manzum eserinde: "Oldi Osman bir ulu gâzi kim ol, Nereye kim vardiysa buldi yol" seklindeki ifadesinden de anlasildigi gibi Osman Gazi, sahsiyeti, anlayisi, hal ve hareketleriyle bütün islerin üstesinden gelmeyi becerebilen nadir sahsiyetlerdendir. Bunun içindir ki vefat edip idareyi oglu Orhan'a biraktigi zaman, babasinin kendisine biraktigi topragin dört mislini ogluna birakmistir. 1281'de Ertugrul Gazi'nin ogluna biraktigi miras 4800 km2'den fazla degildi. Insan, XVI. asirdaki Osmanli Devleti'ni düsündügü zaman bu rakamin üzerinde heyecanla titremekten kendini alamaz. Zira bu toprak parçasi, o muazzam devlet için çok basit ve küçük bir parçadan öteye bir mana tasimaz. Bu topraklar, Bilecik'in Sögüt ve Bozöyük kazalarini, Kütahya'nin Domaniç kazasini, yani en kuzeyindeki çikintiyi, Eskisehir'den Yarimca nahiyesini, yani Porsuk ile Sakarya arasindaki kismi, Eskisehir sehrini disarida birakip sehrin varoslarini yalayacak sekilde ihtiva ediyordu. Osman Bey'in 1324'te biraktigi miras 16000 km2 olmustur. Stratejik fetihlerin hayatî ehemmiyeti bir yana, bu rakamdaki dikkate deger nokta, baba mirasinin 43 yil ugrasilarak üç veya üç buçuk misline çikarilmis olmasidir.

Osman Bey 1291'de Karacahisar'i alip Porsuk'a iyice güney sirtini dayamis, 1299'da Bilecik, Yarhisar ve Inegöl fethedilmis, 1302'de Koyunhisar ve 1301'de Yenisehir alinarak Marmara'ya 15, Iznik Gölü'ne 10 km. yaklasilmistir. 1308'de Lefke (Osmaneli), Gölpazari, Yenipazar, Geyve, Tarakli, Akyazi, bir müddet sonra da Hendek alinmis, Sakarya'nin bütün dogu kiyilari ele geçirilmistir. 1313'te Inegöl'ün kuzeybatisindaki Akhisar alinarak Inegöl-Yenisehir feth edilerek Gemlik Körfezi güney kiyilari, Kestel dahil Bursa'nin bütün varoslari Türklere geçmistir. Onun siyasî dehasina isaret eden Hammer, isim benzerliginden yola çikarak Osman Gazi'yi, Allah elçisi Hz. Muhammed'in üçüncü halifesi Hz. Osman (24-35/644-656)'a benzeterek söyle der: "Peygamberin üçüncü halifesi olan Osman'dan beri, Islâm kanunlarina bagli bulunan ülkelerin tahtlari üstünde bu isimle hiç bir hükümdar söhret kazanmamistir. Bu halifenin, fatih ve kanun koyucu sifaati ile kazandigi nurlu san ve söhret, yediyüz yil sonra, Osman adinin hatirlattigi gibi Ertugrul'un oglunda ve onun daha sonraki kusaklarinda yine parlak bir sekilde gözükecekti." îleride daha genis bir sekilde temas edilecegi gibi o, devlet olmanin geregi olan kanunlarin yürürlüge konup uygulanmasinda, o dönem için devlet erkâni diyebilecegimiz arkadaçlan ile istisare ettikten sonra karara vanyordu. Nitekim Âsikpasazâde'nin ifadesine göre "Bâc-i bazar" denilen pazar vergisinin tarhi böyle bir istisareden sonra olmustur. Keza, o dönem ve daha sonraki asirlarda devrine göre fevkalade ileri bir düsüncenin mahsûlü olan "Dirlik" sistemi de yine onun tarafindan uygulanmaya konmustu. Toprak sisteminin önemli bir bölümünü meydana getiren timar, Osmanli toprak rejiminin temelini teskil eder. Zira bu cemiyette, iktisadî, ictimaî, askerî ve idarî teskilâtlarin tamami büyük ölçüde toprak ekonomisine dayanmaktadir. Toplum hayatinda en küçük vazife sahibinden, devletin basinda bulunan hükümdara varincaya kadar hemen hemen bütün sosyal gruplar geçimini toprak gelirleri ile temin etmekteydiler. Bunun içindir ki Osman Gazi, feth ettigi yerleri silah arkadaslarina dirlik olarak verirken bununla ilgili bazi kanunlar da koyar. Nitekim bu konuda Âsikpasazâde'nin ifadesi ile o söyle der: "Her kime kim bir timar virem âni sebebsiz elinden almayalar. Ve hem ol öldügü vakitte ogluna ve eger küçücük dahi olsa vireler. Hizmetkârlari sefer vakti olicak sefere varalar tâ ol sefere yarayincaya. Ve her kim kanun düzse Allah ondan razi olsun. Ve eger neslimden bir kisi bu kanundan gayri bir kanun koyacak olursa edenden ve ettirilenlerden Allah Teâlâ razi

olmasin". Bu ifadelerden maddeler halinde su sonuçlari çikarmak mümkündür: 1- Hiç kimsenin timari sebepsiz olarak elinden alinamaz. 2- Timar sahibinin ölümü halinde timari ogluna intikal eder. 3- Sayet ogul küçükse, sefere gidecek yasa gelinceye kadar onun yerine hizmetkârlarinin sefere gitmesi gerekmektedir.

OSMAN BEY'IN SIYASI FAALIYETLERI
Daha önce de temas edildigi gibi, Ertugrul Bey'in vefatindan sonra, Kayi boyunun idaresini üstlenebilecek kudret ve vasifta görülen Osman Bey, 23 yaslarinda iken beyligin basina getirilir. Filhakika Osman Bey, babasinin son günlerinde de beylige vekâlet etmekte idi. Onun, beyligin basina getirilmesi, alti asirdan daha uzun bir süre yasayacak olan devlete "Osmanli" adinin verilmesine sebep oldu. Böylece Hammer'in de isaret ettigi gibi Islâm dünyasinda, UI. Halife olan Hz. Osman'dan sonra bir Osman daha tarih sahnesine çikiyordu. Beyliginin ilk dönemlerinde Kastamonu Uc beylerinden Çobanogullari ile irtibati olan ve hatta bir bakima onlara bagli oldugu söylenen Osman Bey'in, Çobanogullarinin gazâ faaliyetlerini durdurmalari üzerine harekete geçip gazaya devam ettigi belirtilmektedir. Osman Bey'in, Uc'larda gazâ faaliyetlerine baslayip liderligi eline geçirmesi, kudret ve nüfuzunun günden güne artmasina sebep oldu. Bununla beraber o, babasi Ertugrul Bey'in Rum tekfurlari ile iyi geçinme siyasetine itina gösteriyor, onlarla dostane münasebetleri devam ettirmek için azamî derecede gayret sarf ediyordu. Fakat bazi Rum tekfurlari onun güçlenmesinden kusku duyup rahatsiz olmaktaydi. Bu sebeple "Imdi bunlari bu vilayetten çikarmazsaniz veya kovmazsaniz ahir (son) pismanlik fayda vermez" gibi sözler söylüyorlardi. Bu tekfurlar içinde özellikle Inegöl tekfuru, komsu tekfurlara Osman Bey'in ileride kendileri için büyük bir tehlike olacagini bildiriyor ve Osman Bey'e bagli Türk kabilelerine bir takim zararlar vermekten geri kalmiyordu. Bunun üzerine Inegöl'ün zaptina karar veren Osman Bey, bir miktar kuvvet ile kaleyi almak için yola çikar. Inegöl tekfurunun Ermenibeli'nde pusu kurdugu ögrenilmesine ragmen Osman Bey, pusu kurmus ve gücü bilinen bu kuvvetli düsman ile

. Bu savastan birkaç gün sonra Inegöl'e yakin bir mesafedeki Kolaca kalesi basildi. Bir sancaklik yer itibariyle saadetimden müsarünileyhe taklid edüp verdim ve buyurdum ki. Asikpasazâde'nin ifadesine göre hicretin 684. muharebe sahasina yakin olan ve adi geçen yerin alt taraflarinda Hamza Bey köyü arazisinde harap bir kervansaray yaninda defn edilir. Bu sehid. Bununla beraber Osman Bey'in kardesi San Yatu da bu savasta sehid düstü(1288). özellikle Karacahisar'in fethinden sonra siyasî bir sahsiyet kazanmis görünmektedir. mefhumun siâr ve disar edünüp serr-i zâlimi. ahalisi teslim oldu ve kale zapt edildi. Uc Beyi olmustur. Bu olay. kiliç ve gümüs takimli at gibi hediyeler de gönderilmisti. Fermanla birlikte kendisine tug. mazlumdan def ve ates-i mezâlimi ruy-i zeminden ref etmesine cidd ve cühd gösterüp. bu basarisindan dolayi Anadolu Selçuklu Sultani'nin kendisine gönderdigi hâkimiyet (beylik) sembollerini (alamet) alarak bir sancak beyi durumuna geldi. bu muvaffakiyetten sonra Karacahisar'i feth etti. Keza 688 (1289) tarihini tasiyan ve Kara Balaban Çavus ile gönderilen ikinci ve daha kapsamli fermana göre artik o. alim ve cahil. Osman Bey. Gerçekten.. (1284) yilinda meydana gelen bu hadise. Saru Yatu'nun naasi. sol ki mukteday-i zat-i adalet simattir mesned-i emânet ve eyalette kemâl-i vekar ve sekine birle temekkün ve karar eyleyüp. Bu çarpismada Osman Bey'in yegeni ve kardesi Saru Yatu'nun oglu Bay Koca sehid düser. Osman Bey. Sögüt'e getirilerek orada babasi Ertugrul'un türbesine defn edildi. Karacahisar tekfurunu da yanina alan Inegöl tekfuru bu sefer yenilmekten kurtulamadi. Bu fermanda Sögüt ve Eskisehir'in ilhaki ile teskil olunan sancaga Osman Sah Bey'in tayin edildigi ve o siralarda Selçuklu hükümetince alinan mirî vergilerin tamamindan muaf oldugu bildirilerek söyle deniyordu: ".. Nitekim o... alem. Domaniç civarinda Inegöl tekfuru ile yeniden karsilasir. Bir müddet sonra Osman Bey. karib ve baid (yakin ve uzak) müsafir ve mücavire cümleten yeksan bakup. Inegöl tekfurunun Karacahisar tekfuru ile ittifakina sebep oldu. Bu muharebe esnasinda Karacahisar beyinin en genç kardesi Latos (veya Kalanos) da öldürüldü.. Feridun Bey Münseati'nda belirtildigine göre Sögüd'ün temlik ve iktasini gösteren ferman 683 (1284) tarihini tasimaktadir. Osman Gazi'nin ilk fethidir. Selçuk hükümdari Giyasu'd-Din Mes'ud.." . fevaidinden behremend olmaga çalisip zaman-i hükümette vadi' (alçak) ve serifgani (zengin) ve fakir. umumî siyaseti cümlesinden olarak uc beylerini taltif ettigi sirada Osman Bey'e de bir ferman göndererek ona Sögüd'ü temlik etmis idi..çarpismaktan çekinmez.

çevredeki Rum tekfurlarini oldukça tedirgin etmeye baslar. mekan ve uygulama için uygun sartlarin bir araya gelmesi neticesinde bir suikast plâni hazirlandi. güzel bir firsat yakaladigini hesaplayarak buna memnun olmus ve dügün yeri olarak kararlastirilan Bilecik'e birkaç saat mesafedeki Çakir Pinari denilen yere gitmisti. Buna göre Yarhisar tekfurunun kizi ile evlenecek olan Bilecik tekfuru dügününe Osman Beyi de davet eder. dügün . Böylece gün geçtikçe durumunu kuvvetlendiriyordu. dügünü müteakib bütün kabilenin yaylaya çikmak zorunda bulundugunu ve eskiden beri oldugu gibi kabilenin bütün kiymetli esyasinin yasli kadinlar vâsitasi ile kaleye gönderilmesine müsaade edilmesini taleb ediyordu. Osman Bey'in dostu olan Köse Mihal'i de kendi taraflarina çekmek istediler. Fakat Osman Bey'i dügüne dâvete gelmis olan Harmankaya Rum Bey'i Mihal. Aksine onlar. Bu müddet esnasinda Osman Bey. Mudurnu ve Göynük taraflarina akinlar yaparlar. Osman Bey'i ortadan kaldirma çarelerini aramaya basladilar. Bu gaziler. günden güne yeni topraklar elde edip basari kazanmasi. Osman Gazi tarafindan fethi ile sonuçlanacak olan bu dügünde.* Bilecik tekfuru. kizinin dügünü esnasinda bu dügüne davet edilen Rum beylerini Osman Gazi ile baristirmak istedi ise de bunda muvaffak olamadi. O zamana kadar her sene asiretin kiymetli esyasini kendi kalesinde muhafaza etmekte olan Bilecik tekfuru bile Osman Bey'in düsmanlari arasina girip onlarin saflari arasinda yer almisti. karsi tedbir aldi. Bu suikastin uygulanmasi için Yarhisar (Yenisehir ile Lefke yani Osmaneli arasinda) tekfurunun kizinin dügünü uygun bir firsatti. Suikast plâni da bu esnada gerçeklestirilecektir.Osman Bey. Fakat civarda bulunan Bizans tekfurlarinin da ona karsi olan düsmanliklari artiyordu. Bu gaye ile Osman Bey. Bu sebeple bunlar. Köse Mihal. dügün hediyesi olarak bir sürü kuzu gönderiyor. Osman Bey'in. 691 (1291)'de Eskisehir civarinda bulunan Karacahisar'i aldiktan sonra Mudurnu taraflarinda bulunan Samsa Çavus ve kardesi Sulamis ile de görüserek bir plân hazirlar. Osman Bey'i durumdan haberdar etmis ve kendisi için hazirlanan suikasti bütün teferruatiyla ona anlatmisti. Tarakli Yenicesi. Buna göre kendisi ile tesrik-i mesai etmis olan Harmankaya Rum Beyi Köse Mihal da olmak üzere Sakarya vadisindeki Sorkun (veya Sorgun köyü). zaman. Bunun üzerine dâveti kabul eden Osman Bey. kuvvetlerini iyi bir disiplinle yetistirmekten geri kalmiyordu. Bu arada da Osman Bey'e karsi bir suikast plani hazirladilar. Bununla beraber savas ve çatisma olmaksizin Mudurnu ve Göynük taraflarina yapilan akinlar üzerinden tam yedi sene geçti. Osman Bey ise asiretin agir ve kiymetli esyasi yerine atlara silah yükleyip 40 kadar yigit ve seçkin gaziyi de kadin kiyafetine sokarak Bilecik'e gönderdi. Bilecik'in.

Ve hem Murad Han Gazi ve Süleyman Pasa dahi onun ogludur. gelin ve ona ait esyanin disinda kalani tamamiyle gazilere dagitti. harp yapmak suretiyle burayi ele geçirmeye muvaffak oldu. Osman Gazi'nin. Ülüfer (=Nilüfer) Hatun oldur ki. Bu dört pare hisarlari yerine mukarrer ettiler. Bu esnada tekfur ve maiyeti de dahil olmak üzere dügün halkinin çogu öldürüldü. Ikisinin dahi atasi Orhan Gazi'dir. Ve bir oglu dahi vardi kim onu göç üzerinde koyup dururdu. 16) Derbendi denilen yerde dügünden dönen Bilecik tekfuruna pusu kurdu ve onu hezimete ugratti. Asikpasazâde. Lülüfer=Nilüfer) Orhan Gazi ol demde yigit olmustu. onu oglu Orhan Gazi'ye verdi kim Ülüfer Hatun'dur. Nilüfer suyu köprüsünü ol hatun yapti. Ol hatun vefat edince Orhan Gazi ile defn ettiler. Geline ait esya ganimet olarak alindi. (Lolofira. Elhasil Osman Gazi dügün eyleyip Nilüfer Hatun'u oglu Orhan Gazi'ye vermek ister. Bu durumda ona hediye takdimine gerek kalmamis oluyordu. Bilecik ve Yarhisar'in fethinin dogurdugu saskinlik ve düsmanin psikolojik durumunun bozulmasindan istifade için derhal Turgut Alp'i bir miktar süvari kuvveti ile Inegöl üzerine gönderdi.münasebetiyle bos kalip ihmal edilecek olan kaleyi zapt edeceklerdi. oglu Orhan'la evlendirdigi Nilüfer ve dügün hakkinda su bilgileri verir: "Osman Gazi. Osman Bey. Yapilan ani bir baskinla kale kusatilip feth olundu. Kalenin tekfuru ile ganimetleri Osman Gazi'ye getirdi. Osman Bey. Sultan UI. Kaleyi kusatma altina alan Turgut Alp. Bununla beraber. müstevli Ilhanli kuvvetlerinin Osman Bey'in Uc Beyligi'ne zarar verme ihtimaline karsi asiret ve oymagin . Kaplica kapisina yakin yerde Bursa hisari dibinde tekyesi var. Ve o suya Nilüfer deyü ad verdiler. Halkin büyük bir kismi da esir alindi. Osman Bey. Daha sonra Bilecik'e dönüldü. Gerçekten de bu karsi plana göre tam zamaninda hareket edip Bilecik kalesini kolaylikla ele geçirdiler. Nilüfer adindaki gelini de bu hadiselerde pek çok yararligi görülen oglu Orhan'la evlenirdi. Bilahere bundan Murad Han Gazi ile Süleyman Pasa dünyaya geleceklerdir. Ilhanli hükümdari Gazan Han kuvvetleri tarafindan esir alinip Iran'a götürüldügünü ögrenir. sabaha karsi Yarhisar üzerine yürüdü. O. Ve hem öyle etti. Alaeddin Keykûbad'in." Miladî 1299 senesinde meydana gelen bu üç fetihten itibaren Osman Bey'in gücü daha ziyade artmisti. yeni fetih haberlerini bildirmek ve alinan ganimetten takdim etmek üzere Anadolu Selçuklu Sultani'na bir adam göndermek üzereyken. bu vak'alarda elde edilen ganimet ile esirlerden. Gazilerinin basarisindan haberdar olan Osman Bey de yanindaki diger gazilerle birlikte Kaldirik (Âsikpasazâde'ye göre "Kildirik" s.

Mogollar karsisindaki zaafini firsat bilen çevredeki diger bazi beylerin nasil bagimsizlik sevdalarina düstüklerini anlatarak söyle der: "Selçuklu Devleti. öyle manevî bir disipline bagli idiler ki. kendisine yurt ve istiklâl tanimak zorunda bulunan Sultan'a karsi. cihad sancagini dikip ülkeler feth etmekle düsman gözünde ürkülecek. gücü ve kudreti ölçüsünde Selçuklu topraklarini korumus. Osman Gazi'nin. Bu gelenek 210 sene devam ettikten sonra Fâtih Sultan Mehmed tarafindan kaldirildi. . Osman Bey. Osman Bey'in. Bunun için tedbirler aldi. Ama Osman Gazi'nin dostlugu geçici olmayip. Binaenaleyh Osmanli Padisahlari. Selçuklu Sultani UI. ülke Mogollarin eline geçmisti.savunma isine önem verdi. dokuma ve demir madenleri ile meshur olan Bilecik'in merkez olmasi düsünülmeye baslandi. Selçuklu hatirasini onlarin bütün hareketlerinde görmek mümkündü. ipekçilik. Hoca Saadeddin Efendi. bu hakikatsizlerin tuttuklari yola gitmekten kaçinmis. savas meydanlarinda korkulacak bir kisi olmustu. Bu hanedanin. Selçuklularin. gönderildigi zaman. merkezini buraya nakl etmekle birlikte Selçuklulara olan bagliligini da devam ettiriyordu. çalinan nevbeti ayakta dinlemis olmasi. geçmis hukuku saymis. Su kadar var ki. daha rahat hareket etme imkânini da buldu. Bunlardan her biri bagimsizlik sevdasma düserek güçleri yettigince ülkelere sahip olmaya basladilar. sancak vs. nimetlerle besledikleri çevredeki beyler. Osman Bey. Gerçekten de Selçuklu Sultani Alaeddin Keykûbad tarafindan bagimsizlik nisanesi olarak davul. Nitekim Osman Bey. Selçuk hanedaninin elinde çok az yetki kalmisti. saltanat ve hayattan çekilinceye kadar siyasî istiklâlini ilân etmemekle. Gerçekten buranin alinmasi büyük bir basari oldugundan Osman Bey. çikis ve yükselis devirlerinin dinamizmi içinde yer alan bu terbiye ve anlayisa aktif bir örnek teskil etmistir. Selçuklulara olan bagliligindan bahs ederken. sahsî ve nazarî kaliplar halinde birakmayip devlet bünyesinde de ifade bulan bir anlayis olarak cemiyete mal etmistir. Mogollara yenilince Selçuklularin parlakligi gitmis (yildizi sönmüs). o. bes vakit namaz esnasinda mehterhane çalindigi zaman onu ayakta dinlemislerdir. Alaeddin Keykûbad'in yoklugunun meydana getirdigi bassizlik ve serbestlik üzerine." Firhakika gerek Osman. Bu sebeple. fetih faaliyetlerine devam etmek üzere Uc Beyligi merkezini buraya nakl eder. Osmanlilarda önemli bir gelenek (an'ane) haline gelerek ikiyüz sene muhafaza edilmistir. artik onlara boyun egmez hale geldiler. gerekse ondan sonra gelen halefleri. edep ve irfani. Bu sebeple Selçuklularin tabiî varisi olan Osmanli Beyligi.

bu sebeple Osman Gazi'nin emâret ve riyasete (emirlik ve reislik) getirilmeye hak kazandigini söylüyorlardi. Bizans'a karsi cihad ve gaza isi ile mesgul olup onlara galebe çalan Osman Bey'in bulundugu yere yönelerek onun yanina geldiler. Bu sebeple onlar da Osman Bey'in çevresinde yavas yavas toplanmaya basladilar. Osman Bey'in. . yürüttügü gaza hareketlerinde büyük basarilar elde etmesi. Anadolu'nun diger bölgelerindeki gazilerin de gelip etrafinda toplanmalarina sebep olmustu.OSMAN GAZI'NIN BAGIMSIZLIK KAZANMASI 699 (1299) yili gerek Osman Gazi. Osman Bey'in topraklan idi. Bunun için de en müsait yer. Böylece buralarda hizmet ve is imkâni da bulacaklardi. Selçuklu Sultani'nin ugradigi agir muamele karsisinda Selçuklu emir ve askerleri dagilip baska yerlere gitmek zorunda kalmislardi. Ayrica Selçuklu ve Beyliklerin topraklarinda göçebe bir hayat yasayip Mogollara tabi olmak istemeyen Türkmen asiretleri de beyleri ile birlikte Osman Bey'in ülkesinde yasamaya ragbet ediyorlardi. Bu bakimdan tarihler onun bu yilda bagimsizligini ilân ettigini ve artik "Han" olarak halki etrafina toplayip devlet müesseselerini islettigini anlatirlar. Beri taraftan Selçuklu devletinin ugradigi zaaftan dolayi bulunduklari yeri ve hizmetleri terk ederek bassiz kalan bir kisim Selçuklu ümerasi da kendilerine bir bas ve siginilacak bir yer ariyorlardi. Türkmen kabilelerinin reisleri ve Selçuklu Devleti bölgesinden gelen muhacirler (göçmen) toplanip: "Mogol istilasi Selçuklu memleketlerinde karar kilmis ve devam etmektedir. Artik Selçuklu devleti münkarizdir. Bunlardan büyük bir kismi ve bilhassa kiliç erleri. Düsmanlari kuvvetlidir. Mogol (Ilhanli) Devleti'nin istilasina maruz kalmaktan endise ediyor ve Sultan'in esir olarak Iran'a götürülmesinden sonra Selçuklu Devleti'nin artik sona erdigine kani bulunuyorlardi. bu durum karsisinda hükümdarligin mesru olarak Kayi Han evladina düsecegini. Nihayet oymak beyleri. Osman Bey'in reislik yaptigi asiret ve oymaklar. Selçuklu Devleti'nin hududlarinda ortaya çikan Uc beylikleri ve bilhassa garptakiler. Fetihler ve meydana gelen bazi olaylar. Osman Bey'in mintikasina gelerek onun daha da kuvvetlenmesine yardimci olmuslardi. gerekse genç ve yeni devlet için birçok bakimdan önemli bir yil olmustu. Böylece hududlardaki Türkmenler ile Mogollardan kaçip Uc'a gelen Türkler. Osman Bey'in önemli kararlar almasini gerektiriyordu.

Buna muktedir degillerdir. Süleymansah dedem de ondan evvel geldi. hem de dindar ve müslümandir" deyip onu basa geçirdiler. Sorup muradlarini ögrendi. Dursun Fakih "Hanim! Sultan'dan izin gerektir" der. fiilen ve hukuken devlet reisi olarak padisah olmustu. Osman Bey de bu umumi arzuya uydu ve karari kabul etti. Eger bu vilayete (ülkeye) ben onlardan önce geldim derse. böylece düsmanlarin ve zalimlerin bu taraflara müdahalesi önlenebilir. Âsikpasazâde bu konuda söyle der: "Karacahisar'i alinca sehrin evleri bos kaldi. O. hem Kayilardandir.Hâlen Selçuklu Sultanlarindan hiç birisi Ilhanli Devleti'nin elinden mülkü geri almaga gelmedi." . O. Osman Gazi de verdi. Bu uc memleketlerin korunmasi ve himayesi ise kuvvet. O da gelip Osman Gazi'nin kayinatasi Edebali'ya söyledi. istiklâlini ilandan sonra büyük bir dikkatle Mogollarin hareketlerini gözetlemeye basladi. Bu durum her tarafa da böylece bildirilmisti. gibi müesseselerini tanzim etmesi ve bunun için gerekli tedbirleri almasi tabiî idi. kudret. Dursun Fakih denilen aziz bir kisi vardi. iktidar ve liyakat sahibi bir sultanin istiklâl ile hareket etmesini zaruri kiliyor. Osman Gazi: "Bu sehri kendi kilicimla aldim. iyi ahlâk. Bununla beraber bu zaman zarfinda Osman Gazi'nin. Germiyan vilayetinden ve baska yerlerden bir hayli adamlar geldi. Pazar da kurdular. O. sosyal ekonomik vs. Bunda Sultan'in ne dahli var ki ondan izin alayim? Ona sultanlik veren Allah. ben Selçuk hanedanindanim derse ben de Gök Alp neslindenim. hukukî. Türkmen boy ve kavimleri arasinda haseb ve neseb. Halk toplanip "Cuma namazi kilalim ve bir kadi isteyelim" dedi. bagli bulunduklari Selçuklu Sultanligi'nin hayatina son veren Ilhanli Devleti tarafindan kendileri hakkinda nasil bir hareket takib edilecegini beklemeye basladilar. Eger o. Iste Osmanli Devleti'nin istiklâli bu hadise ile (1299) basladi. secaat ve semahat ile buna layik olan Osman Bey'dir. bu yeni devletinin dinî. Bu merasim ile Osman Bey. Bu ona itaatin bir delili idi. Osman Gazi'den evler istediler. Ona baglilik merasimi Oguz han töresine göre yapildi. Kisa bir zaman içinde mamur oldu. Durumlarini ona söylediler. "Size ne lazimsa onu yapin" dedi. hem Kayilardan semahat ile buna layik olan Osman Bey'dir. Herkes Osman Bey'in önünde diz çöktü. bana da hanlik verdi. halka imamlik ederdi. Daha söz bitmeden Osman Gazi geldi. Birçok kiliseyi de mescid yaptilar. Eger minneti su sancak ise ben kendim dahi sancak kaldirip kâfirlerle ugrastim. Kendisi de dahil olmak üzere müstakil veya yari müstakil uc beyleri. Osman Bey.

elde ettigi ganimetlerin beste birini ona göndermekle. . rizasini alarak veliahdi olmak amacini güttü. Selçuklu sultanina bagli kalmis. Osman Gazi de Sultan Alaeddin zamaninda her ne kadar bir nevi istiklâl bulmussa da lakin edebe riayet ederek. Sultan Osman. Alaeddin'le bulusmak. Bilecik'in feth edilmesinden nice yillar öncedir. Bazilari. "Sultan Alaeddin"den davul ve bayrak gelmesi. nezdine gitmek hazirliklarini yaptigi sirada. senlenmisti. bu sultan U. Karacahisar'a da Germiyan'dan ve baska yerlerden hayli Müslümanlar gelmis. yerine sarf edilmek üzere onun hazinesine göndermisti. Bunun tarihi hicretin 699 (1300)'unda vaki oldu. Akdemirle gönderdi" dediler. O. o da ganimet malindan 1/5 (beste bir)'ini ayirarak hadsiz (hesapsiz) hediyeler ve nihayetsiz armaganlarla (birlikte) Konya'ya giderek. (M. hutbeyi ve sikkeyi yine sultan adina kilmisti. bayrak (alem) ve kiliç göndermisti. Gerçekten. Osman bunu isitince "hüküm yüce ve ulu Allah'indir" diyerek derhal buyurdu: Dursun Fakih'i Karacahisar'a hem kadi hem de hatip yaptilar. Osman Gazi adina okunan ilk hutbe.Halk razi oldu kadiligi ve hatipligi Dursun Fakih'e verdi. Karacahisar alindigi vakit. onun gönderdigi hükümranlik nisânelerini almakla birlikte ona karsi saygisizlik mânâsina gelebilecek bir harekete tevessül etmekten kaçinmisti. Zira bu Dursun Fakih bir aziz kisi idi. Edebali ile de tanisikligi vardi. Sultan Alaeddin'in öteki dünyaya intikal ettigi (öldügü). Cuma hutbesi ilk önce Karacahisar'da okundu. Daha önce de temas edildigi gibi Osman Gazi. Nesrî. Hatta. onu devletin yegane reisi olarak tanidigini ve Islâm hukuk anlayisina göre "Beytü'l-mal" hakki olan bu miktarin. bu Feramürz oglu Alaeddin Keykûbad'in oglu yoktu. oglu kalmadigi için yerine veziri Sâhib'in geçtigi haberi geldi. sancak. Zira. Halka imamlik ederdi. 1289) senesidir. Feridun Bey'in Münseâtinda da belirtildigi gibi Selçuklu Sultani Alaeddin b. Feramürz'dan mensurla birlikte kendisine gönderilen davul. Osman Gazi'nin istiklâli ve Selçuklu Sultani Alaeddin'den kendisine gönderilen hükümranlik nisaneleri hakkinda söyle der: "Hülasa Osman'a davul ve bayrak gelince. Osman'i hemen (hemen) oglu yerinde görerek (ona) davul. kiliç gibi hükümranlik alhameti olarak kabul edilen bu esyanin gönderilme tarihi hicretin 688. Karacahisar'da okundu.

Osman gazi çok kizdi: "Bir kisinin kazandigi. Bütün bunlarin yapilmasinda çevresindeki arkadaslarinin görüslerinden de istifade ediyordu. bir Germiyanli'nin teklifi üzerine kabul edilmistir. Görüldügü gibi dönemin ekonomik ve sosyal sartlarina göre devlet ile idare için önemli bir gelir kaynagi olan ve "Bâc-i bazar" denilen vergi. bir nesnecik vereler." Osman Gazi: "Mâdem ki siz öyle diyorsunuz öyleyse pazara bir yük getirip satan herkes iki akça versin. O kisi hana varip sözünü söyledi. Bütün vilayetlerde vardir ki padisah olanlar alir" dedi." dedi. Sana ziyanim dokunur. bagimsizligini (istiklalini) ilân edip kendisi adina hüküm verecek olan kadi ve yine kendi adina hutbe okuyacak hatib tayin ettikten sonra. Halk. Osman Gazi. ogul ve silah arkadaslarina dirlik olarak verdi. baska beyliklerin vatandaslarindan olan insanlarin fikir ve uygulamasini da dikkate almisti. O adam: "Hânim! Bu töredir. Nitekim Osmanli döneminin ilk vergisi diye kabul edebilecegimiz bâc ile ilgili kanunu yürürlüge koyarken sadece kendi çevresinin degil. O adam: "Töredir hânim. Osman Gazi'nin uygulamaya koydugu kanunlardan biri de daha önce temas edildigi gibi timarla ilgilidir." dedi. Germiyan'dan birisi geldi. Bunun üzerine halk dedi ki: "Hânim! Bu. Keza onun hükümranliginin taninmasi da bu sekilde olmustu. devlet olmanin gerektirecegi yeni kanun. "Han'a git" diye cevap verdi. Bu konuda en eski kaynaklardan biri olan Âsikpasazâde söyle der: "Kadi ve Sübasi konuldu. Bu teklifin kabulünde Osman Gazi'nin yakin arkadaslari da tesirli olmus görünmektedirler. var git artik bana bu sözü söyleme. "Bu pazarin bâcini (vergisini) bana satin" dedi. Kim bu kanunu bozarsa Allah onun dinini de dünyasini da bozsun" dedi. pazar beylerine âdettir ki. Savasa istirak karsiligi (daha sonra genellikle eskinci timari) olarak verilen timarlarin sahipleri sefer aninda harbe gitmek zorunda idiler. Osman Gazi sordu: "Bâc nedir?" Adam dedi ki: "Pazara ne gelse ben ondan para alirim. nizam ve sistemleri yürürlüge koyup yerlestirmek zorunda idi.Osman Gazi. Halk kanun ister oldu. baskasinin olur mu? Onun mülkünde (malinda) benim ne dahlim var ki ondan akça alayim. Bre kisi." Osman Gazi: "Senin bu pazara gelenlerde alacagin mi var ki akça istersin?" dedi. ezelden kalmistir. Bu cümleden olarak Karacahisar . biraz önce belirtilen kanunlari uygulamaya koyduktan sonra eskiden beri Oguzlarin âdeti üzere elde edilmis olan yerleri kardes. Osman Gazi: "Tanri mi buyurdu yoksa beyler kendileri mi yapti?" diye sordu. Satamayan ise bir sey vermesin.

Devleti için Yenisehir'i merkez ve adaletin duragi edinerek askerlere konaklar yaptirip mescid ve hamamlar insa ettirmeye yöneldi. Dündar Bey. Yarhisar'i Hasan Alp'a verdi ki bu da yarar bir yoldasti ve kendileri ile birlikte gelmisti. Osman Gazi'nin dirlik olarak verdigi yerler hakkinda su bilgileri verir: "Osman Gazi 701 (1301-1302) tarihinde hükmü altinda bulunan bel-delere keremli çocuklarini ve güzel yaradilisli beylerini tayin etti. Yarhisar'i Hasan Alp'a ve Inegöl'ü Turgud Alp'a verdi. savaslarda yararliliklari görülenler ile güvendigi kimselere tevcih etti. . hem de Bilecik kalesine hakim oluyordu. Bu esnada (1302) söyle bir hadiseden bahsedilir: Osman Gazi. bir müddet sonra Köprühisar'a yöneltildi. hem beylik ailesine nezaret ediyor. Köprühisar'in çevresi yagmalanmakla birlikte kale zapt edilemedi. Gaza faaliyetlerine devam edip ülkesini genisletmek isteyen Osman Gazi'nin akinlari. Kendisi Yenisehir'e giderek gazilere ev yapiverdi. Simdi dahi o azizin adi anilir. bu sehrin gelirini de seyhin harcamalarina ve çevresindeki fakirlerin ihtiyaçlarina sarf edilmek üzere ayirdi. Sübasiligini kardesi Gündüz'e verdi. kuvvetleri arasinda bozgunluk ve tefrika çikarmaya sebep olacak bu hareket karsisinda. Bu görüsünde de israr edip harbe mani olmak ister. Bu uygulama ile Seyh Edebali. Hanimini Bilecikte babasi ile birlikte birakti. Sultanönü demekle meshur olan Karacahisar sancagini Orhan Gazi'ye verdi. Kayin atasi Seyh Edebali'ya Bilecik ösür ve resimlerini (vergi) verdi. Hoca Saadeddin Efendi." Görüldügü gibi. Eskisehir'i Gündüz Alp'a. Bu arada Iznik üzerine yapilabilecek bir harekatin tertip ve tanziminde elverisli bir konumda bulunan Yenisehir'i de hükümet merkezi olarak seçti. Inönü kalesini Aygud Alp'a. seferin aleyhinde bulundugu görülür. Beyligini bes idare bölgesine ayirdi. Inegöl yöresinde köyleri var ki ona "Turguteli" derler. Köprühisar'inin alinmasi bir taraftan Germiyanogullarinin. Inegöl mintikasini Turgut Alp'a verdi. Bilecik kalesini ailesinin ikamet mahalli olarak seçen Osman Gazi. Içerdekiler mahsur kaldi. Bunlari.sancagi ki ona Inönü derler oglu Orhan Bey'e verdi. Osman Bey. öbür taraftan da Rum tekfurlarinin düsmanligini celb edecegini söyler. Ogullarindan yigit Alaeddin Pasa'yi keremli ve faziletli annesi ile birlikte Bilecik'te Seyh Edebali'nin yaninda biraktigi gibi. fethini lüzumlu gördügü Köprühisar üzerine hareket etme tesebbüsüne geçecegi ve bu hususta gaziler ile beylerin de ayni fikirde olmalarina ragmen amcasi Dündar Bey'in.

Osman Bey'in. Bunun için uzun bir müddet ugrasmak gerekiyordu. Yenisehir ovasinda topladigi kuvvetlerini alarak Köprühisar'a gelir. . Iznik'in devamli sekilde tazyik ve baski altinda tutulmasini temin maksadiyla güneyindeki dagin etegine bir kale insa olundu. Osman Bey. Bu savaslarin sonunda yurduna dönen Osman Gazi. Osman Bey de Köprühisar fethinden döndügü zaman bu emri almisti. Osman Gazi'nin ihtiyar amcasina karsi böyle bir hareketine mani bulunamayacagini ileri sürenler de vardir. Bunun üzerine Osman Gazi de kendisini yerinde birakti. Bunun üzerine oglu Savci Bey'i bir miktar askerle gönderdi ise de kisin siddetli ve yollarin kapali olmasindan dolayi bu askerî birlik geri döndü. 1303 senesinde Yenisehir'den Iznik üzerine hareket etti. Harekattan haberdar olan bazi köylerin halki. fethi çabuklastirmak için askerlerine yagmaya müsaade ettigini bildirir. Nihayet Osman Bey. Anadolu'daki diger gazilerin gelip etrafinda toplanmalarina sebep oldu. Bununla beraber çok müstahkem ve muhafizlari da kalabalik olan bu mühim kalenin zapti pek kolay görünmüyordu. diger taraftan da akincilar çevre köylere akinlarda bulunuyordu. Halkin evlerine ve mallarina dokunulmadi.rivayete göre aniden sinirlenerek amcasini okla öldürür. Burasi Iznik'in fethinden sonra yikilmis fakat harabesi XVI. Nesri'nin bu kaydini mubalagali ve hatali bulanlar. Daha önce de Osman Bey'in bagimsizlik hareketinden bahs edilirken temas edildigi gibi bu esnada Ilhanli hükümdari Gazan Mahmud Han. bilahare seferin ikmalini emîrlerinden Çoban Bey'e havale edip Tebriz'e dönmüstü. Osman Gazi. Böylece gerek Iznik. Muhasaranin kaldirilmasina karar verilmekle beraber. Rum tekfurlarina karsi basari ile yürüttügü gaza harekati. Bunun üzerine yapilan kuvvetli bir hücumla kale feth olunur. Halka sulh (harb etmeksizin. gerekse çevresi sikistirilmis oluyordu. dinlenmek üzere bir müddet bekledikten sonra Iznik üzerine yürümüstü. Misir'daki Memlûk Devleti'ne karsi hareket ile Haleb'e gelmis. kendi ülkelerinde yari müstakil ve civardaki Bizanslilar ile harp ve sulh etmek haklarina sahip Anadolu beyleri için bir vecibe kabul ediliyordu. Içine levazim ve mühimmat konulan bu kalenin dizdarligi Taz Ali adinda gazi bir yigide havale edildi. asra kadar ayakta kalmistir. Yolu üzerindeki Marmara'ya gelince buranin tekfuru itaat edip el öptü. Iznik kalesine siginmisti. Fakat Anadolu beylerini de onun maiyetinde bulunmaya memur etmisti. Ilhanli hükümdarindan gelen bu neviden emirlere itaat. Çok siddetli bir çarpisma olmasina ragmen halkin hayatina dokunulmaz. baris) yolu ile teslim olmasini teklif eder. Bu teklifin kabul edilmemesi üzerine muhasara ve cenk baslar. Bir taraftan Iznik muhasara edilirken. Böylece Ilhanli hükümdarinin emri de yerine getirilmis oldu.

Bizans Imparatoru ile komsu Rum beylerini harekete geçirdi.Osman Bey. Bursa tekfuru. Bu toplantida basta Bursa Rum valisi olarak Atranos (bugünkü Orhaneli kazasinin merkezi olan Adrianos kasabasi). Bu yüzden kuvveti sayica çok az olmasina (bes bin civari) ragmen bu müttefik orduyu Koyunhisari (Izmit'in Kuzey Dogusunda eski bir kale Baphaeon) mevkiinde karsilamaya karar verdi. Iznik kusatmasindan döndükten sonra bir müddet hareketsiz kalir. Tarihçi Hoca Saadeddin Efendi bu siddetli çarpismayi söyle tasvir eder: "Kirilasica düsman edince cûs u hurûs Saflar kaynayip deniz misali eyledi cûs" . Buna göre tekfurlar büyük kuvvetler toplayarak ani bir baskinla bu tehlikeyi ortadan kaldirmaya karar verdiler. muharebeye girmekten çekinmedi. Madenos. Bursa tekfurunun reisligi altinda bir ittifakin kuruldugunun duyulmasindan sonra bozulacakti. onlara uzun bir hitabede bulunarak Osman Gazi ve devletinin kendileri için nasil büyük bir tehlike oldugunu anlatmakla kalmamis ayni zamanda birbirleri ile nasil yardimlasacaklarini ve günden güne büyüyen bu tehlikeyi nasil bertaraf edeceklerini de bildirmisti. Bu muharebede iki taraf ta çok zayiat verdi. Kete (Kite. Zira o dönemde. casuslari vasitasiyla beyligi aleyhine düsünülen bu baskindan zamaninda haberdar oldu. Bu sebeple 1306 senesinde kendi aralarinda bir toplanti yaptilar. Bu muharebe. KOYUNHISARI MUHAREBESI ve SONRASI Osman Gazi ve beyligi için büyük bir ehemmiyeti haiz olan Koyunhisari muharebesi. Mamafih bu sükûnet hali. Osman Bey ve arkadaslarinin basarilan. Az ve fakat çevik bir kuvvetle hazir bekleyen Osman Bey. halen Bursa'da bir köy) Bednos (Mednos. Osman Gazi. Bu arada Bizans'tan da Muzalon komutasinda iki bin kadar yardimci bir kuvvet geldi. döneminin strateji bakimindan en önemli muharebelerinden biridir. Bunun sebebini Gazan Mahmud Han'in yerine Ilhanli hükümdarligina geçen Olcaytu Muhammed Hudabende Han'in. Anadolu beylikleri hakkinda takib edecegi siyasetin gelismesinde aramak lazimdir. Osman Bey'in Iznik sehrini baski altinda tutmasi üzerine ilk defa Bizanslilarla karsi karsiya gelmesine de sebep olmustu. Karamanogullari beyligi Ilhanlilar tarafindan siddetle cezalandirilmisti. Bursa'nin kuzey batisinda bugünkü Balat köyü) ve Kestel tekfurlan bu toplantida hazir bulunmuslardi.

Bursa'nin kuzey tarafi hariç olmak üzere üç taraftan yolu kesilip tek basina ve yalniz birakildi. Kara Ali."Yigitlerin oklari. güzellerin gözleri gibi fitneler saçmaya. kuvvetli bir savunmaya sahip olan Bursa'ya deniz yolu ile Bizans'tan yardim malzemesi gelmeye devam ediyordu. Osman Bey kuvvetlerinin. Islâm ordusu yeni bir basari ve zafer kazanmisti. takib edildi. Bu esnada Ulubat Gölü'ndeki Alyos Adasi Aygut Alp oglu Kara Ali Bey tarafindan sulh yolu ile feth olunmustu. Ancak gerektigi zaman nehrin denize döküldügü yerden kayiklar ile karsi tarafa geçerlerdi. gerekse onun halefleri zamaninda bu söz tutularak adi geçen köprüden geçilmedi. Gerçekten de gerek Osman Bey'in hayatinda. Osmanli kuvvetlerinin duraklamasina sebep olduysa da bizzat Osman Bey'in ileri atilip orduyu tesyi etmesi sonucunda düsman geri çekilme zorunda kaldi. bozdoganlarin vuruslari altinda kirilmis. kan deryasina gömülen kara kafalarinda yuva kuran fesad tohumlari. Adanin içinde büyük bir kilise bulunuyordu. Böylece Bizans tarafindan da desteklenen birlesik ordu maglub oldu. Osman Gazi'nin yegeni ve Gündüz Bey'in oglu Aydogdu sehid oldu. Maglubiyeti kabul edip çekilen düsman ordusu. bu rahibi ailesi ile birlikte Osman Gazi'nin huzuruna getirdi. rahibin güzel kizini Kara Ali ile evlendirdi. Dinboz (Sogukpinar Nahiyesine bagli bir köy)'a kadar sürdü. Osmanlinin keskin kilici asiklarin kirpikleri gibi kanlar dökmele. Bursa ve Adrenos tekfurlari kendi kalelerine çekildiler. Buna göre Osmanli kuvvetleri Ulubat nehri köprüsünden geçmeyeceklerdi. bu tekfura karsi büyük bir kin ve hinçlari vardi. halk arasinda çok söhretli bir kimse kabul edildiginden evi kutsal bir mekân olarak ziyaret ediliyordu. Koyunhisari muharebesi sonucunda. Bu takib. ugursuz düsmanin kelleleri boru ve davul nagmeleri ile oynamaya baslayinca. Gerek bu vak'a gerekse Osman Bey'in kuvvetlerinin azligi. Kestel ve Bednos tekfurlari burada maktul düstüler. Burada yeniden siddetli bir çarpisma meydana geldi. Osman Bey kuvvetleri. Osman Gazi. Bununla beraber. Bu muvaffakiyet." Gerçekten çok çetin geçen bu savasta. Bu kilisenin rahibi. Kite tekfuru ise Ulubat tekfuruna sigindi. . Böylece Kite beyinin öldürülmesi ile bura ve Kestel de Osman Bey'in beyligine katilmis oldu. Osman Bey'in çevresinde hatiri sayilir bir Bey haline gelmesine sebep oldugu gibi düsmanlarinin da kendisinden çekinmesine sebep olmustu. Bununla beraber artik Izmit yolu da Osmanlilara açilmis bulunuyordu. Bursa önüne kadar akin yapiyorlarsa da uzun müddet devam edecek bir muhasarada bulunamiyorlardi. Tekfur. Bu sebeple onu takib ederek Ulubat tekfurundan teslimini istediler. kale halkinin istek ve israrlarina dayanamayarak bir sartla onu teslim edebilecegini söyler.

Osman Bey'e müstakbel esi Ilhanli hükümdarinin kirk bin kisi ile hududa dogru ilerledigi seklinde haber göndermesi de bir sonuç vermedi. güçlü bir sekilde ortaya çikan bu yeni hareket karsisindaki tavri ile ilgili olarak Gökbilgin de söyle demektedir: "Bizans Imparatoru. Bizans'a yardima gönderecek oldu. Aradan bir iki sene geçti. diger taraftan öteki uclardaki Türk beylerinin Bizans kale ve topraklarina olan hücumlari sonucunda kazandiklari basarilarindan telasa düsen Bizans Imparatoru Ikinci Andronikos. Türkleri tehdide tesebbüs etmis ise de bunun pek fazla müsbet bir neticesi görülmedi. Bu sebeple Bizans topraklarina akinlar siklastirildi. Bunun için Osman Bey." Osman Gazi. Her ne kadar Ilhanli hükümdari. Maria'nin. bu defa da prenses Maria'nin. Bu sayede Osmanli tehlikesinden kurtulmus olacakti. bütün bu basarilarindan sonra biraz dinlenmeye ve halkinin idaresi ile daha iyi mesgul olmaya baslamak için Yenisehir'e dönmüstü (1310). Bizans Imparatorunun. Le Beau.) seferber ederek. tehdidini bilhassa Osman Gazi'ye tevcih etmesi. kizkardesi prenses Maria'yi Ilhanli hükümdarina vererek Mogollarin yardimlarini kazanmak istiyordu. Bu sihriyetten (akrabalik) memnun olan Ilhanli hükümdari. faaliyetlerine devam ederek Iznik ile Izmit yolu üzerinde olup Iznik'in en mühim karakolunu teskil eden ve Türkler tarafindan Karahisar denilen Trikokiya (Karahisar)'yi aldi. bilakis daha cür'etli hareket etmeye basliyordu. bu defa da Ocaytu Muhammed Hudabende Han'a nisanlamis idi. Iznik'i sikistirmaya basladi. tasavvura göre hem Osman Gazi'ye karsi. Bati Anadolu'daki sehir ve kaleler. hem de Bati Anadolu'daki Türk beyleri tarafindan sikistirilip muhasara altina alinan Efes. Bu ordu. Zira Ilhanlilar bu sirada hem içerde mesgul hem de hariçte Memlûk sultani ile mücadele halinde bulunduklarindan uclardaki harekâta bakacak durumda degillerdi. Temmuz 1308'de gerçeklesen bu fetih sayesinde Osman Bey. Bu zaman zarfinda bir devlete yarasir . fasil 53'ten naklen bu ordunun otuz bin kisilik bir kuvvet oldugunu belirtir. Fakat daha önce bu konuda uc beylerine yapilan ikaz ve ihtarlar herhangi bir fayda saglamadigi gibi. bu taraftaki akinlarin siddetinden ve bu yerlerin de imparatorluk merkezine çok yakin olmasindan ileri geliyordu. birer birer Türklerin eline geçiyordu. Mogol yardiminin bir an önce gelmesi için Iznik'e gelerek. büyükçe bir orduyu (Uzunçarsili. Osman Bey ise bu kadinin kullandigi magrurane tavir ve lisandan hiç ürkmüyor. Türk fütûhatindan kurtarilmasi için daha önce Mahmud Gazan Han'a nisanladigi hemsiresi (kizkardesi) Maria (Meryem)'yi. 105.Bir taraftan Osman Bey'e bagli kuvvetlerin faaliyetleri. XXIII. Köyler yagmalanip birçok esir alindi. Tire ve Salihli gibi Bizans sehir ve kalelerini kurtarmak vazifesi ile görevlendirilmisti.

Allah'a hamd ve minnet olsun. Bu harekatin sonunda Lefke ve Mekece hisarlarinin tekfurlari da . eger müslüman olursa ne alâ. artik Abdullah Mihal olmustu. Osman Gazi huzurunda hazir oldu. Bu karardan sonra hemen Köse Mihal'e haber göndererek "Hemen gelesin. Müslüman olayim" dedi. Bundan sonra harekât. Osman Bey. bütün gaziler hazirdir. bu haberi alir almaz hazirliklarini tamamlayip süratle geldi. büyük seferimiz vardir. Köse Mihal. Buradaki tekfur. eger o Müslüman olmazsa evvela onun memleketi Harmankaya'yi çevresi ile birlikte talan edelim" dedi. Böylece Köse Mihal. Daha önce idare ettigi yerleri tekrar ona birakarak kendisine bir sancak verdi. bundan sonra Germiyanogluna karsi müdafaa ve muhafaza etmek üzere. kâfir maglub oldu. vaktiyle Selçuklu sultaninin Osman Gazi'ye göndermis oldugu sancaga bir nazire gibi idi. Böyle bir hareket. Islâm'i kabul etsin. Osman Bey'i karsilamaya çikarak itaat ettigini bildirdi. Lefke (Osmaneli) irmagi vadisine intikal ettirildi. Osman Bey. Ona karsi olan sevgi ve muhabbeti bir kat daha artti. Simdiden sonra. Osman Bey. Öbür oglu ise daha önce belirtildigi gibi anasi ile birlikte Bilecik'te idi. Germiyan'dan gelebilecek tehlikeye karsi tedbir aldiktan sonra kilavuzlukta kullandigi Köse Mihal'in delâleti ile Hakk'a (Allah'a) siginarak Leblebici Hisari (Lubluce) denilen ve Ulu Dag'in eteginde bulunan Cubuclea kalesi tarafina akina basladi. Bunun üzerine Osman Bey. Gaza ile mesgul olmak gerek" dediler. seni bekliyoruz" dedi. Bütün beyler ve pasalar bu ihtidaya sevindiler. her nereye derseniz gidelim. ona agir (kiymetli ve pahali) bir hil'at verdi. Bundan sonra zafer kazanmaya ve galip gelmeye alisik olan gaziler 713 (1313) senesinde bir araya toplanip Osman Bey'e hitaben: "Ey Gazi Han. gerektigi sekilde sadakat ve feragat gösteren Köse Mihal. Ayrica tekfurun ricasi üzerine ogullarinda birini yanina aldi. Köse Mihal'e sancak verilmesi. Oglunu da hizmetine aldi. O zamana kadar Osman Bey'le yaptigi ittifaktan ayrilmayan. El öptükten sonra Osman Gazi'ye kalbinin bütün samimiligi ile: "Bana iman arzet.sekilde düzen kurulup egemenlik saglamlastiriliyordu. Bu tesvik üzerine Osman Bey: "Evvela Köse Mihal'i davet edelim. oglu Orhan Bey'i Saltuk Alp ile birlikte Karacahisar'a gönderdi. vakit kaybederek bos oturmak size reva degildir. Köse Mihal de maiyyeti beylerinden biri telakki edebilecek bir muameleye tabi tutuluyordu. Osman Gazi'nin önünde Müslüman oldu. Böylece kendisi hükümdar. Osman Bey tarafindan ilk defa yapiliyordu. onu yerinde birakti.

Gaziler. fakat kalenin sikistirilmasi üzerine müdafaa edemeyecegini anlayinca sarp bir kaya üzerinde bulunan Karacebesi hisarina kaçti. hükümet merkezine dönmesini gerektiren acil ve önemli bir hadise zuhur etti. birkaç bin süvari ile karsilik verdiginden siddetli bir harp oldu. Çoban Bey idaresinde büyük bir ordunun Anadolu'ya sevkedildigi hakkinda alinan haberdi. Burasi sarp ve geçilmesi zor bir derbende sahipti. halen Osmaneli köylerinden biri olarak bilinmektedir. Yeni feth edilen bu yerler hakkinda bilgisi olan Samsa Çavus. Gazilerin hareketini haber alan tekfur. Bol ganimet elde ettiler. Bu ordunun kime ne zaman taarruz edecegi bilinmediginden zamaninda tedbir almak gerekiyordu. Yenisehir'e dönmesini gerektiren olay.itaat arz ettiler. cemaat kendi milletlerine rücu' göstereler" diye düsüncesini açiklayarak buralarin kendisine verilmesini istemis ise de Osman Bey. bu tekfurlarin itaatlerinin kerhen (zorla) oldugunu. Böylece onlar da daha önceki imtiyaza sahib oldular. Daha sonra da Geyve üzerine varildi. Tekfurunu yakaladilar. Bu kale ve civarindan birçok ganimetler elde . Bu yüzden Tekür pinarinin alinmasi Aykut Alp'in oglu Kara Ali'ye birakildi. Fakat bir aydan daha uzun bir süre seferde bulunan Osman Bey'in. kaleyi bosaltarak halkini da yanina almis olarak Kuru Dere denilen müstahkem bir vadiye gitmisti. bu yüzden yerlerinde birakilmalari gerektigini ifade ile Samsa Çavus'a vermemistir. firsat bulduklarinda bunlarin tekrar Bizans hakimiyetini kabul edebileceklerinin uzak bir ihtimal olmadigini belirterek: "Olamaya ki. Bu arada Geyve'ye bagli bulunan Tekür pinari denilen çetin ve metin kalenin de zapti gerekiyordu. Ilhanli hükümdari Olcaytu Muhammed Hudabende tarafindan. Osman Bey. Böylece Samsa Çavus. kisa bir zamanda burayi da feth ettiler. Osman Bey'in gazileri bundan sonra Geyve Akhisari tarafina hareket ettiler. Bu köy. Daha sonraki dönemlerde Osmanli Devleti teskilatinda ve bilhassa saray vazifelileri arasinda rol oynayan "çavus" tabiri ve rütbesi ilk defa bu gazi tarafindan tasinmistir. Maglup olan tekfur önce kaleye çekildi. Köylerini de gazilere timar olarak verdi. Akhisar ise gazilerin eline geçti. Osman Bey ise Yenisehir'e döndü. Bununla beraber Samsa Çavus'un sözünü de pek yabana atmayarak ona da Yenisehir suyunun Sakarya nehrine döküldügü yerde ve bu irmak kenarindaki küçük bir hisari (Hisarcik) temlik etti. Yerlerinde birakildiklari gibi mülk ve arazileri de hasardan korunmus oldu. burada bir aydan daha fazla bir müddet kalarak o memlekete eman ve emniyet gösterdi. Osman Bey'in. Bu arada Kara Ali çok kisa bir zamanda Tekür pinanni aldi. bu adamlarin mülk ve memleketlerinden tamamen mahrum edilemeyecegini. tekfurlarin harekatini gözetlemeye memur edildi. Bu kalenin tekfuru.

Bunlardan bir kismi da Germiyanlilarin hakim bulundugu Germiyan ili mintikasina yerlesmisti. basta Bursa olmak üzere Iznik ve Izmit'in zaptini da hedefleri arasinda sayiyordu. Birincisi Osman Bey'in yegeni Ak Timur'un. hazine) zapt ediyor. Bunlardan biri de Osmanli kaynaklarinda "Çavdarlu. 1314 yilinda gaziler ile Bursa üzerine yürür. Osman Bey'in ülkesinin hududunda konar göçer bir halde yasiyordu. Kalenin kapilarindan birini kendine karargah olarak seçer. Kale tekfuru. ikincisi de Balabancik adindaki kölesinin dizdarligi altinda idi. sarpligi ve nüfusu ile muhafizlarinin çoklugu eskiden beri biliniyordu. Bizans kaynaklarinda ise "Tohar" seklinde geçen Çavdar asireti idi. Bu esnada düsman kaleden çikamiyordu. Bu esnada birçok köylü." Bu hisarlarin insa edilmesinden sonra Yenisehir'e dönen Osman Gazi'nin bu yigit komutanlari. Osman Gazi tarafindan yapilan askerî ve istisarî bir toplantida Bursa kalesinin hücum ile zaptedilemeyecegi kanaatine varildi. Anadolu'ya birçok asiret gelmisti. insaatlarini bir yilda bitirdigi bu hisarlarin yapilmasi esnasinda etrafa akinlar tertib ettirdi. digeri de yukari dag tarafina bakiyordu. Çavdaroglu diye bilinen bir reisin idaresinde idi. Her tarafi vurdurdu. Komutalari altindaki elliser cengaverle sehre disardan yardim ve erzak sokmamak. diger bazi göçer asiretler gibi firsat . hisardan tasra parmagin çikaramazdi. Osman Bey ile yaptigi meydan savaslarinda maglub oldugu için kaleye çekilmisti. Bu asiret. Bursa'ya siginmaktansa Osman Bey'e tabi olmayi tercih ediyor ve onlarin himayesinden faydalaniyordu. Osman Bey. Osman Bey. Sakarya vadisinde ve Marmara havzasinda bazi mevkileri ele geçirirken. Çavdaroglu".ederek Osman Gazi'ye gönderdi. Hatta Asikpasazâde'nin ifadesine göre "kâfir. içeriden çikacaklara mani olmak ve böylece Bursa'yi devamli bir sekilde baski altinda bulundurmak vazifesi ile mevkilerinde sebat ettiler. Bursa'nin fethine kadar on seneden fazla bir müddet burada kaldilar. Anadolu Selçuklu ülkesine hakim oldugu zaman. Bunun için iki hisar yapildi. Osman Bey. Bu hizmetine mükafat olarak da Kara Ali'ye Tekür pinari ve çevresi timar olarak verildi. aldigi yerlerin mahsul ve gelirlerini beylik için (beytu'l-mal. köy ve nahiyeleri de timar olarak gazilere dagitiyordu. Bunlardan biri kaplicalar tarafinda. On seneden fazla sürecek olan Bursa kusatmasinin baslangicinin 1314 yili oldugu anlasilmaktadir. Asiret. îlhanli Devleti. Osman Gazi "Buna sabir gerektir" diyerek kale üzerine havale (kontrol altinda bulundurmak için) yapilmasini emr eder. Osman Bey. Bunlar. Bu Bizans kalesinin metinligi.

öldürmek olmaz. komutan olarak tayin ediliyor. Gönderirken de Çavdarli Tatari hakkinda söyle diyecektir: "Ogul Orhan. varsin memleketlerine dönsünler" dedi. ORHAN GAZI'NIN KOMUTANLIGI . Onlara göz açtirmayan Orhan. Kaynaklar. Bu esnada Eskisehir'de at nallatmakta olan Orhan Gazi'ye haber gönderilmis. Lefke kazasina gittiginde. oglu Orhan'i gönderecektir. Orhan. Osman Gazi gelince Çavdar oglunu getirdiler. Germiyan'dan Çavdar Tatari. Simdi dahi onlardan kalanlara Çavdarli denmektedir. Gerek komsuluk hakki. Caydirici olmasi bakimindan kendisi orada bulunacak. Öyle de yaptilar. babasi gelinceye kadar bunlari sakladi. bununla da kalmayarak pazari da yagmalamisti. gazaya. o zamandan tâ Yildirim zamanina kadar düsmanlik olmadi. maiyetine de Akçakoca. komsudur. Bu haberi alan Osmanli yigitleri. sel gibi yol keser" ve ansizin köy basarlardi. her ne kadar bu Tatarla ahd edip. gerekse müslüman olmasindan dolayi onu öldürmemis." Babasinin. aldiklarini tamamiyle biraktirdigi gibi onlardan bir kismini da yakalatip Karacahisar'a getirdi. Osmanlilar ile Çavdarli asireti arasinda meydana gelen bir hadiseyi söyle nakl ederler: "Osman Gazi. pazarini basan ve oradaki mallara el koyan Çavdar Tatari'na karsi Osman Gazi. Bunlar. derhal Orhan'in yanina gelip toplanirlar. Gazi Abdurrahman. Hak Teâlâ'nin sana zafer vermesi ümid olunur. Konur Alp ve Köse Mihal gibi ünlü gaziler veriliyordu. Orhan'i kendi basina sefere göndermesi. Orhan.buldukça "yel gibi eser. and vererek gönderdik ise de. bu zâlim. Beyleriyle birlikte bunlara da and verelim ve onlari serbest birakalim. Görüldügü gibi Germiyan taraflarindan gelip kendisini rahatsiz eden. Hem de Müslümandir. Oynashisari denilen harabe bir hisarin yaninda onlara yetisir. Bununla beraber tedbiri de elden birakmamaktaydi. Osman Gazi "Ogul. ona olan güveninin bir ifadesi idi. Germiyanogullari ile Osman Bey'in gazileri ve halki arasinda bu siralarda mevcud olan sogukluk ve geçimsizligin baslica sebebi de bu idi. Bu defa var sen gaza et. süratle yola koyulup Çavdar Tatarina yetismek ister. Ben burada oturayim. sadece bir daha böyle bir harekete girismeyecegine dair kendisinden söz almakla yetinmisti. Bundan böyle Bizans'a karsi olan fütuhatlarda o. Yakalananlar arasinda Çavdar Tatari'nin oglu da vardi. Daglar arasinda. Karacahisar pazarina hücum edip basmisti. bu Tatar and tutar taife olmaz. gayet yumusak davranmistir.

Kaynaklarimiz bu konuda su bilgileri vermektedirler: "Bir gün Osman Gazi dedi ki: "Ogul Orhan. Orhan onlarla beraberdi. Hisara varmaya bir konaklik mesafe kalmisti. Ancak bunlarin Tatarligi gitmez. Orhan Gazi. Tekfur bu sözü isitince çok sevindi. Himmet kilicini kusandi. Gaza niyeti ile sefere çikti. Akça Koca. O da "yoktur hepsi bu kaçanlardir" diye cevap verdi. sen bu gazilerle Kara Çebis ve Kara Tekin'e var. Gazi Abdurrahman ile daha önce Müslüman olmus olan Köse Mihal idi. Savas ederken kendilerini sarsilmis gibi gösterip kaçtilar. babasinin duasini aldi. Tekfur "daha baska Türk var mi" diye sordu. Bir Türk buldular. Gazi Abdurrahman ve Köse Mihal'i yarar yoldastir diye Orhan Gazi'nin yanina verdi. Gel. Germiyan'dan gelip Karacahisar pazarini yagmalayan Çavdaroglu'nun pesine düsmüs. Osman Gazi. Konur Alp. Osman Gazi tarafindan harp idare ve sevkini ögrenmek böylece tecrübe kazanmak üzere Sakarya nehri ile Karadeniz arasindaki yerlerin feth edilmesi görevi ona verildi. Bu yüzden. Hemen atina binip sürdü. sana basari verir diye umarim. Konur Alp. Orhan Gazi. Bunun üzerine kâfirler Türkler kaçti deyip hisar önüne çiktilar. Allah. Oynashisari denilen yerde onu maglup ederek perisan etmisti. bir kaç gün hisar önünde savasti." Orhan Gazi: "Hanim! Her ne buyurursan kabul ederim. "Varalim. "Gaziler! Ha göreyim sizi ki din yolunda nasil davranirsiniz" dedi. Osman Gazi dahi oraya (önceden) gitmisti. Bununla beraber. Bu muvaffakiyet. Hatta onu esir alarak babasina götürmüstü. Bir bölügü de hisarin yaninda bir dereye girdi. Türklerin ardini basalim" dedi. Orada gazileri üç bölük (kisim) ettiler. Bir bölügü vardi hisarin üstüne yürüdü ki. henüz toy bir delikanli denebilecek oglunun yanina yirmi senelik bir sadakat ve baglilik ile güvenilirlikleri isbatlanmis olmakla bitmeyen ayrica harb ile tecrübe edilmis en cesaretli silah arkadaslarindan dördünü de onun komutasinda gönderdi. Orhan.Biraz önce temas edildigi gibi. . Bunlar: Akça Koca. "Türkleri dereden çikartmayalim" dedi. Orhan Gazi'nin yalniz basina gittigi ilk gazasi budur. Tutup tekfura götürdüler. Dogruca Kara Çebis'e yürüdü ki. Gözcüler gönderdi. Hisar kapisini açti. Hiç Türk görmediler. Bir bölügü geceleyin hisarin ötesine geçti. bu Tatara gerçi and verdik. Osman Gazi'nin itimad edip güvendigi genç oglu Orhan için idarecilik ve komutanlik kapisinin aralanmasina sebep olmustu." dedi.

Hisarin beyine haber gönderdi ki: "Bu hisari bana ver. Fakat hisar önünde duran Türkler ile karsilasti. Elhasil Orhan Gazi bu ucu saglamlastirdi. kaleyi vermedi. Halka emniyet ve eman verdi. Oradan orman arasinda olan yere hücum ederdi. Samsa Çavus'u da hisara birakarak Yenisehir'de bulunan babasi Osman'in yanina döndü. Sipahisini çikarip hisari saglamlastirdilar. vurusurlardi. alinan esirleri. Tekfuru alip oraya getirdiler. hisar kapisini tuttular. gaziler gece ve gündüz at sirtindan inmeyerek fetihlerden fetihlere kostular. bu tekfuru ordusu ile birlikte Akhisar'a getirdi. Bunu gören tekfur "Hey daha Türk varmis" deyip döndü. Orhan Gazi. Uzuncabel'de bulusarak iki gün iki gece kaldi. Konur Alp. Kendisi Kara Tekin üzerine yürüdü. Bu uclar son derece isler oldu. Yürümek gerek ki. gazilere karsi gönderirlerdi. Konur Alp'a Kara Çebisi.O esnada yan tarafta gizlenmis olan Türkler. tekfurun kizini büyük bir ganimetle birlikte babasina gönderdi. Ad benim olsun. Yukaridaki Türkler de gözüktü. Gaziler onu yakalayip hisari feth ettiler. Onlari ahd ve emânla hisara yerlestirdi. Benim istek ve hedefim Iznik'tir" dedi. Bir taraftan Konur Alp Akyazi ile. Akyazi'da Tuz Pazarini aldi. Bunun üzerine Istanbul'dan kâfir seçerek. Onu da ahd ile aldilar. gazilerden tekrar satin aldi. Kâfir bu sözü isitince hayli gücüne gitti. Kâfiri döndürerek yine Tuz Pazarina geldi. Orhan. zaman zaman çikip Akyazi'ya hücum ederdi. Söyle ki. Kâfirleri de babasi Osman'a gönderdi. Akça Koca'ya da Ap Suyu'nu verdiler. Akça Koca da Ayan Gölü (Sapanca Gölü)'nun suyunun aktigi yerde Bes Köprü'de bir bogazcik vardi orayi durak edindi (üs olarak kullandi). derhal kalenin kapisini kirarak yagmaladilar. Ama Konur Alp. Orhan Gazi. Gaziler. diger taraftan da Akça Koca Izmit ile mesgul oldular. Böylece Iznik'e rahatlik vermezlerdi. kâfileri yerli yerinde birakti. bu hisari yagma edelim" diyerek kalenin yagma edilmesini emr etti. seni yine hisarda birakayim. Akça Koca da Akdemir'le birlikte Akova'ya hücum etti. Gazi Abdurrahman da Istanbul tarafindaki il'e hücum ederdi. Bunun üzerine Orhan Gazi: "Gaziler! Islâm gayretidir. (Onlar) zaman zaman gidip Iznik'in bahçelerini harab ederlerdi. Gazi Abdurrahman da Istanbul'dan gelen kâfirleri kirardi. Her vakit bu hâl ile durusurlardi. Bundan sonra Kara Çebis'teki Konur Alp'a ve Kara Tekin'deki Samsa Çavus'a Iznik'e havale gibi olsunlar (kontrol altinda tutsunlar) diye adam gönderdiler. Bu iki hisara el koydular. tekfuru yakalayip öldürdüler. Islâmiyet için can ve bas . Malini da gazilere bölüstürdüler. Bu hisarin asagi tarafinda Ap Suyu (Ebe Suyu) denen bir hisar daha vardi.

uc beyliginden müstakil bir devlet haline geçiste ortaya çikan islerin görülmesi ve memleketin mütemadiyen genislemesi için gereken tedbirler alinirken. basit bir sekilde de olsa divan toplayarak istisarelerde bulundugu muhakkaktir. Bu sebeple 1320 tarihinden itibaren oglu Orhan Bey'i kendisine vekil tayin etmis oldugu söylenebilir. hasimlari olan Osmanlilar tarafindan muhasara altina alindigini görmüs oluyordu. memleketin en kuzeyinden Karadeniz'e kadar olan yerlere. Miladî takvimlerin 1318 senesini gösterdigi bu zaman diliminde Akça Koca. bilahare kendi adi (Koca Ili. (Nikomedia). Gibbons'un: "Osman. hakli olarak bu bölge onun adi ile adlandirilmistir. daha önce de belirtildigi gibi Bizans hududunda üç aded uc bölge ihdas etmisti. Bunlarin basina da ümerâdan ve gazilerden Konur Alp. Bütün bu olaylardan sonra Bizans Imparatorlugu. Bir yandan. vahsi Asya kani ile en eski ve en yeni Avrupa unsurunu kaynastirmis olan tarihteki yegane milletin ve alti asir inkitaa ugramaksizin (kesilmeksizin) erkekler vasitasiyle devam etmekle temayüz eden bir hanedanin müessisidir" dedigi Osman Gazi. artik ihtiyarlayip yorulmustu. Osman Gazi'nin 1320 tarihinden itibaren faal hayattan çekildigini ve idareyi oglu Orhan'a biraktigini kayd ederler. Bu sebepledir ki.(ile) oynarlardi. Bunlardan ilki yani Konur Alp. OSMAN BEY'IN ÖLÜMÜ Tarihî kaynaklar. Yakalandigi Nikris hastaligi yüzünden fiilen harblere istirak edemeyen Osman Bey. teskilât ve müesseseler mevzuunda Selçuklulari kendine örnek almisti. asker gazileri ve ümerayi Yenisehir ovasinda toplayarak herkesin . Bu arada Romatizmadan da muzdaripti. islerin daha iyi idare edilebilmesi için kanun. nizam ve töreler vaz' edilmesi ile mesgul oldugu. hududlarinin en önemli noktasi olan Iznik'in yavas yavas ve adim adim. ikincisi yani Akça Koca. Böylece Sakarya ile Karadeniz ve Sapanca Gölü sahasindaki bazi kalelerin zapti basarilmis oldu. Bu yüzden. Izmit. Kocaeli) ile anilacak olan Sakarya Nehri'nin batisindan Izmit kalesine kadar olan yerleri feth etti. Akça Koca ve Samsa Çavus'u tayin etmisti. Bununla beraber. Bilindigi gibi Osman Gazi. üçüncüsü olan Samsa Çavus ise Iznik (Nicea)'e müteveccih idi. diger taraftan da müslüman ve hiristiyan tebeanin asayis ve huzurunun bir kat daha artmasina dikkat gösterilmekte idi. cihanin bildigi en büyük imparatorluklardan birinin.

Halil-i Konevî ile Sükrullah'da. Turgud Alp. 723 Ramazan (1323 Eylül) tarihli Asporçe Hatun vakfiyesindeki kayda göre Osman Gazi'nin bu tarihte hayatta oldugu anlasildigindan vefati 1323 Eylül ile 1324 senesi Mart'i arasinda olmalidir. 33) adli eserinde 726 (1326) tarihinde gösterilmis olup. Idris-i Bitlisî'de 721 (1321). idareyi ogluna biraktiktan sonra ne kadar daha yasadigi kesin olarak belli degildir. Orhan Bey gibi degerli ve hayirli bir . yoksa henüz o hayatta iken mi hükümdar kabul edildigi meselesi henüz kesinlik kazanmis degildir. s. Tâcu't-Tevârih. iyi bir idare. Gibbons'un (Osmanli Imparatorlugu'nun Kurulusu. bundan sonra Bursa'nin fethine tesebbüs edilmesini emretti. vaktiyle kardesinin oglu Aydogdu'yu sehid eden Etranos (Orhaneli) tekfurunun cezalandirilarak kalesinin alinmasini. Asikpasazâde. Osman Bey'in ölümünden sonra mi Orhan'in hükümdar oldugu. "Fahrüddin" lakabini tasiyan Osman Bey. Orhan'in bu tarihte hükümdar oldugunu göstermektedir. Fakat daha önce. Seyh Mahmud Gazi. Hammer. Bursa'nin fethi haberini ölüm döseginde almisti. yassi burunlu. orta boylu. sabirli ve müsamahali olmasi ile etrafindaki asiretleri de nüfuzu altina almayi basaran bir kimsedir. itidalli. seyrek sakalli ayakta durdugu zaman kollarinin dizine kadar uzandigi. keskin ve saglam bir görüs. Uzunçarsili. tatli sözlü ve heybetli biri olarak tasvir ettigi Osman Gazi. Su halde Osman Bey'in vefat tarihini 1324'ten evvel veya o tarih baslarinda kabul etmek lazimdir. degirmi çehreli. Lütfi Pasa'da 718 (1318). Hatta. bize karayagiz. rakiplerine kendisini sevdirmesi ve mücadelesinde planli hareketi. Halbuki elimizdeki 724 (1324) tarihli vakifnâme. Bununla beraber Orhan Gazi'nin hükümdarliginin da 1324 yilinda oldugu kabul edilebilir.huzurunda Bursa'nin fethi isi ile Orhan Bey'i görevlendirdi. ela gözlü. Osman Bey'in. Onun maiyetine de Köse Mihal. Bununla birlikte onun vefatinin 724 (1324) yilinda oldugu kabul edilmektedir. Zira 1324 tarihli bir vesika ile Orhan'in bu tarihte hükümdar bulundugu ve ilk akçasinin tedkikinden de ayni senenin üçüncü ayinda (724) Rebiülevvel = 1324 Subat) Osmanli Beyi oldugu anlasiliyor. Solakzâde'nin. gerekse Bursa'nin fethi ve Osman Gazi'nin cenazesinin oraya nakli meselesi gözönüne alindigi zaman. Osman Gazi'nin vefati 710 (1310) senesinde. Seyh Edebali ve kardesi Ahi Semseddin'in oglu Ahi Hasan'i tayin etti. yüksek kabiliyeti. Belleten'deki makalesinde bu konuda farkli görüsleri de vererek söyle der: "Osman Bey'in vefati senesi tarihimizde birbirine uymamaktadir." Gerek bu görüsler. Ali ve Meskûkât kataloglari hep bu sonuncu tarihi kabul ederler. vefat tarihinin 1326 yili olmasi icab eder.

Çünkü senin gibi bir halef birakiyorum. Idare ettigin halka karsi esit muamele et. bir kaç at. Islâm dininin nesrine çalis. bir tirkes. Kalan esya Denizli bezinden yapilmis sariklik bez. herkese karsi musavatli olup onlari himaye et. Bilmedigin seyleri ulemaya danis. Osman Bey. iyi adam ol. Fakat ne yazik ki bu iki tarihî hediye XIX. Rivayete göre bunlar. O. bir mizrak. Çandarli Kara Halil ve Kara oglan gibi devlet ricalini topladi. Islâm'in ilk muhariplerininki gibi sade idi. bir kasiklik. bir tuzluk. Seyh Ahi Semseddin. çok sade bir hayat yasadi. sakal ve biyiklari da kara idi. Sana muti (itaat edenleri) olanlan hos tut. XVUI. misafirlerine ikram için besledigi üç sürü koyun idi. Bunlardan baska iri taneli bir tesbih ile Selçuklu sultani tarafindan Karacahisar'in fethinden sonra kendisine hediye edilen davulun kasnagi da zikr edilir. Bir seyi iyice bilmeden harekete baslama. Terekesi içinde fazla kiymetli bir sey yoktu. . Techiz ve tekfini ile Çandarli Kara Halil ile imami Yahsi Fakih mesgul olmuslardi. Ancak bu suretle Allah'in lütfuna nail olursun. ondan baska insanlar için de kullanilmistir. Türkmenler arasinda cesur kimseler için kullanilan bu lakab. bizzat kendi eli ile anlari Bilecik'te defn etmisti. merhametli ol. Osman Gazi öldügü zaman (dogum tarihinin farkh kabul edilmesine bagli olarak) 66 veya 69 yasinda idi. Kendi döneminde kara lakabi ile anilan Osman Gazi'ni saç. Ahi Hasan. Sultan Alaeddin'in hediyeleri idi. ama esef edip üzülmüyorum. bir çift çizme. Kara Iskender. Adaletli ol. Üç ay kadar önce kayinbabasi Seyh Edebali'yi. Beni Bursa'da Gümüslü kubbeye (Gümüslü Künbet) defn et. Önce Sögüt'te muvakkaten defn edilen Osman Bey'in nasi. asir baslarina kadar Osman Gaziye ait olan ve ziyaretçilere gösterilen iri taneli bir tesbih ile büyük bir davulun kasnagi vardi. at için zirh takimi (yançuk). Alasehir dokumasindan kirmizi renkli sancaklar.halef biraktigi için gözü açik gitmeyecekti. Çünkü yeryüzündeki padisahlarin vazifesi budur. ondan hemen sonra da hanimi ve Edebali'nin kizi olan Mal Hatun (Malhun Hatun)u kayb eden Osman Bey. Bu türbede. Elbisesi. Kara Yülük. oglu Orhan'a Bursa'yi baskent yapma vasiyetinde de bulunmus oluyordu. Kara Yusuf ve Karakoyunlu gibi isimlerle zikr edilen bu neviden lakablara tesadüf etmek mümkündür. Nitekim Karasi Bey. ölüm döseginde iken etrafina oglu Orhan ile hükümetin büyükleri olarak kabul edilen gazilerden Turgut Alp. Onlara ve özellikle Orhan'a nasihatlarda bulunarak söyle dedi: "Ben ölüyorum. asrin ortalarinda Bursa'da çikan bir yanginda yok olmuslardi. daha sonra vasiyeti geregi Bursa'da Gümüslü Künbed'deki türbesine nakl edildi. ne altin ne de gümüs birakti. sade bir kiliç (Ruhî ve Hammer'e göre iki uclu). Kaynaklarin verdigi bilgiye göre Osman Gazi." Buna göre Osman.

Bununla beraber bu çocuklarin hangi veya kaç hanimdan olduklarini belirtmemektedir. OSMAN BEY'IN ÇOCUKLARI Osmanli tarihleri. Osman'in üç ogul biraktigini söyler. tarihçilerin ittifakla söyledikleri gerçeklerdendir. Osman Gazi'ye. Buna karsilik Halkondil. onun himayesi altina girince her türlü taarruzdan masun ve mahfuz bulunuyordu. kendi döneminde daha sonraki Osmanli hükümdarlari için kullanilan sah. devletin ilk kurulus yillarinda onun etrafinda toplanan cemiyeti kalabaliklastiran ve senlendiren sebepler arasinda sayilmaktadir. Pazarlu. Halbuki vakfiye bize Osman Bey'in müteaddid ogullarini ve bir kizinin mevcudiyetini haber vermektedir. reâyanin gönül hoslugu ile ödedigi ve Bizans vergileri ile mukayese edilemeyecek kadar az ve adaletli bir vergi idi. Osman Gazi'nin vefati esnasinda gerek miras taksimi. Buna göre Osman Bey'in Orhan'dan baska Alaeddin Ali. adaletle hareket etme ve halka karsi cömertçe davranma gibi özelliklere de sahipti. padisah ve sultan gibi ünvanlar verilmemisti. Diger bütün Türkmen beyleri gibi. Hamid adinda ogullari ile Fatma adinda bir kizi bulunmaktadir. gerekse idareyi ele alma bakimindan Orhan ve Alaeddin adinda iki oglundan bahs ederier. Bundan baska bütün haklari da teminat altina aliniyordu. Bu hal. Bir Germiyan'linin istegi üzerine halka tarh ettigi "Bac-i bazar" vergisi. Bu sebeple Osman Gazi'nin gerçekte kaç hanimla evlendigi ve çocuklarinin hangi hanimlardan olduguna dair henüz tam bir bilgiye sahip degiliz. baslangiçta sadece Osman Bey denildigi. Kendi tekfurlarindan görmedikleri âdilâne muameleyi. Melik. istiklâlinden sonra da bazan "han" denildigi kabul edilmektedir. Beytülmalden hiç bir sey almadigi. Osman Gazi'ye tabi olunca hemen elde ediyorlardi. kendi toprak ve sürülerinden elde edilen gelir ile geçindigi. Akinlarindan bizar duruma düsen Rum ahalî. Bu arada ganimetlerden kendi hissesine düsen miktar da onun varidatinin (gelirlerinin) bir kismini teskil ediyordu. O. Orhan'in da Ösman Bey'in ilk zevcesi ve Ömer Bey'in kizi Mal Hatun'dan dogduklari bilinmektedir. Alaeddin Ali Bey'in. Çoban. Seyh Edebali'nin kizi Bala Hatun'dan. Su kadar var ki. Bununla beraber digerlerinin bu kadinlardan mi yoksa baska kadinlardan mi oldugu henüz kesin olarak tesbit edilebilmis degildir. bir yöneticide bulunmasi gereken bütün vasiflan kendi sahsinda toplamisti. .Daha önce de kisaca temas edildigi gibi Osman Bey.

Osman Gazi'nin diger ogullarindan yalniz Pazarlu Bey'in Iznik muhasarasi ve Pelakanon (Darica civan) muharebesinde bulundugu kayd edilmektedir. Orhan döneminde vefat ederek Bursa'da babasi Osman Bey'in türbesine defn edilmistir. Bursa ve çevresinde vakiflar tesis etmek suretiyle birçok hayir islerinde de bulunmustur. Kendisi de orada sakin oldu. Bursa'da Kaplica kapisina girilecek yerde kale içinde bir mescid. Alaeddin Bey'in ogullari daha sonralari ellerindeki yerler ve babalarinin vakiflarini idare ederek hayatlarini sürdürmüslerdir. 37'de Kurada) çiftliginin hâsilati ile geçinmistir. kapidan yukariya dogru ikinci bir mescid ve yaninda evler yaptirdi.Melik Bey .Hamid Bey .Çoban Bey . Osman Bey'in Çocuklari . babasinin ölümünden sonra kardesi Orhan Bey'e beylerbeyi olmus sonra kendisine temlik edilen Kite ovasindaki Futra veya Fodra (Âsikpasazâde. s. Alaeddin Bey. Alaeddin Bey. Alaeddin Ali Bey. Orhan da o köyü kendisine vermisti.Alaeddin Ali Bey.Pazarlu Bey ORHAN GAZI DÖNEMI . daha sonra da babasinin yaninda Yenisehir'de bulunmustur.Orhan Bey .Alaeddin Bey . Orhan'dan küçüktü. Osman Bey'in sagliginda dedesi Edebali'nin yaninda Bilecik'te. Görüldügü gibi Alaeddin Ali Bey. Kükürtlü'de bir tekke yapti.Fatma . Âsikpasazade'nin ifadesi ile bu köyü bizzat Alaeddin Bey istemistir.

sakal ve biyigi sik olup parlakti. ne yaptigini ve ne yapmasi gerektigini iyi bilen bir kimse idi. Osmanli tahtina geçip oturdugu zaman. Alaeddin Ali tarafindan geri çevrilir. begenilir özlü ve herkese karsi eli açik cömert birisi idi. Gazi.Osman Bey'in. Çevresindeki ulema. Tahta cülûsu esnasinda bir sehzadesi dünyaya gelen Orhan Bey'in bu ogluna. kimsenin hatirini kirmazdi. tahta çikar çikmaz topraklarini genisletmek ve tebeasinin varligini çogaltmak için fetihlere basladi. Mü'mine rahmet. kâfire zahmetti. bu bir güzellik alâmeti olarak kabul ediliyordu. Zira Alaeddin Ali. gerekse savasta tükenmeyen bir enerji ve ustaliga sahip bir hükümdardi. Güler yüzlü. tahtin kendisine daha layik oldugunu. koç burunlu. Sükrullah'in ifadesine göre güzel yüzlü. hem de ideoloji sahasinda devam ettirmek kararinda idi. Osmanli Devleti'nin kurulus yillarinda zeka. güvenirlilik ve taktikleri uygulama bakimindan fevkalade bir sahsiyet olan Orhan Bey'in özellikleri (hilye. Gerçekten. 1324 yilindan itibaren hükümdar kabul etmek mümkündür. kilicindan ölüm ders alirdi. genis gögüslü. cesaret. Bünyesi kuvvetli. heybetli ve vakur bir padisah idi. . Okundan kaza. kardesine teklif edip ondan feragat edebilecegini söyleyecek kadar özverili bir kimse olan Orhan'in bu teklifi. Sag kulaginin altinda bir ben vardi ki. fizikî yapi) hakkinda su bilgiler verilmektedir: Bursa kalesinin fatihi Ebu'l-guzat Sultan Orhan. Aslinda. Ancak yumusak huylu olup kimseyi incitmez. Sucau'd-dünya ve'd-din. "Savas gününde de sanki Sâm veya Nerimandi. ela gözlü. kutlu ve mübarek olmasi için "Murad" adi verilir. Tahti. babasi gibi güçlü ve büyük bir hükümdar oldugunu isbatlayan Orhan. yine de tahti kardesine teklif etmekten çekinmemisti. iri yapili. uzunboylu." Gerek siyaset. bu sebeple onun bey. kendisinin de ona yardimci olarak kalmasini istemisti. tatli sözlü idi. onun askerî yeteneklerinin üstünlügünü gören babasi. daha ölümünden önce onun kendi yerine geçmesini istemisti. ak benizli. Dedesi Ertugrul Gazi'nin vefat ettigi 680 (1281-1282) senesinde dünyaya gelen Orhan Bey'i. yigit ve bahadir oglu Orhan Gazi. gazi ve silah arkadaslari tarafindan oy birligi ile reislige getirilen Orhan. Ihtiyaru'd-din ve Seyfu'd-din gibi ünvanlara sahip olan Orhan. babasinin suurlu politikasini devrine ve yerine göre hem kiliç. Bununla beraber o.

38 yil sürmüstür. Tarihin bu zaman dilimi. devletin. Devletin. kendisine biraktigi vatan topragini dinamik ve faal kadrosu ile kisa zamanda birkaç katina çikaran Orhan Bey. beyliginin yayilip gelisecegi çevrede irili ufakli bir çok devlet vardi. fetih ve idarî müesseselerin kurulup yerlestirilmesi ile geçer. siyasî. Kurulusu. mahirâne bir strateji takib ederek çevresindekilerle münasebetlerini devam ettirip gelistiren Orhan Gazi. oglu Orhan'in aldigi görülmektedir. Roma'nin Dogu ve Bati olmak üzere ikiye .Babasinin kendisine 16. Karasi. ilmî. Trabzon'da Komnenoslar. milattan önceki yillara dayanan Bursa. faal ve cesur bir kuvvetin basinda.000 km2 olarak biraktigi yeni beyligin basina geçtigi zaman. idarî. daha sonra Romalilarin eline geçer. fetih hareketlerine daha babasi hayatta iken baslamisti. dinî. Marmara ve Ege'de Bizanslilar. 1324 Subat'indan baslayip 1362 Mart'ina kadar devam eden Orhan Bey'in idaresi. Mentese. ileride de görülecegi gibi bu iliskilerinde hasimlarina karsi bile âdil davranan. kültürel. Çok daha sonralari gelecek olan Keçecizâde Fuad Pasa'nin "Bursa Osmanlinin dibacesidir" sözü. onlarin kisiliklerini rencide etmeyen ve kisilik haklarina riayet eden bir davranis içinde olmustur. Tarihî olay ve bunlardan bahs eden kaynaklarin belirttigine göre bu yeni devletin siyasî anlayis ve hareketinde. BURSA'NIN FETHI Osmanli Devleti'nin ilk baskentlerinden biri olmasi hasebiyle Bursa. ORHAN GAZI DONEMI FETIHLERI Babasinin. Türk ve Müslüman olmayan unsurlarin tasfiye edilme isteginin agirlik kazandigi anlasilmaktadir. Gerçekten bu dönemde Anadolu'da Karaman. dinamik. Ak Deniz adalarinda Cenevizliler ile Venedikliler bulunuyordu. Çandarogullari gibi Türk beyliklerinden baska Amasra'da Cenevizliler. Aydin. Germiyan. Bursa'nin Osmanli tarihinde oynadigi role isaret etmektedir. Saruhan. Müslüman Türk beyliklerinden önce. 1320 yilindan itibaren faal siyasî hayattan çekildigi anlasilan Osman Bey'in yerini. Ilhanlilarin etkisinden çikarak tamamen bagimsiz hale gelmesi de yine bu hükümdar döneminde olmustur. sosyal ve ekonomik hayatinda önemli derecede rol oynayan bir merkezdi.

Orhan Bey. o kâfirin babasi Dinboz gazasinda benim Bay Koca'min düsmesine sebep oldu. 1326 yilinda büyük bir kuvvetle Bursa üzerine yürür. Böylece Osman Bey. Bu sebeple 1315 yilindan iti. Âsikpasazâde ve Nesrî gibi kaynaklar. burayi aldiktan sonra babasinin na'sini buraya getirterek sonradan Gümüslü Künbed diye meshur olan yere defn ettirir. Turgut Alp. Orhan Bey. Gerek strateji. digerine de Balabancik'i muhafiz olarak tayin etmisti. Orhan Bey'in gelisinden önce kaleyi bosaltip Elete dagina çikmis olan halk ve kale beyi. bunlardan birine Ak Timur'u. Kale muhafizi olan Evrenos da Müslüman olarak Osmanlilarin hizmetine girer. Osmanlilar tarafindan çevresinde insa edilen kaleler vasitasiyle bir mânâda muhasara altina alinmis oluyordu. Orhan'a itaatini bildirirler. Pinarbasi mevkiinde karargahini kurup kaleyi kusatir. Bununla beraber Bursa'ya Bizans'tan gelecek yardima mani olmak için. Bursa'yi kusatma altina almis fakat fethine muvaffak olamamisti. Bursa'nin fethinden önce oglu Orhan'a: "Ogul. baren Bursa. Bundan sonra Bursa önlerine gelen Orhan Gazi. bunu özellikle Istanbul'daki iç çekismelere ve halkin maddî sikinti içinde . Bunun üzerine tekrar yerlerine iade edilen halka karsi Orhan Bey. insaf ölçülerini asmayacak derecede merhamet ve hosgörülü bir sekilde davranir. Seyh Mahmud ve Edebali'nin kardesi oglu Ahi Hasan'la gönderdi. Bursa'ya disardan gelebilecek yardim yollarini denetim altina almis oluyordu." diyerek onu Gazi Mihal (Köse Mihal). Bizans'tan beklenen yardimin gelmeyecegini anlayan ve kaleyi kurtarmaktan da ümidini kesen kale beyi. Osman Gazi'nin. Orhan Bey. sen önce Adranps (Orhaneli)'a git ki. Gazi Mihal Bey vasitasiyle ve bazi sartlarla Bursa'yi teslim edecegini bildirdiginden 2 Cemayizelevvel 727 (6 nisan 1326) tarihinde Bursa Osmanlilara teslim edilir. Osmanli Devleti'nin kurucusu olan Osman Bey'in siyasi faaliyetlerinden bahsedilirken isaret edildigi gibi Osman Bey. bu tecrübeli komutanlarla görüserek Bursa'nin güneyinde ve bir bakima Bursa'nin anahtari durumunda olan Adranos kalesini alip yiktirir.bölünmesinden sonra çevresi ile birlikte Dogu Roma Imparatorlugunun (Bizansin) idaresinde kalmistir. gerekse psikolojik bakimdan Osmanlilar için büyük bir mânâ ve ehemmiyet ifade eden Bursa'nin fethini küçük bir hadise olarak göstermeye çalisan Gibbons. sehrin yakinlarina iki kale yaptirmis.

gerekse Yakin Sark tarihi bakimindan mühim bir hadise olan Pelekanon muharebesi. PELEKANON MUHAREBESI VE IZNIK'IN FETHI Gerek Osmanli. oglu Orhan Bey dahi Bizans askerlerini maglub ederek Pelekanon muharebesini kazanmis ve bu sayede . Orhan Gazi için ele geçirilmesi gereken hedef artik Iznik olmustur. Kocaeli yarimadasi bakimindan stratejik önemi haiz olan önemli bir sehirdir. Insa edilen dinî ve sosyal eserlerle sehir. Bursa'nin zaptindan sonra Osmanli Beyligi'nin merkezi buraya nakl edilmistir. Bursa'da fakir ve yoksullari doyurmak için imâret yaptirip onlara vakiflar tahsis eyledi. belirtilen tarihten itibaren Bizanslilarin elinde idi. O.bulunmasina baglar. Buradaki bilgin ve hafizlara da maas bagladi. Bu arada Bursa'nin fethinden sonra Evrenos Bey'in müslüman oldugunu. Marmara havzasinda bir sanayi sehri olan Iznik. birçok kimsenin de ona uyarak yeni fatihlerin (Osmanlilarin) dinini kabul ettigini de belirtir. Mirmiroglu'nun isaret ettigi gibi Osmanli tarihçileri tarafindan üzerinde fazla durulmayan veya kendisinden yeterince bahsedilmeyen bir muharebedir. ayni zamanda hiristiyanlik için dinî bir merkez olma hüviyetini de tasiyordu. Bundan baska Iznik. Burasi Bizans'in. Müslüman Türk sehri olma hüviyetini kazanip yeni bir çehreye büründü. Anadolu'daki en büyük sehirlerinden biri olmakla kalmiyor. Bursa'nin fethinden sonra. Nitekim miladî takvimin 325. VI. bu konuda söyle demektedir: "Osman Bey. Vatheos (Koyun Hisari) civarinda 27 Temmuz 1302 tarihinde Bizans askerlerini maglub ederek emâretini (beyligini) etrafa tanitmis oldugu gibi. Orhan Bey. Böylece kurulus dönemindeki Osmanli Beyligi'nin gücünü ve çevrelerindeki insanlar üzerinde meydana getirdikleri olumlu havaya da isaret eder. 1074 yilindan Birinci Haçli Seferi (1097) ne kadar Anadolu Selçuklu Devleti'ne baskentlik eden Iznik. daha isin basinda eski kiliseleri mescid ve medreselere çevirdi. o dönemlerde Bursa'dan daha mühim bir sehir olma özelligine sahipti. Yeni hükümdar burayi yeni binalarla süslemisti. senesinde Büyük Kostantin tarafindan günümüz hiristiyanliginin akidelerinin tesbitinde rol oynayan en mühim konsil burada toplanmisti. Hatta 1204 yilindan 1261 yilina kadar da Bizans Imparatorlugu'nun merkezi olmustu.

Böylece. Bu askerlerle Anadolu yakasinda bulunan Üsküdar'a geçer. Hem zapt edilen kaleleri geri almak. Bizans askerlerini payitahtlarinin yakinlarinda* maglub ve perisan. ordugahina döner. planini uygulamaya. Gerçekten de Türklerin. Ayni maksatla Kizikos (Kapidagi Yarimadasi)'a geçer. Gece muharebeye devamin tehlikeli oldugunu gören Imparator. Bu sekilde siyasî bir basari kazanmis görünen Imparator. Erdek'ten Biga'ya gelen Imparator. Iznik'in Osmanlilar tarafindan ele geçmesi. Osmanli tarihinin ilk mühim meydan savasi baslamis oldu. firsati kaçirmayarak siddetli bir taarruza geçer. Bizans Imparatorlugunu telasa düsürüyordu." Daha önce de temas edildigi gibi Orhan Bey. Orhan Bey'i hazirliksiz olarak yakalamak içindi. Bunu haber alan Orhan Bey. Bu sebeple 1329 senesinin Mayis ayinda mümkün oldugu kadar sür'atle Trakya'dan iki bin civarinda asker getirtip Istanbul ve çevresinde bulunan mevcut askerlere katar. burada Karasi Beyi Demir Han ile bir saldirmazlik antlasmasi imzalar. Mihal ile yapmisti. Bizans'in Marmara havzasindaki en kuvvetli dayanaklarindan birisini kayb etmesi demekti. hem de uzun zamandan beri muhasara altinda bulunan Iznik'i kurtarmak için bizans Imparatoru III. aksama kadar sürmüstü. Bütün bunlar. Karasi emiri ve Bulgarlarla bir baris antlasmasi yaparak baslar. Andronikos. Bursa'nin fethinden sonra bütün dikkatlerini Iznik üzerinde toplamisti. Bu sebepten nasi Pelekanon muharebesi Yakin Sark (Yakin Dogu) tarihi için mühim bir merhale teskil etmektedir. Daha önce de benzer bir muahedeyi Bulgar krali III. imparatorlarini yaralayip kaçmaya mecbur ettiklerinden dolayi. Bu sirada vaziyeti fark eden Orhan Bey. Süphe uyandirmamak için de Artaki (Erdek)'te bulunan Hz. Meryem'in mukaddes Ikonunu (tasvirini) ziyareti bir vesile olarak gösteriyordu. "Istanbul'un fethinden 124 yil evvel vaki olan bu muharebede Osmanli askerleri. Gün boyu deva eden muharebe. Iznik muhasarasinda bir miktar asker birakarak sekiz bin kisilik ordusunun basinda Pelekanon** denen mevkide Imparatorun komutasindaki Bizans ordusu ile meydan muharebesine girisir. Bu ani . Osmanlilar Anadolu'daki Türkmen beylikleri arasinda mümtaz bir mevki almis olduklari halde maalesef Osmanli tarihçileri bu muharebe için ya bir sey yazmiyorlar veya pek az malumat veriyorlar. Kocaeli yarimadasindaki kaleleri alarak yavas yavas Bogaza dogru ilerlemeleri. Osmanlilara karsi sefere hazirlandi.Britinya'nin en güzel yerlerini ve en büyük sehirlerini zapta muvaffak olmustur. Andronikos (1328-1341) gizlice hazirliklara baslar.

Artik Bizans'tan herhangi bir yardim imkâninin olamayacagini anlayan Iznik Rum Beyi. Hatta bu müsamahakârlik ve müsamahada o kadar ileri gitti ki. Biraz sonra temas edilecegi gibi Orhan Gazi. Bu muharebede Orhan'in kardesi Pazarlu Bey de komutan olarak bulunmustu. Bizans için de büyük bir ümitsizlik sebebi oldu. isteyenlerin esyasi ile birlikte gitmesine müsaade etti. Halka karsi büyük bir sefkat ve merhamet örnegi gösteren Orhan Bey. Avrupa'da büyük bir hadise olarak yankilandi. Bunun üzerine Orhan Bey.taarruz. Bursa'nin zaptindan sonra halka gösterilen yumusaklik ve müsamaha ile teslim sartlarina riayet edilmis olmasi. Iznik. büsbütün bir teessüre sebep olmustu. âdet ve geleneklerini muhafaza edebileceklerini ilân etti. Hammer bu olayi su ifadelerle nakl eder: . Orhan Bey. askerlerden arzu edenlerin bu kadinlari nikahla alabileceklerini ve bunlarla evlenenlerin Iznik muhafazasinda birakilacaklarini açikladi. Böylece. halktan. Bunun üzerine halkin büyük bir kismi Iznik'te kalmaya karar verdi. hastalik. Hele buradaki Ayasofya Kilisesinin camie çevrildigi haberi. Iznik'in 1330 yilinda feth edilmesi. deniz yolu ile zorlukla Istanbul'a ulasir. Yaralanan Imparator. vs. gibi sebepler yüzünden ölen erkeklerin dul kalmis olan kadinlari. Orhan Bey'e kapilarini açtiktan sonra çevresindeki bazi yerler de alinmisi. Iznik. Bizans ordusunda büyük bir panik havasinin yasanmasina sebep olur. kimsesiz kalan kadinlarin evlenmesini saglayarak bu sosyal problemi de ortadan kaldirmisti. Pelekanon zaferinden sonra tekrar Iznik üzerine döner. Iznik'i feth ettikten sonra orada pek çok eser meydana getirdi. halktan isteyenlerin bütün esyasi ile birlikte sehri terk edebilecegini söylemisti. deniz yolu ile Istanbul'a gitti. Iznik'te bulunan Orhan Bey'e basvurarak kendilerine bakacak kimselerinin bulunmadigini söylemislerdi. bazi sartlarla teslim olur. Bu fetih. Iznik kusatmasi esnasinda kalede bulunan Rum muhafizlari ile halktan gerek muharebede. Fakat Rum Beyi. Orhan Gazi'nin idare ve adaletine meftun olmustu. Bu yüzden çok az kimse sehri terk etti. Iznik halkindan isteyenlerin kendi tebeasi olma ve sadece cizye vermek sartiyle kendi örf. gerekse açlik. Iznik'in tesliminde de gösterildi. bölge itibariyle harb sahasina yakin olmasindan dolayi geçici bir müddet için beylik merkezi haline getirildi. Sehir ve kaleyi teslim alan Orhan Bey. Fakat halk.

" dediler. alisilmis sayilabilecek veba ve kitligin tesiri ile baba ve anneden. Yenisehir kapisindan sehrin güneyine girdi. Yüksek evlerde de bos kalmislardir. Böylece hesaplari da bekledigi sonucu verdi". onun böyle bir siyaset uygulamasina sebep olmustu. hazir avrat buldular. Bu sekildeki bir hareketine de mani olabilecek bir güç mevcut degildi. Halbuki galib olan Orhan ve Osmanli idaresi. Gaziler. onlari esir veya cariye durumuna düsürmekten kurtarmis oluyordu. kocalari ölen veya kimsesiz kalan dul kadinlari gazilerle ser'î nikah üzere evlendirmesi bu anlayisin bir sonucudur. Orhan Gazi'nin. uzun bir kusatmanin. . Padisah. kocalarindan yoksun kalan ve yari yikik saraylarinda oturan Rum kadin ve kizlarini onlara bölüstürdü. kimisi de savasta kirilmistir. bunlarin erlerinin kimisi açliktan. Söz gelimi. Orhan: "Bu kadinlar nedir?" diye sorunca kendisine: "Sultanim. onlara normal bir vatandas muamelesinin yapilmasi demekti. Idarecilerin haksizligindan dolayi me'yus olmus ve Hiristiyan imparatordan ziyade Orhan'in müsamahasindan ümitvar olmus olan digerleri. sehir halki ile birlikte galibi (Orhan Gazi'yi) karsilamaya çiktilar. Göründügü kadari ile Orhan Bey'in hareket ve bu harekete yön veren anlayisi. Hazir ev. Osmanli tarihleri de devrin anlayis ve dili ile bu hadiseyi asagidaki ifadelerle nakl ederler: "Sonra güzel yüzlü kadinlar geldiler. Nitekim. ordusunun subaylarina bu yapilarin mirasçilari ile evlenmelerine izin vermekle bu ihtisamli konutlarin yeniden senlenmelerine yol açilmis oldu. Ona göre Orhan. Iznik'in kendiliginden teslim olmasindan dolayi bol ganimetlerden yoksun kalan silah arkadaslarina mükâfati unutmamistir. onlara karsi istedigi sekilde muamele yapmakta serbest idi. bunun üzerine bu kadinlarla evlendiler. Görüldügü gibi kadinlarin ser'î nikahla alinmasi. gazilere bunlari ser'î nikahla almalarini buyurdu. Hammer ise Orhan Gazi'nin tamamen insanî olan ve hatta yirmi birinci asra girmek üzere oldugumuz su günümüzde bile uygulanamayan bu insanî muameleye kendi açisindan farkli bir sekilde bakmaktadir. yüce gönüllü ve zafer haklarini akilli bir siyaset ugruna gözden çikarmasini bilen bir hükümdarin hareketi oldu."Iznik muhafizlarinin pek azi bu serbestiden istifade ederek tekfurla birlikte gittiler. Orhan'in buradaki davranisi. geçip saray gibi evlerde oturuverdiler. Bunun üzerine Orhan. Böylece Orhan. Böylece.

Iznik'teki medresesini yaptiktan sonra tanzim ettigi ve Molla Hüsrev tarafindan 841 H. kilise veya manastirdan degil. elimizde bulunan vakfiyedir. Konya'da Mevlânâ Siraceddin Konevî'nin ögrencisi olan Taceddin el-Kürdî. Bu âbide (anit)ler üzerinde çogu zaman Kur'an'dan alinmis tasvir. çesmeler. Gerçekten çok daha sonraki tarihlere (1136=1724) ait bir arz belgesi. Iznik'te bir manastiri da medreseye (yüksek okul = fakülte) çevirdi. Orhan. Iznik'i feth ettikten sonra derhal sehre bir Müslüman Türk hüviyeti kazandirmak için faaliyetlere girisir. böylece Dogu'nun eski bir gelenegine uyan ilk Osmanli padisahidir. Orhan Gazi. daha çok yaygin olan adi ile Kara Hoca o göreve atanmistir. Iznik'e bagli Kozluca köyünün Orhan Gazi medresesine vakf edildigini göstermektedir. Bu sebeple büyük bir kiliseyi Cuma mescidi haline getirir. Nesrî ve diger bazi kaynaklarda belirtildigi sekilde Iznik'te bulunan manastir veya kiliselerden çevrilmis olmayip insa edilmis oldugunu belirten en kuvvetli delil. Onun.Kaynaklarin verdigi bilgilerden anlasildigi kadari ile Orhan Gazi. medresenin bina edildigi ve Hayreddin Pasa Camii'nin yaninda oldugu açikça belirtilmektedir. Medresenin müderrisligini (profesör) Davud Kayserî denilen birine verdi. Mecdî. bu medresede. Iznik nâm kasabada bir medrese-i ulya peyda edüp seyh hazretlerine tayin eyledi" diyerek Osmanli Devleti'nin bu ilk medresesinin bizzat Orhan Gazi tarafindan yaptirildigini anlatir. Taceddin'in ölümünden sonra da Alaeddin Esved. . Orhan Gazi." Sultan Orhan. hastahaneler. tesbih ve benzetme bulunan âyetler okunur. bizzat kendisi tarafindan insa ettirildigi Mecdî gibi bazi kaynaklarda belirtilmektedir. umuma ait binalari kitâbe ve güzel sözlerle bezeyip süsleyen. sultanlik günlerinden baslayarak bütün camiler./1437 M. Seyh Davud Kayserî'nin biyografisinden bahs ederken "Orhan Han Gazi Hazretleri. medreseler. 'de tescil edilen vakfiye suretinde. mezarlar ve köprüler Osmanli ülkesinin hemen her târafinda yaptiranlarin (bânilerinin) adlarini ve yapilis tarihlerini seyyahlara göstermektedirler. Orhan Gazi'nin Iznik'te bulunan ve bazi kaynaklarda bir manastirdan çevrilmis oldugu belirtilen medresesinin. bu medreseye sahibi bulundugu Kozluca köyünün gelirlerini sahih ve seriata uygun bir sekilde vakf etmistir. Davud Kayserî'ye halef olmustu. Ayrica Osmanli dönemi ilk medreseleri üzerinde arastirma yapan Mustafa Bilge de Orhan Gazi vakfiyesinden yola çikarak ayni kanaatte oldugunu söyle ifade eder: "Bu medresenin.

Ayrica zevcesi Nilüfer Hatun tarafindan bir imâret. Izmit'in fethi ile Kocaeli Yarimadasinin tamami Osmanlilarin eline geçmis oluyordu. Iznik'in fethinden hemen sonra Osmanlilar tarafindan alinmak istenmis ve hatta bir ara elde edilmis ise de sonradan yine Rumlara verilmisti. Orhan Gazi. IZMIT'IN FETHI Bir ticaret merkezi durumunda bulunan Izmit. Izmit ve havalisinin idaresini oglu Süleyman Pasa'ya verdi.Iznik. Karacahisari amcasinin oglu Gündüz'e verdi. Kaynaklar. Orhan Bey. Andronikos'un yardima gelmesi üzerine Orhan Bey. oglu Süleyman Pasa tarafindan da bir medrese insa edildi. mallarini alarak bir gemi ile Istanbul'a gitti. Türklerin eline geçtikten sonra. Bunun için orada cami. gelenek ve göreneklerini muhafaza edebileceklerini bildirdi. Buna göre Izmit. Kendisi de bütün bunlarin üstünde memleketi idare ediyordu. Süleyman Pasa'nin halka karsi din ve milliyet farki gözetmeden âdil . imâret ve medrese gibi dinî. Bursa'yi da oglu Murad Han Gazi'ye vererek adini "Bey Sancagi" koymustu. Iznik ve bilahere Izmit'in fethinden sonra idarî bir sistem kurarak memleketi buna göre idarî bölgelere ayirdi. onu Yenice. Kale muhafazasinda bulunan Paleologos hanedanina mensup Marika. Göynük ve Mudurnu'ya havale etmisti. teslim olmak zorunda kaldi. istenilen Müslüman-Türk sehri hüviyetini kazandi. Bundan baska diger hayir sahiplerinin yaptirdiklari tesislerle kisa bir müddet sonra Iznik. Osmanli kuvvetleri Iznik'in fethinden bir sene yani 1331 Haziran'indan sonra sehri kusatmislarsa da Bizans Imparatoru UI. Imparatoria anlasarak kusatmayi kaldirmisti. aksam olunca kandillerini bizzat kendi eli ile yakmis olmasi bunu göstermektedir. bu kusatmadan alti sene sonra (1337) sehri siddetli bir sekilde tekrar kusatti. oglu Süleyman Pasa'ya verilmis. Gitmeyenlerin ise Osmanli tebeasindan olmak ve sadece vergi (cizye) vermek sartiyle din. Nitekim onun yaptigi imârette pisirilen yemekleri bizzat kendisinin dagitmis olmasi. Bu kusatma üzerine disardan yardim alamayan sehir. Burayi bir müddet kendisine merkez yaparak Iznik'in bir Müslüman Türk sehri olmasina gayret etti. Orhan Gazi'nin buradaki faaliyetlerinden bahs ederken onun bir hükümdar gibi degil. Orhan Gazi. Orhan Bey buradaki yerli halktan isteyenlerin mallari ile birlikte sehri terk etmelerine müsaade etti. herhangi bir vatandas gibi davrandigini belirtirler. sosyal ve kültürel müesseselerin temelini atti.

Bu küçük iç deniz (Marmara) iki taraftan kiskaç içine alinmaliydi. 741 (1342) tarihinde Ulubat. bogazin güney kiyilarini ellerinde bulunduracaklardi. Bu da ilk firsatta Avrupa'ya geçme imkânini saglayacakti. Bu sebeple Karesi Beyligi topraklarinin alinmasi gerekiyordu. Böylece Orhan Gazi. Osmanlilar.bir sekilde davranmasi. Bizanslilara karsi kazanilan zaferlerden daha önemliydi. fethedilen yerlere dogudan gelen Türkleri yerlestiriyordu. Mihaliç ve Kirmasti gibi yerleri Bizans'tan alip feth etmek suretiyle. Ancak bu sayede batiya geçilebilirdi. Ne Osman ne de oglu Orhan. Bizans'in taht kavgalarindan istifade edecek ve hatta topraklarina akinlar düzenleyip isgal edebilecekti. Zira bu sayede Osmanlilar. Mudurnu) de birer teslim oldular. Ayni sekilde Izmit Körfezindeki Gemlik. O zamana kadar Osmanlilar. Çünkü Anadolu'da bulunan diger beyliklerin sinirlari. Bu. ve çevrelerinin tamamen Osmanlilar ile kusatilmis olmasindan dolayi civarda bulunan bir çok kale (Tarakli Yenicesi. Orhan Bey'e Türklerle meskûn bulunan bu topraklarin zaptinda ilk firsati verdi. . Zira sadece bir taraftan tutulan Marmara ile stratejik güç haline gelmek imkansizdi. Armutlu gibi mevkiler de Kara Timurtas Bey vâsitasiyle Orhan Bey kuvvetlerinin eline geçmisti. KARESI BEYLIGI'NIN ILHAKI 1340 yilina kadar Bizans topraklarinda fetih hareketlerine girisip sinirlarini genisleten Osmanli Devleti. Osmanlilar ile Karesiler arasinda Bizans'a ait bazi topraklar vardi. Bununla beraber Bizans topraklarinda genislemekte olan bir Türk devleti için bu kafi degildi. Küçük Asya'da bulunan diger beylere karsi hasmane bir tesebbüste bulunmamislardi. Fakat bunlar. Gerçekten de batiya dogru açilip genisleyebilmek için sadece Istanbul Bogazina yaklasmak kâfi degildi. Osmanlilarin dogrudan dogruya bütün Bizansi çevirmesine imkân vermiyordu. Bu arada Bizans da bütünüyle Güney Marmara'dan çekilmis degildi. Ayni sekilde Çanakkale Bogazi'na da yaklasmak gerekiyordu. O dönemde batida Karesi ogullan vardi. Çanakkale Bogazi'nin Asya yakasini elinde bulundurmanin stratejik nimetini takdir edebilecek deha ve imkâna sahip degillerdi. Çanakkale'ye kadar gelerek. merkezi Balikesir'de bulunan Karesiogullari Beyligi ile ayni hududlari paylasir oldular. Bu siralarda Karesi Beyligi'nde çikan bir hadise. Göynük. sadece Bizans'la muharebe etmis ve ülkelerini özellikle Bizans Imparatorlarindan aldiklari yerlerle genisletmislerdi.

büyük bir ihtimalle 1345 yilinda meydana gelen Karesi seferine Orhan Bey'le birlikte istirak eder. Fakat kardesi Dursun Bey. Gazi Fazil Bey ve Evrenos Bey gibi askerî ve idarî bakimindan yönetici olacak durumdaki bu insanlardan istifade edip bilgilerinden yararlanmislardir. Halkin israrina dayanamayan Karesi Bey'i kaleden çikip Orhan Gazi'ye teslim olmak zorunda kalir. Bundan sonra Bursa'ya getirilen Demirhan gelisinden iki sene sonra Yumrucak (taun. Aydincik ve Bergama'yi verme teklifinde bulunur. Bergama'ya gelip kaleyi muhasara eder. Bu arada Balikesir ümerasi basta Haci Ilbeyi oldugu halde Evrenos. Orhan Bey'i karsilarlar. Osmanlilar. O da Osmanli hükümdari Orhan Gazi'ye Balikesir. Bundan çok müteessir olan Orhan Gazi. iki kardesi baristirmak için Dursun Bey'i Haci Ilbeyi ile beraber Bergama kalesine gönderir. Balikesir üzerine yürüyen Orhan'in gelisini haber alan Demirhan. Hammer bu sessizligin sebebi ve bu konudaki yanlis degerlendirmeler hakkinda asagidaki ifadelerle bir gerçege parmak basarak söyle der: . Karesi Beyligi'nden birçok sahil bölgesinin Osmanlilara geçmesi ile Rumeli'ye geçis kolaylasir. buna muhalefet ederek veya biraderi tarafindan öldürülmekten korkarak Osmanlilara iltica etmisti. Karesi Beyligi'nin ilhakindan sonra uzun bir müddet önemli sayilabilecek bir fetih hareketine girisilmedigi anlasilmaktadir. Haci Ilbeyi vasitasiyle Orhan Bey'in sarayinda bulunan Dursun Bey'i hükümdar olmak için tesvik ederler. Kapidagi ve Edincik gibi sehirler Osmanli topragina ilhak olunur. Fakat kaleden atilan bir okla Dursun Bey maktul düser. Böylece Karesi Beyligi'ne ait olan Balikesir. Beyligin basina geçen Demirhan'in fena ve kötü hareketlerinden dolayi Karesi ileri gelenleri (ümera). Kendisi de Truva mintikasindaki Kizilca Tuzla ile Bayramiç gibi yerlerde hükümdarligini sürdürecekti. Bu teklif ile Orhan Bey'i tahrik ve tesvik eden Dursun Bey. Ece Halil ve Gazi Fazil Bey'ler. Haci Ilbeyi. Orhan Gazi. Bu ilhakin Orhan Bey bakimindan önemli bir yönü de bu beylige tabi degerli komutan ve emirlerin Osmanli hizmetine girmis olmalaridir. Biraz önce isimlerinden bahs edilen ve Çanakkale bogazi ile çevresini çok iyi taniyan bu degerli komutanlar sayesinde Rumeli fetihleri kolaylasmisti. Bergama kalesine siginir.Osmanli kaynaklarina göre Karesi Beyi'nin ölümünden sonra yerine oglu Demirhan geçmisti. Bunlar kale önüne gelip görüsmek isterler. Manyas. veba) hastaligindan vefat eder. Ece Halil. Zira bunlar denizciligi de iyi biliyorlardi.

Orhan Gazi. devletin kurulus ve yükselis hadisesini fikirden aksiyona çeviren ve kuvvetler birligini vücuda getiren faaliyetin sirrini. Konur Alp. isabetli bir inanis olsa gerekir. Osmanli Devleti'nin mucizeli bir sür'atle yükselis ve inkisafini bir yandan tarihî halet ve gerçeklerde. artik devamli olarak genisliyordu. Alaeddin (ulemadan)'in akillica görüsleri ile kurulan yeni ordunun tam ve disiplinli bir düzene sokulmasi. Geyikli Baba. Nitekim. bu faaliyete istirak eden din. Orhan Gazi zamaninda kurulmustu. askerî sahada da yeni bir sistem ve teskilât meydana getirmek ihtiyacini hissetmeye basladi. Zira bu beylik. imâret ve kervansaray gibi büyük binalardir. idarî sahada adalet. içerde güvenlik durumunun sarsilmaz sekilde saglanmasi gibi isleri gelistirdi. (bes sene önce ilk medrese ve imâretin tesis olundugu) Iznik'teki müesseselerle kisa zamanda rekabet edip boy ölçüsebilecek duruma geldiler. Ahi Semseddin gibi ululara. Aksine. hukuk ve idare otoritelerinin kollektif idealizmi ile izah. Orhan'in dindarligi sebebiyle meydana gelen bu müesseseler. ilim. Yeni müesseseler ile saglam temellerin atilmasi bu siyasî varliga ve birlige bir hayatiyet saglayacakti. medrese. Osmanli Beyligi'nin ilk devir tarihinde önemli hâdiseler olarak mütalaa edilebilir. Taptuk Emre." îleride daha genis bir sekilde ele alinacagi gibi Osmanli Devleti'nin ilk teskilâti. Orhan Gazi Beyligi'nin hududlari. Abdurrahman Gazi gibi seçme yigitler. Mevlânâ Sinan. Abdal Murad. Bu konularda ulema sinifindan gelmis olan vezir Alaeddin Pasa ile Bursa kadisi Cendereli (Çandarli) Kara Halil faaliyetlerde bulundular. Bu sebeple devlet. Bizanslilarin zannettigi gibi devamli kayiplarin ve bozgunluklarin bir soncu degildir. Abdal Musa. insaf ve dinamizmine gösterilen sadakat ve saygida aramak icab eder."Karesi'nin fethinden sonra yirmi sene zarfinda Osmanli ülkesi yeni ve önemli bir fetih ile genislemedi. bir yandan da Islâmî prensiplerin adalet. Doglu Baba. bu dinlenme çaginda. Akça Koca. Bununla beraber tarihçilerin buradaki derin sessizlikleri. yavas yavas eski asiret usûl ve kaidelerinden ayrilmak zorunda idi. Ancak bu sayede modern bir devlet olma özelligini kazanabilirdi. Ahi Evren. Bu ifadelerin gerçek sahidi ise Karesi bölgesinin fethinden sonra insasina baslanan câmi. Onun için de. çevresinde yer . Davud Kayserî ve Taceddin Kürdî gibi büyük âlimler. Dursun Fakih. Bursa ve Iznik'in zapt edilmesi. Gülsehrî gibi mutasavvif sairler.

Bir nice günden sonra bir kavak agacini omuzuna kodu. Inegöl yöresinde Kesis Dagi (Uludag)'nin arasinda bir nice dervis gelmisti. Han'a eydür teberrükümüz oldukça dervislerin duasi makbuldur dedi. Dervis eydür: . Gördüler. Orhan Gazi yine haber gönderdi kim niçin gelmez. Han'a haber verdiler. Turgut Alp pir olmustu (yaslanmisti). Cevab verdi kim dervisler göz ehli olur. Bu dervislerden biri ayrilir varir dagda geyiciklerle yürür ve ol Turgud Alp âni sever. Geldi mukim oldu. Dervis eydür: Mülk ve mal Hakk (Allah)'indir. Eydür: "Baba Ilyas müridiyim" der. Olay. Dogru Bursa'nin hisarina geldi. Orhan Gazi eydür: Dervis! Nola benden su sözü kabul etsen. Hemandem dua etti. Geldiler sordular. Emr etti kim getirin dedi. gelmedi. seneler süren ve Osmanlilari bir hayli yoran cenklerden sonra orduyu. der. Nesrî ve Ibn Kemâl gibi kaynaklarda anlatilir.vermekle gerek devleti. Ol dervis geldi bir agaç dahi getirdi. gerek hükümdarlik makamini bir idealist üreticiler zümresine dayamis oluyordu. Sordular: Ehli kimdir? Ayudtu: Hak Teâlâ dünya mülkünü sizin gibi Hanlara ismarladi. Orhan Gazi dahi dervisin mekanina vardi. Âninla musahabet eder. Biz bu ulularin hizmet ve hikâyelerine örnek olmasi bakimindan Asikpasazâde tarihindeki bir rivayeti nakl etmekle yetinmek istiyoruz. padisahin hisarina (sarayina) girdi. Kullari birbirleri ile mesalihin görsün deyü. Vilâyetin dervislerini teftis eylemeye basladi. idareyi ve cemiyeti mayalayip yoguran manevî temsilcilerin fetih tarihindeki hikâyeleri. Âsikpasazâde'nin dilinden söyle ifade edilir: "Hele simdi görelim Orhan Gazi Bursa'da neyler: Devletle geldi imâret yapti. Geldiler davet ettiler. Gözetirler dahi vaktinde varirlar kim dualari makbul olur. kapida dikiyor. Veya beni niçin komaz anda varmaya. Dahi sormadin. ehline verir biz ânin ehli degiliz. Orhan Gazi çikti gördü tamam dikmis. (Ey) Dervis bu Inegöl nevahisi senin olsun dedi. durmadi geri mekânina vardi. Gerçekten. Hayli mübarek dervistir dedi. Dervis dahi haber gönderdi kim sakin gelmesin. Orhan Gazi'ye haber verdiler. Orhan Gazi'ye adam gönderdi kim benim köylerim yaninda bir dervis daim ânin yanina gelir. Kavak agaci simdi dahi vardir (Asikpasazâde zamani). "Seyyid Ebu'l-Vefa tarikatindanim" dedi. Asikpasazâde. Anda makam tutmuslardi. Orhan Gazi eydür: Aceb kimin mürididir? Eydür: Sorun kendinden der.

Pek çok ziyaretçisi bulunan bu zâviye. O zâviyeye "Geyikli Baba Tekkesi" derler. ne mülke tamah düsürmüs." Devletin kurulus hamurunda mayasi bulunan tasavvuf erbabi ile Orhan Gazi'nin ilgi ve münasebetlerini anlatan Hammer. gerek dualari gerekse kerametleri ile neticenin kisa zamanda alinmasina vesile olmuslardir. iç zenginligi. ezeli tokluk ve gönül saltanati. Dervis Turud ile Kumral Abdal için tekke insa eden babasina uyarak Geyikli Baba'ya uygun bir zâviye bina ettirdi. ne onun yanina varmaya yanasan. Bu iki baba. Gazi Hünkâr: "Sol Inegöl nevahisini al senin olsun" deyince "biz onun ehli degiliz" diyor. onlarin tabiat ve ahlâklarini çok güzel izah etmektedir. Orhan'in bu konuda babasini örnek aldigini söyleyerek su sekilde fikrini beyan eder: Orhan. Bir de Cuma mescidi yapti.Sol karsiki tepecikten bericigi dervislerin havlicigi olsun dedi. ne de onu kendi mekânina isteyen büyük istigna. Ne malda gözü var. Simdiki vakitte onarilip bes vakitte padisahin ruhuna dua ederler. Bunlardan ilki geyiklerle birlikte yasadigi. batida ve Kaplica yakininda Abdal Musa'nin tekke ve mezari bulunmaktadir. bu insanlarin civarlarinda medfun bulunduklari birçok zâviyenin insasiyle onlara karsi minnettarligini ebedîlestirmistir. mülk ve mali kendilerine ismarladigi han ve hükümdarlara yardimci ve destek oldugunu açiklamak istiyor. Adi geçen dagin yüksek bir yerinde ve Gökpinari denilen yerde Doglu Baba'nin türbesi bulunur. Bursa muharebesinde iki Abdal veya iki aziz kisi ile Sultan Orhan'a refakat ederek. Yaninda tekye yapti. ." Kendisiyle görüsmek isteyen hükümdardan köse bucak kaçan. Uludag'in eteginde ve sehrin dogu taraflarinda idi. Bursa fatihi (Orhan Gazi). Allah'in. Sirtladigi fidani hünkarin bahçesine dikmekle de. Bu iki muttaki zatin (Geyikli ve Doglu Baba) isimleri. Beyin israrlari karsisinda ufku göstererek "Su tepecikten bericigi dervislerin avlucugu olsun" diyor. digerinin de sadece yogurt yiyerek hayatini sürdürdügünü göstermektedir. Âsikpasazâde sözlerine devamla söyle der: "Orhan Gazi o dervisin üzerine kubbe yapti. Orhan Gazi dahi bu sözü dua aldi yine mekânina gitti. Sehrin kapilarinda ve Uludag'in zirvesinden dogan Alisir Irmagi kenarinda Horasan'da dogmus olan Dervis Abdal Murad'in tekkesi.

Rivayete göre Geyikli Baba muhasara ordusunun önünde elinde altmis okkalik bir kiliçla bir ceylana binmis olarak harb etmistir. Abdal Murad'in. daima tasavvufu vecd içinde yasar ve Uludag'da ormanlar arasinda geyiklerle birlikte günlerini geçirirmis. Bu zat. Rivayete göre yine bir gün geyige binmis ve omuzunda bir çinar dali bulundugu halde sultanin sarayina gelir. Fakat bu da büyük bir nüfus ve insan gücüne sahip olmaya bagliydi. Bolu taraflarindan baska Ankara cihetine dogru da genislemek ve buradaki Türk nüfusundan istifade . bu agaç gibi kök salarak dallarini uzaklara ulastiracagini ve göklere kadar yükselecegini söyler. Orhan çagirmadikça oradan inmezmis. toplumun maserî vicdaninda bir karsilik (makes)bulmus olacak ki. Bu sebeple Müslüman Türk nüfusu çogaltmak gerekiyordu. Bunun için de Rumeli'nin fethedilmesi ve Müslümanlarin eline geçmesi gerekiyordu. Anadolu'da bulunan devlet ve beyliklerin topraklarini zapt edip anlari hakimiyetleri altina almak yerine bati ve hatta Trakya'da bulunan bölgeleri feth etmeyi yegliyorlardi. bu gayelerini gerçeklestirmek ve daha fazla müslüman nüfustan istifade için zaman zaman komsu Müslüman beyliklere de müdahalede bulunmuslardi. dört arsin uzunlugundaki agaç kilicindan baska bir silahi olmadigi halde hayrete deger yigitlikler gösterdigi de söylenir. Geyikli Baba Hoy'da dogmus. sosyal bir vak'a olarak günümüze kadar uzantisi devam etmektedir. Bu bakimdan kendileri ile hasmane hareketlerde bulunmayan bu beyliklerin topraklarina karsi tamahkârlikta bulunup hiç bir sebep yokken onlari ele geçirdikleri söylenemez. Bu ve benzeri rivayetler. ANKARA'NIN ZAPTI Osmanlilar. Bu düsüncede bulunan devlet ve idare adamlari. Islâm'i Anadolu'nun batisindaki topraklara tasimayi hedefleyen Osmanlilar. Devletin bahtliligina bir isaret ve belirti olmak üzere fidani bahçeye diker. Kurulus dönemindeki mütevazi imkânlarina ragmen. Bu sayede Istanbul ve Çanakkale bogazlarinin batisinda bulunan bölgelere de Islâm'in sesini ulastirabileceklerdi. Çünkü Anadolu'daki beylikler de kendileri gibi Müsluman ve Türk unsurlardan meydana geliyordu. Osmanli Devleti'nin. Abdal Musa da pamuk ile ates toplamistir. Osman zamaninda kerameti ile söhret bulmustu.

Öztuna'nin dedigi gibi "Rumeli maddî. Türk devletleri ile harbe girisip kuvvetlerini yipratmak Osmanlilarin aklindan bile geçmiyordu. Bu sebeple. geriye sürüklerdi. onlarin bütün davranislarinda kendini açik bir sekilde ortaya koymaktadir. ne kadar sürecegi süpheli olan bir maceraya girismek. oglu Süleyman Pasa komutasinda gönderdigi bir ordu ile Ankara'yi zapt ederek (1354) Osmanli ülkesine katar. Ahilerin eline geçmesine sebep oldu. onlari ileriye degil. komsu ve kardes beyliklerle herhangi bir çatismaya girismeksizin ihtiyaç duyduklari Türk nüfusunu çogaltmak. Germiyan ve Karamanlilar'dan toprak kazanmayi düsünmüyordu. Osman Gazi ile oglu Orhan'in takip ettikleri politikaya tamamen aykiri idi. Osmanlilari Sakarya ile Kizilirmak arasindaki topraklara hakim kilmistir. Anadolu'nun mühim merkezlerinden birisi olan Ankara. Karaman ve diger beylikler herhangi bir çatismaya mahal kalmadan Osmanlilarin idaresini kabul edebilecek hale geleceklerdi. zaman içinde Germiyan. Eretna Beyi Alaeddin'in vefati üzerine yerine geçen ogullari zamanindaki karisiklik. Kizilirmak çevresinin bütünüyle fethi de bir mânâda Anadolu hâkimiyeti demekti. Karamanogullari'nin Ankara üzerinde birtakim emelleri varsa da fiilen onlarin topragi ve sinirlari içinde bulunmadigi için bu yüzden Osmanlilarla harb etmeyi göze alamazlardi. bir bakima Aricara'nin ele geçirilmesi ile mümkündü. Ankara'nin Osmanlilar'a ilhaki mühim bir hadisedir. Ankara 1361-1362 arasinda 1 yil kadar Osmanlilarin elinden çikmissa da. Zira güçlü ve kuvvetli olan bu iki Müslüman Türk Beyligi ile. Bu hadise (Ankara'nin ilhaki). Bu karisikliklardan istifadeyi düsünen Orhan Bey. O dönemde Ankara Ahi'lerce idare edilen müstakil bir sehir devleti idi." Osmanlilarin. Halbuki Bizans ve Müslüman olmayan diger devletlere karsi elde edilecek muvaffakiyetlerin verecegi san ve seref Osmanlilari o kadar yükseltecekti ki. 1362'de Sultan Murad tarafindan çevresi ile birlikte tekrar Osmanlilara kazandirilmisti. merkezi Sivas olmak üzere kurulmus bulunan Eretna Beyligi (1335-1381)'nin idaresi altinda bulunmakta ve bu beyligin en bati ucunda yer almakta idi. oglu ve torununun bu politikasi ile dinî ve siyasî anlayisi. Zira bu yol. .etmek gerektigine kanaat getirdiler. Osman Bey. Öyle anlasiliyor ki Orhan Bey. Böylece Osmanlilarin dogu hududunda bulunan kuvvetli bir nokta elde edilmis oldu. fakat Anadolu mânevî güçle feth olunacakti. Ankara'yi bir müddet Karamanogullari'na daha sonra da müstakil bir idarenin.

Osmanlilardan önce Avrupa'ya geçmis bulunan bu insanlar. .RUMELIYE GEÇIS Bilindigi gibi Asya. Mora'ya. bazan da Ulah gibi kavimlerle birleserek Bizans'a karsi mücadeleye giristikleri gibi bazan da kendi baslarina ve yalniz olarak mücadele etmislerdir. bu topluluklardan dillerini. bazan Macar. millî ve kavmî özelliklerini muhafaza edenler de oldukça mühim bir yekûn teskil ediyorlardi. Bilhassa Bizans Imparatorlugunun siyasî hududlari içine yerlesen kavimler. Ruslar. Hatta X. Türkler Rumeli'ye ayak bastiklari zaman yer yer Ortaasya göçlerinden artakalmis ve zamanla Ortodoks kilisesine baglanmis topluluklarla karsilasmislar. Peçenek. eskiden beri bilinen ve insanlik tarihinin besigi olarak kabul edilen bir kitadir. farkli bölgelere dagilarak hayatlarini sürdürdüler. Sirp. Bu sebepledir ki. Adriatik kiyilarina ve Avrupa'nin kuzey sahillerine kadar uzanarak zaman zaman hakimiyetler kurmus. Bu bakimdan gerek Türk. Bizans Imparatorlugu ile yapilan mücadelelerinden sonra meydana çikmislardi. bilhassa 5. Ulah ve diger kavimlerin. Bunlar. Bununla beraber zaman zaman da savaslarda maglub olan bu Türklerden bir kismi yine kendi öz yurtlari olan Asya'ya dönmüs. Avrupa'ya geçmis bulunan Türk kavim ve kabileleri. Ortodoks birligine girmis olmakla beraber. Bu Türkler. meydana gelen harplerde büyük kahramanliklar göstermislerdir. Türk. Iskandinavyalilar. kendileri ile tesrik-i mesaide bulunduklari milletlerle zaman içinde kaynasmis. asir Bizans ordulari içinde Slavlar. Bunlar. Kafkasyalilar. Zira. asirdan beri Ortaasyadan bosalircasina akan Türk kavimleri bugünkü Rusya'yi asip Dogu Avrupa'ya. Alan. gerek Avrupali ve gerekse diger bir çok milletin ilk yurdudur. asirlari içine alan uzun bir zaman zarfinda surada burada vakit geçirmis olduklarindan tarih sahnesinde pek gözükmeye imkân bulamamislardi. bazan Bulgar. Türkmen ve Tatar gibi isimlerle ortaya çikmislardi. Yürük. kismen Cermenler. Kuman. daha genis ölçüde de Slavlar ile karsilasarak dil ve din degistirmislerdir. Macar. Bu siralarda bazi Türk kabileleri de Asya'dan Avrupa'ya geçerek göçmen milletler arasindaki yerlerini aldilar. Kavimler göçü sonunda insanlar. ancak Bulgar. bir kismi da galip gelen devletlerin içinde ve onlarin dinleri olan Hiristiyanligi kabul ederek hayatlarini devam ettirmislerdir. Buna göre Avrupa ve özellikle Balkan Yarimadasi daha o zamandan beri Türklere yabanci olmayan ve onlar tarafindan taninan bir yerdi. onlarin kültür degerlerine katkida bulunmus. Iberler.

Peçenekler ve Fergana Türkleri gibi Türk kavimleri de mühim bir yekûn tutuyorlardi. Helen harsinin (kültür) kesif oldugu bölgelere sürülüyordu. Esasen. Öyle ki bazan harp esiri olan Türk hükümdarlari. bir yandan Cermen. Bizans devlet politikasinin.Araplar. Daha önce de kismen temas edildigi gibi asirlar boyu dalgalana dalgalana kabarip tasan Türk seli. Ortodoks birligi ve Helen kültürünün baskisi altinda kavmî ve millî hüviyetlerinden çikarmis bulunuyordu. Böylece onlari kendi kültürleri içinde eritip yok etme politikasini güdüyorlardi. Nitekim. Türkleri de bu kültür ve din kaynasmasiyla kendi millî hüviyetlerinden soyma politikasi güdüyorlardi. Buna paralel olarak Bizans da hududlari içinde iskân edilen veya vazife alan yahut da esir edilen zümreleri. Kilise ve misyon teskilâti. bazi kabileler de reisleriyle beraber din degistiriyorlardi. . kendi kanlarini tasiyan irkdaslarina karsi cenk etmeyi kabul etmeyerek atlari ve silahlari ile beraber Selçuklu ordusuna katilmislardi. toplum ve site hayatlarini benimseyerek onlarin içinde erimis bulunuyorlardi. Bizans'in bu neviden faaliyetleri her zaman asiri olagelmistir. ordulariyla birlikte hiristiyanligi kabul ediyor. yine Ortodoks cemaatine yeni dindaslar kazandiriyordu. O kadar ki. asirlardir binlerce kilometreyi asarak Ortaasya'dan gelen çesitli Türk kabileleri. bir ifadeye göre Bizans ordusunda bulunan Uz veya Peçenekler kendi dillerini konusan. dinlerini. asilzâdelik ünvanini vermek ve toprak bagislamak gibi tavizleri. Incil'e baglamak yolunda muazzam bir teskilât hüküm sürmüstü. Bizans'in dinî temellere dayali olarak kolonize ettigi diger kavimlerle birlikte Türkleri de Ortodoks birligine çektigi anlasilmaktadir. bazan da kendileri bu tesirlerin altinda kalmislardi. Türk kabilelerinin alnindaki tarihî kaseyi örtmek için Bizans'a bir hayli yardimci olmustur. Bu yüzden Bizanslilar. Sicilya Normanlari oldugu gibi. Hazarlar. Malazgirt zaferi ile Müslüman Türkler lehine neticelenen SelçukluBizans karsilasmasinda. ayak bastigi ülkelerin siyasî. Bazan da mecburî göçler yaptirilmak suretiyle Türk kavimleri. bir yandan Slav tesiri altinda yerli halkin dillerini. Yukari Tuna Steplerinden Kafkaslara ve Habesistan'a kadar bütün güney ülkeleri halkini. ictimaî ve etnik bünyesinde derin iz ve eserler birakmis olmakla beraber.

Fakat bunlar genellikle geçici bir süre için oldugundan bilhassa Osmanli tarihçileri tarafindan üzerinde fazla durulmamistir. iste Hind. Zira onlara göre önceki geçisler. eger arkadan Osmanlilar yetismeselerdi Küçükasya Türklügü de ayni akibete ugrayacakti. asirlarca topraklarina yürüyen bu dalgalari kendinden seçilmez hâle getirmis. Böylece idarî. Osmanli tarihçileri. Mezopotamya. zaman sisleri arasinda kaybolagelen mazi miraslarini geri alip dört basi mamur bir Türk devleti kurmak ve onu tarihî hassalari ile yasatmak kudretini yalniz Osmanlilar gösterebilmistir. Suriye ve Arap ülkelerine yayilan Türk kabileleri farkli baskilar altinda eriyip yok olmus bulunuyorlardi. geçis olmaktadir. bir koldan da Iran. askerî. fütuhat ve yerlesme davalarinda soydaslarina yardimci oldular. artik Müslüman Türklerin orayi vatan edinmelerine zemin hazirlamisti. Bundan önce Türkler su veya bu sekilde Rumeli'ye ayak basmis ve bölgede çesitli faaliyetlerde bulunmuslardi. gerçekleri konusan dudagi sahittir ki. Iste Çin. Zira asirlardir çesitli kavimlerin bir cenk ve mücadele sahnesi olmus bulunan Balkanlar'da baris ve huzuru iade ederek tarihe karsi serefli bir borcu yerine getirmeye hazirlaniyorlardi.Görüldügü gibi bir koldan Stepler memleketine. Surasi üzerinde dikkatle durulmasi gereken bir husustur ki. yalniz kendi irk ve medeniyetleri için yeni bir ülkeye sahip olmakla kalmayacaklardir. Iste yine bu Müslüman Osmanli Türklügüdür ki. Tarihin. iste Iran. Bu bakimdan bu geçisler. hatta defalarca kurduklari siyasî hâkimiyete ragmen adlari ve sanlari bile silinip gitmistir. Ama Orhan Gazi'nin oglu Süleyman Pasa'nin geçisi. dinî ve tekmil bütün müesseseleri ile Rumeli'ye akmaya baslayan Osmanlilar. Türkler tarafindan gerçeklestirilen 18. Gerçekten de Hammer'in tesbitlerine göre Süleyman Pasa'nin Rumeli'ye geçisi. Bu topraklarda yerlesmis fakat kültür ve kavmî itiyadlarini kiskanç bir muhafazakârlikla saklamis olan bu Türk topluluklari da hakim millet olarak karsilarina çikan irkdaslarina derhal sarildilar ve onlarin idarelerine girmekte tereddüd etmedikten baska. Rumeliye adim atar atmaz çesitli devletlerin kültür ve diplomasisi tarafindan temsil edilmis bir Ortaasya bakiyesi ile karsi karsiya geldi. sosyal. Dogu Avrupa'ya Bizans ve Mora'ya. üzerinde fazla . devamli bir fetih ve yerlesmeye yetecek kadar bir sebep teskil etmezler. daha önceki geçisler üzerinde fazla durmazlar.

Orhan Bey. asrin baslarindan itibaren içten içe çökmeye yüz tutan Bizans Imparatorlugu'nun topraklarinda. Bu dönemde. siyasî. imparatorlugun varisleri olmak için bazi faaliyet ve çalismalarda bulunuyorlardi. Bizans tarihçilerinden de sadece Kantakuzen. gayelerini gerçeklestirmek ve en büyük hisseyi elde etmek için büyük gayretler sarf ediyorlardi. Böylece.henüz babasi Osman Bey'e vekâlet ettigi tarihlerden itibaren. Bu bakimdan Osmanli Beyligi'nin ilk müessisi Osman Bey ve özellikle oglu Orhan. Bizans'in gerek iç. adi geçen devletin mirasindan Osmanlilar da istifade etmeyi düsünmek zorunda kaldilar. gerekse Latinlerle iyi iliskileri olmayan ve Latinlerin Istanbul'u alip Bizans Imparatorunu Anadolu'ya atmak için gösterdikleri çabalar yüzünden Bizans Imparatoru. Buna karsilik Türk tarihçileri bu geçisi tafsilatli bir sekilde anlatirlar. "Osmanlilarin. Bu üç devlet. Bu konu ile ilgili kaynaklar su bilgileri vermektedir: . Bu bakimdan. gerekse dis durumunu yakindan takip ediyorlardi. Sirbistan ile Bulgaristan devletlerinin gözü vardi. ekonomik. Bizans Imparatoru Kantakuzenos'un sik sik Osmanlilarin yardimina ihtiyaç duymasi. Hatta bu ihtiyaç. Osmanlilara karsi zaman zaman yumusak bir siyaset takib etme ihtiyacini duymustu. Yani Osmanlilarin baskin yaptiklari veyahut yardim maksadiyla girdikleri yerleri istilaya kalkismayarak evvela kendilerine zemin hazirlayacaklari gayet tabii idi. ya basta bulunan idarecilere (hükümete) yardim etmek veya partilerden birini rakiplerine karsi daha faal bir rol oynamak için desteklemeye çalisiyorlardi. gelecekteki bu tür seferler için Bolayir yakinindaki Çimbi (Çimpe)'yi askerî bir üs olarak Osmanlilara vermesine sebep oldu. sosyal ve hatta dinî buhranlar içinde bulunan Bizans'in fazla uzun ömürlü olamayacagi biliniyordu." Gerek Katalanlar. onun Osmanlilar'dan yardim istemesine kadar variyordu. halk arasinda Osman Gazi'nin rüyasinin yavas yavas gerçeklesmek üzere oldugu kanaati da yayginlasmaya baslar. Hatta bu yüzden olsa gerek ki. Bu devletler. Lakin bu ilk faaliyetlerden her zaman kat'i ve fiili neticeler beklenmeyecegi de muhakkakti. Süleyman Pasa'nin geçisinden fazla teferruata girmeden ve geçisin detaylarina inmeden ana hatlari ile söz eder. Bizans Devleti'ni sadece Avrupa kitasina sürmüs olmakla iktifa etmeyerek. Trakya sahillerine birçok çikartmalar yaptirarak bu havalinin vaziyetini iyi bir surette ögrenmisti. orada da Osmanli Beyligi'nin menfaatlerini temine ugrasmalari bunun içindir.durmaya degmez görünmüstür. Bilindigi gibi XIV.

Böylece Osmanlilar. 1353'ten itibaren Rumeli'ye yerlesmek seklinde basladi.000 altin karsiliginda Çimbi'yi satin almak istedigini bu arada Türk kuvvetlerinin Gelibolu'yu terk ve tahliye etmelerini. fakat Gelibolu'yu bizzat kendi kuvvetlerinin zapt etmis olmasindan dolayi iade edemiyecegini ve hastaligi sebebiyle de kendisi ile görüsemeyecegini . Gerçekten. Kantakuzenos ile de ciddi anlasmazliklarin meydana gelmesine yol açti. fakat buna karsilik hem ileride kendi hesaplarina yapacaklari Rumeli fütuhati için tecrübe kazanmis. Bu sirada Bizans donanmasi ile birlikte bir miktar Osmanli deniz kuvvetlerinin de harekata istirak ettigi görülür. Osmanlilarin Avrupa mintikasina yerlesmelerinin kendileri için ne kadar tehlikeli oldugunu anlamisti. imparatorun kendisine yardim karsiligi verdigi Çimbi'yi teklif geregince terk edebilecegini. Bu yerlesme ve fütuhat. Selanik sehrini zapt etmek üzere iken Kantakuzenos'un Orhan Bey'e müracaat ile temin ettigi ve Orhan Bey'in oglu Süleyman Pasa idare ve komutasinda bulunan 20. Ioannes arasinda mücadele alevlendigi zaman Orhan Bey. bu vazifesini basari ile yapip Anadolu'ya dönerken. Zira Kantakuzenos.000 kisilik Osmanli kuvveti.Damadi Orhan Bey'in verdigi kuvvetler ile. basi sikistikça da Orhan Bey'e bas vurmaktan geri kalmiyordu. 1354'te Orhan Bey kuvvetlerinin Bolayir ve Tekirdagi'na kadar bütün Marmara kiyilarina sahip olduklarini gördükten sonra buna mani olmayi düsünmüstü. Buna karsilik Orhan Gazi. Süleyman Pasa.000 kisilik bir kuvvetle Dimetoka'da Sirp ve Bulgarlara karsi mühim bir galibiyet elde etmisti. zaman zaman da Papaya müracaat edip Haçli seferlerinin tertip edilmesini isterken. öbür taraftan da 10. hem de Rumeli yakasinda yerleserek bir hareket üssüne sahip olmus bulunuyorlardi. Nitekim 1349'da Sirbistan krali Stefan Dusan. Izmit'te kendisi ile görüsmek arzu ettigini bildirdi. Bu sebeple Orhan Gazi'ye haber gönderip 10. Cenevizliler ile birlikte yine Kantakuzenos tarafini tutmus ve yardimci kuvvetlerini göndererek bir taraftan Edirne'de kusatma altinda bulunan Kantakuzenos'un oglu Mateos'u kurtarmis. 1352 yilinda meydana gelen bu hadisede Osmanli kuvvetlerine Süleyman Pasa komuta ediyordu. onun lehine olmak üzere vaziyeti kurtarmisti. Bizans'taki taht ve saltanat mücadelesine 1345'ten itibaren karismis. Bu hadiseden kisa bir müddet sonra Kantakuzenos ile imparatorluk ortagi olan V. Orhan Bey saltanatinin üçüncü ve son devresi. sikisik bir durumdan kurtulmaya muvaffak olan Kantakuzenos. bir miktar askerini de Kantakuzenos'un bu yardima karsilik olarak Gelibolu yarimadasinda vermis oldugu Çimbi kalesinde birakmisti.

Böylece.bildirdi. Süleyman Pasa'nin kurmay heyetini teskil ediyorlardi. Venediklilerin yardimi ile kurtulup gelen rakibi Ioannes'e saltanati birakmak zorunda kaldi. Osman Gazi'nin. Süleyman Pasa'nin vefati üzerine o siralarda 33 yasinda bulunan kardesi Murad Bey. Gazi Fazil ve Ece Yakub Bey gibi degerli komutanlar. bundan kisa bir müddet sonra Bozcaada'daki hapishaneden. Bu arada Orhan Bey'in ikinci oglu ve Süleyman Pasa'niri ana baba bir kardesi Murad Bey. Lala Sahin pasa. ogluna büyük bir selahiyet ve yetki vermisti. 1358 veya 1359 yilinda bir avi takib ederken atindan düsüp kaza neticesi vefat eden Süleyman Pasa. Onlara. onun yerine tayin edildi. Bizans'i alt üst etmisti. Gerçekten Kantakuzenos Izmit'e kadar gelmis olmasina ragmen Orhan Bey ile görüsemeden Istanbul'a döndü. Bizans idaresinden çok daha iyi imkânlar hazirliyordu. Haci Ilbeyi. o siralarda 43 yaslarinda bulunuyordu. Ege ile Karadeniz'e hakim olan Marmara'nin bir iç deniz haline getirilmesi an meselesiydi. Süleyman Pasa. Bundan sonra bir manastira çekilen Kontakuzenos damadi Orhan Bey ile olan bütün münasebetlerini kesti. Kantakuzenos. Böylece Murat Bey veliahd da olmus oluyordu. Kantakuzenos buna sebebiyet vermekle itham edilmis. Haci Ilbeyi ve Evrenos Bey gibi dirayetli emirler tarafindan büyük bir çözülmeye sebep olmadan ber taraf edildi. oglu Orhan tarafindan titizlikle takip edilen dahiyane projesi. feth ettigi yerlerde yerli halka çok iyi davraniyordu. Orhan Bey. 1354'ten itibaren Rumeli'de (Gelibolu) kendisi için yaptirdigi sarayda oturmaya basladi. gerçeklesmis oluyordu. Gelibolu yarimadasinin Osmanlilar tarafindan feth edilmesi. Süleyman . Gazi Siileyman Pasa'nin vefati üzerine Rumeli'deki fütuhat harekatinda bir duraklama görüldüyse de bu durum Lala Sahin Pasa. Evrenos Gazi. bu yüzden imparatorluk tahtindan da feragat edip bir manastira çekilmek zorunda kalmisti. Süleyman Pasa. Böylece halefi olan ve daha sonra Sultan I. Artik. Murad adini alacak o büyük hükümdara fütuhatinin yollarini çizmis oluyordu. Kantakuzenos bu durumda Sirp ve Bulgarlarla birlikte olup Balkanlarin Osmanlilara karsi muhafaza ve müdafaa edilmesi hususunda basarisiz bir tesebbüste bulundu.

Babasindan devr aldigi küçük beyligi iki misli büyüterek. bu mezari yeniden yaptirmistir. Imdi söyle malum ola kim bu taraftan feth olan hisarlara ve vilayetlere ehl-i Islâm'dan çok âdem gerektir. Abdülhamid. Ogullarindan Melik Nasir denizde bogulmustur ki bu hadise Süleyman Pasa'nin sagliginda olmalidir. esas politikayi teskil ediyordu. Rumeli'de devletin esas kuvvetlerinin basinda bulunuyordu. Kâfirler gayet zebundur. Büyük oglunun ölümü haberiyle son derece sarsilan Orhan Bey. Bu hareket. Macar. Bizans ve Venediklilerin birlikte müdahale etmeleri ihtimali göz önünde bulundurularak derhal köklü bir yerlesme siyasetinin tatbikine baslandi. veliaht olan oglu Murad Bey'e emanet ettikten sonra Bursa'ya döner. Melik Nasir. Avrupa'nin dikkatini çekmisti. Fütuhati. Ismail ve Ishak adinda üç oglu ile iki kizinin bulundugu belirtilmektedir." Orhan Gazi . Bununla beraber Sirp. Onun vefati esnasinda oglu Murad. Süleyman Pasa'nin.Pasa. Bulgar. Gelibolu'ya yerlesmeleri. babasi Orhan'dan oraya yerlestirilmek üzere nüfus nakline dair olan arzusu hakkinda su bilgileri verir. Süleyman Pasa'nin. Orhan Gazi dahi kabul etti. Bu bakimdan Osmanlilarin Balkan yarim adasina yayilma düsüncesi. Bolayir'a gelip oglunun kabrini ziyaret eder. teskilatli bir devlet haline getiren Orhan Gazi. Onlari Rum eline geçirdi. Trakya fetihleri ile büyük ve hakli bir ün kazandigindan baska. Bu konuda Asikpasazâde. Bu feth olunan hisarlar içine koymaya ve hem yarar gaziler gönderin. Müslüman bir toplumun kendi kitalarinda yerlesmesi tehlikesini gündeme getirmisse de Balkan devletlerinin birbirleri ile ugrasmalari yüzünden o taraflarda bulunan Türkler için bir tehlike arz etmiyordu. Mart 1362'de vefat etti. Bu gayenin gerçeklesmesi için Anadolu'daki Osmanli arazisinden (Yani Karesi taraflarindan) bir kisim yörükleri nakl edip yerlestirdiler. Kendisinden asirlarca sonra gelecek ve gerçekten büyük bir hükümdar olan Sultan II. feth ettigi Bolayir'daki türbesine defn edildi. Osmanlilarin. o dönem devlet islerinde büyük bir nüfuzu bulunan ahiler ile gazilerin destegini alarak babasinin yerine tahta geçti. Vilayetine göçer Kara Arap evleri gelmisti. Bir nice zaman Gelibolu nevahisinde sakin oldular. "Atasi Orhan Gazi'ye haber gönderdi kim devletlu himmetinle Rum eli feth olunmaga sebep olundu. Bizans'a karsi yapilan savas ve fütuhat politikasini temsil ettiginden.

gerektigi zaman toplu olarak akinlara bile katildilar. verimli topraklara yerlesip ziraatla mesgul olmaya basladi. Hayli bahadir olarak anilirdi. Osmanli kaynaklan. Bu tedbirlerin basinda. Bunlar. Hiç kimseye söylemedi. öyle geçsem ki kâfirin haberi olmaya" dedi. Süleyman Pasa: "Nereden geçersiniz" dedi. Ece Beg ve Gazi Fazil: "Biz ikimiz geçelim. büyük ölçüde birbirlerinden nakiller yapmak suretiyle Süleyman Pasa'nin.bununla da yetinmeyerek. Rumeli'ye geçtikten sonra sadece askerî tedbirlerle buralarda kalamayacaklarini biliyorlardi. Biraz önce de temas edildigi gibi bu sebeple Balikesir bölgesinde yasayan Türk asiretlerinden bir grup 1357 tarihinde Rumeli'ye geçirildi. Anlasilan o ki Osmanlilar. Çimbi kalesinin karsisinda ve Anadolu sahillerinde bulunan Viranca Hisar'dan Rumeli sahiline nasil adam geçirdiklerini ve o sahillerde nasil faaliyetlerde bulunduklarini detayli bir sekilde anlatirlar. sonra da Hayrabolu'ya yerlestirildi. Bu grup önce Gelibolu bölgesine. Süleyman Pasa'ya: "Han'im düsünceye daldin" dedi. Temasa etmeye basladi. . O yere vardilar ki orasi Görece'den asagi deniz kenarinda Viranca Hisar'dir." Gittiler. Bir kismi ise Gelibolu'nun kuzey bati taraflarina giderek begendikleri yerlere yerlestiler. Ece Beg derler bir aziz er vardi. feth edilen bu yerlerdeki insanlardan askerî sinifa mensub olanlari da Anadolu'ya naklettirmisti. Biraz durdu. yabanci unsurlarin bulundugu yerlerde o bölgenin siyasî ve askerî emniyetini saglamak ve bos bulunan sahalari iskâna açmak için Anadolu'dan Rumeli'ye Müslüman Türk unsurunun geçirilmesi geliyordu. Bunun için köklü bazi tedbirlere bas vurmak gerekiyordu. tarihî bir malumat olarak bu konuda su ifadelere yer vermektedir: "Bir gün memleketi gezerken Aydincik'a geldi. Süleyman Pasa: "Bu denizi geçmeyi düsünüyorum. Geçecek yerlerdir. Nitekim kaynagimiz bu konuya temasla söyle der: Rumeli'ye yerlestirilen bu yörüklere karsilik elde edilen yerlerin askerî sinifina mensub Rumlarini da ileride isyan çikarabilir endisesiyle Balikesir ve havalisine nakl ettiler. Asikpasazâde'nin verdigi bilgi. Bunlarin büyük bir kismi. Han'im görsün" dediler. Dedtier ki "Han'im! Burada bir yer var ki yakindir. Anadolu'dan pe çok ailenin Rumeli'ye geçmesini sagladi. Bir garip binalar gördü. Ilk grubun geçmesinden sonra akillica yapilan propagandalar.

Geceleyin geçtiler. Süleyman Pasa "Bu hisarlardan sipahi olan kâfirleri çikarin. Bu kâfirler (Çimbi kâfirleri) gaziler ile ittifak ettiler. Kendileri baslarinda durdular. Kadinlarini da kendilerini de hos tuttular. Yürüdüler. gönüllerini aldilar. Belki kâfirlere dahi ihsanlar ettiler. Bindiler. Bu iki hisari saglamlastirdilar. sala koydular. Bu kâfirlerden hiç kimseyi incitmediler. Bir gece Ayaslonca (Ayasilonya) derler bir hisar vardi. Ehl-i Islâm elinde hisar iki oldu. Kâfirlerin gemicilerini gemilere koydular. Hayli adamlar da Aydincik'tan gemi ile geldiler. Getirdiler. Ece Beg. Kimse bizi görmesin?" Kâfir "Ben sizi söyle ileteyim ki kimse görmeden sizi hisara koyayim" dedi. Çimbi Hisari'nin civarina çiktilar. Süleyman Paça yetmis-seksen yarar er aldi. Kâfirlerin de çogu disarda baglarinda ve harmanlarindaydi. Kâfirlerini incitmediler. Daha hayli adam geçirdiler. Bu kâfir. Elhasil hisari aldilar. Çabuk birkaç sal daha yaptilar. Oradan sürdü yine hisarina geldi. O gemilere koydular. Kâfiri donatti. Durmadilar. bunlardan sonunda bize bir kötülük gelmeye" dedi. Süleyman Pasa bu kâfire bir kaftan giydirdi. Bolayir yaninda Akça Liman derler bir liman vardi. kâfirler duymadan içeri girelim. Durmadilar. Evleri ile Karesi iline iletin ki. Velhasil o gün ikiyüz adam geçirdiler. onu dahi aldilar. dogru Çimbi Hisari'nin bir ters dökecek yeri vardi. oradaki gemileri yakti. Zira o vakit. Hemen Süleyman Pasa'ya getirdiler. Bu müslümanlari oraya götürdü. Bu hisarin limaninda gemiler vardi. Bunun halkinin dahi gönlünü hos tuttular. Her yerden istegi olani getirdiler. Baglarinin arasinda bir kâfir ele girdi. Karsida oturan askere gönderdiler. Basina bir sapka verdi. Elhasili askerlerin çogunu yanlarina getirdiler. Beline bir kusak ayagina da ayakkabi verdi. Öyle yaptilar. Kâfire dedi ki: "Sizin hisarinizda yer var midir ki. hisarin atlarina bindi. . Içinden bir kaç taninmis kâfiri tuttular. harman vakti idi. adam geçirdiler.Çimbi'nin karsisinda Ece Beg ile Gazi Fazil çabucak bir sal yaptilar. Onlar da kendilerini güvenlik içinde buldular. Hemen oradan hisara girdiler. Bir iki ay bu hisarlari iyice saglamlastirdalar. Bu hisarin (Çimbi) limaninda olan gemileri sakladilar. Bir iki gün içinde iki bin er geçirdiler.

Buradan piskoposluk merkezi olan ve Arkadiopolis denilen Lüleburgaz'a geçtiler. Yakub Ece'ye ve Gazi Fazil'a yoldaslar verdiler.Birgün. Bolayir'da oturdular. EDIRNE'NIN FETHI Osmanli fethinden önce küçük bir sehir olan ve günümüzde "Kaleiçi" denilen sinirla çevrili bölgeden ibaret olan Edirne. Osmanlilarin. daha o dönemlerde bile müslüman olmayan ve hatta kendileri ile mücadele eden bu insanlara karsi gerçek bir hosgörü ile muamele etmisti. Bunlari Gelibolu'ya havale ettiler." Bu tarihî metinden anlasildigina göre Osmanli. gerek Edirne'nin. Bizans Imparatorlugu'na bagli idi. Onlari Gelibolu ucuna koydular. Burayi da kisa bir zamanda ele geçiren Osmanlilar. bu sehrin askerî önemini anlamisti. Bundan dolayi Edirne'nin gerisini emniyet altinda bulundurmak ve Istanbul tarafindan gelebilecek bir Bizans taarruzuna mani olmak için Tzurulon denilen ve daha önce alinip sonradan elden çikmis bulunan Çorlu'nun alinmasi gerekiyordu. buranin surlarini da yiktilar. Sultan Murad. Savas oldu. kâfirleri kirdilar. Hisarin kapisini yaptirdilar. Gece. Gerçi Osmanlilar. Murad. Sultan Murad'in. gerekse bütün bir bölgenin ehemmiyetini anladiklari gibi ulasim ve stratejisini de anlamislardi. Balkanlara geçip orada tutunmak ve hakimiyet kurmak için stratejik önemi haiz olan bir sehirdi. Bu iki gaziye hayli yarar gaziler verdiler. Süleyman Pasa'dan sonra Rumeli'nin ikinci fatihi diyebilecegimiz Sultan I. Ankara'nin yeniden alinmasindan sonra artik sira Edirne'ye geliyordu. Bunlar da hemen karsiladilar. Iskelesine dahi gemi birakmaz oldular ki çika. hareket ve davranislarindaki basarinin sirrini bu anlayista aramak gerekir. Imparator Kantakuzenos'a defalarca yardima geldikleri zaman. . Gelibolu'nun kâfirleri bunlarin üzerine gelmek için toplandi. Osmanlilarin Avrupa'ya kesin bir sekilde yerlesmeye çalistiklarinin isareti idi. Bunun için de Edirne'yi feth etmeyi kendisine hedef olarak seçmisti. Buraya hücum eden Osmanli birlikleri. kisa zamanda burayi tekrar alip surlarini yiktilar. gündüz bunlar Gelibolu kâfirlerine huzur vermez oldular. babasini müteakip Osmanli tahtina geçmesinden sonra feth edildigini bildirdigi Edirne'nin zapti. Kaynaklardan büyük bir kisminin. Ankara'dan döndükten sonra Trakya'ya geçip faaliyetlere baslar.

Bu suretle Murad. Bulgarlarin. Haci Ilbeyi ise Enez Körfezi üzerinde ve Meriç'in batisinda bulunan Dedeagaci (Megri-Makri) kasaba ve limanini aldi. Edirne'de bulunan Rum komutan ise Meriç nehrinin kabarmasindan istifade ile bir gece. Bunun sonucunda da Edirne zapt edildi (764 H. Serez ve Drama taraflarinda bulunan Sirplarin da müdahale edebilecekleri düsünülerek sol kola memur edilmis olan Evrenos kuvvetleri de Dimetoka'nin batisina dogru sevkedilerek savunma tertibati alindi. Kesan ve Ipsala. Edirne'yi muhasara etti. Trakya sehirlerinden birçoklarini hükmü altina aldiktan sonra. Selanik'ten baska bütün Tesalya kitasini zapt etti. Böylece Osmanlilar'in Trakya'yi da Islâmlastirmaya yönelik gerçek maksatlari ortaya çikmis oluyordu. beyligini oglu Murad'a terk eyledi. Bu. verilen karar üzerine beylerbeyi Lala Sahin Pasa büyük bir kuvvetle Edirne üzerine sevk edildi.). . Bu arada Bizans'in daha önce geri almis oldugu Malkara. Buradan da Kuzeye dogru Meriç'i takib etmek suretiyle Didimatihon denilen Dimetoka'yi zapt etmisti. Görüldügü gibi Sultan Murad. Evrenos ve Haci Ilbeyi. / 1363 M. maiyetinin bir kismi ile bir kayiga atlayip Enez'e kadar inerek oradan da Sirp ülkesine kaçmaya muvaffak oldu.Lüleburgaz'in zaptindan hemen sonra Anadolu'dan göçmenler nakl edilerek buraya yerlestirildi. Nihayet Babaeski ile Pinarhisar arasinda Sazlidere mevkiine kadar gelmis olan Rum ve Bulgar kuvvetleri ile yapilan kesin bir meydan muharebesi sonunda düsman bozuldu. Büyük Selçuklularin Anadolu'daki yerlesme siyasetlerinin bir benzeri idi. Edirne yolu üzerinde bulunan ve daha önce düsman eline geçmis olan Çorlu ile Lüleburgazi aldiktan sonra Edirne üzerine yürüyüp orayi feth etti. Türk basbugu Orhan dahi vefat ederek. Sultan Murad'in Trakya'daki faaliyetlerinden bahs ederken söyle der: "Ayni sene zarfinda. Murad Bey. yukarida belirtilen yerleri elde ettikleri sirada bütün komutanlarin davetiyle Lüleburgaz mevkiinde toplanan bir harp meclisinde. Bizanslilara ait tekmil yerleri ele geçirdikten sonra Trivalya (Tuna nehri ile Bati Trakya arasinda kalan bölge)'ya geldi. Gazi Evrenos Bey tarafindan tekrar zapt edilip Osmanli idaresine katildi. Rumlara yardim etmeleri ihtimaline karsi sag koldan Karadeniz sahiline dogru ilerleyen bir kisim kuvvetler. Bizans tarihinden bahs eden Dukas. Kirklareli'ni isgal.

Bunun üzerine imparator 1364'te Osmanli Devleti ile anlasarak mevcud vaziyeti kabule mecbur olmustu. Edirne vaziyetini yoluna koyduktan sonra Beylerbeyi Lala Sahin Paça'yi burada birakarak kendisi Dimetoka'ya gitti. mütemadiyen Anadolu'dan göçmen naklederek sahilleri de siki sikiya ellerinde tuttuklarindan ayrica yerli halka karsi çok merhametli ve âdilane bir idare tarzi uyguladiklarindan içerde de herhangi bir isyan hareketine rastlanmiyordu. Evrenos Bey de Gümülcine ile o havalide bazi yerleri aldi. Osmanli fütuhatinin manevî sebep ve faktörlerinden bahsedilirken bu konuya daha detayli bir sekilde temas edilecegini belirtmek gerekir. Orada bir cami ile kendisine bir saray yaptirdi. Osmanlilarin aldiklari yerleri ne kendisinin ne de Sirplarin geri almak için bir tesebbüste bulunmayacaklarini garanti ediyordu. . insana saygi ve hukuka riayet gibi kavramlarla karsilasti ki. Bir müddet için orasini kendisine karargah yapti. Edirne ve Dogu Trakya'nin fethi. Böylece Bizans. Edirne'den sonra Filibe'nin de alinmasiyla Bizans.Sultan Murad. tamamiyla Osmanlilarca çevrilmis bulunuyordu. Osmanlilarin Avrupa'da kesin olarak yerlestiklerini gösteren bir hadisedir. bunlari daha önce pek bildigi ve uyguladigi söylenemez. Bu kusatmaya dayanamayacagini anlayan kale muhafizi teslim olarak ailesiyle birlikte Sirbistan'a gitti. dinî müsamaha. Lala Sahin'i kuzeyde Filibe ve Zagra taraflarina sevk ettigi gibi Evrenos Beyi de Bati Trakya'nin fethine (Gümülcine) memur etti. O. Zira Osmanlilar sayesinde Avrupa. Böylece Bizanslilar açisindan Osmanlilarin eline geçmis bulunan yerlerin tekrar alinmasi ümidi de ortadan kalkmisti. Anadolu Müslüman Türk tarihi için oldugu kadar Balkanlar ve buna bagli olarak Avrupa için de bir dönüm noktasi olmustur. Bulgar ve Makedonya'daki Sirplarin birbirleri ile olan irtibatlari kesilmis oluyordu. Bundan dolayi Bizans ile Venedikliler arasindaki ittifaktan bir netice elde edilemedi. Lala Sahin Pasa pirinç ziraatiyle meshur olan Filibe (Plovdiv)'i muhasara etti. Bu. bununla yetinmeyerek faaliyetlerine devam etti. Çünkü Osmanlilar. Çünkü Imparator. Dogu Trakya'da yayilmakta olan Müslüman Türklerin bu yayilmasini önlemek için 1361 Temmuzunda Imparator Besinci Ioannis ile Venedikliler arasinda bir antlasma yapilmissa da bir fayda temin edilemedi. Sultan Murad.

000 km2'ye çikmisti. yavas yavas asiret usûl ve kaidelerinden az da olsa ayrilmak ihtiyacini hissediyordu. Bütün tarih ve kaynaklar. onun Osmanli Beyligi'ni hakiki bir devlet haline getirdiginde müttefiktirler. Bu maksatla Orhan Bey'in tahta geçisinin (cülûs) üçüncü yilinda bir gümüs sikke basildi. 1362 yilinda vefat etti. Daha önce küçük bir beylik olan devlet. Orhan Bey. Çünkü o ana kadar. adalet. Bu parada Osmanlilarin mensub olduklari Kayi boyu damgasi da bulunuyordu. Bununla beraber bu paranin nerede ve hangi tarihlerde basildigi belli degildir. Bu genisleme duraksamadan devam ettigi için yeni müesseseler ile desteklenmesi ve saglam temellere oturtulmasi gerekiyordu. kültür. Bu hareket tarzi . Orhan Bey. idareciligi bakimindan tam bir devlet kurucusu idi. ekonomik ve sosyal hayatta önemli bir rol oynamaktadir. askerlik. Osmanlilarin ilk defa kullandigi para birimi akça idi. daha önce karsilasmadigi farkli din. Henüz bey ünvanini tasiyan hükümdar bu . vergi gibi konularda yeni teskilâtlarin kurulmasi icapediyordu. ORHAN BEY ve DEVLET TESKILÂTI Osmanli Devleti'nin ilk teskilâti Orhan gazi zamaninda kuruldu. Bu konularda ulema sinifindan gelmis olan vezir Alaeddin Pasa ile Bursa Kadisi Cendereli Kara Halil Efendi büyük bir gayret ve faaliyet içinde idiler. Beylik. onun zamanindaki fetihlerle gittikçe genisleyip büyümeye basladi. Bunun esas temeli ise merkezdeki "Divân" idi. ilk devlet teskilâtinda Anadolu Selçuklulari ile Ilhanlilari örnek almis ve buna göre bir hükümet teskilati vücuda getirmisti. Bilindigi gibi para. Burada üzerinde durmamiz ve belirtmemiz gereken bir nokta da simdiye kadar ilk Osmanli akçasinin Orhan Bey zamaninda basilmis olmasi meselesidir.ona modern bir devlet olma anlayisini saglamisti.Babasindan devr aldigi küçük beyligi iki misli büyüterek teskilatli bir devlet haline getiren Orhan Bey. bir devletin istiklâl (bagimsizlik) alâmetlerindendir. irk ve medeniyetlere sahip insanlari sinirlari içinde barindirmaya baslamisti. Bu bakimdan bu siyasî varlik ve birlige bir hayatiyet ve devamlilik kazandirmak gerekiyordu ki bu da saglam ve temelli müesseselerin kurulmasi ile mümkündü. Onun vefati esnasinda devletin sinirlari 95. Bu da ortaya çikan yeni problemlere karsi zamanin ve sartlarin gerektirdigi çözümleri bulmakla mümkündü. Keza o. Idare sahasinda. Halbuki yeni arastirmalar ilk Osmanli parasinin Osman Gazi döneminde basilmis oldugunu göstermektedir.

buralari feth eden beylere verilmek suretiyle dogrudan dogruya asiretin ileri gelen ve birer askerî komutani durumunda bulunan kimselerce kullaniliyordu. Bilecik. Yenisehir. sinirlari bir hayli genisleyen beyligin her tarafina zamaninda ulasilabilecekti. vaktinde sefere gelemeyen veya uzun süre devam eden kusatma hizmetlerinde kalamadiklarindan dolayi basarilari mahdud olan asiret sipahilerinin yerine. hükümet reisi durumunda bulunan ve ilk dönemlerde ilmiye sinifindan gelmesi mutad olan vezirin de icabinda baskanlik ettigi olurdu. Çünkü her zaman. seferde vazife aliyorlardi. kasaba ve kazalarin idaresinde ise. Gaza ve fetihten sonra bu gazilere baslangiçta timar (dirlik) verildigi gibi onlari idare edenlere de daha yüksek bir timar tahsis ediliyordu. O dönem Osmanli ordusunun en mühim unsurunu teskil eden bu birlikler. Orhan Bey. Osmanli Beyligi'nde muntazam bir devlet teskilati meydana getirdigi sirada bütün timarlilari belli birlikler halinde bazi kumanda kademelerine bagladi. Inönü. devamli bir askerî birligin kurulmasi gerekiyordu. kendi boy ve oymaklarindan topladiklari adamlari ile beraber. Divâna. bir alay haline konularak baslarina en büyük timar sahibi olan kimse alay beyi tayin ediliyordu. Bu sebepten oralarda bir kadi ve subasi bulunuyordu. Orhan Bey devletinin dayandigi ikinci sinif askerî kuvvet yaya ve müsellem teskilâti idi.divana baskanlik yapmaktaydi. Karacahisar. Selçuklu divân dairesi ile çevrelerindekinin aynisi idi. bilhassa asiretlerden. Bunlarin ileri gelenleri. Tamami atli olan bu timarlar. Osman Bey zamanindan itibaren elde edilen yerler. Izmit. Mesela Eskisehir. hizmetleri karsiliginda kendilerine timarlar verilmek üzere genellikle toplu bir halde vazifeye alinan sipahilerdi. Iznik. 1340) adinda ilmiye sinifindan belki "ahi" ricalinden bir zat oldugu ve bunun isim benzerligi yüzünden Orhan Bey'in küçük kardesi Alaeddin Bey ile karistirildigi görülmektedir. Ancak bu sayede. Orhan Bey zamaninda. Ikinci veziri Ahi Mahmud oglu Nizameddin Ahmed Pasa idi. hep birer kaza teskil ediyorlardi. Bursa gibi sehirler. Orhan Bey devri ilk vezirinin Ramazan 723 (Eylül 1323) tarihli ve Orhan Bey zevcelerinden Asporça Hatun vakfiyesinden anlasildigina göre Haci Kemaleddin oglu Alaeddin Pasa (öl. Bu askerî teskilâtin ortaya çikmasi zaruret halini almisti. Osmanli Beyligi'nin ilk mühim fethi olan ve hem yeni hem de kuvvetli bir siyasî varligi ortaya koyma yolunda belki en önemli . Her kazanin timarlilari birer çeribasi idaresinde idiler. Baska bir ifade ile Orhan Bey'in kurdugu bu sistem. Sehir.

O. aksam olunca da imâretin kandillerini. feth ettigi ülkelerde tebeasina karsi adaletle uyguladigi siyasete çok dikkat ediyordu. kendi toplumunun faydasina olan her konuda öncülük ediyordu. Bu sebepledir ki tebeasi arasinda herhangi bir ayirim yapmadan herkese gerektigi sekilde muamelede bulunuyordu. Iste burada da ilk defa Orhan Gazi'nin faaliyete geçtigini ve ilk Osmanli medresesini 731 (M. Orhan Bey'in. Bu imâretin seyhligini. Orhan Bey. Nitekim Bursa'da yoksullar evi yaptirip fakirleri doyurmak için mallar vakfeder. yine bizzat kendisi yakar. Vakiflar kurmak suretiyle bu öncülügünü sosyal alanda da göstermisti. 1330) yilinda Iznik'te kurdugunu görüyoruz. Fakirlere çorba dagitir. onun yaninda gördügü ikramlari ve onun ülkesini nasil dolastigini açik bir sekilde anlatir. isin hemen basinda kilise ve manastirlari cami ve medreseye çevirmek suretiyle ilk ihtiyaçlari karsilamis oluyordu. Bu bakimdan zapt ettigi yerlerdeki kiliseleri mescid ve medreselere çevirmekle yetinmemisti. Orhan Gazi'den sitayiskâr bir sekilde bahs eder. Türkmen meliklerinin büyügü oldugunu söylemekle kalmaz. Halil ve Kasim adlarinda ogullari olmustu. O. Bununla beraber o. Burada birçok da vakif tesis etti. Süleyman Pasa. Onlari takdir etmekte mahirdi. Bilindigi gibi toplumun egitim ve kültür hayatinin gelismesinde önemli derecede rolü bulunan müesseselerden biri de medreselerdir. ilim ve ilim adamlarina saygida kusur etmezdi. Orhan Gazi. bu sehirde büyük bir Müslüman Türk nüfusunun toplanmasina sebep olmasi gerçegi idi. Kantakuzenos'un kizi olan esi Theodora'dan dogan oglu Halil'i çok . Yine onun 1335 yilinda Bursa'da kurmus oldugu medrese zamanla Iznik medresesini gölgede birakmis ve devrin yüksek tahsil müessesesi haline gelmistir. Yoksullar evinde bilgin ve hafizlara da maas baglar. Orhan Gazi bu ilk imâretin açilis merasiminde bizzat kendisi hizmet eder. Orhan Bey'in Bursa'yi aldiktan sonra burada kurdugu ve kendisinden sonra gelen haleflerinin de izinde yürüyerek devam ettirdikleri tesislerin. Ibrahim ve Halil hayatta idiler. Sultan Murad. Daha önceki Müslüman devletlerde de varligina sahid oldugumuz imâret müessesesinin Osmanlilar'daki ilk müessesi Orhan Bey'dir. Ilk zamanlarinda kendisini Iznik'te ziyaret etmis olan Magribli (Fas) seyyah Ibn Batûta. Onun. Iznik'in Yenisehir kapisinda bir imâret kurar. Ibrahim.adim. O. O. dedesi Edebali'nin müridi olan Haci Hasan'a verir. 1362'de vefat ettigi zaman Murad. devletin temellerini babasindan tevarüs ettigi adalet anlayisi üzerine kurmustu.

Ordu ile milletin göz bebegi durumunda bulunan ve çok sevilen Sehzade Süleyman'in ölümü üzerine. Rumeli'deki harp sahasindan ayrilip . Bazi kitâbe ve eserlerde "Meliku'lÂdil el-Gâzi es-Sultan Giyasu'd-Dünya ve'd-Din Ebu'l-Feth. iyiliksever ve merhametli bir kisiligi oldugu için kendisine "Hüdâvendigâr" lakabi verilmisti.seviyordu. babasinin Trakya'da izlemekte oldugu fetih siyasetini devam ettirmek istiyordu. Bu sebeple de devlet islerinde büyük bir nüfuza sahip olan ahi ve gazilerin destegini alarak tahta geçti. Sihabu'd-Din" gibi ünvanlari tasidigi da görülmektedir. hem de Paleolog hanedanina damat olmus demekti. Annesi. veliahd olup babasinin tahtina geçen Murad. onun. ahiler ve komutanlarin karari ile Bursa'ya davet edilerek hükümdar ilan edilmistir. Bu sekilde Orhan Bey. Çünkü o. Yarhisar tekfurunun kizi Nilüfer Hatun'dur. Ibrahim'in annesinin ise imparator III. veliahd olarak yetistirilmemis olmasina ragmen hükümdarlik sorumluluklarini devr alirken tereddüt ve saskinliga düsmeden yerine siki basip oturmustu. Bizans'a karsi yapilan fütuhat ve kazanilan zaferlerin temsilcisi durumunda idi. Osmanli tarihinde Murad Hüdâvendigâr ve Gâzi Hünkâr adlari ile anilip söhret kazanan bu hükümdar. babasinin vefatindan önce Rumeli'de esas kuvvetlerinin basinda bulunuyordu. hem Kantakuzenos'un kizini almis. Daha önce de belirtildigine göre dogumu 1326 senesidir. Murad. Ana bir kardesi olan Süleyman Pasa'nin ölümü üzerine o tarihlerde 36 veya 37 yaslarinda bulunan Murad. Süleyman Pasa ile Murad Bey ise Yarhisar tekfurunun kizi olan Nilüfer Hatun adindaki ilk zevcesinden idi. teskilatçi ve komutanlik özelliklerini tasiyan bir hükümdardi. Andronikos'un kizi Asporça Hatun oldugu ve Orhan Bey'in bu zevcesinden Fatma adinda bir kizinin da bulundugu sanilmaktadir. Tahta geçince. O. MURAD (DÖNEMI) Osmanli Devleti'nin üç büyük kurucusundan biri olan I. Trakya'da gerçeklestirdigi fetihlerle ün kazandigi gibi idare ve yönetim isinde de pismisti. I. Latin kaynaklarinda Amurad adi ile anilir. Az ve öz konusan padisahin. Orhan Gazi'nin 6 oglundan yas itibari ile dördüncüsüdür. kanun ve nizamlara saygili.

Bursa'ya gelmesi üzerine Bizans kuvvetleri taarruza geçerek Türklerin elinde bulunan Burgaz. Ankara. Osmanlilarin her an artmakta olan güçlerinin kendisi için tehlike meydana getirdigini sezip Osmanlilarin son tesebbüslerinden de endiselenince onlara karsi ahiler ile Eretna Beyi'ni kiskirtmaya basladi. Rumeli'ye dönmek isterken Asya'da meydana gelen olaylar yüzünden Avrupa'daki tasavvurlarini geciktirmek zorunda kaldi. Tehlikeli bir durum arzeden kardesler ve Ankara probleminin çözümü için karar ve fetva aldi. sehirdeki Osmanli muhafizlarini kovarak daha önceki beylerinin idare ve yönetimine döndüler. Türk kuvvetlerini sahile dogru çekilmeye mecbur ettiler. Karamanlilarin ortaligi karistirmak için Ermenilerle de is birligi yaptigini ve Müslüman halka zulmetmek üzere anlastiklarini anlatarak söyle der: "Sultan Murad. Çorlu ve Malkara'yi geri alip. Devamli olarak Ankara'yi kendi beyliginin hakimiyeti altinda kabul eden Eretna Beyi. Karamanogullarinin tesvikiyle tekrar Ankara'ya hakim duruma gelmisti. Peygamber'in seriatini yerine getirmek olmustur. Bu esnada Eretna Beyligi'nin idaresinden memnun olmayan sehir halki ve ahiler. Murad Lala Sahin Pasa'yi Rumeli'de kaymakam birakip 25 bin askerle Ankara üzerine yürüdü. Anadolu'da ise "bazi hukkam ve mulûk. ANKARA'NIN YENIDEN ZAPTI Anadolu Selçuklu Devleti'nin ortadan kalkmasindan sonra bu devletin mirasçilari durumunda bulunan on bey arasinda kendisini en kuvvetli hisseden Karaman Beyi olmustu. Böylece sehir yeniden Osmanli hakimiyetine geçmis oldu. Orhan Gazi'nin vefati üzerine Karamanoglu ile Sivas hükümdari Giyaseddin Mehmed'in tesvikleri ile Ankara ahileri. mukavemet etmeden sultani törenle karsilayarak ona hediyeler takdim ettiler. Bunun üzerine Sultan I. sikak ve nifak üzre ittifak meslegine sülûk edüp hususa valiyan-i Karaman ve Ermeniye-i sugra (Karaman idarecileri ve Küçük Ermenistan) ve civarlarinda olan bazi kötü niyetli beylerin baslica emelleri Osmanli topragini . Hoca Saadeddin Efendi. Allah'in yardim ve keremi eseri olarak sahlik tahtina oturunca ilk isi halkin ve askerlerin ihtiyaçlarini görmek ve Hz. Bu bey. Ankara'nin yeniden zaptini anlatirken enteresan bazi noktalara da temas eder. cihad niyetiyle ülkeler feth etmek üzere o tarafa yönelmisti. Böylece halkin dileklerini yoluna koyduktan sonra Rumeli yakasinda olan askerlerin. baslarinda bir komutan ve serdarin bulunmamasi yüzünden sikinti içinde olduklarini ve keremli padisahlarinin yolunu gözlediklerini bildiginden. daha önce Sivas ve Kayseri bölgesinin hükümdari olan Alaeddin Eretna'ya ait iken. onun ölümünden sonra 1354 yilinda Orhan Gazi'nin oglu Süleyman Pasa tarafindan zapt edilerek Osmanli topraklarina katilmisti. Sultan Murad. hem Rumeli hem de Anadolu'da meydana gelen bu tehlikeli durumda ne yapilmasi gerektigi hususunda ulema ve devlet erkâni ile istisarede bulundu. Bunun üzerine Sultan Murad.

sahlik yüceligine uygun düstügünden tamami devlet hizmetine alindilar. Bu arada ol nifak ehli ile is birligi eden bazi yaramazlari ve kötü yolun yolcularini yakalayip. Durum. Kale ile hisarin korunmasi için asker ve dizdar birakildiktan sonra yakin çevrede bulunan bazi kaleler de yöneticilerinin elinden alinarak Osmanli ülkesine katildi. halk ve köylüler de berbat olurlar. boyun egdiklerini bildirip kalenin anahtarlarini teslim etmislerdi. onlara amacimiz ve emelimiz dinimize destek olmak "kâfirler ve münafiklarla cihad et" (Kur'an.yagmalamak oldugundan hünkârin Gelibolu'ya yöneldigini ögrenince bir araya gelip bazi kararlar ve gizli tedbirler almakta kusur etmemislerdi. Küçük Asya'daki fetihlerinin kuzey noktasi olan bu sehir. Ayrica yün. adalet issi Sultan Murad Han Gazi'nin yüce kuvvetini ve erisilmez gücünü görünce direnmeye imkân olmadigini anlamislar. Ankara'ya sahib olan istiklâl davasina düserek bu kaleyi ve çevresini ele geçiren Ahi adini tasiyan cemaat. Müslümanlara zarar ve ziyanda bulunmak için. Böylece Islâm'in geregini bir kenara birakip müsrik ve kin ehli ile is birligi edip bütün Osmanli ülkesini çarpip yakmak konusunda anlasmislardi. Bunlar. bazi bölgeleri yakip yiktiktan sonra Iznik ve Bursa üstüne düstükleri haberi geldi. Faziletli kisiler topluca. tehlikenin def edilmesi isinin öne alinmasindan yana görüs bildirdiler. Iran. Islâm ülkeleri harap. melekler ordusunun sahi olan sultanin esigine iletilince din bilginlerini ve isleri yöneten fukahayi toplamis. büyük ölçüde tarim ve hayvanciliga dayali gelismis ekonomisi ile temayüz eden Ankara. Ayrica çevredeki kâfir hükümdarlara da kararlarini duyurmuslardi. O dönemlerin. Hilafetin ve Bizans Imparatorlugu'nun yükselis çaglarinda Amuryum (Anamur) gibi. Arabistan. Bunun içindir ki Ankara'dan bahsederken Hammer de söyle söyleyecektir: "Iskender'in. yaramazlarin zararina son vermek için bu diyara gelmistik. Kostantiniyye (Istanbul) ve Islâm hükümdarlari arasinda sürekli bir çekisme konusu idi. Bu emirdeki siraya uyarak önce kâfirlerin fitnesini def etmek. Tarim ürünleri yaninda zirh yapimiyla da taninmistir. . bunlara katilanlar veya onlardan umut bekleyenler kirilip dökülünceye kadar kovaladi. Bu nifak takiminin büyük ülkeme yaklasmis olduklari su sirada zararlarini ortadan kaldirmaya. Bunun için de bazi bölgelere (hudud boylari) saldirarak Bursa ve Iznik üzerine yürümeye kalkismislardi. Bunun üzerine Gâzi Hüdâvendigâr da ulemanin fetvasini bayrak ve rehber edinerek Anadolu yakasina geçti. yani Ankara pek çok geliri olan bir beldedir. Sonu ayrilik ve fesad olacak bu düsünce ile and içip el baglamislar. birçok devlet ve beyligin dikkatlerini üzerinde topluyordu. et-Tevbe 73) emrine uymaktir. Onlarin bu tutumu padisahlik merhametine. Fakat simdi kulagimiza Karaman beylerinin çevrelerindeki azgin topluluklarla birlikte Islâm ülkelerini yagmalamak konusunda is birligi ettikleri. Harun Resid ile Me'mun Ankara'yi feth ettiler. saçtiklari fitne atesini söndürmeye çalismazsak. Böylece Islâm ülkelerini yagmalamak. Zaferleri tasiyan askerleri ile Karaman beylerini ülkesinden çikarip sinir boyunu tutmak için Ankara kalesini kusatti. moher ve daha baska nefis kumaslar burada dokunurdu. hediye ve armaganlar derleyip padisahlara has peskeslerle sultanin otagina gelmisler. Münafiklarin ortaya çikardiklari karisikligin aradan giderilmesinin önemini belirttiler. Bu güzel sehir. Seytan'in bu takimi ile gönül ve dil birligi etmislerdi. Hal böyle olunca ulemanin fetvasi ve akil sahibi kisilerin görüsleri nedir diye sormustu. Bizans ve Prenk diyarina yollanirdi.

Küçük Asya'nin en zengin vilayetlerinden biri olan Ankara. Beylerbeyi me'muriyeti Ayni zamanda vezirlik görevini de içine almaktadir önceki padisahlar zamaninda onlarin en yakin akrabasina veya büyük ogullarina verilirdi. Beylerbeyligin. Zira Orta Asya ticaretinin merkezi. Sultan Murad'in. Suriye ve Ermenistan'dan Türkiye ve Kilikya sahillerine giden yollarin merkez noktasi idi. Ankara'yi alip Karaman beyi tarafindan yapilan kiskirtmalarin sebep oldugu karisikliklari da bastirdiktan sonra gözlerini Avrupa'ya çevirdi. Bundan sonra o. ordu kadiligi ile birlestirilmesini emr eder. Murad için önemli idi. bina harçlarinin saglamligi. SULTAN MURAD'IN TESKILATÇILIGI Murad Hüdavendigâr. Nasil ki . Bu arada Sultan Murad. Böyle bir müessesenin teskiline de ihtiyaç vardi. hanedanin disindan birine verilmesini daha degisik bir açidan degerlendirerek söyle der: "Lala Sahin. deniz kenarinda. Nitekim kendisinden önce bir sefere baslamadan evvel o çagda en büyük ve mertebe bakimindan en yüksek sayilan taht merkezi olan Bursa kadiliginin. Hammer. yünleri.Harun Resid. üzümleri gibi meyveleri de az söhretli degildir. asker ve ordunun tertibi. Gerçekten. asker olan ve olmayan idareciler üzerinde üstün bir kontrol hakkina sahip bulunacaktir. zamanin gerektirdigi bazi yeni kanun ve tesislere de bas vurmaktan geri kalmiyordu. delikanlilik çagina gelmis oglunun bulunmamasindan dolayi en kidemli beylerden ve saltanatin temel direklerinden olan Lala Sahin Bey'in. elmalari. zaman ve sartlarin gerektirdigi yenilikleri yapma ve tedbirlere bas vurmaktan çekinmiyordu. sayisiz askerin karsi tarafa geçisini saglayacak gemiler yaptirmakla da görevlendirildi. otuz alti çesidi sayilan armutlarinin lezzeti. Böylece bu göreve getirilen kimse. savas araçlarinin saglanmasi için "beylerbeyilik" görevi ile basa geçirilmesi uygun görülmüstü. anlasmazliklarin giderilmesi. Keza Ankara. her türlü özel durumlarin incelenmesi ve terekenin hesaplanmasi görevlerinin kadiaskerlere birakilmasi uygun görüldü. beylerbeyi ünvaniyla Osmanli ordularina bas komutan oldu. seferlerde anlasmazliklari çözer. eski çaglarda yagli kuyruklu koyun sürüleri. Murad zamaninda asker sayisinda meydana gelen büyük artis. Ayas sulari da kaplica olmak ve içilmek için en sifali sulardir. Sultan Murad. Çünkü daha önce her sefere çikista rütbesi en yüksek olan taht kenti kadisi. böyle bir makamin ihdasina ihtiyaç gösterdi. pehlivan yetistirmek ve ibadethaneleri ile de söhret kazanmistir. Dogu Roma Imparatorlugu arazisi üzerindeki zaferinin hatirasini ebedilestirmek için Ankara'nin muhtesem iki kapi kanadini Bagdad'a nakl ettirdi. askerlerin törelere göre nizam içinde hareket etmelerine bakardi. Savasta ve barista islerin yürütülmesi. Böylece ilk defa "kadiaskerlik müessesesi" dogmus oldu. uzun ve yumusak tüylü keçileri ile meshur oldugu gibi zamanimizda dahi örtüleri. Ankara'nin elde bulunmasi. O siralarda Bursa Kadisi olan Çandarli (Cendereli) Kara Halil Hayreddin Pasa en selahiyetli kisilerden ve kadilarin en ulularindan oldugu için bu göreve getirilmis oldu. atalari en büyük çocuklarini ordulara komutan tayin ederek onlari beylerbeyi sifati ile ülkeler zapt etmeye gönderiyorlardi.

Yerinin ve halkinin güzelligi dillere destandi. Lala Sahin'e gelince o. zafer sancaklarini Balkan eteklerine kadar ulastirmis ve en önemli yerlerden olup Belgrad'a kadar bütün memlekete pirinç vermekte olan iki Zagra (Eski ve Yeni) ile Filibe'yi almistir. Gerçekten de Edirne. Osmanlilar. mekan tutmak ve orayi yurt edinmek üzere buraya yerlesir. o dönemde Dimetoka'nin daha bayindir ve mamur olmasi ile sarayinin Edirne'dekine göre daha iyi olmasi olarak gösterilmektedir. Birinci Murad'dan sonra gelenler tarafindan da degistirilmemis ve ona uyulmustur. bu sistemde bir karisiklik ve saltanat için bir tehlike sezerek bundan sonra ogullarini müsavere meclisine kabul etmemek ve asker bas komutanligini yabancilara tevdi' etmek suretiyle eski usûlü bozdu. Bu arada Evrenos da bu bölgenin güneyinde Gümülcine ve Vardar gibi yerleri aldi. SULTAN MURAD'IN RUMELI SIYASETI Lala Sahin Pasa'nin orduyu toplamasi ve askerî hazirliklarin yapilmasindan sonra Rummeli yakasina geçildi. Sultan Murad bununla da yetinmeyerek onun adina vakiflar tesis etmisti. Burasi sehri süsleyen yapilar. sekerlemeleri Konya'ninkileri aratmazdi. orayi da fethederek yeniden ele geçirdi. Ilk önce Gelibolu'dan fazla uzakta bulunmayan ve Elespon üzerinde kurulmus olan Bontos kalesi kusatildi. Hükümete yeni bir güven veren bu sistem. Kale tekfuru böyle sayisiz ve heybetli bir ordunun karsisinda tutunamayacagini anlayip kaleyi teslim eyledi. Bundan sonra hükümdar cihad için yoluna devam etmisti. Suriye sabunlarini. Padisah ilk önce kardesi Süleyman Pasa'nin mezarini ziyaret edip onun adina ve sevabi ona ait olmak üzere sadaka dagitmisti. okullar ve köprüler bakimindan pek çok seyyahin dikkatini çekmekteydi. Beylerbeyi Lala Sahin Pasa'nin Edirne'de oturmasini ve Kuzey Trakya'da fetihlere devam etmesini istemisti. sadece bunlari feth etmis oldugu için degil. ikametgah olarak Dimetoka'yi seçmis ve orada bir saray yaptirmisti. Tunca ve Arda nehirlerinin kavsak noktasinda bulunmaktadir. fakat birçok cami ile kervansaray yaptirdigi ve onlar için yeteri kadar tahsisat bagladigi için de sakli kalmistir. saraylar. Meriç. burayi Cenab-i Hak tarafindan özellikle korunan ve medeniyetçe pek ileri bir sehir saymislardir. siyaset ve ticaret münasebetleri bakimindan sahip oldugu stratejik mevkii dolayisiyla Osmanli padisahlarinin taht merkezi olmaya degerdi. Bunlar arasinda Filibe'de iki ok atimi uzunlugunda ve iki arabanin yanyana geçebilecegi bir tas köprü anilabilir. Sabunu. . askerlik. Lala Sahin de Evrenos gibi Osmanli ülkesine kattigi sehirlere ziynet veren ihtisamli yapilarla adini yasatmistir. Edirne yerine Dimetoka'yi seçmesinin sebebi. Bu iki sehirde Evrenos'un hatirasi. Bundan sonra da Çorlu üzerine yürüyen Sultan Murad. Daha önce belirtildigi gibi Edirne'ye varip orayi da fetheden Murad Hüdavendigâr. camiler. Bu bakimdan buranin gülsuyu ve gülyagi Misir ve Iran'dakilerle boy ölçüsecek bir durumdaydi. Sultan Murad'in. Padisah. çarsilar. Bununla beraber Sultan Murad. Bilindigi gibi Edirne. artik Balkanlar'da yerlesmek. Murad.Orhan'in biraderi Alaeddin ve ondan sonra oglu Süleyman'in bu iki hizmeti idare ettiklerini görmüstük.

Esir sayisi o kadar artmisti ki. Bunun üzerine hemen devrin kadiaskeri olan Çandarli Kara Halil'in huzuruna çikip diger ganimetlerden alindigi gibi esirlerden de beste bir hissenin devlet için alinmasi gerektigini söyler. Rivayete göre bu kurtulusunu devamli . durumu Sultan'a arz etmesi üzerine o da Kur'an ve Sünnetin gereginin yerine getirilmesini ister. Murad'a haber göndererek yardim ister. Durumun takdiri için toplanan bir hey'et. Hoca Saadeddin Efendi. Sirbistan krali besinci Uros'a bas vurarak Türk kuvvetlerinin azligindan bahis ile onu Osmanlilar aleyhine kiskirtir. Bunlardan büyük bir kismi da nehirde boguldu. Haci Ilbeyi 10. Elde edilen diger ganimetlerin taksiminde olan uygulamanin esirler konusunda uygulanmadigini ve seriatin emr ettigi beste bir vergi ödemenin yapilmadigini görür. Eflak ve Bizanslilar arasinda bir ittifak saglanir. Zagra'yi feth etmesinden sonra Osmanlilarin eline pek çok esir düsmüstü. Çandarli Halil'in. Meriç nehrini geçen ve kendilerine mukabele edilmedigi için pervasizca hareket eden düsmanin gaflet ve sarhoslugundan istifade edip cesurane bir karar verir. ele geçirdikleri yerlerde teskilât kurup arazi islerini tanzim etmeye çalisirlarken. Edirne'den Bursa'ya dönünce komsu hükümdarlara Edirne'nin feth edildigine dair fetihnameler gönderdi. Sirp. Türkleri Balkanlardan atmak için Meriç vadisi boyunca Edirne'ye dogru yürümesi üzerine Edirne'de bulunan Lala Sahin Pasa. Haci Ilbeyi. bir kismi da Meriç'te boguldu.000 kisilik akinci kûvveti ile gece yarisi düsman ordugâhina üç koldan baskin yapar. Asil büyük Türk ordusunun kendilerini bastigini zanneden Haçlilar. gerek bu dönem ve gerekse önceki dönemde ortaya çikan "Pencik vergisi” hakkinda bilgiler verir.000 kisilik bir kuvvetle ileri gönderir. 1364 yilinda Filibe'yi Osmanlilara teslim ederek ailesi ile birlikte Sirbistan'a gitmis olan Rum kale komutani. büyük bir bozguna ugradilar. Sultan Murad. Sirp ve Bulgarlar da Edirne ile Filibe'nin geri alinmasi için faaliyetlerde bulunup papa vasitasiyle Avrupa'yi harekete geçirmek istiyorlardi. bununla da kalmayarak. Bir kismi kirildi. Gün dogarken kalabalik düsman ordusunun imha edilmeyen döküntüleri kendilerini Meriç nehrine zor attilar. bu isin tedviri için de Kara Rüstem'in memur edilmesine karar verir. Haci Ilbeyi. Buna göre Karaman'da dogan fakih Kara Rüstem. Karaman'dan Sultan Birinci Murad'in yanina gelir. müttefikler Meriç nehrini geçtikten sonra onlara yetisebilmisti. O.Lala Sahin Pasa'nin. her esir için 125 akça fiyat takdir eder. Sayet simdi bu isin üzerine ciddiyetle varilmaz ve göz yumulacak olursa vaziyetin ileride çok daha vahim olacagini bildirir. bu ittifak neticesinde Osmanlilara karsi yapilan sefere bizzat istirak eder. bir adamin degeri yüz yirmi bes akça gibi çok az sayilabilecek bir meblaga düsürmüstü. Bunlardan birinin örnegi Feridun Bey Münseati (I. Bundan baska Papa V. Balkanlar üzerinde bir nüfuz kurmak isteyen Macar Krali. Müttefik kuvvetlerin. Urban'in tesviki ile Macar Krali Layos basta olmak üzere Bulgar. Bu fiyatin beste biri olan 25 akçanin pencik (humus) vergisi olarak devlet adina alinmasina. Macar krali Layos ise canini zor kurtardi. bu tehlikeli durum karsisinda derhal Bursa'da bulunan Sultan I. BALKANLAR'DA OSMANLILAR'A KARSI KURULAN ILK ITTIFAK VE SIRP SINDIGI SAVASI Osmanlilar. 93)'te verilmektedir. maiyyetindeki komutanlardan Haci Ilbeyi'ni de 10.

Biga'nin fethinden sonra Bursa'ya dönen Sultan Murad. Fakat daha önce yol üzerinde bulunan ve icabinda Rumeli'den dönerken korsan gemileri ile kendilerini tehdid edecek olan ve Katalan'larin elinde bulunan Biga'yi bizzat kendisi karadan. Amadeo'ya bagli bir filo. Osmanli tarihlerinde Sirp Sindigi. Sirp Sindigi muzafferiyetinin sükranesi olarak Bilecik'te bir cami. Meriç nehri ise tamamen Osmanli kontrolüne girdi. Muharebe ve dönemin siyasî olaylari icabi 1365 yilinda devlet merkezini Bursa'dan Edirne'ye nakl ettiren Sultan Murad. Sirp Sindigi savasi ile Türklerin Rumelide sür'atle ilerlemeleri saglandi. medrese. Bu savasla Avrupa'da Osmanlilara karsi yapilan müsterek bir mukavemete büyük bir darbe indirildi. Böylece hem denizden hem de karadan kusatma altina alinan Biga zapt edilmisti. Trakya bölgesine. durumun kendilerini pek etkilemeyecegi kadar yerlesmislerdi. yabanci tarihlerinde ise Meriç veya Çirmen muharebesi diye bildirilen bu zafer ile Edirne ve Bati Trakya daha da emniyet altina alindi. Ancak buna tek ciddi cevap. Bursa hisarinda bir cami ile Çekirge'de bir imâret. Osmanlilarin. Zaten kisa bir süre sonra Gelibolu tekrar alinacakti. Gerçek gayeleri. Yenisehir'de bir imâret ve Gazi Erenlerden Postin pus Baba'ya bir tekke. Balkanlar'da yerlesip yurt tutmak oldugundan bu Haçli seferi kendilerini ikaz ettigi için arkadan gelecek olan tehlikelere karsi daha çok hazirlikli bulunmayi gerektiren tedbirleri almaktan geri kalmadilar. Bizans Imparatoru. Anlasildigi kadari ile Osmanlilar.olarak boynuna asili vaziyette üzerinde tasidigi Meryem'in tasvirine haml ettigi için memleketine döndügünde bir sükrane isareti olarak onun adina bir kilise yaptirmisti. Amadeo'dan geldi. Hammer'in ifadesiyle bu korkuyu ancak Hunyad (Kazikli Voyvoda) gibi birisi onu izale edebilmistir. Savoy Dükü U. 1366 yilinda Gelibolu'yu ele geçirip tekrar Bizanslilara verdi. Bosna'da oldugu gibi Balkan devletleri üzerinde de hakimiyet tesis etmek isteyen Macarlarin nüfuzu kirilmis oldu. Sultan Murad. Edincik ve Gelibolu'dan getirttigi donanma da denizden muhasara etmisti. Macar Krali ve Italya'daki prenslerle is birligi yapmaya çalisan Papa. Biga'nin fethi esnasinda Sirp Sindigi zaferinin haberi gelmisti. düsmanda öyle bir korku izi birakmistir ki. Biga'daki evlerin gazilere taksim edilmesi ve kiliselerin cami haline getirilmesini de emr etmisti. Macarlarla Türkleri ilk defa karsi karsiya getiren bu savas. Fakat bu sirada Türkler. kilicini yeniden kinindan çikarmak . Sultan Murad. bütün bunlari ahiret azigi olarak insa ettirmis ve bunlara vakiflar tahsis etmistir. Sultan buna çok sevinmis ve Allah'a hamd etmisti. Papa'yi yeni bir ittifak kurulmasi arayis ve tesebbüsüne sevk etti. müttefik düsman kuvvetlerinin Edirne üzerine geldikleri haberini alinca derhal kuvvetlerini toplayip yola koyuldu. Trakya'da kazandiklari bu Sirp Sindigi zaferi ile gururlanip gevsemediler. kaplica ve han yaptirmisti. Balkanlardaki basarisi. Sultan Murad'in yaptirdigi bu hayir isleri ile ilgili olarak vakfiyesinden ögrendigimize göre o. Türklere karsi Haçli seferi açildigini bildiren bir bildiri yayinladi. Bu sayede.

Iyilik yapmak. otagini ziyarete heveslenmislerdi. Edirne'ye nakl edilmesinden sonra bu yeni taht sehri. medrese. mescidin üst katinda medrese ve ögrenci hücreleri insa ettirdi. Tahtkent Bursa'da nüfus o kadar çogalmisti ki. Yakub ve Savci'nin sünnet dügünlerini yapti. temiz inançlari ve saf duygulan ile her zaman âbid. ihsani ve basarili olanlari yükselttigi duyulmus oldugundan faziletli insanlar padisahin. güzel yaradilisli padisahin adaleti. Yalova sahillerini yagmalamak ve Islâm topraklarina zarar vermek için bir kaç gemi ile asker göndermeye cesaret etmisti. imâret ve ibadethaneleri yeniden ele almak gerekiyordu. Peygamberin sünnetini yüceltmek için elinden geleni yapiyordu. Gerçekte bu . artik kendileri için ortaya çikan bu tehlikenin farkina varmis bulunuyordu. Zira barut kokusunu yakindan almaya baslayan Hiristiyanlik âlemi. 1365) yilinda bu hayirli ise baslandi. 767 (M. sapiklik yapilarini tek tek yikarak ülkeler feth ederken bütün puthaneleri viran eylemisti. Bu sebeple Haçli seferlerini bir daha denemek isteyeceklerdi. adaletle hüküm sürmek. cami ve mescidleri artirmak. Sehrin arka yakasinda hâlâ Kaplica adi ile bilinen temizlik ve güzelligi ile övülen bir hamam yaptirdi. sarayin karsisina derhal bir cami yapilmasini emr etti. gelip gidenleri agirlamak bu makamin sahibine aid olmakla ve geçmis hükümdarlarin tutumlari da dikkate alinarak âlimler ve fazilet sahibi kimseler için konaklayacaklari binalari yaptirmak da ona düsmüstü. zâhid ve sâlih kisilerden. Taninmis bilginlerin artisi ve kerem sahibi kisilerin çogalmasi her gün biraz daha kendini hissettirdiginden. Ama bundan sonra hayir yapilarini onarmak ve faydali binalari arttirmak gayesiyle bütün gayretlerini sarf etmisti. Avrupa'da fetihlere devam etmek üzere Bursa'dan hareket etmeden önce üç sehzadesi Bâyezid. Ilmin yayilmasi yolunda medrese ve egitim müesseseleri insa ettirilmesini öngördükleri kadar. imâret gibi hayir eserleri ile dolduruldu. mesayih ve irsad sahiplerinden (mürsid) dilekleri oldugundan bu gibilere. cami. SÜNNET DÜGÜNÜ ve BURSA'DAKI HAYIR ESERLERI Sultan Murad. Ama Allah'in yardimi. Anlatildigina göre bu mutlu günlerde Istanbul tekfuru. Gerek bu dügün gerekse Bursa'da yapilan eserler hakkinda Hoca Saadeddin. fakir ve zavallilara oturacaklari yerlerin yapilmasini da buyurmustu. saray. Öbür ganimetlerle birlikte bunlar da baglanarak padisahin otagina gönderilmislerdi. Islâm askerlerine siper olmus. Bu savasta ele geçirilenler arasinda bazi sanatkârlar da bulunuyordu. halki koruyacak tedbirleri almaya devam etmek ve Hz. Hükümdar. su bilgileri vermektedir: "îhsan ve lütfu bol olan padisah. Çevre ülkelerde. Bunlar içinde bir de becerikli ve hüner sahibi bir mimarin bulundugu anlasilinca hükümdar onu azad ederek yaptirilan hayir binalarina mimar ve usta basi tayin etmisti. böylece bu saskin gürûh (kalabalik) çevrilip yok edilmisti. Merkezin.lazim geldigini anlamisti. Bunun yani basinda da bir imâret ve misafirhane ile mescid. yurtlarindan ayri düsenlere (garib).

daha sonra buraya "Avrathisari" dendi. En sonunda davetliler. Marolya aslinda bir kadin olup adi geçen kalenin sahibi idi. Yeni sehirde ise Postin pus demekle söhret bulmus olan dervis için de bir hankah yaptirmistir. Bursa'dan Rumeli'ye geçip Bolonya zaferini kazandiktan sonra Edirne'ye dönmüs ve kisi orada geçirmisti. Ayrica Bilecik'te bir mescid. Aldigi güzel tedbirlerle bu ülkeyi ele geçirip. Yani bunlarin Bayezid Han. Ondan sonra seyhlere. iman ve inanan açik belgeleri olarak gözükür. bu gök kubbe. Yigitçe savasti. Sözü edilen yilin ilk baharinda. altin bir sahan gibi parlayan günes ve gümüs tabagi andiran ay'la donatildigindan beri. Bu esnada Vezir-i azam Çandarli Hayreddin Pasa'yi. Padisahlik burcunun yildizlan. bilginlere kiymetli hil'atler ve hediyeler verildi. Bu yüzden savas uzadi.iki cami de deger ve yapi bakimindan yerlerini bulmuslardir. Lala Sahin önce Kavala . Dernek kurulup davet edilenler yerlerini alinca sehzadelerin sünnet edilmeleri buyrulmustu. Isabetli tedbirler alan kisiler de benzerine rastlamamisti. çiçeklerin açtigi demde sevinç ve nes'e içinde öyle güzel dügün ve dernek edildi ki. Deli Balaban. Tamamlandiklari günden zamanimiza kadar sabahin ilk isiklarinin dogusundan uykuya çekilen ana kadar genis alanlarinda farz ve nafile namazlar eda olunur. dügün hazirliklarini yapmak ve gereken tertibati almakla görevlendirildi. öbür beylerle birlikte Borlu ve Iskeçe üzerine yürüdü. Iskete (Iskeçe) ve Marolya kalelerini almak üzere buralara göndermisti. sayisiz hediyelerini kerem sahibi sahin otagina sundular. Sonra Serez'den yardim gelmeyecegini anlayinca baris istemek zorunda kalip. ülkeler sahibi sultanin arzusu olmakla saltanat otaginda el baglamis kisiler. Sofa ve eyvanlarinin genisligi. kiymetli armaganlarini. Evrenos Bey de Çandarli'nin idaresine verilmisti. Rumeli'nin bati yakasinda bulunan Borlu. Peygamber'in sünneti geregince sünnet edilmeleri. Çünkü Evrenos Bey bu bölgeyi iyi taniyan bir kimse idi. Bu kadin. sütun ve kemerlerinin yapisi. Oradan gelecek yardima güvendigi için baslangiçta direndi. Sultan Murad. Kalelere de isi bilen ve durumu kavrayacak olan erleri yerlestirdikten sonra Marolya kalesine geldi. Bunlara benzer daha nice yapilari vardir. Yakub çelebi ve Savci Bey'in Hz. Yine Bursa'da. Marolya. Gökdere'nin su taksim yerinde bulunan mescid de bu Gazi Hünkâr'in hayir eseridir. Sahibinin bir kadin olmasindan dolayi. Serez'i kusatma altina aldigi için Marolya'ya yardim gelmemisti. Marolya kusatmasi devam ederken Sultan Murad. Zikir ve tesbihler edilir. Serez'den yardim taleb etti. Serez üzerine de Deli Balaban adinda gözü pek bir yigidi göndermisti. Gümülcine'ye geldikleri zaman Hayreddin Pasa'nin bu sehirde kalmasi uygun görülerek Evrenos Bey. halkini da yurtlarinda birakti. Serez hakiminin de akrabasi idi. Balaban'a yardim etmek üzere Lala Sahin komutasinda kalabalik bir birlik gönderdi." BALKANLAR'DA YENI FETIHLER Sultan Murad. devlet gögünün pariltilari olan sehzadeleri ki her biri birer çinar gibiydiler. Fakir ve fukara da kurulan sofralarda doyuruldu. kaleyi teslim etti. mislini görmemis.

Dört ay kadar süren bu hareketin sonunda Semendire yakininda bulunan Nis kalesinin feth edilmesine karar verilir. Murad. dizginlerini kaçis yönüne çevirerek hazine ve kiymetli esyalarini kalelere koyup." Buradan bir çok mal ve esir ganimet olarak alindi. kalabalik bir ordu hazirlayarak büyük oglu Yildirim Bayezid'i otaginda birakarak Gelibolu'ya gitti. Halka karsi yumusak davranmis. ekili araziyi yaktirip zahireyi yok ettikten sonra kaçip gitmisti. Bunun üzerine Sultan Murad." Bundan sonra Nis kalesi ile çevresinin korunmasi için tedbirler alindi. bütün yorgunluklarini bir kenara atip artik dinlenebilirdi. Sultan Murad. bu kadar ganimeti ve ülkeleri kendisine baris eden Allah'a hamd ettikten sonra Bursa'ya dogru harekete geçmek istiyordu. kedersiz ve savassiz alti yil içinde devletin iç isleri ile ugrasti. Oradan da Drama kalesine yönelmis ve kaleyi kisa bir zaman içinde feth etmisti.kalesine yüklenmis burayi bir hamlede zapt ederek gümüs madenlerini ele geçirmisti. Kisi. Oradan da hiç vakit kayb etmeden Sirp diyarina yöneldi. Orhan'in oglu (Sultan Murad). Ordu teskilâti düzeltildi. Büyük Konstantin'in dogum yeri olan Nis'in Osmanlilarin eline geçtiginin duyulmasi üzerine Lazar baris istemek zorunda kaldi. . Tam bu sirada Sirplarin kendi topraklarina hücum etmek gayesiyle büyük bir ordu ile harekete geçmek üzere olduklari haberini aldi. Sirbistan hükümdari. vergi vermekten kurtulmak için kizini Sultan Murad'a verdigini belirtir. onu tekrar ülkesinin hakimi olarak yerinde birakmisti. bunun karsiliginda da sultan onu diger hükümdarlardan daha üstün tutmus. Hammer'in ifadesine göre her sene Padisaha bin libre gümüs göndermek istegi yerine getirildi. zorlu ve kanli bir mücadele ile burayi ancak 25 gün sonra feth edebildi. üzüntüsüz. kulluklarini bildirip kapiya kabul edilmelerini diledi. Hammer. ayni yil Sisman ile de baris yapti. Feth edilen kalelerin bakim. Bu arada harp ve sefer yorgunlugundan gücünü yitirmis olan gazilere yurtlarina dönme izni verildi. Hoca Saadeddin'in ifadesine göre "kalenin saglamligina güvenen kâfir. Üç yillik harac çikartip cihan hakiminin otagina sundu. Islâm askerinin kalabalik oldugunu görünce. Oradan da Zihne'yi ele geçirmisti. Ülkenin halki da daglara çekilerek memleketi hos birakmisti. onarim ve korunmasi islerini tamamladiktan sonra 776 (1374/1375) tarihinde toplanan ganimetlerle birlikte Sultan Murad'in yanina döndü. Çünkü Sisman. Sisman (Sosmanos)'in. Ülkenin bos ve ekinlerin yakilmis olmasindan dolayi askerler bir kitlikla karsi karsiya kaldilar. yeni devlet merkezi olan Edirne'de geçirdi. Sonunda Avrupa'da baris kurulmustu. Sultan Murad'a birçok hediye takdim etmis. Sirp ve Panuni arasindaki ulasim noktalarinin merkezi olan Nis üzerine yürüyen Sultan Murad. herkesi kendi topraginda birakarak onlarin. Ayrica her yil elli okka gümüs göndermeyi de kabul etti. Sadece her seferde padisahtan gelecek emre göre hazir olmasi gerektigi yolunda kendisine bir ferman verilmisti. Hoca Saadeddin ise bu konuda söyle der: "Padisah'a layik hediyeler ve armaganlarla elçi gönderip. Bizans'in en müstahkem dört mevkiinden biri ve Trakya. Ondan sonra da Karaferye kalesinin halkini zimmîlik hukukuna tabi kilacagina inandirip söz verdikten sonra almisti. mükemmel ve olgun duruma getirildi. sultanin adaletinden hosnud olmalarini saglamaya çalismisti. Sultan. Böylece ordudaki kitlik da giderilmis oldu. Sipahilerin timar usûlü ve bir nevi ulastirma askeri olan "Voynuk"larin kurulusu. O yörenin bütün malini bu kalede saklamisti. Bu sekildeki tutum ve davranisin bir sonucu olarak Serez kalesine de baris yolu ile girilmisti.

Mûsevîlerin pabuç ve serpuslarina tahsis edilmistir. askerî malikânelerin islahi. Emevîler gündüz (beyaz). Zira Sirp ve Bulgarlarin idaresi Bizans'inkinden de kötü idi. Sirp kralliginin mühim sehirlerinden olan Serez ve daha sonra Karaferye zapt edildi. Drama. Kadiaskerlikten vezirlige yükseltilmis bulunan Kara Halil Hayreddin Pasa tarafindan da Kavala. Islâm'in diger sancaklarindan ayird edilmek üzere sipahi sancaklari için kirmizi renk seçildi. Osmanlilara karsi U. Osmanlilar da kan rengini kabul ettiler. Bu hizmetlerinden dolayi bunlar her türlü vergiden muaf idiler. Iskeçe ve Marolye. feth edilen topraklardan kaçan halkin yerini doldurmak gayesi de kismen rol oynamistir. Nitekim Rumeli fatihi Süleyman Pasa zamaninda asiretlerin Rumeli'ye geçirilip iskân edilmelerinde. kurulustan itibaren devam etmekteydi. kisa bir zaman diliminde gerçeklesmisti. yerlesik ahaliye nazaran savasçi vasiflari. Bununla beraber bu defa ki kuvvetlerinin eskiye göre biraz daha az oldugu. Voynuk teskilati. 26 Eylül 1371'de kazanilan bu zaferle. Osmanli Devleti'nin bu iskân politikasi. Hz. Osmanlilar zamaninda bu renge hiç ragbet gösterilmedigi gibi mavi. Iran'da sofiler tarafindan o kadar saygi görmüs olan gök mavisi.Askerî malikâneler (yurtluk)in timar ve zeâmete bölünmesi. seferlerde bayagi hizmetlerde kullaniliyorlardi. Osmanli sancaklarinin renginin tanzimi. savasin sonuna dogru vefat eden Lala Sahin'in ölümü üzerine beylerbeyi seçilen Timurtas'in himmeti ile olmustu. Avrupa. Ahirlari temizlemek. Osmanlilar için Makedonya'nin kapilari açilmisti. Serez ve havalisine Anadolu'dan asiretleri getirip yerlestirmisti. esas ve temel kuvvetlerin Sirplar tarafindan teskil edildigi anlasilmaktadir. Sultan I. Fâtimîler zemin (yesil). Abbasîler gece (siyah) renkleri almislardi. Adriyatik Denizi'ne kadar nüfuz ve tesir sahasi kurulmustu. kurulus . Tarihte Ikinci Meriç veya Çirmen savasi diye anilan bu muharebede Sirp Krali Vukasin ile kardesi veliahd prens Uglesa maktul düsmüslerdi. Zihne ile Makedonya. bazi kurallara baglandi. buralarda yeni bir sistem ve adalet anlayisi getiren Osmanlilari bekliyordu. Murad. atlarin bakimi ve arabalari sürmek bunlarin isi idi. Haçli seferini tertipleyerek Sirp Sindigindan 7 yil sonra tekrar talihini denemek istedi. Eski idarecilerinin tahakkümünden bikan halk. Bir bakima 10 yil içinde Gelibolu'dan Sirbisbtan'a kadar gelinmis. Bu muharebe neticesinde Gazi Evrenos kuvvetleri tarafindan ikinci defa elde edilen Gümülcine'den baska Borla. birçok asirdan beri Bizans sarayinin ve devletin seçkin memurlarinin begendikleri renkti. Savasin bu sekilde sonuçlanmasi üzerine Sirbistan'da hanedan ve iktidar degismisti. ÇIRMEN ZAFERI Osmanlilarin Balkanlardaki fetihleri. padisahin tebeasindan olan hiristiyanlardan meydana gelmis bir asker grubu idi ki. kurulus devrinde konar-göçer Türk asiretlerini yeni alinan bölgelerin Türlestirilmesinde kullandigi gibi. voynuklarin tesisi gibi önemli kuruluslar. alemi (sancak) için günes rengini (sanyi) begenmisti. Bu kabil iskan hareketleri. "Osmanli Devleti. Peygamber. Eflak (Romanya) prensi ise kaçmisti. bir disiplin ve teskilât içinde olmalari sebebiyle de anlari fethedilen bu bölgelere nakl etmistir.

1372 yilinda Köstendil ile çevresi feth edilerek burada bulunan Bulgar Prensi Çariçe Evdokia'nin oglu Kostantin. Hammer'in ifadesine göre. her türlü vergiden muaf olma karsiliginda sehrin (Köstendil) anahtarini Sultan Murad'a teslim etti. Bunun için Sultan Murad. Türk topluluklarinin Rumeli'ye nakledilmeleri sirasinda. Bulgar Krali Sisman ile Makedonya Sirp Krali'nin Samakov'da birlikte maglup olduktan sonra Köstendil'in elden çikmasi beklenen bir hadise idi. Serez'i ele geçirmek için bir ayaklanma tertipledi ise de bu ayaklanma vezir Halil Hayreddin Pasa tarafindan bastirilmisti." Çirmen zaferinden faydalanan Türk akincilari. fütuhati tesvik amaci tasidigi kadar. Hoca Saadeddin. harp ve devletler tarihi için çok az denebilecek bir sürede Vardar'in dogusundaki yerler Osmanli hakimiyeti altina girmisti. Bu plânin iyi bir sekilde uygulanabilmesi için de gerekli tesebbüslerde bulunuluyordu. Böylece bir buçuk veya iki sene gibi. Rumeli uclarinda cihad yolunda ugrasan iyi niyetli beylerin. 1372) yilinin baharinda büyük bir ordu ile tekrar Rumeli yakasina geçti. Nitekim bu maksatla Evrenos Bey. bütün akrabalari ile geçecek olanlara ise yurtluk. hemen hemen bütün Balkanlari içine alan bir genislige ulasti. Rumeli fütûhati plânini emin. birçok kaplicasi. Bu durum. Devletin gelismesi ile kendi öz benliginde yeni fetihlerin ve özlenen basarilarin belirmis olmasi. ülkeler feth eden padisahi çagirmalari üzerine 773 (M. Osmanlilar'in daha Rumeli'ye geçtikleri andan itibaren Türk topluluklarinin buraya nakledildikleri bilinmektedir. sehrin her tarafina içilecek su dagitan kanallari ve dagdan inen irmaklarla sulanan bahçeleri ile taninan Köstendil. devlet tarafindan kendilerine zengin topraklar vermek. Çirmen zaferinin meyveleri derhal toplanmaya baslandi. Bu sekilde Osmanli Devleti'nin tesir sahasi. Bu esnada akinci kuvvetleri de Balkan yarimadasinin batisina dogru akinlarina baslamislardi.devrinde devletin sik sik müracaat ettigi sürgün usulü ile yapilmakta idi. memleketin senlendirilmesi ve iskani gayesini de tasimaktaydi. Fakat daha sonra Bizans Imparâtorunun oglu olan Selanik valisi Manuel. Köstendil'in fethi ile ilgili olarak sunlari söyler: "Adaleti ile ülkeleri tutan padisah. Osmanli hakimiyetini kabul ile vergi ve gerektiginde asker vermeyi taahhud etti. uc olarak kabul edilen Serez'i kendisine merkez yapti. Ilk is . onu cihad sancaklarini açma yolunda bütün gayret ve himmetiyle çalismaya yöneltmisti. diger taraftan Yunanistan'a inerek Attika yarimadasini taradilar. Bunlarin yanisira sonradan Rumeli'den de Anadolu'ya insan topluluklari nakledilmistir. metin ve seri adimlarla gerçeklestirmeye çalisiyordu. Bütün bu muvaffakiyetlerden sonra Osmanli kuvvetleri. bir taraftan Adriyatik sahillerini. ayni zamanda yakinlarinda altin ve gümüsten para basilan bir yer olmasi bakimindan da dikkat çekerdi. toprak ve timar gibi imtiyazlar tanimak suretiyle mühaceret tesvik edilmistir. Allah'in verdigi destek ile açilan bahtini degerlendirerek cihad töresini sürdürmek ve yeni ülkeler zapt eylemek için bütün tedbirlerini almis bulunuyordu. hasmetli kubbelerle örtülü on iki kükürtlü suyu. Vardar nehri vadilerine girerken karsilarinda durabilecek bir kuvvet kalmamisti. Böylece Kostantin.

Askerin bir kismini Ipsala civarindaki Ferecik kalesinin zaptina gönderip kendisi de Çatalca taraflarina yürüyerek Incegiz ve Çatalburgaz kalelerini aldi. Bu haberden kisa bir müddet sonra bizzat Lala Sahin Pasa bir çok mal ve ganimetle padisahin otagina geldi. yenilecegini anlamis ye boyun egme yolunu tutmasi gerektigini kavramisti. Bu haberde. ayrica kaleyi almaya yeltendigi bildiriliyordu. PADISAHIN RUMELIYE TEKRAR DÖNÜSÜ Sultan Murad. Zamanin hükümdari da bu basaridan sonra tekrar Bursa'ya döndü. Çatalburgaz hakimi. kusatmayi devam ettirmek için orada küçük bir kuvvet birakip oradan ayrilmaya karar vermek üzere iken kale duvarlarindan birinin yikilmak üzere oldugunu ögrenir. devlet ve ikbal ile üzerine yürüyüse geçtigi haberi kulagina ulasinca. Malkara'da padisaha iltihak ettiler. Ama ülkeler açan padisahin heybeti yüregine tesir etmekle onun üstün gücü ve kudreti ile kendi ülkesine dogru gelisi. Bunun üzerine Padisah. Sultan Murad'la anlasmaya zorladi. Bu istihbarat üzerine hükümdar. bu kadar önemsiz bir kale ile vakit kayb etmeye degmeyecegini düsünmüs olmali ki. Sahip oldugu kalelerin anahtarlarini teslim ederek kulluk yolunda gerekenleri yerine getirdi. ülkesinin genisligi ve ordusunun kalabalikligi ile çevrede taninmis. Bulgar diyarinin hükümdari. Gücünün üstünlügüne gururlanarak çevresindeki "mulûke itaat etmez" bagimsizlik arzusu kara kafasindan çikmazdi. Sultan. Incegiz hâkiminin akibetini ögrenmis bulundugundan hisari Sultan Murad'a teslim etti. Makedonya'yi feth ederek Köstendil'e gelmeleri Yukari Sirbistan despotu Lazar Grebliyanoviç'i. Bu sekilde kral. Evrenos Bey ve diger beyler. Bursa'da bulundugu sirada 774 (1373) yilinda Vize sancak beyi Sirmerd Bey'den bir haber almisti. Lala Sahin. padisahi kendisine layik hediyeler ve degerli armaganlarla karsiladi.olarak Lala Sahin'in Köstendil bölgesinde almis oldugu yerleri korumak ve geride kalan topraklar üzerinde kendi bayraklarini açmak için bu bölgeye hareket etti. buradan Incegiz yöresinde bulunan Bolonya (Apolonya) kalesini almak üzere hareket etti. Bunun için Kostantin. Bu sebeple de hükümdarin ihsanlarina mazhar oldu. Tam bu esnada Lala Sahin Pasa'nin da Ferecik kalesini aldigi haberi geldi. Buna ragmen kale bir türlü düsmüyordu. prens ve despotlarin hakimiyetini taniyarak vergi ve gerektigi zaman muharebelerde yardimci kuvvet vermeleri genis ölçüde fetihlerde bulunan Türk devleti için büyük faydalar ve basarilar temin etti." Osmanlilarin. altin ve gümüs madenlerinin bulundugu bölgelerin de hâkimi olmakla söhret yapmisti. Kuvvetlerini Malkara'da topladi. Böylece padisahin iltifatini kazanmakla sevindi. Sultan. Bizans Imparatoru'nun asker göndererek Vize çevresini yagmalamaya ve halka zarar vermeye kalkistigi. derhal ordunun toplanmasini emr ederek sür'atle Gelibolu'dan karsi tarafa geçti. . Osmanlilara vergi ile birlikte asker vermeyi de kabul ediyordu. Burada on bes gün kadar bir savas oldu. Köstendil tekfuru olan Konstantin. Ödeyecegi cizye ve harac ta tesbit edildikten sonra memleketini yönetme görevinin kendisine verildigini bildiren fermani aldi. Lazar.

bas taci edilecek bu dogruluk. kerem dolu yeller lütûf denizlerini dalgalandirmis ve o altin taci (tas) anilan gaziye armagan etmesine sebep olmustu. onun için de çapraz menfaatlerin ugras meydani olan Rumeli cografyasini tepeden inme bir müdahale ile önce siyasî ve askerî mânâda ele geçirmek sonra da ictimaî ve medenî alanda yeni bir nizama tabi tutmak zaruretini hissediyordu. Altin tellerle islenen bu külahlar Kapi kullarina tahsis edilmistir. biraz zor görünmektedir. pekçok altin ve gümüs ganimetlerle Bolonya'dan çekildikleri sirada hükümdar. Bu açik sözler." Padisah. askerlerinden birinin basina ve külahinin altina bir tas koymus oldugunu fakat bunu tamamiyla gizleyemedigini görmüs. Osmanli Tarihi. devletin iç ve dis siyasetini belli bir ölçü dahilinde tarassut ediyordu. gerek Anadolu. Üsküfün. yoluna toprak olana bu sevinç külahini giydirmekle mutlu kilmistir. Onu baskasinin elinden kurtarmak için böyle yaptim" demisti. Gazi Süleyman Pasa'nin bir bulusu oldugu kesindir. O zamana kadar Germiyan fabrikalarinda yapilmis kumaslardan kirmizi renkli kaftan ve cübbe giyerdi. "Üsküf adi verilen islemeli külahlarin ilk defa kullanilmasini bu muharebe sonunda ulasilan zafer ve Bolonya'nin fethine baglar. himmetinin bolluguna inandigindan gizledigi sirri açikladi ve kaptirmak korkusuyla sakladigi tasi meydana çikardi. Sultan Murad. Fakat sonradan bu basligini degistirmisti. Tarihlerde verilen bu bilgilerin dogrulugunu tesbit. padisahin keremine ve ulu tutumuna güvendiginden lütuf ve ihsaninin genisligine. Rivayetler bu olayin söyle gerçeklestigini belirtirler: Kaleyi kusatanlar. Basina da yine ayni bölgede islenmis beyaz renkte ince bir bez sarardi. avucunun içi kadar açik görüyor. Bolonya kalesinin duvarlarinin yikilmak üzere oldugu haberini aldigi zaman bir çinar agacina dayanmakta idi. tasi askere biraktiktan sonra bunun bir hatirasi olmak üzere de muhafizlari ile subaylarinin bundan böyle sirma islemeli külah giymelerini emretti. kale halkini yer ve yurtlarinda birakmisti. ben. keremli olmayi seven sah. Padisahin uyanik ve keskin bakisi. o zamandan beri "ugurlu Çinar" diye anilir oldu. Bu agaç. Fakat Hoca Saadeddin bunun çinar degil kavak oldugunu ve kendisine "Devletlû Kavak" dendigini belirtir ki. o kiymetli tac kadar degerli davranis.Lala Sahin Pasa'yi hemen kale üzerine gönderir o da orayi feth eder. Zengin ganimetlerle hükümdarin otagina dönen Pasa. Osmanli akinlari Rumeli'de devam ederken padisah. yüceler yücesi padisah katinda deger bulmus. Bunun üzerine o askeri huzuruna çagirarak beste biri hazineye ait olan degerli bir seyi gizlemeye çalismasini ayiplar. gerek Bizans ve Balkanlarin siyasî ve ictimaî düzensizligini. Hoca Saadeddin'in ifadesine göre muhtemelen o kilik kiyafet o günlerde yayilmis olabilir. "hükümdarin dolastigi yesil çayirlik" ifadesi de bunun kavak olacagini göstermektedir. . Sultan Murad'in elbisesi satafatli degildi. Sonra söyle dedi: "Sahimin devleti. Hoca Saadeddin Efendi bu hadiseyi anlatirken söyle der: "Sipahi.

Halbuki bu esnada daha Akdeniz'e çikmamislardi. Fakat henüz Drama ile Kavala. Bati dünyasindan kendisi için büyük ölçüde yardim temin edecegi vaadinde bulundu. üç koldan fetih hareketlerini baslatti. Imparator Ioannis Paleologos'u su cümlelerle tavsif ederken bir hakikata parmak basmis oluyordu. Fakat bu merasim. Hele gittikçe kabugunun içine büzülen Bizans Imparatorlugunda. onun asirlarca devam edecek olan hayatini garanti altina almasina sebep olmustu. Dört kardinal huzurunda ve Saint Plerre Kilisesi'nde Ortodoks mezhebinin sapikliklarindan tevbe ve istigfar edip Latin Kilisesi'nin (Katolik) evladi oldu. Dubrovnik'in himaye altina alinmasi ile Türkler. birbirlerini disleyen. Balkanlar olsun. yillik vergi karsiliginda bu devletçigin iç islerine karismadiklari gibi onu ortadan kaldirip ilga da etmediler. Bizans Imparatoru bu duruma bir çare bulabilmek için Roma'ya gitti. bir yandan da o bitip tükenmez iç kavgalari. Nitekim tarihçi Dukas. Sirp Sindigi'dan kisa bir müddet sonra Serez'i zapt etmisti. Sag kanat yani dogu sinir bölgesi dogrudan dogruya Sultan Murad'in kendi komutasi altinda idi. Istanbul'a döner dönmez tekrar Ortodoks mezhebine . debdebe ve tesrifattan ibaret kalmis ülkesiz bir imparator vardi ki. 1365 yilinda Dalmaçya kiyilarinin güneyindeki Dubrovnik (Raguza) Cumhuriyeti. kanli didismeleri vahset ve zulüm aliskanligi tarihî ve an'anevî dekoru içinde bütün dehsetiyle devam etmekte bulunuyordu. Baska bir ifade ile Bizans kötü idare ediliyordu. "Imparator Ioannis. Bizans'in idaresinde idi. orta ve sol kanatlara bölen Sultan Murad. Sultan Murad. budala idi. Sirp Krali Stefan Dusan'in ölümünden sonra Bulgar Prensi Ivan Aleksandr tarafindan alinan Trakya'nin Karadeniz kiyilarini denetimi altina aldi. Diger hususat için memleketi gelisi güzel idare ederdi. Ticaretle ugrasan bu küçük Slav cumhuriyetinin ileriyi görebilmesi. Yalniz kadinlarin güzel veya çirkin olup olmadiklarini ve kimin karisi bulundugunu ve nasil ele geçirecegini bilirdi. bir yandan Osmanlilara boyun egerken. Osmanli himayesini kabul eden bir muahede imzaladi. Buna karsilik olarak da Papa. gittiginden daha da eli bos kalmasi ve ümid ettigi yardimdan bir zerre dahi bulamamasi idi. kemirip kanini içen düsman unsurlarin kaynasip çarpistigi bir sel yatagi haline gelmisti. Adriyatik denizine dayanmis oluyorlardi. 1369'da Roma'da resmen Katolik olan Imparator." BALKANLAR'DAKI FETIHLER Sirp Sindigi zaferinden sonra Balkanlar'daki uc bölgelerini sag. Böylece Bizans'in Avrupa ile olan son karayolu bagi da kesildi. sahsî menfaatlerin disinda samimi bir alis veris degildi. Bunun en belirgin delili ise Imparator'un Bizans'a döndügü zaman. Osmanlilar. Sol kanat yani bati bölgesi komutani Evrenos Bey.Bu dönemde Orta Avrupa olsun. Gümülcine'yi ikamet merkezi olarak seçen Gazi Evrenos Bey. orta kol komutani ise Kara Timurtas Pasa idi.

Gerçekten de Sisman. Bölgenin bu önemli sehirlerinin yeniden Osmanlilarin idaresine geçmesi üzerine. Böylece Osmanli himayesini benimsedigi gibi vergi vermeyi de kabul etmek zorunda kaldi. Lala Sahin Pasa. Bizans'in elinde Trakya'da fazla bir sey kalmadi. bu yüzden Osmanlilar ile yakinlik kurmayi düsündügünü. bunun için de kizi Devlet Hatun'u Murad'in oglu Bâyezid'e vermeyi . Tarihî kaynaklarimizda uzun uzadiya anlatilan ve hakkinda teferruatli bilgi verilen bu evlilik. savas günlerinde oldugu gibi baris zamanlarinda da yegâne emeli. kadar güneydogusunda idi. kizkardesi prenses Marya'yi da Sultan Murad'la evlendirmek suretiyle akrabalik tesis etmek ve bu sayede Osmanlilarin gücünden de istifade etmek istiyordu. Sirbistan Krali ile anlasarak birlikte Osmanlilar üzerine hücum etmeyi kararlastirdilar.döndü. Tunca üzerindeki Yanbolu'yu. Osmanlilarla basa çikamayacagini anlayinca onlarla baris antlasmasi yapti. Lala Sahin Pasa ise Samakov'u aldi. Samakov. Bu siralarda Türklerin. Süleyman Sah'in kizi Devlet Hatun ile evlendirdi. Bu durumu gören ve daha önce devlet merkezi olan Tirnova'ya gelmis olan Bulgar Krali Sisman. bu orduyu perisan etti. Bu arada Kral Sisman. Yakub Bey'i yanina çagirip kendilerinin ve memleketlerinin Karamanlilardan korunmasinin güç oldugunu. 1367'de Kara Ali Bey oglu Timurtas Pasa. Bulgaristan fütuhati devam etmeye kararli görünüyordu. Böyle siyasî manevralar ile padisahin itimadini da büsbütün kayb eden Bizans Imparatoru. Karaman ogullarinin tehdid ve tazyiki karsisinda Osmanlilara dayanmak ihtiyacini duyan Germiyan oglu Süleyman Sah (1361-1387)'in arzusu üzerine oglu Bayezid'i. kendisine muhalefet edip Macarlari Vidin'e sokmus olan kardesi Stratisimir'e karsi Murad'la Ulahlardan yardim alarak Vidin üzerine gitmisse de muvaffak olamadi. Sultan Murad da 1368'de Hayrabolu'yu. Avrupa ve Asya'da fetihleri devam edip sinirlarini genisletmekti. Bu Çamurlu meydan muharebesi ile Kuzey Bulgaristan kapilari da Türkler'e açilmis oldu. Pinarhisar ve Vize'yi Bizanslilardan geri aldi. Rumeli'deki hâkimiyetini saglamlastirirken. Tuna nehrinden Rodop Balkanlarina kadar orta ve güney Bulgaristan ile Osmanli fetihlerinden önce de kismen Trakya'ya sahip olan Bulgar Krali Yuvan Sisman. Süleyman Sah'in arzusu üzerine olmustu. SULTAN MURAD'lN ANADOLU SIYASETI ve YILDIRIM BÂYEZID'IN EVLENMESI Birinci Murad'in. Bu sebeple o. Buralar daha önce feth edilmis olmalarina ragmen bir ara Bizans tarafindan tekrar isgal edilmislerdi. bir Ortodoks. Katolikler için de durum bundan pek farkli degildi. Bu asirlarda Ortodoks ve Katolik mezhepleri arasinda münaferet ve çekisme o dereceye varmisti ki. 1369 yilinda Kirkkilise (Kirklareli). Sofya'nin 50 km. Buna göre Süleyman Sah. daha da zebun ve çaresiz kalmis bulunuyordu. Fakat bunu gerçeklestirmek için Anadolu'daki beyliklerle çatismaya girmemeye ve barisçi bir siyaset takip etmeye azamî dikkati gösteriyordu: Bu siyaseti büyük bir maharetle uygulayan Sultan Murad. Anadolu birligini saglamak gayesiyle de buradaki beylikleri de topraklarina katma siyaseti güdüyordu. oglu II. Türk idaresini Katolik idareye tercih ediyordu.

O da hediyesini (saçu) takdim etti. Bununla beraber bu meselenin daha önce gayri resmî olarak görüsülüp konusuldugu. Murad'a gönderdi. kizi istemek üzere Kütahya'ya Bursa kadisi Hoca Mahmud Efendi. kültür ve folkloru hakkinda önemli sayilacak malumata sahip oluyoruz. Hicrî 783 (1381) yilinda gerçeklesen bu dügünle ilgili olarak kaynaklar. Yildirim Bâyezid'in dadisi ile Kadi Mahmud Efendi'nin ve Aksungur'un eslerini (zevcelerini) gönderdi. Ve on oglanin elinde dahi on altin tepsi ve seksenin elinde gümüs ibrik ve gümüs masrapa. Herkes âdet üzre hediyesini verdi. Yüz kul ve yüz kizoglan cariye. sosyal ve siyasî vaziyetini gösterme bakimindan önem tasimaktadir. Karamanoglu. Her ne kadar Hammer. Kendi sancak beyleri geldi. su ortak bilgileri vermektedirler: Murad . Ishak Fakih adinda saygi deger bir kisi ile Germiyan ülkesinin bazi ileri gelenlerini elçilikle görevlendirip gönderirler. Germiyan Beyi Süleyman Sah'in elçisini. Menteseoglu. yasli babasinin bu teklif ve arzusunu kabul etmis olmali ki. Ona bütün elçilerin üstünde yer gösterdiler. Buna göre dügün söyle olmustur: "Hazirliklar tamamlandi. On oglanin elinde içi flori dolu on gümüs tepsi. adet. "Bu sebeple büyük oglu Yildirim Bâyezid'e komsusu Germiyan hâkiminin kizini almak istedi. Kapi kullarindan Emir-i âlem Aksungur Aga. Herkes mertebesine göre yerli yerinde oturdu. Kastamonu'da Isfendiyar ve Misir Sultanini davet ettiler. Etrafin elçileri geldiler. Sultan Murad'a. Bu bilgi sayesinde o günün örf. Yakub Bey. ancak her iki tarafin arzusunun açikça ortaya konmasi üzerine erkek tarafi olarak ilk resmî tesebbüsün Sultan Murad'dan geldigini düsünebiliriz. bu hanin bir kulu böyle büyük hediyelerle . onun getirdigi kiymetli hediyeleri kabul ettikten ve onu ülkesine gönderdikten sonra dügün hazirliklarina baslamak üzere kendisi de Bursa'ya gelir. Beylerden hediyeler getirdiler. katarla develer ve fevkalade seyler getirdiler. Ondan sonra dügüne basladilar. padisahin arzularina pek uygun düsüyordu. Ilk is olarak bu mutlu ve neseli dügüne katilmak için Müslüman hükamdar ve beylere davetiyeler götürmek üzere elçiler gönderir. Bu hediyelerin içinde meshur Germiyan atlari. Murad'in Bursa'da yaptigi dügün hakkinda kaynaklarda bir hayli bilgi bulunmaktadir. Bütün etraftan gelen elçiler hayrette kaldilar ki. Kendi ülkesindeki sancak beylerini de çagirdilar. Edirne'de kabul eden Sultan Murad. Bu evlilik. Bunlar. Evrenos Gazi'nin hediyeleri ileri geldi. Hepsi mertebesine göre hediyelerini arz ettiler. Denizli bezleri. Ishak Fakih bu heyetle giderken yaninda pek çok hediyeler de götürmüstü. Çünkü genç prenses çeyiz olarak kocasina babasinin en güzel yerlerini getiriyordu" diyorsa da o günün sartlari ve gittikçe yildizi parlayan Osmanlilarin durumu düsünülünce bu teklifin bizzat Germiyan Beyi Süleyman Sah'tan gelmis olmasi yadirganmamalidir. Evrenos Gazi'yi de davet ettiler. tamam olup oturduktan sonra izin verildi. Misir Sultani'nin elçisi dahi gel-di. Süleyman Sah da Cemaleddin Ishak Fakih'i bir heyetle I. Hamidoglu. altin ve gümüs gibi gayet kiymetli esya bulunuyordu. oturdu. Her iki taraf da kendi memleketlerinde tantanali bir sekilde dügün yapmislardi.düsündügünü söylemisti. Samsa Çavus'un oglu Çavusbasi Demirhan. Bu da bize dönemin ekonomik. Elhasil bunlarin her birinin eli bos degildi. Etrafin beylerine davetçiler gönderdiler. Iyi atlar. Saruhanoglu.

teslim alinacak kalelerin muhafaza tedbirlerini aldiktan sonra hep birlikte padisahin otagina (Bursa) dogru yola koyuldular. Samsa Çavus'un oglu Çavusbasi Demirhan'i. Zira Anadolu'daki beyliklerin sakinleri de müslümandi. Gelen paradan bir kismini da Evrenos'a verdi. er geç Osmanli hududlari içine girmesi mukadder olan topraklarini pâdisaha. beyligin merkezi olmasi hasebiyle verilemeyecegini ileri sürmekte ise de arsiv belgeleri. Sultanin temsilcileri Kütahya'ya yaklasinca Germiyanoglu Süleyman Sah. ser'-i serif üzere kiyildi. Bundan sonra da dügün ve nikah törenlerine baslandi. Nitekim Kütahya. Bu dügün kim Murad Han etti kardas Yayildi sofralar döküldü çok as Bir ay tamam yenildi nimetler Fakir ü gani vü hem yedi evbas. Bu suretle ziyafetler çekilmis. Kütahya'nin da verildigini göstermektedir. Nikah. ev sahipliginin gerektirdigi bütün görevler hakkiyla yerine getirilmisti. Osmanlilara verilen yerler arasinda zikredilen Kütahya'nin. çeyiz olarak sunulan Kütahya. Germiyanoglu. Etrafin elçilerinin getirdigi atlari da Evrenos'a verdi. Egrigöz (Emet) ve Tavsanli'nin devir tarihini de belirterek Çasnigirbasi Pasacik Aga'yi da yanlarina vererek gönderdi. padisahin yakinlari ve davetliler. Sancaktari Aksungur'u. ikram ve iltifatta bulunmus. Nikahtan sonra kizini gelin olarak veren Süleyman Sah. Kendisine bir sey birakmadi. Simav. kadi efendi ile sancaktarin eslerini ve Yildirim'in dadisini bin kisiden fazla bir birlikle Kütahya'ya gönderdi. gelini almak üzere Bursa kadisi Hoca Efendi'yi. Kalanini bilgin ve yoksullara dagitti. Bursa'ya yaklastiklari zaman devletin ileri gelenleri. Egrigöz (Emet) Ve Tavsanli'nin Osmanli idaresine geçmesi bu akrabaliklardan biri vasitasi ile gerçeklesmistir ki bu da. gereken saygiyi eksiksiz yerine getirmisti. sevinç içinde onlari karsilayip sultanin sarayinda harem dairesine indirdiler. Gerçek gayesi. daha önce pençelestigi adamin oglu ile hos geçinmekten baska çaresinin olmadigini anlamasi ile mümkün olmustur. Aksungur Aga. Bunun için de bazi tedbirlere basvuruyor ve çareler düsünüyordu. Rumeli fütuhatini daha batilara götürmek olan Sultan Murad. Simav. Nitekim Süleyman Sah da . bir taraftan bu plânini uygularken bir taraftan da Anadolu'da birligi kurmaya gayret ediyordu. Murad Han Gazi gör ki neylese gerektir? Evrenos Beyin getirdigi kullan. kizini da sehzâdesi Bâyezid'e vermek suretiyle siyaset sahnesinden sessizce uzaklasmaya ve sakin bir hayat yasamaya baslamisti. ülkesinin ileri gelenlerini karsilayici olarak göndererek agirlamada. Mükrimin Halil Bey. bir zamanlar babasi Orhan Gazi'ye kafa tutmus olan Germiyanoglu'nun.geldi. Bu gayesinin gerçeklesmesi için akrabalik tesisine gayret ediyordu. karavaslari (câriye) etraftan gelen bu elçilere taksim etti. Misafirlerin her birini durumlarina göre bir konaga indirmis ve herkesin degerine göre uygun yerler göstermisti." Sultan Murad. Bununla beraber mümkün mertebe Anadolu'da savas yapmadan bunu gerçeklestirmek istiyordu.

Öyle anlasiliyor ki. Fakat padisahin gücü karsisinda duramayacagini anlayinca bu sehirleri satmak zorunda kalmisti. Simdi Sultan Murad'in ne demek istedigini anlamis ve onun komsusu olmayi ister olmustu. Germiyan ve . Bu sehirlerin Osmanli idaresine girmesi ile Osmanlilarin Anadolu'daki varliklari daha iyi bir sekilde hissedilmeye baslandi.buranin verilmesi üzerine Kula'ya çekilmistir. Bu haber padisaha ulasinca. Hamideli'ne bagli birçok kale. Görüldügü gibi Bâyezid'in evlenmesi. Karesi. 1381) tarihinde gerçeklesen bu satis muamelesinden sonra Sultan Murad. adi geçen kalelere. Kabul ettigini bildiren cevabini ve bununla ilgili haberi bekledigimizi bileler. Böylece bu sehirler de Osmanli Devleti'nin idaresine girmis oldu. Osmanli Devleti'ne genis ve zengin bazi topraklari baglamisti. Bunlar. Fakat." Bundan sonra Karaman beylerinin kendi ülkesine karsi iyi niyet ve dostluk beslemedigini. Hüseyin Bey. Bu sayede de ikisi arasinda (Osmanli-Hamideli) yeniden kuvvetli dostluk baglan kurulmus olsun. Yildirim Bâyezid'in dügününün sonunda misafirlerin dagilmasi esnasinda Murad Hüdavendigâr. Karaman ogullarindan korunmak için beyligin devaminin bu yolda mümkün olacagini görmüstür. 783 (M. baslangiçta buralari vermek istememekteydi. Bu dönemde Hüseyin Bey de zaman zaman Karamanlilarin saldirilarina ugramakta ve onlardan zarar görmekte idi. BAZI SEHIRLERIN HAMID OGULLARI'NDAN SATIN ALINMASI Anadolu Beylikleri arasinda padisahin tasavvurlarini sezerek Germiyanoglunu takib eden Hamideli Emiri de Germiyan'la Karaman arasindaki topraklarini satmak suretiyle hem izzet-i nefsini kurtarmis. kararlastirilmamis olan satis meselesi öylece duruyordu. Seydisehir. 1381 yilinda yapilan dügün dolayisiyla çeyiz olarak verilen bir kisim Germiyan topraginin tesbiti "Tapu Tahrir Defterleri"nden de mümkün olmaktadir. hem de boy ölçüsemeyecegi bir rakibin karsisinda haddini bilerek zararli çikmamistir. Bu esnada Sultan Murad. Kütahya'yi ziyaret etmek üzere yola çikmisti ki. kendi adamlarim yerlestirerek oralari timar haline getirdikten sonra Bursa'ya tekrar döner. Karaman tarafinda. Yine bu evlilik törenleri esnasinda Hamideli hakimi Hüseyin Bey'den Karaman'a komsu olan alti sehir alinmisti. Sultanin temsilcisi ile kanunlara uygun olarak Müslüman kadilarin imzalari ile satis akdi gerçeklesmis olur. Beysehir. Karaagaç ve Isparta kalelerini satin almak üzere temsilcisini göndererek bu kaleler için epeyce bir para (80000 altin) öder. Hüseyin Bey. beyliklerinin Osmanli Devleti idaresine girdigini görmüs oluyorlardi. Hamideli Beyi olan Hüseyn'in elçisine Hoca Saadeddin'in dili ile "Biraderim Hüseyin Bey'e bizden selam edüp diyesin ki aramizda olan sevgi ve dostluk ve birlik geregi bir iltimasimiz (istegimiz) vardir. Bu satis isinden sonra Anadolu'da Selçuklu topraklarini bölüsen beyliklerden üçü. Süleyman Sah. padisahin bu geziyi kendi ülkesini ele geçirmek için tertipledigini sanarak biraz önce sözü edilen konuyu tekrar ele alarak padisaha satma isine razi olduguna dair haber gönderdi. Hamid eli hakimi Hüseyin Bey. sözünden dönmeyerek anilan para karsiliginda isimleri zikr edilen kaleleri satmaya karar verir. Yalvaç. sinirlarimizin korunmasi bakimindan bize gerekmektedir dedikten sonra o kalelerin usulünce satilip kendi mülkleri haline getirilmesini ister.

Sinop ve çevrelerinde bir beylik kurmus olan Candarogullari. O. 1383) yilinda cereyan eden bu hadise üzerine Candarogullari Beyligi. Sinop'tan gelerek Süleyman Pasa'yi firara mecbur etmisti. Osmanlilara siginip onlardan yardim istemisti. Süleyman Pasa. Daha önce de temas edildigi gibi Kötürüm Bâyezid. Kastamonu. Durumu. gittikçe büyüyen Osmanli tehlikesi karsisinda yakin komsulari ile de iyi münasebetler kurmaya çalismakta idi.Hamideli beylikleri idi. Osmanli Devleti'nin. kendine bagli taraftarlarini topladiginda Osmanli kuvvetleri Kastamonu'dan ayrilmaya mecbur olmuslardi. Sultan Murad'dan tekrar yardim istedi. Bu durumu fark eden büyük oglu Süleyman Sah. Böylece Süleyman Pasa tekrar hükümdarligina kavusmus oldu. Gerçi Kötürüm Bâyezid. babasi Adil Bey'in vefati üzerine hükümdar olmustu. Süleyman Bey'e bagli olan Kastamonu halki tarafindan iyi karsilanmamistir. Osmanli tarihlerinde Kötürüm Bâyezid diye anilan Celaleddin Bâyezid'in sert ve hasin tavrini ortaya koymasi bakimindan. Beyligin kurucusu Semseddin Yaman Candar'dir. memleketinin idaresini en çok sevdigi oglu Iskender Bey'e vermeye mütemayildi. Çok sert ve hasin bir kimse oldugu anlasilan Celaleddin Bey zamani. Anadolu birliginin kurulmasi bakimindan atilmis önemli bir adimdir. . Anadolu birligini saglamak bakimindan kendi hesabina uygun gören Sultan Murad. ikincisi kizinin Bâyezid ile evlenmesi ile. Balkanlar'da giristigi sistemli ve planli fetihlerden sonra Anadolu'da Germiyanogullari ile Hamidogullari'na ait bazi yerlere sahip olmasi. Osmanli kuvvetleri ile Kastamonu'ya gelmis babasiyla harb ederek onu Sinop'a siginmak zorunda birakmisti. Süleyman Pasa'yi tevkif ederek Candar Beyli'ginin Kastamonu subesini ülkesine ilhak eder. Fakat durumu dikkatle izleyen Süleyman Pasa'nin babasi Kötürüm Bâyezid. OSMANLI-CANDAROGULLARI MÜNASEBETLERI Candarogullari'nin. aslen Türkmen bir ailedendir. Murad tarafindan bu yardim istegi kabul edilmis olacak ki. oglu Iskender'i öldüren büyük oglu Süleyman'in. merkezleri Sinop ve Kastamonu olmak üzere ikiye ayrilmisti. babasinin bu arzusuna içerleyerek kardesini öldürüp ortadan kaldirmak için firsat kollamaya basladi. tahtini küçük oglu Iskender'e birakmak niyetinde idi. ehemmiyet arz eden bir hadiseyi burada zikr etmek gerekir. Süleyman. biri kiz digeri erkek iki çocugunu. kardesi Iskender'i öldürerek babasina isyan etmisti. Osmanli hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalmasi. Osmanli kuvvetleri Kötürüm Bâyezid üzerine harekete geçmisti. Fakat büyük oglu Süleyman. onu tekrar himayesi altina aldi. Bunlardan ilki Orhan Gazi'nin fetihleri ile. Sultan Murad. Candarogullari tarafindan endise ile karsilaniyordu. Hicrî 785 (M. Celaleddin Bey. iç ve dis gaileler sebebiyle huzursuzluk ve mücadeleler içinde geçmisti. Bu firsati yakaladigi anda da kardesi Iskender'i Öldürmüstü. Candaroglu Beyi Kötürüm Bâyezid (Celaleddin Bâyezid Bey). Sultan I. Fakat Sultan Murad'in bu hareketi. Bu isyan esnasinda Süleyman. Bir firsatini bulup Osmanlilarin hapsinden kaçan Süleyman Pasa. Sultan Murad. Bununla beraber Süleyman'in hükümdarligi uzun sürmemisti. Murad'a itaatini arz etmekle beraber. baslangiçta Sultan I. üçüncüsü de satisla olmustu. yani kendi torunlarini öldürmekten çekinmemistir.

Andronikos'un kizmasina ve ondan intikam almasina sebep olmustu. O da bu düsüncelere kanarak babasina karsi bas kaldirmisti. Dimetoka'ya kaçan Savci'yi da yakalatarak gözlerine mil çektirir. Onun bu toylugunu. Bu sebeple her ne pahasina olursa olsun imparatorlugu ele geçirmeyi düsünüp firsat kolluyordu. babasinin kendisini vekil birakarak Sultan Murad ile birlikte bazi âsi beyleri cezalandirmak üzere Anadolu'da bulundugu bir sirada ele geçmisti. Bu. Bu tutumuyla bazi eskiyayi yanina çekmis ve ülkeyi istedigi sekilde idare etmeye baslamisti. Çünkü bu isyanda Bizans Imparatoru Ioannes'in büyük oglu Andronikos da bulunmaktaydi. bazi kötü arkadaslari da desteklemislerdi. Bu firsat. Osmanli tarihlerinde bu olay daha farkli bir sekilde verilmektedir. Savci Bey. Süleyman.bununla da yetinmeyerek onu Osmanli hanedanina damat yapti. Bu sebeple Birinci Kosova muharebesinde ve onu takiben Yildirim Bayezid'in hükümdarliginin ilk senelerinde Anadolu beylerinin Osmanlilar aleyhine olan hareketlerinde o. Bundan sonra Osmanlilarla dost geçinen Süleyman. bakimli ülkeleri korumak göreviyle Anadolu hududunda. Bâyezid'e yardimda bulundu. küçük oglu Savci Beyi de Bursa muhafizliginda birakmisti. Görüldügü gibi. Yeri. büyük oglu Bayezid (Yildirim)'i. Osmanlilari oldugu kadar Bizansi da ilgilendiriyordu. saltanat ortagi yapmayi düsünmüstü. Murad'in yardimiyla beyligini sürdüren Süleyman Pasa. Hatta adina hutbe okutarak çevresine karsi saldirilara baslamisti. gençlik heyecani ve atilganligi ile basina buyruk olmak. Buna karsilik Imparator Ioannes. güvenlik ve huzur kaynagi olmak. Böylece büyük oglu Andronikos'un hakkini ondan daha küçük olan kardesine verecekti. SEHZÂDE SAVCI ISYANI Osmanli tarihinde. Bu hadiseden haberdar olan Sultan Murad. Ortanca oglu Yakub Çelebi'yi Karesi vilayetinde. Osmanli hükümdari I. Sultan Murad'in üç oglundan biri olan Savci Bey'in. zamani ve hatta Savci Bey'in o zamanki yasi hakkinda degisik görüsler bulunmasina ragmen bu olay. diledigini yapmak hevesine kapilmisti. ileride meydana gelecek olan ve "kardes katli"ne sebep olacak olaylara öncülük etmesi bakimindan önemli bir olay olarak kabul edilmesi gerekir. Tam bu esnada Sultan Murad'in. Buna göre yeni ülkeler feth etmek üzere Rumeli'ye geçen Sultan Murad. Osmanlilarin gerek Balkanlar'da gerekse Beylikler üzerine yaptiklari seferlerde yardimci kuvvet göndermekten geri kalmadi. Germiyan vilayetinde birakip Kütahya'da oturmasini uygun görmüstü. derhal Rumeli'ne geçerek Istanbul yakininda asi kuvvetleri bozguna ugratir. Selanik valiliginde bulunan ikinci oglu Manuel'i. padisahin kulagina ulasinca o da . ilk ciddi taht kavgasi olarak gösterilen bu isyan hakkinda Osmanli ve Bizans tarihleri arasinda farkli görüsler bulunmaktadir. babasina karsi ayaklanmasi. Bütün bunlar. Zira imparator. Osmanlilarla dost geçindi. istemeyerek de olsa oglunun gözlerini tamamen kör olmayacak sekilde kaynar sirke ile yaktinr. Böylece padisahlik sevdasina düsmüstü. Hammer'in ifadesine göre Ionnes bunu Sultan Murad'in baskisi üzerine yapmak zorunda kalmistir. bu akrabalik ve himaye sayesinde Kastamonu'yu tekrar ele geçirdi. Edirne'de yerine vekil biraktigi Sehzâde Savci ile birleserek babalarinin aleyhine bas kaldirdilar. Tahta oturdugunu ilan ederek kendisine bagli olanlara hazineyi dagitti.

yeniden Murad'in süphesini çekmek ve hiddetine ugramak korkusuyla firari ogluna siginma hakki tanima cesaretini gösteremedi. verilen emre itaat etmemis. Padisah da onu bagisladi. kendi ogluna bile devlet merkezinin kapilarini müttefikinin izni olmadikça açamiyordu. vali bulundugu Selanik'e yakin olan Serez'i Osmanlilarin elinden alma tasavvurunda bulununca padisah. bu siradadir. Suçunu kabul edip özür dilemesi gerektigi ve bu sayede babasinin kendisini af edecegi bildirildigi halde o böyle bir yola girmemis. Sultan Murad. Manuel de hatasini kabul ederek suçunun bagislanmasini istedi. Ümidi de bosa çikmadi. Manuel'i karsiladi. Sehzâde de yakalanip padisahin huzuruna getirilir. o dönemlerde Bizans'in. Savci Bey de Bursa'dan çikip padisahi ve ordusunu burada karsilayacakti. Manuel de ölü veya diri ek geçirilecekti. Manuel. vefati tarihi olan 10 Zilhicce 789 (22 Aralik 1387) da padisahin yaninda olmayip Rumeli'deki ordunun basinda idi. Imparator. Osmanlilar karsisindaki durumunu ortaya koymasi bakimindan da dikkat çekmektedir. Hayreddin Pasa. onun bu hainligini. Iste bu zamanlarda Osmanlilarin güç ve kuvvetleri o derece yüksek ve Bizans'in kuvveti o kadar gevsek idi ki. aksine sert ve gerçek disi sözlerle babasina karsi gelmeyi sürdürmüstü. Bunun üzerine gözlerine mil çekilerek kör edilmisti. Biga çevresinde büyük bir sürek avi tertiplenecek. kendi kuvvetinin üç misli olan bu askere karsi koyamayacagini anlayinca sehri yüz üstü birakip deniz yolu ile Bizans'a dönmüstü. Hatta daha da ileri giderek daha önce kendisini kabul etmeyen babasinin yanina yolladi ve onu iyi karsilamasini istedi. Savci Bey ise yandaslari ile birlikte padisahla savasmak üzere Bursa'dan çikip Kite ovasinda babasini karsilar.Edirne'den hareketle bu büyük fitneyi bastirmak ve bu fesad atesini söndürmek üzere Bursa'ya dogru yürüdü. Sultan Murad'in en degerli ve teskilatçi komutanlarindan biri olan ve son zaferi olmak üzere Selânik'i Osmanli ülkesine katmis bulunan Hayreddin Pasa'nin ölümü. Hammer bu olayi bize su ifadelerle nakl etmektedir: Imparatorun oglu Manuel. Sonuçta hükümdara bagli olan askerlerin gayreti ile sehzâdeye bagli olan eskiya grubu hezimete ugrayip dagilip kaçar. Bu da dogrudan dogruya Bizans ile ilgili bir hadise idi Bu olay. çevresinde ordu toplayip savas hazirliklarina baslamisti. Böylece Andronikos ve sehzade Savci Bey gailesini ortadan kaldiran Sultan Murad. Olayin kansiz bir sekilde ortadan kaldirilmasi için de söyle bir plan tasarlanmisti. Sonunda Manuel. adanin Ceneviz valisi de onu kabule cesaret edemedi. . Böylece baba. Bunun üzerine Manuel Midilli'ye siginmak istediyse de. Savci Bey'in hareket ve tutumundan habersizmis gibi davranilacak. her seyi göze alarak padisahin affina ve büyüklügüne bas vurdu. veziri Hayreddin Pasa'yi Selanik'i almakla görevlendirmek suretiyle karsilamistir. Hareketinden dolayi yumusak sözlerle onu ayiplamakla yetindi. Onun bu tutumu padisaha bildirilince hükümdar derhal Bursa üzerine yürümeye karar verdi. düsmaninin kendisine güvenmesinden haz duyacak kadar yüksek bir ahlakî fazilete sahipti. bu sefer baska bir olayla mesgul olma zorunda kaldi. bu yigit oglu ile Biga'da at kosturacak ve avlanacakti. Çikartilan bu ferman sehzadeye ulasinca o. Fakat imparator.

Bunun üzerine Hayreddin gülmeye baslayarak söyle der: — Büyük bir akillilik ile yaratilmissin. Celaleddin Kazvinî'nin belagat ilminden Telhisu'l-Miftah adli eserini serh eyledi yazar. malî ve siyasî sahalarda ve Osmanli Devleti'nin kurulmasinda birinci derecede rol oynamistir. Sultan Murad ile Hayreddin Pasa arasinda geçen su konusmayi nakl eder: Hayreddin Pasa bir gün Sultan Murad'a der ki: — Efendimiz. Gerek Osmanli. Gerek Rum. degisik ihtimallere göre hesaplamak. bu vasitalari nasil hesaplayip ölçeceksin? .Çandarli Halil Hayreddin Pasa. basarili bir grafik sergilemislerdir. Bu tarihçi. Iznik'te Yesil Cami adindaki camisi ve yine orada eski ve yeni imâret denilen iki imâreti. ordusu ile Yenice-i Vardar'da bulunurken hastalandigi için Serez'e nakl edilmis ve orada vefat etmis ise de cesedi Iznik'te defn edilmistir. Filhakika bu zat. idarî. Onun. Osmanlilarin üçüncü veziri olarak gösterdigi Halil Hayreddin Pasa'nin ilim ve fazlindan bahseder. ordularinla arzu edilen bir amaca erisebilmek için harp islerini nasil idare etmek gerekir? Padisah bu soruya söyle cevap verir: — Elverisli firsatlardan faydalanmak. Ilyas ve Ibrahim isimlerinde üç erkek evlat birakmisti. kendisinden daha asagi bir derecede bulunmayan ve hatta bazi yönleri ile kendisinden çok daha üstün olan bir padisahin veziri idi. Gelibolu ve Serez'de de camileri vardir. Halil Hayreddin Pasa'nin vefati üzerine padisahin yaninda bulunan büyük oglu Ali Pasa vezir olur. Müstakimzâde. Halil Hayreddin Pasa vefat edince geride Ali. ihsan ve merhametle askerin sevgisini kazanmak suretiyle. Fetihlerin gerçeklesmesi ve devletin gelismesinde el ele veren bu iki kisi. gerek yabanci tarihlerdeki kayitlardan Hayreddin Pasa'nin çok degerli ve teskilatçi bir devlet adami ve muktedir bir komutan oldugu anlasiliyor. bu söhretli zatla ilgili vesikalar arasinda. akilli. Halkondil oldugu söylenir. Bunu görüyorum. dirayetli ve maharetli bir generali. Ancak yapilmasi veya yapilmamasi gereken seyleri önceden bilmedigin ve kendi kendine danisarak bir ciheti red ve digerini kabul etmeye gücün yetmedigi durumlarda. Devletin. ona göre ölçmek ve karsilastirmak gerektigini söylemek istiyorum. Türbesi Iznik surlarinin disinda Lefke kapisina yakin bir mezarligin ortasindadir. — Ama firsatlardan faydalanmak demekle neyi kast ediyorsunuz? — Gayeye ulasmak için her vasitayi. zeki ve tedbirli bir veziri olan Hayreddin Pasa. gerekse Osmanli tarihçileri arasinda Hayreddin Pasa ile ilgili en fazla belge birakanin. askerî.

bogaz ve geçitler. gerek siyasî. Osmanlilar. Balkanlarda Osmanlilarin yayilis ve fetih dönemlerini anlamak için büyük bir önemi haizdir. Osmanlilarin Balkanlardaki ilerleyisini ve oradaki hakimiyetini sadece Osmanli askerî gücü ve karsi tarafin daginik olmasina baglamak istiyorlar. olaylar karsisinda cesurane kararlar veren bir kimsedir. tarihî bir yerlesim bölgesi olarak Balkan Yarimadasi'nin güneyinde Akdeniz bulunmaktadir. Osmanli Devleti'nin kudretini teskil eden üç unsurdan biri olarak kabul ettigi "hükümdar sahsiyetleri" ifadesine hak kazanmis görünmektedir. Balkanlarda idarelerine aldiklari yerli unsurlarin din ve vicdan hürriyetlerine müdahale etmedikleri gibi onlari diger milletlerin her türlü baskisindan da kurtarmislardi. Maharetli bir komutan. devletin kurulus asamalarini belirlemistir denebilir. ordusunun basinda da örnek olacak derecede yigitlik sahibi oldugunu isbat etmelidir. hem de nazarî bir sekilde uygulayan Osmanli Devleti. onlarin bu muvaffakiyetlerinin sebebini sadece askerî saha ile sinirlandirmak mümkün degildir. danismalarinda gayet ihtiyatli davranmali. "XVI. kurulus yillarinda askerî islere fazla ehemmiyet veriyor ve askerî basarilarini bu sayede hazirliyorlarsa da. Farkli kültürlere sahip insanlarin yasadigi bu bölge. Her ne kadar Osmanlilar. devlet ise onun bir fer'i olarak görülmüstür". Çünkü "bu devlette din asil. Balkan yarimadasi içinde stratejik massif daglik bölgeler. ama icrada yildirim gibi sür'at göstermeli. Bu bakimdan Osmanli Devleti'nin bütün müesseselerinde bu anlayisin hakim olmasi ve sosyal bünyenin buna göre organize olmasi normal karsilanmalidir. ve XVII. Bu anlayis sebebiyledir ki. bu konusmalarin çerçevesine uygun sekilde Bizans Imparatorlugu'nun fethine hazirlanma basladi. aksine bütün ihtimalleri degerlendirip ona göre çareler düsünen bir kimsedir. Batida Adriyatik Denizi. bu anlayisim devletin bütün sistem ve organlarinda devam ettiriyordu. Burada yüzlerce adasiyla Ege. Bu jeopolitik faktör. OSMANLILARIN BALKANLAR'DAKI MUVAFFAKIYETLERININ MANEVÎ SEBEPLERI Kurulusundan itibaren Müslüman bir topluma istinad eden bünyesi ile ser'î hukuku hem amelî. Öyle anlasiliyor ki bazi kimseler. karakter ve anlayisina baglayan bu ifadelere göre o. gerek idarî. gerekse medenî sahalardaki basarisinin sirrini onun yaratilis. Iste vezir ile Sultan Murad arasinda. Nitekim bu konuda: . kuzeyde ise Tuna irmagi bulunmaktadir. Asirlarda Osmanlilar ve Ispanya" adli eserin müellifi olan Leopold Won Ranke'nin. Bilindigi gibi. Olaylari degerlendirirken çok ihtiyatli. karar verildigi andan itibaren yildirim sür'atiyle onu uygulayan bir kimsedir. Böylece bir bakima Osmanlilarin fazla bir sey yapmadiklarini anlatmaya çalisiyorlar. Bu yönü ile o.— Bir seye karar verildigi zaman onu hemen yerine getirmek gerekir. Sultan Murad'in. jeopolitik yönü ile önemli idi. Hiç bir zaman acz belirtisi gösterip kararsizlik sergilemeyen. adeta Balkanlar içindedir.

aralarinda din ayriligindan baska bir sey kalmamisti. Zira Osmanlilardan önce de bölge. onlarin baska türlü davranmalarina ve idarelerindeki insanlara karsi baska türlü muamelede bulunmalarina izin vermiyordu. dinî hürriyet ve serbestisini saglamakla kalmamis. Bir kaç su yolunun denetim altina alinmasiyla Tuna vadisine geçit bulunur. Bu sebepledir ki Müslüman Türklerle Hiristiyan Balkanlilar arasinda çok iyi bir ahenk tesis edilmis. Jorga (Geschichte des Osmanischen Reiches. Onlar. Böylesi genis bir arazinin savunulmasi siyasî birlik ve bunun olmayisi halinde de isbirligi ve es güdüm ister. bölge halklari arasindaki çekisme ve cografî sebeplere baglayacak kadar basite indirgemek. ekonomik ve sosyal haklara saygi gösteren bir anlayisla. Sayet Türkler. bundan baska türlü davranamazlardi. Eflak ve Bogdan yönünde hareket edebilir. Islâm. ordularin geçisine hesaba katilir bir engel olusturmazlar. Balkanlarda cografya ve siyaset. siyasî bakimdan birlesik degildi. ayni zamanda Balkanlar'daki milletlerin de bunu kazanmalarina yardim etmislerdi.” Osmanlilar. Bu bakimdan Osmanlilarin basarili olmasinda ve hatta herhangi bir zorlama olmadan bölge halklarini kendi dinlerine sokmalarinda baska sebepler aramak lazim gelecektir. herkesi inanç ve fikrinde serbest birakir. Aksine Balkan ülkeleri. her halde dogru olmasa gerekir. inançlar arasindaki orta ve dogru yolun hangisi oldugunu bildirmekle yetinir. Daglar. Gerçekten Osmanlilar. Osmanli Imparatorlugu'nun idaresine giren bir sehir veya bir millet içinde. daha sonra da Karadeniz kiyisi boyunca ilerleyebilirler. 456) bu mevzuda sunlari söyler: "Ne kadar tedkik edersek edelim."Osmanlilarin Balkanlardaki genislemesi. Müslümanlarin feth ettigi topraklarda yasayan hiç bir kimsenin zorla dine girmesine müsaade etmez. Ondördüncü yüzyilin son çeyreginde Balkanlar. Çünkü mensubu bulunduklari Islâm. vicdan hürriyetini temel tasi kabul eden. Islâm'i kabul etmeyenler bile Osmanli idaresinden o kadar memnundular ki. idareleri altina giren kavimleri yumusak ve müsavatçi prensipler ile idare ediyorlardi." denilip fikirler ileri sürülmektedir. zaman zaman gelen bu kavimleri kendi bünyelerinde eritmesini bilmislerdir. sadece idareleri altinda yasayan milletlerin. Eger Tuna'ya Demir-Kapi'nin ilerisinde bir noktadan erisilirse Macaristan ve Orta Avrupa akinlara müsaittir. Hak ile bâtilin neler oldugunu. I. Osmanli fetihlerini ve bu fetihlerdeki basariyi. Zorlama sonunda müslüman olma keyfiyetinin Islâmi bir hareket olmadigini beyan etmekten çekinmez. kendi aralarindaki rekabet ve karsilikli kiskançliklarla hirpalanmis bulunduklarindan Osmanlilara karsi birlikte direnis gösterecek takatten mahrumdular. Balkanlari kurtarmaya gelen ve ekseriya bütün Hiristiyan âleminin vicdanlarina hitab edebilecek bir surette Haçli seferleri karakteri tasiyan bütün Avrupa milletlerinin istirak ettikleri o büyük seferlerde bile Osmanli idaresinde bulunan yerli Hiristiyan halkin bunlara katilmak arzusunu göstermediklerini katiyyetle görüyoruz. N. Bölgeyi isgal etmek isteyenler. Rumeli'ye ayak basip Balkan . Osmanli idaresine karsi en ufak bir memnuniyetsizlige bile rastlamiyoruz. hem iç islerini halletmis olmalari. O. Burada oturanlar. sözde kendilerini kurtarmaya gelen Haçlilara hiç iltifat etmediler. defalarca istilaya ugramisti. Fakat bunlarin hiç birinde Osmanli Türkü'nün gösterdigi basariya denk bir muvaffakiyete tesadüf edilmemistir. siki bir sekilde birbirine baglidir. hem de fetih yöntemleri yüzünden kolaylasiyordu.

halki tamamen ayri dinde olan yabanci bir bölgede. ne Romen ne de bir Yunan milleti kalmis olurdu. Osmanli Beyligi. bugün ne Sirp. Katolik mezhebine girmeye mahkum olmustu. Bunun birtakim manevî ve ruhî sebepleri de vardi. Ve yine bu sayede Timur'un sadmesiyle Osmanli Devleti. vicdan hürriyetlerine hürmet etmis ve agir vergiler altinda ezilmis olan yeni tebeasindan belli bir vergi (cizye) almakla Yetiniyorlardi. Hiristiyanlari tam bir serbesti içinde görmüstü. ne Bulgar. Macarlari önlemek üzere derhal kuzeye atilmalari bu tehlikeye bir set çekmis ve Balkanlarda Ortodoks mezhebinin serbestçe yasamasini mümkün kilmisti.Türklügü'nü kurmamis ve farkli kavimlere vatan olmus Balkan cografyasi üstünde hâkim ve efendi millet olarak teskilat ve idaresini tesis etmemis bulunsalardi. Bu tazyik sonucu olarak Balkanlar. Anadolu'da nasil Hiristiyan varliklarini ve idare tarzlarini bozmayarak onlari kendi nüfuzlari altina aldilarsa bu müsaadeyi Rumeli'de daha genis bir sekilde . denizi asarak Balkanlari isgalinde yalniz fütûhatin ve devletler arasindaki ihtilaflardan istifadenin ve siyasetteki maharetin degil. Balkanlara göz dikmis ve Vidin Prensligini zapt ederek. Onlar. Öyle ki bu zulüm ve ceberut. Bundan dolayi Osmanli Türklerinin sür'atle ilerlemeleri ve feth edilen bölge halkinin Türk idaresini kendi idarelerine tercih etmelerinin sebebini anlamak kolaydir. Bununla beraber bu zahirî (görünür) kudret. Ancak bu sayededir ki Türkler. 1342-1382) devrinde Avrupa'nin en büyük devletlerinden biri haline gelen Macaristan. yeni dogan Osmanli devletinin sür'atle genislemesinde. ayni zamanda mânevî sebeplerin de tesiri vardir. Osmanlilar. Bu konuda ilk Osmanli eserlerinde (Asikpasazâde. ancak Türklerin Rumeli'ye adim atmalari ile Katoliklerin bu imha ve kolonizasyon politikasina son vermistir. Gerçi Osmanli Beyligi. daha kurulus safhasinda iken askerî ve adlî teskilatla ise baslamisti. ne Sloven. Fakat Osmanlilarin. feth ettikleri yerlerdeki halkla kaynasarak onlarin dinî. Bu esnada özellikle askerî islere fazla agirlik verilerek muvaffakiyetin sebepleri hazirlanmisti. ona hiristiyanlik hakkinda serbestçe bazi sorular sormustu. Anadolu'da parçalandigi halde Rumeli'de dimdik durmustur" demektedir. örfî ve sosyal islerine karismiyorlardi. Katolikligi büyük bir enerji ve tazyikle Balkanlara yaymaya baslamisti. Nitekim 1355 yilinda Osmanlilara esir düsmüs olan Selanik bas piskopos'i Gregory Palamas'in mektubu da bu durumu açik bir sekilde ortaya koymaktadir. Büyük Lui (Ludwig I. Isin daha enteresan tarafi. Uzunçarsili da bu dönemden bahsederken: "Görülüyor ki. Orhan'in oglu Süleyman Pasa. yani Balkanlar'da göz kamastiran hizli ve suurlu bir yayilma ve yerlesme için kâfi degildi. Onlarin. Tarihî olaylara bakildigi zaman bu ifadelerin ne kadar gerçek olduklari görülür. Zira Ortodoks Balkan Hiristiyanligi ne çekmisse dindaslari olan Katolik Latinlerden çekmistir. Anadolu'daki fetihleri esnasinda hiç bir siyasî firsati kaçirmamaya gayret ediyordu. bizzat sultan Orhan. Nesrî) epey bilgi vardir. O. Ortodoks mezhebindeki Balkan topluluklarim eritip ortadan kaldirmak yoluna giderken. Kanunlara aykiri olarak keyfî hiçbir muameleye müsaade etmediler. Palamas ile görüsür ve ulema ile onun arasinda bir münazaranin yapilmasini emreder. Rumeli'de isgal ettikleri (feth ettikleri) genis ülkeleri bir avuç kuvvetle elde tutmuslardir.

Fetih prensiplerinden biri de yeni elde edilen stratejik yerlere. vergilerin keyfi olmasi. asayissizlik ve ekonomik buhran gibi âmiller. bunu Osmanli tahrir defterlerinde birçok örnekleri ile görmekteyiz. Balkan milletleri bunu yapmakla. kendi aralarindaki anlasmazliklar için metbulari olan sultana bas vuruyorlardi. Ona göre Osmanli idaresinin insanî yönünü ortaya koyan faktörlerden biri de sudur: "Kendi idaresi altinda yasayan Hiristiyan ve Mûsevîler. Bizans ve diger derebeylerin idare tarzina karsilik Osmanlilarin disiplinli hareketleri ve feth edilen yerlerin halkina karsi adaletli. Osmanlilar." Osmanli fetihlerinin en açik ve bariz özelliklerinden biri de. bilinçli bir yerlesmeye yönelik olarak yapilmistir. bütün tebeayi Osmanli Devleti semsiyesi altinda birlestiren siyasî bir idare idi. Gerçekten. 1500 tarihine kadar Rumeli'de pek çok Hiristiyan timar sahibi bulunuyordu. Bir taraftan Bizans Imparatorlugunun bozulmus olan idare tarzi. dogrudan dogruya Osmanli yönetimi altina alinan topraklarda Osmanlilar. Bir Batili yazarin bu konudaki görüsleri. koruyucu ve hos görülü siyaseti suurlu bir sekilde takib ediyorlardi. bastan basa hiristiyanlarla meskûn olan Balkan Yarimadasinda bu tarzdaki hareket ve davranisin Osmanli fetihlerini kolaylastirdigi bir gerçektir. Elde edilen topraklar da mirî. Yani halk gibi yerli aristokrasi de sadece yeni bir hanedani Osmanli hanedanini tanimaktan ve onun hizmetine girmekten baska bir sey yapmiyordu. Kisa zamanda bölgeyi bir Osmanli topragi haline getiren âmil. din ve irk ayirimi gözetmeyen. mülk ve vakif suretiyle muhtelif kisimlara . tâbi despotluk veya senyörlükler. tamamen insanî idi. Böyle bir mazhariyete nail olabilmek için bunlarin eski dinlerini birakmalari sarti aranmiyordu. Onlarin her hareketi. onlarin bu hareketlerinin gelisigüzel bir macera veya rastgele bir yerlesme ugruna olmamis olmasiydi. zorlanmamis ve sadece bu sebepten dolayi öldürülmemistir. Henüz ilhak olunmayan bölgelerde. büyük ve önemli sehir ile kasabalara Anadolu'dan göçmenler getirtilerek yerlestirmek (iskân) olmustur. Rum bey ve hatta imparatorlarinin kendi küplerini doldurmak isteyerek halki soymalari. Onlarin idare sistemi. Osmanlilara karsi böyle bir tavir sergilemekle yerinde bir karar vermislerdi. Bu da feth edilen yerlerdeki halkin hosnutluguna ve yeni idareden memnun olmalarina istinad ettirilmistir. Osmanlilarin gayr-i müslimlere karsi takindiklari tavirin nasil oldugunu açik bir sekilde ortaya koymaktadir. vergilerin tebeanin ödeme imkânlarina göre tertip edilmis olmasi ve bilhassa Ortodoks olan Balkan halkini Katolik mezhebine girmek için ölümle tehdid edenlere karsi Türklerin buralardaki unsurlarin dinî ve vicdanî hislerine hürmet göstererek bu ince ve hassas noktayi prensip olarak kullanmalari. Hiç kimse dininden veya irkindan dolayi küçük görülmemis. devletlerini kurarken kitleleri çeken bu uzlasici. yerli senyör ailelerinin çogunu eski feodal topraklarinda timar sahibi olarak birakiyordu.ve onlarin eski varliklarini muhafaza etmek üzere tatbik etmislerdir ki. sefkatli ve taassuptan tamamen uzak bir siyaset takip etmeleri. halkin Osmanli idaresini memnuniyetle karsilamasina sebep olmustu. bu âdilâne hareket ve idarî siyasetteki inceliktir. Çünkü Osmanli rejimi. vergilerini zamaninda verdikçe ve Müslümanlari kizdiracak kiskirtici bir harekette bulunmadikça onlara en güzel bir sekilde muamele etmek. Zaten. Balkanlilarin Katolik tazyikine karsi Osmanli idaresini bir kurtarici olarak karsilamalarina sebep olmustur.

Bir tavuk kesmek istedigi takdirde bile onu bir müddet temiz yiyecekle besler. daha sonraki dönemleri hatta Istanbul'un fethinde gösterilen müsamahadan söz ederek Osmanlilarin ne kadar hos görülü olduklarini anlatirlar. Ve Türklere Rumlardan ziyade itimad ettim. Murad zamani) Rumeli'yi gezerek Türklerle diger Balkan hiristiyanlarinin sosyal durumlari hakkinda bir mukayese yapmis olan ve Türklerin her konuda Balkanlilardan üstün olduklarini gösteren Bertrandon de la Broqulere ise sunlari söylemektedir: "Büyük bir refah içinde bulunan Türk köylüleri. cengaver. erken kalkar ve islerine erken giderler. Sirplar ve Bulgarlarin aksine olarak Türkler. dogru ve samimi kimselerdir. temizce yikanmadan evinden çikmaz." Bunlari söyleyen seyyah." der." dedikten sonra: "Gerek sehirde. Örnek olmasi bakimindan Brockelmann'in bir ifadesini buraya aliyoruz: "Müslüman Türkler.. Bu yüzden Fâtih Sultan Mehmed. Bir hayvanin yedigi yemegi bir Türk yemez. Türkler. buna müsaade etmez. ilme meyil ve istidadi çoktur. Osmanlilarin hosgörüsünden bahseden birçok yabanci yazar. sadik arkadas ve himaye edici efendilerdir. Fakat mensubu bulunduklari din. yüzyilin ilk yarisi içinde (II. Tabiaten sukûtî olmasina ve çalismakla sertlesmis bulunmasina ragmen siir kabiliyeti yüksek. XV." .. gerek Rumeli'nin fethinde o kadar maharetle tatbik edilmistir ki. kanaatkâr isçi. Hiç bir Türk. sadece Balkanlari degil. hiristiyanlar üzerindeki medenî hukuk alaninda kaza hakkini tanimak suretiyle kilisenin nüfuzunu artirdi bile. fetihleri esnasinda isteselerdi hiristiyanligi tamamen yok edebilirlerdi. Sükûnet ve büyük bir gayretle is görürler. nasil ki daha önce dedeleri. Hatta o. Hiristiyan köylülerin çogunun aksine olarak hiç bir zaman yalin ayak gezmezler. Rumlar. Merhamet sahibi olan Türk. ahlâk bakimindan da Türklerin Balkanlilardan üstün olduklarini söyle anlatiyor: "Türkiye'de giristigim her is ve bulundugum her münasebette Türkler'de Rumlara nazaran çok daha fazla arkadaslik duygusunun mevcud oldugunu gördüm. evlerinin kendilerine mahsus olan kisminda ehlî hayvan bulundurmazlar. namuslu tüccar.ayrilip sehir ve kasabalarda derhal ilmî ve sosyal müesseseler vücuda getirilmistir. gerek Anadolu. halk bu yeni idareyi yadirgamadiktan baska gösterilen muamele ve müsamahadan memnun kalmistir. kendi kilise teskilatinda serbest birakmak suretiyle Bulgarlari rahatsiz etmedilerse o da eski dinî gelenekle taninmis Islâmî devlet görüsüne de tamamiyle uygun olarak Ortodoks Rum ruhanî sinifinin silsile-i meratibini bütün selahiyetleri ile tanidi. dizlerine kadar çikan sari çizme giyerler. gerek köyde Türkler kuvvetli. Kisaca. harpte mecburiyet altinda insan öldürür. Bu isabetli siyaset.

oralarda fetihlerde bulunmakti. Gece ve gündüz ömrümü gazaya sarf etmek için niyet edeyim. Gerçi Osmanli-Karamanli rekabeti. Ben gazada iken Müslümanlari incitirsin. zira Müslüman kaninin akitilmasina gönlünün razi olmadigini çikarmak mümkündür. Kendi öz kizini Karaman Beyine nikahlayip onunla akrabalik bagi kurmasi da bunun açik delilidir. Bu karakter ve manevî cephe. azim ve irade kudreti ile bir ahenk teskil edince bunun neticesinin ne olabilecegini yine Osmanli tarihi gösteriyor. tekrar Anadolu'ya geçerek Bursa'ya gelir. bana. Ben. Anadolu'daki Müslümanlarla degil. zâlim. Karamanli ile bir savasa girmek istemedigini. bir aylik yol kâfir içine gireyim. Allah Teâlâ yolunda din gayretiyle çalisarak ülkemi birakip. Eger vaz geçip cihad ve gaza ile mesgul olursam. Ahd ü emân bilir adam degilsin. Müslümanlar üzerine kiliç sallamak kötü isini isletir. Fakat Venedik. benim kastim ve isim gece gündüz gazaya adanmaktir. Gerçekten de Sultan Murad'in gayesi. Sultan Murad'in. bela ve mihneti seçeyim. Nasil barismak. Hemen hemen bütün Osmanli tarihlerinde buna benzer ifadelerin bulundugunu söylemek mümkündür. Senin kökünü kazimayinca huzur ile gaza edemem. bir çatismaya girmemek ve Müslüman kani dökmemek için büyük bir gayret sarf ediyordu. Fakat Sultan Birinci Murad. Bu sebeple de Osmanlilarin. Ancak Osmanlilarin. daha sonra bizzat Karamanoglu'na da söyle diyecektir: "Hey bedbaht. Bütün bunlardan. Germiyan ve Hamid ogullan arazisinden bir kismini evlenme. müfsid. Böyle olmakla beraber kizi Nefise Sultan'i Karamanoglu Beyi Alaeddin Ali Bey ile evlendiren Sultan Murad. bir kismini da para ile satin alip Karamanogullan'nin kalbi durumunda olan Konya'ya dogru büyük bir ilerleme kayd etmeleri. bir bakima kendilerini Selçuklularin vârisi gördüklerinden. Yagma edip anlari incitsin. Ey gaziler. OSMANLI KARAMANLI MÜNASEBETLERI Daha önce. Karamanli'nin bu zulmü karsisinda çaresiz kalinca. Bati'daki Hiristiyan devletlerle mücadele etmek. . Anadolu Selçuklu Devleti'ne merkezlik (payitaht) yapmis bulunan Konya'nin yeni sahipleri olan Karamanogullari. Osmanlilarin Eretna Beyligi'nden Ankara'yi aldiklari zamanda baslamisti. iki tarafi ayni sinirlan paylasan komsu iki devlet haline getirmisti. Nitekim Karamanoglu'nun isyanini ve kendi topraklarina saldirisini duyunca söyle demekten kendini alamamisti: "Su ahmak zalimin yaptigi isleri görün. Sultan Murad. Anadolu'daki gelisme ve genisleme hareketlerine karsi koymaya çalisiyorlardi. Sirbistan ve Papalik gibi Hiristiyan devletler. Nihayet. Eger üzerine varirsam gaza kilan gazilerin kiliçlarini mü'minlerin üzerine döndürmek lâzim gelir" diyerek bir hayli tereddüd geçirmisti. yeyip içmeyi terk edeyim. Hayreddin Pasa'yi da Rumeli'nde birakir.Iste Balkanlari fethe baslayan küçük Osmanli Beyligi'nin manevî ve sosyal cephesi de böyleydi. o gelip bir bölük mazlum Müslümanlarin üzerine düssün. Benim gazama mani olur. Karamanlilar'la akrabalik kurmak suretiyle Anadolu'dan emin vaziyette Rumeli harekâtina devam edecegini ümit ediyordu. devletin suurlu siyaseti. zira gazaya mani olan ile gaza. Anadolu'da üstünlük iddiasinda bulunuyorlardi. Müslümanlar zâlim eline düser. en büyük gazadir" diyecektir. bu zalimleri nasil edeyim? Beni gazadan men ederek.

idam cezasina çarptirildilar. Anadolu'daki beylikler üzerindeki nüfuzunu göstermek için Candarogullari'ndan yardimci birlik ister. Sultan Murad. olaylarin baska bir boyut kazandigini görürüz. antlasma geregi iki bin kadar da Sirpli asker bulunuyordu. Fakat henüz hücuma geçilmemisti. Bu muharebedeki muvaffakiyetinden dolayi kendisine "Yildirim" lakabi verildi. Bunun üzerine Karamanoglu. Sultan Murad. 1386 yilinda Osmanlilarin elindeki Hamid Ogullari topraklarina saldirir. Karamanlilar. bu zaferden sonra Konya'yi kusatma altina aldi. Büyük bir yenilgiye ugrayan Alaeddin Ali Bey. Halbuki Osmanli Devleti'nin bir köyüne taarruz etmek. derhal Anadolu'ya geçip Bursa'ya gelir. Burada bulunuldugu bir sirada Tekke Beyi'nin isyan ettigi haberi ve bu habere dayanarak Tekke üzerine yürümesi hususunda Sultan Murad'a tekliflerde bulunuldu. Anadolu'da o kadar az Müslüman Türk kani akacakti. Muharebede Bâyezid büyük bir kabiliyet göstererek zaferin kisa zamanda kazanilmasini sagladi. Zira bu tecavüz kalmadigi takdirde Karamanlilarin ve ondan cesaret alacak olan diger beyliklerin. Hamid Ogullarindan satin aldiklari Beysehri'ni isgal etmekle harbi baslatirlar. Karaman ülkesini yine kendisine vererek isyan eden Beysehri üzerine yürüdü. Böylece Sultan Murad. Bu da onun ne kadar dar görüslü. Bu birlik gelince Ali Pasa ve oglu Sehzade Bâyezid Bey'le birlikte Karaman seferine hazirlanir. Ordu mensuplarinin. Bunlar. ileriyi görmeyen bir kimse oldugunu göstermektedir. Osmanli ordugâhina gelip kayinbabasinin elini öptü ve ondan af istirhaminda bulundu. Anadolu beylerine kudretinin derecesini göstermek istiyordu.Osmanlilarin Balkan fetihlerini basarisizliga ugratmak için Karamanogullari'ni Osmanlilara karsi tahrik edip kullanmakta idiler. Osmanlilarin bu gücünden ne kadar çekinirlerse. Kizinin ricasi üzerine Karamanoglunu af eden Sultan Murad. Fakat Sultan Murad. Karamanlilari kolayca yenilgiye ugratti. yardimci kuvvet niteliginde idiler. 1386 Kasim'inda Konya yakinlarinda cereyan eden meydan muharebesinde Osmanli ordusu. Konya kalesine siginmak zorunda kaldi. Esasen diger Anadolu beyliklerinin Osman ogullari gibi dahi yetistirememesi. Osmanli ordusunun içinde. onlari sonunda Osmanlilara katilma mecburiyetinde birakan mühim sebeplerden biri olmustu. Yasaklara uymayanlar için çok agir cezalar kondu. Balkan fütuhatinin en kritik anlarinda Osmanlilar'i Anadolu'da rahatsiz edeceklerini çok iyi takdir eden Sultan Murad. Birkaç Sirpli. Karaman Beyi. bizzat gelip af dilemek ve elini öpmek sartiyle onu af edecegini bildirdi. kusatilan halktan herhangi bir sey almalari yasaklandi. büyük imparatorluklarin dahi cesaret edemedigi bir hareket iken. Birkaç gün içinde orayi tekrar kendine bagladi. Sultan Murad. Padisah. Osmanlilarin. kiskirtmalar sonucunda Karamanoglu bu cesareti göstermisti. Bu tahriklere kapilan Alaeddin Ali Bey. Osmanlilar açisindan bu tecavüze baktigimiz zaman. mevkiinin tehlikeli durumunu idrak etmeye baslayinca esi ve Sultan Murad'in kizi Nefise Hanim'i. Konya'nin ileri gelenleri ile birlikte ricada bulunmak ve kendisini af etmek için padisaha gönderdi. emir disi hareket ettiklerinden. bu teklifleri reddederek: . sehri on iki günden beri kusatma altinda bulunduruyordu. Onlar.

Çünkü devletinin içinde bulundugu siyasi durum ve düsmanlarinin devleti için meydana getirdigi ittifak. Osmanli saflarinda Karaman Beyi ile savasan Sirplar. bir ruh ve mânâ medeniyeti kurmus olan devletinin o muhtesem insanlik anlayisi ile dünkü düsmanlarina kollarini açacak ve anlari. memleketlerine döndükleri zaman kendilerine istedikleri gibi riayet edilip saygi gösterilmedigi ve Konya önünde bazi kardeslerinin öldürüldügünü söyleyerek halkin Osmanlilara karsi harekete geçmesine sebep oldular. gerektiginde Anadolu'ya atlayip Karamanoglu ile ellesiyor ve bu namli Türk beyini sindirip tekrar Rumeli'ye geçiyordu. Sonra da magluba kin ve intikam gösterecegi yerde. Bütün bir Sirp halki. Sultan Murad gerekli tedbirleri almak için dinlenmeyi birakmak zorunda kaldi. Sirbistan taraflarinda yeni bir firtina bas gösterdiginden. Sultan Murad. Takriben bir buçuk asir devam edecek olan Osmanli-Karamanli harplerinin ilki olan bu savasta yenilmesine ragmen Karamanoglu. arkadan kendisine karsi birlesen kuvvetleri Kosova Meydan Muharebesinde ezecekti. BALKAN ITTIFAKI VE KOSOVA SAVASI Siyasî ve askerî sahada Avrupa'yi titreten Sultan Murad. dindaslarindan görmedikleri bir müsamaha. Sikâyetler üzerine Sirplar. Böylece. Sirp kralina mübalagali bir sekilde anlatilan haksizlik ve öldürme hadisesi. Bunun içindir ki Sultan Murad uzaklasir uzaklasmaz. isyana baslamislar ve Osmanlilara ait olan bazi yerleri isgal etmislerdi. aksine davrananlarin öldürülerek cezalandirilacaklari söylenmisti. Bana isyan edecek ne gücü var. Çünkü Konya'nin muhasarasi esnasinda sehrin yagma edilmemesi. Garp dünyasini titreten bu basiretli ve hakim adam. Böylece iki yüzlü bir siyaset takip etmistir. Karamanoglunu dize getirdikten ve kendisinden söz aldiktan sonra tekrar Bursa'ya döndü. Osmanlilarin Anadolu birligini gerçeklestirecegi kesin bir sekilde anlasilmis oluyordu. bizzat Sultan Murad tarafindan istenmis. aslinda basit bir olaydi. fakat korkusundan Kosova muharebesinde Osmanli ordusuna katilmak üzere bir birlik göndermekten de geri kalmamistir. Kosova'yi hazirlamakla mesgul olan Haçlilarla müzakerelere girismis. Hükümeti Istenos ve Antalya sehirlerine inhisar etmistir. böyle bir olayin meydana gelmesine sebep olmustu. Gerçekten bes yil sonra Yildirim Bâyezid'in Anadolu'yu zapt edebilmesinde Sultan Murad'in bu seferde takib ettigi siyasetin birinci derecede tesiri olmustur. Fakat onu burada da bekleyen düsmanlari eksik degildi. onun uzun müddet baris içinde yasamasina ve sürekli asayisten faydalanmasina elverisli degildi. simdi onun üzerine varmak bizim için ardir. Osmanli hâkimiyetini hiç bir zaman kabule yanasmamistir. bölge halklari ve hatta Bulgarlarin kendilerine ."Tekke Beyi fakirdir. Sultan Murad'in seferde gösterdigi basarili taktik sayesinde bütün Anadolu'da yildizi parlamisti. rifk ve yumusaklikla bayraginin gölgesinde toplayacakti. Konya önündeki maglubiyeti üzerine Karamanlilarin Anadolu'daki nüfuzlari kirilmis. Buna ragmen bazi Sirplarin emre muhalefet etmesi. Sivrisinek kovalamak sahine (veya arslan) yakismaz" diyerek tekrar Bursa yolunu tutar.

Osmanlilari Balkanlardan sürüp atmak için ikinci bir ittifak kurdular. Yenisehir'de yapilan bu dügünler sirasinda hediyeler göndermek ve Karamanoglu'na karsi yapilan savastan önce gösterdigi dostluga karsilik vermek için. Sultan Murad'in dostu ve kayinbabasi olmakla beraber gizlice Sirp Krali Lazar ile ittifak etti. Osmanli Devleti'nin daha sonralari Rusya ile meydana gelen harplerinde ordunun merkezi olacak olan Sumnu. Haçli Seferi'ni hazirlamaya sevk etmistir. ülkesini bes sancaga böldü.yardim edeceklerine güvenerek ayaga kalktilar. Mentese. Sivrihisar ile Sakarya'nin suladigi bölgeye tayin edildi.000 kisilik bir ordu ile yola çikti. Dügün henüz bitmisti ki.000 kisilik bir Osmanli ordusunun hareketini gözleyen ve onlarin maksadini anlayan düsman. Yine Subasilardan Kutlu Bey. Padisah. Yazicioglu'nu elçilikle Misir'a gönderdi. Osmanli kuvvetlerinin Ploçnik'te bozguna ugramasindan büyük bir cesaret alan ve Sultan Murad'in da Anadolu'da bulunmasini firsat bilen Bosna. Sultan Murad. Bu arada Karamanoglu ile daha önce muharebe edip anlasan Bosna kralligini da cezalandirmak gerekiyordu. NadirDerbent bogazindan Sumnu üzerine yürüdü. Düsmanin faaliyet derecesini ve ittifakin önemini kavrayan Sultan Murad. Sisman'in eski kalesi olan Tirnova'nin düstügünü duyunca teslim oldu. O zaman Teke.000 kisi ile Osmanli ordusunu büyük bir bozguna ugratti." 1388'de meydana gelen bu muharebede Hammer'in dedigi gibi ancak bes bin Osmanli askeri kurtulup geri dönebilmisti. Yoklugunda Anadolu'nun âsâyisini korumak için. O zamana kadar Bâyezid'in idare ettigi Germiyan'i. Saruhan ve Karaman beylerinin askerleri de Sultan Murad'in emrine girdiler. hükümdarin emri ile hainliginden dolayi Sisman'i yola getirmek ve Bulgaristan'da Türklerin elinde bulunmayan son yerlerin fethini ve müttefiklerle birlesmeye mahal birakmadan Bulgar kuvvetlerini ortadan kaldirmak için 30. Balkanlari siyasî nüfuz altinda bulundurmak ve bölge halklarinin Osmanliya karsi olabilecek ittifakina mani olmak için daha önce buralarda (Bosna) bulunan Kula Sahin Pasa komutasindaki 20. Bunun için sür'atli bir sekilde tedbirler almaya basladi. sehzadenin kardesi Yakub ile birlikte o da Avrupa'ya geçtiginden dolayi vezir Timurtas'a havale etti. sonucu I. öyle hareket etti ki Osmanli askerinden ancak bes bini. Balkan'in en dogu bogazinda bir tepenin ortasinda bulunan Pravadi. Hamid bölgesinde Egridir'e tayin edildi. Bulgar Krali Sisman. Kosova meydan muharebesinde belli olacak Osmanli Türklerine karsi UI. Sultan Murad. hücumla alindi. Aydin. hemen savas hazirliklarina giristi. Sirp ve Bulgar krallari. Ali Pasa. Asya topraginda kalacaklarla Avrupa'ya gidecek askerin komutanlarini da önceden tayin etti. Nis yakinlarinda Ploçnik denen yerde 30. Bununla beraber Sultan Murad. bu ittifakin saglayacagi gücü. Osmanli ordusu üzerine saldiran bu müttefik ordu. askerî ve siyasî yollardan küçültmeye gayret etti. Baska bir Timurtas (Subasi). Sisman ise . Pravadi'ye karsi Beylerbeyi Timurtas Pasa'nin oglu Yahsi Bey komutasinda bes bin kisi ayirdiktan sonra. Bu ittifak. seferden önce Sehzâde Bâyezid'in üç oglunun sünnet dügünü ve kendisi ile iki oglunun üç Bizans Prensesi ile evlenmelerini kutlamak için Yenisehir'e gitti. bu kana susamislarin "genel katliamindan kurtulabildi. Bütün savas hazirliklari tamamlanmisti.

Bu istikamette oldugu haber alinan Haçli ordusuna dogru gidildi. Sirp despotunun merkezi olan Piristine'nin güneybatisindaki Kosova (Kara Tavuk ovasi) düzlügünde müttefik ordusu ile Osmanli ordusu karsi karsiya geldi. çocuklarini ve hazinelerini Sultan Murad'in ordugâh olarak seçtigi TaYHshi'ya gönderdi. Lazar. generali Dimitriyus'a. O. mevkiinin tehlikeli durumunu anlamakta gecikmedi. Ali Pasa. sadece bununla da yetinmedi.Nigbolu'ya kapanmisti. Sultan Murad. Kralin komsulari ile haberlesmesi sirasinda Sultan Murad da ogullari Bâyezid ve Yakub'u yanina getirdi. Yanbolu'da padisah ile bulusarak orduya katildi. Sirp Krali Lazar. Bu akinci firkasi birçok esir ile döndü. Ordunun öncü kuvvetleri Hicaz'dan dönmüs olan Evrenos Bey ile Pasa Yigit komutasinda idiler. Çetehezar (Hezargrad) kalesinin teslimi sarti ile esirleri Sisman'a geri vermeye niyetlendi ise de gerek Sisman'in Söz verdigi halde Nigbolu'yu birakmaktan vazgeçmeyerek onu yeni istihkâmlarla kuvvetlendirmesi. Bunlar. Onlarin yardimindan emin olarak padisahi kesin bir savasa çagirmakta tereddüd göstermedi. o zaman Osmanli ordusunda bulunduklarindan sehir. Bunlara Dobruca Tatarlan komutani Sarac ile Köstendil Prensi Konstantin'in yardimlarina ilaveten o sirada Hac'dan dönen Evrenos Bey de katildi. Sirp muhafizlarini da esir alip istihkamlarini da yiktilar. Bulgar sinirinda dik bir dagin tepesinde bulunan Sehirköyü almasini emretti. Lazar bu yenilgiye kizdiysa da cesaretini kaybetmedi. Firtinanin sinirlarina dogru yavas yavas yaklastigini görünce zorlu bir karsi koymaya hazirdandi. Ancak onun Bulgaristan'daki topraklarini elinden aldi. Sehirköy'ün çevresinde bulunan askerler. Silistre'yi kendisine birakmak ve zamani gelen vergi taksidini ödemek sartiyla barisa razi oldu. Bundan sonra Ali Pasa. Kosova'ya dogru bir birlik gönderdi. yanlarina almis bulunduklari Kütahya ve Karesi sancaklari askerlerinden baska Saruhan. Sirplilarin eline geçti. Osmanli. gerekse kendisinin de Hezargrad'i elde etmesi dolayisiyla is sonuçsuz kaldi. Bunun üzerine savas daha hizla yeniden basladi. Bu firtinaya karsi koymak için taarruza karar verdi. Orayi kusatti. Sadece bir mevkiin kaybedilmesinden dolayi kendisini maglub saymayarak bir kat daha cesaretlendi. Ancak Ali Pasa'mn gönderdigi on bin civarindaki asker sehri geri aldi. krali. karsi gelmeye yetmeyecegini anlayinca Ali Pasa'dan kendisi ile Padisah arasinda araci olmasini istemisti. Bulgar Krali her taraftan sikistigini ve artik karsi koymanin faydasiz oldugunu anlayinca bütün aile halki ile birlikte sartsiz teslim oldu. Yanbolu'da Tatarpazarcigi yolu ile Sofya'ya geldi. Mentese. Oradan güneybatiya sapilarak Köstendil'e varildi. Ali Pasa bir hisar ve bir sehri aldiktan sonra bütün kuvveti ile Nigbolu önlerine vardi. Gücünün. müttefikinin maglub olup düstügünü ögrenince. Bosna ve Arnavutluk hükümdarlarini kendisine baglamakta olan eski antlasmayi yenilemek için bir tesebbüste bulundu. Osmanli ordusu. Bulgaristan isini halletmis olan Çandarli Ali Pasa. Sirp kaynaklarina göre Osmanli ordusu geçtigi . Sisman hakkinda âlicenab ve civanmerdâne bir davranisgosrerdLOnun hayatina ilismedigi gibi kendisine durumuna lâyik tahsisat ta bagladi. Pasasi. Padisah. Aydin ve Hamid illerinin paylarina düsen yardimci kuvvetlerini de almislardi.

Bu görüs. Gazi Evrenos Bey. Fakat Sadrazam. Osmanli kuvvetlerinin bes kati oldugu belirtilmektedir. Sirp. Osmanli askerinin gözüne toz toprak savuruyordu. Zafer karsiliginda kendisinin din yolunda sehid olmasi için dua etti. Bu arada bir sey padisahin dikkatini çekmisti. Eflak (Romanya). sabahla birlikte baslayacak olan savasa hazirlanmak üzere birliklerinin basina gitti. Bosna. Bununla birlikte bu ordunun 100. Timurtas Pasa ve Sehzade Bâyezid bu teklife karsi çikip söyle dediler: "Develer. Hirvat. Aradaki büyük sayi farkina ragmen Sultan Murad.000 kadar askerden meydana gelen askerî bir birlige sahip oldugu kabul edilmektedir. Osmanli tarihleri Sultan Murad'in o geceki münacat ve yakarisini su sekilde ifade ederler: "Ab-i rûy-i Habib-i Ekrem için Kerbelâda revan olan dem (kan) için Veda gecesi aglayan göz için Askin ugruna sürünen yüz için Ehl-i derdin dil hazini için . Padisah. nasil bir çare ve tedbir almak gerektigini düsünmelerini ve düsündüklerini de hiç çekinmeden açik bir sekilde ortaya koymalarini söyler. Bu durumda bizim saflarimizin üstüne atilip kargasalik ve karisiklik dogmasina yol açabilirler. Onlarin. cana minnet bilen" saf ve güvenilir bk askerin itikad zaafina da sebep olabilecegini söylediler. kaynaklarda farkli olarak verilmektedir. Arnavut.000 civarinda. süvarilerin atlarina dehset vermek söyle dursun. Bogdan (Moldovya).hiç bir yerde zulüm ve tahribat yapmamisti." Ayrica. bütün askerî erkân tarafindan kabul edildi. Osmanlilar'in da 60. Ordunun Kosova'ya varisinin ertesi gününde harbe karar verilecekti. Bütün gece Allah'a yalvarip O'ndan yardim diledi. Balkanlardaki durumunu tayin edecek olan bu muharebenin tarihi. agir silahli süvariyi görünce kendileri ürkeceklerdir. Bazi komutanlar. böyle bir durumun savasta sebep olabilecegi felaketi düsünüp üzüldü. Macar. Osmanlilarin. Bu bakimdan hiç bir seyden korkmadan ve sadece Allah'a güvenerek meydan muharebesi yapip düsmana saldirmayi teklif ettiler. Macar atlarinin henüz deveye alisik olmadiklarini söyleyerek anlari atlara karsi canli bir engel gibi kullanmanin mümkün olabilecegini ifade ile bu develerin düsman atlarina dehset ve düzensizlik vermeleri için ordunun ön cephesine konulmasi teklifinde bulunurlar. Bohemya ve bir kisim Bulgarlardan meydana gelen bu muazzam Haçli ordusundaki asker mevcudunun. Osmanli askeri gibi din ve devleti ugrunda "feday-i cani. Bundan sonra herkes gayet mesrur bir sekilde ve kararli olarak. komutanlari ile müzakerede bulunur. Düsman tarafindan esmekte olan rüzgâr.

mücahidini etme telef Tir-i a'daya (düsman okuna) bizi kilma hedef." . Din yolunda beni sehid eyle Ahirette beni said eyle Mülk-i Islâmi paymal etme Menzil-i firka-i dalal etme Keremin çoktur ehl-i Islâma Dilerim kim erise itmama. Bakma ya Rab bizim günahimiza Bak sen can ve gönülden ahimiza Sakla gözümüzü cengin tozundan Islâm erini koru saldiridan Bunca yil süren gayretlerimizi Gazalarda sanli kil ismimizi Etme ya Rab kahrinla beni fena Yüzümü halk içinde etme kara Dinin ugruna ben feda olayim Askerim önünde ben heba olayim. lütfunu hem râh Hifzini eyle bize püst u penah Ehl-i Islâma ol muin u nasir Dest-i a'dayi bizden eyle kasir Ya Rab.Cana tesir eden enini için Eyle ya Rab.

savasin tam kizgin devresinde düsmani oklamaya baslayacaklardi. Anadolu beyliklerinin birlikleri ise sol cenahta yer almisti. Fakat bu muzafferiyetin bir bedeli daha olacakti. Sirplarin top atisiyla baslayan büyük meydan muharebesi. Evrenos Beyin tavsiyesi üzerine ordunun her iki cenahina ihtiyat olmak üzere 1000'er kisilik okçu birlikleri yerlestirilmisti. sag kolunda yegeni ve damadi prens Brankoviç. gece ansizin Türklerin üzerine hücum edilmesini teklif etmisti. ordunun merkezinde bulunuyordu. harpten sonra harbin yapildigi sahrayi dolastigi sirada ölüler arasinda yarali olarak bulunan Lazar'in damadi Milos Obiliç. Baslangiçta bozulmak üzere olan Osmanli'nin sol cenahina kendine has pek hizli bir manevra ile yetisip düsmani çeviren veliahd sehzade. sol kolda da Bosna krali Tvartko bulunuyorlardi. Hükümdar. Evrenos Bey'in birlikleri sag cenahta. Sultan Murad'in yüzünü kara çikarmamis. tarihlerde farkli sekillerde anlatilmakta ise de neticesi hep ayni oldugundan fazla teferruata . gece karanliginin düsmanin firarini kolaylastiracagini. toplamis oldugu harp meclisinde görüsmeye baslamisti. Osmanli ordusunun aldigi savas düzenine göre Sultan Murad. Rumeli Beylerbeyi Kara Timurtas Pasa Bâyezid'in. Balkan ve Orta Avrupa milletlerinden çogunun bulundugu birlesik Haçli ordusunun merkezinde Sirp krali Lazar. müttefiklerin korkunç yarma hareketlerine ragmen kiskacini açmadi ve bu kiskaçta perisan olan düsmani yok etmeyi basardi. müslüman olacagini ve padisaha gizli bir sözü bulundugunu söylemek istedigini bildirince Sultan Murad'in müsaade etmesi üzerine yanma yaklasarak yeninde saklamis oldugu hançer ile onu kalbinden yaralayarak attan düsürmüstü. seri bir sekilde hareket etmelerine de mani olmustu. techizat ve araziyi tanima bakimindan kat kat üstün olan müttefik Haçli ordusu karsisinda Osmanlilar. Fakat kendinden çok emin bulunan ve mutlaka galip geleceklerine inanan Yorgi Kastriyota. Generallerden bir kismi. büyük bir basari elde ettiler. Kendilerinden sayi. O gece. onun geceki dua ve niyazlarina icabet ederek onu muzaffer kilmisti. Bu suikast üzerine katil. duasinda sehadeti de istemisti. Sultan Murad'in maiyyetinde bulunanlar tarafindan yakalanip öldürülmüstü. Çünkü Sultan Murad. birlesik Haçli ordusu da Osmanlilara karsi nasil bir hareket içinde bulunmasi gerektigini. Ordunun sag kolunda veliahd sehzade Bâyezid. Kaçmak isteyen küçük ve daginik düsman birlikleri de arkalarindan yetisen Sehzade Yakub tarafindan imha ediliyorlardi. Bas komutan Lazar da dahil olmak üzere düsman ordusu Kosova sahrasinda kaldi. tozlan bastirdigi gibi agir silahli olan düsman süvarisinin atlarinin. sol kolunda da sehzade Yakub bulunuyorlardi. Böylece Allah. ertesi sabah safakla birlikte yagan yagmur. sekiz saat içinde kesin bir sekilde neticelendi. Anadolu Beylerbeyi Sanca Pasa da Sehzade Yakub'un maiyetinde idiler. böylece Osmanlilarin büsbütün yok olmaktan kolayca kurtulmus bulunacaklarini ifade ederek bu teklifi reddetti. Bunlar. muharebenin en kizgin devresine kadar müdahalede bulunmayacaklar.Gerçekten. Bu olay. Bu basarida Bâyezid (Yildirim)'in büyük bir payi bulunuyordu.

Babasini kanlar içinde görünce kendine hâkim olamaz. Ogluna askerî ve siyasî bazi tavsiyelerde bulunduktan sonra bu fani hayata gözlerini kapar. Bir daha böyle bir olayin meydana gelmemesi için Sehzade Yakub Osmanli tarihçilerinin ifadesi ile sehid edilmistir. Sultan Murad'in yaralanip öldügü (sehid edildigi) ve iç organlarinin defnedildigi yere "Meshed-i Hüdavendigâr" adi verilen bir türbe yapilmis. Kosova muharebesi. bu kötü ve feci haberi alir almaz derhal oraya gelir. maiyeti ile beraber yakalanarak o esnada ölmek üzere olan Sultan Murad'a karsilik öldürülmüslerdi. çikarilan iç organlari. Osmanlilarin Rumeli'de kalmak için Sirp Sindigi savasindan sonra kazandiklari ikinci büyük muharebedir. Büyük bir askerî birlige komuta eden Yakub Çelebi'nin saltanat davasina kalkisacagi göz önünde bulundurularak böyle bir çareye bas vurulmustur ki bu. Fakat baskalari ile mukayese edildigi zaman sehidligin cana minnet bir nimet oldugunu söyleyerek oglunun üzüntüsünü hafifletmeye çalisir. Yine bu sirada Osmanli kuvvetleri tarafindan sarilmis bulunan Lazar.girmek istemedik. Çünkü daha önce. sehid düstügü yere gömüldü. Sultan Murad yaralandiktan sonra bir müddet yasamis. Eger reâyanin mesru haklarini muhafaza ederseniz Cenab-i Hak da sizi ve devletinizi muhafaza ve payidar eyler. Fakat Murad Hüdavendigâr. Hayatindan ümid kesilince derhal Veliahd Bâyezid'e haber verilerek oraya çagrilir. Bu türbe zamanimiza kadar Balkan Müslümanlarinin ziyaret ettikleri bir ziyaretgâh olmustur. oglu Yakub Bey'in cenazesi ile birlikte Bursa'ya gönderilerek Çekirge'deki türbeye defn edildi. Oglum Sultan Bayezid'e uyunuz ki o sizi ogullari gibi görsün. bu an. Hükümdarin yarasi agirdi. devlet adamlarinin da karari üzerine zaten o maksatla babasinin yanina çagrilmis bulunan Sehzade Bâyezid (Yildirim Bâyezid) hükümdar ilân edilmisti." Sultan Murad'in yarali olarak düstügü yere hemen bir çadir kurulup muhafaza altina alinir. Daha sonra cenazesi. Ölüm denilen sey herkesin basina gelecektir. bütün devlet erkaninin teklifi ve yeni hükümdar olan Yildirim Bayezid'in tasvibi üzerine olmustu. Gelip otagdan içeri girince hemen öldürülmüstü. Savci Bey olayi meydana gelmis ve devlet büyük bir siyasî çalkanti içinde kalmisti. Ordu merkezinde cereyan eden bu hadiseden kollardaki sehzadeler ile diger komutanlarin haberleri olmamisti. yakinlarinin üzüntü ve kederlerini su sözlerle hafifletip onlara vasiyette bulunmustu: "Islâm'in zaferi için kendimin sehid olmasini Allah'tan ben istedim. . Biraz önce belirtildigi üzere Sultan Murad'in ölümünü müteakib. Binlerce hamd ve sena olsun ki. çünkü rizasi ondadir. Sultan Murad ölünce. Düsman takibinde bulunan Bâyezid. Mal ve irzlarina tecavüz ettirmeyin. Durumdan haberi olmayan ve düsmani kovalamakta olan Sehzade Yakub Çelebi de "fitne katldan daha siddetlidir" hükmüne göre "Baban seni istiyor" denilerek ordu merkezine davet edilmisti. Dualarim Allah tarafindan kabul oldu. Islâm askerini muzaffer görerek hayata veda ediyorum. Sakin reâyayi incitmeyin. daha sonra da buna bir cami ilave edilmistir. Milos'un beni yaralamasina üzülmeyin. aglanip feryad edilecek bir an degildir.

pek çok hayir yeri meydana getirmekle de söhret bulmus bir kimsedir. "Vakf. Yakub (dogm. Bu arada onun vefati esnasinda yasinin 66 oldugunu söyleyen tarihçilerin bulundugunu da belirtmek gerekir. yine Yenisehir'de gazi erenlerden Postin pûs Baba için yaptirdigi zâviye. 769=1367). kadi. Bilgi edinilmesi bakimindan onun 787 Cemaziyelahir ortalan (Temmuz 1385) tarihini tasiyan vakfiyesinden bazi pasajlari buraya almayi faydali buluyoruz. annesi adina Iznik'te de 790 Cemayizelevvel ayi baslari (Mayis 1388) tarihli bir imâret yaptirmistir. Telef ve helâk olmaz. hibe ve rehin olunmaz. Günümüze kadar gelen vakfiyesi. Bilecik ve Yenisehir'de birer cami. Allah'in kitabina ve Resûlünün sünnetine muhalefet eden ve din kardesinin vakfinin fesadina sa'y eden (çalisan) Allah'in gazabina ugrar. onun neler yaptigini. Onlarin üzerine Allah'in. medrese. Kiyamete kadar devam eder. dünya sahnesinin ender rastladigi bir ustalik ve maharetle devletinin mukadderatini sevk ve idare eden Murad Hüdavendigâr. Bursa hisarinda sarayinin yaninda Hisar Camii. Çekirge'de bulunan vakfa. Sebeplerden bir sebeple kimse elini uzatamaz. Hizmetçiler. Günlerin geçmesiyle vakif ve vakfiye bozulmaz. Savci (dogm. gelenlere güzel bir sekilde . Muhtelif rivayetlerden anlasildigina göre Murad Hüdavendigâr'in. imâret. Islâmî gelenege göre tesis edilen vakfiye bize vakiflarinin idaresi hakkinda. Murad'in hükümdarligi 27 veya 28 sene devam etmis olup hicrî 791 (M. muhtesibden ve insanlarin tamamindan hiç bir kimse bu vakfi bozamaz. Bir kimse onu tahvil ve tebdil ederse günah irtikhab etmis olur. Gazi Hünkâr ve Murad Hüdavendigâr diye meshur olan Sultan I. Allah ve Resûlüne ve ahiret gününe iman edenlerden. kimse mâlik olamaz. ahiret azigi olarak insa ettigi imâret ve diger tesislerine pek çok arazi vakf etmistir. O. Onun su tesisleri bu konuda bize bir fikir vermektedir: Bursa'da Çekirge'deki cami. vakfi bozmaya. bütün Islâm âlemini teessür içinde birakmisti. Kimse halef olup vâris olamaz. misafirhane. Bundan baska Ibrahim adinda baska bir oglundan bahs edilmekte ise de kaynaklarda bununla ilgili bir bilgi bulunmadigindan bunun küçük yasta vefat etmis oldugu düsünülebilir. Allah'in ve yarattiklarindan melik. vezir Hayreddin Pasa'yi hem mütevelli hem de nâzir olarak tayin etmistir. 1389) yilinda vefat ettigi zaman genel olarak kabul edilen görüse göre 63 veya 64 yaslarinda bulunuyordu. Bundan baska bir de vakiftaki hizmet ve onlardan yararlanma ile ilgili bilgiler bulunmaktadir ki buna göre hiç kimse imârete inmekten men olunamaz. hayrat hakkinda neler düsündügünü göstermektedir. kimlerin bu vakiflardan nasil ve ne sekilde istifade edecegini.Sultan Murad'in sehadeti. Keza o. Bunun bir belirtisi olmak üzere Memlûk Sultani Meliku'z-Zahir Ebû Said Berkuk. vezir. gerçege pek uygun degildir." Görüldügü gibi bu ifadeler vakfin muhafazasi gayesine yönelik bulunmaktadirlar. Otuz yila yakin (27 yil 3 ay) bir zaman. Bâyezid (dogm. meleklerin ve bütün insanlarin laneti olsun. asli üzere kalir. onun Bursa'daki türbesine konmak üzere Kur'an-i Kerim cüzleri gönderip vakf etmistir. haksiz sekilde ondan yararlanmaya kalkanlara nasil muamele edilecegini de açiklamis bulunmaktadir. 761=1360). 773=1371) adinda üç oglu olmustu. Bazi kaynaklara göre Savci'nin en büyük ogul oldugu kayd edilmekte ise de bu. Sartlari üzere devam eder.

Daha önce de kisaca temas edildigi gibi Osmanli Devleti'nin kurulus hamurunda mayasi bulunan teskilâtlardan biri de "ahilik"ti. ülkesinde bulunan seyyid ve serifleri her türiü vergiden muaf sayan . Bu bakimdan ilk Osmanli padisahlari. Sultan Murad. Bu hizmet sadece büyüklere mahsus olmaz. talebe. Murad Hüdavendigâr'in bu teskilatin reislerinden biri oldugunu göstermektedir. Peygamber'e yapilmis saygi olarak kabul etmektedir. Hatiplere. tatlilardan. Mübarek vücudu o kubbede dinlenmektedir. gerekse daha önce verilen bilgiler. Çünkü onlar. Nitekim bu hususta onun Receb 767 (Mart 1366) tarihli olarak Malkara'da Ahi Musa için yaptirmis oldugu zaviye vakfiyesindeki "ahilerden kusandigim kusagi Ahi Musa'ya kendi elimle kusadup Malkara'ya ahi diktim" ifadesi. mütevellinin reyine baglidir. Orhan yazisi görülmektedir. Hz. Çünkü onlar. bazilarinda da akçanin her iki tarafinda Murad b. Hele fakirlere bu hizmeti çok daha iyi yapmalilar. Hem konuk evi. kurdugu vakiflar vasitasiyla onlarin devamini sagladigi ve insanlara hizmeti bir ahiret azigi olarak kabul ettigini göstermektedir. Bu konuda da vakfiyenin kendi ifadesi ile söyle demektedir: "Imârete. Sultan Murad'in nasil hayir yaptigini. Bazi vesikalar. kalbi kirik kimselerdir. Bunlarin sanina göre onlara hizmet eder. tahta çikinca babasinin sikkelerinde oldugu gibi Selçuk paralarini taklid etmek suretiyle sikke kestirmistir. konuklarin hayvanlarinin da yemlendirilmesini buyurdu. âlimlerden. Kimsesizler. onlara saygiyi Hz. büyüklerden. Bu sebepledir ki o. yoksullar için paçalardan. Sonradan kesilen akçalarin bazilarinda kelime-i sehadet ile kendisinin ve babasinin isimleri. gazi ve sehid sultanin yaptirdigi hayirlardan bahs ederken sunlari söyler: "Bursa'da ahiret için bir yapi yaptilar. Sultan Murad'in 790 (1388) tarihli bakir sikkesinde kesildigi tarih ve ay bulunmaktadir. Baslangiçta "kûfi"ye yakin. onun ahi reislerinden biri oldugunu göstermektedir. müderrislere muridlere ve ögrencilere vazife karsiligi akça bagladi. Imâretteki kalislar 3 günü geçerse bu. Hayvanlarina da hizmet eder. daha sonra da "nesih" yazisi ile kestirdigi sikkeleri görülür. hem medresedir. hem cami. Her gün ayrica otuz hafiz o kubbede güzel sesle Kur'an okuyup hatm etmektedirler. eksilerden daha güzeli olmayan yemeklerin hepsinden verilmesini. bilgin. Imârete inenlerin tamamina böyle muamele yapilir. etrafinda ilk dört halifenin isimleri ve diger yüzünde de "Murad b. garip ve fakir olan kimselere karsi son derece sefkatle muamele eden bir hükümdardir.hizmet etmek zorundadirlar." Gerek bu. seyh ve sâdattan birisi inerse hizmetçi bunlara hizmet eder. Orhan halladallahu mülkehû" ibareleri bulunmaktadir. bu teskilâtin birer mensubu ve hatta reisleri durumunda idiler. hafizlara. Kûfi hatli olan sikkelerinin bir tarafinda kelime-i sehâdet. Peygamber'in soyundan gelen seyyid ve seriflere karsi ise özel bir ilgisi bulunmakta. kalbi kirik olanlardandir. O evin karsisinda bir kubbe yapilmasini buyurdu." Sükrullah. Hatta fakir ve miskinlere bu yolda hizmet daha evladir. Vakfiyesinde de görüldügü gibi Sultan Murad.

cesur ve yigit idi. Biz kullarina bir ihsan eyle bizden ve evladimizdan ösürlerin ve koyunlari haklarin kimesne taleb etmeyeler deyicek emr olundu ki. Benim devletime duaya mesgul olalar.. koç burunlu.... bütün tarihin en hayret veren olaylarindan biridir. seyrek disli. rey ve tedbir sahibi. Osmanli sultanlari içinde kendine layik olan yere geçememistir. Seyyid Büzürg Ali'nin ogullan yaslan ile kapima gelip ettiler. Osmanlilari sevmemekle birlikte Sultan Murad'in vasiflarini ortaya koymaktan da kendini alamayan Gibbons. Rumeli kadilari ve sancak beyleri ve subasilari ve sipahiler her kanginizin yerinde eker biçerse bir dâne ösürlerin almayasiniz. Nesrî bu konuda sunlari söyler: "Bu Gazi Murad Han dahi. Onlar. bu sâdâtlarin evladlari. son anina kadar kabiliyet ve dehasindan bir sey kayb etmemistir. Onun fetihleri . verdigi emrin yapilmasini isteyen ve bunlari takib eden bir hükümdardi. Bütün ömrünü gazaya sarf etmistir. Nitekim. Bunun ettigi gazayi Osman'in neslinden hiç bir padisah etmedi. Fâtih ve Kanunî hakkinda çok sey bildigimiz için Murad. Her kande hatirlari dilerse yürüyeler. Himmet ve cömertlik sahibi idi ki kapisina gelen hiç kimse mahrum gitmezdi. âli himmet. kullari ve karavesleri ve bir damla kanlan deme can ola. adalet yayici. Her kim bu hükmü görüp Seyyid Büzürg adini yazanlara teaddi ederse lânet ba'lânet ola. orta boylu. Onun hayati esnasinda meydana gelen inkilablar. Ben bagisladim canim için olsun. sahin bakisli. din perver. iyilik severligi. Bütün tarihler onun bu özelliklerinde birlesirler." Sultan Murad'in sahsiyetinin azametinde ve Türk tarihi bakimindan oynadigi rolün ehemmiyetinde. Ve koyun hakkin vermedi. yuvarlak yüzlü. uzun boyunlu. tebeasina karsi merhametli olusu ve ordusunda inzibatli. garip oksayici. onun hakkinda su degerlendirmeyi yapar: "Otuz sene kadar bir müddet Murad. benim her defterimden ihrac olalar. atasi gibi sahib-i hayr idi. Dahi bir asker ve devlet adami olan Sultan Murad. Nitekim. Osmanli tarihçileri oldugu gibi yabanci tarihçiler de mütefiktirler. pehlivan. Bizim atamiz sizin duaciniz idi. Osmanli padisahlari içinde. Hem simdiye degin atamiz bir dâne ösür vermedi. Biz kullarina bir hüküm sadaka eyle ki sizden sonra gelen bizi ve evladimizi ve kullarinizi ve karaveslerimizi (câriye) incitmeyeler. kesiru'l-menfaat (menfaat saglamasi çok). fakir dost. Azim ve idare kudreti." SULTAN MURAD'IN SAHSIYETI Tarihler. Murad ismini tasiyanlarin ilki olan Sultan Murad'i.fermanlar isdar etmistir. düskünlere yardimci. sen ve yakisikli bir padisah olarak tasvir ederler. 787 (1385) tarihli bir ferman. onun Seyyid Büzürg Ali'nin evladlarini vergiden muaf saydigini su ifadelerle ortaya koymaktadir: ". iri parmakli. bütün hareketlerinde belli bir plân çerçevesinde hareket etmis. zamaninin hiç bir devlet adami tarafindan üstüne çikilamayan bir kiyâset ile Osmanlilarin mukadderatini sevk ve idare etmistir. Biz fakir kullariniz dahi size duacilariz. Adil ve kâmil.

onlarin seciyesini tayinde mükemmel bir feraseti oldugunu gösteriyor. Bizans Kilisesi erbabi nazarinda. kurmakta oldugu devlete. Fakat babasinin tahayyül ettiginden daha genis bir icraat sahasina yayilmis oldugu için daha müskül vaziyetlere maruz kaldigi halde gevsemedi. zenginlere sefkat. Kendisine boyun egip itaat eden bütün milletlere ve sarayindaki efrada yumusaklikla muamele ederdi. Gençliginde oldugu gibi ihtiyarliginda da çaliskan. yapilan en küçük hataya tekrar etmemesi için göz yummadan müsebbibini cezalandirirdi. onlara Papalardan daha iyi muamele etmekle teveccüh ve muhabbetlerini kazanmistir. bilginlerle yoksullari seven. bir kâfir ve Isa'nin düsmani idiyse de. zahidlerle iyi insanlara saygi gösteren bir hükümdar idi. Aleyhinde dolaplar döndürmek isteyenler elinden kurtulamazlardi. Hem irkî. Rumlara karsi muamelesi. Rumeli ve Anadolu'da 37'den fazla büyük ve mesakkatli harbi idare ederek hepsinden galip ve muzaffer olarak ayrilmistir.1878'deki Berlin antlasmasina kadar bes asir devam etmistir. münasib vakti geldiginde menfaatlerini koruyup yerine getirmekte mahirdi. Bizansli tarihçi Chalcondyle ise onun hakkinda sunlari söyler: "Murad. babasininki gibi idi. hayatinda pek çok tehlikeler atlatmis ve pek çok hayir isleri görmüstür. Imparatorlugu kuran ise Murad olmustur. Herkesi adi ile çagirmak adeti idi. âdil." Hammer. Askerini istirahat ettirdigi zaman kendisi av ile vakit geçirir. dinlenmek nedir bilmezdi. Bunda Patrik. maksat ve meramina ermek için hiç bir seyi ihmal etmez ve unutmazdi. Murad Hüdavendigâr'in tahta cülûs etikleri 761 (1360) yilinda dünyaya gelen Bâyezid. Orhan bir devlet kurmustur. Ser'î kanunlari itina ile muhafaza eylediginden. enerjik ve sertti. yigit. Urben'e yazdigi mektuptan daha iyi bir vesika olamaz. Sasirip telas göstermezdi. YILDIRIM BAYEZID DÖNEMI Babasi." der." dedikten sonra "Osman. Ela gözlü. Kendisinin harb hususundaki cevvaliyet ve gayreti. Yeri geldigi ve gerektigi zaman mükâfatlandirmaktan geri kalmazdi. etrafina bir irk toplamistir. Isleri güzel bir sekilde tanzim ile. Düsmana muharebe meydanini biraktigi ve arka çevirdigi asla görülmemistir." der. Emrindeki komutan-valilerin hiç birisi ile arasinda bir anlasmazlik olmadi. Verdigi sözü tutan hükümdarlardandi. Sultan Murad'in dahiyâne denilebilecek faaliyetlerini belirttikten sonra "adaleti ve gerektiginde siddeti cihetiyle halki. Her seyden önce iyice düsünür. o kanunlari te'kid ve te'yid edecek gayretlerin hiç birinde kusur etmezdi. hem de dinî mahiyette olan temsil mes'elesinde kazandigi tam muvaffakiyetin en parlak delilini görmek için Ortodoks Patriginin 1385'te Papa VI. . Sultan Murad'in kiliseye hareketlerinde tam bir serbestî verdigini söyler. Harbe girilecegi zaman askerini münasib nutuklarla cesaretlendirir. kendisini hem sever hem de korkardi. Muharebede çok cesurdu.

müdevver ve berrak idi. harp sahasinda hükümdar ilân edilip babasinin tahtina oturan Yildirim'in bâzusu. açarken de karsilastigi sayisiz müsküllere yutkunmadan katlanan. Firuz Bey'i de Vidin taraflarina akina gönderdigi gibi bizzat kendisi de Kratova gümüs madenlerini zapt ile Üsküp sehrine Türk göçmenlerini iskân ettirdi. bu olayla ilgili olarak "Ol gece askere izdirap düstü" diyerek. Kosova savasinda Rumeli askeri ile sag cenaha kumanda etmisti. o sancagin altina oturmakla ilan-i saltanat etmis oldu. Yildirim ünvani ile anilan Bâyezid'in fikir ve düsüncelerini pek de bilmez sayilmazlardi. Selçuklu Sultani'nin Osman Gazi'ye vermis oldugu sancakti ki o zaman o sancagin altina zat-i sâhâneden baskasi oturamazdi. Heykel gibi saglam ve güçlü kuvvetli idi. görünüsü kirmiziya mail. Babasinin biraktigi hududu. Bu cümleden olarak Fatma Aliye sunlan söyler: "Sehzadeler ve askerî komutanlar. hatta papalardan daha müsfik ve anlayisli davranan koca Hüdâvendigâr gibi. feth ettigi Hiristiyan ülkelerinin halkina bu kilise mensuplarindan. Âsikpasazâde. mucizeli ordusuyla gögüsleyip alabildigine açan. Yildirim Bâyezid'in bu hareketini çok dramatik bir sekilde vermekte ve bunu.arslan simali. Böylece yeni bir buhranin çikmasina da engel olmustu. O ak sancak. ak. Avrupa'nin siyaset aktörleri. Yildirim Bâyezid. Bu olay. . Gerçekten bazi yazarlar. Ayrica komutanlardan Pasa Yigit'i Bosna. oglu da acaba ayni siyaset ve insanlik yolu üstünde mi yürüyecekti? YAKUB ÇELEBI OLAYI Sultan Murad'in. Bâyezid. askerin bu hadiseden nasil müteessir oldugunu anlatmaya çalisir. Hemen gelip zât-i sâhâneye mahsus olan ak sancak altina oturdu. özellikle kilise için bir Isa düsmani sayildigi halde. Annesi Gülçiçek hatundu. Osmanli pençesinin kavradigi Rumeli agacinda. bazi devlet adamlari ile askerler arasinda ve Osmanli sinirlari disinda kalan Anadolu Beylikleri arasinda Yildirim Bayezid'e karsi bir hosnutsuzlugun dogmasina sebep olur. daha nice meyvelerini Osmanlilarin etegine düsürmek üzere bekleyici idi. Yildirim'in Timur karsisindaki maglubiyetinin sebeplerinden biri olarak görmektedirler. Kosova Savasi'nda sehid olmasindan sonra devlet adamlari ile askerî erkânin ittifaki üzerine yerine büyük oglu Bâyezid geçti. hezimete ugrayanlan takib ediyorlardi. Cenk ve savas günlerinde korkusuz bir padisah idi. O. Yildmm Bâyezid'e haber verildi. kumral sakalli. Askerî hareketlerdeki sür'ati yüzünden "Yildirim" ünvanini alan Bâyezid. Savasin kazanilmasinda da büyük bir rol oynamisti. henüz düsmani kovalamakla mesgul olan kardesi Yakub'u çagirtarak hükümdarliga ortak olur endisesiyle onu öldürtmüstü. Giydigi elbise genellikle Bursa kadifesindendi. harp sahasinda hükümdar ilân edildiginden muharebeye devam etmekten geri durmadi.

Aydinli. Yildirim'la anlasmayi canlarina minnet bildiler. hadiseden habersiz olarak ordugâha geldiginde yorgunlugunu geçirmeye ve rahat bir nefes almaya firsat bulamadan "pederin seni istiyor" diyerek Hüdâvendigâr'in mübarek cesedi üzerine kurulan çadira götürülüp orada bogduruldu. Karamanaoglu Alaeddin Bey tarafindan kiskirtilan bu beylikler. isyan bayragini çekmisti. Babasi tarafindan saglanmaya çalisilan Anadolu birligi yeniden tehlikeye girmisti. Anadolu Beylerinin ve özellikle kendisini Selçuklularin mirasçisi sayan Karamanlilarin ortadan kalkmis gibi görünen düsmanligini tekrar ortaya çikardi. dinî ve millî degerlerine karsi gördükleri genis müsamaha ve müsaade yüzünden fatihlerin (Osmanlilarin) idaresine . Çünkü Savci Bey. Sonra Sirp Krali Lazar'in henüz küçük yastaki oglu Istefan Lazaroviç'in vasisi olan annesiyle anlasti. Bayezid'in bu sekildeki genis müsamahasina Anadolu'daki vaziyetin kritik durumu sebep olmustu. Bu durum. Kosova maglubiyetinden sonra gerek Istefan Lazaroviç. disardan gelebilecek ve özellikle Macarlar tarafindan yapilacak tahrik ile meydana gelmesi muhtemel bir muhalefet önlenmis oluyordu. Anadolu'ya geçmeden önce Rumeli'deki durumu derhal düzeltmek gerektigini düsünerek kendisine muhalefette bulunan emir ve askerleri yeniden kendine bagladi. Kosova'da hâkimiyetlerine son veren darbeyi yemis olmalarina ragmen. maktul Lazar'in kizi Marya Despina'yi nikahlamisti. Sirplar. Yakub Çelebi ise o zaman önemli bir vilayet olan Karesi'yi çok iyi idare etmis. Bunu. Menteseli ve Hamideli beylikleri idi. Anadolu'da Kara Tatar denilen Mogollarin reisi Mürüvvet Bey de Kirsehir'i zapt edip Sivas emiri Kadi Burhaneddin'e teslim etti. Germiyanli. Diger beylerin her biri. Nitekim Germiyanogullari'ndan Sah Çelebi oglu Yakub Bey. bu karisikliktan istifade ederek bir takim yerlerin zaptina kalkistilar. Bu yeni Sirp despotu da vergi (harac) ve gerektiginde muharebelerde bütün askeri ile birlikte padisahin maiyetinde bulunmayi taahhut ettigi gibi her yil Osmanli padisahini ziyaret etmeyi de kabul ediyordu. gerek Pristine hakimi Vuk Brankoviç yerlerinde kalabileceklerini hiç ümid etmiyorlardi. Savci Bey de buna bir örnek teskil etmiyor. harplerde zaferler kazanmis ve herkesi kendinden memnun etmisti. Bunun için Bâyezid. Andronikos ile birlikte bir eskiya grubunun basina geçmisti. Sehzade Yakub'un öldürülmesini bahane ederek. Saruhanli. Yildirim'in maglubiyet sebeplerinden biri ve belki birincisi olarak kayd edenler de olmustur. Bu antlasmayi kuvvetlendirmek için yeni Osmanli hükümdari. daha önce Osmanlilar eline geçmis olan Germiyan kasaba ve bölgelerini geri aldigi gibi Karamanlilar da Beysehri'ni zapt ettiler. Böylece meydana gelen dostluk. Onlar. samimi bir sekilde Bâyezid'in vefatina kadar devam edecekti. Osmanli Devleti'ni çok zor durumlara sokmustu. Sultan Yildirim Bayezid'in bunlara süratli bir sekilde çare bulmasi ve isleri düzeltmesi gerekiyordu. Bu vak'a. Bu baris sayesinde Rumeli'de." Murad Hüdâvendigâr'in sehadeti üzerine meydana gelen saltanat degisikligi. güya onun intikamini almak üzere Bâyezid'e karsi harp açip her taraftan tecavüze kalktilar.Zavalli Yakub Çelebi. bütün tarih kitaplarinda mühim bir konunun açilmasina sebep olmustur.

Zaten bu yüzden Bâyezid müsamahali davranmisti. Selanik vs. Bâyezid. Bu sirada Edirne'ye dönen Bâyezid. burada. daha sonraki Anadolu seferi için büyük bir önem tasiyacakti. Rumeli'de . Gerçekten de hâlâ bu gün Yildirim adi ile anilan mahallede bir imâret ile kubbesi dört kemer üzerinde durmakta olan caminin temellerini atti. Böylece Anadolu'da girisecegi faaliyet esnasinda Bizans tarafindan gelebilecek tehlikelerden emin olmak istiyordu. Böylece Edirne bir kültür merkezi haline gelmeye basladi. Bunun üzerine Bâyezid. Onlar. Balkanlar'da kuvvetli kalabilmek için akinci teskilatini yeniden canlandirmak ihtiyacini hissederek Evrenos Bey. Daha önce de kisaca temas edildigi gibi bu akinlar esnasinda Üsküp alinarak sehre Türk ahali yerlestirilmisti. vaktiyle Savci Bey ile müstereken isyan edip fesat çikarma suçundan dolayi hapse atilmis olan Imparator Ioannis'in oglu Andronikos ile onun oglu Ioannis'in müracaatlarini kabul ederek bir miktar askerle Edirne'den Istanbul'a yürür. Macar ve Dalmaçyalilara karsi yapilan akinlarda ganimetlere istirak etmeleri. Yeni hükümdar. O. Bâyezid. Hele Arnavud. Anadolu'ya hareket etmeden önce burada dinî ve sosyal müesseselerin kurulmasini emr etti. bununla da yetinmeyerek Osmanlilara ait bazi yerleri de isgal etmisti. Balkanlar'da gerekli tedbirleri aldiktan sonra Anadolu harekâtina baslamak üzere eski taht sehri olan Bursa'ya gelir. Pasa Yigit Bey ve Firuz Bey gibi komutanlarin. Andronikos ile oglunu hapse attirmayip kendilerine Bizans topraklarindaki Silivri. Osmanli Sultani. Fakat kisa bir müddet sonra iki mahpus hapisten kurtularak sultana iltica ederler. BATI ANADOLU'DA TÜRK BIRLIGININ KURULMASI Osmanli tahtinda meydana gelen degisiklikten istifadeyi düsünen ve Yakub Çelebi'nin öldürülmesini bahane eden Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. gibi yerlerin hâkimiyetini verir. Bununla beraber Bâyezid. Yildirim Bayezid. Bursa'ya dönmeden önce hemen hemen bir sehir devleti haline gelmis olan Bizans gailesini de ber taraf etmek istiyordu. onlari tekrar hükümdarliga getirir. Bunu gerçeklestirebilmek için de Bizans'taki taht kavgalarindan istifade etmeyi düsünüyordu. komsu beylikleri de Osmanlilar aleyhine kiskirtmaktan geri kalmiyordu. Bu arada kendisini tebrike gelen Venedik ve diger Italyan siteleri ile olan ticaret antlasmalarini yeniledi.tereddüdsüz katildilar. Venedik ticaretini himaye etmeyi kabul ediyorsa da gelecek için fazla teminat vermiyordu. Imparator Ioannis ile saltanat ortagi olan Manuel'i hal' ederek hapse attirir. Bu antlasma. Bu arada hapisteki prensleri de kurtarip hükümdar yapar ve bir vergi ile kendine baglar. anlari yeni idareye çarçabuk isindirdi. basta Bosna olmak üzere Eflak ve Tuna'nin kuzey taraflarina kadar akinlar düzenlemelerini emr etti. Eregli. daha önceki vergiden baska belli bir miktarda asker vererek seferlere katilmayi da taahhüd ederler. O.

dâru's-sifa gibi hayir eserleri yaptirir. her gün konuga ve yerliye et ile birlikte 300 çanak as eristirilmek üzere vakiflarini tayin buyurdu. Daru'l-hayrin evkafindan olmak üzere as ve yemden baska her yil bilginlere ve yerli yabanci yoksullara 600 müd bugday verilmek. Isa Bey'in kizi Hafsa Hatun ile evlendi. Onun için . Görenek oldugu üzere bunlara seyh. misafirhane. camiye tayin buyurdu ki. Öbür taraftan Saruhan üzerine yürüyen Sultan Bâyezid. Ayrica Seyh Ebu Ishak dervisleri için de büyük bir zaviye insa ettirdi. daha sonra kayin biraderi olan Germiyan oglu Yakub Bey'in de üzerine yürüyerek basta Kütahya olmak üzere bütün ülkesini alir. Bu esnada Bursa'da imar faaliyetlerine devam ederek sehirde cami. 30 hafiz. Artan suyu da mahallelere taksim edip çesmelerden akitmisti. Bu kadar büyük bir kuvvet toplamis olan Bâyezid. Bu arada Edirne'de muhafiz olarak kalan Beylerbeyi Kara Timurtas Pasa'yi da Rumeli kuvvetleri ile birlikte Anadolu'ya getirtir. imâret. kemal ve yasina hürmet ederek ona kendinin ve ecdadinin evkafina mutasarrif olmak üzere kayd-i hayat ile (ölünceye kadar) kendisine Tire'yi ikta olarak vermisti. burayi harpsiz denecek bir sekilde almis ve emir Hizir Sah ile kardesi Orhan'i Bursa'ya gönderip haps ettirmisti. Bizans Imparatorunun oglu Manuel de kuvvetleri ile birlikte Sultan'in ordusuna katilir. her gün biri Tanri kelamindan bir cüz okuya. Bütün Osmanli kaynaklan ve özellikle bu olayin meydana geldigi anda yasayan Ahmedî bu sehrin Bâyezid zamaninda feth edildigine isaretle: "Ne Alasar kodi vü ne Saruhan Ne Aydin u ne Mentese ne Germiyan" der. bir cami yaptilar. bundan sonra Kastamonu emîri Candarogullari'ndan Kötürüm Bâyezid'in oglu Süleyman Pasa'yi da ittifaka çagirir. bütün islerini tamamlamadan bu hareketten vaz geçecege benzemiyordu.bulunup devletin sinirlan üzerinde gerekli tedbirleri almakla mesgul olan komutanlarin islerini bitirip gelmelerine kadar bekledi. tabib. Onlarin evkafini tayin buyurdu. bir taraftan Bizans Prensi Manuel'i Rum kuvvetleri ile Alasehir üzerine göndererek Bizans Imparatorlugu'na tabi olan bu sehri zapt ettirir. medreseler ve caminin her biri için ayrica vakiflar tayin buyurdu. medrese. Anadolu birligini kurma gayretinde olan Bâyezid. Sükrullah. Ebu Ishakhâne. onun Bursa'da insa ettirdigi hayir müesseselerinden bahs ederken söyle der: "Bursa'da bir Dâru'l-hayr. Ebu Ishakhâne. Padisah." Keza o. Bu arada Yildirim. 30 hafiz. Hastahâne. kaynaklarin ifadesine göre üç degirmen çalistiracak kadar bol ve lezzetli içimi ile taninan Akçaglayan adindaki suyu kapali künklerle Uludag'dan sehre indirterek yaptirdigi imâret yaninda kemerler üzerinden geçirip cami. imam. Bundan sonra Aydin iline giren Bâyezid. bir hastahâne. daru'l-hayra. Sirp kralini maiyeti ile birlikte ordusuna çagirip harekete geçmek istiyordu. Sultan Bâyezid. iki medrese. medrese ve hamama taksim etmisti. Rumeli ve Bizans islerini yoluna koyan Bâyezid. Bütün hayir ve sosyal tesisler için de vakiflar tahsis etmisti. müezzin ve müderris dikip akçalarini tayin ettirdi. Isa Bey'in fazl.

Latinlerin idaresinde bulunan Izmir hariç olmak üzere bütün bir Ege sahilinin alinmasi ile özellikle Aydin ve Mentese Beyligine bagli bulunan deniz kuvvetleri de Osmanlilara geçmis oluyordu. aldigi bu yeni yerlerin her birine kendi ogullarini vali olarak tayin etti. adalardaki garnizonlan ve istihkamlari takviyeye baslamislardi. oradan da Teke yani Antalya taraflarina indi. önce Hamideli'ne geçti. KARAMAN SEFERI Sultan Bâyezid. Bu arada Kütahya merkez olmak üzere meydana getirdigi Anadolu beylerbeyligine Kara Timurtas'i getirmisti. Bir kara kuvveti firkasinin (tümen) komutanligi ile Osmanli donanmasi komutanligini elinde toplamis olan bu vezir. Bati Anadolu'daki beyliklerin Osmanli hâkimiyetine girmesi ile Osmanlilar. Akdeniz Bogazi (Çanakkale) girisinde bir Frenk gemisini esir etmisti. Çünkü Yildirim Bâyezid. Sarica Pasa bu nisanli prensesi sultana takdim edince Bâyezid. sadece üç hanimla evlenmistir ki bunlar da Germiyan oglu Süleyman Sah'in kizi ve Mevlânâ Celaleddin Rumî'nin torunu olan Devletsah Hatun. Ege ve Akdeniz kiyilarinda uzun sahillere sahip olmuslardi. Osmanli'yi kendisi için tehlike saymis olacak ki Osmanlilarla olan ittifakini bozup Sivas'ta hüküm süren Kadi Burhaneddin . Sakiz ve Egriboz adalari ile Yunanistan sahillerini vurmasi üzerine Venedikliler. Osmanlilarin faaliyetlerini daha rahat bir sekilde yapmalarina sebep olmustu." diyorsa da gerçekte böyle bir olay cereyan etmemisti. Sultan Murad'in vefatini müteakip Hamideli taraflarindaki Osmanli topraklarindan bir kismi ile Beysehri'ni alarak o taraflari vurmustu. Bu geminin içinde Imparator Manuel'le evlendirilecek olan bir prenses bulunuyordu. Nitekim Osmanlilarin ilk mühim deniz faaliyeti bu zamanda yapilmis ve Sarica Pasa komutasindaki 60 parça gemiden mütesekkil bir Osmanli filosunun. Bati Anadolu'daki beylikleri ortadan kaldirip kendine bagladiktan sonra Karamanogullari üzerine yürür. Bütün bu hareketleri ile Yildirim Bayezid. Sultan Bâyezid. Süleyman. 1391 senesinde meydana gelen bu hadiseler esnasinda daha önce Osmanli müttefiki olan Candaroglu II. bu arada beylige bagli olan Antalya'yi da Osmanlilara bagli bir sancak haline getirdi. Anadolu'yu bir Osmanli vilayeti haline getirerek merkeziyetçi bir devlet kurmak düsüncesinde oldugunu gösteriyordu. Antalya'yi alip Firuz Bey'e tevcih etti. OSMANLI DONANMASININ EGE VE AKDENIZDEKI FAALIYETLERI 1390 senesinin yumusak geçen sonbahar ve kis mevsimleri.Ahmed ve Mehmet Bey ismindeki iki kardesin idaresinde bulunan Mentese üzerine de yürüdü. Burayi da kendisine baglayan Sultan. Sarica Pasa'nin faaliyetlerinden bahs ederken Hammer: "Bu siralarda Azepler komutani Sanca Pasa da Edirne'de baska bir cami yaptirmaya basladi. Çünkü Karaman Beyi Alaeddin Ali Bey. Bundan sonra Hamidogullari beyligine ait yerlerin pek çogunu ele geçiren Bâyezid. Bu da Osmanli deniz gücünün gelismesine sebep oluyordu. onun güzelligine hayran olarak kendisiyle evlendi. Sirp Krali Lazar'in kizi Maria Despina ve Aydinoglu Isa Bey'in kizi Hafsa Hatun'dur.

bu harekete çok sert bir tepki göstererek tamir ettirilen yerlerin derhal yiktinlmasini ister. hasad edebiliyor ve istedikleri bedel ile Osmanli ordusuna satis yapabiliyorlardi. Sehir halkindan. yeni . Gerçekten Bayezid. Ioannes'in oglu Manuel de Yildirim'in ordusunda bulunuyordu. Karamanogullari topraklarina girince Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. Imparator. babasinin matem günlerini geçirdikten sonra Bâyezid'in kendisine ve sehre karsi takindigi tavri düsünmeye baslar. Taseline çekilmisti. Bu teminat üzerine sehir halki kaleden disari çikabiliyor. Halk sattigi esyanin karsiligini tamamen aldiktan sonra çavuslar refakatinda yerlerine gönderiliyordu. Aksehir. Bâyezid. bu durumdan istifade ile bazi tedbirler almaya basladilar. Osmanlilarla birlikte Anadolu seferlerine istirak eden ve Bursa'da bulunan Manuel. ayagindaki agrilara ve yatalak bir halde bulunmasina ragmen. Bunun üzerine Yildirim Bâyezid.ile görüsmelere baslamisti. kayinbiraderi olan Yildirim Bayezid'den baris istemek zorunda kalir. Fakat Bâyezid. Bu meyanda Bizans Imparatoru loannis. daha sonra da devam edecek olan Karaman seferinin bu ikinci safhasi bitmis oldu. Bu seferde Bizans Imparatoru V. Ancak Imparator. Alaeddin Ali Bey. Osmanlilara karsi koyabilmek için Kadi Burhaneddin ile Candaroglu Süleyman'dan yardim istedi. Böylece iki devletin arasinda Konya Ovasi'ndaki Çarsamba Suyu sinir olarak kabul edilir. Kadi Burhaneddin ile Candaroglu Süleyman'dan yardim gelmedigini görünce. barisi kabul ederek zaten Osmanlilara ait olan ve Karamanoglunun eline geçmis bulunan Beysehir. Aksaray ve Nigde gibi sehirlerin sirf bu sekildeki bir muamele üzerine teslim olduklarini ve kapilarini tekrar Osmanlilara açtiklarini yazar. Bu durumdan haberdar olan Yildirim Bâyezid. Hammer. Âdet oldugu üzere. ISTANBUL'UN MUHASARASI VE SEHIRDE TÜRK MAHALLESININ KURULMASI Yildirim Bâyezid. Yildirim Bayezid de babasinin yaptigi gibi halkin mahsulüne asla el dokundurulmamasini emr etti. Bu arada Bâyezid ile basa çikamayacagini anlayan Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. bir yolunu bularak Bursa'dan kaçip Istanbul'a gelir ve babasinin yerine tahta oturur. Yildirim'in yaninda bulunan ve tahtin yegane varisi olan Manuel'i düsünerek tamir edip yaptirdigi yerleri tekrar yiktirir. Bâyezid. hasad zamanina tesadüf etmisti. Yapilan antlasmadan sonra buralarin idaresi Sari Timurtas Pasa'ya birakildi. Böylece. bu birlik ve yardimlarin birlesmesine firsat vermeden Karamanogullari'na ait bazi yerleri alip Konya'yi muhasara altina aldi. Anadolu'daki seferlerle mesgul oldugu sirada Bizanslilar. babasi gibi bölge halkina çok iyi davranmis ve satis yapmak isteyen halkin herhangi bir korkuya kapilmadan zahiresini getirip satabilecegini bildirmisti. Kusatma. Istanbul surlari ile kulelerinin bazi yerlerini tamir ettirmeye basladi. kale disinda mahsulü olanlara teminat verilerek onlarin rahatlikla disari çikabileceklerini söyledi. Aksehir ve diger bazi yerleri almak suretiyle antlasma yapar. surlarin yiktirilmasindan kisa bir müddet sonra ölünce.

müslümani. Kendisine. Yildirim zamaninda da devam eder. Bâyezid. . Bu kadi. Istanbul'u teslim almak için uzaktan muhasaraya basladi. Böylece devletlerinin taninmasi. Bununla beraber Bâyezid ile Kadi Burhaneddin arasinda mücadele uzun süre devam edecektir. Istanbul'da bir Müslüman mahallesinin kurulmasi ve bir cami insasi ile bir kadi tayin etmesini ister. daha bir çok seylerle beraber bildirmis. YILDIRIM BAYEZID'lN ANADOLU SULTANI ÜNVANINI ALMASI ve diger OLAYLAR Abbasî Halifeligi döneminde Islâm dünyasinda ortaya çikan yeni devletler. bundan sonra Rum ülkesinin sultani ünvanini almis olur. mesrulugu ve siyasî nüfuzlarinin artacagina inaniyorlardi. Memlûk hükümdarlarinin yaninda (Misir) bulunan ve fakat siyasî etkinligi fazla olmayan Abbasî halifelerinin kendi hükümdarliklarini tasdik etme arzusunu bir gelenek olarak devam ettiriyorlardi. Imparator Manuel'e elçiler göndererek. iftiralar ve haksizliklari. Rum ülkesinde (Anadolu) sultan olmak için halifeden "tesrif" isteyen Bâyezid'e. Filhakika. Müslümanlarin gâvur mahkemesinde muhakeme olunmalarinin caiz olmadigini. Bu kusatma sonunda Manuel. Istanbul surlarina kadar olan bütün Bizans köylerini muhasaraya basladi. Ayrica her sene Osmanlilara vermekte oldugu vergiyi de artirdi. Bursa'da giyen ve kiliç kusanan Bâyezid.imparatordan (II." Yildirim'in bu talebi redd edilince. 1391 senesinde baslayan bu tazyik sonucunda Bâyezid. Bizans tarihçisi Dukas bu konuyu su ifadelerle dile getirir: "Bâyezid. halife tarafindan gönderilen tesrifi. Bu sebeple 794 senesi Rebiülahir (Subat 1392) ayinda. Bu arada adi geçen elçinin ricasi üzerine Bâyezid. Manuel) vergi artirimi. Istanbul'da birkaç yüz ev ile cami ve mahkemesi olan bir Müslüman mahallesinin kurulmasini ve Haliç'in kuzey tarafinda bir Türk garnizonunun bulunmasini kabul etti. Karamanoglu gibi Kadi Burhaneddin Ahmed ile dostça geçinmeye razi olur. kendi hâkiminin muhakeme etmesi icab ettigini. daha Murad Hüdavendigâr zamaninda baslayan Osmanli-Memlûk münasebetlerinin iyi bir sekilde devam ediyordu. Bu iyi münasebetler. Hariçte bulunan her yer ve her sey kâmilen benim olacaktir. kapilari kapa ve sehrin içinde hükümdarligini yap. Istanbul'da ticaretle istigal eden veya o maksatla oraya gidecek olan Müslümanlar arasinda meydana çikacak olan muamelat ve ihtilaflari muhakeme ve hallu fasl edecekti. Istanbul içerisinde Türklerin "kadi" tabir ettikleri bir hâkimin devamli olarak bulunmasini arzu ettigini bildirdi. Karak Naibi Âmir Hüsameddin Hasan el-Kuckunî'yi birçok hediye ile gönderen Sultan Berkuk'un bu vesile ile dostluk hislerini izhar ettigi görülür. nihayet sunu da ilave etmisti: "Sana emr ettiklerimi yapmak ve taleplerimi yerine getirmek istemezsen.

Candaroglu ile birlesmesine meydan vermeden tekrar Kastamonu üzerine yürür. Bâyezid. Bâyezid'in.Bâyezid'in. Fakat bu defa da mevsimin kis olmasindan dolayi geri çekilmek zorunda kalir. gerekse sonra Anadolu isleri ile mesgul olmaya baslar. Bu galibiyet. Eflâk voyvodasi Mirçe'nin daha önce kendisine karsi yapilmis bir akinin intikamim almak üzere. Bu. firsat bilerek Amasya'yi kusatma altina alir. Kadi Burhaneddin'in. Fakat bu konuda ondan müsbet bir cevap alamaz. Bu akinlar sonucunda Bosna'ya girerek Naglazinze'ye kadar ilerlemislerdi. Yesilirmak ve Canik bölgelerindeki beylerin. Yukarida belirtilen hadiseden sonra tekrar Anadolu'ya dönen Bâyezid. Bu savasta. tekrar Bursa'ya döner. Bir taraftan da Anadolu'da Kadi Burhaneddin'e düsman olan beyleri ve özellikle Amasya'da hüküm süren Haci Sadgeldioglu Emir Ahmed'i kendi tarafina çekmeye çalisir. ayni zamanda Anadolu birliginin saglanmasi için de gerekli idi. Hatta Kadi Burhaneddin. Osmanlilar ile Kadi Burhaneddin Ahmed arasindaki münasebetleri oldukça gergin bir safhaya soktu. Arkus Ovasinda yapilan siddetli bir muharebede voyvoda esir edilerek kendisinden agir bir fidye alinmis ve Osmanli tabiiyetini kabul ettikten sonra yine memleketine gönderilmisti. onun Anadolu'daki Türkmen beylikleri üzerine yapacagi seferleri bir mânâda mesrulastiriyordu. Osmanlilarla dost geçindigi için kendisine dokunulmadigi gibi Sinop'ta ayni sekilde kalmasina müsaade edildi. Bu vaziyet. Candaroglu Süleyman Pasa'nin ölümü ile sonuçlanan savasta. Anadolu'da Kadi Burhaneddin'in söhretini bir kat daha artirdi. beyligin Kastamonu kolunu ortadan kaldirir. Iki tarafin öncü kuvvetleri arasinda Çorumlu sahrasinda meydana gelen savasta Osmanli askeri bozguna ugrayarak geri çekilmek zorunda kalir. Zira böyle bir mevsimde hareket üssünden uzak bir mintikada. psikolojik etkisinden istifade ile Bâyezid'in Rumeli isleri ile mesgul oldugu ani. Bununla beraber Süleyman Pasa'nin kardesi olan ve Sinop'ta hüküm süren Isfendiyar Çelebi. fakat sonradan Kadi Burhaneddin tarafina geçmis bulunan Kastamonu'daki Çandaroglu Süleyman Pasa'yi ortadan kaldirmak ister. Kadi Burhaneddin'in tarafsiz kalmasini ister. birer birer Osmanlilara iltihak ettikleri görülür. Bâyezid'in. Fakat mevsimin kis olmasi ve muhtemel bir Osmanli taarruzundan çekindiginden Tokat'a döner. Bu arada Osmanli kuvvetlerinin büyük bir ordu ile Amasya üzerine dogru . Kastamonu'yu ilhak etmesi ve Osmancik'i kusatmasi üzerine bir kismi açiktan açiga. Tuna'yi geçip 'Karin Ovasi (Karinâbâd)'ni yakip yiktigini ögrenince Kastamonu seferini birakarak Rumeli'ye geçer. halifeden sultan ünvanini almasi. 1391'de Kastamonu üzerine gerçeklestirilen bu harekette Bâyezid. düsman ülkesinde kalmak dogru bir hareket olmazdi. Nihayet 794 (1392) ilkbaharinda Kastamonu bölgesine giren Bâyezid. bir kismi da istemeyerek Kadi Burhaneddin'e bagli görünen Kelkit. Ancak tam bu sirada Bâyezid. Ayni sene hudud beyleri de büyük akinlar yapmislardi. gerek bu hadiseden önce. Bu maksatla daha önce kendisine bagli olan. Bu sebepten dolayi Bâyezid. Karesi ve Saruhan sancaklari valisi bulunan büyük oglu Ertugrul öldürülmüstü.

Hiristiyan devletlere müracaat ediyordu. Macar Krali Sigismond. Rakiplerinin arasinda meydana gelen anlasmazligi gören Bâyezid. büsbütün bozusup harbe tutusurlar. Bâyezid ile yapilan harpte öldürülmesinden sonra Kadi Burhaneddin'e iltica eden 500 kadar Kastamonu atlisi da Taceddinogullan ve dolayisiyla Osmanlilar tarafina geçmis oluyordu. Bulgar ülkesinin Türkler tarafindan alinmasi üzerine Hiristiyan devletlere müracaat etmis ve Türklere karsi müsterek bir Haçli hareketi yapilmasi için papayi tesvik etmisti. Bâyezid'i endiselendirdiginden Bulgar kralliginin son kisminin da ortadan kaldirilmasina karar verir. Bu hareket üzerine Taceddinogullari." "Macar Kralinin. Sultan Bâyezid'in bu dönemdeki faaliyetlerini inceleyen Mükrimin Halil Yinanç. ufuktan azametle yuvarlanip gelmekte olan Osmanli dalgasinin. Bu ordu. Nigbolu ve Vidin zapt olundu. Bunun için büyük oglu Süleyman komutasinda bir ordu gönderdi. Süleyman Pasa'nin. artik kendisinin Anadolu'da durmasina gerek kalmadigini anlayarak yeniden Rumeli'deki faaliyetlerine baslar. oglu da Müslüman olarak Bâyezid'in maiyetine girmistir. kaynaklarin verdigi bilgilere dayanarak söyle der: "1393 senesi Nisaninda Venedik Senatosu.geldikleri haberini alinca açik bir sahrada onlarla karsilasmamak için Sivas'a çekilir. er geç kendi ülkesini de basacagini görmekteydi. Zira Sigismond. Alaeddin Ali Bey ile görüsüp birlesmek üzere Sivas'tan hareket eden Kadi Burhaneddin. Daha sonra Tuna sahilinde birer müstahkem mevki olan Silistre. Sultan Bâyezid'e bagliliklarini bildirerek onun idaresine girdiklerini kabul ederler. Bu arada Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. Aralarindaki düsmanligin gittikçe büyümesi her ikisinin de zayiflamasina ve rakipleri olan Bâyezid'in daha fazla kuvvetlenip Anadolu'daki kuvvetini daha saglamlastirmasina sebep oldu. Diger taraftan uzun zamandan beri Istanbul'da kusatilmis olan Imparator Manuel. Tasan oglu ve Bafra emiri." YENI BIR HAÇLI ITTIFAKI VE NIGBOLU SAVASI Osmanli sinirlarinin Macaristan'a kadar dayanmasi. Macar Krali Sigismond'u korkutmaktaydi. Kadi Burhaneddin'e elçi gönderip Amasya'nin Osmanlilarin eline geçmesinden dolayi taziyetlerini bildirmek ve müsterek düsmanlari olan Bâyezid'e karsi birlikte tedbir almak ve görüs ahs verisinde bulunmak üzere kendisini Nigde'ye davet etti. oglu Aleksandr ile birlikte esir edildi. Tek basina altindan kalkamayacagini bildigi bir tehlikeye karsi . Bulgarlarin payitahti olan Tirnova'yi uzun ve siddetli bir muhasaradan sonra feth etti. Böylece Amasya Osmanli idaresine girer. Sancak beyligine de Bâyezid'in oglu Mehmed Çelebi tayin edilir(1393). Nigbolu'ya kapanan Bulgar Krali Sisman. Karaman oglu ile anlasmak söyle dursun. Tuna kenarina gelmis olmasi ve Bulgarlarin bunlarla birlesme ihtimali. Türklere karsi birlikte harp etmek üzere Macar Krali ile bir antlasma yapmaya karar vermis ve Macar Kralini harbe tesvik etmeye baslamisti. Rivayete göre kral öldürülmüs.

yogun bir faaliyete giriserek kiliselerde Müslüman Türkler aleyhinde vaazlar verdirmeye basladi. Onlara göre bunu yapmak bir zaruret idi. Sigismond'un kendilerine bildirdigi gibi. Ispanyol ve Polonyali sövalyeler oldugu gibi.gece rüyalarini. Osmanlilara karsi büyük bir kin ve nefret hissi ile dolu olan Haçlilar. Cenevizliler ise siyasî ve iktisadî hayatlarinin saglikli bir sekildeki devamini Osmanlilarin teveccühünü kazanmakta gördüklerini gizlemiyorlardi. hedef Türkler oldugu için kisa bir süre içinde olumlu bir sonuç verdi. Isviçre ve Güneydogu Avrupa ülkelerinden gelen kuvvetler. cesur ve tecrübeli sövalyeler. Büyük bir birligin toplanmasi gerekiyordu ki bu da gerçeklesmisti. 1394 seferinin intikamini almak isteyen Eflâk Voyvodasi Mirçe ve bir kisim Erdel kuvvetlerinin istiraki ile mevcudu 100. Ona tapmayani ezmek yolunda gecikmek olmazdi. heyecan ve ümid içinde idi. Nigbolu kalesini kusatma altina alan Haçli ordusuna karsi kale muhafizi Dogan Bey. Avusturya. Tuna boyunca ilerleyerek Vidin ve Rahova'yi aldiktan sonra 12 Eylül 1396'da Nigbolu önüne gelmisti. Avrupa'yi bunlardan (Müslüman Osmanlilar'dan) temizlemek istiyorlardi. Osmanli tehlikesini bertaraf etmek ve hatta Kudüs'e kadar gidebilmek için Avrupa'nin muhtelif memleketlerine elçiler göndererek yeni bir Haçli ittifakinin kurulmasini istiyordu. kaynaklarin müsterek dili ile kisa ve ana hatlari ile buraya almak istiyoruz. Ingiltere. her seye ragmen yine de bir Haçli ordusunun yardiminda görüyordu. Behçetu't-Tevârih 130. Venedik ve Rodos gemilerinden mütesekkil bir donanmanin da yardimi ile kaleyi muhasaraya basladilar. Onlar. arastirmaya basladilar.000'i (Sükrüllah. gizli gizli hazirliklarini tamamlamislardi. siddetli bir müdafaada bulunur. Bu tesebbüsler. Yalniz Fransizlar degil. Osmanli tarihi bakimindan önemli olan bu zaferi. Bulgaristan'da Sigismond 'un komutasi altinda toplanmaya basladi. Lehistan. Bunun temini için de her sey yapilabilirdi. Papanin destegi ile tertiplenen bu Haçli seferine batili bütün sövalye ve asilzâdelerin katildiklari görülmektedir. gündüz hülyalarini tutan ümid. Italya. bu Katolik dindasina müzaheret eder görünmekle beraber. Üstelik Eflak Voyvodasi Mirçe ile Bizans Imparatoru da Osmanlilar ile olan ittifaklarini bozmus. bu salib (haç) düsmanini bulup tepelemek istiyorlardi. Bu ittifakin kurulmasi için Papalik makami da. 15 gün devam eden bu kusatma esnasinda Istanbul önlerinde bulunan Sultan Bâyezid. Birlesik Avrupa kuvvetlerinden meydana gelen bu birlikler. Iskoçya. Avrupa'nin her kösesinden süzülüp gelen cengaver. Zira bu bir haç seferi idi. Italyan. . maiyetinde 1000 Fransiz sövalyesi ile 7000 civarinda yardimci ve ücretli asker bulunan Burgonya dukasi Jean de Nevers basta olmak üzere birçok asilzâdenin maiyetindeki Alman. Nitekim. Ingiliz. Fakat imdadina çagirabilecegi devletlerden Venedik. Haçlilarin hareketini duyar duymaz. Sigismond'un zaferinin Balkanlarda bir Macar hegemonyasina yol açacagindan da endiseleniyordu. karsi tarafta bir tecavüz hareketi göremeyince. Osmanli ordusunu aramaya basladi. Sigismond.000 kisi) bulan ve Türkleri Avrupa'dan sürmek gayesini güden bu Haçli ordusu. Böylece Sigismond ile isbirligi yapan Avrupa.

Bundan sonra da Azeplerin gerisindeki Yeniçeri kuvvetleri üzerine yüklendiler. Osmanli plânini bilen Sigismond tarafindan ileri gitmemeleri ve kiskacin içine girmeyip beklemeleri hakkinda verilen emri dinlemediler. Eflâk Voyvodasi Mirçe. hiçbir basari elde edemedi. Bu çekilmeden cesaret alan Fransizlar. teslim olanlari bile öldürdüler. daha da ileri giderek kiskacin içine girdiler. Osmanli ordusunun harb nizami hilâl veya agzi açik kerpeten seklinde idi. Tuzaga düsmüs olan kuvvetler kismen imha ve kismen esir edildiler. Bunlari kurtarmak için Sigismond'un gönderdigi kuvvetler ilerleyemeyerek geri çekilmek zorunda kaldilar. Kendisi de Islâm âlemine müracaat edip durumu bildirdikten sonra yaninda bulunan 10. Nehirdeki Venedik amirali Mocenigo'nun kadirgalarindan birine yanasarak Karadeniz yolu ile . sür'atle Sipka geçidini asmis ve Timova'da Stephan Lazaroviç ile birlestikten sonra Osma vadisinde Nigbolu ovasina hakim bir tepede ordugâhini kurar. maiyetindeki bazi adamlarin yardimi ile Tuna nehrine gelip kendini bir balikçi kayigina zor atti. Fakat Yeniçerilerin ok yagmuruna tutularak epey telefat verdiler. muharebenin gidis seklini görünce neticeyi kestirerek hemen memleketine dönmüstü. Fakat fazla zayiat vermemek için daha önce atlardan inmis ve yaya olarak harb eden Fransizlar. üç saat kadar sürmüstür. Fakat. Sucaeddin Evrenos Bey'i ileri göndermisti. Sigismond. bunlari da bertaraf ederek ilerlediler. Ihtiyat kuvvetlerini bile muharebeye sokmus olan Macar Krali. Onlar. derhal ve siddetle Sigismond'un kuvvetlerine hücum etmislerdi. Bu defa plân geregi Osmanlilarin üçüncü hatti da ikiye ayrildi. Plân geregince Osmanli merkez kuvveti bir miktar geri alindi. Arkada da ihtiyat kuvvetleri bulunuyordu. Böylece Fransizlar tepeyi isgal etmis ve muharebenin Türklerin maglubiyeti ile neticelendigini zannettikleri sirada bizzat pusudan çikan Bâyezid'in komutasindaki kuvvetlerle karsilasinca sasirdilar. baslangiçta Bâyezid'in merkezde yeniçerilerin önündeki ilk kademede bulunan ve Azep denilen hafif yaya kuvvetleri üzerine yüklenip onlari maglub ve imhaya basladilar. Galibiyet serefini kazanmak isteyen Fransiz süvarileri. geri dönüp atlarina binmek istedilerse de kaçacaklari kapinin kapanmis oldugunu görerek sasirdilar.muhasara manciniklarini yakip. Sonunda kesin sonucun alinma zamaninin geldigini gören Yildirim Bâyezid. Iki ordu. Nigbolu kalesi yakininda karsilastilar. Osmanli ordusunun merkezine hücum eden Fransiz kuvvetleri ile olan muharebe. 25 Eylül 1396 pazartesi günü (Osmanli kaynaklarinda Cuma) Nigbolu önünde meydana gelen savasta mahirâne bir manevra ile iki kisma ayirdigi ordusunun yaya askerini yani yeniçerileri merkeze koyup onlarin etrafinda kapikulu süvarilerini tesbit ile sag ve sol kollara timarli sipahileri koymustu. Muharebenin en tehlikeli olan ilk safhasi bittikten sonra Türk kuvvetleri. Kaynaklarin verdigi bilgilere göre kalenin erzak ve mühimmat durumunu bizzat tesbit eden Bâyezid. Anadolu ve Rumeli kuvvetlerinin Kara Timurtas ile sehzadelerin komutasinda sür'atle toplanip Edirne'de kendisine ulasmalari üzerine 60.000 kisiden meydana gelen Osmanli ordusunun basina geçen Sultan Bâyezid. Fransizlar.000 askerle yola çikar. kendi ihtiyat kuvvetlerini taarruza geçirmek suretiyle Haçlilari müthis bir panige ugratti. Ayni zamanda da sol kanatta Anadolu askerine komuta eden Sehzade Mustafa kuvvetlerinin yandan taarruzuna ugradilar.

Savasi müteakip. akinci ve sekbanlar yerlestirilmek suretiyle uç beylerinin faaliyet merkezi haline getirilen Nigbolu. Bunlardan bir kismi da Memlûk sultani el-Meliku'z-Zahir Ebu Said Berkuk'a gönderilmisti. diger bütün düsman kuvveti ya imha edilmis veya kaçarken nehirde bogulmustu. Fransa ve Kibris krallarinin tesebbüsü ve Midilli prensinin kefaleti ile 200. Kendi esirlerine yapilan bu muameleyi gören Bâyezid. Nigbolu'da esir düsenlerden bir kismi önce Edirne'ye oradan da Gelibolu'ya götürülüp Haçli donanmasi ile bogazdan geçmekte olan Sigismond ve maiyetindekilere teshir edildikten sonra Bursa ve Mihaliç'e nakledilmislerdi. buna karsilik olmak üzere düsmandan ele geçirilen esirlerin bir kismini öldürttü. süngüden kurtulan veya Tuna'da bogulmayan kiliç artiklari ise bassiz. .000 altin florin fidye karsiligi serbest birakilmislardir. Oradan da Marmara ve Çanakkale Bogazindan geçip Modon limanina ugradiktan sonra Dalmaçya'ya çikarak memleketine gidebildi. idaresiz ve perisan kafileler halinde geldikleri yerlere dogru daglara düsmüslerdi. kendi hudud muhafizlarinin ve teslim olmalarina ragmen bir kisim esirlerin insafsizca öldürüldüklerini görünce fevkalâde müteessir olup gözlerinden yaslar akmisti. Genellikle Tuna geçitlerine hakim bir noktada. serhad livasi olarak Osmanli idaresinde mühim bir rol oynamistir. ISTANBUL KUSATMASI Nigbolu zaferinden önce Istanbul'un Yildirim tarafindan kusatma altina alindigini. Muharebe sonunda savas meydanini gezen Yildirim Bâyezid. Nigbolu muharebesinde Haçli ordusuyla gelen prens ve asilzâdelerden bir kismi öldürülmüs bir kismi da esir alinmisti. Bundan sonra Macaristan'a büyük bir akin yapilarak külliyetli miktarda esir alinmisti. Harbe istirak etmeden kaçmis olan Eflâk kuvvetleri ile Hirvat askerlerinden baska. Osmanli hükümdarlarinin zaman zaman Eflâk ve Macaristan seferlerine çiktiklari bir yer olarak Eflâk ve Macar krallarinin taarruzlarina hedef olmustu. sonradan Macaristan.Istanbul'a gelebildi. Nigbolu'da elde edilen parlak zaferden sonra daha önce düsmanin eline geçmis olan kaleler geri alindigi gibi Osmanli himayesinde bulunan Vidin Bulgar kralligina da son verilmisti. Eflâk'i tehdid eden bir üs özelligini tasiyan Nigbolu. Öte yandan Nigbolu muzafferiyetinden elde edilen ganimet ve fidyelerden alinan hisseler ile Anadolu ve Rumeli'de birçok hayrat yaptiran Bâyezid'in Nigbolu'da ismine izafe edilen camii de bu sirada yaptirmis olmasi muhtemeldir. fakat zaferle sonuçlanacak olan Nigbolu hadisesi sebebiyle muhasaranin kaldirildigina daha önce temas edilmisti. Bu savastan sonra Garp dünyasi bir anda en seçkin asilzâdelerini kayb etmis. Nigbolu'da esir düsen asilzâdeler.

3. Bununla beraber. vaziyetin kendisi için kötü olacagini anlamakta gecikmedi. Manuel bu istege cevap bile vermedi. Anadolu ve Rumeli'deki bütün . Yildirim'in sartlarim da kabul ediyordu. 1395 ve 1396 yillarinda Kadi Burhaneddin ile yaptigi muharebelerde yenilen ve Aksaray sehrini kayb eden Alaeddin Ali Bey'in Ankara'yi ele geçirmesi. bu yüzden sehri teslim etmeye meyilli idi. Burada bulunan Anadolu Beylerbeyi Sari Timurtas Pasa'yi esir aldigi gibi maiyetinden bir çok kimseyi de öldürdü.KARAMANOGULLARI'NIN OSMANLILARA BAGLANMASI Osmanlilarin. Haçli ittifakinin tesvikçisi durumundaki Imparator Manuel'e elçi göndererek Istanbul'un teslimini istemisti. Bizans Imparatoru. yargiç) ve imam da tayin etmisti.Yildirim Bâyezid. Padisah da Istanbul'da ikamet etmek üzere Tarakli Yenicesi ile Göynük ve Karadeniz sahili taraflarindan buraya göçmen nakl ettirerek iskan etmisti. Zira Istanbul halki. Henüz deniz kuvvetleri fazla güçlü olmayan Osmanlilar. Karamanlilari. muhasarayi kaldirmak zorunda kaldi.Istanbul'daki Müslümanlarla Rumlar arasindaki anlasmazliklari Islâm hukuku çerçevesinde karara baglamak üzere bir kadi tayin edilmesi. Bu arada Bizans. 3. bu antlasmaya riayet ederek Istanbul'da Sirkeci'de Türkler için yedi yüz hâne ile bir mescid tedarik etmisti. O dönemlerde kale surlarini yikacak büyüklükte toplar bulunmadigindan sehir halkinin açlik sikintisi ile teslim olacagi düsünülüyordu. Bununla beraber Alaeddin Ali Bey. Bunun üzerine sehrin dis dünya ile irtibati kesilerek kusatma daraltildi. denizden bir sey yapamadiklari gibi. Ayrica kadi (hakim. bu sirada Osmanlilara ait olan Ankara'ya yürüyerek orayi ele geçirdi. Gerçekten de halk. 4. yani Anadolu Hisan (Güzelce Hisar) insa ettirilip Istanbul'un muhasarasi siddetlendirildi. Bizans'in Karadeniz ile olan baglantisini kesmek için Bogaziçi'nde müstahkem bir kale. Tam bu esnada bas gösteren Timur tehlikesi üzerine Yildirim Bâyezid.Silivri de dahil olmak üzere Silivri'ye kadar olan yerlerin Osmanlilara terki. Bunun üzerine derhal Sari Timurtas Pasa'yi serbest biraktigi gibi yanina bir elçi katarak af dilemek ve yeni bir antlasma yapmak üzere Yildirim'a gönderir. Anadolu Selçuklulari'nin mirasindan da mahrum etmis oluyordu. Manuel ve Silivri Beyi Ioannis taraftan olmak üzere ikiye bölünmüstü. Rumeli'de yeni sefer ve fetihlerle ugrasmasini firsat bilen ve Osmanogullari'nin bütün bir Avrupa'ya karsi gelemeyecegini düsünen Karamanoglu Alaeddin Ali Bey. Buna göre: 1.Istanbul'da bir Türk mahallesi kurularak bir cami yapilmasi.Her sene Osmanli hazinesine verilmekte olan haracin arttirilmasi. gelecek olan yardima da mani olamayacaklardi. Baris teklifini red eden Bâyezid. Çünkü Nigbolu savasindan sonra kendisini çok daha kuvvetli gören ve Avrupa'dan hiç bir tehlike beklemeyen Yildirim Bâyezid'le tek basina karsi karsiya kalmisti. 2. büyük bir hata idi. Bu hareketi ile o.

Timurtas Pasa da derhal onu katl eder. Konya kalesine kaçmak suretiyle kendini zor kurtarir. Alaeddin Bey'in acele katlinden müteessir olan Yildirim Bâyezid. Basta Varsak. Ermenek.kuvvetlerini toplayip Karamanoglu üzerine yürür. Bu da onun Osmanlilardan çekinmesine sebep olmustu. Osmanlilara karsi mukavemet etmesi mümkün olmadigindan bütün gururuna ve Memlûk Devleti ile olan geçmisine ragmen bu devlete tabi olmak zorunda kaldi. iki oglu ile birlikte kardesinin karargâhina gelir. Iki ordu Konya ovasinda karsi karsiya gelir. Osmanlilar'a baglanmasindan sonra Anadolu'da merkeziyetçi bir idare kurmak ve Anadolu birligini saglamak düsüncesinde olan Bâyezid. Develi. Burada Yildirim Bâyezid'in kizkardesi ve Alaeddin Ali Bey'in hanimi. Karaman Beyligi'nin ortadan kaldirilmasi. Sadece Toros daglarinin güneyinde kalan Mut. Padisah. Zira bu hadiseden sonra Sivas'ta bulunan Kadi Burhaneddin Ahmed. KADI BURHANEDDIN DEVLETI'NIN OSMANLI HÂKIMIYETINE GIRMESI Karamanogullari'nin. Konya. Karamanoglu kuvvetlerinin gerisini çevirir. enistesi olan Alaeddin Bey'e niçin böyle yaptigini ve kendisine niçin itaat etmedigini sorar. Nigde. onu Osmanlilarla hasim hale getirmisti. Fakat bu esnada attan düserek yakalanir. Kaleden çikan Alaeddin Ali Bey. Ankara'da basip esir aldigi San Timurtas Pasa'ya teslim eder. ben de senin gibi bir hükümdarim" cevabini verir. O da: "Niçin sana itaat edeyim. Bu söze cani sikilan Bâyezid. Canik bölgesindeki bazi Türk beylerini idaresi altina almak . Taseli ve Içel. Osmanlilarla ayni siniri paylasir olmustu. Padisah. bundan sonra Konya'ya bir vali tayin ederek Larende (Karaman) üzerine yürüdü. Alaeddin Ali Bey'in katli üzerine Karamanlilar'a ait sehirlerin Toroslarin kuzeyindeki sehirler (Konya. Konya halki. Zira daha önceki bazi faaliyetleri. mal ve canlarina dokunulmamak sartiyla sehri teslim edebileceklerini gizlice Bâyezid'e bildirirler. bütün gücü ile Bâyezid'e mukabele edebilmek için harekete geçer. Iki günlük bir muharebeden sonra sonucu belli edecek bir netice alinmayinca ikinci günün aksami gece yarisindan sonra otuz bin kadar Osmanli askeri. kiz kardesi ve çocuklarini Bursa'ya gönderir. çadirindan çikarak kiz kardesini disarida karsilar. Padisah. onu. on bir gün kadar muhasara edildi. bu durum karsisinda Alaeddin Bey. Böylece Larende 1397 yilinda Osmanlilarin idaresine girer. Anadolu tarihi bakimindan mühim bir hadise idi. Yakalanir yakalanmaz derhal Yildirim Bâyezid'in huzuruna getirilir. fakat onun ikna edici konusmasi ve ileri sürdügü deliller üzerine sükûnet bulmustur. Bâyezid. Karamanoglu ailesinin diger kolundan gelen beyler elinde kalmisti. Turgutlu ve Bayburtlu asiretleri olmak üzere birçok Türkmen boyundan ve bu arada hizmetinde bulunan Kara Tatarlardan kuvvetli bir ordu meydana getirir. Alinan tertibat üzerine sehir teslim oldu. Pasa'yi tekdir etmis. Larende. Osmanli askerleri ile çarpisti ise de muvaffak olamayacagini anlayinca kaçmaya baslar. Karahisar) Osmanlilara geçmisti. Iki ates arasinda kalan Karamanoglu.

Sayet vaz geçmezse karsi koyacak bir orduyu ona karsi sevkederiz ve onun için istedigin kadar ona mukavemet et." Fakat bu muhabere devam ederken. sizin hududlarinizin siperiyim ve askerlerinizin öncüsüyüm. Eger siz bana imdad ederseniz ben ona karsi dururum. senin kilicina kol ve sana bazu olayim.için harekete geçer. bati ve güneybati taraflarini ele geçirmisti. Kadi Burhaneddin Devleti'nin kuzey. Benim. Sonunda bunun merkezi olan Müslüman Samsun'u zapt eder. Kadi Burhaneddin'e elçi gönderdigi ve kendisine tabi olmasini istedigi anlasilmaktadir. size gelecek belalara kâfiyimdir. daha sonra Bafra ve Giresun bölgesindeki beyler ile Çarsamba ve Terme havalisine hâkim olan Taceddinogullari'ni. Trabzon Rum Imparatorlugu sinirina kadar dayanmis oluyordu. Timur daha Anadolu'ya gelmeden Kadi Burhaneddin vefat eder. Kadi Burhaneddin'in mektubundan son derece memnun olup mütalaasini begenmis ve kendisine su cevabi göndermisti: "Eger Timur seni birakip giderse ne âla. Sizin bayraklariniz daima basta ve ayakta olsun. dogudan gelen ve daha sonra Anadolu'yu kasip kavuracak olan Timur tehlikesiydi. Bunun üzerine Kadi Burhaneddin. Sizin önünüzde bulunan ben. Yildirim Bâyezid. Bu bölgelerin zapti ile Karadeniz bölgesindeki Osmanli sinin. Anadolu'daki bu basarilar sonucunda Yildirim Bâyezid. kaderin bir cilvesi olacak ki. . Anadolu'ya gelecegi haberi alinan Timur'un. Bu gayenin gerçeklesmesi için 1398 ilkbaharinda o taraflara dogru bir sefere çikarak Canik Beyi Kubadoglu Cüneyd'in üzerine varir. beni yalniz birakirsaniz beni ona karsi harcamis olursunuz. Maazallah eger ondan bana bir zarar gelirse pek me'muldur ki size de sirayet edecektir. Bulgar Krali Sisman'in. Yoksa ben ona nasil mukavemet edip ve nasil müsademe edebilirim. Osmanli hükümdari ile Misir Sultani (Memlûk)na mektuplar göndererek tehlikeyi haber vermis ve "bilesiniz ki ben her ikinizin de komsusuyum ve benim memleketim sizin memleketiniz demektir. Bu tehlike. Ben. Samsun ve havalisi bir sancak itibar edilerek. Zira nice az cemaat (topluluk) çok cemaata galebe etmistir. Ben. Müslüman olan oglu Aleksandr'a verilir. Fakat Sivas merkez olmak üzere Anadolu'nun büyük bir kismi hâlâ Kadi Burhaneddin'in idaresinde idi. Eger sizce lüzum görürseniz bizzat kendim geleyim ve askerimle oraya ineyim. Yildirim Bayezid ile Kadi Burhaneddin birbirlerine bu kadar yaklasmis olmalarina ragmen müsterek bir düsmana karsi koymak için isbirligi yapmaktan çekinmediler. Timur'un mektubuna cevap vermemekligini sizden alacagim cevaba göre bir cevap olacaktir. Basiret ve hüsnü niyet üzere olup onun askerinin çoklugundan korkma." Yildirim Bâyezid. Nice ordular bozmustur. Halbuki onun ahvalini isitmissinizdir. sonra da Havza ile Merzifon'a hâkim olan Tasanogullari'ni Osmanlilara baglar. Osmanli hâkimiyeti altinda bulunmak sartiyla Cüneyd Bey'e Ladik ve diger bazi kaleler birakilir.

Böylece. sehre girmisti. Yildirim Bâyezid bu daveti kabul ederek oglu Süleyman Çelebi vasitasiyle Sivas üzerine yirmi bin atli ve dört bin yaya göndermisti. Bu birlik. asil Bâyezid'den korkmakta oldugunu söylemisti. Karayülügü maglub ederek Sivas'i kurtarmisti. oglu Süleyman Çelebi veya Mehmed Çelebi'den birini buraya vali tayin eder. Kadi Burhaneddin'in devlet erkanini ve bütün askerlerini maiyetine alir. Fakat Karayülük diye söhret bulan Osman Bey. Osmanli Devleti ile Timur'un Imparatorlugunu da karsi karsiya getirdi. Böylece Kadi Burhaneddin'in ülkesi (Sivas. Tokat. Süleyman Çelebi. Is bu kadarla da kalmiyordu. Kayseri ve çevresi hükümdari Kadi Burhaneddin. Sivas'i kendisi zapt etmeyip babasini davet ettiginden büyük bir kuvvetle gelen yildirim Bâyezid. savas atesini alevlendirmek için olaylarin üzerine körükle varmaya basladilar. Bunlar. yani Orta Anadolu'nun dogu kismi da Osmanli Anadolu birligine katilmis oldu. Sivas halkinin karan ile oglu Alaeddin Ali Bey (Zeynelâbidin) babasinin yerine hükümdar olmustu. Sivas. Kadi Burhaneddin'in oglu Zeynelâbidin'i. Kirsehir ve Aksaray). Sarkî Karahisar. Bu arada Osmanli Devleti tarafindan bagimsizliklarina son verilen Anadolu beyleri. Sivas'i muhasara edip almak istediginden Sivas'in ileri gelenleri Osmanli hükümdarini yardima çagirmislardi. Bâyezid. Bâyezid'in çok kisa zamanda kazandigi bu parlak zaferlerden ürkmeye baslamis ve bilhassa onun Hiristiyan dünyasinda elde ettigi zafer ve fetihler dolayisiyla. bir zaman kendisine tabi olan ve daha sonra muhalefete kalkismis bulunan Akkoyunlu asiretinin reisi Karayülük Osman Bey'i takib ederek onunla meydana gelen muharebede yakalanip katledilmisti. Yildirim Bâyezid'in Bati ve Iç Anadolu'nun tamamini idaresi altina alarak doguya dogru bir genisleme siyaseti gütmesi. enistesi olan Dulkadiroglu Nasiruddin Bey'in yanina gönderdi. Bâyezid. Osmanlilarin onun ülkesine sahip olmalarina sebep oldu. Anadolu'nun yarisindan fazlasina hâkim oluyor.1398 yilinda Kadi Burhaneddin'in. Kadi Burhaneddin Ahmed'in ülkesinin alinmasindan sonra Osmanli Devleti. Kayseri. Ayni zamanda Misir Devleti'nin hâkimiyeti altinda bulunan Malatya ve çevresi ile Divrigi ve civarini da tehlikeye sokmus oluyordu. Kara Tatarlar da Osmanli Devleti'nin hizmetine girerler. Zira Memlûk hâkimiyetini tanimis olan Dulkadirogullari Beyligi de tehlikeye giriyordu. o dönemde Misir'da Malikî Mezhebi'nin bas kadisi olan meshur Ibn Haldun'a kendisinin Timur'dan çekinmedigini. kuvvet ve kudretçe Misir Memlûk hükümdarligina rakib olacak bir hale geliyordu. Bu durumdan endiselenen Memlûk hükümdari Berkuk. Akkoyunlu hükümdari Karayülük Osman Bey ile yaptigi savasta ölmesi. bu iki Müslüman devleti karsi karsiya getirmek için gayret sarf ediyorlardi. MALATYA'NIN ZAPTI . kendi Müslüman tebeasinin ona karsi dogacak sevgi ve hissiyatini da düsünerek. Niksar.

Divrigi ve Darende kaleleri de Osmanlilara geçmis olur. Ferec'in küçük ve tecrübesiz olmasi. Böylece Elbistan da. O. Memlûk Sultani Berkuk'un ölümü üzerine yerine geçen oglu Ferec'in küçük ve tecrübesiz olmasi yaninda emirler arasinda meydana gelen ihtilaflar ayni zamanda Yildirim Bâyezid'i de memnun etmis görünmektedir. Nitekim Ibn Hatib en-Nâsiriya'nin bildirdigine göre Berkuk'un ölümünden büyük bir ferah ve sevinç duyan Timur. daha önce Anadolu Selçuklulari ülkesinde iken bilahare Misirlilar eline geçmis olan bölgelerin zaptina karar verir. Söyle kim ol oldi ben dahi oluram. Timur. Bu kusatmanin devam etmesinin aleyhlerine olacagini anlayan Malatyalilar teslim olur.Sultan Bâyezid. Ibn Arabsah ise. Sehrin müdafaa edildigini görünce sehri kusatir. Bunun için daha önce Kadi Burhaneddin'e ait oldugunu belirttigi Malatya'nin kendisine verilmesi için Nasirüddin Ferec'e bir elçi gönderir. Bu tecelli de Ahmedî'nin dedigi sekilde olacakti. Orta Firat havzasina kadar uzanan Osmanli hududu içine girmis olur. kendisinden çekindigi Berkuk'un ölümüne sevindigi anlasilmaktadir. Sayet Ahmedî'nin verdigi bilgileri dogru kabul edersek Yildirim'in da buna sevindigini söyleyebiliriz. baska bir sekilde tecelli edecekti.000 dinar vermisti. Misir'da meydana gelen sarsintiyi dikkatle takip edenlerden biri de süphesiz ki Timur'du. Bu sirada Bâyezid'e itaati kabul etmeyen Erzincan Emiri . Bu arada Memlûklara ait Kâhta. Timur'un. Demedi ol öldi ben dahi ölürem. oraya bir miktar asker koyarak geri döner. Red cevabi almasi üzerine Sivas'tan Malatya'ya gider. o esnada Timur'un da Hindistan'da büyük bir istila ile mesgul olmasini firsat bilen Bâyezid. Kadi Burhaneddin'in ülkesini kendi ülkesine ilhak ettikten sonra Bursa'ya dönmüstü. Hind seferinde iken bu haberi alan Timur'un sevinçten adeta uçtugunu tasvir eder. Misir'da meydana gelen saltanat degisikliginden istifade ile Malatya ve çevresini alan Yildirim Bâyezid'e karsi kader. Bundan kisa bir müddet sonra 15 Sevval 801 (20 Haziran 1399) günü vefat eden Memlûk Sultani Berkuk'un bu ani vefati. Yildirim. ölüm haberini getirene 15. Besni. 1400 yilinda Azerbaycan ve Dogu Irak'ta hâkimiyetini yeniden kurduktan ve Gürcistan'i zapt ettikten sonra Pasinler'e dogru yol almaya baslar." Gerçekten. Ahmedî bu konuya bir açiklik getirmeden söyle der: "Buni isidüb Sam'a ol kasd eyledi Misir benüm oldi deyü söyledi. Fakat bu sevincin dogrudan dogruya ve sadece ölüm sebebiyle mi yoksa baska bir maksattan mi kaynaklandigi belirtilmemektedir. gerek ülkesinde gerekse disarda bazi tesirlerin meydana gelmesine sebep olmustu. Osmanlilar ile Memlûklular arasindaki çatismayi çok iyi degerlendirip her iki düsmanini ortadan kaldirmak için zamanin geldigine karar verir.

Ayrica bu sehirlerin gelirlerini de onlara verir. bu sartlan degerlendirmek için çevresiyle istisarede bulunur. Yildirim Bâyezid gibi bir hükümdar için çok olmasina ragmen o. Hatta Timur. Nitekim o. Bir ayaginin sakat olmasindan dolayi Osmanli tarihlerinde "Timurlenk" veya "Aksak Timur" diye isimlendirilen Timur ile Bâyezid arasinda teati edilen mektup ve gönderilen hediyeler de bir fayda saglayamamisti. Iki hükümdar arasinda teati edilen mektuplar müsbet bir netice vermez. Sultan Bâyezid'e siginirlar. daha sonra güney istikametinde hareket ederek Malatya ve Suriye'yi isgal eder. Saruhanoglu Hizir Sah. . Sultan Ahmed'e Kütahya sehrini. hatta kendisini mushaflar (Kur'an ve Kur'an sayfalan) ve tevhidler ile karsilamaya çikan çocuklari. Bunlara büyük bir iltifat gösteren Bâyezid. Osmanlilar'in yanindan ayrilmis oldugundan istenenin Kara Yusuf'un ailesi oldugu anlasilmaktadir.Sehzadelerinden birinin kendi yanina gönderilmesi. Âli'nin. 3. ordusundaki atlarin ayaklari altinda çignetmistir. Bu esnada Kara Yusuf. 96)'inda zikr edilen bu vak'a. Germiyanoglu Yakub Bey. Aydinoglu Isa Bey'in oglu Musa Bey. Timur'un güneye inmesinden istifade eden Bâyezid. Zira. Kara Yusufa da Aksaray'i ikamet yeri olarak tahsis eder. Sam'da (Dimask) büyük bir katliama girisen Timur. Osmanli idaresindeki Sivas'a girerek (Agustos 1400). gerekse Suriye'nin diger sehirlerinde büyük zulümler yapar. Gerek Haleb.Anadolu beylerinden alinan yerlerin yine eski sahiplerine iade edilmesi.Kara Yusuf'un kendisine teslimi. Timur ile ayni zamanda yasamis olan Ermeni tarihçisi Thomas de Medzoph tarafindan da kayd edilmistir. Böyle bir katliamdan sonra Sivas adeta bir harabeye dönmüs oldu. Timur. Sivas ve Erzincan'i da alarak Timur'a karsi stratejik bir üstünlük saglamaya çalisti. Künhü'l-Ahbar (III.Mutahharten Bey ile Bâyezid tarafindan beyliklerine son verilen Mentesoglu. yalniz Sivas'i tahrib ile kalmamis. Bâyezid tarafindan kabul ve himaye edilmesi.Metbuiyet alâmeti olarak kendisine gönderilecek olan külah ile kemerin kabul edilmesi. Buna karsilik. sonunda Yezid b. Muaviye'nin kabrini buldurarak açtirir. Bu iki düsmaninin. 4. Timur. Kemiklerle birlikte kabri yaktirip içine pislik doldurur. Timur'un teklifleri bir bakima Osmanli hükümdarinin diger beyler gibi tamamen kendisine tabi olmasini emr eden bir mahiyet tasiyordu. s. Timur'un önünden kaçan ve Bagdad'da hüküm süren Celayirli Sultan Ahmed ile Karakoyunlu hükümdari Kara Yusuf. 5.Kemah'in Mutahharten'e geri verilmesiyle ailesinin serbest birakilmasi. Timur'a bas vurarak kendisine olan bagliliklarini bildirip topraklarini geri almak için yardim isterler. Sultan Bâyezid'den su isteklerde bulunuyordu: 1. zaten savasmak üzere Anadolu'ya gelmis olan Timur'a savas için bir firsat verir. 2. sehri savunan herkesi kiliçtan geçirtti.

ogullari ile komutanlarinin . Rayli üzerinden gelerek Çubukova'da Meliksah köyüne inmislerdi. Büyük bir casusluk ve haber alma teskilatina sahib oldugu anlasilan Timur. Bâyezid'in kendisinin geldigi yoldan gelecegini tahmin ile o cepheyi iyice tahkim eder. Kale muhafizi Yakub Bey. Osmanli ordusunun daha geç gelecegini de tahmin etmisti. Osmanlilardan aldigi topraklan tekrar Türkmen beylerine vererek onlarin destegini sagladi." Bu esnada o. Osmanlilarin. Timur. Bu tehlikeli durum karsisinda buhranlar geçiren Timur. durumun kendisi için müsait olmadigini anlayip telasa kapilir.Bununla beraber. Timur'la meydana gelebilecek bir savasi düsünerek Bizans Imparatoru ile anlasir ve Istanbul muhasarasini kaldirip oradaki askerini geri çeker. burayi bütün gücü ile müdafaa eder. ortaligi yatistirmaya kifayet etmeyince muharebe kaçinilmaz bir hal almisti. elindeki kuvvetler ile Anadolu'da fazla bir is göremeyecegini anlayarak. Tarihlerde tafsilatli ve genis bir sekilde verilen Ankara Meydan Muharebesi'nin bütün detaylarina temas etmeyecegimize isaret etmek gerekiyor. Orta Asya'da bulunan en güzide kuvvetlerini getirmeye mecbur olmustu. itidalini muhafaza ederek bütün gece çalisip cephesini degistirmis ve kale kenarindan da çekilmisti. Tâbi olamayiz ve istiklâlsiz yasayamayiz. Fakat o. o sirada Osmanli kuvvetlerinin kendi üzerine dogru gelmekte oldugunu haber alinca. ANKARA SAVASI Bâyezid ve Timur arasinda teati edilen mektuplar. Osmanli ordusunu güney dogudan gelecek diye beklerken Osmanlilar kuzey dogudan yani Kalecik. Ankara kalesini de kuzey dogu yani iç kale tarafindan almak istiyordu. bütün bunlara karsi ihtiyatli hareket edilmesini tavsiye eden vezir-i azam Ali Pasa'ya Sultan Bâyezid söyle diyecektir: "Serefimiz ve karsi koyacak kuvvetimiz vardir. Böylece. Kisi. Karabag'da geçirdikten sonra Azerbaycan ve Gürcistan'da yeniden toplayip düzene soktugu ordusuyla Anadolu'ya yürümeye karar vermisti. Halbuki Timur. Kirsehir'e dogru yürümekte olan Timur. Ankara önüne gelir gelmez Ankara kalesini kusatir. Timur. Ordusunun erkâni ile görüserek Osmanli ordusunu arkada birakmak üzere Ankara yolunu tutar. bu yeni ordusuyla Erzurum ve Kemah yolunu takib ile Orta Anadolu'ya dogru yol almaya basladi. Buna göre Timur bir baskina ugramis demekti. Timur. Bu maksatla kalenin suyunu keserek Osmanli kuvvetleri gelmeden önce burayi düsürmeye çalisiyordu. bu tahmininde yanilmisti. O. senelerce ugrasip sagladigi Anadolu birligini de bozmus oldu. Böylece Timur. Çünkü Bâyezid'in kuvvetleri seri bir yürüyüsle çok daha evvel ve hem de Timur'un hiç beklemedigi bir yoldan gelip ortaya çikmislardi. Timur'u bu sekilde hazirliksiz yakalayan Bâyezid ise hayatina mal olacak bir hata isliyordu. Timur'un bu durumundan istifade etmek için.

Maiyetinde iki üç bin yaya ve atli kuvveti kalmisti. Fakat bulundugu yerde kalmasinin uygun olmadigini anlayarak daha gerideki Çataltepe'ye çekildi. savaslarda süratli hareket etmesinden dolayi. Böyle bir anlayis ve bekleme. Bu kuvvetlere karsi yetmis bin kisilik Timur kuvvetleri merkezden hücum ediyordu. Bu büyük güce karsilik Osmanli ordusunun mevcudu ise yetmis bin civarinda idi. Nihayet son müdafaa tepesinden üç saat ayrildiktan sonra ati yere yuvarlandi. Timur'a vakit kazandirip onu düsmüs oldugu tehlikeli durumdan kurtarmisti. Bu esnada ihtiyat kuvvetlerinin basinda bulunan Çelebi Mehmed de maiyetinde bulunan bin kadar adam ile sancak merkezi olan Amasya'ya dogru gitmisti. kendisine layik gördügü Yildirim ünvanina sahip olan bu mert ve cesur hükümdar. Bununla beraber dogruya en yakin olan görüse göre 27 Zilhicce 804 (28 Temmuz 1402) tarihinde yapilmistir. mertçe bir muharebe olmasini istiyordu. Vezir-i Azam Ali Pasa ile Murad Pasa. gün olarak tarihi hakkinda farkli görüsler bulunmaktadir. Böylece Yildirim'in basina bir sey gelse bile devleti yeniden kurmak ve toparlamak için bir sehzade kurtulmus olacakti. bunu kabul etmedi. Mevlânâ Hatifî. Bu tehlikeli hal üzerine Bayezid'e geri çekilmesi tavsiye edildiyse de o. aleyhine örülen agin içine düserek esir alinmis oldu. Ankara Muharebesi diye meshur olan ve Anadolu'daki Osmanli hâkimiyeti ile Istanbul'un fethini yarim asir geciktiren bu savasin. Çataltepe bir kaç kat Timur kuvvetleri ile sarilmisti. elinde balta ile hücum edenleri orada hemen yere seriyordu. Ankara yakinindaki Çubuk Ovasi'nda yapilan savasin baslangicinda Osmanlilar üstün bir duruma gelmislerdi. Bir ara az bir kuvvetle ilk muhasara hattini yarip firlamaga muvaffak oldu. harbin Osmanlilar tarafindan kayb edilmesine sebep oldu. Sehnâmesinde Yildirim Bâyezid'in hücumlarindan ve kahramanca çarpismasindan bahs ederken söyle der: . Fakat sayisiz çenberle çevrilmis oldugundan her muhasara hattini zorlukla geçiyordu. büyük sehzade Süleyman Çelebi'yi alip kaçirmalarini emr eder. Harbin kayb edildigini gören Yildirim Bâyezid. Bundan baska Osmanli ordusunda bulunan Sirp despotu ile kardesinin komutasi altindaki kuvvetler de kaçmislardi. bu durumdan kurtulabilmek ve Timur'un kat kat olan saflarini yarmak için ortaligin kararmasini bekliyordu. Böylece kaderin. Bâyezid'in kaçtigi haberi alininca takibi için büyük bir kuvvet gönderildi. Yeni bir ata binmesine meydan verilmeden yakalandi.hemen taarruza geçilmesi hakkindaki israrlarini dinlemeyerek büyük bir firsati kaçirmis oldu. Bâyezid. Her iki ordunun mevcudu hakkinda kaynaklar farkli bilgiler vermekte iseler de. Böylece Bâyezid. Bütün bunlara karsi Yildirim Bâyezid yerinde duruyor ve Minnet Bey'in kaçma teklifini red ederek serefle ölmeyi tercih ettigini söylüyordu. Timur'a esir düstü (28 Temmuz 1402). Bâyezid. Yeniçeri Agasi Hasan Aga ve Karesi subasisi Inebeye. Timur'un ordusunun daha kalabalik oldugunda (160 bin) birlesmektedirler. Fakat Osmanli ordusundaki Kara Tatarlarin ihaneti ve Anadolu Beylerine bagli timarli sipahilerin Timur tarafina geçmeleri. Bâyezid.

leskerenbuh ile gidüp yaver-i bari-i Teala ile bizim ve sizin düsmanlarimizi müzmahil eyledim. gafil olma bu firsat bir daha ele geçmez. sag olarak ele geçiriniz" diye emir vermisti. oradan Kütahya'ya gelir. daima nâme-i humayunlarinizin irsal kilinup bize haber-i selamet ve afiyetiniz ilâm oluna. henüz Bursa'ya ulasamadan Süleyman Çelebi kizkardesi Fatma ile küçük kardesi Kasim Çelebi'yi yanina . Isin önemli noktalarindan biri de Fransa kralinin mektubunu getiren F. Her ne ki vaki oldu ise arz ve takrir eder. Ankara galibiyeti ile Anadolu'yu harabeye çevirecek olan Timur. Bursa'ya kadar olan yerleri yagmalayan bu 30 bin kisilik birlik."Bâyezid Han. Ankara önünde sekiz gün kalan Timur. Yildirim Han hançerle bir çok kisiyi hâk-i helâke serdi (öldürdü). Ve siz emir-i kebirin iyi adini ve azamet-i sanini bize bildirdi. Sari ile Ingiltere krali IV. öyle bir siddetle hücum eylemis ki. Farsça metni elimizde bulunan mektuba göre Timur. "bizim ve sizin düsmanlarimizi müzmahil eyledim" gibi bir ifade ile âdeta Osmanlilari ortadan kaldirmak için bati ile is birligi yapmis ve belki de onlarin tesviki ile Anadolu'ya gelmis görünmektedir. O esnada Timur'un yaninda bulunan Germiyanoglu. Nihayet birçok kisi etrafini sarip onu yakaladilar. Ve mulûkî mektuplari getirdi. Emir Seyh Nureddin ve Emir Süyüncük bulunuyordu. Henri'ye bildirmek üzere mektuplar yollamis ve kendilerinin Nigbolu Muharebesinde yenemedikleri Osmanli hükümdarini yenip esir aldigini bildirmistir. muharebeden sonra Osmanli kuvvetlerini takib için asker sevk ettigi gibi Osmanli sehzadesi Süleyman Çelebi'yi yakalamak üzere de torunu Mehmed Mirza'yi otuz bin kisilik bir kuvvetle Bursa üzerine göndermisti. Nitekim sözü edilen mektupta Timur söyle demektedir: "Bu muhibbinin. Emir Cihan Sah.. kendisine "Han'im." Timur." deyince Timur hemen kemandazlarina "Sakin Yildirim'a bir zarar getirmeyiniz. bu galibiyetini Fransa krali VI. Cevanî'yi huzurunuza gönderdim. Timur. Ferrari Fransiskos adindaki vaiz rahib tarafimiza geldi. Bundan sonra sultaniye sehrinin murahassasi F. Fransa kralina devamli iyi dualarda bulundugunu ifade eden Timur. Bu fedai Yildirim Han'in kendisidir. Simdi siz emir-i kebirden rica ederim ki. Çok mesrur olduk. Su dahi beyan olunur ki. Yaya kalinca etrafini sardilar.. Fransiskos adindaki papaza Timur'un çok iyi davranmis olmasidir. Burayi begendigi için bir ay kadar burada kalir. kendi üzerine dogru yildirim gibi bir fedainin geldigini görünce ürkmüs ve fena halde korkmustu. önüne geleni yere düsürüp Timur'un önüne kadar varmis. silahini da teslim etmedi. Fransa kralindan büyük bir övgü ile bahs etmekte ve müsterek düsman olarak kabul ettigi Osmanli Devletini perisan ettigini bildirmektedir. Yildirim teslim olmadi. Dört bir taraftan kemendler atilarak Yildirim'i attan düsürdüler. Ed'iye (dualar) tebliginden sonra siz emir-i kebirin re'y-i âlilerine arz olunur ki. Bursa üzerine hareket eden Mehmed Mirza'nin maiyetinde amcasinin oglu Ebu Bekir Mirza. Bununla beraber onu kullanamayacak sekilde her taraftan tutmuslardi. yüz bin selam ve hayirhahligini dünyalar kadar çok hulusunu Fransa krali kabul buyursun.

Süleyman Çelebi'ye Trakya'yi. Bu soygun ve tahribattan sonra tamamen ahsab mimariye dayali olan Bursa atese verilir. Aydin. YILDIRIM BÂYEZID'IN ÖLÜMÜ Bazan Anadolu'da. Timur. Bursa'nin çevresi de bu talihsizlikten nasibini alir. Bunlar. Emir Seyh Nureddin. Timur'un eline düstükten sonra onunla . Selçuklular zamaninda Mogollar tarafindan Anadolu'ya getirilip yerlestirilen Kara Tatarlari da yaninda götürmüstü. Çelebi Mehmed'e Amasya ve çevresini. Bâyezid'in oglu Süleyman Çelebi'ye mektup yazarak kendisine tabi olmasini bildirmisti. Bu vesile ile ileride meydana gelecek olan ve Osmanli tarihinde "Fetret devri" diye anilacak kardesler arasindaki taht mücadelelerine zemin hazirlamis oldu. Timur'un yüksek hâkimiyeti altinda dedelerinden kalan yerlere tekrar sahip olurlar. Bunun üzerine o da Seyh Ramazan ismindeki elçisi vasitasiyle bu teklifi kabul ettigini bildirmisti. Timur'un kuvvetleri. adalar. Bâyezid'in zevcesi (Sirp kralinin kiz kardesi) ile iki kizi da galiplerin eline düstü. Bursa halkinin bir kismi Uludag'a çekilmis. memleketlerini almis oldugu Karaman. Bizans'i muhasara ve tehdid eyleyen. Anadolu'da eski beylikleri ihya edip kurduktan ve Osmanli Devleti'ni dagittiktan sonra memleketine döndü. Timur. Seyyid Semseddin Muhammed Buharî ve Semseddin Muhammed Fenarî gibi Bursa'nin önemli sahsiyetleri de bu esirler arasinda bulunuyorlardi. Böylece Bursa tamamen yanar. Böylece o. Kütahya'da bulundugu sirada etrafi vurdurup kendi emniyetini sagladiktan sonra Bâyezid'in. Semseddin Cezerî. bazan da Rumeli'de ismine yarasir bir sekilde firtina gibi esip simsek gibi çakarak Osmanli Devleti'nin lehinde olacak sekilde bütün Türk beyliklerini tasfiye eden. Dogu Roma tahtinin mukadderatini Müslüman Türk menfaatleri adina istedigi gibi tasarruf eden. halka bir sey birakmayacak derecede onlari soyarlar. birçok sehri yakip yagmalattirdiktan sonra Rumeli. Kütahya'da bulunan Timur'a götürülüp takdim edildi.alarak kaçmaya muvaffak olmustu. Nigbolu'da Haçli ordularina kesin cevabi veren. bir kismi da sahile dogru firara baslamisti. Giderken. Bursa'da esir alinanlar arasinda idi. Süleyman Çelebi'nin kaçirmaya muvaffak olamadigi bütün Osmanli hazinesini ele geçirmisti. Kaçmaya çalisanlarin çogu esir edildi. Bütün bunlar. bu sürekli zaferlerinden dolayi Abbasî halifesi tarafindan "Sultan-i Iklim-i Rûm" ünvani tevcih edilen Yildirim Bâyezid. Bursa'yi elde edince yagmaya baslar ve mal için Bursa halkina her türlü zulüm ve iskenceyi reva görür. Anadolu'da sekiz ay kadar kalan Timur. Mentese ve Hamid ogullari'nin beyliklerini tekrar kendilerine iade eder. Saruhan. Buna karsilik Timur kendisine baglilik alâmeti olarak tac ve hil'at göndermisti. Bu arada daha önce Sehzade Mustafa'ya nisanlanmis bulunan Ahmed Celayirî'nin kizi. Isa Çelebi'ye de Bursa ve havalisini vererek yüksek hâkimiyeti altinda Osmanli Devleti'ni üç parçaya böldü. Bunlar. Germiyan. Bizans imparatoru ve Memlûk sultanini nüfuzu altina aldi. Bunca senelik seferlerin sonunda toplanan bu zengin hazine ile sarayin kiymetli esyasi Timur'un veziri Serafeddin Ali ile Müstevfî Seyfeddin Tunî tarafindan defter yapilip kayd edildi.

cahil olduklari için hakiki sebepleri bilmediklerini söyleyerek bu zehir meselesine söyle temas eder: "Buldugunu yazan ve tarihi zapt etme yolundan azan bazi ozanlar. tarih yazmaya ölçümlenip pek çok farkli kaviller irad etmislerdir. Bâyezid. Mizac itibariyle sert. Karamanî Mehmed Pasa. Tarihlerde. onun vefati üzerine yaninda bulunan ailesine taziyetlerini bildirerek ihsanlarda bulunmustu. keder ve üzüntüden gelen bu hastaligina çare bulunamadi. azim ve irade sahibi. Öldügü zaman kirk iki yaslarinda oldugu bildirilen Yildirim'in zehir kullanmak suretiyle intihar ettigine dair bilgiler varsa da bunlar gerçegi yansitmamaktadirlar. Timur. Yildirim Han'in tedavisine memur edilen doktorlarin bütün çabalarina ragmen.03) Persembe günü ruhunu teslim edip intikal-i dâr-i beka eyledi. nefes darligi ve hunnaktan ölmüstür. dönüsünde henüz Osmanlilara bagli bulunan Uluborlu ve Egridir kalelerini zapt ettirdi. Ölümü müteakip cesedi tahnit edilerek Aksehir'de Mahmud Hayranî türbesine konulmustur. cevval.birlikte Bati Anadolu seferlerinde hazir bulunuyordu. Yildirim'in tabutunu ve Musa Çelebi'yi Germiyanoglu Yakub Bey'e teslim ederek Bursa'ya gönderdi. Sirp . ayni zamanda dindar bir kimseydi. Yildirim Bâyezid'in na'sinin Bursa'da kendisinin insa ettirdigi Cami yanina defnini vasiyet ettigini söylemeleri üzerine Timur. murassa kiliç ve yüz at vermistir. Bunun için 14 Saban 805 (9 Mart 14. 122) gerçekleri bilmeyen bazi kimselerin tarih yazmaya basladiklarini. Tedavisi için de meshur tabiplerinden Izzeddin Mesud Sirazî ile Celaleddin Arabî'yi göndermisti. dobra dobra konusan bir kimse olarak zikr edilen Yildirim Bâyezid. cevval. hirçin ve inatçi olan Yildirim Bâyezid. Bunun üzerine Timur. Padisahlarin ölümlerinin sebepleri beyaninda da nice lâyik olmayan sözler yazip ser'ce cevaz verilmeyen meseleleri o yüce padisahlara isnad edip zehir içti veyahut Timur'un hekimleri zehirlediler diye buhtan ve iftira etmislerdir" der. cesur. Musa Çelebi'ye de babasinin mülkünde hükümdarlik için kemer. ne de cülûs tarihleri ve halifelik müddetlerine vâkiftirlar. mert. izzet-i nefis sahibi. onu Aksehir'e göndermisti. Hükümdarligi 14 sene kadar devam etmistir. I. maglubiyet ve esarete tahammül edemedi. Semerkand'a dönerken cesedi oglu Musa Çelebi'ye teslim ederek hükümdarlara yarasir bir merasimle defn edilmesini istemis. Hoca Saadeddin ve Solakzâde gibi kaynaklar ile Timur'un tarihçisi Serafeddin Ali Yezdî ve Nizameddin Samî kesin olarak intihardan bahs etmezler. Sükrüllah. cengaver ve bir zamanlar firtina gibi esmis olan bu esirini gittigi her yere kendisiyle birlikte götürüyordu. Timur. Gerçekten onun hastaliklarina esaret zilleti ve keder de eklenince kisa bir süre içinde vefat etmistir. Zira çagdasi ve Yildirim'i yakindan taniyan tarihçi Ibn Arabsah ile Osmanli tarihçilerinden Enverî. Zaman zaman Timur'la yapilan sohbetlerde Timur'un kendisini serbest birakacagina ve tekrar Osmanli Devleti'nin basina geçecegine dair söyledigi sözlere de inanmayan Yildirim Bâyezid'in. Solakzâde (Tarih. Egridir'in zapti esnasinda hastalanmisti. Onbes gün gibi kisa bir zamanda Izmir'i zapt eden Timur. magrur ve zaferden zafere kosmaya alismis bir hükümdar olan Yildirim. Bunlar ne saltanatin sanina layik gönüller begenen tabirleri bilirler. Bunlara göre o.

alaninin genisligi ve çatisinin yüksekliginin tam bir ölçü ve olgunlukta oldugunu söyledikten sonra söyle der: "Pek güzel olmus. Ali Pasa'nin igva ve tesiri ile sadece kendi sahsi ile ilgili yaptigi bazi islerden ve içkiden tamamen tevbe ettigi. Emir'in hosuna gidip gitmedigini sorar. seriata aykiriliktan. zamanla kadilarin bile rüsvetle is görmesine sebep olmustu. I. gerek politika ve cemiyet gidisatinda hayli gedikler açti. Gerçeklesmeyen ama düsünülen bu hadise bize. Emir Hazretleri de yapinin saglamligi. Gazi sultan. Osmaneli her ne kadar senlik idiyse de on kat daha senlendi. Bu sebepledir ki. Allah'in ." Kaynaklar. Allah'in evidir. Niçin kalbinizi içki ve münkeratla dolduruyorsunuz?" diyerek tarihî bir nasihatta bulunmus olur. Konusma esnasinda padisah. Özellikle ikbal ve mevki hirsi iliklerine kadar islemis olan Vezir-i Azam Ali Pasa. ayni zamanda bütün islerin. Emir Sultan'in bu nasihati derhal tesirini gösterecek ve sultan bundan böyle içki içmeyecegine söz vererek eski hatalari için de tevbe eder. Bu sefahat ve isret hayati zamanla saray muhitinden disari tasarak kütleye de sirayet etmekte gecikmez. Halk. Bâyezid'in adalet anlayisina ne kadar önem verdigini gösterdigi gibi. Emir Sultan diye söhret bulan Semseddin Muhammed Buharî ile birlikte caminin binasini kontrol etmeye gelir. Vezir-i Azam Ali Pasa'nin da tesvikiyle içkiye baslar. O zamanin bilginleri ve seyhleri onun arkadasligi ile yücelirlerdi. kendine uydurdugu arkadaslari ile gerek devletin adalet ve insaf töresine. güzelligi. yurtlarini senlendirmekle ugrasir oldular. gerçekte Allah'in evi mü'minin kalbidir. Bunun üzerine Emir Sultan: "Padisahim. Onlarin terbiyesini verdi. bir daha içki âlemlerine katilmayacagini belirterek söz verdigi. rüsvetten özge nesne bulmadi. bu güzel binanin Hz. insanlarin can ve mali üzerinde genis bir tasarruf yetkisine sahip olan ve günümüz ifadesiyle yargiç denen kadilarin. gerekse bu içki meselesine temasla söyle der: "Yeniden adalet gösterdi. Buna göre Bursa'daki Ulu Cami insa edildigi zaman Bâyezid. Biraz önce de temas edildigi gibi o. lakin civarinda dört köseye de birer meyhane yapilsaydi" deyince Sultan Bâyezid: "Cami-i Serif. Azli gerekeni azl etti. çalgi ve bunun gibi aldatici Albizin (seytan) kuruntusundan gelen ne ki varsa hepsini birakti. Kadilari topladi. kötü ve süpheli islerden çekinmeyi ve Tanri'dan korkmayi kamudan ileri tuttu. 57) gerek adalet anlayisi. onun ne kadar dindar bir kimse oldugunu da göstermektedir. sadece içkiyi terk etmekle kalmaz. Civarinda meyhanenin ne isi var?" der. Nitekim Hoca Saadeddin Efendi'nin ifadesine göre (Tâcu't-Tevârih.prensesi ile evlendikten sonra. seriata aykiri nesne almislarsa ödenmesini buyurdu. tarihî kaynaklardan anlasilmaktadir. onun Bursa Ulu Camii'nin insasi esnasinda bir hatirasini bize nakl ederler. Nitekim Sükrüllah (Behcetu't-Tevârih. Beglerle sultanlarin görenegi olan seriata aykiri eglence. Kimden. Onlarin kiyiciliklarindan sorusturdu. Taaddiden. is güçleri ile. adalete göre hükm etmemeleri yüzünden Sultan Bâyezid tarafindan yakilmak suretiyle cezalandirilmalarinin istenmesi hadisesidir. Gerçekten onun. ülkeler alanin yüksek adalet ve sefkatini isitince ekim biçimleri. memlekette meydana gelen ahlâkî çöküntü. 139-140) Osmanli tarihinde "kadiyân-i fi'n-nâr" diye tarihlere geçen hadise.

cemaatla namaz kilmayi terk ettigi için sehadetini sahih saymayarak kabul etmemesi. padisahin özellikle Nigbolu zaferinden sonra kendisini zevk ve eglenceye kaptirdigini zikr ederler.rizasina uygun bir sekilde görülmesini. Bizzat kendisi bu neviden faaliyetlere ön ayak olarak her sahada halkina örnek olur. Muasiri olan hükümdarlara karsi ise magrur oldugu gibi. Bu ifadelerde büyük bir mübalaga oldugu anlasilmaktadir. idaresinde bulunan memleketlerde adalet ve asayis tesis etmisti. dogruluk ve adaletten sapilmamasini. mütemadiyen harp ve devlet islerini tedvir ile mesgul olan hükümdarin isret ve sefahata ne kadar zaman ayirabilecegini düsünecek olursak mesele daha bir kolaylikla anlasilmis olur. Ancak Ankara maglubiyeti ile Anadolu'daki birlik bozularak bölge tekrar tefrika içine sokulmustu. çagdasi olan diger Islâm hükümdarlarinin cihad ve gazayi birakmalarindan dolayi onlara kizdigini da yazarlar. Osmanli tarihi için oldugu kadar Anadolu'daki Türk tarihi için de büyuk bir felaket oldu. Bununla beraber âlim ve seyhlere karsi mütevazi ve hürmetkârdi. hayir tesislerinin insa edilip halka hizmetin saglanmasini ister. aceleci ve her seyden nem kapan bir hükümdardi. Buna göre o. Böylece Bâyezid. bir asirdan beri anarsi ve mücadelelerle çalkalanan Anadolu'ya bir vahdet getirerek buradaki insanlara siyasî bir birlik kazandirmis ve onlari bir bayrak altinda toplamaya muvaffak olmustu. bunu göstermektedir. Bâyezid'in ne kadar âdil. Zira bu savasin . Anadolu Selçuklu sultanlarinin gerçek halefi oldugunu isbatlamisti. azim ve irade sahibi. Bu sebepledir ki son asir Avrupa müellifleri. Bu hükümdar. hak perest ve tebeasini seven bir hükümdar oldugu hakkinda tabip Ibnu's-Sagir'den naklen Misir tarihçilerine geçen malumat dikkat çekicidir. Zira her sene Anadolu'nun bir ucundan Rumeli'nin öteki ucuna kadar. zamanindaki hükümdarlarin çogundan daha üstün olan Bâyezid'in isret ve sefahat yüzünden fikrî ve bedenî kabiliyetlerini kayb ederek inhitata ugradigini ve bu sebeple tac ve tahtini kayb ettigini yazarlar. Bizans tarihçileri. Zaten hareket ve davranislari da bunu ortaya koyar. O. Tebeasinin maruz kaldiklari zulümleri derhal izale ederdi. Nitekim Bursa kadisi olan Semseddin Muhammed Fenarî'nin mahkemede sahidlik yapmak üzere gelen padisahin. Yildirim Bâyezid'in Müslüman hükümdarlarin kendi tebealarindan kanunsuz vergi almalarina tahammül edemedigini ve bu yüzden onlara kizdigini da açikça belirtirler. mütehevvir. sahsen pek cesur oldugundan en büyük tehlikelere atilmaktan çekinmezdi. ANKARA SAVASI'NIN SONUÇLARI Ankara Muharebesi'ndeki maglubiyet. Zamaninda yasamis olan Misir ve Suriye tarihçileri. memleketin imar edilmesini. bazan bir kaç defa at kosturan. Bundan baska onun. her gün herkesin belli zamanda kendisini uzaktan bile görebilecegi genis bir yere gelir ve her taraftan gelen tebeasinin sikâyet ve arzularini birer birer dinler. Bâyezid. Bâyezid'in Islâm hükümdarlarinin en hayirlisi ve en büyügü oldugunu zikr ederler. Keza bunlar.

Bu sebeple onlarin bu akidelerine kimsenin müdahale etmesine de izin vermiyorlardi. kiliselerinin birlesmemesine baglamislardir. Bunun içindir ki Rumeli'deki Ortodoks tebea huzur içinde yasiyordu. bölgedeki Islâmî hareketin zayiflamasina sebep oldu. tebeasi arasinda adalet ve âhengi temin etmek ve onlarin dinî islerine karismamak suretiyle bu güveni saglamis oldu. . Böylece Anadolu birligini de parçalayarak Osmanli Devleti'nin büyük mücadeleler sonucunda kurmaya muvaffak oldugu bu birligi ortadan kaldirarak.verdigi zafer sarhoslugu ile Timur. Osmanli Devleti. Gerçekten Ankara'da ugranilan hezimet. Balkanlar'daki Hiristiyan tebea üzerinde kötü denebilecek hiç bir tesir yapmamisti. Buna karsilik Timur'un tesir sahasindan uzakta kalan Rumeli. Balkanlardaki Hiristiyan Ortodoks mezhebine mensub mutaassib halkin Katoliklere karsi âdeta müdafaasini üstlenmislerdi. Bazi yabanci kaynaklar. Bundan baska Osmanlilar. Anadolu insaninin hafizasinda silinmeyerek hâlâ canliligini muhafaza etmektedir. o firtinali ve tehlikeli havada Rumeli'nin hadisesiz olarak elinde kalmasina sebep olmustu. Osmanli Devleti'nin Anadolu'daki sinirlan ise hemen hemen Sultan I. Anadolu beyliklerini yeniden canlandirarak Osmanlilar da dahil olmak üzere hepsini kendine bagladi. bir kasirga gibi eserek bütün bir Anadolu'yu yakip yikmisti. bu hareketi ile Yildirim Bâyezid'in çocuklari arasinda taht kavgalarinin baslamasina sebep olmustu. Timur'un darbesini yeyip parçalandigi ve sehzadeler arasinda taht kavgalari basladigi halde Balkan devletlerinin Osmanlilar'a karsi birlesememelerini. Osmanli idaresine bagli kalmislardi. Osmanli Devleti'ni üçe bölen Timur. Hiristiyan Balkan halklari. onlarin dinî ve vicdanî akidelerine karsi saygi gösteriyorlardi. Halbuki Osmanli idaresi. Osmanli Devleti'nin. Bu durum. Timur. bu da. bagli bulundugu dinin geregi olarak gayr-i müslim tebeasina karsi âdilâne bir idare ve siyaset takip ediyordu ki. Bu arada çocuklar dahil olmak üzere binlerce kisiyi esir alip hunharca katl etmekten de çekinmemisti. Murad'in devri baslarindaki sinirlarina çekilmisti. Onun bu zulümleri. Rumeli'deki Osmanli idaresinin komsu Hiristiyan devletlerden daha âdil oldugunu gösteren en açik delillerden biridir. Bu anlayisla. bütünlügünü koruyarak Osmanli Devleti'nin agirlik merkezi durumuna yükseldi. Böylece Islâm topraklarinin ortasinda bir ada gibi duran Hiristiyan Istanbul'un fethi ve Anadolu birliginin yeniden kurulmasi yarim asir gecikmis oldu.

Yildirim Bâyezid. baslangiçta bu gayesine ulasmis görünmekteydi. . Mehmet Bey. Karamanoglu Mehmed Bey. Antalya ve Alaiyye gibi kentler bulunan büyük bir devletin basina getirilmisti. Timur. Süleyman Çelebi. Böylece Sultan Murad'in Ankara'dan Akdeniz'e açtigi Osmanli koridoru kapanmis oluyordu. Murad'in hükümdarligi sonundaki durumu andiriyordu.FETRET DEVRI Osmanli tarihinde. Timur. Murad Pasa. Yildirim Bâyezid tarafindan kurulmaya çalisilan Anadolu birligini de parçalamak istiyordu. Bunlardan besi babalari ile birlikte Ankara Savasi'na katilmislardi. Yeniçeri agasi Hasan Aga ve Subasi Eyne Bey ile birlikte yanindaki kuvvetlerle Bursa'ya gelmis. Ayrica o. Geriye kalan Osmanli ülkesini de Bâyezid'in dört oglu arasinda paylastirmisti Edirne'de bulunan Emir Süleyman'a Rumeli'deki yerleri verip kendisine tabi oldugunu ifade eden hükümdarlik alâmeti olarak kemer. Musa Çelebi ise Isa'yi Bursa'dan çekilmeye mecbur ederek Bursa'da Timur'un al damgasiyla hükümdar olmuslardi. Anadolu'nun üçte birini kaplayan ve içlerinde Hamidogullari ve Germiyanogullari'nin topraklarinin dogu bölgeleri ile Kayseri. Ankara Savasi'nda Timur'a esir düstügü zaman en büyükleri Süleyman olmak üzere Isa. Musa ve Mustafa ise babalari ile birlikte esir düsmüslerdi. Mehmed. muharebe meydanini terk ettikten sonra Balikesir taraflarinda saklanmis. Bu sebeple Anadolu beylerine ait yerleri Osmanlilardan atip tekrar eski sahiplerine verdi. Musa. Ankara Savasi'ndan sonra Anadolu'da sekiz ay kadar kalan Timur. Anadolu'da Osmanlilara karsi koyabilecek bir güç meydana getirmek için böyle yapmisti. Diger sehzadelerden Isa Çelebi Balikesir ve Bursa'da. Asil gayesi. Timur'un uyguladigi bir siyasetin sonucu olarak ortaya çikmistir. buradan da küçük sehzade Kasim'i alarak büyük zorluklarla Rumeli'ye geçebilmisti. Isa Çelebi. kendisine bagli ve onun yüksek hâkimiyetini taniyan parçalanmis birkaç Osmanli Beyligi meydana getirmek olan Timur. Osmanlilar da dahil olmak üzere bütün beyliklerin emiri olarak ilân edilmisti. muharebenin kayb edildigini görünce babasinin emri üzerine Vezir-i Azam Çandarlizâde Ali Pasa. külah ve hil'at göndermistir. Bâyezid'in ele geçirdigi topraklari geri almisti. Kasim ise çok küçük oldugundan Bursa'da kalmisti. Mehmet Çelebi Amasya'ya çekilmis. uyguladigi siyasetin meyvelerini verdigini gördükten sonra Doguya dönüp Çin seferine çikarken arkasinda biraktigi Anadolu'nun politik yapisi Sultan I. Isparta. kardeslerin saltanat mücadelisi verdikleri ve 1413 yilina kadar devam eden karisikliklar dönemi diyebilecegimiz "Fetret Devri". Mehmed Çelebi Amasya'da. Mustafa ve Kasim adlarinda alti erkek çocuga sahipti. güçlü bir Osmanli Devleti yerine.

Istanbul Imparatoru'nun türlü entrikalarla bu durumu körüklemesine sebep olmustu. Osmanli Devleti'ne karsi ayrilma veya isyan etme seklinde bir hareketin görülmemesi. Gerçekten de hiç bir devletin idare tarzi. Balkan halklari bu gerçegi çok aci tecrübeler sonunda anlamislardi. Azerbaycan. Irak. Babasi Yildirim Bâyezid ile birlikte . fetihlerin durmasina. ailesinin Bursa'daki topraklarini istemeye kalkismis. ölümünden kisa bir müddet sonra devletinin ortadan kalkmasi. SEHZADELERIN HAKIMIYET MÜCADELESI Ankara bozgunu. Ankara hezimeti ile bassiz duruma düsen Osmanli Devleti'nin Rumeli'deki topraklari Hiristiyan devletlerle çevrili olmasina ragmen bu devletin yikilip ortadan kalkmayisi. Osmanlilarin idaresi kadar iyi olamazdi. Hatta bazi Avrupalilar. Osmanlilarin. onlarin dinî inançlarina kimseyi karistirmamakla din ve vicdan hürriyetine sayginin en güzel örneklerini vermislerdi. Ankara Savasi ve bunun sonucunda bir daha kalkinamamasi plâni ile Osmanli Devleti'nin parçalanmasi bu devlet için mühim ve büyük bir darbe olmakla birlikte çeyrek asirda kendisini sür'atle toplamaya muvaffak olmasi bu devletin teskilât ve müesseselerinin saglamligini göstermektedir. yüz sene zarfinda Anadolu'nun hemen hemen tamamina yakin bir kismi ile Rumeli'nin Tuna boylarina kadar en mühim yerlerini zapt eden Osmanli Devleti için büyük bir felaket olmustu. Nitekim Mehmet Çelebi. Buna karsilik Hindistan. Öyle anlasiliyor ki. Katoliklerin baskisindan kurtarmak.Timur'un. Iran. Anadolu'da uyguladigi bu parçalama politikasi sonucunda Osmanli ülkesi sehzadeler arasinda taksim edilmis. Osmanli sehzadeleri arasindaki çekisme. on bir sene süren ve tarihlerde Osmanli Devleti'nin parçalanmasindan dolayi "Saltanatta Ara" denilen ve kanli hadiselerle dolu bir devrin açilmasina. onun ne kadar saglam temeller ve müesseseler üzerine kuruldugunu göstermektedir. buralarda yasayan Hiristiyan halka gösterdikleri âdilâne muameleden kaynaklanmaktadir. Timur henüz sahnede iken ortaya çikmisti. Bu da Bursa'yi elde etme yüzünden olmustu. Suriye ve Ege Denizine kadar genis topraklar üzerinde fetihlerde bulunmus olan Timur'un. Balkanlar'daki Ortodoks halki. Müslüman Türkler. Böyle tehlikeli bir dönemde Balkanlar'da. onun sadece tedhise dayali bir devlet kurdugunu göstermektedir. yeni bir Haçli Seferi düzenledikleri takdirde Osmanlilar'i Avrupa'dan atabileceklerini düsünür olmuslardi. fakat Timur'un Musa Çelebi'yi tutmasi yüzünden bundan vaz geçmisti.

Muhtemelen oradan da Karamanoglu'nun yanina gitmisti. Köpekoglu. Gözleroglu. Bu esnada Sirbistan'da Lazar'in yerine geçen oglu Stefan (Istefan) hüküm sürüyordu. Yildirim Bâyezid'in meshur komutanlarindan olup Mehmed Çelebi'nin maiyetine giren Subasi Eyne Bey ile Isa Çelebi'nin yaninda yer alan Sari Timurtas Pasa maktul düsmüslerdi. kuvvetli bir ordunun basinda Isa Çelebi'yi Bursa üzerine gönderir. Bursa ve Karesi bölgesine hâkim olan kardesi Isa Çelebi ile çatismaya girer. eski payitaht olan Bursa'yi tekrar ele geçirir. kendi kardeslerine karsi yardim saglamak için agir bir bedel ödemis oluyordu. hükümdarligim ilân etmesine ragmen. Niksar ve Sivas taraflarinda bulunan yerli beylerden Kara Devletsah Kubadoglu. oradan da Istanbul'a gitti. Fakat bu son tesebbüsünde de muvaffak olamayinca Karaman iline siginmak ister. babasinin Anadolu topraklarini ele geçirmek ve kardeslerini ortadan kaldirarak Osmanli Devleti'ni yeniden eski durumuna getirmek istiyordu. bu iki Sirp prensin çatismalarindan istifade etmeyi basardi. Imparator'dan Isa'yi istemesi üzerine. Emir Süleyman. O. Bursa'ya hâkim olur. antlasma geregi olarak Isa Edirne'ye gönderildi. Edirne'de Hiristiyan unsurlarin destegiyle güvenlik içindeydi. Kadi Burhaneddin Ahmed'in damadi Mezid Bey'le miicadele edip o havaliyi tamamen kendi nüfuz ve hükmü altina almisti. daha sonra Germiyanoglu Yakub Bey'in yaninda bulunan babasinin cesedini getirterek camiinin yanina gömdürmüstür. Maglup olan Musa Çelebi ise Kütahya'daki dayisi Germiyanoglu'nun yaninda kalmaya mecbur olur. Timur'un destek ve yakinligini kazanarak. Saruhanoglu Hizirsah Bey ve Menteseoglu Ilyas Beylerle Mehmed Çelebi üzerine varip onunla savasmak istemisti. Georg Brankoviç de güney Sirbistan'da gücünü yaymaya çalisiyordu. Kastamonu'da bulunan Isfendiyar Bey'in yanina çekilir. Bu mücadeleden basarili çikan Musa Çelebi. Onunla ittifak halinde bulunan Aydinoglu Cüneyd.Timur'a esir düsen ve onun yaninda bulunan Musa Çelebi. "Sikke-i müstereke" adi ile anilan bu paranin Bursa'da hicrî 806 tarihinde basildigi anlasilmaktadir. Mora. Anadolu'daki bu mücadeleler devam ederken. Fakat. Mehmet Çelebi. Fakat bu . Timur'un Anadolu'yu terk etmesinden sonra kuvvetlenen Isa Çelebi. Bursa'yi atese verip yaktiktan sonra. en büyük sehzade olan Süleyman Çelebi (Emir Süleyman). Bizans'in daha önce Osmanlilara ödemek zorunda oldugu vergi de kaldirildi. Bu gayesini gerçeklestirebilmek için Selanik. Marmara ve Karadeniz'de Istanbul'a en yakin kiyi kasabalari verilmek suretiyle Bizans'tan para ve askerî yardim saglandi. Edirne'de bulunan Emir Süleyman'in. maglub olarak önce Yalova'ya. Mehmed Çelebi'ye bagli kalan Bursa'lilarin mukavemeti üzerine muvaffak olamayan Isa Çelebi. Tokat. Böylece Emir Süleyman. Savasi müteakip Bursa'ya giren Mehmed Çelebi. Kendisine en büyük rakip olarak Mehmed Çelebi'yi gören Emir Süleyman. Canik. Trakya kiyilari. Ulubat savasinda. Amasya'da bulunan sehzade Mehmed. Amasya. bir ihtiyat tedbiri olarak Timur'un adinin da bulundugu para bastirarak zekice bir siyaset takip etmistir. Subasi Eyne Bey'in tavsiyesi ile Bursa taraflarinda bulunan biraderi Isa Çelebi'ye müracaatla Anadolu'yu aralarinda taksim etme teklifinde bulundu ise de Isa Çelebi'nin kendisinin büyük kardes oldugunu söyleyip teklifi red etmesi üzerine Ulubat'ta baslayan muharebede (1404) Isa Çelebi. Makedonya'nin bir bölümü.

Musa Çelebi. Eflâk'ta prensin kizi ile evlendi. fakat maglub olarak tekrar Amasya'ya çekilmis ise de onu Rumeli'ye dönmek zorunda birakmak için çareler aramaya baslamisti. Edirne üzerine yürür. Çagdas kaynaklarin ifadesine göre Musa Çelebi'nin tutumundan çekinen Manuel.arzusunu gerçeklestiremeden Eskisehir yakinlarinda yakalanarak öldürülür. Sirplar ve Bulgarlar'dan olusan bir ordu toplamayi basaran Musa Çelebi. Bununla beraber Emir Süleyman. Istanbul'u karadan ve denizden kusatma altina alan Musa Çelebi. böylece Bizans'i da cezalandirmaya çalisiyordu. Isa Çelebi'nin öldürülmesi üzerine onunla ittifak halinde bulunan ve yukarida adi geçen Ege beylikleri. yeni bir taktik deneyerek Karaman'da bulunan kardesi Musa Çelebi'yi kendisine bagli kalmak sartiyla Rumeli'ne göndermeye karar verir. devletin Anadolu ve Avrupa bölümlerinin hükümdarlari oldular. Pravati ve köprü kalelerini de ele geçirmek suretiyle. Saray protokol ve merasimlerinde eski Osmanli saray geleneklerini kurmaya yeniden tesis etmeye çalisir. Böylece Türkler. karisiklik döneminde Osmanlilar'in Balkanlar'da kayb ettikleri topraklan geri alir. Bu maksatla Karamanlilar'la Kirsehir'in Malya ovasinda bulunan Cemale kalesinde bulusan Mehmed Çelebi. faal bir kimse olan Musa Çelebi. cesur. Venedikliler'in de yardim etmemeleri üzerine sehri teslim etmeye karar verir. Böylece Emir Süleyman'in devleti. Sivrihisar yüzünden Karamanlilar'la arasinin açilmasini firsat bilen Mehmed Çelebi. Nitekim 1406 yilinda Yenisehir ovasinda kardesi Emir Süleyman ile savasmis. Bursa'da Murad Hüdavendigâr türbesi yanina gömülür. 1411 yilinda Silivri'ye gelmis ve Istanbul'u açlikla teslime zorlamak istemisti. Gerçekten. Cesedi. Istanbul'a kaçmak üzere yola çikan Emir Süleyman'in yakalanip öldürülmesi ve bütün timarli sipahiler gibi sancak beylerinin de kendisine bagliliklarini bildirmeleri üzerine Rumeli'deki Osmanli eyaletlerinin yegane hâkimi olarak Edirne'de tahta geçer. devletin tamamini istiyordu. mücadeleden vaz geçme niyetinde degildi. Ancak daha önce Musa Çelebi tarafindan Bizans'a gönderilen ve bilahare Manuel ile is birligi yapan Candaroglu Ibrahim Pasa'nin tavsiyesi ile hareket eden . Bu kayiplardan sonra Amasya'ya çekilmek zorunda kalan Mehmed Çelebi. Onlarin da muvafakati üzerine Candar iline gelen Musa Çelebi. Mehmed Çelebi'nin hükümdarligini tanimak zorunda kalirlar. daha yetenekli ve enerjik Musa Çelebi'ye kalmisti. Bu esnada Emir Süleyman'in Rumeli'ye geçisi esnasinda Bizans'a biraktigi yerlerin çogunu geri alan Musa Çelebi. Anadolu'da dört yil kadar kalan Emir Süleyman'in. Musa Çelebi. Çelebi Mehmed'e olan bagliligini red ve inkâr ederek hükümranligini ilân eder. Ulahlar. sonra da Ankara'yi zapt etmisti. Bu yüzden ordusu ile kardesinin üzerine varip önce Bursa. Candaroglu Isfendiyar Bey ve Eflak voyvodasi Mirçe ile de müzakerelerde bulunmustu. gerçek bir hükümdar gibi davranmaya baslar. Böylece Mehmed ve Süleyman Çelebiler. Gerçi Emir Süleyman'in giiçlenip kendi bagimsizligini tehdid etmesinden korkan Eflâk'in ve Sirp krali Stefan'in da destekleri saglanmisti. Subat 1411 yilinda gerçeklesen hükümdarlik ilânindan sonra adina para bastiran Musa Çelebi. gözü pek. Musa Çelebi. Emir Süleyman'a yardim eden Sirp despotu Stephan Lazaroviç üzerine yürüyerek önemli bir maden sehri olan Novo Brodo'yu zapt eder. Temmuz 1409'da Sinop'tan gemilerle Eflâk'a geçer.

Onbir yil süren bu karisiklik döneminden sonra Osmanli Devleti. Sofya ve Üsküp'ü. Güneydogu Avrupa'daki bütün stratejik noktalari. Süleyman Çelebi dönemi ve sehzadeler I. Sofya'nin güneyinde bulunan Samakov kasabasi civarindaki Çamurlu sahrasindaki savasta ordusunun maglub olmasi üzerine yarali olarak Eflâk'a dogru kaçmak isterken yakalanip 10 Temmuz 1413'te öldürülür. Bunun sadece bir istisnasi vardi o da Çelebi Sultan Mehmed'e yardim karsiliginda Sirbistan'a birakilmis olan Nis'ti. onu bölgesinden alip uzaklastirmak ihtiyacini duymustu. MEHMED Osmanli sultanlari içinde "Mehmed" adini tasiyan ilk hükümdar olan Çelebi Sultan Mehmed'in gerek dogumu. Gebze kadisi Fazlullah'i Manuel'e göndererek onunla anlasan Çelebi Mehmed. Musa Çelebi'nin vefati üzerine Osmanli hanedaninin bölünmesi sona ermis oluyordu. O. Çelebi Sultan Mehmed. yenilmesinde büyük bir rol oynamistir. sonralari sert bir tavir takinarak gerek beylerinin gerekse askerlerinin kendisine olan bagliligini kayb etmesi. sür'atle geri çekilmek zorunda kaldi. Musa Çelebi'nin ölüm haberi. Aydinoglu Cüneyd Bey adini tasiyan bu zat. "Nizâm-i âlem" için. Edirne. Bununla beraber ona güvenemeyen Çeîebi Mehmet.Manuel. Dogu Balkanlar'da da eski sehir ve yerlesim bölgelerini tekrar elde etmis oldu. Fakat sonunda Çelebi Mehmet duruma hâkim olup eski birligi saglayinca onu Nigbolu muhafizligina getirmek zorunda kalmistir. Kardesler arasindaki mücadele esnasinda sik sik taraf degistirmekle dikkat çeken bir sahsiyet vardir. kardesi Musa Çelebi'yi de bertarafedip 1413 yilinda Edirne'de tek basina tahta geçip idareyi ele aldigi zaman Osmanli ülkesinde genel bir sevinç ve . gerekse Yildirim Bâyezid'in kaçinci oglu oldugu hakkinda farkli görüsler bulunmaktadir. Nasinin Bursa'ya gelmesi üzerine sehri muhasara eden Karamanoglu Mehmed Bey. Nitekim. babasinin topraklarini yeniden toparlamaya gayret ediyordu. 1412 senesinin Ekim ayinda da Çatalca yakininda bulunan Incegiz'de Musa Çelebi ile savasa girmistir. büyük bir üzüntüye sebep olmustu. Baslangiçta gayet halim selim görünen Musa Çelebi'nin. Aydin ilindeki mevkiini saglamlastirmak için bir dizi faaliyetlerde bulunmustu. önce Istanbul'a gelmis. Çelebi Mehmed'i Rumeli'ye geçirmek suretiyle Istanbul kusatmasini kaldirmak tesebbüsünde bulunur.

gönül yüceligi. kardesleri arasinda moral ve fizikî nitelikleri bakimindan en çok dikkat çekeni idi. Osmanli tarihçilerinin deyimi ile o. hem Türkler hem de Rumlar için iyilik severligi hakkinda belirtilen ortak sehadettir. Hepsini sulh ve selametle geri gönderdi. taahhüdlerine bagli kalarak Karadeniz ve Marmara Denizi'nde elinde bulunan kuleler ile Teselya kalelerinin imparatora verilmesini çabuklastirir. kollan uzundu. Atalarindan farkli bir sekilde basina tülbent sarardi. hiristiyanlara düsmanlik göstermemekle kalmamis. gönül yüceligi. Sultan Mehmed'i davranislarina. sonra saltanat kavgalari ile kani çekilen memleketi. Osmanli tarihçileri gibi. gögsü genis. babasinin ve kardeslerinin . Uzun boylu. gür sakalli ve sik biyikli olmakla birlikte seklen zarifti. arslan güçlü idi. Kartal bakisli. Çok iyi yetismis. Çünkü o. Ahaiya prensinin elçileri ile diger zevati kabul etti. ayni zamanda onlara karsi dostça davranmistir. Bu hizmetinin hatirasi gönlümde daima sakli kalacaktir. mümtaz bir egitim görmenin bütün sonuçlarini ve ince düsünürlügün örneklerini göstermistir. O. Basinin etrafina kat kat sarilan bez. Hemen hemen bütün beden eksersizlerinde maharetli olusu. Barisi hile ile bozmak isteyen kimse. Alni açik. yardimi sayesinde atalarimin ülkesini elde ettim." Gerçekten de Çelebi Sultan Mehmed. Teni pembeye yakin beyazlikta idi. basiretli ve uyanik bir idareci dehasiyla avucunun içine alir almaz. Onun hosuna gitmek için bütün firsatlari arayacagim. Ulah ve Bulgar hükümdarlarinin. Bunlara dedi ki: "Hükümdarlariniza deyin ki. Halk tarafindan kendisine pehlivan lakabi takilmisti. ben. Bizans tarihçileri tarafindan da adaleti. hediyelerle sevindirip geri dönmelerine izin verdigi zaman onlara su sözleri söyledi: "Imparatora söyleyiniz ki. Yanya dukasinin. Makedonya despotunun. hareketlerinin çabukluguna ve vekarina ait bütün övgülerin üstüne çikaran sey. çenesi yuvarlak. tedbirli. müttefiki olan Mehmed'in son ve korkunç rakibini yendigine dair aldigi haber üzerine basarilarini tebrik edip kutlamak ve antlasma sartlari ile kendisinin yapmis oldugu hizmetleri hatirlatmak üzere 816 (1413)'da elçiler gönderir. güzelligi. sefkati. Politikadan çok iyi anlayan Mehmed. Organlari birbirine mütenasib olarak uygundu. düsünce çekiciligi ile hem beden gücü hem de huy güzelligini belirten Güresçi Çelebi ünvanini almisti." Çelebi Sultan Mehmed. her seyden önce Timur'un istila ve yagmasiyla parçalanan. Manuel'in elçilerini. împarator Manuel. ayni sekilde Sirp. Kendisinden önceki hükümdarlarin kaftanlarina uygun bir sekilde biçilmis olan kaftanina. dostlugunda sebati. Gözleri ve kaslari kara idi.memnuniyet havasi esmeye basladi. Özellikle ordu. birçok çikintilar teskil ederek sirmali külahinin ucundan baska yerini göstermezdi. büyük bir cosku ile onu alkislamaktan geri kalmadi. herkes ile baris ve sulh içinde kalmak istiyorum. Bunlarla birlikte bir sofrada yemek yiyerek hepsinin san ve söhretini oksayici sözler söyledi. Tatar Tufani'nin tehlikeye düsürdügü devlet gemisini kurtaran Nuh gibidir. astar yerine baska bir renkle samur kaplanmis ve etrafina kürk dürülmüstü. sulhün hamisi olan Allah'a karsi hareket etmis bulunacaktir.

Bu cümleden olarak. devlet bünyesinde hâsil olmus çatlak ve çöküntülerden nice yabanci ve zararli unsur içeri sizmis bulunuyordu. Bundan sonra da bazi faaliyetlerde bulunarak memleketin bozulmus bulunan idaresini yeniden düzenlemeye çalisti. onun yerine de Aydin sancak beyi olarak Bulgar krali Sosmanos (Sisman)'un müslüman olan oglu Süleyman (eski adi: Alexandr)'i getirmistir. daha nice tehlikeler ve gaileler boy boy himmet ve gayret istiyordu. Menemen. 816 (M. Midilli ve Sakiz Hiristiyan donanmalari gibi. Bir kere kardeslerini yenip tek basina idareyi ele aldigi zaman. kardesi Musa Çelebi'nin beylerbeyi yaptigi Mihaloglu Mehmed Bey'i tevkif ettirerek Tokat kalesine gönderdi. Çelebi Sultan Mehmed. Zira idare ve iradesinin gücünü bekleyen. 1413) . Bununla beraber ihtiyatî bir tedbir olmak üzere Izmir kalesinin surlarini yiktiran Çelebi Mehmed. Nitekim Izmir kalesi önüne gelen Rodos. bir yandan da kayb olan topraklan yeniden Osmanli hududlari içine kazanmakla. Öte yandan Çelebi Sultan Mehmed. böyle davranmak zorunda idi. bütün bir Osmanli ülkesinin hükümdari oldugunu ilân etti. Cüneyd Bey'in annesinin ricasi üzerine onu affetmis ise de kendisine Anadolu'da degil. Rumeli'de Nigbolu sancak beyligini vermis. O. memleketin sarsilmis olan itibarini iade ile ise basladi. Öbür taraftan. Otuzbir veya otuziki günden beri muhasara ettigi Bursa'yi yakip yikan Karamanoglu'nu te'dib etmeden önce Ohri'den kaçip Izmir'e gelen ve Musa Çelebi'nin taraftari olan Aydinoglu Cüneyd Bey üzerine yürür. Mehmed Çelebi'nin üzerine gelmekte oldugu haberini alir almaz kurtulusu kaçmakta bulur. Osmanli hakimiyeti altinda bulunan Mentese ilindeki Halikarnas (Bodrum)'da Petronion kalesini yapmalarina müsaade etmisti. cülûsunu tebrik için gelen çevre imparator ve hükümdarlarin elçilerini kabul ederek onlarla sulh içinde yasama teminati verdikten sonra Anadolu'ya geçer. Cüneyd'in tesebbüslerinden endiselenen civarin Türk ve hiristiyan beylikleri. Edirne'de. donanmalarini göndermek suretiyle Mehmed Çelebi'nin yaninda Izmir muhasarasina katilip ona yardimci olmuslardi. Mentese donanmasi da Mehmed Çelebi ile isbirligi yaparak Izmir'in zaptinda rol oynamislardi. Daha önce de belirtildigi gibi. Bu arada Ayaslug (Selçuk)u zapt eden Cüneyd. Bir yandan bunlari temizlerken. Kayacik ve Nif (Kemalpasa) kalelerini alarak Cüneyd'in ailesinin içinde bulundugu Izmir kalesini kusatmaya baslar. Rodos sövalyelerinin.Bizans'a karsi kullandiklari politikaya derhal son vererek memleketi o yönden gelecek olan tehlikelere karsi emniyete almis oldu. Bununla beraber aradaki dostlugu büsbütün bozmak istemeyen Çelebi Sultan Mehmed. Bunun üzerine Çelebi Mehmed. sövalyeler tarafindan eski Izmir (Gavur Izmir) kalesinin yerinde yaptirilmakta olan kaleyi de bütün tehdid ve karsi koymalara ragmen yiktirmaktan çekinmemistir. ileride devletin basina büyük gaileler açacak olan Simavna kadisi oglu Bedreddin Mahmud'u fazl ve keremine hürmeten 1000 (bin) akça maas ile Iznik'te oturmaya memur eyledi. ayni körfezde.

Hatta Haci Ivaz Pasa bile birkaç yerinden ok yarasi almis olmasina ragmen anlari gizleyip kale muhafizlarina yardimda bulunuyor ve anlari teselli ediyordu. Bursa kusatmasini kaldirip sür'atle ülkesine dönerken . Haci Ivaz Pasa. bununla da yetinmeyerek dayisi Yildirim Bâyezid'in kabrine hakaret ederek ülkesine geri döner. Ivaz Pasa'nin yigitleri. daha sonra Bursa önüne gelip Bursa hisarini kusatma altina alir. Osmanlilar'in fetret dönemi içinde bulunduklari ve Çelebi Mehmed ile Musa Çelebi'nin Rumeli'nde savastiklari bir sirada Bursa üzerine yürümeye karar vermisti. Cenazenin gerçekten Musa Çelebi'ye ait oldugunu görünce maneviyati daha fazla bozulur. Hele son hareket. BURSA KUSATMASI VE ÇELEBI MEHMED'IN KARAMAN SEFERI Karamanoglu Mehmed Bey. Bursa hisarinda bulunanlari bir hayli sikintiya sokmustu. Bu maksatla varip kefeni açar ye cenazenin yüzüne bakar. Karamanoglu'nun durumunu ortaya koymasi bakimindan dikkat çekici bir hadisedir. Karamanlilar tarafindan bir gece mesalelerle girisilmek istenen hücumu da tesirsiz hale getirip önledikten sonra hisarin Kaplica kapisini açtirarak karsi hücuma geçmis ve Karaman ordusunu perisan etmisti. Otuz iki gün devam eden bu kusatma sirasinda hisarin subasisi bulunan Haci Ivaz Pasa. Bu arada burçlara yapilan hücumlari da bertaraf etmisti.yilinda gerçeklesen bu hareket sonucunda. Karamanoglu. Gerçi muhasaranin uzamasi. Böyle psikolojik bir çöküntü içinde bulunuldugu bir sirada Musa Çelebi'nin tabutu. Osmanli kaynaklan. Özellikle Karamanoglu'nun Bursa hisarina giren pinar suyunu kesmek suretiyle halkini teslime zorlama tesebbüsünü. Bunun üzerine sehri atese verir. O da bütün ganimetleri askerlere taksim ederek daha nice vaadlerde bulundu. Buna göre Musa Çelebi'nin cenazesini görüp teshis ettikten sonra devlet idaresinde tek basina kalan Çelebi Sultan Mehmed ile basa çikamayacagini anlayinca. dedesi Murad Hüdavendigâr'in kabri yanina defn edilmek üzere Bursa'ya getirilir. Cenevizlilerin Ege sahillerinde bulunan kolonilerinden Foça. esir aldigi Karaman askerlerini surlar üzerinde Karamanoglu'nun gözleri önünde astiriyordu. Bursa halkinin yardimi ile siddetle mukavemet etmisti. bundan haberdar olunca cenazenin düzme olma ihtimalini düsünerek bizzat kendisi kontrol etmek ister. 1413 yilinda yaninda Türkmen boylari oldugu halde önce Sivrihisar üzerine yürüyüp burayi zapt eden Mehmed Bey. Böylece onun maneviyatini bozmaya gayret ediyordu. büyük ganimetlerle salimen geri dönüp elde ettikleri ganimetleri ona arz ettiler. Bununla beraber kaledekilerin durumu gün geçtikçe zorlasiyordu. zaman zaman yaptigi huruç hareketleri ile bertaraf eden Haci Ivaz Pasa. Midilli ve Sakiz adalari. O. ekonomik bakimdan da Osmanlilar'la daha siki münasebetlerde bulunmus ve onlarin nüfuzu altina girmis oluyorlardi. Fakat gelirken takib ettigi güzergâh tutuldugundan oradan dönmeye cesaret edemediginden Kirmasti (Mustafa Kemal Pasa) ve Isparta üzerinden Karaman iline gider. Fakat Karamanoglu da artik bir sey yapamayacagini anlamisti. onun maneviyatini büsbütün bozmustu. bu dönüs esnasinda cereyan eden bir konusma daha dogrusu bir hadiseden bahs ederler ki.

Çelebi Sultan Mehmed. siddetli yagmurlardan dolayi zor durumda bulunan Osmanlilar'la barismistir. Eger bakacak olursam Kelâm-i Kadîm (Kur'an) benden davaci olsun." seklinde yemin etmis. Bunun üzerine tekrar o tarafa döner. Bursa'yi atese verdigi zaman Orhan Gazi Camiini de yaktirmistir. Bundan sonra Kastamanu hakimi Candaroglu Kasim ve Germiyanoglu Yakub Bey'le birlestikten sonra Aksehir. Aksehir. Yalvaç. Memlûklu ve Bizans kaynaklarinin bildirdiklerine göre Karamanoglu. deve. Beysehri. bu yangini açik bir sekilde ortaya koyup o günü hâlâ hatirlatmaktadir. Beypazari. maiyetindeki askerlerine yagmalattirmistir. Seydisehir ve Konya üzerine yürümüstü. Buranin kadisi Mevlânâ Kivamuddin'i bir elçilik heyeti ile Memlûk sultanina gönderir. yukarida belirtilen hareketlerinden dolayi Karamanoglu üzerine yürümeye karar vererek süratle Inegöl'e gelir. daha ordugâhtan çikar çikmaz yeminini bozmus ve ovalara yayilmis bulunan Osmanli atlarini. Keza o. Bunun üzerine yaninda Osmanli kuvvetleri oldugu halde Konya surlari önüne gelen Karamanoglu.Harman Danasi denilen ve sisman olan nedimi. 1415) yilinda gerçeklesen bu antlasmaya göre Karamanoglu. Daha önce de belirtildigi gibi Izmir ve çevresini zapt edip Cüneyd'i bertaraf eden Çelebi Sultan Mehmed. Ancak koyu bir Osmanli düsmani olan Karamanoglu. 1414 yilinda cereyan eden bu hadisede Karamanoglu. tabl (davul) ve âlem verilmistir. gerektigi zaman Osmanlilar'a askerle yardimda da bulunacakti. Bu sirada Bâyezid Pasa. yeminden sonra da kendisine hil'at giydirilip at. dayisi Bâyezid'in kabrini açtirarak kemiklerini yaktirmisti. çok geçmeden Karamanlilar'in tekrar sözlerini bozduklarini ve anlasarak Osmanlilar'a biraktiklari yerleri geri alma tesebbüsünde bulunduklarini ögrenir. Konya önünde Ortakuyu mevkiinde Osmanli ordusuna mukavemet etmek istediyse de maglub olarak kaçmak zorunda kalir. Hicrî 818 (M. Kendisine Kur'an-i . Beysehir. Oglu Mustafa ise Konya kalesine siginir. Bu baristan sonra Canik üzerine gitmek zorunda kalan Çelebi Sultan Mehmed. ani bir baskinla Konya önünde bulunan Karamanoglu'nu yakalayip Mehmed Çelebi'nin yanina getirir. Seydisehri ve Nigde'yi Osmanlilar'a terk etmek zorunda kaldi. hisar üstünde kendisiyle konusan oglunu ikna ederek birlikte Osmanli sultaninin yanina gelirler. Bu maglubiyete ragmen Karamürsel'i elçilikle Çelebi Mehmed'e gönderen Karamanoglu. ya dirisi gelmis olsaydi ne çare ederdin?" deyince bu söze gücenen Karamanoglu. Karaman askeri ile Konya kalesine siginan oglu Mustafa'yi yanina getirmesi sartiyla affeder. Fakat Karamanoglu'nun yaptigi bu hareketten dolayi üzülür ve üzüntüsünden hastalanir. kaçmaktan yorulunca Karamanoglu Mehmed Bey'e: "Hanim. Bu defa basini kurtarmak için öncekinden daha agir olan bir muahede imzalamak zorunda kalan Karamanoglu. Osmanli. Nitekim bugün Bursa Orhan Camii kapisi üstünde bulunan bes satirlik bir kitabe. Osmanoglu'nun ölüsünden böyle kaçarsin. Karamanoglu'nu. Sivrihisar. onu bulundugu yerde bir agaca astirarak cezalandirmistir. Bu sartlarla Karamanoglu Mehmed Bey'i affeden Çelebi Mehmed'e karsi Karamanoglu söyle demistir: "Madem ki bu can bu tendedir. memleket-i Osman'a kat'a yaramaz nazarla bakmayayim.

Karamanoglu'nun bu hilesinden sonra Çelebi Sultan Mehmed tekrar ve süratle Konya üzerine yürümüs ve kisa bir çarpismayi müteakip müstahkem hisarini zapt etmisti. süratle Konya'ya çekilirken söyle diyordu: "Bizim. Bununla beraber Çelebi Sultan Mehmed. Osmanoglu ile adavetimiz (düsmanligimiz) besikten mezara kadardir. Bu sebeple olacak ki 1321'lerden itibaren üç yönde denizlere çikma hareketine basladi. Bu sebeple. Osmanli saldirisina karsi koyamayan Mehmed Bey." Karamanoglu'nun bu hilesi. henüz Venedikliler'le boy ölçüsebilecek bir güce sahip degildi. Nitekim bu maksatla koynunda sakli bulunan güvercini saliveren Karamanoglu.Kerim üzerine ettigi yemin hatirlatilinca: "Bu can su tende durdukça" sözü ile kendi canini degil. sonra çikar oyunu" darbimeseli. koynunda saklamis oldugu güvercini kast etmis oldugunu söylemistir. Yildirim Bâyezid zamaninda Gelibolu tersanesinin yapilmasi ile gelismeye baslayan Osmanli denizciligi. dönemin efkâr-i umumiyesinde Karamanlilar hakkinda bazi fikir ve görüslerin ortaya çikmasina sebep olmustur. Konya'yi Osmanli ülkesine katmaktan vaz geçer. Memlûklular'in himayesinde bulunan Karamanlilar'i fazla tazyik etmekten de uzak durmaya çalisiyordu. isimizin geregi de ahdi bozmaktir. daha Orhan Gazi zamanindan itibaren denizciligin önemini kavramis ve gelismesinin denizcilik sayesinde daha kolay olacagini anlamisti. . yalan çok. kel ve foduldur Karaman Aninçün kahr eder ani Kahhar" Yine bu cümleden olarak "Karaman'in koyunu. Nitekim Asikpasazâde tarihinde söyle denilmektedir: "Karaman'da bulunmaz dogru bir yar Veliler çok bile kulmas ve ayyar Eder kavl ü karar ahd u peyman Içer andlar. Silifke'nin kuzeyinde bulunan Varsaklar arasina kaçip kurtulmustu. VENEDIKLILER'LE YAPILAN ILK DENIZ SAVASI Bir kara devleti olarak kurulan Osmanli Devleti. eyler inkar Beyi ve kadisi hem çeyhi müderris Hiledir isleri hem hâr u mekkâr Tekebbür. Memlûklular'la arasinin açilmasini istemeyen Çelebi Sultan Mehmed. bazi degisikliklerle günümüze kadar gelmistir.

Bu sebeple. bir hayli de esir alip dönmekte iken Egriboz adasi sahilinde rastladigi birkaç Venedik ticaret gemisini de zapt ederek geriye dönmüstü. Venedikliler'in eline düstü. gerekse daha sonraki tarihçiler bu katliami tafsilatli bir sekilde anlatirlar. Gerek çagdas tarihçi Dukas. Nitekim bu ilk savasta maglub olan Osmanli donanmasi ve askerine karsi giristikleri katliam bunun açik bir delili olarak tarih sayfalarinda yer almaktadir. Bu talimat geregi o. gemilerin seren direklerine asilmak suretiyle öldürüldüler. topluca öldürülerek büyük bir katliama tabi tutuldular. bu ilk ciddi deniz muharebesinde maglub olurken komutani (amiral) olan Çali Bey de sehid olur (1 Rebiülâhir 819/29 Mayis 1416). Bu arada Osmanli amirali ile isbirligi yaptiklarini sandiklari vatandaslarini da amiral gemisinde iskence ile öldürdüler. ölümden kurtulmus bulunan esirler. 1415) yilinda Gelibolu tersanesinde hazirlanan 30 kadirga. Venedikliler'in Pietro Loredano komutasinda sevk ettikleri donanma. Fransiz ve Giridli gibi Hiristiyan gemiciler de.Ege Denizi'nde Venedikliler'e bagli Andros adasi beyi olan Pietro Zeno. Sicilyali. Otuz gemiden meydana gelen bu Osmanli donanmasi. Bu arada bütün savas boyunca yirmi yedi gemi. yeni yeni ögrenmeye basladiklari bu denizcilik mesleginde henüz tam bir olgunluga erismis degillerdi. 1417 yilinda Pietro Loredano tekrar gelerek Lapseki'yi almak istediyse de muvaffak olamaz. Çali Bey komutasinda Akdeniz'e çikar. Katalan. Lapseki önlerine gelir. bu muharebedeki katliami su ifadelerle nakl eder: "Evvela amiral Çali Bey'in kadirgasina taarruz ederek. Osmanli ticaret gemilerine karsi düsmanca bir muamele içinde bulundugu için hicrî 818 (M. Paros ve Milos adalarina hücum etmis. Türklerden zapt ettikleri gemileri geri isteyecekti. Bu istegi red eden Osmanli amirali. olaya müdahale ettiginden Marmara adasi ile Gelibolu arasinda siddetli bir muharebe meydana gelir. Henüz yeni gelismekte olan Osmanli donanmasi. Yaralanmis olan Venedik amirali ise Bozcaada'ya çekilir. Öyle anlasiliyor ki Osmanlilar. Venedik amirali. Türklere ait oldugunu zannederek yakalamak isteyen Venedik amirali. Tam bu sirada Istanbul taraflarindan gelmekte olan bir Middili gemisini. Venedikliler tarafindan Türk ticaret gemilerine karsi girisilen hareketlere mukabele etmek üzere Andros. kahramanca savasmis olmalarina ragmen Venedikliler'le basa çikamamislardi. Türkler tarafindan kendisine bir taarruz olmadikça. Katliamdan kurtulan Müslüman gemici ve askerlerin bir kismi da idareleri altinda bulunan Ege adalarina çalistirilmak üzere götürnldüler. Sonra baska kadirgalara da . Dukas. Zaten Venedikliler de kendileri ile denizde rekabet edebilecek bir gücü istemiyorlardi. geminin Osmanli donanmasina dogru kaçip onlara siginmasi üzerine geminin kendisine verilmesini ister. Bunun için Osmanli denizciligini baltalamaya yönelik her çareye basvuruyorlardi. Sonunda Imparator Manuel'in araya girmesi ile iki taraf arasinda baris saglanmis ve esirler iade edilmisti. tekrar gözden geçirildi. Hatta Çali Bey'i de yakalayarak vücudunu parça parça ettiler. kendisinin taarruz etmemesi hakkinda senatodan kesin talimat almisti. Bu hadiseden bir sene sonra. Bununla beraber her iki donanma da harp tertibati almisti. Bunlar içinde kendi istekleri ile Osmanli gemilerinde bulunan Ceneviz. gemide mevcud bütün erleri kiliçtan geçirdiler. Ertesi gün. Bunlarin verdigi bilgiye göre Gelibolu sahilinde cereyan eden muharebeyi seyr eden çocuk ve kadinlarin gözleri önünde o anda ele geçirilen Osmanli amiral gemisi ile alti kadirga ve alti çektirmede ele geçirilen bütün esirler.

Çelebi Sultan Mehmed'e birakan Isfendiyar Bey. aksama dogru muharebeye son verdiler. Venedikliler. Burada tahkikat yaparak erler arasinda Türk aslindan olanlari kâmilen bogazladilar. Osmanli tarihçilerinin bildirdigine göre Osmanlilar'la birlikte hareket eden Kasim Bey. Kardesler arasinda meydana gelen mücadelede. ANADOLU HAREKÂTI Çelebi Sultan Mehmed.taarruz ederek bütün Türk kadirgalarini zapt ettiler. Eflâk seferinden dönüste babasi Isfendiyar Bey'in. plânli bir harekattan ziyade bölgede Osmanli hâkimiyetine karsi ortaya çikip yükselen tehdidlerin sonucu olmustu. Candaroglu Isfendiyar Bey. Hiristiyan erler hakkinda da arastirma yaparak Türk donanmasina angarya olarak cebren (zorla) alinmis olanlarin hayatlarini bagisladilar. Gelibolu'dan bir mil kadar uzakta cereyan etmisti. kanlarinin ve çocuklarinin gözleri önünde merhametsizce parçaladilar. 27 adet Türk gemisini alarak Bozcaada limanina girdiler. Bütün adada çepeçevre bag kütükleri ve bu kütüklerden sarkmis üzüm salkimlari gibi asilmis erler görünüyordu. Tosya. Bu muharebe. Bunun üzerine Mehmed Çelebi. daha önce Osmanlilar'in eline geçmis olan yerlerini geri almisti. simdiye kadar tanimadiklari ve sahidi olmadiklari böyle bir olay. Kastamonu ile Küre hariç olmak üzere adi geçen yerleri oglu Kasim Bey'e degil. aradaki dostane münasebetleri bozmus ise de sonradan anlasarak pek çok olayda birlikte hareket etmeye basladilar. Venedikliler'in vahsetini ortaya koymaktadir. . Osmanlilar'in. Ankara muharebesinden sonra Timur'un yardimi ile. Bu isteginin reddi üzerine harekete geçen Osmanli ordusu. Kastamonu'ya dönmüs ve bütün camilerde Mehmed Çelebi adina hutbe okutmustur(1416). Ücret ve diger menfaat temini maksadiyla Türklerin hizmetine girmis olanlarini Bozcaada'da kazikladilar. Isfendiyar Bey'in. Eflâk harekâtindan sonra askerî harekâtini bir müddet için Anadolu'ya çevirmek zorunda kaldi. Nitekim Candar beyleri ile olan münasebet de böyle bir endisenin sonucunda baslamisti." Istanbul'un fethinden tam otuz yedi sene önce cereyan eden bu hadise. Isfendiyar Bey'i Sinop'ta muhasara altina almisti. Osmanli hükümdari ile basa çikamayacagim anlayan Isfendiyar Bey. Karaman ve Eflâk seferlerinde oglu Kasim Bey komutasinda birlikler göndererek Çelebi Sultan Mehmed'i desteklemisti. Küre ve Kalecik'in Kasim Bey'e verilmesini istemisti. ülkesinin en verimli yerlerini. Çankiri. Ancak. Nitekim Isfendiyar Bey. Çelebi Mehmed namina hutbe okutup para bastirmak suretiyle onun hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalmisti. Türkleri. Bu harekât. sevdigi oglu Hizir Bey'e verecegini duyarak Mehmed Çelebi'ye bas vurmus ve onun araciligi ile bazi yerlerin kendisine verilmesini istemistir. onlarin daha sonra denizcilikte de maharet kesb etmek için çok daha ciddi çalismalarina sebep olmustu. Mehmed Çelebi'nin rakiplerini desteklemesi. Isfendiyar Bey'e bir mektup yazarak Kastamonu.

Daha önce de belirtildigi gibi Sivas Canik'i mintikasinda biri müslüman digeri Cenevizliler'e bagli olan ve kâfir (Gavur) Samsun denen. Canik seferinden sonra Bursa'ya dönerken Iskilip taraflarinda bir Tatar cemaatine rastlar. mukavemet edemeyecegini anlayarak sehri bizzat sefere katilmis olan Çelebi Sultan Mehmed'e teslim eder. Pir Ömer Bey. Padisah. bunlarin kim olduklarini ve reislerinin nerede bulundugunu sorunca. savas olmadan ele geçmis oldu. Çelebi Sultan Mehmed. kendi sahasini genisletmek için Sarkî Karahisar Bey'i Melek Ahmed Bey'in oglu Hasan Bey'i tehdid ederek burayi alip kendi bölgesine katmak istiyordu. aralarindaki düsmanliktan dolayi kardesi ile bir arada bulunamayacagini belirterek özür dilemis ve babasinin yanina dönmüstür(1419). birbirine yakin iki Samsun vardi. Osmanli Devleti'ni endiseye sevk etmisti. Fakat henüz yardim gelmeden harekete geçen Pir Ömer bu beyi yakalayarak Sarkî Karahisar'i da zapt etmisti. diger bir kismi da Arnavutluk havalisine iskân . Bu iki devlet. ben harb ederken bu Tatar beyleri dügün pesinde kosuyorlar ve bab-i hümayunumda görünmüyorlar" diyerek. sehri atese verdikten sonra gemilere binip buradan ayrilir. Bunlar.CANIK BÖLGESININ ZAPTI Osmanlilar'in. yardim istemek üzere o dönemde Amasya valisi bulunan Sehzade Murad'a bir heyet göndermisti. nihayet Candaroglu Isfendiyar Bey'in de Müslüman Samsun'u alarak Bafra Bey'i olan oglu Hizir Bey'e vermesi. Bu emir üzerine yol hazirliklarina baslayan Minnet Bey. Çelebi Sultan Mehmed'in harekete geçmesine sebep olmustur. Cenevizliler'in elindeki Samsun'a almaya memur edildi. Sehrin muhafizi Isfendiyar oglu Hizir Bey. Canik bölgesini ilhak etmek üzere ugrastiklari dönemde dogu sinirlarinda Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmen devletleri vardi. Osmanlilar'in dostu idi. kendilerinin Samagar Tatarlarindan olduklarini. reislerinin de Minnet Bey adinda biri oldugunu ve su anda bir dügünde bulundugunu söylerler. Ordu taraflari da Karahisar Canik'ine aittir) bölgesinde de faaliyette bulunan Pir Ömer'in bu hareketi. 1418 yilinda Pir Ömer'in Karahisar Canik'ini. yanindaki bütün Tatarlarla birlikte Rumeli'ye geçer. Nitekim. Bundan sonra da Müslüman Samsun kusatma altina alinmisti. Bu haberi duyan Ceneviz Samsun'u halki. devamli olarak birbirleri ile mücadele edip bölge halkina zarar vermekte idiler. Yukarida belirtilen hadiseler cereyan ederken her iki Samsun'un alinmasina karar verilerek Amasya valisi Sehzade Murad'in lalasi Biçeroglu Hamza Bey. Bu tehdid üzerine Hasan Bey. Bunun üzerine Çelebi Sultan Mehmed. Çelebi Sultan Mehmed. "bakiniz. Kara Yusuf. Böylece bu Samsun. ileride onlardan gelebilecek bir tehlikeye simdiden mani olmak maksadiyla onlarin Rumeli'ye göç ettirilmelerini emr eder. Hayati boyunca Timur'a düsman olmus ve onunla mücadele etmis olan Karakoyunlu Devleti'nin beyi Kara Yusuf. Hizir Bey'e kardesi Kasim Bey gibi kendisinin de Osmanli Devleti'nin hizmetine girmesini teklif etmis ise de Hizir Bey. digeri de Karahisar'a tabi iki Canik (bunlardan Samsun ve Çarsamba taraflari Sivas Canik'ine. mahallî beylerden Alparslan oglu Hasan'in da Çarsamba taraflarim almasi. Bundan sonra biri Sivas. Erzincan'i Akkoyunlular'dan alarak kendi adamlarindan olan Pir Ömer Bey'e vermisti. Verilen emre göre bunlarin bir kismi Filibe taraflarina. Mogol istilasi zamaninda buralara getirilip yerlestirilmislerdi.

Daha sonra Edirne'ye gidip ana ve babasina kavustu. Izmir körfezinin güney ucunda ve Sakiz adasinin karsisinda Karaburun'da (Çesme) (o zamanki adi ile Stylaryus dagi) üzerinde dogmus. hareketlerinin sorumlulugunu yüklenecek ve kendisine yol açacak bir âlet lazimdi. Ahlatî isminde bir zata intisâb ederek seyhlik sifati almis olmasina ragmen. Fakat Çelebi Sultan Mehmed'in kardeslerine galip gelmesi üzerine mevkiini kayb ederek Iznik'e gönderildi. imâret ve kervansaray yaptirmistir. Seyh Bedreddin bu eserini Edirne'de kadiasker iken yazmaya baslamis. kendi görüslerini açiklayabilecek enerji . Seyh Bedreddin'in bunlardan baska eserleri de vardir. Seyh Bedreddin'in. onun degerini ortaya koyma bakimindan yeterlidir. Bu gaye ile Bedreddin. Misir dönüsü Haleb. Haleb gibi Islâm âleminin en namli kültür merkezlerinde uzun zaman dolasip. Seyh Bedreddin. Seyh Bedreddin. Bedreddin'in bu eserleri ulemaca muteber kabul edilmislerdir. Bu dönemde Bedreddin'e. "Letâifu'l-îsârât"in serhidir. ciddi ve parlak bir tahsilden sonra Hüseyin b. gerek memleket içinde. bir kismi da Arnavutluk tarafina yerlestirilmislerdi. yerlesmis ve saglam sistemleri ezip geçecek kadar sakat bir yol seçmisti. Bilgi bakimindan zamaninin ileri gelenlerindendi. Gerçekten Seyh Bedreddin Mahmud. seyhin baslattigi dinî. Ülkeye tek basina hâkim oldugu günden beri Seyh Bedreddin'in hareketlerini dikkatle takib eden Çelebi Sultan Mehmed.edileceklerdi. asagi tabakadan birini seçti. ilim ve irfan üstadlarinin egitim ve terbiye nimazlarini kirarak. hem de batinî ilimlerdeki vukuf ve ihatasiyla mümtaz ve müstesna bir mevki isgal etmisti. O. 818 Cemaziyelâhir'in yirmi yedinci sali günü (3 Eylül 1415) Iznik'te ikamet ederken bitirmisti. bunlardan bir kismi Filibe civarindaki Konushisar mevkiine. Emre uyularak. IÇ ISYANLAR ve SIMAVNA KADISI OGLU SEYH BEDREDDIN MAHMUD'UN ISYANI Çelebi Sultan Mehmed devrinin en önemli hâdiselerinden birisi. Vâridat adini tasimaktadir. Onun bu özelligi daha önce temas edildigi gibi hayatini kurtarmis ve kendisine sürgün yerinde bile maas baglanmasina sebep olmustu. memleketin siyasî ve sosyal bünyesine vurmayi tasarladigi darbeyi vurabilecek yikici bir zekaya sahipti. Sam. Seyh Bedreddin Mahmud ve taraftarlarinin çikardiklari isyandir. sonradan burada cami. Bu eserinden önce fikha dair "Letâifu'l-îsârât" isimli eserini yazmisti. Burada. Bedreddin bu adamda. Konya ve Tire'de dolasmaya basladi. Osmanli tahtini kardesleri ile paylasarak saltanat sürmekte olan Musa Çelebi'nin takdirlerini kazanarak kadiaskerlige tayin edildi. Filibe-Istanbul yolu üzerinde ve Filibe'ye yakin bir mesafede bulunan yere yerlestirilen ve sonradan Tatarpazari adini alan bu yer. gerekse Kahire. "Kitâbu't-Teshil" adi ile kaleme aldigi eseri. iki seneden daha fazla bir süre. gizlice adamlarini yetistiriyordu. Bu hususta "Câmiu'l-Fusûleyn" adli eseri. siyasî ve ictimaî mahiyetteki ayaklanmayi bastirmaya muvaffak oldu. Minnet Bey'in oglu Mehmed Bey. Islâm hukukunda zamaninin imami durumunda idi. hem zahirî. adi geçen Tatarlar tarafindan kurulmustur. Göz hapsinde bulunmasina ragmen Seyh Bedreddin burada rahat durmuyor. Seyh Bedreddin'in tasavvuf sahasindaki görüslerini ortaya koyan eseri.

esitlik ve fakr gibi insana cazip gelen sloganlara dayaniyordu. Çelebi Mehmed'den çekindigi için seyhe müsaade etmedi. derhal kendini baba ve ruhanî reis ilân etti. halifeyim Mustafa (Börklüce) da benim hizmetkârimdir. Bunun için ailesini Iznik'te birakarak Sinop'taki Isfendiyar Beyi'nin yanina kaçti. Aydin. Müslüman Türk kanina hayli pahaliya mal oldu. Sancak isteyen gelsin. baslangiçta bütün boyutlari ile büyüklügünün farkina varilamayan bu olay. Gayesi. Ben. seyhin Iznik'te kalmasini tehlikeli bir duruma sokmustu. Seriat çerçevesi içine alinmis ahlâk degerlerini hiçe sayarak beser zaaflarina genis müsaadeler tanimak. Yahudi Torlak Kemal de Manisa taraflarinda Rafizî Bâtinî bir Sia'nin tehlikeli hüriyeti ile faaliyetlerine basladilar. Seyh. Aydin ve Manisa çevresinde baslayan bu fesad hareketinden haberdar olan Çelebi Sultan Mehmed. Sen de benim elbiselerimi giyer. Bu meczuplar söyle diyorlardi: "Ben. Bu yahudi. Gerçekten de Börklüce. din farkini ve evlilik müessesesi gibi kanunun teminati altina alinmis sosyal barajlari da asip cemiyete yeni bir nizam tanimak yoluna koyuldular. Bedreddin'e Torlak Kemal denilen bir yahudi de yardim etti. Onun görüslerinin temeli. Karaburun. oradan Tatar iline geçmekti.ve heyecani buldugundan onu kendine kethuda. Bu gayelerine erismek için de dervislerin görüsüne göre Hiristiyanlarin. Islâm tarihindeki. arabalarini kullanirsin. Fakat. Avrupa ve Asya'da bir hükümet kurmak oldugundan Hiristiyanlari ve özellikle Rumlari elde etmek istiyorlardi. Bundan dolayi da taraftarlari ona Dede Sultan adini verdiler. Asikpasazâde'nin ifadesine göre o söyle diyordu: "Bundan sonra padisahlik benimdir. bir müddet sonra Zagra'dan Silistre'ye. gerekli tedbirleri almakta gecikmedi. . subasilik isteyen gelsin velhasil her arzusu olan gelsin. Allah'a ibadet ettiklerini inkâr edenlerin kâfir olduklarini ilân ve kendilerine katilmak için gelen Hiristiyanlari gökten inen melekler gibi bereketli kabul ediyorlardi. Aydin ve Karaburun'da etrafina binlerce insan toplayan Börklüce Mustafa'nin muvaffakiyetleri. oradan da Dobruca'ya geçer. Sadece kadinlar müstesnadir. Isfendiyar Bey. vekil ve dinî temsilci olarak seçti. Deliorman'dan her tarafa mektup ve adamlar göndererek büyük bir propaganda faaliyetine girisir. Batinî Hasan Sabbah hareketinin bir benzeri olarak karsimiza çikan bu hadise. Buna göre kadinlar hariç olmak üzere her seyde ortaklik vardi. Bunun üzerine Seyh Bedreddin. Seyhin. silahlarimi. o zamanlarda Bedreddin'in görüslerini yaymaya çalisan dervislerin basina geçti. bir taraftan da ferdî mülkiyeti. Dukas'in da dedigi gibi gayr-i müslimi bol olan Karaburun (Çesme) havalisinde Türklerden ziyade Hiristiyan ve Yahudilere taviz vererek o suretle bu cemaatleri basina toplayabilmisti. gizlice bir gemiye binerek Rumeli yakasina geçip Zagra'ya gider. senin evinde kendi evim gibi otururum. Sonra da halkinin çogunlugu Siî olan Deliorman'a yerlesir." Bedreddin ile sirdaslarinin gizli amaçlari. Börklüce Mustafa denilen bu hizli fanatik." Bu safhada Börklüce Mustafa. devletin temelini kökten sarsmaya yönelik bir hadise idi. nüfuz dairesi burada gittikçe genislemeye baslar. Bunlar.

Devrin en seçkin âlimlerinden mütesekkil bir mahkemenin karsisinda suçunu kabul eden Seyh Bedreddin için. Mehmed Çelebi'nin emri ile kurulan bir ulema divaninda durumu tesbit edilip toplum nizamini bozmakla suçlanan Seyh Bedreddin Mahmud. asilerin üzerine yürümüs ise de muvaffak olamamisti. bazi kimseler için göz boyayan hos müsaadelerdi. her kaynasma ve ayaklanmada mühim olan birer figüran rolündeki yiginlarin çikardigi gürültü degil. Seyhe ve halifelerine uyanlar arasinda Türklerden çok Yahudi ve Hiristiyanlar görülüyordu ki. Gerçekten. üzerine gönderilen kuvvetlere mukavemet edemeyerek teslim olmus ve Serez'de bulunan Çelebi Sultan Mehmed'in yanina götürülmüstü. sayilari binleri bulan. Nasil ki. Allah birdir dedikten sonra peygamberligi sadece seyhlerine lâyik görüyorlardi. haramlarin helal kilinmasi. sosyal sartlarin ve siyasî buhranlarin halk için sikintilar ortaya çikardigi devirlerde meydana gelen hosnudsuz ruh haletinden faydalanirlar. Bunun üzerine Amasya sancak beyi ve henüz on iki yasinda bulunan Sehzade Murad ile lalasi Bâyezid Pasa. gayet âdilane cereyan eden bu muhakemede. Türk Islâm birligine karsi giristigi bozguncu hareketin zararini kabul etti. seyhten aldiklari ilham ve hizla. Anadolu'nun bu bölgesinde büyük bir tehlike olarak ortaya çikan bu isyani bastirmak üzere harekete geçen yeni Aydin Beyi Süleyman (Aleksandr) Bey'in maglub ve maktul düsmesi üzerine. . âsileri büyük bir bozguna ugratip Yahudi Torlak Kemal ile Börklüce Mustafa'yi öldürmüslerdi. Fakat bunlarin fazla bir varlik gösterememesi ve hatta maktul düsmeleri üzerine daha ciddi tedbirlerin alinmasi gerektigine kanaat getirip Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal ile târaftarlarini ortadan kaldiracaktir. Dinî vecibelerin kalkmasi. kisa bir zamanda binlerce kisiyi ayaklandirmaya muvaffak olmuslardi. Öbür taraftan etrafina pek çok Hiristiyan ve Yahudiyi toplayan Seyh Bedreddin. Manisa Sancak Beyi Kara Timurtas Ali Bey. Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal gibi propagandacilar. kani helâl" fetvasi üzerine 1420 yilinda Serez pazarinda idam edilmisti. Fakat bunlarin hepsinden cazip olani süphesiz ki memleketin muayyen bir zümre arasinda taksim edildi. mürid ve dervisler üzerinde seyhin nüfuzu o derece kuvvetli idi ki. Bu belirli ihtiraslar etrafinda merkezlesen gayeler ise. Babaî isyanlari Selçuklu inkirazinin ortaya çikardigi sosyal bir çalkantinin sonucu ise. kanunlarin bozulmasi. Tarihî seyri ve neticesi ne olursa olsun. Saadeddin Teftazanî'nin talebelerinden olan Heratli Mevlânâ Haydar Acemî'nin verdigi "Mali haram. bu adamlar.Siî karekterli olan bu isyani bastirmak üzere harekete geçen Osmanli hükümdari. Bedreddin Mahmud da sahne olarak ayni cografya parçasini seçip on yildan fazla süren sehzadeler mücadelesinin dogurdugu siyasî ve ictimaî huzursuzluktan faydalanmasini bilmistir. önce bölge beylerini bunlarin üzerine gönderecektir. izdirap ve zaaflarini sezip bunlari sahis ve zümre menfaatleri adina kullanmasini bilen anarsi merkezlerinin gayesidir. bu yiginlarin gizli veya asikâr istek. bu da onlarin bol huzur ve kolayca servet temini gibi vaadleri çok cazib bulmalarindan ileri geliyordu.

menfaat karsiligi idi. iç yaralari sarip memleket bünyesinin sagligini iade eden Çelebi Sultan Mehmed'in bu vatana en büyük hediyesi. Mustafa. Yorucu ve zahmetli bir yolculuktan sonra Anadolu'ya gelebilen Sehzade Mustafa. Yildirim Bayezid'in ricasi üzerine arattirilarak bulunmustu. Murad'i da mesgul edecektir. kendilerini Mehmed'e teslim etmeyecegini bu bakimdan müsterih olmalari . bu sarsintida oynadigi rol. görünüste Çelebi Mehmed'in dostu idi. Hatta ona bir evlad gözü ile baktigini bile söyleyerek ona bu yönde teminat vermisti. MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI Yildirim Bâyezid'in ogullarindan biri olan ve saltanat iddiasinda bulundugu için tarihlerde Düzme Mustafa denilen Mustafa Çelebi. Babasi ile birlikte Ankara savasina katilan Mustafa Çelebi (öl. Hamideli ve Teke sancagi askerlerinin basinda bulunuyordu. küçük yasta vefat ettigine dair çikarilan sayia ve Çelebi Sultan Mehmed'in siyasî tesebbüsü üzerine orada barinamayarak Bizans Imparatoru Manuel'e iltica edip ve ondan yardim ister. Fakat bütün bunlar. Selanik valisi Dimitrios Laskaris Leondarios. Bu sebeple Imparator Manuel bu defa Mustafa'mn tarafini tutmaya baslamisti. Mustafa ve Cüneyd Bey'in giristikleri hareketleri haber alir almaz derhal harekete geçer. Çelebi Sultan Mehmed. Ikinci Sultan Murad gibi hükümdar namzedi bir sehzade yetistirip birakmasidir. Fakat. Musa Çelebi'ye karsi. Onun. Burada faaliyette bulunmalarinin sebebi de herhangi bir muvaffakiyetsizlik halinde derhal Selanik kalesine siginabilmeleri içindi. 1422). Kaynaklarin verdigi bilgiye göre Timur onu Semerkand'a götürmüstü. Talihlerinin degismis olmalarindan müteessir olmamalarini. Gerçekten Manuel. Çünkü o siralarda Musa Çelebi Istanbul'u kusatma altina almisti. Teselya ve Selanik taraflarinda faaliyete geçer. Kendi menfaatini gözönünde bulunduran Imparator. Yapilan muharebede Çelebi Sultan Mehmed galip geldiyse de Mustafa ve Cüneyd'i yakalayip ortadan kaldiramaz. Manuel'e Osmanli ülkesinden daha çok menfaat temin edecegi garantisini veriyordu. cesaretlerini kayb etmemelerini ve Selanik'in Türklere teslimi tehlikesi olsa bile. Çelebi Sultan Mehmed'in vefatindan sonra oglu II. Bu defa onun karsisina Yildirim Bâyezid'in yasça kendisinden daha büyük olan (bazi kaynaklarda küçük) ve saltanat iddiasinda bulunan Mustafa Çelebi'yi çikarmisti.Büyük bir mücadele ve gayret sonucu. Ankara savasindan sonra Musa Çelebi ile birlikte kayb oldugu söylenmis. Çünkü magluplar Selanik kalesine siginmislardi. bunlara izaz ve ikramlarda bulunarak onlari teselli eder. Timur'un ölümü üzerine sehzade Mustafa da diger hükümdarlarin ogullari gibi serbest birakilmisti. Seyh Bedreddin'den sonra devletin ikinci kez sarsilmasina sebep olmustu. Onun tesviki üzerine Eflâk Bey'i Mirçe ile baglanti kurup o tarafa geçer. Çelebi Sultan Mehmed'e yardim etmisti. Ulahlar'dan ve iki defa isyan edip iki defa da af edilen Nigbolu Sancak beyi Izmiroglu Cüneyd Bey'den yardim gören Mustafa Çelebi. Selanik mintikasinda iki ordu karsi karsiya gelir. Karamanoglu Ali Bey'e ait Nigde'de bir müddet kaldiktan sonra kardesi Musa Çelebi gibi Isfendiyar Bey'in yanina gider.

Zira sen. Bu hususta emir vermek ona aittir. onun evladi makamindasin. Bu arada." demek suretiyle zimnen buna isaret etmektedir. bu arzusunu açikça dile getirmese bile "hükümdarligin devam ettikçe. Bu dostlugu bozmaya ve Bizanslilara büyük zararlar yapilmasina sebep olma.. Bana iltica edenleri teslim hakkindaki teklifini yapmak degil. Bu açik tehdide karsilik Selanik valisi Dimitnos Leondarios su yumusak cevabi verir: "Ey padisah. kaçaklari. Yalniz Bizans Imparatorunun kulu degil. Kisa bir zaman içinde sehri zapt edip halkini esir edecegim. Bu istek karsisinda Bizans Imparatoru Manuel. maiyeti erkanindan birisini Selanik valisi Dimitrios Laskaris'e göndererek: "Bizans imparatoru ile aramizda mevcut olan bozulmaz dostluk ve sevgiyi pek iyi bilirsin." dedi.gerektigini söyler. Ben. Bununla beraber. imparatorun himayesine siginan ve bir atmacanin takip ettigi keklik gibi. biraz sabr ediniz. biz Hiristiyanlarin itikad ettigimiz ekanim-i selâse (Hiristiyanlik'taki üçlü ilâh sistemi)'ye yemin ederim ki. ayni zamanda senin de kulunum. Mektuptaki ifadelerden anlasildigina göre Imparator. gerek Sultan Mehmed. Zaten alelâde biri olsa dahi yine imparatorun izni olmadikça onu size veremezdim. su dakikada cereyan eden vak'alari imparatora yaziyorum. Çelebi Mehmed'e gönderdigi mektubunda: "Sen benim evladim. Sen bu dünyadan göç ettikten sonra talihleri ne ise o olsun. Bu sebeplerden dolayi âbidane istirham ediyorum. gerekse ondan sonra gelecek olan Osmanli hükümdarlarina karsi bunlari. korumasi altina almasi üzerine Çelebi Sultan Mehmed. hem bir koz. Bunu yapmayacak olursan. Ben ise verilecek emri ifa edecegim. dostlugu birakarak düsmanligi ele alacagim." diyerek padisahtan özür diler. Bizimle Bizanslilar arasinda nifak ve düsmanlik sokmaya çalisma." sözleri ile Mustafa ve Cüneyd'in teslim edilmesi teklifini red eder. Bunun için avlamakta oldugum avi bana teslim et. Validen bu sekilde bir cevap alan Çelebi Sultan Mehmed. senin hayatina da son verip düsmanlarimi avucumun içine alacagim. Onlar da Dimitrios'un teselli veren bu sözlerinden cesaret alarak rahat bir nefes aldilar. hem de bir emniyet subabi olarak kullanmak arzusunu tasimaktadir. Eger isin böylece halline razi degilsen istedigin gibi hareket et. dinlemek bile istemem. Sunu da biliniz ki. Halbuki benim de vazifem cereyan eden hali imparatoruma haber vermektir. hükümdarligin devam ettikçe ve sen hayatta bulundukça mülteci Mustafa ile arkadasi Cüneyd hapishaneden çikmayacaklardir. ben despot degil bir kulum. alelâde Türklerden biri degildir.. . pekâla bilirsin ki. O. Eger ettigin yemini tutmak istemiyorsan haksiz olani Allah'in adaleti cezalandirir. Selanik valisi Dimitrios'un. ben de baban makaminda olmayi kabul ederek ahd ettik. Haber aldigima göre o senin kardesindir. hayatini kurtarmak isteyen zât. imparatora müracaat ile Mustafa Çelebi'nin kendisine teslim edilmesini ister. Selanik valisinden de Mustafa ile Cüneyd'in kendisine gönderilmesini ister. Tarafinizdan sadir olan bu emrin icrasi ve neticeye erdirilmesi size ait bir keyfiyettir.

gelen Bizans elçisini kabul etmemis ve birkaç günden beri hasta oldugunu. Istanbul'a getirilen Mustafa ile Cüneyd'i ve maiyetlerindeki otuz üç kisiyi Limni adasina gönderir. Bir ara Edirne civarinda tertipledigi bir av sonunda ormandan çikan bir domuzu takip ederken ani bir felç geçirerek baygin bir sekilde attan düser. Derhal Edirne sarayina tasinan Mehmed Çelebi'nin durumundan süphelenen asker. Bu görüsmede. büyük bir heyecana kapilmis ise de bu heyecani yatistirmaya muvaffak olan devletin ileri gelenleri onu hayatta ve saglikli imis gibi gösterebilmislerdi. Aksam olunca maiyyeti ile birlikte Izmit tarafina hareket ederek Bursa'ya gelir. Selanik kusatmasini da kaldirarak Edirne'ye döner. padisahin Anadolu'daki islerini bitirdikten sonra Istanbul'u almak üzere kusatacagi haberini getirmislerdi. Bu mültecilerin masraflari için Osmanli Devleti. küçük kardeslerini . buna karsilik imparator da Çelebi Mehmed hayatta kaldigi müddetçe Mustafa'yi serbest birakmamayi ve Mehmed'in haleflerinin Bizans'a karsi takinacaklari tavra göre hareket etmeyi taahhüd ediyorlardi.Sultan Mehmed. bu bakimdan iyilestikten sonra görüsebileceklerini söylemisti. daha ileri gitmeyerek imparatorun teklifini kabul eder görünür. Bununla beraber bu haber yüzünden ihtiyatî bir tedbir olmak üzere Çelebi Sultan Mehmed'i karsilamak için çocuklarini da göndermez. Ibrahim ve Haci Ivaz Pasalari davet ederek kendileri ile gizlice görüsmüstü. bu teklifi kabul etmez. Fakat bu hastalikta" kurtulamayacagini anlayinca vezirleri olan Bayezid. Imparator. Mustafa Çelebi'ye yardim edip asker veren Eflâk topraklarina akinlar yaptirmak suretiyle intikamini almis oluyordu. Hükümdarlarinin hayatta ve saglikli oldugunu gören asker ise sevinmisti. güya hatir sormak için bir elçi göndermisti. Bu vasiyetinde ayrica. Padisahin hastalandigi Bizans Imparatoru Manuel tarafindan haber alininca. Çelebi Sultan Mehmed. burada üç sira kürekli kadirgada bulunan imparator bizzat kendisi karsiladi. Ama Bizans ileri gelenlerinden birçogunu padisahi karsilamak ve hediyeler takdim etmek üzere gönderir. Çelebi Sultan Mehmed. Çelebi Mehmed'i sehir disinda karsilayarak Bogaz kenarinda Çifte sutun (Besiktas) denilen yere kadar kendisine refakat ederler. Fakat Imparator Manuel. Dolmabahçe ve Tophane sahillerine gelen padisahi. her sene üç yüz bin akça vermeyi. Amasya valisi olan büyük oglu Murad'in hemen davet edilip hükümdar ilan edilmesini vasiyet etmisti. MEHMED ÇELEBI'NIN VEFATI Mehmed Çelebi. hükümdar olacak olan oglu Murad'in. Çelebi Sultan Mehmed. burada karaya çikarak çadira iner. Padisaha tahsis edilen gemi ile imparatorun gemisi yanyana olmak üzere Üsküdar'a geçtiler. Bu hadiselerden sonra Çelebi Mehmed. Bu haber üzerine Bizans'in bazi ileri gelenleri. Elçiler. 1420 yilinda Istanbul yolu ile Anadolu'ya geçmek üzere gelir. padisah Istanbul yolu ile Anadolu'ya geçerken yolda yakalanip tevkif edilmesini imparatora teklif ettiler. Bu arada Bizans casuslari. kisi Bursa'da geçirdikten sonra 1421 yili ilkbaharinda Gelibolu yolu ile Edirne'ye döner.

uzun kollu ve güler yüzlü bir hükümdardi. onun hakkindaki kanaatlerini su ifadelerle aktarmaktadir: "Çelebi Mehmed. Padisahin cesedi. açik alinli. Bu görüsmeden sonra Murad'a haber verip onu davet etmek üzere Elvan Bey süratle yola çikarilmisti.öldürmemesi için de bunlarin imparatorun yanina gönderilmesini bildirmisti. ölümü halinde kardesi Mustafa Çelebi'nin imparator tarafindan saliverilmesi endisesi idi. beyaz yüzlü. Bu arada imparator tarafindan padisaha gönderilen Leondari Dimitrios. deniz yolu ile padisahin ölüm haberini imparatora iletmeye muvaffak olmustu. Çelebi Sultan Mehmed'in cesedi tahnit edilerek sarayda muhafaza edildi. Çelebi Mehmed hakkinda Osmanli tarihlerinden baska yabanci kaynaklar da iyi sehadette bulunmaktadir. Çelebi Mehmed'in özelliklerini kaynak eserlere istinaden veren Uzunçarsili. Yalniz dostuna degil. Osmanli Devleti'ni tek bir idare altinda topladiktan sonraki hükümdarligi hicrî tarihle 7 sene 11 ay ve birkaç gün. Kararin ertesi günü hastaligi son haddine vararak aksam üzeri vefat etti. sik sakalli. orta boylu. aradan uzun bir süre geçtigi halde huzura kabul edilmedigi için süphelenmis ve sonunda bir vasita ile padisahin öldügünü ögrenmis. azim ve irade sahibi. vaziyeti kavrayarak istedigini ve vaziyeti ona göre ayarlamasi. yollarin tamamen tutulmus olmasindan dolayi gidememislerdi. sabirli. genis omuzlu. Murad'in derhal getirilmesini istemesi. kara gözlü. miladî takvim ile de 7 sene 8 ay ve birkaç gün olmaktadir. Bu yüzden de onun ölümü gizli tutulmustu. Bu haberi derhal Istanbul'a bildirmek için yola çikardigi birkaç ulak. Böylece hem asker hem de halk kendisini hayatta biliyordu. Çünkü imparator ile yapilan antlasmada kendisi hayatta bulundugu sürece kardesinin saliverilmemesi seklinde idi. Çelebi Sultan Mehmed'in bu tarihte 43 veya 47 yaslarinda bulundugu kabul edilmektedir. Behcetu't-Tevârih'te bu tarih 23 Cemaziyelevvel 824 (26 Mayis 1421) olarak gösterilmektedir. nazik. makul hareket eden. Iyi görüsü. Âsikpasazâde'nin ifadesine göre asker padisahi görmek istemis. Bu arada Murad'in Bursa'ya dogru yola çikmasi bekleniyordu. düsmanlarina da kendisini sevdirerek itimat telkin etmis ve kendisini saydirmistir. sözüne ve vaadine sadik. Fakat Leondari. vakur ve ciddi bir hükümdardi. duruma göre uysal . kara ve çatik kasli. fakat rahatsiz bulundugu için yalniz basina gidecegi söylenerek cenaze Anadolu sahiline geçirildi. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre Çelebi Sultan Mehmed. Böylece vefati yaklasik 40 gün kadar saklanabildi. ne de diger kardesi Süleyman Çelebi gibi yumusak ve kayitsiz idi. Bursa'da daha önce insa ettirdigi Yesil Türbe'ye defn edildi. Murad'in Bursa'ya geldigi haberi üzerine padisahin Anadolu'ya bir seferinin olacagi. Cemaziyelevvel 824 (Haziran 1421) tarihinde meydana gelen vefatin günü hakkinda farkli görüsler bulunmaktadir. Zamaninin olaylari gözden geçirilince bu kanaatte isabet oldugu anlasilir. Onun ölümünü bildirmemek için pek çok tedbir alindi. Halbuki kendisinin ölümü ile bu sart ortadan kalkmis oluyordu. devlet erkani ise bir hekimin tedbiri sayesinde onu sagmis gibi askere göstermeye muvaffak olmustu. ne babasi Bâyezid ve kardesi Musa Çelebi gibi sert. Çelebi Mehmed'in. O.

karsilastigi büyük bunalimlardan basari ile kurtaran bir sahsiyettir. O. Bununla beraber babasi Yildirim Bâyezid'in son yillarda eristigi güce erememisti." Annesi. Mehmed'in (1413-1421) hükümranliginin basarisini belirgin kilan ihtiyatlikti. (Netâyicu'l-Vukuat. onun hakkinda sunlari yazar: "Hayir ve din isleri ile ilgili müesseseler meydana getirmekte söhretli Selçuk sultani Birinci Alaeddin ile boy ölçüsebilecek olan Birinci Mehmed. Karamanlilar'in. Iç isyanlar. Osmanli tahtinda gözü olanlarin. Bizans destegine tabi olmalari sebebiyle de Kostantiniye ile iliskilerini yumusak tuttu. sehzadeler mücadelesinden galip çikarak devletin birligini saglamisti. Onun en büyük emeli. Osmanli topraklarinin tamamen çözülmesini önleyen bir koruyuculuk faaliyeti olma basarisina erdi. Yerli ve yabanci hemen bütün kaynaklar. din âlimleri ve genellikle Kur'ân'a gönül vermis olanlar hakkindaki cömertligi bakimindan da Misir sultanlari ile rekabet edebilir. taht kavgalari ve idarî meselelerle sürekli taciz edilen Mehmed. Bu gaye için çaba sarf etmis ve büyük ölçüde de muvaffak olmustu. Küçük-büyük 24 muharebede bulunarak kirka yakin yara aldigi rivayet edilmektedir. Hammer. Çelebi Mehmed'in dirayetinden. babasi zamanindaki topraklari tekrar ele geçirmekti. basariya götürmeyi düsündügü yeniden yapilanma tesebbüslerini engelleyecek herhangi bir genel Avrupa tepkisini canlandirmama dikkatini gösterdi. Daha önce sözü edilen Venediklilerle yapilan deniz muharebesi bir tarafa birakilacak olursa Bizans ve diger devletlerle dostane faaliyetlerde bulunmustur.davranarak ileri gitmeyisi." Günümüz yabanci tarihçilerinden biri olan Norman Itzkowitz. Timur'un oglu Sahruh'un gücü geri plânda agirligim hissettirdigi sürece Mehmed. çocuk denecek yastan beri üzerine almak zorunda kaldigi büyük mesuliyetlerden dolayi son derece yipranmisti. I. Kayseri'nin zapti konusundaki tesviklerine aldirmayan Mehmed Çelebi. Böylelikle onun kisa. ama hayatî önemdeki hükümdarligi. Bitmek tükenmek bilmeyen gailelerle karsilasmis ama bütün bu gailelerin hakkindan gelmesini bilmistir. . Osmanli hükümdarlari arasinda ilk defa olmak üzere Anadolu ve Suriye yolu ile Mekke ve Medine'ye giden hacilar kervani ile bu iki kutsal sehrin fakirlerine dagitilmak üzere "Sürre" adi ile altin olarak bir miktar akça gönderen odur. 36). seri hareket etmesi de kendisini en tehlikeli gailelerden basari ile çikarmistir. topraklarini geri almis bulunan Anadolu beylerine karsi askerî harekata girisemezdi. Memlûklular ile de dostça geçinmisti. O. Vücudunda kirk kadar muharebe yarasi tasiyordu. Çelebi Sultan Mehmed'den bahs ederken sunlari söylemekten kendini alamaz: "Tek yönetici oldugu zaman I. Karamanoglu Mehmed Bey'in 822 (1419) yilinda Memlûk ordusu tarafindan esir edilerek Kahire'ye götürülmesi üzerine. Germiyanoglu Süleyman Sah'in kizi Devlet Hatun olan Mehmed Çelebi. Osmanli Devleti'ni. sebatkârligindan ve iyi ahlâkindan bahs ederler." Bazi tarihçiler tarafindan devletin ikinci kurucusu olarak kabul edilen Çelebi Sultan Mehmed. dostlugu bozmamis ve sonucu belli olmayan bir maceraya atilmamistir.

Candarogullari'ndan Isfendiyar Bey'in oglu Ibrahim Bey ile evlenmisti. 890 (1485) yilinda epey yaslanmis olarak vefat etmistir. Bunun içindir ki o. O. Evliya Çelebi. hükümdarin kendisi hayatta iken vefat etmislerdi. kendisinden önceki Osmanli hükümdarlari gibi vatandaslarini (tebeasini) gözeten. Sultan Hatun. O. ayni zamanda ve özellikle cuma günleri fakirlere ve yoksullara yemek yediriyordu. kimsesiz ve hatta yolculari doyurmak için imâretler insa ediyordu. Bu bakimdan günün ekonomik. onlar için imkânlar hazirlamaya çalisan bir hükümdardi. Cülusundan kisa bir müddet sonra. Isa ve Ali Beyler ile evlenmislerdi. sadece bununla da iktifa etmiyor. cami." . sosyal ve dinî sartlarinin gerektirdigi ihtiyaçlari karsilamak için gayret sarf ediyordu. babasi Bâyezid ve dedesi Murad gibi kendisinden önce geçen hükümdarlar gibi devletin iki baskenti olan Bursa ve Edirne'yi camilerle süslemisti. Mustafa da Hamideli (Isparta)'nde sancak beyi olarak bulunuyorlardi. SULTAN MEHMED'IN HAYRATI Çelebi Sultan Mehmed. Sultan. Bunlardan Selçuk Hatun. Çelebi Sultan Mehmed vefat ettigi zaman Murad Amasya'da. Fakat Timur-i bî nûr (Nursuz Timur) hadisesinde bu cami na tamam kalmagla onu da Çelebi Sultan Mehmed itmam edüb sevabini babasi Yildirim Han ruhuna hibe etmisti. Yusuf ve Mahmud adlarinda alti oglu ile yedi kizi olmustur. gerekse bundan önceki cami hakkinda söyle demektedir: "Edirne'de bundan ulu ve ruhaniyetli cami yoktur. Ogullarindan Kasim ve Ahmed. Çelebi Mehmed'in yedi kizindan Selçuk. Çandarzâde veziriâzam Ibrahim Pasa'nin oglu Mahmud ile evlenmis ve 847 (1443)'ten sonra Hacca giderek Mekke'de vefat etmistir. Ikinci Murad'in hükümdarligi zamaninda Karamanogullari'ndan Ibrahim. Gerçi bundan kadim Mihal köprüsü dibinde Yildirim Han Camii vardir. fakir. Ikinci Murad'in hükümdarligi zamaninda saltanat iddiasina kalktigi için Iznik'te yakalanarak bogdurulmustu. Isparta sancak beyi Mustafa. Edirne'de Emir Süleyman'in temelini attigi. Nitekim Hoca Saadeddin Efendi'nin "her cuma günü fukarayi it'am ve ehl-i ihtiyaca in'am-i amm edüb" dedigi Çelebi Sultan Mehmed.Çelebi Sultan Mehmed'in en büyügü Murad olmak üzere Mustafa. 848 (1444) de vefat etmistir. kocasinin ölümü üzerine Bursa'ya dönmüstü. medrese ve çarsilar insa edip onlara vakiflar tahsis ediyordu. Kasim. Kizlardan biri de Varna muharebesinde sehid olan Karaca Bey ile evlenmistir. Ayse ve Hatice hatunlarin ad ve durumlari bilinmekte ise de diger iki kizinin adi henüz bilinememektedir. Çelebi Mehmed'in diger kizlarina gelince bunlar. Musa Çelebi'nin ancak pencerelere kadar insa ettirebildigi camiyi (Eski Cami) tamamlamisti. Ahmed. Yusuf ile Mahmud ise henüz küçük yaslarda idiler. gerek Ulu Cami diye isimlendirdigi bu cami (Eski Cami). Isfendiyar Bey'in diger oglu Kasim Bey ile evlenmistir. Ibrahim Bey'den çocuklari olan Selçuk Hatun. Yusuf ile Mahmud ise ileride taht kavgalarina sebebiyet vermemeleri için gözlerine mil çekilerek kör edilmislerdi. Hafsa. Filibe yolu üzerinde ve Meriç sahiline yakin bir yerde insa edilen bu camiye vakf olmak üzere de Edirne'deki Bedesten insa ettirilmisti. Hafsa Hatun. Fakat daha sonralari Bursa'da çikan bir veba hastaliginda ikisi de vefat etmislerdi.

Bursa ve Edirne'de iki büyük camii tamamlatinca. Bursa sehrinin baslica güzelliklerinden biridir. yaprak ve hatta ince islenmis elbise yakalari seklinde idi. gök renginde bir zemin üzerine gümüs harflerle yazilmis Kur'an âyetleri bulunmaktadir. gerek onu süsleyen oymalarin inceligi bakimindan. kardesleriyle girdigi mücadelede basarili olarak yönetimi yeniden ele geçiren Mehmed Çelebi son vermistir. Sultan Mehmed. FETRET DEVRI Fasila-i Saltanat olarak da bilinir. Bunlarin üzerine yazilmis Kur'an âyetleri fevkalâde güzeldir. Temeller. distan ve içten yesil çini ile kaplanmistir. Istanbul ve Edirne camilerinden bu havuzla ayird edilir. bir medrese ile yoksullar için bir imâret tesis ve her ikisine de padisahlara layik bir cömertlikle gelir (vakif) tayin etmistir. Asya'daki merkezinde yeni bir cami yaptirmaya basladi. Havuzda da dülger baliklari yüzermis. meyve. Pencerenin altina cami içinde genis ve kare seklinde bir havuz tesadüf eder. Istanbul ve Edirne'deki camilerden hiç birinin yukaridan penceresi olmadigi gibi berrak ve devamli akan bir suyun verdigi serinlik te yoktur. Sultan Mehmed'e "Çelebi" ünvaninin verilmesi onun buyrugu ile yapilan anitlardaki sanat sevgisinden ve ince zevkten dolayidir. Yapinin duvarlari. bu padisahin sultanlik çaginin bir belirtisi olarak günahtan sakinma ve sanat sevgisinin maddi ve devamli bir delilidir. Büyük harcamalarla ortaya çikan bu cami. Eskiden. gerek yapilisinda kullanilan mermerlerin az bulunusu. Camiin içini bezeyen çiniler de pek nefistir. Bu mânâda kendisine "Çelebi hükümdar" denmistir. dibinden bir insan boyu kadar yaldizlanmisti. Binanin iki ucunda iki minare yükselir. bu çiniler güneste zümrüt gibi parlar ve yapiya periler sarayi görünümünü verirmis. Caminin yaninda Çelebi Sultan Mehmed'in türbesi bulunur. Minberin oymalari çiçek. kapi ve pencerelerin içine takildigi kirmizi mermerler üzerine islenmis yazilar.Sultan Mehmed. karsisindaki kapinin güzelligi ile boy ölçüsebilir. Bundan dolayi bu cami Yesil imâret adini almistir. kuslarin cami içine girip yuva yapmalarina engel olmak üzere açik olan yerlere bakir tellerden bir kafes yapilmisti. yirmi bes bölmeye ayrilmis olup bunlardan yirmi dördü birer kubbe ile örtülmüstür. Bursa Camii. Bunun sekiz yönünde. Osmanli ülkesinin mukaddes mabedleri arasinda sadece Sinop Camii'nde buna benzer bir minber vardi. . Bu iki yapinin yakininda Birinci Mehmed. Zamaninda kubbeler ile minareler yesil çini ile kaplanmis olduklarindan. Yirmi besincinin ortasinda yüksek ve çevresi yirmi ayak tutan yuvarlak bir pencere vardir. Bu camiin duvarlarinin bütün cephelerindeki renkli mermerler. dedesi Murad Hüdavendigâr'in Bursa'da baslatip Yildirim Bâyezid'in yarim biraktigi büyük ve hasmetli camii de tamamlatmistir. kapi süsleri göz alicidir. Duvarlara da "el-Esmau'l-Hüsna" naks edilmisti. Yildirim Bayezid'in Ankara Savasi'nda (28 Temmuz 1402) yenilmesiyle baslayan bu döneme. Kirmizi mermerden oyulmus mihrabin zerafeti. Çelebi Sultan Mehmed'in Yesil Camii. Sekiz köseli bir sekilde olan bu türbe. Yesil-îmâret Camii adi ile söhret bulan bu mabed. çok güzel bir bahçenin ortasindadir.

Osmanli topraklarini ise 4 sehzade arasinda paylastirarak Anadolu'dan çekildi. zaferden sonra sekiz ay kadar Anadolu'da kalarak Osmanli topraklarini yagmaladi. Orta Anadolu'daki Türkmen beylerini safdisi birakarak güçlü bir Türkmen ordusu kurdu. oglunun. Anadolu'da daha önceden bulunan ancak Osmanli topraklarina katilan eski Anadolu Beyliklerini yeniden canlandirdi. iliskilerindeki zerafet ve nezaket. idarî. Ileride de temas edilip görülecegi gibi onun yönetimde bulundugu dönem. diger kardeslerini safdisi birakarak Osmanli Imparatorlugunu yeniden bir birlik altinda toplamistir. Ikinci Murad'i ordunun yegane hâkimi durumuna getirmisti. kendisinden daha yasli ve tecrübeli savasçilar ile bilhassa vasisi durumundaki Bâyezid Pasa ile yaptigi tartismalarda son derece yumusak basli davranmasi ve çocuksu görünüsüyle askerlerinin onu hem kalpten sevmeleri. Oglunun erken yaslarda tahta geçmesi. Çelebi Mehmed.Ankara Ovasi'nda yapilan savasin kötüye gittigini gören Yildirim bayezid'in ogullarindan Süleyman Çelebi. Savasa katilan diger sehzadelerden Isa Çelebi Balikesir'de. hem de kudretine saygi göstermeleri. Gerçekten henüz on iki yaslarinda iken Seyh Bedreddin Mahmud isyaninin bastirilmasinda oynadigi önemli rol. Sehzadelerden ilk olarak Mehmed Çelebi harekete geçti. yakisikliligi. babasi Çelebi Mehmed'in. Böylece Osmanli Topraklari bölünmüs oldu. Yildirim Bayezid ile birlikte Musa çelebi ve Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa) Timur'a tutsak düstüler. SULTAN IKINCI MURAD DÖNEMI 1404 Haziran'inda Amasya'da dünyaya gelen Murad. Timur. Onun manevî etkisine yakisikliligindan . hem savas sanatinda hem de siyasî deha ve anlayista çocukluktan çok uzakti. Babasinda görülen muntazam yüz hatlari. oglunun yasina göre vaktinden önce tahta çikabilecegini ve buna lâyik olabilecegini sezdigi belirtilmektedir. Ilk çarpisma ise Musa Çelebi ile Isa Çelebi arasinda Bursa'da meydan geldi. mülkî ve hukukî mekanizmanin istikrarli bir sekilde intizam ve ahenkle yürüyen bir devir olmustu. Bu olay sehzadeler arasindaki mücadelenin kizismasina yol açti. Yas bakimindan çocukluktan henüz çikmis olan Ikinci Murad. gögüs gögüse olan savaslardaki mahareti. Çelebi Mehmed ise Amasya'da kendi hükümdarliklarini ilan ettiler. Genç yasi. babasinin tasarilarina da uygun düsüyordu. Musa Çelebi Bursa'yi alarak hükümdarligini ilan ettiyse de kisa bir süre sonra Isa Çelebi Bursa'yi yeniden ele geçirdi. babasi Çelebi Sultan Mehmed (Birinci Mehmed)'in vefati üzerine daha 17 veya 18 yasinda bir delikanli iken Osmanli tahtina geçip idareyi eline almak zorunda kaldi. veliahdin savaslar ve iktidarin zorluklari ile karsilasmasini arzulamistir. hükümdarlarin görmesi gereken egitimden geçirilmesini istemis. Bununla beraber hâlâ Timur âfetinden kalma ve islemekte bulunan bazi yaralarin bulunduguna isaret etmek gerekir. Murad Pasa ve yeniçeri agasi Hasan Aga ile birlikte kendine bagli olan birlikleri de yanina alarak Edirne'de saltanatini ilan etti. oldugu gibi ogluna da geçmisti. yanina Sadrazam Çandarli Ali Pasa. Bunun için de hükümdar.

Çünkü burada. bir milletin. Sirp ve Bosna Krallari. yeni sultani karsilamak üzere sehrin disina çikarlar. özellikle Bizans tarafindan farkli bir anlayisla yorumlanacaktir. Sultan Murad'i tebrik için gönderilen elçiye verilen gerçek talimat. babasinin cenazesini muhtesem bir törenle Yesil Cami yanindaki türbesine defn ettirip bir hafta yas tutulmasini emr eder. Bu sebeple Bizans. saltanat degisikliginin meydana getirecegi nazik durumdan yararlanmaya yeltendi. Murad. merkezin kontrolü altinda tutabilmek pek kolay bir is degildi. Hükümdar olduktan sonra çevresinde bulunan beylikler ile politik bakimdan önemli olan Karaman. Alman Imparatoru. bütünüyle Ikinci Murad'da toplanmisti. imparatorun elçisi Çelebi Sultan Mehmed'in vasiyetine istinaden Murad'in. Yildirim Bâyezid'in damadi Seyh Emir Buharî hazretleri kendi eliyle kiliç kusatip hükümdarligini ilan eder. Müslüman ve Hiristiyan devletlere elçiler gönderen Sultan II.ileri gelmis bir tesir de eklenmisti. Sadece çocuk denebilecek yasta iki küçük kardesi kalmisti. Bizans'tan. Bizans Imparatoru ile Eflâk ve Bogdan Voyvodalari. Buna göre. Sivas. iki kardesi. Akkoyunlu ve Karakoyunlu emirleri. Imparator Manuel. hemen hemen her zaman oldugu gibi. daha babalarinin sagliginda ölmüslerdi. idaresinde bulunan Amasya kuvvetleri ile Börklüce Mustafa isyanini bastirmak üzere Saruhan ve Izmir taraflarina hareket emrini almisti. bu sefer de. Sehzade Murad. 1410 yilina kadar Amasya sarayinda kaldi. Mora Despotu ve Venedik Cumhuriyeti gibi devletlerin tamamina özel elçiler ile mektuplar gönderip kendisinin Osmanli tahtina geçip hükümdar oldugunu bildirir. Çelebi Sultan Mehmed'in iki küçük oglunun (Yusuf ve Mahmud) Bizans'a gönderilme isi. Mentese. Karaman Beyi ve Macarlarla birer baris antlasmasi yapar. Onun. Daha önce de temas edildigi gibi. Sonra babasi Çelebi Mehmed ile Bursa'ya. 12 yasina girince Rum vilayeti beyligi ile Amasya'ya geldi. Bunlar da daha sonra vebadan öleceklerdi. Mustafa Çelebi (Düzme Mustafa)'nin elde bulunusundan istifadeyi temindi. 1413'te de Edirne'ye gitti. Çelebi Sultan Mehmed'in ölümünden ancak o zaman haberdar olan Yeniçeriler. Sultan Murad'in. Amasya. bir koz olarak elinde tuttugu Mustafa Çelebi vasitasiyle Murad'dan bazi menfaatler temin etmek istiyordu. büyük oglu Murad'i lalasi Yörgüç Bey ile bu mühim vilayetin basina gönderiyordu. tabiatin taci olan yakisiklilik. Bu yüzden Osmanli sultani. bu duygusunu her zaman açiga vuruyordu. babasinin ölümünden kirk gün sonra Osmanli tahtina geçip hükümdar olan Murad'a. küçümsenmeyecek miktarda Türkmen ve Mogol göçebeleri vardi. sadece bir vasiyet . Osmanlilar'in dogu sinir vilayeti olup o dönemlerde fevkalâde bir önemi haiz idi. Tayininden bir yil sonra Murad. babasinin ölüm haberini alinca Amasya ile Bursa'yi birbirine baglayan uzun yolu süratle asip Bursa'ya yetisir. Germiyan. Hindistan hükümdari. onunla birlikte saraya kadar gelip huzurunda geçit resmini tamamladiktan sonra bagliliklarini bildirirler. Dulkadir. Isfendiyar beyleri ile Misir Sultani. Tahta geçtigi sirada babasi gibi baris temayülünde oldugu anlasilan Sultan Ikinci Murad'in bu barisçi arzusu. devlet ileri gelenleri ile yeniçeriler tarafindan kendisine bey'at edilen Murad Bey. Babasi tarafindan. Bursa'da. sarktaki gelismeleri çok dikkatle takip etmek zorunda idi. 25 Haziran 1421'de. Yeniçeriler. Bunlari. Tokat. kendi basinda bulunan hükümdarda görmek istedigi. Osmanli toplumunu taht hakkinda tereddüde düsürecek yasta baska erkek kardesi yoktu. Barisi seven bir kimse olarak Sultan Murad. Sultan Murad'i mücadeleye hazirlanma mecburiyetinde birakti. ileride hükümdar olabilecek sekilde yetistirilen Murad. Çorum ve Osmancik bölgelerini içine alan Rum veya Danismendiye vilayeti. Velhasil. Macar Krali Sigismond. Iste Çelebi Sultan Mehmed. küçük kardeslerinin kendisine teslim edilmesini ister. Fakat Bizans devlet adamlarinin Osmanlilar'daki saltanat degisikliginin meydana getirebilecegi ilk günlerdeki saskinlik havasindan faydalanmak istemeleri.

hükümdarliginin ilk iki yilini iç isyanlari bastirmak ve ülke birligini yeniden tesis etmekle geçirdi. Sultan Murad. Leontarius. Nitekim elçinin sehzadelerle ilgili talebine veziri azam ve Rumeli beylerbeyi olarak islerin idaresini elinde bulunduran Bâyezid Pasa. onu hükümdar olarak taniyacakti. Buna göre sayet Mustafa basarili olursa Gelibolu ile Istanbul'un kuzeyinde Bogdan sinirina kadar Karadeniz kiyisindaki bütün sehirler ile güneyde Erysus ve Aynaroz'a kadar olan yerlerin tamamini Imparatora geri vermeyi taahhüd etti. Böylece Mustafa. büyük emeklerle elde edilmis bulunan topraklan. MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI ve ÖLDÜRÜLMESI Sultan Ikinci Murad. kendisi için utanç verici olan bu antlasmayi imzaladiktan ve yemin ile de onu teyid edip saglamlastirdiktan sonra Leontarius. elçilerine verilen bu cevabi ögrenince. Daha önce de temas edildigi gibi Mustafa Çelebi. Kalecik ve Tosya'da hüküm süren oglu Kasim'i buralardan kovmustu. Bizans kurnazligindan baska bir sey degildi. Iki taraf arasinda gerçeklestirilen bu . Keza taarruza geçen Isfendiyar Bey de Osmanlilar'in himayesi altinda Çankiri. tahtin mesru vârisi olarak kabul edilecekti. Yapilan bu pazarliga göre Mustafa ve onun kader arkadasi olan Izmiroglu Cüneyd serbest birakilacaklardi. Zira günün siyasî sartlari bir müddet için onu böyle davranmak zorunda birakmisti. Nitekim Germiyanoglu II. saltanati ugruna bol bol vaadlerde bulunur. Anadolu birligine vurulan darbe bu kadarla da bitmiyordu. Öte yandan babalan Ilyas Bey tarafindan Osmanli sarayina gönderilmis bulunan Menteseogullari'ndan Ahmed ve Leys de bu karisikliklardan istifade ile kendi memleketlerine dönmüs ve bagimsizliklarini ilan edip kendi adlarina bastirdiklari paralara Osmanli hükümdarinin adini koymamak suretiyle onu tanimadiklarini gösterdiler. Aydinoglu ile Saruhanoglu eski topraklarindan bir kismini ellerine geçirmislerdi. Gerek kendisi gerekse devleti için en büyük tehlike Mustafa Çelebi'nin isyani idi. tekrar Bizans'a vermeyi kabul ediyordu. Mustafa. Limni adasindaki sürgün hayatindan sonra böyle bir devlet kusunun basina konmasina sevinen Mustafa Çelebi.olduguna göre iki devlet arasinda taahhüde bagli olmayan bir mesele idi. daha önce alinan vâsilik kararina uyulmayarak sehzadeler Tokat'a gönderilir. imparator adina burada adeta bir sürgün hayati yasayan Mustafa Çelebi ile pazarliga girisir. oglunu rehine olarak onun yarlina vermek ve Osmanlilar'a ait bazi yerleri Bizans'a terk etme karsiliginda Imparatorun adami ile bir antlasma yapmisti. Böylece. Bu hareketin gerçeklesmesi için de Imparator ona yardim edecekti. Bu hareketi ile Sultan Ikinci Murad'a karsi cephe alan Bizans'la birlikte Anadolu beylikleri de yeni hükümdarin babasi olan Mehmed Çelebi'nin yaptigi ilhaklari geri almak ve Osmanli tabiiyetini tanimamak suretiyle ayaklanip Anadolu birliginin bozulmasina sebep oldular. bu bakimdan efendisi imparatora bu vâsilikten vaz geçerek kendisi ile iyi iliskilerini devam ettirmesini rica eyledigini" söyler. Bizans Imparatoru'nun sözünden çikmamak. Sultan Murad'i tanimayarak Mustafa Çelebi'nin tarafini tuttugu gibi. Bizans tarafindan tertiplenen ve Osmanli ülkesini bölmeye yönelik olan Sehzade Mustafa isyani ile ugrasirken bu oldubittilere karsi sessiz kalmak ihtiyacini hissetmisti. padisah adina "Müslüman evladinin. Manuel. müslüman olmayanlar yaninda terbiye ve egitim görmesinin Seriat-i Muhammediye'ye aykiri oldugu. Hamideli de Karamanoglu tarafindan isgal edildi. Yakub Bey. Buna karsilik Imparator da Ikinci Murad'i degil. Mustafa. Imparator. Bunu bir hak isteme seklinde ileri sürmek. entrikali siyasetinin Müslüman Türkler arasinda çikaracagi nifaktan büyük faydalar umarak Mustafa'ya bazi sartlar teklif edince bunlar büyük bir istiyakla kabul edilir. 15 gemiden mütesekkil bir filo ile onu ve yandaslarini Gelibolu önlerine çikarir (Eylül 1421). memleketinin içinde bulundugu acikli durumu ve güçlü bir düsmanin öfkesini üstüne çekmekle kendisini tehlikelere atmis olacagini hesap etmeksizin Dimitrius Laskaris Leontarius'u iyice silahlanmis on kadirga ile Limni adasina gönderir.

Edirne tarafina gidip orada da kuvvet topladi. Ali ve Oruç Beyler adindaki üç oglu bir görüsme yaparlar. hem beylerbeyi olmasi hem de Rumeli beylerini yakindan tanimasi sebebiyle Bayezid Pasa'nin Mustafa Çelebi üzerine gönderilmesini teklif ederler. yetiskin bir kimsenin tahta geçmesi arzusu bulunmaktadir. askerin. Mustafa Çelebi. Izmiroglu Cüneyd Bey ile Leontarius'u kale önünde birakarak Aynaroz taraflarina dogru yürüyüp bazi yerleri ele geçirmisti. Bu uygulama. Bundan sonra parlak bir . Böylece. Edirne'ye gitmesi için kendisine yol verilmesini ve hükümdar olarak taninmasini ister. Bu görüsmede Ibrahim Pasa ile Haci Ivaz Pasa. 15 gemiden mütesekkil bir filo ile Gelibolu önlerine çikaran Leontarius. Mustafa Çelebi'nin yaptigi tahribat ve kazandigi basari haberleri Bursa'ya ulasinca Sultan Murad'in huzuru ile Vezir-i Azam ve Beylerbeyi Bâyezid. her birine elliser akça harçlik tayin ederek yeni bir teskilat kurmaya muvaffak olur. Cüneyd Bey'in fikir ve yardimi ile Rumeli'nin "Yayasini" "Müsellem" hale getiren Mustafa Çelebi. ilk iki vezirin teklifi üzere babasinin en güçlü vezirlerinden olan Bâyezid Pasa'nin gitmesini uygun görür. Iki taraf arasinda siddetli muharebeler oldu. Mustafa Çelebi'nin Gelibolu'dan çikip geldigini duyunca onu Sazlidere mevkiinde karsilar. Zaten onun kisa zamanda muvaffak olmasinin ve kuvvetlerinin çogalmasinin en önemli âmili Rumeli bey ve komutanlarinin kendisine katilmalari idi. Mustafa Çelebi'nin. Bâyezid Pasa'nin öldürülmesinden sonra bütün askerleri. Timur ile yapilan savasta aldigi yaralari göstererek Bâyezid Pasa'yi kendine baglayip vezir tayin etmek istediyse de çok geçmeden Evrenos ogullari ve Cüneyd Bey'in de tesviki ile onu Sazlidere'de öldürtür. Mustafa'nin kuvvetlerine kumanda eden Cüneyd Bey. üçüncü vezir Haci Ivaz Pasa'larla Timurtas Pasa'nin Umur. Mustafa Çelebi. Sultan Murad. Bölge halkini etrafina toplamayi basaran Mustafa Çelebi. Mustafa'nin tarafina geçerler. Askeri. Halk. Vardar Yenicesinden sonra Edirne'yi de ele geçirmek suretiyle Rumeli'ne hakim olacakti. komutanlarin ve Rumeli Beylerbeyi'nin Mustafa Çelebi'ye iltihak ederek onu hükümdar olarak kabul etmeleri geliyordu. askerin hosuna gider.antlasma geregince Imparator. Bununla beraber bu meseleye sadece yasça küçük veya büyük olma açisindan bakmamak gerekir. Mustafa Çelebi'ye bey'at ettilerse de Sahmelek komutasindaki kale muhafizlari kaleyi teslim etmediklerinden Mustafa Çelebi. Gelibolu yolu kapali oldugundan Bâyezid Pasa kis mevsiminde Istanbul Bogazi'ndaki Güzelcehisar (Anadoluhisari)'dan Rumeli yakasina geçer. Bazi tarihçilere göre bunun sebebini henüz on sekiz yasinda bulunan bir delikanlinin yerine. Gelibolu halki ve civardakiler. Onu. Timurtas Pasa'nin ogullari ise bizzat padisahin gitmesini söylerler. Ama muharebe yeniden devam edip siddetlenir. Müslüman kani akitilarak zapt edilmis olan topraklari Bizans'a terk etmeyi kabul eden bir antlasma imzaladigi ve devletin birligini bozacak iddialarla ortaya çiktigi halde Rumeli beylerinin ona iltihak etmesi dikkati çekecek bir noktadir. geçtigi yerlerde Mustafa Çelebi'ye iltihak ediyordu. Geceyi kadirgada geçiren Mustafa Çelebi. Limni adasinda sürgün hayati yasayan Mustafa Çelebi'yi Gelibolu önlerine çikarip ona yardim edecekti. galib gelince Mustafa kadirgadan inip karaya çikar. bu hareketi ile Bizans adina büyük bir basari saglamis oluyordu. Yaninda büyük bir kuvvet yoktu. Gelibolu halkinin ileri gelenlerini davet ederek kendisinin Yildirim Bayezid'in oglu oldugunu. gün geçtikçe kuvvetleri de çogalip büyüyordu. Mustafa Çelebi'nin kuvvetleri Gelibolu'ya çiktiklari zaman karsilarinda Sultan Murad'in kuvvetlerini buldular. yaninda Izmiroglu Cüneyd Bey ve maiyetine ilaveten bir kisim Rum kuvvetleri de oldugu halde Gelibolu'ya gelir. Bu arada önemli olan mesele Rumeli'de sadece halk tabakasinin degil. Mustafa Çelebi tarafina geçen bu Pasa da sehzadeye iltihaka mecbur olur. ikinci vezir Çandarlizâde Ibrahim.

Fakat Imparator. Izmiroglu Cüneyd Bey yetiserek buna mani olur. Adorno. Verilen bilgiye göre Emir Sultan. Sultan Murad tarafini tutup onu tesci' etmis. Çelebi Mehmed'in vefatindan sonra ortaya çikan Mustafa Çelebi hadisesi esnasinda. Cenevizliler. Askerinin hizmetlerine karsilik. maden isi aksamis ve Jan Adorno yillik imtiyaz bedelini ödeyememisti. Osmanlilar'a geçtigi zaman bu vergiyi Osmanlilar almaya basladilar. Gelibolu ile iki sehzadenin kendisine teslim edilmesinde israr ettigi için bir anlasmaya varilamaz. kendisini kadirgalarla Anadolu'dan Rumeli'ye geçirebilecegini ve kendisine hiç kimsenin yapamadigi hizmeti yapacagini söylemisti. Buradaki isleri yoluna koyduktan sonra Edirne'ye dönerek. Sultan Murad'in. Artik Rumeli'nin bütün beyleri ve kuvvetleri onunla beraberdirler. Buradan elde edilen saplari da Avrupa piyasalarina ihraç ediyorlardi. Gerçekten de Sultan Murad. bundan sonra Anadolu'ya geçmek üzere Gelibolu'ya tekrar hareket eder. Bu Ceneviz kolonisi. Çelebi Sultan Mehmed'in ölüm haberini alinca bu firsattan istifade ile borcundan kurtulmak isteyerek Sultan Murad'a mektuplar yazar. Burasi on sene müddetle kendisine verilmisti. zamani gelince iyi bir sekilde degerlendirilecektir. onun hükümranligini tanidilar. Dimitrius. buraya asker ve mühimmat koymaya hazirlanirken. Gelibolu kalesini tahkim ederek donanmaya komutanlar tayin eder. Bunun için. Bâyezid Pasa'nin ölümünden sonra Vezir-i Azam olan Çandarlizâde Ibrahim Pasa'yi elçi olarak Istanbul'a gönderir. Bunun üzerine Mustafa Çelebi'ye bas vuran Dimitrius'a. Bu durum. Osmanlilar'dan önce Foça'daki sap madenlerini isletiyor ve Saruhanogullari'na her sene bir miktar para vererek buradaki kalede ikamet ediyorlardi. Mustafa Çelebi. Gelibolu'nun Imparatora teslim edilmedigi haberini alinca o da bu firsattan istifade etmek ister. Bunun üzerine Istanbul'a dönen Dimitrius Leontarius. komiser) veya konsoloslar vasitasiyle idare ediliyorlardi. Yildirim Bâyezid zamaninda Bursa'ya gelen ve kaynaklarin ifadesine göre bütün Osmanli padisahlarinin kendisine hürmet ettigi. Mustafa Çelebi. Murad tarafindan memnuniyetle karsilanan bu teklif. împarator. kazandigi zaferin sarhoslugu içinde kendini zevk ve eglenceye kaptirmisti. dogudaki diger Ceneviz kolonileri gibi belli bir süre tayin edilen podesta (vali. Çelebi Sultan Mehmed'in sagliginda Foça'da Jan Adorno adinda bir podesta bulunuyordu. kaleyi Dimitrius Leontarius'a teslim etmek zorunda kalir. Rumeli'deki bütün sehir ve merkezler. Böylece. Mustafa Çelebi. Bölge. Murad ile amcasi Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa) arasindaki mücadelede. Mustafa Çelebi'nin Sazlidere basansini haber alan Gelibolu muhafizi. Bu siralarda Bursa'da bulunan Sultan Ikinci Murad. ancak böyle bir harekette bulunmasinin Müslüman halk arasinda büyük bir infiale sebep olacagini bu yüzden halkin kendi padisahligini tanimayacagini söyler. Mustafa Çelebi tarafindan kazanilan basarilardan bir hayli telasa düstügünü göstermektedir. durumu Imparatora anlatir. Foça madenlerini islemek karsiliginda senede yirmi bin altin üzerine Çelebi Sultan Mehmed'le anlasmisti. daha önce kardesi Çelebi Sultan Mehmed tarafindan devlet hazinesine konmus bulunan servete el koyarak sefahata baslar. Foça'lilarla da anlasan Sultan Murad'a karsilik Mustafa Çelebi.tören ve muzaffer bir eda ile Edirne'ye giren Mustafa Çelebi. burada hükümdarligini ilân eder. Adorno. Bu mektuplarda o. ayni hükümdarin 1422 Istanbul muhasarasina beraberinde yüzlerce dervis ile bizzat istirak etmistir. Mustafa Çelebi'nin kendisini atlatarak Gelibolu'yu vermemesi üzerine onu terk edip Sultan Murad'la anlasmak ister. . Gelibolu'yu Imparatora teslim edecegine dair verdigi sözü unutmadigini. kendisinden daima hayir dua bekledikleri ve kendilerine kiliç kusatan Emir Sultan'dan manevî yardim talebinde bulunur.

Bunlar. Onlar bu tarafa geçerlerse. Murad. Çünkü sonucundan ümidini kestigi bir tesebbüsün sonlarindan. bu düsünce ve bunun mahsûlü olan hareketleri ile daha çok kendi menfaatlerine hizmet ediyordu. bir gece Ulubat çayinin kenarina gelerek Rumeli akinci beylerini isimleri ile çagirmaya baslar. Bu zat. Bunun üzerine Mihaloglu Mehmed Bey derhal Tokat'tan alinarak Bursa'ya getirilmis. Mustafa Çelebi. korkmaya baslar. Mihaloglu Mehmed Bey. aleyhinde silahlandigi genç padisahi da unutacak ve Edirne'de hareketsiz oturup duracakti. eski söhretli Rumeli beylerinden olan Mihaloglu'nun serbest birakilarak gönlünün alinmasini ve bunun Rumeli akinci beyleri üzerindeki nüfuzunun büyüklügünden söz ettiler. Bununla beraber el altindan Çelebi Mehmed'e taraftar idi. kalbinde büyük süphelerin meydana gelmesine sebep olur. onun yenilecegine bir isaret sayarlar. Mustafa'ya: "Murad. Cüneyd. üstelik Frenklerle de anlasiyor. . Her bakimdan düsmanlarimizdan üstünüz. Sultan Murad'in müttefiki olan Cenevizlilerin donanmasi. Bu sitem karsisinda onlar. Onlar bu tarafa gelmeden önce biz karsi tarafa geçelim.onlari mükâfatlandirmayi aklina bile getirmiyordu." diyerek onu ikaz ediyordu. Bu üç gün içinde Mustafa. Iki taraf. Mustafa Çelebi'nin yaninda on iki bin atli ve bes bin yaya vardi. savasa hazirlanmakla beraber. Mihaloglu'nun istegi dogrultusunda hareket edeceklerine söz verirler. Sultan Murad'in hazirliklarini bildirerek kendisini tembelliginden uyandirmamis olsaydi. bizim için felaket olur. Ulubat deresi üzerindeki köprüyü keser. Musa Çelebi'nin Rumeli'deki saltanati zamaninda onun beylerbeyi yani ordu komutani idi. burada üç gün kaldiktan sonra Bursa'ya dogru harekete geçer. yeni bir hainlikle kurtulmak niyetinde idi. Mustafa Çelebi hadisesi ortaya çikinca Murad'in devlet adamlari. Sultan Murad'in ordusunda Mihaloglu Mehmed Bey de vardi. Hatta öylesine ki sayet Cüneyd. derhal kuvvetlerini toplayarak 20 Ocak 1422'de Gelibolu'ya gelip Lapseki'ye geçer. Böylece Mustafa'nin ordusunun sol kanadi denize dayanmis. tahta çikisinda kendisine kiliç kusatan Emir Sultan'in kendisi için dua etmesini ister. Bu karsilasmada hiçbir taraf üstünlük saglayamaz. Seyh Bedreddin Mahittud olayinda Tokat kalesinde hapsedilmisti. sinirlerinin fazlasiyla gerilmesinden dolayi bir burun kanamasina tutulur. Bursa'dan çikarak Ulubad'a gelir. Biz de Edirne'de hiç bir hazirlikta bulunmadan oturuyoruz. oradan da ordu ile Ulubat önüne gelmisti. Sultan Murad'in maiyetinde Haci Ivaz Pasa ile Timurtas'in üç oglu Umur. Bunu haber alan Sultan Murad. Çelebi Mehmed zamaninda akinci beyliginde ve divanda bulunmustu. Imparatorla pazarlik halinde bulunuyor. O. sag kanadi da Ulubat gölü ve batakliklari ile kapanmis bulunuyordu. Mustafa Çelebi. Mustafa Çelebi'nin geçmesine mani olmak istediyse de bunda muvaffak olamaz. Ulubat çayinin kiyilarina yaklasir. Bu korku. Bu görüsmeden haberdar olan Mustafa Çelebi. Gerçi O. Ali ve Oruç Beylerle. akinci beylerine padisahlarinin oglunu terk ederek bir düzme hükümdara tabi olduklarindan dolayi sitemde bulunur. bu sözleri ile düsmanlari olan Sultan Murad'in Cenevizlilerle birlikte Avrupa'ya gelmeden önce kendilerinin Asya'ya geçmesini ögütlüyordu. Murad'in tarafina geçeceklerine dair söz almis oldu. Mustafa'nin taraftarlari bunu. çay kenarina gelerek ölmüs oldugunu sandiklan Mihaloglu'nun sag oldugunu anladilar. Cüneyd'in kardesi oldugu söylenen Hamza Bey de vardi. Emir Sultan da üç gün üst üste dua edip zaferin Murad'a ait olmasi niyazinda bulunur. Murad hükümdar olup. Ulubat suyu önünde ve suyun iki kiyisinda karsilasirlar. Böylece Mihaloglu. Rumeli beylerinden. Bu sirada Mustafa. Cüneyd.

Gemilerle denizin ortasina gelindiginde Adorno. bir an evvel Rumeli tarafina kaçip kurtulmak istiyordu. Ceneviz gemilerinin yaklastigini görünce Adorno'ya bir adam göndererek Murad'i karaya . çadirlarinda isiklan yanar durumda biraktiklarindan. daha önce anlastigi Foça Ceneviz Beyi Adorno'ya vaziyeti bildirerek derhal harp gemilerini göndermesini ister. Sultan Murad'in önünde diz çökerek. Onlarin bu mektubunda da dostluklar hatirlatiliyor ve Rumeli beylerinin Mustafa Çelebi'yi yakalayarak Sultan Murad'a teslim edeceklerine temas ediliyordu. mektupta kendi sadakatinden bahs ettikten sonra Rumeli beylerinin Murad'la ittifakindan ve gününü tayin ettikleri bir baskinla ansizin kendisini yakalayacaklarindan inandirici bir sekilde söz eder. kendisine hiç tereddüd göstermeden ve sicagi sicagina Mustafa Çelebi'nin takib edilip bu isin bitirilmesini teklif ederler. Adorno. Sayet kendisi Osmanlilarin hâkimiyetini taniyacak olursa. Sultan Murad. karsi sahile geçmek üzere onlara yardimci olacak bir vâsita da yoktu. orada bulunan gemilere binerek Gelibolu tarafina hareket eder. Cüneyd ise bu isin sonunu iyi görmediginden. Bu korku sadece orduda degil. hazir durumda beklemekte olan yedi kadirga ile bogazi geçip Lapseki'ye gelir. Rumeli beylerinin Mihaloglu Mehmed Bey ile görüsmelerinden süpheye düsmüstü. Sultan Murad tarafindan aff edilerek Adorno'nun eline bir belge verilir. Mustafa Çelebi kaçarken Biga çayi önüne gelerek mevsim sartlan geregi nehrin taskin olmasindan dolayi Biga kadisinin yardimiyla ve bir hayli altin karsiliginda geçidi bulup karsi tarafa geçmeye muvaffak olur. Bunun kaçmasindan sonra Ulubat nehri üzerine kurulan köprüden karsiya geçen Rumeli beyleri ve akinci tavcilari (timarli akincilar) gelip Sultan Murad'a bas egdiler. Haci Ivaz Pasa'dan gelen mektup ise onun bu süphelerini büsbütün artirmisti. Aldatilmak suretiyle hiç kimseye güveni kalmayan Mustafa Çelebi. harp etmeksizin savas alanina muzafferâne bir sekilde sahip olan Sultan Murad'in adamlari. Gelibolu sahilinde bulunan Mustafa Çelebi. Cüneyd Bey. Mustafa'nin askerlerini dehsetli bir korku sardi. "Harp hiledir" kaidesince uygulanan bu plân. sap madenleri sebebiyle Osmanli hazinesine olan borcunun bagislanmasini rica eder. kisa zamanda tesirini göstermis ve Mustafa Çelebi'nin. Kaçaklar. Cüneyd'in Murad tarafina geçtigini zannetmisti.Tam bu esnada Vezir Haci Ivaz Pasa'dan. silah arkadaslarindan kendisine en çok bagli olan yetmis kisi ile oradan çikip Aydin yolunu tutar. Mustafa Çelebi. Çok az maiyeti ile Lapseki'ye dogru yola koyuldu. Gelibolu limanim da tahkim eden Mustafa Çelebi. Cüneyd'den süphelenerek ona karsi güvensizlik duymasina sebep olmustu. bizzat Mustafa'nin kendisinde de vardi. Bu esnada Sultan Murad'in ordusunda borazan ve davullarin çalmasi da ondaki bu düsünceyi kuvvetlendiriyordu. Sahile inen Mustafa Çelebi. gidisleri ancak safak vakti anlasilabildi. Yirmi yedi bin Bizans altini tutan bu borç. Gelibolu'daki vasitalarin Anadolu sahiline geçmemeleri için onlari da karaya çektirmek suretiyle kendi konumunu emniyet altina alip sahillere muhafizlar tayin eder. Mustafa Çelebi'ye gizli bir mektup gelir. Bundan baska Timurtas Pasa ogullarindan da Cüneyd Bey'e bir mektup gelmisti. Bunun üzerine durumu Cüneyd Bey'e açar. Haci Ivaz. gümüs ve altindan en degerli esyasini alarak. Giderken takip edilmemesi için Anadolu sahilinde ne kadar nakil vasitasi varsa hepsine el koyar. kendisine gelen mektuplari da ona gösterir. Aydin ve havalisinin kendisine verileceginden bahs ediliyordu. bes yüz kadar maiyeti ile kadirgalarin en büyügüne biner. Ama Anadolu sahilinden. bir gece Mustafa'nin ordusundaki herkes uyurken. Böylece. O. Bu haber orduda hemen yayildi. Fakat Sultan Murad. Diger kadirgalarda da Türk ve Frenk askerleri bulunuyordu.

buna karsilik kendisine elli bin altin vermeyi teklif ettiyse de bu teklif red olunur. amcasina karsi olan galibiyeti. Ioannis'i bir telas alir. Mustafa Çelebi hadisesinin bastirildigi ve sehzadenin bertaraf edildigi haberini alan ihtiyar Manuel ile saltanat ortagi olan oglu VIII. Mustafa Çelebi isyanini. Sultan Murad'a teslim olur. Mustafa Çelebi. dolayisiyle Bizans problemine bir çare düsünmesine sebep olmustu. Fakat bütün hazirliklarini . Sultan Murad kuvvetleri tarafindan süratle takip edilir. Hatta fazla zayiat verilmeden halledildiginden kuvvet kaybina da ugranilmamisti. Mustafa'yi takip etmek üzere seçme kuvvetler gönderir. Bizans Imparatoru'nu korkutmustu. Bu elçiler. fazla kardes kani dökülmeden basarili bir sekilde atlatan Murad. Ikinci Sultan Murad'in bütün tekliflerini red edecek ve hatta Sultan Murad'in elçisi olan Çandarlizâde Ibrahim Pasa'yi dinleme nezâketinde bile bulunmayacakti. Bu sebeple görünüste Murad'i tebrik etmek. ISTANBUL KUSATMASI Bizans Imparatoru Ikinci Manuel'in. Karaya çikmaya muvaffak olan Sultan Murad'in ordusu ile Mustafa Çelebi'nin ordusu arasinda meydana gelen muharebede Mustafa'nin kuvvetleri maglup olarak kaçarlar. bu sekilde meydanda asilmasi. Mustafa Çelebi'yi serbest birakip onu Murad'la mücadeleye tahrik ederken. kisa sürmüs ve hemen hemen kansiz denecek sekilde sona ermisti. Sultan Murad'in. Gerçi Osmanlilar. Sultan Murad. Onun. Gelibolu kalesi. Mustafa'nin herhangi bir sahis gibi umumi meydanda asilmasini emreder. Sarayda bulunan hazineyi alarak Eflâk tarafina dogru kaçmaya baslar. Bâyezid. Harp meydanindan sür'atle kaçan Mustafa Çelebi. Bizans'in devamli surette oynadigi iki yüzlü rolüne son vermek istiyordu. Sultan Murad. kaleyi teslim aldiktan sonra süratle ve büyük bir ordu ile yoluna devam edip Edirne'ye girer. takriben bir buçuk yil kadardir. Sultan Murad'in kendisinden önce bes defa kusatilmis bulunan ve hiç birinde de alinamayan Istanbul. bu iddiada bulunan elçileri huzuruna kabul etmedigi gibi hediyelerini de red eder. kendisinin Osmanli sülalesinden olmadiginin belirtilmesi içindi. fakat gerçekte durumu ögrenmek ve aradaki soguklugu giderip dostluga çevirmek için Bizans asilzâdelerinden Lakanas ve Marko Ganis adlarinda iki elçi gönderirler. Murad. Bu kuvvetler. bu ikilik davasi. kendisini Edirne'nin kuzeyinde ve Tunca nehrinin kenarindaki Kizilagaç Yenicesi'nde yakalayarak Edirne'ye getirirler. Onlara göre Sultan Mehmed (Çelebi Mehmed)'in vasiyetine ragmen.çikarmamasini. 825 (1422) yilinda Edirne'de asilarak öldürülen Mustafa Çelebi'nin Rumeli'deki hükümdarligi. nihayet Edirne'ye ulasir. bu çocuklari vermedigi gibi elçileri de kovmustu. baslangiçta imparatorun düsündügü sekilde ikiye ayrilmakla beraber. Osmanlilar'in senelerce kardes kavgalari ile kanlarini akitip zayiflayacaklarini düsünen imparatorun hesaplan tam anlamiyla gerçeklesmemisti. bütün kabahati Bâyezid Pasa'ya yüklerler. Öyle anlasiliyor ki Sultan Murad ise Bizans'in bu iki yüzlülügüne kanmamis. Üç gün kadar Gelibolu'da kalan Murad. Halbuki bütün ricalara ve kendisine saglanmaya çalisilan menfaatlere ragmen Bizans Imparatoru Manuel. Çelebi Sultan Mehmed'in vefatindan sonra Mustafa Çelebi'yi salivermesi ve onunla anlasarak Osmanli Devleti'nin basina büyük bir gaile açmasi. Mustafa Çelebi'ye yardimi daha kârli bulmus olacak ki. baska devletlerden tebrik için gelen heyetleri kabul ettigi halde Istanbul ile ilgili hazirliklarini tamamlayincaya kadar Bizans elçilerini kabul etmemisti.

Bizans içerisinde böyle hadiseler cereyan ederken. sert ve saglam kiris ile kalaslardan insa edilmis olup surlara dönük cephelerine ok. 20 Haziran'da Istanbul önüne gelen ordu. Nitekim Sultan Murad'a elçi olarak gönderilen Teologos Koraks'in öldürülmesi. Yildirim Bâyezid'in son kusatmasi idi. halkin süphesini ortadan kaldirmak gayesiyle Teologos Koraks'i Istanbul önlerinde çadirlarini kurdurmus bulunan Sultan Murad'a gönderdi ise de Koraks bir sey elde edemeyerek gerisin geriye dönmüstü. Böylece Timur. artik imparatora hesap sorma zamaninin geldigini kendisine bildirmis oluyordu. her kusatilmada. Sonra bizzat padisah. Buna göre Koraks. Gerçekten de hazirliklar tamamlandiktan sonra Sultan Murad 1422 senesi Haziran ayinda önce on bin kisilik bir kuvvet ile Mihaloglu Mehmed Bey'i Istanbul çevresini vurmak üzere göndermisti. Bunun arkasindan da bizzat kendisi yirmi bin kisilik bir ordu ile hareket eder. Bunlarin basinda. Askerler. Murad'in yanindan dönüsünde tahkir edilmesine sebep oldu. Saray tercümani olan Koraks. Bu kusatma ile Istanbul altinci defadir Müslüman Türkler tarafindan kusatiliyordu. Bu siperler. zorlu ve sistemli olmustu. saray nazirinin hilesine baglaniyordu. Teologos Koraks'in. böyle bir rivayetin sonucunda gerçeklesmisti. Sehrin surlarinin çikis kapilarinin karsilarina siperler kazdirildi. Bizanslilar. Imparator kadar Bizans halki da korkuya düstügünden Istanbul'da halk arasinda bazi dedikodular yayilmaya basladi.tamamlayinca elçileri huzuruna çagirarak Imparatorlarinin yanina dönmelerini ve yirmi bin askerin basinda olarak cevabini bizzat kendisinin getirecegini söylemelerini emr etmisti. Öyle ki Türk . Bu dedikodu. Türkleri büyük bir felakete ugratirken. idareciligini kendisine vermek sarti ile Murad'a sehri teslim etme sözü vermisti. Osmanlilara elçilik vazifesi ile gönderilen Bizans'in taninmis sahsiyetlerinden ve ayni zamanda saray tercümani olan Teologos Koraks'in bu sefer ayni vazife ile Murad'a gönderilmemis olmasi. bazi kimselerin iskence ile öldürülmesine sebep oluyordu. Koraks'in üzerine çullanip onun gözlerini oyup vücudunu birçok yerinden yaralarlar. Önemli sahsiyetlere karsi itimatsizligin bir ifadesi olan bu rivayetler. Osmanli ordusunda top ta vardi. Piyi (Silivri) kapisini açmak suretiyle Murad'in sehre girmesini saglayacakti. Bizansi da dördüncü muhasaradan kurtarmisti. askerlere teslim edilir. Bundan sonra bir zindana atilan Koraks. Sultan Murad da sehri almak için esasli tedbirler aliyordu. besincisi Musa Çelebi tarafindan yapilmisti. El ve ayaklari baglanan Koraks. ordunun basina geçerek kusatmaya basladi. Çelebi Sultan Mehmed zamaninda. Fakat Timur belasi. Imparatorun huzurundan çikarken muhafiz askerler bagirip çagirarak Koraks'in idamini isterler. Bu kusatma daha öncekilere göre çok daha çetin. Osmanli donanmasi da bu kusatmada hazir bulunur. gayet kalin. Bizans halkinin çektigi korku ve içinde bulundugu endisenin derecesi. Bu hareketle Sultan Murad. Bizans'in ömrünü yarim asir kadar uzatmis oluyordu. O. üç gün sonra oldugu yerde ölür. Kusatmalarin ilk dördü Yildirim Bâyezid. Istanbul kara tarafindan tamamen sarilmisti. Surlara hücum etmek ve onlari asmak için sur yüksekliginde ve hatta bazan ondan daha yüksek tekerlekli kuleler yapilmisti. Yildizlikapi'dan Haliç'e kadar sehri karadan kusatir. ortalikta dolasan dedikodu ve rivayetlerden de belli oluyordu. mizrak ve tas gülleye karsi agaç dallarindan sira halinde koruyucu mahiyette bir takim sedler ilave edilmisti. Bu sebeple Imparator Manuel. Osmanlilarin muhasarasindan. Ordunun muhasarasi baslamadan önce Mihaloglu Mehmed Bey'in emrindeki askerler Istanbul çevresini vurmuslardi. Türklerin basina yeni yeni gaileler çikarip kurtuluslarini sagliyorlardi. Evi de yagma edilip atese verilir. Bundan önceki kusatmalarin en siddetlisi.

Bizanslilarin söyledikleri "Hiristos" ve "Panaiya" kelimeleri isitiliyordu. Murad'in yaptigi bu muhasara. O. Imparatorun entrikalari sayesinde bir defa daha Osmanlilarin elinden kurtulmustu. fiçilarin altlarindan kendilerine kalkan yapiyorlardi. Iste bu yüzden Sultan Murad. askerlerin arasinda dolasarak manevî nüfuzu ile onlari cesaretlendiriyordu. bu kusatmada da feth edilemedi. Sultan Murad'in küçük kardesi ve Hamideli (Isparta) Sancak beyi Mustafa Çelebi'yi tesvik ederek sehzadenin saltanat davasina kalkmasina sebep olmustu. Imparator Manuel. Kadinlar ve çocuklar kiliç yerine tirpan kullaniyor. bir hikâyeden ileri gidemez. padisahin basina yeni gaileler açarak hükümdarin dikkatlerini baska bir yöne çekmeye çalismis ve bunda muvaffak da olmustu. hücum günü olan 24 Agustos 1422'de. askerlerini gayretlendirmek ve onlarin sayilarini artirmak için Istanbul ve hazinelerinin askerlere birakilacagini ilan ettirdi. Meryem) görünüsüne baglamislardi. Sen Roman kapisini savunan askerin basinda idi. Murad'in Osmanli tahtina geçmesi üzerine. KÜÇÜK MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI Küçük Mustafa. ordugâhlarina döndüler. Sultan Murad. Hükümdari. Istanbul muhasarasini kaldirmak zorunda kalmisti. Arkasindan Altinkapi ile Odunkapisi arasinda yani sehrin kara tarafindan surunu çevreleyen büyük hat üzerinde savas basladi. ne de Bizans'in güçlü bir sekilde karsi koymasidir. Müslümanlarin çekilmelerini gökten inen "Panaiya"nm (Hz. Muhammed" diye haykirarak atini sürer. sonunda çadirindan çikarak 1422 Agustos'unun 24 Pazartesi günü Kostantiniyye'nin düsecegini söyledi. Seyh kilicini kinindan çekip "Allah. Savasin en kizgin zamanlarinda bir taraftan kopan "Allah" ve "Muhammed" nadalarina karsi.ordusu. dedigi gün ve zamanda bir savas atina binmis oldugu halde sehre dogru ilerler. Günes batarken savas hâlâ sürüp gidiyordu. babasinin ölümünü müteakip. Küçük Mustafa. burçlar üzerinde görüldügü ve Osmanlilar'in bundan dolayi kusatmayi biraktiklari iddia edilen kadin hayaleti. Çelebi Sultan Mehmed'in oglu olup babasinin sagliginda henüz on üç yasinda iken Hamideli sancak beyligine tayin edilmisti. Sultan Murad. Yildirim Bâyezid'in damadi Emir Sultan adi ile bilinen Seyh Semseddin Buharî de bes yüz dervis ve muhibbani ile katilmisti. Kusatmaya. Kostantiniyye'nin bütün halki bu tehlikeli günde silah altinda idi. askerin basinda idi. Emir Sultan. bu kuvvetli siperler sayesinde Bizans surlarini delip tahrip edecegine inaniyordu. Takriben iki ay kadar süren bu muhasaranin kaldirilmasi için. Bizanslilar. o ana kadar Osmanlilar'in yapmis oldugu en büyük ve en siddetlilerindendi. Bu arada iç murakebeye dalarak ve dua ederek Istanbul surlarinin Murad'in önünde açilacagi zamani bekliyordu. ordusunu Istanbul surlari önünden çekip kusatmayi kaldirdi. Kusatmanin kaldirilmasinin gerçek sebebi. O. Bu haber üzerine orduya pek çok yerden katilmalar oldu. Istanbul muhasarasi ile mesgulken Bizans Imparatoru'nun el . Öylesine ki o devir müverrihlerinden Kanano'ya göre bunu bizzat Emir Sultan da görmüstü. muhasaradan vaz geçiren sebep ne Bizans'i kurtarmaya gelen Hz. O. Bu hücum esnasinda Imparator Manuel ölüm döseginde idi. Sultan Murad. Meryem. Bazi kaynaklarin ifadesine göre Emir Sultan. Istanbul. Sonunda Osmanlilar. öldürülmek korkusu yüzünden Karamanoglu'nun yanina kaçmisti. Oglu Ioannis. Bizans'in bundan önceki muhasaralarinda oldugu gibi. Böylece Istanbul. saltanat dâvasina kalkisip Iznik'e kadar gelmis olmasidir. hükümdarin küçük kardesi Mustafa'nin.

Elçiler. Bunun gerçeklesmesi için Sarabdar Ilyas'a adamlar göndererek kendisini Anadolu beylerbeyligine tayin edecegini bildirir. Sarabdar Ilyas'tan çok önemli bir hizmet bekliyordu. Iznik kalesini kirk gün kadar kusatma altinda tutar. Fakat Bursa halki. memleketi ikiye bölmeye yönelikti. Imparator. yeniden ikinci bir hükümdar tehlikesi belirmisti.altindan tesvik ve ugrasilan sonucunda Anadolu'da saltanat iddiasina kalkismisti. Anadolu beylerbeyligine kondugunu ögrenince kendisinden istenen seyleri büyük bir ustalikla basardi. bir Osmanli sehrinin Karamanoglu'nun kuvvetleri ile vurulmasinin da dogru olmayacagini anlatir. bu görüsmede. Çünkü kardesinin hareketleri." Sultan Murad. Mustafa'nin ordusu oradan ayrilip Iznik tarafina dogru harekete geçer. Heyet. Mustafa. Bu ise daha tehlikeli bir . Bu sebeple kendisine. Mustafa'ya para ve hediyeler takdim etmek suretiyle onu Bursa'yi almaktan vaz geçirmeye çalisirlar. bütün gücü ile Istanbul'u kusatip feth etmek üzere iken. Is bu kadarla da bitmeyecek ve Imparator. Ibrahim Pasa'nin sarayina kondular. Sehzade Mustafa'nin kendisine vezir yaptigi ve bütün bu olaylara sebep olan Sarabdar Ilyas ile de görüsürler. Sarabdar Ilyas. Ali Bey. Firuz Bey'in oglu olan kale muhafizi Ali Bey. Etraftan gelip timar isteyene timar dahi verdiler. bunlarla asker toplayabilsin. Âsikpasazâde bu hükümdarligi su ifadelerle nakleder: "Iznik'te. Istanbul'a gelen Küçük Mustafa. O da kendisi gelinceye kadar Sehzade Mustafa'nin kaçmasina engel olup onu oyalamasi idi. Bu faaliyetleri esnasinda. Çandarlizâde Ibrahim Pasa'nin sarayina yerlesen Küçük Mustafa. kardesi Küçük Mustafa'nin faaliyetleri üzerine. Sehzade Mustafa bu sekildeki bir iddia ile ortaya çikmakla. Bursalilarin Sultan Murad'a bey'at ettikleri için ona sadakatla bagli kalacaklarini ve gerekirse sehri müdafaa edeceklerini söyler. Manuel ve onun çocuklari ile görüsür. Pâdisah. küçük sehzadeyi alet edip kullanan Sarabdar Ilyas'i da ondan ayirmaya çalisir. daha basindan beri Osmanlilar'la çekisen Karamanoglu'nun Turgutlu Türkmenleri ile Germiyanoglu'nun kuvvetleri de kendisine iltihak eder. Sarabdar Ilyas da aldigi beylerbeyilik müjdesi üzerine sehirden ayrilmaz. Ayrica. kusatmadan kurtulmak için sehzadenin lalasi Sarabdar Ilyas'a mektuplar yazarak külliyetli miktarda altin göndermisti ki. muvaffak oldugu takdirde imparatora karsi yapacagi fedakârlik hakkinda teminat verdikten sonra Rumlarin verdikleri kuvvetlerle Anadolu tarafina geçerek faaliyetlere baslar. Sultan Murad'dan aldigi talimat üzerine muhasaranin kirk gün uzamasindan dolayi halka ve sehre hiç bir zarar gelmeyecegine dair yeminli söz aldiktan sonra teslim olur. Bunlar. Küçük Mustafa'yi Istanbul'a getirtecekti. memleketin ileri gelenlerinden Ahi Yakub ile Ahi Hoskadem'i elçi olarak gönderir. gelismelerden Sultan Murad'i haberdar eder. Hüküm ve hükümet ettiler. babasinin vasiyeti hilafina hareket etmis oluyordu. topladigi kuvvetlerle Bursa üzerine yürür. Vaktiyle Çelebi Mehmed'in taraftari iken Süleyman'in vaad ettigi menfaat karsiliginda derhal Çelebi Mehmed'i birakarak karsi tarafa geçmisti. Bu makama karsilik Sultan Murad. beylerbeyilik beratini da yaninda getirmisti. tiynetini bir defa daha ortaya koymustu. heyetin bu teklifini kabul edince. Sarabdar'a gelen adam. sehri ve kaleyi Mustafa'ya teslim etmek istemez. kaleyi sulh yolu ile teslim etmesini bildirerek Mustafa orada mesgulken kendisinin yetisecegini yazar. Sehzade Mustafa. Ayrica. Bu defa da saf degistirmekte bir sakinca görmemisti. Sarabdar Ilyas. timar ve memuriyetler vermek suretiyle hükümdarligini ilan etmis oluyordu. Böylece Osmanli mülkünde. bazi tedbirler alarak kusatmayi kaldirmak zorunda kalir.

çesitli bahaneler ileri sürerek buna mani olur. padisahin emri ile Iznik disinda bir incir agacinin dibinde bogdurularak cesedi Bursa'ya gönderildi. Bursa'da babasinin türbesine defn edildi. Germiyan veya Istanbul'a götürmek istedilerse de daha önce Sultan Murad'dan beylerbeyilik beratini almis olan Sarabdar Ilyas. Onun. Bizans'in bu son oyunu da basarisizlikla son bulmus. Nitekim. efendisine bir at bulup onu kaçirmak ister. amcasininkinden daha kisa ve daha kolay bir sekilde halledilmis oldu. Mihaloglu'nun sehadet beratini kanla yazip hakkini teslim eyleyecektir. ben efendim ogluna yaramaz is etmedim. Taceddinoglu ile Mihaloglu arasinda baslayan bu vurusma sonunda. kardesinin fazla taraftar toplamadan hakkindan gelip kendisine birakilmis olan Osmanli tahtini emniyete almak istiyordu. Iznik'i kusattigi ve Taceddinoglu ile Mihaloglu'nun vurustugu sirada firsat kollayan Sarabdar Ilyas. Iznik'te kalmasini tehlikeli bulan Germiyan ve Turgutlu kuvvetlerinin komutanlari. Ikinci Murad. tarihi henüz kesin . Görüldügü gibi Küçük Sehzade Mustafa Çelebi hadisesi. vakit kayb etmeden isyani ortadan kaldirmaya tesebbüs etmesi. Sehzade Küçük Mustafa'nin gailesini bertaraf etmekle birükte benzer bir tehlikenin daha mevcud oldugunun farkinda idi. Sultan Murad'in ordusu. Bunun için Sultan Murad. Ve biri dahi bu kim. Onu tehlikeden korumak için Karaman. ama olan aldatilmis bulunan zavalli Küçük Sehzade Mustafa'ya olmustu. Bizans gibi entrikaci bir devlet ile. Sultan Murad. Âsikpasazâde bu olayi da söyle verir: "Bunlar bunda cenkte iken Sarabdar Ilyas. Istanbul muhasarasini kaldirmakla. varligini Osmanlilar'in zayiflamasina baglayan Karaman gibi bir beyligin oyuncagi haline gelmemesi için henüz ortaya çikmadan bu tehlike ve fitnenin ortadan kaldirilmasi gerekiyordu. Sehzade Mustafa." der. O anda hamamda bulunan Küçük Mustafa. Sultan Murad'in. Illa bu ikisi vilayette olsa zarar-i âmmdir. Ve hem bizden önden gelenler bu kanunu koymuslar" diyerek yaptigi fenaligi tevile çalismistir. Mihaloglu tarafindan yakalanmak üzere iken Mustafa'nin beylerbeyi olan Taceddinoglu Mahmud Bey. Mustafa "Beni kardesime iletme kim kardesim bana kiyar. Ve hem cemi-i âlem rahat oldu. Fakat bunda muvaffak olamaz. Aldi gitti Hüdavendigar'a karsi iletti. Ama Mihaloglu'nu durdurup onunla vurusmaya baslar. sabahin erken saatlerinde açilan kapilardan Iznik'e girilir. attan düsürülen Mihaloglu ölümcül bir yara alir. her seyi idaresi altinda bulunduran ulu hakimin (Allah) ecel hükmü. At üzerinde Mustafa "Hey lala. daha sonra saklandigi yerde yakalanip Mihaloglu'nun adamlarina teslim edilecek ve onlar tarafindan öldürülecektir. Bizans'tan menfaat temin eden ve küçük sehzadenin öldürülmesine sebep olan Sarabdar Ilyas ise yaptiklari için: "Suretâ ben günahkâr oldum. Mihaloglu'nu atindan düsürüp ölümüne sebep olan Taceddinoglu Mahmud Bey. Bu dünyanin murdarina bulasmadan sehid ettirdim. Onun için derhal Gelibolu yolu ile Anadolu'ya geçip Iznik üzerine yürür. Mustafa'yi tuttu kucagina aldi. Sultan Murad'in bu yolculugu devam ederken Sehzade Mustafa'nin. beni niçin tutarsin?" Hain Ilyas "Kardesine ileteyin" der. memleketin ikiye bölünmesini ve beyhude yere kardes kaninin akitilmasini önlemis oldu. onu buradan uzaklastirmaya çalisirlar. Sarabdar Ilyas sakin oldu. Mustafa Çelebi'yi yakalayip Murad'in. sehrin önünde bulunan Mirahor basisina teslim eder. Bir daha kardes kaninin akitilmamasi ve ülkenin. Bundan bir kaç gün sonra da vefat eder. yola çikisinin dokuzuncu günü gece geç saatlerde Iznik'e gelir." Mustafa. Böylece.durum arz ediyordu. Henüz uyku mahmurlugunu atamamis ve Mustafa'ya bagli olan askerlerin saskin bakislari arasinda.

barisilmasi için hükümdarlarina ricada bulunurlar. . Osmanlilarin aldiklari Kastamonu ile Bakir Küresi Isfendiyar Bey'e iade edilecekti. Fakat Isfendiyar Bey. Bu antlasma geregince Kasim Bey'e yerleri tekrar geri verilecek. Bakir Küresi hâsilatindan büyük bir kismini Osmanli Devleti'ne verecek ve gerektigi zaman da Osmanli ordusuna asker gönderecekti (827 H. Mustafa Çelebi hadisesinde Rumeli Beylerbeyi oldugu için onun üzerine gönderilmis. bu barisi saglamak üzere Osmanli devlet adamlarina da ayri ayri mektuplar yazarak tavassutlarini ister. Karamanlilar gibi Osmanlilar'in en zor ve sikintili anlarindan faydalanmaya çalisan beyliklerden biri idi. Bununla beraber etrafinda ve kendisine sâdikane bir sekilde bagli olan Bâyezid. büsbütün sarsilir.).olmayan bir zamanda. Kasim Bey de Osmanli kuvvetleri ile birlikte bulunuyordu. Isfendiyar Bey. Çankiri ve Kalecik'i geri almisti. Sultan Murad'in adamlari. Bu sebeple Bolu ile Gerede arasinda yapilan savasta maglub olup bozguna ugrar. Karsisinda da tehlikeli ve kuvvetli bir rakip olarak amcasi Mustafa vardi. Sultan Murad. Isfendiyar Bey'in geri aldigi bu yerler. sonunda Düzme Mustafa tarafindan katl edilmisti. Candaroglu'nu takib eden Osmanli kuvvetleri. Hükümdarliginin ilk senesi ümidsiz denecek kadar korkunçtu./1423 M. Bunun üzerine Sultan Murad. efendilerinin bulundugu Osmanli ordusunun saflarina katilirlar. Umur ve Oruç Bey'ler bulunuyordu. bu topraklan almakla da yetinmeyip Tarakli Borlu denilen Safranbolu'yu alip Bolu'ya dogru uzanmisti. Küçük Sehzade Mustafa Çelebi olayini halledince Isfendiyar'a karsi kuvvet gönderdi. O. Sultan Murad. Osmanli ordusu Bolu'ya geldigi zaman Isfendiyar Bey'in ordusundaki Kasim Bey taraftarlari. Kastamonu ile Bakir Küresini zapt ederler. Haci Ivaz Pasalarla Mihaloglu Mehmed Bey ve Kara Timurtas Pasa'nin vezirlik rütbesine kadar çikartilmis olan ogullan Ali. Ibrahim. Osmanlilarin taraftan olan oglu Kasim'a ait yerlerdi. sulh yapmayi kabul etti. Sultan Ikinci Murad'in amcasi Mustafa ve küçük kardesi Mustafa Çelebi'lerie mesgul oldugu ani firsat bilerek ondan yararlanmaya çalisarak Tosya. Böylece Isfendiyar Bey. Zorlukla Sinop kalesine siginan Isfendiyar Bey artik sagirdi. daha önce Çelebi Sultan Mehmed zamanindaki gayretler sonucunda elde edilmis olup Osmanli himayesinde kalmak sartiyle Isfendiyar'in oglu Kasim Bey'e verilmisti. bundan sonra bazi idarî tasarruflarda bulunup ondan sonra Edirne'ye dönmeye karar vermisti. Bu arada torununun (Ibrahim Bey'in kizi) padisah tarafindan nikahlanmasini da teklif eder. Tokat kalesinde tuttugu Mahmud ve Yusuf adlarindaki iki kardesinin gözlerine mil çektirip onlari kör ettikten sonra anneleriyle birlikte Bursa'ya getirir. Nitekim Candaroglu Isfendiyar Bey. Daha önce de görüldügü gibi Bâyezid Pasa. Isfendiyar Bey. Bununla beraber savasi kabul etmekten baska çaresi de kalmamisti. Halbuki buralar. Muharebenin karisikligi arasinda kendi Kapicibasisi Yahsi Bey tarafindan basina vurulan bir "bozdogan"la kulagi sagir olur. Hükümdar ilân edildigi zaman henüz on sekiz yaslarinda bulunuyordu. Idareleri için de kendilerine yüksek seviyeden maas baglatir. küçük oglu Murad Bey baskanliginda bir heyet vasitasiyle baris istemek zorunda kalir. Bu arada Kasim Bey de Iznik hareketi esnasinda kaçip Sultan Murad'in yanina gelmisti. CANDAROGLU ISFENDIYAR BEY ILE OLAN MÜCADELE ve IDARÎ DÜZENLEME Karamanogullari'ndan sonra Anadolu Beylikleri'nin en kuvvetlilerinden plan Candarogullari.

küçük sehzade Mustafa Çelebi olayini halledince vezirleri ile maiyetindeki bazi mühim sahsiyetler arasinda mevcut rekabet ve geçimsizliklerin farkina varir. Sultan Murad. padisaha suikast yapacagi ve divana silahla geldigi Sultan Murad'a haber verilir. Disariya göre ise Sultan Murad'in gücü. Kastamonu'da sölenler tertipleyen Isfendiyar Bey . Bunlar "mihr-i muaccel"i takdim edip gelini getireceklerdi. Bu durum. Ali Bey'i Saruhan (Manisa) sancak beyligine gönderir. Padisah. Karamanog'lu'nun Bursa'yi muhasarasi sirasinda burayi müdafaa ve muhafazada sebat göstermisti. hadisenin bir at gezintisi sirasinda cereyan ettigine dair rivayetler de bulunmaktadir. Bu hadiseden sonra Ibrahim Pasa rakipsiz kalmis ve padisahin kendisine tam anlamiyla güvenmesinden dolayi tamamen müstakil imis gibi is görmüstür. Devlet merkezinde fazla nüfuz sahibi kimselerin varligini kendi kudret ve hâkimiyeti için bir engel telakki etmis olmali ki. saltanatinin buhranli geçen ilk yillarini geride birakip devlet islerini idarî ve siyasî bir düzene kavusturduktan. Bâyezid Pasa'dan sonra birinci vezir olmustu. Evrenoszâdeler ile Pasa Yigit oglu Turahan Bey ve Gümlü oglu gibi Rumeli beylerinin harp zamaninda padisahin maiyetinde birlesmeleri hariç baska zamanlarda Rumelideki vazife yerlerinde bulunuyorlardi. Haci Ivaz Pasa'nin sahneden çekilmesine sebep olmustu. Tavasi Serafeddin Pasa ile Reyhan Pasa. Rumeli'ye dönmeden önce bu isi halletmeliydi. Bir gün divanda Padisah. devletin kurulusu ile birlikte hizmete giren Çandarli hanedanindan olup babasi Hayreddin ve biraderi Ali Pasa'lar da bu vazifede bulunmuslardi. Zira Isfendiyar Bey'in. Vezir-i A'zam Ibrahim Pasa. ülke ve halkin problemlerine çözüm yollari bulduktan sonra biraz rahat bir nefes almaya baslar. Yesil Camiin plânlarini tertip ederek disardan memlekete sanatkârlar getirtmisti. Bunun için Kara Timurtas Pasa'nin ogullarindan Umur Bey'i Kütahya'ya. Oruç Bey'i de Anadolu Beylerbeyi yapar. Çelebi Sultan Mehmed'e olan sadakati ve tehlikeli zamanlardaki hizmeti ile taninmis olup Çelebi Mehmed zamaninda kadiaskerlik ve ikinci vezirlikte bulunmustu. kendi lalasi olan Yörgüç Pasa'yi da Rumiye-i sugra valisi olarak Amasya'ya gönderir. Ibrahim Pasa. bunlarin bir kismini yeni vazifelerle merkezden uzaklastirma ihtiyacini duyar. Mustafa Çelebi hadisesinde aldigi tedbirler ve yazdigi mektuplarla Mustafa Çelebi kuvvetlerinin dagilmasina sebep olmustu. bizzat padisaha vermeyi teklif ettigi torunu Hatice Alime Hanim'la evlenme zamani gelmisti. Sultan Murad. Haci Ivaz Pasa'nin kul (yeniçeri) ile gizli münasebetlerde bulundugu. Bu bakimdan büyük hizmetleri olan degerli bir sahsiyetti. Onun için Rumeli beylerini ilgilendiren bir tedbire lüzum yoktu. söylenenlerin dogru olabilecegini hatirlattigi için gözlerine mil çekilmek suretiyle Bursa'da ikamete mecbur edilir. Böylece divanda sadece Ibrahim Pasa ile Haci Ivaz Pasa kalmislardi. kadinlardan Halil Pasa'nin dul esi ve padisahin Sah Ana diye hitab ettigi Germiyanoglu Yakub Bey'in hanimi ile daha birçok erkek ve kadini külliyetli miktarda mal ve esya ile gönderir. Haci Ivaz Pasa da Çelebi Mehmed'in bütün savaslarina istirak etmis. Çelebi Mehmed zamaninda hürmet görmüs. gelini almak üzere Isfendiyar Bey'in sarayina Çasnigirbasi Elvan Bey. Cenazesi Pinarbasi'nda Kuzgunluk mevkiine defn edilmistir. Bu defa da iki vezir arasinda nüfuz rekabeti bas göstermisti. Bu sebeple padisah. Bu bakimdan artik evlenip rahat bir nefes alabilirdi. Bu idarî düzenlemeden sonra padisah.Sultan Murad. Çünkü artik içerde taht kavgasina yeltenip ülkeyi bölünme noktasina getirecek kimse kalmamisti. Gelibolu üzerinden yeniden Rumeli'ye geçip Edirne'ye gelir. Haci Ivaz Pasa ise hicretin 831 (1428) yilinda Bursa'da vefat etmistir. îste bu iki degerli vezir arasindaki rekabet. Bu olayin hangi tarihte oldugu kesin olmadigi gibi. kendisinden çekinilir bir kuvvete ulasmisti. Haci Ivaz Pasa'nin gögsüne eliyle dokunarak içinde zirh bulundugunu anlayip sebebini sorunca Haci Ivaz Pasa buna cevap veremez.

Sultan Murad'in Anadolu'dan Edirne'ye gelmesi üzerine Drakul iki oglu ile birlikte bizzat Edirne'ye gelmis ve bagliligini arz edip iki yillik vergisini de takdim etmisti. Ayse Hatun'u bilahare Varna muharebesinde sehid düsecek olan Karaca Bey'e. Uzunçarsili. ne türbe kapisinda ne de diger kabirlerde bir kitabenin bulundugunu nakleder. Bunun için elçi olarak Lukas Notaras. Hicretin 828 (1424) yilinda gerçeklesen bu dügünün. orada daha baska kabirlerin de bulundugunu. Bu akinda Firuz Bey. Sultan Murad bakimindan Edirne'de mi yoksa Bursa'da mi yapildigi kesin olarak tesbit edilebilmis degildir. Ioannis görüyordu. Silistre'yi geçip Osmanli topraklarina taarruz etmisti. Bu maglubiyetle Drakul. Sultan Murad'in nikahladigi kizin adinin Hatice Sultan oldugunu hicrî. Drakul'u maglub etti. Bölgede istikrarin saglanmasina tesir eden âmillerden biri de süphesiz ki Bizans'la varilan antlasmadir. kabrinin Bursa'da Kükürtlü Kaplicasi'nin yakinindaki Hatice Sultan Türbesi denilen büyük bir türbede oldugunu.de gelenleri rütbelerine göre agirlayip bir nice ikramda bulunur. Ioannis. Yine 1424 senesinde Sirp despotu Istefan (Etyen) Lazareviç. Bizans Imparatoru Manuel. Yapilan anlasma geregince Bizans. Sultan Murad'in emri ile bu taarruza karsilik olmak üzere Firuz Bey de Eflâk'a siddetli bir akin yapmisti. Bazi kaynaklar ise Sultan Murad'in bulundugu yeri zikr etmezler. Onunla birlikte bir Türk heyeti Alman Imparatorlugu'na seçilmis olan . Gerek Düzme Mustafa. torununu Halil Pasa ile Germiyanoglu Yakub Bey'in hanimlarina teslim ederek büyük bir merasimle ugurlar. Misivri ve Terkos mintikalari hariç olmak üzere. Ama iki oglundan biri (veya ikisi) de rehin olarak Osmanli sarayinda alikonmustu. Bu dönemde. fakir ve yoksullar doyuruluyor. Hemsirelerinden Sultan Hatun'u Isfendiyar Bey'in oglu Kasim Bey'e. Zira aksi takdirde kendi ülkesi ve imparatorluklari tamamen elden gidebilirdi. Edirne'ye gelip eski dostluk antlasmasini yeniledi. Bu dügünler vesilesiyle büyük ziyafetler veriliyor. Ayse Hatun'u da Çandarlizâde Ibrahim Pasa'nin oglu Mahmud Bey'e nikahlamisti. her sene Osmanli hazinesine üçyüz bin akça veya otuz bin duka altini vermeyi kabul ettigi gibi. evlendigi yil içinde kiz kardeslerinden üçünün de dügünlerini yaptirir. daha kötü bir duruma düsmemek için Sultan Murad'a müracaatla baris yapmak istedigini bildirir. RUMELI'DE ISTIKRARIN saglanmasi Candaroglu Isfendiyar Bey üzerine yapilan harekâti firsat bilen Eflâk voyvodasi Drakul. Sultan Murad. henüz hayatta ise de çok yasli oldugundan sekiz dokuz seneden beri bütün isleri saltanat ortagi olan oglu VIII. artik yapacak bir sey bulamadigi için Osmanlilar'la iyi geçinmek ihtiyacini hissetmisti. Zira kaynaklardan bir kismi bunun Edirne'de. gerekse Küçük Mustafa olaylarini çikarip Sultan Murad'i ve ülkesini bir hayli yoran. dügüne istirak eden herkese ihsanlarda bulunuluyordu. 1500) tarihli bir vakfiyesi bulundugundan. bir kismi da Bursa'da olduguna dair bilgi vermektedir. Maglub olan Drakul iki senelik haraca karsilik bir miktar para ve bazi hediyeler verecegini taahhüd etti. Melahrinos ve Bizans tarihçisi Françes'i Sultan Murad'a gönderir. Bunun üzerine yaptiklarina göz yumulan Drakul. daha önce Bizanslilara geçmis olan Karadeniz sahilindeki bütün yerler ile Selanik havalisinde bulunan Situnion ve Ustruma (Karasu) taraflarina ilaveten. Osmanlilar'in Zeytin dedikleri Izdin'i de terk ediyordu (28 Subat 1424). barisa zorlanmisti. yerinde kalmak üzere ülkesine gönderildi. 906 (M. 1424 yilinda gerçeklesen bu barisla bölge nisbeten rahat ve huzura kavusmus oluyordu. kardes kaninin akitilmasina sebep olan Bizans. Orada akd edilen dügün merasiminden sonra Isfendiyar Bey.

hem Sigismond'un imparatorlugunu tebrik edecek. Mustafa Çelebi (Düzme Mustafa) kuvvetleri ile Ulubat suyu kenarina kadar gelmisti. Çanakkale hapishanesinde bulunan oglu Kurt Hasan ile kardesi Hamza Bey de ortadan kaldirilarak soyuna son verilir. O. Ancak bu beyler Cüneyd'e karsi bir basari elde edemezler. Osmanlilara olan bagliligi red edip Osmanli idarecileri ile ugrasmaya baslar. kanina girdigi insanlara karsilik 1425 yilinda öldürülür. 1425) tarihinden itibaren bu beylik artik tarihe karismisti. Ankara savasi sonrasinda çikan kardes kavgalari esnasinda Cüneyd Bey. daha önce Osmanli sarayinda rehin bulunan Mentese Beyi Ilyas Bey'in iki oglu Leys ile Ahmed kaçarak memleketlerine gelmis ve hükümdarlik yapmaya baslamislardi. Bu akitten sonra Sigismond. Kardesler arasindaki mücadeleden istifadeyi düsünen Cüneyd Bey'in bu dönemdeki faaliyetlerinden ilgili bölümlerde bahsedilmis ve hakkinda bilgi verilmisti. Osmanli padisahina ayni sekilde hediyeler gönderir. önce Isa Çelebi'ye yardim etmis. Aydinoglu. Anadolu beylerini ve Bizans'i Osmanlilar'in aleyhine tahrike baslar. Fakat Murad Bey. Buna göre Osmanli heyeti. Bundan sonra bütün gayretiyle eski Aydinogullan topraklarini tamamen elde etmeye çalisir. bu meseleyi ciddi bir sekilde ele alarak Halil idaresinde gönderdigi kuvvetler. bununla da yetinmeyerek Venedik ile de ticarî ve siyasî münasebetlere girisir. Cüneyd'i Akhisar civarinda maglub edip onu sigindigi Ipsili kalesinde kusatirlar. Daha önce de temas edildigi gibi Cüneyd. bilahare bu yardimci kuvvetlerin kaçmasi sonunda Sisam adasinin karsisinda bulunan Ipsili kalesinde oglu Bâyezid ile birlikte tutunmaya çalisir. Rumeli'de istikrarin saglanmasina sebep olan anlasmalar yapildiktan ve bölge harpsiz bir döneme girdikten sonra artik Anadolu'daki pürüzlerin ortadan kaldirilmasina sira geliyordu.Macar Krali Sigismond'u tebrike ve iki yillik bir mütareke müzakeresinde bulunmak için gönderildi. hem de iki yillik bir mütareke imzalayacakti. Mentese tarafina gelerek bu iki kardesi elde edip Tokat kalesine gönderdikten sonra beyligi tamamen ilhak etmisti. bazan da Kara Cüneyd diye adlandirilan bu beyin babasi olan Ibrahim. Karamanoglu Ibrahim Bey'in yardimlarini saglamak maksadiyla gizlice onun yanina gidip bir miktar Karaman askeri ile döndüyse de. IZMIROGLU CÜNEYD BEY'IN AKIBETI Kaynaklarda Izmiroglu. Bu son muvaffakiyet üzerine Aydin Bey'i olarak harekete geçen Cüneyd. Sigismond tarafindan kabul edilen Osmanli heyeti ile iki yillik bir baris antlasmasi imzalanir. Bunun üzerine Hamza Bey'e teslim olmak zorunda kalan Cüneyd. Çelebi Sultan Mehmed'in vefati ve iki Mustafa Çelebi'nin isyanlari zamaninda. Böylece Anadolu birligini yeniden bozma faaliyetlerine ön ayak olur. Osmanli hükümdari bu heyetle birlikte kiymetli hediyeler de göndermisti. . Hicrî 829 (M. onu yola getirmek maksadiyla yeni Aydin ili beyi Yahsi Bey ile Anadolu Beylerbeyi Oruç Bey'i vazifelendirir. Bu arada Bizans Imparatoru VIII. Bununla beraber Sultan Murad'in Anadolu Beylerbeyligine tayin ettigi Hamza Bey. Burada. arkasindan da Süleyman Çelebi ile birleserek onun tarafindan Ohri sancak beyligine getirilmisti. Sultan Murad tarafindan tatmin edilip Aydin beyligine döner. Rumeli'deki durumu düzene sokan Sultan Murad. Ioannis ve Venedik ile temasa geçerek yeni bir saltanat müddeisini Selanik'e geçirip Rumeli'nde isyan çikarmayi tasarlar. Cenevizliler'den kiralanan gemiler ile onu deniz tarafindan da sIkIstirdigmdan vaziyeti gittikçe kötülesmeye ve artik müdafaada bulunamayacak bir duruma gelir. Yildirim Bâyezid tarafindan Izmir'e subasi olarak tayin edilmisti. Bunun üzerine Sultan Murad. Cüneyd.

gerek Bursa'da. Gerek Çelebi Sultan Mehmed'in ölümü. Gerçekten de Tarsus kusatmasi yüzünden Memlûklularla arasi açilan Karamanoglu Mehmed Bey. babasinin cenazesini alarak Karaman ordusuyla birlikte dönmüs ve Mehmed Bey'in cenazesini Larende'ye (Karaman) defn etmisti (27 Safer 826/9 Subat 1423). kardesi Bengi Ali Bey de Mehmed Bey'in hâkimiyeti altinda olmak sartiyla Nigde ve havalisine getirilmisti. Antalya'yi zapt etmek istemis. Bu arada Antalya sancak beyi olan Hamza Bey de Karamanoglu Mehmed'in ölümünü ve Antalya'nin kurtuldugunu. bu birlesmeye mani olmak ve dolayisiyla sancagini kurtarmak için henüz iki kuvvet birlesmeden önce Korkuteli'nde bulunan Osman Bey'in kuvvetlerine baskin yapmis. önce Nigde'ye hâkim bulunan kardesi Bengi Ali Bey. Karamanoglu'na isabet ederek ölümüne sebep olmustu. O dönemde. Fakat Mehmed Bey'in kardesi Bengi Ali Bey. fakat bu ise tek basina gücünün yetmeyecegini anlayinca Karamanoglu ile birlikte hareket etmeye karar vermisti. Karaman ordusunda bulunan Mehmed Bey'in büyük oglu Ibrahim Bey. Bilindigi gibi Ankara Muharebesi'nden sonra Antalya ve Korkuteli ile civari. Bengi Ali Bey. meydana getirdigi karisikliklardan istifade etmek isteyen Hamidoglu Osman Bey. Fakat Memlûk Devleti'ne ait bazi yerlere el uzattigi için o devletle de arasi açilmisti. Bu olaydan sonra Karamanoglu Mehmed Bey. Mehmed Bey'i serbest birakarak memleketine gönderir. Osmanlilar'dan çekindigi için bir ara Memlûk sultaninin himayesini kabul etmisti. Timur tarafindan Hamidoglu Osman Bey'e verilmisti. Antalya'yi Osmanlilar'dan alamamis ise de Korkuteli taraflarinda hüküm sürüyor ve Antalya'yi da elde etmek için çare ariyordu. kendisine iltica etmis olan Mehmed Bey'in oglu Ali Bey'le Sultan Murad'a arz etmisti. Ibrahim Bey ve diger kardesi Isa Bey ise babalarinin cenazesini alip memleketlerine dönerler. Osman Bey. Karaman hükümdari olmustu. Bunun üzerine Ibrahim ve Isa Beyler. sonra da Dulkadiroglu Nasirüddin Mehmed Bey'le giristigi mücadeleyi kayb etmis ve Dulkadirliler tarafindan esir alinarak Kahire'ye gönderilmisti. Mehmed Bey'in idareyi tekrar ele geçirmesi üzerine yeniden Nigde'ye çekilir. Onun yerine de Karaman hükümdari olmak isteyen Nigde hâkimi Bengi Ali Bey'i destekleyerek onun hükümranligini tanimisti. Mehmed Bey'in ölümü üzerine yaninda bulunan ogullarindan Ali Bey. Osmanlilarin Antalya Sancak beyi olan Firuz Bey oglu Hamza Bey. Fakat Memlûk sultani Melik Müeyyed'in ölümünden biraz sonra hükümdarligi elde eden Seyfeddin Tatar. . Böylece Antalya. Bu sirada kaleden atilan bir gülle. Hamidoglu da bu müsademe esnasinda öldürülmüstü.KARAMANOGLU MEHMED BEY'IN ANTALYA'YI KUSATMASI VE OGLU IBRAHIM BEY'IN OSMANLI HIMAYESINE GIRMESI Ankara Muharebesi'nden sonra Timur tarafindan yeniden kurulan Karaman Beyligi'nin basina Alaeddin Ali Bey'in oglu Mehmed Bey tayin edilmis. Mehmed Bey. aralarindaki saltanat rekabeti yüzünden askerin Ibrahim Bey'i istedigini görünce kaçip Antalya kalesine siginir. gerekse Mustafa Çelebiler isyanin. Böylece Bengi Ali Bey. hem muhasara hem de isgalden kurtulmustu. kardesinin öldügünü ögrenince Konya'ya gelip hükümdarligini ilân etmisti. gerekse Tarsus ve Kayseri'de giristigi taskin hareketlerinden dolayi Karamanoglu Mehmed Bey'i azarlayip hapse attirmisti. babalarinin cenazesini defn ettikten sonra Osmanlilar'a siginmak zorunda kalmislardi. Antalya önüne gelip kaleyi karadan kusatmisti. Memlûk Sultani Melik Müeyyed Seyh.

Ikinci Murad. Halk. Bu gaye ile yola çikan Yakub Bey. Yakub Bey. Bunlarin normal bir hale gelmesi ve geregi gibi idareleri devleti bir hayli mesgul ediyordu. "Sah Ana" diye hitab ettigi Yakub Bey'in esini. Erkek evladi bulunmayan Yakub Bey. Germiyanoglu Ikinci Yakub Bey de ülkesine yeniden sahip olmustu. Bu sevgi. Ankara muharebesinden sonra Çelebi Sultan Mehmed tarafindan ortadan kaldirilmis ise de büyük bir grubu faaliyetlerine devam ediyordu. Yakub Bey aleyhinde hiç bir harekette bulunmuyordu. amcasi Bengi Ali Bey'in yerine hükümdar olmak üzere Sultan Murad'in yardimini istemisti. Nitekim Amasya. "Fetret Dönemi" diye bilinen sehzadelerin mücadeleleri esnasinda Çelebi Sultan Mehmed tarafini tutmustu. Bursa'ya gelir. Candaroglu Isfendiyar Bey'in torununu alacagi zaman gelini getirmeye göndermisti. eskiden beri aralarinda bulunan akrabaligi kuvvetlendirmek için Ibrahim Bey'le kardesleri Ali ve Isa'ya birer kiz kardeslerini vererek onlari kendine baglamaya çalisir. Bu arada Ibrahim Bey'e kuvvet verip onun Konya ve Larende üzerine yürümesini saglayan Sultan Murad'in bu kuvveti sayesinde Ibrahim Bey. Bir ara Karamanoglu'nun tecavüzüne maruz kaldiysa da Çelebi Sultan Mehmed'in. Hatta Osmanli hükümdari. gerekse Anadolu'da kismen baris. ilerlemis yasina ragmen Edirne'de bulunan padisahi ziyaret etmek ister. bu yüzden bir hayli sIkInti çekiyordu. gerek bulunduklari kalelerinin sarp olusu. Sultan Ikinci Murad. Karamanoglu'nu yenmesi üzerine Yakub Bey. Hatta Solakzâde'nin ifadesine göre. Sultan ikinci Murad. Bu düsmanligi tamamen yok etmek için onlarin her birine Rumeli'nde birer sancak da vermisti. gerekse devletin baska bölgelerde mesgul olmasindan istifade ile zaman zaman çevrelerini vurup eskiyalik ediyorlardi. aradaki eski düsmanliklari ortadan kaldirmayi hedefliyordu. Tokat ve Canik havalisindeki yerlerde bir takim küçük Türkmen aile ve asiretleri vardi. erkek evladinin olmayisi ve Osmanlilar'in ileride büyük bir devlet haline gelecegini sezmesi üzerine onun. Yildirim Bâyezid tarafindan zapt edilmis bulunan Germiyan Beyligi. amcasini kaçirip Konya'da Karaman Beyligi'ne hâkim oldu. Ankara Muharebesi'nden sonra yeniden dirilttirilen diger Anadolu beylikleri gibi o da tekrar bagimsizligina kavusmustu. Bununla beraber Sultan Murad. Bu sebepledir ki. kismen de mücadelelerle sagladigi sükûnetin devam etmesi için daha bazi islerin yapilmasi gerektigine inaniyordu. Fakat bunun karsiliginda da daha önce Osmanlilara ait olup Timur tarafindan Karamanogullari'na verilmis olan bazi yerleri (Hamideli Beysehir) eski sahiplerine yani Osmanlilar'a terk etmeye razi oldu (1424). Osmanlilar'in himayesinde devletini idare etmisti. GERMIYANLI MÜLKÜNÜN OSMANLI'YA VASIYETI Daha önce. Bunlar. Osmanlilar'daki saltanat degisikliginden istifadeye yeltendi. lalasi Yörgüç Pasa'nin faaliyetleri sonucunda bunlarin büyük bir kismini ortadan kaldirmaya muvaffak olmustur. Yakub Bey'i karsilamak için Meriç ve . Osmanli siyasetine uygun düsen bu davranisla Sultan Murad.Ibrahim Bey. Bu yerli Türkmen ailelerinden bir kismi. Oradan Çanakkale Bogazi'na kadar giderek Gelibolu'da Rumeli yakasina ayak basar. Sultan Murad. kiz kardesinin torunu olan Murad'i gün geçtikçe sevmeye baslar. Bu yüzden Sultan Ikinci Murad'in kardesi ve Hamideli Sancakbeyi Mustafa Çelebi'ye meyl ederek Karamanoglu ile birlikte Mustafa'ya kuvvet verip yardim eder. insanlar bunlarin yüzünden evlerinden çikamaz hâle gelmislerdi. Kiz kardesinin oglu olan Çelebi Sultan Mehmed'in ölümü üzerine Yakub Bey. O da son anlarina kadar beyligini muhafaza etmisti. gerek Rumeli. ülkesini Osmanlilar'a vasiyet etmesine sebep oldu.

ülkesini kizkardeslerinin çocuklarina birakmak istemiyordu. gezmelerinde ona refakat etmeye ve arzularinin en küçügüne kadar bütün isteklerinin yerine getirilmesine memur edilmisti. ilk karsilasmada Sultan Murad'in elini öpmek istediyse de padisah elini vermez. O. Edirne'de bir ay kadar kalan Yakub Bey. Bilginleri seven bir kimse olarak Yakub Bey. Kütahya'ya dönüsünden bir sene sonra 832 Rebiülahir (1429 Ocak)'ta vefat ederek Kütahya'da yaptirmis oldugu imâret mescidi mihrabinin arkasina defnedilir. Buranin sancak beyligine de Kara Timurtas Pasa'nin torunu ve Umur Bey'in oglu Osman Bey tayin edilmistir. Gelibolu'ya ulastigi sirada parasi tükenir. gördügü misafirperverlikten dolayi minnettar olarak ülkesine döner. çok cömert bir insandi. O zaman padisaha bir mektup yazarak durum ve ihtiyacini bildirir. Yüz yetmis kemer üzerine kurulan ve hâlen Uzunköprü ilçesine adini vermis bulunan bu köprü. Yakub Bey. Türkçe'nin gelismesine hizmet etmis. Edirne'de kendisine mihmandar olarak tayin edilen Seyhu's-Suara Seyhî Sinan da bizzat kendi himayesinde yetisen ve sonradan Osmanlilar'in hizmetine giren bir kimse idi. Çok cömert. bilgin ve tabibin bulunmasini saglamistir. O. eli açik. ilim ve fikir adamlarini himaye hususunda babasinin izini takib etmisti. onu yasinin büyüklügüne ve mevkiine lâyik bir hürmetle karsilar. Yakub Bey. Böylece Yakub Bey'in vasiyeti üzerine beyligi. Bu esnada henüz hayatta bulunan Emir Sultan'i da ziyaret ederek elini öper. Padisah. meshur ilk Türkçe imâret vakfiyesini güzel bir yazi ile hak ettirerek imâretin duvarina koydurmustu. Karsilikli öpüsüp musafaha ederler. Osmanli idaresine girmisti. Germiyan Beyi'nin mektubunu okudugu zaman: "Cenab-i Hak. Bu söhretli misafir. edip. emrine verdigi askere karsi o kadar cömertçe davranir ki. sarayinda pek çok sair. mihmandar sifati ile onun maiyetine verilir. ziyaretinin sebebini anlatarak içten gelen arzusunu sifahî (agizdan) arz ile ölümünden sonra memleketini padisaha vasiyet eyler. yapilis tarzindaki özellikten dolayi Ikinci Murad'in sultanlik çaginda kurulmus binalar arasinda ilk plânda yer alir. Sultan Murad'in. Ikinci Murad'i ziyaret ettigi sirada seksenini bulmus olan Yakub Bey. Yakub Bey. Aradaki fasilalar hariç olmak üzere takriben otuz sene kadar Germiyan hükümdari olan Yakub Bey. . Germiyan Beyi'ni bize öyle bir kardes olmak üzere göndermis ki. Bu vesile ile Sirbistan siniri valisi Ishak Bey'in idaresinde orada yaptirmakta oldugu köprünün insaat durumunu görme imkânini da elde eder. Devrin en büyük hekim ve sairlerinden olan Seyhî. Seyhî. hastalandigi sirada yazdirip Ikinci Murad'a gönderdigi vasiyetnâmesinde ülkesini Osmanlilara vasiyet eyleyip terk ettigini tekrarlamisti.Ergene üzerinde insa ettirmekte oldugu köprü sahasina kadar gelir. Edirne'de misafir bulundugu siralarda büyük senlikler yapilir. Yildirim Bâyezid ve Çelebi Sultan Mehmed'in türbelerini ziyaret eder." diyerek derhal onun sanina lâyik olacak sekilde bir miktar para gönderir. geçtigi bütün yollarda oldugu gibi Edirne'de de hürmet ve itibar görür. Yakub Bey. Sultan Murad. kendi gelirinden baska bizimkileri de yiyor. Orhan. ihsani bol bir kimse olan Yakub Bey. Bursa'ya geldigi zaman Osman. Yaninda zevcesi Pasa Kerime Hanim da vardir.

Ankara muharebesinden sonra Sirbistan himayeden çikmamakla beraber kendi lehine bazi tavizler elde etmisti. Belgrad'i isgal eden Sigismond. her firsatta Macarlar tarafindan gözetlenecektir. Ankara Muharebesi'nden sonra Bizans Imparatoru ile uyusmak isteyen Emir Süleyman tarafindan Bizanslilara terk edilmisti. parayi ödemeden Kolombaç'i da almak isteyince. SELÂNIK VE YANYA'NIN FETHI Birinci Murad zamaninda kusatilip alinamayan. ölmeden önce burayi on iki bin duka altin borcuna karsilik "boyar" yani beylerinden birisine rehin olarak vermisti. . Macarlarla münasebetlerini kesmeyi ve padisah istedigi zaman Osmanli ordusuna asker göndermeyi kabul eder. boyar kaleyi Osmanlilar'a terk etti Sigismond'un. Selânik sehrinin. Macaristan'a açilan yollar üzerinde oldugu gibi bilhassa Sirbistan'in müdafaa ve elde tutulmasina yarayacak bir mevki isgal ediyordu. Belgrad'in Macarlara verilmesi üzerine hükümet merkezini daha önce Semendir'e nakl etmis olan Jorj Brankoviç. zaptindan on alti yil sonra Segedin muahedesi yapilirken Güvercinlik üzerinde bir hayli durulacaktir. Bu yerlerden birisi de Sirplarin merkezi olan Semendire ile Orsova arasinda ve Tuna nehri kenarindaki Golumbaç (Kolombaç) idi. Sigismond. her sene Osmanli hazinesine elli bin duka altin vermeyi. Bu adam. muvaffak olamayinca Osmanlilarla anlasmak zorunda kalir ve Güvercinlik'in Osmanlilar'a geçmesini kabul eder. Osmanlilar buraya "Güvercinlik" diyorlardi. selefi ve Osmanli dostu olan Lazareviç'in gütmekte oldugu siyaseti terk ederek gerektiginde Osmanlilar'a karsi kendini müdafaa etmek ve Türk taarruzlarini kuzeye yani Macaristan'a geçirmemek için hem Alman Imparatoru hem de Macaristan Krali olan Sigismond'a kendi topraklarindan bazi mühim yerleri vermisti. Sirbistan'in kuzeyinde yeni gelismeler kayd etmisti. fakat hicrî 791 (M.SIRBISTAN VE GÜVERCINLIK KALESI MESELESI Sirbistan. Birinci Kosova muharebesinden beri Osmanlilar'in nüfuzu altinda idi. Macaristan bakimindan çok önemli bir üs olarak kabul edildigi için burasi. Sirp despotu oldu. Güvercinlik. Varilan anlasmaya göre o. Osmanlilar tarafindan ilk defa olarak fethi ve bilahare tekrar Rumlarin eline geçisine dair bilgiler. kalenin müdafaasina kosar. 1473 senesinde Uzun Hasan'a karsi sefere giderken Macar elçisi Padisahin ve dolayisiyla Osmanlilarin bu müskül durumundan yararlanarak Güvercinlik'in terkini veya kalesinin yikilmasini isteyecektir. Osmanli tarihlerinde Vilk (babasinin adi Vulk) oglu diye bahs edilen Jorj Brankoviç'in Sirp despotu olur olmaz bazi kalelerini Macarlara terk etmesi. Onun içindir ki. Macadar bir basari elde edemedikleri gibi Sigismond da ölüm tehlikesi geçirerek bir fedaisi sayesinde zor kurtulmustu. Stefan Lazareviç. 1394) yilinda Yildirim Bâyezid tarafindan zapt edilen Selânik. Sigismond'un basarisiz oldugunu görünce ondan ümidini keserek Osmanlilar'la anlasmaya çalisir. Kosova muharebesinde öldürülen Lazar'in yerine Stefan Lazareviç (1389-1427) Sirp despotluguna getirildi. Macaristan'a açilan yollar üzerinde önemli ve stratejik bir mevkide bulunan Güvercinligi zorla almak istemesi üzerine Sultan Murad. Hatta Fatih Sultan Mehmed. Edirne'ye döndügü zaman hükümdarlara nâmeler göndererek yeni fetihlerini bildirir. Güvercinlik ve Krusevaç gibi kalelerin ele geçirilmesiyle Osmanli sinirlari. Halbuki eski despot Stefan Lazareviç. Sultan Murad. Osmanlilar ile Sirp ve Macarlar arasinda bazi çatismalarin çikmasina sebep oldu. Temmuz 1427 senesinde evlad birakmadan ölünce onun yerine kiz kardesinin oglu Jorj Brankoviç. Yildirim Bâyezid dönemi hadiseleri arasinda zikr edilmisti.

Venedikliler Rumlara itimad edemediklerinden kendi askerlerini Rumlarin arasina dagitmislardi. Selânikliler. para karsiliginda kendilerini yabanci bir millete satarken. Umumi hücumla alindigi takdirde sehrin zarar ve tahribata ugrayacagini hesaplayan Hamza Bey. 1426 yilinda Ayasolug'a giderek orada bulundugu sirada Midilli. Bu arada Venedikliler. Bu sekilde sehir müdafaa edilirken Rumlarin gevsekligini ve icabinda karsi tarafla anlasmalarini önlemeyi düsünüyorlardi. Sakiz ve Rodos ile eski antlasmalari yeniledigi zaman Venediklilerin Selânik'i almalarindan dolayi bunlarla olan muahedeyi yenilemeyerek Venedik elçisini geri çevirmisti. ya da hemen gelirim" cevabini verir. imparatorun bu tavassutunu çok garip bulmustu. sehrin zapti kadar garip ve tuhaf olan bir muameleye bas vurarak bizzat Bizanslilarin tavassutunu temin ederler. buradaki islermi yoluna koyduktan sonra Edirne'ye döner. kendilerine sadik kalmak sartiyle Selânikliler'in tekliflerini kabul ile elli bin duka altin karsiliginda Selânik'i satin alirlar. 1423). Burada Anadolu Beylerbeyi olan Hamza Bey komutasindaki Anadolu kuvvetleri ile Sinan Bey komutasindaki Rumeli kuvvetlerini bir araya getirir. Fakat Venedik valisi bunu red eder. bunlara haksizlik ettigimi belki iddia edebilirlerdi. Bu esnada zaten hasta olan Andronikos da Venedikliler'ce Mora'ya gönderir (H. Kendisi Serez'de kalarak Hamza Bey'i ileriye gönderir. Padisah. Muhasara karargahina gelen Sultan Murad. Bunun için Sultan Murad. Osmanlilar'in bu sekildeki kesin tutumu üzerine Venedikliler. Murad. ilk günlerden itibaren isi diplomatik yollarla ve gürültüsüz atlatmaya çalisirlar. Rumlardan gelebilecek bir hainligin . sayet Selânik imparatora ait olsaydi orayi hiç bir zaman zapt etmek istemeyecegini. Buralara sokulmaniza sebep ne? Ya arzunuzla oradan . Bu müzakereler esnasinda sefer hazirliklarini da ihmal etmeyen Sultan Murad. Sultan Murad. 1430 senesi Subatinin ortalarinda Edirne'den Serez'e gelir. Bu sirada Manuel'in oglu Andronikos. Venedikliler de kan yerine keselerinden para dökerek Ege kiyilarinin en mühim sehirlerinden birine sahip olurlar. 826 / M. Venedikliler'den donanma ve yardim istedilerse de bu yardim gerçeklesmedi. Sultan Murad'a defalarca elçi gönderirler ama bu çabalarin hiç birisi Sultan Murad'i bu oldu bitti karsisinda yumusatamaz. Muhasara yüzünden sikintiya düsen halk. Sayet Venedikliler. Sultan II. Böylece Selânik halki. Bunun üzerine Hamza Bey sehri topla dövmeye baslar. Büyük babam Bâyezid bazusunun kuvvetiyle burasini Rumlardan aldi. Venedikliler. kendilerine yiyecek vermek ve sehri mamur hale getirmek sartiyla Venediklilere satmaya karar verir. babamdan kalma mülkümdür. Evrenoszâdelerle Turahan Bey komutasindaki ordusuyla Selânik'i muhasara ettirmisti. hem de fazla zahmet çekilmeden fethi mümkün kilmak için surlardan içeriye adamlar soktu.Osmanlilar'in saltanat degisikligi ve buna bagli olarak çikan taht kavgalari fitnesi ortadan kalkip tehlikeli durumlarinin düzelmesinden sonra sira daha önce ellerine geçmis olan Selânik'in yeniden elde edilmesine gelmisti.çekiliniz. imparatorun arazisi ile kendi topraklan arasina yerlesmesine de müsaade edemeyecegini söyleyerek anlari da geri gönderir. Siz ise Italya'dan gelen Latinlersiniz. eger oranin idaresi Rumlarin elinde bulunsaydi. Venedikliler yeni bir heyet göndererek muahedeleri yenilemek istedilerse de padisah: "Selânik. Selânik valiliginde bulunuyordu. sehrin bir an önce düsmesini istiyordu. Selânik'in Venedikliler'in eline geçmesini istememisti. Padisah. Andronikos'un muvafakati olsun olmasin. hem buna mani olmak. fakat Venediklilerin. Bütün kusatma hazirliklari yapildiktan sonra Venedik valisinden sehrin teslimini ister. Fakat o sirada daha pürüzlü ve önemli isler oldugundan ses çikarmamis ve uygun bir zaman gözetlemeyi uygun görmüstü. Böylece elçiler bir is göremeden geriye dönerler. Ioannis'in göndermis oldugu Nikola de Gona ve Frangopulos adlarindaki elçilerine.

Hamza Bey'in tekliflerini kabul etmeyen Venedikliler'e karsi padisah. her Rum askerinin yanina degisik memleketlerden ücretle topladiklari adamlardan kurulu yagmaci (Butineur) denilen askerden birini koymuslardi. Subat . Çünkü Venediklilerin çok siki tedbirler almalari üzerine sehre sokulan adamlarla içeriye firlatilan mektuplarin. gruplar halinde Venedik kadirgalarina binmek istedilerse de bunlar. Çünkü daha önceki bütün baris ve teslim çagrilari cevapsiz kalmisti. Selânik'in kirk günlük bir kusatma sonunda zapt edildigini yazarlarsa da yabanci kaynaklarda buranin daha kisa bir sürede zaptedildigi bildirilmektedir. Selânik zapt edilince Sultan Murad. Bu sebeple Aya Dimitri (Sen Dimitrios) kilisesi hariç olmak üzere diger bütün kiliseleri camiye tahvil ettirir. Bu esnada Selânik halkindan bazilari. Rumlari büsbütün perisan etmisti. Osmanli kaynaklan. sehrin Müslüman Türk hüviyeti kazanmasina çalisiyordu. Hammer'in ifadesine göre bazi kiliseleri de yiktirip onlarin malzemesinden sehrin ortasinda bir Türk hamami yaptirir. âdet oldugu üzere yagmaya ugramasi demekti. limandaki üç Venedik kadirgasini yakmasi. O gün aksama dogru. Bu yüzden bütün askerlerini kaleden çekip gemilere bindirdiler. Hükümdar böyle bir karar almak zorunda kalmisti. Vardar Yenicesi ile diger sehirlerden Türk aileler getirterek buraya iskân ettirir. Avrupa ve bilhassa Venedik'te büyük üzüntülere sebep olmustu. Müslüman olan Osmanlilar'a terk etmekten çekinmemislerdi. Buna meydan vermemek düsüncesi ile Venedikliler. Venediklilere mecburen itaat ediyorlardi. buna karsilik kendilerine hürriyet ve himaye vaad etmesi de bir sonuç vermedi. Ege Denizi'nde ticarî mevkii parlak bir sehirdi. Bu yüzden onlardan da bulunduklari mevzileri terk edenler oldu. 28 Subat'i 1 Mart'a baglayan gece. sehrin zapt edildigi zaman. sehrin savunmasindan ayrilmalari. Rumlar. Bunun üzerine halk. En fazla kalabalik ise Aziz Dimitrios'un tabutu bulunan ve içinde devamli olarak "kutsal yag" akan kilisede toplanmisti. sadece iskân ile yetinmiyerek buraya yerlestirilenler için bazi imkânlar da sagliyordu. 26 Subat gecesi meydana gelen depremde halk büyük bir heyecan yasadi. Venedikliler tarafindan gemilere alinmazlar.önünü almak üzere önceden gerekli tedbirleri almamis olsalardi belki de Hamza Bey'in adamlari gayelerine ulasacaklardi. kale kapilarinin açilmasi ile sehir zapt edildi (27 Receb 833/2 Mart 1430). Ertesi gün safakla baslayan genel hücum sonunda Osmanli askeri sehre girmeye basladi. Fakat orada barinamayacaklarini anladiklari zaman dindaslari olan Rumlari. Osmanlilar'in. hücuma karar verir. Bu politikasi ile o. Selânik halki arasinda genel hücumun ertesi gün yapilacagi söylentileri dolasmaya baslar. sadece sehrin ticaretini düsünüyorlardi. Zira Mart ayinin ikinci günü sato tarafindan yapilan siddetli bir hücum ve merdivenlerle üzerlerine çikilan surlarin isgali sonunda. Böylece Müslümanlarin rahat ibadet etmeleri ve diger sosyal tesislerden istifade etmelerini saglamisti. Ayrica Hamza'nin oklarinin ucuna mektuplar sararak Rumlari sehir kapilarini açmaya tesvik etmesi. Fakat Venediklilerin çabasi sonucunda bu korku ve heyecan giderilerek müdafaa daha bir güç kazandi. Selânik sehrini para karsiligi alan Venedikliler. Zira Selânik. Öyle anlasiliyor ki sehrin umumî bir hücumla alinacagi söylentileri bosu bosuna çikarilmis bir iddia degildi. Bu. Venedikliler arasinda büyük bir korkunun meydana gelmesine sebep oldu. O. Selânik'in düsmesi. kalabalik topluluklar halinde kiliselerde toplanmaya basladi. Rumlar üzerindeki tesirleri önlenmisti. Venediklilerin.

Dukas'in ifadesine göre Venedikliler. Selânik'in zaptindan takriben bir buçuk sene sonra 13 Safer 835 (9 Ekim 1431)'de Yanya Osmanli topraklarina katildi. Selânik muhasarasi devam ederken. Bu mücadeleler esnasinda voyvodalarin bazilari Macarlar. Karaca Pasa komutasinda gönderdigi kuvvetler ile Memnon'a yardim edip onu arzusuna kavusturur. halkin hürriyetine. Gelibolu'yu zapt etmek için ugrastiysa da bunda basarili olamadigi gibi gemi bakimindan da zayiata ugradi. Osmanli idare ve adaletinin. onlarin basarili olmasina ve Gelibolu'yu ele geçirmelerine engel olmustu. âdet ve ibadetlerine dokunmayacagina dair Sultan Murad'dan bir ferman aldiktan sonra sehrin anahtarlarini kendisine teslim eder. Heyet. Kendi dindaslari olan Latinlerin zulüm ve çekismesinden bikan halk. Amiral Andrea Moceniko komutasindaki Venedik donanmasi. Osmanlilarin yüksek hâkimiyeti altinda bulunan ve merkezi Yanya olan Epir despotu Karlotoçi (Carlo Tocco) ölünce ogullari arasinda hâkimiyet mücadelesi bas göstermisti. Bununla beraber yerli Ruro halki. Bundan sonra Sultan Murad ile Venedikliler arasinda Gelibolu'da bir muahede imzalanir. Egriboz adasinin Osmanlilar tarafindan zapt edilmesinden korktuklari için böyle bir baris teklifinde bulunmuslardi. Yanya'nin baris (sulh) yolu ile alinmasi ve özellikle halkin istegiyle Osmanli idaresinin kabul edilmesi. Bu çatisma ve anlasmazliklara ilaveten bölgede iç karisikliklarda sürüp gidiyordu. Yanya'yi teslim almak için Karaca Pasa'yi görevlendirir. Devamli karisikliklara sebep olan bölgedeki olaylari Eflâk ve Sirbistan hadiseleri olmak üzere iki kisma ayirmak mümkündür. Bu yüzden. ogullar arasinda meydana gelen bu mücadele ile Latinlerden memnun degildir. EFLÂK HÂDISELERI Eflâk'in söhretli voyvodasi Mirça'nin ölümünden sonra bölge. bazilari da Osmanlilar'dan yardim göreceklerdir. senelerce sürecek olan iç karisikliklara sahne olacaktir. Karaca Pasa'nin sehri teslim almasindan sonra buraya da Türkler iskân edilir. Durumun nezaketini bilen Osmanli devlet adamlari da buna karsi tedbir almakta gecikmiyorlardi. Sultan Murad. Bu yüzden aradan fazla bir zaman geçmeden Yanya halkinin ileri gelenlerinin meydana getirdigi bir heyet. 2 Mart'ta sona erdigine göre bu sürenin çok daha az oldugu anlasilmaktadir. Yildirim Bâyezid zamanindan beri Yunanistan'in Epir bölgesinde Latin kökenli despotlar vardi. Bunlardan Memnon adindaki ogul. o siralarda Selânik civarinda bulunan Sultan Murad'i ziyaret eder. BALKANLAR'DAKI YENI OLAYLAR Macarlar. Osmanlilar'dan yardim ister. Balkan halklari üzerinde nasil iyi bir tesir meydana getirdiginin göstergesidir. örf. Bu muahede ile Selânik'in Osmanlilar'a terk edildigi belgelendirilip kabul ediliyordu.ortalarinda baslayan kusatma. eskiden beri Balkanlar'daki milletlerin Osmanlilar'a karsi tavir koymalarini istiyor ve kendilerini bölge halklarinin bir çesit hâmisi kabul ediyorlardi. Eflâk ve Sirbistan'in Osmanlilar'la olan baglantilarini kesmekte kakarli görünüyorlardi. adalet ve hak sinasliklarina güvendikleri Osmanliya baglanmayi tercih etmisti. surlarini da tahrib etmisti. Zira henüz emekleme durumunda bulunmasina ragmen Osmanli donanmasi. Onun için de zaman zaman çatismalar meydana geliyordu. Eflâk'taki iç mücadele Mirça'nin kardesinin . Bunun üzerine Sultan Murad. Amiral Moceniko'nun yerine geçen Silvestr Morisini Selânik'in intikamini almak için 1431 yilinda Çanakkale bogazinin Anadolu yakasindaki istihkamlara ani bir baskinda bulunarak ele geçirdigi muhafizlari öldürmüs.

Bu mücadeleler sebebiyle voyvodalar makamlarini yeterince saglama alamadiklari gibi bu dönem Eflâk kaynaklari da kifayetsiz olduklari için voyvodalarin saltanat tarihlerinde karisikliklar bulunmaktadir. Bogdan prensinin yardimini alan Vlad Drakul tarafindan öldürülür. heyeti Bas kilisede ve bütün hükümdarlik alametleri üzerinde bulundugu halde kabul eder. Macarlarin ve bilhassa Sigismond'un kendisini himaye etmesinden aliyordu. Sigismond. Eflâk voyvodasi olmustu. Sultan Murad'in elçilerini gayet sahane bir surette taltifederek birçok hediyelerle Padisahlarina gönderir (Kasim 1433). Seytan) lakabi ile aniliyordu. Zaten Macarlar da Sirp despotunu Osmanlilar aleyhine tesvikten geri kalmiyorlardi. Vlad'in iki yüzlülügünü çok iyi biliyordu. Bu sekilde. Osmanlilara olan baglilik yeminini ettirmek ve padisahin nisanlisini getirmek . Üsküp Sancak Beyi Ishak Bey tarafindan haber alinip merkeze bildirildiginden. Bu yüzden bu da babasi gibi Vlad tarafindan öldürülür(1431). Bu sebeple onun Macarlarla olan münasebetlerini bozmak için ayni sene (1432). Osmanli hükümdarinin. Zira Sultan Murad. Karaman seferine hareket edecegi esnada bizzat Bursa'ya kadar gelerek bagliligini arz ve Sultan Murad'in Macaristan'a yapacagi seferlerde kendisine her türlü kolayligi gösterecegini vaad ettigi gibi böyle bir seferde Osmanli ordusuna klavuzluk edecegini de taahhud eder. Bu yüzden Macarlarla olan münasebetlerini kesmeyi ve kizi Marya (Mara)'yi Osmanli hükümdarina zevce olarak vermeyi kabul ederek barisi saglayabildi. Sarica Pasa. Sirp despotunun Osmanli Devleti'ne sadik görünmesine ragmen el altindan da Osmanlilar'in aleyhindeki bazi hareketleri. SIRBISTAN HÂDISELERI Eflâk voyvodasi Vlad Drakul gibi Sirp despotu Jorj Brankoviç te Macarlara dayanip onlardan yararlanmak istiyordu. Sirp despotunun Macarlarla olan alâkasini kesmek ve Osmanlilar'a olan bagliligini güçlendirme hedeflenmisti. ya insafsiz ve zâlimliginden veya Sigismond'un kendisine verdigi Dragon nisanindan dolayi Drakul (Eflâl dilinde hilekâr. Macaristan ile dostça münasebetlerin faydali olacagini düsünür. Vlad Drakul vasitasiyle Macarlara büyük bir darbe indiren Sultan Murad. Sirbistan'in iki önemli sehrinden Belgrad'in Macarlar. Fakat bu voyvoda. Böylece mütareke yenilendikten sonra Sigismond. bu cesareti. onun komutasindaki bir ordu ile Sirbistan içlerine dogru bir akin yapilir. yanina asker vererek onu Transilvanya'ya akin yapmaya memur eder. Ishak Bey komutasindaki Osmanli ordusunun Sirbistan ortalarina kadar bir akin yapmasi.çocuklari olan Dan'lilar ve Mirça'nin oglu Vlad Drakula'nin torunlari olan Drakul'lular arasinda cereyan ediyordu. Mirça'nin ölümünden sonra kardesinin oglu Dan. Dukas ve Hammer'in ifadelerine göre Eflâk Beyi (voyvodasi) Vlad. Vlad. Bu elçilik erkânindan on iki kisi ilerleyerek Imparatora altin sikkelerle dolu on iki altin kupa. bütün bu himayelere ragmen Sigismond'un kendisini Türklerin elinden kurtaramayacagini düsünerek rakiplerine galip gelmekle birlikte Osmanlilar'a da sokularak görünüste onlara olan bagliligini göstermek istiyordu. Bu akinla. Filhakika Vlad Drakul. Dan'in oglu Osmanlilar'dan yardim istedigi için kendisine yardim edildiyse de bunda iyi bir basari saglanamadi. Güvercinlik'in de Osmanlilar elinde bulunmasindan dolayi her iki devletin Sirbistan üzerindeki dikkatleri daha fazla hassasiyet kazanmisti. bir takimi da kiymetli taslarla süslü ipekli elbiseler sunar. Büyük bir idarî ve diplomatik tecrübeye sahip olan Osmanli devlet erkâni. Vlad. Bu arz-i ubûdiyetten memnun olan Sultan Murad. Sirp despotu Brankoviç'i telaslandirir. bir takimi sirma islemeli. bilahare Macarlarla dostlugu yenilemek ister. onu tekrar ülkesine gönderir. Bu sebeple Imparatorun bulundugu Bâl sehrine tantanali bir elçilik heyeti gönderir.

mutad merasimle. kayinpederine itimad edilemeyecegini gösteren delillerle dolu idi. Hünkâra verdim. Bu sebeple Sirp despotu ile Eflâk voyvodasinin Macarlar'la arasini iyice açarak kendisine baglanmalarini saglamak için Macaristan harekâtina katilmalarini emr eder. büyük oglu Greguar'i Semendire'nin tahkim ve . Semendire'nin anahtarlari ile birlikte Edirne'ye gelmesini emr eder. Onda dahi nihayetsiz konukluklar etti. Vilk oglu demis ki: "Ben çeyizi kizima vermedim. Evrenoszâde Ali Bey'in Macaristan'a yaptigi bir akinda basarili olamamasi. Hünkâr eder "Benim câriyelerime verecegim yok mudur ki onun kizinin çeyizini vereyin. Acayip konukluklar eyledi. kizini Osmanli sarayina götürmek üzere gelen heyete teslim eder.üzere Jorj Brankoviç'in sarayina gider. padisahin hiddetini teskin ile dikkatini baska seyler üzerine çekebilmek için kizi Mara'yi aldirmasi istirhaminda bulunacaktir. Bununla beraber yine ayni sene (1433) içinde. Âsikpasazâde hadiseyi su ifadelerle nakl eder: "Bir kaç günlük yol kalinca Vilk oglu. Gayet iyi tazimle Semendire'ye getirdiler. Transilvanya'da bazi sehirler zapt ve kaleler de tahrib edilir. Çeyizinin hesabini yazmislar. "Bir sipahi kâfirin kizina ne dügün gerek" dedi. Brankoviç'i yeniden Macarlarla münasebetlerini gelistirmeye yöneltir." dedi. Sirbistan problemine kesin bir çözüm getirme kararma varir. Sultan Murad. Buna göre Karamanoglu'nu tahrik edenlerden birisi daha bütünüyle ortadan kalkacakti. müstereken icra edilen Transilvanya akinina ragmen Macarlarla aralarinin açilmadigini görünce. dilerse bu câriyesine versin. Birbuçuk ay kadar süren akinlar esnasinda. Brankoviç'in. itaat edecek yerde. pasalarini toplayip kendileri ile bu durumu görüsünce pasalar "almak gerek sultanim" demislerdi. Padisahin emri geregince Jorj Brankoviç ve Vlad Drakul 1438'deki Macaristan akinina katilirlar. onu Edirne'ye getirdi. Osmanlilar aleyhine kiskirtmaya ve bir takim faaliyetlerde bulunmaya sevkeder. Osmanli ülkesine saldiracak ve bazi yerleri ele geçirecektir. Hatta kizini padisaha nisanlamis olmasina ragmen onun henüz küçük oldugunu ileri sürerek dügünün yapilmasini da tehir eder. Ve her ne kim Vilk oglu dedi. kizi Mara'yi Edirne'ye göndermis olan Jorj Brankoviç'e pek güvenemiyordu. Bunun üzerine sultan da "tedarik neyse edin" diyerek Kizlaragasi Reyhan Aga ve Oruç Bey ile Sirp sinirlari üzerinde toplanmis olan askerin komutani Ishak Bey'in esini gelini almak üzere bir heyetle Üsküp'e. Geri çeyizini ol kiza verdi. Durumun kendi aleyhindeki vehametini görmekte gecikmeyen Brankoviç." Jorj Brankoviç. kâfir beylerinin hatunlarini karsi gönderdi. Edirne'ye gelen Mara oradan da Bursa'ya gönderilir. Macar Krali Sigismond ile birlikte Karamanoglu Ibrahim Bey'le gizlice anlasarak onu. Sultan Murad. Fakat ileride de bahs edilecegi gibi Sultan Murad. Bununla beraber Sirbistan hududundaki Türk kuvvetlerinin komutani olan Ishak Bey'den aldigi raporlar. Sultan Murad. Isfendiyar kizi dahi Bursa'da idi. Karamanoglu Ibrahim Bey'in hakkindan geldikten sonra tekrar Rumeliye dönecektir. hünkâr kendine dügün etmedi. Bursa'ya gönderdi. oradan da Semendire'ye gönderir. Iki yüzlü harekette Eflâk voyvodasindan da usta davranan Jorj Brankoviç. Bir sehl zaman durdu. onu Hünkâr'a dediler. Bu akinlar esnasinda birçok ganimet elde edilir. Bundan cesaret alan Ibrahim Bey. Brankoviç. Sultan Murad. 1438 kisinda Brankoviç'in kizi Mara ile evlendi. Defterini Özbek Aga'ya verdiler. Elhasil kizi Edirne'ye getirdiler. Her iki hükümdarin Evrenoszâde Ali Bey komutasindaki akinci kuvvetlerine iltihaklarini müteakip Demirkapi üzerinden Tuna nehri âsilir. dilerse gayri câriyesine versin". Hiç nesne kabul etmedi. Sultan Murad.

Bosna Krali Tvartko'yu korkuttugundan. Seferde bizzat bulunmus olan tarihçi Âsikpasazâde. Zira o siralarda Macar hâkimiyetinde olmakla beraber Belgrad. Sirbistan'in fethinden sonra Belgrad için de bir seyler yapmak gerekiyordu. Osmanli hazinesine daha önce vermekte oldugu yirmi bin duka altini yirmi bes bine çikarmisti. sehrin fethinden hemen sonra onun Müslüman Türk sehri haline getirilmesi için kadi tayin edildigini. Sultan Murad. Vlad Drakul ülkesine dönerek yine eski makamina geçer. esirlerin fazlaligi sebebiyle fiyatlarinin düstügünü. bu sefer esnasinda. daha önce rehine olarak Edirne'ye gönderilmis bulunan kardesi Stefan ile birlikte Tokat'a yollanarak hapsedilir. Bu esnada.müdafaasina memur eder. O. "esirlerin sayisinin çok fazla oldugunu. Jorj Brankoviç'i taklid etmeyerek padisahin dâvetine icabet eder. Bunun için de "Belgrad. Arkasindan bizzat kendisi de bu kusatmaya istirak etti. Sirbistan islerini çok iyi bilen Ishak Bey. olaylarin akisi içinde Sirbistan hadiseleri ile yakin ilgisinden dolayi bu muhasaradan bahs edildikten sonra. hacdan dönünce kusatmanin siddeti artirilir. Bu siddetli kusatmaya tahammül edemeyen Semendire. 1439 yilinda teslim olur. asirlarca Osmanli ordusunun mermi ihtiyacini kullanmada hizmet görmüstü. Cuma namazinin kilindigini ve hisarina asker kondugunu yazar. BELGRAD'lN MUHASARASI Tarihî kronoloji itibari ile Karaman seferinden sonra olmasina ragmen. kendisinin bile bes esir satin aldigini. Sultan Murad. Engürüs vilayetinin kapisidir" diyerek onun askerî önemini ortaya koyuyordu. Sirbistan isini kesin bir sonuca baglamak için Semendire üzerine kuvvet sevk eder. Böylece Sirbistan'in diger sehir ve yerleri de zapt edilmis oluyordu. Brankoviç'in oglu tarafindan müdafaa edilen Semendire. Novaberda. Sultan Murad. Karaman olaylarina temas edilecektir. üç ay müddetle kusatilir. Semendire muhasarasi devam ederken bir Macar ordusu sehrin imdadina geldiyse de Ishak Bey ile Timurtas Pasaoglu Osman Çelebi tarafindan maglub edildikten baska Macaristan'a da akinlar düzenlendi. Sultan Murad. Sultan Murad'i düsüncesini gerçeklestirmeye yöneltmisti. daha önce zapt edilmis ise de fetret döneminde tekrar Sirplara iade edilmisti. gerçekte bir Sirp sehri idi. Filhakika o tarihlerde Bohemya'da meydana gelen krallik mücadelesi ile Alman Imparatoru ve Macaristan Krali Albert'in ölümünden dolayi meydana gelen çekismeler. Belgrad'i muhasara için önce Evrenosoglu Ali Bey komutasinda bir ordu gönderdi. Kusatma hem karadan hem . Kendisi de diger oglu Lazar'i yanina alarak Sigismond'a halef olan Albert'e siginir. Osmanlilar bu sefer esnasinda pek çok esir ve ganimet aldilar. Edirne'den de Gelibolu'ya yollanarak haps edildiyse de iki oglunu rehin olarak birakmayi kabul ettiginden hapiste uzun süre tutulmayarak serbest birakildi. Brankoviç gibi Eflâk Voyvodasini da davet etmisti. Voyvoda Drakul. eteklerinde kuruldugu dagin madenlerinin çoklugundan dolayi "Sehirler anasi" diye adlandirilan Novaberda'yi bizzat kendisi yeniden feth ederek ele geçirdi (1439). hatta bir askerin. Asikpasazâde. Maden ocaklari ile meshur olan Novaberda. bu sehrin stratejik durumunu çok iyi biliyordu. Sirbistan'a karsi yapilan hareket. Vlad Drakul. güzel bir cariyeyi bir çift çizme ile mübadele (degistirdigini) ettigini" yazar. ordugâha gelince yakalanarak Edirne'ye gönderilir. Sehri müdafaa edenlerle birlikte esir düsen Greguar.

Güvercinlik önünde kazanilan bu zaferden sonra Rumeli'ndeki vaziyetin düzeldigini görünce vezir Saruca Pasa'yi Edirne muhafazasinda birakarak Karamanoglu'nun üzerine yürür. Bu arada kale burçlarindan. Bunun üzerine Sultan Murad: "Senin hatirin için günahindan vaz geçelim. Buna karsilik Ibrahim Bey. Yaninda bulunan Karamanoglu Isa Bey'i de Karaman hükümdari ilan edip. Konya ve Beysehri'ni alan Sultan Murad. Ibrahim'i sonuna kadar takib edecegini açikça ortaya koyar. Rumeli'deki sIkIsik durumlarindan devamli olarak istifade etmeyi adeta bir prensip haline getiren Karamanlilar. epey dil döker. Bununla beraber Rumeli'ndeki isler yüzünden Edirne'yi birakip Karamanoglu'nun üzerine gidemiyordu. Sultan Murad. Sultan Murad. zamanin uzamasindan dolayi kaldmldi. Osmanlilarin. Bu siralarda Macaristan içlerine dogru da akinlar devam ediyordu. mevkiini ve yerini kuvvetlendirdikten sonra Sirp despotu ve Macarlar'la ittifak ederek Osmanlilar'in aleyhindeki faaliyetlerine baslar. Padisahin ayaklarina kapanarak onu düsüncesinden vaz geçirir. . Simdi onu azl ederek biraderi Isa Bey'i Karaman Bey'i yapmayi uygun gördüm" deyince Mevlânâ Hamza. Karamanlilar'in. Evrenoszâde Ali Bey'in. Sonunda is. Sükrüllah'i (Behcetü't-Tevânh adli eserin müellifi) Karamanoglu'na elçi olarak gönderir. Surun etrafindaki hendek kenarina kadar büyük bir siper kazdirdi. Sinan Pasa komutasinda bir ordu sevk ederek Macarlari maglub eder. âlimlerden Mevlânâ Hamza vâsitasiyle özür dileyerek barisa talib olur. Polonya Krali iken ayni zamanda Macaristan kralligina da getirilmis olan Viladislas. her iki tarafi da tarassut ediyordu.de nehirden yapiliyordu. Osmanli birlikleri buradan içeri daldilarsa da siddetli bir mukavemetle karsilastilar. fakat onun bu makama gelmesi bizim yardimimizla olmustur. Sultan Murad'dan kusatmayi kaldirmasini rica etmis ise de buna pek aldiris edilmedi. Osmanlilar'a karsi takib ettikleri tarihî ve daimî düsmanlik siyasetine devam etmekte mahzur görmeyen Ibrahim Bey. Sehri Zovan adinda Raguza'li bir rahip müdafaa ediyordu. Fakat alti ay kadar devam eden Belgrad kusatmasi. Aksehir. Rumeli islerinin kritik bir vaziyet arz etmesinden dolayi yerinden ayrilamayan Murad Bey. Bozkir'a kadar gidip Karamanoglu'nu takib eder. Karamanoglu da bunu bildigi için isgal sahasini gittikçe genisletmeye çalisiyordu. kendisini rahatsiz edenleri de kaçirdi. Osmanlilar'dan aldigi yerleri iad etmekle tatliya baglanir. Evrenosoglu kusatmayi kaldirmadi. bu sefer de rollerini Ibrahim Bey vasitasiyle oynuyorlardi. Maglub olan Macarlar'dan bir kismi Tuna nehrinde bogulurken krallari da zor kurtulmustu (1433). Padisahi bu konuda ikna etmek için Mevlânâ Hamza. 1433 senesinde de Sirp ve Macarlar'la birleserek Osmanlilar'in aleyhinde bir ittifak kurmustu. Osmanli toplari kaleyi dövmeye baslayinca ondan büyük bir parçayi yikip bir gedik açtilar. Balkanlar'daki Hiristiyanlarla is birligine giren Ibrahim Bey. Karsilikli anlasmalar geregince Macarlar ile Sirp despotunun Tuna'yi geçip Güvercinlik (Kolambac) kalesine taarruzlari esnasinda Karamanoglu Ibrahim Bey de Beysehir'den sonra Hamideli'ni isgal etmeye baslayarak bu sancagin beyi olan Sarabdar Ilyas'i esir almisti. Sultan Murad. Macaristan'a yaptigi bir akinda muvaffak olamamasi üzerine. KARAMAN SEFERI Murad Bey'in destegi sayesinde idareyi elde edip is basina gelmis olmasina ragmen.

kardesi Isa Bey ile giristigi bir vurusmada onu öldürür. Timur'un yaptigi tahribati unutmayan Osmanlilar. Bütün bati Hiristiyan dünyasini sevince bogan bu tehlike. Ibrahim üzerine yeniden kuvvet gönderilmesine sebep oldu. önce Timur'un sonra da Sahruh'un destegini saglayan Akkoyunlu Bey'i Karayülük Osman Bey. Bunlarin. SAHRUH'A KARSI TAKIP EDILEN OSMANLI SIYASETI Sultan Murad. Osmanlilar'in Dulkadirogullari'ni himaye etmesini bir türlü hazmedemeyen Memlûklular. Bu durumu bilen Memlûk idarecileri. Tokat'tan yola çikan kuvvetli bir Osmanli ordusu. dedesi Yildirim Bâyezid zamaninda oldugu gibi bir anda kendisinin de yeni bir tehlike ile karsi karsiya geldigini görür. Macarlar'in maglubiyeti üzerine 1437 baharinda tabiî müttefiki Dulkadirlilarla beraber dogudan ve batidan Karaman ülkesine taarruz eder. dogudan geliyordu. Hamidoglu Hüseyin. Anadolu'da Osmanlilari ezip ortadan kaldirmalari imkânsizdi. isgal ettikleri yerlerden çikarir. ve Anadolu'da kendilerine ait olan topraklarin kaybi demekti. Fakat Sultan Murad'in Anadolu'da kalmayip Rumeli'ye geçmek üzere oldugu haberinin gelmesi üzerine sultan bu tasavvurundan vazgeçer. Bu arada. içislerinin karisik olmasina ragmen. Venedik gibi bazi Hiristiyan devletler ise bu tehlikeyi bir silah gibi kullanarak bazi Osmanli sehirlerini istila ümidine bile kapilmislardi. Ibrahim Bey. Mektubunda Anadolu beylerinden Karamanoglu Mehmed Bey. Ibrahim Bey'in en büyük rakibinin getirilmis olmasi onu ürkütmüstü. Karaman Devleti'nin yanibasindaki bir Osmanli sancaginin basina. Ikinci Murad tarafindan Hamideli sancakbeyligine getirilmisti. Bu son gelismeler karsisinda Macarlar'la ayni zamanda hareket eden Sultan Murad. Ikinci Murad'in kiz kardesi olan haniminin ricalari üzerine bu sefer de af edilir. Osmanlilarla savasmak üzere bizzat sultanlarinin sefere çikmasini bile düsünmüslerdi. Osmanlilar ile Memlûklular arasinda Karaman ve Dulkadir gibi tampon devletlerin bulunmasi. Anadolu ve Iran'da babasi tarafindan tesis edilen füli durumu yeniden iade etmek arzusunda oldugundan Anadolu'daki olaylari yakindan takib ediyor ve mektuplari ile bazi durumlari tasvib etmedigini bildiriyordu. Bununla beraber Suriye valisine Anadolu islerine çok dikkat etmesi emrini verir. Fakat fütuhatçi olan ve dünyanin en müsait jeopolitik mevkiinde yerlesmis bulunan Osmanlilarin Memlûklulari ezmesi imkân dahilinde idi. Isa Bey. kudretini devam ettiren Sahruh'un ölümüne kadar (1447) ona açiktan açiga cephe almaktan . Karamanoglu'nun Osmanlilar karsisinda ezilmesinden dolayi endiseye kapilirlar. ona bir mektup göndermisti. Böylece Karamanlilari. Murad Bey de Rumeli ve Anadolu kuvvetleri ile Aksehir'e girer. Cüneydoglu Hamza ve Dulkadir Bey Süleyman ile Birlikte Bizans ve Trabzon imparatorlari da dahil olmak üzere Gürcü meliklerinin de emrine girmek için kendisini beklediklerini yazmisti. Maras Bey'i Dulkadirli Süleyman Bey'le birlikte Kayseri'yi kusatirken. Memlûk Devleti için bir garanti olarak görülüyordu. Osmanlilarin tek baslarina Anadolu'nun hâkimi durumuna gelmeleri.Osmanlilar'a karsi giristigi tecavüzden dersini aldiktan kisa bir müddet sonra Dulkadirogullan'na ait Kayseri'yi zapt etmesi. kizkardeslerinden birini de Karamanoglu Ibrahim Bey'in kardesi olan Isa Bey ile evlendirmisti. Isfendiyar Bey. Timur'un çok dindar oldugu söylenen oglu Sahruh (1404-1447). Öbür taraftan. Zira bu. Daha önce de belirtildigi gibi Sultan Murad. Bu korku yüzünden olsa gerek ki. 1437 yili sonlarina dogru Ibrahim Bey.

Timurlular ve Memlûklular gibi kudretli Müslüman dogu devletleri ile. Zira Yildirim Bâyezid döneminde oldugu gibi. 1437 yilina kadar Memlûk yöneticilerinin Osmanlilarla hemen hemen hiçbir ihtilafi olmadi. bu durumdan endise duyuyordu. Memlûk Devleti ile de iyi geçinmeye dikkat ediyordu. Bütün Anadolu topraklari üzerinde metbûluk iddiasinda bulunan Sahruh. Bunun üzerine Sultan Murad. islemeli silahlar. babasi Kara Yusuf Bey'in Yildirim Bâyezid'e ilticasina benziyordu. Sultan Murad'in bu endisesinin farkina varan Venedik. Murad. O zamana kadar Sahruh'un aleyhinde olabilecek herhangi bir faaliyette bulunmamakla beraber Sultan II. onlarin çogu zaman Osmanlilar'in tabii olan Karaman ve Dulkadirogullari'nin islerine müdahale etmelerine ses çikarmiyordu. 17 Eylül 1429'da Selmas Meydan savasinda Karakoyunlularla müttefiklerini perisan etmesi ile Anadolu ve Suriye yollari bütün genislikleri ile onun önünde açilmis bulunuyorlardi. Yine padisahin buyrugu üzerine Yörgüç Pasa da Iskender'in askerleri için lazim olan bin kepenek. Balkanlar'in ve Anadolu'nun mutlak hâkimi olmadan. Sahruh'un oglu Muhammed Cuki Mirza'nin önünden kaçarak Tokat'a gelip siyasî mülteci olarak Osmanlilar'a siginir. kalabalik ve muazzam ordusu ile Azerbaycan'da bulunuyordu. altin egerli atlar. köle ve câriyeler göndermisti. Anadolu siyasetine karsi açik bir sekilde cephe aliyordu. Buna karsilik Avrupa'da ise büyük ümit ve hayaller uyandi. dedesi zamanindaki Timur hadisesinden iyi bir ders almisa benziyordu. Sultan Ikinci Murad.uzak durmuslardi. Sahruh'un Herat'a dönmesi ile bu iki büyük devlet rahat nefes aldilar. Buna karsilik Osmanli Memlûk yakinlasmasi daha bir perçinlenmis görünüyordu. Zira bir Osmanli Memlûk ittifaki demek Karaman Beyligi'nin haritadan silinmesi demekti. Sahruh'un. II. Karamanoglu Ibrahim Bey de bu yüzden onlara karsi cephe aldi. ulak gönderip kisi Tokat'ta geçirmek üzere II. Müslümanlardan temizlenmesi demekti. bu ülkelerdeki tabi devletleri ortadan kaldirmadan. adi geçen savasi kazanmasi. Murad. Iskender . Amasya valisi olan Yörgüç Pasa'ya Iskender'in lâyik oldugu sekilde agirlanmasini emr eder. Memlûklularin. Anadolu'ya girince bunlar. II. Zira o. Bu devletin. Anadolu siyasetine karsi kötü bir tavir takinmamaya itina ediyor. Hatta Sahruh. Karakoyunlu hükümdari Iskender Bey. O. Sahruh'un. Sultan Murad. Iskender Bey'in Osmanlilar'a siginmasi. Bu ordunun tehdid sahalarinin nerelere kadar uzanacagi pek kestirilemiyordu. Memlûk ve Karakoyunlular gibi Timurlulara kafa tutmayi düsünmüyordu. Bu esnada Sahruh. bu tehdidi siyasî bir manevra ile kendi lehine çevirmeye yeltendi ise de Sultan Murad'dan istedigini elde edemedi. Murad'dan müsaade ister. Ibn Hacer'in ifadesine göre Iskender Bey. Osmanlilarca yeni bir tehlikenin isareti olarak görüldü. O. sonunun nereye varacagi ve nasil bitecegi belli olmayan bir mücadeleye girmenin hiç bir faydasi olmayacagini biliyordu. Misir'da da büyük endiselere sebep olmustu. Sahruh'un üçüncü Azerbaycan seferine çikmasi (1435). iki bin çul ve torba ile davar vesair hayvan tedarik etmisti. bununla da yetinmeyerek Karakoyunlu beyine on bin altin ile sirmali elbiseler. Bu da onlar için Osmanlilar'in ortadan kalkmasi ve Avrupa'nin. dört elle Osmanli dostluguna sarildilar. Murad'in da basina bir felâketin gelmesi artik an meselesiydi.

Osmanlilar. Umur Bey. Sahruh da isi daha fazla ileri götürmek istemez. Murad'a bu beyi topraklarindan uzaklastirma firsatini vermisti. Çünkü Iskender Bey'in askerleri. Baharin gelmesi. O da Herat'a döner. kuzeyde özellikle daglik bölgelerdeki kabilelere dayanan Arnavut beylerini kendilerine tabi birer senyör olarak yerlerinde birakmislardi. Fakat Selânik'ten sonra Yuvan Ili'ne gelen Osmanli kuvvetleri. Bu arada Arnavutluk'ta köylerin timar olarak taksimi esnasinda mukavemetler görüldü. Bir yil sonra da Venedikliler'le çikan anlasmazlik yüzünden Yuvan Kastriota'ya hücum etmislerdi. OSMANLI ARNAVUTLUK MÜNASEBETLERI Osmanlilar. Böyle bir karsiliga cani sikilan Osmanli Padisahi. Arnavutluk faaliyetleri daha sonra da devam etmisti. Buna. durumu Sultan Murad'a bildirir. 1436 baharinda Sahruh'un bütün Anadolu devletlerine onu kabul etmemeleri gerektigine dair gönderdigi mektup da ilave edilirse artik Iskender Bey için yapilabilecek bir seyin kalmadigi anlasilir. askerlerini alip Osmanli ülkesini terk eder. Ona. genellikle güney ve merkez kisimlarinda yeni bir teskilat kuran Osmanlilar. Durumun nezaket kazanmasi üzerine bizzat sefere çikan Sultan Murad. aralarinda en küçügü Gergi Kastriota olan dört oglunu rehine olarak Sultan Murad'in yanina göndermek zorunda kalmisti. ilk önce Iskender'e memleketi güzellikle terk etmesinin bildirilmesini. Zaman zaman Venediklilere müracaatla oglu Iskender Bey'in bir Osmanli Beyi sifati ile Venedik arazisine saldirilan olursa kendisini bundan sorumlu tutmamalarini da rica ediyordu.Bey'i reddetmeyi hükümdarlik serefi ile mütenasib görmemekle beraber. Onun için bu konuda Venedikliler'e ihtarda bulundular. O da diger Arnavut beyleri gibi muayyen yillik tahsisat sözünü alinca Venedik tarafina dönmekten ve onlara hizmet etmekten çekinmeyerek 1428'de Venedik himayesine girer. . Asilere karsi hareket eden Evrenos oglu Ali Bey. Timurlulara bagli olan ve ikide bir ayaklanan bu Karakoyunlu hükümdarlarindan da kurtulmak istiyordu. Bu mektup üzerine Iskender. Bunlara engel olamayan Yörgüç Pasa. bir iç oglani olarak padisahin hizmetinde Osmanli terbiyesi görerek büyümüs ve Iskender adini almisti. Bu seferler sonunda Gergi Araniti ile Yuvan Kastriota. yanlarina yeniçeri bölükleri de katarak harekât sahasina gönderdi. Anadolu Beylerbeyi olan Timurtas Pasa oglu Umur Bey'i. Serez'e giderek harekât sahasina yakin bulunmak istedi. Osmanlilar'in. ilk defa Akdeniz sahillerine çikiyorlardi. buranin eski Arnavut senyörleri olan Thopia Zenebissi ile Gergi Araniti tatmin olunmadiklarindan siddetli bir isyan ve ayaklanmaya bas vurdular. Buradan da Manastir'a gelerek Rumeli Beylerbeyi Sinan Pasa ile Uc Beyleri Turhan ve Ishak Beyleri. Venedikliler'in bu isyani tahrik ettiklerini düsünüyorlardi. onlarin çoluk çocuklarini esir etmeye ve mallarini ellerinden almaya baslamislardi. Bu Arnavut beyleri içinde en kuvvetli olani Ergiri sancaginin kuzeyindeki bölgeye hâkim olan Yuvan Kastriota idi. Zira artik Osmanli ülkesinde kalmak tehlikeli bir hal almistir. Gergi. Isyan bastirilarak buradaki mahsur Türkler. ona tekrar boyun egdirdiler. aldigi emir üzerine Iskender Bey'e bir mektup yazarak memleketi terk etmesini ister. baharla birlikte yöredeki halka saldirmaya. Zira o dönemin en güçlü ordusuna sahip olan bu Türk Hakanligi ile sonu nereye varacagi belli olmayan bir savasa girmek istemiyordu. Özellikle Ergiri bölgesinde. Osmanli tabiiyetini kabule mecbur olmuslardi. bundan bir netice alinmadigi takdirde üzerine varilarak zorla hudud disi edilmesini emr eder. Iskender'in üzerine gönderir. Sultan II. 1417'de Avlonya'yi da zapt eden Osmanlilar. Irkdas ve dindas devletlerle mecbur kalmadikça harbe girmenin bir mânâsi yoktu. Çelebi Sultan Mehmed döneminde 1415 yilinda Arnavutluk'taki Kruya (Akçahisar)'i yeniden ellerine geçirmislerdi. Bunlardan Yuvan Kastriota. O da Tebriz'e gidip Sahruh'a boyun egmeyi uygun görecektir. Arnavutlugun. bir bogazda pusuya düsürülerek agir kayiplara ugratildi.

Gazavat ve Misir sultanina gönderilen Varna fetihnâmesi. Floransa toplantisini buhranin baslangici olarak kabul ederler. buraya girilmemisti." Bununla beraber daha o zaman Floransa'da Osmanlilar aleyhine denizden ve karadan bir Haçli seferi plâni kararlastirilmisti. Böylece Padisah'in fikrini tashih ettiler. Osmanlilar'i Avrupa'dan atacaklarina iyice kanaat getirmislerdi. Böylece Osmanlilar'i uzun süre mesgul edecek olan Arnavutluk gailesi ortaya çikti. Torzello. seyahatten avdeti münasebetiyle Murad'a elçiler gönderdi. Elçiler ise bu hususta Murad'a izahat vererek imparatorun Italya'ya seyahatinin kendisine arz edildigi gibi olmadigini. IKINCI MURAD VE HAÇLI ITTIFAKI Belgrad kusatmasinin basarisiz bir sekilde sonuçlanmasi üzerine baslayan ve maglubiyetlerle geçen buhranli bir kaç yilin verdigi cesaretle Hiristiyanlar. Rumeli zapt olunduktan sonra bir ay içinde de Arz-i Mukaddes ele geçirilecektir. Macar Krali ile iliski kurdular.muhakkak bir katliamdan kurtuldular. siyasî bir gayesinin bulunmadigini bildirecektir. Fakat Sirbistan'in Osmanlilar'a ilhaki ile Osmanlilar ile Macarlar komsu iki devlet haline gelmislerdi. Murad'i imparator aleyhine harekete sevk etmek istemisler ve padisaha "imparator. denizden ve karadan padisah aleyhine yürüyecekler ve Türkleri Garp vilayetlerinden çikaracaklar" demislerdi. kendi dinlerinin akidelerinde (inançlarinda) meydana gelen ihtilaflarin halli için gittigini söylediler. Gerçekten de uzun bir süre geçmeden Izladi savasi sirasinda (Kasim 1443) Osmanli ordusundan kaçacak olan Iskender Bey. Kral. Venedik senatosu Osmanlilar'in ihtari üzerine asilere yardim edilmemesi için Arnavutluk'taki makamlara emirler göndermisti. Gerçekten 1439 yilinda Floransa konsilinde Bizans Imparatoru VIII. artik Macar topraklan için de tehlike olmaya baslamislardi. Osmanlilar tarafindan feth edilinceye kadar Macarlarla bazi çatismalar olmustu. Hiristiyan dünyasindaki bu anlayis ve sebep oldugu birlesme. Akin hareketlerinde birçok çarpisma olmussa da bunlar. Fakat genelde Macarlar. Padisaha karsi minnettarligi ile hilesiz dostlugunu arzetti. Osmanli hareketinin kendi hududlarinin çok uzaginda bulunmasindan dolayi bunu pek önemsemiyorlardi. Allah'in inayetiyle bir ay içinde her sey halledilmis olacaktir. Kuzey Arnavutluga giden Anayol üzerindeki Kocacik kalesini zapt ederek babasinin topraklarini elde etmeye yönelik faaliyetlere giristi. Arnavut beylerinin basina geçmek suretiyle mukavemet hareketini organize edip. Halbuki Belgrad zaptina tesebbüs edilmekle Osmanlilar. kalenin çok müstahkem olmasi. Bu ana kadar Macar hâkimiyetinde bulunan Erdel (Transilvanya) topraklarina yapilan akinlar hariç tutulacak olursa. Gerçi Osmanlilar. Gerçi Sirbistan. O zaman daglara siginan asi Arnavut senyörleri. uzun süren muhasaranin sebep oldugu salgin hastaliklarin verdigi zayiatti. . Frengistan'a gittigi vakit Frenklerle ittifak edip Frenk oldu. Imparatorun mabeyincisi J. Bunlar. Osmanlilar tarafindan ögrenilmisti. Bizans tarihçisi Dukas bu olayi söyle nakl eder: "Imparator. Osmanli Macar mücadelesinin baslama dönemidir. Ioannis Paleologos'un istirakiyle Sark ve Garp kiliseleri arasinda "Union"un imzalanmasi. Osmanlilar'daki bu kaygiyi ögrenen Ioannis. Osmanli Devleti'nde büyük bir kaygi ile karsilanmisti. tam anlamiyla bir fetih ve ilhak degil. Bilindigi gibi Sultan Ikinci Murad zamani. Sultan Murad'dan çekindigi için ona elçiler gönderip bu konsilin sadece dinî bir sebebe dayandigini. düsmanin gücünden dolayi Belgrad muhasarasini kaldirmis degillerdi. Bunun sebebi." Gerçekten muasir Türk kaynaklari. Balkanlar'da Osmanlilara karsi yeni bir müttefik bulduguna inanarak anlari tesvik etti. Zira bazi kimseler. o zaman söyle yazmakta idi: "Rumeli'nin bahis mevzuu durumu göz önüne alinir ve söyledigim gibi haçli askeri gelirse. fethe zemin hazirlayan harplerdi.

Macarlarin kayiplari sadece üç bin kadardi. kendi eserlerinde söyle nakl edilir: "Önden ve arkadan hücuma ugrayan Türkler. Jan Hunyad. askerleri gibi kendisi de kan içici oldugundan Sirp despotu ve Macaristan'in müttefiki Jorj Brankoviç'e ganimet mallari ile savasta almis oldugu silahlar ve baska seylerle dolu bir araba gönderdi ki. Bu siralarda tarihlerimizde Yanko denilen Jan Hunyad (Hunyadi Yanos). kayda deger ve maglubiyetle biten çarpismalarin ilki. Simon de Kemeny ile birlikte muhasara altinda bulunan kalenin imdadina yetisir." Jan Hunyad'in bu galibiyeti. Hunyad. Fakat Hunyad'in gücü ve Hermanstad muhafizlarinin bir çikisi. savasin öteki tarafça (Macarlar) kazanilmasina sebep oldu. bu araba on atla çekilmekte idi. Macarlarin Osmanlilara karsi olan savaslarinda ilk defa ortaya çikar. Tuna'nin iki yakasindaki memleketleri bütünüyle yakip yikti. Bu arada Mezid Bey ile oglu da sehid olur. Mezid Bey'in. Hunyad. Sipahiler de Hunyad'i ölü veya diri yakalayip getireceklerine söz vermisti. Bu maglubiyetin acisini çikarmak ve öcünü almak üzere Osmanli Devleti. daglar üzerinde Türk baslarindan tepeler yaptirarak Kizil kule geçidinden Alpleri geçip Eflâk'a girdi. hemsehrileri kendisini vatan kurtarici olarak karsiladilar. anlari karsilamaya yürüdü. ayni senenin Eylül ayinda ikinci bir kuvvet sevkine karar verir. arabanin tepesinde görülmekte idi. Bu dehset verici ganimetlerin ortasina oturtulmus yasli bir Türk. Bu birlik. Mezid Bey ile oglu öldüler. Macarlar karsisinda. galip gelmek üzere iken Hermanstad'daki kusatilmis kuvvetin bir çikis yapip harbe istirak etmesiyle iki ates arasinda kalan akincilar. Rumeli Beylerbeyi Hadim Sehabeddin Pasa (Kula Sahin) Anadolu ve Rumeli askerleri ile yeniçerilerin de katildigi bir kuvvetle Silistre . Hunyad. Avrupa'da büyük bir söhret kazanmasina sebep oldu. yanlarinda bulunan esirleri birakmak zorunda kaldiklari gibi yirmi bin sehid vererek maglub olurlar. Transilvanya'ya girmisti. Çünkü Osmanlilar "îlay-i kelimetullah" gayesi ile giristikleri hareketlerini daha ileriye götürmek. Mezid Bey komutasinda Transilvanya'ya yapilan akin hareketidir. Mezid Bey ile oglunun baslari da. 30 Zilkade 845 (18 Mart 1442)'de Mezid Bey komutasindaki bir akinci kuvveti. bunlari Brankoviç'e bizzat sunmak zorunda birakilmisti. Dönüsünde. Mezid Bey. Elde edilen Türk esirleri vahsiyâne bir iskenceye tabi tutularak Öldürülürler. arkalarinda tasidiklari esirleri düsmana terk ve yirmi bin ölüyü birakarak kaçmaya basladilar. Böylece Mezid Bey. Hiristiyan dünyasinin kendi dininden olmayanlara karsi sergiledikleri bu vahsiyane hareket. düsmanini takipten dönünce. Bu karisiklikta Simon de Kemeny en iyi askerlerinden üç bin kisi ile birlikte yok oldu. yersiz gururu yüzünden kaybedildigi anlasilan bu savas hakkinda Hammer su ifadeleri kullanmaktadir: "Mezid Bey. Macarlar da buna mani olmak gayesini güdüyorlardi. Simon. galipler tarafindan getirilmekte olan esirleri kendisi sofrada bulundugu halde vahsiyâne bir eglence olmak üzere gözleri önünde öldürttü. degistirilmis bulunan bu kiyafete aldanmis olan Türklerin hücumuna ugradi. Hunyad'i karsilar. Casuslari vasitasiyle bunu ögrenmis bulunan Hunyad." Gerçekten. Siddetli çarpismada Hunyad'in arkadasi Simon üç bin kisi ile maktul düser.Bu sebeple iki millet arasinda bir mücadele kaçinilmaz oluyordu. daha önceleri kazandigi basari ile gururlandigindan. yigitlikleri ile taninmis seçkin sipahilerine Hunyad'in ati ile tasidigi silahlari tarif ederek onlar hakkinda bilgi vermisti. atini ve silahlarim Simon de Kemeny ile degistirmisti. kaynaklarin verdigi bilgiye göre muhasarayi kaldiran Mezid Bey. mutad akinlarda bulundugu gibi Sent Imre mevkiinde de büyük bir basari elde ederek Hermanstad kalesini kusatma altina almisti.

Papa IV. Kuvvetine magrur olarak ihtiyatsiz hareket eden Pasa. Sehirköy ve Nis'i tahrib edip atese verir. Meriç vadisine yol veren Balkan geçitlerine dayanirlar. Yanko'nun basarilari. Balkanlarin güneyine çekilmek zorunda kalir. Haçlilarin bu cür'etli yürüyüsü. Izladi ve Yalvaç muharebeleri yapilmis olup Osmanli ordusu zor durumda kalmisti. Kendi hayatini güçlükle kurtarabilen Kula Sahin Pasa. Ancak onun bu korkakligi kendisinin derhal beylerbeylikten alinmasina ve yerine Kasim Pasa'nin Rumeli beylerbeyi olmasina sebep olur. 22 Temmuz 1443'de Macaristan'in merkezi olan Offen (Budin)'den hareketle Semendire yakininda Tuna'yi geçip Sirbistan'a gelen bu orduya bazi Bulgarlar. onlara hem süvari kuvveti hem de yiyecek tedariki için yardimda bulunurlar. maglub olan Karamanoglu ile bir anlasma yaptiktan sonra derhal Edirne'ye. Türklerin artik tamamen Avrupa'dan atilacagindan süphesinin kalmadigini. Fakat bu sirada Morava savasi haçlilarca kazanildigi için Sultan Murad. Biraz önce de görüldügü gibi Haçlilarla Morava. kaçarak Tuna'yi geçer. Karaman seferinden yeni dönmüs olan Sultan Murad. Sofya'yi alirlar. Osmanli tebeasi olan Bulgar halkinin. Ulah (Eflâk) ve Sirplarla Alman Imparatorlugu dahilindeki milletler. Anadolu'da Karamanoglu Ibrahim Bey. Çagdas Yunan tarihçisi Chalkokondyles de. maglub olarak dört bin esir ve iki bin sehid birakir. dahil olmustu. uygun zamanin geldigini düsünerek ve firsat bu firsattir diyerek Osmanlilar'la yaptigi antlasmayi bozarak 1444 Ilkbaharinda tekrar Osmanli hududunu geçerek . Eugenius tesviki ile Türkler aleyhinde derhal bir ittifak meydana getirilmisti. Fransa ve Belçika gönüllüleri yaninda. Haçlilarla birlikte hareket eden Bulgarlar. Macarlara iltica etmis olan Sirp despotu Jorj Brankoviç ile Eflâk Beyi Drakul ve Papa'nin vekili Kardinal Jülyen Cezzarini de bu müttefik Haçli ordusunda yer aliyorlardi. Gerçekten de Eylül 1444 yilinda Haçli ordusunun bir kere daha Tuna'yi astigi zaman adi geçen Papa. Bu ittifaka Macarlar'dan baska Leh. Müttefiklerin basinda Polonya ve Macaristan krali Ladislas ile Jan Hunyad bulunuyorlardi. Rumeli'nin isgalinden sonra ganimetin hangi parçasini alacagini tasarlamakla mesguldu" der. Böylece onlar. Hiristiyan âlemde. büyük bir sevince vesile olan bu iki galibiyet. simdi Balkanlar'da yerlerinden atilmis birçok yerli senyörün atalarinin topraklarini yeniden elde etmek için acele harekete geçtiklerini görüyor ve hatta "müttefiklerden her biri. 1443 Ekim ayinda Osmanli topraklarina giren Haçlilarla ilk muharebe 3 Kasim 1443'te Morava nehri kenarinda ve Nis civarinda olur. Sirbistan'i istila ile Krusevac (Alacahisar). tecrübeli akinci beylerinin tavsiyelerine kulak asmadigindan. Bosnalilar ve Arnavudlar da katiliyorlardi.üzerinden Eflâk'a girer. Haçlilarla ayni zamanda harekete geçince Sultan Murad Anadolu'ya geçerek Konya taraflarina gitmis. durumun böyle bir hal almasindan dolayi sevincini belirtecek kelime bulamadigini yazmakta idi. Sultan Murad'a dost görünmesine ragmen Imparator Ioannis de hem Papa'ya hem de Macar kralina elçiler göndermek suretiyle onlari Türkler aleyhine kiskirtiyordu. Bu harpten önce Haçlilarla is birligi yapip onlarin müttefiki durumuna gelen Karamanoglu Ibrahim Bey. Türklerin pek yakinda Balkanlar'dan tamamiyla atilacagi her tarafta konusulan genel bir kanaat haline gelmisti. Osmanli Devleti'ni o kadar agir bir buhran içine sürükledi ki. Tam bu siralarda Haçlilarin müttefiki olan Karamanoglu Ibrahim Bey. Bulgaristan'a giren Haçlilar. Eugènius tarafindan merasimle kutlaniyordu. Türkler aleyhinde bir Haçli ittifakinin meydana gelmesine sebep olmustu. bu istilayi Izladi derbendinde güçlükle durdurabildi. Papa IV. oradan da Sofya'ya hareket etmisti. Haçlilara bu sekilde yardimlari onlarin daha da güçlenmesine sebep olur. Bu ordu. Vlad Drakul ile birlikte hareket eden Jan Hunyad tarafindan Vazag mevkiinde büyük bir bozguna ugrar. Üç kol halinde muharebeye istirak eden Osmanli ordusu.

muharebenin devaminda bir fayda görmeyecegini ve belki de zarar görecegini düsünerek sulhun akdini istedigi gibi Jan Hunyad da muahedenin muvakkat bir zaman için kabul edilmesinde israr ediyordu. daha önce imzaladigi muahedeyi bozarak 1444 Ilkbaharinda Osmanli hududunu geçerek daha genis ölçüde istila ve tâhriplerde bulunmustu. Papa ile Bizans Imparatoru muahedenin imzalanmamasi taraftari idiler. Böylece Osmanlilar. Burada "Edirne-Segedin" diyebilecegimiz bir baris antlasmasi yapilir. Nihayet kral. Kral. . Krusevaç. Muahede geregince despotun Osmanlilar yaninda bulunan iki oglu da serbest birakilacak ve Izladi muharebesinde esir düsen padisahin enistesi Çandarlizâde Mahmud Çelebi de yetmis bin duka altin kurtulus akçesi (fidye-i necat) karsiliginda serbest birakilacakti. Osmanli mürahhas heyeti önce Jan Hunyad'a müracaat ettiyse de o. gerekse bu yeni Karaman taarruzu yüzünden bir hayli sikintili anlar yasadi. Osmanlilar'a vergi vermekle beraber Macarlarin nüfuzu altinda birakilmakta idi. Kolombaç. Islâm dünyasinda büyük bir tepkiye sebep oldu. Bundan sonra Türkler ve Macarlar birbirlerinin topraklarina tecavüz etmeyip dostça yasayacaklardi. Bu karari veren Sultan Murad. On yili kapsayan muahede iki dilde yazilip teati edildi. Bu yüzden Anadolu ve Rumeli'nde Osmanlilar iki ates arasinda kalmislardi.büyük ölçüde istila ve tahriplere baslamisti. Bu antlasmanin Macar krali Vladislas tarafindan da tasdiki için Macar elçilik heyeti ile birlikte bir Osmanli heyeti de Macaristan'a gidecekti. Segedin'deki havaya göre antlasmanin imzalanip imzalanmamasi hususunda iki farkli görüs bulunuyordu. Buna karsilik Edirne muahedesiyle memleketini kurtarmis olan Sirp despotu. Leskofça ve Zelenigrad) yine Jorj Brankoviç'e birakilacak. Vladislas bu müracaati kabul ederek Edirne'ye bir heyet gönderir. Haçlilarla birlesip Osmanli'yi arkadan vurmasi. Sultan Murad. gerek bir önceki Karaman seferine katilan ve harbin kazanilmasinda faal bir rol oynayan Amasya Sancak Beyi büyük oglu Sehzade Alaeddin'in Amasya'ya döndükten kisa bir müddet sonra vefati. Buna karsilik Sirp despotu da Osmanlilar'a vergi vermeyi kabul ediyordu. Jorj Brankoviç vasitasiyle Macaristan kralina müracaat edip baris teklifinde bulunur. bu yanlisligi düzelterek. Sirbistan'in tekrar kurulmasi ve despotun Osmanlilar'in yaninda bulunan iki oglunun iadeleri kabul ediliyordu. 12 Haziran 1444 (25 Safer 848) tarihinde Edirne'de imzalanan bu antlasmaya göre Sirplardan alinan yerler (Semendire. Rumeli ve Anadolu'da iki ates arasinda kalmislardi. Karamanoglu Ibrahim Bey. Yüz atli maiyetiyle hareket eden heyet. Sultan Murad. Bundan baska Eflâk. barisi bozmayacagina dair kutsal kitaplarina el basarak Osmanli heyeti önünde yemin eder. muahedeye sadik kalacagina dair Macar elçileri önünde yemin eder. Devrin din bilginleri onu müskil durumda birakan vaazlara basladilar. heyeti Segedin'de bulunan milli meclise gönderdi. Karamanoglu'nun. Topliçe taraflan. Balkanlari astigi ve Osmanlilar'in Rumeli'ni kayb etme tehlikesi ile karsi karsiya kaldigi bir dönemde. Segedin'e varir. baris yapmayi uygun görmüstü. bunlarin görüsünü kabul ederek 12 Temmuz 1444'de Segedin'de muahedeyi imzalayarak Türk heyetine verir. KARAMAN SEFERI Haçlilarin. Iste bu yüzden Sultan Murad. BU DIPNOT NEREDE Edirne'ye gelen Macar heyeti ile birlikte padisahin tasdik ettigi muahedeyi Vladislas'a vermek ve onun tasdik edecegi muahedeyi de alip getirmek üzere Kapicibasi Baltaoglu Süleyman Bey baskanliginda bir Osmanli heyeti Macaristan'a gönderildi. gerek devam eden maglubiyetler.

Ibrahim Bey'in. kizkardesinin ve bütün suçu Turgutogullari'na yükleyen Server Aga'nin israrlari üzerine ileri sürecegi sartlari yerine getirmesi sartiyle Karamanoglu ile anlasmayi kabul eder. Osmanlilarin giristikleri bu intikam seferi karsisinda panik içinde Taseli'ne kaçabilen Ibrahim Bey. Amasya kadisi Abdurrahman el-Muslihî de bu fetvalara yaptigi bir serhle fetva sahiplerinin görüsüne istirak ediyordu. Haçlilarla ugrasirken. bir din düsmaninin taarruzunu def etmek için ugrasan bir Islâm hükümdarinin mülküne. son defaki tecavüzü de Turgutogullari'nin tahriki ile oldugunu beyan ederek ycniden barisin saglanmasina muvaffak olurlar. 1453). 1449). 1462) ile Abdusselam el-Bagdadî. esi olan padisahin kiz kardesi ile veziri Server (Sürur) Aga'yi Yenisehir'de bulunan Murad Bey'e gönderip pek çok taviz karsiligi barisa razi olacagini bildirir. padisaha çok yalvarirlar. Karamanoglu üzerine yapilacak bir seferin mesru olacagina dair fetva verdiler. Bu anlasmadan anlasilacagi üzere. ve Hanbelî âlimlerinden Seyhülislâm Bedreddin el-Bagdadî (öl. Murad Bey'le yeminle teyid ettigi bir "sevgendnâme" (yeminlesme) akdederek ileri sürülen agir sartlari kabul etmek zorunda kalir. Osmanlilar'in Rumeli'deki mukadderatini tayin edecek olan Varna savasi sirasinda Osinanlilar'a zorluk çikarmadigi gibi Ikinci Kosova savasina da oglunun komutasinda yardimci kuvvetler göndermek suretiyle Osmanlilar'in. Osmanlilar'a karsi düsmanca hareketlerde bulunmayacagini Kur'an-i Kerim üzerine yemin etmek suretiyle belirtiyor. Karamanoglu'nun. kendi ülkesini tahrib edip Haçlilara yardim etmesine karsilik onun üzerine yürümek için dinî bir destek aradigi anlasilmaktadir. Islâm dünyasinin efkâr-i umumiyesi karsisinda suçlu duruma düsen ve bundan endise duyan Ibrahim Bey. Karamanoglu'na karsi mukateleye gücü yetenlerin onunla savasmalarinin vâcib oldugunu belirterek kaninin helâl oldugunu beyan ediyordu. devrin âlimlerinden Safiî Kadi'l-Kudat'i Seyhülislâm Sihabu'd-Din Ahmed Ibn Hacer el-Askalanî (öl. dostlarina da dost olmayi kabul ederek savas sirasinda da oglu emrinde yardimci kuvvetler göndermeyi taahhud ediyordu. oglu ve Manisa sancakbeyi Mehmed'i yerine vekil birakarak Edirne'den ayrilir. Böylece Sultan Murad'in kendisi. Bunlar. Sultan Murad. Türkçe olarak kaleme alinan bu sevgendnâmeye göre Ibrahim Bey. Keza Bedreddin el-Bagdadî el-Hanbelî ve Bedreddin et-Tenesî de Ibrahim Bey'in katlinin lâzim geldigine fetva vermislerdi. Murad Bey'in bu hakli müracaati üzerine. Amasya'nin Hanefî ulemasindan Abdurrahman el-Muslihî tarafindan yazdmis bir mektupla. Buna paralel olarak . verdigi fetvada. Hanefî Kadi'l-Kudat'i Seyhülislâm Saadeddin Deyrî (öl. baska bir Islâm hükümdarinin taarruzuyla tahribat ve katl yapmasinin müslümanlikla ne derece telif edilecegi hakkinda dört mezheb ulemasindan fetva istemisti. Hatta Ibn Hacer el-Askalanî. dolayisiyle Islâm âleminin dikkatlerini üzerine çekti. Islâm dünyasinin ulemasina müracaat ederek. Çok zor durumda kalan Ibrahim Bey. aksi takdirde dünyada ve ahirette rezil olup hüsran içinde kalacagini belirtiyordu. Malikî âlimlerinden Kadi'l-Kudat Seyhülislâm Bedreddin et-Tenesî (öl. Elçiler. Islâm dünyasinin taninmis âlimlerinden alinan bu fetvalar üzerine harekete geçer. Murad Bey ile oglu Mehmed Çelebi'nin düsmanlarina düsman. Henüz tam anlamiyla istikrara kavusmamis Rumeli'nin tehlikeli durumunu da göz önünde bulundurarak yaninda bes alti bini açmayan Kapikulu askeri oldugu halde 12 Temmuz'da Çanakkale Bogazi'ni geçip Anadolu askeri ile birlestikten sonra Karamanlilar'a karsi büyük ve müthis bir intikam seferine girisir. Ibrahim Bey'in ilk tecavüzünde herhangi bir müdahalesinin bulunmadigini. 1449). Frenklerle birlikte hareket etmesini Müslümanlikla bagdastiramayan Sultan Murad. bunun gerçeklesmesi için de Frenklerle savasan Osmanoglu'na askerleri ile yardim etmesini tavsiye ediyor.Karamanoglu'nun aleyhinde baslayan bu cereyan üzerine Sultan Murad. Saadeddin Deyrî ise kaleme aldigi fetvasinda Karamanoglu'nun yapmis oldugu fenaliklardan dolayi tevbe edip Hakk'a rücu' etmesini. Murad Bey.

Karamanoglu ile yaptigi anlasmadan sonra Agustos baçlarinda Yeniçehir'den Mihaliç ovasina gelmiçti. Bizans Imparatorunun Papa'yi tesvik etmesi ve sarayinda bulunan Osmanli hanedanina mensup sehzade Orhan'i (Çelebi Sultan Mehmed'in oglu) Çatalca taraflarina salivererek saltanat iddiasiyla onu ortaya çikarmasi. yapilan yeminin hiç bir mânâ ifade etmeyecegi. Bu tahttan uzaklasma keyfiyeti belki de Sultan II. Bu saltanat degisikligi. Hiristiyan dünyasini böyle bir antlasmayi bozmaya yönelten firsat. Türklerin. Bu firsatin degerlendirilmesi gerekiyordu. Zira Osmanlilar ile Hiristiyan müttefikler arasinda imzalanan baris antlasmasi. miskinlik sermayesine tebdil etmekle sonsuz ugurlar bulmayi ummakta idiler. Buradan kapikulu askerleri ve beyleri önünde henüz 12 yasinda genç bir sehzade olan oglu Mehmed lehine tahttan feragat eder. alti hafta geçmeden bozuldu. Balkanlar'dan atilmasi için uygun ve kaçirilmaz bir firsatti. on yillik bir muahede yapmis olmalarina ragmen bu antlasma on gün bile sürmeyecektir. kolay yutulabilir bir lokma idi. Bu arada Karamanoglu Ibrahim Bey fiilen bir sey yapamiyorsa da vaziyetin müsaid oldugunu müttefiklere bildirmesi. Sultan Ikinci Murad ile Macaristan ve Lehistan Krali Vladislas arasinda 10 yil için yapilan mütareke. Çünkü henüz 12 yasinda olan bir çocugun baçinda bulundugu devlet. Sultan Murad'in tahtini bir çocuga terk edis hadisesini mücerred ve sahsî bir heves veya hevessizlik olarak degil. Sultan Murad. Solakzâde. Fakat ne yazik ki bu arzusu. devletin basina çocuk yasta bir kimsenin getirilmesi idi. VARNA SAVASI Kutsal kitaplari olan Incil üzerine yemin etseler bile kendilerine göre "dinsiz olan Müslümanlar" söz konusu olunca bu yeminin geçerli sayilmayacagi anlayisini gelenek haline getiren Hiristiyanlar. Murad. devrine kazandirmis oldugu muvaffakiyetlerin anahtaridir. Saltanat tantanasini. hükümdarin böyle bir karara gidecek kadar asil ve feragatli bir ruh haletine sahip oldugunu görmck lazimdir. bizzat din adamlari tarafindan belirtilmeliydi. bu karekter ve yaratilista olan bir kimse idi.Hiristiyanlar üzerine yapacagi bir seferin daha önceki fena intibai silecegini hesaplayarak henüz Kibrislilar elinde olup büyük babasi Alaeddin Ali Bey'in 1367 yilinda fethine tesebbüs ettigi Gorigos kalesini (Kiz kalesi) zapt eder. Bunun için de. Sultan Murad gibi tecrübeli bir hükümdarin hükümdarliktan çekilerek. Papa'nin vekili Kardinal Julien Sezarini. Incil üzerine yapilan yeminden henüz 10 gün geçmemisti ki. üçlü ilâh sistemi) ve Hz. kral ile krallik meclisi üyelerine. kütle menfaati namina üstüne almis olmanin en kesin ve açik delilidir. içleri yoluna koydugunu belirttikten sonra söyle der: "Saltanat içlerinden feragat buyurup. Karamanoglu üzerine gitmeden önce oglu Manisa sancakbeyi Mehmed'i Edirne'ye getirtmis ve Karaman seferi esnasinda da onu yerine vekil olarak birakmisti. Böylece kendisi Bursa'da rahat ve huzurlu bir sekilde ahiret içleri ile mesgul olup ibadet edebilecekti. Daha önce de görüldügü gibi II. Osmanlilarla imzalanmis olan antlasmanin bozulmasi ve Eylül'ün ilk günü Orsova'nin kusatilmasi için ekanim-i selâse (Teslis. bundan sonra halvette ve uzlette oturmayi arzu eyledi. sahsî bir ikbal ve devlet ihtirasi adina degil. Zira tahti. durumu nazik . daha mürekkebi kurumadan bu müttefikler tarafindan bozulmustu. Murad'in. Varna Savasi ile bu geleneklerini devam ettirmis görünmektedirler. Nitekim bu da yapildi. gerçeklesmeyecekti.” Sultan Murad. Meryem ile azizlerden Etyen ve Ladislas üzerine yemin ettirir. Bu sebeple Hiristiyanlar. Sultan Murad'in çok çalismak suretiyle Osmanli memleketinde güven ve emniyet temin ettigini.

Ancak bundan sonra Eylül ayinda Birlesik Haçli ordusunun taarruzu baslayacakti. Geçtikleri yerlerde müdafaasiz köyleri ve hatta kiliseleri yagmalayarak Sumnu'yu aldiktan sonra Pravadi yolu ile Vama önünde . Muahedenin bozulmasindan sonra derhal taarruza geçilmedi. Sayet Osmanlilar maglub olurlarsa ki buna kesin gözü ile bakiliyordu Gelibolu. baslarinda Kral Vladislas oldugu halde harbe girmeyen Sirp despotunun (muahededeki yeminini bozmayacagini söyleyen Sirp despotu. Bu vaziyet karsisinda artik Türklerin isi bitiriliyor ve Balkanlardan çikarilacaklarina kesin gözle bakiliyordu. savas esnasinda "düsmanlarin hainliklerini kendi askerlerine göstermek istiyormus ve yemininden dönenleri cezalandiran Cenâb-i Hakk'in. Papalik ve Burgondiya bayraklarini çekmislerdi. Anadolu'dan Rumeli'ye kuvvet geçirilmeyecegini temin ediyordu. Anadolu'daki Türklerin Rumeli'ye geçmelerini önlemek için Çanakkale Bogazini kapatmak üzere Kardinal Françesco Gondolmieri komutasindaki donanmadan da uygun mektuplar aliyordu. Macar. Edime-Segedin muahedesinin bozulmasi üzerine. Kime karsi ve hangi sartlarla olursa olsun bozulmamasi gerekirdi. Selânik ve Karadeniz sahilindeki bazi yerler. Haçlilarin. baslangiçta antlasmayi bozmanin ve yeniden Osmanlilarla bir harbe girmenin taraftan olmayan Jan Hunyad. fikrinden caydirilmis oluyordu. Böylece güya Osmanlilar'a karsi tarafsiz kaldiklarini göstereceklerdi. Osmanli Devleti'ni de durumdan haberdar etmisti) topraklarina girmeyerek Orsova'dan Tuna nehrine geçip Vidin'e gelirler. Bununla beraber Imparator VIII. Böylece bir açikgözlük veya hile daha yapiliyordu. Venedikliler'i parsayi toplamak ümidine kaptirmisti. Polonya ve Alman milletleri ile Papa taraftarlari da dahil olmak üzere büyük bir ittifak kurulmustu. himayesini bekliyormus gibi. Böylece. Zira yapilan antlasma. Hammer'in de belirttigi gibi. Bizans Imparatoru. Bu siralarda akd edilen Edirne muahedesi üzerine. Bohemya. Macar Krali ve diger hiristiyanlara bas vurup Karamanoglu'nun isyanindan dolayi müttefiklerin acele sefere çikmalarini istemisti. bunlara verilecekti. Hirvat. Çünkü Osmanli yönetimi böyle bir sey beklemiyordu. basarili komutani Jan Hunyad'm. 30 Temmuz 1444 tarihli ikinci bir mektupla Türklerin çok zor durumda olduklarini bildirerek bir an önce harbe baslanmasini israrla tavsiye ediyordu. Türklerden alinacak Bulgaristan'a kral olacagi da vaad ediliyordu. Eflâk. muahedenin bozulmus oldugundan haberi olmayan Osmanlilar'in. bagli kalinmasi gereken bir yemindi. donanma komutani olan Kardinal Françesco Gondolmieri. Zira." Türkleri bütünüyle Balkanlar'dan uzaklastirmak için gereken tedbirlere bas vuran Papa. Bu da savasin yeniden baslamasi için bir firsatti. Osmanlilar'a vergi veren Raguza (Dubrovnik) Cumhuriyeti de Macarlarla birlikte hareket ederek harbin sonundaki taksimde Avlonya ile Kanina'yi almak istiyordu. antlasma geregince Sirplara terk edecekleri yerlerin verilmesi bekleniyordu. Bununla beraber Venedikliler. Dukas'in ifadesine göre antlasmanin bozulmasini anlamakta güçlük çeken Sultan Murad. Papanin. Ioannis. Papa'ya verdikleri gemilerine kendi bayraklarini degil. Burayi yaktiktan sonra Nigbolu'da Eflâk voyvodasi Vlad Drakul'un kuvvetleri ile birleserek Tuna boyunca yürüyüp Sumnu'ya ulasirlar. Gerçekten de muahedeye bagli olan Osmanlilar.bir safhaya sokmustu. antlasma geregi Sirplardan aldiklari yerleri geri verdiler. Fakat Haçli ordusu yeminine bagli kalmadigi için böyle bir savas vuku bulmustu. Osmanlilar'dan çekindigi için sureta pek istekli görünmüyordu. müttefiklerin galibiyetinden istifade edecegini ümid etmekle beraber. Bu hareketi ile harbe girmeden ve burnu kanamadan bir hisse almak istiyordu. hendegin kenarina dikilen bir mizragin ucuna astirmisti. Hiristiyanlarin bozmus olduklari antlasmayi. Müttefikler. Gizlice donanma vermek suretiyle Venedikliler de bu ittifaka dahil olmuslardi. Osmanlilar'in üst üste maglubiyetleri.

yaninda kirk bin Anadolu askeri ile Edirne'ye dogru yola çikar. babasini baskomutan olmak üzere Edirne'ye davet eder. kralinki hariç olmak üzere Haçli ordusundaki bütün bayraklari savurup atmisti. Her iki tarafin sahip oldugu insan gücü. Murad vardi. topla batirilirken digeri yarali olarak kaçip kurtulur. Sol kola yüklenen Eflâk kuvvetleri ise bu kolu bozguna ugratirlar. Burasi açik ve tehdide mamz oldugundan Macar kuvvetleri tamamen burada toplanmislardi. Muharebe baslar baslamaz Jan Hunyad. durumun vahemetini kavradiklarindan basta vezir-i a'zam Çandarli Halil Pasa olmak üzere diger devlet adamlarinin telkini ile II. kesin olarak belli degilse de düsman kuvvetlerinin Türk kuvvetlerinden daha fazla oldugu bir gerçektir. oglu Mehmed ve vezir-i a'zami orada birakarak ordu komutani sifatiyla Varna önlerine gelmis olan Haçlilar üzerine gider. Tuna nehrinde isletilmek üzere Kamçik nehri agzinda yaptiklari yirmi sekiz nehir gemisi de. Ordunun gensinin iyice tahkim edilmemesinden dolayi (burada agirliklar ve . Sag kol ise açik ovaya ve sehre dogru düsmüstü. tehlikenin büyüklügünü anlatmak üzere Sultan Murad'a gönderilir. Müttefiklerin. Siyah bayraklari altinda Kardinal Jülyen Sezarini komutasindaki kuvvetler bu kolda idiler. bu kuvvetler tarafindan yakilir. Koordineli bir sekilde hareket eden Osmanli birliklerinden biri bogazin Anadolu tarafina geldigi zaman Veziri A'zam Halil Pasa komutasindaki bir diger birlik. Varna önlerine geldigi sirada düsmanin ileri hareketini yakindan takib eden Rumeli Beylerbeyi Sehabeddin Pasa. Osmanlilarin. Sür'atle Edirne'ye gelen Murad. Kral Vladislas.belirdiler. düsman birlikleri arasinda telasa sebep olur. Harp düzenine göre Osmanli ordusunun sag kolunda Anadolu Beylerbeyi Karaca. esas orduya katilir. sol kolunda da Rumeli Beylerbeyi Hadim Sehabeddin Pasalar (bazi kayitlarda sol kolunda Turahan Bey bulunmustur) bulunuyorlardi. O anda patlak veren siddetli bir kasirga. Ulahlar ve bes bölük Macar'dan meydana gelen sol kanadi. Her bir nefer için bir duka altin verilmek suretiyle Ceneviz gemileri ile karsi sahile geçen Osmanli ordusunun geçis haberi. Baskomutan Hunyad ise hemen hemen her tarafta görülüyordu. Bu esnada Çanakkale Bogazi Haçli donanmasi tarafindan tutuldugu için oradan Rumeli'ye geçme imkâni bulamaz. Ordunun gerisi tahkim edilmediginden sarilma tehlikesi vardi. 18-22 Eylül'de Tuna'yi asip Varna yakinlarina gelen bu güçlü ordunun meydana geçirecegi tehlikeden endiseye düsen Osmanli devlet ricali. Cebe Ali'nin tesirli konusmasi üzerine Murad Bey. bogaz geçisini engellemek isteyen iki Bizans gemisinden biri. Murad Bey. merkezde Sen Jorj sancagi altinda bulunup elli süvari ile koruma altina alinmisti. düsmani sasirtmak için küçük bir kuvvet gönderip kendisi sür'atle Istanbul Bogazina gelip Güzelcehisar (Anadolu Hisari)'dan Rumeli'ye geçer. Haçlilarca ugurlu sayilan bir günde oldugu için sevince sebep olmustu. Sultan Murad'in. toplarla Anadolu Hisari'nin karsisina gelip geçis için gerekli emniyet tedbirleri almisti. Sultan Murad. Daha önce de temas edildigi gibi merkez cephesinin önüne bir mizrak ucuna takilmis olarak Segedin muahedenhamesi dikilmisti. Merkezde de bas komutan olarak II. Merkezde yeniçerilerin önünde kaziklarla korunmus bir hendek bulunuyordu. Hatta yandan padisahin bulundugu ordu merkezine dogru yürüdülerse de sonradan püskürtülürler. Cebe Ali (Veya Kassaboglu Mahmud Bey). Bununla beraber. Osmanli ordusunun Karacabey komutasindaki sag koluna hücum ederek püskürtür. Hiristiyanlari büyük bir korkuya sevk eden bir hadisenin de cereyan ettigini belirtmek gerekir. Varna batakliklari ile muhafaza altina alinmisti. Mehmed. 28 Receb 848 (10 Kasim 1444) Sen Marten yortusuna tesadüf eden Sali günü baslayan Varna Savasi.

daha önceki savaslarda meydana gelen maglubiyetler yüzünden moralleri bozulmus olan halka moral verilmeye çalisilir. Fakat Sultan Murad telas göstermeyerek yerinde duruyor ve komutayi birakmiyordu. Ayasafya Ktb. dinimiz için vurusmaya geldik" dediyse de basarili olamaz. nr. 191) Osmanlilarin bu savasta on bin kadar sehid verdikleri belirtilmektedir. büyük bir gayretle savasip merkezden içeriye giren düsman kuvvetlerini çevirirler. kendini tutamayarak heyecana kapilir ve Polonya kuvvetleri ile birlikte Osmanli ordusu merkezine ve padisahin üzerine hücum ederek sancaklarin bulundugu yere kadar gelir. Müslümanlarin. Sag ve sol kollar dagilmis olduklarindan ordu merkezinde yalniz hükümdar. Nilüfer suyunda yikanan bu bas. II. böyle delice bir harekette bulunmazlardi. Osmanli ordusunun sag ve sol kanatlarinin bozuldugunu gören Macaristan krali Ladislas. Varna muharebesinde Anadolu Beylerbeyi Karaca Pasa ile Kara Timurtas Pasa'nin torunu Umur Bey'in oglu Osman Bey sehid olmuslardi. Düsmanin telefati ise bundan daha fazla idi. kral için degil. Bu da gerçekten büyük bir ganimet idi. Bazi kaynaklarda (Sahavî. Hükümdarlarinin büyük bir tehlikeye maruz kalacagini gören yeniçeriler. "biz. kralin atinin ayagina bir balta vurarak onu ati ile birlikte yere düsürür.develer bulunuyordu) bu kisim da tehdid altinda idi. kazandigi bu önemli zaferden sonra. zaferi müjdelemek üzere belli basli sehirlerin kadilarina ve Islâm hükümdarlarina fetihnâmeler gönderildi. Tam bu esnada Timurtas adli bir yeniçeri. Düsman ordusunda ise Kral Ladislas ve muahedenin bozulmasinda birinci derecede rol oynayan Kardinal Julyen Sezarini ölmüslerdi." Osmanlilar. maiyeti ve kapikulu askerleri kalmisti. Kralin düstügünü gören Koca Hizir adinda bir yayabasi (Yeniçeri bölük komutani). güvendigi adamlarindan biri olan Azeb Bey'le savas alanini gezip düsman ölülerini görünce: — Sasilacak sey degil mi? Bütün bu delikanlilar arasinda bir tane ihtiyar yok. Murad. s. et-Tibru'l-Mesbûk fî Zeyli's-Süluk. Sultan Murad. Bu sirada Osmanlilar'in sol kolunu çevirmekte olan Jan Hunyad. 3113. kalabalik bir topluluk halinde bu zafer nisanesini karsilamaya çikar. Büyük bir kismi da kaçamayarak öldürülür. hemen kosup kralin basini keser. bu savaçta külliyetli miktarda savas ganimeti elde ettiler. bir mizrak ucunda sokaklarda dolastirildi. Bursa halki. sür'atle yetiserek vaziyeti düzeltmeye çalisip. Sultan Murad. .. der. Kralin öldügünü duyan Osmanli birliklerinin daha bir azimle geri döndüklerini görünce toplayabildigi kadar askeri ile kaçmaya baçlar. bu savasta esir alinan düsman askerlerinden bir kismini ve nasil demirden adamlari yendigini daha iyi anlatabilmek için Macar asilzâdelerinin giydigi zirhlarla donatilmis yirmi bes esiri. galip gelen Osmanlilar'in eline geçmisti. Misir Sultani Melik Zahir Çakmak'a gönderdi. Bu söz üzerine Azeb Bey ona su cevabi verir: — Eger aralarinda yaslica bir kimse olsaydi. Degerli esya ile dolu ikiyüz elli araba. bozulmasin diye bal içinde muhafaza edilen kralin basini zaferinin bir nisanesi olarak Bursa valisi Cebe Ali'ye göndermisti. Avrupa'daki varliklarinin devam edip etmemesi bakimindan bir dönüm noktasi olan Varna savasindan sonra. Böylece. Kesilen basi bir mizragin ucuna takip yüksek sesle baginp kralin öldügünü söyleyince Polonya kuvvetleri dagilip kaçmaya baglarlar.

Murad Bey. Mora seferinin sebebi de . Bunun üzerine Murad Bey. hüsn-i riza ile atasin getürdi. hükümdarliktan çekilmesi üzerine durumu kendi lehine müsait görerek Teb. tahttan ikinci bir feragat anlamina gelebilecek bu fedakârliga ragmen Murad Bey'in. fakat onun bunu kabul etmeyecegini söyleyerek bir emrivaki yaparlar. onu tekrar Edirne'ye davet ederler. onu bu siyasete iten vezirleri siddetle ikaz etmis olmasina ragmen. oglunun mevkiini sarsmamak için. Manisa'ya çekilmesinden sonra. oglunun haberi olmadan Edirne'ye gelir. Halkin da destegi ile güçlükle bastinlari bu isyan üzerine. Osmanlilara karsi yeniden tahkim edilmis oluyordu. Segedin muahedesini kabul etmek zorunda kalan Sultan Murad'in. Mora'nin büyük bir kismi Bizans'a aitti. Gördes ile Korent denilen ve karadan Mora'nin kapisi durumunda bulunan dar geçidi (berzah) saglamlastirmisti. Bir müddet sonra tehlikenin tamamen kalktigini gören Murad Bey. Sonradan bunlara Bizans Imparatoru ve Despot da katilacaklardir.Murad Bey. O. yaninda Sarabdar Hamza Bey ile Iskender Pasa oldugu halde Manisa'ya çekilir. Ama Mora'da despot Konstantin'in tasarrufunun devam ettigi bir sirada Halil Pasa. 5 Mayis 1446'da Rumeli'ye gitmek üzere 4000 kisilik bir kuvvetle Manisa'dan yola çikar. Kuzeyden gelebilecek bir Osmanli hücumuna karsi. savasi müteakip Edirne'ye dönünce vezirlerinin de istegi üzerine bir müddet daha orada kalir. Zira tehlike henüz tam anlamiyla ortadan kalkmis degildi. oglunun gerçek bir padisah gibi hareket etmesinden dolayi da içten içe sevinmisti. Nerio Acciajoli'yi de kendisiyle birlesmeye zorlamisti. bu bas vurular üzerine küçük sultan ile. Bu arada. Aydin ve Mentese sancaklarinin geliri tahsis olunur. Varna galibi olarak büyük bir söhret kazandigi anlasilmaktadir. Fakat sonradan fikrini degistirerek Bursa'ya gider. Bundan sonra Çandarli Halil Pasa'nin hazirlayacagi uygun vasati beklemeye baslar. Tursun Bey. Bu durumdan haberdar olan ve kendilerini tehlikede gören Karamanoglu ile Kastamonu hâkimi. Isa Bey ve diger beyler aralarinda anlasip genç padisaha nezaketen tahtini babasi lehine terk etmesini. Murad Bey. Mehmed. MURAD'IN TEKRAR TAHTA GEÇISI Murad Bey'in. Manisa'daki ikameti müddetince kendisine Saruhan. Ishak Bey. Eskiden beri imparatorun oglu veya kardesleri bu yarimadada "Despot" adi ile müstakil birer hükümdar gibi hüküm sürerlerdi. Ertesi gün Halil Pasa. BALKANLAR'DA HAKIMIYET VE MORA SEFERI Yildirim Bâyezid zamaninda Osmanli nüfuzu altina girmis olan Mora. genç padisahin etrafinda toplanan rakipleri ikinci vezir ve Rumeli Beylerbeyi Hadim Sehabeddin. Mora Despotu olan Konstantin (1448'den itibaren Bizans Imparatoru). genç padisahin lalasi Zaganos ve vezir Saruca Pasa'lar arasinda bir iktidar mücadelesi baslar. Murad Bey'e bas vurarak vaziyeti anlatmak zorunda kalmislardi. Ankara Muharebesi'nden sonra baglantidan kurtulmustu. Beotya ve Pindos taraflarini ele geçirerek Mora'nin müdafaasi için faaliyetlere girismisti. Agustos sonlarinda. Halil Pasa'nin gizli daveti ile Murad Bey. saltanatin teslim etti." O anda da orada hazir bulunan herkes kendisine bey'at etti. genç padisahi yeni fetihler için tesvik eden Sehabedin ve Zaganos Pasa'lar. Ishak Bey ve Anadolu Beylerbeyi Özgüroglu Isa Bey. onu devletin siyasetine hakim tek hükümdar olarak görmek istiyorlardi. II. Âdeta. bununla da yetinmeyerek Osmanli taraftan olan Atina prensi II. Sultan Mehmed'in babasina olan saygisindan dolayi tahtini gönül rizasi ile teslim ettigini söyleyerek söyle der: "Amma çün atasina nisbet-i kemâl-i inkiyadi var idi. devletin iç ve dis emniyeti için Murad Bey'in tekrar Edirne'ye gelip is basina geçmesi gerekiyordu. devamli surette onu padisah olarak kabul edip buna göre muamele eden Çandarli Halil Pasa ile. Nitekim çok geçmeden yeniçeriler 1446'da Sehabeddin Pasa'nin aleyhine olmak üzere isyan ederler. Böylece Mora. veliahd olarak Zaganos ve Nisanci Ibrahim Bey'le birlikte Manisa'ya gönderildi. yapilan teklifi kabul ederek tahta geçer.

Sultan Murad. kendi yönetimlerinde olmayan bir toprak parçasi birakmamakti. Tuna'nin güneyinde. Ayrica Korent berzahi (geçit) kendisine yiktirilir. Jan Hunyad'in Macar. Fakat Yanko tarafindan öldürülür. Elçi. Osmanlilar'ca Balyabadra adi verilen Mora'nin merkezi ve en büyük sehri Petras.Padisahin bu tahkimattan süphelenmesi idi. Kostantin'in isgal ettigi yerleri geri vermesini istemis ise de uygun bir cevap alamamisti. diger koldan da Turahan harekete geçerler. Mora'nin kapisi olan bu yerler alininca bir koldan Padisah. Daha önce de temas edildigi gibi Varna savasindan önce Papa donanmasinin Çanakkale Bogazini kapatmasi ve Macaristan Krali'nin Varna'ya kadar gelmesi. gereken bilgiyi aldiktan sonra Turahan Bey'in akinci kuvvetlerini Mora'nin fethi ile görevlendirir. tekrar Osmanli tabiiyetini tanimak zorunda kalirlar. siyasî ve etnografik durumu hakkinda tafsilatli bilgi alir. Osmanlilar'daki topçulugun ilerlemesi sayesinde on üç günde surlar delinmis ve Osmanli ordusu bu deliklerden içeri girip kaleyi zapt etmisti. Bohemya ve Almanya'dan topladigi 90. tekrar Hiristiyanliga dönmesi ve Papadan yardim görmesi gibi hareketleri yüzünden ortadan kaldirilmasi gerekiyordu. Eflâk Voyvodasi Vlad Drakul. O da digerleri gibi Osmanlilar'in Varna'da tamamen perisan olacaklarini ve artik Balkanlari tamamiyle terk edeceklerine inaniyordu. belirtilen yilda yaninda Sehzade Mehmed de olmak üzere büyük bir ordu ile Arnavutluga girerek Kocacik hisarini zapt eder. Top atesiyle baslayan savasa bizzat Sultan Murad da katilir.000 kisilik bir ordu ile Tuna'yi geçip Sirp topraklarina girmek üzere oldugu haberini alinca. bütün Hiristiyan dünyasina oldugu gibi Kostantin'e de cesaret vermisti. Konstantin de senede belli bir miktar vergi vermeyi kabul eder. Sultan Murad. Öte yandan daha önce Osmanli ordusundan kaçtigini belirttigimiz Arnavut Iskender Bey. oradan da bu bölgeye Müslüman Türkleri getirtmek suretiyle nüfus mübadelesi yapmisti. . tarihçi Halkondilas'i elçi olarak Sultan Murad'a gönderir. Kroya sancagina tayin edildigine dair sahte bir ferman uydurup Kroya (Akçahisar)'ya girip hisardaki Osmanli askerinin tamamini uykuda iken kiliçtan geçirmesi. Bu yüzden Mora'nin tekrar nüfuz altina alinmasi gerekiyordu. Varna zaferini kazandiktan sonra. Eflâk. süratli bir yürüyüsle 8 Ramazan 850 (27 Kasim 1446)'da Korent (Korintos) berzahini kapayan Hexamilion (Kesmehisar) surlari önüne gelirler. Öyle anlasiliyor ki Osmanlilar'in güttükleri siyasî hedef. Serez'de toplanan Osmanli kuvvetleri. Osmanlilar bunu iyi degerlendirerek 1448 yazinda bir taarruza karar verirler. Morava savasi sirasinda ordudan kaçip bozgunluga baslamasi. Papa ve Macar Krali ile temaslarda bulunup Arnavutluk yolu üzerindeki Kocacik hisarini ele geçirmisti. Korent'in düsmesi ile Mora'nin kapilari yeniden Türklere açilmis oldu. Bu yüzden de Osmanlilar'a ait bazi yerleri almisti. nüfuzlari altindaki Mora'dan vaz geçmeleri mümkün degildi. tekrar feth edildi. Bu basaridan sonra Edirne'ye dönen Sultan Murad. Korent kalelerini elde edebilmek için çok miktarda top mermisine (gülle) ihtiyaç vardi. Çünkü Yunanistan fütuhatinin tamamlanmasi. Bes kaleyi birden vurabilmek için develerle buraya bakir nakl edilerek toplar dökülür. haber iletmesin diye baslangiçta tevkif edildiyse de sonunda serbest birakilir. Bunun üzerine Despot Konstantin. Iskender Bey. Sultan Murad. Fakat kisa bir müddet sonra Sirp Despotu Jorj Brankoviç'ten. Onun basinda bulundugu asil ordunun gayreti ile kale Aralik ayinin onunda zapt edilir. Mora seferinden önce bölgeyi ve insanlarini taniyan akinci komutanlarindan Pasa Yigitoglu Gazi Turahan Bey'den buranin askerî. onunla anlasmak ister. Mora'ya hâkim olmakla mümkündü. Osmanlilarin. Sultan Murad'in Mora isini basarili bir sekilde sonuca baglayip Edirne'ye döndügünü görünce. buradan getirdigi esirleri Anadolu'ya nakl ettirip. aldigi yardimlar sonucunda kazandigi bazi basarilarina güvenerek Venedikliler'le de bozusur. Sonuç olarak Osmanlilar'a karsi tecavüzlerde bulunan Despot Konstantin ile kardesi Thomas. Gerçekten de Sultan Murad.

Hunyad. Buradan güney yolu ile Kosova ovasina gelerek düsmanini savasa mecbur eder. Osmanli Devleti. Yeniçeriler bütün güçleri ile karsi koyarlarsa da onlar da yine plân geregi geri çekiliyormus havasini verirler. Macarlar'dan baska Eflâk. doksan bin kisilik bir kuvvetin basina geçip Sirbistan'i isgal ile yoluna devam eder. Muharebenin ilk günü. Taktik geregi Osmanli ordusunun sag ve sol kanatlan mukavemet edemiyorlarmis gibi yavas yavas geri çekilirler. Muharebe üçüncü gün günesin dogmasiyla tekrar baslar. Jan Hunyad tarafindan gerisin geriye gönderilmislerdi. merkeze girmis olan düsman kuvvetlerini yandan ve arkadan çevirmeye baslarlar. IKINCI KOSOVA MUHAREBESI Osmanlilar'a karsi tertiplenen bu yeni Haçli seferi. Varna muharebesinin kahramanligina sürdügü lekeyi silmek için var gücü ile çalisip kuvvet topluyordu.Sofya'ya çekilerek ordusunu yeniden düzene sokar. Böylece Jan Hunyad. Osmanli ordusunun ikinci gün çekileceginden emin görünüyordu. Polonya. Savas. Iskender'in merkezi olan Kroya (Akçahisar)'yi kusatma altina aldigi zaman Jan Hunyad'in hududu geçmek üzere oldugunu Sirp Despotu ile Vidin sancak beyinden ögrenmisti. Osmanli hükümdari da 80-100 bin kisilik bir kuvvetle ayni yere gelir. Bu arada Jan Hunyad. hafif silahlarla baslayan savas. günü olmak üzere üç gün sürdü. Sultan Murad. Murad'in oglu olan Savci'nin öldürülmesinden sonra kaçmayi basaran oglu Davud da vardi. Varna zaferinden dört yil sonra 17-19 Ekim 1448 tarihlerinde olmustur. Muharebe 1448 Ekim ayinin 17. Osmanli ordusu klasik bir düzenle sag. Ikinci Kosova zaferinde de Ikinci Murad bulunmuslardi. sol kolunda da Alman. Bohemya. Bu sirada Turahan Bey'in . Sultan Murad. Bu haberin alinmasi üzerine Sultan Murad kusatmayi kaldirip Sofya'ya dönmüstü. muharebeden önce baris teklifinde bulunmak üzere düsmana elçiler gönderdiyse de bunlar. Takdirin bir tecellisi olacak ki bu ikinci seferde bulunan Osmanli hükümdarinin adi da Murad'dir. Jan Hunyad'in hücumu ile basladi. Böylece merkez. Hunyad'in Tuna'yi geçmek üzere oldugunu ögrenince derhal Arnavutluktan çikarak Sofya'ya gelir. sol ve merkez olmak üzere bölümlere ayrilmisti. Erdel ve Almanya gibi devletlerden de kuvvetler toplanmisti. Varna'daki hatalan tekrarlamayacagini düsündügünden savasi kazanacagindan emin görünüyordu. Çünkü kisa zamanda etrafinda. Düsmanin sag kolunda Macarlar ile Sicilyalilar. Iskender Bey'in ayaklandirdigi Arnavutlar'i yola getirmek için ugrasiyordu. Bu sebeple asil hücum ikinci günü ögleden sonra baslayip aksama kadar devam etti. Burada orduyu terhis etmeyerek timarli sipahilere memleketlerinden harçlik getirmek üzere "harçlikçi"lar tayin edip Sofya'da beklemeye karar verir. Bunda muvaffak da oluyordu. düsmana karsi açik ve korumasiz kaliyordu. I. Birinci Kosova'da Murad Hüdavendigâr (Birinci Murad). bütün gücü ile merkeze yüklenir. Tam bu sirada Osmanli ordusunun sag ve sol kanatlari. esit sartlar altinda devam ediyordu. Savci Bey'in oglu Davud'un tavsiyesi ile gece yarisi Osmanli ordusuna yapilan baskin da bir ise yaramaz. Sultan Ikinci Murad. Durumu fark eden düsman. Hunyad. Haçli ordusunda. Iki ordu harb etmeksizin karsilikli olarak bir gün beklediler. 18 ve 19. Transilvanya ve Eflâk (Ulah) kuvvetleri bulunuyordu. Albert'in küçük ogluna naib olarak Macaristan'in bütün dizginlerini ele geçirmisti. Jan Hunyad ise yoluna devamla 1448 senesinin Ekim ayi ortalarinda Kosova'ya gelir.

Sultan Murad. Bu is ve davetlerin organizasyonu için Saruca Pasa görevlendirilmisti. görücü olarak Elbistan'a gönderilir. Bundan çok seneler önce. Bu ordudan pek azi kurtulur. Türkleri Balkanlar'dan sürmek için yaptigi sonuncu tesebbüstür. elindeki toprak ve menfaatleri kaptirmamak için mücadele edecektir. komutanlari ile görüsüp durum degerlendirmesi yapar. Onun kaçtigini bilmeyen ordusu. Tam bu esnada Vezir-i A'zam Çandarlizâde Halil Pasa'nin delâleti ve bazi vaadlerle Eflâk prensini harpten çekilmeye ikna etmesi üzerine düsman tam bir ümitsizlige kapilir. 854. Çünkü Osmanlilar'in sol kolu ile harb etmekte olan Jan Hunyad'in sag cenahini. ümitsizce savasmaya devam ediyordu. Dügünden sonra Sehzade Mehmed genç karisiyla birlikte Manisa'ya gider. sehzadesi Mehmed için Edirne'de muhtesem bir dügün tertiplemisti. . Düsmanin zayiati on yedi bin kadardi. Önden ve arkadan hücuma maruz kalan düsman. sabahleyin Türklerin hücumuna dayanmaya çalisirsa da komutanlarinin kaçtigini ögrenince tamamen dagilir. Sultan Murad'in Ölümünü nüzûl (felç) isabetine. SULTAN II. Osmanli kuvvetleri Akçahisar'i kusatip toplarla dövmeye basladilarsa da hisarin savunmasini Vrana'ya birakip disarda ani baskinlarda bulunduktan sonra sarp daglara siginan Iskender'in bu neviden baskinlari yüzünden alinamaz. genç evlileri Manisa'ya ugurladiktan kisa bir müddet sonra 1 Muharrem 855 (3 Subat 1451) günü kusluk vakti vefat etti. Turahan Bey kuvvetleri çevirmekte idi. Bu hâdiseden sonra Iskender Bey'in söhreti birdenbire artar. Edirne'ye davet edilerek muhtesem bir dügün yapilir. Ekim soguklarinin da baslamasi üzerine Sultan Murad. Avrupa'nin. MURAD'IN VEFATI VE SAHSIYETI Sultan II. Zira bu hadiseden hemen sonra Sultan Murad. Bundan sonra Avrupa tamamen savunma durumuna geçecek. kusatmayi kaldirip Edirne'ye döner. Sevval-Zilhicce) genç sehzade Mehmed'in evlenmesi münasebetiyle dogu ve batidaki dost hükümdarlar ile tâbi beyler. perisan olmustu. Süleyman Bey'in bes kizindan en küçügü olan Sitti Hanim'in nikahi kiyildiktan sonra gelin olarak Edirne'ye getirilir. Hiristiyan âleminde büyük bir sevinçle karsilanir. olmadigi anlasilmaktadir. Halkondil'e göre Osmanlilar'in zayiati ise dört bin civarindadir. 1450 yazinda oglu Mehmed'i de yanina alarak ikinci defa Amavutluk seferine çikar. Vezir-i A'zam Halil Pasa'ya sorup fikrini almak ister. Bununla beraber Osmanlilar üzerinde fazla bir etkisinin. Murad. geri çekilerek siperlerine ulasabildiler. Sultan Murad'in kaleyi feth etmeden Edirne'ye dönmesi. Bu sirada Dulkadir Beyligi'nde Nâsirüddin Mehmed Bey'in oglu Süleyman Bey bulunuyordu. Böylece Kosova ovasinda Müslüman Türkler ikinci defa parlak bir zafer kazanmis oluyorlardi. Tam bu esnada Jan Hunyad'in yeni bir hücuma kalkisacagi sayiasi yayilir. Osmanli karsi taarruzunun merkezini teskil ediyordu. Bununla beraber askerler. Çelebi Sultan Mehmed Bey de Nâsirüddin Bey'in kizini almis oldugu için arada bir akrabalik da vardi. Ikinci Kosova. Hunyad. bazilari da soguk alginligindan ileri gelen kisa bir hastaliga baglarlar. Kaynaklarin çogu.bulundugu sol kol. Çevrildigini anlayan düsman. Ama gece yansi yanina aldigi bazi seçkin süvarileri ile harp meydanini terk edip kaçar. daha önce bir sefer evlenmis bulunan oglu Sehzâde Mehmed'e Dulkadiroglu'nun kizini almak istedigini. Hiristiyan dünyasinda büyük bir sevince sebep olmustu. 1450 senesi kisinda (H. SEHZÂDE MEHMED'IN DÜGÜNÜ Akçahisar kusatmasinin kaldirilmasi. Bunun için derhal Amasya sancakbeyi Hizir Bey'in hanimi. O da bu görüsün yerinde oldugunu söyler. Sultan Murad.

onun sahsiyeti hakkindaki su ifadeleri ile gerçegi yansitmaya çalisir: "Hükümdarligi uzun sürmüs. ahdini bozanlar hakkinda da sedid idi. âdil ve metin bir hükümdar adi birakti. veya halkin dili ile Koca Murad 1446 Agustos'unda tanzim edip Eylül sonlarinda Halil Pasa. merhametli. Suara tezkireleri. Yalniz su kadar var ki keyfine düskündü. Bu sebeple Arabistan. Ishak Pasa ve kadiasker Mehmed b. ahdine riayet edenler hakkinda dost. onun sairliginden bahs ederlerken onun ilim ve sanata olan sevgisinden de uzun uzadiya söz ederler. O. ince ruhlu ve hassas bir kimse idi.. Murad Bey. Ayni zamanda cömert ve iyi huylu idi. Hafizlarin Kur'an okuyacaklari yerin üzeri kapali. hasmet kazanmis. bir persembe günü olsun ki. Fakat bir cihad haberi gelince derhal kalkar her seyi birakirdi. Türkistan . üstüne yapilacak türbenin ne sekilde olacagini ve nihayet vakfinin sartlarini bildirir. saadete ermis ve Rûm (Anadolu) hükümdarlarinin en büyügü olmustur. sünnet-i seniyye üzre topraga koyun. ancak itibar ile parlayip açilir" derdi." Ülkesinde kültür ve ilim hayatini yükseltmek için her fedakârligi göze alabilen Sultan Murad. Etrafima evlad ve akrabalarimdan kimseyi gömmeyin. yükselmis. Ilmî müsahabeleri sever. gerekse diger milletlere mensub tarihçilerin ittifaka yakin bir sekilde beyan ettiklerine göre o. Halil Pasa tarafindan gönderilen bu haber üzerine "Beni seven arkamdan gelsin" diyen Sehzade Mehmed. güler yüzlü. Bu nakil. ilim adami ve bilginlere karsi son derece cömert davranirdi. Cesedimi lahde degil. Azad edilmemis olan kölelerimin tamami ölümümden kirk gün önce azad edilmistir. Güldeste-i Riyaz-i Irfan'a göre bizzat kendi latif tab'i (yaratilisi) siire meyyâl ve nükte söyleyicilerin dildâdesi olup haftada iki gün âlim ve sairleri divaninda toplayip ilmî mübâheseler ederek ve sairlerin münazara ve münakasalarini dinleyerek "Ehl-i kemâlin cevheri. Murad hakkinda gerek Osmanli. babasinin vasiyeti geregi cesedini Bursa'ya göndererek onu bugün hâlâ "Muradiye" diye bilinen semtteki türbesine defn ettirir. Saruca Pasa. Murad. Ölüm hadisesinden hemen sonra cesedi tahnit edilir. defin cuma günü gerçeklessin. hassas. kabrimin üstüne yagmur yagmasi için oraya tesadüf eden kismin üstü açik olsun. Etrafi duvar fakat üstü açik bir türbe yapiniz. Öldügüm zaman beni Bursa'ya. Bütün hayati böyle geçmis denebilir. varini yogunu harcardi. Savasta oldugu gibi barista da sözünün eri idi. Feramürz tarafindan tescil olunan vasiyetnâmesinde nereye ve ne sekilde gömülecegini. sür'atli bir sekilde Edirne'ye gelip babasinin ölümünden 16 gün sonra Osmanli tahtina geçer. Denebilir ki siir. Hammer'in de ifadesine göre memleketini seref ve hakkaniyetle idare ederek milletinin hatirasinda mütedeyyin (dindar) lütufkâr. ince ruhlu.. Cihaddan hiç bir vakit geri kalmamakla beraber eglence ve zevke düskündü.. Sultan II. cesur. asli Arapça olan ve oglu tarafindan uyulan vasiyetnâmesinde söyle diyordu: ". Musikî ehlini severdi. azim ve tedbir sahibi. Vefat haberi Manisa'daki Sehzade Mehmed'e bildirilerek derhal gelmesi istenir." II. siir ve edebiyata düskündü. ulemayi himaye eder ve onlara tahsisatlar ayirirdi. Musikî. Öldügü zaman henüz kirk sekiz yaslarinda idi. onunla Osmanli sarayina girmisti. Ancak sözünden dönenlerin korkunç öc alicisi idi. Allah yolunda tehlikelere bizzat atilir ve bu ugurda yorulmak bilmez. Çagdas tarihçi Ibn Tagriberdî. caminin yakinindaki oglum Alaeddin'in 3-4 arsin yanina gömün. Bununla beraber halka karsi âdil olup isleri ile yakindan ilgilenirdi. Ileride "Fatih" ünvanini alacak olan genç padisah. sözüne ve vaadlerine sâdik. Eger Bursa'dan baska bir yerde ölürsem nâsimi oraya nakl ediniz.Dukas ve Hammer gibi bazi tarihçiler de asiri yorgunlugun ölümüne sebep oldugunu bildirliler. çok âdil. Mezarimin üstüne büyük hükümdarlar için yapilan muhtesem türbelerden yapmayiniz..

Hedefini gerçeklestirmek için ilkin Sirbistan ve Eflâk ile anlasma imzalayan Fatih. Haliç'in zincirle kapatilmasi sebebiyle kara ve deniz birlikleri müsterek bir harekâta geçemiyor ve bu durum da kusatmanin basarisina gölge düsürüyordu. Böylelikle Osmanli devleti tam bir cihan devleti haline gelebilecekti. Dâru'l-hadis (1435). Dogu ile bati arasinda önemli bir geçit vazifesi gören Ergene köprüsünün yeri. Seksen parçalik donanmayi bir anda karsilarinda gören Bizans'in direnme gücü artik kirilmisti. Ol taam pistigi vakit kendi mübarek eli ile fukaraya ülestirdi. Mehmet. Yeni Cami (Bugünkü adi ile Üç Serefeli. Nihayet kusatilan Istanbul'a karsi 6 Nisan 1453'te kara ve denizden saldiri baslatildi. böyle bir yerde köprü yaptirmak suretiyle hem kötülüklerin barinagini kurutmus oluyor. Türk minarelerinin en güzellerinden biridir. Âsikpasazâde köprü insaatinin durumunu verdikten sonra söyle der: "Köprünün iki basini mamur sehir edüp imâret ve Cuma mescidi etti.Bizans'in . Nihayet 22 Nisan'da Osmanli donanmasinin karadan Haliç'e indirilmesi gibi müthis bir plânin gerçeklestirilmesi. babasinin ölümü üzerine ikinci kez Osmanli tahtina oturdugunda. devletin ortasinda bir ser adacigi hâlinde kalmis köhne Bizans'i ortadan kaldirmayi öncelikle hedef olarak belirlemisti." YÜKSELIS DÖNEMI Istanbul'un Fethi: II. Ve çiragin kendi uyardi. Sultan Murad ulemayi ve fukarayi kendisi aldi ol imârete vardi. gelip oraya yerlesen halki birçok vergiden de muaf tutar. Gerçekten de onun döneminde Arapça ve Farsça'dan bir çok eserin Türkçe'ye tercüme edildigini. Muradiye (1435). II. kanun kaçaklari ve hirsizlar için mükemmel bir barinak vazifesi görüyordu. Fakat. Yaptirdigi muazzam eserler sebebiyle kendisine "Ebu'l-hayrât" ünvani verilmisti. Sultan Murad. Mimar Konyali Haci Alaeddin'e tamamlattigi Eski Cami'de oldugu gibi Üç Serefeli'de de kisin abdest musluklarindan sicak su akardi. bunun da kültürel gelismeye tesir ettigini biliyoruz. Peygamberimizin müjdesine mazhar oluyor ve "feth-i mübin" ile "Fatih"lik serefini elde ediyordu. Edirne'yi ihya edercesine kalkindirmis ve Balkanlarin en büyük sehri haline getirmisti. Mehmet. Bizans'a ulasabilecek muhtemel yardimi önlemek için Bogaz'in Avrupa yakasina Rumeli Hisar'ini yaptirarak kusatma hazirliklarini tamamladi. Bir nice gün atâlar etti. Mehmet. hem de bölgenin mamur hale gelmesine yardim ediyordu. Ergene köprüsünü yaptirmak suretiyle bölgeyi de yerlesime açmisti. "Üç Serefeli" denen minare. Onun bu neviden faaliyetlerini gören devrinin devlet erkâni ile zenginleri de benzer tesisleri kurmakta gecikmediler. Ve ol vakit kim imâretin kapusu açildi. O. Ol sehrin halkini cemi-i avarizdan muaf ve müsellem etti. Sultan Murad. 29 Mayis 1453'teki nihaî harekâtla Istanbul fethedildiginde. imâret ve pazar gibi halkin ihtiyaçlarina cevap verebilecek sosyal tesisleri kurduktan sonra halki oraya yerlestirir. eskiya. Sultan Murad. Köprünün insasindan sonra burada cami. Edirne'de döktürdügü çaginin en güçlü toplariyla Istanbul surlarini karadan sarsarken 18 Nisan'da donanma bütün Istanbul adalarini ele geçiriyordu. II.ve Kirim gibi yerlerden pek çok degerli âlim. Edirne. 1413'te Çelebi Sultan Mehmed'in. Akçalar ve floriler ülestirdi. Selânik. kusatmanin seyrini degistirmeye baslamisti. Hatta onun adina birçok eser telif ve tercüme edilmisti. Bu yüzden burasi. Fakat bu hakan asil dev eserlerini Edirne'de insa ettirmisti. Ipsala ve Ergene gibi önemli yerlesim merkezlerinde yaptirdigi hayir ve sosyal tesisler ile de dikkat çeker. medrese ve müstemilâti Sultan II. Yapan mimarlara hil'atlar giydirdi. O. hem ulasimin kolaylasmasini sagliyor. Bursa. Bunlarin en mühimleri. Murad tarafindan yaptirilmistir. Bu da memlekette kültürün gelismesine ve ilmî ilerlemenin sür'atli bir sekilde olmasina sebep olmustu. onun ülkesine gelmisti. Karamanoglu tehlikesini de geçici de olsa bertaraf etti. bununla da kalmaz. hamam. Hamam ve pazarlar yapti. Bursa'da Muradiye Camii. 1447) gibi eserlerdir. imâret. orman ve bataklikti.

Papalik ve Napoli kralliginin destegi ve kiskirtmasiyla harekete geçen Arnavutluk hâkimi Iskender Bey. Fatih'in bizzat basinda oldugu Osmanli kuvvetleri Bogdan ordusunu büyük bir bozguna ugratti. Kardesi Dimitrios'a karsi Arnavutlarin destegini alan Tomas'in Osmanlilarla yapilan anlasmayi bozmasi üzerine 2. Mora Seferleri. Böylece Sirbistan'da 350 yil sürecek Osmanli hâkimiyeti baslamis oluyordu. Taht kavgalarinin yeniden alevlenmesi üzerine. Islâm dünyasi ve Avrupa içinde büyük bir prestij ve güç kazanmistir. burada bir sancak olusturdu. Fatih'in Bati Politikalar: Sirbistan Seferleri. Osmanlilara bagli görünen Vlad aslinda gizliden gizliye düsmanlik ediyordu Vlad'in Fatih'in elçilerini kaziga oturtarak öldürmesi üzerine 1462 yilinda Fatih. aksine Balkanlari da tamamen ele geçirmek suretiyle Fatih. Macar ve Arnavutlari kiskirtarak sonuç almaya çalismislardir. Mora'nin bir kismini merkeze baglayarak. çag kapayan bir fetihtir. Napoli ve Venedik olumlu cevap vermis fakat onlar da kendilerinden ziyade Sirp. akincilari ile duruma müdahale etti ve muhalifler bertaraf edildi. Osmanlilarin yardimini istemislerdi. Mora seferinde bulunan Fatih. Osmanlilarla yaptigi anlasma üzerine Vlad'i esir etmeleri ile mesele çözüldü. Konstantin'in ogullari. Katolik Avrupa'nin. Ortadoks dünyasiyla bütünlesme çabalari. geri döndü. artik tam bir cihan devleti hâline gelmis. Bölge ülkelerinin Mora'yi istilâ niyetlerini bilen Fatih 1458'de harekete geçti. Nihayet 1479'da Arnavutluk da bir Osmanli vilayeti haline gelmis oluyordu. Osmanli kuvvetleri tarafindan bozguna ugratildi (1465). bizzat sefere çikmaya karar verdi. Istanbul'un fethinden sonra Osmanlilara bagliligini bildiren ve ele geçirdigi bazi kaleleri geri veren Sirplar Macarlar ile is birligi yaparak yeniden düsmanliklarini göstermeye baslamislardi. . Arnavutluk Seferi'ne çikti (1467).seferde. Balaban Pasa'yi sehit etti ve Ilbasan kalesi'ni kusatti. Böylece Bogdan da yeniden Osmanli hâkimiyetini tanimis oluyordu. Turahanoglu Ömer Bey. Bölgeye çok sayida Türk yerlestirildi. sigindigi Macarlarin. Korent'i ele geçiren Fatih. Balaban Pasa'yi bölge için görevlendirerek. Fatih voyvodaliga Radul'u getirdi ve Eflâk bir Osmanli eyaleti hâline geldi. Atina ve diger bölgeler ise Osmanli yönetimini kabul etti. Sirp meselesine son verilmesini emretti. içine asker yerlestiren Fatih. Eflâk ve Bogdan Seferleri. Balkanlardaki bazi despotluklar ve prensler Fatih'i Istanbul'un fethinden dolayi kutlayan mektuplar yazmislardir. Sirplari vergiye bagladilar. Papa ve diger devletlerden aldigi kuvvetlerle Türklere saldiran Iskender Bey. Eflâk'a bir sefer düzenledi. kez Arnavutluk seferini baslatti. Ancak. Arnavutlarin elinde kalmis olan Kroya ve Iskodra kusatildi. Papa'nin yanina kaçmak zorunda kaldi.Nikola'nin Türklere karsi harekete geçilmesi fikri pek taraftar bulamamis. 1459'da baskentleri Semendire'yi ele geçirilerek Semendire Sancakbeyligini olusturdu. rakipleri Kantakuzen ailesine karsi Mora'da. Bu fetihle Osmanli Devleti. 1455'ten itibaren Osmanli Hâkimiyetini taniyan Bogdan Prensligi'nin Kefe'nin fethinden sonra izledigi düsmanca siyaset üzerine Osmanli kuvvetleri 1476'da Bogdan'a girdi. Bu sirada Iskender Bey ölmüs ve yerine oglu Jean geçmisti. Sirp Krali Bronkoviç'in ölümüyle baslayan taht mücadelelerinden faydalanan Osmanlilar. Nitekim Papa V. Arnavutlukta baslayan kargasa sebebiyle Fatih 3. Yildirim zamaninda vergiye baglanan Eflâk Prensligi'nin basina Fatih tarafindan Vlad (Kazikli Voyvoda) getirilmisti(1456). Bunun üzerine Fatih. Bunun üzerine 1454-1457 arasinda üç kez pespese Sirbistan'a sefer düzenlendi.ortadan kaldirilmasi hem Türk tarihi hem de dünya tarihi açisindan büyük bir öneme sahiptir. kisa zamanda Ortadokslari himayesi altina almistir.kez Mora'ya sefer düzenlendi. Ancak bunda basari kazanamayan Venedik. Avrupa için bu fetih çag açip. Ilbasan Kalesi'ni yaptirip. Fakat bu sefer iki kardes arasinda mücadele baslamisti. Arnavutluk Seferleri. Ele geçirilen topraklarda yeni garnizonlar olusturuldu. Bunun üzerine Fatih II. Ege adalarindaki halk. Mahmut Pasa. Bogdan'dan da yardim alan Osmanli kuvvetleri voyvodayi uzun süre takip etti. Tomas. Neticede. Istanbul'un fethinden sonra Bizans Imparatoru XII. aksine. Papa'nin istegine sadece Almanya. vurkaç taktigi ile Osmanli kuvvetlerine baskinlar düzenlemekteydi. 1465 yilinda gerçeklesen I. Istanbul'un fethiyle önlenmis. Venedikliler bölge halkini Osmanlilara karsi ayaklandirmaya çalisiyorlardi. Belgrat disindaki bütün Sirp topraklari ele geçirildi.

1461 yilinda Cenevizlilerin elindeki önemli bir üs olan Amasra teslim olmak zorunda kaldi. Venedikliler 264 yildir ellerinde tuttuklari Agriboz Adasi'ndan Mora ve Ege adalarindaki Türk birliklerine karsi saldirilarini yogunlastirmaktaydilar. Venedik ve Cenevizlilerin elindeki bu adalardan Anadolu'ya yapilan korsan akinlarinin önünü kesmis olacakti. Bizans. aksine pek çok ada ve kiyi kaleleri Osmanlilarin eline geçmistir. Fatih de tabiî sinir olan Tuna'yi geçmeyi düsünmemistir. Ikinci olarak Orta ve Dogu Akdenizdeki adalar hedef alinmisti ki. Bursa'ya dönerek birliklerini takviye eden Fatih. bu adalar Fatih'in Italya'ya yani eski Roma'ya geçisini kolaylastiracakti. Bosna seferleri esnasinda Hersek Krali Stefan da ülkesinin bir kisim topraginin Osmanlilara dogrudan baglanmasi sartiyla tahtinda birakilmisti. Iste bu Müslüman Bosnalilara "Bosnak" denilmektedir. Seferin kendisine karsi yapildigini sanan Candaroglu Ismail Bey. Cenevizliler ve Candarogullarinin elinde bulunuyordu. Fatih'in asil amaci 1204 yilinda Lâtinlerin Istanbul'u isgal etmesi üzerine Bizans hanedanina . Macar krali Bosna'ya girdi. Karadeniz kiyisindaki bazi yerler Trabzon Rumlari. Macarlar bu dönemde tek baslarina Osmanlilarla bas edemeyeceklerini bildiginden. Jean sovalyelerinin elindeki Rodos'a karsi girisilen birkaç muhasara neticesiz kalmistir. 1463 yilindaki seferle Bosna Krali Osmanli hâkimiyetini yeniden tanidi. Ancak akincilar vasitasiyla. Anadolu'nun büyük bir kismini hâkimiyetleri altina almalarina ragmen kuzeyde. anlasmalara riayet etmemesi üzerine Üsküp'ten harekete geçen Fatih. Ancak St. Ancak seyhülislamin da fetvasiyla sonra öldürüldü ve bu topraklarda Bosna Sancakbeyligi olusturuldu. ardindan. Bunu önlemek maksadiyla Agriboz'un fethine karar veren Osmanlilar neticede 17 gün süren kusatmadan sonra amaçlarina ulastilar. Tasoz Enez ve Semendirek adalari ele geçirildi. uzun süren kusatmayi müteakip Midilli (1467) ele geçirildi. Öncelikle Anadolu kiyisina yakin adalari hedef alan Fatih. Osmanlilara vergi yoluyla bagli olan Bosna Kralinin. Ayni tarihlerde Limni ve Midilli halki Türk yönetimine girmek için Osmanlilara basvurmustu. Fatih'in Dogu Politikasi: Karadeniz Politikasi. Ikinci kez düzenlenen seferle Osmanlilar. Ege Adalarinin Fethi. Bâyezid. Osmanlilar karsisinda istedigi sonucu alamamis. Epir despotunun elindeki Zanta.( Nitekim Gedik Ahmet Pasa komutasindaki bir Osmanli donanmasi Napoli Kralliginin elindeki Otranto'yu fethetmis ve buradan Güney Italya'ya akinlar düzenlenmistir. Önce Limni. Yayçe disindaki bütün kale ve sehirleri yeniden ele geçirdiler.(1480) Fakat Fatih'in ölümünden sonra basa geçen II. Fatih karadan ve denizden kuvvetlerini harekete geçirdi. iktisadî ve siyasî açidan da nüfuz alanini genisletebilecekti.1456 yilinda öncelikle Çanakkale Bogazi'na hâkim olan adalardan Gökçeada (Imroz). Bosna'yi Osmanli topraklarina kattigi zaman "Bogomil" mezhebindeki Bosnalilara çok iyi davranmisti. sehir savunmasiz kalmis ve Italyanlar kaleyi tekrar ele geçirmislerdir). Kastamonu'yu terk ederek Sinop'a çekildi.Fatih. Osmanlilar. Gedik Ahmet Pasa'yi geri çagirinca. Hem Katolik hem de Ortadokslarin kendi kiliselerine almak için baski yaptiklari Bogomiller bu sebeple Osmanli yönetimine sicak bakmislar ve kendilerine saglanan din ve vicdan hürriyetinden etkilenerek zamanla Müslüman olmuslardi. Ancak 1483 yilinda Hersek tamamen Osmanli topragi hâline gelecektir. Keza Venedik Cumhuriyeti de Osmanlilarla dogrudan karsilasmaktansa Balkanlardaki diger devletleri kiskirtmayi yeg tutmustur. Böylece Bizans'in yeniden dirilmesini önleyecegi gibi. Sadrazam Mahmut Pasa ve Turahanoglu Ömer Bey'e Bosna'nin tamamen fethedilmesi emrini vermisti. Iste bu sebeplerle.Bosna-Hersek Seferleri. Istanbul'u ele geçiren Fatih. Anadolu Türk birliginin saglanmasi ve ticaret güvenligi açisindan bu bölgelerin ele geçirilmesi sartti. Fakat ordunun Istanbul'a dönmesi üzerine ayni yil. denizde ise Venedik idi. dogrudan bir savasi göze alamamis. Güçlü donmasiyla Mora ve Ege'deki adalara sahip olmak isteyen Venedik. Fatih devrinde Osmanlilarin karada en güçlü komsusu ve rakibi Macarlar. Kefalonya ve Ayamavra gibi adalar da Fatih'in saltanatinin son zamanlarinda Osmanli topraklarina dahil edilmistir. Trabzon seferine çikarken. Bizans'a ait bütün topraklari hâkimiyeti altinda birlestirmek istiyordu. Sinop da dahil Candarogullarinin topraklarini savasmaksizin ele geçirdi. Macaristan'a güvenligin saglanmasina yönelik yüzlerce basarili akin düzenlenmistir.

Barbaros kardeslerin denizlerdeki zaferlerine ragmen özellikle dogudaki olumsuz gelismeler ve Sahkulu Isyani(1511). Venedik ve Haçlilara karsi denizlerde üstünlük kurulmus. Azak Kalesi'nin düsürülmesi sonucunda bazi Cenevizliler ile birlikte Kirim hanlarindan Mengli Giray Han da esir edilmisti. Kirim hanlari 350 yil boyunca Osmanlilarin batiya karsi en güçlü müttefikleri olarak hizmet vermislerdir. Otlukbeli Savasi'nin sonrasinda da sürdürmüstür. Memlûklara karsi basarisiz seferler düzenlenmistir. Anlasmanin akabinde kara ve denizden Trabzon yeniden kusatildi. Çaresiz kalan Trabzon Hâkimi David Komnen sehri teslim etmeyi kabul etti (26 Ekim 1461). karadan birliklerini Trabzon'a gönderirken. Yavuz Sultan Selim Devri. Gedik Ahmet Pasa komutasindaki donanma 1475 yilinda Kefe. Nitekim Sehzade Selim'in mücadeleyi kazanmasi üzerine 1512 yilinda II. (1478). Trabzon Rumlarina yardim etmemeyi vaat etmislerdir. 1467 yilinda Karakoyunlu topraklarina sahip olunca Osmanlilar aleyhine hâkimiyetini genisletmeye baslamisti. Mengli Giray Han'in Istanbul'a getirilmesiyle Kirim Hanligi Osmanli hâkimiyetine girmis oldu. Venediklilerle de bir ittifak kurmakta sakinca görmemislerdi. Anadolu birligi yönündeki bu tehlike üzerine Fatih. tahta çiktiktan sonra. Böylece 258 yil devam eden Trabzon Rum Imparatorlugu da tarihe karismis oldu. devlet islerinden elini çeken Bâyezid'in sagliginda sehzadeler arasindaki taht mücadelesinin kizismasina vesile olmustur. Modon. Fakat bu dönemde Memlûklarla büyük bir savasa girilmemistir. Artik Akkoyunlular Osmanlilar için bir tehlike olmaktan çikmisti.taht mücadelesine girmisti. Uzun Hasan'in annesi Sara Hatun'un ricasi üzerine Akkoyunlularla bir anlasma yapildi. Bâyezid tahttan feragat etmistir. Ancak diger oglu sehzade Cem. Rodos sovalyelerinin eline düsmesiyle sonuçlanan. Fatih'in ölümü üzerine Osmanli tahtina büyük oglu Bâyezid geçmisti. Inebahti ve Navarin gibi Mora kiyilarindaki kale ve limanlar zapt edilmistir(1502). Nihayet Fatih. Akkoyunlu ve Memlûklu devletlerinin destegini sagladigi gibi. Bâyezid'in mütereddit ve ihtiyatli politikalari sebebiyle. Fatih bundan sonra Hicaz su yolllarinin onarimi hususunu bahane ederek Memlûklar'a karsi harekete geçti. ordusunu Sivas'in güneyinden Yassiçemen'e çevirdi. Larende ve Silifke yörelerine çekilen Karamanogullarina karsi mücadeleyi. . Henüz Trabzon'da vali iken Dogu'da Safavilerin nasil güçlendigini gören ve onlarla basarili bir mücadeleye giren Selim. Bu sirada Uzun Hasan'in Osmanli ordusunu arkadan çevirebilecegi ihtimaline karsi Fatih.Anadolu'da Türk Birliginin Gerçeklesmesi. Anlasmaya göre Akkoyunlular. Azak ve Menkup iskele ve kalelerini ele geçirdi. 1473'te harekete geçti. Fatih'in politikalarina karsi. Beylik topraklarinin büyük kismi Osmanlilarin eline geçmesine ragmen Fatih. bir donanma da Sinop'tan kalkarak bölgeye yöneldi. Otlukbeli mevkiinde yapilan savasta Osmanlilar büyük bir zafer kazandilar. Altinorda Hanligi'nin zayiflamasiyla ortaya çikan Kirim Hanligi ile komsu oldu. Buna ragmen Bâyezid döneminde Kili ve Akkerman ele geçirilerek Bogdan tamamiyla Osmanli hâkimiyetine girmis(1484). Osmanlilarin kurulus devrinden beri en ciddî rakipleri durumundaki Karamanogullari. Osmanlilara vergi vermeyi kabul eden Trabzon Rumlari bir taraftan Fatih'in rakibi olan Uzun Hasan ile ittifak içine girmisti. Koron. Böylece Osmanlilar. Karadeniz'in Anadolu kiyilarini tamamen hâkimiyetine alan Fatih'in bundan sonraki hedefi. Karadeniz'i tam bir Türk gölü yapmak idi. Bu düsmanca tavir üzerine Fatih 1466 yilinda Karamanogullari üzerine yürümeye karar verdi. önemli ticaret limanlari olan Ceneviz kolonilerini ortadan kaldirarak. Fatih'in 1481'de hazirlik yaptigi ve ölümüyle yarim kalan seferin ya Rodos'a ya da Misir'a yönelik oldugu söylenir. Akkoyunlu Beyi Uzun Hasan.mensup Komnenlerin ayri bir devlet olusturduklari Trabzon idi. Akkoyunlularin yerini alan Safaviler güçlenerek Anadolu'da Sahkulu Isyani gibi ayaklanmalari kiskirtmis. Fakat Karaman Beyi Kasim'in ölümünden sonra (1483) beylik tamamen oradan kalkmis olacaktir.

Yavuz dönemi Osmanlilarin dogu'da ve Islâm dünyasi'nda en büyük güç haline geldigi bir dönemdir. Macaristan seferine çiktiginda ilkin Belgrat'i kusatti ve ele geçirdi(1521). Bu sebeple. Yavuz. Budin kurtarildi. 1526 yilinda karsisindaki ittifaki parçalamak amaciyla yeniden Macaristan üzerine bir sefer düzenledi. Iki Türk hükümdarinin mücadelesinden Selim üstün çikti (23 Agustos 1514). Suriye. Hülagû'nun Bagdat'i isgal etmesiyle Memlûk himayesine giren halifelik müessesesi de böylece Osmanlilara geçmis oluyordu. Kutsal Roma-Cermen Imparatoru Sarlken en ciddî rakip hâline gelmis. Büyük Türk gibi lâkaplarla hitap etmis ve tarihe de böyle geçmistir. Osmanli ordusunu Halep'in kuzeyinde karsiladi. Burayi bir üs olarak kullanan Osmanlilar artik rahatlikla Avrupa içlerine sefer yapabilecekti. Tebriz'e kadar Sah Ismail'i takip etti. I. onun olusturdugu imparatorlugun uzantisi durumundaki Avusturya Arsidükaligi Osmanlilara sinirdas olmustur. Avrupa'da mezhep çatismalarinin siddetlenmesine sebep olmustu. Avusturya Seferleri. 29 Agustos 1526'da Mohaç Meydan Muharebesi ile Macar ordularini imha eden Kanuni. yeniden Macaristan'a sefer düzenledi. Misir ve Hicaz Osmanli hâkimiyetine girdi. Kanuni. Budin'i (Budapeste) ele geçirdi. Ancak Mercidabik Savasi Osmanlilarin zaferiyle son buldu (24 Agustos 1516). I. (22 Ocak 1517). Dogu Anadolu topraklari Osmanlilarin eline geçti. Osmanlilarin dogu'da ve Islâm dünyasinda üstünlük kurmalari önündeki en büyük engel idi. Ferdinand ile Istanbul'da bir anlasma yapildi. kurtarmayi amaçlayan Kanuni. Nitekim Sarlken'e tutsak olan Fransa Krali Fransuva'yi.Süleyman geçti (1520).Viyana Kusatmasi'nin sonuçsuz kalmasindan cesaretlenen Ferdinand. Yeni Memlûk Sultani Tomanbay ile Kahire'nin kuzeyindeki Ridaniye mevkiinde yapilan savasi da Osmanlilar kazandi. Osmanli ordusu sehri kusatti ise de ele geçirmeye muvaffak olamadi(1529). Kanuni döneminde özellikle Avrupa'da önemli dinî ve siyasî degisiklikler söz konusudur. Macaristan'in ele geçirilmesi üzerine. Nihayet ordusunun basinda Dogu seferine çikan Yavuz Selim. Malatya'dan Sina yarimadasina kadar olan topraklar Osmanlilarin eline geçti. Misir Memlûk Sultani Kansu Gavri. Avrupa'daki siyasî ve dinî çekismelerden faydalanarak. Fatih'in Sirbistan seferinde ele geçirilemeyen Belgrat. Bu dönemde güçlenmeye baslayan Protestanlik.Anadolu'daki mezhep mücadelesine bir son vermek için Safavilerle dogrudan savasa girmeyi kaçinilmaz görmekteydi. Dulkadirogullari beyligi Osmanli yönetimine alindi ve sonra ilhak edildi (1515)Babasi döneminde Memlûklara karsi yapilan seferlerin çogu kez basarisizlikla neticelenmesi. Muhtesem. Ancak Kanuni'nin asil maksadi Viyana idi. Kisi Sam'da geçiren Yavuz. tekrar Misir'a yöneldi. Bu sebeple dost düsman ona Kanuni. ölen Macar krali ile akrabaligini öne süren Avusturya Arsidükü Ferdinand. Memlûklara karsi büyük bir ordu hazirladi. Yavuz Sultan Selim'in sekiz yil süren hâkimiyet devrinden sonra Osmanli tahtina oglu I. Avrupa içlerine yapilacak akinlar için bir siçrama noktasi idi. Çaldiran Ovasi'nda Sah Ismail'in ordusuyla büyük bir meydan muharebesi yapti. Bunun üzerine Kanuni. Güçlü Macar kralliginin Osmanli hâkimiyetine girmesinden sonra. Nitekim Mekke serifi sehrin anahtarini Yavuz Sultan Selim'e sunarak itaatini bildirmisti. askerî ve iktisadî açilardan zirveye ulasmistir. Belgrat'in Fethi ve Macaristan Seferi. Bu devlet ile Avrupa'nin en güçlü hanedani olacak olan Habsburglar Avrupa'yi âdeta parselleyeceklerdir. Safavi tehlikesini bertaraf ettikten sonra Yavuz. Bu savas Memlûk Devleti'nin sonu oldu.Süleyman'in 46 yillik saltanatinda Osmanli Devleti siyasî. Macaristan'in bir bölümü ilhak edildi ve kalan kismi Erdel Kralligi olusturularak Osmanli hâkimiyetine alindi. kendisinden yardim talep etmesi üzerine. Yine bu dönemde Akdeniz'de ve Okyanuslarda güçlü bir ticarî ve iktisadî filo olusturan Ispanyol ve Portekiz donanmalari Venedik'in yerini almis görünüyordu. Dogu Avrupa'da da Lehistan ve Ortadoks Rusya güçlenmeye baslamisti. Filistin. Kansu Gavri savas sirasinda öldü. Kanuni ünlü "Alman Seferi" ile mukabele ederek isgal edilen yerleri geri aldi. Budin'i tekrar isgal etti. Bu . Bu sebeple Kanuni. Macar topraklarinda hak iddia etmis ve Budin'i isgal etmisti. Avrupa'daki Gelismeler. onlarin birlesmemesine özen göstermis ve bunu bir devlet politikasi hâline getirmistir.

Jean sövalyelerinin elinde bulunan Trablusgarp onun tarafindan fethedilmis (1551). Bu sebeple. Kanuni devri karada oldugu gibi denizlerde de büyük bir üstünlügün saglandigi bir devirdir. Deniz Seferleri ve Fetihler. Preveze'den sonraki en büyük deniz zaferi sayilan Cerbe Savasi sonunda Haçli donanmasi bir kez daha hezimeti tatmistir. Lâkin kapitülasyon adiyla tarihe geçecek olan bu ticarî imtiyazlar sürekli hâle getirilmis.Jean sövalyelerinin elindeki Rodos ve çevresindeki adaciklar. Ferdinand'in Macar kralinin ölümünü firsat bilerek anlasmayi bozmasi üzerine Kanuni yeniden sefere çikti. Kanuni.Sah Tahmasp. babasi gibi. Tebriz ve Bagdat Osmanli topraklarina katildi. 1533 yilinda Cezayir'i Osmanlilara birakarak kaptan-i deryalik görevini kabul eden Barbaros Hayrettin Pasa (Hizir Reis). sonraki devlet adamlarinin basiretsizligi sebebiyle tek tarafli islemeye baslamis ve baska devletlere de imtiyazlarin taninmasiyla Osmanli ekonomisi giderek disa bagimli hâle gelmistir. 1535 yilinda iki ülke arasinda ticaret ve dostluk anlasmasi imzalandi. Kendisinden yardim isteyen kral ile iyi iliskiler kuran Kanuni böylece Sarlken'e karsi bir müttefik kazanmis oluyordu. Macaristan üzerinde hak talep etmeyecek ve Osmanli hâkimiyetini taniyacak ve elinde bulundurdugu Macaristan'a ait topraklar için de Osmanlilara vergi verecekti. 1492 yilinda Ispanya'da soy kirima ugrayan Musevîleri Istanbul'a gemilerle nakleden Barbaros kardesler hakli bir üne sahip olmuslardi. Dogu Anadolu topraklarina karsi saldiriya geçiyordu. Osmanlilardin Akdeniz'in tek hâkimi oldugunu bütün dünyaya kabul ettirdi. bölgeye 1555 yilina kadar Nahcivan ve Tebriz üzerine birkaç kez sefer düzenlenmistir. Tebriz ve Dogu Anadolu'nun Osmanli hâkimiyetinde oldugunu tasdik etmistir.Nitekim St. basarili bir kusatma sonunda ele geçirilmis(1522). Sadece Akdeniz'de degil Kizil Deniz ve Hint Okyanusunda da Osmanli donanmasi faaliyette bulunmustur. Avusturyalilar firsat buldukça Macar topraklarina tecavüz etmisler ve her seferinde de Osmanlilardan gerekli cevabi almislardir. Fatih'in alamadigi. Osmanli ordusu.anlasmaya göre Ferdinand. Cezayir'i ellerinde bulunduran ve Osmanlilar adina. St. Bâyezid zamanindan beri Akdeniz'de serbestçe faaliyet gösteren Barbaros kardeslerin devlet hizmetine alinmasiyla deniz ve kiyilarda pek çok yer Osmanli hâkimiyetine dahil olmustur. Iranla Münasebetler. 1562'deki bu sefer sonucunda Macaristan'da Erdel Beylerbeyligi olusturuldu. Irakeyn (iki Irak. Anlasma ile her iki ülke serbest ticaret hakki elde edecek ve bu haklar iki hükümdarin yasadigi sürece geçerli olacakti. Osmanlilar karsisinda fazla bir varlik gösteremeyen Sah Tahmasp nihayet baris anlasmasi imzalamayi kabul etmek zorunda kalmis ve Amasya Antlasmasi (1555) ile Osmanli üstünlügünü kabul ederek Bagdat. Osmanlinin Avrupa ile ilgilenmesinden yararlanan Safaviler firsat buldukça yeniden harekete geçtiklerinde. askerî ve iktisadî bakimlardan . Zigetvar Muhasarasi esnasinda hastalanan Kanuni kalenin fethini göremeden 66 yasinda öldü (1566). Avrupa'ya sefere çiktiginda Safaviler. Siyasî. Osmanlilarin düsmani olan Venedik ve Avusturya ile ittifak kurmakta bir beis görmüyordu. 1538 yilinda Andrea Doria komutasindaki Haçli donanmasini Preveze'de büyük bir bozguna ugratarak.(1533). Kanuni'nin Ölümü ve Sonrasi. bu maksatla Fransiz Krali Fransuva'yi esir etmisti. Sah Ismail'in yerine geçen oglu I. Barbaros'un ölümünden sonra yerine geçen Turgut Reis de fetihlere devam etti. II. Nitekim Kanuni'nin son seferi de Avusturya'ya karsi olmus ve Zigetvar Kalesi kusatilmistir (1566) Fransa ile Münasebetler ve Ilk Kapitülâsyon. Uzak denizlerde istenilen sonuçlar elde edilememisse de bu dönemde Yemen ve Arabistan'in güney kiyilari ile Habesistan ele geçirilmistir. Irak-i Acem ve Irak-i Arap) seferi diye bilinen bir sefere çikti (1534-35). Avrupa birligini saglamak isteyen RomaCermen Imparatoru Sarlken.

Bu uzun savas ile daha fazla yipranmak istemeyen Osmanli Devleti ile Iran arasinda 1590'da bir baris anlasmasi yapildi. 1456). fakat bu adayı alamadı. . Komnenos imparatorluk hanedanına son verdi. bir köseye çekilmesi Osmanli'yi XVII. Bu esnada II. 1461'de onuncu sefer ile Ceneviz'den Amasra'yı aldı. Himayesinde bulunan Candar (İsfendiyar) beyliğine dostça son verdi. Fatih yaralandı. Kiliç Ali Pasa komutasindaki donanma Tunus'u yeniden Osmanli topraklarina katti (1574). Yazın Trabzon'a yürüdü. Bu suretle Batum ve Gürcistan kıyılarına kadar bütün Güney Karadeniz kıyıları Osmanlı devletine katıldığı gibi. Anadolu'nun Akdeniz'e bakan kiyilarinda bir çiban basi gibi duran Venedik'in elindeki Kibris bu fetih rüzgâriyla kusatildi. 1460 yazında dokuzuncu seferine çıktı. Özellikle III. Yine bu dönemde baslayan Türk-Macar Savasi I. Semendire'nin fethi ve Sırbistan devletinin sonu olmakla neticelenmiştir. Bu durumu hazmedemeyen Venedik. Kuzey Ege adalarını donanma göndererek ele geçirdi ve ilk Rodos seferini yaptırdı. fakat Belgrad düşmedi. Bu padisah devrinde. buraya Anadolu'nun çesitli sancaklarindan Türkler yerlestirildi. Sokullu kisa zamanda donanmayi yenileyerek yeniden Akdeniz'e indirdi. Venedik bu durum karsisinda yeni bir savasi göze alamadi ve Osmanlilara vergi vermeyi kabul etti. Korent Körfezi yakinlarinda. Trabzon ve Rize gibi Anadolu'nun henüz Türkleşmemiş olan parçaları da Hristiyanlardan alınmış oldu. Don ve Volga nehirlerini birlestirmeyi amaçlayan kanal projesi ile Süveys kanali tesebbüsünün mimari olan Sokullu'nun 1579'daki ölümü ile Osmanli Devleti büyük bir yara almistir. 1458'deki yedinci sefer Fatih'in ilk Mora seferidir. Murat geçmisti. İkinci Mora seferidir ve Mora prensliklerinin ilgası ve Türkiye'ye katılması. Baharda on birinci sefer ile Sinop'a geldi. bu hükümdarlar devrinde de hizini devam ettirebildi. Denizden donanma kuşatılan Trabzon İmparatorluğu teslim oldu. Ancak kendileri de oldukça fazla zaiyat verdiginden. 1459'daki sekizinci sefer ise dördüncü Sırbistan seferidir ki. Haçli donanmasi Osmanli kadirgalarini takip edecek durumda degildi. Selim (1566-1574) ne de III.Osmanliyi zirveye çikaran bu büyük hükümdarin yerine geçen ne II. Malta donanmalari papa ve diger bazi Avrupa devletlerinin de destegi ile harekete geçerek büyük bir savas filosu olusturdular.Mehmet'in (1595-1604). Sah Tahmasp'in ölümüyle çalkanan Iran'a savas açildi (1576) Gürcistan ve Azerbaycan'in büyük bir kisminin ele geçirilmesiyle neticelenen ilk seferden sonra savas 15 yil sürdü. 1454'te ilk Sırbistan seferine çıktı. Inebahti önlerinde yapilan deniz savasini Osmanlilar kaybetti (1571). Artik Kibris da Türk olmustu. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Doğu Roma Fatihi olarak Edirne'ye dönen II. hükümet islerini annesine birakip. Paleologosların sonu ve Bizans kalıntılarının silinmesi ile sonuçlanır. Ispanyol. Murat (1574-1595) ayni evsafta kisiler degillerdi. Bu ikincisinde babasından sonra tekrar Belgrad'ı muhasara etti. Kaleyi savunan Hünyadi Yanoş öldü. Karaman ve Bizans'tan sonra üçüncü seferde Cenevizlilerden Enez'i aldı (1453 sonu) ve Kırım'a bir donanma gönderdi (1454 Temmuz'u). İkinci Sırbistan onun altıncı seferidir (1455. Ancak Kanuni devrinde baslayan fetih rüzgârlari o derece siddetliydi ki. Süphesiz bu basarilarda sadrazam Sokullu Mehmet Pasa'nin dirayetli siyasetinin de rolü büyüktür.Selim ölmüs ve yerine III. Lala Mustafa Pasa komutasindaki Osmanli donanmasi adayi ele geçirir geçirmez (1571).Ahmet devrine kadar devam etti. Mehmed. yüzyilda daha kötü yillarin bekleyeceginin âdeta habercisi idi. Sonra Güney Karedeniz meselelerini ele aldı.Murat'in oglu III. 1455'te Boğdan Prensliği de Osmanlı metbûluğunu kabul etti.

yirmidördüncüsü Macaristan üzerine açıldı. Karadeniz'i ve Ege denizini Türk iç denizleri haline getirnek. Orta ve küçük devletlerin sayıları 20 küsürdür. 18 Ağustos 1470'de Şehzade Mustafa. Venedik. Aragon. Anadolu benim" diye elçi göndererek Osmanlı'yı haritadan bile silmek isteyen Akkoyunlu Türk imparatoru Uzun Hasan Bey. Venedik. 1478'de padişah. Napoli idi. Avrupalıların Osmanlı ile başa çıkamayaklarını anlayıp Tokat'a bir süpriz taarruzu ile harbin doğu cephesini açtı. 1480'de üçüncü Rodos kuşatması netice vermedi. Türk tarihinde belli başka örneği gösterilemeyecek bir politika dehası ile bu koalisyona karşı on altı yıl dayandı ve düşmanlarını teker teker. (Akkoyunlu Türk İmparatorluğu). Türk cihan imparatorluğunun gerçek temeli atılmış oldu. Türkiye müttefiksiz. 1466'daki on dokuzuncu sefer. Bu işleri tamamen gerçekleştirdikten sonra İtalya'yı fethetmek. İyonya adalarını aldıktan sonra. açmayanlardan çok fazla idi. 28 Temmuzda Venedik Cumhuriyeti. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor 16 yıl süren Büyük Savaş'ta Türkiye'nin karşısında yeralan büyük devtetler İran.On ikinci Trabzon seferinden döner dönmez on üçüncü sefer ile Eflak üzerine yürüdü ve ayaklanan Kazıklı Voyvoda'nın işini bitirdi. donanmayı İtalya'ya gönderdi ve 28 Temmuz 1480'de İtalya fütühatının başlangıcı olmak üzere . Bir kaç ay sonra Türkiye'ye harp açan devletlerin sayısı. Bu suretle Osmanlı İmparatorluğu'na karşı dehşetli bir koalisyon meydana getirildi ve çok uzun sürecek savaş başladı. Yirmi üçüncü sefer Boğdan. sesinden atları ürkütmek için sahraya getirilen top silahını. 1475'te Kırım Hanlığı Osmanlı birliğine girdi. ondördüncü seferini 1462'de yaptı. Fatih. Kastilya. Fatih'in kafasındaki bir sır olmaktan çıkmıştı. 1466'daki onsekizinci sefer Karaman üzerinedir. 190. Fatih o zamana kadar yalnız kuşatmalarda kullanılan. Kırım'a donanma gönderdi. Almanya ve Macaristan pes etti. Bu plan artık bütün dünyada biliniyordu. tarihte ilk defa olarak taktik silah olarak kullanmıştı. On altıncı sefer 1463'te yapılan ikinci Bosna seferidir. Korkunç bir atlı Türkmen ordusu ile Osmanlı'nun üzerine yürüyüp işini bitirmek istedi. 11 Nisan 1473'te Üsküdar'dan hareket etti. Fatih'in ilk Arnavutluk seferidir. beşer onar yenerek büyük savaştan mutlak bir galip olarak çıktı. Cihanın Osmanlı devleti karşısında aciz kaldığı ortaya çıktı. Venedik'in Batı Ege'deki bu alınmaz üssünü fethetti. Venedik'in deniz üstünlüğü bir daha geri gelmemek üzere maziye karıştı. Fatih'in akıncıları Venedik varoşlarına ve Almanya içlerine kadar her yıl Avrupa'yı alt üst ettiler. diplomatik manevralarla bezdiren Fatih. Polonya. Türkiye'ye harp ilan etti. Ertesi yıl üçüncü Bosna seferi ve on yedinci seferi yapılmıştır. Fatih. Otlukbeli'nde Akkoyunlu Türkmen ordusu mahvoldu. Macaristan. Kıreli Meydan Muharebesi'nde Akkoyunlu ordusunu ezerek işgal altındaki Osmanlı topraklarını kurtardı. Bu ardı kesilmeyen seferlerde padişahın başlıca hedefleri şöyle idi: Tuna'nın güneyinde ve Fırat-Toroslar sınırının batısında Osmanlı devletine katılmayan hiç bir yer bırakmamak. Büyük savaş. üçüncü Arnavutluk seferine çıktı. Venedik'in yanında Türkiye'ye karşı savaşa girdi. Onbeşinci seferi aynı yılın Eylülündedir ve Midilli adasının fethidir. Bu projeye karşı yalnız bütün Avrupa değil. Venedik donanmasını geçerek deniz kuvvetlerini de kara ordusu gibi dünyanın birinci silahlı gücü haline getirmek. tek başına idi.000 kişilik dünyanın en çetin harp makinesi sayılan ordusu Ağustosta Erzincan yakınlarında en büyük rakibi ile karşılaştı. 3 Nisan 1463'te Fatih tarafından başlatıldı. Avrupa devletlerine "Rumeli sizin. Her cephede düşmanı yıpratan. Yayçe'nin fethi ile neticelenen ilk Bosna seferidir. ikişer üçer. Türkiye'nin doğusundaki Müslüman ve Türk komşuları da ayaklandılar. Almanya. 1470 yazında ordu ve donanması ile Eğriboz adasına yürüdü.Fatih. 30 Eylülde Macaristan. Uzun Hasan için kötü işaretti. 1466-167'de de Arnavutluk üzerine ikinci seferini yapmıştır ki yirminci seferi teşkil eder.

Türk donanmasını cihan kudreti haline getirmiş. Edebî ve matematik ilimlerde bilgindi. Bayezid. Ölümüne kadar geçen son yedi yılda ise donanmayı 250 harp ve 500 nakliye gemisine ulaştırdı. Karadeniz'i kapalı Türk denizi haline getirmiş. imparatorluğunu imar etmeyi de ihmal etmedi. 1474'te 23 yıl çalışarak donanmayı 108 harp ve 400 kadar nakliye gemisine çıkardı. Balıbey. Gırnata'nın düşmesine (2 Ocak 1492) engel olunamadı.0000 km2'' si Anadolu'da. Fakat padişah 3 Mayıs 1481'de Maltepe ile Gebze arasındaki ordugâhında. Yerine büyük oğlu II. 1485'te 6 yıl sürecek olan ilk Memlûk savaşı patladı. Bayezid bu arada 1483'te Macaristan üzerine Morova seferine. Osmanlı hükümdarları içinde yetişen en büyük asker. Kemal Reis'in ikinci İspanya seferi (1510). Bu büyük deniz vuruşmasında 400 harp gemisi ve on binlerce denizci karşı karşıya geldi. 11 prensliği fethetmiştir. Akdeniz'deki üstünlüğünü bu devirde de muhafaza etti. Bununla beraber İtalya'da nüfuzu büyüktü. Macaristan'ı sulha zorladı. Gelibolu açıklarında gemisi fırtınadan batarak boğulmuştur. Fatih Sultan Mehmed'i Batı Roma imparatoru olarak selamlamak üzere hazırlıklara başladılar. 49 yaşında idi. 1498'de Balı Bey'in ikinci Polonya seferi. İstanbul Üniversitesi'nin de kurucusudur. Bu Macaristan ve Arnavutluk seferidir. Padişah dördüncü ve beşinci seferini (1499. 187'de Kemal Reis. Bu arada Sapienza açık deniz muharebesinde Kemal ve Burak (Barak) reisler. Yunan (İyonya) denizine hakim olmuştu. her tarafta Türk bayındırlık eserleri yükseltti. 1500) Venedik'in güney Mora'daki üslerini temizlemek gayesiyle yaptı. en iyi diplomat ve devlet adamı olduğu gibi Osmanoğullarının en bilginidir. ikinci seferinde Varşova'ya girdi.5 ay fazladır. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Venedikle çıkan savaş. Türk milletinin 2. İtalya'nın fethinden vazgeçildi.Otranto'yu işgal ettirdi. Bazı tarihçilere göre. Türkiye. 1493'te Yakup Paşa'nın Adbina zaferi. II. Katolikliği de hakimiyeti altına alacaktı. 25 Şubat 1495'te Sultan Cem'in Napoli'de zehirlenerek 35 yaşında ölmesi. Fakat İspanya'da son Müslüman devletinin. İtalyan devletcikleri. 4 krallık.214. Ancak 511. Tahta geçtiği zaman devletin 30 harp gemisi vardı.500 yıl içinde yetiştirdiği en büyük şahsiyettir. Kuzeyde Türk sınırı. 2 imparatorluk.000 km2 'yi buluyordu. Moskova'nın güneyinden başlıyordu. Bu donanma ile İtalya'yı fethederek. daha büyük çapta oldu. Osmanlıların yetiştirdiği ilk büyük denizci ve Osmanlı deniz ekolünün gerçek kurucusudur. Mısır-Suriye Türk memlûk imparatorluğu ile hiç bir kazanç sağlamayan bu savaştan hemen sonra II. 1495'e kadar Cem gailesi devam etti. Türklerin tarihteki ilk büyük deniz muharebesini kazandılar (28 Temmuz 1499). Ege'de bunu başarmasına ramak kalmış. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor İki defaki çocukluk saltanatı sayılmazsa. Ölümünde yalnız iki oğlu hayatta idi. Batı ve Doğu dillerini çok iyi biliyordu. ordusu arasında zehirlenerek öldü. İspanya tebeası haline gelen İspanya Müslümanlarına yardım içindir. Daha 10 Eylül 1481'de İtalya fütühatı terkedildi. Büyük bir sanat bilim koruyucusu idi. 1484'te Boğdan seferine çıktı. ağır hezimete uğradı. Fakat kardeşi Sultan Cem bunu kabul etmedi. Türkiye lehine neticelendirdi. 1492'de üçüncü sefere çıktı. Bıraktığı imparatorluk 2. ilk İspanya seferini yaptı. Ertesi yıl Kemal Reis (1511). Bayezid geçti. sonuncu saltanatı 30 yıldan 2. iki Venedik donanmasının gücünün üzerine bir kudrete eriştirmişti. Belgrad'ın gene netice vermeyen üçüncü kuşatması bu sırada yapılmıştır. 3 oğlu ve bir kızı olmuştur. . gerisi Avrupa'da idi. Bu emsalsiz savaş adamı. Venedik donanması. ağabeyi II. Bayezid'e geniş nefes aldırsa da saltanatın ikinci devresinde de babası ve oğlununkilere benzer büyük hareketlere girişemedi.

Çaldıran'dan günü gününe 2 yıl sonra burada gene çok büyük bir meydan muharebesi geçti. Babası Fatih'tan sonra Osmanoğullarının en bilginidir. İslam halifesi de Memlûk sultanlarının himâyesinde Kahire'de yaşadığı. 42 yaşında tahta çıktı. Bu suretle dünyanın ikinci devletini bir müddet için olsun Türkiye'yi tehdit edemez hale getirdi. 2 Temmuz'da Sivas'a geldi ve ordusundan 40. 23 Ağustos'ta güney Azerbaycan'da Çaldıran sahrasında Şah İsmail'in 100. İran'ın elinde Doğu Anadolu'da ancak küçük parçalar kalıyordu. Kudüs) ellerinde olduğu için Memlûk imparatorluğunun manevî gücü de büyüktü. Yavuz'u.000 kişi ile yoluna devam etti. titizlikle korumuş. Çok uzun müddet Trabzon sancak beyi olarak bir çok seferde bulunup tecrübe kazanmıştı. Mısır'da iktidara geldikleri ve Eyyûbîlerin yerini aldıkları 1250 tarihinden beri . Türkiye ve İran Türk imparatorluklarından sonra dünyanın en güçlü devletleri idiler. 16 Eylül'de İran Safevî Türk İmparatorluğunun taht şehrine girdi. Yavuz. Irak. beyliği doğrudan doğruya ilhak edip ortadan kaldırmak isteyince Yavuz'un annesi Ayşe Hatun'un babası. Türkiye'yi Safevî baskı ve hatta tehdidinden kurtarmak için ordu tarafından tahta çıkarılmış gibiydi.000 muharipten müteşekkil ordusunu yok etti. Fakat aynı yıl İran İmparatorluğunda Akkoyunlu Türk hanedanı düştü ve yerine gene bir Türk hanedanından olan Şah İsmail Safevî geçti. Kutsal Şehirler (Mekke. Anadolu'da yer yer ayaklanmalar çıkardı.000 kişiyi burada bıraktı. Bu durum II. Şah İsmail. İran'dan Türkiye'ye geçti. Diyar-ı Acem'den sonra sıra Diyar-ı Arab'a gelmişti İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Burası da bir Türk devletinin elinde idi. Babası. Memlûkler. Yavuz. Yavuz Sultan Selim Han. Suriye ve çevre ülkeleri ellerinde tutan Memlükler. kendiliğinden Osmanlı devletine katıldı. Bayezid'in son yıllarını huzursuz kıldı. yani padişahın ana tarafından dedesi olan Dulkadiroğlu Alâüddevle Bozkurt Bey direndi. Bu misyonla. 5 Haziran 1516'da ikinci sonuncu sefer-i hümayununa çıkmak üzere Topkapı sarayından Üsküdar ordugâhındaki otağ-ı hümayununa geçti. Şiddetli Safevî savunması kırılarak 19 Eylül 1515'te de o zaman Amid denilen Diyarbakır alındı. daha 10 yıl yaşadığı halde Çaldıran'ın öcünü almaya asla girişmedi. Anadolu'da Türk birliğini gerçekleştirmiş oluyorlardı. İran'dan başka. Sonunda sekiz oğlundan hayatta kalan üçünü küçüğü olan Yavuz Sultan Selim namına tahttan feragat etti ve az sonra öldü. bir takım iç meseleleri hallettikten sonra derhal İran meselesini ele aldı. Şiî idi. kan. Doğu Anadolu. Çukurova'ya geldiği zaman merkezi Adana olan ve Memlüklere tabi bulunan Ramazanoğulları Türkmen beyliği. 12 Haziran 1515'te Turna dağı muharebesi ile bu direniş ortadan kaldırılıp beylik Osmanlı topraklarına katıldı. yalnız son yıllarında Safevî baskısı altında bunalmıştır. Mısır.1502'de Venedik'le sulh yapıldı. 23 Nisan 1514'te Üsküdar'dan hareket etti. Türkiye'nin kudretini.O zamana kadar Dulkadir Türkmen beyliği (Maraş) Osmanlı'ya tabi idi. Değerli bestekârdı. Sultan Kansu öldü ve Abbasî Halifesi esir düştü. Bu suretle Osmanlılar. Güney Kafkasya gibi ülkelere de hakim olan ve Türkiye'den sonra en güçlü devlet bulunan Safevî İmparatorluğu. tesadüfen canını kurtardı. dedeleri ve oğlu gibi büyük harp adamı değilse de orduya ve donanmaya çok dikkat etmiş. ateş ve hileyle mezhebini yaymaya çalışıyor ve Anadolu'yu tehdit ediyordu. 24 Ağustos 1516'da. 100. Yavuz Sultan Selim. Gene bu zafer neticesinde Güneydoğu Anadolu ile Kuzey Irak.Şah İsmail. Akkayonlular ve Osmanlılar gibi Sünnî değil. Memlük ordusu yok edildi. Halep yakınlarında Mercıdabık'ta Memlük Sultanı Kansu bekliyordu. Medine. Şah.

000 km2 olarak teslim aldığı devleti 6. Bu suretle Hazret-i Peygamber'in vefat ettiği 632'den beri Araplara ve 750 yılından beri Abbasî hanedanına ait olan hilafet Türklere geçmiş oldu. Türk öncü ordusu Filistinle Sina arasında Han-Yunus'ta bir Memlûk ordusunu dağıttıktan sonra (25 Aralık 1516). tarihin kaydettiği en büyük cihangirlerden biri yapmıştır. Lübnan ve Filistin'i yıldırım harekâtıyla feth eden ve Kudüs'ü de aldıktan sonra Şam'a gelen Yavuz. Kahire yakınlarında 22 Occakta Ridaniye Meydan Muharebesi'nde Memlûk Ordusu'nu dağıttı. Yavuz. burada Mısır fethinin son hazırlıklarını tamamladı. 1512'de 2. Yavuz 9-22 Ocak 1517'de İlkçağ'dan beri hiç bir cihangirin cebren geçemediği Sina çölünü 13 günde geçti.702. 24 Ocak'ta Kahire'ye girdi. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Yavuz'un bu Mısır sefer-i hümayunu 2 yıl 2 ay sürmek bakımından Osmanlı tarihinin en uzun seferidir. Batı Akdeniz ile Kafkasya arasında Yavuz gerçekleştirmiştir. Fatih ve oğlu Kanunî'den sonra en büyük devlet ve siyaset adamıdır. yeni bir seferin hazırlıkları içinde iken öldü (22 Eylül 1520).000 km2 . Bu. Hint okyanusu ile Moskova güneyi.000 km2 ). 6 Temmuzda Hicaz. Barbaros Kardeşlerin. 19 Mayıs'ta Donanma İskenderiye'ye gelip demirledi.373.5. 10 Eylülde hareket etti ve 25 Temmuz 1518'de İstanbul'a döndü. Ertesi gün Haleb Ulu Camii'nde kendisini İslam halifesi ilan ettiren Cuma hutbesini okuttu.557. Afrika 2. Dedesi ve babasından sonra Osmanoğullarının en bilginidir. savaştıkları devlet İspanya . Asya'da 1. Yavuz. Haleb'e girdi (28 Ağustos). 13 Nisan'da son Memlük Sultanı II.asla bu derecede büyük bir darbe yememişler ve sultanlarını muharebe meydanlarında bırakmamışlardı. Medine ve Kahire'den İstanbul'a gönderildi. Dünyanın üçüncü devleti olan Memlük imparatorluğunun tamamının Türkiyeye katılmasıyla neticelenmiş ve Yavuz'u. Fransa 12. 8 aya yakın Kahire'de kalan Yavuz. fakat Yavuz tarafından desteklenmiş bir teşebbüstür. O tarihte Memlûk imparatorluğu topraklarında 19 milyon nüfus yaşadığı hesaplanmaktadır (aynı XVI. Türk toprakları oldu. Barbaros kardeşlerin mücadele ettikleri. Mekke ve Medine. Emânât-ı Mukaddese Mekke. Osmanlı cihan devletinin temellerini Fatih atmış.000 km2'ye çıkarmıştır (Avrupa'da 1. İspanya 6 milyon idi). Yavuz bu teşebbüsü desteklemiş ve Cezayir'i fethetmeleri için Oruç Reisle kardeşlerine her türlü yardımı yapmıştır. Cezayir ve Tunus'ta bir takım üsler elde ettikten sonra amirallerinden Karamanlı Pîrî Reis'i (ki meşhur Kemal Reis'in yeğeni ve büyük coğrafya ve kartoğrafya bilginidir) 1516 Mayısında İstanbul'da Yavuz'a göndermişlerdir. Osmanoğulları içinde dedesi Fatih'ten sonra en büyük kumandan. otağ-ı hümayûnda. yüzyıl başlarında İngiltere nüfusu 4. Oruç Reisle Hızır Reis'in (Barbaros Hayreddin Paşa) şahsî teşebbüsleriyle gerçekleşmiş.950. Suriye. Oruç Reis'le kardeşleri Yavuz'un ağabeyi Sultan Korkut'un adamları oldukları için Yavuz tahta çıkınca başlarına bir bela gelmesin diye Türkiye'yi bırakıp 1513 yazında Kuzey Afrika'ya ayak basmışlardır. Tumanbay idam edildi. donanmayı teftiş etmek için İskenderiye'ye gelip Kahire'ye döndü. 8 yıl içinde baş döndürücü işler yapan Yavuz. Türkiye'ye katıldı. 50 yaşında Edirne yakınlarında ordugâhında.905.000 km2 . Yavuz devrinde Cezayir de İspanyol tasallutundan kurtularak Türkiye'ye bağlanmıştır.

Yerine kardeşi Hızır Reis "Barbaros Hayreddin Paşa" ve Osmanlı devletinin Cezayir beylerbeyisi olarak geçmiş. . zengin ve büyük Hristiyan devletidir ve bu yıllarda Almanya imparatorluğu ile birleşecek. . Pazartesi ile Çarşamba arasında haftanın ikinci ya da üçüncü günüdür.. fakat Kuzey Afrika'da Türk hakimiyetini gerçekleştirmiştir. annesi Huma Hatun'dur. İstanbul'un fethi 29 Mayıs 29 Mayıs Gregorian Takvimine göre yılın 149.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Fatih Sultan Mehmed. .1481) 29 Mart 1432'de Edirne'de doğdu. adaleli ve kuvvetli bir padişahtı.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. 1517 başlarında Oruç Reis. devamlı ayaklanma çıkaran Fatih Sultan Mehmed (1432 .. Salı günü geçekleşmiştir.. 1453. . dolgun yanaklı. Babası Sultan İkinci Murad. uzun boylu... Fatih Sultan Mehmed padişah.... olduktan sonra ilk iş olarak. kıvrık burunlu. İspanya kralı aynı zamanda Almanya imparatoru. Sonraki sene için 216 (Artık yıllarda 217) gün var .Detaylı bilgi için linke tıklayınız. 1 Ekim 1518'de Fas sınırında Tlemsen kalesinde İspanyol ordusu tarafından kuşatılıp şehit edilmiş. Cezayir şehrini fethederek ciddi şekilde bir devlete sahip olmuş. asır boyunca Avrupa'nın en güçlü. Ünlü İtalyan ressam Zanaro'nun Fatih'in İstanbul'a girişini temsil eden bir tablosu. eserine devam etmiştir (15 Mayıs 1519). bu yılın 1 Eylülünde de İspanya ile savaşa başlamıştır. misyonları çok çetindi. bütün Amerika sömürgelerinin sahibi olacaktır.olduğu için. Zira İspanya bütün XVI. günüdür. Salı.Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

İstanbul'un Osmanlı Devleti'nin hakimiyeti altında girmesi. Avrupalı Katolik Hristiyanların.Detaylı bilgi için linke tıklayınız.. yüzyılda. Yaptırılan bu büyük toplar İstanbul'un fethedilmesinde önemli rol oynadı. İstanbul'un fethi için gerekli hazırlıklara başladı. Devrin mühendislerinden Musluhiddin. Bir Slav boyu olan Sırplar. Roma İmparatorluğu’nun İS 395’te Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmasıyla ortaya çıktı. Konya ve civarında hakim olup. Türkmen aşiretlerini Bizans ve Kilikya hudutlarına yerleştirmişti. kısa süre sonra babası idareyi tekrar ele aldı. ticari ve kültürel yönden önemli bir avantajın daha ele geçirilmesi demekti. Bizans’ın ortaya çıkışı. Bizanslılara karşı yumuşak davranıyordu. . Ancak buna rağmen Bizans'ın varlığı.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Sırplara ve Balkan kavimlerinden. Oğuzlar'ın Avşar boyuna mensuptur..Detaylı bilgi için linke tıklayınız. büyük gayesini gerçekleştirmek için. Bin yıllık tarihinin sonuna gelmiş olan Haçlı Seferleri.. . Karamanoğlu Beyliği 13. Türkiye Selçuklu sultanı Birinci Alaeddin Keykubad (1219-1237). .Detaylı bilgi için linke tıklayınız.. Amacı Bizans İmparatorluğu. onları tahrik etmemek ve zaman kazanmaktı. Karamanoğlu İbrahim Bey af diledi. tekerlekli kuleler ve aşırtma güllelerin üretilmesi (havan topu) yapılan hazırlıklar arasındaydı. Boğazlar tam anlamıyla kontrol altına alınacak ve bu sayede. Anadolu'daki çeşitli siyasi güçleri de Osmanlı aleyhine kışkırtmaktan geri kalmıyorlardı.. Slav dillerinin güney grubuna giren SırpHırvat dili konuşurlar. Roma İmparatoru Constantinus’un başkenti Roma’dan bugünkü İstanbul’a taşımasıyla da yakından ilişkilidir. Fatih Sultan Mehmed.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. babası Mehmed Bey'dir. Mehmed Bey'in ölümünden sonra Karaman Beyi oldu. .. 1228 senesinde Kilikya.. Karamanoğulları meselesini çözen Fatih Sultan Mehmed.Karamanoğlu Beyliğine karşı sefere çıktı. Fatih İstanbul'un fethini düşündüğü için onu bağışladı. Balkanlardaki Türk hakimiyeti açısından tehlikeli oluyordu. Haçlıların birleşmesini önlemek. "Şahi" adı verilen bu topların yanında. Saruca Sekban ile Osmanlılara sığınan Macar Urban Edirne'de top dökümü işiyle görevlendirildi. Başkenti Roma olan Batı Roma İmparatorluğu 5. 1094-1270 arasında. Bizans İmparatorları. Bu sırada. bin yılı aşkın bir süre varlığını sürdürdü. Sırpçaya mahsus sesleri belirtmek için kabartılmış Kiril alfabesi kullanılır. Dedesi Alaeddin Bey. Ortodoks mezhebine mensupturlar. Müslümanların elindeki Ortadoğu toprakları (Kutsal Topraklar) üzerinde askeri ve siyasi kontrol kurmak için düzenledikleri askeri akınlardır. Papanın da etkisini kullanarak. Karadeniz ticaret yolları ele geçirilmiş olacaktı.. . yüzyılda Germen kabilelerince yıkıldı. Macarlara. Ermenilerden alınınca. Hıristiyan olup. Bizans küçüle küçüle sadece İstanbul şehrinin sınırları içinde hüküm süren bir devlet durumuna düşmüştü. Karamanoğlu İbrahim Bey... Merkezi Konstantinopolis (bugün İstanbul) olan ve Doğu Roma İmparatorluğu da denen Bizans İmparatorluğu ise. Ermenek taraflarına da Karaman aşireti yerleştirildi. 1487 senesine kadar devam eden büyük Türk beyliğine verilen isim. Yıldırım Bayezid'in İstanbul kuşatması sırasında yaptırdığı Anadolu Hisarının . Karaman aşireti. Babasına karşı gelerek onun zamanında hükümdarlığa geçtiyse de. Karamanoğulları Beyliği hükümdarı. Hatta zaman zaman Osmanlı şehzadeleri arasındaki taht kavgalarına karışıp devletin iç düzenini bozuyorlardı.

ok. lağım kazmalar. surları dövmeye başladı. 6 Mayıs. Turhan Bey komutasındaki bir Osmanlı donanması Mora'ya gönderildi ve İstanbul'a yardım gelmesi engellendi.000 arasındaydı. çok önemli sonuçları da beraberinde getirdi. Çok şiddetli çarpışmalar oluyor. sade yağ ve domuz yağı alınarak kızaklar yağlandı. 6 Nisan 1453'de kuşatmayı başlattı. Tophane önündeki kıyıdan başlayıp Kasımpaşa'ya kadar ulaşan bir güzergah üzerine kızaklar yerleştirildi. Gemilerin. İstanbul'u her ne şartta olursa olsun almaya kararlı olan Fatih Sultan Mehmed kumandanların ve alimlerin de bulunduğu bir toplantı düzenledi. Ordu. Haliç'e bir zincir gerdirerek. Haliç'teki Türk donanmasına ait toplar. Bizanslılar şehri koruyan surların zarar gören bölümlerini hemen tamir ediyorlardı. 29 Mayıs'ta genel saldırının yapılacağına dair kararını açıkladı. Papa ise yapacağı yardım karşısında Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birleştirilmesini istiyordu. ancak geri püskürtülüyordu. sağ ve sol olarak üç kısma ayrıldı. Surlar içerisine küçük sızmalar oluyor. Bizans bu bölgeye zinciri bu nedenle germişti. hazırlıklar tamamlandıktan sonra. 400 parçadan oluşan bir donanma inşa edildi. Ancak Katoliklerden nefret eden Ortodoks Rumlar. İstanbul'un fethedilmesini kolaylaştıracak önemli kararını verdi. tekerlekli kuleler kullanıldı ve bu saldırı ile Topkapı surlarından burçlara kadar yanaşıldı. Cesaretlendirici bir konuşma yaptıktan sonra. Bu sayede Boğazlar'ın kontrolü sağlanacak. Rumeli Hisarı (Boğazkesen) inşa edildi. 53 gün süren ve 19 Nisan. Galata Cenevizlilerinden zeytinyağı. Fatih Sultan Mehmed. kızakların üzerinden kaydırılabilmesi için. 29 Mayıs 1453 salı günü fethedildi. 21-22 Nisan gecesi 67(yada 72) parça gemi düzeltilmiş yoldan Haliç'e indirildi. Ayrıca Bizans İmparatoru Konstantin. İstanbul'un Haliç tarafındaki surlarının zayıf olduğu biliniyordu. Çarpışmalar sırasında Bizans'ı koruyan surlar üzerinde kapatılması mümkün olmayan gedikler açılmaya başlamıştı. İstanbul'un kara surları önüne gelen Osmanlı ordusu. Ancak. Venedik ve Cenevizliler de donanmalarıyla Bizans'a yardım ediyorlardı. Kuşatmanın uzun sürmesi ve kesin başarıya ulaşılamaması askerler arasında endişe yarattı. Aynı zamanda Haçlı dünyasından yardım isteniyor. Roma kilisesine bağlanmak istemiyor. sınırları . İlk defa Ulubatlı Hasan ve arkadaşlarının şehit olmak pahasına tutunmayı başardıkları İstanbul surları. Osmanlı donanmasına ait bazı gemiler karadan çekilerek Haliç'e indirilecekti. Ciddi çarpışmalar cereyan etti. Bu kuvvetlere Rumeli ve Anadolu beylerine bağlı çeşitli kuvvetler de katılmıştı. Fatih Sultan Mehmed Osmanlı donanmasının kuşatma sırasında yeterince kullanılamadığını ve bu yüzden kuşatmanın uzadığını düşünüyordu. 12 Mayıs ve 29 Mayıs'ta yapılan dört büyük saldırıdan sonra Doğu Roma İmparatorluğu'nun 1125 yıllık başkenti olan İstanbul. Eflak ve Sırbistan ile var olan barış antlaşmaları yenilendi. artık direnemiyordu. Türk sarığı görmeye razıyız" diyorlardı. Fakat İmparatordan gelen savaşa hazırız mesajı üzerine. kan dökülmeden şehrin teslim edilmesini istedi. Osmanlı Ordusundaki er sayısı 150. Surlar sağlamlaştırılıyor ve şehre yiyecek depolanıyordu. Yüksekten atılan taş gülleler Bizans donanmasından bazı gemileri batırmıştı fakat bir kısım donanmanın Haliç'e indirilmesi kesin olarak gerekliydi. 19 Nisan'da yapılan ilk saldırıda. merkez. buradan gelecek tehlikeyi önlemeye çalıştı. Macarlarla da üç yıllık bir antlaşma yapıldı. büyük ve hareketli savaş kulelerinin surlara saldırıları devam etti. Osmanlı donanması ise Haliç'in girişinde ve Sarayburnu önünde demirlemişti. Bizans İmparatoru Konstantin'e bir elçi göndererek. tüfek atışları. Fatih Sultan Mehmed. Bundan sonraki günlerde top savaşı. "İstanbul'da Kardinal Külahı görmektense.000 ile 200. İstanbul'un fethi. deniz yoluyla gelebilecek yardımlara karşı tedbir alınmış olacaktı. İstanbul'un fethinden sonra batıdaki hakimiyeti pekiştirmek. Bizanslılar da boş durmuyordu.karşısına. Osmanlıların bu hazırlıkları karşısında. Fatih Sultan Mehmed.

Avrupa-Hristiyan dünyasını kışkırtıp Haçlı Seferleri'ne zemin hazırlaması 5. Bizans'ın. Osmanlı Devleti'nin Rumeli'deki ilerlemesine ve büyümesine engel olması 2. İstanbul'un güçlü surlarında gedikler açabilmek için. uzunluğundaki surlar birkaç kademeden oluşurdu. Bizans'ın Anadolu beyliklerini Osmanlı Devleti'ne karşı kışkırtarak Anadolu'daki Türk birliğini bozmaya çalışması 3. Mehmed'in. Karamanoğulları ile anlaşarak Anadolu'daki güvenliği sağladı. Karada 6. Hz.. 2. Arnavutluk. Ne güzel kumandandır o kumandan ve ne güzeldir o askerler"'' hadisine layık olabilme düşüncesi İstanbul'un Fethi İçin Osmanlı Devleti'nin Yaptığı Hazırlıklar 1. yükseklikte asıl surlar bulunurdu. En önde Bizans’ın mobil kuvvetleri savunur. İtalya'ya yapılan sefer sırasında Roma'nın fethi açısından çok önemli bir merkez olan Otranto. Savunma mazgalları geçildiği takdirde 5-7 m. Eflak ( 1462). Anadolu ve Rumeli arasındaki askeri geçişin kolaylaştırılmak istenmesi 10. Arnavutluk ele geçirildi. Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki bağlantının sağlanabilmesi için İstanbul'un alınmasının gerekmesi 6. önce Macarlar ve Venedikliler ile bir barış antlaşması yaparak Balkanlar’da güven ve istikrarı sağladı. İslam'ı en uzak yerlere kadar yaymak ve Hıristiyan birliğini bozmak amacıyla Avrupa üzerine bir çok seferler düzenledi. Muhammed'in.492 m. 16 yıl süren Osmanlı-Venedik Deniz Savaşları sonunda Venedik barış imzalamayı kabul etti. Venedik ( 1463. Bizans'ın. Marmara ve Haliç kıyılarında 820 m. genişlik ve derinliğindeki su ile dolu hendekler bulunurdu. Bizans'a Karadeniz'den gelecek yardımları engelleyebilmek için. Bizans'ın Osmanlı şehzadelerini kışkırtarak Osmanlı Devleti'nde taht kavgalarına neden olması 4. Sırbistan (1454. Bizans'ın hapisanesinden Macar Usta . 4. Mora tamamen fethedildi. Bosna-Hersek. O dönemde başka hiçbir yerde bu kadar sağlam savunma sistemi bulunmamaktaydı. ''"İstanbul elbet fetholunacaktır. Anadolu Hisarı( Güzelce Hisar)'nın karşısına Rumeli Hisarı( Boğazkesen Hisarı)'nı yaptırdı. İpek Yolu'nun Avrupa'ya açılan koluna hakim olmak 7. En arkada ise 12-13 m. İstanbul'un Fethi'nin Nedenleri 1.genişletmek. yüksekliğindeki orta surlara gelinirdi.1459). II. arkasında 7 m. Osmanlı ordusu orta surlar önünde çok sayıda şehit vermişti. 3. Kara ve deniz ticareti bakımından İstanbul'un önemli bir konuma sahip olması 8. Sırbistan Krallığı tamamen ortadan kaldırılıp Osmanlı sancağı haline getirildi. Eflak Osmanlı eyaleti yapıldı. Boğdan ( 1476). Boğazlar yolu ile ekonomik canlılığın mevcudiyeti 9. II. Bosna tekrar Osmanlı hakimiyetine alındı. Mehmet. Asıl surların üzerinde bekleyen askerler hiçbir canlının sur dibine yaklaşmasına izin vermezdi. fethedildi ancak Fatih Sultan Mehmed'in ölümü üzerine geri kaybedildi. İtalya ( 1480) ve Macaristan seferleriyle Osmanlı İmparatorluğu Avrupa'daki hakimiyetini pekiştirdi.1479). Uzunluk bakımından erişilmez olmasına rağmen Çin Seddi bile savunma açısından İstanbul surlarının yanına yaklaşamıyordu. Bunların arkasında mızraklı askerlerin beklediği savunma mazgalları vardı. İstanbul Surları İstanbul'un o döneme kadar fethedilemeyen efsanevi bir şehir olmasının en büyük sebebi çevresini kuşatan surlardı. Mora ( 1460).

ticaret ve kültür merkezi olan bir başkent yapmayı amaçladı. şeylerle doldurdu. Haliç'in ağzını zincirle kapattılar. İstanbul'un Fethi'nin Dünya Tarihi Açısından Sonuçları 1. Bizans’a yardımın gelmesini önlemek için de Marmara Denizi ile Çanakkale Boğazı'nı ablukaya aldı. 6. aralıklı çatışmalarla 53 gün sürdü. bir tören alayının başında şehre girdi. 4. Bizanslılar. İstanbul'un Fethi sırasında kullanılan büyük topların. son saldırı hazırlıklarını yapması için Zağanos Paşa’yı görevlendirdi. Osmanlı Devleti'nin başkenti yapıldı ve II. Hiçbir yerden destek alamayan Bizans’ın başkenti 29 Mayıs 1453 günü düştü. 3. ülke açan anlamına gelen 'Fatih' ünvanını aldı. 5. 4. 5. Kale surlarını güçlendirdiler. Avrupa'daki ' derebeylik'lerin yıkılmasına ve merkeziyetçi krallıkların güçlenmesine neden oldu. 7. Osmanlı Devleti'nin kuşatmaya hazırlandıklarını anlayınca depolarını yiyecek. 2.Urban kaçırıldı ve Edirne'de ona. İstanbul'un Fethi ile Orta Çağ kapanıp. Bin yıllık Bizans İmparatorluğu'na son veren II. suda yanabilen barut. Yeni Çağ açıldı. İstanbul surlarına rahat asker çıkarabilmek için tekerlekli kuleler yapıldı. Çandarlı Halil Paşa’nın İstanbul’un fethine karşı bir tutum sergilemesi üzerine. Osmanlı Donanması'nın Haliç'e girmesine engel olmak için. İstanbul'un Fethi'nin Türk Tarihi Açısından Sonuçları 1. Yükseliş Dönemi başladı. Fener Rum Patrikhanesi Osmanlı himayesine girdi. Kentin ticaret merkezi olan Galata’dan kaçmış olan Rumların ve Cenevizlilerin dönmesini sağladı. ayrıca bir Yahudi hahambaşlığı ile bir Ermeni patrikhanesi kurdurdu. İstanbul'un Fethi ile Osmanlı Devleti'nin Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki Bizans'ın yarattığı tehlike ortadan kalktı. İstanbul'un Fethi ile İpek Yolu'nun Orta Asya'dan Avrupa'ya giden kolunun Osmanlı . İstanbul. neft yağı ve kükürt ile yapılan Rum Ateşi (Gregois) adlı silahı yaptılar. bu olaydan sonra "Fatih" (ülke açan. II. Mehmet. Mehmet. silah. o zamana kadar görülmemiş büyüklükte toplar döktürtüldü. Rum Patrikliği’nin yeniden açılmasına izin verdi. Fatih. İstanbul’u Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti yaptı. İstanbul'un Fethi ile Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan ticaret yolları ele geçirildi. mühimmat vb. farklı dinlerden insanların bir arada yaşadığı. Kuşatma. Bu denli güçlü topların yapılması. Mehmed ülke alan. Büyük Kuşatma 23 Mart 1453'te Edirne'den hareket etti ve 6 Nisan 1453’te İstanbul’u kuşattı. Mehmet İstanbul’u. 3. İstanbul'un Fethi İçin Bizans'ın Yaptığı Hazırlıklar 1. ülke alan) ünvanını aldı. 6. İpek Yolu'nun Avrupa'ya giden kolu ele geçirildi. Kuşatmaya yardım için bir donanma hazırlandı. 3. en güçlü surları bile yıkabileceği görüldü. 2. 2. II. Osmanlı Devleti'nin İslâm Dünyası'ndaki saygınlığı arttı. Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi bitti. İlk iş olarak Ayasofya’ya giderek burayı camiye dönüştürdü.

akil. MEHEMMED) Kaynaklarin. âlimlerin dostu. İstanbul'un Fethinden sonra İtalya'ya giden bilim adamları. cesaretli. gerek Osmanli Devleti için çok verimli ve faydali olmustu. iyi giyimli. sairlerin hâmisi. . ' Rönesans'ın başlamasına katkıda bulundular. hakka kail ve maarif erbabina meyilli bir pâdisah olarak tavsif ettigi Fâtih Sultan Mehemmed Han. kadirsinas. sahsiyetini olgunlastiran ciddi bir çalisma ve fikrî faaliyet içinde bulunmustu. Bu olay ' Coğrafi Keşifler'in nedenlerinden birini oluşturdu. Manisa'da geçirdigi ikinci sehzadelik devresi. 4. idrak sahibi. tarihin kayd ettigi büyük sahsiyetlerin basinda gelir. Çünkü o. Onun. Bu bakimdan onun. gerek sahsi.Devleti'nin eline geçmesi. 5 yil süren bu dönemde o. Avrupalılar'ı yeni ticaret yolları arayışına yöneltti. sahsiyet ve karekterini oldugu gibi bütünüyle ortaya koymak çok zordur. beser kudretinin ulasabilecegi en yüksek noktalara çikmis ve kendinden önce veya sonra gelmis olanlarla mukayese edilemeyecek derecede büyük bir hüviyet kazanmisti. heybetli. FÂTIH SULTAN MEHMED DEVRI (II. âdil. Zira. orada eski Yunan ve Roma eserlerini inceleyerek.

Ayni sekilde Ismail Hami Danismend de Bursa mahkeme (ser'iyye) sicillerine dayanarak konuyu tafsilatli bir sekilde ele alarak söyle der: . Yunanca ve Sirpça ögrenme imkânlarini da bulmustu. gelecekteki ihtiyaçlarini karsilamak yolunda kendini geregi gibi hazirlamak için gece uyumamis. kaynaklarimiz bu görüslerin tamamini reddedecek sekilde açik ve net bilgiler vermektedirler. Döneminin önemli iki dili olan Arapça ve Farsça'yi ana dili gibi ögrenmisti. hesapli ve sistemli gelecegin genç fâtihi. Fâtih Sultan Mehmed'in annesinin Müslüman Türk oldugu ve Isfendiyar Beyi'nin kizi veya torunu oldugu. Böylece. Murad'in evliliginden itibaren takib ederler. yasanmis tarih maceralarinin muhasebe ve yekûnu. felsefe ve riyaziye (matematik) okumustu. Bir yandan da dünya cihangirlerinin biyografilerini dikkatle tedkik ederek her birinin dogru ve yanlis taraflarina parmak koymustu. Dogum tarihi hakkinda farkli görüslerin bulunduguna temas edilen Fâtih Sultan Mehmed'in annesinin kimligi hakkinda da degisik görüsler bulunmaktadir. saltanatinin devaminca. II. cografya ve askerlik bilgisine de iyice vâkifti. Latince. onu. II. Zira kaynaklarimiz. plan ve sistem fikrinin lüzumuna esasli bir sekilde inandirmisti. konuyu. Bu farkli görüsler. isminin de Hüma Hatun oldugunu belirtirler.Bu bes senelik müddet zarfinda o. Bu meyanda o. Babasi. Murad'in vefati üzerine 16 Muharrem 855 (18 Subat 1451) Persembe günü Edirne'de Osmanli tahtina geçen II. Mehmed'in dogum tarihi 27 Receb 835 (30 Mart 1432) olarak kabul edilmekle birlikte. hayatinin bir solugunu dahi bos geçirmemis olan genç sehzâde. Batili yazarlarca öne sürülmüslerdir ki. Tarih. gündüz dinlenmemis. daima baslanacak bir isin plani ve bitecek bir isin endisesi ile yorulacakti. Nitekim kaynaklarimiz. buna yakin farkli tarihler de verilmektedir. bir yandan akademik bir faaliyet devresine girerek liyakatli hocalarin refakatinda malumatini genisletmis. Devletin.

câmiden yüz metre kadar ilerdedir. yani Istanbul'un fethinden dört sene evvel yaptirmistir. Bu kitâbenin en büyük kiymeti. FÂTIH'IN CÜLÛSU VE KARAMAN SEFERI Fâtih diye tarihe geçen ve Türklerin yetistirdigi en büyük sahsiyetlerin basinda gelen Sultan II. Hüma Hatun'dur. sayfalarinda "Hâtuniye Künbedi" ismiyle bahsedilen bu türbeyi Fâtih." Müellif. Edirne'de vefat etmisti. arastirmasinda bu ihtilaflarin sebeplerini de açiklar. Memduh Turgud Koyunluoglu'nun Bursa Halkevi nesriyati içinde çikan "Iznik ve Bursa Tarihi"nin 152-153. Bizans tarihçisi Dukas. Manisa'da sancak beyi bulundugu sirada. babasinin vefat ettigini gördü.201 ve 370 sayili defterlerinin 35. ancak bu da Bursa mahkeme sicillerinin 31. sayfalarinda bulunmustur. Yalniz kitâbede bu Hatun'un ismi yoktur. Bu bahtiyar kadinin türbesi Bursa'da Muradiye Câmii'nin sark tarafinda müze idaresince istimlak edilen bir bahçe içindedir. Kitabesi Arapça'dir. 1449) tarihinde. Bununla beraber yeni arastirmalarin ortaya çikardigi gerçek isim ve hüviyeti ile ilgili bilgiyi aynen nakletmeden geçemiyecegiz. Müslüman oldugunun kitâbe ile sabit oldugunu artik hiç bir tereddüde imkân birakmayacak bir kesinlikle ortaya koymasidir. babasi Sultan Ikinci Murad daha hayatta iken ölen annesi için hicrî (m. Fâtih'in annesinin ismi Hümâ Hâtun'dur. Kastamonu ve Sinop'ta hüküm süren Candarogullari hanedanindan Isfendiyar Bey'in kizi veya torunu Halime. Ikinci Murad'in bu kizla izdivaci hicretin 827 (m. mektubu açip okuyunca. Fâtih'in annesinin yabanci rivayetlerde iddia edildigi gibi Istanbul'da medfun olmayip türbesinin Bursa'da bulundugunu ve yine ayni yabanci masallarinda iddia edildigi gibi Hiristiyan olarak öldügü için türbesi kapali olmayip. Mektupta babasinin vefatini . Ama konuyu fazla dagitmamak için biz bunun üzerinde fazla durmayacagiz. Edirne'den yola çikan ulak. Vezir-i azam Çandarlizâde Halil Pasa. Mehmed. 64 ve 40. 1424) yilindadir. kuvvetli kanatli kartal kusu gibi Manisa'ya geldi ve Mehmed'e iyice mühürlenmis bir mektup verdi. babasi. üç gün sonra ölüm haberini Manisa'ya getirir. Câmiden çarsiya dogru gidilirken bu zarif âbide."Fâtih'in annesi olarak gösterilen Türk prensesi. bu haberlesmeyi su ifadelerle dile getirerek o dönemde bile Osmanli Devleti'nde posta vazifesi gören ulak (tatar)larin nasil sür'atli yol aldiklarini ve gizlilige nasil riayet ettiklerini anlatir: "Subatin besinci günü bir ulak. Halil ve diger vezirler tarafindan imza olunmus bulunuyordu. bu ölümü gizli tutarak durumu Manisa'da bulunan genç sehzâdeye bir ulakla bildirir. veyahut Hatice Hatun'dur. Mehmed. "Daha sonralari Bursa mahkeme sicillerinde yapilan tedkiklere göre Fâtih'in muhterem annesi. Mektup.

kimseye duyurmadan acele Manisa'ya ölüm haberini eristirdi. Halil Pasa'nin. beylerbeyiler. mektupta yazilanlara uygun olarak hemen çok (sür'atli) kosan Arap atlarindan birine atladi ve sarayi erkânina: "Beni seven armamdan gelsin" dedi. vakit kaybetmeksizin ve mümkün ise Pigasos (mitolojide kanatli atlara verilen bir isim) cinsinden uçar bir ata binip. Gelibolu Bogazi'ni geçtiler. bilhassa kayda deger. sancakbeyleri. civar milletlerce duyulmadan evvel. Gelibolu'ya geçmeye muvaffak oldu. Genç Sultan. Sehrin disinda vezirler. yeniçeriler tarafindan. yaninda atabegi Sehabeddin Pasa oldugu halde. Karaman seferinde adeta tehdidle alinacaktir. Gelibolu Bogazini geçtigini bildirdi. Halil. Ancak Çandarli Halil'in büyük otoritesi ve enerjisi sayesinde büyük bir kargasanin önü alindi. babasinin ölüm haberini almasi ve Manisa'dan hareket etmesi yeni arastirmalarda su sekilde verilmektedir: "Vezir-i a'zâm. yeni sultani beklemelerini ve o geldikten sonra kendilerine ihsanda bulunacagini söyledi. Lehinde büyük tezahüratlar yapildi. Gelibolu'ya varmasindan sonra olmalidir. iki yanlarinda kahraman dilâverler yaya olarak ve kiliç takinanlar ile mizrakli süvariler arkadan geliyorlardi. maiyetinden geride kalanlarin gelebilmeleri için Gelibolu'da iki gün daha bekledi. sur haricinde toplanip sehri yagmaya hazirlanmislardi. .yazdiklari gibi. o derecede telas ve endise etmedigini görüyoruz. Trakya'ya gelmesini yaziyorlardi. Mehmed. bunlarin üzerine sevk ederek. Bu arada Edirne'ye bir ulak göndererek. yeni pâdisahin Gelibolu'da bulundugu her tarafa yayildi. Edirne'ye ulasmakta pek acele etmedi. olaylarin gelismesi ile tam bir uygunluk halindedir. sür'atli bir sekilde hareket ederek iki günde Çanakkale Bogazi'na geldi. yeni Sultan'in. kalan kapikulu askerleri ile alelacele topladigi kuvvetleri. pâyitahta girerek tahta oturdu ve yeniçerilerden sadakat yemini aldi. Bu rivayetteki unsurlar. Bizans'in bogazlari kesmeleri ve Orhan'i 1444 yilinda oldugu gibi Rumeli'de serbest birakmalari uzak bir ihtimal degildi. Yedi gün sonra haberi alan Sultan Mehmed. pâdisahin vefati. Halkin bas kaldirip karisikliklarda bulunmamasi için. iki günde Manisa'dan Bogaz'a vararak. Bundan sonra onun. yençeriler üzerindeki nüfuzu. Fâtih Sultan Mehmed'in. Sultan Mehmed'in ancak onun müdahalesinden sonra tahta gelip yerlesebilmesi. Yeni Sultan adina vaad edilen bahsis ise. ulema ve ordu tarafindan karsilandi. Asker "Çandarli'ya olan hürmetleri dolayisiyla" isyandan vazgeçti. Bu suretle tertip olunan alay. Buna göre Yeniçeriler. Chalkondyles'in sözünü ettigi Edirne'deki yeniçeri ayaklanmasi. Bunun akabinde Sultan Mehmed. silahlarini birakmazlarsa kiliçtan geçirileceklerini. Gelibolu'da babasinin ölümü ve yeni pâdisahin geldigi haberi yayildi." Gelibolu'dan hareket eden genç pâdisah. Mehmed. Önünde sarayindaki kullarindan okçular ve çabuk yürüyenler.

çocuk yasindan itibaren böyle bir muhit ve bu anlayista bir hoca ve müsahib kadrosu tarafindan çevrelenmistir. Hoca Hayreddin gibi ilim. Fahreddin-i Acemî. Hocazâde. Dünyanin hiç bir devrinde. Su kadar var ki. Zira bu zümre. Molla Güranî. Mehmed. bagli bulunduklari prensiplerin müdafaasini. Molla Zirek. imanlarinin geregi bildiklerinden. Sultan Murad'in zamansiz ölümü ve oglu Mehmed'in tahta geçmesi sonucunda devletin iç ve dis siyasetinde bir degisikligin olmasi bekleniyordu. Inalcik. iktidara geldiklerini söylemektedir. Osmanli ülkesinin pâdisahi sifatiyla Edirne'de ikinci defa tahta çikti (16 Muharrem 855/18 Subat 1451). bir yandan da baraj vazifesiyle coskun ve taskin kararlarinin demlenip durulmasina hizmet etmislerdir. irfan ve san'at erbabi. Osmanli devlet teskilâtinda da. kendi prensiplerinin sasmaz ölçüleriyle. hepsinden imtiyazli ve hepsinden cesaretli bir hocasi daha vardi ki. bu salâbet ve müeyyideler sistemi idi. kimseden çekinmemis. Molla Lütfi. tahtina oturdugu sirada . hiç bir idarenin bas çeviremeyecegi bu mücahidler sinifi. Devrandan nimet beklemedikleri ve dünyanin varligindan sâd. Mehmed'in cülûsu ile Vezir-i a'zam Halil Pasa'nin rakiplerinin. Ali Tusî. Sinan Pasa. Iste genç hükümdar. büyük ve köklü degisiklikleri yapacak olan genç hükümdarin büyük talihi. devlet otoritesinin politika ahlâkini kuran ve kontrolü altinda tutan âlimlerden mürekkep müsavir kuvvetlerle kendi kendini çevrelemis olmasi idi. kendilerini kimseye borçlu ve zebûn hissetmemekle de hürriyetlerini kimseye bagislamamislardir. Bu konuda Bizans tarihçisi Dukas asagidaki ifadeleri kullanarak mevzuya bir açiklik getirir: "Mehmed. tahta oturur oturmaz durumun nezaketini kavramis ve bu sebeple babasinin vezirlerini yerinde birakmisti. Sultan Ikinci Murad'in ölümünden sonra hükümdar olarak Edirne'de gördügümüz müstakbel Istanbul Fâtihi. hükümdarlik makamina karsi bir tasfiye cihazi vazifesini görmüslerdir. bu halkanin tam merkez yerinde. Iste hükümdarin karar ve hareketlerinin tosladigi duvar. Hizir Bey Çelebi. pâdisahlik makamina karsi serdengeçti bir pervasizlikla daima medenî cesaret gösterirlerdi. tek basina gözünü hükümdara dikmis olan bu meydan erinin adi Ak Semseddin idi.Babasinin ölümünden onbes gün sonra Sultan II. inzibatli ve sistemli bir hazirlik ile manevî bir olus devresinin suurunu tasiyarak artik is basinda bulunuyordu. feyzine feyz katarak fikrî ve edebî istiklâlini hazirlamis. Bunlardan Molla Hüsrev. Sultan Mehmed. yoklugundan ise nâsâd olmadiklari için.

pâdisahin bu sözünü duyunca hemen kosarak usûlleri vechiyle pâdisahin elini öptüler. Anadolu'da durum endise verecek bir boyuta ulasmisti. Bu cenaze alayinda fukaraya pek çok paralar verildi.bütün valiler ve babasinin vezirleri. hem de eski andlasmalari tastik ettirmek için bir Bizans elçisi gönderdi. Murad'in resmî müsaadesiyle 1449 yilinda Bizans tahtina geçmis olan eski Mora Despotu Konstantin de. karsi tarafta uzakta duruyorlardi. Yeni Sultan. Karaman'dan gönderdigi saltanat davasi güden iddiacilar. 94) bu durum için "Fitne ve âsûb doldu her diyar" diyerek durumun vehametini ortaya koyar. Konstantin hem tebrikte bulunmak. tahta çikar çikmaz devletin hududlarinda tehlikeler bas göstermeye basladi. II. Sultan Murad'la yaptigi "Yeminle musaddak" muahede ve ittifaklari yenilemeye razi oldu. Bati Anadolu'da. Sark vilayetlerinin (Anadolu Beylerbeyi) de idaresine nezâret etsin" dedi. âdet vechiyle pâdisahin yaninda yer almislardi. Bu suretle Halil basvezir oldu. babamin cesedini Bursa'ya gömsünler. yeni pâdisahin durumundan azamî sekilde istifadeye çalisti. Böylece. Enverî (Düstûrnâme. batida birçok fedakârliklarda bulunmak zorunda kaldi. 300 bin akça isteyen imparatorun bu dilegini de kabul etti. Despot'un. barisi teyid ve eski ahidleri tastik ettigi gibi. Bu konularda fazla tafsilata sahip olmamakla beraber. Gerçekten de Anadolu ayaklanmisti. Ishak da Anadolu ordulari komutanlari ve esrafi ile beraber. Vezirler. Öyle anlasiliyor ki. s. o tarafi (bati sinirlarini) emniyete alarak barisi saglamaya çalisti. Genç hükümdar. Anadolu Beylerbeyi'nin bunlarla ugrasmak zorunda kaldigina bakilirsa bu hareketler ilk etapta basarili olmuslardi denebilir. Karamanoglu Ibrahim Bey harekete geçerek. Halil Pasa ile Ishak Pasa. yaninda bulunan Osmanli saltanatinin müddeisi. kendi veziri Sahin'e sordu: "Babamin vezirleri neden uzakta duruyorlar? Bunlari çagir ve Halil'e eski yerini almasini söyle. O zaman Sultan Mehmed. Ilk defa. Aydin. Mentese ve Germiyan'da faaliyete geçmislerdi. Cenazeyi orada kendisinin hazirlatmis oldugu türbeye defnetti. bu müskül ve sikintili durumda. Ibrahim Bey. Fâtih'in babasi Murad tarafindan ele geçirilmis bulunan yerleri zaptetmis ve Alaiye üzerine yürümüstü. Sultan Ikinci Murad'in son defa ortadan kaldirdigi beylikler için. Bu bakimdan. tahta geçince. . Gelen Sirp elçisinin istekleri kabul edildi. henüz bir çocuk olarak tahta çiktigi zamanki buhranli durumlar tekrarlanmak üzereydi. Anadolu'yu kurtarmak için. Fâtih. Orhan'in masraflarina karsilik. ayrica. ister istemez babasinin baris politikasini sürdürmek zorunda kalacagini anlamisti. Bati Trakya'da Karasu irmagi üzerindeki yerlerin hasilatindan yilda." Genç pâdisah. Kendi vezirleri ise Hadim Sahin (Sehabeddin) ve Ibrahim. Ishak da Murad'in cenazesini alarak birçok esraf ve âyâniyle beraber ve büyük bir intizam içinde Bursa'ya gitti.

Gelecegin Istanbul Fâtihi'nin bu sekildeki hareket ve davranislari. düsmanlari ile olan eski antlasmalari yenilemeyi uygun gören genç hükümdarin bu davranisi. simdilik bu sekilde davranmayi uygun görmüstü. açiga vurmayi menfaatlerine uygun bulmadi. içinde bulundugu nazik durum sebebiyle. Rumeli Hisari'nin yapilmasini emredecektir. Onun için Karaman seferi esnasinda kendisine yapilmis bulunan teklifleri sukûnetle dinlemis ve onlari kabul eder bir tavir takinmisti. Ilk defa hükümdar oldugu zaman. bunu yapamayinca da igfal etmekle durumunu kurtarmaya çalismistir. Anlasma geregince genç pâdisah. Ülkesinin. Bizanslilara karsi mültefit davranmasinin elbette bir sebebi ve mânâsi vardi. o zamandaki düsüncelerine yaklasmak ve onlari kesfetmek pek güç bir is olmakla beraber. devletlerle olan muahedeleri yenilemesi ve onlara karsi yumusak davranmasi böyle bir fikrin ortaya çikmasina sebep olmustu. etrafini ürkütmemesi gerekiyordu. kabiliyetsiz bir delikanli olarak taninmisti. Bu bakimdan. Bundan dolayi Sultan Murad'in ölümü ve Fâtih'in . Bizans hakkinda baska türlü düsünüyordu. Halbuki Istanbul'un fethini müteakip günlerde. hisarin yapilmak istendigi yerin. Bunun için de Avrupa. Ancak henüz tahta çikmis olan bu gencin. Onun. Edirne'deki cülûsu esnasinda. Galatalilar için. Fakat Karamanoglu Ibrahim Bey itaat altina alinir alinmaz is degismis ve bu seferin dönüsünde pâdisah. onun hakkinda yanlis fikirler beslemekteydi. Bu bakimdan. bu sefer de yalvarmak. çocuklugundan faydalanmak üzere Hiristiyan milletlerin nasil harekete geçmis olduklarini hiç süphesiz unutmamis olan genç pâdisah. Galatalilara ait oldugunu ileri sürerek meseleyi diplomatça halletmeye çalismis ise de. Fâtih'in verdigi cevap. Bizans'a yersiz isteklerinin güzel bir cevabi idi. kendi bahs ettiklerinden baska hiç bir hukuk tanimayarak. Bu hisarin yapilisi. Zira onlara göre. Istanbul kusatmasi müddetince Galata Cenevizlileri ile dost kaldi. Böylece Bizans. onun iyi bir diplomat oldugunu göstermektedir. Hatta Galatalilarin. Istanbul alinincaya kadar onlarin bu sekildeki düsmanca hareketlerine göz yumarak onlari görmezlikten geldi. Onun. Avrupa tarafindan yanlis bir sekilde degerlendirilmisti. muhtemelen Fâtih. yakin gelecekte ne gibi bir tehlike ile karsilastigini ancak o zaman idrak etmis ve hemen agiz degistirerek kuvvetli hasimlari karsisinda her zaman yaptigi gibi. O da öyle yapti. Böyle bir davranis tabii bir hareketti. birkaç defa tahtindan mahrum edilerek Manisa'ya gönderilen Sultan Murad'in bu genç sehzâdesi hakkinda Bizans'ta ve bütün Avrupa'da acele hükümler verilmis ve o. Bizans'in tesviki ile Hiristiyan milletlerin kendisine bazi engelleri çikarabileceklerini hesaba katarak Bizans'la dost kalmayi uygun görmüstür. Öyle anlasiliyor ki Fâtih. gizliden gizliye Bizanslilara yardim ettiklerini bildigi halde bunu. orayi da dogrudan dogruya Türk topraklarina bagladi. henüz hazirlikli bulunmadigi su siralarda. herhalde yine böyle bir durumla karsilasabilir endisesiyle olacak ki. hem susturucu hem de oksayici olmustur.

Osmanli Devleti'ne karsi mümkün olabilen bütün fenaliklari yapmis. birlikte ve sür'atle hareket etmeleri lazimgelen bu devrede. Baslarinda da harp görmemis.tahta çikisi her tarafta büyük bir memnuniyet uyandirmisti. Arnavutlarla Italyanlarin bu orduyu destekleyecegini ileri sürüyordu. Fransa kralina öbür Hiristiyan devletlerin basina geçmesini ve Osmanlilara karsi yürümesini istiyordu. gerek Çelebi Sultan Mehmed zamaninda. bir firsat vukuunda tekrar ortaya çikacaklardi. Fransa kralinin takib edecegi yolu bile gösteriyordu. Çünkü ona göre Osmanlilarin kudreti çoktan kirilmisti. Avrupadaki mevcud fikirleri. Çünkü bu delikanlinin beceriksizligi yüzünden. Fâtih'in. sefih. Yildirim ile Timur (Timur-i bî-nûr) arasindaki mücadele ve Yildirim'in maglubiyeti ile sonuçlanan Ankara Savasi'ndan sonra tekrar meydana çikarak. Yalniz Franciccus Phlelphus bu düsünce ve fikirde degildi. Phlelphus. tecrübesiz. Yildirim Bâyezid'in müthis pençesi altinda bir an ezilmeye mahkum olan bu beylik. . Böylece. pesin hükümleri ve yanlis düsünceleri aksettiren bu mektubunda Phlelphus. Mora despotlarinin. Osmanli Devleti'nin kendiliginden sona erecegi hülyasi. yasadigi müddetçe. buna imkân birakmamisti. çok kisa bir zamanda Türklerin Avrupa'dan kovulacagini. "Hiristiyanligi takviye ederek Müslümanligi zaafa götürmeye" çalismisti. küçük yasta tahta çikmasini firsat bilen bu beylik. Aslinda yeni ve genç hükümdar da Avrupa'da böyle bir fikrin yayilmasini istiyordu. Avrupa'da tekrar kök salmaya baslamis ve Hiristiyanlik âleminin kuvvetlerini. Ancak. gerekse Ikinci Murad dönemlerinde durmadan Osmanlilar aleyhinde faaliyette bulunmustu. bu kadarla da yetinmiyor. tamamiyle felce ugratmisti. Onun yumusak tavri. Charles'a bildirmisti. Osmanlilar ve onlarin devleti hakkinda fikirlerini kaleme aldigi bir mektupla Fransa krali VII. Ona göre uygun bir rüzgârla Hiristiyan ordusunun bir günde Tarent'den Peleponez'e geçecegini. Harbe sokabilecekleri kuvvet olsa olsa 60 bin kisi olabilirdi. Karamanlilar. Sultan Murad'in ölümünü takib eden günlerde. Orta Anadolu'da yine bir gaile meydana getirmeye çalismis ise de. hatta Asya'da Müslüman hakimiyetinin kirilacagini iddia ediyordu. Bu yüzden hiç kimse. kadinlara düskün ve budala bir delikanli vardi. bütün kuvvetleriyle bu orduya katilacagini. KARAMAN SEFERI Her firsatta. O. onlarda böyle bir düsüncenin meydana gelmesini saglamisti. Osmanlilara karsi harekete geçmeyi düsünmüyordu. genç hükümdarin çok sür'atli hareket edisi. Osmanlilara karsi hasmâne (düsmanca) bir tavir içine giren Karaman Beyligi. Fâtih biliyordu ki.

Bunlar. Fâtih'in geldigi yerlerde de halkin ona tabi oldugunu görmüstü. Aydin ve Mentese beylikleri idi. Bosalan bu göreve Vezir Ishak Pasa'yi tayin eder. kendisi de onu takip etmeye basladi. Bu yoldaki gâye ve düsüncesini gerçeklestirebilmek için de Venedik Cumhuriyeti ile bir anlasma yapti. hareketten kalmis. karamanoglu Ibrahim Bey. o vilayetleri talan edüp halka karsi olmadik iskenceler yapip. Alaiye'ye giderek Venediklilerle irtibat kurmak istedigi gibi. Kaynaklarimiz bu konuda su bilgiyi verirler: Karamanoglu. birkaç haramzâde tutup. Sultan Mehmed. Genç hükümdar. suçunun bagislanmasini istemek ve barisi saglamak üzere bir mektupla Molla Veli'yi pâdisaha gönderir. biri Germiyanogludur diye Kütahya üzerine. Karaman'la savasmak için izin istemisti. Beysehir ve Seydisehir tekrar Osmanlilara birakiliyor. Bu durum karsisinda Taseli daglarina çekilmek zorunda kalan Ibrahim Bey.Gerçekten. Anadolu Beylerbeyi idi. bas kaldiran bu kalabaligi dagitmak üzere öncü olarak gönderilir. Germiyan. Genç hükümdar. Anadolu beylerinin ogullarindan bazilarina da kuvvet vererek onlari. Anadolu'daki diger beyliklerle elele vererek bir talih denemesine daha kalkismasi olmustu. Ishak Pasa'yi Karaman'a dogru gönderirken. biri de Aydinogludur diye Aydin vilayetine göndermisti. Bu arada bir taarruza maruz kalmamak için Rumeli Beylerbeyi olan Dayi Karaca Pasa'yi. Bunlar. Filhakika vezirlerin "ve ulema ve eimme ve mesayih"in sefaatiyle pâdisah sulha razi oldu. Karamanoglu Ibrahim Bey'in. biri Menteseogludur diye Mentese yöresine. her birini bir taifeye serdar edüp. seferlerde de bir miktar Karaman askeri bulundurulacagi taahhüd ediliyordu. Anadolu Beylerbeyi olan Ishak Pasa. bu defa da saltanat degisikliginden istifade etmek istedi. oradan. veraset iddia ederek ayaklanmis olanlarin tamaminin Karaman'a iltica ettiklerini isitmisti. Yine bu anlasmaya göre Ibrahim Bey. bu faaliyetleri ile kendisine bagli olan Aksehir. Ayrica. Isyan için kiskirttigi bütün elemanlar. Pâdisahin kendisi de devlet ve ikballe Gelibolu Bogazi'ndan geçip Bursa'ya gelir. Osmanli hududlari içine gönderdi. Kendisi de edepsizlik ve sirrette yardimcilari olan adamlari ile Alaiye üzerine yürümüstü. salginlar saldilar. genç hükümdarin ilk gailesi. yine Karamanoglu'nun. Yasli Ibrahim Bey ise artik her seyden ümidini kesmisti. sulhun yapilabilmesine tavassutta bulunmalari için pâdisahin vezirlerine çok miktarda hediyeler yollamisti. Fakat Fâtih'in . ilk seferini Karamanoglu üzerine yapmak zorunda kaldi. Yapilan anlasmaya göre Aksehir. kizini da pâdisaha verecekti. Beysehir ve Seydisehir gibi yerleri isgal etmesi üzerine. Rumeli askeri ile Sofya'da birakti. Karamanoglu'nun uygunsuz davranislarini ve cezalandirilmasi gereken islerini tahta (Pâdisah) arzetmis. Bursa yolu ile Karaman topraklari üzerine hareket ettigi zaman. O günlerde Özgüroglu Isa Bey. Isa Bey'in böyle zor bir hizmeti basaramayacagini düsünerek onu görevinden alir.

Karamanoglu hakkinda: "Bizümle saltanat lafin idermis ol Karamanî Huda fursat verirse ger kara yire karam âni" demesi. Ç ünkü her firsatta. Yayabasilarini da asker arasinda disiplini saglayamadiklarindan dolayi dövdürterek Yeniçeri Agaligi'na Mustafa Bey'i tayin etti. ele geçen bu firsat aninda onu ortadan kaldirmasi gerekirken.böyle bir evliliginin olduguna dair kaynaklarimizda bir bilgiye tesadüf edilememektedir. Çünkü en küçük firsatlardan bile faydalanmayi ihmal etmeyen Bizans. hem Bizans'in uygunsuz bir zamanda harekete geçip taht ve saltanat müddeisi olan Orhan'i serbest birakmasindan. Bu durumda. Ayrica o. Karaman seferinden dönüp Bursa'ya yaklastigi sirada yeniçeriler hünkari karsilayip ilk seferi oldugu için töre geregi sefer bahsisi istediler. yine kipirdanmaya baslamisti. Karaman Beyligi'ni ortadan kaldirmak emeli ile sefere çikmisti. Zaten o. Sultan Mehmed için önemli ve gerekli idi. kendilerine Çorlu'dan berisi birakilmis ise de Bizanslilar. Karamanoglu'nun tekliflerini yeterli bulmak zorunda kaldigi için barisa riza göstermisti. Gerçekten de hadiseler. elçilerin ordugaha gelmesi ile açikça ortaya koymuslardi. vezirlerin sefaatinin bir sonucu olmasa gerekir. ta Edirne'den kalkarak Anadolu ortalarina kadar gelen pâdisahin. . hiç te iyi düsünmüyordu. daha önceki anlasmaya göre. Bu yüzden birkaç gün sonra Yeniçeri Agasi Dogan Bey'i azletti. Öyle anlasiliyor ki. Sehabeddin Pasa ve Turahan Bey'in tavsiyesiyle on kese akça verilmesini emrettiyse de onlarin bu sekildeki hareket ve cür'etleri. Onun. Karaman seferinde zaman kayb etmesine müsait görünmüyordu. canini sikmisti. Pâdisah. birdenbire barisçi bir sekilde hareket etmesinin elbette bir sebebi olmalidir. Karamanoglu isine bir son vermeden barisa riza göstermesi. Bunun için de karada ve denizde bütün komsulari ile baris durumunda bulunmak. Zira. onun Karamanoglu hakkinda nasil düsündügünü göstermektedir. bu sefer esnasinda Fâtih'i rahat birakmamislar ve ortada bir sebep yokken onu tehdid etmek istemislerdi. Bu sartlar altinda genç hükümdar. Bunu da Osmanli ordusunun Frikya'da bulundugu bir sirada. Istanbul'un fethi hakkindaki ulvî tasavvurlarini endisesiz bir sekilde tatbikten baska bir sey düsünmüyordu. Çünkü o. Osmanliya karsi olan düsmanligini açiga çikaran ve düsmanca hareketlerde bulunan Karamanoglu için Fâtih. hem de Hiristiyan dünyayi onun aleyhinde harekete geçirmesinden endise ediyordu.

Ishak Pasa'dan sonra bugün de oldugu gibi Kütahya'da sakin olmalari kanun haline geldi. Rodos adasina kaçti. Sehre yakin geldiklerinde. Ishak Pasa. Mentese Beyligi'ne göndermisti. Lakin bu uygunsuz hareket. O zamana kadar Anadolu Beylerbeyileri. Ishak Pasa'ya karsi tutunamayacagini anlayan Ilyas Bey. Schlumberger'in ifadesine göre. Yeniçeri alay baglayip. Solakzâde. Sehabeddin Pasa ile Turahan Bey. gerek Bursa'daki olay. gerekse Mentese konusunda su bilgileri vermektedir: "Sulhtan (baris) sonra azimetlerini Bursa yönüne çevirdiler. Sultan Mehmed. O ana kadar Ankara'da oturmakta olan Anadolu Beylerbeyileri bundan böyle Kütahya'yi merkez edindiler. adi geçen ülkeden atmaya niyetlenmisti. Bursa'ya dahil olduklari gün. Böylece Mentese oglu Ilyas Bey. babasi Sultan Murad'in vasiyetiyle kendisine tavsiye edilmis ve ecdadi olan bütün sultanlarin zihinlerini isgal etmis oldugu bu muazzam tesebbüsü gerçeklestirmek isteyen Sultan Mehmed. Karaman seferi dönüsünde Bursa'ya geldikten sonra Anadolu Beylerbeyi olarak tayin ettigi ishak Pasa'yi. Bütün yayabasilar ve dabcilar dayaktan geçti. Hiristiyanlarin birleserek Constantinopolis gibi bir üsten harekete geçmeleri ihtimaliydi. Zira bu sehrin fethi. Agaliga. pâdisahin hatirinda kirginliga yol açti. Konstantiniye'yi ele geçirmek suretiyle "müjdeli emîr" olmak ve Osmanli Asya'si ile Avrupa'sini birbirine baglayip devletin tabiî . ISTANBUL'UN FETHINE DOGRU Istanbul.Genç hükümdar. saadetli pâdisahtan bahsis ricasinda bulundular. Tasarrufu altinda olan memleketlerini ele geçirme yoluna gittiler. ihsan için on kese akça ferman buyurdular. Kendilerini tedirgin eden Rumlar degil. dilâverliginin geregi olarak kendisini. yeniçerinin durmalarinin sebebini beyan eyleyince. onun agir isiten kulagina hiç olmazsa görmek suretiyle. onun anlayacagi sekilde sözleri okuyup. devamli olarak bu fethi nasil basarabilecegini düsünüyordu. ayni zamanda kurduklari devletin. Egemenlikleri altindaki ülkelerin merkezinde ve Avrupa-Asya geçidi üzerinde bulunan bu yeni baskent ellerinde olmadan Türklerin kendilerini güvenlik içinde hissetmeleri imkansizdi. Anadolu Beylerbeyisi Ishak Pasa'yi Mentese iline gönderdi. Avrupa kitasindaki topraklarinin garantisi olacakti. Rodos'a kaçmisti. agalari mesabesinde olan Sekbanbasi Kazanci Dogan Bey. Osmanli Türklerine sadece yeni bir baskent kazandirmayacak. Mustafa Bey adinda akilli ve yigit birisi getirildi. Menteseogullarindan Ahmed Bey'in oglu Ilyas Bey üzerine gitmis. Ankara'da oturmakta idiler. bu vilayetten çikarildi. iyi bir sekilde dövüldükten sonra azl olundu. Birkaç gün geçtikten sonra.

Bu tekliflere göre imparator. âdetiniz oldugu üzre uydurdugunuz sözlerle bizi korkutmak istiyorsunuz. O. henüz imzasi kurumayan ahde muhalif hareketlerinden dolayi agir sözler söyleyerek elçileri tehdid ettikten sonra: "Simdi Anadolu'ya sefer ettigimizi ve Frikya'da bulundugumuzu gördügünüzden istifade ederek. Macarlari da getirmek istiyorsaniz dâvet ediniz. Yalniz sunu biliniz ki hiç bir seye muvaffak olamayacaksiniz. Orhan'i Trakya'ya pâdisah yapmak istiyorsaniz hiç durmayin. Ibrahim Bey tarafindan saçilmis olan nifak tohumlarini gidermeye çalistigi sirada. Hammer. sayet bu teklifi kabul edilmeyecek olursa adi geçen sehzadeyi Rumeli'ye saliverecegini tehdidkarâne bir sekilde bildirmekte idi. bu tehdidin sonu da gelmeyecekti. protokol geregi oldugundan elçiler. bir bakima Fâtih'i tehdid ediyordu. Öyle anlasiliyor ki. Sultan Ikinci Mehmed. Zira isi santaja kadar götürmek demek olan bu istek. Aksine ellerinizdekini de kayb edeceksiniz. pâdisahin fetih arzusunu hemen uygulamasini tacil (sür'atlendirecek) edecek davranislarda bulundu. elinizden ne gelirse yapiniz. imparatorun tekliflerini Halil Pasa'ya bildirdiler. Karaman seferi esnasinda Imparator Konstantin ve senato. Istanbul'da bulunan Sehzâde Orhan'in her sene verilmekte olan tahsisatinin. diyerek durumu Sultan Mehmed'e bildirir. Mamafih söylediklerinizi pâdisahima arzedecegim. mevsimsiz olarak ve maharetsizce bir hareketle. ne der ve nasil arzu ederse o olacaktir". Onlara. . cografî ve siyasî birligini saglamak istiyordu. masraflarini karsilayamamasindan dolayi artirilmasini istemekte. Hükümdar. imparator ve senatonun bu istekleri karsisinda hiddetlenecektir.sinirlarini." Bu neviden bir hareket. Osmanlilari devamli surette rahatsiz edecekti. Anadolu'da. biz çocuk degiliz. yakin zamanda Edirne'ye dönecegini ve orada görüserek arzularini yerine getirecegini söyledikten sonra onlari tatli dil ve ümitli bir sekilde geri gönderdi. Gerçekten. bu seferi firsat bilerek gönderdigi elçilerle Sehzâde Orhan'a verilen tahsisatin arttirilmasini ve sayet bu yapilmazsa sehzâdeyi Rumeli'ye saliverecegini de tehdid olarak bildirmekte idi. Fakat uygun zamani bekledigi için elçileri güler yüzle karsilar. Gelen elçilerin önce vezir-i azami görerek arzularini bildirmeleri. Bunu ögrenen Halil Pasa. sehzâdenin serbest birakilacagini tehdid edici bir dille beyan etmislerdi. Bizans elçileri ordugaha gelerek Orhan'a tahsis edilmis olan akçanin hemen ödenmesini istemisler ve belirtilen paranin iki misli olarak verilmeyecek olmasi halinde. hükümdara bu düsünceyi gerçeklestirme imkanini veren olaylari su ifadelerle dile getirir: "Bizans Imparatoru Kostantin.

ona "emîr" diye hitab ediyor ve kendisini pâdisah ilan etmek istiyorlar. Sizin pâdisahiniz gibi. Ya tahsisati iki misline iblag ediniz veya Orhan'i serbest birakacagiz. Aksine ellerinizde bulunani da kayb edersiniz. parasi olmadigindan ve para istemek için müracaat edecek baska bir yeri bulunmadigindan imparatora basvuruyor. mürekkebi henüz kurumamistir. Siz de daha önce kayb ettiginiz yerleri geri almak için taarruza geçmek isterseniz bunu da yapiniz. Osmanogullarindan olan Sehzâde Orhan. Orhan ise bunlara ihsanlarda bulunmak ve kendilerine hediyeler vermek istiyor ise de. bunlardan hiç birine muvaffak olamayacaksiniz. Yalniz sunu biliniz ki." Halil Pasa. Daha dün denecek derecede yakin bir zamanda sizinle yeminle teyid olunmus ahitnâmeyi yaptik ve diyebiliriz ki. Elinizden ne gelirse yapiniz." Mehmed bu sözleri ve daha buna benzer tatli sözler söyleyerek bunlara yol verdi. Osmanogullarini beslemeye mecbur degiliz. Biz. Karasu civarinda bulunan köylere. söylediklerinizi pâdisahima arzedecegim. Bizans elçilerini kabul ederek. Orhan'in." Mehmed. Her gün birçok kimse kendisine gelerek. Bunlarin. o ne arzu ederse o olacak. bos bir fikir ortaya atarak Mehmed'e elçiler gönderdiler. imparatoru ve sehre ait bütün hususlari orada bana söyleyiniz. Simdi ise Anadolu'ya sefer yaptigimizi ve Frikya'da bulundugumuzu gördügünüzden faydalanarak. bunlara dedi ki: "Az zamanda Edirne'ye dönmek niyetindeyim. Sultan Mehmed'i tahrik eden bu istekleri ve elçilerin söyledikleri. bunlari ve daha baska sözleri dinledikten ve Pâdisah Mehmed'e söylemek üzere imparator ve senatonun bu tekliflerini duyduktan sonra. söyleyeceklerini önce vezire söylerlerdi. Bu elçiler vezire dediler ki: "Imparator Konstantinos her sene kendisine verilmekte olan 300 bin akçayi almaya razi olmuyor.. Bizans tarihçisi Dukas tarafindan tafsilatli bir sekilde su ifadelerle nakledilir: "Budala Bizanslilar. Mamafih. Bu bildiklerinizi unutun. âdetiniz oldugu üzre uydurdugunuz korkuluklari bize göstermek suretiyle bizi ürkütmek istiyorsunuz. elçilere sunlari söyledi: Ey akilsiz ve saskin Bizanslilar! Tasavvurlarinizdaki seytanliklari çoktan bilirdim. Âdet oldugu üzre elçiler. tarafimizdan vaki olan tevkifi ve sehirden disari çikmamasi için aldigimiz tedbirler yeterlidir. . beytülmaldan infak olunmalari gerekir. Macarlari Tuna'dan bu tarafa geçirtmeyi düsünüyorsaniz onlar da gelsinler. basvezir ile elçiler arasinda konusulan yukaridaki hususlari duyunca çok hiddetlendi.. Birkaç gün sonra Bogazi geçip Edirne'ye gelen Mehmed.Imparatorun. Oraya geliniz. Orhan'i Trakya pâdisahi yapmak isterseniz hiç durmayin. Ancak bunu belli etmedi. Istenilen her seyi vermeye hazirim. kemal çagina ermis bir gençtir. fikir ve kudretten mahrum çocuk degiliz. iyi düsünmeden.

gövdesi ortasindan ikiye bölünmüs olarak parçalanmak tehlikesine maruz kalirdi. Kostantiniyye. Ikinci Mehmed. Askerî ehemmiyeti kadar âbidevî degeri de yüksek olan bu muazzam kalenin insasi. tam ve saglam bir vücud olacak yerde. baska bir devletin elinde kaldikça Osmanli ülkesi. düsmani tesvik eden imparatorun elinde bulunmasi yüzünden büyük tehlikeler altinda Ceneviz gemilerine 40 bin duka altin verilerek Rumeli sahiline geçilebilmisti. teskilât. iki kitadaki Osmanli hakimiyetinin. Dört buçuk ay gibi akil almaz derecede kisa bir zamana sigdirilan bu insaat. Bogazkesen Hisari'nin insasi oldu. Fakat burasi. Osmanlilar aleyhinde çalisan Bizanslilar yüzünden. gerek yardimci ve tatbikatçi olarak fikri. Avrupa ile Asya arasindaki bag ve alaka da emniyete alinamazdi. Bu geçis esnasinda. gerkek dedelerinin ve gerekse babasinin girismis olduklari büyük ve cür'etli tesebbüsü gerçeklestirmek istiyordu. Hiristiyan istilasina açik bulunacagi gibi. Gerçekten su ana kadar. Istanbul'u. idâre ve ikmal dehasi olarak hükümdarin. bu arada Istanbul'un da. Tabiat ve cografya. bütün planlarini onun üzerine koruyordu. Anadolu Hisari'nin karsisina bir kale yapilmasini emreder. dogu ve batidaki Osmanli ülkelerine merkez yapmisti. ne kadar korkunç tehlikeler arzettigini hadiseler göstermektedir. Karaman seferinden dönerken Çanakkale Bogazi'nin Frenk gemilerince tutuldugu haberini alinca. Bu suretle sadece bir sene bu gelir alinmis oldu. Osmanlilar tarafindan Istanbul'un fethi için yapilan tesebbüslerin her birinde bir engel çikarak veya çikarilarak muvafakiyet önlenmisti. Varna muharebesine gidilirken. gerek tuttugunu koparan bir tesebbüs. Bu gelirin tahsiline memur olanlari ve buna nezaret edenleri oradan kovdu." BOGAZKESEN (RUMELI) HISARI'NIN YAPILMASI Ikinci Mehmed. Su halde. Türk tarihinin varmis oldugu seviyeyi göstermesi bakimindan önemlidir. Nitekim.sâdik kölelerinden birini göndererek imparator için tahsis olunan iradin (gelirin) verilmesini yasakladi. Çanakkale'nin ve hatta Sarayburnu ile Bogaza dogru olan yerlerin düsman tarafindan tutulmus olmasi. Istanbul'un fethinden baska bir sey düsünmeyen Sultan Mehmed. Istanbul Bogazi'na gelip babasinin geçtigi yerden Rumeli sahiline geçer. Böylece devlet. Bunun için atilan ilk adim. madde . devamli olarak sinsi bir siyasetle. imparatorun elinde bulundukça Osmanlilarin Rumeli'ye tamamen hakim olmalari mümkün degildi.

) bu noktanin seçimi. tehlikelerle karsi karsiya gelmelerinin kazandigi tecrübeleri." "Kulle-i cedide" diye de isimlendirilen günümüzdeki Rumeli Hisari'nda. bu haberi duyunca çok üzüldüler. yaklasan hedefleri toplarinin en uzak mesafesinden karsilayarak. bu haber üzerine gerek Istanbul. müezzin (temizlik isleri dahil) 4 akça ücret aliyordu. Anadolu'da daginik surette ikamet eden. . Osmanlilarin. muazzam ordusu ile buradan Avrupa kitasina geçmisti. güneyde en uzun mesafeye kadar takip edebiliyordu. makaslama ates ile önlemek ve akintilar yüzünden gemilerin burada. Fâtih'in vakfiyesinden anlasildigina göre bir de cami vardi. Bogazkesen Hisari denilen Rumeli Hisari'nin yapilmasiyla ise baslandi. bu hizmete karsilik her gün 6 akça. Istanbul'a sahip olmaktan baska çare olmadigini ortaya koymustu. bu kullarin. Senin düsmanlarin. pâdisahin emri üzerine. Deccal'in günleri geldi. Bizans tarihçisi Dukas. Sultan Mehmed'in kale yaptirmak istedigi mevki. Karadeniz'den gelecek her türlü yardima mani olmak ve iki sahil arasinda karsidan karsiya geçmeyi saglayabilmek için. Bu camide vazife gören imam (hitabet vazifesi dahil). Anadolu ve Rumeli'ye fermanlar göndererek bin kisilik bir insaat ustasi kadrosu ile o miktarda amele ve kireçci istedigi gibi insaata ait malzemenin ilk bahara kadar hazirlanmasini emir ile bogazda bir hisar yaptirilacagini bildirir. bogazin en dar yeri olup. Bizanslilarin Hermaneum Promontarium dedikleri. iki kita arasindaki gidip gelmeleri esnasinda. Aralarindaki konusmalarda bundan baska bir seyden bahsetmiyorlardi. adalarda ve garp vilayetlerinde bulunan Hiristiyanlar aglayarak bagiriyorlardi. Ancak "artik Istanbul'un son günü geldi. Zira tehlikeli durumlar. milletimizin yok olma çanlari çalmaya basladi. sehrin yok olusunu kendi gözleri ile görmesinler. ne olacagiz? Veya. Bu yeni hisarin. ancak bu sayede atlatilabilirdi. Böylece. Sultan Mehmed. karsisindaki hisar ile birlikte bogaz geçisini kapatabilmesi tasarlanmisti." Bu münacati yalniz Istanbul halki degil. Geçisi. bütün Asya ve Trakya ile adalarda bulunan Hiristiyanlar. askerî sevk ve idare bakimindan önemli idi. yani hisarin bulundugu kiyiya yaklasmak zorunda kalacaklarindan istifade ediliyordu. henüz kuvvetli bir donanmaya sahip olamayan bu devlet için. gerekse diger yerlerdeki Hiristiyanlarin nasil büyük bir telasa kapildiklarini su cümlelerle belirtir: "Istanbul'da. Adi geçen hisarin yeri tesbite çalisilirken bogazin en dar yerindeki (660 m.planinda gerçeklestiren kütlenin yüksek bir teknik seviyesine sehâdet etmektedir. Karaman seferinden Edirne'ye döner dönmez. Hisar. milattan bes asir önce Iran Sahi Dârâ. ne yapalim? Ey Allah'imiz! Canimizi al ki. bu sehri muhafaza eden azizler nerededirler demesinler.

Kâfirler de sevinç ve meserret içinde idiler. Babamin. Ben." Dukas'in. Bizans'in orada oturmaya haklari yoktur. O zaman babam. sehrin hendeginden disari hiç bir seye malik degildir. elçiler vâsitasiyle I. Imparator. O. Sultan Mehmed. Sayet Mukaddes Agiz'da (Bogaz'da) bir kale insa etmek istersem. Edirne'de oturuyor. Macarlarin gelmelerini bekliyordum. Yildirim Bâyezid'in. Binaenaleyh. Çok büyük tehlikeler ile bogazi geçen babam. Manuel'in muvafakati üzere Türklerle meskun olan Anadolu sahilindeki kaleyi (Anadolu Hisari) yaptirdigini bildirdikten sonra. Allah'in inayeti ile bunu ben yapmak istiyorum. Her yer benim mülküm altinda bulunuyor. babamin Trakya'ya geçmesine mani oldular. Macar Krali üzerimize yürüdügü zaman o karadan gelirken. Imparator. Garpta meskûn olmayan yerler de benimdir. Sehzade Orhan'in tahsisatindan bahsetmeyeceklerdi. babamin bogazi geçmek için ne zorluklara katlandigini ve ne sikintilara girdigini pekala bilirsiniz. Müslümanlar ise izdirap çekiyorlardi. Bunlari gören imparatorunuz seviniyordu. Onlarin istemedikleri seyleri. Varna civarindaki yerleri yagma ediyorlardi. bu isteyecek ve yapacaktir.Hisarin yapilmasi ile ilgili hazirliklar üzerine telasa düsen imparator. Bunlar. imparatorun gönderdigi elçiler vâsitasiyle söylenilen seyleri dinledikten sonra: "Ben. simdiki pâdisah eski pâdisahlara benzemiyor. karsi tarafa geçer geçmez. Anadolu yakasinda bulunan kaleler benimdir ve bunlarin içinde oturanlar da Türktürler. Mukaddes Agiz'in yukarisina çikarak babasinin* insa eyledigi kaleye yakin bir yerden Allah'in inayeti sayesinde kayiklar ile bogazi geçti. Istanbul Bogazi'ni geçmemesi için imparatorun kadirgalari kesiflerde bulunuyorlardi. kale yaptirmak suretiyle Frenklerin gidip gelmelerine mani olmak ve gümrük resimlerini (vergi) hiçe indirip Istanbul'u aç birakmak istedigini beyanla bunu yapmamasi için ne istiyorsa onu vereceklerini bildirmisti. Rumeli Hisari'nin insasina mani olmak isteyen Bizans Imparatoru'na. garp tarafinda diger bir kale yaptiracagina yemin etti. Simdiden sonra bu husus için gelenlerin derisi yüzülecektir. bu ifadelerinden anlasildigina göre Sultan Mehmed. bu yemini yerine getirmeye muvaffak olamadi. aldiklari talimat geregi. Neden buna mani olmak istiyosunuz? Memleketimde istedigimi yapmaya gücüm yetmiyecek mi? Gidiniz ve imparatora deyiniz ki. Frenklerin kadirgalari Ege Denizi Bogazina gelerek Gelibolu Bogazini kapatarak. Onlarin yapamadiklari seyleri bu kolayca yapabilecektir. beni men etmeye hakkiniz yoktur. Edirne'ye elçiler gönderdi. Macarlar. daha çocuktum. Murad'dan itibaren gelip geçmis bütün pâdisahlarin. sehirden bir sey almiyorum. Anadolu kiyisinda bulunan kalenin karsisina. tarihî . Istanbul'un hariminde bir kale yapmak ve hatta bir kulübe bile yapmak istemediklerini. Pâdisahla anlasabilmek için her fedakârliga katlanacaklardi.

Her ustanin yanina iki yardimci koydu. Sultan Mehmed. Denizin akintisi hakkinda malumat aldi. Rumeli Hisari'nin. Üçüncüsü denize daha yakindi. Kalenin yapilacagi sahayi kendisi tayin ile hududunu tesbit ettirdi. yani kuzeye düsen tarafa yapilacak burcu da Saruca Pasa'ya verdi. hisarin yapilmasinda devletin ileri gelenlerinden de faydalanildigi ve bunlarin. Nitekim hükümdar. Ustalar bin kisi kadardi. Kereste Izmit ile Karadeniz Ereglisi'nden. Zira Dukas. kule ve surlarin bir kisminin yapilmasina nezâret ettikleri anlasilmaktadir. mühendis) o havaliyi gezdi. Rumeli Hisari'nin yapilmasi hazirliklarina 1451-52 kisinda baslanmistir. Bundan sonra bir rivayete öre önce kiyida. Pâdisah. Gerçekten üç köseli olarak düsünülen hisarin projesi. Yamaçta. kale insasini üç vezir arasinda taksim eder. Çalismak üzere külliyetli miktarda insan gelmisti. bizzat Sultan Mehmed'in idaresinde 1000 kadar usta ve onun iki misli isçi çalistirilarak dört ay gibi çok kisa bir zamanda (Hammer'e göre üç aydan daha az) tamamlandigini belirtmektedirler. "insaati arsin üzerine ustalara taksim etti. Rumeli tarafina Anadolu Hisari'nin karsisina bol miktarda insaat malzemesi. Buna göre 21 Mart 1452'de insaatina baslanan Bogazkesen . usta. Bununla birlikte insaatin bütün mekan ve safhalarinda çalisanlarin sayisinin. Kale duvarinin iç ve dis taraflarinda da miktari kâfi ustalar ve yardimci ustalar çalistirdi. "H" ve "D" harflerinin bulunduklari yerlerde istihkamlar yapildi. Vezir Sehabeddin Pasa da bütün insaata nezâret etti. yani güneyde bulunan diger köseye büyük bir burç yapilmasini Zaganos Pasa'ya. Ilkbaharin baslangicinda Mart ayinin sonlarina dogru. Iki sahil arasindaki mesafeyi ölçtürdü. Eski an'aneye uyularak. Fâtih Sultan Mehmed. Onun için bu isten vaz geçmesinin mümkün olamayacagini tehdid yollu bir tarzda ona bildirir. yukarida verilenden daha fazla olduguna isaret edilmektedir. bu sirada kara yolu ile bogaza gelerek bilirkisilerle (teknik eleman. amele ve kireççi gelmisti. taslar ise Anadolu tarafindan getirilmisti." demektedir. birbirinin yaninda ve burunun eteginde idi.hadiseleri hatirlatmak suretiyle bu tesebbüsündeki hakliligini isbat etmeye çalisir. bunlarin yapilmasina özen gösteriyor ve bizzat nezâret ediyordu. Üç kösenin doguda. ve üçüncü köseye. Bu insanlarin. Kulelerden ikisi. Kaynaklar. Buna göre her "Mim" (M) harfinin yerinde bir kule bulunmasini arzuluyordu. hisarin güney-dogu kösesindeki kule insa edilerek malzeme ve çalismalarin selameti emniyete alinmistir. yani deniz sahilinde olan bir kösesine akropol olarak gayet metin bir burç yaptirma vazifesini Halil Pasa'ya verdi. masraflara katildiklari görülür. bizzat Sultan Mehmed tarafindan tasarlanmisti. hisarin duvarlarinin Arapça "Muhammed" kelimesi seklinde olmasini istediginden planini da ona göre tasarlamisti.

en gayr-i müsait arazi sartlarina ragmen. besyüz yil önce insa edilmis oldugu halde." . insa edildigi yerin aslinda insaata müsait olmadigini. bes-alti bin kisinin çalismasi sonucunda Temmuz ayinin sonlarinda tamamlandi. günümüzün tabiye esaslari hakkindaki görüsleri kadar ileri oldugunu müsahede ettigimizden. yeni hisarin en mühim bahsi olan bu konuyu islerken kalenin. Bundan baska. kiymetinden hiç bir sey kaybetmeden. insa edildigi yere ve çevreye intibak ettirilmek suretiyle vücuda getirilmis tipik bir tahkimat örnegi teskil ettigi görülür. günümüz askerî tekniklerine uygun bir sekilde onu nasil mükemmel bir sekilde insa ettirdigini söyle anlatir: "Gerçekten. Fatih zamaninda Osmanli Rumeli Hisari'nin askerî önemi üzerinde duran ve bu konuda epey bilgi veren Hüseyin Dagtekin. Rumeli Hisari tahkimatinin. görülen arazi üzerine yerlestirilmesinde hakim olan askerî görüsün. modern bilgilerin verdigi görüslerle tedkik etmekte herhangi bir tehlike olmadigini sözlerimize ilave edebiliriz. bir benzerine güç tesadüf eildebilecek kadar büyük bir maharet gösterilerek. adi geçen hisarin.(Rumeli) Hisari. buna ragmen Osmanli hükümdarinin.

iki gün Istanbul surlarini ve hendeklerini tedkik ettikten sonra buradan ayrilip. Osmanlilarin ilk müstahkem mevkileri hakkinda bize bir fikir vermektedir. Hisarin insaati esnasinda. Edirne'ye gitmek üzere olan hükümdar. Nitekim Dukas. hamiyetlerinden ve korkularindan söz açarak önüne yiginlarca engeller çikariyorlardi. Gece gündüz Istanbul'u nasil alabilecegini ve nasil bu sehrin sahibi olabilecegini düsünüyordu. O. Istanbul'un fethinden önce Yildirim Bâyezid tarafindan. Gelibolu tersanesindeki donanmadan otuz kadar harp ve bir hayli nakliye gemisi bogaza getirilmisti. bilgilerinden. hem arazi hem de surlarla ilgili tedkikler yaptiktan sonra 1 Eylül günü Edirne'ye dönmüstü. uzun asirlarin gönlünden ve dilinden yuvarlanagelen bir manevî müjdenin son ve gerçek temsilcisi olarak gören hükümdar. zihnî ve ruhî imkanlarini bütün hizi ve bereketiyle hep bu nokta üzerinde toplamisti. Sultan Mehmed. sonbahar baslamak üzere idi. onun kararini tasvib etmediklerini ortaya koyuyorlardi.Ilk dönem. O devri yasamis bir tarihçi olarak . Eylül ayinin ilk günü Edirne'ye döner. Bu yeni kaleye top ve topçular kondu. Kostantiniyye'nin fethi mevzuunda kendisini. Rumeli Hisari (Bogazkesen)'nin tamamlanmasindan sonra ordusu ile birlikte Istanbul surlarina iyice yaklasarak sehri yakindan görebilmisti. Onun buradaki en önemli düsüncesiIstanbul'u almakti. bogaz geçisleri kontrol altina alinmis oldu. tecrübelerinden. Edirne'deki sarayinda vakit geçiriyor. deniz tarafindan gelebilecek bir saldiriya ugramamak için. Böylece. Bilindigi gibi. ISTANBUL FETHININ HAZIRLIKLARI Fâtih Sultan Mehmed. Bogaziçi'nde yaptirilan Anadolu Hisari ile Fâtih Sultan Mehmed tarafindan yaptirilan Rumeli Hisari surlari ve Istanbul'un alinmasindan sonra Theodosius surlarinin stratejik bir noktasinda yapilan Yedikule. Hisarin komutanligina Firuz Aga'yi tayin eden hükümdar. Bununla beraber çevresini teskil eden devlet adamlarinin mühim bir kismi. onun maiyetine dört yüz yeniçeri askeri ile silah ve cephane verdi. hakli veya haksiz endiselerle onu böyle bir maceraya atilmakta desteklemiyorlardi. Bundan sonra." Iç dünyasinda. Böylece karsi karsiya bulunan iki hisar sayesinde. sadece bu dönemdeki askerî mimarînin ne denli saglam olduguna bir iki örnekle isaret etmek isteriz. genç hükümdarin Istanbul'u almak için ne denli kararli oldugunu verdigi su bilgi ile ortaya koymaktadir: "Harman vakti geçti. Hatta daha da ileri giderek. Osmanli askerî mimarisinin güzel bir örnegi olan bu hisara yerlestirilen silah ve diger mühimmattan bahsetmeden. fakat gözüne uyku girmiyordu.

devlet erkâni ile ulema ve komutanlarin fikirlerini ögrenmek üzere onlari bir toplantiya çagirdi. küfür ve dalalet içinde bulunanlara karsi cani ve mali ile cihad eden insan oldugunu hadislerle belirtir. tasrih ü kinaye birle. Meclistekiler. Iste bundan sonradir ki Fâtih Sultan Mehmed." Fakat pâdisah bunlara asla iltifat etmezdi. yedirilip içirildikten sonra dualar edilmis ve bundan sonra da vezirler tarafindan devlet isleri ile ilgili olarak hükümdara bilgi verilmisti." düsüncesine sahip olan hükümdar." Öyle anlasiliyor ki Pâdisah. Niçin böyle güzel ve degerli bir yer ülkemin ortasinda ve idarem arasinda olup ta saltanatim günlerinde küfür ocagi." der. Hz. Peygamberin dahi bundan müstagni kalmadigini ve böyle yapilmasini tavsiye ettigini*. zaman zaman. "Belde-i tayyibe-i Kostantiniyye ki bag-i irem andan bir kûse ve süreyya nâk bostanindan bir kemterin kûse. bu mücadeleleri özetle söyle anlatir: "Her çend erkân-i devlet ve mülâziman-i hazret. Ne vechi vardir ki.Tursun Bey. Vezir-i a'zam Halil Pasa'nin. bu vesile ile en iyi ve faziletli insanin. Bundan sonra yaratilistaki gayenin. Kur'an-i Kerim'in âyetini** gözönünde bulundurdugunu söyleyerek. fikir. kendilerini baskalari ile müsavere etmekten alikoymamali. bu tavsiyesinde de onun. Herhalde bu toplantinin mahiyetini kimse bilmiyordu. Allah Teâlâ'yi bilip onun birligini kabul etmek ve yasandigi müddetçe onun "dergâhina takarrub" etmeye gayret etmek oldugunu. illerde ünü taninmis ve tarih kitaplarinda yazilmistir. âyine-i zamir-i münirimde bir suret mürtesem olmustur. Elhasil niyetim ve himmetim ânun üzerine mukarrer ve musammam olmustur. Kisacasi . Buna inanmasa bile pasanin bazi süpheli hareketlerini kendisi de görmüstü. cem'-i asakir eyleyüb çare bulmadiklarin sem'-i serifine ilka ederler idi. ortaya atacagi konu üzerinde herkesin fikrini açikça belirtmesini istemisti. ve mülûk-i mâzinin fethü kasdinda hazayn (hazineler) harc idüp. anlayis ve zeka bakimindan ne kadar ileride olurlarsa olsunlar. Günümüzün Türkçesiyle söylemek gerekirse o söyle diyordu: Irem baginin kendinden bir köse oldugu Kostantiniyye. Âni sizinle müsavere muraddir" diyerek söze baslar. ânun metânet ü menâatini... Bu sebeple. ânun gibi menzil-i serif ve makami latif benim vast-i memleketimde ve arsa-i vilayetimde olup dahi eyyam-i devletimde küfr ocagi ve bagiler yatagi ve tagiler duragi ola. meclistekilere "müddet-i medid ve ahd-i baiddir ki. taskinlar yatagi ve âsiler duragi olsun. Bundan sonra Sultan Mehmed. "Insanlar. ismi ve resmi ile illerde meshur ve dillerde mezkûr ve kütübi tevârihte mesturdur. Rumlari himaye etmekte oldugunu duyuyordu. fakat pâdisahin emirlerini yerine getirmis olmak için düsünebildiklerini arzedeceklerini söyleyince pâdisah tekrar söze baslayarak: ". Dünya devleti müebbed olmaz ve cihan-i fânide kimesne baki ve muhalled kalmaz" der. Zira toplantiya gelenler agirlanmis. bu meziyetler. adi ve sani ile dillerde söylenmis. Ve âna taarruzdan ziyade fitneye sebep olmak tevehhümatin ve ihtimalatin söylerler idi. pâdisahin düsüncesi yaninda kendilerininkinin bir sey ifade etmeyecegini.

Bunun aksine basit ve elde edilmesi kolay bir isi de. pâdisahin fikrine uyar. Bizans'in tezvirat ve çevirdigi entrikalardan bahseden pâdisah. pâdisahin bu düsüncesini yerinde bulup gerekenin yapilmasi için hazirliklara baslanmasini istiyorlardi. Keza onlar. aksine. Muhaliflere göre Istanbul. Kâfirlerden büyük bir kalabalik bu sehri gece. bir kismi da muhalif kalir. sözlerine söyle devam eder: "Kendimizi ecdadimiza layik olmayan halefler olarak göstermeyelim. Nisanci Mehmed Pasa. saglam ve kötülüklerden arinmis nefs verildigi için. giris ve çikis noktalarinin zorlugunu ileri sürerek Istanbul fethini. Gerçi hükümdar. gök kubbenin fethine denk sayilacagindan. Bu fikirler karsisinda genç sultan: "Allah'in takdiri olunca. Zira onlar. kâfirlerin elinden alinmasinin muhal (imkânsiz) olduguna. siddetle müdafaa edilecegine göre. Sam ve Trabzon denizlerinin kucakladigi iki kita sarmisti. devletin prestiji azalacakti. buraya mâlik olmaya çalismanin soguk demiri dövmeye. Fakat meseleyi isten anlayan kimselerle müsavere etmis ve buranin "akl ü tedbir"le alinabilecegi sonucuna varmisti. onlarin kahramanlik ve meziyetlerinin benzerini gösterebilecegimizi ortaya koyalim. cümle âlem onu yapmaya . isi müzakereye baslar. bundan dolayi devlet erkâninin bu husustaki fikirlerini ögrenmek istedigini belirtir. gündüz koruyordu. Onun için böyle bir tesebbüse girismemek icab ederdi. Lakin yüce hazrete yüksek himmet. onlarin en has nesli oldugumuzu. 8) Meclisteki bu farkli iki görüsü söyle nakleder: "Vezirlerden degisik görüsler geldi. Bu arada devletin kurulusundan. unsurlar kendisine pek açik surette boyun egiyordu. tedbirimiz Allah'in takdirine uygun düser. alinamama ihtimali de vardi.* Tacizâde Cafer Çelebi de (s. gerekse Fâtih'in kararligi hakkinda su bilgiyi verir: "Bu sehri. Böyle bir durumda. Istanbul'un. gerek sehrin zaptinin zorlugu. Dogru ve saglam düsünce sahibi olanlar. akilli. ülkesinin ortasinda bir küfür beldesi olarak kalisindan. alisilagelmis nice imkânsizliklar. kolaylasir. Sehrin. savasçi kâfirlerin eli altinda kalmasini iyi görmüyordu. Nice büyük sehir ve kaleleri fethe kadir oldular.Bizans'in üzerine gitmeye niyetliyim. Anka kusunu avlamaya benzettiler. Umarim ki. buranin fethine imkân bulunmadigina. cesur ve celâdet sahibi olanlar. Bu sehrin. Çünkü içinde bol nüfusu ve etrafinda çok kuvvetli bir suru vardi. Bütün kâinat onun aksine çalissa da fayda vermez. Isabetli görüsleri olan zeki. Bizans'in bol malzemeye ve külliyetli miktarda silaha sahip oldugunu biliyordu. burayi elde etmek istemenin seytandan hayir ummaya benzedigine hükmediyorlardi. dedikten sonra Bizans isini halletmeden hiç bir mühim tesebbüse girismeyecegini. kutlu kuvvet. Bunun üzerine meclis. Rum. Bir kisim devlet erkâni. Rumeliye geçisten. nice tehlike ve sikintilarla kisa bir zaman içinde Asya ve Avrupa'daki bütün bu yerleri ele geçirip oralarin hakimi oldular. buranin zaptini. sayet Allah dilemez ise. Bir kismi ise surlarin saglamligi. bundan vazgeçilmesinin daha uygun olacagini söylediler. alinmasi güç bir sehirdi.

Istanbul'un feth edilmesine dair karar çiktiktan sonra. genç hükümdarin bu neviden faaliyetlerinden bahsederken sunlari söylüyor: "Bir taraftan yeni gemilerin insasi. saf demirden de olsa öfke ve kahr atesi ile onu eritip mum gibi yumusatirim" der. bu muhalefetten fena halde cani sikilmis olmalidir ki "eger o kal'anin benim elimde feth olmasi mukadder olmus ola. Esas gayem de. burç ve barulari tas ve topraktan degil de demirden olmus olsa ates-i hism ve kahrla mum gibi eritip yumusak eylerim. emekleri. ülkesinin kiyilarinda bulunan gemileri toplayip onlara komutan. Fakat Gelibolu ile Edirne'deki faaliyet hepsinden daha fazla idi. hamleci kararlarina. bu fikrinde kendisini destekliyor. bir taraftan genç hükümdarin ruh yapisinda bir cihad açarak onu kendi kendisinin emîri kilip kütle emrine kostuktan sonra. Çandarli Halil Pasa etrafinda toplaniyordu. Bu sebeple. O." diyecektir. Gerek savas. Meclisten. Bu gemilerin bir kismi zirhli olarak yapilmisti. sancakbeyleri ile subasilarina ve askerlikle ilgili olanlarin tamamina "ahkâm-i serife" yazilarak bahara kadar hazirlanmalari ve savasa katilmak üzere toplanmalari emrolundu. kale burçlari tas ve topraktan degil. bu ikinci grubun fikrine katilanlarin basinda Aksemseddin geliyordu. gerekse tamir konusunda hiç bir masraftan kaçinmamisti. Islâm'in yüce prensiplerini ortaya koymaktir. gerekse kusatma için kara ordusundan çok. Bu arada bakir kapli (zirhli) gemilerin de yapilmasina itina gösteriliyordu." Donanmadaki bu gemilerin sayisinda farkli rakamlar verilmekle birlikte genellikle su rakamlar üzerinde durulmaktadir: Donanma. ne ordu ve kahramanlarin çokluguna. Hükümdarin yakinlarindan bir zümre ise. deniz kuvvetlerine önem verdiginden bu ordunun daha iyi ve itinali seçilmesine gayret etti. zaman asimi yüzünden tamire muhtaç olanlari da tamir ettiriyordu. Gelibolu'da tezgahlara yeni yeni gemiler konuyordu. gerek yeni gemi insaati. bu orta malini "fi-sebilillah" cihada tesvik etmesi pek tabii idi. Aksine. O. Eger o kalenin benim tarafimdan fethi takdir buyurulmus ise. Kritovulos.yönelse. Komutasi Gelibolu valisi olan Baltaoglu Süleyman Bey'e verilmis olan bu donanma. beylerbeyilerine. sadece Hakk'in lütuf ve yardiminadir. Bunlarin 12'si . hevesleri ve heyecanlari ile yardim ediyorlardi. Otuz ve elli çift kürekle sür'atli bir sekilde hareket eden hafif gemiler de yaptirdi. Rumeli ile Anadolu'daki Osmanli sehir ve kasabalarinda geceli gündüzlü çalismalara baslandi. ne de savas âlet ve vasitalarinin fazlaliginadir. Meclis disinda. dümenci ve diger görevlileri yerlestirdi. Muhalif grup. Bu konudaki ümidim ne mal ve mülk bolluguna. öbür taraftan da. 1453 baharinda Gelibolu'dan Istanbul'a dogru hareket etti. yine de basaramaz. Bundan baska o. Gelibolu'dan hareket ettigi aman 147 harp gemisinden mürekkepti. Pâdisahin.

Daha önce de belirttigimiz gibi pasanin kalbinde bir korkusu vardi. bu iste kendisine yardim etmesini söyledi. Çok defalar aksam olunca. 80 tanesi çifte güverteli kürekli. Zira öteden beri Bizanslilarin hukukunu müdafaa ediyordu. Sana ait olan altinlari sana takdim ediyorum". ." Iste yine böyle uykusuz geçirdigi gecelerin birinde Çandarli'yi huzuruna getirterek. huzurunuza çikmak için getirdigim bu altinlar benim degildir. gece gündüz. bazan yanina iki kisi alarak. Dukas. ata binerek yalniz basina. pasanin konagina giderek. Bizanslilar da. 55 tanesi de küçük çaptaki gemilerdi. Senden yalniz bir sey istiyorum." Halil Pasa. Beraberinde altinlar ile dolu bir de altin tepsi aldi. "Lala. Edirne'ye gelince: Buradaki hazirliklarla bizzat padisahin kendisi mesgul oluyor. Karisi ile çocuklarini öptükten sonra çikti. pâdisahin bu son sözü ve talebi üzerine titredi. Pâdisah da cevap olarak dedi ki. Hemen etek öperek altin tepsiyi önüne koydu. O da cevaben dedik ki. pâdisahin yatak odasina girdigi vakit. Pâdisah altinlari görünce. pâdisahin iradesini. Bunlar da pasanin yatak odasina giderek. ister sarayin haricinde olsun. "Sevketmeâb! Devletin büyüklerini. çok mühim bilgiler vermektedir. gece yarisindan sonra. ne sekilde harb ederse ve ne gibi vasitalari kullanirsa Istanbul'u zapta muvaffak olacagini düsünüp zihnini yoruyordu. gerek yatarken. altin ve gümüse aldanmamasini kendisine ihtar ettikten sonra. asker kiyafetinde bütün Edirne'yi dolasiyor ve hakkinda söylenen sözleri bizzat dinliyordu. elleri bos girmek âdet degildir.bazan yaya yürüyerek.çektirme. onun bu andaki halet-i ruhiyesini su sözlerle bize nakleder: "Mehmed. çok defa yataginin içinde rahatsiz bir gece geçiriyordu. Halil Pasa. gerek uyanik bulundugu zamanlarda. Bana Istanbul'u ver. Ona göre: "Bir aksam. bunlar nedir?" diye sordu. saray bekçilerinden birkaç tanesini göndererek Halil Pasa (Çandarli)'yi saraya getirtti. Allah'in inayeti ve Peygamberin imdadi ile Istanbul'u alacagini. ister sarayinda bulunsun. Bu gece sohbeti ve olaylari ile ilgili olarak Bizansli tarihçi Dukas. Hatta sana bunlardan fazla altin ihsan edecegim. pasanin harem agalarina bildirdiler. Bu gemilerin içinde kürekçilerden baska yirmi bin kadar azeb askeri bulunuyordu. Onlarin sag eli mesabesinde idi. geceli gündüzlü durmadan çalisiyordu. Ben ise. Uyku zamanlarinda bile fethi düsünen padisah. "Senin altinlarina ihtiyacim yoktur. Bu bekçiler. pâdisah fevkalade bir saatte huzuruna davet ettigi vakit. muharebenin yakinda baslayacagini. pâdisahin kendisini davet ettigini söylediler. Halil Pasa bayilacak derecede korktu. pâdisahi oturmus ve elbisesini giyinmis bir vaziyette gördü.

bu silahin tahrib gücünün büyüklügüne inandigi içindir ki. Mehmed. sabahlara kadar Istanbul'un fethi isi ile mesgul oluyordu. Halil. Fakat o tarihe kadar toplar. Istanbul'u da sana ihsan edecektir. sabahlari. çaplari ve sayilari itibariyle fazla bir sey ifade etmiyorlardi. harp fennine asina olanlara toplarin ve muhasara aletlerinin nerelere konmasi lazim geldigini tesbit ettigi gibi. Eline sehrin haritasi ile mürekkep alarak ve sehrin etrafindaki mevkilerin seklini resm ederek. bunlari ve buna benzer baska oksayici sözleri söyledi. Istanbul'un fethinde en önemli rolü oynayan vâsitalardan biri toptur. Halbuki pâdisahin bu oksayici sözleri arasinda kalbi burkan. Altin veya gümüs paralar seni aldatarak. senin elinden kurtulmayacaktir. gözüme uyku girmiyordu. Tarihte bir topçu parkina sahib olan ilk hükümdarin Fâtih oldugu belirtilmektedir. Velhasil bütün gece bu hazirliklarla mesgul oluyor. Saruca büyük bir top dökmeye muvaffak oldu." Halil Pasa'nin bu sözleri. Surasi bir gerçektir ki. büyük iste muvaffak olmak ugrunda birbirimiz ile yarisarak mallarimizi. lagim açilacak yerleri de resim (plan) üzerinde isaret ediyor. o tarihe kadar görülmeyen sayi ve çapta top yapilmasina önem verdi. Türkler pasaya "kâfir ortagi" adini taktilar ve herkes ona "dinsizlerin ortagi ve yardimcisi" diyordu. Bu ihtarlardan sonra pâdisah. gece verilen kararlarin akillica ve düsmana karsi hilekârane tatbik ve icrasini emrediyordu. kani kurutan ve isiran ihtarlar da vardi. Binaenaleyh bu hususta müsterih ol. pâdisahin son talebine karsi dedi ki: "Sevketmeâb! Bizans Imparatorlugu'nun büyük bir kismina seni sahip etmis olan Cenab-i Hak. Halil Pasa'ya ruhsat verdi ve "sulh ve müsâlemetle" git dedi. Mehmed o gecelerde. Ben eminim ki. Fâtih Sultan Mehmed. yakindan ilgilendigi baska bir konu daha vardi. Allah'in yardimi ve Peygamberin imdadi ile Istanbul'u alacagiz". Büyük çapta toplarin yapilma isini Orban (Urban) adindaki Macarla Türk mimarlarindan Müslihiddin ve mühendis Sarica üzerlerine aldilar. canlarimizi feda edecegiz ve kanlarimizi dökecegiz. hendeklerin baslarini ve merdivenlerin surun hangi tarafina konmasi lazim geldigini gösteriyordu. Halil'e dedi ki: "Yatagimin bu bas yastigini görüyor musun? Bu yastagi bütün gece yatagimin bir ucundan öbür ucuna ve diger uctan öteki uca nakletmekle mesgul oldum. Orban da çok büyük çapta bir top yapabilecegini. Gerçi topun bir harp silahi olarak kullanilmasi Istanbul'un kusatilmasi ile birlikte baslamis degildir. bu korkunç ejderi biraz teskin etmisti.pasanin bu sag elini hediyelerle doldururlardi. Allah'in inayeti ile ben ve bütün kullarin." Edirne'de bulunan Fâtih Sultan Mehmed'in. intac etmek istedigim büyük isi geri birakmaya sevk etmesin! Bizanslilarla yakinda ciddi bir sekilde harp yapacagiz. Bu da ordusunu toplarla techiz etme isi idi. . Yataga yatiyor ve kalkiyordum.

bunlari karsiya geçirmek üzere Beykoz. Kaynaklar. mermi isini bizzat üzerine aldi. Imparator Constantinos'un. Fâtih. Bu sebeple. Büyük emek ve masraflarla yapilan bu toplara "sahî" denmisti. Istanbul civarindaki Rum kasabalarini teker teker ele geçirdi.fakat gülle yapmasini bilmedigi için bu ise karismayacagini söyledi. kusatma boyunca Istanbul'a yapilabilecek bütün yardimlara mani olmak için her çareyi düsünüyor ve her tedbire basvuruyordu. otuz araba ve altmis manda ile çekiliyordu. Turhan Bey ile ogullari Ahmed ve Ömer Beyleri Mora topraklarina akina memur etti. Osmanli hücumlari. Istanbul muhasarasinda çok büyük rol oynayacak olan bu essiz toplarin en ince teferruatina kadar bütün hesap ve planlarini kendisi yaptigi gibi. Subat baslarinda Edirne'de baslayan sevkiyat. Bu maksatla o. Bizans Imparatoru'nun kardesleri Dimitrios ile Thomas hüküm sürmekte idiler. Dukas. Bu kasabalar. Genç hükümdar. Bu topun. Ikinci Mehmed. Mart sonlarina dogru. Anadolu ve Rumeli'de beylerbeyiler ile sancakbeyleri gerekli miktarda askeri topluyor. ikiser yüz adam bulundugundan yolda kaymamasi saglaniyordu. Turhan Bey. Istanbul'dan bes mil kadar uzakta bulunan bir yere gelmis oldu. ama mermi ve ince hesaplardan anlamam" deyince hükümdar "Benim senden istedigim sadece topu iyi dökmenden ibarettir. Çünkü Mora'da. Petropulos bu emri. Kendi nezâreti altinda döktürmüs oldugu toplardan biri çok büyüktü. Yollarin kötü yerlerine tahta dösemek ve köprü yapmak üzere ayrica elli usta ile ikiyüz amele önden gidiyordu. Bogazin dogu sahilindeki Beykoz kasabasinin üstündeki ormanliklarda toplandilar. Edirne'den Istanbul'a kadar getirilebilmesi için iki ay kadar bir zamana ihtiyaç hasil olmustu. Istanbul'u kusatmak üzere hareket eden Türk ordusunda üç büyük top ile ondört batarya top vardi. Despotlarin kuvvetlerini yok ederek onlara göz açtirmadigi gibi Bizans tarafindan beklenen yardimin gelmesine de engel olmuslardi. resimlerini de bizzat çizmisti. genç hükümdar ile Orban arasinda geçen muhavereyi su sekilde verirler: Orban: "Büyük toplarinizi dökebilirim. Bu toplarla atilan gülleler. techiz ediyor ve belirlenen zamanlarda yerlerinde bulunmalarini saglamak için çalisiyorlardi. Kara Deniz sahillerinden getirilen kara bir tastan veyahut yuvarlak hale getirilen mermerlerden yapiliyordu. Onun her iki tarafinda. Bunun üzerine pâdisah. Top. Karadeniz sahilindeki . büyük topun Edirne'deki ilk deneme atisindan. Bu arada Subat 1453'te hükümdarin emri ile Dayi Karaca Bey. Fâtih. Kalani ben düsünürüm" demisti. iki gemisiyle askerleri ve mühimmati karsiya geçirmek suretiyle yerine getirdi. Kilyos ve Fenerbahçe'de dalyanlari bulunan Rallis Petropulos adindaki Rum'a emir verdi. 1 Ekim'de sefere çikmisti. bunlardan yardim istedigini ögrenmisti. uzun uzadiya bahseder. Anadolu askerleri.

Bu yardimla o. Osmanlinin sahip oldugu dinî müsamahasi (hosgörü)ni karsilastirma bakimindan bu mevzuda kisaca ve özet olarak bilgi vermek istiyoruz. Sizmatizm atesi henüz sönmemis oldugundan. Ordusunun meydana getirdigi çizgi. sehir halki Rum ve Latin kiliselerinin birlesmelerini saglamak veya engellemek için birbirleri ile budalaca çekisiyorlardi. Avrupa'nin büyük devletlerini. sehir önünde görünerek (Egrikapi) karsisina gelen tepenin arkasinda çadirini kurdu. yani 6 Nisan (26 Rebiülevvel) Cuma günü de sehri kusatma altina alir. esasen daha evvel Karacia (Karaca Bey) tarafindan tahrib olunmuslardi. bu kapinin tahrib edilemeyecegini anlayinca topu Sen-Romen kapisi önüne tasitti. Pâdisah. Ortodoks Kilesisi'ni asimile edip tamamen ortadan kaldirmayi hedefliyordu. Bizans tarihçisi Dukas ve ondan naklen Hammer. Bigados da kendiliginden teslim oldu. içinde bulunduklari psikolojik durumu anlama imkânini da bulmus olacagiz. imparatorun yeniden tahkim ettirmis oldugu Egrikapi (Kaligarya) önüne konmustu. Vize ile Ayios Stefanos idi. Ortodoks Mezhebi'ndeki Rumlarin. Bundan dolayi bu kapi "Topkapi" adini almistir. "Mehmed'in askerleri tahribat için Istanbul kapilarina dayanirken. Nisanin 6. Cuma günü. Kesan mevkiinde mola veren hükümdar. Fatih'in gelisini ve otagini kurusunu söyle anlatirlar: "Paskalyayi takib eden Cuma günü (6 Nisan) Mehmed. Ahyolu. Islâm'dan alinan ilhamla. sehir muhasara edildi.Misivri. Ayasofya'da iki firka (mezheb) arasinda seklî bir uzlasma saglanmistir. Yine Tahtakapidan Kosmidi (Eyüb civari)'ye kadar cenup tarafta bulunan baglara ve ovalara yaymis idi." Takriben iki ay sonra "Fâtih" diye anilacak olan Mehmed'in ordulari. savasla ilgili bütün tedbirleri aldiktan ve bütün hazirliklarini tamamladiktan sonra 23 Mart 1453 (12 Rebiulevvel 857) günü Edirne'den hareket eder. Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birlesmesi gerektigini. yoluna devam ederek 1453 Nisan'inin besinde Istanbul surlari önüne gelir. Dönemin Hiristiyan âlemindeki bu çekisme ile. kendi sonuçlari ile ilgilendirip bu yoldan biraz yardim saglamak ümidi ile yapilmisti. Katolik Hiristiyan dünyasi. Kesan'da kendisine iltihak eden bu orduyu alan pâdisah. Bu yerler. Fakat bu uzlasma. Böylece. Bu karsilastirmayi da bizzat kendi kaynaklarindan yapmakla meseleye daha rahat bir açiklama getirmis olacagiz. Ertesi gün. bundan daha iyi bir zamanin olamayacagini düsünüyor ve ancak bu sayede Bizans'a yardim yapilabilecegine inaniyordu. . her gün bir takim çirkin çekismeler görülüyordu. o tarihten bir önceki yilin 12 Araliginda. bu birlesme için. Büyük top. Hükümdar. Istanbul surlari önünde göründükleri zaman. sarayin Tahta kapisindan Yaldizli kapiya kadar uzaniyordu. Çanakkale Bogazi'ndan geçecek olan Anadolu kuvvetlerinin gelmesini bekler.

Genadios ile ayni fikri paylasiyor ve onunla is birligi yapiyordu. can ve din hürriyetine sahip olarak Osmanli ülkesindeki rahat hayatlarini gipta ile karisik bir hayranlikla müsahede ediyorlardi. birçok eser mahvolmus ve Türk fethine kadar bu facianin izi silinememisti. imparator ile birlikte Katolik âyininde hazir bulunurlar iken. Sehirde yaptiklari yagma ve Rumlara yapilan iskenceler ile onlari her türlü haktan mahrum edisleri. dönemin Bizans tarihçisi olan Dukas'in verdigi bilgiyi de vermek suretiyle Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birbirlerine karsi olan bu hasmâne tavirlarini ortaya koymaya çalisacagiz. Ortodoks Mezhebi'ne bagli olan halkta. bazi resmî binalar. büyük bir nefret uyandirmisti. din ve mezheb serbestisine verdikleri mukaddes mânâ farkediliyordu. Latinlere karsi olan bu nefretin kökleri çok eskilere dayaniyordu. her gün birlesme taraftarlari aleyhine va'z etmekten ve yazilar yazmaktan geri kalmiyordu. bozuk yollar ve terk edilmis saraylar bulmuslardi. Bir de Dimitri Kidoni aleyhinde bulunuyor ve bunlarin rafizî olduklarini isbat ediyordu. onun gönderdigi Kardinal Izidor vasitasiyle Ayasofya'da âyin yapilmisti. her mezhepteki hiristiyanlarin. Fakat biz. Zira 1204'teki Latin istilasinin aci hatiralari. Hiristiyanligin. Bu istila esnasinda Istanbul'daki âbidelerin çogu tahrib edilmis. Latinler aleyhine sunlari söylemeye cesaret etti: "Istanbul'un içinde. Bu anlayisin bir sonucu olarak. Türk sarigini görmek. Istanbul'a girdiklerinde bir kismi çok harab 50'ye yakin kilise. en yüksek dereceli devlet adami olan Grandük Notaras: "Konstantinipolis'te kardinal sapkasi görmektense Türk sarigini görmeyi tercih ederim" diyordu. Latin serpusunu görmekten daha iyidir." Görüldügü gibi Imparator. Rumlar. Bu.Muhaliflerin düsmanligi son dereceyi bulmustu. imparatordan sonra. mal. Makamindan uzaklastirilan eski patrik Gennadios (fetihten sonra Fâtih tarafindan Rum Patrikligi'ne getirilen kimse) da Ortodoksluk için en iyi . Istanbul aleyhine toplanmis olan sayisiz Türk askerlerini gören halka hitaben bu büyük duka. Bir grup papaz ve ileri gelenler. Avrupadan yardim alabilmek için Papa tarafindan sart kosulan Katolik kilisesi ile birlesmeyi kabul etmis. yikilmis müesseseler. halkin hafizasindan daha silinmemisti. gayr-i müslim tebeasina (vatandasina) verdigi büyük rahatlik ve kazanç imkanlari da bunlara ilave edilince. Bu hareket. Müslüman ve büyük devletin. Senatodan bas amiral büyük duka (Lukas Notaras). Osmanli hükümdarlarinin vicdan hürriyetine. Saint Thomas Akinu'nun sahsi ve eserleri aleyhine yeni mütalaalar ve itirazlar tertip ediyordu. Müslüman Türk'ün müsamahasi biliniyor. henüz unutulmamisti. baska kesisler ile halkin bir kismi manastirlardan çikmiyorlardi." Hammer. bu konuda daha fazla tafsilat vererek iki kilisenin nasil birbirleri ile çatistiklarini anlatir. "Gennadios. bazi Bizanslilarca Osmanli idaresi bir nimet ve kurtulus olarak görülüyordu. mezarlar soyulmus. Türkler. Bu sekildeki tahribata karsilik.

onun Islâm mümessilligini ne kadar azametle temsil ettigini gösterir. 6 Nisan (26 Rebiülevvel) gününe tesadüf eden baska bir Cuma günü. Peygamberin nübüvvetini tasdik ettigini haykirmisti. adaletin. Onlar. Cuma namazindan sonra muhasara hareketine baslanilmasini emreden genç hükümdar. seyhler ve seyyidlerden meydana gelen halkadan bahseden Hoca Sa'duddin Efendi bu konuda su bilgileri vermektedir: "Ulema. gayb ordulari ise askerin öncüsü olarak ilerlemekte idi. Gerçekten de rehberi zafer olan bu seferde. Birbirlerini tamamlar mahiyette olan bu bilgileri kisaca ve ana hatlari ile vermek gerekiyor. düsmanlari olan milletler tarafindan dahi hakkin. Hz. onun hakim oldugu idare araniyordu. KUSATMA VE ISTANBULUN FETHI Bilindigi bi Cuma. Iste böyle bir günde Edirne'den baslayan hareket. içinde Cuma Namazi bulundugundan Müslümanlarcaek olarak kabul edilmektedir. eski âdetleri üzre ol gazi hükümdarin katinda bulunmak. Zira Türk sarigi. gaza sevabini elde etmekle yüceldiler. temiz ruhlar birlikte. Bu sebeple biz. ordusu ile birlikte edâ ettigi (kildigi) Cuma Namazi'ni müteakip baslayan kusatma ile ilgili yerli ve yabanci bir çok kaynakta bilgi bulunmaktadir. bununla da yetinmeyerek "Feth-i Mübin"in muhakkak oldugunu. Ama o tarihlerde hayatta olan ve gizli sirlari bilenlerden ve kerametleri zahir olan . Onun otagi yaninda yürüyüp dua etmekten bir an dahi geri kalmadilar. Âlimler. Zira tafsilatina girdigimiz zaman sadece bu kusatmanin. Sultan Mehmed'in temsil ettigi idare. Tazim ve tekrim ediliyor. fetih ve zaferin nasib olmasi duasina. konunun detaylarina girmeden vermek ve kaynaklarina dipnotta isaret etmekle yetinmek istiyoruz. mesayih ve bunlarin talebelerinden meydana gelen bir halka bulunuyordu. Kostantiniyye fethinin Sultan Mehmed tarafindan gerçeklestirilecegini askere telkin ediyorlardi. din ve vicdan serbestisinin isareti olarak görülüyordu. hacimli bir eseri dolduracak kadar genis olacagi görülecektir. Bunlar.tercihin bu olduguna inaniyordu. emel ve dileklerinin gerçeklesmesi için yakarista bulundular. Bu. dogrulugun. Sultan-i âlisan (sani yüce sultan)la at basi giderek onun * âyet-i kerimesinde belirtildigi gibi "onun verdigi nimetlere sükr ederler" derecelerine dogru yöneldiler. insan tabiat ve yaratilisina son derece uygun idi. asker arasinda gazâ ve cihadin faziletinden bahsederek onlari "Feth-i Mübin"e tesvik ediyorlardi. Çünkü. Her an. Devrinde hayal edilen ve arzu edilen esaslara dayanmis bulunuyordu. Bu sebeple sultanin etrafinda. Hatta bir rahibe bütün hiristiyanlarin saskin bakislari önünde mezheb degistirmeyi red ederek tamamen Islâmî olan kiyafeti kabul edip. maddî kuvvet kadar mânevî kuvvetin de tesirine inaniyordu. mesayih ve seyyidler. genç hükümdarin. ulema.

zedelenen kenarlarin üzerine. kusatma hareketine hiz verildi. Islâm askerlerine yüz akligi olmak için duaya devam ediyor ve hükümdarin emri geregince otag yaninda yürüyorlardi. nokta atislari ile surlardaki muhayyel bir üçgen dövülerek. baska bir rivayette de Isfendiyar oglu Ismail Bey'i elçi olarak gönderip. Bu elem verici tarihten itibaren muhasaranin son buldugu 29 Mayis tarihine kadar yedi hafta boyunca o korkunç toplar.Aksemseddin Hazretleri ile Akbiyik Dede. Tesirin tahribkarligi derhal görüldü. Kusatilmis olanlar. Mehmed Pasa'yi. Asirlar oyunca nice güçlü milletlerin hücumlarina dayanmis olan bu asirlik duvarlarda. bin seneden beri bu sevgili beldenin maglup edilemez bir tanriçasi makaminda tuttuklari ve varligiyla magrur olduklari bu köhne surun kendilerini korumaya yetmeyecegini anladiklari zaman. arka ve yanlara süvariler konmustu. tasavvur edilsin. günün her saatinde sasmaz bir intizam dahilinde dehset saçan bir gürültü ile agir mermer güllelerini Bizans surlarina firlatmaktan bir an dahi geri kalmadilar. piyadeler sagli sollu ayrilmis. Bizans Imparatoru'na. Üç adet büyük hücum firkasi teskil edilmis ve 14 bataryalik bir topçu parki kurulmustu. kesif bir toz ve duman bulutu içinde müthis bir gürültü ile geliyor. tarifi imkansiz bir ye's ve kedere kapildilar. surlara çarpip tahribatini yaptiktan sonra bin parça oluyorlardi. ortasina yapilan top darbeleriyle büyük gedikler açildigi rivayet edilir. Bu bombardimanlarin çok ustalikli yapildigi. Türk topçusunun harp teknigindeki maharetlerini göstermektedir. isteyenlerin bütün esyasiyla birlikte arzuladiklari yere gidebilmekte serbest olacaklarini." Bizans surlari önünde saf tutan Osmanli ordusunda. duçar oldugu canhiras feryad ve dehset. Bu sekildeki bir bombardiman. ortaçagin en büyük kalesini yikmak için yaptirdigi müthis toplari . Simdiye kadar hiç kimsenin asla isitmemis oldugu bu harikulade top patlamalarini isiten hurafe perest (hurafelere inanan) halkin. günümüzde Topkapi denilen yerde mevzilendirildi. bu fetihteki rolüne isaret eder: "Yine Nisan'in on ikinci günü büyük bombardimanin basladigi gündü. bu konuda asagidaki ifadeleri kullanarak Osmanli topçusunun. Böylece onlar da. Schlumberger. 12 Nisan'da safakla birlikte topçu bataryalari atese baslayarak. çok kisa bir mesafeden yapilan bu ilk top atesini müteakip. surlar bombardimana tutuldu. Bu teklifin reddedilmesi üzerine." Mutlak surette galip gelmek azmiyle bütün hazirliklarini tamamlayan Sultan Mehmed. Kisa bir zaman içinde muhasara için mevki alan ordu. derhal gedikler açilmaya baslandi. Sahî denilen büyük top. halkin mal ve canlarinin güvenlikte bulunacagini. Bu gülleler. hazirliklarini yürütürken Sultan. aksi takdirde harp hukukunun gerektirdigi seylerin yapilacagini bildirdi. dilekleri gerçeklestiren Allah'in yardimlarini taleb için ayni yola düstüler. sayet teslim olurlarsa.

Sehabeddin Pasa ve Koca Turahan Bey'le Aksemseddin'in ve Sultanin hocasi Ahmed Güranî (Molla Güranî)'nin yardimlari ile bu bedbin görünüsü yenmeye ve savasa devam azmini yenilemeye muvaffak olurlar. Düsman gemilerinin Halic'e girmesi üzerine. Fâtih ünvanini alacak olan Sultan Mehmed. Tursun Bey'in ifadesiyle bu hadise. Çandarli ile ona tabi olanlar. Bizans'ta büyük bir ümit ve sevinç uyandirdi. hisimla atini denize dogru süren ve kaftani islanincaya kadar denize girmis olan genç hükümdar. Hoca Sa'duddin bu konuda sunlari söyler: "Ulemanin ileri gelenlerinden Seyh Ahmed Güranî. Fetih alâmetleri belirdigi sirada isten el çekmek vazife anlayisina sigmaz diyerek zaferleri gölge edinen askerlere nasihatlarda bulundular ve tatli bir dille "sonra Rum ülkesi size açilacaktir" hükmünde belirtilen gerçek vaadi hatirlatarak "büyük savas. Amma ma'nide âyet-i kerimesinin isaretine uygun olarak bu hadise. ülkeler hakimi sultan ile ayni görüs ve fikirde olup. alinan tedbirlerle Müslümanlarin lehine tecelli edecektir. bu muvaffakiyetsizligin. 6 Nisan . Ümitsizlik. Gerçekten. ortaya çikan durumdan istifade ile Imparator'la müzakerelere girisilmesi ve muhasaranin kaldirilmasi fikrini tekrar ortaya atarlar.29 Mayis arasinda 54 gün süren kusatmanin tafsilatina girmek istemiyoruz. Orada. tesci' edici sözleriyle askerin cesaretini yükselttiler. Sultan. Lodos rüzgari ve Bogaz'daki akinti sebebiyle Halic'e girmeyi basardilar. onun yerine Hamza Bey'i tayin eder. Bu basari. Aksemseddin tarafindan Pâdisaha sunulmus olan bir mektup. batililar tarafindan gönderilen donanmanin öncüleri oldugu sayiasi yayildi. Durumun nazikligini ortaya koymasi bakimindan kisaca bunlardan söz etmek gerekiyor. Vaziyeti. Çandarli Halil Pasa'nin eski rakibi ve fetih fikrinin kuvvetli müdafii Zaganos Pasa kurtarir. "ehl-i Islâm arasina fütur ve perisanî saldi. Baltaoglu Süleyman Pasa'nin bütün gayretlerine ragmen. baris ve anlasma yolunu benimsememislerdi. Istanbul surlari önünde. muhasarayi basarisizliga ugratacak büyük bir tehlike belirmisti. Mektup. bütün vezir ve komutanlarin katildigi bir Divan toplar. bozgun dogurabilirdi. büyük seyhlerden Aksemseddin ve makami yüce vezirlerden Zaganos Pasa. alinmasi gereken tedbirleri de tavsiye etmektedir. umumî bir hayal kirikligi dogurdugunu ve zaferi süpheye düsürdügünü isbat etmektedir.ile Istanbul surlari önüne gelip muhasaraya baslar. Genç hükümdar için durumun ne kadar nazik bir hale geldigini tasavvur etmek mümkündür. Bu gemilerin. Ancak. bu durumu hazmedemeyerek Baltaoglu'nu komutanliktan azlip. O zaman. Bunlar. Kostantiniyyenin fethidir" . 20 Nisan'da bugday yüklü bir Bizans gemisiyle dört Ceneviz gemisi. kendisini bütün mukadderatla karsi karsiya getiren iki çetin imtihan daha geçirmisti.

Fâtih Sultan Mehmed'in karsilastigi ve âdeta imtihan edildigi buhranli ikinci hadiseye geçmeden önce. karadan gemi yürüterek denize indirme teknigi büyük bir basari idi. Fakat Fâtih. bes askerin yan yana yürümesine imkân verecek ve top geçirilebilecek sekilde muntazam. iyi bir sekilde gizlenmisti. Bura sakinleri. kusatilanlarin bütün ümitlerini kirmak için bu ise tesebbüs edilmistir. Fâtih. Rumlarin mâneviyatlarini yeniden ve esasli bir sekilde sarsti. Solakzâde bunu "Himmet-i merdân ile Besiktas dedikleri yerden Kasim Pasa deresine dogru. esas faaliyet. Haliç tarafindan da tazyiki için limana girise mani olan zincirin kirilmasi denenmisse de basari saglanamamisti. Böylece yeni bir cephe açilmasi ve Bizans'in her taraftan sikistirilmasi. bununla da kalmadi. Halic'e denizden girmenin imkansizligi yüzünden 50-70 kadem uzunlugundaki 15-22 sira kürekli 70 kadar gemi. Sabahleyin 70 parça kadar geminin. Türklerle dost olmakla beraber geceleri de Bizanslilara yardim etmekteydiler. Bunun üzerine ince donanmanin Halic'e karadan geçirilmesi genç hükümdar tarafindan düsünülmüstü. Imparator'un gönderdigi elçilere: "Ya ben Bizans'i alirim. fetih isinde azimli oldugunu ve teslimden baska bir teklifi kabul etmeyecegini bildirmisti. Imparator'u. Cenevizlilerin elinde bulunup ayri bir kalesi vardi. Onlarin. O dönem tekniginin bir harikasi kabul edilen bu köprü.gerçeginden hareketle ortaya konan gayret ve ihtimami bir bir gazilere anlattilar. Haliç'te yelken açtigini gören Bizanslilar. saglam dösemeli bir köprü kurdurdu. Bizans Rumlari arasinda da "Gemilerin karadan yüzdürüldügü görülünceye kadar Istanbul'un zaptinin kimseye müyesser olmayacagi" hususunda bir inanç ve anlayis bulundugundan. ya Bizans beni" diyecek kadar. onun düsmani olan ve Fâtih'i sahsen taniyan . dag parçasi gibi gemilerin altina rugan (yag) ile terbiye olunmus kütükler döseyip. Gemilerin Halic'e indirilmesinden sonra Defterdar ile Kumbarahane Iskelesi arasinda bin kadar duba üzerine. Beyoglu sirtlarindan ve Galata surlarindan asirma atislarla Haliç'teki düsman gemilerini batirmaya basladi. hayret ve dehsetle bu manzarayi seyre baslamislardi. Bu sekilde. Galata. 22 Nisan gecesi sabaha kadar Halic'e geçirildi." Bizans'in. Bu sevkiyat yapilirken Beyoglu tepelerine yerlestirilen bataryalarla Haliç'teki Bizans donanmasi taciz edilip hareketsiz birakildigi gibi surlarin etrafinda da bombardimana devam edilip. Havan toplari döktürdü. bir rivayette yelkenler açarak yürüttüler ve gemileri birbirine baglayarak üzerine metrisler koydular" cümleleri ile anlatir. O sirada. en agir sartlari kabul ederek baris teklifinde bulunmaya zorladi. ihtiyaç karsisinda büyük dehâsinin yeni bir kesfini de ortaya koydu. balistik hesaplarini bizzat yaparak tecrübelerinde bulundu.

ormanlari ve dereleri asarak. Bir digeri de elinde küregi tutarak. Keyahsar'i da geçti. Muvafik rüzgarin esmekte oldugu sirada.Bizans imparatorluk prensi meshur tarihçi Dukas'in karadan yürütülen gemiler ile pâdisahin bu husustaki faaliyetleri hakkindaki düsüncelerini buraya almayi faydali buldugumuzu belirtmek isteriz. Geri kalan gemileri orada biraktilar. olup bitenleri yakindan takib etmis olan vak'anüvis Nicolas Barbaro. düsecegi gününe kadar Haliç'te büyük bir Venedik gemisinde bulunarak. geçidin (Bogaz) mukaddes agzindan çekerek. . Her birinin bas tarafinda bir kaptan ve arka tarafinda bir dümenci oturuyordu. Ben bunu. Bu suretle emir icra olundu. kusatma altina girdigi günden. Keyhüsrev'in Athos dagini yarmasinda gösterdigi cearet ve fedakârligin kat kat üstünde bulurum. Böyle bir harikayi kim gördü ve kim isitti? Keyahsar (Keyhüsrev) denizde köprü insa ederek. taifelerin sevk ve setaretini. Bunlari bizzat gözlerimle gördüm. Zira Keyahsar. Bu yolu. karada yürür gibi bu köprü üstünden karsiya asker geçirdi.Halic'e nakl olunmalarini emr etti. Bunlar arasinda iki sira kürekli kadirgalar da vardi. Galata'nin diger cihetinde ve Kosmidion denilen yerin karsisindaki Haliç sahili arasinda bulunan ve Galata'nin arkasinda olan ormanlik dag yolunun düzeltilmesini emr etti. cesurâne ve cür'etkârane bir planin tatbik ve icrasini düsündü. yelkeni harekete geçiriyordu. tekbir seslerini. karayi denize tahvil etti (çevirdi). Bu gemilerin sayisi seksen idi. biri de davul. Ve gemileri dalgalar yerine. Mehmed ise." Istanbul'un. Galata'nin sark tarafinda ve Çifte sutun altindaki cihette olan yer ile. dag ve tepelerden geçisinin dehset saçici cereyanini. O. buna inanilmaz ve garip masallar gibi görünmüs olacak olan diger rivayetlere de artik inanirim" der. Gemiler çekiliyordu. Eger bu harikulade olayin meydana gelmesinde hazir bulunmamis olsaydim. Elispondos (Çanakkale Bogazi)'u geçti ve Atinalilara maglub olarak muhakkar (hakarete ugramis) bir halde geri döndü. Ve hakiki altin gibi parlayan Atina'yi (burada kastedilen Istanbul'dur) yani dünyayi tezyin eden (süsleyen) sehirlerin kraliçesini feth etti. efsanevî mes'ale isigi altinda gemilerin. sevinç nârâlarini ve davul âvâzelerini uzun uzun anlattiktan sonra "Bu gemilerin. mümkün oldugu kadar düzelttiler ve makaralar ile gemileri denizden karaya çikardilar. söyle diyor: "Pâdisah. sanki denizde imis gibi karada hareketleri hadisesini gözleriyle takib etmemis bir kimse için bunun. daglarin tepelerinden geçirdi. denize varincaya kadar karadan geçiyorlardi. baska birisi de borazan çaliyor ve denizcilere ait sarkilar okuyordu. karayi denizde oldugu gibi geçti ve Bizanslilari mahv etti. Binaenaleyh bu. Bu gemilerin. Bu yeni Makedonyali ve bana kalirsa neslinin en son pâdisahi olan Mehmed. kara yolu ile. inanilmayacak kadar garip bir manzara oldugunu tekrar ederim.

7 Mayis'ta hazirladigi bir donanmayi G. Sefir. Vezir-i a'zam Halil Pasa. Macar elçilik heyeti. muhasara esnasinda karsilastigi ve âdeta imtihan edildigi ikinci önemli hadise. Tekrar mirildanmalar basladi. 26 Mayis) bir Macar heyeti. Bati hükümdarlarinin birlestikleri. Özellikle Hiristiyan Bati'nin birleserek Müslüman Türkleri Balkanlardan atmak üzere harekete geçebileceklerini. Sultan Mehmed'le üç seneyi kapsayacak sekilde yapmis oldugu mütarekenin. Zira o. naiplikten çekildigi ve Ladislas'in kral oldugu ögreniliyordu. Macarlarin Rumlara yardim edeceklerine dair olan tehdidi ve bir Bati filosunun yardima gelecegi sözleri. Izladi. Mayis sonlarina dogru kendisini göstermisti. Buna karsilik Zaganos Pasa. Tâcîzâde'nin ifadesiyle: "Te'hir olicak mebada derya yüzünden dahi küffardan muavin gelip halka zaaf-i kalb târi olmaga sebep ola". Bati devletleri arasindaki rekabetin bu yardima engel olacagini. Macar elçisiyle olan görüsme. hakli çikacak gibiydi. yardim yapilsa bile önemli olamayacagini söyler. daha önce görmüs oldugu üç Haçli seferinin tehlikelerini yakindan bildigi ve Bati Hiristiyanlarinin yeni bir Haçli seferi düzenlemelerinden korktugu için. 27 Mayis aksami bir meclis toplayarak vaziyeti görüsür. Gerçekten. Yildirim Bâyezid'in akibetini. ahidnâmesini geri istiyordu. bu faaliyet ve hazirliklardan habersiz kalmasina imkan yoktu. Macar heyeti. Hunyad'in sehri kurtarmak üzere kuvvetli bir ordu ile yolda oldugu ve büyük bir Haçli donanmasinin Agriboz'a veya Sakiz Adasi'na ulastigi sayialari yayilip büyük bir endiseye sebep oldu. Öbür tarafta Karamanoglu. Jan Hunyad'in. sonucu çok tehlikeli ve mes'um neticeler dogurabilirdi. Papa da kendi hesabina bes kadirga techiz ettirip yola çikarmisti. Istanbul'a yardim yapilamayacagini. pâdisahtan Istanbul kusatmasinin kaldirilmasini ister. . Aksi takdirde Macarlarin. Hemen hemen bütün kaynaklarin belirttigine göre o günlerde Osmanli ordugâhinda. Bunun üzerine. vezir-i azam ve onun yaninda bulunan iki vezirle görüsür. Zira idareyi genç krala devr etmekle imzalamis oldugu ahidnâmenin geçersiz oldugunu ve bu yüzden onu geri isteyerek ve Osmanli hükümdarinin ahidnâmesini de iade ediyordu. Venediklilere verdigi söz üzerine Istanbul surlari önünde herhangi bir gevseme halinde harekete geçmeye hazir bulunuyordu. Loredano komutasinda Ege sularina göndermisti. Kuvvetli bir casus sebekesine sahip olan Osmanli hükümdarinin. Varna ve Ikinci Kosova muharebelerini hatirliyordu. Venedik. Bu heyet vâsitasiyle. Basindan beri kusatmaya karsi gibi görünen Çandarli. Gerçekten de Istanbul muhasarasinin sonlarina dogru (25.Fâtih Sultan Mehmed'in. Bu yüzden Jan Hunyad. bunun da daha büyük bir felakete sebep olacagini söyler. Bir gecikme. Bati devletlerine ait bir filonun da Bizans'a yardima gelmekte oldugunu bildirir. imparatorun agir bir vergiye baglanarak muhasaranin kaldirilmasini teklif eder. genç hükümdara bildirilir. Sultan Mehmed'i düsündürür. Osmanli karargâhina gelir. efendisinden aldigi talimat üzerine. Bizans'in lehinde hareket edip onlarin yaninda yer alacaklarini bildirir.

Ama yine de Bizans surlarina çarpip püsküren ve uzadikça uzayan muhasaradan da zaman zaman ümitsizlige düser gibi oluyordu. Veliyüddinoglu Ahmed Pasa'yi. genç. cepheden cepheye at oynatan. Fakat. hatta saatini ve sehre girilecek noktayi ögrenmis görüyoruz. Ak Seyh'in çadirina niyaz ve sual babinda göndererek seyhinden fethin gününü. Seyh'in basi secdeden kalkar. Elhamdülillah" diye Cenabu Hakk'a sükr etmeye. Ancak Aksemseddin'in sebat ve hücum edilmesi ile ilgili mektubu ve manevî tebsirati havi yazisi. pâdisahin. kapida bulunan nöbetçi: "Içeri kimseyi komayasuz diye siparis olundu" diyerek delikanliyi Ak Seyh'in yanina almaz. Son olarak yapilacak hücumun neticesine kadar Macar elçisi iade edilmeyerek alikonuldu. Iste biçagin kemige dayandigi bu çok nazik demde. Bu arada muhasaranin uzamasi. Fetih esnasinda. pâdisahin gazabindan korkarak. "Bâhusus. ona her zaman deste ve yar olmakta bulunuyordu. tasa köpüre sehre girmekte. Ak Seyh de kendi kendine "Elhamdülillah. Gerçi. göz yaslari ve enin ile aglayip yalvarmakta oldugunu görür. Genç hükümdar. fetih haberinin gelmemesi üzerine. Ne ki genç hükümdarin kulagina durmaksizin "Korkma. sehri alacaksin" diyen ses. denizleri tutusturtmustu." . yatagini asmis sel gibi. Seyh'in ogullarindan biri. Benimsenen bu görüs üzerine. toplar döktürmüs. tekbir getirmeye baslamis bulunmakta idi. Papa'nin da Avrupa'li kuvvetleri. dinç. herhalde Sultan Mehmed üzerinde tesirli olmustur. donanmasina bir gecede daglari asirtmis. merakla babasinin çadirina geldigi vakit. nizamli ve talimli ordusuyla karalari denizlere çevirtmis. kafasi ve bedeniyle de en agir ve zorlu yükü tasiyan pâdisahin bir dinamo gibi zaman zaman bosalir olan mâneviyatini besliyor ve takviye ediyordu. tesvik ve sabri tavsiye hususu. Bu uzun niyaz ve yanik münacattan sonra. Bu esnada çadirin bir yanindan etegini kaldirip içeri bakan genç adam. Bu esnada da ordu. babasinin basi secdede. Pâdisah da endiseli ve sikintili idi. bazi dedikodulara sebep olmustu. Sultan Mehmed ile Aksemseddin arasindaki ilgi. sihirbaz kudretiyle kal'alar kurdurmus. genel bir hücuma karar verilir. Ama bir türlü neticelenmeyen kusatma ve Ortodoks kiliseninin son ve tek ümid olarak Katolik kilisesine boyun egmesine karsilik. sehre yardimci olmak üzere gönderme ihtimallerinin kizistigi bir gerçekti.Onun bu görüsüne bazi ümera ile ulema ve Aksemseddin istirak ediyorlardi. fetih tarihinin iç yüzünü idare eden Aksemseddin. su ifadelerde açiklik kazanir. babasinin mustuladigi an gelip çattigi halde. Venedik veya Papa'nin donanmasinin Sakiz'a geldigi haberi alinmisti.

kiyamete kadar baki olacak bulunan Devlet-i Âl-i Osmanî'de. mesâyih ve gazi dervisler. Imparator bu talebi reddedince Fâtih. Vezir-i a'zam Halil Pasa'nin muhasarayi kaldirma taraftari oldugunu bu surada açikça söyledigine daha önce isaret edilmisti. Fâtih'in baskanliginda toplanan bir harp surasinda uzun münakasalar yapilmisti. Müslümanlarin 850 senelik en büyük idealleri bulundugunu. mânevî tebsirlerle bir kat daha artirdilar. Bizansli muharipler. fethin. Bizans'in mânen tefessüh ettigini. Buna karsilik Zaganos Pasa ile hem tib hem de manevî ilimlerde derin malumata sahip bulunan Aksemseddin. O." Bundan sonra. bu sebeple "feth-i mübin"in muhakkak bulundugunu. Kur'an'da Istanbul'a isaret ettigi kabul edilen * "beldetün tayyibetün" lafzinin "ebced hesabi" ile içinde bulunduklari 857 hicrî senesini isaret ettigini söyleyen Aksemseddin. her zaman muhterem sayilacagini" bildirdi. devamli mesgul edilerek yorgun birakiliyorlardi. Istanbul'u tamamen kusatan Türk deniz ve kara ordusunda . Peygamberin ashabindan ve hicret esnasinda kendisini Medine'de evinde misafir etme serefine nail olan Ebu Eyyub el-Ensarî'nin kabrini kesf ettigi gibi. Fetih sabahinin gecesi. eline hükm-i serif sadaka olunarak (verilerek) tâ nesli munkariz oluncaya degin evladinin. Fâtih'i zor durumda birakacak bazi tesebbüslerde de bulunuyordu. derin bir vecd ile dile getirir. asker içinde zaten coskun bulunan hücum ve kazanma halet-i ruhiyesini.Aksemseddin ile Fâtih arasindaki münasebetlere temas etmis olmakla birlikte. Zira bütün teklif ve çabalara ragmen Bizans teslime yanasmadigi gibi. hem de Hiristiyan dünyasinda büyük bir manevî nüfuza sahip olacagini. bütün ulema. Istanbul'a hakim olan devletin hem Islâm. maddeten de hiç bir gücünün kalmadigini. Bu esnada Osmanli toplari surlari dövmeye devam ediyor. Sehrin diger bütün menkul servetini ve mahsurlarini ganimet olarak size birakiyorum. Hz. Bu esnada genç hükümdar da münadiler vâsitasiyle orduya tebligatta bulunarak "ilk defa sura çikacak olan askerlerin rütbelerinin artirilacagini. harp hazirliklarini tamamladiktan sonra sehre bir elçi göndererek Imparator'a "sehri menkul serveti ve yakinlari ile terk edebilecegini" bildiren bir mesaj gönderdi. yemin ederek askerlere söyle dedi: "Bu muharebede kazanç olarak yalniz sehrin binalarini ve surlarini istiyorum. bu sebeple kat'i neticenin alinmasina kadar muhasaraya devam edilmesini istediklerine temas edilmisti. Bunun için 27 Mayis'ta. Sultan Mehmed. Rum halkin büyük bir kismi ile bazi ileri gelenlerin Osmanli idaresini bir kurtarici olarak kabul ettiklerini. bütün orduya tellallar çikararak genel hücumun yapilacagi günü tesbit etti. Bütün bu görüsmelerden sonra meclis muhasaraya devama karar vererek dagilir. Türk ordusunda "Mum donanmasi" denilen ates ve isik senliginin icrasi ile geçti. daha önce toplanmis bulunan harp meclisinden kisaca söz etmemiz gerekiyor.

Türk ordusunun büyük ve tarihî hareketi basladi. Peygamberin müjdesine mazhar olarak 30 kadar arkadasiyla sehâdet mertebesine ulasti. Gecenin karanligini yirtan bu isik çenberi ile tekbir sesleri. Sonra otag-i hümâyununa çekilerek devlet erkâninin tebriklerini kabul eder. etrafi kesif bir duman ve barut kokusu kapladi. tekbirlerle Topkapi suruna sancak dikti. asirlardan beri hayal ettigi mukaddes bir rüya gerçeklesiyordu. tatli bir ahenk meydana getiriyordu. önce Osmanli ordusunda yangin çiktigini zannederek sevinecek. ayakkabisindan taninmisti. Isik ve seslerden meydana gelen bu ugultuyu gören Bizans. Ordu. Sultan Mehmed Han. surlardaki bu manzarayi görünce. ezanlar okunmaya baslandi. Bu esnada Bizans. Türklere açmis oldugu yolu takip edecegim" cevabini verdi. surlardaki bayraginin indirilip yerine Osmanli bayraginin dikilmesinden sonra. sehri koruyan gruplarla birlikte Bizans Imparatoru da öldürülmüstü. Bu. vatanini müdafaa için ölen bu serefli askerin cenazesine saygi göstererek onu merasimle defn ettirdi. atindan inerek. .kandiller.* Bu sirada Osmanli sancaginin surlarda dalgalandigini gören ve daha önce yaralanmis bulunan Latin komutani General Giustiniani. Bizzat genç hükümdar dahi. Fâtih. mes'aleler ve atesler yakilarak Kostantiniyye (Istanbul) bir isik çenberi içine alindi. Aksemseddin ile Molla Güranî ates hattina girerek. O. Peygamber'in medih ve senâsina nail olmanin verdigi bir sevinç. hem de denizden bütün cephelerden harekete geçti. Askerin hep bir agizdan getirdigi tekbir ve tehlil sedâlari. Ulubatli. gazâ yolunda sehidlik mertebesine ulasmayi taleb ile askere önderlik edip örnek olmuslardi. elinde kiliç ile Topkapi gedigine saldirmisti. artik Osmanli'ya mukavemet edilemeyeceginin bir ifadesi idi. Bu âyin. harbin en siddetli aninda. askeri tehyic edici sözlerle. Ilk hamlede iki bin merdivenle 50 bin yigit ileri atilmis. ayrica devletini. Toplar. bunun bir donanma oldugunu anlayinca derin bir ye's ve ümitsizlige düsecektir. Kalmasi hususunda israr eden Imparator'a "Allah'in. Bizanslilarin Ayasofya'da icra ettikleri son âyindi. Hz. fakat kisa bir müddet sonra. ortaligi inletiyordu. Ayasofya'da Imparatorun da hazir bulundugu son bir âyine katiliyordu. 20 Cemaziyelevvel (29 Mayis) Sali sabahi ezan ve namazdan sonra. Hz. fenerler. Bizans'in. Islâm'in mukaddes serefine mazhar kilan medhiye-i Resulullah'a** kavusmanin verdigi heyecanla sükür secdesine kaparak Cenab-i Hakk'a hamd eder. hem kara. Bu sirada Ulubatli Hasan adindaki muazzez nefer. gemisine çekilmek ister. Böylece Islâm dilâverlerinin ve Oguz kavminin. Bu sirada. hep birden sehir üzerine çevrilerek ateslendi.

yeni bir çag açiliyordu. Zira o mukaddes Sali sabahi ile bir çag kapaniyor.Istanbul'un fethi. fetihten sonra Bizans ahalisi hakkinda Hiristiyan dünyasinda esine rastlanmayan bir müsamaha hareket etmisti. mukavemet edenlerden baskasinin öldürülmemesini. Hammer'in (II. Tursun Bey'in ifadesiyle haraba yüz tutmus olan Ayasofya. emîr. vezir. genç sultan için ayni zamanda saltanatinin da fethi olmustu. Gerçekten de sehrin düstügünü gören Sehzâde Orhan. Rivayete göre Fâtih Sultan Mehmed. dervisler. hocalari. apayri bir özellik tasiyordu. Bizanslilarin yaninda kendisine karsi surlar üzerinde savasmis olan bu Osmanli sehzâdesinin ölümü ile Yildirim Bâyezid'in ogullari arasindaki taht kavgasi kesin olarak sona ermisti. Aksemseddin de Cuma namazi kildirmisti. Ayasofya'da iki rekaat sükür namazi ile ikindi namazini kildiktan sonra mâbedin üç gün içinde bu mâbedin Cuma namazi için hazirlanmasini emreder. Iste o mukaddes Sali sabahi. askerlerine. âlimler. Fâtihâne bir ihtisam ve büyük tezahüratlarla sehre girmis olan pâdisah. cihanin incisi Kostantiniyye'ye sel gibi akan sanli Türk ordusunu sicak bir içtenlikle kucaklayip üzerine mukaddes nurlar saçiyordu. sipah ve yayalardan baska. O. solak. Fâtih de Hak Teâlâ Hazretlerine hamd ve senâdan sonra hutbeyi okur. henüz 21 yaslarinda çok genç bir pâdisah olarak. Bu yeni çaga. Feth-i mübinin gerçeklestigi 29 Mayis 1453 Sali sabahini anlatan bir yazar. Aksemseddin Hazretleri. 29 Mayis 1453 sali sabahi. bütün cihana saskinliktan küçük dilini yutturup. Fâtih Sultan Mehmed Han damgasini basmisti. sehrin zaptini müteakip Sehzâde Orhan'i aratti. Sultan Fâtih'in koluna girip minbere çikartarak hutbe okumasini istemis."* Osmanli ordusunun sehre girip hakim olmasi üzerine bileginin gücü ile Fâtih ünvanini almaya hak kazanmis olan genç serdarin da sehre girdigi görülür. 302) dedigi gibi. .** Fâtih Sultan Mehmed. Ölü veya diri getirene büyük mükâfatlar vaadetmisti. essiz dehasi. fetih hakki olarak câmiye çevrilecekti. surlardan atlayarak vefat etmisti. Fâtih. Bu parlak ve essiz ilkbahar sabahinin cihan tarihindeki yeri ise. muhakkak ki bir baska sabahti. o günü su ifadelerle tasvir eder: "O gün. Avrupa barbarlari dahil. Fâtih ünvanina hak kazanan büyük türk. her zamankinden daha parlak dogan günes. Cuma günü. böyle essiz bir sabahti. Bütün bunlarin yaninda özellikle saginda ve solunda Aksemseddin ile Akbiyik sultanin bulunmasi dikkat çekiyordu. rakipsiz kuvvetiyle. göz kamastirici altin sarisi isinlari ile âdeta Islâm'in zaferini kutluyor. devlet ricali. kalenderîler ve erler bulunuyordu. Ayasofya'nin önünde atindan inmis ve mâbedin esiginde sükür secdesine kapanmisti. seyhler. Hiristiyanligin sarktaki merkezini teslim almak üzere. Yaninda.

emrederek. Fethi takib eden ilk Cuma namazindan sonra meydana gelen ikinci önemli hadise. bir daha belini dogrultamayacak bir hale gelmisti. sadece esir edilmelerini istemisti. Bu arada Sultan Fâtih. Imparator'un cesedini buldurmus. üç gün üç gece süren senlik. Ok Meydani'nda yapilan fetih ve zafer alayidir ki. Allah'a adanmis kutsal esyalarin kiliselerden alinip paraya çevrilmesini emretmisti. Yarim asirdan fazla süren kan kokusu içinde. Daha önce de temas edildigi gibi o. Nitekim Istanbul fethine tanik olan Bizansli Yeorgios'un verdigi bilgilere göre. Bundan sonra ne yikilan saraylar bir daha yapilmis. Pâdisahiniza da itaat ve muhabbet eyleyin. gerekse sehirdeki diger kiliselerde bulunan esya fetihten önce alinip paraya tahvil edilmisti. tebeama fahr ü sükran" dedikten sonra asker ve sivil yüzbinlerce kisiye zafer hediyesi olarak mal. Fakat bu tahribat ve yoksulluga sebep olan Müslüman Türkler degil. gazilere seref ü san. taht çekismelerinden ve iç idaresizliklerinden faydalanarak sehri basan Haçli ordulari. sehir disina kaçanlarin tekrar evlerine dönebileceklerine de müsaade etmisti. ne tahrib edilen âbideler bir daha yerlerine getirilebilmisti. orada hazir bulunan gazilere sesini yükseltip "Ey gaziler. diyerek gâzilerin tamamini sehrin imarina ve amme müesseseleri kurmaya tesvik etmis olmasidir. Böylece sehir. vahset ve zulüm ile ezilen bu sehir. Öyle anlasiliyor ki sehir ve mabedlerin yagmalanmasi bir bakima Imparatorun eliyle de oluyordu. Istanbul. Ama gazâ malini israf etmeyip hayir ve hasenatta sarf edin. Insallah cümleniz magfursunuz. ne yagmalanan kiliseler bir daha doldurulabilmis. cümleniz hakkinda ahir zaman peygamberi " Ne güzel askerdir onlar" diye buyurmustur. ne kaçirilan sanat eserleri. bir yeni dogusa ugramak talihine ermis bulunuyordu. Rumlardan. basardigi büyük iste. bu zengin ve mamur beldeyi sefil ve yoksul bir harabeye çevirmislerdi. Hiristiyan Avrupa idi. onlara hukukî beratlar verdi. Fakat bu noktada da mühim olan yine Aksemseddin'in. Zira Comnene'ler devrinde. oyun ve eglencelerden sonra. devletin. mülk ve arazi dagitmistir. çevresinin yardimlarini unutmayan pâdisah. onu Rumlara teslim ederek inançlarina göre defn etmelerini saglamisti. Böylece gerek Ayasofya. fetihten sonra Galata'daki Ceneviz kolonisini de teslim alarak. Osmanlilarin eline geçtigi zaman perisan ve harab bir vaziyette idi. bir yazarin ifadesi ile yeni sahipleri olan Müslüman Türkler sâyesinde "ba'sü ba'de'l-mevt"e. askerlerin maasini verecek parasi olmadigi için kral. bilin ki. ziyafet. "Sühedaya rahmet-i Rahman. Latin Kilisesi ile birlesme taraftari olmayan ve bu birlesmeye muhalefet ettigini daha önce gördügümüz Gennadius'u Patriklik makamina getirmek suretiyle . Fâtih.

Osmanli hükümdari. Bu sebepledir ki. Bununla beraber. Bu sebeple kendisine "Roma Cihan Imparatoru" denebilirdi. Papa'nin. Gerçekten de Istanbul'u fetheden Türkler. gerekse artik Hiristiyanlik taassubunun yerini. Bizans Imparatorlugu zamanindaki bütün haklarini tanimak suretiyle Rumlari memnun etmis ve onlari müteaddid müzakerelere ragmen bir türlü yanasmak istemedikleri Garp (Katolik) Kilisesi'nin nüfuz ve hakimiyeti altina düsmekten kurtararak eskisi gibi kiliselerinin istiklâlini emniyet altina almislardi. Böylece. gerek Balkanlar'da kendi idaresi altindaki ve gerek Mora. Bu hareketiyle Osmanli Devleti. Galata'daki Cenevizlilerle Galata halkina da bir fermanla teminat vermisti. Bu âlem. Istanbul'un. yararimiza olmustur. Buna kendi gücünü de katarak asirlardan beri dogu dünyasinin Roma'liya karsi gösterdigi reaksiyonu âdeta yeni bir senteze kavusturuyordu. Eflâk ve Güney Arnavutluk'taki Ortodokslari samimi olarak kendi idaresine baglamisti. Roma'yi elinde bulunduran ister Müslüman. ister kavuklu. Is bu kadarla da bitmemis. Merasimle bu yeni Patrige mürassa bir asâ ve at hediye edip iltifatlarda bulundu. fazla bir alaka uyandirmadigi gibi. ister Hiristiyan olsun. Sark. bir buçuk asirdan beri zaman zaman kileselerin birlesmesi için Papa'ya yapilan müracaat kapisini tamamen kapatmisti. Nitekim. devlet. yani Ortodoks kilisesinin. Nikola'nin. hukuken onun ülkesi sayilirdi. Avrupa'yi ve özellikle Papa ile Napoli Kralligini. Roma âleminin hükümdari idi. Böylece Hiristiyan dünyasindaki iki kilise ayirimini desteklemis oldu. gerek Osmanlilarin büyük bir cihad ruhu ile askerî güce sahip olmalarinin etrafa verdigi korku. ayrica Güney Avrupa memleketlerini hayret ve dehsete düsürmüstü. Sirbistan. sesini çikaramaz hâle gelmisti. tedricen de olsa aklî muhakemenin almis olmasi yüzünden birçok devlet. Papa'nin bütün Hiristiyanlari silaha sarilmaya davet eden 30 Eylül 1453 tarihli beyannâmesi. Fâtih. kuvvetli oldugumuz devirlerde de Patriklik makaminin bizde bulunusu. Osmanlilar aleyhine harekete getirmek istedigi . Roma'ya hakim oluyordu. bu hareketiyle Dogu Hiristiyanligini Katolik Roma'dan tamamen ayiriyordu. yapmak istedigi ve yeni bir Haçli Seferi için saga sola bas vurmasi sonuçsuz kalmisti. Istanbul fethinden sonra ilim ve faziletle taninmis olan Gennadius'u Rumlara Patrik olarak tayin etmis ve Patrikhâne'ye Bizans imparatorlari zamanindakine benzer selâhiyetler vermisti. Bu anlayistan hareketledir ki. 29 Mayis 1453 (20 Cemaziyelevvel 857)'de Osmanli Türkleri tarafindan feth edilmesi. Istanbul'un fethi ile Ortodoks dünyasi tarafindan da kabul edilip tasdik edilmis oluyordu. Yildirim'dan beri kullanilan "Sultan-i iklim-i Rûm" tabiri. Papa V. Nitekim. Bu tasdikin. Avrupa fetihlerinde büyük faydasi görüldügü gibi. Böylece Fâtih.Ortodokslari himayesi altina almis oluyordu. Osmanli Devleti'nin bu ince hesapli siyaseti. ister sapkali bulunsun.

Peygamberin vefatindan kisa bir müddet sonra. henüz 21 yaslarinda bulunan genç Osmanli hükümdarina nasib olmustu. Sam. Çünkü bu. Hiristiyan Bati dünyasinda beklenmedik bir felâket olarak kabul edilen Istanbul fethi. büyük bir tebcile layik görülmüslerdi. Osmanlilarin Enez zaferinden sonra 1454 senesi ilkbaharinda göndermis olduklari elçileri vâsitasiyla Istanbul fethinden dolayi Osmanli hükümdarini tebrik ediyorlardi. Hz. onun müjdesine nail olacakti. Bununla beraber fetih basarisi. çok derinlerde aramak gerekir. Keza. Istanbul'un fethinden dolayi bu kadar sevinmesinin sebeplerini. "Ebced Hesabi" ile "Feth-i Mübin"in hicrî tarihini gösteriyordu. önce Emevîler. bütün Müslüman dünyasinin sönmez ve eksilmez muhabbetini kazanmisti. Ahmed Behmen Sah (1435-1457) da elçiler gönderip Fâtih'i tebrik edenler arasindaki yerini almisti. Zira onun hakkinda ortada çesitli söylentiler dolasiyordu. bu fetihle.v. Fâtih'ten önceki Osmanli hükümdarlarinca da kusatma altina alinmisti. Kur'an-i Kerim'deki "beldetün tayyibetün" âyeti. Istanbul'un fethi. Zira bu sehrin fethi. Bosna. Hz. Haçli sürülerine karsi Islâm'i. Bu sirada Fâtih. Bu hedefe ulasmak gerekiyordu. Bu sebeple Memlûk Sultani. Istanbul Fâtihi'ni ve fethi basaracak olan orduyu. çesitli sebeplerden dolayi kendisine kizdigi Çandarli Halil Pasa'yi vezir-i azamliktan azl eder. Misir. Bunun içindir ki. fetihten sonra Fâtih ile Duka arasindaki konusmayi verirken sunlari söyler: "Büyük Duka gelip etek . tebsir etmisti. Islâmiyetin büyük bir temsilcisi olarak kabul etmeye baslamisti. Hatta Bizansla isbirligi ettigine dair rivayetler de vardi. Kahire'de bulunan Abbasî halifesinin emriyle camilerde Müslüman Türk sehidlerine dua edilmis ve Fâtih'in ismi hutbelerde zikredilmisti. Fâtih'e elçi göndererek kendisini tebrik etmisti. bazi Arnavut kral devlet ve senyörleri. Müslümanlar için önemli bir hedef haline gelmisti. Ayrica. Bagdad ve diger Müslüman sehirler ile ülkelerde merasimler tertiplenip kutlama törenleri yapilmisti. Selçuklu ve Osmanli devirlerinde serefle müdafaa etmis olan Türk milleti. Peygamber. Nitekim Bizans Tarihi adli eserinde Dukas. Mora.Resûlullah (s.Adalar halki ile Balkan yarimadasi'ndaki despotluklar ve bu meyanda Sirp. Eflâk. asirlarca önce haber verdigi bir olayin gerçeklesmesi demekti. Islâm dünyasinin. daha sonra da Abbasîler tarafindan defalarca muhasara edilmesine ragmen ele geçirilemeyen Istanbul. Güney Hindistan (Behmenî) Sultani Alaeddin II. Bu andan itibaren bütün Islâm dünyasi. bu olayda basari saglayan. peygamberlerinin. zafernâmelerle Islâm dünyasina bildirilmisti. Peygamberlerinin müjdesine (tebsirât) mazhar olan Osmanli Devleti'ni. bir bakima genç Sultan için saltanatin da fethi olmustu.a.)'in hadiseleri ile ta'ziz edilmis olan Fâtih Sultan Mehmed ve ordusu.

Istanbul'u feth etti. Anadolu'dan getirttigi Türk ailelerini vergilerden muaf tutmak suretiyle iskân edip sehrin yeniden senlenmesini sagladi. "Kula Sahin" derlerdi atasindan kalmis bir vezir-i akil (akilli bir vezir) vardi. büyük bir zafer alayi ile." Bu yüzden azledilen Çandarli Halil Pasa. Öyle olunca bu halka güç geldi. Bu verdikleri evleri mukataaya verdiler. ölüm ve dinî ayin gibi sahsî meselelerinin de kendi cemaatlerince tedvir edilmesine müsaade edildi. Âsik Pasazâde'nin bu konuda verdigi bilgiyi. Pâdisah. mallari mirasçilarina birakilmis. adlî ve diger hizmetleri görmek için görevliler tayin ettikten ve 18 Haziran'a kadar Istanbul'da kaldiktan sonra Edirne'ye döner. subasiligini kulu Süleyman Bey'e verdi. Bu meyanda eski Bizans halkinin evlenme. aylar önce ayrildigi sehre tekrar giriyordu. ne kadar kimse esir oldu". kisa bir müddet sonra idam edilecektir. Bundan baska. Ve her vilayetin subasilarina ve kadilarina adamlar gönderdiler. Patrik. ganiden ve fakirden evler sürdüler. senin adamlarindan bazilari da sözle ve mektuplarla imparatora haberler göndererek. Dediler ki "Bizi memleketimizden sürdünüz getirdiniz bu kâfir evlerine geri vermek için mi getirdiniz?" Bazilari avradini ve oglanini (ailesini) koyup kaçti. "Pâdisah. Bak ne kadar zararlar. patrik tayini ve Istanbul'un ticarî. pâdisah size tahakküm edemiyecektir" diyorlardi. Genç hükümdar.öptükten sonra Pâdisah ona dedi ki: "Sehri teslim etmemekle iyi bir is yapmadiniz. ictimaî. "Hatiri olanlar gelsin evler. Pasa. gelenege uygun bir merasimle pâdisahin huzuruna kabul edilerek kendisine murassa bir asâ ve at verilmisti. Ortodoksluk yavas yavas sönüp ortadan kalkacakti. Bu sehri mamur ettiler. O. fetihten sonra Gennadius gibi âlim ve münevver bir Ortodoksu patrik tayin etmekle. Fâtih Sultan Mehmed. Böylece o dönemde nasil sade bir Türkçe'nin kullanilmis oldugunu da görmüs olacagiz. mülkler verelim" dediler. sana sehri verecek kadar selâhiyetimiz yoktu. feth ettigi ülke halkinin geleneksel imanini kurtarmis oldu. Ve her kim geldiyse verdiler. bahçeler. Pâdisaha der . söylenen bu sözleri Halil Pasa'ya atfetti. Sehir mamur oldu. dönemin dil özelliklerine de dokunmadan buraya almak istiyoruz. Duka buna cevap olarak "Efendim. Bu gelen halka da evler verdiler. baglar. Fâtih. bosanma. hatta imparatorun bile böyle bir selâhiyeti yoktu. "korkma. Ve cemii vilayetine kullar gönderdi. Istanbul'u bir Müslüman Türk sehri haline getirmek için. Sayet bu makama katoliklige meyyal bir baska ruhanîyi getirmis olsaydi. vasiyetnâmesinde bütün mal varliginin pâdisaha ait oldugunu bildirmekle birlikte. sadece nakit paralari hazine adina alikonmustu. iktisadî. Pâdisah yine emr etti kim. ne kadar hasarlar yapildi.

Daha sonra degisik tarihlerde Karadeniz sahilleri ile Karaman. O. Fâtih. Tursun Bey. Bu hüviyet degisikligi. deden nice memleketler feth ettiler. semt isimleri ile de olmustu. Istanbul'un eski olan ve günümüzde bile varligini koruyan mahalle adlari. onlarin sehrin iktisadî hayatini ellerine geçirip bu sahada söz sahibi olmalari içindi. atan. Bursa. yerlestikleri yerlere. Mescidler yapmaya basladilar. sadece nüfusla degil. Seyahatnâmesinde bu yeni gelenlerin kurduklari mahallelerin isimlerini vermektedir. hiç birine mukataa koymadi.ki: "Hey devletlu sultanim. bu yeni gelenlere çesitli kolayliklar saglamaya basladi. Pâdisah da onun sözünü kabul etti. Istanbul'un iskâni için Anadolu'nun muhtelif yerlerinden sanat sahipleri ile muhtelif siniflara mensub Türk nüfusunu buraya celb edip iskân ettiriyordu. Harap bir sehri devralan Fâtih'in. fetihten sonraki büyüme ve gelismesini buraya yapilan hâne nakline borçlu görünmektedir. Istanbul'u imar ve iskân etmek gibi büyük bir problemle karsi karsiya kaldigi anlasilmaktadir. bag. Aksaray. bize bu yerlesmenin sehir içindeki dagilimi konusunda önemli ip uçlari vermektedir. Samsun. Dukas. Çünkü (daha önce de belirtildigi gibi) bu yeni gelenler. Baska bir ifade ile Istanbul. Kritovulos gibi çagdas kaynaklarin verdigi bilgiler ve günümüzde yapilan arastirmalar. Manisa. Evliya Çelebi. Bu problemi çözmek ve sehre yeni bir çehre vermek için Osmanlilarin eskiden beri uyguladiklari bir yöntemle meseleye yaklastigi görülmektedir. Egirdir. Istanbul'un Müslüman Türk sehri haline getirilebilmesi için her imkâni degerlendiren Fâtih. Tire. Nitekim. Bu da biraz önce temas edilen göç uygulamasidir. Çarsamba. Ondan sonra mektuplar (yazili belge." Görüldügü gibi. Ilk önce 5000 aile getirildi. Fâtih'in daha ilk günlerden baslayarak Istanbul'u canlandirmak ve senlendirmek için gösterdigi çabayi ortaya koymaktadirlar. Sultanima da layik olan budur ki bunu yapmaya" dedi. Karaman. hâlâ o günün hatiralarini tasimaktadirlar. O. bir yandan bu sürgünlerle Istanbul'un nüfusunu artirirken. fetih . tapu) verdiler ki mülkleri ola. günümüzde bile Aksaray. Çarsamba gibi semt isimleri. bir yandan da fetihten hemen sonra sehirde genis bir insa faaliyetine girer. Nesrî. Âsik Pasazâde. Sehir yine mamur olmaya yüz tuttu. Sivas ve Izmir gibi yerlerden gelen Türk aileleri ile Istanbul kisa bir zamanda hüviyet degistirerek bir Müslüman Türk sehri haline geldi. Her ne kadar Balkanlar'dan da nüfus nakli olmussa da bu. Kastamonu. pek fazla bir sey ifade etmiyordu. Çünkü gelenlerin yerlestikleri bu yerlere onlarin geldigi yerlerin ismi verilmisti. Anadolu'dan getirilen Türklere ev. Çünkü bunlarin sayilari çok azdi. Yine hükm etti: "Her ev ki verirsiniz mülklüge verin (verdiginiz her evi mülk olarak verin)" dedi. bahçe verilip vergiden muaf tutulmalari. geldikleri sehir ya da kasabanin adini vermislerdir.

Gerçekten Fâtih. bütün tebeasina (vatandaslarina) özellikle de esirlere karsi çok merhametli idi. Bunun için Osmanlilar. konuyu bütün teferruatiyla anlatip daha fazla uzatmak istemiyoruz. FÂTIH'IN SIYASETI Istanbul'u feth etmek suretiyle ülkesinin ortasinda bulunan ve bir ada durumuna gelmis bulunan engeli ortadan kaldiran Fâtih Sultan Mehmed. gerekse Kuzey siyasetleri geregi. herkesi ayni standartlara sahip olan esit duruma getirmek istiyordu. Orta Avrupa . Ilk bakista bu karisikliklarin Osmanli'ya pek zarari dokunmayacak gibi görünüyor olmalari. bir taraftan da esirlerin yevmiye (günlük) 6 veya daha fazla akça karsiliginda çalismalarini emretti. yaptigi mücadelelerinden (Sefer-i Hümayûn) kisaca ve ana hatlari ile bahs etmek istiyoruz. Istanbul'u aldigi zaman Balkanlarda karisik bir ortam bulunmaktaydi. Fetihlerinde bir sira ve irtibat görülen Fâtih Sultan Mehmed. FÂTIH'IN BATI SIYASETI Fâtih'in. Limni ve Tasoz adalari da itaat altina alindi. artik Balkanlara dogru yönünü çevirebilirdi. hendeklerin temizlenmesi emredilmisti. SIRBISTAN SEFERLERI Fâtih'in. O. Osmanlilarin o havaliye bigane kalmalari için bir sebep degildi. karelik bir alani çevreleyen surlar onarildi. Böylece 13 km. Istanbul'u fethinden sonra Balkanlar'da büyük karisikliklarin meydana geldigi bilinmektedir. gerek Dogu. Bu sirada Istanbul gibi Türk topraklari arasinda sikismis bulunan ve Ceneviz'e bagli Enez kalesi ile buna tabi olan Imroz. gerek Bati. Istanbul Subasiligina getirdigi Karistiran Süleyman Bey'i görevlendirmisti. Ikinci Kosova zaferinden sonra Osmanlilarin Bati'da büyük bir fetih dönemine girmemeleri ve dirayetli bir hükümdar is basina geçtigi takdirde Orta Avrupa'ya dogru Türk hakimiyetinin genislememesi için bir sebep yoktu. Bu sebeple biz. Bu arada müsellem ve yaya sancakbeylerine.esnasinda harap olan surlarin onarilmasi ve sehrin yeniden düzenlenmesi isiyle. Bu sayede esirler para biriktirip kendileri için takdir edilen kurtulus akçesini ödeyip hürriyetlerine kavusabileceklerdi. 1457'den sonra daha genis bir imar faaliyetine girisecek olan Fâtih. Böylece Rum esirlerinin refah düzeyi yüksek bir duruma gelmeleri saglandi. Zira bütün tarih kaynaklarimiz ve yeni arastirmalarda bu konuda genis ve tafsilatli bilgiler bulunmaktadir.

Sirbistan'i terk etmesini istemisti. Osmanli topraklarina tecavüze baslamis. öte taraftan da Sirp Kirali'na haber yollayarak Sirp topraklarinin Lazar'in oglu Stephan'a ve dolayisiyla kendisine ait oldugunu söyleyerek. Vergisini de zamaninda vermiyordu. bir taraftan akincilari Sirbistan üzerine gönderirken. tebrik için gelen Sirp elçilerine iltifat etmemis ve teslim etmek istedikleri kalelerin kafi olmadigini. Pristine kadisinin arzindan ögrenen Pâdisah. fethi müteakip her taraftan tebrik için gelen elçi heyetleri arasinda Sirp Kirali Georges Brankovitch'in gönderdigi heyet de vardi. Vilkoglu diye tanitilan Sirp Kirali Brankovitch. Sirp Krali Brankovitch'in bu iki yüzlülügünü su ifadelerle nakl etmektedir: "O. yolcu. Böylece Sirbistan'a ilk sefer baslamis oldu. iki yüzlü bir siyaset takip ediyordu. Haberi götüren elçi. saltanatinin neye bagli oldugunu iyice anladigindan pâdisahin babasina (Sultan Ikinci Murad) ve Fâtih Sultan Mehmed'e daima itaat edip vergisini de zamaninda öderdi. bu sekil kabul edilmedigi takdirde. vaktiyle Osmanlilardan aldigi kalelerden bir kisminin anahtarlarini geri verirken. Fâtih'in elçisini oyalamaya çalisiyorlardi." Casuslari vâsitasiyle bu durumdan haberdar olan Fâtih. Bir taraftan tebrik için gönderdigi elçi heyeti ile. Geç kaldigi takdirde öldürülecekti. ordusunun toplanmasini bile beklemeden yirmi bin kisilik bir kuvvetle Sirbistan üzerine hareket etti. pâdisahla yaptigi anlasmaya riayet etmeyip Macar ve Ulah'larla Osmanlilar aleyhine olacak sekilde münasebetlerde bulunmaya basladi. . vaktiyle Osmanlilardan alinan kalelerin tamaminin iade edilmesi gerektigini söylemisti. Bununla beraber Sofya sehrini kendisine ihsan edebilecegini söyleyen Pâdisah. Böylece zaman kazanarak savas için hazirliklarini tamamlamak istiyorlardi. Fakat bir müddet sonra gizli bazi fikirler besledigi. Kritovulos. zamaninda Pâdisahi durumdan haberdar etti. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre. yirmibes günde geri dönmek için emir almisti. Zira vergisini zamaninda vermedigi gibi. Tarihlerimizde. Bu halden faydalanan Sirp ileri gelenleri. Buna razi olmayan Sirp Kirali. Yapilan kusatmalarda bir çok kale zapt edilemesine ragmen bazilari da alinamamisti. durumundan anlasilmisti. Sirbistan aleyhine harekete geçebilecegini bildirmisti. Elçi bunu hissettiginden. Bunun üzerine Fâtih Sultan Mehmed. hatta bu yüzden Üsküp yolu kapanarak gidis ve gelisler durmustu. Halbuki Sirp Kirali bu tarihlerde Tuna'nin öbür tarafinda bulunuyordu. bütün bu bilgileri verdikten sonra "hatta Üsküp yolu mesdud olup âyende ve revende (gelip gidenler. ibn sebil) meci' ve zehabtan munkati' oldu" diyerek Sirp Kirali'nin sebep oldugu olaylari anlatir. Bu arada Türk sehir ve kasabalarindan bazilarinin Sirplar tarafindan yagma edildigini. öte taraftan da Ulah ve Macarlar'la münasebetlere girisiyordu.ve Kuzeyden gelebilecek bir tecavüze karsi ülkelerini kolayca müdafaa edebilmek için tedbirler almak zorunda idiler. Hoca Sa'duddin. Ordunun büyük kismi Sivricehisar (Ostrowtz)'da Pâdisaha ulasti.

Fakat Pâdisah. Bu yüzden hükümdar. fakat bu hazirliklarin neresi için oldugu bilinememekteydi. Kaynaklarimizin tamami bu dönüsten bahs etmekle birlikte sebebinin ne oldugunu zikretmezler. fakat iç durumu iyi olmayan Sirbistan'in kolayca zapt edilebilecegini bildiriyordu. Buradaki savas. Karaca Pasa'yi Sirbistan'i yagmaya memur ederek kendisi ceddi (dedesi) Sultan Birinci Murad'in sehid edildigi Kosova'ya gelir. Bu müddet zarfinda isini bitiren Karaca Pasa. birdenbire sefere nihayet vererek Edirne'ye döner. Osmanlilara karsi bir savasa hazirlandiklarini. Sultan Ikinci Murad zamaninda Osmanlilarin eline geçmisti. Macarlarin lehine sonuçlanmakla birlikte Jan Hunyad. büyük basarilar saglamis sayilirdi. yalniz kendi ordusu ile Fâtih Sultan Mehmed'e karsi savasamayacagini idrak ederek 1454 yilinin sonuna dogru Imparator Friedrich'e bir mektup yazarak Sirbistan hadiselerini anlatmis ve Hiristiyanligin kurtulmasinin bir Haçli ordusu ile mümkün olacagini bildirmisti. Pâdisahin. Sirp ve Macar birlesik ordusu. bunu gerekli kiliyordu. Bu arada. Bu siralarda hudud komutanlarindan Evrenoszâde Ishak oglu Isa Bey. 1454-1455 kisini Edirne'de geçirmekte olan Fâtih'in. Bunun üzerine mesele Frankfurt'ta ve Wienerisch-neustad't'de toplanan meclislerde müzakere edilmis ve Hunyad'a yardimci bir kuvvetin verilmesi kabul olunmustu. Osmanlilarin eline geçtikten ve birkaç kale daha feth olduktan sonra Fâtih Sultan Mehmed. Bu basarilarina yenileri eklenebilirdi. Ayrica bu devletin bulundugu cografî ortam da. .Bununla beraber Türk ordusu. Sirbistan'da birakilmis bulunan Firuz Bey oglunu maglub edip bir kisim Osmanli topraklarini elde ederler. burada orduya katilmisti. arkasindan da Istanbul'a dönülmüstü. Burada basta madenleri ile meshur olan Novaberda sehrinin alinmasina karar verilir. Buradan da hep birlikte önce Edirne. 1455 baharinda Edirne'den hareket ederek Sirbistan üzerine yürüdü. Fakat Segedin antlasmasi ile yine Sirplara terk olunmustu. harp hazirliklarina basladigi görülmekte. Sirplarin. Bu sehir. Bir fesat kaynagi olan Sirbistan'in zapt edilmesi. Bati'daki gayelerinin tahakkuku için gerekiyordu. Gerçi bu sehir.

Osmanli hududlarina tecavüz etmesi. esasli bir sekilde hazirlanma ihtiyaci duydu. Hükümdar.BELGRAD KUSATMASI Fâtih Sultan Mehmed. simdilik Osmanli'nin eline geçmekten kurtarmisti. ayni zamanda Macaristan'da basarili bir harekâta girisebilmek için Tuna kiyilarinin ve bilhassa Belgrad müstahkem kalesinin elde bulunmasi gerekiyordu. büyük bir kuvvetle yardima geldigi Belgrad'i. Ayrica o zamana kadar görülmemis büyüklükte tas gülleler atabilen yedi tane havan topu da yapilmisti. Ancak bu sehrin degeri. Bunun için Morava kenarinda kurdurdugu dökümhânede çalistirilan binlerce isçi tarafindan toplar döküldü. Jan Hunyad. Yapilan muhasara ve bes yüz kadar askerin kaleye girmeyi basarmis olmalarina ragmen. Etrafinda su ile dolu genis bir hendek vardi. genç hükümdar . su yollari vasitasiyle birçok yerden yardim alabildigi gibi müstahkem bir kaleye de sahipti. Tuna yolu ile hareket etmis olan ve ikiyüz parçadan ibaret bulunan donanma. kusatmanin kaldirilmasina sebep olmustu. Bu sebeple Fâtih Sultan Mehmed. "tedbirlerinin takdire muvafik gelmedigini görünce. bu muhasara esnasinda. Fâtih'in karargâhina kadar gelmis bulunan düsmandan birkaç kisiyi. Böylece Belgrad. kesin olarak Osmanli hakimiyetine girmesi gerekiyordu. Dayi Karaca Bey'in komutasinda idi. Bütün kisi hazirliklarla geçirmis olan Pâdisah. Sehrin bu konudaki degerini daha önce anlamis olan Osmanlilar. Sirplar ve Macarlar tarafindan da bilindiginden. Kendi topraklari üzerinde emniyeti saglamayi birinci derecede önemi haiz bir is telakki eden Fâtih Sultan Mehmed. Bunlar arasinda boylari 27 kadem olan 22 büyük top vardi. baharda büyük bir ordunun basinda Sofya üzerinden Belgrad'a yürüdü. Ayrica büyük toplar da Dayi Karaca Bey'in nezâretinde ayni yoldan sevkedilmislerdi. 1456 yilinda Macarlarin elinde bulunan Belgrad'i almak için harekete geçer. hem karadan hem de nehir tarafindan kusatilmak isteniyordu. geregi gibi sihhat ve selâmetle Dâru's-saltana'ya avdet buyurdular. Sultan Ikinci Murad devrinde burayi almaya tesebbüs etmislerse de Jan Hunyad'in. Bunlardan baska. Zira daha önce bazi bölgeleri Osmanlilarin idaresine geçmis bulunan Sirbistan'i elde tutabilmek ve kuzeyden gelecek istilalari durdurabilmek. bulundugu metrise bir top güllesinin isabetiyle sehid olmustu. Çünkü sehir." Öyle anlasiliyor ki. savas kazanilamadigi gibi Dayi Karaca Bey de. böylece Osmanli güvenligini tehdid etmekte olan bu sehir ve sakinlerinin. daha küçük muhasara toplari arasinda muhtelif çapta üçyüz kadar top vardi. her iki devletin burayi kaptirmamak için bütün gayretlerini harcayacaklari tabii idi. Firsat buldukça civarindaki Müslüman Türk topraklarina saldirmaktan da çekinmeyen. 1456 baharinda Belgrad'i almaya karar verir. Sava ve Tuna nehirlerinin birlestigi noktada kurulmus olan Belgrad'in zapti çok zordu.

çevre hükümdarlara dâvetiyeler göndererek. güzel medihler ve gazeller okudular. Bütün sancak beyleri ve her sehrin ululari geldiler. Uzunçarsili. Ilmî sohbetler olundu. bütün Osmanli kaynaklari bahsederler. Ondan sonra izin verildi: Edipler. Bunun üzerine her iki sehzâde de merkeze çagrilir. Onun yanina Hizir Bey Çelebi oturdu. digeri (Mustafa) Manisa'da sancakbeyi olan iki sehzâdesinin sünnet edilmelerine karar verir. nimetler yenildi. nasil bir protokol uyguladigini göstermesi bakimindan önemli olan bu dügünden. Bu dügün için Fâtih. Edirne'nin çevresine konup doldular. Sultan Bâyezid Amasya'da idi. Solunda ise "Mevlâna Tosyavî" oturdu. Ulemâ. Onu getirtti. SEHZÂDELERIN SÜNNET DÜGÜNÜ Belgrad seferinden dönen Fâtih Sultan Mehmed. Onu dahi getirtti. Bununla beraber biz. Bununla beraber Sava nehri yolu ile gelen yardima mani olunamadigi için muhasara kaldirilmisti. Fâtih'in bu savastaki durumunu su ifadelerle vererek onun nasil bir bozgunu önledigini anlatir: "Fâtih Sultan Mehmed'in. bu dügünde hazir bulundugunu söyleyen Âsik Pasazâde'nin müsahedelerine dayanarak verdigi malumati özetleyerek buraya almak istiyoruz: O vakit. Emr olundu: Hafizlar. Pâdisahin otag ve çadirlarini Ada'ya kurdular. Ondan sonra tekrar . Pâdisah dahi devletle Ada'ya geçip oturdu. Dügüne basladilar. Kelâm-i Kadim-i Rabbanî (Kur'an-i Kerim) okudular. Osmanli kuvvetleri de bu seferden basarisiz dönmüslerdir. Nice günlük yollar dügüncülerle dolmustu. Etrafa agirlikla davetçiler gönderdiler. Pâdisaha layik sohbetler yapildi.bizzat kendisi kiliçla öldürmüstü. Önce ulemâ davet olundu. Pâdisah dahi gelip tahta oturdu. Bu davranis. Bunlar hep Edirne'ye geldiler. ilim adamlari ile halka karsi nasil davrandigini. tayfa tayfa geldi. Fâtih'in. bozulmaya yüz tutmus olan Osmanli askerine kuvvet ve cesaret asilamis olmalidir ki. Mustafa Çelebi dahi o vakit Manisa'da idi. okunan bu âyetlerin tefsirini yaptilar. Yemekten sonra yine edebiyatçilar okudular. Pâdisahin karsisinda ise "Mevlâna Sükrullah" oturdu. karargâha hücum eden düsmana karsi gösterdigi sebat ve mukavemet." Bu savasta yaralanmis olan Jan Hunyad da 20 gün sonra 11 Agustos 1456'da ölmüstü. yeniden düsmana saldirmislardi. korkunç bir bozgunu önlemis ve sonu belki de büyük bir Haçli Seferi vücuda getirebilecek olan tehlikeyi bertaraf etmistir. Edirne'deki ikameti esnasinda biri (Bâyezid) Amasya'da. Ondan sonra izin oldu: Sofralar kuruldu. onlarin da bu mutlu günlerinde yanlarinda bulunmalarini arzu eder. Bu mücadelede düsman da fazlaca yipranmis oldugundan çekilmis. Sag tarafina fâzil kimselerden olan "Mevlânâ Fahreddin" oturdu. Her tarafin halki.

Onlara da geregi gibi hürmet olundu. Brankovitch'in ölümü üzerine. bir sene sonra 1458'de öldü. Pasa. Bu arada Ostroviç (Sivricehisar). Ihtiyar Brakovitch. Rodnik ve Sabaç (Bögürdelen) gibi yerleri alir. Murad'dan dul kalmis olan Mara (Meryem Sultan) adinda bir kiz evladi birakmisti. hizmetkârima verdim.Kur'an okundu. Ondan sonra pâdisah. gelen bu hürmete lâyik kisilere ihsanlarda bulundu. Bu dügünün tarihi hicretin 861'inde vaki oldu. Sirbistan'in idaresini ele geçiren en küçük kardes Lazar. Ikinci gün fukara tayfasi davet olundu. . 1457 senesinde ölmüs. Bunlar da "Fukarâ Kanunu" geregince saygilarini gösterdiler. Sirbistan'in elinden alinma ihtimalini düsünerek burayi malikâne olarak Papa'ya peskes çektigi gibi kizini da Bosna kralinin ogluna nikahladi. Ülkesi. bir ara Brankovitch'i yakalayip haps etmisti. Yeni Sirp despotu Lazar. refah içinde bir hayat geçirdi. oynamak istedigi oyundan haberdar olan Osmanli Devleti. d. esi Elen ile küçük yastaki kizina kaldi. Fakir (ben) dahi bir futa doldurdum. Etyen (Istefan) ve Lazar adinda üç erkek ile Sultan II. Bu ulemânin hizmetkârlari futalar doldurdular. Brankovitch'in kizi Mara da Osmanlilara siginmisti. Sirplarin baskenti olan Semendire etrafindaki bazi kaleleri aldiktan sonra Semendire'yi kusatir. Mahmud Pasa. Sirbistan isini kesin olarak çözüp bir sonuca baglanmaya karar verir. Ondan sonra sekerli seyler getirdiler. Bögürdelen'in alinmasindan sonra Macaristan'a akinlarda bulunur. Jan Hunyad'in kayinbiraderi olan Belgrad valisi Mihail arasinda eskiden beri bir sogukluk bulundugundan Mihail.SIRBISTAN'IN ILHAKI: Osmanli kuvvetlerinin Belgrad'dan çekilmelerinden sonra sira tekrar Sirbistan'a gelmisti. Fâtih Sultan Mehmed. Elen. Bunlara dahi Pâdisah kanunu nasilsa öylece yapildi. Brankvitch 30 bin altin ödedikten sonra serbest birakilmisti. Üçüncü günü begler (emîr) davet olundu. zengin gitti. Greguvar. Elen'in. sehrin dis istihkamlarini aldiysa da sehri zapt edemeyerek muhasarayi kaldirir. Her ilim ehlinin önüne sini koydular. Pâdisahin ihsanlari bunlara da yetisti. Niceleri fakir geldi. Georges Brankovitch ile. onun taht üzerindeki hakkini koruyacagini bildirerek kendisine Serez taraflarinda mülk verdi. Böylece Mara. Bu sebeple Pâdisah. öldürme tehdidi ile diger kardeslerini ülkesinden kaçirmisti. hicrî 862 (1458)'de Mora seferine giderken Mahmud Pasa'nin maiyyetine bin kadar yeniçeri vererek onu Sirbistan üzerine gönderir.

Mora seferi ile ilgili olarak baska bir sebep daha göstermektedirler. Iki kardes arasindaki mücadelede. bir sancagi olarak "Semendire Sancakbeyligi" adi ile bir akinci komutana verilir. düstügü bir ask sevdasi yüzünden Mora'daki Ballabadra . imparatorluga hak iddia edebilecek durumda olmalari. s. Bu durum karsisinda. mücadelelerinde. çevresindeki kaleler Osmanlilarin eline geçtikleri için Semendire bir bakima yalniz ve yardimsiz kalmisti. Mora Arnavutlarindan yardim alarak birbirleri ile ugrasiyorlardi. Serez'den bir genç. hazineleri ile birlikte gidebilme sarti ile teslim olur. Bu esnada Osmanlilar. 40. 463). Daha önce. Her iki kardes. ordunun toplanti yeri olan Serez'de bütün askerî tedbir ve tertibatini aldiktan sonra Mora'ya hareket eder. Sirbistan isinin tamamen bitmesi için Mahmud Pasa'yi Semendire üzerine tekrar gönderir. imparatorun kardesi Dimitrios'u imparator yapmak istemisler. Mora'ya sefer yapilmasina karar verildi. fakat kardesi Thomas razi olmadigi için bunu yapamamislardi. Sonunda Mora. bu iki kardes arasinda taksim olunarak iki Rum devleti ortaya çikmisti. tedavisi mümkün olmayan bir çiban gibi sürüp gidebilirdi. Dimitrios'a ait bazi yerlerin Thomas'in eline geçmesi üzerine Dimitrios'un Osmanli Pâdisahina elçi göndererek yardima istemesi. I. direnmenin fayda vermeyecegini anlayan Elen. son Bizans Imparatoru Konstantin'in kardesleri Dimitrios ile Thomas tarafindan idare ediliyordu. bütün gizlilik kaidelerine riayet ederek yapacagi seferin nereye olacagini açiklamadan. 1458 Mayis'inda. Nitekim Imparator Konstantin'in ölümü üzerine Mora Rumlari. Dimitrios'un devlet merkezi Mistra (Hammer. 8 Kasim 1459'dan itibaren Osmanli idaresine giren Sirbistan. Bu mirasçilar ortada bulundukça Bizans meselesi. 149. Osmanli kaynaklari (Âsik Pasazâde. Hoca Sa'duddin. Thomas'inki de Patras idi. Belgrad'in zaptina kadar Macaristan'a yapilacak akinlar için ve kuzeyden gelecek tehlikelere karsi iyi bir üs oldu. bu devletin. Bu esnada kendisi de Mora üzerine hareket eder.Bu esnada Mora seferinden dönmüs olan Fâtih Sultan Mehmed. bir mana ifade etmemekle birlikte. Isparta). Buna göre. Burasi. MORA SEFERLERI Istanbul'un fethi sirasinda Mora. III. Bizans Imparatorlugu'nun en yakin vârisleri olan bu iki sahsin. Thomas'in anlasmalara aykiri hareket ederek vergisini göndermemesi ve Latinlerle ittifak kurmasi gözönünde bulundurularak. Fâtih. bir ihtiyat tedbiri olarak Mahmud Pasa'yi Sirbistan taraflarina yollar. Mahmud Pasa ile bulusur. ilerisi için bir tehlike arzediyordu. bunlara müdahelede bulunmayarak seyirci kalmislardi.

kâfirlerin en bayagi ve agir islerini yapmak zorunda kaldiklarini görür. Müslümanlara yaptiklari iskence ve çetkirdikleri eziyetleri ögrendigi zaman. Zira. problemin. daha kis aylarinin bitmedigi bir zamanda olmustu. Bununla beraber sehir ve kalesi. Genç. Alfons. Bu olay. bu yüzden herkesin canindan bezmis oldugunu ögrenir. Mora'nin elde edilmesi. Pâdisah. Osmanlilarla mücadele etmek üzere Arnavutluk ile Mora'yi üs olarak kullanmak istiyordu. Korent berzahina dogru yürüyerek yollari üzerindeki Filke kalesini aldilar. Adi geçen kral. kökünden halli için. din düsmanlarinin. Arnavutluk Prensi Iskender Bey'i. din düsmanlarinin elinden çektikleri eziyet ve gördükleri iskenceleri bizzat gördügünü bir bir açiklar. Teselya'ya giren Osmanli ordulari. Genç Fâtih. burayi Italya'ya yapacaklari seferler için bir üs olarak kullanacaklardi. Osmanlilar bakimindan büyük bir önem tasiyordu. Alfons. Osmanlilar. gizlice bu kadinlarla konusup durumlari hakkinda onlardan bilgi alir. Anadolu kuvvetleri tarafindan muhasara edildi. Balkanlari nüfuzu altina alarak bir Akdeniz Imparatorlugu kurmak isteyen Napoli ve Aragon Krali V. Bütün bunlar. buranin düsmesini beklemeden Mora'ya girer. derhal pâdisahin katina gelerek yüce divanda üzüntülerini açiklayarak Müslüman kadinlarin. bu ülkenin de idaresi altina girmesinden baska çikar yol olmadigi kanaatine varir. Sarp bir mevkide bulunan ve üç kat sur ile çevrili olan bu müstahkem kalenin zapti kolay degildi. kocalarinin da hapse atilmis olduklarini. Böylece V. Fakat Osmanlilar. Burada birçok sehir ve kaleyi . Insani üzüntü ve kedere gark bu vaziyeti ögrenen genç adam. Tamami gözü yasli olan bu kadinlarin. Osmanlilara karsi destekleyip ona yardim ediyordu.sehrine gittigi zaman. daha önce de Mora despotu Dimitrios ile Mora'yi nüfuzu altinda bulunduracak sekilde bir anlasma yaparak onu himayesine almisti. orada Müslüman kadinlarin çok kötü ve berbat bir hayat sürdüklerini. daha atik davranarak onlara karsi olan planlarini uyguladilar. Osmanlilara karsi onun düsünce ve tavrini ortaya koyuyordu.

Mora'nin anahtari durumunda bulunan Korent'in zaptinin. Bu anlasma ile. mallarini muhafaza edebileceklerdir. Mücadeleler sonunda. Bununla beraber Thomas. bütün sehirlerini kaybettikten . fazla agir olmayan sartlarla yeniden bir anlasma yapilir. Hariçten bunlara bir taarruz vuku buldugu zaman Osmanli hükümdari despotlari müdafaa etmeyi üzerine alir. Fâtih-'in idaresindeki Osmanli ordusu. yeminle saglamlastirilan anlasmayi ve üzerinde ittifak saglanan sartlari üç ay sonra bozar. 4. aralarindaki çarpismadan ne kadar zarar gördüklerini anladiklari için barisirlar. Bu durumu ögrenen Fâtih Sultan Mehmed. Mora'ya hareket eder. Mora'da zapt ettikleri sehir ve kaleler. Mora seferi esnasinda Atina da Türk idaresi altina alinir. baris yapmak suretiyle teslim olmaya karar verdigini hükümdara bildirir.feth eden pâdisah. Korent'e gelen hükümdar. Osmanlilarin. Kuzey Mora sancakbeyligine akinci komutanlarindan Turahan Bey oglu Ömer Bey'i tayin eder (Temmuz 1458). bir kismi da vergi vermek suretiyle Osmanlilara baglanmis oldu. Fâtih'e karsi koyamayacagini anlayan sehir halki. Daha sonra iki kardes. Doguda bas gösteren Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan gailesi yüzünden. Venediklilere ait kisimlari hariç olmak üzere bir kismi dogrudan. Thomas. Bunun üzerine Mora despotlari ile Osmanlilar arasinda asagida belirtilen sartlara göre bu anlasma yapilir: 1. hem de Osmanlilara karsi yeniden mücadeleye baslar. Bu sebeple hem kardesi Dimitrios. baris talebinde bulunur. Mora'nin diger sehir ve kaleleri. 3. Fâtih'e karsi koymak üzere sahildeki Matina kalesine çekilen Thomas ise. Fâtih. Osmanlilara karsi bir sey yapamayacagini anlayan Thomas. Çünkü o. Uzun Hasan'in bütün tahriklerine ragmen o tarafa hareket edilmeyerek Mora isini temelden bir sonuca baglamak için. Dimitrios ile Thomas'in idaresinde bulunacak ve bunlar her sene üçer bin altin vergi vereceklerdir. Osmanli hükümdari. Mora'daki Arnavutlara güveniyordu. yani Mora'nin üçte biri dogrudan dogruya Osmanli Devleti idaresinde kalacaktir. Zaganos Pasa'yi Mora'ya gönderir. Muahede geregince Korentliler. 2. Thomas'in üzerine gitmeden önce birdenbire yön degistirerek Isparta üzerine yürür. Mora'nin. Aralarinda bir ittifak kurarak Osmanlilara karsi vaziyet alirlar. Mora'nin kolayca ele geçirilmesini saglayacagini bildiginden burayi almak istiyordu. bu sartlari da yerine getirmeyince. Dimitrios teslim olur. dört ay sonra Korent'e döndügü zaman burasi henüz fethedilememisti.

Karadeniz ve Trabzon'da bulundugu siralarda. Eflâk'ta bazi hadiseler olmaktaydi. 1456 yilinda Fâtih. halka idarenin en korkuncunu tattirmaktadir. Eline Türk esirleri geçince . Bu sahsin daha iyi taninmasi ve farkli milletler tarafindan aldigi bu lakaplarda ne kadar hakli (!) oldugunu ortaya koymasi bakimindan bir kaç örnek vermek yerinde olacaktir. Mora halkindan bir kismini Istanbul'a naklettirip onlarin yerine Türk göçmenleri yerlestirir (hicrî 856/m.sonra Kalamata'ya gider. EFLÂK'IN HAKIMIYET ALTINA ALINMASI: Tuna nehrini. Muhtemelen Osmanlilar. Tarihçi Tursun Bey tarafindan "Keferenin Haccac'i" diye vasiflandirilan bu adam. Pi'nin yanina siginir. Osmanli sinirlarina yakin bulunmasindan dolayi Eflâk'ta Osmanli nüfuzu gün geçtikçe artmaya basladi. Böylece Mora yeniden ve tamamina yakini Osmanlilarin eline geçer. Teslim olup Pâdisahin yanina gelen Despot Dimitrios'a. sözünde durmayarak Osmanlilar aleyhine Macarlarla anlasma yapacaktir. Fâtih. saray halki ile birlikte yemek yemekten zevk alirdi. Orada da tutunamayacagini anlayinca Roma'ya Papa II. devleti için tabii bir sinir kabul ettigini tahmin ettigimiz Fatih Sultan Mehmed ve hatta daha önceki Osmanli hükümdarlari. onun yukaridaki sifatlarini verdikten sonra. bunlarin kendilerini mesgul edecek kadar kuvvetli olmalarini veya büsbütün zayif düsmelerini de istemiyorlardi. bu nehrin kuzeyinde bulunan ve bugünkü Romanya'yi teskil eden Eflâk ile Bogdan prensliklerini himayeleri altinda bulundurmayi kafi görüyorlardi. bunun yaptigi barbarliklara da örnekler verir. Hammer. Macarlarin "Drakul" (Seytan). Wlad'i Eflâk prensligine tayin etmisti. Burada Türklerin "Kazikli Voyvoda". vahsi ve insanlik disi birtakim zevklere sahipti. Bu sebeple Eflâk daha Yildirim Bâyezid zamaninda senelik bir vergi vermeyi kabul etti. Hüküm sürdügü memlekete Fâtih'in yardimi ile sahip olmasina ve Pâdisaha karsi dost kalacagina dair yemin etmis bulunmasina ragmen Wlad. 1460). Ulahlarin "Çepelpuç" (Cellad) dedikleri Wlad adinda zulüm delisi bir adam. Fâtih'in. kardesi Radul ile birlikte Osmanli sarayinda rehine olarak bulunmustu. kaziklara vurulmus ve iskence içinde can vermekte olan Türklerin meydana getirdigi büyük halkanin ortasinda. O. Wlad. tabii sinirlarinin disinda mütalaa ettikleri bu prensliklerin. Bununla beraber. daha uzakta bulunan Lehistan ve Macarlarla kendi aralarinda tampon bir devlet olarak kalmalarina taraftardilar. Enez sehri ikametgâh olarak gösterilerek oradaki tuz madenlerinden senelik altmis bin akça varidat (gelir) tahsis edilir.

düsmanlarinin çoklugundan ve memlekette bulunmadigi bir sirada tac ve tahtinin Macarlara verileceginden korktugundan. Pâdisah da ordusuyla prensligin baskentine yürür. Osmanli akincilari onu bulmak için bütün bir Eflâki tararlar. daha büyük olurdu. Bunun üzerine Pâdisah. Tuna kenarina geldikleri vakit. Ancak Wlad. Fakat bunda muvaffak olamadigi gibi. Böylece. Eflâk'i düsmanlarina karsi muhafaza edecek bir kuvvetin gönderilmesini rica eder. 866/1462 M. sonra da bunlari keçilere yalatmasini emrederdi. hatta itibar göreceklerini sandiklari bir sirada Wlad'in büyük bir saldirisina ugrarlar. Yarali olarak kaçip Macarlara siginan Wlad. O. Böylece Eflâk. . 150 küçük parça deniz kuvveti (nehir donanmasi) hazirlayarak. kendisine gönderilen Osmanli elçilerinin sariklarini baslarina çiviletmistir. hiddetinden ve üzüntüsünden yerinde duramayarak 150 bin kisilik bir ordu ve 25 büyük. Wlad. onu Istanbul'a davet eder. Sehrin yakininda kaziklanmis 15 bin adamdan kurulu korkunç bir orman görünce nefretle "Devlet kuvvetini böyle kullanmis. Yunus Bey ile Çakircibasi Hamza Bey.) Fâtih. diri diri ayaklarinin derisi yüzülen esirlerin iskencesi. hatta Wlad'i yakalayarak haps etmisti. Kan dökücü Wlad. Bununla beraber Tuna'yi geçmek hazirliklari yaptiklari ve dostluktan baska bir sey ümid etmedikleri. Wlad'in yaptigi hareketlerden bazilarini görmezlikten gelen Fâtih Sultan Mehmed. Fâtih'in. tebeasina ve Allah'a karsi bu denlü cinayetler islemis bir adam. Wlad'in kuvvetleri ortalarda görünmüyorlardi. Allah'in kullarina zulm eden bu zâlimi ortadan kaldirmak için Eflâk seferine çikar (H. Osmanlilara ait bazi sehir ve kasabalari tahrip etmekten de çekinmez. casuslari vasitasiyle önceden haber aldigi bir gece baskini düzenleyerek Pâdisahi öldürmek ister. Öte taraftan Osmanlilar. nehrin donmus oldugunu görürler. Wlad'in kardesi Radul'u oniki bin duka yillik vergiye baglayarak Eflâk prensliginin basina getirdiler. daha sonra Hamza Bey'i öldürerek basini Macar kralina gönderir. Osmanlilara sikica baglanmis oldu. onlardan yardim ister. aldigi esirlerin tamamini kaziga vurduktan sonra. Hamza Bey de esir edilmisti. Silistre Beyi Yunus Bey ile Çakircibasi Hamza Bey'i Eflâk'i beklemek üzere görevlendirir. Bütün bu olanlari haber alan Fâtih Sultan Mehmed. Fakat Macar Krali. mümtaz bir eyâlet haline getirilerek. perisan bir halde canini zor kurtarip kaçabilir. asla itibara layik degildir" der. Wlad.ayaklarindaki derinin yüzülmesini ve meydana çikan kirmizi etlere tuz ekilmesini. hiç yoktan Osmanlilarla bir anlasmazliga düsmek istemediginden bu yardimi yapmamis. Bu baskinda Yunus Bey sehid. Eflâk ortalarina kadar gittigi halde.

Wlad. Bu sebeple Kral mukavemet edemedi. Radul'un ölümü üzerine zindandan kaçip tekrar idareyi ele almak istediyse de öldürülerek kesik basi memleket memleket dolastirilir. 1463) yilinda olmustu. büyük bir deniz kuvvetine sahip olan Venedik'e yardimda bulunabilecek olan Macaristan'la. Duka'nin ölümünden bir süre sonra. Bu olaylar. Osmanli topraklarina katilir. kendine yakin gören Fâtih. Fâtih. Bu çocuk ihtidâ edip (Islhamiyeti kabul edip) "Ahmed" ismini aldi ki. Böylece aleyhindeki ittifak çenberini kirip ortadan kaldiracakti. zaten Katoliklerden nefret eden Bosna Kralligi'ni feth etmeye karar verir. BOSNA-HERSEK'IN ALINMASI Balkanlari ve hatta Tuna'nin güneyinde kalan bütün Avrupa topraklarini kendi devletinin sinirlari içinde görebilecek duruma gelmis olan Fâtih Sultan Mehmed için Bosna. Bu arada orduyu hümayun üç koldan Bosna'ya girmis ve bütün bir Bosna topragini feth etmisti. hicrî 867 (m. Hersek. bir müddet sonra da Islâmiyeti kabul ederek "din-i mübin-i Islâm" ile sereflenirler. Hersek Dukasi Stefan Kosariç de küçük oglunu rehine vererek bagliligini arzetmis bulundugundan. Halkin. onlarin etrafinda bir ittifak çenberi meydana getirmeye çalisiyordu. diger Avrupa devletleri ile birleserek kendisine doguda sinir komsusu bulunan Türk ve Müslüman devletleri de kendisinin aleyhine tahrik ederek. Bu sebeple. özel öneme sahip bir yerdi. Osmanlilara karsi koymaya pek taraftar degillerdi. Mora'nin Türklerin eline geçmesinden büsbütün müteessir oldu. Osmanlilara karsi olan sevgisinden dolayi eli silah tutanlarin tamamina yakini orduya alinir. Bosnalilar. Türklerin izse din ve mezheb serbestisine büyük bir saygi gösterdiklerini bildiklerinden. Osmanlilarin aleyhinde olacak sekilde. Istanbul'un fethi ile ticarî menfaatleri sarsilmis olan Venedik Hükümeti. Katolik baski ve tazyiklerinden biktiklari. Istanbul'un fethinden sonra. Papalik ve Venedik'in. ikisinin arasina girmenin askerî bakimdan gerekli olduguna inaniyordu. yerinde birakilir. Halki. Bunu bilen Fâtih. Avrupa'da meydana gelen reaksiyonu da iyi takip ediyordu. . Osmanli Devleti'ni iki taraftan nasil sikistirmak istediklerini. kuvvetli istihbarat teskilâti vasitasiyle iyi biliyordu. O. Bu sefer esnasinda. 30 bin Bosnali ise yeniçeri gibi hizmet etmek üzere Pâdisahin sancaklari altinda yemin eder. daha sonra "Hersekzâde Ahmed Pasa" adi ile anilarak damad ve sadrazam olur. Ege denizindeki Osmanli faaliyetlerini de yakindan takip eden Venedik. burayi Minnet Bey idaresinde bir sancak beyligi haline getirerek Osmanli topraklarina ilhak eder. Bosnalilar.

en agir sartlar karsiliginda bile olsa. Papa. . 1463'te. Onlar. simdiye kadar vermekte oldugu "üçbin sikke-i efrencî" yerine alti bin flori verecegini. Osmanlilarla dostça geçinmeyi iyi bir tedbir olarak kabul eden ve ekonomileri açsindan bunu lüzumlu gören Venedikliler. takriben 16 sene devam edecek savaslar sonucunda Venedik hükümeti. Bu sebeple Venedik Senatosu'nun 25 Nisan 1479'da tasdik ettigi OsmanliVenedik barisi. 25 Ocak 1479'da imzalanmis olur. Macaristan. daha sonra Osmanlilar ile Bogdanlilar arasinda savaslar olacak ve Fâtih. Onlar. Osmanlilarin. Bu arada Macarlarla da ayri bir ittifaka girerler. Fransa.OSMANLI . Venedik devlet adamlarini Osmanlilara karsi farkli bir sekilde düsünmeye sevk etmistir. Bununla beraber. Sayet bu savasta maglub olsalardi. Ancak Osmanlilarin büyük bir galibiyet elde ettiklerini görünce bu düsüncelerinden vaz geçerler. BOGDAN MESELESI: 1455'te Osmanli hakimiyetini tanimak ve yilda 12. Pâdisaha müracaat ederek. Bununla beraber bir müddet sonra Bogdan Voyvodasi. Zira. 1473 yilinda Uzun Hasan üzerine yürümek zorunda kalmislardi. Türklerin Mora ve Sirbistan'a sahip olmalari. karada ve denizde birçok devletle ugrasmak zorunda kaldiklarini görünce bu hakimiyetten kurtulmak isteyecektir. Burgonya. Denebilir ki. Bogdan Voyvodasi ise kaçacaktir. Bu yüzden onlar. Osmanlilarla baris yapmayi daha kârli görecektir. ya harb edecekler veya Yunanistan ile Balkanlar'daki bütün mevzilerinden geri çekileceklerdi. Bogdanlilar Macarlarla birleserek Osmanlilar aleyhine müstereken harekete geçeceklerdi. Osmanlilara ise dünyanin en büyük devleti olma gibi bir gâlibiyet temin etmistir. Arnavutluk'ta faaliyet göstermeleri ve Ege denizini ele geçirmek istemeleri. Bu durum karsisinda Venedikliler. Osmanlilarin lehine ve Venediklilerin aleyhine olmustu. Bununla beraber. Uzun Hasan ve müttefikleri olan Karamanlilara bas vururlar. Daha sonra temas edilecegi gibi Osmanlilar. Milano. bizzat Bogdan'a girecek. Venedik ve müttefiklerine maglubiyet. 14 maddeden meydana gelen bu baris anlasmasi. Türkleri bu faaliyetlerinden vazgeçirmek ve hatta bunlari durdurmak için sür'atle bazi tedbirlerin alinmasi gerektigine karar verirler. Böylece Osmanlilari iki cepheli bir savasla tehdid etmek istiyorlardi. daha sonra bu fikirlerini degistireceklerdir. bu kadar yil devam etmis olan muharebeler.000 altin vermeyi kabul etmek zorunda kalan Bogdan.VENEDIK MÜNASEBETLERI Baslangiçta. Arnavutluk Prensi Iskender ile Osmanlilarin aleyhine bir ittifak kurdular.

O. Imroz ve Semadirek Beyi olan Dorya ile hükümet idaresinde ortagi olan yengesi arasinda çikan ihtilaf üzerine kadin. yabancilara siginacak bir yer birakmamaya. ve kendi sahillerine yapilabilecek korsanlik hareketlerini önlemeye çalisiyordu. Hatta zapt edilen bazi adalari tekrar geri almislardi. gerekse Enez Beyi'nin devletle yapmis oldugu anlasmayi bozmasi. bir kismi da Venedik ve Cenevizlilere ait bulunuyordu. dolasmasina bile tahammül edemiyordu. yüksek hakimiyetini tanidigi Osmanlilara müracaat ile sikâyette bulunmustu. FÂTIH'IN EGE DENIZI SIYASETI Istanbul'u feth eden Osmanli Pâdisahi. keza Enez halkinin Ipsala ve Ferecik taraflarindaki . Surasi unutulmamalidir ki Ege adalarinin ilhaki. Çanakkale Bogazi'na yakin adalardan baslayarak yavas yavas Ege Denizi içlerine dogru ilerleyen Fâtih. Gerçekte. Çanakkale Bogazi'na ve Türk sahillerine yakin olanlardan baslamak üzere. düsmanina düsman olacagini bildirir. Gerek kadinin müracaati. Böylece elden ele geçen adalar. IMROZ. Ege'deki adalara nüfuz etmeye çalisir. Bizans'a ait olan bütün topraklarin kendi idaresi altinda tekrar birlesmesini istiyor gibidir. buralari yeniden almak için yeni donanma sevk etmek zorunda kalmislardi. Bu sebeple o. Anadolu topraklarinin bir devami telakki edilen bu adalarin bir kismi Bizans'a. Gerçekten.Osmanlilarin dostuna dost. zamanla kendi ülkesini tehlikeye sokabilirdi. Istanbul'u fethetmeye muvaffak olan Fâtih. Zira Osmanlilarin bu tesebbüslerine karsi gerek Papalik. bu deniz üzerinde iki istikamet (yön) takib eder. bu yolun üzerindeki adalari teker teker aldiktan sonra Italya topraklarina asker çikarir. Yalniz Rodos Adasi bunlarin disinda idi. Bunlardan birincisi onu Italya'ya götürecektir. vs. Pâdisah bunu kabul etmis ve Bogdan'i bu sartlarla affetmisti. Ikinci yol ise Anadolu sahillerinin yakinindan geçmekte idi. nihayet kesin olarak Osmanli idaresinde kalmistir. bu yol üstündeki adalarin (Midilli. SEMADIREK VE TASOZ'UN ALINMALARI: Sirbistan seferinden sonra Enez.) bir kismini haraca baglayarak bir kismini da ilhak ederek Rodos'a kadar gider. gerekse Venedikliler ile Napoli Kiralligi. Zira böyle bir durum. ENEZ. Sakiz. Böylece. O. kendi topraklarina yakin yerlerde bir yabancinin ticaret yapmasina degil. donanmalariyla buna mani olmak istemislerdi. Osmanlilar. Ege Denizi'nde Bizanslilar ile baska milletlere ait olan adalari almak üzere harekete geçer. Korsanlik hareketleri ile kendisine ait sahil kentleri vurulabilirdi. pek kolay olmamistir.

* Bundan sonra diger adalar da alindi. EGRIBOZ ADASININ FETHI Venedikliler. Sultan Mehmed. Fâtih bu harekete karsi.Müslüman Türklere ait köle ve cariyeleri kaçirarak satmalari üzerine Enez'in alinmasi kararlastirildi. muhasaranin iyice sikistigi bir zamanda bir harp gemisiyle adaya geçer. MIDILLI ADASININ ZAPTI Osmanli sahillerinin yakininda bulunup korsan yatagi olan ve Aragon korsanlarinin Türk sahillerini vurup getirdikleri mallardan hisse alan. Edirne'de bulunuyordu. daha fazla dayanamayacagini anlayinca teslim olur. baska bir ifade ile korsanlarla birlikte hareket eden Midilli Prensi'nin hakkindan gelinmesi kararlastirildi. Üç kisma ayrilan ada halkinin bir kismi yerlestirilmek üzere Istanbul'a gönderilir. karadan bizzat pâdisah ve denizden donanmanin tazyiki ile kisa bir sürede alindi. Mahmud Pasa. Edirne'ye davet ettigi deniz komutanlari ile görüstükten sonra büyük bir donanmanin hazirlanmasini emr etti. Midilli halki. LIMNI ADASININ ZAPTI Enez. Ege Denizinde Osmanlilara ait bazi adalar ile Foça'yi vurmuslardi. ada idaresinin tanzimi ile görevlendirilmisti. Bu siralarda Fâtih Sultan Mehmed. Bursa yolu ile hareket eden hükümdar. Bundan sonra Enez. prensi istemeyerek onun yerine bir Türk beyinin gönderilmesini istediginden Osmanlilar da himayelerinde bulunan Limni adasina Gelibolu'nun eski Sancakbeyi ve kaptani olan Hamza Bey'i gönderirler. Venedik'in Ege'deki en büyük . Oradaki durumu inceledikten sonra tekrar Ayazmend'e döner. Imroz ve Tasoz'un alinmasindan sonra yine 1456 senesinde Limni halki ile Midilli Prensi Nikola Gateluziyo'nun kardesi olan Limni Prensi arasinda anlasmazlik çikar. Mahmut Pasa. adanin karsisindaki Edremit körfezine inmis ve oradan da Ayvalik'in güneyindeki Ayazmend (Altinova)'e gelmisti. Bütün hazirliklar tamamlandiktan sonra 1462 senesinde Mahmut Pasa komutasindaki donanma irili ufakli ikiyüz parça gemi ile denizden ada üzerine yürüdü. Bu adalarin Osmanli idaresine girmesi 1456 yilinda olmustu. adanin merkezi olan Midilli önlerine asker çikararak sehri kusatir. Ada halki.

baskalarinin elinde bulunuyorlardi. Osmanlilarin bu niyetini fark eden Venedik ve Ceneviz gibi deniz ticareti ile geçinen devletler. kendisi de 70 bin kisilik bir ordu ile karadan hareket etmistir. O. (1470) Egriboz Adasi'nin. Trabzon Rum Imparatorlugu. Bu sebeple Fâtih Sultan Mehmed. Isfendiyarogullari Beyligi ve Amasra (Amasteri) Cenevizlilerin idaresinde idi. Osmanlilara karsi bir dogu ve bati ittifaki tehlikesi ufukta görünüyordu. Dogrusunu söylemek gerekirse bu durum sadece onlari degil. Bu sebeple Mahmud Pasa'yi Derya Kaptanligi'na tayin ederek üçyüz parça gemi ile denizden göndermis. Bati'nin böyle bir hareket için Anadolu emîrliklerini tahrik etmesini önlemek. Karadeniz sahillerini elde bulundurmak gerekiyordu. kuzeyde Karadeniz'e kiyisi bulunan kisimlar (Samsun hariç).müstemlekesi olan Egriboz adasini ele geçirmeye karar verir. hem de askerî emniyetini temin için. Bu sebeple. Istanbul) gibi Bati Roma'nin da elden gidecegi telasina kapilan Papalik. Osmanlilar tarafindan zapti. özellikle Venedik ve Italya'nin diger devletleri arasinda derin bir endiseye sebep olmustu. gerek ekonomik. eskiden beri Anadolu birligini kurmak ve burada güçlü bir Müslüman Türk Devleti meydana getirmek için ugrasiyorlardi. Bunlar. . Avrupa'da büyük bir hayret ve teessür meydana getirmisti. Böylece bu devlete en büyük darbeyi vurmus olacakti. Evripos kanalinin en dar yeri olan Kulkis'ten gemilerden bir köprü yaptirarak ordusunu derhal adaya geçirip birkaç hücumdan sonra kaleyi feth etmisti. Istanbul'u feth etmis bulunan Osmanlilarin. Karadeniz'in bu sahil bölgesinde büyük ve önemli birçok sehir bulunuyordu. Bir taraftan. diger taraftan da Anadolu birligine vücud vermek ve devlet merkezinin hem jeopolitik. Zira Dogu Roma (Bizans. Bununla beraber. hazirladigi planinin geregi olarak ayni mevsimde arka arkaya üç sefer tertiplemek zorunda kalir. buralari elde edebilmek için bir plan hazirlar. Dogudaki bazi küçük beylik veya emîrlikler ise. FÂTIH'IN KARADENIZ SIYASETI Bilindigi gibi Osmanlilar. Anadolu'nun büyük bir kismini hakimiyetleri altina almaya muvaffak oldular. Bu gayelerine ulasmak için gösterdileri gayretlerinin bir sonucu olarak onlar. Istanbul'un fethi üzerine büyük bir telasa kapilmislardi. her taraftan yardim taleb etmisti. Avrupa'yi da ciddi endiselere sevk etmisti. siranin yavas yavas kendilerine gelecegini düsünüyorlardi. gerek siyasî gerekse dinî bakimdan buralara da hakim olmasi icab ediyordu. Bu hal.

Vezir-i a'zam Mahmud Pasa komutasinda sevk ederken. düsünce ve hareketlerini gizli tutmakla meshurdur. Hatta o. atalarinin simdiye kadar burayi almamalarini adeta tenkid konusu yapar. Seferin nereye yapilacagini kendisinden baskasi bilmezdi. bu taarruzlarinin sebebi soruldugu vakit inkâr ediyor. O. Hedefin neresi oldugunu bir münasebetle soran kadiaskere "Hocam. askerî harekât esasinin gizlilik oldugunu göstermis olur. feth olunmak sultanim elinden ola" diyerek. Bundan baska bu sehir. Amasra. Istanbul'un fethinden sonra müskül bir duruma düsmüs olmasina ragmen eskiden oldugu gibi hareketlerine devam etti. zihnimden ne geçtigini bilecek olursa onu bile hemen koparir yakarim" diyerek. Fâtih Sultan Mehmed bakimindan Karadeniz sahillerinin fethi büyük bir önem tasiyordu. Fâtih'in bu sorusunu: "Sultanim bunun alinmadigina sebep ol kim Hak Teâlâ'nin takdirinde bu. kendisi de karadan hareket etmisti. Bu cevabiyle o. Böylece. bunu yapanlarin "levent gemileri" oldugunu ve bunlarin kendilerini de dinlemediklerini söylüyorlardi.Fâtih. "Memâlik-i müslimine hayli zarar edüp nice kimseleri girift edüp diyari efrence gönderip bey'eden" ve Karadenizde sefer yapan Müslüman gemilerine bilhassa musallat olan Amasralilar. eger sakalimin tellerinden biri. bir yilda verdikleri vergiyi adeta bir günde geri aliyorlardi. Zeki sadrazam. simdiye kadar dedeleri tarafindan buralarin (Amasra gibi) fethedilmemis olmasini hayretle karsiliyordu. Karadeniz seferinde de bu gizlilige riayet edilmisti. Allah tarafindan kendisine nasib olacagini söyleyerek cevaplamisti. donanmayi. Gerçekten o. Anadolu'dan kaçan esirlerin sigindigi bir yerdi. Amasya için Mahmud Pasa'ya: "Mahmud! Ol hisar ne yerdir kim âni benim atam dedem almadi?" diyerek. bu fethin. Bununla beraber etraflarini vurmaktan ve bilhassa denizde soygunculuk yapmaktan da vazgeçmiyorlardi. Fakat bunu bazan zamaninda bazan da geç veriyorlardi. bir miktar vergi veriyorlardi. Gerçi buradakiler. Cenevizlilerin önemli bir ticaret merkezi idi. Aradaki anlasmalari birkaç defa bozan Amasralilarin. bu ise hemen baslanabilecegini de ima etmis oluyordu. Istanbul'un zaptindan ve Osmanlilarla .

Bu durumun Osmanlilarca duyulmasi üzerine bir ihtiyat tedbiri olarak. . Ismail Bey'in ne derece büyük bir iman sahibi oldugunu ve Anadolu birliginin kurulmasina taraftar bulundugunu. reva midir kim elim öpesin" diyerek bu hükümdari tahtinda kendi yanina oturtmustu. Fâtih. Ismail Bey. Silah kullanmadan Amasra'yi ele geçiren Fâtih Sultan Mehmed. Dirlik olarak Ismail Bey'e istedigi Yenisehir. Mahmud Pasa'nin teklifi ve idareci özelligi ile olsa gerek ki Mahmud Bey ile Isfendiyaroglu arasindaki konusmalardan sonra Ismail Bey. bunun da ancak Istanbul'un Fâtihi vasitasiyla mümkün olacagina olan inanci ile izah etmek mümkündür. isyan etmek için zamanin müsait oldugunu bildirir Karamanoglu'nun birlikte hareket edebilecekleri teklifine karsilik Ismail Bey. böyle bir seye riza gösteremeyecegini söylemisti. Onlar. Mahmud Pasa da denizden Amasra'ya gidip sehri kusatma altina alirlar. Ismail Beg'i izzet ü ikram ile pâye-i serir-i saltanata yitistürdiler. Ismail Bey'e dirlik olarak Filibe verilerek kendisi oraya gönderilmisti. Bursa'ya dönmüsken tekrar Karadeniz'e yönelir. Fâtih Sultan Mehmed'e bey'at edecektir. Sultan'in Istanbul'u fethetmek suretiyle Islâm âleminde kazanmis oldugu prestijin de etkisinin bulundugu söylenebilir. Bu kadar muazzam bir ordu ile basa çikamayacagini anlayan Amasra idarecileri. etraftaki tecavüzleri daha çok artmisti. Pâdisahin. Fâtih'e bey'ata karar verirken kendisinin sahib bulundugu yüksek dinî suur ve fazileti ile birlikte. Halbuki o sirada. limanda demirli birçok gemi ve onbin muharip asker vardi. Amasralilarin yaptiklarina son vermek ve problemi temelinden halletmek üzere kendisi karadan. pâdisaha sehrin anahtarini teslim etmekle hayatlarini kurtardilar. Hatta Fâtih bile çadirinda ayaga kalkip birkaç adim yürümek suretiyle onu karsilamisti. Buna ragmen böyle bir kalenin.Cenevizlilerin arasinin açilmasindan sonra. 2000 topçu. Böyle bir hareketten dolayi pâdisah onlari esir muamelesine tabi tutmamisti. sen benim ulu kardasimsin. Ismail Bey. Nitekim Dursun Bey "Erkân-i devlet. Koyulhisar seferine çikisini firsat bilen Karamanoglu Ibrahim Bey. basta tekfur olmak üzere Amasralilarin ileri gelenlerini Istanbul'a gönderdi. vezir-i âzamin delâletiyle ordugahta Osmanli ricali tarafindan büyük bir merasimle karsilanmisti. Pâdisah dahi visaktan tasra bir kaç kadem istikbal edüp musafaha ma'nasi oldi. Burada müstahkem bir kale olan Sinop'ta Isfendiyaroglu Ismail Bey hüküm sürüyordu. Inegöl ve Yarhisar kazalari verilmistir." diyerek bütün bir devlet erkâni ile birlikte pâdisahin da onu karsiladigini anlatir. silah atilmadan teslim olmasini. Iskenderoglu'nun. Fâtih'in elini öpmeye kalkismasi üzerine hükümdar: "Ismail Bey. Mahmud Pasa'nin ikna edici konusmasi karsisinda teslim olmuslardi. Ismail Bey'in idaresinde Sinop'ta 400 top. Ismail Bey'e haber göndererek.

Fâtih su manidar cevabi vermisti: "Hey ana. bu zahmet din yolundadir. Böylece Bizans'in son Anadolu bakiyyesi de Osmanli ülkesine katilmis oldu. sekiz oglu ile birlikte Edirne'ye göndermisti. Latinleri kendi aleyhine tahrik etmek isteyen Trabzon Rum Imparatorlugu'nu da ortadan kaldirmaya karar vermisti. Kastamonu ve Sinop'u alan Osmanli hükümdari. Zira bizim elimizde Islâm'in kilici vardir. Eger bu zahmeti çekmezsek bize gâzi demek yalan olur. Kurtulus ümidi görmedigi için teslim teklifini kabul eden imparator. 258 sene devam eden Trabzon Imparatorlugu 26 Ekim 1461 (21 Muharrem 866) günü tarihe karisir. Osmanli Devleti'nin bir bütün teskil ettigine inanmis gibi idi. Ordusuyla Trabzon'u çeviren sarp daglari asarken zaman zaman yaya yürümek zorunda kalan pâdisaha Sâre Hatun: "Hey ogul! Bu Trabzon'a bunca zahmet nedendir?" diye sorunca. Fâtih. Mahmud Pasa'nin akrabasindan olan bas mabeyincisi Yorgi Amiruki vâsitasiyle Mahmud Pasa ile anlasarak sehir ve kaleyi teslime karar verir. birbirine bagli üç kisimdan meydana gelmis olan Trabzon kalesini hem denizden hem de karadan kusatir. bilhassa Firat'a kadar kadar olan sahada.Bizans Imparatorlugu'nu ortadan kaldiran ve Mora'daki Rum varligina son veren Fâtih Sultan Mehmed. Hamisi olan Uzun Hasan'dan da yardim alamayacagini anlayan imparator. bunun ötesinde baslayan Anadolu'nun dogu kismi üzerinde. Böylece. Tek bir nefes sehid vermeden ve bir ok dahi atma ihtiyaci hasil olmadan Amasra. David'in en küçük oglu hak dini kabul ederek Islâm'la müserref olmustu. Osmanlilari her bakimdan tehdid eden bir mevkide . Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan'in annesine büyük bir saygi göstererek ona "ana" diye hitab etmisti. Imparator. Bu durum. Bugün yahud yarin huzur-i Ilâhîye çikinca mahcub olurum" diyerek gazilik ünvani ile cihâd ve bu ugurdaki çalismaya nasil ehemmiyet verdigini anlatmak ister. FÂTIH'IN IÇ VE DOGU ANADOLU SIYASETI Toros daglari ile Anadolu'nun kuzey daglari arasinda uzanip giden ve Uzunyayla'ya kadar devam eden Orta Anadolu ile. Her iki bölgede hüküm sürmekte olan beylikler. Halbuki Orta Anadolu'nun büyük bir kismi ile Dogu yaylalarinin bütünü devletin sinirlari disinda kalmisti. Karadan Trabzon üzerine varmakta olan Fâtih Sultan Mehmed'e elçilik heyeti ile birlikte Uzun Hasan'in annesi Sâre Hatun da gelmisti. Pâdisah adina Mahmud Pasa tarafindan yapilan teklifi kabul eder. Imparator David Komnen'i ümitsizlige düsürür. Fâtih Sultan Mehmed.

onun gözlerini baska taraflara çevirmesine sebep olmustu. Trabzon Rum Imparatorlari ile akrabalik tesis etmis.bulunmakta idiler. fakat hadiselerin seyri. Bu mani olmak isteyiste. Murad devrinde durmadan Osmanlilar aleyhine faaliyette bulunmustu. ayni zamanda fiilen asker göndermek suretiyle de yardim ediyordu. küçük yasta tahta çikmasini da firsat sayan bu devlet. Ibrahim Bey. Iste bütün bu hareketler. Karaman. Larende ve civarina. Yakin. Fâtih'i ister istemez dogudaki bu tehlike ile mesgul olmaya sevk etti. Çelebi Sultan Mehmed zamaninda ve II. Orta Anadolu'da yeni bir gaile meydana getirmeye çalismis ise de. yasadigi müddetçe. KARAMAN MESELESI Osmanlilarin en büyük hasmi olup Çelebi Sultan Mehmed'in damadi olan Karamanoglu Ibrahim Bey. 1463)'de vefat etmisti. hatta Toroslarin güneyinde denize kadar olan sahalara sahip olan Karaman Beyligi. Karamanlilar bir firsat vukuunda tekrar ortaya çikacaklardi. bu yüzden Fâtih'in Trabzon'u almak isteyisine mani bile olmaya çalismislardi. uzak Osmanlilarin aleyhindeki her tesekküle el uzatan Karaman Beyligi'nin. Yildirim-Timur karsilasmasindan sonra tekrar meydana çikarak. Konya. genç hükümdarin çok sür'atle hareket edisi buna imkan birakmamisti. yedi oglundan en . Ancak Fâtih biliyordu ki. OsmanliAkkoyunlu sinirlari üzerinde hadiseler çikarmaktan da çekinmiyordu. otuz dokuz sene hükümdarlikta bulunduktan sonra hicrî 868 (m. Anadolu'nun öteki kisimlarinin güvenligi ve nihayet Türk birligi bakimindan buralarinin da Osmanli topraklari içerisinde bulunmasini zaruri sayan Fâtih Sultan Mehmed. Karamanogullarina sadece siyasi yardimda bulunmakla degil. Nitekim Karadeniz sahillerine göz dikmis olan bu devletin yönecitileri. Osmanlilar için gün geçtikçe daha ciddi bir tehlike konusu olmaya basladi. durumu büsbütün naziklesti. Osmanli topraklarinin dogusunda bulunan ve gittikçe kuvvet kazanan Akkoyunlu Devleti'ne gelince o. Ibrahim Bey'in ölmesinden biraz sonra. Osmanli Devleti'ne karsi mümkün olabilen bütün fenaliklari yapmis. Ayrica Osmanlilarla Karaman Beyligi arasinda çikan anlasmazligi da firsat bilen Uzun Hasan. Fâtih'in eline geçmesini önlemek gayesi vardir denebilir. Bundan baska Isfendiyar topraklari üzerinde hak iddia edebilecek bir mevkide olan Kizil Ahmed Bey'i kabul edip himaye eden ve onu Osmanlilara karsi elinde bir silah gibi tutan Uzun Hasan. bu beylige hiç bir hak tanimamak suretiyle ortadan kaldirmayi belki daha önceki tarihlerde tasarlamis. Trabzon Imparatorlugu'nu müdafaa etmekten ziyade bu topraklarin. "Hiristiyanligi takviye ederek Müslümanligi zaafa götürmeye" çalismisti. Yildirim Bâyezid'in müthis pençesi altinda bir an ezilmeye mahkum olan bu devlet. Fâtih'in.

Taseli taraflari hariç olmak üzere bütün bir Karaman ülkesini topraklarina katar. Kale komutani Atmaca Bey. kaleyi Sehzâde Mustafa'ya teslim edecegini bildirince. Böylece Karaman mirasi meselesi ortaya çikti. Sehzâde Mustafa'nin ölümünden sonra Karaman Valiligi'ne Cem Sultan getirilmisti. . Osmanlilarla kan bagi olmadigi için çok seviyordu. Uzun Hasan. mazuruz" dedigi rivayet edilmektedir. Öyle anlasiliyor ki Pasa da yaptigi bu isten pek memnun degildir. Osmanli idaresine yeni alistirilmakta ve hatta isindirilmakta olan bir memleketin halki hakkinda icra edilen bu neviden muameleler yüzünden artan sikâyetler üzerine Mahmud Pasa. Konya'da adina sikke kestirdigi gibi. devam eden bu miras isine karisma sevdasina düstü. sadece fakirleri hicret ettirdigini söyleyerek sikâyetlerde bulunur. Karamanogullari adina müdafaa edilmekte idi. Bu arada onun. Mahmud Pasa'nin haksizlik yaptigini. kaleyi teslim alip dönerken 19 Agustos 1474'te Bor'da vefat eder. sehzâde kaleyi teslim alarak Karaman gailesinin son kalintisini da ortadan kaldirir. Karaman halkinin Osmanlilara tabi olmasinin önemli sebeplerinden biri olarak kabul edilmektedir. Annesi bir cariye olan Ishak Bey'i veliaht yapmis ve merkezi Silifke olmak üzere Içel valiligine tayin etmisti. Konya'ya dönünce buradaki is ve sanat erbabinin Istanbul'a yollanmasi isi ile görevlendirilir. Anadolu'daki Müslüman Türk beyliklerine karsi insafli bir sekilde muamele eden Osmanli hükümdari. Fâtih Sultan Mehmed. Mevlana'nin torunlarindan birini de bunlarla birlikte yolladigi. Daha sonra da bütün devlet islerini ona birakinca öteki kardesler buna itiraz etmislerdi. Vezir-i a'zam Mahmud Pasa'yi Toroslara kadar göndererek ülkenin ilhakini tamamlar. sonunda Konya'ya girerek. Hatta bunlara karsi "ihtiyar benim elimde degil. Karamanlilarin elinde kalan son kaleleri de almaya muvaffak olmuslardi. Hatta bu maksatla Uzun Hasan. sehzâdesi Mustafa'yi da buraya vali olarak tayin eder. Son olarak Kayseri ile Nigde arasinda bulunan Develihisar. vazifeden alinarak yerine Rum Mehmed Pasa tayin edilir. Bu hareketin basinda bulunan Pir Ahmet Bey.büyügü olan Ishak Bey'i. Rum Mehmed Pasa. Mahmud Pasa. Bu arada hastalanan sehzâde. Yapilan savaslarda galip gelen Osmanlilar. fakat Fâtih Sultan Mehmed'in bunu ögrenmesi üzerine o zati hediyelerle tekrar geri gönderdigi rivayet edilir. Karaman probleminin tamamen ortadan kalkmasi için çaba sarfeden Osmanlilara karsi Akkoyunlu Devleti de bütün gücü ile Karamanlilari destekliyordu. 50 bin kisilik bir kuvveti yardima göndermisti. Pasa'nin bu icrasinda bazi sikâyetler meydana gelir. Konya'nin ileri gelenleri ile anlasarak hükümdarligini ilan etmisti. Cem Sultan'in iyi meziyetleri.

Osmanli hududlarini geçerek taarruz etmesi. Galibiyetleri ile magrur olan Uzun Hasan. Fâtih Sultan Mehmed'i de yenebilecegini tahmin ediyordu. firsat el verirse bu nöbet isterim ki. devamli olarak Hasan Pâdisah'i Osmanlilar aleyhine tahrik ediyorlardi. Uzun Hasan. Karakoyunhükümdari Cihansah ile Mâveraünnehr hükümdari Ebu Said Miransah'i öldürmeye ve topraklarini da kendi ülkesine katmaya muvaffak olmustu. Bundan dolayi Osmanlilardan kaçan Karaman ve Candarogullarini bir büyüklük eseri olarak ayni zamanda kabul etti. Nihayet bu emellerinde muvaffak oldular. 1472 yilinda Venediklilere yeni ittifak teklifinde bulunmus. atini meydana sürmüs ve "Bu diyarin serdarlari." demisti. Ebu Said'i maglub ettigi gün. Bütün bu hareketlerin ötesinde Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan'a bagli kuvvetlerin. hükümdarlik tahtina oturuncaya kadar Akkoyunlular pek fazla önem tasimiyorlardi. Osmanlilar aleyhinde kendisine ittifak teklifi üzerine daha 1463'te bunlarla anlasmisti.OSMANLI-AKKOYUNLU REKABETI VE OTLUKBELI ZAFERI Uzun Hasan. bu elçilik heyeti vasitasiyle Osmanlilara ait Tokat sehri ile daha baska bazi mühim sehirleri isgal ettigini de Haçlilara bildirmisti. Bunlar. Daha sonra Horasan hükümdari Hüseyin Baykara'yi yenerek topraklarindan bir kismini almis olan Uzun Hasan. Venedik elçisi Katerino Zeno vâsitasiyle derhal senatoya bildirilerek Akkoyunlu ordusu için top ve topçu ustasi istenmisti. Topraklarinin genislemesi nisbetinde. Hatta rivayet edildigine göre o. O. Venediklilerle ittifak etmis olan Haçlilarla birlikte hareket için bunlarla görüsmek üzere Rodos'a elçiler göndermisti. secaatin âsârini gördüler. Çünkü o. onu Osmanli topraklarini alma sevdasina düsürdü. cür'et ve celâdetim Hüdâvendigâr'a (Osmanli hükümdari) gösterem. Bu muvaffakiyet de 1472 yilinda Osmanlilara ait olan Tokat sehrinin Uzun Hasan kuvvetleri tarafindan yakilip yikilmasi ile kendisini belli etmisti. Osmanlilara üstün gelecek durumda oldugunu tahmin ediyordu. Iste bu düsüncesi ve kendisini çok üstün görüsü. Bundan baska yine Osmanli-Venedik muharebesi esnasinda Hasan Bey. gururunun da arttigini gördügümüz Akkoyunlu hükümdarinin ayrica bir "Cihangir" olmak sevdasi da vardi. bu teklif. Osmanlilarla harp halinde bulunan Venedik Cumhuriyetinin. Fakat onun is basina gelmesi ile birlikte durum degisti. O. bu suretle Firat havalisinden Maveraünnehr'e kadar uzanan büyük ve kuvvetli bir devlet kurmus oldu. . Uzun Hasan. Osmanlilari bu meydan okumaya karsilik vermeye zorladi.

. emirlerindeki kuvvetlerle orduya katilirlar. Iznik yolu ile Yenisehir'e gelini. Kemal Pasazâde. Bütün kaynak eserlerde tafsilatli bir sekilde kendisinden bahsedilen bu zaferden uzun uzadiya bahs etmek istemedik. Fâtih'in komutasinda Üsküdar'dan hareket eder. Bu cevabinda o. Bu cevap. kozlarini paylasmak ilkbaharda üzere harbe davet eder. öte taraftaki gaza harplerini birakip. ayni zamanda Oguzlarin Bayindir koluna mensub bulunan Akkoyunlu kuvvetlerini takip ettirmedigi gibi Türk ve Müslüman olan ülkesine de dokunmadi. ondan "gâyenin saltanat yikmak degil. bunun sebebini Fâtih'e sordugunu. Fâtih. Nitekim Âsik Pasazâde de Fâtih'in bu hareketini "Mürüvvetle vilayetin yikmadi. Bu mektupta Fâtih Sultan Mehmed. eger yapabiliyorsa din düsmanlari ile savasmasi gerektiginden bahs ederek. Osmanli ordusu. 13 Zilkade 877 (11 Nisan 1473) Pazar günü. Farkli rivayetler bulunmasina ragmen bu katilimlarla ordunun yekunu takriben seksen bes bin kisiye ulasir. Kazabat'ta da Amasya Valisi Sehzâde Beyâzit. yapilan haksizligi ortadan kaldirmak için bizzat kendisinin gelecegini bildirir. Tarihte "Otlukbeli Zaferi" diye söhret bulan bu savasta. Osmanli ordusu büyük bir zafer kazanarak dogudaki bu tehlikeyi bertaraf eder. Uzun Hasan üzerine hareket etmeden önce kis mevsiminde ondan gelen mektuba agir bir cevapla mukabelede bulunmustu. Gerçekten de Frenklerle ittifak yapmis olan uzun Hasan. Islâm memleketlerini tahrib ile Islâm hükümeti yikmanin dogru bulunmadigini. ehl-i Islâm üzerine gidip onlara zulümde bulunmasinin dogru olmadigi. Osmanlilarla yapacagi muharebeyi makul gösterebilmek için onlardan Kapadokya ile Trabzon Imparatoru'nun kizinin kocasi olmasi hasebiyle Trabzon'u istemekte idi. yine kendi vilayetine teveccüh etti" diye takdir etmekte ve Osmanli hanedaninin adalet. Iste Fâtih Sultan Mehmed bu istekler karsisinda agir bircevap yazar. Beypazari'nda Karaman valisi Sehzâde Mustafa. ne denli yüksek bir telakki ile hareket ettigini açik bir sekilde ortaya koymaktadir. Uzun Hasan'a ders vermek oldugu. hükümdarin. Uzun Hasan'in yaptiklarindan. galip gelmisken kendisi gibi Türk ve Müslüman olan. burada Müslümanlarla ugrasmanin iyi bir sey teskil etmedigi" cevabini aldigini nakl eder.Fâtih Sultan Mehmed. sözünün de kiliç oldugunu söyleyerek Akkoyunlu hükümdarini. bundan böyle elçisinin ok. bu takip etmeyis hadisesini Sehzâde Bayezid'in hizmetinde bulunan Halil Pasa'nin oglu Ibrahim Pasa'nin agzindan nakl etmekte ve onun.

halka karsi âdil olan idaresinin nümûnelerini göstermis oluyordu. 1473'te kazanilan bu zafer. Otlukbeli zaferi ile tehlikesiz bir hale getirmisti. Zira hâdiseler.insaf ve fazilet ile muttasif bulundugunu açiklar. Osmanli devlet sinirlarini Tuna ve Italya'ya dayamak istedigi kesinlik kazanmis görünmektedir. Bununla beraber. Bu zaferden sonra. Sonuç olarak sunu söyleyebiliriz ki. Hac farizasini eda edip . Zira bu suretle o. Fâtih. Serbest kalip buralarla mesgul olmaya basladigi siralarda. ordusunun almis oldugu bütün esirlerin âzâd edilip serbest birakilmasini emreder. Anadolu birligini saglamak ve hatta bir bakima Islâm birligini temin için büyük bir gayret içinde oldugu kabul edilmelidir. bundan son derece memnunluk duydugundan ve kendisine bu imkani hazirladigi için Allah'a sükran hislerini ifade etmek üzere. basit bir hadise olmadigi gibi yadirganacak bir hadise de degildir. kendisi ve devleti için büyük bir sempatinin dogmasina vesile oluyordu. Fâtih'in. Osmanli askerî kudret ve teskilâtçiligi ile atesli silahlardaki kiyas kabul etmez üstünlügüdür. Otlukbeli zaferi. bu sefer de ölüm. Onun. Bu da Islâm dünyasinda. onun düsüncelerinin basinda gelmekte idi. Karadeniz'in bütün sahillerini almak ise. Bu hadise su idi: Hicaz'a giden bir Osmanli hacisi. O. Oguz boylari arasindaki çekismenin bütün yan tesirlerini izale ederek ihtilaf sebeplerini silmek istiyordu. Osmanlilara karsi yapilmis olan sark ve garb ittifakinin bir cephesini tamamen tesirsiz hale getirmisti. FÂTIH'IN GÜNEY SIYASETI Cihan tarihinin gördügü en büyük hükümdarlardan biri olan Fâtih Sultan Mehmed'in. Osmanli Devleti'nin. kendi ülkesinin güneyinde uzanan topraklar üzerinde. Osmanli adalet ve müsamahasinin en güzel örneklerinden birini daha vermis olur. yollardaki su kuyularinin (birke) harab oldugunu ve hacilarin bu yüzden sikintiya düstüklerini görmüstü. Timur'dan beri karsilastigi bu en büyük tehlikenin atlatilmasinda ve zaferin kazanilmasinda rol oynayan baslica âmil. Uzun Hasan Devleti'nin sür'atle çökmesine ve nihayet ortadan kalkmasina âmil olan sebeplerin basinda gelmektedir. ona bu yolda yürümeye izin vermemisti. Fâtih Sultan Mehmed'in bu bölgelerle ilgilenmesine imkân vermemisti. Hicaz su yollari ile ilgilenmesi. Bu suretle de o. çok kisa bir zamanda büyüyüp gelismis ve Omanlilar için korkunç bir tehlike haline gelmis olan Akkoyunlu Devleti'ni. verilmis bir kararinin olup olmadigini söylemek pek mümkün degildir. bütün Müslümanlara ait olabilcek bir ise parmagini koymus oluyordu. Böylece. Fâtih Sultan Mehmed. Osmanlilar aleyhine harekete geçmis olan Haçlilarin ümitleri de kirilmis oluyordu.

Meseleyi kendi iç isleri olarak kabul eden Memlûklerin. sinirlarina yaklastirmamak ve onunla kendi arasinda zayif ta olsa tampon bazi tesekküller bulundurmak arzusunda idi. Fatih de onu tebrik etmemisti. durumu hükümdara bildirmisti. gelecekte kendisi için büyük bir tehlike olacagi anlasilan Osmanli Devleti'ni. Sonra mezkur (adi geçen) Hoskadem dahi Misir'a sultan oldu.. Sonuç olarak Misir'dan. Fâtih'i. Böylece vakiflarin geliri ile tamir edilecek olan bu kuyulardan. Fâtih'in su yollari bahanesi ile Mekke Sultanina yüklerle flori gönderdigini ve onu Misir'a karsi isyana tesvik ettigini yazmisti. bu kuyulari tamir etmek için bazi adamlari görevlendirmisti. özellikle kuzeyden Hacca gidecek olanlar istifade edeceklerdi. Karamanoglu'nun verdigi bu haber üzerine Osmanli ustalarini hakaretle geri göndermeleri. Bu yüzden. "biz âcizmiyiz kim birkemizi ol meremmet ide" diyerek Osmanlilari geri çevirmislerdi. güneye giden yol üstünde bulunan Dulkadir isleri ile ilgilenmeye sevketti. Âdet-i muhabbet terk olundu. Ve muhabbet kesilmeye basladi. bu kuyulari koruyacaklardir. Bu durum. Âsik Pasazâde bu konuyu su ifadelerle dile getirir: "Her tarafin pâdisahlarindan elçi geldi." Dulkadirogullari münasebetiyle bozulan iliskilere ragmen Sultan Kayitbay zamaninda Fâtih. ona göre Fâtih. Osmanlilari çok yakindan takip ettikleri anlasilacaktir. Memlûklularin. Âsik Pasazâde'nin ifadesiyle "Taht mübarek olsun . Han'a vilayet (Trabzon) mübarek olsun diye. Toros'larin güneyine inmelerine pek taraftar degillerdi. Iki taraftan âdet terk olundu. "Hoskadem" Misir sultani oldugu zaman. Trabzon seferinden zaferle döndügü vakit. Âsik Pasazâde'nin ifadesine göre Karamanoglu da Misir Sultani'na bir elçi göndererek. bu kuyular için vakiflar düzenleyecek ve bu vakiflarin geliri sayesinde bölgedeki Araplar. iki devletin arasinda serin bir havanin esmesine sebep oldu. Misir hakim ve nâiblerine de bu adamlara yardim etmeleri için mektuplar göndermisti. Nitekim Fâtih. Halbuki Pâdisahin onlarin iç islerine karismak gibi bir niyeti yoktu. Ancak Misir sultanindan elçi gelmedi. Adavete (düsmanliga) bir bahane bu oldu. zaferi tebrik için her taraftan elçiler geldigi halde. Anadolu'da Türk birligini kurmaya çalisan ve bu konuda kendilerine engel olan kuvvetleri teker teker ortadan kaldiran Osmanogullarinin. Dulkadir topraklarina kadar uzanan zengin Misir Memlûkleri Devleti. Âdet bu idi ki gönderileydi. Iste bu sekildeki hareket tarzi. aradaki dostluk hislerinin sarsilmasina sebep oldu. Bu yüzden Karamanogullarina yardim ediyorlardi. Pâdisah dahi taht mübarek olsun diye elçi göndermedi.. Isin iç yüzüne bakildigi zaman. Bunun üzerine pâdisah. Zira Âsik Pasazâde bize bu konuda çok net bilgiler vermektedir. Misirlilar buna lüzum görmemislerdi. Memlûk sultanlari ile Osmanlilarin arasinin açilmasina sebep olan daha baska olaylar da vardi. Karamanoglu'nun bu yalan haberine inanan Misirlilar.döndükten sonra. Onlar. Pâdisah dahi buna bir pare (parça) melûl oldu.

devletler arasindaki protokolün çignenmesi demekti. beser olarak düsebilecegi hatalari asgariye indirmek yolunda. atalarinin elbiselerini birakarak ulema elbisesi giymeye basladi. firsat ve tesedüflerden faydalanmis olmasi degil. yani Rum ülkesinin pâdisahi dendi) buna dahi melûl oldu. Iyi hediyelerle Çavusbasini elçi gönderdi. Âlimlerle sohbette bulunmayi âdeta bir vazife telakki ediyordu. elçi müsteki geldi pâdisahina haber verdi. pâdisahlara elçi olarak gönderilmez. bu bir hafifliktir. gafil ve zamanin maglubu kimselerdir. Zira böyle bir elçi. Misir sultani dahi bu elçinin ardinca bir elçi gönderdi. Misir'in muhtesibini* gönderdi. Bu yüzden düsmanlarini sasirtarak bir senede birkaç fütuhata birden nail olurdu. Harpte cesurdu.diye elçi gönderdi. Zamani gelince de birdenbire maksadini açiklardi. Bu muhtesibin gelmesi pâdisaha hos gelmedi. cesaretli ve gayretli biri olan Fâtih Sultan Mehmed. yaptigini bilen ve ne yapmasi gerektigini hesaplayip düsünen adamdi. Derûnî metanet ve zihnî kemaline. kendi istihkak ve kudretiyle ulasmistir. Fâtih Sultan Mehmed. çarsi ehlinin büyügüdür. ihraz ettigi san ve serefe. Âhir. tesadüflerin yardimi ile degil. devlet idaresinde sertti. Binaenaleyh Fâtih. yapacagi seferleri tatbik sahasina koyuncaya kadar gizli tutardi. Rum Pâdisahi (Anadolu'ya baslangiçta Rumeli dendigi için Pâdisahina da Rum pâdisahi. kütle mukadderatini elinde tutan sayili dâhiler ve cihangirlerden ayiran üstün vasif. Hissiyatini gizlemeyi bilir. Halbuki büyük söhretlerden pekçogu. hayat ve icraatinin her safhasinda sahid oldugumuz Sultan Ikinci Mehmed. FÂTIH'IN SAHSIYETI VE ÖLÜMÜ 1451 yilinda 21 yasinda iken yeniden Osmanli tahtina geçen Fâtih Sultan Mehmed. Her zaman sogukkanliligini muhafaza ederdi. sevki tabiilerini rehber tutan. Çünkü "o." Gerçekten. yüksek kabiliyet ve dehasiyle herkese gücünü kabul ettirmis olan büyük bir devlet adami idi. Elçi kim Misir'a vardi yine kanun üzre hürmet etmediler. bunu açikça ortaya koymaktadir. Bu yüzden . Bununla beraber o. icraat ve basarilarinda. Fâtih. maglubiyeti önlemek için cesurane bir sekilde öne atilip askeri tesci ederdi. yaptigi ve yapacagindan haberli bulunan bir sisteme sahip bulunmasi idi. Onu. etrafina zengin ve kaliteli bir müsahipler ve müsavirler kalabaligi toplayan ve bunlardan her birinin karsisinda gerektiginde boyun egen bir adamdir. Adaletle hükmetmeyi siar edinen. Misir muhtesibinin elçi olarak gönderilmesine kizmistir. Istanbul'u fethedip bin yüz yillik Dogu Roma (Bizans) Imparatorlugu'nu ortadan kaldirarak tam anlamiyla "Fâtih" ünvanini aldigi gibi." sözleri ile ifade edilen anlayis.

siirde "Avnî" mahlasini kullanirdi. nazari dikkate almis ise de bu haritalar daginik olduklarindan. Bu sebeple o. Kendiler dahi ulema zümresinden madud olup (sayilip) fadli bâhir ve marifet-i zâhir sahibi idiler. lisan-i Farisî ve Yunanî'den Arapçaya tercüme edilmis olan âsâr-i felsefiyeyi mutalaa ve nezd-i sâhânelerinde bulunan fudala ile bu babta müdavele-i efkâr eder ve bilhassa Aristo'nun mebahis-i felsefiye ile pek ziyade mesgul olurdu. O da digerleri gibi daha sehzadeliginde "ulûm-i âliye ve 'aliye"yi tahsil etmisti. sair. Molla Siraceddin ve Abdülkadir gibi hocalardan ders almisti.Istanbul. otuz sene kadar kesintisiz sefer ve gazalarla mesgul olmustu. 17 devlet ile ikiyüz küsur sehir ve kale fethetmisti. Bostanzâde Yahya (Tarih-i Saf. Bizzat yirmi bes seferde bulunan Fâtih. Serbest fikirli ve herhangi bir saplantisi olmayan hükümdarin. Türk tarihinin en renkli ve en büyük sahsiyetlerinden biridir. riyaziye." Bildigimiz kadari ile Fâtih. Ve siir-i bî-nazirleri (benzersiz. daha çocuklugunda büyük sorumluluklar yüklenmis. tasavvuf erbabi ve sanatkârlari himaye etmisti." Tetkik edilip arastirildigi zaman görülecegi gibi hemen hemen bütün osmanli Pâdisahlarinda ve özellikle Fâtih Sultan Mehmed'de ilim ve ilim adamlarina karsi büyük bir saygi vardir. Molla Iyas. ulema. Hatipzâde Mehmed. I. genis bir kültür ve bilgi hamulesiyle yüklü bulundugu. âlimleri davet ederek ilmî mübaheseler yaptirdigi da anlasilmaktadir. devrinde revnak bulup cihet-i maaslari için Tetimme (medrese) ve imâret bina buyurup nice evkaf tayin buyurmuslardir. 52) onun bu özelliklerini su ifadelerle nakleder: "Bâni-i mebani-i hayrat ve müessis-i esas-i hasenat olup ulema-i ser'-i metin ve fudala-i fedail âyin. yeniden Filozof Ivrokios'a havale ederek Arapça yazdirir. meslek-i cografîye aid levayihine tesadüf edip mezkur layihalarda fennî bir surette izah ve tarsim edilen (çizilen) sekilleri. Farsça ve Rumca'dan Arapça'ya tercüme edilmis felsefî eserleri okur ve yanina celb ettigi âlimler ile müdavele-i efkâr ederdi. Hocazade Muslihiddin Mustafa. Ana dilinden baska sark ve garp dillerini bildigi. essiz) dahi vardir. 1466 senesinde Batlamyus'un haritasini Ivrikios'a yeniden tercüme ettirip haritadaki isimleri Arap harfleri ile yazdirmistir. âlim ve fazil insanlarin siginagi haline gelmisti. Molla Güranî. Gerçekten o. Kritovulos bu konuda sunlari yazar: "Pâdisah hazretleri. Mahlas-i serifleri "Avnî"dir. Fâtih. "Ilmi taleb ediniz hadisine uygun olarak tahsil ve müzakerelerden geri kalmazdi. O. bütün bu çalismalarinin sebebini ve dolayisiyle hedefini su misralarla dile getirir: . çok genç yasta tahta çikmis. O. Ayni zamanda kendisi de sair olan Fâtih. Onlara tahsisatlar vermis ve çalismalarini temin gayesiyle müesseseler kurmustu. topçuluk ve askerlikte kesif yapacak kadar kudret sahibi oldugu anlasilmaktadir. Bir vakit cografiyundan meshur Batlamyus'un.

giristigi gazalar ve tebeasi için yaptiklarina bakilirsa. tek bir pâdisah ve Istanbul da cihanin payitahti olmalidir."Imtisâl-i "câhidû fi'llah"* oluptur niyetim." Keza onun. Gebze yakinindaki Hünkâr veya Tekfur Çayiri denen yere geldigi vakit. riza-yi ilâhî'yi kazanmaktan ve Resûlullah'in yolunda yürümekten baska bir sey düsünmedigi görülür. sirf ihtiras için harb eden ve kiliç sallayan dünya cihangirlerinden ayirmaktadir. Bu yüzden 3 Mayis 1481 Persembe günü (4 Rebiülevvel 886) ikindi vakti. gayesinin bir cihan devleti de olmayip. daha sehzâdeliginde cihangirlik emelinde oldugu belirtilen Fâtih için. Istanbul'u idealindeki cihan devletinin merkezi yapmak istiyordu. günü (27 Safer 886) 50 yasinin içinde iken. hastaligi büsbütün artar. nizam-i âlem için. Hatta bir rivayete göre "Dünyada tek bir din. doguya dogru ilerlemeye baslamisti. Bu seferin.)'in. Tursun Bey "Ve cihet-i sefer Anadolu oldugu malum olundu. Vefati dahi yine "i'lâ-yi kelimetullah" için çiktigi bir sefer-i hümayun esnasinda vuku bulmustu. bizzat pâdisahin agzindan "Bu hânedanin maksad-i a'lasi. daha önceden biliyoruz. Fâtih Sultan Mehmed. nereye müteveccih oldugu kesin olarak bilinememektedir. büyük bir sefer için yapilmisti. Hazirliklar. Muhammed (s. Islâm dinini her tarafa yaymak oldugu anlasilir. Bu sebeple Istanbul'u aldiktan sonra. ayni yolun yolcusu bir idealist olarak gögüs vermis bir serdar ve fikir adamidir. O. hedefledigi gayeye ulasmak için. Peygamberimiz Hz.a. Din-i Islâm'in mücerred gayretidir gayretim" Bu ifadeler onu. Bu ifadelere bakilirsa. tek bir devlet. . O. Ama nereye oldugunu kimse bilmiyordu. Islâm âleminin hâmisi sifatiyle kendisini i'lâ-yi kelimetullah'in en büyük temsilcisi olarak görmekte idi. Gerçekten. Ortodoks ve Ermeni patrikleri ile Yahudi bashahamini bu sehre yerlestirir. 1481 yili Nisan ayinin 29. Ancak. Çünkü o.v. Zira Fâtih. Bosnali Hüseyin Efendi. büyük bir ordunun basinda hasta olmasina ragmen Üsküdar'a geçmis ve bir at arabasina binerek. Trabzon üzerine varirken. Onun yaptigi fetihler. 31 yillik hükümdarliktan sonra vefat eder. çektigi sikinti ve katlandigi eziyetleri gören uzun Hasan'in annesi Sâra Hatun'a "Valide" diye hitap edip söylediklerine. Acem mi malum olmadi" diyerek bu büyük seferin nereye olacaginin bilinemedigine isaret eder. amma Arab mi. insanlik ugrunda katlandigi mesakkat ve müsküllere gögüs gerdigi gibi." seklindeki sözü ile bu düsüncesini dile getirir. bütün imkîAnlari degerlendiriyordu. i'lâ-yi kelimetullah'tir demektedir.

aldirmama. hem de amelî bir sekilde uygulayan Osmanli Devleti. Tarihî rivayetler de bunu desteklemektedirler. genellikle hânedanda rastlanan "Nikris illeti" idi. tabibler cem olup ittifak ettiler. onlari her türlü baskidan da kurtarmislardi. hayatiyet sirlarini teskil eden ve onu. "hosgörü" diye ifade edilen prensip ve anlayisa eskiden "müsamaha" deniyordu. saglam temeller üzerine bina edip gelistirdigi ve kemal mertebesine ulastirdigi müesseseleri vâsitasiyle uzunca bir hükümranlik dönemi geçirme imkanini buldu. Fâtih'in hastaligi. bu anlayisini devletin bütün sistem ve organlarinda da devam ettiriyordu. Tabibler. Balkanlar'da idarelerine aldiklari yerli unsurlarin din ve vicdan hürriyetine müdahale etmedikleri gibi. Anadolu'nun diger beyliklerine göre daha uzun ömürlü yapan unsurlardan biri de süphesiz ki. Âsik Pasazâde. Fâtih'in vefatini ve sebebini su ifadelerle günümüze ulastirmaya çalisir: "Vefatina sebep. Allah rahmetine vardi. Sarab-i farig (ilaç) verdiler. FÂTIH SULTAN MEHMED VE HOSGÖRÜ Günümüzde. idareleri altinda bulunan gayr-i müslimlere karsi hosgörülü davranmayi. bir kabahatliya karsi siddet göstermeyip geçivermek" seklinde manalandirilmaktadir. Bu anlayis sebebiyledir ki. devlet nizam ve hakimiyet telakkisinde önemli bir rol oynamasidir. Bu bakimdan. onlarin dinî hürriyet ve serbestilerine müdahale etmemeyi devletin temel prensiplerinden biri haline . bazi edepsizliklere basladilar. Zira "bu devlette din asil. vefat hadisesini ögrenince. Sözlüklerde bu kelime.Fâtih'in ölümü. Öyle anlasiliyor ki. devletin sosyal bünyesindeki anlayisin buna göre organizesi normal karsilanmalidir. ayagindan kan aldilar. gizli tutularak hamam yapmak üzere Istanbul'a geçtigi söylenip askerin yerinde kalip beklemesi emrolundu ise de birkaç gün sonra kayiklarla Istanbul tarafina geçen yeniçeriler. hosgörü adini verdigimiz anlayisin. Fâtih'in ölümü. devlet ise onun bir fer'i olarak görülmüstür". onbir gün gizli tutulup saklanabilmisti. ayaginda zahmet vardi. Ahir. Osmanlilar. Devletin. Kurulusundan itibaren Müslüman bir topluma istinad eden bünyesi ile. Bir beylik olarak ortaya çikisindan itibaren bünyesi ve sartlarin gerektirdigi degisiklikleri yapmaktan çekinmeyen Osmanli Devleti. Islâm'dan aldiklari ilhamla Osmanlilar. Ser'î hukuku hem nazarî. Zahmet ziyade oldu. "görmezlige gelme. ilacindan aciz oldular.

SULTAN II. ulema. Fâtih. Bâyezid'in zamani. nr. hem de müsterek ana merkezin mali ve mensubu olarak. gerek Osmanli cografyasi.v. Gerek bu gerekse ve daha önceki dönemlerde yenilmeye degil. hatta XVII. ve . Bu prensibi iyi kullanan ve ona son derece riayet edenlerden biri de süphesiz ki Istanbul'un fâtihi olan Sultan II. Ömer b. hududlardan sadece zafer sesleri degil. Sene 862 (1457).) (tarafindan) verilen hatt-i kûfî ile ve selâtin-i maziyeden hatt-i hümayunlari ibraz edip reca eyledi. refah ve bolluk da beraber girmekte bulunuyordu. Fâtih Sultan Mehmed'in.getirmislerdir. 22. Bâyezid. BÂYEZID ( BÂYEZID-I VELÎ ) Modon fetihnâmesinde.a. genellikle yenmeye alismis bir kütle psikolojisi için. Osmanli medeniyetinin ahengini meydana getiren muhtelif unsurlarin her biri. "Emiru'l-Mü'minîn Sultanu'l-Guzat ve'l-Mücahidîn Nâsiru's-Seriat ve'l-Milleti ve'd-Din Giyâsu'l-Islâm ve Muinu'l-Müslimîn Sultan Bâyezid diye anilan Sultan II. Yedi yasinda iken Amasya sancakbeyligine gönderildi.. vezirler. II. Onun. Gülbahar Hatun'dan dogan büyük ogludur. Resûl-i Ekrem (s. hem federal ve müstakil hüviyetleri içinde kendi merkezlerine bagli. Bâyezid.a. Hattab (r. Kuds-i Serif içre ve tasrasinda namazlari ve ziyaretgâhlari ke'l-evvel. Eger bundan sonra gelen halifeler. Resûl-i Ekrem hürmetiyle makami Konstantiniyye feth oldukta etraf u eknafta olan sahlar ve krallar âsitâne-i saadetime elçiler gelüp feth-i fütûhu arz edüp bu def'a Kuds-i Serif'te olan Rumlarin Patrigi Atanasyos nâm rahib ruhbanlari ile gelüp âsitane-i saadetime yüz sürüp Hz.) hazretlerinin mübarek eliyle ve pençesiyle imzali olan hatt-i hümayunlari ve Hz. Resûlun hismina ugrasin. BOA. 85l (l447) yilinda Dimetoka'da dogdu. Ali Emirî. gerekse ekonomik hayati bakimindan istikrarli ve emniyetli bir devir idi. ehl-i örften vesair ümmet-i Muhammed'den akça içün veya hatir içün feshine murad ederlerse Allah'in ve Hz. Sultan II. Mehmed'dir.. Ahardan kimesne rencide eylemeye. mucibince zapt ve tasarruf eyleyeler. Istanbul'un fethinden sonra Ortodoks Patrikligi'ne verdigi serbestiyet ile âyinlerini yapma konusundaki rahatligi bilindigi ve daha önce de kismen "Bi avnillahi Taala Hz.

babasi gelinceye kadar. Fatih'in. latif. . tabiî bir hâdise gibi karsilanmadi. büyügü Bâyezid. Sehzâde Bâyezid'in tarafini tuttuklari için. Yeniçeriler. beyaz tenli. Zira Divan. (12 Mayis 1481) günü 35 aslarinda iken. melek huylu. babasinin yerine tahta geçer. yüzünde ben bulunan. o siralarda Fâtih'in yaninda ve henüz 11 yaslarinda bulunan Bâyezid'in oglu Korkut'u. Daha önce de belirtildigi gibi Fâtih'in. l447) yilinda iki bayram (Ramazan . siyah çatik kasli. Vezir-i Azam ve Mevlânâ'nin soyundan gelmis olan Karamanî Mehmed Pasa. 886 Rebiülevvel'inin 13. Fakat Cem'e bu mektubu götüren sahsi. Oradan da Istanbul'a geçerek Yahudiler ile zengin halkin evlerini yagmalarlar. bütünüyle Ishak Pasa'nin eline geçmis demekti. Bu feci hadiseden sonra iktidar. öbür taraftan da kendi adamlarindan birini Cem Sultan'a gönderip yolu uzak bulunan Bâyezid gelmeden önce onu Istanbul'a davet ile bir emr-i vaki yapmak istemisti. genis omuzlu ve yüksek gösterisli olarak belirttikleri Bâyezid-i Veli.XVIII. Anadolu Beylerbeyi ve Bâyezid'in damadi olan Sinan Pasa yakalayarak öldürür. 5 Rebiülevvel 886 (4 Mayis l48l) de Saltanat Kaymakami ilan ederler. semâvî bir nükte gibi. uzun boylu. ayaklanarak Pendik önlerine demir atmis bulunan birkaç gemiyi zapt ederek Üsküdar'a gelirler. büyük sehzâde Bâyezid'i davet için Amasya'ya gönderirken. Cem de merkezi Konya olan Karaman Eyâleti'nin valisi idiler. mutedil sakalli. Konya'da bulunan Sehzâde Cem'e gönderdigi mektup ve bu vesile ile Fâti'in ölümünden haberdar olan yeniçeriler. Kaynaklarin. Yeniçeriler. bulunmayacagi siralarda Istanbul'da hükümet islerine bakmak üzere Silifke'den çagirmis oldugu Ishak Pasa'nin kiskirtmasi ile Vezir-i Azam Karamanî Mehmed Pasa'yi da öldürürler. Ishak Pasa da kendisine verilen bu genis yetkiyi iyi kullanarak asayis ve güvenligi sagladi. Vezir-i Azam'in. Bâyezid. maiyetinde 4. Fakat bu sehzâde babasinin sagliginda vefat ettiginden. elâ gözlü. Fâtih vefat eder etmez. Fâtih Sultan Mehmed'in ani ölümü. küçügü de Cem olmak üzere iki oglu kalmisti. Mustafa adinda bir oglu daha vardi.000 kisi oldugu halde Amasya'dan yola çikip Üsküdar'a gelir. o dönemde merkezi Amasya olan Rum Eyâleti. 85l (m. Ülkede büyük bir siyasî buhranin çikmasina sebep oldu. ölen kardesinin yerine Karaman valiligine tayin edilmisti. o sirada Kastamonu Sancakbeyi bulunan Sehzâde Cem. Her ne kadar onun dogum tarihi ile ligili farkli yillar veriliyorsa da genellikle yukarida belirtilen tarih kabul edilmektedir. Öte yandan devlet büyüklerinden acele davet mektuplari alan Bâyezid. genis ve açik yüzlü. devletin islerini tedvir etmekle onu görevlendirdi.Kurban) arasinda dogmustu. Fâtih Sultan Mehmed vefat ettigi zaman. bir taraftan Keklik Mustafa adinda bir çavusu. asirlarda bile hâla. ince ve kemalli çehresiyle dünyaya yüz göstermekte devam etmekte idi.

cülûs bahsisi tekrarlanmisti. Topkapi Sarayi'na girerken. basinda siyah bir kavuk ve ayni renkte bir elbise giymis oldugu halde Istanbul'a girmisti. ancak üçyüz yil sonra Sultan Birinci Abdülhamid tarafindan Rusya ile yapilan savas sirasinda ve birdenbire kaldirilabildi. kendisini merasimle karsilayan Yeniçeriler. Yeniçerilerin bu istekleri. terakkilerinin artirilmasina muhalefet ettigi söylenen Hamzabeyoglu Kara Mustafa Pasa'nin. bir kismi da dinî renge boyanmis gerçekte dis kaynakli olan siyasî bazi isyan hareketleri ile karsilasir. büyük bir tezahüratla karsilayan vüzera ve asker.) Cülûs bahsisinin ikinci örnegi olan bu uygulamadan sonra.Ertesi gün.(Ilki Fâtih Sultan Mehmed tarafindan verilmisti.Namazdan sonra Fâtih'in naasi. Karamanî Mehmed Pasa'nin öldürülmesi sebebiyle vâki olan kusurlarinin affini ve cülûs bahsisi verilmesinin kabul edilmesini taleb ederler. Bundan sonra Ishak Pasa'ya sadaret tevcih olunur. babasi Fâtih Sultan Mehmed'in ölümünden sonra Osmanli tahtina oturur oturmaz içerde. her tahta çikista. resmen Osmanli tahtina oturmus olur. Yeni padisahi. oglu Korkut'tan saltanati resmen devr alip l2 Mayis l48l de Osmanli tahtina çikar. Bâyezid'in. yeni sultan tarafindan kabul edilir. tahta geçisinin ertesi günü. Ishak Pasa'nin vezir-i azam olmasini. Günümüz Istanbul'undaki Vefa semti hâla bu zatin ismi ile anilmaktadir. II. bir kismi siyasî. Tabutun altina önce Sultan Bâyezid ve vezirler girmislerdi. kapi önünde saf tutup. Bu arada yeniçerilerin bütün isteklerinin kabul edilmesi mahzurlu görülerek daha önce Mustafa Pasa hakkinda verilen karardan dönülür. Cenaze namazini Seyh Ebu'lVefa adiyla söhret bulmus olan büyük âlim Konyali Muslihiddin Mustafa kildirmisti. subaylari vâsitasiyle bir arzuhal takdim ederek. onun rakibi olup. O. bu istekleri kabul eder. zamanla devlet maliyesi için âdeta bir yikim halini alaacaktir. Bu usûl. BÂYEZID DÖNEMININ BAZI IÇ OLAYLARI II. Böylece henüz Üsküdar'da bulunan Mustafa Pasa getirtilerek ikinci vezir olarak ilan ve tayin edilir. Bâyezid. azil ve nefy edilmesini ister. Cenaze defn edildikten sonra bey'at merasimi yapilarak Sultan Bâyezid. Osmanli tarihinde Yeniçerilere verilen cülûs bahsisinin ikincisi olmustu.Bu. Fâtih Sultan Mehmed'in cenaze merasimi icra edilmisti. ilk hamlede mesele çikarmamak için. Yeni padisah. Bu bahsisler. Bu olaylara temas etmeden ve onun sahsiyet ile karekterinin olusmasinda önemli rolü bulunan ve bir bakima onun bu özelliklerini canli birer levha gibi önümüze seren faaliyetleri görmeden disariya karsi olan . kendisi tarafindan yaptirilmis olan camiin arkasindaki türbeye defnedilmisti.

vâris-i mülk-i Süleymanî. 28 Mayis'ta.Gerçi buna dayanarak Fâtih tarafindan Cem'in veliahd ilan edildigini iddia etmek mümkün degilse de. maiyyetindeki müsavirlerin. Varsak ve Turgutlu boylarina mensub kuvvetler oldugu halde Inegöl üzerinden Bursa'ya gönderir. s. Zira kendisine göre o. Haziran'in basinda Bursa'ya giren Cem. babasinin padisahligi zamaninda dogmus ve bu yüzden Uzun Hasan seferi esnasinda babasina vekalet etmisti. Ikinci Bâyezid tarafindan Ayaz Pasa komutasi altinda gönderilen iki bin yeniçeriyi maglub etmeye muvaffak olur. Zira onun dis dünya ile olan münasebetlerinde. Cem Sultan'in. Bütün bunlara ilaveten. Konya'da vali olarak bulunan kardesi Giyaseddin Cem Çelebi'nin muhalefeti ile karsilasir. herhalde bir tesadüf eseri olmasa gerekir. Karaman eyaletinde beraber bulunduklari zamandan beri.siyasetini anlayip takdir etmek mümkün olmazdi. Zira Cem. civardaki sehir ve kasabalara saltanatini kabul ettirip. Nitekim Kanunnâme-i Âl-i Osman (Istanbul l330.. Cem Sultan'in bizzat kendisi de babasinin erine geçme hakkina sahip olduguna kani idi. ibâreyi büsbütün manasiz saymak da dogru degildir. hiç sevmedigi Bâyezid'i padisah olarak görmek istememesi gibi. Gedik Nasuh Bey'i. sanildigindan daha büyük olmustur.. Böyle bir ibârenin isaret olarak kabul edilmesi herhalde daha dogru bir kanaat olacaktir. iç proplemlerin tesiri. özellikle Karamanoglu Kasim Bey'in telkinleri ile harekete geçmeye karar verir. yeniçerilerin daha önce yaptiklarini unutmamisti. tedkik edilmesi lazim gelen sebeplere dayaniyordu. etrafina kalabalik sayida insan . Bu âmillerin tesirinde kalan Cem. 32 )'da sehzâdelere yazilacak hükümlerin elkabi bahsinde yalniz Cem isminin zikredilmesi ve yazilarda ona ". Gedik Nasuh Bey. Daha Fâtih'in sagliginda devlet erkani arasinda her iki sehzâdenin taraftarlari bulundugu ve basta Karamanî Mehmed Pasa oldugu halde. Bu da tahtin asil vârisinin kendisi oldugunu gösteriyordu. maiyetinde Karaman. bunlardan bir kisminin. Bu basarida Bursa halkinin da büyük bir payi oldugu belirtilmektedir. Buna dayanarak o. IÇ KARISIKLIKLAR VE CEM OLAYI Ikinci Bâyezid tahta çiktigi zaman.. Fâtih Sultan Mehmed'in de Cem'i Bâyezid'e tercih ettigini gösteren delillere tesadüf edilmektedir. bu iddiasini da bazi delillerle isbat etmeye çalisiyordu. l8 gün kadar da hükümdarlik eden Cem. Bâyezid'den daha meziyetli. Gerçekten. sehzâde Mustafa'nin ölümünden sonra. O.oglum Cem edâmellahu bekahu" diye hitab edilerek örnek gösterilmis olmasi.. Kaplica savasindan üç gün sonra ordugâha gelip. Bu sebeple biz de önce iç olaylara temas etmeyi faydali bulduk. Zira halk. saltanat alameti olarak nâmina hutbe okutmus ve ismine sikke bastirmistir. kendisinin tahta geçmesi icab ettigini söylüyordu. "mülk-i mevrûs"da hakki bulundugunu iddia ediyordu. saltanat makamini elde etmek için giristigi tesebbüs. Cem'i takdir eden Gedik Ahmed Pasa'nin. daha cesur ve faal bir zat olan Cem'i saltanata layik gördügü anlasilmaktadir.

kendisi de Bâyezid ile karsilasmak üzere Yenisehir'e hareket eder. Bilindigi kadari ile Osmanli hanedanindan fiilen hacca giden tek . sonra da Konya'ya çekilmek zorunda kalir. oradan da Sam (Dimask)'a gider. Yenisehir'de yapilan savasta maglub olur. annesi Çiçek Hatun ile ailesini alip Tarsus'a gider. Zira kendisine Rumeli ile yetinip Anadolu'yu Cem'e birakmasi. Bu durum. Selçuk Hatun'un iki kardes arasinda kan dökülmesine mani olmak üzere giristigi tesebbüsler. teklifini redetmesi üzerine kuvvetlerini ikiye ayirip. bunu kabul etmez. Kendisini burada da güvende hissetmeyen Cem. Bâyezid'in. Larende ( Karaman )'de saray. Konya'dan ayrilisi esnasinda halkin göz yaslari ile kendisini ugurlamasina bakilacak olursa. Mekke'ye giderek hac farizasini ifa eder. Sehzâde Cem'in maglubiyetini hazirlayan sebeplerin basinda. Kostantiniyye Fâtihi'nin oglu olarak halk tarafindan büyük bir tezahüratla karsilanir. bedesten ve çarsi yaptirmak suretiyle imar faaliyetlerinde bulunmus ve "zulmü ref' edip adalet" gösterdiginden halk da yurtlarina dönmüstü. Bu istirahat günlerinden istifade eden Cem. böylece daha önceki hükümdarlarin birlestirmeye çalistiklari Osmanli Devleti'nin yeniden ikiye bölünmesi teklif edilen Bâyezid. onun dostu ve lalasi bulunan Yakub Bey'in ihanetinin geldigi anlasilmaktadir. Gedik Nasuh Bey emrindekileri Iznik'e gönderen Cem. Anadolu Beylerbeyi Sinan Pasa'nin faaliyeti. vali olarak bulundugu bu bölgede böyle bir sevgiye layik olacak isler yapmisti. Osmanlilardaki "Tek Ülke Tek Sultan" ilkesinin ne kadar köklestigini göstermektedir. bu takdirde Anadolu Beylerbeyligi'ni uhdesine tevcih edecegini ve bosuna Müslüman kaninin dökülmemesini bildirecektir. Konya'lilarin Cem Sultan'i çok sevdiklerini söyleyebiliriz. Ancak. Cem'in emir ve istirahatina verilir. basarisizlikla sonuçlanir. Merasimle karsilandigi bu sehirde yedi haftalik bir istirahati müteakip l5 Agustos'ta Gazze yolu ile Misir'a gidip hükümdarlara mahsus bir törenle Kahire'ye giren Cem. Gerçekten Bâyezid. Onun. kederlenme" diyerek onu teselli eder. bastanbasa donanmisti. Gerçekten o. Divitdâr Sarayi. Memlûk Sultani Kayitbay dahi kendisini sarayinda karsilayip kucaklar ve "Sen oglumsun. Onu karsilamaya hazirlanan Kahire sokaklari. Otranto seferinden dönen Gedik Ahmed Pasa'nin Bâyezid kuvvetlerine iltihaki. sehzâdenin Karaman'a kaçmasini önlemesini. Sehzâde Cem. Maglub olan sehzâde önce Eskisehir'e. daha sonra Memlûk Sultani Kayitbay'in müsaadesini alinca Antakya yolu ile l0 Temmuz'da Haleb'e. kendisine iltihak etmesini. Öyle anlasiliyor ki. Bursa üzerine yürürken Cem'in lalasi Yakub Bey'e bir mektup yazarak. Ancak. nihayet yakin dostu Afsinoglu Yakub Bey'in ihaneti sonucu Cem.toplamak suretiyle kendisini Anadolu hakimi saymis ve bu son durumu agabeyine kabul ettirmek üzere ona halalari ve Çelebi Sultan Mehmed'in kizi Selçuk Hatun ile devrin ulemasindan Mevlânâ Ayas ve Sükrüllahoglu Ahmed Çelebi'den meydana gelen bir elçilik heyeti göndermisti. Cem.

Karamanoglu Kasim Bey bos durmuyor. oglu Abdullah'i Karaman valiligine tayin eder. Bu arada Italya'dan (Otranto) dönen ve Yenisehir Ovasi'nda kendisine iltihak eden Gedik Ahmet Pasa'yi takibe yollar. Bursa'dan geçildigi esnada yeniçeriler. Cem'e ailesi ile birlikte Kudüs'te oturmasini ve senelik vâridatini (l milyon akça) almakta devam etmesini buna karsilik taht ve tacdan feragatini yeminle teyid ve ilan etmesini teklif etmisti. Kendisi de Bursa yolu ile Istanbul'a döner. Ancak padisahin bunlara izin vermemesi üzerine sehir yagmalanmaktan kurtulmus olur. Bu sirada Cem'i elinden kaçiran Sultan Bâyezid. Cem Sultan. sehzâdenin yanina gelir. Yapilan mücadeleler sonucunda birlikleri dagilmis olan Sultan Cem. Bu arada Sultan Bâyezid ile Cem arasinda barisi saglamak ve Cem'i bu davadan vazgeçirmek için haberciler gönderilmisse de bir netice alinamamisti. Bu sebeple vatanina dönmek için Sultan Kayitbay'dan müsaade istedigi zaman Misir hükümdari. Ankara (Engürü) Beyi Trabzonlu Mehmed Bey ile birlikte sehzâdeyi Anadolu'da yeni bir maceraya sürüklemek üzere tesvik ediyorlardi.sehzâdenin Cem Sultan oldugu rivayet edilir. Hatta rivayete göre Karamanoglu. ailesini Misir'da birakarak 27 Mart l482 Sali günü Kahire'den hareketle. Bu sehirde. çünkü hanedanin ve sultanlarin büyük bir ekseriyeti "Hacc-i bedel" yolu ile haci ifa etmislerdir. Cem. Burada "fiilen" ifadesini kullandik. Meclis dagildiktan sonra Sultan Kayitbay. Cem'in Anadolu'ya geçmesini. Feridun . Konya'ya kadar gelip. Misir'da bos durmak (âtil) suretiyle yasamayi nefsine yediremeyen ve böyle bir hayata tahammül edemeyen Cem. Adana'da Karamanoglu Kasim Bey ile bulusarak. devletin ileri gelenlerini toplayarak Cem'in de hazir bulundugu bir meclis akdeder. Cem'in tarafini tuttugu için bu sehri yagmalamak isterler. Bunlar. sehzâdeye vatanina dönme müsaadesi verir. ikisi arasinda muvafakat hasil olunca. kendisi de Bursa taraflarina geçerek hazirliklara baslamisti. yaninda züemadan ve subasilarindan meydana gelen bir topluluk ile Gedik Ahmed Pasa'dan kaçan Ankara Beyi. ötedenberi süphelendigi Gedik Ahmed Pasa'ya atf ederek onu yanina çagirmis. Bâyezid. 6 Mayis günü Haleb'e girer. Cem Sultan'in Kahire'de bulundugu siralarda. Larende (Karaman)'de bulunan Gedik Ahmed Pasa'nin agzindan mektup yazmak suretiyle Cem'i ikna etmeye çalisiyordu. Karaman ülkesinin Kasim Bey'e birakilacagi ve onun da ömrü oldukça Cem Sultan'a itaat üzre bulunacagi esasina göre bir anlasma yapilmisti. Sultan Bâyezid. Trabzon'lu Mehmed Bey. Anadolu hakkinda Cem Sultan'a bilgi verirler. Anadolu'daki taraftarlarinin yardimi ile saltanati ele geçirmeye muvaffak olacagi zannina kapilmisti. Uzun münakasalar esnasinda. sehzâdenin Anadolu'ya gönderilmesini dogru bulmayan Emîr Özbek ile Cem arasinda sert tartismalar olur. daglara siginmak zorunda kalmisti.

30 kadar adami ile Kerküs limanindan bir gemiye binerek (l5 Temmuz l482). Cem Sultan.Bey'in Münseâti'nda bu konuda söyle denilmektedir: " Sen ki. sokaklara dökülen halkin arasindan. akrabalarin en yakinisin. ya saltanata geçmek veya ölmekti. artik St. hala bir köseye çekilmeyi nefsine yediremeyen Cem. Küçük te olsa bir saltanat hissesi koparamayan ve bütün muvaffakiyetsizliklerine ragmen. Ber vech-i takaud mutasarrif olup iki nimetin sükrünü eda edesin". Papa. Çünkü onlar için kader. Fâtih'in oglunun Rodos'a gelisi esnasinda çok parlak bir tören yapilir. sana nakden l0 kerre yüzbin bin ( l milyon) akça salyâne tayin ettim. Rodos sövalyelerinin kendisine yardim edebileceklerini düsünerek. Jean sövalyelerinin menfaatine alet olarak kullanilacak kiymetli bir esirdi. D'Aubusson. O. d'Aubbusson'a her türlü yardim vaadinde bulunarak bütün Hiristiyan devltelerinin Osmanlilar aleyhine bir sefer açmasini istiyordu. Macar Krali Corvin Matyas. "mülk-i mevrustan hisse talebinde musirr" olarak Anadolu'da kendisine istiklâl ve bagimsizlik üzere hakim olacagi bir yer ayrilmasini istemek suretiyle. Zaten Sövalyelerin reisi de papaya yazdigi mektupta. Cem. Anadolu sahiline göndermislerdi. sehzâdeler davay-i taht eyler"diyen Cem Sultan. Geçecegi yollar çiçekler ve bayraklarla donatilir. Cem Sultan bu anlayisini agabeyine su siirle bildirmisti: "Sen. Bâyezid'in bu arzusunu reddeder. Bir müddet sonra Cem. istedigi ruhsatn‹meyi hazirlamis ve Don Alvaro de Zuniga komutasinda üç gemiden meydana gelen bir filoyu. Cem Sultan. Bundan bir cevap alamayinca Frenk Süleyman ile Dogan'i gönderdikten sonra kendisi de Kasim Bey'in delâleti ile sahile Korycos (Kerküs) limanina iner. Yildirim Bâyezid'in oglunu örnek göstererek Rumeli'ye geçerse orada muvaffak olabilecegini söyler. ahidlerine bagli) olduklarini söyleyerek l8 Temmuz'da bir Rodos gemisine biner. Frenklerin "ahidlerinde müstakim" (sözlerinde dogru. d'Aubusson . onun Rodos'a serbestçe girip çikmak üzere. Bu teklife karsilik "Kadimî resmdir. güneye çekilmek istediyse de Karamanoglu Kasim Bey. Sayet huzur ve tahttan feragati seçersen. Gemiden ati ile inmesi için tertibat alinir. Anamur'a gider. eski iddialarina nazaran daha mütevazi bir saltanata riza gösteriyordu. Cem. verdigi ruhsatnâmeye önem vermiyor ve Cem'i ele geçirdigini Papa Sixte IV ile Avrupa hükümdarlarina bildiriyordu. Süleyman Bey'in Rodos'a iltica etmemesi tavsiyesine karsilik. Seni baska kapilara muhtaç edip onlardan yardim istemen padisahlik mürüvvetine yakismaz. gördügü bütün bu hürmet ve saygiya ragmen. d'Aubusson ile yan yana at üzerinde geçerek satoya girer. Bu sirada sövalyeler de. açiktan açiga memnuniyetini ilan ederken. önce reisleri Pierre d'Aubusson (Grand Maître)'a bir elçi gönderir. Cem'den istifade edilerek Hiristiyan devletlerinin tamaninin birlikte Islâmiyet aleyhine harekete geçirilebilecegini ve Türklerin Avrupa'dan atilma zamaninin geldigini belirtiyordu. kül dösenem külhan-i mihnette sebep ne?" diyen Cem. bister-i gülde yatasun sevk ile handân Ben.

ugradigi felaketin vehametini anlamis bir kimse olarak. bunun da ( ) diyen bir Müslüman için çok büyük bir haksizlik oldugunu. Kardesine olan sevgi ve bagliligini bildigi Gedik Ahmet Pasa'yi siyaset (öldürme) ettikten sonra. olaylarin gelismesini beklemeyi menfaatine daha uygun bulmustu. Iskender Pasa'ya gönderdigi mahrem emirde.. hemen hemen bütün Avrupa devletlerinin ele geçirmek istedikleri bir rehine idi. Gedik Ahmed Pasa'yi sövalyelerle anlasmak üzere oraya gönderir. Cem'in agzindan sahte mektuplar yazdirarak. Sayet Bâyezid. sövalyelere Cem'i muhafaza etmeleri sartiyla her sene Agustos basinda 45. Ancak bu sehirde veba hastaliginin bulunmasindan dolayi Savoie Dükaligina ait Nice'e götürülerek burada uzun müddet alikonur. l6 Ekimde Fransa'nin güney sahilindeki Villefrache'a varir. Gerçi Cem. Gedik Ahmed Pasa'nin talebi ve Papa'nin müsaadesiyle Bâyezid'e iki elçi göndererek onunla bir anlasma yapmisti. Maiyetinde 50 kisi oldugu halde Fransa'ya dogru yola çikarilan Cem Sultan. Osmanli saltanatinin varisi sifati ile yardim istemis ve onlardan alinan adalar ile diger topraklari iade edecegi vâdinde bulunmustu. Rodos'a karsi tesebbüse geçecek olursa. Bâyezid.ile konusmasinda. Napoli Krali Ferrand. memleket dahilinde de Cem taraftarligini ortadan kaldirmaya azm etmisti. Fransa Krali XI. Bu gelismeler karsisinda sehzâde.000 düka vermeyi kabul ediyordu. Cem sövalyelerden alinarak muhafaza edildigi takdirde onlara Mora'yi verecegini vaad etmisti. önce Istanköy'e. Fransa'ya nakl etmeye karar verirler. Osmanli Devleti'ne karsi bir tehdid vâsitasi olarak kullanilan Cem Sultan. Venedik'e de müracaat etmis. Pierre d'Aubbusson. Macar Krali Corvin Matyas onu d'Aubusson'dan isterlerken. annesinden de para çekmenin yolunu bulmus ve Rodos'un emniyeti bakimindan sehzâdeyi elde tutmayi faydali ve vazgeçilmez bir firsat olarak görmüstü. binaenaleyh kendisini "küffar elinde" birakmamasini rica etmisti. Anlasma geregince Bâyezid. Cem'in. Bununla beraber Bâyezid. Bâyezid'e yazdigi mektupta kendisinin küffâr elinde esir oldugunu. Sultan Bâyezid. Cem'in oglu olan Oguz Han'i öldürmesini emretmisti. oradan da Siracuza (Sicilya)'ya ve sonunda Mesina'ya ugrayarak yoluna devam eder. Papa Innocent VIII. basta Papa olmak üzere diger . Rodos'a gitmesinden son derece endiselendiginden. kendi aralarinda uzun müzakerelerden sonra nihayet onu. Louis ve kendisine taraftar oldugu bilinen Macar Krali Matyas Corvin'in yardimlarini temin etmek suretiyle Rumeli'ye geçecegini ümid ediyordu. sövalyelerin reisi Bâyezid'den aldigi paradan baska. Fakat tecrübeli ve ihtiatkâr Venedik siyaseti. Cem'in nerede ve hangi memlekette muhafaza edilecegi hususunda tereddüde düsen sövalyeler. O.

Avrupa'da meydana gelen hadiseleri günü gününe Bâyezid'e bildiriyordu. Cem'in. Fransa Krali nezdine gönderdigi elçinin vaadleri üzerine durdurulmak istenir. Venedik elçisi bu tesebbüsü sonuçsuz birakmak maksadiyle Floransa'yi da ise karistirir. Bütün bu gelismelerden sonra Papa'nin. Cem'in teessürüne istirak edip onunla birlikte göz yasi döken Papa. bir taraftan Papa'ya Cem'i sövalyelerden almasini tavsiye ederken. böyle bir hareketin bütün . Celal. Cem'i bahane ederek onlari. Bunun üzerine. Nitekim. Cem'in Italya'ya gitmesine razi olur. Bâyezid'in. Charles de bu meseleye karistigindan. Charles. Bu suretle l3 Mart'ta sahili takib ederek önce Ostinya'ya. Bu anlasma geregince ll Ekim l488'de Bourg . acele ile Toulon'dan gemiye bindirilen Cem. Osmanlilarin aleyhine tesvik edip hucum etmelerini teklif edecekti. yedi katli bir kuleye nakl ederler. bir taraftan da. adeta Fransa'dan kaçirilir. Sinan ve Sofu Sadi Bey'lerin. Kayitbay'dan. Onun bu teklifine karsi Cem. siki bir sekilde göz hapsine alinir. Cem Fransa'da kaldigi takdirde. Ancak. Vatikan'da kendisine tahsis edilen yere gelir.Neuf'ten hareket edip Toulon'a varan Cem. muhafizlarini aldatmak için her çareye bas vuruyordu. gerçekte onu alet ederek. Osmanli üzerine bir Haçli seferi açmak emelinde oldugundan. Bourg Neuf satosunda kalan Celal Bey'in dönüsünde de onunla birlikte firar hazirligina baslar. Sövalyeler de bunu kabul ettiklerinden bu hususta 5 Ekim l488'de bir anlasma yapilir. Bu diplomatik pazarliklar esnasinda. onu kaçirmak tesebbüsleri de basarisizlikla sonuçlanir. Bunun üzerine Cem. Cem'i Macarlara birakmasindan endise eden VIII. Papa ile görüsmelerinde Avrupa'ya hangi maksatla geldigini anlatarak artik Misir'a gidip ailesine kavusmaktan baska bir düsünce ve arzusunun kalmadigini açiklar. l4 Mart'ta VIII. Fakat red cevabini alir. Tiber nehri yolu ile de Roma'ya ulasan Cem. Bu arada Bâyezid. sabah gezintisi esnasinda muhafizlarini öldürüp. bizzat Cem'in adamlarindan Ayas. Innocent tarafindan resmen kabul edilir.Bu arada. Cem'e gelince o. Bir müddet sonra bizzat VIII. Bu arada Venedik. Bu konuda onun yardim ve araciligini ister.Hiristiyan devletlere müracaat edecek. Paris büyük bir siyasî faaliyete sahne olur. Kralin durdurma emrine ragmen. kendisine Macaristan'a gitme tavsiyesinde bulunur. Kamame Kilisesinin Hiristiyanlara birakilacagini. esasen çesitli sebeplerden dolayi ihtilaf halinde bulundugu Misir Devleti'ne savas açar. Ancak sövalyeler bunu sezerek. Cem'i adi geçen satoda yeniden insa etmis olduklari Tour de Zizim (Cem Kulesi) denilen. Sofu Hüseyin Bey'e Frenk kiyafeti giydirmek (kâfir kisvetine koyup) suretiyle onu Anne de Beaujeu'nun aleyhtari olmasindan dolayi satosu muhaliflerin toplanma yerine dönen Duc de Bourbon'un nezdine gönderdigi gibi. verilen talimat üzerine. Macar elçisinin Cem'i elde etmek üzere tesebbüse geçtigi bir sirada. Cem'in ailesini ister. Zira tam selahiyetle Fransa'ya gelen Osmanli elçisi. ayrica mukaddes esyalarin krala gönderilecegini bildirmisti. Misir'daki annesi ve zevcesi ile mektuplasmasindan süphelenerek.

Bulundugu çevrede. vakarli bir sekilde Papa'ya anlatarak Misir'da bulunan ailesinin yanina gitmek istedigini ve bu konuda kendisine yardimci olmasini istemisti.Islâm âleminde büyük bir nefretle karsilasacagini belirterek cevap vermis olur. Islâm'a olan bagliligi ile taninan Sultan Cem. gerçek bir felâketzedenin hayatidir. Hatta o: "Onlar. Papa ise. sahsiyeti ile ilgili olarak büyük menfaat temini ve siyasî spekülasyonlar icra ediliyordu. Ölümüme razi olurum. sayet . sövalyeler tarafindan Katolik dünyasinin reisine satilir. Böylece o. Buralarda "devlet bana yar olmadi ah" misralari ile elem ve izdirabini dile getirdigi gibi. sehir sehir dolastirildi. Rodos Sövalyelerinin dolandiricilik aleti haline gelmis bulunuyordu. Macar Krali'nin kendisini orada bekledigini ve Hiristiyan fakirlere sadaka vermesinden dolayi da Hiristiyanliga olan sevgisini anladigini. Vatandan uzak kalmis ve onun hasretiyle yanip tutusan Cem. Içinde bulundugu durumu. Cenab u Allah'a ve Resûlüne olan iman ve muhabbeti o kadar büyük idi ki: "Ka'betullah'a varup bir kez tavaf eyledigin Bin Karaman.bin Acem. Bu hususta Papa'ya ihtiyacim yok. Papaya satilip Italya'ya getirildikten sonra Vatikan'a yerlestirilir. Görüldügü gibi. tahti ele geçirebilmesi için. bin memleket-i Osman'dur" misralari ile de bunu dile getiriyordu. Daha önce de görüldügü gibi bu müddet zarfinda kuleden kuleye ve kaleden kaleye nakl edilerek. sehzâdenin bir bakima esâret hayati diyebilecegimiz Bati'daki serüveni. Böyle kiymetli bir esire sahip olmakla politik kozlar elde edilecegine inaniliyordu. yedi sene kadar devam edecek bir esâret döneminden sonra Papalik makaminin sikistirmasi sonucunda. Bahtsiz sehzâde. çektigi elemleri siirlerinde dile getirir. Papa'dan magfiret umarlarmis. Nihayet. hac farizasini ifa edip dinî vecibelerini yerine getirdigi için de "Olsan sehinsah-i Rum. Sehzâdeye sahip olmak için hükümdarlar birbirleri ile yarisiyor ve bunun için çesitli tesebbüslerde bulunuyorlardi. dinime zarar olacak is islemezem" diyerek basindaki Osmanli sarigini da çikarmadan Papa ile konusur. Tesrifat memurunun bütün israrlarina ragmen Papanin huzurunda diz çöküp ondan bagislama dilememisti. Rumeli sinirinda bulunmasi gerektigini. ben magfireti Allah u Taâla'dan umarim. Islâm'a olan bagliligi ile kendisini teselli ediyordu. olmazdi hac nasibin Bin sükür oldu rûzi bu devlet-i muazzam" misralariyla da kendini teselli ediyordu.

Bursa'da. Bâyezid. Bütün bu sözler. kendisinin bütün varligi ile inandigi Islâmiyet aleyhinde kullanildigi ihtimali ile titreyerek böyle bir durumda Islâm ve Müslümanlara zarar vermemek için Allah'in. Ne vechle olursa olsun benim tabutumu kâfir memleketinde komasin. Cem'in vefatini duyunca bütün memlekette üç gün yas ilan ettirdigi gibi onun irâdesiyle de bütün câmilerde giyabî cenaze namazi kildirilmisti. kralin eline geçegini anlayan Papa. Diyesiz ki beni reddetmesin. bizim Nasara (Hiristiyan) fukarasina merhametimizden vaki olduysa. Sehzâde. bizim dinimizde sadakat-i fukara vardir. Bundan sonra karindasim Hüdâvendigâr Sultan Bâyezid Hazretlerine varasiz. an'ane geregince hareket ediyor ve kardesi ile aralarindaki çekismenin. gerek kâfir olsun" der. daha sonra Sultan Bâyezid tarafindan memlekete getirtilerek. Fâtih Sultan Mehmed'in oglu ve Cem'in agabeyi olan Sultan Mustafa'nin türbesine defnedilir. Cem'in. onun hizmetinde bulunanlari da takdir ve iltifatlarla karsilayarak onlari çesitli memuriyetlere tayin eder. sözlerine söyle devam eder: " Eger bu sû-i zan.Bu arada Fransa Krali VIII. Cem Sultan böyle bir teklif karsisinda hüngür hüngür aglayarak " öyle günlere kaldik ki bizi dine davet ediyorsunuz. talihsiz Cem Sultan'in Islâm'a ne kadar bagli oldugunu göstermektedir. büyük bir Haçli ordusu toplayarak emrine verebilecegini söylemisti. Böylece o. Nihayet l3 senelik aci ve elemlerle dolu bir esâret hayatindan sonra 36 yasinda iken 25 Subat l495 (25 Cemaziyelevvel 900) Çarsamba günü sabaha karsi vefat eder. Sultan Bâyezid. Ve benim anami ve kizimi vesair taallukatimi ve üstümde hizmette sabikasi olan (bana hizmeti geçen) hüddamimi unutmayip hallü haline göre riayet eylesin" dedi. Itikadimca Muhammed dini hak iken siz hiç dininizden dönüp Muhammed dinine girebilirmisiz? Herkese kendi dininden baskasi bâtildidir. memleket adina siyasî sebeplerle oldugunu anlatmaya çalisiyordu." diye bu teklifi siddetle reddederek" Ben dinimi. Islâm memleketine çikarsin ve cemi-i borçlarimi eda eylesin. Osmanli Sultanligi degil. kardesi için yüzbin akça sadaka dagitmis.Hiristiyan olursa. Cem Sultan'in cenazesi. kâfirlerin Müslümanlar üzerindeki oyunlari dursun. onun anne ve kizlarina her türlü riayeti göstermisti. Charles. l494 senesi Eylül ayinda büyük bir ordu ile Italya'ya yürüyüp Napoli Kralligi'ni elde etme ve yanina Cem Sultan'i aldiktan sonra Kudüs'e dogru bir Haçli seferi yapma arzusunda idi. Bundan sonra o. onu "Dergah-i izzetine almasi için" dua ediyordu. Etrafindaki adamlarina da son vasiyetini yaparak "Benim mevtim haberini intisar ediniz (yayiniz) ki. . Gerek Müslüman. tesiri zamanla görülecek sekilde onu zehirledikten sonra Napoli'ye gönderir. kardinallik ve papalik degil. Cem. Sultan Bâyezid. siz bana bâtil yol mu gösterirsiz. bütün bir dünya padisahligina degismem. Böyle sözler bize ezadir" cevabini vermisti. Ben sizden Misir yolunu istedim. üç sene kadar Papa'nin yaninda kaldi.

uzun süre. Güneyde Memlûk Devleti ile Dülkadirogullarinin Osmanlilar aleyhindeki müsterek faaliyetleri. Hersek. Saltanat hirsi yüzünden hem kendisini felakete sürüklemis. Bâyezid'i çok dikkatli ve barisçi bir siyaset takip etmeye zorladi. (özelikle Cem Sultan'in vefatindan sonra ) insani sasirtacak bir faaliyetin ortaya çiktigi görülür. Hiristiyanlarin elinde bir alet oldugunun farkina varamamisti. bu suretle de Bizans'i yeniden kurdurup ihya etme hülyasi ile Kudüs'ü Müslümanlarin elinden alma emeline dayanan gayreti. Böylece Osmanli topraklarina yeni yerler katmak suretiyle fetihlerde bile bulunmustu. bir devlet meselesiydi. Endülüs'te son Müslüman Devleti olan Girnata Sultanligi'nin Bâyezid'e müracaati ve Kemal Reis'in komutasinda giden Osmanli donanmasinin Ispanya sahillerinden Müslümanlari alip Afrika kitasina geçirmesi de Türk denizcilik tarihinde parlak bir sayfa açmisti. Dönemin olaylarina baktigimiz zaman bu olaylarin sebep olduklari degisik karekterdeki çizgilerle karsilasiriz. Osmanli Türk akincilari. Içte ise Sah -Kulu isyani gibi genis ölçüde yari siyasî. gerçekte is sadece bir taht kavgasi degil. Bâyezid devrine menfi bir not verilemez. iyi yetismisti. .Türkçe ve Farsça siirleri bulunan Sultan Cem. Venedik ve Fransiz sövalyeleri bozguna ugratilmislardir. Bu arada Midilli'ye hücum eden kuvvetli bir Fransiz donanmasinin hücumu püskürtülerek. Inebahti. Bütün bu hareketlerin seyir ve neticesi üstünde duruldugu zaman. Karintiya ve Polonya'ya akinlarda bulunmuslardir. Charles'in. Macarlara karsi Belgrad seferi açilmis. Zira bu dönemde Osmanli cografyasi Draç. Cem Sultan korkusuna haml edilirse de. Karinyola. Iran Sahi'nin Sîîligi bir ileri karakol olarak vazifelendirip Osmanli ülkesini istila tasavvuru. gerektigi zaman faal bir rol alarak savastan da çekinmiyordu. hem de sövalyeler ile Papa'nin elinde Osmanli Devleti aleyhine bir alet olarak kullanilmisti. Burak Reis'in sehâdetiyle sonuçlanan Osmanli Venedik deniz muharebesi. Karadag. devletin durgun ve hareketsiz bir çagi olarak nitelendirilen Bâyezid devrinin siyasî ve askerî olaylarina baktigimiz zaman. O. Akkirman. gerekse hânedanina karsi. Cem Sultan'i bir koz gibi kullanarak Osmanli Devleti'ni parçalayip dagitmak. Her ne kadar bazi müelliflerce Bâyezid'in bu tutumu. BÂYEZID DÖNEMININ BAZI ÖZELLIKLERI Cem Sultan olayi ve bu olay yüzünden Avrupa'da Istanbul'u geri alma yolunda dogan umutlar. Nitekim Batida Fransa Krali VIII. yari ictimaî hurûc olarak göze çarpar. Kili. Transilvanya. Doguda ise. Mora. Nitekim. Zira Bâyezid. Modon gibi sehir ve kaleleri kazanmis. gerek devletine.

Osmanli Rus münasebetlerinin baslangiç tarihi de Ikinci Bâyezid dönemine rastlamaktadir. Ona göre Kirim Hani Mengli Giray araciligi ile yapilan görüsmelerden sonra Çar III." Anadolu'da meydana gelen düzensizlik. daima Siî . bu ve benzer sakavet (eskiyalik) örneklerini degerlendirdigi ifadesinde güzel ve yerinde noktalara parmak basarak söyle der: "Selçuklular devrinin Babaî isyani. Selçuklularin ictimaî buhran ve siyasî tazyikler ortasinda kalan halkin.KULU ISYANI Sultan Ikinci Bâyezid döneminin önemli ve devleti sarsan olaylarindan biri de Teke Sancagi'nda patlak verip Kütahya'ya kadar yayilan Sah. Bu olay. bir müddet sonra gelen ikinci elçi ise. 3l Agustos l492'de Bâyezid'e bir mektup yazarak Azak ve Kefe pasalarinin. 34 ) 'de bu konuya temas edilir. Dikkat edilecek olursa. Sia menseli muayyen bir mikrobun. siyasî oldugu kadar. bu bas kaldirma vak'alari. bir iktidar davasina çevrilmis. Sünnîler arasinda degil.Kulu . Ivan. Çelebi Mehmed devrinin Seyh Bedreddin isyani. tenkil kuvvetlerine galebe çalan bu sakilerden bir kisminin. bunu da l499'da yeni bir elçilik heyeti takip etmisti. hatta daha ilerde patlayacak olan Celalî hareketleri. iç inzibat ve asayisi ilgilendiren tipik bir eskiyalik hareketidir. Devletin nüfuz ve itibari öyle bir mertebeye ulasmistir ki. Bu Sia menseli ve görünüste bir mezhep ve akide mücadelesi damgasini tasiyan hurûclarin asil gayesi. devlet ve cemiyet mekanizmasini alt üst ettigi devrin mahsûlü olmustu. huruc için ictimaî aksakliklardan faydalanma zemini bulmasi kadar. SAH . komsu Iran'dan gelen siyasî tertiplerle. namlarina hutbe okuttuklari. Dikkat edilecek olursa bir Mehdîlik motifi etrafinda hareketlenen bu isyanlar. bir ölüm kalim kaygisina düstügü devirlere rastlamis. Sah . Hammer ( IV. Kirim Hani Mengli Giray'in tavassutu ile Moskova Prensligi'nin gönderdigi elçi. topluluklarin arasina ayirici ve yikici bozgunlar sokmakti. Seyh Bedreddin'in hurucu da yine mes'um Timur macerasinin. protokoldan anlmayan. Ticaret serbestilgi saglamak amaciyla l495'te bir Rus elçisi daha Istanbul'a gelmis. yol yordam bilmez bir adam oldugu için geri gönderilmis.Kaynaklarin verdigi bilgiye göre. Sâmiha Ayverdi. diger bir yüzüyle de âdi sekavet hareketi olarak görülebilir. Sah Ismail taraftarlarinin serbestçe teskilât kurmalarina ve propaganda yapmalarina imkân vermisti. Babaî isyanlari. Rus tacirlerine ticaret müsaadesi almisti. dirlik ve mesned dagittiklari dahi görülmüstür.Bâtinî topluluklar içinde inkisaf zemini bulmustur. derhal renk degistirerek. Rus tüccarlarina zorluk çikarmalarindan yakinmistir.Kulu vak'asidir. nihayet Sah Kulu vak'asi.

onun postuna oglu Sah . Peygamber ve Mehdi oldugunu iddia ediyorlar. Sah Ismail. Anadolu'daki Alevîleri iyiden iyiye kendine baglamak için buraya (Anadolu'ya) kendi adamlarini gönderip propaganda yaptiriyor ve el altindan Osmanlilar aleyhine genis bir isyan hazirliyordu.Timur.Kulu'nun. Allah. zaman zaman Kapulu Kaya'da Döseme Derbendi'nde toplanti ve âyinler yapiyor. Garip hayati ve labirente benzeyen meskeni. Toroslar bölgesi. Bu suretle Sah . Azerbaycan ve Irak'i aldiktan sonra bir hayli cüretlenmis görünmektedir. Sah . devlet dahilindeki bütün taraftarlarina mektuplar yazmis ve casuslar göndermisti. daha önceki iki faaliyetle benzer özellikleri tasimasindan dolayi Uzunçarsili tarafindan su ifadelerle degerlendirilir: " Osmanli Devleti'nin Anadolu'da genislemesi.Kulu. Anadolu'yu Iran'la birlestirmek için bütün gayretini sarfediyordu. Hasan Halife ve oglu Sah Kulu. Sah . Sah Kulu. Hasan Halife'nin ogludur. Taraftarlari. yasayislarina uygun tarikatlara mensubtular. Babasi desturunu . Iran. Anadolu'yu Kizilbas yapmak için esasli surette hazirlanmistir. meydana getirdigi askerlerine kirmizi çuhadan taclar giydirdiginden dolayi taraftarlarina "Surhser" yani "Kizilbas" denilmis ve bu isim genellik kazanmistir. Siî .Kulu ve babasindan destur alarak Kizilbas'ligin en sadik bendesi oldular. memleketin. Bilhassa Sehzâde Korkud'un Misir'a gidisinden faydalanan Sah . Devletin varligina kast eden Sah Ismail'in faaliyetleri.Kulu geçti. Sah Ismail. Osmanli Devleti için büyük bir tehlikeye isaret ediyordu.( Osmanli tabiri ile Seytan-Kulu). sanildigi kadar basit ve gelisigüzel tertiplenmis bir hareket degildir. halk arasinda tanrilastirmis idi. Bu göçmenler. sinsi bir sekilde ülkeye sokularak gelmekte idi.Bâtinî karekterli bir hareket olan Sah Ismail'in faaliyetleri.Kulu hareketi planli tertiplenmis. Sah . Bu gizli faaliyet. bunlari kisa zamanda saflari arasina aldilar. "Hasan Halife ölünce. hazirlanmalarini emretmisti. faaliyetlerini artirdi. Uzun Hasan ve 3. Gerçekten Sah Ismail. Anadolu'da Osmanli idaresindeki Kizilbaslari. Sah Ismail. Tahtaci ve Kizilbaslar çoktu. Uzun yillar hizmetinde bulunmus. Aralarinda Alevî. Belli bir mezhebin inanç sistemi (akidesi) üzerine kurulan Safevî Devleti'nin kurucusu Sah Ismail tehlikesi. Bu mektuplarda.Kulu. daha sonra Antalya civarinda Yalinlu köy yakininda bir magaraya yerleserek gizli ve sirlarla dolu bir hayat yasamaya baslamisti. onu. Hükümetten memnun olmayan köylüler. isyanindan önce ve sonra. öteden beri Iran ve Horasan'dan gelen göçmenlerin yasadigi belli basli yerlerdendi.Kulu isyani. Bu dönemde Osmanli ülkesinde ona bagli epey taraftari vardi. adi ile anilan Kizilbas Seyhi. kendisini muhtelif tarihlerde üç büyük tehlike ile karsilastirmisti: l. Sah . halife ismi . asiretler ve çiftlikleri ellerinden alinan timar erleri ile sipailer. Bunun için Anadolu'ya. alttan alta ayaklanmaya hazirliyordu. düstügü felaketten ancak onun sayesinde kurtulacagini ileri sürüyorlardi. 2. Sah Ismail'in babasi Seyh Haydar'dan almisti.

bunlarin Anadolu'daki faaliyetlerine son vermek için. ona ilk silleyi vurmustu. Bu nefeslerde Sünnîlere karsi büyük bir kin göze çarpmaktadir: Lânet olsun sana Ey Yezid Pelid Kizilbas mi dersin söyle bakalim Biz ol asiklariz ezel gününden Rafizî mi dersin söyle bakalim. Hataî mahlasiyla siirler yazan Sah Ismail'e büyük bir baglilik göstererek onu bir kurtarici olarak kabul etmislerdir. Hem yerli hem de yabanci kaynaklara dayanarak Tekeogullari ve Sah-Kulu baba Tekeli Isyani haklarinda makaleler yazan Sehabeddin Tekindag. hem de "nezir" denilen önemli bir gelir kaynagindan mahrum etmisti. görünüste dinî karekterli olan bu isyani hakkinda bilgi saibi olmaya çalisacagiz. bu makalelerinde Osmanli Devleti'ne karsi olan isyani açiklayan ve ortaya koyan bölümlerini kisaca vermek istiyoruz. sonra da Sah Tahmasb ile siki münasebetleri bilinen Hoy'lu Pir Sultan Abdal. kendisine suikast yapmak üzere iken öldürülmesi. Onun. Sah Ismail taraftarligi faaliyetinin ne kadar genisledigini gösterir. Bilhassa on iki dilimli kizil taç veya külah (= Tâc-i Hayderî ) in kabulünden sonra Kirsehir. Sah Ismail'in.verilen bir takim alevîler gönderiliyordu. kisim kisim Iran'a göç etmekle yeni kurulan Siî Devletin kudretini artirmaya baslamislardi. daha önce oldugu gibi bu sefer de On iki Imam'a mütemayil taraftarlar. kendisi ile görüsmek için gelen ziyaretçilerin men edilmesi. ülkedeki tahriklerini ve takip ettigi siyaset ile maksadini iyi anlayan Trabzon Valisi Sehzâde Selim. Bâyezid. Osmanli Türklerine karsi mezhebinin zaferini ve sahinin galebesini temenni eden nefesler kaleme almistir. Sah Ismail'i hem taraftarlari ile görüsmekten. Bâyezid'in. bu yasagin kaldirilmasi için Osmanli hükümdari nezdinde tesebbüste bulunduysa da bu arzusu kabul edilmedi. bu konuda daha detayli bilgi vermektedir. Tokat. "Sah Ismail'in. Ey Yezid. Sultan Bâyezid döneminin. Nitekim Egriboz'lu Yeminî gibi sairler. Iran'a gitmelerine müsaade etmedigi gibi yakaladiklarini da Rumeli'ye sürmüstü. Sah Ismail. Arnavutluk Seferi'nden dönüsü esnasinda Isik adinda bir Kizilbasin. Safevîleri müdafaa ettikleri gibi. Yozgat ve Çorum çevresinde Safevî (Siî)lere taraftar olanlar. geçersen Sahin eline Zülfikarin çalar senin beline . Amasya. Anadolu'dan. Sah Ismail. Akkoyunlulari bertaraf edip Safevî Devleti'nin temellerini atmasindan sonra. Böylece.

Iste bu Teke -eli (sonradan: Tekeli) sipahîleri. layik olmayanlara devredilmesi sebebiyle eski imtiyazlarini kaybetmeleri yüzünden. Sah . l500 de. devlete isyan ile Sah Ismail'e meyl etmislerdir. Yine bu Tekeli sipahîleri. Sah Ismail'e gösterilen bu baglilik.Edeple girdik biz kirklar yoluna Kizilbas mi dersin söyle bakalim. II. bir tedbir olmak üzere Iran'a gideceklere geri dönmek sartiyle izin verilebilecegini açiklamis ve bundan sonra Sûfî (Sah Ismail) nâmina kimsenin hududdan geçirilmemesi için siddetli emirler vermistir. Bâyezid'in yasliligi. bazi diplomatik tesebbüslerle taraftarlarinin takipten kurtulup rahatça Iran'a gelmelerini saglamak istemis ve bu maksatla II. yumusakligi ve sehzâdeler arasindaki anlasmazliklari firsat bilerek artik harekete geçme zamaninin geldigine karar verir. Bu yüzden. Bu arada Sah Ismail.Kulu Baba Tekeli. devrinde Sah Ismail'in müridleri olarak Erdebil'i ziyarete gitmislerdir ki. Bâyezid'e müracaat etmisti. . Sah Ismail'in halifesi Karabiyik oglu Sah -Kulu Baba Tekeli (Osmanli tarihlerinde Seytan-Kulu) ile birlesmisler ve çikan isyanin büyük bir sür'atle genisleyip bütün Anadolu'yu tehdid etmesinde de mühim bir rol oynamislardir. devletin her tarafina dagalmis olan taraftarlarini çogaltmak için babasinin ölümünden sonra memleketin hâli (bos ) olup firsatin kendisinde oldugunu ileri sürerek bilhassa maiyetindeki sipahilerden Çakir-oglanlari. bunlarin gidip dönmediklerini. l5l0'da bazi fena niyetli kimseler yüzünden timarlarinin (dirlik) ellerinden alinip. Bâyezid II. Bu sebeple o. Yuf etti erenler e münkir size Iftira ettiniz sizler de bize Muhammed sizleri tas ile eze Rafizî mi dersin söyle bakalim Pir Sultan'im eder lânet Yezid'e Müfteri yalanci Yezidler sizi Iste Er meydani çik meydan yüze Rafizî mi dersin söyle bakalim. bu yüzden sipahî sinifinin günden güne azalmakta oldugunu gören Bâyezid. Osmanli Devleti tarafindan daima dikkatle takip edilmis ve Iran'dan gelen Kizilbaslar ile onlara yardim eden Anadolu'daki taraftarlari cezalandirilmistir.

Anadolu'nun maruz kaldigi en büyük tehlike. müridlerinin onun hakkinda: "Allah budur. Nitekim. çoluk-çocuk. Imam oglu'nu Selanik'e. Dede-Alisi ve Hizir.Tekeli sipahîlerin tesvikleri ile Kütahya kalesini muhasara ve zaptetmis. Onun bu kurtulusu. Yine vesikalardan anlasildigina göre. Teke-eli'nin sehir. dag. Teke . Istanoz (Korkuteli) kasabasini tahrib edip. Bundan sonra Gölhisar'i alarak her tarafi yakip yikmaga eline geçen canlilari ise insan ve hayvan ayirmaksizin. Bu arada. Rumeli'den Anadolu'ya geçer. karye (köy). eline geçirdigi Kur'an'lari da atese atip mahvetmistir. Kiçisiçanlu. Anadolu Beylerbeyi olan Karagöz Pasa'yi kaziga vurdurmakla yetinmemis. buna itaat etmeyen imansiz gider"dedikleri anlasilmaktadir. timarlari ellerinden alinmis kizgin sipahîlerin de yardimlari ile Teke-eli'nin kendine tabi olmayan bütün köy ve kentlerini yagma edip halkini da öldürtmüstür. demire sarilan etlerini de ocakta pisirmistir.Kizil-oglu. bundan sonra Keçiborlu. Peygamber budur. Göle-oglu. Taceddin'i Zagra yenicesi'ne ve Pir Ahmed'i Filibe'ye göndermek suretiyle genis bir propaganda faaliyetine girisir. Sadrazam Hadim Ali Pasa. Onun. (TSMA. Ulusiçanlu'yu geçip Altuntas'i yaktiktan sonra "dagdan bosanmis hanazir-i tir horde gibi deprenüb" Kütahya önüne geldi. sehrin Subasisi'ni göndererek.5053). Bursa'ya dogru harekete geçmesi üzerine. Antalya'dan Manisa'ya gitmekte olan Sehzâde Korkud Çelebi'nin adamlarina saldirip.Nr. bu toplantilari bastirdi ise de Sah Kulu kaçip kurtulmayi basarir.Kulu. Bundan sonra Kütahya Hisarini zapt eden Sah-Kulu'nun askerleri. Kapulu-Kaya'daki Döseme Derbendi'nde devlet aleyhine gizli toplantilar tertip etmis ve müridlerinden Safer'i Siroz'a. bunlarin ekserisini. Teke-eli'ni Karaman'a baglayan Kizilkaya . Sehzâde Osman'in Divân'a gönderdigi arîza (rapor)da oldugu gibi. sûr-i hesab bunun önünde olsa gerektir. bütün Anadolu'ya dehset saçmaya yetmisti. Elmali'nin mescid ve zâviyelerini yikan Sah . sehzâdelerin birbirleri ile ugrasmaya basladiklari bir sirada. Sehzâde Korkud Çelebi tarafindan daha sonra Istanbul'a sevk edilen Sûfî'nin ikrarlarindan da bütün çiplakligi ile ortaya çikmistir. acimadan öldürtmeye baslamistir.Kulu Baba Tekeli. Sandikli.Kulu Baba Tekeli. yayla ve obalarinda bulunan Siî ve Alevîlige mütemayil bütün Türkmenleri etrafina toplamis. Kaynak ve vesikalardan anlasildigina göre. Adamlari ile müsavereden sonra Alasehir Ovasi'nda Sehzâde Korkud tarafindan üzerine gönderilen Hasan Aga ile maiyetini maglub eden Sah -Kulu'nun bu basarisi. Bundan sonra Baba Ishak-i Horasanî gibi. kendisinin Mehdî oldugunu iddia edip Burdur'a kadar gelen Sah .Kulu Baba Tekeli'nin etrafina 20. Antalya'dan üzerine gönderilen kuvvetleri de maglub eden Sah . Onun bu vahsice hareketleri. Bunun üzerine Sah . Sah-Kulu'nun Döseme Derbendi'nde yaptigi ayinleri ve giristigi propaganda faaliyetlerini dikkatle takip eden Antalya Kadisi.kasaba. mal ve hayvanlari ile gelen Tekeli Türkmenleri teskil ediyordu.eli'nde Sah adina bir Türkmen devleti kurmak isteyen Sah .000 kisi toplanmistir ki.Kulu Baba Tekeli. sehri atese verirler. müridleri tarafindan baska bir propaganda vasitasi yapilarak bir mânada ilahlastirilmasina sebep olmustur. Antalya Kadisi'nin Sehzâde Korkut'a gönderdigi 9l6 Zilhicce (l5l0 Nisan) tarihli belgeden.

Bâyezid. Siirden hoslanir. o. önce Incirli Derbendi'nden. Erzincan'da hacca giden bir Iran kervanina saldirdiklari için Sah Ismail'in hakaretlerine maruz kalmislardir. Fakat sonralari. sismanligini gidermek için böyle bir yola bas vurdugunu bildirerek aleyhindeki cereyani durdurmustur. Osmanlilar aleyhine bir araya gelip kendisine karsi yapacaklari bir savasta. Bu haslet. daha önce bu emirden haberdar olunca yol harçligi vererek Abdurrahman Efendi'yi kaçirabilmisti. Ikinci Bâyezid. Amasya valiligi esnasinda sükûnet içinde yasamisti. kendisini sefahata alistiran Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi'nin öldürülmesi bile emrolunmustu.." diye verdigi bilgi. hem de eglence âlemleri içinde yasamisti. Nitekim. Yaratilis itibari ile huzur ve sükûneti severdi. Anadolu'da 50. Tekeli Türkmenlerinin siddetli mukavemeti ile karsilasmis. Osmanli hükümdarlarinin âlim ve sairlerindendir. bu kadari ile yetinmek istedik. ülkede estirilen Siîlik havasi ve propagandanin sebep oldugu olalar hakkinda bir fikir vermektedir. babasi Fâtih Sultan Mehmed tarafindan azarlanmis. Bu savastan sonra sür'atle Iran'a dogru çekilen Tekeli sipahîleri ve Türkmenler. Bundan sonra babasina yazdigi arizada zayiflamak için aldigi bazi "müferrihat" tan vaz geçtigini bildirerek af edilip bagislanmasini dilemistir. mecbur kalmadikça savasmayi istemezdi. Onun. silahtan çok ilim ve ilmî eserleri mütalaa etmekle geçirmisti. onun mücadeleden uzak durmasina sebep olmustu. kendisine karsi tahti ele geçirme davasi ile silaha sarilmis olan kardesi Cem Sultan'a galip gelince. yüksek âlim ve sairleri ile bir fikir merkezi oldugundan. bizim burada nakl ettigimizden daha uzun olmakla birlikte.Bogazi'na çekilmek zorunda kalir. Amasya valiligi dönemindeki hal ve hareketi ile hükümdarligi dönemindeki hal ve hareketi birbirinden çok farklidir.Kulu Baba Tekeli. Zira bu kadari bile o dönemde. Böylece o. dünya olaylarini hayret aynasindan temasayi severdi. Fakat Bâyezid. Bâyezid burada hem ilim muhitinde.. Daha sonra Kayseri yolu üzerinden Sivas yakinindaki Gedik Hani mevkiine gelen Sah . girisilen savas sonunda Sah . Kizilkaya Bogazi'ni 38 gün muhasara ettilerse de Sah . yedi Hiristiyan devletin. Vali olarak bulundugu Amasya. Bu bakimdan. Selçuklular devrinden beri Anadolu'nun mamur bir sehri. sonra da Döseme Derbendi'nden kayalar arasindan kendine bir yol açarak Beysehir önlerine gelmeye muvaffak olur. O.000 kisinin ölümüne sebep olan bu isyan.Kulu ve Hadim Ali Pasa okla vurulmuslardir. o dönemde Memlûk Devleti'nin bir vilayeti olan Kudüs'te yasamasi sartiyla ona baris teklifinde bulunmus ve kendisine büyük rakamlarla ifade edilebilecek miktarda para yardiminda bulunacagini va'd etmisti. hükümdar oluncaya kadar ömrünü. Karekter bakimindan yumusak ve rahata meyilli idi.Kulu Baba Tekeli üzerine az bir kuvvetle yürüyen Hadim Ali Pasa. Siirde "Adlî" mahlasini kullanirdi. Bunun üzerine Sadrazam ile Amasya valisi Sehzâde Ahmed. onu bayrak yapmak istemeleri ve kendisinin basi üzerinde sürekli bir tehdid gibi tutmak amaci ile .

hiç sarap kullanmaz. Türkçe'nin Çagatay . Daima ibadet ile mesgul olur." Sonuç olarak Sultan Bâyezid hakkinda sunlari söylemek mümkündür: O. Boyu. Bâyezid'i söyle tasvir eder: "Etli ve dolgun çehresinde hiç te zâlim ve korkunç bir insan belirtileri yoktur. hat san'atinda da oldukça yetenekliydi. (Cem Sultan) bahane edilerek Osmanli Devleti yok edilmek isteniyordu. mükemmel bir tahsil görmüstü.Mecbur olmadikça savastan uzak kalmaya dikkat etmis. Gençliginde serbest bir hayat sürdürdügü halde padisahliginda ibâdet ve hayir islerine yönelmisti.hareket etmeleri üzerine Bâyezid. sadaka dagitir. Az yemek yer. ilahiyât ve hey'et ( astroloji)dir. Farsça ve Arapça'yi edebiyatlari ile ögrenmis. zihnen mesgul oldugunu belirten karayagiz çehreli ve fitratan magmum ve mahzundur. Bu sebeple de Bâyezid-i Velî diye anilir olmustu. iyi kesilmis kirmizi akiklerden. sükût ve rahati seven. ortadan uzun. makina san'atlarini çok sever. Türkçe. O. Bâyezid. O. Uygur yazisini okumayi ögrendigi ve biraz da Italyanca bildigi belirtilir. II. Yumusak bir yaratilisa sahipti. genis gögüslü bir kimsedir. ortadan biraz uzunboylu. iyi yeyip içen. yagiz çehreli. Keza l503 senesinde Andrea Gritti'nin tasviri daha da dikkat çekicidir. matematik ve mûsiki tahsil etmisti. felsefe. câmiye çok gider. Zira o. BÂYEZID DÖNEMINDE ILIM. Ayni zamanda sair olan ve siirlerinde Adlî mahlasini kullandigini daha önce gördügümüz Bâyezid'in bu siirlerinin büyük bir kismini (l25 kadar) gazellerin meydana getirdigi küçük hacimli divani Istanbul'da l308'de basilmistir. fakat buna simdi nikris hastaligi manidir. Ata binmekten hoslanir. raporunda Bâyezid'in 56 yasinda. ela gözlü. O. "nizâm-i memleket" için Istanbul'dan ayrilmamayi tercih etmisti. kardesinin uyusmaz bir düsmani olmustu. ULEMA VE IMAR FAALIYETLERI Sultan Bâyezid. zevkine düskün ve harpten kaçinan bir hükümdar oldugunu belirtir. güzel yapilmis esyadan çok hoslanir. Islâmî ilimler. uyku. O. O. simasinin esmere yakin bir sarilikta oldugunu. Sultan Bâyezid'in karekterini ortaya koyan belgelerden biri de l496 senesinde Osmanli ülkesine gelen Venedik elçisi Sagadino'nun senatoya verdigi rapordur. islenmis gümüsten. Kimse ondan daha iyi ok kuramaz. sehzâdeliginden beri etrafina ünlü bilginleri toplayip kendisini yetistirmeye gayret etmisti. felsefede behre ve malumati olmakla ögünür ise de en çok vâkif oldugu ilim. babasi Fâtih Sultan Mehmed'den sonra bütün Osmanogullari'nin en bilgini olarak kabul edilmektedir.

O. Ikinci Bâyezid. Seyh Hamdullah'i kendisine hat hocasi tâyin etmis. Bestekâr. Nitekim. Kendisine takdim edilen eserlerden degerli bulduklarini tesvik ederdi. Seyh Hamdullah'tan hat dersleri almisti. padisahin bu uygulamasini örnek alan birçok vezir. döneminin ileri gelen devlet adamlari ile zenginler için de itici bir güç oluyordu. Seyh Hamdullah ile aralarinda siki bir münasebet bulunan II. sair ve sanatkârlari himaye etmisti. Islâm âleminde büyük bir teessürle karsilandi. Saltanati müddetince ilim adamlarini. Besteledigi eserlerden yalniz bazilarinin notasi zamanimiza kadar gelebilmistir. mesk almis ve mezun olmustur. Saltanati müddetince ilim ve ilim adamlarini himaye eden II. iç bünyesinin tesekkülü. saltanata geçince Seyh. Amasya'daki valiligi sirasinda. Bu sebeple o. Bâyezid arasindaki hocalik talebelik münasebetlerini su ifadelerle dile getirir: " II. Bâyezid'in tesvik ve himayesiyle Amasya'da Seyh'in etrafinda bir hat mektebi (ekol) dogmustu. ayni zamanda dizinin dibinde hokkasini tutarak yazi mesketmistir. Dinî emirlere bagli bir hükümdardi. Bunun için o. Dünyanin en büyük devletinin faziletli hükümdari olarak. Seyh Hamdullah ile II. zararli duygulardan arinarak sahsiyetini bulmasi. Istanbul'a davet edilerek . Bu bakimdan Ali ve Mustafa Pasa'larin isimleri zikredilmeye deger. Seyh Hamdullah hakkinda ciddi arastirmalarda bulunan ve onun eserlerini arastiran Muhittin Serin. Nitekim. bu himayenin karsiligini da nâmina yazilan birçok eserle almisti. Osmanliara iltica etmis olan Idris-i Bitlisî'yi de himaye ederek ona meshur "Hest Behist" isimli tarihini kaleme aldirmisti. Bilginler ve sanatkârlar için ayrilmis özel bir bütçesi vardi. Onun bu sekildeki çalismasi. hattat ve sairdi. Daha önce de temas edildigi gibi ibâdetle çokça mesgul oldugundan olsa gerek ki bu sebepten kendisine "Sofu" deniyordu. Seyh ile Sultan arasindaki bu .lehçesi ile Uygur alfabesini ögrenmisti. onun giyabinda cenaze namazi kildi. ilim ve ilim adamlarini seviyor. Böylece Sultan II. Ölüm haberi alindigi zaman Kahire'de basta Sultan Kansu Gavri oldugu halde bütün halk. dinî ve ilmî kurumlarin meydana gelmesi için çalisiyordu. Bâyezid. Bir zaman sonra Osmanli tahtinin sahibi olacak Bâyezid-i Veli'nin. ilmî gelismeye vesile olabilecek bütün çarelere basvuruyordu. imâret ve bunlara gerekli olan tahsisatlari temin ediyorlardi. vefakâr ve kadirsinasti. saray-i hümayun'a hat hocasi olarak tayin edilir. Amasya'da maiyyetinde bulunan Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi'nin tavsiyesi ile Ibn Kemal diye söhret bulan Ahmed Semseddin'e meshur tarihini yazdirmistir. Seyh'in mânevî dünyasinda kendini bulurken. Daha önce Akkoyunlularin hizmetinde bulunan ve Safevîlerin galebesi üzerine. Bu meziyetlerinden dolayi ölümü. Merhametli. Kendisine takdim edilen eserleri okumak onun en büyük özelligi idi. Bâyezid. Bâyezid'in hattatlikta da mahir oldugu bilinmektedir. hayatinda büyük hürmet görmüstür.

daha sonra da Sehzâde Korkut'a gönderilmistir.muhabbet ve teslimiyetin mahsûlüdür. Bâyezid'in saltanat tahtina cülûsundan kisa bir müddet sonra Seyh Hamdullah davet edilmis. 927/l520) elçilikle Misir Sultani Kayitbay katina. onun döneminde ilim ve ilim adamlarina gösterilen himaye. Fukahadan bir kismi. Özellikle "Fikih" denilen Islâm Hukuk ilmi. Ayrica. Mevlana Alaeddin Arabi. kurulusundan kendi zamaninin sonlarina kadar devletin tarihini yazmislardi. 929/l522). sür'atle gelismis ve muhterem Islâm hukukçulari onun devrinde müstesna bir sekilde itibar görmüslerdir. Bunlara benzer azizler dahi çok vaki oldu. Ölümünde biraktigi kütüphanede yedi bin cild kitap vardi. günlük 30 akçaya ilaveten Üsküdar'da iki köyün bütün gelirleri arpalik olarak verilir. Annesine dahi selam gönderip duasini ister. Osmanli tarihçiligi bakimindan önemli bir dönem olan II. II. Bâyezid ile Selim arasinda bir anlasma zemini bulmakla görevlendirilmisti. Kendisine. Seyyidzâde Seyyid Hamiduddin. Niksarî ve Yusuf Cüneyd ( Sadru's-Seria adli esere çesitli hasiyeler yazan Tokatli Ahi Yusuf b. Cüneyd). taninmis bilim adamlarindandir. yazi yazarken hokkasini tutar." Buna göre Ikinci Bâyezid çaginda tipta Hekimsah. isgal ettikleri yüksek mevkilerde çok zengin olmuslardi. Imam Ali (öl. câmilerde tesis olunan kütüphanelerin idareleri (hâfiz-i kütüb) ile görevlendirilmislerdi. Bâyezid devrindeki Nesrî ile Idris-i Bitlisî'yi burada kayd etmek gerekir. hayatinin felaketle sonuçlanmasi bakimindan Sinan Pasa'nin talebelerinden Molla Lütfi'yi de hatirlamak yerinde olacaktir." Siirleri ile söhret kazanmis olan Mihrî Hatun ile aralarinda temiz ask iliskileri bulunan Müeyyedü'd-Din. eserini . Hammer'in ifadesiyle " Bâyezid asrina seref veren altmis fakih arasinda ikisi diger bir sube-i malumatta yüksek söhret kazanmislardir. ilmin ilerlemesinde etkili olmustur. Hatta sik sik beraber sürek avina da çikarlardi. Bâyezid dönemi alimlerinden bahseden Âsik Pasazâde. Bunlardan Sari Gürz (öl. hürmet ve muhabbet gösterirdi. ve matematikte Mirim Çelebi çok büyük söhret kazanmislardir. Nesrî.Yine bu zamanlarda. Bâyezid devrinde söhreti kadar. Bu suretle aralarinda bir manevî râbita ve dostluk meydana gelmisti. Manisazâde. insa. bize su isimleri vermektedir: "Hocazâde. bir köyün gelirleri de mührezenlerine tahsis edilir. Mevlana Kestelli. arkasini yastiklarla besleyip rahatini temin ederdi. hükümdarin buyrugu üzerine. protokol) modelleri iki iyi örnek olarak taninmistir. Bunlar da sahip bulunduklari bu servetleri ile özel kütüphaneler tesis etmislerdi. Seyh Hamdullah. saraya kâtip ve saray hüddamina muallim tayin edilir. Bunlar. Surasi bir gerçektir ki. Taci Bey'in iki oglu Cafer ve Sa'di'nin eserleri ile Osmanli yazisma (diplomatik. Hatipzâde. Seyh'e ekseriya "Biraderim" diye hitab eden Bâyezid-i Veli. o da ailesi ve damadi ile birlikte Istanbul'a gelmisti.

Yavusî'nin söhreti. O. onun kadar güzel ok ve yay yapamadigi rivayet edilir. denizcilige de ehemmiyet vermis. Bâyezid.Osmanlica ve sade bir uslupla yazdigi halde Bitlis'li Idris. devletin ileri gelen görevlileri ve taninmis bilginlerle dolup tasardi. mahrutî ve etrafina tülbent sarili bir kavuk seçmistir ki. yine de devlet gelirleri bir hayli artis kayd etmislerdi. Bu sanat için kitap yazdirdigi gibi. hem kürek. Onun devrinde donanmadaki degisiklikler sadece bunlardan ibaret degildir. Türk bahriyesinin en büyük üstadlarindan biri olan . ilki için bin. disarda da babasinin elbisesini giyerdi. sonralari "Mücevveze" ismiyle tesrifat serpusu olarak kullanilmistir. Ayrica Venedik gemileri tarzinda kirk kadar top mavnasi da tezgahlatmistir. ne de Ikinci Murad gibi ulema kisvesi giymistir. bu da siirlerine mistik bir hava ve renk katmistir. Bilhassa muharebe gemilerini uzun menzilli toplarla techiz ettirip gelistirmistir. Bâyezid'in. edebiyat sahasinda gösterdigi koruma ve himaye. kendisine "Seyhu's-Selâtin" ve "Sultanu'l-Mesayih" gibi ünvanlarin verilmesine sebep olmustu. eser vermeye tesvik ederdi. hem de yelkenle hareket eden ve manevra kabiliyeti yüksek olan gemiler yaptirdigi gibi kalyonlar da insa ettirmisti. ikincisi için de besyüz altin idi. Âlimler için özel bütçesi bulunan Bâyezid Han. Bunda. ilme ve zamanindaki teknik gelismelere önem veren bir hükümdardi. Bâyezid. onun sultanlik tahtina kavusacagini kesfetmis ve bunu Sehzâdeye de açiklamisti. Okçuluga çok merakli idi. Sicill-i Osmanî'de onun kiyafeti ile ilgili olarak su bilgi verilmektedir: " Tenhalarda salih insanlarin elbiselerini giyer. Sultan Bâyezid. Fâtih devrinde olmayan ve "Güge" denilen. iç ve dis gailelerin bulundugu bir dönem olmasina ragmen. Hiç kimsenin. yabanci ülkelere. O. onlari. Farsça'yi tercih ederek Arap tarihçisi Yemînî ile Iran tarihçisi Vassaf'in agdali ve tumturakli tarzini seçmistir. hatta Horasan ile Iran'in diger vilayetlerine kadar genislemistir. daha birçok seyh ve tasavvuf ileri gelenleri ile sohbetlerde bulunacaktir ki. O. Kendisi sulha meyyal olmakla birlikte gazâ ve cihad sevabini kaçirmak istemedigi için. Hac'tan döndügü zaman. Onun zâviyesi. Bâyezid. Amasya valisi iken." Bâyezid Han dönemi. Onun döneminde Anadolu'da 24. Rumeli'de 34 sancak vardi. ne ilk pâdisahlar gibi üsküf. Bu arada Iran Müftüsü Mevlânâ Seyfeddin Ahmed ile Hadis âlimi Cemaleddin Ataullah da Pâdisah'in ihsanlarindan pay alip faydalaniyorlardi. büyük sair ve mutasavvif Abdurrahman Câmi ile büyük bilgin Fakih Devvanî'ye her yil para gönderiyordu ki bu. kendi elinden çikmis bir yay da Topkapi Sarayi Müzesi'nde teshir edilmektedir. Bu dönemin en büyük seyhi Iskilip'li Yavusî'dir. bizzat seferlere çikardi.

O.l488) yillari arasinda. Bununla beraber bütün külliyeyi meydana getiren kompleks (kampüs). yemek salonu. medrese. Bu sirada sehir halki Sultan'dan. Edirne'de Tunca Nehri kenarinda 889 . Böylece külliyenin kurulus amaçlarindan biri olan mahalle dokusu kendiliginden tesekkül etmis olur. köprü. depo. su degirmeni ve dolaplar. Istanbul'un yedi tepesinin üçüncüsünde bugün kendi adi ile anilan bir cami. Yeni kurulan bu mahalle de Yeni Imâret adiyla taninmaya baslamistir. müftü. Rumeli'deki önemli durak ve ikmal merkezi olan Edirne'de bir süre konaklamisti. O. Sultan Bâyezid dönemi. dokuz senede tamamlanmistir. mektep ve medrese yaptirmistir. Câmi. 906 Zilhicce'sinin sonunda baslayip 9ll' (Miladi l50l . Yaptirdigi bu eserlerle bir külliye (kampüs) meydana getirmistir. tuvaletler. kara ordusunu da yeni bir nizam ve disiplin altina almistir. önemli sayilabilecek bir bölgede câmi. Yine onun emri ile Amasya'da bir câmi. Medresenin müderrisligini. halkin bu istegini kirmayarak basta dârussifa olmak üzere. yogun iskân görmemis olan bölgenin etrafi hareketlenmisti. Sultan . bir imâret ve bir medrese yaptirilmak suretiyle sehir adeta süslenmistir. Bâyezid Külliyesi) Osmanli külliyelerinin en büyük ve önemlilerinden biridir. Külliyenin kurulusu ile birlikte. dârussifa. O.l505) de bittigine göre (Hadikatu'lCevami' ve mevcud kitâbesi). Böylece Tunca Irmagi'nin sag kenarinda Eski ve Orta Imâret adiyla taninan mevkiler ile Yeni Saray'in yer aldigi Sarayiçi semti arasinda. buradaki hayir eserlerine vakiflar tahsis etmek suretiyle faaiyetlerinin devamini saglamistir. saraya alinacak iç oglanlarina mahrec olmak üzere Galatasarayi'ni bina ile orada ilk defa bir mektep açtirmistir. firin. yoklugundan dolayi büyük sikintisi çekilen bir Dârussifa (hastahane) yaptirmasini istemis. imar faaliyetleri ile de dikkat çeken bir devirdir. tabhâne. Ordunun. sehir merkezinden nisbeten uzakta ve daha önce iskân görmemis olan. O.Kemal Reis'in emegi büyüktür. Tunca Nehri'nin kenarinda yer alan Kili ve Akkirman kalelerinin fethi için l484 yili baharinda Istanbul'dan hareket etmis. Istanbul'dakine benzeyen bir câmi. Bu medresenin idaresi ile görevlendirilen sahsa da günde (yevmiye) seksen akça tahsis etmistir. çesitli ihtiyaçlara cevap verecek yapilardan olusan külliyesine ilk harci bizzat kendisi koymustur. kervansaray. Buna göre II.893 (l484 . dükkânlar ve meskenlerden olusan büyük bir külliyenin temeli atilmis olur. hayirseverligi ile taninan Pâdisah da. bütün bunlarin yaninda Mekke ve Medine fukarasina dagitilmak üzere külliyetli miktarda "Sürre" göndermisti. O. insaat bes sene sürmüstür. O. imâret. bütün bu hayir isleri için genis vakiflar kurmak suretiyle bu eserlerin kiyamete kadar devam etmesini saglamaya çalismistir. Insaat için sarf edilen paranin miktari simdilik tam olarak bilinemezse de bunun kaynaginin fetihlerden (Basarabya) elde edilen ganimetlerden saglandigi bilinmektedir. bir tekke. Mimarinin kimligi tartismali olan bu yapi toplulugunun insa sebebi tarihî bir olaya baglanir. Bâyezid. çifte hamam. mutfak. ahir. yani seyhülislâm olanlara sart kilmistir. hamam ve mükemmel bir hastahane (dârussifa) yaptirmistir ki bu külliye( II. medrese. bir mektep. imâret.

000 akçadir.Gediz üzerinde de ondokuz kemerli birer köprü kurdurmak suretiyle ulasim ve yolculugun daha kolay ve rahat yapilmasini saglamaya çalismistir. l509) senesinde Istanbul'da meydana gelen ve "Küçük Kiyamet" denilen zelzelede (deprem) Istanbul'un birçok evi. Ilmî müesseseleri çogaltip ilim adamlarini etrafina toplamisti. Bizzat kendisi.Bâyezid'in. Onun döneminde tipta bir Hekimsah. astronomi ve ser'î ilimlere merakli olup bu konularda genis bir bilgiye sahipti. Hicrî 9l5 (m. II. Ergene Nehri üzerinde bir köprü yaptirmis olan büyükbabasina uyarak Osmancik'ta Kizil Irmak üzerinde dokuz. Bâyezid dönemi. Keza o. güzel sanatlarda da büyük bir gelismenin kaydedildigi. Bu esnada padisah. II. ilim. insa ve imar islerinin büyük bir hiz kazandigi. gibi binalari yikildigi için sehir harabe haline gelmisti. Bu yüzden onun. müderrislere. oglu ve torunu zamanindaki fetihlerin meydana gelmesinde önemli ve büyük bir rol oynadigi gözden kaçmayacaktir. Bütün bunlar gösteriyor ki. Istanbul'da ahsab insaatin bu tarihten sonra yayildigi rivayet edilir. askerî bakimdan deniz ve kara kuvvetlerinin emsalsiz bir kudrete ulastigi. bir müddet. bir toparlanma ve ilerleme devridir. O dönem. 2l0) ifadesine göre 909 (m. kadiasker ve seyhlere külliyetli miktarda paraya balig olan hediyeler verdigi de bilinmektedir. diplomatik ilmi. (Hoca Saadeddin'in . Onun. 3000 bina ustasi ve dülgerden baska 77 bin isçi çalistirmak suretiyle kisa bir müddet içinde Istanbul'u âdeta yeniden insa etmistir. hasarlarin tamamen izalesi için büyük gayretler sarfetmistir. kültür ve hayir müesseselerinin insa edildigi. Bu büyük harabeyi yeniden sehir haline sokmak için o. matematikte bir Mirim Çelebi. Islâm âleminin ilim merkezi olmus ve bu serefi uzun müddet muhafaza etmistir. fakihlere. sadece parlak askerî zaferler isteyenlerce belki hakli görülebilir. tahtadan yapilmis bir evde oturmaya mecbur olmustu. Babasinin. insa san'atinda (yazi. Sakarya üzerinde ondört. medrese vs. câmi. Seyh Ebu'l-Vefa için yaptirdigi gibi kendisi de Seyh Semseddin Buharî için bir tekke ve bir medrese insa ettirmistir. Onun. protokol) Tâci Beyzâde Cafer ve Sâdi Çelebiler.Sultan Bâyezid. kale surlari. Her yil. FETIH HAREKETLERI . imar ve yapi isleri sadece bunlardan ibaret degildir. hat san'atinda bir Seyh Hamdullah yetismistir. Kendi döneminden itibaren Istanbul. ilmî inkisâfin yüksek bir gelisme gösterdigi ve Islâm hukuku denilen fikhin bir bakima tedvin ve terakki ettigi bir devirdir. ilmî. müftülere. Bâyezid'in vücud verdigi tekâmülün. l503) senesinde bu miktar 86. yapi isleri ile sadakalara verdigi ve kabarik bir yekun tutan paradan baska. Yavuz ve Kanunî dönemlerinin hazirlayicisi olarak düsünmek mümkündür. tarihçilikte bir Idris-i Bitlîsî ve Nesrî. Bununla beraber askerî basarilarin saglanmasi ve devaminin. bazi tarihçiler tarafindan sönük kabul edilen devri. iktisadî ve idarî gelismelerin bir sonucu oldugu dikkate alinirsa.

Bogdan Seferi ile Memlûk savaslari istisna edilecek olursa. Balkanlar'da durumu emniyet altina almak ister. Ancak. Bogdan tazyikinden kurtulmasini saglamak maksadiyla. Edirne'deki ikameti esnasinda. l476 yilinda Akdere (Valea Alba) denilen mevkide çok zorlu dögüsen Bogdanlilari maglub etmek suretiyle Stephan Cel Mare (l457-l504)'nin faaliyetlerini önlemekle kalmamis ayni zamanda Bogdan'in merkezi olan Suçeva'yi da yikmisti. Karadeniz sahilinin dörtte üçüne sahip bulunan Osmanilarin. Bâyezid'in Osmanli tahtinda henüz mevkiini saglam görmedigi ve kardesi Cem ile mücadelelerini diplomatik saada da olsa devam ettigi devirlerde. Bogdan'a akinlari devam etmis. Bu maksatla l Mayis l484'te Edirne'ye gelen Bâyezid. oradan Samakov. Bâyezid devrinin baslica olaylarini teskil eder. Bulgaristan'in. son senelerinde baslayan Italya Seferi. Bu yüzden. Tuna sancakbeyleri ile Kirimlilarin. Cem'in Bati'da bulundugu bir sirada yapilan askerî hareketler.Fâtih'in. muhasara toplari ile levazimati Karadeniz yolu ile Tuna üzerine gönderdigi gibi. daha ziyade Osmanli akincilarinin Macaristan. önce Polonyalilar. Fâti'in vefatindan sonra II. Bu sebepledir ki. Bati devletlerine karsi yumusak bir siyaset takip ettigi bilinmektedir. Zira. Venedik ve Lehistan'a karsi giristikleri münferid tesebbüslerden ibaret kalmisti. hem ticaret. Is bu kadarla yani sadece kitlikla da bitmiyordu. l483 ( h. bir imâret ve dârüssifa ile müstemilatindan meydana gelen bir külliyenin insasina baslanmistir. l483'te de Macarlarla bir anlasma imzalayan Bâyezid. Çamurlu ve Sofya'ya gittigi sirada Macar Krali Korvin Mathias ile mütareke akdetmek üzere müzakerelere girismis ve bu arzuya o sirada Bohemya'da harp ile mesgul olan Macar Krali'nca da uyularak bes senelik bir mütareke imzalanmisti. Zira orduda veba salgini bas göstermisti. Bâyezid'e babasinin arzusunu gerçeklestirme firsatini vermiyordu. Bu arada Tunca üzerinde bir medrese. Bununla beraber. BOGDAN SEFERI Fâtih Sultan Mehmed. hem de yapacaklari seferler için Polonya yolu üzerinde bulunan ve önemli . Cem Sultani Osmanlilarin aleyhine bir koz olarak kullanmaya devam ediyordu. çekilirken her tarafi tahrip eden Bogdanlilarin bu hareketi üzerine kitlik basgöstermisti. Ancak Cem'in ölümünden sonra girisilen Mora Seferi. Kardesi Cem Sultan'in Bati'ya ilticasi. fakat Bulgaristan'a yapilan tazyik kalkmamisti. Zira Bati. Bu yüzden Italya ve daha baska yerlere seferler sonuçsuz kalmisti denebilir. 888 ) de Morava bölgesindeki kaleleri tahkim etmek üzere Filibe'ye. Bâyezid. Bâyezid döneminde ayni enerji ve canlilikta devam ettirilemedi. II. Allah'in rizasini kazanmak için Tunca kenarinda kendi adina izafe edilen câmiin temelini attirdi (23 Mayis l484). böyle bir ortami meydana getirdikten sonra Stephan üzerine yürümeye karar verir. Bunun üzerine Fâtih. tasavvurlarini gerçeklestiremeden geri dönmek zorunda kalmisti.

Kili'ye göre daha müstahkem olup her seyi boldu. Osmanli nüfuzu altina sokacakti.birer üs durumunda olan bazi sahil sehirlerini almalari gerekiyordu. Sultan. Zira ancak bu sayede Kirim'la irtibat saglanabilirdi. Kirim Hani'na sirmali bir kalpak ve degerli hediyeler vererek kendisini taltif eder. . bu kusatmayi su misralarla nakl eder: Seh emr itdi vü cem' oldi çeriler Karadan gendideryâdan gemiler Kesüp menzilseh irdi ol diyara Çeriler yakin irisdi hisara Erisüp seh Kili'ye bir seherden Kusatdurdi hisari bahr ü berrden Fethin ertesi günü kalenin büyük kilisesi câmie tahvil edilir. Bu esnada Eflak Voyvodasi Rahip Vlad Calugarul (l482l495) komutasinda 20 bin kisilik kuvvetiyle orduya iltihak eder. istedigi yere gidebilme bakimindan serbest birakildi. Burasi. Bu sebeple Bogdan (Moldavia)'in ticaret iskelelerinin alinmasi. Bogdan Beyligi'nden ayrilarak Osmanli Türk hâkimiyeti altina girdikleri gibi Akkerman halki. Bâyezid. Kale. karadan genis ve derin bir hendekle çevrilmisti. Padisah. Sultan Bâyezid. Bâyezid. Kili ile Akkerman kalelerinin civarindaki yerler.Osmanlilar. Edirne'deki imar faaliyetlerini müteakip. Hadidî. burada Cuma namazini eda eder. ister istemez bu prensligi. bu kuvvetlerle Kili (Chilia)'ye gelir.Burada iken Mengli Giray komutasindaki 50 bin kisilik Kirim kuvvetleri de Osmanli ordusuna katilir. Bu sebeple. Kirim ve Eflaklilar'in iltihaklari ile daha da kuvvetlenen Osmanli ordusu. Osmanli padisahlarinin maiyetinde harbe istirak eden ilk Kirim Hani'nin bu zat oldugu rivayet edilir. 27 Haziran'da Ishakli (Isakçi)'yi geçer. l6 günlük bir muhasaradan sonra sulh yoluyla Akkerman'a girer. 6 Temmuz'da Bogdan'in kapisi sayilan Kili kalesini karadan ve denizden kusatmak suretiyle l5 Temmuz'da zaptederler. Kili'nin zaptindan sonra Karadeniz kenarinda bulunan Akkerman üzerine yürür. Akkerman halkindan bir kismi da Marmara kiyisindaki Eski Biga'ya naklolundu. Bilindigi gibi Osmanlilar. Bu arada halkin bir kisminin iskan edilmek üzere Istanbul'a gönderildigine dair rivayetler de bulunmaktadir. alinan yeni yerlerin hemen tahririni yapmak suretiyle bölgenin ekonomik. sosyal ve dinî durumlarina uygun olarak hareket ederlerdi.

Bu savaslarda. Karadeniz. Osmanli Divan'i. MORA SAVASLARI Fâtih döneminin siyasî olaylarindan bahsederken temas edildigi gibi Mora'da. Gerçekten. tamamen bir Türk ve Müslüman gölü haline gelmis bulunuyordu. Venedikliler aleyhine tahrik etmis ve bunda da muvaffak olmuslardi. bu devletlerin de tesvikleri üzerine Venedik ile olan anlasmayi bozmustu. Piza. Bu seferle. Osmanliarla Venedikliler arasinda uzun müddet çetin savaslar olmustu. Bunun üzerine Osmanli kudretine boyun egmekten baska çare bulamayan Stephan. Hersekzâde komutasinda Iskenderun'a giderken firtinaya yakalanan ve Kibris'a siginmak isteyen Osmanli donanmasinin adaya kabul edilmemesi idi. bu sefer esnasinda almis oldugu ganimet malini Edirne'de baslattirmis oldugu ilmî. Osmanli dostlugunu kazanmak için büyük çaba gösteriyorlardi. Bu arada. Papa. Nitekim. Sultan Bâyezid. Napoli ve Venedik. digeri de Memlûklularla yapilan harpte. Italya'daki muhalif devletlerin Venedik Cumhuriyeti ile mücadelelerinden istifade eden Sultan II. Osmanli padisahinin dostlugunu kazanmak için birbirleri ile yarisa girmislerdi. Osmanlilara yardimci olan Kirim Hani ile Eflak Voyvodasi. Öyle anlasiliyor ki bu dönemde Italya'nin küçük devletleri. Zira onun hareketlerine mukabele etmek üzere Bogdan'a giren Rumeli Beylerbeyi Hadim Ali Pasa. Bâyezid. Hammer'in ifadesiyle o dönemde Italya'nin alti devleti.000 altina çikarilan senelik vergiyi ödemeye razi oldu. Bunlardan biri. l485'te Lehistan Krali Kazimierz'den yardim istemesi de ona bir fayda saglamadi. dinî ve sosyal müesseselerin yapilip tamamlanmasina sarf etti. Arnavutluk'ta bulunan Iskender'in oglu Jan Kastriyota'ya yardim etmeleri. Cem'in. adi geçen sehzâdenin ölümü ile büyük bir gelisme göstermistir. Akkerman'i geri almak maksadiyla birkaç defa harekete geçen Stephan'in bütün gayretleri bosa gitti. Osmanlilarla büyük ticarî münasebetleri bulunan Italya'daki küçük devletlerin tesviklerinden baska Venedik'e karsi harbin açilmasinin baslica iki sebebi vardi. Venediklilerin. Venedik ile Fransa'nin ittifaklari sonucunda elinden Milan sehri alinmis olan Ludvik Sforça ile Floransa ve Napoli devletleri.Gerçi. 4. Kafkas sahillerindeki çok küçük bir bölgesinden baska her yeri Osmanli hâkimiyetine girmisti. harp ganimetlerinden büyük paylar aldilar. Bu denizin. Milan. Avrupa'daki ikameti sirasinda önemsiz hudud olaylari seklinde cereyan eden münasebetler. Floransa. Papa ve Alman Imparatoru'nun muvafkatalariyla Osmanlilari. pek çok tahribatta bulundugu gibi ertesi sene Silistre komutani Bali Bey de Trut'u geçerek birçok esir ve ganimetle dönmüstü. Venedik'e ilan-i harb etmeden önce Mora'daki Venedik müstemlekeleri üzerine yapacagi hareketi kolaylastirmak ve Venediklilerin buraya yardima gelememeleri için Bosna Beyligi'ne tayin edilen Iskender .

Hammer'in ifadesiyle "yirmi büyük gemi ve altmis yedi kadirgayi havi ve cem'an yüz altmis yelkenden mürekkeb olan Osmanli donanmasi. Bâyezid. Mora sahillerinden Moton ve Inebahti taraflarina 28 bin Rumeli ve l8 bin Anadolu askeriyle sekiz bin sipahi ve bir o kadar yeniçeriden müretteb 63 bin kisilik bir ordu götürmek üzere yelken açmisti. Donanmadaki asker açlik ve susuzluktan dolayi büyük sikintilarla karsilasti. firtina yüzünden üç ay kadar denizde çalkalanip duracak ve bu yüzden önemli bir gelismesaglayamayacaktir. deniz tarafindan Inebahti'yi savunmak için Amiral Antoniyo Grimani komutasinda l50 veya l60 parça gemi ile Inebahti limanini kapattilar. Sonunda donanma Moton önüne geldiyse de Venediklilerin kuvvetli müdafaalari yüzünden limana giremedi. Bu gayenin tahakkuku için Osmanli tezgahlarinda (tersane) yeni ve büyük gemilerin yaptirilmasina baslandi. buranin güney kiyilarinda bulunan Navarin. Sultan II. Sultan Bâyezid. Kuzey Venedik arazisine siddetli bir akin yaptirtmisti. takip ettikleri siyasetleri geregi. donanmadan henüz bir haber çikmamisti. Ama Osmanli donanmasi. Bu sirada Osmanli donanmasi. Kara ordusu. Muton ) ve Koron gibi limanlarinda hala yönetimi ellerinde bulundurup hüküm sürüyorlardi. Bâyezid. buralarin zapti için donanma hazirlanmasini emreder. Bosna Eyâleti'ne getirilmesinden sonra. . baris için elçi göndermis ise de donanma.Pasa vâsitasiyle. Çünkü bunlar.Osmanlilar. Moton ( Modon. Rumeli Beylerbeyi olan Koca Mustafa Pasa'yi kara tarafindan Inebahti'nin kusatilmasi ile görevlendirir. Venediklilerin isine yaradi. Bu arada Kuzey Yunanistan'da bulunan Inebahti (Lepanto)'yi da tasarruflarinda bulunduruyorlardi. Mora'nin. II. Osmanli donanmasinin firtinaya tutulmasi. Navarin limani ile Brodano adasi arasindaki kanala girmis ve düsman tarafindan yolunun kesildigini görmüstü. Nihayet donanma Hersekzâde Ahmed Pasa kuvvetleri ile takviye edildikten sonra Inebahti limanina dogru yol alabildiler. Bu durumu ögrenen Venedik. Inebahti civarina gelip karadan kaleyi kusattigi halde. denizden donanmayi gönderdikten sonra kendisi de 20 Sevval 904 (Haziran l499)'da Istanbul'dan Edirne'ye. INEBAHTI ( LEPANTO )'NIN FETHI Mora Yarimadasi'nin büyük bir kismi daha önce Osmanlilarin idaresine geçmis olmakla birlikte Venedikliler. stratejik önemleri de bulunan bu ticaret limanlarini elde etmek zorunda idiler. Iskender Pasa'nin. oradan da Mora'ya dogru hareket eder. henüz fethedilmemis kisimlarini elde etmek gayesiyle 3l Mayis l499'da bizzat sefere çikar.

Prodano adasi (Burak adasi) civarinda Venedik donanmasinin hücumuna ugradi. Hersekzâde Ahmed Pasa komutasinda Mora'ya gönderip siki tedbirler alma lüzumunu . donanmalarina yol vermemek için azim (büyük) tedarikler görüp felek peyker u guh lenger gemiler ihzar idüp rehgüzerlerine göndermisim. nesillerden nesillere nakledildi. asirlardan asirlara. onun teslimi kabul etmeyisini. Içinde Yenisehir hâkimi Kemal Bey'in kara askerinin bulundugu Burak Reis'in gemisi. Her birinde biner kisi olan iki büyük karaka ile her birisinde beser yüz kisi bulunan diger iki karaka.Öbür taraftan. donanmanin gelmedigini. madem ki Müslüman gemileri gelmeye ve muhasara-i hisara yol bulmaya. Türk gemicileri bu muharebenin cereyan ettigi Prodano adasina Burak Reis adasi ismini vererek bu büyük Türk denizcisinin adini unutmadilar. O. Venedik hakiminin. Kiyasiya cereyan eden muharebe devam ederken Burak Reis. Bu savasta Venedik kaptanlarindan Loredano ile Armeniyo da ölmüslerdi. hisari teslimden imtina edesin ki. bu yüzden de kaleyi teslim etmemesi gerektigine dair haber gönderdigine baglayarak söyle der: "Kale komutani olan kâfir haber gönderdi ki. Türk denizcileri arasinda asirlarca derin bir ihtiramla sânini yüceltecek kahramanca bir harekette bulunacaktir. kendilerinin ise dayanabileceklerini. Çok kalabalik olan düsmana her ne pahasina olursa olsun karsi koymak gerekiyordu. Akdeniz hakimiyetine eristiren bir "Burak" oldu. kendi kuvvetlerinden çok daha kalabalik olan düsman kuvvetlerine karsi sayilarinin azaldigini görünce. Bes yüz mevcudlu Burak Reis'in gemisinden. Bu son deniz savasinda basta Burak reis olmak üzere 500'e yakin Türk levendi ( denizcisi ) ile Kara Hasan Reis ve Yenisehir Sancakbeyi Kemal Bey sehâdet serbetini içmislerdi. bu olayi ögrenir ögrenmez. Burak Reis. birbirlerine siki sikiya çengellenmis olan gemileri neft ile tutusturur. Hoca Saadeddin. Göz kamastiran bu kahramanlik örnegi. Burak Reis'in üzerine saldiran gemilerin sayisi yirmi civarinda idi. Derya tarafi mesdud (Deniz tarafi kapali) ve kale muhafizinin esbabi nâ madud iken hisari teslim edersen sonra özrün makbul degildir" Bu esnada Antonio Grimani komutasindaki Venedik donanmasi da Kemal ve Burak Reis komutasindaki Osmanli donanmasinin Korint körfezine dogru ilerleyisini önlemek üzere harekete geçmisti. Bâyezid. bu hareketiyle Türkleri. Burak Reis. kurtulus çaresinin kalmadigini anlar ve sogukkanli bir sekilde son çareye bas vurur. Mustafa Pasa'nin teklifini reddetmisti. Lepanto kalesinin komutani olan Zuano Mori. Burak Reis'in gemisinin üzerine atilarak Osmanli gemisini ortaya adilar. Kisa sürede yayilan yangin üç gemiyi birden sararak batmalarina sebep olur. 2000 yeniçeri ile takviye ettigi Anadolu sipahilerini. sadece doksan kadar asker kurtulmustu. din ve devlet için isteyerek kendini feda edis. padisahimiz olan Venedik hakimi böyle haber göndermistir ki. Lepanto civarindaki Çatalca ovasinda bulunan II.Burak Reis'in gemisine iki taraftan kancalar atilarak rampa yapilmisti.

her seferinde maglub olan kale komutani Zoano Mori. Bu deniz savaslainda firtina yüzünden büyük hasara ugrayan. Venedik donanmasini yenebilecek dereceye gelmis olmasi. Venediklileri. Bu sebeple. Venedik tüccarlarinin serbest birakilmasini ve Inebahti'nin iade edilmesini istemisti. Venedik donanmasinin yardimlarindan da ümidini kesmis oldugundan. takviye birliklerle desteklenen Türk donanmasi. Koron ve Napoli (Napoli di Malvazya) sehirlerini teslim ile senede belli miktarda bir vergi vermelisiniz" demisti. Temmuz ayinin yedisinde donanmasinin Moton önüne geldigini haber alinca. Grimani. sür'atle ilerleyerek Lepanto Bogazi'na yaklasmisti. Mora'da elinizde bulunan Mudon. sahilden kuzeye dogru seyrederek Inebahti körfezine dogru ilerler. böyle bir anlasma yapma yetkisinin bulunmadigini söyleyerek ayrilir. Sayet Osmanlilar bu maddeleri kabul etmeyecek olurlarsa hiç olmazsa baris yenilenmeliydi. aylarca yiyecek ve içecek sikintisi çeken Türk donanmasinin. Hersekzâde'nin.duydu. Böylece. Venedik elçisi. önce karsi koyma. Nitekim. Böylece Lepanto ( Inebahti) Agustos (26 veya 28) l499'da Osmanlilarin eline geçmis olur. kalenin anahtarlarini Rumeli Beylerbeyi olan Mustafa Pasa'ya gönderir. sonra da karsilik verme hareketlerine sevketmis ise de kendi zaaflarini bildiklerinden ve çok büyük bir masrafa mal olacak uzun harplere tahammül edemeyiceklerini anladiklarindan Osmanlilarla iyi geçinmeyi siyasetleri bakimindan daha uygun görmüslerdi. kis ortasinda Yakup Pasa'nin donanma ile birlikte hareket ederek Modon'u muhasara etmesini emreder. Inebahti yolunu Türk donanmasina açik birakarak Korfo'ya çekilir. Kendisi de ilkbaharda Ramazan 905 ( 7 Nisan l500) da Edirne'den hareket eder. Kara ve deniz kuvvetlerinin ortaklasa hareketi üzerine sayisiz yarma (hurûc) tesebbüslerinde bulunmasina ragmen. artik Osmanli denizcilerinin Akdeniz hâkimiyetini ele almaya namzed olduklarini göstermekteydi. Padisah. rakibi olan Loredano'nun ölümünden memnun olmustu. Böyle bir seyi beklemeyen elçi. dört günde Güney . Osmanlilarla baris yapmak üzere Lui Maventi adinda bir elçi vâsitasiyle Osmanlilara müracaat etmislerdi. 22 gemiden meydana gelmis olan Fransiz donanmasinin yardimiyla bogazin girisini kapamak üzere giristigi tesebbüste muvaffak olamayan Grimani. Hulumiç'te askerini bindirdigi Osmanli donanmasi. MOTON ( = MODON )'UN FETHI Inebahti gibi önemli bir limanin elden çikmasi. fazla bir sey yapamayacagini anlamis olacak ki. Elçinin bu teklifine karsilik Sultan Bâyezid: "Eger benimle baris yapmak istiyorsaniz.

Venedik amirali. sehre yardim etmek için Türk donanmasini yararak ikindi namazi vaktinde dört kadirgayi limana sokmus ise de bunlar. Hammer'in dedigi gibi bu yüksek duvarlardan ilk tirmanan yeniçeri. 27 Temmuz l500'de bu limandan çikip Navarin limani önünde Venedik donanmasi ile çarpisir. Aslinda burasi bir aydan beri Rumeli ve Anadolu kuvvetleri tarafindan sarilmisti. üç hafta kadar muhasara altinda kaldi. Trevisano. sadece Venediklileri sasirtmak için yapilmisti. Kale muhafizlarindan bir kismi. Bu yüzden kale bir türlü düsmüydrdu. devletin en mamur sancaklarindan birine bey olmustu. Bu gayretlerinin bir sonucu olarak kale. Son günlerde Venedik Amirali Melchior Trevisano. Osmanlilarin bu tesebbüslerinde basarili olduklarini göstermektedir. Davut Pasa kendi gemisiyle (Bastarda) düsman amiralinin bastardasina rampa ettiyse de baska bir düsman mavnasi da Davut Pasa gemisine rampa ettiginden Kaptan Pasa tehlikeli bir duruma düsmüstü. Sultan Bâyezid. Gerçekten Türkler. l3-l4 Muharrem 906 (9-l0 Agustos l500)'de gerçeklesen fetihten sonra sehre giren Sutan Bâyezid. daha önce limana gerilen zincir yüzünden pek ileriye gidemediler. Bu yüzden de savunmayi sürdürüyordu. Bu taarruz. Davut Pasa'nin komutasinda bulunup Inebahti limaninda yatan donanma. Venediklileri sasirtmak için bir miktar kuvvetle karadan buraya taarruza geçmislerdi. kalenin saglamligina ve kara yönünü çeviren üç kat derin hendegin yürüyüse engel olacagina güvenerek teslim olmak istemiyordu. Kalenin bütünüyle onarilmasi . Venedik amiralinin buraya donanma göndermis olmasi. Tam bu esnada Pirî Reis kendi gemisiyle yetiserek Kaptan Pasa'yi kurtardigi gibi donanmanin bozulup bir felaketin meydana gelmesini de önlemisti. kendilerini kusatan ordunun kusatmayi kaldirip geri dönmek zorunda kalacagini gözlemekte idi. Topçulari ise sanatlarinda pek mahir olmuslardi. Nitekim. Çok saglam ve müstahkem bir kale olan Modon'un halki. Hatta halk. donanma ile yardima geldiyse de fazla bir sey yapamadi. Hoca Saadeddin ( ll. Türklerin ilk önce Mora'nin güneyindeki Napoli'ye hücum edeceklerini zannederek buraya bir miktar donanma göndermisti. bir mil mesafede bulunan hedeflere tam isabet ettiriyorlardi. duvarlarin yüksekligini ve hendeklerin derinligini görünce "Beylerbeyim Sinan Pasa'nin ve yeniçerilerimin kahramanliklari sâyesinde bu kaleyi Tanri verdi" der.l02 )'in ifadesine göre fethin besinci günü sehrin en büyük kilisesi olan Saint Jean'i câmie tahvil ederek maiyetiyle birlikte burada Cuma namazini kilmistir.Mora'ya iner. açtiklari gediklerden içeri girerek Modon'u aldiklari gibi limana girmis olan dört Venedik gemisini de yakmislardi. gemilerin zinciri geçmesi için istihkamlarini birakarak yardima geldikleri sirada Sultan Bâyezid. hücum emri verdiginden Anadolu Beylerbeyi Damad Sinan Pasa kuvvetleri.

sehrin teslimi ile ilgili olarak sunlari söyler: " Modon kalesi. tek teselliyi Venedik donanmasinin Modon'u geri alacagi hususunda besledikleri temelsiz ümitte buluyorlardi. Bu fetihnâmeler. KORON VE NAVARIN'IN FETIHLERI Biraz önce görüldügü sekli ile Osmanlilarca Modon kalesinden sonra Koron ve Navarin de feth edilmislerdi. Modon'da oldugu gibi bin Azeb ve bin besyüz yeniçeriyi kale muhafazasinda birakarak 23 Agustos'ta sehri terk edip Istanbul'a dönerken bu iki sehrin gelirini Mekke ve Medine (Haremeyn)'e vakf eyledi. tahkimatina hayran kaldigi sehrin fethini Allah'in kendisine bir lütfu olarak telakki ediyordu. Solakzâde. Osmanli müsamahasinin güzel bir örnegi olan bu anlayistan dolayi b uralarda bulunan Latinler sehri terk edip giderken. Böylece kaleyi kendi rizalariyla teslim eylediler. Osmanli ülkesine ilave edildi. Içine düsülen ümidsizlik. Hadim Ali Pasa kara ordusu ile. Anadolu Beylerbeyi olan Sinan Pasa'ya havale edildi. 7 Eylül tarihi ile Papa ve diger Hiristiyan hükümdarlara gönderdigi yazidan anlasilmaktadir. O. Gerek Koron. Bâyezid. Yakininda vaki olan Koron kal'asinin fethine Ali Pasa tayin olunmustu. Mudon ( = Modon ). Ceneviz Cumhuriyeti ile Rodos Sövalyelerine gönderilmislerdi. yerli halk yani Rumlar. 20 Agustos l500'de Koron'a girip büyük kiliseyi camie tahvil ederek orada namaz kildi. Lehistan. Sultan Bâyezid. Koron'a giderken önce Anavarin (Navarin) veya Zensiyo kalesini de aldi. Modon'a girdigi sirada sehrin bir kismi muhafizlar tarafindan yakilmisti. Koron kalesi muhafizlari Modon halkinin ahvalinden ibret almakla ailelerini ve çocuklarini Frengistan'a nakil için izin. Modon'un durumunu ögrendikleri için harp yapmadan teslim oldu. Bu arada Pâdisah. Her iki taraftan üzerine varildiginda. bu meyanda Macaristan.ve yanan yapilarin yeniden yaptirilmasi. Modon'un tamiri ile ugrasirken. Deniz tarafindan da Davud pasa'yi gönderdiler. Venedik'te büyük ve derin bir matemin meydana gelmesine sebep oldu. Modon'un. Sinan Pasa. Venedikliler. "Cizye" denilen basvergisine baglandi. Inebahti. Kaptan Davud Pasa da denizden gitmek suretiyle Koron kalesini almakla görevlendirildiler. gerekse Navarin halki. Koron ve Navarin'in feth edilip Venedikliler'den alinmalari üzerine "Fetihnâme"ler yazilip etrafa gönderilmisti. Müslüman ve Hiristiyan devletlere. Türkler tarafindan zaptedildigi haberi. Venedik senatosu. beylerbeyiler. . Hadim Ali Pasa. Pasa da istediklerine müsaade gösterdi. mal ve menallerinin korunmasi için de emân istediler. Doge Augustinos Barbarigo'nun. Modon'dan kurtulan bir kisim halki Kefalonya adasina yerlestirmekle mesgul oluyordu. Fransa ve Ispanya krallarina.

Inebahti. Hiristiyan devletlerin. menfaatleri geregi Türkleri. Koron ve Navarin gibi yerlerin ellerinden alinmasinin yaninda. Ingiltere. Bu sekildeki taahhütler. Bu anlasma. gönlünde Padisah II. sehirliden ve . Türkiye aleyhindeki ikinci ittifaklaridir. Ispanya. Venedik. Hammer'in ifadesine göre Papa'nin bu sekildeki davranisi. Osmanlilara karsi "Haçli Savaslari"nin yerini almisti. Bu yardimla Osmanlilar aleyhine bir "Haçli Ittifaki" ortaya çikmis oluyordu. Napoli. Papa ve Macaristan Krali'ni saldirma ve savunma konusunda bir anlasma ile birlesmeye götürdü. Ege Denizi'ne açilarak Midilli adasini kusatma altina almisti. kutsallik perdesine bürünmüs olan nefret. Bu. Sehzâde Cem'in tahsisatini kaybindan dolayi öfkelenen Aleksandr Borciya'nin öfkesine benziyordu. Bu arada Fransa Krali'nin yegenini komutan olarak tayin ettigi ve l5 bin kisilik askerî gücü bulunan Fransiz donanmasi da Zanta adasina gelip demirlemisti. Ispanya ve Venedik donanmasi da Kefalonya adasini zaptetmislerdi. Bâyezid'e karsi yakip yikmalardan gelen bir üzüntüden çok. Modon. l500 senesi sonbaharinda Venedik Âmirali Pisaro. Asker toplanmasi için memleket içine seksen "Ulak" gönderildigi gibi Pâdisah bizzat bu isle mesgul olarak. Roma'da l50l yilinda Papa Kilisesi'nde Pantekot Yortusu'nun Pazar gününde ilan olundu. Papa. Çünkü buranin düsman eline geçmesi.DENIZLERDEKI HAÇLI SEFERI Venedik. Midilli'nin kusatilma haberi. Türklerin yaptiklarini. Aragon ve Sicilya Krali'nin donanmasi da Korfo adasina yanasmisti. iki sene üst üste inen Osmanli darbesine karsi koyamayacagini anlamisti. Bunun için adaya büyük bir kuvvetin gönderilmesi gerekiyordu. Bu sebeple Osmanlilara karsi Alman Impraratoru. Amiral Ravestayn komutasindaki donanma ile birlesen Venedik gemilerinin de dahil bulundugu donanmanin mevcudu 200 kadirgadan ibaretti. Bundan baska. Macarlar da karadan taarruz edeceklerdi. Istanbul'a ulasir ulasmaz. kiliselerin ugradigi hakaretleri ve Hiristiyanligin içine düstügü tehlikeleri tasvir ederek Haçli Birligini saglayacagini açikliyordu. Lehistan ve Macaristan'dan yardim talebinde bulunur. Papa IV. Venedik'e verdigi cevapta kendilerine yardim gönderecegine degindikten sonra. bir anda büyük bir kargasanin yasanmasina sebep oldu.Bunun için Venedik. Fransa. Papa ve Macaristan arasinda l500 yilinda bir muahede imzalanir. Venedikliler aleyhine harekete geçiren Papa. Osmanlilara ait Egine adasini isgal ederken. Aleksandr. Baslangiçta. Iste "Haçli Ittifaki"nin meydana getirdigi bu muazzam donanma. bu sefer de çagrisi üzerine Osmanlilar aleyhine bir ittifak kurmaya çalisiyordu. diger adalar halkinin isyanina ve dolayisiyle onlarin da elden çikmasina sebep olabilirdi. Sonunda ortak menfaatler. Buna göre müttefik kuvvetler denizde Osmanlilari mesgul ederken.

tamamen batar. Yolda Cerigo adasi civarinda firtinaya tutulan Fransiz donanmasi. Lehistan. Fransiz Amirali. II. onlarin ifade ettikleri sekilde olanlari nakl etmeye dikkat edecegiz. Midilli Kalesine dogru yürüyüse geçtiler. Ahmed Pasa. Midilli'nin Haçlilar tarafindan kusatilma haberi. Rodos ile Ispanya donanmalari Ege'ye girip Çanakkale Bogazi'na kadar sokulmuslardi. Bâyezid döneminin mühim olaylarindan biridir. Müttefiklerinin kaçtiklarini görünce onlar da gemilerine binip memleketlerine dogru yol almaya basladilar. Bunu gören Fransiz askerleri bozulmaya basladilar. buraya en yakin olarak Saruhan Sancakbeyi Sehzâde Korkut tarafindan duyulur duyulmaz o. Amiral Gonzalvo de Cordova'nin komutasindaki Ispanyollar. Bütün çabalarina ragmen. kendisine yardima gelmekte olan Rodos Sövalyelerinin 29 parçadan mütesekkil donanmasini beklemeden demir alip kaçar. Biz de onlarin dil özelliklerine fazla müdahele etmeden. Venedik askerlerinin yapabilecekleri bir sey kalmamisti. kaleye girmek için kosup öne çiktigi zaman. yeniden tamir edilerek muhafaza için buraya asker konur. askerlerden bir kismi. Görüldügü gibi. Kethüdasi komutasinda 800 kisi ile Karesi Sancakbeyi maiyetindeki timarli sipahi kuvvetlerini derhal adanin yardimina gönderir. Almanya. Cemaziyelevvel (Aralik l50l)'de Midilli yakinina geldigi zaman kâfirler. Venedik.sanat erbabindan adam yazip Hersekzâde Ahmed Pasa komutasinda 300 parça gemi ile adaya gönderildi. Kemal Reis'in yaptiklarinin öcünü almak için çalisiyorlardi. Bu esnada. burada geçen olaylari tafsilatli bir sekilde verirler. Fakat Fransiz donanmasi ile birlesemedikleri ve tanimadiklari bu yabanci sulardan ürkmüslerdi. . daha dogru bir ifadeyle bütün bir Avrupa'nin Osmanli'ya karsi güç birligi edip birlesmelerine ragmen. müttefik donanmasinin bir kismi. Ege sahillerini tahrib ederken Rodos Sövalyelerinin reisi emri altindaki donanma da Akdeniz'deki Osmanli adalarini vuruyordu. bu gâvuru öldürüp kellesini kuleye dikti. kaleye girmeye muvaffak olduysa da bir kismi giremedi. Kaynaklarimiz. Bu esnada Sehzâde'nin Kethüdasi sehid olur. Macaristan. Fransiz donanmasi Midilli'den kaçarken. Bu yüzden de umduklarini bulamadan ve hiç bir sey yapamadan dönüp gitmislerdi. Gerçi Istanbul'dan önce. Ispanya. birlikte hareket etme imkânina kavusturulmadiklari için bu Haçli Seferi'ni kaybetmislerdi. Midilli'yi ele geçiremeyen Birlesik Haçli ordusunun çekilmesi üzerine Midilli kalesi. Ayazmend'e gelen Sehzâde'nin kuvvetleri karanlik bir gecede düsman saflarini yararak hisara girerler. Islâm gâzilerinden bir yigit. Bununla beraber. Böyle büyük bir orduyu tam anlamiyla maglub etmek. Fransa. Artik. Rodos ve daha baska devletlerin. Fransa birliklerinin komutani ve Krali'nin yegeni.

Osmanlilardan zaptettikleri adalardan Kefalonya'yi kendilerine alikoyup Santamavra adasini iade ediyorlardi. Bâyezid döneminin devam eden ve tehlikeli bir hal alan savaslari. II. Bu konuda. "Kürekçi Bedeli" ve "Azeb" gibi "Örfî Vergi"lerin ilk defa tarh ( konmasi) edilmesi. Osmanlilar tarafindan da müsbet karsilanir. Eflak ve Raguza'lilar da anlasmadan istifade edeckelerdi. Modon ve Koron ile oralardaki diger küçük kaleleri Osmanlilara terk ettigi gibi Arnavutluk'ta elinden alinan Drac'in zaptini da taniyordu . harpten önce Istanbul'da Venedik elçisi olarak bulunan ve casuslugundan dolayi tevkif edilen Andre Gritti isminde biri idare ediyordu. Venediklilerin bu istekleri. Osmanlilar tarafindan harp esnasinda müsadere edilen ve halka ait olan esya geri verilecekti. Müzakereler sonunda l4 Aralik l502 (Receb 908 )'ta Osmanlilarla Venedikliler arasinda 3l maddeden mütesekkil bir anlasma imzalanir. On gün içinde uygulamaya konacak olan bu muahedenin en önemli maddeleri sunlardi: l. arabuluculuk yapmalari için Fransa Krali XII. hem Osmanlilara hem de Macarlara vergi vereceklerdi. sikintili günler yasayan hazineyi. bütün ittifak faaliyetlerine ragmen. bu dönemde ilk olarak "Imdadiye-i Seferiye" adi verilen yukaridaki vergileri koymustu. külliyetli miktarda askerin beslenmesini ve donanmanin hazirlanmasini gerektiriyordu. Osmanlilarla basa çikamayacaklarini anlamis olmalilar ki. harpten çekilmek isterler. Macarlar tarafindan gönderilen Barhabas Belabi adindaki elçi ile yapilan anlasma yedi yillik olacakti. Venedikliler. Buna karsilik Macaristan Krali. Buna göre Osmanli Devleti. Osmanli Devleti ile Venedikliler arasindaki müzekere esaslarini. Buna karsilik bu üç devlet. Iste bu sebeple devlet. Silezya ve Lozasi hükümdari olarak da tanimaktaydi. Çünkü bu dönemde dogu hududunda Akkoyunlu Devleti'nin yerine Siî Safevî Devleti'ni kurmus olan Sah Ismail tehlikesi bas göstermisti. 20 Agustos l503 ( Rebiülahir 909 ) senesinde Osmanlilarla Macarlar arasinda da bir anlasma imzalandi. 3. Bu arada Bogdan. Moravya. Lui veya Lehistan Krali'na vas vururlar. Iki taraf ticaret . Venediklilerin her sene verecekleri on bin duka altinin ve Santamavra'nin zapti esnasinda Venedik Amirali Pesaro'nun eline geçmis olan yirmi dört bin dukanin Osmanlilara iadesi gerekiyordu. Isklovanya.Osmanli iktisat tarihiyle ilgili kaynak ve eserlerin belirttiklerine göre "Avâriz". Inebahti. Osmanli akincilarinin Kuzey Bosna'da son olarak aldiklari yerlerin Osmanlilarda kalmasini kabul ediyordu. daha da zor durumda birakiyorlardi. Macar Krali'ni. Zira harpler. Midilli hadisesinden sonra olmustur. Venedik Cumhuriyeti. Venedikliler. 2.

Macar Krali dört Incil (Matta. Bu yüzden. küçük bir beylik olan Osmanlilarin Rumeli'deki muvafakiyetleri ve Islâm dünyasinin sinirlarini genisletmeleri. Markos. iki devletin arasinin açilmasina ve bir müddet sonra da birbirlerine karsi hasmâne (düsmanca) tavirlarin ortaya çikmasina sebep olmustur. Murad. gerekse Macarlarla yapilan anlasmalardan sonra devletin dis güvenligi emniyet altina alinmis oluyordu.serbestisini ve bu münasebetle tüccarlarin birbirlerinin ülkelerine gidip gelmelerine müsaade edeceklerdi. ilk zamanlardan yani XIV. Sultan II. Çukurova bölgesindeki Üç-Oklar ile Maras ve Elbistan'a hakim olan BozOklar'i devamli bir surette baski altinda tutmasi üzerine. Güney Anadolu ve Hicaz'da hakimiyet süren Memlûk sultanlari arasindaki münasebet. Hindistan'da Dekkan'da hüküm süren Behmenîler'den III. Gerçekten. Bâyezid. Öbür taraftan. bazi tedbirler almak zorunda kalmislardi. OSMANLI . Luka. gerekse onun oglu Fâtih Sultan Mehmed zamanindaki bazi olaylar. Bu hal. Arsiv Begelerinden anlasildigina göre (Topkapi Sarayi Müzesi Arsivi. Sultan Kayitbay için baslica siyasî mesele Osmanlilar ile olan münasebet meselesi idi. Dulkadir'li Türkmen Bey'i Alâüddevle Bozkurd Bey'i himayeye karar verir. Bâyezid'i. 620l . Gerek Venedik. Cem'in Anadolu'ya geçmesine müsaade etmesi onun. Muhammed Sah ( l463-l482)'in . asrin ikinci yarisindan itibaren dostane bir sekilde baslamisti.6385) Dulkadir Beyi. Bâyezid'in tutumundan endiselenen Memlûklular.Bununla beraber ihtiyati da elden birakmiyordu. kendisine muhalefet edip Osmanli tahtinda hak iddiasinda bulunan kardesi Cem'i. Vezir-i A'zam'i Hâce-i Cihan ( Hoca Mahmud Gâvân ) ile Osmanli hükümdarina göndermis oldugu hediyeler. Memlûk Devleti tarafindan memnunlukla takip ediliyordu.MEMLÜKLÜ MÜNASEBETLERI Osmanlilar ile Misir. Yuhanna) üzerine. hem Bâyezid'in saltanatini tebrik etmis hem de biraz sonra bahsedecegimiz ve gaspedilen esyayi getirip teslim ettikten sonra Sultan Kayitbay adina özür dilemisti. Suriye. dostça karsilayip himaye eden ve ayni zamanda onu mücadeleye tesvik eden Memlûk Sultani Kayitbay'in. Fakat daha sonra gerek Sultan II. Memlûk Sultani'na karsi kirginligini izhar eden II. aradaki gerginligi bir derece hafifletmisti. Memlûk Devleti aleyhine tesvik ediyordu. Sultan II. nr. Osmanli Devleti'nin aleyhine çalistigini gösteriyordu. Osmanli Vezir-i A'zami da Kur'an-i Kerim üzerine yemin ederek bu muahedenâmeyi tasdik etmislerdi.Nitekim Karaman Beylerbeyi Hadim Ali Pasa tarafindan "Kubbe Vezirleri"ne gönderilen 888 ( l483 ) tarihli . Kayitbay tarafindan müsadere edilmisti. O dönemlerde. Sultan Kayitbay. Nitekim Bâyezid'in culûsundan sonra Istanbul'a gelen Memlûk elçisi.

Bâyezid'e uygun tekliflerde bulunuyordu. sür'atle Malatya'ya giderek burasini takviyeye muvaffak olur.arizadan anlasildigina göre Atabekü'l-Asakir Emir Özbek ez-Zahirî emrinde Halep'te toplanan Memlûk kuvvetleri. Eylül l484 yilinda Kayseri Valisi Yakub Pasa'nin komutasindaki Osmanli kuvvetleri ile Dulkadiroglunun kuvvetleri maglub olmuslardi. Mütevekkil Alallah tarafindan. Bununla beraber Emir Özbek es-Seyfî. Bu yüzden Osmanlilarla memlûklular arasinda l485'de baslayan ve l490 ( hicrî 890 . Bu görüsme esnasinda Atabey Özbek ile diger emirler.895 ) senesine kadar bes sene devam eden ve alti seferde biten savaslar görülmektedir. Bire (Birecik) ve Anteb Naibleri ile Haleb büyük hacibi basta olmak üzere birçok Çerkez beyini esir etmisti. Sultanlik mensûrunu göndermekle yetinmeyen halife. emirleriyle bir görüsme yapmisti. Turgutoglu Mahmud Bey'i Osmanlilara müskilat çikarmak maksadiyla Ermenek üzerine göndermislerdi. Bütün bu tavsiyelere ragmen aradaki rekabet ve bazi kiskirtmalar sonucu iki taraf arasinda savas kaçinilmaz hale gelmisti. II. Osmanli askerinin gayret ve yardimi ile Haleb Naibi'ni öldürüp Kal'atu'r-Rum (Rum Kalesi). Elbistan ovasinda. Emir Özdemir ve Emir Mogolbay gibi emirlerin yönettigi Memlûk ordusu. Karamanogullarini tamamen ortadan kaldirmalarindan sonra. Bu tekliflerden en mühimi de Osmanli Padisahi'nin.Dulkadirli kuvvetleri. Osmanlilarin. O. Memlûk Sultani'nin emriyle Kahire'deki Abbasî Halifesi I. buna isaret olmak üzere. birdenbire Osmanlilarin aleyhine dönüp Yakub Pasa'nin odugâhini yagmalayan Alaüddevle ise Trablus-Sam ve Tarsus Naiblerini serbest birakmak suretiyle Memlûklulara basvurmustu. Osmanli hükümdarina elçi ve hediye gönderip aralarinin düzelmesini teklif etmislerdi. Turgutoglu'nun. Yakub Pasa. Misirlilarin kurmus oldugu tuzaklardan kurtulmustu. Böylece. iki Müslüman hükümdar arasindaki ihtilafin bertaraf edilmesini de tavsiye ediyordu. Süleyman Bey'le savastigi bir sirada Alaüddevle harekete geçer. . Ramazanoglu Eflatun Bey ile maiyetindeki boybeylerinin yardimlarini sagladiklari gibi. Içinde bulundugu malî ve idarî sikintilar yüzünden Osmanlilarla karsilasmayi arzu etmeyen Memlûk Sultani. Bâyezid'e bir de "Sultanlik Mensûru" gönderilmisti. Memlûk Sultani Kayitbay. Malatya derbendinde kurulan pusuya da düsmüslerdi. elindeki bütün yerlerde "Sultan" olarak kabul edilmesiydi. zorlukla kaçabilmis. Malatya kalesine karsi giristikleri tesebbüste muvaffak olamayan Osmanli . Baslangiçta Osmanlilar'dan himaye gören Alaüddevle Bozkurd Bey. Bu teklif kabul edildiginden Emir Cani Bey Habib elçi olarak gönderilmisti. Nisan l484'te Memlûklular'in Haleb ve Safed naiblerini arka arkaya maglub ettikten sonra Kayseri Valisi Yakub Pasa kuvvetleri ile birleserek.

Kahire'ye gönderilerek orada idam edilir. Osmanlilarin. Esir alinan Sah Budak. her ikisinin de yipranmasina sebep olmustu. O. Zamanla yön degistiren muvaffakiyetlere ragmen devam eden savaslar. onlarin tarafina geçmesi ile daha da gergin bir hal aldi. Dönemin müelliflerince siddetli bir tenkide maruz kalan Kayitbay. Müslüman Osmanli Devleti'ne karsi kurulan bu ittifak üzerine Kayitbay'a tehdid mektubu gönderen Sultan II. Bâyezid'in bizzat kendisi sefere çikma niyetindedir. yeni tedbirler alma mecburiyetini hissediyordu. Öyle anlasiliyor ki bu durum. Dulkadiroglu Alaüddevle Bey'in. Bunun üzerine Sultan Bâyezid. Kismî muharebeler tarzinda uzayan Osmanli . Besiktas'a nakledilmis ve Üsküdar'a geçme hazirliklari baslamisti. Emîr Özbek komutasinda Misir ve Dulkadir kuvvetleriyle Kayseri'yi muhasara ile Nigde. Memlûklular tarafindan sikistirilmasi da iki devleti karsi karsiya getirmistir.Memlûk çekismesi. Eregli ve Larende'ye kadar akinlarda bulunurlar. Osmanlilara karsi Napoli Krali ile anlasir. kayinpederi Alaüddevle'yi beylikten azlederek. Dulkadir Beyi Alaüddevle'nin. bununla da kalmayacak oglunu rehine (kulluk) olarak Misir'a gönderdigi gibi. Üzerlerine gönderilen Hersekzâde Ahmed Pasa kuvvetlerini yenerek Ahmed Pasa'yi esir alirlar. Fakat Memlûk kuvvetlerinden de yardim alan Alaüddevle. Osmanlilarin. Memlûklularla olan savaslarda ugranilan basarisizliklarin. kizini da Atabekü'l-Asâkir Emir Özbek'in ogluna verir. Osmanli devlet ricali. Osmanli sultani. iyi teskilâtlanmis bir vergi sistemine sahip degildi. Çukurova'da memlûklulara maglub olmalari üzerine olmustu. Bunun için. Memlûklularin geçici zaferlerine kapilip. gevseklikten ve isin siki tutulmamasindan meydana geldigini biliyor. bizzat sefere katilmaya karar verecek ve otaginin Besiktas'a nakledilmesini isteyecektir. Sah Budak Bey'i Elbistan yakinlarinda yenip esir alir. padisahin otagi. ayrica sefer için acele edilmemesi gerektigini düsünüyordu. Bu basarilar üzerine daha çok cesaretlenen Memlûklular. Misir'la son veya altinci sefer diyebilecegimiz seferde. . yerine onun kardesi olan ve Vize Sancakbeyi bulunan Sah Budak Bey'i tayin eder. Osmanlilardan yüz çevirip Memlûk tarafina geçer. halktan zorla yeni vergiler almaya karar verir. Iste bu haberi alan II. Bâyezid. Bu dönemde. Bu yüzden devlet. Iki Müslüman devletin birbirleri ile olan mücadeleleri. Alaüddevle Bey'in Misirlilarla anlasmasi üzerine Osmanlilar yeni tedbirler almak zorunda kalmislardi. savasa devam edebileceklerinin anlasilmasi üzerine Kayitbay. Sah Budak Bey'in yanina Mihaloglu Iskender Bey'in kuvvetlerini de vererek onu Alaüddevle üzerine gönderir. özellikle Memlûk idaresini zor durumlarda birakiyordu.Ramazanogullari ile ayni hududu paylasir olmalari ve Osmanlilardan himaye gören Alaüddevle Bozkurd Bey'in. Memlûk idaresi.

Nitekim Istanbul'a gelen müstakbel Memlûk Sultani Emîr Canbulat. onun gönül alici sözler söyledigini. Emîr Canbulat b.Arabî'nin mektubundan bahsederken.Ancak bunu hükümdara nasil bildireceklerini bilemedikleri gibi buna cesaret te edemiyorlardi. Bu arada Iskender Bey'i sadece serbest birakmakla kalmaz. l5ll) Ramazanogullari'nin basina geçip. kendi gemileri ile Iskenderiye'ye tasimislardir. Alaeddin Ali el . ayni siyaseti devam ettirmistir. Memlûklularin rizasi ile Adana ve Tarsus'a hakim olmalarini kabul ettikleri gibi. buralarla diger kalelerin anahtarlarini Memlûk hükümdarina iadeye memur edilmisti. O. Daha önce esir edilip hapsolunan Mihalzâde Iskender Bey'le diger esirleri serbest birakir. yani harb için acele etmenin muhatarali oldugunu arzederek isi önledi. l496) bu hali. "Dinin Nasihat olduguna" temasla bunun geregi olarak barisin yapilmasi icab ettigini söyledigini. Iskenderiye'ye gemilerle götürüp. buranin beyine teslim etmistir. savasin tehlikelerini arzederek dostluk kapisini açmisti. Nihayet. ayni zamanda ona hil'at da giydirir. Bundan sonra o. birçok siyasî tesebbüslerde bulunmus. yaninda Seyh Bedreddin b. Nitekim Âsik Pasazade ile Ibn Kemal'den anlasildigina göre meshur Türk denizcisi Kemal Reis. Esasen bu siralarda Istanbul'a kadirgalarla gelip bir nüsha Kur'an-i Kerim ve bazi Hadis-i Serif kitaplarindan ibaret hediyeleri Bâyezid'e takdim eden Tunus Emiri el-Mütevekkil Alallah Osman'in elçisi. Tunus elçisinin de yardimlariyla barisin yapilmasina muvaffak olmuslardi. daha sonra. Memlûk Sultani tarafindan huzura kabul edilen elçi. Ispanyollar tarafindan hücuma ugradigi su sirada. iki Müslüman devlet arasinda sulh yapilmasi için Emir'in ricasini arzetmisti. Osmanli elçisi Bursa Kadisi Seyh Ali Çelebi adinda bir kimse idi. Hoca Saadeddin. anlasma geregince adlari geçen sehirlerin Haremeyn evkafi olan vâridatini ( gelirini) da. Sultan. Nihayet ulemadan Molla Arap demekle söhret bulmus olan Müftü Alaeddin Ali el-Arabî (öl. Misir Sultani'nin da bundan çok memnun oldugunu yazar. Böylece barisa dogru bir adim atilmis oldu. Cemaziyelahir 896 (Nisan l49l)'de daha önce elçilik vazifesi ile Osmanlilara gönderilmis olan Mamay Haseki serbest birakilir. Cem'in sebep oldugu siyasî buhran yüzünden müskül durumda bulunan Osmanlilar. Osmanli elçisine karsilik. Adana ve Tarsus'un Mekke ile Medine evkafina ait yerler olmasindan dolayi. Memlûk Sultani. Halil Bey'in ( öl. elçiye büyük ikramlarda bulundu. Buna göre Gülek Hisari sinir kabul edilerek Çukurova eskiden oldugu gibi Sam'a ilhak edilmistir. Mekke ve Medine vakif malini l498 ( 903)'de. bir sefaatnâme ile tavasutta bulunmus ve Tunus'un. daha önce Ebu Bekir adindaki kadisini Misir'a göndererek basta Atabekü'l-Asâkir Emîr Özbek oldugu halde Memlûk ümerasini barisa yanastirmis. Cum'a oldugu halde tekrar Istanbul'a gelen Mamay el-Haseki. Memlûk elçileri. Osmanli Devleti'nin murahhaslari ile Kahire'ye döner. . Yasbek'i elçilikle Osmanli padisahina gönderir.

dünya yüzünde Islâm medeniyetinin gözler kamastiran merkezleri haline geldi. hocasi ve mürebbisi olmustu. Endülüs Müslümanlari.Orada (Kurtuba Camii gibi) âbideler. II. bütünüyle yok edilmek isteniyordu. Medreselerinde okuyan Hiristiyan ögrenciler. Doguda Bagdad. Baris. Kurtuba'da kadinlardan alimler. Got. Insanligin yüz aklarindan olan ilim. din. Halbuki bu medeniyet. fen. Yedi asri askin bir süre bütün Ispanya. Avrupa'da siyasî bir alet olarak kullanilmasi bir anlamda Osmanlilarin elini ve kolunu bagliyordu. mezheb ve soy farki gözetmediler. batida Kurtuba. Bu medeniyet. Bu hâkimiyet öyle bir medeniyet vücuda getirdi ki. manevî hasletlerde de öncülük . uzak denizlerde savasacak kadar güçlü degildi. Bâyezid'in hükümdar olarak bulundugu dönemin önemli olaylarindan biri de süphesiz ki Islâm cografyasinin en bati ucunda. zaman zaman çikan bazi engeller bertaraf edilmek suretiyle l5 sene kadar devam etmistir. Parlak devirler yasadi. sairler ve muallimler yetisti. Abdurrahman. edebiyat ve felsefe dahileri yetistirmisti. Bunlardan baska. Müsümanlar.Anlasma ile iki taraf arasindaki baris iade edilmis ise de bu hal. Vandal. Romali. Hicrî 92 (M. baska bir ifadeyle Endülüs'teki Müslümanlarin basina gelen felaket idi. Akdeniz'in öbür ucundaki bu bölgeye ulasmak için. 7ll ) tarihinde Kuzey Afrika'yi bastan basa kat eden Müslüman mücahidler. Osmanli donanmasinin gerektiginde yardim alabilecegi bir liman veya sehir de mevcud degildi. sonradan Avrupa'da kral ve Papa olmuslardi. bütün medenî sahalarda Avrupa'nin üstadi. (Medinetü'z-zehra gibi) saraylar yapildi. Bölgenin Osmanlilara olan uzakligi ve o siralarda Cem Sultan'in. irk. OSMANLI DEVLETI VE ENDÜLÜS MÜSLÜMANLARI II. çok sayida kültürel ve sosyal müesseseler meydana getirmislerdi. cihanin en yüksek medenî seviyesine ulasti. dil. Hiristiyan ve Yahudi demeyip herkese Müslümanlar gibi haklar tanidilar. Endülüs ( III. Osmanlilari tatmin etmiyordu. Portekiz ve hatta Güney Fransa'da hükümranligini kabul ettirmis olan Islâm hakimiyeti. Avrupa'daki Hiristiyanlara sadece maddî degil. Ispanya'ya girdikten sonra orayi terk edinceye kadar Iberik yarimadasini medenî eserlerle süslemis. Bu felaketin baslangici esnasinda Osmanli donanmasi. Hakem gibi) büyük hükümdarlar gördü. Ispanya topraklarina ayak basar basmaz. Bütün bu olumsuz sartlar da nazari dikkate alindigi zaman Osmanlilarin bu konuda neden daha faal bir rol oynayamadiklari anlasilir.

Manzum olarak Türkçe'ye de çevrilen bu mersiyenin bir kismi söyledir: Hengam-i tamaminda gelir her seye noksan. sizden ne kadar istedi imdad. Istanbul'un fethi. 89l ( l486) yilinda Istanbul'a bir elçi göndererek Bâyezid'den yardim istiyordu. kahreder ezman .yapmislardi. Fâtih Sultan Mehmed'e bir el