OSMANLI İMPARATORLUĞU TARİHİ

Bu e-kitap taslak halindedir. Okumayı zorlaştırıcı tarama hataları içerebilir. Bu taslak sürümü okurken düzeltir ve düzeltilmiş sürümü bizimle paylaşmak isterseniz memnun oluruz. WEB: http://ayrac.org İletişim: ayrac.org@gmail.com

Osmanlı Devleti Osmanlı Devleti'nin hayat çizgisi 600 yıllık bir süreyi içine almaktadır. Öyle ki, cihan devleti unvanını alan bu devlet, en geniş sınırlarını 400 yıl elinde tuttuğu bilinmektedir. Gerileme dönemi dediğimiz son 200 yıl içinde bile fazla toprak kaybetmemiş, topraklarının büyük bölümünü, yıkılış dönemlerini oluşturan 20. yüzyılın başlarına kadar koruyabilmiştir. Bu özellikleri ile Osmanlı, dünya medeniyetleri arasında ilk sıralarda yerini almaktadır.

21. yüzyıla adım adım ilerlerken, Balkanlar'da, Kuzey Afrika'da, Ortadoğu'da, Kafkasya'da ve tüm İslam Dünyası'nda, kıpırdanmalar görülüyor. Kıpırdanmaların kökeninde, hep Osmanlı ruhu yatıyor. Düşman, hep Osmanlı torunu diye saldırıyor. Osmanlı coğrafyası 21. yüzyıla çok şeylere gebe olduğunu gösteriyor. Bu yüzden Osmanlı coğrafyasını iyi tahlil etmek gerekiyor. Söz konusu bu koca devletin, yüzölçümünü, doğal şartlarını ve bu doğal şartlar üzerinde oynadığı rolü, insanlarını ve oldukça farklı insanların bir arada uzun yıllar birlik içinde yaşamalarının sırrını, yönetim şeklini, tarımını, sanayiini ve dünya ticaretindeki yerini, iyi bir şekilde araştırmak ve araştırmalardan gelecek için bazı sonuçlar çıkarmak lüzumu vardır. Bunun için de, tarih-coğrafya-gelecek üçlüsünü kaynaştırmak gerekmektedir.

KURULUS DÖNEMI
Osmanli Beyliginin Kurulusu; Osman Bey, Oguz asiretlerinin ittifakiyla basa geçtikten sonra, siyasî ve dinî bakimdan Anadolu'nun en itibarli ve nüfuzlu tarikatlerinden Ahilerin mühim bir sahsiyeti olan Seyh Edebali'nin kizi ile evlenerek, gücünü artirmis idi. Bundan sonra Osman Gazi, Bizans'a karsi genisleme politikasini uygulayarak, Inegöl, Karacahisar ve Yarhisar'i ele geçirdi ve bölgenin mühim merkezlerinden olan Bilecik'i alarak, burayi beyligin merkezi yapti (1299). Bu tarih devletin kurulus tarihi olarak kabul edilir. Selçuklu Sultani III. Alaaddin Keykubad'in Ilhanli Hükümdari Gazan Han'in kuvvetleri tarafindan tutulup, Iran'a götürülmesi üzerine Selçuklu ümerasindan bazilari ve bölgedeki Türkmen beyleri Osman Bey'e teveccüh göstermis; Oguz an'anesine göre onun hâkimiyetini tanimayi kabul etmislerdir. Nitekim Oguz beyleri Oguz Han töresine göre tertip edilen bir törende Osman Bey'in önünde diz çökerek, onun verdigi kimizi içmek suretiyle tâbiyetlerini sunmuslardir. Ancak henüz küçük bir beylik durumundaki Osmanogullarinin, seklen de olsa bu dönemde, Ilhanli hâkimiyetini tanidiklari bilinmektedir. Osman Gazi, beyligini ilân ettikten sonra idaresi altindaki bölgeleri bes kisma ayirarak buralari güvendigi ve savaslarda yararlik gösteren kimselere tevcih etti. Oglu Orhan'a Sultanönü, büyük kardesi Gündüz Bey'e Eskisehir'i, Aykut Alp'e In-önü'yü, Hasan Alp'e Yarhisar'i ve Turgut Alp'e de Inegöl'ü verdi. Diger oglu Alaaddin'e ise seyh Edebali'nin emin ve nazirliginda, ailenin geçimi için, Bilecik ve havalisinin gelirleri tahsis edildi.1302'de Bursa tekfurunun liderliginde birlesen Rum tekfurlarinin Koyunhisar (Bafeon) savasinda agir bir maglûbiyet tatmalari, Osman Bey'in Bursa ve Kocaeli taraflarina akinlar yapmasini oldukça kolaylastirmisti. Bir taraftan Bursa öte taraftan Iznik Türk kusatmasi altinda tutuluyordu. Ancak yaslilik sebebiyle Osman Bey, fetihler için oglu Orhan'i görevlendirmisti. Nitekim 1324 yilinda Osman Bey vefat etti ve oglu Orhan Bey Osmanli tahtina çikti. Orhan Bey, 1326 yilinda Bursa'yi, uzun süren kusatmanin ardindan, ele geçirince babasinin vasiyetini yerine getirerek, Osman Gazi'nin naasini Bursa'ya nakletti ve burayi devletin yeni merkezi yapti. Orhan Bey'in komutanlarindan Akçakoca ve Karamürsel ise Istanbul kiyilarina kadar akinlarda bulunuyorlardi. Bu fetih ve akinlardan telâslanan Bizans Imparatoru Andranikos büyük bir ordunun basinda Osmanlilara karsi harekete geçtiyse de Maltepe (Palekanon) Savasi'nda agir bir yenilgi aldi (1329). Bu zafer, Iznik ve Izmit'in ele geçirilmesini kolaylastirmistir. Rumeliye Geçis; Karasi Beyliginde baslayan taht mücadelelerinden istifade eden Orhan Bey, Balikesir ve civarini topraklarina katarak, ileride gerçeklesecek olan Rumeli fetihleri için mühim bir mevkiye sahip olmustur. Nitekim Karasi Beyliginin deniz gücü ve Haci Il Bey, Evrenos Bey gibi degerli komutanlar artik Osmanlilarin emrine girmislerdir. Bizans içindeki taht kavgalari ve Bulgar-Sirp saldirilari karsisinda, gittikçe güçlenen Osmaogullarindan yardim isteyen Kantakuzen'in talebi üzerine Orhan Bey'in oglu Süleyman, bir orduyla Rumeli'ye geçti (1345). Edirne'yi kusatan Bulgar-Sirp kuvvetlerini bozan Süleyman Pasa bu zaferin karsiliginda Gelibolu'daki Çimpe Kalesi'ni Bizans'tan aldi. Böylece Osmanlilar ilk kez Rumeli yakasinda bir üs elde etmis oluyordu (1356). Süleyman pasa Gelibolu'nun ardindan Tekirdag'a kadar olan bölgeleri de ele geçirerek buralara Anadolu'dan getirilen Türkmenleri yerlestirdi. Böylece Rumeli'de de Türklesme hareketi baslamistir. Süleyman Pasa'nin ölümünden sonra Rumeli'deki fetihler için kardesi Murat Bey görevlendirildi (1359). Ancak 1362'de babasi Orhan Bey'in de ölümü üzerine Murat Bey, Bursa'ya döndü ve Osmanlilarin 3. hükümdari olarak tahta çikti (1362).Rumeli ve Balkanlarda Fetihler; I.Murat (Hüdavendigar) önce tahtta hak iddia eden kardeslerini bertaraf etmekle ise basladi ve bu arada elden çikan Ankara'yi yeniden aldi. Anadolu'da birligin saglanmasinin ardindan Murat Hüdavendigar, inkitaya ugrayan Rumeli ve Balkanlarin fethine yöneldi. Bu sirada Balkanlar karsiklik içindeydi. Bir taraftan Sirp Hükümdari Düsan'in ölümü ile Sirplar

arasinda iç mücadeleler siddetlenmis, öte yandan Macar Krali Layos, Balkanlarda Ortadokslara olan baskilari artirmisti. Evrenos ve Haci Il Bey komutasindaki kuvvetler bu durumdan da yararlanarak Kesan'dan Dimetoka'ya kadar olan yerleri fazla bir mukavemet görmeden ele geçirmislerdi. Sazlidere Zaferi ile Edirne ve Filibe, Lala Sahin Pasa tarafindan fethedildi (1363/4). Bu savaslarda Bulgarlarin yaninda yer alan Bizans baris yapmak zorunda kaldi. Türk ilerleyisini durdurmak isteyen Macar, Bulgar,Sirp ve Ulahlardan mütesekkil bir Haçli ordusu Macar Krali Layos'un liderliginde Edirne üzerine yürüdü. Ancak Meriç sahilindeki Sirp Sindigi denilen mevkiide, kalabalik Haçli ordusunu hazirliksiz yakalayan 10 bin kisilik kuvvetiyle Haci Il Bey, büyük bir bozguna ugratti (1364). Sirp Sindigi zaferiyle Osmanlilar, Balkanlardaki fetihlerine hiz verdiler ve bunu kolaylastiracagi için Osmanli baskenti Bursa'dan Edirne'ye nakledildi. Fetihler karsisinda çaresiz kalan Bulgarlar Türk himayesini kabul etmek zorunda kaldilar (1369). Çirmen Zaferi ile (1372) Bati Trakya ve Makedonya'nin bir kismi Osmanli hâkimiyetine girdi ve Selanik ile Köstendil'in de ele geçirilmesinin ardindan Sirp Krali Lazar, vergi verip, gerektiginde asker göndermek sartiyla Osmanlilarla baris anlasmasi imzaladi(1374). Yaklasik on yil süren mücadelede, Rumeli ve Balkanlarda fethedilen bölgelere Anadolu'dan mütemadiyen Türk nüfus kaydirilarak bölgede demografik dengeler Osmanlilar lehine degistirilmeye baslanmisti. Bu tarihten sonra bir müddet Balkanlardaki fetihlere ara verilmis ve Anadolu'da Türk birligini saglamlastirmaya yönelik düzenlemelere geçilmistir. Bu maksatla I. Murat, oglu Bâyezid'i Germiyan beyinin kizi ile evlendirmis; Tavsanli, Emet ve Simav gelinin çeyizi olarak Osmanlilara verilmistir. Ayni sekilde Aksehir, Yalvaç, Beysehri gibi bazi sehir ve kasabalar Hamidogullari'ndan para karsiligi satin alinmis, Candarogullar da Osmanli hâkimiyetine girmisti. Artik Osmanlilarin karsisinda tek bir güç kalmisti; Karamanogullari. Alaaddin Ali Bey, Osmanlilarin yeniden Balkanlara yönelmesini de firsat bilerek, harekete geçmis ancak I. Murat Konya önlerinde Karamanogullarini yendiginde Karaman beyi af dilemek zorunda kalmistir(1387) Murat Hüdavendigar'in yeniden Rumeli'ye yönelmesiyle birlikte Nis ve Sofya da dahil olmak üzere bütün Bulgaristan fethedildi.(1385/88). Timurtas Pasa'nin Sirp kuvvetleri tarafindan baskina ugratilip, yenilmesi üzerine cesaretlenen Bulgar, Leh, Çek ve Macar krallari da Sirplarin yaninda yer aldilar. Fakat Çandarli Ali Pasa, Bulgar Krali Sisman'i esir alarak Bulgarlari bu ittifakin disina atti. Buna ragmen Haçli ordusu ilerleyisini sürdürünce, I. Murat ordusunun basina geçerek düsmani Kosova'da karsiladi. I.Murat'in ogullari Bâyezid ve Yakup'un da yer aldigi Osmanli birlikleri büyük bir zafer kazandi. Sirp Krali Lazar ve oglu esir edilmis, düsman kuvvetlerinin büyük bir kismi imha olmustu. (20 haziran 1389). Fakat I.Murat savas meydanini gezerken bir Sirp tarafindan hançerlenerek sehit düstü. Bunun üzerine Sirp krali da Osmanli askerleri tarafindan öldürüldü. Osmanlilar için Balkanlarda tutunabilmek yolunda ölüm kalim savasi olarak görülen I.Kosova Zaferi Sirplar tarafindan asla unutulmamistir. Günümüzde dahi masum Müslüman halka yönelik vahsetin arkasinda bu maglûbiyetin ezikligi ve intikam hissi yatmaktadir. Anadolu'da Türk Birligi'nin Saglanmasi; I. Murat'in sehit edilmesinin ardindan oglu Bâyezid, devlet adamlarinin ittifakiyla hükümdar ilân edildi. Babasinin ölümünü firsat bilen Anadolu'daki beyliklerin Osmanlilar'a biraktigi topraklari yeniden ele geçirmek maksadiyla harekete geçtiklerini haber alan Bâyezid, süratle Anadolu'ya döndü. 1390 yilinda Germiyan, Aydin, Mentese ve Saruhan beylikleri ortadan kaldirildi. Ertesi yil Hamidogullari Beyligi topraklari ele geçirildi ve bu beyliklerin yer aldigi topraklarda Anadolu beylerbeyligi adiyla idarî bir ünite olusturuldu. Ardindan Osmanlilarin en önemli rakip olarak gördügü Karaman Beyligine yönelen Yildirim Bâyezid, Konya'yi kusatti. Alaaddin Ali Bey'in baris talebi, Beysehir ve çevresinin Osmanlilara birakilmasiyla kabul edildi.(1391). Fakat Yildirim Bâyezid'in Mora ile ilgilenmesini firsat bilerek Ankara Sancak Beyi Sari Timurtas Pasa'yi esir almasi üzerine, Yildirim Bâyezid, Alaaddin Bey'e kesin bir darbe vurmaya karar verdi. Anadolu'ya geçen Yildirim, üç gün süren savasin ardindan ele geçirilen Alaaddin Bey'i ortadan kaldirdi ve topraklari Osmanlilara ülkesine dahil

edildi(1397). Karamanoglu tehlikesinin bertaraf edilmesiyle, Anadolu'da Osmanlilara direnebilecek en güçlü devlet olarak Kadi Burhaneddin devleti kalmis idi. Daha 1392 yilinda, Kadi Burhaneddin'in müttefiki durumundaki Candaroglu Süleyman anî bir baskinla öldürülüp beyligin Kastamonu subesi ortadan kaldirilmisti (1392). Ardindan, ertesi yil Amasya ve Merzifon civari Osmanli hâkimiyetine alinmisti. Kadi Burhaneddin'in 1398'de Kara Yülük tarafindan öldürülmesi üzerine, ona bagli Sivas, Tokat, Kayseri, Malatya gibi sehirler birer birer ele geçirildi. Böylece Firat'in batisinda kalan Anadolu topraklari Osmanli sancagi altinda birlestirilmis oluyordu. Yildirim Bâyezid'in Istanbul Kusatmasi ve Balkanlardaki Fetihleri. Yildirim Bâyezid'in Karaman seferine anlasma geregi katilan Bizans Imparatoru V.Yuannis'in oglu Manuel'in, babasinin ölümü üzerine anlasmayi çigneyerek Istanbul'a kaçmasi sebebiyle Yildirim, Istanbul'u kusatmaya karar verdi. 1391'de baslayan ilk muhasara 1396 yilina kadar sürdürüldü. Bu maksatla Istanbul Bogazi'nda Anadolu Hisari insa edildi. Sehre dis yardimlarin gelmesini önlemeyi ve iase zorlugu altinda savunmayi kirmayi hedefleyen bu muhasara Timur'un Anadolu'ya ulasmasina kadar fasilalarla devam ettirilmistir. Bu kusatma sürerken bir yandan da Yildirim, Bulgaristan, Arnavutluk ve Bosna taraflarinda fetih hareketlerine devam etmekteydi. Kusatma altindaki Bizans'in da talebi ile Türklere karsi yeni bir Haçli ittifaki olusturan Macar Krali Sigismund, Ingiltere dahil bütün Avrupa devletlerinden topladigi 120 bin kisilik bir orduyla harekete geçti. Yildirim Bâyezid düsmani sasirtan bir hizla Nigbolu Ovasi'nda düsmani karsiladi. 50-60 bin kisilik Osmanli ordusu, sayica çok üstün olan Haçli ordusunu büyük bir bozguna ugratti. Savas meydanindan kurtulabilenler, kaçarken Tuna'da boguldular.(1396) Haçlilardan geriye sadece muazzam bir ganimet kalmisti. Bu ganimetle, Edirne ve Bursa'da pek çok cami, medrese ve imaret insa edilmistir. Zaferin ardindan, Eflâk, Bosna, Macaristan ve Mora üzerine seferler düzenlendi. Itibari bu zaferle bir kat daha artan Yildirim, Nigbolu dönüsünde Anadolu birligini kurmaya yönelik nihaî adimlari atmaya baslayacaktir. Ankara Savasi ve Fetret Devri: Yildirim Bâyezid, Firat boylarina kadar topraklarini genislettigi sirada, Timur da Iran, Azerbaycan ve Irak'i ele geçirmisti. Bazi Anadolu beyleri Timur'a siginirken, ülkeleri istilâ edilen Celayirli Ahmet ve Karakoyunlu Kara Yusuf da Yildirim Bâyezid'in yanina kaçmisti. Böylece her iki devlet biribirine sinir komsusu olmus, ancak bu durum iki hükümdarin da Türk dünyasinin liderligine oynamalari sebebiyle olumsuz neticeler dogurmustur. Timur, Osmanlilara siginan Celayirli Ahmet ve Kara Yusuf'un iade edilmemesini bahane edip Sivas'i kusatmis ve kendisine teslim edilmesine ragmen sehiri tahrip etmisti(1400). Bu olaydan sonra da her iki hükümdar arasinda mektuplasmalar devam etti. Fakat Timur'un, Anadolu beyliklerine topraklarinin geri verilmesi ve bazi sehirlerin kendine birakilmasi gibi talepleri Yildirim tarafindan reddedildi. Dolayisiyla iki fatih için savas artik kaçinilmaz hâle gelmisti. 160 binlik Timur'un ordusunu, 70 bin kisiyle Çubuk Ovasi'nda karsilayan Yildirim Bâyezid, savasin baslarinda üstünlügü ele geçirdi. Ancak Timur'un safinda eski beylerini gören bazi askerlerin saf degistirmesi ve Kara Tatarlarin Osmanli ordusunun arkasini çevirmesi savasin talihini degistirdi. Bir avuç askerle direnmeye çalisan Yildirim Bâyezid sonunda esir edildi (26 Temmuz 1402). Ankara Savasi'ni kazanan Timur, Anadolu beyliklerini tekrar ihya etti ve böylece Anadolu Türk birligi parçalandi. Balkanlardaki Türk ilerleyisi durdugu gibi bir kisim topraklar da elden çikti. Yildirim'in ogullari arasindaki taht mücadeleleri Osmanli devletinin "Fetret Devri" boyunca 12 yil müddetle devam etti. Sayet bu savas gerçeklesmemis olsaydi, hiçbir direnme gücü kalmayan Istanbul büyük bir ihtimalle Yildirim Bâyezid zamaninda Türklerin eline geçecekti. Dolayisiyla Ankara Savasi Osmanlilari en az 50 yil geriye götürmüstür.Esir düsen Yildirim Bâyezid, yedi ay boyunca Timur'un yaninda sehir sehir dolastirildiktan sonra üzüntüsünden ecele yenik düstü. Osmanli sehzadeleri tahtin sahibi olabilmek için kiyasiya birbirleriyle mücadele etmeye basladilar. Bu mücadele Çelebi Mehmet'in tek basina devlet idaresine hâkim olusuna kadar devam etti (1413). Çelebi Mehmet kardesleri Süleyman, Isa ve Musa Çelebi'yi bertaraf ettikten sonra Anadolu Türk birligini yeniden tesis etmek için çaba sarf etti. Güçlenen Karamaogullarinin nüfuzunu kirdi, Karamanoglu Mehmet Bey'in eline geçen Osmanli topraklarini geri aldi. Candarogullari beyliginden Çankiri'yi ve ardindan Canik

(Samsun) bölgesini yeniden Osmanli ülkesine katti. Fakat Sehzade Mustafa ve Simavna Kadisi oglu Seyh Bedreddin'in isyanlari ülkeyi karistirmaktaydi.(1419) Sehzade Murat Rumeli ve Manisa'da ortaya çikan bu isyani bastirdi, Seyh Bedreddin ve adamlari yakalanarak idam edildi. Timur'un beraberinde götürdügü Mustafa Çelebi de Anadolu'ya döndügünde tahtta hak iddia etmisti. Sehzade Mustafa'nin Selânik'te baslattigi isyan bastirildi. Asi sehzade Bizans'a siginmak zorunda kaldi. Çelebi Mehmet öldügü zaman Osmanli ülkesinde sükûnet büyük oranda tesis edilmeye baslanmisti (1421). Babasinin en büyük yardimcisi olan sehzade Murat tahta çiktigi zaman Bizans tarafindan karsisina çikarilan amcasi Mustafa Çelebi'nin isyanini bir kez daha bastirdi ve Bizans'i cezalandirmak için Istanbul'u kusatti(1422). Bu defa küçük kardesi Sehzade Mustafa'nin isyan haberini alan II.Murat, kusatmayi kaldirarak kardesini cezalandirmak zorunda kaldi. Isyancilarin yaninda yer alan Anadolu beyliklerine karsi harekete geçen II.Murat, Candaroglu Isfendiyar Bey'i itaat altina aldi. Izmir Beyi Cüneyd'i ortadan kaldirip, Izmir, Aydin ve Mentese civarini ele geçirdi. Germiyanoglu Yakub Bey'in çocugu olmadigindan, topraklarini Osmanlilara birakmayi vasiyet etmisti. Onun ölümüyle Germiyan ili de Osmanlilara katilmis oldu(1428). Balkanlarda da durum Osmanlilar lehine düzelmeye basladi. Nitekim Fetret devri sirasinda elden çikan topraklar geri alindigi gibi, 1440'a kadar Belgrat hariç bütün Sirp topraklari Osmanli hâkimiyetine girmisti. Fakat Erdel ve Eflâk'ta üst üste gelen bazi küçük bozgunlar Avrupa'da büyük bir sevinçle karsilanarak, Osmanlilara karsi yeni bir Haçli seferinin tertip edilmesine cesaret vermisti. II. Murat, Balkanlardaki Osmanli varligini tehlikeye atmamak için Macarlarla Segedin Antlasmasini imzaladi (1444) ve bu anlasmadan sonra tahttan feragat etti. Küçük yastaki oglu II. Mehmet'in hükümdar olmasini firsat bilen Macarlar anlasmayi bozdu ve yeni bir Haçli ittifaki olusturuldu. II. Murat yeniden ordunun basina geçerek düsmani Varna Savasi'nda karsiladi. Macar krali öldürüldü. Haçlilarin lideri durumundaki Jan Hünyad güçlükle kaçabildi(1444). Çandarli Halil Pasa'nin israriyla ikinci kez tahta çikan II. Murat, Mora ve Arnavutluk'a sefer düzenledi. Varna'nin intikamini almak isteyen Jan Hünyad yeniden harekete geçti. Fakat II. Kosova Muharebesi'nde bir kez daha Sirplar büyük bir yenilgiye ugratildi (1448). Varna ve Kosova savaslariyla Osmanlilar Balkanlardaki durumunu iyice güçlendirmis, Bizans'in batidan yardim alma umutlari ise tamamen ortadan kaldirilmistir. II. Murat 48 yasinda ölünce II. Mehmet yeniden Osmanli tahtinin sahibi olmus (1451) ve Osmanli Devleti artik bu dönemde tam bir cihan devleti hâline gelmistir.

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu Osmanlı Devleti'nin kurucusu sayılan Osman Gazi'nin babası Ertuğrul Gazi, onun babası Gündüz Alp'tir. Gündüz Alp'in babasının Kaya Alp, onun babasının Gök Alp, onun babasının Sarkuk Alp, onun babasının Kayık Alp olması ihtimali vardır. Yurt tutmak için Orta-Asya'dan, Türkistan'dan Doğu Anadolu'ya gelen bir Kayı aşiretinin başında bu Sarkuk Alp'in bulunması muhtemeldir. Yurt tutulan bölge, Van Gölü'nun kuzey-doğusunda Ahlat civarıdır. Osman Gazi'nin büyükbabası Gündüz Alp'in, kendisi gibi Kayılardan olan Mardin Artuklularının hizmetinde bir bey iken Caber'de Fırat'ı geçerken boğulup Türk mezarına gömülmüş olması ihtimali düşünülebilir. Osmanlı Devleti'ni kuracak aileyi bir buçuk asır sonra Ahlat'tan oynatan sebep yaklaşan Cengiz Han'ın Moğolları olabilir. Ahlat-Mardin yolu, güney-batıya doğru kuşuçuşu 200 km'dir. Gündüz Alp, Artuk Arslan'ın (1201-1239) emrettiği bir misyon için 250 km daha güney-batıya inip Caber'e gelmiş olabilir. Bu misyonda başarılı olmayan Kayı Aşireti reisi Gündüz Alp'ı kaybedip onun oğlu Ertuğrul Gazi'nin başkanlığında 1230 yazında Yassıçemen meydan muharebesinde 39 yaşlarındaki Ertuğrul Bey, Türkiye sultanı Alâeddin Keykubad'a küçük fakat yiğitçe bir hizmette bulunmuş olmalıdır.

Bunun üzerine Alâeddin, Ertuğrul Bey'e Bizans sınırında dirlik vermiştir. Ertuğrul, Erzincan'dan kuş uçuşu 900 km yol alarak batıdaki dirliğine erişmiştir. Muhtemelen tarih 1231 yılıdır ve Osmanlı Devleti'nin nüvesi kurulmuştur. Ertuğrul Bey, Türkiye İmparatorluğu'nun bir uc beyi durumundadır. Selçuklu Türkiye'sinin Bizans'a karşı olan batı sınırları, iki büyük uc beyi tarafından korunmaktadır, kuzey'de Kastamonu'da oturan Çobanoğulları ve güneyde Germiyanoğulları. Ertuğrul Bey 1281'de ölünceye kadar 50 yıl bu Çobanoğullarına tabidir. Doğrudan doğruya Konya'daki Selçuklu İmparatoru'na bağlı büyük uc beylerinden değildir. Ertuğrul Gazi'ye verilen yurd Bursa-Bilecik illerinin sınırlarının birleştiği yöredir ve 1.000 km2 kadar bir toprak parçasından ibarettir. Söğüt, sonradan Bizans'tan fethedilerek başkent yapılmıştır. Ertuğrul Gazi'nin yerine oğlu Osman Gazi geçmiş ve 1324'e kadar 43 yıl saltanat sürmüştür. 1300 yılına kadar babası gibi Çobanoğullarına tabi küçük bir uç beyi olan Osman Gazi, bu tarihte doğrudan doğruya Konya Selçuklularına bağlı büyük bir uc beyi mevkiine yükselmiştir.

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu Bu suretle Osmanlı devletçiliği 69 yıl Çobanoğullarına, Kastamonu'ya tabi yaşamıştır. 1308'de Selçukoğulları düşünce Osman Bey, doğrudan doğruya Tebriz'de oturan İlhan'ın büyük uc beylerinden biri haline gelmiş ve İlhan'ın Anadolu umumî valileri tarafından kontrol edilmiştir. İlhanlılara tabiiyet, 1335'e kadar devam eder. Osman Gazi 1281'de babasından 4.800 km2 kadar aldığı toprak mirasını 16.000 km2'ye çıkartarak 1324'te oğlu Orhan Gazi'ye devretmiştir.Bu toprakları Bizans'tan fethetmiştir. Osman Gazi'nin bıraktığı miras bugünkü Bilecik ili, Eskişehir merkez ilçesi, Sakarya'nın Gevye, Akyazı, Hendek, Kütahya'nın Domaniç, Bursa'nın Mudanya, Yenişehir ve İnegöl ilçelerinden ibarettir. Orhan Gazi, babasının yıllardan beri kuşattığı Bursa'yı alarak (6 Nisan 1326) başkent yaptı. Bu suretle 1321'de Marmara'ya erişen ve denize çıkan Osmanlılar bir Bizans şehri daha aldılar ve az sonra Karadeniz'e de çıktılar. 1231'den 1326'ya kadar 65 yıl üç Osmanoğlu birer prenstir. Sadece 1300'de Selçuklu sultanından tablü'l-alem alarak büyük uç beyi olmuşlardır. 1326'dan itibaren Orhan Gazi artık gerçek bir kraldır ve Anadolu Türkmen beyleri içinde yalnız Karamanoğlu aynı seviyededir. 1335'te Sultan Orhan artık İlhanlılara bağlılıktan kurtulur ve tamamen müstakil, askerî bakımdan çok güçlü, fevkalâde dinamik bir devletin başı olur. 1324 Şubatı'ndan 1362 Mart'ına kadar 38 yıl süren saltanatı fetihlerle geçer. Babasının dehasını, belki daha büyük çapta tevarüs etmiştir. Son derece mahir bir diplomasi ile hem Anadolu Türkmen Beylikleri, hem Balkan devletleri, hem de Bizans ile münasebetlerini devam ettirir ve daima Osmanlı Devleti'nin lehine durumlar meydana getirir. 1329 Mayısında, o sırada çok mühim bir şehir sayılan İznik'i fetheder. Şehri geri almak isteyen Bizans imparatoru III. Andronikos Paleologos'u Türk topraklarına sokmadan Boğaziçi'ne 40 km mesafede, Gebze civarında yakalar. Yapılan savaşta imparator yaralanıp kaçar ve iki imparatorluk prensi muharebe meydanında kalır. Bu Pelekanon meydan muharebesi (2 Mart 1313) Osmanlı hükümdarının şöhretini bütün cihana yayar. Zira Avrupa'nın unvan ve protokol bakımından birinci hükümdarı sayılan Bizans İmparatorunu açık sahra muharebesinde yenmiştir.

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu 1345'te ilk Türkmen beyliği olarak Balıkesir-Çanakkale çevresinde saltanat süren Karesi beyliğinin topraklarını Osmanlı Devleti'ne katar ve Çanakkale Boğazı'nın Asya yakasını tutar. 1354'te Orhan Gazi'nin büyük oğlu Veliahd Gazi Süleyman Paşa Gelibolu yarımadasına, Rumeli'ye, Balkanlara, Avrupa'ya ayak basar. Türk tarihinin dönüm noktalarından biridir. "Rumeli Fâtihi" şanını kazanır. Gelibolu yarımadasını fetheder. 1354'te Ankara'yı da alır. 1359'da attan düşerek ölür ve Bolayır'daki büyük millî ziyaret yerlerinden olan türbesine gömülür. Yerini kardeşi Gazi Murad Bey (I. Murad) alır. Murad Bey daha 1359'da Meriç'i aşarak Dimetoka'yı alır ve İstanbul surlarına kadar akınlar yapar. 1362'de babası Orhan Gazi'nin yerine geçer. 4 ay sonra 1362 Temmuzunda da Edirne'yi fetheder. Artık Osmanlı Devleti bir imparatorluktur. Dünyanın güçlü devletlerinden biridir ve çekinilecek bir askerî güçtür. Sultan Orhan'ın oğluna bıraktığı servet 95.000 km2 dir. Bugünkü Bilecik, Bursa, Balıkesir, Sakarya, Kocaeli, Bolu illerinin tamamını, Çanakkale ve Eskişehir illerinin en büyük kısmını, İstanbul ilinin Asya topraklarının büyük kısmını, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Ankara, Manisa, Kütahya, İzmir illerinden de bazı parçaları içine alır. Bu topraklar üzerinde Orhan Gazi'nin devletinin nüfusu, o zamanki İngiltere krallığının nüfusundan çok fazladır. Ve bu topraklar o çağda dünyanın en zengin ülkeleri arasındadır. Boğazlar, Marmara, Ege, Karadeniz arasında iki kıtaya yayılmıştır. Dehşetli bir jeopolitik ehemmiyet arz etmektedir. I. Sultan Murad, 1362'de babasının yerine geçtikten bir kaç ay sonra Edirne'yi aldığı zaman, büyükbabasının babası Ertuğrul Gazi'nin Sakarya çevresinde yurt tutması üzerinden 131 yıl geçmiştir. 131 yılda Sakarya'dan Meriç'e varılmıştır. Bu toprakların mühim kısmı gaza ve cihad yoluyla Hristiyanlardan fethedilmiş ve Türkleştirilmiştir. 1335'ten itibaren Türkiye'nin en güçlü hükümdarı ve lideri olan Sultan Orhan'dan sonra 1362'de Sultan Murad artık hiç bir Anadolu Türkmen beyliğince münakaşa edilemeyecek bir dereceye erişerek saltanatına başlamıştır.

OSMAN GAZI VE BEYLIK

Kaynaklarin, sâlih, dindar, kahraman, cesur ve merhametli bir kimse olarak tanittigi Osman Gazi, üç günde bir yemek pisirtip fakirleri doyurmak, çiplaklari giydirip donatmak, dul ve yetimleri gözetip korumak gibi iyi hasletlere sahip bir kimse idi. Hak ve adalete saygili, üstün yeteneklere sahip bir hükümdar olan Osman Gazi, ününü kilicindan ziyade adalet severligi ile saglamisti. Feth ettigi yerlerde ser'î hükümlere göre hareket eder, tebeasi arasinda irk, din ve milliyet farki gözetmezdi. Güçlü bir komutan oldugu kadar sabirli ve olgun bir idareci idi. Yaninda çalisanlar,

kendisine karsi büyük saygi gösterirlerdi. En zorba kimseler bile onun huzurunda saygi ile hareket ederlerdi. O, kuvvet ve zenginlikten ziyade adalete daha çok önem veren, güçlü bir irade ve hosgörüye sahip bir hükümdardi. Osman, Ertugrul Bey'in, Gündüz Alp ve San Yatu (Savci Bey)'den sonra Sögüt'te dünyaya gelen küçük ogludur. Ibn Kemâl, onun dogum tarihini Hicrî 652 (M. 1254) senesi olarak göstermekte ise de genellikle onun 656 (1258) senesinde dogdugu belirtilir. Bununla beraber bu tarihin 650 (1252) veya 657 (1259) oldugunu söyleyenler de bulunmaktadir. Sögüt'te dünyaya gelen Osman, Ertugrul Bey'in küçük oglu idi. Ertugrul Bey, 93 yasinda vefat edince, onun idaresi altinda bulunan asiretler, gerek kabiliyet, gerekse hareketliligi sebebiyle Osman'in, babasinin yerine basa geçmesini istiyorlardi. Gerçi Osman, babasinin son dönemlerinde ona vekâlet etmek suretiyle yönetimle ilgili konularda kardeslerinden farkli bir hüviyete sahip oldugunu ortaya koymustu. Kardesleri bakimindan pek büyük bir sikintisi olmayan Osman, amcasi Dündar Bey'le ugrasacaga benziyordu. Zira Ertugrul Bey'in kardesi Dündar Bey de birlige reis olmak istiyordu. Bu yüzden Osman'la amcasi arasinda ihtilaf (anlasmazlik) meydana geldi. Zira, Kayi asiretinden baska bazi asiretler de Dündar Bey'in basa geçmesini istiyorlardi. Bununla beraber Osman'in reisligini isteyen taraf daha etkili görünüyordu. Bunun için Dündar Bey, reislik arzusundan vazgeçerek Osman'in asiret reisi olmasini kabul etmek zorunda kaldi. Gerçekten, Osman Bey, Ertugrul Gazi'nin vefatindan sonra cesaret, mertlik ve ahlâkî meziyetleri sebebiyle asiret, kavim ve kabileye bas olacak bir vasifta görülmüstü. Amcasi Dündar Bey de dahil oldugu halde herkes ona itaat ve bagliligini bildirdi. Baslangiçta o, babasinin komsu Rum tekfurlari ile iyi geçinme siyasetine devam etti. Asiretin basina geçtigi zaman yirmi üç yasinda bir genç olmasina ragmen, siyaseti iyi bilen, halim selim bir kimse olmakla birlikte, gerçekleri savunma konusunda korkusuz ve cesurdu. O, tam bir cihad eri idi. Bu sebeple Osman Bey, kisa zamanda etrafinin yigitlerden meydana gelen bir hâle ile çevrelendigini gördü. Bu hâlenin içinde Konur Alp, Turgut Alp, Abdurrahman Gazi, Akça Koca, Gündüz Alp, Karamürsel, Saltuk Alp, Samsa Çavus gibi isimler vardi. Büyük bir kismi garip ve vatanlarim birakip gelmis olan bu insanlarin, Osman Bey etrafinda toplanmalari, devletin güçlenmesine sebep olmustu. Osman Bey, bunlarin tabiî bir lideri durumuna geldi. Bundan baska, Osman Bey'in, Uc'lardaki Türkmenler arasinda büyük bir nüfuza sahip olan Seyh Edebali ile yakinlik ve akrabalik tesis etmesi, basta ahiler arasinda olmak üzere Uc'lardaki diger topluluklarin kendisine baglanmasina sebep oldu. Böylece Osman Gazi, kendisini hem etrafindaki asiret reislerine sevdirmis, hem de

onlarin kendisine bagladigi umutlari bosa çikarmamisti. Gerçekten de o, çevresindeki Türkmen komsulari ile mümkün mertebe çatismaya girmemek için gayret sarf ediyordu. Ertugrul Bey'in üç oglu arasinda Osman Bey'e düsen taht, kardeslerini birer saltanat rakibi olarak degil, yeni devletin kurulup gelismesinde müsterek bir gayretle el ele verdiren ve saltanat ihtirasi yerine, feragat, fedakârlik ve basirete götüren bir metod takip etmelerinin sebebi nedir? Ileride tafsilatli bir sekilde anlatilinca görülecegi gibi, Osman Gazi de kendisine yurt ve istiklâl veren Selçuklu sultanina karsi ayni hassasiyeti göstermis, o, hayatta bulundugu müddetçe istiklâlini ilân etmemisti. Böylece o, edep ve irfani, sahsî ve nazarî kaliplar halinde birakmayip devlet bünyesinde de ifadesini bulan bir anlayis olarak cemiyete mal olmustu.

OSMAN BEY VE AHILIK
Abbasî halifesi en-Nâsir li-Dinillah (575-622/1180-1225) rehberliginde kuruldugu kabul edilen ahilik, kisa zamanda Islâm ülkelerinde tesirini göstermeye basladi. Son derece düzenli ve disiplinli olarak çalisan bu teskilât, miladî X. asirda genellikle ilk Müslüman Türk devleti kabul edilen Karahanlilar vasitasiyla Türk dünyasinda da boy göstermeye basladi. XI. asrin ikinci yansindan (1071Malazgirt) sonra, kapilarini Müslüman Türklere açmis bulunan Anadolu'ya, dogudan birçok göçler olmustu. Daha önce de Anadolu'nun Urfa'dan (Sanliurfa) baslayarak Adana'ya kadar giden sinirlarindan, zaman zaman giren Abbasî ordulari, Nigde, Nevsehir, Kirsehir, Kayseri, Yozgat ve Ankara bölgelerine akinlar yapmislardi. Ordu mensuplarindan bir kismi akinlar sonunda ele geçirilen bu yerlerde bazan da yerlesip kaliyorlardi. Özellikle VIII. yüzyilin ikinci yansindan itibaren Abbasî ordusunun ayrilmaz bir parçasi durumunda olan Türkler de, bu ordu ile Anadolu'nun içlerine kadar gelmislerdi. Türkler, iklim ve jeolojik yapi bakimindan Orta Asya'ya benzeyen Kirsehir yöresini begenerek burayi yerlesim bölgesi olarak seçmislerdi. Bundan sonra normal ve isteyerek devam eden göçleri, XIII. asirdaki Mogol istilasindan kaçma takib etti. Bu istiladan önceki göçlerde daha iyi bir iklime gelme, hayvanlar için daha iyi bir kislak ve yaylak bulma düsüncesi hakimdi. Bu sebepledir ki, Mogol baskinindan önce gelenler, daha ziyade göçebe, asker ve hayvan yetistiricisi idi. 1225 tarihinden sonra gelenlerin ekonomik ve sosyal durumlari, bu ilk gelenlerden daha farkli idi. Zira, korkunç bir katliamdan kurtulmak için gelen bu sonuncular çogunlukla, esnaf, tüccar, zengin ve sanatkârdi. Bu yeni göçmenler, geçimlerini saglayabilmek için, yerli ve müslüman olmayan esnafla rekabete girmek zorunda idiler. Bu rekabetin

kuvvetli, tesirli ve kisa zamanda meyvesini verebilmesi için bunlarin birlesip bir teskilât içinde hareket etmeleri gerekiyordu. Bu teskilât, özellikle hayvancilikla ugrasan, baska bir ifade ile atli göçebelerin ihtiyaç duyduklari bir sahaya cevap vermeliydi. BU DIPNOTUN YERI NERESI Böyle bir çalisma faaliyetinin içinde bulunuldugu sirada yeni bir Mogol tehlikesi bas gösterdi. Bu tehlikenin merkez üssü Anadolu idi. Daha önce gelip buraya yerlesmis bulunan Müslüman Türkler için büyük bir tehlike olan Mogollara karsi bazi kimselerin farkli sahalarda faaliyette bulundugu görülür. Bunlar: Ahi Evran ismiyle bilinen Seyh Nasirüddin Mahmud (ö. 1262), Baba Ilyas, Haci Bektas ve Mevlânâ Celâleddin Rumî gibi önemli sahsiyetlerdi. Bas gösteren Mogol tehlikesine karsi farkli alanlarda halki irsad etmeye yönelik çalismalardan birisi de esnaf ve sanatkâri bir birlik altinda toplamaya muvaffak olan Ahi Evran tarafindan yapiliyordu. Böylece o, sanat ve ticaret ahlâkini, üretici ve tüketici menfaatlerini güven altina almayi, bu vesile ile kötü politik ve ekonomik atmosfer içinde, onlara yasama ve direnme gücü vermeye çalisiyordu. Bu yüzden ilk defa Kirsehir'de XIII. yüzyilda kurulan ahilik, kisa bir zaman içinde Anadolu'nun hemen her tarafina yayilmis oldu. XIV. asir Islâm dünyasi ile birlikte Türklük âlemini canli levhalar halinde gözlerimizin önüne seren Ibn Batûta (1304-1369), Anadoludaki seyahatlerinde, kaldigi birçok ahi zaviye ve tekkesinden bahsetmekle kalmaz, onlar hakkinda genis ve doyurucu bilgiler de verir. Anadolu'daki ekonomik ve sosyal hayatin düzenlenmesinde XIII. yüzyildan itibaren büyük bir rol oynadigini gördügümüz Ahilik, sanatkâr ve esnaf zümreleri arasinda yayilmis, sosyoekonomik özelligi agir basan bir teskilat olarak görünmektedir. Anadolu'nun sosyal ve ekonomik yapisina Müslüman Türk sanatkâr ve esnafinin is ahlâki, insan terbiye ve egitimi, fazilet sahibi olma, sosyal yardimlasma ve dayanismada örnek olma gibi hususlarda etkili olan bu teskilat hakkinda bir hayli bilgiye sahip bulunuyoruz. Osmanli Devleti'nin kurulus hamurunda mayasi bulunan ahiligin oynadigi rol, küçümsenemeyecek kadar büyüktür. Gerçekten de Osman Bey'in faaliyetleri esnasinda Anadolu'da ahilik, büyük bir güç olarak faaliyetlerine devam ediyordu. Osman Bey, ahi reislerinden olan ve Eskisehir civarinda Itburnu denilen mevkide tekkesi bulunan Seyh Edebali'nin kizi ile evlenmekle ahilerin nüfuzundan yararlanabilmistir. Seyh Edebali, o havalinin en itibarli ve sözü dinlenen, kendisine hürmet edilen bir sahsiyeti

idi. Sam taraflarinda tahsilini ikmal etmis, zengin, tekke ve zaviye sahibi bir kimse idi. Herkese yardim eden bir kimse olmakla birlikte fakir ve dervis görünümlü olmayi tercih eden bu zatin damadi olmakla Osman Bey, ahilerin gücünden istifade etmisti. Nitekim Seyh Mahmud Gazi, Ahi Semseddin ve oglu Ahi Hasan ile sonradan Osmanlilarda kadi, kadiasker ve vezir olan çandarli (Cendereli) Kara Halil de ahilerden olup bunlarin tamami Osmanli Beyliginin kurulmasinda ve büyümesinde hizmet etmislerdi. Gerçekten, bu dönemde Anadolu'nun sosyal bünyesine hakim olan ulema, dervis, sanatkâr ve kahramanlar kadrosunu bir arada düsünmemiz gerekir. Mücahede sevkini ve Islâm birligi susuzlugunu en ileri ve yüksek voltaja ayarlamasini bilen bu iman adamlarinin, Selçuklulara müvazi bir mukadderat çizgisi üstünde yürüyecek olan Osmanli Beyligi'nin kurulusu hadisesine fiilen katilmis olmalari, devletin ve Islâm ümmetinin bir talihi olmustur. Öyle ki bir tarafta olgun, sözü dinlenir ve seviyeli bir seriat ulemasi ile beraber yürüyen, Sünnî ve muhtesem bir tasavvuf anlayisinin dogurdugu teskilât; öbür tarafta Âsik Pasazâde'nin, Gaziyan-i Rûm, Abdalan-i Rûm, Ahiyan-i Rûm, Bâciyan-i Rûm dedigi organize ve hamasîdinî teskilât. Biraz önce de belirtildigi gibi gerek Osman Bey, gerekse onu takib eden ilk hükümdar ve sehzâdeler ile idare ve devlet adamlari, tasavvuf müessesesinin veya yine bu teskilatin müsterek esaslarina sahip ahiligin gaye, terbiye ve disiplinine göre yetismis, cesur, dinamik, mert ve iç âlemleri kontrollü kimselerdi. Bu sebeple yeni devlet, muhtesem oldugu kadar âdil ve müsavatçi bir idare tezgahina, renk, sekil ve ahenk yetistiren bir iç ve dis kuvvetler dengesini dünyaya hediye etmeye hazirlaniyordu. Hem akil hem de imanla desteklenen yeni devlet, adeta tabiatin himayesine kabul edilerek daha ilk yillarda mücahid ve yekpare çehresini kazanmisti. Su da var ki, Osman Bey'in etrafini çevreleyen ilim ve hikmet kadrosu, yalniz yasadiklari devrin irfan, iman, ahlâk, idare ve hukuk haritasini çizmiyorlardi. Onlarin hizmet ve hedefleri, bir hanedan veya bir zümre ile belirli bir zamana has degildi. Bir medeniyet ve ideolojiyi devirler ölçüsünde gerçeklestirmek için genç padisahin sahsinda gelecek han, hakan ve kütlelere yol açip öncülük ediyorlardi. Böylece yeni devlet, tam bir ahenk ve üslup ile ise baslamis, müsterek bir tezgahin basinda, istikbalin dokusunu örmeye ve gelecek zamanlara miras birakmaya hazirlaniyordu. Görüldügü gibi, devleti, bir yandan mantikî, bir yandan da manevî temellere oturtan Osmanlilar, merkezî ve idarî otoritenin, politika ahlâkini

kontrol eden bir yardimci kuvvetler halkasi tesis etmekle de icra ve tesriî organlarini hak ve adalet unsurlarinin murakabesine vermis oldular. Gerçekten, Avrupa'nin kuvvetten baska bir güç ve otorite tanimadigi bir dönemde, yeni yeni filizlenip gelisen Osmanli Devleti'nde adalet, hak ve hukuk prensiplerine göre davranip hareket etmek babadan ogula nesilden nesle (neslen ba'de neslin) vasiyet ediliyordu. Hoca Saadeddin Efendi (tarihçi, Seyhülislâm), Osman Gazi'nin, oglu Orhan'a olan vasiyetini su ifadelerle nakleder: "Dilerim ey sahib-i ikbâl u câh Etme sen cânib-i zulme nigâh Adl ile bu âlemi âbad kil Resm-i cihâd ile beni sâd kil Râh-i cihâd içre edüp ictihâd Memleket-i Rum'da kil adl u dâd..." Görüldügü gibi Osman Gazi, devlet iç teskilâtinda sakat ve zayif bir taraf birakmamak, bir çatlak ve gedige meydan vermemek için basta devlet adamlari olmak üzere her ferdin kendi durumuna göre Islâm'in arzuladigi adalet anlayisi çerçevesinde hareket etmesini istemektedir. Osmanlilarda, nesilden nesile vasiyet edilerek devam eden bu anlayisin sonucu olarak ortaya çikan uygulamaya bakan Gibbons, Osmanlilari sevmemekle birlikte su sözleri söylemekten kendini alamaz: "Yahudilerin toptan öldürüldügü ve engizisyon mahkemelerinin ölüm saçtigi bir devirde Osmanlilar, idaresi altinda bulunan çesitli dinlere bagli kimseleri baris ve ahenk içerisinde yasatiyorlardi. Onlarin müsamahakârligi, ister siyaset, ister halis insaniyet duygusu, isterse lakaydî neticesi meydana gelmis olsun, su vak'aya itiraz edilemez ki, Osmanlilar, yeni zaman tarihinde milliyetlerini tesis ederken dinî hürriyet umdesini (prensibini) temel tasi olmak üzere vaz' etmis ilk millettir. Ardi arkasi kesilmeyen Yahudi ta'zibati (iskence) ve engizisyona resmen yardim mesuliyeti lekesini tasiyan asirlar esnasinda, Hiristiyan ve Müslümanlar, Osmanlilarin idaresi altinda ahenk ve baris içinde yasiyorlardi."

OSMAN GAZI'NIN RÜYASI

Osmanli kaynaklan, tamamen ilahî takdirin bir tecellisi sonucunda, Osman Gazi'nin gördügü bir rüya ve buna bagli olarak evliliginden bahsederler. Osmanli kaynaklarinda birbirine yakin ifadelerle anlatilan bu rüya, Hammer gibi Bati'li yazarlar tarafindan biraz da hayâl gücü ile süslenerek bir sahne oyunu gibi dramatize edilir. Devrin, egitim, din, kültür, sosyal, ekonomik ve hatta folklorik anlayisi hakkinda fikir vermesi bakimindan bu rüyayi degisik kaynaklardaki anlatilislarini günümüz Türkçesine yakin bir ifade ile buraya almakla dönemin anlayis ve fikrî seviyesi bakimindan bir degerlendirme yapmaya imkan vermis olacagiz. "Osman Gazi biraz aglayip dua ve niyaz eder. Derken uykusu gelip uyur. Rüyasinda kerameti açik ve belli olan bir seyhin kendi halki arasinda bulundugunu görür. Herkes bu seyhe güvenirdi. Aslinda onun dervisligi gizli idi. Öyle görünürdü. Dünyaligi, mali, mülkü ve koyunlari çoktu. ilim sahibi bir kimse idi. Misafirhanesi devamli herkese açikti. Osman Gazi, bu dervise konuk olurdu. Osman Gazi rüyasinda bu azizin kusagindan bir ayin dogdugunu ve gelip kendi koynuna girdigini görür. Bu ay, Osman Gazi'nin koynuna girince hemen onun göbeginden bir agaç biter ki gölgesi dünyayi tutar. Gölgesinin altinda daglar var, her dagin dibinden sular çikar, o sulardan da kimileri içer, kimileri bahçe sular kimileri de çesmeler yaptirir. Osman Gazi gelip bunu seyhe haber verir. Bunun üzerine seyh Osman'a "Ogul Osman, padisahlik sana ve senin nesline mübarek olsun ve benim kizim Malhun Hatun senin helalin oldu." deyip hemen nikahini kiydi. Âsikpasazâde, Osman Gazi'nin rüyasini yukaridaki ifadelerie anlatirken Nesrî su ifadelerle olayi nakl eder: "Meger Osman'in halki arasinda aziz bir seyh vardi. (Ona) Edebali derlerdi, gayet kemal sahiplerindendi. Veliligi, kerameti belli olmustu. Halkin itikad ettigi kimse idi. Bütün illerde meshur olmustu. Rüya ilmini iyi bilirdi. Dünyaligi sonsuzdu. Fakat fakirmis gibi görünürdü. Hatta (kendisine) dervis (fakir) lakabi ile hitab ederlerdi. O, bir zâviye yapip gelene ve gidene hizmet ederdi. Zaman zaman Osman da onun zâviyesinde misafir olurdu. Bir gece Osman Gazi, rüyasinda bu seyhin koynundan bir ay çikarak, gelip kendisinin koynuna girdigini, hemen göbeginden bir agaç bittigini, âlemi tuttugunu, gölgesinde daglarin bulundugunu, bu daglarin dibinden pinarlarin çikip aktigini, kiminin bahçesini suladigini, kiminin çesmeler akittigini görür. Osman Gazi, ertesi gün gelip bu düsünü o azize anlatti.

Seyh ona "Ya Osman, müjdeler olsun. Hak Teâlâ sana ve senin evladina saltanat verdi. Bütün dünya evladinin himayesi altinda olacak, hem de kizim Mal Hatun sana helâl (es) oldu" diyerek, hemen kizini Osman Gazi ile evlendirdi. Osman Gazi'nin düsünü yordugu sirada, Seyh'in Turgut adli bir müridi de orada bulunuyordu. "Ya Osman, sana padisahlik verildi, sükrâne (olarak) bize ne verirsin?" dedi. (Osman) "Sana bir sehir vereyim" dedi. Dervis "Su köycegize de raziyim, bana bir nâme (yazili kâgit, mektup, belge) ver" dedi. Osman Gazi "Ben yazi yazmasini bilmem. Bir su kabi ile bir kilicim var. (Onlari) nisan olsun diye sana vereyim. Benim evladim anlari senin elinde görüp ibka etsinler" dedi. O su kabi ile kiliç onlarin elinde kaldi. Simdi dahi padisah olanlar, onu (o köyü) görüp ziyaret ederler, o dervisin evladina nimetler (verirler) ve ihsanlar ederler. Bu Edebali dedigimiz seyh, yüz yirmi yasinda öldü. Ömründe, birini gençliginde, digerini de yasliliginda (olmak üzere) sadece iki hatun aldi, ilk hatununun kizini Osman Gazi'ye verdi, sonraki hatunu Taceddin Kürd'ün kizi idi. Hayreddin Pasa ile bacanak oldular. Bu menakib, Edabali oglu Mehmed Pasa'dan nakledildi. Ayni rüya, Solakzâde tarafindan da su sekilde verilmektedir: "Osman Han, merhum babasinin yoluna devam ederek, Anadolu'daki kumandanlar arasinda ve gaza meydaninda kendini gösterdi. Âlimlere ve seyhlere çok fazla itikadi vardi. O zamanin yüce makam sahibi, hal bilen seyhi, Seyh Edebali hizmetine devam ederek onun dua ve hürmetini rica ve istid'a ederdi. Bir gece âdeti oldugu üzre, Cenâb-i Allah'a münacatta bulunup hâcet dilerken, kendileri uykuya daldilar. Rüya âleminde, Seyh Edebali'nin koynundan bir ayin dogup gelerek kendi koynuna girdigini gördüler. Bu ay kendisinin göbeginden nihayeti olmayan bir agaç seklinde biterek dali ve budagi ile bütün dünyayi kusatir. Cihan halkinin bir kismi bostan sular, bir kismi ziraat yapar, bir kismi seyran eder, bir kismi da dolasir. Osman Gazi bu güzel yerden uzak kalinca sabah namazini eda edip seyh hazretlerinin huzuruna varir. Gördügü rüyayi bir bir anlatir. Seyhin bu

rüyayi tabir etmesini diler. Seyh Edebali biraz kendi iç âlemine baktiktan sonra basini kaldirip Osman Gazi'ye; "Ey yigit müjdeler olsun! Sana ve senin nesline padisahlik verildi. Rüyanda gördügün o ay, koynumdan çikip senin koynuna girdi. Sen benim kizimi alip bana damad olacaksin. Bundan çocuklarin ve soyun olacak. Kiyamete kadar yedi iklimde hüküm süreceklerdir" dedi. Seyh Edebali hemen orada bulunan Müslümanlarin huzurunda kizi Rabia'yi Osman Gazi'ye nikahladi. Orhan Gazi bundan dünyaya gelmistir. Daha önce de temas edildigi gibi Osmanli kaynaklari tarafindan tamamen ilahî bir takdirin tecellisi gibi nakl edilen bu rüya, Hammer gibi Batili yazarlarca degisik sekillerde verilir. Hammer, benzer rüyalarin görüldügüne dair haberlerin çok eskilere dayandigini ve hemen hemen birçok padisah, hükümdar ve hanedan için böyle rüyalarin görüldügüne dair nakillerin bulundugunu ifade ile söyle der: "Büyük padisahlarin dogumundan önce gelecekte nail olacaklari (ulasacaklari) güç, kudret ve kuvveti göstermek üzere bu neviden rüyalarin nakli Sark (Dogu) tarihçilerinde zaman zaman görülen bir istir. Bununla beraber bu âdet, sadece onlara has bir is degildir. Benzer haberler, gerek çagdas, gerekse eski Bati tarihçilerinde de görülür." Osman Gazi ile ilgili rüya hakkinda böyle diyen Hammer, kendisi de ayni rüyayi degisik ifadelerle anlatmaktan geri kalmaz. Bu sebeple biz de Osmanli kaynaklari ile Hammer'in ifadesini karsilastirmak isteyenlere bir kolaylik olsun diye onun verdigi bilgiyi de temel hususiyetlerini bozmadan özet halinde vermek istiyoruz: Karamanin Adana sehrinde dogmus olan Seyh Edebali, Suriye'de (Sam'da) Fikih (îslâm Hukuku) tahsil ettikten sonra Eskisehir'e yakin Itburnu köyüne gelip yerlesmisti. Osman, zaman zaman oraya gelip seyhle görüsürdü. Osman bir gece Edebali'nin kizi Malhatun'u görüp âsik oldu. Fakat seyh, Osman'in iyi niyetine tam olarak güvenemedigi ve bu genç ile kizi arasinda mevcud olan esitsizligi göz önünde bulundurarak evlenmelerini uygun görmedi. Osman, derdini silah arkadaslarina ve komsularina açar. Bunlardan biri olan Eskisehir beyi, Osman'in anlatmasi üzerine Malhatuna gönül verir. Kizi kendisi için istedi. Fakat o da geri çevrildi. Edebali, Osman'dan çok Eskisehir Beyi'nin öc almasindan korktugu için, o beyin topraklarini terk ederek gelip Ertugrul bölgesine yerlesti. Bu yer degisimi, iki bey arasinda büyük bir düsmanliga yol açti.

Bir gün Osman, kardesi Gündüzalp ile birlikte komsusu ve dostu olan Inönü beyinin evinde iken, Eskisehir beyinin müttefiki ve Harman Kaya hakimi olan Köse Mihal ile birdenbire çikageldigi görülür. Bunlar, ellerinde silahla Osman'in kendilerine teslim edilmesini istiyorlardi. Inönü beyi, gerçek misafirperverligin bu sekilde bozulmasini kabul etmeyerek onlari vermeyecegini söyledi. Bu esnada Osman ile Gündüzalp ileri atilip mücadeleye basladilar. Eskisehir beyi korkup kaçarken Köse Mihal esir alindi. Bunun üzerine Köse Mihal kendisini esir alan bu güçlü insana karsi bir sevgi duydu ve ona tabi oldu. Daha sonra Osman, babasinin yerine geçince, Köse Mihal atalarinin dinini birakarak Müslüman oldu. O andan itibaren de Osman'in yükselmekte olan gücünün saglam dayanaklarindan biri oldu. Böylece Osman, Rumlar arasinda bir dost kazanmis, ama henüz sevdigi insana kavusamamisti. Aradan iki yil geçti. Bu iki sene zarfinda kuskular ve süpheler onun yakasini birakmiyordu. Ondan sonra Mal Hatun'un babasi, Osman'in sebatkârligindan duygulanarak ilahî bir isaret olarak gördügü rüyayi onun lehinde yorar. Buna göre: Osman Gazi, Seyh Edebali'ya misafir olarak gelir. Sabirla yatagina girip yatar. Uyuyunca su rüyayi görür: Ev sahibi yaninda yatiyordu. Birdenbire ev sahibi Edebali'nin gögsünden bir hilâl çikti. Gittikçe büyüyen hilâl tam bir dolunay seklini alinca gelip kendi koynuna girer. Ondan sonra yanlarindan bir agaç belirir. Bu agaç dallanip budaklaniyor, gittikçe güzellik ve yesilligi artiyordu. Dallarin gölgesi, üç kita ufuklarinin nihayetlerine kadar karalari ve denizleri kaplayiverdi. Kafkas, Atlas, Toros ve Balkanlar gibi dört büyük siradag silsilesi, bu yapraklar çadirinin dört destegi gibi görünüyordu. Agacin kökünden deniz gibi gemilerle örtülmüs olarak Dicle, Firat, Nil ve Tuna fiskiriyordu. Kirlar, ekinlerle çevrilmisti. Daglar ise sik ormanlarla taçlanmis bulunuyordu. Bu daglardan çikan bereketli sular, gül bahçeleri ve servilikler arasinda dolasa dolasa akiyordu. Uzaktan kubbeler, ehramlar, dikili taslar, sütunlar, hasmetli kulelerle süslü sehirler görünüyordu. Bütün bunlarin zirvelerinde birer hilâl parildiyordu. Minarelerin serefelerinden ezanlar, mü'minleri namaza çagiriyordu. Tam bu sirada hizla esen bir rüzgâr çikmisti. Agacin yapraklarini dünyanin bütün sehirleri üzerine, özellikle iki denizin birlestigi, iki karanin kucak açtigi iki dünyayi çeviren bir halkanin en degerli tasi niteliginde olan Istanbul'a dogru savuruyordu. Osman, halkayi (yüzügü) parmagina geçirmek üzere iken uyandi. Böylece, Osman ile Mal Hatun'un birlesmesinden dogacak olan soyun kuvvet ve kudretini tahmin ettirmekte olan bu rüyanin tabiri, genç

savasçinin Edebali'nin kizi ile evlenmesinde araya giren engelleri bertaraf ediverdi. Dügün söleni, hükümdarlarin dügünü gibi degil, Peygamberin seriatina ve gösterdigi örnege uygun olarak yapildi. Iki sevgilinin nikâhini, Edebali'nin müridlerinden müttaki bir zat olan Turud (baska kaynaklarda Turgud) adindaki dervis kiydi. Bu evlilik münasebetiyle olsa gerek ki, Osman Bey, zevcesine (esi) Bilecige bagli Kozagaç adindaki köyün gelirlerini pasmaklik olarak tahsis etmistir. Bilahare o da bu hasilati, tekkeye vakf etmistir. Bu konuda 985 (1577) senesi tarihini tasiyan ve Bilecik kadisina gönderilen bir hükümde söyle denilmektedir: "Bilecik kadisina hüküm ki, ecdad-i izamimdan merhum Sultan Osman Han elayhi'rrahme ve'l-gufran, mesayih-i izâmdan Edebâli merhum'un kerimesin tezevvüc eylediklerinde kaza-i mezbûre tabi" Kozagaç nâm karyeyi pasmaklik ihsan etmegin müsârun ileyha dahi karye-i mezbûrenin mahsûlun zâviyesine vakf edüp âyende ve revendeye sarf olunurken hâla karye-i mezkûrede sâkin olan... Tarihlerde, Osman Bey'in zevcesi olarak gösterilen Mal Hatun veya Rabia Hatun, Seyh Edebali'nin Osman'la evlendirdigi, Orhan ve Alaeddin'in annesi olarak belirtilmektedir. Halbuki Gazi Orhan Bey'in 724 (1324) tarihli vakfiyesinde "Mal Hatun bint Ömer" kaydinin olmasi bu kadinin Seyh Edebali'nin degil, Ömer Bey'in kizi oldugunu göstermektedir. Ayni sekilde birçok tarihteki rivayetlere göre Mal Hatun ve babasi Seyh Edebali, Osman'in vefatindan üç ay önce Bilecik'te vefat etmislerdir. Halbuki vakfiyede ismi geçen Mal Hatun, Osman Bey'in vefatindan sonra hâla hayattadir. Mal Hatun, herhalde Osman Bey'in oglu Orhan'in annesi idi. Osman Bey'in öbür zevcesi (esi) ve Seyh Edebah'nin kizi olan Bâlâ Hun (Bala Hatun) ise muhtemelen Osman Bey'in oglu Alâeddin'in annesi idi.

OSMAN GAZI'NIN SAHSIYETI
Osmanli tarihinin en dikkate layik sahsiyetlerinden biri olan Osman Bey, bir devlet kurucusu olarak tarih sahnesinin önemli kisilerinden biridir. Gerçekten de Selçuklu Bizans hududlarinda tesekkül eden bir uc beyliginin kisa bir müddet içinde büyüyerek tarihin akisini degistirecek bir güç ve kuvvete erismesi, yeni bir din ve kültürün tasiyicisi olarak eski Bizans Imparatorlugunun enkazi üzerinde kurulan yeni devlete Müslüman Türk

damgasini vurabilmesi hadisesi, tarihçiler arasinda henüz tam anlamiyla izah edilememis bir mesele halinde münakasa edilmektedir. Tarihte benzerine ender rastlanilan bir devletin kurucusu olarak Osman Bey ve ondan sonra gelen haleflerinin sahsî meziyetleri bu gelismede büyük ölçüde rol oynamis görünmektedir. nitekim bu konuya dikkat çeken yabanci bir arastirici, Osmanli Devleti'nin kudret kaynagi olarak gördügü üç ana unsurdan birinin hükümdarlarinin sahsiyetleri oldugunu belirtir. Bir devletin gelisip büyümesinde hükümdarlarin kabiliyet, ileriyi görüs, anlayis ve hareketlerinin önemli derecede rol oynadigi bilinmektedir. Bu durum, günümüzden önceki asirlarda daha büyük bir ehemmiyet arz ediyordu. Bu anlayistan hareketle Osman Gazi'ye baktigimiz zaman, onun gerek siyaset, gerek adalet ve gerekse halkina karsi olan sevgi ve merhamet bakimindan devrine göre özel bir yeri oldugu görülür. Bu sebepledir ki tarihler, onun, babasinin yerine geçtikten sonra Karacahisar'daki faaliyetlerinden bahs ederlerken söyle derler: "Osman, bey ünvanini alip beyligin basina geçtikten sonra ikametgâhi olan Karacahisar'daki kiliseyi camiye çevirdi. Bir imam ve hatip tayin etti. Bir de her türlü islere bakmak ve halk arasinda meydana gelen davalari hafta sonu olan Cuma günlerinde karara baglamak için bir Molla (Kadi) seçti. Kayinbabasi Edebali ve dört silah arkadasi (kardesi Gündüzalp, Turgutalp, Hasanalp ve Aykutalp) ile istisare ettikten sonra, Seyh Edebali'nin talebesi olan Karamanli Dursun Fakih'i imam olarak tayin etti. Pazarlarda din ve milliyet farki gözetmeksizin düzeni koruma görevini de ona verdi. Bir Cuma günü Germiyan Türk Beyi Alisir'in tebeasindan bir Müslüman ile Bilecik Rum liderine bagli bir Hiristiyan arasinda çikan kavgada Osman, Hiristiyanin lehine hüküm verdi. Bunun üzerine bütün ülkede Ertugrul'un oglu Osman'in hak ve adalet severüginden söz edilmeye baslandi. Bunun sonucunda da halk Karacahisar pazarina daha çok gelmeye basladi. Sâmiha Ayverdi'nin ifadesi ile "Müslüman Türkler aleyhine hakikatleri degistirmeyi muamele ve âdetleri haline getirmis olan Garpli tarihçiler arasinda bulunan Gibbons, zaman zaman gerçekleri teslimden de geri kalmayarak yakistirmaciliktan vaz geçer. Osmanli Imparatorlugu'nun Kurulusu adli eserinde Osmanlilar aleyhinde iftira derecesine varacak sekilde ifadeler kullanan Gibbons, Osman Bey'den bahs ederken su sözleri söylemekten de kendini alamaz: "Osman, etrafini teshir eden icazkâr bir sahsiyetti. Öyle bir sahsiyet ki, kabiliyetleri itibariyle kendisi ile rekabet edecek olanlar veya kendisinden üstün olanlar bile maiyetinde seve seve hizmet ederlerdi. Osman, isinin erbabi adamlari kullanacak kadar büyük bir adamdi. Orta kirattaki bir çok kimsenin yaptigi gibi, rakiplerini aradan

çikarmak ve etrafina yalniz kendisinden asagi simalari toplamak suretiyle üstünlügünü meydana koymak ihtiyacini duymazdi. Gerek kendini, gerekse baskalarini inzibat altinda tutmayi bilirdi. Bir bina kurucu, binasindan belli olur." Gerçekten, Osman Gazi'nin gerek hak ve hukuk anlayisi, gerekse insanlari belli bir düzen içinde disiplinli bir sekilde çalistirmasini bilmesi, onu zamanindaki birçok idareciden daha üstün bir sahsiyet haline getirmisti. Zira bina kurucu binasindan belli oluyordu. Bu sebeple olsa gerek ki halk, onun idaresindeki sehirlerin pazarlarinda haksizliga ugrama korkusu olmadan alis verisini yapiyordu. Bu da ekonomik bakimdan oldugu kadar sosyal ve idarî bakimdan da komsu ve çevre hükümdarlarin tebeasi bulunanlarin (uyrugunda olanlarin) psikolojik olarak Osman Gazi ile beyligine sempati ve hatta gipta ile bakmasina sebep oluyordu. Osman Gazi'nin, çevresindeki bir çok pürüzü ortadan kaldirip hakimiyetini tesis etmesi de bu anlayisla mümkün olmustur. Nitekim, Osmanlilar hakkindaki ilk Türkçe kaynak olarak kabul edilen Ahmedî'nin manzum eserinde: "Oldi Osman bir ulu gâzi kim ol, Nereye kim vardiysa buldi yol" seklindeki ifadesinden de anlasildigi gibi Osman Gazi, sahsiyeti, anlayisi, hal ve hareketleriyle bütün islerin üstesinden gelmeyi becerebilen nadir sahsiyetlerdendir. Bunun içindir ki vefat edip idareyi oglu Orhan'a biraktigi zaman, babasinin kendisine biraktigi topragin dört mislini ogluna birakmistir. 1281'de Ertugrul Gazi'nin ogluna biraktigi miras 4800 km2'den fazla degildi. Insan, XVI. asirdaki Osmanli Devleti'ni düsündügü zaman bu rakamin üzerinde heyecanla titremekten kendini alamaz. Zira bu toprak parçasi, o muazzam devlet için çok basit ve küçük bir parçadan öteye bir mana tasimaz. Bu topraklar, Bilecik'in Sögüt ve Bozöyük kazalarini, Kütahya'nin Domaniç kazasini, yani en kuzeyindeki çikintiyi, Eskisehir'den Yarimca nahiyesini, yani Porsuk ile Sakarya arasindaki kismi, Eskisehir sehrini disarida birakip sehrin varoslarini yalayacak sekilde ihtiva ediyordu. Osman Bey'in 1324'te biraktigi miras 16000 km2 olmustur. Stratejik fetihlerin hayatî ehemmiyeti bir yana, bu rakamdaki dikkate deger nokta, baba mirasinin 43 yil ugrasilarak üç veya üç buçuk misline çikarilmis olmasidir.

Osman Bey 1291'de Karacahisar'i alip Porsuk'a iyice güney sirtini dayamis, 1299'da Bilecik, Yarhisar ve Inegöl fethedilmis, 1302'de Koyunhisar ve 1301'de Yenisehir alinarak Marmara'ya 15, Iznik Gölü'ne 10 km. yaklasilmistir. 1308'de Lefke (Osmaneli), Gölpazari, Yenipazar, Geyve, Tarakli, Akyazi, bir müddet sonra da Hendek alinmis, Sakarya'nin bütün dogu kiyilari ele geçirilmistir. 1313'te Inegöl'ün kuzeybatisindaki Akhisar alinarak Inegöl-Yenisehir feth edilerek Gemlik Körfezi güney kiyilari, Kestel dahil Bursa'nin bütün varoslari Türklere geçmistir. Onun siyasî dehasina isaret eden Hammer, isim benzerliginden yola çikarak Osman Gazi'yi, Allah elçisi Hz. Muhammed'in üçüncü halifesi Hz. Osman (24-35/644-656)'a benzeterek söyle der: "Peygamberin üçüncü halifesi olan Osman'dan beri, Islâm kanunlarina bagli bulunan ülkelerin tahtlari üstünde bu isimle hiç bir hükümdar söhret kazanmamistir. Bu halifenin, fatih ve kanun koyucu sifaati ile kazandigi nurlu san ve söhret, yediyüz yil sonra, Osman adinin hatirlattigi gibi Ertugrul'un oglunda ve onun daha sonraki kusaklarinda yine parlak bir sekilde gözükecekti." îleride daha genis bir sekilde temas edilecegi gibi o, devlet olmanin geregi olan kanunlarin yürürlüge konup uygulanmasinda, o dönem için devlet erkâni diyebilecegimiz arkadaçlan ile istisare ettikten sonra karara vanyordu. Nitekim Âsikpasazâde'nin ifadesine göre "Bâc-i bazar" denilen pazar vergisinin tarhi böyle bir istisareden sonra olmustur. Keza, o dönem ve daha sonraki asirlarda devrine göre fevkalade ileri bir düsüncenin mahsûlü olan "Dirlik" sistemi de yine onun tarafindan uygulanmaya konmustu. Toprak sisteminin önemli bir bölümünü meydana getiren timar, Osmanli toprak rejiminin temelini teskil eder. Zira bu cemiyette, iktisadî, ictimaî, askerî ve idarî teskilâtlarin tamami büyük ölçüde toprak ekonomisine dayanmaktadir. Toplum hayatinda en küçük vazife sahibinden, devletin basinda bulunan hükümdara varincaya kadar hemen hemen bütün sosyal gruplar geçimini toprak gelirleri ile temin etmekteydiler. Bunun içindir ki Osman Gazi, feth ettigi yerleri silah arkadaslarina dirlik olarak verirken bununla ilgili bazi kanunlar da koyar. Nitekim bu konuda Âsikpasazâde'nin ifadesi ile o söyle der: "Her kime kim bir timar virem âni sebebsiz elinden almayalar. Ve hem ol öldügü vakitte ogluna ve eger küçücük dahi olsa vireler. Hizmetkârlari sefer vakti olicak sefere varalar tâ ol sefere yarayincaya. Ve her kim kanun düzse Allah ondan razi olsun. Ve eger neslimden bir kisi bu kanundan gayri bir kanun koyacak olursa edenden ve ettirilenlerden Allah Teâlâ razi

olmasin". Bu ifadelerden maddeler halinde su sonuçlari çikarmak mümkündür: 1- Hiç kimsenin timari sebepsiz olarak elinden alinamaz. 2- Timar sahibinin ölümü halinde timari ogluna intikal eder. 3- Sayet ogul küçükse, sefere gidecek yasa gelinceye kadar onun yerine hizmetkârlarinin sefere gitmesi gerekmektedir.

OSMAN BEY'IN SIYASI FAALIYETLERI
Daha önce de temas edildigi gibi, Ertugrul Bey'in vefatindan sonra, Kayi boyunun idaresini üstlenebilecek kudret ve vasifta görülen Osman Bey, 23 yaslarinda iken beyligin basina getirilir. Filhakika Osman Bey, babasinin son günlerinde de beylige vekâlet etmekte idi. Onun, beyligin basina getirilmesi, alti asirdan daha uzun bir süre yasayacak olan devlete "Osmanli" adinin verilmesine sebep oldu. Böylece Hammer'in de isaret ettigi gibi Islâm dünyasinda, UI. Halife olan Hz. Osman'dan sonra bir Osman daha tarih sahnesine çikiyordu. Beyliginin ilk dönemlerinde Kastamonu Uc beylerinden Çobanogullari ile irtibati olan ve hatta bir bakima onlara bagli oldugu söylenen Osman Bey'in, Çobanogullarinin gazâ faaliyetlerini durdurmalari üzerine harekete geçip gazaya devam ettigi belirtilmektedir. Osman Bey'in, Uc'larda gazâ faaliyetlerine baslayip liderligi eline geçirmesi, kudret ve nüfuzunun günden güne artmasina sebep oldu. Bununla beraber o, babasi Ertugrul Bey'in Rum tekfurlari ile iyi geçinme siyasetine itina gösteriyor, onlarla dostane münasebetleri devam ettirmek için azamî derecede gayret sarf ediyordu. Fakat bazi Rum tekfurlari onun güçlenmesinden kusku duyup rahatsiz olmaktaydi. Bu sebeple "Imdi bunlari bu vilayetten çikarmazsaniz veya kovmazsaniz ahir (son) pismanlik fayda vermez" gibi sözler söylüyorlardi. Bu tekfurlar içinde özellikle Inegöl tekfuru, komsu tekfurlara Osman Bey'in ileride kendileri için büyük bir tehlike olacagini bildiriyor ve Osman Bey'e bagli Türk kabilelerine bir takim zararlar vermekten geri kalmiyordu. Bunun üzerine Inegöl'ün zaptina karar veren Osman Bey, bir miktar kuvvet ile kaleyi almak için yola çikar. Inegöl tekfurunun Ermenibeli'nde pusu kurdugu ögrenilmesine ragmen Osman Bey, pusu kurmus ve gücü bilinen bu kuvvetli düsman ile

Bu muharebe esnasinda Karacahisar beyinin en genç kardesi Latos (veya Kalanos) da öldürüldü. Bu sehid. Bununla beraber Osman Bey'in kardesi San Yatu da bu savasta sehid düstü(1288).. Uc Beyi olmustur. Feridun Bey Münseati'nda belirtildigine göre Sögüd'ün temlik ve iktasini gösteren ferman 683 (1284) tarihini tasimaktadir. Osman Bey. Bu fermanda Sögüt ve Eskisehir'in ilhaki ile teskil olunan sancaga Osman Sah Bey'in tayin edildigi ve o siralarda Selçuklu hükümetince alinan mirî vergilerin tamamindan muaf oldugu bildirilerek söyle deniyordu: ". Osman Gazi'nin ilk fethidir. Nitekim o. alim ve cahil.. (1284) yilinda meydana gelen bu hadise.. Bu olay." . mefhumun siâr ve disar edünüp serr-i zâlimi.. Sögüt'e getirilerek orada babasi Ertugrul'un türbesine defn edildi. Domaniç civarinda Inegöl tekfuru ile yeniden karsilasir.. mazlumdan def ve ates-i mezâlimi ruy-i zeminden ref etmesine cidd ve cühd gösterüp. fevaidinden behremend olmaga çalisip zaman-i hükümette vadi' (alçak) ve serifgani (zengin) ve fakir. Selçuk hükümdari Giyasu'd-Din Mes'ud. bu basarisindan dolayi Anadolu Selçuklu Sultani'nin kendisine gönderdigi hâkimiyet (beylik) sembollerini (alamet) alarak bir sancak beyi durumuna geldi. Saru Yatu'nun naasi. Bir müddet sonra Osman Bey. Gerçekten. sol ki mukteday-i zat-i adalet simattir mesned-i emânet ve eyalette kemâl-i vekar ve sekine birle temekkün ve karar eyleyüp. muharebe sahasina yakin olan ve adi geçen yerin alt taraflarinda Hamza Bey köyü arazisinde harap bir kervansaray yaninda defn edilir. bu muvaffakiyetten sonra Karacahisar'i feth etti. Inegöl tekfurunun Karacahisar tekfuru ile ittifakina sebep oldu. Bir sancaklik yer itibariyle saadetimden müsarünileyhe taklid edüp verdim ve buyurdum ki.. Osman Bey. karib ve baid (yakin ve uzak) müsafir ve mücavire cümleten yeksan bakup... Karacahisar tekfurunu da yanina alan Inegöl tekfuru bu sefer yenilmekten kurtulamadi. Asikpasazâde'nin ifadesine göre hicretin 684. Bu savastan birkaç gün sonra Inegöl'e yakin bir mesafedeki Kolaca kalesi basildi. ahalisi teslim oldu ve kale zapt edildi. Keza 688 (1289) tarihini tasiyan ve Kara Balaban Çavus ile gönderilen ikinci ve daha kapsamli fermana göre artik o. kiliç ve gümüs takimli at gibi hediyeler de gönderilmisti. Fermanla birlikte kendisine tug. özellikle Karacahisar'in fethinden sonra siyasî bir sahsiyet kazanmis görünmektedir.çarpismaktan çekinmez. umumî siyaseti cümlesinden olarak uc beylerini taltif ettigi sirada Osman Bey'e de bir ferman göndererek ona Sögüd'ü temlik etmis idi. alem. Bu çarpismada Osman Bey'in yegeni ve kardesi Saru Yatu'nun oglu Bay Koca sehid düser.

zaman. Osman Bey'in dostu olan Köse Mihal'i de kendi taraflarina çekmek istediler. kuvvetlerini iyi bir disiplinle yetistirmekten geri kalmiyordu. Bu sebeple bunlar. çevredeki Rum tekfurlarini oldukça tedirgin etmeye baslar. Bununla beraber savas ve çatisma olmaksizin Mudurnu ve Göynük taraflarina yapilan akinlar üzerinden tam yedi sene geçti. Buna göre kendisi ile tesrik-i mesai etmis olan Harmankaya Rum Beyi Köse Mihal da olmak üzere Sakarya vadisindeki Sorkun (veya Sorgun köyü). Aksine onlar. Fakat Osman Bey'i dügüne dâvete gelmis olan Harmankaya Rum Bey'i Mihal. Tarakli Yenicesi. Osman Gazi tarafindan fethi ile sonuçlanacak olan bu dügünde. Osman Bey ise asiretin agir ve kiymetli esyasi yerine atlara silah yükleyip 40 kadar yigit ve seçkin gaziyi de kadin kiyafetine sokarak Bilecik'e gönderdi. Bilecik'in. Bu gaziler. Bunun üzerine dâveti kabul eden Osman Bey. Bu gaye ile Osman Bey. Mudurnu ve Göynük taraflarina akinlar yaparlar. Fakat civarda bulunan Bizans tekfurlarinin da ona karsi olan düsmanliklari artiyordu. günden güne yeni topraklar elde edip basari kazanmasi. karsi tedbir aldi. Buna göre Yarhisar tekfurunun kizi ile evlenecek olan Bilecik tekfuru dügününe Osman Beyi de davet eder. 691 (1291)'de Eskisehir civarinda bulunan Karacahisar'i aldiktan sonra Mudurnu taraflarinda bulunan Samsa Çavus ve kardesi Sulamis ile de görüserek bir plân hazirlar. güzel bir firsat yakaladigini hesaplayarak buna memnun olmus ve dügün yeri olarak kararlastirilan Bilecik'e birkaç saat mesafedeki Çakir Pinari denilen yere gitmisti. dügün hediyesi olarak bir sürü kuzu gönderiyor. Osman Bey'in. Bu müddet esnasinda Osman Bey. Osman Bey'i durumdan haberdar etmis ve kendisi için hazirlanan suikasti bütün teferruatiyla ona anlatmisti.Osman Bey. Köse Mihal. dügün . Bu suikastin uygulanmasi için Yarhisar (Yenisehir ile Lefke yani Osmaneli arasinda) tekfurunun kizinin dügünü uygun bir firsatti.* Bilecik tekfuru. Osman Bey'i ortadan kaldirma çarelerini aramaya basladilar. kizinin dügünü esnasinda bu dügüne davet edilen Rum beylerini Osman Gazi ile baristirmak istedi ise de bunda muvaffak olamadi. Suikast plâni da bu esnada gerçeklestirilecektir. mekan ve uygulama için uygun sartlarin bir araya gelmesi neticesinde bir suikast plâni hazirlandi. dügünü müteakib bütün kabilenin yaylaya çikmak zorunda bulundugunu ve eskiden beri oldugu gibi kabilenin bütün kiymetli esyasinin yasli kadinlar vâsitasi ile kaleye gönderilmesine müsaade edilmesini taleb ediyordu. Bu arada da Osman Bey'e karsi bir suikast plani hazirladilar. Böylece gün geçtikçe durumunu kuvvetlendiriyordu. O zamana kadar her sene asiretin kiymetli esyasini kendi kalesinde muhafaza etmekte olan Bilecik tekfuru bile Osman Bey'in düsmanlari arasina girip onlarin saflari arasinda yer almisti.

Nilüfer suyu köprüsünü ol hatun yapti. oglu Orhan'la evlendirdigi Nilüfer ve dügün hakkinda su bilgileri verir: "Osman Gazi. Ve o suya Nilüfer deyü ad verdiler. Yapilan ani bir baskinla kale kusatilip feth olundu. Ol hatun vefat edince Orhan Gazi ile defn ettiler. Halkin büyük bir kismi da esir alindi. Gazilerinin basarisindan haberdar olan Osman Bey de yanindaki diger gazilerle birlikte Kaldirik (Âsikpasazâde'ye göre "Kildirik" s. müstevli Ilhanli kuvvetlerinin Osman Bey'in Uc Beyligi'ne zarar verme ihtimaline karsi asiret ve oymagin .münasebetiyle bos kalip ihmal edilecek olan kaleyi zapt edeceklerdi. Kalenin tekfuru ile ganimetleri Osman Gazi'ye getirdi. Bu dört pare hisarlari yerine mukarrer ettiler. Elhasil Osman Gazi dügün eyleyip Nilüfer Hatun'u oglu Orhan Gazi'ye vermek ister. Ikisinin dahi atasi Orhan Gazi'dir. Daha sonra Bilecik'e dönüldü. Sultan UI. Bununla beraber. Osman Bey. onu oglu Orhan Gazi'ye verdi kim Ülüfer Hatun'dur. Ülüfer (=Nilüfer) Hatun oldur ki. Bu durumda ona hediye takdimine gerek kalmamis oluyordu. Bilecik ve Yarhisar'in fethinin dogurdugu saskinlik ve düsmanin psikolojik durumunun bozulmasindan istifade için derhal Turgut Alp'i bir miktar süvari kuvveti ile Inegöl üzerine gönderdi. Bu esnada tekfur ve maiyeti de dahil olmak üzere dügün halkinin çogu öldürüldü. Kaleyi kusatma altina alan Turgut Alp. gelin ve ona ait esyanin disinda kalani tamamiyle gazilere dagitti. Osman Gazi'nin." Miladî 1299 senesinde meydana gelen bu üç fetihten itibaren Osman Bey'in gücü daha ziyade artmisti. Osman Bey. bu vak'alarda elde edilen ganimet ile esirlerden. sabaha karsi Yarhisar üzerine yürüdü. Alaeddin Keykûbad'in. O. Nilüfer adindaki gelini de bu hadiselerde pek çok yararligi görülen oglu Orhan'la evlenirdi. Asikpasazâde. Ilhanli hükümdari Gazan Han kuvvetleri tarafindan esir alinip Iran'a götürüldügünü ögrenir. Kaplica kapisina yakin yerde Bursa hisari dibinde tekyesi var. Ve hem Murad Han Gazi ve Süleyman Pasa dahi onun ogludur. Osman Bey. yeni fetih haberlerini bildirmek ve alinan ganimetten takdim etmek üzere Anadolu Selçuklu Sultani'na bir adam göndermek üzereyken. harp yapmak suretiyle burayi ele geçirmeye muvaffak oldu. (Lolofira. Lülüfer=Nilüfer) Orhan Gazi ol demde yigit olmustu. Bilahere bundan Murad Han Gazi ile Süleyman Pasa dünyaya geleceklerdir. Geline ait esya ganimet olarak alindi. 16) Derbendi denilen yerde dügünden dönen Bilecik tekfuruna pusu kurdu ve onu hezimete ugratti. Gerçekten de bu karsi plana göre tam zamaninda hareket edip Bilecik kalesini kolaylikla ele geçirdiler. Ve bir oglu dahi vardi kim onu göç üzerinde koyup dururdu. Ve hem öyle etti.

Mogollara yenilince Selçuklularin parlakligi gitmis (yildizi sönmüs). merkezini buraya nakl etmekle birlikte Selçuklulara olan bagliligini da devam ettiriyordu. Bu gelenek 210 sene devam ettikten sonra Fâtih Sultan Mehmed tarafindan kaldirildi. Selçuk hanedaninin elinde çok az yetki kalmisti. . Bunlardan her biri bagimsizlik sevdasma düserek güçleri yettigince ülkelere sahip olmaya basladilar." Firhakika gerek Osman.savunma isine önem verdi. Osman Bey'in. fetih faaliyetlerine devam etmek üzere Uc Beyligi merkezini buraya nakl eder. geçmis hukuku saymis. sancak vs. artik onlara boyun egmez hale geldiler. Nitekim Osman Bey. Bunun için tedbirler aldi. Gerçekten de Selçuklu Sultani Alaeddin Keykûbad tarafindan bagimsizlik nisanesi olarak davul. edep ve irfani. Selçuklularin. o. daha rahat hareket etme imkânini da buldu. Osman Bey. Selçuklulara olan bagliligindan bahs ederken. Mogollar karsisindaki zaafini firsat bilen çevredeki diger bazi beylerin nasil bagimsizlik sevdalarina düstüklerini anlatarak söyle der: "Selçuklu Devleti. Selçuklu Sultani UI. Bu sebeple. Bu sebeple Selçuklularin tabiî varisi olan Osmanli Beyligi. gücü ve kudreti ölçüsünde Selçuklu topraklarini korumus. gerekse ondan sonra gelen halefleri. ipekçilik. dokuma ve demir madenleri ile meshur olan Bilecik'in merkez olmasi düsünülmeye baslandi. öyle manevî bir disipline bagli idiler ki. Bu hanedanin. Selçuklu hatirasini onlarin bütün hareketlerinde görmek mümkündü. Hoca Saadeddin Efendi. bes vakit namaz esnasinda mehterhane çalindigi zaman onu ayakta dinlemislerdir. Osman Bey. Osman Gazi'nin. sahsî ve nazarî kaliplar halinde birakmayip devlet bünyesinde de ifade bulan bir anlayis olarak cemiyete mal etmistir. saltanat ve hayattan çekilinceye kadar siyasî istiklâlini ilân etmemekle. bu hakikatsizlerin tuttuklari yola gitmekten kaçinmis. çalinan nevbeti ayakta dinlemis olmasi. Alaeddin Keykûbad'in yoklugunun meydana getirdigi bassizlik ve serbestlik üzerine. cihad sancagini dikip ülkeler feth etmekle düsman gözünde ürkülecek. kendisine yurt ve istiklâl tanimak zorunda bulunan Sultan'a karsi. Gerçekten buranin alinmasi büyük bir basari oldugundan Osman Bey. ülke Mogollarin eline geçmisti. Ama Osman Gazi'nin dostlugu geçici olmayip. Osmanlilarda önemli bir gelenek (an'ane) haline gelerek ikiyüz sene muhafaza edilmistir. gönderildigi zaman. Binaenaleyh Osmanli Padisahlari. Su kadar var ki. çikis ve yükselis devirlerinin dinamizmi içinde yer alan bu terbiye ve anlayisa aktif bir örnek teskil etmistir. nimetlerle besledikleri çevredeki beyler. savas meydanlarinda korkulacak bir kisi olmustu.

gerekse genç ve yeni devlet için birçok bakimdan önemli bir yil olmustu. Bu bakimdan tarihler onun bu yilda bagimsizligini ilân ettigini ve artik "Han" olarak halki etrafina toplayip devlet müesseselerini islettigini anlatirlar. Düsmanlari kuvvetlidir. . Anadolu'nun diger bölgelerindeki gazilerin de gelip etrafinda toplanmalarina sebep olmustu. Nihayet oymak beyleri. Mogol (Ilhanli) Devleti'nin istilasina maruz kalmaktan endise ediyor ve Sultan'in esir olarak Iran'a götürülmesinden sonra Selçuklu Devleti'nin artik sona erdigine kani bulunuyorlardi. Selçuklu Devleti'nin hududlarinda ortaya çikan Uc beylikleri ve bilhassa garptakiler. Beri taraftan Selçuklu devletinin ugradigi zaaftan dolayi bulunduklari yeri ve hizmetleri terk ederek bassiz kalan bir kisim Selçuklu ümerasi da kendilerine bir bas ve siginilacak bir yer ariyorlardi. bu sebeple Osman Gazi'nin emâret ve riyasete (emirlik ve reislik) getirilmeye hak kazandigini söylüyorlardi. Bu sebeple onlar da Osman Bey'in çevresinde yavas yavas toplanmaya basladilar. Bunlardan büyük bir kismi ve bilhassa kiliç erleri. Fetihler ve meydana gelen bazi olaylar. Osman Bey'in topraklan idi. Osman Bey'in.OSMAN GAZI'NIN BAGIMSIZLIK KAZANMASI 699 (1299) yili gerek Osman Gazi. Selçuklu Sultani'nin ugradigi agir muamele karsisinda Selçuklu emir ve askerleri dagilip baska yerlere gitmek zorunda kalmislardi. Osman Bey'in reislik yaptigi asiret ve oymaklar. yürüttügü gaza hareketlerinde büyük basarilar elde etmesi. Bizans'a karsi cihad ve gaza isi ile mesgul olup onlara galebe çalan Osman Bey'in bulundugu yere yönelerek onun yanina geldiler. Böylece hududlardaki Türkmenler ile Mogollardan kaçip Uc'a gelen Türkler. bu durum karsisinda hükümdarligin mesru olarak Kayi Han evladina düsecegini. Ayrica Selçuklu ve Beyliklerin topraklarinda göçebe bir hayat yasayip Mogollara tabi olmak istemeyen Türkmen asiretleri de beyleri ile birlikte Osman Bey'in ülkesinde yasamaya ragbet ediyorlardi. Türkmen kabilelerinin reisleri ve Selçuklu Devleti bölgesinden gelen muhacirler (göçmen) toplanip: "Mogol istilasi Selçuklu memleketlerinde karar kilmis ve devam etmektedir. Artik Selçuklu devleti münkarizdir. Böylece buralarda hizmet ve is imkâni da bulacaklardi. Bunun için de en müsait yer. Osman Bey'in önemli kararlar almasini gerektiriyordu. Osman Bey'in mintikasina gelerek onun daha da kuvvetlenmesine yardimci olmuslardi.

iyi ahlâk. Bu merasim ile Osman Bey. Sorup muradlarini ögrendi. Osman Gazi de verdi. Daha söz bitmeden Osman Gazi geldi. Süleymansah dedem de ondan evvel geldi. Eger minneti su sancak ise ben kendim dahi sancak kaldirip kâfirlerle ugrastim. secaat ve semahat ile buna layik olan Osman Bey'dir. O. iktidar ve liyakat sahibi bir sultanin istiklâl ile hareket etmesini zaruri kiliyor. kudret. Âsikpasazâde bu konuda söyle der: "Karacahisar'i alinca sehrin evleri bos kaldi. Herkes Osman Bey'in önünde diz çöktü. Pazar da kurdular. hem de dindar ve müslümandir" deyip onu basa geçirdiler. Eger bu vilayete (ülkeye) ben onlardan önce geldim derse. Bu uc memleketlerin korunmasi ve himayesi ise kuvvet. Germiyan vilayetinden ve baska yerlerden bir hayli adamlar geldi. "Size ne lazimsa onu yapin" dedi. istiklâlini ilandan sonra büyük bir dikkatle Mogollarin hareketlerini gözetlemeye basladi. bana da hanlik verdi." . ben Selçuk hanedanindanim derse ben de Gök Alp neslindenim. O. Bu ona itaatin bir delili idi. böylece düsmanlarin ve zalimlerin bu taraflara müdahalesi önlenebilir. hem Kayilardandir. Iste Osmanli Devleti'nin istiklâli bu hadise ile (1299) basladi. sosyal ekonomik vs. Eger o. Dursun Fakih "Hanim! Sultan'dan izin gerektir" der. Kisa bir zaman içinde mamur oldu. Bunda Sultan'in ne dahli var ki ondan izin alayim? Ona sultanlik veren Allah. gibi müesseselerini tanzim etmesi ve bunun için gerekli tedbirleri almasi tabiî idi. Osman Gazi'den evler istediler. fiilen ve hukuken devlet reisi olarak padisah olmustu. Bu durum her tarafa da böylece bildirilmisti. hukukî. bagli bulunduklari Selçuklu Sultanligi'nin hayatina son veren Ilhanli Devleti tarafindan kendileri hakkinda nasil bir hareket takib edilecegini beklemeye basladilar. Osman Bey. Bununla beraber bu zaman zarfinda Osman Gazi'nin. halka imamlik ederdi. Buna muktedir degillerdir. Durumlarini ona söylediler.Hâlen Selçuklu Sultanlarindan hiç birisi Ilhanli Devleti'nin elinden mülkü geri almaga gelmedi. O. Dursun Fakih denilen aziz bir kisi vardi. Ona baglilik merasimi Oguz han töresine göre yapildi. O da gelip Osman Gazi'nin kayinatasi Edebali'ya söyledi. Türkmen boy ve kavimleri arasinda haseb ve neseb. Osman Gazi: "Bu sehri kendi kilicimla aldim. Osman Bey de bu umumi arzuya uydu ve karari kabul etti. hem Kayilardan semahat ile buna layik olan Osman Bey'dir. Birçok kiliseyi de mescid yaptilar. bu yeni devletinin dinî. Kendisi de dahil olmak üzere müstakil veya yari müstakil uc beyleri. Halk toplanip "Cuma namazi kilalim ve bir kadi isteyelim" dedi.

Zira bu Dursun Fakih bir aziz kisi idi. onu devletin yegane reisi olarak tanidigini ve Islâm hukuk anlayisina göre "Beytü'l-mal" hakki olan bu miktarin. rizasini alarak veliahdi olmak amacini güttü. Sultan Osman.Halk razi oldu kadiligi ve hatipligi Dursun Fakih'e verdi. elde ettigi ganimetlerin beste birini ona göndermekle. senlenmisti. Alaeddin'le bulusmak. Bunun tarihi hicretin 699 (1300)'unda vaki oldu. bayrak (alem) ve kiliç göndermisti. Osman Gazi adina okunan ilk hutbe. O. yerine sarf edilmek üzere onun hazinesine göndermisti. bu Feramürz oglu Alaeddin Keykûbad'in oglu yoktu. Nesrî. bu sultan U. Bilecik'in feth edilmesinden nice yillar öncedir. Osman bunu isitince "hüküm yüce ve ulu Allah'indir" diyerek derhal buyurdu: Dursun Fakih'i Karacahisar'a hem kadi hem de hatip yaptilar. Bazilari. nezdine gitmek hazirliklarini yaptigi sirada. "Sultan Alaeddin"den davul ve bayrak gelmesi. Sultan Alaeddin'in öteki dünyaya intikal ettigi (öldügü). Zira. Osman Gazi'nin istiklâli ve Selçuklu Sultani Alaeddin'den kendisine gönderilen hükümranlik nisaneleri hakkinda söyle der: "Hülasa Osman'a davul ve bayrak gelince. Osman'i hemen (hemen) oglu yerinde görerek (ona) davul. Hatta. hutbeyi ve sikkeyi yine sultan adina kilmisti. kiliç gibi hükümranlik alhameti olarak kabul edilen bu esyanin gönderilme tarihi hicretin 688. Feramürz'dan mensurla birlikte kendisine gönderilen davul. o da ganimet malindan 1/5 (beste bir)'ini ayirarak hadsiz (hesapsiz) hediyeler ve nihayetsiz armaganlarla (birlikte) Konya'ya giderek. Halka imamlik ederdi. Karacahisar'da okundu. Cuma hutbesi ilk önce Karacahisar'da okundu. 1289) senesidir. . Selçuklu sultanina bagli kalmis. (M. Akdemirle gönderdi" dediler. onun gönderdigi hükümranlik nisânelerini almakla birlikte ona karsi saygisizlik mânâsina gelebilecek bir harekete tevessül etmekten kaçinmisti. Edebali ile de tanisikligi vardi. Karacahisar'a da Germiyan'dan ve baska yerlerden hayli Müslümanlar gelmis. oglu kalmadigi için yerine veziri Sâhib'in geçtigi haberi geldi. Karacahisar alindigi vakit. Feridun Bey'in Münseâtinda da belirtildigi gibi Selçuklu Sultani Alaeddin b. Daha önce de temas edildigi gibi Osman Gazi. Gerçekten. sancak. Osman Gazi de Sultan Alaeddin zamaninda her ne kadar bir nevi istiklâl bulmussa da lakin edebe riayet ederek.

O kisi hana varip sözünü söyledi. "Han'a git" diye cevap verdi. Nitekim Osmanli döneminin ilk vergisi diye kabul edebilecegimiz bâc ile ilgili kanunu yürürlüge koyarken sadece kendi çevresinin degil. biraz önce belirtilen kanunlari uygulamaya koyduktan sonra eskiden beri Oguzlarin âdeti üzere elde edilmis olan yerleri kardes. baskasinin olur mu? Onun mülkünde (malinda) benim ne dahlim var ki ondan akça alayim. Bu cümleden olarak Karacahisar . Bu teklifin kabulünde Osman Gazi'nin yakin arkadaslari da tesirli olmus görünmektedirler." dedi. nizam ve sistemleri yürürlüge koyup yerlestirmek zorunda idi. Bunun üzerine halk dedi ki: "Hânim! Bu. Kim bu kanunu bozarsa Allah onun dinini de dünyasini da bozsun" dedi. Bütün vilayetlerde vardir ki padisah olanlar alir" dedi. var git artik bana bu sözü söyleme.Osman Gazi." dedi. bir Germiyanli'nin teklifi üzerine kabul edilmistir." Osman Gazi: "Mâdem ki siz öyle diyorsunuz öyleyse pazara bir yük getirip satan herkes iki akça versin. Osman Gazi: "Tanri mi buyurdu yoksa beyler kendileri mi yapti?" diye sordu. Osman gazi çok kizdi: "Bir kisinin kazandigi. Keza onun hükümranliginin taninmasi da bu sekilde olmustu. ogul ve silah arkadaslarina dirlik olarak verdi. "Bu pazarin bâcini (vergisini) bana satin" dedi. Savasa istirak karsiligi (daha sonra genellikle eskinci timari) olarak verilen timarlarin sahipleri sefer aninda harbe gitmek zorunda idiler. Satamayan ise bir sey vermesin. Osman Gazi'nin uygulamaya koydugu kanunlardan biri de daha önce temas edildigi gibi timarla ilgilidir. baska beyliklerin vatandaslarindan olan insanlarin fikir ve uygulamasini da dikkate almisti. bagimsizligini (istiklalini) ilân edip kendisi adina hüküm verecek olan kadi ve yine kendi adina hutbe okuyacak hatib tayin ettikten sonra. Görüldügü gibi dönemin ekonomik ve sosyal sartlarina göre devlet ile idare için önemli bir gelir kaynagi olan ve "Bâc-i bazar" denilen vergi. Osman Gazi sordu: "Bâc nedir?" Adam dedi ki: "Pazara ne gelse ben ondan para alirim. Bu konuda en eski kaynaklardan biri olan Âsikpasazâde söyle der: "Kadi ve Sübasi konuldu. Osman Gazi. bir nesnecik vereler. pazar beylerine âdettir ki. Bütün bunlarin yapilmasinda çevresindeki arkadaslarinin görüslerinden de istifade ediyordu. Halk. Bre kisi. O adam: "Töredir hânim. Sana ziyanim dokunur. Germiyan'dan birisi geldi. O adam: "Hânim! Bu töredir. Halk kanun ister oldu. devlet olmanin gerektirecegi yeni kanun." Osman Gazi: "Senin bu pazara gelenlerde alacagin mi var ki akça istersin?" dedi. ezelden kalmistir.

Kendisi Yenisehir'e giderek gazilere ev yapiverdi. Kayin atasi Seyh Edebali'ya Bilecik ösür ve resimlerini (vergi) verdi. Beyligini bes idare bölgesine ayirdi. öbür taraftan da Rum tekfurlarinin düsmanligini celb edecegini söyler. Köprühisar'inin alinmasi bir taraftan Germiyanogullarinin. Simdi dahi o azizin adi anilir. fethini lüzumlu gördügü Köprühisar üzerine hareket etme tesebbüsüne geçecegi ve bu hususta gaziler ile beylerin de ayni fikirde olmalarina ragmen amcasi Dündar Bey'in. kuvvetleri arasinda bozgunluk ve tefrika çikarmaya sebep olacak bu hareket karsisinda. hem de Bilecik kalesine hakim oluyordu. Bu arada Iznik üzerine yapilabilecek bir harekatin tertip ve tanziminde elverisli bir konumda bulunan Yenisehir'i de hükümet merkezi olarak seçti. Yarhisar'i Hasan Alp'a verdi ki bu da yarar bir yoldasti ve kendileri ile birlikte gelmisti. savaslarda yararliliklari görülenler ile güvendigi kimselere tevcih etti. Bu görüsünde de israr edip harbe mani olmak ister. Devleti için Yenisehir'i merkez ve adaletin duragi edinerek askerlere konaklar yaptirip mescid ve hamamlar insa ettirmeye yöneldi. . Hoca Saadeddin Efendi.sancagi ki ona Inönü derler oglu Orhan Bey'e verdi. Inönü kalesini Aygud Alp'a. Sultanönü demekle meshur olan Karacahisar sancagini Orhan Gazi'ye verdi. bir müddet sonra Köprühisar'a yöneltildi. bu sehrin gelirini de seyhin harcamalarina ve çevresindeki fakirlerin ihtiyaçlarina sarf edilmek üzere ayirdi. Gaza faaliyetlerine devam edip ülkesini genisletmek isteyen Osman Gazi'nin akinlari. seferin aleyhinde bulundugu görülür. Osman Gazi'nin dirlik olarak verdigi yerler hakkinda su bilgileri verir: "Osman Gazi 701 (1301-1302) tarihinde hükmü altinda bulunan bel-delere keremli çocuklarini ve güzel yaradilisli beylerini tayin etti. Eskisehir'i Gündüz Alp'a. Bunlari. Sübasiligini kardesi Gündüz'e verdi. Bilecik kalesini ailesinin ikamet mahalli olarak seçen Osman Gazi. Bu esnada (1302) söyle bir hadiseden bahsedilir: Osman Gazi. Içerdekiler mahsur kaldi. Inegöl mintikasini Turgut Alp'a verdi." Görüldügü gibi. Inegöl yöresinde köyleri var ki ona "Turguteli" derler. Ogullarindan yigit Alaeddin Pasa'yi keremli ve faziletli annesi ile birlikte Bilecik'te Seyh Edebali'nin yaninda biraktigi gibi. Köprühisar'in çevresi yagmalanmakla birlikte kale zapt edilemedi. hem beylik ailesine nezaret ediyor. Osman Bey. Dündar Bey. Hanimini Bilecikte babasi ile birlikte birakti. Yarhisar'i Hasan Alp'a ve Inegöl'ü Turgud Alp'a verdi. Bu uygulama ile Seyh Edebali.

Nihayet Osman Bey. Ilhanli hükümdarindan gelen bu neviden emirlere itaat. baris) yolu ile teslim olmasini teklif eder. asra kadar ayakta kalmistir. Bir taraftan Iznik muhasara edilirken. Bunun için uzun bir müddet ugrasmak gerekiyordu. Bunun üzerine yapilan kuvvetli bir hücumla kale feth olunur. Daha önce de Osman Bey'in bagimsizlik hareketinden bahs edilirken temas edildigi gibi bu esnada Ilhanli hükümdari Gazan Mahmud Han. fethi çabuklastirmak için askerlerine yagmaya müsaade ettigini bildirir. bilahare seferin ikmalini emîrlerinden Çoban Bey'e havale edip Tebriz'e dönmüstü. Yenisehir ovasinda topladigi kuvvetlerini alarak Köprühisar'a gelir. Halka sulh (harb etmeksizin. Nesri'nin bu kaydini mubalagali ve hatali bulanlar.rivayete göre aniden sinirlenerek amcasini okla öldürür. kendi ülkelerinde yari müstakil ve civardaki Bizanslilar ile harp ve sulh etmek haklarina sahip Anadolu beyleri için bir vecibe kabul ediliyordu. Osman Gazi. Çok siddetli bir çarpisma olmasina ragmen halkin hayatina dokunulmaz. Osman Bey. Yolu üzerindeki Marmara'ya gelince buranin tekfuru itaat edip el öptü. Böylece Ilhanli hükümdarinin emri de yerine getirilmis oldu. . Osman Bey de Köprühisar fethinden döndügü zaman bu emri almisti. Rum tekfurlarina karsi basari ile yürüttügü gaza harekati. Bununla beraber çok müstahkem ve muhafizlari da kalabalik olan bu mühim kalenin zapti pek kolay görünmüyordu. Osman Bey'in. Muhasaranin kaldirilmasina karar verilmekle beraber. diger taraftan da akincilar çevre köylere akinlarda bulunuyordu. Bunun üzerine Osman Gazi de kendisini yerinde birakti. Fakat Anadolu beylerini de onun maiyetinde bulunmaya memur etmisti. Anadolu'daki diger gazilerin gelip etrafinda toplanmalarina sebep oldu. Bu teklifin kabul edilmemesi üzerine muhasara ve cenk baslar. Böylece gerek Iznik. Halkin evlerine ve mallarina dokunulmadi. dinlenmek üzere bir müddet bekledikten sonra Iznik üzerine yürümüstü. Iznik'in devamli sekilde tazyik ve baski altinda tutulmasini temin maksadiyla güneyindeki dagin etegine bir kale insa olundu. Misir'daki Memlûk Devleti'ne karsi hareket ile Haleb'e gelmis. Bu savaslarin sonunda yurduna dönen Osman Gazi. Bunun üzerine oglu Savci Bey'i bir miktar askerle gönderdi ise de kisin siddetli ve yollarin kapali olmasindan dolayi bu askerî birlik geri döndü. Harekattan haberdar olan bazi köylerin halki. Osman Gazi'nin ihtiyar amcasina karsi böyle bir hareketine mani bulunamayacagini ileri sürenler de vardir. Burasi Iznik'in fethinden sonra yikilmis fakat harabesi XVI. Iznik kalesine siginmisti. Içine levazim ve mühimmat konulan bu kalenin dizdarligi Taz Ali adinda gazi bir yigide havale edildi. gerekse çevresi sikistirilmis oluyordu. 1303 senesinde Yenisehir'den Iznik üzerine hareket etti.

Anadolu beylikleri hakkinda takib edecegi siyasetin gelismesinde aramak lazimdir. döneminin strateji bakimindan en önemli muharebelerinden biridir. Bizans Imparatoru ile komsu Rum beylerini harekete geçirdi. muharebeye girmekten çekinmedi. Bu muharebe. Az ve fakat çevik bir kuvvetle hazir bekleyen Osman Bey. halen Bursa'da bir köy) Bednos (Mednos. Bu sebeple 1306 senesinde kendi aralarinda bir toplanti yaptilar. Bu muharebede iki taraf ta çok zayiat verdi. Zira o dönemde. Iznik kusatmasindan döndükten sonra bir müddet hareketsiz kalir. KOYUNHISARI MUHAREBESI ve SONRASI Osman Gazi ve beyligi için büyük bir ehemmiyeti haiz olan Koyunhisari muharebesi. Kete (Kite. Buna göre tekfurlar büyük kuvvetler toplayarak ani bir baskinla bu tehlikeyi ortadan kaldirmaya karar verdiler. Bunun sebebini Gazan Mahmud Han'in yerine Ilhanli hükümdarligina geçen Olcaytu Muhammed Hudabende Han'in.Osman Bey. Bursa tekfuru. Bursa tekfurunun reisligi altinda bir ittifakin kuruldugunun duyulmasindan sonra bozulacakti. casuslari vasitasiyla beyligi aleyhine düsünülen bu baskindan zamaninda haberdar oldu. Bu toplantida basta Bursa Rum valisi olarak Atranos (bugünkü Orhaneli kazasinin merkezi olan Adrianos kasabasi). Bu arada Bizans'tan da Muzalon komutasinda iki bin kadar yardimci bir kuvvet geldi. Osman Gazi. Mamafih bu sükûnet hali. onlara uzun bir hitabede bulunarak Osman Gazi ve devletinin kendileri için nasil büyük bir tehlike oldugunu anlatmakla kalmamis ayni zamanda birbirleri ile nasil yardimlasacaklarini ve günden güne büyüyen bu tehlikeyi nasil bertaraf edeceklerini de bildirmisti. Tarihçi Hoca Saadeddin Efendi bu siddetli çarpismayi söyle tasvir eder: "Kirilasica düsman edince cûs u hurûs Saflar kaynayip deniz misali eyledi cûs" . Osman Bey ve arkadaslarinin basarilan. Bu yüzden kuvveti sayica çok az olmasina (bes bin civari) ragmen bu müttefik orduyu Koyunhisari (Izmit'in Kuzey Dogusunda eski bir kale Baphaeon) mevkiinde karsilamaya karar verdi. Bursa'nin kuzey batisinda bugünkü Balat köyü) ve Kestel tekfurlan bu toplantida hazir bulunmuslardi. Osman Bey'in Iznik sehrini baski altinda tutmasi üzerine ilk defa Bizanslilarla karsi karsiya gelmesine de sebep olmustu. Karamanogullari beyligi Ilhanlilar tarafindan siddetle cezalandirilmisti. Madenos.

takib edildi. Bu takib. Burada yeniden siddetli bir çarpisma meydana geldi. Bu muvaffakiyet. bu tekfura karsi büyük bir kin ve hinçlari vardi. Buna göre Osmanli kuvvetleri Ulubat nehri köprüsünden geçmeyeceklerdi. Bununla beraber artik Izmit yolu da Osmanlilara açilmis bulunuyordu. Bu sebeple onu takib ederek Ulubat tekfurundan teslimini istediler. Böylece Kite beyinin öldürülmesi ile bura ve Kestel de Osman Bey'in beyligine katilmis oldu. Böylece Bizans tarafindan da desteklenen birlesik ordu maglub oldu. Bursa önüne kadar akin yapiyorlarsa da uzun müddet devam edecek bir muhasarada bulunamiyorlardi. güzellerin gözleri gibi fitneler saçmaya. Bursa'nin kuzey tarafi hariç olmak üzere üç taraftan yolu kesilip tek basina ve yalniz birakildi. rahibin güzel kizini Kara Ali ile evlendirdi. Osman Gazi."Yigitlerin oklari. Tekfur. Gerçekten de gerek Osman Bey'in hayatinda. bozdoganlarin vuruslari altinda kirilmis. Koyunhisari muharebesi sonucunda. . Bu kilisenin rahibi. Osmanli kuvvetlerinin duraklamasina sebep olduysa da bizzat Osman Bey'in ileri atilip orduyu tesyi etmesi sonucunda düsman geri çekilme zorunda kaldi. halk arasinda çok söhretli bir kimse kabul edildiginden evi kutsal bir mekân olarak ziyaret ediliyordu. Osman Bey'in çevresinde hatiri sayilir bir Bey haline gelmesine sebep oldugu gibi düsmanlarinin da kendisinden çekinmesine sebep olmustu. Gerek bu vak'a gerekse Osman Bey'in kuvvetlerinin azligi. Osman Bey kuvvetleri. Bu esnada Ulubat Gölü'ndeki Alyos Adasi Aygut Alp oglu Kara Ali Bey tarafindan sulh yolu ile feth olunmustu. kan deryasina gömülen kara kafalarinda yuva kuran fesad tohumlari. ugursuz düsmanin kelleleri boru ve davul nagmeleri ile oynamaya baslayinca. Osmanlinin keskin kilici asiklarin kirpikleri gibi kanlar dökmele. kale halkinin istek ve israrlarina dayanamayarak bir sartla onu teslim edebilecegini söyler. Kite tekfuru ise Ulubat tekfuruna sigindi. Osman Bey kuvvetlerinin. kuvvetli bir savunmaya sahip olan Bursa'ya deniz yolu ile Bizans'tan yardim malzemesi gelmeye devam ediyordu. gerekse onun halefleri zamaninda bu söz tutularak adi geçen köprüden geçilmedi. Islâm ordusu yeni bir basari ve zafer kazanmisti. Maglubiyeti kabul edip çekilen düsman ordusu. bu rahibi ailesi ile birlikte Osman Gazi'nin huzuruna getirdi. Dinboz (Sogukpinar Nahiyesine bagli bir köy)'a kadar sürdü. Kara Ali. Adanin içinde büyük bir kilise bulunuyordu. Ancak gerektigi zaman nehrin denize döküldügü yerden kayiklar ile karsi tarafa geçerlerdi." Gerçekten çok çetin geçen bu savasta. Kestel ve Bednos tekfurlari burada maktul düstüler. Bununla beraber. Osman Gazi'nin yegeni ve Gündüz Bey'in oglu Aydogdu sehid oldu. Bursa ve Adrenos tekfurlari kendi kalelerine çekildiler.

birer birer Türklerin eline geçiyordu. Tire ve Salihli gibi Bizans sehir ve kalelerini kurtarmak vazifesi ile görevlendirilmisti. XXIII. 105. Temmuz 1308'de gerçeklesen bu fetih sayesinde Osman Bey. Bizans Imparatorunun. bu defa da Ocaytu Muhammed Hudabende Han'a nisanlamis idi. Le Beau. Fakat daha önce bu konuda uc beylerine yapilan ikaz ve ihtarlar herhangi bir fayda saglamadigi gibi. Bu sayede Osmanli tehlikesinden kurtulmus olacakti. Maria'nin. Bu sebeple Bizans topraklarina akinlar siklastirildi. fasil 53'ten naklen bu ordunun otuz bin kisilik bir kuvvet oldugunu belirtir. büyükçe bir orduyu (Uzunçarsili. bütün bu basarilarindan sonra biraz dinlenmeye ve halkinin idaresi ile daha iyi mesgul olmaya baslamak için Yenisehir'e dönmüstü (1310). diger taraftan öteki uclardaki Türk beylerinin Bizans kale ve topraklarina olan hücumlari sonucunda kazandiklari basarilarindan telasa düsen Bizans Imparatoru Ikinci Andronikos. bu taraftaki akinlarin siddetinden ve bu yerlerin de imparatorluk merkezine çok yakin olmasindan ileri geliyordu. Osman Bey ise bu kadinin kullandigi magrurane tavir ve lisandan hiç ürkmüyor. tasavvura göre hem Osman Gazi'ye karsi. Bizans'a yardima gönderecek oldu. Osman Bey'e müstakbel esi Ilhanli hükümdarinin kirk bin kisi ile hududa dogru ilerledigi seklinde haber göndermesi de bir sonuç vermedi. Bu sihriyetten (akrabalik) memnun olan Ilhanli hükümdari. Bati Anadolu'daki sehir ve kaleler. Iznik'i sikistirmaya basladi. Zira Ilhanlilar bu sirada hem içerde mesgul hem de hariçte Memlûk sultani ile mücadele halinde bulunduklarindan uclardaki harekâta bakacak durumda degillerdi. kizkardesi prenses Maria'yi Ilhanli hükümdarina vererek Mogollarin yardimlarini kazanmak istiyordu." Osman Gazi. hem de Bati Anadolu'daki Türk beyleri tarafindan sikistirilip muhasara altina alinan Efes. Her ne kadar Ilhanli hükümdari. bu defa da prenses Maria'nin. bilakis daha cür'etli hareket etmeye basliyordu. Türk fütûhatindan kurtarilmasi için daha önce Mahmud Gazan Han'a nisanladigi hemsiresi (kizkardesi) Maria (Meryem)'yi. Aradan bir iki sene geçti.Bir taraftan Osman Bey'e bagli kuvvetlerin faaliyetleri. güçlü bir sekilde ortaya çikan bu yeni hareket karsisindaki tavri ile ilgili olarak Gökbilgin de söyle demektedir: "Bizans Imparatoru. Bu ordu.) seferber ederek. Bu zaman zarfinda bir devlete yarasir . tehdidini bilhassa Osman Gazi'ye tevcih etmesi. Mogol yardiminin bir an önce gelmesi için Iznik'e gelerek. Bunun için Osman Bey. Köyler yagmalanip birçok esir alindi. faaliyetlerine devam ederek Iznik ile Izmit yolu üzerinde olup Iznik'in en mühim karakolunu teskil eden ve Türkler tarafindan Karahisar denilen Trikokiya (Karahisar)'yi aldi. Türkleri tehdide tesebbüs etmis ise de bunun pek fazla müsbet bir neticesi görülmedi.

gerektigi sekilde sadakat ve feragat gösteren Köse Mihal. Gaza ile mesgul olmak gerek" dediler. Bütün beyler ve pasalar bu ihtidaya sevindiler. vakit kaybederek bos oturmak size reva degildir. Ona karsi olan sevgi ve muhabbeti bir kat daha artti. ona agir (kiymetli ve pahali) bir hil'at verdi. Simdiden sonra. Oglunu da hizmetine aldi. Müslüman olayim" dedi. bundan sonra Germiyanogluna karsi müdafaa ve muhafaza etmek üzere. Köse Mihal de maiyyeti beylerinden biri telakki edebilecek bir muameleye tabi tutuluyordu. eger o Müslüman olmazsa evvela onun memleketi Harmankaya'yi çevresi ile birlikte talan edelim" dedi. Germiyan'dan gelebilecek tehlikeye karsi tedbir aldiktan sonra kilavuzlukta kullandigi Köse Mihal'in delâleti ile Hakk'a (Allah'a) siginarak Leblebici Hisari (Lubluce) denilen ve Ulu Dag'in eteginde bulunan Cubuclea kalesi tarafina akina basladi. büyük seferimiz vardir. Öbür oglu ise daha önce belirtildigi gibi anasi ile birlikte Bilecik'te idi. bütün gaziler hazirdir. El öptükten sonra Osman Gazi'ye kalbinin bütün samimiligi ile: "Bana iman arzet. Buradaki tekfur. Bu harekatin sonunda Lefke ve Mekece hisarlarinin tekfurlari da . artik Abdullah Mihal olmustu. vaktiyle Selçuklu sultaninin Osman Gazi'ye göndermis oldugu sancaga bir nazire gibi idi. eger müslüman olursa ne alâ. seni bekliyoruz" dedi. Osman Bey'i karsilamaya çikarak itaat ettigini bildirdi. Bunun üzerine Osman Bey. Lefke (Osmaneli) irmagi vadisine intikal ettirildi. Osman Gazi huzurunda hazir oldu. Bundan sonra zafer kazanmaya ve galip gelmeye alisik olan gaziler 713 (1313) senesinde bir araya toplanip Osman Bey'e hitaben: "Ey Gazi Han. Osman Bey. bu haberi alir almaz hazirliklarini tamamlayip süratle geldi. onu yerinde birakti. Böylece kendisi hükümdar.sekilde düzen kurulup egemenlik saglamlastiriliyordu. Böyle bir hareket. oglu Orhan Bey'i Saltuk Alp ile birlikte Karacahisar'a gönderdi. Köse Mihal'e sancak verilmesi. Böylece Köse Mihal. Köse Mihal. her nereye derseniz gidelim. Allah'a hamd ve minnet olsun. Bu tesvik üzerine Osman Bey: "Evvela Köse Mihal'i davet edelim. Bu karardan sonra hemen Köse Mihal'e haber göndererek "Hemen gelesin. Osman Bey. Daha önce idare ettigi yerleri tekrar ona birakarak kendisine bir sancak verdi. Osman Bey. Islâm'i kabul etsin. Osman Gazi'nin önünde Müslüman oldu. Bundan sonra harekât. kâfir maglub oldu. Osman Bey tarafindan ilk defa yapiliyordu. O zamana kadar Osman Bey'le yaptigi ittifaktan ayrilmayan. Ayrica tekfurun ricasi üzerine ogullarinda birini yanina aldi.

Bu yüzden Tekür pinarinin alinmasi Aykut Alp'in oglu Kara Ali'ye birakildi. kisa bir zamanda burayi da feth ettiler. Böylece onlar da daha önceki imtiyaza sahib oldular. Osman Bey'in. bu yüzden yerlerinde birakilmalari gerektigini ifade ile Samsa Çavus'a vermemistir. hükümet merkezine dönmesini gerektiren acil ve önemli bir hadise zuhur etti. Bu arada Geyve'ye bagli bulunan Tekür pinari denilen çetin ve metin kalenin de zapti gerekiyordu. halen Osmaneli köylerinden biri olarak bilinmektedir. Köylerini de gazilere timar olarak verdi. Ilhanli hükümdari Olcaytu Muhammed Hudabende tarafindan. Burasi sarp ve geçilmesi zor bir derbende sahipti.itaat arz ettiler. Tekfurunu yakaladilar. fakat kalenin sikistirilmasi üzerine müdafaa edemeyecegini anlayinca sarp bir kaya üzerinde bulunan Karacebesi hisarina kaçti. Çoban Bey idaresinde büyük bir ordunun Anadolu'ya sevkedildigi hakkinda alinan haberdi. Daha sonraki dönemlerde Osmanli Devleti teskilatinda ve bilhassa saray vazifelileri arasinda rol oynayan "çavus" tabiri ve rütbesi ilk defa bu gazi tarafindan tasinmistir. birkaç bin süvari ile karsilik verdiginden siddetli bir harp oldu. bu adamlarin mülk ve memleketlerinden tamamen mahrum edilemeyecegini. Maglup olan tekfur önce kaleye çekildi. Böylece Samsa Çavus. tekfurlarin harekatini gözetlemeye memur edildi. Bununla beraber Samsa Çavus'un sözünü de pek yabana atmayarak ona da Yenisehir suyunun Sakarya nehrine döküldügü yerde ve bu irmak kenarindaki küçük bir hisari (Hisarcik) temlik etti. Yenisehir'e dönmesini gerektiren olay. Bu ordunun kime ne zaman taarruz edecegi bilinmediginden zamaninda tedbir almak gerekiyordu. Gaziler. Osman Bey. Bol ganimet elde ettiler. Osman Bey ise Yenisehir'e döndü. Osman Bey'in gazileri bundan sonra Geyve Akhisari tarafina hareket ettiler. Yeni feth edilen bu yerler hakkinda bilgisi olan Samsa Çavus. Gazilerin hareketini haber alan tekfur. kaleyi bosaltarak halkini da yanina almis olarak Kuru Dere denilen müstahkem bir vadiye gitmisti. Bu kale ve civarindan birçok ganimetler elde . Fakat bir aydan daha uzun bir süre seferde bulunan Osman Bey'in. Yerlerinde birakildiklari gibi mülk ve arazileri de hasardan korunmus oldu. firsat bulduklarinda bunlarin tekrar Bizans hakimiyetini kabul edebileceklerinin uzak bir ihtimal olmadigini belirterek: "Olamaya ki. bu tekfurlarin itaatlerinin kerhen (zorla) oldugunu. Bu köy. Bu kalenin tekfuru. Daha sonra da Geyve üzerine varildi. Akhisar ise gazilerin eline geçti. Bu arada Kara Ali çok kisa bir zamanda Tekür pinanni aldi. burada bir aydan daha fazla bir müddet kalarak o memlekete eman ve emniyet gösterdi. cemaat kendi milletlerine rücu' göstereler" diye düsüncesini açiklayarak buralarin kendisine verilmesini istemis ise de Osman Bey.

ederek Osman Gazi'ye gönderdi. Komutalari altindaki elliser cengaverle sehre disardan yardim ve erzak sokmamak. îlhanli Devleti. hisardan tasra parmagin çikaramazdi. Bu Bizans kalesinin metinligi. Çavdaroglu diye bilinen bir reisin idaresinde idi. Bu asiret. Çavdaroglu". Bu esnada düsman kaleden çikamiyordu. Osman Bey ile yaptigi meydan savaslarinda maglub oldugu için kaleye çekilmisti." Bu hisarlarin insa edilmesinden sonra Yenisehir'e dönen Osman Gazi'nin bu yigit komutanlari. Osman Bey'in ülkesinin hududunda konar göçer bir halde yasiyordu. digeri de yukari dag tarafina bakiyordu. hazine) zapt ediyor. Osman Bey. içeriden çikacaklara mani olmak ve böylece Bursa'yi devamli bir sekilde baski altinda bulundurmak vazifesi ile mevkilerinde sebat ettiler. Bursa'nin fethine kadar on seneden fazla bir müddet burada kaldilar. Kale tekfuru. sarpligi ve nüfusu ile muhafizlarinin çoklugu eskiden beri biliniyordu. On seneden fazla sürecek olan Bursa kusatmasinin baslangicinin 1314 yili oldugu anlasilmaktadir. insaatlarini bir yilda bitirdigi bu hisarlarin yapilmasi esnasinda etrafa akinlar tertib ettirdi. Osman Gazi "Buna sabir gerektir" diyerek kale üzerine havale (kontrol altinda bulundurmak için) yapilmasini emr eder. Osman Bey. 1314 yilinda gaziler ile Bursa üzerine yürür. Her tarafi vurdurdu. basta Bursa olmak üzere Iznik ve Izmit'in zaptini da hedefleri arasinda sayiyordu. köy ve nahiyeleri de timar olarak gazilere dagitiyordu. Bunlar. Asiret. Kalenin kapilarindan birini kendine karargah olarak seçer. Bu hizmetine mükafat olarak da Kara Ali'ye Tekür pinari ve çevresi timar olarak verildi. aldigi yerlerin mahsul ve gelirlerini beylik için (beytu'l-mal. diger bazi göçer asiretler gibi firsat . Osman Gazi tarafindan yapilan askerî ve istisarî bir toplantida Bursa kalesinin hücum ile zaptedilemeyecegi kanaatine varildi. Osman Bey. Bunlardan biri de Osmanli kaynaklarinda "Çavdarlu. Bizans kaynaklarinda ise "Tohar" seklinde geçen Çavdar asireti idi. Bunlardan bir kismi da Germiyanlilarin hakim bulundugu Germiyan ili mintikasina yerlesmisti. Anadolu Selçuklu ülkesine hakim oldugu zaman. Osman Bey. Hatta Asikpasazâde'nin ifadesine göre "kâfir. Bunlardan biri kaplicalar tarafinda. Birincisi Osman Bey'in yegeni Ak Timur'un. Bu esnada birçok köylü. ikincisi de Balabancik adindaki kölesinin dizdarligi altinda idi. Bursa'ya siginmaktansa Osman Bey'e tabi olmayi tercih ediyor ve onlarin himayesinden faydalaniyordu. Bunun için iki hisar yapildi. Sakarya vadisinde ve Marmara havzasinda bazi mevkileri ele geçirirken. Anadolu'ya birçok asiret gelmisti.

Bu defa var sen gaza et. sadece bir daha böyle bir harekete girismeyecegine dair kendisinden söz almakla yetinmisti. Daglar arasinda. komsudur. bu Tatar and tutar taife olmaz. her ne kadar bu Tatarla ahd edip. and vererek gönderdik ise de. Orhan'i kendi basina sefere göndermesi. Osmanlilar ile Çavdarli asireti arasinda meydana gelen bir hadiseyi söyle nakl ederler: "Osman Gazi. Osman Gazi gelince Çavdar oglunu getirdiler. Orhan. komutan olarak tayin ediliyor. Beyleriyle birlikte bunlara da and verelim ve onlari serbest birakalim. ona olan güveninin bir ifadesi idi. Görüldügü gibi Germiyan taraflarindan gelip kendisini rahatsiz eden. varsin memleketlerine dönsünler" dedi. Simdi dahi onlardan kalanlara Çavdarli denmektedir. maiyetine de Akçakoca. Bu esnada Eskisehir'de at nallatmakta olan Orhan Gazi'ye haber gönderilmis. Yakalananlar arasinda Çavdar Tatari'nin oglu da vardi. ORHAN GAZI'NIN KOMUTANLIGI . Ben burada oturayim. Kaynaklar. gerekse müslüman olmasindan dolayi onu öldürmemis. Bundan böyle Bizans'a karsi olan fütuhatlarda o. Osman Gazi "Ogul. bu zâlim. Germiyan'dan Çavdar Tatari. Oynashisari denilen harabe bir hisarin yaninda onlara yetisir. oglu Orhan'i gönderecektir. derhal Orhan'in yanina gelip toplanirlar. gazaya.buldukça "yel gibi eser. Bu haberi alan Osmanli yigitleri. Bununla beraber tedbiri de elden birakmamaktaydi. aldiklarini tamamiyle biraktirdigi gibi onlardan bir kismini da yakalatip Karacahisar'a getirdi. bununla da kalmayarak pazari da yagmalamisti. sel gibi yol keser" ve ansizin köy basarlardi. Caydirici olmasi bakimindan kendisi orada bulunacak. Konur Alp ve Köse Mihal gibi ünlü gaziler veriliyordu. Hak Teâlâ'nin sana zafer vermesi ümid olunur. Gerek komsuluk hakki. Gazi Abdurrahman. babasi gelinceye kadar bunlari sakladi. Öyle de yaptilar. süratle yola koyulup Çavdar Tatarina yetismek ister. Lefke kazasina gittiginde. Orhan. Germiyanogullari ile Osman Bey'in gazileri ve halki arasinda bu siralarda mevcud olan sogukluk ve geçimsizligin baslica sebebi de bu idi. öldürmek olmaz. Hem de Müslümandir. Karacahisar pazarina hücum edip basmisti. o zamandan tâ Yildirim zamanina kadar düsmanlik olmadi. pazarini basan ve oradaki mallara el koyan Çavdar Tatari'na karsi Osman Gazi. Onlara göz açtirmayan Orhan. Gönderirken de Çavdarli Tatari hakkinda söyle diyecektir: "Ogul Orhan. Bunlar. gayet yumusak davranmistir." Babasinin.

Orhan Gazi. Hatta onu esir alarak babasina götürmüstü. Kaynaklarimiz bu konuda su bilgileri vermektedirler: "Bir gün Osman Gazi dedi ki: "Ogul Orhan. Hemen atina binip sürdü. Tutup tekfura götürdüler. Bunlar: Akça Koca. babasinin duasini aldi. Bir bölügü vardi hisarin üstüne yürüdü ki. . Gazi Abdurrahman ile daha önce Müslüman olmus olan Köse Mihal idi. Osman Gazi. bu Tatara gerçi and verdik. sen bu gazilerle Kara Çebis ve Kara Tekin'e var. Tekfur bu sözü isitince çok sevindi. Orada gazileri üç bölük (kisim) ettiler. Bu muvaffakiyet. "Varalim. bir kaç gün hisar önünde savasti. Orhan. Hisara varmaya bir konaklik mesafe kalmisti. Gaza niyeti ile sefere çikti. "Türkleri dereden çikartmayalim" dedi. Orhan Gazi. Bir Türk buldular." Orhan Gazi: "Hanim! Her ne buyurursan kabul ederim. Bununla beraber. "Gaziler! Ha göreyim sizi ki din yolunda nasil davranirsiniz" dedi." dedi. Tekfur "daha baska Türk var mi" diye sordu. Hiç Türk görmediler. Konur Alp. Savas ederken kendilerini sarsilmis gibi gösterip kaçtilar. Gözcüler gönderdi. Orhan onlarla beraberdi. Gazi Abdurrahman ve Köse Mihal'i yarar yoldastir diye Orhan Gazi'nin yanina verdi. Dogruca Kara Çebis'e yürüdü ki. henüz toy bir delikanli denebilecek oglunun yanina yirmi senelik bir sadakat ve baglilik ile güvenilirlikleri isbatlanmis olmakla bitmeyen ayrica harb ile tecrübe edilmis en cesaretli silah arkadaslarindan dördünü de onun komutasinda gönderdi. Gel. Osman Gazi dahi oraya (önceden) gitmisti. Konur Alp. Osman Gazi tarafindan harp idare ve sevkini ögrenmek böylece tecrübe kazanmak üzere Sakarya nehri ile Karadeniz arasindaki yerlerin feth edilmesi görevi ona verildi. Bunun üzerine kâfirler Türkler kaçti deyip hisar önüne çiktilar.Biraz önce temas edildigi gibi. Himmet kilicini kusandi. Bir bölügü de hisarin yaninda bir dereye girdi. Bu yüzden. Türklerin ardini basalim" dedi. Osman Gazi'nin itimad edip güvendigi genç oglu Orhan için idarecilik ve komutanlik kapisinin aralanmasina sebep olmustu. Oynashisari denilen yerde onu maglup ederek perisan etmisti. Ancak bunlarin Tatarligi gitmez. Allah. Orhan Gazi'nin yalniz basina gittigi ilk gazasi budur. Hisar kapisini açti. Akça Koca. Bir bölügü geceleyin hisarin ötesine geçti. O da "yoktur hepsi bu kaçanlardir" diye cevap verdi. sana basari verir diye umarim. Germiyan'dan gelip Karacahisar pazarini yagmalayan Çavdaroglu'nun pesine düsmüs.

kâfileri yerli yerinde birakti. kaleyi vermedi. Elhasil Orhan Gazi bu ucu saglamlastirdi. tekfurun kizini büyük bir ganimetle birlikte babasina gönderdi. Samsa Çavus'u da hisara birakarak Yenisehir'de bulunan babasi Osman'in yanina döndü. Akça Koca da Akdemir'le birlikte Akova'ya hücum etti.O esnada yan tarafta gizlenmis olan Türkler. hisar kapisini tuttular. Uzuncabel'de bulusarak iki gün iki gece kaldi. Oradan orman arasinda olan yere hücum ederdi. Bu hisarin asagi tarafinda Ap Suyu (Ebe Suyu) denen bir hisar daha vardi. Malini da gazilere bölüstürdüler. Yukaridaki Türkler de gözüktü. Hisarin beyine haber gönderdi ki: "Bu hisari bana ver. Kâfirleri de babasi Osman'a gönderdi. Orhan. Akça Koca'ya da Ap Suyu'nu verdiler. Bunun üzerine Orhan Gazi: "Gaziler! Islâm gayretidir. Onu da ahd ile aldilar. Konur Alp'a Kara Çebisi. Bunu gören tekfur "Hey daha Türk varmis" deyip döndü. Tekfuru alip oraya getirdiler. gaziler gece ve gündüz at sirtindan inmeyerek fetihlerden fetihlere kostular. Bu iki hisara el koydular. Yürümek gerek ki. seni yine hisarda birakayim. vurusurlardi. Böylece Iznik'e rahatlik vermezlerdi. Kâfiri döndürerek yine Tuz Pazarina geldi. Her vakit bu hâl ile durusurlardi. Akyazi'da Tuz Pazarini aldi. Akça Koca da Ayan Gölü (Sapanca Gölü)'nun suyunun aktigi yerde Bes Köprü'de bir bogazcik vardi orayi durak edindi (üs olarak kullandi). Kendisi Kara Tekin üzerine yürüdü. Kâfir bu sözü isitince hayli gücüne gitti. Gaziler. Konur Alp. Benim istek ve hedefim Iznik'tir" dedi. Gazi Abdurrahman da Istanbul tarafindaki il'e hücum ederdi. gazilerden tekrar satin aldi. Onlari ahd ve emânla hisara yerlestirdi. Ama Konur Alp. gazilere karsi gönderirlerdi. Ad benim olsun. (Onlar) zaman zaman gidip Iznik'in bahçelerini harab ederlerdi. Gaziler onu yakalayip hisari feth ettiler. Gazi Abdurrahman da Istanbul'dan gelen kâfirleri kirardi. Fakat hisar önünde duran Türkler ile karsilasti. alinan esirleri. bu hisari yagma edelim" diyerek kalenin yagma edilmesini emr etti. Bundan sonra Kara Çebis'teki Konur Alp'a ve Kara Tekin'deki Samsa Çavus'a Iznik'e havale gibi olsunlar (kontrol altinda tutsunlar) diye adam gönderdiler. Bu uclar son derece isler oldu. Islâmiyet için can ve bas . bu tekfuru ordusu ile birlikte Akhisar'a getirdi. zaman zaman çikip Akyazi'ya hücum ederdi. Sipahisini çikarip hisari saglamlastirdilar. Orhan Gazi. Bunun üzerine Istanbul'dan kâfir seçerek. Söyle ki. tekfuru yakalayip öldürdüler. derhal kalenin kapisini kirarak yagmaladilar. Bir taraftan Konur Alp Akyazi ile. diger taraftan da Akça Koca Izmit ile mesgul oldular. Halka emniyet ve eman verdi. Orhan Gazi.

Kocaeli) ile anilacak olan Sakarya Nehri'nin batisindan Izmit kalesine kadar olan yerleri feth etti. Bunlarin basina da ümerâdan ve gazilerden Konur Alp. (Nikomedia). asker gazileri ve ümerayi Yenisehir ovasinda toplayarak herkesin . Bütün bu olaylardan sonra Bizans Imparatorlugu. diger taraftan da müslüman ve hiristiyan tebeanin asayis ve huzurunun bir kat daha artmasina dikkat gösterilmekte idi. Bilindigi gibi Osman Gazi. islerin daha iyi idare edilebilmesi için kanun. cihanin bildigi en büyük imparatorluklardan birinin. Izmit. Bunlardan ilki yani Konur Alp. Bu sebepledir ki. Akça Koca ve Samsa Çavus'u tayin etmisti. basit bir sekilde de olsa divan toplayarak istisarelerde bulundugu muhakkaktir. uc beyliginden müstakil bir devlet haline geçiste ortaya çikan islerin görülmesi ve memleketin mütemadiyen genislemesi için gereken tedbirler alinirken. ikincisi yani Akça Koca. hasimlari olan Osmanlilar tarafindan muhasara altina alindigini görmüs oluyordu. Bu sebeple 1320 tarihinden itibaren oglu Orhan Bey'i kendisine vekil tayin etmis oldugu söylenebilir. daha önce de belirtildigi gibi Bizans hududunda üç aded uc bölge ihdas etmisti. Osman Gazi'nin 1320 tarihinden itibaren faal hayattan çekildigini ve idareyi oglu Orhan'a biraktigini kayd ederler. hududlarinin en önemli noktasi olan Iznik'in yavas yavas ve adim adim. OSMAN BEY'IN ÖLÜMÜ Tarihî kaynaklar. bilahare kendi adi (Koca Ili. Miladî takvimlerin 1318 senesini gösterdigi bu zaman diliminde Akça Koca. teskilât ve müesseseler mevzuunda Selçuklulari kendine örnek almisti. Gibbons'un: "Osman. Bu arada Romatizmadan da muzdaripti. artik ihtiyarlayip yorulmustu. hakli olarak bu bölge onun adi ile adlandirilmistir. üçüncüsü olan Samsa Çavus ise Iznik (Nicea)'e müteveccih idi. Böylece Sakarya ile Karadeniz ve Sapanca Gölü sahasindaki bazi kalelerin zapti basarilmis oldu. Bununla beraber. vahsi Asya kani ile en eski ve en yeni Avrupa unsurunu kaynastirmis olan tarihteki yegane milletin ve alti asir inkitaa ugramaksizin (kesilmeksizin) erkekler vasitasiyle devam etmekle temayüz eden bir hanedanin müessisidir" dedigi Osman Gazi.(ile) oynarlardi. Yakalandigi Nikris hastaligi yüzünden fiilen harblere istirak edemeyen Osman Bey. nizam ve töreler vaz' edilmesi ile mesgul oldugu. memleketin en kuzeyinden Karadeniz'e kadar olan yerlere. Bir yandan. Bu yüzden.

yüksek kabiliyeti. Belleten'deki makalesinde bu konuda farkli görüsleri de vererek söyle der: "Osman Bey'in vefati senesi tarihimizde birbirine uymamaktadir. bundan sonra Bursa'nin fethine tesebbüs edilmesini emretti. Tâcu't-Tevârih. Halbuki elimizdeki 724 (1324) tarihli vakifnâme. Orhan'in bu tarihte hükümdar oldugunu göstermektedir. Asikpasazâde. Onun maiyetine de Köse Mihal. bize karayagiz. Su halde Osman Bey'in vefat tarihini 1324'ten evvel veya o tarih baslarinda kabul etmek lazimdir. vefat tarihinin 1326 yili olmasi icab eder. yassi burunlu. sabirli ve müsamahali olmasi ile etrafindaki asiretleri de nüfuzu altina almayi basaran bir kimsedir. 33) adli eserinde 726 (1326) tarihinde gösterilmis olup. "Fahrüddin" lakabini tasiyan Osman Bey. 723 Ramazan (1323 Eylül) tarihli Asporçe Hatun vakfiyesindeki kayda göre Osman Gazi'nin bu tarihte hayatta oldugu anlasildigindan vefati 1323 Eylül ile 1324 senesi Mart'i arasinda olmalidir. Orhan Bey gibi degerli ve hayirli bir . Halil-i Konevî ile Sükrullah'da. s. seyrek sakalli ayakta durdugu zaman kollarinin dizine kadar uzandigi. Fakat daha önce. Ali ve Meskûkât kataloglari hep bu sonuncu tarihi kabul ederler. yoksa henüz o hayatta iken mi hükümdar kabul edildigi meselesi henüz kesinlik kazanmis degildir. vaktiyle kardesinin oglu Aydogdu'yu sehid eden Etranos (Orhaneli) tekfurunun cezalandirilarak kalesinin alinmasini. Bununla beraber Orhan Gazi'nin hükümdarliginin da 1324 yilinda oldugu kabul edilebilir. Turgud Alp. Seyh Mahmud Gazi. Osman Gazi'nin vefati 710 (1310) senesinde. Hatta. gerekse Bursa'nin fethi ve Osman Gazi'nin cenazesinin oraya nakli meselesi gözönüne alindigi zaman. Osman Bey'in. Zira 1324 tarihli bir vesika ile Orhan'in bu tarihte hükümdar bulundugu ve ilk akçasinin tedkikinden de ayni senenin üçüncü ayinda (724) Rebiülevvel = 1324 Subat) Osmanli Beyi oldugu anlasiliyor. Hammer." Gerek bu görüsler. orta boylu. Uzunçarsili. Idris-i Bitlisî'de 721 (1321). Osman Bey'in ölümünden sonra mi Orhan'in hükümdar oldugu. ela gözlü. Lütfi Pasa'da 718 (1318). degirmi çehreli. itidalli. rakiplerine kendisini sevdirmesi ve mücadelesinde planli hareketi.huzurunda Bursa'nin fethi isi ile Orhan Bey'i görevlendirdi. keskin ve saglam bir görüs. idareyi ogluna biraktiktan sonra ne kadar daha yasadigi kesin olarak belli degildir. Seyh Edebali ve kardesi Ahi Semseddin'in oglu Ahi Hasan'i tayin etti. Gibbons'un (Osmanli Imparatorlugu'nun Kurulusu. Bursa'nin fethi haberini ölüm döseginde almisti. iyi bir idare. Solakzâde'nin. tatli sözlü ve heybetli biri olarak tasvir ettigi Osman Gazi. Bununla birlikte onun vefatinin 724 (1324) yilinda oldugu kabul edilmektedir.

herkese karsi musavatli olup onlari himaye et. Çandarli Kara Halil ve Kara oglan gibi devlet ricalini topladi. bir tirkes. Idare ettigin halka karsi esit muamele et. Rivayete göre bunlar. bir tuzluk. Kalan esya Denizli bezinden yapilmis sariklik bez. Osman Bey. XVUI. Bir seyi iyice bilmeden harekete baslama. Techiz ve tekfini ile Çandarli Kara Halil ile imami Yahsi Fakih mesgul olmuslardi. daha sonra vasiyeti geregi Bursa'da Gümüslü Künbed'deki türbesine nakl edildi." Buna göre Osman. Ancak bu suretle Allah'in lütfuna nail olursun. Sana muti (itaat edenleri) olanlan hos tut. Bilmedigin seyleri ulemaya danis. Üç ay kadar önce kayinbabasi Seyh Edebali'yi. Terekesi içinde fazla kiymetli bir sey yoktu. asir baslarina kadar Osman Gaziye ait olan ve ziyaretçilere gösterilen iri taneli bir tesbih ile büyük bir davulun kasnagi vardi. Islâm dininin nesrine çalis. Adaletli ol. bir çift çizme. at için zirh takimi (yançuk). Önce Sögüt'te muvakkaten defn edilen Osman Bey'in nasi. Alasehir dokumasindan kirmizi renkli sancaklar. ondan hemen sonra da hanimi ve Edebali'nin kizi olan Mal Hatun (Malhun Hatun)u kayb eden Osman Bey. Seyh Ahi Semseddin. . oglu Orhan'a Bursa'yi baskent yapma vasiyetinde de bulunmus oluyordu. bir kaç at. Kara Yusuf ve Karakoyunlu gibi isimlerle zikr edilen bu neviden lakablara tesadüf etmek mümkündür. Fakat ne yazik ki bu iki tarihî hediye XIX. çok sade bir hayat yasadi. Sultan Alaeddin'in hediyeleri idi. sakal ve biyiklari da kara idi. O. bir kasiklik. ne altin ne de gümüs birakti. merhametli ol. Osman Gazi öldügü zaman (dogum tarihinin farkh kabul edilmesine bagli olarak) 66 veya 69 yasinda idi. bir mizrak. Onlara ve özellikle Orhan'a nasihatlarda bulunarak söyle dedi: "Ben ölüyorum. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre Osman Gazi. Türkmenler arasinda cesur kimseler için kullanilan bu lakab. ondan baska insanlar için de kullanilmistir. Kara Iskender. asrin ortalarinda Bursa'da çikan bir yanginda yok olmuslardi. Bunlardan baska iri taneli bir tesbih ile Selçuklu sultani tarafindan Karacahisar'in fethinden sonra kendisine hediye edilen davulun kasnagi da zikr edilir. iyi adam ol. Çünkü yeryüzündeki padisahlarin vazifesi budur. bizzat kendi eli ile anlari Bilecik'te defn etmisti.halef biraktigi için gözü açik gitmeyecekti. Beni Bursa'da Gümüslü kubbeye (Gümüslü Künbet) defn et. Islâm'in ilk muhariplerininki gibi sade idi. Ahi Hasan. sade bir kiliç (Ruhî ve Hammer'e göre iki uclu). ölüm döseginde iken etrafina oglu Orhan ile hükümetin büyükleri olarak kabul edilen gazilerden Turgut Alp. misafirlerine ikram için besledigi üç sürü koyun idi. Bu türbede. Kara Yülük. Kendi döneminde kara lakabi ile anilan Osman Gazi'ni saç. Elbisesi. Çünkü senin gibi bir halef birakiyorum. Nitekim Karasi Bey. ama esef edip üzülmüyorum.

reâyanin gönül hoslugu ile ödedigi ve Bizans vergileri ile mukayese edilemeyecek kadar az ve adaletli bir vergi idi. OSMAN BEY'IN ÇOCUKLARI Osmanli tarihleri. Osman'in üç ogul biraktigini söyler. Pazarlu. Orhan'in da Ösman Bey'in ilk zevcesi ve Ömer Bey'in kizi Mal Hatun'dan dogduklari bilinmektedir. padisah ve sultan gibi ünvanlar verilmemisti. Su kadar var ki. Bu arada ganimetlerden kendi hissesine düsen miktar da onun varidatinin (gelirlerinin) bir kismini teskil ediyordu. Bu sebeple Osman Gazi'nin gerçekte kaç hanimla evlendigi ve çocuklarinin hangi hanimlardan olduguna dair henüz tam bir bilgiye sahip degiliz. Osman Gazi'ye tabi olunca hemen elde ediyorlardi. Bununla beraber digerlerinin bu kadinlardan mi yoksa baska kadinlardan mi oldugu henüz kesin olarak tesbit edilebilmis degildir. baslangiçta sadece Osman Bey denildigi. . istiklâlinden sonra da bazan "han" denildigi kabul edilmektedir. Osman Gazi'nin vefati esnasinda gerek miras taksimi. devletin ilk kurulus yillarinda onun etrafinda toplanan cemiyeti kalabaliklastiran ve senlendiren sebepler arasinda sayilmaktadir. Kendi tekfurlarindan görmedikleri âdilâne muameleyi. Buna karsilik Halkondil. gerekse idareyi ele alma bakimindan Orhan ve Alaeddin adinda iki oglundan bahs ederier. Buna göre Osman Bey'in Orhan'dan baska Alaeddin Ali. Osman Gazi'ye. Seyh Edebali'nin kizi Bala Hatun'dan. Halbuki vakfiye bize Osman Bey'in müteaddid ogullarini ve bir kizinin mevcudiyetini haber vermektedir. O. Çoban.Daha önce de kisaca temas edildigi gibi Osman Bey. Alaeddin Ali Bey'in. Bu hal. Bir Germiyan'linin istegi üzerine halka tarh ettigi "Bac-i bazar" vergisi. tarihçilerin ittifakla söyledikleri gerçeklerdendir. Bununla beraber bu çocuklarin hangi veya kaç hanimdan olduklarini belirtmemektedir. adaletle hareket etme ve halka karsi cömertçe davranma gibi özelliklere de sahipti. Diger bütün Türkmen beyleri gibi. Akinlarindan bizar duruma düsen Rum ahalî. Beytülmalden hiç bir sey almadigi. onun himayesi altina girince her türlü taarruzdan masun ve mahfuz bulunuyordu. kendi döneminde daha sonraki Osmanli hükümdarlari için kullanilan sah. Bundan baska bütün haklari da teminat altina aliniyordu. Melik. bir yöneticide bulunmasi gereken bütün vasiflan kendi sahsinda toplamisti. Hamid adinda ogullari ile Fatma adinda bir kizi bulunmaktadir. kendi toprak ve sürülerinden elde edilen gelir ile geçindigi.

Alaeddin Bey . Kendisi de orada sakin oldu. daha sonra da babasinin yaninda Yenisehir'de bulunmustur. Osman Bey'in sagliginda dedesi Edebali'nin yaninda Bilecik'te. Orhan döneminde vefat ederek Bursa'da babasi Osman Bey'in türbesine defn edilmistir. babasinin ölümünden sonra kardesi Orhan Bey'e beylerbeyi olmus sonra kendisine temlik edilen Kite ovasindaki Futra veya Fodra (Âsikpasazâde. Alaeddin Ali Bey. Âsikpasazade'nin ifadesi ile bu köyü bizzat Alaeddin Bey istemistir. Osman Gazi'nin diger ogullarindan yalniz Pazarlu Bey'in Iznik muhasarasi ve Pelakanon (Darica civan) muharebesinde bulundugu kayd edilmektedir.Melik Bey . Alaeddin Bey'in ogullari daha sonralari ellerindeki yerler ve babalarinin vakiflarini idare ederek hayatlarini sürdürmüslerdir. kapidan yukariya dogru ikinci bir mescid ve yaninda evler yaptirdi.Çoban Bey . s.Pazarlu Bey ORHAN GAZI DÖNEMI . Alaeddin Bey.Orhan Bey . Bursa'da Kaplica kapisina girilecek yerde kale içinde bir mescid. Bursa ve çevresinde vakiflar tesis etmek suretiyle birçok hayir islerinde de bulunmustur. Orhan'dan küçüktü.Hamid Bey . Orhan da o köyü kendisine vermisti. 37'de Kurada) çiftliginin hâsilati ile geçinmistir. Görüldügü gibi Alaeddin Ali Bey. Kükürtlü'de bir tekke yapti. Osman Bey'in Çocuklari .Fatma . Alaeddin Bey.Alaeddin Ali Bey.

tahta çikar çikmaz topraklarini genisletmek ve tebeasinin varligini çogaltmak için fetihlere basladi. kilicindan ölüm ders alirdi. Alaeddin Ali tarafindan geri çevrilir. gazi ve silah arkadaslari tarafindan oy birligi ile reislige getirilen Orhan. gerekse savasta tükenmeyen bir enerji ve ustaliga sahip bir hükümdardi.Osman Bey'in. babasinin suurlu politikasini devrine ve yerine göre hem kiliç. Ihtiyaru'd-din ve Seyfu'd-din gibi ünvanlara sahip olan Orhan. Gerçekten. koç burunlu. uzunboylu. ela gözlü. sakal ve biyigi sik olup parlakti. onun askerî yeteneklerinin üstünlügünü gören babasi. kimsenin hatirini kirmazdi. Gazi. tatli sözlü idi. kardesine teklif edip ondan feragat edebilecegini söyleyecek kadar özverili bir kimse olan Orhan'in bu teklifi. Tahti. ak benizli. Okundan kaza. Bünyesi kuvvetli. Zira Alaeddin Ali. Mü'mine rahmet. Sucau'd-dünya ve'd-din. cesaret. Osmanli Devleti'nin kurulus yillarinda zeka. kâfire zahmetti. iri yapili. bu bir güzellik alâmeti olarak kabul ediliyordu. "Savas gününde de sanki Sâm veya Nerimandi. yigit ve bahadir oglu Orhan Gazi. Tahta cülûsu esnasinda bir sehzadesi dünyaya gelen Orhan Bey'in bu ogluna. Sükrullah'in ifadesine göre güzel yüzlü. Çevresindeki ulema. kendisinin de ona yardimci olarak kalmasini istemisti. fizikî yapi) hakkinda su bilgiler verilmektedir: Bursa kalesinin fatihi Ebu'l-guzat Sultan Orhan. hem de ideoloji sahasinda devam ettirmek kararinda idi. heybetli ve vakur bir padisah idi. ne yaptigini ve ne yapmasi gerektigini iyi bilen bir kimse idi. Osmanli tahtina geçip oturdugu zaman. Sag kulaginin altinda bir ben vardi ki. genis gögüslü. güvenirlilik ve taktikleri uygulama bakimindan fevkalade bir sahsiyet olan Orhan Bey'in özellikleri (hilye. babasi gibi güçlü ve büyük bir hükümdar oldugunu isbatlayan Orhan. yine de tahti kardesine teklif etmekten çekinmemisti. . 1324 yilindan itibaren hükümdar kabul etmek mümkündür. bu sebeple onun bey. Bununla beraber o. begenilir özlü ve herkese karsi eli açik cömert birisi idi. Aslinda. daha ölümünden önce onun kendi yerine geçmesini istemisti. Dedesi Ertugrul Gazi'nin vefat ettigi 680 (1281-1282) senesinde dünyaya gelen Orhan Bey'i. Güler yüzlü. kutlu ve mübarek olmasi için "Murad" adi verilir. Ancak yumusak huylu olup kimseyi incitmez. tahtin kendisine daha layik oldugunu." Gerek siyaset.

Trabzon'da Komnenoslar. Devletin. Çandarogullari gibi Türk beyliklerinden baska Amasra'da Cenevizliler. mahirâne bir strateji takib ederek çevresindekilerle münasebetlerini devam ettirip gelistiren Orhan Gazi. fetih hareketlerine daha babasi hayatta iken baslamisti.000 km2 olarak biraktigi yeni beyligin basina geçtigi zaman. Tarihî olay ve bunlardan bahs eden kaynaklarin belirttigine göre bu yeni devletin siyasî anlayis ve hareketinde. Türk ve Müslüman olmayan unsurlarin tasfiye edilme isteginin agirlik kazandigi anlasilmaktadir. oglu Orhan'in aldigi görülmektedir. Mentese. Aydin. Saruhan. 1324 Subat'indan baslayip 1362 Mart'ina kadar devam eden Orhan Bey'in idaresi. Bursa'nin Osmanli tarihinde oynadigi role isaret etmektedir. daha sonra Romalilarin eline geçer. onlarin kisiliklerini rencide etmeyen ve kisilik haklarina riayet eden bir davranis içinde olmustur. Gerçekten bu dönemde Anadolu'da Karaman. BURSA'NIN FETHI Osmanli Devleti'nin ilk baskentlerinden biri olmasi hasebiyle Bursa. idarî. ilmî. devletin. beyliginin yayilip gelisecegi çevrede irili ufakli bir çok devlet vardi. fetih ve idarî müesseselerin kurulup yerlestirilmesi ile geçer. siyasî. faal ve cesur bir kuvvetin basinda. kendisine biraktigi vatan topragini dinamik ve faal kadrosu ile kisa zamanda birkaç katina çikaran Orhan Bey. dinî. 1320 yilindan itibaren faal siyasî hayattan çekildigi anlasilan Osman Bey'in yerini.Babasinin kendisine 16. kültürel. Roma'nin Dogu ve Bati olmak üzere ikiye . ileride de görülecegi gibi bu iliskilerinde hasimlarina karsi bile âdil davranan. milattan önceki yillara dayanan Bursa. ORHAN GAZI DONEMI FETIHLERI Babasinin. Marmara ve Ege'de Bizanslilar. Müslüman Türk beyliklerinden önce. sosyal ve ekonomik hayatinda önemli derecede rol oynayan bir merkezdi. Karasi. Ilhanlilarin etkisinden çikarak tamamen bagimsiz hale gelmesi de yine bu hükümdar döneminde olmustur. dinamik. Tarihin bu zaman dilimi. Ak Deniz adalarinda Cenevizliler ile Venedikliler bulunuyordu. Kurulusu. Germiyan. Çok daha sonralari gelecek olan Keçecizâde Fuad Pasa'nin "Bursa Osmanlinin dibacesidir" sözü. 38 yil sürmüstür.

Bursa'yi kusatma altina almis fakat fethine muvaffak olamamisti. Bursa'nin fethinden önce oglu Orhan'a: "Ogul. digerine de Balabancik'i muhafiz olarak tayin etmisti. Orhan'a itaatini bildirirler. Kale muhafizi olan Evrenos da Müslüman olarak Osmanlilarin hizmetine girer. Bu sebeple 1315 yilindan iti. Bursa'ya disardan gelebilecek yardim yollarini denetim altina almis oluyordu. Gazi Mihal Bey vasitasiyle ve bazi sartlarla Bursa'yi teslim edecegini bildirdiginden 2 Cemayizelevvel 727 (6 nisan 1326) tarihinde Bursa Osmanlilara teslim edilir. bunu özellikle Istanbul'daki iç çekismelere ve halkin maddî sikinti içinde . Osmanlilar tarafindan çevresinde insa edilen kaleler vasitasiyle bir mânâda muhasara altina alinmis oluyordu. Seyh Mahmud ve Edebali'nin kardesi oglu Ahi Hasan'la gönderdi. Osmanli Devleti'nin kurucusu olan Osman Bey'in siyasi faaliyetlerinden bahsedilirken isaret edildigi gibi Osman Bey. Orhan Bey. Orhan Bey'in gelisinden önce kaleyi bosaltip Elete dagina çikmis olan halk ve kale beyi. bunlardan birine Ak Timur'u. baren Bursa. 1326 yilinda büyük bir kuvvetle Bursa üzerine yürür. o kâfirin babasi Dinboz gazasinda benim Bay Koca'min düsmesine sebep oldu. Bununla beraber Bursa'ya Bizans'tan gelecek yardima mani olmak için. burayi aldiktan sonra babasinin na'sini buraya getirterek sonradan Gümüslü Künbed diye meshur olan yere defn ettirir. bu tecrübeli komutanlarla görüserek Bursa'nin güneyinde ve bir bakima Bursa'nin anahtari durumunda olan Adranos kalesini alip yiktirir. Pinarbasi mevkiinde karargahini kurup kaleyi kusatir. Âsikpasazâde ve Nesrî gibi kaynaklar. sehrin yakinlarina iki kale yaptirmis. Böylece Osman Bey. Bunun üzerine tekrar yerlerine iade edilen halka karsi Orhan Bey." diyerek onu Gazi Mihal (Köse Mihal). Osman Gazi'nin. sen önce Adranps (Orhaneli)'a git ki. Orhan Bey.bölünmesinden sonra çevresi ile birlikte Dogu Roma Imparatorlugunun (Bizansin) idaresinde kalmistir. Orhan Bey. insaf ölçülerini asmayacak derecede merhamet ve hosgörülü bir sekilde davranir. Bizans'tan beklenen yardimin gelmeyecegini anlayan ve kaleyi kurtarmaktan da ümidini kesen kale beyi. Gerek strateji. Bundan sonra Bursa önlerine gelen Orhan Gazi. gerekse psikolojik bakimdan Osmanlilar için büyük bir mânâ ve ehemmiyet ifade eden Bursa'nin fethini küçük bir hadise olarak göstermeye çalisan Gibbons. Turgut Alp.

birçok kimsenin de ona uyarak yeni fatihlerin (Osmanlilarin) dinini kabul ettigini de belirtir. Kocaeli yarimadasi bakimindan stratejik önemi haiz olan önemli bir sehirdir. bu konuda söyle demektedir: "Osman Bey. daha isin basinda eski kiliseleri mescid ve medreselere çevirdi. Bundan baska Iznik. Bursa'nin fethinden sonra. Anadolu'daki en büyük sehirlerinden biri olmakla kalmiyor. 1074 yilindan Birinci Haçli Seferi (1097) ne kadar Anadolu Selçuklu Devleti'ne baskentlik eden Iznik. Marmara havzasinda bir sanayi sehri olan Iznik. Vatheos (Koyun Hisari) civarinda 27 Temmuz 1302 tarihinde Bizans askerlerini maglub ederek emâretini (beyligini) etrafa tanitmis oldugu gibi. Burasi Bizans'in. Orhan Bey. PELEKANON MUHAREBESI VE IZNIK'IN FETHI Gerek Osmanli. Böylece kurulus dönemindeki Osmanli Beyligi'nin gücünü ve çevrelerindeki insanlar üzerinde meydana getirdikleri olumlu havaya da isaret eder. Insa edilen dinî ve sosyal eserlerle sehir. Müslüman Türk sehri olma hüviyetini kazanip yeni bir çehreye büründü. o dönemlerde Bursa'dan daha mühim bir sehir olma özelligine sahipti. Hatta 1204 yilindan 1261 yilina kadar da Bizans Imparatorlugu'nun merkezi olmustu. Bu arada Bursa'nin fethinden sonra Evrenos Bey'in müslüman oldugunu. gerekse Yakin Sark tarihi bakimindan mühim bir hadise olan Pelekanon muharebesi. senesinde Büyük Kostantin tarafindan günümüz hiristiyanliginin akidelerinin tesbitinde rol oynayan en mühim konsil burada toplanmisti. VI. Buradaki bilgin ve hafizlara da maas bagladi. Orhan Gazi için ele geçirilmesi gereken hedef artik Iznik olmustur. belirtilen tarihten itibaren Bizanslilarin elinde idi. Yeni hükümdar burayi yeni binalarla süslemisti. O. Nitekim miladî takvimin 325. Bursa'da fakir ve yoksullari doyurmak için imâret yaptirip onlara vakiflar tahsis eyledi. Bursa'nin zaptindan sonra Osmanli Beyligi'nin merkezi buraya nakl edilmistir. oglu Orhan Bey dahi Bizans askerlerini maglub ederek Pelekanon muharebesini kazanmis ve bu sayede .bulunmasina baglar. ayni zamanda hiristiyanlik için dinî bir merkez olma hüviyetini de tasiyordu. Mirmiroglu'nun isaret ettigi gibi Osmanli tarihçileri tarafindan üzerinde fazla durulmayan veya kendisinden yeterince bahsedilmeyen bir muharebedir.

Andronikos (1328-1341) gizlice hazirliklara baslar. burada Karasi Beyi Demir Han ile bir saldirmazlik antlasmasi imzalar. Osmanlilara karsi sefere hazirlandi. firsati kaçirmayarak siddetli bir taarruza geçer. Osmanli tarihinin ilk mühim meydan savasi baslamis oldu. Bizans'in Marmara havzasindaki en kuvvetli dayanaklarindan birisini kayb etmesi demekti. Iznik'in Osmanlilar tarafindan ele geçmesi." Daha önce de temas edildigi gibi Orhan Bey. Bu sebepten nasi Pelekanon muharebesi Yakin Sark (Yakin Dogu) tarihi için mühim bir merhale teskil etmektedir. Gün boyu deva eden muharebe. Bizans Imparatorlugunu telasa düsürüyordu. Bütün bunlar. imparatorlarini yaralayip kaçmaya mecbur ettiklerinden dolayi. Ayni maksatla Kizikos (Kapidagi Yarimadasi)'a geçer. "Istanbul'un fethinden 124 yil evvel vaki olan bu muharebede Osmanli askerleri. aksama kadar sürmüstü. Bu askerlerle Anadolu yakasinda bulunan Üsküdar'a geçer. Gece muharebeye devamin tehlikeli oldugunu gören Imparator. Meryem'in mukaddes Ikonunu (tasvirini) ziyareti bir vesile olarak gösteriyordu. hem de uzun zamandan beri muhasara altinda bulunan Iznik'i kurtarmak için bizans Imparatoru III. Kocaeli yarimadasindaki kaleleri alarak yavas yavas Bogaza dogru ilerlemeleri. Hem zapt edilen kaleleri geri almak. Bizans askerlerini payitahtlarinin yakinlarinda* maglub ve perisan. Bu sirada vaziyeti fark eden Orhan Bey. Karasi emiri ve Bulgarlarla bir baris antlasmasi yaparak baslar. planini uygulamaya. Gerçekten de Türklerin. Mihal ile yapmisti. Süphe uyandirmamak için de Artaki (Erdek)'te bulunan Hz. Erdek'ten Biga'ya gelen Imparator. Daha önce de benzer bir muahedeyi Bulgar krali III. Bunu haber alan Orhan Bey. Iznik muhasarasinda bir miktar asker birakarak sekiz bin kisilik ordusunun basinda Pelekanon** denen mevkide Imparatorun komutasindaki Bizans ordusu ile meydan muharebesine girisir. Bu sekilde siyasî bir basari kazanmis görünen Imparator. Bu sebeple 1329 senesinin Mayis ayinda mümkün oldugu kadar sür'atle Trakya'dan iki bin civarinda asker getirtip Istanbul ve çevresinde bulunan mevcut askerlere katar. Osmanlilar Anadolu'daki Türkmen beylikleri arasinda mümtaz bir mevki almis olduklari halde maalesef Osmanli tarihçileri bu muharebe için ya bir sey yazmiyorlar veya pek az malumat veriyorlar.Britinya'nin en güzel yerlerini ve en büyük sehirlerini zapta muvaffak olmustur. Andronikos. Orhan Bey'i hazirliksiz olarak yakalamak içindi. ordugahina döner. Böylece. Bu ani . Bursa'nin fethinden sonra bütün dikkatlerini Iznik üzerinde toplamisti.

Sehir ve kaleyi teslim alan Orhan Bey. Bizans ordusunda büyük bir panik havasinin yasanmasina sebep olur. Pelekanon zaferinden sonra tekrar Iznik üzerine döner. büsbütün bir teessüre sebep olmustu. Iznik halkindan isteyenlerin kendi tebeasi olma ve sadece cizye vermek sartiyle kendi örf. Yaralanan Imparator. Iznik'te bulunan Orhan Bey'e basvurarak kendilerine bakacak kimselerinin bulunmadigini söylemislerdi. bölge itibariyle harb sahasina yakin olmasindan dolayi geçici bir müddet için beylik merkezi haline getirildi. Bizans için de büyük bir ümitsizlik sebebi oldu. halktan. Bu yüzden çok az kimse sehri terk etti. askerlerden arzu edenlerin bu kadinlari nikahla alabileceklerini ve bunlarla evlenenlerin Iznik muhafazasinda birakilacaklarini açikladi. Biraz sonra temas edilecegi gibi Orhan Gazi.taarruz. Iznik'in 1330 yilinda feth edilmesi. Hele buradaki Ayasofya Kilisesinin camie çevrildigi haberi. Iznik kusatmasi esnasinda kalede bulunan Rum muhafizlari ile halktan gerek muharebede. Bu muharebede Orhan'in kardesi Pazarlu Bey de komutan olarak bulunmustu. Bursa'nin zaptindan sonra halka gösterilen yumusaklik ve müsamaha ile teslim sartlarina riayet edilmis olmasi. Iznik. Orhan Bey'e kapilarini açtiktan sonra çevresindeki bazi yerler de alinmisi. Artik Bizans'tan herhangi bir yardim imkâninin olamayacagini anlayan Iznik Rum Beyi. Bu fetih. bazi sartlarla teslim olur. gerekse açlik. Avrupa'da büyük bir hadise olarak yankilandi. Bunun üzerine Orhan Bey. halktan isteyenlerin bütün esyasi ile birlikte sehri terk edebilecegini söylemisti. Orhan Gazi'nin idare ve adaletine meftun olmustu. isteyenlerin esyasi ile birlikte gitmesine müsaade etti. Iznik. hastalik. vs. Fakat halk. kimsesiz kalan kadinlarin evlenmesini saglayarak bu sosyal problemi de ortadan kaldirmisti. gibi sebepler yüzünden ölen erkeklerin dul kalmis olan kadinlari. deniz yolu ile zorlukla Istanbul'a ulasir. Iznik'i feth ettikten sonra orada pek çok eser meydana getirdi. deniz yolu ile Istanbul'a gitti. Bunun üzerine halkin büyük bir kismi Iznik'te kalmaya karar verdi. Hatta bu müsamahakârlik ve müsamahada o kadar ileri gitti ki. Fakat Rum Beyi. Orhan Bey. Hammer bu olayi su ifadelerle nakl eder: . Halka karsi büyük bir sefkat ve merhamet örnegi gösteren Orhan Bey. Iznik'in tesliminde de gösterildi. Böylece. âdet ve geleneklerini muhafaza edebileceklerini ilân etti.

" dediler. yüce gönüllü ve zafer haklarini akilli bir siyaset ugruna gözden çikarmasini bilen bir hükümdarin hareketi oldu. hazir avrat buldular."Iznik muhafizlarinin pek azi bu serbestiden istifade ederek tekfurla birlikte gittiler. Böylece Orhan. bunun üzerine bu kadinlarla evlendiler. kocalari ölen veya kimsesiz kalan dul kadinlari gazilerle ser'î nikah üzere evlendirmesi bu anlayisin bir sonucudur. onlara normal bir vatandas muamelesinin yapilmasi demekti. uzun bir kusatmanin. gazilere bunlari ser'î nikahla almalarini buyurdu. . alisilmis sayilabilecek veba ve kitligin tesiri ile baba ve anneden. Orhan'in buradaki davranisi. Yenisehir kapisindan sehrin güneyine girdi. Orhan Gazi'nin. Bu sekildeki bir hareketine de mani olabilecek bir güç mevcut degildi. kimisi de savasta kirilmistir. Görüldügü gibi kadinlarin ser'î nikahla alinmasi. Böylece. Halbuki galib olan Orhan ve Osmanli idaresi. Idarecilerin haksizligindan dolayi me'yus olmus ve Hiristiyan imparatordan ziyade Orhan'in müsamahasindan ümitvar olmus olan digerleri. Yüksek evlerde de bos kalmislardir. Söz gelimi. Hammer ise Orhan Gazi'nin tamamen insanî olan ve hatta yirmi birinci asra girmek üzere oldugumuz su günümüzde bile uygulanamayan bu insanî muameleye kendi açisindan farkli bir sekilde bakmaktadir. bunlarin erlerinin kimisi açliktan. ordusunun subaylarina bu yapilarin mirasçilari ile evlenmelerine izin vermekle bu ihtisamli konutlarin yeniden senlenmelerine yol açilmis oldu. Göründügü kadari ile Orhan Bey'in hareket ve bu harekete yön veren anlayisi. Böylece hesaplari da bekledigi sonucu verdi". onun böyle bir siyaset uygulamasina sebep olmustu. kocalarindan yoksun kalan ve yari yikik saraylarinda oturan Rum kadin ve kizlarini onlara bölüstürdü. Padisah. sehir halki ile birlikte galibi (Orhan Gazi'yi) karsilamaya çiktilar. Iznik'in kendiliginden teslim olmasindan dolayi bol ganimetlerden yoksun kalan silah arkadaslarina mükâfati unutmamistir. Orhan: "Bu kadinlar nedir?" diye sorunca kendisine: "Sultanim. Ona göre Orhan. onlari esir veya cariye durumuna düsürmekten kurtarmis oluyordu. onlara karsi istedigi sekilde muamele yapmakta serbest idi. geçip saray gibi evlerde oturuverdiler. Nitekim. Hazir ev. Gaziler. Bunun üzerine Orhan. Osmanli tarihleri de devrin anlayis ve dili ile bu hadiseyi asagidaki ifadelerle nakl ederler: "Sonra güzel yüzlü kadinlar geldiler.

Seyh Davud Kayserî'nin biyografisinden bahs ederken "Orhan Han Gazi Hazretleri. Konya'da Mevlânâ Siraceddin Konevî'nin ögrencisi olan Taceddin el-Kürdî. Iznik'teki medresesini yaptiktan sonra tanzim ettigi ve Molla Hüsrev tarafindan 841 H. Onun. hastahaneler. umuma ait binalari kitâbe ve güzel sözlerle bezeyip süsleyen. . daha çok yaygin olan adi ile Kara Hoca o göreve atanmistir. Orhan. böylece Dogu'nun eski bir gelenegine uyan ilk Osmanli padisahidir. Medresenin müderrisligini (profesör) Davud Kayserî denilen birine verdi. Bu âbide (anit)ler üzerinde çogu zaman Kur'an'dan alinmis tasvir.Kaynaklarin verdigi bilgilerden anlasildigi kadari ile Orhan Gazi. bizzat kendisi tarafindan insa ettirildigi Mecdî gibi bazi kaynaklarda belirtilmektedir. Mecdî. Orhan Gazi'nin Iznik'te bulunan ve bazi kaynaklarda bir manastirdan çevrilmis oldugu belirtilen medresesinin." Sultan Orhan. Nesrî ve diger bazi kaynaklarda belirtildigi sekilde Iznik'te bulunan manastir veya kiliselerden çevrilmis olmayip insa edilmis oldugunu belirten en kuvvetli delil. Iznik'i feth ettikten sonra derhal sehre bir Müslüman Türk hüviyeti kazandirmak için faaliyetlere girisir. Iznik nâm kasabada bir medrese-i ulya peyda edüp seyh hazretlerine tayin eyledi" diyerek Osmanli Devleti'nin bu ilk medresesinin bizzat Orhan Gazi tarafindan yaptirildigini anlatir. Bu sebeple büyük bir kiliseyi Cuma mescidi haline getirir. elimizde bulunan vakfiyedir. bu medreseye sahibi bulundugu Kozluca köyünün gelirlerini sahih ve seriata uygun bir sekilde vakf etmistir. bu medresede. medreseler. Ayrica Osmanli dönemi ilk medreseleri üzerinde arastirma yapan Mustafa Bilge de Orhan Gazi vakfiyesinden yola çikarak ayni kanaatte oldugunu söyle ifade eder: "Bu medresenin. mezarlar ve köprüler Osmanli ülkesinin hemen her târafinda yaptiranlarin (bânilerinin) adlarini ve yapilis tarihlerini seyyahlara göstermektedirler. tesbih ve benzetme bulunan âyetler okunur. 'de tescil edilen vakfiye suretinde. çesmeler. Iznik'e bagli Kozluca köyünün Orhan Gazi medresesine vakf edildigini göstermektedir. Gerçekten çok daha sonraki tarihlere (1136=1724) ait bir arz belgesi. kilise veya manastirdan degil. sultanlik günlerinden baslayarak bütün camiler./1437 M. Davud Kayserî'ye halef olmustu. Iznik'te bir manastiri da medreseye (yüksek okul = fakülte) çevirdi. Taceddin'in ölümünden sonra da Alaeddin Esved. Orhan Gazi. medresenin bina edildigi ve Hayreddin Pasa Camii'nin yaninda oldugu açikça belirtilmektedir. Orhan Gazi.

Orhan Gazi'nin buradaki faaliyetlerinden bahs ederken onun bir hükümdar gibi degil. Iznik'in fethinden hemen sonra Osmanlilar tarafindan alinmak istenmis ve hatta bir ara elde edilmis ise de sonradan yine Rumlara verilmisti. Nitekim onun yaptigi imârette pisirilen yemekleri bizzat kendisinin dagitmis olmasi. Türklerin eline geçtikten sonra. Osmanli kuvvetleri Iznik'in fethinden bir sene yani 1331 Haziran'indan sonra sehri kusatmislarsa da Bizans Imparatoru UI. teslim olmak zorunda kaldi. Orhan Gazi.Iznik. Süleyman Pasa'nin halka karsi din ve milliyet farki gözetmeden âdil . imâret ve medrese gibi dinî. oglu Süleyman Pasa'ya verilmis. Imparatoria anlasarak kusatmayi kaldirmisti. Bursa'yi da oglu Murad Han Gazi'ye vererek adini "Bey Sancagi" koymustu. Izmit'in fethi ile Kocaeli Yarimadasinin tamami Osmanlilarin eline geçmis oluyordu. Ayrica zevcesi Nilüfer Hatun tarafindan bir imâret. Gitmeyenlerin ise Osmanli tebeasindan olmak ve sadece vergi (cizye) vermek sartiyle din. Andronikos'un yardima gelmesi üzerine Orhan Bey. Orhan Bey buradaki yerli halktan isteyenlerin mallari ile birlikte sehri terk etmelerine müsaade etti. Kale muhafazasinda bulunan Paleologos hanedanina mensup Marika. gelenek ve göreneklerini muhafaza edebileceklerini bildirdi. onu Yenice. Bu kusatma üzerine disardan yardim alamayan sehir. aksam olunca kandillerini bizzat kendi eli ile yakmis olmasi bunu göstermektedir. Buna göre Izmit. IZMIT'IN FETHI Bir ticaret merkezi durumunda bulunan Izmit. Kendisi de bütün bunlarin üstünde memleketi idare ediyordu. Göynük ve Mudurnu'ya havale etmisti. istenilen Müslüman-Türk sehri hüviyetini kazandi. herhangi bir vatandas gibi davrandigini belirtirler. oglu Süleyman Pasa tarafindan da bir medrese insa edildi. sosyal ve kültürel müesseselerin temelini atti. mallarini alarak bir gemi ile Istanbul'a gitti. Iznik ve bilahere Izmit'in fethinden sonra idarî bir sistem kurarak memleketi buna göre idarî bölgelere ayirdi. Izmit ve havalisinin idaresini oglu Süleyman Pasa'ya verdi. Orhan Gazi. bu kusatmadan alti sene sonra (1337) sehri siddetli bir sekilde tekrar kusatti. Bunun için orada cami. Orhan Bey. Karacahisari amcasinin oglu Gündüz'e verdi. Bundan baska diger hayir sahiplerinin yaptirdiklari tesislerle kisa bir müddet sonra Iznik. Burayi bir müddet kendisine merkez yaparak Iznik'in bir Müslüman Türk sehri olmasina gayret etti. Kaynaklar.

Çanakkale'ye kadar gelerek. Bizanslilara karsi kazanilan zaferlerden daha önemliydi. Çünkü Anadolu'da bulunan diger beyliklerin sinirlari. ve çevrelerinin tamamen Osmanlilar ile kusatilmis olmasindan dolayi civarda bulunan bir çok kale (Tarakli Yenicesi. Ne Osman ne de oglu Orhan. Bu sebeple Karesi Beyligi topraklarinin alinmasi gerekiyordu. Mihaliç ve Kirmasti gibi yerleri Bizans'tan alip feth etmek suretiyle. Zira sadece bir taraftan tutulan Marmara ile stratejik güç haline gelmek imkansizdi. 741 (1342) tarihinde Ulubat. Zira bu sayede Osmanlilar. Bu siralarda Karesi Beyligi'nde çikan bir hadise. Bizans'in taht kavgalarindan istifade edecek ve hatta topraklarina akinlar düzenleyip isgal edebilecekti.bir sekilde davranmasi. Göynük. Ayni sekilde Çanakkale Bogazi'na da yaklasmak gerekiyordu. Küçük Asya'da bulunan diger beylere karsi hasmane bir tesebbüste bulunmamislardi. Mudurnu) de birer teslim oldular. merkezi Balikesir'de bulunan Karesiogullari Beyligi ile ayni hududlari paylasir oldular. KARESI BEYLIGI'NIN ILHAKI 1340 yilina kadar Bizans topraklarinda fetih hareketlerine girisip sinirlarini genisleten Osmanli Devleti. Fakat bunlar. fethedilen yerlere dogudan gelen Türkleri yerlestiriyordu. Ayni sekilde Izmit Körfezindeki Gemlik. sadece Bizans'la muharebe etmis ve ülkelerini özellikle Bizans Imparatorlarindan aldiklari yerlerle genisletmislerdi. Osmanlilar ile Karesiler arasinda Bizans'a ait bazi topraklar vardi. O dönemde batida Karesi ogullan vardi. Bu arada Bizans da bütünüyle Güney Marmara'dan çekilmis degildi. Osmanlilar. Bu. Çanakkale Bogazi'nin Asya yakasini elinde bulundurmanin stratejik nimetini takdir edebilecek deha ve imkâna sahip degillerdi. O zamana kadar Osmanlilar. Bu küçük iç deniz (Marmara) iki taraftan kiskaç içine alinmaliydi. Böylece Orhan Gazi. bogazin güney kiyilarini ellerinde bulunduracaklardi. Orhan Bey'e Türklerle meskûn bulunan bu topraklarin zaptinda ilk firsati verdi. Armutlu gibi mevkiler de Kara Timurtas Bey vâsitasiyle Orhan Bey kuvvetlerinin eline geçmisti. Osmanlilarin dogrudan dogruya bütün Bizansi çevirmesine imkân vermiyordu. . Bununla beraber Bizans topraklarinda genislemekte olan bir Türk devleti için bu kafi degildi. Bu da ilk firsatta Avrupa'ya geçme imkânini saglayacakti. Gerçekten de batiya dogru açilip genisleyebilmek için sadece Istanbul Bogazina yaklasmak kâfi degildi. Ancak bu sayede batiya geçilebilirdi.

Bundan sonra Bursa'ya getirilen Demirhan gelisinden iki sene sonra Yumrucak (taun. Beyligin basina geçen Demirhan'in fena ve kötü hareketlerinden dolayi Karesi ileri gelenleri (ümera). O da Osmanli hükümdari Orhan Gazi'ye Balikesir. Bu ilhakin Orhan Bey bakimindan önemli bir yönü de bu beylige tabi degerli komutan ve emirlerin Osmanli hizmetine girmis olmalaridir.Osmanli kaynaklarina göre Karesi Beyi'nin ölümünden sonra yerine oglu Demirhan geçmisti. Bergama kalesine siginir. Bunlar kale önüne gelip görüsmek isterler. Hammer bu sessizligin sebebi ve bu konudaki yanlis degerlendirmeler hakkinda asagidaki ifadelerle bir gerçege parmak basarak söyle der: . büyük bir ihtimalle 1345 yilinda meydana gelen Karesi seferine Orhan Bey'le birlikte istirak eder. veba) hastaligindan vefat eder. Böylece Karesi Beyligi'ne ait olan Balikesir. Bergama'ya gelip kaleyi muhasara eder. Halkin israrina dayanamayan Karesi Bey'i kaleden çikip Orhan Gazi'ye teslim olmak zorunda kalir. Osmanlilar. Balikesir üzerine yürüyen Orhan'in gelisini haber alan Demirhan. Kapidagi ve Edincik gibi sehirler Osmanli topragina ilhak olunur. Orhan Gazi. Bundan çok müteessir olan Orhan Gazi. Karesi Beyligi'nin ilhakindan sonra uzun bir müddet önemli sayilabilecek bir fetih hareketine girisilmedigi anlasilmaktadir. Manyas. Zira bunlar denizciligi de iyi biliyorlardi. Karesi Beyligi'nden birçok sahil bölgesinin Osmanlilara geçmesi ile Rumeli'ye geçis kolaylasir. Kendisi de Truva mintikasindaki Kizilca Tuzla ile Bayramiç gibi yerlerde hükümdarligini sürdürecekti. Bu teklif ile Orhan Bey'i tahrik ve tesvik eden Dursun Bey. Fakat kardesi Dursun Bey. iki kardesi baristirmak için Dursun Bey'i Haci Ilbeyi ile beraber Bergama kalesine gönderir. buna muhalefet ederek veya biraderi tarafindan öldürülmekten korkarak Osmanlilara iltica etmisti. Aydincik ve Bergama'yi verme teklifinde bulunur. Gazi Fazil Bey ve Evrenos Bey gibi askerî ve idarî bakimindan yönetici olacak durumdaki bu insanlardan istifade edip bilgilerinden yararlanmislardir. Ece Halil ve Gazi Fazil Bey'ler. Haci Ilbeyi. Orhan Bey'i karsilarlar. Haci Ilbeyi vasitasiyle Orhan Bey'in sarayinda bulunan Dursun Bey'i hükümdar olmak için tesvik ederler. Ece Halil. Fakat kaleden atilan bir okla Dursun Bey maktul düser. Biraz önce isimlerinden bahs edilen ve Çanakkale bogazi ile çevresini çok iyi taniyan bu degerli komutanlar sayesinde Rumeli fetihleri kolaylasmisti. Bu arada Balikesir ümerasi basta Haci Ilbeyi oldugu halde Evrenos.

Nitekim. imâret ve kervansaray gibi büyük binalardir. Orhan Gazi. Orhan Gazi Beyligi'nin hududlari. Bununla beraber tarihçilerin buradaki derin sessizlikleri. Orhan'in dindarligi sebebiyle meydana gelen bu müesseseler. Abdal Murad. Ancak bu sayede modern bir devlet olma özelligini kazanabilirdi. yavas yavas eski asiret usûl ve kaidelerinden ayrilmak zorunda idi. (bes sene önce ilk medrese ve imâretin tesis olundugu) Iznik'teki müesseselerle kisa zamanda rekabet edip boy ölçüsebilecek duruma geldiler. Gülsehrî gibi mutasavvif sairler. Bursa ve Iznik'in zapt edilmesi. ilim. Osmanli Devleti'nin mucizeli bir sür'atle yükselis ve inkisafini bir yandan tarihî halet ve gerçeklerde. Ahi Evren. hukuk ve idare otoritelerinin kollektif idealizmi ile izah. Bizanslilarin zannettigi gibi devamli kayiplarin ve bozgunluklarin bir soncu degildir. artik devamli olarak genisliyordu. bu faaliyete istirak eden din. Abdurrahman Gazi gibi seçme yigitler. Geyikli Baba. askerî sahada da yeni bir sistem ve teskilât meydana getirmek ihtiyacini hissetmeye basladi. Zira bu beylik. Akça Koca. Bu sebeple devlet. içerde güvenlik durumunun sarsilmaz sekilde saglanmasi gibi isleri gelistirdi. medrese. Ahi Semseddin gibi ululara. idarî sahada adalet."Karesi'nin fethinden sonra yirmi sene zarfinda Osmanli ülkesi yeni ve önemli bir fetih ile genislemedi. çevresinde yer . Davud Kayserî ve Taceddin Kürdî gibi büyük âlimler. Onun için de. devletin kurulus ve yükselis hadisesini fikirden aksiyona çeviren ve kuvvetler birligini vücuda getiren faaliyetin sirrini. Orhan Gazi zamaninda kurulmustu. Alaeddin (ulemadan)'in akillica görüsleri ile kurulan yeni ordunun tam ve disiplinli bir düzene sokulmasi. Aksine. isabetli bir inanis olsa gerekir. Bu ifadelerin gerçek sahidi ise Karesi bölgesinin fethinden sonra insasina baslanan câmi. Dursun Fakih. Yeni müesseseler ile saglam temellerin atilmasi bu siyasî varliga ve birlige bir hayatiyet saglayacakti. Mevlânâ Sinan. bu dinlenme çaginda. Doglu Baba. Konur Alp. bir yandan da Islâmî prensiplerin adalet." îleride daha genis bir sekilde ele alinacagi gibi Osmanli Devleti'nin ilk teskilâti. Osmanli Beyligi'nin ilk devir tarihinde önemli hâdiseler olarak mütalaa edilebilir. Abdal Musa. insaf ve dinamizmine gösterilen sadakat ve saygida aramak icab eder. Bu konularda ulema sinifindan gelmis olan vezir Alaeddin Pasa ile Bursa kadisi Cendereli (Çandarli) Kara Halil faaliyetlerde bulundular. Taptuk Emre.

Hayli mübarek dervistir dedi. Orhan Gazi'ye adam gönderdi kim benim köylerim yaninda bir dervis daim ânin yanina gelir. durmadi geri mekânina vardi. idareyi ve cemiyeti mayalayip yoguran manevî temsilcilerin fetih tarihindeki hikâyeleri. der. Bu dervislerden biri ayrilir varir dagda geyiciklerle yürür ve ol Turgud Alp âni sever. Cevab verdi kim dervisler göz ehli olur. Orhan Gazi dahi dervisin mekanina vardi.vermekle gerek devleti. Geldiler davet ettiler. Inegöl yöresinde Kesis Dagi (Uludag)'nin arasinda bir nice dervis gelmisti. Âninla musahabet eder. Orhan Gazi eydür: Aceb kimin mürididir? Eydür: Sorun kendinden der. Orhan Gazi eydür: Dervis! Nola benden su sözü kabul etsen. kapida dikiyor. Bir nice günden sonra bir kavak agacini omuzuna kodu. gelmedi. Ol dervis geldi bir agaç dahi getirdi. Asikpasazâde. Dogru Bursa'nin hisarina geldi. Gördüler. (Ey) Dervis bu Inegöl nevahisi senin olsun dedi. gerek hükümdarlik makamini bir idealist üreticiler zümresine dayamis oluyordu. seneler süren ve Osmanlilari bir hayli yoran cenklerden sonra orduyu. Emr etti kim getirin dedi. Sordular: Ehli kimdir? Ayudtu: Hak Teâlâ dünya mülkünü sizin gibi Hanlara ismarladi. Geldiler sordular. Dervis dahi haber gönderdi kim sakin gelmesin. "Seyyid Ebu'l-Vefa tarikatindanim" dedi. Geldi mukim oldu. Hemandem dua etti. Turgut Alp pir olmustu (yaslanmisti). Gözetirler dahi vaktinde varirlar kim dualari makbul olur. Biz bu ulularin hizmet ve hikâyelerine örnek olmasi bakimindan Asikpasazâde tarihindeki bir rivayeti nakl etmekle yetinmek istiyoruz. Nesrî ve Ibn Kemâl gibi kaynaklarda anlatilir. Kavak agaci simdi dahi vardir (Asikpasazâde zamani). Âsikpasazâde'nin dilinden söyle ifade edilir: "Hele simdi görelim Orhan Gazi Bursa'da neyler: Devletle geldi imâret yapti. Vilâyetin dervislerini teftis eylemeye basladi. Dervis eydür: Mülk ve mal Hakk (Allah)'indir. Orhan Gazi yine haber gönderdi kim niçin gelmez. Anda makam tutmuslardi. Orhan Gazi çikti gördü tamam dikmis. Han'a eydür teberrükümüz oldukça dervislerin duasi makbuldur dedi. Gerçekten. padisahin hisarina (sarayina) girdi. Orhan Gazi'ye haber verdiler. Dervis eydür: . Kullari birbirleri ile mesalihin görsün deyü. ehline verir biz ânin ehli degiliz. Dahi sormadin. Olay. Han'a haber verdiler. Eydür: "Baba Ilyas müridiyim" der. Veya beni niçin komaz anda varmaya.

Adi geçen dagin yüksek bir yerinde ve Gökpinari denilen yerde Doglu Baba'nin türbesi bulunur. Sehrin kapilarinda ve Uludag'in zirvesinden dogan Alisir Irmagi kenarinda Horasan'da dogmus olan Dervis Abdal Murad'in tekkesi. onlarin tabiat ve ahlâklarini çok güzel izah etmektedir. . mülk ve mali kendilerine ismarladigi han ve hükümdarlara yardimci ve destek oldugunu açiklamak istiyor. Sirtladigi fidani hünkarin bahçesine dikmekle de. Bir de Cuma mescidi yapti. Orhan Gazi dahi bu sözü dua aldi yine mekânina gitti. Bu iki baba. ezeli tokluk ve gönül saltanati. ne onun yanina varmaya yanasan." Devletin kurulus hamurunda mayasi bulunan tasavvuf erbabi ile Orhan Gazi'nin ilgi ve münasebetlerini anlatan Hammer. Beyin israrlari karsisinda ufku göstererek "Su tepecikten bericigi dervislerin avlucugu olsun" diyor.Sol karsiki tepecikten bericigi dervislerin havlicigi olsun dedi. Âsikpasazâde sözlerine devamla söyle der: "Orhan Gazi o dervisin üzerine kubbe yapti. Dervis Turud ile Kumral Abdal için tekke insa eden babasina uyarak Geyikli Baba'ya uygun bir zâviye bina ettirdi. Bursa fatihi (Orhan Gazi). Ne malda gözü var. Uludag'in eteginde ve sehrin dogu taraflarinda idi. ne de onu kendi mekânina isteyen büyük istigna. digerinin de sadece yogurt yiyerek hayatini sürdürdügünü göstermektedir. Simdiki vakitte onarilip bes vakitte padisahin ruhuna dua ederler. Bunlardan ilki geyiklerle birlikte yasadigi." Kendisiyle görüsmek isteyen hükümdardan köse bucak kaçan. ne mülke tamah düsürmüs. Gazi Hünkâr: "Sol Inegöl nevahisini al senin olsun" deyince "biz onun ehli degiliz" diyor. Allah'in. bu insanlarin civarlarinda medfun bulunduklari birçok zâviyenin insasiyle onlara karsi minnettarligini ebedîlestirmistir. gerek dualari gerekse kerametleri ile neticenin kisa zamanda alinmasina vesile olmuslardir. iç zenginligi. Bu iki muttaki zatin (Geyikli ve Doglu Baba) isimleri. Bursa muharebesinde iki Abdal veya iki aziz kisi ile Sultan Orhan'a refakat ederek. batida ve Kaplica yakininda Abdal Musa'nin tekke ve mezari bulunmaktadir. Yaninda tekye yapti. Pek çok ziyaretçisi bulunan bu zâviye. Orhan'in bu konuda babasini örnek aldigini söyleyerek su sekilde fikrini beyan eder: Orhan. O zâviyeye "Geyikli Baba Tekkesi" derler.

Geyikli Baba Hoy'da dogmus. toplumun maserî vicdaninda bir karsilik (makes)bulmus olacak ki. Anadolu'da bulunan devlet ve beyliklerin topraklarini zapt edip anlari hakimiyetleri altina almak yerine bati ve hatta Trakya'da bulunan bölgeleri feth etmeyi yegliyorlardi. Bu düsüncede bulunan devlet ve idare adamlari. Abdal Murad'in. Fakat bu da büyük bir nüfus ve insan gücüne sahip olmaya bagliydi. sosyal bir vak'a olarak günümüze kadar uzantisi devam etmektedir. Bolu taraflarindan baska Ankara cihetine dogru da genislemek ve buradaki Türk nüfusundan istifade . Devletin bahtliligina bir isaret ve belirti olmak üzere fidani bahçeye diker. bu gayelerini gerçeklestirmek ve daha fazla müslüman nüfustan istifade için zaman zaman komsu Müslüman beyliklere de müdahalede bulunmuslardi. Islâm'i Anadolu'nun batisindaki topraklara tasimayi hedefleyen Osmanlilar. Bu zat. Osman zamaninda kerameti ile söhret bulmustu. Osmanli Devleti'nin. Abdal Musa da pamuk ile ates toplamistir. ANKARA'NIN ZAPTI Osmanlilar. daima tasavvufu vecd içinde yasar ve Uludag'da ormanlar arasinda geyiklerle birlikte günlerini geçirirmis. Bu sayede Istanbul ve Çanakkale bogazlarinin batisinda bulunan bölgelere de Islâm'in sesini ulastirabileceklerdi. Bu ve benzeri rivayetler. dört arsin uzunlugundaki agaç kilicindan baska bir silahi olmadigi halde hayrete deger yigitlikler gösterdigi de söylenir. Bu bakimdan kendileri ile hasmane hareketlerde bulunmayan bu beyliklerin topraklarina karsi tamahkârlikta bulunup hiç bir sebep yokken onlari ele geçirdikleri söylenemez. Bunun için de Rumeli'nin fethedilmesi ve Müslümanlarin eline geçmesi gerekiyordu. Çünkü Anadolu'daki beylikler de kendileri gibi Müsluman ve Türk unsurlardan meydana geliyordu. bu agaç gibi kök salarak dallarini uzaklara ulastiracagini ve göklere kadar yükselecegini söyler. Orhan çagirmadikça oradan inmezmis. Rivayete göre yine bir gün geyige binmis ve omuzunda bir çinar dali bulundugu halde sultanin sarayina gelir. Kurulus dönemindeki mütevazi imkânlarina ragmen. Bu sebeple Müslüman Türk nüfusu çogaltmak gerekiyordu.Rivayete göre Geyikli Baba muhasara ordusunun önünde elinde altmis okkalik bir kiliçla bir ceylana binmis olarak harb etmistir.

Osmanlilari Sakarya ile Kizilirmak arasindaki topraklara hakim kilmistir. Öyle anlasiliyor ki Orhan Bey. Bu hadise (Ankara'nin ilhaki). ne kadar sürecegi süpheli olan bir maceraya girismek. zaman içinde Germiyan. Zira bu yol. Ankara'nin Osmanlilar'a ilhaki mühim bir hadisedir. Öztuna'nin dedigi gibi "Rumeli maddî. 1362'de Sultan Murad tarafindan çevresi ile birlikte tekrar Osmanlilara kazandirilmisti. bir bakima Aricara'nin ele geçirilmesi ile mümkündü. Ahilerin eline geçmesine sebep oldu. komsu ve kardes beyliklerle herhangi bir çatismaya girismeksizin ihtiyaç duyduklari Türk nüfusunu çogaltmak. Osman Gazi ile oglu Orhan'in takip ettikleri politikaya tamamen aykiri idi. Germiyan ve Karamanlilar'dan toprak kazanmayi düsünmüyordu. oglu ve torununun bu politikasi ile dinî ve siyasî anlayisi. Anadolu'nun mühim merkezlerinden birisi olan Ankara. Halbuki Bizans ve Müslüman olmayan diger devletlere karsi elde edilecek muvaffakiyetlerin verecegi san ve seref Osmanlilari o kadar yükseltecekti ki. onlarin bütün davranislarinda kendini açik bir sekilde ortaya koymaktadir. Bu sebeple. oglu Süleyman Pasa komutasinda gönderdigi bir ordu ile Ankara'yi zapt ederek (1354) Osmanli ülkesine katar. Bu karisikliklardan istifadeyi düsünen Orhan Bey. Zira güçlü ve kuvvetli olan bu iki Müslüman Türk Beyligi ile. Karamanogullari'nin Ankara üzerinde birtakim emelleri varsa da fiilen onlarin topragi ve sinirlari içinde bulunmadigi için bu yüzden Osmanlilarla harb etmeyi göze alamazlardi. Ankara'yi bir müddet Karamanogullari'na daha sonra da müstakil bir idarenin. merkezi Sivas olmak üzere kurulmus bulunan Eretna Beyligi (1335-1381)'nin idaresi altinda bulunmakta ve bu beyligin en bati ucunda yer almakta idi. Türk devletleri ile harbe girisip kuvvetlerini yipratmak Osmanlilarin aklindan bile geçmiyordu. Osman Bey. Kizilirmak çevresinin bütünüyle fethi de bir mânâda Anadolu hâkimiyeti demekti. fakat Anadolu mânevî güçle feth olunacakti. Eretna Beyi Alaeddin'in vefati üzerine yerine geçen ogullari zamanindaki karisiklik. Karaman ve diger beylikler herhangi bir çatismaya mahal kalmadan Osmanlilarin idaresini kabul edebilecek hale geleceklerdi. geriye sürüklerdi. ." Osmanlilarin. Ankara 1361-1362 arasinda 1 yil kadar Osmanlilarin elinden çikmissa da.etmek gerektigine kanaat getirdiler. Böylece Osmanlilarin dogu hududunda bulunan kuvvetli bir nokta elde edilmis oldu. O dönemde Ankara Ahi'lerce idare edilen müstakil bir sehir devleti idi. onlari ileriye degil.

Bilhassa Bizans Imparatorlugunun siyasî hududlari içine yerlesen kavimler. kismen Cermenler. bazan da Ulah gibi kavimlerle birleserek Bizans'a karsi mücadeleye giristikleri gibi bazan da kendi baslarina ve yalniz olarak mücadele etmislerdir. Kuman. gerek Avrupali ve gerekse diger bir çok milletin ilk yurdudur. Osmanlilardan önce Avrupa'ya geçmis bulunan bu insanlar. Bununla beraber zaman zaman da savaslarda maglub olan bu Türklerden bir kismi yine kendi öz yurtlari olan Asya'ya dönmüs. Avrupa'ya geçmis bulunan Türk kavim ve kabileleri. Bu bakimdan gerek Türk. meydana gelen harplerde büyük kahramanliklar göstermislerdir. Buna göre Avrupa ve özellikle Balkan Yarimadasi daha o zamandan beri Türklere yabanci olmayan ve onlar tarafindan taninan bir yerdi. Bunlar. . asir Bizans ordulari içinde Slavlar. bir kismi da galip gelen devletlerin içinde ve onlarin dinleri olan Hiristiyanligi kabul ederek hayatlarini devam ettirmislerdir. Sirp. Bu siralarda bazi Türk kabileleri de Asya'dan Avrupa'ya geçerek göçmen milletler arasindaki yerlerini aldilar. Ruslar. bazan Bulgar. Iskandinavyalilar. Türkmen ve Tatar gibi isimlerle ortaya çikmislardi. Bizans Imparatorlugu ile yapilan mücadelelerinden sonra meydana çikmislardi. ancak Bulgar. eskiden beri bilinen ve insanlik tarihinin besigi olarak kabul edilen bir kitadir. daha genis ölçüde de Slavlar ile karsilasarak dil ve din degistirmislerdir. asirdan beri Ortaasyadan bosalircasina akan Türk kavimleri bugünkü Rusya'yi asip Dogu Avrupa'ya. millî ve kavmî özelliklerini muhafaza edenler de oldukça mühim bir yekûn teskil ediyorlardi. onlarin kültür degerlerine katkida bulunmus. Zira. Peçenek. Türkler Rumeli'ye ayak bastiklari zaman yer yer Ortaasya göçlerinden artakalmis ve zamanla Ortodoks kilisesine baglanmis topluluklarla karsilasmislar. asirlari içine alan uzun bir zaman zarfinda surada burada vakit geçirmis olduklarindan tarih sahnesinde pek gözükmeye imkân bulamamislardi. Bu sebepledir ki. Adriatik kiyilarina ve Avrupa'nin kuzey sahillerine kadar uzanarak zaman zaman hakimiyetler kurmus. Yürük. Bu Türkler. bilhassa 5. Iberler. Mora'ya. Türk. Macar. Hatta X. Kafkasyalilar. farkli bölgelere dagilarak hayatlarini sürdürdüler. Bunlar. Ortodoks birligine girmis olmakla beraber. bazan Macar. kendileri ile tesrik-i mesaide bulunduklari milletlerle zaman içinde kaynasmis. Kavimler göçü sonunda insanlar.RUMELIYE GEÇIS Bilindigi gibi Asya. Alan. Ulah ve diger kavimlerin. bu topluluklardan dillerini.

Hazarlar. Daha önce de kismen temas edildigi gibi asirlar boyu dalgalana dalgalana kabarip tasan Türk seli. Bu yüzden Bizanslilar. Incil'e baglamak yolunda muazzam bir teskilât hüküm sürmüstü. Yukari Tuna Steplerinden Kafkaslara ve Habesistan'a kadar bütün güney ülkeleri halkini. ictimaî ve etnik bünyesinde derin iz ve eserler birakmis olmakla beraber. Sicilya Normanlari oldugu gibi. Esasen. Ortodoks birligi ve Helen kültürünün baskisi altinda kavmî ve millî hüviyetlerinden çikarmis bulunuyordu. Türkleri de bu kültür ve din kaynasmasiyla kendi millî hüviyetlerinden soyma politikasi güdüyorlardi. asirlardir binlerce kilometreyi asarak Ortaasya'dan gelen çesitli Türk kabileleri. Buna paralel olarak Bizans da hududlari içinde iskân edilen veya vazife alan yahut da esir edilen zümreleri. yine Ortodoks cemaatine yeni dindaslar kazandiriyordu. bir ifadeye göre Bizans ordusunda bulunan Uz veya Peçenekler kendi dillerini konusan. Bizans'in bu neviden faaliyetleri her zaman asiri olagelmistir. Bizans devlet politikasinin. Bizans'in dinî temellere dayali olarak kolonize ettigi diger kavimlerle birlikte Türkleri de Ortodoks birligine çektigi anlasilmaktadir. kendi kanlarini tasiyan irkdaslarina karsi cenk etmeyi kabul etmeyerek atlari ve silahlari ile beraber Selçuklu ordusuna katilmislardi. Türk kabilelerinin alnindaki tarihî kaseyi örtmek için Bizans'a bir hayli yardimci olmustur. ayak bastigi ülkelerin siyasî. Helen harsinin (kültür) kesif oldugu bölgelere sürülüyordu. Peçenekler ve Fergana Türkleri gibi Türk kavimleri de mühim bir yekûn tutuyorlardi. bir yandan Slav tesiri altinda yerli halkin dillerini. Bazan da mecburî göçler yaptirilmak suretiyle Türk kavimleri. Malazgirt zaferi ile Müslüman Türkler lehine neticelenen SelçukluBizans karsilasmasinda. Kilise ve misyon teskilâti. dinlerini. O kadar ki. Nitekim.Araplar. bazi kabileler de reisleriyle beraber din degistiriyorlardi. . ordulariyla birlikte hiristiyanligi kabul ediyor. toplum ve site hayatlarini benimseyerek onlarin içinde erimis bulunuyorlardi. Öyle ki bazan harp esiri olan Türk hükümdarlari. bir yandan Cermen. bazan da kendileri bu tesirlerin altinda kalmislardi. asilzâdelik ünvanini vermek ve toprak bagislamak gibi tavizleri. Böylece onlari kendi kültürleri içinde eritip yok etme politikasini güdüyorlardi.

Zira onlara göre önceki geçisler. gerçekleri konusan dudagi sahittir ki. askerî. Dogu Avrupa'ya Bizans ve Mora'ya. dinî ve tekmil bütün müesseseleri ile Rumeli'ye akmaya baslayan Osmanlilar. Türkler tarafindan gerçeklestirilen 18. Tarihin. hatta defalarca kurduklari siyasî hâkimiyete ragmen adlari ve sanlari bile silinip gitmistir. iste Iran. yalniz kendi irk ve medeniyetleri için yeni bir ülkeye sahip olmakla kalmayacaklardir. bir koldan da Iran. asirlarca topraklarina yürüyen bu dalgalari kendinden seçilmez hâle getirmis. Böylece idarî. Rumeliye adim atar atmaz çesitli devletlerin kültür ve diplomasisi tarafindan temsil edilmis bir Ortaasya bakiyesi ile karsi karsiya geldi. iste Hind. Osmanli tarihçileri. Bu topraklarda yerlesmis fakat kültür ve kavmî itiyadlarini kiskanç bir muhafazakârlikla saklamis olan bu Türk topluluklari da hakim millet olarak karsilarina çikan irkdaslarina derhal sarildilar ve onlarin idarelerine girmekte tereddüd etmedikten baska. Bu bakimdan bu geçisler. sosyal. Surasi üzerinde dikkatle durulmasi gereken bir husustur ki. Iste Çin. fütuhat ve yerlesme davalarinda soydaslarina yardimci oldular. Iste yine bu Müslüman Osmanli Türklügüdür ki. Mezopotamya. Gerçekten de Hammer'in tesbitlerine göre Süleyman Pasa'nin Rumeli'ye geçisi. üzerinde fazla . Ama Orhan Gazi'nin oglu Süleyman Pasa'nin geçisi.Görüldügü gibi bir koldan Stepler memleketine. daha önceki geçisler üzerinde fazla durmazlar. zaman sisleri arasinda kaybolagelen mazi miraslarini geri alip dört basi mamur bir Türk devleti kurmak ve onu tarihî hassalari ile yasatmak kudretini yalniz Osmanlilar gösterebilmistir. Bundan önce Türkler su veya bu sekilde Rumeli'ye ayak basmis ve bölgede çesitli faaliyetlerde bulunmuslardi. geçis olmaktadir. artik Müslüman Türklerin orayi vatan edinmelerine zemin hazirlamisti. Fakat bunlar genellikle geçici bir süre için oldugundan bilhassa Osmanli tarihçileri tarafindan üzerinde fazla durulmamistir. devamli bir fetih ve yerlesmeye yetecek kadar bir sebep teskil etmezler. Suriye ve Arap ülkelerine yayilan Türk kabileleri farkli baskilar altinda eriyip yok olmus bulunuyorlardi. Zira asirlardir çesitli kavimlerin bir cenk ve mücadele sahnesi olmus bulunan Balkanlar'da baris ve huzuru iade ederek tarihe karsi serefli bir borcu yerine getirmeye hazirlaniyorlardi. eger arkadan Osmanlilar yetismeselerdi Küçükasya Türklügü de ayni akibete ugrayacakti.

durmaya degmez görünmüstür. Bu devletler. Sirbistan ile Bulgaristan devletlerinin gözü vardi. Bizans Imparatoru Kantakuzenos'un sik sik Osmanlilarin yardimina ihtiyaç duymasi. Bizans tarihçilerinden de sadece Kantakuzen. gerekse dis durumunu yakindan takip ediyorlardi. Osmanlilara karsi zaman zaman yumusak bir siyaset takib etme ihtiyacini duymustu. adi geçen devletin mirasindan Osmanlilar da istifade etmeyi düsünmek zorunda kaldilar. Süleyman Pasa'nin geçisinden fazla teferruata girmeden ve geçisin detaylarina inmeden ana hatlari ile söz eder. sosyal ve hatta dinî buhranlar içinde bulunan Bizans'in fazla uzun ömürlü olamayacagi biliniyordu. imparatorlugun varisleri olmak için bazi faaliyet ve çalismalarda bulunuyorlardi." Gerek Katalanlar. gerekse Latinlerle iyi iliskileri olmayan ve Latinlerin Istanbul'u alip Bizans Imparatorunu Anadolu'ya atmak için gösterdikleri çabalar yüzünden Bizans Imparatoru. Hatta bu yüzden olsa gerek ki. Orhan Bey. ya basta bulunan idarecilere (hükümete) yardim etmek veya partilerden birini rakiplerine karsi daha faal bir rol oynamak için desteklemeye çalisiyorlardi. Yani Osmanlilarin baskin yaptiklari veyahut yardim maksadiyla girdikleri yerleri istilaya kalkismayarak evvela kendilerine zemin hazirlayacaklari gayet tabii idi. Böylece. Bu üç devlet. Bu konu ile ilgili kaynaklar su bilgileri vermektedir: . Bu bakimdan Osmanli Beyligi'nin ilk müessisi Osman Bey ve özellikle oglu Orhan. gelecekteki bu tür seferler için Bolayir yakinindaki Çimbi (Çimpe)'yi askerî bir üs olarak Osmanlilara vermesine sebep oldu. siyasî.henüz babasi Osman Bey'e vekâlet ettigi tarihlerden itibaren. Bizans Devleti'ni sadece Avrupa kitasina sürmüs olmakla iktifa etmeyerek. ekonomik. Bilindigi gibi XIV. Bizans'in gerek iç. halk arasinda Osman Gazi'nin rüyasinin yavas yavas gerçeklesmek üzere oldugu kanaati da yayginlasmaya baslar. "Osmanlilarin. Bu dönemde. asrin baslarindan itibaren içten içe çökmeye yüz tutan Bizans Imparatorlugu'nun topraklarinda. orada da Osmanli Beyligi'nin menfaatlerini temine ugrasmalari bunun içindir. Bu bakimdan. Hatta bu ihtiyaç. onun Osmanlilar'dan yardim istemesine kadar variyordu. Trakya sahillerine birçok çikartmalar yaptirarak bu havalinin vaziyetini iyi bir surette ögrenmisti. Lakin bu ilk faaliyetlerden her zaman kat'i ve fiili neticeler beklenmeyecegi de muhakkakti. Buna karsilik Türk tarihçileri bu geçisi tafsilatli bir sekilde anlatirlar. gayelerini gerçeklestirmek ve en büyük hisseyi elde etmek için büyük gayretler sarf ediyorlardi.

Süleyman Pasa. Kantakuzenos ile de ciddi anlasmazliklarin meydana gelmesine yol açti. Selanik sehrini zapt etmek üzere iken Kantakuzenos'un Orhan Bey'e müracaat ile temin ettigi ve Orhan Bey'in oglu Süleyman Pasa idare ve komutasinda bulunan 20. 1353'ten itibaren Rumeli'ye yerlesmek seklinde basladi. Bu hadiseden kisa bir müddet sonra Kantakuzenos ile imparatorluk ortagi olan V. onun lehine olmak üzere vaziyeti kurtarmisti. Ioannes arasinda mücadele alevlendigi zaman Orhan Bey.000 altin karsiliginda Çimbi'yi satin almak istedigini bu arada Türk kuvvetlerinin Gelibolu'yu terk ve tahliye etmelerini. Bu sebeple Orhan Gazi'ye haber gönderip 10. Böylece Osmanlilar. Bizans'taki taht ve saltanat mücadelesine 1345'ten itibaren karismis.000 kisilik bir kuvvetle Dimetoka'da Sirp ve Bulgarlara karsi mühim bir galibiyet elde etmisti. Izmit'te kendisi ile görüsmek arzu ettigini bildirdi. Buna karsilik Orhan Gazi. zaman zaman da Papaya müracaat edip Haçli seferlerinin tertip edilmesini isterken. imparatorun kendisine yardim karsiligi verdigi Çimbi'yi teklif geregince terk edebilecegini. Osmanlilarin Avrupa mintikasina yerlesmelerinin kendileri için ne kadar tehlikeli oldugunu anlamisti. Bu yerlesme ve fütuhat. fakat buna karsilik hem ileride kendi hesaplarina yapacaklari Rumeli fütuhati için tecrübe kazanmis. hem de Rumeli yakasinda yerleserek bir hareket üssüne sahip olmus bulunuyorlardi. bu vazifesini basari ile yapip Anadolu'ya dönerken. Bu sirada Bizans donanmasi ile birlikte bir miktar Osmanli deniz kuvvetlerinin de harekata istirak ettigi görülür.000 kisilik Osmanli kuvveti. bir miktar askerini de Kantakuzenos'un bu yardima karsilik olarak Gelibolu yarimadasinda vermis oldugu Çimbi kalesinde birakmisti.Damadi Orhan Bey'in verdigi kuvvetler ile. basi sikistikça da Orhan Bey'e bas vurmaktan geri kalmiyordu. fakat Gelibolu'yu bizzat kendi kuvvetlerinin zapt etmis olmasindan dolayi iade edemiyecegini ve hastaligi sebebiyle de kendisi ile görüsemeyecegini . Zira Kantakuzenos. Orhan Bey saltanatinin üçüncü ve son devresi. 1352 yilinda meydana gelen bu hadisede Osmanli kuvvetlerine Süleyman Pasa komuta ediyordu. Gerçekten. sikisik bir durumdan kurtulmaya muvaffak olan Kantakuzenos. 1354'te Orhan Bey kuvvetlerinin Bolayir ve Tekirdagi'na kadar bütün Marmara kiyilarina sahip olduklarini gördükten sonra buna mani olmayi düsünmüstü. öbür taraftan da 10. Cenevizliler ile birlikte yine Kantakuzenos tarafini tutmus ve yardimci kuvvetlerini göndererek bir taraftan Edirne'de kusatma altinda bulunan Kantakuzenos'un oglu Mateos'u kurtarmis. Nitekim 1349'da Sirbistan krali Stefan Dusan.

Ege ile Karadeniz'e hakim olan Marmara'nin bir iç deniz haline getirilmesi an meselesiydi. Orhan Bey. Onlara. Böylece Murat Bey veliahd da olmus oluyordu. Evrenos Gazi. Bu arada Orhan Bey'in ikinci oglu ve Süleyman Pasa'niri ana baba bir kardesi Murad Bey. Kantakuzenos. 1354'ten itibaren Rumeli'de (Gelibolu) kendisi için yaptirdigi sarayda oturmaya basladi. Murad adini alacak o büyük hükümdara fütuhatinin yollarini çizmis oluyordu. Lala Sahin pasa. onun yerine tayin edildi. Bizans idaresinden çok daha iyi imkânlar hazirliyordu. Haci Ilbeyi ve Evrenos Bey gibi dirayetli emirler tarafindan büyük bir çözülmeye sebep olmadan ber taraf edildi. Bundan sonra bir manastira çekilen Kontakuzenos damadi Orhan Bey ile olan bütün münasebetlerini kesti. Venediklilerin yardimi ile kurtulup gelen rakibi Ioannes'e saltanati birakmak zorunda kaldi. ogluna büyük bir selahiyet ve yetki vermisti. bundan kisa bir müddet sonra Bozcaada'daki hapishaneden. Süleyman Pasa'nin kurmay heyetini teskil ediyorlardi. Süleyman Pasa'nin vefati üzerine o siralarda 33 yasinda bulunan kardesi Murad Bey. Süleyman Pasa. Böylece halefi olan ve daha sonra Sultan I. Gelibolu yarimadasinin Osmanlilar tarafindan feth edilmesi. Gazi Siileyman Pasa'nin vefati üzerine Rumeli'deki fütuhat harekatinda bir duraklama görüldüyse de bu durum Lala Sahin Pasa. 1358 veya 1359 yilinda bir avi takib ederken atindan düsüp kaza neticesi vefat eden Süleyman Pasa. oglu Orhan tarafindan titizlikle takip edilen dahiyane projesi. Böylece. feth ettigi yerlerde yerli halka çok iyi davraniyordu. Haci Ilbeyi. Artik. Bizans'i alt üst etmisti. Osman Gazi'nin.bildirdi. Gazi Fazil ve Ece Yakub Bey gibi degerli komutanlar. Kantakuzenos bu durumda Sirp ve Bulgarlarla birlikte olup Balkanlarin Osmanlilara karsi muhafaza ve müdafaa edilmesi hususunda basarisiz bir tesebbüste bulundu. Süleyman Pasa. Kantakuzenos buna sebebiyet vermekle itham edilmis. Gerçekten Kantakuzenos Izmit'e kadar gelmis olmasina ragmen Orhan Bey ile görüsemeden Istanbul'a döndü. bu yüzden imparatorluk tahtindan da feragat edip bir manastira çekilmek zorunda kalmisti. o siralarda 43 yaslarinda bulunuyordu. gerçeklesmis oluyordu. Süleyman .

veliaht olan oglu Murad Bey'e emanet ettikten sonra Bursa'ya döner. Bizans ve Venediklilerin birlikte müdahale etmeleri ihtimali göz önünde bulundurularak derhal köklü bir yerlesme siyasetinin tatbikine baslandi. Kâfirler gayet zebundur. Fütuhati. Osmanlilarin. o dönem devlet islerinde büyük bir nüfuzu bulunan ahiler ile gazilerin destegini alarak babasinin yerine tahta geçti. Müslüman bir toplumun kendi kitalarinda yerlesmesi tehlikesini gündeme getirmisse de Balkan devletlerinin birbirleri ile ugrasmalari yüzünden o taraflarda bulunan Türkler için bir tehlike arz etmiyordu. Trakya fetihleri ile büyük ve hakli bir ün kazandigindan baska. Bu hareket. Bu gayenin gerçeklesmesi için Anadolu'daki Osmanli arazisinden (Yani Karesi taraflarindan) bir kisim yörükleri nakl edip yerlestirdiler. esas politikayi teskil ediyordu. Orhan Gazi dahi kabul etti. "Atasi Orhan Gazi'ye haber gönderdi kim devletlu himmetinle Rum eli feth olunmaga sebep olundu. Rumeli'de devletin esas kuvvetlerinin basinda bulunuyordu. babasi Orhan'dan oraya yerlestirilmek üzere nüfus nakline dair olan arzusu hakkinda su bilgileri verir. feth ettigi Bolayir'daki türbesine defn edildi. Onun vefati esnasinda oglu Murad. Bolayir'a gelip oglunun kabrini ziyaret eder. bu mezari yeniden yaptirmistir. Vilayetine göçer Kara Arap evleri gelmisti. Imdi söyle malum ola kim bu taraftan feth olan hisarlara ve vilayetlere ehl-i Islâm'dan çok âdem gerektir. Abdülhamid. Avrupa'nin dikkatini çekmisti. Süleyman Pasa'nin. Kendisinden asirlarca sonra gelecek ve gerçekten büyük bir hükümdar olan Sultan II. Ismail ve Ishak adinda üç oglu ile iki kizinin bulundugu belirtilmektedir. Bu feth olunan hisarlar içine koymaya ve hem yarar gaziler gönderin. Babasindan devr aldigi küçük beyligi iki misli büyüterek. Bizans'a karsi yapilan savas ve fütuhat politikasini temsil ettiginden. Bu konuda Asikpasazâde. Bir nice zaman Gelibolu nevahisinde sakin oldular. Mart 1362'de vefat etti. Bununla beraber Sirp. Süleyman Pasa'nin. Gelibolu'ya yerlesmeleri. Büyük oglunun ölümü haberiyle son derece sarsilan Orhan Bey." Orhan Gazi . teskilatli bir devlet haline getiren Orhan Gazi. Bu bakimdan Osmanlilarin Balkan yarim adasina yayilma düsüncesi. Ogullarindan Melik Nasir denizde bogulmustur ki bu hadise Süleyman Pasa'nin sagliginda olmalidir.Pasa. Melik Nasir. Onlari Rum eline geçirdi. Bulgar. Macar.

büyük ölçüde birbirlerinden nakiller yapmak suretiyle Süleyman Pasa'nin. Bir garip binalar gördü. Anlasilan o ki Osmanlilar. Bunlarin büyük bir kismi. yabanci unsurlarin bulundugu yerlerde o bölgenin siyasî ve askerî emniyetini saglamak ve bos bulunan sahalari iskâna açmak için Anadolu'dan Rumeli'ye Müslüman Türk unsurunun geçirilmesi geliyordu. Bu grup önce Gelibolu bölgesine. Ece Beg derler bir aziz er vardi. Bunlar. Asikpasazâde'nin verdigi bilgi. Geçecek yerlerdir. gerektigi zaman toplu olarak akinlara bile katildilar. Osmanli kaynaklan. Rumeli'ye geçtikten sonra sadece askerî tedbirlerle buralarda kalamayacaklarini biliyorlardi. Anadolu'dan pe çok ailenin Rumeli'ye geçmesini sagladi. Bunun için köklü bazi tedbirlere bas vurmak gerekiyordu. O yere vardilar ki orasi Görece'den asagi deniz kenarinda Viranca Hisar'dir. Ilk grubun geçmesinden sonra akillica yapilan propagandalar. feth edilen bu yerlerdeki insanlardan askerî sinifa mensub olanlari da Anadolu'ya naklettirmisti. Süleyman Pasa: "Nereden geçersiniz" dedi." Gittiler. Bu tedbirlerin basinda. Ece Beg ve Gazi Fazil: "Biz ikimiz geçelim. öyle geçsem ki kâfirin haberi olmaya" dedi. verimli topraklara yerlesip ziraatla mesgul olmaya basladi. Biraz durdu. Han'im görsün" dediler. tarihî bir malumat olarak bu konuda su ifadelere yer vermektedir: "Bir gün memleketi gezerken Aydincik'a geldi. Çimbi kalesinin karsisinda ve Anadolu sahillerinde bulunan Viranca Hisar'dan Rumeli sahiline nasil adam geçirdiklerini ve o sahillerde nasil faaliyetlerde bulunduklarini detayli bir sekilde anlatirlar.bununla da yetinmeyerek. Hayli bahadir olarak anilirdi. sonra da Hayrabolu'ya yerlestirildi. . Nitekim kaynagimiz bu konuya temasla söyle der: Rumeli'ye yerlestirilen bu yörüklere karsilik elde edilen yerlerin askerî sinifina mensub Rumlarini da ileride isyan çikarabilir endisesiyle Balikesir ve havalisine nakl ettiler. Dedtier ki "Han'im! Burada bir yer var ki yakindir. Süleyman Pasa'ya: "Han'im düsünceye daldin" dedi. Hiç kimseye söylemedi. Süleyman Pasa: "Bu denizi geçmeyi düsünüyorum. Temasa etmeye basladi. Biraz önce de temas edildigi gibi bu sebeple Balikesir bölgesinde yasayan Türk asiretlerinden bir grup 1357 tarihinde Rumeli'ye geçirildi. Bir kismi ise Gelibolu'nun kuzey bati taraflarina giderek begendikleri yerlere yerlestiler.

Bindiler. Bu kâfirler (Çimbi kâfirleri) gaziler ile ittifak ettiler. Kâfirlerin de çogu disarda baglarinda ve harmanlarindaydi. Hemen Süleyman Pasa'ya getirdiler. Kâfiri donatti. Bir iki gün içinde iki bin er geçirdiler. Kâfire dedi ki: "Sizin hisarinizda yer var midir ki. Süleyman Paça yetmis-seksen yarar er aldi. Getirdiler. hisarin atlarina bindi.Çimbi'nin karsisinda Ece Beg ile Gazi Fazil çabucak bir sal yaptilar. Beline bir kusak ayagina da ayakkabi verdi. Kâfirlerini incitmediler. Ehl-i Islâm elinde hisar iki oldu. Evleri ile Karesi iline iletin ki. Kendileri baslarinda durdular. Elhasil hisari aldilar. Içinden bir kaç taninmis kâfiri tuttular. Bu hisarin limaninda gemiler vardi. Hemen oradan hisara girdiler. Bir gece Ayaslonca (Ayasilonya) derler bir hisar vardi. Süleyman Pasa bu kâfire bir kaftan giydirdi. Bu müslümanlari oraya götürdü. Durmadilar. Bu iki hisari saglamlastirdilar. sala koydular. adam geçirdiler. Velhasil o gün ikiyüz adam geçirdiler. Karsida oturan askere gönderdiler. harman vakti idi. Baglarinin arasinda bir kâfir ele girdi. Bu kâfir. kâfirler duymadan içeri girelim. O gemilere koydular. Her yerden istegi olani getirdiler. Çabuk birkaç sal daha yaptilar. Geceleyin geçtiler. Bolayir yaninda Akça Liman derler bir liman vardi. Bunun halkinin dahi gönlünü hos tuttular. onu dahi aldilar. Bir iki ay bu hisarlari iyice saglamlastirdalar. Belki kâfirlere dahi ihsanlar ettiler. . Oradan sürdü yine hisarina geldi. Bu kâfirlerden hiç kimseyi incitmediler. Bu hisarin (Çimbi) limaninda olan gemileri sakladilar. Hayli adamlar da Aydincik'tan gemi ile geldiler. dogru Çimbi Hisari'nin bir ters dökecek yeri vardi. Zira o vakit. Elhasili askerlerin çogunu yanlarina getirdiler. Kimse bizi görmesin?" Kâfir "Ben sizi söyle ileteyim ki kimse görmeden sizi hisara koyayim" dedi. oradaki gemileri yakti. Onlar da kendilerini güvenlik içinde buldular. Durmadilar. Kadinlarini da kendilerini de hos tuttular. Öyle yaptilar. Kâfirlerin gemicilerini gemilere koydular. gönüllerini aldilar. Süleyman Pasa "Bu hisarlardan sipahi olan kâfirleri çikarin. Ece Beg. Daha hayli adam geçirdiler. Basina bir sapka verdi. Yürüdüler. bunlardan sonunda bize bir kötülük gelmeye" dedi. Çimbi Hisari'nin civarina çiktilar.

hareket ve davranislarindaki basarinin sirrini bu anlayista aramak gerekir. Bizans Imparatorlugu'na bagli idi. gündüz bunlar Gelibolu kâfirlerine huzur vermez oldular. Sultan Murad'in. Bunlari Gelibolu'ya havale ettiler. Gerçi Osmanlilar. Bolayir'da oturdular. Bundan dolayi Edirne'nin gerisini emniyet altinda bulundurmak ve Istanbul tarafindan gelebilecek bir Bizans taarruzuna mani olmak için Tzurulon denilen ve daha önce alinip sonradan elden çikmis bulunan Çorlu'nun alinmasi gerekiyordu. Burayi da kisa bir zamanda ele geçiren Osmanlilar. gerek Edirne'nin. Balkanlara geçip orada tutunmak ve hakimiyet kurmak için stratejik önemi haiz olan bir sehirdi. Sultan Murad. Ankara'dan döndükten sonra Trakya'ya geçip faaliyetlere baslar. ." Bu tarihî metinden anlasildigina göre Osmanli.Birgün. buranin surlarini da yiktilar. Bu iki gaziye hayli yarar gaziler verdiler. Buraya hücum eden Osmanli birlikleri. Osmanlilarin Avrupa'ya kesin bir sekilde yerlesmeye çalistiklarinin isareti idi. Buradan piskoposluk merkezi olan ve Arkadiopolis denilen Lüleburgaz'a geçtiler. daha o dönemlerde bile müslüman olmayan ve hatta kendileri ile mücadele eden bu insanlara karsi gerçek bir hosgörü ile muamele etmisti. Murad. Iskelesine dahi gemi birakmaz oldular ki çika. Bunlar da hemen karsiladilar. Gece. Imparator Kantakuzenos'a defalarca yardima geldikleri zaman. Onlari Gelibolu ucuna koydular. Yakub Ece'ye ve Gazi Fazil'a yoldaslar verdiler. Gelibolu'nun kâfirleri bunlarin üzerine gelmek için toplandi. Bunun için de Edirne'yi feth etmeyi kendisine hedef olarak seçmisti. Osmanlilarin. kisa zamanda burayi tekrar alip surlarini yiktilar. kâfirleri kirdilar. Kaynaklardan büyük bir kisminin. Ankara'nin yeniden alinmasindan sonra artik sira Edirne'ye geliyordu. Süleyman Pasa'dan sonra Rumeli'nin ikinci fatihi diyebilecegimiz Sultan I. bu sehrin askerî önemini anlamisti. babasini müteakip Osmanli tahtina geçmesinden sonra feth edildigini bildirdigi Edirne'nin zapti. gerekse bütün bir bölgenin ehemmiyetini anladiklari gibi ulasim ve stratejisini de anlamislardi. EDIRNE'NIN FETHI Osmanli fethinden önce küçük bir sehir olan ve günümüzde "Kaleiçi" denilen sinirla çevrili bölgeden ibaret olan Edirne. Hisarin kapisini yaptirdilar. Savas oldu.

Edirne yolu üzerinde bulunan ve daha önce düsman eline geçmis olan Çorlu ile Lüleburgazi aldiktan sonra Edirne üzerine yürüyüp orayi feth etti. yukarida belirtilen yerleri elde ettikleri sirada bütün komutanlarin davetiyle Lüleburgaz mevkiinde toplanan bir harp meclisinde. Sultan Murad'in Trakya'daki faaliyetlerinden bahs ederken söyle der: "Ayni sene zarfinda. Kesan ve Ipsala.Lüleburgaz'in zaptindan hemen sonra Anadolu'dan göçmenler nakl edilerek buraya yerlestirildi.). Trakya sehirlerinden birçoklarini hükmü altina aldiktan sonra. Türk basbugu Orhan dahi vefat ederek. Serez ve Drama taraflarinda bulunan Sirplarin da müdahale edebilecekleri düsünülerek sol kola memur edilmis olan Evrenos kuvvetleri de Dimetoka'nin batisina dogru sevkedilerek savunma tertibati alindi. Edirne'yi muhasara etti. Bu suretle Murad. Evrenos ve Haci Ilbeyi. Selanik'ten baska bütün Tesalya kitasini zapt etti. Bizans tarihinden bahs eden Dukas. Büyük Selçuklularin Anadolu'daki yerlesme siyasetlerinin bir benzeri idi. verilen karar üzerine beylerbeyi Lala Sahin Pasa büyük bir kuvvetle Edirne üzerine sevk edildi. Edirne'de bulunan Rum komutan ise Meriç nehrinin kabarmasindan istifade ile bir gece. Nihayet Babaeski ile Pinarhisar arasinda Sazlidere mevkiine kadar gelmis olan Rum ve Bulgar kuvvetleri ile yapilan kesin bir meydan muharebesi sonunda düsman bozuldu. Bulgarlarin. Böylece Osmanlilar'in Trakya'yi da Islâmlastirmaya yönelik gerçek maksatlari ortaya çikmis oluyordu. beyligini oglu Murad'a terk eyledi. Buradan da Kuzeye dogru Meriç'i takib etmek suretiyle Didimatihon denilen Dimetoka'yi zapt etmisti. Görüldügü gibi Sultan Murad. . Bu. Kirklareli'ni isgal. Gazi Evrenos Bey tarafindan tekrar zapt edilip Osmanli idaresine katildi. Murad Bey. Rumlara yardim etmeleri ihtimaline karsi sag koldan Karadeniz sahiline dogru ilerleyen bir kisim kuvvetler. Bu arada Bizans'in daha önce geri almis oldugu Malkara. / 1363 M. Bizanslilara ait tekmil yerleri ele geçirdikten sonra Trivalya (Tuna nehri ile Bati Trakya arasinda kalan bölge)'ya geldi. maiyetinin bir kismi ile bir kayiga atlayip Enez'e kadar inerek oradan da Sirp ülkesine kaçmaya muvaffak oldu. Bunun sonucunda da Edirne zapt edildi (764 H. Haci Ilbeyi ise Enez Körfezi üzerinde ve Meriç'in batisinda bulunan Dedeagaci (Megri-Makri) kasaba ve limanini aldi.

dinî müsamaha. Böylece Bizanslilar açisindan Osmanlilarin eline geçmis bulunan yerlerin tekrar alinmasi ümidi de ortadan kalkmisti. Zira Osmanlilar sayesinde Avrupa. Böylece Bizans. Bu. O. Bu kusatmaya dayanamayacagini anlayan kale muhafizi teslim olarak ailesiyle birlikte Sirbistan'a gitti. insana saygi ve hukuka riayet gibi kavramlarla karsilasti ki. Lala Sahin Pasa pirinç ziraatiyle meshur olan Filibe (Plovdiv)'i muhasara etti. Sultan Murad. tamamiyla Osmanlilarca çevrilmis bulunuyordu. Bulgar ve Makedonya'daki Sirplarin birbirleri ile olan irtibatlari kesilmis oluyordu.Sultan Murad. Bunun üzerine imparator 1364'te Osmanli Devleti ile anlasarak mevcud vaziyeti kabule mecbur olmustu. Edirne vaziyetini yoluna koyduktan sonra Beylerbeyi Lala Sahin Paça'yi burada birakarak kendisi Dimetoka'ya gitti. Osmanli fütuhatinin manevî sebep ve faktörlerinden bahsedilirken bu konuya daha detayli bir sekilde temas edilecegini belirtmek gerekir. Edirne'den sonra Filibe'nin de alinmasiyla Bizans. Bundan dolayi Bizans ile Venedikliler arasindaki ittifaktan bir netice elde edilemedi. Dogu Trakya'da yayilmakta olan Müslüman Türklerin bu yayilmasini önlemek için 1361 Temmuzunda Imparator Besinci Ioannis ile Venedikliler arasinda bir antlasma yapilmissa da bir fayda temin edilemedi. bunlari daha önce pek bildigi ve uyguladigi söylenemez. mütemadiyen Anadolu'dan göçmen naklederek sahilleri de siki sikiya ellerinde tuttuklarindan ayrica yerli halka karsi çok merhametli ve âdilane bir idare tarzi uyguladiklarindan içerde de herhangi bir isyan hareketine rastlanmiyordu. Lala Sahin'i kuzeyde Filibe ve Zagra taraflarina sevk ettigi gibi Evrenos Beyi de Bati Trakya'nin fethine (Gümülcine) memur etti. Bir müddet için orasini kendisine karargah yapti. Çünkü Osmanlilar. Orada bir cami ile kendisine bir saray yaptirdi. Osmanlilarin Avrupa'da kesin olarak yerlestiklerini gösteren bir hadisedir. Osmanlilarin aldiklari yerleri ne kendisinin ne de Sirplarin geri almak için bir tesebbüste bulunmayacaklarini garanti ediyordu. . Edirne ve Dogu Trakya'nin fethi. bununla yetinmeyerek faaliyetlerine devam etti. Evrenos Bey de Gümülcine ile o havalide bazi yerleri aldi. Anadolu Müslüman Türk tarihi için oldugu kadar Balkanlar ve buna bagli olarak Avrupa için de bir dönüm noktasi olmustur. Çünkü Imparator.

Bilindigi gibi para.ona modern bir devlet olma anlayisini saglamisti. ORHAN BEY ve DEVLET TESKILÂTI Osmanli Devleti'nin ilk teskilâti Orhan gazi zamaninda kuruldu. bir devletin istiklâl (bagimsizlik) alâmetlerindendir. Bu parada Osmanlilarin mensub olduklari Kayi boyu damgasi da bulunuyordu. kültür. Orhan Bey.Babasindan devr aldigi küçük beyligi iki misli büyüterek teskilatli bir devlet haline getiren Orhan Bey. Bunun esas temeli ise merkezdeki "Divân" idi. vergi gibi konularda yeni teskilâtlarin kurulmasi icapediyordu. idareciligi bakimindan tam bir devlet kurucusu idi. Henüz bey ünvanini tasiyan hükümdar bu . Bununla beraber bu paranin nerede ve hangi tarihlerde basildigi belli degildir. onun Osmanli Beyligi'ni hakiki bir devlet haline getirdiginde müttefiktirler. Burada üzerinde durmamiz ve belirtmemiz gereken bir nokta da simdiye kadar ilk Osmanli akçasinin Orhan Bey zamaninda basilmis olmasi meselesidir. Çünkü o ana kadar. adalet. askerlik. Keza o. daha önce karsilasmadigi farkli din. Bu maksatla Orhan Bey'in tahta geçisinin (cülûs) üçüncü yilinda bir gümüs sikke basildi. Idare sahasinda. Bu bakimdan bu siyasî varlik ve birlige bir hayatiyet ve devamlilik kazandirmak gerekiyordu ki bu da saglam ve temelli müesseselerin kurulmasi ile mümkündü. Halbuki yeni arastirmalar ilk Osmanli parasinin Osman Gazi döneminde basilmis oldugunu göstermektedir. Daha önce küçük bir beylik olan devlet. yavas yavas asiret usûl ve kaidelerinden az da olsa ayrilmak ihtiyacini hissediyordu. ekonomik ve sosyal hayatta önemli bir rol oynamaktadir. onun zamanindaki fetihlerle gittikçe genisleyip büyümeye basladi. 1362 yilinda vefat etti. Bu hareket tarzi . Bu genisleme duraksamadan devam ettigi için yeni müesseseler ile desteklenmesi ve saglam temellere oturtulmasi gerekiyordu.000 km2'ye çikmisti. Osmanlilarin ilk defa kullandigi para birimi akça idi. irk ve medeniyetlere sahip insanlari sinirlari içinde barindirmaya baslamisti. Orhan Bey. ilk devlet teskilâtinda Anadolu Selçuklulari ile Ilhanlilari örnek almis ve buna göre bir hükümet teskilati vücuda getirmisti. Bütün tarih ve kaynaklar. Beylik. Onun vefati esnasinda devletin sinirlari 95. Bu da ortaya çikan yeni problemlere karsi zamanin ve sartlarin gerektirdigi çözümleri bulmakla mümkündü. Bu konularda ulema sinifindan gelmis olan vezir Alaeddin Pasa ile Bursa Kadisi Cendereli Kara Halil Efendi büyük bir gayret ve faaliyet içinde idiler.

Her kazanin timarlilari birer çeribasi idaresinde idiler. Osman Bey zamanindan itibaren elde edilen yerler. hükümet reisi durumunda bulunan ve ilk dönemlerde ilmiye sinifindan gelmesi mutad olan vezirin de icabinda baskanlik ettigi olurdu. Orhan Bey devletinin dayandigi ikinci sinif askerî kuvvet yaya ve müsellem teskilâti idi. hizmetleri karsiliginda kendilerine timarlar verilmek üzere genellikle toplu bir halde vazifeye alinan sipahilerdi. buralari feth eden beylere verilmek suretiyle dogrudan dogruya asiretin ileri gelen ve birer askerî komutani durumunda bulunan kimselerce kullaniliyordu. devamli bir askerî birligin kurulmasi gerekiyordu. hep birer kaza teskil ediyorlardi. Orhan Bey. sinirlari bir hayli genisleyen beyligin her tarafina zamaninda ulasilabilecekti. Osmanli Beyligi'nde muntazam bir devlet teskilati meydana getirdigi sirada bütün timarlilari belli birlikler halinde bazi kumanda kademelerine bagladi. Selçuklu divân dairesi ile çevrelerindekinin aynisi idi. Tamami atli olan bu timarlar. Osmanli Beyligi'nin ilk mühim fethi olan ve hem yeni hem de kuvvetli bir siyasî varligi ortaya koyma yolunda belki en önemli . Çünkü her zaman. bir alay haline konularak baslarina en büyük timar sahibi olan kimse alay beyi tayin ediliyordu. kasaba ve kazalarin idaresinde ise. Iznik. Divâna. Sehir.divana baskanlik yapmaktaydi. vaktinde sefere gelemeyen veya uzun süre devam eden kusatma hizmetlerinde kalamadiklarindan dolayi basarilari mahdud olan asiret sipahilerinin yerine. Ikinci veziri Ahi Mahmud oglu Nizameddin Ahmed Pasa idi. bilhassa asiretlerden. Gaza ve fetihten sonra bu gazilere baslangiçta timar (dirlik) verildigi gibi onlari idare edenlere de daha yüksek bir timar tahsis ediliyordu. kendi boy ve oymaklarindan topladiklari adamlari ile beraber. Bilecik. Izmit. Mesela Eskisehir. Yenisehir. Bursa gibi sehirler. Ancak bu sayede. Karacahisar. Orhan Bey devri ilk vezirinin Ramazan 723 (Eylül 1323) tarihli ve Orhan Bey zevcelerinden Asporça Hatun vakfiyesinden anlasildigina göre Haci Kemaleddin oglu Alaeddin Pasa (öl. O dönem Osmanli ordusunun en mühim unsurunu teskil eden bu birlikler. Bu askerî teskilâtin ortaya çikmasi zaruret halini almisti. Inönü. Orhan Bey zamaninda. Baska bir ifade ile Orhan Bey'in kurdugu bu sistem. seferde vazife aliyorlardi. Bu sebepten oralarda bir kadi ve subasi bulunuyordu. Bunlarin ileri gelenleri. 1340) adinda ilmiye sinifindan belki "ahi" ricalinden bir zat oldugu ve bunun isim benzerligi yüzünden Orhan Bey'in küçük kardesi Alaeddin Bey ile karistirildigi görülmektedir.

Orhan Bey. Kantakuzenos'un kizi olan esi Theodora'dan dogan oglu Halil'i çok . Yine onun 1335 yilinda Bursa'da kurmus oldugu medrese zamanla Iznik medresesini gölgede birakmis ve devrin yüksek tahsil müessesesi haline gelmistir. O. Orhan Gazi bu ilk imâretin açilis merasiminde bizzat kendisi hizmet eder. Bilindigi gibi toplumun egitim ve kültür hayatinin gelismesinde önemli derecede rolü bulunan müesseselerden biri de medreselerdir. Fakirlere çorba dagitir. O. O. Ibrahim ve Halil hayatta idiler. Bu imâretin seyhligini. Vakiflar kurmak suretiyle bu öncülügünü sosyal alanda da göstermisti. Bununla beraber o. Orhan Gazi'den sitayiskâr bir sekilde bahs eder. Onlari takdir etmekte mahirdi. Daha önceki Müslüman devletlerde de varligina sahid oldugumuz imâret müessesesinin Osmanlilar'daki ilk müessesi Orhan Bey'dir. 1330) yilinda Iznik'te kurdugunu görüyoruz. ilim ve ilim adamlarina saygida kusur etmezdi. Iste burada da ilk defa Orhan Gazi'nin faaliyete geçtigini ve ilk Osmanli medresesini 731 (M. dedesi Edebali'nin müridi olan Haci Hasan'a verir. Ilk zamanlarinda kendisini Iznik'te ziyaret etmis olan Magribli (Fas) seyyah Ibn Batûta.adim. Sultan Murad. Nitekim Bursa'da yoksullar evi yaptirip fakirleri doyurmak için mallar vakfeder. Orhan Bey'in Bursa'yi aldiktan sonra burada kurdugu ve kendisinden sonra gelen haleflerinin de izinde yürüyerek devam ettirdikleri tesislerin. kendi toplumunun faydasina olan her konuda öncülük ediyordu. Bu sebepledir ki tebeasi arasinda herhangi bir ayirim yapmadan herkese gerektigi sekilde muamelede bulunuyordu. Yoksullar evinde bilgin ve hafizlara da maas baglar. O. isin hemen basinda kilise ve manastirlari cami ve medreseye çevirmek suretiyle ilk ihtiyaçlari karsilamis oluyordu. Türkmen meliklerinin büyügü oldugunu söylemekle kalmaz. Burada birçok da vakif tesis etti. onun yaninda gördügü ikramlari ve onun ülkesini nasil dolastigini açik bir sekilde anlatir. Onun. Orhan Bey'in. Iznik'in Yenisehir kapisinda bir imâret kurar. aksam olunca da imâretin kandillerini. Bu bakimdan zapt ettigi yerlerdeki kiliseleri mescid ve medreselere çevirmekle yetinmemisti. Süleyman Pasa. devletin temellerini babasindan tevarüs ettigi adalet anlayisi üzerine kurmustu. bu sehirde büyük bir Müslüman Türk nüfusunun toplanmasina sebep olmasi gerçegi idi. Ibrahim. yine bizzat kendisi yakar. Halil ve Kasim adlarinda ogullari olmustu. feth ettigi ülkelerde tebeasina karsi adaletle uyguladigi siyasete çok dikkat ediyordu. Orhan Gazi. 1362'de vefat ettigi zaman Murad.

Az ve öz konusan padisahin. Annesi. babasinin Trakya'da izlemekte oldugu fetih siyasetini devam ettirmek istiyordu. Orhan Gazi'nin 6 oglundan yas itibari ile dördüncüsüdür. veliahd olarak yetistirilmemis olmasina ragmen hükümdarlik sorumluluklarini devr alirken tereddüt ve saskinliga düsmeden yerine siki basip oturmustu. Daha önce de belirtildigine göre dogumu 1326 senesidir. Andronikos'un kizi Asporça Hatun oldugu ve Orhan Bey'in bu zevcesinden Fatma adinda bir kizinin da bulundugu sanilmaktadir. veliahd olup babasinin tahtina geçen Murad. Trakya'da gerçeklestirdigi fetihlerle ün kazandigi gibi idare ve yönetim isinde de pismisti. onun. Rumeli'deki harp sahasindan ayrilip . Murad. Latin kaynaklarinda Amurad adi ile anilir. I. Bizans'a karsi yapilan fütuhat ve kazanilan zaferlerin temsilcisi durumunda idi. MURAD (DÖNEMI) Osmanli Devleti'nin üç büyük kurucusundan biri olan I. iyiliksever ve merhametli bir kisiligi oldugu için kendisine "Hüdâvendigâr" lakabi verilmisti. Bazi kitâbe ve eserlerde "Meliku'lÂdil el-Gâzi es-Sultan Giyasu'd-Dünya ve'd-Din Ebu'l-Feth. babasinin vefatindan önce Rumeli'de esas kuvvetlerinin basinda bulunuyordu. Süleyman Pasa ile Murad Bey ise Yarhisar tekfurunun kizi olan Nilüfer Hatun adindaki ilk zevcesinden idi. Çünkü o. kanun ve nizamlara saygili. Ordu ile milletin göz bebegi durumunda bulunan ve çok sevilen Sehzade Süleyman'in ölümü üzerine. teskilatçi ve komutanlik özelliklerini tasiyan bir hükümdardi.seviyordu. Bu sekilde Orhan Bey. O. Sihabu'd-Din" gibi ünvanlari tasidigi da görülmektedir. Bu sebeple de devlet islerinde büyük bir nüfuza sahip olan ahi ve gazilerin destegini alarak tahta geçti. ahiler ve komutanlarin karari ile Bursa'ya davet edilerek hükümdar ilan edilmistir. Tahta geçince. Yarhisar tekfurunun kizi Nilüfer Hatun'dur. hem Kantakuzenos'un kizini almis. Ana bir kardesi olan Süleyman Pasa'nin ölümü üzerine o tarihlerde 36 veya 37 yaslarinda bulunan Murad. Osmanli tarihinde Murad Hüdâvendigâr ve Gâzi Hünkâr adlari ile anilip söhret kazanan bu hükümdar. hem de Paleolog hanedanina damat olmus demekti. Ibrahim'in annesinin ise imparator III.

ANKARA'NIN YENIDEN ZAPTI Anadolu Selçuklu Devleti'nin ortadan kalkmasindan sonra bu devletin mirasçilari durumunda bulunan on bey arasinda kendisini en kuvvetli hisseden Karaman Beyi olmustu. Hoca Saadeddin Efendi. hem Rumeli hem de Anadolu'da meydana gelen bu tehlikeli durumda ne yapilmasi gerektigi hususunda ulema ve devlet erkâni ile istisarede bulundu. Orhan Gazi'nin vefati üzerine Karamanoglu ile Sivas hükümdari Giyaseddin Mehmed'in tesvikleri ile Ankara ahileri. Bunun üzerine Sultan I. sikak ve nifak üzre ittifak meslegine sülûk edüp hususa valiyan-i Karaman ve Ermeniye-i sugra (Karaman idarecileri ve Küçük Ermenistan) ve civarlarinda olan bazi kötü niyetli beylerin baslica emelleri Osmanli topragini . Karamanogullarinin tesvikiyle tekrar Ankara'ya hakim duruma gelmisti. Bu esnada Eretna Beyligi'nin idaresinden memnun olmayan sehir halki ve ahiler. Sultan Murad. Türk kuvvetlerini sahile dogru çekilmeye mecbur ettiler. Osmanlilarin her an artmakta olan güçlerinin kendisi için tehlike meydana getirdigini sezip Osmanlilarin son tesebbüslerinden de endiselenince onlara karsi ahiler ile Eretna Beyi'ni kiskirtmaya basladi. Karamanlilarin ortaligi karistirmak için Ermenilerle de is birligi yaptigini ve Müslüman halka zulmetmek üzere anlastiklarini anlatarak söyle der: "Sultan Murad. Peygamber'in seriatini yerine getirmek olmustur. Anadolu'da ise "bazi hukkam ve mulûk. onun ölümünden sonra 1354 yilinda Orhan Gazi'nin oglu Süleyman Pasa tarafindan zapt edilerek Osmanli topraklarina katilmisti. daha önce Sivas ve Kayseri bölgesinin hükümdari olan Alaeddin Eretna'ya ait iken. Böylece sehir yeniden Osmanli hakimiyetine geçmis oldu. mukavemet etmeden sultani törenle karsilayarak ona hediyeler takdim ettiler. Bunun üzerine Sultan Murad. Tehlikeli bir durum arzeden kardesler ve Ankara probleminin çözümü için karar ve fetva aldi. baslarinda bir komutan ve serdarin bulunmamasi yüzünden sikinti içinde olduklarini ve keremli padisahlarinin yolunu gözlediklerini bildiginden. sehirdeki Osmanli muhafizlarini kovarak daha önceki beylerinin idare ve yönetimine döndüler. Ankara'nin yeniden zaptini anlatirken enteresan bazi noktalara da temas eder. cihad niyetiyle ülkeler feth etmek üzere o tarafa yönelmisti. Murad Lala Sahin Pasa'yi Rumeli'de kaymakam birakip 25 bin askerle Ankara üzerine yürüdü. Rumeli'ye dönmek isterken Asya'da meydana gelen olaylar yüzünden Avrupa'daki tasavvurlarini geciktirmek zorunda kaldi. Allah'in yardim ve keremi eseri olarak sahlik tahtina oturunca ilk isi halkin ve askerlerin ihtiyaçlarini görmek ve Hz. Çorlu ve Malkara'yi geri alip. Böylece halkin dileklerini yoluna koyduktan sonra Rumeli yakasinda olan askerlerin.Bursa'ya gelmesi üzerine Bizans kuvvetleri taarruza geçerek Türklerin elinde bulunan Burgaz. Bu bey. Ankara. Devamli olarak Ankara'yi kendi beyliginin hakimiyeti altinda kabul eden Eretna Beyi.

et-Tevbe 73) emrine uymaktir. yani Ankara pek çok geliri olan bir beldedir. halk ve köylüler de berbat olurlar. Küçük Asya'daki fetihlerinin kuzey noktasi olan bu sehir. Bu güzel sehir. Onlarin bu tutumu padisahlik merhametine. Münafiklarin ortaya çikardiklari karisikligin aradan giderilmesinin önemini belirttiler. adalet issi Sultan Murad Han Gazi'nin yüce kuvvetini ve erisilmez gücünü görünce direnmeye imkân olmadigini anlamislar. Fakat simdi kulagimiza Karaman beylerinin çevrelerindeki azgin topluluklarla birlikte Islâm ülkelerini yagmalamak konusunda is birligi ettikleri. birçok devlet ve beyligin dikkatlerini üzerinde topluyordu. bunlara katilanlar veya onlardan umut bekleyenler kirilip dökülünceye kadar kovaladi. bazi bölgeleri yakip yiktiktan sonra Iznik ve Bursa üstüne düstükleri haberi geldi. melekler ordusunun sahi olan sultanin esigine iletilince din bilginlerini ve isleri yöneten fukahayi toplamis. Bunun için de bazi bölgelere (hudud boylari) saldirarak Bursa ve Iznik üzerine yürümeye kalkismislardi. Durum. Hal böyle olunca ulemanin fetvasi ve akil sahibi kisilerin görüsleri nedir diye sormustu. Böylece Islâm ülkelerini yagmalamak. Müslümanlara zarar ve ziyanda bulunmak için. Hilafetin ve Bizans Imparatorlugu'nun yükselis çaglarinda Amuryum (Anamur) gibi. moher ve daha baska nefis kumaslar burada dokunurdu. Bunun üzerine Gâzi Hüdâvendigâr da ulemanin fetvasini bayrak ve rehber edinerek Anadolu yakasina geçti. Bu nifak takiminin büyük ülkeme yaklasmis olduklari su sirada zararlarini ortadan kaldirmaya. Böylece Islâm'in geregini bir kenara birakip müsrik ve kin ehli ile is birligi edip bütün Osmanli ülkesini çarpip yakmak konusunda anlasmislardi. yaramazlarin zararina son vermek için bu diyara gelmistik. Harun Resid ile Me'mun Ankara'yi feth ettiler. Tarim ürünleri yaninda zirh yapimiyla da taninmistir. Iran. Faziletli kisiler topluca. hediye ve armaganlar derleyip padisahlara has peskeslerle sultanin otagina gelmisler.yagmalamak oldugundan hünkârin Gelibolu'ya yöneldigini ögrenince bir araya gelip bazi kararlar ve gizli tedbirler almakta kusur etmemislerdi. Bunun içindir ki Ankara'dan bahsederken Hammer de söyle söyleyecektir: "Iskender'in. . Kostantiniyye (Istanbul) ve Islâm hükümdarlari arasinda sürekli bir çekisme konusu idi. Bu arada ol nifak ehli ile is birligi eden bazi yaramazlari ve kötü yolun yolcularini yakalayip. Bizans ve Prenk diyarina yollanirdi. Zaferleri tasiyan askerleri ile Karaman beylerini ülkesinden çikarip sinir boyunu tutmak için Ankara kalesini kusatti. Sonu ayrilik ve fesad olacak bu düsünce ile and içip el baglamislar. Islâm ülkeleri harap. Bunlar. Kale ile hisarin korunmasi için asker ve dizdar birakildiktan sonra yakin çevrede bulunan bazi kaleler de yöneticilerinin elinden alinarak Osmanli ülkesine katildi. saçtiklari fitne atesini söndürmeye çalismazsak. tehlikenin def edilmesi isinin öne alinmasindan yana görüs bildirdiler. Ankara'ya sahib olan istiklâl davasina düserek bu kaleyi ve çevresini ele geçiren Ahi adini tasiyan cemaat. Arabistan. Ayrica çevredeki kâfir hükümdarlara da kararlarini duyurmuslardi. Bu emirdeki siraya uyarak önce kâfirlerin fitnesini def etmek. Ayrica yün. Seytan'in bu takimi ile gönül ve dil birligi etmislerdi. büyük ölçüde tarim ve hayvanciliga dayali gelismis ekonomisi ile temayüz eden Ankara. onlara amacimiz ve emelimiz dinimize destek olmak "kâfirler ve münafiklarla cihad et" (Kur'an. boyun egdiklerini bildirip kalenin anahtarlarini teslim etmislerdi. O dönemlerin. sahlik yüceligine uygun düstügünden tamami devlet hizmetine alindilar.

Harun Resid. Keza Ankara. Böylece ilk defa "kadiaskerlik müessesesi" dogmus oldu. Murad için önemli idi. seferlerde anlasmazliklari çözer. anlasmazliklarin giderilmesi. üzümleri gibi meyveleri de az söhretli degildir. Küçük Asya'nin en zengin vilayetlerinden biri olan Ankara. beylerbeyi ünvaniyla Osmanli ordularina bas komutan oldu. askerlerin törelere göre nizam içinde hareket etmelerine bakardi. Ankara'yi alip Karaman beyi tarafindan yapilan kiskirtmalarin sebep oldugu karisikliklari da bastirdiktan sonra gözlerini Avrupa'ya çevirdi. Sultan Murad'in. Bu arada Sultan Murad. böyle bir makamin ihdasina ihtiyaç gösterdi. Bundan sonra o. Böyle bir müessesenin teskiline de ihtiyaç vardi. delikanlilik çagina gelmis oglunun bulunmamasindan dolayi en kidemli beylerden ve saltanatin temel direklerinden olan Lala Sahin Bey'in. Savasta ve barista islerin yürütülmesi. Beylerbeyi me'muriyeti Ayni zamanda vezirlik görevini de içine almaktadir önceki padisahlar zamaninda onlarin en yakin akrabasina veya büyük ogullarina verilirdi. Ankara'nin elde bulunmasi. hanedanin disindan birine verilmesini daha degisik bir açidan degerlendirerek söyle der: "Lala Sahin. her türlü özel durumlarin incelenmesi ve terekenin hesaplanmasi görevlerinin kadiaskerlere birakilmasi uygun görüldü. asker olan ve olmayan idareciler üzerinde üstün bir kontrol hakkina sahip bulunacaktir. asker ve ordunun tertibi. pehlivan yetistirmek ve ibadethaneleri ile de söhret kazanmistir. otuz alti çesidi sayilan armutlarinin lezzeti. Böylece bu göreve getirilen kimse. Zira Orta Asya ticaretinin merkezi. ordu kadiligi ile birlestirilmesini emr eder. yünleri. bina harçlarinin saglamligi. Murad zamaninda asker sayisinda meydana gelen büyük artis. Sultan Murad. deniz kenarinda. Gerçekten. Nitekim kendisinden önce bir sefere baslamadan evvel o çagda en büyük ve mertebe bakimindan en yüksek sayilan taht merkezi olan Bursa kadiliginin. O siralarda Bursa Kadisi olan Çandarli (Cendereli) Kara Halil Hayreddin Pasa en selahiyetli kisilerden ve kadilarin en ulularindan oldugu için bu göreve getirilmis oldu. zaman ve sartlarin gerektirdigi yenilikleri yapma ve tedbirlere bas vurmaktan çekinmiyordu. uzun ve yumusak tüylü keçileri ile meshur oldugu gibi zamanimizda dahi örtüleri. Nasil ki . Beylerbeyligin. Dogu Roma Imparatorlugu arazisi üzerindeki zaferinin hatirasini ebedilestirmek için Ankara'nin muhtesem iki kapi kanadini Bagdad'a nakl ettirdi. Suriye ve Ermenistan'dan Türkiye ve Kilikya sahillerine giden yollarin merkez noktasi idi. sayisiz askerin karsi tarafa geçisini saglayacak gemiler yaptirmakla da görevlendirildi. SULTAN MURAD'IN TESKILATÇILIGI Murad Hüdavendigâr. atalari en büyük çocuklarini ordulara komutan tayin ederek onlari beylerbeyi sifati ile ülkeler zapt etmeye gönderiyorlardi. Hammer. Ayas sulari da kaplica olmak ve içilmek için en sifali sulardir. eski çaglarda yagli kuyruklu koyun sürüleri. savas araçlarinin saglanmasi için "beylerbeyilik" görevi ile basa geçirilmesi uygun görülmüstü. zamanin gerektirdigi bazi yeni kanun ve tesislere de bas vurmaktan geri kalmiyordu. Çünkü daha önce her sefere çikista rütbesi en yüksek olan taht kenti kadisi. elmalari.

Padisah ilk önce kardesi Süleyman Pasa'nin mezarini ziyaret edip onun adina ve sevabi ona ait olmak üzere sadaka dagitmisti. Bu arada Evrenos da bu bölgenin güneyinde Gümülcine ve Vardar gibi yerleri aldi. Edirne yerine Dimetoka'yi seçmesinin sebebi. Bu iki sehirde Evrenos'un hatirasi. Padisah. Osmanlilar. Daha önce belirtildigi gibi Edirne'ye varip orayi da fetheden Murad Hüdavendigâr. Bilindigi gibi Edirne. Bununla beraber Sultan Murad. Sultan Murad'in. Lala Sahin'e gelince o. Beylerbeyi Lala Sahin Pasa'nin Edirne'de oturmasini ve Kuzey Trakya'da fetihlere devam etmesini istemisti.Orhan'in biraderi Alaeddin ve ondan sonra oglu Süleyman'in bu iki hizmeti idare ettiklerini görmüstük. bu sistemde bir karisiklik ve saltanat için bir tehlike sezerek bundan sonra ogullarini müsavere meclisine kabul etmemek ve asker bas komutanligini yabancilara tevdi' etmek suretiyle eski usûlü bozdu. Bundan sonra da Çorlu üzerine yürüyen Sultan Murad. mekan tutmak ve orayi yurt edinmek üzere buraya yerlesir. fakat birçok cami ile kervansaray yaptirdigi ve onlar için yeteri kadar tahsisat bagladigi için de sakli kalmistir. Hükümete yeni bir güven veren bu sistem. Sabunu. sadece bunlari feth etmis oldugu için degil. Bundan sonra hükümdar cihad için yoluna devam etmisti. burayi Cenab-i Hak tarafindan özellikle korunan ve medeniyetçe pek ileri bir sehir saymislardir. sekerlemeleri Konya'ninkileri aratmazdi. Bunlar arasinda Filibe'de iki ok atimi uzunlugunda ve iki arabanin yanyana geçebilecegi bir tas köprü anilabilir. Birinci Murad'dan sonra gelenler tarafindan da degistirilmemis ve ona uyulmustur. Murad. Meriç. saraylar. Bu bakimdan buranin gülsuyu ve gülyagi Misir ve Iran'dakilerle boy ölçüsecek bir durumdaydi. Sultan Murad bununla da yetinmeyerek onun adina vakiflar tesis etmisti. çarsilar. . Burasi sehri süsleyen yapilar. Kale tekfuru böyle sayisiz ve heybetli bir ordunun karsisinda tutunamayacagini anlayip kaleyi teslim eyledi. askerlik. okullar ve köprüler bakimindan pek çok seyyahin dikkatini çekmekteydi. artik Balkanlar'da yerlesmek. o dönemde Dimetoka'nin daha bayindir ve mamur olmasi ile sarayinin Edirne'dekine göre daha iyi olmasi olarak gösterilmektedir. siyaset ve ticaret münasebetleri bakimindan sahip oldugu stratejik mevkii dolayisiyla Osmanli padisahlarinin taht merkezi olmaya degerdi. Suriye sabunlarini. ikametgah olarak Dimetoka'yi seçmis ve orada bir saray yaptirmisti. Gerçekten de Edirne. orayi da fethederek yeniden ele geçirdi. Tunca ve Arda nehirlerinin kavsak noktasinda bulunmaktadir. camiler. Ilk önce Gelibolu'dan fazla uzakta bulunmayan ve Elespon üzerinde kurulmus olan Bontos kalesi kusatildi. Lala Sahin de Evrenos gibi Osmanli ülkesine kattigi sehirlere ziynet veren ihtisamli yapilarla adini yasatmistir. Yerinin ve halkinin güzelligi dillere destandi. SULTAN MURAD'IN RUMELI SIYASETI Lala Sahin Pasa'nin orduyu toplamasi ve askerî hazirliklarin yapilmasindan sonra Rummeli yakasina geçildi. zafer sancaklarini Balkan eteklerine kadar ulastirmis ve en önemli yerlerden olup Belgrad'a kadar bütün memlekete pirinç vermekte olan iki Zagra (Eski ve Yeni) ile Filibe'yi almistir.

Elde edilen diger ganimetlerin taksiminde olan uygulamanin esirler konusunda uygulanmadigini ve seriatin emr ettigi beste bir vergi ödemenin yapilmadigini görür. Esir sayisi o kadar artmisti ki.000 kisilik bir kuvvetle ileri gönderir. Sayet simdi bu isin üzerine ciddiyetle varilmaz ve göz yumulacak olursa vaziyetin ileride çok daha vahim olacagini bildirir.000 kisilik akinci kûvveti ile gece yarisi düsman ordugâhina üç koldan baskin yapar. büyük bir bozguna ugradilar. durumu Sultan'a arz etmesi üzerine o da Kur'an ve Sünnetin gereginin yerine getirilmesini ister. bununla da kalmayarak. Urban'in tesviki ile Macar Krali Layos basta olmak üzere Bulgar. Müttefik kuvvetlerin. müttefikler Meriç nehrini geçtikten sonra onlara yetisebilmisti. bu ittifak neticesinde Osmanlilara karsi yapilan sefere bizzat istirak eder. Hoca Saadeddin Efendi. Buna göre Karaman'da dogan fakih Kara Rüstem. Sirp ve Bulgarlar da Edirne ile Filibe'nin geri alinmasi için faaliyetlerde bulunup papa vasitasiyle Avrupa'yi harekete geçirmek istiyorlardi. 1364 yilinda Filibe'yi Osmanlilara teslim ederek ailesi ile birlikte Sirbistan'a gitmis olan Rum kale komutani. Karaman'dan Sultan Birinci Murad'in yanina gelir. Türkleri Balkanlardan atmak için Meriç vadisi boyunca Edirne'ye dogru yürümesi üzerine Edirne'de bulunan Lala Sahin Pasa. Haci Ilbeyi. her esir için 125 akça fiyat takdir eder. Sirp. 93)'te verilmektedir. Asil büyük Türk ordusunun kendilerini bastigini zanneden Haçlilar. Sirbistan krali besinci Uros'a bas vurarak Türk kuvvetlerinin azligindan bahis ile onu Osmanlilar aleyhine kiskirtir. Durumun takdiri için toplanan bir hey'et. maiyyetindeki komutanlardan Haci Ilbeyi'ni de 10. Sultan Murad. Murad'a haber göndererek yardim ister. bu tehlikeli durum karsisinda derhal Bursa'da bulunan Sultan I. Meriç nehrini geçen ve kendilerine mukabele edilmedigi için pervasizca hareket eden düsmanin gaflet ve sarhoslugundan istifade edip cesurane bir karar verir. Gün dogarken kalabalik düsman ordusunun imha edilmeyen döküntüleri kendilerini Meriç nehrine zor attilar. gerek bu dönem ve gerekse önceki dönemde ortaya çikan "Pencik vergisi” hakkinda bilgiler verir. O. Haci Ilbeyi 10. BALKANLAR'DA OSMANLILAR'A KARSI KURULAN ILK ITTIFAK VE SIRP SINDIGI SAVASI Osmanlilar. bir kismi da Meriç'te boguldu. Balkanlar üzerinde bir nüfuz kurmak isteyen Macar Krali. bir adamin degeri yüz yirmi bes akça gibi çok az sayilabilecek bir meblaga düsürmüstü. Bunlardan birinin örnegi Feridun Bey Münseati (I. Macar krali Layos ise canini zor kurtardi. Bu fiyatin beste biri olan 25 akçanin pencik (humus) vergisi olarak devlet adina alinmasina. Eflak ve Bizanslilar arasinda bir ittifak saglanir. Bundan baska Papa V. Rivayete göre bu kurtulusunu devamli .Lala Sahin Pasa'nin. ele geçirdikleri yerlerde teskilât kurup arazi islerini tanzim etmeye çalisirlarken. Bunlardan büyük bir kismi da nehirde boguldu. Bunun üzerine hemen devrin kadiaskeri olan Çandarli Kara Halil'in huzuruna çikip diger ganimetlerden alindigi gibi esirlerden de beste bir hissenin devlet için alinmasi gerektigini söyler. Zagra'yi feth etmesinden sonra Osmanlilarin eline pek çok esir düsmüstü. Çandarli Halil'in. Haci Ilbeyi. Edirne'den Bursa'ya dönünce komsu hükümdarlara Edirne'nin feth edildigine dair fetihnameler gönderdi. bu isin tedviri için de Kara Rüstem'in memur edilmesine karar verir. Bir kismi kirildi.

Biga'nin fethi esnasinda Sirp Sindigi zaferinin haberi gelmisti. Amadeo'ya bagli bir filo. Meriç nehri ise tamamen Osmanli kontrolüne girdi. kaplica ve han yaptirmisti. Sirp Sindigi muzafferiyetinin sükranesi olarak Bilecik'te bir cami. Sultan Murad'in yaptirdigi bu hayir isleri ile ilgili olarak vakfiyesinden ögrendigimize göre o. Biga'daki evlerin gazilere taksim edilmesi ve kiliselerin cami haline getirilmesini de emr etmisti. Muharebe ve dönemin siyasî olaylari icabi 1365 yilinda devlet merkezini Bursa'dan Edirne'ye nakl ettiren Sultan Murad. Bizans Imparatoru. Bursa hisarinda bir cami ile Çekirge'de bir imâret. durumun kendilerini pek etkilemeyecegi kadar yerlesmislerdi. Yenisehir'de bir imâret ve Gazi Erenlerden Postin pus Baba'ya bir tekke. Hammer'in ifadesiyle bu korkuyu ancak Hunyad (Kazikli Voyvoda) gibi birisi onu izale edebilmistir. Ancak buna tek ciddi cevap. Sultan buna çok sevinmis ve Allah'a hamd etmisti. Biga'nin fethinden sonra Bursa'ya dönen Sultan Murad. Böylece hem denizden hem de karadan kusatma altina alinan Biga zapt edilmisti. Gerçek gayeleri. Sultan Murad. Balkanlardaki basarisi. Savoy Dükü U. Osmanlilarin. yabanci tarihlerinde ise Meriç veya Çirmen muharebesi diye bildirilen bu zafer ile Edirne ve Bati Trakya daha da emniyet altina alindi. kilicini yeniden kinindan çikarmak . Fakat bu sirada Türkler. Macar Krali ve Italya'daki prenslerle is birligi yapmaya çalisan Papa. Amadeo'dan geldi. düsmanda öyle bir korku izi birakmistir ki. Trakya'da kazandiklari bu Sirp Sindigi zaferi ile gururlanip gevsemediler. Zaten kisa bir süre sonra Gelibolu tekrar alinacakti. Bu sayede. Anlasildigi kadari ile Osmanlilar. Fakat daha önce yol üzerinde bulunan ve icabinda Rumeli'den dönerken korsan gemileri ile kendilerini tehdid edecek olan ve Katalan'larin elinde bulunan Biga'yi bizzat kendisi karadan. müttefik düsman kuvvetlerinin Edirne üzerine geldikleri haberini alinca derhal kuvvetlerini toplayip yola koyuldu. Edincik ve Gelibolu'dan getirttigi donanma da denizden muhasara etmisti. Macarlarla Türkleri ilk defa karsi karsiya getiren bu savas. Türklere karsi Haçli seferi açildigini bildiren bir bildiri yayinladi. Osmanli tarihlerinde Sirp Sindigi. Sultan Murad. Sirp Sindigi savasi ile Türklerin Rumelide sür'atle ilerlemeleri saglandi.olarak boynuna asili vaziyette üzerinde tasidigi Meryem'in tasvirine haml ettigi için memleketine döndügünde bir sükrane isareti olarak onun adina bir kilise yaptirmisti. Trakya bölgesine. Papa'yi yeni bir ittifak kurulmasi arayis ve tesebbüsüne sevk etti. Bu savasla Avrupa'da Osmanlilara karsi yapilan müsterek bir mukavemete büyük bir darbe indirildi. Balkanlar'da yerlesip yurt tutmak oldugundan bu Haçli seferi kendilerini ikaz ettigi için arkadan gelecek olan tehlikelere karsi daha çok hazirlikli bulunmayi gerektiren tedbirleri almaktan geri kalmadilar. Bosna'da oldugu gibi Balkan devletleri üzerinde de hakimiyet tesis etmek isteyen Macarlarin nüfuzu kirilmis oldu. medrese. 1366 yilinda Gelibolu'yu ele geçirip tekrar Bizanslilara verdi. bütün bunlari ahiret azigi olarak insa ettirmis ve bunlara vakiflar tahsis etmistir.

Islâm askerlerine siper olmus. saray. ihsani ve basarili olanlari yükselttigi duyulmus oldugundan faziletli insanlar padisahin. Yalova sahillerini yagmalamak ve Islâm topraklarina zarar vermek için bir kaç gemi ile asker göndermeye cesaret etmisti. imâret gibi hayir eserleri ile dolduruldu. Merkezin. cami ve mescidleri artirmak. Zira barut kokusunu yakindan almaya baslayan Hiristiyanlik âlemi. Öbür ganimetlerle birlikte bunlar da baglanarak padisahin otagina gönderilmislerdi. 1365) yilinda bu hayirli ise baslandi. Taninmis bilginlerin artisi ve kerem sahibi kisilerin çogalmasi her gün biraz daha kendini hissettirdiginden. cami. yurtlarindan ayri düsenlere (garib). su bilgileri vermektedir: "îhsan ve lütfu bol olan padisah. adaletle hüküm sürmek. Edirne'ye nakl edilmesinden sonra bu yeni taht sehri. zâhid ve sâlih kisilerden. Ilmin yayilmasi yolunda medrese ve egitim müesseseleri insa ettirilmesini öngördükleri kadar. fakir ve zavallilara oturacaklari yerlerin yapilmasini da buyurmustu. Peygamberin sünnetini yüceltmek için elinden geleni yapiyordu. sarayin karsisina derhal bir cami yapilmasini emr etti. Sehrin arka yakasinda hâlâ Kaplica adi ile bilinen temizlik ve güzelligi ile övülen bir hamam yaptirdi. Bu sebeple Haçli seferlerini bir daha denemek isteyeceklerdi. Avrupa'da fetihlere devam etmek üzere Bursa'dan hareket etmeden önce üç sehzadesi Bâyezid. güzel yaradilisli padisahin adaleti. SÜNNET DÜGÜNÜ ve BURSA'DAKI HAYIR ESERLERI Sultan Murad. Tahtkent Bursa'da nüfus o kadar çogalmisti ki. temiz inançlari ve saf duygulan ile her zaman âbid. halki koruyacak tedbirleri almaya devam etmek ve Hz. Yakub ve Savci'nin sünnet dügünlerini yapti. artik kendileri için ortaya çikan bu tehlikenin farkina varmis bulunuyordu. böylece bu saskin gürûh (kalabalik) çevrilip yok edilmisti. Çevre ülkelerde. Bu savasta ele geçirilenler arasinda bazi sanatkârlar da bulunuyordu. gelip gidenleri agirlamak bu makamin sahibine aid olmakla ve geçmis hükümdarlarin tutumlari da dikkate alinarak âlimler ve fazilet sahibi kimseler için konaklayacaklari binalari yaptirmak da ona düsmüstü. sapiklik yapilarini tek tek yikarak ülkeler feth ederken bütün puthaneleri viran eylemisti.lazim geldigini anlamisti. Gerçekte bu . medrese. 767 (M. Bunlar içinde bir de becerikli ve hüner sahibi bir mimarin bulundugu anlasilinca hükümdar onu azad ederek yaptirilan hayir binalarina mimar ve usta basi tayin etmisti. otagini ziyarete heveslenmislerdi. mescidin üst katinda medrese ve ögrenci hücreleri insa ettirdi. imâret ve ibadethaneleri yeniden ele almak gerekiyordu. Anlatildigina göre bu mutlu günlerde Istanbul tekfuru. Gerek bu dügün gerekse Bursa'da yapilan eserler hakkinda Hoca Saadeddin. mesayih ve irsad sahiplerinden (mürsid) dilekleri oldugundan bu gibilere. Bunun yani basinda da bir imâret ve misafirhane ile mescid. Ama Allah'in yardimi. Hükümdar. Iyilik yapmak. Ama bundan sonra hayir yapilarini onarmak ve faydali binalari arttirmak gayesiyle bütün gayretlerini sarf etmisti.

Sonra Serez'den yardim gelmeyecegini anlayinca baris istemek zorunda kalip. Serez'den yardim taleb etti. kaleyi teslim etti. Aldigi güzel tedbirlerle bu ülkeyi ele geçirip. Yani bunlarin Bayezid Han. Kalelere de isi bilen ve durumu kavrayacak olan erleri yerlestirdikten sonra Marolya kalesine geldi. Deli Balaban. Tamamlandiklari günden zamanimiza kadar sabahin ilk isiklarinin dogusundan uykuya çekilen ana kadar genis alanlarinda farz ve nafile namazlar eda olunur. Peygamber'in sünneti geregince sünnet edilmeleri. Fakir ve fukara da kurulan sofralarda doyuruldu. Bunlara benzer daha nice yapilari vardir. öbür beylerle birlikte Borlu ve Iskeçe üzerine yürüdü. Sultan Murad. Bu yüzden savas uzadi. Marolya kusatmasi devam ederken Sultan Murad. Balaban'a yardim etmek üzere Lala Sahin komutasinda kalabalik bir birlik gönderdi. Ayrica Bilecik'te bir mescid. Sahibinin bir kadin olmasindan dolayi. bu gök kubbe. Serez üzerine de Deli Balaban adinda gözü pek bir yigidi göndermisti. altin bir sahan gibi parlayan günes ve gümüs tabagi andiran ay'la donatildigindan beri. Zikir ve tesbihler edilir. Serez hakiminin de akrabasi idi. Ondan sonra seyhlere. Çünkü Evrenos Bey bu bölgeyi iyi taniyan bir kimse idi. Oradan gelecek yardima güvendigi için baslangiçta direndi. Gökdere'nin su taksim yerinde bulunan mescid de bu Gazi Hünkâr'in hayir eseridir. bilginlere kiymetli hil'atler ve hediyeler verildi. Sofa ve eyvanlarinin genisligi. Yakub çelebi ve Savci Bey'in Hz. dügün hazirliklarini yapmak ve gereken tertibati almakla görevlendirildi. Serez'i kusatma altina aldigi için Marolya'ya yardim gelmemisti.iki cami de deger ve yapi bakimindan yerlerini bulmuslardir. sütun ve kemerlerinin yapisi. devlet gögünün pariltilari olan sehzadeleri ki her biri birer çinar gibiydiler. halkini da yurtlarinda birakti. Padisahlik burcunun yildizlan." BALKANLAR'DA YENI FETIHLER Sultan Murad. Marolya aslinda bir kadin olup adi geçen kalenin sahibi idi. Iskete (Iskeçe) ve Marolya kalelerini almak üzere buralara göndermisti. iman ve inanan açik belgeleri olarak gözükür. Bursa'dan Rumeli'ye geçip Bolonya zaferini kazandiktan sonra Edirne'ye dönmüs ve kisi orada geçirmisti. Yine Bursa'da. Isabetli tedbirler alan kisiler de benzerine rastlamamisti. Bu kadin. Yeni sehirde ise Postin pus demekle söhret bulmus olan dervis için de bir hankah yaptirmistir. Marolya. Yigitçe savasti. Evrenos Bey de Çandarli'nin idaresine verilmisti. Bu esnada Vezir-i azam Çandarli Hayreddin Pasa'yi. sayisiz hediyelerini kerem sahibi sahin otagina sundular. mislini görmemis. çiçeklerin açtigi demde sevinç ve nes'e içinde öyle güzel dügün ve dernek edildi ki. kiymetli armaganlarini. En sonunda davetliler. Dernek kurulup davet edilenler yerlerini alinca sehzadelerin sünnet edilmeleri buyrulmustu. Lala Sahin önce Kavala . Gümülcine'ye geldikleri zaman Hayreddin Pasa'nin bu sehirde kalmasi uygun görülerek Evrenos Bey. Rumeli'nin bati yakasinda bulunan Borlu. Sözü edilen yilin ilk baharinda. daha sonra buraya "Avrathisari" dendi. ülkeler sahibi sultanin arzusu olmakla saltanat otaginda el baglamis kisiler.

Kisi. dizginlerini kaçis yönüne çevirerek hazine ve kiymetli esyalarini kalelere koyup. yeni devlet merkezi olan Edirne'de geçirdi. Büyük Konstantin'in dogum yeri olan Nis'in Osmanlilarin eline geçtiginin duyulmasi üzerine Lazar baris istemek zorunda kaldi. Hoca Saadeddin ise bu konuda söyle der: "Padisah'a layik hediyeler ve armaganlarla elçi gönderip. üzüntüsüz. Ayrica her yil elli okka gümüs göndermeyi de kabul etti. Sirbistan hükümdari." Buradan bir çok mal ve esir ganimet olarak alindi. onarim ve korunmasi islerini tamamladiktan sonra 776 (1374/1375) tarihinde toplanan ganimetlerle birlikte Sultan Murad'in yanina döndü. Ondan sonra da Karaferye kalesinin halkini zimmîlik hukukuna tabi kilacagina inandirip söz verdikten sonra almisti. Sipahilerin timar usûlü ve bir nevi ulastirma askeri olan "Voynuk"larin kurulusu. ayni yil Sisman ile de baris yapti. onu tekrar ülkesinin hakimi olarak yerinde birakmisti. Halka karsi yumusak davranmis. sultanin adaletinden hosnud olmalarini saglamaya çalismisti." Bundan sonra Nis kalesi ile çevresinin korunmasi için tedbirler alindi. Bu arada harp ve sefer yorgunlugundan gücünü yitirmis olan gazilere yurtlarina dönme izni verildi. bunun karsiliginda da sultan onu diger hükümdarlardan daha üstün tutmus. Tam bu sirada Sirplarin kendi topraklarina hücum etmek gayesiyle büyük bir ordu ile harekete geçmek üzere olduklari haberini aldi. Hammer'in ifadesine göre her sene Padisaha bin libre gümüs göndermek istegi yerine getirildi. Sonunda Avrupa'da baris kurulmustu. Üç yillik harac çikartip cihan hakiminin otagina sundu. zorlu ve kanli bir mücadele ile burayi ancak 25 gün sonra feth edebildi. kalabalik bir ordu hazirlayarak büyük oglu Yildirim Bayezid'i otaginda birakarak Gelibolu'ya gitti. Hammer. Murad. Orhan'in oglu (Sultan Murad). vergi vermekten kurtulmak için kizini Sultan Murad'a verdigini belirtir. Çünkü Sisman. Sultan. Sisman (Sosmanos)'in. Sirp ve Panuni arasindaki ulasim noktalarinin merkezi olan Nis üzerine yürüyen Sultan Murad. mükemmel ve olgun duruma getirildi. Oradan da Zihne'yi ele geçirmisti. . Dört ay kadar süren bu hareketin sonunda Semendire yakininda bulunan Nis kalesinin feth edilmesine karar verilir. O yörenin bütün malini bu kalede saklamisti. Sultan Murad. Oradan da Drama kalesine yönelmis ve kaleyi kisa bir zaman içinde feth etmisti. Ordu teskilâti düzeltildi. Islâm askerinin kalabalik oldugunu görünce. Sadece her seferde padisahtan gelecek emre göre hazir olmasi gerektigi yolunda kendisine bir ferman verilmisti. bu kadar ganimeti ve ülkeleri kendisine baris eden Allah'a hamd ettikten sonra Bursa'ya dogru harekete geçmek istiyordu. Bizans'in en müstahkem dört mevkiinden biri ve Trakya. Böylece ordudaki kitlik da giderilmis oldu. Hoca Saadeddin'in ifadesine göre "kalenin saglamligina güvenen kâfir. Ülkenin halki da daglara çekilerek memleketi hos birakmisti. kedersiz ve savassiz alti yil içinde devletin iç isleri ile ugrasti. herkesi kendi topraginda birakarak onlarin. Feth edilen kalelerin bakim. kulluklarini bildirip kapiya kabul edilmelerini diledi. ekili araziyi yaktirip zahireyi yok ettikten sonra kaçip gitmisti. Sultan Murad'a birçok hediye takdim etmis. Bunun üzerine Sultan Murad. Ülkenin bos ve ekinlerin yakilmis olmasindan dolayi askerler bir kitlikla karsi karsiya kaldilar. Oradan da hiç vakit kayb etmeden Sirp diyarina yöneldi.kalesine yüklenmis burayi bir hamlede zapt ederek gümüs madenlerini ele geçirmisti. bütün yorgunluklarini bir kenara atip artik dinlenebilirdi. Bu sekildeki tutum ve davranisin bir sonucu olarak Serez kalesine de baris yolu ile girilmisti.

Serez ve havalisine Anadolu'dan asiretleri getirip yerlestirmisti. Osmanlilar için Makedonya'nin kapilari açilmisti. Avrupa. Osmanli Devleti'nin bu iskân politikasi. atlarin bakimi ve arabalari sürmek bunlarin isi idi. buralarda yeni bir sistem ve adalet anlayisi getiren Osmanlilari bekliyordu. Zihne ile Makedonya. Sirp kralliginin mühim sehirlerinden olan Serez ve daha sonra Karaferye zapt edildi. alemi (sancak) için günes rengini (sanyi) begenmisti. savasin sonuna dogru vefat eden Lala Sahin'in ölümü üzerine beylerbeyi seçilen Timurtas'in himmeti ile olmustu. kisa bir zaman diliminde gerçeklesmisti. Fâtimîler zemin (yesil). Sultan I. Peygamber. Hz. Adriyatik Denizi'ne kadar nüfuz ve tesir sahasi kurulmustu. seferlerde bayagi hizmetlerde kullaniliyorlardi. Zira Sirp ve Bulgarlarin idaresi Bizans'inkinden de kötü idi. Voynuk teskilati. Kadiaskerlikten vezirlige yükseltilmis bulunan Kara Halil Hayreddin Pasa tarafindan da Kavala. "Osmanli Devleti. Iran'da sofiler tarafindan o kadar saygi görmüs olan gök mavisi. Eski idarecilerinin tahakkümünden bikan halk. kurulustan itibaren devam etmekteydi. Bu kabil iskan hareketleri. Osmanlilara karsi U. Emevîler gündüz (beyaz). askerî malikânelerin islahi. Mûsevîlerin pabuç ve serpuslarina tahsis edilmistir. Bununla beraber bu defa ki kuvvetlerinin eskiye göre biraz daha az oldugu. bazi kurallara baglandi. bir disiplin ve teskilât içinde olmalari sebebiyle de anlari fethedilen bu bölgelere nakl etmistir. feth edilen topraklardan kaçan halkin yerini doldurmak gayesi de kismen rol oynamistir. Iskeçe ve Marolye. kurulus . Osmanli sancaklarinin renginin tanzimi. Savasin bu sekilde sonuçlanmasi üzerine Sirbistan'da hanedan ve iktidar degismisti.Askerî malikâneler (yurtluk)in timar ve zeâmete bölünmesi. esas ve temel kuvvetlerin Sirplar tarafindan teskil edildigi anlasilmaktadir. Bir bakima 10 yil içinde Gelibolu'dan Sirbisbtan'a kadar gelinmis. yerlesik ahaliye nazaran savasçi vasiflari. Bu muharebe neticesinde Gazi Evrenos kuvvetleri tarafindan ikinci defa elde edilen Gümülcine'den baska Borla. voynuklarin tesisi gibi önemli kuruluslar. Tarihte Ikinci Meriç veya Çirmen savasi diye anilan bu muharebede Sirp Krali Vukasin ile kardesi veliahd prens Uglesa maktul düsmüslerdi. padisahin tebeasindan olan hiristiyanlardan meydana gelmis bir asker grubu idi ki. ÇIRMEN ZAFERI Osmanlilarin Balkanlardaki fetihleri. Abbasîler gece (siyah) renkleri almislardi. Eflak (Romanya) prensi ise kaçmisti. Osmanlilar zamaninda bu renge hiç ragbet gösterilmedigi gibi mavi. Bu hizmetlerinden dolayi bunlar her türlü vergiden muaf idiler. Nitekim Rumeli fatihi Süleyman Pasa zamaninda asiretlerin Rumeli'ye geçirilip iskân edilmelerinde. Murad. Haçli seferini tertipleyerek Sirp Sindigindan 7 yil sonra tekrar talihini denemek istedi. Ahirlari temizlemek. Drama. Osmanlilar da kan rengini kabul ettiler. Islâm'in diger sancaklarindan ayird edilmek üzere sipahi sancaklari için kirmizi renk seçildi. 26 Eylül 1371'de kazanilan bu zaferle. birçok asirdan beri Bizans sarayinin ve devletin seçkin memurlarinin begendikleri renkti. kurulus devrinde konar-göçer Türk asiretlerini yeni alinan bölgelerin Türlestirilmesinde kullandigi gibi.

ülkeler feth eden padisahi çagirmalari üzerine 773 (M. Bunlarin yanisira sonradan Rumeli'den de Anadolu'ya insan topluluklari nakledilmistir. Rumeli fütûhati plânini emin. uc olarak kabul edilen Serez'i kendisine merkez yapti. hemen hemen bütün Balkanlari içine alan bir genislige ulasti. 1372 yilinda Köstendil ile çevresi feth edilerek burada bulunan Bulgar Prensi Çariçe Evdokia'nin oglu Kostantin. Hammer'in ifadesine göre. Bu sekilde Osmanli Devleti'nin tesir sahasi. onu cihad sancaklarini açma yolunda bütün gayret ve himmetiyle çalismaya yöneltmisti. bütün akrabalari ile geçecek olanlara ise yurtluk. hasmetli kubbelerle örtülü on iki kükürtlü suyu. Türk topluluklarinin Rumeli'ye nakledilmeleri sirasinda. toprak ve timar gibi imtiyazlar tanimak suretiyle mühaceret tesvik edilmistir. Hoca Saadeddin." Çirmen zaferinden faydalanan Türk akincilari. devlet tarafindan kendilerine zengin topraklar vermek. memleketin senlendirilmesi ve iskani gayesini de tasimaktaydi. ayni zamanda yakinlarinda altin ve gümüsten para basilan bir yer olmasi bakimindan da dikkat çekerdi. 1372) yilinin baharinda büyük bir ordu ile tekrar Rumeli yakasina geçti. Böylece bir buçuk veya iki sene gibi. Bu durum. fütuhati tesvik amaci tasidigi kadar. Devletin gelismesi ile kendi öz benliginde yeni fetihlerin ve özlenen basarilarin belirmis olmasi. bir taraftan Adriyatik sahillerini. Bu plânin iyi bir sekilde uygulanabilmesi için de gerekli tesebbüslerde bulunuluyordu. Allah'in verdigi destek ile açilan bahtini degerlendirerek cihad töresini sürdürmek ve yeni ülkeler zapt eylemek için bütün tedbirlerini almis bulunuyordu. Böylece Kostantin. metin ve seri adimlarla gerçeklestirmeye çalisiyordu. her türlü vergiden muaf olma karsiliginda sehrin (Köstendil) anahtarini Sultan Murad'a teslim etti. Çirmen zaferinin meyveleri derhal toplanmaya baslandi. birçok kaplicasi. Bütün bu muvaffakiyetlerden sonra Osmanli kuvvetleri. Köstendil'in fethi ile ilgili olarak sunlari söyler: "Adaleti ile ülkeleri tutan padisah. Osmanlilar'in daha Rumeli'ye geçtikleri andan itibaren Türk topluluklarinin buraya nakledildikleri bilinmektedir.devrinde devletin sik sik müracaat ettigi sürgün usulü ile yapilmakta idi. Bunun için Sultan Murad. Rumeli uclarinda cihad yolunda ugrasan iyi niyetli beylerin. Fakat daha sonra Bizans Imparâtorunun oglu olan Selanik valisi Manuel. Serez'i ele geçirmek için bir ayaklanma tertipledi ise de bu ayaklanma vezir Halil Hayreddin Pasa tarafindan bastirilmisti. Bulgar Krali Sisman ile Makedonya Sirp Krali'nin Samakov'da birlikte maglup olduktan sonra Köstendil'in elden çikmasi beklenen bir hadise idi. Osmanli hakimiyetini kabul ile vergi ve gerektiginde asker vermeyi taahhud etti. Nitekim bu maksatla Evrenos Bey. Vardar nehri vadilerine girerken karsilarinda durabilecek bir kuvvet kalmamisti. sehrin her tarafina içilecek su dagitan kanallari ve dagdan inen irmaklarla sulanan bahçeleri ile taninan Köstendil. Bu esnada akinci kuvvetleri de Balkan yarimadasinin batisina dogru akinlarina baslamislardi. harp ve devletler tarihi için çok az denebilecek bir sürede Vardar'in dogusundaki yerler Osmanli hakimiyeti altina girmisti. diger taraftan Yunanistan'a inerek Attika yarimadasini taradilar. Ilk is .

Bu sebeple de hükümdarin ihsanlarina mazhar oldu. Kuvvetlerini Malkara'da topladi. prens ve despotlarin hakimiyetini taniyarak vergi ve gerektigi zaman muharebelerde yardimci kuvvet vermeleri genis ölçüde fetihlerde bulunan Türk devleti için büyük faydalar ve basarilar temin etti. Ama ülkeler açan padisahin heybeti yüregine tesir etmekle onun üstün gücü ve kudreti ile kendi ülkesine dogru gelisi. kusatmayi devam ettirmek için orada küçük bir kuvvet birakip oradan ayrilmaya karar vermek üzere iken kale duvarlarindan birinin yikilmak üzere oldugunu ögrenir. Lazar. Bunun üzerine Padisah. bu kadar önemsiz bir kale ile vakit kayb etmeye degmeyecegini düsünmüs olmali ki. Incegiz hâkiminin akibetini ögrenmis bulundugundan hisari Sultan Murad'a teslim etti. Burada on bes gün kadar bir savas oldu. Bulgar diyarinin hükümdari. Zamanin hükümdari da bu basaridan sonra tekrar Bursa'ya döndü. Sultan. altin ve gümüs madenlerinin bulundugu bölgelerin de hâkimi olmakla söhret yapmisti. Evrenos Bey ve diger beyler. ülkesinin genisligi ve ordusunun kalabalikligi ile çevrede taninmis. PADISAHIN RUMELIYE TEKRAR DÖNÜSÜ Sultan Murad. Tam bu esnada Lala Sahin Pasa'nin da Ferecik kalesini aldigi haberi geldi." Osmanlilarin. Sultan Murad'la anlasmaya zorladi. yenilecegini anlamis ye boyun egme yolunu tutmasi gerektigini kavramisti. Buna ragmen kale bir türlü düsmüyordu. Bursa'da bulundugu sirada 774 (1373) yilinda Vize sancak beyi Sirmerd Bey'den bir haber almisti. Gücünün üstünlügüne gururlanarak çevresindeki "mulûke itaat etmez" bagimsizlik arzusu kara kafasindan çikmazdi. Malkara'da padisaha iltihak ettiler. Çatalburgaz hakimi. Böylece padisahin iltifatini kazanmakla sevindi. Lala Sahin. Bu sekilde kral. Askerin bir kismini Ipsala civarindaki Ferecik kalesinin zaptina gönderip kendisi de Çatalca taraflarina yürüyerek Incegiz ve Çatalburgaz kalelerini aldi. Ödeyecegi cizye ve harac ta tesbit edildikten sonra memleketini yönetme görevinin kendisine verildigini bildiren fermani aldi. ayrica kaleyi almaya yeltendigi bildiriliyordu. Bu istihbarat üzerine hükümdar. derhal ordunun toplanmasini emr ederek sür'atle Gelibolu'dan karsi tarafa geçti. Bu haberden kisa bir müddet sonra bizzat Lala Sahin Pasa bir çok mal ve ganimetle padisahin otagina geldi. Sultan. Bizans Imparatoru'nun asker göndererek Vize çevresini yagmalamaya ve halka zarar vermeye kalkistigi. Bu haberde.olarak Lala Sahin'in Köstendil bölgesinde almis oldugu yerleri korumak ve geride kalan topraklar üzerinde kendi bayraklarini açmak için bu bölgeye hareket etti. Köstendil tekfuru olan Konstantin. devlet ve ikbal ile üzerine yürüyüse geçtigi haberi kulagina ulasinca. Bunun için Kostantin. Makedonya'yi feth ederek Köstendil'e gelmeleri Yukari Sirbistan despotu Lazar Grebliyanoviç'i. . buradan Incegiz yöresinde bulunan Bolonya (Apolonya) kalesini almak üzere hareket etti. padisahi kendisine layik hediyeler ve degerli armaganlarla karsiladi. Osmanlilara vergi ile birlikte asker vermeyi de kabul ediyordu. Sahip oldugu kalelerin anahtarlarini teslim ederek kulluk yolunda gerekenleri yerine getirdi.

Sultan Murad. Padisahin uyanik ve keskin bakisi. gerek Anadolu. Onu baskasinin elinden kurtarmak için böyle yaptim" demisti. Hoca Saadeddin Efendi bu hadiseyi anlatirken söyle der: "Sipahi. Gazi Süleyman Pasa'nin bir bulusu oldugu kesindir.Lala Sahin Pasa'yi hemen kale üzerine gönderir o da orayi feth eder. biraz zor görünmektedir. tasi askere biraktiktan sonra bunun bir hatirasi olmak üzere de muhafizlari ile subaylarinin bundan böyle sirma islemeli külah giymelerini emretti. gerek Bizans ve Balkanlarin siyasî ve ictimaî düzensizligini. "hükümdarin dolastigi yesil çayirlik" ifadesi de bunun kavak olacagini göstermektedir. himmetinin bolluguna inandigindan gizledigi sirri açikladi ve kaptirmak korkusuyla sakladigi tasi meydana çikardi. Tarihlerde verilen bu bilgilerin dogrulugunu tesbit. Fakat Hoca Saadeddin bunun çinar degil kavak oldugunu ve kendisine "Devletlû Kavak" dendigini belirtir ki. Üsküfün. keremli olmayi seven sah. O zamana kadar Germiyan fabrikalarinda yapilmis kumaslardan kirmizi renkli kaftan ve cübbe giyerdi. Sonra söyle dedi: "Sahimin devleti. "Üsküf adi verilen islemeli külahlarin ilk defa kullanilmasini bu muharebe sonunda ulasilan zafer ve Bolonya'nin fethine baglar. pekçok altin ve gümüs ganimetlerle Bolonya'dan çekildikleri sirada hükümdar. Rivayetler bu olayin söyle gerçeklestigini belirtirler: Kaleyi kusatanlar. ben. onun için de çapraz menfaatlerin ugras meydani olan Rumeli cografyasini tepeden inme bir müdahale ile önce siyasî ve askerî mânâda ele geçirmek sonra da ictimaî ve medenî alanda yeni bir nizama tabi tutmak zaruretini hissediyordu. Bunun üzerine o askeri huzuruna çagirarak beste biri hazineye ait olan degerli bir seyi gizlemeye çalismasini ayiplar. Altin tellerle islenen bu külahlar Kapi kullarina tahsis edilmistir. bas taci edilecek bu dogruluk. yoluna toprak olana bu sevinç külahini giydirmekle mutlu kilmistir. Fakat sonradan bu basligini degistirmisti. kale halkini yer ve yurtlarinda birakmisti. o zamandan beri "ugurlu Çinar" diye anilir oldu. Osmanli Tarihi." Padisah. avucunun içi kadar açik görüyor. o kiymetli tac kadar degerli davranis. devletin iç ve dis siyasetini belli bir ölçü dahilinde tarassut ediyordu. Osmanli akinlari Rumeli'de devam ederken padisah. kerem dolu yeller lütûf denizlerini dalgalandirmis ve o altin taci (tas) anilan gaziye armagan etmesine sebep olmustu. Zengin ganimetlerle hükümdarin otagina dönen Pasa. Bu açik sözler. Hoca Saadeddin'in ifadesine göre muhtemelen o kilik kiyafet o günlerde yayilmis olabilir. padisahin keremine ve ulu tutumuna güvendiginden lütuf ve ihsaninin genisligine. Bu agaç. Bolonya kalesinin duvarlarinin yikilmak üzere oldugu haberini aldigi zaman bir çinar agacina dayanmakta idi. yüceler yücesi padisah katinda deger bulmus. Sultan Murad'in elbisesi satafatli degildi. askerlerinden birinin basina ve külahinin altina bir tas koymus oldugunu fakat bunu tamamiyla gizleyemedigini görmüs. Basina da yine ayni bölgede islenmis beyaz renkte ince bir bez sarardi. .

Sag kanat yani dogu sinir bölgesi dogrudan dogruya Sultan Murad'in kendi komutasi altinda idi. Osmanlilar. Gümülcine'yi ikamet merkezi olarak seçen Gazi Evrenos Bey. Adriyatik denizine dayanmis oluyorlardi. Osmanli himayesini kabul eden bir muahede imzaladi. Bizans'in idaresinde idi. 1369'da Roma'da resmen Katolik olan Imparator. Ticaretle ugrasan bu küçük Slav cumhuriyetinin ileriyi görebilmesi. Bati dünyasindan kendisi için büyük ölçüde yardim temin edecegi vaadinde bulundu. yillik vergi karsiliginda bu devletçigin iç islerine karismadiklari gibi onu ortadan kaldirip ilga da etmediler. Sirp Krali Stefan Dusan'in ölümünden sonra Bulgar Prensi Ivan Aleksandr tarafindan alinan Trakya'nin Karadeniz kiyilarini denetimi altina aldi. Sultan Murad. budala idi. Bizans Imparatoru bu duruma bir çare bulabilmek için Roma'ya gitti. Fakat bu merasim. Istanbul'a döner dönmez tekrar Ortodoks mezhebine . Fakat henüz Drama ile Kavala. Balkanlar olsun. sahsî menfaatlerin disinda samimi bir alis veris degildi." BALKANLAR'DAKI FETIHLER Sirp Sindigi zaferinden sonra Balkanlar'daki uc bölgelerini sag.Bu dönemde Orta Avrupa olsun. bir yandan Osmanlilara boyun egerken. Imparator Ioannis Paleologos'u su cümlelerle tavsif ederken bir hakikata parmak basmis oluyordu. Hele gittikçe kabugunun içine büzülen Bizans Imparatorlugunda. Baska bir ifade ile Bizans kötü idare ediliyordu. gittiginden daha da eli bos kalmasi ve ümid ettigi yardimdan bir zerre dahi bulamamasi idi. debdebe ve tesrifattan ibaret kalmis ülkesiz bir imparator vardi ki. Sol kanat yani bati bölgesi komutani Evrenos Bey. kemirip kanini içen düsman unsurlarin kaynasip çarpistigi bir sel yatagi haline gelmisti. orta kol komutani ise Kara Timurtas Pasa idi. Sirp Sindigi'dan kisa bir müddet sonra Serez'i zapt etmisti. Dubrovnik'in himaye altina alinmasi ile Türkler. 1365 yilinda Dalmaçya kiyilarinin güneyindeki Dubrovnik (Raguza) Cumhuriyeti. onun asirlarca devam edecek olan hayatini garanti altina almasina sebep olmustu. üç koldan fetih hareketlerini baslatti. Diger hususat için memleketi gelisi güzel idare ederdi. Yalniz kadinlarin güzel veya çirkin olup olmadiklarini ve kimin karisi bulundugunu ve nasil ele geçirecegini bilirdi. Dört kardinal huzurunda ve Saint Plerre Kilisesi'nde Ortodoks mezhebinin sapikliklarindan tevbe ve istigfar edip Latin Kilisesi'nin (Katolik) evladi oldu. Buna karsilik olarak da Papa. bir yandan da o bitip tükenmez iç kavgalari. Halbuki bu esnada daha Akdeniz'e çikmamislardi. orta ve sol kanatlara bölen Sultan Murad. Bunun en belirgin delili ise Imparator'un Bizans'a döndügü zaman. Böylece Bizans'in Avrupa ile olan son karayolu bagi da kesildi. "Imparator Ioannis. Nitekim tarihçi Dukas. kanli didismeleri vahset ve zulüm aliskanligi tarihî ve an'anevî dekoru içinde bütün dehsetiyle devam etmekte bulunuyordu. birbirlerini disleyen.

Sirbistan Krali ile anlasarak birlikte Osmanlilar üzerine hücum etmeyi kararlastirdilar. Böyle siyasî manevralar ile padisahin itimadini da büsbütün kayb eden Bizans Imparatoru. bu yüzden Osmanlilar ile yakinlik kurmayi düsündügünü. bunun için de kizi Devlet Hatun'u Murad'in oglu Bâyezid'e vermeyi . Bu sebeple o. Süleyman Sah'in kizi Devlet Hatun ile evlendirdi. bu orduyu perisan etti. Bu durumu gören ve daha önce devlet merkezi olan Tirnova'ya gelmis olan Bulgar Krali Sisman. Osmanlilarla basa çikamayacagini anlayinca onlarla baris antlasmasi yapti. Karaman ogullarinin tehdid ve tazyiki karsisinda Osmanlilara dayanmak ihtiyacini duyan Germiyan oglu Süleyman Sah (1361-1387)'in arzusu üzerine oglu Bayezid'i. Gerçekten de Sisman. Anadolu birligini saglamak gayesiyle de buradaki beylikleri de topraklarina katma siyaseti güdüyordu. Sofya'nin 50 km. Bu arada Kral Sisman. Bizans'in elinde Trakya'da fazla bir sey kalmadi. Lala Sahin Pasa. Buralar daha önce feth edilmis olmalarina ragmen bir ara Bizans tarafindan tekrar isgal edilmislerdi. Bu Çamurlu meydan muharebesi ile Kuzey Bulgaristan kapilari da Türkler'e açilmis oldu. Bölgenin bu önemli sehirlerinin yeniden Osmanlilarin idaresine geçmesi üzerine. bir Ortodoks. Pinarhisar ve Vize'yi Bizanslilardan geri aldi. oglu II. kendisine muhalefet edip Macarlari Vidin'e sokmus olan kardesi Stratisimir'e karsi Murad'la Ulahlardan yardim alarak Vidin üzerine gitmisse de muvaffak olamadi. Samakov. 1369 yilinda Kirkkilise (Kirklareli). Tuna nehrinden Rodop Balkanlarina kadar orta ve güney Bulgaristan ile Osmanli fetihlerinden önce de kismen Trakya'ya sahip olan Bulgar Krali Yuvan Sisman. Fakat bunu gerçeklestirmek için Anadolu'daki beyliklerle çatismaya girmemeye ve barisçi bir siyaset takip etmeye azamî dikkati gösteriyordu: Bu siyaseti büyük bir maharetle uygulayan Sultan Murad. Avrupa ve Asya'da fetihleri devam edip sinirlarini genisletmekti. Bulgaristan fütuhati devam etmeye kararli görünüyordu. kizkardesi prenses Marya'yi da Sultan Murad'la evlendirmek suretiyle akrabalik tesis etmek ve bu sayede Osmanlilarin gücünden de istifade etmek istiyordu. SULTAN MURAD'lN ANADOLU SIYASETI ve YILDIRIM BÂYEZID'IN EVLENMESI Birinci Murad'in. Bu asirlarda Ortodoks ve Katolik mezhepleri arasinda münaferet ve çekisme o dereceye varmisti ki. kadar güneydogusunda idi. Lala Sahin Pasa ise Samakov'u aldi. Yakub Bey'i yanina çagirip kendilerinin ve memleketlerinin Karamanlilardan korunmasinin güç oldugunu. Bu siralarda Türklerin. Katolikler için de durum bundan pek farkli degildi. daha da zebun ve çaresiz kalmis bulunuyordu. Süleyman Sah'in arzusu üzerine olmustu. Buna göre Süleyman Sah.döndü. Tarihî kaynaklarimizda uzun uzadiya anlatilan ve hakkinda teferruatli bilgi verilen bu evlilik. Türk idaresini Katolik idareye tercih ediyordu. Rumeli'deki hâkimiyetini saglamlastirirken. Böylece Osmanli himayesini benimsedigi gibi vergi vermeyi de kabul etmek zorunda kaldi. Tunca üzerindeki Yanbolu'yu. Sultan Murad da 1368'de Hayrabolu'yu. savas günlerinde oldugu gibi baris zamanlarinda da yegâne emeli. 1367'de Kara Ali Bey oglu Timurtas Pasa.

"Bu sebeple büyük oglu Yildirim Bâyezid'e komsusu Germiyan hâkiminin kizini almak istedi. tamam olup oturduktan sonra izin verildi. Her iki taraf da kendi memleketlerinde tantanali bir sekilde dügün yapmislardi. Kastamonu'da Isfendiyar ve Misir Sultanini davet ettiler. Germiyan Beyi Süleyman Sah'in elçisini. Sultan Murad'a. Bu bilgi sayesinde o günün örf. Evrenos Gazi'yi de davet ettiler. Denizli bezleri. Murad'in Bursa'da yaptigi dügün hakkinda kaynaklarda bir hayli bilgi bulunmaktadir. Bu da bize dönemin ekonomik. Ishak Fakih bu heyetle giderken yaninda pek çok hediyeler de götürmüstü. bu hanin bir kulu böyle büyük hediyelerle . oturdu. Elhasil bunlarin her birinin eli bos degildi. Kapi kullarindan Emir-i âlem Aksungur Aga. Etrafin elçileri geldiler. Süleyman Sah da Cemaleddin Ishak Fakih'i bir heyetle I. Iyi atlar. Etrafin beylerine davetçiler gönderdiler. On oglanin elinde içi flori dolu on gümüs tepsi. kizi istemek üzere Kütahya'ya Bursa kadisi Hoca Mahmud Efendi. Her ne kadar Hammer. Menteseoglu. Samsa Çavus'un oglu Çavusbasi Demirhan. adet. su ortak bilgileri vermektedirler: Murad . Yildirim Bâyezid'in dadisi ile Kadi Mahmud Efendi'nin ve Aksungur'un eslerini (zevcelerini) gönderdi. Bunlar. padisahin arzularina pek uygun düsüyordu. Çünkü genç prenses çeyiz olarak kocasina babasinin en güzel yerlerini getiriyordu" diyorsa da o günün sartlari ve gittikçe yildizi parlayan Osmanlilarin durumu düsünülünce bu teklifin bizzat Germiyan Beyi Süleyman Sah'tan gelmis olmasi yadirganmamalidir. Bununla beraber bu meselenin daha önce gayri resmî olarak görüsülüp konusuldugu. Kendi sancak beyleri geldi. Bu hediyelerin içinde meshur Germiyan atlari. Edirne'de kabul eden Sultan Murad. Evrenos Gazi'nin hediyeleri ileri geldi. Hamidoglu.düsündügünü söylemisti. Yüz kul ve yüz kizoglan cariye. Herkes mertebesine göre yerli yerinde oturdu. sosyal ve siyasî vaziyetini gösterme bakimindan önem tasimaktadir. Misir Sultani'nin elçisi dahi gel-di. Ve on oglanin elinde dahi on altin tepsi ve seksenin elinde gümüs ibrik ve gümüs masrapa. O da hediyesini (saçu) takdim etti. Bu evlilik. Karamanoglu. Bütün etraftan gelen elçiler hayrette kaldilar ki. onun getirdigi kiymetli hediyeleri kabul ettikten ve onu ülkesine gönderdikten sonra dügün hazirliklarina baslamak üzere kendisi de Bursa'ya gelir. Kendi ülkesindeki sancak beylerini de çagirdilar. ancak her iki tarafin arzusunun açikça ortaya konmasi üzerine erkek tarafi olarak ilk resmî tesebbüsün Sultan Murad'dan geldigini düsünebiliriz. katarla develer ve fevkalade seyler getirdiler. Buna göre dügün söyle olmustur: "Hazirliklar tamamlandi. Hepsi mertebesine göre hediyelerini arz ettiler. Yakub Bey. altin ve gümüs gibi gayet kiymetli esya bulunuyordu. Saruhanoglu. kültür ve folkloru hakkinda önemli sayilacak malumata sahip oluyoruz. yasli babasinin bu teklif ve arzusunu kabul etmis olmali ki. Beylerden hediyeler getirdiler. Ondan sonra dügüne basladilar. Ishak Fakih adinda saygi deger bir kisi ile Germiyan ülkesinin bazi ileri gelenlerini elçilikle görevlendirip gönderirler. Murad'a gönderdi. Ilk is olarak bu mutlu ve neseli dügüne katilmak için Müslüman hükamdar ve beylere davetiyeler götürmek üzere elçiler gönderir. Hicrî 783 (1381) yilinda gerçeklesen bu dügünle ilgili olarak kaynaklar. Herkes âdet üzre hediyesini verdi. Ona bütün elçilerin üstünde yer gösterdiler.

geldi. Bu dügün kim Murad Han etti kardas Yayildi sofralar döküldü çok as Bir ay tamam yenildi nimetler Fakir ü gani vü hem yedi evbas. Simav. Etrafin elçilerinin getirdigi atlari da Evrenos'a verdi. ülkesinin ileri gelenlerini karsilayici olarak göndererek agirlamada. kadi efendi ile sancaktarin eslerini ve Yildirim'in dadisini bin kisiden fazla bir birlikle Kütahya'ya gönderdi. Gerçek gayesi. Samsa Çavus'un oglu Çavusbasi Demirhan'i. beyligin merkezi olmasi hasebiyle verilemeyecegini ileri sürmekte ise de arsiv belgeleri. Kendisine bir sey birakmadi. bir taraftan bu plânini uygularken bir taraftan da Anadolu'da birligi kurmaya gayret ediyordu. Bu gayesinin gerçeklesmesi için akrabalik tesisine gayret ediyordu. teslim alinacak kalelerin muhafaza tedbirlerini aldiktan sonra hep birlikte padisahin otagina (Bursa) dogru yola koyuldular. Aksungur Aga. Misafirlerin her birini durumlarina göre bir konaga indirmis ve herkesin degerine göre uygun yerler göstermisti. karavaslari (câriye) etraftan gelen bu elçilere taksim etti. Rumeli fütuhatini daha batilara götürmek olan Sultan Murad. Nitekim Süleyman Sah da . kizini da sehzâdesi Bâyezid'e vermek suretiyle siyaset sahnesinden sessizce uzaklasmaya ve sakin bir hayat yasamaya baslamisti. Zira Anadolu'daki beyliklerin sakinleri de müslümandi. bir zamanlar babasi Orhan Gazi'ye kafa tutmus olan Germiyanoglu'nun. Egrigöz (Emet) Ve Tavsanli'nin Osmanli idaresine geçmesi bu akrabaliklardan biri vasitasi ile gerçeklesmistir ki bu da. Bursa'ya yaklastiklari zaman devletin ileri gelenleri. ikram ve iltifatta bulunmus. Kütahya'nin da verildigini göstermektedir." Sultan Murad. sevinç içinde onlari karsilayip sultanin sarayinda harem dairesine indirdiler. Germiyanoglu. Bundan sonra da dügün ve nikah törenlerine baslandi. Kalanini bilgin ve yoksullara dagitti. ser'-i serif üzere kiyildi. gelini almak üzere Bursa kadisi Hoca Efendi'yi. daha önce pençelestigi adamin oglu ile hos geçinmekten baska çaresinin olmadigini anlamasi ile mümkün olmustur. er geç Osmanli hududlari içine girmesi mukadder olan topraklarini pâdisaha. Bu suretle ziyafetler çekilmis. Sultanin temsilcileri Kütahya'ya yaklasinca Germiyanoglu Süleyman Sah. Nikahtan sonra kizini gelin olarak veren Süleyman Sah. Sancaktari Aksungur'u. Bunun için de bazi tedbirlere basvuruyor ve çareler düsünüyordu. Mükrimin Halil Bey. Egrigöz (Emet) ve Tavsanli'nin devir tarihini de belirterek Çasnigirbasi Pasacik Aga'yi da yanlarina vererek gönderdi. Simav. Bununla beraber mümkün mertebe Anadolu'da savas yapmadan bunu gerçeklestirmek istiyordu. ev sahipliginin gerektirdigi bütün görevler hakkiyla yerine getirilmisti. gereken saygiyi eksiksiz yerine getirmisti. padisahin yakinlari ve davetliler. Nitekim Kütahya. Nikah. çeyiz olarak sunulan Kütahya. Osmanlilara verilen yerler arasinda zikredilen Kütahya'nin. Gelen paradan bir kismini da Evrenos'a verdi. Murad Han Gazi gör ki neylese gerektir? Evrenos Beyin getirdigi kullan.

Bu dönemde Hüseyin Bey de zaman zaman Karamanlilarin saldirilarina ugramakta ve onlardan zarar görmekte idi. Sultanin temsilcisi ile kanunlara uygun olarak Müslüman kadilarin imzalari ile satis akdi gerçeklesmis olur. Simdi Sultan Murad'in ne demek istedigini anlamis ve onun komsusu olmayi ister olmustu. Karaman ogullarindan korunmak için beyligin devaminin bu yolda mümkün olacagini görmüstür. Bu sehirlerin Osmanli idaresine girmesi ile Osmanlilarin Anadolu'daki varliklari daha iyi bir sekilde hissedilmeye baslandi. Kabul ettigini bildiren cevabini ve bununla ilgili haberi bekledigimizi bileler. Bunlar. 1381 yilinda yapilan dügün dolayisiyla çeyiz olarak verilen bir kisim Germiyan topraginin tesbiti "Tapu Tahrir Defterleri"nden de mümkün olmaktadir. Osmanli Devleti'ne genis ve zengin bazi topraklari baglamisti. Bu sayede de ikisi arasinda (Osmanli-Hamideli) yeniden kuvvetli dostluk baglan kurulmus olsun. Hüseyin Bey. Süleyman Sah. Böylece bu sehirler de Osmanli Devleti'nin idaresine girmis oldu. Kütahya'yi ziyaret etmek üzere yola çikmisti ki. Hamid eli hakimi Hüseyin Bey. Görüldügü gibi Bâyezid'in evlenmesi. Bu satis isinden sonra Anadolu'da Selçuklu topraklarini bölüsen beyliklerden üçü. Hüseyin Bey. Seydisehir. Yalvaç. beyliklerinin Osmanli Devleti idaresine girdigini görmüs oluyorlardi." Bundan sonra Karaman beylerinin kendi ülkesine karsi iyi niyet ve dostluk beslemedigini. Bu esnada Sultan Murad. 783 (M. kendi adamlarim yerlestirerek oralari timar haline getirdikten sonra Bursa'ya tekrar döner. adi geçen kalelere. sözünden dönmeyerek anilan para karsiliginda isimleri zikr edilen kaleleri satmaya karar verir. Fakat. Yildirim Bâyezid'in dügününün sonunda misafirlerin dagilmasi esnasinda Murad Hüdavendigâr. Karesi. Yine bu evlilik törenleri esnasinda Hamideli hakimi Hüseyin Bey'den Karaman'a komsu olan alti sehir alinmisti. hem de boy ölçüsemeyecegi bir rakibin karsisinda haddini bilerek zararli çikmamistir. baslangiçta buralari vermek istememekteydi. sinirlarimizin korunmasi bakimindan bize gerekmektedir dedikten sonra o kalelerin usulünce satilip kendi mülkleri haline getirilmesini ister. Hamideli Beyi olan Hüseyn'in elçisine Hoca Saadeddin'in dili ile "Biraderim Hüseyin Bey'e bizden selam edüp diyesin ki aramizda olan sevgi ve dostluk ve birlik geregi bir iltimasimiz (istegimiz) vardir. padisahin bu geziyi kendi ülkesini ele geçirmek için tertipledigini sanarak biraz önce sözü edilen konuyu tekrar ele alarak padisaha satma isine razi olduguna dair haber gönderdi. Germiyan ve . Karaagaç ve Isparta kalelerini satin almak üzere temsilcisini göndererek bu kaleler için epeyce bir para (80000 altin) öder. Hamideli'ne bagli birçok kale. 1381) tarihinde gerçeklesen bu satis muamelesinden sonra Sultan Murad. Fakat padisahin gücü karsisinda duramayacagini anlayinca bu sehirleri satmak zorunda kalmisti. Beysehir. kararlastirilmamis olan satis meselesi öylece duruyordu. Karaman tarafinda.buranin verilmesi üzerine Kula'ya çekilmistir. Öyle anlasiliyor ki. BAZI SEHIRLERIN HAMID OGULLARI'NDAN SATIN ALINMASI Anadolu Beylikleri arasinda padisahin tasavvurlarini sezerek Germiyanoglunu takib eden Hamideli Emiri de Germiyan'la Karaman arasindaki topraklarini satmak suretiyle hem izzet-i nefsini kurtarmis. Bu haber padisaha ulasinca.

merkezleri Sinop ve Kastamonu olmak üzere ikiye ayrilmisti. baslangiçta Sultan I. Sultan Murad. yani kendi torunlarini öldürmekten çekinmemistir. Fakat durumu dikkatle izleyen Süleyman Pasa'nin babasi Kötürüm Bâyezid. Sultan Murad. Sinop'tan gelerek Süleyman Pasa'yi firara mecbur etmisti. kendine bagli taraftarlarini topladiginda Osmanli kuvvetleri Kastamonu'dan ayrilmaya mecbur olmuslardi. memleketinin idaresini en çok sevdigi oglu Iskender Bey'e vermeye mütemayildi. Süleyman Pasa'yi tevkif ederek Candar Beyli'ginin Kastamonu subesini ülkesine ilhak eder. aslen Türkmen bir ailedendir. Candaroglu Beyi Kötürüm Bâyezid (Celaleddin Bâyezid Bey). Bu firsati yakaladigi anda da kardesi Iskender'i Öldürmüstü. Anadolu birligini saglamak bakimindan kendi hesabina uygun gören Sultan Murad. Bunlardan ilki Orhan Gazi'nin fetihleri ile. üçüncüsü de satisla olmustu. Çok sert ve hasin bir kimse oldugu anlasilan Celaleddin Bey zamani. Sultan I. Bir firsatini bulup Osmanlilarin hapsinden kaçan Süleyman Pasa. OSMANLI-CANDAROGULLARI MÜNASEBETLERI Candarogullari'nin. Osmanli Devleti'nin. babasinin bu arzusuna içerleyerek kardesini öldürüp ortadan kaldirmak için firsat kollamaya basladi. Osmanli hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalmasi. Osmanli kuvvetleri Kötürüm Bâyezid üzerine harekete geçmisti. ikincisi kizinin Bâyezid ile evlenmesi ile. Gerçi Kötürüm Bâyezid. Osmanli kuvvetleri ile Kastamonu'ya gelmis babasiyla harb ederek onu Sinop'a siginmak zorunda birakmisti. Böylece Süleyman Pasa tekrar hükümdarligina kavusmus oldu. Süleyman Pasa. onu tekrar himayesi altina aldi. . Fakat büyük oglu Süleyman. Fakat Sultan Murad'in bu hareketi. Daha önce de temas edildigi gibi Kötürüm Bâyezid. Celaleddin Bey.Hamideli beylikleri idi. Murad tarafindan bu yardim istegi kabul edilmis olacak ki. iç ve dis gaileler sebebiyle huzursuzluk ve mücadeleler içinde geçmisti. Durumu. tahtini küçük oglu Iskender'e birakmak niyetinde idi. babasi Adil Bey'in vefati üzerine hükümdar olmustu. 1383) yilinda cereyan eden bu hadise üzerine Candarogullari Beyligi. Bu isyan esnasinda Süleyman. Sultan Murad'dan tekrar yardim istedi. Bu durumu fark eden büyük oglu Süleyman Sah. oglu Iskender'i öldüren büyük oglu Süleyman'in. Bununla beraber Süleyman'in hükümdarligi uzun sürmemisti. biri kiz digeri erkek iki çocugunu. gittikçe büyüyen Osmanli tehlikesi karsisinda yakin komsulari ile de iyi münasebetler kurmaya çalismakta idi. Anadolu birliginin kurulmasi bakimindan atilmis önemli bir adimdir. Beyligin kurucusu Semseddin Yaman Candar'dir. Balkanlar'da giristigi sistemli ve planli fetihlerden sonra Anadolu'da Germiyanogullari ile Hamidogullari'na ait bazi yerlere sahip olmasi. Osmanli tarihlerinde Kötürüm Bâyezid diye anilan Celaleddin Bâyezid'in sert ve hasin tavrini ortaya koymasi bakimindan. Sinop ve çevrelerinde bir beylik kurmus olan Candarogullari. Süleyman Bey'e bagli olan Kastamonu halki tarafindan iyi karsilanmamistir. Süleyman. ehemmiyet arz eden bir hadiseyi burada zikr etmek gerekir. Candarogullari tarafindan endise ile karsilaniyordu. Murad'a itaatini arz etmekle beraber. Osmanlilara siginip onlardan yardim istemisti. kardesi Iskender'i öldürerek babasina isyan etmisti. Kastamonu. Hicrî 785 (M. O.

bu akrabalik ve himaye sayesinde Kastamonu'yu tekrar ele geçirdi. babasina karsi ayaklanmasi. Zira imparator. bakimli ülkeleri korumak göreviyle Anadolu hududunda. gençlik heyecani ve atilganligi ile basina buyruk olmak. Edirne'de yerine vekil biraktigi Sehzâde Savci ile birleserek babalarinin aleyhine bas kaldirdilar. Bu sebeple Birinci Kosova muharebesinde ve onu takiben Yildirim Bayezid'in hükümdarliginin ilk senelerinde Anadolu beylerinin Osmanlilar aleyhine olan hareketlerinde o. saltanat ortagi yapmayi düsünmüstü. Tam bu esnada Sultan Murad'in. Hatta adina hutbe okutarak çevresine karsi saldirilara baslamisti. Buna göre yeni ülkeler feth etmek üzere Rumeli'ye geçen Sultan Murad. Buna karsilik Imparator Ioannes. istemeyerek de olsa oglunun gözlerini tamamen kör olmayacak sekilde kaynar sirke ile yaktinr. bazi kötü arkadaslari da desteklemislerdi. babasinin kendisini vekil birakarak Sultan Murad ile birlikte bazi âsi beyleri cezalandirmak üzere Anadolu'da bulundugu bir sirada ele geçmisti. Bütün bunlar. Osmanlilarla dost geçindi. O da bu düsüncelere kanarak babasina karsi bas kaldirmisti. küçük oglu Savci Beyi de Bursa muhafizliginda birakmisti. Bâyezid'e yardimda bulundu. Osmanlilarin gerek Balkanlar'da gerekse Beylikler üzerine yaptiklari seferlerde yardimci kuvvet göndermekten geri kalmadi. Bu hadiseden haberdar olan Sultan Murad. Hammer'in ifadesine göre Ionnes bunu Sultan Murad'in baskisi üzerine yapmak zorunda kalmistir. Çünkü bu isyanda Bizans Imparatoru Ioannes'in büyük oglu Andronikos da bulunmaktaydi. Andronikos'un kizmasina ve ondan intikam almasina sebep olmustu. Bu. Bu sebeple her ne pahasina olursa olsun imparatorlugu ele geçirmeyi düsünüp firsat kolluyordu. Osmanli tarihlerinde bu olay daha farkli bir sekilde verilmektedir. Ortanca oglu Yakub Çelebi'yi Karesi vilayetinde. Yeri. Sultan Murad'in üç oglundan biri olan Savci Bey'in. Bundan sonra Osmanlilarla dost geçinen Süleyman.bununla da yetinmeyerek onu Osmanli hanedanina damat yapti. Bu tutumuyla bazi eskiyayi yanina çekmis ve ülkeyi istedigi sekilde idare etmeye baslamisti. Germiyan vilayetinde birakip Kütahya'da oturmasini uygun görmüstü. Osmanlilari oldugu kadar Bizansi da ilgilendiriyordu. diledigini yapmak hevesine kapilmisti. derhal Rumeli'ne geçerek Istanbul yakininda asi kuvvetleri bozguna ugratir. Süleyman. büyük oglu Bayezid (Yildirim)'i. güvenlik ve huzur kaynagi olmak. Böylece padisahlik sevdasina düsmüstü. ileride meydana gelecek olan ve "kardes katli"ne sebep olacak olaylara öncülük etmesi bakimindan önemli bir olay olarak kabul edilmesi gerekir. zamani ve hatta Savci Bey'in o zamanki yasi hakkinda degisik görüsler bulunmasina ragmen bu olay. SEHZÂDE SAVCI ISYANI Osmanli tarihinde. Osmanli hükümdari I. Selanik valiliginde bulunan ikinci oglu Manuel'i. Dimetoka'ya kaçan Savci'yi da yakalatarak gözlerine mil çektirir. Onun bu toylugunu. Tahta oturdugunu ilan ederek kendisine bagli olanlara hazineyi dagitti. padisahin kulagina ulasinca o da . Böylece büyük oglu Andronikos'un hakkini ondan daha küçük olan kardesine verecekti. Görüldügü gibi. ilk ciddi taht kavgasi olarak gösterilen bu isyan hakkinda Osmanli ve Bizans tarihleri arasinda farkli görüsler bulunmaktadir. Savci Bey. Bu firsat. Murad'in yardimiyla beyligini sürdüren Süleyman Pasa.

Bunun üzerine Manuel Midilli'ye siginmak istediyse de. Hammer bu olayi bize su ifadelerle nakl etmektedir: Imparatorun oglu Manuel. Hareketinden dolayi yumusak sözlerle onu ayiplamakla yetindi. Çikartilan bu ferman sehzadeye ulasinca o. Bu da dogrudan dogruya Bizans ile ilgili bir hadise idi Bu olay. Savci Bey ise yandaslari ile birlikte padisahla savasmak üzere Bursa'dan çikip Kite ovasinda babasini karsilar. Sultan Murad. Onun bu tutumu padisaha bildirilince hükümdar derhal Bursa üzerine yürümeye karar verdi. kendi ogluna bile devlet merkezinin kapilarini müttefikinin izni olmadikça açamiyordu. . onun bu hainligini. o dönemlerde Bizans'in. aksine sert ve gerçek disi sözlerle babasina karsi gelmeyi sürdürmüstü. Suçunu kabul edip özür dilemesi gerektigi ve bu sayede babasinin kendisini af edecegi bildirildigi halde o böyle bir yola girmemis. Savci Bey de Bursa'dan çikip padisahi ve ordusunu burada karsilayacakti. vefati tarihi olan 10 Zilhicce 789 (22 Aralik 1387) da padisahin yaninda olmayip Rumeli'deki ordunun basinda idi. Manuel. Iste bu zamanlarda Osmanlilarin güç ve kuvvetleri o derece yüksek ve Bizans'in kuvveti o kadar gevsek idi ki. bu yigit oglu ile Biga'da at kosturacak ve avlanacakti. Hatta daha da ileri giderek daha önce kendisini kabul etmeyen babasinin yanina yolladi ve onu iyi karsilamasini istedi. Sehzâde de yakalanip padisahin huzuruna getirilir. Osmanlilar karsisindaki durumunu ortaya koymasi bakimindan da dikkat çekmektedir. Fakat imparator. Manuel'i karsiladi. Bunun üzerine gözlerine mil çekilerek kör edilmisti. bu sefer baska bir olayla mesgul olma zorunda kaldi. Padisah da onu bagisladi. vali bulundugu Selanik'e yakin olan Serez'i Osmanlilarin elinden alma tasavvurunda bulununca padisah. yeniden Murad'in süphesini çekmek ve hiddetine ugramak korkusuyla firari ogluna siginma hakki tanima cesaretini gösteremedi. Olayin kansiz bir sekilde ortadan kaldirilmasi için de söyle bir plan tasarlanmisti. bu siradadir. kendi kuvvetinin üç misli olan bu askere karsi koyamayacagini anlayinca sehri yüz üstü birakip deniz yolu ile Bizans'a dönmüstü. Ümidi de bosa çikmadi. Manuel de ölü veya diri ek geçirilecekti.Edirne'den hareketle bu büyük fitneyi bastirmak ve bu fesad atesini söndürmek üzere Bursa'ya dogru yürüdü. Biga çevresinde büyük bir sürek avi tertiplenecek. Manuel de hatasini kabul ederek suçunun bagislanmasini istedi. Sultan Murad'in en degerli ve teskilatçi komutanlarindan biri olan ve son zaferi olmak üzere Selânik'i Osmanli ülkesine katmis bulunan Hayreddin Pasa'nin ölümü. Savci Bey'in hareket ve tutumundan habersizmis gibi davranilacak. çevresinde ordu toplayip savas hazirliklarina baslamisti. Böylece baba. adanin Ceneviz valisi de onu kabule cesaret edemedi. Sonunda Manuel. her seyi göze alarak padisahin affina ve büyüklügüne bas vurdu. Sonuçta hükümdara bagli olan askerlerin gayreti ile sehzâdeye bagli olan eskiya grubu hezimete ugrayip dagilip kaçar. Hayreddin Pasa. Imparator. Böylece Andronikos ve sehzade Savci Bey gailesini ortadan kaldiran Sultan Murad. düsmaninin kendisine güvenmesinden haz duyacak kadar yüksek bir ahlakî fazilete sahipti. verilen emre itaat etmemis. veziri Hayreddin Pasa'yi Selanik'i almakla görevlendirmek suretiyle karsilamistir.

Onun. dirayetli ve maharetli bir generali. Bu tarihçi. askerî. ordularinla arzu edilen bir amaca erisebilmek için harp islerini nasil idare etmek gerekir? Padisah bu soruya söyle cevap verir: — Elverisli firsatlardan faydalanmak. idarî. ihsan ve merhametle askerin sevgisini kazanmak suretiyle. Halil Hayreddin Pasa vefat edince geride Ali. — Ama firsatlardan faydalanmak demekle neyi kast ediyorsunuz? — Gayeye ulasmak için her vasitayi. akilli. malî ve siyasî sahalarda ve Osmanli Devleti'nin kurulmasinda birinci derecede rol oynamistir. Müstakimzâde. gerek yabanci tarihlerdeki kayitlardan Hayreddin Pasa'nin çok degerli ve teskilatçi bir devlet adami ve muktedir bir komutan oldugu anlasiliyor. Iznik'te Yesil Cami adindaki camisi ve yine orada eski ve yeni imâret denilen iki imâreti. Türbesi Iznik surlarinin disinda Lefke kapisina yakin bir mezarligin ortasindadir. Sultan Murad ile Hayreddin Pasa arasinda geçen su konusmayi nakl eder: Hayreddin Pasa bir gün Sultan Murad'a der ki: — Efendimiz. Fetihlerin gerçeklesmesi ve devletin gelismesinde el ele veren bu iki kisi. bu söhretli zatla ilgili vesikalar arasinda. Osmanlilarin üçüncü veziri olarak gösterdigi Halil Hayreddin Pasa'nin ilim ve fazlindan bahseder. Celaleddin Kazvinî'nin belagat ilminden Telhisu'l-Miftah adli eserini serh eyledi yazar. Devletin. ordusu ile Yenice-i Vardar'da bulunurken hastalandigi için Serez'e nakl edilmis ve orada vefat etmis ise de cesedi Iznik'te defn edilmistir. Halkondil oldugu söylenir. Gerek Rum. Ancak yapilmasi veya yapilmamasi gereken seyleri önceden bilmedigin ve kendi kendine danisarak bir ciheti red ve digerini kabul etmeye gücün yetmedigi durumlarda. zeki ve tedbirli bir veziri olan Hayreddin Pasa. Halil Hayreddin Pasa'nin vefati üzerine padisahin yaninda bulunan büyük oglu Ali Pasa vezir olur. bu vasitalari nasil hesaplayip ölçeceksin? . ona göre ölçmek ve karsilastirmak gerektigini söylemek istiyorum. kendisinden daha asagi bir derecede bulunmayan ve hatta bazi yönleri ile kendisinden çok daha üstün olan bir padisahin veziri idi. Gerek Osmanli. Bunu görüyorum. Gelibolu ve Serez'de de camileri vardir. gerekse Osmanli tarihçileri arasinda Hayreddin Pasa ile ilgili en fazla belge birakanin.Çandarli Halil Hayreddin Pasa. Bunun üzerine Hayreddin gülmeye baslayarak söyle der: — Büyük bir akillilik ile yaratilmissin. degisik ihtimallere göre hesaplamak. Filhakika bu zat. Ilyas ve Ibrahim isimlerinde üç erkek evlat birakmisti. basarili bir grafik sergilemislerdir.

Bu yönü ile o. kuzeyde ise Tuna irmagi bulunmaktadir. Sultan Murad'in. karar verildigi andan itibaren yildirim sür'atiyle onu uygulayan bir kimsedir. ordusunun basinda da örnek olacak derecede yigitlik sahibi oldugunu isbat etmelidir. Her ne kadar Osmanlilar. bu konusmalarin çerçevesine uygun sekilde Bizans Imparatorlugu'nun fethine hazirlanma basladi. adeta Balkanlar içindedir. jeopolitik yönü ile önemli idi. Osmanli Devleti'nin kudretini teskil eden üç unsurdan biri olarak kabul ettigi "hükümdar sahsiyetleri" ifadesine hak kazanmis görünmektedir. Nitekim bu konuda: . gerekse medenî sahalardaki basarisinin sirrini onun yaratilis.— Bir seye karar verildigi zaman onu hemen yerine getirmek gerekir. kurulus yillarinda askerî islere fazla ehemmiyet veriyor ve askerî basarilarini bu sayede hazirliyorlarsa da. Bu jeopolitik faktör. devlet ise onun bir fer'i olarak görülmüstür". Öyle anlasiliyor ki bazi kimseler. Balkanlarda Osmanlilarin yayilis ve fetih dönemlerini anlamak için büyük bir önemi haizdir. gerek idarî. aksine bütün ihtimalleri degerlendirip ona göre çareler düsünen bir kimsedir. Maharetli bir komutan. Iste vezir ile Sultan Murad arasinda. olaylar karsisinda cesurane kararlar veren bir kimsedir. Bu anlayis sebebiyledir ki. gerek siyasî. hem de nazarî bir sekilde uygulayan Osmanli Devleti. danismalarinda gayet ihtiyatli davranmali. Hiç bir zaman acz belirtisi gösterip kararsizlik sergilemeyen. ve XVII. Farkli kültürlere sahip insanlarin yasadigi bu bölge. Çünkü "bu devlette din asil. Burada yüzlerce adasiyla Ege. bogaz ve geçitler. Balkan yarimadasi içinde stratejik massif daglik bölgeler. onlarin bu muvaffakiyetlerinin sebebini sadece askerî saha ile sinirlandirmak mümkün degildir. bu anlayisim devletin bütün sistem ve organlarinda devam ettiriyordu. Balkanlarda idarelerine aldiklari yerli unsurlarin din ve vicdan hürriyetlerine müdahale etmedikleri gibi onlari diger milletlerin her türlü baskisindan da kurtarmislardi. Osmanlilar. devletin kurulus asamalarini belirlemistir denebilir. Böylece bir bakima Osmanlilarin fazla bir sey yapmadiklarini anlatmaya çalisiyorlar. "XVI. Batida Adriyatik Denizi. ama icrada yildirim gibi sür'at göstermeli. Osmanlilarin Balkanlardaki ilerleyisini ve oradaki hakimiyetini sadece Osmanli askerî gücü ve karsi tarafin daginik olmasina baglamak istiyorlar. OSMANLILARIN BALKANLAR'DAKI MUVAFFAKIYETLERININ MANEVÎ SEBEPLERI Kurulusundan itibaren Müslüman bir topluma istinad eden bünyesi ile ser'î hukuku hem amelî. Bu bakimdan Osmanli Devleti'nin bütün müesseselerinde bu anlayisin hakim olmasi ve sosyal bünyenin buna göre organize olmasi normal karsilanmalidir. karakter ve anlayisina baglayan bu ifadelere göre o. Asirlarda Osmanlilar ve Ispanya" adli eserin müellifi olan Leopold Won Ranke'nin. Bilindigi gibi. tarihî bir yerlesim bölgesi olarak Balkan Yarimadasi'nin güneyinde Akdeniz bulunmaktadir. Olaylari degerlendirirken çok ihtiyatli.

sözde kendilerini kurtarmaya gelen Haçlilara hiç iltifat etmediler. I. her halde dogru olmasa gerekir. bundan baska türlü davranamazlardi. kendi aralarindaki rekabet ve karsilikli kiskançliklarla hirpalanmis bulunduklarindan Osmanlilara karsi birlikte direnis gösterecek takatten mahrumdular. Burada oturanlar. Bu bakimdan Osmanlilarin basarili olmasinda ve hatta herhangi bir zorlama olmadan bölge halklarini kendi dinlerine sokmalarinda baska sebepler aramak lazim gelecektir. Zorlama sonunda müslüman olma keyfiyetinin Islâmi bir hareket olmadigini beyan etmekten çekinmez. idareleri altina giren kavimleri yumusak ve müsavatçi prensipler ile idare ediyorlardi. Osmanli fetihlerini ve bu fetihlerdeki basariyi. Gerçekten Osmanlilar. zaman zaman gelen bu kavimleri kendi bünyelerinde eritmesini bilmislerdir. Fakat bunlarin hiç birinde Osmanli Türkü'nün gösterdigi basariya denk bir muvaffakiyete tesadüf edilmemistir. aralarinda din ayriligindan baska bir sey kalmamisti. Aksine Balkan ülkeleri."Osmanlilarin Balkanlardaki genislemesi. ordularin geçisine hesaba katilir bir engel olusturmazlar. vicdan hürriyetini temel tasi kabul eden. Çünkü mensubu bulunduklari Islâm." denilip fikirler ileri sürülmektedir. Jorga (Geschichte des Osmanischen Reiches. N. siki bir sekilde birbirine baglidir.” Osmanlilar. Bu sebepledir ki Müslüman Türklerle Hiristiyan Balkanlilar arasinda çok iyi bir ahenk tesis edilmis. Balkanlari kurtarmaya gelen ve ekseriya bütün Hiristiyan âleminin vicdanlarina hitab edebilecek bir surette Haçli seferleri karakteri tasiyan bütün Avrupa milletlerinin istirak ettikleri o büyük seferlerde bile Osmanli idaresinde bulunan yerli Hiristiyan halkin bunlara katilmak arzusunu göstermediklerini katiyyetle görüyoruz. Böylesi genis bir arazinin savunulmasi siyasî birlik ve bunun olmayisi halinde de isbirligi ve es güdüm ister. Ondördüncü yüzyilin son çeyreginde Balkanlar. ayni zamanda Balkanlar'daki milletlerin de bunu kazanmalarina yardim etmislerdi. Osmanli idaresine karsi en ufak bir memnuniyetsizlige bile rastlamiyoruz. Bir kaç su yolunun denetim altina alinmasiyla Tuna vadisine geçit bulunur. hem de fetih yöntemleri yüzünden kolaylasiyordu. daha sonra da Karadeniz kiyisi boyunca ilerleyebilirler. Islâm'i kabul etmeyenler bile Osmanli idaresinden o kadar memnundular ki. defalarca istilaya ugramisti. O. Bölgeyi isgal etmek isteyenler. Müslümanlarin feth ettigi topraklarda yasayan hiç bir kimsenin zorla dine girmesine müsaade etmez. hem iç islerini halletmis olmalari. Eger Tuna'ya Demir-Kapi'nin ilerisinde bir noktadan erisilirse Macaristan ve Orta Avrupa akinlara müsaittir. onlarin baska türlü davranmalarina ve idarelerindeki insanlara karsi baska türlü muamelede bulunmalarina izin vermiyordu. Sayet Türkler. bölge halklari arasindaki çekisme ve cografî sebeplere baglayacak kadar basite indirgemek. ekonomik ve sosyal haklara saygi gösteren bir anlayisla. Daglar. Rumeli'ye ayak basip Balkan . inançlar arasindaki orta ve dogru yolun hangisi oldugunu bildirmekle yetinir. Onlar. Osmanli Imparatorlugu'nun idaresine giren bir sehir veya bir millet içinde. Eflak ve Bogdan yönünde hareket edebilir. dinî hürriyet ve serbestisini saglamakla kalmamis. siyasî bakimdan birlesik degildi. herkesi inanç ve fikrinde serbest birakir. Balkanlarda cografya ve siyaset. sadece idareleri altinda yasayan milletlerin. Islâm. Zira Osmanlilardan önce de bölge. 456) bu mevzuda sunlari söyler: "Ne kadar tedkik edersek edelim. Hak ile bâtilin neler oldugunu.

Nesrî) epey bilgi vardir. 1342-1382) devrinde Avrupa'nin en büyük devletlerinden biri haline gelen Macaristan. Anadolu'da nasil Hiristiyan varliklarini ve idare tarzlarini bozmayarak onlari kendi nüfuzlari altina aldilarsa bu müsaadeyi Rumeli'de daha genis bir sekilde . Balkanlara göz dikmis ve Vidin Prensligini zapt ederek. ne Romen ne de bir Yunan milleti kalmis olurdu. Kanunlara aykiri olarak keyfî hiçbir muameleye müsaade etmediler. Isin daha enteresan tarafi. Bu konuda ilk Osmanli eserlerinde (Asikpasazâde. Nitekim 1355 yilinda Osmanlilara esir düsmüs olan Selanik bas piskopos'i Gregory Palamas'in mektubu da bu durumu açik bir sekilde ortaya koymaktadir. Gerçi Osmanli Beyligi. Uzunçarsili da bu dönemden bahsederken: "Görülüyor ki. Zira Ortodoks Balkan Hiristiyanligi ne çekmisse dindaslari olan Katolik Latinlerden çekmistir. Bunun birtakim manevî ve ruhî sebepleri de vardi. Tarihî olaylara bakildigi zaman bu ifadelerin ne kadar gerçek olduklari görülür. Ve yine bu sayede Timur'un sadmesiyle Osmanli Devleti. Katolik mezhebine girmeye mahkum olmustu. Onlar. Anadolu'daki fetihleri esnasinda hiç bir siyasî firsati kaçirmamaya gayret ediyordu. Palamas ile görüsür ve ulema ile onun arasinda bir münazaranin yapilmasini emreder. Bundan dolayi Osmanli Türklerinin sür'atle ilerlemeleri ve feth edilen bölge halkinin Türk idaresini kendi idarelerine tercih etmelerinin sebebini anlamak kolaydir. Anadolu'da parçalandigi halde Rumeli'de dimdik durmustur" demektedir. feth ettikleri yerlerdeki halkla kaynasarak onlarin dinî. ne Bulgar. Bu esnada özellikle askerî islere fazla agirlik verilerek muvaffakiyetin sebepleri hazirlanmisti. ayni zamanda mânevî sebeplerin de tesiri vardir. Ancak bu sayededir ki Türkler. Katolikligi büyük bir enerji ve tazyikle Balkanlara yaymaya baslamisti. denizi asarak Balkanlari isgalinde yalniz fütûhatin ve devletler arasindaki ihtilaflardan istifadenin ve siyasetteki maharetin degil. Hiristiyanlari tam bir serbesti içinde görmüstü. Macarlari önlemek üzere derhal kuzeye atilmalari bu tehlikeye bir set çekmis ve Balkanlarda Ortodoks mezhebinin serbestçe yasamasini mümkün kilmisti. bizzat sultan Orhan. Öyle ki bu zulüm ve ceberut. halki tamamen ayri dinde olan yabanci bir bölgede. ona hiristiyanlik hakkinda serbestçe bazi sorular sormustu. ne Sloven. Osmanli Beyligi. Fakat Osmanlilarin.Türklügü'nü kurmamis ve farkli kavimlere vatan olmus Balkan cografyasi üstünde hâkim ve efendi millet olarak teskilat ve idaresini tesis etmemis bulunsalardi. Onlarin. Osmanlilar. Orhan'in oglu Süleyman Pasa. yani Balkanlar'da göz kamastiran hizli ve suurlu bir yayilma ve yerlesme için kâfi degildi. Bununla beraber bu zahirî (görünür) kudret. Bu tazyik sonucu olarak Balkanlar. daha kurulus safhasinda iken askerî ve adlî teskilatla ise baslamisti. vicdan hürriyetlerine hürmet etmis ve agir vergiler altinda ezilmis olan yeni tebeasindan belli bir vergi (cizye) almakla Yetiniyorlardi. bugün ne Sirp. Ortodoks mezhebindeki Balkan topluluklarim eritip ortadan kaldirmak yoluna giderken. örfî ve sosyal islerine karismiyorlardi. O. Büyük Lui (Ludwig I. Rumeli'de isgal ettikleri (feth ettikleri) genis ülkeleri bir avuç kuvvetle elde tutmuslardir. yeni dogan Osmanli devletinin sür'atle genislemesinde. ancak Türklerin Rumeli'ye adim atmalari ile Katoliklerin bu imha ve kolonizasyon politikasina son vermistir.

bu âdilâne hareket ve idarî siyasetteki inceliktir." Osmanli fetihlerinin en açik ve bariz özelliklerinden biri de. Bizans ve diger derebeylerin idare tarzina karsilik Osmanlilarin disiplinli hareketleri ve feth edilen yerlerin halkina karsi adaletli. Hiç kimse dininden veya irkindan dolayi küçük görülmemis. sefkatli ve taassuptan tamamen uzak bir siyaset takip etmeleri. asayissizlik ve ekonomik buhran gibi âmiller. Henüz ilhak olunmayan bölgelerde. tâbi despotluk veya senyörlükler. vergilerin keyfi olmasi. zorlanmamis ve sadece bu sebepten dolayi öldürülmemistir. Osmanlilar. Onlarin her hareketi. mülk ve vakif suretiyle muhtelif kisimlara . Çünkü Osmanli rejimi. halkin Osmanli idaresini memnuniyetle karsilamasina sebep olmustu. bastan basa hiristiyanlarla meskûn olan Balkan Yarimadasinda bu tarzdaki hareket ve davranisin Osmanli fetihlerini kolaylastirdigi bir gerçektir. vergilerin tebeanin ödeme imkânlarina göre tertip edilmis olmasi ve bilhassa Ortodoks olan Balkan halkini Katolik mezhebine girmek için ölümle tehdid edenlere karsi Türklerin buralardaki unsurlarin dinî ve vicdanî hislerine hürmet göstererek bu ince ve hassas noktayi prensip olarak kullanmalari. Bir taraftan Bizans Imparatorlugunun bozulmus olan idare tarzi. Osmanlilara karsi böyle bir tavir sergilemekle yerinde bir karar vermislerdi. Fetih prensiplerinden biri de yeni elde edilen stratejik yerlere. din ve irk ayirimi gözetmeyen. kendi aralarindaki anlasmazliklar için metbulari olan sultana bas vuruyorlardi. Ona göre Osmanli idaresinin insanî yönünü ortaya koyan faktörlerden biri de sudur: "Kendi idaresi altinda yasayan Hiristiyan ve Mûsevîler.ve onlarin eski varliklarini muhafaza etmek üzere tatbik etmislerdir ki. Bir Batili yazarin bu konudaki görüsleri. Elde edilen topraklar da mirî. Rum bey ve hatta imparatorlarinin kendi küplerini doldurmak isteyerek halki soymalari. devletlerini kurarken kitleleri çeken bu uzlasici. yerli senyör ailelerinin çogunu eski feodal topraklarinda timar sahibi olarak birakiyordu. 1500 tarihine kadar Rumeli'de pek çok Hiristiyan timar sahibi bulunuyordu. bütün tebeayi Osmanli Devleti semsiyesi altinda birlestiren siyasî bir idare idi. Balkanlilarin Katolik tazyikine karsi Osmanli idaresini bir kurtarici olarak karsilamalarina sebep olmustur. onlarin bu hareketlerinin gelisigüzel bir macera veya rastgele bir yerlesme ugruna olmamis olmasiydi. bunu Osmanli tahrir defterlerinde birçok örnekleri ile görmekteyiz. koruyucu ve hos görülü siyaseti suurlu bir sekilde takib ediyorlardi. büyük ve önemli sehir ile kasabalara Anadolu'dan göçmenler getirtilerek yerlestirmek (iskân) olmustur. Onlarin idare sistemi. Yani halk gibi yerli aristokrasi de sadece yeni bir hanedani Osmanli hanedanini tanimaktan ve onun hizmetine girmekten baska bir sey yapmiyordu. dogrudan dogruya Osmanli yönetimi altina alinan topraklarda Osmanlilar. bilinçli bir yerlesmeye yönelik olarak yapilmistir. Bu da feth edilen yerlerdeki halkin hosnutluguna ve yeni idareden memnun olmalarina istinad ettirilmistir. vergilerini zamaninda verdikçe ve Müslümanlari kizdiracak kiskirtici bir harekette bulunmadikça onlara en güzel bir sekilde muamele etmek. Balkan milletleri bunu yapmakla. tamamen insanî idi. Kisa zamanda bölgeyi bir Osmanli topragi haline getiren âmil. Böyle bir mazhariyete nail olabilmek için bunlarin eski dinlerini birakmalari sarti aranmiyordu. Zaten. Osmanlilarin gayr-i müslimlere karsi takindiklari tavirin nasil oldugunu açik bir sekilde ortaya koymaktadir. Gerçekten.

Bir hayvanin yedigi yemegi bir Türk yemez. buna müsaade etmez. sadik arkadas ve himaye edici efendilerdir. nasil ki daha önce dedeleri. dizlerine kadar çikan sari çizme giyerler. namuslu tüccar." . sadece Balkanlari degil. kendi kilise teskilatinda serbest birakmak suretiyle Bulgarlari rahatsiz etmedilerse o da eski dinî gelenekle taninmis Islâmî devlet görüsüne de tamamiyle uygun olarak Ortodoks Rum ruhanî sinifinin silsile-i meratibini bütün selahiyetleri ile tanidi. Rumlar. harpte mecburiyet altinda insan öldürür. Bir tavuk kesmek istedigi takdirde bile onu bir müddet temiz yiyecekle besler. Sirplar ve Bulgarlarin aksine olarak Türkler. XV. Fakat mensubu bulunduklari din. kanaatkâr isçi. Hatta o. ilme meyil ve istidadi çoktur.. yüzyilin ilk yarisi içinde (II. daha sonraki dönemleri hatta Istanbul'un fethinde gösterilen müsamahadan söz ederek Osmanlilarin ne kadar hos görülü olduklarini anlatirlar. Bu yüzden Fâtih Sultan Mehmed. Örnek olmasi bakimindan Brockelmann'in bir ifadesini buraya aliyoruz: "Müslüman Türkler. Tabiaten sukûtî olmasina ve çalismakla sertlesmis bulunmasina ragmen siir kabiliyeti yüksek. Bu isabetli siyaset. fetihleri esnasinda isteselerdi hiristiyanligi tamamen yok edebilirlerdi." der." dedikten sonra: "Gerek sehirde." Bunlari söyleyen seyyah. Türkler. evlerinin kendilerine mahsus olan kisminda ehlî hayvan bulundurmazlar. Murad zamani) Rumeli'yi gezerek Türklerle diger Balkan hiristiyanlarinin sosyal durumlari hakkinda bir mukayese yapmis olan ve Türklerin her konuda Balkanlilardan üstün olduklarini gösteren Bertrandon de la Broqulere ise sunlari söylemektedir: "Büyük bir refah içinde bulunan Türk köylüleri. erken kalkar ve islerine erken giderler. Hiristiyan köylülerin çogunun aksine olarak hiç bir zaman yalin ayak gezmezler. gerek köyde Türkler kuvvetli. Osmanlilarin hosgörüsünden bahseden birçok yabanci yazar. Hiç bir Türk.. Kisaca. halk bu yeni idareyi yadirgamadiktan baska gösterilen muamele ve müsamahadan memnun kalmistir. hiristiyanlar üzerindeki medenî hukuk alaninda kaza hakkini tanimak suretiyle kilisenin nüfuzunu artirdi bile. ahlâk bakimindan da Türklerin Balkanlilardan üstün olduklarini söyle anlatiyor: "Türkiye'de giristigim her is ve bulundugum her münasebette Türkler'de Rumlara nazaran çok daha fazla arkadaslik duygusunun mevcud oldugunu gördüm. Ve Türklere Rumlardan ziyade itimad ettim.ayrilip sehir ve kasabalarda derhal ilmî ve sosyal müesseseler vücuda getirilmistir. Sükûnet ve büyük bir gayretle is görürler. temizce yikanmadan evinden çikmaz. dogru ve samimi kimselerdir. Merhamet sahibi olan Türk. gerek Anadolu. gerek Rumeli'nin fethinde o kadar maharetle tatbik edilmistir ki. cengaver.

Gerçekten de Sultan Murad'in gayesi. zira Müslüman kaninin akitilmasina gönlünün razi olmadigini çikarmak mümkündür. Allah Teâlâ yolunda din gayretiyle çalisarak ülkemi birakip. bu zalimleri nasil edeyim? Beni gazadan men ederek. Osmanlilarin Eretna Beyligi'nden Ankara'yi aldiklari zamanda baslamisti. zira gazaya mani olan ile gaza. Böyle olmakla beraber kizi Nefise Sultan'i Karamanoglu Beyi Alaeddin Ali Bey ile evlendiren Sultan Murad. Anadolu Selçuklu Devleti'ne merkezlik (payitaht) yapmis bulunan Konya'nin yeni sahipleri olan Karamanogullari. oralarda fetihlerde bulunmakti. Fakat Sultan Birinci Murad.Iste Balkanlari fethe baslayan küçük Osmanli Beyligi'nin manevî ve sosyal cephesi de böyleydi. Kendi öz kizini Karaman Beyine nikahlayip onunla akrabalik bagi kurmasi da bunun açik delilidir. Anadolu'daki Müslümanlarla degil. benim kastim ve isim gece gündüz gazaya adanmaktir. bir kismini da para ile satin alip Karamanogullan'nin kalbi durumunda olan Konya'ya dogru büyük bir ilerleme kayd etmeleri. Bu karakter ve manevî cephe. Karamanli ile bir savasa girmek istemedigini. zâlim. en büyük gazadir" diyecektir. azim ve irade kudreti ile bir ahenk teskil edince bunun neticesinin ne olabilecegini yine Osmanli tarihi gösteriyor. Müslümanlar zâlim eline düser. Yagma edip anlari incitsin. Nasil barismak. Hayreddin Pasa'yi da Rumeli'nde birakir. Sultan Murad'in. Karamanlilar'la akrabalik kurmak suretiyle Anadolu'dan emin vaziyette Rumeli harekâtina devam edecegini ümit ediyordu. yeyip içmeyi terk edeyim. devletin suurlu siyaseti. Fakat Venedik. Anadolu'da üstünlük iddiasinda bulunuyorlardi. bela ve mihneti seçeyim. bana. Ancak Osmanlilarin. . bir aylik yol kâfir içine gireyim. OSMANLI KARAMANLI MÜNASEBETLERI Daha önce. Ben. bir bakima kendilerini Selçuklularin vârisi gördüklerinden. Müslümanlar üzerine kiliç sallamak kötü isini isletir. Eger vaz geçip cihad ve gaza ile mesgul olursam. Senin kökünü kazimayinca huzur ile gaza edemem. Germiyan ve Hamid ogullan arazisinden bir kismini evlenme. Bati'daki Hiristiyan devletlerle mücadele etmek. Nitekim Karamanoglu'nun isyanini ve kendi topraklarina saldirisini duyunca söyle demekten kendini alamamisti: "Su ahmak zalimin yaptigi isleri görün. Karamanli'nin bu zulmü karsisinda çaresiz kalinca. Gerçi Osmanli-Karamanli rekabeti. Benim gazama mani olur. Hemen hemen bütün Osmanli tarihlerinde buna benzer ifadelerin bulundugunu söylemek mümkündür. müfsid. o gelip bir bölük mazlum Müslümanlarin üzerine düssün. Ben gazada iken Müslümanlari incitirsin. daha sonra bizzat Karamanoglu'na da söyle diyecektir: "Hey bedbaht. tekrar Anadolu'ya geçerek Bursa'ya gelir. Sirbistan ve Papalik gibi Hiristiyan devletler. Bu sebeple de Osmanlilarin. iki tarafi ayni sinirlan paylasan komsu iki devlet haline getirmisti. Ey gaziler. Gece ve gündüz ömrümü gazaya sarf etmek için niyet edeyim. Sultan Murad. Nihayet. bir çatismaya girmemek ve Müslüman kani dökmemek için büyük bir gayret sarf ediyordu. Eger üzerine varirsam gaza kilan gazilerin kiliçlarini mü'minlerin üzerine döndürmek lâzim gelir" diyerek bir hayli tereddüd geçirmisti. Ahd ü emân bilir adam degilsin. Bütün bunlardan. Anadolu'daki gelisme ve genisleme hareketlerine karsi koymaya çalisiyorlardi.

Anadolu beylerine kudretinin derecesini göstermek istiyordu. 1386 yilinda Osmanlilarin elindeki Hamid Ogullari topraklarina saldirir. Sultan Murad. Osmanlilar açisindan bu tecavüze baktigimiz zaman. Bunlar. Anadolu'da o kadar az Müslüman Türk kani akacakti. derhal Anadolu'ya geçip Bursa'ya gelir. Hamid Ogullarindan satin aldiklari Beysehri'ni isgal etmekle harbi baslatirlar. mevkiinin tehlikeli durumunu idrak etmeye baslayinca esi ve Sultan Murad'in kizi Nefise Hanim'i. ileriyi görmeyen bir kimse oldugunu göstermektedir. Konya kalesine siginmak zorunda kaldi. Karaman Beyi. Birkaç Sirpli. Fakat Sultan Murad. kusatilan halktan herhangi bir sey almalari yasaklandi. Anadolu'daki beylikler üzerindeki nüfuzunu göstermek için Candarogullari'ndan yardimci birlik ister. 1386 Kasim'inda Konya yakinlarinda cereyan eden meydan muharebesinde Osmanli ordusu. Onlar. Karamanlilari kolayca yenilgiye ugratti. Sultan Murad. Burada bulunuldugu bir sirada Tekke Beyi'nin isyan ettigi haberi ve bu habere dayanarak Tekke üzerine yürümesi hususunda Sultan Murad'a tekliflerde bulunuldu. Bu da onun ne kadar dar görüslü. emir disi hareket ettiklerinden. Ordu mensuplarinin. Karaman ülkesini yine kendisine vererek isyan eden Beysehri üzerine yürüdü. idam cezasina çarptirildilar. kiskirtmalar sonucunda Karamanoglu bu cesareti göstermisti. sehri on iki günden beri kusatma altinda bulunduruyordu. Osmanli ordugâhina gelip kayinbabasinin elini öptü ve ondan af istirhaminda bulundu. Osmanlilarin. Sultan Murad. Karamanlilar. bizzat gelip af dilemek ve elini öpmek sartiyle onu af edecegini bildirdi. yardimci kuvvet niteliginde idiler. Böylece Sultan Murad. Halbuki Osmanli Devleti'nin bir köyüne taarruz etmek. Muharebede Bâyezid büyük bir kabiliyet göstererek zaferin kisa zamanda kazanilmasini sagladi. Zira bu tecavüz kalmadigi takdirde Karamanlilarin ve ondan cesaret alacak olan diger beyliklerin. büyük imparatorluklarin dahi cesaret edemedigi bir hareket iken. Bunun üzerine Karamanoglu. olaylarin baska bir boyut kazandigini görürüz. Konya'nin ileri gelenleri ile birlikte ricada bulunmak ve kendisini af etmek için padisaha gönderdi. Birkaç gün içinde orayi tekrar kendine bagladi. Padisah. Yasaklara uymayanlar için çok agir cezalar kondu. Bu muharebedeki muvaffakiyetinden dolayi kendisine "Yildirim" lakabi verildi. Büyük bir yenilgiye ugrayan Alaeddin Ali Bey. antlasma geregi iki bin kadar da Sirpli asker bulunuyordu.Osmanlilarin Balkan fetihlerini basarisizliga ugratmak için Karamanogullari'ni Osmanlilara karsi tahrik edip kullanmakta idiler. Bu tahriklere kapilan Alaeddin Ali Bey. Kizinin ricasi üzerine Karamanoglunu af eden Sultan Murad. Bu birlik gelince Ali Pasa ve oglu Sehzade Bâyezid Bey'le birlikte Karaman seferine hazirlanir. bu zaferden sonra Konya'yi kusatma altina aldi. bu teklifleri reddederek: . onlari sonunda Osmanlilara katilma mecburiyetinde birakan mühim sebeplerden biri olmustu. Osmanlilarin bu gücünden ne kadar çekinirlerse. Fakat henüz hücuma geçilmemisti. Balkan fütuhatinin en kritik anlarinda Osmanlilar'i Anadolu'da rahatsiz edeceklerini çok iyi takdir eden Sultan Murad. Esasen diger Anadolu beyliklerinin Osman ogullari gibi dahi yetistirememesi. Osmanli ordusunun içinde.

fakat korkusundan Kosova muharebesinde Osmanli ordusuna katilmak üzere bir birlik göndermekten de geri kalmamistir. Sultan Murad'in seferde gösterdigi basarili taktik sayesinde bütün Anadolu'da yildizi parlamisti. Sultan Murad. Takriben bir buçuk asir devam edecek olan Osmanli-Karamanli harplerinin ilki olan bu savasta yenilmesine ragmen Karamanoglu. Osmanli saflarinda Karaman Beyi ile savasan Sirplar. Gerçekten bes yil sonra Yildirim Bâyezid'in Anadolu'yu zapt edebilmesinde Sultan Murad'in bu seferde takib ettigi siyasetin birinci derecede tesiri olmustur. Sonra da magluba kin ve intikam gösterecegi yerde. böyle bir olayin meydana gelmesine sebep olmustu. aslinda basit bir olaydi. Bunun içindir ki Sultan Murad uzaklasir uzaklasmaz. simdi onun üzerine varmak bizim için ardir. Hükümeti Istenos ve Antalya sehirlerine inhisar etmistir. Osmanlilarin Anadolu birligini gerçeklestirecegi kesin bir sekilde anlasilmis oluyordu. Bana isyan edecek ne gücü var. dindaslarindan görmedikleri bir müsamaha. Çünkü Konya'nin muhasarasi esnasinda sehrin yagma edilmemesi. BALKAN ITTIFAKI VE KOSOVA SAVASI Siyasî ve askerî sahada Avrupa'yi titreten Sultan Murad. Konya önündeki maglubiyeti üzerine Karamanlilarin Anadolu'daki nüfuzlari kirilmis. bölge halklari ve hatta Bulgarlarin kendilerine . aksine davrananlarin öldürülerek cezalandirilacaklari söylenmisti. Sultan Murad gerekli tedbirleri almak için dinlenmeyi birakmak zorunda kaldi. Sikâyetler üzerine Sirplar. bizzat Sultan Murad tarafindan istenmis. rifk ve yumusaklikla bayraginin gölgesinde toplayacakti. Sirbistan taraflarinda yeni bir firtina bas gösterdiginden. Osmanli hâkimiyetini hiç bir zaman kabule yanasmamistir. Garp dünyasini titreten bu basiretli ve hakim adam. Sirp kralina mübalagali bir sekilde anlatilan haksizlik ve öldürme hadisesi. Fakat onu burada da bekleyen düsmanlari eksik degildi. Buna ragmen bazi Sirplarin emre muhalefet etmesi. Bütün bir Sirp halki. Çünkü devletinin içinde bulundugu siyasi durum ve düsmanlarinin devleti için meydana getirdigi ittifak. bir ruh ve mânâ medeniyeti kurmus olan devletinin o muhtesem insanlik anlayisi ile dünkü düsmanlarina kollarini açacak ve anlari. Kosova'yi hazirlamakla mesgul olan Haçlilarla müzakerelere girismis. onun uzun müddet baris içinde yasamasina ve sürekli asayisten faydalanmasina elverisli degildi. isyana baslamislar ve Osmanlilara ait olan bazi yerleri isgal etmislerdi. Böylece. gerektiginde Anadolu'ya atlayip Karamanoglu ile ellesiyor ve bu namli Türk beyini sindirip tekrar Rumeli'ye geçiyordu."Tekke Beyi fakirdir. Karamanoglunu dize getirdikten ve kendisinden söz aldiktan sonra tekrar Bursa'ya döndü. Böylece iki yüzlü bir siyaset takip etmistir. Sivrisinek kovalamak sahine (veya arslan) yakismaz" diyerek tekrar Bursa yolunu tutar. arkadan kendisine karsi birlesen kuvvetleri Kosova Meydan Muharebesinde ezecekti. memleketlerine döndükleri zaman kendilerine istedikleri gibi riayet edilip saygi gösterilmedigi ve Konya önünde bazi kardeslerinin öldürüldügünü söyleyerek halkin Osmanlilara karsi harekete geçmesine sebep oldular.

Padisah. Mentese. Osmanli Devleti'nin daha sonralari Rusya ile meydana gelen harplerinde ordunun merkezi olacak olan Sumnu. Bulgar Krali Sisman. O zaman Teke." 1388'de meydana gelen bu muharebede Hammer'in dedigi gibi ancak bes bin Osmanli askeri kurtulup geri dönebilmisti. ülkesini bes sancaga böldü. Aydin. hemen savas hazirliklarina giristi. Osmanli ordusu üzerine saldiran bu müttefik ordu. Bütün savas hazirliklari tamamlanmisti. Hamid bölgesinde Egridir'e tayin edildi. Ali Pasa. bu kana susamislarin "genel katliamindan kurtulabildi. Bununla beraber Sultan Murad.000 kisilik bir ordu ile yola çikti. NadirDerbent bogazindan Sumnu üzerine yürüdü. hücumla alindi. Balkanlari siyasî nüfuz altinda bulundurmak ve bölge halklarinin Osmanliya karsi olabilecek ittifakina mani olmak için daha önce buralarda (Bosna) bulunan Kula Sahin Pasa komutasindaki 20. Sultan Murad.000 kisi ile Osmanli ordusunu büyük bir bozguna ugratti. Düsmanin faaliyet derecesini ve ittifakin önemini kavrayan Sultan Murad. Yine Subasilardan Kutlu Bey. seferden önce Sehzâde Bâyezid'in üç oglunun sünnet dügünü ve kendisi ile iki oglunun üç Bizans Prensesi ile evlenmelerini kutlamak için Yenisehir'e gitti. Sisman ise . Yenisehir'de yapilan bu dügünler sirasinda hediyeler göndermek ve Karamanoglu'na karsi yapilan savastan önce gösterdigi dostluga karsilik vermek için. Sultan Murad. Sirp ve Bulgar krallari. sehzadenin kardesi Yakub ile birlikte o da Avrupa'ya geçtiginden dolayi vezir Timurtas'a havale etti. Nis yakinlarinda Ploçnik denen yerde 30. Sisman'in eski kalesi olan Tirnova'nin düstügünü duyunca teslim oldu. Sivrihisar ile Sakarya'nin suladigi bölgeye tayin edildi. Yazicioglu'nu elçilikle Misir'a gönderdi. hükümdarin emri ile hainliginden dolayi Sisman'i yola getirmek ve Bulgaristan'da Türklerin elinde bulunmayan son yerlerin fethini ve müttefiklerle birlesmeye mahal birakmadan Bulgar kuvvetlerini ortadan kaldirmak için 30. Baska bir Timurtas (Subasi). Bu ittifak. sonucu I. Osmanli kuvvetlerinin Ploçnik'te bozguna ugramasindan büyük bir cesaret alan ve Sultan Murad'in da Anadolu'da bulunmasini firsat bilen Bosna. öyle hareket etti ki Osmanli askerinden ancak bes bini. askerî ve siyasî yollardan küçültmeye gayret etti. Dügün henüz bitmisti ki. Bunun için sür'atli bir sekilde tedbirler almaya basladi.yardim edeceklerine güvenerek ayaga kalktilar. Balkan'in en dogu bogazinda bir tepenin ortasinda bulunan Pravadi. Asya topraginda kalacaklarla Avrupa'ya gidecek askerin komutanlarini da önceden tayin etti. O zamana kadar Bâyezid'in idare ettigi Germiyan'i. Bu arada Karamanoglu ile daha önce muharebe edip anlasan Bosna kralligini da cezalandirmak gerekiyordu. Kosova meydan muharebesinde belli olacak Osmanli Türklerine karsi UI. Sultan Murad'in dostu ve kayinbabasi olmakla beraber gizlice Sirp Krali Lazar ile ittifak etti. Yoklugunda Anadolu'nun âsâyisini korumak için. Pravadi'ye karsi Beylerbeyi Timurtas Pasa'nin oglu Yahsi Bey komutasinda bes bin kisi ayirdiktan sonra. Osmanlilari Balkanlardan sürüp atmak için ikinci bir ittifak kurdular. Saruhan ve Karaman beylerinin askerleri de Sultan Murad'in emrine girdiler.000 kisilik bir Osmanli ordusunun hareketini gözleyen ve onlarin maksadini anlayan düsman. Haçli Seferi'ni hazirlamaya sevk etmistir. bu ittifakin saglayacagi gücü.

Pasasi. Kosova'ya dogru bir birlik gönderdi. Sirplilarin eline geçti. Bunlara Dobruca Tatarlan komutani Sarac ile Köstendil Prensi Konstantin'in yardimlarina ilaveten o sirada Hac'dan dönen Evrenos Bey de katildi. Ancak Ali Pasa'mn gönderdigi on bin civarindaki asker sehri geri aldi. karsi gelmeye yetmeyecegini anlayinca Ali Pasa'dan kendisi ile Padisah arasinda araci olmasini istemisti. Orayi kusatti. Sadece bir mevkiin kaybedilmesinden dolayi kendisini maglub saymayarak bir kat daha cesaretlendi. Osmanli ordusu. Sirp despotunun merkezi olan Piristine'nin güneybatisindaki Kosova (Kara Tavuk ovasi) düzlügünde müttefik ordusu ile Osmanli ordusu karsi karsiya geldi. Yanbolu'da Tatarpazarcigi yolu ile Sofya'ya geldi. Oradan güneybatiya sapilarak Köstendil'e varildi. generali Dimitriyus'a. Bu firtinaya karsi koymak için taarruza karar verdi. Çetehezar (Hezargrad) kalesinin teslimi sarti ile esirleri Sisman'a geri vermeye niyetlendi ise de gerek Sisman'in Söz verdigi halde Nigbolu'yu birakmaktan vazgeçmeyerek onu yeni istihkâmlarla kuvvetlendirmesi. çocuklarini ve hazinelerini Sultan Murad'in ordugâh olarak seçtigi TaYHshi'ya gönderdi. Firtinanin sinirlarina dogru yavas yavas yaklastigini görünce zorlu bir karsi koymaya hazirdandi. Bu istikamette oldugu haber alinan Haçli ordusuna dogru gidildi. Sisman hakkinda âlicenab ve civanmerdâne bir davranisgosrerdLOnun hayatina ilismedigi gibi kendisine durumuna lâyik tahsisat ta bagladi. gerekse kendisinin de Hezargrad'i elde etmesi dolayisiyla is sonuçsuz kaldi. Aydin ve Hamid illerinin paylarina düsen yardimci kuvvetlerini de almislardi. Onlarin yardimindan emin olarak padisahi kesin bir savasa çagirmakta tereddüd göstermedi. Bunun üzerine savas daha hizla yeniden basladi. Lazar bu yenilgiye kizdiysa da cesaretini kaybetmedi. o zaman Osmanli ordusunda bulunduklarindan sehir. Lazar. müttefikinin maglub olup düstügünü ögrenince. Bu akinci firkasi birçok esir ile döndü. Sultan Murad. Bunlar. Padisah.Nigbolu'ya kapanmisti. yanlarina almis bulunduklari Kütahya ve Karesi sancaklari askerlerinden baska Saruhan. O. Yanbolu'da padisah ile bulusarak orduya katildi. Bulgar Krali her taraftan sikistigini ve artik karsi koymanin faydasiz oldugunu anlayinca bütün aile halki ile birlikte sartsiz teslim oldu. Sirp kaynaklarina göre Osmanli ordusu geçtigi . Ali Pasa. Bulgar sinirinda dik bir dagin tepesinde bulunan Sehirköyü almasini emretti. Mentese. Bundan sonra Ali Pasa. Ali Pasa bir hisar ve bir sehri aldiktan sonra bütün kuvveti ile Nigbolu önlerine vardi. Sehirköy'ün çevresinde bulunan askerler. Bosna ve Arnavutluk hükümdarlarini kendisine baglamakta olan eski antlasmayi yenilemek için bir tesebbüste bulundu. Bulgaristan isini halletmis olan Çandarli Ali Pasa. Kralin komsulari ile haberlesmesi sirasinda Sultan Murad da ogullari Bâyezid ve Yakub'u yanina getirdi. Ordunun öncü kuvvetleri Hicaz'dan dönmüs olan Evrenos Bey ile Pasa Yigit komutasinda idiler. mevkiinin tehlikeli durumunu anlamakta gecikmedi. krali. Gücünün. Silistre'yi kendisine birakmak ve zamani gelen vergi taksidini ödemek sartiyla barisa razi oldu. Sirp Krali Lazar. Osmanli. sadece bununla da yetinmedi. Ancak onun Bulgaristan'daki topraklarini elinden aldi. Sirp muhafizlarini da esir alip istihkamlarini da yiktilar.

böyle bir durumun savasta sebep olabilecegi felaketi düsünüp üzüldü." Ayrica. Osmanli askerinin gözüne toz toprak savuruyordu. Bosna. Bogdan (Moldovya). Fakat Sadrazam. Zafer karsiliginda kendisinin din yolunda sehid olmasi için dua etti. Macar atlarinin henüz deveye alisik olmadiklarini söyleyerek anlari atlara karsi canli bir engel gibi kullanmanin mümkün olabilecegini ifade ile bu develerin düsman atlarina dehset ve düzensizlik vermeleri için ordunun ön cephesine konulmasi teklifinde bulunurlar. Aradaki büyük sayi farkina ragmen Sultan Murad. Bu bakimdan hiç bir seyden korkmadan ve sadece Allah'a güvenerek meydan muharebesi yapip düsmana saldirmayi teklif ettiler. Eflak (Romanya). Gazi Evrenos Bey. Bazi komutanlar. Osmanlilar'in da 60. Osmanli askeri gibi din ve devleti ugrunda "feday-i cani. Macar.000 kadar askerden meydana gelen askerî bir birlige sahip oldugu kabul edilmektedir. Sirp. Bütün gece Allah'a yalvarip O'ndan yardim diledi. Balkanlardaki durumunu tayin edecek olan bu muharebenin tarihi. Padisah. süvarilerin atlarina dehset vermek söyle dursun. Hirvat. Timurtas Pasa ve Sehzade Bâyezid bu teklife karsi çikip söyle dediler: "Develer. Bundan sonra herkes gayet mesrur bir sekilde ve kararli olarak. bütün askerî erkân tarafindan kabul edildi. Osmanli tarihleri Sultan Murad'in o geceki münacat ve yakarisini su sekilde ifade ederler: "Ab-i rûy-i Habib-i Ekrem için Kerbelâda revan olan dem (kan) için Veda gecesi aglayan göz için Askin ugruna sürünen yüz için Ehl-i derdin dil hazini için . Onlarin. Bu arada bir sey padisahin dikkatini çekmisti. cana minnet bilen" saf ve güvenilir bk askerin itikad zaafina da sebep olabilecegini söylediler. sabahla birlikte baslayacak olan savasa hazirlanmak üzere birliklerinin basina gitti.hiç bir yerde zulüm ve tahribat yapmamisti. nasil bir çare ve tedbir almak gerektigini düsünmelerini ve düsündüklerini de hiç çekinmeden açik bir sekilde ortaya koymalarini söyler. Düsman tarafindan esmekte olan rüzgâr. Ordunun Kosova'ya varisinin ertesi gününde harbe karar verilecekti. Osmanlilarin. Bu durumda bizim saflarimizin üstüne atilip kargasalik ve karisiklik dogmasina yol açabilirler. agir silahli süvariyi görünce kendileri ürkeceklerdir. Arnavut. Bohemya ve bir kisim Bulgarlardan meydana gelen bu muazzam Haçli ordusundaki asker mevcudunun. komutanlari ile müzakerede bulunur.000 civarinda. kaynaklarda farkli olarak verilmektedir. Bununla birlikte bu ordunun 100. Bu görüs. Osmanli kuvvetlerinin bes kati oldugu belirtilmektedir.

Cana tesir eden enini için Eyle ya Rab. mücahidini etme telef Tir-i a'daya (düsman okuna) bizi kilma hedef. Bakma ya Rab bizim günahimiza Bak sen can ve gönülden ahimiza Sakla gözümüzü cengin tozundan Islâm erini koru saldiridan Bunca yil süren gayretlerimizi Gazalarda sanli kil ismimizi Etme ya Rab kahrinla beni fena Yüzümü halk içinde etme kara Dinin ugruna ben feda olayim Askerim önünde ben heba olayim. lütfunu hem râh Hifzini eyle bize püst u penah Ehl-i Islâma ol muin u nasir Dest-i a'dayi bizden eyle kasir Ya Rab. Din yolunda beni sehid eyle Ahirette beni said eyle Mülk-i Islâmi paymal etme Menzil-i firka-i dalal etme Keremin çoktur ehl-i Islâma Dilerim kim erise itmama." .

Böylece Allah. gece ansizin Türklerin üzerine hücum edilmesini teklif etmisti. O gece. Bas komutan Lazar da dahil olmak üzere düsman ordusu Kosova sahrasinda kaldi. tozlan bastirdigi gibi agir silahli olan düsman süvarisinin atlarinin. Anadolu Beylerbeyi Sanca Pasa da Sehzade Yakub'un maiyetinde idiler. müttefiklerin korkunç yarma hareketlerine ragmen kiskacini açmadi ve bu kiskaçta perisan olan düsmani yok etmeyi basardi. muharebenin en kizgin devresine kadar müdahalede bulunmayacaklar. ordunun merkezinde bulunuyordu. Anadolu beyliklerinin birlikleri ise sol cenahta yer almisti. Generallerden bir kismi. Sirplarin top atisiyla baslayan büyük meydan muharebesi.Gerçekten. Sultan Murad'in yüzünü kara çikarmamis. toplamis oldugu harp meclisinde görüsmeye baslamisti. Bunlar. techizat ve araziyi tanima bakimindan kat kat üstün olan müttefik Haçli ordusu karsisinda Osmanlilar. Kendilerinden sayi. Rumeli Beylerbeyi Kara Timurtas Pasa Bâyezid'in. sag kolunda yegeni ve damadi prens Brankoviç. harpten sonra harbin yapildigi sahrayi dolastigi sirada ölüler arasinda yarali olarak bulunan Lazar'in damadi Milos Obiliç. ertesi sabah safakla birlikte yagan yagmur. onun geceki dua ve niyazlarina icabet ederek onu muzaffer kilmisti. sol kolda da Bosna krali Tvartko bulunuyorlardi. Osmanli ordusunun aldigi savas düzenine göre Sultan Murad. Fakat kendinden çok emin bulunan ve mutlaka galip geleceklerine inanan Yorgi Kastriyota. sekiz saat içinde kesin bir sekilde neticelendi. Hükümdar. sol kolunda da sehzade Yakub bulunuyorlardi. duasinda sehadeti de istemisti. Evrenos Beyin tavsiyesi üzerine ordunun her iki cenahina ihtiyat olmak üzere 1000'er kisilik okçu birlikleri yerlestirilmisti. müslüman olacagini ve padisaha gizli bir sözü bulundugunu söylemek istedigini bildirince Sultan Murad'in müsaade etmesi üzerine yanma yaklasarak yeninde saklamis oldugu hançer ile onu kalbinden yaralayarak attan düsürmüstü. Fakat bu muzafferiyetin bir bedeli daha olacakti. Evrenos Bey'in birlikleri sag cenahta. Çünkü Sultan Murad. Baslangiçta bozulmak üzere olan Osmanli'nin sol cenahina kendine has pek hizli bir manevra ile yetisip düsmani çeviren veliahd sehzade. Ordunun sag kolunda veliahd sehzade Bâyezid. Bu olay. Balkan ve Orta Avrupa milletlerinden çogunun bulundugu birlesik Haçli ordusunun merkezinde Sirp krali Lazar. Kaçmak isteyen küçük ve daginik düsman birlikleri de arkalarindan yetisen Sehzade Yakub tarafindan imha ediliyorlardi. Bu suikast üzerine katil. böylece Osmanlilarin büsbütün yok olmaktan kolayca kurtulmus bulunacaklarini ifade ederek bu teklifi reddetti. büyük bir basari elde ettiler. Sultan Murad'in maiyyetinde bulunanlar tarafindan yakalanip öldürülmüstü. tarihlerde farkli sekillerde anlatilmakta ise de neticesi hep ayni oldugundan fazla teferruata . gece karanliginin düsmanin firarini kolaylastiracagini. birlesik Haçli ordusu da Osmanlilara karsi nasil bir hareket içinde bulunmasi gerektigini. seri bir sekilde hareket etmelerine de mani olmustu. savasin tam kizgin devresinde düsmani oklamaya baslayacaklardi. Bu basarida Bâyezid (Yildirim)'in büyük bir payi bulunuyordu.

girmek istemedik. Osmanlilarin Rumeli'de kalmak için Sirp Sindigi savasindan sonra kazandiklari ikinci büyük muharebedir. bu kötü ve feci haberi alir almaz derhal oraya gelir. Hayatindan ümid kesilince derhal Veliahd Bâyezid'e haber verilerek oraya çagrilir. Fakat Murad Hüdavendigâr. Sultan Murad yaralandiktan sonra bir müddet yasamis. Bu türbe zamanimiza kadar Balkan Müslümanlarinin ziyaret ettikleri bir ziyaretgâh olmustur. daha sonra da buna bir cami ilave edilmistir. oglu Yakub Bey'in cenazesi ile birlikte Bursa'ya gönderilerek Çekirge'deki türbeye defn edildi. Eger reâyanin mesru haklarini muhafaza ederseniz Cenab-i Hak da sizi ve devletinizi muhafaza ve payidar eyler. sehid düstügü yere gömüldü. Fakat baskalari ile mukayese edildigi zaman sehidligin cana minnet bir nimet oldugunu söyleyerek oglunun üzüntüsünü hafifletmeye çalisir. bütün devlet erkaninin teklifi ve yeni hükümdar olan Yildirim Bayezid'in tasvibi üzerine olmustu. Hükümdarin yarasi agirdi. Yine bu sirada Osmanli kuvvetleri tarafindan sarilmis bulunan Lazar. Sultan Murad'in yaralanip öldügü (sehid edildigi) ve iç organlarinin defnedildigi yere "Meshed-i Hüdavendigâr" adi verilen bir türbe yapilmis. Dualarim Allah tarafindan kabul oldu. Durumdan haberi olmayan ve düsmani kovalamakta olan Sehzade Yakub Çelebi de "fitne katldan daha siddetlidir" hükmüne göre "Baban seni istiyor" denilerek ordu merkezine davet edilmisti. Sultan Murad ölünce. Islâm askerini muzaffer görerek hayata veda ediyorum. devlet adamlarinin da karari üzerine zaten o maksatla babasinin yanina çagrilmis bulunan Sehzade Bâyezid (Yildirim Bâyezid) hükümdar ilân edilmisti. aglanip feryad edilecek bir an degildir. Milos'un beni yaralamasina üzülmeyin. Ogluna askerî ve siyasî bazi tavsiyelerde bulunduktan sonra bu fani hayata gözlerini kapar. Kosova muharebesi. çikarilan iç organlari. Büyük bir askerî birlige komuta eden Yakub Çelebi'nin saltanat davasina kalkisacagi göz önünde bulundurularak böyle bir çareye bas vurulmustur ki bu. Sakin reâyayi incitmeyin. Düsman takibinde bulunan Bâyezid. Daha sonra cenazesi. Mal ve irzlarina tecavüz ettirmeyin. yakinlarinin üzüntü ve kederlerini su sözlerle hafifletip onlara vasiyette bulunmustu: "Islâm'in zaferi için kendimin sehid olmasini Allah'tan ben istedim. Savci Bey olayi meydana gelmis ve devlet büyük bir siyasî çalkanti içinde kalmisti. Babasini kanlar içinde görünce kendine hâkim olamaz. Bir daha böyle bir olayin meydana gelmemesi için Sehzade Yakub Osmanli tarihçilerinin ifadesi ile sehid edilmistir. maiyeti ile beraber yakalanarak o esnada ölmek üzere olan Sultan Murad'a karsilik öldürülmüslerdi. Biraz önce belirtildigi üzere Sultan Murad'in ölümünü müteakib. Çünkü daha önce. Oglum Sultan Bayezid'e uyunuz ki o sizi ogullari gibi görsün. bu an. Binlerce hamd ve sena olsun ki. Ölüm denilen sey herkesin basina gelecektir." Sultan Murad'in yarali olarak düstügü yere hemen bir çadir kurulup muhafaza altina alinir. . Gelip otagdan içeri girince hemen öldürülmüstü. çünkü rizasi ondadir. Ordu merkezinde cereyan eden bu hadiseden kollardaki sehzadeler ile diger komutanlarin haberleri olmamisti.

773=1371) adinda üç oglu olmustu. dünya sahnesinin ender rastladigi bir ustalik ve maharetle devletinin mukadderatini sevk ve idare eden Murad Hüdavendigâr. Otuz yila yakin (27 yil 3 ay) bir zaman. Çekirge'de bulunan vakfa.Sultan Murad'in sehadeti. Kiyamete kadar devam eder. 769=1367). Muhtelif rivayetlerden anlasildigina göre Murad Hüdavendigâr'in. Murad'in hükümdarligi 27 veya 28 sene devam etmis olup hicrî 791 (M. misafirhane. imâret. asli üzere kalir. Sebeplerden bir sebeple kimse elini uzatamaz. Günümüze kadar gelen vakfiyesi. Allah ve Resûlüne ve ahiret gününe iman edenlerden. kadi. Bilecik ve Yenisehir'de birer cami. annesi adina Iznik'te de 790 Cemayizelevvel ayi baslari (Mayis 1388) tarihli bir imâret yaptirmistir. gerçege pek uygun degildir. medrese. pek çok hayir yeri meydana getirmekle de söhret bulmus bir kimsedir. onun neler yaptigini. Bir kimse onu tahvil ve tebdil ederse günah irtikhab etmis olur. meleklerin ve bütün insanlarin laneti olsun. Islâmî gelenege göre tesis edilen vakfiye bize vakiflarinin idaresi hakkinda. kimlerin bu vakiflardan nasil ve ne sekilde istifade edecegini. hayrat hakkinda neler düsündügünü göstermektedir. Hizmetçiler. vezir. Bursa hisarinda sarayinin yaninda Hisar Camii. Bunun bir belirtisi olmak üzere Memlûk Sultani Meliku'z-Zahir Ebû Said Berkuk. Allah'in ve yarattiklarindan melik. vezir Hayreddin Pasa'yi hem mütevelli hem de nâzir olarak tayin etmistir. bütün Islâm âlemini teessür içinde birakmisti. Onlarin üzerine Allah'in. kimse mâlik olamaz. vakfi bozmaya. muhtesibden ve insanlarin tamamindan hiç bir kimse bu vakfi bozamaz. Bundan baska Ibrahim adinda baska bir oglundan bahs edilmekte ise de kaynaklarda bununla ilgili bir bilgi bulunmadigindan bunun küçük yasta vefat etmis oldugu düsünülebilir. Savci (dogm. Gazi Hünkâr ve Murad Hüdavendigâr diye meshur olan Sultan I. onun Bursa'daki türbesine konmak üzere Kur'an-i Kerim cüzleri gönderip vakf etmistir. Kimse halef olup vâris olamaz. 1389) yilinda vefat ettigi zaman genel olarak kabul edilen görüse göre 63 veya 64 yaslarinda bulunuyordu. haksiz sekilde ondan yararlanmaya kalkanlara nasil muamele edilecegini de açiklamis bulunmaktadir. Telef ve helâk olmaz. Yakub (dogm. Keza o. O. 761=1360). Bu arada onun vefati esnasinda yasinin 66 oldugunu söyleyen tarihçilerin bulundugunu da belirtmek gerekir. yine Yenisehir'de gazi erenlerden Postin pûs Baba için yaptirdigi zâviye. Bazi kaynaklara göre Savci'nin en büyük ogul oldugu kayd edilmekte ise de bu. Bilgi edinilmesi bakimindan onun 787 Cemaziyelahir ortalan (Temmuz 1385) tarihini tasiyan vakfiyesinden bazi pasajlari buraya almayi faydali buluyoruz. Bâyezid (dogm. Günlerin geçmesiyle vakif ve vakfiye bozulmaz." Görüldügü gibi bu ifadeler vakfin muhafazasi gayesine yönelik bulunmaktadirlar. hibe ve rehin olunmaz. gelenlere güzel bir sekilde . ahiret azigi olarak insa ettigi imâret ve diger tesislerine pek çok arazi vakf etmistir. Allah'in kitabina ve Resûlünün sünnetine muhalefet eden ve din kardesinin vakfinin fesadina sa'y eden (çalisan) Allah'in gazabina ugrar. Bundan baska bir de vakiftaki hizmet ve onlardan yararlanma ile ilgili bilgiler bulunmaktadir ki buna göre hiç kimse imârete inmekten men olunamaz. "Vakf. Onun su tesisleri bu konuda bize bir fikir vermektedir: Bursa'da Çekirge'deki cami. Sartlari üzere devam eder.

Bazi vesikalar. Mübarek vücudu o kubbede dinlenmektedir. Sultan Murad'in nasil hayir yaptigini. Kimsesizler. Bu bakimdan ilk Osmanli padisahlari. Imârete inenlerin tamamina böyle muamele yapilir. garip ve fakir olan kimselere karsi son derece sefkatle muamele eden bir hükümdardir. bazilarinda da akçanin her iki tarafinda Murad b. Kûfi hatli olan sikkelerinin bir tarafinda kelime-i sehâdet. Peygamber'e yapilmis saygi olarak kabul etmektedir. Sultan Murad'in 790 (1388) tarihli bakir sikkesinde kesildigi tarih ve ay bulunmaktadir. büyüklerden. talebe. hafizlara. gazi ve sehid sultanin yaptirdigi hayirlardan bahs ederken sunlari söyler: "Bursa'da ahiret için bir yapi yaptilar. O evin karsisinda bir kubbe yapilmasini buyurdu. Orhan yazisi görülmektedir. eksilerden daha güzeli olmayan yemeklerin hepsinden verilmesini. onun ahi reislerinden biri oldugunu göstermektedir. Sultan Murad. Vakfiyesinde de görüldügü gibi Sultan Murad. gerekse daha önce verilen bilgiler. Sonradan kesilen akçalarin bazilarinda kelime-i sehadet ile kendisinin ve babasinin isimleri. Bunlarin sanina göre onlara hizmet eder. âlimlerden. kalbi kirik olanlardandir. Daha önce de kisaca temas edildigi gibi Osmanli Devleti'nin kurulus hamurunda mayasi bulunan teskilâtlardan biri de "ahilik"ti. Çünkü onlar. Çünkü onlar." Sükrullah. seyh ve sâdattan birisi inerse hizmetçi bunlara hizmet eder. müderrislere muridlere ve ögrencilere vazife karsiligi akça bagladi. Peygamber'in soyundan gelen seyyid ve seriflere karsi ise özel bir ilgisi bulunmakta. Hatta fakir ve miskinlere bu yolda hizmet daha evladir. daha sonra da "nesih" yazisi ile kestirdigi sikkeleri görülür. Bu hizmet sadece büyüklere mahsus olmaz. Baslangiçta "kûfi"ye yakin. yoksullar için paçalardan." Gerek bu. hem cami. onlara saygiyi Hz. Bu sebepledir ki o. Bu konuda da vakfiyenin kendi ifadesi ile söyle demektedir: "Imârete. kalbi kirik kimselerdir. mütevellinin reyine baglidir. Hatiplere. kurdugu vakiflar vasitasiyla onlarin devamini sagladigi ve insanlara hizmeti bir ahiret azigi olarak kabul ettigini göstermektedir. bilgin. Hele fakirlere bu hizmeti çok daha iyi yapmalilar. Murad Hüdavendigâr'in bu teskilatin reislerinden biri oldugunu göstermektedir. Hz. bu teskilâtin birer mensubu ve hatta reisleri durumunda idiler. Her gün ayrica otuz hafiz o kubbede güzel sesle Kur'an okuyup hatm etmektedirler. tatlilardan. Imâretteki kalislar 3 günü geçerse bu. etrafinda ilk dört halifenin isimleri ve diger yüzünde de "Murad b. Orhan halladallahu mülkehû" ibareleri bulunmaktadir. hem medresedir. ülkesinde bulunan seyyid ve serifleri her türiü vergiden muaf sayan . Hayvanlarina da hizmet eder. Hem konuk evi. konuklarin hayvanlarinin da yemlendirilmesini buyurdu.hizmet etmek zorundadirlar. Nitekim bu hususta onun Receb 767 (Mart 1366) tarihli olarak Malkara'da Ahi Musa için yaptirmis oldugu zaviye vakfiyesindeki "ahilerden kusandigim kusagi Ahi Musa'ya kendi elimle kusadup Malkara'ya ahi diktim" ifadesi. tahta çikinca babasinin sikkelerinde oldugu gibi Selçuk paralarini taklid etmek suretiyle sikke kestirmistir.

Onlar. pehlivan. atasi gibi sahib-i hayr idi. Biz fakir kullariniz dahi size duacilariz. verdigi emrin yapilmasini isteyen ve bunlari takib eden bir hükümdardi.. Osmanlilari sevmemekle birlikte Sultan Murad'in vasiflarini ortaya koymaktan da kendini alamayan Gibbons." Sultan Murad'in sahsiyetinin azametinde ve Türk tarihi bakimindan oynadigi rolün ehemmiyetinde. sahin bakisli. Bütün tarihler onun bu özelliklerinde birlesirler. Nitekim. Bizim atamiz sizin duaciniz idi. uzun boyunlu. tebeasina karsi merhametli olusu ve ordusunda inzibatli. Ve koyun hakkin vermedi. Her kande hatirlari dilerse yürüyeler.. Biz kullarina bir hüküm sadaka eyle ki sizden sonra gelen bizi ve evladimizi ve kullarinizi ve karaveslerimizi (câriye) incitmeyeler. Onun fetihleri . Azim ve idare kudreti. bütün tarihin en hayret veren olaylarindan biridir. fakir dost. seyrek disli. zamaninin hiç bir devlet adami tarafindan üstüne çikilamayan bir kiyâset ile Osmanlilarin mukadderatini sevk ve idare etmistir. Rumeli kadilari ve sancak beyleri ve subasilari ve sipahiler her kanginizin yerinde eker biçerse bir dâne ösürlerin almayasiniz. cesur ve yigit idi. âli himmet. Seyyid Büzürg Ali'nin ogullan yaslan ile kapima gelip ettiler. rey ve tedbir sahibi. Fâtih ve Kanunî hakkinda çok sey bildigimiz için Murad. iri parmakli. iyilik severligi. Osmanli padisahlari içinde. adalet yayici. koç burunlu. Bunun ettigi gazayi Osman'in neslinden hiç bir padisah etmedi. Bütün ömrünü gazaya sarf etmistir. Himmet ve cömertlik sahibi idi ki kapisina gelen hiç kimse mahrum gitmezdi. sen ve yakisikli bir padisah olarak tasvir ederler. kesiru'l-menfaat (menfaat saglamasi çok). onun Seyyid Büzürg Ali'nin evladlarini vergiden muaf saydigini su ifadelerle ortaya koymaktadir: ". 787 (1385) tarihli bir ferman. orta boylu. benim her defterimden ihrac olalar. Murad ismini tasiyanlarin ilki olan Sultan Murad'i. bu sâdâtlarin evladlari. düskünlere yardimci. onun hakkinda su degerlendirmeyi yapar: "Otuz sene kadar bir müddet Murad. Osmanli sultanlari içinde kendine layik olan yere geçememistir. Her kim bu hükmü görüp Seyyid Büzürg adini yazanlara teaddi ederse lânet ba'lânet ola. Hem simdiye degin atamiz bir dâne ösür vermedi. Nitekim. Benim devletime duaya mesgul olalar. yuvarlak yüzlü. din perver. Ben bagisladim canim için olsun. Osmanli tarihçileri oldugu gibi yabanci tarihçiler de mütefiktirler." SULTAN MURAD'IN SAHSIYETI Tarihler. Biz kullarina bir ihsan eyle bizden ve evladimizdan ösürlerin ve koyunlari haklarin kimesne taleb etmeyeler deyicek emr olundu ki. bütün hareketlerinde belli bir plân çerçevesinde hareket etmis. garip oksayici. son anina kadar kabiliyet ve dehasindan bir sey kayb etmemistir.fermanlar isdar etmistir.. Nesrî bu konuda sunlari söyler: "Bu Gazi Murad Han dahi. Dahi bir asker ve devlet adami olan Sultan Murad. Onun hayati esnasinda meydana gelen inkilablar. kullari ve karavesleri ve bir damla kanlan deme can ola. Adil ve kâmil..

onlarin seciyesini tayinde mükemmel bir feraseti oldugunu gösteriyor. Rumeli ve Anadolu'da 37'den fazla büyük ve mesakkatli harbi idare ederek hepsinden galip ve muzaffer olarak ayrilmistir. kurmakta oldugu devlete. onlara Papalardan daha iyi muamele etmekle teveccüh ve muhabbetlerini kazanmistir. Emrindeki komutan-valilerin hiç birisi ile arasinda bir anlasmazlik olmadi." der. Ser'î kanunlari itina ile muhafaza eylediginden. Bunda Patrik. Harbe girilecegi zaman askerini münasib nutuklarla cesaretlendirir. hayatinda pek çok tehlikeler atlatmis ve pek çok hayir isleri görmüstür.1878'deki Berlin antlasmasina kadar bes asir devam etmistir." Hammer. Kendisinin harb hususundaki cevvaliyet ve gayreti. Murad Hüdavendigâr'in tahta cülûs etikleri 761 (1360) yilinda dünyaya gelen Bâyezid. Orhan bir devlet kurmustur. Rumlara karsi muamelesi. Sultan Murad'in kiliseye hareketlerinde tam bir serbestî verdigini söyler. Imparatorlugu kuran ise Murad olmustur. Yeri geldigi ve gerektigi zaman mükâfatlandirmaktan geri kalmazdi. zahidlerle iyi insanlara saygi gösteren bir hükümdar idi. bir kâfir ve Isa'nin düsmani idiyse de. o kanunlari te'kid ve te'yid edecek gayretlerin hiç birinde kusur etmezdi. yigit. kendisini hem sever hem de korkardi. münasib vakti geldiginde menfaatlerini koruyup yerine getirmekte mahirdi. Gençliginde oldugu gibi ihtiyarliginda da çaliskan. bilginlerle yoksullari seven. yapilan en küçük hataya tekrar etmemesi için göz yummadan müsebbibini cezalandirirdi. Aleyhinde dolaplar döndürmek isteyenler elinden kurtulamazlardi. Hem irkî." der. Verdigi sözü tutan hükümdarlardandi. maksat ve meramina ermek için hiç bir seyi ihmal etmez ve unutmazdi. Sasirip telas göstermezdi. YILDIRIM BAYEZID DÖNEMI Babasi. hem de dinî mahiyette olan temsil mes'elesinde kazandigi tam muvaffakiyetin en parlak delilini görmek için Ortodoks Patriginin 1385'te Papa VI. Her seyden önce iyice düsünür. dinlenmek nedir bilmezdi. Düsmana muharebe meydanini biraktigi ve arka çevirdigi asla görülmemistir. Isleri güzel bir sekilde tanzim ile. etrafina bir irk toplamistir. Muharebede çok cesurdu. Kendisine boyun egip itaat eden bütün milletlere ve sarayindaki efrada yumusaklikla muamele ederdi. Bizans Kilisesi erbabi nazarinda. Askerini istirahat ettirdigi zaman kendisi av ile vakit geçirir." dedikten sonra "Osman. . âdil. Herkesi adi ile çagirmak adeti idi. Urben'e yazdigi mektuptan daha iyi bir vesika olamaz. Sultan Murad'in dahiyâne denilebilecek faaliyetlerini belirttikten sonra "adaleti ve gerektiginde siddeti cihetiyle halki. enerjik ve sertti. Fakat babasinin tahayyül ettiginden daha genis bir icraat sahasina yayilmis oldugu için daha müskül vaziyetlere maruz kaldigi halde gevsemedi. babasininki gibi idi. zenginlere sefkat. Bizansli tarihçi Chalcondyle ise onun hakkinda sunlari söyler: "Murad. Ela gözlü.

Firuz Bey'i de Vidin taraflarina akina gönderdigi gibi bizzat kendisi de Kratova gümüs madenlerini zapt ile Üsküp sehrine Türk göçmenlerini iskân ettirdi. Annesi Gülçiçek hatundu.arslan simali. bazi devlet adamlari ile askerler arasinda ve Osmanli sinirlari disinda kalan Anadolu Beylikleri arasinda Yildirim Bayezid'e karsi bir hosnutsuzlugun dogmasina sebep olur. Askerî hareketlerdeki sür'ati yüzünden "Yildirim" ünvanini alan Bâyezid. Heykel gibi saglam ve güçlü kuvvetli idi. O ak sancak. Cenk ve savas günlerinde korkusuz bir padisah idi. Kosova savasinda Rumeli askeri ile sag cenaha kumanda etmisti. mucizeli ordusuyla gögüsleyip alabildigine açan. daha nice meyvelerini Osmanlilarin etegine düsürmek üzere bekleyici idi. Gerçekten bazi yazarlar. Yildirim ünvani ile anilan Bâyezid'in fikir ve düsüncelerini pek de bilmez sayilmazlardi. Osmanli pençesinin kavradigi Rumeli agacinda. Âsikpasazâde. Yildirim'in Timur karsisindaki maglubiyetinin sebeplerinden biri olarak görmektedirler. Giydigi elbise genellikle Bursa kadifesindendi. hezimete ugrayanlan takib ediyorlardi. oglu da acaba ayni siyaset ve insanlik yolu üstünde mi yürüyecekti? YAKUB ÇELEBI OLAYI Sultan Murad'in. . Yildirim Bâyezid'in bu hareketini çok dramatik bir sekilde vermekte ve bunu. Hemen gelip zât-i sâhâneye mahsus olan ak sancak altina oturdu. feth ettigi Hiristiyan ülkelerinin halkina bu kilise mensuplarindan. özellikle kilise için bir Isa düsmani sayildigi halde. görünüsü kirmiziya mail. Bu olay. Babasinin biraktigi hududu. Bâyezid. Böylece yeni bir buhranin çikmasina da engel olmustu. harp sahasinda hükümdar ilân edilip babasinin tahtina oturan Yildirim'in bâzusu. henüz düsmani kovalamakla mesgul olan kardesi Yakub'u çagirtarak hükümdarliga ortak olur endisesiyle onu öldürtmüstü. Avrupa'nin siyaset aktörleri. hatta papalardan daha müsfik ve anlayisli davranan koca Hüdâvendigâr gibi. Yildmm Bâyezid'e haber verildi. Selçuklu Sultani'nin Osman Gazi'ye vermis oldugu sancakti ki o zaman o sancagin altina zat-i sâhâneden baskasi oturamazdi. bu olayla ilgili olarak "Ol gece askere izdirap düstü" diyerek. harp sahasinda hükümdar ilân edildiginden muharebeye devam etmekten geri durmadi. Savasin kazanilmasinda da büyük bir rol oynamisti. o sancagin altina oturmakla ilan-i saltanat etmis oldu. kumral sakalli. Yildirim Bâyezid. müdevver ve berrak idi. açarken de karsilastigi sayisiz müsküllere yutkunmadan katlanan. Ayrica komutanlardan Pasa Yigit'i Bosna. O. Bu cümleden olarak Fatma Aliye sunlan söyler: "Sehzadeler ve askerî komutanlar. askerin bu hadiseden nasil müteessir oldugunu anlatmaya çalisir. Kosova Savasi'nda sehid olmasindan sonra devlet adamlari ile askerî erkânin ittifaki üzerine yerine büyük oglu Bâyezid geçti. ak.

Bunu." Murad Hüdâvendigâr'in sehadeti üzerine meydana gelen saltanat degisikligi. Bu yeni Sirp despotu da vergi (harac) ve gerektiginde muharebelerde bütün askeri ile birlikte padisahin maiyetinde bulunmayi taahhut ettigi gibi her yil Osmanli padisahini ziyaret etmeyi de kabul ediyordu. Kosova'da hâkimiyetlerine son veren darbeyi yemis olmalarina ragmen. bu karisikliktan istifade ederek bir takim yerlerin zaptina kalkistilar. Onlar. Andronikos ile birlikte bir eskiya grubunun basina geçmisti. gerek Pristine hakimi Vuk Brankoviç yerlerinde kalabileceklerini hiç ümid etmiyorlardi. Bu antlasmayi kuvvetlendirmek için yeni Osmanli hükümdari. dinî ve millî degerlerine karsi gördükleri genis müsamaha ve müsaade yüzünden fatihlerin (Osmanlilarin) idaresine . maktul Lazar'in kizi Marya Despina'yi nikahlamisti. Bu baris sayesinde Rumeli'de. Anadolu'da Kara Tatar denilen Mogollarin reisi Mürüvvet Bey de Kirsehir'i zapt edip Sivas emiri Kadi Burhaneddin'e teslim etti. Sultan Yildirim Bayezid'in bunlara süratli bir sekilde çare bulmasi ve isleri düzeltmesi gerekiyordu. disardan gelebilecek ve özellikle Macarlar tarafindan yapilacak tahrik ile meydana gelmesi muhtemel bir muhalefet önlenmis oluyordu. Karamanaoglu Alaeddin Bey tarafindan kiskirtilan bu beylikler. Sirplar. daha önce Osmanlilar eline geçmis olan Germiyan kasaba ve bölgelerini geri aldigi gibi Karamanlilar da Beysehri'ni zapt ettiler. Nitekim Germiyanogullari'ndan Sah Çelebi oglu Yakub Bey. Germiyanli. güya onun intikamini almak üzere Bâyezid'e karsi harp açip her taraftan tecavüze kalktilar. Babasi tarafindan saglanmaya çalisilan Anadolu birligi yeniden tehlikeye girmisti. Böylece meydana gelen dostluk. Yildirim'in maglubiyet sebeplerinden biri ve belki birincisi olarak kayd edenler de olmustur. Bu durum. isyan bayragini çekmisti. Yakub Çelebi ise o zaman önemli bir vilayet olan Karesi'yi çok iyi idare etmis. bütün tarih kitaplarinda mühim bir konunun açilmasina sebep olmustur. Yildirim'la anlasmayi canlarina minnet bildiler. harplerde zaferler kazanmis ve herkesi kendinden memnun etmisti. hadiseden habersiz olarak ordugâha geldiginde yorgunlugunu geçirmeye ve rahat bir nefes almaya firsat bulamadan "pederin seni istiyor" diyerek Hüdâvendigâr'in mübarek cesedi üzerine kurulan çadira götürülüp orada bogduruldu. Aydinli. Bayezid'in bu sekildeki genis müsamahasina Anadolu'daki vaziyetin kritik durumu sebep olmustu. Anadolu'ya geçmeden önce Rumeli'deki durumu derhal düzeltmek gerektigini düsünerek kendisine muhalefette bulunan emir ve askerleri yeniden kendine bagladi. Sehzade Yakub'un öldürülmesini bahane ederek. Bunun için Bâyezid.Zavalli Yakub Çelebi. Menteseli ve Hamideli beylikleri idi. Sonra Sirp Krali Lazar'in henüz küçük yastaki oglu Istefan Lazaroviç'in vasisi olan annesiyle anlasti. Savci Bey de buna bir örnek teskil etmiyor. Saruhanli. Diger beylerin her biri. Anadolu Beylerinin ve özellikle kendisini Selçuklularin mirasçisi sayan Karamanlilarin ortadan kalkmis gibi görünen düsmanligini tekrar ortaya çikardi. Bu vak'a. Kosova maglubiyetinden sonra gerek Istefan Lazaroviç. Çünkü Savci Bey. Osmanli Devleti'ni çok zor durumlara sokmustu. samimi bir sekilde Bâyezid'in vefatina kadar devam edecekti.

Bursa'ya dönmeden önce hemen hemen bir sehir devleti haline gelmis olan Bizans gailesini de ber taraf etmek istiyordu. Anadolu'ya hareket etmeden önce burada dinî ve sosyal müesseselerin kurulmasini emr etti. Böylece Anadolu'da girisecegi faaliyet esnasinda Bizans tarafindan gelebilecek tehlikelerden emin olmak istiyordu. Yeni hükümdar. basta Bosna olmak üzere Eflak ve Tuna'nin kuzey taraflarina kadar akinlar düzenlemelerini emr etti. Imparator Ioannis ile saltanat ortagi olan Manuel'i hal' ederek hapse attirir. Gerçekten de hâlâ bu gün Yildirim adi ile anilan mahallede bir imâret ile kubbesi dört kemer üzerinde durmakta olan caminin temellerini atti. komsu beylikleri de Osmanlilar aleyhine kiskirtmaktan geri kalmiyordu.tereddüdsüz katildilar. Balkanlar'da kuvvetli kalabilmek için akinci teskilatini yeniden canlandirmak ihtiyacini hissederek Evrenos Bey. Venedik ticaretini himaye etmeyi kabul ediyorsa da gelecek için fazla teminat vermiyordu. daha önceki vergiden baska belli bir miktarda asker vererek seferlere katilmayi da taahhüd ederler. Pasa Yigit Bey ve Firuz Bey gibi komutanlarin. Bu sirada Edirne'ye dönen Bâyezid. daha sonraki Anadolu seferi için büyük bir önem tasiyacakti. Bu antlasma. gibi yerlerin hâkimiyetini verir. O. burada. Bunun üzerine Bâyezid. Bununla beraber Bâyezid. Bâyezid. Selanik vs. BATI ANADOLU'DA TÜRK BIRLIGININ KURULMASI Osmanli tahtinda meydana gelen degisiklikten istifadeyi düsünen ve Yakub Çelebi'nin öldürülmesini bahane eden Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. Onlar. Böylece Edirne bir kültür merkezi haline gelmeye basladi. anlari yeni idareye çarçabuk isindirdi. Bu arada hapisteki prensleri de kurtarip hükümdar yapar ve bir vergi ile kendine baglar. vaktiyle Savci Bey ile müstereken isyan edip fesat çikarma suçundan dolayi hapse atilmis olan Imparator Ioannis'in oglu Andronikos ile onun oglu Ioannis'in müracaatlarini kabul ederek bir miktar askerle Edirne'den Istanbul'a yürür. Andronikos ile oglunu hapse attirmayip kendilerine Bizans topraklarindaki Silivri. Macar ve Dalmaçyalilara karsi yapilan akinlarda ganimetlere istirak etmeleri. O. Balkanlar'da gerekli tedbirleri aldiktan sonra Anadolu harekâtina baslamak üzere eski taht sehri olan Bursa'ya gelir. Bu arada kendisini tebrike gelen Venedik ve diger Italyan siteleri ile olan ticaret antlasmalarini yeniledi. Hele Arnavud. Rumeli'de . Zaten bu yüzden Bâyezid müsamahali davranmisti. Fakat kisa bir müddet sonra iki mahpus hapisten kurtularak sultana iltica ederler. Yildirim Bayezid. bununla da yetinmeyerek Osmanlilara ait bazi yerleri de isgal etmisti. onlari tekrar hükümdarliga getirir. Eregli. Bunu gerçeklestirebilmek için de Bizans'taki taht kavgalarindan istifade etmeyi düsünüyordu. Daha önce de kisaca temas edildigi gibi bu akinlar esnasinda Üsküp alinarak sehre Türk ahali yerlestirilmisti. Bâyezid. Osmanli Sultani.

30 hafiz. imam. kaynaklarin ifadesine göre üç degirmen çalistiracak kadar bol ve lezzetli içimi ile taninan Akçaglayan adindaki suyu kapali künklerle Uludag'dan sehre indirterek yaptirdigi imâret yaninda kemerler üzerinden geçirip cami. medreseler ve caminin her biri için ayrica vakiflar tayin buyurdu. bir taraftan Bizans Prensi Manuel'i Rum kuvvetleri ile Alasehir üzerine göndererek Bizans Imparatorlugu'na tabi olan bu sehri zapt ettirir. her gün biri Tanri kelamindan bir cüz okuya. Bizans Imparatorunun oglu Manuel de kuvvetleri ile birlikte Sultan'in ordusuna katilir. 30 hafiz. Sultan Bâyezid. misafirhane." Keza o. tabib. Onun için . bir cami yaptilar. müezzin ve müderris dikip akçalarini tayin ettirdi. Ebu Ishakhâne.bulunup devletin sinirlan üzerinde gerekli tedbirleri almakla mesgul olan komutanlarin islerini bitirip gelmelerine kadar bekledi. Görenek oldugu üzere bunlara seyh. Isa Bey'in fazl. Sükrullah. Daru'l-hayrin evkafindan olmak üzere as ve yemden baska her yil bilginlere ve yerli yabanci yoksullara 600 müd bugday verilmek. Artan suyu da mahallelere taksim edip çesmelerden akitmisti. Rumeli ve Bizans islerini yoluna koyan Bâyezid. bundan sonra Kastamonu emîri Candarogullari'ndan Kötürüm Bâyezid'in oglu Süleyman Pasa'yi da ittifaka çagirir. bütün islerini tamamlamadan bu hareketten vaz geçecege benzemiyordu. camiye tayin buyurdu ki. her gün konuga ve yerliye et ile birlikte 300 çanak as eristirilmek üzere vakiflarini tayin buyurdu. daru'l-hayra. bir hastahâne. Bu kadar büyük bir kuvvet toplamis olan Bâyezid. Bütün hayir ve sosyal tesisler için de vakiflar tahsis etmisti. imâret. dâru's-sifa gibi hayir eserleri yaptirir. Ebu Ishakhâne. burayi harpsiz denecek bir sekilde almis ve emir Hizir Sah ile kardesi Orhan'i Bursa'ya gönderip haps ettirmisti. onun Bursa'da insa ettirdigi hayir müesseselerinden bahs ederken söyle der: "Bursa'da bir Dâru'l-hayr. Ayrica Seyh Ebu Ishak dervisleri için de büyük bir zaviye insa ettirdi. Bu arada Edirne'de muhafiz olarak kalan Beylerbeyi Kara Timurtas Pasa'yi da Rumeli kuvvetleri ile birlikte Anadolu'ya getirtir. Bu arada Yildirim. iki medrese. Bu esnada Bursa'da imar faaliyetlerine devam ederek sehirde cami. daha sonra kayin biraderi olan Germiyan oglu Yakub Bey'in de üzerine yürüyerek basta Kütahya olmak üzere bütün ülkesini alir. medrese ve hamama taksim etmisti. medrese. Sirp kralini maiyeti ile birlikte ordusuna çagirip harekete geçmek istiyordu. kemal ve yasina hürmet ederek ona kendinin ve ecdadinin evkafina mutasarrif olmak üzere kayd-i hayat ile (ölünceye kadar) kendisine Tire'yi ikta olarak vermisti. Bütün Osmanli kaynaklan ve özellikle bu olayin meydana geldigi anda yasayan Ahmedî bu sehrin Bâyezid zamaninda feth edildigine isaretle: "Ne Alasar kodi vü ne Saruhan Ne Aydin u ne Mentese ne Germiyan" der. Hastahâne. Isa Bey'in kizi Hafsa Hatun ile evlendi. Anadolu birligini kurma gayretinde olan Bâyezid. Padisah. Onlarin evkafini tayin buyurdu. Öbür taraftan Saruhan üzerine yürüyen Sultan Bâyezid. Bundan sonra Aydin iline giren Bâyezid.

Burayi da kendisine baglayan Sultan. Osmanli'yi kendisi için tehlike saymis olacak ki Osmanlilarla olan ittifakini bozup Sivas'ta hüküm süren Kadi Burhaneddin . önce Hamideli'ne geçti. onun güzelligine hayran olarak kendisiyle evlendi. 1391 senesinde meydana gelen bu hadiseler esnasinda daha önce Osmanli müttefiki olan Candaroglu II. Akdeniz Bogazi (Çanakkale) girisinde bir Frenk gemisini esir etmisti. Sultan Murad'in vefatini müteakip Hamideli taraflarindaki Osmanli topraklarindan bir kismi ile Beysehri'ni alarak o taraflari vurmustu. Bu da Osmanli deniz gücünün gelismesine sebep oluyordu. oradan da Teke yani Antalya taraflarina indi. Süleyman. Ege ve Akdeniz kiyilarinda uzun sahillere sahip olmuslardi. Nitekim Osmanlilarin ilk mühim deniz faaliyeti bu zamanda yapilmis ve Sarica Pasa komutasindaki 60 parça gemiden mütesekkil bir Osmanli filosunun. Bir kara kuvveti firkasinin (tümen) komutanligi ile Osmanli donanmasi komutanligini elinde toplamis olan bu vezir. Çünkü Karaman Beyi Alaeddin Ali Bey. Sarica Pasa'nin faaliyetlerinden bahs ederken Hammer: "Bu siralarda Azepler komutani Sanca Pasa da Edirne'de baska bir cami yaptirmaya basladi. Sakiz ve Egriboz adalari ile Yunanistan sahillerini vurmasi üzerine Venedikliler. Bati Anadolu'daki beylikleri ortadan kaldirip kendine bagladiktan sonra Karamanogullari üzerine yürür. Osmanlilarin faaliyetlerini daha rahat bir sekilde yapmalarina sebep olmustu. OSMANLI DONANMASININ EGE VE AKDENIZDEKI FAALIYETLERI 1390 senesinin yumusak geçen sonbahar ve kis mevsimleri. bu arada beylige bagli olan Antalya'yi da Osmanlilara bagli bir sancak haline getirdi. Bütün bu hareketleri ile Yildirim Bayezid. KARAMAN SEFERI Sultan Bâyezid. Sirp Krali Lazar'in kizi Maria Despina ve Aydinoglu Isa Bey'in kizi Hafsa Hatun'dur. sadece üç hanimla evlenmistir ki bunlar da Germiyan oglu Süleyman Sah'in kizi ve Mevlânâ Celaleddin Rumî'nin torunu olan Devletsah Hatun. Bati Anadolu'daki beyliklerin Osmanli hâkimiyetine girmesi ile Osmanlilar. Çünkü Yildirim Bâyezid. Sarica Pasa bu nisanli prensesi sultana takdim edince Bâyezid." diyorsa da gerçekte böyle bir olay cereyan etmemisti. Bundan sonra Hamidogullari beyligine ait yerlerin pek çogunu ele geçiren Bâyezid. Anadolu'yu bir Osmanli vilayeti haline getirerek merkeziyetçi bir devlet kurmak düsüncesinde oldugunu gösteriyordu. Bu geminin içinde Imparator Manuel'le evlendirilecek olan bir prenses bulunuyordu. Latinlerin idaresinde bulunan Izmir hariç olmak üzere bütün bir Ege sahilinin alinmasi ile özellikle Aydin ve Mentese Beyligine bagli bulunan deniz kuvvetleri de Osmanlilara geçmis oluyordu. adalardaki garnizonlan ve istihkamlari takviyeye baslamislardi.Ahmed ve Mehmet Bey ismindeki iki kardesin idaresinde bulunan Mentese üzerine de yürüdü. aldigi bu yeni yerlerin her birine kendi ogullarini vali olarak tayin etti. Bu arada Kütahya merkez olmak üzere meydana getirdigi Anadolu beylerbeyligine Kara Timurtas'i getirmisti. Sultan Bâyezid. Antalya'yi alip Firuz Bey'e tevcih etti.

Böylece iki devletin arasinda Konya Ovasi'ndaki Çarsamba Suyu sinir olarak kabul edilir. Taseline çekilmisti. Gerçekten Bayezid. Istanbul surlari ile kulelerinin bazi yerlerini tamir ettirmeye basladi. Bunun üzerine Yildirim Bâyezid. kayinbiraderi olan Yildirim Bayezid'den baris istemek zorunda kalir. daha sonra da devam edecek olan Karaman seferinin bu ikinci safhasi bitmis oldu. Yapilan antlasmadan sonra buralarin idaresi Sari Timurtas Pasa'ya birakildi. Bu durumdan haberdar olan Yildirim Bâyezid. Bu seferde Bizans Imparatoru V. Ancak Imparator. Aksehir. surlarin yiktirilmasindan kisa bir müddet sonra ölünce. Kadi Burhaneddin ile Candaroglu Süleyman'dan yardim gelmedigini görünce. Bu arada Bâyezid ile basa çikamayacagini anlayan Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. babasi gibi bölge halkina çok iyi davranmis ve satis yapmak isteyen halkin herhangi bir korkuya kapilmadan zahiresini getirip satabilecegini bildirmisti. ISTANBUL'UN MUHASARASI VE SEHIRDE TÜRK MAHALLESININ KURULMASI Yildirim Bâyezid. yeni . kale disinda mahsulü olanlara teminat verilerek onlarin rahatlikla disari çikabileceklerini söyledi. Bâyezid. Yildirim'in yaninda bulunan ve tahtin yegane varisi olan Manuel'i düsünerek tamir edip yaptirdigi yerleri tekrar yiktirir. Aksehir ve diger bazi yerleri almak suretiyle antlasma yapar. Ioannes'in oglu Manuel de Yildirim'in ordusunda bulunuyordu. hasad edebiliyor ve istedikleri bedel ile Osmanli ordusuna satis yapabiliyorlardi. Bâyezid. Böylece. bu harekete çok sert bir tepki göstererek tamir ettirilen yerlerin derhal yiktinlmasini ister. Âdet oldugu üzere. babasinin matem günlerini geçirdikten sonra Bâyezid'in kendisine ve sehre karsi takindigi tavri düsünmeye baslar. ayagindaki agrilara ve yatalak bir halde bulunmasina ragmen. Sehir halkindan. bu durumdan istifade ile bazi tedbirler almaya basladilar. Fakat Bâyezid. Yildirim Bayezid de babasinin yaptigi gibi halkin mahsulüne asla el dokundurulmamasini emr etti. barisi kabul ederek zaten Osmanlilara ait olan ve Karamanoglunun eline geçmis bulunan Beysehir. bu birlik ve yardimlarin birlesmesine firsat vermeden Karamanogullari'na ait bazi yerleri alip Konya'yi muhasara altina aldi. Halk sattigi esyanin karsiligini tamamen aldiktan sonra çavuslar refakatinda yerlerine gönderiliyordu. Anadolu'daki seferlerle mesgul oldugu sirada Bizanslilar. Hammer. Kusatma. Karamanogullari topraklarina girince Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. Aksaray ve Nigde gibi sehirlerin sirf bu sekildeki bir muamele üzerine teslim olduklarini ve kapilarini tekrar Osmanlilara açtiklarini yazar. bir yolunu bularak Bursa'dan kaçip Istanbul'a gelir ve babasinin yerine tahta oturur. Osmanlilarla birlikte Anadolu seferlerine istirak eden ve Bursa'da bulunan Manuel. Bu teminat üzerine sehir halki kaleden disari çikabiliyor. Imparator.ile görüsmelere baslamisti. Osmanlilara karsi koyabilmek için Kadi Burhaneddin ile Candaroglu Süleyman'dan yardim istedi. Alaeddin Ali Bey. Bu meyanda Bizans Imparatoru loannis. hasad zamanina tesadüf etmisti.

1391 senesinde baslayan bu tazyik sonucunda Bâyezid." Yildirim'in bu talebi redd edilince. YILDIRIM BAYEZID'lN ANADOLU SULTANI ÜNVANINI ALMASI ve diger OLAYLAR Abbasî Halifeligi döneminde Islâm dünyasinda ortaya çikan yeni devletler. Memlûk hükümdarlarinin yaninda (Misir) bulunan ve fakat siyasî etkinligi fazla olmayan Abbasî halifelerinin kendi hükümdarliklarini tasdik etme arzusunu bir gelenek olarak devam ettiriyorlardi. Müslümanlarin gâvur mahkemesinde muhakeme olunmalarinin caiz olmadigini. Manuel) vergi artirimi. müslümani. Istanbul surlarina kadar olan bütün Bizans köylerini muhasaraya basladi. Bu arada adi geçen elçinin ricasi üzerine Bâyezid. Istanbul'da bir Müslüman mahallesinin kurulmasi ve bir cami insasi ile bir kadi tayin etmesini ister. Bu kusatma sonunda Manuel. Bu kadi. Karak Naibi Âmir Hüsameddin Hasan el-Kuckunî'yi birçok hediye ile gönderen Sultan Berkuk'un bu vesile ile dostluk hislerini izhar ettigi görülür. Bursa'da giyen ve kiliç kusanan Bâyezid. Istanbul'da ticaretle istigal eden veya o maksatla oraya gidecek olan Müslümanlar arasinda meydana çikacak olan muamelat ve ihtilaflari muhakeme ve hallu fasl edecekti. Bununla beraber Bâyezid ile Kadi Burhaneddin arasinda mücadele uzun süre devam edecektir. Karamanoglu gibi Kadi Burhaneddin Ahmed ile dostça geçinmeye razi olur. mesrulugu ve siyasî nüfuzlarinin artacagina inaniyorlardi. Bizans tarihçisi Dukas bu konuyu su ifadelerle dile getirir: "Bâyezid.imparatordan (II. halife tarafindan gönderilen tesrifi. Bu sebeple 794 senesi Rebiülahir (Subat 1392) ayinda. kapilari kapa ve sehrin içinde hükümdarligini yap. iftiralar ve haksizliklari. Hariçte bulunan her yer ve her sey kâmilen benim olacaktir. nihayet sunu da ilave etmisti: "Sana emr ettiklerimi yapmak ve taleplerimi yerine getirmek istemezsen. Istanbul'da birkaç yüz ev ile cami ve mahkemesi olan bir Müslüman mahallesinin kurulmasini ve Haliç'in kuzey tarafinda bir Türk garnizonunun bulunmasini kabul etti. Böylece devletlerinin taninmasi. kendi hâkiminin muhakeme etmesi icab ettigini. daha Murad Hüdavendigâr zamaninda baslayan Osmanli-Memlûk münasebetlerinin iyi bir sekilde devam ediyordu. Istanbul'u teslim almak için uzaktan muhasaraya basladi. Kendisine. Rum ülkesinde (Anadolu) sultan olmak için halifeden "tesrif" isteyen Bâyezid'e. Filhakika. bundan sonra Rum ülkesinin sultani ünvanini almis olur. Imparator Manuel'e elçiler göndererek. Yildirim zamaninda da devam eder. Istanbul içerisinde Türklerin "kadi" tabir ettikleri bir hâkimin devamli olarak bulunmasini arzu ettigini bildirdi. daha bir çok seylerle beraber bildirmis. Bu iyi münasebetler. Ayrica her sene Osmanlilara vermekte oldugu vergiyi de artirdi. . Bâyezid.

Anadolu'da Kadi Burhaneddin'in söhretini bir kat daha artirdi. Fakat bu konuda ondan müsbet bir cevap alamaz. Candaroglu ile birlesmesine meydan vermeden tekrar Kastamonu üzerine yürür. Osmanlilarla dost geçindigi için kendisine dokunulmadigi gibi Sinop'ta ayni sekilde kalmasina müsaade edildi. beyligin Kastamonu kolunu ortadan kaldirir. gerek bu hadiseden önce. halifeden sultan ünvanini almasi. fakat sonradan Kadi Burhaneddin tarafina geçmis bulunan Kastamonu'daki Çandaroglu Süleyman Pasa'yi ortadan kaldirmak ister. Yesilirmak ve Canik bölgelerindeki beylerin. Bâyezid. Bununla beraber Süleyman Pasa'nin kardesi olan ve Sinop'ta hüküm süren Isfendiyar Çelebi. Ancak tam bu sirada Bâyezid. Karesi ve Saruhan sancaklari valisi bulunan büyük oglu Ertugrul öldürülmüstü. Zira böyle bir mevsimde hareket üssünden uzak bir mintikada. gerekse sonra Anadolu isleri ile mesgul olmaya baslar. düsman ülkesinde kalmak dogru bir hareket olmazdi. Yukarida belirtilen hadiseden sonra tekrar Anadolu'ya dönen Bâyezid. birer birer Osmanlilara iltihak ettikleri görülür. ayni zamanda Anadolu birliginin saglanmasi için de gerekli idi. tekrar Bursa'ya döner. Iki tarafin öncü kuvvetleri arasinda Çorumlu sahrasinda meydana gelen savasta Osmanli askeri bozguna ugrayarak geri çekilmek zorunda kalir. Hatta Kadi Burhaneddin. Bu arada Osmanli kuvvetlerinin büyük bir ordu ile Amasya üzerine dogru . Bu akinlar sonucunda Bosna'ya girerek Naglazinze'ye kadar ilerlemislerdi. firsat bilerek Amasya'yi kusatma altina alir. bir kismi da istemeyerek Kadi Burhaneddin'e bagli görünen Kelkit. Candaroglu Süleyman Pasa'nin ölümü ile sonuçlanan savasta. Osmanlilar ile Kadi Burhaneddin Ahmed arasindaki münasebetleri oldukça gergin bir safhaya soktu. Bâyezid'in. Kadi Burhaneddin'in. Kastamonu'yu ilhak etmesi ve Osmancik'i kusatmasi üzerine bir kismi açiktan açiga. Fakat bu defa da mevsimin kis olmasindan dolayi geri çekilmek zorunda kalir. Bâyezid'in. Tuna'yi geçip 'Karin Ovasi (Karinâbâd)'ni yakip yiktigini ögrenince Kastamonu seferini birakarak Rumeli'ye geçer.Bâyezid'in. onun Anadolu'daki Türkmen beylikleri üzerine yapacagi seferleri bir mânâda mesrulastiriyordu. Bu. Fakat mevsimin kis olmasi ve muhtemel bir Osmanli taarruzundan çekindiginden Tokat'a döner. Bir taraftan da Anadolu'da Kadi Burhaneddin'e düsman olan beyleri ve özellikle Amasya'da hüküm süren Haci Sadgeldioglu Emir Ahmed'i kendi tarafina çekmeye çalisir. 1391'de Kastamonu üzerine gerçeklestirilen bu harekette Bâyezid. Arkus Ovasinda yapilan siddetli bir muharebede voyvoda esir edilerek kendisinden agir bir fidye alinmis ve Osmanli tabiiyetini kabul ettikten sonra yine memleketine gönderilmisti. Bu galibiyet. Eflâk voyvodasi Mirçe'nin daha önce kendisine karsi yapilmis bir akinin intikamim almak üzere. psikolojik etkisinden istifade ile Bâyezid'in Rumeli isleri ile mesgul oldugu ani. Ayni sene hudud beyleri de büyük akinlar yapmislardi. Bu maksatla daha önce kendisine bagli olan. Nihayet 794 (1392) ilkbaharinda Kastamonu bölgesine giren Bâyezid. Bu savasta. Kadi Burhaneddin'in tarafsiz kalmasini ister. Bu vaziyet. Bu sebepten dolayi Bâyezid.

Daha sonra Tuna sahilinde birer müstahkem mevki olan Silistre. kaynaklarin verdigi bilgilere dayanarak söyle der: "1393 senesi Nisaninda Venedik Senatosu. Sancak beyligine de Bâyezid'in oglu Mehmed Çelebi tayin edilir(1393). Bulgarlarin payitahti olan Tirnova'yi uzun ve siddetli bir muhasaradan sonra feth etti. Macar Krali Sigismond. büsbütün bozusup harbe tutusurlar." "Macar Kralinin. Bu hareket üzerine Taceddinogullari. Sultan Bâyezid'in bu dönemdeki faaliyetlerini inceleyen Mükrimin Halil Yinanç. Tek basina altindan kalkamayacagini bildigi bir tehlikeye karsi . artik kendisinin Anadolu'da durmasina gerek kalmadigini anlayarak yeniden Rumeli'deki faaliyetlerine baslar. Hiristiyan devletlere müracaat ediyordu. oglu Aleksandr ile birlikte esir edildi. Bunun için büyük oglu Süleyman komutasinda bir ordu gönderdi. Bâyezid'i endiselendirdiginden Bulgar kralliginin son kisminin da ortadan kaldirilmasina karar verir. Kadi Burhaneddin'e elçi gönderip Amasya'nin Osmanlilarin eline geçmesinden dolayi taziyetlerini bildirmek ve müsterek düsmanlari olan Bâyezid'e karsi birlikte tedbir almak ve görüs ahs verisinde bulunmak üzere kendisini Nigde'ye davet etti. Tasan oglu ve Bafra emiri. Bulgar ülkesinin Türkler tarafindan alinmasi üzerine Hiristiyan devletlere müracaat etmis ve Türklere karsi müsterek bir Haçli hareketi yapilmasi için papayi tesvik etmisti. er geç kendi ülkesini de basacagini görmekteydi. Nigbolu'ya kapanan Bulgar Krali Sisman. Aralarindaki düsmanligin gittikçe büyümesi her ikisinin de zayiflamasina ve rakipleri olan Bâyezid'in daha fazla kuvvetlenip Anadolu'daki kuvvetini daha saglamlastirmasina sebep oldu." YENI BIR HAÇLI ITTIFAKI VE NIGBOLU SAVASI Osmanli sinirlarinin Macaristan'a kadar dayanmasi. Rivayete göre kral öldürülmüs. Alaeddin Ali Bey ile görüsüp birlesmek üzere Sivas'tan hareket eden Kadi Burhaneddin.geldikleri haberini alinca açik bir sahrada onlarla karsilasmamak için Sivas'a çekilir. Bâyezid ile yapilan harpte öldürülmesinden sonra Kadi Burhaneddin'e iltica eden 500 kadar Kastamonu atlisi da Taceddinogullan ve dolayisiyla Osmanlilar tarafina geçmis oluyordu. Süleyman Pasa'nin. oglu da Müslüman olarak Bâyezid'in maiyetine girmistir. Nigbolu ve Vidin zapt olundu. Bu arada Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. Diger taraftan uzun zamandan beri Istanbul'da kusatilmis olan Imparator Manuel. Rakiplerinin arasinda meydana gelen anlasmazligi gören Bâyezid. Böylece Amasya Osmanli idaresine girer. Sultan Bâyezid'e bagliliklarini bildirerek onun idaresine girdiklerini kabul ederler. Türklere karsi birlikte harp etmek üzere Macar Krali ile bir antlasma yapmaya karar vermis ve Macar Kralini harbe tesvik etmeye baslamisti. ufuktan azametle yuvarlanip gelmekte olan Osmanli dalgasinin. Karaman oglu ile anlasmak söyle dursun. Tuna kenarina gelmis olmasi ve Bulgarlarin bunlarla birlesme ihtimali. Bu ordu. Macar Krali Sigismond'u korkutmaktaydi. Zira Sigismond.

Nitekim. . gündüz hülyalarini tutan ümid. bu Katolik dindasina müzaheret eder görünmekle beraber. Haçlilarin hareketini duyar duymaz. Ingiliz. Cenevizliler ise siyasî ve iktisadî hayatlarinin saglikli bir sekildeki devamini Osmanlilarin teveccühünü kazanmakta gördüklerini gizlemiyorlardi. Zira bu bir haç seferi idi. Avrupa'nin her kösesinden süzülüp gelen cengaver. Ispanyol ve Polonyali sövalyeler oldugu gibi. Osmanli tehlikesini bertaraf etmek ve hatta Kudüs'e kadar gidebilmek için Avrupa'nin muhtelif memleketlerine elçiler göndererek yeni bir Haçli ittifakinin kurulmasini istiyordu. Onlara göre bunu yapmak bir zaruret idi. Bu tesebbüsler. gizli gizli hazirliklarini tamamlamislardi. Nigbolu kalesini kusatma altina alan Haçli ordusuna karsi kale muhafizi Dogan Bey. Sigismond'un kendilerine bildirdigi gibi. Italya. yogun bir faaliyete giriserek kiliselerde Müslüman Türkler aleyhinde vaazlar verdirmeye basladi. Tuna boyunca ilerleyerek Vidin ve Rahova'yi aldiktan sonra 12 Eylül 1396'da Nigbolu önüne gelmisti. Avrupa'yi bunlardan (Müslüman Osmanlilar'dan) temizlemek istiyorlardi.gece rüyalarini. Isviçre ve Güneydogu Avrupa ülkelerinden gelen kuvvetler. Iskoçya. Ingiltere. Böylece Sigismond ile isbirligi yapan Avrupa. 1394 seferinin intikamini almak isteyen Eflâk Voyvodasi Mirçe ve bir kisim Erdel kuvvetlerinin istiraki ile mevcudu 100. Papanin destegi ile tertiplenen bu Haçli seferine batili bütün sövalye ve asilzâdelerin katildiklari görülmektedir. Italyan. siddetli bir müdafaada bulunur. Bunun temini için de her sey yapilabilirdi. bu salib (haç) düsmanini bulup tepelemek istiyorlardi. heyecan ve ümid içinde idi. Birlesik Avrupa kuvvetlerinden meydana gelen bu birlikler. her seye ragmen yine de bir Haçli ordusunun yardiminda görüyordu.000 kisi) bulan ve Türkleri Avrupa'dan sürmek gayesini güden bu Haçli ordusu. Fakat imdadina çagirabilecegi devletlerden Venedik. Osmanli ordusunu aramaya basladi. maiyetinde 1000 Fransiz sövalyesi ile 7000 civarinda yardimci ve ücretli asker bulunan Burgonya dukasi Jean de Nevers basta olmak üzere birçok asilzâdenin maiyetindeki Alman. Üstelik Eflak Voyvodasi Mirçe ile Bizans Imparatoru da Osmanlilar ile olan ittifaklarini bozmus. cesur ve tecrübeli sövalyeler. Behçetu't-Tevârih 130. Osmanlilara karsi büyük bir kin ve nefret hissi ile dolu olan Haçlilar. Onlar. Sigismond. Osmanli tarihi bakimindan önemli olan bu zaferi. Sigismond'un zaferinin Balkanlarda bir Macar hegemonyasina yol açacagindan da endiseleniyordu. arastirmaya basladilar. karsi tarafta bir tecavüz hareketi göremeyince. Venedik ve Rodos gemilerinden mütesekkil bir donanmanin da yardimi ile kaleyi muhasaraya basladilar. kaynaklarin müsterek dili ile kisa ve ana hatlari ile buraya almak istiyoruz. Bu ittifakin kurulmasi için Papalik makami da. Bulgaristan'da Sigismond 'un komutasi altinda toplanmaya basladi. Büyük bir birligin toplanmasi gerekiyordu ki bu da gerçeklesmisti. Ona tapmayani ezmek yolunda gecikmek olmazdi. hedef Türkler oldugu için kisa bir süre içinde olumlu bir sonuç verdi. 15 gün devam eden bu kusatma esnasinda Istanbul önlerinde bulunan Sultan Bâyezid. Lehistan. Yalniz Fransizlar degil. Avusturya.000'i (Sükrüllah.

Kendisi de Islâm âlemine müracaat edip durumu bildirdikten sonra yaninda bulunan 10. Bu çekilmeden cesaret alan Fransizlar. Bundan sonra da Azeplerin gerisindeki Yeniçeri kuvvetleri üzerine yüklendiler. Fransizlar. Nigbolu kalesi yakininda karsilastilar. Ihtiyat kuvvetlerini bile muharebeye sokmus olan Macar Krali. Bu defa plân geregi Osmanlilarin üçüncü hatti da ikiye ayrildi. 25 Eylül 1396 pazartesi günü (Osmanli kaynaklarinda Cuma) Nigbolu önünde meydana gelen savasta mahirâne bir manevra ile iki kisma ayirdigi ordusunun yaya askerini yani yeniçerileri merkeze koyup onlarin etrafinda kapikulu süvarilerini tesbit ile sag ve sol kollara timarli sipahileri koymustu. Iki ordu. üç saat kadar sürmüstür. baslangiçta Bâyezid'in merkezde yeniçerilerin önündeki ilk kademede bulunan ve Azep denilen hafif yaya kuvvetleri üzerine yüklenip onlari maglub ve imhaya basladilar. Arkada da ihtiyat kuvvetleri bulunuyordu.000 kisiden meydana gelen Osmanli ordusunun basina geçen Sultan Bâyezid. bunlari da bertaraf ederek ilerlediler. teslim olanlari bile öldürdüler. Fakat fazla zayiat vermemek için daha önce atlardan inmis ve yaya olarak harb eden Fransizlar. Ayni zamanda da sol kanatta Anadolu askerine komuta eden Sehzade Mustafa kuvvetlerinin yandan taarruzuna ugradilar. Sigismond. Plân geregince Osmanli merkez kuvveti bir miktar geri alindi. derhal ve siddetle Sigismond'un kuvvetlerine hücum etmislerdi. Anadolu ve Rumeli kuvvetlerinin Kara Timurtas ile sehzadelerin komutasinda sür'atle toplanip Edirne'de kendisine ulasmalari üzerine 60. Osmanli ordusunun merkezine hücum eden Fransiz kuvvetleri ile olan muharebe. Osmanli ordusunun harb nizami hilâl veya agzi açik kerpeten seklinde idi.muhasara manciniklarini yakip. Eflâk Voyvodasi Mirçe. Nehirdeki Venedik amirali Mocenigo'nun kadirgalarindan birine yanasarak Karadeniz yolu ile . muharebenin gidis seklini görünce neticeyi kestirerek hemen memleketine dönmüstü. maiyetindeki bazi adamlarin yardimi ile Tuna nehrine gelip kendini bir balikçi kayigina zor atti. Fakat Yeniçerilerin ok yagmuruna tutularak epey telefat verdiler. Tuzaga düsmüs olan kuvvetler kismen imha ve kismen esir edildiler. kendi ihtiyat kuvvetlerini taarruza geçirmek suretiyle Haçlilari müthis bir panige ugratti. Fakat. Böylece Fransizlar tepeyi isgal etmis ve muharebenin Türklerin maglubiyeti ile neticelendigini zannettikleri sirada bizzat pusudan çikan Bâyezid'in komutasindaki kuvvetlerle karsilasinca sasirdilar. Bunlari kurtarmak için Sigismond'un gönderdigi kuvvetler ilerleyemeyerek geri çekilmek zorunda kaldilar. sür'atle Sipka geçidini asmis ve Timova'da Stephan Lazaroviç ile birlestikten sonra Osma vadisinde Nigbolu ovasina hakim bir tepede ordugâhini kurar. geri dönüp atlarina binmek istedilerse de kaçacaklari kapinin kapanmis oldugunu görerek sasirdilar. Onlar. Sucaeddin Evrenos Bey'i ileri göndermisti. Kaynaklarin verdigi bilgilere göre kalenin erzak ve mühimmat durumunu bizzat tesbit eden Bâyezid.000 askerle yola çikar. Sonunda kesin sonucun alinma zamaninin geldigini gören Yildirim Bâyezid. Osmanli plânini bilen Sigismond tarafindan ileri gitmemeleri ve kiskacin içine girmeyip beklemeleri hakkinda verilen emri dinlemediler. daha da ileri giderek kiskacin içine girdiler. hiçbir basari elde edemedi. Galibiyet serefini kazanmak isteyen Fransiz süvarileri. Muharebenin en tehlikeli olan ilk safhasi bittikten sonra Türk kuvvetleri.

sonradan Macaristan. diger bütün düsman kuvveti ya imha edilmis veya kaçarken nehirde bogulmustu. Nigbolu muharebesinde Haçli ordusuyla gelen prens ve asilzâdelerden bir kismi öldürülmüs bir kismi da esir alinmisti. Kendi esirlerine yapilan bu muameleyi gören Bâyezid. Nigbolu'da esir düsenlerden bir kismi önce Edirne'ye oradan da Gelibolu'ya götürülüp Haçli donanmasi ile bogazdan geçmekte olan Sigismond ve maiyetindekilere teshir edildikten sonra Bursa ve Mihaliç'e nakledilmislerdi. Bunlardan bir kismi da Memlûk sultani el-Meliku'z-Zahir Ebu Said Berkuk'a gönderilmisti. ISTANBUL KUSATMASI Nigbolu zaferinden önce Istanbul'un Yildirim tarafindan kusatma altina alindigini. Öte yandan Nigbolu muzafferiyetinden elde edilen ganimet ve fidyelerden alinan hisseler ile Anadolu ve Rumeli'de birçok hayrat yaptiran Bâyezid'in Nigbolu'da ismine izafe edilen camii de bu sirada yaptirmis olmasi muhtemeldir. Bundan sonra Macaristan'a büyük bir akin yapilarak külliyetli miktarda esir alinmisti. Eflâk'i tehdid eden bir üs özelligini tasiyan Nigbolu.Istanbul'a gelebildi. Savasi müteakip. . buna karsilik olmak üzere düsmandan ele geçirilen esirlerin bir kismini öldürttü. Osmanli hükümdarlarinin zaman zaman Eflâk ve Macaristan seferlerine çiktiklari bir yer olarak Eflâk ve Macar krallarinin taarruzlarina hedef olmustu. Genellikle Tuna geçitlerine hakim bir noktada. Oradan da Marmara ve Çanakkale Bogazindan geçip Modon limanina ugradiktan sonra Dalmaçya'ya çikarak memleketine gidebildi. kendi hudud muhafizlarinin ve teslim olmalarina ragmen bir kisim esirlerin insafsizca öldürüldüklerini görünce fevkalâde müteessir olup gözlerinden yaslar akmisti. Fransa ve Kibris krallarinin tesebbüsü ve Midilli prensinin kefaleti ile 200. akinci ve sekbanlar yerlestirilmek suretiyle uç beylerinin faaliyet merkezi haline getirilen Nigbolu. Nigbolu'da elde edilen parlak zaferden sonra daha önce düsmanin eline geçmis olan kaleler geri alindigi gibi Osmanli himayesinde bulunan Vidin Bulgar kralligina da son verilmisti. Harbe istirak etmeden kaçmis olan Eflâk kuvvetleri ile Hirvat askerlerinden baska. Nigbolu'da esir düsen asilzâdeler. serhad livasi olarak Osmanli idaresinde mühim bir rol oynamistir. idaresiz ve perisan kafileler halinde geldikleri yerlere dogru daglara düsmüslerdi. fakat zaferle sonuçlanacak olan Nigbolu hadisesi sebebiyle muhasaranin kaldirildigina daha önce temas edilmisti. Muharebe sonunda savas meydanini gezen Yildirim Bâyezid. Bu savastan sonra Garp dünyasi bir anda en seçkin asilzâdelerini kayb etmis.000 altin florin fidye karsiligi serbest birakilmislardir. süngüden kurtulan veya Tuna'da bogulmayan kiliç artiklari ise bassiz.

yargiç) ve imam da tayin etmisti. Çünkü Nigbolu savasindan sonra kendisini çok daha kuvvetli gören ve Avrupa'dan hiç bir tehlike beklemeyen Yildirim Bâyezid'le tek basina karsi karsiya kalmisti. yani Anadolu Hisan (Güzelce Hisar) insa ettirilip Istanbul'un muhasarasi siddetlendirildi. Karamanlilari.KARAMANOGULLARI'NIN OSMANLILARA BAGLANMASI Osmanlilarin. Bunun üzerine sehrin dis dünya ile irtibati kesilerek kusatma daraltildi.Istanbul'daki Müslümanlarla Rumlar arasindaki anlasmazliklari Islâm hukuku çerçevesinde karara baglamak üzere bir kadi tayin edilmesi. Bizans Imparatoru.Silivri de dahil olmak üzere Silivri'ye kadar olan yerlerin Osmanlilara terki. Bu arada Bizans. Anadolu Selçuklulari'nin mirasindan da mahrum etmis oluyordu. Ayrica kadi (hakim. Baris teklifini red eden Bâyezid. 3. büyük bir hata idi. 2. Bununla beraber Alaeddin Ali Bey. Buna göre: 1. Manuel ve Silivri Beyi Ioannis taraftan olmak üzere ikiye bölünmüstü. Tam bu esnada bas gösteren Timur tehlikesi üzerine Yildirim Bâyezid. vaziyetin kendisi için kötü olacagini anlamakta gecikmedi. 1395 ve 1396 yillarinda Kadi Burhaneddin ile yaptigi muharebelerde yenilen ve Aksaray sehrini kayb eden Alaeddin Ali Bey'in Ankara'yi ele geçirmesi. Yildirim'in sartlarim da kabul ediyordu. bu antlasmaya riayet ederek Istanbul'da Sirkeci'de Türkler için yedi yüz hâne ile bir mescid tedarik etmisti. muhasarayi kaldirmak zorunda kaldi. bu yüzden sehri teslim etmeye meyilli idi. Bu hareketi ile o. Zira Istanbul halki. Bizans'in Karadeniz ile olan baglantisini kesmek için Bogaziçi'nde müstahkem bir kale. Burada bulunan Anadolu Beylerbeyi Sari Timurtas Pasa'yi esir aldigi gibi maiyetinden bir çok kimseyi de öldürdü. Bununla beraber. O dönemlerde kale surlarini yikacak büyüklükte toplar bulunmadigindan sehir halkinin açlik sikintisi ile teslim olacagi düsünülüyordu.Istanbul'da bir Türk mahallesi kurularak bir cami yapilmasi. Haçli ittifakinin tesvikçisi durumundaki Imparator Manuel'e elçi göndererek Istanbul'un teslimini istemisti. bu sirada Osmanlilara ait olan Ankara'ya yürüyerek orayi ele geçirdi. denizden bir sey yapamadiklari gibi. Bunun üzerine derhal Sari Timurtas Pasa'yi serbest biraktigi gibi yanina bir elçi katarak af dilemek ve yeni bir antlasma yapmak üzere Yildirim'a gönderir. Manuel bu istege cevap bile vermedi. Anadolu ve Rumeli'deki bütün .Yildirim Bâyezid. Rumeli'de yeni sefer ve fetihlerle ugrasmasini firsat bilen ve Osmanogullari'nin bütün bir Avrupa'ya karsi gelemeyecegini düsünen Karamanoglu Alaeddin Ali Bey. 4. Gerçekten de halk. 3. gelecek olan yardima da mani olamayacaklardi.Her sene Osmanli hazinesine verilmekte olan haracin arttirilmasi. Padisah da Istanbul'da ikamet etmek üzere Tarakli Yenicesi ile Göynük ve Karadeniz sahili taraflarindan buraya göçmen nakl ettirerek iskan etmisti. Henüz deniz kuvvetleri fazla güçlü olmayan Osmanlilar.

enistesi olan Alaeddin Bey'e niçin böyle yaptigini ve kendisine niçin itaat etmedigini sorar. Karamanoglu ailesinin diger kolundan gelen beyler elinde kalmisti. Karamanoglu kuvvetlerinin gerisini çevirir. bundan sonra Konya'ya bir vali tayin ederek Larende (Karaman) üzerine yürüdü. Burada Yildirim Bâyezid'in kizkardesi ve Alaeddin Ali Bey'in hanimi. bütün gücü ile Bâyezid'e mukabele edebilmek için harekete geçer. Develi. Fakat bu esnada attan düserek yakalanir. Iki ates arasinda kalan Karamanoglu.kuvvetlerini toplayip Karamanoglu üzerine yürür. fakat onun ikna edici konusmasi ve ileri sürdügü deliller üzerine sükûnet bulmustur. Larende. bu durum karsisinda Alaeddin Bey. Osmanlilarla ayni siniri paylasir olmustu. Böylece Larende 1397 yilinda Osmanlilarin idaresine girer. Osmanlilar'a baglanmasindan sonra Anadolu'da merkeziyetçi bir idare kurmak ve Anadolu birligini saglamak düsüncesinde olan Bâyezid. Zira daha önceki bazi faaliyetleri. onu Osmanlilarla hasim hale getirmisti. Basta Varsak. Konya halki. on bir gün kadar muhasara edildi. Konya. Karaman Beyligi'nin ortadan kaldirilmasi. Alinan tertibat üzerine sehir teslim oldu. Iki günlük bir muharebeden sonra sonucu belli edecek bir netice alinmayinca ikinci günün aksami gece yarisindan sonra otuz bin kadar Osmanli askeri. Bâyezid. Ermenek. Anadolu tarihi bakimindan mühim bir hadise idi. Padisah. Padisah. Karahisar) Osmanlilara geçmisti. Konya kalesine kaçmak suretiyle kendini zor kurtarir. Pasa'yi tekdir etmis. Bu da onun Osmanlilardan çekinmesine sebep olmustu. Iki ordu Konya ovasinda karsi karsiya gelir. mal ve canlarina dokunulmamak sartiyla sehri teslim edebileceklerini gizlice Bâyezid'e bildirirler. Turgutlu ve Bayburtlu asiretleri olmak üzere birçok Türkmen boyundan ve bu arada hizmetinde bulunan Kara Tatarlardan kuvvetli bir ordu meydana getirir. Alaeddin Bey'in acele katlinden müteessir olan Yildirim Bâyezid. Alaeddin Ali Bey'in katli üzerine Karamanlilar'a ait sehirlerin Toroslarin kuzeyindeki sehirler (Konya. Sadece Toros daglarinin güneyinde kalan Mut. KADI BURHANEDDIN DEVLETI'NIN OSMANLI HÂKIMIYETINE GIRMESI Karamanogullari'nin. Timurtas Pasa da derhal onu katl eder. ben de senin gibi bir hükümdarim" cevabini verir. Padisah. Osmanlilara karsi mukavemet etmesi mümkün olmadigindan bütün gururuna ve Memlûk Devleti ile olan geçmisine ragmen bu devlete tabi olmak zorunda kaldi. Taseli ve Içel. Yakalanir yakalanmaz derhal Yildirim Bâyezid'in huzuruna getirilir. Nigde. iki oglu ile birlikte kardesinin karargâhina gelir. Kaleden çikan Alaeddin Ali Bey. Osmanli askerleri ile çarpisti ise de muvaffak olamayacagini anlayinca kaçmaya baslar. çadirindan çikarak kiz kardesini disarida karsilar. Canik bölgesindeki bazi Türk beylerini idaresi altina almak . onu. Bu söze cani sikilan Bâyezid. O da: "Niçin sana itaat edeyim. kiz kardesi ve çocuklarini Bursa'ya gönderir. Ankara'da basip esir aldigi San Timurtas Pasa'ya teslim eder. Zira bu hadiseden sonra Sivas'ta bulunan Kadi Burhaneddin Ahmed.

Bu gayenin gerçeklesmesi için 1398 ilkbaharinda o taraflara dogru bir sefere çikarak Canik Beyi Kubadoglu Cüneyd'in üzerine varir. Osmanli hükümdari ile Misir Sultani (Memlûk)na mektuplar göndererek tehlikeyi haber vermis ve "bilesiniz ki ben her ikinizin de komsusuyum ve benim memleketim sizin memleketiniz demektir. Samsun ve havalisi bir sancak itibar edilerek. Ben. Yildirim Bayezid ile Kadi Burhaneddin birbirlerine bu kadar yaklasmis olmalarina ragmen müsterek bir düsmana karsi koymak için isbirligi yapmaktan çekinmediler. Eger sizce lüzum görürseniz bizzat kendim geleyim ve askerimle oraya ineyim. Kadi Burhaneddin'in mektubundan son derece memnun olup mütalaasini begenmis ve kendisine su cevabi göndermisti: "Eger Timur seni birakip giderse ne âla." Yildirim Bâyezid. Ben. Fakat Sivas merkez olmak üzere Anadolu'nun büyük bir kismi hâlâ Kadi Burhaneddin'in idaresinde idi. Osmanli hâkimiyeti altinda bulunmak sartiyla Cüneyd Bey'e Ladik ve diger bazi kaleler birakilir. sonra da Havza ile Merzifon'a hâkim olan Tasanogullari'ni Osmanlilara baglar. beni yalniz birakirsaniz beni ona karsi harcamis olursunuz. Timur daha Anadolu'ya gelmeden Kadi Burhaneddin vefat eder. Bulgar Krali Sisman'in. Bu bölgelerin zapti ile Karadeniz bölgesindeki Osmanli sinin. size gelecek belalara kâfiyimdir. . Bu tehlike. kaderin bir cilvesi olacak ki. Eger siz bana imdad ederseniz ben ona karsi dururum. Yoksa ben ona nasil mukavemet edip ve nasil müsademe edebilirim. Benim. dogudan gelen ve daha sonra Anadolu'yu kasip kavuracak olan Timur tehlikesiydi. Bunun üzerine Kadi Burhaneddin. Müslüman olan oglu Aleksandr'a verilir. Kadi Burhaneddin'e elçi gönderdigi ve kendisine tabi olmasini istedigi anlasilmaktadir." Fakat bu muhabere devam ederken. bati ve güneybati taraflarini ele geçirmisti. Halbuki onun ahvalini isitmissinizdir. Anadolu'daki bu basarilar sonucunda Yildirim Bâyezid. Anadolu'ya gelecegi haberi alinan Timur'un.için harekete geçer. Maazallah eger ondan bana bir zarar gelirse pek me'muldur ki size de sirayet edecektir. Yildirim Bâyezid. senin kilicina kol ve sana bazu olayim. sizin hududlarinizin siperiyim ve askerlerinizin öncüsüyüm. Kadi Burhaneddin Devleti'nin kuzey. Timur'un mektubuna cevap vermemekligini sizden alacagim cevaba göre bir cevap olacaktir. Sayet vaz geçmezse karsi koyacak bir orduyu ona karsi sevkederiz ve onun için istedigin kadar ona mukavemet et. Zira nice az cemaat (topluluk) çok cemaata galebe etmistir. Nice ordular bozmustur. Trabzon Rum Imparatorlugu sinirina kadar dayanmis oluyordu. Sonunda bunun merkezi olan Müslüman Samsun'u zapt eder. Sizin önünüzde bulunan ben. daha sonra Bafra ve Giresun bölgesindeki beyler ile Çarsamba ve Terme havalisine hâkim olan Taceddinogullari'ni. Basiret ve hüsnü niyet üzere olup onun askerinin çoklugundan korkma. Sizin bayraklariniz daima basta ve ayakta olsun.

Sivas'i muhasara edip almak istediginden Sivas'in ileri gelenleri Osmanli hükümdarini yardima çagirmislardi. Bu durumdan endiselenen Memlûk hükümdari Berkuk. Fakat Karayülük diye söhret bulan Osman Bey. Sivas. Karayülügü maglub ederek Sivas'i kurtarmisti. Sivas halkinin karan ile oglu Alaeddin Ali Bey (Zeynelâbidin) babasinin yerine hükümdar olmustu. Böylece Kadi Burhaneddin'in ülkesi (Sivas. Ayni zamanda Misir Devleti'nin hâkimiyeti altinda bulunan Malatya ve çevresi ile Divrigi ve civarini da tehlikeye sokmus oluyordu. Anadolu'nun yarisindan fazlasina hâkim oluyor. Bu arada Osmanli Devleti tarafindan bagimsizliklarina son verilen Anadolu beyleri. enistesi olan Dulkadiroglu Nasiruddin Bey'in yanina gönderdi. yani Orta Anadolu'nun dogu kismi da Osmanli Anadolu birligine katilmis oldu. Süleyman Çelebi. bu iki Müslüman devleti karsi karsiya getirmek için gayret sarf ediyorlardi. bir zaman kendisine tabi olan ve daha sonra muhalefete kalkismis bulunan Akkoyunlu asiretinin reisi Karayülük Osman Bey'i takib ederek onunla meydana gelen muharebede yakalanip katledilmisti. Osmanlilarin onun ülkesine sahip olmalarina sebep oldu. Bunlar. kuvvet ve kudretçe Misir Memlûk hükümdarligina rakib olacak bir hale geliyordu. o dönemde Misir'da Malikî Mezhebi'nin bas kadisi olan meshur Ibn Haldun'a kendisinin Timur'dan çekinmedigini. Bu birlik. Böylece. Bâyezid'in çok kisa zamanda kazandigi bu parlak zaferlerden ürkmeye baslamis ve bilhassa onun Hiristiyan dünyasinda elde ettigi zafer ve fetihler dolayisiyla. oglu Süleyman Çelebi veya Mehmed Çelebi'den birini buraya vali tayin eder. Yildirim Bâyezid bu daveti kabul ederek oglu Süleyman Çelebi vasitasiyle Sivas üzerine yirmi bin atli ve dört bin yaya göndermisti. Osmanli Devleti ile Timur'un Imparatorlugunu da karsi karsiya getirdi. MALATYA'NIN ZAPTI . Akkoyunlu hükümdari Karayülük Osman Bey ile yaptigi savasta ölmesi. Kadi Burhaneddin Ahmed'in ülkesinin alinmasindan sonra Osmanli Devleti. Bâyezid. asil Bâyezid'den korkmakta oldugunu söylemisti. savas atesini alevlendirmek için olaylarin üzerine körükle varmaya basladilar. Niksar. Kadi Burhaneddin'in oglu Zeynelâbidin'i. Kayseri. Kadi Burhaneddin'in devlet erkanini ve bütün askerlerini maiyetine alir. kendi Müslüman tebeasinin ona karsi dogacak sevgi ve hissiyatini da düsünerek.1398 yilinda Kadi Burhaneddin'in. Is bu kadarla da kalmiyordu. Kirsehir ve Aksaray). sehre girmisti. Sarkî Karahisar. Yildirim Bâyezid'in Bati ve Iç Anadolu'nun tamamini idaresi altina alarak doguya dogru bir genisleme siyaseti gütmesi. Kayseri ve çevresi hükümdari Kadi Burhaneddin. Tokat. Zira Memlûk hâkimiyetini tanimis olan Dulkadirogullari Beyligi de tehlikeye giriyordu. Sivas'i kendisi zapt etmeyip babasini davet ettiginden büyük bir kuvvetle gelen yildirim Bâyezid. Bâyezid. Kara Tatarlar da Osmanli Devleti'nin hizmetine girerler.

baska bir sekilde tecelli edecekti. Ahmedî bu konuya bir açiklik getirmeden söyle der: "Buni isidüb Sam'a ol kasd eyledi Misir benüm oldi deyü söyledi. Bu sirada Bâyezid'e itaati kabul etmeyen Erzincan Emiri . Kadi Burhaneddin'in ülkesini kendi ülkesine ilhak ettikten sonra Bursa'ya dönmüstü. O. Söyle kim ol oldi ben dahi oluram. Sehrin müdafaa edildigini görünce sehri kusatir. Hind seferinde iken bu haberi alan Timur'un sevinçten adeta uçtugunu tasvir eder. Bundan kisa bir müddet sonra 15 Sevval 801 (20 Haziran 1399) günü vefat eden Memlûk Sultani Berkuk'un bu ani vefati. Osmanlilar ile Memlûklular arasindaki çatismayi çok iyi degerlendirip her iki düsmanini ortadan kaldirmak için zamanin geldigine karar verir. Red cevabi almasi üzerine Sivas'tan Malatya'ya gider. Orta Firat havzasina kadar uzanan Osmanli hududu içine girmis olur. Böylece Elbistan da.Sultan Bâyezid. Divrigi ve Darende kaleleri de Osmanlilara geçmis olur. Timur'un. gerek ülkesinde gerekse disarda bazi tesirlerin meydana gelmesine sebep olmustu. oraya bir miktar asker koyarak geri döner.000 dinar vermisti. Besni. 1400 yilinda Azerbaycan ve Dogu Irak'ta hâkimiyetini yeniden kurduktan ve Gürcistan'i zapt ettikten sonra Pasinler'e dogru yol almaya baslar. Fakat bu sevincin dogrudan dogruya ve sadece ölüm sebebiyle mi yoksa baska bir maksattan mi kaynaklandigi belirtilmemektedir. kendisinden çekindigi Berkuk'un ölümüne sevindigi anlasilmaktadir. Demedi ol öldi ben dahi ölürem. daha önce Anadolu Selçuklulari ülkesinde iken bilahare Misirlilar eline geçmis olan bölgelerin zaptina karar verir. Ibn Arabsah ise." Gerçekten. o esnada Timur'un da Hindistan'da büyük bir istila ile mesgul olmasini firsat bilen Bâyezid. Memlûk Sultani Berkuk'un ölümü üzerine yerine geçen oglu Ferec'in küçük ve tecrübesiz olmasi yaninda emirler arasinda meydana gelen ihtilaflar ayni zamanda Yildirim Bâyezid'i de memnun etmis görünmektedir. Misir'da meydana gelen saltanat degisikliginden istifade ile Malatya ve çevresini alan Yildirim Bâyezid'e karsi kader. Bu kusatmanin devam etmesinin aleyhlerine olacagini anlayan Malatyalilar teslim olur. Nitekim Ibn Hatib en-Nâsiriya'nin bildirdigine göre Berkuk'un ölümünden büyük bir ferah ve sevinç duyan Timur. Yildirim. Misir'da meydana gelen sarsintiyi dikkatle takip edenlerden biri de süphesiz ki Timur'du. ölüm haberini getirene 15. Bunun için daha önce Kadi Burhaneddin'e ait oldugunu belirttigi Malatya'nin kendisine verilmesi için Nasirüddin Ferec'e bir elçi gönderir. Bu tecelli de Ahmedî'nin dedigi sekilde olacakti. Ferec'in küçük ve tecrübesiz olmasi. Timur. Sayet Ahmedî'nin verdigi bilgileri dogru kabul edersek Yildirim'in da buna sevindigini söyleyebiliriz. Bu arada Memlûklara ait Kâhta.

Buna karsilik.Kemah'in Mutahharten'e geri verilmesiyle ailesinin serbest birakilmasi. 96)'inda zikr edilen bu vak'a. zaten savasmak üzere Anadolu'ya gelmis olan Timur'a savas için bir firsat verir. Âli'nin. Muaviye'nin kabrini buldurarak açtirir. Saruhanoglu Hizir Sah. Germiyanoglu Yakub Bey. Timur'a bas vurarak kendisine olan bagliliklarini bildirip topraklarini geri almak için yardim isterler. Aydinoglu Isa Bey'in oglu Musa Bey.Anadolu beylerinden alinan yerlerin yine eski sahiplerine iade edilmesi. Böyle bir katliamdan sonra Sivas adeta bir harabeye dönmüs oldu. 2. sehri savunan herkesi kiliçtan geçirtti.Mutahharten Bey ile Bâyezid tarafindan beyliklerine son verilen Mentesoglu. Zira. 5. 3. Sultan Bâyezid'e siginirlar. Bu esnada Kara Yusuf. Sam'da (Dimask) büyük bir katliama girisen Timur. Osmanlilar'in yanindan ayrilmis oldugundan istenenin Kara Yusuf'un ailesi oldugu anlasilmaktadir. ordusundaki atlarin ayaklari altinda çignetmistir. Timur. hatta kendisini mushaflar (Kur'an ve Kur'an sayfalan) ve tevhidler ile karsilamaya çikan çocuklari. Bir ayaginin sakat olmasindan dolayi Osmanli tarihlerinde "Timurlenk" veya "Aksak Timur" diye isimlendirilen Timur ile Bâyezid arasinda teati edilen mektup ve gönderilen hediyeler de bir fayda saglayamamisti. daha sonra güney istikametinde hareket ederek Malatya ve Suriye'yi isgal eder. Iki hükümdar arasinda teati edilen mektuplar müsbet bir netice vermez. Ayrica bu sehirlerin gelirlerini de onlara verir. Timur. Sivas ve Erzincan'i da alarak Timur'a karsi stratejik bir üstünlük saglamaya çalisti. Bu iki düsmaninin. Sultan Bâyezid'den su isteklerde bulunuyordu: 1. Yildirim Bâyezid gibi bir hükümdar için çok olmasina ragmen o. Hatta Timur. Nitekim o. gerekse Suriye'nin diger sehirlerinde büyük zulümler yapar. sonunda Yezid b. Bunlara büyük bir iltifat gösteren Bâyezid. . Osmanli idaresindeki Sivas'a girerek (Agustos 1400). bu sartlan degerlendirmek için çevresiyle istisarede bulunur. Kara Yusufa da Aksaray'i ikamet yeri olarak tahsis eder. Timur'un güneye inmesinden istifade eden Bâyezid. Bâyezid tarafindan kabul ve himaye edilmesi. Timur ile ayni zamanda yasamis olan Ermeni tarihçisi Thomas de Medzoph tarafindan da kayd edilmistir. Gerek Haleb. Sultan Ahmed'e Kütahya sehrini. 4.Metbuiyet alâmeti olarak kendisine gönderilecek olan külah ile kemerin kabul edilmesi. yalniz Sivas'i tahrib ile kalmamis. Timur'un önünden kaçan ve Bagdad'da hüküm süren Celayirli Sultan Ahmed ile Karakoyunlu hükümdari Kara Yusuf. s. Kemiklerle birlikte kabri yaktirip içine pislik doldurur.Sehzadelerinden birinin kendi yanina gönderilmesi. Künhü'l-Ahbar (III. Timur'un teklifleri bir bakima Osmanli hükümdarinin diger beyler gibi tamamen kendisine tabi olmasini emr eden bir mahiyet tasiyordu.Kara Yusuf'un kendisine teslimi.

Osmanli ordusunu güney dogudan gelecek diye beklerken Osmanlilar kuzey dogudan yani Kalecik. Böylece. Buna göre Timur bir baskina ugramis demekti." Bu esnada o.Bununla beraber. Büyük bir casusluk ve haber alma teskilatina sahib oldugu anlasilan Timur. Bâyezid'in kendisinin geldigi yoldan gelecegini tahmin ile o cepheyi iyice tahkim eder. senelerce ugrasip sagladigi Anadolu birligini de bozmus oldu. o sirada Osmanli kuvvetlerinin kendi üzerine dogru gelmekte oldugunu haber alinca. itidalini muhafaza ederek bütün gece çalisip cephesini degistirmis ve kale kenarindan da çekilmisti. Fakat o. Halbuki Timur. Çünkü Bâyezid'in kuvvetleri seri bir yürüyüsle çok daha evvel ve hem de Timur'un hiç beklemedigi bir yoldan gelip ortaya çikmislardi. Ankara önüne gelir gelmez Ankara kalesini kusatir. Ankara kalesini de kuzey dogu yani iç kale tarafindan almak istiyordu. Timur. ANKARA SAVASI Bâyezid ve Timur arasinda teati edilen mektuplar. Osmanlilardan aldigi topraklan tekrar Türkmen beylerine vererek onlarin destegini sagladi. O. Tâbi olamayiz ve istiklâlsiz yasayamayiz. Bu maksatla kalenin suyunu keserek Osmanli kuvvetleri gelmeden önce burayi düsürmeye çalisiyordu. bu yeni ordusuyla Erzurum ve Kemah yolunu takib ile Orta Anadolu'ya dogru yol almaya basladi. Timur'un bu durumundan istifade etmek için. Tarihlerde tafsilatli ve genis bir sekilde verilen Ankara Meydan Muharebesi'nin bütün detaylarina temas etmeyecegimize isaret etmek gerekiyor. burayi bütün gücü ile müdafaa eder. Osmanli ordusunun daha geç gelecegini de tahmin etmisti. Kale muhafizi Yakub Bey. Kisi. Rayli üzerinden gelerek Çubukova'da Meliksah köyüne inmislerdi. bu tahmininde yanilmisti. ogullari ile komutanlarinin . Orta Asya'da bulunan en güzide kuvvetlerini getirmeye mecbur olmustu. Timur. bütün bunlara karsi ihtiyatli hareket edilmesini tavsiye eden vezir-i azam Ali Pasa'ya Sultan Bâyezid söyle diyecektir: "Serefimiz ve karsi koyacak kuvvetimiz vardir. Karabag'da geçirdikten sonra Azerbaycan ve Gürcistan'da yeniden toplayip düzene soktugu ordusuyla Anadolu'ya yürümeye karar vermisti. Timur'u bu sekilde hazirliksiz yakalayan Bâyezid ise hayatina mal olacak bir hata isliyordu. Timur. elindeki kuvvetler ile Anadolu'da fazla bir is göremeyecegini anlayarak. Bu tehlikeli durum karsisinda buhranlar geçiren Timur. Ordusunun erkâni ile görüserek Osmanli ordusunu arkada birakmak üzere Ankara yolunu tutar. Kirsehir'e dogru yürümekte olan Timur. durumun kendisi için müsait olmadigini anlayip telasa kapilir. ortaligi yatistirmaya kifayet etmeyince muharebe kaçinilmaz bir hal almisti. Böylece Timur. Timur'la meydana gelebilecek bir savasi düsünerek Bizans Imparatoru ile anlasir ve Istanbul muhasarasini kaldirip oradaki askerini geri çeker. Osmanlilarin.

Böylece kaderin. bunu kabul etmedi. Böyle bir anlayis ve bekleme. Harbin kayb edildigini gören Yildirim Bâyezid. Bununla beraber dogruya en yakin olan görüse göre 27 Zilhicce 804 (28 Temmuz 1402) tarihinde yapilmistir. Fakat bulundugu yerde kalmasinin uygun olmadigini anlayarak daha gerideki Çataltepe'ye çekildi. Bütün bunlara karsi Yildirim Bâyezid yerinde duruyor ve Minnet Bey'in kaçma teklifini red ederek serefle ölmeyi tercih ettigini söylüyordu. harbin Osmanlilar tarafindan kayb edilmesine sebep oldu. Çataltepe bir kaç kat Timur kuvvetleri ile sarilmisti. Bundan baska Osmanli ordusunda bulunan Sirp despotu ile kardesinin komutasi altindaki kuvvetler de kaçmislardi. Yeniçeri Agasi Hasan Aga ve Karesi subasisi Inebeye. gün olarak tarihi hakkinda farkli görüsler bulunmaktadir. Bâyezid. Nihayet son müdafaa tepesinden üç saat ayrildiktan sonra ati yere yuvarlandi. Timur'a vakit kazandirip onu düsmüs oldugu tehlikeli durumdan kurtarmisti. Fakat sayisiz çenberle çevrilmis oldugundan her muhasara hattini zorlukla geçiyordu. Böylece Yildirim'in basina bir sey gelse bile devleti yeniden kurmak ve toparlamak için bir sehzade kurtulmus olacakti. Ankara yakinindaki Çubuk Ovasi'nda yapilan savasin baslangicinda Osmanlilar üstün bir duruma gelmislerdi. Mevlânâ Hatifî. aleyhine örülen agin içine düserek esir alinmis oldu. Bu esnada ihtiyat kuvvetlerinin basinda bulunan Çelebi Mehmed de maiyetinde bulunan bin kadar adam ile sancak merkezi olan Amasya'ya dogru gitmisti. Yeni bir ata binmesine meydan verilmeden yakalandi. Timur'un ordusunun daha kalabalik oldugunda (160 bin) birlesmektedirler. Timur'a esir düstü (28 Temmuz 1402). Her iki ordunun mevcudu hakkinda kaynaklar farkli bilgiler vermekte iseler de. elinde balta ile hücum edenleri orada hemen yere seriyordu. Bir ara az bir kuvvetle ilk muhasara hattini yarip firlamaga muvaffak oldu. Bâyezid. Maiyetinde iki üç bin yaya ve atli kuvveti kalmisti. Vezir-i Azam Ali Pasa ile Murad Pasa. büyük sehzade Süleyman Çelebi'yi alip kaçirmalarini emr eder. bu durumdan kurtulabilmek ve Timur'un kat kat olan saflarini yarmak için ortaligin kararmasini bekliyordu. Ankara Muharebesi diye meshur olan ve Anadolu'daki Osmanli hâkimiyeti ile Istanbul'un fethini yarim asir geciktiren bu savasin. Böylece Bâyezid. Bu kuvvetlere karsi yetmis bin kisilik Timur kuvvetleri merkezden hücum ediyordu. Fakat Osmanli ordusundaki Kara Tatarlarin ihaneti ve Anadolu Beylerine bagli timarli sipahilerin Timur tarafina geçmeleri. Bâyezid'in kaçtigi haberi alininca takibi için büyük bir kuvvet gönderildi. Bâyezid. Bu tehlikeli hal üzerine Bayezid'e geri çekilmesi tavsiye edildiyse de o. Bu büyük güce karsilik Osmanli ordusunun mevcudu ise yetmis bin civarinda idi. mertçe bir muharebe olmasini istiyordu.hemen taarruza geçilmesi hakkindaki israrlarini dinlemeyerek büyük bir firsati kaçirmis oldu. savaslarda süratli hareket etmesinden dolayi. Sehnâmesinde Yildirim Bâyezid'in hücumlarindan ve kahramanca çarpismasindan bahs ederken söyle der: . kendisine layik gördügü Yildirim ünvanina sahip olan bu mert ve cesur hükümdar.

Emir Seyh Nureddin ve Emir Süyüncük bulunuyordu. Ankara önünde sekiz gün kalan Timur. gafil olma bu firsat bir daha ele geçmez. Yildirim Han hançerle bir çok kisiyi hâk-i helâke serdi (öldürdü). önüne geleni yere düsürüp Timur'un önüne kadar varmis. leskerenbuh ile gidüp yaver-i bari-i Teala ile bizim ve sizin düsmanlarimizi müzmahil eyledim. Cevanî'yi huzurunuza gönderdim. sag olarak ele geçiriniz" diye emir vermisti. öyle bir siddetle hücum eylemis ki. "bizim ve sizin düsmanlarimizi müzmahil eyledim" gibi bir ifade ile âdeta Osmanlilari ortadan kaldirmak için bati ile is birligi yapmis ve belki de onlarin tesviki ile Anadolu'ya gelmis görünmektedir. Fransiskos adindaki papaza Timur'un çok iyi davranmis olmasidir. Nihayet birçok kisi etrafini sarip onu yakaladilar. Timur. Farsça metni elimizde bulunan mektuba göre Timur. Her ne ki vaki oldu ise arz ve takrir eder. Dört bir taraftan kemendler atilarak Yildirim'i attan düsürdüler. daima nâme-i humayunlarinizin irsal kilinup bize haber-i selamet ve afiyetiniz ilâm oluna. Yaya kalinca etrafini sardilar. Ankara galibiyeti ile Anadolu'yu harabeye çevirecek olan Timur. Fransa kralindan büyük bir övgü ile bahs etmekte ve müsterek düsman olarak kabul ettigi Osmanli Devletini perisan ettigini bildirmektedir. Çok mesrur olduk. Su dahi beyan olunur ki. Henri'ye bildirmek üzere mektuplar yollamis ve kendilerinin Nigbolu Muharebesinde yenemedikleri Osmanli hükümdarini yenip esir aldigini bildirmistir. Bursa'ya kadar olan yerleri yagmalayan bu 30 bin kisilik birlik. Bununla beraber onu kullanamayacak sekilde her taraftan tutmuslardi. bu galibiyetini Fransa krali VI. Emir Cihan Sah. Ve siz emir-i kebirin iyi adini ve azamet-i sanini bize bildirdi." deyince Timur hemen kemandazlarina "Sakin Yildirim'a bir zarar getirmeyiniz. oradan Kütahya'ya gelir. Sari ile Ingiltere krali IV. muharebeden sonra Osmanli kuvvetlerini takib için asker sevk ettigi gibi Osmanli sehzadesi Süleyman Çelebi'yi yakalamak üzere de torunu Mehmed Mirza'yi otuz bin kisilik bir kuvvetle Bursa üzerine göndermisti. Bursa üzerine hareket eden Mehmed Mirza'nin maiyetinde amcasinin oglu Ebu Bekir Mirza. Isin önemli noktalarindan biri de Fransa kralinin mektubunu getiren F. henüz Bursa'ya ulasamadan Süleyman Çelebi kizkardesi Fatma ile küçük kardesi Kasim Çelebi'yi yanina . silahini da teslim etmedi.. Nitekim sözü edilen mektupta Timur söyle demektedir: "Bu muhibbinin. Ferrari Fransiskos adindaki vaiz rahib tarafimiza geldi. Ve mulûkî mektuplari getirdi. kendi üzerine dogru yildirim gibi bir fedainin geldigini görünce ürkmüs ve fena halde korkmustu. kendisine "Han'im. Simdi siz emir-i kebirden rica ederim ki. Fransa kralina devamli iyi dualarda bulundugunu ifade eden Timur. Bundan sonra sultaniye sehrinin murahassasi F. Bu fedai Yildirim Han'in kendisidir. O esnada Timur'un yaninda bulunan Germiyanoglu. Burayi begendigi için bir ay kadar burada kalir." Timur.. Yildirim teslim olmadi."Bâyezid Han. yüz bin selam ve hayirhahligini dünyalar kadar çok hulusunu Fransa krali kabul buyursun. Ed'iye (dualar) tebliginden sonra siz emir-i kebirin re'y-i âlilerine arz olunur ki.

Emir Seyh Nureddin. bir kismi da sahile dogru firara baslamisti. Timur'un kuvvetleri. Timur'un eline düstükten sonra onunla . Aydin. adalar. Bunlar. Kaçmaya çalisanlarin çogu esir edildi. Bursa'nin çevresi de bu talihsizlikten nasibini alir. Bütün bunlar. Bursa'da esir alinanlar arasinda idi. Timur. Giderken. Bu vesile ile ileride meydana gelecek olan ve Osmanli tarihinde "Fetret devri" diye anilacak kardesler arasindaki taht mücadelelerine zemin hazirlamis oldu. Çelebi Mehmed'e Amasya ve çevresini. bazan da Rumeli'de ismine yarasir bir sekilde firtina gibi esip simsek gibi çakarak Osmanli Devleti'nin lehinde olacak sekilde bütün Türk beyliklerini tasfiye eden. Anadolu'da eski beylikleri ihya edip kurduktan ve Osmanli Devleti'ni dagittiktan sonra memleketine döndü. Bursa halkinin bir kismi Uludag'a çekilmis. Timur. Bunca senelik seferlerin sonunda toplanan bu zengin hazine ile sarayin kiymetli esyasi Timur'un veziri Serafeddin Ali ile Müstevfî Seyfeddin Tunî tarafindan defter yapilip kayd edildi. Kütahya'da bulundugu sirada etrafi vurdurup kendi emniyetini sagladiktan sonra Bâyezid'in. Bu soygun ve tahribattan sonra tamamen ahsab mimariye dayali olan Bursa atese verilir. birçok sehri yakip yagmalattirdiktan sonra Rumeli. Bâyezid'in oglu Süleyman Çelebi'ye mektup yazarak kendisine tabi olmasini bildirmisti. Dogu Roma tahtinin mukadderatini Müslüman Türk menfaatleri adina istedigi gibi tasarruf eden. Böylece Bursa tamamen yanar. Mentese ve Hamid ogullari'nin beyliklerini tekrar kendilerine iade eder. memleketlerini almis oldugu Karaman. Germiyan. YILDIRIM BÂYEZID'IN ÖLÜMÜ Bazan Anadolu'da. Bu arada daha önce Sehzade Mustafa'ya nisanlanmis bulunan Ahmed Celayirî'nin kizi. Böylece o. Bizans'i muhasara ve tehdid eyleyen. Bunun üzerine o da Seyh Ramazan ismindeki elçisi vasitasiyle bu teklifi kabul ettigini bildirmisti. Bursa'yi elde edince yagmaya baslar ve mal için Bursa halkina her türlü zulüm ve iskenceyi reva görür. Buna karsilik Timur kendisine baglilik alâmeti olarak tac ve hil'at göndermisti. Nigbolu'da Haçli ordularina kesin cevabi veren. Bâyezid'in zevcesi (Sirp kralinin kiz kardesi) ile iki kizi da galiplerin eline düstü. halka bir sey birakmayacak derecede onlari soyarlar. Saruhan. Semseddin Cezerî. Timur'un yüksek hâkimiyeti altinda dedelerinden kalan yerlere tekrar sahip olurlar. Seyyid Semseddin Muhammed Buharî ve Semseddin Muhammed Fenarî gibi Bursa'nin önemli sahsiyetleri de bu esirler arasinda bulunuyorlardi. Bizans imparatoru ve Memlûk sultanini nüfuzu altina aldi. Anadolu'da sekiz ay kadar kalan Timur. Selçuklular zamaninda Mogollar tarafindan Anadolu'ya getirilip yerlestirilen Kara Tatarlari da yaninda götürmüstü.alarak kaçmaya muvaffak olmustu. Kütahya'da bulunan Timur'a götürülüp takdim edildi. Süleyman Çelebi'ye Trakya'yi. bu sürekli zaferlerinden dolayi Abbasî halifesi tarafindan "Sultan-i Iklim-i Rûm" ünvani tevcih edilen Yildirim Bâyezid. Isa Çelebi'ye de Bursa ve havalisini vererek yüksek hâkimiyeti altinda Osmanli Devleti'ni üç parçaya böldü. Süleyman Çelebi'nin kaçirmaya muvaffak olamadigi bütün Osmanli hazinesini ele geçirmisti. Bunlar.

03) Persembe günü ruhunu teslim edip intikal-i dâr-i beka eyledi. cesur. Tarihlerde. Gerçekten onun hastaliklarina esaret zilleti ve keder de eklenince kisa bir süre içinde vefat etmistir. cengaver ve bir zamanlar firtina gibi esmis olan bu esirini gittigi her yere kendisiyle birlikte götürüyordu. Zaman zaman Timur'la yapilan sohbetlerde Timur'un kendisini serbest birakacagina ve tekrar Osmanli Devleti'nin basina geçecegine dair söyledigi sözlere de inanmayan Yildirim Bâyezid'in. Solakzâde (Tarih. ne de cülûs tarihleri ve halifelik müddetlerine vâkiftirlar. cevval. Karamanî Mehmed Pasa. Bunun üzerine Timur. maglubiyet ve esarete tahammül edemedi. onun vefati üzerine yaninda bulunan ailesine taziyetlerini bildirerek ihsanlarda bulunmustu. murassa kiliç ve yüz at vermistir. Yildirim Han'in tedavisine memur edilen doktorlarin bütün çabalarina ragmen. I. ayni zamanda dindar bir kimseydi. Hoca Saadeddin ve Solakzâde gibi kaynaklar ile Timur'un tarihçisi Serafeddin Ali Yezdî ve Nizameddin Samî kesin olarak intihardan bahs etmezler. Zira çagdasi ve Yildirim'i yakindan taniyan tarihçi Ibn Arabsah ile Osmanli tarihçilerinden Enverî. Sükrüllah. magrur ve zaferden zafere kosmaya alismis bir hükümdar olan Yildirim. Semerkand'a dönerken cesedi oglu Musa Çelebi'ye teslim ederek hükümdarlara yarasir bir merasimle defn edilmesini istemis. Timur. 122) gerçekleri bilmeyen bazi kimselerin tarih yazmaya basladiklarini. nefes darligi ve hunnaktan ölmüstür. mert. Egridir'in zapti esnasinda hastalanmisti. Bunlara göre o. Onbes gün gibi kisa bir zamanda Izmir'i zapt eden Timur. Bunun için 14 Saban 805 (9 Mart 14. izzet-i nefis sahibi. Mizac itibariyle sert. dobra dobra konusan bir kimse olarak zikr edilen Yildirim Bâyezid. dönüsünde henüz Osmanlilara bagli bulunan Uluborlu ve Egridir kalelerini zapt ettirdi. cevval.birlikte Bati Anadolu seferlerinde hazir bulunuyordu. azim ve irade sahibi. Öldügü zaman kirk iki yaslarinda oldugu bildirilen Yildirim'in zehir kullanmak suretiyle intihar ettigine dair bilgiler varsa da bunlar gerçegi yansitmamaktadirlar. hirçin ve inatçi olan Yildirim Bâyezid. cahil olduklari için hakiki sebepleri bilmediklerini söyleyerek bu zehir meselesine söyle temas eder: "Buldugunu yazan ve tarihi zapt etme yolundan azan bazi ozanlar. Timur. Hükümdarligi 14 sene kadar devam etmistir. Musa Çelebi'ye de babasinin mülkünde hükümdarlik için kemer. Ölümü müteakip cesedi tahnit edilerek Aksehir'de Mahmud Hayranî türbesine konulmustur. keder ve üzüntüden gelen bu hastaligina çare bulunamadi. Sirp . Padisahlarin ölümlerinin sebepleri beyaninda da nice lâyik olmayan sözler yazip ser'ce cevaz verilmeyen meseleleri o yüce padisahlara isnad edip zehir içti veyahut Timur'un hekimleri zehirlediler diye buhtan ve iftira etmislerdir" der. Bunlar ne saltanatin sanina layik gönüller begenen tabirleri bilirler. tarih yazmaya ölçümlenip pek çok farkli kaviller irad etmislerdir. Bâyezid. Yildirim Bâyezid'in na'sinin Bursa'da kendisinin insa ettirdigi Cami yanina defnini vasiyet ettigini söylemeleri üzerine Timur. Yildirim'in tabutunu ve Musa Çelebi'yi Germiyanoglu Yakub Bey'e teslim ederek Bursa'ya gönderdi. onu Aksehir'e göndermisti. Tedavisi için de meshur tabiplerinden Izzeddin Mesud Sirazî ile Celaleddin Arabî'yi göndermisti.

Allah'in . bir daha içki âlemlerine katilmayacagini belirterek söz verdigi. ülkeler alanin yüksek adalet ve sefkatini isitince ekim biçimleri. Emir'in hosuna gidip gitmedigini sorar. Civarinda meyhanenin ne isi var?" der. gerekse bu içki meselesine temasla söyle der: "Yeniden adalet gösterdi. Kadilari topladi. rüsvetten özge nesne bulmadi. Bu sefahat ve isret hayati zamanla saray muhitinden disari tasarak kütleye de sirayet etmekte gecikmez. Emir Hazretleri de yapinin saglamligi. zamanla kadilarin bile rüsvetle is görmesine sebep olmustu. Osmaneli her ne kadar senlik idiyse de on kat daha senlendi. Onlarin terbiyesini verdi. gerçekte Allah'in evi mü'minin kalbidir. seriata aykiri nesne almislarsa ödenmesini buyurdu. Allah'in evidir. 139-140) Osmanli tarihinde "kadiyân-i fi'n-nâr" diye tarihlere geçen hadise. Taaddiden. kötü ve süpheli islerden çekinmeyi ve Tanri'dan korkmayi kamudan ileri tuttu. onun ne kadar dindar bir kimse oldugunu da göstermektedir. Halk. sadece içkiyi terk etmekle kalmaz. adalete göre hükm etmemeleri yüzünden Sultan Bâyezid tarafindan yakilmak suretiyle cezalandirilmalarinin istenmesi hadisesidir. bu güzel binanin Hz." Kaynaklar. yurtlarini senlendirmekle ugrasir oldular. lakin civarinda dört köseye de birer meyhane yapilsaydi" deyince Sultan Bâyezid: "Cami-i Serif. Gerçeklesmeyen ama düsünülen bu hadise bize. Özellikle ikbal ve mevki hirsi iliklerine kadar islemis olan Vezir-i Azam Ali Pasa. Emir Sultan'in bu nasihati derhal tesirini gösterecek ve sultan bundan böyle içki içmeyecegine söz vererek eski hatalari için de tevbe eder. Gazi sultan. is güçleri ile. Onlarin kiyiciliklarindan sorusturdu. Niçin kalbinizi içki ve münkeratla dolduruyorsunuz?" diyerek tarihî bir nasihatta bulunmus olur. Bunun üzerine Emir Sultan: "Padisahim. Vezir-i Azam Ali Pasa'nin da tesvikiyle içkiye baslar. Beglerle sultanlarin görenegi olan seriata aykiri eglence. Emir Sultan diye söhret bulan Semseddin Muhammed Buharî ile birlikte caminin binasini kontrol etmeye gelir. gerek politika ve cemiyet gidisatinda hayli gedikler açti. tarihî kaynaklardan anlasilmaktadir. kendine uydurdugu arkadaslari ile gerek devletin adalet ve insaf töresine. Gerçekten onun. Konusma esnasinda padisah. Bâyezid'in adalet anlayisina ne kadar önem verdigini gösterdigi gibi. onun Bursa Ulu Camii'nin insasi esnasinda bir hatirasini bize nakl ederler. memlekette meydana gelen ahlâkî çöküntü. ayni zamanda bütün islerin. Nitekim Hoca Saadeddin Efendi'nin ifadesine göre (Tâcu't-Tevârih. güzelligi. Bu sebepledir ki. Nitekim Sükrüllah (Behcetu't-Tevârih. seriata aykiriliktan.prensesi ile evlendikten sonra. Kimden. insanlarin can ve mali üzerinde genis bir tasarruf yetkisine sahip olan ve günümüz ifadesiyle yargiç denen kadilarin. Biraz önce de temas edildigi gibi o. Ali Pasa'nin igva ve tesiri ile sadece kendi sahsi ile ilgili yaptigi bazi islerden ve içkiden tamamen tevbe ettigi. alaninin genisligi ve çatisinin yüksekliginin tam bir ölçü ve olgunlukta oldugunu söyledikten sonra söyle der: "Pek güzel olmus. çalgi ve bunun gibi aldatici Albizin (seytan) kuruntusundan gelen ne ki varsa hepsini birakti. 57) gerek adalet anlayisi. Buna göre Bursa'daki Ulu Cami insa edildigi zaman Bâyezid. I. Azli gerekeni azl etti. O zamanin bilginleri ve seyhleri onun arkadasligi ile yücelirlerdi.

Bâyezid'in Islâm hükümdarlarinin en hayirlisi ve en büyügü oldugunu zikr ederler. Nitekim Bursa kadisi olan Semseddin Muhammed Fenarî'nin mahkemede sahidlik yapmak üzere gelen padisahin. Bâyezid. hak perest ve tebeasini seven bir hükümdar oldugu hakkinda tabip Ibnu's-Sagir'den naklen Misir tarihçilerine geçen malumat dikkat çekicidir. Bu sebepledir ki son asir Avrupa müellifleri. sahsen pek cesur oldugundan en büyük tehlikelere atilmaktan çekinmezdi. bazan bir kaç defa at kosturan. padisahin özellikle Nigbolu zaferinden sonra kendisini zevk ve eglenceye kaptirdigini zikr ederler. Bizzat kendisi bu neviden faaliyetlere ön ayak olarak her sahada halkina örnek olur. Ancak Ankara maglubiyeti ile Anadolu'daki birlik bozularak bölge tekrar tefrika içine sokulmustu. idaresinde bulunan memleketlerde adalet ve asayis tesis etmisti. her gün herkesin belli zamanda kendisini uzaktan bile görebilecegi genis bir yere gelir ve her taraftan gelen tebeasinin sikâyet ve arzularini birer birer dinler. Bu hükümdar. Bizans tarihçileri. Yildirim Bâyezid'in Müslüman hükümdarlarin kendi tebealarindan kanunsuz vergi almalarina tahammül edemedigini ve bu yüzden onlara kizdigini da açikça belirtirler. çagdasi olan diger Islâm hükümdarlarinin cihad ve gazayi birakmalarindan dolayi onlara kizdigini da yazarlar. azim ve irade sahibi. mütemadiyen harp ve devlet islerini tedvir ile mesgul olan hükümdarin isret ve sefahata ne kadar zaman ayirabilecegini düsünecek olursak mesele daha bir kolaylikla anlasilmis olur. Bununla beraber âlim ve seyhlere karsi mütevazi ve hürmetkârdi. zamanindaki hükümdarlarin çogundan daha üstün olan Bâyezid'in isret ve sefahat yüzünden fikrî ve bedenî kabiliyetlerini kayb ederek inhitata ugradigini ve bu sebeple tac ve tahtini kayb ettigini yazarlar. Keza bunlar. dogruluk ve adaletten sapilmamasini. bir asirdan beri anarsi ve mücadelelerle çalkalanan Anadolu'ya bir vahdet getirerek buradaki insanlara siyasî bir birlik kazandirmis ve onlari bir bayrak altinda toplamaya muvaffak olmustu. cemaatla namaz kilmayi terk ettigi için sehadetini sahih saymayarak kabul etmemesi. ANKARA SAVASI'NIN SONUÇLARI Ankara Muharebesi'ndeki maglubiyet. mütehevvir. Bundan baska onun. memleketin imar edilmesini.rizasina uygun bir sekilde görülmesini. Anadolu Selçuklu sultanlarinin gerçek halefi oldugunu isbatlamisti. Zira her sene Anadolu'nun bir ucundan Rumeli'nin öteki ucuna kadar. Zamaninda yasamis olan Misir ve Suriye tarihçileri. Bu ifadelerde büyük bir mübalaga oldugu anlasilmaktadir. Osmanli tarihi için oldugu kadar Anadolu'daki Türk tarihi için de büyuk bir felaket oldu. Zaten hareket ve davranislari da bunu ortaya koyar. Böylece Bâyezid. Buna göre o. Tebeasinin maruz kaldiklari zulümleri derhal izale ederdi. Muasiri olan hükümdarlara karsi ise magrur oldugu gibi. hayir tesislerinin insa edilip halka hizmetin saglanmasini ister. aceleci ve her seyden nem kapan bir hükümdardi. Bâyezid'in ne kadar âdil. O. bunu göstermektedir. Zira bu savasin .

Halbuki Osmanli idaresi. bölgedeki Islâmî hareketin zayiflamasina sebep oldu. Osmanli Devleti'nin. Onun bu zulümleri. Bu arada çocuklar dahil olmak üzere binlerce kisiyi esir alip hunharca katl etmekten de çekinmemisti. Böylece Anadolu birligini de parçalayarak Osmanli Devleti'nin büyük mücadeleler sonucunda kurmaya muvaffak oldugu bu birligi ortadan kaldirarak. Bundan baska Osmanlilar. o firtinali ve tehlikeli havada Rumeli'nin hadisesiz olarak elinde kalmasina sebep olmustu. bu da. bir kasirga gibi eserek bütün bir Anadolu'yu yakip yikmisti. Balkanlardaki Hiristiyan Ortodoks mezhebine mensub mutaassib halkin Katoliklere karsi âdeta müdafaasini üstlenmislerdi. Gerçekten Ankara'da ugranilan hezimet.verdigi zafer sarhoslugu ile Timur. bagli bulundugu dinin geregi olarak gayr-i müslim tebeasina karsi âdilâne bir idare ve siyaset takip ediyordu ki. bu hareketi ile Yildirim Bâyezid'in çocuklari arasinda taht kavgalarinin baslamasina sebep olmustu. Böylece Islâm topraklarinin ortasinda bir ada gibi duran Hiristiyan Istanbul'un fethi ve Anadolu birliginin yeniden kurulmasi yarim asir gecikmis oldu. bütünlügünü koruyarak Osmanli Devleti'nin agirlik merkezi durumuna yükseldi. tebeasi arasinda adalet ve âhengi temin etmek ve onlarin dinî islerine karismamak suretiyle bu güveni saglamis oldu. Timur. Bazi yabanci kaynaklar. Rumeli'deki Osmanli idaresinin komsu Hiristiyan devletlerden daha âdil oldugunu gösteren en açik delillerden biridir. Buna karsilik Timur'un tesir sahasindan uzakta kalan Rumeli. Osmanli Devleti. Murad'in devri baslarindaki sinirlarina çekilmisti. Osmanli Devleti'nin Anadolu'daki sinirlan ise hemen hemen Sultan I. Bu anlayisla. onlarin dinî ve vicdanî akidelerine karsi saygi gösteriyorlardi. Hiristiyan Balkan halklari. Balkanlar'daki Hiristiyan tebea üzerinde kötü denebilecek hiç bir tesir yapmamisti. Osmanli idaresine bagli kalmislardi. Timur'un darbesini yeyip parçalandigi ve sehzadeler arasinda taht kavgalari basladigi halde Balkan devletlerinin Osmanlilar'a karsi birlesememelerini. . Anadolu insaninin hafizasinda silinmeyerek hâlâ canliligini muhafaza etmektedir. Bunun içindir ki Rumeli'deki Ortodoks tebea huzur içinde yasiyordu. Anadolu beyliklerini yeniden canlandirarak Osmanlilar da dahil olmak üzere hepsini kendine bagladi. kiliselerinin birlesmemesine baglamislardir. Bu sebeple onlarin bu akidelerine kimsenin müdahale etmesine de izin vermiyorlardi. Bu durum. Osmanli Devleti'ni üçe bölen Timur.

. Bâyezid'in ele geçirdigi topraklari geri almisti. Musa Çelebi ise Isa'yi Bursa'dan çekilmeye mecbur ederek Bursa'da Timur'un al damgasiyla hükümdar olmuslardi. Geriye kalan Osmanli ülkesini de Bâyezid'in dört oglu arasinda paylastirmisti Edirne'de bulunan Emir Süleyman'a Rumeli'deki yerleri verip kendisine tabi oldugunu ifade eden hükümdarlik alâmeti olarak kemer. Murad'in hükümdarligi sonundaki durumu andiriyordu. Osmanlilar da dahil olmak üzere bütün beyliklerin emiri olarak ilân edilmisti. Timur. Anadolu'nun üçte birini kaplayan ve içlerinde Hamidogullari ve Germiyanogullari'nin topraklarinin dogu bölgeleri ile Kayseri. Timur'un uyguladigi bir siyasetin sonucu olarak ortaya çikmistir. Isparta. muharebenin kayb edildigini görünce babasinin emri üzerine Vezir-i Azam Çandarlizâde Ali Pasa. Mehmet Bey. külah ve hil'at göndermistir. Bunlardan besi babalari ile birlikte Ankara Savasi'na katilmislardi. Musa. muharebe meydanini terk ettikten sonra Balikesir taraflarinda saklanmis. kardeslerin saltanat mücadelisi verdikleri ve 1413 yilina kadar devam eden karisikliklar dönemi diyebilecegimiz "Fetret Devri". Timur. Isa Çelebi. Kasim ise çok küçük oldugundan Bursa'da kalmisti. Mustafa ve Kasim adlarinda alti erkek çocuga sahipti. baslangiçta bu gayesine ulasmis görünmekteydi. Mehmed Çelebi Amasya'da. Antalya ve Alaiyye gibi kentler bulunan büyük bir devletin basina getirilmisti. Asil gayesi. Ayrica o. Yildirim Bâyezid tarafindan kurulmaya çalisilan Anadolu birligini de parçalamak istiyordu. Böylece Sultan Murad'in Ankara'dan Akdeniz'e açtigi Osmanli koridoru kapanmis oluyordu. Mehmet Çelebi Amasya'ya çekilmis. Karamanoglu Mehmed Bey. güçlü bir Osmanli Devleti yerine. uyguladigi siyasetin meyvelerini verdigini gördükten sonra Doguya dönüp Çin seferine çikarken arkasinda biraktigi Anadolu'nun politik yapisi Sultan I. Mehmed. Süleyman Çelebi.FETRET DEVRI Osmanli tarihinde. Ankara Savasi'ndan sonra Anadolu'da sekiz ay kadar kalan Timur. buradan da küçük sehzade Kasim'i alarak büyük zorluklarla Rumeli'ye geçebilmisti. kendisine bagli ve onun yüksek hâkimiyetini taniyan parçalanmis birkaç Osmanli Beyligi meydana getirmek olan Timur. Musa ve Mustafa ise babalari ile birlikte esir düsmüslerdi. Yildirim Bâyezid. Ankara Savasi'nda Timur'a esir düstügü zaman en büyükleri Süleyman olmak üzere Isa. Murad Pasa. Anadolu'da Osmanlilara karsi koyabilecek bir güç meydana getirmek için böyle yapmisti. Diger sehzadelerden Isa Çelebi Balikesir ve Bursa'da. Yeniçeri agasi Hasan Aga ve Subasi Eyne Bey ile birlikte yanindaki kuvvetlerle Bursa'ya gelmis. Bu sebeple Anadolu beylerine ait yerleri Osmanlilardan atip tekrar eski sahiplerine verdi.

Müslüman Türkler. SEHZADELERIN HAKIMIYET MÜCADELESI Ankara bozgunu. Suriye ve Ege Denizine kadar genis topraklar üzerinde fetihlerde bulunmus olan Timur'un. Hatta bazi Avrupalilar. Anadolu'da uyguladigi bu parçalama politikasi sonucunda Osmanli ülkesi sehzadeler arasinda taksim edilmis. yeni bir Haçli Seferi düzenledikleri takdirde Osmanlilar'i Avrupa'dan atabileceklerini düsünür olmuslardi. Böyle tehlikeli bir dönemde Balkanlar'da. Öyle anlasiliyor ki. fetihlerin durmasina. on bir sene süren ve tarihlerde Osmanli Devleti'nin parçalanmasindan dolayi "Saltanatta Ara" denilen ve kanli hadiselerle dolu bir devrin açilmasina. Nitekim Mehmet Çelebi. Osmanlilarin idaresi kadar iyi olamazdi. Osmanli Devleti'ne karsi ayrilma veya isyan etme seklinde bir hareketin görülmemesi. onun ne kadar saglam temeller ve müesseseler üzerine kuruldugunu göstermektedir. Azerbaycan. Buna karsilik Hindistan. Irak. Ankara Savasi ve bunun sonucunda bir daha kalkinamamasi plâni ile Osmanli Devleti'nin parçalanmasi bu devlet için mühim ve büyük bir darbe olmakla birlikte çeyrek asirda kendisini sür'atle toplamaya muvaffak olmasi bu devletin teskilât ve müesseselerinin saglamligini göstermektedir. Ankara hezimeti ile bassiz duruma düsen Osmanli Devleti'nin Rumeli'deki topraklari Hiristiyan devletlerle çevrili olmasina ragmen bu devletin yikilip ortadan kalkmayisi. Iran. Gerçekten de hiç bir devletin idare tarzi. Timur henüz sahnede iken ortaya çikmisti. onlarin dinî inançlarina kimseyi karistirmamakla din ve vicdan hürriyetine sayginin en güzel örneklerini vermislerdi. ölümünden kisa bir müddet sonra devletinin ortadan kalkmasi. yüz sene zarfinda Anadolu'nun hemen hemen tamamina yakin bir kismi ile Rumeli'nin Tuna boylarina kadar en mühim yerlerini zapt eden Osmanli Devleti için büyük bir felaket olmustu.Timur'un. Katoliklerin baskisindan kurtarmak. Osmanlilarin. fakat Timur'un Musa Çelebi'yi tutmasi yüzünden bundan vaz geçmisti. Istanbul Imparatoru'nun türlü entrikalarla bu durumu körüklemesine sebep olmustu. Balkan halklari bu gerçegi çok aci tecrübeler sonunda anlamislardi. Balkanlar'daki Ortodoks halki. ailesinin Bursa'daki topraklarini istemeye kalkismis. Bu da Bursa'yi elde etme yüzünden olmustu. buralarda yasayan Hiristiyan halka gösterdikleri âdilâne muameleden kaynaklanmaktadir. Babasi Yildirim Bâyezid ile birlikte . onun sadece tedhise dayali bir devlet kurdugunu göstermektedir. Osmanli sehzadeleri arasindaki çekisme.

Georg Brankoviç de güney Sirbistan'da gücünü yaymaya çalisiyordu. kendi kardeslerine karsi yardim saglamak için agir bir bedel ödemis oluyordu. Mehmet Çelebi. Bu gayesini gerçeklestirebilmek için Selanik. Yildirim Bâyezid'in meshur komutanlarindan olup Mehmed Çelebi'nin maiyetine giren Subasi Eyne Bey ile Isa Çelebi'nin yaninda yer alan Sari Timurtas Pasa maktul düsmüslerdi. Marmara ve Karadeniz'de Istanbul'a en yakin kiyi kasabalari verilmek suretiyle Bizans'tan para ve askerî yardim saglandi. Bizans'in daha önce Osmanlilara ödemek zorunda oldugu vergi de kaldirildi. Savasi müteakip Bursa'ya giren Mehmed Çelebi. Bursa'ya hâkim olur. babasinin Anadolu topraklarini ele geçirmek ve kardeslerini ortadan kaldirarak Osmanli Devleti'ni yeniden eski durumuna getirmek istiyordu. Fakat. Bu mücadeleden basarili çikan Musa Çelebi. Böylece Emir Süleyman. oradan da Istanbul'a gitti. Köpekoglu. bu iki Sirp prensin çatismalarindan istifade etmeyi basardi. Kendisine en büyük rakip olarak Mehmed Çelebi'yi gören Emir Süleyman. Timur'un destek ve yakinligini kazanarak. Subasi Eyne Bey'in tavsiyesi ile Bursa taraflarinda bulunan biraderi Isa Çelebi'ye müracaatla Anadolu'yu aralarinda taksim etme teklifinde bulundu ise de Isa Çelebi'nin kendisinin büyük kardes oldugunu söyleyip teklifi red etmesi üzerine Ulubat'ta baslayan muharebede (1404) Isa Çelebi. "Sikke-i müstereke" adi ile anilan bu paranin Bursa'da hicrî 806 tarihinde basildigi anlasilmaktadir. Emir Süleyman. Imparator'dan Isa'yi istemesi üzerine. Trakya kiyilari. Tokat.Timur'a esir düsen ve onun yaninda bulunan Musa Çelebi. Onunla ittifak halinde bulunan Aydinoglu Cüneyd. O. Fakat bu . antlasma geregi olarak Isa Edirne'ye gönderildi. maglub olarak önce Yalova'ya. kuvvetli bir ordunun basinda Isa Çelebi'yi Bursa üzerine gönderir. Canik. Saruhanoglu Hizirsah Bey ve Menteseoglu Ilyas Beylerle Mehmed Çelebi üzerine varip onunla savasmak istemisti. Muhtemelen oradan da Karamanoglu'nun yanina gitmisti. Kastamonu'da bulunan Isfendiyar Bey'in yanina çekilir. Bursa ve Karesi bölgesine hâkim olan kardesi Isa Çelebi ile çatismaya girer. Gözleroglu. Amasya. en büyük sehzade olan Süleyman Çelebi (Emir Süleyman). Bu esnada Sirbistan'da Lazar'in yerine geçen oglu Stefan (Istefan) hüküm sürüyordu. Niksar ve Sivas taraflarinda bulunan yerli beylerden Kara Devletsah Kubadoglu. Amasya'da bulunan sehzade Mehmed. Anadolu'daki bu mücadeleler devam ederken. Mora. Fakat bu son tesebbüsünde de muvaffak olamayinca Karaman iline siginmak ister. Timur'un Anadolu'yu terk etmesinden sonra kuvvetlenen Isa Çelebi. Bursa'yi atese verip yaktiktan sonra. hükümdarligim ilân etmesine ragmen. Edirne'de bulunan Emir Süleyman'in. eski payitaht olan Bursa'yi tekrar ele geçirir. Edirne'de Hiristiyan unsurlarin destegiyle güvenlik içindeydi. Maglup olan Musa Çelebi ise Kütahya'daki dayisi Germiyanoglu'nun yaninda kalmaya mecbur olur. Makedonya'nin bir bölümü. Mehmed Çelebi'ye bagli kalan Bursa'lilarin mukavemeti üzerine muvaffak olamayan Isa Çelebi. Kadi Burhaneddin Ahmed'in damadi Mezid Bey'le miicadele edip o havaliyi tamamen kendi nüfuz ve hükmü altina almisti. daha sonra Germiyanoglu Yakub Bey'in yaninda bulunan babasinin cesedini getirterek camiinin yanina gömdürmüstür. bir ihtiyat tedbiri olarak Timur'un adinin da bulundugu para bastirarak zekice bir siyaset takip etmistir. Ulubat savasinda.

Sivrihisar yüzünden Karamanlilar'la arasinin açilmasini firsat bilen Mehmed Çelebi. Sirplar ve Bulgarlar'dan olusan bir ordu toplamayi basaran Musa Çelebi. Istanbul'u karadan ve denizden kusatma altina alan Musa Çelebi. sonra da Ankara'yi zapt etmisti. Musa Çelebi. devletin Anadolu ve Avrupa bölümlerinin hükümdarlari oldular. Ulahlar. Böylece Emir Süleyman'in devleti. Venedikliler'in de yardim etmemeleri üzerine sehri teslim etmeye karar verir. Bursa'da Murad Hüdavendigâr türbesi yanina gömülür. Saray protokol ve merasimlerinde eski Osmanli saray geleneklerini kurmaya yeniden tesis etmeye çalisir. faal bir kimse olan Musa Çelebi. cesur. Candaroglu Isfendiyar Bey ve Eflak voyvodasi Mirçe ile de müzakerelerde bulunmustu. daha yetenekli ve enerjik Musa Çelebi'ye kalmisti. Bu yüzden ordusu ile kardesinin üzerine varip önce Bursa. gözü pek. yeni bir taktik deneyerek Karaman'da bulunan kardesi Musa Çelebi'yi kendisine bagli kalmak sartiyla Rumeli'ne göndermeye karar verir. Ancak daha önce Musa Çelebi tarafindan Bizans'a gönderilen ve bilahare Manuel ile is birligi yapan Candaroglu Ibrahim Pasa'nin tavsiyesi ile hareket eden . Cesedi. Böylece Türkler. Bu kayiplardan sonra Amasya'ya çekilmek zorunda kalan Mehmed Çelebi. Temmuz 1409'da Sinop'tan gemilerle Eflâk'a geçer. Musa Çelebi.arzusunu gerçeklestiremeden Eskisehir yakinlarinda yakalanarak öldürülür. Musa Çelebi. Subat 1411 yilinda gerçeklesen hükümdarlik ilânindan sonra adina para bastiran Musa Çelebi. fakat maglub olarak tekrar Amasya'ya çekilmis ise de onu Rumeli'ye dönmek zorunda birakmak için çareler aramaya baslamisti. Çelebi Mehmed'e olan bagliligini red ve inkâr ederek hükümranligini ilân eder. Isa Çelebi'nin öldürülmesi üzerine onunla ittifak halinde bulunan ve yukarida adi geçen Ege beylikleri. Onlarin da muvafakati üzerine Candar iline gelen Musa Çelebi. Pravati ve köprü kalelerini de ele geçirmek suretiyle. Mehmed Çelebi'nin hükümdarligini tanimak zorunda kalirlar. Bununla beraber Emir Süleyman. devletin tamamini istiyordu. Böylece Mehmed ve Süleyman Çelebiler. mücadeleden vaz geçme niyetinde degildi. Nitekim 1406 yilinda Yenisehir ovasinda kardesi Emir Süleyman ile savasmis. böylece Bizans'i da cezalandirmaya çalisiyordu. Gerçekten. Bu maksatla Karamanlilar'la Kirsehir'in Malya ovasinda bulunan Cemale kalesinde bulusan Mehmed Çelebi. Gerçi Emir Süleyman'in giiçlenip kendi bagimsizligini tehdid etmesinden korkan Eflâk'in ve Sirp krali Stefan'in da destekleri saglanmisti. Istanbul'a kaçmak üzere yola çikan Emir Süleyman'in yakalanip öldürülmesi ve bütün timarli sipahiler gibi sancak beylerinin de kendisine bagliliklarini bildirmeleri üzerine Rumeli'deki Osmanli eyaletlerinin yegane hâkimi olarak Edirne'de tahta geçer. Çagdas kaynaklarin ifadesine göre Musa Çelebi'nin tutumundan çekinen Manuel. 1411 yilinda Silivri'ye gelmis ve Istanbul'u açlikla teslime zorlamak istemisti. karisiklik döneminde Osmanlilar'in Balkanlar'da kayb ettikleri topraklan geri alir. gerçek bir hükümdar gibi davranmaya baslar. Eflâk'ta prensin kizi ile evlendi. Bu esnada Emir Süleyman'in Rumeli'ye geçisi esnasinda Bizans'a biraktigi yerlerin çogunu geri alan Musa Çelebi. Emir Süleyman'a yardim eden Sirp despotu Stephan Lazaroviç üzerine yürüyerek önemli bir maden sehri olan Novo Brodo'yu zapt eder. Anadolu'da dört yil kadar kalan Emir Süleyman'in. Edirne üzerine yürür.

Kardesler arasindaki mücadele esnasinda sik sik taraf degistirmekle dikkat çeken bir sahsiyet vardir. Fakat sonunda Çelebi Mehmet duruma hâkim olup eski birligi saglayinca onu Nigbolu muhafizligina getirmek zorunda kalmistir. Dogu Balkanlar'da da eski sehir ve yerlesim bölgelerini tekrar elde etmis oldu. büyük bir üzüntüye sebep olmustu. 1412 senesinin Ekim ayinda da Çatalca yakininda bulunan Incegiz'de Musa Çelebi ile savasa girmistir. önce Istanbul'a gelmis. Aydinoglu Cüneyd Bey adini tasiyan bu zat. kardesi Musa Çelebi'yi de bertarafedip 1413 yilinda Edirne'de tek basina tahta geçip idareyi ele aldigi zaman Osmanli ülkesinde genel bir sevinç ve . Çelebi Sultan Mehmed. Musa Çelebi'nin ölüm haberi. Güneydogu Avrupa'daki bütün stratejik noktalari. O. sonralari sert bir tavir takinarak gerek beylerinin gerekse askerlerinin kendisine olan bagliligini kayb etmesi. "Nizâm-i âlem" için. Gebze kadisi Fazlullah'i Manuel'e göndererek onunla anlasan Çelebi Mehmed. Bunun sadece bir istisnasi vardi o da Çelebi Sultan Mehmed'e yardim karsiliginda Sirbistan'a birakilmis olan Nis'ti. Nitekim. Edirne. Nasinin Bursa'ya gelmesi üzerine sehri muhasara eden Karamanoglu Mehmed Bey. onu bölgesinden alip uzaklastirmak ihtiyacini duymustu. Onbir yil süren bu karisiklik döneminden sonra Osmanli Devleti. gerekse Yildirim Bâyezid'in kaçinci oglu oldugu hakkinda farkli görüsler bulunmaktadir.Manuel. Musa Çelebi'nin vefati üzerine Osmanli hanedaninin bölünmesi sona ermis oluyordu. Süleyman Çelebi dönemi ve sehzadeler I. Aydin ilindeki mevkiini saglamlastirmak için bir dizi faaliyetlerde bulunmustu. Sofya'nin güneyinde bulunan Samakov kasabasi civarindaki Çamurlu sahrasindaki savasta ordusunun maglub olmasi üzerine yarali olarak Eflâk'a dogru kaçmak isterken yakalanip 10 Temmuz 1413'te öldürülür. Baslangiçta gayet halim selim görünen Musa Çelebi'nin. Çelebi Mehmed'i Rumeli'ye geçirmek suretiyle Istanbul kusatmasini kaldirmak tesebbüsünde bulunur. yenilmesinde büyük bir rol oynamistir. MEHMED Osmanli sultanlari içinde "Mehmed" adini tasiyan ilk hükümdar olan Çelebi Sultan Mehmed'in gerek dogumu. babasinin topraklarini yeniden toparlamaya gayret ediyordu. Bununla beraber ona güvenemeyen Çeîebi Mehmet. sür'atle geri çekilmek zorunda kaldi. Sofya ve Üsküp'ü.

Politikadan çok iyi anlayan Mehmed. her seyden önce Timur'un istila ve yagmasiyla parçalanan.memnuniyet havasi esmeye basladi. ayni sekilde Sirp. Ahaiya prensinin elçileri ile diger zevati kabul etti. Çok iyi yetismis. sefkati. Atalarindan farkli bir sekilde basina tülbent sarardi. yardimi sayesinde atalarimin ülkesini elde ettim. Organlari birbirine mütenasib olarak uygundu. hem Türkler hem de Rumlar için iyilik severligi hakkinda belirtilen ortak sehadettir. sonra saltanat kavgalari ile kani çekilen memleketi. taahhüdlerine bagli kalarak Karadeniz ve Marmara Denizi'nde elinde bulunan kuleler ile Teselya kalelerinin imparatora verilmesini çabuklastirir. gögsü genis. ben. Özellikle ordu. kardesleri arasinda moral ve fizikî nitelikleri bakimindan en çok dikkat çekeni idi. Bu hizmetinin hatirasi gönlümde daima sakli kalacaktir. Onun hosuna gitmek için bütün firsatlari arayacagim. Halk tarafindan kendisine pehlivan lakabi takilmisti. Bunlarla birlikte bir sofrada yemek yiyerek hepsinin san ve söhretini oksayici sözler söyledi. Tatar Tufani'nin tehlikeye düsürdügü devlet gemisini kurtaran Nuh gibidir." Gerçekten de Çelebi Sultan Mehmed. Çünkü o. müttefiki olan Mehmed'in son ve korkunç rakibini yendigine dair aldigi haber üzerine basarilarini tebrik edip kutlamak ve antlasma sartlari ile kendisinin yapmis oldugu hizmetleri hatirlatmak üzere 816 (1413)'da elçiler gönderir. Barisi hile ile bozmak isteyen kimse. Osmanli tarihçileri gibi. güzelligi. büyük bir cosku ile onu alkislamaktan geri kalmadi. birçok çikintilar teskil ederek sirmali külahinin ucundan baska yerini göstermezdi. Bunlara dedi ki: "Hükümdarlariniza deyin ki. Basinin etrafina kat kat sarilan bez. Kartal bakisli. dostlugunda sebati. gönül yüceligi. babasinin ve kardeslerinin . kollan uzundu. Hemen hemen bütün beden eksersizlerinde maharetli olusu. Hepsini sulh ve selametle geri gönderdi. sulhün hamisi olan Allah'a karsi hareket etmis bulunacaktir. Kendisinden önceki hükümdarlarin kaftanlarina uygun bir sekilde biçilmis olan kaftanina. Bizans tarihçileri tarafindan da adaleti. gönül yüceligi. düsünce çekiciligi ile hem beden gücü hem de huy güzelligini belirten Güresçi Çelebi ünvanini almisti. O. Gözleri ve kaslari kara idi. hiristiyanlara düsmanlik göstermemekle kalmamis. gür sakalli ve sik biyikli olmakla birlikte seklen zarifti. Teni pembeye yakin beyazlikta idi. hediyelerle sevindirip geri dönmelerine izin verdigi zaman onlara su sözleri söyledi: "Imparatora söyleyiniz ki." Çelebi Sultan Mehmed. Uzun boylu. împarator Manuel. Alni açik. mümtaz bir egitim görmenin bütün sonuçlarini ve ince düsünürlügün örneklerini göstermistir. çenesi yuvarlak. arslan güçlü idi. tedbirli. hareketlerinin çabukluguna ve vekarina ait bütün övgülerin üstüne çikaran sey. Manuel'in elçilerini. Makedonya despotunun. basiretli ve uyanik bir idareci dehasiyla avucunun içine alir almaz. Ulah ve Bulgar hükümdarlarinin. astar yerine baska bir renkle samur kaplanmis ve etrafina kürk dürülmüstü. Osmanli tarihçilerinin deyimi ile o. herkes ile baris ve sulh içinde kalmak istiyorum. Yanya dukasinin. ayni zamanda onlara karsi dostça davranmistir. Sultan Mehmed'i davranislarina.

Çelebi Sultan Mehmed. Nitekim Izmir kalesi önüne gelen Rodos. Rodos sövalyelerinin. Mentese donanmasi da Mehmed Çelebi ile isbirligi yaparak Izmir'in zaptinda rol oynamislardi. bütün bir Osmanli ülkesinin hükümdari oldugunu ilân etti. Cüneyd'in tesebbüslerinden endiselenen civarin Türk ve hiristiyan beylikleri. Menemen. devlet bünyesinde hâsil olmus çatlak ve çöküntülerden nice yabanci ve zararli unsur içeri sizmis bulunuyordu. Rumeli'de Nigbolu sancak beyligini vermis. Öbür taraftan. Otuzbir veya otuziki günden beri muhasara ettigi Bursa'yi yakip yikan Karamanoglu'nu te'dib etmeden önce Ohri'den kaçip Izmir'e gelen ve Musa Çelebi'nin taraftari olan Aydinoglu Cüneyd Bey üzerine yürür. Kayacik ve Nif (Kemalpasa) kalelerini alarak Cüneyd'in ailesinin içinde bulundugu Izmir kalesini kusatmaya baslar. Bunun üzerine Çelebi Mehmed. Öte yandan Çelebi Sultan Mehmed. 1413) . sövalyeler tarafindan eski Izmir (Gavur Izmir) kalesinin yerinde yaptirilmakta olan kaleyi de bütün tehdid ve karsi koymalara ragmen yiktirmaktan çekinmemistir. donanmalarini göndermek suretiyle Mehmed Çelebi'nin yaninda Izmir muhasarasina katilip ona yardimci olmuslardi. Bundan sonra da bazi faaliyetlerde bulunarak memleketin bozulmus bulunan idaresini yeniden düzenlemeye çalisti. cülûsunu tebrik için gelen çevre imparator ve hükümdarlarin elçilerini kabul ederek onlarla sulh içinde yasama teminati verdikten sonra Anadolu'ya geçer. Bu cümleden olarak. Midilli ve Sakiz Hiristiyan donanmalari gibi. bir yandan da kayb olan topraklan yeniden Osmanli hududlari içine kazanmakla. Daha önce de belirtildigi gibi. Cüneyd Bey'in annesinin ricasi üzerine onu affetmis ise de kendisine Anadolu'da degil. Bir kere kardeslerini yenip tek basina idareyi ele aldigi zaman. 816 (M. kardesi Musa Çelebi'nin beylerbeyi yaptigi Mihaloglu Mehmed Bey'i tevkif ettirerek Tokat kalesine gönderdi. Bu arada Ayaslug (Selçuk)u zapt eden Cüneyd. Edirne'de. Bununla beraber aradaki dostlugu büsbütün bozmak istemeyen Çelebi Sultan Mehmed. O.Bizans'a karsi kullandiklari politikaya derhal son vererek memleketi o yönden gelecek olan tehlikelere karsi emniyete almis oldu. Osmanli hakimiyeti altinda bulunan Mentese ilindeki Halikarnas (Bodrum)'da Petronion kalesini yapmalarina müsaade etmisti. memleketin sarsilmis olan itibarini iade ile ise basladi. Mehmed Çelebi'nin üzerine gelmekte oldugu haberini alir almaz kurtulusu kaçmakta bulur. ileride devletin basina büyük gaileler açacak olan Simavna kadisi oglu Bedreddin Mahmud'u fazl ve keremine hürmeten 1000 (bin) akça maas ile Iznik'te oturmaya memur eyledi. Bir yandan bunlari temizlerken. Bununla beraber ihtiyatî bir tedbir olmak üzere Izmir kalesinin surlarini yiktiran Çelebi Mehmed. daha nice tehlikeler ve gaileler boy boy himmet ve gayret istiyordu. böyle davranmak zorunda idi. onun yerine de Aydin sancak beyi olarak Bulgar krali Sosmanos (Sisman)'un müslüman olan oglu Süleyman (eski adi: Alexandr)'i getirmistir. Zira idare ve iradesinin gücünü bekleyen. ayni körfezde.

Karamanoglu. ekonomik bakimdan da Osmanlilar'la daha siki münasebetlerde bulunmus ve onlarin nüfuzu altina girmis oluyorlardi. Bursa kusatmasini kaldirip sür'atle ülkesine dönerken . Fakat Karamanoglu da artik bir sey yapamayacagini anlamisti. Hatta Haci Ivaz Pasa bile birkaç yerinden ok yarasi almis olmasina ragmen anlari gizleyip kale muhafizlarina yardimda bulunuyor ve anlari teselli ediyordu.yilinda gerçeklesen bu hareket sonucunda. bununla da yetinmeyerek dayisi Yildirim Bâyezid'in kabrine hakaret ederek ülkesine geri döner. Özellikle Karamanoglu'nun Bursa hisarina giren pinar suyunu kesmek suretiyle halkini teslime zorlama tesebbüsünü. Hele son hareket. Haci Ivaz Pasa. BURSA KUSATMASI VE ÇELEBI MEHMED'IN KARAMAN SEFERI Karamanoglu Mehmed Bey. bu dönüs esnasinda cereyan eden bir konusma daha dogrusu bir hadiseden bahs ederler ki. Bunun üzerine sehri atese verir. Buna göre Musa Çelebi'nin cenazesini görüp teshis ettikten sonra devlet idaresinde tek basina kalan Çelebi Sultan Mehmed ile basa çikamayacagini anlayinca. Böyle psikolojik bir çöküntü içinde bulunuldugu bir sirada Musa Çelebi'nin tabutu. esir aldigi Karaman askerlerini surlar üzerinde Karamanoglu'nun gözleri önünde astiriyordu. Bursa hisarinda bulunanlari bir hayli sikintiya sokmustu. bundan haberdar olunca cenazenin düzme olma ihtimalini düsünerek bizzat kendisi kontrol etmek ister. Otuz iki gün devam eden bu kusatma sirasinda hisarin subasisi bulunan Haci Ivaz Pasa. Osmanlilar'in fetret dönemi içinde bulunduklari ve Çelebi Mehmed ile Musa Çelebi'nin Rumeli'nde savastiklari bir sirada Bursa üzerine yürümeye karar vermisti. Gerçi muhasaranin uzamasi. Bu arada burçlara yapilan hücumlari da bertaraf etmisti. Cenazenin gerçekten Musa Çelebi'ye ait oldugunu görünce maneviyati daha fazla bozulur. Bursa halkinin yardimi ile siddetle mukavemet etmisti. zaman zaman yaptigi huruç hareketleri ile bertaraf eden Haci Ivaz Pasa. büyük ganimetlerle salimen geri dönüp elde ettikleri ganimetleri ona arz ettiler. Bununla beraber kaledekilerin durumu gün geçtikçe zorlasiyordu. O. Osmanli kaynaklan. Karamanoglu'nun durumunu ortaya koymasi bakimindan dikkat çekici bir hadisedir. daha sonra Bursa önüne gelip Bursa hisarini kusatma altina alir. Karamanlilar tarafindan bir gece mesalelerle girisilmek istenen hücumu da tesirsiz hale getirip önledikten sonra hisarin Kaplica kapisini açtirarak karsi hücuma geçmis ve Karaman ordusunu perisan etmisti. Cenevizlilerin Ege sahillerinde bulunan kolonilerinden Foça. dedesi Murad Hüdavendigâr'in kabri yanina defn edilmek üzere Bursa'ya getirilir. Ivaz Pasa'nin yigitleri. Midilli ve Sakiz adalari. Fakat gelirken takib ettigi güzergâh tutuldugundan oradan dönmeye cesaret edemediginden Kirmasti (Mustafa Kemal Pasa) ve Isparta üzerinden Karaman iline gider. O da bütün ganimetleri askerlere taksim ederek daha nice vaadlerde bulundu. 1413 yilinda yaninda Türkmen boylari oldugu halde önce Sivrihisar üzerine yürüyüp burayi zapt eden Mehmed Bey. Bu maksatla varip kefeni açar ye cenazenin yüzüne bakar. Böylece onun maneviyatini bozmaya gayret ediyordu. onun maneviyatini büsbütün bozmustu.

Bu baristan sonra Canik üzerine gitmek zorunda kalan Çelebi Sultan Mehmed. dayisi Bâyezid'in kabrini açtirarak kemiklerini yaktirmisti. tabl (davul) ve âlem verilmistir. Karaman askeri ile Konya kalesine siginan oglu Mustafa'yi yanina getirmesi sartiyla affeder. 1414 yilinda cereyan eden bu hadisede Karamanoglu. 1415) yilinda gerçeklesen bu antlasmaya göre Karamanoglu. Oglu Mustafa ise Konya kalesine siginir. Seydisehir ve Konya üzerine yürümüstü. kaçmaktan yorulunca Karamanoglu Mehmed Bey'e: "Hanim. deve. Buranin kadisi Mevlânâ Kivamuddin'i bir elçilik heyeti ile Memlûk sultanina gönderir. onu bulundugu yerde bir agaca astirarak cezalandirmistir. Bu sartlarla Karamanoglu Mehmed Bey'i affeden Çelebi Mehmed'e karsi Karamanoglu söyle demistir: "Madem ki bu can bu tendedir. ya dirisi gelmis olsaydi ne çare ederdin?" deyince bu söze gücenen Karamanoglu. Osmanoglu'nun ölüsünden böyle kaçarsin. Bu maglubiyete ragmen Karamürsel'i elçilikle Çelebi Mehmed'e gönderen Karamanoglu. siddetli yagmurlardan dolayi zor durumda bulunan Osmanlilar'la barismistir." seklinde yemin etmis. gerektigi zaman Osmanlilar'a askerle yardimda da bulunacakti. Bundan sonra Kastamanu hakimi Candaroglu Kasim ve Germiyanoglu Yakub Bey'le birlestikten sonra Aksehir. çok geçmeden Karamanlilar'in tekrar sözlerini bozduklarini ve anlasarak Osmanlilar'a biraktiklari yerleri geri alma tesebbüsünde bulunduklarini ögrenir. Bursa'yi atese verdigi zaman Orhan Gazi Camiini de yaktirmistir. Memlûklu ve Bizans kaynaklarinin bildirdiklerine göre Karamanoglu. Çelebi Sultan Mehmed. yukarida belirtilen hareketlerinden dolayi Karamanoglu üzerine yürümeye karar vererek süratle Inegöl'e gelir. Bu defa basini kurtarmak için öncekinden daha agir olan bir muahede imzalamak zorunda kalan Karamanoglu. memleket-i Osman'a kat'a yaramaz nazarla bakmayayim. Osmanli. Bunun üzerine yaninda Osmanli kuvvetleri oldugu halde Konya surlari önüne gelen Karamanoglu. ani bir baskinla Konya önünde bulunan Karamanoglu'nu yakalayip Mehmed Çelebi'nin yanina getirir. Daha önce de belirtildigi gibi Izmir ve çevresini zapt edip Cüneyd'i bertaraf eden Çelebi Sultan Mehmed. Fakat Karamanoglu'nun yaptigi bu hareketten dolayi üzülür ve üzüntüsünden hastalanir. Beysehir. Seydisehri ve Nigde'yi Osmanlilar'a terk etmek zorunda kaldi. bu yangini açik bir sekilde ortaya koyup o günü hâlâ hatirlatmaktadir. Karamanoglu'nu. Yalvaç. Bunun üzerine tekrar o tarafa döner. Sivrihisar. Konya önünde Ortakuyu mevkiinde Osmanli ordusuna mukavemet etmek istediyse de maglub olarak kaçmak zorunda kalir. Keza o. hisar üstünde kendisiyle konusan oglunu ikna ederek birlikte Osmanli sultaninin yanina gelirler. Eger bakacak olursam Kelâm-i Kadîm (Kur'an) benden davaci olsun. Beypazari. maiyetindeki askerlerine yagmalattirmistir. Aksehir.Harman Danasi denilen ve sisman olan nedimi. daha ordugâhtan çikar çikmaz yeminini bozmus ve ovalara yayilmis bulunan Osmanli atlarini. Hicrî 818 (M. Ancak koyu bir Osmanli düsmani olan Karamanoglu. Beysehri. Nitekim bugün Bursa Orhan Camii kapisi üstünde bulunan bes satirlik bir kitabe. yeminden sonra da kendisine hil'at giydirilip at. Bu sirada Bâyezid Pasa. Kendisine Kur'an-i .

sonra çikar oyunu" darbimeseli." Karamanoglu'nun bu hilesi. Konya'yi Osmanli ülkesine katmaktan vaz geçer. eyler inkar Beyi ve kadisi hem çeyhi müderris Hiledir isleri hem hâr u mekkâr Tekebbür. Memlûklular'la arasinin açilmasini istemeyen Çelebi Sultan Mehmed. Osmanoglu ile adavetimiz (düsmanligimiz) besikten mezara kadardir. yalan çok. Karamanoglu'nun bu hilesinden sonra Çelebi Sultan Mehmed tekrar ve süratle Konya üzerine yürümüs ve kisa bir çarpismayi müteakip müstahkem hisarini zapt etmisti. Osmanli saldirisina karsi koyamayan Mehmed Bey. koynunda saklamis oldugu güvercini kast etmis oldugunu söylemistir. Yildirim Bâyezid zamaninda Gelibolu tersanesinin yapilmasi ile gelismeye baslayan Osmanli denizciligi. kel ve foduldur Karaman Aninçün kahr eder ani Kahhar" Yine bu cümleden olarak "Karaman'in koyunu. Silifke'nin kuzeyinde bulunan Varsaklar arasina kaçip kurtulmustu. Memlûklular'in himayesinde bulunan Karamanlilar'i fazla tazyik etmekten de uzak durmaya çalisiyordu. henüz Venedikliler'le boy ölçüsebilecek bir güce sahip degildi.Kerim üzerine ettigi yemin hatirlatilinca: "Bu can su tende durdukça" sözü ile kendi canini degil. . dönemin efkâr-i umumiyesinde Karamanlilar hakkinda bazi fikir ve görüslerin ortaya çikmasina sebep olmustur. daha Orhan Gazi zamanindan itibaren denizciligin önemini kavramis ve gelismesinin denizcilik sayesinde daha kolay olacagini anlamisti. Bununla beraber Çelebi Sultan Mehmed. VENEDIKLILER'LE YAPILAN ILK DENIZ SAVASI Bir kara devleti olarak kurulan Osmanli Devleti. Bu sebeple olacak ki 1321'lerden itibaren üç yönde denizlere çikma hareketine basladi. isimizin geregi de ahdi bozmaktir. bazi degisikliklerle günümüze kadar gelmistir. Bu sebeple. Nitekim bu maksatla koynunda sakli bulunan güvercini saliveren Karamanoglu. Nitekim Asikpasazâde tarihinde söyle denilmektedir: "Karaman'da bulunmaz dogru bir yar Veliler çok bile kulmas ve ayyar Eder kavl ü karar ahd u peyman Içer andlar. süratle Konya'ya çekilirken söyle diyordu: "Bizim.

bu muharebedeki katliami su ifadelerle nakl eder: "Evvela amiral Çali Bey'in kadirgasina taarruz ederek. topluca öldürülerek büyük bir katliama tabi tutuldular. Bu talimat geregi o. Venedik amirali. Çali Bey komutasinda Akdeniz'e çikar. Sonunda Imparator Manuel'in araya girmesi ile iki taraf arasinda baris saglanmis ve esirler iade edilmisti. yeni yeni ögrenmeye basladiklari bu denizcilik mesleginde henüz tam bir olgunluga erismis degillerdi. Osmanli ticaret gemilerine karsi düsmanca bir muamele içinde bulundugu için hicrî 818 (M. Henüz yeni gelismekte olan Osmanli donanmasi. Tam bu sirada Istanbul taraflarindan gelmekte olan bir Middili gemisini. Zaten Venedikliler de kendileri ile denizde rekabet edebilecek bir gücü istemiyorlardi. gemide mevcud bütün erleri kiliçtan geçirdiler. Katalan. Otuz gemiden meydana gelen bu Osmanli donanmasi. Türklere ait oldugunu zannederek yakalamak isteyen Venedik amirali. Bu istegi red eden Osmanli amirali. Ertesi gün. Sicilyali. tekrar gözden geçirildi. Bu arada Osmanli amirali ile isbirligi yaptiklarini sandiklari vatandaslarini da amiral gemisinde iskence ile öldürdüler. geminin Osmanli donanmasina dogru kaçip onlara siginmasi üzerine geminin kendisine verilmesini ister. 1415) yilinda Gelibolu tersanesinde hazirlanan 30 kadirga. Türkler tarafindan kendisine bir taarruz olmadikça. Katliamdan kurtulan Müslüman gemici ve askerlerin bir kismi da idareleri altinda bulunan Ege adalarina çalistirilmak üzere götürnldüler. Bu hadiseden bir sene sonra. Bunlarin verdigi bilgiye göre Gelibolu sahilinde cereyan eden muharebeyi seyr eden çocuk ve kadinlarin gözleri önünde o anda ele geçirilen Osmanli amiral gemisi ile alti kadirga ve alti çektirmede ele geçirilen bütün esirler. Lapseki önlerine gelir. Bununla beraber her iki donanma da harp tertibati almisti. Sonra baska kadirgalara da . olaya müdahale ettiginden Marmara adasi ile Gelibolu arasinda siddetli bir muharebe meydana gelir. Bu arada bütün savas boyunca yirmi yedi gemi. bu ilk ciddi deniz muharebesinde maglub olurken komutani (amiral) olan Çali Bey de sehid olur (1 Rebiülâhir 819/29 Mayis 1416). Türklerden zapt ettikleri gemileri geri isteyecekti. Dukas. Bu sebeple. Bunun için Osmanli denizciligini baltalamaya yönelik her çareye basvuruyorlardi. Paros ve Milos adalarina hücum etmis. Hatta Çali Bey'i de yakalayarak vücudunu parça parça ettiler. Yaralanmis olan Venedik amirali ise Bozcaada'ya çekilir. Fransiz ve Giridli gibi Hiristiyan gemiciler de. gemilerin seren direklerine asilmak suretiyle öldürüldüler. Venedikliler'in eline düstü. 1417 yilinda Pietro Loredano tekrar gelerek Lapseki'yi almak istediyse de muvaffak olamaz.Ege Denizi'nde Venedikliler'e bagli Andros adasi beyi olan Pietro Zeno. kendisinin taarruz etmemesi hakkinda senatodan kesin talimat almisti. Gerek çagdas tarihçi Dukas. ölümden kurtulmus bulunan esirler. gerekse daha sonraki tarihçiler bu katliami tafsilatli bir sekilde anlatirlar. bir hayli de esir alip dönmekte iken Egriboz adasi sahilinde rastladigi birkaç Venedik ticaret gemisini de zapt ederek geriye dönmüstü. Venedikliler'in Pietro Loredano komutasinda sevk ettikleri donanma. kahramanca savasmis olmalarina ragmen Venedikliler'le basa çikamamislardi. Venedikliler tarafindan Türk ticaret gemilerine karsi girisilen hareketlere mukabele etmek üzere Andros. Bunlar içinde kendi istekleri ile Osmanli gemilerinde bulunan Ceneviz. Nitekim bu ilk savasta maglub olan Osmanli donanmasi ve askerine karsi giristikleri katliam bunun açik bir delili olarak tarih sayfalarinda yer almaktadir. Öyle anlasiliyor ki Osmanlilar.

Venedikliler. Küre ve Kalecik'in Kasim Bey'e verilmesini istemisti. Mehmed Çelebi'nin rakiplerini desteklemesi. onlarin daha sonra denizcilikte de maharet kesb etmek için çok daha ciddi çalismalarina sebep olmustu. Kastamonu'ya dönmüs ve bütün camilerde Mehmed Çelebi adina hutbe okutmustur(1416). Burada tahkikat yaparak erler arasinda Türk aslindan olanlari kâmilen bogazladilar. Ankara muharebesinden sonra Timur'un yardimi ile. Isfendiyar Bey'i Sinop'ta muhasara altina almisti. Çelebi Sultan Mehmed'e birakan Isfendiyar Bey. Bu isteginin reddi üzerine harekete geçen Osmanli ordusu. . Ücret ve diger menfaat temini maksadiyla Türklerin hizmetine girmis olanlarini Bozcaada'da kazikladilar." Istanbul'un fethinden tam otuz yedi sene önce cereyan eden bu hadise. Nitekim Isfendiyar Bey. Osmanli tarihçilerinin bildirdigine göre Osmanlilar'la birlikte hareket eden Kasim Bey. Gelibolu'dan bir mil kadar uzakta cereyan etmisti. daha önce Osmanlilar'in eline geçmis olan yerlerini geri almisti. Nitekim Candar beyleri ile olan münasebet de böyle bir endisenin sonucunda baslamisti. Osmanli hükümdari ile basa çikamayacagim anlayan Isfendiyar Bey. ANADOLU HAREKÂTI Çelebi Sultan Mehmed. aradaki dostane münasebetleri bozmus ise de sonradan anlasarak pek çok olayda birlikte hareket etmeye basladilar. Eflâk harekâtindan sonra askerî harekâtini bir müddet için Anadolu'ya çevirmek zorunda kaldi. Tosya. simdiye kadar tanimadiklari ve sahidi olmadiklari böyle bir olay. Çankiri. Karaman ve Eflâk seferlerinde oglu Kasim Bey komutasinda birlikler göndererek Çelebi Sultan Mehmed'i desteklemisti. Isfendiyar Bey'e bir mektup yazarak Kastamonu. Bu muharebe. Bütün adada çepeçevre bag kütükleri ve bu kütüklerden sarkmis üzüm salkimlari gibi asilmis erler görünüyordu. Ancak. Kardesler arasinda meydana gelen mücadelede. 27 adet Türk gemisini alarak Bozcaada limanina girdiler. plânli bir harekattan ziyade bölgede Osmanli hâkimiyetine karsi ortaya çikip yükselen tehdidlerin sonucu olmustu. sevdigi oglu Hizir Bey'e verecegini duyarak Mehmed Çelebi'ye bas vurmus ve onun araciligi ile bazi yerlerin kendisine verilmesini istemistir. Isfendiyar Bey'in. Venedikliler'in vahsetini ortaya koymaktadir. Osmanlilar'in. Hiristiyan erler hakkinda da arastirma yaparak Türk donanmasina angarya olarak cebren (zorla) alinmis olanlarin hayatlarini bagisladilar. ülkesinin en verimli yerlerini.taarruz ederek bütün Türk kadirgalarini zapt ettiler. Eflâk seferinden dönüste babasi Isfendiyar Bey'in. aksama dogru muharebeye son verdiler. Candaroglu Isfendiyar Bey. Kastamonu ile Küre hariç olmak üzere adi geçen yerleri oglu Kasim Bey'e degil. Çelebi Mehmed namina hutbe okutup para bastirmak suretiyle onun hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalmisti. Türkleri. Bu harekât. Bunun üzerine Mehmed Çelebi. kanlarinin ve çocuklarinin gözleri önünde merhametsizce parçaladilar.

savas olmadan ele geçmis oldu. Hayati boyunca Timur'a düsman olmus ve onunla mücadele etmis olan Karakoyunlu Devleti'nin beyi Kara Yusuf. Ordu taraflari da Karahisar Canik'ine aittir) bölgesinde de faaliyette bulunan Pir Ömer'in bu hareketi. yanindaki bütün Tatarlarla birlikte Rumeli'ye geçer. bunlarin kim olduklarini ve reislerinin nerede bulundugunu sorunca. devamli olarak birbirleri ile mücadele edip bölge halkina zarar vermekte idiler. Cenevizliler'in elindeki Samsun'a almaya memur edildi. Pir Ömer Bey. Bu tehdid üzerine Hasan Bey. Canik seferinden sonra Bursa'ya dönerken Iskilip taraflarinda bir Tatar cemaatine rastlar. "bakiniz. Osmanli Devleti'ni endiseye sevk etmisti. aralarindaki düsmanliktan dolayi kardesi ile bir arada bulunamayacagini belirterek özür dilemis ve babasinin yanina dönmüstür(1419). ben harb ederken bu Tatar beyleri dügün pesinde kosuyorlar ve bab-i hümayunumda görünmüyorlar" diyerek. Bu iki devlet. Sehrin muhafizi Isfendiyar oglu Hizir Bey. reislerinin de Minnet Bey adinda biri oldugunu ve su anda bir dügünde bulundugunu söylerler. Hizir Bey'e kardesi Kasim Bey gibi kendisinin de Osmanli Devleti'nin hizmetine girmesini teklif etmis ise de Hizir Bey. Çelebi Sultan Mehmed. Daha önce de belirtildigi gibi Sivas Canik'i mintikasinda biri müslüman digeri Cenevizliler'e bagli olan ve kâfir (Gavur) Samsun denen. 1418 yilinda Pir Ömer'in Karahisar Canik'ini. Canik bölgesini ilhak etmek üzere ugrastiklari dönemde dogu sinirlarinda Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmen devletleri vardi. diger bir kismi da Arnavutluk havalisine iskân . Kara Yusuf. nihayet Candaroglu Isfendiyar Bey'in de Müslüman Samsun'u alarak Bafra Bey'i olan oglu Hizir Bey'e vermesi. ileride onlardan gelebilecek bir tehlikeye simdiden mani olmak maksadiyla onlarin Rumeli'ye göç ettirilmelerini emr eder. Mogol istilasi zamaninda buralara getirilip yerlestirilmislerdi. Osmanlilar'in dostu idi. kendilerinin Samagar Tatarlarindan olduklarini. yardim istemek üzere o dönemde Amasya valisi bulunan Sehzade Murad'a bir heyet göndermisti. Bu haberi duyan Ceneviz Samsun'u halki. Böylece bu Samsun. Çelebi Sultan Mehmed. Padisah. mahallî beylerden Alparslan oglu Hasan'in da Çarsamba taraflarim almasi. Bundan sonra da Müslüman Samsun kusatma altina alinmisti. Yukarida belirtilen hadiseler cereyan ederken her iki Samsun'un alinmasina karar verilerek Amasya valisi Sehzade Murad'in lalasi Biçeroglu Hamza Bey. kendi sahasini genisletmek için Sarkî Karahisar Bey'i Melek Ahmed Bey'in oglu Hasan Bey'i tehdid ederek burayi alip kendi bölgesine katmak istiyordu. Bundan sonra biri Sivas. Erzincan'i Akkoyunlular'dan alarak kendi adamlarindan olan Pir Ömer Bey'e vermisti. Bu emir üzerine yol hazirliklarina baslayan Minnet Bey. Nitekim. sehri atese verdikten sonra gemilere binip buradan ayrilir. Fakat henüz yardim gelmeden harekete geçen Pir Ömer bu beyi yakalayarak Sarkî Karahisar'i da zapt etmisti. Çelebi Sultan Mehmed'in harekete geçmesine sebep olmustur.CANIK BÖLGESININ ZAPTI Osmanlilar'in. birbirine yakin iki Samsun vardi. Bunlar. digeri de Karahisar'a tabi iki Canik (bunlardan Samsun ve Çarsamba taraflari Sivas Canik'ine. mukavemet edemeyecegini anlayarak sehri bizzat sefere katilmis olan Çelebi Sultan Mehmed'e teslim eder. Bunun üzerine Çelebi Sultan Mehmed. Verilen emre göre bunlarin bir kismi Filibe taraflarina.

gerekse Kahire. asagi tabakadan birini seçti. gerek memleket içinde. Daha sonra Edirne'ye gidip ana ve babasina kavustu. Seyh Bedreddin'in bunlardan baska eserleri de vardir. Minnet Bey'in oglu Mehmed Bey. Onun bu özelligi daha önce temas edildigi gibi hayatini kurtarmis ve kendisine sürgün yerinde bile maas baglanmasina sebep olmustu. yerlesmis ve saglam sistemleri ezip geçecek kadar sakat bir yol seçmisti. bir kismi da Arnavutluk tarafina yerlestirilmislerdi. siyasî ve ictimaî mahiyetteki ayaklanmayi bastirmaya muvaffak oldu. Vâridat adini tasimaktadir. Osmanli tahtini kardesleri ile paylasarak saltanat sürmekte olan Musa Çelebi'nin takdirlerini kazanarak kadiaskerlige tayin edildi. Ahlatî isminde bir zata intisâb ederek seyhlik sifati almis olmasina ragmen. memleketin siyasî ve sosyal bünyesine vurmayi tasarladigi darbeyi vurabilecek yikici bir zekaya sahipti. "Letâifu'l-îsârât"in serhidir. Seyh Bedreddin. Haleb gibi Islâm âleminin en namli kültür merkezlerinde uzun zaman dolasip. Burada. Seyh Bedreddin Mahmud ve taraftarlarinin çikardiklari isyandir. onun degerini ortaya koyma bakimindan yeterlidir. iki seneden daha fazla bir süre. Misir dönüsü Haleb. sonradan burada cami. Bedreddin'in bu eserleri ulemaca muteber kabul edilmislerdir. Seyh Bedreddin bu eserini Edirne'de kadiasker iken yazmaya baslamis. Seyh Bedreddin'in tasavvuf sahasindaki görüslerini ortaya koyan eseri. Bedreddin bu adamda. kendi görüslerini açiklayabilecek enerji . imâret ve kervansaray yaptirmistir. Göz hapsinde bulunmasina ragmen Seyh Bedreddin burada rahat durmuyor. O. Bu dönemde Bedreddin'e. Bu gaye ile Bedreddin. bunlardan bir kismi Filibe civarindaki Konushisar mevkiine. Seyh Bedreddin. Izmir körfezinin güney ucunda ve Sakiz adasinin karsisinda Karaburun'da (Çesme) (o zamanki adi ile Stylaryus dagi) üzerinde dogmus. hareketlerinin sorumlulugunu yüklenecek ve kendisine yol açacak bir âlet lazimdi. Bilgi bakimindan zamaninin ileri gelenlerindendi. hem zahirî. gizlice adamlarini yetistiriyordu. ciddi ve parlak bir tahsilden sonra Hüseyin b. Emre uyularak. Islâm hukukunda zamaninin imami durumunda idi. Ülkeye tek basina hâkim oldugu günden beri Seyh Bedreddin'in hareketlerini dikkatle takib eden Çelebi Sultan Mehmed. Sam. IÇ ISYANLAR ve SIMAVNA KADISI OGLU SEYH BEDREDDIN MAHMUD'UN ISYANI Çelebi Sultan Mehmed devrinin en önemli hâdiselerinden birisi. Bu eserinden önce fikha dair "Letâifu'l-îsârât" isimli eserini yazmisti. seyhin baslattigi dinî. Bu hususta "Câmiu'l-Fusûleyn" adli eseri. hem de batinî ilimlerdeki vukuf ve ihatasiyla mümtaz ve müstesna bir mevki isgal etmisti. ilim ve irfan üstadlarinin egitim ve terbiye nimazlarini kirarak. "Kitâbu't-Teshil" adi ile kaleme aldigi eseri. Filibe-Istanbul yolu üzerinde ve Filibe'ye yakin bir mesafede bulunan yere yerlestirilen ve sonradan Tatarpazari adini alan bu yer.edileceklerdi. adi geçen Tatarlar tarafindan kurulmustur. Fakat Çelebi Sultan Mehmed'in kardeslerine galip gelmesi üzerine mevkiini kayb ederek Iznik'e gönderildi. Konya ve Tire'de dolasmaya basladi. Seyh Bedreddin'in. Gerçekten Seyh Bedreddin Mahmud. 818 Cemaziyelâhir'in yirmi yedinci sali günü (3 Eylül 1415) Iznik'te ikamet ederken bitirmisti.

seyhin Iznik'te kalmasini tehlikeli bir duruma sokmustu. o zamanlarda Bedreddin'in görüslerini yaymaya çalisan dervislerin basina geçti." Bedreddin ile sirdaslarinin gizli amaçlari. senin evinde kendi evim gibi otururum. Seriat çerçevesi içine alinmis ahlâk degerlerini hiçe sayarak beser zaaflarina genis müsaadeler tanimak. Bundan dolayi da taraftarlari ona Dede Sultan adini verdiler. Sancak isteyen gelsin. Dukas'in da dedigi gibi gayr-i müslimi bol olan Karaburun (Çesme) havalisinde Türklerden ziyade Hiristiyan ve Yahudilere taviz vererek o suretle bu cemaatleri basina toplayabilmisti. Aydin. subasilik isteyen gelsin velhasil her arzusu olan gelsin. Yahudi Torlak Kemal de Manisa taraflarinda Rafizî Bâtinî bir Sia'nin tehlikeli hüriyeti ile faaliyetlerine basladilar. Ben. silahlarimi. Onun görüslerinin temeli. Gerçekten de Börklüce. Karaburun. Allah'a ibadet ettiklerini inkâr edenlerin kâfir olduklarini ilân ve kendilerine katilmak için gelen Hiristiyanlari gökten inen melekler gibi bereketli kabul ediyorlardi. Aydin ve Karaburun'da etrafina binlerce insan toplayan Börklüce Mustafa'nin muvaffakiyetleri. Asikpasazâde'nin ifadesine göre o söyle diyordu: "Bundan sonra padisahlik benimdir. Bunun üzerine Seyh Bedreddin. Gayesi. esitlik ve fakr gibi insana cazip gelen sloganlara dayaniyordu. devletin temelini kökten sarsmaya yönelik bir hadise idi. Börklüce Mustafa denilen bu hizli fanatik. Bu gayelerine erismek için de dervislerin görüsüne göre Hiristiyanlarin. Sen de benim elbiselerimi giyer. Bu meczuplar söyle diyorlardi: "Ben." Bu safhada Börklüce Mustafa. Bu yahudi. Aydin ve Manisa çevresinde baslayan bu fesad hareketinden haberdar olan Çelebi Sultan Mehmed. bir müddet sonra Zagra'dan Silistre'ye. arabalarini kullanirsin. halifeyim Mustafa (Börklüce) da benim hizmetkârimdir. Batinî Hasan Sabbah hareketinin bir benzeri olarak karsimiza çikan bu hadise. baslangiçta bütün boyutlari ile büyüklügünün farkina varilamayan bu olay. Isfendiyar Bey. Bunun için ailesini Iznik'te birakarak Sinop'taki Isfendiyar Beyi'nin yanina kaçti. Müslüman Türk kanina hayli pahaliya mal oldu. gerekli tedbirleri almakta gecikmedi. vekil ve dinî temsilci olarak seçti. nüfuz dairesi burada gittikçe genislemeye baslar. gizlice bir gemiye binerek Rumeli yakasina geçip Zagra'ya gider.ve heyecani buldugundan onu kendine kethuda. oradan da Dobruca'ya geçer. Bunlar. oradan Tatar iline geçmekti. Çelebi Mehmed'den çekindigi için seyhe müsaade etmedi. derhal kendini baba ve ruhanî reis ilân etti. Sonra da halkinin çogunlugu Siî olan Deliorman'a yerlesir. bir taraftan da ferdî mülkiyeti. Islâm tarihindeki. Seyhin. . Fakat. Bedreddin'e Torlak Kemal denilen bir yahudi de yardim etti. Seyh. Buna göre kadinlar hariç olmak üzere her seyde ortaklik vardi. Deliorman'dan her tarafa mektup ve adamlar göndererek büyük bir propaganda faaliyetine girisir. Avrupa ve Asya'da bir hükümet kurmak oldugundan Hiristiyanlari ve özellikle Rumlari elde etmek istiyorlardi. Sadece kadinlar müstesnadir. din farkini ve evlilik müessesesi gibi kanunun teminati altina alinmis sosyal barajlari da asip cemiyete yeni bir nizam tanimak yoluna koyuldular.

seyhten aldiklari ilham ve hizla. âsileri büyük bir bozguna ugratip Yahudi Torlak Kemal ile Börklüce Mustafa'yi öldürmüslerdi.Siî karekterli olan bu isyani bastirmak üzere harekete geçen Osmanli hükümdari. Mehmed Çelebi'nin emri ile kurulan bir ulema divaninda durumu tesbit edilip toplum nizamini bozmakla suçlanan Seyh Bedreddin Mahmud. Fakat bunlarin hepsinden cazip olani süphesiz ki memleketin muayyen bir zümre arasinda taksim edildi. Dinî vecibelerin kalkmasi. izdirap ve zaaflarini sezip bunlari sahis ve zümre menfaatleri adina kullanmasini bilen anarsi merkezlerinin gayesidir. Allah birdir dedikten sonra peygamberligi sadece seyhlerine lâyik görüyorlardi. Nasil ki. Gerçekten. Anadolu'nun bu bölgesinde büyük bir tehlike olarak ortaya çikan bu isyani bastirmak üzere harekete geçen yeni Aydin Beyi Süleyman (Aleksandr) Bey'in maglub ve maktul düsmesi üzerine. Devrin en seçkin âlimlerinden mütesekkil bir mahkemenin karsisinda suçunu kabul eden Seyh Bedreddin için. her kaynasma ve ayaklanmada mühim olan birer figüran rolündeki yiginlarin çikardigi gürültü degil. . kanunlarin bozulmasi. kisa bir zamanda binlerce kisiyi ayaklandirmaya muvaffak olmuslardi. Öbür taraftan etrafina pek çok Hiristiyan ve Yahudiyi toplayan Seyh Bedreddin. Bunun üzerine Amasya sancak beyi ve henüz on iki yasinda bulunan Sehzade Murad ile lalasi Bâyezid Pasa. Bedreddin Mahmud da sahne olarak ayni cografya parçasini seçip on yildan fazla süren sehzadeler mücadelesinin dogurdugu siyasî ve ictimaî huzursuzluktan faydalanmasini bilmistir. Bu belirli ihtiraslar etrafinda merkezlesen gayeler ise. sosyal sartlarin ve siyasî buhranlarin halk için sikintilar ortaya çikardigi devirlerde meydana gelen hosnudsuz ruh haletinden faydalanirlar. kani helâl" fetvasi üzerine 1420 yilinda Serez pazarinda idam edilmisti. önce bölge beylerini bunlarin üzerine gönderecektir. Türk Islâm birligine karsi giristigi bozguncu hareketin zararini kabul etti. Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal gibi propagandacilar. sayilari binleri bulan. Babaî isyanlari Selçuklu inkirazinin ortaya çikardigi sosyal bir çalkantinin sonucu ise. bazi kimseler için göz boyayan hos müsaadelerdi. Tarihî seyri ve neticesi ne olursa olsun. mürid ve dervisler üzerinde seyhin nüfuzu o derece kuvvetli idi ki. Fakat bunlarin fazla bir varlik gösterememesi ve hatta maktul düsmeleri üzerine daha ciddi tedbirlerin alinmasi gerektigine kanaat getirip Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal ile târaftarlarini ortadan kaldiracaktir. bu da onlarin bol huzur ve kolayca servet temini gibi vaadleri çok cazib bulmalarindan ileri geliyordu. gayet âdilane cereyan eden bu muhakemede. asilerin üzerine yürümüs ise de muvaffak olamamisti. Saadeddin Teftazanî'nin talebelerinden olan Heratli Mevlânâ Haydar Acemî'nin verdigi "Mali haram. bu yiginlarin gizli veya asikâr istek. Seyhe ve halifelerine uyanlar arasinda Türklerden çok Yahudi ve Hiristiyanlar görülüyordu ki. Manisa Sancak Beyi Kara Timurtas Ali Bey. bu adamlar. haramlarin helal kilinmasi. üzerine gönderilen kuvvetlere mukavemet edemeyerek teslim olmus ve Serez'de bulunan Çelebi Sultan Mehmed'in yanina götürülmüstü.

Musa Çelebi'ye karsi. kendilerini Mehmed'e teslim etmeyecegini bu bakimdan müsterih olmalari . Onun tesviki üzerine Eflâk Bey'i Mirçe ile baglanti kurup o tarafa geçer. Kendi menfaatini gözönünde bulunduran Imparator. Yildirim Bayezid'in ricasi üzerine arattirilarak bulunmustu. bunlara izaz ve ikramlarda bulunarak onlari teselli eder. Timur'un ölümü üzerine sehzade Mustafa da diger hükümdarlarin ogullari gibi serbest birakilmisti. Murad'i da mesgul edecektir. Fakat.Büyük bir mücadele ve gayret sonucu. Bu defa onun karsisina Yildirim Bâyezid'in yasça kendisinden daha büyük olan (bazi kaynaklarda küçük) ve saltanat iddiasinda bulunan Mustafa Çelebi'yi çikarmisti. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre Timur onu Semerkand'a götürmüstü. Mustafa ve Cüneyd Bey'in giristikleri hareketleri haber alir almaz derhal harekete geçer. Yapilan muharebede Çelebi Sultan Mehmed galip geldiyse de Mustafa ve Cüneyd'i yakalayip ortadan kaldiramaz. Çelebi Sultan Mehmed. Talihlerinin degismis olmalarindan müteessir olmamalarini. görünüste Çelebi Mehmed'in dostu idi. Selanik valisi Dimitrios Laskaris Leondarios. bu sarsintida oynadigi rol. Yorucu ve zahmetli bir yolculuktan sonra Anadolu'ya gelebilen Sehzade Mustafa. Çelebi Sultan Mehmed'in vefatindan sonra oglu II. Onun. Gerçekten Manuel. Fakat bütün bunlar. Çünkü magluplar Selanik kalesine siginmislardi. cesaretlerini kayb etmemelerini ve Selanik'in Türklere teslimi tehlikesi olsa bile. Teselya ve Selanik taraflarinda faaliyete geçer. Bu sebeple Imparator Manuel bu defa Mustafa'mn tarafini tutmaya baslamisti. Hatta ona bir evlad gözü ile baktigini bile söyleyerek ona bu yönde teminat vermisti. Selanik mintikasinda iki ordu karsi karsiya gelir. küçük yasta vefat ettigine dair çikarilan sayia ve Çelebi Sultan Mehmed'in siyasî tesebbüsü üzerine orada barinamayarak Bizans Imparatoru Manuel'e iltica edip ve ondan yardim ister. Babasi ile birlikte Ankara savasina katilan Mustafa Çelebi (öl. Ikinci Sultan Murad gibi hükümdar namzedi bir sehzade yetistirip birakmasidir. Çünkü o siralarda Musa Çelebi Istanbul'u kusatma altina almisti. MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI Yildirim Bâyezid'in ogullarindan biri olan ve saltanat iddiasinda bulundugu için tarihlerde Düzme Mustafa denilen Mustafa Çelebi. iç yaralari sarip memleket bünyesinin sagligini iade eden Çelebi Sultan Mehmed'in bu vatana en büyük hediyesi. Ankara savasindan sonra Musa Çelebi ile birlikte kayb oldugu söylenmis. Karamanoglu Ali Bey'e ait Nigde'de bir müddet kaldiktan sonra kardesi Musa Çelebi gibi Isfendiyar Bey'in yanina gider. Burada faaliyette bulunmalarinin sebebi de herhangi bir muvaffakiyetsizlik halinde derhal Selanik kalesine siginabilmeleri içindi. Ulahlar'dan ve iki defa isyan edip iki defa da af edilen Nigbolu Sancak beyi Izmiroglu Cüneyd Bey'den yardim gören Mustafa Çelebi. Hamideli ve Teke sancagi askerlerinin basinda bulunuyordu. 1422). Mustafa. Manuel'e Osmanli ülkesinden daha çok menfaat temin edecegi garantisini veriyordu. menfaat karsiligi idi. Çelebi Sultan Mehmed'e yardim etmisti. Seyh Bedreddin'den sonra devletin ikinci kez sarsilmasina sebep olmustu.

" dedi. biz Hiristiyanlarin itikad ettigimiz ekanim-i selâse (Hiristiyanlik'taki üçlü ilâh sistemi)'ye yemin ederim ki. Sunu da biliniz ki. ben despot degil bir kulum. Eger ettigin yemini tutmak istemiyorsan haksiz olani Allah'in adaleti cezalandirir. O.gerektigini söyler. Bu hususta emir vermek ona aittir. kaçaklari. Bununla beraber. Ben. hükümdarligin devam ettikçe ve sen hayatta bulundukça mülteci Mustafa ile arkadasi Cüneyd hapishaneden çikmayacaklardir. Validen bu sekilde bir cevap alan Çelebi Sultan Mehmed. dinlemek bile istemem. senin hayatina da son verip düsmanlarimi avucumun içine alacagim." sözleri ile Mustafa ve Cüneyd'in teslim edilmesi teklifini red eder. Yalniz Bizans Imparatorunun kulu degil. imparatora müracaat ile Mustafa Çelebi'nin kendisine teslim edilmesini ister. gerekse ondan sonra gelecek olan Osmanli hükümdarlarina karsi bunlari. hayatini kurtarmak isteyen zât. korumasi altina almasi üzerine Çelebi Sultan Mehmed." diyerek padisahtan özür diler. Tarafinizdan sadir olan bu emrin icrasi ve neticeye erdirilmesi size ait bir keyfiyettir. Selanik valisi Dimitrios'un. imparatorun himayesine siginan ve bir atmacanin takip ettigi keklik gibi. Sen bu dünyadan göç ettikten sonra talihleri ne ise o olsun. Bu sebeplerden dolayi âbidane istirham ediyorum. Onlar da Dimitrios'un teselli veren bu sözlerinden cesaret alarak rahat bir nefes aldilar. Halbuki benim de vazifem cereyan eden hali imparatoruma haber vermektir. Bu dostlugu bozmaya ve Bizanslilara büyük zararlar yapilmasina sebep olma. Bana iltica edenleri teslim hakkindaki teklifini yapmak degil. biraz sabr ediniz. Selanik valisinden de Mustafa ile Cüneyd'in kendisine gönderilmesini ister. ben de baban makaminda olmayi kabul ederek ahd ettik. Haber aldigima göre o senin kardesindir. Zira sen. onun evladi makamindasin. bu arzusunu açikça dile getirmese bile "hükümdarligin devam ettikçe." demek suretiyle zimnen buna isaret etmektedir. Bu arada. hem bir koz. Bunun için avlamakta oldugum avi bana teslim et.. alelâde Türklerden biri degildir. Çelebi Mehmed'e gönderdigi mektubunda: "Sen benim evladim. ayni zamanda senin de kulunum. pekâla bilirsin ki. . maiyeti erkanindan birisini Selanik valisi Dimitrios Laskaris'e göndererek: "Bizans imparatoru ile aramizda mevcut olan bozulmaz dostluk ve sevgiyi pek iyi bilirsin. su dakikada cereyan eden vak'alari imparatora yaziyorum. dostlugu birakarak düsmanligi ele alacagim. Bizimle Bizanslilar arasinda nifak ve düsmanlik sokmaya çalisma. Zaten alelâde biri olsa dahi yine imparatorun izni olmadikça onu size veremezdim. Kisa bir zaman içinde sehri zapt edip halkini esir edecegim. gerek Sultan Mehmed. Mektuptaki ifadelerden anlasildigina göre Imparator. Bunu yapmayacak olursan. Ben ise verilecek emri ifa edecegim. Bu istek karsisinda Bizans Imparatoru Manuel. Eger isin böylece halline razi degilsen istedigin gibi hareket et. Bu açik tehdide karsilik Selanik valisi Dimitnos Leondarios su yumusak cevabi verir: "Ey padisah. hem de bir emniyet subabi olarak kullanmak arzusunu tasimaktadir..

Sultan Mehmed. padisah Istanbul yolu ile Anadolu'ya geçerken yolda yakalanip tevkif edilmesini imparatora teklif ettiler. Çelebi Sultan Mehmed. Ibrahim ve Haci Ivaz Pasalari davet ederek kendileri ile gizlice görüsmüstü. bu teklifi kabul etmez. 1420 yilinda Istanbul yolu ile Anadolu'ya geçmek üzere gelir. Çelebi Sultan Mehmed. bu bakimdan iyilestikten sonra görüsebileceklerini söylemisti. Fakat bu hastalikta" kurtulamayacagini anlayinca vezirleri olan Bayezid. hükümdar olacak olan oglu Murad'in. Çelebi Sultan Mehmed. Padisaha tahsis edilen gemi ile imparatorun gemisi yanyana olmak üzere Üsküdar'a geçtiler. MEHMED ÇELEBI'NIN VEFATI Mehmed Çelebi. küçük kardeslerini . Bu vasiyetinde ayrica. Ama Bizans ileri gelenlerinden birçogunu padisahi karsilamak ve hediyeler takdim etmek üzere gönderir. Hükümdarlarinin hayatta ve saglikli oldugunu gören asker ise sevinmisti. Elçiler. Derhal Edirne sarayina tasinan Mehmed Çelebi'nin durumundan süphelenen asker. padisahin Anadolu'daki islerini bitirdikten sonra Istanbul'u almak üzere kusatacagi haberini getirmislerdi. her sene üç yüz bin akça vermeyi. Bu haber üzerine Bizans'in bazi ileri gelenleri. güya hatir sormak için bir elçi göndermisti. Çelebi Mehmed'i sehir disinda karsilayarak Bogaz kenarinda Çifte sutun (Besiktas) denilen yere kadar kendisine refakat ederler. burada üç sira kürekli kadirgada bulunan imparator bizzat kendisi karsiladi. Aksam olunca maiyyeti ile birlikte Izmit tarafina hareket ederek Bursa'ya gelir. kisi Bursa'da geçirdikten sonra 1421 yili ilkbaharinda Gelibolu yolu ile Edirne'ye döner. buna karsilik imparator da Çelebi Mehmed hayatta kaldigi müddetçe Mustafa'yi serbest birakmamayi ve Mehmed'in haleflerinin Bizans'a karsi takinacaklari tavra göre hareket etmeyi taahhüd ediyorlardi. Bu mültecilerin masraflari için Osmanli Devleti. Bununla beraber bu haber yüzünden ihtiyatî bir tedbir olmak üzere Çelebi Sultan Mehmed'i karsilamak için çocuklarini da göndermez. Imparator. Mustafa Çelebi'ye yardim edip asker veren Eflâk topraklarina akinlar yaptirmak suretiyle intikamini almis oluyordu. Bu hadiselerden sonra Çelebi Mehmed. daha ileri gitmeyerek imparatorun teklifini kabul eder görünür. Fakat Imparator Manuel. Padisahin hastalandigi Bizans Imparatoru Manuel tarafindan haber alininca. Bu görüsmede. Amasya valisi olan büyük oglu Murad'in hemen davet edilip hükümdar ilan edilmesini vasiyet etmisti. Dolmabahçe ve Tophane sahillerine gelen padisahi. Istanbul'a getirilen Mustafa ile Cüneyd'i ve maiyetlerindeki otuz üç kisiyi Limni adasina gönderir. Bir ara Edirne civarinda tertipledigi bir av sonunda ormandan çikan bir domuzu takip ederken ani bir felç geçirerek baygin bir sekilde attan düser. gelen Bizans elçisini kabul etmemis ve birkaç günden beri hasta oldugunu. Bu arada Bizans casuslari. Selanik kusatmasini da kaldirarak Edirne'ye döner. burada karaya çikarak çadira iner. büyük bir heyecana kapilmis ise de bu heyecani yatistirmaya muvaffak olan devletin ileri gelenleri onu hayatta ve saglikli imis gibi gösterebilmislerdi.

Murad'in derhal getirilmesini istemesi. nazik. Çelebi Mehmed'in özelliklerini kaynak eserlere istinaden veren Uzunçarsili. Bu arada Murad'in Bursa'ya dogru yola çikmasi bekleniyordu. ölümü halinde kardesi Mustafa Çelebi'nin imparator tarafindan saliverilmesi endisesi idi. Onun ölümünü bildirmemek için pek çok tedbir alindi. sik sakalli. beyaz yüzlü. azim ve irade sahibi. Böylece vefati yaklasik 40 gün kadar saklanabildi. Halbuki kendisinin ölümü ile bu sart ortadan kalkmis oluyordu.öldürmemesi için de bunlarin imparatorun yanina gönderilmesini bildirmisti. duruma göre uysal . onun hakkindaki kanaatlerini su ifadelerle aktarmaktadir: "Çelebi Mehmed. açik alinli. ne babasi Bâyezid ve kardesi Musa Çelebi gibi sert. yollarin tamamen tutulmus olmasindan dolayi gidememislerdi. miladî takvim ile de 7 sene 8 ay ve birkaç gün olmaktadir. O. Fakat Leondari. Böylece hem asker hem de halk kendisini hayatta biliyordu. Iyi görüsü. kara ve çatik kasli. Behcetu't-Tevârih'te bu tarih 23 Cemaziyelevvel 824 (26 Mayis 1421) olarak gösterilmektedir. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre Çelebi Sultan Mehmed. Âsikpasazâde'nin ifadesine göre asker padisahi görmek istemis. devlet erkani ise bir hekimin tedbiri sayesinde onu sagmis gibi askere göstermeye muvaffak olmustu. Bu arada imparator tarafindan padisaha gönderilen Leondari Dimitrios. deniz yolu ile padisahin ölüm haberini imparatora iletmeye muvaffak olmustu. kara gözlü. Zamaninin olaylari gözden geçirilince bu kanaatte isabet oldugu anlasilir. vakur ve ciddi bir hükümdardi. Çünkü imparator ile yapilan antlasmada kendisi hayatta bulundugu sürece kardesinin saliverilmemesi seklinde idi. düsmanlarina da kendisini sevdirerek itimat telkin etmis ve kendisini saydirmistir. fakat rahatsiz bulundugu için yalniz basina gidecegi söylenerek cenaze Anadolu sahiline geçirildi. Bu haberi derhal Istanbul'a bildirmek için yola çikardigi birkaç ulak. makul hareket eden. Bu görüsmeden sonra Murad'a haber verip onu davet etmek üzere Elvan Bey süratle yola çikarilmisti. aradan uzun bir süre geçtigi halde huzura kabul edilmedigi için süphelenmis ve sonunda bir vasita ile padisahin öldügünü ögrenmis. ne de diger kardesi Süleyman Çelebi gibi yumusak ve kayitsiz idi. uzun kollu ve güler yüzlü bir hükümdardi. sözüne ve vaadine sadik. orta boylu. vaziyeti kavrayarak istedigini ve vaziyeti ona göre ayarlamasi. Çelebi Mehmed'in. sabirli. Yalniz dostuna degil. genis omuzlu. Bu yüzden de onun ölümü gizli tutulmustu. Murad'in Bursa'ya geldigi haberi üzerine padisahin Anadolu'ya bir seferinin olacagi. Cemaziyelevvel 824 (Haziran 1421) tarihinde meydana gelen vefatin günü hakkinda farkli görüsler bulunmaktadir. Bursa'da daha önce insa ettirdigi Yesil Türbe'ye defn edildi. Kararin ertesi günü hastaligi son haddine vararak aksam üzeri vefat etti. Osmanli Devleti'ni tek bir idare altinda topladiktan sonraki hükümdarligi hicrî tarihle 7 sene 11 ay ve birkaç gün. Padisahin cesedi. Çelebi Sultan Mehmed'in cesedi tahnit edilerek sarayda muhafaza edildi. Çelebi Mehmed hakkinda Osmanli tarihlerinden baska yabanci kaynaklar da iyi sehadette bulunmaktadir. Çelebi Sultan Mehmed'in bu tarihte 43 veya 47 yaslarinda bulundugu kabul edilmektedir.

Osmanli topraklarinin tamamen çözülmesini önleyen bir koruyuculuk faaliyeti olma basarisina erdi. Memlûklular ile de dostça geçinmisti. Karamanlilar'in. Osmanli hükümdarlari arasinda ilk defa olmak üzere Anadolu ve Suriye yolu ile Mekke ve Medine'ye giden hacilar kervani ile bu iki kutsal sehrin fakirlerine dagitilmak üzere "Sürre" adi ile altin olarak bir miktar akça gönderen odur. 36). onun hakkinda sunlari yazar: "Hayir ve din isleri ile ilgili müesseseler meydana getirmekte söhretli Selçuk sultani Birinci Alaeddin ile boy ölçüsebilecek olan Birinci Mehmed. Germiyanoglu Süleyman Sah'in kizi Devlet Hatun olan Mehmed Çelebi. . Timur'un oglu Sahruh'un gücü geri plânda agirligim hissettirdigi sürece Mehmed. Bununla beraber babasi Yildirim Bâyezid'in son yillarda eristigi güce erememisti. çocuk denecek yastan beri üzerine almak zorunda kaldigi büyük mesuliyetlerden dolayi son derece yipranmisti. Iç isyanlar." Bazi tarihçiler tarafindan devletin ikinci kurucusu olarak kabul edilen Çelebi Sultan Mehmed. Bu gaye için çaba sarf etmis ve büyük ölçüde de muvaffak olmustu. Osmanli tahtinda gözü olanlarin. din âlimleri ve genellikle Kur'ân'a gönül vermis olanlar hakkindaki cömertligi bakimindan da Misir sultanlari ile rekabet edebilir. Bitmek tükenmek bilmeyen gailelerle karsilasmis ama bütün bu gailelerin hakkindan gelmesini bilmistir. (Netâyicu'l-Vukuat. Onun en büyük emeli. seri hareket etmesi de kendisini en tehlikeli gailelerden basari ile çikarmistir. sehzadeler mücadelesinden galip çikarak devletin birligini saglamisti. babasi zamanindaki topraklari tekrar ele geçirmekti. O. sebatkârligindan ve iyi ahlâkindan bahs ederler. Küçük-büyük 24 muharebede bulunarak kirka yakin yara aldigi rivayet edilmektedir. Karamanoglu Mehmed Bey'in 822 (1419) yilinda Memlûk ordusu tarafindan esir edilerek Kahire'ye götürülmesi üzerine. Çelebi Sultan Mehmed'den bahs ederken sunlari söylemekten kendini alamaz: "Tek yönetici oldugu zaman I. Bizans destegine tabi olmalari sebebiyle de Kostantiniye ile iliskilerini yumusak tuttu." Annesi. Çelebi Mehmed'in dirayetinden. Mehmed'in (1413-1421) hükümranliginin basarisini belirgin kilan ihtiyatlikti." Günümüz yabanci tarihçilerinden biri olan Norman Itzkowitz. I. dostlugu bozmamis ve sonucu belli olmayan bir maceraya atilmamistir.davranarak ileri gitmeyisi. ama hayatî önemdeki hükümdarligi. Daha önce sözü edilen Venediklilerle yapilan deniz muharebesi bir tarafa birakilacak olursa Bizans ve diger devletlerle dostane faaliyetlerde bulunmustur. basariya götürmeyi düsündügü yeniden yapilanma tesebbüslerini engelleyecek herhangi bir genel Avrupa tepkisini canlandirmama dikkatini gösterdi. karsilastigi büyük bunalimlardan basari ile kurtaran bir sahsiyettir. Osmanli Devleti'ni. O. topraklarini geri almis bulunan Anadolu beylerine karsi askerî harekata girisemezdi. Böylelikle onun kisa. Hammer. Yerli ve yabanci hemen bütün kaynaklar. Vücudunda kirk kadar muharebe yarasi tasiyordu. taht kavgalari ve idarî meselelerle sürekli taciz edilen Mehmed. Kayseri'nin zapti konusundaki tesviklerine aldirmayan Mehmed Çelebi.

Kasim. Mustafa da Hamideli (Isparta)'nde sancak beyi olarak bulunuyorlardi. Isparta sancak beyi Mustafa. Bu bakimdan günün ekonomik. gerekse bundan önceki cami hakkinda söyle demektedir: "Edirne'de bundan ulu ve ruhaniyetli cami yoktur. kendisinden önceki Osmanli hükümdarlari gibi vatandaslarini (tebeasini) gözeten. Yusuf ve Mahmud adlarinda alti oglu ile yedi kizi olmustur. Sultan Hatun." . ayni zamanda ve özellikle cuma günleri fakirlere ve yoksullara yemek yediriyordu. kocasinin ölümü üzerine Bursa'ya dönmüstü. Candarogullari'ndan Isfendiyar Bey'in oglu Ibrahim Bey ile evlenmisti. Gerçi bundan kadim Mihal köprüsü dibinde Yildirim Han Camii vardir. kimsesiz ve hatta yolculari doyurmak için imâretler insa ediyordu. sadece bununla da iktifa etmiyor. hükümdarin kendisi hayatta iken vefat etmislerdi. Ahmed. Bunun içindir ki o. Sultan. 848 (1444) de vefat etmistir. cami. gerek Ulu Cami diye isimlendirdigi bu cami (Eski Cami). Musa Çelebi'nin ancak pencerelere kadar insa ettirebildigi camiyi (Eski Cami) tamamlamisti. Yusuf ile Mahmud ise ileride taht kavgalarina sebebiyet vermemeleri için gözlerine mil çekilerek kör edilmislerdi. Ogullarindan Kasim ve Ahmed. Fakat Timur-i bî nûr (Nursuz Timur) hadisesinde bu cami na tamam kalmagla onu da Çelebi Sultan Mehmed itmam edüb sevabini babasi Yildirim Han ruhuna hibe etmisti. O. Evliya Çelebi. Fakat daha sonralari Bursa'da çikan bir veba hastaliginda ikisi de vefat etmislerdi. fakir. Edirne'de Emir Süleyman'in temelini attigi. Hafsa Hatun. Yusuf ile Mahmud ise henüz küçük yaslarda idiler. Çelebi Sultan Mehmed vefat ettigi zaman Murad Amasya'da. onlar için imkânlar hazirlamaya çalisan bir hükümdardi. Çelebi Mehmed'in diger kizlarina gelince bunlar. 890 (1485) yilinda epey yaslanmis olarak vefat etmistir. O. babasi Bâyezid ve dedesi Murad gibi kendisinden önce geçen hükümdarlar gibi devletin iki baskenti olan Bursa ve Edirne'yi camilerle süslemisti. Çelebi Mehmed'in yedi kizindan Selçuk. SULTAN MEHMED'IN HAYRATI Çelebi Sultan Mehmed. Bunlardan Selçuk Hatun. Çandarzâde veziriâzam Ibrahim Pasa'nin oglu Mahmud ile evlenmis ve 847 (1443)'ten sonra Hacca giderek Mekke'de vefat etmistir. Ikinci Murad'in hükümdarligi zamaninda saltanat iddiasina kalktigi için Iznik'te yakalanarak bogdurulmustu. Ayse ve Hatice hatunlarin ad ve durumlari bilinmekte ise de diger iki kizinin adi henüz bilinememektedir. Isfendiyar Bey'in diger oglu Kasim Bey ile evlenmistir. Nitekim Hoca Saadeddin Efendi'nin "her cuma günü fukarayi it'am ve ehl-i ihtiyaca in'am-i amm edüb" dedigi Çelebi Sultan Mehmed.Çelebi Sultan Mehmed'in en büyügü Murad olmak üzere Mustafa. Kizlardan biri de Varna muharebesinde sehid olan Karaca Bey ile evlenmistir. Cülusundan kisa bir müddet sonra. Ibrahim Bey'den çocuklari olan Selçuk Hatun. Isa ve Ali Beyler ile evlenmislerdi. Ikinci Murad'in hükümdarligi zamaninda Karamanogullari'ndan Ibrahim. Filibe yolu üzerinde ve Meriç sahiline yakin bir yerde insa edilen bu camiye vakf olmak üzere de Edirne'deki Bedesten insa ettirilmisti. Hafsa. sosyal ve dinî sartlarinin gerektirdigi ihtiyaçlari karsilamak için gayret sarf ediyordu. medrese ve çarsilar insa edip onlara vakiflar tahsis ediyordu.

Minberin oymalari çiçek. yirmi bes bölmeye ayrilmis olup bunlardan yirmi dördü birer kubbe ile örtülmüstür. Bu camiin duvarlarinin bütün cephelerindeki renkli mermerler. gök renginde bir zemin üzerine gümüs harflerle yazilmis Kur'an âyetleri bulunmaktadir. Bunun sekiz yönünde. Sultan Mehmed. Yapinin duvarlari. Çelebi Sultan Mehmed'in Yesil Camii. bu padisahin sultanlik çaginin bir belirtisi olarak günahtan sakinma ve sanat sevgisinin maddi ve devamli bir delilidir. Bursa ve Edirne'de iki büyük camii tamamlatinca. Yirmi besincinin ortasinda yüksek ve çevresi yirmi ayak tutan yuvarlak bir pencere vardir. Osmanli ülkesinin mukaddes mabedleri arasinda sadece Sinop Camii'nde buna benzer bir minber vardi. Pencerenin altina cami içinde genis ve kare seklinde bir havuz tesadüf eder. Sultan Mehmed'e "Çelebi" ünvaninin verilmesi onun buyrugu ile yapilan anitlardaki sanat sevgisinden ve ince zevkten dolayidir. kardesleriyle girdigi mücadelede basarili olarak yönetimi yeniden ele geçiren Mehmed Çelebi son vermistir. Yesil-îmâret Camii adi ile söhret bulan bu mabed. kapi süsleri göz alicidir. Zamaninda kubbeler ile minareler yesil çini ile kaplanmis olduklarindan. bir medrese ile yoksullar için bir imâret tesis ve her ikisine de padisahlara layik bir cömertlikle gelir (vakif) tayin etmistir. gerek yapilisinda kullanilan mermerlerin az bulunusu. Büyük harcamalarla ortaya çikan bu cami. Istanbul ve Edirne'deki camilerden hiç birinin yukaridan penceresi olmadigi gibi berrak ve devamli akan bir suyun verdigi serinlik te yoktur. Havuzda da dülger baliklari yüzermis. Kirmizi mermerden oyulmus mihrabin zerafeti. Duvarlara da "el-Esmau'l-Hüsna" naks edilmisti. kapi ve pencerelerin içine takildigi kirmizi mermerler üzerine islenmis yazilar. Eskiden. Bursa Camii. Caminin yaninda Çelebi Sultan Mehmed'in türbesi bulunur. dibinden bir insan boyu kadar yaldizlanmisti. Bu iki yapinin yakininda Birinci Mehmed. . çok güzel bir bahçenin ortasindadir. dedesi Murad Hüdavendigâr'in Bursa'da baslatip Yildirim Bâyezid'in yarim biraktigi büyük ve hasmetli camii de tamamlatmistir.Sultan Mehmed. Bu mânâda kendisine "Çelebi hükümdar" denmistir. Bunlarin üzerine yazilmis Kur'an âyetleri fevkalâde güzeldir. Bursa sehrinin baslica güzelliklerinden biridir. Sekiz köseli bir sekilde olan bu türbe. Temeller. gerek onu süsleyen oymalarin inceligi bakimindan. Camiin içini bezeyen çiniler de pek nefistir. karsisindaki kapinin güzelligi ile boy ölçüsebilir. FETRET DEVRI Fasila-i Saltanat olarak da bilinir. kuslarin cami içine girip yuva yapmalarina engel olmak üzere açik olan yerlere bakir tellerden bir kafes yapilmisti. Asya'daki merkezinde yeni bir cami yaptirmaya basladi. Istanbul ve Edirne camilerinden bu havuzla ayird edilir. Binanin iki ucunda iki minare yükselir. bu çiniler güneste zümrüt gibi parlar ve yapiya periler sarayi görünümünü verirmis. distan ve içten yesil çini ile kaplanmistir. meyve. yaprak ve hatta ince islenmis elbise yakalari seklinde idi. Yildirim Bayezid'in Ankara Savasi'nda (28 Temmuz 1402) yenilmesiyle baslayan bu döneme. Bundan dolayi bu cami Yesil imâret adini almistir.

Oglunun erken yaslarda tahta geçmesi. Orta Anadolu'daki Türkmen beylerini safdisi birakarak güçlü bir Türkmen ordusu kurdu. Murad Pasa ve yeniçeri agasi Hasan Aga ile birlikte kendine bagli olan birlikleri de yanina alarak Edirne'de saltanatini ilan etti. Savasa katilan diger sehzadelerden Isa Çelebi Balikesir'de. Böylece Osmanli Topraklari bölünmüs oldu. Bununla beraber hâlâ Timur âfetinden kalma ve islemekte bulunan bazi yaralarin bulunduguna isaret etmek gerekir. babasinin tasarilarina da uygun düsüyordu. diger kardeslerini safdisi birakarak Osmanli Imparatorlugunu yeniden bir birlik altinda toplamistir. Babasinda görülen muntazam yüz hatlari. oglunun. idarî. Çelebi Mehmed ise Amasya'da kendi hükümdarliklarini ilan ettiler. Onun manevî etkisine yakisikliligindan . Anadolu'da daha önceden bulunan ancak Osmanli topraklarina katilan eski Anadolu Beyliklerini yeniden canlandirdi. Genç yasi. mülkî ve hukukî mekanizmanin istikrarli bir sekilde intizam ve ahenkle yürüyen bir devir olmustu. Çelebi Mehmed. Ilk çarpisma ise Musa Çelebi ile Isa Çelebi arasinda Bursa'da meydan geldi. oglunun yasina göre vaktinden önce tahta çikabilecegini ve buna lâyik olabilecegini sezdigi belirtilmektedir. Bunun için de hükümdar. gögüs gögüse olan savaslardaki mahareti. Yas bakimindan çocukluktan henüz çikmis olan Ikinci Murad. zaferden sonra sekiz ay kadar Anadolu'da kalarak Osmanli topraklarini yagmaladi. yanina Sadrazam Çandarli Ali Pasa. Osmanli topraklarini ise 4 sehzade arasinda paylastirarak Anadolu'dan çekildi. hükümdarlarin görmesi gereken egitimden geçirilmesini istemis. veliahdin savaslar ve iktidarin zorluklari ile karsilasmasini arzulamistir. Sehzadelerden ilk olarak Mehmed Çelebi harekete geçti. babasi Çelebi Mehmed'in. hem savas sanatinda hem de siyasî deha ve anlayista çocukluktan çok uzakti. hem de kudretine saygi göstermeleri. Gerçekten henüz on iki yaslarinda iken Seyh Bedreddin Mahmud isyaninin bastirilmasinda oynadigi önemli rol. Yildirim Bayezid ile birlikte Musa çelebi ve Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa) Timur'a tutsak düstüler. Bu olay sehzadeler arasindaki mücadelenin kizismasina yol açti. oldugu gibi ogluna da geçmisti. kendisinden daha yasli ve tecrübeli savasçilar ile bilhassa vasisi durumundaki Bâyezid Pasa ile yaptigi tartismalarda son derece yumusak basli davranmasi ve çocuksu görünüsüyle askerlerinin onu hem kalpten sevmeleri. babasi Çelebi Sultan Mehmed (Birinci Mehmed)'in vefati üzerine daha 17 veya 18 yasinda bir delikanli iken Osmanli tahtina geçip idareyi eline almak zorunda kaldi. SULTAN IKINCI MURAD DÖNEMI 1404 Haziran'inda Amasya'da dünyaya gelen Murad. Musa Çelebi Bursa'yi alarak hükümdarligini ilan ettiyse de kisa bir süre sonra Isa Çelebi Bursa'yi yeniden ele geçirdi. Ikinci Murad'i ordunun yegane hâkimi durumuna getirmisti. Ileride de temas edilip görülecegi gibi onun yönetimde bulundugu dönem. yakisikliligi. iliskilerindeki zerafet ve nezaket. Timur.Ankara Ovasi'nda yapilan savasin kötüye gittigini gören Yildirim bayezid'in ogullarindan Süleyman Çelebi.

Çünkü burada. Sultan Murad'i tebrik için gönderilen elçiye verilen gerçek talimat. Barisi seven bir kimse olarak Sultan Murad. Yeniçeriler. Isfendiyar beyleri ile Misir Sultani. Çorum ve Osmancik bölgelerini içine alan Rum veya Danismendiye vilayeti. babasinin cenazesini muhtesem bir törenle Yesil Cami yanindaki türbesine defn ettirip bir hafta yas tutulmasini emr eder. Osmanlilar'in dogu sinir vilayeti olup o dönemlerde fevkalâde bir önemi haiz idi. küçük kardeslerinin kendisine teslim edilmesini ister. Iste Çelebi Sultan Mehmed. hemen hemen her zaman oldugu gibi. Yildirim Bâyezid'in damadi Seyh Emir Buharî hazretleri kendi eliyle kiliç kusatip hükümdarligini ilan eder. Hükümdar olduktan sonra çevresinde bulunan beylikler ile politik bakimdan önemli olan Karaman. Sultan Murad'i mücadeleye hazirlanma mecburiyetinde birakti. Onun. yeni sultani karsilamak üzere sehrin disina çikarlar. babasinin ölüm haberini alinca Amasya ile Bursa'yi birbirine baglayan uzun yolu süratle asip Bursa'ya yetisir. Tayininden bir yil sonra Murad. küçümsenmeyecek miktarda Türkmen ve Mogol göçebeleri vardi. Murad. tabiatin taci olan yakisiklilik. Karaman Beyi ve Macarlarla birer baris antlasmasi yapar. Sadece çocuk denebilecek yasta iki küçük kardesi kalmisti. Amasya. idaresinde bulunan Amasya kuvvetleri ile Börklüce Mustafa isyanini bastirmak üzere Saruhan ve Izmir taraflarina hareket emrini almisti. Mentese. Velhasil. daha babalarinin sagliginda ölmüslerdi. bir koz olarak elinde tuttugu Mustafa Çelebi vasitasiyle Murad'dan bazi menfaatler temin etmek istiyordu. Müslüman ve Hiristiyan devletlere elçiler gönderen Sultan II.ileri gelmis bir tesir de eklenmisti. 1413'te de Edirne'ye gitti. kendi basinda bulunan hükümdarda görmek istedigi. 1410 yilina kadar Amasya sarayinda kaldi. Tahta geçtigi sirada babasi gibi baris temayülünde oldugu anlasilan Sultan Ikinci Murad'in bu barisçi arzusu. Tokat. Çelebi Sultan Mehmed'in ölümünden ancak o zaman haberdar olan Yeniçeriler. Sivas. Bunlar da daha sonra vebadan öleceklerdi. Mora Despotu ve Venedik Cumhuriyeti gibi devletlerin tamamina özel elçiler ile mektuplar gönderip kendisinin Osmanli tahtina geçip hükümdar oldugunu bildirir. Imparator Manuel. 12 yasina girince Rum vilayeti beyligi ile Amasya'ya geldi. sarktaki gelismeleri çok dikkatle takip etmek zorunda idi. bir milletin. sadece bir vasiyet . iki kardesi. merkezin kontrolü altinda tutabilmek pek kolay bir is degildi. Mustafa Çelebi (Düzme Mustafa)'nin elde bulunusundan istifadeyi temindi. Daha önce de temas edildigi gibi. ileride hükümdar olabilecek sekilde yetistirilen Murad. Babasi tarafindan. onunla birlikte saraya kadar gelip huzurunda geçit resmini tamamladiktan sonra bagliliklarini bildirirler. Osmanli toplumunu taht hakkinda tereddüde düsürecek yasta baska erkek kardesi yoktu. 25 Haziran 1421'de. bu sefer de. Germiyan. Sehzade Murad. saltanat degisikliginin meydana getirecegi nazik durumdan yararlanmaya yeltendi. Bursa'da. Sonra babasi Çelebi Mehmed ile Bursa'ya. Bu yüzden Osmanli sultani. devlet ileri gelenleri ile yeniçeriler tarafindan kendisine bey'at edilen Murad Bey. büyük oglu Murad'i lalasi Yörgüç Bey ile bu mühim vilayetin basina gönderiyordu. Bu sebeple Bizans. Dulkadir. Sirp ve Bosna Krallari. imparatorun elçisi Çelebi Sultan Mehmed'in vasiyetine istinaden Murad'in. Bizans'tan. Macar Krali Sigismond. Buna göre. babasinin ölümünden kirk gün sonra Osmanli tahtina geçip hükümdar olan Murad'a. bütünüyle Ikinci Murad'da toplanmisti. Sultan Murad'in. Hindistan hükümdari. Akkoyunlu ve Karakoyunlu emirleri. özellikle Bizans tarafindan farkli bir anlayisla yorumlanacaktir. Fakat Bizans devlet adamlarinin Osmanlilar'daki saltanat degisikliginin meydana getirebilecegi ilk günlerdeki saskinlik havasindan faydalanmak istemeleri. bu duygusunu her zaman açiga vuruyordu. Bunlari. Çelebi Sultan Mehmed'in iki küçük oglunun (Yusuf ve Mahmud) Bizans'a gönderilme isi. Alman Imparatoru. Bizans Imparatoru ile Eflâk ve Bogdan Voyvodalari.

Leontarius. hükümdarliginin ilk iki yilini iç isyanlari bastirmak ve ülke birligini yeniden tesis etmekle geçirdi.olduguna göre iki devlet arasinda taahhüde bagli olmayan bir mesele idi. memleketinin içinde bulundugu acikli durumu ve güçlü bir düsmanin öfkesini üstüne çekmekle kendisini tehlikelere atmis olacagini hesap etmeksizin Dimitrius Laskaris Leontarius'u iyice silahlanmis on kadirga ile Limni adasina gönderir. MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI ve ÖLDÜRÜLMESI Sultan Ikinci Murad. kendisi için utanç verici olan bu antlasmayi imzaladiktan ve yemin ile de onu teyid edip saglamlastirdiktan sonra Leontarius. tekrar Bizans'a vermeyi kabul ediyordu. Bizans tarafindan tertiplenen ve Osmanli ülkesini bölmeye yönelik olan Sehzade Mustafa isyani ile ugrasirken bu oldubittilere karsi sessiz kalmak ihtiyacini hissetmisti. Buna göre sayet Mustafa basarili olursa Gelibolu ile Istanbul'un kuzeyinde Bogdan sinirina kadar Karadeniz kiyisindaki bütün sehirler ile güneyde Erysus ve Aynaroz'a kadar olan yerlerin tamamini Imparatora geri vermeyi taahhüd etti. Öte yandan babalan Ilyas Bey tarafindan Osmanli sarayina gönderilmis bulunan Menteseogullari'ndan Ahmed ve Leys de bu karisikliklardan istifade ile kendi memleketlerine dönmüs ve bagimsizliklarini ilan edip kendi adlarina bastirdiklari paralara Osmanli hükümdarinin adini koymamak suretiyle onu tanimadiklarini gösterdiler. Mustafa. Nitekim Germiyanoglu II. Kalecik ve Tosya'da hüküm süren oglu Kasim'i buralardan kovmustu. Bunu bir hak isteme seklinde ileri sürmek. padisah adina "Müslüman evladinin. Buna karsilik Imparator da Ikinci Murad'i degil. onu hükümdar olarak taniyacakti. Gerek kendisi gerekse devleti için en büyük tehlike Mustafa Çelebi'nin isyani idi. bu bakimdan efendisi imparatora bu vâsilikten vaz geçerek kendisi ile iyi iliskilerini devam ettirmesini rica eyledigini" söyler. Yapilan bu pazarliga göre Mustafa ve onun kader arkadasi olan Izmiroglu Cüneyd serbest birakilacaklardi. Sultan Murad. büyük emeklerle elde edilmis bulunan topraklan. Mustafa. Aydinoglu ile Saruhanoglu eski topraklarindan bir kismini ellerine geçirmislerdi. Daha önce de temas edildigi gibi Mustafa Çelebi. Anadolu birligine vurulan darbe bu kadarla da bitmiyordu. Bizans kurnazligindan baska bir sey degildi. Zira günün siyasî sartlari bir müddet için onu böyle davranmak zorunda birakmisti. Yakub Bey. Keza taarruza geçen Isfendiyar Bey de Osmanlilar'in himayesi altinda Çankiri. elçilerine verilen bu cevabi ögrenince. daha önce alinan vâsilik kararina uyulmayarak sehzadeler Tokat'a gönderilir. Hamideli de Karamanoglu tarafindan isgal edildi. Bizans Imparatoru'nun sözünden çikmamak. entrikali siyasetinin Müslüman Türkler arasinda çikaracagi nifaktan büyük faydalar umarak Mustafa'ya bazi sartlar teklif edince bunlar büyük bir istiyakla kabul edilir. oglunu rehine olarak onun yarlina vermek ve Osmanlilar'a ait bazi yerleri Bizans'a terk etme karsiliginda Imparatorun adami ile bir antlasma yapmisti. Sultan Murad'i tanimayarak Mustafa Çelebi'nin tarafini tuttugu gibi. Bu hareketin gerçeklesmesi için de Imparator ona yardim edecekti. Bu hareketi ile Sultan Ikinci Murad'a karsi cephe alan Bizans'la birlikte Anadolu beylikleri de yeni hükümdarin babasi olan Mehmed Çelebi'nin yaptigi ilhaklari geri almak ve Osmanli tabiiyetini tanimamak suretiyle ayaklanip Anadolu birliginin bozulmasina sebep oldular. saltanati ugruna bol bol vaadlerde bulunur. Imparator. Böylece. Iki taraf arasinda gerçeklestirilen bu . müslüman olmayanlar yaninda terbiye ve egitim görmesinin Seriat-i Muhammediye'ye aykiri oldugu. Limni adasindaki sürgün hayatindan sonra böyle bir devlet kusunun basina konmasina sevinen Mustafa Çelebi. Nitekim elçinin sehzadelerle ilgili talebine veziri azam ve Rumeli beylerbeyi olarak islerin idaresini elinde bulunduran Bâyezid Pasa. tahtin mesru vârisi olarak kabul edilecekti. 15 gemiden mütesekkil bir filo ile onu ve yandaslarini Gelibolu önlerine çikarir (Eylül 1421). Böylece Mustafa. imparator adina burada adeta bir sürgün hayati yasayan Mustafa Çelebi ile pazarliga girisir. Manuel.

Sultan Murad. yaninda Izmiroglu Cüneyd Bey ve maiyetine ilaveten bir kisim Rum kuvvetleri de oldugu halde Gelibolu'ya gelir. Izmiroglu Cüneyd Bey ile Leontarius'u kale önünde birakarak Aynaroz taraflarina dogru yürüyüp bazi yerleri ele geçirmisti. Yaninda büyük bir kuvvet yoktu.antlasma geregince Imparator. Limni adasinda sürgün hayati yasayan Mustafa Çelebi'yi Gelibolu önlerine çikarip ona yardim edecekti. Mustafa'nin kuvvetlerine kumanda eden Cüneyd Bey. komutanlarin ve Rumeli Beylerbeyi'nin Mustafa Çelebi'ye iltihak ederek onu hükümdar olarak kabul etmeleri geliyordu. ilk iki vezirin teklifi üzere babasinin en güçlü vezirlerinden olan Bâyezid Pasa'nin gitmesini uygun görür. Bununla beraber bu meseleye sadece yasça küçük veya büyük olma açisindan bakmamak gerekir. gün geçtikçe kuvvetleri de çogalip büyüyordu. galib gelince Mustafa kadirgadan inip karaya çikar. Cüneyd Bey'in fikir ve yardimi ile Rumeli'nin "Yayasini" "Müsellem" hale getiren Mustafa Çelebi. Timur ile yapilan savasta aldigi yaralari göstererek Bâyezid Pasa'yi kendine baglayip vezir tayin etmek istediyse de çok geçmeden Evrenos ogullari ve Cüneyd Bey'in de tesviki ile onu Sazlidere'de öldürtür. bu hareketi ile Bizans adina büyük bir basari saglamis oluyordu. Gelibolu yolu kapali oldugundan Bâyezid Pasa kis mevsiminde Istanbul Bogazi'ndaki Güzelcehisar (Anadoluhisari)'dan Rumeli yakasina geçer. Bu görüsmede Ibrahim Pasa ile Haci Ivaz Pasa. Ama muharebe yeniden devam edip siddetlenir. Bazi tarihçilere göre bunun sebebini henüz on sekiz yasinda bulunan bir delikanlinin yerine. Mustafa'nin tarafina geçerler. Mustafa Çelebi'nin. Onu. askerin hosuna gider. geçtigi yerlerde Mustafa Çelebi'ye iltihak ediyordu. ikinci vezir Çandarlizâde Ibrahim. Mustafa Çelebi'nin Gelibolu'dan çikip geldigini duyunca onu Sazlidere mevkiinde karsilar. yetiskin bir kimsenin tahta geçmesi arzusu bulunmaktadir. her birine elliser akça harçlik tayin ederek yeni bir teskilat kurmaya muvaffak olur. Geceyi kadirgada geçiren Mustafa Çelebi. Gelibolu halki ve civardakiler. Timurtas Pasa'nin ogullari ise bizzat padisahin gitmesini söylerler. Mustafa Çelebi tarafina geçen bu Pasa da sehzadeye iltihaka mecbur olur. Mustafa Çelebi. Halk. Bölge halkini etrafina toplamayi basaran Mustafa Çelebi. Vardar Yenicesinden sonra Edirne'yi de ele geçirmek suretiyle Rumeli'ne hakim olacakti. Mustafa Çelebi. Ali ve Oruç Beyler adindaki üç oglu bir görüsme yaparlar. Askeri. Zaten onun kisa zamanda muvaffak olmasinin ve kuvvetlerinin çogalmasinin en önemli âmili Rumeli bey ve komutanlarinin kendisine katilmalari idi. Bu arada önemli olan mesele Rumeli'de sadece halk tabakasinin degil. Bu uygulama. Müslüman kani akitilarak zapt edilmis olan topraklari Bizans'a terk etmeyi kabul eden bir antlasma imzaladigi ve devletin birligini bozacak iddialarla ortaya çiktigi halde Rumeli beylerinin ona iltihak etmesi dikkati çekecek bir noktadir. 15 gemiden mütesekkil bir filo ile Gelibolu önlerine çikaran Leontarius. Bâyezid Pasa'nin öldürülmesinden sonra bütün askerleri. üçüncü vezir Haci Ivaz Pasa'larla Timurtas Pasa'nin Umur. Mustafa Çelebi'ye bey'at ettilerse de Sahmelek komutasindaki kale muhafizlari kaleyi teslim etmediklerinden Mustafa Çelebi. askerin. Böylece. Bundan sonra parlak bir . Iki taraf arasinda siddetli muharebeler oldu. Gelibolu halkinin ileri gelenlerini davet ederek kendisinin Yildirim Bayezid'in oglu oldugunu. Mustafa Çelebi'nin yaptigi tahribat ve kazandigi basari haberleri Bursa'ya ulasinca Sultan Murad'in huzuru ile Vezir-i Azam ve Beylerbeyi Bâyezid. Edirne tarafina gidip orada da kuvvet topladi. Edirne'ye gitmesi için kendisine yol verilmesini ve hükümdar olarak taninmasini ister. hem beylerbeyi olmasi hem de Rumeli beylerini yakindan tanimasi sebebiyle Bayezid Pasa'nin Mustafa Çelebi üzerine gönderilmesini teklif ederler. Mustafa Çelebi'nin kuvvetleri Gelibolu'ya çiktiklari zaman karsilarinda Sultan Murad'in kuvvetlerini buldular.

Çelebi Sultan Mehmed'in sagliginda Foça'da Jan Adorno adinda bir podesta bulunuyordu. bundan sonra Anadolu'ya geçmek üzere Gelibolu'ya tekrar hareket eder. Artik Rumeli'nin bütün beyleri ve kuvvetleri onunla beraberdirler. ancak böyle bir harekette bulunmasinin Müslüman halk arasinda büyük bir infiale sebep olacagini bu yüzden halkin kendi padisahligini tanimayacagini söyler. Foça madenlerini islemek karsiliginda senede yirmi bin altin üzerine Çelebi Sultan Mehmed'le anlasmisti. Mustafa Çelebi'nin Sazlidere basansini haber alan Gelibolu muhafizi. durumu Imparatora anlatir. komiser) veya konsoloslar vasitasiyle idare ediliyorlardi. Gelibolu'yu Imparatora teslim edecegine dair verdigi sözü unutmadigini. Fakat Imparator. daha önce kardesi Çelebi Sultan Mehmed tarafindan devlet hazinesine konmus bulunan servete el koyarak sefahata baslar. ayni hükümdarin 1422 Istanbul muhasarasina beraberinde yüzlerce dervis ile bizzat istirak etmistir. dogudaki diger Ceneviz kolonileri gibi belli bir süre tayin edilen podesta (vali. burada hükümdarligini ilân eder. Murad tarafindan memnuniyetle karsilanan bu teklif. buraya asker ve mühimmat koymaya hazirlanirken. Bu Ceneviz kolonisi. Askerinin hizmetlerine karsilik. Bunun üzerine Istanbul'a dönen Dimitrius Leontarius. kazandigi zaferin sarhoslugu içinde kendini zevk ve eglenceye kaptirmisti. Dimitrius. Böylece. Mustafa Çelebi. împarator. Bu siralarda Bursa'da bulunan Sultan Ikinci Murad. Foça'lilarla da anlasan Sultan Murad'a karsilik Mustafa Çelebi. Yildirim Bâyezid zamaninda Bursa'ya gelen ve kaynaklarin ifadesine göre bütün Osmanli padisahlarinin kendisine hürmet ettigi. . Adorno. onun hükümranligini tanidilar. Verilen bilgiye göre Emir Sultan. Bu mektuplarda o. Çelebi Mehmed'in vefatindan sonra ortaya çikan Mustafa Çelebi hadisesi esnasinda. Rumeli'deki bütün sehir ve merkezler. Gelibolu ile iki sehzadenin kendisine teslim edilmesinde israr ettigi için bir anlasmaya varilamaz. Izmiroglu Cüneyd Bey yetiserek buna mani olur. Buradaki isleri yoluna koyduktan sonra Edirne'ye dönerek. Osmanlilar'dan önce Foça'daki sap madenlerini isletiyor ve Saruhanogullari'na her sene bir miktar para vererek buradaki kalede ikamet ediyorlardi. kendisinden daima hayir dua bekledikleri ve kendilerine kiliç kusatan Emir Sultan'dan manevî yardim talebinde bulunur. Bölge. Mustafa Çelebi. kaleyi Dimitrius Leontarius'a teslim etmek zorunda kalir.tören ve muzaffer bir eda ile Edirne'ye giren Mustafa Çelebi. Cenevizliler. Murad ile amcasi Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa) arasindaki mücadelede. Çelebi Sultan Mehmed'in ölüm haberini alinca bu firsattan istifade ile borcundan kurtulmak isteyerek Sultan Murad'a mektuplar yazar. Adorno. kendisini kadirgalarla Anadolu'dan Rumeli'ye geçirebilecegini ve kendisine hiç kimsenin yapamadigi hizmeti yapacagini söylemisti. Gerçekten de Sultan Murad. Buradan elde edilen saplari da Avrupa piyasalarina ihraç ediyorlardi. Osmanlilar'a geçtigi zaman bu vergiyi Osmanlilar almaya basladilar. maden isi aksamis ve Jan Adorno yillik imtiyaz bedelini ödeyememisti. Mustafa Çelebi'nin kendisini atlatarak Gelibolu'yu vermemesi üzerine onu terk edip Sultan Murad'la anlasmak ister. Bunun için. Mustafa Çelebi tarafindan kazanilan basarilardan bir hayli telasa düstügünü göstermektedir. Gelibolu'nun Imparatora teslim edilmedigi haberini alinca o da bu firsattan istifade etmek ister. Bâyezid Pasa'nin ölümünden sonra Vezir-i Azam olan Çandarlizâde Ibrahim Pasa'yi elçi olarak Istanbul'a gönderir. Mustafa Çelebi. Gelibolu kalesini tahkim ederek donanmaya komutanlar tayin eder. Sultan Murad'in. zamani gelince iyi bir sekilde degerlendirilecektir. Sultan Murad tarafini tutup onu tesci' etmis. Bunun üzerine Mustafa Çelebi'ye bas vuran Dimitrius'a. Bu durum. Burasi on sene müddetle kendisine verilmisti.

Bu sitem karsisinda onlar. Emir Sultan da üç gün üst üste dua edip zaferin Murad'a ait olmasi niyazinda bulunur. Mustafa Çelebi hadisesi ortaya çikinca Murad'in devlet adamlari. Cüneyd'in kardesi oldugu söylenen Hamza Bey de vardi. Mustafa Çelebi'nin yaninda on iki bin atli ve bes bin yaya vardi." diyerek onu ikaz ediyordu. Onlar bu tarafa gelmeden önce biz karsi tarafa geçelim. yeni bir hainlikle kurtulmak niyetinde idi. Biz de Edirne'de hiç bir hazirlikta bulunmadan oturuyoruz.onlari mükâfatlandirmayi aklina bile getirmiyordu. Çünkü sonucundan ümidini kestigi bir tesebbüsün sonlarindan. Her bakimdan düsmanlarimizdan üstünüz. Ali ve Oruç Beylerle. Sultan Murad'in maiyetinde Haci Ivaz Pasa ile Timurtas'in üç oglu Umur. sinirlerinin fazlasiyla gerilmesinden dolayi bir burun kanamasina tutulur. Cüneyd. Rumeli beylerinden. Bu sirada Mustafa. Murad. Bunun üzerine Mihaloglu Mehmed Bey derhal Tokat'tan alinarak Bursa'ya getirilmis. Çelebi Mehmed zamaninda akinci beyliginde ve divanda bulunmustu. tahta çikisinda kendisine kiliç kusatan Emir Sultan'in kendisi için dua etmesini ister. Sultan Murad'in müttefiki olan Cenevizlilerin donanmasi. Ulubat deresi üzerindeki köprüyü keser. Bunu haber alan Sultan Murad. aleyhinde silahlandigi genç padisahi da unutacak ve Edirne'de hareketsiz oturup duracakti. derhal kuvvetlerini toplayarak 20 Ocak 1422'de Gelibolu'ya gelip Lapseki'ye geçer. akinci beylerine padisahlarinin oglunu terk ederek bir düzme hükümdara tabi olduklarindan dolayi sitemde bulunur. Sultan Murad'in ordusunda Mihaloglu Mehmed Bey de vardi. Mustafa'nin taraftarlari bunu. Mihaloglu'nun istegi dogrultusunda hareket edeceklerine söz verirler. Seyh Bedreddin Mahittud olayinda Tokat kalesinde hapsedilmisti. üstelik Frenklerle de anlasiyor. Onlar bu tarafa geçerlerse. Murad'in tarafina geçeceklerine dair söz almis oldu. Mustafa Çelebi. Cüneyd. Bu üç gün içinde Mustafa. Bu karsilasmada hiçbir taraf üstünlük saglayamaz. Böylece Mihaloglu. korkmaya baslar. sag kanadi da Ulubat gölü ve batakliklari ile kapanmis bulunuyordu. Bursa'dan çikarak Ulubad'a gelir. Gerçi O. Bu korku. bizim için felaket olur. Musa Çelebi'nin Rumeli'deki saltanati zamaninda onun beylerbeyi yani ordu komutani idi. Mustafa'ya: "Murad. Iki taraf. Mihaloglu Mehmed Bey. Ulubat suyu önünde ve suyun iki kiyisinda karsilasirlar. Bunlar. oradan da ordu ile Ulubat önüne gelmisti. bir gece Ulubat çayinin kenarina gelerek Rumeli akinci beylerini isimleri ile çagirmaya baslar. Bu görüsmeden haberdar olan Mustafa Çelebi. bu düsünce ve bunun mahsûlü olan hareketleri ile daha çok kendi menfaatlerine hizmet ediyordu. Sultan Murad'in hazirliklarini bildirerek kendisini tembelliginden uyandirmamis olsaydi. Mustafa Çelebi'nin geçmesine mani olmak istediyse de bunda muvaffak olamaz. Böylece Mustafa'nin ordusunun sol kanadi denize dayanmis. bu sözleri ile düsmanlari olan Sultan Murad'in Cenevizlilerle birlikte Avrupa'ya gelmeden önce kendilerinin Asya'ya geçmesini ögütlüyordu. eski söhretli Rumeli beylerinden olan Mihaloglu'nun serbest birakilarak gönlünün alinmasini ve bunun Rumeli akinci beyleri üzerindeki nüfuzunun büyüklügünden söz ettiler. O. Bununla beraber el altindan Çelebi Mehmed'e taraftar idi. Mustafa Çelebi. Murad hükümdar olup. kalbinde büyük süphelerin meydana gelmesine sebep olur. onun yenilecegine bir isaret sayarlar. . Hatta öylesine ki sayet Cüneyd. savasa hazirlanmakla beraber. burada üç gün kaldiktan sonra Bursa'ya dogru harekete geçer. Bu zat. Ulubat çayinin kiyilarina yaklasir. çay kenarina gelerek ölmüs oldugunu sandiklan Mihaloglu'nun sag oldugunu anladilar. Imparatorla pazarlik halinde bulunuyor.

mektupta kendi sadakatinden bahs ettikten sonra Rumeli beylerinin Murad'la ittifakindan ve gününü tayin ettikleri bir baskinla ansizin kendisini yakalayacaklarindan inandirici bir sekilde söz eder. Rumeli beylerinin Mihaloglu Mehmed Bey ile görüsmelerinden süpheye düsmüstü. çadirlarinda isiklan yanar durumda biraktiklarindan. Aldatilmak suretiyle hiç kimseye güveni kalmayan Mustafa Çelebi. gümüs ve altindan en degerli esyasini alarak. Sahile inen Mustafa Çelebi. Cüneyd Bey. Mustafa Çelebi'ye gizli bir mektup gelir. daha önce anlastigi Foça Ceneviz Beyi Adorno'ya vaziyeti bildirerek derhal harp gemilerini göndermesini ister. Bu haber orduda hemen yayildi. harp etmeksizin savas alanina muzafferâne bir sekilde sahip olan Sultan Murad'in adamlari. Diger kadirgalarda da Türk ve Frenk askerleri bulunuyordu. Yirmi yedi bin Bizans altini tutan bu borç. bir an evvel Rumeli tarafina kaçip kurtulmak istiyordu. Ceneviz gemilerinin yaklastigini görünce Adorno'ya bir adam göndererek Murad'i karaya . Adorno. kisa zamanda tesirini göstermis ve Mustafa Çelebi'nin. Mustafa'nin askerlerini dehsetli bir korku sardi. Bu korku sadece orduda degil. Ama Anadolu sahilinden. Sultan Murad'in önünde diz çökerek.Tam bu esnada Vezir Haci Ivaz Pasa'dan. Böylece. kendisine hiç tereddüd göstermeden ve sicagi sicagina Mustafa Çelebi'nin takib edilip bu isin bitirilmesini teklif ederler. bizzat Mustafa'nin kendisinde de vardi. bes yüz kadar maiyeti ile kadirgalarin en büyügüne biner. Sultan Murad tarafindan aff edilerek Adorno'nun eline bir belge verilir. Bu esnada Sultan Murad'in ordusunda borazan ve davullarin çalmasi da ondaki bu düsünceyi kuvvetlendiriyordu. Bunun kaçmasindan sonra Ulubat nehri üzerine kurulan köprüden karsiya geçen Rumeli beyleri ve akinci tavcilari (timarli akincilar) gelip Sultan Murad'a bas egdiler. Haci Ivaz. silah arkadaslarindan kendisine en çok bagli olan yetmis kisi ile oradan çikip Aydin yolunu tutar. Gelibolu'daki vasitalarin Anadolu sahiline geçmemeleri için onlari da karaya çektirmek suretiyle kendi konumunu emniyet altina alip sahillere muhafizlar tayin eder. "Harp hiledir" kaidesince uygulanan bu plân. Fakat Sultan Murad. Kaçaklar. Bunun üzerine durumu Cüneyd Bey'e açar. Mustafa Çelebi. Cüneyd'den süphelenerek ona karsi güvensizlik duymasina sebep olmustu. Gelibolu limanim da tahkim eden Mustafa Çelebi. Sultan Murad. Haci Ivaz Pasa'dan gelen mektup ise onun bu süphelerini büsbütün artirmisti. O. Onlarin bu mektubunda da dostluklar hatirlatiliyor ve Rumeli beylerinin Mustafa Çelebi'yi yakalayarak Sultan Murad'a teslim edeceklerine temas ediliyordu. bir gece Mustafa'nin ordusundaki herkes uyurken. Çok az maiyeti ile Lapseki'ye dogru yola koyuldu. Giderken takip edilmemesi için Anadolu sahilinde ne kadar nakil vasitasi varsa hepsine el koyar. Gelibolu sahilinde bulunan Mustafa Çelebi. Cüneyd'in Murad tarafina geçtigini zannetmisti. Cüneyd ise bu isin sonunu iyi görmediginden. Gemilerle denizin ortasina gelindiginde Adorno. Mustafa Çelebi kaçarken Biga çayi önüne gelerek mevsim sartlan geregi nehrin taskin olmasindan dolayi Biga kadisinin yardimiyla ve bir hayli altin karsiliginda geçidi bulup karsi tarafa geçmeye muvaffak olur. orada bulunan gemilere binerek Gelibolu tarafina hareket eder. Aydin ve havalisinin kendisine verileceginden bahs ediliyordu. gidisleri ancak safak vakti anlasilabildi. sap madenleri sebebiyle Osmanli hazinesine olan borcunun bagislanmasini rica eder. Bundan baska Timurtas Pasa ogullarindan da Cüneyd Bey'e bir mektup gelmisti. kendisine gelen mektuplari da ona gösterir. karsi sahile geçmek üzere onlara yardimci olacak bir vâsita da yoktu. Sayet kendisi Osmanlilarin hâkimiyetini taniyacak olursa. hazir durumda beklemekte olan yedi kadirga ile bogazi geçip Lapseki'ye gelir.

Mustafa Çelebi hadisesinin bastirildigi ve sehzadenin bertaraf edildigi haberini alan ihtiyar Manuel ile saltanat ortagi olan oglu VIII. Çelebi Sultan Mehmed'in vefatindan sonra Mustafa Çelebi'yi salivermesi ve onunla anlasarak Osmanli Devleti'nin basina büyük bir gaile açmasi. kendisini Edirne'nin kuzeyinde ve Tunca nehrinin kenarindaki Kizilagaç Yenicesi'nde yakalayarak Edirne'ye getirirler. Sultan Murad'in. Mustafa Çelebi'yi serbest birakip onu Murad'la mücadeleye tahrik ederken. Bâyezid. baska devletlerden tebrik için gelen heyetleri kabul ettigi halde Istanbul ile ilgili hazirliklarini tamamlayincaya kadar Bizans elçilerini kabul etmemisti. Ikinci Sultan Murad'in bütün tekliflerini red edecek ve hatta Sultan Murad'in elçisi olan Çandarlizâde Ibrahim Pasa'yi dinleme nezâketinde bile bulunmayacakti. Halbuki bütün ricalara ve kendisine saglanmaya çalisilan menfaatlere ragmen Bizans Imparatoru Manuel. Mustafa'nin herhangi bir sahis gibi umumi meydanda asilmasini emreder. Mustafa Çelebi isyanini. Bizans'in devamli surette oynadigi iki yüzlü rolüne son vermek istiyordu. Harp meydanindan sür'atle kaçan Mustafa Çelebi. Sultan Murad'in kendisinden önce bes defa kusatilmis bulunan ve hiç birinde de alinamayan Istanbul. Osmanlilar'in senelerce kardes kavgalari ile kanlarini akitip zayiflayacaklarini düsünen imparatorun hesaplan tam anlamiyla gerçeklesmemisti. Onlara göre Sultan Mehmed (Çelebi Mehmed)'in vasiyetine ragmen. dolayisiyle Bizans problemine bir çare düsünmesine sebep olmustu. fazla kardes kani dökülmeden basarili bir sekilde atlatan Murad.çikarmamasini. Bu elçiler. ISTANBUL KUSATMASI Bizans Imparatoru Ikinci Manuel'in. amcasina karsi olan galibiyeti. bu ikilik davasi. kisa sürmüs ve hemen hemen kansiz denecek sekilde sona ermisti. baslangiçta imparatorun düsündügü sekilde ikiye ayrilmakla beraber. bu iddiada bulunan elçileri huzuruna kabul etmedigi gibi hediyelerini de red eder. Ioannis'i bir telas alir. bütün kabahati Bâyezid Pasa'ya yüklerler. Murad. Üç gün kadar Gelibolu'da kalan Murad. Hatta fazla zayiat verilmeden halledildiginden kuvvet kaybina da ugranilmamisti. Mustafa Çelebi'ye yardimi daha kârli bulmus olacak ki. Öyle anlasiliyor ki Sultan Murad ise Bizans'in bu iki yüzlülügüne kanmamis. bu çocuklari vermedigi gibi elçileri de kovmustu. Mustafa'yi takip etmek üzere seçme kuvvetler gönderir. Sultan Murad kuvvetleri tarafindan süratle takip edilir. Bizans Imparatoru'nu korkutmustu. Sultan Murad. fakat gerçekte durumu ögrenmek ve aradaki soguklugu giderip dostluga çevirmek için Bizans asilzâdelerinden Lakanas ve Marko Ganis adlarinda iki elçi gönderirler. Fakat bütün hazirliklarini . kaleyi teslim aldiktan sonra süratle ve büyük bir ordu ile yoluna devam edip Edirne'ye girer. Sultan Murad. Bu kuvvetler. Bu sebeple görünüste Murad'i tebrik etmek. Karaya çikmaya muvaffak olan Sultan Murad'in ordusu ile Mustafa Çelebi'nin ordusu arasinda meydana gelen muharebede Mustafa'nin kuvvetleri maglup olarak kaçarlar. takriben bir buçuk yil kadardir. bu sekilde meydanda asilmasi. Gerçi Osmanlilar. buna karsilik kendisine elli bin altin vermeyi teklif ettiyse de bu teklif red olunur. Sultan Murad'a teslim olur. nihayet Edirne'ye ulasir. Sarayda bulunan hazineyi alarak Eflâk tarafina dogru kaçmaya baslar. Mustafa Çelebi. Onun. Gelibolu kalesi. kendisinin Osmanli sülalesinden olmadiginin belirtilmesi içindi. 825 (1422) yilinda Edirne'de asilarak öldürülen Mustafa Çelebi'nin Rumeli'deki hükümdarligi.

Öyle ki Türk . Türkleri büyük bir felakete ugratirken. Evi de yagma edilip atese verilir. Bundan önceki kusatmalarin en siddetlisi. Yildirim Bâyezid'in son kusatmasi idi. mizrak ve tas gülleye karsi agaç dallarindan sira halinde koruyucu mahiyette bir takim sedler ilave edilmisti. Bizans'in ömrünü yarim asir kadar uzatmis oluyordu. Buna göre Koraks. üç gün sonra oldugu yerde ölür. Imparator kadar Bizans halki da korkuya düstügünden Istanbul'da halk arasinda bazi dedikodular yayilmaya basladi. Yildizlikapi'dan Haliç'e kadar sehri karadan kusatir. halkin süphesini ortadan kaldirmak gayesiyle Teologos Koraks'i Istanbul önlerinde çadirlarini kurdurmus bulunan Sultan Murad'a gönderdi ise de Koraks bir sey elde edemeyerek gerisin geriye dönmüstü. böyle bir rivayetin sonucunda gerçeklesmisti. Askerler. Koraks'in üzerine çullanip onun gözlerini oyup vücudunu birçok yerinden yaralarlar. Murad'in yanindan dönüsünde tahkir edilmesine sebep oldu. Bizans halkinin çektigi korku ve içinde bulundugu endisenin derecesi. bazi kimselerin iskence ile öldürülmesine sebep oluyordu. Nitekim Sultan Murad'a elçi olarak gönderilen Teologos Koraks'in öldürülmesi. idareciligini kendisine vermek sarti ile Murad'a sehri teslim etme sözü vermisti. Osmanlilara elçilik vazifesi ile gönderilen Bizans'in taninmis sahsiyetlerinden ve ayni zamanda saray tercümani olan Teologos Koraks'in bu sefer ayni vazife ile Murad'a gönderilmemis olmasi. askerlere teslim edilir. Bunlarin basinda. Bizansi da dördüncü muhasaradan kurtarmisti. Kusatmalarin ilk dördü Yildirim Bâyezid. Böylece Timur. 20 Haziran'da Istanbul önüne gelen ordu. Bu hareketle Sultan Murad. Bunun arkasindan da bizzat kendisi yirmi bin kisilik bir ordu ile hareket eder. sert ve saglam kiris ile kalaslardan insa edilmis olup surlara dönük cephelerine ok. Fakat Timur belasi. ortalikta dolasan dedikodu ve rivayetlerden de belli oluyordu. O. zorlu ve sistemli olmustu. Önemli sahsiyetlere karsi itimatsizligin bir ifadesi olan bu rivayetler. Çelebi Sultan Mehmed zamaninda. Bundan sonra bir zindana atilan Koraks. her kusatilmada. gayet kalin. besincisi Musa Çelebi tarafindan yapilmisti. Saray tercümani olan Koraks. saray nazirinin hilesine baglaniyordu. Bu dedikodu. Teologos Koraks'in. Bu kusatma daha öncekilere göre çok daha çetin. Osmanli donanmasi da bu kusatmada hazir bulunur. Bu siperler. Bu kusatma ile Istanbul altinci defadir Müslüman Türkler tarafindan kusatiliyordu. Piyi (Silivri) kapisini açmak suretiyle Murad'in sehre girmesini saglayacakti. Sehrin surlarinin çikis kapilarinin karsilarina siperler kazdirildi. ordunun basina geçerek kusatmaya basladi. Sultan Murad da sehri almak için esasli tedbirler aliyordu. Osmanlilarin muhasarasindan. Istanbul kara tarafindan tamamen sarilmisti. Osmanli ordusunda top ta vardi. Gerçekten de hazirliklar tamamlandiktan sonra Sultan Murad 1422 senesi Haziran ayinda önce on bin kisilik bir kuvvet ile Mihaloglu Mehmed Bey'i Istanbul çevresini vurmak üzere göndermisti. Türklerin basina yeni yeni gaileler çikarip kurtuluslarini sagliyorlardi. artik imparatora hesap sorma zamaninin geldigini kendisine bildirmis oluyordu. Ordunun muhasarasi baslamadan önce Mihaloglu Mehmed Bey'in emrindeki askerler Istanbul çevresini vurmuslardi. Bizans içerisinde böyle hadiseler cereyan ederken. Surlara hücum etmek ve onlari asmak için sur yüksekliginde ve hatta bazan ondan daha yüksek tekerlekli kuleler yapilmisti. El ve ayaklari baglanan Koraks. Bu sebeple Imparator Manuel.tamamlayinca elçileri huzuruna çagirarak Imparatorlarinin yanina dönmelerini ve yirmi bin askerin basinda olarak cevabini bizzat kendisinin getirecegini söylemelerini emr etmisti. Imparatorun huzurundan çikarken muhafiz askerler bagirip çagirarak Koraks'in idamini isterler. Bizanslilar. Sonra bizzat padisah.

Muhammed" diye haykirarak atini sürer. Istanbul muhasarasi ile mesgulken Bizans Imparatoru'nun el . Murad'in Osmanli tahtina geçmesi üzerine. Sultan Murad. Imparator Manuel. Böylece Istanbul. babasinin ölümünü müteakip. muhasaradan vaz geçiren sebep ne Bizans'i kurtarmaya gelen Hz. ordugâhlarina döndüler. saltanat dâvasina kalkisip Iznik'e kadar gelmis olmasidir. Sultan Murad. burçlar üzerinde görüldügü ve Osmanlilar'in bundan dolayi kusatmayi biraktiklari iddia edilen kadin hayaleti. hücum günü olan 24 Agustos 1422'de. Kusatmanin kaldirilmasinin gerçek sebebi. Istanbul. Bu hücum esnasinda Imparator Manuel ölüm döseginde idi. bir hikâyeden ileri gidemez. Savasin en kizgin zamanlarinda bir taraftan kopan "Allah" ve "Muhammed" nadalarina karsi. Arkasindan Altinkapi ile Odunkapisi arasinda yani sehrin kara tarafindan surunu çevreleyen büyük hat üzerinde savas basladi. Sen Roman kapisini savunan askerin basinda idi. Bizans'in bundan önceki muhasaralarinda oldugu gibi. Yildirim Bâyezid'in damadi Emir Sultan adi ile bilinen Seyh Semseddin Buharî de bes yüz dervis ve muhibbani ile katilmisti. sonunda çadirindan çikarak 1422 Agustos'unun 24 Pazartesi günü Kostantiniyye'nin düsecegini söyledi. Çelebi Sultan Mehmed'in oglu olup babasinin sagliginda henüz on üç yasinda iken Hamideli sancak beyligine tayin edilmisti. Bizanslilar. Takriben iki ay kadar süren bu muhasaranin kaldirilmasi için. O. Bu haber üzerine orduya pek çok yerden katilmalar oldu. askerin basinda idi. Küçük Mustafa. Kusatmaya. Kostantiniyye'nin bütün halki bu tehlikeli günde silah altinda idi. Kadinlar ve çocuklar kiliç yerine tirpan kullaniyor. Oglu Ioannis. Murad'in yaptigi bu muhasara. dedigi gün ve zamanda bir savas atina binmis oldugu halde sehre dogru ilerler. Iste bu yüzden Sultan Murad. öldürülmek korkusu yüzünden Karamanoglu'nun yanina kaçmisti. o ana kadar Osmanlilar'in yapmis oldugu en büyük ve en siddetlilerindendi. Bizanslilarin söyledikleri "Hiristos" ve "Panaiya" kelimeleri isitiliyordu. Müslümanlarin çekilmelerini gökten inen "Panaiya"nm (Hz. KÜÇÜK MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI Küçük Mustafa. Sultan Murad. Imparatorun entrikalari sayesinde bir defa daha Osmanlilarin elinden kurtulmustu. askerlerin arasinda dolasarak manevî nüfuzu ile onlari cesaretlendiriyordu. Bu arada iç murakebeye dalarak ve dua ederek Istanbul surlarinin Murad'in önünde açilacagi zamani bekliyordu. O. hükümdarin küçük kardesi Mustafa'nin. O. bu kuvvetli siperler sayesinde Bizans surlarini delip tahrip edecegine inaniyordu. Öylesine ki o devir müverrihlerinden Kanano'ya göre bunu bizzat Emir Sultan da görmüstü. Günes batarken savas hâlâ sürüp gidiyordu. Hükümdari. askerlerini gayretlendirmek ve onlarin sayilarini artirmak için Istanbul ve hazinelerinin askerlere birakilacagini ilan ettirdi. Meryem) görünüsüne baglamislardi. Sultan Murad'in küçük kardesi ve Hamideli (Isparta) Sancak beyi Mustafa Çelebi'yi tesvik ederek sehzadenin saltanat davasina kalkmasina sebep olmustu. ordusunu Istanbul surlari önünden çekip kusatmayi kaldirdi. Seyh kilicini kinindan çekip "Allah. Sonunda Osmanlilar. bu kusatmada da feth edilemedi. padisahin basina yeni gaileler açarak hükümdarin dikkatlerini baska bir yöne çekmeye çalismis ve bunda muvaffak da olmustu. Istanbul muhasarasini kaldirmak zorunda kalmisti. Meryem.ordusu. Emir Sultan. ne de Bizans'in güçlü bir sekilde karsi koymasidir. fiçilarin altlarindan kendilerine kalkan yapiyorlardi. Bazi kaynaklarin ifadesine göre Emir Sultan.

memleketi ikiye bölmeye yönelikti. Sehzade Mustafa'nin kendisine vezir yaptigi ve bütün bu olaylara sebep olan Sarabdar Ilyas ile de görüsürler. Bu makama karsilik Sultan Murad. Bu ise daha tehlikeli bir . Istanbul'a gelen Küçük Mustafa. sehri ve kaleyi Mustafa'ya teslim etmek istemez. bir Osmanli sehrinin Karamanoglu'nun kuvvetleri ile vurulmasinin da dogru olmayacagini anlatir. bunlarla asker toplayabilsin. kaleyi sulh yolu ile teslim etmesini bildirerek Mustafa orada mesgulken kendisinin yetisecegini yazar. topladigi kuvvetlerle Bursa üzerine yürür. Küçük Mustafa'yi Istanbul'a getirtecekti. O da kendisi gelinceye kadar Sehzade Mustafa'nin kaçmasina engel olup onu oyalamasi idi. gelismelerden Sultan Murad'i haberdar eder. Mustafa'ya para ve hediyeler takdim etmek suretiyle onu Bursa'yi almaktan vaz geçirmeye çalisirlar. Ali Bey. Çandarlizâde Ibrahim Pasa'nin sarayina yerlesen Küçük Mustafa. Çünkü kardesinin hareketleri. Sarabdar Ilyas. Imparator. babasinin vasiyeti hilafina hareket etmis oluyordu. Anadolu beylerbeyligine kondugunu ögrenince kendisinden istenen seyleri büyük bir ustalikla basardi. Hüküm ve hükümet ettiler. Sehzade Mustafa bu sekildeki bir iddia ile ortaya çikmakla. Sarabdar'a gelen adam. heyetin bu teklifini kabul edince. Âsikpasazâde bu hükümdarligi su ifadelerle nakleder: "Iznik'te. Iznik kalesini kirk gün kadar kusatma altinda tutar. Vaktiyle Çelebi Mehmed'in taraftari iken Süleyman'in vaad ettigi menfaat karsiliginda derhal Çelebi Mehmed'i birakarak karsi tarafa geçmisti.altindan tesvik ve ugrasilan sonucunda Anadolu'da saltanat iddiasina kalkismisti. Firuz Bey'in oglu olan kale muhafizi Ali Bey. Fakat Bursa halki. Bunlar. Heyet. Sarabdar Ilyas. Bu sebeple kendisine. Mustafa. bazi tedbirler alarak kusatmayi kaldirmak zorunda kalir. Elçiler. küçük sehzadeyi alet edip kullanan Sarabdar Ilyas'i da ondan ayirmaya çalisir. Bursalilarin Sultan Murad'a bey'at ettikleri için ona sadakatla bagli kalacaklarini ve gerekirse sehri müdafaa edeceklerini söyler. Pâdisah. Manuel ve onun çocuklari ile görüsür. bütün gücü ile Istanbul'u kusatip feth etmek üzere iken. beylerbeyilik beratini da yaninda getirmisti. Sarabdar Ilyas da aldigi beylerbeyilik müjdesi üzerine sehirden ayrilmaz. muvaffak oldugu takdirde imparatora karsi yapacagi fedakârlik hakkinda teminat verdikten sonra Rumlarin verdikleri kuvvetlerle Anadolu tarafina geçerek faaliyetlere baslar. Böylece Osmanli mülkünde. timar ve memuriyetler vermek suretiyle hükümdarligini ilan etmis oluyordu. daha basindan beri Osmanlilar'la çekisen Karamanoglu'nun Turgutlu Türkmenleri ile Germiyanoglu'nun kuvvetleri de kendisine iltihak eder. Sehzade Mustafa. Sarabdar Ilyas'tan çok önemli bir hizmet bekliyordu. yeniden ikinci bir hükümdar tehlikesi belirmisti. tiynetini bir defa daha ortaya koymustu. Ibrahim Pasa'nin sarayina kondular. Bu faaliyetleri esnasinda. Sultan Murad'dan aldigi talimat üzerine muhasaranin kirk gün uzamasindan dolayi halka ve sehre hiç bir zarar gelmeyecegine dair yeminli söz aldiktan sonra teslim olur. Is bu kadarla da bitmeyecek ve Imparator. Bunun gerçeklesmesi için Sarabdar Ilyas'a adamlar göndererek kendisini Anadolu beylerbeyligine tayin edecegini bildirir. Ayrica. Etraftan gelip timar isteyene timar dahi verdiler. memleketin ileri gelenlerinden Ahi Yakub ile Ahi Hoskadem'i elçi olarak gönderir. bu görüsmede. kusatmadan kurtulmak için sehzadenin lalasi Sarabdar Ilyas'a mektuplar yazarak külliyetli miktarda altin göndermisti ki. Ayrica. kardesi Küçük Mustafa'nin faaliyetleri üzerine. Bu defa da saf degistirmekte bir sakinca görmemisti. Mustafa'nin ordusu oradan ayrilip Iznik tarafina dogru harekete geçer." Sultan Murad.

Iznik'i kusattigi ve Taceddinoglu ile Mihaloglu'nun vurustugu sirada firsat kollayan Sarabdar Ilyas. ama olan aldatilmis bulunan zavalli Küçük Sehzade Mustafa'ya olmustu. Mustafa Çelebi'yi yakalayip Murad'in. O anda hamamda bulunan Küçük Mustafa. Bizans'in bu son oyunu da basarisizlikla son bulmus. Mustafa "Beni kardesime iletme kim kardesim bana kiyar. Ikinci Murad. Fakat bunda muvaffak olamaz. Nitekim. yola çikisinin dokuzuncu günü gece geç saatlerde Iznik'e gelir. memleketin ikiye bölünmesini ve beyhude yere kardes kaninin akitilmasini önlemis oldu. Bizans'tan menfaat temin eden ve küçük sehzadenin öldürülmesine sebep olan Sarabdar Ilyas ise yaptiklari için: "Suretâ ben günahkâr oldum. Ama Mihaloglu'nu durdurup onunla vurusmaya baslar. tarihi henüz kesin . amcasininkinden daha kisa ve daha kolay bir sekilde halledilmis oldu. daha sonra saklandigi yerde yakalanip Mihaloglu'nun adamlarina teslim edilecek ve onlar tarafindan öldürülecektir.durum arz ediyordu. At üzerinde Mustafa "Hey lala. Sultan Murad'in ordusu. Sehzade Mustafa. Taceddinoglu ile Mihaloglu arasinda baslayan bu vurusma sonunda. Sultan Murad. Germiyan veya Istanbul'a götürmek istedilerse de daha önce Sultan Murad'dan beylerbeyilik beratini almis olan Sarabdar Ilyas. Iznik'te kalmasini tehlikeli bulan Germiyan ve Turgutlu kuvvetlerinin komutanlari. Bizans gibi entrikaci bir devlet ile. sabahin erken saatlerinde açilan kapilardan Iznik'e girilir. Aldi gitti Hüdavendigar'a karsi iletti. Ve hem cemi-i âlem rahat oldu. Istanbul muhasarasini kaldirmakla. Onun. vakit kayb etmeden isyani ortadan kaldirmaya tesebbüs etmesi. Mihaloglu'nu atindan düsürüp ölümüne sebep olan Taceddinoglu Mahmud Bey. Illa bu ikisi vilayette olsa zarar-i âmmdir. beni niçin tutarsin?" Hain Ilyas "Kardesine ileteyin" der. Onun için derhal Gelibolu yolu ile Anadolu'ya geçip Iznik üzerine yürür. attan düsürülen Mihaloglu ölümcül bir yara alir. Böylece. Bir daha kardes kaninin akitilmamasi ve ülkenin. Sultan Murad'in. sehrin önünde bulunan Mirahor basisina teslim eder. Âsikpasazâde bu olayi da söyle verir: "Bunlar bunda cenkte iken Sarabdar Ilyas. çesitli bahaneler ileri sürerek buna mani olur. Sehzade Küçük Mustafa'nin gailesini bertaraf etmekle birükte benzer bir tehlikenin daha mevcud oldugunun farkinda idi. efendisine bir at bulup onu kaçirmak ister. Onu tehlikeden korumak için Karaman. Ve biri dahi bu kim. Görüldügü gibi Küçük Sehzade Mustafa Çelebi hadisesi. Sarabdar Ilyas sakin oldu." Mustafa. Mihaloglu'nun sehadet beratini kanla yazip hakkini teslim eyleyecektir. Sultan Murad'in bu yolculugu devam ederken Sehzade Mustafa'nin. onu buradan uzaklastirmaya çalisirlar. ben efendim ogluna yaramaz is etmedim. Mustafa'yi tuttu kucagina aldi. varligini Osmanlilar'in zayiflamasina baglayan Karaman gibi bir beyligin oyuncagi haline gelmemesi için henüz ortaya çikmadan bu tehlike ve fitnenin ortadan kaldirilmasi gerekiyordu. Bu dünyanin murdarina bulasmadan sehid ettirdim." der. Bundan bir kaç gün sonra da vefat eder. Mihaloglu tarafindan yakalanmak üzere iken Mustafa'nin beylerbeyi olan Taceddinoglu Mahmud Bey. padisahin emri ile Iznik disinda bir incir agacinin dibinde bogdurularak cesedi Bursa'ya gönderildi. Henüz uyku mahmurlugunu atamamis ve Mustafa'ya bagli olan askerlerin saskin bakislari arasinda. Bursa'da babasinin türbesine defn edildi. Bunun için Sultan Murad. kardesinin fazla taraftar toplamadan hakkindan gelip kendisine birakilmis olan Osmanli tahtini emniyete almak istiyordu. her seyi idaresi altinda bulunduran ulu hakimin (Allah) ecel hükmü. Ve hem bizden önden gelenler bu kanunu koymuslar" diyerek yaptigi fenaligi tevile çalismistir.

Fakat Isfendiyar Bey. Zorlukla Sinop kalesine siginan Isfendiyar Bey artik sagirdi. Hükümdar ilân edildigi zaman henüz on sekiz yaslarinda bulunuyordu. Bununla beraber etrafinda ve kendisine sâdikane bir sekilde bagli olan Bâyezid. Umur ve Oruç Bey'ler bulunuyordu. Halbuki buralar. Bu arada torununun (Ibrahim Bey'in kizi) padisah tarafindan nikahlanmasini da teklif eder. Ibrahim. Bununla beraber savasi kabul etmekten baska çaresi de kalmamisti. Hükümdarliginin ilk senesi ümidsiz denecek kadar korkunçtu. Bu sebeple Bolu ile Gerede arasinda yapilan savasta maglub olup bozguna ugrar. Isfendiyar Bey. Kasim Bey de Osmanli kuvvetleri ile birlikte bulunuyordu. Nitekim Candaroglu Isfendiyar Bey. Idareleri için de kendilerine yüksek seviyeden maas baglatir. Karsisinda da tehlikeli ve kuvvetli bir rakip olarak amcasi Mustafa vardi. daha önce Çelebi Sultan Mehmed zamanindaki gayretler sonucunda elde edilmis olup Osmanli himayesinde kalmak sartiyle Isfendiyar'in oglu Kasim Bey'e verilmisti. Çankiri ve Kalecik'i geri almisti. Böylece Isfendiyar Bey. Karamanlilar gibi Osmanlilar'in en zor ve sikintili anlarindan faydalanmaya çalisan beyliklerden biri idi. Sultan Murad. Küçük Sehzade Mustafa Çelebi olayini halledince Isfendiyar'a karsi kuvvet gönderdi. bu topraklan almakla da yetinmeyip Tarakli Borlu denilen Safranbolu'yu alip Bolu'ya dogru uzanmisti. küçük oglu Murad Bey baskanliginda bir heyet vasitasiyle baris istemek zorunda kalir. Sultan Ikinci Murad'in amcasi Mustafa ve küçük kardesi Mustafa Çelebi'lerie mesgul oldugu ani firsat bilerek ondan yararlanmaya çalisarak Tosya. barisilmasi için hükümdarlarina ricada bulunurlar. Isfendiyar Bey. Isfendiyar Bey'in geri aldigi bu yerler. Bakir Küresi hâsilatindan büyük bir kismini Osmanli Devleti'ne verecek ve gerektigi zaman da Osmanli ordusuna asker gönderecekti (827 H. O. Osmanlilarin taraftan olan oglu Kasim'a ait yerlerdi.). Osmanli ordusu Bolu'ya geldigi zaman Isfendiyar Bey'in ordusundaki Kasim Bey taraftarlari. Candaroglu'nu takib eden Osmanli kuvvetleri. bu barisi saglamak üzere Osmanli devlet adamlarina da ayri ayri mektuplar yazarak tavassutlarini ister.olmayan bir zamanda. CANDAROGLU ISFENDIYAR BEY ILE OLAN MÜCADELE ve IDARÎ DÜZENLEME Karamanogullari'ndan sonra Anadolu Beylikleri'nin en kuvvetlilerinden plan Candarogullari. . Bu antlasma geregince Kasim Bey'e yerleri tekrar geri verilecek. Daha önce de görüldügü gibi Bâyezid Pasa. Muharebenin karisikligi arasinda kendi Kapicibasisi Yahsi Bey tarafindan basina vurulan bir "bozdogan"la kulagi sagir olur. Mustafa Çelebi hadisesinde Rumeli Beylerbeyi oldugu için onun üzerine gönderilmis. efendilerinin bulundugu Osmanli ordusunun saflarina katilirlar. sulh yapmayi kabul etti. Bunun üzerine Sultan Murad. Bu arada Kasim Bey de Iznik hareketi esnasinda kaçip Sultan Murad'in yanina gelmisti. Haci Ivaz Pasalarla Mihaloglu Mehmed Bey ve Kara Timurtas Pasa'nin vezirlik rütbesine kadar çikartilmis olan ogullan Ali. bundan sonra bazi idarî tasarruflarda bulunup ondan sonra Edirne'ye dönmeye karar vermisti. Kastamonu ile Bakir Küresini zapt ederler. Osmanlilarin aldiklari Kastamonu ile Bakir Küresi Isfendiyar Bey'e iade edilecekti. büsbütün sarsilir./1423 M. Sultan Murad'in adamlari. Tokat kalesinde tuttugu Mahmud ve Yusuf adlarindaki iki kardesinin gözlerine mil çektirip onlari kör ettikten sonra anneleriyle birlikte Bursa'ya getirir. Sultan Murad. sonunda Düzme Mustafa tarafindan katl edilmisti.

Sultan Murad. Rumeli'ye dönmeden önce bu isi halletmeliydi. Bâyezid Pasa'dan sonra birinci vezir olmustu. Bu sebeple padisah. kendi lalasi olan Yörgüç Pasa'yi da Rumiye-i sugra valisi olarak Amasya'ya gönderir. Yesil Camiin plânlarini tertip ederek disardan memlekete sanatkârlar getirtmisti. saltanatinin buhranli geçen ilk yillarini geride birakip devlet islerini idarî ve siyasî bir düzene kavusturduktan. küçük sehzade Mustafa Çelebi olayini halledince vezirleri ile maiyetindeki bazi mühim sahsiyetler arasinda mevcut rekabet ve geçimsizliklerin farkina varir. Tavasi Serafeddin Pasa ile Reyhan Pasa. Çünkü artik içerde taht kavgasina yeltenip ülkeyi bölünme noktasina getirecek kimse kalmamisti. hadisenin bir at gezintisi sirasinda cereyan ettigine dair rivayetler de bulunmaktadir. Evrenoszâdeler ile Pasa Yigit oglu Turahan Bey ve Gümlü oglu gibi Rumeli beylerinin harp zamaninda padisahin maiyetinde birlesmeleri hariç baska zamanlarda Rumelideki vazife yerlerinde bulunuyorlardi. kendisinden çekinilir bir kuvvete ulasmisti. Karamanog'lu'nun Bursa'yi muhasarasi sirasinda burayi müdafaa ve muhafazada sebat göstermisti. Çelebi Sultan Mehmed'e olan sadakati ve tehlikeli zamanlardaki hizmeti ile taninmis olup Çelebi Mehmed zamaninda kadiaskerlik ve ikinci vezirlikte bulunmustu. Haci Ivaz Pasa'nin sahneden çekilmesine sebep olmustu.Sultan Murad. Cenazesi Pinarbasi'nda Kuzgunluk mevkiine defn edilmistir. Disariya göre ise Sultan Murad'in gücü. Böylece divanda sadece Ibrahim Pasa ile Haci Ivaz Pasa kalmislardi. kadinlardan Halil Pasa'nin dul esi ve padisahin Sah Ana diye hitab ettigi Germiyanoglu Yakub Bey'in hanimi ile daha birçok erkek ve kadini külliyetli miktarda mal ve esya ile gönderir. devletin kurulusu ile birlikte hizmete giren Çandarli hanedanindan olup babasi Hayreddin ve biraderi Ali Pasa'lar da bu vazifede bulunmuslardi. padisaha suikast yapacagi ve divana silahla geldigi Sultan Murad'a haber verilir. îste bu iki degerli vezir arasindaki rekabet. Bir gün divanda Padisah. Bu hadiseden sonra Ibrahim Pasa rakipsiz kalmis ve padisahin kendisine tam anlamiyla güvenmesinden dolayi tamamen müstakil imis gibi is görmüstür. Bu bakimdan büyük hizmetleri olan degerli bir sahsiyetti. ülke ve halkin problemlerine çözüm yollari bulduktan sonra biraz rahat bir nefes almaya baslar. Haci Ivaz Pasa'nin kul (yeniçeri) ile gizli münasebetlerde bulundugu. Haci Ivaz Pasa da Çelebi Mehmed'in bütün savaslarina istirak etmis. gelini almak üzere Isfendiyar Bey'in sarayina Çasnigirbasi Elvan Bey. Ali Bey'i Saruhan (Manisa) sancak beyligine gönderir. bizzat padisaha vermeyi teklif ettigi torunu Hatice Alime Hanim'la evlenme zamani gelmisti. Devlet merkezinde fazla nüfuz sahibi kimselerin varligini kendi kudret ve hâkimiyeti için bir engel telakki etmis olmali ki. Sultan Murad. Gelibolu üzerinden yeniden Rumeli'ye geçip Edirne'ye gelir. Padisah. Haci Ivaz Pasa ise hicretin 831 (1428) yilinda Bursa'da vefat etmistir. Bu idarî düzenlemeden sonra padisah. Onun için Rumeli beylerini ilgilendiren bir tedbire lüzum yoktu. Bu olayin hangi tarihte oldugu kesin olmadigi gibi. Ibrahim Pasa. Haci Ivaz Pasa'nin gögsüne eliyle dokunarak içinde zirh bulundugunu anlayip sebebini sorunca Haci Ivaz Pasa buna cevap veremez. Vezir-i A'zam Ibrahim Pasa. Bu defa da iki vezir arasinda nüfuz rekabeti bas göstermisti. Bunlar "mihr-i muaccel"i takdim edip gelini getireceklerdi. Bunun için Kara Timurtas Pasa'nin ogullarindan Umur Bey'i Kütahya'ya. Çelebi Mehmed zamaninda hürmet görmüs. Zira Isfendiyar Bey'in. Bu bakimdan artik evlenip rahat bir nefes alabilirdi. bunlarin bir kismini yeni vazifelerle merkezden uzaklastirma ihtiyacini duyar. Kastamonu'da sölenler tertipleyen Isfendiyar Bey . Oruç Bey'i de Anadolu Beylerbeyi yapar. Bu durum. söylenenlerin dogru olabilecegini hatirlattigi için gözlerine mil çekilmek suretiyle Bursa'da ikamete mecbur edilir. Mustafa Çelebi hadisesinde aldigi tedbirler ve yazdigi mektuplarla Mustafa Çelebi kuvvetlerinin dagilmasina sebep olmustu.

her sene Osmanli hazinesine üçyüz bin akça veya otuz bin duka altini vermeyi kabul ettigi gibi. kardes kaninin akitilmasina sebep olan Bizans. 1424 yilinda gerçeklesen bu barisla bölge nisbeten rahat ve huzura kavusmus oluyordu. Sultan Murad bakimindan Edirne'de mi yoksa Bursa'da mi yapildigi kesin olarak tesbit edilebilmis degildir. Gerek Düzme Mustafa. Bu maglubiyetle Drakul. henüz hayatta ise de çok yasli oldugundan sekiz dokuz seneden beri bütün isleri saltanat ortagi olan oglu VIII. torununu Halil Pasa ile Germiyanoglu Yakub Bey'in hanimlarina teslim ederek büyük bir merasimle ugurlar. Silistre'yi geçip Osmanli topraklarina taarruz etmisti. ne türbe kapisinda ne de diger kabirlerde bir kitabenin bulundugunu nakleder. Yapilan anlasma geregince Bizans.de gelenleri rütbelerine göre agirlayip bir nice ikramda bulunur. Yine 1424 senesinde Sirp despotu Istefan (Etyen) Lazareviç. Sultan Murad'in emri ile bu taarruza karsilik olmak üzere Firuz Bey de Eflâk'a siddetli bir akin yapmisti. yerinde kalmak üzere ülkesine gönderildi. gerekse Küçük Mustafa olaylarini çikarip Sultan Murad'i ve ülkesini bir hayli yoran. Osmanlilar'in Zeytin dedikleri Izdin'i de terk ediyordu (28 Subat 1424). Uzunçarsili. Bu dügünler vesilesiyle büyük ziyafetler veriliyor. fakir ve yoksullar doyuruluyor. Sultan Murad'in nikahladigi kizin adinin Hatice Sultan oldugunu hicrî. Bazi kaynaklar ise Sultan Murad'in bulundugu yeri zikr etmezler. Ayse Hatun'u da Çandarlizâde Ibrahim Pasa'nin oglu Mahmud Bey'e nikahlamisti. Bunun üzerine yaptiklarina göz yumulan Drakul. 1500) tarihli bir vakfiyesi bulundugundan. barisa zorlanmisti. Maglub olan Drakul iki senelik haraca karsilik bir miktar para ve bazi hediyeler verecegini taahhüd etti. Onunla birlikte bir Türk heyeti Alman Imparatorlugu'na seçilmis olan . Orada akd edilen dügün merasiminden sonra Isfendiyar Bey. Ayse Hatun'u bilahare Varna muharebesinde sehid düsecek olan Karaca Bey'e. RUMELI'DE ISTIKRARIN saglanmasi Candaroglu Isfendiyar Bey üzerine yapilan harekâti firsat bilen Eflâk voyvodasi Drakul. Edirne'ye gelip eski dostluk antlasmasini yeniledi. Zira kaynaklardan bir kismi bunun Edirne'de. kabrinin Bursa'da Kükürtlü Kaplicasi'nin yakinindaki Hatice Sultan Türbesi denilen büyük bir türbede oldugunu. Ioannis görüyordu. Ioannis. daha kötü bir duruma düsmemek için Sultan Murad'a müracaatla baris yapmak istedigini bildirir. Hemsirelerinden Sultan Hatun'u Isfendiyar Bey'in oglu Kasim Bey'e. Bu akinda Firuz Bey. Bölgede istikrarin saglanmasina tesir eden âmillerden biri de süphesiz ki Bizans'la varilan antlasmadir. Drakul'u maglub etti. Melahrinos ve Bizans tarihçisi Françes'i Sultan Murad'a gönderir. Sultan Murad'in Anadolu'dan Edirne'ye gelmesi üzerine Drakul iki oglu ile birlikte bizzat Edirne'ye gelmis ve bagliligini arz edip iki yillik vergisini de takdim etmisti. Hicretin 828 (1424) yilinda gerçeklesen bu dügünün. 906 (M. Bizans Imparatoru Manuel. Bu dönemde. Ama iki oglundan biri (veya ikisi) de rehin olarak Osmanli sarayinda alikonmustu. Sultan Murad. daha önce Bizanslilara geçmis olan Karadeniz sahilindeki bütün yerler ile Selanik havalisinde bulunan Situnion ve Ustruma (Karasu) taraflarina ilaveten. artik yapacak bir sey bulamadigi için Osmanlilar'la iyi geçinmek ihtiyacini hissetmisti. orada daha baska kabirlerin de bulundugunu. bir kismi da Bursa'da olduguna dair bilgi vermektedir. evlendigi yil içinde kiz kardeslerinden üçünün de dügünlerini yaptirir. Misivri ve Terkos mintikalari hariç olmak üzere. dügüne istirak eden herkese ihsanlarda bulunuluyordu. Bunun için elçi olarak Lukas Notaras. Zira aksi takdirde kendi ülkesi ve imparatorluklari tamamen elden gidebilirdi.

Karamanoglu Ibrahim Bey'in yardimlarini saglamak maksadiyla gizlice onun yanina gidip bir miktar Karaman askeri ile döndüyse de. Ioannis ve Venedik ile temasa geçerek yeni bir saltanat müddeisini Selanik'e geçirip Rumeli'nde isyan çikarmayi tasarlar. Kardesler arasindaki mücadeleden istifadeyi düsünen Cüneyd Bey'in bu dönemdeki faaliyetlerinden ilgili bölümlerde bahsedilmis ve hakkinda bilgi verilmisti. O. Bu son muvaffakiyet üzerine Aydin Bey'i olarak harekete geçen Cüneyd. Cüneyd'i Akhisar civarinda maglub edip onu sigindigi Ipsili kalesinde kusatirlar. Bu arada Bizans Imparatoru VIII. Burada. Ancak bu beyler Cüneyd'e karsi bir basari elde edemezler. Aydinoglu. kanina girdigi insanlara karsilik 1425 yilinda öldürülür. Yildirim Bâyezid tarafindan Izmir'e subasi olarak tayin edilmisti. Fakat Murad Bey. Sigismond tarafindan kabul edilen Osmanli heyeti ile iki yillik bir baris antlasmasi imzalanir. Cüneyd. Mentese tarafina gelerek bu iki kardesi elde edip Tokat kalesine gönderdikten sonra beyligi tamamen ilhak etmisti. Böylece Anadolu birligini yeniden bozma faaliyetlerine ön ayak olur. Rumeli'de istikrarin saglanmasina sebep olan anlasmalar yapildiktan ve bölge harpsiz bir döneme girdikten sonra artik Anadolu'daki pürüzlerin ortadan kaldirilmasina sira geliyordu. Bu akitten sonra Sigismond. Buna göre Osmanli heyeti.Macar Krali Sigismond'u tebrike ve iki yillik bir mütareke müzakeresinde bulunmak için gönderildi. bununla da yetinmeyerek Venedik ile de ticarî ve siyasî münasebetlere girisir. Bundan sonra bütün gayretiyle eski Aydinogullan topraklarini tamamen elde etmeye çalisir. bu meseleyi ciddi bir sekilde ele alarak Halil idaresinde gönderdigi kuvvetler. 1425) tarihinden itibaren bu beylik artik tarihe karismisti. hem de iki yillik bir mütareke imzalayacakti. bilahare bu yardimci kuvvetlerin kaçmasi sonunda Sisam adasinin karsisinda bulunan Ipsili kalesinde oglu Bâyezid ile birlikte tutunmaya çalisir. . hem Sigismond'un imparatorlugunu tebrik edecek. önce Isa Çelebi'ye yardim etmis. Bunun üzerine Hamza Bey'e teslim olmak zorunda kalan Cüneyd. bazan da Kara Cüneyd diye adlandirilan bu beyin babasi olan Ibrahim. onu yola getirmek maksadiyla yeni Aydin ili beyi Yahsi Bey ile Anadolu Beylerbeyi Oruç Bey'i vazifelendirir. daha önce Osmanli sarayinda rehin bulunan Mentese Beyi Ilyas Bey'in iki oglu Leys ile Ahmed kaçarak memleketlerine gelmis ve hükümdarlik yapmaya baslamislardi. Daha önce de temas edildigi gibi Cüneyd. Osmanli padisahina ayni sekilde hediyeler gönderir. Hicrî 829 (M. Bunun üzerine Sultan Murad. IZMIROGLU CÜNEYD BEY'IN AKIBETI Kaynaklarda Izmiroglu. Osmanli hükümdari bu heyetle birlikte kiymetli hediyeler de göndermisti. Cenevizliler'den kiralanan gemiler ile onu deniz tarafindan da sIkIstirdigmdan vaziyeti gittikçe kötülesmeye ve artik müdafaada bulunamayacak bir duruma gelir. arkasindan da Süleyman Çelebi ile birleserek onun tarafindan Ohri sancak beyligine getirilmisti. Osmanlilara olan bagliligi red edip Osmanli idarecileri ile ugrasmaya baslar. Çelebi Sultan Mehmed'in vefati ve iki Mustafa Çelebi'nin isyanlari zamaninda. Mustafa Çelebi (Düzme Mustafa) kuvvetleri ile Ulubat suyu kenarina kadar gelmisti. Bununla beraber Sultan Murad'in Anadolu Beylerbeyligine tayin ettigi Hamza Bey. Ankara savasi sonrasinda çikan kardes kavgalari esnasinda Cüneyd Bey. Sultan Murad tarafindan tatmin edilip Aydin beyligine döner. Çanakkale hapishanesinde bulunan oglu Kurt Hasan ile kardesi Hamza Bey de ortadan kaldirilarak soyuna son verilir. Anadolu beylerini ve Bizans'i Osmanlilar'in aleyhine tahrike baslar. Rumeli'deki durumu düzene sokan Sultan Murad.

Onun yerine de Karaman hükümdari olmak isteyen Nigde hâkimi Bengi Ali Bey'i destekleyerek onun hükümranligini tanimisti. gerek Bursa'da. Gerçekten de Tarsus kusatmasi yüzünden Memlûklularla arasi açilan Karamanoglu Mehmed Bey. bu birlesmeye mani olmak ve dolayisiyla sancagini kurtarmak için henüz iki kuvvet birlesmeden önce Korkuteli'nde bulunan Osman Bey'in kuvvetlerine baskin yapmis. Mehmed Bey'in idareyi tekrar ele geçirmesi üzerine yeniden Nigde'ye çekilir. Ibrahim Bey ve diger kardesi Isa Bey ise babalarinin cenazesini alip memleketlerine dönerler. Fakat Mehmed Bey'in kardesi Bengi Ali Bey. Timur tarafindan Hamidoglu Osman Bey'e verilmisti. Memlûk Sultani Melik Müeyyed Seyh. Gerek Çelebi Sultan Mehmed'in ölümü. Böylece Antalya. babalarinin cenazesini defn ettikten sonra Osmanlilar'a siginmak zorunda kalmislardi. Hamidoglu da bu müsademe esnasinda öldürülmüstü. gerekse Mustafa Çelebiler isyanin. Osmanlilarin Antalya Sancak beyi olan Firuz Bey oglu Hamza Bey. kardesi Bengi Ali Bey de Mehmed Bey'in hâkimiyeti altinda olmak sartiyla Nigde ve havalisine getirilmisti. kendisine iltica etmis olan Mehmed Bey'in oglu Ali Bey'le Sultan Murad'a arz etmisti. Mehmed Bey. Böylece Bengi Ali Bey. Antalya'yi zapt etmek istemis. Karaman hükümdari olmustu. Karaman ordusunda bulunan Mehmed Bey'in büyük oglu Ibrahim Bey. kardesinin öldügünü ögrenince Konya'ya gelip hükümdarligini ilân etmisti. babasinin cenazesini alarak Karaman ordusuyla birlikte dönmüs ve Mehmed Bey'in cenazesini Larende'ye (Karaman) defn etmisti (27 Safer 826/9 Subat 1423). Karamanoglu'na isabet ederek ölümüne sebep olmustu. gerekse Tarsus ve Kayseri'de giristigi taskin hareketlerinden dolayi Karamanoglu Mehmed Bey'i azarlayip hapse attirmisti. Osmanlilar'dan çekindigi için bir ara Memlûk sultaninin himayesini kabul etmisti. Bu arada Antalya sancak beyi olan Hamza Bey de Karamanoglu Mehmed'in ölümünü ve Antalya'nin kurtuldugunu.KARAMANOGLU MEHMED BEY'IN ANTALYA'YI KUSATMASI VE OGLU IBRAHIM BEY'IN OSMANLI HIMAYESINE GIRMESI Ankara Muharebesi'nden sonra Timur tarafindan yeniden kurulan Karaman Beyligi'nin basina Alaeddin Ali Bey'in oglu Mehmed Bey tayin edilmis. Antalya'yi Osmanlilar'dan alamamis ise de Korkuteli taraflarinda hüküm sürüyor ve Antalya'yi da elde etmek için çare ariyordu. Bilindigi gibi Ankara Muharebesi'nden sonra Antalya ve Korkuteli ile civari. hem muhasara hem de isgalden kurtulmustu. Osman Bey. aralarindaki saltanat rekabeti yüzünden askerin Ibrahim Bey'i istedigini görünce kaçip Antalya kalesine siginir. Mehmed Bey'i serbest birakarak memleketine gönderir. Mehmed Bey'in ölümü üzerine yaninda bulunan ogullarindan Ali Bey. Bu olaydan sonra Karamanoglu Mehmed Bey. sonra da Dulkadiroglu Nasirüddin Mehmed Bey'le giristigi mücadeleyi kayb etmis ve Dulkadirliler tarafindan esir alinarak Kahire'ye gönderilmisti. Fakat Memlûk Devleti'ne ait bazi yerlere el uzattigi için o devletle de arasi açilmisti. fakat bu ise tek basina gücünün yetmeyecegini anlayinca Karamanoglu ile birlikte hareket etmeye karar vermisti. . O dönemde. önce Nigde'ye hâkim bulunan kardesi Bengi Ali Bey. meydana getirdigi karisikliklardan istifade etmek isteyen Hamidoglu Osman Bey. Bengi Ali Bey. Antalya önüne gelip kaleyi karadan kusatmisti. Fakat Memlûk sultani Melik Müeyyed'in ölümünden biraz sonra hükümdarligi elde eden Seyfeddin Tatar. Bu sirada kaleden atilan bir gülle. Bunun üzerine Ibrahim ve Isa Beyler.

Yakub Bey'i karsilamak için Meriç ve . ilerlemis yasina ragmen Edirne'de bulunan padisahi ziyaret etmek ister. Yakub Bey aleyhinde hiç bir harekette bulunmuyordu. Bu gaye ile yola çikan Yakub Bey. Germiyanoglu Ikinci Yakub Bey de ülkesine yeniden sahip olmustu. Ikinci Murad. amcasini kaçirip Konya'da Karaman Beyligi'ne hâkim oldu. Bu düsmanligi tamamen yok etmek için onlarin her birine Rumeli'nde birer sancak da vermisti. ülkesini Osmanlilar'a vasiyet etmesine sebep oldu. Yildirim Bâyezid tarafindan zapt edilmis bulunan Germiyan Beyligi. eskiden beri aralarinda bulunan akrabaligi kuvvetlendirmek için Ibrahim Bey'le kardesleri Ali ve Isa'ya birer kiz kardeslerini vererek onlari kendine baglamaya çalisir. "Sah Ana" diye hitab ettigi Yakub Bey'in esini. Bunlar. lalasi Yörgüç Pasa'nin faaliyetleri sonucunda bunlarin büyük bir kismini ortadan kaldirmaya muvaffak olmustur. "Fetret Dönemi" diye bilinen sehzadelerin mücadeleleri esnasinda Çelebi Sultan Mehmed tarafini tutmustu. Bunlarin normal bir hale gelmesi ve geregi gibi idareleri devleti bir hayli mesgul ediyordu. Bu arada Ibrahim Bey'e kuvvet verip onun Konya ve Larende üzerine yürümesini saglayan Sultan Murad'in bu kuvveti sayesinde Ibrahim Bey. Hatta Solakzâde'nin ifadesine göre. Candaroglu Isfendiyar Bey'in torununu alacagi zaman gelini getirmeye göndermisti. gerekse devletin baska bölgelerde mesgul olmasindan istifade ile zaman zaman çevrelerini vurup eskiyalik ediyorlardi. gerek Rumeli. Fakat bunun karsiliginda da daha önce Osmanlilara ait olup Timur tarafindan Karamanogullari'na verilmis olan bazi yerleri (Hamideli Beysehir) eski sahiplerine yani Osmanlilar'a terk etmeye razi oldu (1424). bu yüzden bir hayli sIkInti çekiyordu. Halk. Bu sevgi. Bununla beraber Sultan Murad. Bu sebepledir ki. Oradan Çanakkale Bogazi'na kadar giderek Gelibolu'da Rumeli yakasina ayak basar. Yakub Bey. kismen de mücadelelerle sagladigi sükûnetin devam etmesi için daha bazi islerin yapilmasi gerektigine inaniyordu. GERMIYANLI MÜLKÜNÜN OSMANLI'YA VASIYETI Daha önce. Nitekim Amasya. kiz kardesinin torunu olan Murad'i gün geçtikçe sevmeye baslar.Ibrahim Bey. Erkek evladi bulunmayan Yakub Bey. Ankara muharebesinden sonra Çelebi Sultan Mehmed tarafindan ortadan kaldirilmis ise de büyük bir grubu faaliyetlerine devam ediyordu. Hatta Osmanli hükümdari. Sultan ikinci Murad. Osmanlilar'in himayesinde devletini idare etmisti. Bu yerli Türkmen ailelerinden bir kismi. gerek bulunduklari kalelerinin sarp olusu. gerekse Anadolu'da kismen baris. Sultan Ikinci Murad. Ankara Muharebesi'nden sonra yeniden dirilttirilen diger Anadolu beylikleri gibi o da tekrar bagimsizligina kavusmustu. Osmanli siyasetine uygun düsen bu davranisla Sultan Murad. Osmanlilar'daki saltanat degisikliginden istifadeye yeltendi. Sultan Murad. aradaki eski düsmanliklari ortadan kaldirmayi hedefliyordu. Bursa'ya gelir. Bir ara Karamanoglu'nun tecavüzüne maruz kaldiysa da Çelebi Sultan Mehmed'in. O da son anlarina kadar beyligini muhafaza etmisti. amcasi Bengi Ali Bey'in yerine hükümdar olmak üzere Sultan Murad'in yardimini istemisti. Bu yüzden Sultan Ikinci Murad'in kardesi ve Hamideli Sancakbeyi Mustafa Çelebi'ye meyl ederek Karamanoglu ile birlikte Mustafa'ya kuvvet verip yardim eder. Kiz kardesinin oglu olan Çelebi Sultan Mehmed'in ölümü üzerine Yakub Bey. erkek evladinin olmayisi ve Osmanlilar'in ileride büyük bir devlet haline gelecegini sezmesi üzerine onun. Tokat ve Canik havalisindeki yerlerde bir takim küçük Türkmen aile ve asiretleri vardi. Karamanoglu'nu yenmesi üzerine Yakub Bey. insanlar bunlarin yüzünden evlerinden çikamaz hâle gelmislerdi.

Bursa'ya geldigi zaman Osman. Yakub Bey. Devrin en büyük hekim ve sairlerinden olan Seyhî. Osmanli idaresine girmisti. emrine verdigi askere karsi o kadar cömertçe davranir ki. Germiyan Beyi'ni bize öyle bir kardes olmak üzere göndermis ki. O. geçtigi bütün yollarda oldugu gibi Edirne'de de hürmet ve itibar görür. ilim ve fikir adamlarini himaye hususunda babasinin izini takib etmisti. Bu esnada henüz hayatta bulunan Emir Sultan'i da ziyaret ederek elini öper. eli açik. meshur ilk Türkçe imâret vakfiyesini güzel bir yazi ile hak ettirerek imâretin duvarina koydurmustu. Kütahya'ya dönüsünden bir sene sonra 832 Rebiülahir (1429 Ocak)'ta vefat ederek Kütahya'da yaptirmis oldugu imâret mescidi mihrabinin arkasina defnedilir. edip. ilk karsilasmada Sultan Murad'in elini öpmek istediyse de padisah elini vermez. O. ziyaretinin sebebini anlatarak içten gelen arzusunu sifahî (agizdan) arz ile ölümünden sonra memleketini padisaha vasiyet eyler. Edirne'de misafir bulundugu siralarda büyük senlikler yapilir. yapilis tarzindaki özellikten dolayi Ikinci Murad'in sultanlik çaginda kurulmus binalar arasinda ilk plânda yer alir. Sultan Murad'in. Bu vesile ile Sirbistan siniri valisi Ishak Bey'in idaresinde orada yaptirmakta oldugu köprünün insaat durumunu görme imkânini da elde eder. Gelibolu'ya ulastigi sirada parasi tükenir. Yüz yetmis kemer üzerine kurulan ve hâlen Uzunköprü ilçesine adini vermis bulunan bu köprü. ülkesini kizkardeslerinin çocuklarina birakmak istemiyordu. Böylece Yakub Bey'in vasiyeti üzerine beyligi. hastalandigi sirada yazdirip Ikinci Murad'a gönderdigi vasiyetnâmesinde ülkesini Osmanlilara vasiyet eyleyip terk ettigini tekrarlamisti. Edirne'de kendisine mihmandar olarak tayin edilen Seyhu's-Suara Seyhî Sinan da bizzat kendi himayesinde yetisen ve sonradan Osmanlilar'in hizmetine giren bir kimse idi. Yakub Bey. Çok cömert. Aradaki fasilalar hariç olmak üzere takriben otuz sene kadar Germiyan hükümdari olan Yakub Bey. Yakub Bey. Buranin sancak beyligine de Kara Timurtas Pasa'nin torunu ve Umur Bey'in oglu Osman Bey tayin edilmistir. Germiyan Beyi'nin mektubunu okudugu zaman: "Cenab-i Hak. Türkçe'nin gelismesine hizmet etmis. bilgin ve tabibin bulunmasini saglamistir. gördügü misafirperverlikten dolayi minnettar olarak ülkesine döner. Yakub Bey. mihmandar sifati ile onun maiyetine verilir." diyerek derhal onun sanina lâyik olacak sekilde bir miktar para gönderir. sarayinda pek çok sair. Seyhî. Bu söhretli misafir. Bilginleri seven bir kimse olarak Yakub Bey. onu yasinin büyüklügüne ve mevkiine lâyik bir hürmetle karsilar. Karsilikli öpüsüp musafaha ederler. Sultan Murad. Edirne'de bir ay kadar kalan Yakub Bey.Ergene üzerinde insa ettirmekte oldugu köprü sahasina kadar gelir. Orhan. Ikinci Murad'i ziyaret ettigi sirada seksenini bulmus olan Yakub Bey. ihsani bol bir kimse olan Yakub Bey. gezmelerinde ona refakat etmeye ve arzularinin en küçügüne kadar bütün isteklerinin yerine getirilmesine memur edilmisti. O zaman padisaha bir mektup yazarak durum ve ihtiyacini bildirir. Padisah. . Yaninda zevcesi Pasa Kerime Hanim da vardir. kendi gelirinden baska bizimkileri de yiyor. çok cömert bir insandi. Yildirim Bâyezid ve Çelebi Sultan Mehmed'in türbelerini ziyaret eder.

Sirbistan'in kuzeyinde yeni gelismeler kayd etmisti. Halbuki eski despot Stefan Lazareviç. Macaristan'a açilan yollar üzerinde oldugu gibi bilhassa Sirbistan'in müdafaa ve elde tutulmasina yarayacak bir mevki isgal ediyordu. Kosova muharebesinde öldürülen Lazar'in yerine Stefan Lazareviç (1389-1427) Sirp despotluguna getirildi. 1394) yilinda Yildirim Bâyezid tarafindan zapt edilen Selânik. Macaristan'a açilan yollar üzerinde önemli ve stratejik bir mevkide bulunan Güvercinligi zorla almak istemesi üzerine Sultan Murad. . Ankara muharebesinden sonra Sirbistan himayeden çikmamakla beraber kendi lehine bazi tavizler elde etmisti. Selânik sehrinin. Sigismond. Güvercinlik. fakat hicrî 791 (M. Osmanlilar tarafindan ilk defa olarak fethi ve bilahare tekrar Rumlarin eline geçisine dair bilgiler. Onun içindir ki. Ankara Muharebesi'nden sonra Bizans Imparatoru ile uyusmak isteyen Emir Süleyman tarafindan Bizanslilara terk edilmisti. ölmeden önce burayi on iki bin duka altin borcuna karsilik "boyar" yani beylerinden birisine rehin olarak vermisti. Temmuz 1427 senesinde evlad birakmadan ölünce onun yerine kiz kardesinin oglu Jorj Brankoviç. parayi ödemeden Kolombaç'i da almak isteyince. her sene Osmanli hazinesine elli bin duka altin vermeyi. muvaffak olamayinca Osmanlilarla anlasmak zorunda kalir ve Güvercinlik'in Osmanlilar'a geçmesini kabul eder. Sirp despotu oldu.SIRBISTAN VE GÜVERCINLIK KALESI MESELESI Sirbistan. her firsatta Macarlar tarafindan gözetlenecektir. Birinci Kosova muharebesinden beri Osmanlilar'in nüfuzu altinda idi. Macadar bir basari elde edemedikleri gibi Sigismond da ölüm tehlikesi geçirerek bir fedaisi sayesinde zor kurtulmustu. Belgrad'in Macarlara verilmesi üzerine hükümet merkezini daha önce Semendir'e nakl etmis olan Jorj Brankoviç. Bu adam. Edirne'ye döndügü zaman hükümdarlara nâmeler göndererek yeni fetihlerini bildirir. Macaristan bakimindan çok önemli bir üs olarak kabul edildigi için burasi. Sigismond'un basarisiz oldugunu görünce ondan ümidini keserek Osmanlilar'la anlasmaya çalisir. Bu yerlerden birisi de Sirplarin merkezi olan Semendire ile Orsova arasinda ve Tuna nehri kenarindaki Golumbaç (Kolombaç) idi. Belgrad'i isgal eden Sigismond. selefi ve Osmanli dostu olan Lazareviç'in gütmekte oldugu siyaseti terk ederek gerektiginde Osmanlilar'a karsi kendini müdafaa etmek ve Türk taarruzlarini kuzeye yani Macaristan'a geçirmemek için hem Alman Imparatoru hem de Macaristan Krali olan Sigismond'a kendi topraklarindan bazi mühim yerleri vermisti. Varilan anlasmaya göre o. Osmanlilar ile Sirp ve Macarlar arasinda bazi çatismalarin çikmasina sebep oldu. Hatta Fatih Sultan Mehmed. Yildirim Bâyezid dönemi hadiseleri arasinda zikr edilmisti. zaptindan on alti yil sonra Segedin muahedesi yapilirken Güvercinlik üzerinde bir hayli durulacaktir. Sultan Murad. SELÂNIK VE YANYA'NIN FETHI Birinci Murad zamaninda kusatilip alinamayan. Güvercinlik ve Krusevaç gibi kalelerin ele geçirilmesiyle Osmanli sinirlari. Osmanli tarihlerinde Vilk (babasinin adi Vulk) oglu diye bahs edilen Jorj Brankoviç'in Sirp despotu olur olmaz bazi kalelerini Macarlara terk etmesi. Osmanlilar buraya "Güvercinlik" diyorlardi. boyar kaleyi Osmanlilar'a terk etti Sigismond'un. Macarlarla münasebetlerini kesmeyi ve padisah istedigi zaman Osmanli ordusuna asker göndermeyi kabul eder. 1473 senesinde Uzun Hasan'a karsi sefere giderken Macar elçisi Padisahin ve dolayisiyla Osmanlilarin bu müskül durumundan yararlanarak Güvercinlik'in terkini veya kalesinin yikilmasini isteyecektir. Stefan Lazareviç. kalenin müdafaasina kosar.

Böylece Selânik halki. Bunun üzerine Hamza Bey sehri topla dövmeye baslar. Padisah. Bu müzakereler esnasinda sefer hazirliklarini da ihmal etmeyen Sultan Murad. sayet Selânik imparatora ait olsaydi orayi hiç bir zaman zapt etmek istemeyecegini. ilk günlerden itibaren isi diplomatik yollarla ve gürültüsüz atlatmaya çalisirlar. kendilerine yiyecek vermek ve sehri mamur hale getirmek sartiyla Venediklilere satmaya karar verir. Bu arada Venedikliler. Siz ise Italya'dan gelen Latinlersiniz. imparatorun arazisi ile kendi topraklan arasina yerlesmesine de müsaade edemeyecegini söyleyerek anlari da geri gönderir. Padisah. 826 / M. Murad. Sultan Murad. imparatorun bu tavassutunu çok garip bulmustu. Rumlardan gelebilecek bir hainligin . eger oranin idaresi Rumlarin elinde bulunsaydi. Bu sekilde sehir müdafaa edilirken Rumlarin gevsekligini ve icabinda karsi tarafla anlasmalarini önlemeyi düsünüyorlardi. Andronikos'un muvafakati olsun olmasin. Sakiz ve Rodos ile eski antlasmalari yeniledigi zaman Venediklilerin Selânik'i almalarindan dolayi bunlarla olan muahedeyi yenilemeyerek Venedik elçisini geri çevirmisti. babamdan kalma mülkümdür. para karsiliginda kendilerini yabanci bir millete satarken. Venedikliler yeni bir heyet göndererek muahedeleri yenilemek istedilerse de padisah: "Selânik. Büyük babam Bâyezid bazusunun kuvvetiyle burasini Rumlardan aldi. Bütün kusatma hazirliklari yapildiktan sonra Venedik valisinden sehrin teslimini ister. Selânik'in Venedikliler'in eline geçmesini istememisti. 1423). Venedikliler. Selânikliler. Muhasara yüzünden sikintiya düsen halk. Evrenoszâdelerle Turahan Bey komutasindaki ordusuyla Selânik'i muhasara ettirmisti. Buralara sokulmaniza sebep ne? Ya arzunuzla oradan . Böylece elçiler bir is göremeden geriye dönerler. Kendisi Serez'de kalarak Hamza Bey'i ileriye gönderir. Fakat o sirada daha pürüzlü ve önemli isler oldugundan ses çikarmamis ve uygun bir zaman gözetlemeyi uygun görmüstü. Bunun için Sultan Murad.çekiliniz. Burada Anadolu Beylerbeyi olan Hamza Bey komutasindaki Anadolu kuvvetleri ile Sinan Bey komutasindaki Rumeli kuvvetlerini bir araya getirir. ya da hemen gelirim" cevabini verir.Osmanlilar'in saltanat degisikligi ve buna bagli olarak çikan taht kavgalari fitnesi ortadan kalkip tehlikeli durumlarinin düzelmesinden sonra sira daha önce ellerine geçmis olan Selânik'in yeniden elde edilmesine gelmisti. 1430 senesi Subatinin ortalarinda Edirne'den Serez'e gelir. Bu sirada Manuel'in oglu Andronikos. Muhasara karargahina gelen Sultan Murad. Osmanlilar'in bu sekildeki kesin tutumu üzerine Venedikliler. sehrin zapti kadar garip ve tuhaf olan bir muameleye bas vurarak bizzat Bizanslilarin tavassutunu temin ederler. Ioannis'in göndermis oldugu Nikola de Gona ve Frangopulos adlarindaki elçilerine. buradaki islermi yoluna koyduktan sonra Edirne'ye döner. Sultan II. bunlara haksizlik ettigimi belki iddia edebilirlerdi. kendilerine sadik kalmak sartiyle Selânikliler'in tekliflerini kabul ile elli bin duka altin karsiliginda Selânik'i satin alirlar. Venedikliler'den donanma ve yardim istedilerse de bu yardim gerçeklesmedi. Sultan Murad'a defalarca elçi gönderirler ama bu çabalarin hiç birisi Sultan Murad'i bu oldu bitti karsisinda yumusatamaz. Sayet Venedikliler. Selânik valiliginde bulunuyordu. hem buna mani olmak. Bu esnada zaten hasta olan Andronikos da Venedikliler'ce Mora'ya gönderir (H. hem de fazla zahmet çekilmeden fethi mümkün kilmak için surlardan içeriye adamlar soktu. Fakat Venedik valisi bunu red eder. sehrin bir an önce düsmesini istiyordu. fakat Venediklilerin. Venedikliler Rumlara itimad edemediklerinden kendi askerlerini Rumlarin arasina dagitmislardi. Umumi hücumla alindigi takdirde sehrin zarar ve tahribata ugrayacagini hesaplayan Hamza Bey. Venedikliler de kan yerine keselerinden para dökerek Ege kiyilarinin en mühim sehirlerinden birine sahip olurlar. 1426 yilinda Ayasolug'a giderek orada bulundugu sirada Midilli.

Bu. Venediklilere mecburen itaat ediyorlardi. Hammer'in ifadesine göre bazi kiliseleri de yiktirip onlarin malzemesinden sehrin ortasinda bir Türk hamami yaptirir. 28 Subat'i 1 Mart'a baglayan gece. Ertesi gün safakla baslayan genel hücum sonunda Osmanli askeri sehre girmeye basladi. Böylece Müslümanlarin rahat ibadet etmeleri ve diger sosyal tesislerden istifade etmelerini saglamisti. kalabalik topluluklar halinde kiliselerde toplanmaya basladi.önünü almak üzere önceden gerekli tedbirleri almamis olsalardi belki de Hamza Bey'in adamlari gayelerine ulasacaklardi. sehrin savunmasindan ayrilmalari. Vardar Yenicesi ile diger sehirlerden Türk aileler getirterek buraya iskân ettirir. Bu yüzden bütün askerlerini kaleden çekip gemilere bindirdiler. Venedikliler arasinda büyük bir korkunun meydana gelmesine sebep oldu. Ayrica Hamza'nin oklarinin ucuna mektuplar sararak Rumlari sehir kapilarini açmaya tesvik etmesi. gruplar halinde Venedik kadirgalarina binmek istedilerse de bunlar. Bu esnada Selânik halkindan bazilari. Selânik sehrini para karsiligi alan Venedikliler. Selânik'in kirk günlük bir kusatma sonunda zapt edildigini yazarlarsa da yabanci kaynaklarda buranin daha kisa bir sürede zaptedildigi bildirilmektedir. Hükümdar böyle bir karar almak zorunda kalmisti. Selânik zapt edilince Sultan Murad. Öyle anlasiliyor ki sehrin umumî bir hücumla alinacagi söylentileri bosu bosuna çikarilmis bir iddia degildi. Bu sebeple Aya Dimitri (Sen Dimitrios) kilisesi hariç olmak üzere diger bütün kiliseleri camiye tahvil ettirir. Osmanlilar'in. sadece iskân ile yetinmiyerek buraya yerlestirilenler için bazi imkânlar da sagliyordu. Rumlari büsbütün perisan etmisti. âdet oldugu üzere yagmaya ugramasi demekti. Subat . Fakat orada barinamayacaklarini anladiklari zaman dindaslari olan Rumlari. Zira Selânik. Müslüman olan Osmanlilar'a terk etmekten çekinmemislerdi. sehrin zapt edildigi zaman. O gün aksama dogru. sadece sehrin ticaretini düsünüyorlardi. kale kapilarinin açilmasi ile sehir zapt edildi (27 Receb 833/2 Mart 1430). Venedikliler tarafindan gemilere alinmazlar. Osmanli kaynaklan. Rumlar. O. Bu yüzden onlardan da bulunduklari mevzileri terk edenler oldu. Fakat Venediklilerin çabasi sonucunda bu korku ve heyecan giderilerek müdafaa daha bir güç kazandi. her Rum askerinin yanina degisik memleketlerden ücretle topladiklari adamlardan kurulu yagmaci (Butineur) denilen askerden birini koymuslardi. sehrin Müslüman Türk hüviyeti kazanmasina çalisiyordu. En fazla kalabalik ise Aziz Dimitrios'un tabutu bulunan ve içinde devamli olarak "kutsal yag" akan kilisede toplanmisti. Venediklilerin. Bunun üzerine halk. Çünkü daha önceki bütün baris ve teslim çagrilari cevapsiz kalmisti. 26 Subat gecesi meydana gelen depremde halk büyük bir heyecan yasadi. Rumlar üzerindeki tesirleri önlenmisti. Avrupa ve bilhassa Venedik'te büyük üzüntülere sebep olmustu. Ege Denizi'nde ticarî mevkii parlak bir sehirdi. Selânik halki arasinda genel hücumun ertesi gün yapilacagi söylentileri dolasmaya baslar. limandaki üç Venedik kadirgasini yakmasi. Hamza Bey'in tekliflerini kabul etmeyen Venedikliler'e karsi padisah. hücuma karar verir. Zira Mart ayinin ikinci günü sato tarafindan yapilan siddetli bir hücum ve merdivenlerle üzerlerine çikilan surlarin isgali sonunda. Selânik'in düsmesi. buna karsilik kendilerine hürriyet ve himaye vaad etmesi de bir sonuç vermedi. Bu politikasi ile o. Buna meydan vermemek düsüncesi ile Venedikliler. Çünkü Venediklilerin çok siki tedbirler almalari üzerine sehre sokulan adamlarla içeriye firlatilan mektuplarin.

Amiral Andrea Moceniko komutasindaki Venedik donanmasi. senelerce sürecek olan iç karisikliklara sahne olacaktir. EFLÂK HÂDISELERI Eflâk'in söhretli voyvodasi Mirça'nin ölümünden sonra bölge. Zira henüz emekleme durumunda bulunmasina ragmen Osmanli donanmasi. Devamli karisikliklara sebep olan bölgedeki olaylari Eflâk ve Sirbistan hadiseleri olmak üzere iki kisma ayirmak mümkündür. Durumun nezaketini bilen Osmanli devlet adamlari da buna karsi tedbir almakta gecikmiyorlardi. onlarin basarili olmasina ve Gelibolu'yu ele geçirmelerine engel olmustu. Bunlardan Memnon adindaki ogul. âdet ve ibadetlerine dokunmayacagina dair Sultan Murad'dan bir ferman aldiktan sonra sehrin anahtarlarini kendisine teslim eder. Bu yüzden. ogullar arasinda meydana gelen bu mücadele ile Latinlerden memnun degildir. Heyet. Karaca Pasa'nin sehri teslim almasindan sonra buraya da Türkler iskân edilir. Dukas'in ifadesine göre Venedikliler. Egriboz adasinin Osmanlilar tarafindan zapt edilmesinden korktuklari için böyle bir baris teklifinde bulunmuslardi. Yanya'yi teslim almak için Karaca Pasa'yi görevlendirir. Bundan sonra Sultan Murad ile Venedikliler arasinda Gelibolu'da bir muahede imzalanir. Onun için de zaman zaman çatismalar meydana geliyordu. Balkan halklari üzerinde nasil iyi bir tesir meydana getirdiginin göstergesidir. Karaca Pasa komutasinda gönderdigi kuvvetler ile Memnon'a yardim edip onu arzusuna kavusturur.ortalarinda baslayan kusatma. Bu çatisma ve anlasmazliklara ilaveten bölgede iç karisikliklarda sürüp gidiyordu. Selânik muhasarasi devam ederken. halkin hürriyetine. Sultan Murad. Bu yüzden aradan fazla bir zaman geçmeden Yanya halkinin ileri gelenlerinin meydana getirdigi bir heyet. eskiden beri Balkanlar'daki milletlerin Osmanlilar'a karsi tavir koymalarini istiyor ve kendilerini bölge halklarinin bir çesit hâmisi kabul ediyorlardi. adalet ve hak sinasliklarina güvendikleri Osmanliya baglanmayi tercih etmisti. Bunun üzerine Sultan Murad. Bununla beraber yerli Ruro halki. Amiral Moceniko'nun yerine geçen Silvestr Morisini Selânik'in intikamini almak için 1431 yilinda Çanakkale bogazinin Anadolu yakasindaki istihkamlara ani bir baskinda bulunarak ele geçirdigi muhafizlari öldürmüs. surlarini da tahrib etmisti. Osmanlilarin yüksek hâkimiyeti altinda bulunan ve merkezi Yanya olan Epir despotu Karlotoçi (Carlo Tocco) ölünce ogullari arasinda hâkimiyet mücadelesi bas göstermisti. BALKANLAR'DAKI YENI OLAYLAR Macarlar. Kendi dindaslari olan Latinlerin zulüm ve çekismesinden bikan halk. örf. bazilari da Osmanlilar'dan yardim göreceklerdir. Osmanli idare ve adaletinin. Bu muahede ile Selânik'in Osmanlilar'a terk edildigi belgelendirilip kabul ediliyordu. Selânik'in zaptindan takriben bir buçuk sene sonra 13 Safer 835 (9 Ekim 1431)'de Yanya Osmanli topraklarina katildi. Bu mücadeleler esnasinda voyvodalarin bazilari Macarlar. Yanya'nin baris (sulh) yolu ile alinmasi ve özellikle halkin istegiyle Osmanli idaresinin kabul edilmesi. o siralarda Selânik civarinda bulunan Sultan Murad'i ziyaret eder. 2 Mart'ta sona erdigine göre bu sürenin çok daha az oldugu anlasilmaktadir. Yildirim Bâyezid zamanindan beri Yunanistan'in Epir bölgesinde Latin kökenli despotlar vardi. Gelibolu'yu zapt etmek için ugrastiysa da bunda basarili olamadigi gibi gemi bakimindan da zayiata ugradi. Eflâk ve Sirbistan'in Osmanlilar'la olan baglantilarini kesmekte kakarli görünüyorlardi. Eflâk'taki iç mücadele Mirça'nin kardesinin . Osmanlilar'dan yardim ister.

Vlad'in iki yüzlülügünü çok iyi biliyordu. yanina asker vererek onu Transilvanya'ya akin yapmaya memur eder. heyeti Bas kilisede ve bütün hükümdarlik alametleri üzerinde bulundugu halde kabul eder. Eflâk voyvodasi olmustu. Macarlarin ve bilhassa Sigismond'un kendisini himaye etmesinden aliyordu. Sirbistan'in iki önemli sehrinden Belgrad'in Macarlar. onun komutasindaki bir ordu ile Sirbistan içlerine dogru bir akin yapilir. Bu yüzden bu da babasi gibi Vlad tarafindan öldürülür(1431). Filhakika Vlad Drakul. Güvercinlik'in de Osmanlilar elinde bulunmasindan dolayi her iki devletin Sirbistan üzerindeki dikkatleri daha fazla hassasiyet kazanmisti. onu tekrar ülkesine gönderir. Bogdan prensinin yardimini alan Vlad Drakul tarafindan öldürülür. Vlad. Sirp despotunun Macarlarla olan alâkasini kesmek ve Osmanlilar'a olan bagliligini güçlendirme hedeflenmisti. Bu sekilde. Bu sebeple Imparatorun bulundugu Bâl sehrine tantanali bir elçilik heyeti gönderir. Sarica Pasa. Vlad. bir takimi da kiymetli taslarla süslü ipekli elbiseler sunar. Sirp despotu Brankoviç'i telaslandirir. bütün bu himayelere ragmen Sigismond'un kendisini Türklerin elinden kurtaramayacagini düsünerek rakiplerine galip gelmekle birlikte Osmanlilar'a da sokularak görünüste onlara olan bagliligini göstermek istiyordu. SIRBISTAN HÂDISELERI Eflâk voyvodasi Vlad Drakul gibi Sirp despotu Jorj Brankoviç te Macarlara dayanip onlardan yararlanmak istiyordu. Sirp despotunun Osmanli Devleti'ne sadik görünmesine ragmen el altindan da Osmanlilar'in aleyhindeki bazi hareketleri. Osmanlilara olan baglilik yeminini ettirmek ve padisahin nisanlisini getirmek . Karaman seferine hareket edecegi esnada bizzat Bursa'ya kadar gelerek bagliligini arz ve Sultan Murad'in Macaristan'a yapacagi seferlerde kendisine her türlü kolayligi gösterecegini vaad ettigi gibi böyle bir seferde Osmanli ordusuna klavuzluk edecegini de taahhud eder. Böylece mütareke yenilendikten sonra Sigismond. ya insafsiz ve zâlimliginden veya Sigismond'un kendisine verdigi Dragon nisanindan dolayi Drakul (Eflâl dilinde hilekâr. Sigismond. Macaristan ile dostça münasebetlerin faydali olacagini düsünür. Sultan Murad'in elçilerini gayet sahane bir surette taltifederek birçok hediyelerle Padisahlarina gönderir (Kasim 1433). Zaten Macarlar da Sirp despotunu Osmanlilar aleyhine tesvikten geri kalmiyorlardi. bir takimi sirma islemeli. Büyük bir idarî ve diplomatik tecrübeye sahip olan Osmanli devlet erkâni. Bu arz-i ubûdiyetten memnun olan Sultan Murad. Osmanli hükümdarinin.çocuklari olan Dan'lilar ve Mirça'nin oglu Vlad Drakula'nin torunlari olan Drakul'lular arasinda cereyan ediyordu. Bu elçilik erkânindan on iki kisi ilerleyerek Imparatora altin sikkelerle dolu on iki altin kupa. Bu mücadeleler sebebiyle voyvodalar makamlarini yeterince saglama alamadiklari gibi bu dönem Eflâk kaynaklari da kifayetsiz olduklari için voyvodalarin saltanat tarihlerinde karisikliklar bulunmaktadir. Mirça'nin ölümünden sonra kardesinin oglu Dan. Fakat bu voyvoda. Dan'in oglu Osmanlilar'dan yardim istedigi için kendisine yardim edildiyse de bunda iyi bir basari saglanamadi. Seytan) lakabi ile aniliyordu. Dukas ve Hammer'in ifadelerine göre Eflâk Beyi (voyvodasi) Vlad. Zira Sultan Murad. Bu akinla. Üsküp Sancak Beyi Ishak Bey tarafindan haber alinip merkeze bildirildiginden. Bu yüzden Macarlarla olan münasebetlerini kesmeyi ve kizi Marya (Mara)'yi Osmanli hükümdarina zevce olarak vermeyi kabul ederek barisi saglayabildi. bu cesareti. bilahare Macarlarla dostlugu yenilemek ister. Bu sebeple onun Macarlarla olan münasebetlerini bozmak için ayni sene (1432). Ishak Bey komutasindaki Osmanli ordusunun Sirbistan ortalarina kadar bir akin yapmasi. Vlad Drakul vasitasiyle Macarlara büyük bir darbe indiren Sultan Murad.

Bir sehl zaman durdu. Durumun kendi aleyhindeki vehametini görmekte gecikmeyen Brankoviç. Isfendiyar kizi dahi Bursa'da idi. Bundan cesaret alan Ibrahim Bey. Onda dahi nihayetsiz konukluklar etti. Hünkâr eder "Benim câriyelerime verecegim yok mudur ki onun kizinin çeyizini vereyin. padisahin hiddetini teskin ile dikkatini baska seyler üzerine çekebilmek için kizi Mara'yi aldirmasi istirhaminda bulunacaktir. dilerse bu câriyesine versin. pasalarini toplayip kendileri ile bu durumu görüsünce pasalar "almak gerek sultanim" demislerdi. hünkâr kendine dügün etmedi. Bunun üzerine sultan da "tedarik neyse edin" diyerek Kizlaragasi Reyhan Aga ve Oruç Bey ile Sirp sinirlari üzerinde toplanmis olan askerin komutani Ishak Bey'in esini gelini almak üzere bir heyetle Üsküp'e. Bununla beraber yine ayni sene (1433) içinde. Transilvanya'da bazi sehirler zapt ve kaleler de tahrib edilir. Iki yüzlü harekette Eflâk voyvodasindan da usta davranan Jorj Brankoviç.üzere Jorj Brankoviç'in sarayina gider. müstereken icra edilen Transilvanya akinina ragmen Macarlarla aralarinin açilmadigini görünce. mutad merasimle. Fakat ileride de bahs edilecegi gibi Sultan Murad. Padisahin emri geregince Jorj Brankoviç ve Vlad Drakul 1438'deki Macaristan akinina katilirlar. Edirne'ye gelen Mara oradan da Bursa'ya gönderilir. Birbuçuk ay kadar süren akinlar esnasinda. Âsikpasazâde hadiseyi su ifadelerle nakl eder: "Bir kaç günlük yol kalinca Vilk oglu. onu Hünkâr'a dediler. Brankoviç'in. Sultan Murad. kayinpederine itimad edilemeyecegini gösteren delillerle dolu idi. büyük oglu Greguar'i Semendire'nin tahkim ve . Bursa'ya gönderdi. "Bir sipahi kâfirin kizina ne dügün gerek" dedi. Vilk oglu demis ki: "Ben çeyizi kizima vermedim. Evrenoszâde Ali Bey'in Macaristan'a yaptigi bir akinda basarili olamamasi. Sultan Murad. Çeyizinin hesabini yazmislar. Sultan Murad. Hatta kizini padisaha nisanlamis olmasina ragmen onun henüz küçük oldugunu ileri sürerek dügünün yapilmasini da tehir eder. Brankoviç. Hünkâra verdim. Sirbistan problemine kesin bir çözüm getirme kararma varir. Brankoviç'i yeniden Macarlarla münasebetlerini gelistirmeye yöneltir. Osmanli ülkesine saldiracak ve bazi yerleri ele geçirecektir. kizi Mara'yi Edirne'ye göndermis olan Jorj Brankoviç'e pek güvenemiyordu. Karamanoglu Ibrahim Bey'in hakkindan geldikten sonra tekrar Rumeliye dönecektir. 1438 kisinda Brankoviç'in kizi Mara ile evlendi. Bu akinlar esnasinda birçok ganimet elde edilir. Semendire'nin anahtarlari ile birlikte Edirne'ye gelmesini emr eder. dilerse gayri câriyesine versin". oradan da Semendire'ye gönderir. Osmanlilar aleyhine kiskirtmaya ve bir takim faaliyetlerde bulunmaya sevkeder. Buna göre Karamanoglu'nu tahrik edenlerden birisi daha bütünüyle ortadan kalkacakti. Sultan Murad. Defterini Özbek Aga'ya verdiler. Sultan Murad. Acayip konukluklar eyledi. kizini Osmanli sarayina götürmek üzere gelen heyete teslim eder. Elhasil kizi Edirne'ye getirdiler. kâfir beylerinin hatunlarini karsi gönderdi. Her iki hükümdarin Evrenoszâde Ali Bey komutasindaki akinci kuvvetlerine iltihaklarini müteakip Demirkapi üzerinden Tuna nehri âsilir. Geri çeyizini ol kiza verdi. onu Edirne'ye getirdi. Hiç nesne kabul etmedi." Jorj Brankoviç. itaat edecek yerde. Gayet iyi tazimle Semendire'ye getirdiler." dedi. Bununla beraber Sirbistan hududundaki Türk kuvvetlerinin komutani olan Ishak Bey'den aldigi raporlar. Ve her ne kim Vilk oglu dedi. Macar Krali Sigismond ile birlikte Karamanoglu Ibrahim Bey'le gizlice anlasarak onu. Bu sebeple Sirp despotu ile Eflâk voyvodasinin Macarlar'la arasini iyice açarak kendisine baglanmalarini saglamak için Macaristan harekâtina katilmalarini emr eder.

Edirne'den de Gelibolu'ya yollanarak haps edildiyse de iki oglunu rehin olarak birakmayi kabul ettiginden hapiste uzun süre tutulmayarak serbest birakildi. Voyvoda Drakul.müdafaasina memur eder. asirlarca Osmanli ordusunun mermi ihtiyacini kullanmada hizmet görmüstü. 1439 yilinda teslim olur. Bu siddetli kusatmaya tahammül edemeyen Semendire. Sirbistan islerini çok iyi bilen Ishak Bey. hatta bir askerin. Sultan Murad. Engürüs vilayetinin kapisidir" diyerek onun askerî önemini ortaya koyuyordu. Osmanlilar bu sefer esnasinda pek çok esir ve ganimet aldilar. Brankoviç gibi Eflâk Voyvodasini da davet etmisti. esirlerin fazlaligi sebebiyle fiyatlarinin düstügünü. Sehri müdafaa edenlerle birlikte esir düsen Greguar. eteklerinde kuruldugu dagin madenlerinin çoklugundan dolayi "Sehirler anasi" diye adlandirilan Novaberda'yi bizzat kendisi yeniden feth ederek ele geçirdi (1439). Jorj Brankoviç'i taklid etmeyerek padisahin dâvetine icabet eder. üç ay müddetle kusatilir. gerçekte bir Sirp sehri idi. Semendire muhasarasi devam ederken bir Macar ordusu sehrin imdadina geldiyse de Ishak Bey ile Timurtas Pasaoglu Osman Çelebi tarafindan maglub edildikten baska Macaristan'a da akinlar düzenlendi. Kendisi de diger oglu Lazar'i yanina alarak Sigismond'a halef olan Albert'e siginir. Sirbistan isini kesin bir sonuca baglamak için Semendire üzerine kuvvet sevk eder. bu sehrin stratejik durumunu çok iyi biliyordu. Bosna Krali Tvartko'yu korkuttugundan. Sultan Murad. Novaberda. Sirbistan'in fethinden sonra Belgrad için de bir seyler yapmak gerekiyordu. Arkasindan bizzat kendisi de bu kusatmaya istirak etti. Filhakika o tarihlerde Bohemya'da meydana gelen krallik mücadelesi ile Alman Imparatoru ve Macaristan Krali Albert'in ölümünden dolayi meydana gelen çekismeler. Sultan Murad'i düsüncesini gerçeklestirmeye yöneltmisti. Maden ocaklari ile meshur olan Novaberda. hacdan dönünce kusatmanin siddeti artirilir. Sultan Murad. Cuma namazinin kilindigini ve hisarina asker kondugunu yazar. Brankoviç'in oglu tarafindan müdafaa edilen Semendire. O. olaylarin akisi içinde Sirbistan hadiseleri ile yakin ilgisinden dolayi bu muhasaradan bahs edildikten sonra. Böylece Sirbistan'in diger sehir ve yerleri de zapt edilmis oluyordu. Asikpasazâde. Vlad Drakul. daha önce zapt edilmis ise de fetret döneminde tekrar Sirplara iade edilmisti. Sultan Murad. Osmanli hazinesine daha önce vermekte oldugu yirmi bin duka altini yirmi bes bine çikarmisti. Zira o siralarda Macar hâkimiyetinde olmakla beraber Belgrad. Vlad Drakul ülkesine dönerek yine eski makamina geçer. güzel bir cariyeyi bir çift çizme ile mübadele (degistirdigini) ettigini" yazar. ordugâha gelince yakalanarak Edirne'ye gönderilir. Bunun için de "Belgrad. Kusatma hem karadan hem . Belgrad'i muhasara için önce Evrenosoglu Ali Bey komutasinda bir ordu gönderdi. Seferde bizzat bulunmus olan tarihçi Âsikpasazâde. bu sefer esnasinda. "esirlerin sayisinin çok fazla oldugunu. BELGRAD'lN MUHASARASI Tarihî kronoloji itibari ile Karaman seferinden sonra olmasina ragmen. daha önce rehine olarak Edirne'ye gönderilmis bulunan kardesi Stefan ile birlikte Tokat'a yollanarak hapsedilir. Karaman olaylarina temas edilecektir. Bu esnada. sehrin fethinden hemen sonra onun Müslüman Türk sehri haline getirilmesi için kadi tayin edildigini. Sirbistan'a karsi yapilan hareket. kendisinin bile bes esir satin aldigini.

Evrenosoglu kusatmayi kaldirmadi.de nehirden yapiliyordu. Osmanlilar'a karsi takib ettikleri tarihî ve daimî düsmanlik siyasetine devam etmekte mahzur görmeyen Ibrahim Bey. Yaninda bulunan Karamanoglu Isa Bey'i de Karaman hükümdari ilan edip. bu sefer de rollerini Ibrahim Bey vasitasiyle oynuyorlardi. Fakat alti ay kadar devam eden Belgrad kusatmasi. Sultan Murad. Bunun üzerine Sultan Murad: "Senin hatirin için günahindan vaz geçelim. Evrenoszâde Ali Bey'in. Osmanli birlikleri buradan içeri daldilarsa da siddetli bir mukavemetle karsilastilar. fakat onun bu makama gelmesi bizim yardimimizla olmustur. Maglub olan Macarlar'dan bir kismi Tuna nehrinde bogulurken krallari da zor kurtulmustu (1433). Balkanlar'daki Hiristiyanlarla is birligine giren Ibrahim Bey. âlimlerden Mevlânâ Hamza vâsitasiyle özür dileyerek barisa talib olur. Karamanoglu da bunu bildigi için isgal sahasini gittikçe genisletmeye çalisiyordu. Sükrüllah'i (Behcetü't-Tevânh adli eserin müellifi) Karamanoglu'na elçi olarak gönderir. kendisini rahatsiz edenleri de kaçirdi. zamanin uzamasindan dolayi kaldmldi. Sultan Murad'dan kusatmayi kaldirmasini rica etmis ise de buna pek aldiris edilmedi. Bu arada kale burçlarindan. Osmanli toplari kaleyi dövmeye baslayinca ondan büyük bir parçayi yikip bir gedik açtilar. Konya ve Beysehri'ni alan Sultan Murad. . Karamanlilar'in. Sultan Murad. Osmanlilarin. Aksehir. mevkiini ve yerini kuvvetlendirdikten sonra Sirp despotu ve Macarlar'la ittifak ederek Osmanlilar'in aleyhindeki faaliyetlerine baslar. Rumeli islerinin kritik bir vaziyet arz etmesinden dolayi yerinden ayrilamayan Murad Bey. Padisahi bu konuda ikna etmek için Mevlânâ Hamza. Padisahin ayaklarina kapanarak onu düsüncesinden vaz geçirir. 1433 senesinde de Sirp ve Macarlar'la birleserek Osmanlilar'in aleyhinde bir ittifak kurmustu. Karsilikli anlasmalar geregince Macarlar ile Sirp despotunun Tuna'yi geçip Güvercinlik (Kolambac) kalesine taarruzlari esnasinda Karamanoglu Ibrahim Bey de Beysehir'den sonra Hamideli'ni isgal etmeye baslayarak bu sancagin beyi olan Sarabdar Ilyas'i esir almisti. Macaristan'a yaptigi bir akinda muvaffak olamamasi üzerine. Bununla beraber Rumeli'ndeki isler yüzünden Edirne'yi birakip Karamanoglu'nun üzerine gidemiyordu. epey dil döker. Sehri Zovan adinda Raguza'li bir rahip müdafaa ediyordu. Surun etrafindaki hendek kenarina kadar büyük bir siper kazdirdi. Ibrahim'i sonuna kadar takib edecegini açikça ortaya koyar. Sultan Murad. KARAMAN SEFERI Murad Bey'in destegi sayesinde idareyi elde edip is basina gelmis olmasina ragmen. Bozkir'a kadar gidip Karamanoglu'nu takib eder. her iki tarafi da tarassut ediyordu. Sinan Pasa komutasinda bir ordu sevk ederek Macarlari maglub eder. Bu siralarda Macaristan içlerine dogru da akinlar devam ediyordu. Simdi onu azl ederek biraderi Isa Bey'i Karaman Bey'i yapmayi uygun gördüm" deyince Mevlânâ Hamza. Güvercinlik önünde kazanilan bu zaferden sonra Rumeli'ndeki vaziyetin düzeldigini görünce vezir Saruca Pasa'yi Edirne muhafazasinda birakarak Karamanoglu'nun üzerine yürür. Rumeli'deki sIkIsik durumlarindan devamli olarak istifade etmeyi adeta bir prensip haline getiren Karamanlilar. Osmanlilar'dan aldigi yerleri iad etmekle tatliya baglanir. Sonunda is. Buna karsilik Ibrahim Bey. Polonya Krali iken ayni zamanda Macaristan kralligina da getirilmis olan Viladislas.

Osmanlilar ile Memlûklular arasinda Karaman ve Dulkadir gibi tampon devletlerin bulunmasi. Anadolu'da Osmanlilari ezip ortadan kaldirmalari imkânsizdi. Daha önce de belirtildigi gibi Sultan Murad. Böylece Karamanlilari. Ibrahim Bey. isgal ettikleri yerlerden çikarir. Osmanlilarla savasmak üzere bizzat sultanlarinin sefere çikmasini bile düsünmüslerdi. dogudan geliyordu. Ibrahim Bey'in en büyük rakibinin getirilmis olmasi onu ürkütmüstü. Fakat fütuhatçi olan ve dünyanin en müsait jeopolitik mevkiinde yerlesmis bulunan Osmanlilarin Memlûklulari ezmesi imkân dahilinde idi. ona bir mektup göndermisti. Anadolu ve Iran'da babasi tarafindan tesis edilen füli durumu yeniden iade etmek arzusunda oldugundan Anadolu'daki olaylari yakindan takib ediyor ve mektuplari ile bazi durumlari tasvib etmedigini bildiriyordu. Isfendiyar Bey. Bunlarin. Venedik gibi bazi Hiristiyan devletler ise bu tehlikeyi bir silah gibi kullanarak bazi Osmanli sehirlerini istila ümidine bile kapilmislardi. Ibrahim üzerine yeniden kuvvet gönderilmesine sebep oldu. önce Timur'un sonra da Sahruh'un destegini saglayan Akkoyunlu Bey'i Karayülük Osman Bey. Timur'un çok dindar oldugu söylenen oglu Sahruh (1404-1447). Memlûk Devleti için bir garanti olarak görülüyordu. Timur'un yaptigi tahribati unutmayan Osmanlilar. Murad Bey de Rumeli ve Anadolu kuvvetleri ile Aksehir'e girer. Ikinci Murad tarafindan Hamideli sancakbeyligine getirilmisti. Karaman Devleti'nin yanibasindaki bir Osmanli sancaginin basina. Bu korku yüzünden olsa gerek ki. Fakat Sultan Murad'in Anadolu'da kalmayip Rumeli'ye geçmek üzere oldugu haberinin gelmesi üzerine sultan bu tasavvurundan vazgeçer. kardesi Isa Bey ile giristigi bir vurusmada onu öldürür. Cüneydoglu Hamza ve Dulkadir Bey Süleyman ile Birlikte Bizans ve Trabzon imparatorlari da dahil olmak üzere Gürcü meliklerinin de emrine girmek için kendisini beklediklerini yazmisti. 1437 yili sonlarina dogru Ibrahim Bey. Öbür taraftan. Bütün bati Hiristiyan dünyasini sevince bogan bu tehlike. Bu arada. Mektubunda Anadolu beylerinden Karamanoglu Mehmed Bey. Tokat'tan yola çikan kuvvetli bir Osmanli ordusu. SAHRUH'A KARSI TAKIP EDILEN OSMANLI SIYASETI Sultan Murad. Bu durumu bilen Memlûk idarecileri. Maras Bey'i Dulkadirli Süleyman Bey'le birlikte Kayseri'yi kusatirken. Isa Bey. Bu son gelismeler karsisinda Macarlar'la ayni zamanda hareket eden Sultan Murad. ve Anadolu'da kendilerine ait olan topraklarin kaybi demekti. Karamanoglu'nun Osmanlilar karsisinda ezilmesinden dolayi endiseye kapilirlar. Osmanlilarin tek baslarina Anadolu'nun hâkimi durumuna gelmeleri. içislerinin karisik olmasina ragmen. kizkardeslerinden birini de Karamanoglu Ibrahim Bey'in kardesi olan Isa Bey ile evlendirmisti. Bununla beraber Suriye valisine Anadolu islerine çok dikkat etmesi emrini verir. Osmanlilar'in Dulkadirogullari'ni himaye etmesini bir türlü hazmedemeyen Memlûklular. Macarlar'in maglubiyeti üzerine 1437 baharinda tabiî müttefiki Dulkadirlilarla beraber dogudan ve batidan Karaman ülkesine taarruz eder. kudretini devam ettiren Sahruh'un ölümüne kadar (1447) ona açiktan açiga cephe almaktan . Zira bu. Hamidoglu Hüseyin. dedesi Yildirim Bâyezid zamaninda oldugu gibi bir anda kendisinin de yeni bir tehlike ile karsi karsiya geldigini görür. Ikinci Murad'in kiz kardesi olan haniminin ricalari üzerine bu sefer de af edilir.Osmanlilar'a karsi giristigi tecavüzden dersini aldiktan kisa bir müddet sonra Dulkadirogullan'na ait Kayseri'yi zapt etmesi.

Sultan Murad'in bu endisesinin farkina varan Venedik. Iskender Bey'in Osmanlilar'a siginmasi. iki bin çul ve torba ile davar vesair hayvan tedarik etmisti. islemeli silahlar. kalabalik ve muazzam ordusu ile Azerbaycan'da bulunuyordu. O. Memlûk ve Karakoyunlular gibi Timurlulara kafa tutmayi düsünmüyordu. Murad'in da basina bir felâketin gelmesi artik an meselesiydi. altin egerli atlar. bu tehdidi siyasî bir manevra ile kendi lehine çevirmeye yeltendi ise de Sultan Murad'dan istedigini elde edemedi. Memlûk Devleti ile de iyi geçinmeye dikkat ediyordu. Yine padisahin buyrugu üzerine Yörgüç Pasa da Iskender'in askerleri için lazim olan bin kepenek. ulak gönderip kisi Tokat'ta geçirmek üzere II. Karakoyunlu hükümdari Iskender Bey. Murad. Bütün Anadolu topraklari üzerinde metbûluk iddiasinda bulunan Sahruh. 1437 yilina kadar Memlûk yöneticilerinin Osmanlilarla hemen hemen hiçbir ihtilafi olmadi. Memlûklularin. Murad'dan müsaade ister. Bu devletin. Buna karsilik Osmanli Memlûk yakinlasmasi daha bir perçinlenmis görünüyordu. Bunun üzerine Sultan Murad. Müslümanlardan temizlenmesi demekti. Sahruh'un üçüncü Azerbaycan seferine çikmasi (1435). Anadolu'ya girince bunlar. Sahruh'un Herat'a dönmesi ile bu iki büyük devlet rahat nefes aldilar. adi geçen savasi kazanmasi. Bu da onlar için Osmanlilar'in ortadan kalkmasi ve Avrupa'nin. Zira o. bununla da yetinmeyerek Karakoyunlu beyine on bin altin ile sirmali elbiseler. Amasya valisi olan Yörgüç Pasa'ya Iskender'in lâyik oldugu sekilde agirlanmasini emr eder. dört elle Osmanli dostluguna sarildilar. II. dedesi zamanindaki Timur hadisesinden iyi bir ders almisa benziyordu. Timurlular ve Memlûklular gibi kudretli Müslüman dogu devletleri ile. Sultan Murad. Zira Yildirim Bâyezid döneminde oldugu gibi. Balkanlar'in ve Anadolu'nun mutlak hâkimi olmadan. Osmanlilarca yeni bir tehlikenin isareti olarak görüldü. 17 Eylül 1429'da Selmas Meydan savasinda Karakoyunlularla müttefiklerini perisan etmesi ile Anadolu ve Suriye yollari bütün genislikleri ile onun önünde açilmis bulunuyorlardi. sonunun nereye varacagi ve nasil bitecegi belli olmayan bir mücadeleye girmenin hiç bir faydasi olmayacagini biliyordu. Iskender . Hatta Sahruh. Ibn Hacer'in ifadesine göre Iskender Bey. Misir'da da büyük endiselere sebep olmustu. Buna karsilik Avrupa'da ise büyük ümit ve hayaller uyandi. Sahruh'un oglu Muhammed Cuki Mirza'nin önünden kaçarak Tokat'a gelip siyasî mülteci olarak Osmanlilar'a siginir. Sultan Ikinci Murad. Anadolu siyasetine karsi açik bir sekilde cephe aliyordu. Bu ordunun tehdid sahalarinin nerelere kadar uzanacagi pek kestirilemiyordu. II. babasi Kara Yusuf Bey'in Yildirim Bâyezid'e ilticasina benziyordu. köle ve câriyeler göndermisti. Anadolu siyasetine karsi kötü bir tavir takinmamaya itina ediyor. onlarin çogu zaman Osmanlilar'in tabii olan Karaman ve Dulkadirogullari'nin islerine müdahale etmelerine ses çikarmiyordu. Murad. bu durumdan endise duyuyordu. Sahruh'un. Karamanoglu Ibrahim Bey de bu yüzden onlara karsi cephe aldi.uzak durmuslardi. Sahruh'un. O zamana kadar Sahruh'un aleyhinde olabilecek herhangi bir faaliyette bulunmamakla beraber Sultan II. Zira bir Osmanli Memlûk ittifaki demek Karaman Beyligi'nin haritadan silinmesi demekti. bu ülkelerdeki tabi devletleri ortadan kaldirmadan. Bu esnada Sahruh. O.

O da Tebriz'e gidip Sahruh'a boyun egmeyi uygun görecektir. Asilere karsi hareket eden Evrenos oglu Ali Bey. Sultan II. onlarin çoluk çocuklarini esir etmeye ve mallarini ellerinden almaya baslamislardi. Murad'a bu beyi topraklarindan uzaklastirma firsatini vermisti. Timurlulara bagli olan ve ikide bir ayaklanan bu Karakoyunlu hükümdarlarindan da kurtulmak istiyordu. Çünkü Iskender Bey'in askerleri. Bir yil sonra da Venedikliler'le çikan anlasmazlik yüzünden Yuvan Kastriota'ya hücum etmislerdi. Bu Arnavut beyleri içinde en kuvvetli olani Ergiri sancaginin kuzeyindeki bölgeye hâkim olan Yuvan Kastriota idi. Zira o dönemin en güçlü ordusuna sahip olan bu Türk Hakanligi ile sonu nereye varacagi belli olmayan bir savasa girmek istemiyordu. Venedikliler'in bu isyani tahrik ettiklerini düsünüyorlardi. Arnavutlugun. Osmanli tabiiyetini kabule mecbur olmuslardi. Özellikle Ergiri bölgesinde. durumu Sultan Murad'a bildirir. Arnavutluk faaliyetleri daha sonra da devam etmisti. Baharin gelmesi. ilk defa Akdeniz sahillerine çikiyorlardi.Bey'i reddetmeyi hükümdarlik serefi ile mütenasib görmemekle beraber. Bunlardan Yuvan Kastriota. O da diger Arnavut beyleri gibi muayyen yillik tahsisat sözünü alinca Venedik tarafina dönmekten ve onlara hizmet etmekten çekinmeyerek 1428'de Venedik himayesine girer. 1436 baharinda Sahruh'un bütün Anadolu devletlerine onu kabul etmemeleri gerektigine dair gönderdigi mektup da ilave edilirse artik Iskender Bey için yapilabilecek bir seyin kalmadigi anlasilir. Umur Bey. bundan bir netice alinmadigi takdirde üzerine varilarak zorla hudud disi edilmesini emr eder. Isyan bastirilarak buradaki mahsur Türkler. ona tekrar boyun egdirdiler. Fakat Selânik'ten sonra Yuvan Ili'ne gelen Osmanli kuvvetleri. Osmanlilar'in. baharla birlikte yöredeki halka saldirmaya. . Bu arada Arnavutluk'ta köylerin timar olarak taksimi esnasinda mukavemetler görüldü. Buna. OSMANLI ARNAVUTLUK MÜNASEBETLERI Osmanlilar. ilk önce Iskender'e memleketi güzellikle terk etmesinin bildirilmesini. Bunlara engel olamayan Yörgüç Pasa. Serez'e giderek harekât sahasina yakin bulunmak istedi. Osmanlilar. Sahruh da isi daha fazla ileri götürmek istemez. bir iç oglani olarak padisahin hizmetinde Osmanli terbiyesi görerek büyümüs ve Iskender adini almisti. Durumun nezaket kazanmasi üzerine bizzat sefere çikan Sultan Murad. genellikle güney ve merkez kisimlarinda yeni bir teskilat kuran Osmanlilar. Çelebi Sultan Mehmed döneminde 1415 yilinda Arnavutluk'taki Kruya (Akçahisar)'i yeniden ellerine geçirmislerdi. Gergi. Zaman zaman Venediklilere müracaatla oglu Iskender Bey'in bir Osmanli Beyi sifati ile Venedik arazisine saldirilan olursa kendisini bundan sorumlu tutmamalarini da rica ediyordu. Bu seferler sonunda Gergi Araniti ile Yuvan Kastriota. yanlarina yeniçeri bölükleri de katarak harekât sahasina gönderdi. askerlerini alip Osmanli ülkesini terk eder. Irkdas ve dindas devletlerle mecbur kalmadikça harbe girmenin bir mânâsi yoktu. Onun için bu konuda Venedikliler'e ihtarda bulundular. Iskender'in üzerine gönderir. buranin eski Arnavut senyörleri olan Thopia Zenebissi ile Gergi Araniti tatmin olunmadiklarindan siddetli bir isyan ve ayaklanmaya bas vurdular. Bu mektup üzerine Iskender. kuzeyde özellikle daglik bölgelerdeki kabilelere dayanan Arnavut beylerini kendilerine tabi birer senyör olarak yerlerinde birakmislardi. Anadolu Beylerbeyi olan Timurtas Pasa oglu Umur Bey'i. bir bogazda pusuya düsürülerek agir kayiplara ugratildi. Zira artik Osmanli ülkesinde kalmak tehlikeli bir hal almistir. aralarinda en küçügü Gergi Kastriota olan dört oglunu rehine olarak Sultan Murad'in yanina göndermek zorunda kalmisti. Ona. O da Herat'a döner. Buradan da Manastir'a gelerek Rumeli Beylerbeyi Sinan Pasa ile Uc Beyleri Turhan ve Ishak Beyleri. Böyle bir karsiliga cani sikilan Osmanli Padisahi. aldigi emir üzerine Iskender Bey'e bir mektup yazarak memleketi terk etmesini ister. 1417'de Avlonya'yi da zapt eden Osmanlilar.

fethe zemin hazirlayan harplerdi. artik Macar topraklan için de tehlike olmaya baslamislardi. Osmanlilar tarafindan ögrenilmisti. Böylece Osmanlilar'i uzun süre mesgul edecek olan Arnavutluk gailesi ortaya çikti. denizden ve karadan padisah aleyhine yürüyecekler ve Türkleri Garp vilayetlerinden çikaracaklar" demislerdi. Sultan Murad'dan çekindigi için ona elçiler gönderip bu konsilin sadece dinî bir sebebe dayandigini. Osmanlilar tarafindan feth edilinceye kadar Macarlarla bazi çatismalar olmustu. Bunun sebebi. . Torzello. Zira bazi kimseler. Frengistan'a gittigi vakit Frenklerle ittifak edip Frenk oldu. kendi dinlerinin akidelerinde (inançlarinda) meydana gelen ihtilaflarin halli için gittigini söylediler. Arnavut beylerinin basina geçmek suretiyle mukavemet hareketini organize edip. Gerçi Sirbistan. Elçiler ise bu hususta Murad'a izahat vererek imparatorun Italya'ya seyahatinin kendisine arz edildigi gibi olmadigini. Osmanlilar'i Avrupa'dan atacaklarina iyice kanaat getirmislerdi. Padisaha karsi minnettarligi ile hilesiz dostlugunu arzetti. seyahatten avdeti münasebetiyle Murad'a elçiler gönderdi. Imparatorun mabeyincisi J. Osmanli Macar mücadelesinin baslama dönemidir. IKINCI MURAD VE HAÇLI ITTIFAKI Belgrad kusatmasinin basarisiz bir sekilde sonuçlanmasi üzerine baslayan ve maglubiyetlerle geçen buhranli bir kaç yilin verdigi cesaretle Hiristiyanlar. Murad'i imparator aleyhine harekete sevk etmek istemisler ve padisaha "imparator. Osmanli hareketinin kendi hududlarinin çok uzaginda bulunmasindan dolayi bunu pek önemsemiyorlardi. Allah'in inayetiyle bir ay içinde her sey halledilmis olacaktir. Osmanli Devleti'nde büyük bir kaygi ile karsilanmisti." Gerçekten muasir Türk kaynaklari. Halbuki Belgrad zaptina tesebbüs edilmekle Osmanlilar. siyasî bir gayesinin bulunmadigini bildirecektir. O zaman daglara siginan asi Arnavut senyörleri. Kral. Bunlar." Bununla beraber daha o zaman Floransa'da Osmanlilar aleyhine denizden ve karadan bir Haçli seferi plâni kararlastirilmisti. Akin hareketlerinde birçok çarpisma olmussa da bunlar. Bizans tarihçisi Dukas bu olayi söyle nakl eder: "Imparator. Fakat genelde Macarlar. Gerçekten 1439 yilinda Floransa konsilinde Bizans Imparatoru VIII. Bu ana kadar Macar hâkimiyetinde bulunan Erdel (Transilvanya) topraklarina yapilan akinlar hariç tutulacak olursa. Gerçi Osmanlilar. Rumeli zapt olunduktan sonra bir ay içinde de Arz-i Mukaddes ele geçirilecektir. Bilindigi gibi Sultan Ikinci Murad zamani. Hiristiyan dünyasindaki bu anlayis ve sebep oldugu birlesme. Floransa toplantisini buhranin baslangici olarak kabul ederler. Fakat Sirbistan'in Osmanlilar'a ilhaki ile Osmanlilar ile Macarlar komsu iki devlet haline gelmislerdi. kalenin çok müstahkem olmasi. Macar Krali ile iliski kurdular. Osmanlilar'daki bu kaygiyi ögrenen Ioannis. Gazavat ve Misir sultanina gönderilen Varna fetihnâmesi. Balkanlar'da Osmanlilara karsi yeni bir müttefik bulduguna inanarak anlari tesvik etti.muhakkak bir katliamdan kurtuldular. buraya girilmemisti. Kuzey Arnavutluga giden Anayol üzerindeki Kocacik kalesini zapt ederek babasinin topraklarini elde etmeye yönelik faaliyetlere giristi. Ioannis Paleologos'un istirakiyle Sark ve Garp kiliseleri arasinda "Union"un imzalanmasi. Venedik senatosu Osmanlilar'in ihtari üzerine asilere yardim edilmemesi için Arnavutluk'taki makamlara emirler göndermisti. Gerçekten de uzun bir süre geçmeden Izladi savasi sirasinda (Kasim 1443) Osmanli ordusundan kaçacak olan Iskender Bey. Böylece Padisah'in fikrini tashih ettiler. düsmanin gücünden dolayi Belgrad muhasarasini kaldirmis degillerdi. o zaman söyle yazmakta idi: "Rumeli'nin bahis mevzuu durumu göz önüne alinir ve söyledigim gibi haçli askeri gelirse. uzun süren muhasaranin sebep oldugu salgin hastaliklarin verdigi zayiatti. tam anlamiyla bir fetih ve ilhak degil.

Mezid Bey komutasinda Transilvanya'ya yapilan akin hareketidir. Böylece Mezid Bey. Macarlarin Osmanlilara karsi olan savaslarinda ilk defa ortaya çikar. kayda deger ve maglubiyetle biten çarpismalarin ilki. degistirilmis bulunan bu kiyafete aldanmis olan Türklerin hücumuna ugradi. Simon de Kemeny ile birlikte muhasara altinda bulunan kalenin imdadina yetisir. yanlarinda bulunan esirleri birakmak zorunda kaldiklari gibi yirmi bin sehid vererek maglub olurlar. yersiz gururu yüzünden kaybedildigi anlasilan bu savas hakkinda Hammer su ifadeleri kullanmaktadir: "Mezid Bey. Bu dehset verici ganimetlerin ortasina oturtulmus yasli bir Türk. Bu karisiklikta Simon de Kemeny en iyi askerlerinden üç bin kisi ile birlikte yok oldu. yigitlikleri ile taninmis seçkin sipahilerine Hunyad'in ati ile tasidigi silahlari tarif ederek onlar hakkinda bilgi vermisti. Bu birlik. Bu maglubiyetin acisini çikarmak ve öcünü almak üzere Osmanli Devleti. Hiristiyan dünyasinin kendi dininden olmayanlara karsi sergiledikleri bu vahsiyane hareket." Gerçekten. arabanin tepesinde görülmekte idi. Çünkü Osmanlilar "îlay-i kelimetullah" gayesi ile giristikleri hareketlerini daha ileriye götürmek. daglar üzerinde Türk baslarindan tepeler yaptirarak Kizil kule geçidinden Alpleri geçip Eflâk'a girdi. Hunyad'i karsilar. bunlari Brankoviç'e bizzat sunmak zorunda birakilmisti. Avrupa'da büyük bir söhret kazanmasina sebep oldu. düsmanini takipten dönünce. ayni senenin Eylül ayinda ikinci bir kuvvet sevkine karar verir. Siddetli çarpismada Hunyad'in arkadasi Simon üç bin kisi ile maktul düser. 30 Zilkade 845 (18 Mart 1442)'de Mezid Bey komutasindaki bir akinci kuvveti. Dönüsünde. savasin öteki tarafça (Macarlar) kazanilmasina sebep oldu. Transilvanya'ya girmisti. galipler tarafindan getirilmekte olan esirleri kendisi sofrada bulundugu halde vahsiyâne bir eglence olmak üzere gözleri önünde öldürttü. Mezid Bey. Elde edilen Türk esirleri vahsiyâne bir iskenceye tabi tutularak Öldürülürler. kendi eserlerinde söyle nakl edilir: "Önden ve arkadan hücuma ugrayan Türkler. Macarlarin kayiplari sadece üç bin kadardi." Jan Hunyad'in bu galibiyeti. mutad akinlarda bulundugu gibi Sent Imre mevkiinde de büyük bir basari elde ederek Hermanstad kalesini kusatma altina almisti. bu araba on atla çekilmekte idi. galip gelmek üzere iken Hermanstad'daki kusatilmis kuvvetin bir çikis yapip harbe istirak etmesiyle iki ates arasinda kalan akincilar. daha önceleri kazandigi basari ile gururlandigindan. Hunyad. atini ve silahlarim Simon de Kemeny ile degistirmisti. Rumeli Beylerbeyi Hadim Sehabeddin Pasa (Kula Sahin) Anadolu ve Rumeli askerleri ile yeniçerilerin de katildigi bir kuvvetle Silistre .Bu sebeple iki millet arasinda bir mücadele kaçinilmaz oluyordu. hemsehrileri kendisini vatan kurtarici olarak karsiladilar. Macarlar karsisinda. Simon. Jan Hunyad. Fakat Hunyad'in gücü ve Hermanstad muhafizlarinin bir çikisi. anlari karsilamaya yürüdü. Casuslari vasitasiyle bunu ögrenmis bulunan Hunyad. Bu arada Mezid Bey ile oglu da sehid olur. askerleri gibi kendisi de kan içici oldugundan Sirp despotu ve Macaristan'in müttefiki Jorj Brankoviç'e ganimet mallari ile savasta almis oldugu silahlar ve baska seylerle dolu bir araba gönderdi ki. Hunyad. Tuna'nin iki yakasindaki memleketleri bütünüyle yakip yikti. Mezid Bey'in. arkalarinda tasidiklari esirleri düsmana terk ve yirmi bin ölüyü birakarak kaçmaya basladilar. Bu siralarda tarihlerimizde Yanko denilen Jan Hunyad (Hunyadi Yanos). Sipahiler de Hunyad'i ölü veya diri yakalayip getireceklerine söz vermisti. Mezid Bey ile oglunun baslari da. Mezid Bey ile oglu öldüler. kaynaklarin verdigi bilgiye göre muhasarayi kaldiran Mezid Bey. Macarlar da buna mani olmak gayesini güdüyorlardi. Hunyad.

Kendi hayatini güçlükle kurtarabilen Kula Sahin Pasa. Sofya'yi alirlar. Sehirköy ve Nis'i tahrib edip atese verir. kaçarak Tuna'yi geçer. Kuvvetine magrur olarak ihtiyatsiz hareket eden Pasa. Bulgaristan'a giren Haçlilar. maglub olan Karamanoglu ile bir anlasma yaptiktan sonra derhal Edirne'ye. 22 Temmuz 1443'de Macaristan'in merkezi olan Offen (Budin)'den hareketle Semendire yakininda Tuna'yi geçip Sirbistan'a gelen bu orduya bazi Bulgarlar. Üç kol halinde muharebeye istirak eden Osmanli ordusu. bu istilayi Izladi derbendinde güçlükle durdurabildi. Rumeli'nin isgalinden sonra ganimetin hangi parçasini alacagini tasarlamakla mesguldu" der. Anadolu'da Karamanoglu Ibrahim Bey. Izladi ve Yalvaç muharebeleri yapilmis olup Osmanli ordusu zor durumda kalmisti. Osmanli Devleti'ni o kadar agir bir buhran içine sürükledi ki. durumun böyle bir hal almasindan dolayi sevincini belirtecek kelime bulamadigini yazmakta idi. Fransa ve Belçika gönüllüleri yaninda. Papa IV. Ancak onun bu korkakligi kendisinin derhal beylerbeylikten alinmasina ve yerine Kasim Pasa'nin Rumeli beylerbeyi olmasina sebep olur. Bu ittifaka Macarlar'dan baska Leh. Haçlilarla birlikte hareket eden Bulgarlar. Gerçekten de Eylül 1444 yilinda Haçli ordusunun bir kere daha Tuna'yi astigi zaman adi geçen Papa. Fakat bu sirada Morava savasi haçlilarca kazanildigi için Sultan Murad. Tam bu siralarda Haçlilarin müttefiki olan Karamanoglu Ibrahim Bey. Bu ordu. Papa IV. Çagdas Yunan tarihçisi Chalkokondyles de. onlara hem süvari kuvveti hem de yiyecek tedariki için yardimda bulunurlar. Hiristiyan âlemde. dahil olmustu. Macarlara iltica etmis olan Sirp despotu Jorj Brankoviç ile Eflâk Beyi Drakul ve Papa'nin vekili Kardinal Jülyen Cezzarini de bu müttefik Haçli ordusunda yer aliyorlardi. Müttefiklerin basinda Polonya ve Macaristan krali Ladislas ile Jan Hunyad bulunuyorlardi. simdi Balkanlar'da yerlerinden atilmis birçok yerli senyörün atalarinin topraklarini yeniden elde etmek için acele harekete geçtiklerini görüyor ve hatta "müttefiklerden her biri. Bosnalilar ve Arnavudlar da katiliyorlardi. Sirbistan'i istila ile Krusevac (Alacahisar). Haçlilarin bu cür'etli yürüyüsü. Yanko'nun basarilari. Haçlilara bu sekilde yardimlari onlarin daha da güçlenmesine sebep olur. Eugenius tesviki ile Türkler aleyhinde derhal bir ittifak meydana getirilmisti. Biraz önce de görüldügü gibi Haçlilarla Morava. Böylece onlar. Türkler aleyhinde bir Haçli ittifakinin meydana gelmesine sebep olmustu. Sultan Murad'a dost görünmesine ragmen Imparator Ioannis de hem Papa'ya hem de Macar kralina elçiler göndermek suretiyle onlari Türkler aleyhine kiskirtiyordu. Türklerin pek yakinda Balkanlar'dan tamamiyla atilacagi her tarafta konusulan genel bir kanaat haline gelmisti. Osmanli tebeasi olan Bulgar halkinin. Karaman seferinden yeni dönmüs olan Sultan Murad. Ulah (Eflâk) ve Sirplarla Alman Imparatorlugu dahilindeki milletler. Eugènius tarafindan merasimle kutlaniyordu. Meriç vadisine yol veren Balkan geçitlerine dayanirlar. Vlad Drakul ile birlikte hareket eden Jan Hunyad tarafindan Vazag mevkiinde büyük bir bozguna ugrar. Balkanlarin güneyine çekilmek zorunda kalir. oradan da Sofya'ya hareket etmisti. Haçlilarla ayni zamanda harekete geçince Sultan Murad Anadolu'ya geçerek Konya taraflarina gitmis. 1443 Ekim ayinda Osmanli topraklarina giren Haçlilarla ilk muharebe 3 Kasim 1443'te Morava nehri kenarinda ve Nis civarinda olur. maglub olarak dört bin esir ve iki bin sehid birakir. Bu harpten önce Haçlilarla is birligi yapip onlarin müttefiki durumuna gelen Karamanoglu Ibrahim Bey. tecrübeli akinci beylerinin tavsiyelerine kulak asmadigindan. uygun zamanin geldigini düsünerek ve firsat bu firsattir diyerek Osmanlilar'la yaptigi antlasmayi bozarak 1444 Ilkbaharinda tekrar Osmanli hududunu geçerek . büyük bir sevince vesile olan bu iki galibiyet. Türklerin artik tamamen Avrupa'dan atilacagindan süphesinin kalmadigini.üzerinden Eflâk'a girer.

Buna karsilik Sirp despotu da Osmanlilar'a vergi vermeyi kabul ediyordu. Buna karsilik Edirne muahedesiyle memleketini kurtarmis olan Sirp despotu. Böylece Osmanlilar. Sultan Murad. On yili kapsayan muahede iki dilde yazilip teati edildi. Kolombaç. muahedeye sadik kalacagina dair Macar elçileri önünde yemin eder. . Islâm dünyasinda büyük bir tepkiye sebep oldu. Papa ile Bizans Imparatoru muahedenin imzalanmamasi taraftari idiler.büyük ölçüde istila ve tahriplere baslamisti. Devrin din bilginleri onu müskil durumda birakan vaazlara basladilar. Bu yüzden Anadolu ve Rumeli'nde Osmanlilar iki ates arasinda kalmislardi. gerek bir önceki Karaman seferine katilan ve harbin kazanilmasinda faal bir rol oynayan Amasya Sancak Beyi büyük oglu Sehzade Alaeddin'in Amasya'ya döndükten kisa bir müddet sonra vefati. Bundan sonra Türkler ve Macarlar birbirlerinin topraklarina tecavüz etmeyip dostça yasayacaklardi. Osmanli mürahhas heyeti önce Jan Hunyad'a müracaat ettiyse de o. Karamanoglu'nun. BU DIPNOT NEREDE Edirne'ye gelen Macar heyeti ile birlikte padisahin tasdik ettigi muahedeyi Vladislas'a vermek ve onun tasdik edecegi muahedeyi de alip getirmek üzere Kapicibasi Baltaoglu Süleyman Bey baskanliginda bir Osmanli heyeti Macaristan'a gönderildi. KARAMAN SEFERI Haçlilarin. Sultan Murad. Segedin'deki havaya göre antlasmanin imzalanip imzalanmamasi hususunda iki farkli görüs bulunuyordu. Topliçe taraflan. Bundan baska Eflâk. barisi bozmayacagina dair kutsal kitaplarina el basarak Osmanli heyeti önünde yemin eder. gerek devam eden maglubiyetler. Leskofça ve Zelenigrad) yine Jorj Brankoviç'e birakilacak. Vladislas bu müracaati kabul ederek Edirne'ye bir heyet gönderir. Jorj Brankoviç vasitasiyle Macaristan kralina müracaat edip baris teklifinde bulunur. Haçlilarla birlesip Osmanli'yi arkadan vurmasi. Rumeli ve Anadolu'da iki ates arasinda kalmislardi. bunlarin görüsünü kabul ederek 12 Temmuz 1444'de Segedin'de muahedeyi imzalayarak Türk heyetine verir. daha önce imzaladigi muahedeyi bozarak 1444 Ilkbaharinda Osmanli hududunu geçerek daha genis ölçüde istila ve tâhriplerde bulunmustu. Balkanlari astigi ve Osmanlilar'in Rumeli'ni kayb etme tehlikesi ile karsi karsiya kaldigi bir dönemde. Krusevaç. heyeti Segedin'de bulunan milli meclise gönderdi. gerekse bu yeni Karaman taarruzu yüzünden bir hayli sikintili anlar yasadi. Nihayet kral. bu yanlisligi düzelterek. 12 Haziran 1444 (25 Safer 848) tarihinde Edirne'de imzalanan bu antlasmaya göre Sirplardan alinan yerler (Semendire. Sirbistan'in tekrar kurulmasi ve despotun Osmanlilar'in yaninda bulunan iki oglunun iadeleri kabul ediliyordu. Osmanlilar'a vergi vermekle beraber Macarlarin nüfuzu altinda birakilmakta idi. Segedin'e varir. Kral. Karamanoglu Ibrahim Bey. Iste bu yüzden Sultan Murad. baris yapmayi uygun görmüstü. Yüz atli maiyetiyle hareket eden heyet. muharebenin devaminda bir fayda görmeyecegini ve belki de zarar görecegini düsünerek sulhun akdini istedigi gibi Jan Hunyad da muahedenin muvakkat bir zaman için kabul edilmesinde israr ediyordu. Bu karari veren Sultan Murad. Burada "Edirne-Segedin" diyebilecegimiz bir baris antlasmasi yapilir. Bu antlasmanin Macar krali Vladislas tarafindan da tasdiki için Macar elçilik heyeti ile birlikte bir Osmanli heyeti de Macaristan'a gidecekti. Muahede geregince despotun Osmanlilar yaninda bulunan iki oglu da serbest birakilacak ve Izladi muharebesinde esir düsen padisahin enistesi Çandarlizâde Mahmud Çelebi de yetmis bin duka altin kurtulus akçesi (fidye-i necat) karsiliginda serbest birakilacakti.

esi olan padisahin kiz kardesi ile veziri Server (Sürur) Aga'yi Yenisehir'de bulunan Murad Bey'e gönderip pek çok taviz karsiligi barisa razi olacagini bildirir. Ibrahim Bey'in. Karamanoglu'nun. 1449). oglu ve Manisa sancakbeyi Mehmed'i yerine vekil birakarak Edirne'den ayrilir. bir din düsmaninin taarruzunu def etmek için ugrasan bir Islâm hükümdarinin mülküne. devrin âlimlerinden Safiî Kadi'l-Kudat'i Seyhülislâm Sihabu'd-Din Ahmed Ibn Hacer el-Askalanî (öl. Henüz tam anlamiyla istikrara kavusmamis Rumeli'nin tehlikeli durumunu da göz önünde bulundurarak yaninda bes alti bini açmayan Kapikulu askeri oldugu halde 12 Temmuz'da Çanakkale Bogazi'ni geçip Anadolu askeri ile birlestikten sonra Karamanlilar'a karsi büyük ve müthis bir intikam seferine girisir. Osmanlilarin giristikleri bu intikam seferi karsisinda panik içinde Taseli'ne kaçabilen Ibrahim Bey. dostlarina da dost olmayi kabul ederek savas sirasinda da oglu emrinde yardimci kuvvetler göndermeyi taahhud ediyordu. Hatta Ibn Hacer el-Askalanî. kendi ülkesini tahrib edip Haçlilara yardim etmesine karsilik onun üzerine yürümek için dinî bir destek aradigi anlasilmaktadir. Islâm dünyasinin taninmis âlimlerinden alinan bu fetvalar üzerine harekete geçer. Saadeddin Deyrî ise kaleme aldigi fetvasinda Karamanoglu'nun yapmis oldugu fenaliklardan dolayi tevbe edip Hakk'a rücu' etmesini. aksi takdirde dünyada ve ahirette rezil olup hüsran içinde kalacagini belirtiyordu. bunun gerçeklesmesi için de Frenklerle savasan Osmanoglu'na askerleri ile yardim etmesini tavsiye ediyor. Haçlilarla ugrasirken. Osmanlilar'a karsi düsmanca hareketlerde bulunmayacagini Kur'an-i Kerim üzerine yemin etmek suretiyle belirtiyor. kizkardesinin ve bütün suçu Turgutogullari'na yükleyen Server Aga'nin israrlari üzerine ileri sürecegi sartlari yerine getirmesi sartiyle Karamanoglu ile anlasmayi kabul eder. 1449). Amasya'nin Hanefî ulemasindan Abdurrahman el-Muslihî tarafindan yazdmis bir mektupla. Murad Bey ile oglu Mehmed Çelebi'nin düsmanlarina düsman. Islâm dünyasinin efkâr-i umumiyesi karsisinda suçlu duruma düsen ve bundan endise duyan Ibrahim Bey. Elçiler. 1453). Çok zor durumda kalan Ibrahim Bey. Murad Bey'le yeminle teyid ettigi bir "sevgendnâme" (yeminlesme) akdederek ileri sürülen agir sartlari kabul etmek zorunda kalir. Osmanlilar'in Rumeli'deki mukadderatini tayin edecek olan Varna savasi sirasinda Osinanlilar'a zorluk çikarmadigi gibi Ikinci Kosova savasina da oglunun komutasinda yardimci kuvvetler göndermek suretiyle Osmanlilar'in. Murad Bey. Malikî âlimlerinden Kadi'l-Kudat Seyhülislâm Bedreddin et-Tenesî (öl. Amasya kadisi Abdurrahman el-Muslihî de bu fetvalara yaptigi bir serhle fetva sahiplerinin görüsüne istirak ediyordu. Sultan Murad. ve Hanbelî âlimlerinden Seyhülislâm Bedreddin el-Bagdadî (öl. 1462) ile Abdusselam el-Bagdadî. Bu anlasmadan anlasilacagi üzere. Frenklerle birlikte hareket etmesini Müslümanlikla bagdastiramayan Sultan Murad. Bunlar. Murad Bey'in bu hakli müracaati üzerine. baska bir Islâm hükümdarinin taarruzuyla tahribat ve katl yapmasinin müslümanlikla ne derece telif edilecegi hakkinda dört mezheb ulemasindan fetva istemisti.Karamanoglu'nun aleyhinde baslayan bu cereyan üzerine Sultan Murad. Keza Bedreddin el-Bagdadî el-Hanbelî ve Bedreddin et-Tenesî de Ibrahim Bey'in katlinin lâzim geldigine fetva vermislerdi. Hanefî Kadi'l-Kudat'i Seyhülislâm Saadeddin Deyrî (öl. Ibrahim Bey'in ilk tecavüzünde herhangi bir müdahalesinin bulunmadigini. son defaki tecavüzü de Turgutogullari'nin tahriki ile oldugunu beyan ederek ycniden barisin saglanmasina muvaffak olurlar. verdigi fetvada. Böylece Sultan Murad'in kendisi. Karamanoglu üzerine yapilacak bir seferin mesru olacagina dair fetva verdiler. Türkçe olarak kaleme alinan bu sevgendnâmeye göre Ibrahim Bey. Buna paralel olarak . Karamanoglu'na karsi mukateleye gücü yetenlerin onunla savasmalarinin vâcib oldugunu belirterek kaninin helâl oldugunu beyan ediyordu. padisaha çok yalvarirlar. dolayisiyle Islâm âleminin dikkatlerini üzerine çekti. Islâm dünyasinin ulemasina müracaat ederek.

Zira Osmanlilar ile Hiristiyan müttefikler arasinda imzalanan baris antlasmasi. Sultan Murad'in tahtini bir çocuga terk edis hadisesini mücerred ve sahsî bir heves veya hevessizlik olarak degil. Zira tahti. Papa'nin vekili Kardinal Julien Sezarini. Solakzâde. Daha önce de görüldügü gibi II. Varna Savasi ile bu geleneklerini devam ettirmis görünmektedirler. Bu saltanat degisikligi. Çünkü henüz 12 yasinda olan bir çocugun baçinda bulundugu devlet. kütle menfaati namina üstüne almis olmanin en kesin ve açik delilidir. devletin basina çocuk yasta bir kimsenin getirilmesi idi. devrine kazandirmis oldugu muvaffakiyetlerin anahtaridir. hükümdarin böyle bir karara gidecek kadar asil ve feragatli bir ruh haletine sahip oldugunu görmck lazimdir. Buradan kapikulu askerleri ve beyleri önünde henüz 12 yasinda genç bir sehzade olan oglu Mehmed lehine tahttan feragat eder. kral ile krallik meclisi üyelerine. üçlü ilâh sistemi) ve Hz. Sultan Murad. yapilan yeminin hiç bir mânâ ifade etmeyecegi. Sultan Murad gibi tecrübeli bir hükümdarin hükümdarliktan çekilerek. Murad. Karamanoglu ile yaptigi anlasmadan sonra Agustos baçlarinda Yeniçehir'den Mihaliç ovasina gelmiçti. Hiristiyan dünyasini böyle bir antlasmayi bozmaya yönelten firsat. Bu arada Karamanoglu Ibrahim Bey fiilen bir sey yapamiyorsa da vaziyetin müsaid oldugunu müttefiklere bildirmesi.Hiristiyanlar üzerine yapacagi bir seferin daha önceki fena intibai silecegini hesaplayarak henüz Kibrislilar elinde olup büyük babasi Alaeddin Ali Bey'in 1367 yilinda fethine tesebbüs ettigi Gorigos kalesini (Kiz kalesi) zapt eder. bundan sonra halvette ve uzlette oturmayi arzu eyledi. Incil üzerine yapilan yeminden henüz 10 gün geçmemisti ki. Karamanoglu üzerine gitmeden önce oglu Manisa sancakbeyi Mehmed'i Edirne'ye getirtmis ve Karaman seferi esnasinda da onu yerine vekil olarak birakmisti. on yillik bir muahede yapmis olmalarina ragmen bu antlasma on gün bile sürmeyecektir. Bizans Imparatorunun Papa'yi tesvik etmesi ve sarayinda bulunan Osmanli hanedanina mensup sehzade Orhan'i (Çelebi Sultan Mehmed'in oglu) Çatalca taraflarina salivererek saltanat iddiasiyla onu ortaya çikarmasi. Sultan Murad'in çok çalismak suretiyle Osmanli memleketinde güven ve emniyet temin ettigini. Meryem ile azizlerden Etyen ve Ladislas üzerine yemin ettirir. Bunun için de. bizzat din adamlari tarafindan belirtilmeliydi. Bu tahttan uzaklasma keyfiyeti belki de Sultan II. gerçeklesmeyecekti. Türklerin. alti hafta geçmeden bozuldu. daha mürekkebi kurumadan bu müttefikler tarafindan bozulmustu. Fakat ne yazik ki bu arzusu. Bu sebeple Hiristiyanlar. miskinlik sermayesine tebdil etmekle sonsuz ugurlar bulmayi ummakta idiler. içleri yoluna koydugunu belirttikten sonra söyle der: "Saltanat içlerinden feragat buyurup. Balkanlar'dan atilmasi için uygun ve kaçirilmaz bir firsatti. Saltanat tantanasini.” Sultan Murad. Nitekim bu da yapildi. kolay yutulabilir bir lokma idi. Bu firsatin degerlendirilmesi gerekiyordu. sahsî bir ikbal ve devlet ihtirasi adina degil. durumu nazik . Murad'in. Sultan Ikinci Murad ile Macaristan ve Lehistan Krali Vladislas arasinda 10 yil için yapilan mütareke. VARNA SAVASI Kutsal kitaplari olan Incil üzerine yemin etseler bile kendilerine göre "dinsiz olan Müslümanlar" söz konusu olunca bu yeminin geçerli sayilmayacagi anlayisini gelenek haline getiren Hiristiyanlar. bu karekter ve yaratilista olan bir kimse idi. Osmanlilarla imzalanmis olan antlasmanin bozulmasi ve Eylül'ün ilk günü Orsova'nin kusatilmasi için ekanim-i selâse (Teslis. Böylece kendisi Bursa'da rahat ve huzurlu bir sekilde ahiret içleri ile mesgul olup ibadet edebilecekti.

donanma komutani olan Kardinal Françesco Gondolmieri. Zira yapilan antlasma. Müttefikler. Macar Krali ve diger hiristiyanlara bas vurup Karamanoglu'nun isyanindan dolayi müttefiklerin acele sefere çikmalarini istemisti. Bu da savasin yeniden baslamasi için bir firsatti. Hirvat. Venedikliler'i parsayi toplamak ümidine kaptirmisti. Selânik ve Karadeniz sahilindeki bazi yerler. Böylece. Çünkü Osmanli yönetimi böyle bir sey beklemiyordu.bir safhaya sokmustu. Hammer'in de belirttigi gibi. bagli kalinmasi gereken bir yemindi. Zira. Bu hareketi ile harbe girmeden ve burnu kanamadan bir hisse almak istiyordu. müttefiklerin galibiyetinden istifade edecegini ümid etmekle beraber. Polonya ve Alman milletleri ile Papa taraftarlari da dahil olmak üzere büyük bir ittifak kurulmustu. Osmanlilar'a vergi veren Raguza (Dubrovnik) Cumhuriyeti de Macarlarla birlikte hareket ederek harbin sonundaki taksimde Avlonya ile Kanina'yi almak istiyordu. Ancak bundan sonra Eylül ayinda Birlesik Haçli ordusunun taarruzu baslayacakti. Bununla beraber Venedikliler. Sayet Osmanlilar maglub olurlarsa ki buna kesin gözü ile bakiliyordu Gelibolu. Eflâk. Böylece güya Osmanlilar'a karsi tarafsiz kaldiklarini göstereceklerdi. antlasma geregince Sirplara terk edecekleri yerlerin verilmesi bekleniyordu. Anadolu'dan Rumeli'ye kuvvet geçirilmeyecegini temin ediyordu. muahedenin bozulmus oldugundan haberi olmayan Osmanlilar'in. Bizans Imparatoru. antlasma geregi Sirplardan aldiklari yerleri geri verdiler. 30 Temmuz 1444 tarihli ikinci bir mektupla Türklerin çok zor durumda olduklarini bildirerek bir an önce harbe baslanmasini israrla tavsiye ediyordu. Bu vaziyet karsisinda artik Türklerin isi bitiriliyor ve Balkanlardan çikarilacaklarina kesin gözle bakiliyordu. Gerçekten de muahedeye bagli olan Osmanlilar. himayesini bekliyormus gibi. Haçlilarin. Burayi yaktiktan sonra Nigbolu'da Eflâk voyvodasi Vlad Drakul'un kuvvetleri ile birleserek Tuna boyunca yürüyüp Sumnu'ya ulasirlar. Bununla beraber Imparator VIII. Osmanli Devleti'ni de durumdan haberdar etmisti) topraklarina girmeyerek Orsova'dan Tuna nehrine geçip Vidin'e gelirler. Muahedenin bozulmasindan sonra derhal taarruza geçilmedi. Osmanlilar'in üst üste maglubiyetleri. Anadolu'daki Türklerin Rumeli'ye geçmelerini önlemek için Çanakkale Bogazini kapatmak üzere Kardinal Françesco Gondolmieri komutasindaki donanmadan da uygun mektuplar aliyordu. hendegin kenarina dikilen bir mizragin ucuna astirmisti. Fakat Haçli ordusu yeminine bagli kalmadigi için böyle bir savas vuku bulmustu. Ioannis. Osmanlilar'dan çekindigi için sureta pek istekli görünmüyordu. Kime karsi ve hangi sartlarla olursa olsun bozulmamasi gerekirdi. Bu siralarda akd edilen Edirne muahedesi üzerine. Dukas'in ifadesine göre antlasmanin bozulmasini anlamakta güçlük çeken Sultan Murad. Edime-Segedin muahedesinin bozulmasi üzerine. Gizlice donanma vermek suretiyle Venedikliler de bu ittifaka dahil olmuslardi." Türkleri bütünüyle Balkanlar'dan uzaklastirmak için gereken tedbirlere bas vuran Papa. Papalik ve Burgondiya bayraklarini çekmislerdi. savas esnasinda "düsmanlarin hainliklerini kendi askerlerine göstermek istiyormus ve yemininden dönenleri cezalandiran Cenâb-i Hakk'in. Böylece bir açikgözlük veya hile daha yapiliyordu. bunlara verilecekti. Macar. Geçtikleri yerlerde müdafaasiz köyleri ve hatta kiliseleri yagmalayarak Sumnu'yu aldiktan sonra Pravadi yolu ile Vama önünde . Bohemya. baslarinda Kral Vladislas oldugu halde harbe girmeyen Sirp despotunun (muahededeki yeminini bozmayacagini söyleyen Sirp despotu. Türklerden alinacak Bulgaristan'a kral olacagi da vaad ediliyordu. baslangiçta antlasmayi bozmanin ve yeniden Osmanlilarla bir harbe girmenin taraftan olmayan Jan Hunyad. Papanin. Hiristiyanlarin bozmus olduklari antlasmayi. basarili komutani Jan Hunyad'm. fikrinden caydirilmis oluyordu. Papa'ya verdikleri gemilerine kendi bayraklarini degil.

bogaz geçisini engellemek isteyen iki Bizans gemisinden biri. Mehmed. kralinki hariç olmak üzere Haçli ordusundaki bütün bayraklari savurup atmisti. 28 Receb 848 (10 Kasim 1444) Sen Marten yortusuna tesadüf eden Sali günü baslayan Varna Savasi. oglu Mehmed ve vezir-i a'zami orada birakarak ordu komutani sifatiyla Varna önlerine gelmis olan Haçlilar üzerine gider. düsman birlikleri arasinda telasa sebep olur. 18-22 Eylül'de Tuna'yi asip Varna yakinlarina gelen bu güçlü ordunun meydana geçirecegi tehlikeden endiseye düsen Osmanli devlet ricali. Merkezde yeniçerilerin önünde kaziklarla korunmus bir hendek bulunuyordu. Murad vardi.belirdiler. Cebe Ali (Veya Kassaboglu Mahmud Bey). Ulahlar ve bes bölük Macar'dan meydana gelen sol kanadi. Sür'atle Edirne'ye gelen Murad. düsmani sasirtmak için küçük bir kuvvet gönderip kendisi sür'atle Istanbul Bogazina gelip Güzelcehisar (Anadolu Hisari)'dan Rumeli'ye geçer. Haçlilarca ugurlu sayilan bir günde oldugu için sevince sebep olmustu. Siyah bayraklari altinda Kardinal Jülyen Sezarini komutasindaki kuvvetler bu kolda idiler. yaninda kirk bin Anadolu askeri ile Edirne'ye dogru yola çikar. Koordineli bir sekilde hareket eden Osmanli birliklerinden biri bogazin Anadolu tarafina geldigi zaman Veziri A'zam Halil Pasa komutasindaki bir diger birlik. durumun vahemetini kavradiklarindan basta vezir-i a'zam Çandarli Halil Pasa olmak üzere diger devlet adamlarinin telkini ile II. Sultan Murad'in. Daha önce de temas edildigi gibi merkez cephesinin önüne bir mizrak ucuna takilmis olarak Segedin muahedenhamesi dikilmisti. babasini baskomutan olmak üzere Edirne'ye davet eder. Varna önlerine geldigi sirada düsmanin ileri hareketini yakindan takib eden Rumeli Beylerbeyi Sehabeddin Pasa. toplarla Anadolu Hisari'nin karsisina gelip geçis için gerekli emniyet tedbirleri almisti. Cebe Ali'nin tesirli konusmasi üzerine Murad Bey. Merkezde de bas komutan olarak II. Ordunun gensinin iyice tahkim edilmemesinden dolayi (burada agirliklar ve . topla batirilirken digeri yarali olarak kaçip kurtulur. Muharebe baslar baslamaz Jan Hunyad. Baskomutan Hunyad ise hemen hemen her tarafta görülüyordu. O anda patlak veren siddetli bir kasirga. Tuna nehrinde isletilmek üzere Kamçik nehri agzinda yaptiklari yirmi sekiz nehir gemisi de. Harp düzenine göre Osmanli ordusunun sag kolunda Anadolu Beylerbeyi Karaca. bu kuvvetler tarafindan yakilir. Müttefiklerin. Her bir nefer için bir duka altin verilmek suretiyle Ceneviz gemileri ile karsi sahile geçen Osmanli ordusunun geçis haberi. Kral Vladislas. Sultan Murad. Varna batakliklari ile muhafaza altina alinmisti. Hiristiyanlari büyük bir korkuya sevk eden bir hadisenin de cereyan ettigini belirtmek gerekir. sol kolunda da Rumeli Beylerbeyi Hadim Sehabeddin Pasalar (bazi kayitlarda sol kolunda Turahan Bey bulunmustur) bulunuyorlardi. esas orduya katilir. Osmanli ordusunun Karacabey komutasindaki sag koluna hücum ederek püskürtür. Her iki tarafin sahip oldugu insan gücü. Burasi açik ve tehdide mamz oldugundan Macar kuvvetleri tamamen burada toplanmislardi. kesin olarak belli degilse de düsman kuvvetlerinin Türk kuvvetlerinden daha fazla oldugu bir gerçektir. Osmanlilarin. merkezde Sen Jorj sancagi altinda bulunup elli süvari ile koruma altina alinmisti. Hatta yandan padisahin bulundugu ordu merkezine dogru yürüdülerse de sonradan püskürtülürler. Bununla beraber. tehlikenin büyüklügünü anlatmak üzere Sultan Murad'a gönderilir. Sol kola yüklenen Eflâk kuvvetleri ise bu kolu bozguna ugratirlar. Murad Bey. Sag kol ise açik ovaya ve sehre dogru düsmüstü. Ordunun gerisi tahkim edilmediginden sarilma tehlikesi vardi. Bu esnada Çanakkale Bogazi Haçli donanmasi tarafindan tutuldugu için oradan Rumeli'ye geçme imkâni bulamaz.

Düsman ordusunda ise Kral Ladislas ve muahedenin bozulmasinda birinci derecede rol oynayan Kardinal Julyen Sezarini ölmüslerdi. sür'atle yetiserek vaziyeti düzeltmeye çalisip. zaferi müjdelemek üzere belli basli sehirlerin kadilarina ve Islâm hükümdarlarina fetihnâmeler gönderildi. Tam bu esnada Timurtas adli bir yeniçeri. Murad. bu savaçta külliyetli miktarda savas ganimeti elde ettiler. daha önceki savaslarda meydana gelen maglubiyetler yüzünden moralleri bozulmus olan halka moral verilmeye çalisilir. Nilüfer suyunda yikanan bu bas. Bazi kaynaklarda (Sahavî. bu savasta esir alinan düsman askerlerinden bir kismini ve nasil demirden adamlari yendigini daha iyi anlatabilmek için Macar asilzâdelerinin giydigi zirhlarla donatilmis yirmi bes esiri.. II. s. büyük bir gayretle savasip merkezden içeriye giren düsman kuvvetlerini çevirirler. kralin atinin ayagina bir balta vurarak onu ati ile birlikte yere düsürür. Sultan Murad. 191) Osmanlilarin bu savasta on bin kadar sehid verdikleri belirtilmektedir. kendini tutamayarak heyecana kapilir ve Polonya kuvvetleri ile birlikte Osmanli ordusu merkezine ve padisahin üzerine hücum ederek sancaklarin bulundugu yere kadar gelir. Degerli esya ile dolu ikiyüz elli araba. der. et-Tibru'l-Mesbûk fî Zeyli's-Süluk. "biz. Bursa halki. Hükümdarlarinin büyük bir tehlikeye maruz kalacagini gören yeniçeriler. bozulmasin diye bal içinde muhafaza edilen kralin basini zaferinin bir nisanesi olarak Bursa valisi Cebe Ali'ye göndermisti. Bu sirada Osmanlilar'in sol kolunu çevirmekte olan Jan Hunyad. Sultan Murad. Fakat Sultan Murad telas göstermeyerek yerinde duruyor ve komutayi birakmiyordu.develer bulunuyordu) bu kisim da tehdid altinda idi. dinimiz için vurusmaya geldik" dediyse de basarili olamaz." Osmanlilar. maiyeti ve kapikulu askerleri kalmisti. Osmanli ordusunun sag ve sol kanatlarinin bozuldugunu gören Macaristan krali Ladislas. Müslümanlarin. böyle delice bir harekette bulunmazlardi. nr. kalabalik bir topluluk halinde bu zafer nisanesini karsilamaya çikar. kazandigi bu önemli zaferden sonra. Varna muharebesinde Anadolu Beylerbeyi Karaca Pasa ile Kara Timurtas Pasa'nin torunu Umur Bey'in oglu Osman Bey sehid olmuslardi. Bu da gerçekten büyük bir ganimet idi. Kesilen basi bir mizragin ucuna takip yüksek sesle baginp kralin öldügünü söyleyince Polonya kuvvetleri dagilip kaçmaya baglarlar. 3113. Ayasafya Ktb. . hemen kosup kralin basini keser. bir mizrak ucunda sokaklarda dolastirildi. Büyük bir kismi da kaçamayarak öldürülür. Böylece. Düsmanin telefati ise bundan daha fazla idi. Kralin düstügünü gören Koca Hizir adinda bir yayabasi (Yeniçeri bölük komutani). güvendigi adamlarindan biri olan Azeb Bey'le savas alanini gezip düsman ölülerini görünce: — Sasilacak sey degil mi? Bütün bu delikanlilar arasinda bir tane ihtiyar yok. Sag ve sol kollar dagilmis olduklarindan ordu merkezinde yalniz hükümdar. Misir Sultani Melik Zahir Çakmak'a gönderdi. Bu söz üzerine Azeb Bey ona su cevabi verir: — Eger aralarinda yaslica bir kimse olsaydi. kral için degil. galip gelen Osmanlilar'in eline geçmisti. Avrupa'daki varliklarinin devam edip etmemesi bakimindan bir dönüm noktasi olan Varna savasindan sonra. Kralin öldügünü duyan Osmanli birliklerinin daha bir azimle geri döndüklerini görünce toplayabildigi kadar askeri ile kaçmaya baçlar.

oglunun gerçek bir padisah gibi hareket etmesinden dolayi da içten içe sevinmisti. bu bas vurular üzerine küçük sultan ile. Murad Bey. BALKANLAR'DA HAKIMIYET VE MORA SEFERI Yildirim Bâyezid zamaninda Osmanli nüfuzu altina girmis olan Mora. Tursun Bey. Mora'nin büyük bir kismi Bizans'a aitti. Halil Pasa'nin gizli daveti ile Murad Bey. Sultan Mehmed'in babasina olan saygisindan dolayi tahtini gönül rizasi ile teslim ettigini söyleyerek söyle der: "Amma çün atasina nisbet-i kemâl-i inkiyadi var idi. tahttan ikinci bir feragat anlamina gelebilecek bu fedakârliga ragmen Murad Bey'in. oglunun haberi olmadan Edirne'ye gelir. hüsn-i riza ile atasin getürdi. II. Gördes ile Korent denilen ve karadan Mora'nin kapisi durumunda bulunan dar geçidi (berzah) saglamlastirmisti. Murad Bey'e bas vurarak vaziyeti anlatmak zorunda kalmislardi. Eskiden beri imparatorun oglu veya kardesleri bu yarimadada "Despot" adi ile müstakil birer hükümdar gibi hüküm sürerlerdi. onu devletin siyasetine hakim tek hükümdar olarak görmek istiyorlardi. onu tekrar Edirne'ye davet ederler. Isa Bey ve diger beyler aralarinda anlasip genç padisaha nezaketen tahtini babasi lehine terk etmesini. 5 Mayis 1446'da Rumeli'ye gitmek üzere 4000 kisilik bir kuvvetle Manisa'dan yola çikar. Ama Mora'da despot Konstantin'in tasarrufunun devam ettigi bir sirada Halil Pasa.Murad Bey. genç padisahin etrafinda toplanan rakipleri ikinci vezir ve Rumeli Beylerbeyi Hadim Sehabeddin. Varna galibi olarak büyük bir söhret kazandigi anlasilmaktadir. Ishak Bey. Segedin muahedesini kabul etmek zorunda kalan Sultan Murad'in. Böylece Mora. Osmanlilara karsi yeniden tahkim edilmis oluyordu. Nitekim çok geçmeden yeniçeriler 1446'da Sehabeddin Pasa'nin aleyhine olmak üzere isyan ederler. onu bu siyasete iten vezirleri siddetle ikaz etmis olmasina ragmen. Ertesi gün Halil Pasa. Ankara Muharebesi'nden sonra baglantidan kurtulmustu. fakat onun bunu kabul etmeyecegini söyleyerek bir emrivaki yaparlar. bununla da yetinmeyerek Osmanli taraftan olan Atina prensi II. Nerio Acciajoli'yi de kendisiyle birlesmeye zorlamisti. Murad Bey. Mora Despotu olan Konstantin (1448'den itibaren Bizans Imparatoru). MURAD'IN TEKRAR TAHTA GEÇISI Murad Bey'in. Kuzeyden gelebilecek bir Osmanli hücumuna karsi. Manisa'ya çekilmesinden sonra. Sonradan bunlara Bizans Imparatoru ve Despot da katilacaklardir. Bunun üzerine Murad Bey. Manisa'daki ikameti müddetince kendisine Saruhan. Beotya ve Pindos taraflarini ele geçirerek Mora'nin müdafaasi için faaliyetlere girismisti. Bu durumdan haberdar olan ve kendilerini tehlikede gören Karamanoglu ile Kastamonu hâkimi. Fakat sonradan fikrini degistirerek Bursa'ya gider. Mora seferinin sebebi de . yaninda Sarabdar Hamza Bey ile Iskender Pasa oldugu halde Manisa'ya çekilir. savasi müteakip Edirne'ye dönünce vezirlerinin de istegi üzerine bir müddet daha orada kalir. Bu arada. devamli surette onu padisah olarak kabul edip buna göre muamele eden Çandarli Halil Pasa ile. Aydin ve Mentese sancaklarinin geliri tahsis olunur. devletin iç ve dis emniyeti için Murad Bey'in tekrar Edirne'ye gelip is basina geçmesi gerekiyordu." O anda da orada hazir bulunan herkes kendisine bey'at etti. Zira tehlike henüz tam anlamiyla ortadan kalkmis degildi. O. hükümdarliktan çekilmesi üzerine durumu kendi lehine müsait görerek Teb. genç padisahi yeni fetihler için tesvik eden Sehabedin ve Zaganos Pasa'lar. yapilan teklifi kabul ederek tahta geçer. Ishak Bey ve Anadolu Beylerbeyi Özgüroglu Isa Bey. Mehmed. Bundan sonra Çandarli Halil Pasa'nin hazirlayacagi uygun vasati beklemeye baslar. Bir müddet sonra tehlikenin tamamen kalktigini gören Murad Bey. Halkin da destegi ile güçlükle bastinlari bu isyan üzerine. veliahd olarak Zaganos ve Nisanci Ibrahim Bey'le birlikte Manisa'ya gönderildi. oglunun mevkiini sarsmamak için. genç padisahin lalasi Zaganos ve vezir Saruca Pasa'lar arasinda bir iktidar mücadelesi baslar. Agustos sonlarinda. saltanatin teslim etti. Âdeta.

Çünkü Yunanistan fütuhatinin tamamlanmasi. Mora seferinden önce bölgeyi ve insanlarini taniyan akinci komutanlarindan Pasa Yigitoglu Gazi Turahan Bey'den buranin askerî. Osmanlilarin. bütün Hiristiyan dünyasina oldugu gibi Kostantin'e de cesaret vermisti. Sonuç olarak Osmanlilar'a karsi tecavüzlerde bulunan Despot Konstantin ile kardesi Thomas. Iskender Bey. Eflâk Voyvodasi Vlad Drakul. siyasî ve etnografik durumu hakkinda tafsilatli bilgi alir. Kostantin'in isgal ettigi yerleri geri vermesini istemis ise de uygun bir cevap alamamisti. Eflâk. onunla anlasmak ister. Ayrica Korent berzahi (geçit) kendisine yiktirilir. Korent'in düsmesi ile Mora'nin kapilari yeniden Türklere açilmis oldu. Mora'ya hâkim olmakla mümkündü. Bohemya ve Almanya'dan topladigi 90. Morava savasi sirasinda ordudan kaçip bozgunluga baslamasi. Bu yüzden de Osmanlilar'a ait bazi yerleri almisti. Konstantin de senede belli bir miktar vergi vermeyi kabul eder. nüfuzlari altindaki Mora'dan vaz geçmeleri mümkün degildi. diger koldan da Turahan harekete geçerler. buradan getirdigi esirleri Anadolu'ya nakl ettirip. Papa ve Macar Krali ile temaslarda bulunup Arnavutluk yolu üzerindeki Kocacik hisarini ele geçirmisti. Daha önce de temas edildigi gibi Varna savasindan önce Papa donanmasinin Çanakkale Bogazini kapatmasi ve Macaristan Krali'nin Varna'ya kadar gelmesi. Varna zaferini kazandiktan sonra.000 kisilik bir ordu ile Tuna'yi geçip Sirp topraklarina girmek üzere oldugu haberini alinca. Mora'nin kapisi olan bu yerler alininca bir koldan Padisah. Gerçekten de Sultan Murad. Tuna'nin güneyinde.Padisahin bu tahkimattan süphelenmesi idi. Sultan Murad. Bu yüzden Mora'nin tekrar nüfuz altina alinmasi gerekiyordu. tekrar feth edildi. aldigi yardimlar sonucunda kazandigi bazi basarilarina güvenerek Venedikliler'le de bozusur. Jan Hunyad'in Macar. Top atesiyle baslayan savasa bizzat Sultan Murad da katilir. gereken bilgiyi aldiktan sonra Turahan Bey'in akinci kuvvetlerini Mora'nin fethi ile görevlendirir. Osmanlilar bunu iyi degerlendirerek 1448 yazinda bir taarruza karar verirler. Bu basaridan sonra Edirne'ye dönen Sultan Murad. Serez'de toplanan Osmanli kuvvetleri. oradan da bu bölgeye Müslüman Türkleri getirtmek suretiyle nüfus mübadelesi yapmisti. Bes kaleyi birden vurabilmek için develerle buraya bakir nakl edilerek toplar dökülür. kendi yönetimlerinde olmayan bir toprak parçasi birakmamakti. süratli bir yürüyüsle 8 Ramazan 850 (27 Kasim 1446)'da Korent (Korintos) berzahini kapayan Hexamilion (Kesmehisar) surlari önüne gelirler. tarihçi Halkondilas'i elçi olarak Sultan Murad'a gönderir. Elçi. Fakat Yanko tarafindan öldürülür. Bunun üzerine Despot Konstantin. Fakat kisa bir müddet sonra Sirp Despotu Jorj Brankoviç'ten. Sultan Murad. haber iletmesin diye baslangiçta tevkif edildiyse de sonunda serbest birakilir. Korent kalelerini elde edebilmek için çok miktarda top mermisine (gülle) ihtiyaç vardi. O da digerleri gibi Osmanlilar'in Varna'da tamamen perisan olacaklarini ve artik Balkanlari tamamiyle terk edeceklerine inaniyordu. belirtilen yilda yaninda Sehzade Mehmed de olmak üzere büyük bir ordu ile Arnavutluga girerek Kocacik hisarini zapt eder. Osmanlilar'daki topçulugun ilerlemesi sayesinde on üç günde surlar delinmis ve Osmanli ordusu bu deliklerden içeri girip kaleyi zapt etmisti. tekrar Osmanli tabiiyetini tanimak zorunda kalirlar. Sultan Murad. Osmanlilar'ca Balyabadra adi verilen Mora'nin merkezi ve en büyük sehri Petras. Sultan Murad'in Mora isini basarili bir sekilde sonuca baglayip Edirne'ye döndügünü görünce. Öte yandan daha önce Osmanli ordusundan kaçtigini belirttigimiz Arnavut Iskender Bey. tekrar Hiristiyanliga dönmesi ve Papadan yardim görmesi gibi hareketleri yüzünden ortadan kaldirilmasi gerekiyordu. Kroya sancagina tayin edildigine dair sahte bir ferman uydurup Kroya (Akçahisar)'ya girip hisardaki Osmanli askerinin tamamini uykuda iken kiliçtan geçirmesi. . Onun basinda bulundugu asil ordunun gayreti ile kale Aralik ayinin onunda zapt edilir. Öyle anlasiliyor ki Osmanlilar'in güttükleri siyasî hedef.

Savci Bey'in oglu Davud'un tavsiyesi ile gece yarisi Osmanli ordusuna yapilan baskin da bir ise yaramaz. Hunyad. Osmanli hükümdari da 80-100 bin kisilik bir kuvvetle ayni yere gelir. Taktik geregi Osmanli ordusunun sag ve sol kanatlan mukavemet edemiyorlarmis gibi yavas yavas geri çekilirler. Haçli ordusunda. Hunyad. düsmana karsi açik ve korumasiz kaliyordu. Varna'daki hatalan tekrarlamayacagini düsündügünden savasi kazanacagindan emin görünüyordu. Takdirin bir tecellisi olacak ki bu ikinci seferde bulunan Osmanli hükümdarinin adi da Murad'dir. Polonya. Tam bu sirada Osmanli ordusunun sag ve sol kanatlari. doksan bin kisilik bir kuvvetin basina geçip Sirbistan'i isgal ile yoluna devam eder. Osmanli ordusunun ikinci gün çekileceginden emin görünüyordu. 18 ve 19. Iki ordu harb etmeksizin karsilikli olarak bir gün beklediler. Sultan Murad. Muharebe üçüncü gün günesin dogmasiyla tekrar baslar. Jan Hunyad tarafindan gerisin geriye gönderilmislerdi. Varna zaferinden dört yil sonra 17-19 Ekim 1448 tarihlerinde olmustur. Düsmanin sag kolunda Macarlar ile Sicilyalilar. Bu sebeple asil hücum ikinci günü ögleden sonra baslayip aksama kadar devam etti. Böylece Jan Hunyad. Sultan Murad. Savas. Çünkü kisa zamanda etrafinda. IKINCI KOSOVA MUHAREBESI Osmanlilar'a karsi tertiplenen bu yeni Haçli seferi. Ikinci Kosova zaferinde de Ikinci Murad bulunmuslardi. Jan Hunyad'in hücumu ile basladi. günü olmak üzere üç gün sürdü. Birinci Kosova'da Murad Hüdavendigâr (Birinci Murad). Bunda muvaffak da oluyordu. Sultan Ikinci Murad. Bu sirada Turahan Bey'in . I. sol ve merkez olmak üzere bölümlere ayrilmisti. Osmanli ordusu klasik bir düzenle sag. bütün gücü ile merkeze yüklenir. merkeze girmis olan düsman kuvvetlerini yandan ve arkadan çevirmeye baslarlar. Erdel ve Almanya gibi devletlerden de kuvvetler toplanmisti. Iskender Bey'in ayaklandirdigi Arnavutlar'i yola getirmek için ugrasiyordu. Muharebenin ilk günü. Murad'in oglu olan Savci'nin öldürülmesinden sonra kaçmayi basaran oglu Davud da vardi. Muharebe 1448 Ekim ayinin 17. esit sartlar altinda devam ediyordu. Jan Hunyad ise yoluna devamla 1448 senesinin Ekim ayi ortalarinda Kosova'ya gelir. Albert'in küçük ogluna naib olarak Macaristan'in bütün dizginlerini ele geçirmisti. Buradan güney yolu ile Kosova ovasina gelerek düsmanini savasa mecbur eder. sol kolunda da Alman. Hunyad'in Tuna'yi geçmek üzere oldugunu ögrenince derhal Arnavutluktan çikarak Sofya'ya gelir. Burada orduyu terhis etmeyerek timarli sipahilere memleketlerinden harçlik getirmek üzere "harçlikçi"lar tayin edip Sofya'da beklemeye karar verir. Transilvanya ve Eflâk (Ulah) kuvvetleri bulunuyordu. Bohemya. Yeniçeriler bütün güçleri ile karsi koyarlarsa da onlar da yine plân geregi geri çekiliyormus havasini verirler. Durumu fark eden düsman. Varna muharebesinin kahramanligina sürdügü lekeyi silmek için var gücü ile çalisip kuvvet topluyordu. Böylece merkez. Macarlar'dan baska Eflâk. Osmanli Devleti. hafif silahlarla baslayan savas. Bu haberin alinmasi üzerine Sultan Murad kusatmayi kaldirip Sofya'ya dönmüstü. Iskender'in merkezi olan Kroya (Akçahisar)'yi kusatma altina aldigi zaman Jan Hunyad'in hududu geçmek üzere oldugunu Sirp Despotu ile Vidin sancak beyinden ögrenmisti. muharebeden önce baris teklifinde bulunmak üzere düsmana elçiler gönderdiyse de bunlar.Sofya'ya çekilerek ordusunu yeniden düzene sokar. Bu arada Jan Hunyad.

Onun kaçtigini bilmeyen ordusu. Böylece Kosova ovasinda Müslüman Türkler ikinci defa parlak bir zafer kazanmis oluyorlardi. . MURAD'IN VEFATI VE SAHSIYETI Sultan II. Bununla beraber askerler. sabahleyin Türklerin hücumuna dayanmaya çalisirsa da komutanlarinin kaçtigini ögrenince tamamen dagilir. Sultan Murad'in Ölümünü nüzûl (felç) isabetine. Osmanli kuvvetleri Akçahisar'i kusatip toplarla dövmeye basladilarsa da hisarin savunmasini Vrana'ya birakip disarda ani baskinlarda bulunduktan sonra sarp daglara siginan Iskender'in bu neviden baskinlari yüzünden alinamaz. O da bu görüsün yerinde oldugunu söyler. Ekim soguklarinin da baslamasi üzerine Sultan Murad. Dügünden sonra Sehzade Mehmed genç karisiyla birlikte Manisa'ya gider. kusatmayi kaldirip Edirne'ye döner. Türkleri Balkanlar'dan sürmek için yaptigi sonuncu tesebbüstür. Süleyman Bey'in bes kizindan en küçügü olan Sitti Hanim'in nikahi kiyildiktan sonra gelin olarak Edirne'ye getirilir. olmadigi anlasilmaktadir. 854. Osmanli karsi taarruzunun merkezini teskil ediyordu. SULTAN II. daha önce bir sefer evlenmis bulunan oglu Sehzâde Mehmed'e Dulkadiroglu'nun kizini almak istedigini. Bundan çok seneler önce. Hunyad. Bu hâdiseden sonra Iskender Bey'in söhreti birdenbire artar. Turahan Bey kuvvetleri çevirmekte idi. Sultan Murad. Çünkü Osmanlilar'in sol kolu ile harb etmekte olan Jan Hunyad'in sag cenahini. Ikinci Kosova. Bundan sonra Avrupa tamamen savunma durumuna geçecek. Murad. Hiristiyan âleminde büyük bir sevinçle karsilanir.bulundugu sol kol. 1450 yazinda oglu Mehmed'i de yanina alarak ikinci defa Amavutluk seferine çikar. Kaynaklarin çogu. Çelebi Sultan Mehmed Bey de Nâsirüddin Bey'in kizini almis oldugu için arada bir akrabalik da vardi. Bu sirada Dulkadir Beyligi'nde Nâsirüddin Mehmed Bey'in oglu Süleyman Bey bulunuyordu. Halkondil'e göre Osmanlilar'in zayiati ise dört bin civarindadir. Önden ve arkadan hücuma maruz kalan düsman. Bu is ve davetlerin organizasyonu için Saruca Pasa görevlendirilmisti. elindeki toprak ve menfaatleri kaptirmamak için mücadele edecektir. Tam bu esnada Jan Hunyad'in yeni bir hücuma kalkisacagi sayiasi yayilir. Bununla beraber Osmanlilar üzerinde fazla bir etkisinin. komutanlari ile görüsüp durum degerlendirmesi yapar. Sultan Murad. geri çekilerek siperlerine ulasabildiler. görücü olarak Elbistan'a gönderilir. Edirne'ye davet edilerek muhtesem bir dügün yapilir. Sultan Murad'in kaleyi feth etmeden Edirne'ye dönmesi. Hiristiyan dünyasinda büyük bir sevince sebep olmustu. Bunun için derhal Amasya sancakbeyi Hizir Bey'in hanimi. Bu ordudan pek azi kurtulur. Vezir-i A'zam Halil Pasa'ya sorup fikrini almak ister. ümitsizce savasmaya devam ediyordu. 1450 senesi kisinda (H. Düsmanin zayiati on yedi bin kadardi. Sevval-Zilhicce) genç sehzade Mehmed'in evlenmesi münasebetiyle dogu ve batidaki dost hükümdarlar ile tâbi beyler. Çevrildigini anlayan düsman. bazilari da soguk alginligindan ileri gelen kisa bir hastaliga baglarlar. Ama gece yansi yanina aldigi bazi seçkin süvarileri ile harp meydanini terk edip kaçar. perisan olmustu. genç evlileri Manisa'ya ugurladiktan kisa bir müddet sonra 1 Muharrem 855 (3 Subat 1451) günü kusluk vakti vefat etti. Avrupa'nin. sehzadesi Mehmed için Edirne'de muhtesem bir dügün tertiplemisti. SEHZÂDE MEHMED'IN DÜGÜNÜ Akçahisar kusatmasinin kaldirilmasi. Zira bu hadiseden hemen sonra Sultan Murad. Tam bu esnada Vezir-i A'zam Çandarlizâde Halil Pasa'nin delâleti ve bazi vaadlerle Eflâk prensini harpten çekilmeye ikna etmesi üzerine düsman tam bir ümitsizlige kapilir.

Fakat bir cihad haberi gelince derhal kalkar her seyi birakirdi. asli Arapça olan ve oglu tarafindan uyulan vasiyetnâmesinde söyle diyordu: ". Murad Bey. üstüne yapilacak türbenin ne sekilde olacagini ve nihayet vakfinin sartlarini bildirir.. caminin yakinindaki oglum Alaeddin'in 3-4 arsin yanina gömün. Öldügü zaman henüz kirk sekiz yaslarinda idi. kabrimin üstüne yagmur yagmasi için oraya tesadüf eden kismin üstü açik olsun. Bununla beraber halka karsi âdil olup isleri ile yakindan ilgilenirdi. Denebilir ki siir. Suara tezkireleri.. ilim adami ve bilginlere karsi son derece cömert davranirdi. Etrafi duvar fakat üstü açik bir türbe yapiniz. Ayni zamanda cömert ve iyi huylu idi. ahdini bozanlar hakkinda da sedid idi. Ölüm hadisesinden hemen sonra cesedi tahnit edilir. hasmet kazanmis. gerekse diger milletlere mensub tarihçilerin ittifaka yakin bir sekilde beyan ettiklerine göre o. veya halkin dili ile Koca Murad 1446 Agustos'unda tanzim edip Eylül sonlarinda Halil Pasa. Azad edilmemis olan kölelerimin tamami ölümümden kirk gün önce azad edilmistir. Saruca Pasa. merhametli. Türkistan . Etrafima evlad ve akrabalarimdan kimseyi gömmeyin. Musikî ehlini severdi. Musikî. Bu nakil.. bir persembe günü olsun ki. ulemayi himaye eder ve onlara tahsisatlar ayirirdi. ahdine riayet edenler hakkinda dost. onun sahsiyeti hakkindaki su ifadeleri ile gerçegi yansitmaya çalisir: "Hükümdarligi uzun sürmüs. O. varini yogunu harcardi. Bu sebeple Arabistan. Ilmî müsahabeleri sever. Güldeste-i Riyaz-i Irfan'a göre bizzat kendi latif tab'i (yaratilisi) siire meyyâl ve nükte söyleyicilerin dildâdesi olup haftada iki gün âlim ve sairleri divaninda toplayip ilmî mübâheseler ederek ve sairlerin münazara ve münakasalarini dinleyerek "Ehl-i kemâlin cevheri. âdil ve metin bir hükümdar adi birakti. azim ve tedbir sahibi. Mezarimin üstüne büyük hükümdarlar için yapilan muhtesem türbelerden yapmayiniz. Feramürz tarafindan tescil olunan vasiyetnâmesinde nereye ve ne sekilde gömülecegini. güler yüzlü. Ancak sözünden dönenlerin korkunç öc alicisi idi. Ileride "Fatih" ünvanini alacak olan genç padisah. Hammer'in de ifadesine göre memleketini seref ve hakkaniyetle idare ederek milletinin hatirasinda mütedeyyin (dindar) lütufkâr. sözüne ve vaadlerine sâdik. ancak itibar ile parlayip açilir" derdi. defin cuma günü gerçeklessin. saadete ermis ve Rûm (Anadolu) hükümdarlarinin en büyügü olmustur. Bütün hayati böyle geçmis denebilir. Savasta oldugu gibi barista da sözünün eri idi. Cihaddan hiç bir vakit geri kalmamakla beraber eglence ve zevke düskündü. hassas. onun sairliginden bahs ederlerken onun ilim ve sanata olan sevgisinden de uzun uzadiya söz ederler. sünnet-i seniyye üzre topraga koyun. Halil Pasa tarafindan gönderilen bu haber üzerine "Beni seven arkamdan gelsin" diyen Sehzade Mehmed. Cesedimi lahde degil. Hafizlarin Kur'an okuyacaklari yerin üzeri kapali. sür'atli bir sekilde Edirne'ye gelip babasinin ölümünden 16 gün sonra Osmanli tahtina geçer. Eger Bursa'dan baska bir yerde ölürsem nâsimi oraya nakl ediniz." Ülkesinde kültür ve ilim hayatini yükseltmek için her fedakârligi göze alabilen Sultan Murad." II. Allah yolunda tehlikelere bizzat atilir ve bu ugurda yorulmak bilmez.Dukas ve Hammer gibi bazi tarihçiler de asiri yorgunlugun ölümüne sebep oldugunu bildirliler. çok âdil. Murad. ince ruhlu. yükselmis. Öldügüm zaman beni Bursa'ya. siir ve edebiyata düskündü. Sultan II. Çagdas tarihçi Ibn Tagriberdî. Vefat haberi Manisa'daki Sehzade Mehmed'e bildirilerek derhal gelmesi istenir.. onunla Osmanli sarayina girmisti. ince ruhlu ve hassas bir kimse idi. Yalniz su kadar var ki keyfine düskündü. babasinin vasiyeti geregi cesedini Bursa'ya göndererek onu bugün hâlâ "Muradiye" diye bilinen semtteki türbesine defn ettirir. cesur. Murad hakkinda gerek Osmanli. Ishak Pasa ve kadiasker Mehmed b.

Hatta onun adina birçok eser telif ve tercüme edilmisti. bunun da kültürel gelismeye tesir ettigini biliyoruz. Selânik. 29 Mayis 1453'teki nihaî harekâtla Istanbul fethedildiginde. Sultan Murad. Akçalar ve floriler ülestirdi. Mimar Konyali Haci Alaeddin'e tamamlattigi Eski Cami'de oldugu gibi Üç Serefeli'de de kisin abdest musluklarindan sicak su akardi. bununla da kalmaz. imâret ve pazar gibi halkin ihtiyaçlarina cevap verebilecek sosyal tesisleri kurduktan sonra halki oraya yerlestirir. Seksen parçalik donanmayi bir anda karsilarinda gören Bizans'in direnme gücü artik kirilmisti. Türk minarelerinin en güzellerinden biridir. Edirne'de döktürdügü çaginin en güçlü toplariyla Istanbul surlarini karadan sarsarken 18 Nisan'da donanma bütün Istanbul adalarini ele geçiriyordu. Peygamberimizin müjdesine mazhar oluyor ve "feth-i mübin" ile "Fatih"lik serefini elde ediyordu. Böylelikle Osmanli devleti tam bir cihan devleti haline gelebilecekti. Dâru'l-hadis (1435). babasinin ölümü üzerine ikinci kez Osmanli tahtina oturdugunda. Bizans'a ulasabilecek muhtemel yardimi önlemek için Bogaz'in Avrupa yakasina Rumeli Hisar'ini yaptirarak kusatma hazirliklarini tamamladi. "Üç Serefeli" denen minare. Ol taam pistigi vakit kendi mübarek eli ile fukaraya ülestirdi. Fakat. kanun kaçaklari ve hirsizlar için mükemmel bir barinak vazifesi görüyordu. O. Yapan mimarlara hil'atlar giydirdi. Ol sehrin halkini cemi-i avarizdan muaf ve müsellem etti. II. Mehmet. Mehmet." YÜKSELIS DÖNEMI Istanbul'un Fethi: II. orman ve bataklikti. Nihayet 22 Nisan'da Osmanli donanmasinin karadan Haliç'e indirilmesi gibi müthis bir plânin gerçeklestirilmesi. hem ulasimin kolaylasmasini sagliyor. kusatmanin seyrini degistirmeye baslamisti. imâret. hem de bölgenin mamur hale gelmesine yardim ediyordu. Yaptirdigi muazzam eserler sebebiyle kendisine "Ebu'l-hayrât" ünvani verilmisti. Sultan Murad. Ipsala ve Ergene gibi önemli yerlesim merkezlerinde yaptirdigi hayir ve sosyal tesisler ile de dikkat çeker. Ergene köprüsünü yaptirmak suretiyle bölgeyi de yerlesime açmisti. Karamanoglu tehlikesini de geçici de olsa bertaraf etti. 1413'te Çelebi Sultan Mehmed'in. II. Bursa'da Muradiye Camii. Muradiye (1435). Edirne. Bu da memlekette kültürün gelismesine ve ilmî ilerlemenin sür'atli bir sekilde olmasina sebep olmustu. Ve çiragin kendi uyardi.Bizans'in . Bunlarin en mühimleri. onun ülkesine gelmisti. Bu yüzden burasi. Köprünün insasindan sonra burada cami. gelip oraya yerlesen halki birçok vergiden de muaf tutar. devletin ortasinda bir ser adacigi hâlinde kalmis köhne Bizans'i ortadan kaldirmayi öncelikle hedef olarak belirlemisti. Onun bu neviden faaliyetlerini gören devrinin devlet erkâni ile zenginleri de benzer tesisleri kurmakta gecikmediler. medrese ve müstemilâti Sultan II. 1447) gibi eserlerdir. Ve ol vakit kim imâretin kapusu açildi. Sultan Murad. Âsikpasazâde köprü insaatinin durumunu verdikten sonra söyle der: "Köprünün iki basini mamur sehir edüp imâret ve Cuma mescidi etti. Hamam ve pazarlar yapti. Haliç'in zincirle kapatilmasi sebebiyle kara ve deniz birlikleri müsterek bir harekâta geçemiyor ve bu durum da kusatmanin basarisina gölge düsürüyordu. Nihayet kusatilan Istanbul'a karsi 6 Nisan 1453'te kara ve denizden saldiri baslatildi. Bursa. Dogu ile bati arasinda önemli bir geçit vazifesi gören Ergene köprüsünün yeri.ve Kirim gibi yerlerden pek çok degerli âlim. Gerçekten de onun döneminde Arapça ve Farsça'dan bir çok eserin Türkçe'ye tercüme edildigini. Bir nice gün atâlar etti. böyle bir yerde köprü yaptirmak suretiyle hem kötülüklerin barinagini kurutmus oluyor. O. Murad tarafindan yaptirilmistir. hamam. eskiya. Hedefini gerçeklestirmek için ilkin Sirbistan ve Eflâk ile anlasma imzalayan Fatih. Fakat bu hakan asil dev eserlerini Edirne'de insa ettirmisti. Mehmet. Edirne'yi ihya edercesine kalkindirmis ve Balkanlarin en büyük sehri haline getirmisti. Sultan Murad ulemayi ve fukarayi kendisi aldi ol imârete vardi. Yeni Cami (Bugünkü adi ile Üç Serefeli.

Belgrat disindaki bütün Sirp topraklari ele geçirildi. Korent'i ele geçiren Fatih. kez Arnavutluk seferini baslatti. Böylece Sirbistan'da 350 yil sürecek Osmanli hâkimiyeti baslamis oluyordu. Istanbul'un fethinden sonra Osmanlilara bagliligini bildiren ve ele geçirdigi bazi kaleleri geri veren Sirplar Macarlar ile is birligi yaparak yeniden düsmanliklarini göstermeye baslamislardi. Sirplari vergiye bagladilar.Nikola'nin Türklere karsi harekete geçilmesi fikri pek taraftar bulamamis. Bu fetihle Osmanli Devleti. Tomas. 1465 yilinda gerçeklesen I. Nihayet 1479'da Arnavutluk da bir Osmanli vilayeti haline gelmis oluyordu. vurkaç taktigi ile Osmanli kuvvetlerine baskinlar düzenlemekteydi. Papa'nin istegine sadece Almanya. Bunun üzerine 1454-1457 arasinda üç kez pespese Sirbistan'a sefer düzenlendi. Neticede. Yildirim zamaninda vergiye baglanan Eflâk Prensligi'nin basina Fatih tarafindan Vlad (Kazikli Voyvoda) getirilmisti(1456). Arnavutlukta baslayan kargasa sebebiyle Fatih 3. Bunun üzerine Fatih II. Bu sirada Iskender Bey ölmüs ve yerine oglu Jean geçmisti. Kardesi Dimitrios'a karsi Arnavutlarin destegini alan Tomas'in Osmanlilarla yapilan anlasmayi bozmasi üzerine 2. Mahmut Pasa. akincilari ile duruma müdahale etti ve muhalifler bertaraf edildi. . 1459'da baskentleri Semendire'yi ele geçirilerek Semendire Sancakbeyligini olusturdu. Ilbasan Kalesi'ni yaptirip. Balaban Pasa'yi bölge için görevlendirerek. Sirp meselesine son verilmesini emretti. Mora Seferleri. Konstantin'in ogullari. Nitekim Papa V.seferde. Papa'nin yanina kaçmak zorunda kaldi. Atina ve diger bölgeler ise Osmanli yönetimini kabul etti. Balkanlardaki bazi despotluklar ve prensler Fatih'i Istanbul'un fethinden dolayi kutlayan mektuplar yazmislardir. Bunun üzerine Fatih. Eflâk'a bir sefer düzenledi. Katolik Avrupa'nin. Napoli ve Venedik olumlu cevap vermis fakat onlar da kendilerinden ziyade Sirp. Osmanlilarla yaptigi anlasma üzerine Vlad'i esir etmeleri ile mesele çözüldü.ortadan kaldirilmasi hem Türk tarihi hem de dünya tarihi açisindan büyük bir öneme sahiptir. Istanbul'un fethinden sonra Bizans Imparatoru XII. rakipleri Kantakuzen ailesine karsi Mora'da. Fatih'in Bati Politikalar: Sirbistan Seferleri. Osmanlilara bagli görünen Vlad aslinda gizliden gizliye düsmanlik ediyordu Vlad'in Fatih'in elçilerini kaziga oturtarak öldürmesi üzerine 1462 yilinda Fatih. artik tam bir cihan devleti hâline gelmis. Ege adalarindaki halk. Macar ve Arnavutlari kiskirtarak sonuç almaya çalismislardir. Venedikliler bölge halkini Osmanlilara karsi ayaklandirmaya çalisiyorlardi. Ancak bunda basari kazanamayan Venedik. Bölgeye çok sayida Türk yerlestirildi. Sirp Krali Bronkoviç'in ölümüyle baslayan taht mücadelelerinden faydalanan Osmanlilar. Ortadoks dünyasiyla bütünlesme çabalari. Balaban Pasa'yi sehit etti ve Ilbasan kalesi'ni kusatti. Ele geçirilen topraklarda yeni garnizonlar olusturuldu. burada bir sancak olusturdu. Mora'nin bir kismini merkeze baglayarak. 1455'ten itibaren Osmanli Hâkimiyetini taniyan Bogdan Prensligi'nin Kefe'nin fethinden sonra izledigi düsmanca siyaset üzerine Osmanli kuvvetleri 1476'da Bogdan'a girdi. Arnavutluk Seferi'ne çikti (1467). bizzat sefere çikmaya karar verdi. Fatih'in bizzat basinda oldugu Osmanli kuvvetleri Bogdan ordusunu büyük bir bozguna ugratti. Arnavutlarin elinde kalmis olan Kroya ve Iskodra kusatildi. Eflâk ve Bogdan Seferleri. içine asker yerlestiren Fatih. Böylece Bogdan da yeniden Osmanli hâkimiyetini tanimis oluyordu. Osmanlilarin yardimini istemislerdi. sigindigi Macarlarin. Turahanoglu Ömer Bey. Ancak. Taht kavgalarinin yeniden alevlenmesi üzerine. geri döndü. Fakat bu sefer iki kardes arasinda mücadele baslamisti. Papalik ve Napoli kralliginin destegi ve kiskirtmasiyla harekete geçen Arnavutluk hâkimi Iskender Bey.kez Mora'ya sefer düzenlendi. aksine. kisa zamanda Ortadokslari himayesi altina almistir. Osmanli kuvvetleri tarafindan bozguna ugratildi (1465). çag kapayan bir fetihtir. Islâm dünyasi ve Avrupa içinde büyük bir prestij ve güç kazanmistir. Bogdan'dan da yardim alan Osmanli kuvvetleri voyvodayi uzun süre takip etti. Bölge ülkelerinin Mora'yi istilâ niyetlerini bilen Fatih 1458'de harekete geçti. aksine Balkanlari da tamamen ele geçirmek suretiyle Fatih. Arnavutluk Seferleri. Fatih voyvodaliga Radul'u getirdi ve Eflâk bir Osmanli eyaleti hâline geldi. Avrupa için bu fetih çag açip. Mora seferinde bulunan Fatih. Papa ve diger devletlerden aldigi kuvvetlerle Türklere saldiran Iskender Bey. Istanbul'un fethiyle önlenmis.

Karadeniz kiyisindaki bazi yerler Trabzon Rumlari. bu adalar Fatih'in Italya'ya yani eski Roma'ya geçisini kolaylastiracakti. Kastamonu'yu terk ederek Sinop'a çekildi.Fatih. Osmanlilara vergi yoluyla bagli olan Bosna Kralinin. Fatih'in Dogu Politikasi: Karadeniz Politikasi. Kefalonya ve Ayamavra gibi adalar da Fatih'in saltanatinin son zamanlarinda Osmanli topraklarina dahil edilmistir. Macar krali Bosna'ya girdi. Ayni tarihlerde Limni ve Midilli halki Türk yönetimine girmek için Osmanlilara basvurmustu.(1480) Fakat Fatih'in ölümünden sonra basa geçen II. Fatih karadan ve denizden kuvvetlerini harekete geçirdi. Hem Katolik hem de Ortadokslarin kendi kiliselerine almak için baski yaptiklari Bogomiller bu sebeple Osmanli yönetimine sicak bakmislar ve kendilerine saglanan din ve vicdan hürriyetinden etkilenerek zamanla Müslüman olmuslardi. Ancak 1483 yilinda Hersek tamamen Osmanli topragi hâline gelecektir. Bosna seferleri esnasinda Hersek Krali Stefan da ülkesinin bir kisim topraginin Osmanlilara dogrudan baglanmasi sartiyla tahtinda birakilmisti. Güçlü donmasiyla Mora ve Ege'deki adalara sahip olmak isteyen Venedik. Ikinci olarak Orta ve Dogu Akdenizdeki adalar hedef alinmisti ki. iktisadî ve siyasî açidan da nüfuz alanini genisletebilecekti. Yayçe disindaki bütün kale ve sehirleri yeniden ele geçirdiler. dogrudan bir savasi göze alamamis. Istanbul'u ele geçiren Fatih.( Nitekim Gedik Ahmet Pasa komutasindaki bir Osmanli donanmasi Napoli Kralliginin elindeki Otranto'yu fethetmis ve buradan Güney Italya'ya akinlar düzenlenmistir. 1461 yilinda Cenevizlilerin elindeki önemli bir üs olan Amasra teslim olmak zorunda kaldi. Ege Adalarinin Fethi. Iste bu Müslüman Bosnalilara "Bosnak" denilmektedir. Sinop da dahil Candarogullarinin topraklarini savasmaksizin ele geçirdi. Epir despotunun elindeki Zanta. Tasoz Enez ve Semendirek adalari ele geçirildi. sehir savunmasiz kalmis ve Italyanlar kaleyi tekrar ele geçirmislerdir). Anadolu Türk birliginin saglanmasi ve ticaret güvenligi açisindan bu bölgelerin ele geçirilmesi sartti. Seferin kendisine karsi yapildigini sanan Candaroglu Ismail Bey. Gedik Ahmet Pasa'yi geri çagirinca. Osmanlilar karsisinda istedigi sonucu alamamis. Sadrazam Mahmut Pasa ve Turahanoglu Ömer Bey'e Bosna'nin tamamen fethedilmesi emrini vermisti. anlasmalara riayet etmemesi üzerine Üsküp'ten harekete geçen Fatih. Ancak akincilar vasitasiyla. Önce Limni. Fatih de tabiî sinir olan Tuna'yi geçmeyi düsünmemistir. Böylece Bizans'in yeniden dirilmesini önleyecegi gibi. Cenevizliler ve Candarogullarinin elinde bulunuyordu. Fatih devrinde Osmanlilarin karada en güçlü komsusu ve rakibi Macarlar. Venedik ve Cenevizlilerin elindeki bu adalardan Anadolu'ya yapilan korsan akinlarinin önünü kesmis olacakti. Fatih'in asil amaci 1204 yilinda Lâtinlerin Istanbul'u isgal etmesi üzerine Bizans hanedanina . 1463 yilindaki seferle Bosna Krali Osmanli hâkimiyetini yeniden tanidi. Keza Venedik Cumhuriyeti de Osmanlilarla dogrudan karsilasmaktansa Balkanlardaki diger devletleri kiskirtmayi yeg tutmustur. Venedikliler 264 yildir ellerinde tuttuklari Agriboz Adasi'ndan Mora ve Ege adalarindaki Türk birliklerine karsi saldirilarini yogunlastirmaktaydilar. Ancak seyhülislamin da fetvasiyla sonra öldürüldü ve bu topraklarda Bosna Sancakbeyligi olusturuldu. Trabzon seferine çikarken.Bosna-Hersek Seferleri. Jean sovalyelerinin elindeki Rodos'a karsi girisilen birkaç muhasara neticesiz kalmistir. Fakat ordunun Istanbul'a dönmesi üzerine ayni yil. Anadolu'nun büyük bir kismini hâkimiyetleri altina almalarina ragmen kuzeyde.1456 yilinda öncelikle Çanakkale Bogazi'na hâkim olan adalardan Gökçeada (Imroz). Öncelikle Anadolu kiyisina yakin adalari hedef alan Fatih. Bizans. Bosna'yi Osmanli topraklarina kattigi zaman "Bogomil" mezhebindeki Bosnalilara çok iyi davranmisti. Bunu önlemek maksadiyla Agriboz'un fethine karar veren Osmanlilar neticede 17 gün süren kusatmadan sonra amaçlarina ulastilar. Ikinci kez düzenlenen seferle Osmanlilar. Osmanlilar. ardindan. Ancak St. Macarlar bu dönemde tek baslarina Osmanlilarla bas edemeyeceklerini bildiginden. Macaristan'a güvenligin saglanmasina yönelik yüzlerce basarili akin düzenlenmistir. denizde ise Venedik idi. uzun süren kusatmayi müteakip Midilli (1467) ele geçirildi. Bursa'ya dönerek birliklerini takviye eden Fatih. Bâyezid. Bizans'a ait bütün topraklari hâkimiyeti altinda birlestirmek istiyordu. aksine pek çok ada ve kiyi kaleleri Osmanlilarin eline geçmistir. Iste bu sebeplerle.

Altinorda Hanligi'nin zayiflamasiyla ortaya çikan Kirim Hanligi ile komsu oldu.Anadolu'da Türk Birliginin Gerçeklesmesi. Venediklilerle de bir ittifak kurmakta sakinca görmemislerdi. Bu sirada Uzun Hasan'in Osmanli ordusunu arkadan çevirebilecegi ihtimaline karsi Fatih. Larende ve Silifke yörelerine çekilen Karamanogullarina karsi mücadeleyi. Inebahti ve Navarin gibi Mora kiyilarindaki kale ve limanlar zapt edilmistir(1502). Anlasmanin akabinde kara ve denizden Trabzon yeniden kusatildi. Memlûklara karsi basarisiz seferler düzenlenmistir. Trabzon Rumlarina yardim etmemeyi vaat etmislerdir. devlet islerinden elini çeken Bâyezid'in sagliginda sehzadeler arasindaki taht mücadelesinin kizismasina vesile olmustur. Osmanlilarin kurulus devrinden beri en ciddî rakipleri durumundaki Karamanogullari. Karadeniz'in Anadolu kiyilarini tamamen hâkimiyetine alan Fatih'in bundan sonraki hedefi. Koron. Karadeniz'i tam bir Türk gölü yapmak idi. . Azak ve Menkup iskele ve kalelerini ele geçirdi. Buna ragmen Bâyezid döneminde Kili ve Akkerman ele geçirilerek Bogdan tamamiyla Osmanli hâkimiyetine girmis(1484). ordusunu Sivas'in güneyinden Yassiçemen'e çevirdi. Çaresiz kalan Trabzon Hâkimi David Komnen sehri teslim etmeyi kabul etti (26 Ekim 1461). Fatih'in politikalarina karsi.taht mücadelesine girmisti. Osmanlilara vergi vermeyi kabul eden Trabzon Rumlari bir taraftan Fatih'in rakibi olan Uzun Hasan ile ittifak içine girmisti. bir donanma da Sinop'tan kalkarak bölgeye yöneldi. Akkoyunlu Beyi Uzun Hasan. Akkoyunlularin yerini alan Safaviler güçlenerek Anadolu'da Sahkulu Isyani gibi ayaklanmalari kiskirtmis.mensup Komnenlerin ayri bir devlet olusturduklari Trabzon idi. Anlasmaya göre Akkoyunlular. Anadolu birligi yönündeki bu tehlike üzerine Fatih. (1478). Bâyezid tahttan feragat etmistir. karadan birliklerini Trabzon'a gönderirken. Otlukbeli Savasi'nin sonrasinda da sürdürmüstür. Fakat Karaman Beyi Kasim'in ölümünden sonra (1483) beylik tamamen oradan kalkmis olacaktir. Yavuz Sultan Selim Devri. Otlukbeli mevkiinde yapilan savasta Osmanlilar büyük bir zafer kazandilar. Nihayet Fatih. Nitekim Sehzade Selim'in mücadeleyi kazanmasi üzerine 1512 yilinda II. Fatih bundan sonra Hicaz su yolllarinin onarimi hususunu bahane ederek Memlûklar'a karsi harekete geçti. Gedik Ahmet Pasa komutasindaki donanma 1475 yilinda Kefe. Venedik ve Haçlilara karsi denizlerde üstünlük kurulmus. Ancak diger oglu sehzade Cem. Bu düsmanca tavir üzerine Fatih 1466 yilinda Karamanogullari üzerine yürümeye karar verdi. Akkoyunlu ve Memlûklu devletlerinin destegini sagladigi gibi. Henüz Trabzon'da vali iken Dogu'da Safavilerin nasil güçlendigini gören ve onlarla basarili bir mücadeleye giren Selim. Fatih'in ölümü üzerine Osmanli tahtina büyük oglu Bâyezid geçmisti. Mengli Giray Han'in Istanbul'a getirilmesiyle Kirim Hanligi Osmanli hâkimiyetine girmis oldu. Uzun Hasan'in annesi Sara Hatun'un ricasi üzerine Akkoyunlularla bir anlasma yapildi. Artik Akkoyunlular Osmanlilar için bir tehlike olmaktan çikmisti. Fatih'in 1481'de hazirlik yaptigi ve ölümüyle yarim kalan seferin ya Rodos'a ya da Misir'a yönelik oldugu söylenir. Bâyezid'in mütereddit ve ihtiyatli politikalari sebebiyle. Fakat bu dönemde Memlûklarla büyük bir savasa girilmemistir. Rodos sovalyelerinin eline düsmesiyle sonuçlanan. 1467 yilinda Karakoyunlu topraklarina sahip olunca Osmanlilar aleyhine hâkimiyetini genisletmeye baslamisti. Böylece Osmanlilar. Barbaros kardeslerin denizlerdeki zaferlerine ragmen özellikle dogudaki olumsuz gelismeler ve Sahkulu Isyani(1511). Modon. Böylece 258 yil devam eden Trabzon Rum Imparatorlugu da tarihe karismis oldu. önemli ticaret limanlari olan Ceneviz kolonilerini ortadan kaldirarak. Azak Kalesi'nin düsürülmesi sonucunda bazi Cenevizliler ile birlikte Kirim hanlarindan Mengli Giray Han da esir edilmisti. Kirim hanlari 350 yil boyunca Osmanlilarin batiya karsi en güçlü müttefikleri olarak hizmet vermislerdir. Beylik topraklarinin büyük kismi Osmanlilarin eline geçmesine ragmen Fatih. 1473'te harekete geçti. tahta çiktiktan sonra.

onlarin birlesmemesine özen göstermis ve bunu bir devlet politikasi hâline getirmistir. Osmanli ordusunu Halep'in kuzeyinde karsiladi. Yine bu dönemde Akdeniz'de ve Okyanuslarda güçlü bir ticarî ve iktisadî filo olusturan Ispanyol ve Portekiz donanmalari Venedik'in yerini almis görünüyordu. Büyük Türk gibi lâkaplarla hitap etmis ve tarihe de böyle geçmistir. Iki Türk hükümdarinin mücadelesinden Selim üstün çikti (23 Agustos 1514). Bunun üzerine Kanuni. Bu devlet ile Avrupa'nin en güçlü hanedani olacak olan Habsburglar Avrupa'yi âdeta parselleyeceklerdir. Bu dönemde güçlenmeye baslayan Protestanlik. Macaristan'in ele geçirilmesi üzerine. onun olusturdugu imparatorlugun uzantisi durumundaki Avusturya Arsidükaligi Osmanlilara sinirdas olmustur. Dogu Anadolu topraklari Osmanlilarin eline geçti. Yavuz. Budin'i (Budapeste) ele geçirdi. Hülagû'nun Bagdat'i isgal etmesiyle Memlûk himayesine giren halifelik müessesesi de böylece Osmanlilara geçmis oluyordu. Kansu Gavri savas sirasinda öldü. Avrupa'da mezhep çatismalarinin siddetlenmesine sebep olmustu. Avrupa'daki Gelismeler. Misir ve Hicaz Osmanli hâkimiyetine girdi. Tebriz'e kadar Sah Ismail'i takip etti. kurtarmayi amaçlayan Kanuni. askerî ve iktisadî açilardan zirveye ulasmistir. Dogu Avrupa'da da Lehistan ve Ortadoks Rusya güçlenmeye baslamisti. Bu savas Memlûk Devleti'nin sonu oldu. Memlûklara karsi büyük bir ordu hazirladi. Dulkadirogullari beyligi Osmanli yönetimine alindi ve sonra ilhak edildi (1515)Babasi döneminde Memlûklara karsi yapilan seferlerin çogu kez basarisizlikla neticelenmesi. yeniden Macaristan'a sefer düzenledi. Çaldiran Ovasi'nda Sah Ismail'in ordusuyla büyük bir meydan muharebesi yapti. Osmanlilarin dogu'da ve Islâm dünyasinda üstünlük kurmalari önündeki en büyük engel idi. Avrupa'daki siyasî ve dinî çekismelerden faydalanarak. Güçlü Macar kralliginin Osmanli hâkimiyetine girmesinden sonra. Burayi bir üs olarak kullanan Osmanlilar artik rahatlikla Avrupa içlerine sefer yapabilecekti. Avusturya Seferleri. Nitekim Mekke serifi sehrin anahtarini Yavuz Sultan Selim'e sunarak itaatini bildirmisti. Budin kurtarildi. Ancak Mercidabik Savasi Osmanlilarin zaferiyle son buldu (24 Agustos 1516). Macaristan seferine çiktiginda ilkin Belgrat'i kusatti ve ele geçirdi(1521).Anadolu'daki mezhep mücadelesine bir son vermek için Safavilerle dogrudan savasa girmeyi kaçinilmaz görmekteydi. Muhtesem. Fatih'in Sirbistan seferinde ele geçirilemeyen Belgrat. Kanuni döneminde özellikle Avrupa'da önemli dinî ve siyasî degisiklikler söz konusudur. Bu sebeple dost düsman ona Kanuni. Belgrat'in Fethi ve Macaristan Seferi. Bu sebeple Kanuni. Macar topraklarinda hak iddia etmis ve Budin'i isgal etmisti. Yeni Memlûk Sultani Tomanbay ile Kahire'nin kuzeyindeki Ridaniye mevkiinde yapilan savasi da Osmanlilar kazandi.Süleyman'in 46 yillik saltanatinda Osmanli Devleti siyasî. Yavuz dönemi Osmanlilarin dogu'da ve Islâm dünyasi'nda en büyük güç haline geldigi bir dönemdir. Kutsal Roma-Cermen Imparatoru Sarlken en ciddî rakip hâline gelmis. Bu sebeple. Kanuni ünlü "Alman Seferi" ile mukabele ederek isgal edilen yerleri geri aldi. Kanuni. Kisi Sam'da geçiren Yavuz. Budin'i tekrar isgal etti. Safavi tehlikesini bertaraf ettikten sonra Yavuz. Avrupa içlerine yapilacak akinlar için bir siçrama noktasi idi. Macaristan'in bir bölümü ilhak edildi ve kalan kismi Erdel Kralligi olusturularak Osmanli hâkimiyetine alindi. Filistin. Nihayet ordusunun basinda Dogu seferine çikan Yavuz Selim. kendisinden yardim talep etmesi üzerine. Suriye. 1526 yilinda karsisindaki ittifaki parçalamak amaciyla yeniden Macaristan üzerine bir sefer düzenledi. ölen Macar krali ile akrabaligini öne süren Avusturya Arsidükü Ferdinand. Yavuz Sultan Selim'in sekiz yil süren hâkimiyet devrinden sonra Osmanli tahtina oglu I.Viyana Kusatmasi'nin sonuçsuz kalmasindan cesaretlenen Ferdinand. Osmanli ordusu sehri kusatti ise de ele geçirmeye muvaffak olamadi(1529). 29 Agustos 1526'da Mohaç Meydan Muharebesi ile Macar ordularini imha eden Kanuni. Ferdinand ile Istanbul'da bir anlasma yapildi. Bu . Ancak Kanuni'nin asil maksadi Viyana idi. Misir Memlûk Sultani Kansu Gavri. I. (22 Ocak 1517). Nitekim Sarlken'e tutsak olan Fransa Krali Fransuva'yi. Malatya'dan Sina yarimadasina kadar olan topraklar Osmanlilarin eline geçti. I.Süleyman geçti (1520). tekrar Misir'a yöneldi.

Osmanli ordusu. Dogu Anadolu topraklarina karsi saldiriya geçiyordu.anlasmaya göre Ferdinand.(1533). basarili bir kusatma sonunda ele geçirilmis(1522). Irak-i Acem ve Irak-i Arap) seferi diye bilinen bir sefere çikti (1534-35). Irakeyn (iki Irak. Ferdinand'in Macar kralinin ölümünü firsat bilerek anlasmayi bozmasi üzerine Kanuni yeniden sefere çikti. Macaristan üzerinde hak talep etmeyecek ve Osmanli hâkimiyetini taniyacak ve elinde bulundurdugu Macaristan'a ait topraklar için de Osmanlilara vergi verecekti. Barbaros'un ölümünden sonra yerine geçen Turgut Reis de fetihlere devam etti. Osmanlinin Avrupa ile ilgilenmesinden yararlanan Safaviler firsat buldukça yeniden harekete geçtiklerinde. bu maksatla Fransiz Krali Fransuva'yi esir etmisti. Bu sebeple. Sadece Akdeniz'de degil Kizil Deniz ve Hint Okyanusunda da Osmanli donanmasi faaliyette bulunmustur. Anlasma ile her iki ülke serbest ticaret hakki elde edecek ve bu haklar iki hükümdarin yasadigi sürece geçerli olacakti. babasi gibi. Cezayir'i ellerinde bulunduran ve Osmanlilar adina. Osmanlilarin düsmani olan Venedik ve Avusturya ile ittifak kurmakta bir beis görmüyordu. Lâkin kapitülasyon adiyla tarihe geçecek olan bu ticarî imtiyazlar sürekli hâle getirilmis. Nitekim Kanuni'nin son seferi de Avusturya'ya karsi olmus ve Zigetvar Kalesi kusatilmistir (1566) Fransa ile Münasebetler ve Ilk Kapitülâsyon. Osmanlilardin Akdeniz'in tek hâkimi oldugunu bütün dünyaya kabul ettirdi. Iranla Münasebetler.Nitekim St.Sah Tahmasp. 1533 yilinda Cezayir'i Osmanlilara birakarak kaptan-i deryalik görevini kabul eden Barbaros Hayrettin Pasa (Hizir Reis). Osmanlilar karsisinda fazla bir varlik gösteremeyen Sah Tahmasp nihayet baris anlasmasi imzalamayi kabul etmek zorunda kalmis ve Amasya Antlasmasi (1555) ile Osmanli üstünlügünü kabul ederek Bagdat. Deniz Seferleri ve Fetihler. Kanuni'nin Ölümü ve Sonrasi. sonraki devlet adamlarinin basiretsizligi sebebiyle tek tarafli islemeye baslamis ve baska devletlere de imtiyazlarin taninmasiyla Osmanli ekonomisi giderek disa bagimli hâle gelmistir. Fatih'in alamadigi. Kanuni. Avusturyalilar firsat buldukça Macar topraklarina tecavüz etmisler ve her seferinde de Osmanlilardan gerekli cevabi almislardir. Preveze'den sonraki en büyük deniz zaferi sayilan Cerbe Savasi sonunda Haçli donanmasi bir kez daha hezimeti tatmistir. 1538 yilinda Andrea Doria komutasindaki Haçli donanmasini Preveze'de büyük bir bozguna ugratarak. bölgeye 1555 yilina kadar Nahcivan ve Tebriz üzerine birkaç kez sefer düzenlenmistir. askerî ve iktisadî bakimlardan . Tebriz ve Dogu Anadolu'nun Osmanli hâkimiyetinde oldugunu tasdik etmistir. 1492 yilinda Ispanya'da soy kirima ugrayan Musevîleri Istanbul'a gemilerle nakleden Barbaros kardesler hakli bir üne sahip olmuslardi. 1535 yilinda iki ülke arasinda ticaret ve dostluk anlasmasi imzalandi. Jean sövalyelerinin elinde bulunan Trablusgarp onun tarafindan fethedilmis (1551). 1562'deki bu sefer sonucunda Macaristan'da Erdel Beylerbeyligi olusturuldu. Siyasî. Kendisinden yardim isteyen kral ile iyi iliskiler kuran Kanuni böylece Sarlken'e karsi bir müttefik kazanmis oluyordu. St. Zigetvar Muhasarasi esnasinda hastalanan Kanuni kalenin fethini göremeden 66 yasinda öldü (1566). Uzak denizlerde istenilen sonuçlar elde edilememisse de bu dönemde Yemen ve Arabistan'in güney kiyilari ile Habesistan ele geçirilmistir. Avrupa'ya sefere çiktiginda Safaviler.Jean sövalyelerinin elindeki Rodos ve çevresindeki adaciklar. Bâyezid zamanindan beri Akdeniz'de serbestçe faaliyet gösteren Barbaros kardeslerin devlet hizmetine alinmasiyla deniz ve kiyilarda pek çok yer Osmanli hâkimiyetine dahil olmustur. Avrupa birligini saglamak isteyen RomaCermen Imparatoru Sarlken. Sah Ismail'in yerine geçen oglu I. II. Tebriz ve Bagdat Osmanli topraklarina katildi. Kanuni devri karada oldugu gibi denizlerde de büyük bir üstünlügün saglandigi bir devirdir.

Paleologosların sonu ve Bizans kalıntılarının silinmesi ile sonuçlanır. 1461'de onuncu sefer ile Ceneviz'den Amasra'yı aldı. Bu durumu hazmedemeyen Venedik. Denizden donanma kuşatılan Trabzon İmparatorluğu teslim oldu. Artik Kibris da Türk olmustu. Baharda on birinci sefer ile Sinop'a geldi. Venedik bu durum karsisinda yeni bir savasi göze alamadi ve Osmanlilara vergi vermeyi kabul etti. Kaleyi savunan Hünyadi Yanoş öldü. buraya Anadolu'nun çesitli sancaklarindan Türkler yerlestirildi. Trabzon ve Rize gibi Anadolu'nun henüz Türkleşmemiş olan parçaları da Hristiyanlardan alınmış oldu.Murat'in oglu III. fakat Belgrad düşmedi. Karaman ve Bizans'tan sonra üçüncü seferde Cenevizlilerden Enez'i aldı (1453 sonu) ve Kırım'a bir donanma gönderdi (1454 Temmuz'u). Bu uzun savas ile daha fazla yipranmak istemeyen Osmanli Devleti ile Iran arasinda 1590'da bir baris anlasmasi yapildi. 1460 yazında dokuzuncu seferine çıktı. Bu padisah devrinde.Mehmet'in (1595-1604). 1459'daki sekizinci sefer ise dördüncü Sırbistan seferidir ki. hükümet islerini annesine birakip.Selim ölmüs ve yerine III. İkinci Mora seferidir ve Mora prensliklerinin ilgası ve Türkiye'ye katılması. Korent Körfezi yakinlarinda. Haçli donanmasi Osmanli kadirgalarini takip edecek durumda degildi. Anadolu'nun Akdeniz'e bakan kiyilarinda bir çiban basi gibi duran Venedik'in elindeki Kibris bu fetih rüzgâriyla kusatildi. Murat (1574-1595) ayni evsafta kisiler degillerdi. Yine bu dönemde baslayan Türk-Macar Savasi I. yüzyilda daha kötü yillarin bekleyeceginin âdeta habercisi idi. Murat geçmisti. Komnenos imparatorluk hanedanına son verdi. Bu suretle Batum ve Gürcistan kıyılarına kadar bütün Güney Karadeniz kıyıları Osmanlı devletine katıldığı gibi. İkinci Sırbistan onun altıncı seferidir (1455. Kuzey Ege adalarını donanma göndererek ele geçirdi ve ilk Rodos seferini yaptırdı. Inebahti önlerinde yapilan deniz savasini Osmanlilar kaybetti (1571). Malta donanmalari papa ve diger bazi Avrupa devletlerinin de destegi ile harekete geçerek büyük bir savas filosu olusturdular. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Doğu Roma Fatihi olarak Edirne'ye dönen II. Ancak Kanuni devrinde baslayan fetih rüzgârlari o derece siddetliydi ki. Kiliç Ali Pasa komutasindaki donanma Tunus'u yeniden Osmanli topraklarina katti (1574). Sokullu kisa zamanda donanmayi yenileyerek yeniden Akdeniz'e indirdi. Bu ikincisinde babasından sonra tekrar Belgrad'ı muhasara etti. bu hükümdarlar devrinde de hizini devam ettirebildi. bir köseye çekilmesi Osmanli'yi XVII. fakat bu adayı alamadı. Süphesiz bu basarilarda sadrazam Sokullu Mehmet Pasa'nin dirayetli siyasetinin de rolü büyüktür. Selim (1566-1574) ne de III. Fatih yaralandı. 1456). Ispanyol. Ancak kendileri de oldukça fazla zaiyat verdiginden. Özellikle III. Don ve Volga nehirlerini birlestirmeyi amaçlayan kanal projesi ile Süveys kanali tesebbüsünün mimari olan Sokullu'nun 1579'daki ölümü ile Osmanli Devleti büyük bir yara almistir. Yazın Trabzon'a yürüdü. Semendire'nin fethi ve Sırbistan devletinin sonu olmakla neticelenmiştir. 1458'deki yedinci sefer Fatih'in ilk Mora seferidir. Sonra Güney Karedeniz meselelerini ele aldı. Sah Tahmasp'in ölümüyle çalkanan Iran'a savas açildi (1576) Gürcistan ve Azerbaycan'in büyük bir kisminin ele geçirilmesiyle neticelenen ilk seferden sonra savas 15 yil sürdü. . 1455'te Boğdan Prensliği de Osmanlı metbûluğunu kabul etti.Osmanliyi zirveye çikaran bu büyük hükümdarin yerine geçen ne II. Mehmed.Ahmet devrine kadar devam etti. 1454'te ilk Sırbistan seferine çıktı. Bu esnada II. Lala Mustafa Pasa komutasindaki Osmanli donanmasi adayi ele geçirir geçirmez (1571). Himayesinde bulunan Candar (İsfendiyar) beyliğine dostça son verdi.

Karadeniz'i ve Ege denizini Türk iç denizleri haline getirnek. Bu suretle Osmanlı İmparatorluğu'na karşı dehşetli bir koalisyon meydana getirildi ve çok uzun sürecek savaş başladı.On ikinci Trabzon seferinden döner dönmez on üçüncü sefer ile Eflak üzerine yürüdü ve ayaklanan Kazıklı Voyvoda'nın işini bitirdi. 30 Eylülde Macaristan. beşer onar yenerek büyük savaştan mutlak bir galip olarak çıktı. diplomatik manevralarla bezdiren Fatih. Kırım'a donanma gönderdi. Türkiye müttefiksiz. Fatih'in akıncıları Venedik varoşlarına ve Almanya içlerine kadar her yıl Avrupa'yı alt üst ettiler. Venedik. Aragon. 1466'daki onsekizinci sefer Karaman üzerinedir. Polonya. Napoli idi. 11 Nisan 1473'te Üsküdar'dan hareket etti. On altıncı sefer 1463'te yapılan ikinci Bosna seferidir. sesinden atları ürkütmek için sahraya getirilen top silahını. Türk cihan imparatorluğunun gerçek temeli atılmış oldu. Türkiye'ye harp ilan etti. Onbeşinci seferi aynı yılın Eylülündedir ve Midilli adasının fethidir. Bu plan artık bütün dünyada biliniyordu. Fatih. Venedik. Uzun Hasan için kötü işaretti. tarihte ilk defa olarak taktik silah olarak kullanmıştı. 18 Ağustos 1470'de Şehzade Mustafa. yirmidördüncüsü Macaristan üzerine açıldı. 1470 yazında ordu ve donanması ile Eğriboz adasına yürüdü.Fatih. Venedik donanmasını geçerek deniz kuvvetlerini de kara ordusu gibi dünyanın birinci silahlı gücü haline getirmek. Macaristan. Bir kaç ay sonra Türkiye'ye harp açan devletlerin sayısı. 190. Bu ardı kesilmeyen seferlerde padişahın başlıca hedefleri şöyle idi: Tuna'nın güneyinde ve Fırat-Toroslar sınırının batısında Osmanlı devletine katılmayan hiç bir yer bırakmamak. Kastilya. 1466'daki on dokuzuncu sefer. Almanya. 1475'te Kırım Hanlığı Osmanlı birliğine girdi. Venedik'in yanında Türkiye'ye karşı savaşa girdi. Fatih'in ilk Arnavutluk seferidir. Venedik'in Batı Ege'deki bu alınmaz üssünü fethetti. 1478'de padişah. Bu işleri tamamen gerçekleştirdikten sonra İtalya'yı fethetmek. 1480'de üçüncü Rodos kuşatması netice vermedi. Avrupa devletlerine "Rumeli sizin. tek başına idi. Bu projeye karşı yalnız bütün Avrupa değil. İyonya adalarını aldıktan sonra. (Akkoyunlu Türk İmparatorluğu). Ertesi yıl üçüncü Bosna seferi ve on yedinci seferi yapılmıştır. Almanya ve Macaristan pes etti. ondördüncü seferini 1462'de yaptı. donanmayı İtalya'ya gönderdi ve 28 Temmuz 1480'de İtalya fütühatının başlangıcı olmak üzere . Kıreli Meydan Muharebesi'nde Akkoyunlu ordusunu ezerek işgal altındaki Osmanlı topraklarını kurtardı. Fatih o zamana kadar yalnız kuşatmalarda kullanılan. Her cephede düşmanı yıpratan. Anadolu benim" diye elçi göndererek Osmanlı'yı haritadan bile silmek isteyen Akkoyunlu Türk imparatoru Uzun Hasan Bey. Yirmi üçüncü sefer Boğdan. 3 Nisan 1463'te Fatih tarafından başlatıldı. Yayçe'nin fethi ile neticelenen ilk Bosna seferidir. Fatih. Venedik'in deniz üstünlüğü bir daha geri gelmemek üzere maziye karıştı. Türkiye'nin doğusundaki Müslüman ve Türk komşuları da ayaklandılar. üçüncü Arnavutluk seferine çıktı. Orta ve küçük devletlerin sayıları 20 küsürdür. Korkunç bir atlı Türkmen ordusu ile Osmanlı'nun üzerine yürüyüp işini bitirmek istedi. açmayanlardan çok fazla idi. Türk tarihinde belli başka örneği gösterilemeyecek bir politika dehası ile bu koalisyona karşı on altı yıl dayandı ve düşmanlarını teker teker. Otlukbeli'nde Akkoyunlu Türkmen ordusu mahvoldu. Cihanın Osmanlı devleti karşısında aciz kaldığı ortaya çıktı. Fatih'in kafasındaki bir sır olmaktan çıkmıştı.000 kişilik dünyanın en çetin harp makinesi sayılan ordusu Ağustosta Erzincan yakınlarında en büyük rakibi ile karşılaştı. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor 16 yıl süren Büyük Savaş'ta Türkiye'nin karşısında yeralan büyük devtetler İran. Büyük savaş. Avrupalıların Osmanlı ile başa çıkamayaklarını anlayıp Tokat'a bir süpriz taarruzu ile harbin doğu cephesini açtı. 1466-167'de de Arnavutluk üzerine ikinci seferini yapmıştır ki yirminci seferi teşkil eder. ikişer üçer. 28 Temmuzda Venedik Cumhuriyeti.

187'de Kemal Reis. 1500) Venedik'in güney Mora'daki üslerini temizlemek gayesiyle yaptı. Macaristan'ı sulha zorladı.0000 km2'' si Anadolu'da. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor İki defaki çocukluk saltanatı sayılmazsa. Edebî ve matematik ilimlerde bilgindi. Mısır-Suriye Türk memlûk imparatorluğu ile hiç bir kazanç sağlamayan bu savaştan hemen sonra II. 11 prensliği fethetmiştir. ağır hezimete uğradı. Türkiye. Katolikliği de hakimiyeti altına alacaktı. imparatorluğunu imar etmeyi de ihmal etmedi. Türk donanmasını cihan kudreti haline getirmiş.Otranto'yu işgal ettirdi. Bu Macaristan ve Arnavutluk seferidir. en iyi diplomat ve devlet adamı olduğu gibi Osmanoğullarının en bilginidir. Fakat İspanya'da son Müslüman devletinin. Bayezid'e geniş nefes aldırsa da saltanatın ikinci devresinde de babası ve oğlununkilere benzer büyük hareketlere girişemedi. Bayezid geçti. Kuzeyde Türk sınırı. Karadeniz'i kapalı Türk denizi haline getirmiş. . Moskova'nın güneyinden başlıyordu. Fakat padişah 3 Mayıs 1481'de Maltepe ile Gebze arasındaki ordugâhında.5 ay fazladır. ordusu arasında zehirlenerek öldü. sonuncu saltanatı 30 yıldan 2. 1492'de üçüncü sefere çıktı. Venedik donanması. her tarafta Türk bayındırlık eserleri yükseltti. Balıbey. Batı ve Doğu dillerini çok iyi biliyordu. ilk İspanya seferini yaptı. İspanya tebeası haline gelen İspanya Müslümanlarına yardım içindir. 3 oğlu ve bir kızı olmuştur. Kemal Reis'in ikinci İspanya seferi (1510). 1495'e kadar Cem gailesi devam etti. Yunan (İyonya) denizine hakim olmuştu. 1498'de Balı Bey'in ikinci Polonya seferi. Bayezid. Bıraktığı imparatorluk 2. Padişah dördüncü ve beşinci seferini (1499. 1485'te 6 yıl sürecek olan ilk Memlûk savaşı patladı. II. İtalyan devletcikleri. Türklerin tarihteki ilk büyük deniz muharebesini kazandılar (28 Temmuz 1499). Ölümüne kadar geçen son yedi yılda ise donanmayı 250 harp ve 500 nakliye gemisine ulaştırdı. 1484'te Boğdan seferine çıktı. Fakat kardeşi Sultan Cem bunu kabul etmedi. Osmanlı hükümdarları içinde yetişen en büyük asker. 4 krallık.500 yıl içinde yetiştirdiği en büyük şahsiyettir. Ertesi yıl Kemal Reis (1511). İstanbul Üniversitesi'nin de kurucusudur. 2 imparatorluk. Gırnata'nın düşmesine (2 Ocak 1492) engel olunamadı. Türkiye lehine neticelendirdi.214. daha büyük çapta oldu. Fatih Sultan Mehmed'i Batı Roma imparatoru olarak selamlamak üzere hazırlıklara başladılar. Bu arada Sapienza açık deniz muharebesinde Kemal ve Burak (Barak) reisler. Türk milletinin 2. 1474'te 23 yıl çalışarak donanmayı 108 harp ve 400 kadar nakliye gemisine çıkardı. ağabeyi II. Daha 10 Eylül 1481'de İtalya fütühatı terkedildi. Bayezid bu arada 1483'te Macaristan üzerine Morova seferine. Yerine büyük oğlu II. iki Venedik donanmasının gücünün üzerine bir kudrete eriştirmişti. Gelibolu açıklarında gemisi fırtınadan batarak boğulmuştur. Büyük bir sanat bilim koruyucusu idi. Bununla beraber İtalya'da nüfuzu büyüktü. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Venedikle çıkan savaş. 25 Şubat 1495'te Sultan Cem'in Napoli'de zehirlenerek 35 yaşında ölmesi. Osmanlıların yetiştirdiği ilk büyük denizci ve Osmanlı deniz ekolünün gerçek kurucusudur. 49 yaşında idi.000 km2 'yi buluyordu. İtalya'nın fethinden vazgeçildi. Ege'de bunu başarmasına ramak kalmış. ikinci seferinde Varşova'ya girdi. Bu emsalsiz savaş adamı. Akdeniz'deki üstünlüğünü bu devirde de muhafaza etti. Belgrad'ın gene netice vermeyen üçüncü kuşatması bu sırada yapılmıştır. Bazı tarihçilere göre. Tahta geçtiği zaman devletin 30 harp gemisi vardı. Ancak 511. 1493'te Yakup Paşa'nın Adbina zaferi. Bu donanma ile İtalya'yı fethederek. Bu büyük deniz vuruşmasında 400 harp gemisi ve on binlerce denizci karşı karşıya geldi. gerisi Avrupa'da idi. Ölümünde yalnız iki oğlu hayatta idi.

Kutsal Şehirler (Mekke. Sultan Kansu öldü ve Abbasî Halifesi esir düştü. Çaldıran'dan günü gününe 2 yıl sonra burada gene çok büyük bir meydan muharebesi geçti. Babası Fatih'tan sonra Osmanoğullarının en bilginidir. 100. Yavuz Sultan Selim Han. daha 10 yıl yaşadığı halde Çaldıran'ın öcünü almaya asla girişmedi. 24 Ağustos 1516'da. kendiliğinden Osmanlı devletine katıldı. Anadolu'da Türk birliğini gerçekleştirmiş oluyorlardı. Güney Kafkasya gibi ülkelere de hakim olan ve Türkiye'den sonra en güçlü devlet bulunan Safevî İmparatorluğu. Anadolu'da yer yer ayaklanmalar çıkardı. Sonunda sekiz oğlundan hayatta kalan üçünü küçüğü olan Yavuz Sultan Selim namına tahttan feragat etti ve az sonra öldü.1502'de Venedik'le sulh yapıldı. Yavuz. Çukurova'ya geldiği zaman merkezi Adana olan ve Memlüklere tabi bulunan Ramazanoğulları Türkmen beyliği. İran'dan Türkiye'ye geçti. kan. Türkiye ve İran Türk imparatorluklarından sonra dünyanın en güçlü devletleri idiler. Bu suretle Osmanlılar. titizlikle korumuş. Bu misyonla. İslam halifesi de Memlûk sultanlarının himâyesinde Kahire'de yaşadığı. Yavuz'u. 23 Nisan 1514'te Üsküdar'dan hareket etti. Şiî idi. İran'ın elinde Doğu Anadolu'da ancak küçük parçalar kalıyordu. 2 Temmuz'da Sivas'a geldi ve ordusundan 40. Şah. Fakat aynı yıl İran İmparatorluğunda Akkoyunlu Türk hanedanı düştü ve yerine gene bir Türk hanedanından olan Şah İsmail Safevî geçti. İran'dan başka. Değerli bestekârdı.Şah İsmail. dedeleri ve oğlu gibi büyük harp adamı değilse de orduya ve donanmaya çok dikkat etmiş. Memlük ordusu yok edildi. Medine.000 muharipten müteşekkil ordusunu yok etti. Şah İsmail. Mısır. 42 yaşında tahta çıktı. Memlûkler. bir takım iç meseleleri hallettikten sonra derhal İran meselesini ele aldı. Suriye ve çevre ülkeleri ellerinde tutan Memlükler. Türkiye'nin kudretini. Halep yakınlarında Mercıdabık'ta Memlük Sultanı Kansu bekliyordu. Yavuz. Bu suretle dünyanın ikinci devletini bir müddet için olsun Türkiye'yi tehdit edemez hale getirdi. tesadüfen canını kurtardı. Bu durum II. yalnız son yıllarında Safevî baskısı altında bunalmıştır.O zamana kadar Dulkadir Türkmen beyliği (Maraş) Osmanlı'ya tabi idi. Babası. Akkayonlular ve Osmanlılar gibi Sünnî değil. Irak. Gene bu zafer neticesinde Güneydoğu Anadolu ile Kuzey Irak. Yavuz Sultan Selim. Doğu Anadolu. 12 Haziran 1515'te Turna dağı muharebesi ile bu direniş ortadan kaldırılıp beylik Osmanlı topraklarına katıldı.000 kişiyi burada bıraktı. Bayezid'in son yıllarını huzursuz kıldı. Diyar-ı Acem'den sonra sıra Diyar-ı Arab'a gelmişti İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Burası da bir Türk devletinin elinde idi. Mısır'da iktidara geldikleri ve Eyyûbîlerin yerini aldıkları 1250 tarihinden beri . Çok uzun müddet Trabzon sancak beyi olarak bir çok seferde bulunup tecrübe kazanmıştı. beyliği doğrudan doğruya ilhak edip ortadan kaldırmak isteyince Yavuz'un annesi Ayşe Hatun'un babası. 23 Ağustos'ta güney Azerbaycan'da Çaldıran sahrasında Şah İsmail'in 100.000 kişi ile yoluna devam etti. yani padişahın ana tarafından dedesi olan Dulkadiroğlu Alâüddevle Bozkurt Bey direndi. 5 Haziran 1516'da ikinci sonuncu sefer-i hümayununa çıkmak üzere Topkapı sarayından Üsküdar ordugâhındaki otağ-ı hümayununa geçti. ateş ve hileyle mezhebini yaymaya çalışıyor ve Anadolu'yu tehdit ediyordu. 16 Eylül'de İran Safevî Türk İmparatorluğunun taht şehrine girdi. Şiddetli Safevî savunması kırılarak 19 Eylül 1515'te de o zaman Amid denilen Diyarbakır alındı. Türkiye'yi Safevî baskı ve hatta tehdidinden kurtarmak için ordu tarafından tahta çıkarılmış gibiydi. Kudüs) ellerinde olduğu için Memlûk imparatorluğunun manevî gücü de büyüktü.

Yavuz devrinde Cezayir de İspanyol tasallutundan kurtularak Türkiye'ye bağlanmıştır. Bu. 6 Temmuzda Hicaz. Suriye. 8 yıl içinde baş döndürücü işler yapan Yavuz. Türk öncü ordusu Filistinle Sina arasında Han-Yunus'ta bir Memlûk ordusunu dağıttıktan sonra (25 Aralık 1516). fakat Yavuz tarafından desteklenmiş bir teşebbüstür. Yavuz.373. Osmanoğulları içinde dedesi Fatih'ten sonra en büyük kumandan. İspanya 6 milyon idi). Türkiye'ye katıldı. Mekke ve Medine. Yavuz bu teşebbüsü desteklemiş ve Cezayir'i fethetmeleri için Oruç Reisle kardeşlerine her türlü yardımı yapmıştır.000 km2'ye çıkarmıştır (Avrupa'da 1. Dünyanın üçüncü devleti olan Memlük imparatorluğunun tamamının Türkiyeye katılmasıyla neticelenmiş ve Yavuz'u. Yavuz 9-22 Ocak 1517'de İlkçağ'dan beri hiç bir cihangirin cebren geçemediği Sina çölünü 13 günde geçti.asla bu derecede büyük bir darbe yememişler ve sultanlarını muharebe meydanlarında bırakmamışlardı. Osmanlı cihan devletinin temellerini Fatih atmış. 1512'de 2. Batı Akdeniz ile Kafkasya arasında Yavuz gerçekleştirmiştir. savaştıkları devlet İspanya . Asya'da 1. Oruç Reisle Hızır Reis'in (Barbaros Hayreddin Paşa) şahsî teşebbüsleriyle gerçekleşmiş. Afrika 2. Hint okyanusu ile Moskova güneyi. O tarihte Memlûk imparatorluğu topraklarında 19 milyon nüfus yaşadığı hesaplanmaktadır (aynı XVI. Tumanbay idam edildi.557. Yavuz. Kahire yakınlarında 22 Occakta Ridaniye Meydan Muharebesi'nde Memlûk Ordusu'nu dağıttı. tarihin kaydettiği en büyük cihangirlerden biri yapmıştır. otağ-ı hümayûnda. Türk toprakları oldu. Medine ve Kahire'den İstanbul'a gönderildi. Emânât-ı Mukaddese Mekke.905.000 km2 ).000 km2 . yüzyıl başlarında İngiltere nüfusu 4. 10 Eylülde hareket etti ve 25 Temmuz 1518'de İstanbul'a döndü. Oruç Reis'le kardeşleri Yavuz'un ağabeyi Sultan Korkut'un adamları oldukları için Yavuz tahta çıkınca başlarına bir bela gelmesin diye Türkiye'yi bırakıp 1513 yazında Kuzey Afrika'ya ayak basmışlardır.702. Lübnan ve Filistin'i yıldırım harekâtıyla feth eden ve Kudüs'ü de aldıktan sonra Şam'a gelen Yavuz. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Yavuz'un bu Mısır sefer-i hümayunu 2 yıl 2 ay sürmek bakımından Osmanlı tarihinin en uzun seferidir. yeni bir seferin hazırlıkları içinde iken öldü (22 Eylül 1520). 19 Mayıs'ta Donanma İskenderiye'ye gelip demirledi. burada Mısır fethinin son hazırlıklarını tamamladı. Barbaros kardeşlerin mücadele ettikleri. Ertesi gün Haleb Ulu Camii'nde kendisini İslam halifesi ilan ettiren Cuma hutbesini okuttu. Bu suretle Hazret-i Peygamber'in vefat ettiği 632'den beri Araplara ve 750 yılından beri Abbasî hanedanına ait olan hilafet Türklere geçmiş oldu. Barbaros Kardeşlerin. donanmayı teftiş etmek için İskenderiye'ye gelip Kahire'ye döndü. 50 yaşında Edirne yakınlarında ordugâhında.950.000 km2 olarak teslim aldığı devleti 6. 24 Ocak'ta Kahire'ye girdi. Fatih ve oğlu Kanunî'den sonra en büyük devlet ve siyaset adamıdır. Cezayir ve Tunus'ta bir takım üsler elde ettikten sonra amirallerinden Karamanlı Pîrî Reis'i (ki meşhur Kemal Reis'in yeğeni ve büyük coğrafya ve kartoğrafya bilginidir) 1516 Mayısında İstanbul'da Yavuz'a göndermişlerdir. Dedesi ve babasından sonra Osmanoğullarının en bilginidir.000 km2 . Fransa 12.5. 13 Nisan'da son Memlük Sultanı II. 8 aya yakın Kahire'de kalan Yavuz. Haleb'e girdi (28 Ağustos).

Babası Sultan İkinci Murad. İspanya kralı aynı zamanda Almanya imparatoru. Salı. Ünlü İtalyan ressam Zanaro'nun Fatih'in İstanbul'a girişini temsil eden bir tablosu. Zira İspanya bütün XVI. olduktan sonra ilk iş olarak.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. ..Detaylı bilgi için linke tıklayınız. bütün Amerika sömürgelerinin sahibi olacaktır. Pazartesi ile Çarşamba arasında haftanın ikinci ya da üçüncü günüdür..olduğu için. adaleli ve kuvvetli bir padişahtı. asır boyunca Avrupa'nın en güçlü. annesi Huma Hatun'dur. ..Detaylı bilgi için linke tıklayınız.. eserine devam etmiştir (15 Mayıs 1519). . Fatih Sultan Mehmed. 1453.. 1 Ekim 1518'de Fas sınırında Tlemsen kalesinde İspanyol ordusu tarafından kuşatılıp şehit edilmiş. dolgun yanaklı. Fatih Sultan Mehmed padişah. İstanbul'un fethi 29 Mayıs 29 Mayıs Gregorian Takvimine göre yılın 149. Yerine kardeşi Hızır Reis "Barbaros Hayreddin Paşa" ve Osmanlı devletinin Cezayir beylerbeyisi olarak geçmiş. fakat Kuzey Afrika'da Türk hakimiyetini gerçekleştirmiştir.1481) 29 Mart 1432'de Edirne'de doğdu.. . bu yılın 1 Eylülünde de İspanya ile savaşa başlamıştır.. kıvrık burunlu..Detaylı bilgi için linke tıklayınız. uzun boylu. Cezayir şehrini fethederek ciddi şekilde bir devlete sahip olmuş. devamlı ayaklanma çıkaran Fatih Sultan Mehmed (1432 . misyonları çok çetindi. Salı günü geçekleşmiştir. Sonraki sene için 216 (Artık yıllarda 217) gün var . 1517 başlarında Oruç Reis. günüdür. zengin ve büyük Hristiyan devletidir ve bu yıllarda Almanya imparatorluğu ile birleşecek.

bin yılı aşkın bir süre varlığını sürdürdü. Oğuzlar'ın Avşar boyuna mensuptur. ticari ve kültürel yönden önemli bir avantajın daha ele geçirilmesi demekti. Sırplara ve Balkan kavimlerinden. Yıldırım Bayezid'in İstanbul kuşatması sırasında yaptırdığı Anadolu Hisarının . Balkanlardaki Türk hakimiyeti açısından tehlikeli oluyordu.. Karamanoğlu İbrahim Bey. Başkenti Roma olan Batı Roma İmparatorluğu 5. Karamanoğulları Beyliği hükümdarı. Ermenek taraflarına da Karaman aşireti yerleştirildi. Konya ve civarında hakim olup.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Türkmen aşiretlerini Bizans ve Kilikya hudutlarına yerleştirmişti. Bir Slav boyu olan Sırplar.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. tekerlekli kuleler ve aşırtma güllelerin üretilmesi (havan topu) yapılan hazırlıklar arasındaydı.Detaylı bilgi için linke tıklayınız.. Karamanoğlu Beyliği 13. Anadolu'daki çeşitli siyasi güçleri de Osmanlı aleyhine kışkırtmaktan geri kalmıyorlardı. Haçlıların birleşmesini önlemek. yüzyılda Germen kabilelerince yıkıldı. Merkezi Konstantinopolis (bugün İstanbul) olan ve Doğu Roma İmparatorluğu da denen Bizans İmparatorluğu ise. . Papanın da etkisini kullanarak.. Devrin mühendislerinden Musluhiddin. Bizans’ın ortaya çıkışı. "Şahi" adı verilen bu topların yanında. kısa süre sonra babası idareyi tekrar ele aldı. Boğazlar tam anlamıyla kontrol altına alınacak ve bu sayede. onları tahrik etmemek ve zaman kazanmaktı. Karamanoğlu İbrahim Bey af diledi. Roma İmparatoru Constantinus’un başkenti Roma’dan bugünkü İstanbul’a taşımasıyla da yakından ilişkilidir. Avrupalı Katolik Hristiyanların. Babasına karşı gelerek onun zamanında hükümdarlığa geçtiyse de. Müslümanların elindeki Ortadoğu toprakları (Kutsal Topraklar) üzerinde askeri ve siyasi kontrol kurmak için düzenledikleri askeri akınlardır. Bizans İmparatorları.. Bizanslılara karşı yumuşak davranıyordu.. Ortodoks mezhebine mensupturlar. Sırpçaya mahsus sesleri belirtmek için kabartılmış Kiril alfabesi kullanılır.. babası Mehmed Bey'dir. Karamanoğulları meselesini çözen Fatih Sultan Mehmed. Mehmed Bey'in ölümünden sonra Karaman Beyi oldu. Bin yıllık tarihinin sonuna gelmiş olan Haçlı Seferleri. Bu sırada. Slav dillerinin güney grubuna giren SırpHırvat dili konuşurlar. Fatih İstanbul'un fethini düşündüğü için onu bağışladı. Hatta zaman zaman Osmanlı şehzadeleri arasındaki taht kavgalarına karışıp devletin iç düzenini bozuyorlardı. İstanbul'un Osmanlı Devleti'nin hakimiyeti altında girmesi. 1094-1270 arasında.. . İstanbul'un fethi için gerekli hazırlıklara başladı. Bizans küçüle küçüle sadece İstanbul şehrinin sınırları içinde hüküm süren bir devlet durumuna düşmüştü.Karamanoğlu Beyliğine karşı sefere çıktı. Saruca Sekban ile Osmanlılara sığınan Macar Urban Edirne'de top dökümü işiyle görevlendirildi.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Ermenilerden alınınca.. 1487 senesine kadar devam eden büyük Türk beyliğine verilen isim.. . . Ancak buna rağmen Bizans'ın varlığı. Karaman aşireti. Fatih Sultan Mehmed. Karadeniz ticaret yolları ele geçirilmiş olacaktı. Dedesi Alaeddin Bey. yüzyılda. . Hıristiyan olup. 1228 senesinde Kilikya. büyük gayesini gerçekleştirmek için.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Roma İmparatorluğu’nun İS 395’te Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmasıyla ortaya çıktı. Amacı Bizans İmparatorluğu. Yaptırılan bu büyük toplar İstanbul'un fethedilmesinde önemli rol oynadı.. Macarlara. Türkiye Selçuklu sultanı Birinci Alaeddin Keykubad (1219-1237).

400 parçadan oluşan bir donanma inşa edildi. Cesaretlendirici bir konuşma yaptıktan sonra. Eflak ve Sırbistan ile var olan barış antlaşmaları yenilendi. 6 Nisan 1453'de kuşatmayı başlattı. Ancak Katoliklerden nefret eden Ortodoks Rumlar. Rumeli Hisarı (Boğazkesen) inşa edildi. kan dökülmeden şehrin teslim edilmesini istedi. Türk sarığı görmeye razıyız" diyorlardı. merkez. sınırları . Ayrıca Bizans İmparatoru Konstantin. sade yağ ve domuz yağı alınarak kızaklar yağlandı. büyük ve hareketli savaş kulelerinin surlara saldırıları devam etti. Osmanlı Ordusundaki er sayısı 150. Bundan sonraki günlerde top savaşı. tüfek atışları. İstanbul'un kara surları önüne gelen Osmanlı ordusu.000 ile 200. Fatih Sultan Mehmed. Çarpışmalar sırasında Bizans'ı koruyan surlar üzerinde kapatılması mümkün olmayan gedikler açılmaya başlamıştı. Ordu. Fatih Sultan Mehmed Osmanlı donanmasının kuşatma sırasında yeterince kullanılamadığını ve bu yüzden kuşatmanın uzadığını düşünüyordu. 21-22 Nisan gecesi 67(yada 72) parça gemi düzeltilmiş yoldan Haliç'e indirildi. tekerlekli kuleler kullanıldı ve bu saldırı ile Topkapı surlarından burçlara kadar yanaşıldı. Tophane önündeki kıyıdan başlayıp Kasımpaşa'ya kadar ulaşan bir güzergah üzerine kızaklar yerleştirildi. İstanbul'un Haliç tarafındaki surlarının zayıf olduğu biliniyordu. surları dövmeye başladı. artık direnemiyordu. Fatih Sultan Mehmed. Bizanslılar şehri koruyan surların zarar gören bölümlerini hemen tamir ediyorlardı. Ancak. Bizans İmparatoru Konstantin'e bir elçi göndererek. 53 gün süren ve 19 Nisan. ok. buradan gelecek tehlikeyi önlemeye çalıştı. Bizanslılar da boş durmuyordu. Çok şiddetli çarpışmalar oluyor. Roma kilisesine bağlanmak istemiyor. İstanbul'un fethedilmesini kolaylaştıracak önemli kararını verdi. Turhan Bey komutasındaki bir Osmanlı donanması Mora'ya gönderildi ve İstanbul'a yardım gelmesi engellendi. Aynı zamanda Haçlı dünyasından yardım isteniyor. deniz yoluyla gelebilecek yardımlara karşı tedbir alınmış olacaktı. ancak geri püskürtülüyordu. Bu sayede Boğazlar'ın kontrolü sağlanacak. İstanbul'u her ne şartta olursa olsun almaya kararlı olan Fatih Sultan Mehmed kumandanların ve alimlerin de bulunduğu bir toplantı düzenledi. İstanbul'un fethi. Bizans bu bölgeye zinciri bu nedenle germişti. Venedik ve Cenevizliler de donanmalarıyla Bizans'a yardım ediyorlardı. Surlar sağlamlaştırılıyor ve şehre yiyecek depolanıyordu. Surlar içerisine küçük sızmalar oluyor. 19 Nisan'da yapılan ilk saldırıda. Haliç'teki Türk donanmasına ait toplar. Ciddi çarpışmalar cereyan etti. Papa ise yapacağı yardım karşısında Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birleştirilmesini istiyordu. Kuşatmanın uzun sürmesi ve kesin başarıya ulaşılamaması askerler arasında endişe yarattı. Osmanlı donanması ise Haliç'in girişinde ve Sarayburnu önünde demirlemişti. sağ ve sol olarak üç kısma ayrıldı. "İstanbul'da Kardinal Külahı görmektense. Haliç'e bir zincir gerdirerek. 29 Mayıs'ta genel saldırının yapılacağına dair kararını açıkladı. İlk defa Ulubatlı Hasan ve arkadaşlarının şehit olmak pahasına tutunmayı başardıkları İstanbul surları. 29 Mayıs 1453 salı günü fethedildi. Macarlarla da üç yıllık bir antlaşma yapıldı. 12 Mayıs ve 29 Mayıs'ta yapılan dört büyük saldırıdan sonra Doğu Roma İmparatorluğu'nun 1125 yıllık başkenti olan İstanbul.000 arasındaydı. Fakat İmparatordan gelen savaşa hazırız mesajı üzerine. çok önemli sonuçları da beraberinde getirdi. Bu kuvvetlere Rumeli ve Anadolu beylerine bağlı çeşitli kuvvetler de katılmıştı. İstanbul'un fethinden sonra batıdaki hakimiyeti pekiştirmek. 6 Mayıs. Galata Cenevizlilerinden zeytinyağı. Osmanlı donanmasına ait bazı gemiler karadan çekilerek Haliç'e indirilecekti. lağım kazmalar. hazırlıklar tamamlandıktan sonra. Gemilerin. Yüksekten atılan taş gülleler Bizans donanmasından bazı gemileri batırmıştı fakat bir kısım donanmanın Haliç'e indirilmesi kesin olarak gerekliydi.karşısına. kızakların üzerinden kaydırılabilmesi için. Osmanlıların bu hazırlıkları karşısında. Fatih Sultan Mehmed.

Avrupa-Hristiyan dünyasını kışkırtıp Haçlı Seferleri'ne zemin hazırlaması 5. O dönemde başka hiçbir yerde bu kadar sağlam savunma sistemi bulunmamaktaydı. Mora tamamen fethedildi. Asıl surların üzerinde bekleyen askerler hiçbir canlının sur dibine yaklaşmasına izin vermezdi. Muhammed'in. İstanbul'un güçlü surlarında gedikler açabilmek için. Arnavutluk ele geçirildi. Mehmed'in. Karamanoğulları ile anlaşarak Anadolu'daki güvenliği sağladı. Mora ( 1460). fethedildi ancak Fatih Sultan Mehmed'in ölümü üzerine geri kaybedildi. yüksekliğindeki orta surlara gelinirdi. 16 yıl süren Osmanlı-Venedik Deniz Savaşları sonunda Venedik barış imzalamayı kabul etti. arkasında 7 m. Hz. Bizans'ın. Ne güzel kumandandır o kumandan ve ne güzeldir o askerler"'' hadisine layık olabilme düşüncesi İstanbul'un Fethi İçin Osmanlı Devleti'nin Yaptığı Hazırlıklar 1. En arkada ise 12-13 m. İpek Yolu'nun Avrupa'ya açılan koluna hakim olmak 7. Uzunluk bakımından erişilmez olmasına rağmen Çin Seddi bile savunma açısından İstanbul surlarının yanına yaklaşamıyordu. Bizans'a Karadeniz'den gelecek yardımları engelleyebilmek için. Bizans'ın Anadolu beyliklerini Osmanlı Devleti'ne karşı kışkırtarak Anadolu'daki Türk birliğini bozmaya çalışması 3. İstanbul Surları İstanbul'un o döneme kadar fethedilemeyen efsanevi bir şehir olmasının en büyük sebebi çevresini kuşatan surlardı. Mehmet. 4.1459). Bunların arkasında mızraklı askerlerin beklediği savunma mazgalları vardı. 2. Savunma mazgalları geçildiği takdirde 5-7 m. önce Macarlar ve Venedikliler ile bir barış antlaşması yaparak Balkanlar’da güven ve istikrarı sağladı. ''"İstanbul elbet fetholunacaktır. İstanbul'un Fethi'nin Nedenleri 1. Anadolu Hisarı( Güzelce Hisar)'nın karşısına Rumeli Hisarı( Boğazkesen Hisarı)'nı yaptırdı. II. Bosna-Hersek. Karada 6. II. Sırbistan (1454. 3. Anadolu ve Rumeli arasındaki askeri geçişin kolaylaştırılmak istenmesi 10. Arnavutluk. En önde Bizans’ın mobil kuvvetleri savunur. Boğazlar yolu ile ekonomik canlılığın mevcudiyeti 9.1479). İtalya ( 1480) ve Macaristan seferleriyle Osmanlı İmparatorluğu Avrupa'daki hakimiyetini pekiştirdi. Boğdan ( 1476). genişlik ve derinliğindeki su ile dolu hendekler bulunurdu. Bizans'ın hapisanesinden Macar Usta . İslam'ı en uzak yerlere kadar yaymak ve Hıristiyan birliğini bozmak amacıyla Avrupa üzerine bir çok seferler düzenledi. Kara ve deniz ticareti bakımından İstanbul'un önemli bir konuma sahip olması 8. Bizans'ın.genişletmek.. Osmanlı ordusu orta surlar önünde çok sayıda şehit vermişti. Osmanlı Devleti'nin Rumeli'deki ilerlemesine ve büyümesine engel olması 2. Marmara ve Haliç kıyılarında 820 m. Venedik ( 1463.492 m. Bosna tekrar Osmanlı hakimiyetine alındı. uzunluğundaki surlar birkaç kademeden oluşurdu. Bizans'ın Osmanlı şehzadelerini kışkırtarak Osmanlı Devleti'nde taht kavgalarına neden olması 4. Eflak ( 1462). yükseklikte asıl surlar bulunurdu. Eflak Osmanlı eyaleti yapıldı. İtalya'ya yapılan sefer sırasında Roma'nın fethi açısından çok önemli bir merkez olan Otranto. Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki bağlantının sağlanabilmesi için İstanbul'un alınmasının gerekmesi 6. Sırbistan Krallığı tamamen ortadan kaldırılıp Osmanlı sancağı haline getirildi.

İstanbul'un Fethi ile Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan ticaret yolları ele geçirildi. İstanbul. neft yağı ve kükürt ile yapılan Rum Ateşi (Gregois) adlı silahı yaptılar. Rum Patrikliği’nin yeniden açılmasına izin verdi. Mehmed ülke alan. İstanbul’u Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti yaptı. Kuşatmaya yardım için bir donanma hazırlandı. İstanbul'un Fethi ile Osmanlı Devleti'nin Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki Bizans'ın yarattığı tehlike ortadan kalktı. Kuşatma. Bizans’a yardımın gelmesini önlemek için de Marmara Denizi ile Çanakkale Boğazı'nı ablukaya aldı. bir tören alayının başında şehre girdi. Fatih. 2. 3. 5. 6. 2. Hiçbir yerden destek alamayan Bizans’ın başkenti 29 Mayıs 1453 günü düştü. İstanbul'un Fethi ile İpek Yolu'nun Orta Asya'dan Avrupa'ya giden kolunun Osmanlı . Yükseliş Dönemi başladı. Mehmet. son saldırı hazırlıklarını yapması için Zağanos Paşa’yı görevlendirdi. Mehmet İstanbul’u. 7. İstanbul'un Fethi İçin Bizans'ın Yaptığı Hazırlıklar 1. şeylerle doldurdu. 6. II. Mehmet. Fener Rum Patrikhanesi Osmanlı himayesine girdi. bu olaydan sonra "Fatih" (ülke açan. 3. 5. İstanbul'un Fethi'nin Dünya Tarihi Açısından Sonuçları 1. ülke açan anlamına gelen 'Fatih' ünvanını aldı. 2. aralıklı çatışmalarla 53 gün sürdü. 4. Kale surlarını güçlendirdiler. İstanbul surlarına rahat asker çıkarabilmek için tekerlekli kuleler yapıldı. Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi bitti. Kentin ticaret merkezi olan Galata’dan kaçmış olan Rumların ve Cenevizlilerin dönmesini sağladı. Osmanlı Devleti'nin kuşatmaya hazırlandıklarını anlayınca depolarını yiyecek. 3. ayrıca bir Yahudi hahambaşlığı ile bir Ermeni patrikhanesi kurdurdu. 4. silah. o zamana kadar görülmemiş büyüklükte toplar döktürtüldü. İstanbul'un Fethi ile Orta Çağ kapanıp. İstanbul'un Fethi sırasında kullanılan büyük topların. Avrupa'daki ' derebeylik'lerin yıkılmasına ve merkeziyetçi krallıkların güçlenmesine neden oldu. Çandarlı Halil Paşa’nın İstanbul’un fethine karşı bir tutum sergilemesi üzerine. Osmanlı Donanması'nın Haliç'e girmesine engel olmak için. ülke alan) ünvanını aldı. Büyük Kuşatma 23 Mart 1453'te Edirne'den hareket etti ve 6 Nisan 1453’te İstanbul’u kuşattı. suda yanabilen barut. İstanbul'un Fethi'nin Türk Tarihi Açısından Sonuçları 1. II. Osmanlı Devleti'nin başkenti yapıldı ve II. Bu denli güçlü topların yapılması. Haliç'in ağzını zincirle kapattılar. farklı dinlerden insanların bir arada yaşadığı. İlk iş olarak Ayasofya’ya giderek burayı camiye dönüştürdü.Urban kaçırıldı ve Edirne'de ona. Bizanslılar. mühimmat vb. ticaret ve kültür merkezi olan bir başkent yapmayı amaçladı. Bin yıllık Bizans İmparatorluğu'na son veren II. Osmanlı Devleti'nin İslâm Dünyası'ndaki saygınlığı arttı. Yeni Çağ açıldı. İpek Yolu'nun Avrupa'ya giden kolu ele geçirildi. en güçlü surları bile yıkabileceği görüldü.

âdil.Devleti'nin eline geçmesi. Onun. heybetli. 5 yil süren bu dönemde o. . akil. sahsiyet ve karekterini oldugu gibi bütünüyle ortaya koymak çok zordur. gerek sahsi. 4. İstanbul'un Fethinden sonra İtalya'ya giden bilim adamları. gerek Osmanli Devleti için çok verimli ve faydali olmustu. Zira. idrak sahibi. Manisa'da geçirdigi ikinci sehzadelik devresi. kadirsinas. cesaretli. Çünkü o. tarihin kayd ettigi büyük sahsiyetlerin basinda gelir. âlimlerin dostu. beser kudretinin ulasabilecegi en yüksek noktalara çikmis ve kendinden önce veya sonra gelmis olanlarla mukayese edilemeyecek derecede büyük bir hüviyet kazanmisti. Bu olay ' Coğrafi Keşifler'in nedenlerinden birini oluşturdu. iyi giyimli. ' Rönesans'ın başlamasına katkıda bulundular. Bu bakimdan onun. FÂTIH SULTAN MEHMED DEVRI (II. MEHEMMED) Kaynaklarin. orada eski Yunan ve Roma eserlerini inceleyerek. sairlerin hâmisi. Avrupalılar'ı yeni ticaret yolları arayışına yöneltti. sahsiyetini olgunlastiran ciddi bir çalisma ve fikrî faaliyet içinde bulunmustu. hakka kail ve maarif erbabina meyilli bir pâdisah olarak tavsif ettigi Fâtih Sultan Mehemmed Han.

isminin de Hüma Hatun oldugunu belirtirler. Zira kaynaklarimiz. Bir yandan da dünya cihangirlerinin biyografilerini dikkatle tedkik ederek her birinin dogru ve yanlis taraflarina parmak koymustu. II. Mehmed'in dogum tarihi 27 Receb 835 (30 Mart 1432) olarak kabul edilmekle birlikte. hayatinin bir solugunu dahi bos geçirmemis olan genç sehzâde. Babasi. cografya ve askerlik bilgisine de iyice vâkifti. Dogum tarihi hakkinda farkli görüslerin bulunduguna temas edilen Fâtih Sultan Mehmed'in annesinin kimligi hakkinda da degisik görüsler bulunmaktadir. kaynaklarimiz bu görüslerin tamamini reddedecek sekilde açik ve net bilgiler vermektedirler. Tarih. plan ve sistem fikrinin lüzumuna esasli bir sekilde inandirmisti. hesapli ve sistemli gelecegin genç fâtihi. gündüz dinlenmemis. bir yandan akademik bir faaliyet devresine girerek liyakatli hocalarin refakatinda malumatini genisletmis. Devletin. gelecekteki ihtiyaçlarini karsilamak yolunda kendini geregi gibi hazirlamak için gece uyumamis. onu. Böylece. Batili yazarlarca öne sürülmüslerdir ki. Murad'in vefati üzerine 16 Muharrem 855 (18 Subat 1451) Persembe günü Edirne'de Osmanli tahtina geçen II. Murad'in evliliginden itibaren takib ederler. Nitekim kaynaklarimiz. Yunanca ve Sirpça ögrenme imkânlarini da bulmustu. konuyu. Ayni sekilde Ismail Hami Danismend de Bursa mahkeme (ser'iyye) sicillerine dayanarak konuyu tafsilatli bir sekilde ele alarak söyle der: . Latince. yasanmis tarih maceralarinin muhasebe ve yekûnu. buna yakin farkli tarihler de verilmektedir. II. Döneminin önemli iki dili olan Arapça ve Farsça'yi ana dili gibi ögrenmisti. saltanatinin devaminca. daima baslanacak bir isin plani ve bitecek bir isin endisesi ile yorulacakti. Bu meyanda o.Bu bes senelik müddet zarfinda o. Fâtih Sultan Mehmed'in annesinin Müslüman Türk oldugu ve Isfendiyar Beyi'nin kizi veya torunu oldugu. Bu farkli görüsler. felsefe ve riyaziye (matematik) okumustu.

babasi Sultan Ikinci Murad daha hayatta iken ölen annesi için hicrî (m. 64 ve 40. Bununla beraber yeni arastirmalarin ortaya çikardigi gerçek isim ve hüviyeti ile ilgili bilgiyi aynen nakletmeden geçemiyecegiz. Mehmed. Hüma Hatun'dur.201 ve 370 sayili defterlerinin 35. Edirne'den yola çikan ulak. Memduh Turgud Koyunluoglu'nun Bursa Halkevi nesriyati içinde çikan "Iznik ve Bursa Tarihi"nin 152-153. bu ölümü gizli tutarak durumu Manisa'da bulunan genç sehzâdeye bir ulakla bildirir. Ikinci Murad'in bu kizla izdivaci hicretin 827 (m. câmiden yüz metre kadar ilerdedir. yani Istanbul'un fethinden dört sene evvel yaptirmistir." Müellif. 1449) tarihinde."Fâtih'in annesi olarak gösterilen Türk prensesi. sayfalarinda "Hâtuniye Künbedi" ismiyle bahsedilen bu türbeyi Fâtih. "Daha sonralari Bursa mahkeme sicillerinde yapilan tedkiklere göre Fâtih'in muhterem annesi. Müslüman oldugunun kitâbe ile sabit oldugunu artik hiç bir tereddüde imkân birakmayacak bir kesinlikle ortaya koymasidir. Fâtih'in annesinin yabanci rivayetlerde iddia edildigi gibi Istanbul'da medfun olmayip türbesinin Bursa'da bulundugunu ve yine ayni yabanci masallarinda iddia edildigi gibi Hiristiyan olarak öldügü için türbesi kapali olmayip. Kastamonu ve Sinop'ta hüküm süren Candarogullari hanedanindan Isfendiyar Bey'in kizi veya torunu Halime. Mehmed. kuvvetli kanatli kartal kusu gibi Manisa'ya geldi ve Mehmed'e iyice mühürlenmis bir mektup verdi. babasinin vefat ettigini gördü. Kitabesi Arapça'dir. üç gün sonra ölüm haberini Manisa'ya getirir. 1424) yilindadir. Yalniz kitâbede bu Hatun'un ismi yoktur. Vezir-i azam Çandarlizâde Halil Pasa. Manisa'da sancak beyi bulundugu sirada. Câmiden çarsiya dogru gidilirken bu zarif âbide. veyahut Hatice Hatun'dur. ancak bu da Bursa mahkeme sicillerinin 31. Bu bahtiyar kadinin türbesi Bursa'da Muradiye Câmii'nin sark tarafinda müze idaresince istimlak edilen bir bahçe içindedir. bu haberlesmeyi su ifadelerle dile getirerek o dönemde bile Osmanli Devleti'nde posta vazifesi gören ulak (tatar)larin nasil sür'atli yol aldiklarini ve gizlilige nasil riayet ettiklerini anlatir: "Subatin besinci günü bir ulak. Ama konuyu fazla dagitmamak için biz bunun üzerinde fazla durmayacagiz. Mektupta babasinin vefatini . Edirne'de vefat etmisti. babasi. Fâtih'in annesinin ismi Hümâ Hâtun'dur. Halil ve diger vezirler tarafindan imza olunmus bulunuyordu. sayfalarinda bulunmustur. Bu kitâbenin en büyük kiymeti. mektubu açip okuyunca. Bizans tarihçisi Dukas. arastirmasinda bu ihtilaflarin sebeplerini de açiklar. Mektup. FÂTIH'IN CÜLÛSU VE KARAMAN SEFERI Fâtih diye tarihe geçen ve Türklerin yetistirdigi en büyük sahsiyetlerin basinda gelen Sultan II.

ulema ve ordu tarafindan karsilandi. bilhassa kayda deger. maiyetinden geride kalanlarin gelebilmeleri için Gelibolu'da iki gün daha bekledi. Mehmed. Gelibolu'da babasinin ölümü ve yeni pâdisahin geldigi haberi yayildi. yeniçeriler tarafindan. Bunun akabinde Sultan Mehmed. Halkin bas kaldirip karisikliklarda bulunmamasi için. yençeriler üzerindeki nüfuzu. sur haricinde toplanip sehri yagmaya hazirlanmislardi. olaylarin gelismesi ile tam bir uygunluk halindedir. Asker "Çandarli'ya olan hürmetleri dolayisiyla" isyandan vazgeçti. Gelibolu'ya geçmeye muvaffak oldu. sür'atli bir sekilde hareket ederek iki günde Çanakkale Bogazi'na geldi. pâyitahta girerek tahta oturdu ve yeniçerilerden sadakat yemini aldi. Chalkondyles'in sözünü ettigi Edirne'deki yeniçeri ayaklanmasi. silahlarini birakmazlarsa kiliçtan geçirileceklerini. Karaman seferinde adeta tehdidle alinacaktir. iki günde Manisa'dan Bogaz'a vararak. Halil Pasa'nin. Mehmed. Sultan Mehmed'in ancak onun müdahalesinden sonra tahta gelip yerlesebilmesi. beylerbeyiler. Gelibolu'ya varmasindan sonra olmalidir. yeni Sultan'in. civar milletlerce duyulmadan evvel. o derecede telas ve endise etmedigini görüyoruz. babasinin ölüm haberini almasi ve Manisa'dan hareket etmesi yeni arastirmalarda su sekilde verilmektedir: "Vezir-i a'zâm. Bizans'in bogazlari kesmeleri ve Orhan'i 1444 yilinda oldugu gibi Rumeli'de serbest birakmalari uzak bir ihtimal degildi. mektupta yazilanlara uygun olarak hemen çok (sür'atli) kosan Arap atlarindan birine atladi ve sarayi erkânina: "Beni seven armamdan gelsin" dedi. kimseye duyurmadan acele Manisa'ya ölüm haberini eristirdi. Önünde sarayindaki kullarindan okçular ve çabuk yürüyenler. Bu arada Edirne'ye bir ulak göndererek. iki yanlarinda kahraman dilâverler yaya olarak ve kiliç takinanlar ile mizrakli süvariler arkadan geliyorlardi. Buna göre Yeniçeriler. vakit kaybetmeksizin ve mümkün ise Pigasos (mitolojide kanatli atlara verilen bir isim) cinsinden uçar bir ata binip. Trakya'ya gelmesini yaziyorlardi. Lehinde büyük tezahüratlar yapildi. Halil. pâdisahin vefati. Genç Sultan. Ancak Çandarli Halil'in büyük otoritesi ve enerjisi sayesinde büyük bir kargasanin önü alindi. yaninda atabegi Sehabeddin Pasa oldugu halde. bunlarin üzerine sevk ederek.yazdiklari gibi. Fâtih Sultan Mehmed'in. kalan kapikulu askerleri ile alelacele topladigi kuvvetleri." Gelibolu'dan hareket eden genç pâdisah. Sehrin disinda vezirler. yeni pâdisahin Gelibolu'da bulundugu her tarafa yayildi. Bundan sonra onun. Bu suretle tertip olunan alay. Gelibolu Bogazini geçtigini bildirdi. Yedi gün sonra haberi alan Sultan Mehmed. Yeni Sultan adina vaad edilen bahsis ise. yeni sultani beklemelerini ve o geldikten sonra kendilerine ihsanda bulunacagini söyledi. Edirne'ye ulasmakta pek acele etmedi. . sancakbeyleri. Bu rivayetteki unsurlar. Gelibolu Bogazi'ni geçtiler.

Sultan Ikinci Murad'in ölümünden sonra hükümdar olarak Edirne'de gördügümüz müstakbel Istanbul Fâtihi. Bu konuda Bizans tarihçisi Dukas asagidaki ifadeleri kullanarak mevzuya bir açiklik getirir: "Mehmed. kendilerini kimseye borçlu ve zebûn hissetmemekle de hürriyetlerini kimseye bagislamamislardir. Osmanli devlet teskilâtinda da. bu salâbet ve müeyyideler sistemi idi.Babasinin ölümünden onbes gün sonra Sultan II. iktidara geldiklerini söylemektedir. tahta oturur oturmaz durumun nezaketini kavramis ve bu sebeple babasinin vezirlerini yerinde birakmisti. Mehmed'in cülûsu ile Vezir-i a'zam Halil Pasa'nin rakiplerinin. büyük ve köklü degisiklikleri yapacak olan genç hükümdarin büyük talihi. kendi prensiplerinin sasmaz ölçüleriyle. irfan ve san'at erbabi. feyzine feyz katarak fikrî ve edebî istiklâlini hazirlamis. hiç bir idarenin bas çeviremeyecegi bu mücahidler sinifi. Sultan Murad'in zamansiz ölümü ve oglu Mehmed'in tahta geçmesi sonucunda devletin iç ve dis siyasetinde bir degisikligin olmasi bekleniyordu. Iste hükümdarin karar ve hareketlerinin tosladigi duvar. Devrandan nimet beklemedikleri ve dünyanin varligindan sâd. Inalcik. hükümdarlik makamina karsi bir tasfiye cihazi vazifesini görmüslerdir. Su kadar var ki. bu halkanin tam merkez yerinde. bir yandan da baraj vazifesiyle coskun ve taskin kararlarinin demlenip durulmasina hizmet etmislerdir. Molla Güranî. kimseden çekinmemis. Dünyanin hiç bir devrinde. Hizir Bey Çelebi. tek basina gözünü hükümdara dikmis olan bu meydan erinin adi Ak Semseddin idi. Zira bu zümre. devlet otoritesinin politika ahlâkini kuran ve kontrolü altinda tutan âlimlerden mürekkep müsavir kuvvetlerle kendi kendini çevrelemis olmasi idi. Molla Zirek. pâdisahlik makamina karsi serdengeçti bir pervasizlikla daima medenî cesaret gösterirlerdi. Ali Tusî. hepsinden imtiyazli ve hepsinden cesaretli bir hocasi daha vardi ki. Sinan Pasa. Fahreddin-i Acemî. Molla Lütfi. bagli bulunduklari prensiplerin müdafaasini. Osmanli ülkesinin pâdisahi sifatiyla Edirne'de ikinci defa tahta çikti (16 Muharrem 855/18 Subat 1451). Sultan Mehmed. Hocazâde. tahtina oturdugu sirada . yoklugundan ise nâsâd olmadiklari için. Mehmed. Bunlardan Molla Hüsrev. Iste genç hükümdar. Hoca Hayreddin gibi ilim. inzibatli ve sistemli bir hazirlik ile manevî bir olus devresinin suurunu tasiyarak artik is basinda bulunuyordu. çocuk yasindan itibaren böyle bir muhit ve bu anlayista bir hoca ve müsahib kadrosu tarafindan çevrelenmistir. imanlarinin geregi bildiklerinden.

Kendi vezirleri ise Hadim Sahin (Sehabeddin) ve Ibrahim. Sultan Ikinci Murad'in son defa ortadan kaldirdigi beylikler için. Bu bakimdan. bu müskül ve sikintili durumda. Ibrahim Bey. batida birçok fedakârliklarda bulunmak zorunda kaldi. . Ilk defa. Bu suretle Halil basvezir oldu. Vezirler. Bu konularda fazla tafsilata sahip olmamakla beraber. tahta geçince. Konstantin hem tebrikte bulunmak. Genç hükümdar. 94) bu durum için "Fitne ve âsûb doldu her diyar" diyerek durumun vehametini ortaya koyar. Anadolu'da durum endise verecek bir boyuta ulasmisti. Böylece. Ishak da Murad'in cenazesini alarak birçok esraf ve âyâniyle beraber ve büyük bir intizam içinde Bursa'ya gitti. Sark vilayetlerinin (Anadolu Beylerbeyi) de idaresine nezâret etsin" dedi." Genç pâdisah. Gelen Sirp elçisinin istekleri kabul edildi.bütün valiler ve babasinin vezirleri. Karamanoglu Ibrahim Bey harekete geçerek. kendi veziri Sahin'e sordu: "Babamin vezirleri neden uzakta duruyorlar? Bunlari çagir ve Halil'e eski yerini almasini söyle. Orhan'in masraflarina karsilik. karsi tarafta uzakta duruyorlardi. O zaman Sultan Mehmed. tahta çikar çikmaz devletin hududlarinda tehlikeler bas göstermeye basladi. Fâtih. Bati Anadolu'da. Ishak da Anadolu ordulari komutanlari ve esrafi ile beraber. Yeni Sultan. Karaman'dan gönderdigi saltanat davasi güden iddiacilar. pâdisahin bu sözünü duyunca hemen kosarak usûlleri vechiyle pâdisahin elini öptüler. yeni pâdisahin durumundan azamî sekilde istifadeye çalisti. Enverî (Düstûrnâme. Anadolu Beylerbeyi'nin bunlarla ugrasmak zorunda kaldigina bakilirsa bu hareketler ilk etapta basarili olmuslardi denebilir. henüz bir çocuk olarak tahta çiktigi zamanki buhranli durumlar tekrarlanmak üzereydi. hem de eski andlasmalari tastik ettirmek için bir Bizans elçisi gönderdi. s. Aydin. Bu cenaze alayinda fukaraya pek çok paralar verildi. barisi teyid ve eski ahidleri tastik ettigi gibi. babamin cesedini Bursa'ya gömsünler. Bati Trakya'da Karasu irmagi üzerindeki yerlerin hasilatindan yilda. Halil Pasa ile Ishak Pasa. II. Öyle anlasiliyor ki. yaninda bulunan Osmanli saltanatinin müddeisi. Anadolu'yu kurtarmak için. Gerçekten de Anadolu ayaklanmisti. 300 bin akça isteyen imparatorun bu dilegini de kabul etti. Sultan Murad'la yaptigi "Yeminle musaddak" muahede ve ittifaklari yenilemeye razi oldu. Despot'un. ister istemez babasinin baris politikasini sürdürmek zorunda kalacagini anlamisti. ayrica. Murad'in resmî müsaadesiyle 1449 yilinda Bizans tahtina geçmis olan eski Mora Despotu Konstantin de. Mentese ve Germiyan'da faaliyete geçmislerdi. o tarafi (bati sinirlarini) emniyete alarak barisi saglamaya çalisti. Cenazeyi orada kendisinin hazirlatmis oldugu türbeye defnetti. âdet vechiyle pâdisahin yaninda yer almislardi. Fâtih'in babasi Murad tarafindan ele geçirilmis bulunan yerleri zaptetmis ve Alaiye üzerine yürümüstü.

Bu bakimdan. Bizanslilara karsi mültefit davranmasinin elbette bir sebebi ve mânâsi vardi. kendi bahs ettiklerinden baska hiç bir hukuk tanimayarak. Ülkesinin. Bizans hakkinda baska türlü düsünüyordu.Gelecegin Istanbul Fâtihi'nin bu sekildeki hareket ve davranislari. Anlasma geregince genç pâdisah. O da öyle yapti. Fâtih'in verdigi cevap. Böyle bir davranis tabii bir hareketti. Ancak henüz tahta çikmis olan bu gencin. Galatalilar için. Onun. Edirne'deki cülûsu esnasinda. içinde bulundugu nazik durum sebebiyle. Zira onlara göre. Istanbul alinincaya kadar onlarin bu sekildeki düsmanca hareketlerine göz yumarak onlari görmezlikten geldi. hem susturucu hem de oksayici olmustur. hisarin yapilmak istendigi yerin. Bu bakimdan. Onun. Avrupa tarafindan yanlis bir sekilde degerlendirilmisti. henüz hazirlikli bulunmadigi su siralarda. Bu hisarin yapilisi. devletlerle olan muahedeleri yenilemesi ve onlara karsi yumusak davranmasi böyle bir fikrin ortaya çikmasina sebep olmustu. Böylece Bizans. yakin gelecekte ne gibi bir tehlike ile karsilastigini ancak o zaman idrak etmis ve hemen agiz degistirerek kuvvetli hasimlari karsisinda her zaman yaptigi gibi. o zamandaki düsüncelerine yaklasmak ve onlari kesfetmek pek güç bir is olmakla beraber. çocuklugundan faydalanmak üzere Hiristiyan milletlerin nasil harekete geçmis olduklarini hiç süphesiz unutmamis olan genç pâdisah. bunu yapamayinca da igfal etmekle durumunu kurtarmaya çalismistir. onun hakkinda yanlis fikirler beslemekteydi. Öyle anlasiliyor ki Fâtih. Fakat Karamanoglu Ibrahim Bey itaat altina alinir alinmaz is degismis ve bu seferin dönüsünde pâdisah. orayi da dogrudan dogruya Türk topraklarina bagladi. Halbuki Istanbul'un fethini müteakip günlerde. onun iyi bir diplomat oldugunu göstermektedir. Bizans'in tesviki ile Hiristiyan milletlerin kendisine bazi engelleri çikarabileceklerini hesaba katarak Bizans'la dost kalmayi uygun görmüstür. simdilik bu sekilde davranmayi uygun görmüstü. düsmanlari ile olan eski antlasmalari yenilemeyi uygun gören genç hükümdarin bu davranisi. birkaç defa tahtindan mahrum edilerek Manisa'ya gönderilen Sultan Murad'in bu genç sehzâdesi hakkinda Bizans'ta ve bütün Avrupa'da acele hükümler verilmis ve o. herhalde yine böyle bir durumla karsilasabilir endisesiyle olacak ki. açiga vurmayi menfaatlerine uygun bulmadi. Ilk defa hükümdar oldugu zaman. kabiliyetsiz bir delikanli olarak taninmisti. Rumeli Hisari'nin yapilmasini emredecektir. Bunun için de Avrupa. Onun için Karaman seferi esnasinda kendisine yapilmis bulunan teklifleri sukûnetle dinlemis ve onlari kabul eder bir tavir takinmisti. etrafini ürkütmemesi gerekiyordu. Bizans'a yersiz isteklerinin güzel bir cevabi idi. bu sefer de yalvarmak. Istanbul kusatmasi müddetince Galata Cenevizlileri ile dost kaldi. Bundan dolayi Sultan Murad'in ölümü ve Fâtih'in . Galatalilara ait oldugunu ileri sürerek meseleyi diplomatça halletmeye çalismis ise de. gizliden gizliye Bizanslilara yardim ettiklerini bildigi halde bunu. Hatta Galatalilarin. muhtemelen Fâtih.

çok kisa bir zamanda Türklerin Avrupa'dan kovulacagini. Osmanlilara karsi hasmâne (düsmanca) bir tavir içine giren Karaman Beyligi. yasadigi müddetçe. Aslinda yeni ve genç hükümdar da Avrupa'da böyle bir fikrin yayilmasini istiyordu. onlarda böyle bir düsüncenin meydana gelmesini saglamisti. Orta Anadolu'da yine bir gaile meydana getirmeye çalismis ise de. Böylece. Osmanlilara karsi harekete geçmeyi düsünmüyordu. Fransa kralina öbür Hiristiyan devletlerin basina geçmesini ve Osmanlilara karsi yürümesini istiyordu. Osmanlilar ve onlarin devleti hakkinda fikirlerini kaleme aldigi bir mektupla Fransa krali VII. birlikte ve sür'atle hareket etmeleri lazimgelen bu devrede. Phlelphus. Yildirim Bâyezid'in müthis pençesi altinda bir an ezilmeye mahkum olan bu beylik. Çünkü ona göre Osmanlilarin kudreti çoktan kirilmisti. gerek Çelebi Sultan Mehmed zamaninda. Fâtih'in. Bu yüzden hiç kimse. bütün kuvvetleriyle bu orduya katilacagini. KARAMAN SEFERI Her firsatta. Arnavutlarla Italyanlarin bu orduyu destekleyecegini ileri sürüyordu. Baslarinda da harp görmemis. Yildirim ile Timur (Timur-i bî-nûr) arasindaki mücadele ve Yildirim'in maglubiyeti ile sonuçlanan Ankara Savasi'ndan sonra tekrar meydana çikarak. genç hükümdarin çok sür'atli hareket edisi. Mora despotlarinin. Ancak. tamamiyle felce ugratmisti. gerekse Ikinci Murad dönemlerinde durmadan Osmanlilar aleyhinde faaliyette bulunmustu. Osmanli Devleti'ne karsi mümkün olabilen bütün fenaliklari yapmis. hatta Asya'da Müslüman hakimiyetinin kirilacagini iddia ediyordu. Karamanlilar. Avrupadaki mevcud fikirleri. buna imkân birakmamisti. Sultan Murad'in ölümünü takib eden günlerde. pesin hükümleri ve yanlis düsünceleri aksettiren bu mektubunda Phlelphus. . sefih. Osmanli Devleti'nin kendiliginden sona erecegi hülyasi. Çünkü bu delikanlinin beceriksizligi yüzünden. Charles'a bildirmisti. bu kadarla da yetinmiyor. tecrübesiz. O. bir firsat vukuunda tekrar ortaya çikacaklardi. Fransa kralinin takib edecegi yolu bile gösteriyordu. kadinlara düskün ve budala bir delikanli vardi. Onun yumusak tavri. Ona göre uygun bir rüzgârla Hiristiyan ordusunun bir günde Tarent'den Peleponez'e geçecegini. Yalniz Franciccus Phlelphus bu düsünce ve fikirde degildi. "Hiristiyanligi takviye ederek Müslümanligi zaafa götürmeye" çalismisti. Fâtih biliyordu ki. Avrupa'da tekrar kök salmaya baslamis ve Hiristiyanlik âleminin kuvvetlerini. küçük yasta tahta çikmasini firsat bilen bu beylik. Harbe sokabilecekleri kuvvet olsa olsa 60 bin kisi olabilirdi.tahta çikisi her tarafta büyük bir memnuniyet uyandirmisti.

sulhun yapilabilmesine tavassutta bulunmalari için pâdisahin vezirlerine çok miktarda hediyeler yollamisti. Bunlar. Yapilan anlasmaya göre Aksehir. biri Menteseogludur diye Mentese yöresine. Ayrica. Anadolu'daki diger beyliklerle elele vererek bir talih denemesine daha kalkismasi olmustu. Isyan için kiskirttigi bütün elemanlar. O günlerde Özgüroglu Isa Bey. Bu durum karsisinda Taseli daglarina çekilmek zorunda kalan Ibrahim Bey. Bosalan bu göreve Vezir Ishak Pasa'yi tayin eder. Karamanoglu Ibrahim Bey'in. salginlar saldilar. ilk seferini Karamanoglu üzerine yapmak zorunda kaldi. Fakat Fâtih'in . karamanoglu Ibrahim Bey. Anadolu Beylerbeyi olan Ishak Pasa. Alaiye'ye giderek Venediklilerle irtibat kurmak istedigi gibi. Karamanoglu'nun uygunsuz davranislarini ve cezalandirilmasi gereken islerini tahta (Pâdisah) arzetmis. Fâtih'in geldigi yerlerde de halkin ona tabi oldugunu görmüstü. yine Karamanoglu'nun. hareketten kalmis. Genç hükümdar. suçunun bagislanmasini istemek ve barisi saglamak üzere bir mektupla Molla Veli'yi pâdisaha gönderir. Kaynaklarimiz bu konuda su bilgiyi verirler: Karamanoglu. Yine bu anlasmaya göre Ibrahim Bey. biri de Aydinogludur diye Aydin vilayetine göndermisti. Karaman'la savasmak için izin istemisti. bu faaliyetleri ile kendisine bagli olan Aksehir. Osmanli hududlari içine gönderdi. o vilayetleri talan edüp halka karsi olmadik iskenceler yapip. Rumeli askeri ile Sofya'da birakti. Bunlar. Isa Bey'in böyle zor bir hizmeti basaramayacagini düsünerek onu görevinden alir. Bu yoldaki gâye ve düsüncesini gerçeklestirebilmek için de Venedik Cumhuriyeti ile bir anlasma yapti.Gerçekten. Sultan Mehmed. Bu arada bir taarruza maruz kalmamak için Rumeli Beylerbeyi olan Dayi Karaca Pasa'yi. Ishak Pasa'yi Karaman'a dogru gönderirken. veraset iddia ederek ayaklanmis olanlarin tamaminin Karaman'a iltica ettiklerini isitmisti. Beysehir ve Seydisehir gibi yerleri isgal etmesi üzerine. bu defa da saltanat degisikliginden istifade etmek istedi. Anadolu Beylerbeyi idi. bas kaldiran bu kalabaligi dagitmak üzere öncü olarak gönderilir. genç hükümdarin ilk gailesi. Beysehir ve Seydisehir tekrar Osmanlilara birakiliyor. seferlerde de bir miktar Karaman askeri bulundurulacagi taahhüd ediliyordu. Filhakika vezirlerin "ve ulema ve eimme ve mesayih"in sefaatiyle pâdisah sulha razi oldu. Yasli Ibrahim Bey ise artik her seyden ümidini kesmisti. oradan. Kendisi de edepsizlik ve sirrette yardimcilari olan adamlari ile Alaiye üzerine yürümüstü. Genç hükümdar. kizini da pâdisaha verecekti. Aydin ve Mentese beylikleri idi. kendisi de onu takip etmeye basladi. birkaç haramzâde tutup. Pâdisahin kendisi de devlet ve ikballe Gelibolu Bogazi'ndan geçip Bursa'ya gelir. Germiyan. Bursa yolu ile Karaman topraklari üzerine hareket ettigi zaman. biri Germiyanogludur diye Kütahya üzerine. Anadolu beylerinin ogullarindan bazilarina da kuvvet vererek onlari. her birini bir taifeye serdar edüp.

Bunun için de karada ve denizde bütün komsulari ile baris durumunda bulunmak. Sehabeddin Pasa ve Turahan Bey'in tavsiyesiyle on kese akça verilmesini emrettiyse de onlarin bu sekildeki hareket ve cür'etleri. kendilerine Çorlu'dan berisi birakilmis ise de Bizanslilar. Istanbul'un fethi hakkindaki ulvî tasavvurlarini endisesiz bir sekilde tatbikten baska bir sey düsünmüyordu. Pâdisah.böyle bir evliliginin olduguna dair kaynaklarimizda bir bilgiye tesadüf edilememektedir. vezirlerin sefaatinin bir sonucu olmasa gerekir. Zaten o. Zira. Çünkü en küçük firsatlardan bile faydalanmayi ihmal etmeyen Bizans. daha önceki anlasmaya göre. ta Edirne'den kalkarak Anadolu ortalarina kadar gelen pâdisahin. elçilerin ordugaha gelmesi ile açikça ortaya koymuslardi. Bu sartlar altinda genç hükümdar. Karaman Beyligi'ni ortadan kaldirmak emeli ile sefere çikmisti. Ayrica o. Bu yüzden birkaç gün sonra Yeniçeri Agasi Dogan Bey'i azletti. Karaman seferinden dönüp Bursa'ya yaklastigi sirada yeniçeriler hünkari karsilayip ilk seferi oldugu için töre geregi sefer bahsisi istediler. Sultan Mehmed için önemli ve gerekli idi. Onun. hem de Hiristiyan dünyayi onun aleyhinde harekete geçirmesinden endise ediyordu. onun Karamanoglu hakkinda nasil düsündügünü göstermektedir. Karamanoglu hakkinda: "Bizümle saltanat lafin idermis ol Karamanî Huda fursat verirse ger kara yire karam âni" demesi. Osmanliya karsi olan düsmanligini açiga çikaran ve düsmanca hareketlerde bulunan Karamanoglu için Fâtih. Yayabasilarini da asker arasinda disiplini saglayamadiklarindan dolayi dövdürterek Yeniçeri Agaligi'na Mustafa Bey'i tayin etti. Öyle anlasiliyor ki. hem Bizans'in uygunsuz bir zamanda harekete geçip taht ve saltanat müddeisi olan Orhan'i serbest birakmasindan. Karaman seferinde zaman kayb etmesine müsait görünmüyordu. Karamanoglu isine bir son vermeden barisa riza göstermesi. Bunu da Osmanli ordusunun Frikya'da bulundugu bir sirada. Gerçekten de hadiseler. Ç ünkü her firsatta. hiç te iyi düsünmüyordu. Çünkü o. birdenbire barisçi bir sekilde hareket etmesinin elbette bir sebebi olmalidir. . ele geçen bu firsat aninda onu ortadan kaldirmasi gerekirken. canini sikmisti. Bu durumda. bu sefer esnasinda Fâtih'i rahat birakmamislar ve ortada bir sebep yokken onu tehdid etmek istemislerdi. Karamanoglu'nun tekliflerini yeterli bulmak zorunda kaldigi için barisa riza göstermisti. yine kipirdanmaya baslamisti.

gerekse Mentese konusunda su bilgileri vermektedir: "Sulhtan (baris) sonra azimetlerini Bursa yönüne çevirdiler. O ana kadar Ankara'da oturmakta olan Anadolu Beylerbeyileri bundan böyle Kütahya'yi merkez edindiler. Bursa'ya dahil olduklari gün. Rodos adasina kaçti. Schlumberger'in ifadesine göre. Birkaç gün geçtikten sonra. ayni zamanda kurduklari devletin. Ishak Pasa'dan sonra bugün de oldugu gibi Kütahya'da sakin olmalari kanun haline geldi. Mentese Beyligi'ne göndermisti. Rodos'a kaçmisti. iyi bir sekilde dövüldükten sonra azl olundu. Bütün yayabasilar ve dabcilar dayaktan geçti. dilâverliginin geregi olarak kendisini. Karaman seferi dönüsünde Bursa'ya geldikten sonra Anadolu Beylerbeyi olarak tayin ettigi ishak Pasa'yi. babasi Sultan Murad'in vasiyetiyle kendisine tavsiye edilmis ve ecdadi olan bütün sultanlarin zihinlerini isgal etmis oldugu bu muazzam tesebbüsü gerçeklestirmek isteyen Sultan Mehmed. Solakzâde. Kendilerini tedirgin eden Rumlar degil. agalari mesabesinde olan Sekbanbasi Kazanci Dogan Bey. Yeniçeri alay baglayip. Konstantiniye'yi ele geçirmek suretiyle "müjdeli emîr" olmak ve Osmanli Asya'si ile Avrupa'sini birbirine baglayip devletin tabiî . Anadolu Beylerbeyisi Ishak Pasa'yi Mentese iline gönderdi. pâdisahin hatirinda kirginliga yol açti. Böylece Mentese oglu Ilyas Bey. bu vilayetten çikarildi. Sultan Mehmed. devamli olarak bu fethi nasil basarabilecegini düsünüyordu. Lakin bu uygunsuz hareket. saadetli pâdisahtan bahsis ricasinda bulundular. Mustafa Bey adinda akilli ve yigit birisi getirildi. Sehabeddin Pasa ile Turahan Bey. ihsan için on kese akça ferman buyurdular. Zira bu sehrin fethi. Ankara'da oturmakta idiler. Ishak Pasa. yeniçerinin durmalarinin sebebini beyan eyleyince. onun anlayacagi sekilde sözleri okuyup. ISTANBUL'UN FETHINE DOGRU Istanbul. onun agir isiten kulagina hiç olmazsa görmek suretiyle. Sehre yakin geldiklerinde. gerek Bursa'daki olay. Ishak Pasa'ya karsi tutunamayacagini anlayan Ilyas Bey. O zamana kadar Anadolu Beylerbeyileri.Genç hükümdar. adi geçen ülkeden atmaya niyetlenmisti. Avrupa kitasindaki topraklarinin garantisi olacakti. Egemenlikleri altindaki ülkelerin merkezinde ve Avrupa-Asya geçidi üzerinde bulunan bu yeni baskent ellerinde olmadan Türklerin kendilerini güvenlik içinde hissetmeleri imkansizdi. Hiristiyanlarin birleserek Constantinopolis gibi bir üsten harekete geçmeleri ihtimaliydi. Osmanli Türklerine sadece yeni bir baskent kazandirmayacak. Agaliga. Tasarrufu altinda olan memleketlerini ele geçirme yoluna gittiler. Menteseogullarindan Ahmed Bey'in oglu Ilyas Bey üzerine gitmis.

Mamafih söylediklerinizi pâdisahima arzedecegim. Macarlari da getirmek istiyorsaniz dâvet ediniz. ne der ve nasil arzu ederse o olacaktir". Anadolu'da. Karaman seferi esnasinda Imparator Konstantin ve senato." Bu neviden bir hareket. imparatorun tekliflerini Halil Pasa'ya bildirdiler. Yalniz sunu biliniz ki hiç bir seye muvaffak olamayacaksiniz. Gerçekten. bu tehdidin sonu da gelmeyecekti. elinizden ne gelirse yapiniz. O. mevsimsiz olarak ve maharetsizce bir hareketle. sehzâdenin serbest birakilacagini tehdid edici bir dille beyan etmislerdi. biz çocuk degiliz. pâdisahin fetih arzusunu hemen uygulamasini tacil (sür'atlendirecek) edecek davranislarda bulundu. Ibrahim Bey tarafindan saçilmis olan nifak tohumlarini gidermeye çalistigi sirada. yakin zamanda Edirne'ye dönecegini ve orada görüserek arzularini yerine getirecegini söyledikten sonra onlari tatli dil ve ümitli bir sekilde geri gönderdi. Öyle anlasiliyor ki. masraflarini karsilayamamasindan dolayi artirilmasini istemekte. Bizans elçileri ordugaha gelerek Orhan'a tahsis edilmis olan akçanin hemen ödenmesini istemisler ve belirtilen paranin iki misli olarak verilmeyecek olmasi halinde. bu seferi firsat bilerek gönderdigi elçilerle Sehzâde Orhan'a verilen tahsisatin arttirilmasini ve sayet bu yapilmazsa sehzâdeyi Rumeli'ye saliverecegini de tehdid olarak bildirmekte idi. Orhan'i Trakya'ya pâdisah yapmak istiyorsaniz hiç durmayin. Onlara. Istanbul'da bulunan Sehzâde Orhan'in her sene verilmekte olan tahsisatinin. Zira isi santaja kadar götürmek demek olan bu istek. Sultan Ikinci Mehmed. sayet bu teklifi kabul edilmeyecek olursa adi geçen sehzadeyi Rumeli'ye saliverecegini tehdidkarâne bir sekilde bildirmekte idi. Aksine ellerinizdekini de kayb edeceksiniz. bir bakima Fâtih'i tehdid ediyordu. Hammer. protokol geregi oldugundan elçiler. cografî ve siyasî birligini saglamak istiyordu. hükümdara bu düsünceyi gerçeklestirme imkanini veren olaylari su ifadelerle dile getirir: "Bizans Imparatoru Kostantin. Gelen elçilerin önce vezir-i azami görerek arzularini bildirmeleri. Bunu ögrenen Halil Pasa. Osmanlilari devamli surette rahatsiz edecekti. Fakat uygun zamani bekledigi için elçileri güler yüzle karsilar. âdetiniz oldugu üzre uydurdugunuz sözlerle bizi korkutmak istiyorsunuz. diyerek durumu Sultan Mehmed'e bildirir. imparator ve senatonun bu istekleri karsisinda hiddetlenecektir. henüz imzasi kurumayan ahde muhalif hareketlerinden dolayi agir sözler söyleyerek elçileri tehdid ettikten sonra: "Simdi Anadolu'ya sefer ettigimizi ve Frikya'da bulundugumuzu gördügünüzden istifade ederek. Bu tekliflere göre imparator. Hükümdar. .sinirlarini.

bunlari ve daha baska sözleri dinledikten ve Pâdisah Mehmed'e söylemek üzere imparator ve senatonun bu tekliflerini duyduktan sonra. Yalniz sunu biliniz ki." Mehmed. bunlara dedi ki: "Az zamanda Edirne'ye dönmek niyetindeyim. Orhan'i Trakya pâdisahi yapmak isterseniz hiç durmayin. Bizans elçilerini kabul ederek. âdetiniz oldugu üzre uydurdugunuz korkuluklari bize göstermek suretiyle bizi ürkütmek istiyorsunuz. Bu elçiler vezire dediler ki: "Imparator Konstantinos her sene kendisine verilmekte olan 300 bin akçayi almaya razi olmuyor. Bu bildiklerinizi unutun. Orhan'in. parasi olmadigindan ve para istemek için müracaat edecek baska bir yeri bulunmadigindan imparatora basvuruyor. kemal çagina ermis bir gençtir. Sultan Mehmed'i tahrik eden bu istekleri ve elçilerin söyledikleri. beytülmaldan infak olunmalari gerekir. Mamafih. Macarlari Tuna'dan bu tarafa geçirtmeyi düsünüyorsaniz onlar da gelsinler. Ya tahsisati iki misline iblag ediniz veya Orhan'i serbest birakacagiz. basvezir ile elçiler arasinda konusulan yukaridaki hususlari duyunca çok hiddetlendi. Ancak bunu belli etmedi. Birkaç gün sonra Bogazi geçip Edirne'ye gelen Mehmed. Osmanogullarini beslemeye mecbur degiliz. bos bir fikir ortaya atarak Mehmed'e elçiler gönderdiler." Mehmed bu sözleri ve daha buna benzer tatli sözler söyleyerek bunlara yol verdi. Istenilen her seyi vermeye hazirim.Imparatorun. tarafimizdan vaki olan tevkifi ve sehirden disari çikmamasi için aldigimiz tedbirler yeterlidir." Halil Pasa. Bizans tarihçisi Dukas tarafindan tafsilatli bir sekilde su ifadelerle nakledilir: "Budala Bizanslilar.. Âdet oldugu üzre elçiler.. Bunlarin. elçilere sunlari söyledi: Ey akilsiz ve saskin Bizanslilar! Tasavvurlarinizdaki seytanliklari çoktan bilirdim. fikir ve kudretten mahrum çocuk degiliz. imparatoru ve sehre ait bütün hususlari orada bana söyleyiniz. ona "emîr" diye hitab ediyor ve kendisini pâdisah ilan etmek istiyorlar. bunlardan hiç birine muvaffak olamayacaksiniz. Simdi ise Anadolu'ya sefer yaptigimizi ve Frikya'da bulundugumuzu gördügünüzden faydalanarak. söylediklerinizi pâdisahima arzedecegim. Her gün birçok kimse kendisine gelerek. Orhan ise bunlara ihsanlarda bulunmak ve kendilerine hediyeler vermek istiyor ise de. Biz. söyleyeceklerini önce vezire söylerlerdi. o ne arzu ederse o olacak. Siz de daha önce kayb ettiginiz yerleri geri almak için taarruza geçmek isterseniz bunu da yapiniz. iyi düsünmeden. Elinizden ne gelirse yapiniz. . Daha dün denecek derecede yakin bir zamanda sizinle yeminle teyid olunmus ahitnâmeyi yaptik ve diyebiliriz ki. Osmanogullarindan olan Sehzâde Orhan. mürekkebi henüz kurumamistir. Aksine ellerinizde bulunani da kayb edersiniz. Karasu civarinda bulunan köylere. Sizin pâdisahiniz gibi. Oraya geliniz.

Istanbul'un fethinden baska bir sey düsünmeyen Sultan Mehmed. Karaman seferinden dönerken Çanakkale Bogazi'nin Frenk gemilerince tutuldugu haberini alinca. Bogazkesen Hisari'nin insasi oldu. Istanbul Bogazi'na gelip babasinin geçtigi yerden Rumeli sahiline geçer. Osmanlilar aleyhinde çalisan Bizanslilar yüzünden. Anadolu Hisari'nin karsisina bir kale yapilmasini emreder. Avrupa ile Asya arasindaki bag ve alaka da emniyete alinamazdi. gövdesi ortasindan ikiye bölünmüs olarak parçalanmak tehlikesine maruz kalirdi. baska bir devletin elinde kaldikça Osmanli ülkesi. bu arada Istanbul'un da. gerek tuttugunu koparan bir tesebbüs. Çanakkale'nin ve hatta Sarayburnu ile Bogaza dogru olan yerlerin düsman tarafindan tutulmus olmasi. madde . Kostantiniyye. Dört buçuk ay gibi akil almaz derecede kisa bir zamana sigdirilan bu insaat. idâre ve ikmal dehasi olarak hükümdarin. devamli olarak sinsi bir siyasetle. Askerî ehemmiyeti kadar âbidevî degeri de yüksek olan bu muazzam kalenin insasi. Gerçekten su ana kadar. Osmanlilar tarafindan Istanbul'un fethi için yapilan tesebbüslerin her birinde bir engel çikarak veya çikarilarak muvafakiyet önlenmisti. Hiristiyan istilasina açik bulunacagi gibi. Istanbul'u. Bu geçis esnasinda. Bunun için atilan ilk adim. imparatorun elinde bulundukça Osmanlilarin Rumeli'ye tamamen hakim olmalari mümkün degildi. iki kitadaki Osmanli hakimiyetinin. teskilât. ne kadar korkunç tehlikeler arzettigini hadiseler göstermektedir. Nitekim." BOGAZKESEN (RUMELI) HISARI'NIN YAPILMASI Ikinci Mehmed. Türk tarihinin varmis oldugu seviyeyi göstermesi bakimindan önemlidir. Bu gelirin tahsiline memur olanlari ve buna nezaret edenleri oradan kovdu. düsmani tesvik eden imparatorun elinde bulunmasi yüzünden büyük tehlikeler altinda Ceneviz gemilerine 40 bin duka altin verilerek Rumeli sahiline geçilebilmisti. Bu suretle sadece bir sene bu gelir alinmis oldu. Ikinci Mehmed. Fakat burasi. gerek yardimci ve tatbikatçi olarak fikri. dogu ve batidaki Osmanli ülkelerine merkez yapmisti. tam ve saglam bir vücud olacak yerde. Tabiat ve cografya. Su halde.sâdik kölelerinden birini göndererek imparator için tahsis olunan iradin (gelirin) verilmesini yasakladi. Böylece devlet. bütün planlarini onun üzerine koruyordu. gerkek dedelerinin ve gerekse babasinin girismis olduklari büyük ve cür'etli tesebbüsü gerçeklestirmek istiyordu. Varna muharebesine gidilirken.

Ancak "artik Istanbul'un son günü geldi. Osmanlilarin. iki kita arasindaki gidip gelmeleri esnasinda. askerî sevk ve idare bakimindan önemli idi. Sultan Mehmed'in kale yaptirmak istedigi mevki.) bu noktanin seçimi. Anadolu'da daginik surette ikamet eden. Anadolu ve Rumeli'ye fermanlar göndererek bin kisilik bir insaat ustasi kadrosu ile o miktarda amele ve kireçci istedigi gibi insaata ait malzemenin ilk bahara kadar hazirlanmasini emir ile bogazda bir hisar yaptirilacagini bildirir. müezzin (temizlik isleri dahil) 4 akça ücret aliyordu. pâdisahin emri üzerine. Bu camide vazife gören imam (hitabet vazifesi dahil). Böylece. milattan bes asir önce Iran Sahi Dârâ. Senin düsmanlarin. Bogazkesen Hisari denilen Rumeli Hisari'nin yapilmasiyla ise baslandi. bogazin en dar yeri olup. Sultan Mehmed. Bu yeni hisarin. Deccal'in günleri geldi. yaklasan hedefleri toplarinin en uzak mesafesinden karsilayarak. güneyde en uzun mesafeye kadar takip edebiliyordu. muazzam ordusu ile buradan Avrupa kitasina geçmisti. gerekse diger yerlerdeki Hiristiyanlarin nasil büyük bir telasa kapildiklarini su cümlelerle belirtir: "Istanbul'da. karsisindaki hisar ile birlikte bogaz geçisini kapatabilmesi tasarlanmisti. bu hizmete karsilik her gün 6 akça. ne olacagiz? Veya. adalarda ve garp vilayetlerinde bulunan Hiristiyanlar aglayarak bagiriyorlardi. bu haberi duyunca çok üzüldüler. henüz kuvvetli bir donanmaya sahip olamayan bu devlet için. Bizanslilarin Hermaneum Promontarium dedikleri." "Kulle-i cedide" diye de isimlendirilen günümüzdeki Rumeli Hisari'nda. tehlikelerle karsi karsiya gelmelerinin kazandigi tecrübeleri. Karadeniz'den gelecek her türlü yardima mani olmak ve iki sahil arasinda karsidan karsiya geçmeyi saglayabilmek için. Adi geçen hisarin yeri tesbite çalisilirken bogazin en dar yerindeki (660 m." Bu münacati yalniz Istanbul halki degil. Hisar. ancak bu sayede atlatilabilirdi. Geçisi. milletimizin yok olma çanlari çalmaya basladi. . bütün Asya ve Trakya ile adalarda bulunan Hiristiyanlar. yani hisarin bulundugu kiyiya yaklasmak zorunda kalacaklarindan istifade ediliyordu. bu sehri muhafaza eden azizler nerededirler demesinler. Istanbul'a sahip olmaktan baska çare olmadigini ortaya koymustu. bu haber üzerine gerek Istanbul. bu kullarin. makaslama ates ile önlemek ve akintilar yüzünden gemilerin burada. Aralarindaki konusmalarda bundan baska bir seyden bahsetmiyorlardi. Zira tehlikeli durumlar. Bizans tarihçisi Dukas.planinda gerçeklestiren kütlenin yüksek bir teknik seviyesine sehâdet etmektedir. ne yapalim? Ey Allah'imiz! Canimizi al ki. sehrin yok olusunu kendi gözleri ile görmesinler. Karaman seferinden Edirne'ye döner dönmez. Fâtih'in vakfiyesinden anlasildigina göre bir de cami vardi.

Müslümanlar ise izdirap çekiyorlardi. Mukaddes Agiz'in yukarisina çikarak babasinin* insa eyledigi kaleye yakin bir yerden Allah'in inayeti sayesinde kayiklar ile bogazi geçti. bu ifadelerinden anlasildigina göre Sultan Mehmed. Macar Krali üzerimize yürüdügü zaman o karadan gelirken. Edirne'de oturuyor. Bunlar. Allah'in inayeti ile bunu ben yapmak istiyorum. Anadolu kiyisinda bulunan kalenin karsisina. Istanbul'un hariminde bir kale yapmak ve hatta bir kulübe bile yapmak istemediklerini.Hisarin yapilmasi ile ilgili hazirliklar üzerine telasa düsen imparator. bu isteyecek ve yapacaktir. Binaenaleyh. babamin Trakya'ya geçmesine mani oldular. Imparator. Garpta meskûn olmayan yerler de benimdir. aldiklari talimat geregi. Ben. bu yemini yerine getirmeye muvaffak olamadi. simdiki pâdisah eski pâdisahlara benzemiyor. Istanbul Bogazi'ni geçmemesi için imparatorun kadirgalari kesiflerde bulunuyorlardi. karsi tarafa geçer geçmez. Kâfirler de sevinç ve meserret içinde idiler. Edirne'ye elçiler gönderdi. Bizans'in orada oturmaya haklari yoktur. Neden buna mani olmak istiyosunuz? Memleketimde istedigimi yapmaya gücüm yetmiyecek mi? Gidiniz ve imparatora deyiniz ki. Çok büyük tehlikeler ile bogazi geçen babam. O zaman babam. imparatorun gönderdigi elçiler vâsitasiyle söylenilen seyleri dinledikten sonra: "Ben. sehirden bir sey almiyorum. Pâdisahla anlasabilmek için her fedakârliga katlanacaklardi. O. Murad'dan itibaren gelip geçmis bütün pâdisahlarin. babamin bogazi geçmek için ne zorluklara katlandigini ve ne sikintilara girdigini pekala bilirsiniz. kale yaptirmak suretiyle Frenklerin gidip gelmelerine mani olmak ve gümrük resimlerini (vergi) hiçe indirip Istanbul'u aç birakmak istedigini beyanla bunu yapmamasi için ne istiyorsa onu vereceklerini bildirmisti. Yildirim Bâyezid'in. Varna civarindaki yerleri yagma ediyorlardi. tarihî . Bunlari gören imparatorunuz seviniyordu. Macarlar. Onlarin istemedikleri seyleri. beni men etmeye hakkiniz yoktur. elçiler vâsitasiyle I." Dukas'in. garp tarafinda diger bir kale yaptiracagina yemin etti. Onlarin yapamadiklari seyleri bu kolayca yapabilecektir. Sultan Mehmed. daha çocuktum. Macarlarin gelmelerini bekliyordum. Imparator. Her yer benim mülküm altinda bulunuyor. Simdiden sonra bu husus için gelenlerin derisi yüzülecektir. Sehzade Orhan'in tahsisatindan bahsetmeyeceklerdi. Manuel'in muvafakati üzere Türklerle meskun olan Anadolu sahilindeki kaleyi (Anadolu Hisari) yaptirdigini bildirdikten sonra. Babamin. Rumeli Hisari'nin insasina mani olmak isteyen Bizans Imparatoru'na. Anadolu yakasinda bulunan kaleler benimdir ve bunlarin içinde oturanlar da Türktürler. sehrin hendeginden disari hiç bir seye malik degildir. Sayet Mukaddes Agiz'da (Bogaz'da) bir kale insa etmek istersem. Frenklerin kadirgalari Ege Denizi Bogazina gelerek Gelibolu Bogazini kapatarak.

Zira Dukas. taslar ise Anadolu tarafindan getirilmisti. Onun için bu isten vaz geçmesinin mümkün olamayacagini tehdid yollu bir tarzda ona bildirir. Pâdisah. Bununla birlikte insaatin bütün mekan ve safhalarinda çalisanlarin sayisinin. Gerçekten üç köseli olarak düsünülen hisarin projesi. Sultan Mehmed. hisarin güney-dogu kösesindeki kule insa edilerek malzeme ve çalismalarin selameti emniyete alinmistir. Üçüncüsü denize daha yakindi. Rumeli tarafina Anadolu Hisari'nin karsisina bol miktarda insaat malzemesi. "H" ve "D" harflerinin bulunduklari yerlerde istihkamlar yapildi. Kulelerden ikisi. Denizin akintisi hakkinda malumat aldi. Üç kösenin doguda. Yamaçta. usta. Ustalar bin kisi kadardi. Bundan sonra bir rivayete öre önce kiyida. amele ve kireççi gelmisti. hisarin yapilmasinda devletin ileri gelenlerinden de faydalanildigi ve bunlarin. kule ve surlarin bir kisminin yapilmasina nezâret ettikleri anlasilmaktadir. Çalismak üzere külliyetli miktarda insan gelmisti. Her ustanin yanina iki yardimci koydu. Kereste Izmit ile Karadeniz Ereglisi'nden. mühendis) o havaliyi gezdi. Rumeli Hisari'nin yapilmasi hazirliklarina 1451-52 kisinda baslanmistir. Buna göre her "Mim" (M) harfinin yerinde bir kule bulunmasini arzuluyordu. ve üçüncü köseye. masraflara katildiklari görülür. bunlarin yapilmasina özen gösteriyor ve bizzat nezâret ediyordu. Eski an'aneye uyularak. Bu insanlarin. yukarida verilenden daha fazla olduguna isaret edilmektedir. Buna göre 21 Mart 1452'de insaatina baslanan Bogazkesen . Kaynaklar. kale insasini üç vezir arasinda taksim eder. bizzat Sultan Mehmed'in idaresinde 1000 kadar usta ve onun iki misli isçi çalistirilarak dört ay gibi çok kisa bir zamanda (Hammer'e göre üç aydan daha az) tamamlandigini belirtmektedirler. Vezir Sehabeddin Pasa da bütün insaata nezâret etti.hadiseleri hatirlatmak suretiyle bu tesebbüsündeki hakliligini isbat etmeye çalisir. hisarin duvarlarinin Arapça "Muhammed" kelimesi seklinde olmasini istediginden planini da ona göre tasarlamisti. Kale duvarinin iç ve dis taraflarinda da miktari kâfi ustalar ve yardimci ustalar çalistirdi. Nitekim hükümdar. Rumeli Hisari'nin. yani kuzeye düsen tarafa yapilacak burcu da Saruca Pasa'ya verdi. yani güneyde bulunan diger köseye büyük bir burç yapilmasini Zaganos Pasa'ya. yani deniz sahilinde olan bir kösesine akropol olarak gayet metin bir burç yaptirma vazifesini Halil Pasa'ya verdi. "insaati arsin üzerine ustalara taksim etti. Iki sahil arasindaki mesafeyi ölçtürdü. Ilkbaharin baslangicinda Mart ayinin sonlarina dogru. bu sirada kara yolu ile bogaza gelerek bilirkisilerle (teknik eleman. bizzat Sultan Mehmed tarafindan tasarlanmisti." demektedir. Fâtih Sultan Mehmed. birbirinin yaninda ve burunun eteginde idi. Kalenin yapilacagi sahayi kendisi tayin ile hududunu tesbit ettirdi.

en gayr-i müsait arazi sartlarina ragmen." . Fatih zamaninda Osmanli Rumeli Hisari'nin askerî önemi üzerinde duran ve bu konuda epey bilgi veren Hüseyin Dagtekin. bir benzerine güç tesadüf eildebilecek kadar büyük bir maharet gösterilerek. görülen arazi üzerine yerlestirilmesinde hakim olan askerî görüsün.(Rumeli) Hisari. insa edildigi yerin aslinda insaata müsait olmadigini. kiymetinden hiç bir sey kaybetmeden. adi geçen hisarin. günümüz askerî tekniklerine uygun bir sekilde onu nasil mükemmel bir sekilde insa ettirdigini söyle anlatir: "Gerçekten. insa edildigi yere ve çevreye intibak ettirilmek suretiyle vücuda getirilmis tipik bir tahkimat örnegi teskil ettigi görülür. Bundan baska. bes-alti bin kisinin çalismasi sonucunda Temmuz ayinin sonlarinda tamamlandi. buna ragmen Osmanli hükümdarinin. yeni hisarin en mühim bahsi olan bu konuyu islerken kalenin. günümüzün tabiye esaslari hakkindaki görüsleri kadar ileri oldugunu müsahede ettigimizden. besyüz yil önce insa edilmis oldugu halde. modern bilgilerin verdigi görüslerle tedkik etmekte herhangi bir tehlike olmadigini sözlerimize ilave edebiliriz. Rumeli Hisari tahkimatinin.

Sultan Mehmed. Gece gündüz Istanbul'u nasil alabilecegini ve nasil bu sehrin sahibi olabilecegini düsünüyordu. zihnî ve ruhî imkanlarini bütün hizi ve bereketiyle hep bu nokta üzerinde toplamisti. Gelibolu tersanesindeki donanmadan otuz kadar harp ve bir hayli nakliye gemisi bogaza getirilmisti. Onun buradaki en önemli düsüncesiIstanbul'u almakti. uzun asirlarin gönlünden ve dilinden yuvarlanagelen bir manevî müjdenin son ve gerçek temsilcisi olarak gören hükümdar. Eylül ayinin ilk günü Edirne'ye döner. Hisarin komutanligina Firuz Aga'yi tayin eden hükümdar. O devri yasamis bir tarihçi olarak . onun kararini tasvib etmediklerini ortaya koyuyorlardi. Rumeli Hisari (Bogazkesen)'nin tamamlanmasindan sonra ordusu ile birlikte Istanbul surlarina iyice yaklasarak sehri yakindan görebilmisti. Hisarin insaati esnasinda. genç hükümdarin Istanbul'u almak için ne denli kararli oldugunu verdigi su bilgi ile ortaya koymaktadir: "Harman vakti geçti. sadece bu dönemdeki askerî mimarînin ne denli saglam olduguna bir iki örnekle isaret etmek isteriz. fakat gözüne uyku girmiyordu. tecrübelerinden. deniz tarafindan gelebilecek bir saldiriya ugramamak için. O. Bilindigi gibi. Bundan sonra. Kostantiniyye'nin fethi mevzuunda kendisini. onun maiyetine dört yüz yeniçeri askeri ile silah ve cephane verdi. iki gün Istanbul surlarini ve hendeklerini tedkik ettikten sonra buradan ayrilip. Nitekim Dukas. Edirne'ye gitmek üzere olan hükümdar." Iç dünyasinda. Böylece karsi karsiya bulunan iki hisar sayesinde. hakli veya haksiz endiselerle onu böyle bir maceraya atilmakta desteklemiyorlardi. hem arazi hem de surlarla ilgili tedkikler yaptiktan sonra 1 Eylül günü Edirne'ye dönmüstü. hamiyetlerinden ve korkularindan söz açarak önüne yiginlarca engeller çikariyorlardi. Böylece.Ilk dönem. Bununla beraber çevresini teskil eden devlet adamlarinin mühim bir kismi. sonbahar baslamak üzere idi. Istanbul'un fethinden önce Yildirim Bâyezid tarafindan. Bogaziçi'nde yaptirilan Anadolu Hisari ile Fâtih Sultan Mehmed tarafindan yaptirilan Rumeli Hisari surlari ve Istanbul'un alinmasindan sonra Theodosius surlarinin stratejik bir noktasinda yapilan Yedikule. Osmanlilarin ilk müstahkem mevkileri hakkinda bize bir fikir vermektedir. ISTANBUL FETHININ HAZIRLIKLARI Fâtih Sultan Mehmed. Hatta daha da ileri giderek. Bu yeni kaleye top ve topçular kondu. bogaz geçisleri kontrol altina alinmis oldu. Osmanli askerî mimarisinin güzel bir örnegi olan bu hisara yerlestirilen silah ve diger mühimmattan bahsetmeden. Edirne'deki sarayinda vakit geçiriyor. bilgilerinden.

Zira toplantiya gelenler agirlanmis. anlayis ve zeka bakimindan ne kadar ileride olurlarsa olsunlar. bu tavsiyesinde de onun. ve mülûk-i mâzinin fethü kasdinda hazayn (hazineler) harc idüp. küfür ve dalalet içinde bulunanlara karsi cani ve mali ile cihad eden insan oldugunu hadislerle belirtir." Fakat pâdisah bunlara asla iltifat etmezdi. kendilerini baskalari ile müsavere etmekten alikoymamali. Ve âna taarruzdan ziyade fitneye sebep olmak tevehhümatin ve ihtimalatin söylerler idi. zaman zaman. fakat pâdisahin emirlerini yerine getirmis olmak için düsünebildiklerini arzedeceklerini söyleyince pâdisah tekrar söze baslayarak: ". Elhasil niyetim ve himmetim ânun üzerine mukarrer ve musammam olmustur. taskinlar yatagi ve âsiler duragi olsun. ismi ve resmi ile illerde meshur ve dillerde mezkûr ve kütübi tevârihte mesturdur. Ne vechi vardir ki. Hz. yedirilip içirildikten sonra dualar edilmis ve bundan sonra da vezirler tarafindan devlet isleri ile ilgili olarak hükümdara bilgi verilmisti. Âni sizinle müsavere muraddir" diyerek söze baslar. bu mücadeleleri özetle söyle anlatir: "Her çend erkân-i devlet ve mülâziman-i hazret. bu vesile ile en iyi ve faziletli insanin. "Insanlar.Tursun Bey. Rumlari himaye etmekte oldugunu duyuyordu. bu meziyetler. ânun gibi menzil-i serif ve makami latif benim vast-i memleketimde ve arsa-i vilayetimde olup dahi eyyam-i devletimde küfr ocagi ve bagiler yatagi ve tagiler duragi ola. Buna inanmasa bile pasanin bazi süpheli hareketlerini kendisi de görmüstü. Iste bundan sonradir ki Fâtih Sultan Mehmed. fikir. devlet erkâni ile ulema ve komutanlarin fikirlerini ögrenmek üzere onlari bir toplantiya çagirdi. illerde ünü taninmis ve tarih kitaplarinda yazilmistir. cem'-i asakir eyleyüb çare bulmadiklarin sem'-i serifine ilka ederler idi. âyine-i zamir-i münirimde bir suret mürtesem olmustur. Bu sebeple. Kisacasi . pâdisahin düsüncesi yaninda kendilerininkinin bir sey ifade etmeyecegini. Günümüzün Türkçesiyle söylemek gerekirse o söyle diyordu: Irem baginin kendinden bir köse oldugu Kostantiniyye." der. Dünya devleti müebbed olmaz ve cihan-i fânide kimesne baki ve muhalled kalmaz" der. ortaya atacagi konu üzerinde herkesin fikrini açikça belirtmesini istemisti. Meclistekiler." düsüncesine sahip olan hükümdar." Öyle anlasiliyor ki Pâdisah. Bundan sonra yaratilistaki gayenin. Peygamberin dahi bundan müstagni kalmadigini ve böyle yapilmasini tavsiye ettigini*. Kur'an-i Kerim'in âyetini** gözönünde bulundurdugunu söyleyerek. "Belde-i tayyibe-i Kostantiniyye ki bag-i irem andan bir kûse ve süreyya nâk bostanindan bir kemterin kûse... ânun metânet ü menâatini. Niçin böyle güzel ve degerli bir yer ülkemin ortasinda ve idarem arasinda olup ta saltanatim günlerinde küfür ocagi. Allah Teâlâ'yi bilip onun birligini kabul etmek ve yasandigi müddetçe onun "dergâhina takarrub" etmeye gayret etmek oldugunu. Vezir-i a'zam Halil Pasa'nin. Herhalde bu toplantinin mahiyetini kimse bilmiyordu. Bundan sonra Sultan Mehmed. adi ve sani ile dillerde söylenmis. tasrih ü kinaye birle. meclistekilere "müddet-i medid ve ahd-i baiddir ki.

Dogru ve saglam düsünce sahibi olanlar. Bunun aksine basit ve elde edilmesi kolay bir isi de. aksine.* Tacizâde Cafer Çelebi de (s. bundan dolayi devlet erkâninin bu husustaki fikirlerini ögrenmek istedigini belirtir. buranin zaptini. Isabetli görüsleri olan zeki. Umarim ki. burayi elde etmek istemenin seytandan hayir ummaya benzedigine hükmediyorlardi. Lakin yüce hazrete yüksek himmet. saglam ve kötülüklerden arinmis nefs verildigi için. gerek sehrin zaptinin zorlugu. Bütün kâinat onun aksine çalissa da fayda vermez. gerekse Fâtih'in kararligi hakkinda su bilgiyi verir: "Bu sehri. alinmasi güç bir sehirdi. sayet Allah dilemez ise. devletin prestiji azalacakti. Bizans'in tezvirat ve çevirdigi entrikalardan bahseden pâdisah. unsurlar kendisine pek açik surette boyun egiyordu. Çünkü içinde bol nüfusu ve etrafinda çok kuvvetli bir suru vardi. Sam ve Trabzon denizlerinin kucakladigi iki kita sarmisti. Rumeliye geçisten. akilli. pâdisahin bu düsüncesini yerinde bulup gerekenin yapilmasi için hazirliklara baslanmasini istiyorlardi. Nice büyük sehir ve kaleleri fethe kadir oldular. tedbirimiz Allah'in takdirine uygun düser. Bir kisim devlet erkâni. Onun için böyle bir tesebbüse girismemek icab ederdi. kutlu kuvvet. Bir kismi ise surlarin saglamligi. Gerçi hükümdar. Bizans'in bol malzemeye ve külliyetli miktarda silaha sahip oldugunu biliyordu. Istanbul'un. Fakat meseleyi isten anlayan kimselerle müsavere etmis ve buranin "akl ü tedbir"le alinabilecegi sonucuna varmisti. kolaylasir. ülkesinin ortasinda bir küfür beldesi olarak kalisindan. Anka kusunu avlamaya benzettiler. buraya mâlik olmaya çalismanin soguk demiri dövmeye. Keza onlar. nice tehlike ve sikintilarla kisa bir zaman içinde Asya ve Avrupa'daki bütün bu yerleri ele geçirip oralarin hakimi oldular. isi müzakereye baslar. Bunun üzerine meclis. alisilagelmis nice imkânsizliklar. Bu sehrin. Zira onlar. Bu fikirler karsisinda genç sultan: "Allah'in takdiri olunca. gündüz koruyordu. cesur ve celâdet sahibi olanlar. alinamama ihtimali de vardi. giris ve çikis noktalarinin zorlugunu ileri sürerek Istanbul fethini. Nisanci Mehmed Pasa. siddetle müdafaa edilecegine göre. onlarin en has nesli oldugumuzu. buranin fethine imkân bulunmadigina. Muhaliflere göre Istanbul. Bu arada devletin kurulusundan. pâdisahin fikrine uyar. 8) Meclisteki bu farkli iki görüsü söyle nakleder: "Vezirlerden degisik görüsler geldi. onlarin kahramanlik ve meziyetlerinin benzerini gösterebilecegimizi ortaya koyalim. Rum. sözlerine söyle devam eder: "Kendimizi ecdadimiza layik olmayan halefler olarak göstermeyelim.Bizans'in üzerine gitmeye niyetliyim. cümle âlem onu yapmaya . kâfirlerin elinden alinmasinin muhal (imkânsiz) olduguna. bundan vazgeçilmesinin daha uygun olacagini söylediler. bir kismi da muhalif kalir. Sehrin. Kâfirlerden büyük bir kalabalik bu sehri gece. dedikten sonra Bizans isini halletmeden hiç bir mühim tesebbüse girismeyecegini. savasçi kâfirlerin eli altinda kalmasini iyi görmüyordu. Böyle bir durumda. gök kubbenin fethine denk sayilacagindan.

Çandarli Halil Pasa etrafinda toplaniyordu. burç ve barulari tas ve topraktan degil de demirden olmus olsa ates-i hism ve kahrla mum gibi eritip yumusak eylerim. sancakbeyleri ile subasilarina ve askerlikle ilgili olanlarin tamamina "ahkâm-i serife" yazilarak bahara kadar hazirlanmalari ve savasa katilmak üzere toplanmalari emrolundu. hevesleri ve heyecanlari ile yardim ediyorlardi." Donanmadaki bu gemilerin sayisinda farkli rakamlar verilmekle birlikte genellikle su rakamlar üzerinde durulmaktadir: Donanma. Eger o kalenin benim tarafimdan fethi takdir buyurulmus ise. saf demirden de olsa öfke ve kahr atesi ile onu eritip mum gibi yumusatirim" der. hamleci kararlarina. Bunlarin 12'si . genç hükümdarin bu neviden faaliyetlerinden bahsederken sunlari söylüyor: "Bir taraftan yeni gemilerin insasi. Kritovulos. 1453 baharinda Gelibolu'dan Istanbul'a dogru hareket etti. sadece Hakk'in lütuf ve yardiminadir. Aksine. Istanbul'un feth edilmesine dair karar çiktiktan sonra. Fakat Gelibolu ile Edirne'deki faaliyet hepsinden daha fazla idi. Rumeli ile Anadolu'daki Osmanli sehir ve kasabalarinda geceli gündüzlü çalismalara baslandi. gerekse tamir konusunda hiç bir masraftan kaçinmamisti. Pâdisahin. Bu konudaki ümidim ne mal ve mülk bolluguna. öbür taraftan da. ne ordu ve kahramanlarin çokluguna. yine de basaramaz. kale burçlari tas ve topraktan degil. bu muhalefetten fena halde cani sikilmis olmalidir ki "eger o kal'anin benim elimde feth olmasi mukadder olmus ola. Esas gayem de. gerek yeni gemi insaati. beylerbeyilerine. ne de savas âlet ve vasitalarinin fazlaliginadir. Bu sebeple. Bundan baska o. bu ikinci grubun fikrine katilanlarin basinda Aksemseddin geliyordu. Islâm'in yüce prensiplerini ortaya koymaktir. Gerek savas. Komutasi Gelibolu valisi olan Baltaoglu Süleyman Bey'e verilmis olan bu donanma.yönelse. zaman asimi yüzünden tamire muhtaç olanlari da tamir ettiriyordu. deniz kuvvetlerine önem verdiginden bu ordunun daha iyi ve itinali seçilmesine gayret etti. Bu gemilerin bir kismi zirhli olarak yapilmisti. Bu arada bakir kapli (zirhli) gemilerin de yapilmasina itina gösteriliyordu. Gelibolu'dan hareket ettigi aman 147 harp gemisinden mürekkepti. dümenci ve diger görevlileri yerlestirdi. bu fikrinde kendisini destekliyor. bir taraftan genç hükümdarin ruh yapisinda bir cihad açarak onu kendi kendisinin emîri kilip kütle emrine kostuktan sonra. ülkesinin kiyilarinda bulunan gemileri toplayip onlara komutan. O. Otuz ve elli çift kürekle sür'atli bir sekilde hareket eden hafif gemiler de yaptirdi. Muhalif grup. O. Gelibolu'da tezgahlara yeni yeni gemiler konuyordu. gerekse kusatma için kara ordusundan çok. Hükümdarin yakinlarindan bir zümre ise. Meclis disinda. bu orta malini "fi-sebilillah" cihada tesvik etmesi pek tabii idi. emekleri." diyecektir. Meclisten.

altin ve gümüse aldanmamasini kendisine ihtar ettikten sonra. Karisi ile çocuklarini öptükten sonra çikti. bu iste kendisine yardim etmesini söyledi. ister sarayinda bulunsun. huzurunuza çikmak için getirdigim bu altinlar benim degildir." Iste yine böyle uykusuz geçirdigi gecelerin birinde Çandarli'yi huzuruna getirterek. Pâdisah da cevap olarak dedi ki. Bu bekçiler. Edirne'ye gelince: Buradaki hazirliklarla bizzat padisahin kendisi mesgul oluyor. "Senin altinlarina ihtiyacim yoktur. 55 tanesi de küçük çaptaki gemilerdi. Ben ise. saray bekçilerinden birkaç tanesini göndererek Halil Pasa (Çandarli)'yi saraya getirtti. Zira öteden beri Bizanslilarin hukukunu müdafaa ediyordu. gece yarisindan sonra. "Sevketmeâb! Devletin büyüklerini. pasanin harem agalarina bildirdiler. çok defa yataginin içinde rahatsiz bir gece geçiriyordu. pasanin konagina giderek. Bu gece sohbeti ve olaylari ile ilgili olarak Bizansli tarihçi Dukas. Pâdisah altinlari görünce. ne sekilde harb ederse ve ne gibi vasitalari kullanirsa Istanbul'u zapta muvaffak olacagini düsünüp zihnini yoruyordu. pâdisahin iradesini. Bunlar da pasanin yatak odasina giderek. Daha önce de belirttigimiz gibi pasanin kalbinde bir korkusu vardi. pâdisahin bu son sözü ve talebi üzerine titredi. Halil Pasa bayilacak derecede korktu. pâdisah fevkalade bir saatte huzuruna davet ettigi vakit. asker kiyafetinde bütün Edirne'yi dolasiyor ve hakkinda söylenen sözleri bizzat dinliyordu. pâdisahi oturmus ve elbisesini giyinmis bir vaziyette gördü.bazan yaya yürüyerek. O da cevaben dedik ki. gerek yatarken. Dukas. gerek uyanik bulundugu zamanlarda. Çok defalar aksam olunca. Sana ait olan altinlari sana takdim ediyorum". elleri bos girmek âdet degildir. bunlar nedir?" diye sordu. Uyku zamanlarinda bile fethi düsünen padisah. pâdisahin yatak odasina girdigi vakit. Hatta sana bunlardan fazla altin ihsan edecegim. onun bu andaki halet-i ruhiyesini su sözlerle bize nakleder: "Mehmed. ister sarayin haricinde olsun. Onlarin sag eli mesabesinde idi. bazan yanina iki kisi alarak. Hemen etek öperek altin tepsiyi önüne koydu. Ona göre: "Bir aksam. 80 tanesi çifte güverteli kürekli. Bana Istanbul'u ver. Senden yalniz bir sey istiyorum.çektirme. . Beraberinde altinlar ile dolu bir de altin tepsi aldi. "Lala. pâdisahin kendisini davet ettigini söylediler. çok mühim bilgiler vermektedir. ata binerek yalniz basina. Allah'in inayeti ve Peygamberin imdadi ile Istanbul'u alacagini. Bizanslilar da. Bu gemilerin içinde kürekçilerden baska yirmi bin kadar azeb askeri bulunuyordu. Halil Pasa. geceli gündüzlü durmadan çalisiyordu. muharebenin yakinda baslayacagini. gece gündüz." Halil Pasa.

Velhasil bütün gece bu hazirliklarla mesgul oluyor. canlarimizi feda edecegiz ve kanlarimizi dökecegiz. Fâtih Sultan Mehmed.pasanin bu sag elini hediyelerle doldururlardi. bunlari ve buna benzer baska oksayici sözleri söyledi." Edirne'de bulunan Fâtih Sultan Mehmed'in. Yataga yatiyor ve kalkiyordum. gece verilen kararlarin akillica ve düsmana karsi hilekârane tatbik ve icrasini emrediyordu. Halil. büyük iste muvaffak olmak ugrunda birbirimiz ile yarisarak mallarimizi. gözüme uyku girmiyordu. Altin veya gümüs paralar seni aldatarak. Binaenaleyh bu hususta müsterih ol. Bu ihtarlardan sonra pâdisah. bu silahin tahrib gücünün büyüklügüne inandigi içindir ki. sabahlara kadar Istanbul'un fethi isi ile mesgul oluyordu. o tarihe kadar görülmeyen sayi ve çapta top yapilmasina önem verdi. Ben eminim ki. lagim açilacak yerleri de resim (plan) üzerinde isaret ediyor. Mehmed. Istanbul'u da sana ihsan edecektir. Allah'in yardimi ve Peygamberin imdadi ile Istanbul'u alacagiz". Orban da çok büyük çapta bir top yapabilecegini. Halbuki pâdisahin bu oksayici sözleri arasinda kalbi burkan. pâdisahin son talebine karsi dedi ki: "Sevketmeâb! Bizans Imparatorlugu'nun büyük bir kismina seni sahip etmis olan Cenab-i Hak. harp fennine asina olanlara toplarin ve muhasara aletlerinin nerelere konmasi lazim geldigini tesbit ettigi gibi. Bu da ordusunu toplarla techiz etme isi idi. Büyük çapta toplarin yapilma isini Orban (Urban) adindaki Macarla Türk mimarlarindan Müslihiddin ve mühendis Sarica üzerlerine aldilar. çaplari ve sayilari itibariyle fazla bir sey ifade etmiyorlardi. Istanbul'un fethinde en önemli rolü oynayan vâsitalardan biri toptur. Allah'in inayeti ile ben ve bütün kullarin. Halil Pasa'ya ruhsat verdi ve "sulh ve müsâlemetle" git dedi. Surasi bir gerçektir ki. Eline sehrin haritasi ile mürekkep alarak ve sehrin etrafindaki mevkilerin seklini resm ederek. kani kurutan ve isiran ihtarlar da vardi. hendeklerin baslarini ve merdivenlerin surun hangi tarafina konmasi lazim geldigini gösteriyordu. Tarihte bir topçu parkina sahib olan ilk hükümdarin Fâtih oldugu belirtilmektedir. sabahlari. . Halil'e dedi ki: "Yatagimin bu bas yastigini görüyor musun? Bu yastagi bütün gece yatagimin bir ucundan öbür ucuna ve diger uctan öteki uca nakletmekle mesgul oldum. yakindan ilgilendigi baska bir konu daha vardi. Türkler pasaya "kâfir ortagi" adini taktilar ve herkes ona "dinsizlerin ortagi ve yardimcisi" diyordu. Mehmed o gecelerde. Saruca büyük bir top dökmeye muvaffak oldu. Fakat o tarihe kadar toplar. Gerçi topun bir harp silahi olarak kullanilmasi Istanbul'un kusatilmasi ile birlikte baslamis degildir." Halil Pasa'nin bu sözleri. bu korkunç ejderi biraz teskin etmisti. senin elinden kurtulmayacaktir. intac etmek istedigim büyük isi geri birakmaya sevk etmesin! Bizanslilarla yakinda ciddi bir sekilde harp yapacagiz.

Edirne'den Istanbul'a kadar getirilebilmesi için iki ay kadar bir zamana ihtiyaç hasil olmustu. Bu sebeple. Petropulos bu emri. Fâtih. Dukas. Kaynaklar. Kilyos ve Fenerbahçe'de dalyanlari bulunan Rallis Petropulos adindaki Rum'a emir verdi. Kalani ben düsünürüm" demisti. 1 Ekim'de sefere çikmisti. uzun uzadiya bahseder. Despotlarin kuvvetlerini yok ederek onlara göz açtirmadigi gibi Bizans tarafindan beklenen yardimin gelmesine de engel olmuslardi. Yollarin kötü yerlerine tahta dösemek ve köprü yapmak üzere ayrica elli usta ile ikiyüz amele önden gidiyordu. Bu arada Subat 1453'te hükümdarin emri ile Dayi Karaca Bey.fakat gülle yapmasini bilmedigi için bu ise karismayacagini söyledi. techiz ediyor ve belirlenen zamanlarda yerlerinde bulunmalarini saglamak için çalisiyorlardi. Subat baslarinda Edirne'de baslayan sevkiyat. Bu kasabalar. Ikinci Mehmed. genç hükümdar ile Orban arasinda geçen muhavereyi su sekilde verirler: Orban: "Büyük toplarinizi dökebilirim. resimlerini de bizzat çizmisti. Istanbul civarindaki Rum kasabalarini teker teker ele geçirdi. Kara Deniz sahillerinden getirilen kara bir tastan veyahut yuvarlak hale getirilen mermerlerden yapiliyordu. Karadeniz sahilindeki . kusatma boyunca Istanbul'a yapilabilecek bütün yardimlara mani olmak için her çareyi düsünüyor ve her tedbire basvuruyordu. Bu maksatla o. Anadolu ve Rumeli'de beylerbeyiler ile sancakbeyleri gerekli miktarda askeri topluyor. büyük topun Edirne'deki ilk deneme atisindan. Turhan Bey ile ogullari Ahmed ve Ömer Beyleri Mora topraklarina akina memur etti. Fâtih. bunlardan yardim istedigini ögrenmisti. Osmanli hücumlari. Istanbul'u kusatmak üzere hareket eden Türk ordusunda üç büyük top ile ondört batarya top vardi. Mart sonlarina dogru. Bizans Imparatoru'nun kardesleri Dimitrios ile Thomas hüküm sürmekte idiler. Bogazin dogu sahilindeki Beykoz kasabasinin üstündeki ormanliklarda toplandilar. Anadolu askerleri. ama mermi ve ince hesaplardan anlamam" deyince hükümdar "Benim senden istedigim sadece topu iyi dökmenden ibarettir. Istanbul'dan bes mil kadar uzakta bulunan bir yere gelmis oldu. ikiser yüz adam bulundugundan yolda kaymamasi saglaniyordu. Genç hükümdar. iki gemisiyle askerleri ve mühimmati karsiya geçirmek suretiyle yerine getirdi. Top. Onun her iki tarafinda. Turhan Bey. Bu topun. Imparator Constantinos'un. bunlari karsiya geçirmek üzere Beykoz. Bunun üzerine pâdisah. Istanbul muhasarasinda çok büyük rol oynayacak olan bu essiz toplarin en ince teferruatina kadar bütün hesap ve planlarini kendisi yaptigi gibi. Bu toplarla atilan gülleler. Çünkü Mora'da. otuz araba ve altmis manda ile çekiliyordu. Kendi nezâreti altinda döktürmüs oldugu toplardan biri çok büyüktü. Büyük emek ve masraflarla yapilan bu toplara "sahî" denmisti. mermi isini bizzat üzerine aldi.

"Mehmed'in askerleri tahribat için Istanbul kapilarina dayanirken. bu kapinin tahrib edilemeyecegini anlayinca topu Sen-Romen kapisi önüne tasitti. Çanakkale Bogazi'ndan geçecek olan Anadolu kuvvetlerinin gelmesini bekler. Fatih'in gelisini ve otagini kurusunu söyle anlatirlar: "Paskalyayi takib eden Cuma günü (6 Nisan) Mehmed. imparatorun yeniden tahkim ettirmis oldugu Egrikapi (Kaligarya) önüne konmustu. Ayasofya'da iki firka (mezheb) arasinda seklî bir uzlasma saglanmistir. yoluna devam ederek 1453 Nisan'inin besinde Istanbul surlari önüne gelir. Büyük top. Istanbul surlari önünde göründükleri zaman." Takriben iki ay sonra "Fâtih" diye anilacak olan Mehmed'in ordulari. savasla ilgili bütün tedbirleri aldiktan ve bütün hazirliklarini tamamladiktan sonra 23 Mart 1453 (12 Rebiulevvel 857) günü Edirne'den hareket eder. Ertesi gün. Cuma günü. Bu yerler. Katolik Hiristiyan dünyasi. Fakat bu uzlasma. Avrupa'nin büyük devletlerini. . esasen daha evvel Karacia (Karaca Bey) tarafindan tahrib olunmuslardi. Nisanin 6. Bu karsilastirmayi da bizzat kendi kaynaklarindan yapmakla meseleye daha rahat bir açiklama getirmis olacagiz. kendi sonuçlari ile ilgilendirip bu yoldan biraz yardim saglamak ümidi ile yapilmisti. Dönemin Hiristiyan âlemindeki bu çekisme ile. Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birlesmesi gerektigini. bu birlesme için. Sizmatizm atesi henüz sönmemis oldugundan. içinde bulunduklari psikolojik durumu anlama imkânini da bulmus olacagiz. Ordusunun meydana getirdigi çizgi. sehir önünde görünerek (Egrikapi) karsisina gelen tepenin arkasinda çadirini kurdu. sarayin Tahta kapisindan Yaldizli kapiya kadar uzaniyordu. Hükümdar. Kesan'da kendisine iltihak eden bu orduyu alan pâdisah. sehir muhasara edildi.Misivri. sehir halki Rum ve Latin kiliselerinin birlesmelerini saglamak veya engellemek için birbirleri ile budalaca çekisiyorlardi. Bigados da kendiliginden teslim oldu. Kesan mevkiinde mola veren hükümdar. yani 6 Nisan (26 Rebiülevvel) Cuma günü de sehri kusatma altina alir. Ortodoks Kilesisi'ni asimile edip tamamen ortadan kaldirmayi hedefliyordu. Islâm'dan alinan ilhamla. her gün bir takim çirkin çekismeler görülüyordu. Böylece. Osmanlinin sahip oldugu dinî müsamahasi (hosgörü)ni karsilastirma bakimindan bu mevzuda kisaca ve özet olarak bilgi vermek istiyoruz. Pâdisah. o tarihten bir önceki yilin 12 Araliginda. bundan daha iyi bir zamanin olamayacagini düsünüyor ve ancak bu sayede Bizans'a yardim yapilabilecegine inaniyordu. Yine Tahtakapidan Kosmidi (Eyüb civari)'ye kadar cenup tarafta bulunan baglara ve ovalara yaymis idi. Bu yardimla o. Bizans tarihçisi Dukas ve ondan naklen Hammer. Ahyolu. Bundan dolayi bu kapi "Topkapi" adini almistir. Vize ile Ayios Stefanos idi. Ortodoks Mezhebi'ndeki Rumlarin.

bazi Bizanslilarca Osmanli idaresi bir nimet ve kurtulus olarak görülüyordu. Latinlere karsi olan bu nefretin kökleri çok eskilere dayaniyordu. yikilmis müesseseler. Latinler aleyhine sunlari söylemeye cesaret etti: "Istanbul'un içinde. gayr-i müslim tebeasina (vatandasina) verdigi büyük rahatlik ve kazanç imkanlari da bunlara ilave edilince. Bu sekildeki tahribata karsilik. Istanbul'a girdiklerinde bir kismi çok harab 50'ye yakin kilise. bozuk yollar ve terk edilmis saraylar bulmuslardi. Türk sarigini görmek. Bu anlayisin bir sonucu olarak. Latin serpusunu görmekten daha iyidir. "Gennadios. Makamindan uzaklastirilan eski patrik Gennadios (fetihten sonra Fâtih tarafindan Rum Patrikligi'ne getirilen kimse) da Ortodoksluk için en iyi . Saint Thomas Akinu'nun sahsi ve eserleri aleyhine yeni mütalaalar ve itirazlar tertip ediyordu. Avrupadan yardim alabilmek için Papa tarafindan sart kosulan Katolik kilisesi ile birlesmeyi kabul etmis. dönemin Bizans tarihçisi olan Dukas'in verdigi bilgiyi de vermek suretiyle Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birbirlerine karsi olan bu hasmâne tavirlarini ortaya koymaya çalisacagiz. imparator ile birlikte Katolik âyininde hazir bulunurlar iken." Hammer. Senatodan bas amiral büyük duka (Lukas Notaras)." Görüldügü gibi Imparator. Osmanli hükümdarlarinin vicdan hürriyetine. Zira 1204'teki Latin istilasinin aci hatiralari. Istanbul aleyhine toplanmis olan sayisiz Türk askerlerini gören halka hitaben bu büyük duka. onun gönderdigi Kardinal Izidor vasitasiyle Ayasofya'da âyin yapilmisti. her gün birlesme taraftarlari aleyhine va'z etmekten ve yazilar yazmaktan geri kalmiyordu. bu konuda daha fazla tafsilat vererek iki kilisenin nasil birbirleri ile çatistiklarini anlatir. imparatordan sonra. Bir de Dimitri Kidoni aleyhinde bulunuyor ve bunlarin rafizî olduklarini isbat ediyordu. Türkler. henüz unutulmamisti. mal. Müslüman Türk'ün müsamahasi biliniyor. Fakat biz. Bu. din ve mezheb serbestisine verdikleri mukaddes mânâ farkediliyordu. halkin hafizasindan daha silinmemisti. Bu hareket. Müslüman ve büyük devletin. Bu istila esnasinda Istanbul'daki âbidelerin çogu tahrib edilmis.Muhaliflerin düsmanligi son dereceyi bulmustu. Hiristiyanligin. birçok eser mahvolmus ve Türk fethine kadar bu facianin izi silinememisti. büyük bir nefret uyandirmisti. Bir grup papaz ve ileri gelenler. baska kesisler ile halkin bir kismi manastirlardan çikmiyorlardi. Genadios ile ayni fikri paylasiyor ve onunla is birligi yapiyordu. Sehirde yaptiklari yagma ve Rumlara yapilan iskenceler ile onlari her türlü haktan mahrum edisleri. can ve din hürriyetine sahip olarak Osmanli ülkesindeki rahat hayatlarini gipta ile karisik bir hayranlikla müsahede ediyorlardi. her mezhepteki hiristiyanlarin. en yüksek dereceli devlet adami olan Grandük Notaras: "Konstantinipolis'te kardinal sapkasi görmektense Türk sarigini görmeyi tercih ederim" diyordu. Ortodoks Mezhebi'ne bagli olan halkta. bazi resmî binalar. Rumlar. mezarlar soyulmus.

6 Nisan (26 Rebiülevvel) gününe tesadüf eden baska bir Cuma günü. insan tabiat ve yaratilisina son derece uygun idi. Onlar. Ama o tarihlerde hayatta olan ve gizli sirlari bilenlerden ve kerametleri zahir olan . temiz ruhlar birlikte. Cuma namazindan sonra muhasara hareketine baslanilmasini emreden genç hükümdar. onun Islâm mümessilligini ne kadar azametle temsil ettigini gösterir. Hatta bir rahibe bütün hiristiyanlarin saskin bakislari önünde mezheb degistirmeyi red ederek tamamen Islâmî olan kiyafeti kabul edip. Onun otagi yaninda yürüyüp dua etmekten bir an dahi geri kalmadilar. dogrulugun. onun hakim oldugu idare araniyordu. hacimli bir eseri dolduracak kadar genis olacagi görülecektir. konunun detaylarina girmeden vermek ve kaynaklarina dipnotta isaret etmekle yetinmek istiyoruz. KUSATMA VE ISTANBULUN FETHI Bilindigi bi Cuma. Peygamberin nübüvvetini tasdik ettigini haykirmisti. maddî kuvvet kadar mânevî kuvvetin de tesirine inaniyordu. Birbirlerini tamamlar mahiyette olan bu bilgileri kisaca ve ana hatlari ile vermek gerekiyor. bununla da yetinmeyerek "Feth-i Mübin"in muhakkak oldugunu. Iste böyle bir günde Edirne'den baslayan hareket. seyhler ve seyyidlerden meydana gelen halkadan bahseden Hoca Sa'duddin Efendi bu konuda su bilgileri vermektedir: "Ulema. Bunlar. mesayih ve seyyidler. eski âdetleri üzre ol gazi hükümdarin katinda bulunmak. ulema. Her an. Bu sebeple sultanin etrafinda. Hz. adaletin. asker arasinda gazâ ve cihadin faziletinden bahsederek onlari "Feth-i Mübin"e tesvik ediyorlardi. fetih ve zaferin nasib olmasi duasina. Zira tafsilatina girdigimiz zaman sadece bu kusatmanin. Zira Türk sarigi. Bu sebeple biz. din ve vicdan serbestisinin isareti olarak görülüyordu. Kostantiniyye fethinin Sultan Mehmed tarafindan gerçeklestirilecegini askere telkin ediyorlardi. ordusu ile birlikte edâ ettigi (kildigi) Cuma Namazi'ni müteakip baslayan kusatma ile ilgili yerli ve yabanci bir çok kaynakta bilgi bulunmaktadir. mesayih ve bunlarin talebelerinden meydana gelen bir halka bulunuyordu. Âlimler. düsmanlari olan milletler tarafindan dahi hakkin. Çünkü. genç hükümdarin. gayb ordulari ise askerin öncüsü olarak ilerlemekte idi. içinde Cuma Namazi bulundugundan Müslümanlarcaek olarak kabul edilmektedir. gaza sevabini elde etmekle yüceldiler. Devrinde hayal edilen ve arzu edilen esaslara dayanmis bulunuyordu. Sultan-i âlisan (sani yüce sultan)la at basi giderek onun * âyet-i kerimesinde belirtildigi gibi "onun verdigi nimetlere sükr ederler" derecelerine dogru yöneldiler. Tazim ve tekrim ediliyor.tercihin bu olduguna inaniyordu. Gerçekten de rehberi zafer olan bu seferde. Bu. Sultan Mehmed'in temsil ettigi idare. emel ve dileklerinin gerçeklesmesi için yakarista bulundular.

kesif bir toz ve duman bulutu içinde müthis bir gürültü ile geliyor. nokta atislari ile surlardaki muhayyel bir üçgen dövülerek. Bizans Imparatoru'na. günümüzde Topkapi denilen yerde mevzilendirildi. Üç adet büyük hücum firkasi teskil edilmis ve 14 bataryalik bir topçu parki kurulmustu. duçar oldugu canhiras feryad ve dehset. çok kisa bir mesafeden yapilan bu ilk top atesini müteakip. baska bir rivayette de Isfendiyar oglu Ismail Bey'i elçi olarak gönderip. Sahî denilen büyük top." Bizans surlari önünde saf tutan Osmanli ordusunda. günün her saatinde sasmaz bir intizam dahilinde dehset saçan bir gürültü ile agir mermer güllelerini Bizans surlarina firlatmaktan bir an dahi geri kalmadilar. Tesirin tahribkarligi derhal görüldü. Islâm askerlerine yüz akligi olmak için duaya devam ediyor ve hükümdarin emri geregince otag yaninda yürüyorlardi. Türk topçusunun harp teknigindeki maharetlerini göstermektedir. ortaçagin en büyük kalesini yikmak için yaptirdigi müthis toplari . surlara çarpip tahribatini yaptiktan sonra bin parça oluyorlardi. tasavvur edilsin. zedelenen kenarlarin üzerine. halkin mal ve canlarinin güvenlikte bulunacagini. arka ve yanlara süvariler konmustu. Schlumberger. ortasina yapilan top darbeleriyle büyük gedikler açildigi rivayet edilir. 12 Nisan'da safakla birlikte topçu bataryalari atese baslayarak. Böylece onlar da. dilekleri gerçeklestiren Allah'in yardimlarini taleb için ayni yola düstüler. piyadeler sagli sollu ayrilmis. bu fetihteki rolüne isaret eder: "Yine Nisan'in on ikinci günü büyük bombardimanin basladigi gündü. surlar bombardimana tutuldu. Simdiye kadar hiç kimsenin asla isitmemis oldugu bu harikulade top patlamalarini isiten hurafe perest (hurafelere inanan) halkin. Bu teklifin reddedilmesi üzerine. aksi takdirde harp hukukunun gerektirdigi seylerin yapilacagini bildirdi. derhal gedikler açilmaya baslandi. sayet teslim olurlarsa. Bu elem verici tarihten itibaren muhasaranin son buldugu 29 Mayis tarihine kadar yedi hafta boyunca o korkunç toplar. bu konuda asagidaki ifadeleri kullanarak Osmanli topçusunun. Asirlar oyunca nice güçlü milletlerin hücumlarina dayanmis olan bu asirlik duvarlarda. Mehmed Pasa'yi. kusatma hareketine hiz verildi. hazirliklarini yürütürken Sultan. Kisa bir zaman içinde muhasara için mevki alan ordu.Aksemseddin Hazretleri ile Akbiyik Dede." Mutlak surette galip gelmek azmiyle bütün hazirliklarini tamamlayan Sultan Mehmed. isteyenlerin bütün esyasiyla birlikte arzuladiklari yere gidebilmekte serbest olacaklarini. bin seneden beri bu sevgili beldenin maglup edilemez bir tanriçasi makaminda tuttuklari ve varligiyla magrur olduklari bu köhne surun kendilerini korumaya yetmeyecegini anladiklari zaman. Bu sekildeki bir bombardiman. Kusatilmis olanlar. tarifi imkansiz bir ye's ve kedere kapildilar. Bu gülleler. Bu bombardimanlarin çok ustalikli yapildigi.

Lodos rüzgari ve Bogaz'daki akinti sebebiyle Halic'e girmeyi basardilar. Hoca Sa'duddin bu konuda sunlari söyler: "Ulemanin ileri gelenlerinden Seyh Ahmed Güranî. baris ve anlasma yolunu benimsememislerdi. batililar tarafindan gönderilen donanmanin öncüleri oldugu sayiasi yayildi. Kostantiniyyenin fethidir" . Çandarli ile ona tabi olanlar. ülkeler hakimi sultan ile ayni görüs ve fikirde olup. Vaziyeti. Düsman gemilerinin Halic'e girmesi üzerine. Baltaoglu Süleyman Pasa'nin bütün gayretlerine ragmen. Tursun Bey'in ifadesiyle bu hadise.ile Istanbul surlari önüne gelip muhasaraya baslar. Sultan. Ümitsizlik. Bizans'ta büyük bir ümit ve sevinç uyandirdi. ortaya çikan durumdan istifade ile Imparator'la müzakerelere girisilmesi ve muhasaranin kaldirilmasi fikrini tekrar ortaya atarlar. alinmasi gereken tedbirleri de tavsiye etmektedir. bütün vezir ve komutanlarin katildigi bir Divan toplar. Sehabeddin Pasa ve Koca Turahan Bey'le Aksemseddin'in ve Sultanin hocasi Ahmed Güranî (Molla Güranî)'nin yardimlari ile bu bedbin görünüsü yenmeye ve savasa devam azmini yenilemeye muvaffak olurlar. 20 Nisan'da bugday yüklü bir Bizans gemisiyle dört Ceneviz gemisi. onun yerine Hamza Bey'i tayin eder. Durumun nazikligini ortaya koymasi bakimindan kisaca bunlardan söz etmek gerekiyor. bu muvaffakiyetsizligin. bozgun dogurabilirdi. alinan tedbirlerle Müslümanlarin lehine tecelli edecektir. tesci' edici sözleriyle askerin cesaretini yükselttiler. kendisini bütün mukadderatla karsi karsiya getiren iki çetin imtihan daha geçirmisti. muhasarayi basarisizliga ugratacak büyük bir tehlike belirmisti. Aksemseddin tarafindan Pâdisaha sunulmus olan bir mektup. "ehl-i Islâm arasina fütur ve perisanî saldi. Bu basari. bu durumu hazmedemeyerek Baltaoglu'nu komutanliktan azlip. Genç hükümdar için durumun ne kadar nazik bir hale geldigini tasavvur etmek mümkündür. Bu gemilerin. Bunlar. 6 Nisan . Istanbul surlari önünde. Orada.29 Mayis arasinda 54 gün süren kusatmanin tafsilatina girmek istemiyoruz. Ancak. Fetih alâmetleri belirdigi sirada isten el çekmek vazife anlayisina sigmaz diyerek zaferleri gölge edinen askerlere nasihatlarda bulundular ve tatli bir dille "sonra Rum ülkesi size açilacaktir" hükmünde belirtilen gerçek vaadi hatirlatarak "büyük savas. Gerçekten. Amma ma'nide âyet-i kerimesinin isaretine uygun olarak bu hadise. O zaman. Fâtih ünvanini alacak olan Sultan Mehmed. Çandarli Halil Pasa'nin eski rakibi ve fetih fikrinin kuvvetli müdafii Zaganos Pasa kurtarir. hisimla atini denize dogru süren ve kaftani islanincaya kadar denize girmis olan genç hükümdar. büyük seyhlerden Aksemseddin ve makami yüce vezirlerden Zaganos Pasa. Mektup. umumî bir hayal kirikligi dogurdugunu ve zaferi süpheye düsürdügünü isbat etmektedir.

Imparator'un gönderdigi elçilere: "Ya ben Bizans'i alirim. O dönem tekniginin bir harikasi kabul edilen bu köprü. Fâtih Sultan Mehmed'in karsilastigi ve âdeta imtihan edildigi buhranli ikinci hadiseye geçmeden önce. saglam dösemeli bir köprü kurdurdu. Solakzâde bunu "Himmet-i merdân ile Besiktas dedikleri yerden Kasim Pasa deresine dogru. Havan toplari döktürdü. Halic'e denizden girmenin imkansizligi yüzünden 50-70 kadem uzunlugundaki 15-22 sira kürekli 70 kadar gemi. Bunun üzerine ince donanmanin Halic'e karadan geçirilmesi genç hükümdar tarafindan düsünülmüstü. Fâtih. balistik hesaplarini bizzat yaparak tecrübelerinde bulundu. Bu sevkiyat yapilirken Beyoglu tepelerine yerlestirilen bataryalarla Haliç'teki Bizans donanmasi taciz edilip hareketsiz birakildigi gibi surlarin etrafinda da bombardimana devam edilip. kusatilanlarin bütün ümitlerini kirmak için bu ise tesebbüs edilmistir. hayret ve dehsetle bu manzarayi seyre baslamislardi. Bu sekilde. ihtiyaç karsisinda büyük dehâsinin yeni bir kesfini de ortaya koydu. bir rivayette yelkenler açarak yürüttüler ve gemileri birbirine baglayarak üzerine metrisler koydular" cümleleri ile anlatir. en agir sartlari kabul ederek baris teklifinde bulunmaya zorladi. Haliç tarafindan da tazyiki için limana girise mani olan zincirin kirilmasi denenmisse de basari saglanamamisti. Bura sakinleri. Beyoglu sirtlarindan ve Galata surlarindan asirma atislarla Haliç'teki düsman gemilerini batirmaya basladi. ya Bizans beni" diyecek kadar. Haliç'te yelken açtigini gören Bizanslilar. dag parçasi gibi gemilerin altina rugan (yag) ile terbiye olunmus kütükler döseyip. Sabahleyin 70 parça kadar geminin. onun düsmani olan ve Fâtih'i sahsen taniyan . Rumlarin mâneviyatlarini yeniden ve esasli bir sekilde sarsti. Böylece yeni bir cephe açilmasi ve Bizans'in her taraftan sikistirilmasi. Galata. Fakat Fâtih. 22 Nisan gecesi sabaha kadar Halic'e geçirildi. iyi bir sekilde gizlenmisti. Türklerle dost olmakla beraber geceleri de Bizanslilara yardim etmekteydiler. fetih isinde azimli oldugunu ve teslimden baska bir teklifi kabul etmeyecegini bildirmisti. O sirada. Cenevizlilerin elinde bulunup ayri bir kalesi vardi.gerçeginden hareketle ortaya konan gayret ve ihtimami bir bir gazilere anlattilar. Onlarin. karadan gemi yürüterek denize indirme teknigi büyük bir basari idi. Bizans Rumlari arasinda da "Gemilerin karadan yüzdürüldügü görülünceye kadar Istanbul'un zaptinin kimseye müyesser olmayacagi" hususunda bir inanç ve anlayis bulundugundan. Imparator'u. bununla da kalmadi." Bizans'in. esas faaliyet. Gemilerin Halic'e indirilmesinden sonra Defterdar ile Kumbarahane Iskelesi arasinda bin kadar duba üzerine. bes askerin yan yana yürümesine imkân verecek ve top geçirilebilecek sekilde muntazam.

tekbir seslerini. Ve gemileri dalgalar yerine. O. düsecegi gününe kadar Haliç'te büyük bir Venedik gemisinde bulunarak. Her birinin bas tarafinda bir kaptan ve arka tarafinda bir dümenci oturuyordu. Bu gemilerin. sevinç nârâlarini ve davul âvâzelerini uzun uzun anlattiktan sonra "Bu gemilerin. mümkün oldugu kadar düzelttiler ve makaralar ile gemileri denizden karaya çikardilar. Bu yolu. Bu yeni Makedonyali ve bana kalirsa neslinin en son pâdisahi olan Mehmed. geçidin (Bogaz) mukaddes agzindan çekerek. . olup bitenleri yakindan takib etmis olan vak'anüvis Nicolas Barbaro. Bunlar arasinda iki sira kürekli kadirgalar da vardi. taifelerin sevk ve setaretini. Keyahsar'i da geçti. Ve hakiki altin gibi parlayan Atina'yi (burada kastedilen Istanbul'dur) yani dünyayi tezyin eden (süsleyen) sehirlerin kraliçesini feth etti. Galata'nin diger cihetinde ve Kosmidion denilen yerin karsisindaki Haliç sahili arasinda bulunan ve Galata'nin arkasinda olan ormanlik dag yolunun düzeltilmesini emr etti. Ben bunu. Elispondos (Çanakkale Bogazi)'u geçti ve Atinalilara maglub olarak muhakkar (hakarete ugramis) bir halde geri döndü. kara yolu ile. yelkeni harekete geçiriyordu. biri de davul. Eger bu harikulade olayin meydana gelmesinde hazir bulunmamis olsaydim. Bir digeri de elinde küregi tutarak. daglarin tepelerinden geçirdi. kusatma altina girdigi günden. Muvafik rüzgarin esmekte oldugu sirada. söyle diyor: "Pâdisah. buna inanilmaz ve garip masallar gibi görünmüs olacak olan diger rivayetlere de artik inanirim" der. Mehmed ise. Binaenaleyh bu. Keyhüsrev'in Athos dagini yarmasinda gösterdigi cearet ve fedakârligin kat kat üstünde bulurum. Galata'nin sark tarafinda ve Çifte sutun altindaki cihette olan yer ile. cesurâne ve cür'etkârane bir planin tatbik ve icrasini düsündü. karada yürür gibi bu köprü üstünden karsiya asker geçirdi. Bunlari bizzat gözlerimle gördüm.Halic'e nakl olunmalarini emr etti. baska birisi de borazan çaliyor ve denizcilere ait sarkilar okuyordu. Böyle bir harikayi kim gördü ve kim isitti? Keyahsar (Keyhüsrev) denizde köprü insa ederek." Istanbul'un. sanki denizde imis gibi karada hareketleri hadisesini gözleriyle takib etmemis bir kimse için bunun. Gemiler çekiliyordu. Bu gemilerin sayisi seksen idi.Bizans imparatorluk prensi meshur tarihçi Dukas'in karadan yürütülen gemiler ile pâdisahin bu husustaki faaliyetleri hakkindaki düsüncelerini buraya almayi faydali buldugumuzu belirtmek isteriz. ormanlari ve dereleri asarak. Bu suretle emir icra olundu. inanilmayacak kadar garip bir manzara oldugunu tekrar ederim. efsanevî mes'ale isigi altinda gemilerin. karayi denize tahvil etti (çevirdi). Geri kalan gemileri orada biraktilar. dag ve tepelerden geçisinin dehset saçici cereyanini. denize varincaya kadar karadan geçiyorlardi. Zira Keyahsar. karayi denizde oldugu gibi geçti ve Bizanslilari mahv etti.

yardim yapilsa bile önemli olamayacagini söyler. Tekrar mirildanmalar basladi. naiplikten çekildigi ve Ladislas'in kral oldugu ögreniliyordu. genç hükümdara bildirilir. Izladi. Papa da kendi hesabina bes kadirga techiz ettirip yola çikarmisti. Basindan beri kusatmaya karsi gibi görünen Çandarli. 7 Mayis'ta hazirladigi bir donanmayi G. Venedik. Mayis sonlarina dogru kendisini göstermisti. Gerçekten. Osmanli karargâhina gelir. Bati devletlerine ait bir filonun da Bizans'a yardima gelmekte oldugunu bildirir. vezir-i azam ve onun yaninda bulunan iki vezirle görüsür. Buna karsilik Zaganos Pasa. daha önce görmüs oldugu üç Haçli seferinin tehlikelerini yakindan bildigi ve Bati Hiristiyanlarinin yeni bir Haçli seferi düzenlemelerinden korktugu için. Macar heyeti. Bu yüzden Jan Hunyad. Yildirim Bâyezid'in akibetini. bu faaliyet ve hazirliklardan habersiz kalmasina imkan yoktu. muhasara esnasinda karsilastigi ve âdeta imtihan edildigi ikinci önemli hadise. Bati devletleri arasindaki rekabetin bu yardima engel olacagini. 26 Mayis) bir Macar heyeti. Istanbul'a yardim yapilamayacagini. Sultan Mehmed'i düsündürür. 27 Mayis aksami bir meclis toplayarak vaziyeti görüsür. bunun da daha büyük bir felakete sebep olacagini söyler. Loredano komutasinda Ege sularina göndermisti. Sultan Mehmed'le üç seneyi kapsayacak sekilde yapmis oldugu mütarekenin. Bati hükümdarlarinin birlestikleri. Zira idareyi genç krala devr etmekle imzalamis oldugu ahidnâmenin geçersiz oldugunu ve bu yüzden onu geri isteyerek ve Osmanli hükümdarinin ahidnâmesini de iade ediyordu. Gerçekten de Istanbul muhasarasinin sonlarina dogru (25. Tâcîzâde'nin ifadesiyle: "Te'hir olicak mebada derya yüzünden dahi küffardan muavin gelip halka zaaf-i kalb târi olmaga sebep ola". Varna ve Ikinci Kosova muharebelerini hatirliyordu. Sefir. Vezir-i a'zam Halil Pasa. Özellikle Hiristiyan Bati'nin birleserek Müslüman Türkleri Balkanlardan atmak üzere harekete geçebileceklerini. Hunyad'in sehri kurtarmak üzere kuvvetli bir ordu ile yolda oldugu ve büyük bir Haçli donanmasinin Agriboz'a veya Sakiz Adasi'na ulastigi sayialari yayilip büyük bir endiseye sebep oldu. Bu heyet vâsitasiyle. Hemen hemen bütün kaynaklarin belirttigine göre o günlerde Osmanli ordugâhinda. ahidnâmesini geri istiyordu. Bir gecikme. Zira o.Fâtih Sultan Mehmed'in. Bizans'in lehinde hareket edip onlarin yaninda yer alacaklarini bildirir. Kuvvetli bir casus sebekesine sahip olan Osmanli hükümdarinin. Aksi takdirde Macarlarin. Macar elçisiyle olan görüsme. Macarlarin Rumlara yardim edeceklerine dair olan tehdidi ve bir Bati filosunun yardima gelecegi sözleri. efendisinden aldigi talimat üzerine. pâdisahtan Istanbul kusatmasinin kaldirilmasini ister. Jan Hunyad'in. hakli çikacak gibiydi. Öbür tarafta Karamanoglu. . Macar elçilik heyeti. sonucu çok tehlikeli ve mes'um neticeler dogurabilirdi. Bunun üzerine. Venediklilere verdigi söz üzerine Istanbul surlari önünde herhangi bir gevseme halinde harekete geçmeye hazir bulunuyordu. imparatorun agir bir vergiye baglanarak muhasaranin kaldirilmasini teklif eder.

toplar döktürmüs. Seyh'in basi secdeden kalkar. bazi dedikodulara sebep olmustu. herhalde Sultan Mehmed üzerinde tesirli olmustur. Gerçi. Sultan Mehmed ile Aksemseddin arasindaki ilgi. Bu arada muhasaranin uzamasi. cepheden cepheye at oynatan. sehri alacaksin" diyen ses. Benimsenen bu görüs üzerine. yatagini asmis sel gibi. "Bâhusus. Iste biçagin kemige dayandigi bu çok nazik demde. Fetih esnasinda. kafasi ve bedeniyle de en agir ve zorlu yükü tasiyan pâdisahin bir dinamo gibi zaman zaman bosalir olan mâneviyatini besliyor ve takviye ediyordu." . Elhamdülillah" diye Cenabu Hakk'a sükr etmeye. Veliyüddinoglu Ahmed Pasa'yi. Papa'nin da Avrupa'li kuvvetleri. Genç hükümdar. dinç. Ak Seyh de kendi kendine "Elhamdülillah. su ifadelerde açiklik kazanir. genç. Bu esnada çadirin bir yanindan etegini kaldirip içeri bakan genç adam. genel bir hücuma karar verilir. Pâdisah da endiseli ve sikintili idi. tekbir getirmeye baslamis bulunmakta idi. Son olarak yapilacak hücumun neticesine kadar Macar elçisi iade edilmeyerek alikonuldu. sehre yardimci olmak üzere gönderme ihtimallerinin kizistigi bir gerçekti. kapida bulunan nöbetçi: "Içeri kimseyi komayasuz diye siparis olundu" diyerek delikanliyi Ak Seyh'in yanina almaz. tesvik ve sabri tavsiye hususu. merakla babasinin çadirina geldigi vakit. babasinin mustuladigi an gelip çattigi halde. Bu esnada da ordu. Ancak Aksemseddin'in sebat ve hücum edilmesi ile ilgili mektubu ve manevî tebsirati havi yazisi. Ne ki genç hükümdarin kulagina durmaksizin "Korkma. tasa köpüre sehre girmekte. nizamli ve talimli ordusuyla karalari denizlere çevirtmis. Bu uzun niyaz ve yanik münacattan sonra. Venedik veya Papa'nin donanmasinin Sakiz'a geldigi haberi alinmisti. pâdisahin gazabindan korkarak. Ama yine de Bizans surlarina çarpip püsküren ve uzadikça uzayan muhasaradan da zaman zaman ümitsizlige düser gibi oluyordu.Onun bu görüsüne bazi ümera ile ulema ve Aksemseddin istirak ediyorlardi. pâdisahin. denizleri tutusturtmustu. ona her zaman deste ve yar olmakta bulunuyordu. fetih haberinin gelmemesi üzerine. Ak Seyh'in çadirina niyaz ve sual babinda göndererek seyhinden fethin gününü. fetih tarihinin iç yüzünü idare eden Aksemseddin. sihirbaz kudretiyle kal'alar kurdurmus. babasinin basi secdede. Seyh'in ogullarindan biri. Ama bir türlü neticelenmeyen kusatma ve Ortodoks kiliseninin son ve tek ümid olarak Katolik kilisesine boyun egmesine karsilik. Fakat. donanmasina bir gecede daglari asirtmis. hatta saatini ve sehre girilecek noktayi ögrenmis görüyoruz. göz yaslari ve enin ile aglayip yalvarmakta oldugunu görür.

harp hazirliklarini tamamladiktan sonra sehre bir elçi göndererek Imparator'a "sehri menkul serveti ve yakinlari ile terk edebilecegini" bildiren bir mesaj gönderdi. Bizansli muharipler. her zaman muhterem sayilacagini" bildirdi. Kur'an'da Istanbul'a isaret ettigi kabul edilen * "beldetün tayyibetün" lafzinin "ebced hesabi" ile içinde bulunduklari 857 hicrî senesini isaret ettigini söyleyen Aksemseddin. devamli mesgul edilerek yorgun birakiliyorlardi. asker içinde zaten coskun bulunan hücum ve kazanma halet-i ruhiyesini. mânevî tebsirlerle bir kat daha artirdilar.Aksemseddin ile Fâtih arasindaki münasebetlere temas etmis olmakla birlikte. Buna karsilik Zaganos Pasa ile hem tib hem de manevî ilimlerde derin malumata sahip bulunan Aksemseddin. Fâtih'in baskanliginda toplanan bir harp surasinda uzun münakasalar yapilmisti. bu sebeple "feth-i mübin"in muhakkak bulundugunu. Bu esnada genç hükümdar da münadiler vâsitasiyle orduya tebligatta bulunarak "ilk defa sura çikacak olan askerlerin rütbelerinin artirilacagini. Bütün bu görüsmelerden sonra meclis muhasaraya devama karar vererek dagilir. bütün ulema. kiyamete kadar baki olacak bulunan Devlet-i Âl-i Osmanî'de. Zira bütün teklif ve çabalara ragmen Bizans teslime yanasmadigi gibi. Türk ordusunda "Mum donanmasi" denilen ates ve isik senliginin icrasi ile geçti. maddeten de hiç bir gücünün kalmadigini. Istanbul'u tamamen kusatan Türk deniz ve kara ordusunda . mesâyih ve gazi dervisler. Bunun için 27 Mayis'ta." Bundan sonra. Bizans'in mânen tefessüh ettigini. bu sebeple kat'i neticenin alinmasina kadar muhasaraya devam edilmesini istediklerine temas edilmisti. Fâtih'i zor durumda birakacak bazi tesebbüslerde de bulunuyordu. eline hükm-i serif sadaka olunarak (verilerek) tâ nesli munkariz oluncaya degin evladinin. Imparator bu talebi reddedince Fâtih. Vezir-i a'zam Halil Pasa'nin muhasarayi kaldirma taraftari oldugunu bu surada açikça söyledigine daha önce isaret edilmisti. Istanbul'a hakim olan devletin hem Islâm. derin bir vecd ile dile getirir. bütün orduya tellallar çikararak genel hücumun yapilacagi günü tesbit etti. Rum halkin büyük bir kismi ile bazi ileri gelenlerin Osmanli idaresini bir kurtarici olarak kabul ettiklerini. daha önce toplanmis bulunan harp meclisinden kisaca söz etmemiz gerekiyor. Sehrin diger bütün menkul servetini ve mahsurlarini ganimet olarak size birakiyorum. hem de Hiristiyan dünyasinda büyük bir manevî nüfuza sahip olacagini. fethin. yemin ederek askerlere söyle dedi: "Bu muharebede kazanç olarak yalniz sehrin binalarini ve surlarini istiyorum. Sultan Mehmed. O. Müslümanlarin 850 senelik en büyük idealleri bulundugunu. Peygamberin ashabindan ve hicret esnasinda kendisini Medine'de evinde misafir etme serefine nail olan Ebu Eyyub el-Ensarî'nin kabrini kesf ettigi gibi. Bu esnada Osmanli toplari surlari dövmeye devam ediyor. Fetih sabahinin gecesi. Hz.

ezanlar okunmaya baslandi. Kalmasi hususunda israr eden Imparator'a "Allah'in. Bu sirada Ulubatli Hasan adindaki muazzez nefer. Türklere açmis oldugu yolu takip edecegim" cevabini verdi. Islâm'in mukaddes serefine mazhar kilan medhiye-i Resulullah'a** kavusmanin verdigi heyecanla sükür secdesine kaparak Cenab-i Hakk'a hamd eder. hep birden sehir üzerine çevrilerek ateslendi. Hz. Bu sirada. mes'aleler ve atesler yakilarak Kostantiniyye (Istanbul) bir isik çenberi içine alindi. önce Osmanli ordusunda yangin çiktigini zannederek sevinecek. Hz. artik Osmanli'ya mukavemet edilemeyeceginin bir ifadesi idi. askeri tehyic edici sözlerle. Toplar. ayrica devletini. Ordu. fenerler. asirlardan beri hayal ettigi mukaddes bir rüya gerçeklesiyordu. Aksemseddin ile Molla Güranî ates hattina girerek. Sonra otag-i hümâyununa çekilerek devlet erkâninin tebriklerini kabul eder. surlardaki bayraginin indirilip yerine Osmanli bayraginin dikilmesinden sonra. Bu. Bu esnada Bizans. sehri koruyan gruplarla birlikte Bizans Imparatoru da öldürülmüstü. O. . tekbirlerle Topkapi suruna sancak dikti. elinde kiliç ile Topkapi gedigine saldirmisti. ayakkabisindan taninmisti. atindan inerek. etrafi kesif bir duman ve barut kokusu kapladi. Bizzat genç hükümdar dahi. surlardaki bu manzarayi görünce. gazâ yolunda sehidlik mertebesine ulasmayi taleb ile askere önderlik edip örnek olmuslardi. Fâtih. tatli bir ahenk meydana getiriyordu. 20 Cemaziyelevvel (29 Mayis) Sali sabahi ezan ve namazdan sonra. Ulubatli. hem de denizden bütün cephelerden harekete geçti. Isik ve seslerden meydana gelen bu ugultuyu gören Bizans. fakat kisa bir müddet sonra. Bizans'in. Peygamber'in medih ve senâsina nail olmanin verdigi bir sevinç. Ilk hamlede iki bin merdivenle 50 bin yigit ileri atilmis. Peygamberin müjdesine mazhar olarak 30 kadar arkadasiyla sehâdet mertebesine ulasti. Böylece Islâm dilâverlerinin ve Oguz kavminin. Türk ordusunun büyük ve tarihî hareketi basladi. ortaligi inletiyordu. Ayasofya'da Imparatorun da hazir bulundugu son bir âyine katiliyordu. Bu âyin. Gecenin karanligini yirtan bu isik çenberi ile tekbir sesleri. vatanini müdafaa için ölen bu serefli askerin cenazesine saygi göstererek onu merasimle defn ettirdi. harbin en siddetli aninda. Askerin hep bir agizdan getirdigi tekbir ve tehlil sedâlari. Sultan Mehmed Han. gemisine çekilmek ister. Bizanslilarin Ayasofya'da icra ettikleri son âyindi. bunun bir donanma oldugunu anlayinca derin bir ye's ve ümitsizlige düsecektir.* Bu sirada Osmanli sancaginin surlarda dalgalandigini gören ve daha önce yaralanmis bulunan Latin komutani General Giustiniani.kandiller. hem kara.

yeni bir çag açiliyordu. Fâtih de Hak Teâlâ Hazretlerine hamd ve senâdan sonra hutbeyi okur."* Osmanli ordusunun sehre girip hakim olmasi üzerine bileginin gücü ile Fâtih ünvanini almaya hak kazanmis olan genç serdarin da sehre girdigi görülür. hocalari.Istanbul'un fethi. Fâtihâne bir ihtisam ve büyük tezahüratlarla sehre girmis olan pâdisah. . o günü su ifadelerle tasvir eder: "O gün. vezir. Fâtih ünvanina hak kazanan büyük türk. Fâtih Sultan Mehmed Han damgasini basmisti. solak. O. böyle essiz bir sabahti. Fâtih. her zamankinden daha parlak dogan günes. Gerçekten de sehrin düstügünü gören Sehzâde Orhan. henüz 21 yaslarinda çok genç bir pâdisah olarak. fetih hakki olarak câmiye çevrilecekti. cihanin incisi Kostantiniyye'ye sel gibi akan sanli Türk ordusunu sicak bir içtenlikle kucaklayip üzerine mukaddes nurlar saçiyordu. Bizanslilarin yaninda kendisine karsi surlar üzerinde savasmis olan bu Osmanli sehzâdesinin ölümü ile Yildirim Bâyezid'in ogullari arasindaki taht kavgasi kesin olarak sona ermisti. devlet ricali. Avrupa barbarlari dahil. dervisler. sehrin zaptini müteakip Sehzâde Orhan'i aratti. kalenderîler ve erler bulunuyordu. Yaninda. Hiristiyanligin sarktaki merkezini teslim almak üzere. 302) dedigi gibi. göz kamastirici altin sarisi isinlari ile âdeta Islâm'in zaferini kutluyor. askerlerine. Ölü veya diri getirene büyük mükâfatlar vaadetmisti. Aksemseddin de Cuma namazi kildirmisti. âlimler. Aksemseddin Hazretleri. Tursun Bey'in ifadesiyle haraba yüz tutmus olan Ayasofya. sipah ve yayalardan baska.** Fâtih Sultan Mehmed. fetihten sonra Bizans ahalisi hakkinda Hiristiyan dünyasinda esine rastlanmayan bir müsamaha hareket etmisti. Sultan Fâtih'in koluna girip minbere çikartarak hutbe okumasini istemis. genç sultan için ayni zamanda saltanatinin da fethi olmustu. bütün cihana saskinliktan küçük dilini yutturup. Ayasofya'da iki rekaat sükür namazi ile ikindi namazini kildiktan sonra mâbedin üç gün içinde bu mâbedin Cuma namazi için hazirlanmasini emreder. Rivayete göre Fâtih Sultan Mehmed. Ayasofya'nin önünde atindan inmis ve mâbedin esiginde sükür secdesine kapanmisti. 29 Mayis 1453 sali sabahi. Hammer'in (II. rakipsiz kuvvetiyle. apayri bir özellik tasiyordu. mukavemet edenlerden baskasinin öldürülmemesini. surlardan atlayarak vefat etmisti. Feth-i mübinin gerçeklestigi 29 Mayis 1453 Sali sabahini anlatan bir yazar. Cuma günü. seyhler. emîr. Iste o mukaddes Sali sabahi. essiz dehasi. muhakkak ki bir baska sabahti. Bu parlak ve essiz ilkbahar sabahinin cihan tarihindeki yeri ise. Zira o mukaddes Sali sabahi ile bir çag kapaniyor. Bütün bunlarin yaninda özellikle saginda ve solunda Aksemseddin ile Akbiyik sultanin bulunmasi dikkat çekiyordu. Bu yeni çaga.

bilin ki. bir yazarin ifadesi ile yeni sahipleri olan Müslüman Türkler sâyesinde "ba'sü ba'de'l-mevt"e. Bundan sonra ne yikilan saraylar bir daha yapilmis. gerekse sehirdeki diger kiliselerde bulunan esya fetihten önce alinip paraya tahvil edilmisti. orada hazir bulunan gazilere sesini yükseltip "Ey gaziler. oyun ve eglencelerden sonra. Istanbul. Allah'a adanmis kutsal esyalarin kiliselerden alinip paraya çevrilmesini emretmisti. Insallah cümleniz magfursunuz. onlara hukukî beratlar verdi. vahset ve zulüm ile ezilen bu sehir. bu zengin ve mamur beldeyi sefil ve yoksul bir harabeye çevirmislerdi. ziyafet. Böylece gerek Ayasofya. gazilere seref ü san. üç gün üç gece süren senlik. sehir disina kaçanlarin tekrar evlerine dönebileceklerine de müsaade etmisti. bir daha belini dogrultamayacak bir hale gelmisti. Fethi takib eden ilk Cuma namazindan sonra meydana gelen ikinci önemli hadise. taht çekismelerinden ve iç idaresizliklerinden faydalanarak sehri basan Haçli ordulari. basardigi büyük iste. ne tahrib edilen âbideler bir daha yerlerine getirilebilmisti. Zira Comnene'ler devrinde. Fâtih. Osmanlilarin eline geçtigi zaman perisan ve harab bir vaziyette idi. Latin Kilisesi ile birlesme taraftari olmayan ve bu birlesmeye muhalefet ettigini daha önce gördügümüz Gennadius'u Patriklik makamina getirmek suretiyle . diyerek gâzilerin tamamini sehrin imarina ve amme müesseseleri kurmaya tesvik etmis olmasidir. askerlerin maasini verecek parasi olmadigi için kral. sadece esir edilmelerini istemisti. Hiristiyan Avrupa idi. Ok Meydani'nda yapilan fetih ve zafer alayidir ki. mülk ve arazi dagitmistir. Bu arada Sultan Fâtih. ne yagmalanan kiliseler bir daha doldurulabilmis. onu Rumlara teslim ederek inançlarina göre defn etmelerini saglamisti. tebeama fahr ü sükran" dedikten sonra asker ve sivil yüzbinlerce kisiye zafer hediyesi olarak mal. fetihten sonra Galata'daki Ceneviz kolonisini de teslim alarak. Böylece sehir. Yarim asirdan fazla süren kan kokusu içinde. Ama gazâ malini israf etmeyip hayir ve hasenatta sarf edin. ne kaçirilan sanat eserleri. Daha önce de temas edildigi gibi o. Öyle anlasiliyor ki sehir ve mabedlerin yagmalanmasi bir bakima Imparatorun eliyle de oluyordu. "Sühedaya rahmet-i Rahman. çevresinin yardimlarini unutmayan pâdisah. Fakat bu noktada da mühim olan yine Aksemseddin'in. Rumlardan. Nitekim Istanbul fethine tanik olan Bizansli Yeorgios'un verdigi bilgilere göre.emrederek. cümleniz hakkinda ahir zaman peygamberi " Ne güzel askerdir onlar" diye buyurmustur. Pâdisahiniza da itaat ve muhabbet eyleyin. Imparator'un cesedini buldurmus. devletin. bir yeni dogusa ugramak talihine ermis bulunuyordu. Fakat bu tahribat ve yoksulluga sebep olan Müslüman Türkler degil.

bir buçuk asirdan beri zaman zaman kileselerin birlesmesi için Papa'ya yapilan müracaat kapisini tamamen kapatmisti. Papa'nin. Yildirim'dan beri kullanilan "Sultan-i iklim-i Rûm" tabiri. ister sapkali bulunsun. Bu hareketiyle Osmanli Devleti. Roma'ya hakim oluyordu. Bu sebeple kendisine "Roma Cihan Imparatoru" denebilirdi. Böylece Fâtih. Bununla beraber. Osmanli Devleti'nin bu ince hesapli siyaseti. hukuken onun ülkesi sayilirdi. Roma âleminin hükümdari idi. Is bu kadarla da bitmemis. yani Ortodoks kilisesinin. Bu âlem. ister Hiristiyan olsun. Istanbul fethinden sonra ilim ve faziletle taninmis olan Gennadius'u Rumlara Patrik olarak tayin etmis ve Patrikhâne'ye Bizans imparatorlari zamanindakine benzer selâhiyetler vermisti. Bu tasdikin. devlet. Istanbul'un fethi ile Ortodoks dünyasi tarafindan da kabul edilip tasdik edilmis oluyordu. Papa V. Sark. Istanbul'un. Eflâk ve Güney Arnavutluk'taki Ortodokslari samimi olarak kendi idaresine baglamisti. tedricen de olsa aklî muhakemenin almis olmasi yüzünden birçok devlet. fazla bir alaka uyandirmadigi gibi. Gerçekten de Istanbul'u fetheden Türkler. yapmak istedigi ve yeni bir Haçli Seferi için saga sola bas vurmasi sonuçsuz kalmisti. Roma'yi elinde bulunduran ister Müslüman. gerekse artik Hiristiyanlik taassubunun yerini. Osmanli hükümdari. bu hareketiyle Dogu Hiristiyanligini Katolik Roma'dan tamamen ayiriyordu. Papa'nin bütün Hiristiyanlari silaha sarilmaya davet eden 30 Eylül 1453 tarihli beyannâmesi. Sirbistan. ister kavuklu. Bizans Imparatorlugu zamanindaki bütün haklarini tanimak suretiyle Rumlari memnun etmis ve onlari müteaddid müzakerelere ragmen bir türlü yanasmak istemedikleri Garp (Katolik) Kilisesi'nin nüfuz ve hakimiyeti altina düsmekten kurtararak eskisi gibi kiliselerinin istiklâlini emniyet altina almislardi. Osmanlilar aleyhine harekete getirmek istedigi . gerek Balkanlar'da kendi idaresi altindaki ve gerek Mora. Böylece. yararimiza olmustur. Böylece Hiristiyan dünyasindaki iki kilise ayirimini desteklemis oldu. Nitekim. Bu sebepledir ki. Nikola'nin. Buna kendi gücünü de katarak asirlardan beri dogu dünyasinin Roma'liya karsi gösterdigi reaksiyonu âdeta yeni bir senteze kavusturuyordu. Fâtih. Merasimle bu yeni Patrige mürassa bir asâ ve at hediye edip iltifatlarda bulundu. gerek Osmanlilarin büyük bir cihad ruhu ile askerî güce sahip olmalarinin etrafa verdigi korku.Ortodokslari himayesi altina almis oluyordu. Nitekim. kuvvetli oldugumuz devirlerde de Patriklik makaminin bizde bulunusu. ayrica Güney Avrupa memleketlerini hayret ve dehsete düsürmüstü. Bu anlayistan hareketledir ki. 29 Mayis 1453 (20 Cemaziyelevvel 857)'de Osmanli Türkleri tarafindan feth edilmesi. Avrupa'yi ve özellikle Papa ile Napoli Kralligini. sesini çikaramaz hâle gelmisti. Galata'daki Cenevizlilerle Galata halkina da bir fermanla teminat vermisti. Avrupa fetihlerinde büyük faydasi görüldügü gibi.

Resûlullah (s. fetihten sonra Fâtih ile Duka arasindaki konusmayi verirken sunlari söyler: "Büyük Duka gelip etek . Hiristiyan Bati dünyasinda beklenmedik bir felâket olarak kabul edilen Istanbul fethi. Fâtih'ten önceki Osmanli hükümdarlarinca da kusatma altina alinmisti. bazi Arnavut kral devlet ve senyörleri. Bagdad ve diger Müslüman sehirler ile ülkelerde merasimler tertiplenip kutlama törenleri yapilmisti. Istanbul'un fethinden dolayi bu kadar sevinmesinin sebeplerini. Islâm dünyasinin. önce Emevîler. Misir. çok derinlerde aramak gerekir. Güney Hindistan (Behmenî) Sultani Alaeddin II. Haçli sürülerine karsi Islâm'i. Bu andan itibaren bütün Islâm dünyasi. bir bakima genç Sultan için saltanatin da fethi olmustu. çesitli sebeplerden dolayi kendisine kizdigi Çandarli Halil Pasa'yi vezir-i azamliktan azl eder. peygamberlerinin. Selçuklu ve Osmanli devirlerinde serefle müdafaa etmis olan Türk milleti. Osmanlilarin Enez zaferinden sonra 1454 senesi ilkbaharinda göndermis olduklari elçileri vâsitasiyla Istanbul fethinden dolayi Osmanli hükümdarini tebrik ediyorlardi. Zira bu sehrin fethi. Bu sebeple Memlûk Sultani. Mora. Ahmed Behmen Sah (1435-1457) da elçiler gönderip Fâtih'i tebrik edenler arasindaki yerini almisti. Keza. Peygamber. bütün Müslüman dünyasinin sönmez ve eksilmez muhabbetini kazanmisti. Çünkü bu. Bosna. Istanbul'un fethi. Peygamberin vefatindan kisa bir müddet sonra.Adalar halki ile Balkan yarimadasi'ndaki despotluklar ve bu meyanda Sirp. Hz. henüz 21 yaslarinda bulunan genç Osmanli hükümdarina nasib olmustu. Kahire'de bulunan Abbasî halifesinin emriyle camilerde Müslüman Türk sehidlerine dua edilmis ve Fâtih'in ismi hutbelerde zikredilmisti. Bunun içindir ki. daha sonra da Abbasîler tarafindan defalarca muhasara edilmesine ragmen ele geçirilemeyen Istanbul.v. bu olayda basari saglayan. bu fetihle. tebsir etmisti. Bununla beraber fetih basarisi. Nitekim Bizans Tarihi adli eserinde Dukas.a. onun müjdesine nail olacakti. Hatta Bizansla isbirligi ettigine dair rivayetler de vardi. Istanbul Fâtihi'ni ve fethi basaracak olan orduyu.)'in hadiseleri ile ta'ziz edilmis olan Fâtih Sultan Mehmed ve ordusu. Islâmiyetin büyük bir temsilcisi olarak kabul etmeye baslamisti. Kur'an-i Kerim'deki "beldetün tayyibetün" âyeti. Bu hedefe ulasmak gerekiyordu. Zira onun hakkinda ortada çesitli söylentiler dolasiyordu. büyük bir tebcile layik görülmüslerdi. Hz. Eflâk. Bu sirada Fâtih. Ayrica. Peygamberlerinin müjdesine (tebsirât) mazhar olan Osmanli Devleti'ni. Sam. Fâtih'e elçi göndererek kendisini tebrik etmisti. zafernâmelerle Islâm dünyasina bildirilmisti. "Ebced Hesabi" ile "Feth-i Mübin"in hicrî tarihini gösteriyordu. asirlarca önce haber verdigi bir olayin gerçeklesmesi demekti. Müslümanlar için önemli bir hedef haline gelmisti.

Genç hükümdar. O. bahçeler. "Pâdisah. mülkler verelim" dediler.öptükten sonra Pâdisah ona dedi ki: "Sehri teslim etmemekle iyi bir is yapmadiniz. "korkma. Pâdisah yine emr etti kim. Patrik. ne kadar kimse esir oldu". hatta imparatorun bile böyle bir selâhiyeti yoktu. iktisadî. Pâdisah. ne kadar hasarlar yapildi. Pâdisaha der . bosanma. Fâtih Sultan Mehmed. Bu gelen halka da evler verdiler. Bu verdikleri evleri mukataaya verdiler. kisa bir müddet sonra idam edilecektir. fetihten sonra Gennadius gibi âlim ve münevver bir Ortodoksu patrik tayin etmekle. sadece nakit paralari hazine adina alikonmustu. Ve her kim geldiyse verdiler. patrik tayini ve Istanbul'un ticarî. Ortodoksluk yavas yavas sönüp ortadan kalkacakti. Anadolu'dan getirttigi Türk ailelerini vergilerden muaf tutmak suretiyle iskân edip sehrin yeniden senlenmesini sagladi. "Hatiri olanlar gelsin evler. baglar. Öyle olunca bu halka güç geldi. adlî ve diger hizmetleri görmek için görevliler tayin ettikten ve 18 Haziran'a kadar Istanbul'da kaldiktan sonra Edirne'ye döner. dönemin dil özelliklerine de dokunmadan buraya almak istiyoruz. Duka buna cevap olarak "Efendim. Pasa. ganiden ve fakirden evler sürdüler. Istanbul'u feth etti. Bu sehri mamur ettiler. ictimaî. mallari mirasçilarina birakilmis. söylenen bu sözleri Halil Pasa'ya atfetti. gelenege uygun bir merasimle pâdisahin huzuruna kabul edilerek kendisine murassa bir asâ ve at verilmisti. vasiyetnâmesinde bütün mal varliginin pâdisaha ait oldugunu bildirmekle birlikte. feth ettigi ülke halkinin geleneksel imanini kurtarmis oldu. senin adamlarindan bazilari da sözle ve mektuplarla imparatora haberler göndererek. "Kula Sahin" derlerdi atasindan kalmis bir vezir-i akil (akilli bir vezir) vardi. Sehir mamur oldu. Istanbul'u bir Müslüman Türk sehri haline getirmek için. Böylece o dönemde nasil sade bir Türkçe'nin kullanilmis oldugunu da görmüs olacagiz." Bu yüzden azledilen Çandarli Halil Pasa. Dediler ki "Bizi memleketimizden sürdünüz getirdiniz bu kâfir evlerine geri vermek için mi getirdiniz?" Bazilari avradini ve oglanini (ailesini) koyup kaçti. Ve cemii vilayetine kullar gönderdi. ölüm ve dinî ayin gibi sahsî meselelerinin de kendi cemaatlerince tedvir edilmesine müsaade edildi. aylar önce ayrildigi sehre tekrar giriyordu. Bu meyanda eski Bizans halkinin evlenme. Fâtih. sana sehri verecek kadar selâhiyetimiz yoktu. büyük bir zafer alayi ile. Sayet bu makama katoliklige meyyal bir baska ruhanîyi getirmis olsaydi. pâdisah size tahakküm edemiyecektir" diyorlardi. Bundan baska. Ve her vilayetin subasilarina ve kadilarina adamlar gönderdiler. subasiligini kulu Süleyman Bey'e verdi. Bak ne kadar zararlar. Âsik Pasazâde'nin bu konuda verdigi bilgiyi.

hâlâ o günün hatiralarini tasimaktadirlar. onlarin sehrin iktisadî hayatini ellerine geçirip bu sahada söz sahibi olmalari içindi. bahçe verilip vergiden muaf tutulmalari. günümüzde bile Aksaray. Nitekim. Her ne kadar Balkanlar'dan da nüfus nakli olmussa da bu. pek fazla bir sey ifade etmiyordu. bize bu yerlesmenin sehir içindeki dagilimi konusunda önemli ip uçlari vermektedir. bir yandan bu sürgünlerle Istanbul'un nüfusunu artirirken. Bu da biraz önce temas edilen göç uygulamasidir. Yine hükm etti: "Her ev ki verirsiniz mülklüge verin (verdiginiz her evi mülk olarak verin)" dedi. Çünkü bunlarin sayilari çok azdi. deden nice memleketler feth ettiler. Istanbul'u imar ve iskân etmek gibi büyük bir problemle karsi karsiya kaldigi anlasilmaktadir. bu yeni gelenlere çesitli kolayliklar saglamaya basladi. Istanbul'un iskâni için Anadolu'nun muhtelif yerlerinden sanat sahipleri ile muhtelif siniflara mensub Türk nüfusunu buraya celb edip iskân ettiriyordu. Fâtih. geldikleri sehir ya da kasabanin adini vermislerdir. Karaman. fetihten sonraki büyüme ve gelismesini buraya yapilan hâne nakline borçlu görünmektedir. fetih . bir yandan da fetihten hemen sonra sehirde genis bir insa faaliyetine girer. Bu hüviyet degisikligi. Seyahatnâmesinde bu yeni gelenlerin kurduklari mahallelerin isimlerini vermektedir. Kritovulos gibi çagdas kaynaklarin verdigi bilgiler ve günümüzde yapilan arastirmalar. yerlestikleri yerlere. Mescidler yapmaya basladilar. Tire. tapu) verdiler ki mülkleri ola. Ondan sonra mektuplar (yazili belge. bag." Görüldügü gibi. Çarsamba. Istanbul'un eski olan ve günümüzde bile varligini koruyan mahalle adlari. Manisa. sadece nüfusla degil. Dukas. O. Fâtih'in daha ilk günlerden baslayarak Istanbul'u canlandirmak ve senlendirmek için gösterdigi çabayi ortaya koymaktadirlar. atan. Sultanima da layik olan budur ki bunu yapmaya" dedi. Samsun. Bursa. Baska bir ifade ile Istanbul. Sehir yine mamur olmaya yüz tuttu. Daha sonra degisik tarihlerde Karadeniz sahilleri ile Karaman. Çünkü (daha önce de belirtildigi gibi) bu yeni gelenler. semt isimleri ile de olmustu.ki: "Hey devletlu sultanim. Çünkü gelenlerin yerlestikleri bu yerlere onlarin geldigi yerlerin ismi verilmisti. Aksaray. Kastamonu. Tursun Bey. O. Bu problemi çözmek ve sehre yeni bir çehre vermek için Osmanlilarin eskiden beri uyguladiklari bir yöntemle meseleye yaklastigi görülmektedir. Pâdisah da onun sözünü kabul etti. Çarsamba gibi semt isimleri. Ilk önce 5000 aile getirildi. Evliya Çelebi. Egirdir. Istanbul'un Müslüman Türk sehri haline getirilebilmesi için her imkâni degerlendiren Fâtih. Âsik Pasazâde. Nesrî. Sivas ve Izmir gibi yerlerden gelen Türk aileleri ile Istanbul kisa bir zamanda hüviyet degistirerek bir Müslüman Türk sehri haline geldi. hiç birine mukataa koymadi. Anadolu'dan getirilen Türklere ev. Harap bir sehri devralan Fâtih'in.

bütün tebeasina (vatandaslarina) özellikle de esirlere karsi çok merhametli idi. Ilk bakista bu karisikliklarin Osmanli'ya pek zarari dokunmayacak gibi görünüyor olmalari. Orta Avrupa . Böylece 13 km. Bu sebeple biz. artik Balkanlara dogru yönünü çevirebilirdi. FÂTIH'IN SIYASETI Istanbul'u feth etmek suretiyle ülkesinin ortasinda bulunan ve bir ada durumuna gelmis bulunan engeli ortadan kaldiran Fâtih Sultan Mehmed. yaptigi mücadelelerinden (Sefer-i Hümayûn) kisaca ve ana hatlari ile bahs etmek istiyoruz. Istanbul'u fethinden sonra Balkanlar'da büyük karisikliklarin meydana geldigi bilinmektedir. gerek Bati. O. Limni ve Tasoz adalari da itaat altina alindi. SIRBISTAN SEFERLERI Fâtih'in. hendeklerin temizlenmesi emredilmisti. Bunun için Osmanlilar. 1457'den sonra daha genis bir imar faaliyetine girisecek olan Fâtih. Zira bütün tarih kaynaklarimiz ve yeni arastirmalarda bu konuda genis ve tafsilatli bilgiler bulunmaktadir. Bu sayede esirler para biriktirip kendileri için takdir edilen kurtulus akçesini ödeyip hürriyetlerine kavusabileceklerdi. Ikinci Kosova zaferinden sonra Osmanlilarin Bati'da büyük bir fetih dönemine girmemeleri ve dirayetli bir hükümdar is basina geçtigi takdirde Orta Avrupa'ya dogru Türk hakimiyetinin genislememesi için bir sebep yoktu. gerek Dogu. FÂTIH'IN BATI SIYASETI Fâtih'in. Bu arada müsellem ve yaya sancakbeylerine. Istanbul Subasiligina getirdigi Karistiran Süleyman Bey'i görevlendirmisti. Gerçekten Fâtih. bir taraftan da esirlerin yevmiye (günlük) 6 veya daha fazla akça karsiliginda çalismalarini emretti. konuyu bütün teferruatiyla anlatip daha fazla uzatmak istemiyoruz. Bu sirada Istanbul gibi Türk topraklari arasinda sikismis bulunan ve Ceneviz'e bagli Enez kalesi ile buna tabi olan Imroz. Fetihlerinde bir sira ve irtibat görülen Fâtih Sultan Mehmed. Osmanlilarin o havaliye bigane kalmalari için bir sebep degildi. Böylece Rum esirlerinin refah düzeyi yüksek bir duruma gelmeleri saglandi. gerekse Kuzey siyasetleri geregi. karelik bir alani çevreleyen surlar onarildi. Istanbul'u aldigi zaman Balkanlarda karisik bir ortam bulunmaktaydi.esnasinda harap olan surlarin onarilmasi ve sehrin yeniden düzenlenmesi isiyle. herkesi ayni standartlara sahip olan esit duruma getirmek istiyordu.

ordusunun toplanmasini bile beklemeden yirmi bin kisilik bir kuvvetle Sirbistan üzerine hareket etti." Casuslari vâsitasiyle bu durumdan haberdar olan Fâtih. bir taraftan akincilari Sirbistan üzerine gönderirken. Hoca Sa'duddin.ve Kuzeyden gelebilecek bir tecavüze karsi ülkelerini kolayca müdafaa edebilmek için tedbirler almak zorunda idiler. bütün bu bilgileri verdikten sonra "hatta Üsküp yolu mesdud olup âyende ve revende (gelip gidenler. Haberi götüren elçi. bu sekil kabul edilmedigi takdirde. Ordunun büyük kismi Sivricehisar (Ostrowtz)'da Pâdisaha ulasti. Sirbistan'i terk etmesini istemisti. vaktiyle Osmanlilardan alinan kalelerin tamaminin iade edilmesi gerektigini söylemisti. Fakat bir müddet sonra gizli bazi fikirler besledigi. Tarihlerimizde. Bununla beraber Sofya sehrini kendisine ihsan edebilecegini söyleyen Pâdisah. saltanatinin neye bagli oldugunu iyice anladigindan pâdisahin babasina (Sultan Ikinci Murad) ve Fâtih Sultan Mehmed'e daima itaat edip vergisini de zamaninda öderdi. Böylece zaman kazanarak savas için hazirliklarini tamamlamak istiyorlardi. öte taraftan da Sirp Kirali'na haber yollayarak Sirp topraklarinin Lazar'in oglu Stephan'a ve dolayisiyla kendisine ait oldugunu söyleyerek. pâdisahla yaptigi anlasmaya riayet etmeyip Macar ve Ulah'larla Osmanlilar aleyhine olacak sekilde münasebetlerde bulunmaya basladi. Zira vergisini zamaninda vermedigi gibi. Elçi bunu hissettiginden. iki yüzlü bir siyaset takip ediyordu. hatta bu yüzden Üsküp yolu kapanarak gidis ve gelisler durmustu. . ibn sebil) meci' ve zehabtan munkati' oldu" diyerek Sirp Kirali'nin sebep oldugu olaylari anlatir. Bu arada Türk sehir ve kasabalarindan bazilarinin Sirplar tarafindan yagma edildigini. Yapilan kusatmalarda bir çok kale zapt edilemesine ragmen bazilari da alinamamisti. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre. yolcu. Bir taraftan tebrik için gönderdigi elçi heyeti ile. Buna razi olmayan Sirp Kirali. Halbuki Sirp Kirali bu tarihlerde Tuna'nin öbür tarafinda bulunuyordu. Vilkoglu diye tanitilan Sirp Kirali Brankovitch. öte taraftan da Ulah ve Macarlar'la münasebetlere girisiyordu. Osmanli topraklarina tecavüze baslamis. Kritovulos. Vergisini de zamaninda vermiyordu. Bunun üzerine Fâtih Sultan Mehmed. durumundan anlasilmisti. fethi müteakip her taraftan tebrik için gelen elçi heyetleri arasinda Sirp Kirali Georges Brankovitch'in gönderdigi heyet de vardi. tebrik için gelen Sirp elçilerine iltifat etmemis ve teslim etmek istedikleri kalelerin kafi olmadigini. zamaninda Pâdisahi durumdan haberdar etti. vaktiyle Osmanlilardan aldigi kalelerden bir kisminin anahtarlarini geri verirken. Sirp Krali Brankovitch'in bu iki yüzlülügünü su ifadelerle nakl etmektedir: "O. yirmibes günde geri dönmek için emir almisti. Bu halden faydalanan Sirp ileri gelenleri. Fâtih'in elçisini oyalamaya çalisiyorlardi. Böylece Sirbistan'a ilk sefer baslamis oldu. Pristine kadisinin arzindan ögrenen Pâdisah. Geç kaldigi takdirde öldürülecekti. Sirbistan aleyhine harekete geçebilecegini bildirmisti.

Burada basta madenleri ile meshur olan Novaberda sehrinin alinmasina karar verilir. Bir fesat kaynagi olan Sirbistan'in zapt edilmesi. Osmanlilara karsi bir savasa hazirlandiklarini. Sirbistan'da birakilmis bulunan Firuz Bey oglunu maglub edip bir kisim Osmanli topraklarini elde ederler. Bati'daki gayelerinin tahakkuku için gerekiyordu.Bununla beraber Türk ordusu. Karaca Pasa'yi Sirbistan'i yagmaya memur ederek kendisi ceddi (dedesi) Sultan Birinci Murad'in sehid edildigi Kosova'ya gelir. fakat iç durumu iyi olmayan Sirbistan'in kolayca zapt edilebilecegini bildiriyordu. Fakat Pâdisah. büyük basarilar saglamis sayilirdi. fakat bu hazirliklarin neresi için oldugu bilinememekteydi. birdenbire sefere nihayet vererek Edirne'ye döner. Bu siralarda hudud komutanlarindan Evrenoszâde Ishak oglu Isa Bey. Pâdisahin. yalniz kendi ordusu ile Fâtih Sultan Mehmed'e karsi savasamayacagini idrak ederek 1454 yilinin sonuna dogru Imparator Friedrich'e bir mektup yazarak Sirbistan hadiselerini anlatmis ve Hiristiyanligin kurtulmasinin bir Haçli ordusu ile mümkün olacagini bildirmisti. harp hazirliklarina basladigi görülmekte. Bu arada. burada orduya katilmisti. Kaynaklarimizin tamami bu dönüsten bahs etmekle birlikte sebebinin ne oldugunu zikretmezler. Bu yüzden hükümdar. Ayrica bu devletin bulundugu cografî ortam da. . Buradaki savas. 1454-1455 kisini Edirne'de geçirmekte olan Fâtih'in. Fakat Segedin antlasmasi ile yine Sirplara terk olunmustu. Bunun üzerine mesele Frankfurt'ta ve Wienerisch-neustad't'de toplanan meclislerde müzakere edilmis ve Hunyad'a yardimci bir kuvvetin verilmesi kabul olunmustu. Bu sehir. Sirp ve Macar birlesik ordusu. Bu müddet zarfinda isini bitiren Karaca Pasa. bunu gerekli kiliyordu. Gerçi bu sehir. 1455 baharinda Edirne'den hareket ederek Sirbistan üzerine yürüdü. Sirplarin. Bu basarilarina yenileri eklenebilirdi. Buradan da hep birlikte önce Edirne. Sultan Ikinci Murad zamaninda Osmanlilarin eline geçmisti. arkasindan da Istanbul'a dönülmüstü. Osmanlilarin eline geçtikten ve birkaç kale daha feth olduktan sonra Fâtih Sultan Mehmed. Macarlarin lehine sonuçlanmakla birlikte Jan Hunyad.

Kendi topraklari üzerinde emniyeti saglamayi birinci derecede önemi haiz bir is telakki eden Fâtih Sultan Mehmed. simdilik Osmanli'nin eline geçmekten kurtarmisti. 1456 yilinda Macarlarin elinde bulunan Belgrad'i almak için harekete geçer. Bunlardan baska. geregi gibi sihhat ve selâmetle Dâru's-saltana'ya avdet buyurdular. Böylece Belgrad. hem karadan hem de nehir tarafindan kusatilmak isteniyordu. Sirplar ve Macarlar tarafindan da bilindiginden. Ayrica o zamana kadar görülmemis büyüklükte tas gülleler atabilen yedi tane havan topu da yapilmisti. Bunlar arasinda boylari 27 kadem olan 22 büyük top vardi. Bunun için Morava kenarinda kurdurdugu dökümhânede çalistirilan binlerce isçi tarafindan toplar döküldü. kesin olarak Osmanli hakimiyetine girmesi gerekiyordu. Osmanli hududlarina tecavüz etmesi. Bütün kisi hazirliklarla geçirmis olan Pâdisah. Bu sebeple Fâtih Sultan Mehmed. Dayi Karaca Bey'in komutasinda idi. savas kazanilamadigi gibi Dayi Karaca Bey de. bu muhasara esnasinda. baharda büyük bir ordunun basinda Sofya üzerinden Belgrad'a yürüdü. büyük bir kuvvetle yardima geldigi Belgrad'i. Ancak bu sehrin degeri. ayni zamanda Macaristan'da basarili bir harekâta girisebilmek için Tuna kiyilarinin ve bilhassa Belgrad müstahkem kalesinin elde bulunmasi gerekiyordu. Hükümdar. 1456 baharinda Belgrad'i almaya karar verir. Ayrica büyük toplar da Dayi Karaca Bey'in nezâretinde ayni yoldan sevkedilmislerdi.BELGRAD KUSATMASI Fâtih Sultan Mehmed. Tuna yolu ile hareket etmis olan ve ikiyüz parçadan ibaret bulunan donanma. su yollari vasitasiyle birçok yerden yardim alabildigi gibi müstahkem bir kaleye de sahipti. genç hükümdar . kusatmanin kaldirilmasina sebep olmustu. "tedbirlerinin takdire muvafik gelmedigini görünce. Sultan Ikinci Murad devrinde burayi almaya tesebbüs etmislerse de Jan Hunyad'in. her iki devletin burayi kaptirmamak için bütün gayretlerini harcayacaklari tabii idi. böylece Osmanli güvenligini tehdid etmekte olan bu sehir ve sakinlerinin. bulundugu metrise bir top güllesinin isabetiyle sehid olmustu. daha küçük muhasara toplari arasinda muhtelif çapta üçyüz kadar top vardi. Fâtih'in karargâhina kadar gelmis bulunan düsmandan birkaç kisiyi. Etrafinda su ile dolu genis bir hendek vardi." Öyle anlasiliyor ki. Çünkü sehir. Zira daha önce bazi bölgeleri Osmanlilarin idaresine geçmis bulunan Sirbistan'i elde tutabilmek ve kuzeyden gelecek istilalari durdurabilmek. Sehrin bu konudaki degerini daha önce anlamis olan Osmanlilar. Yapilan muhasara ve bes yüz kadar askerin kaleye girmeyi basarmis olmalarina ragmen. esasli bir sekilde hazirlanma ihtiyaci duydu. Firsat buldukça civarindaki Müslüman Türk topraklarina saldirmaktan da çekinmeyen. Jan Hunyad. Sava ve Tuna nehirlerinin birlestigi noktada kurulmus olan Belgrad'in zapti çok zordu.

Etrafa agirlikla davetçiler gönderdiler. Ondan sonra tekrar . yeniden düsmana saldirmislardi. Ilmî sohbetler olundu. Onu dahi getirtti. nimetler yenildi. güzel medihler ve gazeller okudular. Edirne'nin çevresine konup doldular.bizzat kendisi kiliçla öldürmüstü. Bütün sancak beyleri ve her sehrin ululari geldiler." Bu savasta yaralanmis olan Jan Hunyad da 20 gün sonra 11 Agustos 1456'da ölmüstü. Bunun üzerine her iki sehzâde de merkeze çagrilir. korkunç bir bozgunu önlemis ve sonu belki de büyük bir Haçli Seferi vücuda getirebilecek olan tehlikeyi bertaraf etmistir. Mustafa Çelebi dahi o vakit Manisa'da idi. çevre hükümdarlara dâvetiyeler göndererek. SEHZÂDELERIN SÜNNET DÜGÜNÜ Belgrad seferinden dönen Fâtih Sultan Mehmed. Bunlar hep Edirne'ye geldiler. Edirne'deki ikameti esnasinda biri (Bâyezid) Amasya'da. karargâha hücum eden düsmana karsi gösterdigi sebat ve mukavemet. bozulmaya yüz tutmus olan Osmanli askerine kuvvet ve cesaret asilamis olmalidir ki. Ondan sonra izin verildi: Edipler. Solunda ise "Mevlâna Tosyavî" oturdu. Pâdisahin otag ve çadirlarini Ada'ya kurdular. Uzunçarsili. Onu getirtti. Kelâm-i Kadim-i Rabbanî (Kur'an-i Kerim) okudular. Bununla beraber Sava nehri yolu ile gelen yardima mani olunamadigi için muhasara kaldirilmisti. Pâdisaha layik sohbetler yapildi. Her tarafin halki. digeri (Mustafa) Manisa'da sancakbeyi olan iki sehzâdesinin sünnet edilmelerine karar verir. Pâdisah dahi devletle Ada'ya geçip oturdu. Fâtih'in bu savastaki durumunu su ifadelerle vererek onun nasil bir bozgunu önledigini anlatir: "Fâtih Sultan Mehmed'in. Sultan Bâyezid Amasya'da idi. Emr olundu: Hafizlar. Önce ulemâ davet olundu. Bu dügün için Fâtih. Osmanli kuvvetleri de bu seferden basarisiz dönmüslerdir. okunan bu âyetlerin tefsirini yaptilar. tayfa tayfa geldi. Sag tarafina fâzil kimselerden olan "Mevlânâ Fahreddin" oturdu. Pâdisah dahi gelip tahta oturdu. Fâtih'in. Ondan sonra izin oldu: Sofralar kuruldu. Nice günlük yollar dügüncülerle dolmustu. Bununla beraber biz. Onun yanina Hizir Bey Çelebi oturdu. Pâdisahin karsisinda ise "Mevlâna Sükrullah" oturdu. Bu davranis. Dügüne basladilar. Bu mücadelede düsman da fazlaca yipranmis oldugundan çekilmis. Ulemâ. ilim adamlari ile halka karsi nasil davrandigini. bütün Osmanli kaynaklari bahsederler. nasil bir protokol uyguladigini göstermesi bakimindan önemli olan bu dügünden. bu dügünde hazir bulundugunu söyleyen Âsik Pasazâde'nin müsahedelerine dayanarak verdigi malumati özetleyerek buraya almak istiyoruz: O vakit. Yemekten sonra yine edebiyatçilar okudular. onlarin da bu mutlu günlerinde yanlarinda bulunmalarini arzu eder.

öldürme tehdidi ile diger kardeslerini ülkesinden kaçirmisti. hicrî 862 (1458)'de Mora seferine giderken Mahmud Pasa'nin maiyyetine bin kadar yeniçeri vererek onu Sirbistan üzerine gönderir. Sirbistan'in idaresini ele geçiren en küçük kardes Lazar. Brankovitch'in ölümü üzerine. Ondan sonra pâdisah. Bu sebeple Pâdisah. Bunlar da "Fukarâ Kanunu" geregince saygilarini gösterdiler. Bögürdelen'in alinmasindan sonra Macaristan'a akinlarda bulunur. hizmetkârima verdim. Sirplarin baskenti olan Semendire etrafindaki bazi kaleleri aldiktan sonra Semendire'yi kusatir. .Kur'an okundu. Greguvar. Brankvitch 30 bin altin ödedikten sonra serbest birakilmisti. Georges Brankovitch ile. esi Elen ile küçük yastaki kizina kaldi.SIRBISTAN'IN ILHAKI: Osmanli kuvvetlerinin Belgrad'dan çekilmelerinden sonra sira tekrar Sirbistan'a gelmisti. oynamak istedigi oyundan haberdar olan Osmanli Devleti. Ikinci gün fukara tayfasi davet olundu. Rodnik ve Sabaç (Bögürdelen) gibi yerleri alir. Böylece Mara. Etyen (Istefan) ve Lazar adinda üç erkek ile Sultan II. Onlara da geregi gibi hürmet olundu. Bu dügünün tarihi hicretin 861'inde vaki oldu. Ülkesi. Ondan sonra sekerli seyler getirdiler. Her ilim ehlinin önüne sini koydular. Mahmud Pasa. Fâtih Sultan Mehmed. Bu ulemânin hizmetkârlari futalar doldurdular. Niceleri fakir geldi. Üçüncü günü begler (emîr) davet olundu. sehrin dis istihkamlarini aldiysa da sehri zapt edemeyerek muhasarayi kaldirir. Yeni Sirp despotu Lazar. Jan Hunyad'in kayinbiraderi olan Belgrad valisi Mihail arasinda eskiden beri bir sogukluk bulundugundan Mihail. Sirbistan isini kesin olarak çözüp bir sonuca baglanmaya karar verir. gelen bu hürmete lâyik kisilere ihsanlarda bulundu. bir ara Brankovitch'i yakalayip haps etmisti. Sirbistan'in elinden alinma ihtimalini düsünerek burayi malikâne olarak Papa'ya peskes çektigi gibi kizini da Bosna kralinin ogluna nikahladi. bir sene sonra 1458'de öldü. d. Bunlara dahi Pâdisah kanunu nasilsa öylece yapildi. Brankovitch'in kizi Mara da Osmanlilara siginmisti. onun taht üzerindeki hakkini koruyacagini bildirerek kendisine Serez taraflarinda mülk verdi. Murad'dan dul kalmis olan Mara (Meryem Sultan) adinda bir kiz evladi birakmisti. Elen. refah içinde bir hayat geçirdi. 1457 senesinde ölmüs. Ihtiyar Brakovitch. Bu arada Ostroviç (Sivricehisar). Elen'in. Pâdisahin ihsanlari bunlara da yetisti. Fakir (ben) dahi bir futa doldurdum. zengin gitti. Pasa.

1458 Mayis'inda. Burasi. bunlara müdahelede bulunmayarak seyirci kalmislardi. Buna göre. fakat kardesi Thomas razi olmadigi için bunu yapamamislardi. 463). 40. Thomas'in anlasmalara aykiri hareket ederek vergisini göndermemesi ve Latinlerle ittifak kurmasi gözönünde bulundurularak. düstügü bir ask sevdasi yüzünden Mora'daki Ballabadra . MORA SEFERLERI Istanbul'un fethi sirasinda Mora. Nitekim Imparator Konstantin'in ölümü üzerine Mora Rumlari. Sirbistan isinin tamamen bitmesi için Mahmud Pasa'yi Semendire üzerine tekrar gönderir. 8 Kasim 1459'dan itibaren Osmanli idaresine giren Sirbistan. I. Serez'den bir genç. Fâtih. bir sancagi olarak "Semendire Sancakbeyligi" adi ile bir akinci komutana verilir. s. Thomas'inki de Patras idi. 149. Hoca Sa'duddin. Her iki kardes. direnmenin fayda vermeyecegini anlayan Elen. Mora'ya sefer yapilmasina karar verildi. ordunun toplanti yeri olan Serez'de bütün askerî tedbir ve tertibatini aldiktan sonra Mora'ya hareket eder. imparatorun kardesi Dimitrios'u imparator yapmak istemisler. bu iki kardes arasinda taksim olunarak iki Rum devleti ortaya çikmisti.Bu esnada Mora seferinden dönmüs olan Fâtih Sultan Mehmed. Bu esnada kendisi de Mora üzerine hareket eder. Dimitrios'un devlet merkezi Mistra (Hammer. Mora Arnavutlarindan yardim alarak birbirleri ile ugrasiyorlardi. mücadelelerinde. bütün gizlilik kaidelerine riayet ederek yapacagi seferin nereye olacagini açiklamadan. ilerisi için bir tehlike arzediyordu. bu devletin. tedavisi mümkün olmayan bir çiban gibi sürüp gidebilirdi. Bu esnada Osmanlilar. imparatorluga hak iddia edebilecek durumda olmalari. hazineleri ile birlikte gidebilme sarti ile teslim olur. Daha önce. son Bizans Imparatoru Konstantin'in kardesleri Dimitrios ile Thomas tarafindan idare ediliyordu. Bu mirasçilar ortada bulundukça Bizans meselesi. bir mana ifade etmemekle birlikte. Belgrad'in zaptina kadar Macaristan'a yapilacak akinlar için ve kuzeyden gelecek tehlikelere karsi iyi bir üs oldu. Mahmud Pasa ile bulusur. Mora seferi ile ilgili olarak baska bir sebep daha göstermektedirler. Iki kardes arasindaki mücadelede. Dimitrios'a ait bazi yerlerin Thomas'in eline geçmesi üzerine Dimitrios'un Osmanli Pâdisahina elçi göndererek yardima istemesi. çevresindeki kaleler Osmanlilarin eline geçtikleri için Semendire bir bakima yalniz ve yardimsiz kalmisti. Isparta). III. Bu durum karsisinda. Sonunda Mora. Osmanli kaynaklari (Âsik Pasazâde. bir ihtiyat tedbiri olarak Mahmud Pasa'yi Sirbistan taraflarina yollar. Bizans Imparatorlugu'nun en yakin vârisleri olan bu iki sahsin.

daha önce de Mora despotu Dimitrios ile Mora'yi nüfuzu altinda bulunduracak sekilde bir anlasma yaparak onu himayesine almisti. burayi Italya'ya yapacaklari seferler için bir üs olarak kullanacaklardi. Alfons. Osmanlilar. Osmanlilara karsi destekleyip ona yardim ediyordu. Osmanlilar bakimindan büyük bir önem tasiyordu. Korent berzahina dogru yürüyerek yollari üzerindeki Filke kalesini aldilar. Pâdisah. buranin düsmesini beklemeden Mora'ya girer. gizlice bu kadinlarla konusup durumlari hakkinda onlardan bilgi alir. Zira. Genç Fâtih. Genç. Teselya'ya giren Osmanli ordulari. Balkanlari nüfuzu altina alarak bir Akdeniz Imparatorlugu kurmak isteyen Napoli ve Aragon Krali V. Adi geçen kral. Alfons. Anadolu kuvvetleri tarafindan muhasara edildi. problemin. kökünden halli için. Burada birçok sehir ve kaleyi . bu ülkenin de idaresi altina girmesinden baska çikar yol olmadigi kanaatine varir. Osmanlilarla mücadele etmek üzere Arnavutluk ile Mora'yi üs olarak kullanmak istiyordu. Böylece V. derhal pâdisahin katina gelerek yüce divanda üzüntülerini açiklayarak Müslüman kadinlarin. orada Müslüman kadinlarin çok kötü ve berbat bir hayat sürdüklerini. Tamami gözü yasli olan bu kadinlarin. Arnavutluk Prensi Iskender Bey'i. Insani üzüntü ve kedere gark bu vaziyeti ögrenen genç adam. bu yüzden herkesin canindan bezmis oldugunu ögrenir. Bu olay. daha atik davranarak onlara karsi olan planlarini uyguladilar. Bununla beraber sehir ve kalesi. Bütün bunlar. kocalarinin da hapse atilmis olduklarini. Fakat Osmanlilar. daha kis aylarinin bitmedigi bir zamanda olmustu.sehrine gittigi zaman. din düsmanlarinin elinden çektikleri eziyet ve gördükleri iskenceleri bizzat gördügünü bir bir açiklar. Müslümanlara yaptiklari iskence ve çetkirdikleri eziyetleri ögrendigi zaman. Sarp bir mevkide bulunan ve üç kat sur ile çevrili olan bu müstahkem kalenin zapti kolay degildi. Mora'nin elde edilmesi. Osmanlilara karsi onun düsünce ve tavrini ortaya koyuyordu. din düsmanlarinin. kâfirlerin en bayagi ve agir islerini yapmak zorunda kaldiklarini görür.

bu sartlari da yerine getirmeyince. Bu anlasma ile. Fâtih. Mora'nin diger sehir ve kaleleri. Daha sonra iki kardes. baris yapmak suretiyle teslim olmaya karar verdigini hükümdara bildirir. Mora'nin. mallarini muhafaza edebileceklerdir. Muahede geregince Korentliler. Osmanlilara karsi bir sey yapamayacagini anlayan Thomas. hem de Osmanlilara karsi yeniden mücadeleye baslar. Çünkü o. Mora'nin kolayca ele geçirilmesini saglayacagini bildiginden burayi almak istiyordu. bütün sehirlerini kaybettikten . Mücadeleler sonunda. Venediklilere ait kisimlari hariç olmak üzere bir kismi dogrudan. Dimitrios ile Thomas'in idaresinde bulunacak ve bunlar her sene üçer bin altin vergi vereceklerdir. Korent'e gelen hükümdar. Hariçten bunlara bir taarruz vuku buldugu zaman Osmanli hükümdari despotlari müdafaa etmeyi üzerine alir. Thomas'in üzerine gitmeden önce birdenbire yön degistirerek Isparta üzerine yürür. Mora'ya hareket eder. dört ay sonra Korent'e döndügü zaman burasi henüz fethedilememisti. Doguda bas gösteren Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan gailesi yüzünden. Dimitrios teslim olur. baris talebinde bulunur. Mora'da zapt ettikleri sehir ve kaleler. bir kismi da vergi vermek suretiyle Osmanlilara baglanmis oldu. Fâtih'e karsi koymak üzere sahildeki Matina kalesine çekilen Thomas ise. 3. yani Mora'nin üçte biri dogrudan dogruya Osmanli Devleti idaresinde kalacaktir. Mora'nin anahtari durumunda bulunan Korent'in zaptinin. Aralarinda bir ittifak kurarak Osmanlilara karsi vaziyet alirlar. Bu durumu ögrenen Fâtih Sultan Mehmed. Bunun üzerine Mora despotlari ile Osmanlilar arasinda asagida belirtilen sartlara göre bu anlasma yapilir: 1. Bununla beraber Thomas. Mora seferi esnasinda Atina da Türk idaresi altina alinir. Fâtih-'in idaresindeki Osmanli ordusu. 4. Kuzey Mora sancakbeyligine akinci komutanlarindan Turahan Bey oglu Ömer Bey'i tayin eder (Temmuz 1458). Mora'daki Arnavutlara güveniyordu. fazla agir olmayan sartlarla yeniden bir anlasma yapilir. Osmanlilarin.feth eden pâdisah. Fâtih'e karsi koyamayacagini anlayan sehir halki. Osmanli hükümdari. Uzun Hasan'in bütün tahriklerine ragmen o tarafa hareket edilmeyerek Mora isini temelden bir sonuca baglamak için. Thomas. 2. yeminle saglamlastirilan anlasmayi ve üzerinde ittifak saglanan sartlari üç ay sonra bozar. aralarindaki çarpismadan ne kadar zarar gördüklerini anladiklari için barisirlar. Zaganos Pasa'yi Mora'ya gönderir. Bu sebeple hem kardesi Dimitrios.

1456 yilinda Fâtih. devleti için tabii bir sinir kabul ettigini tahmin ettigimiz Fatih Sultan Mehmed ve hatta daha önceki Osmanli hükümdarlari. onun yukaridaki sifatlarini verdikten sonra. Tarihçi Tursun Bey tarafindan "Keferenin Haccac'i" diye vasiflandirilan bu adam. O.sonra Kalamata'ya gider. bunlarin kendilerini mesgul edecek kadar kuvvetli olmalarini veya büsbütün zayif düsmelerini de istemiyorlardi. Ulahlarin "Çepelpuç" (Cellad) dedikleri Wlad adinda zulüm delisi bir adam. bunun yaptigi barbarliklara da örnekler verir. kaziklara vurulmus ve iskence içinde can vermekte olan Türklerin meydana getirdigi büyük halkanin ortasinda. Muhtemelen Osmanlilar. Pi'nin yanina siginir. Osmanli sinirlarina yakin bulunmasindan dolayi Eflâk'ta Osmanli nüfuzu gün geçtikçe artmaya basladi. tabii sinirlarinin disinda mütalaa ettikleri bu prensliklerin. daha uzakta bulunan Lehistan ve Macarlarla kendi aralarinda tampon bir devlet olarak kalmalarina taraftardilar. kardesi Radul ile birlikte Osmanli sarayinda rehine olarak bulunmustu. Hüküm sürdügü memlekete Fâtih'in yardimi ile sahip olmasina ve Pâdisaha karsi dost kalacagina dair yemin etmis bulunmasina ragmen Wlad. Burada Türklerin "Kazikli Voyvoda". Mora halkindan bir kismini Istanbul'a naklettirip onlarin yerine Türk göçmenleri yerlestirir (hicrî 856/m. Orada da tutunamayacagini anlayinca Roma'ya Papa II. Macarlarin "Drakul" (Seytan). Teslim olup Pâdisahin yanina gelen Despot Dimitrios'a. Wlad'i Eflâk prensligine tayin etmisti. Eflâk'ta bazi hadiseler olmaktaydi. EFLÂK'IN HAKIMIYET ALTINA ALINMASI: Tuna nehrini. Wlad. 1460). Eline Türk esirleri geçince . Böylece Mora yeniden ve tamamina yakini Osmanlilarin eline geçer. vahsi ve insanlik disi birtakim zevklere sahipti. Bu sebeple Eflâk daha Yildirim Bâyezid zamaninda senelik bir vergi vermeyi kabul etti. saray halki ile birlikte yemek yemekten zevk alirdi. Fâtih'in. Karadeniz ve Trabzon'da bulundugu siralarda. Enez sehri ikametgâh olarak gösterilerek oradaki tuz madenlerinden senelik altmis bin akça varidat (gelir) tahsis edilir. halka idarenin en korkuncunu tattirmaktadir. Hammer. bu nehrin kuzeyinde bulunan ve bugünkü Romanya'yi teskil eden Eflâk ile Bogdan prensliklerini himayeleri altinda bulundurmayi kafi görüyorlardi. Fâtih. Bu sahsin daha iyi taninmasi ve farkli milletler tarafindan aldigi bu lakaplarda ne kadar hakli (!) oldugunu ortaya koymasi bakimindan bir kaç örnek vermek yerinde olacaktir. Bununla beraber. sözünde durmayarak Osmanlilar aleyhine Macarlarla anlasma yapacaktir.

Bununla beraber Tuna'yi geçmek hazirliklari yaptiklari ve dostluktan baska bir sey ümid etmedikleri. 866/1462 M. Hamza Bey de esir edilmisti. O. Allah'in kullarina zulm eden bu zâlimi ortadan kaldirmak için Eflâk seferine çikar (H. 150 küçük parça deniz kuvveti (nehir donanmasi) hazirlayarak. Wlad'in kuvvetleri ortalarda görünmüyorlardi. daha büyük olurdu. Tuna kenarina geldikleri vakit. nehrin donmus oldugunu görürler. Bütün bu olanlari haber alan Fâtih Sultan Mehmed. Fâtih'in. Osmanlilara ait bazi sehir ve kasabalari tahrip etmekten de çekinmez. mümtaz bir eyâlet haline getirilerek. Böylece Eflâk. Osmanli akincilari onu bulmak için bütün bir Eflâki tararlar. Böylece. Bu baskinda Yunus Bey sehid. perisan bir halde canini zor kurtarip kaçabilir. hatta Wlad'i yakalayarak haps etmisti. hiç yoktan Osmanlilarla bir anlasmazliga düsmek istemediginden bu yardimi yapmamis. Pâdisah da ordusuyla prensligin baskentine yürür. Eflâk'i düsmanlarina karsi muhafaza edecek bir kuvvetin gönderilmesini rica eder. daha sonra Hamza Bey'i öldürerek basini Macar kralina gönderir. onu Istanbul'a davet eder. hatta itibar göreceklerini sandiklari bir sirada Wlad'in büyük bir saldirisina ugrarlar. Öte taraftan Osmanlilar. Wlad'in yaptigi hareketlerden bazilarini görmezlikten gelen Fâtih Sultan Mehmed. Yarali olarak kaçip Macarlara siginan Wlad. diri diri ayaklarinin derisi yüzülen esirlerin iskencesi. Silistre Beyi Yunus Bey ile Çakircibasi Hamza Bey'i Eflâk'i beklemek üzere görevlendirir. sonra da bunlari keçilere yalatmasini emrederdi. Fakat bunda muvaffak olamadigi gibi. Wlad'in kardesi Radul'u oniki bin duka yillik vergiye baglayarak Eflâk prensliginin basina getirdiler. Kan dökücü Wlad. asla itibara layik degildir" der. Ancak Wlad. casuslari vasitasiyle önceden haber aldigi bir gece baskini düzenleyerek Pâdisahi öldürmek ister. Osmanlilara sikica baglanmis oldu.) Fâtih. hiddetinden ve üzüntüsünden yerinde duramayarak 150 bin kisilik bir ordu ve 25 büyük. Wlad. kendisine gönderilen Osmanli elçilerinin sariklarini baslarina çiviletmistir. Yunus Bey ile Çakircibasi Hamza Bey. Wlad. düsmanlarinin çoklugundan ve memlekette bulunmadigi bir sirada tac ve tahtinin Macarlara verileceginden korktugundan. tebeasina ve Allah'a karsi bu denlü cinayetler islemis bir adam.ayaklarindaki derinin yüzülmesini ve meydana çikan kirmizi etlere tuz ekilmesini. Fakat Macar Krali. . aldigi esirlerin tamamini kaziga vurduktan sonra. onlardan yardim ister. Eflâk ortalarina kadar gittigi halde. Sehrin yakininda kaziklanmis 15 bin adamdan kurulu korkunç bir orman görünce nefretle "Devlet kuvvetini böyle kullanmis. Bunun üzerine Pâdisah.

Bosnalilar. Katolik baski ve tazyiklerinden biktiklari. Bu sebeple. Osmanli Devleti'ni iki taraftan nasil sikistirmak istediklerini. BOSNA-HERSEK'IN ALINMASI Balkanlari ve hatta Tuna'nin güneyinde kalan bütün Avrupa topraklarini kendi devletinin sinirlari içinde görebilecek duruma gelmis olan Fâtih Sultan Mehmed için Bosna. Fâtih. Bu olaylar. daha sonra "Hersekzâde Ahmed Pasa" adi ile anilarak damad ve sadrazam olur. hicrî 867 (m. 30 bin Bosnali ise yeniçeri gibi hizmet etmek üzere Pâdisahin sancaklari altinda yemin eder. Hersek Dukasi Stefan Kosariç de küçük oglunu rehine vererek bagliligini arzetmis bulundugundan. diger Avrupa devletleri ile birleserek kendisine doguda sinir komsusu bulunan Türk ve Müslüman devletleri de kendisinin aleyhine tahrik ederek. Papalik ve Venedik'in. Osmanlilara karsi koymaya pek taraftar degillerdi. onlarin etrafinda bir ittifak çenberi meydana getirmeye çalisiyordu. Halkin. Böylece aleyhindeki ittifak çenberini kirip ortadan kaldiracakti. Hersek. Bu sebeple Kral mukavemet edemedi. O. kendine yakin gören Fâtih. Radul'un ölümü üzerine zindandan kaçip tekrar idareyi ele almak istediyse de öldürülerek kesik basi memleket memleket dolastirilir. Avrupa'da meydana gelen reaksiyonu da iyi takip ediyordu. Mora'nin Türklerin eline geçmesinden büsbütün müteessir oldu. özel öneme sahip bir yerdi. Istanbul'un fethinden sonra. Bu sefer esnasinda. Bu çocuk ihtidâ edip (Islhamiyeti kabul edip) "Ahmed" ismini aldi ki. burayi Minnet Bey idaresinde bir sancak beyligi haline getirerek Osmanli topraklarina ilhak eder. Osmanlilarin aleyhinde olacak sekilde. bir müddet sonra da Islâmiyeti kabul ederek "din-i mübin-i Islâm" ile sereflenirler. 1463) yilinda olmustu. Halki. Bunu bilen Fâtih. Türklerin izse din ve mezheb serbestisine büyük bir saygi gösterdiklerini bildiklerinden. Ege denizindeki Osmanli faaliyetlerini de yakindan takip eden Venedik. Bosnalilar. kuvvetli istihbarat teskilâti vasitasiyle iyi biliyordu. yerinde birakilir. Bu arada orduyu hümayun üç koldan Bosna'ya girmis ve bütün bir Bosna topragini feth etmisti. Osmanli topraklarina katilir. Istanbul'un fethi ile ticarî menfaatleri sarsilmis olan Venedik Hükümeti.Wlad. büyük bir deniz kuvvetine sahip olan Venedik'e yardimda bulunabilecek olan Macaristan'la. ikisinin arasina girmenin askerî bakimdan gerekli olduguna inaniyordu. zaten Katoliklerden nefret eden Bosna Kralligi'ni feth etmeye karar verir. . Duka'nin ölümünden bir süre sonra. Osmanlilara karsi olan sevgisinden dolayi eli silah tutanlarin tamamina yakini orduya alinir.

Ancak Osmanlilarin büyük bir galibiyet elde ettiklerini görünce bu düsüncelerinden vaz geçerler. Bu sebeple Venedik Senatosu'nun 25 Nisan 1479'da tasdik ettigi OsmanliVenedik barisi. Osmanlilarin lehine ve Venediklilerin aleyhine olmustu. Böylece Osmanlilari iki cepheli bir savasla tehdid etmek istiyorlardi. Bununla beraber. takriben 16 sene devam edecek savaslar sonucunda Venedik hükümeti. Daha sonra temas edilecegi gibi Osmanlilar. en agir sartlar karsiliginda bile olsa. Venedik devlet adamlarini Osmanlilara karsi farkli bir sekilde düsünmeye sevk etmistir. Osmanlilarin. Bununla beraber bir müddet sonra Bogdan Voyvodasi. Bu arada Macarlarla da ayri bir ittifaka girerler. Osmanlilara ise dünyanin en büyük devleti olma gibi bir gâlibiyet temin etmistir. Bu durum karsisinda Venedikliler. Venedik ve müttefiklerine maglubiyet. simdiye kadar vermekte oldugu "üçbin sikke-i efrencî" yerine alti bin flori verecegini. BOGDAN MESELESI: 1455'te Osmanli hakimiyetini tanimak ve yilda 12. Osmanlilarla baris yapmayi daha kârli görecektir. Sayet bu savasta maglub olsalardi. Bununla beraber. Türklerin Mora ve Sirbistan'a sahip olmalari. . Fransa. daha sonra Osmanlilar ile Bogdanlilar arasinda savaslar olacak ve Fâtih. Osmanlilarla dostça geçinmeyi iyi bir tedbir olarak kabul eden ve ekonomileri açsindan bunu lüzumlu gören Venedikliler. Uzun Hasan ve müttefikleri olan Karamanlilara bas vururlar. Arnavutluk'ta faaliyet göstermeleri ve Ege denizini ele geçirmek istemeleri. 1463'te.VENEDIK MÜNASEBETLERI Baslangiçta. Arnavutluk Prensi Iskender ile Osmanlilarin aleyhine bir ittifak kurdular.OSMANLI . karada ve denizde birçok devletle ugrasmak zorunda kaldiklarini görünce bu hakimiyetten kurtulmak isteyecektir. Pâdisaha müracaat ederek. Bogdanlilar Macarlarla birleserek Osmanlilar aleyhine müstereken harekete geçeceklerdi. bizzat Bogdan'a girecek. Macaristan. bu kadar yil devam etmis olan muharebeler.000 altin vermeyi kabul etmek zorunda kalan Bogdan. ya harb edecekler veya Yunanistan ile Balkanlar'daki bütün mevzilerinden geri çekileceklerdi. Zira. Onlar. Bu yüzden onlar. Burgonya. Milano. Türkleri bu faaliyetlerinden vazgeçirmek ve hatta bunlari durdurmak için sür'atle bazi tedbirlerin alinmasi gerektigine karar verirler. Onlar. Bogdan Voyvodasi ise kaçacaktir. Papa. Denebilir ki. 1473 yilinda Uzun Hasan üzerine yürümek zorunda kalmislardi. 14 maddeden meydana gelen bu baris anlasmasi. daha sonra bu fikirlerini degistireceklerdir. 25 Ocak 1479'da imzalanmis olur.

Imroz ve Semadirek Beyi olan Dorya ile hükümet idaresinde ortagi olan yengesi arasinda çikan ihtilaf üzerine kadin. Osmanlilar. dolasmasina bile tahammül edemiyordu. Pâdisah bunu kabul etmis ve Bogdan'i bu sartlarla affetmisti. yüksek hakimiyetini tanidigi Osmanlilara müracaat ile sikâyette bulunmustu. Bizans'a ait olan bütün topraklarin kendi idaresi altinda tekrar birlesmesini istiyor gibidir.) bir kismini haraca baglayarak bir kismini da ilhak ederek Rodos'a kadar gider. Ege Denizi'nde Bizanslilar ile baska milletlere ait olan adalari almak üzere harekete geçer. O. vs. Istanbul'u fethetmeye muvaffak olan Fâtih. FÂTIH'IN EGE DENIZI SIYASETI Istanbul'u feth eden Osmanli Pâdisahi. Zira böyle bir durum. bu yol üstündeki adalarin (Midilli. Hatta zapt edilen bazi adalari tekrar geri almislardi. Sakiz. Korsanlik hareketleri ile kendisine ait sahil kentleri vurulabilirdi. Gerçekte.Osmanlilarin dostuna dost. bir kismi da Venedik ve Cenevizlilere ait bulunuyordu. yabancilara siginacak bir yer birakmamaya. gerekse Enez Beyi'nin devletle yapmis oldugu anlasmayi bozmasi. nihayet kesin olarak Osmanli idaresinde kalmistir. keza Enez halkinin Ipsala ve Ferecik taraflarindaki . ve kendi sahillerine yapilabilecek korsanlik hareketlerini önlemeye çalisiyordu. gerekse Venedikliler ile Napoli Kiralligi. Zira Osmanlilarin bu tesebbüslerine karsi gerek Papalik. Surasi unutulmamalidir ki Ege adalarinin ilhaki. kendi topraklarina yakin yerlerde bir yabancinin ticaret yapmasina degil. donanmalariyla buna mani olmak istemislerdi. Yalniz Rodos Adasi bunlarin disinda idi. Ege'deki adalara nüfuz etmeye çalisir. Bu sebeple o. Çanakkale Bogazi'na yakin adalardan baslayarak yavas yavas Ege Denizi içlerine dogru ilerleyen Fâtih. Anadolu topraklarinin bir devami telakki edilen bu adalarin bir kismi Bizans'a. Böylece elden ele geçen adalar. Bunlardan birincisi onu Italya'ya götürecektir. O. Böylece. Ikinci yol ise Anadolu sahillerinin yakinindan geçmekte idi. SEMADIREK VE TASOZ'UN ALINMALARI: Sirbistan seferinden sonra Enez. düsmanina düsman olacagini bildirir. Çanakkale Bogazi'na ve Türk sahillerine yakin olanlardan baslamak üzere. buralari yeniden almak için yeni donanma sevk etmek zorunda kalmislardi. IMROZ. bu deniz üzerinde iki istikamet (yön) takib eder. Gerek kadinin müracaati. bu yolun üzerindeki adalari teker teker aldiktan sonra Italya topraklarina asker çikarir. pek kolay olmamistir. ENEZ. Gerçekten. zamanla kendi ülkesini tehlikeye sokabilirdi.

Sultan Mehmed. MIDILLI ADASININ ZAPTI Osmanli sahillerinin yakininda bulunup korsan yatagi olan ve Aragon korsanlarinin Türk sahillerini vurup getirdikleri mallardan hisse alan. adanin merkezi olan Midilli önlerine asker çikararak sehri kusatir.Müslüman Türklere ait köle ve cariyeleri kaçirarak satmalari üzerine Enez'in alinmasi kararlastirildi.* Bundan sonra diger adalar da alindi. Bu adalarin Osmanli idaresine girmesi 1456 yilinda olmustu. muhasaranin iyice sikistigi bir zamanda bir harp gemisiyle adaya geçer. Ada halki. baska bir ifade ile korsanlarla birlikte hareket eden Midilli Prensi'nin hakkindan gelinmesi kararlastirildi. karadan bizzat pâdisah ve denizden donanmanin tazyiki ile kisa bir sürede alindi. Venedik'in Ege'deki en büyük . Bursa yolu ile hareket eden hükümdar. Bundan sonra Enez. daha fazla dayanamayacagini anlayinca teslim olur. Ege Denizinde Osmanlilara ait bazi adalar ile Foça'yi vurmuslardi. Üç kisma ayrilan ada halkinin bir kismi yerlestirilmek üzere Istanbul'a gönderilir. ada idaresinin tanzimi ile görevlendirilmisti. Bu siralarda Fâtih Sultan Mehmed. prensi istemeyerek onun yerine bir Türk beyinin gönderilmesini istediginden Osmanlilar da himayelerinde bulunan Limni adasina Gelibolu'nun eski Sancakbeyi ve kaptani olan Hamza Bey'i gönderirler. Fâtih bu harekete karsi. Imroz ve Tasoz'un alinmasindan sonra yine 1456 senesinde Limni halki ile Midilli Prensi Nikola Gateluziyo'nun kardesi olan Limni Prensi arasinda anlasmazlik çikar. adanin karsisindaki Edremit körfezine inmis ve oradan da Ayvalik'in güneyindeki Ayazmend (Altinova)'e gelmisti. Mahmut Pasa. EGRIBOZ ADASININ FETHI Venedikliler. Edirne'ye davet ettigi deniz komutanlari ile görüstükten sonra büyük bir donanmanin hazirlanmasini emr etti. Mahmud Pasa. Oradaki durumu inceledikten sonra tekrar Ayazmend'e döner. Bütün hazirliklar tamamlandiktan sonra 1462 senesinde Mahmut Pasa komutasindaki donanma irili ufakli ikiyüz parça gemi ile denizden ada üzerine yürüdü. LIMNI ADASININ ZAPTI Enez. Edirne'de bulunuyordu. Midilli halki.

hem de askerî emniyetini temin için. Avrupa'da büyük bir hayret ve teessür meydana getirmisti. Bu gayelerine ulasmak için gösterdileri gayretlerinin bir sonucu olarak onlar. Bu sebeple Mahmud Pasa'yi Derya Kaptanligi'na tayin ederek üçyüz parça gemi ile denizden göndermis. Istanbul) gibi Bati Roma'nin da elden gidecegi telasina kapilan Papalik. eskiden beri Anadolu birligini kurmak ve burada güçlü bir Müslüman Türk Devleti meydana getirmek için ugrasiyorlardi. Bati'nin böyle bir hareket için Anadolu emîrliklerini tahrik etmesini önlemek. Bununla beraber. Bunlar. özellikle Venedik ve Italya'nin diger devletleri arasinda derin bir endiseye sebep olmustu. gerek siyasî gerekse dinî bakimdan buralara da hakim olmasi icab ediyordu. her taraftan yardim taleb etmisti. kuzeyde Karadeniz'e kiyisi bulunan kisimlar (Samsun hariç). Dogudaki bazi küçük beylik veya emîrlikler ise. buralari elde edebilmek için bir plan hazirlar. Dogrusunu söylemek gerekirse bu durum sadece onlari degil. Istanbul'un fethi üzerine büyük bir telasa kapilmislardi. Osmanlilarin bu niyetini fark eden Venedik ve Ceneviz gibi deniz ticareti ile geçinen devletler. Osmanlilar tarafindan zapti. Zira Dogu Roma (Bizans. Osmanlilara karsi bir dogu ve bati ittifaki tehlikesi ufukta görünüyordu. (1470) Egriboz Adasi'nin. Anadolu'nun büyük bir kismini hakimiyetleri altina almaya muvaffak oldular. Bir taraftan. Trabzon Rum Imparatorlugu. Böylece bu devlete en büyük darbeyi vurmus olacakti. Bu sebeple Fâtih Sultan Mehmed. FÂTIH'IN KARADENIZ SIYASETI Bilindigi gibi Osmanlilar.müstemlekesi olan Egriboz adasini ele geçirmeye karar verir. Karadeniz'in bu sahil bölgesinde büyük ve önemli birçok sehir bulunuyordu. kendisi de 70 bin kisilik bir ordu ile karadan hareket etmistir. . Evripos kanalinin en dar yeri olan Kulkis'ten gemilerden bir köprü yaptirarak ordusunu derhal adaya geçirip birkaç hücumdan sonra kaleyi feth etmisti. hazirladigi planinin geregi olarak ayni mevsimde arka arkaya üç sefer tertiplemek zorunda kalir. Isfendiyarogullari Beyligi ve Amasra (Amasteri) Cenevizlilerin idaresinde idi. Istanbul'u feth etmis bulunan Osmanlilarin. siranin yavas yavas kendilerine gelecegini düsünüyorlardi. Karadeniz sahillerini elde bulundurmak gerekiyordu. Bu sebeple. diger taraftan da Anadolu birligine vücud vermek ve devlet merkezinin hem jeopolitik. baskalarinin elinde bulunuyorlardi. Avrupa'yi da ciddi endiselere sevk etmisti. gerek ekonomik. O. Bu hal.

"Memâlik-i müslimine hayli zarar edüp nice kimseleri girift edüp diyari efrence gönderip bey'eden" ve Karadenizde sefer yapan Müslüman gemilerine bilhassa musallat olan Amasralilar. Böylece. bir yilda verdikleri vergiyi adeta bir günde geri aliyorlardi. Vezir-i a'zam Mahmud Pasa komutasinda sevk ederken. Fâtih Sultan Mehmed bakimindan Karadeniz sahillerinin fethi büyük bir önem tasiyordu. bunu yapanlarin "levent gemileri" oldugunu ve bunlarin kendilerini de dinlemediklerini söylüyorlardi. Gerçekten o. askerî harekât esasinin gizlilik oldugunu göstermis olur. Istanbul'un zaptindan ve Osmanlilarla . düsünce ve hareketlerini gizli tutmakla meshurdur. kendisi de karadan hareket etmisti. zihnimden ne geçtigini bilecek olursa onu bile hemen koparir yakarim" diyerek. bu fethin.Fâtih. Allah tarafindan kendisine nasib olacagini söyleyerek cevaplamisti. Fakat bunu bazan zamaninda bazan da geç veriyorlardi. Amasya için Mahmud Pasa'ya: "Mahmud! Ol hisar ne yerdir kim âni benim atam dedem almadi?" diyerek. Bundan baska bu sehir. Istanbul'un fethinden sonra müskül bir duruma düsmüs olmasina ragmen eskiden oldugu gibi hareketlerine devam etti. donanmayi. Gerçi buradakiler. Fâtih'in bu sorusunu: "Sultanim bunun alinmadigina sebep ol kim Hak Teâlâ'nin takdirinde bu. bu ise hemen baslanabilecegini de ima etmis oluyordu. atalarinin simdiye kadar burayi almamalarini adeta tenkid konusu yapar. bir miktar vergi veriyorlardi. simdiye kadar dedeleri tarafindan buralarin (Amasra gibi) fethedilmemis olmasini hayretle karsiliyordu. Bununla beraber etraflarini vurmaktan ve bilhassa denizde soygunculuk yapmaktan da vazgeçmiyorlardi. Amasra. O. eger sakalimin tellerinden biri. Seferin nereye yapilacagini kendisinden baskasi bilmezdi. Cenevizlilerin önemli bir ticaret merkezi idi. Aradaki anlasmalari birkaç defa bozan Amasralilarin. Zeki sadrazam. Hatta o. feth olunmak sultanim elinden ola" diyerek. Bu cevabiyle o. Hedefin neresi oldugunu bir münasebetle soran kadiaskere "Hocam. Karadeniz seferinde de bu gizlilige riayet edilmisti. bu taarruzlarinin sebebi soruldugu vakit inkâr ediyor. Anadolu'dan kaçan esirlerin sigindigi bir yerdi.

etraftaki tecavüzleri daha çok artmisti. 2000 topçu. Mahmud Pasa da denizden Amasra'ya gidip sehri kusatma altina alirlar. Inegöl ve Yarhisar kazalari verilmistir. Hatta Fâtih bile çadirinda ayaga kalkip birkaç adim yürümek suretiyle onu karsilamisti. Ismail Bey'e dirlik olarak Filibe verilerek kendisi oraya gönderilmisti. basta tekfur olmak üzere Amasralilarin ileri gelenlerini Istanbul'a gönderdi. bunun da ancak Istanbul'un Fâtihi vasitasiyla mümkün olacagina olan inanci ile izah etmek mümkündür. Ismail Bey. Buna ragmen böyle bir kalenin. Fâtih'e bey'ata karar verirken kendisinin sahib bulundugu yüksek dinî suur ve fazileti ile birlikte. reva midir kim elim öpesin" diyerek bu hükümdari tahtinda kendi yanina oturtmustu. Fâtih. Bursa'ya dönmüsken tekrar Karadeniz'e yönelir.Cenevizlilerin arasinin açilmasindan sonra. Dirlik olarak Ismail Bey'e istedigi Yenisehir. sen benim ulu kardasimsin. silah atilmadan teslim olmasini. Koyulhisar seferine çikisini firsat bilen Karamanoglu Ibrahim Bey." diyerek bütün bir devlet erkâni ile birlikte pâdisahin da onu karsiladigini anlatir. Amasralilarin yaptiklarina son vermek ve problemi temelinden halletmek üzere kendisi karadan. Bu kadar muazzam bir ordu ile basa çikamayacagini anlayan Amasra idarecileri. Sultan'in Istanbul'u fethetmek suretiyle Islâm âleminde kazanmis oldugu prestijin de etkisinin bulundugu söylenebilir. Mahmud Pasa'nin ikna edici konusmasi karsisinda teslim olmuslardi. . Pâdisahin. vezir-i âzamin delâletiyle ordugahta Osmanli ricali tarafindan büyük bir merasimle karsilanmisti. Burada müstahkem bir kale olan Sinop'ta Isfendiyaroglu Ismail Bey hüküm sürüyordu. Ismail Bey'e haber göndererek. Pâdisah dahi visaktan tasra bir kaç kadem istikbal edüp musafaha ma'nasi oldi. pâdisaha sehrin anahtarini teslim etmekle hayatlarini kurtardilar. isyan etmek için zamanin müsait oldugunu bildirir Karamanoglu'nun birlikte hareket edebilecekleri teklifine karsilik Ismail Bey. Mahmud Pasa'nin teklifi ve idareci özelligi ile olsa gerek ki Mahmud Bey ile Isfendiyaroglu arasindaki konusmalardan sonra Ismail Bey. Ismail Bey'in ne derece büyük bir iman sahibi oldugunu ve Anadolu birliginin kurulmasina taraftar bulundugunu. Nitekim Dursun Bey "Erkân-i devlet. Ismail Bey'in idaresinde Sinop'ta 400 top. Böyle bir hareketten dolayi pâdisah onlari esir muamelesine tabi tutmamisti. Onlar. böyle bir seye riza gösteremeyecegini söylemisti. Fâtih'in elini öpmeye kalkismasi üzerine hükümdar: "Ismail Bey. Iskenderoglu'nun. Fâtih Sultan Mehmed'e bey'at edecektir. limanda demirli birçok gemi ve onbin muharip asker vardi. Halbuki o sirada. Bu durumun Osmanlilarca duyulmasi üzerine bir ihtiyat tedbiri olarak. Silah kullanmadan Amasra'yi ele geçiren Fâtih Sultan Mehmed. Ismail Bey. Ismail Beg'i izzet ü ikram ile pâye-i serir-i saltanata yitistürdiler.

bu zahmet din yolundadir. bunun ötesinde baslayan Anadolu'nun dogu kismi üzerinde. Pâdisah adina Mahmud Pasa tarafindan yapilan teklifi kabul eder. Kurtulus ümidi görmedigi için teslim teklifini kabul eden imparator. Fâtih su manidar cevabi vermisti: "Hey ana. birbirine bagli üç kisimdan meydana gelmis olan Trabzon kalesini hem denizden hem de karadan kusatir. Zira bizim elimizde Islâm'in kilici vardir. Karadan Trabzon üzerine varmakta olan Fâtih Sultan Mehmed'e elçilik heyeti ile birlikte Uzun Hasan'in annesi Sâre Hatun da gelmisti. 258 sene devam eden Trabzon Imparatorlugu 26 Ekim 1461 (21 Muharrem 866) günü tarihe karisir. Böylece. Fâtih Sultan Mehmed. FÂTIH'IN IÇ VE DOGU ANADOLU SIYASETI Toros daglari ile Anadolu'nun kuzey daglari arasinda uzanip giden ve Uzunyayla'ya kadar devam eden Orta Anadolu ile. Eger bu zahmeti çekmezsek bize gâzi demek yalan olur. Fâtih. Hamisi olan Uzun Hasan'dan da yardim alamayacagini anlayan imparator. Kastamonu ve Sinop'u alan Osmanli hükümdari. Halbuki Orta Anadolu'nun büyük bir kismi ile Dogu yaylalarinin bütünü devletin sinirlari disinda kalmisti. Her iki bölgede hüküm sürmekte olan beylikler. David'in en küçük oglu hak dini kabul ederek Islâm'la müserref olmustu. bilhassa Firat'a kadar kadar olan sahada.Bizans Imparatorlugu'nu ortadan kaldiran ve Mora'daki Rum varligina son veren Fâtih Sultan Mehmed. Osmanlilari her bakimdan tehdid eden bir mevkide . Osmanli Devleti'nin bir bütün teskil ettigine inanmis gibi idi. Tek bir nefes sehid vermeden ve bir ok dahi atma ihtiyaci hasil olmadan Amasra. Mahmud Pasa'nin akrabasindan olan bas mabeyincisi Yorgi Amiruki vâsitasiyle Mahmud Pasa ile anlasarak sehir ve kaleyi teslime karar verir. Bu durum. Imparator. sekiz oglu ile birlikte Edirne'ye göndermisti. Ordusuyla Trabzon'u çeviren sarp daglari asarken zaman zaman yaya yürümek zorunda kalan pâdisaha Sâre Hatun: "Hey ogul! Bu Trabzon'a bunca zahmet nedendir?" diye sorunca. Latinleri kendi aleyhine tahrik etmek isteyen Trabzon Rum Imparatorlugu'nu da ortadan kaldirmaya karar vermisti. Imparator David Komnen'i ümitsizlige düsürür. Bugün yahud yarin huzur-i Ilâhîye çikinca mahcub olurum" diyerek gazilik ünvani ile cihâd ve bu ugurdaki çalismaya nasil ehemmiyet verdigini anlatmak ister. Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan'in annesine büyük bir saygi göstererek ona "ana" diye hitab etmisti. Böylece Bizans'in son Anadolu bakiyyesi de Osmanli ülkesine katilmis oldu.

Karamanlilar bir firsat vukuunda tekrar ortaya çikacaklardi. Murad devrinde durmadan Osmanlilar aleyhine faaliyette bulunmustu. Ancak Fâtih biliyordu ki. Yildirim-Timur karsilasmasindan sonra tekrar meydana çikarak. Nitekim Karadeniz sahillerine göz dikmis olan bu devletin yönecitileri. otuz dokuz sene hükümdarlikta bulunduktan sonra hicrî 868 (m. Konya. bu beylige hiç bir hak tanimamak suretiyle ortadan kaldirmayi belki daha önceki tarihlerde tasarlamis. Orta Anadolu'da yeni bir gaile meydana getirmeye çalismis ise de. yedi oglundan en . Larende ve civarina. Ibrahim Bey'in ölmesinden biraz sonra. "Hiristiyanligi takviye ederek Müslümanligi zaafa götürmeye" çalismisti. Trabzon Imparatorlugu'nu müdafaa etmekten ziyade bu topraklarin. Anadolu'nun öteki kisimlarinin güvenligi ve nihayet Türk birligi bakimindan buralarinin da Osmanli topraklari içerisinde bulunmasini zaruri sayan Fâtih Sultan Mehmed. 1463)'de vefat etmisti. fakat hadiselerin seyri. yasadigi müddetçe. bu yüzden Fâtih'in Trabzon'u almak isteyisine mani bile olmaya çalismislardi. Fâtih'in. KARAMAN MESELESI Osmanlilarin en büyük hasmi olup Çelebi Sultan Mehmed'in damadi olan Karamanoglu Ibrahim Bey. Ibrahim Bey. Trabzon Rum Imparatorlari ile akrabalik tesis etmis. Karaman. Osmanlilar için gün geçtikçe daha ciddi bir tehlike konusu olmaya basladi. Yildirim Bâyezid'in müthis pençesi altinda bir an ezilmeye mahkum olan bu devlet. Fâtih'i ister istemez dogudaki bu tehlike ile mesgul olmaya sevk etti. Osmanli Devleti'ne karsi mümkün olabilen bütün fenaliklari yapmis.bulunmakta idiler. ayni zamanda fiilen asker göndermek suretiyle de yardim ediyordu. Yakin. Fâtih'in eline geçmesini önlemek gayesi vardir denebilir. Ayrica Osmanlilarla Karaman Beyligi arasinda çikan anlasmazligi da firsat bilen Uzun Hasan. Bundan baska Isfendiyar topraklari üzerinde hak iddia edebilecek bir mevkide olan Kizil Ahmed Bey'i kabul edip himaye eden ve onu Osmanlilara karsi elinde bir silah gibi tutan Uzun Hasan. onun gözlerini baska taraflara çevirmesine sebep olmustu. genç hükümdarin çok sür'atle hareket edisi buna imkan birakmamisti. Iste bütün bu hareketler. OsmanliAkkoyunlu sinirlari üzerinde hadiseler çikarmaktan da çekinmiyordu. durumu büsbütün naziklesti. küçük yasta tahta çikmasini da firsat sayan bu devlet. uzak Osmanlilarin aleyhindeki her tesekküle el uzatan Karaman Beyligi'nin. Çelebi Sultan Mehmed zamaninda ve II. Osmanli topraklarinin dogusunda bulunan ve gittikçe kuvvet kazanan Akkoyunlu Devleti'ne gelince o. hatta Toroslarin güneyinde denize kadar olan sahalara sahip olan Karaman Beyligi. Karamanogullarina sadece siyasi yardimda bulunmakla degil. Bu mani olmak isteyiste.

Anadolu'daki Müslüman Türk beyliklerine karsi insafli bir sekilde muamele eden Osmanli hükümdari. Annesi bir cariye olan Ishak Bey'i veliaht yapmis ve merkezi Silifke olmak üzere Içel valiligine tayin etmisti. Uzun Hasan. Yapilan savaslarda galip gelen Osmanlilar. Konya'nin ileri gelenleri ile anlasarak hükümdarligini ilan etmisti. Bu arada hastalanan sehzâde. Mahmud Pasa'nin haksizlik yaptigini. sehzâde kaleyi teslim alarak Karaman gailesinin son kalintisini da ortadan kaldirir. Vezir-i a'zam Mahmud Pasa'yi Toroslara kadar göndererek ülkenin ilhakini tamamlar. Son olarak Kayseri ile Nigde arasinda bulunan Develihisar. Daha sonra da bütün devlet islerini ona birakinca öteki kardesler buna itiraz etmislerdi. mazuruz" dedigi rivayet edilmektedir. sadece fakirleri hicret ettirdigini söyleyerek sikâyetlerde bulunur. Öyle anlasiliyor ki Pasa da yaptigi bu isten pek memnun degildir. Karaman probleminin tamamen ortadan kalkmasi için çaba sarfeden Osmanlilara karsi Akkoyunlu Devleti de bütün gücü ile Karamanlilari destekliyordu. . Taseli taraflari hariç olmak üzere bütün bir Karaman ülkesini topraklarina katar. Cem Sultan'in iyi meziyetleri.büyügü olan Ishak Bey'i. Kale komutani Atmaca Bey. 50 bin kisilik bir kuvveti yardima göndermisti. Mevlana'nin torunlarindan birini de bunlarla birlikte yolladigi. Karamanogullari adina müdafaa edilmekte idi. Böylece Karaman mirasi meselesi ortaya çikti. Bu arada onun. vazifeden alinarak yerine Rum Mehmed Pasa tayin edilir. Mahmud Pasa. Karamanlilarin elinde kalan son kaleleri de almaya muvaffak olmuslardi. Fâtih Sultan Mehmed. Hatta bunlara karsi "ihtiyar benim elimde degil. fakat Fâtih Sultan Mehmed'in bunu ögrenmesi üzerine o zati hediyelerle tekrar geri gönderdigi rivayet edilir. Bu hareketin basinda bulunan Pir Ahmet Bey. Rum Mehmed Pasa. sehzâdesi Mustafa'yi da buraya vali olarak tayin eder. Osmanlilarla kan bagi olmadigi için çok seviyordu. Karaman halkinin Osmanlilara tabi olmasinin önemli sebeplerinden biri olarak kabul edilmektedir. Hatta bu maksatla Uzun Hasan. Konya'ya dönünce buradaki is ve sanat erbabinin Istanbul'a yollanmasi isi ile görevlendirilir. Sehzâde Mustafa'nin ölümünden sonra Karaman Valiligi'ne Cem Sultan getirilmisti. Konya'da adina sikke kestirdigi gibi. Pasa'nin bu icrasinda bazi sikâyetler meydana gelir. kaleyi Sehzâde Mustafa'ya teslim edecegini bildirince. devam eden bu miras isine karisma sevdasina düstü. sonunda Konya'ya girerek. kaleyi teslim alip dönerken 19 Agustos 1474'te Bor'da vefat eder. Osmanli idaresine yeni alistirilmakta ve hatta isindirilmakta olan bir memleketin halki hakkinda icra edilen bu neviden muameleler yüzünden artan sikâyetler üzerine Mahmud Pasa.

Osmanlilari bu meydan okumaya karsilik vermeye zorladi." demisti. O. Galibiyetleri ile magrur olan Uzun Hasan. Bütün bu hareketlerin ötesinde Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan'a bagli kuvvetlerin. Osmanlilar aleyhinde kendisine ittifak teklifi üzerine daha 1463'te bunlarla anlasmisti. gururunun da arttigini gördügümüz Akkoyunlu hükümdarinin ayrica bir "Cihangir" olmak sevdasi da vardi. Topraklarinin genislemesi nisbetinde. Ebu Said'i maglub ettigi gün. Osmanlilarla harp halinde bulunan Venedik Cumhuriyetinin. Osmanli hududlarini geçerek taarruz etmesi. Bundan baska yine Osmanli-Venedik muharebesi esnasinda Hasan Bey. onu Osmanli topraklarini alma sevdasina düsürdü. hükümdarlik tahtina oturuncaya kadar Akkoyunlular pek fazla önem tasimiyorlardi. 1472 yilinda Venediklilere yeni ittifak teklifinde bulunmus.OSMANLI-AKKOYUNLU REKABETI VE OTLUKBELI ZAFERI Uzun Hasan. Çünkü o. firsat el verirse bu nöbet isterim ki. Venedik elçisi Katerino Zeno vâsitasiyle derhal senatoya bildirilerek Akkoyunlu ordusu için top ve topçu ustasi istenmisti. bu suretle Firat havalisinden Maveraünnehr'e kadar uzanan büyük ve kuvvetli bir devlet kurmus oldu. . Hatta rivayet edildigine göre o. O. bu elçilik heyeti vasitasiyle Osmanlilara ait Tokat sehri ile daha baska bazi mühim sehirleri isgal ettigini de Haçlilara bildirmisti. secaatin âsârini gördüler. devamli olarak Hasan Pâdisah'i Osmanlilar aleyhine tahrik ediyorlardi. Uzun Hasan. Osmanlilara üstün gelecek durumda oldugunu tahmin ediyordu. cür'et ve celâdetim Hüdâvendigâr'a (Osmanli hükümdari) gösterem. Iste bu düsüncesi ve kendisini çok üstün görüsü. Nihayet bu emellerinde muvaffak oldular. bu teklif. Uzun Hasan. Fakat onun is basina gelmesi ile birlikte durum degisti. Karakoyunhükümdari Cihansah ile Mâveraünnehr hükümdari Ebu Said Miransah'i öldürmeye ve topraklarini da kendi ülkesine katmaya muvaffak olmustu. atini meydana sürmüs ve "Bu diyarin serdarlari. Venediklilerle ittifak etmis olan Haçlilarla birlikte hareket için bunlarla görüsmek üzere Rodos'a elçiler göndermisti. Bu muvaffakiyet de 1472 yilinda Osmanlilara ait olan Tokat sehrinin Uzun Hasan kuvvetleri tarafindan yakilip yikilmasi ile kendisini belli etmisti. Bundan dolayi Osmanlilardan kaçan Karaman ve Candarogullarini bir büyüklük eseri olarak ayni zamanda kabul etti. Bunlar. Daha sonra Horasan hükümdari Hüseyin Baykara'yi yenerek topraklarindan bir kismini almis olan Uzun Hasan. Fâtih Sultan Mehmed'i de yenebilecegini tahmin ediyordu.

hükümdarin. . Uzun Hasan'a ders vermek oldugu. sözünün de kiliç oldugunu söyleyerek Akkoyunlu hükümdarini. Uzun Hasan üzerine hareket etmeden önce kis mevsiminde ondan gelen mektuba agir bir cevapla mukabelede bulunmustu. bunun sebebini Fâtih'e sordugunu. Bu cevabinda o. bu takip etmeyis hadisesini Sehzâde Bayezid'in hizmetinde bulunan Halil Pasa'nin oglu Ibrahim Pasa'nin agzindan nakl etmekte ve onun. Kemal Pasazâde. Nitekim Âsik Pasazâde de Fâtih'in bu hareketini "Mürüvvetle vilayetin yikmadi. Uzun Hasan'in yaptiklarindan. Bu cevap. emirlerindeki kuvvetlerle orduya katilirlar. Kazabat'ta da Amasya Valisi Sehzâde Beyâzit. eger yapabiliyorsa din düsmanlari ile savasmasi gerektiginden bahs ederek. ne denli yüksek bir telakki ile hareket ettigini açik bir sekilde ortaya koymaktadir. yapilan haksizligi ortadan kaldirmak için bizzat kendisinin gelecegini bildirir. Gerçekten de Frenklerle ittifak yapmis olan uzun Hasan. Fâtih'in komutasinda Üsküdar'dan hareket eder. Farkli rivayetler bulunmasina ragmen bu katilimlarla ordunun yekunu takriben seksen bes bin kisiye ulasir. Tarihte "Otlukbeli Zaferi" diye söhret bulan bu savasta. kozlarini paylasmak ilkbaharda üzere harbe davet eder. ayni zamanda Oguzlarin Bayindir koluna mensub bulunan Akkoyunlu kuvvetlerini takip ettirmedigi gibi Türk ve Müslüman olan ülkesine de dokunmadi. Osmanli ordusu. öte taraftaki gaza harplerini birakip. Iznik yolu ile Yenisehir'e gelini. Bütün kaynak eserlerde tafsilatli bir sekilde kendisinden bahsedilen bu zaferden uzun uzadiya bahs etmek istemedik. Iste Fâtih Sultan Mehmed bu istekler karsisinda agir bircevap yazar. Fâtih. ehl-i Islâm üzerine gidip onlara zulümde bulunmasinin dogru olmadigi. Osmanlilarla yapacagi muharebeyi makul gösterebilmek için onlardan Kapadokya ile Trabzon Imparatoru'nun kizinin kocasi olmasi hasebiyle Trabzon'u istemekte idi. Beypazari'nda Karaman valisi Sehzâde Mustafa. Islâm memleketlerini tahrib ile Islâm hükümeti yikmanin dogru bulunmadigini. ondan "gâyenin saltanat yikmak degil. bundan böyle elçisinin ok. Bu mektupta Fâtih Sultan Mehmed. burada Müslümanlarla ugrasmanin iyi bir sey teskil etmedigi" cevabini aldigini nakl eder.Fâtih Sultan Mehmed. Osmanli ordusu büyük bir zafer kazanarak dogudaki bu tehlikeyi bertaraf eder. galip gelmisken kendisi gibi Türk ve Müslüman olan. 13 Zilkade 877 (11 Nisan 1473) Pazar günü. yine kendi vilayetine teveccüh etti" diye takdir etmekte ve Osmanli hanedaninin adalet.

Serbest kalip buralarla mesgul olmaya basladigi siralarda. Hac farizasini eda edip . Osmanli askerî kudret ve teskilâtçiligi ile atesli silahlardaki kiyas kabul etmez üstünlügüdür. Otlukbeli zaferi. Osmanlilar aleyhine harekete geçmis olan Haçlilarin ümitleri de kirilmis oluyordu. bütün Müslümanlara ait olabilcek bir ise parmagini koymus oluyordu. Bu suretle de o. Bu zaferden sonra. Timur'dan beri karsilastigi bu en büyük tehlikenin atlatilmasinda ve zaferin kazanilmasinda rol oynayan baslica âmil. Bu da Islâm dünyasinda. bu sefer de ölüm. Fâtih'in. Fâtih Sultan Mehmed. Osmanli adalet ve müsamahasinin en güzel örneklerinden birini daha vermis olur. Karadeniz'in bütün sahillerini almak ise. Sonuç olarak sunu söyleyebiliriz ki. FÂTIH'IN GÜNEY SIYASETI Cihan tarihinin gördügü en büyük hükümdarlardan biri olan Fâtih Sultan Mehmed'in. ona bu yolda yürümeye izin vermemisti. halka karsi âdil olan idaresinin nümûnelerini göstermis oluyordu. Onun. Bununla beraber. basit bir hadise olmadigi gibi yadirganacak bir hadise de degildir. Fâtih Sultan Mehmed'in bu bölgelerle ilgilenmesine imkân vermemisti. Böylece. Hicaz su yollari ile ilgilenmesi. Bu hadise su idi: Hicaz'a giden bir Osmanli hacisi. bundan son derece memnunluk duydugundan ve kendisine bu imkani hazirladigi için Allah'a sükran hislerini ifade etmek üzere. Zira hâdiseler. onun düsüncelerinin basinda gelmekte idi. Anadolu birligini saglamak ve hatta bir bakima Islâm birligini temin için büyük bir gayret içinde oldugu kabul edilmelidir. Otlukbeli zaferi ile tehlikesiz bir hale getirmisti. Osmanli devlet sinirlarini Tuna ve Italya'ya dayamak istedigi kesinlik kazanmis görünmektedir. 1473'te kazanilan bu zafer. kendisi ve devleti için büyük bir sempatinin dogmasina vesile oluyordu. Zira bu suretle o. kendi ülkesinin güneyinde uzanan topraklar üzerinde. Osmanlilara karsi yapilmis olan sark ve garb ittifakinin bir cephesini tamamen tesirsiz hale getirmisti. çok kisa bir zamanda büyüyüp gelismis ve Omanlilar için korkunç bir tehlike haline gelmis olan Akkoyunlu Devleti'ni. O. ordusunun almis oldugu bütün esirlerin âzâd edilip serbest birakilmasini emreder. Osmanli Devleti'nin.insaf ve fazilet ile muttasif bulundugunu açiklar. Uzun Hasan Devleti'nin sür'atle çökmesine ve nihayet ortadan kalkmasina âmil olan sebeplerin basinda gelmektedir. Oguz boylari arasindaki çekismenin bütün yan tesirlerini izale ederek ihtilaf sebeplerini silmek istiyordu. yollardaki su kuyularinin (birke) harab oldugunu ve hacilarin bu yüzden sikintiya düstüklerini görmüstü. verilmis bir kararinin olup olmadigini söylemek pek mümkün degildir. Fâtih.

durumu hükümdara bildirmisti. Toros'larin güneyine inmelerine pek taraftar degillerdi. Nitekim Fâtih. iki devletin arasinda serin bir havanin esmesine sebep oldu. Iste bu sekildeki hareket tarzi. Osmanlilari çok yakindan takip ettikleri anlasilacaktir. Pâdisah dahi taht mübarek olsun diye elçi göndermedi. güneye giden yol üstünde bulunan Dulkadir isleri ile ilgilenmeye sevketti. Fâtih'i. Karamanoglu'nun verdigi bu haber üzerine Osmanli ustalarini hakaretle geri göndermeleri. aradaki dostluk hislerinin sarsilmasina sebep oldu. Ve muhabbet kesilmeye basladi. Âsik Pasazâde bu konuyu su ifadelerle dile getirir: "Her tarafin pâdisahlarindan elçi geldi. Böylece vakiflarin geliri ile tamir edilecek olan bu kuyulardan. Onlar." Dulkadirogullari münasebetiyle bozulan iliskilere ragmen Sultan Kayitbay zamaninda Fâtih. Fâtih'in su yollari bahanesi ile Mekke Sultanina yüklerle flori gönderdigini ve onu Misir'a karsi isyana tesvik ettigini yazmisti. bu kuyulari koruyacaklardir. Bu yüzden.döndükten sonra. sinirlarina yaklastirmamak ve onunla kendi arasinda zayif ta olsa tampon bazi tesekküller bulundurmak arzusunda idi. Âdet-i muhabbet terk olundu.. Trabzon seferinden zaferle döndügü vakit. Âsik Pasazâde'nin ifadesine göre Karamanoglu da Misir Sultani'na bir elçi göndererek. Han'a vilayet (Trabzon) mübarek olsun diye. "biz âcizmiyiz kim birkemizi ol meremmet ide" diyerek Osmanlilari geri çevirmislerdi. Âsik Pasazâde'nin ifadesiyle "Taht mübarek olsun . Sonra mezkur (adi geçen) Hoskadem dahi Misir'a sultan oldu.. Misir hakim ve nâiblerine de bu adamlara yardim etmeleri için mektuplar göndermisti. Sonuç olarak Misir'dan. Dulkadir topraklarina kadar uzanan zengin Misir Memlûkleri Devleti. gelecekte kendisi için büyük bir tehlike olacagi anlasilan Osmanli Devleti'ni. Bu yüzden Karamanogullarina yardim ediyorlardi. Memlûklularin. Isin iç yüzüne bakildigi zaman. "Hoskadem" Misir sultani oldugu zaman. bu kuyular için vakiflar düzenleyecek ve bu vakiflarin geliri sayesinde bölgedeki Araplar. Bu durum. Ancak Misir sultanindan elçi gelmedi. Halbuki Pâdisahin onlarin iç islerine karismak gibi bir niyeti yoktu. özellikle kuzeyden Hacca gidecek olanlar istifade edeceklerdi. Anadolu'da Türk birligini kurmaya çalisan ve bu konuda kendilerine engel olan kuvvetleri teker teker ortadan kaldiran Osmanogullarinin. Pâdisah dahi buna bir pare (parça) melûl oldu. Adavete (düsmanliga) bir bahane bu oldu. bu kuyulari tamir etmek için bazi adamlari görevlendirmisti. Âdet bu idi ki gönderileydi. Karamanoglu'nun bu yalan haberine inanan Misirlilar. Meseleyi kendi iç isleri olarak kabul eden Memlûklerin. ona göre Fâtih. Misirlilar buna lüzum görmemislerdi. Bunun üzerine pâdisah. zaferi tebrik için her taraftan elçiler geldigi halde. Fatih de onu tebrik etmemisti. Iki taraftan âdet terk olundu. Zira Âsik Pasazâde bize bu konuda çok net bilgiler vermektedir. Memlûk sultanlari ile Osmanlilarin arasinin açilmasina sebep olan daha baska olaylar da vardi.

çarsi ehlinin büyügüdür. devletler arasindaki protokolün çignenmesi demekti. Bununla beraber o. gafil ve zamanin maglubu kimselerdir. Her zaman sogukkanliligini muhafaza ederdi. ihraz ettigi san ve serefe. yüksek kabiliyet ve dehasiyle herkese gücünü kabul ettirmis olan büyük bir devlet adami idi. Zamani gelince de birdenbire maksadini açiklardi. Zira böyle bir elçi. Misir muhtesibinin elçi olarak gönderilmesine kizmistir. atalarinin elbiselerini birakarak ulema elbisesi giymeye basladi." Gerçekten. Çünkü "o. maglubiyeti önlemek için cesurane bir sekilde öne atilip askeri tesci ederdi. Fâtih. beser olarak düsebilecegi hatalari asgariye indirmek yolunda. pâdisahlara elçi olarak gönderilmez. Misir'in muhtesibini* gönderdi. yani Rum ülkesinin pâdisahi dendi) buna dahi melûl oldu. kütle mukadderatini elinde tutan sayili dâhiler ve cihangirlerden ayiran üstün vasif. Onu. icraat ve basarilarinda." sözleri ile ifade edilen anlayis. Fâtih Sultan Mehmed. kendi istihkak ve kudretiyle ulasmistir. Halbuki büyük söhretlerden pekçogu. Bu yüzden düsmanlarini sasirtarak bir senede birkaç fütuhata birden nail olurdu. devlet idaresinde sertti. Misir sultani dahi bu elçinin ardinca bir elçi gönderdi. Derûnî metanet ve zihnî kemaline. Bu yüzden . etrafina zengin ve kaliteli bir müsahipler ve müsavirler kalabaligi toplayan ve bunlardan her birinin karsisinda gerektiginde boyun egen bir adamdir. Elçi kim Misir'a vardi yine kanun üzre hürmet etmediler. Rum Pâdisahi (Anadolu'ya baslangiçta Rumeli dendigi için Pâdisahina da Rum pâdisahi. bunu açikça ortaya koymaktadir. yapacagi seferleri tatbik sahasina koyuncaya kadar gizli tutardi. Hissiyatini gizlemeyi bilir. yaptigini bilen ve ne yapmasi gerektigini hesaplayip düsünen adamdi. bu bir hafifliktir. cesaretli ve gayretli biri olan Fâtih Sultan Mehmed. elçi müsteki geldi pâdisahina haber verdi. Âlimlerle sohbette bulunmayi âdeta bir vazife telakki ediyordu. firsat ve tesedüflerden faydalanmis olmasi degil. FÂTIH'IN SAHSIYETI VE ÖLÜMÜ 1451 yilinda 21 yasinda iken yeniden Osmanli tahtina geçen Fâtih Sultan Mehmed. Bu muhtesibin gelmesi pâdisaha hos gelmedi. Âhir. yaptigi ve yapacagindan haberli bulunan bir sisteme sahip bulunmasi idi. Istanbul'u fethedip bin yüz yillik Dogu Roma (Bizans) Imparatorlugu'nu ortadan kaldirarak tam anlamiyla "Fâtih" ünvanini aldigi gibi. tesadüflerin yardimi ile degil. Binaenaleyh Fâtih. hayat ve icraatinin her safhasinda sahid oldugumuz Sultan Ikinci Mehmed. sevki tabiilerini rehber tutan. Adaletle hükmetmeyi siar edinen. Harpte cesurdu.diye elçi gönderdi. Iyi hediyelerle Çavusbasini elçi gönderdi.

yeniden Filozof Ivrokios'a havale ederek Arapça yazdirir. otuz sene kadar kesintisiz sefer ve gazalarla mesgul olmustu. daha çocuklugunda büyük sorumluluklar yüklenmis. âlimleri davet ederek ilmî mübaheseler yaptirdigi da anlasilmaktadir. Gerçekten o. çok genç yasta tahta çikmis. bütün bu çalismalarinin sebebini ve dolayisiyle hedefini su misralarla dile getirir: . Bu sebeple o." Bildigimiz kadari ile Fâtih. Fâtih. Türk tarihinin en renkli ve en büyük sahsiyetlerinden biridir." Tetkik edilip arastirildigi zaman görülecegi gibi hemen hemen bütün osmanli Pâdisahlarinda ve özellikle Fâtih Sultan Mehmed'de ilim ve ilim adamlarina karsi büyük bir saygi vardir. genis bir kültür ve bilgi hamulesiyle yüklü bulundugu. Onlara tahsisatlar vermis ve çalismalarini temin gayesiyle müesseseler kurmustu. Farsça ve Rumca'dan Arapça'ya tercüme edilmis felsefî eserleri okur ve yanina celb ettigi âlimler ile müdavele-i efkâr ederdi. Hatipzâde Mehmed. riyaziye. "Ilmi taleb ediniz hadisine uygun olarak tahsil ve müzakerelerden geri kalmazdi. siirde "Avnî" mahlasini kullanirdi. devrinde revnak bulup cihet-i maaslari için Tetimme (medrese) ve imâret bina buyurup nice evkaf tayin buyurmuslardir. Ayni zamanda kendisi de sair olan Fâtih. Molla Iyas. O da digerleri gibi daha sehzadeliginde "ulûm-i âliye ve 'aliye"yi tahsil etmisti. Kendiler dahi ulema zümresinden madud olup (sayilip) fadli bâhir ve marifet-i zâhir sahibi idiler. nazari dikkate almis ise de bu haritalar daginik olduklarindan. Kritovulos bu konuda sunlari yazar: "Pâdisah hazretleri. tasavvuf erbabi ve sanatkârlari himaye etmisti.Istanbul. Ana dilinden baska sark ve garp dillerini bildigi. Serbest fikirli ve herhangi bir saplantisi olmayan hükümdarin. topçuluk ve askerlikte kesif yapacak kadar kudret sahibi oldugu anlasilmaktadir. Mahlas-i serifleri "Avnî"dir. Ve siir-i bî-nazirleri (benzersiz. Bir vakit cografiyundan meshur Batlamyus'un. Molla Siraceddin ve Abdülkadir gibi hocalardan ders almisti. I. Bizzat yirmi bes seferde bulunan Fâtih. O. Bostanzâde Yahya (Tarih-i Saf. ulema. âlim ve fazil insanlarin siginagi haline gelmisti. Hocazade Muslihiddin Mustafa. 17 devlet ile ikiyüz küsur sehir ve kale fethetmisti. Molla Güranî. 52) onun bu özelliklerini su ifadelerle nakleder: "Bâni-i mebani-i hayrat ve müessis-i esas-i hasenat olup ulema-i ser'-i metin ve fudala-i fedail âyin. O. 1466 senesinde Batlamyus'un haritasini Ivrikios'a yeniden tercüme ettirip haritadaki isimleri Arap harfleri ile yazdirmistir. essiz) dahi vardir. lisan-i Farisî ve Yunanî'den Arapçaya tercüme edilmis olan âsâr-i felsefiyeyi mutalaa ve nezd-i sâhânelerinde bulunan fudala ile bu babta müdavele-i efkâr eder ve bilhassa Aristo'nun mebahis-i felsefiye ile pek ziyade mesgul olurdu. sair. meslek-i cografîye aid levayihine tesadüf edip mezkur layihalarda fennî bir surette izah ve tarsim edilen (çizilen) sekilleri.

bütün imkîAnlari degerlendiriyordu. Çünkü o. bizzat pâdisahin agzindan "Bu hânedanin maksad-i a'lasi. 1481 yili Nisan ayinin 29. Onun yaptigi fetihler. Din-i Islâm'in mücerred gayretidir gayretim" Bu ifadeler onu. riza-yi ilâhî'yi kazanmaktan ve Resûlullah'in yolunda yürümekten baska bir sey düsünmedigi görülür. i'lâ-yi kelimetullah'tir demektedir. Vefati dahi yine "i'lâ-yi kelimetullah" için çiktigi bir sefer-i hümayun esnasinda vuku bulmustu.v. çektigi sikinti ve katlandigi eziyetleri gören uzun Hasan'in annesi Sâra Hatun'a "Valide" diye hitap edip söylediklerine. Acem mi malum olmadi" diyerek bu büyük seferin nereye olacaginin bilinemedigine isaret eder. hedefledigi gayeye ulasmak için. Istanbul'u idealindeki cihan devletinin merkezi yapmak istiyordu."Imtisâl-i "câhidû fi'llah"* oluptur niyetim. sirf ihtiras için harb eden ve kiliç sallayan dünya cihangirlerinden ayirmaktadir. giristigi gazalar ve tebeasi için yaptiklarina bakilirsa. Ortodoks ve Ermeni patrikleri ile Yahudi bashahamini bu sehre yerlestirir. Trabzon üzerine varirken. hastaligi büsbütün artar.a. Bu sebeple Istanbul'u aldiktan sonra. Fâtih Sultan Mehmed. ayni yolun yolcusu bir idealist olarak gögüs vermis bir serdar ve fikir adamidir. büyük bir sefer için yapilmisti. tek bir devlet. daha sehzâdeliginde cihangirlik emelinde oldugu belirtilen Fâtih için. Bosnali Hüseyin Efendi. nereye müteveccih oldugu kesin olarak bilinememektedir." Keza onun. nizam-i âlem için." seklindeki sözü ile bu düsüncesini dile getirir. doguya dogru ilerlemeye baslamisti. daha önceden biliyoruz. O. . Peygamberimiz Hz. Zira Fâtih. büyük bir ordunun basinda hasta olmasina ragmen Üsküdar'a geçmis ve bir at arabasina binerek.)'in. Bu seferin. Ancak. Bu yüzden 3 Mayis 1481 Persembe günü (4 Rebiülevvel 886) ikindi vakti. Bu ifadelere bakilirsa. Islâm âleminin hâmisi sifatiyle kendisini i'lâ-yi kelimetullah'in en büyük temsilcisi olarak görmekte idi. Islâm dinini her tarafa yaymak oldugu anlasilir. Gebze yakinindaki Hünkâr veya Tekfur Çayiri denen yere geldigi vakit. tek bir pâdisah ve Istanbul da cihanin payitahti olmalidir. Ama nereye oldugunu kimse bilmiyordu. günü (27 Safer 886) 50 yasinin içinde iken. 31 yillik hükümdarliktan sonra vefat eder. Tursun Bey "Ve cihet-i sefer Anadolu oldugu malum olundu. O. Muhammed (s. Hatta bir rivayete göre "Dünyada tek bir din. Gerçekten. gayesinin bir cihan devleti de olmayip. amma Arab mi. Hazirliklar. insanlik ugrunda katlandigi mesakkat ve müsküllere gögüs gerdigi gibi.

devletin sosyal bünyesindeki anlayisin buna göre organizesi normal karsilanmalidir. Sözlüklerde bu kelime. Bu anlayis sebebiyledir ki. Islâm'dan aldiklari ilhamla Osmanlilar. Zahmet ziyade oldu. devlet nizam ve hakimiyet telakkisinde önemli bir rol oynamasidir. Öyle anlasiliyor ki. genellikle hânedanda rastlanan "Nikris illeti" idi. hem de amelî bir sekilde uygulayan Osmanli Devleti. Allah rahmetine vardi. onlari her türlü baskidan da kurtarmislardi. Sarab-i farig (ilaç) verdiler. gizli tutularak hamam yapmak üzere Istanbul'a geçtigi söylenip askerin yerinde kalip beklemesi emrolundu ise de birkaç gün sonra kayiklarla Istanbul tarafina geçen yeniçeriler. Ser'î hukuku hem nazarî. "görmezlige gelme. devlet ise onun bir fer'i olarak görülmüstür". Fâtih'in ölümü. tabibler cem olup ittifak ettiler. Ahir. ayagindan kan aldilar. bu anlayisini devletin bütün sistem ve organlarinda da devam ettiriyordu. Fâtih'in hastaligi. Zira "bu devlette din asil. FÂTIH SULTAN MEHMED VE HOSGÖRÜ Günümüzde. Bir beylik olarak ortaya çikisindan itibaren bünyesi ve sartlarin gerektirdigi degisiklikleri yapmaktan çekinmeyen Osmanli Devleti. Anadolu'nun diger beyliklerine göre daha uzun ömürlü yapan unsurlardan biri de süphesiz ki. hayatiyet sirlarini teskil eden ve onu. Fâtih'in vefatini ve sebebini su ifadelerle günümüze ulastirmaya çalisir: "Vefatina sebep. Tabibler. idareleri altinda bulunan gayr-i müslimlere karsi hosgörülü davranmayi. Balkanlar'da idarelerine aldiklari yerli unsurlarin din ve vicdan hürriyetine müdahale etmedikleri gibi. onlarin dinî hürriyet ve serbestilerine müdahale etmemeyi devletin temel prensiplerinden biri haline . ilacindan aciz oldular. Osmanlilar. ayaginda zahmet vardi. Kurulusundan itibaren Müslüman bir topluma istinad eden bünyesi ile. bir kabahatliya karsi siddet göstermeyip geçivermek" seklinde manalandirilmaktadir.Fâtih'in ölümü. bazi edepsizliklere basladilar. hosgörü adini verdigimiz anlayisin. Bu bakimdan. "hosgörü" diye ifade edilen prensip ve anlayisa eskiden "müsamaha" deniyordu. vefat hadisesini ögrenince. onbir gün gizli tutulup saklanabilmisti. Tarihî rivayetler de bunu desteklemektedirler. saglam temeller üzerine bina edip gelistirdigi ve kemal mertebesine ulastirdigi müesseseleri vâsitasiyle uzunca bir hükümranlik dönemi geçirme imkanini buldu. Devletin. Âsik Pasazâde. aldirmama.

Osmanli medeniyetinin ahengini meydana getiren muhtelif unsurlarin her biri.v. ulema. Istanbul'un fethinden sonra Ortodoks Patrikligi'ne verdigi serbestiyet ile âyinlerini yapma konusundaki rahatligi bilindigi ve daha önce de kismen "Bi avnillahi Taala Hz.. Resûlun hismina ugrasin. Resûl-i Ekrem (s. Kuds-i Serif içre ve tasrasinda namazlari ve ziyaretgâhlari ke'l-evvel. hem federal ve müstakil hüviyetleri içinde kendi merkezlerine bagli. SULTAN II. BOA. Ahardan kimesne rencide eylemeye.) hazretlerinin mübarek eliyle ve pençesiyle imzali olan hatt-i hümayunlari ve Hz. Bâyezid.) (tarafindan) verilen hatt-i kûfî ile ve selâtin-i maziyeden hatt-i hümayunlari ibraz edip reca eyledi. Mehmed'dir. ve . Eger bundan sonra gelen halifeler. Bâyezid. gerek Osmanli cografyasi. ehl-i örften vesair ümmet-i Muhammed'den akça içün veya hatir içün feshine murad ederlerse Allah'in ve Hz. Bu prensibi iyi kullanan ve ona son derece riayet edenlerden biri de süphesiz ki Istanbul'un fâtihi olan Sultan II.a. Fâtih..a. Ömer b. genellikle yenmeye alismis bir kütle psikolojisi için. Sene 862 (1457). 85l (l447) yilinda Dimetoka'da dogdu. mucibince zapt ve tasarruf eyleyeler. nr. Gerek bu gerekse ve daha önceki dönemlerde yenilmeye degil. hatta XVII. Onun. Fâtih Sultan Mehmed'in. Ali Emirî. refah ve bolluk da beraber girmekte bulunuyordu. Sultan II. Resûl-i Ekrem hürmetiyle makami Konstantiniyye feth oldukta etraf u eknafta olan sahlar ve krallar âsitâne-i saadetime elçiler gelüp feth-i fütûhu arz edüp bu def'a Kuds-i Serif'te olan Rumlarin Patrigi Atanasyos nâm rahib ruhbanlari ile gelüp âsitane-i saadetime yüz sürüp Hz. "Emiru'l-Mü'minîn Sultanu'l-Guzat ve'l-Mücahidîn Nâsiru's-Seriat ve'l-Milleti ve'd-Din Giyâsu'l-Islâm ve Muinu'l-Müslimîn Sultan Bâyezid diye anilan Sultan II. BÂYEZID ( BÂYEZID-I VELÎ ) Modon fetihnâmesinde. II. gerekse ekonomik hayati bakimindan istikrarli ve emniyetli bir devir idi. Yedi yasinda iken Amasya sancakbeyligine gönderildi. 22.getirmislerdir. Hattab (r. Gülbahar Hatun'dan dogan büyük ogludur. Bâyezid'in zamani. hududlardan sadece zafer sesleri degil. hem de müsterek ana merkezin mali ve mensubu olarak. vezirler.

XVIII. o dönemde merkezi Amasya olan Rum Eyâleti. ölen kardesinin yerine Karaman valiligine tayin edilmisti. Kaynaklarin. Oradan da Istanbul'a geçerek Yahudiler ile zengin halkin evlerini yagmalarlar. Konya'da bulunan Sehzâde Cem'e gönderdigi mektup ve bu vesile ile Fâti'in ölümünden haberdar olan yeniçeriler. asirlarda bile hâla. 85l (m. latif.Kurban) arasinda dogmustu. . 5 Rebiülevvel 886 (4 Mayis l48l) de Saltanat Kaymakami ilan ederler. o sirada Kastamonu Sancakbeyi bulunan Sehzâde Cem. Fâtih Sultan Mehmed vefat ettigi zaman. 886 Rebiülevvel'inin 13. Fâtih Sultan Mehmed'in ani ölümü. Daha önce de belirtildigi gibi Fâtih'in. siyah çatik kasli. küçügü de Cem olmak üzere iki oglu kalmisti. l447) yilinda iki bayram (Ramazan . Fakat Cem'e bu mektubu götüren sahsi. maiyetinde 4. babasi gelinceye kadar. Fatih'in.000 kisi oldugu halde Amasya'dan yola çikip Üsküdar'a gelir. semâvî bir nükte gibi. Her ne kadar onun dogum tarihi ile ligili farkli yillar veriliyorsa da genellikle yukarida belirtilen tarih kabul edilmektedir. devletin islerini tedvir etmekle onu görevlendirdi. Cem de merkezi Konya olan Karaman Eyâleti'nin valisi idiler. tabiî bir hâdise gibi karsilanmadi. bir taraftan Keklik Mustafa adinda bir çavusu. yüzünde ben bulunan. Fakat bu sehzâde babasinin sagliginda vefat ettiginden. öbür taraftan da kendi adamlarindan birini Cem Sultan'a gönderip yolu uzak bulunan Bâyezid gelmeden önce onu Istanbul'a davet ile bir emr-i vaki yapmak istemisti. Fâtih vefat eder etmez. genis ve açik yüzlü. Zira Divan. Bu feci hadiseden sonra iktidar. Öte yandan devlet büyüklerinden acele davet mektuplari alan Bâyezid. Vezir-i Azam'in. Mustafa adinda bir oglu daha vardi. ayaklanarak Pendik önlerine demir atmis bulunan birkaç gemiyi zapt ederek Üsküdar'a gelirler. Bâyezid. melek huylu. babasinin yerine tahta geçer. ince ve kemalli çehresiyle dünyaya yüz göstermekte devam etmekte idi. Vezir-i Azam ve Mevlânâ'nin soyundan gelmis olan Karamanî Mehmed Pasa. mutedil sakalli. Yeniçeriler. bütünüyle Ishak Pasa'nin eline geçmis demekti. genis omuzlu ve yüksek gösterisli olarak belirttikleri Bâyezid-i Veli. (12 Mayis 1481) günü 35 aslarinda iken. büyük sehzâde Bâyezid'i davet için Amasya'ya gönderirken. büyügü Bâyezid. bulunmayacagi siralarda Istanbul'da hükümet islerine bakmak üzere Silifke'den çagirmis oldugu Ishak Pasa'nin kiskirtmasi ile Vezir-i Azam Karamanî Mehmed Pasa'yi da öldürürler. Anadolu Beylerbeyi ve Bâyezid'in damadi olan Sinan Pasa yakalayarak öldürür. Sehzâde Bâyezid'in tarafini tuttuklari için. o siralarda Fâtih'in yaninda ve henüz 11 yaslarinda bulunan Bâyezid'in oglu Korkut'u. beyaz tenli. uzun boylu. Ülkede büyük bir siyasî buhranin çikmasina sebep oldu. Ishak Pasa da kendisine verilen bu genis yetkiyi iyi kullanarak asayis ve güvenligi sagladi. Yeniçeriler. elâ gözlü.

II. Bu olaylara temas etmeden ve onun sahsiyet ile karekterinin olusmasinda önemli rolü bulunan ve bir bakima onun bu özelliklerini canli birer levha gibi önümüze seren faaliyetleri görmeden disariya karsi olan . ilk hamlede mesele çikarmamak için. azil ve nefy edilmesini ister. Bâyezid'in. Yeni padisah. kapi önünde saf tutup. cülûs bahsisi tekrarlanmisti.Ertesi gün. babasi Fâtih Sultan Mehmed'in ölümünden sonra Osmanli tahtina oturur oturmaz içerde. O. Günümüz Istanbul'undaki Vefa semti hâla bu zatin ismi ile anilmaktadir. terakkilerinin artirilmasina muhalefet ettigi söylenen Hamzabeyoglu Kara Mustafa Pasa'nin. Bu usûl. Yeni padisahi. Yeniçerilerin bu istekleri. oglu Korkut'tan saltanati resmen devr alip l2 Mayis l48l de Osmanli tahtina çikar. kendisini merasimle karsilayan Yeniçeriler. Bâyezid. bir kismi siyasî.) Cülûs bahsisinin ikinci örnegi olan bu uygulamadan sonra. Osmanli tarihinde Yeniçerilere verilen cülûs bahsisinin ikincisi olmustu. Cenaze defn edildikten sonra bey'at merasimi yapilarak Sultan Bâyezid. her tahta çikista. Tabutun altina önce Sultan Bâyezid ve vezirler girmislerdi. Karamanî Mehmed Pasa'nin öldürülmesi sebebiyle vâki olan kusurlarinin affini ve cülûs bahsisi verilmesinin kabul edilmesini taleb ederler.(Ilki Fâtih Sultan Mehmed tarafindan verilmisti. kendisi tarafindan yaptirilmis olan camiin arkasindaki türbeye defnedilmisti. Bu bahsisler. bu istekleri kabul eder.Namazdan sonra Fâtih'in naasi. Fâtih Sultan Mehmed'in cenaze merasimi icra edilmisti. tahta geçisinin ertesi günü.Bu. Böylece henüz Üsküdar'da bulunan Mustafa Pasa getirtilerek ikinci vezir olarak ilan ve tayin edilir. Cenaze namazini Seyh Ebu'lVefa adiyla söhret bulmus olan büyük âlim Konyali Muslihiddin Mustafa kildirmisti. büyük bir tezahüratla karsilayan vüzera ve asker. Topkapi Sarayi'na girerken. onun rakibi olup. zamanla devlet maliyesi için âdeta bir yikim halini alaacaktir. yeni sultan tarafindan kabul edilir. Ishak Pasa'nin vezir-i azam olmasini. bir kismi da dinî renge boyanmis gerçekte dis kaynakli olan siyasî bazi isyan hareketleri ile karsilasir. resmen Osmanli tahtina oturmus olur. Bu arada yeniçerilerin bütün isteklerinin kabul edilmesi mahzurlu görülerek daha önce Mustafa Pasa hakkinda verilen karardan dönülür. BÂYEZID DÖNEMININ BAZI IÇ OLAYLARI II. basinda siyah bir kavuk ve ayni renkte bir elbise giymis oldugu halde Istanbul'a girmisti. subaylari vâsitasiyle bir arzuhal takdim ederek. Bundan sonra Ishak Pasa'ya sadaret tevcih olunur. ancak üçyüz yil sonra Sultan Birinci Abdülhamid tarafindan Rusya ile yapilan savas sirasinda ve birdenbire kaldirilabildi.

Fâtih Sultan Mehmed'in de Cem'i Bâyezid'e tercih ettigini gösteren delillere tesadüf edilmektedir. ibâreyi büsbütün manasiz saymak da dogru degildir. sanildigindan daha büyük olmustur. saltanat alameti olarak nâmina hutbe okutmus ve ismine sikke bastirmistir. bu iddiasini da bazi delillerle isbat etmeye çalisiyordu. Daha Fâtih'in sagliginda devlet erkani arasinda her iki sehzâdenin taraftarlari bulundugu ve basta Karamanî Mehmed Pasa oldugu halde. Böyle bir ibârenin isaret olarak kabul edilmesi herhalde daha dogru bir kanaat olacaktir. Zira halk. IÇ KARISIKLIKLAR VE CEM OLAYI Ikinci Bâyezid tahta çiktigi zaman. özellikle Karamanoglu Kasim Bey'in telkinleri ile harekete geçmeye karar verir.siyasetini anlayip takdir etmek mümkün olmazdi. maiyetinde Karaman. kendisinin tahta geçmesi icab ettigini söylüyordu..oglum Cem edâmellahu bekahu" diye hitab edilerek örnek gösterilmis olmasi. bunlardan bir kisminin. Buna dayanarak o. Cem Sultan'in.. Varsak ve Turgutlu boylarina mensub kuvvetler oldugu halde Inegöl üzerinden Bursa'ya gönderir. 32 )'da sehzâdelere yazilacak hükümlerin elkabi bahsinde yalniz Cem isminin zikredilmesi ve yazilarda ona ". Gerçekten.vâris-i mülk-i Süleymanî. Cem Sultan'in bizzat kendisi de babasinin erine geçme hakkina sahip olduguna kani idi. Zira kendisine göre o. O. sehzâde Mustafa'nin ölümünden sonra. yeniçerilerin daha önce yaptiklarini unutmamisti. iç proplemlerin tesiri. Ikinci Bâyezid tarafindan Ayaz Pasa komutasi altinda gönderilen iki bin yeniçeriyi maglub etmeye muvaffak olur.. Bâyezid'den daha meziyetli. Cem'i takdir eden Gedik Ahmed Pasa'nin. Nitekim Kanunnâme-i Âl-i Osman (Istanbul l330. Gedik Nasuh Bey. Bu da tahtin asil vârisinin kendisi oldugunu gösteriyordu. Kaplica savasindan üç gün sonra ordugâha gelip. civardaki sehir ve kasabalara saltanatini kabul ettirip. Bu sebeple biz de önce iç olaylara temas etmeyi faydali bulduk. s. Gedik Nasuh Bey'i. hiç sevmedigi Bâyezid'i padisah olarak görmek istememesi gibi. Bu âmillerin tesirinde kalan Cem. babasinin padisahligi zamaninda dogmus ve bu yüzden Uzun Hasan seferi esnasinda babasina vekalet etmisti. herhalde bir tesadüf eseri olmasa gerekir. Zira onun dis dünya ile olan münasebetlerinde. Bütün bunlara ilaveten. Karaman eyaletinde beraber bulunduklari zamandan beri. maiyyetindeki müsavirlerin.Gerçi buna dayanarak Fâtih tarafindan Cem'in veliahd ilan edildigini iddia etmek mümkün degilse de.. tedkik edilmesi lazim gelen sebeplere dayaniyordu. saltanat makamini elde etmek için giristigi tesebbüs. Konya'da vali olarak bulunan kardesi Giyaseddin Cem Çelebi'nin muhalefeti ile karsilasir. etrafina kalabalik sayida insan . Haziran'in basinda Bursa'ya giren Cem. Zira Cem. daha cesur ve faal bir zat olan Cem'i saltanata layik gördügü anlasilmaktadir. l8 gün kadar da hükümdarlik eden Cem. 28 Mayis'ta. Bu basarida Bursa halkinin da büyük bir payi oldugu belirtilmektedir. "mülk-i mevrûs"da hakki bulundugunu iddia ediyordu.

Selçuk Hatun'un iki kardes arasinda kan dökülmesine mani olmak üzere giristigi tesebbüsler. Bilindigi kadari ile Osmanli hanedanindan fiilen hacca giden tek . Cem'in emir ve istirahatina verilir. Kendisini burada da güvende hissetmeyen Cem. sonra da Konya'ya çekilmek zorunda kalir. bedesten ve çarsi yaptirmak suretiyle imar faaliyetlerinde bulunmus ve "zulmü ref' edip adalet" gösterdiginden halk da yurtlarina dönmüstü. Kostantiniyye Fâtihi'nin oglu olarak halk tarafindan büyük bir tezahüratla karsilanir. Konya'dan ayrilisi esnasinda halkin göz yaslari ile kendisini ugurlamasina bakilacak olursa. Gerçekten o.toplamak suretiyle kendisini Anadolu hakimi saymis ve bu son durumu agabeyine kabul ettirmek üzere ona halalari ve Çelebi Sultan Mehmed'in kizi Selçuk Hatun ile devrin ulemasindan Mevlânâ Ayas ve Sükrüllahoglu Ahmed Çelebi'den meydana gelen bir elçilik heyeti göndermisti. daha sonra Memlûk Sultani Kayitbay'in müsaadesini alinca Antakya yolu ile l0 Temmuz'da Haleb'e. Memlûk Sultani Kayitbay dahi kendisini sarayinda karsilayip kucaklar ve "Sen oglumsun. bastanbasa donanmisti. annesi Çiçek Hatun ile ailesini alip Tarsus'a gider. nihayet yakin dostu Afsinoglu Yakub Bey'in ihaneti sonucu Cem. Onu karsilamaya hazirlanan Kahire sokaklari. Bursa üzerine yürürken Cem'in lalasi Yakub Bey'e bir mektup yazarak. Otranto seferinden dönen Gedik Ahmed Pasa'nin Bâyezid kuvvetlerine iltihaki. Ancak. Osmanlilardaki "Tek Ülke Tek Sultan" ilkesinin ne kadar köklestigini göstermektedir. sehzâdenin Karaman'a kaçmasini önlemesini. bunu kabul etmez. vali olarak bulundugu bu bölgede böyle bir sevgiye layik olacak isler yapmisti. bu takdirde Anadolu Beylerbeyligi'ni uhdesine tevcih edecegini ve bosuna Müslüman kaninin dökülmemesini bildirecektir. kendisi de Bâyezid ile karsilasmak üzere Yenisehir'e hareket eder. kendisine iltihak etmesini. Yenisehir'de yapilan savasta maglub olur. oradan da Sam (Dimask)'a gider. böylece daha önceki hükümdarlarin birlestirmeye çalistiklari Osmanli Devleti'nin yeniden ikiye bölünmesi teklif edilen Bâyezid. Onun. Sehzâde Cem'in maglubiyetini hazirlayan sebeplerin basinda. Divitdâr Sarayi. Ancak. Bu istirahat günlerinden istifade eden Cem. Merasimle karsilandigi bu sehirde yedi haftalik bir istirahati müteakip l5 Agustos'ta Gazze yolu ile Misir'a gidip hükümdarlara mahsus bir törenle Kahire'ye giren Cem. Gedik Nasuh Bey emrindekileri Iznik'e gönderen Cem. Cem. Zira kendisine Rumeli ile yetinip Anadolu'yu Cem'e birakmasi. Mekke'ye giderek hac farizasini ifa eder. teklifini redetmesi üzerine kuvvetlerini ikiye ayirip. onun dostu ve lalasi bulunan Yakub Bey'in ihanetinin geldigi anlasilmaktadir. Larende ( Karaman )'de saray. Anadolu Beylerbeyi Sinan Pasa'nin faaliyeti. Öyle anlasiliyor ki. Sehzâde Cem. basarisizlikla sonuçlanir. Gerçekten Bâyezid. Konya'lilarin Cem Sultan'i çok sevdiklerini söyleyebiliriz. Bâyezid'in. Bu durum. Maglub olan sehzâde önce Eskisehir'e. kederlenme" diyerek onu teselli eder.

Adana'da Karamanoglu Kasim Bey ile bulusarak. Hatta rivayete göre Karamanoglu. Bu sirada Cem'i elinden kaçiran Sultan Bâyezid. Anadolu hakkinda Cem Sultan'a bilgi verirler. Yapilan mücadeleler sonucunda birlikleri dagilmis olan Sultan Cem. Misir'da bos durmak (âtil) suretiyle yasamayi nefsine yediremeyen ve böyle bir hayata tahammül edemeyen Cem. daglara siginmak zorunda kalmisti. sehzâdenin yanina gelir. Bursa'dan geçildigi esnada yeniçeriler. Bunlar. Bu sehirde. Kendisi de Bursa yolu ile Istanbul'a döner. ailesini Misir'da birakarak 27 Mart l482 Sali günü Kahire'den hareketle. 6 Mayis günü Haleb'e girer. yaninda züemadan ve subasilarindan meydana gelen bir topluluk ile Gedik Ahmed Pasa'dan kaçan Ankara Beyi. Feridun . devletin ileri gelenlerini toplayarak Cem'in de hazir bulundugu bir meclis akdeder. Cem'in tarafini tuttugu için bu sehri yagmalamak isterler. ikisi arasinda muvafakat hasil olunca. Cem'in Anadolu'ya geçmesini. Cem. Uzun münakasalar esnasinda. Burada "fiilen" ifadesini kullandik. sehzâdeye vatanina dönme müsaadesi verir. Cem Sultan. Bu sebeple vatanina dönmek için Sultan Kayitbay'dan müsaade istedigi zaman Misir hükümdari. Sultan Bâyezid. çünkü hanedanin ve sultanlarin büyük bir ekseriyeti "Hacc-i bedel" yolu ile haci ifa etmislerdir. Konya'ya kadar gelip. Karamanoglu Kasim Bey bos durmuyor. Larende (Karaman)'de bulunan Gedik Ahmed Pasa'nin agzindan mektup yazmak suretiyle Cem'i ikna etmeye çalisiyordu. Cem'e ailesi ile birlikte Kudüs'te oturmasini ve senelik vâridatini (l milyon akça) almakta devam etmesini buna karsilik taht ve tacdan feragatini yeminle teyid ve ilan etmesini teklif etmisti. Karaman ülkesinin Kasim Bey'e birakilacagi ve onun da ömrü oldukça Cem Sultan'a itaat üzre bulunacagi esasina göre bir anlasma yapilmisti. Anadolu'daki taraftarlarinin yardimi ile saltanati ele geçirmeye muvaffak olacagi zannina kapilmisti. Ancak padisahin bunlara izin vermemesi üzerine sehir yagmalanmaktan kurtulmus olur. Bâyezid. Trabzon'lu Mehmed Bey. Ankara (Engürü) Beyi Trabzonlu Mehmed Bey ile birlikte sehzâdeyi Anadolu'da yeni bir maceraya sürüklemek üzere tesvik ediyorlardi. kendisi de Bursa taraflarina geçerek hazirliklara baslamisti. sehzâdenin Anadolu'ya gönderilmesini dogru bulmayan Emîr Özbek ile Cem arasinda sert tartismalar olur.sehzâdenin Cem Sultan oldugu rivayet edilir. Bu arada Sultan Bâyezid ile Cem arasinda barisi saglamak ve Cem'i bu davadan vazgeçirmek için haberciler gönderilmisse de bir netice alinamamisti. ötedenberi süphelendigi Gedik Ahmed Pasa'ya atf ederek onu yanina çagirmis. Meclis dagildiktan sonra Sultan Kayitbay. oglu Abdullah'i Karaman valiligine tayin eder. Cem Sultan'in Kahire'de bulundugu siralarda. Bu arada Italya'dan (Otranto) dönen ve Yenisehir Ovasi'nda kendisine iltihak eden Gedik Ahmet Pasa'yi takibe yollar.

eski iddialarina nazaran daha mütevazi bir saltanata riza gösteriyordu. Jean sövalyelerinin menfaatine alet olarak kullanilacak kiymetli bir esirdi. Bâyezid'in bu arzusunu reddeder. d'Aubbusson'a her türlü yardim vaadinde bulunarak bütün Hiristiyan devltelerinin Osmanlilar aleyhine bir sefer açmasini istiyordu. Süleyman Bey'in Rodos'a iltica etmemesi tavsiyesine karsilik. Frenklerin "ahidlerinde müstakim" (sözlerinde dogru. verdigi ruhsatnâmeye önem vermiyor ve Cem'i ele geçirdigini Papa Sixte IV ile Avrupa hükümdarlarina bildiriyordu. ya saltanata geçmek veya ölmekti. Çünkü onlar için kader. O. "mülk-i mevrustan hisse talebinde musirr" olarak Anadolu'da kendisine istiklâl ve bagimsizlik üzere hakim olacagi bir yer ayrilmasini istemek suretiyle. Cem Sultan. kül dösenem külhan-i mihnette sebep ne?" diyen Cem. Fâtih'in oglunun Rodos'a gelisi esnasinda çok parlak bir tören yapilir.Bey'in Münseâti'nda bu konuda söyle denilmektedir: " Sen ki. Ber vech-i takaud mutasarrif olup iki nimetin sükrünü eda edesin". akrabalarin en yakinisin. Geçecegi yollar çiçekler ve bayraklarla donatilir. d'Aubusson . önce reisleri Pierre d'Aubusson (Grand Maître)'a bir elçi gönderir. ahidlerine bagli) olduklarini söyleyerek l8 Temmuz'da bir Rodos gemisine biner. hala bir köseye çekilmeyi nefsine yediremeyen Cem. Zaten Sövalyelerin reisi de papaya yazdigi mektupta. Seni baska kapilara muhtaç edip onlardan yardim istemen padisahlik mürüvvetine yakismaz. Gemiden ati ile inmesi için tertibat alinir. Cem. Cem. bister-i gülde yatasun sevk ile handân Ben. Anadolu sahiline göndermislerdi. artik St. d'Aubusson ile yan yana at üzerinde geçerek satoya girer. gördügü bütün bu hürmet ve saygiya ragmen. sehzâdeler davay-i taht eyler"diyen Cem Sultan. Cem Sultan. Küçük te olsa bir saltanat hissesi koparamayan ve bütün muvaffakiyetsizliklerine ragmen. Rodos sövalyelerinin kendisine yardim edebileceklerini düsünerek. sokaklara dökülen halkin arasindan. D'Aubusson. güneye çekilmek istediyse de Karamanoglu Kasim Bey. Papa. Bir müddet sonra Cem. sana nakden l0 kerre yüzbin bin ( l milyon) akça salyâne tayin ettim. Cem Sultan bu anlayisini agabeyine su siirle bildirmisti: "Sen. Sayet huzur ve tahttan feragati seçersen. 30 kadar adami ile Kerküs limanindan bir gemiye binerek (l5 Temmuz l482). Yildirim Bâyezid'in oglunu örnek göstererek Rumeli'ye geçerse orada muvaffak olabilecegini söyler. onun Rodos'a serbestçe girip çikmak üzere. Bundan bir cevap alamayinca Frenk Süleyman ile Dogan'i gönderdikten sonra kendisi de Kasim Bey'in delâleti ile sahile Korycos (Kerküs) limanina iner. Anamur'a gider. Bu teklife karsilik "Kadimî resmdir. Macar Krali Corvin Matyas. istedigi ruhsatn‹meyi hazirlamis ve Don Alvaro de Zuniga komutasinda üç gemiden meydana gelen bir filoyu. Bu sirada sövalyeler de. açiktan açiga memnuniyetini ilan ederken. Cem'den istifade edilerek Hiristiyan devletlerinin tamaninin birlikte Islâmiyet aleyhine harekete geçirilebilecegini ve Türklerin Avrupa'dan atilma zamaninin geldigini belirtiyordu.

kendi aralarinda uzun müzakerelerden sonra nihayet onu. Maiyetinde 50 kisi oldugu halde Fransa'ya dogru yola çikarilan Cem Sultan. oradan da Siracuza (Sicilya)'ya ve sonunda Mesina'ya ugrayarak yoluna devam eder. Cem'in nerede ve hangi memlekette muhafaza edilecegi hususunda tereddüde düsen sövalyeler. Gedik Ahmed Pasa'yi sövalyelerle anlasmak üzere oraya gönderir. Fakat tecrübeli ve ihtiatkâr Venedik siyaseti. sövalyelere Cem'i muhafaza etmeleri sartiyla her sene Agustos basinda 45. Pierre d'Aubbusson. Kardesine olan sevgi ve bagliligini bildigi Gedik Ahmet Pasa'yi siyaset (öldürme) ettikten sonra. Papa Innocent VIII. Rodos'a gitmesinden son derece endiselendiginden. Anlasma geregince Bâyezid. olaylarin gelismesini beklemeyi menfaatine daha uygun bulmustu. Bâyezid. Bununla beraber Bâyezid. Osmanli Devleti'ne karsi bir tehdid vâsitasi olarak kullanilan Cem Sultan. Osmanli saltanatinin varisi sifati ile yardim istemis ve onlardan alinan adalar ile diger topraklari iade edecegi vâdinde bulunmustu. Bu gelismeler karsisinda sehzâde. l6 Ekimde Fransa'nin güney sahilindeki Villefrache'a varir. Sayet Bâyezid. sövalyelerin reisi Bâyezid'den aldigi paradan baska. Cem sövalyelerden alinarak muhafaza edildigi takdirde onlara Mora'yi verecegini vaad etmisti. O. Rodos'a karsi tesebbüse geçecek olursa.. Cem'in oglu olan Oguz Han'i öldürmesini emretmisti. Cem'in. Cem'in agzindan sahte mektuplar yazdirarak. Macar Krali Corvin Matyas onu d'Aubusson'dan isterlerken.000 düka vermeyi kabul ediyordu. Venedik'e de müracaat etmis. basta Papa olmak üzere diger . Sultan Bâyezid. Ancak bu sehirde veba hastaliginin bulunmasindan dolayi Savoie Dükaligina ait Nice'e götürülerek burada uzun müddet alikonur. binaenaleyh kendisini "küffar elinde" birakmamasini rica etmisti. Iskender Pasa'ya gönderdigi mahrem emirde. Gedik Ahmed Pasa'nin talebi ve Papa'nin müsaadesiyle Bâyezid'e iki elçi göndererek onunla bir anlasma yapmisti. Louis ve kendisine taraftar oldugu bilinen Macar Krali Matyas Corvin'in yardimlarini temin etmek suretiyle Rumeli'ye geçecegini ümid ediyordu. Napoli Krali Ferrand. Gerçi Cem. Fransa Krali XI. ugradigi felaketin vehametini anlamis bir kimse olarak. memleket dahilinde de Cem taraftarligini ortadan kaldirmaya azm etmisti. bunun da ( ) diyen bir Müslüman için çok büyük bir haksizlik oldugunu. annesinden de para çekmenin yolunu bulmus ve Rodos'un emniyeti bakimindan sehzâdeyi elde tutmayi faydali ve vazgeçilmez bir firsat olarak görmüstü. Bâyezid'e yazdigi mektupta kendisinin küffâr elinde esir oldugunu. Fransa'ya nakl etmeye karar verirler.ile konusmasinda. hemen hemen bütün Avrupa devletlerinin ele geçirmek istedikleri bir rehine idi. önce Istanköy'e.

muhafizlarini aldatmak için her çareye bas vuruyordu. Papa ile görüsmelerinde Avrupa'ya hangi maksatla geldigini anlatarak artik Misir'a gidip ailesine kavusmaktan baska bir düsünce ve arzusunun kalmadigini açiklar. yedi katli bir kuleye nakl ederler. Innocent tarafindan resmen kabul edilir. bir taraftan da. Bu suretle l3 Mart'ta sahili takib ederek önce Ostinya'ya. Ancak. Cem'i bahane ederek onlari. Misir'daki annesi ve zevcesi ile mektuplasmasindan süphelenerek.Neuf'ten hareket edip Toulon'a varan Cem. acele ile Toulon'dan gemiye bindirilen Cem. Fakat red cevabini alir. Paris büyük bir siyasî faaliyete sahne olur. Venedik elçisi bu tesebbüsü sonuçsuz birakmak maksadiyle Floransa'yi da ise karistirir. Bir müddet sonra bizzat VIII. Cem'i Macarlara birakmasindan endise eden VIII. Sinan ve Sofu Sadi Bey'lerin. Bütün bu gelismelerden sonra Papa'nin. Bu arada Venedik. Bu diplomatik pazarliklar esnasinda. Cem'in. Macar elçisinin Cem'i elde etmek üzere tesebbüse geçtigi bir sirada. Kamame Kilisesinin Hiristiyanlara birakilacagini. sabah gezintisi esnasinda muhafizlarini öldürüp. Bunun üzerine Cem. bir taraftan Papa'ya Cem'i sövalyelerden almasini tavsiye ederken. ayrica mukaddes esyalarin krala gönderilecegini bildirmisti. esasen çesitli sebeplerden dolayi ihtilaf halinde bulundugu Misir Devleti'ne savas açar. Cem'in ailesini ister. Osmanli üzerine bir Haçli seferi açmak emelinde oldugundan. verilen talimat üzerine. siki bir sekilde göz hapsine alinir. Cem Fransa'da kaldigi takdirde.Hiristiyan devletlere müracaat edecek.Bu arada. Vatikan'da kendisine tahsis edilen yere gelir. Bâyezid'in. Tiber nehri yolu ile de Roma'ya ulasan Cem. Bu anlasma geregince ll Ekim l488'de Bourg . Cem'i adi geçen satoda yeniden insa etmis olduklari Tour de Zizim (Cem Kulesi) denilen. Kralin durdurma emrine ragmen. Celal. Bu arada Bâyezid. Charles de bu meseleye karistigindan. Sövalyeler de bunu kabul ettiklerinden bu hususta 5 Ekim l488'de bir anlasma yapilir. kendisine Macaristan'a gitme tavsiyesinde bulunur. bizzat Cem'in adamlarindan Ayas. Ancak sövalyeler bunu sezerek. Cem'in teessürüne istirak edip onunla birlikte göz yasi döken Papa. onu kaçirmak tesebbüsleri de basarisizlikla sonuçlanir. adeta Fransa'dan kaçirilir. Cem'e gelince o. gerçekte onu alet ederek. Cem'in Italya'ya gitmesine razi olur. Charles. Bu konuda onun yardim ve araciligini ister. Zira tam selahiyetle Fransa'ya gelen Osmanli elçisi. Kayitbay'dan. Bourg Neuf satosunda kalan Celal Bey'in dönüsünde de onunla birlikte firar hazirligina baslar. Bunun üzerine. Fransa Krali nezdine gönderdigi elçinin vaadleri üzerine durdurulmak istenir. Sofu Hüseyin Bey'e Frenk kiyafeti giydirmek (kâfir kisvetine koyup) suretiyle onu Anne de Beaujeu'nun aleyhtari olmasindan dolayi satosu muhaliflerin toplanma yerine dönen Duc de Bourbon'un nezdine gönderdigi gibi. Avrupa'da meydana gelen hadiseleri günü gününe Bâyezid'e bildiriyordu. Onun bu teklifine karsi Cem. böyle bir hareketin bütün . Osmanlilarin aleyhine tesvik edip hucum etmelerini teklif edecekti. l4 Mart'ta VIII. Nitekim.

Cenab u Allah'a ve Resûlüne olan iman ve muhabbeti o kadar büyük idi ki: "Ka'betullah'a varup bir kez tavaf eyledigin Bin Karaman. Papa'dan magfiret umarlarmis. dinime zarar olacak is islemezem" diyerek basindaki Osmanli sarigini da çikarmadan Papa ile konusur. Nihayet. Rumeli sinirinda bulunmasi gerektigini. sehzâdenin bir bakima esâret hayati diyebilecegimiz Bati'daki serüveni. Bulundugu çevrede.bin Acem. Görüldügü gibi. Hatta o: "Onlar. Içinde bulundugu durumu.Islâm âleminde büyük bir nefretle karsilasacagini belirterek cevap vermis olur. Vatandan uzak kalmis ve onun hasretiyle yanip tutusan Cem. Bu hususta Papa'ya ihtiyacim yok. olmazdi hac nasibin Bin sükür oldu rûzi bu devlet-i muazzam" misralariyla da kendini teselli ediyordu. Tesrifat memurunun bütün israrlarina ragmen Papanin huzurunda diz çöküp ondan bagislama dilememisti. Macar Krali'nin kendisini orada bekledigini ve Hiristiyan fakirlere sadaka vermesinden dolayi da Hiristiyanliga olan sevgisini anladigini. bin memleket-i Osman'dur" misralari ile de bunu dile getiriyordu. gerçek bir felâketzedenin hayatidir. Böyle kiymetli bir esire sahip olmakla politik kozlar elde edilecegine inaniliyordu. hac farizasini ifa edip dinî vecibelerini yerine getirdigi için de "Olsan sehinsah-i Rum. çektigi elemleri siirlerinde dile getirir. Böylece o. yedi sene kadar devam edecek bir esâret döneminden sonra Papalik makaminin sikistirmasi sonucunda. sehir sehir dolastirildi. Buralarda "devlet bana yar olmadi ah" misralari ile elem ve izdirabini dile getirdigi gibi. Daha önce de görüldügü gibi bu müddet zarfinda kuleden kuleye ve kaleden kaleye nakl edilerek. Papaya satilip Italya'ya getirildikten sonra Vatikan'a yerlestirilir. sövalyeler tarafindan Katolik dünyasinin reisine satilir. Bahtsiz sehzâde. Islâm'a olan bagliligi ile taninan Sultan Cem. Ölümüme razi olurum. Islâm'a olan bagliligi ile kendisini teselli ediyordu. Papa ise. vakarli bir sekilde Papa'ya anlatarak Misir'da bulunan ailesinin yanina gitmek istedigini ve bu konuda kendisine yardimci olmasini istemisti. Rodos Sövalyelerinin dolandiricilik aleti haline gelmis bulunuyordu. ben magfireti Allah u Taâla'dan umarim. sahsiyeti ile ilgili olarak büyük menfaat temini ve siyasî spekülasyonlar icra ediliyordu. Sehzâdeye sahip olmak için hükümdarlar birbirleri ile yarisiyor ve bunun için çesitli tesebbüslerde bulunuyorlardi. sayet . tahti ele geçirebilmesi için.

Bundan sonra karindasim Hüdâvendigâr Sultan Bâyezid Hazretlerine varasiz. Fâtih Sultan Mehmed'in oglu ve Cem'in agabeyi olan Sultan Mustafa'nin türbesine defnedilir. . tesiri zamanla görülecek sekilde onu zehirledikten sonra Napoli'ye gönderir. daha sonra Sultan Bâyezid tarafindan memlekete getirtilerek. l494 senesi Eylül ayinda büyük bir ordu ile Italya'ya yürüyüp Napoli Kralligi'ni elde etme ve yanina Cem Sultan'i aldiktan sonra Kudüs'e dogru bir Haçli seferi yapma arzusunda idi. Bursa'da. Ben sizden Misir yolunu istedim. kralin eline geçegini anlayan Papa. talihsiz Cem Sultan'in Islâm'a ne kadar bagli oldugunu göstermektedir.Hiristiyan olursa. büyük bir Haçli ordusu toplayarak emrine verebilecegini söylemisti. Ne vechle olursa olsun benim tabutumu kâfir memleketinde komasin. bütün bir dünya padisahligina degismem. Cem'in vefatini duyunca bütün memlekette üç gün yas ilan ettirdigi gibi onun irâdesiyle de bütün câmilerde giyabî cenaze namazi kildirilmisti. kardesi için yüzbin akça sadaka dagitmis. Sultan Bâyezid. gerek kâfir olsun" der. Osmanli Sultanligi degil. kardinallik ve papalik degil. kâfirlerin Müslümanlar üzerindeki oyunlari dursun. Nihayet l3 senelik aci ve elemlerle dolu bir esâret hayatindan sonra 36 yasinda iken 25 Subat l495 (25 Cemaziyelevvel 900) Çarsamba günü sabaha karsi vefat eder. bizim Nasara (Hiristiyan) fukarasina merhametimizden vaki olduysa. Gerek Müslüman. memleket adina siyasî sebeplerle oldugunu anlatmaya çalisiyordu. Itikadimca Muhammed dini hak iken siz hiç dininizden dönüp Muhammed dinine girebilirmisiz? Herkese kendi dininden baskasi bâtildidir. Diyesiz ki beni reddetmesin. onun hizmetinde bulunanlari da takdir ve iltifatlarla karsilayarak onlari çesitli memuriyetlere tayin eder. bizim dinimizde sadakat-i fukara vardir. siz bana bâtil yol mu gösterirsiz. Bundan sonra o. Cem Sultan böyle bir teklif karsisinda hüngür hüngür aglayarak " öyle günlere kaldik ki bizi dine davet ediyorsunuz. üç sene kadar Papa'nin yaninda kaldi. Bâyezid. Böyle sözler bize ezadir" cevabini vermisti. Cem Sultan'in cenazesi. Cem'in. Charles. Etrafindaki adamlarina da son vasiyetini yaparak "Benim mevtim haberini intisar ediniz (yayiniz) ki. Bütün bu sözler. Cem. kendisinin bütün varligi ile inandigi Islâmiyet aleyhinde kullanildigi ihtimali ile titreyerek böyle bir durumda Islâm ve Müslümanlara zarar vermemek için Allah'in. onun anne ve kizlarina her türlü riayeti göstermisti. Ve benim anami ve kizimi vesair taallukatimi ve üstümde hizmette sabikasi olan (bana hizmeti geçen) hüddamimi unutmayip hallü haline göre riayet eylesin" dedi. Islâm memleketine çikarsin ve cemi-i borçlarimi eda eylesin. Böylece o. onu "Dergah-i izzetine almasi için" dua ediyordu. Sultan Bâyezid. an'ane geregince hareket ediyor ve kardesi ile aralarindaki çekismenin. Sehzâde." diye bu teklifi siddetle reddederek" Ben dinimi. sözlerine söyle devam eder: " Eger bu sû-i zan.Bu arada Fransa Krali VIII.

gerek devletine.Türkçe ve Farsça siirleri bulunan Sultan Cem. Bu arada Midilli'ye hücum eden kuvvetli bir Fransiz donanmasinin hücumu püskürtülerek. Nitekim Batida Fransa Krali VIII. Hiristiyanlarin elinde bir alet oldugunun farkina varamamisti. Doguda ise. Transilvanya. Her ne kadar bazi müelliflerce Bâyezid'in bu tutumu. Saltanat hirsi yüzünden hem kendisini felakete sürüklemis. Venedik ve Fransiz sövalyeleri bozguna ugratilmislardir. gerçekte is sadece bir taht kavgasi degil. Içte ise Sah -Kulu isyani gibi genis ölçüde yari siyasî. Bâyezid'i çok dikkatli ve barisçi bir siyaset takip etmeye zorladi. gerekse hânedanina karsi. Bâyezid devrine menfi bir not verilemez. Karintiya ve Polonya'ya akinlarda bulunmuslardir. Akkirman. Kili. Zira Bâyezid. O. Mora. bir devlet meselesiydi. (özelikle Cem Sultan'in vefatindan sonra ) insani sasirtacak bir faaliyetin ortaya çiktigi görülür. Modon gibi sehir ve kaleleri kazanmis. Osmanli Türk akincilari. Charles'in. Güneyde Memlûk Devleti ile Dülkadirogullarinin Osmanlilar aleyhindeki müsterek faaliyetleri. hem de sövalyeler ile Papa'nin elinde Osmanli Devleti aleyhine bir alet olarak kullanilmisti. Karadag. Iran Sahi'nin Sîîligi bir ileri karakol olarak vazifelendirip Osmanli ülkesini istila tasavvuru. bu suretle de Bizans'i yeniden kurdurup ihya etme hülyasi ile Kudüs'ü Müslümanlarin elinden alma emeline dayanan gayreti. BÂYEZID DÖNEMININ BAZI ÖZELLIKLERI Cem Sultan olayi ve bu olay yüzünden Avrupa'da Istanbul'u geri alma yolunda dogan umutlar. Hersek. Karinyola. iyi yetismisti. Nitekim. Inebahti. Macarlara karsi Belgrad seferi açilmis. Cem Sultan'i bir koz gibi kullanarak Osmanli Devleti'ni parçalayip dagitmak. devletin durgun ve hareketsiz bir çagi olarak nitelendirilen Bâyezid devrinin siyasî ve askerî olaylarina baktigimiz zaman. Burak Reis'in sehâdetiyle sonuçlanan Osmanli Venedik deniz muharebesi. yari ictimaî hurûc olarak göze çarpar. . gerektigi zaman faal bir rol alarak savastan da çekinmiyordu. Dönemin olaylarina baktigimiz zaman bu olaylarin sebep olduklari degisik karekterdeki çizgilerle karsilasiriz. Bütün bu hareketlerin seyir ve neticesi üstünde duruldugu zaman. Cem Sultan korkusuna haml edilirse de. Böylece Osmanli topraklarina yeni yerler katmak suretiyle fetihlerde bile bulunmustu. Zira bu dönemde Osmanli cografyasi Draç. uzun süre. Endülüs'te son Müslüman Devleti olan Girnata Sultanligi'nin Bâyezid'e müracaati ve Kemal Reis'in komutasinda giden Osmanli donanmasinin Ispanya sahillerinden Müslümanlari alip Afrika kitasina geçirmesi de Türk denizcilik tarihinde parlak bir sayfa açmisti.

Bu Sia menseli ve görünüste bir mezhep ve akide mücadelesi damgasini tasiyan hurûclarin asil gayesi. Sah Ismail taraftarlarinin serbestçe teskilât kurmalarina ve propaganda yapmalarina imkân vermisti. bunu da l499'da yeni bir elçilik heyeti takip etmisti. derhal renk degistirerek." Anadolu'da meydana gelen düzensizlik. Osmanli Rus münasebetlerinin baslangiç tarihi de Ikinci Bâyezid dönemine rastlamaktadir. topluluklarin arasina ayirici ve yikici bozgunlar sokmakti. Dikkat edilecek olursa bir Mehdîlik motifi etrafinda hareketlenen bu isyanlar.Bâtinî topluluklar içinde inkisaf zemini bulmustur. nihayet Sah Kulu vak'asi.KULU ISYANI Sultan Ikinci Bâyezid döneminin önemli ve devleti sarsan olaylarindan biri de Teke Sancagi'nda patlak verip Kütahya'ya kadar yayilan Sah. Rus tacirlerine ticaret müsaadesi almisti. komsu Iran'dan gelen siyasî tertiplerle. devlet ve cemiyet mekanizmasini alt üst ettigi devrin mahsûlü olmustu. Ivan. Seyh Bedreddin'in hurucu da yine mes'um Timur macerasinin. Sah . Sünnîler arasinda degil. bir müddet sonra gelen ikinci elçi ise. protokoldan anlmayan. Babaî isyanlari.Kulu . Rus tüccarlarina zorluk çikarmalarindan yakinmistir. huruc için ictimaî aksakliklardan faydalanma zemini bulmasi kadar. bir ölüm kalim kaygisina düstügü devirlere rastlamis. Kirim Hani Mengli Giray'in tavassutu ile Moskova Prensligi'nin gönderdigi elçi. iç inzibat ve asayisi ilgilendiren tipik bir eskiyalik hareketidir. bu bas kaldirma vak'alari.Kaynaklarin verdigi bilgiye göre. Selçuklularin ictimaî buhran ve siyasî tazyikler ortasinda kalan halkin. bu ve benzer sakavet (eskiyalik) örneklerini degerlendirdigi ifadesinde güzel ve yerinde noktalara parmak basarak söyle der: "Selçuklular devrinin Babaî isyani. tenkil kuvvetlerine galebe çalan bu sakilerden bir kisminin. siyasî oldugu kadar. 34 ) 'de bu konuya temas edilir. Bu olay. Dikkat edilecek olursa. yol yordam bilmez bir adam oldugu için geri gönderilmis. Devletin nüfuz ve itibari öyle bir mertebeye ulasmistir ki. 3l Agustos l492'de Bâyezid'e bir mektup yazarak Azak ve Kefe pasalarinin. daima Siî . SAH . Hammer ( IV. bir iktidar davasina çevrilmis. hatta daha ilerde patlayacak olan Celalî hareketleri. Sia menseli muayyen bir mikrobun.Kulu vak'asidir. dirlik ve mesned dagittiklari dahi görülmüstür. Ona göre Kirim Hani Mengli Giray araciligi ile yapilan görüsmelerden sonra Çar III. Çelebi Mehmed devrinin Seyh Bedreddin isyani. Sâmiha Ayverdi. diger bir yüzüyle de âdi sekavet hareketi olarak görülebilir. Ticaret serbestilgi saglamak amaciyla l495'te bir Rus elçisi daha Istanbul'a gelmis. namlarina hutbe okuttuklari.

Anadolu'daki Alevîleri iyiden iyiye kendine baglamak için buraya (Anadolu'ya) kendi adamlarini gönderip propaganda yaptiriyor ve el altindan Osmanlilar aleyhine genis bir isyan hazirliyordu. onun postuna oglu Sah . onu. Sah Ismail'in babasi Seyh Haydar'dan almisti.Kulu hareketi planli tertiplenmis. düstügü felaketten ancak onun sayesinde kurtulacagini ileri sürüyorlardi. Hasan Halife ve oglu Sah Kulu.Kulu. alttan alta ayaklanmaya hazirliyordu. Peygamber ve Mehdi oldugunu iddia ediyorlar. zaman zaman Kapulu Kaya'da Döseme Derbendi'nde toplanti ve âyinler yapiyor. Aralarinda Alevî.Timur. Sah . asiretler ve çiftlikleri ellerinden alinan timar erleri ile sipailer.Kulu geçti. Gerçekten Sah Ismail. Belli bir mezhebin inanç sistemi (akidesi) üzerine kurulan Safevî Devleti'nin kurucusu Sah Ismail tehlikesi. Bunun için Anadolu'ya. öteden beri Iran ve Horasan'dan gelen göçmenlerin yasadigi belli basli yerlerdendi. Bu dönemde Osmanli ülkesinde ona bagli epey taraftari vardi. Sah Kulu. Bu mektuplarda. Anadolu'yu Kizilbas yapmak için esasli surette hazirlanmistir. Siî . Tahtaci ve Kizilbaslar çoktu. Sah Ismail. Iran. kendisini muhtelif tarihlerde üç büyük tehlike ile karsilastirmisti: l. Hasan Halife'nin ogludur. hazirlanmalarini emretmisti. Sah . Azerbaycan ve Irak'i aldiktan sonra bir hayli cüretlenmis görünmektedir.Kulu. bunlari kisa zamanda saflari arasina aldilar. Uzun Hasan ve 3. devlet dahilindeki bütün taraftarlarina mektuplar yazmis ve casuslar göndermisti. memleketin. sinsi bir sekilde ülkeye sokularak gelmekte idi. Anadolu'da Osmanli idaresindeki Kizilbaslari.( Osmanli tabiri ile Seytan-Kulu). Sah Ismail. Allah. Taraftarlari.Kulu isyani. Anadolu'yu Iran'la birlestirmek için bütün gayretini sarfediyordu. Babasi desturunu . meydana getirdigi askerlerine kirmizi çuhadan taclar giydirdiginden dolayi taraftarlarina "Surhser" yani "Kizilbas" denilmis ve bu isim genellik kazanmistir. adi ile anilan Kizilbas Seyhi. yasayislarina uygun tarikatlara mensubtular. Hükümetten memnun olmayan köylüler. daha sonra Antalya civarinda Yalinlu köy yakininda bir magaraya yerleserek gizli ve sirlarla dolu bir hayat yasamaya baslamisti.Bâtinî karekterli bir hareket olan Sah Ismail'in faaliyetleri. sanildigi kadar basit ve gelisigüzel tertiplenmis bir hareket degildir.Kulu'nun. Osmanli Devleti için büyük bir tehlikeye isaret ediyordu. Sah . Bilhassa Sehzâde Korkud'un Misir'a gidisinden faydalanan Sah . halife ismi . halk arasinda tanrilastirmis idi. Sah . Sah Ismail. isyanindan önce ve sonra. Bu göçmenler. Bu suretle Sah . Garip hayati ve labirente benzeyen meskeni.Kulu ve babasindan destur alarak Kizilbas'ligin en sadik bendesi oldular. Bu gizli faaliyet. daha önceki iki faaliyetle benzer özellikleri tasimasindan dolayi Uzunçarsili tarafindan su ifadelerle degerlendirilir: " Osmanli Devleti'nin Anadolu'da genislemesi. 2. Devletin varligina kast eden Sah Ismail'in faaliyetleri. Uzun yillar hizmetinde bulunmus. faaliyetlerini artirdi. Toroslar bölgesi. "Hasan Halife ölünce.

kendisi ile görüsmek için gelen ziyaretçilerin men edilmesi. kisim kisim Iran'a göç etmekle yeni kurulan Siî Devletin kudretini artirmaya baslamislardi. Böylece. Onun. Sah Ismail taraftarligi faaliyetinin ne kadar genisledigini gösterir. Ey Yezid. bu konuda daha detayli bilgi vermektedir. Yozgat ve Çorum çevresinde Safevî (Siî)lere taraftar olanlar. Sultan Bâyezid döneminin. ülkedeki tahriklerini ve takip ettigi siyaset ile maksadini iyi anlayan Trabzon Valisi Sehzâde Selim. görünüste dinî karekterli olan bu isyani hakkinda bilgi saibi olmaya çalisacagiz. Sah Ismail. Osmanli Türklerine karsi mezhebinin zaferini ve sahinin galebesini temenni eden nefesler kaleme almistir. Sah Ismail'i hem taraftarlari ile görüsmekten. ona ilk silleyi vurmustu. Nitekim Egriboz'lu Yeminî gibi sairler. Bâyezid'in. Arnavutluk Seferi'nden dönüsü esnasinda Isik adinda bir Kizilbasin. sonra da Sah Tahmasb ile siki münasebetleri bilinen Hoy'lu Pir Sultan Abdal. Sah Ismail. Sah Ismail'in. Akkoyunlulari bertaraf edip Safevî Devleti'nin temellerini atmasindan sonra. Anadolu'dan. Bâyezid. Bu nefeslerde Sünnîlere karsi büyük bir kin göze çarpmaktadir: Lânet olsun sana Ey Yezid Pelid Kizilbas mi dersin söyle bakalim Biz ol asiklariz ezel gününden Rafizî mi dersin söyle bakalim. Bilhassa on iki dilimli kizil taç veya külah (= Tâc-i Hayderî ) in kabulünden sonra Kirsehir. Safevîleri müdafaa ettikleri gibi. Iran'a gitmelerine müsaade etmedigi gibi yakaladiklarini da Rumeli'ye sürmüstü. kendisine suikast yapmak üzere iken öldürülmesi. Amasya. Hem yerli hem de yabanci kaynaklara dayanarak Tekeogullari ve Sah-Kulu baba Tekeli Isyani haklarinda makaleler yazan Sehabeddin Tekindag.verilen bir takim alevîler gönderiliyordu. geçersen Sahin eline Zülfikarin çalar senin beline . bu yasagin kaldirilmasi için Osmanli hükümdari nezdinde tesebbüste bulunduysa da bu arzusu kabul edilmedi. bu makalelerinde Osmanli Devleti'ne karsi olan isyani açiklayan ve ortaya koyan bölümlerini kisaca vermek istiyoruz. Hataî mahlasiyla siirler yazan Sah Ismail'e büyük bir baglilik göstererek onu bir kurtarici olarak kabul etmislerdir. bunlarin Anadolu'daki faaliyetlerine son vermek için. daha önce oldugu gibi bu sefer de On iki Imam'a mütemayil taraftarlar. Tokat. hem de "nezir" denilen önemli bir gelir kaynagindan mahrum etmisti. "Sah Ismail'in.

Kulu Baba Tekeli. l5l0'da bazi fena niyetli kimseler yüzünden timarlarinin (dirlik) ellerinden alinip. Bâyezid'e müracaat etmisti. bazi diplomatik tesebbüslerle taraftarlarinin takipten kurtulup rahatça Iran'a gelmelerini saglamak istemis ve bu maksatla II. layik olmayanlara devredilmesi sebebiyle eski imtiyazlarini kaybetmeleri yüzünden. Yine bu Tekeli sipahîleri. l500 de. Bu sebeple o. II. devletin her tarafina dagalmis olan taraftarlarini çogaltmak için babasinin ölümünden sonra memleketin hâli (bos ) olup firsatin kendisinde oldugunu ileri sürerek bilhassa maiyetindeki sipahilerden Çakir-oglanlari. Sah . Bu arada Sah Ismail. Bu yüzden. Yuf etti erenler e münkir size Iftira ettiniz sizler de bize Muhammed sizleri tas ile eze Rafizî mi dersin söyle bakalim Pir Sultan'im eder lânet Yezid'e Müfteri yalanci Yezidler sizi Iste Er meydani çik meydan yüze Rafizî mi dersin söyle bakalim. Sah Ismail'in halifesi Karabiyik oglu Sah -Kulu Baba Tekeli (Osmanli tarihlerinde Seytan-Kulu) ile birlesmisler ve çikan isyanin büyük bir sür'atle genisleyip bütün Anadolu'yu tehdid etmesinde de mühim bir rol oynamislardir. Bâyezid'in yasliligi.Edeple girdik biz kirklar yoluna Kizilbas mi dersin söyle bakalim. Osmanli Devleti tarafindan daima dikkatle takip edilmis ve Iran'dan gelen Kizilbaslar ile onlara yardim eden Anadolu'daki taraftarlari cezalandirilmistir. Iste bu Teke -eli (sonradan: Tekeli) sipahîleri. bunlarin gidip dönmediklerini. bir tedbir olmak üzere Iran'a gideceklere geri dönmek sartiyle izin verilebilecegini açiklamis ve bundan sonra Sûfî (Sah Ismail) nâmina kimsenin hududdan geçirilmemesi için siddetli emirler vermistir. Bâyezid II. devrinde Sah Ismail'in müridleri olarak Erdebil'i ziyarete gitmislerdir ki. devlete isyan ile Sah Ismail'e meyl etmislerdir. bu yüzden sipahî sinifinin günden güne azalmakta oldugunu gören Bâyezid. Sah Ismail'e gösterilen bu baglilik. yumusakligi ve sehzâdeler arasindaki anlasmazliklari firsat bilerek artik harekete geçme zamaninin geldigine karar verir. .

Kulu Baba Tekeli. müridlerinin onun hakkinda: "Allah budur. Teke .Kulu Baba Tekeli'nin etrafina 20. (TSMA. Anadolu'nun maruz kaldigi en büyük tehlike. Elmali'nin mescid ve zâviyelerini yikan Sah . karye (köy). Antalya'dan Manisa'ya gitmekte olan Sehzâde Korkud Çelebi'nin adamlarina saldirip. kendisinin Mehdî oldugunu iddia edip Burdur'a kadar gelen Sah . Sandikli. dag. Sah-Kulu'nun Döseme Derbendi'nde yaptigi ayinleri ve giristigi propaganda faaliyetlerini dikkatle takip eden Antalya Kadisi. sehzâdelerin birbirleri ile ugrasmaya basladiklari bir sirada. çoluk-çocuk.Tekeli sipahîlerin tesvikleri ile Kütahya kalesini muhasara ve zaptetmis. Onun bu kurtulusu. sehri atese verirler. Onun. Dede-Alisi ve Hizir. Sadrazam Hadim Ali Pasa. Rumeli'den Anadolu'ya geçer. sehrin Subasisi'ni göndererek.kasaba. mal ve hayvanlari ile gelen Tekeli Türkmenleri teskil ediyordu. eline geçirdigi Kur'an'lari da atese atip mahvetmistir.Kizil-oglu. Teke-eli'ni Karaman'a baglayan Kizilkaya . Bundan sonra Gölhisar'i alarak her tarafi yakip yikmaga eline geçen canlilari ise insan ve hayvan ayirmaksizin.Kulu Baba Tekeli.Kulu Baba Tekeli. Adamlari ile müsavereden sonra Alasehir Ovasi'nda Sehzâde Korkud tarafindan üzerine gönderilen Hasan Aga ile maiyetini maglub eden Sah -Kulu'nun bu basarisi. Bursa'ya dogru harekete geçmesi üzerine. bütün Anadolu'ya dehset saçmaya yetmisti.5053). Kapulu-Kaya'daki Döseme Derbendi'nde devlet aleyhine gizli toplantilar tertip etmis ve müridlerinden Safer'i Siroz'a. Kaynak ve vesikalardan anlasildigina göre.000 kisi toplanmistir ki. bunlarin ekserisini.eli'nde Sah adina bir Türkmen devleti kurmak isteyen Sah . Imam oglu'nu Selanik'e. demire sarilan etlerini de ocakta pisirmistir. Antalya'dan üzerine gönderilen kuvvetleri de maglub eden Sah . buna itaat etmeyen imansiz gider"dedikleri anlasilmaktadir. Bunun üzerine Sah . Yine vesikalardan anlasildigina göre. Bu arada. bundan sonra Keçiborlu. yayla ve obalarinda bulunan Siî ve Alevîlige mütemayil bütün Türkmenleri etrafina toplamis. Sehzâde Osman'in Divân'a gönderdigi arîza (rapor)da oldugu gibi. Teke-eli'nin sehir. Istanoz (Korkuteli) kasabasini tahrib edip. Bundan sonra Baba Ishak-i Horasanî gibi.Kulu.Nr. Bundan sonra Kütahya Hisarini zapt eden Sah-Kulu'nun askerleri. Anadolu Beylerbeyi olan Karagöz Pasa'yi kaziga vurdurmakla yetinmemis. Onun bu vahsice hareketleri. Ulusiçanlu'yu geçip Altuntas'i yaktiktan sonra "dagdan bosanmis hanazir-i tir horde gibi deprenüb" Kütahya önüne geldi. Kiçisiçanlu. bu toplantilari bastirdi ise de Sah Kulu kaçip kurtulmayi basarir. Peygamber budur. acimadan öldürtmeye baslamistir. müridleri tarafindan baska bir propaganda vasitasi yapilarak bir mânada ilahlastirilmasina sebep olmustur. Taceddin'i Zagra yenicesi'ne ve Pir Ahmed'i Filibe'ye göndermek suretiyle genis bir propaganda faaliyetine girisir. Nitekim. Göle-oglu. Sehzâde Korkud Çelebi tarafindan daha sonra Istanbul'a sevk edilen Sûfî'nin ikrarlarindan da bütün çiplakligi ile ortaya çikmistir. sûr-i hesab bunun önünde olsa gerektir. timarlari ellerinden alinmis kizgin sipahîlerin de yardimlari ile Teke-eli'nin kendine tabi olmayan bütün köy ve kentlerini yagma edip halkini da öldürtmüstür. Antalya Kadisi'nin Sehzâde Korkut'a gönderdigi 9l6 Zilhicce (l5l0 Nisan) tarihli belgeden.

Kulu Baba Tekeli.Kulu Baba Tekeli üzerine az bir kuvvetle yürüyen Hadim Ali Pasa. mecbur kalmadikça savasmayi istemezdi. Osmanlilar aleyhine bir araya gelip kendisine karsi yapacaklari bir savasta. Tekeli Türkmenlerinin siddetli mukavemeti ile karsilasmis. Osmanli hükümdarlarinin âlim ve sairlerindendir. silahtan çok ilim ve ilmî eserleri mütalaa etmekle geçirmisti. o dönemde Memlûk Devleti'nin bir vilayeti olan Kudüs'te yasamasi sartiyla ona baris teklifinde bulunmus ve kendisine büyük rakamlarla ifade edilebilecek miktarda para yardiminda bulunacagini va'd etmisti. Zira bu kadari bile o dönemde. girisilen savas sonunda Sah . Amasya valiligi dönemindeki hal ve hareketi ile hükümdarligi dönemindeki hal ve hareketi birbirinden çok farklidir. Erzincan'da hacca giden bir Iran kervanina saldirdiklari için Sah Ismail'in hakaretlerine maruz kalmislardir. Karekter bakimindan yumusak ve rahata meyilli idi. Siirde "Adlî" mahlasini kullanirdi. Böylece o. o. hem de eglence âlemleri içinde yasamisti. yüksek âlim ve sairleri ile bir fikir merkezi oldugundan.000 kisinin ölümüne sebep olan bu isyan. Kizilkaya Bogazi'ni 38 gün muhasara ettilerse de Sah . Bu savastan sonra sür'atle Iran'a dogru çekilen Tekeli sipahîleri ve Türkmenler. ülkede estirilen Siîlik havasi ve propagandanin sebep oldugu olalar hakkinda bir fikir vermektedir.Bogazi'na çekilmek zorunda kalir. önce Incirli Derbendi'nden." diye verdigi bilgi. Vali olarak bulundugu Amasya.. Ikinci Bâyezid. daha önce bu emirden haberdar olunca yol harçligi vererek Abdurrahman Efendi'yi kaçirabilmisti. Selçuklular devrinden beri Anadolu'nun mamur bir sehri. babasi Fâtih Sultan Mehmed tarafindan azarlanmis. Siirden hoslanir. bizim burada nakl ettigimizden daha uzun olmakla birlikte. Bu haslet. Onun. onun mücadeleden uzak durmasina sebep olmustu. sonra da Döseme Derbendi'nden kayalar arasindan kendine bir yol açarak Beysehir önlerine gelmeye muvaffak olur. Daha sonra Kayseri yolu üzerinden Sivas yakinindaki Gedik Hani mevkiine gelen Sah .. dünya olaylarini hayret aynasindan temasayi severdi. hükümdar oluncaya kadar ömrünü. yedi Hiristiyan devletin. kendisine karsi tahti ele geçirme davasi ile silaha sarilmis olan kardesi Cem Sultan'a galip gelince. Bâyezid. kendisini sefahata alistiran Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi'nin öldürülmesi bile emrolunmustu. onu bayrak yapmak istemeleri ve kendisinin basi üzerinde sürekli bir tehdid gibi tutmak amaci ile . Bâyezid burada hem ilim muhitinde. Nitekim. Yaratilis itibari ile huzur ve sükûneti severdi. sismanligini gidermek için böyle bir yola bas vurdugunu bildirerek aleyhindeki cereyani durdurmustur.Kulu ve Hadim Ali Pasa okla vurulmuslardir. Bu bakimdan. Fakat sonralari. Bunun üzerine Sadrazam ile Amasya valisi Sehzâde Ahmed. Fakat Bâyezid. O. Amasya valiligi esnasinda sükûnet içinde yasamisti. Bundan sonra babasina yazdigi arizada zayiflamak için aldigi bazi "müferrihat" tan vaz geçtigini bildirerek af edilip bagislanmasini dilemistir. Anadolu'da 50. bu kadari ile yetinmek istedik.

raporunda Bâyezid'in 56 yasinda. Ayni zamanda sair olan ve siirlerinde Adlî mahlasini kullandigini daha önce gördügümüz Bâyezid'in bu siirlerinin büyük bir kismini (l25 kadar) gazellerin meydana getirdigi küçük hacimli divani Istanbul'da l308'de basilmistir. Bâyezid. sehzâdeliginden beri etrafina ünlü bilginleri toplayip kendisini yetistirmeye gayret etmisti. simasinin esmere yakin bir sarilikta oldugunu. ortadan uzun.Mecbur olmadikça savastan uzak kalmaya dikkat etmis. kardesinin uyusmaz bir düsmani olmustu. zihnen mesgul oldugunu belirten karayagiz çehreli ve fitratan magmum ve mahzundur. ortadan biraz uzunboylu. ela gözlü. matematik ve mûsiki tahsil etmisti. hat san'atinda da oldukça yetenekliydi. O. ilahiyât ve hey'et ( astroloji)dir. O. Bâyezid'i söyle tasvir eder: "Etli ve dolgun çehresinde hiç te zâlim ve korkunç bir insan belirtileri yoktur. (Cem Sultan) bahane edilerek Osmanli Devleti yok edilmek isteniyordu.hareket etmeleri üzerine Bâyezid. O. makina san'atlarini çok sever. fakat buna simdi nikris hastaligi manidir. zevkine düskün ve harpten kaçinan bir hükümdar oldugunu belirtir. Kimse ondan daha iyi ok kuramaz. Az yemek yer. mükemmel bir tahsil görmüstü. babasi Fâtih Sultan Mehmed'den sonra bütün Osmanogullari'nin en bilgini olarak kabul edilmektedir. Daima ibadet ile mesgul olur. Yumusak bir yaratilisa sahipti. uyku. câmiye çok gider. sükût ve rahati seven. iyi yeyip içen." Sonuç olarak Sultan Bâyezid hakkinda sunlari söylemek mümkündür: O. felsefe. Farsça ve Arapça'yi edebiyatlari ile ögrenmis. Uygur yazisini okumayi ögrendigi ve biraz da Italyanca bildigi belirtilir. genis gögüslü bir kimsedir. felsefede behre ve malumati olmakla ögünür ise de en çok vâkif oldugu ilim. sadaka dagitir. II. Zira o. Islâmî ilimler. BÂYEZID DÖNEMINDE ILIM. islenmis gümüsten. "nizâm-i memleket" için Istanbul'dan ayrilmamayi tercih etmisti. O. Türkçe'nin Çagatay . Boyu. Ata binmekten hoslanir. Keza l503 senesinde Andrea Gritti'nin tasviri daha da dikkat çekicidir. Sultan Bâyezid'in karekterini ortaya koyan belgelerden biri de l496 senesinde Osmanli ülkesine gelen Venedik elçisi Sagadino'nun senatoya verdigi rapordur. Gençliginde serbest bir hayat sürdürdügü halde padisahliginda ibâdet ve hayir islerine yönelmisti. iyi kesilmis kirmizi akiklerden. hiç sarap kullanmaz. yagiz çehreli. O. Bu sebeple de Bâyezid-i Velî diye anilir olmustu. güzel yapilmis esyadan çok hoslanir. ULEMA VE IMAR FAALIYETLERI Sultan Bâyezid. Türkçe.

ayni zamanda dizinin dibinde hokkasini tutarak yazi mesketmistir. Osmanliara iltica etmis olan Idris-i Bitlisî'yi de himaye ederek ona meshur "Hest Behist" isimli tarihini kaleme aldirmisti. onun giyabinda cenaze namazi kildi. ilim ve ilim adamlarini seviyor. Amasya'da maiyyetinde bulunan Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi'nin tavsiyesi ile Ibn Kemal diye söhret bulan Ahmed Semseddin'e meshur tarihini yazdirmistir. Daha önce de temas edildigi gibi ibâdetle çokça mesgul oldugundan olsa gerek ki bu sebepten kendisine "Sofu" deniyordu. saray-i hümayun'a hat hocasi olarak tayin edilir. Bilginler ve sanatkârlar için ayrilmis özel bir bütçesi vardi. Bâyezid'in hattatlikta da mahir oldugu bilinmektedir. iç bünyesinin tesekkülü. Bunun için o. Seyh Hamdullah'i kendisine hat hocasi tâyin etmis. sair ve sanatkârlari himaye etmisti. zararli duygulardan arinarak sahsiyetini bulmasi. Besteledigi eserlerden yalniz bazilarinin notasi zamanimiza kadar gelebilmistir. Kendisine takdim edilen eserlerden degerli bulduklarini tesvik ederdi. Dinî emirlere bagli bir hükümdardi. Bâyezid. Bâyezid. Seyh'in mânevî dünyasinda kendini bulurken. ilmî gelismeye vesile olabilecek bütün çarelere basvuruyordu. Bâyezid arasindaki hocalik talebelik münasebetlerini su ifadelerle dile getirir: " II. Ikinci Bâyezid. Istanbul'a davet edilerek . Onun bu sekildeki çalismasi. döneminin ileri gelen devlet adamlari ile zenginler için de itici bir güç oluyordu. Bu meziyetlerinden dolayi ölümü. hayatinda büyük hürmet görmüstür. Nitekim. imâret ve bunlara gerekli olan tahsisatlari temin ediyorlardi. Seyh Hamdullah ile II. Merhametli.lehçesi ile Uygur alfabesini ögrenmisti. Dünyanin en büyük devletinin faziletli hükümdari olarak. Bu sebeple o. saltanata geçince Seyh. Seyh Hamdullah ile aralarinda siki bir münasebet bulunan II. Bir zaman sonra Osmanli tahtinin sahibi olacak Bâyezid-i Veli'nin. Nitekim. Bâyezid'in tesvik ve himayesiyle Amasya'da Seyh'in etrafinda bir hat mektebi (ekol) dogmustu. Seyh Hamdullah hakkinda ciddi arastirmalarda bulunan ve onun eserlerini arastiran Muhittin Serin. Bu bakimdan Ali ve Mustafa Pasa'larin isimleri zikredilmeye deger. Kendisine takdim edilen eserleri okumak onun en büyük özelligi idi. hattat ve sairdi. vefakâr ve kadirsinasti. bu himayenin karsiligini da nâmina yazilan birçok eserle almisti. dinî ve ilmî kurumlarin meydana gelmesi için çalisiyordu. Ölüm haberi alindigi zaman Kahire'de basta Sultan Kansu Gavri oldugu halde bütün halk. Amasya'daki valiligi sirasinda. Islâm âleminde büyük bir teessürle karsilandi. Bestekâr. Böylece Sultan II. O. Daha önce Akkoyunlularin hizmetinde bulunan ve Safevîlerin galebesi üzerine. padisahin bu uygulamasini örnek alan birçok vezir. mesk almis ve mezun olmustur. Seyh Hamdullah'tan hat dersleri almisti. Seyh ile Sultan arasindaki bu . Saltanati müddetince ilim ve ilim adamlarini himaye eden II. Saltanati müddetince ilim adamlarini.

bize su isimleri vermektedir: "Hocazâde. Ayrica. Bâyezid devrinde söhreti kadar. Bunlar da sahip bulunduklari bu servetleri ile özel kütüphaneler tesis etmislerdi. insa. Hatta sik sik beraber sürek avina da çikarlardi. yazi yazarken hokkasini tutar. hayatinin felaketle sonuçlanmasi bakimindan Sinan Pasa'nin talebelerinden Molla Lütfi'yi de hatirlamak yerinde olacaktir. II. Surasi bir gerçektir ki. saraya kâtip ve saray hüddamina muallim tayin edilir. Fukahadan bir kismi. ve matematikte Mirim Çelebi çok büyük söhret kazanmislardir. Özellikle "Fikih" denilen Islâm Hukuk ilmi.Yine bu zamanlarda. Seyh Hamdullah. Bunlara benzer azizler dahi çok vaki oldu. hürmet ve muhabbet gösterirdi. sür'atle gelismis ve muhterem Islâm hukukçulari onun devrinde müstesna bir sekilde itibar görmüslerdir. Bâyezid devrindeki Nesrî ile Idris-i Bitlisî'yi burada kayd etmek gerekir. Seyyidzâde Seyyid Hamiduddin." Buna göre Ikinci Bâyezid çaginda tipta Hekimsah. kurulusundan kendi zamaninin sonlarina kadar devletin tarihini yazmislardi. Kendisine. onun döneminde ilim ve ilim adamlarina gösterilen himaye. ilmin ilerlemesinde etkili olmustur. bir köyün gelirleri de mührezenlerine tahsis edilir. 927/l520) elçilikle Misir Sultani Kayitbay katina. Annesine dahi selam gönderip duasini ister. Niksarî ve Yusuf Cüneyd ( Sadru's-Seria adli esere çesitli hasiyeler yazan Tokatli Ahi Yusuf b. Nesrî. Ölümünde biraktigi kütüphanede yedi bin cild kitap vardi. Bu suretle aralarinda bir manevî râbita ve dostluk meydana gelmisti. Bâyezid ile Selim arasinda bir anlasma zemini bulmakla görevlendirilmisti. Imam Ali (öl. 929/l522). Bâyezid'in saltanat tahtina cülûsundan kisa bir müddet sonra Seyh Hamdullah davet edilmis. isgal ettikleri yüksek mevkilerde çok zengin olmuslardi. daha sonra da Sehzâde Korkut'a gönderilmistir. hükümdarin buyrugu üzerine. Mevlana Kestelli. protokol) modelleri iki iyi örnek olarak taninmistir. Hammer'in ifadesiyle " Bâyezid asrina seref veren altmis fakih arasinda ikisi diger bir sube-i malumatta yüksek söhret kazanmislardir.muhabbet ve teslimiyetin mahsûlüdür. Bâyezid dönemi alimlerinden bahseden Âsik Pasazâde. arkasini yastiklarla besleyip rahatini temin ederdi. Bunlardan Sari Gürz (öl. Cüneyd). Mevlana Alaeddin Arabi. eserini . Seyh'e ekseriya "Biraderim" diye hitab eden Bâyezid-i Veli. Bunlar. Taci Bey'in iki oglu Cafer ve Sa'di'nin eserleri ile Osmanli yazisma (diplomatik. câmilerde tesis olunan kütüphanelerin idareleri (hâfiz-i kütüb) ile görevlendirilmislerdi. günlük 30 akçaya ilaveten Üsküdar'da iki köyün bütün gelirleri arpalik olarak verilir. Manisazâde." Siirleri ile söhret kazanmis olan Mihrî Hatun ile aralarinda temiz ask iliskileri bulunan Müeyyedü'd-Din. Osmanli tarihçiligi bakimindan önemli bir dönem olan II. o da ailesi ve damadi ile birlikte Istanbul'a gelmisti. Hatipzâde. taninmis bilim adamlarindandir.

Yavusî'nin söhreti. devletin ileri gelen görevlileri ve taninmis bilginlerle dolup tasardi. onlari. Bâyezid'in. disarda da babasinin elbisesini giyerdi. Hiç kimsenin. hatta Horasan ile Iran'in diger vilayetlerine kadar genislemistir. mahrutî ve etrafina tülbent sarili bir kavuk seçmistir ki. ne ilk pâdisahlar gibi üsküf. Fâtih devrinde olmayan ve "Güge" denilen." Bâyezid Han dönemi. iç ve dis gailelerin bulundugu bir dönem olmasina ragmen. Bâyezid. ikincisi için de besyüz altin idi. O. yabanci ülkelere. onun sultanlik tahtina kavusacagini kesfetmis ve bunu Sehzâdeye de açiklamisti. Onun zâviyesi. Kendisi sulha meyyal olmakla birlikte gazâ ve cihad sevabini kaçirmak istemedigi için. Türk bahriyesinin en büyük üstadlarindan biri olan . Sicill-i Osmanî'de onun kiyafeti ile ilgili olarak su bilgi verilmektedir: " Tenhalarda salih insanlarin elbiselerini giyer. ne de Ikinci Murad gibi ulema kisvesi giymistir. Bunda. daha birçok seyh ve tasavvuf ileri gelenleri ile sohbetlerde bulunacaktir ki. Bâyezid. O. O. denizcilige de ehemmiyet vermis. hem de yelkenle hareket eden ve manevra kabiliyeti yüksek olan gemiler yaptirdigi gibi kalyonlar da insa ettirmisti. Hac'tan döndügü zaman. Onun döneminde Anadolu'da 24. kendisine "Seyhu's-Selâtin" ve "Sultanu'l-Mesayih" gibi ünvanlarin verilmesine sebep olmustu. kendi elinden çikmis bir yay da Topkapi Sarayi Müzesi'nde teshir edilmektedir. Bilhassa muharebe gemilerini uzun menzilli toplarla techiz ettirip gelistirmistir. hem kürek. sonralari "Mücevveze" ismiyle tesrifat serpusu olarak kullanilmistir. büyük sair ve mutasavvif Abdurrahman Câmi ile büyük bilgin Fakih Devvanî'ye her yil para gönderiyordu ki bu. Bâyezid. Âlimler için özel bütçesi bulunan Bâyezid Han. onun kadar güzel ok ve yay yapamadigi rivayet edilir. Onun devrinde donanmadaki degisiklikler sadece bunlardan ibaret degildir. Farsça'yi tercih ederek Arap tarihçisi Yemînî ile Iran tarihçisi Vassaf'in agdali ve tumturakli tarzini seçmistir. Bu dönemin en büyük seyhi Iskilip'li Yavusî'dir. Bu sanat için kitap yazdirdigi gibi. yine de devlet gelirleri bir hayli artis kayd etmislerdi. Bu arada Iran Müftüsü Mevlânâ Seyfeddin Ahmed ile Hadis âlimi Cemaleddin Ataullah da Pâdisah'in ihsanlarindan pay alip faydalaniyorlardi. edebiyat sahasinda gösterdigi koruma ve himaye. ilme ve zamanindaki teknik gelismelere önem veren bir hükümdardi. Rumeli'de 34 sancak vardi. Sultan Bâyezid. Okçuluga çok merakli idi. Amasya valisi iken. bu da siirlerine mistik bir hava ve renk katmistir. Ayrica Venedik gemileri tarzinda kirk kadar top mavnasi da tezgahlatmistir.Osmanlica ve sade bir uslupla yazdigi halde Bitlis'li Idris. eser vermeye tesvik ederdi. ilki için bin. bizzat seferlere çikardi.

906 Zilhicce'sinin sonunda baslayip 9ll' (Miladi l50l . Sultan Bâyezid dönemi. O. O. Bâyezid. Istanbul'un yedi tepesinin üçüncüsünde bugün kendi adi ile anilan bir cami. Bu sirada sehir halki Sultan'dan. yogun iskân görmemis olan bölgenin etrafi hareketlenmisti. su degirmeni ve dolaplar. bir tekke. imar faaliyetleri ile de dikkat çeken bir devirdir. medrese. Bu medresenin idaresi ile görevlendirilen sahsa da günde (yevmiye) seksen akça tahsis etmistir. önemli sayilabilecek bir bölgede câmi. buradaki hayir eserlerine vakiflar tahsis etmek suretiyle faaiyetlerinin devamini saglamistir. kervansaray. bütün bunlarin yaninda Mekke ve Medine fukarasina dagitilmak üzere külliyetli miktarda "Sürre" göndermisti. dârussifa. Tunca Nehri'nin kenarinda yer alan Kili ve Akkirman kalelerinin fethi için l484 yili baharinda Istanbul'dan hareket etmis. O. O. yoklugundan dolayi büyük sikintisi çekilen bir Dârussifa (hastahane) yaptirmasini istemis. O. Câmi. çesitli ihtiyaçlara cevap verecek yapilardan olusan külliyesine ilk harci bizzat kendisi koymustur. çifte hamam. Ordunun. bütün bu hayir isleri için genis vakiflar kurmak suretiyle bu eserlerin kiyamete kadar devam etmesini saglamaya çalismistir. dükkânlar ve meskenlerden olusan büyük bir külliyenin temeli atilmis olur. bir imâret ve bir medrese yaptirilmak suretiyle sehir adeta süslenmistir. Bâyezid Külliyesi) Osmanli külliyelerinin en büyük ve önemlilerinden biridir. Istanbul'dakine benzeyen bir câmi. Insaat için sarf edilen paranin miktari simdilik tam olarak bilinemezse de bunun kaynaginin fetihlerden (Basarabya) elde edilen ganimetlerden saglandigi bilinmektedir. kara ordusunu da yeni bir nizam ve disiplin altina almistir. O.Kemal Reis'in emegi büyüktür. Yine onun emri ile Amasya'da bir câmi. yani seyhülislâm olanlara sart kilmistir. hamam ve mükemmel bir hastahane (dârussifa) yaptirmistir ki bu külliye( II. yemek salonu. Yaptirdigi bu eserlerle bir külliye (kampüs) meydana getirmistir. bir mektep. Sultan . halkin bu istegini kirmayarak basta dârussifa olmak üzere.l505) de bittigine göre (Hadikatu'lCevami' ve mevcud kitâbesi). tabhâne. Buna göre II. mektep ve medrese yaptirmistir. imâret.l488) yillari arasinda. Medresenin müderrisligini. Böylece Tunca Irmagi'nin sag kenarinda Eski ve Orta Imâret adiyla taninan mevkiler ile Yeni Saray'in yer aldigi Sarayiçi semti arasinda. depo. mutfak. tuvaletler. hayirseverligi ile taninan Pâdisah da. Külliyenin kurulusu ile birlikte. Böylece külliyenin kurulus amaçlarindan biri olan mahalle dokusu kendiliginden tesekkül etmis olur. Rumeli'deki önemli durak ve ikmal merkezi olan Edirne'de bir süre konaklamisti.893 (l484 . Bununla beraber bütün külliyeyi meydana getiren kompleks (kampüs). firin. ahir. sehir merkezinden nisbeten uzakta ve daha önce iskân görmemis olan. Edirne'de Tunca Nehri kenarinda 889 . saraya alinacak iç oglanlarina mahrec olmak üzere Galatasarayi'ni bina ile orada ilk defa bir mektep açtirmistir. dokuz senede tamamlanmistir. insaat bes sene sürmüstür. köprü. imâret. Mimarinin kimligi tartismali olan bu yapi toplulugunun insa sebebi tarihî bir olaya baglanir. Yeni kurulan bu mahalle de Yeni Imâret adiyla taninmaya baslamistir. medrese. müftü.

ilmî. insa ve imar islerinin büyük bir hiz kazandigi. oglu ve torunu zamanindaki fetihlerin meydana gelmesinde önemli ve büyük bir rol oynadigi gözden kaçmayacaktir. l503) senesinde bu miktar 86. bir toparlanma ve ilerleme devridir. insa san'atinda (yazi. Seyh Ebu'l-Vefa için yaptirdigi gibi kendisi de Seyh Semseddin Buharî için bir tekke ve bir medrese insa ettirmistir. Istanbul'da ahsab insaatin bu tarihten sonra yayildigi rivayet edilir. fakihlere.Gediz üzerinde de ondokuz kemerli birer köprü kurdurmak suretiyle ulasim ve yolculugun daha kolay ve rahat yapilmasini saglamaya çalismistir. imar ve yapi isleri sadece bunlardan ibaret degildir. Bâyezid dönemi. Ergene Nehri üzerinde bir köprü yaptirmis olan büyükbabasina uyarak Osmancik'ta Kizil Irmak üzerinde dokuz. müftülere. ilmî inkisâfin yüksek bir gelisme gösterdigi ve Islâm hukuku denilen fikhin bir bakima tedvin ve terakki ettigi bir devirdir. câmi. Hicrî 9l5 (m. gibi binalari yikildigi için sehir harabe haline gelmisti. Yavuz ve Kanunî dönemlerinin hazirlayicisi olarak düsünmek mümkündür. Bununla beraber askerî basarilarin saglanmasi ve devaminin. diplomatik ilmi. bir müddet. Bu büyük harabeyi yeniden sehir haline sokmak için o. Ilmî müesseseleri çogaltip ilim adamlarini etrafina toplamisti. Bizzat kendisi. kadiasker ve seyhlere külliyetli miktarda paraya balig olan hediyeler verdigi de bilinmektedir. Babasinin. Bâyezid'in vücud verdigi tekâmülün. FETIH HAREKETLERI . Bütün bunlar gösteriyor ki. Her yil. Onun döneminde tipta bir Hekimsah. kültür ve hayir müesseselerinin insa edildigi. astronomi ve ser'î ilimlere merakli olup bu konularda genis bir bilgiye sahipti. protokol) Tâci Beyzâde Cafer ve Sâdi Çelebiler.000 akçadir. matematikte bir Mirim Çelebi. bazi tarihçiler tarafindan sönük kabul edilen devri. II. sadece parlak askerî zaferler isteyenlerce belki hakli görülebilir. tahtadan yapilmis bir evde oturmaya mecbur olmustu. yapi isleri ile sadakalara verdigi ve kabarik bir yekun tutan paradan baska. l509) senesinde Istanbul'da meydana gelen ve "Küçük Kiyamet" denilen zelzelede (deprem) Istanbul'un birçok evi. hat san'atinda bir Seyh Hamdullah yetismistir. (Hoca Saadeddin'in . kale surlari. Bu yüzden onun. hasarlarin tamamen izalesi için büyük gayretler sarfetmistir. medrese vs. Kendi döneminden itibaren Istanbul. 2l0) ifadesine göre 909 (m. güzel sanatlarda da büyük bir gelismenin kaydedildigi. ilim. II. Islâm âleminin ilim merkezi olmus ve bu serefi uzun müddet muhafaza etmistir.Bâyezid'in. Onun.Sultan Bâyezid. tarihçilikte bir Idris-i Bitlîsî ve Nesrî. 3000 bina ustasi ve dülgerden baska 77 bin isçi çalistirmak suretiyle kisa bir müddet içinde Istanbul'u âdeta yeniden insa etmistir. müderrislere. Onun. Keza o. Bu esnada padisah. iktisadî ve idarî gelismelerin bir sonucu oldugu dikkate alinirsa. Sakarya üzerinde ondört. askerî bakimdan deniz ve kara kuvvetlerinin emsalsiz bir kudrete ulastigi. O dönem.

çekilirken her tarafi tahrip eden Bogdanlilarin bu hareketi üzerine kitlik basgöstermisti. Tuna sancakbeyleri ile Kirimlilarin. Zira orduda veba salgini bas göstermisti. Zira Bati. Zira. tasavvurlarini gerçeklestiremeden geri dönmek zorunda kalmisti. Bâyezid döneminde ayni enerji ve canlilikta devam ettirilemedi. böyle bir ortami meydana getirdikten sonra Stephan üzerine yürümeye karar verir. Allah'in rizasini kazanmak için Tunca kenarinda kendi adina izafe edilen câmiin temelini attirdi (23 Mayis l484). Ancak Cem'in ölümünden sonra girisilen Mora Seferi. önce Polonyalilar. Venedik ve Lehistan'a karsi giristikleri münferid tesebbüslerden ibaret kalmisti. II. Çamurlu ve Sofya'ya gittigi sirada Macar Krali Korvin Mathias ile mütareke akdetmek üzere müzakerelere girismis ve bu arzuya o sirada Bohemya'da harp ile mesgul olan Macar Krali'nca da uyularak bes senelik bir mütareke imzalanmisti. Bâyezid'e babasinin arzusunu gerçeklestirme firsatini vermiyordu. oradan Samakov. Karadeniz sahilinin dörtte üçüne sahip bulunan Osmanilarin. l483'te de Macarlarla bir anlasma imzalayan Bâyezid. muhasara toplari ile levazimati Karadeniz yolu ile Tuna üzerine gönderdigi gibi. Bogdan'a akinlari devam etmis. Bu maksatla l Mayis l484'te Edirne'ye gelen Bâyezid. Bogdan Seferi ile Memlûk savaslari istisna edilecek olursa. hem de yapacaklari seferler için Polonya yolu üzerinde bulunan ve önemli . son senelerinde baslayan Italya Seferi. Bu arada Tunca üzerinde bir medrese. Bulgaristan'in. Bâyezid. fakat Bulgaristan'a yapilan tazyik kalkmamisti. Bu yüzden. Bu yüzden Italya ve daha baska yerlere seferler sonuçsuz kalmisti denebilir. bir imâret ve dârüssifa ile müstemilatindan meydana gelen bir külliyenin insasina baslanmistir. Edirne'deki ikameti esnasinda. Kardesi Cem Sultan'in Bati'ya ilticasi. Cem'in Bati'da bulundugu bir sirada yapilan askerî hareketler. 888 ) de Morava bölgesindeki kaleleri tahkim etmek üzere Filibe'ye. Balkanlar'da durumu emniyet altina almak ister. daha ziyade Osmanli akincilarinin Macaristan. Ancak. Bu sebepledir ki. Bunun üzerine Fâtih. Bâyezid devrinin baslica olaylarini teskil eder. Bogdan tazyikinden kurtulmasini saglamak maksadiyla. l483 ( h. Is bu kadarla yani sadece kitlikla da bitmiyordu. Bâyezid'in Osmanli tahtinda henüz mevkiini saglam görmedigi ve kardesi Cem ile mücadelelerini diplomatik saada da olsa devam ettigi devirlerde. Bati devletlerine karsi yumusak bir siyaset takip ettigi bilinmektedir. Bununla beraber. Cem Sultani Osmanlilarin aleyhine bir koz olarak kullanmaya devam ediyordu. Fâti'in vefatindan sonra II. BOGDAN SEFERI Fâtih Sultan Mehmed. l476 yilinda Akdere (Valea Alba) denilen mevkide çok zorlu dögüsen Bogdanlilari maglub etmek suretiyle Stephan Cel Mare (l457-l504)'nin faaliyetlerini önlemekle kalmamis ayni zamanda Bogdan'in merkezi olan Suçeva'yi da yikmisti. hem ticaret.Fâtih'in.

Kirim ve Eflaklilar'in iltihaklari ile daha da kuvvetlenen Osmanli ordusu. Padisah. Kili'ye göre daha müstahkem olup her seyi boldu. Kili ile Akkerman kalelerinin civarindaki yerler. bu kusatmayi su misralarla nakl eder: Seh emr itdi vü cem' oldi çeriler Karadan gendideryâdan gemiler Kesüp menzilseh irdi ol diyara Çeriler yakin irisdi hisara Erisüp seh Kili'ye bir seherden Kusatdurdi hisari bahr ü berrden Fethin ertesi günü kalenin büyük kilisesi câmie tahvil edilir. 27 Haziran'da Ishakli (Isakçi)'yi geçer. . Kale.Osmanlilar. bu kuvvetlerle Kili (Chilia)'ye gelir. karadan genis ve derin bir hendekle çevrilmisti. Hadidî. Bilindigi gibi Osmanlilar. Osmanli padisahlarinin maiyetinde harbe istirak eden ilk Kirim Hani'nin bu zat oldugu rivayet edilir. Akkerman halkindan bir kismi da Marmara kiyisindaki Eski Biga'ya naklolundu.Burada iken Mengli Giray komutasindaki 50 bin kisilik Kirim kuvvetleri de Osmanli ordusuna katilir. Osmanli nüfuzu altina sokacakti. sosyal ve dinî durumlarina uygun olarak hareket ederlerdi. Bogdan Beyligi'nden ayrilarak Osmanli Türk hâkimiyeti altina girdikleri gibi Akkerman halki.birer üs durumunda olan bazi sahil sehirlerini almalari gerekiyordu. l6 günlük bir muhasaradan sonra sulh yoluyla Akkerman'a girer. Bu sebeple. istedigi yere gidebilme bakimindan serbest birakildi. Kili'nin zaptindan sonra Karadeniz kenarinda bulunan Akkerman üzerine yürür. burada Cuma namazini eda eder. Burasi. Bâyezid. 6 Temmuz'da Bogdan'in kapisi sayilan Kili kalesini karadan ve denizden kusatmak suretiyle l5 Temmuz'da zaptederler. Bâyezid. Zira ancak bu sayede Kirim'la irtibat saglanabilirdi. Sultan. ister istemez bu prensligi. Kirim Hani'na sirmali bir kalpak ve degerli hediyeler vererek kendisini taltif eder. Edirne'deki imar faaliyetlerini müteakip. Bu esnada Eflak Voyvodasi Rahip Vlad Calugarul (l482l495) komutasinda 20 bin kisilik kuvvetiyle orduya iltihak eder. Bu arada halkin bir kisminin iskan edilmek üzere Istanbul'a gönderildigine dair rivayetler de bulunmaktadir. alinan yeni yerlerin hemen tahririni yapmak suretiyle bölgenin ekonomik. Bu sebeple Bogdan (Moldavia)'in ticaret iskelelerinin alinmasi. Sultan Bâyezid.

Venedik ile Fransa'nin ittifaklari sonucunda elinden Milan sehri alinmis olan Ludvik Sforça ile Floransa ve Napoli devletleri. Arnavutluk'ta bulunan Iskender'in oglu Jan Kastriyota'ya yardim etmeleri. Milan. Bu arada. Bâyezid.Bu savaslarda. Avrupa'daki ikameti sirasinda önemsiz hudud olaylari seklinde cereyan eden münasebetler. Italya'daki muhalif devletlerin Venedik Cumhuriyeti ile mücadelelerinden istifade eden Sultan II. Kafkas sahillerindeki çok küçük bir bölgesinden baska her yeri Osmanli hâkimiyetine girmisti. Hammer'in ifadesiyle o dönemde Italya'nin alti devleti. Osmanlilarla büyük ticarî münasebetleri bulunan Italya'daki küçük devletlerin tesviklerinden baska Venedik'e karsi harbin açilmasinin baslica iki sebebi vardi. MORA SAVASLARI Fâtih döneminin siyasî olaylarindan bahsederken temas edildigi gibi Mora'da. bu sefer esnasinda almis oldugu ganimet malini Edirne'de baslattirmis oldugu ilmî. Piza. Karadeniz. dinî ve sosyal müesseselerin yapilip tamamlanmasina sarf etti. Osmanli dostlugunu kazanmak için büyük çaba gösteriyorlardi. Bunun üzerine Osmanli kudretine boyun egmekten baska çare bulamayan Stephan. Bu denizin. l485'te Lehistan Krali Kazimierz'den yardim istemesi de ona bir fayda saglamadi. Gerçekten. Cem'in. bu devletlerin de tesvikleri üzerine Venedik ile olan anlasmayi bozmustu. Bu seferle. 4. Sultan Bâyezid. Floransa. Napoli ve Venedik.000 altina çikarilan senelik vergiyi ödemeye razi oldu. Nitekim. harp ganimetlerinden büyük paylar aldilar. Osmanliarla Venedikliler arasinda uzun müddet çetin savaslar olmustu. Hersekzâde komutasinda Iskenderun'a giderken firtinaya yakalanan ve Kibris'a siginmak isteyen Osmanli donanmasinin adaya kabul edilmemesi idi. Venedik'e ilan-i harb etmeden önce Mora'daki Venedik müstemlekeleri üzerine yapacagi hareketi kolaylastirmak ve Venediklilerin buraya yardima gelememeleri için Bosna Beyligi'ne tayin edilen Iskender . Papa. tamamen bir Türk ve Müslüman gölü haline gelmis bulunuyordu.Gerçi. Osmanlilara yardimci olan Kirim Hani ile Eflak Voyvodasi. Osmanli padisahinin dostlugunu kazanmak için birbirleri ile yarisa girmislerdi. Zira onun hareketlerine mukabele etmek üzere Bogdan'a giren Rumeli Beylerbeyi Hadim Ali Pasa. Akkerman'i geri almak maksadiyla birkaç defa harekete geçen Stephan'in bütün gayretleri bosa gitti. adi geçen sehzâdenin ölümü ile büyük bir gelisme göstermistir. digeri de Memlûklularla yapilan harpte. Osmanli Divan'i. Papa ve Alman Imparatoru'nun muvafkatalariyla Osmanlilari. Venedikliler aleyhine tahrik etmis ve bunda da muvaffak olmuslardi. Venediklilerin. pek çok tahribatta bulundugu gibi ertesi sene Silistre komutani Bali Bey de Trut'u geçerek birçok esir ve ganimetle dönmüstü. Öyle anlasiliyor ki bu dönemde Italya'nin küçük devletleri. Bunlardan biri.

oradan da Mora'ya dogru hareket eder. Sultan II. . buranin güney kiyilarinda bulunan Navarin. takip ettikleri siyasetleri geregi. INEBAHTI ( LEPANTO )'NIN FETHI Mora Yarimadasi'nin büyük bir kismi daha önce Osmanlilarin idaresine geçmis olmakla birlikte Venedikliler. Bosna Eyâleti'ne getirilmesinden sonra. II. deniz tarafindan Inebahti'yi savunmak için Amiral Antoniyo Grimani komutasinda l50 veya l60 parça gemi ile Inebahti limanini kapattilar. Çünkü bunlar. Muton ) ve Koron gibi limanlarinda hala yönetimi ellerinde bulundurup hüküm sürüyorlardi. Donanmadaki asker açlik ve susuzluktan dolayi büyük sikintilarla karsilasti. Bu gayenin tahakkuku için Osmanli tezgahlarinda (tersane) yeni ve büyük gemilerin yaptirilmasina baslandi. Kuzey Venedik arazisine siddetli bir akin yaptirtmisti. Mora'nin. Inebahti civarina gelip karadan kaleyi kusattigi halde. Nihayet donanma Hersekzâde Ahmed Pasa kuvvetleri ile takviye edildikten sonra Inebahti limanina dogru yol alabildiler. Bu durumu ögrenen Venedik. Hammer'in ifadesiyle "yirmi büyük gemi ve altmis yedi kadirgayi havi ve cem'an yüz altmis yelkenden mürekkeb olan Osmanli donanmasi. denizden donanmayi gönderdikten sonra kendisi de 20 Sevval 904 (Haziran l499)'da Istanbul'dan Edirne'ye. Venediklilerin isine yaradi. Moton ( Modon. firtina yüzünden üç ay kadar denizde çalkalanip duracak ve bu yüzden önemli bir gelismesaglayamayacaktir. Mora sahillerinden Moton ve Inebahti taraflarina 28 bin Rumeli ve l8 bin Anadolu askeriyle sekiz bin sipahi ve bir o kadar yeniçeriden müretteb 63 bin kisilik bir ordu götürmek üzere yelken açmisti. donanmadan henüz bir haber çikmamisti. baris için elçi göndermis ise de donanma. Sultan Bâyezid. Sonunda donanma Moton önüne geldiyse de Venediklilerin kuvvetli müdafaalari yüzünden limana giremedi. buralarin zapti için donanma hazirlanmasini emreder. Iskender Pasa'nin. Osmanli donanmasinin firtinaya tutulmasi. Bâyezid. Kara ordusu. Bu sirada Osmanli donanmasi. Bâyezid. stratejik önemleri de bulunan bu ticaret limanlarini elde etmek zorunda idiler. Bu arada Kuzey Yunanistan'da bulunan Inebahti (Lepanto)'yi da tasarruflarinda bulunduruyorlardi.Osmanlilar. Rumeli Beylerbeyi olan Koca Mustafa Pasa'yi kara tarafindan Inebahti'nin kusatilmasi ile görevlendirir. Ama Osmanli donanmasi. Navarin limani ile Brodano adasi arasindaki kanala girmis ve düsman tarafindan yolunun kesildigini görmüstü.Pasa vâsitasiyle. henüz fethedilmemis kisimlarini elde etmek gayesiyle 3l Mayis l499'da bizzat sefere çikar.

Prodano adasi (Burak adasi) civarinda Venedik donanmasinin hücumuna ugradi. O. din ve devlet için isteyerek kendini feda edis. donanmalarina yol vermemek için azim (büyük) tedarikler görüp felek peyker u guh lenger gemiler ihzar idüp rehgüzerlerine göndermisim. Burak Reis'in gemisinin üzerine atilarak Osmanli gemisini ortaya adilar. kendi kuvvetlerinden çok daha kalabalik olan düsman kuvvetlerine karsi sayilarinin azaldigini görünce. Kisa sürede yayilan yangin üç gemiyi birden sararak batmalarina sebep olur. Bu savasta Venedik kaptanlarindan Loredano ile Armeniyo da ölmüslerdi. kendilerinin ise dayanabileceklerini. padisahimiz olan Venedik hakimi böyle haber göndermistir ki. Kiyasiya cereyan eden muharebe devam ederken Burak Reis. Venedik hakiminin. Türk gemicileri bu muharebenin cereyan ettigi Prodano adasina Burak Reis adasi ismini vererek bu büyük Türk denizcisinin adini unutmadilar. Bu son deniz savasinda basta Burak reis olmak üzere 500'e yakin Türk levendi ( denizcisi ) ile Kara Hasan Reis ve Yenisehir Sancakbeyi Kemal Bey sehâdet serbetini içmislerdi. birbirlerine siki sikiya çengellenmis olan gemileri neft ile tutusturur. Içinde Yenisehir hâkimi Kemal Bey'in kara askerinin bulundugu Burak Reis'in gemisi. kurtulus çaresinin kalmadigini anlar ve sogukkanli bir sekilde son çareye bas vurur. sadece doksan kadar asker kurtulmustu. Burak Reis'in üzerine saldiran gemilerin sayisi yirmi civarinda idi. 2000 yeniçeri ile takviye ettigi Anadolu sipahilerini. Bâyezid. madem ki Müslüman gemileri gelmeye ve muhasara-i hisara yol bulmaya. Göz kamastiran bu kahramanlik örnegi. Hoca Saadeddin. bu olayi ögrenir ögrenmez. Akdeniz hakimiyetine eristiren bir "Burak" oldu. Çok kalabalik olan düsmana her ne pahasina olursa olsun karsi koymak gerekiyordu.Öbür taraftan. Lepanto civarindaki Çatalca ovasinda bulunan II. Derya tarafi mesdud (Deniz tarafi kapali) ve kale muhafizinin esbabi nâ madud iken hisari teslim edersen sonra özrün makbul degildir" Bu esnada Antonio Grimani komutasindaki Venedik donanmasi da Kemal ve Burak Reis komutasindaki Osmanli donanmasinin Korint körfezine dogru ilerleyisini önlemek üzere harekete geçmisti. Hersekzâde Ahmed Pasa komutasinda Mora'ya gönderip siki tedbirler alma lüzumunu . hisari teslimden imtina edesin ki. bu hareketiyle Türkleri. Burak Reis.Burak Reis'in gemisine iki taraftan kancalar atilarak rampa yapilmisti. bu yüzden de kaleyi teslim etmemesi gerektigine dair haber gönderdigine baglayarak söyle der: "Kale komutani olan kâfir haber gönderdi ki. Mustafa Pasa'nin teklifini reddetmisti. Lepanto kalesinin komutani olan Zuano Mori. Bes yüz mevcudlu Burak Reis'in gemisinden. Türk denizcileri arasinda asirlarca derin bir ihtiramla sânini yüceltecek kahramanca bir harekette bulunacaktir. Her birinde biner kisi olan iki büyük karaka ile her birisinde beser yüz kisi bulunan diger iki karaka. asirlardan asirlara. Burak Reis. donanmanin gelmedigini. onun teslimi kabul etmeyisini. nesillerden nesillere nakledildi.

Kendisi de ilkbaharda Ramazan 905 ( 7 Nisan l500) da Edirne'den hareket eder. Hulumiç'te askerini bindirdigi Osmanli donanmasi. kis ortasinda Yakup Pasa'nin donanma ile birlikte hareket ederek Modon'u muhasara etmesini emreder. önce karsi koyma. dört günde Güney . Venediklileri. Bu sebeple. Inebahti yolunu Türk donanmasina açik birakarak Korfo'ya çekilir. Venedik donanmasinin yardimlarindan da ümidini kesmis oldugundan. sahilden kuzeye dogru seyrederek Inebahti körfezine dogru ilerler. Padisah. Nitekim. MOTON ( = MODON )'UN FETHI Inebahti gibi önemli bir limanin elden çikmasi. Hersekzâde'nin. Grimani. Mora'da elinizde bulunan Mudon. Böyle bir seyi beklemeyen elçi. Böylece. sür'atle ilerleyerek Lepanto Bogazi'na yaklasmisti.duydu. Böylece Lepanto ( Inebahti) Agustos (26 veya 28) l499'da Osmanlilarin eline geçmis olur. Venedik elçisi. sonra da karsilik verme hareketlerine sevketmis ise de kendi zaaflarini bildiklerinden ve çok büyük bir masrafa mal olacak uzun harplere tahammül edemeyiceklerini anladiklarindan Osmanlilarla iyi geçinmeyi siyasetleri bakimindan daha uygun görmüslerdi. Osmanlilarla baris yapmak üzere Lui Maventi adinda bir elçi vâsitasiyle Osmanlilara müracaat etmislerdi. Bu deniz savaslainda firtina yüzünden büyük hasara ugrayan. rakibi olan Loredano'nun ölümünden memnun olmustu. 22 gemiden meydana gelmis olan Fransiz donanmasinin yardimiyla bogazin girisini kapamak üzere giristigi tesebbüste muvaffak olamayan Grimani. aylarca yiyecek ve içecek sikintisi çeken Türk donanmasinin. böyle bir anlasma yapma yetkisinin bulunmadigini söyleyerek ayrilir. Elçinin bu teklifine karsilik Sultan Bâyezid: "Eger benimle baris yapmak istiyorsaniz. Temmuz ayinin yedisinde donanmasinin Moton önüne geldigini haber alinca. kalenin anahtarlarini Rumeli Beylerbeyi olan Mustafa Pasa'ya gönderir. her seferinde maglub olan kale komutani Zoano Mori. Kara ve deniz kuvvetlerinin ortaklasa hareketi üzerine sayisiz yarma (hurûc) tesebbüslerinde bulunmasina ragmen. Sayet Osmanlilar bu maddeleri kabul etmeyecek olurlarsa hiç olmazsa baris yenilenmeliydi. Venedik tüccarlarinin serbest birakilmasini ve Inebahti'nin iade edilmesini istemisti. Venedik donanmasini yenebilecek dereceye gelmis olmasi. takviye birliklerle desteklenen Türk donanmasi. artik Osmanli denizcilerinin Akdeniz hâkimiyetini ele almaya namzed olduklarini göstermekteydi. Koron ve Napoli (Napoli di Malvazya) sehirlerini teslim ile senede belli miktarda bir vergi vermelisiniz" demisti. fazla bir sey yapamayacagini anlamis olacak ki.

Nitekim. Kalenin bütünüyle onarilmasi . Trevisano.l02 )'in ifadesine göre fethin besinci günü sehrin en büyük kilisesi olan Saint Jean'i câmie tahvil ederek maiyetiyle birlikte burada Cuma namazini kilmistir. sehre yardim etmek için Türk donanmasini yararak ikindi namazi vaktinde dört kadirgayi limana sokmus ise de bunlar. Bu yüzden de savunmayi sürdürüyordu. bir mil mesafede bulunan hedeflere tam isabet ettiriyorlardi. Hammer'in dedigi gibi bu yüksek duvarlardan ilk tirmanan yeniçeri. hücum emri verdiginden Anadolu Beylerbeyi Damad Sinan Pasa kuvvetleri. daha önce limana gerilen zincir yüzünden pek ileriye gidemediler. Sultan Bâyezid. Venediklileri sasirtmak için bir miktar kuvvetle karadan buraya taarruza geçmislerdi. üç hafta kadar muhasara altinda kaldi. l3-l4 Muharrem 906 (9-l0 Agustos l500)'de gerçeklesen fetihten sonra sehre giren Sutan Bâyezid. Tam bu esnada Pirî Reis kendi gemisiyle yetiserek Kaptan Pasa'yi kurtardigi gibi donanmanin bozulup bir felaketin meydana gelmesini de önlemisti. gemilerin zinciri geçmesi için istihkamlarini birakarak yardima geldikleri sirada Sultan Bâyezid. Hoca Saadeddin ( ll. duvarlarin yüksekligini ve hendeklerin derinligini görünce "Beylerbeyim Sinan Pasa'nin ve yeniçerilerimin kahramanliklari sâyesinde bu kaleyi Tanri verdi" der. kendilerini kusatan ordunun kusatmayi kaldirip geri dönmek zorunda kalacagini gözlemekte idi. Bu yüzden kale bir türlü düsmüydrdu. Venedik amiralinin buraya donanma göndermis olmasi. Bu taarruz. donanma ile yardima geldiyse de fazla bir sey yapamadi. Son günlerde Venedik Amirali Melchior Trevisano. Bu gayretlerinin bir sonucu olarak kale. sadece Venediklileri sasirtmak için yapilmisti. Hatta halk. Topçulari ise sanatlarinda pek mahir olmuslardi. Çok saglam ve müstahkem bir kale olan Modon'un halki. 27 Temmuz l500'de bu limandan çikip Navarin limani önünde Venedik donanmasi ile çarpisir. Davut Pasa kendi gemisiyle (Bastarda) düsman amiralinin bastardasina rampa ettiyse de baska bir düsman mavnasi da Davut Pasa gemisine rampa ettiginden Kaptan Pasa tehlikeli bir duruma düsmüstü. Davut Pasa'nin komutasinda bulunup Inebahti limaninda yatan donanma. Gerçekten Türkler. Aslinda burasi bir aydan beri Rumeli ve Anadolu kuvvetleri tarafindan sarilmisti. açtiklari gediklerden içeri girerek Modon'u aldiklari gibi limana girmis olan dört Venedik gemisini de yakmislardi. Türklerin ilk önce Mora'nin güneyindeki Napoli'ye hücum edeceklerini zannederek buraya bir miktar donanma göndermisti. Osmanlilarin bu tesebbüslerinde basarili olduklarini göstermektedir.Mora'ya iner. Venedik amirali. devletin en mamur sancaklarindan birine bey olmustu. Kale muhafizlarindan bir kismi. kalenin saglamligina ve kara yönünü çeviren üç kat derin hendegin yürüyüse engel olacagina güvenerek teslim olmak istemiyordu.

Osmanli müsamahasinin güzel bir örnegi olan bu anlayistan dolayi b uralarda bulunan Latinler sehri terk edip giderken. Venedik'te büyük ve derin bir matemin meydana gelmesine sebep oldu. Solakzâde. Anadolu Beylerbeyi olan Sinan Pasa'ya havale edildi. Modon'a girdigi sirada sehrin bir kismi muhafizlar tarafindan yakilmisti. Sultan Bâyezid. mal ve menallerinin korunmasi için de emân istediler. bu meyanda Macaristan. Gerek Koron. . Inebahti. tahkimatina hayran kaldigi sehrin fethini Allah'in kendisine bir lütfu olarak telakki ediyordu. Kaptan Davud Pasa da denizden gitmek suretiyle Koron kalesini almakla görevlendirildiler. Osmanli ülkesine ilave edildi. O. Koron'a giderken önce Anavarin (Navarin) veya Zensiyo kalesini de aldi. yerli halk yani Rumlar. Böylece kaleyi kendi rizalariyla teslim eylediler. "Cizye" denilen basvergisine baglandi. Her iki taraftan üzerine varildiginda. Bu fetihnâmeler. Modon'da oldugu gibi bin Azeb ve bin besyüz yeniçeriyi kale muhafazasinda birakarak 23 Agustos'ta sehri terk edip Istanbul'a dönerken bu iki sehrin gelirini Mekke ve Medine (Haremeyn)'e vakf eyledi. Modon'un tamiri ile ugrasirken. Doge Augustinos Barbarigo'nun. KORON VE NAVARIN'IN FETIHLERI Biraz önce görüldügü sekli ile Osmanlilarca Modon kalesinden sonra Koron ve Navarin de feth edilmislerdi. Müslüman ve Hiristiyan devletlere. 20 Agustos l500'de Koron'a girip büyük kiliseyi camie tahvil ederek orada namaz kildi. Pasa da istediklerine müsaade gösterdi. Venedikliler. Içine düsülen ümidsizlik. tek teselliyi Venedik donanmasinin Modon'u geri alacagi hususunda besledikleri temelsiz ümitte buluyorlardi. Mudon ( = Modon ). Koron kalesi muhafizlari Modon halkinin ahvalinden ibret almakla ailelerini ve çocuklarini Frengistan'a nakil için izin. Modon'un. Lehistan. Hadim Ali Pasa kara ordusu ile. 7 Eylül tarihi ile Papa ve diger Hiristiyan hükümdarlara gönderdigi yazidan anlasilmaktadir. Venedik senatosu. Fransa ve Ispanya krallarina. Türkler tarafindan zaptedildigi haberi. Koron ve Navarin'in feth edilip Venedikliler'den alinmalari üzerine "Fetihnâme"ler yazilip etrafa gönderilmisti. Yakininda vaki olan Koron kal'asinin fethine Ali Pasa tayin olunmustu. Ceneviz Cumhuriyeti ile Rodos Sövalyelerine gönderilmislerdi. Hadim Ali Pasa. Bâyezid. sehrin teslimi ile ilgili olarak sunlari söyler: " Modon kalesi. Bu arada Pâdisah. beylerbeyiler. Modon'un durumunu ögrendikleri için harp yapmadan teslim oldu. Modon'dan kurtulan bir kisim halki Kefalonya adasina yerlestirmekle mesgul oluyordu.ve yanan yapilarin yeniden yaptirilmasi. Deniz tarafindan da Davud pasa'yi gönderdiler. gerekse Navarin halki. Sinan Pasa.

Ingiltere. Amiral Ravestayn komutasindaki donanma ile birlesen Venedik gemilerinin de dahil bulundugu donanmanin mevcudu 200 kadirgadan ibaretti. Venedik'e verdigi cevapta kendilerine yardim gönderecegine degindikten sonra. Osmanlilara ait Egine adasini isgal ederken. Midilli'nin kusatilma haberi. iki sene üst üste inen Osmanli darbesine karsi koyamayacagini anlamisti. Venedikliler aleyhine harekete geçiren Papa. Aragon ve Sicilya Krali'nin donanmasi da Korfo adasina yanasmisti. Bu sebeple Osmanlilara karsi Alman Impraratoru. Papa IV. Lehistan ve Macaristan'dan yardim talebinde bulunur.DENIZLERDEKI HAÇLI SEFERI Venedik. Hiristiyan devletlerin. Asker toplanmasi için memleket içine seksen "Ulak" gönderildigi gibi Pâdisah bizzat bu isle mesgul olarak. kiliselerin ugradigi hakaretleri ve Hiristiyanligin içine düstügü tehlikeleri tasvir ederek Haçli Birligini saglayacagini açikliyordu. bir anda büyük bir kargasanin yasanmasina sebep oldu. Bu arada Fransa Krali'nin yegenini komutan olarak tayin ettigi ve l5 bin kisilik askerî gücü bulunan Fransiz donanmasi da Zanta adasina gelip demirlemisti. Türkiye aleyhindeki ikinci ittifaklaridir. Bu anlasma. Bu yardimla Osmanlilar aleyhine bir "Haçli Ittifaki" ortaya çikmis oluyordu. menfaatleri geregi Türkleri. Türklerin yaptiklarini. Istanbul'a ulasir ulasmaz. Ispanya. Inebahti. Papa. Çünkü buranin düsman eline geçmesi. Baslangiçta. bu sefer de çagrisi üzerine Osmanlilar aleyhine bir ittifak kurmaya çalisiyordu. Papa ve Macaristan arasinda l500 yilinda bir muahede imzalanir. Venedik. l500 senesi sonbaharinda Venedik Âmirali Pisaro. Napoli. gönlünde Padisah II. Roma'da l50l yilinda Papa Kilisesi'nde Pantekot Yortusu'nun Pazar gününde ilan olundu. Osmanlilara karsi "Haçli Savaslari"nin yerini almisti. Bunun için adaya büyük bir kuvvetin gönderilmesi gerekiyordu.Bunun için Venedik. Bu. Papa ve Macaristan Krali'ni saldirma ve savunma konusunda bir anlasma ile birlesmeye götürdü. kutsallik perdesine bürünmüs olan nefret. Iste "Haçli Ittifaki"nin meydana getirdigi bu muazzam donanma. Aleksandr. Bundan baska. Ispanya ve Venedik donanmasi da Kefalonya adasini zaptetmislerdi. Ege Denizi'ne açilarak Midilli adasini kusatma altina almisti. Sonunda ortak menfaatler. Modon. Buna göre müttefik kuvvetler denizde Osmanlilari mesgul ederken. Sehzâde Cem'in tahsisatini kaybindan dolayi öfkelenen Aleksandr Borciya'nin öfkesine benziyordu. Fransa. Bu sekildeki taahhütler. Hammer'in ifadesine göre Papa'nin bu sekildeki davranisi. Macarlar da karadan taarruz edeceklerdi. Koron ve Navarin gibi yerlerin ellerinden alinmasinin yaninda. sehirliden ve . Bâyezid'e karsi yakip yikmalardan gelen bir üzüntüden çok. diger adalar halkinin isyanina ve dolayisiyle onlarin da elden çikmasina sebep olabilirdi.

yeniden tamir edilerek muhafaza için buraya asker konur. Midilli'nin Haçlilar tarafindan kusatilma haberi. Yolda Cerigo adasi civarinda firtinaya tutulan Fransiz donanmasi. Rodos ve daha baska devletlerin. kaleye girmek için kosup öne çiktigi zaman. Artik. Bütün çabalarina ragmen. Lehistan. müttefik donanmasinin bir kismi. Cemaziyelevvel (Aralik l50l)'de Midilli yakinina geldigi zaman kâfirler. Görüldügü gibi. birlikte hareket etme imkânina kavusturulmadiklari için bu Haçli Seferi'ni kaybetmislerdi. II. burada geçen olaylari tafsilatli bir sekilde verirler. Fakat Fransiz donanmasi ile birlesemedikleri ve tanimadiklari bu yabanci sulardan ürkmüslerdi. Fransiz Amirali. Kaynaklarimiz. Bâyezid döneminin mühim olaylarindan biridir. Biz de onlarin dil özelliklerine fazla müdahele etmeden. Midilli Kalesine dogru yürüyüse geçtiler. Kethüdasi komutasinda 800 kisi ile Karesi Sancakbeyi maiyetindeki timarli sipahi kuvvetlerini derhal adanin yardimina gönderir. onlarin ifade ettikleri sekilde olanlari nakl etmeye dikkat edecegiz. Ege sahillerini tahrib ederken Rodos Sövalyelerinin reisi emri altindaki donanma da Akdeniz'deki Osmanli adalarini vuruyordu. Amiral Gonzalvo de Cordova'nin komutasindaki Ispanyollar. Müttefiklerinin kaçtiklarini görünce onlar da gemilerine binip memleketlerine dogru yol almaya basladilar. Böyle büyük bir orduyu tam anlamiyla maglub etmek. Islâm gâzilerinden bir yigit. Bunu gören Fransiz askerleri bozulmaya basladilar. Fransa birliklerinin komutani ve Krali'nin yegeni. buraya en yakin olarak Saruhan Sancakbeyi Sehzâde Korkut tarafindan duyulur duyulmaz o. Almanya. Kemal Reis'in yaptiklarinin öcünü almak için çalisiyorlardi. Bu esnada. Macaristan. Venedik askerlerinin yapabilecekleri bir sey kalmamisti.sanat erbabindan adam yazip Hersekzâde Ahmed Pasa komutasinda 300 parça gemi ile adaya gönderildi. Ispanya. tamamen batar. . Bu esnada Sehzâde'nin Kethüdasi sehid olur. bu gâvuru öldürüp kellesini kuleye dikti. Bu yüzden de umduklarini bulamadan ve hiç bir sey yapamadan dönüp gitmislerdi. kaleye girmeye muvaffak olduysa da bir kismi giremedi. daha dogru bir ifadeyle bütün bir Avrupa'nin Osmanli'ya karsi güç birligi edip birlesmelerine ragmen. askerlerden bir kismi. Fransa. Ahmed Pasa. Venedik. Ayazmend'e gelen Sehzâde'nin kuvvetleri karanlik bir gecede düsman saflarini yararak hisara girerler. Rodos ile Ispanya donanmalari Ege'ye girip Çanakkale Bogazi'na kadar sokulmuslardi. kendisine yardima gelmekte olan Rodos Sövalyelerinin 29 parçadan mütesekkil donanmasini beklemeden demir alip kaçar. Fransiz donanmasi Midilli'den kaçarken. Gerçi Istanbul'dan önce. Midilli'yi ele geçiremeyen Birlesik Haçli ordusunun çekilmesi üzerine Midilli kalesi. Bununla beraber.

Bu konuda. Müzakereler sonunda l4 Aralik l502 (Receb 908 )'ta Osmanlilarla Venedikliler arasinda 3l maddeden mütesekkil bir anlasma imzalanir. Midilli hadisesinden sonra olmustur. Osmanlilardan zaptettikleri adalardan Kefalonya'yi kendilerine alikoyup Santamavra adasini iade ediyorlardi. hem Osmanlilara hem de Macarlara vergi vereceklerdi. harpten çekilmek isterler.Osmanli iktisat tarihiyle ilgili kaynak ve eserlerin belirttiklerine göre "Avâriz". Osmanlilar tarafindan da müsbet karsilanir. Buna karsilik bu üç devlet. Isklovanya. On gün içinde uygulamaya konacak olan bu muahedenin en önemli maddeleri sunlardi: l. Venediklilerin her sene verecekleri on bin duka altinin ve Santamavra'nin zapti esnasinda Venedik Amirali Pesaro'nun eline geçmis olan yirmi dört bin dukanin Osmanlilara iadesi gerekiyordu. Modon ve Koron ile oralardaki diger küçük kaleleri Osmanlilara terk ettigi gibi Arnavutluk'ta elinden alinan Drac'in zaptini da taniyordu . Buna göre Osmanli Devleti. Lui veya Lehistan Krali'na vas vururlar. Silezya ve Lozasi hükümdari olarak da tanimaktaydi. Macar Krali'ni. Çünkü bu dönemde dogu hududunda Akkoyunlu Devleti'nin yerine Siî Safevî Devleti'ni kurmus olan Sah Ismail tehlikesi bas göstermisti. Iki taraf ticaret . 2. Moravya. Iste bu sebeple devlet. Eflak ve Raguza'lilar da anlasmadan istifade edeckelerdi. Bu arada Bogdan. Osmanlilar tarafindan harp esnasinda müsadere edilen ve halka ait olan esya geri verilecekti. Venedik Cumhuriyeti. sikintili günler yasayan hazineyi. Venediklilerin bu istekleri. Osmanlilarla basa çikamayacaklarini anlamis olmalilar ki. Buna karsilik Macaristan Krali. daha da zor durumda birakiyorlardi. harpten önce Istanbul'da Venedik elçisi olarak bulunan ve casuslugundan dolayi tevkif edilen Andre Gritti isminde biri idare ediyordu. II. Osmanli Devleti ile Venedikliler arasindaki müzekere esaslarini. bütün ittifak faaliyetlerine ragmen. Venedikliler. külliyetli miktarda askerin beslenmesini ve donanmanin hazirlanmasini gerektiriyordu. Macarlar tarafindan gönderilen Barhabas Belabi adindaki elçi ile yapilan anlasma yedi yillik olacakti. Bâyezid döneminin devam eden ve tehlikeli bir hal alan savaslari. 20 Agustos l503 ( Rebiülahir 909 ) senesinde Osmanlilarla Macarlar arasinda da bir anlasma imzalandi. Inebahti. 3. bu dönemde ilk olarak "Imdadiye-i Seferiye" adi verilen yukaridaki vergileri koymustu. "Kürekçi Bedeli" ve "Azeb" gibi "Örfî Vergi"lerin ilk defa tarh ( konmasi) edilmesi. Zira harpler. Osmanli akincilarinin Kuzey Bosna'da son olarak aldiklari yerlerin Osmanlilarda kalmasini kabul ediyordu. arabuluculuk yapmalari için Fransa Krali XII. Venedikliler.

Bâyezid'i. Macar Krali dört Incil (Matta. asrin ikinci yarisindan itibaren dostane bir sekilde baslamisti. Arsiv Begelerinden anlasildigina göre (Topkapi Sarayi Müzesi Arsivi. gerekse Macarlarla yapilan anlasmalardan sonra devletin dis güvenligi emniyet altina alinmis oluyordu. Muhammed Sah ( l463-l482)'in . Memlûk Sultani'na karsi kirginligini izhar eden II. iki devletin arasinin açilmasina ve bir müddet sonra da birbirlerine karsi hasmâne (düsmanca) tavirlarin ortaya çikmasina sebep olmustur. Nitekim Bâyezid'in culûsundan sonra Istanbul'a gelen Memlûk elçisi. 620l . OSMANLI . O dönemlerde.Bununla beraber ihtiyati da elden birakmiyordu. Güney Anadolu ve Hicaz'da hakimiyet süren Memlûk sultanlari arasindaki münasebet. Öbür taraftan. Sultan Kayitbay. Sultan II. Suriye. Luka. hem Bâyezid'in saltanatini tebrik etmis hem de biraz sonra bahsedecegimiz ve gaspedilen esyayi getirip teslim ettikten sonra Sultan Kayitbay adina özür dilemisti. kendisine muhalefet edip Osmanli tahtinda hak iddiasinda bulunan kardesi Cem'i.Nitekim Karaman Beylerbeyi Hadim Ali Pasa tarafindan "Kubbe Vezirleri"ne gönderilen 888 ( l483 ) tarihli .6385) Dulkadir Beyi. Murad. Memlûk Devleti aleyhine tesvik ediyordu. Bu yüzden. nr. Dulkadir'li Türkmen Bey'i Alâüddevle Bozkurd Bey'i himayeye karar verir. Bu hal. Osmanli Devleti'nin aleyhine çalistigini gösteriyordu. Sultan II. Hindistan'da Dekkan'da hüküm süren Behmenîler'den III. Sultan Kayitbay için baslica siyasî mesele Osmanlilar ile olan münasebet meselesi idi. gerekse onun oglu Fâtih Sultan Mehmed zamanindaki bazi olaylar. dostça karsilayip himaye eden ve ayni zamanda onu mücadeleye tesvik eden Memlûk Sultani Kayitbay'in. Bâyezid'in tutumundan endiselenen Memlûklular. Gerçekten. Bâyezid. Vezir-i A'zam'i Hâce-i Cihan ( Hoca Mahmud Gâvân ) ile Osmanli hükümdarina göndermis oldugu hediyeler. Kayitbay tarafindan müsadere edilmisti. ilk zamanlardan yani XIV. Osmanli Vezir-i A'zami da Kur'an-i Kerim üzerine yemin ederek bu muahedenâmeyi tasdik etmislerdi. Çukurova bölgesindeki Üç-Oklar ile Maras ve Elbistan'a hakim olan BozOklar'i devamli bir surette baski altinda tutmasi üzerine. Cem'in Anadolu'ya geçmesine müsaade etmesi onun.MEMLÜKLÜ MÜNASEBETLERI Osmanlilar ile Misir. aradaki gerginligi bir derece hafifletmisti. Yuhanna) üzerine. Fakat daha sonra gerek Sultan II. Gerek Venedik. küçük bir beylik olan Osmanlilarin Rumeli'deki muvafakiyetleri ve Islâm dünyasinin sinirlarini genisletmeleri. Memlûk Devleti tarafindan memnunlukla takip ediliyordu.serbestisini ve bu münasebetle tüccarlarin birbirlerinin ülkelerine gidip gelmelerine müsaade edeceklerdi. Markos. bazi tedbirler almak zorunda kalmislardi.

895 ) senesine kadar bes sene devam eden ve alti seferde biten savaslar görülmektedir. Ramazanoglu Eflatun Bey ile maiyetindeki boybeylerinin yardimlarini sagladiklari gibi. Osmanlilarin. Karamanogullarini tamamen ortadan kaldirmalarindan sonra. Osmanli hükümdarina elçi ve hediye gönderip aralarinin düzelmesini teklif etmislerdi.Dulkadirli kuvvetleri. Süleyman Bey'le savastigi bir sirada Alaüddevle harekete geçer. emirleriyle bir görüsme yapmisti. Bâyezid'e uygun tekliflerde bulunuyordu. Malatya derbendinde kurulan pusuya da düsmüslerdi. birdenbire Osmanlilarin aleyhine dönüp Yakub Pasa'nin odugâhini yagmalayan Alaüddevle ise Trablus-Sam ve Tarsus Naiblerini serbest birakmak suretiyle Memlûklulara basvurmustu. Bu teklif kabul edildiginden Emir Cani Bey Habib elçi olarak gönderilmisti. zorlukla kaçabilmis. Elbistan ovasinda. Turgutoglu'nun. Memlûk Sultani Kayitbay. Bununla beraber Emir Özbek es-Seyfî. Misirlilarin kurmus oldugu tuzaklardan kurtulmustu. Bu görüsme esnasinda Atabey Özbek ile diger emirler. Sultanlik mensûrunu göndermekle yetinmeyen halife. Osmanli askerinin gayret ve yardimi ile Haleb Naibi'ni öldürüp Kal'atu'r-Rum (Rum Kalesi). Eylül l484 yilinda Kayseri Valisi Yakub Pasa'nin komutasindaki Osmanli kuvvetleri ile Dulkadiroglunun kuvvetleri maglub olmuslardi. Nisan l484'te Memlûklular'in Haleb ve Safed naiblerini arka arkaya maglub ettikten sonra Kayseri Valisi Yakub Pasa kuvvetleri ile birleserek. . Bütün bu tavsiyelere ragmen aradaki rekabet ve bazi kiskirtmalar sonucu iki taraf arasinda savas kaçinilmaz hale gelmisti. O. Bâyezid'e bir de "Sultanlik Mensûru" gönderilmisti. iki Müslüman hükümdar arasindaki ihtilafin bertaraf edilmesini de tavsiye ediyordu. elindeki bütün yerlerde "Sultan" olarak kabul edilmesiydi. Emir Özdemir ve Emir Mogolbay gibi emirlerin yönettigi Memlûk ordusu. Bire (Birecik) ve Anteb Naibleri ile Haleb büyük hacibi basta olmak üzere birçok Çerkez beyini esir etmisti. Içinde bulundugu malî ve idarî sikintilar yüzünden Osmanlilarla karsilasmayi arzu etmeyen Memlûk Sultani. Turgutoglu Mahmud Bey'i Osmanlilara müskilat çikarmak maksadiyla Ermenek üzerine göndermislerdi. Memlûk Sultani'nin emriyle Kahire'deki Abbasî Halifesi I. II. Bu tekliflerden en mühimi de Osmanli Padisahi'nin. Malatya kalesine karsi giristikleri tesebbüste muvaffak olamayan Osmanli . Mütevekkil Alallah tarafindan. Baslangiçta Osmanlilar'dan himaye gören Alaüddevle Bozkurd Bey. buna isaret olmak üzere. Bu yüzden Osmanlilarla memlûklular arasinda l485'de baslayan ve l490 ( hicrî 890 . Böylece. Yakub Pasa.arizadan anlasildigina göre Atabekü'l-Asakir Emir Özbek ez-Zahirî emrinde Halep'te toplanan Memlûk kuvvetleri. sür'atle Malatya'ya giderek burasini takviyeye muvaffak olur.

onlarin tarafina geçmesi ile daha da gergin bir hal aldi. savasa devam edebileceklerinin anlasilmasi üzerine Kayitbay. Memlûk idaresi. Memlûklularin geçici zaferlerine kapilip. Esir alinan Sah Budak. . Bu yüzden devlet. Fakat Memlûk kuvvetlerinden de yardim alan Alaüddevle. bizzat sefere katilmaya karar verecek ve otaginin Besiktas'a nakledilmesini isteyecektir. Kismî muharebeler tarzinda uzayan Osmanli . iyi teskilâtlanmis bir vergi sistemine sahip degildi. Müslüman Osmanli Devleti'ne karsi kurulan bu ittifak üzerine Kayitbay'a tehdid mektubu gönderen Sultan II. Memlûklularla olan savaslarda ugranilan basarisizliklarin. kizini da Atabekü'l-Asâkir Emir Özbek'in ogluna verir. Zamanla yön degistiren muvaffakiyetlere ragmen devam eden savaslar. kayinpederi Alaüddevle'yi beylikten azlederek.Memlûk çekismesi. Sah Budak Bey'i Elbistan yakinlarinda yenip esir alir. Dulkadir Beyi Alaüddevle'nin. Bunun için. Dulkadiroglu Alaüddevle Bey'in. Iki Müslüman devletin birbirleri ile olan mücadeleleri. bununla da kalmayacak oglunu rehine (kulluk) olarak Misir'a gönderdigi gibi. Osmanlilara karsi Napoli Krali ile anlasir. Bunun üzerine Sultan Bâyezid. Emîr Özbek komutasinda Misir ve Dulkadir kuvvetleriyle Kayseri'yi muhasara ile Nigde. ayrica sefer için acele edilmemesi gerektigini düsünüyordu. Iste bu haberi alan II. Bu basarilar üzerine daha çok cesaretlenen Memlûklular. halktan zorla yeni vergiler almaya karar verir. Osmanlilarin. Osmanlilardan yüz çevirip Memlûk tarafina geçer. Bâyezid'in bizzat kendisi sefere çikma niyetindedir. Öyle anlasiliyor ki bu durum. yerine onun kardesi olan ve Vize Sancakbeyi bulunan Sah Budak Bey'i tayin eder. Besiktas'a nakledilmis ve Üsküdar'a geçme hazirliklari baslamisti. Bâyezid. Bu dönemde. Alaüddevle Bey'in Misirlilarla anlasmasi üzerine Osmanlilar yeni tedbirler almak zorunda kalmislardi. gevseklikten ve isin siki tutulmamasindan meydana geldigini biliyor. yeni tedbirler alma mecburiyetini hissediyordu. Çukurova'da memlûklulara maglub olmalari üzerine olmustu. Osmanlilarin. Osmanli devlet ricali. Üzerlerine gönderilen Hersekzâde Ahmed Pasa kuvvetlerini yenerek Ahmed Pasa'yi esir alirlar. her ikisinin de yipranmasina sebep olmustu. Memlûklular tarafindan sikistirilmasi da iki devleti karsi karsiya getirmistir. Dönemin müelliflerince siddetli bir tenkide maruz kalan Kayitbay. Eregli ve Larende'ye kadar akinlarda bulunurlar. Sah Budak Bey'in yanina Mihaloglu Iskender Bey'in kuvvetlerini de vererek onu Alaüddevle üzerine gönderir. Kahire'ye gönderilerek orada idam edilir. özellikle Memlûk idaresini zor durumlarda birakiyordu. Misir'la son veya altinci sefer diyebilecegimiz seferde. padisahin otagi.Ramazanogullari ile ayni hududu paylasir olmalari ve Osmanlilardan himaye gören Alaüddevle Bozkurd Bey'in. Osmanli sultani. O.

Bundan sonra o. yani harb için acele etmenin muhatarali oldugunu arzederek isi önledi. onun gönül alici sözler söyledigini. l5ll) Ramazanogullari'nin basina geçip. Esasen bu siralarda Istanbul'a kadirgalarla gelip bir nüsha Kur'an-i Kerim ve bazi Hadis-i Serif kitaplarindan ibaret hediyeleri Bâyezid'e takdim eden Tunus Emiri el-Mütevekkil Alallah Osman'in elçisi. buranin beyine teslim etmistir. daha sonra. Nihayet ulemadan Molla Arap demekle söhret bulmus olan Müftü Alaeddin Ali el-Arabî (öl. ayni zamanda ona hil'at da giydirir. Böylece barisa dogru bir adim atilmis oldu. Iskenderiye'ye gemilerle götürüp. Memlûk Sultani tarafindan huzura kabul edilen elçi. Ispanyollar tarafindan hücuma ugradigi su sirada. Misir Sultani'nin da bundan çok memnun oldugunu yazar. O. Cem'in sebep oldugu siyasî buhran yüzünden müskül durumda bulunan Osmanlilar. Hoca Saadeddin. bir sefaatnâme ile tavasutta bulunmus ve Tunus'un. Nitekim Âsik Pasazade ile Ibn Kemal'den anlasildigina göre meshur Türk denizcisi Kemal Reis.Ancak bunu hükümdara nasil bildireceklerini bilemedikleri gibi buna cesaret te edemiyorlardi. iki Müslüman devlet arasinda sulh yapilmasi için Emir'in ricasini arzetmisti. kendi gemileri ile Iskenderiye'ye tasimislardir. birçok siyasî tesebbüslerde bulunmus. Mekke ve Medine vakif malini l498 ( 903)'de. Nitekim Istanbul'a gelen müstakbel Memlûk Sultani Emîr Canbulat. ayni siyaseti devam ettirmistir. Daha önce esir edilip hapsolunan Mihalzâde Iskender Bey'le diger esirleri serbest birakir. yaninda Seyh Bedreddin b. Osmanli elçisine karsilik. Nihayet. Osmanli elçisi Bursa Kadisi Seyh Ali Çelebi adinda bir kimse idi. Tunus elçisinin de yardimlariyla barisin yapilmasina muvaffak olmuslardi. anlasma geregince adlari geçen sehirlerin Haremeyn evkafi olan vâridatini ( gelirini) da. Adana ve Tarsus'un Mekke ile Medine evkafina ait yerler olmasindan dolayi. Cum'a oldugu halde tekrar Istanbul'a gelen Mamay el-Haseki. Alaeddin Ali el . Halil Bey'in ( öl.Arabî'nin mektubundan bahsederken. Memlûk Sultani. . l496) bu hali. Sultan. elçiye büyük ikramlarda bulundu. Osmanli Devleti'nin murahhaslari ile Kahire'ye döner. Memlûk elçileri. savasin tehlikelerini arzederek dostluk kapisini açmisti. Bu arada Iskender Bey'i sadece serbest birakmakla kalmaz. buralarla diger kalelerin anahtarlarini Memlûk hükümdarina iadeye memur edilmisti. "Dinin Nasihat olduguna" temasla bunun geregi olarak barisin yapilmasi icab ettigini söyledigini. Yasbek'i elçilikle Osmanli padisahina gönderir. Emîr Canbulat b. Memlûklularin rizasi ile Adana ve Tarsus'a hakim olmalarini kabul ettikleri gibi. Buna göre Gülek Hisari sinir kabul edilerek Çukurova eskiden oldugu gibi Sam'a ilhak edilmistir. daha önce Ebu Bekir adindaki kadisini Misir'a göndererek basta Atabekü'l-Asâkir Emîr Özbek oldugu halde Memlûk ümerasini barisa yanastirmis. Cemaziyelahir 896 (Nisan l49l)'de daha önce elçilik vazifesi ile Osmanlilara gönderilmis olan Mamay Haseki serbest birakilir.

Bu medeniyet. Osmanli donanmasinin gerektiginde yardim alabilecegi bir liman veya sehir de mevcud degildi.Orada (Kurtuba Camii gibi) âbideler. Bütün bu olumsuz sartlar da nazari dikkate alindigi zaman Osmanlilarin bu konuda neden daha faal bir rol oynayamadiklari anlasilir. sonradan Avrupa'da kral ve Papa olmuslardi. Doguda Bagdad. (Medinetü'z-zehra gibi) saraylar yapildi. Vandal. Avrupa'da siyasî bir alet olarak kullanilmasi bir anlamda Osmanlilarin elini ve kolunu bagliyordu. Bölgenin Osmanlilara olan uzakligi ve o siralarda Cem Sultan'in. çok sayida kültürel ve sosyal müesseseler meydana getirmislerdi. mezheb ve soy farki gözetmediler. Ispanya topraklarina ayak basar basmaz. Medreselerinde okuyan Hiristiyan ögrenciler. Insanligin yüz aklarindan olan ilim. Bu hâkimiyet öyle bir medeniyet vücuda getirdi ki.Anlasma ile iki taraf arasindaki baris iade edilmis ise de bu hal. Hiristiyan ve Yahudi demeyip herkese Müslümanlar gibi haklar tanidilar. sairler ve muallimler yetisti. din. Portekiz ve hatta Güney Fransa'da hükümranligini kabul ettirmis olan Islâm hakimiyeti. Endülüs ( III. Endülüs Müslümanlari. Osmanlilari tatmin etmiyordu. Bâyezid'in hükümdar olarak bulundugu dönemin önemli olaylarindan biri de süphesiz ki Islâm cografyasinin en bati ucunda. Avrupa'daki Hiristiyanlara sadece maddî degil. irk. batida Kurtuba. Hakem gibi) büyük hükümdarlar gördü. II. dil. manevî hasletlerde de öncülük . Akdeniz'in öbür ucundaki bu bölgeye ulasmak için. zaman zaman çikan bazi engeller bertaraf edilmek suretiyle l5 sene kadar devam etmistir. fen. bütün medenî sahalarda Avrupa'nin üstadi. OSMANLI DEVLETI VE ENDÜLÜS MÜSLÜMANLARI II. Got. Bu felaketin baslangici esnasinda Osmanli donanmasi. Parlak devirler yasadi. edebiyat ve felsefe dahileri yetistirmisti. Bunlardan baska. dünya yüzünde Islâm medeniyetinin gözler kamastiran merkezleri haline geldi. uzak denizlerde savasacak kadar güçlü degildi. Hicrî 92 (M. Abdurrahman. Romali. cihanin en yüksek medenî seviyesine ulasti. Kurtuba'da kadinlardan alimler. Halbuki bu medeniyet. Baris. baska bir ifadeyle Endülüs'teki Müslümanlarin basina gelen felaket idi. 7ll ) tarihinde Kuzey Afrika'yi bastan basa kat eden Müslüman mücahidler. hocasi ve mürebbisi olmustu. Müsümanlar. bütünüyle yok edilmek isteniyordu. Yedi asri askin bir süre bütün Ispanya. Ispanya'ya girdikten sonra orayi terk edinceye kadar Iberik yarimadasini medenî eserlerle süslemis.

Bilindigi gibi Endülü