P. 1
Osmanli-Tarihi

Osmanli-Tarihi

|Views: 186|Likes:
Yayınlayan: atilla

More info:

Published by: atilla on Feb 01, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

04/20/2015

pdf

text

original

OSMANLI İMPARATORLUĞU TARİHİ

Bu e-kitap taslak halindedir. Okumayı zorlaştırıcı tarama hataları içerebilir. Bu taslak sürümü okurken düzeltir ve düzeltilmiş sürümü bizimle paylaşmak isterseniz memnun oluruz. WEB: http://ayrac.org İletişim: ayrac.org@gmail.com

Osmanlı Devleti Osmanlı Devleti'nin hayat çizgisi 600 yıllık bir süreyi içine almaktadır. Öyle ki, cihan devleti unvanını alan bu devlet, en geniş sınırlarını 400 yıl elinde tuttuğu bilinmektedir. Gerileme dönemi dediğimiz son 200 yıl içinde bile fazla toprak kaybetmemiş, topraklarının büyük bölümünü, yıkılış dönemlerini oluşturan 20. yüzyılın başlarına kadar koruyabilmiştir. Bu özellikleri ile Osmanlı, dünya medeniyetleri arasında ilk sıralarda yerini almaktadır.

21. yüzyıla adım adım ilerlerken, Balkanlar'da, Kuzey Afrika'da, Ortadoğu'da, Kafkasya'da ve tüm İslam Dünyası'nda, kıpırdanmalar görülüyor. Kıpırdanmaların kökeninde, hep Osmanlı ruhu yatıyor. Düşman, hep Osmanlı torunu diye saldırıyor. Osmanlı coğrafyası 21. yüzyıla çok şeylere gebe olduğunu gösteriyor. Bu yüzden Osmanlı coğrafyasını iyi tahlil etmek gerekiyor. Söz konusu bu koca devletin, yüzölçümünü, doğal şartlarını ve bu doğal şartlar üzerinde oynadığı rolü, insanlarını ve oldukça farklı insanların bir arada uzun yıllar birlik içinde yaşamalarının sırrını, yönetim şeklini, tarımını, sanayiini ve dünya ticaretindeki yerini, iyi bir şekilde araştırmak ve araştırmalardan gelecek için bazı sonuçlar çıkarmak lüzumu vardır. Bunun için de, tarih-coğrafya-gelecek üçlüsünü kaynaştırmak gerekmektedir.

KURULUS DÖNEMI
Osmanli Beyliginin Kurulusu; Osman Bey, Oguz asiretlerinin ittifakiyla basa geçtikten sonra, siyasî ve dinî bakimdan Anadolu'nun en itibarli ve nüfuzlu tarikatlerinden Ahilerin mühim bir sahsiyeti olan Seyh Edebali'nin kizi ile evlenerek, gücünü artirmis idi. Bundan sonra Osman Gazi, Bizans'a karsi genisleme politikasini uygulayarak, Inegöl, Karacahisar ve Yarhisar'i ele geçirdi ve bölgenin mühim merkezlerinden olan Bilecik'i alarak, burayi beyligin merkezi yapti (1299). Bu tarih devletin kurulus tarihi olarak kabul edilir. Selçuklu Sultani III. Alaaddin Keykubad'in Ilhanli Hükümdari Gazan Han'in kuvvetleri tarafindan tutulup, Iran'a götürülmesi üzerine Selçuklu ümerasindan bazilari ve bölgedeki Türkmen beyleri Osman Bey'e teveccüh göstermis; Oguz an'anesine göre onun hâkimiyetini tanimayi kabul etmislerdir. Nitekim Oguz beyleri Oguz Han töresine göre tertip edilen bir törende Osman Bey'in önünde diz çökerek, onun verdigi kimizi içmek suretiyle tâbiyetlerini sunmuslardir. Ancak henüz küçük bir beylik durumundaki Osmanogullarinin, seklen de olsa bu dönemde, Ilhanli hâkimiyetini tanidiklari bilinmektedir. Osman Gazi, beyligini ilân ettikten sonra idaresi altindaki bölgeleri bes kisma ayirarak buralari güvendigi ve savaslarda yararlik gösteren kimselere tevcih etti. Oglu Orhan'a Sultanönü, büyük kardesi Gündüz Bey'e Eskisehir'i, Aykut Alp'e In-önü'yü, Hasan Alp'e Yarhisar'i ve Turgut Alp'e de Inegöl'ü verdi. Diger oglu Alaaddin'e ise seyh Edebali'nin emin ve nazirliginda, ailenin geçimi için, Bilecik ve havalisinin gelirleri tahsis edildi.1302'de Bursa tekfurunun liderliginde birlesen Rum tekfurlarinin Koyunhisar (Bafeon) savasinda agir bir maglûbiyet tatmalari, Osman Bey'in Bursa ve Kocaeli taraflarina akinlar yapmasini oldukça kolaylastirmisti. Bir taraftan Bursa öte taraftan Iznik Türk kusatmasi altinda tutuluyordu. Ancak yaslilik sebebiyle Osman Bey, fetihler için oglu Orhan'i görevlendirmisti. Nitekim 1324 yilinda Osman Bey vefat etti ve oglu Orhan Bey Osmanli tahtina çikti. Orhan Bey, 1326 yilinda Bursa'yi, uzun süren kusatmanin ardindan, ele geçirince babasinin vasiyetini yerine getirerek, Osman Gazi'nin naasini Bursa'ya nakletti ve burayi devletin yeni merkezi yapti. Orhan Bey'in komutanlarindan Akçakoca ve Karamürsel ise Istanbul kiyilarina kadar akinlarda bulunuyorlardi. Bu fetih ve akinlardan telâslanan Bizans Imparatoru Andranikos büyük bir ordunun basinda Osmanlilara karsi harekete geçtiyse de Maltepe (Palekanon) Savasi'nda agir bir yenilgi aldi (1329). Bu zafer, Iznik ve Izmit'in ele geçirilmesini kolaylastirmistir. Rumeliye Geçis; Karasi Beyliginde baslayan taht mücadelelerinden istifade eden Orhan Bey, Balikesir ve civarini topraklarina katarak, ileride gerçeklesecek olan Rumeli fetihleri için mühim bir mevkiye sahip olmustur. Nitekim Karasi Beyliginin deniz gücü ve Haci Il Bey, Evrenos Bey gibi degerli komutanlar artik Osmanlilarin emrine girmislerdir. Bizans içindeki taht kavgalari ve Bulgar-Sirp saldirilari karsisinda, gittikçe güçlenen Osmaogullarindan yardim isteyen Kantakuzen'in talebi üzerine Orhan Bey'in oglu Süleyman, bir orduyla Rumeli'ye geçti (1345). Edirne'yi kusatan Bulgar-Sirp kuvvetlerini bozan Süleyman Pasa bu zaferin karsiliginda Gelibolu'daki Çimpe Kalesi'ni Bizans'tan aldi. Böylece Osmanlilar ilk kez Rumeli yakasinda bir üs elde etmis oluyordu (1356). Süleyman pasa Gelibolu'nun ardindan Tekirdag'a kadar olan bölgeleri de ele geçirerek buralara Anadolu'dan getirilen Türkmenleri yerlestirdi. Böylece Rumeli'de de Türklesme hareketi baslamistir. Süleyman Pasa'nin ölümünden sonra Rumeli'deki fetihler için kardesi Murat Bey görevlendirildi (1359). Ancak 1362'de babasi Orhan Bey'in de ölümü üzerine Murat Bey, Bursa'ya döndü ve Osmanlilarin 3. hükümdari olarak tahta çikti (1362).Rumeli ve Balkanlarda Fetihler; I.Murat (Hüdavendigar) önce tahtta hak iddia eden kardeslerini bertaraf etmekle ise basladi ve bu arada elden çikan Ankara'yi yeniden aldi. Anadolu'da birligin saglanmasinin ardindan Murat Hüdavendigar, inkitaya ugrayan Rumeli ve Balkanlarin fethine yöneldi. Bu sirada Balkanlar karsiklik içindeydi. Bir taraftan Sirp Hükümdari Düsan'in ölümü ile Sirplar

arasinda iç mücadeleler siddetlenmis, öte yandan Macar Krali Layos, Balkanlarda Ortadokslara olan baskilari artirmisti. Evrenos ve Haci Il Bey komutasindaki kuvvetler bu durumdan da yararlanarak Kesan'dan Dimetoka'ya kadar olan yerleri fazla bir mukavemet görmeden ele geçirmislerdi. Sazlidere Zaferi ile Edirne ve Filibe, Lala Sahin Pasa tarafindan fethedildi (1363/4). Bu savaslarda Bulgarlarin yaninda yer alan Bizans baris yapmak zorunda kaldi. Türk ilerleyisini durdurmak isteyen Macar, Bulgar,Sirp ve Ulahlardan mütesekkil bir Haçli ordusu Macar Krali Layos'un liderliginde Edirne üzerine yürüdü. Ancak Meriç sahilindeki Sirp Sindigi denilen mevkiide, kalabalik Haçli ordusunu hazirliksiz yakalayan 10 bin kisilik kuvvetiyle Haci Il Bey, büyük bir bozguna ugratti (1364). Sirp Sindigi zaferiyle Osmanlilar, Balkanlardaki fetihlerine hiz verdiler ve bunu kolaylastiracagi için Osmanli baskenti Bursa'dan Edirne'ye nakledildi. Fetihler karsisinda çaresiz kalan Bulgarlar Türk himayesini kabul etmek zorunda kaldilar (1369). Çirmen Zaferi ile (1372) Bati Trakya ve Makedonya'nin bir kismi Osmanli hâkimiyetine girdi ve Selanik ile Köstendil'in de ele geçirilmesinin ardindan Sirp Krali Lazar, vergi verip, gerektiginde asker göndermek sartiyla Osmanlilarla baris anlasmasi imzaladi(1374). Yaklasik on yil süren mücadelede, Rumeli ve Balkanlarda fethedilen bölgelere Anadolu'dan mütemadiyen Türk nüfus kaydirilarak bölgede demografik dengeler Osmanlilar lehine degistirilmeye baslanmisti. Bu tarihten sonra bir müddet Balkanlardaki fetihlere ara verilmis ve Anadolu'da Türk birligini saglamlastirmaya yönelik düzenlemelere geçilmistir. Bu maksatla I. Murat, oglu Bâyezid'i Germiyan beyinin kizi ile evlendirmis; Tavsanli, Emet ve Simav gelinin çeyizi olarak Osmanlilara verilmistir. Ayni sekilde Aksehir, Yalvaç, Beysehri gibi bazi sehir ve kasabalar Hamidogullari'ndan para karsiligi satin alinmis, Candarogullar da Osmanli hâkimiyetine girmisti. Artik Osmanlilarin karsisinda tek bir güç kalmisti; Karamanogullari. Alaaddin Ali Bey, Osmanlilarin yeniden Balkanlara yönelmesini de firsat bilerek, harekete geçmis ancak I. Murat Konya önlerinde Karamanogullarini yendiginde Karaman beyi af dilemek zorunda kalmistir(1387) Murat Hüdavendigar'in yeniden Rumeli'ye yönelmesiyle birlikte Nis ve Sofya da dahil olmak üzere bütün Bulgaristan fethedildi.(1385/88). Timurtas Pasa'nin Sirp kuvvetleri tarafindan baskina ugratilip, yenilmesi üzerine cesaretlenen Bulgar, Leh, Çek ve Macar krallari da Sirplarin yaninda yer aldilar. Fakat Çandarli Ali Pasa, Bulgar Krali Sisman'i esir alarak Bulgarlari bu ittifakin disina atti. Buna ragmen Haçli ordusu ilerleyisini sürdürünce, I. Murat ordusunun basina geçerek düsmani Kosova'da karsiladi. I.Murat'in ogullari Bâyezid ve Yakup'un da yer aldigi Osmanli birlikleri büyük bir zafer kazandi. Sirp Krali Lazar ve oglu esir edilmis, düsman kuvvetlerinin büyük bir kismi imha olmustu. (20 haziran 1389). Fakat I.Murat savas meydanini gezerken bir Sirp tarafindan hançerlenerek sehit düstü. Bunun üzerine Sirp krali da Osmanli askerleri tarafindan öldürüldü. Osmanlilar için Balkanlarda tutunabilmek yolunda ölüm kalim savasi olarak görülen I.Kosova Zaferi Sirplar tarafindan asla unutulmamistir. Günümüzde dahi masum Müslüman halka yönelik vahsetin arkasinda bu maglûbiyetin ezikligi ve intikam hissi yatmaktadir. Anadolu'da Türk Birligi'nin Saglanmasi; I. Murat'in sehit edilmesinin ardindan oglu Bâyezid, devlet adamlarinin ittifakiyla hükümdar ilân edildi. Babasinin ölümünü firsat bilen Anadolu'daki beyliklerin Osmanlilar'a biraktigi topraklari yeniden ele geçirmek maksadiyla harekete geçtiklerini haber alan Bâyezid, süratle Anadolu'ya döndü. 1390 yilinda Germiyan, Aydin, Mentese ve Saruhan beylikleri ortadan kaldirildi. Ertesi yil Hamidogullari Beyligi topraklari ele geçirildi ve bu beyliklerin yer aldigi topraklarda Anadolu beylerbeyligi adiyla idarî bir ünite olusturuldu. Ardindan Osmanlilarin en önemli rakip olarak gördügü Karaman Beyligine yönelen Yildirim Bâyezid, Konya'yi kusatti. Alaaddin Ali Bey'in baris talebi, Beysehir ve çevresinin Osmanlilara birakilmasiyla kabul edildi.(1391). Fakat Yildirim Bâyezid'in Mora ile ilgilenmesini firsat bilerek Ankara Sancak Beyi Sari Timurtas Pasa'yi esir almasi üzerine, Yildirim Bâyezid, Alaaddin Bey'e kesin bir darbe vurmaya karar verdi. Anadolu'ya geçen Yildirim, üç gün süren savasin ardindan ele geçirilen Alaaddin Bey'i ortadan kaldirdi ve topraklari Osmanlilara ülkesine dahil

edildi(1397). Karamanoglu tehlikesinin bertaraf edilmesiyle, Anadolu'da Osmanlilara direnebilecek en güçlü devlet olarak Kadi Burhaneddin devleti kalmis idi. Daha 1392 yilinda, Kadi Burhaneddin'in müttefiki durumundaki Candaroglu Süleyman anî bir baskinla öldürülüp beyligin Kastamonu subesi ortadan kaldirilmisti (1392). Ardindan, ertesi yil Amasya ve Merzifon civari Osmanli hâkimiyetine alinmisti. Kadi Burhaneddin'in 1398'de Kara Yülük tarafindan öldürülmesi üzerine, ona bagli Sivas, Tokat, Kayseri, Malatya gibi sehirler birer birer ele geçirildi. Böylece Firat'in batisinda kalan Anadolu topraklari Osmanli sancagi altinda birlestirilmis oluyordu. Yildirim Bâyezid'in Istanbul Kusatmasi ve Balkanlardaki Fetihleri. Yildirim Bâyezid'in Karaman seferine anlasma geregi katilan Bizans Imparatoru V.Yuannis'in oglu Manuel'in, babasinin ölümü üzerine anlasmayi çigneyerek Istanbul'a kaçmasi sebebiyle Yildirim, Istanbul'u kusatmaya karar verdi. 1391'de baslayan ilk muhasara 1396 yilina kadar sürdürüldü. Bu maksatla Istanbul Bogazi'nda Anadolu Hisari insa edildi. Sehre dis yardimlarin gelmesini önlemeyi ve iase zorlugu altinda savunmayi kirmayi hedefleyen bu muhasara Timur'un Anadolu'ya ulasmasina kadar fasilalarla devam ettirilmistir. Bu kusatma sürerken bir yandan da Yildirim, Bulgaristan, Arnavutluk ve Bosna taraflarinda fetih hareketlerine devam etmekteydi. Kusatma altindaki Bizans'in da talebi ile Türklere karsi yeni bir Haçli ittifaki olusturan Macar Krali Sigismund, Ingiltere dahil bütün Avrupa devletlerinden topladigi 120 bin kisilik bir orduyla harekete geçti. Yildirim Bâyezid düsmani sasirtan bir hizla Nigbolu Ovasi'nda düsmani karsiladi. 50-60 bin kisilik Osmanli ordusu, sayica çok üstün olan Haçli ordusunu büyük bir bozguna ugratti. Savas meydanindan kurtulabilenler, kaçarken Tuna'da boguldular.(1396) Haçlilardan geriye sadece muazzam bir ganimet kalmisti. Bu ganimetle, Edirne ve Bursa'da pek çok cami, medrese ve imaret insa edilmistir. Zaferin ardindan, Eflâk, Bosna, Macaristan ve Mora üzerine seferler düzenlendi. Itibari bu zaferle bir kat daha artan Yildirim, Nigbolu dönüsünde Anadolu birligini kurmaya yönelik nihaî adimlari atmaya baslayacaktir. Ankara Savasi ve Fetret Devri: Yildirim Bâyezid, Firat boylarina kadar topraklarini genislettigi sirada, Timur da Iran, Azerbaycan ve Irak'i ele geçirmisti. Bazi Anadolu beyleri Timur'a siginirken, ülkeleri istilâ edilen Celayirli Ahmet ve Karakoyunlu Kara Yusuf da Yildirim Bâyezid'in yanina kaçmisti. Böylece her iki devlet biribirine sinir komsusu olmus, ancak bu durum iki hükümdarin da Türk dünyasinin liderligine oynamalari sebebiyle olumsuz neticeler dogurmustur. Timur, Osmanlilara siginan Celayirli Ahmet ve Kara Yusuf'un iade edilmemesini bahane edip Sivas'i kusatmis ve kendisine teslim edilmesine ragmen sehiri tahrip etmisti(1400). Bu olaydan sonra da her iki hükümdar arasinda mektuplasmalar devam etti. Fakat Timur'un, Anadolu beyliklerine topraklarinin geri verilmesi ve bazi sehirlerin kendine birakilmasi gibi talepleri Yildirim tarafindan reddedildi. Dolayisiyla iki fatih için savas artik kaçinilmaz hâle gelmisti. 160 binlik Timur'un ordusunu, 70 bin kisiyle Çubuk Ovasi'nda karsilayan Yildirim Bâyezid, savasin baslarinda üstünlügü ele geçirdi. Ancak Timur'un safinda eski beylerini gören bazi askerlerin saf degistirmesi ve Kara Tatarlarin Osmanli ordusunun arkasini çevirmesi savasin talihini degistirdi. Bir avuç askerle direnmeye çalisan Yildirim Bâyezid sonunda esir edildi (26 Temmuz 1402). Ankara Savasi'ni kazanan Timur, Anadolu beyliklerini tekrar ihya etti ve böylece Anadolu Türk birligi parçalandi. Balkanlardaki Türk ilerleyisi durdugu gibi bir kisim topraklar da elden çikti. Yildirim'in ogullari arasindaki taht mücadeleleri Osmanli devletinin "Fetret Devri" boyunca 12 yil müddetle devam etti. Sayet bu savas gerçeklesmemis olsaydi, hiçbir direnme gücü kalmayan Istanbul büyük bir ihtimalle Yildirim Bâyezid zamaninda Türklerin eline geçecekti. Dolayisiyla Ankara Savasi Osmanlilari en az 50 yil geriye götürmüstür.Esir düsen Yildirim Bâyezid, yedi ay boyunca Timur'un yaninda sehir sehir dolastirildiktan sonra üzüntüsünden ecele yenik düstü. Osmanli sehzadeleri tahtin sahibi olabilmek için kiyasiya birbirleriyle mücadele etmeye basladilar. Bu mücadele Çelebi Mehmet'in tek basina devlet idaresine hâkim olusuna kadar devam etti (1413). Çelebi Mehmet kardesleri Süleyman, Isa ve Musa Çelebi'yi bertaraf ettikten sonra Anadolu Türk birligini yeniden tesis etmek için çaba sarf etti. Güçlenen Karamaogullarinin nüfuzunu kirdi, Karamanoglu Mehmet Bey'in eline geçen Osmanli topraklarini geri aldi. Candarogullari beyliginden Çankiri'yi ve ardindan Canik

(Samsun) bölgesini yeniden Osmanli ülkesine katti. Fakat Sehzade Mustafa ve Simavna Kadisi oglu Seyh Bedreddin'in isyanlari ülkeyi karistirmaktaydi.(1419) Sehzade Murat Rumeli ve Manisa'da ortaya çikan bu isyani bastirdi, Seyh Bedreddin ve adamlari yakalanarak idam edildi. Timur'un beraberinde götürdügü Mustafa Çelebi de Anadolu'ya döndügünde tahtta hak iddia etmisti. Sehzade Mustafa'nin Selânik'te baslattigi isyan bastirildi. Asi sehzade Bizans'a siginmak zorunda kaldi. Çelebi Mehmet öldügü zaman Osmanli ülkesinde sükûnet büyük oranda tesis edilmeye baslanmisti (1421). Babasinin en büyük yardimcisi olan sehzade Murat tahta çiktigi zaman Bizans tarafindan karsisina çikarilan amcasi Mustafa Çelebi'nin isyanini bir kez daha bastirdi ve Bizans'i cezalandirmak için Istanbul'u kusatti(1422). Bu defa küçük kardesi Sehzade Mustafa'nin isyan haberini alan II.Murat, kusatmayi kaldirarak kardesini cezalandirmak zorunda kaldi. Isyancilarin yaninda yer alan Anadolu beyliklerine karsi harekete geçen II.Murat, Candaroglu Isfendiyar Bey'i itaat altina aldi. Izmir Beyi Cüneyd'i ortadan kaldirip, Izmir, Aydin ve Mentese civarini ele geçirdi. Germiyanoglu Yakub Bey'in çocugu olmadigindan, topraklarini Osmanlilara birakmayi vasiyet etmisti. Onun ölümüyle Germiyan ili de Osmanlilara katilmis oldu(1428). Balkanlarda da durum Osmanlilar lehine düzelmeye basladi. Nitekim Fetret devri sirasinda elden çikan topraklar geri alindigi gibi, 1440'a kadar Belgrat hariç bütün Sirp topraklari Osmanli hâkimiyetine girmisti. Fakat Erdel ve Eflâk'ta üst üste gelen bazi küçük bozgunlar Avrupa'da büyük bir sevinçle karsilanarak, Osmanlilara karsi yeni bir Haçli seferinin tertip edilmesine cesaret vermisti. II. Murat, Balkanlardaki Osmanli varligini tehlikeye atmamak için Macarlarla Segedin Antlasmasini imzaladi (1444) ve bu anlasmadan sonra tahttan feragat etti. Küçük yastaki oglu II. Mehmet'in hükümdar olmasini firsat bilen Macarlar anlasmayi bozdu ve yeni bir Haçli ittifaki olusturuldu. II. Murat yeniden ordunun basina geçerek düsmani Varna Savasi'nda karsiladi. Macar krali öldürüldü. Haçlilarin lideri durumundaki Jan Hünyad güçlükle kaçabildi(1444). Çandarli Halil Pasa'nin israriyla ikinci kez tahta çikan II. Murat, Mora ve Arnavutluk'a sefer düzenledi. Varna'nin intikamini almak isteyen Jan Hünyad yeniden harekete geçti. Fakat II. Kosova Muharebesi'nde bir kez daha Sirplar büyük bir yenilgiye ugratildi (1448). Varna ve Kosova savaslariyla Osmanlilar Balkanlardaki durumunu iyice güçlendirmis, Bizans'in batidan yardim alma umutlari ise tamamen ortadan kaldirilmistir. II. Murat 48 yasinda ölünce II. Mehmet yeniden Osmanli tahtinin sahibi olmus (1451) ve Osmanli Devleti artik bu dönemde tam bir cihan devleti hâline gelmistir.

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu Osmanlı Devleti'nin kurucusu sayılan Osman Gazi'nin babası Ertuğrul Gazi, onun babası Gündüz Alp'tir. Gündüz Alp'in babasının Kaya Alp, onun babasının Gök Alp, onun babasının Sarkuk Alp, onun babasının Kayık Alp olması ihtimali vardır. Yurt tutmak için Orta-Asya'dan, Türkistan'dan Doğu Anadolu'ya gelen bir Kayı aşiretinin başında bu Sarkuk Alp'in bulunması muhtemeldir. Yurt tutulan bölge, Van Gölü'nun kuzey-doğusunda Ahlat civarıdır. Osman Gazi'nin büyükbabası Gündüz Alp'in, kendisi gibi Kayılardan olan Mardin Artuklularının hizmetinde bir bey iken Caber'de Fırat'ı geçerken boğulup Türk mezarına gömülmüş olması ihtimali düşünülebilir. Osmanlı Devleti'ni kuracak aileyi bir buçuk asır sonra Ahlat'tan oynatan sebep yaklaşan Cengiz Han'ın Moğolları olabilir. Ahlat-Mardin yolu, güney-batıya doğru kuşuçuşu 200 km'dir. Gündüz Alp, Artuk Arslan'ın (1201-1239) emrettiği bir misyon için 250 km daha güney-batıya inip Caber'e gelmiş olabilir. Bu misyonda başarılı olmayan Kayı Aşireti reisi Gündüz Alp'ı kaybedip onun oğlu Ertuğrul Gazi'nin başkanlığında 1230 yazında Yassıçemen meydan muharebesinde 39 yaşlarındaki Ertuğrul Bey, Türkiye sultanı Alâeddin Keykubad'a küçük fakat yiğitçe bir hizmette bulunmuş olmalıdır.

Bunun üzerine Alâeddin, Ertuğrul Bey'e Bizans sınırında dirlik vermiştir. Ertuğrul, Erzincan'dan kuş uçuşu 900 km yol alarak batıdaki dirliğine erişmiştir. Muhtemelen tarih 1231 yılıdır ve Osmanlı Devleti'nin nüvesi kurulmuştur. Ertuğrul Bey, Türkiye İmparatorluğu'nun bir uc beyi durumundadır. Selçuklu Türkiye'sinin Bizans'a karşı olan batı sınırları, iki büyük uc beyi tarafından korunmaktadır, kuzey'de Kastamonu'da oturan Çobanoğulları ve güneyde Germiyanoğulları. Ertuğrul Bey 1281'de ölünceye kadar 50 yıl bu Çobanoğullarına tabidir. Doğrudan doğruya Konya'daki Selçuklu İmparatoru'na bağlı büyük uc beylerinden değildir. Ertuğrul Gazi'ye verilen yurd Bursa-Bilecik illerinin sınırlarının birleştiği yöredir ve 1.000 km2 kadar bir toprak parçasından ibarettir. Söğüt, sonradan Bizans'tan fethedilerek başkent yapılmıştır. Ertuğrul Gazi'nin yerine oğlu Osman Gazi geçmiş ve 1324'e kadar 43 yıl saltanat sürmüştür. 1300 yılına kadar babası gibi Çobanoğullarına tabi küçük bir uç beyi olan Osman Gazi, bu tarihte doğrudan doğruya Konya Selçuklularına bağlı büyük bir uc beyi mevkiine yükselmiştir.

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu Bu suretle Osmanlı devletçiliği 69 yıl Çobanoğullarına, Kastamonu'ya tabi yaşamıştır. 1308'de Selçukoğulları düşünce Osman Bey, doğrudan doğruya Tebriz'de oturan İlhan'ın büyük uc beylerinden biri haline gelmiş ve İlhan'ın Anadolu umumî valileri tarafından kontrol edilmiştir. İlhanlılara tabiiyet, 1335'e kadar devam eder. Osman Gazi 1281'de babasından 4.800 km2 kadar aldığı toprak mirasını 16.000 km2'ye çıkartarak 1324'te oğlu Orhan Gazi'ye devretmiştir.Bu toprakları Bizans'tan fethetmiştir. Osman Gazi'nin bıraktığı miras bugünkü Bilecik ili, Eskişehir merkez ilçesi, Sakarya'nın Gevye, Akyazı, Hendek, Kütahya'nın Domaniç, Bursa'nın Mudanya, Yenişehir ve İnegöl ilçelerinden ibarettir. Orhan Gazi, babasının yıllardan beri kuşattığı Bursa'yı alarak (6 Nisan 1326) başkent yaptı. Bu suretle 1321'de Marmara'ya erişen ve denize çıkan Osmanlılar bir Bizans şehri daha aldılar ve az sonra Karadeniz'e de çıktılar. 1231'den 1326'ya kadar 65 yıl üç Osmanoğlu birer prenstir. Sadece 1300'de Selçuklu sultanından tablü'l-alem alarak büyük uç beyi olmuşlardır. 1326'dan itibaren Orhan Gazi artık gerçek bir kraldır ve Anadolu Türkmen beyleri içinde yalnız Karamanoğlu aynı seviyededir. 1335'te Sultan Orhan artık İlhanlılara bağlılıktan kurtulur ve tamamen müstakil, askerî bakımdan çok güçlü, fevkalâde dinamik bir devletin başı olur. 1324 Şubatı'ndan 1362 Mart'ına kadar 38 yıl süren saltanatı fetihlerle geçer. Babasının dehasını, belki daha büyük çapta tevarüs etmiştir. Son derece mahir bir diplomasi ile hem Anadolu Türkmen Beylikleri, hem Balkan devletleri, hem de Bizans ile münasebetlerini devam ettirir ve daima Osmanlı Devleti'nin lehine durumlar meydana getirir. 1329 Mayısında, o sırada çok mühim bir şehir sayılan İznik'i fetheder. Şehri geri almak isteyen Bizans imparatoru III. Andronikos Paleologos'u Türk topraklarına sokmadan Boğaziçi'ne 40 km mesafede, Gebze civarında yakalar. Yapılan savaşta imparator yaralanıp kaçar ve iki imparatorluk prensi muharebe meydanında kalır. Bu Pelekanon meydan muharebesi (2 Mart 1313) Osmanlı hükümdarının şöhretini bütün cihana yayar. Zira Avrupa'nın unvan ve protokol bakımından birinci hükümdarı sayılan Bizans İmparatorunu açık sahra muharebesinde yenmiştir.

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu 1345'te ilk Türkmen beyliği olarak Balıkesir-Çanakkale çevresinde saltanat süren Karesi beyliğinin topraklarını Osmanlı Devleti'ne katar ve Çanakkale Boğazı'nın Asya yakasını tutar. 1354'te Orhan Gazi'nin büyük oğlu Veliahd Gazi Süleyman Paşa Gelibolu yarımadasına, Rumeli'ye, Balkanlara, Avrupa'ya ayak basar. Türk tarihinin dönüm noktalarından biridir. "Rumeli Fâtihi" şanını kazanır. Gelibolu yarımadasını fetheder. 1354'te Ankara'yı da alır. 1359'da attan düşerek ölür ve Bolayır'daki büyük millî ziyaret yerlerinden olan türbesine gömülür. Yerini kardeşi Gazi Murad Bey (I. Murad) alır. Murad Bey daha 1359'da Meriç'i aşarak Dimetoka'yı alır ve İstanbul surlarına kadar akınlar yapar. 1362'de babası Orhan Gazi'nin yerine geçer. 4 ay sonra 1362 Temmuzunda da Edirne'yi fetheder. Artık Osmanlı Devleti bir imparatorluktur. Dünyanın güçlü devletlerinden biridir ve çekinilecek bir askerî güçtür. Sultan Orhan'ın oğluna bıraktığı servet 95.000 km2 dir. Bugünkü Bilecik, Bursa, Balıkesir, Sakarya, Kocaeli, Bolu illerinin tamamını, Çanakkale ve Eskişehir illerinin en büyük kısmını, İstanbul ilinin Asya topraklarının büyük kısmını, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Ankara, Manisa, Kütahya, İzmir illerinden de bazı parçaları içine alır. Bu topraklar üzerinde Orhan Gazi'nin devletinin nüfusu, o zamanki İngiltere krallığının nüfusundan çok fazladır. Ve bu topraklar o çağda dünyanın en zengin ülkeleri arasındadır. Boğazlar, Marmara, Ege, Karadeniz arasında iki kıtaya yayılmıştır. Dehşetli bir jeopolitik ehemmiyet arz etmektedir. I. Sultan Murad, 1362'de babasının yerine geçtikten bir kaç ay sonra Edirne'yi aldığı zaman, büyükbabasının babası Ertuğrul Gazi'nin Sakarya çevresinde yurt tutması üzerinden 131 yıl geçmiştir. 131 yılda Sakarya'dan Meriç'e varılmıştır. Bu toprakların mühim kısmı gaza ve cihad yoluyla Hristiyanlardan fethedilmiş ve Türkleştirilmiştir. 1335'ten itibaren Türkiye'nin en güçlü hükümdarı ve lideri olan Sultan Orhan'dan sonra 1362'de Sultan Murad artık hiç bir Anadolu Türkmen beyliğince münakaşa edilemeyecek bir dereceye erişerek saltanatına başlamıştır.

OSMAN GAZI VE BEYLIK

Kaynaklarin, sâlih, dindar, kahraman, cesur ve merhametli bir kimse olarak tanittigi Osman Gazi, üç günde bir yemek pisirtip fakirleri doyurmak, çiplaklari giydirip donatmak, dul ve yetimleri gözetip korumak gibi iyi hasletlere sahip bir kimse idi. Hak ve adalete saygili, üstün yeteneklere sahip bir hükümdar olan Osman Gazi, ününü kilicindan ziyade adalet severligi ile saglamisti. Feth ettigi yerlerde ser'î hükümlere göre hareket eder, tebeasi arasinda irk, din ve milliyet farki gözetmezdi. Güçlü bir komutan oldugu kadar sabirli ve olgun bir idareci idi. Yaninda çalisanlar,

kendisine karsi büyük saygi gösterirlerdi. En zorba kimseler bile onun huzurunda saygi ile hareket ederlerdi. O, kuvvet ve zenginlikten ziyade adalete daha çok önem veren, güçlü bir irade ve hosgörüye sahip bir hükümdardi. Osman, Ertugrul Bey'in, Gündüz Alp ve San Yatu (Savci Bey)'den sonra Sögüt'te dünyaya gelen küçük ogludur. Ibn Kemâl, onun dogum tarihini Hicrî 652 (M. 1254) senesi olarak göstermekte ise de genellikle onun 656 (1258) senesinde dogdugu belirtilir. Bununla beraber bu tarihin 650 (1252) veya 657 (1259) oldugunu söyleyenler de bulunmaktadir. Sögüt'te dünyaya gelen Osman, Ertugrul Bey'in küçük oglu idi. Ertugrul Bey, 93 yasinda vefat edince, onun idaresi altinda bulunan asiretler, gerek kabiliyet, gerekse hareketliligi sebebiyle Osman'in, babasinin yerine basa geçmesini istiyorlardi. Gerçi Osman, babasinin son dönemlerinde ona vekâlet etmek suretiyle yönetimle ilgili konularda kardeslerinden farkli bir hüviyete sahip oldugunu ortaya koymustu. Kardesleri bakimindan pek büyük bir sikintisi olmayan Osman, amcasi Dündar Bey'le ugrasacaga benziyordu. Zira Ertugrul Bey'in kardesi Dündar Bey de birlige reis olmak istiyordu. Bu yüzden Osman'la amcasi arasinda ihtilaf (anlasmazlik) meydana geldi. Zira, Kayi asiretinden baska bazi asiretler de Dündar Bey'in basa geçmesini istiyorlardi. Bununla beraber Osman'in reisligini isteyen taraf daha etkili görünüyordu. Bunun için Dündar Bey, reislik arzusundan vazgeçerek Osman'in asiret reisi olmasini kabul etmek zorunda kaldi. Gerçekten, Osman Bey, Ertugrul Gazi'nin vefatindan sonra cesaret, mertlik ve ahlâkî meziyetleri sebebiyle asiret, kavim ve kabileye bas olacak bir vasifta görülmüstü. Amcasi Dündar Bey de dahil oldugu halde herkes ona itaat ve bagliligini bildirdi. Baslangiçta o, babasinin komsu Rum tekfurlari ile iyi geçinme siyasetine devam etti. Asiretin basina geçtigi zaman yirmi üç yasinda bir genç olmasina ragmen, siyaseti iyi bilen, halim selim bir kimse olmakla birlikte, gerçekleri savunma konusunda korkusuz ve cesurdu. O, tam bir cihad eri idi. Bu sebeple Osman Bey, kisa zamanda etrafinin yigitlerden meydana gelen bir hâle ile çevrelendigini gördü. Bu hâlenin içinde Konur Alp, Turgut Alp, Abdurrahman Gazi, Akça Koca, Gündüz Alp, Karamürsel, Saltuk Alp, Samsa Çavus gibi isimler vardi. Büyük bir kismi garip ve vatanlarim birakip gelmis olan bu insanlarin, Osman Bey etrafinda toplanmalari, devletin güçlenmesine sebep olmustu. Osman Bey, bunlarin tabiî bir lideri durumuna geldi. Bundan baska, Osman Bey'in, Uc'lardaki Türkmenler arasinda büyük bir nüfuza sahip olan Seyh Edebali ile yakinlik ve akrabalik tesis etmesi, basta ahiler arasinda olmak üzere Uc'lardaki diger topluluklarin kendisine baglanmasina sebep oldu. Böylece Osman Gazi, kendisini hem etrafindaki asiret reislerine sevdirmis, hem de

onlarin kendisine bagladigi umutlari bosa çikarmamisti. Gerçekten de o, çevresindeki Türkmen komsulari ile mümkün mertebe çatismaya girmemek için gayret sarf ediyordu. Ertugrul Bey'in üç oglu arasinda Osman Bey'e düsen taht, kardeslerini birer saltanat rakibi olarak degil, yeni devletin kurulup gelismesinde müsterek bir gayretle el ele verdiren ve saltanat ihtirasi yerine, feragat, fedakârlik ve basirete götüren bir metod takip etmelerinin sebebi nedir? Ileride tafsilatli bir sekilde anlatilinca görülecegi gibi, Osman Gazi de kendisine yurt ve istiklâl veren Selçuklu sultanina karsi ayni hassasiyeti göstermis, o, hayatta bulundugu müddetçe istiklâlini ilân etmemisti. Böylece o, edep ve irfani, sahsî ve nazarî kaliplar halinde birakmayip devlet bünyesinde de ifadesini bulan bir anlayis olarak cemiyete mal olmustu.

OSMAN BEY VE AHILIK
Abbasî halifesi en-Nâsir li-Dinillah (575-622/1180-1225) rehberliginde kuruldugu kabul edilen ahilik, kisa zamanda Islâm ülkelerinde tesirini göstermeye basladi. Son derece düzenli ve disiplinli olarak çalisan bu teskilât, miladî X. asirda genellikle ilk Müslüman Türk devleti kabul edilen Karahanlilar vasitasiyla Türk dünyasinda da boy göstermeye basladi. XI. asrin ikinci yansindan (1071Malazgirt) sonra, kapilarini Müslüman Türklere açmis bulunan Anadolu'ya, dogudan birçok göçler olmustu. Daha önce de Anadolu'nun Urfa'dan (Sanliurfa) baslayarak Adana'ya kadar giden sinirlarindan, zaman zaman giren Abbasî ordulari, Nigde, Nevsehir, Kirsehir, Kayseri, Yozgat ve Ankara bölgelerine akinlar yapmislardi. Ordu mensuplarindan bir kismi akinlar sonunda ele geçirilen bu yerlerde bazan da yerlesip kaliyorlardi. Özellikle VIII. yüzyilin ikinci yansindan itibaren Abbasî ordusunun ayrilmaz bir parçasi durumunda olan Türkler de, bu ordu ile Anadolu'nun içlerine kadar gelmislerdi. Türkler, iklim ve jeolojik yapi bakimindan Orta Asya'ya benzeyen Kirsehir yöresini begenerek burayi yerlesim bölgesi olarak seçmislerdi. Bundan sonra normal ve isteyerek devam eden göçleri, XIII. asirdaki Mogol istilasindan kaçma takib etti. Bu istiladan önceki göçlerde daha iyi bir iklime gelme, hayvanlar için daha iyi bir kislak ve yaylak bulma düsüncesi hakimdi. Bu sebepledir ki, Mogol baskinindan önce gelenler, daha ziyade göçebe, asker ve hayvan yetistiricisi idi. 1225 tarihinden sonra gelenlerin ekonomik ve sosyal durumlari, bu ilk gelenlerden daha farkli idi. Zira, korkunç bir katliamdan kurtulmak için gelen bu sonuncular çogunlukla, esnaf, tüccar, zengin ve sanatkârdi. Bu yeni göçmenler, geçimlerini saglayabilmek için, yerli ve müslüman olmayan esnafla rekabete girmek zorunda idiler. Bu rekabetin

kuvvetli, tesirli ve kisa zamanda meyvesini verebilmesi için bunlarin birlesip bir teskilât içinde hareket etmeleri gerekiyordu. Bu teskilât, özellikle hayvancilikla ugrasan, baska bir ifade ile atli göçebelerin ihtiyaç duyduklari bir sahaya cevap vermeliydi. BU DIPNOTUN YERI NERESI Böyle bir çalisma faaliyetinin içinde bulunuldugu sirada yeni bir Mogol tehlikesi bas gösterdi. Bu tehlikenin merkez üssü Anadolu idi. Daha önce gelip buraya yerlesmis bulunan Müslüman Türkler için büyük bir tehlike olan Mogollara karsi bazi kimselerin farkli sahalarda faaliyette bulundugu görülür. Bunlar: Ahi Evran ismiyle bilinen Seyh Nasirüddin Mahmud (ö. 1262), Baba Ilyas, Haci Bektas ve Mevlânâ Celâleddin Rumî gibi önemli sahsiyetlerdi. Bas gösteren Mogol tehlikesine karsi farkli alanlarda halki irsad etmeye yönelik çalismalardan birisi de esnaf ve sanatkâri bir birlik altinda toplamaya muvaffak olan Ahi Evran tarafindan yapiliyordu. Böylece o, sanat ve ticaret ahlâkini, üretici ve tüketici menfaatlerini güven altina almayi, bu vesile ile kötü politik ve ekonomik atmosfer içinde, onlara yasama ve direnme gücü vermeye çalisiyordu. Bu yüzden ilk defa Kirsehir'de XIII. yüzyilda kurulan ahilik, kisa bir zaman içinde Anadolu'nun hemen her tarafina yayilmis oldu. XIV. asir Islâm dünyasi ile birlikte Türklük âlemini canli levhalar halinde gözlerimizin önüne seren Ibn Batûta (1304-1369), Anadoludaki seyahatlerinde, kaldigi birçok ahi zaviye ve tekkesinden bahsetmekle kalmaz, onlar hakkinda genis ve doyurucu bilgiler de verir. Anadolu'daki ekonomik ve sosyal hayatin düzenlenmesinde XIII. yüzyildan itibaren büyük bir rol oynadigini gördügümüz Ahilik, sanatkâr ve esnaf zümreleri arasinda yayilmis, sosyoekonomik özelligi agir basan bir teskilat olarak görünmektedir. Anadolu'nun sosyal ve ekonomik yapisina Müslüman Türk sanatkâr ve esnafinin is ahlâki, insan terbiye ve egitimi, fazilet sahibi olma, sosyal yardimlasma ve dayanismada örnek olma gibi hususlarda etkili olan bu teskilat hakkinda bir hayli bilgiye sahip bulunuyoruz. Osmanli Devleti'nin kurulus hamurunda mayasi bulunan ahiligin oynadigi rol, küçümsenemeyecek kadar büyüktür. Gerçekten de Osman Bey'in faaliyetleri esnasinda Anadolu'da ahilik, büyük bir güç olarak faaliyetlerine devam ediyordu. Osman Bey, ahi reislerinden olan ve Eskisehir civarinda Itburnu denilen mevkide tekkesi bulunan Seyh Edebali'nin kizi ile evlenmekle ahilerin nüfuzundan yararlanabilmistir. Seyh Edebali, o havalinin en itibarli ve sözü dinlenen, kendisine hürmet edilen bir sahsiyeti

idi. Sam taraflarinda tahsilini ikmal etmis, zengin, tekke ve zaviye sahibi bir kimse idi. Herkese yardim eden bir kimse olmakla birlikte fakir ve dervis görünümlü olmayi tercih eden bu zatin damadi olmakla Osman Bey, ahilerin gücünden istifade etmisti. Nitekim Seyh Mahmud Gazi, Ahi Semseddin ve oglu Ahi Hasan ile sonradan Osmanlilarda kadi, kadiasker ve vezir olan çandarli (Cendereli) Kara Halil de ahilerden olup bunlarin tamami Osmanli Beyliginin kurulmasinda ve büyümesinde hizmet etmislerdi. Gerçekten, bu dönemde Anadolu'nun sosyal bünyesine hakim olan ulema, dervis, sanatkâr ve kahramanlar kadrosunu bir arada düsünmemiz gerekir. Mücahede sevkini ve Islâm birligi susuzlugunu en ileri ve yüksek voltaja ayarlamasini bilen bu iman adamlarinin, Selçuklulara müvazi bir mukadderat çizgisi üstünde yürüyecek olan Osmanli Beyligi'nin kurulusu hadisesine fiilen katilmis olmalari, devletin ve Islâm ümmetinin bir talihi olmustur. Öyle ki bir tarafta olgun, sözü dinlenir ve seviyeli bir seriat ulemasi ile beraber yürüyen, Sünnî ve muhtesem bir tasavvuf anlayisinin dogurdugu teskilât; öbür tarafta Âsik Pasazâde'nin, Gaziyan-i Rûm, Abdalan-i Rûm, Ahiyan-i Rûm, Bâciyan-i Rûm dedigi organize ve hamasîdinî teskilât. Biraz önce de belirtildigi gibi gerek Osman Bey, gerekse onu takib eden ilk hükümdar ve sehzâdeler ile idare ve devlet adamlari, tasavvuf müessesesinin veya yine bu teskilatin müsterek esaslarina sahip ahiligin gaye, terbiye ve disiplinine göre yetismis, cesur, dinamik, mert ve iç âlemleri kontrollü kimselerdi. Bu sebeple yeni devlet, muhtesem oldugu kadar âdil ve müsavatçi bir idare tezgahina, renk, sekil ve ahenk yetistiren bir iç ve dis kuvvetler dengesini dünyaya hediye etmeye hazirlaniyordu. Hem akil hem de imanla desteklenen yeni devlet, adeta tabiatin himayesine kabul edilerek daha ilk yillarda mücahid ve yekpare çehresini kazanmisti. Su da var ki, Osman Bey'in etrafini çevreleyen ilim ve hikmet kadrosu, yalniz yasadiklari devrin irfan, iman, ahlâk, idare ve hukuk haritasini çizmiyorlardi. Onlarin hizmet ve hedefleri, bir hanedan veya bir zümre ile belirli bir zamana has degildi. Bir medeniyet ve ideolojiyi devirler ölçüsünde gerçeklestirmek için genç padisahin sahsinda gelecek han, hakan ve kütlelere yol açip öncülük ediyorlardi. Böylece yeni devlet, tam bir ahenk ve üslup ile ise baslamis, müsterek bir tezgahin basinda, istikbalin dokusunu örmeye ve gelecek zamanlara miras birakmaya hazirlaniyordu. Görüldügü gibi, devleti, bir yandan mantikî, bir yandan da manevî temellere oturtan Osmanlilar, merkezî ve idarî otoritenin, politika ahlâkini

kontrol eden bir yardimci kuvvetler halkasi tesis etmekle de icra ve tesriî organlarini hak ve adalet unsurlarinin murakabesine vermis oldular. Gerçekten, Avrupa'nin kuvvetten baska bir güç ve otorite tanimadigi bir dönemde, yeni yeni filizlenip gelisen Osmanli Devleti'nde adalet, hak ve hukuk prensiplerine göre davranip hareket etmek babadan ogula nesilden nesle (neslen ba'de neslin) vasiyet ediliyordu. Hoca Saadeddin Efendi (tarihçi, Seyhülislâm), Osman Gazi'nin, oglu Orhan'a olan vasiyetini su ifadelerle nakleder: "Dilerim ey sahib-i ikbâl u câh Etme sen cânib-i zulme nigâh Adl ile bu âlemi âbad kil Resm-i cihâd ile beni sâd kil Râh-i cihâd içre edüp ictihâd Memleket-i Rum'da kil adl u dâd..." Görüldügü gibi Osman Gazi, devlet iç teskilâtinda sakat ve zayif bir taraf birakmamak, bir çatlak ve gedige meydan vermemek için basta devlet adamlari olmak üzere her ferdin kendi durumuna göre Islâm'in arzuladigi adalet anlayisi çerçevesinde hareket etmesini istemektedir. Osmanlilarda, nesilden nesile vasiyet edilerek devam eden bu anlayisin sonucu olarak ortaya çikan uygulamaya bakan Gibbons, Osmanlilari sevmemekle birlikte su sözleri söylemekten kendini alamaz: "Yahudilerin toptan öldürüldügü ve engizisyon mahkemelerinin ölüm saçtigi bir devirde Osmanlilar, idaresi altinda bulunan çesitli dinlere bagli kimseleri baris ve ahenk içerisinde yasatiyorlardi. Onlarin müsamahakârligi, ister siyaset, ister halis insaniyet duygusu, isterse lakaydî neticesi meydana gelmis olsun, su vak'aya itiraz edilemez ki, Osmanlilar, yeni zaman tarihinde milliyetlerini tesis ederken dinî hürriyet umdesini (prensibini) temel tasi olmak üzere vaz' etmis ilk millettir. Ardi arkasi kesilmeyen Yahudi ta'zibati (iskence) ve engizisyona resmen yardim mesuliyeti lekesini tasiyan asirlar esnasinda, Hiristiyan ve Müslümanlar, Osmanlilarin idaresi altinda ahenk ve baris içinde yasiyorlardi."

OSMAN GAZI'NIN RÜYASI

Osmanli kaynaklan, tamamen ilahî takdirin bir tecellisi sonucunda, Osman Gazi'nin gördügü bir rüya ve buna bagli olarak evliliginden bahsederler. Osmanli kaynaklarinda birbirine yakin ifadelerle anlatilan bu rüya, Hammer gibi Bati'li yazarlar tarafindan biraz da hayâl gücü ile süslenerek bir sahne oyunu gibi dramatize edilir. Devrin, egitim, din, kültür, sosyal, ekonomik ve hatta folklorik anlayisi hakkinda fikir vermesi bakimindan bu rüyayi degisik kaynaklardaki anlatilislarini günümüz Türkçesine yakin bir ifade ile buraya almakla dönemin anlayis ve fikrî seviyesi bakimindan bir degerlendirme yapmaya imkan vermis olacagiz. "Osman Gazi biraz aglayip dua ve niyaz eder. Derken uykusu gelip uyur. Rüyasinda kerameti açik ve belli olan bir seyhin kendi halki arasinda bulundugunu görür. Herkes bu seyhe güvenirdi. Aslinda onun dervisligi gizli idi. Öyle görünürdü. Dünyaligi, mali, mülkü ve koyunlari çoktu. ilim sahibi bir kimse idi. Misafirhanesi devamli herkese açikti. Osman Gazi, bu dervise konuk olurdu. Osman Gazi rüyasinda bu azizin kusagindan bir ayin dogdugunu ve gelip kendi koynuna girdigini görür. Bu ay, Osman Gazi'nin koynuna girince hemen onun göbeginden bir agaç biter ki gölgesi dünyayi tutar. Gölgesinin altinda daglar var, her dagin dibinden sular çikar, o sulardan da kimileri içer, kimileri bahçe sular kimileri de çesmeler yaptirir. Osman Gazi gelip bunu seyhe haber verir. Bunun üzerine seyh Osman'a "Ogul Osman, padisahlik sana ve senin nesline mübarek olsun ve benim kizim Malhun Hatun senin helalin oldu." deyip hemen nikahini kiydi. Âsikpasazâde, Osman Gazi'nin rüyasini yukaridaki ifadelerie anlatirken Nesrî su ifadelerle olayi nakl eder: "Meger Osman'in halki arasinda aziz bir seyh vardi. (Ona) Edebali derlerdi, gayet kemal sahiplerindendi. Veliligi, kerameti belli olmustu. Halkin itikad ettigi kimse idi. Bütün illerde meshur olmustu. Rüya ilmini iyi bilirdi. Dünyaligi sonsuzdu. Fakat fakirmis gibi görünürdü. Hatta (kendisine) dervis (fakir) lakabi ile hitab ederlerdi. O, bir zâviye yapip gelene ve gidene hizmet ederdi. Zaman zaman Osman da onun zâviyesinde misafir olurdu. Bir gece Osman Gazi, rüyasinda bu seyhin koynundan bir ay çikarak, gelip kendisinin koynuna girdigini, hemen göbeginden bir agaç bittigini, âlemi tuttugunu, gölgesinde daglarin bulundugunu, bu daglarin dibinden pinarlarin çikip aktigini, kiminin bahçesini suladigini, kiminin çesmeler akittigini görür. Osman Gazi, ertesi gün gelip bu düsünü o azize anlatti.

Seyh ona "Ya Osman, müjdeler olsun. Hak Teâlâ sana ve senin evladina saltanat verdi. Bütün dünya evladinin himayesi altinda olacak, hem de kizim Mal Hatun sana helâl (es) oldu" diyerek, hemen kizini Osman Gazi ile evlendirdi. Osman Gazi'nin düsünü yordugu sirada, Seyh'in Turgut adli bir müridi de orada bulunuyordu. "Ya Osman, sana padisahlik verildi, sükrâne (olarak) bize ne verirsin?" dedi. (Osman) "Sana bir sehir vereyim" dedi. Dervis "Su köycegize de raziyim, bana bir nâme (yazili kâgit, mektup, belge) ver" dedi. Osman Gazi "Ben yazi yazmasini bilmem. Bir su kabi ile bir kilicim var. (Onlari) nisan olsun diye sana vereyim. Benim evladim anlari senin elinde görüp ibka etsinler" dedi. O su kabi ile kiliç onlarin elinde kaldi. Simdi dahi padisah olanlar, onu (o köyü) görüp ziyaret ederler, o dervisin evladina nimetler (verirler) ve ihsanlar ederler. Bu Edebali dedigimiz seyh, yüz yirmi yasinda öldü. Ömründe, birini gençliginde, digerini de yasliliginda (olmak üzere) sadece iki hatun aldi, ilk hatununun kizini Osman Gazi'ye verdi, sonraki hatunu Taceddin Kürd'ün kizi idi. Hayreddin Pasa ile bacanak oldular. Bu menakib, Edabali oglu Mehmed Pasa'dan nakledildi. Ayni rüya, Solakzâde tarafindan da su sekilde verilmektedir: "Osman Han, merhum babasinin yoluna devam ederek, Anadolu'daki kumandanlar arasinda ve gaza meydaninda kendini gösterdi. Âlimlere ve seyhlere çok fazla itikadi vardi. O zamanin yüce makam sahibi, hal bilen seyhi, Seyh Edebali hizmetine devam ederek onun dua ve hürmetini rica ve istid'a ederdi. Bir gece âdeti oldugu üzre, Cenâb-i Allah'a münacatta bulunup hâcet dilerken, kendileri uykuya daldilar. Rüya âleminde, Seyh Edebali'nin koynundan bir ayin dogup gelerek kendi koynuna girdigini gördüler. Bu ay kendisinin göbeginden nihayeti olmayan bir agaç seklinde biterek dali ve budagi ile bütün dünyayi kusatir. Cihan halkinin bir kismi bostan sular, bir kismi ziraat yapar, bir kismi seyran eder, bir kismi da dolasir. Osman Gazi bu güzel yerden uzak kalinca sabah namazini eda edip seyh hazretlerinin huzuruna varir. Gördügü rüyayi bir bir anlatir. Seyhin bu

rüyayi tabir etmesini diler. Seyh Edebali biraz kendi iç âlemine baktiktan sonra basini kaldirip Osman Gazi'ye; "Ey yigit müjdeler olsun! Sana ve senin nesline padisahlik verildi. Rüyanda gördügün o ay, koynumdan çikip senin koynuna girdi. Sen benim kizimi alip bana damad olacaksin. Bundan çocuklarin ve soyun olacak. Kiyamete kadar yedi iklimde hüküm süreceklerdir" dedi. Seyh Edebali hemen orada bulunan Müslümanlarin huzurunda kizi Rabia'yi Osman Gazi'ye nikahladi. Orhan Gazi bundan dünyaya gelmistir. Daha önce de temas edildigi gibi Osmanli kaynaklari tarafindan tamamen ilahî bir takdirin tecellisi gibi nakl edilen bu rüya, Hammer gibi Batili yazarlarca degisik sekillerde verilir. Hammer, benzer rüyalarin görüldügüne dair haberlerin çok eskilere dayandigini ve hemen hemen birçok padisah, hükümdar ve hanedan için böyle rüyalarin görüldügüne dair nakillerin bulundugunu ifade ile söyle der: "Büyük padisahlarin dogumundan önce gelecekte nail olacaklari (ulasacaklari) güç, kudret ve kuvveti göstermek üzere bu neviden rüyalarin nakli Sark (Dogu) tarihçilerinde zaman zaman görülen bir istir. Bununla beraber bu âdet, sadece onlara has bir is degildir. Benzer haberler, gerek çagdas, gerekse eski Bati tarihçilerinde de görülür." Osman Gazi ile ilgili rüya hakkinda böyle diyen Hammer, kendisi de ayni rüyayi degisik ifadelerle anlatmaktan geri kalmaz. Bu sebeple biz de Osmanli kaynaklari ile Hammer'in ifadesini karsilastirmak isteyenlere bir kolaylik olsun diye onun verdigi bilgiyi de temel hususiyetlerini bozmadan özet halinde vermek istiyoruz: Karamanin Adana sehrinde dogmus olan Seyh Edebali, Suriye'de (Sam'da) Fikih (îslâm Hukuku) tahsil ettikten sonra Eskisehir'e yakin Itburnu köyüne gelip yerlesmisti. Osman, zaman zaman oraya gelip seyhle görüsürdü. Osman bir gece Edebali'nin kizi Malhatun'u görüp âsik oldu. Fakat seyh, Osman'in iyi niyetine tam olarak güvenemedigi ve bu genç ile kizi arasinda mevcud olan esitsizligi göz önünde bulundurarak evlenmelerini uygun görmedi. Osman, derdini silah arkadaslarina ve komsularina açar. Bunlardan biri olan Eskisehir beyi, Osman'in anlatmasi üzerine Malhatuna gönül verir. Kizi kendisi için istedi. Fakat o da geri çevrildi. Edebali, Osman'dan çok Eskisehir Beyi'nin öc almasindan korktugu için, o beyin topraklarini terk ederek gelip Ertugrul bölgesine yerlesti. Bu yer degisimi, iki bey arasinda büyük bir düsmanliga yol açti.

Bir gün Osman, kardesi Gündüzalp ile birlikte komsusu ve dostu olan Inönü beyinin evinde iken, Eskisehir beyinin müttefiki ve Harman Kaya hakimi olan Köse Mihal ile birdenbire çikageldigi görülür. Bunlar, ellerinde silahla Osman'in kendilerine teslim edilmesini istiyorlardi. Inönü beyi, gerçek misafirperverligin bu sekilde bozulmasini kabul etmeyerek onlari vermeyecegini söyledi. Bu esnada Osman ile Gündüzalp ileri atilip mücadeleye basladilar. Eskisehir beyi korkup kaçarken Köse Mihal esir alindi. Bunun üzerine Köse Mihal kendisini esir alan bu güçlü insana karsi bir sevgi duydu ve ona tabi oldu. Daha sonra Osman, babasinin yerine geçince, Köse Mihal atalarinin dinini birakarak Müslüman oldu. O andan itibaren de Osman'in yükselmekte olan gücünün saglam dayanaklarindan biri oldu. Böylece Osman, Rumlar arasinda bir dost kazanmis, ama henüz sevdigi insana kavusamamisti. Aradan iki yil geçti. Bu iki sene zarfinda kuskular ve süpheler onun yakasini birakmiyordu. Ondan sonra Mal Hatun'un babasi, Osman'in sebatkârligindan duygulanarak ilahî bir isaret olarak gördügü rüyayi onun lehinde yorar. Buna göre: Osman Gazi, Seyh Edebali'ya misafir olarak gelir. Sabirla yatagina girip yatar. Uyuyunca su rüyayi görür: Ev sahibi yaninda yatiyordu. Birdenbire ev sahibi Edebali'nin gögsünden bir hilâl çikti. Gittikçe büyüyen hilâl tam bir dolunay seklini alinca gelip kendi koynuna girer. Ondan sonra yanlarindan bir agaç belirir. Bu agaç dallanip budaklaniyor, gittikçe güzellik ve yesilligi artiyordu. Dallarin gölgesi, üç kita ufuklarinin nihayetlerine kadar karalari ve denizleri kaplayiverdi. Kafkas, Atlas, Toros ve Balkanlar gibi dört büyük siradag silsilesi, bu yapraklar çadirinin dört destegi gibi görünüyordu. Agacin kökünden deniz gibi gemilerle örtülmüs olarak Dicle, Firat, Nil ve Tuna fiskiriyordu. Kirlar, ekinlerle çevrilmisti. Daglar ise sik ormanlarla taçlanmis bulunuyordu. Bu daglardan çikan bereketli sular, gül bahçeleri ve servilikler arasinda dolasa dolasa akiyordu. Uzaktan kubbeler, ehramlar, dikili taslar, sütunlar, hasmetli kulelerle süslü sehirler görünüyordu. Bütün bunlarin zirvelerinde birer hilâl parildiyordu. Minarelerin serefelerinden ezanlar, mü'minleri namaza çagiriyordu. Tam bu sirada hizla esen bir rüzgâr çikmisti. Agacin yapraklarini dünyanin bütün sehirleri üzerine, özellikle iki denizin birlestigi, iki karanin kucak açtigi iki dünyayi çeviren bir halkanin en degerli tasi niteliginde olan Istanbul'a dogru savuruyordu. Osman, halkayi (yüzügü) parmagina geçirmek üzere iken uyandi. Böylece, Osman ile Mal Hatun'un birlesmesinden dogacak olan soyun kuvvet ve kudretini tahmin ettirmekte olan bu rüyanin tabiri, genç

savasçinin Edebali'nin kizi ile evlenmesinde araya giren engelleri bertaraf ediverdi. Dügün söleni, hükümdarlarin dügünü gibi degil, Peygamberin seriatina ve gösterdigi örnege uygun olarak yapildi. Iki sevgilinin nikâhini, Edebali'nin müridlerinden müttaki bir zat olan Turud (baska kaynaklarda Turgud) adindaki dervis kiydi. Bu evlilik münasebetiyle olsa gerek ki, Osman Bey, zevcesine (esi) Bilecige bagli Kozagaç adindaki köyün gelirlerini pasmaklik olarak tahsis etmistir. Bilahare o da bu hasilati, tekkeye vakf etmistir. Bu konuda 985 (1577) senesi tarihini tasiyan ve Bilecik kadisina gönderilen bir hükümde söyle denilmektedir: "Bilecik kadisina hüküm ki, ecdad-i izamimdan merhum Sultan Osman Han elayhi'rrahme ve'l-gufran, mesayih-i izâmdan Edebâli merhum'un kerimesin tezevvüc eylediklerinde kaza-i mezbûre tabi" Kozagaç nâm karyeyi pasmaklik ihsan etmegin müsârun ileyha dahi karye-i mezbûrenin mahsûlun zâviyesine vakf edüp âyende ve revendeye sarf olunurken hâla karye-i mezkûrede sâkin olan... Tarihlerde, Osman Bey'in zevcesi olarak gösterilen Mal Hatun veya Rabia Hatun, Seyh Edebali'nin Osman'la evlendirdigi, Orhan ve Alaeddin'in annesi olarak belirtilmektedir. Halbuki Gazi Orhan Bey'in 724 (1324) tarihli vakfiyesinde "Mal Hatun bint Ömer" kaydinin olmasi bu kadinin Seyh Edebali'nin degil, Ömer Bey'in kizi oldugunu göstermektedir. Ayni sekilde birçok tarihteki rivayetlere göre Mal Hatun ve babasi Seyh Edebali, Osman'in vefatindan üç ay önce Bilecik'te vefat etmislerdir. Halbuki vakfiyede ismi geçen Mal Hatun, Osman Bey'in vefatindan sonra hâla hayattadir. Mal Hatun, herhalde Osman Bey'in oglu Orhan'in annesi idi. Osman Bey'in öbür zevcesi (esi) ve Seyh Edebah'nin kizi olan Bâlâ Hun (Bala Hatun) ise muhtemelen Osman Bey'in oglu Alâeddin'in annesi idi.

OSMAN GAZI'NIN SAHSIYETI
Osmanli tarihinin en dikkate layik sahsiyetlerinden biri olan Osman Bey, bir devlet kurucusu olarak tarih sahnesinin önemli kisilerinden biridir. Gerçekten de Selçuklu Bizans hududlarinda tesekkül eden bir uc beyliginin kisa bir müddet içinde büyüyerek tarihin akisini degistirecek bir güç ve kuvvete erismesi, yeni bir din ve kültürün tasiyicisi olarak eski Bizans Imparatorlugunun enkazi üzerinde kurulan yeni devlete Müslüman Türk

damgasini vurabilmesi hadisesi, tarihçiler arasinda henüz tam anlamiyla izah edilememis bir mesele halinde münakasa edilmektedir. Tarihte benzerine ender rastlanilan bir devletin kurucusu olarak Osman Bey ve ondan sonra gelen haleflerinin sahsî meziyetleri bu gelismede büyük ölçüde rol oynamis görünmektedir. nitekim bu konuya dikkat çeken yabanci bir arastirici, Osmanli Devleti'nin kudret kaynagi olarak gördügü üç ana unsurdan birinin hükümdarlarinin sahsiyetleri oldugunu belirtir. Bir devletin gelisip büyümesinde hükümdarlarin kabiliyet, ileriyi görüs, anlayis ve hareketlerinin önemli derecede rol oynadigi bilinmektedir. Bu durum, günümüzden önceki asirlarda daha büyük bir ehemmiyet arz ediyordu. Bu anlayistan hareketle Osman Gazi'ye baktigimiz zaman, onun gerek siyaset, gerek adalet ve gerekse halkina karsi olan sevgi ve merhamet bakimindan devrine göre özel bir yeri oldugu görülür. Bu sebepledir ki tarihler, onun, babasinin yerine geçtikten sonra Karacahisar'daki faaliyetlerinden bahs ederlerken söyle derler: "Osman, bey ünvanini alip beyligin basina geçtikten sonra ikametgâhi olan Karacahisar'daki kiliseyi camiye çevirdi. Bir imam ve hatip tayin etti. Bir de her türlü islere bakmak ve halk arasinda meydana gelen davalari hafta sonu olan Cuma günlerinde karara baglamak için bir Molla (Kadi) seçti. Kayinbabasi Edebali ve dört silah arkadasi (kardesi Gündüzalp, Turgutalp, Hasanalp ve Aykutalp) ile istisare ettikten sonra, Seyh Edebali'nin talebesi olan Karamanli Dursun Fakih'i imam olarak tayin etti. Pazarlarda din ve milliyet farki gözetmeksizin düzeni koruma görevini de ona verdi. Bir Cuma günü Germiyan Türk Beyi Alisir'in tebeasindan bir Müslüman ile Bilecik Rum liderine bagli bir Hiristiyan arasinda çikan kavgada Osman, Hiristiyanin lehine hüküm verdi. Bunun üzerine bütün ülkede Ertugrul'un oglu Osman'in hak ve adalet severüginden söz edilmeye baslandi. Bunun sonucunda da halk Karacahisar pazarina daha çok gelmeye basladi. Sâmiha Ayverdi'nin ifadesi ile "Müslüman Türkler aleyhine hakikatleri degistirmeyi muamele ve âdetleri haline getirmis olan Garpli tarihçiler arasinda bulunan Gibbons, zaman zaman gerçekleri teslimden de geri kalmayarak yakistirmaciliktan vaz geçer. Osmanli Imparatorlugu'nun Kurulusu adli eserinde Osmanlilar aleyhinde iftira derecesine varacak sekilde ifadeler kullanan Gibbons, Osman Bey'den bahs ederken su sözleri söylemekten de kendini alamaz: "Osman, etrafini teshir eden icazkâr bir sahsiyetti. Öyle bir sahsiyet ki, kabiliyetleri itibariyle kendisi ile rekabet edecek olanlar veya kendisinden üstün olanlar bile maiyetinde seve seve hizmet ederlerdi. Osman, isinin erbabi adamlari kullanacak kadar büyük bir adamdi. Orta kirattaki bir çok kimsenin yaptigi gibi, rakiplerini aradan

çikarmak ve etrafina yalniz kendisinden asagi simalari toplamak suretiyle üstünlügünü meydana koymak ihtiyacini duymazdi. Gerek kendini, gerekse baskalarini inzibat altinda tutmayi bilirdi. Bir bina kurucu, binasindan belli olur." Gerçekten, Osman Gazi'nin gerek hak ve hukuk anlayisi, gerekse insanlari belli bir düzen içinde disiplinli bir sekilde çalistirmasini bilmesi, onu zamanindaki birçok idareciden daha üstün bir sahsiyet haline getirmisti. Zira bina kurucu binasindan belli oluyordu. Bu sebeple olsa gerek ki halk, onun idaresindeki sehirlerin pazarlarinda haksizliga ugrama korkusu olmadan alis verisini yapiyordu. Bu da ekonomik bakimdan oldugu kadar sosyal ve idarî bakimdan da komsu ve çevre hükümdarlarin tebeasi bulunanlarin (uyrugunda olanlarin) psikolojik olarak Osman Gazi ile beyligine sempati ve hatta gipta ile bakmasina sebep oluyordu. Osman Gazi'nin, çevresindeki bir çok pürüzü ortadan kaldirip hakimiyetini tesis etmesi de bu anlayisla mümkün olmustur. Nitekim, Osmanlilar hakkindaki ilk Türkçe kaynak olarak kabul edilen Ahmedî'nin manzum eserinde: "Oldi Osman bir ulu gâzi kim ol, Nereye kim vardiysa buldi yol" seklindeki ifadesinden de anlasildigi gibi Osman Gazi, sahsiyeti, anlayisi, hal ve hareketleriyle bütün islerin üstesinden gelmeyi becerebilen nadir sahsiyetlerdendir. Bunun içindir ki vefat edip idareyi oglu Orhan'a biraktigi zaman, babasinin kendisine biraktigi topragin dört mislini ogluna birakmistir. 1281'de Ertugrul Gazi'nin ogluna biraktigi miras 4800 km2'den fazla degildi. Insan, XVI. asirdaki Osmanli Devleti'ni düsündügü zaman bu rakamin üzerinde heyecanla titremekten kendini alamaz. Zira bu toprak parçasi, o muazzam devlet için çok basit ve küçük bir parçadan öteye bir mana tasimaz. Bu topraklar, Bilecik'in Sögüt ve Bozöyük kazalarini, Kütahya'nin Domaniç kazasini, yani en kuzeyindeki çikintiyi, Eskisehir'den Yarimca nahiyesini, yani Porsuk ile Sakarya arasindaki kismi, Eskisehir sehrini disarida birakip sehrin varoslarini yalayacak sekilde ihtiva ediyordu. Osman Bey'in 1324'te biraktigi miras 16000 km2 olmustur. Stratejik fetihlerin hayatî ehemmiyeti bir yana, bu rakamdaki dikkate deger nokta, baba mirasinin 43 yil ugrasilarak üç veya üç buçuk misline çikarilmis olmasidir.

Osman Bey 1291'de Karacahisar'i alip Porsuk'a iyice güney sirtini dayamis, 1299'da Bilecik, Yarhisar ve Inegöl fethedilmis, 1302'de Koyunhisar ve 1301'de Yenisehir alinarak Marmara'ya 15, Iznik Gölü'ne 10 km. yaklasilmistir. 1308'de Lefke (Osmaneli), Gölpazari, Yenipazar, Geyve, Tarakli, Akyazi, bir müddet sonra da Hendek alinmis, Sakarya'nin bütün dogu kiyilari ele geçirilmistir. 1313'te Inegöl'ün kuzeybatisindaki Akhisar alinarak Inegöl-Yenisehir feth edilerek Gemlik Körfezi güney kiyilari, Kestel dahil Bursa'nin bütün varoslari Türklere geçmistir. Onun siyasî dehasina isaret eden Hammer, isim benzerliginden yola çikarak Osman Gazi'yi, Allah elçisi Hz. Muhammed'in üçüncü halifesi Hz. Osman (24-35/644-656)'a benzeterek söyle der: "Peygamberin üçüncü halifesi olan Osman'dan beri, Islâm kanunlarina bagli bulunan ülkelerin tahtlari üstünde bu isimle hiç bir hükümdar söhret kazanmamistir. Bu halifenin, fatih ve kanun koyucu sifaati ile kazandigi nurlu san ve söhret, yediyüz yil sonra, Osman adinin hatirlattigi gibi Ertugrul'un oglunda ve onun daha sonraki kusaklarinda yine parlak bir sekilde gözükecekti." îleride daha genis bir sekilde temas edilecegi gibi o, devlet olmanin geregi olan kanunlarin yürürlüge konup uygulanmasinda, o dönem için devlet erkâni diyebilecegimiz arkadaçlan ile istisare ettikten sonra karara vanyordu. Nitekim Âsikpasazâde'nin ifadesine göre "Bâc-i bazar" denilen pazar vergisinin tarhi böyle bir istisareden sonra olmustur. Keza, o dönem ve daha sonraki asirlarda devrine göre fevkalade ileri bir düsüncenin mahsûlü olan "Dirlik" sistemi de yine onun tarafindan uygulanmaya konmustu. Toprak sisteminin önemli bir bölümünü meydana getiren timar, Osmanli toprak rejiminin temelini teskil eder. Zira bu cemiyette, iktisadî, ictimaî, askerî ve idarî teskilâtlarin tamami büyük ölçüde toprak ekonomisine dayanmaktadir. Toplum hayatinda en küçük vazife sahibinden, devletin basinda bulunan hükümdara varincaya kadar hemen hemen bütün sosyal gruplar geçimini toprak gelirleri ile temin etmekteydiler. Bunun içindir ki Osman Gazi, feth ettigi yerleri silah arkadaslarina dirlik olarak verirken bununla ilgili bazi kanunlar da koyar. Nitekim bu konuda Âsikpasazâde'nin ifadesi ile o söyle der: "Her kime kim bir timar virem âni sebebsiz elinden almayalar. Ve hem ol öldügü vakitte ogluna ve eger küçücük dahi olsa vireler. Hizmetkârlari sefer vakti olicak sefere varalar tâ ol sefere yarayincaya. Ve her kim kanun düzse Allah ondan razi olsun. Ve eger neslimden bir kisi bu kanundan gayri bir kanun koyacak olursa edenden ve ettirilenlerden Allah Teâlâ razi

olmasin". Bu ifadelerden maddeler halinde su sonuçlari çikarmak mümkündür: 1- Hiç kimsenin timari sebepsiz olarak elinden alinamaz. 2- Timar sahibinin ölümü halinde timari ogluna intikal eder. 3- Sayet ogul küçükse, sefere gidecek yasa gelinceye kadar onun yerine hizmetkârlarinin sefere gitmesi gerekmektedir.

OSMAN BEY'IN SIYASI FAALIYETLERI
Daha önce de temas edildigi gibi, Ertugrul Bey'in vefatindan sonra, Kayi boyunun idaresini üstlenebilecek kudret ve vasifta görülen Osman Bey, 23 yaslarinda iken beyligin basina getirilir. Filhakika Osman Bey, babasinin son günlerinde de beylige vekâlet etmekte idi. Onun, beyligin basina getirilmesi, alti asirdan daha uzun bir süre yasayacak olan devlete "Osmanli" adinin verilmesine sebep oldu. Böylece Hammer'in de isaret ettigi gibi Islâm dünyasinda, UI. Halife olan Hz. Osman'dan sonra bir Osman daha tarih sahnesine çikiyordu. Beyliginin ilk dönemlerinde Kastamonu Uc beylerinden Çobanogullari ile irtibati olan ve hatta bir bakima onlara bagli oldugu söylenen Osman Bey'in, Çobanogullarinin gazâ faaliyetlerini durdurmalari üzerine harekete geçip gazaya devam ettigi belirtilmektedir. Osman Bey'in, Uc'larda gazâ faaliyetlerine baslayip liderligi eline geçirmesi, kudret ve nüfuzunun günden güne artmasina sebep oldu. Bununla beraber o, babasi Ertugrul Bey'in Rum tekfurlari ile iyi geçinme siyasetine itina gösteriyor, onlarla dostane münasebetleri devam ettirmek için azamî derecede gayret sarf ediyordu. Fakat bazi Rum tekfurlari onun güçlenmesinden kusku duyup rahatsiz olmaktaydi. Bu sebeple "Imdi bunlari bu vilayetten çikarmazsaniz veya kovmazsaniz ahir (son) pismanlik fayda vermez" gibi sözler söylüyorlardi. Bu tekfurlar içinde özellikle Inegöl tekfuru, komsu tekfurlara Osman Bey'in ileride kendileri için büyük bir tehlike olacagini bildiriyor ve Osman Bey'e bagli Türk kabilelerine bir takim zararlar vermekten geri kalmiyordu. Bunun üzerine Inegöl'ün zaptina karar veren Osman Bey, bir miktar kuvvet ile kaleyi almak için yola çikar. Inegöl tekfurunun Ermenibeli'nde pusu kurdugu ögrenilmesine ragmen Osman Bey, pusu kurmus ve gücü bilinen bu kuvvetli düsman ile

çarpismaktan çekinmez. bu basarisindan dolayi Anadolu Selçuklu Sultani'nin kendisine gönderdigi hâkimiyet (beylik) sembollerini (alamet) alarak bir sancak beyi durumuna geldi. Nitekim o. karib ve baid (yakin ve uzak) müsafir ve mücavire cümleten yeksan bakup... Osman Bey. Bu olay. bu muvaffakiyetten sonra Karacahisar'i feth etti. Bu çarpismada Osman Bey'in yegeni ve kardesi Saru Yatu'nun oglu Bay Koca sehid düser. muharebe sahasina yakin olan ve adi geçen yerin alt taraflarinda Hamza Bey köyü arazisinde harap bir kervansaray yaninda defn edilir.. Karacahisar tekfurunu da yanina alan Inegöl tekfuru bu sefer yenilmekten kurtulamadi.. Bir sancaklik yer itibariyle saadetimden müsarünileyhe taklid edüp verdim ve buyurdum ki. Domaniç civarinda Inegöl tekfuru ile yeniden karsilasir. Inegöl tekfurunun Karacahisar tekfuru ile ittifakina sebep oldu. özellikle Karacahisar'in fethinden sonra siyasî bir sahsiyet kazanmis görünmektedir. ahalisi teslim oldu ve kale zapt edildi. Uc Beyi olmustur. alim ve cahil. Bu savastan birkaç gün sonra Inegöl'e yakin bir mesafedeki Kolaca kalesi basildi. Bu muharebe esnasinda Karacahisar beyinin en genç kardesi Latos (veya Kalanos) da öldürüldü. Bu sehid. fevaidinden behremend olmaga çalisip zaman-i hükümette vadi' (alçak) ve serifgani (zengin) ve fakir. mazlumdan def ve ates-i mezâlimi ruy-i zeminden ref etmesine cidd ve cühd gösterüp.. Bu fermanda Sögüt ve Eskisehir'in ilhaki ile teskil olunan sancaga Osman Sah Bey'in tayin edildigi ve o siralarda Selçuklu hükümetince alinan mirî vergilerin tamamindan muaf oldugu bildirilerek söyle deniyordu: ". Osman Bey. Asikpasazâde'nin ifadesine göre hicretin 684... Gerçekten. (1284) yilinda meydana gelen bu hadise. Keza 688 (1289) tarihini tasiyan ve Kara Balaban Çavus ile gönderilen ikinci ve daha kapsamli fermana göre artik o. Bununla beraber Osman Bey'in kardesi San Yatu da bu savasta sehid düstü(1288). sol ki mukteday-i zat-i adalet simattir mesned-i emânet ve eyalette kemâl-i vekar ve sekine birle temekkün ve karar eyleyüp. Saru Yatu'nun naasi. umumî siyaseti cümlesinden olarak uc beylerini taltif ettigi sirada Osman Bey'e de bir ferman göndererek ona Sögüd'ü temlik etmis idi. Bir müddet sonra Osman Bey.. Osman Gazi'nin ilk fethidir. Selçuk hükümdari Giyasu'd-Din Mes'ud." . mefhumun siâr ve disar edünüp serr-i zâlimi. Feridun Bey Münseati'nda belirtildigine göre Sögüd'ün temlik ve iktasini gösteren ferman 683 (1284) tarihini tasimaktadir. Fermanla birlikte kendisine tug. alem. kiliç ve gümüs takimli at gibi hediyeler de gönderilmisti. Sögüt'e getirilerek orada babasi Ertugrul'un türbesine defn edildi.

Osman Bey'in dostu olan Köse Mihal'i de kendi taraflarina çekmek istediler.* Bilecik tekfuru. Köse Mihal. Bu müddet esnasinda Osman Bey. Fakat civarda bulunan Bizans tekfurlarinin da ona karsi olan düsmanliklari artiyordu. dügün hediyesi olarak bir sürü kuzu gönderiyor. Bilecik'in. karsi tedbir aldi. Buna göre kendisi ile tesrik-i mesai etmis olan Harmankaya Rum Beyi Köse Mihal da olmak üzere Sakarya vadisindeki Sorkun (veya Sorgun köyü). Aksine onlar. 691 (1291)'de Eskisehir civarinda bulunan Karacahisar'i aldiktan sonra Mudurnu taraflarinda bulunan Samsa Çavus ve kardesi Sulamis ile de görüserek bir plân hazirlar. dügünü müteakib bütün kabilenin yaylaya çikmak zorunda bulundugunu ve eskiden beri oldugu gibi kabilenin bütün kiymetli esyasinin yasli kadinlar vâsitasi ile kaleye gönderilmesine müsaade edilmesini taleb ediyordu. kizinin dügünü esnasinda bu dügüne davet edilen Rum beylerini Osman Gazi ile baristirmak istedi ise de bunda muvaffak olamadi. Buna göre Yarhisar tekfurunun kizi ile evlenecek olan Bilecik tekfuru dügününe Osman Beyi de davet eder. Bu gaziler. Böylece gün geçtikçe durumunu kuvvetlendiriyordu. güzel bir firsat yakaladigini hesaplayarak buna memnun olmus ve dügün yeri olarak kararlastirilan Bilecik'e birkaç saat mesafedeki Çakir Pinari denilen yere gitmisti. Bu suikastin uygulanmasi için Yarhisar (Yenisehir ile Lefke yani Osmaneli arasinda) tekfurunun kizinin dügünü uygun bir firsatti. Osman Bey ise asiretin agir ve kiymetli esyasi yerine atlara silah yükleyip 40 kadar yigit ve seçkin gaziyi de kadin kiyafetine sokarak Bilecik'e gönderdi. zaman. Osman Bey'i durumdan haberdar etmis ve kendisi için hazirlanan suikasti bütün teferruatiyla ona anlatmisti. Osman Bey'in. mekan ve uygulama için uygun sartlarin bir araya gelmesi neticesinde bir suikast plâni hazirlandi. Osman Gazi tarafindan fethi ile sonuçlanacak olan bu dügünde. Osman Bey'i ortadan kaldirma çarelerini aramaya basladilar.Osman Bey. Suikast plâni da bu esnada gerçeklestirilecektir. günden güne yeni topraklar elde edip basari kazanmasi. Bu arada da Osman Bey'e karsi bir suikast plani hazirladilar. Mudurnu ve Göynük taraflarina akinlar yaparlar. Bu sebeple bunlar. Fakat Osman Bey'i dügüne dâvete gelmis olan Harmankaya Rum Bey'i Mihal. dügün . kuvvetlerini iyi bir disiplinle yetistirmekten geri kalmiyordu. Bunun üzerine dâveti kabul eden Osman Bey. Bu gaye ile Osman Bey. Bununla beraber savas ve çatisma olmaksizin Mudurnu ve Göynük taraflarina yapilan akinlar üzerinden tam yedi sene geçti. çevredeki Rum tekfurlarini oldukça tedirgin etmeye baslar. O zamana kadar her sene asiretin kiymetli esyasini kendi kalesinde muhafaza etmekte olan Bilecik tekfuru bile Osman Bey'in düsmanlari arasina girip onlarin saflari arasinda yer almisti. Tarakli Yenicesi.

O. Kaleyi kusatma altina alan Turgut Alp. Ilhanli hükümdari Gazan Han kuvvetleri tarafindan esir alinip Iran'a götürüldügünü ögrenir. Bilahere bundan Murad Han Gazi ile Süleyman Pasa dünyaya geleceklerdir. Osman Bey. Ve o suya Nilüfer deyü ad verdiler. Geline ait esya ganimet olarak alindi. bu vak'alarda elde edilen ganimet ile esirlerden. Gazilerinin basarisindan haberdar olan Osman Bey de yanindaki diger gazilerle birlikte Kaldirik (Âsikpasazâde'ye göre "Kildirik" s. Bu durumda ona hediye takdimine gerek kalmamis oluyordu.münasebetiyle bos kalip ihmal edilecek olan kaleyi zapt edeceklerdi. Kalenin tekfuru ile ganimetleri Osman Gazi'ye getirdi. gelin ve ona ait esyanin disinda kalani tamamiyle gazilere dagitti. Yapilan ani bir baskinla kale kusatilip feth olundu. Bununla beraber. Osman Bey. harp yapmak suretiyle burayi ele geçirmeye muvaffak oldu. 16) Derbendi denilen yerde dügünden dönen Bilecik tekfuruna pusu kurdu ve onu hezimete ugratti. Nilüfer adindaki gelini de bu hadiselerde pek çok yararligi görülen oglu Orhan'la evlenirdi. Osman Bey. Sultan UI." Miladî 1299 senesinde meydana gelen bu üç fetihten itibaren Osman Bey'in gücü daha ziyade artmisti. Ve bir oglu dahi vardi kim onu göç üzerinde koyup dururdu. müstevli Ilhanli kuvvetlerinin Osman Bey'in Uc Beyligi'ne zarar verme ihtimaline karsi asiret ve oymagin . Ve hem öyle etti. Gerçekten de bu karsi plana göre tam zamaninda hareket edip Bilecik kalesini kolaylikla ele geçirdiler. oglu Orhan'la evlendirdigi Nilüfer ve dügün hakkinda su bilgileri verir: "Osman Gazi. Nilüfer suyu köprüsünü ol hatun yapti. onu oglu Orhan Gazi'ye verdi kim Ülüfer Hatun'dur. Kaplica kapisina yakin yerde Bursa hisari dibinde tekyesi var. Ve hem Murad Han Gazi ve Süleyman Pasa dahi onun ogludur. Elhasil Osman Gazi dügün eyleyip Nilüfer Hatun'u oglu Orhan Gazi'ye vermek ister. Ikisinin dahi atasi Orhan Gazi'dir. Bilecik ve Yarhisar'in fethinin dogurdugu saskinlik ve düsmanin psikolojik durumunun bozulmasindan istifade için derhal Turgut Alp'i bir miktar süvari kuvveti ile Inegöl üzerine gönderdi. yeni fetih haberlerini bildirmek ve alinan ganimetten takdim etmek üzere Anadolu Selçuklu Sultani'na bir adam göndermek üzereyken. Alaeddin Keykûbad'in. Bu dört pare hisarlari yerine mukarrer ettiler. Osman Gazi'nin. Lülüfer=Nilüfer) Orhan Gazi ol demde yigit olmustu. Halkin büyük bir kismi da esir alindi. (Lolofira. Ülüfer (=Nilüfer) Hatun oldur ki. Bu esnada tekfur ve maiyeti de dahil olmak üzere dügün halkinin çogu öldürüldü. Asikpasazâde. sabaha karsi Yarhisar üzerine yürüdü. Daha sonra Bilecik'e dönüldü. Ol hatun vefat edince Orhan Gazi ile defn ettiler.

fetih faaliyetlerine devam etmek üzere Uc Beyligi merkezini buraya nakl eder. Selçuklularin. Selçuklulara olan bagliligindan bahs ederken." Firhakika gerek Osman. Ama Osman Gazi'nin dostlugu geçici olmayip. saltanat ve hayattan çekilinceye kadar siyasî istiklâlini ilân etmemekle. Bu gelenek 210 sene devam ettikten sonra Fâtih Sultan Mehmed tarafindan kaldirildi. . öyle manevî bir disipline bagli idiler ki. daha rahat hareket etme imkânini da buldu. Bu hanedanin. geçmis hukuku saymis. o. edep ve irfani. Alaeddin Keykûbad'in yoklugunun meydana getirdigi bassizlik ve serbestlik üzerine. Binaenaleyh Osmanli Padisahlari. sahsî ve nazarî kaliplar halinde birakmayip devlet bünyesinde de ifade bulan bir anlayis olarak cemiyete mal etmistir.savunma isine önem verdi. ülke Mogollarin eline geçmisti. savas meydanlarinda korkulacak bir kisi olmustu. Osman Gazi'nin. çikis ve yükselis devirlerinin dinamizmi içinde yer alan bu terbiye ve anlayisa aktif bir örnek teskil etmistir. bu hakikatsizlerin tuttuklari yola gitmekten kaçinmis. Mogollara yenilince Selçuklularin parlakligi gitmis (yildizi sönmüs). Su kadar var ki. gücü ve kudreti ölçüsünde Selçuklu topraklarini korumus. Selçuklu hatirasini onlarin bütün hareketlerinde görmek mümkündü. Osman Bey'in. nimetlerle besledikleri çevredeki beyler. bes vakit namaz esnasinda mehterhane çalindigi zaman onu ayakta dinlemislerdir. Gerçekten buranin alinmasi büyük bir basari oldugundan Osman Bey. Bu sebeple. çalinan nevbeti ayakta dinlemis olmasi. Bunun için tedbirler aldi. Osman Bey. Mogollar karsisindaki zaafini firsat bilen çevredeki diger bazi beylerin nasil bagimsizlik sevdalarina düstüklerini anlatarak söyle der: "Selçuklu Devleti. Selçuklu Sultani UI. cihad sancagini dikip ülkeler feth etmekle düsman gözünde ürkülecek. merkezini buraya nakl etmekle birlikte Selçuklulara olan bagliligini da devam ettiriyordu. Osmanlilarda önemli bir gelenek (an'ane) haline gelerek ikiyüz sene muhafaza edilmistir. Nitekim Osman Bey. Osman Bey. Bunlardan her biri bagimsizlik sevdasma düserek güçleri yettigince ülkelere sahip olmaya basladilar. Hoca Saadeddin Efendi. artik onlara boyun egmez hale geldiler. gerekse ondan sonra gelen halefleri. sancak vs. gönderildigi zaman. kendisine yurt ve istiklâl tanimak zorunda bulunan Sultan'a karsi. Gerçekten de Selçuklu Sultani Alaeddin Keykûbad tarafindan bagimsizlik nisanesi olarak davul. Selçuk hanedaninin elinde çok az yetki kalmisti. dokuma ve demir madenleri ile meshur olan Bilecik'in merkez olmasi düsünülmeye baslandi. Bu sebeple Selçuklularin tabiî varisi olan Osmanli Beyligi. ipekçilik.

yürüttügü gaza hareketlerinde büyük basarilar elde etmesi. Beri taraftan Selçuklu devletinin ugradigi zaaftan dolayi bulunduklari yeri ve hizmetleri terk ederek bassiz kalan bir kisim Selçuklu ümerasi da kendilerine bir bas ve siginilacak bir yer ariyorlardi. Düsmanlari kuvvetlidir. Osman Bey'in mintikasina gelerek onun daha da kuvvetlenmesine yardimci olmuslardi. Osman Bey'in önemli kararlar almasini gerektiriyordu. Türkmen kabilelerinin reisleri ve Selçuklu Devleti bölgesinden gelen muhacirler (göçmen) toplanip: "Mogol istilasi Selçuklu memleketlerinde karar kilmis ve devam etmektedir. Osman Bey'in reislik yaptigi asiret ve oymaklar.OSMAN GAZI'NIN BAGIMSIZLIK KAZANMASI 699 (1299) yili gerek Osman Gazi. Bu sebeple onlar da Osman Bey'in çevresinde yavas yavas toplanmaya basladilar. Fetihler ve meydana gelen bazi olaylar. gerekse genç ve yeni devlet için birçok bakimdan önemli bir yil olmustu. bu durum karsisinda hükümdarligin mesru olarak Kayi Han evladina düsecegini. Selçuklu Sultani'nin ugradigi agir muamele karsisinda Selçuklu emir ve askerleri dagilip baska yerlere gitmek zorunda kalmislardi. Bu bakimdan tarihler onun bu yilda bagimsizligini ilân ettigini ve artik "Han" olarak halki etrafina toplayip devlet müesseselerini islettigini anlatirlar. Bizans'a karsi cihad ve gaza isi ile mesgul olup onlara galebe çalan Osman Bey'in bulundugu yere yönelerek onun yanina geldiler. Anadolu'nun diger bölgelerindeki gazilerin de gelip etrafinda toplanmalarina sebep olmustu. Artik Selçuklu devleti münkarizdir. Selçuklu Devleti'nin hududlarinda ortaya çikan Uc beylikleri ve bilhassa garptakiler. Mogol (Ilhanli) Devleti'nin istilasina maruz kalmaktan endise ediyor ve Sultan'in esir olarak Iran'a götürülmesinden sonra Selçuklu Devleti'nin artik sona erdigine kani bulunuyorlardi. Nihayet oymak beyleri. Bunlardan büyük bir kismi ve bilhassa kiliç erleri. . bu sebeple Osman Gazi'nin emâret ve riyasete (emirlik ve reislik) getirilmeye hak kazandigini söylüyorlardi. Bunun için de en müsait yer. Osman Bey'in topraklan idi. Böylece hududlardaki Türkmenler ile Mogollardan kaçip Uc'a gelen Türkler. Böylece buralarda hizmet ve is imkâni da bulacaklardi. Osman Bey'in. Ayrica Selçuklu ve Beyliklerin topraklarinda göçebe bir hayat yasayip Mogollara tabi olmak istemeyen Türkmen asiretleri de beyleri ile birlikte Osman Bey'in ülkesinde yasamaya ragbet ediyorlardi.

ben Selçuk hanedanindanim derse ben de Gök Alp neslindenim. Buna muktedir degillerdir. Osman Gazi'den evler istediler. Kendisi de dahil olmak üzere müstakil veya yari müstakil uc beyleri.Hâlen Selçuklu Sultanlarindan hiç birisi Ilhanli Devleti'nin elinden mülkü geri almaga gelmedi. Süleymansah dedem de ondan evvel geldi. Herkes Osman Bey'in önünde diz çöktü. Osman Bey de bu umumi arzuya uydu ve karari kabul etti. bana da hanlik verdi. sosyal ekonomik vs. hem de dindar ve müslümandir" deyip onu basa geçirdiler. Dursun Fakih denilen aziz bir kisi vardi. Durumlarini ona söylediler. Bu durum her tarafa da böylece bildirilmisti. fiilen ve hukuken devlet reisi olarak padisah olmustu. Halk toplanip "Cuma namazi kilalim ve bir kadi isteyelim" dedi. hem Kayilardan semahat ile buna layik olan Osman Bey'dir. Bu merasim ile Osman Bey. Eger bu vilayete (ülkeye) ben onlardan önce geldim derse. Pazar da kurdular. Bununla beraber bu zaman zarfinda Osman Gazi'nin. Ona baglilik merasimi Oguz han töresine göre yapildi. böylece düsmanlarin ve zalimlerin bu taraflara müdahalesi önlenebilir. Türkmen boy ve kavimleri arasinda haseb ve neseb. Osman Bey. Iste Osmanli Devleti'nin istiklâli bu hadise ile (1299) basladi. O. "Size ne lazimsa onu yapin" dedi. Daha söz bitmeden Osman Gazi geldi. Âsikpasazâde bu konuda söyle der: "Karacahisar'i alinca sehrin evleri bos kaldi. Bu ona itaatin bir delili idi. Sorup muradlarini ögrendi. gibi müesseselerini tanzim etmesi ve bunun için gerekli tedbirleri almasi tabiî idi. Osman Gazi de verdi. O da gelip Osman Gazi'nin kayinatasi Edebali'ya söyledi. Kisa bir zaman içinde mamur oldu. Bunda Sultan'in ne dahli var ki ondan izin alayim? Ona sultanlik veren Allah. halka imamlik ederdi. Osman Gazi: "Bu sehri kendi kilicimla aldim." . hukukî. Eger minneti su sancak ise ben kendim dahi sancak kaldirip kâfirlerle ugrastim. secaat ve semahat ile buna layik olan Osman Bey'dir. Birçok kiliseyi de mescid yaptilar. O. Germiyan vilayetinden ve baska yerlerden bir hayli adamlar geldi. istiklâlini ilandan sonra büyük bir dikkatle Mogollarin hareketlerini gözetlemeye basladi. kudret. bagli bulunduklari Selçuklu Sultanligi'nin hayatina son veren Ilhanli Devleti tarafindan kendileri hakkinda nasil bir hareket takib edilecegini beklemeye basladilar. hem Kayilardandir. iyi ahlâk. iktidar ve liyakat sahibi bir sultanin istiklâl ile hareket etmesini zaruri kiliyor. Bu uc memleketlerin korunmasi ve himayesi ise kuvvet. Dursun Fakih "Hanim! Sultan'dan izin gerektir" der. O. bu yeni devletinin dinî. Eger o.

Feramürz'dan mensurla birlikte kendisine gönderilen davul. Karacahisar'da okundu. Nesrî. bu Feramürz oglu Alaeddin Keykûbad'in oglu yoktu. Gerçekten. Zira. Sultan Alaeddin'in öteki dünyaya intikal ettigi (öldügü). onun gönderdigi hükümranlik nisânelerini almakla birlikte ona karsi saygisizlik mânâsina gelebilecek bir harekete tevessül etmekten kaçinmisti. onu devletin yegane reisi olarak tanidigini ve Islâm hukuk anlayisina göre "Beytü'l-mal" hakki olan bu miktarin. Bazilari. Karacahisar alindigi vakit. senlenmisti. bayrak (alem) ve kiliç göndermisti. yerine sarf edilmek üzere onun hazinesine göndermisti. Cuma hutbesi ilk önce Karacahisar'da okundu. Alaeddin'le bulusmak. O. sancak. oglu kalmadigi için yerine veziri Sâhib'in geçtigi haberi geldi. Osman Gazi de Sultan Alaeddin zamaninda her ne kadar bir nevi istiklâl bulmussa da lakin edebe riayet ederek. Selçuklu sultanina bagli kalmis. o da ganimet malindan 1/5 (beste bir)'ini ayirarak hadsiz (hesapsiz) hediyeler ve nihayetsiz armaganlarla (birlikte) Konya'ya giderek. Feridun Bey'in Münseâtinda da belirtildigi gibi Selçuklu Sultani Alaeddin b. . 1289) senesidir. Daha önce de temas edildigi gibi Osman Gazi. Hatta. Osman Gazi'nin istiklâli ve Selçuklu Sultani Alaeddin'den kendisine gönderilen hükümranlik nisaneleri hakkinda söyle der: "Hülasa Osman'a davul ve bayrak gelince. "Sultan Alaeddin"den davul ve bayrak gelmesi. Bilecik'in feth edilmesinden nice yillar öncedir. Osman'i hemen (hemen) oglu yerinde görerek (ona) davul. bu sultan U. Osman Gazi adina okunan ilk hutbe. Zira bu Dursun Fakih bir aziz kisi idi. rizasini alarak veliahdi olmak amacini güttü. Halka imamlik ederdi.Halk razi oldu kadiligi ve hatipligi Dursun Fakih'e verdi. nezdine gitmek hazirliklarini yaptigi sirada. Bunun tarihi hicretin 699 (1300)'unda vaki oldu. Edebali ile de tanisikligi vardi. Osman bunu isitince "hüküm yüce ve ulu Allah'indir" diyerek derhal buyurdu: Dursun Fakih'i Karacahisar'a hem kadi hem de hatip yaptilar. kiliç gibi hükümranlik alhameti olarak kabul edilen bu esyanin gönderilme tarihi hicretin 688. Sultan Osman. (M. Karacahisar'a da Germiyan'dan ve baska yerlerden hayli Müslümanlar gelmis. Akdemirle gönderdi" dediler. hutbeyi ve sikkeyi yine sultan adina kilmisti. elde ettigi ganimetlerin beste birini ona göndermekle.

" Osman Gazi: "Mâdem ki siz öyle diyorsunuz öyleyse pazara bir yük getirip satan herkes iki akça versin. ogul ve silah arkadaslarina dirlik olarak verdi. Halk kanun ister oldu. Bütün bunlarin yapilmasinda çevresindeki arkadaslarinin görüslerinden de istifade ediyordu." Osman Gazi: "Senin bu pazara gelenlerde alacagin mi var ki akça istersin?" dedi.Osman Gazi. Halk. Bu konuda en eski kaynaklardan biri olan Âsikpasazâde söyle der: "Kadi ve Sübasi konuldu. "Han'a git" diye cevap verdi. ezelden kalmistir. Bre kisi. O kisi hana varip sözünü söyledi. biraz önce belirtilen kanunlari uygulamaya koyduktan sonra eskiden beri Oguzlarin âdeti üzere elde edilmis olan yerleri kardes. baskasinin olur mu? Onun mülkünde (malinda) benim ne dahlim var ki ondan akça alayim. bir Germiyanli'nin teklifi üzerine kabul edilmistir. Bütün vilayetlerde vardir ki padisah olanlar alir" dedi." dedi. Sana ziyanim dokunur. Kim bu kanunu bozarsa Allah onun dinini de dünyasini da bozsun" dedi. Osman Gazi." dedi. Bu teklifin kabulünde Osman Gazi'nin yakin arkadaslari da tesirli olmus görünmektedirler. Osman Gazi: "Tanri mi buyurdu yoksa beyler kendileri mi yapti?" diye sordu. "Bu pazarin bâcini (vergisini) bana satin" dedi. Osman gazi çok kizdi: "Bir kisinin kazandigi. Savasa istirak karsiligi (daha sonra genellikle eskinci timari) olarak verilen timarlarin sahipleri sefer aninda harbe gitmek zorunda idiler. bir nesnecik vereler. Nitekim Osmanli döneminin ilk vergisi diye kabul edebilecegimiz bâc ile ilgili kanunu yürürlüge koyarken sadece kendi çevresinin degil. Bunun üzerine halk dedi ki: "Hânim! Bu. Satamayan ise bir sey vermesin. Keza onun hükümranliginin taninmasi da bu sekilde olmustu. baska beyliklerin vatandaslarindan olan insanlarin fikir ve uygulamasini da dikkate almisti. nizam ve sistemleri yürürlüge koyup yerlestirmek zorunda idi. O adam: "Hânim! Bu töredir. var git artik bana bu sözü söyleme. Germiyan'dan birisi geldi. bagimsizligini (istiklalini) ilân edip kendisi adina hüküm verecek olan kadi ve yine kendi adina hutbe okuyacak hatib tayin ettikten sonra. pazar beylerine âdettir ki. devlet olmanin gerektirecegi yeni kanun. Bu cümleden olarak Karacahisar . Görüldügü gibi dönemin ekonomik ve sosyal sartlarina göre devlet ile idare için önemli bir gelir kaynagi olan ve "Bâc-i bazar" denilen vergi. Osman Gazi sordu: "Bâc nedir?" Adam dedi ki: "Pazara ne gelse ben ondan para alirim. O adam: "Töredir hânim. Osman Gazi'nin uygulamaya koydugu kanunlardan biri de daha önce temas edildigi gibi timarla ilgilidir.

hem beylik ailesine nezaret ediyor. bu sehrin gelirini de seyhin harcamalarina ve çevresindeki fakirlerin ihtiyaçlarina sarf edilmek üzere ayirdi. Kayin atasi Seyh Edebali'ya Bilecik ösür ve resimlerini (vergi) verdi. Ogullarindan yigit Alaeddin Pasa'yi keremli ve faziletli annesi ile birlikte Bilecik'te Seyh Edebali'nin yaninda biraktigi gibi. Hanimini Bilecikte babasi ile birlikte birakti. Eskisehir'i Gündüz Alp'a.sancagi ki ona Inönü derler oglu Orhan Bey'e verdi. Yarhisar'i Hasan Alp'a verdi ki bu da yarar bir yoldasti ve kendileri ile birlikte gelmisti. savaslarda yararliliklari görülenler ile güvendigi kimselere tevcih etti. Beyligini bes idare bölgesine ayirdi. Bu arada Iznik üzerine yapilabilecek bir harekatin tertip ve tanziminde elverisli bir konumda bulunan Yenisehir'i de hükümet merkezi olarak seçti. Dündar Bey. Bu uygulama ile Seyh Edebali. Gaza faaliyetlerine devam edip ülkesini genisletmek isteyen Osman Gazi'nin akinlari. Bu görüsünde de israr edip harbe mani olmak ister. öbür taraftan da Rum tekfurlarinin düsmanligini celb edecegini söyler. Yarhisar'i Hasan Alp'a ve Inegöl'ü Turgud Alp'a verdi. Osman Bey. Içerdekiler mahsur kaldi. Simdi dahi o azizin adi anilir. seferin aleyhinde bulundugu görülür. Inegöl yöresinde köyleri var ki ona "Turguteli" derler. Inönü kalesini Aygud Alp'a. hem de Bilecik kalesine hakim oluyordu. Köprühisar'in çevresi yagmalanmakla birlikte kale zapt edilemedi. Devleti için Yenisehir'i merkez ve adaletin duragi edinerek askerlere konaklar yaptirip mescid ve hamamlar insa ettirmeye yöneldi. Kendisi Yenisehir'e giderek gazilere ev yapiverdi." Görüldügü gibi. . fethini lüzumlu gördügü Köprühisar üzerine hareket etme tesebbüsüne geçecegi ve bu hususta gaziler ile beylerin de ayni fikirde olmalarina ragmen amcasi Dündar Bey'in. Inegöl mintikasini Turgut Alp'a verdi. kuvvetleri arasinda bozgunluk ve tefrika çikarmaya sebep olacak bu hareket karsisinda. bir müddet sonra Köprühisar'a yöneltildi. Bu esnada (1302) söyle bir hadiseden bahsedilir: Osman Gazi. Sübasiligini kardesi Gündüz'e verdi. Bunlari. Bilecik kalesini ailesinin ikamet mahalli olarak seçen Osman Gazi. Hoca Saadeddin Efendi. Köprühisar'inin alinmasi bir taraftan Germiyanogullarinin. Sultanönü demekle meshur olan Karacahisar sancagini Orhan Gazi'ye verdi. Osman Gazi'nin dirlik olarak verdigi yerler hakkinda su bilgileri verir: "Osman Gazi 701 (1301-1302) tarihinde hükmü altinda bulunan bel-delere keremli çocuklarini ve güzel yaradilisli beylerini tayin etti.

Halkin evlerine ve mallarina dokunulmadi. Misir'daki Memlûk Devleti'ne karsi hareket ile Haleb'e gelmis. asra kadar ayakta kalmistir. bilahare seferin ikmalini emîrlerinden Çoban Bey'e havale edip Tebriz'e dönmüstü. Osman Bey'in. Bunun üzerine yapilan kuvvetli bir hücumla kale feth olunur. Osman Bey de Köprühisar fethinden döndügü zaman bu emri almisti. Nihayet Osman Bey. Bu teklifin kabul edilmemesi üzerine muhasara ve cenk baslar. Çok siddetli bir çarpisma olmasina ragmen halkin hayatina dokunulmaz. Bunun üzerine Osman Gazi de kendisini yerinde birakti. Iznik kalesine siginmisti. Ilhanli hükümdarindan gelen bu neviden emirlere itaat. Bununla beraber çok müstahkem ve muhafizlari da kalabalik olan bu mühim kalenin zapti pek kolay görünmüyordu. gerekse çevresi sikistirilmis oluyordu. Osman Gazi. Fakat Anadolu beylerini de onun maiyetinde bulunmaya memur etmisti. Anadolu'daki diger gazilerin gelip etrafinda toplanmalarina sebep oldu. Burasi Iznik'in fethinden sonra yikilmis fakat harabesi XVI. Muhasaranin kaldirilmasina karar verilmekle beraber. baris) yolu ile teslim olmasini teklif eder. Osman Bey. Yolu üzerindeki Marmara'ya gelince buranin tekfuru itaat edip el öptü. Bunun için uzun bir müddet ugrasmak gerekiyordu. Bir taraftan Iznik muhasara edilirken. diger taraftan da akincilar çevre köylere akinlarda bulunuyordu. Içine levazim ve mühimmat konulan bu kalenin dizdarligi Taz Ali adinda gazi bir yigide havale edildi. kendi ülkelerinde yari müstakil ve civardaki Bizanslilar ile harp ve sulh etmek haklarina sahip Anadolu beyleri için bir vecibe kabul ediliyordu. Bunun üzerine oglu Savci Bey'i bir miktar askerle gönderdi ise de kisin siddetli ve yollarin kapali olmasindan dolayi bu askerî birlik geri döndü. Böylece gerek Iznik. fethi çabuklastirmak için askerlerine yagmaya müsaade ettigini bildirir. Nesri'nin bu kaydini mubalagali ve hatali bulanlar. dinlenmek üzere bir müddet bekledikten sonra Iznik üzerine yürümüstü. Yenisehir ovasinda topladigi kuvvetlerini alarak Köprühisar'a gelir.rivayete göre aniden sinirlenerek amcasini okla öldürür. Böylece Ilhanli hükümdarinin emri de yerine getirilmis oldu. Halka sulh (harb etmeksizin. Rum tekfurlarina karsi basari ile yürüttügü gaza harekati. . Osman Gazi'nin ihtiyar amcasina karsi böyle bir hareketine mani bulunamayacagini ileri sürenler de vardir. Harekattan haberdar olan bazi köylerin halki. Daha önce de Osman Bey'in bagimsizlik hareketinden bahs edilirken temas edildigi gibi bu esnada Ilhanli hükümdari Gazan Mahmud Han. 1303 senesinde Yenisehir'den Iznik üzerine hareket etti. Bu savaslarin sonunda yurduna dönen Osman Gazi. Iznik'in devamli sekilde tazyik ve baski altinda tutulmasini temin maksadiyla güneyindeki dagin etegine bir kale insa olundu.

Tarihçi Hoca Saadeddin Efendi bu siddetli çarpismayi söyle tasvir eder: "Kirilasica düsman edince cûs u hurûs Saflar kaynayip deniz misali eyledi cûs" . Bursa tekfuru. Mamafih bu sükûnet hali. Bu muharebe. Buna göre tekfurlar büyük kuvvetler toplayarak ani bir baskinla bu tehlikeyi ortadan kaldirmaya karar verdiler. Zira o dönemde. Bu arada Bizans'tan da Muzalon komutasinda iki bin kadar yardimci bir kuvvet geldi. muharebeye girmekten çekinmedi.Osman Bey. KOYUNHISARI MUHAREBESI ve SONRASI Osman Gazi ve beyligi için büyük bir ehemmiyeti haiz olan Koyunhisari muharebesi. Kete (Kite. Bunun sebebini Gazan Mahmud Han'in yerine Ilhanli hükümdarligina geçen Olcaytu Muhammed Hudabende Han'in. Anadolu beylikleri hakkinda takib edecegi siyasetin gelismesinde aramak lazimdir. Bu sebeple 1306 senesinde kendi aralarinda bir toplanti yaptilar. döneminin strateji bakimindan en önemli muharebelerinden biridir. Iznik kusatmasindan döndükten sonra bir müddet hareketsiz kalir. Karamanogullari beyligi Ilhanlilar tarafindan siddetle cezalandirilmisti. Bu yüzden kuvveti sayica çok az olmasina (bes bin civari) ragmen bu müttefik orduyu Koyunhisari (Izmit'in Kuzey Dogusunda eski bir kale Baphaeon) mevkiinde karsilamaya karar verdi. Osman Bey'in Iznik sehrini baski altinda tutmasi üzerine ilk defa Bizanslilarla karsi karsiya gelmesine de sebep olmustu. Bu toplantida basta Bursa Rum valisi olarak Atranos (bugünkü Orhaneli kazasinin merkezi olan Adrianos kasabasi). casuslari vasitasiyla beyligi aleyhine düsünülen bu baskindan zamaninda haberdar oldu. Madenos. Az ve fakat çevik bir kuvvetle hazir bekleyen Osman Bey. Bursa'nin kuzey batisinda bugünkü Balat köyü) ve Kestel tekfurlan bu toplantida hazir bulunmuslardi. Bizans Imparatoru ile komsu Rum beylerini harekete geçirdi. Osman Gazi. Osman Bey ve arkadaslarinin basarilan. Bu muharebede iki taraf ta çok zayiat verdi. halen Bursa'da bir köy) Bednos (Mednos. Bursa tekfurunun reisligi altinda bir ittifakin kuruldugunun duyulmasindan sonra bozulacakti. onlara uzun bir hitabede bulunarak Osman Gazi ve devletinin kendileri için nasil büyük bir tehlike oldugunu anlatmakla kalmamis ayni zamanda birbirleri ile nasil yardimlasacaklarini ve günden güne büyüyen bu tehlikeyi nasil bertaraf edeceklerini de bildirmisti.

Dinboz (Sogukpinar Nahiyesine bagli bir köy)'a kadar sürdü. Bursa'nin kuzey tarafi hariç olmak üzere üç taraftan yolu kesilip tek basina ve yalniz birakildi. Koyunhisari muharebesi sonucunda. Bursa ve Adrenos tekfurlari kendi kalelerine çekildiler. Bununla beraber. kale halkinin istek ve israrlarina dayanamayarak bir sartla onu teslim edebilecegini söyler. Osman Bey'in çevresinde hatiri sayilir bir Bey haline gelmesine sebep oldugu gibi düsmanlarinin da kendisinden çekinmesine sebep olmustu. Bu kilisenin rahibi. Gerek bu vak'a gerekse Osman Bey'in kuvvetlerinin azligi. Bursa önüne kadar akin yapiyorlarsa da uzun müddet devam edecek bir muhasarada bulunamiyorlardi. bu rahibi ailesi ile birlikte Osman Gazi'nin huzuruna getirdi. Bununla beraber artik Izmit yolu da Osmanlilara açilmis bulunuyordu. Osmanlinin keskin kilici asiklarin kirpikleri gibi kanlar dökmele. kuvvetli bir savunmaya sahip olan Bursa'ya deniz yolu ile Bizans'tan yardim malzemesi gelmeye devam ediyordu. Osmanli kuvvetlerinin duraklamasina sebep olduysa da bizzat Osman Bey'in ileri atilip orduyu tesyi etmesi sonucunda düsman geri çekilme zorunda kaldi." Gerçekten çok çetin geçen bu savasta. Böylece Kite beyinin öldürülmesi ile bura ve Kestel de Osman Bey'in beyligine katilmis oldu. Ancak gerektigi zaman nehrin denize döküldügü yerden kayiklar ile karsi tarafa geçerlerdi. Bu esnada Ulubat Gölü'ndeki Alyos Adasi Aygut Alp oglu Kara Ali Bey tarafindan sulh yolu ile feth olunmustu. Burada yeniden siddetli bir çarpisma meydana geldi. . Osman Bey kuvvetlerinin. Kestel ve Bednos tekfurlari burada maktul düstüler. Osman Gazi'nin yegeni ve Gündüz Bey'in oglu Aydogdu sehid oldu. rahibin güzel kizini Kara Ali ile evlendirdi. güzellerin gözleri gibi fitneler saçmaya. bozdoganlarin vuruslari altinda kirilmis. Bu muvaffakiyet. Kara Ali. Maglubiyeti kabul edip çekilen düsman ordusu. Gerçekten de gerek Osman Bey'in hayatinda. gerekse onun halefleri zamaninda bu söz tutularak adi geçen köprüden geçilmedi. Kite tekfuru ise Ulubat tekfuruna sigindi. Adanin içinde büyük bir kilise bulunuyordu. Islâm ordusu yeni bir basari ve zafer kazanmisti. halk arasinda çok söhretli bir kimse kabul edildiginden evi kutsal bir mekân olarak ziyaret ediliyordu. Osman Gazi."Yigitlerin oklari. Buna göre Osmanli kuvvetleri Ulubat nehri köprüsünden geçmeyeceklerdi. Osman Bey kuvvetleri. Bu takib. Bu sebeple onu takib ederek Ulubat tekfurundan teslimini istediler. Böylece Bizans tarafindan da desteklenen birlesik ordu maglub oldu. takib edildi. ugursuz düsmanin kelleleri boru ve davul nagmeleri ile oynamaya baslayinca. kan deryasina gömülen kara kafalarinda yuva kuran fesad tohumlari. bu tekfura karsi büyük bir kin ve hinçlari vardi. Tekfur.

büyükçe bir orduyu (Uzunçarsili. 105. Bunun için Osman Bey. Zira Ilhanlilar bu sirada hem içerde mesgul hem de hariçte Memlûk sultani ile mücadele halinde bulunduklarindan uclardaki harekâta bakacak durumda degillerdi. bütün bu basarilarindan sonra biraz dinlenmeye ve halkinin idaresi ile daha iyi mesgul olmaya baslamak için Yenisehir'e dönmüstü (1310)." Osman Gazi. birer birer Türklerin eline geçiyordu. Bu sebeple Bizans topraklarina akinlar siklastirildi. Bizans Imparatorunun. Köyler yagmalanip birçok esir alindi. Le Beau. Türkleri tehdide tesebbüs etmis ise de bunun pek fazla müsbet bir neticesi görülmedi. Fakat daha önce bu konuda uc beylerine yapilan ikaz ve ihtarlar herhangi bir fayda saglamadigi gibi. Temmuz 1308'de gerçeklesen bu fetih sayesinde Osman Bey. Mogol yardiminin bir an önce gelmesi için Iznik'e gelerek. Bu zaman zarfinda bir devlete yarasir . Her ne kadar Ilhanli hükümdari. bu defa da Ocaytu Muhammed Hudabende Han'a nisanlamis idi. diger taraftan öteki uclardaki Türk beylerinin Bizans kale ve topraklarina olan hücumlari sonucunda kazandiklari basarilarindan telasa düsen Bizans Imparatoru Ikinci Andronikos. güçlü bir sekilde ortaya çikan bu yeni hareket karsisindaki tavri ile ilgili olarak Gökbilgin de söyle demektedir: "Bizans Imparatoru.Bir taraftan Osman Bey'e bagli kuvvetlerin faaliyetleri. Osman Bey'e müstakbel esi Ilhanli hükümdarinin kirk bin kisi ile hududa dogru ilerledigi seklinde haber göndermesi de bir sonuç vermedi. Tire ve Salihli gibi Bizans sehir ve kalelerini kurtarmak vazifesi ile görevlendirilmisti. Bu sihriyetten (akrabalik) memnun olan Ilhanli hükümdari. Bu ordu. bu defa da prenses Maria'nin. bu taraftaki akinlarin siddetinden ve bu yerlerin de imparatorluk merkezine çok yakin olmasindan ileri geliyordu. tasavvura göre hem Osman Gazi'ye karsi. Bizans'a yardima gönderecek oldu. hem de Bati Anadolu'daki Türk beyleri tarafindan sikistirilip muhasara altina alinan Efes. Maria'nin. Türk fütûhatindan kurtarilmasi için daha önce Mahmud Gazan Han'a nisanladigi hemsiresi (kizkardesi) Maria (Meryem)'yi.) seferber ederek. kizkardesi prenses Maria'yi Ilhanli hükümdarina vererek Mogollarin yardimlarini kazanmak istiyordu. Iznik'i sikistirmaya basladi. Bu sayede Osmanli tehlikesinden kurtulmus olacakti. faaliyetlerine devam ederek Iznik ile Izmit yolu üzerinde olup Iznik'in en mühim karakolunu teskil eden ve Türkler tarafindan Karahisar denilen Trikokiya (Karahisar)'yi aldi. Bati Anadolu'daki sehir ve kaleler. tehdidini bilhassa Osman Gazi'ye tevcih etmesi. fasil 53'ten naklen bu ordunun otuz bin kisilik bir kuvvet oldugunu belirtir. Osman Bey ise bu kadinin kullandigi magrurane tavir ve lisandan hiç ürkmüyor. bilakis daha cür'etli hareket etmeye basliyordu. XXIII. Aradan bir iki sene geçti.

Germiyan'dan gelebilecek tehlikeye karsi tedbir aldiktan sonra kilavuzlukta kullandigi Köse Mihal'in delâleti ile Hakk'a (Allah'a) siginarak Leblebici Hisari (Lubluce) denilen ve Ulu Dag'in eteginde bulunan Cubuclea kalesi tarafina akina basladi. Osman Bey'i karsilamaya çikarak itaat ettigini bildirdi. Böyle bir hareket. Osman Bey. Böylece kendisi hükümdar. Osman Bey. O zamana kadar Osman Bey'le yaptigi ittifaktan ayrilmayan. Islâm'i kabul etsin. oglu Orhan Bey'i Saltuk Alp ile birlikte Karacahisar'a gönderdi. Osman Gazi'nin önünde Müslüman oldu. Bütün beyler ve pasalar bu ihtidaya sevindiler. kâfir maglub oldu. ona agir (kiymetli ve pahali) bir hil'at verdi. Köse Mihal de maiyyeti beylerinden biri telakki edebilecek bir muameleye tabi tutuluyordu. Buradaki tekfur. Daha önce idare ettigi yerleri tekrar ona birakarak kendisine bir sancak verdi. Gaza ile mesgul olmak gerek" dediler. Bunun üzerine Osman Bey. Osman Bey tarafindan ilk defa yapiliyordu. artik Abdullah Mihal olmustu. Köse Mihal. Bu karardan sonra hemen Köse Mihal'e haber göndererek "Hemen gelesin. vakit kaybederek bos oturmak size reva degildir. Ayrica tekfurun ricasi üzerine ogullarinda birini yanina aldi. Böylece Köse Mihal. Müslüman olayim" dedi. Bundan sonra harekât. Osman Bey. bu haberi alir almaz hazirliklarini tamamlayip süratle geldi. bütün gaziler hazirdir. her nereye derseniz gidelim. Öbür oglu ise daha önce belirtildigi gibi anasi ile birlikte Bilecik'te idi. vaktiyle Selçuklu sultaninin Osman Gazi'ye göndermis oldugu sancaga bir nazire gibi idi. Allah'a hamd ve minnet olsun. Simdiden sonra. eger müslüman olursa ne alâ. seni bekliyoruz" dedi. bundan sonra Germiyanogluna karsi müdafaa ve muhafaza etmek üzere. El öptükten sonra Osman Gazi'ye kalbinin bütün samimiligi ile: "Bana iman arzet. Lefke (Osmaneli) irmagi vadisine intikal ettirildi. Oglunu da hizmetine aldi. Bu harekatin sonunda Lefke ve Mekece hisarlarinin tekfurlari da . eger o Müslüman olmazsa evvela onun memleketi Harmankaya'yi çevresi ile birlikte talan edelim" dedi. büyük seferimiz vardir. Köse Mihal'e sancak verilmesi. Bu tesvik üzerine Osman Bey: "Evvela Köse Mihal'i davet edelim. Ona karsi olan sevgi ve muhabbeti bir kat daha artti. Bundan sonra zafer kazanmaya ve galip gelmeye alisik olan gaziler 713 (1313) senesinde bir araya toplanip Osman Bey'e hitaben: "Ey Gazi Han. gerektigi sekilde sadakat ve feragat gösteren Köse Mihal. Osman Gazi huzurunda hazir oldu.sekilde düzen kurulup egemenlik saglamlastiriliyordu. onu yerinde birakti.

Bu yüzden Tekür pinarinin alinmasi Aykut Alp'in oglu Kara Ali'ye birakildi. cemaat kendi milletlerine rücu' göstereler" diye düsüncesini açiklayarak buralarin kendisine verilmesini istemis ise de Osman Bey. Daha sonraki dönemlerde Osmanli Devleti teskilatinda ve bilhassa saray vazifelileri arasinda rol oynayan "çavus" tabiri ve rütbesi ilk defa bu gazi tarafindan tasinmistir. birkaç bin süvari ile karsilik verdiginden siddetli bir harp oldu. hükümet merkezine dönmesini gerektiren acil ve önemli bir hadise zuhur etti. Burasi sarp ve geçilmesi zor bir derbende sahipti. Osman Bey'in gazileri bundan sonra Geyve Akhisari tarafina hareket ettiler. Gazilerin hareketini haber alan tekfur. Bu arada Kara Ali çok kisa bir zamanda Tekür pinanni aldi. halen Osmaneli köylerinden biri olarak bilinmektedir. bu yüzden yerlerinde birakilmalari gerektigini ifade ile Samsa Çavus'a vermemistir. Tekfurunu yakaladilar. Bu köy. Bununla beraber Samsa Çavus'un sözünü de pek yabana atmayarak ona da Yenisehir suyunun Sakarya nehrine döküldügü yerde ve bu irmak kenarindaki küçük bir hisari (Hisarcik) temlik etti. Daha sonra da Geyve üzerine varildi. bu tekfurlarin itaatlerinin kerhen (zorla) oldugunu. Maglup olan tekfur önce kaleye çekildi. Bol ganimet elde ettiler. Bu kalenin tekfuru. Yeni feth edilen bu yerler hakkinda bilgisi olan Samsa Çavus. bu adamlarin mülk ve memleketlerinden tamamen mahrum edilemeyecegini. kaleyi bosaltarak halkini da yanina almis olarak Kuru Dere denilen müstahkem bir vadiye gitmisti. Osman Bey ise Yenisehir'e döndü. Bu ordunun kime ne zaman taarruz edecegi bilinmediginden zamaninda tedbir almak gerekiyordu. Böylece onlar da daha önceki imtiyaza sahib oldular. Yerlerinde birakildiklari gibi mülk ve arazileri de hasardan korunmus oldu. firsat bulduklarinda bunlarin tekrar Bizans hakimiyetini kabul edebileceklerinin uzak bir ihtimal olmadigini belirterek: "Olamaya ki. Köylerini de gazilere timar olarak verdi. Fakat bir aydan daha uzun bir süre seferde bulunan Osman Bey'in. Osman Bey'in. Çoban Bey idaresinde büyük bir ordunun Anadolu'ya sevkedildigi hakkinda alinan haberdi. kisa bir zamanda burayi da feth ettiler. Akhisar ise gazilerin eline geçti. Bu arada Geyve'ye bagli bulunan Tekür pinari denilen çetin ve metin kalenin de zapti gerekiyordu. Gaziler. Böylece Samsa Çavus. Ilhanli hükümdari Olcaytu Muhammed Hudabende tarafindan.itaat arz ettiler. Bu kale ve civarindan birçok ganimetler elde . Osman Bey. Yenisehir'e dönmesini gerektiren olay. tekfurlarin harekatini gözetlemeye memur edildi. burada bir aydan daha fazla bir müddet kalarak o memlekete eman ve emniyet gösterdi. fakat kalenin sikistirilmasi üzerine müdafaa edemeyecegini anlayinca sarp bir kaya üzerinde bulunan Karacebesi hisarina kaçti.

Bunun için iki hisar yapildi. digeri de yukari dag tarafina bakiyordu. içeriden çikacaklara mani olmak ve böylece Bursa'yi devamli bir sekilde baski altinda bulundurmak vazifesi ile mevkilerinde sebat ettiler. hazine) zapt ediyor. Anadolu'ya birçok asiret gelmisti. Kalenin kapilarindan birini kendine karargah olarak seçer. aldigi yerlerin mahsul ve gelirlerini beylik için (beytu'l-mal. Komutalari altindaki elliser cengaverle sehre disardan yardim ve erzak sokmamak. köy ve nahiyeleri de timar olarak gazilere dagitiyordu. Bunlardan bir kismi da Germiyanlilarin hakim bulundugu Germiyan ili mintikasina yerlesmisti. Çavdaroglu diye bilinen bir reisin idaresinde idi. Bunlar. Osman Gazi "Buna sabir gerektir" diyerek kale üzerine havale (kontrol altinda bulundurmak için) yapilmasini emr eder. insaatlarini bir yilda bitirdigi bu hisarlarin yapilmasi esnasinda etrafa akinlar tertib ettirdi. 1314 yilinda gaziler ile Bursa üzerine yürür. Osman Bey'in ülkesinin hududunda konar göçer bir halde yasiyordu. diger bazi göçer asiretler gibi firsat . Osman Bey. Kale tekfuru. Bu esnada birçok köylü. Bursa'nin fethine kadar on seneden fazla bir müddet burada kaldilar. basta Bursa olmak üzere Iznik ve Izmit'in zaptini da hedefleri arasinda sayiyordu. On seneden fazla sürecek olan Bursa kusatmasinin baslangicinin 1314 yili oldugu anlasilmaktadir. Anadolu Selçuklu ülkesine hakim oldugu zaman. Asiret. Bunlardan biri de Osmanli kaynaklarinda "Çavdarlu. Osman Bey. Birincisi Osman Bey'in yegeni Ak Timur'un. hisardan tasra parmagin çikaramazdi. Osman Bey. sarpligi ve nüfusu ile muhafizlarinin çoklugu eskiden beri biliniyordu. Çavdaroglu". Bizans kaynaklarinda ise "Tohar" seklinde geçen Çavdar asireti idi. Osman Bey ile yaptigi meydan savaslarinda maglub oldugu için kaleye çekilmisti. Bunlardan biri kaplicalar tarafinda. Sakarya vadisinde ve Marmara havzasinda bazi mevkileri ele geçirirken. Bu asiret. Osman Gazi tarafindan yapilan askerî ve istisarî bir toplantida Bursa kalesinin hücum ile zaptedilemeyecegi kanaatine varildi. îlhanli Devleti. Bursa'ya siginmaktansa Osman Bey'e tabi olmayi tercih ediyor ve onlarin himayesinden faydalaniyordu. Hatta Asikpasazâde'nin ifadesine göre "kâfir. Bu esnada düsman kaleden çikamiyordu. Her tarafi vurdurdu. Bu Bizans kalesinin metinligi." Bu hisarlarin insa edilmesinden sonra Yenisehir'e dönen Osman Gazi'nin bu yigit komutanlari. Osman Bey. Bu hizmetine mükafat olarak da Kara Ali'ye Tekür pinari ve çevresi timar olarak verildi. ikincisi de Balabancik adindaki kölesinin dizdarligi altinda idi.ederek Osman Gazi'ye gönderdi.

Osmanlilar ile Çavdarli asireti arasinda meydana gelen bir hadiseyi söyle nakl ederler: "Osman Gazi. Görüldügü gibi Germiyan taraflarindan gelip kendisini rahatsiz eden. Orhan. sel gibi yol keser" ve ansizin köy basarlardi. o zamandan tâ Yildirim zamanina kadar düsmanlik olmadi. Simdi dahi onlardan kalanlara Çavdarli denmektedir. Osman Gazi gelince Çavdar oglunu getirdiler. sadece bir daha böyle bir harekete girismeyecegine dair kendisinden söz almakla yetinmisti. Orhan'i kendi basina sefere göndermesi. komsudur. bu Tatar and tutar taife olmaz. Bunlar. Bununla beraber tedbiri de elden birakmamaktaydi. Karacahisar pazarina hücum edip basmisti. Konur Alp ve Köse Mihal gibi ünlü gaziler veriliyordu. Lefke kazasina gittiginde. ona olan güveninin bir ifadesi idi. varsin memleketlerine dönsünler" dedi. Ben burada oturayim. Beyleriyle birlikte bunlara da and verelim ve onlari serbest birakalim. Bu defa var sen gaza et. Kaynaklar. Öyle de yaptilar. oglu Orhan'i gönderecektir." Babasinin. bununla da kalmayarak pazari da yagmalamisti. Gerek komsuluk hakki. ORHAN GAZI'NIN KOMUTANLIGI . aldiklarini tamamiyle biraktirdigi gibi onlardan bir kismini da yakalatip Karacahisar'a getirdi. Gönderirken de Çavdarli Tatari hakkinda söyle diyecektir: "Ogul Orhan. babasi gelinceye kadar bunlari sakladi. Germiyan'dan Çavdar Tatari. Hem de Müslümandir. süratle yola koyulup Çavdar Tatarina yetismek ister. maiyetine de Akçakoca. gerekse müslüman olmasindan dolayi onu öldürmemis. gazaya. öldürmek olmaz. Gazi Abdurrahman. bu zâlim. Oynashisari denilen harabe bir hisarin yaninda onlara yetisir. Onlara göz açtirmayan Orhan. Bu haberi alan Osmanli yigitleri. Bundan böyle Bizans'a karsi olan fütuhatlarda o. Daglar arasinda. Bu esnada Eskisehir'de at nallatmakta olan Orhan Gazi'ye haber gönderilmis.buldukça "yel gibi eser. pazarini basan ve oradaki mallara el koyan Çavdar Tatari'na karsi Osman Gazi. Germiyanogullari ile Osman Bey'in gazileri ve halki arasinda bu siralarda mevcud olan sogukluk ve geçimsizligin baslica sebebi de bu idi. derhal Orhan'in yanina gelip toplanirlar. her ne kadar bu Tatarla ahd edip. Orhan. and vererek gönderdik ise de. gayet yumusak davranmistir. Osman Gazi "Ogul. Caydirici olmasi bakimindan kendisi orada bulunacak. komutan olarak tayin ediliyor. Hak Teâlâ'nin sana zafer vermesi ümid olunur. Yakalananlar arasinda Çavdar Tatari'nin oglu da vardi.

Tutup tekfura götürdüler. Osman Gazi'nin itimad edip güvendigi genç oglu Orhan için idarecilik ve komutanlik kapisinin aralanmasina sebep olmustu. Bir Türk buldular. Osman Gazi dahi oraya (önceden) gitmisti. Orhan Gazi. Hisara varmaya bir konaklik mesafe kalmisti. babasinin duasini aldi. Kaynaklarimiz bu konuda su bilgileri vermektedirler: "Bir gün Osman Gazi dedi ki: "Ogul Orhan." Orhan Gazi: "Hanim! Her ne buyurursan kabul ederim. Savas ederken kendilerini sarsilmis gibi gösterip kaçtilar. Orhan onlarla beraberdi. Gel. Osman Gazi. sana basari verir diye umarim. Bunlar: Akça Koca. Hiç Türk görmediler. . Gazi Abdurrahman ile daha önce Müslüman olmus olan Köse Mihal idi. Tekfur "daha baska Türk var mi" diye sordu. O da "yoktur hepsi bu kaçanlardir" diye cevap verdi. Bir bölügü de hisarin yaninda bir dereye girdi. Orhan Gazi. Bununla beraber. Bir bölügü geceleyin hisarin ötesine geçti. Konur Alp. Bunun üzerine kâfirler Türkler kaçti deyip hisar önüne çiktilar. Dogruca Kara Çebis'e yürüdü ki." dedi. Allah. Gözcüler gönderdi. "Gaziler! Ha göreyim sizi ki din yolunda nasil davranirsiniz" dedi. Oynashisari denilen yerde onu maglup ederek perisan etmisti.Biraz önce temas edildigi gibi. Tekfur bu sözü isitince çok sevindi. Bu muvaffakiyet. Osman Gazi tarafindan harp idare ve sevkini ögrenmek böylece tecrübe kazanmak üzere Sakarya nehri ile Karadeniz arasindaki yerlerin feth edilmesi görevi ona verildi. Gazi Abdurrahman ve Köse Mihal'i yarar yoldastir diye Orhan Gazi'nin yanina verdi. Orhan. Hatta onu esir alarak babasina götürmüstü. Orada gazileri üç bölük (kisim) ettiler. bu Tatara gerçi and verdik. bir kaç gün hisar önünde savasti. Gaza niyeti ile sefere çikti. Ancak bunlarin Tatarligi gitmez. Hisar kapisini açti. Germiyan'dan gelip Karacahisar pazarini yagmalayan Çavdaroglu'nun pesine düsmüs. henüz toy bir delikanli denebilecek oglunun yanina yirmi senelik bir sadakat ve baglilik ile güvenilirlikleri isbatlanmis olmakla bitmeyen ayrica harb ile tecrübe edilmis en cesaretli silah arkadaslarindan dördünü de onun komutasinda gönderdi. Hemen atina binip sürdü. Orhan Gazi'nin yalniz basina gittigi ilk gazasi budur. Bu yüzden. Bir bölügü vardi hisarin üstüne yürüdü ki. Himmet kilicini kusandi. Konur Alp. "Türkleri dereden çikartmayalim" dedi. sen bu gazilerle Kara Çebis ve Kara Tekin'e var. "Varalim. Akça Koca. Türklerin ardini basalim" dedi.

Orhan Gazi. Tekfuru alip oraya getirdiler. Bu hisarin asagi tarafinda Ap Suyu (Ebe Suyu) denen bir hisar daha vardi. Yukaridaki Türkler de gözüktü. Akça Koca da Akdemir'le birlikte Akova'ya hücum etti. Orhan. Benim istek ve hedefim Iznik'tir" dedi. Oradan orman arasinda olan yere hücum ederdi. Kendisi Kara Tekin üzerine yürüdü. Akça Koca'ya da Ap Suyu'nu verdiler. Bir taraftan Konur Alp Akyazi ile. Akça Koca da Ayan Gölü (Sapanca Gölü)'nun suyunun aktigi yerde Bes Köprü'de bir bogazcik vardi orayi durak edindi (üs olarak kullandi). derhal kalenin kapisini kirarak yagmaladilar. Onu da ahd ile aldilar. (Onlar) zaman zaman gidip Iznik'in bahçelerini harab ederlerdi. Gazi Abdurrahman da Istanbul tarafindaki il'e hücum ederdi. Halka emniyet ve eman verdi.O esnada yan tarafta gizlenmis olan Türkler. gaziler gece ve gündüz at sirtindan inmeyerek fetihlerden fetihlere kostular. Bundan sonra Kara Çebis'teki Konur Alp'a ve Kara Tekin'deki Samsa Çavus'a Iznik'e havale gibi olsunlar (kontrol altinda tutsunlar) diye adam gönderdiler. Her vakit bu hâl ile durusurlardi. vurusurlardi. Bunun üzerine Istanbul'dan kâfir seçerek. Elhasil Orhan Gazi bu ucu saglamlastirdi. Islâmiyet için can ve bas . Kâfiri döndürerek yine Tuz Pazarina geldi. Fakat hisar önünde duran Türkler ile karsilasti. Sipahisini çikarip hisari saglamlastirdilar. Böylece Iznik'e rahatlik vermezlerdi. Uzuncabel'de bulusarak iki gün iki gece kaldi. Bu iki hisara el koydular. Söyle ki. diger taraftan da Akça Koca Izmit ile mesgul oldular. Kâfirleri de babasi Osman'a gönderdi. Bunu gören tekfur "Hey daha Türk varmis" deyip döndü. Ama Konur Alp. Onlari ahd ve emânla hisara yerlestirdi. Bu uclar son derece isler oldu. seni yine hisarda birakayim. bu hisari yagma edelim" diyerek kalenin yagma edilmesini emr etti. kâfileri yerli yerinde birakti. gazilerden tekrar satin aldi. Akyazi'da Tuz Pazarini aldi. Samsa Çavus'u da hisara birakarak Yenisehir'de bulunan babasi Osman'in yanina döndü. bu tekfuru ordusu ile birlikte Akhisar'a getirdi. gazilere karsi gönderirlerdi. Konur Alp'a Kara Çebisi. Gazi Abdurrahman da Istanbul'dan gelen kâfirleri kirardi. zaman zaman çikip Akyazi'ya hücum ederdi. kaleyi vermedi. tekfurun kizini büyük bir ganimetle birlikte babasina gönderdi. Kâfir bu sözü isitince hayli gücüne gitti. Gaziler onu yakalayip hisari feth ettiler. Yürümek gerek ki. hisar kapisini tuttular. Konur Alp. Ad benim olsun. Hisarin beyine haber gönderdi ki: "Bu hisari bana ver. Gaziler. Orhan Gazi. Bunun üzerine Orhan Gazi: "Gaziler! Islâm gayretidir. alinan esirleri. tekfuru yakalayip öldürdüler. Malini da gazilere bölüstürdüler.

Bir yandan. Bütün bu olaylardan sonra Bizans Imparatorlugu. Izmit. hududlarinin en önemli noktasi olan Iznik'in yavas yavas ve adim adim. Bu arada Romatizmadan da muzdaripti. nizam ve töreler vaz' edilmesi ile mesgul oldugu. Bu sebepledir ki. Bununla beraber. Bu sebeple 1320 tarihinden itibaren oglu Orhan Bey'i kendisine vekil tayin etmis oldugu söylenebilir. Bilindigi gibi Osman Gazi. cihanin bildigi en büyük imparatorluklardan birinin. daha önce de belirtildigi gibi Bizans hududunda üç aded uc bölge ihdas etmisti. artik ihtiyarlayip yorulmustu. üçüncüsü olan Samsa Çavus ise Iznik (Nicea)'e müteveccih idi. diger taraftan da müslüman ve hiristiyan tebeanin asayis ve huzurunun bir kat daha artmasina dikkat gösterilmekte idi. Bunlarin basina da ümerâdan ve gazilerden Konur Alp.(ile) oynarlardi. Yakalandigi Nikris hastaligi yüzünden fiilen harblere istirak edemeyen Osman Bey. ikincisi yani Akça Koca. (Nikomedia). OSMAN BEY'IN ÖLÜMÜ Tarihî kaynaklar. Akça Koca ve Samsa Çavus'u tayin etmisti. Bu yüzden. Bunlardan ilki yani Konur Alp. basit bir sekilde de olsa divan toplayarak istisarelerde bulundugu muhakkaktir. hasimlari olan Osmanlilar tarafindan muhasara altina alindigini görmüs oluyordu. memleketin en kuzeyinden Karadeniz'e kadar olan yerlere. islerin daha iyi idare edilebilmesi için kanun. vahsi Asya kani ile en eski ve en yeni Avrupa unsurunu kaynastirmis olan tarihteki yegane milletin ve alti asir inkitaa ugramaksizin (kesilmeksizin) erkekler vasitasiyle devam etmekle temayüz eden bir hanedanin müessisidir" dedigi Osman Gazi. bilahare kendi adi (Koca Ili. teskilât ve müesseseler mevzuunda Selçuklulari kendine örnek almisti. Gibbons'un: "Osman. Osman Gazi'nin 1320 tarihinden itibaren faal hayattan çekildigini ve idareyi oglu Orhan'a biraktigini kayd ederler. asker gazileri ve ümerayi Yenisehir ovasinda toplayarak herkesin . Kocaeli) ile anilacak olan Sakarya Nehri'nin batisindan Izmit kalesine kadar olan yerleri feth etti. Böylece Sakarya ile Karadeniz ve Sapanca Gölü sahasindaki bazi kalelerin zapti basarilmis oldu. hakli olarak bu bölge onun adi ile adlandirilmistir. uc beyliginden müstakil bir devlet haline geçiste ortaya çikan islerin görülmesi ve memleketin mütemadiyen genislemesi için gereken tedbirler alinirken. Miladî takvimlerin 1318 senesini gösterdigi bu zaman diliminde Akça Koca.

Osman Bey'in ölümünden sonra mi Orhan'in hükümdar oldugu. vefat tarihinin 1326 yili olmasi icab eder. gerekse Bursa'nin fethi ve Osman Gazi'nin cenazesinin oraya nakli meselesi gözönüne alindigi zaman. Ali ve Meskûkât kataloglari hep bu sonuncu tarihi kabul ederler. yoksa henüz o hayatta iken mi hükümdar kabul edildigi meselesi henüz kesinlik kazanmis degildir. Tâcu't-Tevârih. rakiplerine kendisini sevdirmesi ve mücadelesinde planli hareketi. Asikpasazâde. idareyi ogluna biraktiktan sonra ne kadar daha yasadigi kesin olarak belli degildir. sabirli ve müsamahali olmasi ile etrafindaki asiretleri de nüfuzu altina almayi basaran bir kimsedir. Fakat daha önce. itidalli. Zira 1324 tarihli bir vesika ile Orhan'in bu tarihte hükümdar bulundugu ve ilk akçasinin tedkikinden de ayni senenin üçüncü ayinda (724) Rebiülevvel = 1324 Subat) Osmanli Beyi oldugu anlasiliyor. yüksek kabiliyeti. ela gözlü.huzurunda Bursa'nin fethi isi ile Orhan Bey'i görevlendirdi. Hatta. Hammer. Lütfi Pasa'da 718 (1318). Halbuki elimizdeki 724 (1324) tarihli vakifnâme. Uzunçarsili. Bununla beraber Orhan Gazi'nin hükümdarliginin da 1324 yilinda oldugu kabul edilebilir. Seyh Mahmud Gazi. Bursa'nin fethi haberini ölüm döseginde almisti. Turgud Alp. tatli sözlü ve heybetli biri olarak tasvir ettigi Osman Gazi. s. Onun maiyetine de Köse Mihal. Orhan Bey gibi degerli ve hayirli bir . bize karayagiz. Su halde Osman Bey'in vefat tarihini 1324'ten evvel veya o tarih baslarinda kabul etmek lazimdir. yassi burunlu. keskin ve saglam bir görüs. Idris-i Bitlisî'de 721 (1321). degirmi çehreli. 723 Ramazan (1323 Eylül) tarihli Asporçe Hatun vakfiyesindeki kayda göre Osman Gazi'nin bu tarihte hayatta oldugu anlasildigindan vefati 1323 Eylül ile 1324 senesi Mart'i arasinda olmalidir. Halil-i Konevî ile Sükrullah'da. Seyh Edebali ve kardesi Ahi Semseddin'in oglu Ahi Hasan'i tayin etti. Gibbons'un (Osmanli Imparatorlugu'nun Kurulusu. Solakzâde'nin. "Fahrüddin" lakabini tasiyan Osman Bey. Osman Bey'in. iyi bir idare. Bununla birlikte onun vefatinin 724 (1324) yilinda oldugu kabul edilmektedir. seyrek sakalli ayakta durdugu zaman kollarinin dizine kadar uzandigi. vaktiyle kardesinin oglu Aydogdu'yu sehid eden Etranos (Orhaneli) tekfurunun cezalandirilarak kalesinin alinmasini. Orhan'in bu tarihte hükümdar oldugunu göstermektedir." Gerek bu görüsler. Belleten'deki makalesinde bu konuda farkli görüsleri de vererek söyle der: "Osman Bey'in vefati senesi tarihimizde birbirine uymamaktadir. 33) adli eserinde 726 (1326) tarihinde gösterilmis olup. bundan sonra Bursa'nin fethine tesebbüs edilmesini emretti. Osman Gazi'nin vefati 710 (1310) senesinde. orta boylu.

Ancak bu suretle Allah'in lütfuna nail olursun. Önce Sögüt'te muvakkaten defn edilen Osman Bey'in nasi. sade bir kiliç (Ruhî ve Hammer'e göre iki uclu). Ahi Hasan. bir kaç at. XVUI. Adaletli ol. Fakat ne yazik ki bu iki tarihî hediye XIX. Nitekim Karasi Bey. Kalan esya Denizli bezinden yapilmis sariklik bez. Onlara ve özellikle Orhan'a nasihatlarda bulunarak söyle dedi: "Ben ölüyorum. Bunlardan baska iri taneli bir tesbih ile Selçuklu sultani tarafindan Karacahisar'in fethinden sonra kendisine hediye edilen davulun kasnagi da zikr edilir. Techiz ve tekfini ile Çandarli Kara Halil ile imami Yahsi Fakih mesgul olmuslardi. iyi adam ol. Seyh Ahi Semseddin." Buna göre Osman. Kara Iskender. Çünkü yeryüzündeki padisahlarin vazifesi budur. Türkmenler arasinda cesur kimseler için kullanilan bu lakab. Osman Bey. ondan baska insanlar için de kullanilmistir. Çünkü senin gibi bir halef birakiyorum. misafirlerine ikram için besledigi üç sürü koyun idi. at için zirh takimi (yançuk). bir kasiklik. bir tirkes. Kara Yusuf ve Karakoyunlu gibi isimlerle zikr edilen bu neviden lakablara tesadüf etmek mümkündür. Rivayete göre bunlar. sakal ve biyiklari da kara idi. bir mizrak. O. Alasehir dokumasindan kirmizi renkli sancaklar. merhametli ol. herkese karsi musavatli olup onlari himaye et. bizzat kendi eli ile anlari Bilecik'te defn etmisti. Beni Bursa'da Gümüslü kubbeye (Gümüslü Künbet) defn et.halef biraktigi için gözü açik gitmeyecekti. ölüm döseginde iken etrafina oglu Orhan ile hükümetin büyükleri olarak kabul edilen gazilerden Turgut Alp. Bir seyi iyice bilmeden harekete baslama. ama esef edip üzülmüyorum. Islâm dininin nesrine çalis. Elbisesi. Bu türbede. oglu Orhan'a Bursa'yi baskent yapma vasiyetinde de bulunmus oluyordu. çok sade bir hayat yasadi. bir çift çizme. ne altin ne de gümüs birakti. ondan hemen sonra da hanimi ve Edebali'nin kizi olan Mal Hatun (Malhun Hatun)u kayb eden Osman Bey. Bilmedigin seyleri ulemaya danis. Terekesi içinde fazla kiymetli bir sey yoktu. Sana muti (itaat edenleri) olanlan hos tut. asir baslarina kadar Osman Gaziye ait olan ve ziyaretçilere gösterilen iri taneli bir tesbih ile büyük bir davulun kasnagi vardi. Üç ay kadar önce kayinbabasi Seyh Edebali'yi. Çandarli Kara Halil ve Kara oglan gibi devlet ricalini topladi. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre Osman Gazi. Islâm'in ilk muhariplerininki gibi sade idi. Sultan Alaeddin'in hediyeleri idi. daha sonra vasiyeti geregi Bursa'da Gümüslü Künbed'deki türbesine nakl edildi. asrin ortalarinda Bursa'da çikan bir yanginda yok olmuslardi. bir tuzluk. Kara Yülük. Idare ettigin halka karsi esit muamele et. Osman Gazi öldügü zaman (dogum tarihinin farkh kabul edilmesine bagli olarak) 66 veya 69 yasinda idi. Kendi döneminde kara lakabi ile anilan Osman Gazi'ni saç. .

Seyh Edebali'nin kizi Bala Hatun'dan. Alaeddin Ali Bey'in. Beytülmalden hiç bir sey almadigi. kendi toprak ve sürülerinden elde edilen gelir ile geçindigi. padisah ve sultan gibi ünvanlar verilmemisti. . Bu sebeple Osman Gazi'nin gerçekte kaç hanimla evlendigi ve çocuklarinin hangi hanimlardan olduguna dair henüz tam bir bilgiye sahip degiliz. Osman Gazi'ye tabi olunca hemen elde ediyorlardi. devletin ilk kurulus yillarinda onun etrafinda toplanan cemiyeti kalabaliklastiran ve senlendiren sebepler arasinda sayilmaktadir. Osman Gazi'nin vefati esnasinda gerek miras taksimi. onun himayesi altina girince her türlü taarruzdan masun ve mahfuz bulunuyordu. Bununla beraber bu çocuklarin hangi veya kaç hanimdan olduklarini belirtmemektedir. Bu hal. Buna karsilik Halkondil. Bundan baska bütün haklari da teminat altina aliniyordu. Bununla beraber digerlerinin bu kadinlardan mi yoksa baska kadinlardan mi oldugu henüz kesin olarak tesbit edilebilmis degildir. Akinlarindan bizar duruma düsen Rum ahalî. reâyanin gönül hoslugu ile ödedigi ve Bizans vergileri ile mukayese edilemeyecek kadar az ve adaletli bir vergi idi. Pazarlu. Hamid adinda ogullari ile Fatma adinda bir kizi bulunmaktadir. kendi döneminde daha sonraki Osmanli hükümdarlari için kullanilan sah. Osman Gazi'ye. Bu arada ganimetlerden kendi hissesine düsen miktar da onun varidatinin (gelirlerinin) bir kismini teskil ediyordu. Orhan'in da Ösman Bey'in ilk zevcesi ve Ömer Bey'in kizi Mal Hatun'dan dogduklari bilinmektedir. O. bir yöneticide bulunmasi gereken bütün vasiflan kendi sahsinda toplamisti. istiklâlinden sonra da bazan "han" denildigi kabul edilmektedir. Çoban. OSMAN BEY'IN ÇOCUKLARI Osmanli tarihleri. Melik. Kendi tekfurlarindan görmedikleri âdilâne muameleyi. Bir Germiyan'linin istegi üzerine halka tarh ettigi "Bac-i bazar" vergisi. Halbuki vakfiye bize Osman Bey'in müteaddid ogullarini ve bir kizinin mevcudiyetini haber vermektedir. Buna göre Osman Bey'in Orhan'dan baska Alaeddin Ali. Osman'in üç ogul biraktigini söyler. adaletle hareket etme ve halka karsi cömertçe davranma gibi özelliklere de sahipti. tarihçilerin ittifakla söyledikleri gerçeklerdendir. Su kadar var ki. Diger bütün Türkmen beyleri gibi. baslangiçta sadece Osman Bey denildigi.Daha önce de kisaca temas edildigi gibi Osman Bey. gerekse idareyi ele alma bakimindan Orhan ve Alaeddin adinda iki oglundan bahs ederier.

Fatma . Osman Gazi'nin diger ogullarindan yalniz Pazarlu Bey'in Iznik muhasarasi ve Pelakanon (Darica civan) muharebesinde bulundugu kayd edilmektedir. babasinin ölümünden sonra kardesi Orhan Bey'e beylerbeyi olmus sonra kendisine temlik edilen Kite ovasindaki Futra veya Fodra (Âsikpasazâde. Osman Bey'in sagliginda dedesi Edebali'nin yaninda Bilecik'te. Alaeddin Ali Bey. Bursa ve çevresinde vakiflar tesis etmek suretiyle birçok hayir islerinde de bulunmustur. Orhan'dan küçüktü.Alaeddin Ali Bey. Alaeddin Bey'in ogullari daha sonralari ellerindeki yerler ve babalarinin vakiflarini idare ederek hayatlarini sürdürmüslerdir.Melik Bey .Orhan Bey . Orhan döneminde vefat ederek Bursa'da babasi Osman Bey'in türbesine defn edilmistir.Pazarlu Bey ORHAN GAZI DÖNEMI .Çoban Bey . Alaeddin Bey. Görüldügü gibi Alaeddin Ali Bey. Alaeddin Bey. s. Kendisi de orada sakin oldu. Orhan da o köyü kendisine vermisti. Âsikpasazade'nin ifadesi ile bu köyü bizzat Alaeddin Bey istemistir. daha sonra da babasinin yaninda Yenisehir'de bulunmustur. Osman Bey'in Çocuklari . Bursa'da Kaplica kapisina girilecek yerde kale içinde bir mescid. 37'de Kurada) çiftliginin hâsilati ile geçinmistir. Kükürtlü'de bir tekke yapti.Alaeddin Bey . kapidan yukariya dogru ikinci bir mescid ve yaninda evler yaptirdi.Hamid Bey .

" Gerek siyaset. yigit ve bahadir oglu Orhan Gazi. bu sebeple onun bey. Tahti. fizikî yapi) hakkinda su bilgiler verilmektedir: Bursa kalesinin fatihi Ebu'l-guzat Sultan Orhan. cesaret.Osman Bey'in. genis gögüslü. hem de ideoloji sahasinda devam ettirmek kararinda idi. kimsenin hatirini kirmazdi. tahta çikar çikmaz topraklarini genisletmek ve tebeasinin varligini çogaltmak için fetihlere basladi. koç burunlu. Bununla beraber o. tatli sözlü idi. Okundan kaza. ne yaptigini ve ne yapmasi gerektigini iyi bilen bir kimse idi. bu bir güzellik alâmeti olarak kabul ediliyordu. Zira Alaeddin Ali. . gazi ve silah arkadaslari tarafindan oy birligi ile reislige getirilen Orhan. ak benizli. Ancak yumusak huylu olup kimseyi incitmez. Dedesi Ertugrul Gazi'nin vefat ettigi 680 (1281-1282) senesinde dünyaya gelen Orhan Bey'i. iri yapili. Mü'mine rahmet. Alaeddin Ali tarafindan geri çevrilir. Aslinda. Gerçekten. Gazi. sakal ve biyigi sik olup parlakti. 1324 yilindan itibaren hükümdar kabul etmek mümkündür. güvenirlilik ve taktikleri uygulama bakimindan fevkalade bir sahsiyet olan Orhan Bey'in özellikleri (hilye. babasinin suurlu politikasini devrine ve yerine göre hem kiliç. Sag kulaginin altinda bir ben vardi ki. heybetli ve vakur bir padisah idi. Osmanli Devleti'nin kurulus yillarinda zeka. Tahta cülûsu esnasinda bir sehzadesi dünyaya gelen Orhan Bey'in bu ogluna. kendisinin de ona yardimci olarak kalmasini istemisti. uzunboylu. Ihtiyaru'd-din ve Seyfu'd-din gibi ünvanlara sahip olan Orhan. kilicindan ölüm ders alirdi. kardesine teklif edip ondan feragat edebilecegini söyleyecek kadar özverili bir kimse olan Orhan'in bu teklifi. Güler yüzlü. "Savas gününde de sanki Sâm veya Nerimandi. kâfire zahmetti. Sucau'd-dünya ve'd-din. yine de tahti kardesine teklif etmekten çekinmemisti. Osmanli tahtina geçip oturdugu zaman. gerekse savasta tükenmeyen bir enerji ve ustaliga sahip bir hükümdardi. Çevresindeki ulema. Bünyesi kuvvetli. Sükrullah'in ifadesine göre güzel yüzlü. tahtin kendisine daha layik oldugunu. babasi gibi güçlü ve büyük bir hükümdar oldugunu isbatlayan Orhan. onun askerî yeteneklerinin üstünlügünü gören babasi. ela gözlü. daha ölümünden önce onun kendi yerine geçmesini istemisti. begenilir özlü ve herkese karsi eli açik cömert birisi idi. kutlu ve mübarek olmasi için "Murad" adi verilir.

onlarin kisiliklerini rencide etmeyen ve kisilik haklarina riayet eden bir davranis içinde olmustur. Çok daha sonralari gelecek olan Keçecizâde Fuad Pasa'nin "Bursa Osmanlinin dibacesidir" sözü. Ilhanlilarin etkisinden çikarak tamamen bagimsiz hale gelmesi de yine bu hükümdar döneminde olmustur. Kurulusu. devletin. Trabzon'da Komnenoslar. Gerçekten bu dönemde Anadolu'da Karaman. dinî. ORHAN GAZI DONEMI FETIHLERI Babasinin. Tarihin bu zaman dilimi. Mentese. ilmî. sosyal ve ekonomik hayatinda önemli derecede rol oynayan bir merkezdi. dinamik. BURSA'NIN FETHI Osmanli Devleti'nin ilk baskentlerinden biri olmasi hasebiyle Bursa. mahirâne bir strateji takib ederek çevresindekilerle münasebetlerini devam ettirip gelistiren Orhan Gazi. Germiyan. 1324 Subat'indan baslayip 1362 Mart'ina kadar devam eden Orhan Bey'in idaresi. Aydin. oglu Orhan'in aldigi görülmektedir. Roma'nin Dogu ve Bati olmak üzere ikiye . Bursa'nin Osmanli tarihinde oynadigi role isaret etmektedir. Saruhan. 38 yil sürmüstür. fetih hareketlerine daha babasi hayatta iken baslamisti. 1320 yilindan itibaren faal siyasî hayattan çekildigi anlasilan Osman Bey'in yerini. Türk ve Müslüman olmayan unsurlarin tasfiye edilme isteginin agirlik kazandigi anlasilmaktadir. Çandarogullari gibi Türk beyliklerinden baska Amasra'da Cenevizliler. faal ve cesur bir kuvvetin basinda. Ak Deniz adalarinda Cenevizliler ile Venedikliler bulunuyordu. Tarihî olay ve bunlardan bahs eden kaynaklarin belirttigine göre bu yeni devletin siyasî anlayis ve hareketinde. Müslüman Türk beyliklerinden önce. Karasi. milattan önceki yillara dayanan Bursa. kültürel. kendisine biraktigi vatan topragini dinamik ve faal kadrosu ile kisa zamanda birkaç katina çikaran Orhan Bey. Devletin. daha sonra Romalilarin eline geçer.Babasinin kendisine 16.000 km2 olarak biraktigi yeni beyligin basina geçtigi zaman. beyliginin yayilip gelisecegi çevrede irili ufakli bir çok devlet vardi. fetih ve idarî müesseselerin kurulup yerlestirilmesi ile geçer. siyasî. Marmara ve Ege'de Bizanslilar. idarî. ileride de görülecegi gibi bu iliskilerinde hasimlarina karsi bile âdil davranan.

Gerek strateji. 1326 yilinda büyük bir kuvvetle Bursa üzerine yürür.bölünmesinden sonra çevresi ile birlikte Dogu Roma Imparatorlugunun (Bizansin) idaresinde kalmistir. Orhan Bey. gerekse psikolojik bakimdan Osmanlilar için büyük bir mânâ ve ehemmiyet ifade eden Bursa'nin fethini küçük bir hadise olarak göstermeye çalisan Gibbons. bunlardan birine Ak Timur'u. Bununla beraber Bursa'ya Bizans'tan gelecek yardima mani olmak için. baren Bursa. Osmanli Devleti'nin kurucusu olan Osman Bey'in siyasi faaliyetlerinden bahsedilirken isaret edildigi gibi Osman Bey. o kâfirin babasi Dinboz gazasinda benim Bay Koca'min düsmesine sebep oldu. Gazi Mihal Bey vasitasiyle ve bazi sartlarla Bursa'yi teslim edecegini bildirdiginden 2 Cemayizelevvel 727 (6 nisan 1326) tarihinde Bursa Osmanlilara teslim edilir. Seyh Mahmud ve Edebali'nin kardesi oglu Ahi Hasan'la gönderdi. Orhan Bey. Orhan Bey'in gelisinden önce kaleyi bosaltip Elete dagina çikmis olan halk ve kale beyi. bunu özellikle Istanbul'daki iç çekismelere ve halkin maddî sikinti içinde . Orhan Bey. sen önce Adranps (Orhaneli)'a git ki. sehrin yakinlarina iki kale yaptirmis. Bizans'tan beklenen yardimin gelmeyecegini anlayan ve kaleyi kurtarmaktan da ümidini kesen kale beyi." diyerek onu Gazi Mihal (Köse Mihal). Âsikpasazâde ve Nesrî gibi kaynaklar. Osmanlilar tarafindan çevresinde insa edilen kaleler vasitasiyle bir mânâda muhasara altina alinmis oluyordu. Kale muhafizi olan Evrenos da Müslüman olarak Osmanlilarin hizmetine girer. Bunun üzerine tekrar yerlerine iade edilen halka karsi Orhan Bey. digerine de Balabancik'i muhafiz olarak tayin etmisti. Bundan sonra Bursa önlerine gelen Orhan Gazi. Pinarbasi mevkiinde karargahini kurup kaleyi kusatir. Bursa'nin fethinden önce oglu Orhan'a: "Ogul. Bursa'ya disardan gelebilecek yardim yollarini denetim altina almis oluyordu. Turgut Alp. Bu sebeple 1315 yilindan iti. Osman Gazi'nin. Orhan'a itaatini bildirirler. Böylece Osman Bey. burayi aldiktan sonra babasinin na'sini buraya getirterek sonradan Gümüslü Künbed diye meshur olan yere defn ettirir. Bursa'yi kusatma altina almis fakat fethine muvaffak olamamisti. insaf ölçülerini asmayacak derecede merhamet ve hosgörülü bir sekilde davranir. bu tecrübeli komutanlarla görüserek Bursa'nin güneyinde ve bir bakima Bursa'nin anahtari durumunda olan Adranos kalesini alip yiktirir.

Hatta 1204 yilindan 1261 yilina kadar da Bizans Imparatorlugu'nun merkezi olmustu. oglu Orhan Bey dahi Bizans askerlerini maglub ederek Pelekanon muharebesini kazanmis ve bu sayede . PELEKANON MUHAREBESI VE IZNIK'IN FETHI Gerek Osmanli. VI. daha isin basinda eski kiliseleri mescid ve medreselere çevirdi. Müslüman Türk sehri olma hüviyetini kazanip yeni bir çehreye büründü. Nitekim miladî takvimin 325. Böylece kurulus dönemindeki Osmanli Beyligi'nin gücünü ve çevrelerindeki insanlar üzerinde meydana getirdikleri olumlu havaya da isaret eder. Orhan Bey. Bu arada Bursa'nin fethinden sonra Evrenos Bey'in müslüman oldugunu. belirtilen tarihten itibaren Bizanslilarin elinde idi. birçok kimsenin de ona uyarak yeni fatihlerin (Osmanlilarin) dinini kabul ettigini de belirtir. Mirmiroglu'nun isaret ettigi gibi Osmanli tarihçileri tarafindan üzerinde fazla durulmayan veya kendisinden yeterince bahsedilmeyen bir muharebedir. Bundan baska Iznik. 1074 yilindan Birinci Haçli Seferi (1097) ne kadar Anadolu Selçuklu Devleti'ne baskentlik eden Iznik. O. Marmara havzasinda bir sanayi sehri olan Iznik. senesinde Büyük Kostantin tarafindan günümüz hiristiyanliginin akidelerinin tesbitinde rol oynayan en mühim konsil burada toplanmisti. Anadolu'daki en büyük sehirlerinden biri olmakla kalmiyor. ayni zamanda hiristiyanlik için dinî bir merkez olma hüviyetini de tasiyordu. Burasi Bizans'in. bu konuda söyle demektedir: "Osman Bey. gerekse Yakin Sark tarihi bakimindan mühim bir hadise olan Pelekanon muharebesi. Insa edilen dinî ve sosyal eserlerle sehir.bulunmasina baglar. Bursa'nin fethinden sonra. Kocaeli yarimadasi bakimindan stratejik önemi haiz olan önemli bir sehirdir. Buradaki bilgin ve hafizlara da maas bagladi. Bursa'nin zaptindan sonra Osmanli Beyligi'nin merkezi buraya nakl edilmistir. Bursa'da fakir ve yoksullari doyurmak için imâret yaptirip onlara vakiflar tahsis eyledi. Vatheos (Koyun Hisari) civarinda 27 Temmuz 1302 tarihinde Bizans askerlerini maglub ederek emâretini (beyligini) etrafa tanitmis oldugu gibi. o dönemlerde Bursa'dan daha mühim bir sehir olma özelligine sahipti. Orhan Gazi için ele geçirilmesi gereken hedef artik Iznik olmustur. Yeni hükümdar burayi yeni binalarla süslemisti.

imparatorlarini yaralayip kaçmaya mecbur ettiklerinden dolayi. Bu ani . Bütün bunlar. burada Karasi Beyi Demir Han ile bir saldirmazlik antlasmasi imzalar. Erdek'ten Biga'ya gelen Imparator." Daha önce de temas edildigi gibi Orhan Bey. Gün boyu deva eden muharebe. hem de uzun zamandan beri muhasara altinda bulunan Iznik'i kurtarmak için bizans Imparatoru III. Bu askerlerle Anadolu yakasinda bulunan Üsküdar'a geçer. Osmanlilar Anadolu'daki Türkmen beylikleri arasinda mümtaz bir mevki almis olduklari halde maalesef Osmanli tarihçileri bu muharebe için ya bir sey yazmiyorlar veya pek az malumat veriyorlar. "Istanbul'un fethinden 124 yil evvel vaki olan bu muharebede Osmanli askerleri. Osmanlilara karsi sefere hazirlandi. Karasi emiri ve Bulgarlarla bir baris antlasmasi yaparak baslar. Bursa'nin fethinden sonra bütün dikkatlerini Iznik üzerinde toplamisti.Britinya'nin en güzel yerlerini ve en büyük sehirlerini zapta muvaffak olmustur. Ayni maksatla Kizikos (Kapidagi Yarimadasi)'a geçer. Bizans'in Marmara havzasindaki en kuvvetli dayanaklarindan birisini kayb etmesi demekti. Süphe uyandirmamak için de Artaki (Erdek)'te bulunan Hz. Mihal ile yapmisti. Orhan Bey'i hazirliksiz olarak yakalamak içindi. Kocaeli yarimadasindaki kaleleri alarak yavas yavas Bogaza dogru ilerlemeleri. Gerçekten de Türklerin. Böylece. Bizans Imparatorlugunu telasa düsürüyordu. Osmanli tarihinin ilk mühim meydan savasi baslamis oldu. Bizans askerlerini payitahtlarinin yakinlarinda* maglub ve perisan. Bu sebepten nasi Pelekanon muharebesi Yakin Sark (Yakin Dogu) tarihi için mühim bir merhale teskil etmektedir. Iznik muhasarasinda bir miktar asker birakarak sekiz bin kisilik ordusunun basinda Pelekanon** denen mevkide Imparatorun komutasindaki Bizans ordusu ile meydan muharebesine girisir. firsati kaçirmayarak siddetli bir taarruza geçer. Bunu haber alan Orhan Bey. planini uygulamaya. Meryem'in mukaddes Ikonunu (tasvirini) ziyareti bir vesile olarak gösteriyordu. Bu sebeple 1329 senesinin Mayis ayinda mümkün oldugu kadar sür'atle Trakya'dan iki bin civarinda asker getirtip Istanbul ve çevresinde bulunan mevcut askerlere katar. Andronikos (1328-1341) gizlice hazirliklara baslar. Hem zapt edilen kaleleri geri almak. ordugahina döner. Iznik'in Osmanlilar tarafindan ele geçmesi. Bu sekilde siyasî bir basari kazanmis görünen Imparator. Andronikos. Bu sirada vaziyeti fark eden Orhan Bey. Gece muharebeye devamin tehlikeli oldugunu gören Imparator. Daha önce de benzer bir muahedeyi Bulgar krali III. aksama kadar sürmüstü.

Iznik halkindan isteyenlerin kendi tebeasi olma ve sadece cizye vermek sartiyle kendi örf. Iznik'te bulunan Orhan Bey'e basvurarak kendilerine bakacak kimselerinin bulunmadigini söylemislerdi. âdet ve geleneklerini muhafaza edebileceklerini ilân etti. halktan isteyenlerin bütün esyasi ile birlikte sehri terk edebilecegini söylemisti. Sehir ve kaleyi teslim alan Orhan Bey. Iznik. Hammer bu olayi su ifadelerle nakl eder: . Halka karsi büyük bir sefkat ve merhamet örnegi gösteren Orhan Bey. Iznik kusatmasi esnasinda kalede bulunan Rum muhafizlari ile halktan gerek muharebede. Orhan Gazi'nin idare ve adaletine meftun olmustu. Artik Bizans'tan herhangi bir yardim imkâninin olamayacagini anlayan Iznik Rum Beyi. hastalik. gerekse açlik. Bizans için de büyük bir ümitsizlik sebebi oldu. Bunun üzerine halkin büyük bir kismi Iznik'te kalmaya karar verdi. Bu fetih. Bizans ordusunda büyük bir panik havasinin yasanmasina sebep olur. Iznik. Fakat halk. isteyenlerin esyasi ile birlikte gitmesine müsaade etti. Iznik'in 1330 yilinda feth edilmesi. bazi sartlarla teslim olur. Bursa'nin zaptindan sonra halka gösterilen yumusaklik ve müsamaha ile teslim sartlarina riayet edilmis olmasi. Pelekanon zaferinden sonra tekrar Iznik üzerine döner. Avrupa'da büyük bir hadise olarak yankilandi. büsbütün bir teessüre sebep olmustu. Biraz sonra temas edilecegi gibi Orhan Gazi. Orhan Bey. Yaralanan Imparator. Iznik'i feth ettikten sonra orada pek çok eser meydana getirdi. askerlerden arzu edenlerin bu kadinlari nikahla alabileceklerini ve bunlarla evlenenlerin Iznik muhafazasinda birakilacaklarini açikladi. halktan. Bu muharebede Orhan'in kardesi Pazarlu Bey de komutan olarak bulunmustu. deniz yolu ile Istanbul'a gitti. Bu yüzden çok az kimse sehri terk etti. Hele buradaki Ayasofya Kilisesinin camie çevrildigi haberi. Orhan Bey'e kapilarini açtiktan sonra çevresindeki bazi yerler de alinmisi. kimsesiz kalan kadinlarin evlenmesini saglayarak bu sosyal problemi de ortadan kaldirmisti. bölge itibariyle harb sahasina yakin olmasindan dolayi geçici bir müddet için beylik merkezi haline getirildi. Böylece. Fakat Rum Beyi. deniz yolu ile zorlukla Istanbul'a ulasir. Bunun üzerine Orhan Bey. Iznik'in tesliminde de gösterildi.taarruz. gibi sebepler yüzünden ölen erkeklerin dul kalmis olan kadinlari. vs. Hatta bu müsamahakârlik ve müsamahada o kadar ileri gitti ki.

Orhan: "Bu kadinlar nedir?" diye sorunca kendisine: "Sultanim. Görüldügü gibi kadinlarin ser'î nikahla alinmasi. kocalarindan yoksun kalan ve yari yikik saraylarinda oturan Rum kadin ve kizlarini onlara bölüstürdü. Padisah. onlari esir veya cariye durumuna düsürmekten kurtarmis oluyordu. Hazir ev. Halbuki galib olan Orhan ve Osmanli idaresi. Böylece Orhan. bunun üzerine bu kadinlarla evlendiler. onlara normal bir vatandas muamelesinin yapilmasi demekti. kocalari ölen veya kimsesiz kalan dul kadinlari gazilerle ser'î nikah üzere evlendirmesi bu anlayisin bir sonucudur. uzun bir kusatmanin. . Orhan Gazi'nin." dediler. ordusunun subaylarina bu yapilarin mirasçilari ile evlenmelerine izin vermekle bu ihtisamli konutlarin yeniden senlenmelerine yol açilmis oldu. Böylece. Bu sekildeki bir hareketine de mani olabilecek bir güç mevcut degildi. alisilmis sayilabilecek veba ve kitligin tesiri ile baba ve anneden. Osmanli tarihleri de devrin anlayis ve dili ile bu hadiseyi asagidaki ifadelerle nakl ederler: "Sonra güzel yüzlü kadinlar geldiler. yüce gönüllü ve zafer haklarini akilli bir siyaset ugruna gözden çikarmasini bilen bir hükümdarin hareketi oldu. onun böyle bir siyaset uygulamasina sebep olmustu. hazir avrat buldular. kimisi de savasta kirilmistir. Yüksek evlerde de bos kalmislardir. Iznik'in kendiliginden teslim olmasindan dolayi bol ganimetlerden yoksun kalan silah arkadaslarina mükâfati unutmamistir. Söz gelimi. Hammer ise Orhan Gazi'nin tamamen insanî olan ve hatta yirmi birinci asra girmek üzere oldugumuz su günümüzde bile uygulanamayan bu insanî muameleye kendi açisindan farkli bir sekilde bakmaktadir. sehir halki ile birlikte galibi (Orhan Gazi'yi) karsilamaya çiktilar. Göründügü kadari ile Orhan Bey'in hareket ve bu harekete yön veren anlayisi. Yenisehir kapisindan sehrin güneyine girdi. geçip saray gibi evlerde oturuverdiler. Gaziler. Ona göre Orhan. Böylece hesaplari da bekledigi sonucu verdi". Nitekim. Bunun üzerine Orhan."Iznik muhafizlarinin pek azi bu serbestiden istifade ederek tekfurla birlikte gittiler. bunlarin erlerinin kimisi açliktan. gazilere bunlari ser'î nikahla almalarini buyurdu. Idarecilerin haksizligindan dolayi me'yus olmus ve Hiristiyan imparatordan ziyade Orhan'in müsamahasindan ümitvar olmus olan digerleri. Orhan'in buradaki davranisi. onlara karsi istedigi sekilde muamele yapmakta serbest idi.

umuma ait binalari kitâbe ve güzel sözlerle bezeyip süsleyen. Orhan Gazi. . hastahaneler. Davud Kayserî'ye halef olmustu. Seyh Davud Kayserî'nin biyografisinden bahs ederken "Orhan Han Gazi Hazretleri. Konya'da Mevlânâ Siraceddin Konevî'nin ögrencisi olan Taceddin el-Kürdî. Taceddin'in ölümünden sonra da Alaeddin Esved. Mecdî.Kaynaklarin verdigi bilgilerden anlasildigi kadari ile Orhan Gazi. Iznik'i feth ettikten sonra derhal sehre bir Müslüman Türk hüviyeti kazandirmak için faaliyetlere girisir. Iznik'e bagli Kozluca köyünün Orhan Gazi medresesine vakf edildigini göstermektedir. medreseler. Iznik'te bir manastiri da medreseye (yüksek okul = fakülte) çevirdi. Ayrica Osmanli dönemi ilk medreseleri üzerinde arastirma yapan Mustafa Bilge de Orhan Gazi vakfiyesinden yola çikarak ayni kanaatte oldugunu söyle ifade eder: "Bu medresenin. çesmeler. Iznik'teki medresesini yaptiktan sonra tanzim ettigi ve Molla Hüsrev tarafindan 841 H. Orhan Gazi'nin Iznik'te bulunan ve bazi kaynaklarda bir manastirdan çevrilmis oldugu belirtilen medresesinin. Medresenin müderrisligini (profesör) Davud Kayserî denilen birine verdi. Nesrî ve diger bazi kaynaklarda belirtildigi sekilde Iznik'te bulunan manastir veya kiliselerden çevrilmis olmayip insa edilmis oldugunu belirten en kuvvetli delil. 'de tescil edilen vakfiye suretinde. Bu sebeple büyük bir kiliseyi Cuma mescidi haline getirir. Orhan Gazi." Sultan Orhan. daha çok yaygin olan adi ile Kara Hoca o göreve atanmistir. bizzat kendisi tarafindan insa ettirildigi Mecdî gibi bazi kaynaklarda belirtilmektedir. kilise veya manastirdan degil. Orhan. Bu âbide (anit)ler üzerinde çogu zaman Kur'an'dan alinmis tasvir. sultanlik günlerinden baslayarak bütün camiler. Onun. bu medresede./1437 M. mezarlar ve köprüler Osmanli ülkesinin hemen her târafinda yaptiranlarin (bânilerinin) adlarini ve yapilis tarihlerini seyyahlara göstermektedirler. bu medreseye sahibi bulundugu Kozluca köyünün gelirlerini sahih ve seriata uygun bir sekilde vakf etmistir. Iznik nâm kasabada bir medrese-i ulya peyda edüp seyh hazretlerine tayin eyledi" diyerek Osmanli Devleti'nin bu ilk medresesinin bizzat Orhan Gazi tarafindan yaptirildigini anlatir. böylece Dogu'nun eski bir gelenegine uyan ilk Osmanli padisahidir. medresenin bina edildigi ve Hayreddin Pasa Camii'nin yaninda oldugu açikça belirtilmektedir. Gerçekten çok daha sonraki tarihlere (1136=1724) ait bir arz belgesi. tesbih ve benzetme bulunan âyetler okunur. elimizde bulunan vakfiyedir.

Orhan Gazi. Izmit ve havalisinin idaresini oglu Süleyman Pasa'ya verdi. onu Yenice. Kale muhafazasinda bulunan Paleologos hanedanina mensup Marika. Bundan baska diger hayir sahiplerinin yaptirdiklari tesislerle kisa bir müddet sonra Iznik. Orhan Gazi'nin buradaki faaliyetlerinden bahs ederken onun bir hükümdar gibi degil. teslim olmak zorunda kaldi. Süleyman Pasa'nin halka karsi din ve milliyet farki gözetmeden âdil . Iznik'in fethinden hemen sonra Osmanlilar tarafindan alinmak istenmis ve hatta bir ara elde edilmis ise de sonradan yine Rumlara verilmisti. oglu Süleyman Pasa tarafindan da bir medrese insa edildi. Bu kusatma üzerine disardan yardim alamayan sehir. Izmit'in fethi ile Kocaeli Yarimadasinin tamami Osmanlilarin eline geçmis oluyordu. Ayrica zevcesi Nilüfer Hatun tarafindan bir imâret. Andronikos'un yardima gelmesi üzerine Orhan Bey. Imparatoria anlasarak kusatmayi kaldirmisti. gelenek ve göreneklerini muhafaza edebileceklerini bildirdi. Orhan Gazi. Osmanli kuvvetleri Iznik'in fethinden bir sene yani 1331 Haziran'indan sonra sehri kusatmislarsa da Bizans Imparatoru UI. Karacahisari amcasinin oglu Gündüz'e verdi. Orhan Bey buradaki yerli halktan isteyenlerin mallari ile birlikte sehri terk etmelerine müsaade etti. Bunun için orada cami. mallarini alarak bir gemi ile Istanbul'a gitti. Gitmeyenlerin ise Osmanli tebeasindan olmak ve sadece vergi (cizye) vermek sartiyle din. IZMIT'IN FETHI Bir ticaret merkezi durumunda bulunan Izmit. aksam olunca kandillerini bizzat kendi eli ile yakmis olmasi bunu göstermektedir. Kaynaklar. Bursa'yi da oglu Murad Han Gazi'ye vererek adini "Bey Sancagi" koymustu. Türklerin eline geçtikten sonra. Nitekim onun yaptigi imârette pisirilen yemekleri bizzat kendisinin dagitmis olmasi. Orhan Bey. Iznik ve bilahere Izmit'in fethinden sonra idarî bir sistem kurarak memleketi buna göre idarî bölgelere ayirdi. Kendisi de bütün bunlarin üstünde memleketi idare ediyordu. Burayi bir müddet kendisine merkez yaparak Iznik'in bir Müslüman Türk sehri olmasina gayret etti. istenilen Müslüman-Türk sehri hüviyetini kazandi. bu kusatmadan alti sene sonra (1337) sehri siddetli bir sekilde tekrar kusatti.Iznik. oglu Süleyman Pasa'ya verilmis. imâret ve medrese gibi dinî. Buna göre Izmit. herhangi bir vatandas gibi davrandigini belirtirler. sosyal ve kültürel müesseselerin temelini atti. Göynük ve Mudurnu'ya havale etmisti.

Çünkü Anadolu'da bulunan diger beyliklerin sinirlari. Ayni sekilde Çanakkale Bogazi'na da yaklasmak gerekiyordu. Armutlu gibi mevkiler de Kara Timurtas Bey vâsitasiyle Orhan Bey kuvvetlerinin eline geçmisti. Bu arada Bizans da bütünüyle Güney Marmara'dan çekilmis degildi. Bu siralarda Karesi Beyligi'nde çikan bir hadise. Osmanlilarin dogrudan dogruya bütün Bizansi çevirmesine imkân vermiyordu. 741 (1342) tarihinde Ulubat. Çanakkale'ye kadar gelerek.bir sekilde davranmasi. ve çevrelerinin tamamen Osmanlilar ile kusatilmis olmasindan dolayi civarda bulunan bir çok kale (Tarakli Yenicesi. Ne Osman ne de oglu Orhan. merkezi Balikesir'de bulunan Karesiogullari Beyligi ile ayni hududlari paylasir oldular. Ancak bu sayede batiya geçilebilirdi. Bizanslilara karsi kazanilan zaferlerden daha önemliydi. Gerçekten de batiya dogru açilip genisleyebilmek için sadece Istanbul Bogazina yaklasmak kâfi degildi. Mudurnu) de birer teslim oldular. sadece Bizans'la muharebe etmis ve ülkelerini özellikle Bizans Imparatorlarindan aldiklari yerlerle genisletmislerdi. KARESI BEYLIGI'NIN ILHAKI 1340 yilina kadar Bizans topraklarinda fetih hareketlerine girisip sinirlarini genisleten Osmanli Devleti. Bununla beraber Bizans topraklarinda genislemekte olan bir Türk devleti için bu kafi degildi. . Mihaliç ve Kirmasti gibi yerleri Bizans'tan alip feth etmek suretiyle. Bu. Küçük Asya'da bulunan diger beylere karsi hasmane bir tesebbüste bulunmamislardi. fethedilen yerlere dogudan gelen Türkleri yerlestiriyordu. Osmanlilar ile Karesiler arasinda Bizans'a ait bazi topraklar vardi. Göynük. Bu da ilk firsatta Avrupa'ya geçme imkânini saglayacakti. Zira bu sayede Osmanlilar. Bu sebeple Karesi Beyligi topraklarinin alinmasi gerekiyordu. Bizans'in taht kavgalarindan istifade edecek ve hatta topraklarina akinlar düzenleyip isgal edebilecekti. Osmanlilar. Böylece Orhan Gazi. Ayni sekilde Izmit Körfezindeki Gemlik. O dönemde batida Karesi ogullan vardi. Zira sadece bir taraftan tutulan Marmara ile stratejik güç haline gelmek imkansizdi. Çanakkale Bogazi'nin Asya yakasini elinde bulundurmanin stratejik nimetini takdir edebilecek deha ve imkâna sahip degillerdi. Fakat bunlar. Bu küçük iç deniz (Marmara) iki taraftan kiskaç içine alinmaliydi. bogazin güney kiyilarini ellerinde bulunduracaklardi. Orhan Bey'e Türklerle meskûn bulunan bu topraklarin zaptinda ilk firsati verdi. O zamana kadar Osmanlilar.

O da Osmanli hükümdari Orhan Gazi'ye Balikesir. Orhan Bey'i karsilarlar. büyük bir ihtimalle 1345 yilinda meydana gelen Karesi seferine Orhan Bey'le birlikte istirak eder.Osmanli kaynaklarina göre Karesi Beyi'nin ölümünden sonra yerine oglu Demirhan geçmisti. Ece Halil ve Gazi Fazil Bey'ler. Kapidagi ve Edincik gibi sehirler Osmanli topragina ilhak olunur. Balikesir üzerine yürüyen Orhan'in gelisini haber alan Demirhan. Aydincik ve Bergama'yi verme teklifinde bulunur. Beyligin basina geçen Demirhan'in fena ve kötü hareketlerinden dolayi Karesi ileri gelenleri (ümera). Hammer bu sessizligin sebebi ve bu konudaki yanlis degerlendirmeler hakkinda asagidaki ifadelerle bir gerçege parmak basarak söyle der: . Kendisi de Truva mintikasindaki Kizilca Tuzla ile Bayramiç gibi yerlerde hükümdarligini sürdürecekti. Haci Ilbeyi. Fakat kardesi Dursun Bey. Haci Ilbeyi vasitasiyle Orhan Bey'in sarayinda bulunan Dursun Bey'i hükümdar olmak için tesvik ederler. Zira bunlar denizciligi de iyi biliyorlardi. Bergama'ya gelip kaleyi muhasara eder. Gazi Fazil Bey ve Evrenos Bey gibi askerî ve idarî bakimindan yönetici olacak durumdaki bu insanlardan istifade edip bilgilerinden yararlanmislardir. Ece Halil. Bu arada Balikesir ümerasi basta Haci Ilbeyi oldugu halde Evrenos. Fakat kaleden atilan bir okla Dursun Bey maktul düser. Bergama kalesine siginir. Bu ilhakin Orhan Bey bakimindan önemli bir yönü de bu beylige tabi degerli komutan ve emirlerin Osmanli hizmetine girmis olmalaridir. Karesi Beyligi'nden birçok sahil bölgesinin Osmanlilara geçmesi ile Rumeli'ye geçis kolaylasir. veba) hastaligindan vefat eder. Böylece Karesi Beyligi'ne ait olan Balikesir. iki kardesi baristirmak için Dursun Bey'i Haci Ilbeyi ile beraber Bergama kalesine gönderir. Bundan çok müteessir olan Orhan Gazi. Bunlar kale önüne gelip görüsmek isterler. Halkin israrina dayanamayan Karesi Bey'i kaleden çikip Orhan Gazi'ye teslim olmak zorunda kalir. buna muhalefet ederek veya biraderi tarafindan öldürülmekten korkarak Osmanlilara iltica etmisti. Bu teklif ile Orhan Bey'i tahrik ve tesvik eden Dursun Bey. Bundan sonra Bursa'ya getirilen Demirhan gelisinden iki sene sonra Yumrucak (taun. Osmanlilar. Karesi Beyligi'nin ilhakindan sonra uzun bir müddet önemli sayilabilecek bir fetih hareketine girisilmedigi anlasilmaktadir. Biraz önce isimlerinden bahs edilen ve Çanakkale bogazi ile çevresini çok iyi taniyan bu degerli komutanlar sayesinde Rumeli fetihleri kolaylasmisti. Manyas. Orhan Gazi.

Dursun Fakih. Aksine. içerde güvenlik durumunun sarsilmaz sekilde saglanmasi gibi isleri gelistirdi. devletin kurulus ve yükselis hadisesini fikirden aksiyona çeviren ve kuvvetler birligini vücuda getiren faaliyetin sirrini. Mevlânâ Sinan. Abdal Musa. Zira bu beylik. Osmanli Devleti'nin mucizeli bir sür'atle yükselis ve inkisafini bir yandan tarihî halet ve gerçeklerde. Yeni müesseseler ile saglam temellerin atilmasi bu siyasî varliga ve birlige bir hayatiyet saglayacakti. Ahi Evren. Bu ifadelerin gerçek sahidi ise Karesi bölgesinin fethinden sonra insasina baslanan câmi." îleride daha genis bir sekilde ele alinacagi gibi Osmanli Devleti'nin ilk teskilâti. isabetli bir inanis olsa gerekir. Alaeddin (ulemadan)'in akillica görüsleri ile kurulan yeni ordunun tam ve disiplinli bir düzene sokulmasi. askerî sahada da yeni bir sistem ve teskilât meydana getirmek ihtiyacini hissetmeye basladi. Bursa ve Iznik'in zapt edilmesi. Davud Kayserî ve Taceddin Kürdî gibi büyük âlimler. bu dinlenme çaginda. bu faaliyete istirak eden din. ilim. Onun için de. Gülsehrî gibi mutasavvif sairler. Bu sebeple devlet. Abdurrahman Gazi gibi seçme yigitler. medrese. Akça Koca. Abdal Murad. Orhan Gazi Beyligi'nin hududlari. bir yandan da Islâmî prensiplerin adalet."Karesi'nin fethinden sonra yirmi sene zarfinda Osmanli ülkesi yeni ve önemli bir fetih ile genislemedi. Bizanslilarin zannettigi gibi devamli kayiplarin ve bozgunluklarin bir soncu degildir. Bununla beraber tarihçilerin buradaki derin sessizlikleri. Taptuk Emre. Orhan'in dindarligi sebebiyle meydana gelen bu müesseseler. imâret ve kervansaray gibi büyük binalardir. Doglu Baba. hukuk ve idare otoritelerinin kollektif idealizmi ile izah. Konur Alp. Ancak bu sayede modern bir devlet olma özelligini kazanabilirdi. Orhan Gazi. Orhan Gazi zamaninda kurulmustu. idarî sahada adalet. artik devamli olarak genisliyordu. (bes sene önce ilk medrese ve imâretin tesis olundugu) Iznik'teki müesseselerle kisa zamanda rekabet edip boy ölçüsebilecek duruma geldiler. insaf ve dinamizmine gösterilen sadakat ve saygida aramak icab eder. Geyikli Baba. Osmanli Beyligi'nin ilk devir tarihinde önemli hâdiseler olarak mütalaa edilebilir. yavas yavas eski asiret usûl ve kaidelerinden ayrilmak zorunda idi. çevresinde yer . Nitekim. Bu konularda ulema sinifindan gelmis olan vezir Alaeddin Pasa ile Bursa kadisi Cendereli (Çandarli) Kara Halil faaliyetlerde bulundular. Ahi Semseddin gibi ululara.

Turgut Alp pir olmustu (yaslanmisti). Hayli mübarek dervistir dedi. Geldiler davet ettiler. Âninla musahabet eder. kapida dikiyor. Sordular: Ehli kimdir? Ayudtu: Hak Teâlâ dünya mülkünü sizin gibi Hanlara ismarladi. idareyi ve cemiyeti mayalayip yoguran manevî temsilcilerin fetih tarihindeki hikâyeleri. gelmedi. Asikpasazâde. Orhan Gazi eydür: Dervis! Nola benden su sözü kabul etsen. Hemandem dua etti. Orhan Gazi çikti gördü tamam dikmis. Gerçekten. Olay. durmadi geri mekânina vardi. Orhan Gazi dahi dervisin mekanina vardi. Dervis eydür: . Orhan Gazi'ye haber verdiler. Gözetirler dahi vaktinde varirlar kim dualari makbul olur. Âsikpasazâde'nin dilinden söyle ifade edilir: "Hele simdi görelim Orhan Gazi Bursa'da neyler: Devletle geldi imâret yapti. Veya beni niçin komaz anda varmaya. Anda makam tutmuslardi. Vilâyetin dervislerini teftis eylemeye basladi. padisahin hisarina (sarayina) girdi. Dahi sormadin. Dervis eydür: Mülk ve mal Hakk (Allah)'indir. "Seyyid Ebu'l-Vefa tarikatindanim" dedi. Dogru Bursa'nin hisarina geldi. Orhan Gazi'ye adam gönderdi kim benim köylerim yaninda bir dervis daim ânin yanina gelir. Han'a haber verdiler. Han'a eydür teberrükümüz oldukça dervislerin duasi makbuldur dedi. ehline verir biz ânin ehli degiliz. Gördüler. Ol dervis geldi bir agaç dahi getirdi. (Ey) Dervis bu Inegöl nevahisi senin olsun dedi. Dervis dahi haber gönderdi kim sakin gelmesin. gerek hükümdarlik makamini bir idealist üreticiler zümresine dayamis oluyordu. Bir nice günden sonra bir kavak agacini omuzuna kodu. Kullari birbirleri ile mesalihin görsün deyü. Geldiler sordular. Inegöl yöresinde Kesis Dagi (Uludag)'nin arasinda bir nice dervis gelmisti. Biz bu ulularin hizmet ve hikâyelerine örnek olmasi bakimindan Asikpasazâde tarihindeki bir rivayeti nakl etmekle yetinmek istiyoruz. der. Eydür: "Baba Ilyas müridiyim" der. Emr etti kim getirin dedi. Orhan Gazi eydür: Aceb kimin mürididir? Eydür: Sorun kendinden der. seneler süren ve Osmanlilari bir hayli yoran cenklerden sonra orduyu. Orhan Gazi yine haber gönderdi kim niçin gelmez. Nesrî ve Ibn Kemâl gibi kaynaklarda anlatilir.vermekle gerek devleti. Bu dervislerden biri ayrilir varir dagda geyiciklerle yürür ve ol Turgud Alp âni sever. Cevab verdi kim dervisler göz ehli olur. Geldi mukim oldu. Kavak agaci simdi dahi vardir (Asikpasazâde zamani).

Sehrin kapilarinda ve Uludag'in zirvesinden dogan Alisir Irmagi kenarinda Horasan'da dogmus olan Dervis Abdal Murad'in tekkesi. Bu iki muttaki zatin (Geyikli ve Doglu Baba) isimleri. Pek çok ziyaretçisi bulunan bu zâviye. mülk ve mali kendilerine ismarladigi han ve hükümdarlara yardimci ve destek oldugunu açiklamak istiyor. Yaninda tekye yapti. Bunlardan ilki geyiklerle birlikte yasadigi. Bu iki baba. Uludag'in eteginde ve sehrin dogu taraflarinda idi." Devletin kurulus hamurunda mayasi bulunan tasavvuf erbabi ile Orhan Gazi'nin ilgi ve münasebetlerini anlatan Hammer. Ne malda gözü var. batida ve Kaplica yakininda Abdal Musa'nin tekke ve mezari bulunmaktadir. ne onun yanina varmaya yanasan. Beyin israrlari karsisinda ufku göstererek "Su tepecikten bericigi dervislerin avlucugu olsun" diyor. Bursa fatihi (Orhan Gazi). Dervis Turud ile Kumral Abdal için tekke insa eden babasina uyarak Geyikli Baba'ya uygun bir zâviye bina ettirdi. Simdiki vakitte onarilip bes vakitte padisahin ruhuna dua ederler. Orhan Gazi dahi bu sözü dua aldi yine mekânina gitti. ezeli tokluk ve gönül saltanati. Gazi Hünkâr: "Sol Inegöl nevahisini al senin olsun" deyince "biz onun ehli degiliz" diyor. Orhan'in bu konuda babasini örnek aldigini söyleyerek su sekilde fikrini beyan eder: Orhan. iç zenginligi. . Bursa muharebesinde iki Abdal veya iki aziz kisi ile Sultan Orhan'a refakat ederek. digerinin de sadece yogurt yiyerek hayatini sürdürdügünü göstermektedir. ne de onu kendi mekânina isteyen büyük istigna. Allah'in. Âsikpasazâde sözlerine devamla söyle der: "Orhan Gazi o dervisin üzerine kubbe yapti." Kendisiyle görüsmek isteyen hükümdardan köse bucak kaçan. Sirtladigi fidani hünkarin bahçesine dikmekle de. ne mülke tamah düsürmüs. onlarin tabiat ve ahlâklarini çok güzel izah etmektedir. O zâviyeye "Geyikli Baba Tekkesi" derler. Bir de Cuma mescidi yapti.Sol karsiki tepecikten bericigi dervislerin havlicigi olsun dedi. bu insanlarin civarlarinda medfun bulunduklari birçok zâviyenin insasiyle onlara karsi minnettarligini ebedîlestirmistir. Adi geçen dagin yüksek bir yerinde ve Gökpinari denilen yerde Doglu Baba'nin türbesi bulunur. gerek dualari gerekse kerametleri ile neticenin kisa zamanda alinmasina vesile olmuslardir.

Kurulus dönemindeki mütevazi imkânlarina ragmen. Osman zamaninda kerameti ile söhret bulmustu. Devletin bahtliligina bir isaret ve belirti olmak üzere fidani bahçeye diker. Çünkü Anadolu'daki beylikler de kendileri gibi Müsluman ve Türk unsurlardan meydana geliyordu. Bu bakimdan kendileri ile hasmane hareketlerde bulunmayan bu beyliklerin topraklarina karsi tamahkârlikta bulunup hiç bir sebep yokken onlari ele geçirdikleri söylenemez. Bu düsüncede bulunan devlet ve idare adamlari. bu gayelerini gerçeklestirmek ve daha fazla müslüman nüfustan istifade için zaman zaman komsu Müslüman beyliklere de müdahalede bulunmuslardi. Bu ve benzeri rivayetler. Bu zat. bu agaç gibi kök salarak dallarini uzaklara ulastiracagini ve göklere kadar yükselecegini söyler. Rivayete göre yine bir gün geyige binmis ve omuzunda bir çinar dali bulundugu halde sultanin sarayina gelir. Bu sayede Istanbul ve Çanakkale bogazlarinin batisinda bulunan bölgelere de Islâm'in sesini ulastirabileceklerdi. Anadolu'da bulunan devlet ve beyliklerin topraklarini zapt edip anlari hakimiyetleri altina almak yerine bati ve hatta Trakya'da bulunan bölgeleri feth etmeyi yegliyorlardi. ANKARA'NIN ZAPTI Osmanlilar. Bolu taraflarindan baska Ankara cihetine dogru da genislemek ve buradaki Türk nüfusundan istifade . toplumun maserî vicdaninda bir karsilik (makes)bulmus olacak ki. Fakat bu da büyük bir nüfus ve insan gücüne sahip olmaya bagliydi. Osmanli Devleti'nin. daima tasavvufu vecd içinde yasar ve Uludag'da ormanlar arasinda geyiklerle birlikte günlerini geçirirmis. sosyal bir vak'a olarak günümüze kadar uzantisi devam etmektedir. Bunun için de Rumeli'nin fethedilmesi ve Müslümanlarin eline geçmesi gerekiyordu. Bu sebeple Müslüman Türk nüfusu çogaltmak gerekiyordu. Abdal Murad'in. Islâm'i Anadolu'nun batisindaki topraklara tasimayi hedefleyen Osmanlilar. Abdal Musa da pamuk ile ates toplamistir.Rivayete göre Geyikli Baba muhasara ordusunun önünde elinde altmis okkalik bir kiliçla bir ceylana binmis olarak harb etmistir. dört arsin uzunlugundaki agaç kilicindan baska bir silahi olmadigi halde hayrete deger yigitlikler gösterdigi de söylenir. Orhan çagirmadikça oradan inmezmis. Geyikli Baba Hoy'da dogmus.

Türk devletleri ile harbe girisip kuvvetlerini yipratmak Osmanlilarin aklindan bile geçmiyordu. Öyle anlasiliyor ki Orhan Bey. Karaman ve diger beylikler herhangi bir çatismaya mahal kalmadan Osmanlilarin idaresini kabul edebilecek hale geleceklerdi. onlarin bütün davranislarinda kendini açik bir sekilde ortaya koymaktadir. ne kadar sürecegi süpheli olan bir maceraya girismek. Öztuna'nin dedigi gibi "Rumeli maddî. O dönemde Ankara Ahi'lerce idare edilen müstakil bir sehir devleti idi. . bir bakima Aricara'nin ele geçirilmesi ile mümkündü. oglu Süleyman Pasa komutasinda gönderdigi bir ordu ile Ankara'yi zapt ederek (1354) Osmanli ülkesine katar. Ankara'nin Osmanlilar'a ilhaki mühim bir hadisedir. Eretna Beyi Alaeddin'in vefati üzerine yerine geçen ogullari zamanindaki karisiklik. Bu hadise (Ankara'nin ilhaki).etmek gerektigine kanaat getirdiler. Zira güçlü ve kuvvetli olan bu iki Müslüman Türk Beyligi ile. Osmanlilari Sakarya ile Kizilirmak arasindaki topraklara hakim kilmistir. Germiyan ve Karamanlilar'dan toprak kazanmayi düsünmüyordu. Bu karisikliklardan istifadeyi düsünen Orhan Bey. Ankara 1361-1362 arasinda 1 yil kadar Osmanlilarin elinden çikmissa da." Osmanlilarin. 1362'de Sultan Murad tarafindan çevresi ile birlikte tekrar Osmanlilara kazandirilmisti. Ahilerin eline geçmesine sebep oldu. oglu ve torununun bu politikasi ile dinî ve siyasî anlayisi. geriye sürüklerdi. merkezi Sivas olmak üzere kurulmus bulunan Eretna Beyligi (1335-1381)'nin idaresi altinda bulunmakta ve bu beyligin en bati ucunda yer almakta idi. fakat Anadolu mânevî güçle feth olunacakti. komsu ve kardes beyliklerle herhangi bir çatismaya girismeksizin ihtiyaç duyduklari Türk nüfusunu çogaltmak. Osman Bey. Halbuki Bizans ve Müslüman olmayan diger devletlere karsi elde edilecek muvaffakiyetlerin verecegi san ve seref Osmanlilari o kadar yükseltecekti ki. onlari ileriye degil. Anadolu'nun mühim merkezlerinden birisi olan Ankara. zaman içinde Germiyan. Osman Gazi ile oglu Orhan'in takip ettikleri politikaya tamamen aykiri idi. Zira bu yol. Karamanogullari'nin Ankara üzerinde birtakim emelleri varsa da fiilen onlarin topragi ve sinirlari içinde bulunmadigi için bu yüzden Osmanlilarla harb etmeyi göze alamazlardi. Kizilirmak çevresinin bütünüyle fethi de bir mânâda Anadolu hâkimiyeti demekti. Bu sebeple. Böylece Osmanlilarin dogu hududunda bulunan kuvvetli bir nokta elde edilmis oldu. Ankara'yi bir müddet Karamanogullari'na daha sonra da müstakil bir idarenin.

bilhassa 5. Iskandinavyalilar. Bu Türkler. Kuman. meydana gelen harplerde büyük kahramanliklar göstermislerdir. Zira. Bunlar. Osmanlilardan önce Avrupa'ya geçmis bulunan bu insanlar. Türkmen ve Tatar gibi isimlerle ortaya çikmislardi. Adriatik kiyilarina ve Avrupa'nin kuzey sahillerine kadar uzanarak zaman zaman hakimiyetler kurmus. Bu bakimdan gerek Türk. Bununla beraber zaman zaman da savaslarda maglub olan bu Türklerden bir kismi yine kendi öz yurtlari olan Asya'ya dönmüs. Iberler. Kavimler göçü sonunda insanlar. eskiden beri bilinen ve insanlik tarihinin besigi olarak kabul edilen bir kitadir. bazan Bulgar. Bizans Imparatorlugu ile yapilan mücadelelerinden sonra meydana çikmislardi. Yürük.RUMELIYE GEÇIS Bilindigi gibi Asya. asirlari içine alan uzun bir zaman zarfinda surada burada vakit geçirmis olduklarindan tarih sahnesinde pek gözükmeye imkân bulamamislardi. Ruslar. Kafkasyalilar. kismen Cermenler. asirdan beri Ortaasyadan bosalircasina akan Türk kavimleri bugünkü Rusya'yi asip Dogu Avrupa'ya. Buna göre Avrupa ve özellikle Balkan Yarimadasi daha o zamandan beri Türklere yabanci olmayan ve onlar tarafindan taninan bir yerdi. Bu siralarda bazi Türk kabileleri de Asya'dan Avrupa'ya geçerek göçmen milletler arasindaki yerlerini aldilar. daha genis ölçüde de Slavlar ile karsilasarak dil ve din degistirmislerdir. . Avrupa'ya geçmis bulunan Türk kavim ve kabileleri. Mora'ya. bir kismi da galip gelen devletlerin içinde ve onlarin dinleri olan Hiristiyanligi kabul ederek hayatlarini devam ettirmislerdir. Bunlar. Bu sebepledir ki. Macar. Ortodoks birligine girmis olmakla beraber. kendileri ile tesrik-i mesaide bulunduklari milletlerle zaman içinde kaynasmis. Türkler Rumeli'ye ayak bastiklari zaman yer yer Ortaasya göçlerinden artakalmis ve zamanla Ortodoks kilisesine baglanmis topluluklarla karsilasmislar. asir Bizans ordulari içinde Slavlar. Bilhassa Bizans Imparatorlugunun siyasî hududlari içine yerlesen kavimler. bu topluluklardan dillerini. bazan Macar. onlarin kültür degerlerine katkida bulunmus. Ulah ve diger kavimlerin. gerek Avrupali ve gerekse diger bir çok milletin ilk yurdudur. farkli bölgelere dagilarak hayatlarini sürdürdüler. Alan. Hatta X. ancak Bulgar. Sirp. bazan da Ulah gibi kavimlerle birleserek Bizans'a karsi mücadeleye giristikleri gibi bazan da kendi baslarina ve yalniz olarak mücadele etmislerdir. Türk. Peçenek. millî ve kavmî özelliklerini muhafaza edenler de oldukça mühim bir yekûn teskil ediyorlardi.

ordulariyla birlikte hiristiyanligi kabul ediyor. bir ifadeye göre Bizans ordusunda bulunan Uz veya Peçenekler kendi dillerini konusan. Malazgirt zaferi ile Müslüman Türkler lehine neticelenen SelçukluBizans karsilasmasinda. toplum ve site hayatlarini benimseyerek onlarin içinde erimis bulunuyorlardi. Ortodoks birligi ve Helen kültürünün baskisi altinda kavmî ve millî hüviyetlerinden çikarmis bulunuyordu. Hazarlar. Öyle ki bazan harp esiri olan Türk hükümdarlari. O kadar ki. dinlerini. asirlardir binlerce kilometreyi asarak Ortaasya'dan gelen çesitli Türk kabileleri. yine Ortodoks cemaatine yeni dindaslar kazandiriyordu. bazi kabileler de reisleriyle beraber din degistiriyorlardi. bir yandan Slav tesiri altinda yerli halkin dillerini. Peçenekler ve Fergana Türkleri gibi Türk kavimleri de mühim bir yekûn tutuyorlardi. Buna paralel olarak Bizans da hududlari içinde iskân edilen veya vazife alan yahut da esir edilen zümreleri. asilzâdelik ünvanini vermek ve toprak bagislamak gibi tavizleri.Araplar. Bizans'in dinî temellere dayali olarak kolonize ettigi diger kavimlerle birlikte Türkleri de Ortodoks birligine çektigi anlasilmaktadir. ictimaî ve etnik bünyesinde derin iz ve eserler birakmis olmakla beraber. Böylece onlari kendi kültürleri içinde eritip yok etme politikasini güdüyorlardi. Türk kabilelerinin alnindaki tarihî kaseyi örtmek için Bizans'a bir hayli yardimci olmustur. Incil'e baglamak yolunda muazzam bir teskilât hüküm sürmüstü. Bu yüzden Bizanslilar. Türkleri de bu kültür ve din kaynasmasiyla kendi millî hüviyetlerinden soyma politikasi güdüyorlardi. . bir yandan Cermen. Esasen. Kilise ve misyon teskilâti. Helen harsinin (kültür) kesif oldugu bölgelere sürülüyordu. ayak bastigi ülkelerin siyasî. kendi kanlarini tasiyan irkdaslarina karsi cenk etmeyi kabul etmeyerek atlari ve silahlari ile beraber Selçuklu ordusuna katilmislardi. bazan da kendileri bu tesirlerin altinda kalmislardi. Bazan da mecburî göçler yaptirilmak suretiyle Türk kavimleri. Sicilya Normanlari oldugu gibi. Bizans devlet politikasinin. Nitekim. Yukari Tuna Steplerinden Kafkaslara ve Habesistan'a kadar bütün güney ülkeleri halkini. Bizans'in bu neviden faaliyetleri her zaman asiri olagelmistir. Daha önce de kismen temas edildigi gibi asirlar boyu dalgalana dalgalana kabarip tasan Türk seli.

devamli bir fetih ve yerlesmeye yetecek kadar bir sebep teskil etmezler. Rumeliye adim atar atmaz çesitli devletlerin kültür ve diplomasisi tarafindan temsil edilmis bir Ortaasya bakiyesi ile karsi karsiya geldi. fütuhat ve yerlesme davalarinda soydaslarina yardimci oldular. asirlarca topraklarina yürüyen bu dalgalari kendinden seçilmez hâle getirmis. geçis olmaktadir. Bu topraklarda yerlesmis fakat kültür ve kavmî itiyadlarini kiskanç bir muhafazakârlikla saklamis olan bu Türk topluluklari da hakim millet olarak karsilarina çikan irkdaslarina derhal sarildilar ve onlarin idarelerine girmekte tereddüd etmedikten baska. Mezopotamya. Iste Çin. Surasi üzerinde dikkatle durulmasi gereken bir husustur ki. Bu bakimdan bu geçisler. daha önceki geçisler üzerinde fazla durmazlar. Osmanli tarihçileri. Ama Orhan Gazi'nin oglu Süleyman Pasa'nin geçisi. Tarihin. bir koldan da Iran. artik Müslüman Türklerin orayi vatan edinmelerine zemin hazirlamisti. Zira asirlardir çesitli kavimlerin bir cenk ve mücadele sahnesi olmus bulunan Balkanlar'da baris ve huzuru iade ederek tarihe karsi serefli bir borcu yerine getirmeye hazirlaniyorlardi. askerî. sosyal. iste Iran. dinî ve tekmil bütün müesseseleri ile Rumeli'ye akmaya baslayan Osmanlilar. eger arkadan Osmanlilar yetismeselerdi Küçükasya Türklügü de ayni akibete ugrayacakti. Türkler tarafindan gerçeklestirilen 18. Fakat bunlar genellikle geçici bir süre için oldugundan bilhassa Osmanli tarihçileri tarafindan üzerinde fazla durulmamistir. Bundan önce Türkler su veya bu sekilde Rumeli'ye ayak basmis ve bölgede çesitli faaliyetlerde bulunmuslardi. Dogu Avrupa'ya Bizans ve Mora'ya. iste Hind. hatta defalarca kurduklari siyasî hâkimiyete ragmen adlari ve sanlari bile silinip gitmistir. Suriye ve Arap ülkelerine yayilan Türk kabileleri farkli baskilar altinda eriyip yok olmus bulunuyorlardi. üzerinde fazla .Görüldügü gibi bir koldan Stepler memleketine. Gerçekten de Hammer'in tesbitlerine göre Süleyman Pasa'nin Rumeli'ye geçisi. Zira onlara göre önceki geçisler. Böylece idarî. Iste yine bu Müslüman Osmanli Türklügüdür ki. yalniz kendi irk ve medeniyetleri için yeni bir ülkeye sahip olmakla kalmayacaklardir. zaman sisleri arasinda kaybolagelen mazi miraslarini geri alip dört basi mamur bir Türk devleti kurmak ve onu tarihî hassalari ile yasatmak kudretini yalniz Osmanlilar gösterebilmistir. gerçekleri konusan dudagi sahittir ki.

Buna karsilik Türk tarihçileri bu geçisi tafsilatli bir sekilde anlatirlar. ekonomik." Gerek Katalanlar. Böylece. Osmanlilara karsi zaman zaman yumusak bir siyaset takib etme ihtiyacini duymustu. "Osmanlilarin. imparatorlugun varisleri olmak için bazi faaliyet ve çalismalarda bulunuyorlardi. adi geçen devletin mirasindan Osmanlilar da istifade etmeyi düsünmek zorunda kaldilar. Süleyman Pasa'nin geçisinden fazla teferruata girmeden ve geçisin detaylarina inmeden ana hatlari ile söz eder. Bu konu ile ilgili kaynaklar su bilgileri vermektedir: . gelecekteki bu tür seferler için Bolayir yakinindaki Çimbi (Çimpe)'yi askerî bir üs olarak Osmanlilara vermesine sebep oldu. halk arasinda Osman Gazi'nin rüyasinin yavas yavas gerçeklesmek üzere oldugu kanaati da yayginlasmaya baslar. Bilindigi gibi XIV. gerekse Latinlerle iyi iliskileri olmayan ve Latinlerin Istanbul'u alip Bizans Imparatorunu Anadolu'ya atmak için gösterdikleri çabalar yüzünden Bizans Imparatoru. Hatta bu yüzden olsa gerek ki. gayelerini gerçeklestirmek ve en büyük hisseyi elde etmek için büyük gayretler sarf ediyorlardi. Lakin bu ilk faaliyetlerden her zaman kat'i ve fiili neticeler beklenmeyecegi de muhakkakti. Bizans Imparatoru Kantakuzenos'un sik sik Osmanlilarin yardimina ihtiyaç duymasi. siyasî. asrin baslarindan itibaren içten içe çökmeye yüz tutan Bizans Imparatorlugu'nun topraklarinda. Sirbistan ile Bulgaristan devletlerinin gözü vardi. Trakya sahillerine birçok çikartmalar yaptirarak bu havalinin vaziyetini iyi bir surette ögrenmisti. ya basta bulunan idarecilere (hükümete) yardim etmek veya partilerden birini rakiplerine karsi daha faal bir rol oynamak için desteklemeye çalisiyorlardi. Yani Osmanlilarin baskin yaptiklari veyahut yardim maksadiyla girdikleri yerleri istilaya kalkismayarak evvela kendilerine zemin hazirlayacaklari gayet tabii idi. Bu bakimdan Osmanli Beyligi'nin ilk müessisi Osman Bey ve özellikle oglu Orhan. Orhan Bey. orada da Osmanli Beyligi'nin menfaatlerini temine ugrasmalari bunun içindir. onun Osmanlilar'dan yardim istemesine kadar variyordu. Bizans Devleti'ni sadece Avrupa kitasina sürmüs olmakla iktifa etmeyerek. Bu dönemde. Bu bakimdan. Bizans'in gerek iç. Hatta bu ihtiyaç. gerekse dis durumunu yakindan takip ediyorlardi. Bu devletler.henüz babasi Osman Bey'e vekâlet ettigi tarihlerden itibaren. sosyal ve hatta dinî buhranlar içinde bulunan Bizans'in fazla uzun ömürlü olamayacagi biliniyordu. Bu üç devlet.durmaya degmez görünmüstür. Bizans tarihçilerinden de sadece Kantakuzen.

Ioannes arasinda mücadele alevlendigi zaman Orhan Bey. Izmit'te kendisi ile görüsmek arzu ettigini bildirdi. Böylece Osmanlilar. Buna karsilik Orhan Gazi. Selanik sehrini zapt etmek üzere iken Kantakuzenos'un Orhan Bey'e müracaat ile temin ettigi ve Orhan Bey'in oglu Süleyman Pasa idare ve komutasinda bulunan 20. imparatorun kendisine yardim karsiligi verdigi Çimbi'yi teklif geregince terk edebilecegini. 1353'ten itibaren Rumeli'ye yerlesmek seklinde basladi. öbür taraftan da 10. Zira Kantakuzenos. Osmanlilarin Avrupa mintikasina yerlesmelerinin kendileri için ne kadar tehlikeli oldugunu anlamisti. 1354'te Orhan Bey kuvvetlerinin Bolayir ve Tekirdagi'na kadar bütün Marmara kiyilarina sahip olduklarini gördükten sonra buna mani olmayi düsünmüstü. 1352 yilinda meydana gelen bu hadisede Osmanli kuvvetlerine Süleyman Pasa komuta ediyordu. bu vazifesini basari ile yapip Anadolu'ya dönerken. fakat buna karsilik hem ileride kendi hesaplarina yapacaklari Rumeli fütuhati için tecrübe kazanmis. zaman zaman da Papaya müracaat edip Haçli seferlerinin tertip edilmesini isterken. Kantakuzenos ile de ciddi anlasmazliklarin meydana gelmesine yol açti. Orhan Bey saltanatinin üçüncü ve son devresi. Bizans'taki taht ve saltanat mücadelesine 1345'ten itibaren karismis. sikisik bir durumdan kurtulmaya muvaffak olan Kantakuzenos.Damadi Orhan Bey'in verdigi kuvvetler ile. hem de Rumeli yakasinda yerleserek bir hareket üssüne sahip olmus bulunuyorlardi. Gerçekten.000 altin karsiliginda Çimbi'yi satin almak istedigini bu arada Türk kuvvetlerinin Gelibolu'yu terk ve tahliye etmelerini. Bu hadiseden kisa bir müddet sonra Kantakuzenos ile imparatorluk ortagi olan V.000 kisilik bir kuvvetle Dimetoka'da Sirp ve Bulgarlara karsi mühim bir galibiyet elde etmisti. Cenevizliler ile birlikte yine Kantakuzenos tarafini tutmus ve yardimci kuvvetlerini göndererek bir taraftan Edirne'de kusatma altinda bulunan Kantakuzenos'un oglu Mateos'u kurtarmis. fakat Gelibolu'yu bizzat kendi kuvvetlerinin zapt etmis olmasindan dolayi iade edemiyecegini ve hastaligi sebebiyle de kendisi ile görüsemeyecegini . Nitekim 1349'da Sirbistan krali Stefan Dusan. bir miktar askerini de Kantakuzenos'un bu yardima karsilik olarak Gelibolu yarimadasinda vermis oldugu Çimbi kalesinde birakmisti. onun lehine olmak üzere vaziyeti kurtarmisti. Süleyman Pasa. Bu sirada Bizans donanmasi ile birlikte bir miktar Osmanli deniz kuvvetlerinin de harekata istirak ettigi görülür.000 kisilik Osmanli kuvveti. Bu yerlesme ve fütuhat. basi sikistikça da Orhan Bey'e bas vurmaktan geri kalmiyordu. Bu sebeple Orhan Gazi'ye haber gönderip 10.

Süleyman . Bundan sonra bir manastira çekilen Kontakuzenos damadi Orhan Bey ile olan bütün münasebetlerini kesti. Evrenos Gazi. Kantakuzenos buna sebebiyet vermekle itham edilmis. Haci Ilbeyi ve Evrenos Bey gibi dirayetli emirler tarafindan büyük bir çözülmeye sebep olmadan ber taraf edildi. oglu Orhan tarafindan titizlikle takip edilen dahiyane projesi. gerçeklesmis oluyordu. Osman Gazi'nin. Bu arada Orhan Bey'in ikinci oglu ve Süleyman Pasa'niri ana baba bir kardesi Murad Bey. Lala Sahin pasa. Böylece halefi olan ve daha sonra Sultan I. Bizans'i alt üst etmisti. onun yerine tayin edildi. Süleyman Pasa. ogluna büyük bir selahiyet ve yetki vermisti. 1358 veya 1359 yilinda bir avi takib ederken atindan düsüp kaza neticesi vefat eden Süleyman Pasa. Gazi Siileyman Pasa'nin vefati üzerine Rumeli'deki fütuhat harekatinda bir duraklama görüldüyse de bu durum Lala Sahin Pasa. Haci Ilbeyi. Gazi Fazil ve Ece Yakub Bey gibi degerli komutanlar. Gelibolu yarimadasinin Osmanlilar tarafindan feth edilmesi. bu yüzden imparatorluk tahtindan da feragat edip bir manastira çekilmek zorunda kalmisti. Kantakuzenos bu durumda Sirp ve Bulgarlarla birlikte olup Balkanlarin Osmanlilara karsi muhafaza ve müdafaa edilmesi hususunda basarisiz bir tesebbüste bulundu. feth ettigi yerlerde yerli halka çok iyi davraniyordu. Murad adini alacak o büyük hükümdara fütuhatinin yollarini çizmis oluyordu. Orhan Bey.bildirdi. 1354'ten itibaren Rumeli'de (Gelibolu) kendisi için yaptirdigi sarayda oturmaya basladi. Süleyman Pasa'nin vefati üzerine o siralarda 33 yasinda bulunan kardesi Murad Bey. Onlara. Böylece Murat Bey veliahd da olmus oluyordu. Kantakuzenos. Venediklilerin yardimi ile kurtulup gelen rakibi Ioannes'e saltanati birakmak zorunda kaldi. Ege ile Karadeniz'e hakim olan Marmara'nin bir iç deniz haline getirilmesi an meselesiydi. Bizans idaresinden çok daha iyi imkânlar hazirliyordu. Böylece. Gerçekten Kantakuzenos Izmit'e kadar gelmis olmasina ragmen Orhan Bey ile görüsemeden Istanbul'a döndü. Artik. Süleyman Pasa'nin kurmay heyetini teskil ediyorlardi. o siralarda 43 yaslarinda bulunuyordu. Süleyman Pasa. bundan kisa bir müddet sonra Bozcaada'daki hapishaneden.

feth ettigi Bolayir'daki türbesine defn edildi. Fütuhati. Trakya fetihleri ile büyük ve hakli bir ün kazandigindan baska. Bununla beraber Sirp. Kendisinden asirlarca sonra gelecek ve gerçekten büyük bir hükümdar olan Sultan II. Bir nice zaman Gelibolu nevahisinde sakin oldular. Büyük oglunun ölümü haberiyle son derece sarsilan Orhan Bey. Bu hareket. Bu gayenin gerçeklesmesi için Anadolu'daki Osmanli arazisinden (Yani Karesi taraflarindan) bir kisim yörükleri nakl edip yerlestirdiler. veliaht olan oglu Murad Bey'e emanet ettikten sonra Bursa'ya döner. Bolayir'a gelip oglunun kabrini ziyaret eder. Macar. Kâfirler gayet zebundur.Pasa. Bulgar. Osmanlilarin. bu mezari yeniden yaptirmistir. Onun vefati esnasinda oglu Murad. Bu bakimdan Osmanlilarin Balkan yarim adasina yayilma düsüncesi. Bu feth olunan hisarlar içine koymaya ve hem yarar gaziler gönderin. Avrupa'nin dikkatini çekmisti. teskilatli bir devlet haline getiren Orhan Gazi. Gelibolu'ya yerlesmeleri. Orhan Gazi dahi kabul etti. o dönem devlet islerinde büyük bir nüfuzu bulunan ahiler ile gazilerin destegini alarak babasinin yerine tahta geçti. Melik Nasir. Mart 1362'de vefat etti. Ogullarindan Melik Nasir denizde bogulmustur ki bu hadise Süleyman Pasa'nin sagliginda olmalidir. "Atasi Orhan Gazi'ye haber gönderdi kim devletlu himmetinle Rum eli feth olunmaga sebep olundu. Babasindan devr aldigi küçük beyligi iki misli büyüterek. Bizans'a karsi yapilan savas ve fütuhat politikasini temsil ettiginden." Orhan Gazi . Vilayetine göçer Kara Arap evleri gelmisti. Ismail ve Ishak adinda üç oglu ile iki kizinin bulundugu belirtilmektedir. Süleyman Pasa'nin. Rumeli'de devletin esas kuvvetlerinin basinda bulunuyordu. Abdülhamid. esas politikayi teskil ediyordu. babasi Orhan'dan oraya yerlestirilmek üzere nüfus nakline dair olan arzusu hakkinda su bilgileri verir. Bizans ve Venediklilerin birlikte müdahale etmeleri ihtimali göz önünde bulundurularak derhal köklü bir yerlesme siyasetinin tatbikine baslandi. Onlari Rum eline geçirdi. Imdi söyle malum ola kim bu taraftan feth olan hisarlara ve vilayetlere ehl-i Islâm'dan çok âdem gerektir. Süleyman Pasa'nin. Müslüman bir toplumun kendi kitalarinda yerlesmesi tehlikesini gündeme getirmisse de Balkan devletlerinin birbirleri ile ugrasmalari yüzünden o taraflarda bulunan Türkler için bir tehlike arz etmiyordu. Bu konuda Asikpasazâde.

Süleyman Pasa'ya: "Han'im düsünceye daldin" dedi. Süleyman Pasa: "Nereden geçersiniz" dedi. verimli topraklara yerlesip ziraatla mesgul olmaya basladi. Biraz önce de temas edildigi gibi bu sebeple Balikesir bölgesinde yasayan Türk asiretlerinden bir grup 1357 tarihinde Rumeli'ye geçirildi. Bu grup önce Gelibolu bölgesine." Gittiler. Geçecek yerlerdir. büyük ölçüde birbirlerinden nakiller yapmak suretiyle Süleyman Pasa'nin.bununla da yetinmeyerek. Asikpasazâde'nin verdigi bilgi. Han'im görsün" dediler. gerektigi zaman toplu olarak akinlara bile katildilar. Bunlar. Rumeli'ye geçtikten sonra sadece askerî tedbirlerle buralarda kalamayacaklarini biliyorlardi. Anlasilan o ki Osmanlilar. Bu tedbirlerin basinda. Hayli bahadir olarak anilirdi. Çimbi kalesinin karsisinda ve Anadolu sahillerinde bulunan Viranca Hisar'dan Rumeli sahiline nasil adam geçirdiklerini ve o sahillerde nasil faaliyetlerde bulunduklarini detayli bir sekilde anlatirlar. Süleyman Pasa: "Bu denizi geçmeyi düsünüyorum. . Ilk grubun geçmesinden sonra akillica yapilan propagandalar. Bir kismi ise Gelibolu'nun kuzey bati taraflarina giderek begendikleri yerlere yerlestiler. Temasa etmeye basladi. yabanci unsurlarin bulundugu yerlerde o bölgenin siyasî ve askerî emniyetini saglamak ve bos bulunan sahalari iskâna açmak için Anadolu'dan Rumeli'ye Müslüman Türk unsurunun geçirilmesi geliyordu. Dedtier ki "Han'im! Burada bir yer var ki yakindir. Bunlarin büyük bir kismi. Ece Beg derler bir aziz er vardi. Bunun için köklü bazi tedbirlere bas vurmak gerekiyordu. öyle geçsem ki kâfirin haberi olmaya" dedi. sonra da Hayrabolu'ya yerlestirildi. Biraz durdu. O yere vardilar ki orasi Görece'den asagi deniz kenarinda Viranca Hisar'dir. Bir garip binalar gördü. Ece Beg ve Gazi Fazil: "Biz ikimiz geçelim. Osmanli kaynaklan. Anadolu'dan pe çok ailenin Rumeli'ye geçmesini sagladi. Hiç kimseye söylemedi. Nitekim kaynagimiz bu konuya temasla söyle der: Rumeli'ye yerlestirilen bu yörüklere karsilik elde edilen yerlerin askerî sinifina mensub Rumlarini da ileride isyan çikarabilir endisesiyle Balikesir ve havalisine nakl ettiler. feth edilen bu yerlerdeki insanlardan askerî sinifa mensub olanlari da Anadolu'ya naklettirmisti. tarihî bir malumat olarak bu konuda su ifadelere yer vermektedir: "Bir gün memleketi gezerken Aydincik'a geldi.

Çabuk birkaç sal daha yaptilar. Bu hisarin (Çimbi) limaninda olan gemileri sakladilar. Ehl-i Islâm elinde hisar iki oldu. Oradan sürdü yine hisarina geldi. oradaki gemileri yakti. dogru Çimbi Hisari'nin bir ters dökecek yeri vardi. Durmadilar. harman vakti idi. Elhasili askerlerin çogunu yanlarina getirdiler. Bu iki hisari saglamlastirdilar. Bu kâfir. Kâfirlerin de çogu disarda baglarinda ve harmanlarindaydi. Kâfirlerin gemicilerini gemilere koydular. Bindiler. Kâfire dedi ki: "Sizin hisarinizda yer var midir ki. . kâfirler duymadan içeri girelim. Kendileri baslarinda durdular. Daha hayli adam geçirdiler. Geceleyin geçtiler. Basina bir sapka verdi. Öyle yaptilar. Getirdiler. Her yerden istegi olani getirdiler. Bunun halkinin dahi gönlünü hos tuttular. sala koydular. Onlar da kendilerini güvenlik içinde buldular. Bir iki ay bu hisarlari iyice saglamlastirdalar. Beline bir kusak ayagina da ayakkabi verdi. Evleri ile Karesi iline iletin ki. Hayli adamlar da Aydincik'tan gemi ile geldiler. Baglarinin arasinda bir kâfir ele girdi. Bu kâfirlerden hiç kimseyi incitmediler. Bu kâfirler (Çimbi kâfirleri) gaziler ile ittifak ettiler. bunlardan sonunda bize bir kötülük gelmeye" dedi. Hemen Süleyman Pasa'ya getirdiler. Karsida oturan askere gönderdiler. Zira o vakit. Bu müslümanlari oraya götürdü. Süleyman Pasa "Bu hisarlardan sipahi olan kâfirleri çikarin. O gemilere koydular. gönüllerini aldilar. Kâfirlerini incitmediler. Kimse bizi görmesin?" Kâfir "Ben sizi söyle ileteyim ki kimse görmeden sizi hisara koyayim" dedi. hisarin atlarina bindi. Süleyman Paça yetmis-seksen yarar er aldi. Bir gece Ayaslonca (Ayasilonya) derler bir hisar vardi. Bu hisarin limaninda gemiler vardi. Ece Beg. Velhasil o gün ikiyüz adam geçirdiler.Çimbi'nin karsisinda Ece Beg ile Gazi Fazil çabucak bir sal yaptilar. Bir iki gün içinde iki bin er geçirdiler. Hemen oradan hisara girdiler. adam geçirdiler. Durmadilar. Kadinlarini da kendilerini de hos tuttular. Belki kâfirlere dahi ihsanlar ettiler. Bolayir yaninda Akça Liman derler bir liman vardi. Içinden bir kaç taninmis kâfiri tuttular. onu dahi aldilar. Yürüdüler. Elhasil hisari aldilar. Kâfiri donatti. Çimbi Hisari'nin civarina çiktilar. Süleyman Pasa bu kâfire bir kaftan giydirdi.

Gelibolu'nun kâfirleri bunlarin üzerine gelmek için toplandi. gerek Edirne'nin. Murad. Sultan Murad'in. Buradan piskoposluk merkezi olan ve Arkadiopolis denilen Lüleburgaz'a geçtiler. kisa zamanda burayi tekrar alip surlarini yiktilar. Onlari Gelibolu ucuna koydular. kâfirleri kirdilar. Bunlar da hemen karsiladilar. Buraya hücum eden Osmanli birlikleri. Bunlari Gelibolu'ya havale ettiler." Bu tarihî metinden anlasildigina göre Osmanli. Süleyman Pasa'dan sonra Rumeli'nin ikinci fatihi diyebilecegimiz Sultan I.Birgün. Sultan Murad. Iskelesine dahi gemi birakmaz oldular ki çika. Hisarin kapisini yaptirdilar. Imparator Kantakuzenos'a defalarca yardima geldikleri zaman. Kaynaklardan büyük bir kisminin. Osmanlilarin. Ankara'nin yeniden alinmasindan sonra artik sira Edirne'ye geliyordu. Bundan dolayi Edirne'nin gerisini emniyet altinda bulundurmak ve Istanbul tarafindan gelebilecek bir Bizans taarruzuna mani olmak için Tzurulon denilen ve daha önce alinip sonradan elden çikmis bulunan Çorlu'nun alinmasi gerekiyordu. daha o dönemlerde bile müslüman olmayan ve hatta kendileri ile mücadele eden bu insanlara karsi gerçek bir hosgörü ile muamele etmisti. bu sehrin askerî önemini anlamisti. Burayi da kisa bir zamanda ele geçiren Osmanlilar. gündüz bunlar Gelibolu kâfirlerine huzur vermez oldular. buranin surlarini da yiktilar. EDIRNE'NIN FETHI Osmanli fethinden önce küçük bir sehir olan ve günümüzde "Kaleiçi" denilen sinirla çevrili bölgeden ibaret olan Edirne. Savas oldu. Balkanlara geçip orada tutunmak ve hakimiyet kurmak için stratejik önemi haiz olan bir sehirdi. hareket ve davranislarindaki basarinin sirrini bu anlayista aramak gerekir. babasini müteakip Osmanli tahtina geçmesinden sonra feth edildigini bildirdigi Edirne'nin zapti. Bunun için de Edirne'yi feth etmeyi kendisine hedef olarak seçmisti. Gece. gerekse bütün bir bölgenin ehemmiyetini anladiklari gibi ulasim ve stratejisini de anlamislardi. Bizans Imparatorlugu'na bagli idi. Bu iki gaziye hayli yarar gaziler verdiler. Osmanlilarin Avrupa'ya kesin bir sekilde yerlesmeye çalistiklarinin isareti idi. Bolayir'da oturdular. Gerçi Osmanlilar. Yakub Ece'ye ve Gazi Fazil'a yoldaslar verdiler. Ankara'dan döndükten sonra Trakya'ya geçip faaliyetlere baslar. .

Bulgarlarin. Bizans tarihinden bahs eden Dukas. Bu. Sultan Murad'in Trakya'daki faaliyetlerinden bahs ederken söyle der: "Ayni sene zarfinda. Murad Bey. Nihayet Babaeski ile Pinarhisar arasinda Sazlidere mevkiine kadar gelmis olan Rum ve Bulgar kuvvetleri ile yapilan kesin bir meydan muharebesi sonunda düsman bozuldu. Selanik'ten baska bütün Tesalya kitasini zapt etti. Bu suretle Murad. Rumlara yardim etmeleri ihtimaline karsi sag koldan Karadeniz sahiline dogru ilerleyen bir kisim kuvvetler. Gazi Evrenos Bey tarafindan tekrar zapt edilip Osmanli idaresine katildi. Evrenos ve Haci Ilbeyi. / 1363 M. Bunun sonucunda da Edirne zapt edildi (764 H. Edirne yolu üzerinde bulunan ve daha önce düsman eline geçmis olan Çorlu ile Lüleburgazi aldiktan sonra Edirne üzerine yürüyüp orayi feth etti.). Serez ve Drama taraflarinda bulunan Sirplarin da müdahale edebilecekleri düsünülerek sol kola memur edilmis olan Evrenos kuvvetleri de Dimetoka'nin batisina dogru sevkedilerek savunma tertibati alindi. maiyetinin bir kismi ile bir kayiga atlayip Enez'e kadar inerek oradan da Sirp ülkesine kaçmaya muvaffak oldu. yukarida belirtilen yerleri elde ettikleri sirada bütün komutanlarin davetiyle Lüleburgaz mevkiinde toplanan bir harp meclisinde. . Edirne'yi muhasara etti. beyligini oglu Murad'a terk eyledi. Büyük Selçuklularin Anadolu'daki yerlesme siyasetlerinin bir benzeri idi. verilen karar üzerine beylerbeyi Lala Sahin Pasa büyük bir kuvvetle Edirne üzerine sevk edildi. Edirne'de bulunan Rum komutan ise Meriç nehrinin kabarmasindan istifade ile bir gece. Türk basbugu Orhan dahi vefat ederek. Kirklareli'ni isgal. Bu arada Bizans'in daha önce geri almis oldugu Malkara. Görüldügü gibi Sultan Murad. Kesan ve Ipsala. Buradan da Kuzeye dogru Meriç'i takib etmek suretiyle Didimatihon denilen Dimetoka'yi zapt etmisti. Böylece Osmanlilar'in Trakya'yi da Islâmlastirmaya yönelik gerçek maksatlari ortaya çikmis oluyordu.Lüleburgaz'in zaptindan hemen sonra Anadolu'dan göçmenler nakl edilerek buraya yerlestirildi. Bizanslilara ait tekmil yerleri ele geçirdikten sonra Trivalya (Tuna nehri ile Bati Trakya arasinda kalan bölge)'ya geldi. Trakya sehirlerinden birçoklarini hükmü altina aldiktan sonra. Haci Ilbeyi ise Enez Körfezi üzerinde ve Meriç'in batisinda bulunan Dedeagaci (Megri-Makri) kasaba ve limanini aldi.

tamamiyla Osmanlilarca çevrilmis bulunuyordu. Edirne'den sonra Filibe'nin de alinmasiyla Bizans. Bir müddet için orasini kendisine karargah yapti. . Bulgar ve Makedonya'daki Sirplarin birbirleri ile olan irtibatlari kesilmis oluyordu. Edirne ve Dogu Trakya'nin fethi. Osmanlilarin aldiklari yerleri ne kendisinin ne de Sirplarin geri almak için bir tesebbüste bulunmayacaklarini garanti ediyordu. Dogu Trakya'da yayilmakta olan Müslüman Türklerin bu yayilmasini önlemek için 1361 Temmuzunda Imparator Besinci Ioannis ile Venedikliler arasinda bir antlasma yapilmissa da bir fayda temin edilemedi. Osmanli fütuhatinin manevî sebep ve faktörlerinden bahsedilirken bu konuya daha detayli bir sekilde temas edilecegini belirtmek gerekir. Zira Osmanlilar sayesinde Avrupa. Lala Sahin'i kuzeyde Filibe ve Zagra taraflarina sevk ettigi gibi Evrenos Beyi de Bati Trakya'nin fethine (Gümülcine) memur etti. bunlari daha önce pek bildigi ve uyguladigi söylenemez. Evrenos Bey de Gümülcine ile o havalide bazi yerleri aldi. bununla yetinmeyerek faaliyetlerine devam etti.Sultan Murad. Bu. Bu kusatmaya dayanamayacagini anlayan kale muhafizi teslim olarak ailesiyle birlikte Sirbistan'a gitti. Edirne vaziyetini yoluna koyduktan sonra Beylerbeyi Lala Sahin Paça'yi burada birakarak kendisi Dimetoka'ya gitti. Böylece Bizanslilar açisindan Osmanlilarin eline geçmis bulunan yerlerin tekrar alinmasi ümidi de ortadan kalkmisti. Orada bir cami ile kendisine bir saray yaptirdi. Böylece Bizans. dinî müsamaha. Çünkü Osmanlilar. Çünkü Imparator. Sultan Murad. insana saygi ve hukuka riayet gibi kavramlarla karsilasti ki. Bunun üzerine imparator 1364'te Osmanli Devleti ile anlasarak mevcud vaziyeti kabule mecbur olmustu. Lala Sahin Pasa pirinç ziraatiyle meshur olan Filibe (Plovdiv)'i muhasara etti. Bundan dolayi Bizans ile Venedikliler arasindaki ittifaktan bir netice elde edilemedi. Osmanlilarin Avrupa'da kesin olarak yerlestiklerini gösteren bir hadisedir. Anadolu Müslüman Türk tarihi için oldugu kadar Balkanlar ve buna bagli olarak Avrupa için de bir dönüm noktasi olmustur. O. mütemadiyen Anadolu'dan göçmen naklederek sahilleri de siki sikiya ellerinde tuttuklarindan ayrica yerli halka karsi çok merhametli ve âdilane bir idare tarzi uyguladiklarindan içerde de herhangi bir isyan hareketine rastlanmiyordu.

Bunun esas temeli ise merkezdeki "Divân" idi. Bu parada Osmanlilarin mensub olduklari Kayi boyu damgasi da bulunuyordu. bir devletin istiklâl (bagimsizlik) alâmetlerindendir. idareciligi bakimindan tam bir devlet kurucusu idi. Beylik. daha önce karsilasmadigi farkli din.000 km2'ye çikmisti. Burada üzerinde durmamiz ve belirtmemiz gereken bir nokta da simdiye kadar ilk Osmanli akçasinin Orhan Bey zamaninda basilmis olmasi meselesidir.ona modern bir devlet olma anlayisini saglamisti. onun zamanindaki fetihlerle gittikçe genisleyip büyümeye basladi. yavas yavas asiret usûl ve kaidelerinden az da olsa ayrilmak ihtiyacini hissediyordu.Babasindan devr aldigi küçük beyligi iki misli büyüterek teskilatli bir devlet haline getiren Orhan Bey. Orhan Bey. Halbuki yeni arastirmalar ilk Osmanli parasinin Osman Gazi döneminde basilmis oldugunu göstermektedir. Bu bakimdan bu siyasî varlik ve birlige bir hayatiyet ve devamlilik kazandirmak gerekiyordu ki bu da saglam ve temelli müesseselerin kurulmasi ile mümkündü. Bu da ortaya çikan yeni problemlere karsi zamanin ve sartlarin gerektirdigi çözümleri bulmakla mümkündü. ekonomik ve sosyal hayatta önemli bir rol oynamaktadir. Bu maksatla Orhan Bey'in tahta geçisinin (cülûs) üçüncü yilinda bir gümüs sikke basildi. 1362 yilinda vefat etti. Bütün tarih ve kaynaklar. Bilindigi gibi para. Bu hareket tarzi . irk ve medeniyetlere sahip insanlari sinirlari içinde barindirmaya baslamisti. ilk devlet teskilâtinda Anadolu Selçuklulari ile Ilhanlilari örnek almis ve buna göre bir hükümet teskilati vücuda getirmisti. Daha önce küçük bir beylik olan devlet. Çünkü o ana kadar. Orhan Bey. Bununla beraber bu paranin nerede ve hangi tarihlerde basildigi belli degildir. askerlik. onun Osmanli Beyligi'ni hakiki bir devlet haline getirdiginde müttefiktirler. Onun vefati esnasinda devletin sinirlari 95. adalet. Bu konularda ulema sinifindan gelmis olan vezir Alaeddin Pasa ile Bursa Kadisi Cendereli Kara Halil Efendi büyük bir gayret ve faaliyet içinde idiler. Idare sahasinda. Keza o. Osmanlilarin ilk defa kullandigi para birimi akça idi. vergi gibi konularda yeni teskilâtlarin kurulmasi icapediyordu. Henüz bey ünvanini tasiyan hükümdar bu . ORHAN BEY ve DEVLET TESKILÂTI Osmanli Devleti'nin ilk teskilâti Orhan gazi zamaninda kuruldu. kültür. Bu genisleme duraksamadan devam ettigi için yeni müesseseler ile desteklenmesi ve saglam temellere oturtulmasi gerekiyordu.

Bunlarin ileri gelenleri. buralari feth eden beylere verilmek suretiyle dogrudan dogruya asiretin ileri gelen ve birer askerî komutani durumunda bulunan kimselerce kullaniliyordu. 1340) adinda ilmiye sinifindan belki "ahi" ricalinden bir zat oldugu ve bunun isim benzerligi yüzünden Orhan Bey'in küçük kardesi Alaeddin Bey ile karistirildigi görülmektedir. kendi boy ve oymaklarindan topladiklari adamlari ile beraber. O dönem Osmanli ordusunun en mühim unsurunu teskil eden bu birlikler. bir alay haline konularak baslarina en büyük timar sahibi olan kimse alay beyi tayin ediliyordu. Bilecik. Gaza ve fetihten sonra bu gazilere baslangiçta timar (dirlik) verildigi gibi onlari idare edenlere de daha yüksek bir timar tahsis ediliyordu. Tamami atli olan bu timarlar. devamli bir askerî birligin kurulmasi gerekiyordu. Baska bir ifade ile Orhan Bey'in kurdugu bu sistem. Çünkü her zaman. Ikinci veziri Ahi Mahmud oglu Nizameddin Ahmed Pasa idi. Orhan Bey zamaninda. Sehir. Orhan Bey devletinin dayandigi ikinci sinif askerî kuvvet yaya ve müsellem teskilâti idi. Inönü. Selçuklu divân dairesi ile çevrelerindekinin aynisi idi. Yenisehir. Her kazanin timarlilari birer çeribasi idaresinde idiler. sinirlari bir hayli genisleyen beyligin her tarafina zamaninda ulasilabilecekti. Orhan Bey. Mesela Eskisehir. Izmit. bilhassa asiretlerden.divana baskanlik yapmaktaydi. Bu askerî teskilâtin ortaya çikmasi zaruret halini almisti. Osmanli Beyligi'nin ilk mühim fethi olan ve hem yeni hem de kuvvetli bir siyasî varligi ortaya koyma yolunda belki en önemli . Ancak bu sayede. Orhan Bey devri ilk vezirinin Ramazan 723 (Eylül 1323) tarihli ve Orhan Bey zevcelerinden Asporça Hatun vakfiyesinden anlasildigina göre Haci Kemaleddin oglu Alaeddin Pasa (öl. kasaba ve kazalarin idaresinde ise. vaktinde sefere gelemeyen veya uzun süre devam eden kusatma hizmetlerinde kalamadiklarindan dolayi basarilari mahdud olan asiret sipahilerinin yerine. Osman Bey zamanindan itibaren elde edilen yerler. Bursa gibi sehirler. seferde vazife aliyorlardi. hükümet reisi durumunda bulunan ve ilk dönemlerde ilmiye sinifindan gelmesi mutad olan vezirin de icabinda baskanlik ettigi olurdu. hep birer kaza teskil ediyorlardi. Iznik. Osmanli Beyligi'nde muntazam bir devlet teskilati meydana getirdigi sirada bütün timarlilari belli birlikler halinde bazi kumanda kademelerine bagladi. hizmetleri karsiliginda kendilerine timarlar verilmek üzere genellikle toplu bir halde vazifeye alinan sipahilerdi. Karacahisar. Divâna. Bu sebepten oralarda bir kadi ve subasi bulunuyordu.

O. bu sehirde büyük bir Müslüman Türk nüfusunun toplanmasina sebep olmasi gerçegi idi. Kantakuzenos'un kizi olan esi Theodora'dan dogan oglu Halil'i çok . Bu bakimdan zapt ettigi yerlerdeki kiliseleri mescid ve medreselere çevirmekle yetinmemisti. isin hemen basinda kilise ve manastirlari cami ve medreseye çevirmek suretiyle ilk ihtiyaçlari karsilamis oluyordu. 1362'de vefat ettigi zaman Murad. Bu imâretin seyhligini. kendi toplumunun faydasina olan her konuda öncülük ediyordu. devletin temellerini babasindan tevarüs ettigi adalet anlayisi üzerine kurmustu. onun yaninda gördügü ikramlari ve onun ülkesini nasil dolastigini açik bir sekilde anlatir. Vakiflar kurmak suretiyle bu öncülügünü sosyal alanda da göstermisti. Iznik'in Yenisehir kapisinda bir imâret kurar. Daha önceki Müslüman devletlerde de varligina sahid oldugumuz imâret müessesesinin Osmanlilar'daki ilk müessesi Orhan Bey'dir. yine bizzat kendisi yakar. Yoksullar evinde bilgin ve hafizlara da maas baglar. Ibrahim. Bununla beraber o. feth ettigi ülkelerde tebeasina karsi adaletle uyguladigi siyasete çok dikkat ediyordu. Halil ve Kasim adlarinda ogullari olmustu. Orhan Gazi'den sitayiskâr bir sekilde bahs eder. 1330) yilinda Iznik'te kurdugunu görüyoruz. Bu sebepledir ki tebeasi arasinda herhangi bir ayirim yapmadan herkese gerektigi sekilde muamelede bulunuyordu. O. Orhan Bey. Iste burada da ilk defa Orhan Gazi'nin faaliyete geçtigini ve ilk Osmanli medresesini 731 (M. Orhan Bey'in Bursa'yi aldiktan sonra burada kurdugu ve kendisinden sonra gelen haleflerinin de izinde yürüyerek devam ettirdikleri tesislerin. Onun. Nitekim Bursa'da yoksullar evi yaptirip fakirleri doyurmak için mallar vakfeder. aksam olunca da imâretin kandillerini. Ibrahim ve Halil hayatta idiler. O. Orhan Bey'in. ilim ve ilim adamlarina saygida kusur etmezdi. Burada birçok da vakif tesis etti.adim. Onlari takdir etmekte mahirdi. Türkmen meliklerinin büyügü oldugunu söylemekle kalmaz. Orhan Gazi bu ilk imâretin açilis merasiminde bizzat kendisi hizmet eder. Bilindigi gibi toplumun egitim ve kültür hayatinin gelismesinde önemli derecede rolü bulunan müesseselerden biri de medreselerdir. Yine onun 1335 yilinda Bursa'da kurmus oldugu medrese zamanla Iznik medresesini gölgede birakmis ve devrin yüksek tahsil müessesesi haline gelmistir. dedesi Edebali'nin müridi olan Haci Hasan'a verir. Orhan Gazi. Ilk zamanlarinda kendisini Iznik'te ziyaret etmis olan Magribli (Fas) seyyah Ibn Batûta. Süleyman Pasa. O. Fakirlere çorba dagitir. Sultan Murad.

ahiler ve komutanlarin karari ile Bursa'ya davet edilerek hükümdar ilan edilmistir. Orhan Gazi'nin 6 oglundan yas itibari ile dördüncüsüdür. Süleyman Pasa ile Murad Bey ise Yarhisar tekfurunun kizi olan Nilüfer Hatun adindaki ilk zevcesinden idi. Rumeli'deki harp sahasindan ayrilip . MURAD (DÖNEMI) Osmanli Devleti'nin üç büyük kurucusundan biri olan I. Sihabu'd-Din" gibi ünvanlari tasidigi da görülmektedir. iyiliksever ve merhametli bir kisiligi oldugu için kendisine "Hüdâvendigâr" lakabi verilmisti. Yarhisar tekfurunun kizi Nilüfer Hatun'dur. Ordu ile milletin göz bebegi durumunda bulunan ve çok sevilen Sehzade Süleyman'in ölümü üzerine. Annesi. veliahd olarak yetistirilmemis olmasina ragmen hükümdarlik sorumluluklarini devr alirken tereddüt ve saskinliga düsmeden yerine siki basip oturmustu. Ibrahim'in annesinin ise imparator III. Bu sebeple de devlet islerinde büyük bir nüfuza sahip olan ahi ve gazilerin destegini alarak tahta geçti. O. Trakya'da gerçeklestirdigi fetihlerle ün kazandigi gibi idare ve yönetim isinde de pismisti.seviyordu. Bizans'a karsi yapilan fütuhat ve kazanilan zaferlerin temsilcisi durumunda idi. kanun ve nizamlara saygili. Tahta geçince. Bazi kitâbe ve eserlerde "Meliku'lÂdil el-Gâzi es-Sultan Giyasu'd-Dünya ve'd-Din Ebu'l-Feth. babasinin Trakya'da izlemekte oldugu fetih siyasetini devam ettirmek istiyordu. Osmanli tarihinde Murad Hüdâvendigâr ve Gâzi Hünkâr adlari ile anilip söhret kazanan bu hükümdar. teskilatçi ve komutanlik özelliklerini tasiyan bir hükümdardi. Murad. hem de Paleolog hanedanina damat olmus demekti. veliahd olup babasinin tahtina geçen Murad. hem Kantakuzenos'un kizini almis. Çünkü o. Bu sekilde Orhan Bey. Latin kaynaklarinda Amurad adi ile anilir. I. babasinin vefatindan önce Rumeli'de esas kuvvetlerinin basinda bulunuyordu. onun. Andronikos'un kizi Asporça Hatun oldugu ve Orhan Bey'in bu zevcesinden Fatma adinda bir kizinin da bulundugu sanilmaktadir. Ana bir kardesi olan Süleyman Pasa'nin ölümü üzerine o tarihlerde 36 veya 37 yaslarinda bulunan Murad. Daha önce de belirtildigine göre dogumu 1326 senesidir. Az ve öz konusan padisahin.

Bunun üzerine Sultan Murad. Böylece sehir yeniden Osmanli hakimiyetine geçmis oldu. Ankara. baslarinda bir komutan ve serdarin bulunmamasi yüzünden sikinti içinde olduklarini ve keremli padisahlarinin yolunu gözlediklerini bildiginden. Allah'in yardim ve keremi eseri olarak sahlik tahtina oturunca ilk isi halkin ve askerlerin ihtiyaçlarini görmek ve Hz. Orhan Gazi'nin vefati üzerine Karamanoglu ile Sivas hükümdari Giyaseddin Mehmed'in tesvikleri ile Ankara ahileri. Bu bey. Murad Lala Sahin Pasa'yi Rumeli'de kaymakam birakip 25 bin askerle Ankara üzerine yürüdü. hem Rumeli hem de Anadolu'da meydana gelen bu tehlikeli durumda ne yapilmasi gerektigi hususunda ulema ve devlet erkâni ile istisarede bulundu. daha önce Sivas ve Kayseri bölgesinin hükümdari olan Alaeddin Eretna'ya ait iken. Karamanogullarinin tesvikiyle tekrar Ankara'ya hakim duruma gelmisti. Rumeli'ye dönmek isterken Asya'da meydana gelen olaylar yüzünden Avrupa'daki tasavvurlarini geciktirmek zorunda kaldi. Anadolu'da ise "bazi hukkam ve mulûk. sikak ve nifak üzre ittifak meslegine sülûk edüp hususa valiyan-i Karaman ve Ermeniye-i sugra (Karaman idarecileri ve Küçük Ermenistan) ve civarlarinda olan bazi kötü niyetli beylerin baslica emelleri Osmanli topragini . Hoca Saadeddin Efendi. Ankara'nin yeniden zaptini anlatirken enteresan bazi noktalara da temas eder. mukavemet etmeden sultani törenle karsilayarak ona hediyeler takdim ettiler.Bursa'ya gelmesi üzerine Bizans kuvvetleri taarruza geçerek Türklerin elinde bulunan Burgaz. Türk kuvvetlerini sahile dogru çekilmeye mecbur ettiler. Bunun üzerine Sultan I. Böylece halkin dileklerini yoluna koyduktan sonra Rumeli yakasinda olan askerlerin. cihad niyetiyle ülkeler feth etmek üzere o tarafa yönelmisti. Tehlikeli bir durum arzeden kardesler ve Ankara probleminin çözümü için karar ve fetva aldi. Osmanlilarin her an artmakta olan güçlerinin kendisi için tehlike meydana getirdigini sezip Osmanlilarin son tesebbüslerinden de endiselenince onlara karsi ahiler ile Eretna Beyi'ni kiskirtmaya basladi. Devamli olarak Ankara'yi kendi beyliginin hakimiyeti altinda kabul eden Eretna Beyi. ANKARA'NIN YENIDEN ZAPTI Anadolu Selçuklu Devleti'nin ortadan kalkmasindan sonra bu devletin mirasçilari durumunda bulunan on bey arasinda kendisini en kuvvetli hisseden Karaman Beyi olmustu. Karamanlilarin ortaligi karistirmak için Ermenilerle de is birligi yaptigini ve Müslüman halka zulmetmek üzere anlastiklarini anlatarak söyle der: "Sultan Murad. Çorlu ve Malkara'yi geri alip. Bu esnada Eretna Beyligi'nin idaresinden memnun olmayan sehir halki ve ahiler. onun ölümünden sonra 1354 yilinda Orhan Gazi'nin oglu Süleyman Pasa tarafindan zapt edilerek Osmanli topraklarina katilmisti. sehirdeki Osmanli muhafizlarini kovarak daha önceki beylerinin idare ve yönetimine döndüler. Sultan Murad. Peygamber'in seriatini yerine getirmek olmustur.

Küçük Asya'daki fetihlerinin kuzey noktasi olan bu sehir. moher ve daha baska nefis kumaslar burada dokunurdu. Hal böyle olunca ulemanin fetvasi ve akil sahibi kisilerin görüsleri nedir diye sormustu. yani Ankara pek çok geliri olan bir beldedir. Bunun üzerine Gâzi Hüdâvendigâr da ulemanin fetvasini bayrak ve rehber edinerek Anadolu yakasina geçti. Durum. Bunun için de bazi bölgelere (hudud boylari) saldirarak Bursa ve Iznik üzerine yürümeye kalkismislardi. Islâm ülkeleri harap. Bu arada ol nifak ehli ile is birligi eden bazi yaramazlari ve kötü yolun yolcularini yakalayip. Bu nifak takiminin büyük ülkeme yaklasmis olduklari su sirada zararlarini ortadan kaldirmaya. büyük ölçüde tarim ve hayvanciliga dayali gelismis ekonomisi ile temayüz eden Ankara. Böylece Islâm ülkelerini yagmalamak. Bizans ve Prenk diyarina yollanirdi. Bunun içindir ki Ankara'dan bahsederken Hammer de söyle söyleyecektir: "Iskender'in. Fakat simdi kulagimiza Karaman beylerinin çevrelerindeki azgin topluluklarla birlikte Islâm ülkelerini yagmalamak konusunda is birligi ettikleri. O dönemlerin. Kostantiniyye (Istanbul) ve Islâm hükümdarlari arasinda sürekli bir çekisme konusu idi. Iran. tehlikenin def edilmesi isinin öne alinmasindan yana görüs bildirdiler. boyun egdiklerini bildirip kalenin anahtarlarini teslim etmislerdi. Bunlar. sahlik yüceligine uygun düstügünden tamami devlet hizmetine alindilar. saçtiklari fitne atesini söndürmeye çalismazsak. Sonu ayrilik ve fesad olacak bu düsünce ile and içip el baglamislar. et-Tevbe 73) emrine uymaktir. yaramazlarin zararina son vermek için bu diyara gelmistik. Ankara'ya sahib olan istiklâl davasina düserek bu kaleyi ve çevresini ele geçiren Ahi adini tasiyan cemaat. bunlara katilanlar veya onlardan umut bekleyenler kirilip dökülünceye kadar kovaladi. Ayrica yün. Ayrica çevredeki kâfir hükümdarlara da kararlarini duyurmuslardi. Faziletli kisiler topluca. melekler ordusunun sahi olan sultanin esigine iletilince din bilginlerini ve isleri yöneten fukahayi toplamis. adalet issi Sultan Murad Han Gazi'nin yüce kuvvetini ve erisilmez gücünü görünce direnmeye imkân olmadigini anlamislar. bazi bölgeleri yakip yiktiktan sonra Iznik ve Bursa üstüne düstükleri haberi geldi. Bu güzel sehir.yagmalamak oldugundan hünkârin Gelibolu'ya yöneldigini ögrenince bir araya gelip bazi kararlar ve gizli tedbirler almakta kusur etmemislerdi. Bu emirdeki siraya uyarak önce kâfirlerin fitnesini def etmek. Böylece Islâm'in geregini bir kenara birakip müsrik ve kin ehli ile is birligi edip bütün Osmanli ülkesini çarpip yakmak konusunda anlasmislardi. . onlara amacimiz ve emelimiz dinimize destek olmak "kâfirler ve münafiklarla cihad et" (Kur'an. Onlarin bu tutumu padisahlik merhametine. hediye ve armaganlar derleyip padisahlara has peskeslerle sultanin otagina gelmisler. birçok devlet ve beyligin dikkatlerini üzerinde topluyordu. Kale ile hisarin korunmasi için asker ve dizdar birakildiktan sonra yakin çevrede bulunan bazi kaleler de yöneticilerinin elinden alinarak Osmanli ülkesine katildi. Arabistan. Seytan'in bu takimi ile gönül ve dil birligi etmislerdi. Zaferleri tasiyan askerleri ile Karaman beylerini ülkesinden çikarip sinir boyunu tutmak için Ankara kalesini kusatti. Tarim ürünleri yaninda zirh yapimiyla da taninmistir. Müslümanlara zarar ve ziyanda bulunmak için. Hilafetin ve Bizans Imparatorlugu'nun yükselis çaglarinda Amuryum (Anamur) gibi. halk ve köylüler de berbat olurlar. Harun Resid ile Me'mun Ankara'yi feth ettiler. Münafiklarin ortaya çikardiklari karisikligin aradan giderilmesinin önemini belirttiler.

her türlü özel durumlarin incelenmesi ve terekenin hesaplanmasi görevlerinin kadiaskerlere birakilmasi uygun görüldü. böyle bir makamin ihdasina ihtiyaç gösterdi. delikanlilik çagina gelmis oglunun bulunmamasindan dolayi en kidemli beylerden ve saltanatin temel direklerinden olan Lala Sahin Bey'in. beylerbeyi ünvaniyla Osmanli ordularina bas komutan oldu.Harun Resid. seferlerde anlasmazliklari çözer. Ankara'yi alip Karaman beyi tarafindan yapilan kiskirtmalarin sebep oldugu karisikliklari da bastirdiktan sonra gözlerini Avrupa'ya çevirdi. Murad için önemli idi. sayisiz askerin karsi tarafa geçisini saglayacak gemiler yaptirmakla da görevlendirildi. zaman ve sartlarin gerektirdigi yenilikleri yapma ve tedbirlere bas vurmaktan çekinmiyordu. deniz kenarinda. Suriye ve Ermenistan'dan Türkiye ve Kilikya sahillerine giden yollarin merkez noktasi idi. Gerçekten. Çünkü daha önce her sefere çikista rütbesi en yüksek olan taht kenti kadisi. savas araçlarinin saglanmasi için "beylerbeyilik" görevi ile basa geçirilmesi uygun görülmüstü. Ankara'nin elde bulunmasi. uzun ve yumusak tüylü keçileri ile meshur oldugu gibi zamanimizda dahi örtüleri. ordu kadiligi ile birlestirilmesini emr eder. Dogu Roma Imparatorlugu arazisi üzerindeki zaferinin hatirasini ebedilestirmek için Ankara'nin muhtesem iki kapi kanadini Bagdad'a nakl ettirdi. Savasta ve barista islerin yürütülmesi. O siralarda Bursa Kadisi olan Çandarli (Cendereli) Kara Halil Hayreddin Pasa en selahiyetli kisilerden ve kadilarin en ulularindan oldugu için bu göreve getirilmis oldu. bina harçlarinin saglamligi. askerlerin törelere göre nizam içinde hareket etmelerine bakardi. asker ve ordunun tertibi. Nasil ki . Nitekim kendisinden önce bir sefere baslamadan evvel o çagda en büyük ve mertebe bakimindan en yüksek sayilan taht merkezi olan Bursa kadiliginin. Bu arada Sultan Murad. SULTAN MURAD'IN TESKILATÇILIGI Murad Hüdavendigâr. Böylece bu göreve getirilen kimse. Sultan Murad'in. eski çaglarda yagli kuyruklu koyun sürüleri. üzümleri gibi meyveleri de az söhretli degildir. otuz alti çesidi sayilan armutlarinin lezzeti. anlasmazliklarin giderilmesi. Zira Orta Asya ticaretinin merkezi. Böyle bir müessesenin teskiline de ihtiyaç vardi. Sultan Murad. Böylece ilk defa "kadiaskerlik müessesesi" dogmus oldu. Hammer. Ayas sulari da kaplica olmak ve içilmek için en sifali sulardir. Murad zamaninda asker sayisinda meydana gelen büyük artis. atalari en büyük çocuklarini ordulara komutan tayin ederek onlari beylerbeyi sifati ile ülkeler zapt etmeye gönderiyorlardi. Beylerbeyi me'muriyeti Ayni zamanda vezirlik görevini de içine almaktadir önceki padisahlar zamaninda onlarin en yakin akrabasina veya büyük ogullarina verilirdi. elmalari. yünleri. Beylerbeyligin. asker olan ve olmayan idareciler üzerinde üstün bir kontrol hakkina sahip bulunacaktir. Keza Ankara. Bundan sonra o. hanedanin disindan birine verilmesini daha degisik bir açidan degerlendirerek söyle der: "Lala Sahin. pehlivan yetistirmek ve ibadethaneleri ile de söhret kazanmistir. zamanin gerektirdigi bazi yeni kanun ve tesislere de bas vurmaktan geri kalmiyordu. Küçük Asya'nin en zengin vilayetlerinden biri olan Ankara.

Murad. zafer sancaklarini Balkan eteklerine kadar ulastirmis ve en önemli yerlerden olup Belgrad'a kadar bütün memlekete pirinç vermekte olan iki Zagra (Eski ve Yeni) ile Filibe'yi almistir. Daha önce belirtildigi gibi Edirne'ye varip orayi da fetheden Murad Hüdavendigâr. orayi da fethederek yeniden ele geçirdi. fakat birçok cami ile kervansaray yaptirdigi ve onlar için yeteri kadar tahsisat bagladigi için de sakli kalmistir. Gerçekten de Edirne. mekan tutmak ve orayi yurt edinmek üzere buraya yerlesir. artik Balkanlar'da yerlesmek. Meriç. Sabunu. ikametgah olarak Dimetoka'yi seçmis ve orada bir saray yaptirmisti. Bu bakimdan buranin gülsuyu ve gülyagi Misir ve Iran'dakilerle boy ölçüsecek bir durumdaydi. saraylar. Padisah. burayi Cenab-i Hak tarafindan özellikle korunan ve medeniyetçe pek ileri bir sehir saymislardir. Kale tekfuru böyle sayisiz ve heybetli bir ordunun karsisinda tutunamayacagini anlayip kaleyi teslim eyledi. okullar ve köprüler bakimindan pek çok seyyahin dikkatini çekmekteydi. Yerinin ve halkinin güzelligi dillere destandi. çarsilar. Tunca ve Arda nehirlerinin kavsak noktasinda bulunmaktadir. Lala Sahin'e gelince o. Bundan sonra da Çorlu üzerine yürüyen Sultan Murad. Sultan Murad'in. sadece bunlari feth etmis oldugu için degil. SULTAN MURAD'IN RUMELI SIYASETI Lala Sahin Pasa'nin orduyu toplamasi ve askerî hazirliklarin yapilmasindan sonra Rummeli yakasina geçildi. Sultan Murad bununla da yetinmeyerek onun adina vakiflar tesis etmisti. Bununla beraber Sultan Murad. askerlik. Lala Sahin de Evrenos gibi Osmanli ülkesine kattigi sehirlere ziynet veren ihtisamli yapilarla adini yasatmistir. Bilindigi gibi Edirne. Osmanlilar. o dönemde Dimetoka'nin daha bayindir ve mamur olmasi ile sarayinin Edirne'dekine göre daha iyi olmasi olarak gösterilmektedir. Beylerbeyi Lala Sahin Pasa'nin Edirne'de oturmasini ve Kuzey Trakya'da fetihlere devam etmesini istemisti. Ilk önce Gelibolu'dan fazla uzakta bulunmayan ve Elespon üzerinde kurulmus olan Bontos kalesi kusatildi. Bunlar arasinda Filibe'de iki ok atimi uzunlugunda ve iki arabanin yanyana geçebilecegi bir tas köprü anilabilir.Orhan'in biraderi Alaeddin ve ondan sonra oglu Süleyman'in bu iki hizmeti idare ettiklerini görmüstük. Bu arada Evrenos da bu bölgenin güneyinde Gümülcine ve Vardar gibi yerleri aldi. Suriye sabunlarini. Bundan sonra hükümdar cihad için yoluna devam etmisti. . Hükümete yeni bir güven veren bu sistem. sekerlemeleri Konya'ninkileri aratmazdi. Burasi sehri süsleyen yapilar. siyaset ve ticaret münasebetleri bakimindan sahip oldugu stratejik mevkii dolayisiyla Osmanli padisahlarinin taht merkezi olmaya degerdi. Padisah ilk önce kardesi Süleyman Pasa'nin mezarini ziyaret edip onun adina ve sevabi ona ait olmak üzere sadaka dagitmisti. Birinci Murad'dan sonra gelenler tarafindan da degistirilmemis ve ona uyulmustur. camiler. Bu iki sehirde Evrenos'un hatirasi. bu sistemde bir karisiklik ve saltanat için bir tehlike sezerek bundan sonra ogullarini müsavere meclisine kabul etmemek ve asker bas komutanligini yabancilara tevdi' etmek suretiyle eski usûlü bozdu. Edirne yerine Dimetoka'yi seçmesinin sebebi.

Müttefik kuvvetlerin. Elde edilen diger ganimetlerin taksiminde olan uygulamanin esirler konusunda uygulanmadigini ve seriatin emr ettigi beste bir vergi ödemenin yapilmadigini görür. Asil büyük Türk ordusunun kendilerini bastigini zanneden Haçlilar. Hoca Saadeddin Efendi. Buna göre Karaman'da dogan fakih Kara Rüstem. Sayet simdi bu isin üzerine ciddiyetle varilmaz ve göz yumulacak olursa vaziyetin ileride çok daha vahim olacagini bildirir. bu isin tedviri için de Kara Rüstem'in memur edilmesine karar verir. Haci Ilbeyi 10.000 kisilik akinci kûvveti ile gece yarisi düsman ordugâhina üç koldan baskin yapar. bununla da kalmayarak. Zagra'yi feth etmesinden sonra Osmanlilarin eline pek çok esir düsmüstü. 93)'te verilmektedir. Sultan Murad. maiyyetindeki komutanlardan Haci Ilbeyi'ni de 10. büyük bir bozguna ugradilar. Bunlardan birinin örnegi Feridun Bey Münseati (I. Bundan baska Papa V. Meriç nehrini geçen ve kendilerine mukabele edilmedigi için pervasizca hareket eden düsmanin gaflet ve sarhoslugundan istifade edip cesurane bir karar verir. Bir kismi kirildi. müttefikler Meriç nehrini geçtikten sonra onlara yetisebilmisti. Macar krali Layos ise canini zor kurtardi. Balkanlar üzerinde bir nüfuz kurmak isteyen Macar Krali. Esir sayisi o kadar artmisti ki. her esir için 125 akça fiyat takdir eder. Karaman'dan Sultan Birinci Murad'in yanina gelir. Bunun üzerine hemen devrin kadiaskeri olan Çandarli Kara Halil'in huzuruna çikip diger ganimetlerden alindigi gibi esirlerden de beste bir hissenin devlet için alinmasi gerektigini söyler. bu ittifak neticesinde Osmanlilara karsi yapilan sefere bizzat istirak eder. Sirp. gerek bu dönem ve gerekse önceki dönemde ortaya çikan "Pencik vergisi” hakkinda bilgiler verir. Gün dogarken kalabalik düsman ordusunun imha edilmeyen döküntüleri kendilerini Meriç nehrine zor attilar.Lala Sahin Pasa'nin. Haci Ilbeyi.000 kisilik bir kuvvetle ileri gönderir. Urban'in tesviki ile Macar Krali Layos basta olmak üzere Bulgar. Edirne'den Bursa'ya dönünce komsu hükümdarlara Edirne'nin feth edildigine dair fetihnameler gönderdi. Durumun takdiri için toplanan bir hey'et. Haci Ilbeyi. Rivayete göre bu kurtulusunu devamli . ele geçirdikleri yerlerde teskilât kurup arazi islerini tanzim etmeye çalisirlarken. Çandarli Halil'in. bir kismi da Meriç'te boguldu. Eflak ve Bizanslilar arasinda bir ittifak saglanir. Sirp ve Bulgarlar da Edirne ile Filibe'nin geri alinmasi için faaliyetlerde bulunup papa vasitasiyle Avrupa'yi harekete geçirmek istiyorlardi. O. durumu Sultan'a arz etmesi üzerine o da Kur'an ve Sünnetin gereginin yerine getirilmesini ister. Murad'a haber göndererek yardim ister. bir adamin degeri yüz yirmi bes akça gibi çok az sayilabilecek bir meblaga düsürmüstü. bu tehlikeli durum karsisinda derhal Bursa'da bulunan Sultan I. BALKANLAR'DA OSMANLILAR'A KARSI KURULAN ILK ITTIFAK VE SIRP SINDIGI SAVASI Osmanlilar. 1364 yilinda Filibe'yi Osmanlilara teslim ederek ailesi ile birlikte Sirbistan'a gitmis olan Rum kale komutani. Sirbistan krali besinci Uros'a bas vurarak Türk kuvvetlerinin azligindan bahis ile onu Osmanlilar aleyhine kiskirtir. Bunlardan büyük bir kismi da nehirde boguldu. Türkleri Balkanlardan atmak için Meriç vadisi boyunca Edirne'ye dogru yürümesi üzerine Edirne'de bulunan Lala Sahin Pasa. Bu fiyatin beste biri olan 25 akçanin pencik (humus) vergisi olarak devlet adina alinmasina.

Balkanlar'da yerlesip yurt tutmak oldugundan bu Haçli seferi kendilerini ikaz ettigi için arkadan gelecek olan tehlikelere karsi daha çok hazirlikli bulunmayi gerektiren tedbirleri almaktan geri kalmadilar. Türklere karsi Haçli seferi açildigini bildiren bir bildiri yayinladi. Macarlarla Türkleri ilk defa karsi karsiya getiren bu savas. Osmanlilarin. kaplica ve han yaptirmisti. Amadeo'dan geldi.olarak boynuna asili vaziyette üzerinde tasidigi Meryem'in tasvirine haml ettigi için memleketine döndügünde bir sükrane isareti olarak onun adina bir kilise yaptirmisti. müttefik düsman kuvvetlerinin Edirne üzerine geldikleri haberini alinca derhal kuvvetlerini toplayip yola koyuldu. Sirp Sindigi muzafferiyetinin sükranesi olarak Bilecik'te bir cami. düsmanda öyle bir korku izi birakmistir ki. Edincik ve Gelibolu'dan getirttigi donanma da denizden muhasara etmisti. Bizans Imparatoru. 1366 yilinda Gelibolu'yu ele geçirip tekrar Bizanslilara verdi. Fakat bu sirada Türkler. kilicini yeniden kinindan çikarmak . Zaten kisa bir süre sonra Gelibolu tekrar alinacakti. Sultan Murad. Papa'yi yeni bir ittifak kurulmasi arayis ve tesebbüsüne sevk etti. Bursa hisarinda bir cami ile Çekirge'de bir imâret. Ancak buna tek ciddi cevap. Sultan Murad'in yaptirdigi bu hayir isleri ile ilgili olarak vakfiyesinden ögrendigimize göre o. Sirp Sindigi savasi ile Türklerin Rumelide sür'atle ilerlemeleri saglandi. bütün bunlari ahiret azigi olarak insa ettirmis ve bunlara vakiflar tahsis etmistir. Yenisehir'de bir imâret ve Gazi Erenlerden Postin pus Baba'ya bir tekke. Macar Krali ve Italya'daki prenslerle is birligi yapmaya çalisan Papa. Bu savasla Avrupa'da Osmanlilara karsi yapilan müsterek bir mukavemete büyük bir darbe indirildi. Savoy Dükü U. Amadeo'ya bagli bir filo. Trakya'da kazandiklari bu Sirp Sindigi zaferi ile gururlanip gevsemediler. Sultan buna çok sevinmis ve Allah'a hamd etmisti. Gerçek gayeleri. medrese. durumun kendilerini pek etkilemeyecegi kadar yerlesmislerdi. Muharebe ve dönemin siyasî olaylari icabi 1365 yilinda devlet merkezini Bursa'dan Edirne'ye nakl ettiren Sultan Murad. Trakya bölgesine. Bosna'da oldugu gibi Balkan devletleri üzerinde de hakimiyet tesis etmek isteyen Macarlarin nüfuzu kirilmis oldu. Osmanli tarihlerinde Sirp Sindigi. Bu sayede. Biga'daki evlerin gazilere taksim edilmesi ve kiliselerin cami haline getirilmesini de emr etmisti. Hammer'in ifadesiyle bu korkuyu ancak Hunyad (Kazikli Voyvoda) gibi birisi onu izale edebilmistir. Sultan Murad. Böylece hem denizden hem de karadan kusatma altina alinan Biga zapt edilmisti. Biga'nin fethi esnasinda Sirp Sindigi zaferinin haberi gelmisti. Anlasildigi kadari ile Osmanlilar. Meriç nehri ise tamamen Osmanli kontrolüne girdi. Fakat daha önce yol üzerinde bulunan ve icabinda Rumeli'den dönerken korsan gemileri ile kendilerini tehdid edecek olan ve Katalan'larin elinde bulunan Biga'yi bizzat kendisi karadan. Biga'nin fethinden sonra Bursa'ya dönen Sultan Murad. yabanci tarihlerinde ise Meriç veya Çirmen muharebesi diye bildirilen bu zafer ile Edirne ve Bati Trakya daha da emniyet altina alindi. Balkanlardaki basarisi.

Islâm askerlerine siper olmus. Bunun yani basinda da bir imâret ve misafirhane ile mescid. Yakub ve Savci'nin sünnet dügünlerini yapti. Tahtkent Bursa'da nüfus o kadar çogalmisti ki. Öbür ganimetlerle birlikte bunlar da baglanarak padisahin otagina gönderilmislerdi. Ama bundan sonra hayir yapilarini onarmak ve faydali binalari arttirmak gayesiyle bütün gayretlerini sarf etmisti. yurtlarindan ayri düsenlere (garib). Anlatildigina göre bu mutlu günlerde Istanbul tekfuru. Gerçekte bu . Avrupa'da fetihlere devam etmek üzere Bursa'dan hareket etmeden önce üç sehzadesi Bâyezid. mescidin üst katinda medrese ve ögrenci hücreleri insa ettirdi. zâhid ve sâlih kisilerden.lazim geldigini anlamisti. Bu sebeple Haçli seferlerini bir daha denemek isteyeceklerdi. medrese. SÜNNET DÜGÜNÜ ve BURSA'DAKI HAYIR ESERLERI Sultan Murad. su bilgileri vermektedir: "îhsan ve lütfu bol olan padisah. 767 (M. sapiklik yapilarini tek tek yikarak ülkeler feth ederken bütün puthaneleri viran eylemisti. imâret gibi hayir eserleri ile dolduruldu. saray. adaletle hüküm sürmek. halki koruyacak tedbirleri almaya devam etmek ve Hz. mesayih ve irsad sahiplerinden (mürsid) dilekleri oldugundan bu gibilere. Hükümdar. Bu savasta ele geçirilenler arasinda bazi sanatkârlar da bulunuyordu. Bunlar içinde bir de becerikli ve hüner sahibi bir mimarin bulundugu anlasilinca hükümdar onu azad ederek yaptirilan hayir binalarina mimar ve usta basi tayin etmisti. imâret ve ibadethaneleri yeniden ele almak gerekiyordu. sarayin karsisina derhal bir cami yapilmasini emr etti. böylece bu saskin gürûh (kalabalik) çevrilip yok edilmisti. 1365) yilinda bu hayirli ise baslandi. Edirne'ye nakl edilmesinden sonra bu yeni taht sehri. Zira barut kokusunu yakindan almaya baslayan Hiristiyanlik âlemi. Gerek bu dügün gerekse Bursa'da yapilan eserler hakkinda Hoca Saadeddin. güzel yaradilisli padisahin adaleti. Yalova sahillerini yagmalamak ve Islâm topraklarina zarar vermek için bir kaç gemi ile asker göndermeye cesaret etmisti. temiz inançlari ve saf duygulan ile her zaman âbid. artik kendileri için ortaya çikan bu tehlikenin farkina varmis bulunuyordu. cami. Çevre ülkelerde. Sehrin arka yakasinda hâlâ Kaplica adi ile bilinen temizlik ve güzelligi ile övülen bir hamam yaptirdi. gelip gidenleri agirlamak bu makamin sahibine aid olmakla ve geçmis hükümdarlarin tutumlari da dikkate alinarak âlimler ve fazilet sahibi kimseler için konaklayacaklari binalari yaptirmak da ona düsmüstü. Taninmis bilginlerin artisi ve kerem sahibi kisilerin çogalmasi her gün biraz daha kendini hissettirdiginden. fakir ve zavallilara oturacaklari yerlerin yapilmasini da buyurmustu. Ama Allah'in yardimi. otagini ziyarete heveslenmislerdi. Peygamberin sünnetini yüceltmek için elinden geleni yapiyordu. ihsani ve basarili olanlari yükselttigi duyulmus oldugundan faziletli insanlar padisahin. Iyilik yapmak. Merkezin. cami ve mescidleri artirmak. Ilmin yayilmasi yolunda medrese ve egitim müesseseleri insa ettirilmesini öngördükleri kadar.

Balaban'a yardim etmek üzere Lala Sahin komutasinda kalabalik bir birlik gönderdi. Oradan gelecek yardima güvendigi için baslangiçta direndi. Sahibinin bir kadin olmasindan dolayi. Marolya aslinda bir kadin olup adi geçen kalenin sahibi idi. Bu yüzden savas uzadi. Bursa'dan Rumeli'ye geçip Bolonya zaferini kazandiktan sonra Edirne'ye dönmüs ve kisi orada geçirmisti. çiçeklerin açtigi demde sevinç ve nes'e içinde öyle güzel dügün ve dernek edildi ki. Aldigi güzel tedbirlerle bu ülkeyi ele geçirip. Deli Balaban. Kalelere de isi bilen ve durumu kavrayacak olan erleri yerlestirdikten sonra Marolya kalesine geldi. daha sonra buraya "Avrathisari" dendi. bilginlere kiymetli hil'atler ve hediyeler verildi. sütun ve kemerlerinin yapisi. iman ve inanan açik belgeleri olarak gözükür. halkini da yurtlarinda birakti. Rumeli'nin bati yakasinda bulunan Borlu. Bu kadin. kaleyi teslim etti. öbür beylerle birlikte Borlu ve Iskeçe üzerine yürüdü. sayisiz hediyelerini kerem sahibi sahin otagina sundular. kiymetli armaganlarini. Fakir ve fukara da kurulan sofralarda doyuruldu. Serez üzerine de Deli Balaban adinda gözü pek bir yigidi göndermisti. Ayrica Bilecik'te bir mescid. Yakub çelebi ve Savci Bey'in Hz. Isabetli tedbirler alan kisiler de benzerine rastlamamisti. Peygamber'in sünneti geregince sünnet edilmeleri. dügün hazirliklarini yapmak ve gereken tertibati almakla görevlendirildi. Zikir ve tesbihler edilir. Marolya kusatmasi devam ederken Sultan Murad. Gümülcine'ye geldikleri zaman Hayreddin Pasa'nin bu sehirde kalmasi uygun görülerek Evrenos Bey. bu gök kubbe. Sultan Murad. Ondan sonra seyhlere. Sonra Serez'den yardim gelmeyecegini anlayinca baris istemek zorunda kalip." BALKANLAR'DA YENI FETIHLER Sultan Murad. Tamamlandiklari günden zamanimiza kadar sabahin ilk isiklarinin dogusundan uykuya çekilen ana kadar genis alanlarinda farz ve nafile namazlar eda olunur. Marolya. Yine Bursa'da. Dernek kurulup davet edilenler yerlerini alinca sehzadelerin sünnet edilmeleri buyrulmustu. Padisahlik burcunun yildizlan. Yeni sehirde ise Postin pus demekle söhret bulmus olan dervis için de bir hankah yaptirmistir. Bunlara benzer daha nice yapilari vardir. Serez'i kusatma altina aldigi için Marolya'ya yardim gelmemisti. Evrenos Bey de Çandarli'nin idaresine verilmisti. altin bir sahan gibi parlayan günes ve gümüs tabagi andiran ay'la donatildigindan beri.iki cami de deger ve yapi bakimindan yerlerini bulmuslardir. Yigitçe savasti. Çünkü Evrenos Bey bu bölgeyi iyi taniyan bir kimse idi. Serez'den yardim taleb etti. Iskete (Iskeçe) ve Marolya kalelerini almak üzere buralara göndermisti. ülkeler sahibi sultanin arzusu olmakla saltanat otaginda el baglamis kisiler. Bu esnada Vezir-i azam Çandarli Hayreddin Pasa'yi. Serez hakiminin de akrabasi idi. Yani bunlarin Bayezid Han. Sofa ve eyvanlarinin genisligi. En sonunda davetliler. devlet gögünün pariltilari olan sehzadeleri ki her biri birer çinar gibiydiler. mislini görmemis. Sözü edilen yilin ilk baharinda. Gökdere'nin su taksim yerinde bulunan mescid de bu Gazi Hünkâr'in hayir eseridir. Lala Sahin önce Kavala .

" Bundan sonra Nis kalesi ile çevresinin korunmasi için tedbirler alindi. Sultan Murad'a birçok hediye takdim etmis. Üç yillik harac çikartip cihan hakiminin otagina sundu. onu tekrar ülkesinin hakimi olarak yerinde birakmisti. Sonunda Avrupa'da baris kurulmustu. zorlu ve kanli bir mücadele ile burayi ancak 25 gün sonra feth edebildi. Böylece ordudaki kitlik da giderilmis oldu. Hoca Saadeddin'in ifadesine göre "kalenin saglamligina güvenen kâfir. kedersiz ve savassiz alti yil içinde devletin iç isleri ile ugrasti. bunun karsiliginda da sultan onu diger hükümdarlardan daha üstün tutmus. Büyük Konstantin'in dogum yeri olan Nis'in Osmanlilarin eline geçtiginin duyulmasi üzerine Lazar baris istemek zorunda kaldi. Murad. Bunun üzerine Sultan Murad. bu kadar ganimeti ve ülkeleri kendisine baris eden Allah'a hamd ettikten sonra Bursa'ya dogru harekete geçmek istiyordu. Oradan da Zihne'yi ele geçirmisti. dizginlerini kaçis yönüne çevirerek hazine ve kiymetli esyalarini kalelere koyup. Sirbistan hükümdari. O yörenin bütün malini bu kalede saklamisti. Sultan. Ordu teskilâti düzeltildi. yeni devlet merkezi olan Edirne'de geçirdi. Bu arada harp ve sefer yorgunlugundan gücünü yitirmis olan gazilere yurtlarina dönme izni verildi. Oradan da Drama kalesine yönelmis ve kaleyi kisa bir zaman içinde feth etmisti. Feth edilen kalelerin bakim. Orhan'in oglu (Sultan Murad). Hammer'in ifadesine göre her sene Padisaha bin libre gümüs göndermek istegi yerine getirildi. Bizans'in en müstahkem dört mevkiinden biri ve Trakya. Hammer. Bu sekildeki tutum ve davranisin bir sonucu olarak Serez kalesine de baris yolu ile girilmisti. vergi vermekten kurtulmak için kizini Sultan Murad'a verdigini belirtir. Islâm askerinin kalabalik oldugunu görünce. Sirp ve Panuni arasindaki ulasim noktalarinin merkezi olan Nis üzerine yürüyen Sultan Murad. üzüntüsüz. Kisi. Sultan Murad. mükemmel ve olgun duruma getirildi. Çünkü Sisman. Ülkenin bos ve ekinlerin yakilmis olmasindan dolayi askerler bir kitlikla karsi karsiya kaldilar. Sipahilerin timar usûlü ve bir nevi ulastirma askeri olan "Voynuk"larin kurulusu. herkesi kendi topraginda birakarak onlarin. ayni yil Sisman ile de baris yapti. bütün yorgunluklarini bir kenara atip artik dinlenebilirdi. kulluklarini bildirip kapiya kabul edilmelerini diledi. ekili araziyi yaktirip zahireyi yok ettikten sonra kaçip gitmisti. Hoca Saadeddin ise bu konuda söyle der: "Padisah'a layik hediyeler ve armaganlarla elçi gönderip. onarim ve korunmasi islerini tamamladiktan sonra 776 (1374/1375) tarihinde toplanan ganimetlerle birlikte Sultan Murad'in yanina döndü. Halka karsi yumusak davranmis. Ayrica her yil elli okka gümüs göndermeyi de kabul etti. Dört ay kadar süren bu hareketin sonunda Semendire yakininda bulunan Nis kalesinin feth edilmesine karar verilir." Buradan bir çok mal ve esir ganimet olarak alindi. Tam bu sirada Sirplarin kendi topraklarina hücum etmek gayesiyle büyük bir ordu ile harekete geçmek üzere olduklari haberini aldi.kalesine yüklenmis burayi bir hamlede zapt ederek gümüs madenlerini ele geçirmisti. kalabalik bir ordu hazirlayarak büyük oglu Yildirim Bayezid'i otaginda birakarak Gelibolu'ya gitti. . Ülkenin halki da daglara çekilerek memleketi hos birakmisti. Sisman (Sosmanos)'in. sultanin adaletinden hosnud olmalarini saglamaya çalismisti. Oradan da hiç vakit kayb etmeden Sirp diyarina yöneldi. Ondan sonra da Karaferye kalesinin halkini zimmîlik hukukuna tabi kilacagina inandirip söz verdikten sonra almisti. Sadece her seferde padisahtan gelecek emre göre hazir olmasi gerektigi yolunda kendisine bir ferman verilmisti.

Nitekim Rumeli fatihi Süleyman Pasa zamaninda asiretlerin Rumeli'ye geçirilip iskân edilmelerinde. Adriyatik Denizi'ne kadar nüfuz ve tesir sahasi kurulmustu. bir disiplin ve teskilât içinde olmalari sebebiyle de anlari fethedilen bu bölgelere nakl etmistir. Zihne ile Makedonya. Osmanlilar zamaninda bu renge hiç ragbet gösterilmedigi gibi mavi. Osmanli sancaklarinin renginin tanzimi. Osmanlilar da kan rengini kabul ettiler. alemi (sancak) için günes rengini (sanyi) begenmisti. "Osmanli Devleti. Abbasîler gece (siyah) renkleri almislardi. Tarihte Ikinci Meriç veya Çirmen savasi diye anilan bu muharebede Sirp Krali Vukasin ile kardesi veliahd prens Uglesa maktul düsmüslerdi. savasin sonuna dogru vefat eden Lala Sahin'in ölümü üzerine beylerbeyi seçilen Timurtas'in himmeti ile olmustu. Drama. Islâm'in diger sancaklarindan ayird edilmek üzere sipahi sancaklari için kirmizi renk seçildi. Sultan I. yerlesik ahaliye nazaran savasçi vasiflari. Voynuk teskilati. Sirp kralliginin mühim sehirlerinden olan Serez ve daha sonra Karaferye zapt edildi. kisa bir zaman diliminde gerçeklesmisti. Kadiaskerlikten vezirlige yükseltilmis bulunan Kara Halil Hayreddin Pasa tarafindan da Kavala. voynuklarin tesisi gibi önemli kuruluslar. Serez ve havalisine Anadolu'dan asiretleri getirip yerlestirmisti.Askerî malikâneler (yurtluk)in timar ve zeâmete bölünmesi. Bununla beraber bu defa ki kuvvetlerinin eskiye göre biraz daha az oldugu. Savasin bu sekilde sonuçlanmasi üzerine Sirbistan'da hanedan ve iktidar degismisti. Osmanlilara karsi U. Iskeçe ve Marolye. Fâtimîler zemin (yesil). Bu kabil iskan hareketleri. atlarin bakimi ve arabalari sürmek bunlarin isi idi. seferlerde bayagi hizmetlerde kullaniliyorlardi. Bu muharebe neticesinde Gazi Evrenos kuvvetleri tarafindan ikinci defa elde edilen Gümülcine'den baska Borla. padisahin tebeasindan olan hiristiyanlardan meydana gelmis bir asker grubu idi ki. Ahirlari temizlemek. Emevîler gündüz (beyaz). askerî malikânelerin islahi. Bu hizmetlerinden dolayi bunlar her türlü vergiden muaf idiler. birçok asirdan beri Bizans sarayinin ve devletin seçkin memurlarinin begendikleri renkti. bazi kurallara baglandi. Zira Sirp ve Bulgarlarin idaresi Bizans'inkinden de kötü idi. kurulustan itibaren devam etmekteydi. Osmanli Devleti'nin bu iskân politikasi. Iran'da sofiler tarafindan o kadar saygi görmüs olan gök mavisi. Haçli seferini tertipleyerek Sirp Sindigindan 7 yil sonra tekrar talihini denemek istedi. ÇIRMEN ZAFERI Osmanlilarin Balkanlardaki fetihleri. kurulus devrinde konar-göçer Türk asiretlerini yeni alinan bölgelerin Türlestirilmesinde kullandigi gibi. Peygamber. feth edilen topraklardan kaçan halkin yerini doldurmak gayesi de kismen rol oynamistir. Bir bakima 10 yil içinde Gelibolu'dan Sirbisbtan'a kadar gelinmis. kurulus . Mûsevîlerin pabuç ve serpuslarina tahsis edilmistir. buralarda yeni bir sistem ve adalet anlayisi getiren Osmanlilari bekliyordu. Hz. Eflak (Romanya) prensi ise kaçmisti. Eski idarecilerinin tahakkümünden bikan halk. Murad. Osmanlilar için Makedonya'nin kapilari açilmisti. Avrupa. esas ve temel kuvvetlerin Sirplar tarafindan teskil edildigi anlasilmaktadir. 26 Eylül 1371'de kazanilan bu zaferle.

uc olarak kabul edilen Serez'i kendisine merkez yapti. bütün akrabalari ile geçecek olanlara ise yurtluk. Rumeli uclarinda cihad yolunda ugrasan iyi niyetli beylerin. birçok kaplicasi. Çirmen zaferinin meyveleri derhal toplanmaya baslandi. Bunun için Sultan Murad. Osmanlilar'in daha Rumeli'ye geçtikleri andan itibaren Türk topluluklarinin buraya nakledildikleri bilinmektedir. Rumeli fütûhati plânini emin. hasmetli kubbelerle örtülü on iki kükürtlü suyu. onu cihad sancaklarini açma yolunda bütün gayret ve himmetiyle çalismaya yöneltmisti. ayni zamanda yakinlarinda altin ve gümüsten para basilan bir yer olmasi bakimindan da dikkat çekerdi. Osmanli hakimiyetini kabul ile vergi ve gerektiginde asker vermeyi taahhud etti.devrinde devletin sik sik müracaat ettigi sürgün usulü ile yapilmakta idi. Allah'in verdigi destek ile açilan bahtini degerlendirerek cihad töresini sürdürmek ve yeni ülkeler zapt eylemek için bütün tedbirlerini almis bulunuyordu. Hammer'in ifadesine göre. Türk topluluklarinin Rumeli'ye nakledilmeleri sirasinda. harp ve devletler tarihi için çok az denebilecek bir sürede Vardar'in dogusundaki yerler Osmanli hakimiyeti altina girmisti. 1372) yilinin baharinda büyük bir ordu ile tekrar Rumeli yakasina geçti. Bu plânin iyi bir sekilde uygulanabilmesi için de gerekli tesebbüslerde bulunuluyordu. Bu esnada akinci kuvvetleri de Balkan yarimadasinin batisina dogru akinlarina baslamislardi. Ilk is . memleketin senlendirilmesi ve iskani gayesini de tasimaktaydi. Nitekim bu maksatla Evrenos Bey. Bütün bu muvaffakiyetlerden sonra Osmanli kuvvetleri. metin ve seri adimlarla gerçeklestirmeye çalisiyordu. bir taraftan Adriyatik sahillerini. ülkeler feth eden padisahi çagirmalari üzerine 773 (M. Devletin gelismesi ile kendi öz benliginde yeni fetihlerin ve özlenen basarilarin belirmis olmasi. Vardar nehri vadilerine girerken karsilarinda durabilecek bir kuvvet kalmamisti. her türlü vergiden muaf olma karsiliginda sehrin (Köstendil) anahtarini Sultan Murad'a teslim etti. sehrin her tarafina içilecek su dagitan kanallari ve dagdan inen irmaklarla sulanan bahçeleri ile taninan Köstendil. Böylece bir buçuk veya iki sene gibi. toprak ve timar gibi imtiyazlar tanimak suretiyle mühaceret tesvik edilmistir. Hoca Saadeddin." Çirmen zaferinden faydalanan Türk akincilari. Fakat daha sonra Bizans Imparâtorunun oglu olan Selanik valisi Manuel. fütuhati tesvik amaci tasidigi kadar. hemen hemen bütün Balkanlari içine alan bir genislige ulasti. devlet tarafindan kendilerine zengin topraklar vermek. 1372 yilinda Köstendil ile çevresi feth edilerek burada bulunan Bulgar Prensi Çariçe Evdokia'nin oglu Kostantin. Bulgar Krali Sisman ile Makedonya Sirp Krali'nin Samakov'da birlikte maglup olduktan sonra Köstendil'in elden çikmasi beklenen bir hadise idi. diger taraftan Yunanistan'a inerek Attika yarimadasini taradilar. Bu sekilde Osmanli Devleti'nin tesir sahasi. Bu durum. Serez'i ele geçirmek için bir ayaklanma tertipledi ise de bu ayaklanma vezir Halil Hayreddin Pasa tarafindan bastirilmisti. Köstendil'in fethi ile ilgili olarak sunlari söyler: "Adaleti ile ülkeleri tutan padisah. Bunlarin yanisira sonradan Rumeli'den de Anadolu'ya insan topluluklari nakledilmistir. Böylece Kostantin.

Tam bu esnada Lala Sahin Pasa'nin da Ferecik kalesini aldigi haberi geldi. Incegiz hâkiminin akibetini ögrenmis bulundugundan hisari Sultan Murad'a teslim etti. Buna ragmen kale bir türlü düsmüyordu. padisahi kendisine layik hediyeler ve degerli armaganlarla karsiladi. Gücünün üstünlügüne gururlanarak çevresindeki "mulûke itaat etmez" bagimsizlik arzusu kara kafasindan çikmazdi. Bu istihbarat üzerine hükümdar. Bu haberden kisa bir müddet sonra bizzat Lala Sahin Pasa bir çok mal ve ganimetle padisahin otagina geldi. buradan Incegiz yöresinde bulunan Bolonya (Apolonya) kalesini almak üzere hareket etti. Ama ülkeler açan padisahin heybeti yüregine tesir etmekle onun üstün gücü ve kudreti ile kendi ülkesine dogru gelisi. Zamanin hükümdari da bu basaridan sonra tekrar Bursa'ya döndü. Kuvvetlerini Malkara'da topladi. Bulgar diyarinin hükümdari. Köstendil tekfuru olan Konstantin. Ödeyecegi cizye ve harac ta tesbit edildikten sonra memleketini yönetme görevinin kendisine verildigini bildiren fermani aldi. Osmanlilara vergi ile birlikte asker vermeyi de kabul ediyordu. Sultan. bu kadar önemsiz bir kale ile vakit kayb etmeye degmeyecegini düsünmüs olmali ki. devlet ve ikbal ile üzerine yürüyüse geçtigi haberi kulagina ulasinca." Osmanlilarin. Bu sekilde kral. ülkesinin genisligi ve ordusunun kalabalikligi ile çevrede taninmis. Bunun için Kostantin. Bunun üzerine Padisah. Bursa'da bulundugu sirada 774 (1373) yilinda Vize sancak beyi Sirmerd Bey'den bir haber almisti. . Evrenos Bey ve diger beyler. Burada on bes gün kadar bir savas oldu. Bu sebeple de hükümdarin ihsanlarina mazhar oldu. prens ve despotlarin hakimiyetini taniyarak vergi ve gerektigi zaman muharebelerde yardimci kuvvet vermeleri genis ölçüde fetihlerde bulunan Türk devleti için büyük faydalar ve basarilar temin etti. Lala Sahin. Sultan. Sahip oldugu kalelerin anahtarlarini teslim ederek kulluk yolunda gerekenleri yerine getirdi. Çatalburgaz hakimi. Malkara'da padisaha iltihak ettiler. PADISAHIN RUMELIYE TEKRAR DÖNÜSÜ Sultan Murad. altin ve gümüs madenlerinin bulundugu bölgelerin de hâkimi olmakla söhret yapmisti. ayrica kaleyi almaya yeltendigi bildiriliyordu. Askerin bir kismini Ipsala civarindaki Ferecik kalesinin zaptina gönderip kendisi de Çatalca taraflarina yürüyerek Incegiz ve Çatalburgaz kalelerini aldi. Bu haberde. kusatmayi devam ettirmek için orada küçük bir kuvvet birakip oradan ayrilmaya karar vermek üzere iken kale duvarlarindan birinin yikilmak üzere oldugunu ögrenir. derhal ordunun toplanmasini emr ederek sür'atle Gelibolu'dan karsi tarafa geçti. Lazar. Bizans Imparatoru'nun asker göndererek Vize çevresini yagmalamaya ve halka zarar vermeye kalkistigi.olarak Lala Sahin'in Köstendil bölgesinde almis oldugu yerleri korumak ve geride kalan topraklar üzerinde kendi bayraklarini açmak için bu bölgeye hareket etti. Böylece padisahin iltifatini kazanmakla sevindi. yenilecegini anlamis ye boyun egme yolunu tutmasi gerektigini kavramisti. Makedonya'yi feth ederek Köstendil'e gelmeleri Yukari Sirbistan despotu Lazar Grebliyanoviç'i. Sultan Murad'la anlasmaya zorladi.

Bolonya kalesinin duvarlarinin yikilmak üzere oldugu haberini aldigi zaman bir çinar agacina dayanmakta idi. yoluna toprak olana bu sevinç külahini giydirmekle mutlu kilmistir. Hoca Saadeddin'in ifadesine göre muhtemelen o kilik kiyafet o günlerde yayilmis olabilir. Tarihlerde verilen bu bilgilerin dogrulugunu tesbit." Padisah. . avucunun içi kadar açik görüyor. gerek Bizans ve Balkanlarin siyasî ve ictimaî düzensizligini. Üsküfün. Bunun üzerine o askeri huzuruna çagirarak beste biri hazineye ait olan degerli bir seyi gizlemeye çalismasini ayiplar. askerlerinden birinin basina ve külahinin altina bir tas koymus oldugunu fakat bunu tamamiyla gizleyemedigini görmüs. pekçok altin ve gümüs ganimetlerle Bolonya'dan çekildikleri sirada hükümdar. biraz zor görünmektedir. Bu agaç. bas taci edilecek bu dogruluk. Sultan Murad. Bu açik sözler. yüceler yücesi padisah katinda deger bulmus. kerem dolu yeller lütûf denizlerini dalgalandirmis ve o altin taci (tas) anilan gaziye armagan etmesine sebep olmustu. Fakat sonradan bu basligini degistirmisti. Altin tellerle islenen bu külahlar Kapi kullarina tahsis edilmistir. onun için de çapraz menfaatlerin ugras meydani olan Rumeli cografyasini tepeden inme bir müdahale ile önce siyasî ve askerî mânâda ele geçirmek sonra da ictimaî ve medenî alanda yeni bir nizama tabi tutmak zaruretini hissediyordu. Basina da yine ayni bölgede islenmis beyaz renkte ince bir bez sarardi. Osmanli akinlari Rumeli'de devam ederken padisah. padisahin keremine ve ulu tutumuna güvendiginden lütuf ve ihsaninin genisligine. o zamandan beri "ugurlu Çinar" diye anilir oldu. "hükümdarin dolastigi yesil çayirlik" ifadesi de bunun kavak olacagini göstermektedir. himmetinin bolluguna inandigindan gizledigi sirri açikladi ve kaptirmak korkusuyla sakladigi tasi meydana çikardi. Sonra söyle dedi: "Sahimin devleti. Hoca Saadeddin Efendi bu hadiseyi anlatirken söyle der: "Sipahi.Lala Sahin Pasa'yi hemen kale üzerine gönderir o da orayi feth eder. Padisahin uyanik ve keskin bakisi. devletin iç ve dis siyasetini belli bir ölçü dahilinde tarassut ediyordu. Osmanli Tarihi. kale halkini yer ve yurtlarinda birakmisti. Sultan Murad'in elbisesi satafatli degildi. gerek Anadolu. O zamana kadar Germiyan fabrikalarinda yapilmis kumaslardan kirmizi renkli kaftan ve cübbe giyerdi. Fakat Hoca Saadeddin bunun çinar degil kavak oldugunu ve kendisine "Devletlû Kavak" dendigini belirtir ki. Onu baskasinin elinden kurtarmak için böyle yaptim" demisti. ben. keremli olmayi seven sah. tasi askere biraktiktan sonra bunun bir hatirasi olmak üzere de muhafizlari ile subaylarinin bundan böyle sirma islemeli külah giymelerini emretti. o kiymetli tac kadar degerli davranis. Rivayetler bu olayin söyle gerçeklestigini belirtirler: Kaleyi kusatanlar. Zengin ganimetlerle hükümdarin otagina dönen Pasa. "Üsküf adi verilen islemeli külahlarin ilk defa kullanilmasini bu muharebe sonunda ulasilan zafer ve Bolonya'nin fethine baglar. Gazi Süleyman Pasa'nin bir bulusu oldugu kesindir.

Fakat henüz Drama ile Kavala. Sirp Sindigi'dan kisa bir müddet sonra Serez'i zapt etmisti. orta kol komutani ise Kara Timurtas Pasa idi. sahsî menfaatlerin disinda samimi bir alis veris degildi. Sol kanat yani bati bölgesi komutani Evrenos Bey. üç koldan fetih hareketlerini baslatti. Imparator Ioannis Paleologos'u su cümlelerle tavsif ederken bir hakikata parmak basmis oluyordu. onun asirlarca devam edecek olan hayatini garanti altina almasina sebep olmustu. bir yandan Osmanlilara boyun egerken. 1369'da Roma'da resmen Katolik olan Imparator. kemirip kanini içen düsman unsurlarin kaynasip çarpistigi bir sel yatagi haline gelmisti. birbirlerini disleyen. Osmanlilar. Bizans Imparatoru bu duruma bir çare bulabilmek için Roma'ya gitti. debdebe ve tesrifattan ibaret kalmis ülkesiz bir imparator vardi ki. Diger hususat için memleketi gelisi güzel idare ederdi. "Imparator Ioannis. Dört kardinal huzurunda ve Saint Plerre Kilisesi'nde Ortodoks mezhebinin sapikliklarindan tevbe ve istigfar edip Latin Kilisesi'nin (Katolik) evladi oldu.Bu dönemde Orta Avrupa olsun. Bati dünyasindan kendisi için büyük ölçüde yardim temin edecegi vaadinde bulundu. budala idi. Balkanlar olsun. gittiginden daha da eli bos kalmasi ve ümid ettigi yardimdan bir zerre dahi bulamamasi idi. Hele gittikçe kabugunun içine büzülen Bizans Imparatorlugunda. Sultan Murad. Istanbul'a döner dönmez tekrar Ortodoks mezhebine . Nitekim tarihçi Dukas. orta ve sol kanatlara bölen Sultan Murad. Osmanli himayesini kabul eden bir muahede imzaladi. Bunun en belirgin delili ise Imparator'un Bizans'a döndügü zaman. kanli didismeleri vahset ve zulüm aliskanligi tarihî ve an'anevî dekoru içinde bütün dehsetiyle devam etmekte bulunuyordu." BALKANLAR'DAKI FETIHLER Sirp Sindigi zaferinden sonra Balkanlar'daki uc bölgelerini sag. Bizans'in idaresinde idi. Baska bir ifade ile Bizans kötü idare ediliyordu. Adriyatik denizine dayanmis oluyorlardi. yillik vergi karsiliginda bu devletçigin iç islerine karismadiklari gibi onu ortadan kaldirip ilga da etmediler. Halbuki bu esnada daha Akdeniz'e çikmamislardi. Dubrovnik'in himaye altina alinmasi ile Türkler. Sirp Krali Stefan Dusan'in ölümünden sonra Bulgar Prensi Ivan Aleksandr tarafindan alinan Trakya'nin Karadeniz kiyilarini denetimi altina aldi. 1365 yilinda Dalmaçya kiyilarinin güneyindeki Dubrovnik (Raguza) Cumhuriyeti. Buna karsilik olarak da Papa. Gümülcine'yi ikamet merkezi olarak seçen Gazi Evrenos Bey. Yalniz kadinlarin güzel veya çirkin olup olmadiklarini ve kimin karisi bulundugunu ve nasil ele geçirecegini bilirdi. Sag kanat yani dogu sinir bölgesi dogrudan dogruya Sultan Murad'in kendi komutasi altinda idi. Ticaretle ugrasan bu küçük Slav cumhuriyetinin ileriyi görebilmesi. bir yandan da o bitip tükenmez iç kavgalari. Böylece Bizans'in Avrupa ile olan son karayolu bagi da kesildi. Fakat bu merasim.

1369 yilinda Kirkkilise (Kirklareli). Bu sebeple o. Sofya'nin 50 km.döndü. Süleyman Sah'in arzusu üzerine olmustu. Sultan Murad da 1368'de Hayrabolu'yu. Türk idaresini Katolik idareye tercih ediyordu. Sirbistan Krali ile anlasarak birlikte Osmanlilar üzerine hücum etmeyi kararlastirdilar. Anadolu birligini saglamak gayesiyle de buradaki beylikleri de topraklarina katma siyaseti güdüyordu. Karaman ogullarinin tehdid ve tazyiki karsisinda Osmanlilara dayanmak ihtiyacini duyan Germiyan oglu Süleyman Sah (1361-1387)'in arzusu üzerine oglu Bayezid'i. SULTAN MURAD'lN ANADOLU SIYASETI ve YILDIRIM BÂYEZID'IN EVLENMESI Birinci Murad'in. Lala Sahin Pasa ise Samakov'u aldi. Osmanlilarla basa çikamayacagini anlayinca onlarla baris antlasmasi yapti. oglu II. Avrupa ve Asya'da fetihleri devam edip sinirlarini genisletmekti. kendisine muhalefet edip Macarlari Vidin'e sokmus olan kardesi Stratisimir'e karsi Murad'la Ulahlardan yardim alarak Vidin üzerine gitmisse de muvaffak olamadi. Katolikler için de durum bundan pek farkli degildi. Buralar daha önce feth edilmis olmalarina ragmen bir ara Bizans tarafindan tekrar isgal edilmislerdi. Buna göre Süleyman Sah. Fakat bunu gerçeklestirmek için Anadolu'daki beyliklerle çatismaya girmemeye ve barisçi bir siyaset takip etmeye azamî dikkati gösteriyordu: Bu siyaseti büyük bir maharetle uygulayan Sultan Murad. Bu durumu gören ve daha önce devlet merkezi olan Tirnova'ya gelmis olan Bulgar Krali Sisman. kizkardesi prenses Marya'yi da Sultan Murad'la evlendirmek suretiyle akrabalik tesis etmek ve bu sayede Osmanlilarin gücünden de istifade etmek istiyordu. Tarihî kaynaklarimizda uzun uzadiya anlatilan ve hakkinda teferruatli bilgi verilen bu evlilik. daha da zebun ve çaresiz kalmis bulunuyordu. Böylece Osmanli himayesini benimsedigi gibi vergi vermeyi de kabul etmek zorunda kaldi. Bu siralarda Türklerin. 1367'de Kara Ali Bey oglu Timurtas Pasa. Böyle siyasî manevralar ile padisahin itimadini da büsbütün kayb eden Bizans Imparatoru. Bu arada Kral Sisman. savas günlerinde oldugu gibi baris zamanlarinda da yegâne emeli. bu orduyu perisan etti. Bu asirlarda Ortodoks ve Katolik mezhepleri arasinda münaferet ve çekisme o dereceye varmisti ki. Pinarhisar ve Vize'yi Bizanslilardan geri aldi. Yakub Bey'i yanina çagirip kendilerinin ve memleketlerinin Karamanlilardan korunmasinin güç oldugunu. Gerçekten de Sisman. Bizans'in elinde Trakya'da fazla bir sey kalmadi. bunun için de kizi Devlet Hatun'u Murad'in oglu Bâyezid'e vermeyi . Tuna nehrinden Rodop Balkanlarina kadar orta ve güney Bulgaristan ile Osmanli fetihlerinden önce de kismen Trakya'ya sahip olan Bulgar Krali Yuvan Sisman. Bu Çamurlu meydan muharebesi ile Kuzey Bulgaristan kapilari da Türkler'e açilmis oldu. Süleyman Sah'in kizi Devlet Hatun ile evlendirdi. bu yüzden Osmanlilar ile yakinlik kurmayi düsündügünü. kadar güneydogusunda idi. Tunca üzerindeki Yanbolu'yu. Lala Sahin Pasa. Rumeli'deki hâkimiyetini saglamlastirirken. Bölgenin bu önemli sehirlerinin yeniden Osmanlilarin idaresine geçmesi üzerine. bir Ortodoks. Samakov. Bulgaristan fütuhati devam etmeye kararli görünüyordu.

Edirne'de kabul eden Sultan Murad. tamam olup oturduktan sonra izin verildi. Ishak Fakih bu heyetle giderken yaninda pek çok hediyeler de götürmüstü. Germiyan Beyi Süleyman Sah'in elçisini. Yüz kul ve yüz kizoglan cariye. bu hanin bir kulu böyle büyük hediyelerle . Kapi kullarindan Emir-i âlem Aksungur Aga. Iyi atlar. Hamidoglu. Hicrî 783 (1381) yilinda gerçeklesen bu dügünle ilgili olarak kaynaklar. adet. sosyal ve siyasî vaziyetini gösterme bakimindan önem tasimaktadir. kizi istemek üzere Kütahya'ya Bursa kadisi Hoca Mahmud Efendi. Sultan Murad'a. Bütün etraftan gelen elçiler hayrette kaldilar ki. Kendi sancak beyleri geldi. "Bu sebeple büyük oglu Yildirim Bâyezid'e komsusu Germiyan hâkiminin kizini almak istedi. Yakub Bey. Ondan sonra dügüne basladilar. Bununla beraber bu meselenin daha önce gayri resmî olarak görüsülüp konusuldugu. Herkes mertebesine göre yerli yerinde oturdu. Çünkü genç prenses çeyiz olarak kocasina babasinin en güzel yerlerini getiriyordu" diyorsa da o günün sartlari ve gittikçe yildizi parlayan Osmanlilarin durumu düsünülünce bu teklifin bizzat Germiyan Beyi Süleyman Sah'tan gelmis olmasi yadirganmamalidir.düsündügünü söylemisti. Kastamonu'da Isfendiyar ve Misir Sultanini davet ettiler. Ona bütün elçilerin üstünde yer gösterdiler. Bu hediyelerin içinde meshur Germiyan atlari. Beylerden hediyeler getirdiler. Her iki taraf da kendi memleketlerinde tantanali bir sekilde dügün yapmislardi. onun getirdigi kiymetli hediyeleri kabul ettikten ve onu ülkesine gönderdikten sonra dügün hazirliklarina baslamak üzere kendisi de Bursa'ya gelir. On oglanin elinde içi flori dolu on gümüs tepsi. Herkes âdet üzre hediyesini verdi. Etrafin beylerine davetçiler gönderdiler. Her ne kadar Hammer. Murad'a gönderdi. kültür ve folkloru hakkinda önemli sayilacak malumata sahip oluyoruz. ancak her iki tarafin arzusunun açikça ortaya konmasi üzerine erkek tarafi olarak ilk resmî tesebbüsün Sultan Murad'dan geldigini düsünebiliriz. Samsa Çavus'un oglu Çavusbasi Demirhan. Karamanoglu. Menteseoglu. Bu evlilik. Ve on oglanin elinde dahi on altin tepsi ve seksenin elinde gümüs ibrik ve gümüs masrapa. Bu bilgi sayesinde o günün örf. Denizli bezleri. yasli babasinin bu teklif ve arzusunu kabul etmis olmali ki. Ishak Fakih adinda saygi deger bir kisi ile Germiyan ülkesinin bazi ileri gelenlerini elçilikle görevlendirip gönderirler. Murad'in Bursa'da yaptigi dügün hakkinda kaynaklarda bir hayli bilgi bulunmaktadir. katarla develer ve fevkalade seyler getirdiler. Süleyman Sah da Cemaleddin Ishak Fakih'i bir heyetle I. oturdu. su ortak bilgileri vermektedirler: Murad . Misir Sultani'nin elçisi dahi gel-di. Etrafin elçileri geldiler. padisahin arzularina pek uygun düsüyordu. Saruhanoglu. Yildirim Bâyezid'in dadisi ile Kadi Mahmud Efendi'nin ve Aksungur'un eslerini (zevcelerini) gönderdi. O da hediyesini (saçu) takdim etti. Elhasil bunlarin her birinin eli bos degildi. Bu da bize dönemin ekonomik. Evrenos Gazi'nin hediyeleri ileri geldi. Buna göre dügün söyle olmustur: "Hazirliklar tamamlandi. Kendi ülkesindeki sancak beylerini de çagirdilar. Bunlar. altin ve gümüs gibi gayet kiymetli esya bulunuyordu. Evrenos Gazi'yi de davet ettiler. Ilk is olarak bu mutlu ve neseli dügüne katilmak için Müslüman hükamdar ve beylere davetiyeler götürmek üzere elçiler gönderir. Hepsi mertebesine göre hediyelerini arz ettiler.

Simav. Rumeli fütuhatini daha batilara götürmek olan Sultan Murad. kizini da sehzâdesi Bâyezid'e vermek suretiyle siyaset sahnesinden sessizce uzaklasmaya ve sakin bir hayat yasamaya baslamisti. Nikah. Egrigöz (Emet) Ve Tavsanli'nin Osmanli idaresine geçmesi bu akrabaliklardan biri vasitasi ile gerçeklesmistir ki bu da. Osmanlilara verilen yerler arasinda zikredilen Kütahya'nin. ikram ve iltifatta bulunmus. Simav. beyligin merkezi olmasi hasebiyle verilemeyecegini ileri sürmekte ise de arsiv belgeleri. Sultanin temsilcileri Kütahya'ya yaklasinca Germiyanoglu Süleyman Sah. Gerçek gayesi. Misafirlerin her birini durumlarina göre bir konaga indirmis ve herkesin degerine göre uygun yerler göstermisti. Nitekim Süleyman Sah da ." Sultan Murad. Zira Anadolu'daki beyliklerin sakinleri de müslümandi. Mükrimin Halil Bey. padisahin yakinlari ve davetliler. Etrafin elçilerinin getirdigi atlari da Evrenos'a verdi. Germiyanoglu. karavaslari (câriye) etraftan gelen bu elçilere taksim etti. Egrigöz (Emet) ve Tavsanli'nin devir tarihini de belirterek Çasnigirbasi Pasacik Aga'yi da yanlarina vererek gönderdi. Gelen paradan bir kismini da Evrenos'a verdi. Aksungur Aga. ev sahipliginin gerektirdigi bütün görevler hakkiyla yerine getirilmisti. sevinç içinde onlari karsilayip sultanin sarayinda harem dairesine indirdiler. kadi efendi ile sancaktarin eslerini ve Yildirim'in dadisini bin kisiden fazla bir birlikle Kütahya'ya gönderdi. Bu dügün kim Murad Han etti kardas Yayildi sofralar döküldü çok as Bir ay tamam yenildi nimetler Fakir ü gani vü hem yedi evbas. bir taraftan bu plânini uygularken bir taraftan da Anadolu'da birligi kurmaya gayret ediyordu. Bunun için de bazi tedbirlere basvuruyor ve çareler düsünüyordu. Bursa'ya yaklastiklari zaman devletin ileri gelenleri. Kütahya'nin da verildigini göstermektedir. daha önce pençelestigi adamin oglu ile hos geçinmekten baska çaresinin olmadigini anlamasi ile mümkün olmustur. er geç Osmanli hududlari içine girmesi mukadder olan topraklarini pâdisaha. Kendisine bir sey birakmadi. gereken saygiyi eksiksiz yerine getirmisti. Sancaktari Aksungur'u. Bununla beraber mümkün mertebe Anadolu'da savas yapmadan bunu gerçeklestirmek istiyordu. Kalanini bilgin ve yoksullara dagitti. Nitekim Kütahya. ülkesinin ileri gelenlerini karsilayici olarak göndererek agirlamada. Bundan sonra da dügün ve nikah törenlerine baslandi. Bu gayesinin gerçeklesmesi için akrabalik tesisine gayret ediyordu. bir zamanlar babasi Orhan Gazi'ye kafa tutmus olan Germiyanoglu'nun. Samsa Çavus'un oglu Çavusbasi Demirhan'i. Bu suretle ziyafetler çekilmis. Nikahtan sonra kizini gelin olarak veren Süleyman Sah. ser'-i serif üzere kiyildi. teslim alinacak kalelerin muhafaza tedbirlerini aldiktan sonra hep birlikte padisahin otagina (Bursa) dogru yola koyuldular.geldi. gelini almak üzere Bursa kadisi Hoca Efendi'yi. çeyiz olarak sunulan Kütahya. Murad Han Gazi gör ki neylese gerektir? Evrenos Beyin getirdigi kullan.

kendi adamlarim yerlestirerek oralari timar haline getirdikten sonra Bursa'ya tekrar döner. 1381) tarihinde gerçeklesen bu satis muamelesinden sonra Sultan Murad. Hamid eli hakimi Hüseyin Bey. Yine bu evlilik törenleri esnasinda Hamideli hakimi Hüseyin Bey'den Karaman'a komsu olan alti sehir alinmisti. Hamideli'ne bagli birçok kale. Yildirim Bâyezid'in dügününün sonunda misafirlerin dagilmasi esnasinda Murad Hüdavendigâr. Bu dönemde Hüseyin Bey de zaman zaman Karamanlilarin saldirilarina ugramakta ve onlardan zarar görmekte idi. Bu satis isinden sonra Anadolu'da Selçuklu topraklarini bölüsen beyliklerden üçü. sözünden dönmeyerek anilan para karsiliginda isimleri zikr edilen kaleleri satmaya karar verir. 1381 yilinda yapilan dügün dolayisiyla çeyiz olarak verilen bir kisim Germiyan topraginin tesbiti "Tapu Tahrir Defterleri"nden de mümkün olmaktadir. baslangiçta buralari vermek istememekteydi. adi geçen kalelere. Seydisehir. Fakat padisahin gücü karsisinda duramayacagini anlayinca bu sehirleri satmak zorunda kalmisti. Kütahya'yi ziyaret etmek üzere yola çikmisti ki. Hüseyin Bey. Bu haber padisaha ulasinca. Hüseyin Bey. Süleyman Sah. Hamideli Beyi olan Hüseyn'in elçisine Hoca Saadeddin'in dili ile "Biraderim Hüseyin Bey'e bizden selam edüp diyesin ki aramizda olan sevgi ve dostluk ve birlik geregi bir iltimasimiz (istegimiz) vardir." Bundan sonra Karaman beylerinin kendi ülkesine karsi iyi niyet ve dostluk beslemedigini. 783 (M. Görüldügü gibi Bâyezid'in evlenmesi. Kabul ettigini bildiren cevabini ve bununla ilgili haberi bekledigimizi bileler. Germiyan ve . sinirlarimizin korunmasi bakimindan bize gerekmektedir dedikten sonra o kalelerin usulünce satilip kendi mülkleri haline getirilmesini ister. beyliklerinin Osmanli Devleti idaresine girdigini görmüs oluyorlardi. Osmanli Devleti'ne genis ve zengin bazi topraklari baglamisti. Öyle anlasiliyor ki. padisahin bu geziyi kendi ülkesini ele geçirmek için tertipledigini sanarak biraz önce sözü edilen konuyu tekrar ele alarak padisaha satma isine razi olduguna dair haber gönderdi. Karaman ogullarindan korunmak için beyligin devaminin bu yolda mümkün olacagini görmüstür. Bu esnada Sultan Murad.buranin verilmesi üzerine Kula'ya çekilmistir. Bunlar. Simdi Sultan Murad'in ne demek istedigini anlamis ve onun komsusu olmayi ister olmustu. Karaman tarafinda. Bu sehirlerin Osmanli idaresine girmesi ile Osmanlilarin Anadolu'daki varliklari daha iyi bir sekilde hissedilmeye baslandi. Böylece bu sehirler de Osmanli Devleti'nin idaresine girmis oldu. Karesi. hem de boy ölçüsemeyecegi bir rakibin karsisinda haddini bilerek zararli çikmamistir. Sultanin temsilcisi ile kanunlara uygun olarak Müslüman kadilarin imzalari ile satis akdi gerçeklesmis olur. Beysehir. Karaagaç ve Isparta kalelerini satin almak üzere temsilcisini göndererek bu kaleler için epeyce bir para (80000 altin) öder. Fakat. Yalvaç. kararlastirilmamis olan satis meselesi öylece duruyordu. BAZI SEHIRLERIN HAMID OGULLARI'NDAN SATIN ALINMASI Anadolu Beylikleri arasinda padisahin tasavvurlarini sezerek Germiyanoglunu takib eden Hamideli Emiri de Germiyan'la Karaman arasindaki topraklarini satmak suretiyle hem izzet-i nefsini kurtarmis. Bu sayede de ikisi arasinda (Osmanli-Hamideli) yeniden kuvvetli dostluk baglan kurulmus olsun.

1383) yilinda cereyan eden bu hadise üzerine Candarogullari Beyligi. Sultan Murad. merkezleri Sinop ve Kastamonu olmak üzere ikiye ayrilmisti. Osmanli hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalmasi. babasi Adil Bey'in vefati üzerine hükümdar olmustu. Murad tarafindan bu yardim istegi kabul edilmis olacak ki. tahtini küçük oglu Iskender'e birakmak niyetinde idi. Bu isyan esnasinda Süleyman. Fakat büyük oglu Süleyman. Süleyman. Fakat durumu dikkatle izleyen Süleyman Pasa'nin babasi Kötürüm Bâyezid. oglu Iskender'i öldüren büyük oglu Süleyman'in. Böylece Süleyman Pasa tekrar hükümdarligina kavusmus oldu. . aslen Türkmen bir ailedendir. Anadolu birliginin kurulmasi bakimindan atilmis önemli bir adimdir. kendine bagli taraftarlarini topladiginda Osmanli kuvvetleri Kastamonu'dan ayrilmaya mecbur olmuslardi. Murad'a itaatini arz etmekle beraber. Osmanli kuvvetleri Kötürüm Bâyezid üzerine harekete geçmisti. ehemmiyet arz eden bir hadiseyi burada zikr etmek gerekir. O. Osmanli tarihlerinde Kötürüm Bâyezid diye anilan Celaleddin Bâyezid'in sert ve hasin tavrini ortaya koymasi bakimindan. Sultan I. Fakat Sultan Murad'in bu hareketi. Süleyman Bey'e bagli olan Kastamonu halki tarafindan iyi karsilanmamistir. Kastamonu. Bu durumu fark eden büyük oglu Süleyman Sah. iç ve dis gaileler sebebiyle huzursuzluk ve mücadeleler içinde geçmisti. Sultan Murad. kardesi Iskender'i öldürerek babasina isyan etmisti. üçüncüsü de satisla olmustu. Sultan Murad'dan tekrar yardim istedi. Bu firsati yakaladigi anda da kardesi Iskender'i Öldürmüstü. memleketinin idaresini en çok sevdigi oglu Iskender Bey'e vermeye mütemayildi. Bir firsatini bulup Osmanlilarin hapsinden kaçan Süleyman Pasa. Anadolu birligini saglamak bakimindan kendi hesabina uygun gören Sultan Murad. Daha önce de temas edildigi gibi Kötürüm Bâyezid. Hicrî 785 (M. Sinop'tan gelerek Süleyman Pasa'yi firara mecbur etmisti. biri kiz digeri erkek iki çocugunu. baslangiçta Sultan I. Celaleddin Bey. ikincisi kizinin Bâyezid ile evlenmesi ile. Balkanlar'da giristigi sistemli ve planli fetihlerden sonra Anadolu'da Germiyanogullari ile Hamidogullari'na ait bazi yerlere sahip olmasi. Osmanlilara siginip onlardan yardim istemisti. Bunlardan ilki Orhan Gazi'nin fetihleri ile. Süleyman Pasa. Sinop ve çevrelerinde bir beylik kurmus olan Candarogullari. Bununla beraber Süleyman'in hükümdarligi uzun sürmemisti. onu tekrar himayesi altina aldi. gittikçe büyüyen Osmanli tehlikesi karsisinda yakin komsulari ile de iyi münasebetler kurmaya çalismakta idi. Süleyman Pasa'yi tevkif ederek Candar Beyli'ginin Kastamonu subesini ülkesine ilhak eder. yani kendi torunlarini öldürmekten çekinmemistir. Çok sert ve hasin bir kimse oldugu anlasilan Celaleddin Bey zamani.Hamideli beylikleri idi. OSMANLI-CANDAROGULLARI MÜNASEBETLERI Candarogullari'nin. babasinin bu arzusuna içerleyerek kardesini öldürüp ortadan kaldirmak için firsat kollamaya basladi. Gerçi Kötürüm Bâyezid. Beyligin kurucusu Semseddin Yaman Candar'dir. Candaroglu Beyi Kötürüm Bâyezid (Celaleddin Bâyezid Bey). Osmanli kuvvetleri ile Kastamonu'ya gelmis babasiyla harb ederek onu Sinop'a siginmak zorunda birakmisti. Candarogullari tarafindan endise ile karsilaniyordu. Osmanli Devleti'nin. Durumu.

Osmanli hükümdari I. Ortanca oglu Yakub Çelebi'yi Karesi vilayetinde. Osmanlilari oldugu kadar Bizansi da ilgilendiriyordu. Germiyan vilayetinde birakip Kütahya'da oturmasini uygun görmüstü. Murad'in yardimiyla beyligini sürdüren Süleyman Pasa. Dimetoka'ya kaçan Savci'yi da yakalatarak gözlerine mil çektirir. Onun bu toylugunu. gençlik heyecani ve atilganligi ile basina buyruk olmak. Osmanli tarihlerinde bu olay daha farkli bir sekilde verilmektedir. Sultan Murad'in üç oglundan biri olan Savci Bey'in. ileride meydana gelecek olan ve "kardes katli"ne sebep olacak olaylara öncülük etmesi bakimindan önemli bir olay olarak kabul edilmesi gerekir. istemeyerek de olsa oglunun gözlerini tamamen kör olmayacak sekilde kaynar sirke ile yaktinr. Tahta oturdugunu ilan ederek kendisine bagli olanlara hazineyi dagitti. Selanik valiliginde bulunan ikinci oglu Manuel'i. Bu sebeple her ne pahasina olursa olsun imparatorlugu ele geçirmeyi düsünüp firsat kolluyordu. Edirne'de yerine vekil biraktigi Sehzâde Savci ile birleserek babalarinin aleyhine bas kaldirdilar. Hammer'in ifadesine göre Ionnes bunu Sultan Murad'in baskisi üzerine yapmak zorunda kalmistir. derhal Rumeli'ne geçerek Istanbul yakininda asi kuvvetleri bozguna ugratir. SEHZÂDE SAVCI ISYANI Osmanli tarihinde. Bu tutumuyla bazi eskiyayi yanina çekmis ve ülkeyi istedigi sekilde idare etmeye baslamisti. Tam bu esnada Sultan Murad'in. Bütün bunlar. Yeri. güvenlik ve huzur kaynagi olmak. Böylece büyük oglu Andronikos'un hakkini ondan daha küçük olan kardesine verecekti. Çünkü bu isyanda Bizans Imparatoru Ioannes'in büyük oglu Andronikos da bulunmaktaydi.bununla da yetinmeyerek onu Osmanli hanedanina damat yapti. zamani ve hatta Savci Bey'in o zamanki yasi hakkinda degisik görüsler bulunmasina ragmen bu olay. Osmanlilarla dost geçindi. Osmanlilarin gerek Balkanlar'da gerekse Beylikler üzerine yaptiklari seferlerde yardimci kuvvet göndermekten geri kalmadi. Savci Bey. bu akrabalik ve himaye sayesinde Kastamonu'yu tekrar ele geçirdi. Bâyezid'e yardimda bulundu. Süleyman. padisahin kulagina ulasinca o da . Bu hadiseden haberdar olan Sultan Murad. babasina karsi ayaklanmasi. Andronikos'un kizmasina ve ondan intikam almasina sebep olmustu. küçük oglu Savci Beyi de Bursa muhafizliginda birakmisti. ilk ciddi taht kavgasi olarak gösterilen bu isyan hakkinda Osmanli ve Bizans tarihleri arasinda farkli görüsler bulunmaktadir. Böylece padisahlik sevdasina düsmüstü. babasinin kendisini vekil birakarak Sultan Murad ile birlikte bazi âsi beyleri cezalandirmak üzere Anadolu'da bulundugu bir sirada ele geçmisti. Bu firsat. bazi kötü arkadaslari da desteklemislerdi. Bu sebeple Birinci Kosova muharebesinde ve onu takiben Yildirim Bayezid'in hükümdarliginin ilk senelerinde Anadolu beylerinin Osmanlilar aleyhine olan hareketlerinde o. Görüldügü gibi. diledigini yapmak hevesine kapilmisti. O da bu düsüncelere kanarak babasina karsi bas kaldirmisti. Bundan sonra Osmanlilarla dost geçinen Süleyman. Buna karsilik Imparator Ioannes. saltanat ortagi yapmayi düsünmüstü. bakimli ülkeleri korumak göreviyle Anadolu hududunda. Bu. Buna göre yeni ülkeler feth etmek üzere Rumeli'ye geçen Sultan Murad. büyük oglu Bayezid (Yildirim)'i. Zira imparator. Hatta adina hutbe okutarak çevresine karsi saldirilara baslamisti.

Hayreddin Pasa. Sehzâde de yakalanip padisahin huzuruna getirilir. Bu da dogrudan dogruya Bizans ile ilgili bir hadise idi Bu olay. Sonunda Manuel. Padisah da onu bagisladi. Sultan Murad'in en degerli ve teskilatçi komutanlarindan biri olan ve son zaferi olmak üzere Selânik'i Osmanli ülkesine katmis bulunan Hayreddin Pasa'nin ölümü. vefati tarihi olan 10 Zilhicce 789 (22 Aralik 1387) da padisahin yaninda olmayip Rumeli'deki ordunun basinda idi. o dönemlerde Bizans'in. düsmaninin kendisine güvenmesinden haz duyacak kadar yüksek bir ahlakî fazilete sahipti. Imparator. Olayin kansiz bir sekilde ortadan kaldirilmasi için de söyle bir plan tasarlanmisti. aksine sert ve gerçek disi sözlerle babasina karsi gelmeyi sürdürmüstü. Biga çevresinde büyük bir sürek avi tertiplenecek. Savci Bey'in hareket ve tutumundan habersizmis gibi davranilacak. onun bu hainligini. Hareketinden dolayi yumusak sözlerle onu ayiplamakla yetindi. Böylece Andronikos ve sehzade Savci Bey gailesini ortadan kaldiran Sultan Murad. Savci Bey ise yandaslari ile birlikte padisahla savasmak üzere Bursa'dan çikip Kite ovasinda babasini karsilar. veziri Hayreddin Pasa'yi Selanik'i almakla görevlendirmek suretiyle karsilamistir. Çikartilan bu ferman sehzadeye ulasinca o. bu siradadir. bu sefer baska bir olayla mesgul olma zorunda kaldi.Edirne'den hareketle bu büyük fitneyi bastirmak ve bu fesad atesini söndürmek üzere Bursa'ya dogru yürüdü. Manuel de hatasini kabul ederek suçunun bagislanmasini istedi. her seyi göze alarak padisahin affina ve büyüklügüne bas vurdu. Onun bu tutumu padisaha bildirilince hükümdar derhal Bursa üzerine yürümeye karar verdi. Bunun üzerine Manuel Midilli'ye siginmak istediyse de. Ümidi de bosa çikmadi. . Bunun üzerine gözlerine mil çekilerek kör edilmisti. bu yigit oglu ile Biga'da at kosturacak ve avlanacakti. Sonuçta hükümdara bagli olan askerlerin gayreti ile sehzâdeye bagli olan eskiya grubu hezimete ugrayip dagilip kaçar. çevresinde ordu toplayip savas hazirliklarina baslamisti. verilen emre itaat etmemis. Böylece baba. vali bulundugu Selanik'e yakin olan Serez'i Osmanlilarin elinden alma tasavvurunda bulununca padisah. Iste bu zamanlarda Osmanlilarin güç ve kuvvetleri o derece yüksek ve Bizans'in kuvveti o kadar gevsek idi ki. Hammer bu olayi bize su ifadelerle nakl etmektedir: Imparatorun oglu Manuel. Osmanlilar karsisindaki durumunu ortaya koymasi bakimindan da dikkat çekmektedir. Fakat imparator. yeniden Murad'in süphesini çekmek ve hiddetine ugramak korkusuyla firari ogluna siginma hakki tanima cesaretini gösteremedi. Manuel de ölü veya diri ek geçirilecekti. kendi kuvvetinin üç misli olan bu askere karsi koyamayacagini anlayinca sehri yüz üstü birakip deniz yolu ile Bizans'a dönmüstü. adanin Ceneviz valisi de onu kabule cesaret edemedi. Suçunu kabul edip özür dilemesi gerektigi ve bu sayede babasinin kendisini af edecegi bildirildigi halde o böyle bir yola girmemis. Sultan Murad. Manuel'i karsiladi. Hatta daha da ileri giderek daha önce kendisini kabul etmeyen babasinin yanina yolladi ve onu iyi karsilamasini istedi. Savci Bey de Bursa'dan çikip padisahi ve ordusunu burada karsilayacakti. Manuel. kendi ogluna bile devlet merkezinin kapilarini müttefikinin izni olmadikça açamiyordu.

Onun. basarili bir grafik sergilemislerdir. Ilyas ve Ibrahim isimlerinde üç erkek evlat birakmisti.Çandarli Halil Hayreddin Pasa. Bunun üzerine Hayreddin gülmeye baslayarak söyle der: — Büyük bir akillilik ile yaratilmissin. — Ama firsatlardan faydalanmak demekle neyi kast ediyorsunuz? — Gayeye ulasmak için her vasitayi. gerek yabanci tarihlerdeki kayitlardan Hayreddin Pasa'nin çok degerli ve teskilatçi bir devlet adami ve muktedir bir komutan oldugu anlasiliyor. Fetihlerin gerçeklesmesi ve devletin gelismesinde el ele veren bu iki kisi. bu vasitalari nasil hesaplayip ölçeceksin? . malî ve siyasî sahalarda ve Osmanli Devleti'nin kurulmasinda birinci derecede rol oynamistir. Devletin. bu söhretli zatla ilgili vesikalar arasinda. Halkondil oldugu söylenir. degisik ihtimallere göre hesaplamak. askerî. ordularinla arzu edilen bir amaca erisebilmek için harp islerini nasil idare etmek gerekir? Padisah bu soruya söyle cevap verir: — Elverisli firsatlardan faydalanmak. Halil Hayreddin Pasa'nin vefati üzerine padisahin yaninda bulunan büyük oglu Ali Pasa vezir olur. Gerek Rum. akilli. ihsan ve merhametle askerin sevgisini kazanmak suretiyle. Celaleddin Kazvinî'nin belagat ilminden Telhisu'l-Miftah adli eserini serh eyledi yazar. Ancak yapilmasi veya yapilmamasi gereken seyleri önceden bilmedigin ve kendi kendine danisarak bir ciheti red ve digerini kabul etmeye gücün yetmedigi durumlarda. Gerek Osmanli. gerekse Osmanli tarihçileri arasinda Hayreddin Pasa ile ilgili en fazla belge birakanin. Sultan Murad ile Hayreddin Pasa arasinda geçen su konusmayi nakl eder: Hayreddin Pasa bir gün Sultan Murad'a der ki: — Efendimiz. idarî. Müstakimzâde. Gelibolu ve Serez'de de camileri vardir. Osmanlilarin üçüncü veziri olarak gösterdigi Halil Hayreddin Pasa'nin ilim ve fazlindan bahseder. Bu tarihçi. Halil Hayreddin Pasa vefat edince geride Ali. kendisinden daha asagi bir derecede bulunmayan ve hatta bazi yönleri ile kendisinden çok daha üstün olan bir padisahin veziri idi. Bunu görüyorum. Iznik'te Yesil Cami adindaki camisi ve yine orada eski ve yeni imâret denilen iki imâreti. ona göre ölçmek ve karsilastirmak gerektigini söylemek istiyorum. ordusu ile Yenice-i Vardar'da bulunurken hastalandigi için Serez'e nakl edilmis ve orada vefat etmis ise de cesedi Iznik'te defn edilmistir. Türbesi Iznik surlarinin disinda Lefke kapisina yakin bir mezarligin ortasindadir. dirayetli ve maharetli bir generali. zeki ve tedbirli bir veziri olan Hayreddin Pasa. Filhakika bu zat.

danismalarinda gayet ihtiyatli davranmali. Iste vezir ile Sultan Murad arasinda. Çünkü "bu devlette din asil. Her ne kadar Osmanlilar. Bilindigi gibi. ama icrada yildirim gibi sür'at göstermeli. ve XVII. gerek siyasî. bogaz ve geçitler. bu anlayisim devletin bütün sistem ve organlarinda devam ettiriyordu. gerekse medenî sahalardaki basarisinin sirrini onun yaratilis. Böylece bir bakima Osmanlilarin fazla bir sey yapmadiklarini anlatmaya çalisiyorlar. Balkanlarda Osmanlilarin yayilis ve fetih dönemlerini anlamak için büyük bir önemi haizdir. Asirlarda Osmanlilar ve Ispanya" adli eserin müellifi olan Leopold Won Ranke'nin. "XVI. Batida Adriyatik Denizi. devlet ise onun bir fer'i olarak görülmüstür". olaylar karsisinda cesurane kararlar veren bir kimsedir. Osmanli Devleti'nin kudretini teskil eden üç unsurdan biri olarak kabul ettigi "hükümdar sahsiyetleri" ifadesine hak kazanmis görünmektedir. Osmanlilar. OSMANLILARIN BALKANLAR'DAKI MUVAFFAKIYETLERININ MANEVÎ SEBEPLERI Kurulusundan itibaren Müslüman bir topluma istinad eden bünyesi ile ser'î hukuku hem amelî. ordusunun basinda da örnek olacak derecede yigitlik sahibi oldugunu isbat etmelidir.— Bir seye karar verildigi zaman onu hemen yerine getirmek gerekir. gerek idarî. Olaylari degerlendirirken çok ihtiyatli. Öyle anlasiliyor ki bazi kimseler. Bu anlayis sebebiyledir ki. kuzeyde ise Tuna irmagi bulunmaktadir. tarihî bir yerlesim bölgesi olarak Balkan Yarimadasi'nin güneyinde Akdeniz bulunmaktadir. Balkanlarda idarelerine aldiklari yerli unsurlarin din ve vicdan hürriyetlerine müdahale etmedikleri gibi onlari diger milletlerin her türlü baskisindan da kurtarmislardi. devletin kurulus asamalarini belirlemistir denebilir. onlarin bu muvaffakiyetlerinin sebebini sadece askerî saha ile sinirlandirmak mümkün degildir. kurulus yillarinda askerî islere fazla ehemmiyet veriyor ve askerî basarilarini bu sayede hazirliyorlarsa da. jeopolitik yönü ile önemli idi. Hiç bir zaman acz belirtisi gösterip kararsizlik sergilemeyen. Nitekim bu konuda: . Maharetli bir komutan. Farkli kültürlere sahip insanlarin yasadigi bu bölge. Osmanlilarin Balkanlardaki ilerleyisini ve oradaki hakimiyetini sadece Osmanli askerî gücü ve karsi tarafin daginik olmasina baglamak istiyorlar. Balkan yarimadasi içinde stratejik massif daglik bölgeler. Bu bakimdan Osmanli Devleti'nin bütün müesseselerinde bu anlayisin hakim olmasi ve sosyal bünyenin buna göre organize olmasi normal karsilanmalidir. hem de nazarî bir sekilde uygulayan Osmanli Devleti. adeta Balkanlar içindedir. Sultan Murad'in. Bu yönü ile o. aksine bütün ihtimalleri degerlendirip ona göre çareler düsünen bir kimsedir. karakter ve anlayisina baglayan bu ifadelere göre o. Burada yüzlerce adasiyla Ege. karar verildigi andan itibaren yildirim sür'atiyle onu uygulayan bir kimsedir. bu konusmalarin çerçevesine uygun sekilde Bizans Imparatorlugu'nun fethine hazirlanma basladi. Bu jeopolitik faktör.

inançlar arasindaki orta ve dogru yolun hangisi oldugunu bildirmekle yetinir. sadece idareleri altinda yasayan milletlerin. Fakat bunlarin hiç birinde Osmanli Türkü'nün gösterdigi basariya denk bir muvaffakiyete tesadüf edilmemistir. 456) bu mevzuda sunlari söyler: "Ne kadar tedkik edersek edelim. Islâm. zaman zaman gelen bu kavimleri kendi bünyelerinde eritmesini bilmislerdir. hem de fetih yöntemleri yüzünden kolaylasiyordu. idareleri altina giren kavimleri yumusak ve müsavatçi prensipler ile idare ediyorlardi. herkesi inanç ve fikrinde serbest birakir. Hak ile bâtilin neler oldugunu. her halde dogru olmasa gerekir. Balkanlarda cografya ve siyaset. Osmanli Imparatorlugu'nun idaresine giren bir sehir veya bir millet içinde. Sayet Türkler. Daglar. Eger Tuna'ya Demir-Kapi'nin ilerisinde bir noktadan erisilirse Macaristan ve Orta Avrupa akinlara müsaittir. Bölgeyi isgal etmek isteyenler. ekonomik ve sosyal haklara saygi gösteren bir anlayisla. Bir kaç su yolunun denetim altina alinmasiyla Tuna vadisine geçit bulunur. siki bir sekilde birbirine baglidir. bölge halklari arasindaki çekisme ve cografî sebeplere baglayacak kadar basite indirgemek." denilip fikirler ileri sürülmektedir. daha sonra da Karadeniz kiyisi boyunca ilerleyebilirler. Jorga (Geschichte des Osmanischen Reiches. Zira Osmanlilardan önce de bölge. N. Gerçekten Osmanlilar. Burada oturanlar.” Osmanlilar. vicdan hürriyetini temel tasi kabul eden. hem iç islerini halletmis olmalari. Aksine Balkan ülkeleri. O. Çünkü mensubu bulunduklari Islâm. ordularin geçisine hesaba katilir bir engel olusturmazlar. bundan baska türlü davranamazlardi. I. Osmanli idaresine karsi en ufak bir memnuniyetsizlige bile rastlamiyoruz. Balkanlari kurtarmaya gelen ve ekseriya bütün Hiristiyan âleminin vicdanlarina hitab edebilecek bir surette Haçli seferleri karakteri tasiyan bütün Avrupa milletlerinin istirak ettikleri o büyük seferlerde bile Osmanli idaresinde bulunan yerli Hiristiyan halkin bunlara katilmak arzusunu göstermediklerini katiyyetle görüyoruz. Böylesi genis bir arazinin savunulmasi siyasî birlik ve bunun olmayisi halinde de isbirligi ve es güdüm ister. siyasî bakimdan birlesik degildi. ayni zamanda Balkanlar'daki milletlerin de bunu kazanmalarina yardim etmislerdi."Osmanlilarin Balkanlardaki genislemesi. Bu sebepledir ki Müslüman Türklerle Hiristiyan Balkanlilar arasinda çok iyi bir ahenk tesis edilmis. sözde kendilerini kurtarmaya gelen Haçlilara hiç iltifat etmediler. Ondördüncü yüzyilin son çeyreginde Balkanlar. Onlar. Osmanli fetihlerini ve bu fetihlerdeki basariyi. Eflak ve Bogdan yönünde hareket edebilir. dinî hürriyet ve serbestisini saglamakla kalmamis. kendi aralarindaki rekabet ve karsilikli kiskançliklarla hirpalanmis bulunduklarindan Osmanlilara karsi birlikte direnis gösterecek takatten mahrumdular. aralarinda din ayriligindan baska bir sey kalmamisti. Islâm'i kabul etmeyenler bile Osmanli idaresinden o kadar memnundular ki. Bu bakimdan Osmanlilarin basarili olmasinda ve hatta herhangi bir zorlama olmadan bölge halklarini kendi dinlerine sokmalarinda baska sebepler aramak lazim gelecektir. Rumeli'ye ayak basip Balkan . onlarin baska türlü davranmalarina ve idarelerindeki insanlara karsi baska türlü muamelede bulunmalarina izin vermiyordu. Zorlama sonunda müslüman olma keyfiyetinin Islâmi bir hareket olmadigini beyan etmekten çekinmez. defalarca istilaya ugramisti. Müslümanlarin feth ettigi topraklarda yasayan hiç bir kimsenin zorla dine girmesine müsaade etmez.

Anadolu'daki fetihleri esnasinda hiç bir siyasî firsati kaçirmamaya gayret ediyordu. Orhan'in oglu Süleyman Pasa. Katolik mezhebine girmeye mahkum olmustu. Balkanlara göz dikmis ve Vidin Prensligini zapt ederek. Bu esnada özellikle askerî islere fazla agirlik verilerek muvaffakiyetin sebepleri hazirlanmisti. Osmanli Beyligi. Onlar. Bu konuda ilk Osmanli eserlerinde (Asikpasazâde. ancak Türklerin Rumeli'ye adim atmalari ile Katoliklerin bu imha ve kolonizasyon politikasina son vermistir. vicdan hürriyetlerine hürmet etmis ve agir vergiler altinda ezilmis olan yeni tebeasindan belli bir vergi (cizye) almakla Yetiniyorlardi. örfî ve sosyal islerine karismiyorlardi. ne Bulgar. ne Romen ne de bir Yunan milleti kalmis olurdu. feth ettikleri yerlerdeki halkla kaynasarak onlarin dinî. Ve yine bu sayede Timur'un sadmesiyle Osmanli Devleti. Bunun birtakim manevî ve ruhî sebepleri de vardi. Fakat Osmanlilarin. Hiristiyanlari tam bir serbesti içinde görmüstü. Büyük Lui (Ludwig I. Isin daha enteresan tarafi. yani Balkanlar'da göz kamastiran hizli ve suurlu bir yayilma ve yerlesme için kâfi degildi. Katolikligi büyük bir enerji ve tazyikle Balkanlara yaymaya baslamisti. Macarlari önlemek üzere derhal kuzeye atilmalari bu tehlikeye bir set çekmis ve Balkanlarda Ortodoks mezhebinin serbestçe yasamasini mümkün kilmisti. yeni dogan Osmanli devletinin sür'atle genislemesinde. daha kurulus safhasinda iken askerî ve adlî teskilatla ise baslamisti. Bununla beraber bu zahirî (görünür) kudret. bugün ne Sirp. Anadolu'da parçalandigi halde Rumeli'de dimdik durmustur" demektedir. 1342-1382) devrinde Avrupa'nin en büyük devletlerinden biri haline gelen Macaristan. Onlarin. halki tamamen ayri dinde olan yabanci bir bölgede. Tarihî olaylara bakildigi zaman bu ifadelerin ne kadar gerçek olduklari görülür.Türklügü'nü kurmamis ve farkli kavimlere vatan olmus Balkan cografyasi üstünde hâkim ve efendi millet olarak teskilat ve idaresini tesis etmemis bulunsalardi. Ancak bu sayededir ki Türkler. denizi asarak Balkanlari isgalinde yalniz fütûhatin ve devletler arasindaki ihtilaflardan istifadenin ve siyasetteki maharetin degil. Bu tazyik sonucu olarak Balkanlar. Anadolu'da nasil Hiristiyan varliklarini ve idare tarzlarini bozmayarak onlari kendi nüfuzlari altina aldilarsa bu müsaadeyi Rumeli'de daha genis bir sekilde . bizzat sultan Orhan. Zira Ortodoks Balkan Hiristiyanligi ne çekmisse dindaslari olan Katolik Latinlerden çekmistir. Uzunçarsili da bu dönemden bahsederken: "Görülüyor ki. Öyle ki bu zulüm ve ceberut. Nesrî) epey bilgi vardir. Palamas ile görüsür ve ulema ile onun arasinda bir münazaranin yapilmasini emreder. ne Sloven. Gerçi Osmanli Beyligi. Kanunlara aykiri olarak keyfî hiçbir muameleye müsaade etmediler. ayni zamanda mânevî sebeplerin de tesiri vardir. ona hiristiyanlik hakkinda serbestçe bazi sorular sormustu. Rumeli'de isgal ettikleri (feth ettikleri) genis ülkeleri bir avuç kuvvetle elde tutmuslardir. O. Osmanlilar. Bundan dolayi Osmanli Türklerinin sür'atle ilerlemeleri ve feth edilen bölge halkinin Türk idaresini kendi idarelerine tercih etmelerinin sebebini anlamak kolaydir. Ortodoks mezhebindeki Balkan topluluklarim eritip ortadan kaldirmak yoluna giderken. Nitekim 1355 yilinda Osmanlilara esir düsmüs olan Selanik bas piskopos'i Gregory Palamas'in mektubu da bu durumu açik bir sekilde ortaya koymaktadir.

koruyucu ve hos görülü siyaseti suurlu bir sekilde takib ediyorlardi. Ona göre Osmanli idaresinin insanî yönünü ortaya koyan faktörlerden biri de sudur: "Kendi idaresi altinda yasayan Hiristiyan ve Mûsevîler. Bizans ve diger derebeylerin idare tarzina karsilik Osmanlilarin disiplinli hareketleri ve feth edilen yerlerin halkina karsi adaletli. asayissizlik ve ekonomik buhran gibi âmiller.ve onlarin eski varliklarini muhafaza etmek üzere tatbik etmislerdir ki. zorlanmamis ve sadece bu sebepten dolayi öldürülmemistir. onlarin bu hareketlerinin gelisigüzel bir macera veya rastgele bir yerlesme ugruna olmamis olmasiydi. Rum bey ve hatta imparatorlarinin kendi küplerini doldurmak isteyerek halki soymalari. Fetih prensiplerinden biri de yeni elde edilen stratejik yerlere. Böyle bir mazhariyete nail olabilmek için bunlarin eski dinlerini birakmalari sarti aranmiyordu. tâbi despotluk veya senyörlükler. 1500 tarihine kadar Rumeli'de pek çok Hiristiyan timar sahibi bulunuyordu." Osmanli fetihlerinin en açik ve bariz özelliklerinden biri de. Bir taraftan Bizans Imparatorlugunun bozulmus olan idare tarzi. Onlarin her hareketi. Osmanlilara karsi böyle bir tavir sergilemekle yerinde bir karar vermislerdi. vergilerin keyfi olmasi. dogrudan dogruya Osmanli yönetimi altina alinan topraklarda Osmanlilar. Yani halk gibi yerli aristokrasi de sadece yeni bir hanedani Osmanli hanedanini tanimaktan ve onun hizmetine girmekten baska bir sey yapmiyordu. Henüz ilhak olunmayan bölgelerde. Balkan milletleri bunu yapmakla. tamamen insanî idi. devletlerini kurarken kitleleri çeken bu uzlasici. din ve irk ayirimi gözetmeyen. yerli senyör ailelerinin çogunu eski feodal topraklarinda timar sahibi olarak birakiyordu. bu âdilâne hareket ve idarî siyasetteki inceliktir. Bu da feth edilen yerlerdeki halkin hosnutluguna ve yeni idareden memnun olmalarina istinad ettirilmistir. Gerçekten. halkin Osmanli idaresini memnuniyetle karsilamasina sebep olmustu. Osmanlilar. sefkatli ve taassuptan tamamen uzak bir siyaset takip etmeleri. Hiç kimse dininden veya irkindan dolayi küçük görülmemis. bastan basa hiristiyanlarla meskûn olan Balkan Yarimadasinda bu tarzdaki hareket ve davranisin Osmanli fetihlerini kolaylastirdigi bir gerçektir. Çünkü Osmanli rejimi. kendi aralarindaki anlasmazliklar için metbulari olan sultana bas vuruyorlardi. bunu Osmanli tahrir defterlerinde birçok örnekleri ile görmekteyiz. Elde edilen topraklar da mirî. Onlarin idare sistemi. Kisa zamanda bölgeyi bir Osmanli topragi haline getiren âmil. bütün tebeayi Osmanli Devleti semsiyesi altinda birlestiren siyasî bir idare idi. Balkanlilarin Katolik tazyikine karsi Osmanli idaresini bir kurtarici olarak karsilamalarina sebep olmustur. mülk ve vakif suretiyle muhtelif kisimlara . Osmanlilarin gayr-i müslimlere karsi takindiklari tavirin nasil oldugunu açik bir sekilde ortaya koymaktadir. Zaten. büyük ve önemli sehir ile kasabalara Anadolu'dan göçmenler getirtilerek yerlestirmek (iskân) olmustur. Bir Batili yazarin bu konudaki görüsleri. vergilerini zamaninda verdikçe ve Müslümanlari kizdiracak kiskirtici bir harekette bulunmadikça onlara en güzel bir sekilde muamele etmek. vergilerin tebeanin ödeme imkânlarina göre tertip edilmis olmasi ve bilhassa Ortodoks olan Balkan halkini Katolik mezhebine girmek için ölümle tehdid edenlere karsi Türklerin buralardaki unsurlarin dinî ve vicdanî hislerine hürmet göstererek bu ince ve hassas noktayi prensip olarak kullanmalari. bilinçli bir yerlesmeye yönelik olarak yapilmistir.

Osmanlilarin hosgörüsünden bahseden birçok yabanci yazar. Hatta o. gerek köyde Türkler kuvvetli. nasil ki daha önce dedeleri. ilme meyil ve istidadi çoktur.ayrilip sehir ve kasabalarda derhal ilmî ve sosyal müesseseler vücuda getirilmistir. Tabiaten sukûtî olmasina ve çalismakla sertlesmis bulunmasina ragmen siir kabiliyeti yüksek. temizce yikanmadan evinden çikmaz. kendi kilise teskilatinda serbest birakmak suretiyle Bulgarlari rahatsiz etmedilerse o da eski dinî gelenekle taninmis Islâmî devlet görüsüne de tamamiyle uygun olarak Ortodoks Rum ruhanî sinifinin silsile-i meratibini bütün selahiyetleri ile tanidi. harpte mecburiyet altinda insan öldürür. halk bu yeni idareyi yadirgamadiktan baska gösterilen muamele ve müsamahadan memnun kalmistir. dogru ve samimi kimselerdir. Merhamet sahibi olan Türk. sadece Balkanlari degil. Sirplar ve Bulgarlarin aksine olarak Türkler." der. hiristiyanlar üzerindeki medenî hukuk alaninda kaza hakkini tanimak suretiyle kilisenin nüfuzunu artirdi bile. Hiristiyan köylülerin çogunun aksine olarak hiç bir zaman yalin ayak gezmezler. buna müsaade etmez. Örnek olmasi bakimindan Brockelmann'in bir ifadesini buraya aliyoruz: "Müslüman Türkler. Bu yüzden Fâtih Sultan Mehmed. Murad zamani) Rumeli'yi gezerek Türklerle diger Balkan hiristiyanlarinin sosyal durumlari hakkinda bir mukayese yapmis olan ve Türklerin her konuda Balkanlilardan üstün olduklarini gösteren Bertrandon de la Broqulere ise sunlari söylemektedir: "Büyük bir refah içinde bulunan Türk köylüleri. Türkler. kanaatkâr isçi. evlerinin kendilerine mahsus olan kisminda ehlî hayvan bulundurmazlar.. Rumlar." dedikten sonra: "Gerek sehirde. gerek Anadolu." . erken kalkar ve islerine erken giderler.. Bir hayvanin yedigi yemegi bir Türk yemez. fetihleri esnasinda isteselerdi hiristiyanligi tamamen yok edebilirlerdi. yüzyilin ilk yarisi içinde (II. daha sonraki dönemleri hatta Istanbul'un fethinde gösterilen müsamahadan söz ederek Osmanlilarin ne kadar hos görülü olduklarini anlatirlar. ahlâk bakimindan da Türklerin Balkanlilardan üstün olduklarini söyle anlatiyor: "Türkiye'de giristigim her is ve bulundugum her münasebette Türkler'de Rumlara nazaran çok daha fazla arkadaslik duygusunun mevcud oldugunu gördüm. Fakat mensubu bulunduklari din. XV. Bir tavuk kesmek istedigi takdirde bile onu bir müddet temiz yiyecekle besler. Bu isabetli siyaset. Sükûnet ve büyük bir gayretle is görürler. Ve Türklere Rumlardan ziyade itimad ettim." Bunlari söyleyen seyyah. Hiç bir Türk. gerek Rumeli'nin fethinde o kadar maharetle tatbik edilmistir ki. cengaver. dizlerine kadar çikan sari çizme giyerler. sadik arkadas ve himaye edici efendilerdir. Kisaca. namuslu tüccar.

Bu sebeple de Osmanlilarin. bir çatismaya girmemek ve Müslüman kani dökmemek için büyük bir gayret sarf ediyordu. Ben. bana. Müslümanlar üzerine kiliç sallamak kötü isini isletir. yeyip içmeyi terk edeyim. Yagma edip anlari incitsin. devletin suurlu siyaseti. tekrar Anadolu'ya geçerek Bursa'ya gelir. Fakat Sultan Birinci Murad. Hemen hemen bütün Osmanli tarihlerinde buna benzer ifadelerin bulundugunu söylemek mümkündür. Bütün bunlardan. Nitekim Karamanoglu'nun isyanini ve kendi topraklarina saldirisini duyunca söyle demekten kendini alamamisti: "Su ahmak zalimin yaptigi isleri görün. Kendi öz kizini Karaman Beyine nikahlayip onunla akrabalik bagi kurmasi da bunun açik delilidir. Allah Teâlâ yolunda din gayretiyle çalisarak ülkemi birakip. Fakat Venedik. oralarda fetihlerde bulunmakti. Nasil barismak. bir aylik yol kâfir içine gireyim. Ahd ü emân bilir adam degilsin. Ben gazada iken Müslümanlari incitirsin. Sirbistan ve Papalik gibi Hiristiyan devletler. Anadolu'daki gelisme ve genisleme hareketlerine karsi koymaya çalisiyorlardi. Sultan Murad'in.Iste Balkanlari fethe baslayan küçük Osmanli Beyligi'nin manevî ve sosyal cephesi de böyleydi. Gerçi Osmanli-Karamanli rekabeti. OSMANLI KARAMANLI MÜNASEBETLERI Daha önce. Gece ve gündüz ömrümü gazaya sarf etmek için niyet edeyim. bu zalimleri nasil edeyim? Beni gazadan men ederek. Nihayet. . Ancak Osmanlilarin. müfsid. Senin kökünü kazimayinca huzur ile gaza edemem. Bati'daki Hiristiyan devletlerle mücadele etmek. Sultan Murad. Anadolu Selçuklu Devleti'ne merkezlik (payitaht) yapmis bulunan Konya'nin yeni sahipleri olan Karamanogullari. bela ve mihneti seçeyim. zâlim. benim kastim ve isim gece gündüz gazaya adanmaktir. Böyle olmakla beraber kizi Nefise Sultan'i Karamanoglu Beyi Alaeddin Ali Bey ile evlendiren Sultan Murad. en büyük gazadir" diyecektir. Anadolu'daki Müslümanlarla degil. bir bakima kendilerini Selçuklularin vârisi gördüklerinden. Germiyan ve Hamid ogullan arazisinden bir kismini evlenme. Benim gazama mani olur. zira gazaya mani olan ile gaza. Gerçekten de Sultan Murad'in gayesi. bir kismini da para ile satin alip Karamanogullan'nin kalbi durumunda olan Konya'ya dogru büyük bir ilerleme kayd etmeleri. daha sonra bizzat Karamanoglu'na da söyle diyecektir: "Hey bedbaht. Eger üzerine varirsam gaza kilan gazilerin kiliçlarini mü'minlerin üzerine döndürmek lâzim gelir" diyerek bir hayli tereddüd geçirmisti. iki tarafi ayni sinirlan paylasan komsu iki devlet haline getirmisti. Karamanli'nin bu zulmü karsisinda çaresiz kalinca. zira Müslüman kaninin akitilmasina gönlünün razi olmadigini çikarmak mümkündür. Eger vaz geçip cihad ve gaza ile mesgul olursam. Müslümanlar zâlim eline düser. azim ve irade kudreti ile bir ahenk teskil edince bunun neticesinin ne olabilecegini yine Osmanli tarihi gösteriyor. Ey gaziler. Hayreddin Pasa'yi da Rumeli'nde birakir. Bu karakter ve manevî cephe. o gelip bir bölük mazlum Müslümanlarin üzerine düssün. Osmanlilarin Eretna Beyligi'nden Ankara'yi aldiklari zamanda baslamisti. Karamanli ile bir savasa girmek istemedigini. Anadolu'da üstünlük iddiasinda bulunuyorlardi. Karamanlilar'la akrabalik kurmak suretiyle Anadolu'dan emin vaziyette Rumeli harekâtina devam edecegini ümit ediyordu.

yardimci kuvvet niteliginde idiler.Osmanlilarin Balkan fetihlerini basarisizliga ugratmak için Karamanogullari'ni Osmanlilara karsi tahrik edip kullanmakta idiler. kusatilan halktan herhangi bir sey almalari yasaklandi. Karaman Beyi. Osmanli ordugâhina gelip kayinbabasinin elini öptü ve ondan af istirhaminda bulundu. Konya'nin ileri gelenleri ile birlikte ricada bulunmak ve kendisini af etmek için padisaha gönderdi. bu teklifleri reddederek: . antlasma geregi iki bin kadar da Sirpli asker bulunuyordu. Konya kalesine siginmak zorunda kaldi. Bu tahriklere kapilan Alaeddin Ali Bey. Fakat Sultan Murad. Balkan fütuhatinin en kritik anlarinda Osmanlilar'i Anadolu'da rahatsiz edeceklerini çok iyi takdir eden Sultan Murad. Karamanlilar. Anadolu'daki beylikler üzerindeki nüfuzunu göstermek için Candarogullari'ndan yardimci birlik ister. Kizinin ricasi üzerine Karamanoglunu af eden Sultan Murad. Karamanlilari kolayca yenilgiye ugratti. Osmanli ordusunun içinde. Osmanlilarin bu gücünden ne kadar çekinirlerse. Birkaç gün içinde orayi tekrar kendine bagladi. Padisah. Sultan Murad. Bunun üzerine Karamanoglu. Bu muharebedeki muvaffakiyetinden dolayi kendisine "Yildirim" lakabi verildi. Zira bu tecavüz kalmadigi takdirde Karamanlilarin ve ondan cesaret alacak olan diger beyliklerin. olaylarin baska bir boyut kazandigini görürüz. büyük imparatorluklarin dahi cesaret edemedigi bir hareket iken. Osmanlilar açisindan bu tecavüze baktigimiz zaman. Sultan Murad. Bunlar. Karaman ülkesini yine kendisine vererek isyan eden Beysehri üzerine yürüdü. bizzat gelip af dilemek ve elini öpmek sartiyle onu af edecegini bildirdi. Bu birlik gelince Ali Pasa ve oglu Sehzade Bâyezid Bey'le birlikte Karaman seferine hazirlanir. Birkaç Sirpli. Esasen diger Anadolu beyliklerinin Osman ogullari gibi dahi yetistirememesi. kiskirtmalar sonucunda Karamanoglu bu cesareti göstermisti. Muharebede Bâyezid büyük bir kabiliyet göstererek zaferin kisa zamanda kazanilmasini sagladi. onlari sonunda Osmanlilara katilma mecburiyetinde birakan mühim sebeplerden biri olmustu. Anadolu beylerine kudretinin derecesini göstermek istiyordu. Onlar. Fakat henüz hücuma geçilmemisti. idam cezasina çarptirildilar. 1386 Kasim'inda Konya yakinlarinda cereyan eden meydan muharebesinde Osmanli ordusu. ileriyi görmeyen bir kimse oldugunu göstermektedir. bu zaferden sonra Konya'yi kusatma altina aldi. sehri on iki günden beri kusatma altinda bulunduruyordu. Böylece Sultan Murad. derhal Anadolu'ya geçip Bursa'ya gelir. emir disi hareket ettiklerinden. Anadolu'da o kadar az Müslüman Türk kani akacakti. Büyük bir yenilgiye ugrayan Alaeddin Ali Bey. 1386 yilinda Osmanlilarin elindeki Hamid Ogullari topraklarina saldirir. Burada bulunuldugu bir sirada Tekke Beyi'nin isyan ettigi haberi ve bu habere dayanarak Tekke üzerine yürümesi hususunda Sultan Murad'a tekliflerde bulunuldu. Sultan Murad. Halbuki Osmanli Devleti'nin bir köyüne taarruz etmek. Bu da onun ne kadar dar görüslü. Osmanlilarin. Hamid Ogullarindan satin aldiklari Beysehri'ni isgal etmekle harbi baslatirlar. Ordu mensuplarinin. mevkiinin tehlikeli durumunu idrak etmeye baslayinca esi ve Sultan Murad'in kizi Nefise Hanim'i. Yasaklara uymayanlar için çok agir cezalar kondu.

Hükümeti Istenos ve Antalya sehirlerine inhisar etmistir. Bütün bir Sirp halki. Böylece iki yüzlü bir siyaset takip etmistir. Takriben bir buçuk asir devam edecek olan Osmanli-Karamanli harplerinin ilki olan bu savasta yenilmesine ragmen Karamanoglu. bir ruh ve mânâ medeniyeti kurmus olan devletinin o muhtesem insanlik anlayisi ile dünkü düsmanlarina kollarini açacak ve anlari. Sonra da magluba kin ve intikam gösterecegi yerde. Böylece. Sikâyetler üzerine Sirplar. Çünkü devletinin içinde bulundugu siyasi durum ve düsmanlarinin devleti için meydana getirdigi ittifak. Sultan Murad'in seferde gösterdigi basarili taktik sayesinde bütün Anadolu'da yildizi parlamisti. Garp dünyasini titreten bu basiretli ve hakim adam. Sultan Murad gerekli tedbirleri almak için dinlenmeyi birakmak zorunda kaldi. Çünkü Konya'nin muhasarasi esnasinda sehrin yagma edilmemesi. Sultan Murad. Buna ragmen bazi Sirplarin emre muhalefet etmesi. Bunun içindir ki Sultan Murad uzaklasir uzaklasmaz. Fakat onu burada da bekleyen düsmanlari eksik degildi. Sirp kralina mübalagali bir sekilde anlatilan haksizlik ve öldürme hadisesi. isyana baslamislar ve Osmanlilara ait olan bazi yerleri isgal etmislerdi. gerektiginde Anadolu'ya atlayip Karamanoglu ile ellesiyor ve bu namli Türk beyini sindirip tekrar Rumeli'ye geçiyordu. simdi onun üzerine varmak bizim için ardir. arkadan kendisine karsi birlesen kuvvetleri Kosova Meydan Muharebesinde ezecekti. Osmanli saflarinda Karaman Beyi ile savasan Sirplar. Gerçekten bes yil sonra Yildirim Bâyezid'in Anadolu'yu zapt edebilmesinde Sultan Murad'in bu seferde takib ettigi siyasetin birinci derecede tesiri olmustur. onun uzun müddet baris içinde yasamasina ve sürekli asayisten faydalanmasina elverisli degildi. Sirbistan taraflarinda yeni bir firtina bas gösterdiginden. Kosova'yi hazirlamakla mesgul olan Haçlilarla müzakerelere girismis. Bana isyan edecek ne gücü var. böyle bir olayin meydana gelmesine sebep olmustu. Osmanli hâkimiyetini hiç bir zaman kabule yanasmamistir. Karamanoglunu dize getirdikten ve kendisinden söz aldiktan sonra tekrar Bursa'ya döndü. memleketlerine döndükleri zaman kendilerine istedikleri gibi riayet edilip saygi gösterilmedigi ve Konya önünde bazi kardeslerinin öldürüldügünü söyleyerek halkin Osmanlilara karsi harekete geçmesine sebep oldular. aksine davrananlarin öldürülerek cezalandirilacaklari söylenmisti. dindaslarindan görmedikleri bir müsamaha. Osmanlilarin Anadolu birligini gerçeklestirecegi kesin bir sekilde anlasilmis oluyordu. bizzat Sultan Murad tarafindan istenmis. BALKAN ITTIFAKI VE KOSOVA SAVASI Siyasî ve askerî sahada Avrupa'yi titreten Sultan Murad. fakat korkusundan Kosova muharebesinde Osmanli ordusuna katilmak üzere bir birlik göndermekten de geri kalmamistir. aslinda basit bir olaydi. Konya önündeki maglubiyeti üzerine Karamanlilarin Anadolu'daki nüfuzlari kirilmis. rifk ve yumusaklikla bayraginin gölgesinde toplayacakti."Tekke Beyi fakirdir. Sivrisinek kovalamak sahine (veya arslan) yakismaz" diyerek tekrar Bursa yolunu tutar. bölge halklari ve hatta Bulgarlarin kendilerine .

Bu ittifak. Sisman ise . Ali Pasa. Balkanlari siyasî nüfuz altinda bulundurmak ve bölge halklarinin Osmanliya karsi olabilecek ittifakina mani olmak için daha önce buralarda (Bosna) bulunan Kula Sahin Pasa komutasindaki 20.000 kisilik bir ordu ile yola çikti. Yenisehir'de yapilan bu dügünler sirasinda hediyeler göndermek ve Karamanoglu'na karsi yapilan savastan önce gösterdigi dostluga karsilik vermek için. Kosova meydan muharebesinde belli olacak Osmanli Türklerine karsi UI. hükümdarin emri ile hainliginden dolayi Sisman'i yola getirmek ve Bulgaristan'da Türklerin elinde bulunmayan son yerlerin fethini ve müttefiklerle birlesmeye mahal birakmadan Bulgar kuvvetlerini ortadan kaldirmak için 30. Bunun için sür'atli bir sekilde tedbirler almaya basladi. Osmanli Devleti'nin daha sonralari Rusya ile meydana gelen harplerinde ordunun merkezi olacak olan Sumnu. hücumla alindi. Düsmanin faaliyet derecesini ve ittifakin önemini kavrayan Sultan Murad. NadirDerbent bogazindan Sumnu üzerine yürüdü. öyle hareket etti ki Osmanli askerinden ancak bes bini. Hamid bölgesinde Egridir'e tayin edildi. Pravadi'ye karsi Beylerbeyi Timurtas Pasa'nin oglu Yahsi Bey komutasinda bes bin kisi ayirdiktan sonra. Aydin. askerî ve siyasî yollardan küçültmeye gayret etti. seferden önce Sehzâde Bâyezid'in üç oglunun sünnet dügünü ve kendisi ile iki oglunun üç Bizans Prensesi ile evlenmelerini kutlamak için Yenisehir'e gitti. Sultan Murad. sonucu I. Yine Subasilardan Kutlu Bey. Sultan Murad. Bununla beraber Sultan Murad. Baska bir Timurtas (Subasi). Yazicioglu'nu elçilikle Misir'a gönderdi. Balkan'in en dogu bogazinda bir tepenin ortasinda bulunan Pravadi." 1388'de meydana gelen bu muharebede Hammer'in dedigi gibi ancak bes bin Osmanli askeri kurtulup geri dönebilmisti. sehzadenin kardesi Yakub ile birlikte o da Avrupa'ya geçtiginden dolayi vezir Timurtas'a havale etti. Sirp ve Bulgar krallari. Osmanli kuvvetlerinin Ploçnik'te bozguna ugramasindan büyük bir cesaret alan ve Sultan Murad'in da Anadolu'da bulunmasini firsat bilen Bosna. Sivrihisar ile Sakarya'nin suladigi bölgeye tayin edildi. Haçli Seferi'ni hazirlamaya sevk etmistir. ülkesini bes sancaga böldü. O zaman Teke. Bulgar Krali Sisman. Bu arada Karamanoglu ile daha önce muharebe edip anlasan Bosna kralligini da cezalandirmak gerekiyordu.000 kisi ile Osmanli ordusunu büyük bir bozguna ugratti. Saruhan ve Karaman beylerinin askerleri de Sultan Murad'in emrine girdiler. Sisman'in eski kalesi olan Tirnova'nin düstügünü duyunca teslim oldu. Nis yakinlarinda Ploçnik denen yerde 30. bu kana susamislarin "genel katliamindan kurtulabildi. Asya topraginda kalacaklarla Avrupa'ya gidecek askerin komutanlarini da önceden tayin etti. Sultan Murad'in dostu ve kayinbabasi olmakla beraber gizlice Sirp Krali Lazar ile ittifak etti. Yoklugunda Anadolu'nun âsâyisini korumak için. Osmanlilari Balkanlardan sürüp atmak için ikinci bir ittifak kurdular.000 kisilik bir Osmanli ordusunun hareketini gözleyen ve onlarin maksadini anlayan düsman. Padisah. O zamana kadar Bâyezid'in idare ettigi Germiyan'i. bu ittifakin saglayacagi gücü.yardim edeceklerine güvenerek ayaga kalktilar. Osmanli ordusu üzerine saldiran bu müttefik ordu. Mentese. Dügün henüz bitmisti ki. Bütün savas hazirliklari tamamlanmisti. hemen savas hazirliklarina giristi.

karsi gelmeye yetmeyecegini anlayinca Ali Pasa'dan kendisi ile Padisah arasinda araci olmasini istemisti. Kralin komsulari ile haberlesmesi sirasinda Sultan Murad da ogullari Bâyezid ve Yakub'u yanina getirdi. Sirp despotunun merkezi olan Piristine'nin güneybatisindaki Kosova (Kara Tavuk ovasi) düzlügünde müttefik ordusu ile Osmanli ordusu karsi karsiya geldi. Sehirköy'ün çevresinde bulunan askerler. Gücünün. mevkiinin tehlikeli durumunu anlamakta gecikmedi. Bu akinci firkasi birçok esir ile döndü. yanlarina almis bulunduklari Kütahya ve Karesi sancaklari askerlerinden baska Saruhan. Bu istikamette oldugu haber alinan Haçli ordusuna dogru gidildi. Çetehezar (Hezargrad) kalesinin teslimi sarti ile esirleri Sisman'a geri vermeye niyetlendi ise de gerek Sisman'in Söz verdigi halde Nigbolu'yu birakmaktan vazgeçmeyerek onu yeni istihkâmlarla kuvvetlendirmesi. Lazar bu yenilgiye kizdiysa da cesaretini kaybetmedi. Sirp Krali Lazar. gerekse kendisinin de Hezargrad'i elde etmesi dolayisiyla is sonuçsuz kaldi.Nigbolu'ya kapanmisti. Bunlar. Yanbolu'da Tatarpazarcigi yolu ile Sofya'ya geldi. Yanbolu'da padisah ile bulusarak orduya katildi. sadece bununla da yetinmedi. Pasasi. Bulgaristan isini halletmis olan Çandarli Ali Pasa. Sirplilarin eline geçti. müttefikinin maglub olup düstügünü ögrenince. O. Bosna ve Arnavutluk hükümdarlarini kendisine baglamakta olan eski antlasmayi yenilemek için bir tesebbüste bulundu. generali Dimitriyus'a. Bulgar Krali her taraftan sikistigini ve artik karsi koymanin faydasiz oldugunu anlayinca bütün aile halki ile birlikte sartsiz teslim oldu. Bunun üzerine savas daha hizla yeniden basladi. Bu firtinaya karsi koymak için taarruza karar verdi. Bunlara Dobruca Tatarlan komutani Sarac ile Köstendil Prensi Konstantin'in yardimlarina ilaveten o sirada Hac'dan dönen Evrenos Bey de katildi. Ali Pasa. Orayi kusatti. Sirp muhafizlarini da esir alip istihkamlarini da yiktilar. Aydin ve Hamid illerinin paylarina düsen yardimci kuvvetlerini de almislardi. Ali Pasa bir hisar ve bir sehri aldiktan sonra bütün kuvveti ile Nigbolu önlerine vardi. Osmanli. çocuklarini ve hazinelerini Sultan Murad'in ordugâh olarak seçtigi TaYHshi'ya gönderdi. Sisman hakkinda âlicenab ve civanmerdâne bir davranisgosrerdLOnun hayatina ilismedigi gibi kendisine durumuna lâyik tahsisat ta bagladi. Ordunun öncü kuvvetleri Hicaz'dan dönmüs olan Evrenos Bey ile Pasa Yigit komutasinda idiler. Padisah. Silistre'yi kendisine birakmak ve zamani gelen vergi taksidini ödemek sartiyla barisa razi oldu. Bundan sonra Ali Pasa. Firtinanin sinirlarina dogru yavas yavas yaklastigini görünce zorlu bir karsi koymaya hazirdandi. Onlarin yardimindan emin olarak padisahi kesin bir savasa çagirmakta tereddüd göstermedi. Bulgar sinirinda dik bir dagin tepesinde bulunan Sehirköyü almasini emretti. Sultan Murad. o zaman Osmanli ordusunda bulunduklarindan sehir. Lazar. Mentese. Sirp kaynaklarina göre Osmanli ordusu geçtigi . Oradan güneybatiya sapilarak Köstendil'e varildi. Kosova'ya dogru bir birlik gönderdi. Ancak Ali Pasa'mn gönderdigi on bin civarindaki asker sehri geri aldi. Sadece bir mevkiin kaybedilmesinden dolayi kendisini maglub saymayarak bir kat daha cesaretlendi. Ancak onun Bulgaristan'daki topraklarini elinden aldi. Osmanli ordusu. krali.

süvarilerin atlarina dehset vermek söyle dursun. bütün askerî erkân tarafindan kabul edildi. Bununla birlikte bu ordunun 100. Aradaki büyük sayi farkina ragmen Sultan Murad. Osmanli askerinin gözüne toz toprak savuruyordu. Gazi Evrenos Bey. Bundan sonra herkes gayet mesrur bir sekilde ve kararli olarak. Timurtas Pasa ve Sehzade Bâyezid bu teklife karsi çikip söyle dediler: "Develer. Düsman tarafindan esmekte olan rüzgâr. böyle bir durumun savasta sebep olabilecegi felaketi düsünüp üzüldü. Osmanli tarihleri Sultan Murad'in o geceki münacat ve yakarisini su sekilde ifade ederler: "Ab-i rûy-i Habib-i Ekrem için Kerbelâda revan olan dem (kan) için Veda gecesi aglayan göz için Askin ugruna sürünen yüz için Ehl-i derdin dil hazini için .000 kadar askerden meydana gelen askerî bir birlige sahip oldugu kabul edilmektedir. Sirp. Osmanli kuvvetlerinin bes kati oldugu belirtilmektedir. Osmanli askeri gibi din ve devleti ugrunda "feday-i cani. Onlarin. Bu arada bir sey padisahin dikkatini çekmisti. Fakat Sadrazam. agir silahli süvariyi görünce kendileri ürkeceklerdir. Zafer karsiliginda kendisinin din yolunda sehid olmasi için dua etti. Arnavut. Osmanlilarin. Bu görüs. Osmanlilar'in da 60.000 civarinda. Hirvat. Macar atlarinin henüz deveye alisik olmadiklarini söyleyerek anlari atlara karsi canli bir engel gibi kullanmanin mümkün olabilecegini ifade ile bu develerin düsman atlarina dehset ve düzensizlik vermeleri için ordunun ön cephesine konulmasi teklifinde bulunurlar. Ordunun Kosova'ya varisinin ertesi gününde harbe karar verilecekti. komutanlari ile müzakerede bulunur. Bazi komutanlar. Bu bakimdan hiç bir seyden korkmadan ve sadece Allah'a güvenerek meydan muharebesi yapip düsmana saldirmayi teklif ettiler. Bohemya ve bir kisim Bulgarlardan meydana gelen bu muazzam Haçli ordusundaki asker mevcudunun. Balkanlardaki durumunu tayin edecek olan bu muharebenin tarihi. cana minnet bilen" saf ve güvenilir bk askerin itikad zaafina da sebep olabilecegini söylediler. Bogdan (Moldovya). Bosna." Ayrica. Macar.hiç bir yerde zulüm ve tahribat yapmamisti. nasil bir çare ve tedbir almak gerektigini düsünmelerini ve düsündüklerini de hiç çekinmeden açik bir sekilde ortaya koymalarini söyler. kaynaklarda farkli olarak verilmektedir. Padisah. Bu durumda bizim saflarimizin üstüne atilip kargasalik ve karisiklik dogmasina yol açabilirler. sabahla birlikte baslayacak olan savasa hazirlanmak üzere birliklerinin basina gitti. Eflak (Romanya). Bütün gece Allah'a yalvarip O'ndan yardim diledi.

" . Din yolunda beni sehid eyle Ahirette beni said eyle Mülk-i Islâmi paymal etme Menzil-i firka-i dalal etme Keremin çoktur ehl-i Islâma Dilerim kim erise itmama. mücahidini etme telef Tir-i a'daya (düsman okuna) bizi kilma hedef. Bakma ya Rab bizim günahimiza Bak sen can ve gönülden ahimiza Sakla gözümüzü cengin tozundan Islâm erini koru saldiridan Bunca yil süren gayretlerimizi Gazalarda sanli kil ismimizi Etme ya Rab kahrinla beni fena Yüzümü halk içinde etme kara Dinin ugruna ben feda olayim Askerim önünde ben heba olayim.Cana tesir eden enini için Eyle ya Rab. lütfunu hem râh Hifzini eyle bize püst u penah Ehl-i Islâma ol muin u nasir Dest-i a'dayi bizden eyle kasir Ya Rab.

onun geceki dua ve niyazlarina icabet ederek onu muzaffer kilmisti. seri bir sekilde hareket etmelerine de mani olmustu. Generallerden bir kismi. Kaçmak isteyen küçük ve daginik düsman birlikleri de arkalarindan yetisen Sehzade Yakub tarafindan imha ediliyorlardi. Sirplarin top atisiyla baslayan büyük meydan muharebesi. Böylece Allah. Bu suikast üzerine katil. gece karanliginin düsmanin firarini kolaylastiracagini. ordunun merkezinde bulunuyordu. Fakat bu muzafferiyetin bir bedeli daha olacakti. Baslangiçta bozulmak üzere olan Osmanli'nin sol cenahina kendine has pek hizli bir manevra ile yetisip düsmani çeviren veliahd sehzade. müslüman olacagini ve padisaha gizli bir sözü bulundugunu söylemek istedigini bildirince Sultan Murad'in müsaade etmesi üzerine yanma yaklasarak yeninde saklamis oldugu hançer ile onu kalbinden yaralayarak attan düsürmüstü. O gece. Hükümdar. savasin tam kizgin devresinde düsmani oklamaya baslayacaklardi. birlesik Haçli ordusu da Osmanlilara karsi nasil bir hareket içinde bulunmasi gerektigini. Bu basarida Bâyezid (Yildirim)'in büyük bir payi bulunuyordu. Sultan Murad'in yüzünü kara çikarmamis. gece ansizin Türklerin üzerine hücum edilmesini teklif etmisti. Evrenos Beyin tavsiyesi üzerine ordunun her iki cenahina ihtiyat olmak üzere 1000'er kisilik okçu birlikleri yerlestirilmisti. toplamis oldugu harp meclisinde görüsmeye baslamisti. Anadolu beyliklerinin birlikleri ise sol cenahta yer almisti. Ordunun sag kolunda veliahd sehzade Bâyezid. Bas komutan Lazar da dahil olmak üzere düsman ordusu Kosova sahrasinda kaldi. Evrenos Bey'in birlikleri sag cenahta. Bunlar. techizat ve araziyi tanima bakimindan kat kat üstün olan müttefik Haçli ordusu karsisinda Osmanlilar. tarihlerde farkli sekillerde anlatilmakta ise de neticesi hep ayni oldugundan fazla teferruata . sag kolunda yegeni ve damadi prens Brankoviç. Osmanli ordusunun aldigi savas düzenine göre Sultan Murad. tozlan bastirdigi gibi agir silahli olan düsman süvarisinin atlarinin. Fakat kendinden çok emin bulunan ve mutlaka galip geleceklerine inanan Yorgi Kastriyota. Rumeli Beylerbeyi Kara Timurtas Pasa Bâyezid'in. Bu olay. böylece Osmanlilarin büsbütün yok olmaktan kolayca kurtulmus bulunacaklarini ifade ederek bu teklifi reddetti. büyük bir basari elde ettiler. Çünkü Sultan Murad. müttefiklerin korkunç yarma hareketlerine ragmen kiskacini açmadi ve bu kiskaçta perisan olan düsmani yok etmeyi basardi. Kendilerinden sayi. muharebenin en kizgin devresine kadar müdahalede bulunmayacaklar. Anadolu Beylerbeyi Sanca Pasa da Sehzade Yakub'un maiyetinde idiler. ertesi sabah safakla birlikte yagan yagmur.Gerçekten. Sultan Murad'in maiyyetinde bulunanlar tarafindan yakalanip öldürülmüstü. duasinda sehadeti de istemisti. sol kolda da Bosna krali Tvartko bulunuyorlardi. Balkan ve Orta Avrupa milletlerinden çogunun bulundugu birlesik Haçli ordusunun merkezinde Sirp krali Lazar. sol kolunda da sehzade Yakub bulunuyorlardi. sekiz saat içinde kesin bir sekilde neticelendi. harpten sonra harbin yapildigi sahrayi dolastigi sirada ölüler arasinda yarali olarak bulunan Lazar'in damadi Milos Obiliç.

" Sultan Murad'in yarali olarak düstügü yere hemen bir çadir kurulup muhafaza altina alinir. Osmanlilarin Rumeli'de kalmak için Sirp Sindigi savasindan sonra kazandiklari ikinci büyük muharebedir. çikarilan iç organlari. devlet adamlarinin da karari üzerine zaten o maksatla babasinin yanina çagrilmis bulunan Sehzade Bâyezid (Yildirim Bâyezid) hükümdar ilân edilmisti. Sultan Murad ölünce. Bu türbe zamanimiza kadar Balkan Müslümanlarinin ziyaret ettikleri bir ziyaretgâh olmustur. Bir daha böyle bir olayin meydana gelmemesi için Sehzade Yakub Osmanli tarihçilerinin ifadesi ile sehid edilmistir. Sultan Murad'in yaralanip öldügü (sehid edildigi) ve iç organlarinin defnedildigi yere "Meshed-i Hüdavendigâr" adi verilen bir türbe yapilmis. oglu Yakub Bey'in cenazesi ile birlikte Bursa'ya gönderilerek Çekirge'deki türbeye defn edildi. Milos'un beni yaralamasina üzülmeyin. çünkü rizasi ondadir. Sakin reâyayi incitmeyin. Islâm askerini muzaffer görerek hayata veda ediyorum. Ordu merkezinde cereyan eden bu hadiseden kollardaki sehzadeler ile diger komutanlarin haberleri olmamisti. Biraz önce belirtildigi üzere Sultan Murad'in ölümünü müteakib. yakinlarinin üzüntü ve kederlerini su sözlerle hafifletip onlara vasiyette bulunmustu: "Islâm'in zaferi için kendimin sehid olmasini Allah'tan ben istedim. Hayatindan ümid kesilince derhal Veliahd Bâyezid'e haber verilerek oraya çagrilir. Durumdan haberi olmayan ve düsmani kovalamakta olan Sehzade Yakub Çelebi de "fitne katldan daha siddetlidir" hükmüne göre "Baban seni istiyor" denilerek ordu merkezine davet edilmisti. Büyük bir askerî birlige komuta eden Yakub Çelebi'nin saltanat davasina kalkisacagi göz önünde bulundurularak böyle bir çareye bas vurulmustur ki bu. Ogluna askerî ve siyasî bazi tavsiyelerde bulunduktan sonra bu fani hayata gözlerini kapar. Fakat baskalari ile mukayese edildigi zaman sehidligin cana minnet bir nimet oldugunu söyleyerek oglunun üzüntüsünü hafifletmeye çalisir. Daha sonra cenazesi. Hükümdarin yarasi agirdi. Eger reâyanin mesru haklarini muhafaza ederseniz Cenab-i Hak da sizi ve devletinizi muhafaza ve payidar eyler. daha sonra da buna bir cami ilave edilmistir. Mal ve irzlarina tecavüz ettirmeyin. Oglum Sultan Bayezid'e uyunuz ki o sizi ogullari gibi görsün. bu an. Kosova muharebesi. Fakat Murad Hüdavendigâr. aglanip feryad edilecek bir an degildir.girmek istemedik. Ölüm denilen sey herkesin basina gelecektir. Düsman takibinde bulunan Bâyezid. Savci Bey olayi meydana gelmis ve devlet büyük bir siyasî çalkanti içinde kalmisti. . Yine bu sirada Osmanli kuvvetleri tarafindan sarilmis bulunan Lazar. Dualarim Allah tarafindan kabul oldu. Sultan Murad yaralandiktan sonra bir müddet yasamis. bu kötü ve feci haberi alir almaz derhal oraya gelir. maiyeti ile beraber yakalanarak o esnada ölmek üzere olan Sultan Murad'a karsilik öldürülmüslerdi. Binlerce hamd ve sena olsun ki. bütün devlet erkaninin teklifi ve yeni hükümdar olan Yildirim Bayezid'in tasvibi üzerine olmustu. Babasini kanlar içinde görünce kendine hâkim olamaz. Çünkü daha önce. sehid düstügü yere gömüldü. Gelip otagdan içeri girince hemen öldürülmüstü.

Allah'in kitabina ve Resûlünün sünnetine muhalefet eden ve din kardesinin vakfinin fesadina sa'y eden (çalisan) Allah'in gazabina ugrar. onun Bursa'daki türbesine konmak üzere Kur'an-i Kerim cüzleri gönderip vakf etmistir. 761=1360). dünya sahnesinin ender rastladigi bir ustalik ve maharetle devletinin mukadderatini sevk ve idare eden Murad Hüdavendigâr. misafirhane. Kiyamete kadar devam eder. Bursa hisarinda sarayinin yaninda Hisar Camii. Murad'in hükümdarligi 27 veya 28 sene devam etmis olup hicrî 791 (M. Çekirge'de bulunan vakfa. Allah ve Resûlüne ve ahiret gününe iman edenlerden. annesi adina Iznik'te de 790 Cemayizelevvel ayi baslari (Mayis 1388) tarihli bir imâret yaptirmistir. Telef ve helâk olmaz. "Vakf. Bilecik ve Yenisehir'de birer cami. Keza o. Allah'in ve yarattiklarindan melik. Bunun bir belirtisi olmak üzere Memlûk Sultani Meliku'z-Zahir Ebû Said Berkuk. Bu arada onun vefati esnasinda yasinin 66 oldugunu söyleyen tarihçilerin bulundugunu da belirtmek gerekir. hibe ve rehin olunmaz. Gazi Hünkâr ve Murad Hüdavendigâr diye meshur olan Sultan I. Bâyezid (dogm. Kimse halef olup vâris olamaz. Onlarin üzerine Allah'in." Görüldügü gibi bu ifadeler vakfin muhafazasi gayesine yönelik bulunmaktadirlar. Sartlari üzere devam eder. Savci (dogm. Otuz yila yakin (27 yil 3 ay) bir zaman. vezir Hayreddin Pasa'yi hem mütevelli hem de nâzir olarak tayin etmistir. medrese. asli üzere kalir. haksiz sekilde ondan yararlanmaya kalkanlara nasil muamele edilecegini de açiklamis bulunmaktadir. gerçege pek uygun degildir. Yakub (dogm. 1389) yilinda vefat ettigi zaman genel olarak kabul edilen görüse göre 63 veya 64 yaslarinda bulunuyordu. Bilgi edinilmesi bakimindan onun 787 Cemaziyelahir ortalan (Temmuz 1385) tarihini tasiyan vakfiyesinden bazi pasajlari buraya almayi faydali buluyoruz. kadi. Bundan baska bir de vakiftaki hizmet ve onlardan yararlanma ile ilgili bilgiler bulunmaktadir ki buna göre hiç kimse imârete inmekten men olunamaz. Sebeplerden bir sebeple kimse elini uzatamaz. gelenlere güzel bir sekilde . imâret. 769=1367). Hizmetçiler.Sultan Murad'in sehadeti. hayrat hakkinda neler düsündügünü göstermektedir. 773=1371) adinda üç oglu olmustu. Muhtelif rivayetlerden anlasildigina göre Murad Hüdavendigâr'in. Onun su tesisleri bu konuda bize bir fikir vermektedir: Bursa'da Çekirge'deki cami. kimlerin bu vakiflardan nasil ve ne sekilde istifade edecegini. O. muhtesibden ve insanlarin tamamindan hiç bir kimse bu vakfi bozamaz. pek çok hayir yeri meydana getirmekle de söhret bulmus bir kimsedir. ahiret azigi olarak insa ettigi imâret ve diger tesislerine pek çok arazi vakf etmistir. meleklerin ve bütün insanlarin laneti olsun. Bazi kaynaklara göre Savci'nin en büyük ogul oldugu kayd edilmekte ise de bu. Günümüze kadar gelen vakfiyesi. yine Yenisehir'de gazi erenlerden Postin pûs Baba için yaptirdigi zâviye. Islâmî gelenege göre tesis edilen vakfiye bize vakiflarinin idaresi hakkinda. kimse mâlik olamaz. Günlerin geçmesiyle vakif ve vakfiye bozulmaz. bütün Islâm âlemini teessür içinde birakmisti. vakfi bozmaya. Bir kimse onu tahvil ve tebdil ederse günah irtikhab etmis olur. Bundan baska Ibrahim adinda baska bir oglundan bahs edilmekte ise de kaynaklarda bununla ilgili bir bilgi bulunmadigindan bunun küçük yasta vefat etmis oldugu düsünülebilir. onun neler yaptigini. vezir.

tatlilardan. ülkesinde bulunan seyyid ve serifleri her türiü vergiden muaf sayan . âlimlerden. hem medresedir. kurdugu vakiflar vasitasiyla onlarin devamini sagladigi ve insanlara hizmeti bir ahiret azigi olarak kabul ettigini göstermektedir. Murad Hüdavendigâr'in bu teskilatin reislerinden biri oldugunu göstermektedir. eksilerden daha güzeli olmayan yemeklerin hepsinden verilmesini." Gerek bu. daha sonra da "nesih" yazisi ile kestirdigi sikkeleri görülür. büyüklerden. Her gün ayrica otuz hafiz o kubbede güzel sesle Kur'an okuyup hatm etmektedirler. Hele fakirlere bu hizmeti çok daha iyi yapmalilar. kalbi kirik olanlardandir." Sükrullah. gerekse daha önce verilen bilgiler. Imârete inenlerin tamamina böyle muamele yapilir. Peygamber'e yapilmis saygi olarak kabul etmektedir. Hayvanlarina da hizmet eder. mütevellinin reyine baglidir. Çünkü onlar. O evin karsisinda bir kubbe yapilmasini buyurdu. onlara saygiyi Hz. kalbi kirik kimselerdir. bazilarinda da akçanin her iki tarafinda Murad b. Hem konuk evi. Mübarek vücudu o kubbede dinlenmektedir. Sonradan kesilen akçalarin bazilarinda kelime-i sehadet ile kendisinin ve babasinin isimleri. yoksullar için paçalardan. konuklarin hayvanlarinin da yemlendirilmesini buyurdu. Hatiplere. Bu sebepledir ki o. bu teskilâtin birer mensubu ve hatta reisleri durumunda idiler. Bu bakimdan ilk Osmanli padisahlari. hem cami. Çünkü onlar. Hz. Sultan Murad'in 790 (1388) tarihli bakir sikkesinde kesildigi tarih ve ay bulunmaktadir. Baslangiçta "kûfi"ye yakin. müderrislere muridlere ve ögrencilere vazife karsiligi akça bagladi. tahta çikinca babasinin sikkelerinde oldugu gibi Selçuk paralarini taklid etmek suretiyle sikke kestirmistir. Bazi vesikalar. Daha önce de kisaca temas edildigi gibi Osmanli Devleti'nin kurulus hamurunda mayasi bulunan teskilâtlardan biri de "ahilik"ti. Kimsesizler. Hatta fakir ve miskinlere bu yolda hizmet daha evladir. seyh ve sâdattan birisi inerse hizmetçi bunlara hizmet eder. Sultan Murad. bilgin. hafizlara. Nitekim bu hususta onun Receb 767 (Mart 1366) tarihli olarak Malkara'da Ahi Musa için yaptirmis oldugu zaviye vakfiyesindeki "ahilerden kusandigim kusagi Ahi Musa'ya kendi elimle kusadup Malkara'ya ahi diktim" ifadesi. Orhan yazisi görülmektedir. talebe. Bu konuda da vakfiyenin kendi ifadesi ile söyle demektedir: "Imârete. Bunlarin sanina göre onlara hizmet eder. Imâretteki kalislar 3 günü geçerse bu. Vakfiyesinde de görüldügü gibi Sultan Murad. garip ve fakir olan kimselere karsi son derece sefkatle muamele eden bir hükümdardir.hizmet etmek zorundadirlar. onun ahi reislerinden biri oldugunu göstermektedir. Orhan halladallahu mülkehû" ibareleri bulunmaktadir. gazi ve sehid sultanin yaptirdigi hayirlardan bahs ederken sunlari söyler: "Bursa'da ahiret için bir yapi yaptilar. Bu hizmet sadece büyüklere mahsus olmaz. etrafinda ilk dört halifenin isimleri ve diger yüzünde de "Murad b. Sultan Murad'in nasil hayir yaptigini. Peygamber'in soyundan gelen seyyid ve seriflere karsi ise özel bir ilgisi bulunmakta. Kûfi hatli olan sikkelerinin bir tarafinda kelime-i sehâdet.

orta boylu. Biz fakir kullariniz dahi size duacilariz. Ben bagisladim canim için olsun. onun hakkinda su degerlendirmeyi yapar: "Otuz sene kadar bir müddet Murad. Onun fetihleri . iri parmakli. Ve koyun hakkin vermedi. Nitekim. garip oksayici. cesur ve yigit idi. Murad ismini tasiyanlarin ilki olan Sultan Murad'i. Fâtih ve Kanunî hakkinda çok sey bildigimiz için Murad. kullari ve karavesleri ve bir damla kanlan deme can ola. Onlar." Sultan Murad'in sahsiyetinin azametinde ve Türk tarihi bakimindan oynadigi rolün ehemmiyetinde. Osmanli tarihçileri oldugu gibi yabanci tarihçiler de mütefiktirler. Her kande hatirlari dilerse yürüyeler. Bütün ömrünü gazaya sarf etmistir.fermanlar isdar etmistir. son anina kadar kabiliyet ve dehasindan bir sey kayb etmemistir. uzun boyunlu. Onun hayati esnasinda meydana gelen inkilablar. Osmanlilari sevmemekle birlikte Sultan Murad'in vasiflarini ortaya koymaktan da kendini alamayan Gibbons. Biz kullarina bir ihsan eyle bizden ve evladimizdan ösürlerin ve koyunlari haklarin kimesne taleb etmeyeler deyicek emr olundu ki. Azim ve idare kudreti. düskünlere yardimci. seyrek disli. benim her defterimden ihrac olalar. Osmanli sultanlari içinde kendine layik olan yere geçememistir. adalet yayici. Benim devletime duaya mesgul olalar. Dahi bir asker ve devlet adami olan Sultan Murad. Rumeli kadilari ve sancak beyleri ve subasilari ve sipahiler her kanginizin yerinde eker biçerse bir dâne ösürlerin almayasiniz. Bunun ettigi gazayi Osman'in neslinden hiç bir padisah etmedi. iyilik severligi. zamaninin hiç bir devlet adami tarafindan üstüne çikilamayan bir kiyâset ile Osmanlilarin mukadderatini sevk ve idare etmistir.. Biz kullarina bir hüküm sadaka eyle ki sizden sonra gelen bizi ve evladimizi ve kullarinizi ve karaveslerimizi (câriye) incitmeyeler. tebeasina karsi merhametli olusu ve ordusunda inzibatli. din perver. sen ve yakisikli bir padisah olarak tasvir ederler. sahin bakisli. Osmanli padisahlari içinde. Seyyid Büzürg Ali'nin ogullan yaslan ile kapima gelip ettiler. Nitekim. kesiru'l-menfaat (menfaat saglamasi çok). Bizim atamiz sizin duaciniz idi. Himmet ve cömertlik sahibi idi ki kapisina gelen hiç kimse mahrum gitmezdi. onun Seyyid Büzürg Ali'nin evladlarini vergiden muaf saydigini su ifadelerle ortaya koymaktadir: ". Her kim bu hükmü görüp Seyyid Büzürg adini yazanlara teaddi ederse lânet ba'lânet ola. atasi gibi sahib-i hayr idi. rey ve tedbir sahibi. koç burunlu. yuvarlak yüzlü. Nesrî bu konuda sunlari söyler: "Bu Gazi Murad Han dahi. bu sâdâtlarin evladlari. verdigi emrin yapilmasini isteyen ve bunlari takib eden bir hükümdardi. Adil ve kâmil.. 787 (1385) tarihli bir ferman. fakir dost.. âli himmet. Hem simdiye degin atamiz bir dâne ösür vermedi. bütün tarihin en hayret veren olaylarindan biridir. Bütün tarihler onun bu özelliklerinde birlesirler." SULTAN MURAD'IN SAHSIYETI Tarihler.. pehlivan. bütün hareketlerinde belli bir plân çerçevesinde hareket etmis.

Emrindeki komutan-valilerin hiç birisi ile arasinda bir anlasmazlik olmadi. Hem irkî." dedikten sonra "Osman. etrafina bir irk toplamistir. Yeri geldigi ve gerektigi zaman mükâfatlandirmaktan geri kalmazdi. Urben'e yazdigi mektuptan daha iyi bir vesika olamaz. zenginlere sefkat. Ser'î kanunlari itina ile muhafaza eylediginden. münasib vakti geldiginde menfaatlerini koruyup yerine getirmekte mahirdi. bilginlerle yoksullari seven. onlara Papalardan daha iyi muamele etmekle teveccüh ve muhabbetlerini kazanmistir. onlarin seciyesini tayinde mükemmel bir feraseti oldugunu gösteriyor. Imparatorlugu kuran ise Murad olmustur. Kendisinin harb hususundaki cevvaliyet ve gayreti. Ela gözlü. kendisini hem sever hem de korkardi. Bizansli tarihçi Chalcondyle ise onun hakkinda sunlari söyler: "Murad. yigit. o kanunlari te'kid ve te'yid edecek gayretlerin hiç birinde kusur etmezdi. Aleyhinde dolaplar döndürmek isteyenler elinden kurtulamazlardi. kurmakta oldugu devlete. Kendisine boyun egip itaat eden bütün milletlere ve sarayindaki efrada yumusaklikla muamele ederdi. enerjik ve sertti. Rumeli ve Anadolu'da 37'den fazla büyük ve mesakkatli harbi idare ederek hepsinden galip ve muzaffer olarak ayrilmistir. Her seyden önce iyice düsünür. maksat ve meramina ermek için hiç bir seyi ihmal etmez ve unutmazdi. Harbe girilecegi zaman askerini münasib nutuklarla cesaretlendirir. Verdigi sözü tutan hükümdarlardandi. Isleri güzel bir sekilde tanzim ile. YILDIRIM BAYEZID DÖNEMI Babasi. Rumlara karsi muamelesi. hayatinda pek çok tehlikeler atlatmis ve pek çok hayir isleri görmüstür. babasininki gibi idi. yapilan en küçük hataya tekrar etmemesi için göz yummadan müsebbibini cezalandirirdi. Sasirip telas göstermezdi. Sultan Murad'in kiliseye hareketlerinde tam bir serbestî verdigini söyler. Bizans Kilisesi erbabi nazarinda." der. Gençliginde oldugu gibi ihtiyarliginda da çaliskan. Fakat babasinin tahayyül ettiginden daha genis bir icraat sahasina yayilmis oldugu için daha müskül vaziyetlere maruz kaldigi halde gevsemedi. Düsmana muharebe meydanini biraktigi ve arka çevirdigi asla görülmemistir. Bunda Patrik. Askerini istirahat ettirdigi zaman kendisi av ile vakit geçirir. bir kâfir ve Isa'nin düsmani idiyse de. hem de dinî mahiyette olan temsil mes'elesinde kazandigi tam muvaffakiyetin en parlak delilini görmek için Ortodoks Patriginin 1385'te Papa VI. Sultan Murad'in dahiyâne denilebilecek faaliyetlerini belirttikten sonra "adaleti ve gerektiginde siddeti cihetiyle halki. . Herkesi adi ile çagirmak adeti idi. âdil." Hammer. Murad Hüdavendigâr'in tahta cülûs etikleri 761 (1360) yilinda dünyaya gelen Bâyezid. dinlenmek nedir bilmezdi. Muharebede çok cesurdu.1878'deki Berlin antlasmasina kadar bes asir devam etmistir." der. Orhan bir devlet kurmustur. zahidlerle iyi insanlara saygi gösteren bir hükümdar idi.

feth ettigi Hiristiyan ülkelerinin halkina bu kilise mensuplarindan. hezimete ugrayanlan takib ediyorlardi. Giydigi elbise genellikle Bursa kadifesindendi. Askerî hareketlerdeki sür'ati yüzünden "Yildirim" ünvanini alan Bâyezid. mucizeli ordusuyla gögüsleyip alabildigine açan. bu olayla ilgili olarak "Ol gece askere izdirap düstü" diyerek. harp sahasinda hükümdar ilân edilip babasinin tahtina oturan Yildirim'in bâzusu. hatta papalardan daha müsfik ve anlayisli davranan koca Hüdâvendigâr gibi. müdevver ve berrak idi. görünüsü kirmiziya mail. özellikle kilise için bir Isa düsmani sayildigi halde. Avrupa'nin siyaset aktörleri. Âsikpasazâde. Kosova savasinda Rumeli askeri ile sag cenaha kumanda etmisti. Cenk ve savas günlerinde korkusuz bir padisah idi. Yildmm Bâyezid'e haber verildi. açarken de karsilastigi sayisiz müsküllere yutkunmadan katlanan. Böylece yeni bir buhranin çikmasina da engel olmustu. Yildirim Bâyezid'in bu hareketini çok dramatik bir sekilde vermekte ve bunu. ak. harp sahasinda hükümdar ilân edildiginden muharebeye devam etmekten geri durmadi. Hemen gelip zât-i sâhâneye mahsus olan ak sancak altina oturdu. Babasinin biraktigi hududu. Yildirim ünvani ile anilan Bâyezid'in fikir ve düsüncelerini pek de bilmez sayilmazlardi. . Bu cümleden olarak Fatma Aliye sunlan söyler: "Sehzadeler ve askerî komutanlar. Selçuklu Sultani'nin Osman Gazi'ye vermis oldugu sancakti ki o zaman o sancagin altina zat-i sâhâneden baskasi oturamazdi. Bâyezid. O ak sancak. Savasin kazanilmasinda da büyük bir rol oynamisti. Kosova Savasi'nda sehid olmasindan sonra devlet adamlari ile askerî erkânin ittifaki üzerine yerine büyük oglu Bâyezid geçti. Osmanli pençesinin kavradigi Rumeli agacinda. Ayrica komutanlardan Pasa Yigit'i Bosna. henüz düsmani kovalamakla mesgul olan kardesi Yakub'u çagirtarak hükümdarliga ortak olur endisesiyle onu öldürtmüstü.arslan simali. Yildirim'in Timur karsisindaki maglubiyetinin sebeplerinden biri olarak görmektedirler. Annesi Gülçiçek hatundu. bazi devlet adamlari ile askerler arasinda ve Osmanli sinirlari disinda kalan Anadolu Beylikleri arasinda Yildirim Bayezid'e karsi bir hosnutsuzlugun dogmasina sebep olur. Heykel gibi saglam ve güçlü kuvvetli idi. oglu da acaba ayni siyaset ve insanlik yolu üstünde mi yürüyecekti? YAKUB ÇELEBI OLAYI Sultan Murad'in. daha nice meyvelerini Osmanlilarin etegine düsürmek üzere bekleyici idi. Bu olay. Gerçekten bazi yazarlar. kumral sakalli. askerin bu hadiseden nasil müteessir oldugunu anlatmaya çalisir. Yildirim Bâyezid. Firuz Bey'i de Vidin taraflarina akina gönderdigi gibi bizzat kendisi de Kratova gümüs madenlerini zapt ile Üsküp sehrine Türk göçmenlerini iskân ettirdi. O. o sancagin altina oturmakla ilan-i saltanat etmis oldu.

Anadolu'ya geçmeden önce Rumeli'deki durumu derhal düzeltmek gerektigini düsünerek kendisine muhalefette bulunan emir ve askerleri yeniden kendine bagladi. samimi bir sekilde Bâyezid'in vefatina kadar devam edecekti. Çünkü Savci Bey. Karamanaoglu Alaeddin Bey tarafindan kiskirtilan bu beylikler. Bayezid'in bu sekildeki genis müsamahasina Anadolu'daki vaziyetin kritik durumu sebep olmustu. daha önce Osmanlilar eline geçmis olan Germiyan kasaba ve bölgelerini geri aldigi gibi Karamanlilar da Beysehri'ni zapt ettiler. Aydinli. Andronikos ile birlikte bir eskiya grubunun basina geçmisti. Sehzade Yakub'un öldürülmesini bahane ederek. Onlar. Saruhanli. gerek Pristine hakimi Vuk Brankoviç yerlerinde kalabileceklerini hiç ümid etmiyorlardi. Menteseli ve Hamideli beylikleri idi. Bunu. Osmanli Devleti'ni çok zor durumlara sokmustu. güya onun intikamini almak üzere Bâyezid'e karsi harp açip her taraftan tecavüze kalktilar. Yildirim'la anlasmayi canlarina minnet bildiler. Diger beylerin her biri. Babasi tarafindan saglanmaya çalisilan Anadolu birligi yeniden tehlikeye girmisti. Sirplar. Bu vak'a. dinî ve millî degerlerine karsi gördükleri genis müsamaha ve müsaade yüzünden fatihlerin (Osmanlilarin) idaresine . Kosova'da hâkimiyetlerine son veren darbeyi yemis olmalarina ragmen. Yakub Çelebi ise o zaman önemli bir vilayet olan Karesi'yi çok iyi idare etmis. Nitekim Germiyanogullari'ndan Sah Çelebi oglu Yakub Bey. bütün tarih kitaplarinda mühim bir konunun açilmasina sebep olmustur. Sonra Sirp Krali Lazar'in henüz küçük yastaki oglu Istefan Lazaroviç'in vasisi olan annesiyle anlasti. Böylece meydana gelen dostluk. Bu antlasmayi kuvvetlendirmek için yeni Osmanli hükümdari. Germiyanli. isyan bayragini çekmisti. Kosova maglubiyetinden sonra gerek Istefan Lazaroviç." Murad Hüdâvendigâr'in sehadeti üzerine meydana gelen saltanat degisikligi. Savci Bey de buna bir örnek teskil etmiyor. Bunun için Bâyezid. Bu baris sayesinde Rumeli'de.Zavalli Yakub Çelebi. Yildirim'in maglubiyet sebeplerinden biri ve belki birincisi olarak kayd edenler de olmustur. disardan gelebilecek ve özellikle Macarlar tarafindan yapilacak tahrik ile meydana gelmesi muhtemel bir muhalefet önlenmis oluyordu. Sultan Yildirim Bayezid'in bunlara süratli bir sekilde çare bulmasi ve isleri düzeltmesi gerekiyordu. Bu yeni Sirp despotu da vergi (harac) ve gerektiginde muharebelerde bütün askeri ile birlikte padisahin maiyetinde bulunmayi taahhut ettigi gibi her yil Osmanli padisahini ziyaret etmeyi de kabul ediyordu. bu karisikliktan istifade ederek bir takim yerlerin zaptina kalkistilar. hadiseden habersiz olarak ordugâha geldiginde yorgunlugunu geçirmeye ve rahat bir nefes almaya firsat bulamadan "pederin seni istiyor" diyerek Hüdâvendigâr'in mübarek cesedi üzerine kurulan çadira götürülüp orada bogduruldu. Anadolu'da Kara Tatar denilen Mogollarin reisi Mürüvvet Bey de Kirsehir'i zapt edip Sivas emiri Kadi Burhaneddin'e teslim etti. Anadolu Beylerinin ve özellikle kendisini Selçuklularin mirasçisi sayan Karamanlilarin ortadan kalkmis gibi görünen düsmanligini tekrar ortaya çikardi. Bu durum. maktul Lazar'in kizi Marya Despina'yi nikahlamisti. harplerde zaferler kazanmis ve herkesi kendinden memnun etmisti.

vaktiyle Savci Bey ile müstereken isyan edip fesat çikarma suçundan dolayi hapse atilmis olan Imparator Ioannis'in oglu Andronikos ile onun oglu Ioannis'in müracaatlarini kabul ederek bir miktar askerle Edirne'den Istanbul'a yürür. Hele Arnavud. Zaten bu yüzden Bâyezid müsamahali davranmisti. Macar ve Dalmaçyalilara karsi yapilan akinlarda ganimetlere istirak etmeleri. Bu arada kendisini tebrike gelen Venedik ve diger Italyan siteleri ile olan ticaret antlasmalarini yeniledi. basta Bosna olmak üzere Eflak ve Tuna'nin kuzey taraflarina kadar akinlar düzenlemelerini emr etti. Balkanlar'da gerekli tedbirleri aldiktan sonra Anadolu harekâtina baslamak üzere eski taht sehri olan Bursa'ya gelir. Bunu gerçeklestirebilmek için de Bizans'taki taht kavgalarindan istifade etmeyi düsünüyordu. Eregli. Bursa'ya dönmeden önce hemen hemen bir sehir devleti haline gelmis olan Bizans gailesini de ber taraf etmek istiyordu. gibi yerlerin hâkimiyetini verir. Yeni hükümdar. Bunun üzerine Bâyezid. Böylece Anadolu'da girisecegi faaliyet esnasinda Bizans tarafindan gelebilecek tehlikelerden emin olmak istiyordu. Andronikos ile oglunu hapse attirmayip kendilerine Bizans topraklarindaki Silivri. Balkanlar'da kuvvetli kalabilmek için akinci teskilatini yeniden canlandirmak ihtiyacini hissederek Evrenos Bey. Bu arada hapisteki prensleri de kurtarip hükümdar yapar ve bir vergi ile kendine baglar. Venedik ticaretini himaye etmeyi kabul ediyorsa da gelecek için fazla teminat vermiyordu. O. Bu antlasma. Bununla beraber Bâyezid. Anadolu'ya hareket etmeden önce burada dinî ve sosyal müesseselerin kurulmasini emr etti. Böylece Edirne bir kültür merkezi haline gelmeye basladi. Imparator Ioannis ile saltanat ortagi olan Manuel'i hal' ederek hapse attirir. Gerçekten de hâlâ bu gün Yildirim adi ile anilan mahallede bir imâret ile kubbesi dört kemer üzerinde durmakta olan caminin temellerini atti. Selanik vs. Onlar. onlari tekrar hükümdarliga getirir. burada. Bu sirada Edirne'ye dönen Bâyezid. Rumeli'de . bununla da yetinmeyerek Osmanlilara ait bazi yerleri de isgal etmisti. Fakat kisa bir müddet sonra iki mahpus hapisten kurtularak sultana iltica ederler. Daha önce de kisaca temas edildigi gibi bu akinlar esnasinda Üsküp alinarak sehre Türk ahali yerlestirilmisti. O. daha sonraki Anadolu seferi için büyük bir önem tasiyacakti. Osmanli Sultani. Bâyezid. anlari yeni idareye çarçabuk isindirdi. Pasa Yigit Bey ve Firuz Bey gibi komutanlarin. Yildirim Bayezid. komsu beylikleri de Osmanlilar aleyhine kiskirtmaktan geri kalmiyordu.tereddüdsüz katildilar. daha önceki vergiden baska belli bir miktarda asker vererek seferlere katilmayi da taahhüd ederler. Bâyezid. BATI ANADOLU'DA TÜRK BIRLIGININ KURULMASI Osmanli tahtinda meydana gelen degisiklikten istifadeyi düsünen ve Yakub Çelebi'nin öldürülmesini bahane eden Karaman oglu Alaeddin Ali Bey.

her gün biri Tanri kelamindan bir cüz okuya. misafirhane. 30 hafiz. Bu kadar büyük bir kuvvet toplamis olan Bâyezid. medrese. Ebu Ishakhâne. burayi harpsiz denecek bir sekilde almis ve emir Hizir Sah ile kardesi Orhan'i Bursa'ya gönderip haps ettirmisti. Bu arada Edirne'de muhafiz olarak kalan Beylerbeyi Kara Timurtas Pasa'yi da Rumeli kuvvetleri ile birlikte Anadolu'ya getirtir. Sirp kralini maiyeti ile birlikte ordusuna çagirip harekete geçmek istiyordu. Bu arada Yildirim. Onlarin evkafini tayin buyurdu. her gün konuga ve yerliye et ile birlikte 300 çanak as eristirilmek üzere vakiflarini tayin buyurdu. iki medrese. bir taraftan Bizans Prensi Manuel'i Rum kuvvetleri ile Alasehir üzerine göndererek Bizans Imparatorlugu'na tabi olan bu sehri zapt ettirir. Onun için . daru'l-hayra. dâru's-sifa gibi hayir eserleri yaptirir. medreseler ve caminin her biri için ayrica vakiflar tayin buyurdu. bir hastahâne. Artan suyu da mahallelere taksim edip çesmelerden akitmisti. onun Bursa'da insa ettirdigi hayir müesseselerinden bahs ederken söyle der: "Bursa'da bir Dâru'l-hayr. Isa Bey'in fazl. Bu esnada Bursa'da imar faaliyetlerine devam ederek sehirde cami. kaynaklarin ifadesine göre üç degirmen çalistiracak kadar bol ve lezzetli içimi ile taninan Akçaglayan adindaki suyu kapali künklerle Uludag'dan sehre indirterek yaptirdigi imâret yaninda kemerler üzerinden geçirip cami. imâret. Bundan sonra Aydin iline giren Bâyezid. medrese ve hamama taksim etmisti. Isa Bey'in kizi Hafsa Hatun ile evlendi. tabib.bulunup devletin sinirlan üzerinde gerekli tedbirleri almakla mesgul olan komutanlarin islerini bitirip gelmelerine kadar bekledi. Ayrica Seyh Ebu Ishak dervisleri için de büyük bir zaviye insa ettirdi. Padisah. Ebu Ishakhâne. müezzin ve müderris dikip akçalarini tayin ettirdi. Bütün hayir ve sosyal tesisler için de vakiflar tahsis etmisti. Öbür taraftan Saruhan üzerine yürüyen Sultan Bâyezid. bundan sonra Kastamonu emîri Candarogullari'ndan Kötürüm Bâyezid'in oglu Süleyman Pasa'yi da ittifaka çagirir. camiye tayin buyurdu ki. daha sonra kayin biraderi olan Germiyan oglu Yakub Bey'in de üzerine yürüyerek basta Kütahya olmak üzere bütün ülkesini alir. kemal ve yasina hürmet ederek ona kendinin ve ecdadinin evkafina mutasarrif olmak üzere kayd-i hayat ile (ölünceye kadar) kendisine Tire'yi ikta olarak vermisti. Hastahâne." Keza o. Anadolu birligini kurma gayretinde olan Bâyezid. Görenek oldugu üzere bunlara seyh. Sultan Bâyezid. 30 hafiz. imam. bütün islerini tamamlamadan bu hareketten vaz geçecege benzemiyordu. Bizans Imparatorunun oglu Manuel de kuvvetleri ile birlikte Sultan'in ordusuna katilir. Daru'l-hayrin evkafindan olmak üzere as ve yemden baska her yil bilginlere ve yerli yabanci yoksullara 600 müd bugday verilmek. bir cami yaptilar. Sükrullah. Rumeli ve Bizans islerini yoluna koyan Bâyezid. Bütün Osmanli kaynaklan ve özellikle bu olayin meydana geldigi anda yasayan Ahmedî bu sehrin Bâyezid zamaninda feth edildigine isaretle: "Ne Alasar kodi vü ne Saruhan Ne Aydin u ne Mentese ne Germiyan" der.

Sultan Bâyezid." diyorsa da gerçekte böyle bir olay cereyan etmemisti. Sirp Krali Lazar'in kizi Maria Despina ve Aydinoglu Isa Bey'in kizi Hafsa Hatun'dur. Bu arada Kütahya merkez olmak üzere meydana getirdigi Anadolu beylerbeyligine Kara Timurtas'i getirmisti.Ahmed ve Mehmet Bey ismindeki iki kardesin idaresinde bulunan Mentese üzerine de yürüdü. onun güzelligine hayran olarak kendisiyle evlendi. Sakiz ve Egriboz adalari ile Yunanistan sahillerini vurmasi üzerine Venedikliler. Çünkü Karaman Beyi Alaeddin Ali Bey. Osmanli'yi kendisi için tehlike saymis olacak ki Osmanlilarla olan ittifakini bozup Sivas'ta hüküm süren Kadi Burhaneddin . Bati Anadolu'daki beyliklerin Osmanli hâkimiyetine girmesi ile Osmanlilar. Bu da Osmanli deniz gücünün gelismesine sebep oluyordu. Sarica Pasa bu nisanli prensesi sultana takdim edince Bâyezid. KARAMAN SEFERI Sultan Bâyezid. Antalya'yi alip Firuz Bey'e tevcih etti. Çünkü Yildirim Bâyezid. Burayi da kendisine baglayan Sultan. Bundan sonra Hamidogullari beyligine ait yerlerin pek çogunu ele geçiren Bâyezid. OSMANLI DONANMASININ EGE VE AKDENIZDEKI FAALIYETLERI 1390 senesinin yumusak geçen sonbahar ve kis mevsimleri. Bu geminin içinde Imparator Manuel'le evlendirilecek olan bir prenses bulunuyordu. Akdeniz Bogazi (Çanakkale) girisinde bir Frenk gemisini esir etmisti. Bir kara kuvveti firkasinin (tümen) komutanligi ile Osmanli donanmasi komutanligini elinde toplamis olan bu vezir. önce Hamideli'ne geçti. Nitekim Osmanlilarin ilk mühim deniz faaliyeti bu zamanda yapilmis ve Sarica Pasa komutasindaki 60 parça gemiden mütesekkil bir Osmanli filosunun. oradan da Teke yani Antalya taraflarina indi. Osmanlilarin faaliyetlerini daha rahat bir sekilde yapmalarina sebep olmustu. aldigi bu yeni yerlerin her birine kendi ogullarini vali olarak tayin etti. adalardaki garnizonlan ve istihkamlari takviyeye baslamislardi. Ege ve Akdeniz kiyilarinda uzun sahillere sahip olmuslardi. Sultan Murad'in vefatini müteakip Hamideli taraflarindaki Osmanli topraklarindan bir kismi ile Beysehri'ni alarak o taraflari vurmustu. Anadolu'yu bir Osmanli vilayeti haline getirerek merkeziyetçi bir devlet kurmak düsüncesinde oldugunu gösteriyordu. Sarica Pasa'nin faaliyetlerinden bahs ederken Hammer: "Bu siralarda Azepler komutani Sanca Pasa da Edirne'de baska bir cami yaptirmaya basladi. Bati Anadolu'daki beylikleri ortadan kaldirip kendine bagladiktan sonra Karamanogullari üzerine yürür. 1391 senesinde meydana gelen bu hadiseler esnasinda daha önce Osmanli müttefiki olan Candaroglu II. Latinlerin idaresinde bulunan Izmir hariç olmak üzere bütün bir Ege sahilinin alinmasi ile özellikle Aydin ve Mentese Beyligine bagli bulunan deniz kuvvetleri de Osmanlilara geçmis oluyordu. Süleyman. sadece üç hanimla evlenmistir ki bunlar da Germiyan oglu Süleyman Sah'in kizi ve Mevlânâ Celaleddin Rumî'nin torunu olan Devletsah Hatun. Bütün bu hareketleri ile Yildirim Bayezid. bu arada beylige bagli olan Antalya'yi da Osmanlilara bagli bir sancak haline getirdi.

barisi kabul ederek zaten Osmanlilara ait olan ve Karamanoglunun eline geçmis bulunan Beysehir. Fakat Bâyezid. Sehir halkindan. Böylece. kayinbiraderi olan Yildirim Bayezid'den baris istemek zorunda kalir. Böylece iki devletin arasinda Konya Ovasi'ndaki Çarsamba Suyu sinir olarak kabul edilir. Yapilan antlasmadan sonra buralarin idaresi Sari Timurtas Pasa'ya birakildi. surlarin yiktirilmasindan kisa bir müddet sonra ölünce. Bâyezid. Bâyezid. daha sonra da devam edecek olan Karaman seferinin bu ikinci safhasi bitmis oldu. yeni . Kusatma. Hammer. Aksaray ve Nigde gibi sehirlerin sirf bu sekildeki bir muamele üzerine teslim olduklarini ve kapilarini tekrar Osmanlilara açtiklarini yazar. Ioannes'in oglu Manuel de Yildirim'in ordusunda bulunuyordu. bu birlik ve yardimlarin birlesmesine firsat vermeden Karamanogullari'na ait bazi yerleri alip Konya'yi muhasara altina aldi. Taseline çekilmisti. bu durumdan istifade ile bazi tedbirler almaya basladilar. Istanbul surlari ile kulelerinin bazi yerlerini tamir ettirmeye basladi. Aksehir. ayagindaki agrilara ve yatalak bir halde bulunmasina ragmen. Yildirim Bayezid de babasinin yaptigi gibi halkin mahsulüne asla el dokundurulmamasini emr etti. hasad zamanina tesadüf etmisti. bir yolunu bularak Bursa'dan kaçip Istanbul'a gelir ve babasinin yerine tahta oturur. Yildirim'in yaninda bulunan ve tahtin yegane varisi olan Manuel'i düsünerek tamir edip yaptirdigi yerleri tekrar yiktirir. Ancak Imparator. Bunun üzerine Yildirim Bâyezid. Bu meyanda Bizans Imparatoru loannis. Halk sattigi esyanin karsiligini tamamen aldiktan sonra çavuslar refakatinda yerlerine gönderiliyordu. babasinin matem günlerini geçirdikten sonra Bâyezid'in kendisine ve sehre karsi takindigi tavri düsünmeye baslar. ISTANBUL'UN MUHASARASI VE SEHIRDE TÜRK MAHALLESININ KURULMASI Yildirim Bâyezid. Osmanlilara karsi koyabilmek için Kadi Burhaneddin ile Candaroglu Süleyman'dan yardim istedi. kale disinda mahsulü olanlara teminat verilerek onlarin rahatlikla disari çikabileceklerini söyledi. Aksehir ve diger bazi yerleri almak suretiyle antlasma yapar. Âdet oldugu üzere. Bu seferde Bizans Imparatoru V. hasad edebiliyor ve istedikleri bedel ile Osmanli ordusuna satis yapabiliyorlardi. bu harekete çok sert bir tepki göstererek tamir ettirilen yerlerin derhal yiktinlmasini ister.ile görüsmelere baslamisti. Bu durumdan haberdar olan Yildirim Bâyezid. Anadolu'daki seferlerle mesgul oldugu sirada Bizanslilar. Bu arada Bâyezid ile basa çikamayacagini anlayan Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. Osmanlilarla birlikte Anadolu seferlerine istirak eden ve Bursa'da bulunan Manuel. Alaeddin Ali Bey. Kadi Burhaneddin ile Candaroglu Süleyman'dan yardim gelmedigini görünce. Imparator. Gerçekten Bayezid. Bu teminat üzerine sehir halki kaleden disari çikabiliyor. babasi gibi bölge halkina çok iyi davranmis ve satis yapmak isteyen halkin herhangi bir korkuya kapilmadan zahiresini getirip satabilecegini bildirmisti. Karamanogullari topraklarina girince Karaman oglu Alaeddin Ali Bey.

imparatordan (II. müslümani. Bu arada adi geçen elçinin ricasi üzerine Bâyezid. Istanbul içerisinde Türklerin "kadi" tabir ettikleri bir hâkimin devamli olarak bulunmasini arzu ettigini bildirdi. mesrulugu ve siyasî nüfuzlarinin artacagina inaniyorlardi. nihayet sunu da ilave etmisti: "Sana emr ettiklerimi yapmak ve taleplerimi yerine getirmek istemezsen. Bununla beraber Bâyezid ile Kadi Burhaneddin arasinda mücadele uzun süre devam edecektir. Bâyezid. YILDIRIM BAYEZID'lN ANADOLU SULTANI ÜNVANINI ALMASI ve diger OLAYLAR Abbasî Halifeligi döneminde Islâm dünyasinda ortaya çikan yeni devletler. kendi hâkiminin muhakeme etmesi icab ettigini. Bu sebeple 794 senesi Rebiülahir (Subat 1392) ayinda. Istanbul'da bir Müslüman mahallesinin kurulmasi ve bir cami insasi ile bir kadi tayin etmesini ister. kapilari kapa ve sehrin içinde hükümdarligini yap. Ayrica her sene Osmanlilara vermekte oldugu vergiyi de artirdi. Bu kusatma sonunda Manuel. Yildirim zamaninda da devam eder. Müslümanlarin gâvur mahkemesinde muhakeme olunmalarinin caiz olmadigini. Filhakika. Memlûk hükümdarlarinin yaninda (Misir) bulunan ve fakat siyasî etkinligi fazla olmayan Abbasî halifelerinin kendi hükümdarliklarini tasdik etme arzusunu bir gelenek olarak devam ettiriyorlardi. Böylece devletlerinin taninmasi. Kendisine. Istanbul'u teslim almak için uzaktan muhasaraya basladi. Imparator Manuel'e elçiler göndererek. halife tarafindan gönderilen tesrifi." Yildirim'in bu talebi redd edilince. bundan sonra Rum ülkesinin sultani ünvanini almis olur. Istanbul'da birkaç yüz ev ile cami ve mahkemesi olan bir Müslüman mahallesinin kurulmasini ve Haliç'in kuzey tarafinda bir Türk garnizonunun bulunmasini kabul etti. Istanbul surlarina kadar olan bütün Bizans köylerini muhasaraya basladi. Istanbul'da ticaretle istigal eden veya o maksatla oraya gidecek olan Müslümanlar arasinda meydana çikacak olan muamelat ve ihtilaflari muhakeme ve hallu fasl edecekti. iftiralar ve haksizliklari. 1391 senesinde baslayan bu tazyik sonucunda Bâyezid. Rum ülkesinde (Anadolu) sultan olmak için halifeden "tesrif" isteyen Bâyezid'e. Bizans tarihçisi Dukas bu konuyu su ifadelerle dile getirir: "Bâyezid. Bursa'da giyen ve kiliç kusanan Bâyezid. daha Murad Hüdavendigâr zamaninda baslayan Osmanli-Memlûk münasebetlerinin iyi bir sekilde devam ediyordu. . Bu kadi. Karamanoglu gibi Kadi Burhaneddin Ahmed ile dostça geçinmeye razi olur. Manuel) vergi artirimi. Hariçte bulunan her yer ve her sey kâmilen benim olacaktir. Bu iyi münasebetler. daha bir çok seylerle beraber bildirmis. Karak Naibi Âmir Hüsameddin Hasan el-Kuckunî'yi birçok hediye ile gönderen Sultan Berkuk'un bu vesile ile dostluk hislerini izhar ettigi görülür.

Tuna'yi geçip 'Karin Ovasi (Karinâbâd)'ni yakip yiktigini ögrenince Kastamonu seferini birakarak Rumeli'ye geçer. ayni zamanda Anadolu birliginin saglanmasi için de gerekli idi. Bu galibiyet. halifeden sultan ünvanini almasi. Fakat bu konuda ondan müsbet bir cevap alamaz. Osmanlilarla dost geçindigi için kendisine dokunulmadigi gibi Sinop'ta ayni sekilde kalmasina müsaade edildi. Bâyezid'in. Kastamonu'yu ilhak etmesi ve Osmancik'i kusatmasi üzerine bir kismi açiktan açiga. tekrar Bursa'ya döner.Bâyezid'in. fakat sonradan Kadi Burhaneddin tarafina geçmis bulunan Kastamonu'daki Çandaroglu Süleyman Pasa'yi ortadan kaldirmak ister. Candaroglu ile birlesmesine meydan vermeden tekrar Kastamonu üzerine yürür. gerek bu hadiseden önce. Zira böyle bir mevsimde hareket üssünden uzak bir mintikada. psikolojik etkisinden istifade ile Bâyezid'in Rumeli isleri ile mesgul oldugu ani. firsat bilerek Amasya'yi kusatma altina alir. Hatta Kadi Burhaneddin. Bâyezid'in. Bu. Fakat bu defa da mevsimin kis olmasindan dolayi geri çekilmek zorunda kalir. Bununla beraber Süleyman Pasa'nin kardesi olan ve Sinop'ta hüküm süren Isfendiyar Çelebi. Kadi Burhaneddin'in tarafsiz kalmasini ister. Candaroglu Süleyman Pasa'nin ölümü ile sonuçlanan savasta. Iki tarafin öncü kuvvetleri arasinda Çorumlu sahrasinda meydana gelen savasta Osmanli askeri bozguna ugrayarak geri çekilmek zorunda kalir. Arkus Ovasinda yapilan siddetli bir muharebede voyvoda esir edilerek kendisinden agir bir fidye alinmis ve Osmanli tabiiyetini kabul ettikten sonra yine memleketine gönderilmisti. bir kismi da istemeyerek Kadi Burhaneddin'e bagli görünen Kelkit. Bu vaziyet. düsman ülkesinde kalmak dogru bir hareket olmazdi. Bu savasta. Bu maksatla daha önce kendisine bagli olan. Kadi Burhaneddin'in. Ancak tam bu sirada Bâyezid. Ayni sene hudud beyleri de büyük akinlar yapmislardi. Eflâk voyvodasi Mirçe'nin daha önce kendisine karsi yapilmis bir akinin intikamim almak üzere. onun Anadolu'daki Türkmen beylikleri üzerine yapacagi seferleri bir mânâda mesrulastiriyordu. Bu akinlar sonucunda Bosna'ya girerek Naglazinze'ye kadar ilerlemislerdi. Bu sebepten dolayi Bâyezid. birer birer Osmanlilara iltihak ettikleri görülür. Bir taraftan da Anadolu'da Kadi Burhaneddin'e düsman olan beyleri ve özellikle Amasya'da hüküm süren Haci Sadgeldioglu Emir Ahmed'i kendi tarafina çekmeye çalisir. 1391'de Kastamonu üzerine gerçeklestirilen bu harekette Bâyezid. Karesi ve Saruhan sancaklari valisi bulunan büyük oglu Ertugrul öldürülmüstü. Nihayet 794 (1392) ilkbaharinda Kastamonu bölgesine giren Bâyezid. Yukarida belirtilen hadiseden sonra tekrar Anadolu'ya dönen Bâyezid. Fakat mevsimin kis olmasi ve muhtemel bir Osmanli taarruzundan çekindiginden Tokat'a döner. Bâyezid. Anadolu'da Kadi Burhaneddin'in söhretini bir kat daha artirdi. gerekse sonra Anadolu isleri ile mesgul olmaya baslar. Bu arada Osmanli kuvvetlerinin büyük bir ordu ile Amasya üzerine dogru . Yesilirmak ve Canik bölgelerindeki beylerin. Osmanlilar ile Kadi Burhaneddin Ahmed arasindaki münasebetleri oldukça gergin bir safhaya soktu. beyligin Kastamonu kolunu ortadan kaldirir.

Türklere karsi birlikte harp etmek üzere Macar Krali ile bir antlasma yapmaya karar vermis ve Macar Kralini harbe tesvik etmeye baslamisti." "Macar Kralinin. kaynaklarin verdigi bilgilere dayanarak söyle der: "1393 senesi Nisaninda Venedik Senatosu. Rakiplerinin arasinda meydana gelen anlasmazligi gören Bâyezid. oglu da Müslüman olarak Bâyezid'in maiyetine girmistir. artik kendisinin Anadolu'da durmasina gerek kalmadigini anlayarak yeniden Rumeli'deki faaliyetlerine baslar. Macar Krali Sigismond. oglu Aleksandr ile birlikte esir edildi. Bu ordu. Bâyezid ile yapilan harpte öldürülmesinden sonra Kadi Burhaneddin'e iltica eden 500 kadar Kastamonu atlisi da Taceddinogullan ve dolayisiyla Osmanlilar tarafina geçmis oluyordu. Bulgarlarin payitahti olan Tirnova'yi uzun ve siddetli bir muhasaradan sonra feth etti. Sultan Bâyezid'in bu dönemdeki faaliyetlerini inceleyen Mükrimin Halil Yinanç. ufuktan azametle yuvarlanip gelmekte olan Osmanli dalgasinin. Zira Sigismond. Daha sonra Tuna sahilinde birer müstahkem mevki olan Silistre. Bu arada Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. Rivayete göre kral öldürülmüs. Kadi Burhaneddin'e elçi gönderip Amasya'nin Osmanlilarin eline geçmesinden dolayi taziyetlerini bildirmek ve müsterek düsmanlari olan Bâyezid'e karsi birlikte tedbir almak ve görüs ahs verisinde bulunmak üzere kendisini Nigde'ye davet etti. Nigbolu'ya kapanan Bulgar Krali Sisman. Aralarindaki düsmanligin gittikçe büyümesi her ikisinin de zayiflamasina ve rakipleri olan Bâyezid'in daha fazla kuvvetlenip Anadolu'daki kuvvetini daha saglamlastirmasina sebep oldu. Hiristiyan devletlere müracaat ediyordu. Alaeddin Ali Bey ile görüsüp birlesmek üzere Sivas'tan hareket eden Kadi Burhaneddin. Karaman oglu ile anlasmak söyle dursun. Sultan Bâyezid'e bagliliklarini bildirerek onun idaresine girdiklerini kabul ederler. Sancak beyligine de Bâyezid'in oglu Mehmed Çelebi tayin edilir(1393). Tuna kenarina gelmis olmasi ve Bulgarlarin bunlarla birlesme ihtimali. Diger taraftan uzun zamandan beri Istanbul'da kusatilmis olan Imparator Manuel. Bunun için büyük oglu Süleyman komutasinda bir ordu gönderdi. Bâyezid'i endiselendirdiginden Bulgar kralliginin son kisminin da ortadan kaldirilmasina karar verir. Tek basina altindan kalkamayacagini bildigi bir tehlikeye karsi . Bulgar ülkesinin Türkler tarafindan alinmasi üzerine Hiristiyan devletlere müracaat etmis ve Türklere karsi müsterek bir Haçli hareketi yapilmasi için papayi tesvik etmisti. büsbütün bozusup harbe tutusurlar. Bu hareket üzerine Taceddinogullari. er geç kendi ülkesini de basacagini görmekteydi. Böylece Amasya Osmanli idaresine girer. Süleyman Pasa'nin. Macar Krali Sigismond'u korkutmaktaydi.geldikleri haberini alinca açik bir sahrada onlarla karsilasmamak için Sivas'a çekilir." YENI BIR HAÇLI ITTIFAKI VE NIGBOLU SAVASI Osmanli sinirlarinin Macaristan'a kadar dayanmasi. Tasan oglu ve Bafra emiri. Nigbolu ve Vidin zapt olundu.

000 kisi) bulan ve Türkleri Avrupa'dan sürmek gayesini güden bu Haçli ordusu. Avrupa'yi bunlardan (Müslüman Osmanlilar'dan) temizlemek istiyorlardi. Sigismond'un zaferinin Balkanlarda bir Macar hegemonyasina yol açacagindan da endiseleniyordu. Yalniz Fransizlar degil. Osmanli tarihi bakimindan önemli olan bu zaferi. Fakat imdadina çagirabilecegi devletlerden Venedik. bu Katolik dindasina müzaheret eder görünmekle beraber. Nitekim. Osmanlilara karsi büyük bir kin ve nefret hissi ile dolu olan Haçlilar. Isviçre ve Güneydogu Avrupa ülkelerinden gelen kuvvetler. maiyetinde 1000 Fransiz sövalyesi ile 7000 civarinda yardimci ve ücretli asker bulunan Burgonya dukasi Jean de Nevers basta olmak üzere birçok asilzâdenin maiyetindeki Alman. Avusturya. Italya. siddetli bir müdafaada bulunur. cesur ve tecrübeli sövalyeler. her seye ragmen yine de bir Haçli ordusunun yardiminda görüyordu. Onlar.gece rüyalarini. Papanin destegi ile tertiplenen bu Haçli seferine batili bütün sövalye ve asilzâdelerin katildiklari görülmektedir. Ona tapmayani ezmek yolunda gecikmek olmazdi. Bulgaristan'da Sigismond 'un komutasi altinda toplanmaya basladi. Üstelik Eflak Voyvodasi Mirçe ile Bizans Imparatoru da Osmanlilar ile olan ittifaklarini bozmus. Osmanli ordusunu aramaya basladi. Böylece Sigismond ile isbirligi yapan Avrupa. Tuna boyunca ilerleyerek Vidin ve Rahova'yi aldiktan sonra 12 Eylül 1396'da Nigbolu önüne gelmisti. 15 gün devam eden bu kusatma esnasinda Istanbul önlerinde bulunan Sultan Bâyezid. Onlara göre bunu yapmak bir zaruret idi. gizli gizli hazirliklarini tamamlamislardi. Ingiliz. . Osmanli tehlikesini bertaraf etmek ve hatta Kudüs'e kadar gidebilmek için Avrupa'nin muhtelif memleketlerine elçiler göndererek yeni bir Haçli ittifakinin kurulmasini istiyordu. Ingiltere.000'i (Sükrüllah. Ispanyol ve Polonyali sövalyeler oldugu gibi. Büyük bir birligin toplanmasi gerekiyordu ki bu da gerçeklesmisti. bu salib (haç) düsmanini bulup tepelemek istiyorlardi. Venedik ve Rodos gemilerinden mütesekkil bir donanmanin da yardimi ile kaleyi muhasaraya basladilar. karsi tarafta bir tecavüz hareketi göremeyince. Italyan. gündüz hülyalarini tutan ümid. kaynaklarin müsterek dili ile kisa ve ana hatlari ile buraya almak istiyoruz. Cenevizliler ise siyasî ve iktisadî hayatlarinin saglikli bir sekildeki devamini Osmanlilarin teveccühünü kazanmakta gördüklerini gizlemiyorlardi. Zira bu bir haç seferi idi. Bu tesebbüsler. Sigismond'un kendilerine bildirdigi gibi. yogun bir faaliyete giriserek kiliselerde Müslüman Türkler aleyhinde vaazlar verdirmeye basladi. Behçetu't-Tevârih 130. 1394 seferinin intikamini almak isteyen Eflâk Voyvodasi Mirçe ve bir kisim Erdel kuvvetlerinin istiraki ile mevcudu 100. Lehistan. hedef Türkler oldugu için kisa bir süre içinde olumlu bir sonuç verdi. heyecan ve ümid içinde idi. Haçlilarin hareketini duyar duymaz. Nigbolu kalesini kusatma altina alan Haçli ordusuna karsi kale muhafizi Dogan Bey. Bu ittifakin kurulmasi için Papalik makami da. Iskoçya. Bunun temini için de her sey yapilabilirdi. Birlesik Avrupa kuvvetlerinden meydana gelen bu birlikler. Avrupa'nin her kösesinden süzülüp gelen cengaver. arastirmaya basladilar. Sigismond.

Ihtiyat kuvvetlerini bile muharebeye sokmus olan Macar Krali. Bunlari kurtarmak için Sigismond'un gönderdigi kuvvetler ilerleyemeyerek geri çekilmek zorunda kaldilar. derhal ve siddetle Sigismond'un kuvvetlerine hücum etmislerdi. bunlari da bertaraf ederek ilerlediler. Sucaeddin Evrenos Bey'i ileri göndermisti. Anadolu ve Rumeli kuvvetlerinin Kara Timurtas ile sehzadelerin komutasinda sür'atle toplanip Edirne'de kendisine ulasmalari üzerine 60. üç saat kadar sürmüstür. muharebenin gidis seklini görünce neticeyi kestirerek hemen memleketine dönmüstü. Bundan sonra da Azeplerin gerisindeki Yeniçeri kuvvetleri üzerine yüklendiler. Muharebenin en tehlikeli olan ilk safhasi bittikten sonra Türk kuvvetleri. baslangiçta Bâyezid'in merkezde yeniçerilerin önündeki ilk kademede bulunan ve Azep denilen hafif yaya kuvvetleri üzerine yüklenip onlari maglub ve imhaya basladilar. Fransizlar. Plân geregince Osmanli merkez kuvveti bir miktar geri alindi. daha da ileri giderek kiskacin içine girdiler. Iki ordu. Osmanli plânini bilen Sigismond tarafindan ileri gitmemeleri ve kiskacin içine girmeyip beklemeleri hakkinda verilen emri dinlemediler.muhasara manciniklarini yakip. Nehirdeki Venedik amirali Mocenigo'nun kadirgalarindan birine yanasarak Karadeniz yolu ile . teslim olanlari bile öldürdüler.000 askerle yola çikar. Eflâk Voyvodasi Mirçe. Fakat Yeniçerilerin ok yagmuruna tutularak epey telefat verdiler. Böylece Fransizlar tepeyi isgal etmis ve muharebenin Türklerin maglubiyeti ile neticelendigini zannettikleri sirada bizzat pusudan çikan Bâyezid'in komutasindaki kuvvetlerle karsilasinca sasirdilar. Fakat. Bu çekilmeden cesaret alan Fransizlar. Bu defa plân geregi Osmanlilarin üçüncü hatti da ikiye ayrildi.000 kisiden meydana gelen Osmanli ordusunun basina geçen Sultan Bâyezid. Kendisi de Islâm âlemine müracaat edip durumu bildirdikten sonra yaninda bulunan 10. kendi ihtiyat kuvvetlerini taarruza geçirmek suretiyle Haçlilari müthis bir panige ugratti. Sonunda kesin sonucun alinma zamaninin geldigini gören Yildirim Bâyezid. 25 Eylül 1396 pazartesi günü (Osmanli kaynaklarinda Cuma) Nigbolu önünde meydana gelen savasta mahirâne bir manevra ile iki kisma ayirdigi ordusunun yaya askerini yani yeniçerileri merkeze koyup onlarin etrafinda kapikulu süvarilerini tesbit ile sag ve sol kollara timarli sipahileri koymustu. Kaynaklarin verdigi bilgilere göre kalenin erzak ve mühimmat durumunu bizzat tesbit eden Bâyezid. Fakat fazla zayiat vermemek için daha önce atlardan inmis ve yaya olarak harb eden Fransizlar. Nigbolu kalesi yakininda karsilastilar. Onlar. Osmanli ordusunun harb nizami hilâl veya agzi açik kerpeten seklinde idi. hiçbir basari elde edemedi. Sigismond. Galibiyet serefini kazanmak isteyen Fransiz süvarileri. Ayni zamanda da sol kanatta Anadolu askerine komuta eden Sehzade Mustafa kuvvetlerinin yandan taarruzuna ugradilar. Arkada da ihtiyat kuvvetleri bulunuyordu. geri dönüp atlarina binmek istedilerse de kaçacaklari kapinin kapanmis oldugunu görerek sasirdilar. sür'atle Sipka geçidini asmis ve Timova'da Stephan Lazaroviç ile birlestikten sonra Osma vadisinde Nigbolu ovasina hakim bir tepede ordugâhini kurar. maiyetindeki bazi adamlarin yardimi ile Tuna nehrine gelip kendini bir balikçi kayigina zor atti. Osmanli ordusunun merkezine hücum eden Fransiz kuvvetleri ile olan muharebe. Tuzaga düsmüs olan kuvvetler kismen imha ve kismen esir edildiler.

Bunlardan bir kismi da Memlûk sultani el-Meliku'z-Zahir Ebu Said Berkuk'a gönderilmisti. Nigbolu'da elde edilen parlak zaferden sonra daha önce düsmanin eline geçmis olan kaleler geri alindigi gibi Osmanli himayesinde bulunan Vidin Bulgar kralligina da son verilmisti. Bundan sonra Macaristan'a büyük bir akin yapilarak külliyetli miktarda esir alinmisti. kendi hudud muhafizlarinin ve teslim olmalarina ragmen bir kisim esirlerin insafsizca öldürüldüklerini görünce fevkalâde müteessir olup gözlerinden yaslar akmisti. buna karsilik olmak üzere düsmandan ele geçirilen esirlerin bir kismini öldürttü. sonradan Macaristan. süngüden kurtulan veya Tuna'da bogulmayan kiliç artiklari ise bassiz. Nigbolu'da esir düsenlerden bir kismi önce Edirne'ye oradan da Gelibolu'ya götürülüp Haçli donanmasi ile bogazdan geçmekte olan Sigismond ve maiyetindekilere teshir edildikten sonra Bursa ve Mihaliç'e nakledilmislerdi. akinci ve sekbanlar yerlestirilmek suretiyle uç beylerinin faaliyet merkezi haline getirilen Nigbolu.Istanbul'a gelebildi. Nigbolu'da esir düsen asilzâdeler. Öte yandan Nigbolu muzafferiyetinden elde edilen ganimet ve fidyelerden alinan hisseler ile Anadolu ve Rumeli'de birçok hayrat yaptiran Bâyezid'in Nigbolu'da ismine izafe edilen camii de bu sirada yaptirmis olmasi muhtemeldir. . serhad livasi olarak Osmanli idaresinde mühim bir rol oynamistir. Osmanli hükümdarlarinin zaman zaman Eflâk ve Macaristan seferlerine çiktiklari bir yer olarak Eflâk ve Macar krallarinin taarruzlarina hedef olmustu. Fransa ve Kibris krallarinin tesebbüsü ve Midilli prensinin kefaleti ile 200. Muharebe sonunda savas meydanini gezen Yildirim Bâyezid.000 altin florin fidye karsiligi serbest birakilmislardir. Kendi esirlerine yapilan bu muameleyi gören Bâyezid. diger bütün düsman kuvveti ya imha edilmis veya kaçarken nehirde bogulmustu. Oradan da Marmara ve Çanakkale Bogazindan geçip Modon limanina ugradiktan sonra Dalmaçya'ya çikarak memleketine gidebildi. Genellikle Tuna geçitlerine hakim bir noktada. Harbe istirak etmeden kaçmis olan Eflâk kuvvetleri ile Hirvat askerlerinden baska. Bu savastan sonra Garp dünyasi bir anda en seçkin asilzâdelerini kayb etmis. idaresiz ve perisan kafileler halinde geldikleri yerlere dogru daglara düsmüslerdi. Savasi müteakip. Eflâk'i tehdid eden bir üs özelligini tasiyan Nigbolu. Nigbolu muharebesinde Haçli ordusuyla gelen prens ve asilzâdelerden bir kismi öldürülmüs bir kismi da esir alinmisti. fakat zaferle sonuçlanacak olan Nigbolu hadisesi sebebiyle muhasaranin kaldirildigina daha önce temas edilmisti. ISTANBUL KUSATMASI Nigbolu zaferinden önce Istanbul'un Yildirim tarafindan kusatma altina alindigini.

Gerçekten de halk. Anadolu Selçuklulari'nin mirasindan da mahrum etmis oluyordu. Ayrica kadi (hakim. bu antlasmaya riayet ederek Istanbul'da Sirkeci'de Türkler için yedi yüz hâne ile bir mescid tedarik etmisti. Baris teklifini red eden Bâyezid. 4. Buna göre: 1. Anadolu ve Rumeli'deki bütün . büyük bir hata idi. Bunun üzerine sehrin dis dünya ile irtibati kesilerek kusatma daraltildi.Istanbul'da bir Türk mahallesi kurularak bir cami yapilmasi. Bununla beraber. vaziyetin kendisi için kötü olacagini anlamakta gecikmedi. Bu hareketi ile o.Yildirim Bâyezid.Her sene Osmanli hazinesine verilmekte olan haracin arttirilmasi. Bizans'in Karadeniz ile olan baglantisini kesmek için Bogaziçi'nde müstahkem bir kale. 3. Rumeli'de yeni sefer ve fetihlerle ugrasmasini firsat bilen ve Osmanogullari'nin bütün bir Avrupa'ya karsi gelemeyecegini düsünen Karamanoglu Alaeddin Ali Bey. Bunun üzerine derhal Sari Timurtas Pasa'yi serbest biraktigi gibi yanina bir elçi katarak af dilemek ve yeni bir antlasma yapmak üzere Yildirim'a gönderir. denizden bir sey yapamadiklari gibi. yargiç) ve imam da tayin etmisti. 1395 ve 1396 yillarinda Kadi Burhaneddin ile yaptigi muharebelerde yenilen ve Aksaray sehrini kayb eden Alaeddin Ali Bey'in Ankara'yi ele geçirmesi. 3. bu sirada Osmanlilara ait olan Ankara'ya yürüyerek orayi ele geçirdi. Burada bulunan Anadolu Beylerbeyi Sari Timurtas Pasa'yi esir aldigi gibi maiyetinden bir çok kimseyi de öldürdü. Henüz deniz kuvvetleri fazla güçlü olmayan Osmanlilar. Bizans Imparatoru. Tam bu esnada bas gösteren Timur tehlikesi üzerine Yildirim Bâyezid. Karamanlilari. Padisah da Istanbul'da ikamet etmek üzere Tarakli Yenicesi ile Göynük ve Karadeniz sahili taraflarindan buraya göçmen nakl ettirerek iskan etmisti.Silivri de dahil olmak üzere Silivri'ye kadar olan yerlerin Osmanlilara terki. Haçli ittifakinin tesvikçisi durumundaki Imparator Manuel'e elçi göndererek Istanbul'un teslimini istemisti. Yildirim'in sartlarim da kabul ediyordu. bu yüzden sehri teslim etmeye meyilli idi.KARAMANOGULLARI'NIN OSMANLILARA BAGLANMASI Osmanlilarin. yani Anadolu Hisan (Güzelce Hisar) insa ettirilip Istanbul'un muhasarasi siddetlendirildi. Manuel bu istege cevap bile vermedi. muhasarayi kaldirmak zorunda kaldi. gelecek olan yardima da mani olamayacaklardi. O dönemlerde kale surlarini yikacak büyüklükte toplar bulunmadigindan sehir halkinin açlik sikintisi ile teslim olacagi düsünülüyordu.Istanbul'daki Müslümanlarla Rumlar arasindaki anlasmazliklari Islâm hukuku çerçevesinde karara baglamak üzere bir kadi tayin edilmesi. Bu arada Bizans. Çünkü Nigbolu savasindan sonra kendisini çok daha kuvvetli gören ve Avrupa'dan hiç bir tehlike beklemeyen Yildirim Bâyezid'le tek basina karsi karsiya kalmisti. Manuel ve Silivri Beyi Ioannis taraftan olmak üzere ikiye bölünmüstü. Bununla beraber Alaeddin Ali Bey. 2. Zira Istanbul halki.

Develi. Zira bu hadiseden sonra Sivas'ta bulunan Kadi Burhaneddin Ahmed. Timurtas Pasa da derhal onu katl eder. Padisah. Canik bölgesindeki bazi Türk beylerini idaresi altina almak . Konya kalesine kaçmak suretiyle kendini zor kurtarir. bu durum karsisinda Alaeddin Bey. Bu da onun Osmanlilardan çekinmesine sebep olmustu. kiz kardesi ve çocuklarini Bursa'ya gönderir. ben de senin gibi bir hükümdarim" cevabini verir. Pasa'yi tekdir etmis. Ermenek. mal ve canlarina dokunulmamak sartiyla sehri teslim edebileceklerini gizlice Bâyezid'e bildirirler. enistesi olan Alaeddin Bey'e niçin böyle yaptigini ve kendisine niçin itaat etmedigini sorar. Osmanlilarla ayni siniri paylasir olmustu. Kaleden çikan Alaeddin Ali Bey. Konya. Taseli ve Içel. on bir gün kadar muhasara edildi. Ankara'da basip esir aldigi San Timurtas Pasa'ya teslim eder. Osmanli askerleri ile çarpisti ise de muvaffak olamayacagini anlayinca kaçmaya baslar. Iki günlük bir muharebeden sonra sonucu belli edecek bir netice alinmayinca ikinci günün aksami gece yarisindan sonra otuz bin kadar Osmanli askeri. Sadece Toros daglarinin güneyinde kalan Mut.kuvvetlerini toplayip Karamanoglu üzerine yürür. Padisah. Böylece Larende 1397 yilinda Osmanlilarin idaresine girer. Turgutlu ve Bayburtlu asiretleri olmak üzere birçok Türkmen boyundan ve bu arada hizmetinde bulunan Kara Tatarlardan kuvvetli bir ordu meydana getirir. Karahisar) Osmanlilara geçmisti. Yakalanir yakalanmaz derhal Yildirim Bâyezid'in huzuruna getirilir. Karamanoglu ailesinin diger kolundan gelen beyler elinde kalmisti. Basta Varsak. Fakat bu esnada attan düserek yakalanir. bundan sonra Konya'ya bir vali tayin ederek Larende (Karaman) üzerine yürüdü. Bâyezid. Konya halki. KADI BURHANEDDIN DEVLETI'NIN OSMANLI HÂKIMIYETINE GIRMESI Karamanogullari'nin. onu. Padisah. Iki ordu Konya ovasinda karsi karsiya gelir. Alaeddin Bey'in acele katlinden müteessir olan Yildirim Bâyezid. Osmanlilara karsi mukavemet etmesi mümkün olmadigindan bütün gururuna ve Memlûk Devleti ile olan geçmisine ragmen bu devlete tabi olmak zorunda kaldi. bütün gücü ile Bâyezid'e mukabele edebilmek için harekete geçer. iki oglu ile birlikte kardesinin karargâhina gelir. fakat onun ikna edici konusmasi ve ileri sürdügü deliller üzerine sükûnet bulmustur. Anadolu tarihi bakimindan mühim bir hadise idi. çadirindan çikarak kiz kardesini disarida karsilar. Karaman Beyligi'nin ortadan kaldirilmasi. Karamanoglu kuvvetlerinin gerisini çevirir. Larende. O da: "Niçin sana itaat edeyim. Nigde. Bu söze cani sikilan Bâyezid. Burada Yildirim Bâyezid'in kizkardesi ve Alaeddin Ali Bey'in hanimi. Zira daha önceki bazi faaliyetleri. onu Osmanlilarla hasim hale getirmisti. Alinan tertibat üzerine sehir teslim oldu. Osmanlilar'a baglanmasindan sonra Anadolu'da merkeziyetçi bir idare kurmak ve Anadolu birligini saglamak düsüncesinde olan Bâyezid. Alaeddin Ali Bey'in katli üzerine Karamanlilar'a ait sehirlerin Toroslarin kuzeyindeki sehirler (Konya. Iki ates arasinda kalan Karamanoglu.

Anadolu'ya gelecegi haberi alinan Timur'un. Trabzon Rum Imparatorlugu sinirina kadar dayanmis oluyordu. Ben. Fakat Sivas merkez olmak üzere Anadolu'nun büyük bir kismi hâlâ Kadi Burhaneddin'in idaresinde idi. Kadi Burhaneddin Devleti'nin kuzey. Müslüman olan oglu Aleksandr'a verilir. Osmanli hükümdari ile Misir Sultani (Memlûk)na mektuplar göndererek tehlikeyi haber vermis ve "bilesiniz ki ben her ikinizin de komsusuyum ve benim memleketim sizin memleketiniz demektir. Basiret ve hüsnü niyet üzere olup onun askerinin çoklugundan korkma. Sizin önünüzde bulunan ben. Yoksa ben ona nasil mukavemet edip ve nasil müsademe edebilirim. sizin hududlarinizin siperiyim ve askerlerinizin öncüsüyüm. senin kilicina kol ve sana bazu olayim. sonra da Havza ile Merzifon'a hâkim olan Tasanogullari'ni Osmanlilara baglar. Eger siz bana imdad ederseniz ben ona karsi dururum. Anadolu'daki bu basarilar sonucunda Yildirim Bâyezid. Ben. Kadi Burhaneddin'e elçi gönderdigi ve kendisine tabi olmasini istedigi anlasilmaktadir.için harekete geçer. daha sonra Bafra ve Giresun bölgesindeki beyler ile Çarsamba ve Terme havalisine hâkim olan Taceddinogullari'ni. Nice ordular bozmustur. Bu gayenin gerçeklesmesi için 1398 ilkbaharinda o taraflara dogru bir sefere çikarak Canik Beyi Kubadoglu Cüneyd'in üzerine varir. Bunun üzerine Kadi Burhaneddin. Maazallah eger ondan bana bir zarar gelirse pek me'muldur ki size de sirayet edecektir. Bu bölgelerin zapti ile Karadeniz bölgesindeki Osmanli sinin. kaderin bir cilvesi olacak ki." Yildirim Bâyezid. Sizin bayraklariniz daima basta ve ayakta olsun. bati ve güneybati taraflarini ele geçirmisti. beni yalniz birakirsaniz beni ona karsi harcamis olursunuz. Yildirim Bayezid ile Kadi Burhaneddin birbirlerine bu kadar yaklasmis olmalarina ragmen müsterek bir düsmana karsi koymak için isbirligi yapmaktan çekinmediler. Bu tehlike. Timur daha Anadolu'ya gelmeden Kadi Burhaneddin vefat eder." Fakat bu muhabere devam ederken. Bulgar Krali Sisman'in. size gelecek belalara kâfiyimdir. dogudan gelen ve daha sonra Anadolu'yu kasip kavuracak olan Timur tehlikesiydi. Osmanli hâkimiyeti altinda bulunmak sartiyla Cüneyd Bey'e Ladik ve diger bazi kaleler birakilir. Eger sizce lüzum görürseniz bizzat kendim geleyim ve askerimle oraya ineyim. Timur'un mektubuna cevap vermemekligini sizden alacagim cevaba göre bir cevap olacaktir. Yildirim Bâyezid. Benim. Halbuki onun ahvalini isitmissinizdir. . Zira nice az cemaat (topluluk) çok cemaata galebe etmistir. Sonunda bunun merkezi olan Müslüman Samsun'u zapt eder. Sayet vaz geçmezse karsi koyacak bir orduyu ona karsi sevkederiz ve onun için istedigin kadar ona mukavemet et. Samsun ve havalisi bir sancak itibar edilerek. Kadi Burhaneddin'in mektubundan son derece memnun olup mütalaasini begenmis ve kendisine su cevabi göndermisti: "Eger Timur seni birakip giderse ne âla.

oglu Süleyman Çelebi veya Mehmed Çelebi'den birini buraya vali tayin eder. Zira Memlûk hâkimiyetini tanimis olan Dulkadirogullari Beyligi de tehlikeye giriyordu. Fakat Karayülük diye söhret bulan Osman Bey. Kara Tatarlar da Osmanli Devleti'nin hizmetine girerler. Kirsehir ve Aksaray). o dönemde Misir'da Malikî Mezhebi'nin bas kadisi olan meshur Ibn Haldun'a kendisinin Timur'dan çekinmedigini. Sivas'i kendisi zapt etmeyip babasini davet ettiginden büyük bir kuvvetle gelen yildirim Bâyezid. Bu birlik. Böylece. Sivas. Yildirim Bâyezid'in Bati ve Iç Anadolu'nun tamamini idaresi altina alarak doguya dogru bir genisleme siyaseti gütmesi. kendi Müslüman tebeasinin ona karsi dogacak sevgi ve hissiyatini da düsünerek. Osmanlilarin onun ülkesine sahip olmalarina sebep oldu. Akkoyunlu hükümdari Karayülük Osman Bey ile yaptigi savasta ölmesi. MALATYA'NIN ZAPTI . Yildirim Bâyezid bu daveti kabul ederek oglu Süleyman Çelebi vasitasiyle Sivas üzerine yirmi bin atli ve dört bin yaya göndermisti. Osmanli Devleti ile Timur'un Imparatorlugunu da karsi karsiya getirdi. Anadolu'nun yarisindan fazlasina hâkim oluyor. kuvvet ve kudretçe Misir Memlûk hükümdarligina rakib olacak bir hale geliyordu. enistesi olan Dulkadiroglu Nasiruddin Bey'in yanina gönderdi. Kadi Burhaneddin Ahmed'in ülkesinin alinmasindan sonra Osmanli Devleti. Bu durumdan endiselenen Memlûk hükümdari Berkuk. Böylece Kadi Burhaneddin'in ülkesi (Sivas. yani Orta Anadolu'nun dogu kismi da Osmanli Anadolu birligine katilmis oldu. Kadi Burhaneddin'in devlet erkanini ve bütün askerlerini maiyetine alir. Süleyman Çelebi. bu iki Müslüman devleti karsi karsiya getirmek için gayret sarf ediyorlardi. Kayseri. Sarkî Karahisar. asil Bâyezid'den korkmakta oldugunu söylemisti. Ayni zamanda Misir Devleti'nin hâkimiyeti altinda bulunan Malatya ve çevresi ile Divrigi ve civarini da tehlikeye sokmus oluyordu. bir zaman kendisine tabi olan ve daha sonra muhalefete kalkismis bulunan Akkoyunlu asiretinin reisi Karayülük Osman Bey'i takib ederek onunla meydana gelen muharebede yakalanip katledilmisti. Sivas'i muhasara edip almak istediginden Sivas'in ileri gelenleri Osmanli hükümdarini yardima çagirmislardi. Niksar. sehre girmisti. Bâyezid. Tokat. Karayülügü maglub ederek Sivas'i kurtarmisti. Sivas halkinin karan ile oglu Alaeddin Ali Bey (Zeynelâbidin) babasinin yerine hükümdar olmustu.1398 yilinda Kadi Burhaneddin'in. Kadi Burhaneddin'in oglu Zeynelâbidin'i. Is bu kadarla da kalmiyordu. Bu arada Osmanli Devleti tarafindan bagimsizliklarina son verilen Anadolu beyleri. Kayseri ve çevresi hükümdari Kadi Burhaneddin. Bâyezid. Bâyezid'in çok kisa zamanda kazandigi bu parlak zaferlerden ürkmeye baslamis ve bilhassa onun Hiristiyan dünyasinda elde ettigi zafer ve fetihler dolayisiyla. Bunlar. savas atesini alevlendirmek için olaylarin üzerine körükle varmaya basladilar.

o esnada Timur'un da Hindistan'da büyük bir istila ile mesgul olmasini firsat bilen Bâyezid. Bu sirada Bâyezid'e itaati kabul etmeyen Erzincan Emiri . Memlûk Sultani Berkuk'un ölümü üzerine yerine geçen oglu Ferec'in küçük ve tecrübesiz olmasi yaninda emirler arasinda meydana gelen ihtilaflar ayni zamanda Yildirim Bâyezid'i de memnun etmis görünmektedir. kendisinden çekindigi Berkuk'un ölümüne sevindigi anlasilmaktadir. Demedi ol öldi ben dahi ölürem. ölüm haberini getirene 15. Ferec'in küçük ve tecrübesiz olmasi. Ibn Arabsah ise. Ahmedî bu konuya bir açiklik getirmeden söyle der: "Buni isidüb Sam'a ol kasd eyledi Misir benüm oldi deyü söyledi. Hind seferinde iken bu haberi alan Timur'un sevinçten adeta uçtugunu tasvir eder. baska bir sekilde tecelli edecekti. Yildirim.000 dinar vermisti. Bu kusatmanin devam etmesinin aleyhlerine olacagini anlayan Malatyalilar teslim olur. oraya bir miktar asker koyarak geri döner. Böylece Elbistan da. Misir'da meydana gelen sarsintiyi dikkatle takip edenlerden biri de süphesiz ki Timur'du. Kadi Burhaneddin'in ülkesini kendi ülkesine ilhak ettikten sonra Bursa'ya dönmüstü. Sayet Ahmedî'nin verdigi bilgileri dogru kabul edersek Yildirim'in da buna sevindigini söyleyebiliriz. Misir'da meydana gelen saltanat degisikliginden istifade ile Malatya ve çevresini alan Yildirim Bâyezid'e karsi kader. Bunun için daha önce Kadi Burhaneddin'e ait oldugunu belirttigi Malatya'nin kendisine verilmesi için Nasirüddin Ferec'e bir elçi gönderir. daha önce Anadolu Selçuklulari ülkesinde iken bilahare Misirlilar eline geçmis olan bölgelerin zaptina karar verir. Divrigi ve Darende kaleleri de Osmanlilara geçmis olur. Sehrin müdafaa edildigini görünce sehri kusatir. Timur'un.Sultan Bâyezid. Osmanlilar ile Memlûklular arasindaki çatismayi çok iyi degerlendirip her iki düsmanini ortadan kaldirmak için zamanin geldigine karar verir. Bu arada Memlûklara ait Kâhta. Red cevabi almasi üzerine Sivas'tan Malatya'ya gider. Nitekim Ibn Hatib en-Nâsiriya'nin bildirdigine göre Berkuk'un ölümünden büyük bir ferah ve sevinç duyan Timur. O. gerek ülkesinde gerekse disarda bazi tesirlerin meydana gelmesine sebep olmustu. Bu tecelli de Ahmedî'nin dedigi sekilde olacakti. Fakat bu sevincin dogrudan dogruya ve sadece ölüm sebebiyle mi yoksa baska bir maksattan mi kaynaklandigi belirtilmemektedir." Gerçekten. 1400 yilinda Azerbaycan ve Dogu Irak'ta hâkimiyetini yeniden kurduktan ve Gürcistan'i zapt ettikten sonra Pasinler'e dogru yol almaya baslar. Besni. Söyle kim ol oldi ben dahi oluram. Bundan kisa bir müddet sonra 15 Sevval 801 (20 Haziran 1399) günü vefat eden Memlûk Sultani Berkuk'un bu ani vefati. Orta Firat havzasina kadar uzanan Osmanli hududu içine girmis olur. Timur.

Bu esnada Kara Yusuf. Germiyanoglu Yakub Bey. Bâyezid tarafindan kabul ve himaye edilmesi.Mutahharten Bey ile Bâyezid tarafindan beyliklerine son verilen Mentesoglu. Zira. gerekse Suriye'nin diger sehirlerinde büyük zulümler yapar. Sultan Bâyezid'e siginirlar. daha sonra güney istikametinde hareket ederek Malatya ve Suriye'yi isgal eder. 5. 4. ordusundaki atlarin ayaklari altinda çignetmistir. Âli'nin. Timur ile ayni zamanda yasamis olan Ermeni tarihçisi Thomas de Medzoph tarafindan da kayd edilmistir. hatta kendisini mushaflar (Kur'an ve Kur'an sayfalan) ve tevhidler ile karsilamaya çikan çocuklari. Bir ayaginin sakat olmasindan dolayi Osmanli tarihlerinde "Timurlenk" veya "Aksak Timur" diye isimlendirilen Timur ile Bâyezid arasinda teati edilen mektup ve gönderilen hediyeler de bir fayda saglayamamisti. zaten savasmak üzere Anadolu'ya gelmis olan Timur'a savas için bir firsat verir. Böyle bir katliamdan sonra Sivas adeta bir harabeye dönmüs oldu. Gerek Haleb. sehri savunan herkesi kiliçtan geçirtti. . Buna karsilik. Osmanli idaresindeki Sivas'a girerek (Agustos 1400).Anadolu beylerinden alinan yerlerin yine eski sahiplerine iade edilmesi. yalniz Sivas'i tahrib ile kalmamis. Sultan Bâyezid'den su isteklerde bulunuyordu: 1. Iki hükümdar arasinda teati edilen mektuplar müsbet bir netice vermez. Künhü'l-Ahbar (III. Aydinoglu Isa Bey'in oglu Musa Bey. Timur. sonunda Yezid b. Ayrica bu sehirlerin gelirlerini de onlara verir. Bu iki düsmaninin. Timur'un önünden kaçan ve Bagdad'da hüküm süren Celayirli Sultan Ahmed ile Karakoyunlu hükümdari Kara Yusuf. Yildirim Bâyezid gibi bir hükümdar için çok olmasina ragmen o. Timur'un güneye inmesinden istifade eden Bâyezid. Saruhanoglu Hizir Sah. Kara Yusufa da Aksaray'i ikamet yeri olarak tahsis eder. Nitekim o. 96)'inda zikr edilen bu vak'a. bu sartlan degerlendirmek için çevresiyle istisarede bulunur. Bunlara büyük bir iltifat gösteren Bâyezid. Muaviye'nin kabrini buldurarak açtirir. Osmanlilar'in yanindan ayrilmis oldugundan istenenin Kara Yusuf'un ailesi oldugu anlasilmaktadir. 2. 3. Timur'un teklifleri bir bakima Osmanli hükümdarinin diger beyler gibi tamamen kendisine tabi olmasini emr eden bir mahiyet tasiyordu.Kemah'in Mutahharten'e geri verilmesiyle ailesinin serbest birakilmasi. s. Kemiklerle birlikte kabri yaktirip içine pislik doldurur. Timur. Hatta Timur.Sehzadelerinden birinin kendi yanina gönderilmesi. Timur'a bas vurarak kendisine olan bagliliklarini bildirip topraklarini geri almak için yardim isterler. Sultan Ahmed'e Kütahya sehrini. Sivas ve Erzincan'i da alarak Timur'a karsi stratejik bir üstünlük saglamaya çalisti.Kara Yusuf'un kendisine teslimi. Sam'da (Dimask) büyük bir katliama girisen Timur.Metbuiyet alâmeti olarak kendisine gönderilecek olan külah ile kemerin kabul edilmesi.

Ankara önüne gelir gelmez Ankara kalesini kusatir. Timur. itidalini muhafaza ederek bütün gece çalisip cephesini degistirmis ve kale kenarindan da çekilmisti. durumun kendisi için müsait olmadigini anlayip telasa kapilir. ANKARA SAVASI Bâyezid ve Timur arasinda teati edilen mektuplar. Bâyezid'in kendisinin geldigi yoldan gelecegini tahmin ile o cepheyi iyice tahkim eder. Bu maksatla kalenin suyunu keserek Osmanli kuvvetleri gelmeden önce burayi düsürmeye çalisiyordu. Büyük bir casusluk ve haber alma teskilatina sahib oldugu anlasilan Timur. Rayli üzerinden gelerek Çubukova'da Meliksah köyüne inmislerdi. Karabag'da geçirdikten sonra Azerbaycan ve Gürcistan'da yeniden toplayip düzene soktugu ordusuyla Anadolu'ya yürümeye karar vermisti.Bununla beraber. senelerce ugrasip sagladigi Anadolu birligini de bozmus oldu. Timur. burayi bütün gücü ile müdafaa eder. ogullari ile komutanlarinin . Orta Asya'da bulunan en güzide kuvvetlerini getirmeye mecbur olmustu. Osmanli ordusunun daha geç gelecegini de tahmin etmisti. Halbuki Timur. Ordusunun erkâni ile görüserek Osmanli ordusunu arkada birakmak üzere Ankara yolunu tutar. Osmanlilardan aldigi topraklan tekrar Türkmen beylerine vererek onlarin destegini sagladi. O. Osmanlilarin. Timur. Böylece. Buna göre Timur bir baskina ugramis demekti. Tarihlerde tafsilatli ve genis bir sekilde verilen Ankara Meydan Muharebesi'nin bütün detaylarina temas etmeyecegimize isaret etmek gerekiyor. Fakat o. Kale muhafizi Yakub Bey. Çünkü Bâyezid'in kuvvetleri seri bir yürüyüsle çok daha evvel ve hem de Timur'un hiç beklemedigi bir yoldan gelip ortaya çikmislardi." Bu esnada o. Tâbi olamayiz ve istiklâlsiz yasayamayiz. Kisi. Osmanli ordusunu güney dogudan gelecek diye beklerken Osmanlilar kuzey dogudan yani Kalecik. bu tahmininde yanilmisti. Bu tehlikeli durum karsisinda buhranlar geçiren Timur. bu yeni ordusuyla Erzurum ve Kemah yolunu takib ile Orta Anadolu'ya dogru yol almaya basladi. Timur'u bu sekilde hazirliksiz yakalayan Bâyezid ise hayatina mal olacak bir hata isliyordu. elindeki kuvvetler ile Anadolu'da fazla bir is göremeyecegini anlayarak. Timur'un bu durumundan istifade etmek için. Böylece Timur. ortaligi yatistirmaya kifayet etmeyince muharebe kaçinilmaz bir hal almisti. o sirada Osmanli kuvvetlerinin kendi üzerine dogru gelmekte oldugunu haber alinca. bütün bunlara karsi ihtiyatli hareket edilmesini tavsiye eden vezir-i azam Ali Pasa'ya Sultan Bâyezid söyle diyecektir: "Serefimiz ve karsi koyacak kuvvetimiz vardir. Ankara kalesini de kuzey dogu yani iç kale tarafindan almak istiyordu. Kirsehir'e dogru yürümekte olan Timur. Timur'la meydana gelebilecek bir savasi düsünerek Bizans Imparatoru ile anlasir ve Istanbul muhasarasini kaldirip oradaki askerini geri çeker.

Bundan baska Osmanli ordusunda bulunan Sirp despotu ile kardesinin komutasi altindaki kuvvetler de kaçmislardi. Ankara Muharebesi diye meshur olan ve Anadolu'daki Osmanli hâkimiyeti ile Istanbul'un fethini yarim asir geciktiren bu savasin. elinde balta ile hücum edenleri orada hemen yere seriyordu. Böylece Yildirim'in basina bir sey gelse bile devleti yeniden kurmak ve toparlamak için bir sehzade kurtulmus olacakti. Bu kuvvetlere karsi yetmis bin kisilik Timur kuvvetleri merkezden hücum ediyordu. mertçe bir muharebe olmasini istiyordu. Vezir-i Azam Ali Pasa ile Murad Pasa. Bununla beraber dogruya en yakin olan görüse göre 27 Zilhicce 804 (28 Temmuz 1402) tarihinde yapilmistir. Bâyezid.hemen taarruza geçilmesi hakkindaki israrlarini dinlemeyerek büyük bir firsati kaçirmis oldu. Bu esnada ihtiyat kuvvetlerinin basinda bulunan Çelebi Mehmed de maiyetinde bulunan bin kadar adam ile sancak merkezi olan Amasya'ya dogru gitmisti. bunu kabul etmedi. Nihayet son müdafaa tepesinden üç saat ayrildiktan sonra ati yere yuvarlandi. Yeni bir ata binmesine meydan verilmeden yakalandi. gün olarak tarihi hakkinda farkli görüsler bulunmaktadir. Ankara yakinindaki Çubuk Ovasi'nda yapilan savasin baslangicinda Osmanlilar üstün bir duruma gelmislerdi. Fakat Osmanli ordusundaki Kara Tatarlarin ihaneti ve Anadolu Beylerine bagli timarli sipahilerin Timur tarafina geçmeleri. Böyle bir anlayis ve bekleme. Sehnâmesinde Yildirim Bâyezid'in hücumlarindan ve kahramanca çarpismasindan bahs ederken söyle der: . Bu büyük güce karsilik Osmanli ordusunun mevcudu ise yetmis bin civarinda idi. Bâyezid'in kaçtigi haberi alininca takibi için büyük bir kuvvet gönderildi. Maiyetinde iki üç bin yaya ve atli kuvveti kalmisti. büyük sehzade Süleyman Çelebi'yi alip kaçirmalarini emr eder. Harbin kayb edildigini gören Yildirim Bâyezid. Bâyezid. Fakat bulundugu yerde kalmasinin uygun olmadigini anlayarak daha gerideki Çataltepe'ye çekildi. Timur'a vakit kazandirip onu düsmüs oldugu tehlikeli durumdan kurtarmisti. Yeniçeri Agasi Hasan Aga ve Karesi subasisi Inebeye. Bir ara az bir kuvvetle ilk muhasara hattini yarip firlamaga muvaffak oldu. aleyhine örülen agin içine düserek esir alinmis oldu. Bu tehlikeli hal üzerine Bayezid'e geri çekilmesi tavsiye edildiyse de o. Timur'un ordusunun daha kalabalik oldugunda (160 bin) birlesmektedirler. harbin Osmanlilar tarafindan kayb edilmesine sebep oldu. Timur'a esir düstü (28 Temmuz 1402). bu durumdan kurtulabilmek ve Timur'un kat kat olan saflarini yarmak için ortaligin kararmasini bekliyordu. Fakat sayisiz çenberle çevrilmis oldugundan her muhasara hattini zorlukla geçiyordu. kendisine layik gördügü Yildirim ünvanina sahip olan bu mert ve cesur hükümdar. Çataltepe bir kaç kat Timur kuvvetleri ile sarilmisti. Mevlânâ Hatifî. Böylece Bâyezid. Bâyezid. Her iki ordunun mevcudu hakkinda kaynaklar farkli bilgiler vermekte iseler de. Böylece kaderin. savaslarda süratli hareket etmesinden dolayi. Bütün bunlara karsi Yildirim Bâyezid yerinde duruyor ve Minnet Bey'in kaçma teklifini red ederek serefle ölmeyi tercih ettigini söylüyordu.

Su dahi beyan olunur ki. Sari ile Ingiltere krali IV. Bursa'ya kadar olan yerleri yagmalayan bu 30 bin kisilik birlik. Yaya kalinca etrafini sardilar. Her ne ki vaki oldu ise arz ve takrir eder. Burayi begendigi için bir ay kadar burada kalir. silahini da teslim etmedi. Henri'ye bildirmek üzere mektuplar yollamis ve kendilerinin Nigbolu Muharebesinde yenemedikleri Osmanli hükümdarini yenip esir aldigini bildirmistir. Yildirim teslim olmadi. Nitekim sözü edilen mektupta Timur söyle demektedir: "Bu muhibbinin. daima nâme-i humayunlarinizin irsal kilinup bize haber-i selamet ve afiyetiniz ilâm oluna. Bununla beraber onu kullanamayacak sekilde her taraftan tutmuslardi." Timur. O esnada Timur'un yaninda bulunan Germiyanoglu. Dört bir taraftan kemendler atilarak Yildirim'i attan düsürdüler. oradan Kütahya'ya gelir. Yildirim Han hançerle bir çok kisiyi hâk-i helâke serdi (öldürdü). Fransa kralindan büyük bir övgü ile bahs etmekte ve müsterek düsman olarak kabul ettigi Osmanli Devletini perisan ettigini bildirmektedir. Çok mesrur olduk. Ankara önünde sekiz gün kalan Timur."Bâyezid Han. Emir Cihan Sah. muharebeden sonra Osmanli kuvvetlerini takib için asker sevk ettigi gibi Osmanli sehzadesi Süleyman Çelebi'yi yakalamak üzere de torunu Mehmed Mirza'yi otuz bin kisilik bir kuvvetle Bursa üzerine göndermisti. gafil olma bu firsat bir daha ele geçmez. Timur. leskerenbuh ile gidüp yaver-i bari-i Teala ile bizim ve sizin düsmanlarimizi müzmahil eyledim. Ankara galibiyeti ile Anadolu'yu harabeye çevirecek olan Timur. Cevanî'yi huzurunuza gönderdim. Bursa üzerine hareket eden Mehmed Mirza'nin maiyetinde amcasinin oglu Ebu Bekir Mirza. kendisine "Han'im. Ed'iye (dualar) tebliginden sonra siz emir-i kebirin re'y-i âlilerine arz olunur ki." deyince Timur hemen kemandazlarina "Sakin Yildirim'a bir zarar getirmeyiniz. öyle bir siddetle hücum eylemis ki.. Simdi siz emir-i kebirden rica ederim ki. Fransiskos adindaki papaza Timur'un çok iyi davranmis olmasidir. Ve mulûkî mektuplari getirdi. Fransa kralina devamli iyi dualarda bulundugunu ifade eden Timur. Isin önemli noktalarindan biri de Fransa kralinin mektubunu getiren F. Ve siz emir-i kebirin iyi adini ve azamet-i sanini bize bildirdi. kendi üzerine dogru yildirim gibi bir fedainin geldigini görünce ürkmüs ve fena halde korkmustu. yüz bin selam ve hayirhahligini dünyalar kadar çok hulusunu Fransa krali kabul buyursun. Ferrari Fransiskos adindaki vaiz rahib tarafimiza geldi. henüz Bursa'ya ulasamadan Süleyman Çelebi kizkardesi Fatma ile küçük kardesi Kasim Çelebi'yi yanina . "bizim ve sizin düsmanlarimizi müzmahil eyledim" gibi bir ifade ile âdeta Osmanlilari ortadan kaldirmak için bati ile is birligi yapmis ve belki de onlarin tesviki ile Anadolu'ya gelmis görünmektedir. Farsça metni elimizde bulunan mektuba göre Timur. Bundan sonra sultaniye sehrinin murahassasi F. sag olarak ele geçiriniz" diye emir vermisti.. Emir Seyh Nureddin ve Emir Süyüncük bulunuyordu. Nihayet birçok kisi etrafini sarip onu yakaladilar. bu galibiyetini Fransa krali VI. Bu fedai Yildirim Han'in kendisidir. önüne geleni yere düsürüp Timur'un önüne kadar varmis.

Bursa halkinin bir kismi Uludag'a çekilmis. Timur'un yüksek hâkimiyeti altinda dedelerinden kalan yerlere tekrar sahip olurlar. Nigbolu'da Haçli ordularina kesin cevabi veren. bazan da Rumeli'de ismine yarasir bir sekilde firtina gibi esip simsek gibi çakarak Osmanli Devleti'nin lehinde olacak sekilde bütün Türk beyliklerini tasfiye eden. Böylece o. Anadolu'da eski beylikleri ihya edip kurduktan ve Osmanli Devleti'ni dagittiktan sonra memleketine döndü. Bursa'yi elde edince yagmaya baslar ve mal için Bursa halkina her türlü zulüm ve iskenceyi reva görür. Bu soygun ve tahribattan sonra tamamen ahsab mimariye dayali olan Bursa atese verilir. Bâyezid'in oglu Süleyman Çelebi'ye mektup yazarak kendisine tabi olmasini bildirmisti. Bu arada daha önce Sehzade Mustafa'ya nisanlanmis bulunan Ahmed Celayirî'nin kizi. Semseddin Cezerî. YILDIRIM BÂYEZID'IN ÖLÜMÜ Bazan Anadolu'da. Selçuklular zamaninda Mogollar tarafindan Anadolu'ya getirilip yerlestirilen Kara Tatarlari da yaninda götürmüstü. Bâyezid'in zevcesi (Sirp kralinin kiz kardesi) ile iki kizi da galiplerin eline düstü. Çelebi Mehmed'e Amasya ve çevresini. Seyyid Semseddin Muhammed Buharî ve Semseddin Muhammed Fenarî gibi Bursa'nin önemli sahsiyetleri de bu esirler arasinda bulunuyorlardi. Bursa'nin çevresi de bu talihsizlikten nasibini alir. Timur'un eline düstükten sonra onunla . Buna karsilik Timur kendisine baglilik alâmeti olarak tac ve hil'at göndermisti. Süleyman Çelebi'nin kaçirmaya muvaffak olamadigi bütün Osmanli hazinesini ele geçirmisti. Kütahya'da bulunan Timur'a götürülüp takdim edildi. Isa Çelebi'ye de Bursa ve havalisini vererek yüksek hâkimiyeti altinda Osmanli Devleti'ni üç parçaya böldü. Timur. Bunlar. Timur'un kuvvetleri. Saruhan. Bunca senelik seferlerin sonunda toplanan bu zengin hazine ile sarayin kiymetli esyasi Timur'un veziri Serafeddin Ali ile Müstevfî Seyfeddin Tunî tarafindan defter yapilip kayd edildi. Mentese ve Hamid ogullari'nin beyliklerini tekrar kendilerine iade eder. bu sürekli zaferlerinden dolayi Abbasî halifesi tarafindan "Sultan-i Iklim-i Rûm" ünvani tevcih edilen Yildirim Bâyezid. halka bir sey birakmayacak derecede onlari soyarlar. Böylece Bursa tamamen yanar. Bizans imparatoru ve Memlûk sultanini nüfuzu altina aldi. Aydin. birçok sehri yakip yagmalattirdiktan sonra Rumeli. Bunlar. Süleyman Çelebi'ye Trakya'yi. Giderken. adalar. Bu vesile ile ileride meydana gelecek olan ve Osmanli tarihinde "Fetret devri" diye anilacak kardesler arasindaki taht mücadelelerine zemin hazirlamis oldu. Kaçmaya çalisanlarin çogu esir edildi. bir kismi da sahile dogru firara baslamisti. Emir Seyh Nureddin. Bursa'da esir alinanlar arasinda idi. memleketlerini almis oldugu Karaman. Dogu Roma tahtinin mukadderatini Müslüman Türk menfaatleri adina istedigi gibi tasarruf eden.alarak kaçmaya muvaffak olmustu. Germiyan. Bizans'i muhasara ve tehdid eyleyen. Bütün bunlar. Kütahya'da bulundugu sirada etrafi vurdurup kendi emniyetini sagladiktan sonra Bâyezid'in. Timur. Anadolu'da sekiz ay kadar kalan Timur. Bunun üzerine o da Seyh Ramazan ismindeki elçisi vasitasiyle bu teklifi kabul ettigini bildirmisti.

onu Aksehir'e göndermisti. cengaver ve bir zamanlar firtina gibi esmis olan bu esirini gittigi her yere kendisiyle birlikte götürüyordu. Timur. Tedavisi için de meshur tabiplerinden Izzeddin Mesud Sirazî ile Celaleddin Arabî'yi göndermisti. Zaman zaman Timur'la yapilan sohbetlerde Timur'un kendisini serbest birakacagina ve tekrar Osmanli Devleti'nin basina geçecegine dair söyledigi sözlere de inanmayan Yildirim Bâyezid'in. Gerçekten onun hastaliklarina esaret zilleti ve keder de eklenince kisa bir süre içinde vefat etmistir. Zira çagdasi ve Yildirim'i yakindan taniyan tarihçi Ibn Arabsah ile Osmanli tarihçilerinden Enverî. ne de cülûs tarihleri ve halifelik müddetlerine vâkiftirlar. Musa Çelebi'ye de babasinin mülkünde hükümdarlik için kemer. Egridir'in zapti esnasinda hastalanmisti. Timur. izzet-i nefis sahibi. cesur. Sirp . hirçin ve inatçi olan Yildirim Bâyezid. tarih yazmaya ölçümlenip pek çok farkli kaviller irad etmislerdir. mert. ayni zamanda dindar bir kimseydi. magrur ve zaferden zafere kosmaya alismis bir hükümdar olan Yildirim. I. Yildirim Han'in tedavisine memur edilen doktorlarin bütün çabalarina ragmen.03) Persembe günü ruhunu teslim edip intikal-i dâr-i beka eyledi. Hükümdarligi 14 sene kadar devam etmistir. Semerkand'a dönerken cesedi oglu Musa Çelebi'ye teslim ederek hükümdarlara yarasir bir merasimle defn edilmesini istemis. Tarihlerde. cevval. Solakzâde (Tarih.birlikte Bati Anadolu seferlerinde hazir bulunuyordu. Padisahlarin ölümlerinin sebepleri beyaninda da nice lâyik olmayan sözler yazip ser'ce cevaz verilmeyen meseleleri o yüce padisahlara isnad edip zehir içti veyahut Timur'un hekimleri zehirlediler diye buhtan ve iftira etmislerdir" der. cahil olduklari için hakiki sebepleri bilmediklerini söyleyerek bu zehir meselesine söyle temas eder: "Buldugunu yazan ve tarihi zapt etme yolundan azan bazi ozanlar. Yildirim Bâyezid'in na'sinin Bursa'da kendisinin insa ettirdigi Cami yanina defnini vasiyet ettigini söylemeleri üzerine Timur. Bunun üzerine Timur. Karamanî Mehmed Pasa. Bâyezid. nefes darligi ve hunnaktan ölmüstür. Bunlar ne saltanatin sanina layik gönüller begenen tabirleri bilirler. dobra dobra konusan bir kimse olarak zikr edilen Yildirim Bâyezid. Bunlara göre o. Mizac itibariyle sert. keder ve üzüntüden gelen bu hastaligina çare bulunamadi. Öldügü zaman kirk iki yaslarinda oldugu bildirilen Yildirim'in zehir kullanmak suretiyle intihar ettigine dair bilgiler varsa da bunlar gerçegi yansitmamaktadirlar. onun vefati üzerine yaninda bulunan ailesine taziyetlerini bildirerek ihsanlarda bulunmustu. cevval. Hoca Saadeddin ve Solakzâde gibi kaynaklar ile Timur'un tarihçisi Serafeddin Ali Yezdî ve Nizameddin Samî kesin olarak intihardan bahs etmezler. murassa kiliç ve yüz at vermistir. 122) gerçekleri bilmeyen bazi kimselerin tarih yazmaya basladiklarini. Yildirim'in tabutunu ve Musa Çelebi'yi Germiyanoglu Yakub Bey'e teslim ederek Bursa'ya gönderdi. azim ve irade sahibi. Onbes gün gibi kisa bir zamanda Izmir'i zapt eden Timur. maglubiyet ve esarete tahammül edemedi. Sükrüllah. dönüsünde henüz Osmanlilara bagli bulunan Uluborlu ve Egridir kalelerini zapt ettirdi. Ölümü müteakip cesedi tahnit edilerek Aksehir'de Mahmud Hayranî türbesine konulmustur. Bunun için 14 Saban 805 (9 Mart 14.

Nitekim Hoca Saadeddin Efendi'nin ifadesine göre (Tâcu't-Tevârih. Emir Sultan'in bu nasihati derhal tesirini gösterecek ve sultan bundan böyle içki içmeyecegine söz vererek eski hatalari için de tevbe eder. zamanla kadilarin bile rüsvetle is görmesine sebep olmustu. Bu sebepledir ki. Emir Sultan diye söhret bulan Semseddin Muhammed Buharî ile birlikte caminin binasini kontrol etmeye gelir. Allah'in evidir. gerçekte Allah'in evi mü'minin kalbidir. memlekette meydana gelen ahlâkî çöküntü. bu güzel binanin Hz. Onlarin kiyiciliklarindan sorusturdu. Halk. Buna göre Bursa'daki Ulu Cami insa edildigi zaman Bâyezid. Emir'in hosuna gidip gitmedigini sorar. gerekse bu içki meselesine temasla söyle der: "Yeniden adalet gösterdi. seriata aykiri nesne almislarsa ödenmesini buyurdu. Biraz önce de temas edildigi gibi o. Gerçekten onun. gerek politika ve cemiyet gidisatinda hayli gedikler açti. yurtlarini senlendirmekle ugrasir oldular. adalete göre hükm etmemeleri yüzünden Sultan Bâyezid tarafindan yakilmak suretiyle cezalandirilmalarinin istenmesi hadisesidir. Gerçeklesmeyen ama düsünülen bu hadise bize. insanlarin can ve mali üzerinde genis bir tasarruf yetkisine sahip olan ve günümüz ifadesiyle yargiç denen kadilarin. ayni zamanda bütün islerin. Allah'in . onun ne kadar dindar bir kimse oldugunu da göstermektedir. Beglerle sultanlarin görenegi olan seriata aykiri eglence. Niçin kalbinizi içki ve münkeratla dolduruyorsunuz?" diyerek tarihî bir nasihatta bulunmus olur. kendine uydurdugu arkadaslari ile gerek devletin adalet ve insaf töresine.prensesi ile evlendikten sonra. onun Bursa Ulu Camii'nin insasi esnasinda bir hatirasini bize nakl ederler. rüsvetten özge nesne bulmadi. çalgi ve bunun gibi aldatici Albizin (seytan) kuruntusundan gelen ne ki varsa hepsini birakti. Azli gerekeni azl etti. ülkeler alanin yüksek adalet ve sefkatini isitince ekim biçimleri. seriata aykiriliktan. alaninin genisligi ve çatisinin yüksekliginin tam bir ölçü ve olgunlukta oldugunu söyledikten sonra söyle der: "Pek güzel olmus. Gazi sultan. Bunun üzerine Emir Sultan: "Padisahim. Ali Pasa'nin igva ve tesiri ile sadece kendi sahsi ile ilgili yaptigi bazi islerden ve içkiden tamamen tevbe ettigi. Bâyezid'in adalet anlayisina ne kadar önem verdigini gösterdigi gibi. Nitekim Sükrüllah (Behcetu't-Tevârih. güzelligi. Özellikle ikbal ve mevki hirsi iliklerine kadar islemis olan Vezir-i Azam Ali Pasa. Bu sefahat ve isret hayati zamanla saray muhitinden disari tasarak kütleye de sirayet etmekte gecikmez. Civarinda meyhanenin ne isi var?" der. lakin civarinda dört köseye de birer meyhane yapilsaydi" deyince Sultan Bâyezid: "Cami-i Serif." Kaynaklar. sadece içkiyi terk etmekle kalmaz. Emir Hazretleri de yapinin saglamligi. 57) gerek adalet anlayisi. is güçleri ile. O zamanin bilginleri ve seyhleri onun arkadasligi ile yücelirlerdi. Onlarin terbiyesini verdi. Taaddiden. I. Vezir-i Azam Ali Pasa'nin da tesvikiyle içkiye baslar. bir daha içki âlemlerine katilmayacagini belirterek söz verdigi. Kadilari topladi. Osmaneli her ne kadar senlik idiyse de on kat daha senlendi. Konusma esnasinda padisah. Kimden. 139-140) Osmanli tarihinde "kadiyân-i fi'n-nâr" diye tarihlere geçen hadise. tarihî kaynaklardan anlasilmaktadir. kötü ve süpheli islerden çekinmeyi ve Tanri'dan korkmayi kamudan ileri tuttu.

Bâyezid'in Islâm hükümdarlarinin en hayirlisi ve en büyügü oldugunu zikr ederler. Zamaninda yasamis olan Misir ve Suriye tarihçileri. bunu göstermektedir. mütehevvir. hayir tesislerinin insa edilip halka hizmetin saglanmasini ister. Bundan baska onun. Bu sebepledir ki son asir Avrupa müellifleri. Zira bu savasin . Keza bunlar. Zaten hareket ve davranislari da bunu ortaya koyar. Böylece Bâyezid. zamanindaki hükümdarlarin çogundan daha üstün olan Bâyezid'in isret ve sefahat yüzünden fikrî ve bedenî kabiliyetlerini kayb ederek inhitata ugradigini ve bu sebeple tac ve tahtini kayb ettigini yazarlar. Muasiri olan hükümdarlara karsi ise magrur oldugu gibi. her gün herkesin belli zamanda kendisini uzaktan bile görebilecegi genis bir yere gelir ve her taraftan gelen tebeasinin sikâyet ve arzularini birer birer dinler. dogruluk ve adaletten sapilmamasini. cemaatla namaz kilmayi terk ettigi için sehadetini sahih saymayarak kabul etmemesi. Osmanli tarihi için oldugu kadar Anadolu'daki Türk tarihi için de büyuk bir felaket oldu.rizasina uygun bir sekilde görülmesini. Zira her sene Anadolu'nun bir ucundan Rumeli'nin öteki ucuna kadar. memleketin imar edilmesini. çagdasi olan diger Islâm hükümdarlarinin cihad ve gazayi birakmalarindan dolayi onlara kizdigini da yazarlar. azim ve irade sahibi. Yildirim Bâyezid'in Müslüman hükümdarlarin kendi tebealarindan kanunsuz vergi almalarina tahammül edemedigini ve bu yüzden onlara kizdigini da açikça belirtirler. idaresinde bulunan memleketlerde adalet ve asayis tesis etmisti. Bu ifadelerde büyük bir mübalaga oldugu anlasilmaktadir. bir asirdan beri anarsi ve mücadelelerle çalkalanan Anadolu'ya bir vahdet getirerek buradaki insanlara siyasî bir birlik kazandirmis ve onlari bir bayrak altinda toplamaya muvaffak olmustu. hak perest ve tebeasini seven bir hükümdar oldugu hakkinda tabip Ibnu's-Sagir'den naklen Misir tarihçilerine geçen malumat dikkat çekicidir. Tebeasinin maruz kaldiklari zulümleri derhal izale ederdi. Bizans tarihçileri. aceleci ve her seyden nem kapan bir hükümdardi. Bu hükümdar. Bununla beraber âlim ve seyhlere karsi mütevazi ve hürmetkârdi. Buna göre o. Ancak Ankara maglubiyeti ile Anadolu'daki birlik bozularak bölge tekrar tefrika içine sokulmustu. Bâyezid'in ne kadar âdil. mütemadiyen harp ve devlet islerini tedvir ile mesgul olan hükümdarin isret ve sefahata ne kadar zaman ayirabilecegini düsünecek olursak mesele daha bir kolaylikla anlasilmis olur. Anadolu Selçuklu sultanlarinin gerçek halefi oldugunu isbatlamisti. padisahin özellikle Nigbolu zaferinden sonra kendisini zevk ve eglenceye kaptirdigini zikr ederler. Nitekim Bursa kadisi olan Semseddin Muhammed Fenarî'nin mahkemede sahidlik yapmak üzere gelen padisahin. bazan bir kaç defa at kosturan. sahsen pek cesur oldugundan en büyük tehlikelere atilmaktan çekinmezdi. Bizzat kendisi bu neviden faaliyetlere ön ayak olarak her sahada halkina örnek olur. Bâyezid. ANKARA SAVASI'NIN SONUÇLARI Ankara Muharebesi'ndeki maglubiyet. O.

Osmanli Devleti'ni üçe bölen Timur. Balkanlar'daki Hiristiyan tebea üzerinde kötü denebilecek hiç bir tesir yapmamisti. onlarin dinî ve vicdanî akidelerine karsi saygi gösteriyorlardi. . Murad'in devri baslarindaki sinirlarina çekilmisti. bagli bulundugu dinin geregi olarak gayr-i müslim tebeasina karsi âdilâne bir idare ve siyaset takip ediyordu ki. o firtinali ve tehlikeli havada Rumeli'nin hadisesiz olarak elinde kalmasina sebep olmustu. Bazi yabanci kaynaklar. Osmanli Devleti. Hiristiyan Balkan halklari. Osmanli Devleti'nin Anadolu'daki sinirlan ise hemen hemen Sultan I. Onun bu zulümleri. Bu anlayisla.verdigi zafer sarhoslugu ile Timur. Timur. Buna karsilik Timur'un tesir sahasindan uzakta kalan Rumeli. Bundan baska Osmanlilar. Anadolu beyliklerini yeniden canlandirarak Osmanlilar da dahil olmak üzere hepsini kendine bagladi. Osmanli Devleti'nin. Bunun içindir ki Rumeli'deki Ortodoks tebea huzur içinde yasiyordu. bölgedeki Islâmî hareketin zayiflamasina sebep oldu. Rumeli'deki Osmanli idaresinin komsu Hiristiyan devletlerden daha âdil oldugunu gösteren en açik delillerden biridir. Halbuki Osmanli idaresi. Timur'un darbesini yeyip parçalandigi ve sehzadeler arasinda taht kavgalari basladigi halde Balkan devletlerinin Osmanlilar'a karsi birlesememelerini. Balkanlardaki Hiristiyan Ortodoks mezhebine mensub mutaassib halkin Katoliklere karsi âdeta müdafaasini üstlenmislerdi. Bu sebeple onlarin bu akidelerine kimsenin müdahale etmesine de izin vermiyorlardi. bir kasirga gibi eserek bütün bir Anadolu'yu yakip yikmisti. Osmanli idaresine bagli kalmislardi. Bu durum. kiliselerinin birlesmemesine baglamislardir. Anadolu insaninin hafizasinda silinmeyerek hâlâ canliligini muhafaza etmektedir. Gerçekten Ankara'da ugranilan hezimet. bu da. bütünlügünü koruyarak Osmanli Devleti'nin agirlik merkezi durumuna yükseldi. Bu arada çocuklar dahil olmak üzere binlerce kisiyi esir alip hunharca katl etmekten de çekinmemisti. Böylece Islâm topraklarinin ortasinda bir ada gibi duran Hiristiyan Istanbul'un fethi ve Anadolu birliginin yeniden kurulmasi yarim asir gecikmis oldu. tebeasi arasinda adalet ve âhengi temin etmek ve onlarin dinî islerine karismamak suretiyle bu güveni saglamis oldu. Böylece Anadolu birligini de parçalayarak Osmanli Devleti'nin büyük mücadeleler sonucunda kurmaya muvaffak oldugu bu birligi ortadan kaldirarak. bu hareketi ile Yildirim Bâyezid'in çocuklari arasinda taht kavgalarinin baslamasina sebep olmustu.

Mehmed Çelebi Amasya'da. Murad'in hükümdarligi sonundaki durumu andiriyordu. Anadolu'da Osmanlilara karsi koyabilecek bir güç meydana getirmek için böyle yapmisti. Karamanoglu Mehmed Bey. Osmanlilar da dahil olmak üzere bütün beyliklerin emiri olarak ilân edilmisti. kendisine bagli ve onun yüksek hâkimiyetini taniyan parçalanmis birkaç Osmanli Beyligi meydana getirmek olan Timur. baslangiçta bu gayesine ulasmis görünmekteydi. Mehmed. külah ve hil'at göndermistir. Ankara Savasi'ndan sonra Anadolu'da sekiz ay kadar kalan Timur. Isa Çelebi. Bunlardan besi babalari ile birlikte Ankara Savasi'na katilmislardi. Mehmet Çelebi Amasya'ya çekilmis. Yeniçeri agasi Hasan Aga ve Subasi Eyne Bey ile birlikte yanindaki kuvvetlerle Bursa'ya gelmis. Diger sehzadelerden Isa Çelebi Balikesir ve Bursa'da. Bâyezid'in ele geçirdigi topraklari geri almisti. Isparta. Yildirim Bâyezid. Böylece Sultan Murad'in Ankara'dan Akdeniz'e açtigi Osmanli koridoru kapanmis oluyordu. Asil gayesi. güçlü bir Osmanli Devleti yerine. Musa Çelebi ise Isa'yi Bursa'dan çekilmeye mecbur ederek Bursa'da Timur'un al damgasiyla hükümdar olmuslardi. Yildirim Bâyezid tarafindan kurulmaya çalisilan Anadolu birligini de parçalamak istiyordu. uyguladigi siyasetin meyvelerini verdigini gördükten sonra Doguya dönüp Çin seferine çikarken arkasinda biraktigi Anadolu'nun politik yapisi Sultan I. Murad Pasa. Süleyman Çelebi. kardeslerin saltanat mücadelisi verdikleri ve 1413 yilina kadar devam eden karisikliklar dönemi diyebilecegimiz "Fetret Devri". Antalya ve Alaiyye gibi kentler bulunan büyük bir devletin basina getirilmisti. Mustafa ve Kasim adlarinda alti erkek çocuga sahipti.FETRET DEVRI Osmanli tarihinde. . Mehmet Bey. Anadolu'nun üçte birini kaplayan ve içlerinde Hamidogullari ve Germiyanogullari'nin topraklarinin dogu bölgeleri ile Kayseri. Musa. Bu sebeple Anadolu beylerine ait yerleri Osmanlilardan atip tekrar eski sahiplerine verdi. Ankara Savasi'nda Timur'a esir düstügü zaman en büyükleri Süleyman olmak üzere Isa. Musa ve Mustafa ise babalari ile birlikte esir düsmüslerdi. Ayrica o. Timur. muharebe meydanini terk ettikten sonra Balikesir taraflarinda saklanmis. muharebenin kayb edildigini görünce babasinin emri üzerine Vezir-i Azam Çandarlizâde Ali Pasa. Kasim ise çok küçük oldugundan Bursa'da kalmisti. Geriye kalan Osmanli ülkesini de Bâyezid'in dört oglu arasinda paylastirmisti Edirne'de bulunan Emir Süleyman'a Rumeli'deki yerleri verip kendisine tabi oldugunu ifade eden hükümdarlik alâmeti olarak kemer. Timur'un uyguladigi bir siyasetin sonucu olarak ortaya çikmistir. buradan da küçük sehzade Kasim'i alarak büyük zorluklarla Rumeli'ye geçebilmisti. Timur.

onlarin dinî inançlarina kimseyi karistirmamakla din ve vicdan hürriyetine sayginin en güzel örneklerini vermislerdi. yüz sene zarfinda Anadolu'nun hemen hemen tamamina yakin bir kismi ile Rumeli'nin Tuna boylarina kadar en mühim yerlerini zapt eden Osmanli Devleti için büyük bir felaket olmustu. fetihlerin durmasina. onun sadece tedhise dayali bir devlet kurdugunu göstermektedir. Katoliklerin baskisindan kurtarmak. Nitekim Mehmet Çelebi. Timur henüz sahnede iken ortaya çikmisti. Buna karsilik Hindistan. SEHZADELERIN HAKIMIYET MÜCADELESI Ankara bozgunu. Istanbul Imparatoru'nun türlü entrikalarla bu durumu körüklemesine sebep olmustu. yeni bir Haçli Seferi düzenledikleri takdirde Osmanlilar'i Avrupa'dan atabileceklerini düsünür olmuslardi. ailesinin Bursa'daki topraklarini istemeye kalkismis. Osmanlilarin. buralarda yasayan Hiristiyan halka gösterdikleri âdilâne muameleden kaynaklanmaktadir. Öyle anlasiliyor ki. Babasi Yildirim Bâyezid ile birlikte . Böyle tehlikeli bir dönemde Balkanlar'da. Anadolu'da uyguladigi bu parçalama politikasi sonucunda Osmanli ülkesi sehzadeler arasinda taksim edilmis. Gerçekten de hiç bir devletin idare tarzi. Irak. Osmanli sehzadeleri arasindaki çekisme. ölümünden kisa bir müddet sonra devletinin ortadan kalkmasi. Iran. Azerbaycan. on bir sene süren ve tarihlerde Osmanli Devleti'nin parçalanmasindan dolayi "Saltanatta Ara" denilen ve kanli hadiselerle dolu bir devrin açilmasina. Ankara Savasi ve bunun sonucunda bir daha kalkinamamasi plâni ile Osmanli Devleti'nin parçalanmasi bu devlet için mühim ve büyük bir darbe olmakla birlikte çeyrek asirda kendisini sür'atle toplamaya muvaffak olmasi bu devletin teskilât ve müesseselerinin saglamligini göstermektedir. Balkan halklari bu gerçegi çok aci tecrübeler sonunda anlamislardi. Suriye ve Ege Denizine kadar genis topraklar üzerinde fetihlerde bulunmus olan Timur'un. fakat Timur'un Musa Çelebi'yi tutmasi yüzünden bundan vaz geçmisti. Balkanlar'daki Ortodoks halki. Osmanlilarin idaresi kadar iyi olamazdi. Ankara hezimeti ile bassiz duruma düsen Osmanli Devleti'nin Rumeli'deki topraklari Hiristiyan devletlerle çevrili olmasina ragmen bu devletin yikilip ortadan kalkmayisi. Müslüman Türkler. onun ne kadar saglam temeller ve müesseseler üzerine kuruldugunu göstermektedir. Bu da Bursa'yi elde etme yüzünden olmustu. Osmanli Devleti'ne karsi ayrilma veya isyan etme seklinde bir hareketin görülmemesi.Timur'un. Hatta bazi Avrupalilar.

babasinin Anadolu topraklarini ele geçirmek ve kardeslerini ortadan kaldirarak Osmanli Devleti'ni yeniden eski durumuna getirmek istiyordu. Edirne'de bulunan Emir Süleyman'in. Bursa'ya hâkim olur. Kastamonu'da bulunan Isfendiyar Bey'in yanina çekilir. bu iki Sirp prensin çatismalarindan istifade etmeyi basardi. Fakat. Anadolu'daki bu mücadeleler devam ederken. Bu mücadeleden basarili çikan Musa Çelebi. Maglup olan Musa Çelebi ise Kütahya'daki dayisi Germiyanoglu'nun yaninda kalmaya mecbur olur. Gözleroglu. Saruhanoglu Hizirsah Bey ve Menteseoglu Ilyas Beylerle Mehmed Çelebi üzerine varip onunla savasmak istemisti. Yildirim Bâyezid'in meshur komutanlarindan olup Mehmed Çelebi'nin maiyetine giren Subasi Eyne Bey ile Isa Çelebi'nin yaninda yer alan Sari Timurtas Pasa maktul düsmüslerdi. Onunla ittifak halinde bulunan Aydinoglu Cüneyd. kendi kardeslerine karsi yardim saglamak için agir bir bedel ödemis oluyordu. en büyük sehzade olan Süleyman Çelebi (Emir Süleyman). Timur'un destek ve yakinligini kazanarak. Bu esnada Sirbistan'da Lazar'in yerine geçen oglu Stefan (Istefan) hüküm sürüyordu. Muhtemelen oradan da Karamanoglu'nun yanina gitmisti. bir ihtiyat tedbiri olarak Timur'un adinin da bulundugu para bastirarak zekice bir siyaset takip etmistir. Bizans'in daha önce Osmanlilara ödemek zorunda oldugu vergi de kaldirildi. Mehmed Çelebi'ye bagli kalan Bursa'lilarin mukavemeti üzerine muvaffak olamayan Isa Çelebi. Kendisine en büyük rakip olarak Mehmed Çelebi'yi gören Emir Süleyman. Bursa'yi atese verip yaktiktan sonra. kuvvetli bir ordunun basinda Isa Çelebi'yi Bursa üzerine gönderir. Makedonya'nin bir bölümü. Böylece Emir Süleyman. Amasya. Fakat bu son tesebbüsünde de muvaffak olamayinca Karaman iline siginmak ister. Ulubat savasinda. maglub olarak önce Yalova'ya. hükümdarligim ilân etmesine ragmen. Trakya kiyilari. Imparator'dan Isa'yi istemesi üzerine. Bursa ve Karesi bölgesine hâkim olan kardesi Isa Çelebi ile çatismaya girer. Timur'un Anadolu'yu terk etmesinden sonra kuvvetlenen Isa Çelebi. Bu gayesini gerçeklestirebilmek için Selanik. Georg Brankoviç de güney Sirbistan'da gücünü yaymaya çalisiyordu.Timur'a esir düsen ve onun yaninda bulunan Musa Çelebi. Savasi müteakip Bursa'ya giren Mehmed Çelebi. Tokat. Fakat bu . Emir Süleyman. Köpekoglu. Mehmet Çelebi. oradan da Istanbul'a gitti. eski payitaht olan Bursa'yi tekrar ele geçirir. Mora. Canik. O. daha sonra Germiyanoglu Yakub Bey'in yaninda bulunan babasinin cesedini getirterek camiinin yanina gömdürmüstür. Niksar ve Sivas taraflarinda bulunan yerli beylerden Kara Devletsah Kubadoglu. Kadi Burhaneddin Ahmed'in damadi Mezid Bey'le miicadele edip o havaliyi tamamen kendi nüfuz ve hükmü altina almisti. Marmara ve Karadeniz'de Istanbul'a en yakin kiyi kasabalari verilmek suretiyle Bizans'tan para ve askerî yardim saglandi. Amasya'da bulunan sehzade Mehmed. Edirne'de Hiristiyan unsurlarin destegiyle güvenlik içindeydi. antlasma geregi olarak Isa Edirne'ye gönderildi. "Sikke-i müstereke" adi ile anilan bu paranin Bursa'da hicrî 806 tarihinde basildigi anlasilmaktadir. Subasi Eyne Bey'in tavsiyesi ile Bursa taraflarinda bulunan biraderi Isa Çelebi'ye müracaatla Anadolu'yu aralarinda taksim etme teklifinde bulundu ise de Isa Çelebi'nin kendisinin büyük kardes oldugunu söyleyip teklifi red etmesi üzerine Ulubat'ta baslayan muharebede (1404) Isa Çelebi.

gözü pek. Çelebi Mehmed'e olan bagliligini red ve inkâr ederek hükümranligini ilân eder. Mehmed Çelebi'nin hükümdarligini tanimak zorunda kalirlar. Musa Çelebi. mücadeleden vaz geçme niyetinde degildi. Nitekim 1406 yilinda Yenisehir ovasinda kardesi Emir Süleyman ile savasmis. Bu yüzden ordusu ile kardesinin üzerine varip önce Bursa. Subat 1411 yilinda gerçeklesen hükümdarlik ilânindan sonra adina para bastiran Musa Çelebi. faal bir kimse olan Musa Çelebi. Bu esnada Emir Süleyman'in Rumeli'ye geçisi esnasinda Bizans'a biraktigi yerlerin çogunu geri alan Musa Çelebi. Çagdas kaynaklarin ifadesine göre Musa Çelebi'nin tutumundan çekinen Manuel. Isa Çelebi'nin öldürülmesi üzerine onunla ittifak halinde bulunan ve yukarida adi geçen Ege beylikleri. Eflâk'ta prensin kizi ile evlendi. gerçek bir hükümdar gibi davranmaya baslar. Ulahlar. Istanbul'u karadan ve denizden kusatma altina alan Musa Çelebi. Bu maksatla Karamanlilar'la Kirsehir'in Malya ovasinda bulunan Cemale kalesinde bulusan Mehmed Çelebi. böylece Bizans'i da cezalandirmaya çalisiyordu. Bursa'da Murad Hüdavendigâr türbesi yanina gömülür. Sivrihisar yüzünden Karamanlilar'la arasinin açilmasini firsat bilen Mehmed Çelebi. Bununla beraber Emir Süleyman. Cesedi. Emir Süleyman'a yardim eden Sirp despotu Stephan Lazaroviç üzerine yürüyerek önemli bir maden sehri olan Novo Brodo'yu zapt eder. Temmuz 1409'da Sinop'tan gemilerle Eflâk'a geçer. yeni bir taktik deneyerek Karaman'da bulunan kardesi Musa Çelebi'yi kendisine bagli kalmak sartiyla Rumeli'ne göndermeye karar verir. Venedikliler'in de yardim etmemeleri üzerine sehri teslim etmeye karar verir. Sirplar ve Bulgarlar'dan olusan bir ordu toplamayi basaran Musa Çelebi. daha yetenekli ve enerjik Musa Çelebi'ye kalmisti. cesur. karisiklik döneminde Osmanlilar'in Balkanlar'da kayb ettikleri topraklan geri alir. Istanbul'a kaçmak üzere yola çikan Emir Süleyman'in yakalanip öldürülmesi ve bütün timarli sipahiler gibi sancak beylerinin de kendisine bagliliklarini bildirmeleri üzerine Rumeli'deki Osmanli eyaletlerinin yegane hâkimi olarak Edirne'de tahta geçer. Ancak daha önce Musa Çelebi tarafindan Bizans'a gönderilen ve bilahare Manuel ile is birligi yapan Candaroglu Ibrahim Pasa'nin tavsiyesi ile hareket eden . Onlarin da muvafakati üzerine Candar iline gelen Musa Çelebi. fakat maglub olarak tekrar Amasya'ya çekilmis ise de onu Rumeli'ye dönmek zorunda birakmak için çareler aramaya baslamisti. Gerçi Emir Süleyman'in giiçlenip kendi bagimsizligini tehdid etmesinden korkan Eflâk'in ve Sirp krali Stefan'in da destekleri saglanmisti. Pravati ve köprü kalelerini de ele geçirmek suretiyle.arzusunu gerçeklestiremeden Eskisehir yakinlarinda yakalanarak öldürülür. devletin Anadolu ve Avrupa bölümlerinin hükümdarlari oldular. Böylece Türkler. devletin tamamini istiyordu. Anadolu'da dört yil kadar kalan Emir Süleyman'in. Gerçekten. Edirne üzerine yürür. Bu kayiplardan sonra Amasya'ya çekilmek zorunda kalan Mehmed Çelebi. Candaroglu Isfendiyar Bey ve Eflak voyvodasi Mirçe ile de müzakerelerde bulunmustu. sonra da Ankara'yi zapt etmisti. Saray protokol ve merasimlerinde eski Osmanli saray geleneklerini kurmaya yeniden tesis etmeye çalisir. Musa Çelebi. Musa Çelebi. 1411 yilinda Silivri'ye gelmis ve Istanbul'u açlikla teslime zorlamak istemisti. Böylece Emir Süleyman'in devleti. Böylece Mehmed ve Süleyman Çelebiler.

"Nizâm-i âlem" için. Edirne. Çelebi Sultan Mehmed. Sofya ve Üsküp'ü. büyük bir üzüntüye sebep olmustu. O. onu bölgesinden alip uzaklastirmak ihtiyacini duymustu. Dogu Balkanlar'da da eski sehir ve yerlesim bölgelerini tekrar elde etmis oldu. Nasinin Bursa'ya gelmesi üzerine sehri muhasara eden Karamanoglu Mehmed Bey. Sofya'nin güneyinde bulunan Samakov kasabasi civarindaki Çamurlu sahrasindaki savasta ordusunun maglub olmasi üzerine yarali olarak Eflâk'a dogru kaçmak isterken yakalanip 10 Temmuz 1413'te öldürülür. Gebze kadisi Fazlullah'i Manuel'e göndererek onunla anlasan Çelebi Mehmed. Baslangiçta gayet halim selim görünen Musa Çelebi'nin. Musa Çelebi'nin ölüm haberi. Bunun sadece bir istisnasi vardi o da Çelebi Sultan Mehmed'e yardim karsiliginda Sirbistan'a birakilmis olan Nis'ti. Aydin ilindeki mevkiini saglamlastirmak için bir dizi faaliyetlerde bulunmustu. Musa Çelebi'nin vefati üzerine Osmanli hanedaninin bölünmesi sona ermis oluyordu. Çelebi Mehmed'i Rumeli'ye geçirmek suretiyle Istanbul kusatmasini kaldirmak tesebbüsünde bulunur. babasinin topraklarini yeniden toparlamaya gayret ediyordu. kardesi Musa Çelebi'yi de bertarafedip 1413 yilinda Edirne'de tek basina tahta geçip idareyi ele aldigi zaman Osmanli ülkesinde genel bir sevinç ve . gerekse Yildirim Bâyezid'in kaçinci oglu oldugu hakkinda farkli görüsler bulunmaktadir. Aydinoglu Cüneyd Bey adini tasiyan bu zat. Nitekim. önce Istanbul'a gelmis. Süleyman Çelebi dönemi ve sehzadeler I. Kardesler arasindaki mücadele esnasinda sik sik taraf degistirmekle dikkat çeken bir sahsiyet vardir.Manuel. Bununla beraber ona güvenemeyen Çeîebi Mehmet. sür'atle geri çekilmek zorunda kaldi. Onbir yil süren bu karisiklik döneminden sonra Osmanli Devleti. 1412 senesinin Ekim ayinda da Çatalca yakininda bulunan Incegiz'de Musa Çelebi ile savasa girmistir. MEHMED Osmanli sultanlari içinde "Mehmed" adini tasiyan ilk hükümdar olan Çelebi Sultan Mehmed'in gerek dogumu. sonralari sert bir tavir takinarak gerek beylerinin gerekse askerlerinin kendisine olan bagliligini kayb etmesi. Fakat sonunda Çelebi Mehmet duruma hâkim olup eski birligi saglayinca onu Nigbolu muhafizligina getirmek zorunda kalmistir. Güneydogu Avrupa'daki bütün stratejik noktalari. yenilmesinde büyük bir rol oynamistir.

Basinin etrafina kat kat sarilan bez. dostlugunda sebati. Hemen hemen bütün beden eksersizlerinde maharetli olusu. ayni sekilde Sirp. sulhün hamisi olan Allah'a karsi hareket etmis bulunacaktir. arslan güçlü idi. hiristiyanlara düsmanlik göstermemekle kalmamis. Makedonya despotunun. tedbirli. Halk tarafindan kendisine pehlivan lakabi takilmisti. Hepsini sulh ve selametle geri gönderdi. Çok iyi yetismis. astar yerine baska bir renkle samur kaplanmis ve etrafina kürk dürülmüstü. Barisi hile ile bozmak isteyen kimse. Onun hosuna gitmek için bütün firsatlari arayacagim. düsünce çekiciligi ile hem beden gücü hem de huy güzelligini belirten Güresçi Çelebi ünvanini almisti. Bunlara dedi ki: "Hükümdarlariniza deyin ki. gönül yüceligi. Uzun boylu. Bizans tarihçileri tarafindan da adaleti. ben.memnuniyet havasi esmeye basladi. Kartal bakisli. yardimi sayesinde atalarimin ülkesini elde ettim. Teni pembeye yakin beyazlikta idi. Osmanli tarihçilerinin deyimi ile o. Sultan Mehmed'i davranislarina. Özellikle ordu." Çelebi Sultan Mehmed. mümtaz bir egitim görmenin bütün sonuçlarini ve ince düsünürlügün örneklerini göstermistir. Politikadan çok iyi anlayan Mehmed. sefkati. O. taahhüdlerine bagli kalarak Karadeniz ve Marmara Denizi'nde elinde bulunan kuleler ile Teselya kalelerinin imparatora verilmesini çabuklastirir. birçok çikintilar teskil ederek sirmali külahinin ucundan baska yerini göstermezdi. Osmanli tarihçileri gibi. Alni açik. babasinin ve kardeslerinin . Manuel'in elçilerini. her seyden önce Timur'un istila ve yagmasiyla parçalanan. kardesleri arasinda moral ve fizikî nitelikleri bakimindan en çok dikkat çekeni idi. basiretli ve uyanik bir idareci dehasiyla avucunun içine alir almaz. Ulah ve Bulgar hükümdarlarinin. Bunlarla birlikte bir sofrada yemek yiyerek hepsinin san ve söhretini oksayici sözler söyledi. Çünkü o. Atalarindan farkli bir sekilde basina tülbent sarardi. herkes ile baris ve sulh içinde kalmak istiyorum. hediyelerle sevindirip geri dönmelerine izin verdigi zaman onlara su sözleri söyledi: "Imparatora söyleyiniz ki. Bu hizmetinin hatirasi gönlümde daima sakli kalacaktir. büyük bir cosku ile onu alkislamaktan geri kalmadi. împarator Manuel. ayni zamanda onlara karsi dostça davranmistir. Ahaiya prensinin elçileri ile diger zevati kabul etti. gögsü genis. hem Türkler hem de Rumlar için iyilik severligi hakkinda belirtilen ortak sehadettir. kollan uzundu. Tatar Tufani'nin tehlikeye düsürdügü devlet gemisini kurtaran Nuh gibidir. Yanya dukasinin. Kendisinden önceki hükümdarlarin kaftanlarina uygun bir sekilde biçilmis olan kaftanina. Gözleri ve kaslari kara idi. hareketlerinin çabukluguna ve vekarina ait bütün övgülerin üstüne çikaran sey. gür sakalli ve sik biyikli olmakla birlikte seklen zarifti. gönül yüceligi. Organlari birbirine mütenasib olarak uygundu. güzelligi. müttefiki olan Mehmed'in son ve korkunç rakibini yendigine dair aldigi haber üzerine basarilarini tebrik edip kutlamak ve antlasma sartlari ile kendisinin yapmis oldugu hizmetleri hatirlatmak üzere 816 (1413)'da elçiler gönderir. çenesi yuvarlak. sonra saltanat kavgalari ile kani çekilen memleketi." Gerçekten de Çelebi Sultan Mehmed.

devlet bünyesinde hâsil olmus çatlak ve çöküntülerden nice yabanci ve zararli unsur içeri sizmis bulunuyordu. Cüneyd'in tesebbüslerinden endiselenen civarin Türk ve hiristiyan beylikleri. Öbür taraftan. Bu cümleden olarak. 816 (M. Osmanli hakimiyeti altinda bulunan Mentese ilindeki Halikarnas (Bodrum)'da Petronion kalesini yapmalarina müsaade etmisti. Cüneyd Bey'in annesinin ricasi üzerine onu affetmis ise de kendisine Anadolu'da degil. ileride devletin basina büyük gaileler açacak olan Simavna kadisi oglu Bedreddin Mahmud'u fazl ve keremine hürmeten 1000 (bin) akça maas ile Iznik'te oturmaya memur eyledi. kardesi Musa Çelebi'nin beylerbeyi yaptigi Mihaloglu Mehmed Bey'i tevkif ettirerek Tokat kalesine gönderdi. Mehmed Çelebi'nin üzerine gelmekte oldugu haberini alir almaz kurtulusu kaçmakta bulur. Kayacik ve Nif (Kemalpasa) kalelerini alarak Cüneyd'in ailesinin içinde bulundugu Izmir kalesini kusatmaya baslar. Menemen. Bu arada Ayaslug (Selçuk)u zapt eden Cüneyd. Bununla beraber ihtiyatî bir tedbir olmak üzere Izmir kalesinin surlarini yiktiran Çelebi Mehmed. bir yandan da kayb olan topraklan yeniden Osmanli hududlari içine kazanmakla. sövalyeler tarafindan eski Izmir (Gavur Izmir) kalesinin yerinde yaptirilmakta olan kaleyi de bütün tehdid ve karsi koymalara ragmen yiktirmaktan çekinmemistir. Rumeli'de Nigbolu sancak beyligini vermis. cülûsunu tebrik için gelen çevre imparator ve hükümdarlarin elçilerini kabul ederek onlarla sulh içinde yasama teminati verdikten sonra Anadolu'ya geçer. Edirne'de. Bundan sonra da bazi faaliyetlerde bulunarak memleketin bozulmus bulunan idaresini yeniden düzenlemeye çalisti. Bununla beraber aradaki dostlugu büsbütün bozmak istemeyen Çelebi Sultan Mehmed. Bir yandan bunlari temizlerken. O. Rodos sövalyelerinin. Öte yandan Çelebi Sultan Mehmed. donanmalarini göndermek suretiyle Mehmed Çelebi'nin yaninda Izmir muhasarasina katilip ona yardimci olmuslardi. Midilli ve Sakiz Hiristiyan donanmalari gibi. Zira idare ve iradesinin gücünü bekleyen.Bizans'a karsi kullandiklari politikaya derhal son vererek memleketi o yönden gelecek olan tehlikelere karsi emniyete almis oldu. bütün bir Osmanli ülkesinin hükümdari oldugunu ilân etti. Otuzbir veya otuziki günden beri muhasara ettigi Bursa'yi yakip yikan Karamanoglu'nu te'dib etmeden önce Ohri'den kaçip Izmir'e gelen ve Musa Çelebi'nin taraftari olan Aydinoglu Cüneyd Bey üzerine yürür. 1413) . ayni körfezde. Çelebi Sultan Mehmed. memleketin sarsilmis olan itibarini iade ile ise basladi. Mentese donanmasi da Mehmed Çelebi ile isbirligi yaparak Izmir'in zaptinda rol oynamislardi. Nitekim Izmir kalesi önüne gelen Rodos. onun yerine de Aydin sancak beyi olarak Bulgar krali Sosmanos (Sisman)'un müslüman olan oglu Süleyman (eski adi: Alexandr)'i getirmistir. böyle davranmak zorunda idi. Daha önce de belirtildigi gibi. Bunun üzerine Çelebi Mehmed. daha nice tehlikeler ve gaileler boy boy himmet ve gayret istiyordu. Bir kere kardeslerini yenip tek basina idareyi ele aldigi zaman.

bundan haberdar olunca cenazenin düzme olma ihtimalini düsünerek bizzat kendisi kontrol etmek ister. Bu arada burçlara yapilan hücumlari da bertaraf etmisti. ekonomik bakimdan da Osmanlilar'la daha siki münasebetlerde bulunmus ve onlarin nüfuzu altina girmis oluyorlardi. Hele son hareket. bununla da yetinmeyerek dayisi Yildirim Bâyezid'in kabrine hakaret ederek ülkesine geri döner. Bursa hisarinda bulunanlari bir hayli sikintiya sokmustu. onun maneviyatini büsbütün bozmustu. Hatta Haci Ivaz Pasa bile birkaç yerinden ok yarasi almis olmasina ragmen anlari gizleyip kale muhafizlarina yardimda bulunuyor ve anlari teselli ediyordu. büyük ganimetlerle salimen geri dönüp elde ettikleri ganimetleri ona arz ettiler. Cenazenin gerçekten Musa Çelebi'ye ait oldugunu görünce maneviyati daha fazla bozulur. Ivaz Pasa'nin yigitleri. Bu maksatla varip kefeni açar ye cenazenin yüzüne bakar. Buna göre Musa Çelebi'nin cenazesini görüp teshis ettikten sonra devlet idaresinde tek basina kalan Çelebi Sultan Mehmed ile basa çikamayacagini anlayinca. Karamanlilar tarafindan bir gece mesalelerle girisilmek istenen hücumu da tesirsiz hale getirip önledikten sonra hisarin Kaplica kapisini açtirarak karsi hücuma geçmis ve Karaman ordusunu perisan etmisti. Fakat Karamanoglu da artik bir sey yapamayacagini anlamisti. 1413 yilinda yaninda Türkmen boylari oldugu halde önce Sivrihisar üzerine yürüyüp burayi zapt eden Mehmed Bey. Karamanoglu. Cenevizlilerin Ege sahillerinde bulunan kolonilerinden Foça. Böylece onun maneviyatini bozmaya gayret ediyordu. dedesi Murad Hüdavendigâr'in kabri yanina defn edilmek üzere Bursa'ya getirilir. Haci Ivaz Pasa.yilinda gerçeklesen bu hareket sonucunda. Osmanlilar'in fetret dönemi içinde bulunduklari ve Çelebi Mehmed ile Musa Çelebi'nin Rumeli'nde savastiklari bir sirada Bursa üzerine yürümeye karar vermisti. O da bütün ganimetleri askerlere taksim ederek daha nice vaadlerde bulundu. Fakat gelirken takib ettigi güzergâh tutuldugundan oradan dönmeye cesaret edemediginden Kirmasti (Mustafa Kemal Pasa) ve Isparta üzerinden Karaman iline gider. esir aldigi Karaman askerlerini surlar üzerinde Karamanoglu'nun gözleri önünde astiriyordu. Midilli ve Sakiz adalari. Özellikle Karamanoglu'nun Bursa hisarina giren pinar suyunu kesmek suretiyle halkini teslime zorlama tesebbüsünü. daha sonra Bursa önüne gelip Bursa hisarini kusatma altina alir. bu dönüs esnasinda cereyan eden bir konusma daha dogrusu bir hadiseden bahs ederler ki. Gerçi muhasaranin uzamasi. Bununla beraber kaledekilerin durumu gün geçtikçe zorlasiyordu. BURSA KUSATMASI VE ÇELEBI MEHMED'IN KARAMAN SEFERI Karamanoglu Mehmed Bey. O. Bursa halkinin yardimi ile siddetle mukavemet etmisti. Osmanli kaynaklan. Karamanoglu'nun durumunu ortaya koymasi bakimindan dikkat çekici bir hadisedir. zaman zaman yaptigi huruç hareketleri ile bertaraf eden Haci Ivaz Pasa. Bursa kusatmasini kaldirip sür'atle ülkesine dönerken . Böyle psikolojik bir çöküntü içinde bulunuldugu bir sirada Musa Çelebi'nin tabutu. Bunun üzerine sehri atese verir. Otuz iki gün devam eden bu kusatma sirasinda hisarin subasisi bulunan Haci Ivaz Pasa.

onu bulundugu yerde bir agaca astirarak cezalandirmistir. bu yangini açik bir sekilde ortaya koyup o günü hâlâ hatirlatmaktadir. gerektigi zaman Osmanlilar'a askerle yardimda da bulunacakti. tabl (davul) ve âlem verilmistir. Konya önünde Ortakuyu mevkiinde Osmanli ordusuna mukavemet etmek istediyse de maglub olarak kaçmak zorunda kalir. Memlûklu ve Bizans kaynaklarinin bildirdiklerine göre Karamanoglu. Hicrî 818 (M. Keza o. hisar üstünde kendisiyle konusan oglunu ikna ederek birlikte Osmanli sultaninin yanina gelirler. Bu defa basini kurtarmak için öncekinden daha agir olan bir muahede imzalamak zorunda kalan Karamanoglu. Bu maglubiyete ragmen Karamürsel'i elçilikle Çelebi Mehmed'e gönderen Karamanoglu. Bu baristan sonra Canik üzerine gitmek zorunda kalan Çelebi Sultan Mehmed. 1415) yilinda gerçeklesen bu antlasmaya göre Karamanoglu. Sivrihisar. ani bir baskinla Konya önünde bulunan Karamanoglu'nu yakalayip Mehmed Çelebi'nin yanina getirir. Bu sartlarla Karamanoglu Mehmed Bey'i affeden Çelebi Mehmed'e karsi Karamanoglu söyle demistir: "Madem ki bu can bu tendedir. ya dirisi gelmis olsaydi ne çare ederdin?" deyince bu söze gücenen Karamanoglu. Osmanoglu'nun ölüsünden böyle kaçarsin. memleket-i Osman'a kat'a yaramaz nazarla bakmayayim. Kendisine Kur'an-i . Çelebi Sultan Mehmed. Fakat Karamanoglu'nun yaptigi bu hareketten dolayi üzülür ve üzüntüsünden hastalanir. Buranin kadisi Mevlânâ Kivamuddin'i bir elçilik heyeti ile Memlûk sultanina gönderir. deve.Harman Danasi denilen ve sisman olan nedimi. Aksehir. 1414 yilinda cereyan eden bu hadisede Karamanoglu. daha ordugâhtan çikar çikmaz yeminini bozmus ve ovalara yayilmis bulunan Osmanli atlarini. Beysehir. Seydisehir ve Konya üzerine yürümüstü. yeminden sonra da kendisine hil'at giydirilip at. Karaman askeri ile Konya kalesine siginan oglu Mustafa'yi yanina getirmesi sartiyla affeder. Bunun üzerine yaninda Osmanli kuvvetleri oldugu halde Konya surlari önüne gelen Karamanoglu. Seydisehri ve Nigde'yi Osmanlilar'a terk etmek zorunda kaldi. Daha önce de belirtildigi gibi Izmir ve çevresini zapt edip Cüneyd'i bertaraf eden Çelebi Sultan Mehmed. Bunun üzerine tekrar o tarafa döner. Bursa'yi atese verdigi zaman Orhan Gazi Camiini de yaktirmistir. dayisi Bâyezid'in kabrini açtirarak kemiklerini yaktirmisti. Osmanli. yukarida belirtilen hareketlerinden dolayi Karamanoglu üzerine yürümeye karar vererek süratle Inegöl'e gelir. Ancak koyu bir Osmanli düsmani olan Karamanoglu. Bu sirada Bâyezid Pasa. Nitekim bugün Bursa Orhan Camii kapisi üstünde bulunan bes satirlik bir kitabe. Karamanoglu'nu. Yalvaç. çok geçmeden Karamanlilar'in tekrar sözlerini bozduklarini ve anlasarak Osmanlilar'a biraktiklari yerleri geri alma tesebbüsünde bulunduklarini ögrenir. Eger bakacak olursam Kelâm-i Kadîm (Kur'an) benden davaci olsun. Beysehri. Bundan sonra Kastamanu hakimi Candaroglu Kasim ve Germiyanoglu Yakub Bey'le birlestikten sonra Aksehir. maiyetindeki askerlerine yagmalattirmistir. siddetli yagmurlardan dolayi zor durumda bulunan Osmanlilar'la barismistir. Beypazari. Oglu Mustafa ise Konya kalesine siginir. kaçmaktan yorulunca Karamanoglu Mehmed Bey'e: "Hanim." seklinde yemin etmis.

Memlûklular'in himayesinde bulunan Karamanlilar'i fazla tazyik etmekten de uzak durmaya çalisiyordu. sonra çikar oyunu" darbimeseli. Nitekim Asikpasazâde tarihinde söyle denilmektedir: "Karaman'da bulunmaz dogru bir yar Veliler çok bile kulmas ve ayyar Eder kavl ü karar ahd u peyman Içer andlar. Osmanoglu ile adavetimiz (düsmanligimiz) besikten mezara kadardir. Nitekim bu maksatla koynunda sakli bulunan güvercini saliveren Karamanoglu. daha Orhan Gazi zamanindan itibaren denizciligin önemini kavramis ve gelismesinin denizcilik sayesinde daha kolay olacagini anlamisti. kel ve foduldur Karaman Aninçün kahr eder ani Kahhar" Yine bu cümleden olarak "Karaman'in koyunu. bazi degisikliklerle günümüze kadar gelmistir. süratle Konya'ya çekilirken söyle diyordu: "Bizim. VENEDIKLILER'LE YAPILAN ILK DENIZ SAVASI Bir kara devleti olarak kurulan Osmanli Devleti.Kerim üzerine ettigi yemin hatirlatilinca: "Bu can su tende durdukça" sözü ile kendi canini degil. Yildirim Bâyezid zamaninda Gelibolu tersanesinin yapilmasi ile gelismeye baslayan Osmanli denizciligi. isimizin geregi de ahdi bozmaktir. yalan çok. . Memlûklular'la arasinin açilmasini istemeyen Çelebi Sultan Mehmed. Silifke'nin kuzeyinde bulunan Varsaklar arasina kaçip kurtulmustu. Osmanli saldirisina karsi koyamayan Mehmed Bey. koynunda saklamis oldugu güvercini kast etmis oldugunu söylemistir. henüz Venedikliler'le boy ölçüsebilecek bir güce sahip degildi. Bununla beraber Çelebi Sultan Mehmed. Bu sebeple." Karamanoglu'nun bu hilesi. Karamanoglu'nun bu hilesinden sonra Çelebi Sultan Mehmed tekrar ve süratle Konya üzerine yürümüs ve kisa bir çarpismayi müteakip müstahkem hisarini zapt etmisti. Konya'yi Osmanli ülkesine katmaktan vaz geçer. eyler inkar Beyi ve kadisi hem çeyhi müderris Hiledir isleri hem hâr u mekkâr Tekebbür. Bu sebeple olacak ki 1321'lerden itibaren üç yönde denizlere çikma hareketine basladi. dönemin efkâr-i umumiyesinde Karamanlilar hakkinda bazi fikir ve görüslerin ortaya çikmasina sebep olmustur.

bir hayli de esir alip dönmekte iken Egriboz adasi sahilinde rastladigi birkaç Venedik ticaret gemisini de zapt ederek geriye dönmüstü. gemide mevcud bütün erleri kiliçtan geçirdiler. Bununla beraber her iki donanma da harp tertibati almisti. Bu arada Osmanli amirali ile isbirligi yaptiklarini sandiklari vatandaslarini da amiral gemisinde iskence ile öldürdüler. Otuz gemiden meydana gelen bu Osmanli donanmasi. topluca öldürülerek büyük bir katliama tabi tutuldular. Bu sebeple. Osmanli ticaret gemilerine karsi düsmanca bir muamele içinde bulundugu için hicrî 818 (M. Sonra baska kadirgalara da . Bu talimat geregi o. Henüz yeni gelismekte olan Osmanli donanmasi. tekrar gözden geçirildi. Türklere ait oldugunu zannederek yakalamak isteyen Venedik amirali. Gerek çagdas tarihçi Dukas. Venedikliler tarafindan Türk ticaret gemilerine karsi girisilen hareketlere mukabele etmek üzere Andros. ölümden kurtulmus bulunan esirler. Sonunda Imparator Manuel'in araya girmesi ile iki taraf arasinda baris saglanmis ve esirler iade edilmisti. Bu hadiseden bir sene sonra. Ertesi gün. gemilerin seren direklerine asilmak suretiyle öldürüldüler. Bu istegi red eden Osmanli amirali. Bu arada bütün savas boyunca yirmi yedi gemi. Zaten Venedikliler de kendileri ile denizde rekabet edebilecek bir gücü istemiyorlardi. Lapseki önlerine gelir.Ege Denizi'nde Venedikliler'e bagli Andros adasi beyi olan Pietro Zeno. 1415) yilinda Gelibolu tersanesinde hazirlanan 30 kadirga. Hatta Çali Bey'i de yakalayarak vücudunu parça parça ettiler. bu muharebedeki katliami su ifadelerle nakl eder: "Evvela amiral Çali Bey'in kadirgasina taarruz ederek. Nitekim bu ilk savasta maglub olan Osmanli donanmasi ve askerine karsi giristikleri katliam bunun açik bir delili olarak tarih sayfalarinda yer almaktadir. kendisinin taarruz etmemesi hakkinda senatodan kesin talimat almisti. Öyle anlasiliyor ki Osmanlilar. bu ilk ciddi deniz muharebesinde maglub olurken komutani (amiral) olan Çali Bey de sehid olur (1 Rebiülâhir 819/29 Mayis 1416). Türklerden zapt ettikleri gemileri geri isteyecekti. geminin Osmanli donanmasina dogru kaçip onlara siginmasi üzerine geminin kendisine verilmesini ister. Venedik amirali. Venedikliler'in eline düstü. Türkler tarafindan kendisine bir taarruz olmadikça. Venedikliler'in Pietro Loredano komutasinda sevk ettikleri donanma. olaya müdahale ettiginden Marmara adasi ile Gelibolu arasinda siddetli bir muharebe meydana gelir. kahramanca savasmis olmalarina ragmen Venedikliler'le basa çikamamislardi. Paros ve Milos adalarina hücum etmis. Bunlar içinde kendi istekleri ile Osmanli gemilerinde bulunan Ceneviz. Katliamdan kurtulan Müslüman gemici ve askerlerin bir kismi da idareleri altinda bulunan Ege adalarina çalistirilmak üzere götürnldüler. Tam bu sirada Istanbul taraflarindan gelmekte olan bir Middili gemisini. Bunlarin verdigi bilgiye göre Gelibolu sahilinde cereyan eden muharebeyi seyr eden çocuk ve kadinlarin gözleri önünde o anda ele geçirilen Osmanli amiral gemisi ile alti kadirga ve alti çektirmede ele geçirilen bütün esirler. Bunun için Osmanli denizciligini baltalamaya yönelik her çareye basvuruyorlardi. Katalan. Sicilyali. yeni yeni ögrenmeye basladiklari bu denizcilik mesleginde henüz tam bir olgunluga erismis degillerdi. Fransiz ve Giridli gibi Hiristiyan gemiciler de. Çali Bey komutasinda Akdeniz'e çikar. Dukas. 1417 yilinda Pietro Loredano tekrar gelerek Lapseki'yi almak istediyse de muvaffak olamaz. Yaralanmis olan Venedik amirali ise Bozcaada'ya çekilir. gerekse daha sonraki tarihçiler bu katliami tafsilatli bir sekilde anlatirlar.

Bu muharebe. Gelibolu'dan bir mil kadar uzakta cereyan etmisti. Çelebi Sultan Mehmed'e birakan Isfendiyar Bey. Nitekim Isfendiyar Bey. Küre ve Kalecik'in Kasim Bey'e verilmesini istemisti." Istanbul'un fethinden tam otuz yedi sene önce cereyan eden bu hadise. 27 adet Türk gemisini alarak Bozcaada limanina girdiler. plânli bir harekattan ziyade bölgede Osmanli hâkimiyetine karsi ortaya çikip yükselen tehdidlerin sonucu olmustu. Ankara muharebesinden sonra Timur'un yardimi ile. Tosya. Kastamonu ile Küre hariç olmak üzere adi geçen yerleri oglu Kasim Bey'e degil. . Isfendiyar Bey'e bir mektup yazarak Kastamonu. Çelebi Mehmed namina hutbe okutup para bastirmak suretiyle onun hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalmisti. Burada tahkikat yaparak erler arasinda Türk aslindan olanlari kâmilen bogazladilar. aksama dogru muharebeye son verdiler. Kardesler arasinda meydana gelen mücadelede. ülkesinin en verimli yerlerini. aradaki dostane münasebetleri bozmus ise de sonradan anlasarak pek çok olayda birlikte hareket etmeye basladilar. Çankiri. Karaman ve Eflâk seferlerinde oglu Kasim Bey komutasinda birlikler göndererek Çelebi Sultan Mehmed'i desteklemisti. Osmanli hükümdari ile basa çikamayacagim anlayan Isfendiyar Bey.taarruz ederek bütün Türk kadirgalarini zapt ettiler. Isfendiyar Bey'in. Bunun üzerine Mehmed Çelebi. sevdigi oglu Hizir Bey'e verecegini duyarak Mehmed Çelebi'ye bas vurmus ve onun araciligi ile bazi yerlerin kendisine verilmesini istemistir. daha önce Osmanlilar'in eline geçmis olan yerlerini geri almisti. Candaroglu Isfendiyar Bey. Ancak. Nitekim Candar beyleri ile olan münasebet de böyle bir endisenin sonucunda baslamisti. Bu isteginin reddi üzerine harekete geçen Osmanli ordusu. Osmanlilar'in. simdiye kadar tanimadiklari ve sahidi olmadiklari böyle bir olay. onlarin daha sonra denizcilikte de maharet kesb etmek için çok daha ciddi çalismalarina sebep olmustu. Venedikliler. Kastamonu'ya dönmüs ve bütün camilerde Mehmed Çelebi adina hutbe okutmustur(1416). Eflâk harekâtindan sonra askerî harekâtini bir müddet için Anadolu'ya çevirmek zorunda kaldi. Hiristiyan erler hakkinda da arastirma yaparak Türk donanmasina angarya olarak cebren (zorla) alinmis olanlarin hayatlarini bagisladilar. Mehmed Çelebi'nin rakiplerini desteklemesi. Ücret ve diger menfaat temini maksadiyla Türklerin hizmetine girmis olanlarini Bozcaada'da kazikladilar. Türkleri. Venedikliler'in vahsetini ortaya koymaktadir. Bütün adada çepeçevre bag kütükleri ve bu kütüklerden sarkmis üzüm salkimlari gibi asilmis erler görünüyordu. kanlarinin ve çocuklarinin gözleri önünde merhametsizce parçaladilar. Eflâk seferinden dönüste babasi Isfendiyar Bey'in. Isfendiyar Bey'i Sinop'ta muhasara altina almisti. Bu harekât. ANADOLU HAREKÂTI Çelebi Sultan Mehmed. Osmanli tarihçilerinin bildirdigine göre Osmanlilar'la birlikte hareket eden Kasim Bey.

Bu tehdid üzerine Hasan Bey. devamli olarak birbirleri ile mücadele edip bölge halkina zarar vermekte idiler. Pir Ömer Bey. mahallî beylerden Alparslan oglu Hasan'in da Çarsamba taraflarim almasi. Bunlar. ben harb ederken bu Tatar beyleri dügün pesinde kosuyorlar ve bab-i hümayunumda görünmüyorlar" diyerek. Bundan sonra da Müslüman Samsun kusatma altina alinmisti. ileride onlardan gelebilecek bir tehlikeye simdiden mani olmak maksadiyla onlarin Rumeli'ye göç ettirilmelerini emr eder. Erzincan'i Akkoyunlular'dan alarak kendi adamlarindan olan Pir Ömer Bey'e vermisti. Ordu taraflari da Karahisar Canik'ine aittir) bölgesinde de faaliyette bulunan Pir Ömer'in bu hareketi. Bunun üzerine Çelebi Sultan Mehmed. Bu emir üzerine yol hazirliklarina baslayan Minnet Bey. Hayati boyunca Timur'a düsman olmus ve onunla mücadele etmis olan Karakoyunlu Devleti'nin beyi Kara Yusuf. Canik seferinden sonra Bursa'ya dönerken Iskilip taraflarinda bir Tatar cemaatine rastlar. Hizir Bey'e kardesi Kasim Bey gibi kendisinin de Osmanli Devleti'nin hizmetine girmesini teklif etmis ise de Hizir Bey. Bundan sonra biri Sivas. reislerinin de Minnet Bey adinda biri oldugunu ve su anda bir dügünde bulundugunu söylerler. diger bir kismi da Arnavutluk havalisine iskân . Çelebi Sultan Mehmed'in harekete geçmesine sebep olmustur. yardim istemek üzere o dönemde Amasya valisi bulunan Sehzade Murad'a bir heyet göndermisti. kendi sahasini genisletmek için Sarkî Karahisar Bey'i Melek Ahmed Bey'in oglu Hasan Bey'i tehdid ederek burayi alip kendi bölgesine katmak istiyordu. savas olmadan ele geçmis oldu. Kara Yusuf. Çelebi Sultan Mehmed. Osmanlilar'in dostu idi. mukavemet edemeyecegini anlayarak sehri bizzat sefere katilmis olan Çelebi Sultan Mehmed'e teslim eder. digeri de Karahisar'a tabi iki Canik (bunlardan Samsun ve Çarsamba taraflari Sivas Canik'ine. Yukarida belirtilen hadiseler cereyan ederken her iki Samsun'un alinmasina karar verilerek Amasya valisi Sehzade Murad'in lalasi Biçeroglu Hamza Bey. birbirine yakin iki Samsun vardi.CANIK BÖLGESININ ZAPTI Osmanlilar'in. kendilerinin Samagar Tatarlarindan olduklarini. Fakat henüz yardim gelmeden harekete geçen Pir Ömer bu beyi yakalayarak Sarkî Karahisar'i da zapt etmisti. Verilen emre göre bunlarin bir kismi Filibe taraflarina. Nitekim. bunlarin kim olduklarini ve reislerinin nerede bulundugunu sorunca. yanindaki bütün Tatarlarla birlikte Rumeli'ye geçer. Canik bölgesini ilhak etmek üzere ugrastiklari dönemde dogu sinirlarinda Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmen devletleri vardi. Osmanli Devleti'ni endiseye sevk etmisti. Çelebi Sultan Mehmed. sehri atese verdikten sonra gemilere binip buradan ayrilir. Daha önce de belirtildigi gibi Sivas Canik'i mintikasinda biri müslüman digeri Cenevizliler'e bagli olan ve kâfir (Gavur) Samsun denen. "bakiniz. Sehrin muhafizi Isfendiyar oglu Hizir Bey. Padisah. aralarindaki düsmanliktan dolayi kardesi ile bir arada bulunamayacagini belirterek özür dilemis ve babasinin yanina dönmüstür(1419). 1418 yilinda Pir Ömer'in Karahisar Canik'ini. nihayet Candaroglu Isfendiyar Bey'in de Müslüman Samsun'u alarak Bafra Bey'i olan oglu Hizir Bey'e vermesi. Bu haberi duyan Ceneviz Samsun'u halki. Mogol istilasi zamaninda buralara getirilip yerlestirilmislerdi. Cenevizliler'in elindeki Samsun'a almaya memur edildi. Bu iki devlet. Böylece bu Samsun.

Seyh Bedreddin bu eserini Edirne'de kadiasker iken yazmaya baslamis. gerek memleket içinde. Fakat Çelebi Sultan Mehmed'in kardeslerine galip gelmesi üzerine mevkiini kayb ederek Iznik'e gönderildi. Gerçekten Seyh Bedreddin Mahmud. asagi tabakadan birini seçti. Bu gaye ile Bedreddin. Filibe-Istanbul yolu üzerinde ve Filibe'ye yakin bir mesafede bulunan yere yerlestirilen ve sonradan Tatarpazari adini alan bu yer. Bedreddin bu adamda. Seyh Bedreddin. iki seneden daha fazla bir süre. Seyh Bedreddin. Bedreddin'in bu eserleri ulemaca muteber kabul edilmislerdir. Sam. ilim ve irfan üstadlarinin egitim ve terbiye nimazlarini kirarak. Bu eserinden önce fikha dair "Letâifu'l-îsârât" isimli eserini yazmisti. "Kitâbu't-Teshil" adi ile kaleme aldigi eseri. hem de batinî ilimlerdeki vukuf ve ihatasiyla mümtaz ve müstesna bir mevki isgal etmisti. Bilgi bakimindan zamaninin ileri gelenlerindendi. Daha sonra Edirne'ye gidip ana ve babasina kavustu. adi geçen Tatarlar tarafindan kurulmustur. hareketlerinin sorumlulugunu yüklenecek ve kendisine yol açacak bir âlet lazimdi. Bu hususta "Câmiu'l-Fusûleyn" adli eseri. Osmanli tahtini kardesleri ile paylasarak saltanat sürmekte olan Musa Çelebi'nin takdirlerini kazanarak kadiaskerlige tayin edildi. Islâm hukukunda zamaninin imami durumunda idi. gizlice adamlarini yetistiriyordu. Ülkeye tek basina hâkim oldugu günden beri Seyh Bedreddin'in hareketlerini dikkatle takib eden Çelebi Sultan Mehmed. sonradan burada cami. yerlesmis ve saglam sistemleri ezip geçecek kadar sakat bir yol seçmisti.edileceklerdi. 818 Cemaziyelâhir'in yirmi yedinci sali günü (3 Eylül 1415) Iznik'te ikamet ederken bitirmisti. Konya ve Tire'de dolasmaya basladi. onun degerini ortaya koyma bakimindan yeterlidir. Izmir körfezinin güney ucunda ve Sakiz adasinin karsisinda Karaburun'da (Çesme) (o zamanki adi ile Stylaryus dagi) üzerinde dogmus. Göz hapsinde bulunmasina ragmen Seyh Bedreddin burada rahat durmuyor. kendi görüslerini açiklayabilecek enerji . bunlardan bir kismi Filibe civarindaki Konushisar mevkiine. O. Vâridat adini tasimaktadir. IÇ ISYANLAR ve SIMAVNA KADISI OGLU SEYH BEDREDDIN MAHMUD'UN ISYANI Çelebi Sultan Mehmed devrinin en önemli hâdiselerinden birisi. Ahlatî isminde bir zata intisâb ederek seyhlik sifati almis olmasina ragmen. ciddi ve parlak bir tahsilden sonra Hüseyin b. "Letâifu'l-îsârât"in serhidir. Misir dönüsü Haleb. siyasî ve ictimaî mahiyetteki ayaklanmayi bastirmaya muvaffak oldu. Seyh Bedreddin'in tasavvuf sahasindaki görüslerini ortaya koyan eseri. imâret ve kervansaray yaptirmistir. memleketin siyasî ve sosyal bünyesine vurmayi tasarladigi darbeyi vurabilecek yikici bir zekaya sahipti. bir kismi da Arnavutluk tarafina yerlestirilmislerdi. seyhin baslattigi dinî. gerekse Kahire. hem zahirî. Seyh Bedreddin'in bunlardan baska eserleri de vardir. Minnet Bey'in oglu Mehmed Bey. Burada. Seyh Bedreddin'in. Emre uyularak. Seyh Bedreddin Mahmud ve taraftarlarinin çikardiklari isyandir. Onun bu özelligi daha önce temas edildigi gibi hayatini kurtarmis ve kendisine sürgün yerinde bile maas baglanmasina sebep olmustu. Bu dönemde Bedreddin'e. Haleb gibi Islâm âleminin en namli kültür merkezlerinde uzun zaman dolasip.

nüfuz dairesi burada gittikçe genislemeye baslar. oradan da Dobruca'ya geçer. Avrupa ve Asya'da bir hükümet kurmak oldugundan Hiristiyanlari ve özellikle Rumlari elde etmek istiyorlardi. Ben. Yahudi Torlak Kemal de Manisa taraflarinda Rafizî Bâtinî bir Sia'nin tehlikeli hüriyeti ile faaliyetlerine basladilar. Aydin. Deliorman'dan her tarafa mektup ve adamlar göndererek büyük bir propaganda faaliyetine girisir. Bunun üzerine Seyh Bedreddin. senin evinde kendi evim gibi otururum. Müslüman Türk kanina hayli pahaliya mal oldu. Gayesi. din farkini ve evlilik müessesesi gibi kanunun teminati altina alinmis sosyal barajlari da asip cemiyete yeni bir nizam tanimak yoluna koyuldular. Çelebi Mehmed'den çekindigi için seyhe müsaade etmedi. Islâm tarihindeki. Buna göre kadinlar hariç olmak üzere her seyde ortaklik vardi. devletin temelini kökten sarsmaya yönelik bir hadise idi. Allah'a ibadet ettiklerini inkâr edenlerin kâfir olduklarini ilân ve kendilerine katilmak için gelen Hiristiyanlari gökten inen melekler gibi bereketli kabul ediyorlardi. Isfendiyar Bey. Sadece kadinlar müstesnadir. o zamanlarda Bedreddin'in görüslerini yaymaya çalisan dervislerin basina geçti. Bu meczuplar söyle diyorlardi: "Ben. Sonra da halkinin çogunlugu Siî olan Deliorman'a yerlesir. Sancak isteyen gelsin. halifeyim Mustafa (Börklüce) da benim hizmetkârimdir. subasilik isteyen gelsin velhasil her arzusu olan gelsin. Fakat. Karaburun. Seriat çerçevesi içine alinmis ahlâk degerlerini hiçe sayarak beser zaaflarina genis müsaadeler tanimak. Aydin ve Karaburun'da etrafina binlerce insan toplayan Börklüce Mustafa'nin muvaffakiyetleri. gizlice bir gemiye binerek Rumeli yakasina geçip Zagra'ya gider. esitlik ve fakr gibi insana cazip gelen sloganlara dayaniyordu. Gerçekten de Börklüce. Bunlar. Bedreddin'e Torlak Kemal denilen bir yahudi de yardim etti. Batinî Hasan Sabbah hareketinin bir benzeri olarak karsimiza çikan bu hadise. Onun görüslerinin temeli." Bu safhada Börklüce Mustafa. Bunun için ailesini Iznik'te birakarak Sinop'taki Isfendiyar Beyi'nin yanina kaçti.ve heyecani buldugundan onu kendine kethuda. Asikpasazâde'nin ifadesine göre o söyle diyordu: "Bundan sonra padisahlik benimdir. bir müddet sonra Zagra'dan Silistre'ye. gerekli tedbirleri almakta gecikmedi. baslangiçta bütün boyutlari ile büyüklügünün farkina varilamayan bu olay. Bundan dolayi da taraftarlari ona Dede Sultan adini verdiler. Dukas'in da dedigi gibi gayr-i müslimi bol olan Karaburun (Çesme) havalisinde Türklerden ziyade Hiristiyan ve Yahudilere taviz vererek o suretle bu cemaatleri basina toplayabilmisti. derhal kendini baba ve ruhanî reis ilân etti. Börklüce Mustafa denilen bu hizli fanatik. vekil ve dinî temsilci olarak seçti. seyhin Iznik'te kalmasini tehlikeli bir duruma sokmustu. oradan Tatar iline geçmekti. arabalarini kullanirsin. bir taraftan da ferdî mülkiyeti. Sen de benim elbiselerimi giyer. . Seyh. Seyhin. Bu yahudi." Bedreddin ile sirdaslarinin gizli amaçlari. Bu gayelerine erismek için de dervislerin görüsüne göre Hiristiyanlarin. silahlarimi. Aydin ve Manisa çevresinde baslayan bu fesad hareketinden haberdar olan Çelebi Sultan Mehmed.

bu da onlarin bol huzur ve kolayca servet temini gibi vaadleri çok cazib bulmalarindan ileri geliyordu. Bunun üzerine Amasya sancak beyi ve henüz on iki yasinda bulunan Sehzade Murad ile lalasi Bâyezid Pasa. Tarihî seyri ve neticesi ne olursa olsun. Öbür taraftan etrafina pek çok Hiristiyan ve Yahudiyi toplayan Seyh Bedreddin. Fakat bunlarin fazla bir varlik gösterememesi ve hatta maktul düsmeleri üzerine daha ciddi tedbirlerin alinmasi gerektigine kanaat getirip Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal ile târaftarlarini ortadan kaldiracaktir. Türk Islâm birligine karsi giristigi bozguncu hareketin zararini kabul etti. Saadeddin Teftazanî'nin talebelerinden olan Heratli Mevlânâ Haydar Acemî'nin verdigi "Mali haram. mürid ve dervisler üzerinde seyhin nüfuzu o derece kuvvetli idi ki. haramlarin helal kilinmasi. bazi kimseler için göz boyayan hos müsaadelerdi. Mehmed Çelebi'nin emri ile kurulan bir ulema divaninda durumu tesbit edilip toplum nizamini bozmakla suçlanan Seyh Bedreddin Mahmud. . Gerçekten. Nasil ki. her kaynasma ve ayaklanmada mühim olan birer figüran rolündeki yiginlarin çikardigi gürültü degil. asilerin üzerine yürümüs ise de muvaffak olamamisti. önce bölge beylerini bunlarin üzerine gönderecektir. sosyal sartlarin ve siyasî buhranlarin halk için sikintilar ortaya çikardigi devirlerde meydana gelen hosnudsuz ruh haletinden faydalanirlar. Fakat bunlarin hepsinden cazip olani süphesiz ki memleketin muayyen bir zümre arasinda taksim edildi. kani helâl" fetvasi üzerine 1420 yilinda Serez pazarinda idam edilmisti.Siî karekterli olan bu isyani bastirmak üzere harekete geçen Osmanli hükümdari. kisa bir zamanda binlerce kisiyi ayaklandirmaya muvaffak olmuslardi. üzerine gönderilen kuvvetlere mukavemet edemeyerek teslim olmus ve Serez'de bulunan Çelebi Sultan Mehmed'in yanina götürülmüstü. gayet âdilane cereyan eden bu muhakemede. Allah birdir dedikten sonra peygamberligi sadece seyhlerine lâyik görüyorlardi. Manisa Sancak Beyi Kara Timurtas Ali Bey. Babaî isyanlari Selçuklu inkirazinin ortaya çikardigi sosyal bir çalkantinin sonucu ise. seyhten aldiklari ilham ve hizla. Bedreddin Mahmud da sahne olarak ayni cografya parçasini seçip on yildan fazla süren sehzadeler mücadelesinin dogurdugu siyasî ve ictimaî huzursuzluktan faydalanmasini bilmistir. Seyhe ve halifelerine uyanlar arasinda Türklerden çok Yahudi ve Hiristiyanlar görülüyordu ki. izdirap ve zaaflarini sezip bunlari sahis ve zümre menfaatleri adina kullanmasini bilen anarsi merkezlerinin gayesidir. bu yiginlarin gizli veya asikâr istek. Anadolu'nun bu bölgesinde büyük bir tehlike olarak ortaya çikan bu isyani bastirmak üzere harekete geçen yeni Aydin Beyi Süleyman (Aleksandr) Bey'in maglub ve maktul düsmesi üzerine. kanunlarin bozulmasi. âsileri büyük bir bozguna ugratip Yahudi Torlak Kemal ile Börklüce Mustafa'yi öldürmüslerdi. bu adamlar. sayilari binleri bulan. Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal gibi propagandacilar. Bu belirli ihtiraslar etrafinda merkezlesen gayeler ise. Devrin en seçkin âlimlerinden mütesekkil bir mahkemenin karsisinda suçunu kabul eden Seyh Bedreddin için. Dinî vecibelerin kalkmasi.

Bu defa onun karsisina Yildirim Bâyezid'in yasça kendisinden daha büyük olan (bazi kaynaklarda küçük) ve saltanat iddiasinda bulunan Mustafa Çelebi'yi çikarmisti. Selanik valisi Dimitrios Laskaris Leondarios. Bu sebeple Imparator Manuel bu defa Mustafa'mn tarafini tutmaya baslamisti. Çelebi Sultan Mehmed'in vefatindan sonra oglu II. Ulahlar'dan ve iki defa isyan edip iki defa da af edilen Nigbolu Sancak beyi Izmiroglu Cüneyd Bey'den yardim gören Mustafa Çelebi. Mustafa. Kendi menfaatini gözönünde bulunduran Imparator.Büyük bir mücadele ve gayret sonucu. Yorucu ve zahmetli bir yolculuktan sonra Anadolu'ya gelebilen Sehzade Mustafa. iç yaralari sarip memleket bünyesinin sagligini iade eden Çelebi Sultan Mehmed'in bu vatana en büyük hediyesi. kendilerini Mehmed'e teslim etmeyecegini bu bakimdan müsterih olmalari . bunlara izaz ve ikramlarda bulunarak onlari teselli eder. görünüste Çelebi Mehmed'in dostu idi. menfaat karsiligi idi. Fakat. Burada faaliyette bulunmalarinin sebebi de herhangi bir muvaffakiyetsizlik halinde derhal Selanik kalesine siginabilmeleri içindi. Gerçekten Manuel. Seyh Bedreddin'den sonra devletin ikinci kez sarsilmasina sebep olmustu. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre Timur onu Semerkand'a götürmüstü. Babasi ile birlikte Ankara savasina katilan Mustafa Çelebi (öl. Fakat bütün bunlar. Çünkü magluplar Selanik kalesine siginmislardi. Hatta ona bir evlad gözü ile baktigini bile söyleyerek ona bu yönde teminat vermisti. Karamanoglu Ali Bey'e ait Nigde'de bir müddet kaldiktan sonra kardesi Musa Çelebi gibi Isfendiyar Bey'in yanina gider. Mustafa ve Cüneyd Bey'in giristikleri hareketleri haber alir almaz derhal harekete geçer. Timur'un ölümü üzerine sehzade Mustafa da diger hükümdarlarin ogullari gibi serbest birakilmisti. bu sarsintida oynadigi rol. 1422). Manuel'e Osmanli ülkesinden daha çok menfaat temin edecegi garantisini veriyordu. Onun tesviki üzerine Eflâk Bey'i Mirçe ile baglanti kurup o tarafa geçer. Selanik mintikasinda iki ordu karsi karsiya gelir. Ankara savasindan sonra Musa Çelebi ile birlikte kayb oldugu söylenmis. cesaretlerini kayb etmemelerini ve Selanik'in Türklere teslimi tehlikesi olsa bile. küçük yasta vefat ettigine dair çikarilan sayia ve Çelebi Sultan Mehmed'in siyasî tesebbüsü üzerine orada barinamayarak Bizans Imparatoru Manuel'e iltica edip ve ondan yardim ister. Onun. Çünkü o siralarda Musa Çelebi Istanbul'u kusatma altina almisti. Musa Çelebi'ye karsi. Ikinci Sultan Murad gibi hükümdar namzedi bir sehzade yetistirip birakmasidir. Hamideli ve Teke sancagi askerlerinin basinda bulunuyordu. Yildirim Bayezid'in ricasi üzerine arattirilarak bulunmustu. Çelebi Sultan Mehmed'e yardim etmisti. Murad'i da mesgul edecektir. Çelebi Sultan Mehmed. MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI Yildirim Bâyezid'in ogullarindan biri olan ve saltanat iddiasinda bulundugu için tarihlerde Düzme Mustafa denilen Mustafa Çelebi. Yapilan muharebede Çelebi Sultan Mehmed galip geldiyse de Mustafa ve Cüneyd'i yakalayip ortadan kaldiramaz. Teselya ve Selanik taraflarinda faaliyete geçer. Talihlerinin degismis olmalarindan müteessir olmamalarini.

Bu açik tehdide karsilik Selanik valisi Dimitnos Leondarios su yumusak cevabi verir: "Ey padisah. Sen bu dünyadan göç ettikten sonra talihleri ne ise o olsun. Selanik valisinden de Mustafa ile Cüneyd'in kendisine gönderilmesini ister. imparatora müracaat ile Mustafa Çelebi'nin kendisine teslim edilmesini ister. Tarafinizdan sadir olan bu emrin icrasi ve neticeye erdirilmesi size ait bir keyfiyettir. dostlugu birakarak düsmanligi ele alacagim. dinlemek bile istemem. Bu hususta emir vermek ona aittir. Yalniz Bizans Imparatorunun kulu degil.gerektigini söyler. imparatorun himayesine siginan ve bir atmacanin takip ettigi keklik gibi. pekâla bilirsin ki. Mektuptaki ifadelerden anlasildigina göre Imparator. . O. kaçaklari. Sunu da biliniz ki. Bu arada. bu arzusunu açikça dile getirmese bile "hükümdarligin devam ettikçe. hem de bir emniyet subabi olarak kullanmak arzusunu tasimaktadir. Bana iltica edenleri teslim hakkindaki teklifini yapmak degil. Ben ise verilecek emri ifa edecegim. gerekse ondan sonra gelecek olan Osmanli hükümdarlarina karsi bunlari. gerek Sultan Mehmed." diyerek padisahtan özür diler. Bunu yapmayacak olursan.. biraz sabr ediniz. Bu sebeplerden dolayi âbidane istirham ediyorum. Ben." demek suretiyle zimnen buna isaret etmektedir. Bizimle Bizanslilar arasinda nifak ve düsmanlik sokmaya çalisma. Kisa bir zaman içinde sehri zapt edip halkini esir edecegim." sözleri ile Mustafa ve Cüneyd'in teslim edilmesi teklifini red eder. Zira sen. hem bir koz. Bu istek karsisinda Bizans Imparatoru Manuel. alelâde Türklerden biri degildir. Bunun için avlamakta oldugum avi bana teslim et. Çelebi Mehmed'e gönderdigi mektubunda: "Sen benim evladim. Onlar da Dimitrios'un teselli veren bu sözlerinden cesaret alarak rahat bir nefes aldilar. hayatini kurtarmak isteyen zât. Bununla beraber. senin hayatina da son verip düsmanlarimi avucumun içine alacagim. Validen bu sekilde bir cevap alan Çelebi Sultan Mehmed." dedi. korumasi altina almasi üzerine Çelebi Sultan Mehmed. Selanik valisi Dimitrios'un.. Eger ettigin yemini tutmak istemiyorsan haksiz olani Allah'in adaleti cezalandirir. Halbuki benim de vazifem cereyan eden hali imparatoruma haber vermektir. onun evladi makamindasin. ayni zamanda senin de kulunum. Haber aldigima göre o senin kardesindir. Eger isin böylece halline razi degilsen istedigin gibi hareket et. ben de baban makaminda olmayi kabul ederek ahd ettik. maiyeti erkanindan birisini Selanik valisi Dimitrios Laskaris'e göndererek: "Bizans imparatoru ile aramizda mevcut olan bozulmaz dostluk ve sevgiyi pek iyi bilirsin. biz Hiristiyanlarin itikad ettigimiz ekanim-i selâse (Hiristiyanlik'taki üçlü ilâh sistemi)'ye yemin ederim ki. Bu dostlugu bozmaya ve Bizanslilara büyük zararlar yapilmasina sebep olma. hükümdarligin devam ettikçe ve sen hayatta bulundukça mülteci Mustafa ile arkadasi Cüneyd hapishaneden çikmayacaklardir. su dakikada cereyan eden vak'alari imparatora yaziyorum. ben despot degil bir kulum. Zaten alelâde biri olsa dahi yine imparatorun izni olmadikça onu size veremezdim.

her sene üç yüz bin akça vermeyi. Bu arada Bizans casuslari. Çelebi Sultan Mehmed. Bir ara Edirne civarinda tertipledigi bir av sonunda ormandan çikan bir domuzu takip ederken ani bir felç geçirerek baygin bir sekilde attan düser. Çelebi Mehmed'i sehir disinda karsilayarak Bogaz kenarinda Çifte sutun (Besiktas) denilen yere kadar kendisine refakat ederler. Derhal Edirne sarayina tasinan Mehmed Çelebi'nin durumundan süphelenen asker. Ama Bizans ileri gelenlerinden birçogunu padisahi karsilamak ve hediyeler takdim etmek üzere gönderir. Istanbul'a getirilen Mustafa ile Cüneyd'i ve maiyetlerindeki otuz üç kisiyi Limni adasina gönderir. burada karaya çikarak çadira iner. Çelebi Sultan Mehmed. Bu haber üzerine Bizans'in bazi ileri gelenleri. padisahin Anadolu'daki islerini bitirdikten sonra Istanbul'u almak üzere kusatacagi haberini getirmislerdi. Imparator. Dolmabahçe ve Tophane sahillerine gelen padisahi. bu bakimdan iyilestikten sonra görüsebileceklerini söylemisti. Mustafa Çelebi'ye yardim edip asker veren Eflâk topraklarina akinlar yaptirmak suretiyle intikamini almis oluyordu. Amasya valisi olan büyük oglu Murad'in hemen davet edilip hükümdar ilan edilmesini vasiyet etmisti. burada üç sira kürekli kadirgada bulunan imparator bizzat kendisi karsiladi. Elçiler. 1420 yilinda Istanbul yolu ile Anadolu'ya geçmek üzere gelir. padisah Istanbul yolu ile Anadolu'ya geçerken yolda yakalanip tevkif edilmesini imparatora teklif ettiler. Bu görüsmede. Bu hadiselerden sonra Çelebi Mehmed. bu teklifi kabul etmez.Sultan Mehmed. kisi Bursa'da geçirdikten sonra 1421 yili ilkbaharinda Gelibolu yolu ile Edirne'ye döner. Aksam olunca maiyyeti ile birlikte Izmit tarafina hareket ederek Bursa'ya gelir. güya hatir sormak için bir elçi göndermisti. buna karsilik imparator da Çelebi Mehmed hayatta kaldigi müddetçe Mustafa'yi serbest birakmamayi ve Mehmed'in haleflerinin Bizans'a karsi takinacaklari tavra göre hareket etmeyi taahhüd ediyorlardi. Padisahin hastalandigi Bizans Imparatoru Manuel tarafindan haber alininca. büyük bir heyecana kapilmis ise de bu heyecani yatistirmaya muvaffak olan devletin ileri gelenleri onu hayatta ve saglikli imis gibi gösterebilmislerdi. gelen Bizans elçisini kabul etmemis ve birkaç günden beri hasta oldugunu. Ibrahim ve Haci Ivaz Pasalari davet ederek kendileri ile gizlice görüsmüstü. Çelebi Sultan Mehmed. Bu mültecilerin masraflari için Osmanli Devleti. Bununla beraber bu haber yüzünden ihtiyatî bir tedbir olmak üzere Çelebi Sultan Mehmed'i karsilamak için çocuklarini da göndermez. hükümdar olacak olan oglu Murad'in. Selanik kusatmasini da kaldirarak Edirne'ye döner. Bu vasiyetinde ayrica. Hükümdarlarinin hayatta ve saglikli oldugunu gören asker ise sevinmisti. Fakat Imparator Manuel. Padisaha tahsis edilen gemi ile imparatorun gemisi yanyana olmak üzere Üsküdar'a geçtiler. Fakat bu hastalikta" kurtulamayacagini anlayinca vezirleri olan Bayezid. küçük kardeslerini . daha ileri gitmeyerek imparatorun teklifini kabul eder görünür. MEHMED ÇELEBI'NIN VEFATI Mehmed Çelebi.

Padisahin cesedi. aradan uzun bir süre geçtigi halde huzura kabul edilmedigi için süphelenmis ve sonunda bir vasita ile padisahin öldügünü ögrenmis. ne de diger kardesi Süleyman Çelebi gibi yumusak ve kayitsiz idi. Bursa'da daha önce insa ettirdigi Yesil Türbe'ye defn edildi. miladî takvim ile de 7 sene 8 ay ve birkaç gün olmaktadir. Zamaninin olaylari gözden geçirilince bu kanaatte isabet oldugu anlasilir. Çelebi Mehmed'in. sabirli. ne babasi Bâyezid ve kardesi Musa Çelebi gibi sert.öldürmemesi için de bunlarin imparatorun yanina gönderilmesini bildirmisti. Cemaziyelevvel 824 (Haziran 1421) tarihinde meydana gelen vefatin günü hakkinda farkli görüsler bulunmaktadir. Bu arada imparator tarafindan padisaha gönderilen Leondari Dimitrios. beyaz yüzlü. onun hakkindaki kanaatlerini su ifadelerle aktarmaktadir: "Çelebi Mehmed. Bu haberi derhal Istanbul'a bildirmek için yola çikardigi birkaç ulak. fakat rahatsiz bulundugu için yalniz basina gidecegi söylenerek cenaze Anadolu sahiline geçirildi. Yalniz dostuna degil. Murad'in derhal getirilmesini istemesi. Bu yüzden de onun ölümü gizli tutulmustu. düsmanlarina da kendisini sevdirerek itimat telkin etmis ve kendisini saydirmistir. Çelebi Sultan Mehmed'in cesedi tahnit edilerek sarayda muhafaza edildi. Bu görüsmeden sonra Murad'a haber verip onu davet etmek üzere Elvan Bey süratle yola çikarilmisti. Fakat Leondari. yollarin tamamen tutulmus olmasindan dolayi gidememislerdi. ölümü halinde kardesi Mustafa Çelebi'nin imparator tarafindan saliverilmesi endisesi idi. vaziyeti kavrayarak istedigini ve vaziyeti ona göre ayarlamasi. kara ve çatik kasli. duruma göre uysal . Böylece vefati yaklasik 40 gün kadar saklanabildi. Çünkü imparator ile yapilan antlasmada kendisi hayatta bulundugu sürece kardesinin saliverilmemesi seklinde idi. deniz yolu ile padisahin ölüm haberini imparatora iletmeye muvaffak olmustu. orta boylu. kara gözlü. devlet erkani ise bir hekimin tedbiri sayesinde onu sagmis gibi askere göstermeye muvaffak olmustu. Iyi görüsü. Bu arada Murad'in Bursa'ya dogru yola çikmasi bekleniyordu. Çelebi Mehmed'in özelliklerini kaynak eserlere istinaden veren Uzunçarsili. Çelebi Sultan Mehmed'in bu tarihte 43 veya 47 yaslarinda bulundugu kabul edilmektedir. Murad'in Bursa'ya geldigi haberi üzerine padisahin Anadolu'ya bir seferinin olacagi. Âsikpasazâde'nin ifadesine göre asker padisahi görmek istemis. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre Çelebi Sultan Mehmed. azim ve irade sahibi. genis omuzlu. sik sakalli. Behcetu't-Tevârih'te bu tarih 23 Cemaziyelevvel 824 (26 Mayis 1421) olarak gösterilmektedir. açik alinli. Onun ölümünü bildirmemek için pek çok tedbir alindi. uzun kollu ve güler yüzlü bir hükümdardi. vakur ve ciddi bir hükümdardi. O. Çelebi Mehmed hakkinda Osmanli tarihlerinden baska yabanci kaynaklar da iyi sehadette bulunmaktadir. Böylece hem asker hem de halk kendisini hayatta biliyordu. Halbuki kendisinin ölümü ile bu sart ortadan kalkmis oluyordu. sözüne ve vaadine sadik. makul hareket eden. Osmanli Devleti'ni tek bir idare altinda topladiktan sonraki hükümdarligi hicrî tarihle 7 sene 11 ay ve birkaç gün. Kararin ertesi günü hastaligi son haddine vararak aksam üzeri vefat etti. nazik.

Bu gaye için çaba sarf etmis ve büyük ölçüde de muvaffak olmustu. Hammer. O. sebatkârligindan ve iyi ahlâkindan bahs ederler. 36). . Germiyanoglu Süleyman Sah'in kizi Devlet Hatun olan Mehmed Çelebi. Onun en büyük emeli. Yerli ve yabanci hemen bütün kaynaklar. sehzadeler mücadelesinden galip çikarak devletin birligini saglamisti. Küçük-büyük 24 muharebede bulunarak kirka yakin yara aldigi rivayet edilmektedir. din âlimleri ve genellikle Kur'ân'a gönül vermis olanlar hakkindaki cömertligi bakimindan da Misir sultanlari ile rekabet edebilir. Bitmek tükenmek bilmeyen gailelerle karsilasmis ama bütün bu gailelerin hakkindan gelmesini bilmistir. Osmanli tahtinda gözü olanlarin. karsilastigi büyük bunalimlardan basari ile kurtaran bir sahsiyettir. Daha önce sözü edilen Venediklilerle yapilan deniz muharebesi bir tarafa birakilacak olursa Bizans ve diger devletlerle dostane faaliyetlerde bulunmustur. taht kavgalari ve idarî meselelerle sürekli taciz edilen Mehmed." Bazi tarihçiler tarafindan devletin ikinci kurucusu olarak kabul edilen Çelebi Sultan Mehmed." Günümüz yabanci tarihçilerinden biri olan Norman Itzkowitz. Osmanli topraklarinin tamamen çözülmesini önleyen bir koruyuculuk faaliyeti olma basarisina erdi. O. babasi zamanindaki topraklari tekrar ele geçirmekti. topraklarini geri almis bulunan Anadolu beylerine karsi askerî harekata girisemezdi. I. Mehmed'in (1413-1421) hükümranliginin basarisini belirgin kilan ihtiyatlikti. Osmanli Devleti'ni. ama hayatî önemdeki hükümdarligi. Timur'un oglu Sahruh'un gücü geri plânda agirligim hissettirdigi sürece Mehmed. Iç isyanlar. Bununla beraber babasi Yildirim Bâyezid'in son yillarda eristigi güce erememisti. Karamanlilar'in.davranarak ileri gitmeyisi." Annesi. Vücudunda kirk kadar muharebe yarasi tasiyordu. dostlugu bozmamis ve sonucu belli olmayan bir maceraya atilmamistir. (Netâyicu'l-Vukuat. Memlûklular ile de dostça geçinmisti. onun hakkinda sunlari yazar: "Hayir ve din isleri ile ilgili müesseseler meydana getirmekte söhretli Selçuk sultani Birinci Alaeddin ile boy ölçüsebilecek olan Birinci Mehmed. Karamanoglu Mehmed Bey'in 822 (1419) yilinda Memlûk ordusu tarafindan esir edilerek Kahire'ye götürülmesi üzerine. Çelebi Mehmed'in dirayetinden. Bizans destegine tabi olmalari sebebiyle de Kostantiniye ile iliskilerini yumusak tuttu. seri hareket etmesi de kendisini en tehlikeli gailelerden basari ile çikarmistir. basariya götürmeyi düsündügü yeniden yapilanma tesebbüslerini engelleyecek herhangi bir genel Avrupa tepkisini canlandirmama dikkatini gösterdi. Çelebi Sultan Mehmed'den bahs ederken sunlari söylemekten kendini alamaz: "Tek yönetici oldugu zaman I. Kayseri'nin zapti konusundaki tesviklerine aldirmayan Mehmed Çelebi. çocuk denecek yastan beri üzerine almak zorunda kaldigi büyük mesuliyetlerden dolayi son derece yipranmisti. Böylelikle onun kisa. Osmanli hükümdarlari arasinda ilk defa olmak üzere Anadolu ve Suriye yolu ile Mekke ve Medine'ye giden hacilar kervani ile bu iki kutsal sehrin fakirlerine dagitilmak üzere "Sürre" adi ile altin olarak bir miktar akça gönderen odur.

Candarogullari'ndan Isfendiyar Bey'in oglu Ibrahim Bey ile evlenmisti. Sultan Hatun. Çandarzâde veziriâzam Ibrahim Pasa'nin oglu Mahmud ile evlenmis ve 847 (1443)'ten sonra Hacca giderek Mekke'de vefat etmistir. sosyal ve dinî sartlarinin gerektirdigi ihtiyaçlari karsilamak için gayret sarf ediyordu. gerekse bundan önceki cami hakkinda söyle demektedir: "Edirne'de bundan ulu ve ruhaniyetli cami yoktur. Isparta sancak beyi Mustafa. Çelebi Mehmed'in diger kizlarina gelince bunlar. ayni zamanda ve özellikle cuma günleri fakirlere ve yoksullara yemek yediriyordu. Gerçi bundan kadim Mihal köprüsü dibinde Yildirim Han Camii vardir. Bunlardan Selçuk Hatun. Kizlardan biri de Varna muharebesinde sehid olan Karaca Bey ile evlenmistir. hükümdarin kendisi hayatta iken vefat etmislerdi. kendisinden önceki Osmanli hükümdarlari gibi vatandaslarini (tebeasini) gözeten. gerek Ulu Cami diye isimlendirdigi bu cami (Eski Cami). Ikinci Murad'in hükümdarligi zamaninda saltanat iddiasina kalktigi için Iznik'te yakalanarak bogdurulmustu. medrese ve çarsilar insa edip onlara vakiflar tahsis ediyordu." . Evliya Çelebi. onlar için imkânlar hazirlamaya çalisan bir hükümdardi. Isfendiyar Bey'in diger oglu Kasim Bey ile evlenmistir. Çelebi Sultan Mehmed vefat ettigi zaman Murad Amasya'da.Çelebi Sultan Mehmed'in en büyügü Murad olmak üzere Mustafa. Ayse ve Hatice hatunlarin ad ve durumlari bilinmekte ise de diger iki kizinin adi henüz bilinememektedir. Hafsa Hatun. Nitekim Hoca Saadeddin Efendi'nin "her cuma günü fukarayi it'am ve ehl-i ihtiyaca in'am-i amm edüb" dedigi Çelebi Sultan Mehmed. Ogullarindan Kasim ve Ahmed. 890 (1485) yilinda epey yaslanmis olarak vefat etmistir. SULTAN MEHMED'IN HAYRATI Çelebi Sultan Mehmed. Cülusundan kisa bir müddet sonra. fakir. Edirne'de Emir Süleyman'in temelini attigi. Ikinci Murad'in hükümdarligi zamaninda Karamanogullari'ndan Ibrahim. 848 (1444) de vefat etmistir. Bunun içindir ki o. Çelebi Mehmed'in yedi kizindan Selçuk. kimsesiz ve hatta yolculari doyurmak için imâretler insa ediyordu. Isa ve Ali Beyler ile evlenmislerdi. kocasinin ölümü üzerine Bursa'ya dönmüstü. sadece bununla da iktifa etmiyor. Sultan. Musa Çelebi'nin ancak pencerelere kadar insa ettirebildigi camiyi (Eski Cami) tamamlamisti. O. Fakat Timur-i bî nûr (Nursuz Timur) hadisesinde bu cami na tamam kalmagla onu da Çelebi Sultan Mehmed itmam edüb sevabini babasi Yildirim Han ruhuna hibe etmisti. Kasim. Mustafa da Hamideli (Isparta)'nde sancak beyi olarak bulunuyorlardi. Yusuf ile Mahmud ise henüz küçük yaslarda idiler. Ibrahim Bey'den çocuklari olan Selçuk Hatun. O. Yusuf ile Mahmud ise ileride taht kavgalarina sebebiyet vermemeleri için gözlerine mil çekilerek kör edilmislerdi. Bu bakimdan günün ekonomik. Fakat daha sonralari Bursa'da çikan bir veba hastaliginda ikisi de vefat etmislerdi. cami. Ahmed. Yusuf ve Mahmud adlarinda alti oglu ile yedi kizi olmustur. Hafsa. Filibe yolu üzerinde ve Meriç sahiline yakin bir yerde insa edilen bu camiye vakf olmak üzere de Edirne'deki Bedesten insa ettirilmisti. babasi Bâyezid ve dedesi Murad gibi kendisinden önce geçen hükümdarlar gibi devletin iki baskenti olan Bursa ve Edirne'yi camilerle süslemisti.

Bundan dolayi bu cami Yesil imâret adini almistir. Camiin içini bezeyen çiniler de pek nefistir. . Bu mânâda kendisine "Çelebi hükümdar" denmistir. Istanbul ve Edirne camilerinden bu havuzla ayird edilir. Bu iki yapinin yakininda Birinci Mehmed. Yesil-îmâret Camii adi ile söhret bulan bu mabed. meyve. kardesleriyle girdigi mücadelede basarili olarak yönetimi yeniden ele geçiren Mehmed Çelebi son vermistir. Sultan Mehmed'e "Çelebi" ünvaninin verilmesi onun buyrugu ile yapilan anitlardaki sanat sevgisinden ve ince zevkten dolayidir. bu çiniler güneste zümrüt gibi parlar ve yapiya periler sarayi görünümünü verirmis. Asya'daki merkezinde yeni bir cami yaptirmaya basladi. karsisindaki kapinin güzelligi ile boy ölçüsebilir. Eskiden. Sekiz köseli bir sekilde olan bu türbe. gerek onu süsleyen oymalarin inceligi bakimindan. Yildirim Bayezid'in Ankara Savasi'nda (28 Temmuz 1402) yenilmesiyle baslayan bu döneme. Yapinin duvarlari. Kirmizi mermerden oyulmus mihrabin zerafeti. Bursa Camii. Pencerenin altina cami içinde genis ve kare seklinde bir havuz tesadüf eder. Havuzda da dülger baliklari yüzermis. Temeller. Bunlarin üzerine yazilmis Kur'an âyetleri fevkalâde güzeldir. bu padisahin sultanlik çaginin bir belirtisi olarak günahtan sakinma ve sanat sevgisinin maddi ve devamli bir delilidir. kapi süsleri göz alicidir. Bu camiin duvarlarinin bütün cephelerindeki renkli mermerler. dedesi Murad Hüdavendigâr'in Bursa'da baslatip Yildirim Bâyezid'in yarim biraktigi büyük ve hasmetli camii de tamamlatmistir. Duvarlara da "el-Esmau'l-Hüsna" naks edilmisti. gerek yapilisinda kullanilan mermerlerin az bulunusu. Sultan Mehmed. Binanin iki ucunda iki minare yükselir. gök renginde bir zemin üzerine gümüs harflerle yazilmis Kur'an âyetleri bulunmaktadir. Çelebi Sultan Mehmed'in Yesil Camii. kuslarin cami içine girip yuva yapmalarina engel olmak üzere açik olan yerlere bakir tellerden bir kafes yapilmisti. Osmanli ülkesinin mukaddes mabedleri arasinda sadece Sinop Camii'nde buna benzer bir minber vardi. Bursa sehrinin baslica güzelliklerinden biridir. FETRET DEVRI Fasila-i Saltanat olarak da bilinir. Caminin yaninda Çelebi Sultan Mehmed'in türbesi bulunur. bir medrese ile yoksullar için bir imâret tesis ve her ikisine de padisahlara layik bir cömertlikle gelir (vakif) tayin etmistir. Bursa ve Edirne'de iki büyük camii tamamlatinca. yirmi bes bölmeye ayrilmis olup bunlardan yirmi dördü birer kubbe ile örtülmüstür. Minberin oymalari çiçek. distan ve içten yesil çini ile kaplanmistir. Bunun sekiz yönünde. kapi ve pencerelerin içine takildigi kirmizi mermerler üzerine islenmis yazilar. Istanbul ve Edirne'deki camilerden hiç birinin yukaridan penceresi olmadigi gibi berrak ve devamli akan bir suyun verdigi serinlik te yoktur. dibinden bir insan boyu kadar yaldizlanmisti. çok güzel bir bahçenin ortasindadir.Sultan Mehmed. yaprak ve hatta ince islenmis elbise yakalari seklinde idi. Büyük harcamalarla ortaya çikan bu cami. Zamaninda kubbeler ile minareler yesil çini ile kaplanmis olduklarindan. Yirmi besincinin ortasinda yüksek ve çevresi yirmi ayak tutan yuvarlak bir pencere vardir.

babasinin tasarilarina da uygun düsüyordu. Sehzadelerden ilk olarak Mehmed Çelebi harekete geçti. oldugu gibi ogluna da geçmisti. diger kardeslerini safdisi birakarak Osmanli Imparatorlugunu yeniden bir birlik altinda toplamistir. SULTAN IKINCI MURAD DÖNEMI 1404 Haziran'inda Amasya'da dünyaya gelen Murad. Osmanli topraklarini ise 4 sehzade arasinda paylastirarak Anadolu'dan çekildi. iliskilerindeki zerafet ve nezaket. Orta Anadolu'daki Türkmen beylerini safdisi birakarak güçlü bir Türkmen ordusu kurdu. Çelebi Mehmed ise Amasya'da kendi hükümdarliklarini ilan ettiler. zaferden sonra sekiz ay kadar Anadolu'da kalarak Osmanli topraklarini yagmaladi. Böylece Osmanli Topraklari bölünmüs oldu. hem savas sanatinda hem de siyasî deha ve anlayista çocukluktan çok uzakti. Oglunun erken yaslarda tahta geçmesi. babasi Çelebi Mehmed'in. Yas bakimindan çocukluktan henüz çikmis olan Ikinci Murad. Babasinda görülen muntazam yüz hatlari. Murad Pasa ve yeniçeri agasi Hasan Aga ile birlikte kendine bagli olan birlikleri de yanina alarak Edirne'de saltanatini ilan etti. oglunun. Ilk çarpisma ise Musa Çelebi ile Isa Çelebi arasinda Bursa'da meydan geldi. hem de kudretine saygi göstermeleri. Yildirim Bayezid ile birlikte Musa çelebi ve Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa) Timur'a tutsak düstüler. Ikinci Murad'i ordunun yegane hâkimi durumuna getirmisti. Çelebi Mehmed. Genç yasi. veliahdin savaslar ve iktidarin zorluklari ile karsilasmasini arzulamistir. Onun manevî etkisine yakisikliligindan . gögüs gögüse olan savaslardaki mahareti. mülkî ve hukukî mekanizmanin istikrarli bir sekilde intizam ve ahenkle yürüyen bir devir olmustu. Bununla beraber hâlâ Timur âfetinden kalma ve islemekte bulunan bazi yaralarin bulunduguna isaret etmek gerekir. hükümdarlarin görmesi gereken egitimden geçirilmesini istemis. Gerçekten henüz on iki yaslarinda iken Seyh Bedreddin Mahmud isyaninin bastirilmasinda oynadigi önemli rol. Ileride de temas edilip görülecegi gibi onun yönetimde bulundugu dönem. Anadolu'da daha önceden bulunan ancak Osmanli topraklarina katilan eski Anadolu Beyliklerini yeniden canlandirdi. idarî. kendisinden daha yasli ve tecrübeli savasçilar ile bilhassa vasisi durumundaki Bâyezid Pasa ile yaptigi tartismalarda son derece yumusak basli davranmasi ve çocuksu görünüsüyle askerlerinin onu hem kalpten sevmeleri. Savasa katilan diger sehzadelerden Isa Çelebi Balikesir'de. oglunun yasina göre vaktinden önce tahta çikabilecegini ve buna lâyik olabilecegini sezdigi belirtilmektedir. Bunun için de hükümdar. yanina Sadrazam Çandarli Ali Pasa. Timur. Bu olay sehzadeler arasindaki mücadelenin kizismasina yol açti. yakisikliligi. babasi Çelebi Sultan Mehmed (Birinci Mehmed)'in vefati üzerine daha 17 veya 18 yasinda bir delikanli iken Osmanli tahtina geçip idareyi eline almak zorunda kaldi.Ankara Ovasi'nda yapilan savasin kötüye gittigini gören Yildirim bayezid'in ogullarindan Süleyman Çelebi. Musa Çelebi Bursa'yi alarak hükümdarligini ilan ettiyse de kisa bir süre sonra Isa Çelebi Bursa'yi yeniden ele geçirdi.

Akkoyunlu ve Karakoyunlu emirleri. Çelebi Sultan Mehmed'in iki küçük oglunun (Yusuf ve Mahmud) Bizans'a gönderilme isi. kendi basinda bulunan hükümdarda görmek istedigi. Karaman Beyi ve Macarlarla birer baris antlasmasi yapar. Sultan Murad'i mücadeleye hazirlanma mecburiyetinde birakti. Tahta geçtigi sirada babasi gibi baris temayülünde oldugu anlasilan Sultan Ikinci Murad'in bu barisçi arzusu. özellikle Bizans tarafindan farkli bir anlayisla yorumlanacaktir. bu sefer de. Velhasil. 25 Haziran 1421'de. 12 yasina girince Rum vilayeti beyligi ile Amasya'ya geldi. bir milletin. Mora Despotu ve Venedik Cumhuriyeti gibi devletlerin tamamina özel elçiler ile mektuplar gönderip kendisinin Osmanli tahtina geçip hükümdar oldugunu bildirir. devlet ileri gelenleri ile yeniçeriler tarafindan kendisine bey'at edilen Murad Bey. Fakat Bizans devlet adamlarinin Osmanlilar'daki saltanat degisikliginin meydana getirebilecegi ilk günlerdeki saskinlik havasindan faydalanmak istemeleri. Bunlar da daha sonra vebadan öleceklerdi. ileride hükümdar olabilecek sekilde yetistirilen Murad. bir koz olarak elinde tuttugu Mustafa Çelebi vasitasiyle Murad'dan bazi menfaatler temin etmek istiyordu. büyük oglu Murad'i lalasi Yörgüç Bey ile bu mühim vilayetin basina gönderiyordu. Sultan Murad'in. Yeniçeriler. sarktaki gelismeleri çok dikkatle takip etmek zorunda idi. Osmanlilar'in dogu sinir vilayeti olup o dönemlerde fevkalâde bir önemi haiz idi. Tayininden bir yil sonra Murad. Çünkü burada. Hindistan hükümdari. idaresinde bulunan Amasya kuvvetleri ile Börklüce Mustafa isyanini bastirmak üzere Saruhan ve Izmir taraflarina hareket emrini almisti. iki kardesi. Babasi tarafindan. babasinin cenazesini muhtesem bir törenle Yesil Cami yanindaki türbesine defn ettirip bir hafta yas tutulmasini emr eder. Alman Imparatoru. Bursa'da. Çelebi Sultan Mehmed'in ölümünden ancak o zaman haberdar olan Yeniçeriler. Bu sebeple Bizans. Bizans Imparatoru ile Eflâk ve Bogdan Voyvodalari. tabiatin taci olan yakisiklilik. Murad. sadece bir vasiyet . daha babalarinin sagliginda ölmüslerdi. Isfendiyar beyleri ile Misir Sultani. Buna göre. Daha önce de temas edildigi gibi. Müslüman ve Hiristiyan devletlere elçiler gönderen Sultan II. imparatorun elçisi Çelebi Sultan Mehmed'in vasiyetine istinaden Murad'in. 1410 yilina kadar Amasya sarayinda kaldi. bütünüyle Ikinci Murad'da toplanmisti. 1413'te de Edirne'ye gitti. Sirp ve Bosna Krallari.ileri gelmis bir tesir de eklenmisti. bu duygusunu her zaman açiga vuruyordu. Sadece çocuk denebilecek yasta iki küçük kardesi kalmisti. Sultan Murad'i tebrik için gönderilen elçiye verilen gerçek talimat. Tokat. babasinin ölümünden kirk gün sonra Osmanli tahtina geçip hükümdar olan Murad'a. hemen hemen her zaman oldugu gibi. Iste Çelebi Sultan Mehmed. Mentese. Bizans'tan. Macar Krali Sigismond. Sehzade Murad. Sivas. Bunlari. onunla birlikte saraya kadar gelip huzurunda geçit resmini tamamladiktan sonra bagliliklarini bildirirler. Mustafa Çelebi (Düzme Mustafa)'nin elde bulunusundan istifadeyi temindi. Amasya. küçük kardeslerinin kendisine teslim edilmesini ister. saltanat degisikliginin meydana getirecegi nazik durumdan yararlanmaya yeltendi. merkezin kontrolü altinda tutabilmek pek kolay bir is degildi. yeni sultani karsilamak üzere sehrin disina çikarlar. babasinin ölüm haberini alinca Amasya ile Bursa'yi birbirine baglayan uzun yolu süratle asip Bursa'ya yetisir. Imparator Manuel. Germiyan. Yildirim Bâyezid'in damadi Seyh Emir Buharî hazretleri kendi eliyle kiliç kusatip hükümdarligini ilan eder. Sonra babasi Çelebi Mehmed ile Bursa'ya. Osmanli toplumunu taht hakkinda tereddüde düsürecek yasta baska erkek kardesi yoktu. Hükümdar olduktan sonra çevresinde bulunan beylikler ile politik bakimdan önemli olan Karaman. Onun. Çorum ve Osmancik bölgelerini içine alan Rum veya Danismendiye vilayeti. Barisi seven bir kimse olarak Sultan Murad. Bu yüzden Osmanli sultani. küçümsenmeyecek miktarda Türkmen ve Mogol göçebeleri vardi. Dulkadir.

tekrar Bizans'a vermeyi kabul ediyordu.olduguna göre iki devlet arasinda taahhüde bagli olmayan bir mesele idi. Imparator. Daha önce de temas edildigi gibi Mustafa Çelebi. Sultan Murad'i tanimayarak Mustafa Çelebi'nin tarafini tuttugu gibi. Iki taraf arasinda gerçeklestirilen bu . Mustafa. imparator adina burada adeta bir sürgün hayati yasayan Mustafa Çelebi ile pazarliga girisir. Bunu bir hak isteme seklinde ileri sürmek. Hamideli de Karamanoglu tarafindan isgal edildi. 15 gemiden mütesekkil bir filo ile onu ve yandaslarini Gelibolu önlerine çikarir (Eylül 1421). oglunu rehine olarak onun yarlina vermek ve Osmanlilar'a ait bazi yerleri Bizans'a terk etme karsiliginda Imparatorun adami ile bir antlasma yapmisti. elçilerine verilen bu cevabi ögrenince. Gerek kendisi gerekse devleti için en büyük tehlike Mustafa Çelebi'nin isyani idi. memleketinin içinde bulundugu acikli durumu ve güçlü bir düsmanin öfkesini üstüne çekmekle kendisini tehlikelere atmis olacagini hesap etmeksizin Dimitrius Laskaris Leontarius'u iyice silahlanmis on kadirga ile Limni adasina gönderir. Mustafa. bu bakimdan efendisi imparatora bu vâsilikten vaz geçerek kendisi ile iyi iliskilerini devam ettirmesini rica eyledigini" söyler. Öte yandan babalan Ilyas Bey tarafindan Osmanli sarayina gönderilmis bulunan Menteseogullari'ndan Ahmed ve Leys de bu karisikliklardan istifade ile kendi memleketlerine dönmüs ve bagimsizliklarini ilan edip kendi adlarina bastirdiklari paralara Osmanli hükümdarinin adini koymamak suretiyle onu tanimadiklarini gösterdiler. Bizans Imparatoru'nun sözünden çikmamak. Sultan Murad. Buna karsilik Imparator da Ikinci Murad'i degil. Bu hareketi ile Sultan Ikinci Murad'a karsi cephe alan Bizans'la birlikte Anadolu beylikleri de yeni hükümdarin babasi olan Mehmed Çelebi'nin yaptigi ilhaklari geri almak ve Osmanli tabiiyetini tanimamak suretiyle ayaklanip Anadolu birliginin bozulmasina sebep oldular. Buna göre sayet Mustafa basarili olursa Gelibolu ile Istanbul'un kuzeyinde Bogdan sinirina kadar Karadeniz kiyisindaki bütün sehirler ile güneyde Erysus ve Aynaroz'a kadar olan yerlerin tamamini Imparatora geri vermeyi taahhüd etti. hükümdarliginin ilk iki yilini iç isyanlari bastirmak ve ülke birligini yeniden tesis etmekle geçirdi. Kalecik ve Tosya'da hüküm süren oglu Kasim'i buralardan kovmustu. Leontarius. Bizans tarafindan tertiplenen ve Osmanli ülkesini bölmeye yönelik olan Sehzade Mustafa isyani ile ugrasirken bu oldubittilere karsi sessiz kalmak ihtiyacini hissetmisti. Zira günün siyasî sartlari bir müddet için onu böyle davranmak zorunda birakmisti. Yakub Bey. Aydinoglu ile Saruhanoglu eski topraklarindan bir kismini ellerine geçirmislerdi. MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI ve ÖLDÜRÜLMESI Sultan Ikinci Murad. Limni adasindaki sürgün hayatindan sonra böyle bir devlet kusunun basina konmasina sevinen Mustafa Çelebi. Nitekim elçinin sehzadelerle ilgili talebine veziri azam ve Rumeli beylerbeyi olarak islerin idaresini elinde bulunduran Bâyezid Pasa. Manuel. Nitekim Germiyanoglu II. kendisi için utanç verici olan bu antlasmayi imzaladiktan ve yemin ile de onu teyid edip saglamlastirdiktan sonra Leontarius. büyük emeklerle elde edilmis bulunan topraklan. Bu hareketin gerçeklesmesi için de Imparator ona yardim edecekti. tahtin mesru vârisi olarak kabul edilecekti. daha önce alinan vâsilik kararina uyulmayarak sehzadeler Tokat'a gönderilir. onu hükümdar olarak taniyacakti. padisah adina "Müslüman evladinin. Böylece Mustafa. Yapilan bu pazarliga göre Mustafa ve onun kader arkadasi olan Izmiroglu Cüneyd serbest birakilacaklardi. Bizans kurnazligindan baska bir sey degildi. müslüman olmayanlar yaninda terbiye ve egitim görmesinin Seriat-i Muhammediye'ye aykiri oldugu. Böylece. Anadolu birligine vurulan darbe bu kadarla da bitmiyordu. Keza taarruza geçen Isfendiyar Bey de Osmanlilar'in himayesi altinda Çankiri. entrikali siyasetinin Müslüman Türkler arasinda çikaracagi nifaktan büyük faydalar umarak Mustafa'ya bazi sartlar teklif edince bunlar büyük bir istiyakla kabul edilir. saltanati ugruna bol bol vaadlerde bulunur.

Vardar Yenicesinden sonra Edirne'yi de ele geçirmek suretiyle Rumeli'ne hakim olacakti. Iki taraf arasinda siddetli muharebeler oldu. askerin. yetiskin bir kimsenin tahta geçmesi arzusu bulunmaktadir. ikinci vezir Çandarlizâde Ibrahim. Bâyezid Pasa'nin öldürülmesinden sonra bütün askerleri. Bu arada önemli olan mesele Rumeli'de sadece halk tabakasinin degil. Bu uygulama. Geceyi kadirgada geçiren Mustafa Çelebi. Mustafa'nin kuvvetlerine kumanda eden Cüneyd Bey. Sultan Murad. 15 gemiden mütesekkil bir filo ile Gelibolu önlerine çikaran Leontarius. yaninda Izmiroglu Cüneyd Bey ve maiyetine ilaveten bir kisim Rum kuvvetleri de oldugu halde Gelibolu'ya gelir. Yaninda büyük bir kuvvet yoktu. Gelibolu halkinin ileri gelenlerini davet ederek kendisinin Yildirim Bayezid'in oglu oldugunu. Mustafa Çelebi'nin Gelibolu'dan çikip geldigini duyunca onu Sazlidere mevkiinde karsilar. Bazi tarihçilere göre bunun sebebini henüz on sekiz yasinda bulunan bir delikanlinin yerine. Bundan sonra parlak bir . Timur ile yapilan savasta aldigi yaralari göstererek Bâyezid Pasa'yi kendine baglayip vezir tayin etmek istediyse de çok geçmeden Evrenos ogullari ve Cüneyd Bey'in de tesviki ile onu Sazlidere'de öldürtür. Mustafa Çelebi. üçüncü vezir Haci Ivaz Pasa'larla Timurtas Pasa'nin Umur. Halk. Ama muharebe yeniden devam edip siddetlenir. Zaten onun kisa zamanda muvaffak olmasinin ve kuvvetlerinin çogalmasinin en önemli âmili Rumeli bey ve komutanlarinin kendisine katilmalari idi. Izmiroglu Cüneyd Bey ile Leontarius'u kale önünde birakarak Aynaroz taraflarina dogru yürüyüp bazi yerleri ele geçirmisti. Bununla beraber bu meseleye sadece yasça küçük veya büyük olma açisindan bakmamak gerekir. Askeri. Mustafa Çelebi. Cüneyd Bey'in fikir ve yardimi ile Rumeli'nin "Yayasini" "Müsellem" hale getiren Mustafa Çelebi. hem beylerbeyi olmasi hem de Rumeli beylerini yakindan tanimasi sebebiyle Bayezid Pasa'nin Mustafa Çelebi üzerine gönderilmesini teklif ederler. komutanlarin ve Rumeli Beylerbeyi'nin Mustafa Çelebi'ye iltihak ederek onu hükümdar olarak kabul etmeleri geliyordu. geçtigi yerlerde Mustafa Çelebi'ye iltihak ediyordu. Mustafa'nin tarafina geçerler. Limni adasinda sürgün hayati yasayan Mustafa Çelebi'yi Gelibolu önlerine çikarip ona yardim edecekti. ilk iki vezirin teklifi üzere babasinin en güçlü vezirlerinden olan Bâyezid Pasa'nin gitmesini uygun görür. Timurtas Pasa'nin ogullari ise bizzat padisahin gitmesini söylerler. Böylece. Müslüman kani akitilarak zapt edilmis olan topraklari Bizans'a terk etmeyi kabul eden bir antlasma imzaladigi ve devletin birligini bozacak iddialarla ortaya çiktigi halde Rumeli beylerinin ona iltihak etmesi dikkati çekecek bir noktadir. her birine elliser akça harçlik tayin ederek yeni bir teskilat kurmaya muvaffak olur. Mustafa Çelebi'nin yaptigi tahribat ve kazandigi basari haberleri Bursa'ya ulasinca Sultan Murad'in huzuru ile Vezir-i Azam ve Beylerbeyi Bâyezid. Onu. bu hareketi ile Bizans adina büyük bir basari saglamis oluyordu. Bu görüsmede Ibrahim Pasa ile Haci Ivaz Pasa. Gelibolu yolu kapali oldugundan Bâyezid Pasa kis mevsiminde Istanbul Bogazi'ndaki Güzelcehisar (Anadoluhisari)'dan Rumeli yakasina geçer. gün geçtikçe kuvvetleri de çogalip büyüyordu. galib gelince Mustafa kadirgadan inip karaya çikar.antlasma geregince Imparator. Mustafa Çelebi tarafina geçen bu Pasa da sehzadeye iltihaka mecbur olur. Gelibolu halki ve civardakiler. askerin hosuna gider. Ali ve Oruç Beyler adindaki üç oglu bir görüsme yaparlar. Edirne tarafina gidip orada da kuvvet topladi. Edirne'ye gitmesi için kendisine yol verilmesini ve hükümdar olarak taninmasini ister. Mustafa Çelebi'nin kuvvetleri Gelibolu'ya çiktiklari zaman karsilarinda Sultan Murad'in kuvvetlerini buldular. Bölge halkini etrafina toplamayi basaran Mustafa Çelebi. Mustafa Çelebi'nin. Mustafa Çelebi'ye bey'at ettilerse de Sahmelek komutasindaki kale muhafizlari kaleyi teslim etmediklerinden Mustafa Çelebi.

Murad ile amcasi Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa) arasindaki mücadelede. Bunun üzerine Istanbul'a dönen Dimitrius Leontarius. daha önce kardesi Çelebi Sultan Mehmed tarafindan devlet hazinesine konmus bulunan servete el koyarak sefahata baslar. Verilen bilgiye göre Emir Sultan. Mustafa Çelebi. Çelebi Sultan Mehmed'in sagliginda Foça'da Jan Adorno adinda bir podesta bulunuyordu. dogudaki diger Ceneviz kolonileri gibi belli bir süre tayin edilen podesta (vali. Artik Rumeli'nin bütün beyleri ve kuvvetleri onunla beraberdirler. Gelibolu ile iki sehzadenin kendisine teslim edilmesinde israr ettigi için bir anlasmaya varilamaz. kaleyi Dimitrius Leontarius'a teslim etmek zorunda kalir. Adorno. Osmanlilar'dan önce Foça'daki sap madenlerini isletiyor ve Saruhanogullari'na her sene bir miktar para vererek buradaki kalede ikamet ediyorlardi. Gelibolu kalesini tahkim ederek donanmaya komutanlar tayin eder. Askerinin hizmetlerine karsilik. Burasi on sene müddetle kendisine verilmisti. Dimitrius. Bu Ceneviz kolonisi. kendisini kadirgalarla Anadolu'dan Rumeli'ye geçirebilecegini ve kendisine hiç kimsenin yapamadigi hizmeti yapacagini söylemisti. kazandigi zaferin sarhoslugu içinde kendini zevk ve eglenceye kaptirmisti. Rumeli'deki bütün sehir ve merkezler. kendisinden daima hayir dua bekledikleri ve kendilerine kiliç kusatan Emir Sultan'dan manevî yardim talebinde bulunur. Buradan elde edilen saplari da Avrupa piyasalarina ihraç ediyorlardi. Izmiroglu Cüneyd Bey yetiserek buna mani olur. Foça madenlerini islemek karsiliginda senede yirmi bin altin üzerine Çelebi Sultan Mehmed'le anlasmisti. împarator. Gelibolu'yu Imparatora teslim edecegine dair verdigi sözü unutmadigini. Osmanlilar'a geçtigi zaman bu vergiyi Osmanlilar almaya basladilar. onun hükümranligini tanidilar. Çelebi Mehmed'in vefatindan sonra ortaya çikan Mustafa Çelebi hadisesi esnasinda. Mustafa Çelebi. Mustafa Çelebi.tören ve muzaffer bir eda ile Edirne'ye giren Mustafa Çelebi. Çelebi Sultan Mehmed'in ölüm haberini alinca bu firsattan istifade ile borcundan kurtulmak isteyerek Sultan Murad'a mektuplar yazar. buraya asker ve mühimmat koymaya hazirlanirken. Bu durum. Yildirim Bâyezid zamaninda Bursa'ya gelen ve kaynaklarin ifadesine göre bütün Osmanli padisahlarinin kendisine hürmet ettigi. Fakat Imparator. Sultan Murad'in. Murad tarafindan memnuniyetle karsilanan bu teklif. Böylece. Mustafa Çelebi tarafindan kazanilan basarilardan bir hayli telasa düstügünü göstermektedir. durumu Imparatora anlatir. Mustafa Çelebi'nin Sazlidere basansini haber alan Gelibolu muhafizi. Gelibolu'nun Imparatora teslim edilmedigi haberini alinca o da bu firsattan istifade etmek ister. zamani gelince iyi bir sekilde degerlendirilecektir. komiser) veya konsoloslar vasitasiyle idare ediliyorlardi. Bölge. Bunun üzerine Mustafa Çelebi'ye bas vuran Dimitrius'a. Bu mektuplarda o. Bâyezid Pasa'nin ölümünden sonra Vezir-i Azam olan Çandarlizâde Ibrahim Pasa'yi elçi olarak Istanbul'a gönderir. Gerçekten de Sultan Murad. Adorno. bundan sonra Anadolu'ya geçmek üzere Gelibolu'ya tekrar hareket eder. Bunun için. Bu siralarda Bursa'da bulunan Sultan Ikinci Murad. burada hükümdarligini ilân eder. ancak böyle bir harekette bulunmasinin Müslüman halk arasinda büyük bir infiale sebep olacagini bu yüzden halkin kendi padisahligini tanimayacagini söyler. Foça'lilarla da anlasan Sultan Murad'a karsilik Mustafa Çelebi. Buradaki isleri yoluna koyduktan sonra Edirne'ye dönerek. maden isi aksamis ve Jan Adorno yillik imtiyaz bedelini ödeyememisti. Mustafa Çelebi'nin kendisini atlatarak Gelibolu'yu vermemesi üzerine onu terk edip Sultan Murad'la anlasmak ister. Cenevizliler. Sultan Murad tarafini tutup onu tesci' etmis. . ayni hükümdarin 1422 Istanbul muhasarasina beraberinde yüzlerce dervis ile bizzat istirak etmistir.

üstelik Frenklerle de anlasiyor. Mustafa Çelebi hadisesi ortaya çikinca Murad'in devlet adamlari. Bunu haber alan Sultan Murad. Mihaloglu Mehmed Bey. Çünkü sonucundan ümidini kestigi bir tesebbüsün sonlarindan. Bu korku. Cüneyd. Onlar bu tarafa geçerlerse. Sultan Murad'in ordusunda Mihaloglu Mehmed Bey de vardi. Imparatorla pazarlik halinde bulunuyor. Cüneyd'in kardesi oldugu söylenen Hamza Bey de vardi. Bu karsilasmada hiçbir taraf üstünlük saglayamaz. Bu zat.onlari mükâfatlandirmayi aklina bile getirmiyordu. akinci beylerine padisahlarinin oglunu terk ederek bir düzme hükümdara tabi olduklarindan dolayi sitemde bulunur. bu sözleri ile düsmanlari olan Sultan Murad'in Cenevizlilerle birlikte Avrupa'ya gelmeden önce kendilerinin Asya'ya geçmesini ögütlüyordu. Mihaloglu'nun istegi dogrultusunda hareket edeceklerine söz verirler. burada üç gün kaldiktan sonra Bursa'ya dogru harekete geçer. Murad'in tarafina geçeceklerine dair söz almis oldu. Mustafa'ya: "Murad. tahta çikisinda kendisine kiliç kusatan Emir Sultan'in kendisi için dua etmesini ister. oradan da ordu ile Ulubat önüne gelmisti. . sag kanadi da Ulubat gölü ve batakliklari ile kapanmis bulunuyordu. Bununla beraber el altindan Çelebi Mehmed'e taraftar idi. Çelebi Mehmed zamaninda akinci beyliginde ve divanda bulunmustu. Bursa'dan çikarak Ulubad'a gelir. Sultan Murad'in maiyetinde Haci Ivaz Pasa ile Timurtas'in üç oglu Umur. Iki taraf. aleyhinde silahlandigi genç padisahi da unutacak ve Edirne'de hareketsiz oturup duracakti. Gerçi O. O. eski söhretli Rumeli beylerinden olan Mihaloglu'nun serbest birakilarak gönlünün alinmasini ve bunun Rumeli akinci beyleri üzerindeki nüfuzunun büyüklügünden söz ettiler. Rumeli beylerinden. Murad. Mustafa Çelebi. Emir Sultan da üç gün üst üste dua edip zaferin Murad'a ait olmasi niyazinda bulunur. Ulubat deresi üzerindeki köprüyü keser. yeni bir hainlikle kurtulmak niyetinde idi. Mustafa Çelebi'nin geçmesine mani olmak istediyse de bunda muvaffak olamaz. Mustafa Çelebi'nin yaninda on iki bin atli ve bes bin yaya vardi. savasa hazirlanmakla beraber. Her bakimdan düsmanlarimizdan üstünüz. onun yenilecegine bir isaret sayarlar. Cüneyd. Mustafa'nin taraftarlari bunu. korkmaya baslar. bizim için felaket olur. kalbinde büyük süphelerin meydana gelmesine sebep olur. bir gece Ulubat çayinin kenarina gelerek Rumeli akinci beylerini isimleri ile çagirmaya baslar. Bu sirada Mustafa. Musa Çelebi'nin Rumeli'deki saltanati zamaninda onun beylerbeyi yani ordu komutani idi. Seyh Bedreddin Mahittud olayinda Tokat kalesinde hapsedilmisti. Ulubat suyu önünde ve suyun iki kiyisinda karsilasirlar. sinirlerinin fazlasiyla gerilmesinden dolayi bir burun kanamasina tutulur. bu düsünce ve bunun mahsûlü olan hareketleri ile daha çok kendi menfaatlerine hizmet ediyordu. Hatta öylesine ki sayet Cüneyd. Bu sitem karsisinda onlar. Böylece Mihaloglu." diyerek onu ikaz ediyordu. Mustafa Çelebi. derhal kuvvetlerini toplayarak 20 Ocak 1422'de Gelibolu'ya gelip Lapseki'ye geçer. Biz de Edirne'de hiç bir hazirlikta bulunmadan oturuyoruz. Böylece Mustafa'nin ordusunun sol kanadi denize dayanmis. Ali ve Oruç Beylerle. Murad hükümdar olup. Bunun üzerine Mihaloglu Mehmed Bey derhal Tokat'tan alinarak Bursa'ya getirilmis. Bu görüsmeden haberdar olan Mustafa Çelebi. çay kenarina gelerek ölmüs oldugunu sandiklan Mihaloglu'nun sag oldugunu anladilar. Onlar bu tarafa gelmeden önce biz karsi tarafa geçelim. Bu üç gün içinde Mustafa. Sultan Murad'in hazirliklarini bildirerek kendisini tembelliginden uyandirmamis olsaydi. Ulubat çayinin kiyilarina yaklasir. Sultan Murad'in müttefiki olan Cenevizlilerin donanmasi. Bunlar.

Adorno. Gelibolu sahilinde bulunan Mustafa Çelebi. O. Fakat Sultan Murad. Onlarin bu mektubunda da dostluklar hatirlatiliyor ve Rumeli beylerinin Mustafa Çelebi'yi yakalayarak Sultan Murad'a teslim edeceklerine temas ediliyordu. kendisine hiç tereddüd göstermeden ve sicagi sicagina Mustafa Çelebi'nin takib edilip bu isin bitirilmesini teklif ederler. mektupta kendi sadakatinden bahs ettikten sonra Rumeli beylerinin Murad'la ittifakindan ve gününü tayin ettikleri bir baskinla ansizin kendisini yakalayacaklarindan inandirici bir sekilde söz eder. Böylece. Sahile inen Mustafa Çelebi. Gelibolu limanim da tahkim eden Mustafa Çelebi. Aydin ve havalisinin kendisine verileceginden bahs ediliyordu. Gemilerle denizin ortasina gelindiginde Adorno. Haci Ivaz Pasa'dan gelen mektup ise onun bu süphelerini büsbütün artirmisti. Mustafa Çelebi kaçarken Biga çayi önüne gelerek mevsim sartlan geregi nehrin taskin olmasindan dolayi Biga kadisinin yardimiyla ve bir hayli altin karsiliginda geçidi bulup karsi tarafa geçmeye muvaffak olur. Haci Ivaz. Bunun kaçmasindan sonra Ulubat nehri üzerine kurulan köprüden karsiya geçen Rumeli beyleri ve akinci tavcilari (timarli akincilar) gelip Sultan Murad'a bas egdiler. karsi sahile geçmek üzere onlara yardimci olacak bir vâsita da yoktu. Bu haber orduda hemen yayildi.Tam bu esnada Vezir Haci Ivaz Pasa'dan. Rumeli beylerinin Mihaloglu Mehmed Bey ile görüsmelerinden süpheye düsmüstü. Mustafa Çelebi. Aldatilmak suretiyle hiç kimseye güveni kalmayan Mustafa Çelebi. Mustafa Çelebi'ye gizli bir mektup gelir. bir gece Mustafa'nin ordusundaki herkes uyurken. Çok az maiyeti ile Lapseki'ye dogru yola koyuldu. kisa zamanda tesirini göstermis ve Mustafa Çelebi'nin. silah arkadaslarindan kendisine en çok bagli olan yetmis kisi ile oradan çikip Aydin yolunu tutar. bes yüz kadar maiyeti ile kadirgalarin en büyügüne biner. Cüneyd'in Murad tarafina geçtigini zannetmisti. Sultan Murad tarafindan aff edilerek Adorno'nun eline bir belge verilir. Bu korku sadece orduda degil. Ceneviz gemilerinin yaklastigini görünce Adorno'ya bir adam göndererek Murad'i karaya . Mustafa'nin askerlerini dehsetli bir korku sardi. Cüneyd ise bu isin sonunu iyi görmediginden. Sayet kendisi Osmanlilarin hâkimiyetini taniyacak olursa. "Harp hiledir" kaidesince uygulanan bu plân. Bunun üzerine durumu Cüneyd Bey'e açar. bizzat Mustafa'nin kendisinde de vardi. kendisine gelen mektuplari da ona gösterir. çadirlarinda isiklan yanar durumda biraktiklarindan. Sultan Murad. Bundan baska Timurtas Pasa ogullarindan da Cüneyd Bey'e bir mektup gelmisti. gidisleri ancak safak vakti anlasilabildi. orada bulunan gemilere binerek Gelibolu tarafina hareket eder. gümüs ve altindan en degerli esyasini alarak. Ama Anadolu sahilinden. Kaçaklar. Yirmi yedi bin Bizans altini tutan bu borç. sap madenleri sebebiyle Osmanli hazinesine olan borcunun bagislanmasini rica eder. hazir durumda beklemekte olan yedi kadirga ile bogazi geçip Lapseki'ye gelir. Sultan Murad'in önünde diz çökerek. Giderken takip edilmemesi için Anadolu sahilinde ne kadar nakil vasitasi varsa hepsine el koyar. harp etmeksizin savas alanina muzafferâne bir sekilde sahip olan Sultan Murad'in adamlari. Diger kadirgalarda da Türk ve Frenk askerleri bulunuyordu. daha önce anlastigi Foça Ceneviz Beyi Adorno'ya vaziyeti bildirerek derhal harp gemilerini göndermesini ister. Bu esnada Sultan Murad'in ordusunda borazan ve davullarin çalmasi da ondaki bu düsünceyi kuvvetlendiriyordu. bir an evvel Rumeli tarafina kaçip kurtulmak istiyordu. Cüneyd'den süphelenerek ona karsi güvensizlik duymasina sebep olmustu. Gelibolu'daki vasitalarin Anadolu sahiline geçmemeleri için onlari da karaya çektirmek suretiyle kendi konumunu emniyet altina alip sahillere muhafizlar tayin eder. Cüneyd Bey.

Sultan Murad'in kendisinden önce bes defa kusatilmis bulunan ve hiç birinde de alinamayan Istanbul. Hatta fazla zayiat verilmeden halledildiginden kuvvet kaybina da ugranilmamisti.çikarmamasini. baska devletlerden tebrik için gelen heyetleri kabul ettigi halde Istanbul ile ilgili hazirliklarini tamamlayincaya kadar Bizans elçilerini kabul etmemisti. Çelebi Sultan Mehmed'in vefatindan sonra Mustafa Çelebi'yi salivermesi ve onunla anlasarak Osmanli Devleti'nin basina büyük bir gaile açmasi. Gerçi Osmanlilar. Onun. Üç gün kadar Gelibolu'da kalan Murad. Mustafa'nin herhangi bir sahis gibi umumi meydanda asilmasini emreder. baslangiçta imparatorun düsündügü sekilde ikiye ayrilmakla beraber. Karaya çikmaya muvaffak olan Sultan Murad'in ordusu ile Mustafa Çelebi'nin ordusu arasinda meydana gelen muharebede Mustafa'nin kuvvetleri maglup olarak kaçarlar. Mustafa Çelebi'ye yardimi daha kârli bulmus olacak ki. Mustafa Çelebi'yi serbest birakip onu Murad'la mücadeleye tahrik ederken. Bizans Imparatoru'nu korkutmustu. Mustafa Çelebi isyanini. Sultan Murad kuvvetleri tarafindan süratle takip edilir. kendisini Edirne'nin kuzeyinde ve Tunca nehrinin kenarindaki Kizilagaç Yenicesi'nde yakalayarak Edirne'ye getirirler. Mustafa'yi takip etmek üzere seçme kuvvetler gönderir. Halbuki bütün ricalara ve kendisine saglanmaya çalisilan menfaatlere ragmen Bizans Imparatoru Manuel. Ikinci Sultan Murad'in bütün tekliflerini red edecek ve hatta Sultan Murad'in elçisi olan Çandarlizâde Ibrahim Pasa'yi dinleme nezâketinde bile bulunmayacakti. fakat gerçekte durumu ögrenmek ve aradaki soguklugu giderip dostluga çevirmek için Bizans asilzâdelerinden Lakanas ve Marko Ganis adlarinda iki elçi gönderirler. dolayisiyle Bizans problemine bir çare düsünmesine sebep olmustu. Fakat bütün hazirliklarini . Sarayda bulunan hazineyi alarak Eflâk tarafina dogru kaçmaya baslar. bu çocuklari vermedigi gibi elçileri de kovmustu. Sultan Murad'in. kaleyi teslim aldiktan sonra süratle ve büyük bir ordu ile yoluna devam edip Edirne'ye girer. Gelibolu kalesi. buna karsilik kendisine elli bin altin vermeyi teklif ettiyse de bu teklif red olunur. Mustafa Çelebi. Bu kuvvetler. Mustafa Çelebi hadisesinin bastirildigi ve sehzadenin bertaraf edildigi haberini alan ihtiyar Manuel ile saltanat ortagi olan oglu VIII. Bizans'in devamli surette oynadigi iki yüzlü rolüne son vermek istiyordu. bu sekilde meydanda asilmasi. bütün kabahati Bâyezid Pasa'ya yüklerler. bu ikilik davasi. nihayet Edirne'ye ulasir. kisa sürmüs ve hemen hemen kansiz denecek sekilde sona ermisti. fazla kardes kani dökülmeden basarili bir sekilde atlatan Murad. 825 (1422) yilinda Edirne'de asilarak öldürülen Mustafa Çelebi'nin Rumeli'deki hükümdarligi. kendisinin Osmanli sülalesinden olmadiginin belirtilmesi içindi. takriben bir buçuk yil kadardir. Ioannis'i bir telas alir. Bu elçiler. Onlara göre Sultan Mehmed (Çelebi Mehmed)'in vasiyetine ragmen. Murad. Harp meydanindan sür'atle kaçan Mustafa Çelebi. Osmanlilar'in senelerce kardes kavgalari ile kanlarini akitip zayiflayacaklarini düsünen imparatorun hesaplan tam anlamiyla gerçeklesmemisti. Sultan Murad. Sultan Murad'a teslim olur. ISTANBUL KUSATMASI Bizans Imparatoru Ikinci Manuel'in. Bâyezid. Sultan Murad. amcasina karsi olan galibiyeti. Öyle anlasiliyor ki Sultan Murad ise Bizans'in bu iki yüzlülügüne kanmamis. bu iddiada bulunan elçileri huzuruna kabul etmedigi gibi hediyelerini de red eder. Bu sebeple görünüste Murad'i tebrik etmek.

Saray tercümani olan Koraks. ortalikta dolasan dedikodu ve rivayetlerden de belli oluyordu. sert ve saglam kiris ile kalaslardan insa edilmis olup surlara dönük cephelerine ok. Sehrin surlarinin çikis kapilarinin karsilarina siperler kazdirildi. Osmanli donanmasi da bu kusatmada hazir bulunur. askerlere teslim edilir. 20 Haziran'da Istanbul önüne gelen ordu. El ve ayaklari baglanan Koraks. artik imparatora hesap sorma zamaninin geldigini kendisine bildirmis oluyordu. Murad'in yanindan dönüsünde tahkir edilmesine sebep oldu. Gerçekten de hazirliklar tamamlandiktan sonra Sultan Murad 1422 senesi Haziran ayinda önce on bin kisilik bir kuvvet ile Mihaloglu Mehmed Bey'i Istanbul çevresini vurmak üzere göndermisti. Çelebi Sultan Mehmed zamaninda. zorlu ve sistemli olmustu. Bizanslilar. O. Evi de yagma edilip atese verilir. Surlara hücum etmek ve onlari asmak için sur yüksekliginde ve hatta bazan ondan daha yüksek tekerlekli kuleler yapilmisti. Ordunun muhasarasi baslamadan önce Mihaloglu Mehmed Bey'in emrindeki askerler Istanbul çevresini vurmuslardi. saray nazirinin hilesine baglaniyordu. Bundan önceki kusatmalarin en siddetlisi. Askerler. Bu dedikodu. Türkleri büyük bir felakete ugratirken.tamamlayinca elçileri huzuruna çagirarak Imparatorlarinin yanina dönmelerini ve yirmi bin askerin basinda olarak cevabini bizzat kendisinin getirecegini söylemelerini emr etmisti. Koraks'in üzerine çullanip onun gözlerini oyup vücudunu birçok yerinden yaralarlar. Istanbul kara tarafindan tamamen sarilmisti. gayet kalin. böyle bir rivayetin sonucunda gerçeklesmisti. Teologos Koraks'in. Öyle ki Türk . Türklerin basina yeni yeni gaileler çikarip kurtuluslarini sagliyorlardi. Bizans halkinin çektigi korku ve içinde bulundugu endisenin derecesi. Yildirim Bâyezid'in son kusatmasi idi. Osmanli ordusunda top ta vardi. Bu kusatma ile Istanbul altinci defadir Müslüman Türkler tarafindan kusatiliyordu. Sultan Murad da sehri almak için esasli tedbirler aliyordu. her kusatilmada. Bu kusatma daha öncekilere göre çok daha çetin. mizrak ve tas gülleye karsi agaç dallarindan sira halinde koruyucu mahiyette bir takim sedler ilave edilmisti. halkin süphesini ortadan kaldirmak gayesiyle Teologos Koraks'i Istanbul önlerinde çadirlarini kurdurmus bulunan Sultan Murad'a gönderdi ise de Koraks bir sey elde edemeyerek gerisin geriye dönmüstü. ordunun basina geçerek kusatmaya basladi. Bu sebeple Imparator Manuel. Buna göre Koraks. Imparator kadar Bizans halki da korkuya düstügünden Istanbul'da halk arasinda bazi dedikodular yayilmaya basladi. Yildizlikapi'dan Haliç'e kadar sehri karadan kusatir. Bundan sonra bir zindana atilan Koraks. Önemli sahsiyetlere karsi itimatsizligin bir ifadesi olan bu rivayetler. üç gün sonra oldugu yerde ölür. Osmanlilara elçilik vazifesi ile gönderilen Bizans'in taninmis sahsiyetlerinden ve ayni zamanda saray tercümani olan Teologos Koraks'in bu sefer ayni vazife ile Murad'a gönderilmemis olmasi. bazi kimselerin iskence ile öldürülmesine sebep oluyordu. Imparatorun huzurundan çikarken muhafiz askerler bagirip çagirarak Koraks'in idamini isterler. Osmanlilarin muhasarasindan. idareciligini kendisine vermek sarti ile Murad'a sehri teslim etme sözü vermisti. Bunun arkasindan da bizzat kendisi yirmi bin kisilik bir ordu ile hareket eder. Bu hareketle Sultan Murad. Böylece Timur. Fakat Timur belasi. Bunlarin basinda. Bizansi da dördüncü muhasaradan kurtarmisti. Bizans içerisinde böyle hadiseler cereyan ederken. besincisi Musa Çelebi tarafindan yapilmisti. Piyi (Silivri) kapisini açmak suretiyle Murad'in sehre girmesini saglayacakti. Sonra bizzat padisah. Bu siperler. Bizans'in ömrünü yarim asir kadar uzatmis oluyordu. Nitekim Sultan Murad'a elçi olarak gönderilen Teologos Koraks'in öldürülmesi. Kusatmalarin ilk dördü Yildirim Bâyezid.

hükümdarin küçük kardesi Mustafa'nin. askerlerini gayretlendirmek ve onlarin sayilarini artirmak için Istanbul ve hazinelerinin askerlere birakilacagini ilan ettirdi. Murad'in Osmanli tahtina geçmesi üzerine. Böylece Istanbul. Kusatmanin kaldirilmasinin gerçek sebebi. Imparator Manuel. Meryem. Küçük Mustafa. ne de Bizans'in güçlü bir sekilde karsi koymasidir. askerin basinda idi. Savasin en kizgin zamanlarinda bir taraftan kopan "Allah" ve "Muhammed" nadalarina karsi. burçlar üzerinde görüldügü ve Osmanlilar'in bundan dolayi kusatmayi biraktiklari iddia edilen kadin hayaleti. o ana kadar Osmanlilar'in yapmis oldugu en büyük ve en siddetlilerindendi. Sultan Murad. Çelebi Sultan Mehmed'in oglu olup babasinin sagliginda henüz on üç yasinda iken Hamideli sancak beyligine tayin edilmisti. Sultan Murad. Sen Roman kapisini savunan askerin basinda idi. Bizanslilar. Istanbul muhasarasini kaldirmak zorunda kalmisti. Sultan Murad. Istanbul. Kostantiniyye'nin bütün halki bu tehlikeli günde silah altinda idi. muhasaradan vaz geçiren sebep ne Bizans'i kurtarmaya gelen Hz. bu kuvvetli siperler sayesinde Bizans surlarini delip tahrip edecegine inaniyordu. Sultan Murad'in küçük kardesi ve Hamideli (Isparta) Sancak beyi Mustafa Çelebi'yi tesvik ederek sehzadenin saltanat davasina kalkmasina sebep olmustu. Meryem) görünüsüne baglamislardi. Sonunda Osmanlilar. ordusunu Istanbul surlari önünden çekip kusatmayi kaldirdi. O. saltanat dâvasina kalkisip Iznik'e kadar gelmis olmasidir. Arkasindan Altinkapi ile Odunkapisi arasinda yani sehrin kara tarafindan surunu çevreleyen büyük hat üzerinde savas basladi. Bu hücum esnasinda Imparator Manuel ölüm döseginde idi. dedigi gün ve zamanda bir savas atina binmis oldugu halde sehre dogru ilerler.ordusu. fiçilarin altlarindan kendilerine kalkan yapiyorlardi. Iste bu yüzden Sultan Murad. öldürülmek korkusu yüzünden Karamanoglu'nun yanina kaçmisti. Emir Sultan. Günes batarken savas hâlâ sürüp gidiyordu. Hükümdari. Kadinlar ve çocuklar kiliç yerine tirpan kullaniyor. babasinin ölümünü müteakip. Seyh kilicini kinindan çekip "Allah. Takriben iki ay kadar süren bu muhasaranin kaldirilmasi için. Bu arada iç murakebeye dalarak ve dua ederek Istanbul surlarinin Murad'in önünde açilacagi zamani bekliyordu. Imparatorun entrikalari sayesinde bir defa daha Osmanlilarin elinden kurtulmustu. Müslümanlarin çekilmelerini gökten inen "Panaiya"nm (Hz. Istanbul muhasarasi ile mesgulken Bizans Imparatoru'nun el . sonunda çadirindan çikarak 1422 Agustos'unun 24 Pazartesi günü Kostantiniyye'nin düsecegini söyledi. askerlerin arasinda dolasarak manevî nüfuzu ile onlari cesaretlendiriyordu. O. Öylesine ki o devir müverrihlerinden Kanano'ya göre bunu bizzat Emir Sultan da görmüstü. O. Bizanslilarin söyledikleri "Hiristos" ve "Panaiya" kelimeleri isitiliyordu. Murad'in yaptigi bu muhasara. Bu haber üzerine orduya pek çok yerden katilmalar oldu. Yildirim Bâyezid'in damadi Emir Sultan adi ile bilinen Seyh Semseddin Buharî de bes yüz dervis ve muhibbani ile katilmisti. hücum günü olan 24 Agustos 1422'de. Oglu Ioannis. ordugâhlarina döndüler. Muhammed" diye haykirarak atini sürer. Bizans'in bundan önceki muhasaralarinda oldugu gibi. Kusatmaya. bir hikâyeden ileri gidemez. bu kusatmada da feth edilemedi. padisahin basina yeni gaileler açarak hükümdarin dikkatlerini baska bir yöne çekmeye çalismis ve bunda muvaffak da olmustu. Bazi kaynaklarin ifadesine göre Emir Sultan. KÜÇÜK MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI Küçük Mustafa.

bir Osmanli sehrinin Karamanoglu'nun kuvvetleri ile vurulmasinin da dogru olmayacagini anlatir. Bunlar. Bu makama karsilik Sultan Murad. daha basindan beri Osmanlilar'la çekisen Karamanoglu'nun Turgutlu Türkmenleri ile Germiyanoglu'nun kuvvetleri de kendisine iltihak eder. Sarabdar Ilyas'tan çok önemli bir hizmet bekliyordu. babasinin vasiyeti hilafina hareket etmis oluyordu. Fakat Bursa halki. küçük sehzadeyi alet edip kullanan Sarabdar Ilyas'i da ondan ayirmaya çalisir. Bu sebeple kendisine. Etraftan gelip timar isteyene timar dahi verdiler. Sarabdar Ilyas. memleketin ileri gelenlerinden Ahi Yakub ile Ahi Hoskadem'i elçi olarak gönderir. Pâdisah. Imparator. Istanbul'a gelen Küçük Mustafa. kusatmadan kurtulmak için sehzadenin lalasi Sarabdar Ilyas'a mektuplar yazarak külliyetli miktarda altin göndermisti ki. Bunun gerçeklesmesi için Sarabdar Ilyas'a adamlar göndererek kendisini Anadolu beylerbeyligine tayin edecegini bildirir. Sarabdar Ilyas. Heyet. Sehzade Mustafa'nin kendisine vezir yaptigi ve bütün bu olaylara sebep olan Sarabdar Ilyas ile de görüsürler. Bu faaliyetleri esnasinda. Sarabdar Ilyas da aldigi beylerbeyilik müjdesi üzerine sehirden ayrilmaz. Ayrica. Ayrica. topladigi kuvvetlerle Bursa üzerine yürür. Is bu kadarla da bitmeyecek ve Imparator. Sehzade Mustafa. timar ve memuriyetler vermek suretiyle hükümdarligini ilan etmis oluyordu. Küçük Mustafa'yi Istanbul'a getirtecekti. kaleyi sulh yolu ile teslim etmesini bildirerek Mustafa orada mesgulken kendisinin yetisecegini yazar. memleketi ikiye bölmeye yönelikti. Anadolu beylerbeyligine kondugunu ögrenince kendisinden istenen seyleri büyük bir ustalikla basardi. beylerbeyilik beratini da yaninda getirmisti. Bu defa da saf degistirmekte bir sakinca görmemisti. Ali Bey. Ibrahim Pasa'nin sarayina kondular. Sarabdar'a gelen adam. Vaktiyle Çelebi Mehmed'in taraftari iken Süleyman'in vaad ettigi menfaat karsiliginda derhal Çelebi Mehmed'i birakarak karsi tarafa geçmisti. tiynetini bir defa daha ortaya koymustu. sehri ve kaleyi Mustafa'ya teslim etmek istemez. Elçiler. Çandarlizâde Ibrahim Pasa'nin sarayina yerlesen Küçük Mustafa. Sehzade Mustafa bu sekildeki bir iddia ile ortaya çikmakla. Çünkü kardesinin hareketleri. bu görüsmede. Sultan Murad'dan aldigi talimat üzerine muhasaranin kirk gün uzamasindan dolayi halka ve sehre hiç bir zarar gelmeyecegine dair yeminli söz aldiktan sonra teslim olur.altindan tesvik ve ugrasilan sonucunda Anadolu'da saltanat iddiasina kalkismisti." Sultan Murad. kardesi Küçük Mustafa'nin faaliyetleri üzerine. O da kendisi gelinceye kadar Sehzade Mustafa'nin kaçmasina engel olup onu oyalamasi idi. gelismelerden Sultan Murad'i haberdar eder. yeniden ikinci bir hükümdar tehlikesi belirmisti. Mustafa'nin ordusu oradan ayrilip Iznik tarafina dogru harekete geçer. Firuz Bey'in oglu olan kale muhafizi Ali Bey. muvaffak oldugu takdirde imparatora karsi yapacagi fedakârlik hakkinda teminat verdikten sonra Rumlarin verdikleri kuvvetlerle Anadolu tarafina geçerek faaliyetlere baslar. Hüküm ve hükümet ettiler. Iznik kalesini kirk gün kadar kusatma altinda tutar. Mustafa'ya para ve hediyeler takdim etmek suretiyle onu Bursa'yi almaktan vaz geçirmeye çalisirlar. bunlarla asker toplayabilsin. Bursalilarin Sultan Murad'a bey'at ettikleri için ona sadakatla bagli kalacaklarini ve gerekirse sehri müdafaa edeceklerini söyler. Âsikpasazâde bu hükümdarligi su ifadelerle nakleder: "Iznik'te. Manuel ve onun çocuklari ile görüsür. bütün gücü ile Istanbul'u kusatip feth etmek üzere iken. heyetin bu teklifini kabul edince. Mustafa. bazi tedbirler alarak kusatmayi kaldirmak zorunda kalir. Böylece Osmanli mülkünde. Bu ise daha tehlikeli bir .

Sultan Murad'in bu yolculugu devam ederken Sehzade Mustafa'nin. Onun için derhal Gelibolu yolu ile Anadolu'ya geçip Iznik üzerine yürür. Onu tehlikeden korumak için Karaman. Mihaloglu'nun sehadet beratini kanla yazip hakkini teslim eyleyecektir. her seyi idaresi altinda bulunduran ulu hakimin (Allah) ecel hükmü. Bizans'tan menfaat temin eden ve küçük sehzadenin öldürülmesine sebep olan Sarabdar Ilyas ise yaptiklari için: "Suretâ ben günahkâr oldum. sehrin önünde bulunan Mirahor basisina teslim eder. padisahin emri ile Iznik disinda bir incir agacinin dibinde bogdurularak cesedi Bursa'ya gönderildi. attan düsürülen Mihaloglu ölümcül bir yara alir. Ve biri dahi bu kim. Taceddinoglu ile Mihaloglu arasinda baslayan bu vurusma sonunda. yola çikisinin dokuzuncu günü gece geç saatlerde Iznik'e gelir. Bu dünyanin murdarina bulasmadan sehid ettirdim. Mustafa Çelebi'yi yakalayip Murad'in. Ama Mihaloglu'nu durdurup onunla vurusmaya baslar. Bursa'da babasinin türbesine defn edildi. At üzerinde Mustafa "Hey lala. Bizans gibi entrikaci bir devlet ile. Iznik'i kusattigi ve Taceddinoglu ile Mihaloglu'nun vurustugu sirada firsat kollayan Sarabdar Ilyas. efendisine bir at bulup onu kaçirmak ister. Bunun için Sultan Murad. daha sonra saklandigi yerde yakalanip Mihaloglu'nun adamlarina teslim edilecek ve onlar tarafindan öldürülecektir. Mihaloglu'nu atindan düsürüp ölümüne sebep olan Taceddinoglu Mahmud Bey.durum arz ediyordu. amcasininkinden daha kisa ve daha kolay bir sekilde halledilmis oldu. Görüldügü gibi Küçük Sehzade Mustafa Çelebi hadisesi. Onun. onu buradan uzaklastirmaya çalisirlar. Fakat bunda muvaffak olamaz. Bir daha kardes kaninin akitilmamasi ve ülkenin. Bizans'in bu son oyunu da basarisizlikla son bulmus. Sultan Murad'in. Nitekim. Aldi gitti Hüdavendigar'a karsi iletti. ama olan aldatilmis bulunan zavalli Küçük Sehzade Mustafa'ya olmustu. Sarabdar Ilyas sakin oldu. Istanbul muhasarasini kaldirmakla." Mustafa. memleketin ikiye bölünmesini ve beyhude yere kardes kaninin akitilmasini önlemis oldu. tarihi henüz kesin . Sehzade Küçük Mustafa'nin gailesini bertaraf etmekle birükte benzer bir tehlikenin daha mevcud oldugunun farkinda idi. Mihaloglu tarafindan yakalanmak üzere iken Mustafa'nin beylerbeyi olan Taceddinoglu Mahmud Bey. Bundan bir kaç gün sonra da vefat eder. Illa bu ikisi vilayette olsa zarar-i âmmdir. Ikinci Murad. Ve hem bizden önden gelenler bu kanunu koymuslar" diyerek yaptigi fenaligi tevile çalismistir. Ve hem cemi-i âlem rahat oldu. Iznik'te kalmasini tehlikeli bulan Germiyan ve Turgutlu kuvvetlerinin komutanlari. Sultan Murad. Germiyan veya Istanbul'a götürmek istedilerse de daha önce Sultan Murad'dan beylerbeyilik beratini almis olan Sarabdar Ilyas. beni niçin tutarsin?" Hain Ilyas "Kardesine ileteyin" der. kardesinin fazla taraftar toplamadan hakkindan gelip kendisine birakilmis olan Osmanli tahtini emniyete almak istiyordu. vakit kayb etmeden isyani ortadan kaldirmaya tesebbüs etmesi. çesitli bahaneler ileri sürerek buna mani olur. Henüz uyku mahmurlugunu atamamis ve Mustafa'ya bagli olan askerlerin saskin bakislari arasinda. Mustafa "Beni kardesime iletme kim kardesim bana kiyar. varligini Osmanlilar'in zayiflamasina baglayan Karaman gibi bir beyligin oyuncagi haline gelmemesi için henüz ortaya çikmadan bu tehlike ve fitnenin ortadan kaldirilmasi gerekiyordu. O anda hamamda bulunan Küçük Mustafa." der. sabahin erken saatlerinde açilan kapilardan Iznik'e girilir. Mustafa'yi tuttu kucagina aldi. Sehzade Mustafa. ben efendim ogluna yaramaz is etmedim. Sultan Murad'in ordusu. Böylece. Âsikpasazâde bu olayi da söyle verir: "Bunlar bunda cenkte iken Sarabdar Ilyas.

Isfendiyar Bey. Hükümdarliginin ilk senesi ümidsiz denecek kadar korkunçtu. CANDAROGLU ISFENDIYAR BEY ILE OLAN MÜCADELE ve IDARÎ DÜZENLEME Karamanogullari'ndan sonra Anadolu Beylikleri'nin en kuvvetlilerinden plan Candarogullari. daha önce Çelebi Sultan Mehmed zamanindaki gayretler sonucunda elde edilmis olup Osmanli himayesinde kalmak sartiyle Isfendiyar'in oglu Kasim Bey'e verilmisti.). Bunun üzerine Sultan Murad. Umur ve Oruç Bey'ler bulunuyordu. Çankiri ve Kalecik'i geri almisti. Daha önce de görüldügü gibi Bâyezid Pasa. efendilerinin bulundugu Osmanli ordusunun saflarina katilirlar. Bu antlasma geregince Kasim Bey'e yerleri tekrar geri verilecek. Nitekim Candaroglu Isfendiyar Bey. Kasim Bey de Osmanli kuvvetleri ile birlikte bulunuyordu. küçük oglu Murad Bey baskanliginda bir heyet vasitasiyle baris istemek zorunda kalir. Mustafa Çelebi hadisesinde Rumeli Beylerbeyi oldugu için onun üzerine gönderilmis. Isfendiyar Bey'in geri aldigi bu yerler. Idareleri için de kendilerine yüksek seviyeden maas baglatir. Karamanlilar gibi Osmanlilar'in en zor ve sikintili anlarindan faydalanmaya çalisan beyliklerden biri idi. Halbuki buralar. Bununla beraber savasi kabul etmekten baska çaresi de kalmamisti. Hükümdar ilân edildigi zaman henüz on sekiz yaslarinda bulunuyordu. Küçük Sehzade Mustafa Çelebi olayini halledince Isfendiyar'a karsi kuvvet gönderdi. Ibrahim. Bakir Küresi hâsilatindan büyük bir kismini Osmanli Devleti'ne verecek ve gerektigi zaman da Osmanli ordusuna asker gönderecekti (827 H. büsbütün sarsilir. Sultan Murad'in adamlari. Candaroglu'nu takib eden Osmanli kuvvetleri. O. bu barisi saglamak üzere Osmanli devlet adamlarina da ayri ayri mektuplar yazarak tavassutlarini ister. barisilmasi için hükümdarlarina ricada bulunurlar. Bu arada torununun (Ibrahim Bey'in kizi) padisah tarafindan nikahlanmasini da teklif eder. Sultan Murad. Haci Ivaz Pasalarla Mihaloglu Mehmed Bey ve Kara Timurtas Pasa'nin vezirlik rütbesine kadar çikartilmis olan ogullan Ali. Sultan Murad. Zorlukla Sinop kalesine siginan Isfendiyar Bey artik sagirdi./1423 M. bundan sonra bazi idarî tasarruflarda bulunup ondan sonra Edirne'ye dönmeye karar vermisti. Bu sebeple Bolu ile Gerede arasinda yapilan savasta maglub olup bozguna ugrar. Osmanlilarin aldiklari Kastamonu ile Bakir Küresi Isfendiyar Bey'e iade edilecekti. Fakat Isfendiyar Bey. . Osmanlilarin taraftan olan oglu Kasim'a ait yerlerdi. Kastamonu ile Bakir Küresini zapt ederler. Böylece Isfendiyar Bey. Muharebenin karisikligi arasinda kendi Kapicibasisi Yahsi Bey tarafindan basina vurulan bir "bozdogan"la kulagi sagir olur. Bu arada Kasim Bey de Iznik hareketi esnasinda kaçip Sultan Murad'in yanina gelmisti. Sultan Ikinci Murad'in amcasi Mustafa ve küçük kardesi Mustafa Çelebi'lerie mesgul oldugu ani firsat bilerek ondan yararlanmaya çalisarak Tosya.olmayan bir zamanda. Bununla beraber etrafinda ve kendisine sâdikane bir sekilde bagli olan Bâyezid. Karsisinda da tehlikeli ve kuvvetli bir rakip olarak amcasi Mustafa vardi. sonunda Düzme Mustafa tarafindan katl edilmisti. sulh yapmayi kabul etti. bu topraklan almakla da yetinmeyip Tarakli Borlu denilen Safranbolu'yu alip Bolu'ya dogru uzanmisti. Tokat kalesinde tuttugu Mahmud ve Yusuf adlarindaki iki kardesinin gözlerine mil çektirip onlari kör ettikten sonra anneleriyle birlikte Bursa'ya getirir. Osmanli ordusu Bolu'ya geldigi zaman Isfendiyar Bey'in ordusundaki Kasim Bey taraftarlari. Isfendiyar Bey.

Çelebi Sultan Mehmed'e olan sadakati ve tehlikeli zamanlardaki hizmeti ile taninmis olup Çelebi Mehmed zamaninda kadiaskerlik ve ikinci vezirlikte bulunmustu. Cenazesi Pinarbasi'nda Kuzgunluk mevkiine defn edilmistir. îste bu iki degerli vezir arasindaki rekabet. Bunlar "mihr-i muaccel"i takdim edip gelini getireceklerdi. Evrenoszâdeler ile Pasa Yigit oglu Turahan Bey ve Gümlü oglu gibi Rumeli beylerinin harp zamaninda padisahin maiyetinde birlesmeleri hariç baska zamanlarda Rumelideki vazife yerlerinde bulunuyorlardi. Yesil Camiin plânlarini tertip ederek disardan memlekete sanatkârlar getirtmisti. bizzat padisaha vermeyi teklif ettigi torunu Hatice Alime Hanim'la evlenme zamani gelmisti. Bu durum. küçük sehzade Mustafa Çelebi olayini halledince vezirleri ile maiyetindeki bazi mühim sahsiyetler arasinda mevcut rekabet ve geçimsizliklerin farkina varir. Gelibolu üzerinden yeniden Rumeli'ye geçip Edirne'ye gelir. gelini almak üzere Isfendiyar Bey'in sarayina Çasnigirbasi Elvan Bey. Çünkü artik içerde taht kavgasina yeltenip ülkeyi bölünme noktasina getirecek kimse kalmamisti. Bâyezid Pasa'dan sonra birinci vezir olmustu. söylenenlerin dogru olabilecegini hatirlattigi için gözlerine mil çekilmek suretiyle Bursa'da ikamete mecbur edilir. Kastamonu'da sölenler tertipleyen Isfendiyar Bey . Onun için Rumeli beylerini ilgilendiren bir tedbire lüzum yoktu. Haci Ivaz Pasa ise hicretin 831 (1428) yilinda Bursa'da vefat etmistir. padisaha suikast yapacagi ve divana silahla geldigi Sultan Murad'a haber verilir. Disariya göre ise Sultan Murad'in gücü. Padisah.Sultan Murad. Bu olayin hangi tarihte oldugu kesin olmadigi gibi. Böylece divanda sadece Ibrahim Pasa ile Haci Ivaz Pasa kalmislardi. Bu bakimdan büyük hizmetleri olan degerli bir sahsiyetti. Tavasi Serafeddin Pasa ile Reyhan Pasa. kendi lalasi olan Yörgüç Pasa'yi da Rumiye-i sugra valisi olarak Amasya'ya gönderir. Bu hadiseden sonra Ibrahim Pasa rakipsiz kalmis ve padisahin kendisine tam anlamiyla güvenmesinden dolayi tamamen müstakil imis gibi is görmüstür. Bu bakimdan artik evlenip rahat bir nefes alabilirdi. ülke ve halkin problemlerine çözüm yollari bulduktan sonra biraz rahat bir nefes almaya baslar. Rumeli'ye dönmeden önce bu isi halletmeliydi. Sultan Murad. kendisinden çekinilir bir kuvvete ulasmisti. Zira Isfendiyar Bey'in. bunlarin bir kismini yeni vazifelerle merkezden uzaklastirma ihtiyacini duyar. Ali Bey'i Saruhan (Manisa) sancak beyligine gönderir. Bir gün divanda Padisah. Vezir-i A'zam Ibrahim Pasa. saltanatinin buhranli geçen ilk yillarini geride birakip devlet islerini idarî ve siyasî bir düzene kavusturduktan. Çelebi Mehmed zamaninda hürmet görmüs. Devlet merkezinde fazla nüfuz sahibi kimselerin varligini kendi kudret ve hâkimiyeti için bir engel telakki etmis olmali ki. devletin kurulusu ile birlikte hizmete giren Çandarli hanedanindan olup babasi Hayreddin ve biraderi Ali Pasa'lar da bu vazifede bulunmuslardi. Haci Ivaz Pasa'nin sahneden çekilmesine sebep olmustu. Ibrahim Pasa. Bu defa da iki vezir arasinda nüfuz rekabeti bas göstermisti. Bu sebeple padisah. Haci Ivaz Pasa'nin gögsüne eliyle dokunarak içinde zirh bulundugunu anlayip sebebini sorunca Haci Ivaz Pasa buna cevap veremez. Karamanog'lu'nun Bursa'yi muhasarasi sirasinda burayi müdafaa ve muhafazada sebat göstermisti. Oruç Bey'i de Anadolu Beylerbeyi yapar. Bunun için Kara Timurtas Pasa'nin ogullarindan Umur Bey'i Kütahya'ya. Haci Ivaz Pasa'nin kul (yeniçeri) ile gizli münasebetlerde bulundugu. hadisenin bir at gezintisi sirasinda cereyan ettigine dair rivayetler de bulunmaktadir. Haci Ivaz Pasa da Çelebi Mehmed'in bütün savaslarina istirak etmis. kadinlardan Halil Pasa'nin dul esi ve padisahin Sah Ana diye hitab ettigi Germiyanoglu Yakub Bey'in hanimi ile daha birçok erkek ve kadini külliyetli miktarda mal ve esya ile gönderir. Mustafa Çelebi hadisesinde aldigi tedbirler ve yazdigi mektuplarla Mustafa Çelebi kuvvetlerinin dagilmasina sebep olmustu. Bu idarî düzenlemeden sonra padisah. Sultan Murad.

Drakul'u maglub etti. kardes kaninin akitilmasina sebep olan Bizans. Yapilan anlasma geregince Bizans. Ioannis görüyordu. Orada akd edilen dügün merasiminden sonra Isfendiyar Bey. Bu dügünler vesilesiyle büyük ziyafetler veriliyor. daha kötü bir duruma düsmemek için Sultan Murad'a müracaatla baris yapmak istedigini bildirir. Yine 1424 senesinde Sirp despotu Istefan (Etyen) Lazareviç. Uzunçarsili. Bu akinda Firuz Bey. gerekse Küçük Mustafa olaylarini çikarip Sultan Murad'i ve ülkesini bir hayli yoran. 1500) tarihli bir vakfiyesi bulundugundan. Ioannis. dügüne istirak eden herkese ihsanlarda bulunuluyordu. Bölgede istikrarin saglanmasina tesir eden âmillerden biri de süphesiz ki Bizans'la varilan antlasmadir. Sultan Murad bakimindan Edirne'de mi yoksa Bursa'da mi yapildigi kesin olarak tesbit edilebilmis degildir. Sultan Murad'in nikahladigi kizin adinin Hatice Sultan oldugunu hicrî. henüz hayatta ise de çok yasli oldugundan sekiz dokuz seneden beri bütün isleri saltanat ortagi olan oglu VIII. yerinde kalmak üzere ülkesine gönderildi. Bunun üzerine yaptiklarina göz yumulan Drakul. daha önce Bizanslilara geçmis olan Karadeniz sahilindeki bütün yerler ile Selanik havalisinde bulunan Situnion ve Ustruma (Karasu) taraflarina ilaveten. bir kismi da Bursa'da olduguna dair bilgi vermektedir. Gerek Düzme Mustafa. Sultan Murad'in emri ile bu taarruza karsilik olmak üzere Firuz Bey de Eflâk'a siddetli bir akin yapmisti. kabrinin Bursa'da Kükürtlü Kaplicasi'nin yakinindaki Hatice Sultan Türbesi denilen büyük bir türbede oldugunu. barisa zorlanmisti. Bu dönemde. Hicretin 828 (1424) yilinda gerçeklesen bu dügünün. Edirne'ye gelip eski dostluk antlasmasini yeniledi. Osmanlilar'in Zeytin dedikleri Izdin'i de terk ediyordu (28 Subat 1424). 1424 yilinda gerçeklesen bu barisla bölge nisbeten rahat ve huzura kavusmus oluyordu. Ayse Hatun'u bilahare Varna muharebesinde sehid düsecek olan Karaca Bey'e. ne türbe kapisinda ne de diger kabirlerde bir kitabenin bulundugunu nakleder. Bunun için elçi olarak Lukas Notaras. Maglub olan Drakul iki senelik haraca karsilik bir miktar para ve bazi hediyeler verecegini taahhüd etti. 906 (M. her sene Osmanli hazinesine üçyüz bin akça veya otuz bin duka altini vermeyi kabul ettigi gibi. fakir ve yoksullar doyuruluyor. Bu maglubiyetle Drakul. Bizans Imparatoru Manuel. Bazi kaynaklar ise Sultan Murad'in bulundugu yeri zikr etmezler. Zira kaynaklardan bir kismi bunun Edirne'de.de gelenleri rütbelerine göre agirlayip bir nice ikramda bulunur. artik yapacak bir sey bulamadigi için Osmanlilar'la iyi geçinmek ihtiyacini hissetmisti. Ayse Hatun'u da Çandarlizâde Ibrahim Pasa'nin oglu Mahmud Bey'e nikahlamisti. orada daha baska kabirlerin de bulundugunu. Melahrinos ve Bizans tarihçisi Françes'i Sultan Murad'a gönderir. Ama iki oglundan biri (veya ikisi) de rehin olarak Osmanli sarayinda alikonmustu. Silistre'yi geçip Osmanli topraklarina taarruz etmisti. Onunla birlikte bir Türk heyeti Alman Imparatorlugu'na seçilmis olan . Zira aksi takdirde kendi ülkesi ve imparatorluklari tamamen elden gidebilirdi. RUMELI'DE ISTIKRARIN saglanmasi Candaroglu Isfendiyar Bey üzerine yapilan harekâti firsat bilen Eflâk voyvodasi Drakul. Misivri ve Terkos mintikalari hariç olmak üzere. torununu Halil Pasa ile Germiyanoglu Yakub Bey'in hanimlarina teslim ederek büyük bir merasimle ugurlar. Sultan Murad'in Anadolu'dan Edirne'ye gelmesi üzerine Drakul iki oglu ile birlikte bizzat Edirne'ye gelmis ve bagliligini arz edip iki yillik vergisini de takdim etmisti. Sultan Murad. evlendigi yil içinde kiz kardeslerinden üçünün de dügünlerini yaptirir. Hemsirelerinden Sultan Hatun'u Isfendiyar Bey'in oglu Kasim Bey'e.

Rumeli'deki durumu düzene sokan Sultan Murad. Cüneyd'i Akhisar civarinda maglub edip onu sigindigi Ipsili kalesinde kusatirlar. Osmanli padisahina ayni sekilde hediyeler gönderir. onu yola getirmek maksadiyla yeni Aydin ili beyi Yahsi Bey ile Anadolu Beylerbeyi Oruç Bey'i vazifelendirir. Ioannis ve Venedik ile temasa geçerek yeni bir saltanat müddeisini Selanik'e geçirip Rumeli'nde isyan çikarmayi tasarlar. O. Bu son muvaffakiyet üzerine Aydin Bey'i olarak harekete geçen Cüneyd. hem Sigismond'un imparatorlugunu tebrik edecek. Cüneyd. Hicrî 829 (M. Kardesler arasindaki mücadeleden istifadeyi düsünen Cüneyd Bey'in bu dönemdeki faaliyetlerinden ilgili bölümlerde bahsedilmis ve hakkinda bilgi verilmisti. Sigismond tarafindan kabul edilen Osmanli heyeti ile iki yillik bir baris antlasmasi imzalanir. Mentese tarafina gelerek bu iki kardesi elde edip Tokat kalesine gönderdikten sonra beyligi tamamen ilhak etmisti. Mustafa Çelebi (Düzme Mustafa) kuvvetleri ile Ulubat suyu kenarina kadar gelmisti. Osmanlilara olan bagliligi red edip Osmanli idarecileri ile ugrasmaya baslar. arkasindan da Süleyman Çelebi ile birleserek onun tarafindan Ohri sancak beyligine getirilmisti. IZMIROGLU CÜNEYD BEY'IN AKIBETI Kaynaklarda Izmiroglu. Bu akitten sonra Sigismond. Bununla beraber Sultan Murad'in Anadolu Beylerbeyligine tayin ettigi Hamza Bey. bilahare bu yardimci kuvvetlerin kaçmasi sonunda Sisam adasinin karsisinda bulunan Ipsili kalesinde oglu Bâyezid ile birlikte tutunmaya çalisir. Burada. önce Isa Çelebi'ye yardim etmis. Bunun üzerine Sultan Murad. bununla da yetinmeyerek Venedik ile de ticarî ve siyasî münasebetlere girisir. Osmanli hükümdari bu heyetle birlikte kiymetli hediyeler de göndermisti. daha önce Osmanli sarayinda rehin bulunan Mentese Beyi Ilyas Bey'in iki oglu Leys ile Ahmed kaçarak memleketlerine gelmis ve hükümdarlik yapmaya baslamislardi. Bunun üzerine Hamza Bey'e teslim olmak zorunda kalan Cüneyd. Aydinoglu. Çanakkale hapishanesinde bulunan oglu Kurt Hasan ile kardesi Hamza Bey de ortadan kaldirilarak soyuna son verilir. Anadolu beylerini ve Bizans'i Osmanlilar'in aleyhine tahrike baslar. Sultan Murad tarafindan tatmin edilip Aydin beyligine döner. . hem de iki yillik bir mütareke imzalayacakti. Yildirim Bâyezid tarafindan Izmir'e subasi olarak tayin edilmisti. Bu arada Bizans Imparatoru VIII. bu meseleyi ciddi bir sekilde ele alarak Halil idaresinde gönderdigi kuvvetler. Buna göre Osmanli heyeti. Ancak bu beyler Cüneyd'e karsi bir basari elde edemezler.Macar Krali Sigismond'u tebrike ve iki yillik bir mütareke müzakeresinde bulunmak için gönderildi. Fakat Murad Bey. kanina girdigi insanlara karsilik 1425 yilinda öldürülür. Böylece Anadolu birligini yeniden bozma faaliyetlerine ön ayak olur. Cenevizliler'den kiralanan gemiler ile onu deniz tarafindan da sIkIstirdigmdan vaziyeti gittikçe kötülesmeye ve artik müdafaada bulunamayacak bir duruma gelir. Karamanoglu Ibrahim Bey'in yardimlarini saglamak maksadiyla gizlice onun yanina gidip bir miktar Karaman askeri ile döndüyse de. Rumeli'de istikrarin saglanmasina sebep olan anlasmalar yapildiktan ve bölge harpsiz bir döneme girdikten sonra artik Anadolu'daki pürüzlerin ortadan kaldirilmasina sira geliyordu. Çelebi Sultan Mehmed'in vefati ve iki Mustafa Çelebi'nin isyanlari zamaninda. Ankara savasi sonrasinda çikan kardes kavgalari esnasinda Cüneyd Bey. bazan da Kara Cüneyd diye adlandirilan bu beyin babasi olan Ibrahim. 1425) tarihinden itibaren bu beylik artik tarihe karismisti. Daha önce de temas edildigi gibi Cüneyd. Bundan sonra bütün gayretiyle eski Aydinogullan topraklarini tamamen elde etmeye çalisir.

kardesi Bengi Ali Bey de Mehmed Bey'in hâkimiyeti altinda olmak sartiyla Nigde ve havalisine getirilmisti. Osmanlilarin Antalya Sancak beyi olan Firuz Bey oglu Hamza Bey. sonra da Dulkadiroglu Nasirüddin Mehmed Bey'le giristigi mücadeleyi kayb etmis ve Dulkadirliler tarafindan esir alinarak Kahire'ye gönderilmisti. Karaman ordusunda bulunan Mehmed Bey'in büyük oglu Ibrahim Bey. Mehmed Bey. Gerçekten de Tarsus kusatmasi yüzünden Memlûklularla arasi açilan Karamanoglu Mehmed Bey. Hamidoglu da bu müsademe esnasinda öldürülmüstü. Bunun üzerine Ibrahim ve Isa Beyler. gerekse Mustafa Çelebiler isyanin. Timur tarafindan Hamidoglu Osman Bey'e verilmisti. Osman Bey. Böylece Antalya. Mehmed Bey'in idareyi tekrar ele geçirmesi üzerine yeniden Nigde'ye çekilir. Bu olaydan sonra Karamanoglu Mehmed Bey. gerekse Tarsus ve Kayseri'de giristigi taskin hareketlerinden dolayi Karamanoglu Mehmed Bey'i azarlayip hapse attirmisti. Mehmed Bey'in ölümü üzerine yaninda bulunan ogullarindan Ali Bey. kendisine iltica etmis olan Mehmed Bey'in oglu Ali Bey'le Sultan Murad'a arz etmisti. Bu sirada kaleden atilan bir gülle. fakat bu ise tek basina gücünün yetmeyecegini anlayinca Karamanoglu ile birlikte hareket etmeye karar vermisti. Onun yerine de Karaman hükümdari olmak isteyen Nigde hâkimi Bengi Ali Bey'i destekleyerek onun hükümranligini tanimisti. . Karaman hükümdari olmustu. Memlûk Sultani Melik Müeyyed Seyh. Bilindigi gibi Ankara Muharebesi'nden sonra Antalya ve Korkuteli ile civari. bu birlesmeye mani olmak ve dolayisiyla sancagini kurtarmak için henüz iki kuvvet birlesmeden önce Korkuteli'nde bulunan Osman Bey'in kuvvetlerine baskin yapmis.KARAMANOGLU MEHMED BEY'IN ANTALYA'YI KUSATMASI VE OGLU IBRAHIM BEY'IN OSMANLI HIMAYESINE GIRMESI Ankara Muharebesi'nden sonra Timur tarafindan yeniden kurulan Karaman Beyligi'nin basina Alaeddin Ali Bey'in oglu Mehmed Bey tayin edilmis. Antalya'yi Osmanlilar'dan alamamis ise de Korkuteli taraflarinda hüküm sürüyor ve Antalya'yi da elde etmek için çare ariyordu. Bu arada Antalya sancak beyi olan Hamza Bey de Karamanoglu Mehmed'in ölümünü ve Antalya'nin kurtuldugunu. hem muhasara hem de isgalden kurtulmustu. aralarindaki saltanat rekabeti yüzünden askerin Ibrahim Bey'i istedigini görünce kaçip Antalya kalesine siginir. Mehmed Bey'i serbest birakarak memleketine gönderir. Gerek Çelebi Sultan Mehmed'in ölümü. babalarinin cenazesini defn ettikten sonra Osmanlilar'a siginmak zorunda kalmislardi. meydana getirdigi karisikliklardan istifade etmek isteyen Hamidoglu Osman Bey. Bengi Ali Bey. babasinin cenazesini alarak Karaman ordusuyla birlikte dönmüs ve Mehmed Bey'in cenazesini Larende'ye (Karaman) defn etmisti (27 Safer 826/9 Subat 1423). Osmanlilar'dan çekindigi için bir ara Memlûk sultaninin himayesini kabul etmisti. Fakat Memlûk Devleti'ne ait bazi yerlere el uzattigi için o devletle de arasi açilmisti. Antalya önüne gelip kaleyi karadan kusatmisti. gerek Bursa'da. Böylece Bengi Ali Bey. Antalya'yi zapt etmek istemis. Fakat Memlûk sultani Melik Müeyyed'in ölümünden biraz sonra hükümdarligi elde eden Seyfeddin Tatar. O dönemde. kardesinin öldügünü ögrenince Konya'ya gelip hükümdarligini ilân etmisti. Ibrahim Bey ve diger kardesi Isa Bey ise babalarinin cenazesini alip memleketlerine dönerler. Fakat Mehmed Bey'in kardesi Bengi Ali Bey. önce Nigde'ye hâkim bulunan kardesi Bengi Ali Bey. Karamanoglu'na isabet ederek ölümüne sebep olmustu.

aradaki eski düsmanliklari ortadan kaldirmayi hedefliyordu. Osmanlilar'daki saltanat degisikliginden istifadeye yeltendi. gerek Rumeli. Oradan Çanakkale Bogazi'na kadar giderek Gelibolu'da Rumeli yakasina ayak basar. Karamanoglu'nu yenmesi üzerine Yakub Bey. ülkesini Osmanlilar'a vasiyet etmesine sebep oldu. Hatta Osmanli hükümdari. Bunlarin normal bir hale gelmesi ve geregi gibi idareleri devleti bir hayli mesgul ediyordu. Bursa'ya gelir. Yakub Bey. kiz kardesinin torunu olan Murad'i gün geçtikçe sevmeye baslar. amcasini kaçirip Konya'da Karaman Beyligi'ne hâkim oldu. Erkek evladi bulunmayan Yakub Bey. insanlar bunlarin yüzünden evlerinden çikamaz hâle gelmislerdi. Sultan Murad. Candaroglu Isfendiyar Bey'in torununu alacagi zaman gelini getirmeye göndermisti. Ankara Muharebesi'nden sonra yeniden dirilttirilen diger Anadolu beylikleri gibi o da tekrar bagimsizligina kavusmustu. ilerlemis yasina ragmen Edirne'de bulunan padisahi ziyaret etmek ister. gerekse Anadolu'da kismen baris. Bu düsmanligi tamamen yok etmek için onlarin her birine Rumeli'nde birer sancak da vermisti. Yildirim Bâyezid tarafindan zapt edilmis bulunan Germiyan Beyligi. kismen de mücadelelerle sagladigi sükûnetin devam etmesi için daha bazi islerin yapilmasi gerektigine inaniyordu. Bu yerli Türkmen ailelerinden bir kismi. Hatta Solakzâde'nin ifadesine göre. gerek bulunduklari kalelerinin sarp olusu. Ankara muharebesinden sonra Çelebi Sultan Mehmed tarafindan ortadan kaldirilmis ise de büyük bir grubu faaliyetlerine devam ediyordu. bu yüzden bir hayli sIkInti çekiyordu. Osmanlilar'in himayesinde devletini idare etmisti. Fakat bunun karsiliginda da daha önce Osmanlilara ait olup Timur tarafindan Karamanogullari'na verilmis olan bazi yerleri (Hamideli Beysehir) eski sahiplerine yani Osmanlilar'a terk etmeye razi oldu (1424). Bu sebepledir ki. Germiyanoglu Ikinci Yakub Bey de ülkesine yeniden sahip olmustu. Nitekim Amasya. Yakub Bey aleyhinde hiç bir harekette bulunmuyordu. O da son anlarina kadar beyligini muhafaza etmisti. Bununla beraber Sultan Murad. Sultan ikinci Murad.Ibrahim Bey. Osmanli siyasetine uygun düsen bu davranisla Sultan Murad. eskiden beri aralarinda bulunan akrabaligi kuvvetlendirmek için Ibrahim Bey'le kardesleri Ali ve Isa'ya birer kiz kardeslerini vererek onlari kendine baglamaya çalisir. Bunlar. Bu yüzden Sultan Ikinci Murad'in kardesi ve Hamideli Sancakbeyi Mustafa Çelebi'ye meyl ederek Karamanoglu ile birlikte Mustafa'ya kuvvet verip yardim eder. lalasi Yörgüç Pasa'nin faaliyetleri sonucunda bunlarin büyük bir kismini ortadan kaldirmaya muvaffak olmustur. Halk. Kiz kardesinin oglu olan Çelebi Sultan Mehmed'in ölümü üzerine Yakub Bey. Sultan Ikinci Murad. Bir ara Karamanoglu'nun tecavüzüne maruz kaldiysa da Çelebi Sultan Mehmed'in. "Sah Ana" diye hitab ettigi Yakub Bey'in esini. Bu gaye ile yola çikan Yakub Bey. GERMIYANLI MÜLKÜNÜN OSMANLI'YA VASIYETI Daha önce. Tokat ve Canik havalisindeki yerlerde bir takim küçük Türkmen aile ve asiretleri vardi. Yakub Bey'i karsilamak için Meriç ve . "Fetret Dönemi" diye bilinen sehzadelerin mücadeleleri esnasinda Çelebi Sultan Mehmed tarafini tutmustu. Bu sevgi. Ikinci Murad. gerekse devletin baska bölgelerde mesgul olmasindan istifade ile zaman zaman çevrelerini vurup eskiyalik ediyorlardi. Bu arada Ibrahim Bey'e kuvvet verip onun Konya ve Larende üzerine yürümesini saglayan Sultan Murad'in bu kuvveti sayesinde Ibrahim Bey. erkek evladinin olmayisi ve Osmanlilar'in ileride büyük bir devlet haline gelecegini sezmesi üzerine onun. amcasi Bengi Ali Bey'in yerine hükümdar olmak üzere Sultan Murad'in yardimini istemisti.

Bu esnada henüz hayatta bulunan Emir Sultan'i da ziyaret ederek elini öper. O. Bu vesile ile Sirbistan siniri valisi Ishak Bey'in idaresinde orada yaptirmakta oldugu köprünün insaat durumunu görme imkânini da elde eder. Gelibolu'ya ulastigi sirada parasi tükenir. mihmandar sifati ile onun maiyetine verilir. meshur ilk Türkçe imâret vakfiyesini güzel bir yazi ile hak ettirerek imâretin duvarina koydurmustu. Bursa'ya geldigi zaman Osman. Orhan. Edirne'de misafir bulundugu siralarda büyük senlikler yapilir. Bilginleri seven bir kimse olarak Yakub Bey. O zaman padisaha bir mektup yazarak durum ve ihtiyacini bildirir.Ergene üzerinde insa ettirmekte oldugu köprü sahasina kadar gelir. Aradaki fasilalar hariç olmak üzere takriben otuz sene kadar Germiyan hükümdari olan Yakub Bey. Yakub Bey. ülkesini kizkardeslerinin çocuklarina birakmak istemiyordu. sarayinda pek çok sair. Osmanli idaresine girmisti. Ikinci Murad'i ziyaret ettigi sirada seksenini bulmus olan Yakub Bey. ihsani bol bir kimse olan Yakub Bey. Sultan Murad'in. ziyaretinin sebebini anlatarak içten gelen arzusunu sifahî (agizdan) arz ile ölümünden sonra memleketini padisaha vasiyet eyler. Germiyan Beyi'ni bize öyle bir kardes olmak üzere göndermis ki. hastalandigi sirada yazdirip Ikinci Murad'a gönderdigi vasiyetnâmesinde ülkesini Osmanlilara vasiyet eyleyip terk ettigini tekrarlamisti. Yakub Bey. bilgin ve tabibin bulunmasini saglamistir. Yakub Bey. Karsilikli öpüsüp musafaha ederler. Türkçe'nin gelismesine hizmet etmis. Germiyan Beyi'nin mektubunu okudugu zaman: "Cenab-i Hak. Edirne'de bir ay kadar kalan Yakub Bey. Çok cömert. gördügü misafirperverlikten dolayi minnettar olarak ülkesine döner. ilk karsilasmada Sultan Murad'in elini öpmek istediyse de padisah elini vermez. Kütahya'ya dönüsünden bir sene sonra 832 Rebiülahir (1429 Ocak)'ta vefat ederek Kütahya'da yaptirmis oldugu imâret mescidi mihrabinin arkasina defnedilir. Buranin sancak beyligine de Kara Timurtas Pasa'nin torunu ve Umur Bey'in oglu Osman Bey tayin edilmistir. Devrin en büyük hekim ve sairlerinden olan Seyhî. Padisah. Sultan Murad. O. Yaninda zevcesi Pasa Kerime Hanim da vardir. Seyhî. . kendi gelirinden baska bizimkileri de yiyor. Böylece Yakub Bey'in vasiyeti üzerine beyligi. Bu söhretli misafir. Yakub Bey. Yüz yetmis kemer üzerine kurulan ve hâlen Uzunköprü ilçesine adini vermis bulunan bu köprü. Yildirim Bâyezid ve Çelebi Sultan Mehmed'in türbelerini ziyaret eder. emrine verdigi askere karsi o kadar cömertçe davranir ki. gezmelerinde ona refakat etmeye ve arzularinin en küçügüne kadar bütün isteklerinin yerine getirilmesine memur edilmisti." diyerek derhal onun sanina lâyik olacak sekilde bir miktar para gönderir. Edirne'de kendisine mihmandar olarak tayin edilen Seyhu's-Suara Seyhî Sinan da bizzat kendi himayesinde yetisen ve sonradan Osmanlilar'in hizmetine giren bir kimse idi. eli açik. onu yasinin büyüklügüne ve mevkiine lâyik bir hürmetle karsilar. edip. yapilis tarzindaki özellikten dolayi Ikinci Murad'in sultanlik çaginda kurulmus binalar arasinda ilk plânda yer alir. çok cömert bir insandi. geçtigi bütün yollarda oldugu gibi Edirne'de de hürmet ve itibar görür. ilim ve fikir adamlarini himaye hususunda babasinin izini takib etmisti.

parayi ödemeden Kolombaç'i da almak isteyince. Kosova muharebesinde öldürülen Lazar'in yerine Stefan Lazareviç (1389-1427) Sirp despotluguna getirildi. Varilan anlasmaya göre o. Güvercinlik ve Krusevaç gibi kalelerin ele geçirilmesiyle Osmanli sinirlari. Yildirim Bâyezid dönemi hadiseleri arasinda zikr edilmisti. Sultan Murad. Halbuki eski despot Stefan Lazareviç. boyar kaleyi Osmanlilar'a terk etti Sigismond'un. Sirbistan'in kuzeyinde yeni gelismeler kayd etmisti. ölmeden önce burayi on iki bin duka altin borcuna karsilik "boyar" yani beylerinden birisine rehin olarak vermisti. her firsatta Macarlar tarafindan gözetlenecektir. Osmanlilar ile Sirp ve Macarlar arasinda bazi çatismalarin çikmasina sebep oldu. selefi ve Osmanli dostu olan Lazareviç'in gütmekte oldugu siyaseti terk ederek gerektiginde Osmanlilar'a karsi kendini müdafaa etmek ve Türk taarruzlarini kuzeye yani Macaristan'a geçirmemek için hem Alman Imparatoru hem de Macaristan Krali olan Sigismond'a kendi topraklarindan bazi mühim yerleri vermisti. kalenin müdafaasina kosar. Macarlarla münasebetlerini kesmeyi ve padisah istedigi zaman Osmanli ordusuna asker göndermeyi kabul eder.SIRBISTAN VE GÜVERCINLIK KALESI MESELESI Sirbistan. SELÂNIK VE YANYA'NIN FETHI Birinci Murad zamaninda kusatilip alinamayan. Macaristan bakimindan çok önemli bir üs olarak kabul edildigi için burasi. Selânik sehrinin. Osmanlilar tarafindan ilk defa olarak fethi ve bilahare tekrar Rumlarin eline geçisine dair bilgiler. Belgrad'in Macarlara verilmesi üzerine hükümet merkezini daha önce Semendir'e nakl etmis olan Jorj Brankoviç. zaptindan on alti yil sonra Segedin muahedesi yapilirken Güvercinlik üzerinde bir hayli durulacaktir. Macaristan'a açilan yollar üzerinde önemli ve stratejik bir mevkide bulunan Güvercinligi zorla almak istemesi üzerine Sultan Murad. Sigismond. fakat hicrî 791 (M. Bu yerlerden birisi de Sirplarin merkezi olan Semendire ile Orsova arasinda ve Tuna nehri kenarindaki Golumbaç (Kolombaç) idi. her sene Osmanli hazinesine elli bin duka altin vermeyi. Stefan Lazareviç. Osmanli tarihlerinde Vilk (babasinin adi Vulk) oglu diye bahs edilen Jorj Brankoviç'in Sirp despotu olur olmaz bazi kalelerini Macarlara terk etmesi. Sigismond'un basarisiz oldugunu görünce ondan ümidini keserek Osmanlilar'la anlasmaya çalisir. Edirne'ye döndügü zaman hükümdarlara nâmeler göndererek yeni fetihlerini bildirir. Temmuz 1427 senesinde evlad birakmadan ölünce onun yerine kiz kardesinin oglu Jorj Brankoviç. Güvercinlik. Sirp despotu oldu. Osmanlilar buraya "Güvercinlik" diyorlardi. Macaristan'a açilan yollar üzerinde oldugu gibi bilhassa Sirbistan'in müdafaa ve elde tutulmasina yarayacak bir mevki isgal ediyordu. Birinci Kosova muharebesinden beri Osmanlilar'in nüfuzu altinda idi. . Bu adam. 1394) yilinda Yildirim Bâyezid tarafindan zapt edilen Selânik. 1473 senesinde Uzun Hasan'a karsi sefere giderken Macar elçisi Padisahin ve dolayisiyla Osmanlilarin bu müskül durumundan yararlanarak Güvercinlik'in terkini veya kalesinin yikilmasini isteyecektir. Hatta Fatih Sultan Mehmed. Macadar bir basari elde edemedikleri gibi Sigismond da ölüm tehlikesi geçirerek bir fedaisi sayesinde zor kurtulmustu. muvaffak olamayinca Osmanlilarla anlasmak zorunda kalir ve Güvercinlik'in Osmanlilar'a geçmesini kabul eder. Ankara Muharebesi'nden sonra Bizans Imparatoru ile uyusmak isteyen Emir Süleyman tarafindan Bizanslilara terk edilmisti. Onun içindir ki. Belgrad'i isgal eden Sigismond. Ankara muharebesinden sonra Sirbistan himayeden çikmamakla beraber kendi lehine bazi tavizler elde etmisti.

1423). Selânik valiliginde bulunuyordu. Padisah. Venedikliler de kan yerine keselerinden para dökerek Ege kiyilarinin en mühim sehirlerinden birine sahip olurlar. Venedikliler'den donanma ve yardim istedilerse de bu yardim gerçeklesmedi. Rumlardan gelebilecek bir hainligin . sehrin bir an önce düsmesini istiyordu. hem de fazla zahmet çekilmeden fethi mümkün kilmak için surlardan içeriye adamlar soktu. Sultan Murad. Umumi hücumla alindigi takdirde sehrin zarar ve tahribata ugrayacagini hesaplayan Hamza Bey. Fakat Venedik valisi bunu red eder. imparatorun bu tavassutunu çok garip bulmustu. fakat Venediklilerin. Venedikliler. Selânik'in Venedikliler'in eline geçmesini istememisti. kendilerine yiyecek vermek ve sehri mamur hale getirmek sartiyla Venediklilere satmaya karar verir. Kendisi Serez'de kalarak Hamza Bey'i ileriye gönderir. Sultan Murad'a defalarca elçi gönderirler ama bu çabalarin hiç birisi Sultan Murad'i bu oldu bitti karsisinda yumusatamaz. Bu arada Venedikliler. Bunun üzerine Hamza Bey sehri topla dövmeye baslar. Osmanlilar'in bu sekildeki kesin tutumu üzerine Venedikliler. Evrenoszâdelerle Turahan Bey komutasindaki ordusuyla Selânik'i muhasara ettirmisti.Osmanlilar'in saltanat degisikligi ve buna bagli olarak çikan taht kavgalari fitnesi ortadan kalkip tehlikeli durumlarinin düzelmesinden sonra sira daha önce ellerine geçmis olan Selânik'in yeniden elde edilmesine gelmisti. sehrin zapti kadar garip ve tuhaf olan bir muameleye bas vurarak bizzat Bizanslilarin tavassutunu temin ederler. Büyük babam Bâyezid bazusunun kuvvetiyle burasini Rumlardan aldi. 826 / M. Böylece Selânik halki. Muhasara karargahina gelen Sultan Murad. kendilerine sadik kalmak sartiyle Selânikliler'in tekliflerini kabul ile elli bin duka altin karsiliginda Selânik'i satin alirlar. Bütün kusatma hazirliklari yapildiktan sonra Venedik valisinden sehrin teslimini ister. Ioannis'in göndermis oldugu Nikola de Gona ve Frangopulos adlarindaki elçilerine. ya da hemen gelirim" cevabini verir. Selânikliler. Sayet Venedikliler.çekiliniz. Siz ise Italya'dan gelen Latinlersiniz. hem buna mani olmak. Bu sirada Manuel'in oglu Andronikos. Bu sekilde sehir müdafaa edilirken Rumlarin gevsekligini ve icabinda karsi tarafla anlasmalarini önlemeyi düsünüyorlardi. buradaki islermi yoluna koyduktan sonra Edirne'ye döner. para karsiliginda kendilerini yabanci bir millete satarken. 1426 yilinda Ayasolug'a giderek orada bulundugu sirada Midilli. Muhasara yüzünden sikintiya düsen halk. Buralara sokulmaniza sebep ne? Ya arzunuzla oradan . Andronikos'un muvafakati olsun olmasin. Böylece elçiler bir is göremeden geriye dönerler. sayet Selânik imparatora ait olsaydi orayi hiç bir zaman zapt etmek istemeyecegini. Sultan II. Bu esnada zaten hasta olan Andronikos da Venedikliler'ce Mora'ya gönderir (H. Venedikliler yeni bir heyet göndererek muahedeleri yenilemek istedilerse de padisah: "Selânik. 1430 senesi Subatinin ortalarinda Edirne'den Serez'e gelir. ilk günlerden itibaren isi diplomatik yollarla ve gürültüsüz atlatmaya çalisirlar. bunlara haksizlik ettigimi belki iddia edebilirlerdi. Bu müzakereler esnasinda sefer hazirliklarini da ihmal etmeyen Sultan Murad. imparatorun arazisi ile kendi topraklan arasina yerlesmesine de müsaade edemeyecegini söyleyerek anlari da geri gönderir. eger oranin idaresi Rumlarin elinde bulunsaydi. Murad. Sakiz ve Rodos ile eski antlasmalari yeniledigi zaman Venediklilerin Selânik'i almalarindan dolayi bunlarla olan muahedeyi yenilemeyerek Venedik elçisini geri çevirmisti. Bunun için Sultan Murad. Fakat o sirada daha pürüzlü ve önemli isler oldugundan ses çikarmamis ve uygun bir zaman gözetlemeyi uygun görmüstü. Padisah. babamdan kalma mülkümdür. Burada Anadolu Beylerbeyi olan Hamza Bey komutasindaki Anadolu kuvvetleri ile Sinan Bey komutasindaki Rumeli kuvvetlerini bir araya getirir. Venedikliler Rumlara itimad edemediklerinden kendi askerlerini Rumlarin arasina dagitmislardi.

Avrupa ve bilhassa Venedik'te büyük üzüntülere sebep olmustu. kale kapilarinin açilmasi ile sehir zapt edildi (27 Receb 833/2 Mart 1430). Ertesi gün safakla baslayan genel hücum sonunda Osmanli askeri sehre girmeye basladi. hücuma karar verir. Ege Denizi'nde ticarî mevkii parlak bir sehirdi. buna karsilik kendilerine hürriyet ve himaye vaad etmesi de bir sonuç vermedi. Rumlari büsbütün perisan etmisti. O gün aksama dogru. Bu politikasi ile o. Venedikliler tarafindan gemilere alinmazlar. Selânik halki arasinda genel hücumun ertesi gün yapilacagi söylentileri dolasmaya baslar. sehrin zapt edildigi zaman. Subat . O. Böylece Müslümanlarin rahat ibadet etmeleri ve diger sosyal tesislerden istifade etmelerini saglamisti. Buna meydan vermemek düsüncesi ile Venedikliler. Osmanlilar'in. 26 Subat gecesi meydana gelen depremde halk büyük bir heyecan yasadi. Çünkü daha önceki bütün baris ve teslim çagrilari cevapsiz kalmisti. Çünkü Venediklilerin çok siki tedbirler almalari üzerine sehre sokulan adamlarla içeriye firlatilan mektuplarin. sehrin Müslüman Türk hüviyeti kazanmasina çalisiyordu. Rumlar üzerindeki tesirleri önlenmisti.önünü almak üzere önceden gerekli tedbirleri almamis olsalardi belki de Hamza Bey'in adamlari gayelerine ulasacaklardi. gruplar halinde Venedik kadirgalarina binmek istedilerse de bunlar. Venediklilere mecburen itaat ediyorlardi. Selânik'in kirk günlük bir kusatma sonunda zapt edildigini yazarlarsa da yabanci kaynaklarda buranin daha kisa bir sürede zaptedildigi bildirilmektedir. her Rum askerinin yanina degisik memleketlerden ücretle topladiklari adamlardan kurulu yagmaci (Butineur) denilen askerden birini koymuslardi. Fakat orada barinamayacaklarini anladiklari zaman dindaslari olan Rumlari. En fazla kalabalik ise Aziz Dimitrios'un tabutu bulunan ve içinde devamli olarak "kutsal yag" akan kilisede toplanmisti. Vardar Yenicesi ile diger sehirlerden Türk aileler getirterek buraya iskân ettirir. Bu yüzden onlardan da bulunduklari mevzileri terk edenler oldu. Öyle anlasiliyor ki sehrin umumî bir hücumla alinacagi söylentileri bosu bosuna çikarilmis bir iddia degildi. 28 Subat'i 1 Mart'a baglayan gece. Rumlar. Zira Selânik. Bunun üzerine halk. Selânik sehrini para karsiligi alan Venedikliler. Müslüman olan Osmanlilar'a terk etmekten çekinmemislerdi. limandaki üç Venedik kadirgasini yakmasi. Bu esnada Selânik halkindan bazilari. Bu yüzden bütün askerlerini kaleden çekip gemilere bindirdiler. sehrin savunmasindan ayrilmalari. Zira Mart ayinin ikinci günü sato tarafindan yapilan siddetli bir hücum ve merdivenlerle üzerlerine çikilan surlarin isgali sonunda. sadece sehrin ticaretini düsünüyorlardi. Venedikliler arasinda büyük bir korkunun meydana gelmesine sebep oldu. Bu sebeple Aya Dimitri (Sen Dimitrios) kilisesi hariç olmak üzere diger bütün kiliseleri camiye tahvil ettirir. Venediklilerin. Selânik zapt edilince Sultan Murad. Hükümdar böyle bir karar almak zorunda kalmisti. Hammer'in ifadesine göre bazi kiliseleri de yiktirip onlarin malzemesinden sehrin ortasinda bir Türk hamami yaptirir. Fakat Venediklilerin çabasi sonucunda bu korku ve heyecan giderilerek müdafaa daha bir güç kazandi. âdet oldugu üzere yagmaya ugramasi demekti. Hamza Bey'in tekliflerini kabul etmeyen Venedikliler'e karsi padisah. sadece iskân ile yetinmiyerek buraya yerlestirilenler için bazi imkânlar da sagliyordu. Osmanli kaynaklan. kalabalik topluluklar halinde kiliselerde toplanmaya basladi. Bu. Selânik'in düsmesi. Ayrica Hamza'nin oklarinin ucuna mektuplar sararak Rumlari sehir kapilarini açmaya tesvik etmesi.

Osmanlilar'dan yardim ister. Karaca Pasa'nin sehri teslim almasindan sonra buraya da Türkler iskân edilir. Kendi dindaslari olan Latinlerin zulüm ve çekismesinden bikan halk. Yanya'nin baris (sulh) yolu ile alinmasi ve özellikle halkin istegiyle Osmanli idaresinin kabul edilmesi. Yildirim Bâyezid zamanindan beri Yunanistan'in Epir bölgesinde Latin kökenli despotlar vardi. Amiral Moceniko'nun yerine geçen Silvestr Morisini Selânik'in intikamini almak için 1431 yilinda Çanakkale bogazinin Anadolu yakasindaki istihkamlara ani bir baskinda bulunarak ele geçirdigi muhafizlari öldürmüs. âdet ve ibadetlerine dokunmayacagina dair Sultan Murad'dan bir ferman aldiktan sonra sehrin anahtarlarini kendisine teslim eder. Selânik muhasarasi devam ederken. Sultan Murad. Yanya'yi teslim almak için Karaca Pasa'yi görevlendirir. Eflâk'taki iç mücadele Mirça'nin kardesinin . Onun için de zaman zaman çatismalar meydana geliyordu. Bu mücadeleler esnasinda voyvodalarin bazilari Macarlar. Amiral Andrea Moceniko komutasindaki Venedik donanmasi. onlarin basarili olmasina ve Gelibolu'yu ele geçirmelerine engel olmustu. Bununla beraber yerli Ruro halki. Durumun nezaketini bilen Osmanli devlet adamlari da buna karsi tedbir almakta gecikmiyorlardi. surlarini da tahrib etmisti. Balkan halklari üzerinde nasil iyi bir tesir meydana getirdiginin göstergesidir. bazilari da Osmanlilar'dan yardim göreceklerdir. Eflâk ve Sirbistan'in Osmanlilar'la olan baglantilarini kesmekte kakarli görünüyorlardi. Bunlardan Memnon adindaki ogul. Bundan sonra Sultan Murad ile Venedikliler arasinda Gelibolu'da bir muahede imzalanir. Zira henüz emekleme durumunda bulunmasina ragmen Osmanli donanmasi. senelerce sürecek olan iç karisikliklara sahne olacaktir. Osmanli idare ve adaletinin. Bu çatisma ve anlasmazliklara ilaveten bölgede iç karisikliklarda sürüp gidiyordu. BALKANLAR'DAKI YENI OLAYLAR Macarlar. EFLÂK HÂDISELERI Eflâk'in söhretli voyvodasi Mirça'nin ölümünden sonra bölge. Bu yüzden aradan fazla bir zaman geçmeden Yanya halkinin ileri gelenlerinin meydana getirdigi bir heyet. Bu yüzden. halkin hürriyetine. Heyet. ogullar arasinda meydana gelen bu mücadele ile Latinlerden memnun degildir.ortalarinda baslayan kusatma. o siralarda Selânik civarinda bulunan Sultan Murad'i ziyaret eder. Bu muahede ile Selânik'in Osmanlilar'a terk edildigi belgelendirilip kabul ediliyordu. adalet ve hak sinasliklarina güvendikleri Osmanliya baglanmayi tercih etmisti. Egriboz adasinin Osmanlilar tarafindan zapt edilmesinden korktuklari için böyle bir baris teklifinde bulunmuslardi. 2 Mart'ta sona erdigine göre bu sürenin çok daha az oldugu anlasilmaktadir. Karaca Pasa komutasinda gönderdigi kuvvetler ile Memnon'a yardim edip onu arzusuna kavusturur. Osmanlilarin yüksek hâkimiyeti altinda bulunan ve merkezi Yanya olan Epir despotu Karlotoçi (Carlo Tocco) ölünce ogullari arasinda hâkimiyet mücadelesi bas göstermisti. Selânik'in zaptindan takriben bir buçuk sene sonra 13 Safer 835 (9 Ekim 1431)'de Yanya Osmanli topraklarina katildi. eskiden beri Balkanlar'daki milletlerin Osmanlilar'a karsi tavir koymalarini istiyor ve kendilerini bölge halklarinin bir çesit hâmisi kabul ediyorlardi. Dukas'in ifadesine göre Venedikliler. örf. Bunun üzerine Sultan Murad. Gelibolu'yu zapt etmek için ugrastiysa da bunda basarili olamadigi gibi gemi bakimindan da zayiata ugradi. Devamli karisikliklara sebep olan bölgedeki olaylari Eflâk ve Sirbistan hadiseleri olmak üzere iki kisma ayirmak mümkündür.

Filhakika Vlad Drakul. Sirp despotunun Macarlarla olan alâkasini kesmek ve Osmanlilar'a olan bagliligini güçlendirme hedeflenmisti.çocuklari olan Dan'lilar ve Mirça'nin oglu Vlad Drakula'nin torunlari olan Drakul'lular arasinda cereyan ediyordu. Sirp despotunun Osmanli Devleti'ne sadik görünmesine ragmen el altindan da Osmanlilar'in aleyhindeki bazi hareketleri. Bu yüzden Macarlarla olan münasebetlerini kesmeyi ve kizi Marya (Mara)'yi Osmanli hükümdarina zevce olarak vermeyi kabul ederek barisi saglayabildi. onun komutasindaki bir ordu ile Sirbistan içlerine dogru bir akin yapilir. Bu akinla. Bu yüzden bu da babasi gibi Vlad tarafindan öldürülür(1431). Bu sekilde. bir takimi da kiymetli taslarla süslü ipekli elbiseler sunar. Karaman seferine hareket edecegi esnada bizzat Bursa'ya kadar gelerek bagliligini arz ve Sultan Murad'in Macaristan'a yapacagi seferlerde kendisine her türlü kolayligi gösterecegini vaad ettigi gibi böyle bir seferde Osmanli ordusuna klavuzluk edecegini de taahhud eder. Vlad Drakul vasitasiyle Macarlara büyük bir darbe indiren Sultan Murad. Bu mücadeleler sebebiyle voyvodalar makamlarini yeterince saglama alamadiklari gibi bu dönem Eflâk kaynaklari da kifayetsiz olduklari için voyvodalarin saltanat tarihlerinde karisikliklar bulunmaktadir. Sigismond. Bu sebeple Imparatorun bulundugu Bâl sehrine tantanali bir elçilik heyeti gönderir. SIRBISTAN HÂDISELERI Eflâk voyvodasi Vlad Drakul gibi Sirp despotu Jorj Brankoviç te Macarlara dayanip onlardan yararlanmak istiyordu. Eflâk voyvodasi olmustu. Dan'in oglu Osmanlilar'dan yardim istedigi için kendisine yardim edildiyse de bunda iyi bir basari saglanamadi. Bogdan prensinin yardimini alan Vlad Drakul tarafindan öldürülür. yanina asker vererek onu Transilvanya'ya akin yapmaya memur eder. onu tekrar ülkesine gönderir. Zira Sultan Murad. Büyük bir idarî ve diplomatik tecrübeye sahip olan Osmanli devlet erkâni. Ishak Bey komutasindaki Osmanli ordusunun Sirbistan ortalarina kadar bir akin yapmasi. Zaten Macarlar da Sirp despotunu Osmanlilar aleyhine tesvikten geri kalmiyorlardi. Güvercinlik'in de Osmanlilar elinde bulunmasindan dolayi her iki devletin Sirbistan üzerindeki dikkatleri daha fazla hassasiyet kazanmisti. Osmanlilara olan baglilik yeminini ettirmek ve padisahin nisanlisini getirmek . Sultan Murad'in elçilerini gayet sahane bir surette taltifederek birçok hediyelerle Padisahlarina gönderir (Kasim 1433). Seytan) lakabi ile aniliyordu. ya insafsiz ve zâlimliginden veya Sigismond'un kendisine verdigi Dragon nisanindan dolayi Drakul (Eflâl dilinde hilekâr. heyeti Bas kilisede ve bütün hükümdarlik alametleri üzerinde bulundugu halde kabul eder. Sirp despotu Brankoviç'i telaslandirir. Dukas ve Hammer'in ifadelerine göre Eflâk Beyi (voyvodasi) Vlad. Osmanli hükümdarinin. bu cesareti. Üsküp Sancak Beyi Ishak Bey tarafindan haber alinip merkeze bildirildiginden. Bu sebeple onun Macarlarla olan münasebetlerini bozmak için ayni sene (1432). bilahare Macarlarla dostlugu yenilemek ister. bir takimi sirma islemeli. Vlad'in iki yüzlülügünü çok iyi biliyordu. Vlad. Vlad. Bu arz-i ubûdiyetten memnun olan Sultan Murad. Sarica Pasa. Böylece mütareke yenilendikten sonra Sigismond. bütün bu himayelere ragmen Sigismond'un kendisini Türklerin elinden kurtaramayacagini düsünerek rakiplerine galip gelmekle birlikte Osmanlilar'a da sokularak görünüste onlara olan bagliligini göstermek istiyordu. Bu elçilik erkânindan on iki kisi ilerleyerek Imparatora altin sikkelerle dolu on iki altin kupa. Mirça'nin ölümünden sonra kardesinin oglu Dan. Fakat bu voyvoda. Macaristan ile dostça münasebetlerin faydali olacagini düsünür. Macarlarin ve bilhassa Sigismond'un kendisini himaye etmesinden aliyordu. Sirbistan'in iki önemli sehrinden Belgrad'in Macarlar.

Sultan Murad. Osmanli ülkesine saldiracak ve bazi yerleri ele geçirecektir. Transilvanya'da bazi sehirler zapt ve kaleler de tahrib edilir. Gayet iyi tazimle Semendire'ye getirdiler. büyük oglu Greguar'i Semendire'nin tahkim ve . Defterini Özbek Aga'ya verdiler. kizi Mara'yi Edirne'ye göndermis olan Jorj Brankoviç'e pek güvenemiyordu. Âsikpasazâde hadiseyi su ifadelerle nakl eder: "Bir kaç günlük yol kalinca Vilk oglu. Sultan Murad. Hünkâra verdim. Karamanoglu Ibrahim Bey'in hakkindan geldikten sonra tekrar Rumeliye dönecektir. Sultan Murad. Acayip konukluklar eyledi. kayinpederine itimad edilemeyecegini gösteren delillerle dolu idi. pasalarini toplayip kendileri ile bu durumu görüsünce pasalar "almak gerek sultanim" demislerdi." Jorj Brankoviç. Brankoviç'in. Hatta kizini padisaha nisanlamis olmasina ragmen onun henüz küçük oldugunu ileri sürerek dügünün yapilmasini da tehir eder. Macar Krali Sigismond ile birlikte Karamanoglu Ibrahim Bey'le gizlice anlasarak onu. Durumun kendi aleyhindeki vehametini görmekte gecikmeyen Brankoviç. Bir sehl zaman durdu. Fakat ileride de bahs edilecegi gibi Sultan Murad. dilerse bu câriyesine versin.üzere Jorj Brankoviç'in sarayina gider. mutad merasimle. Padisahin emri geregince Jorj Brankoviç ve Vlad Drakul 1438'deki Macaristan akinina katilirlar. Onda dahi nihayetsiz konukluklar etti. müstereken icra edilen Transilvanya akinina ragmen Macarlarla aralarinin açilmadigini görünce. Brankoviç. Bununla beraber yine ayni sene (1433) içinde. Sirbistan problemine kesin bir çözüm getirme kararma varir. Birbuçuk ay kadar süren akinlar esnasinda. Bundan cesaret alan Ibrahim Bey. Edirne'ye gelen Mara oradan da Bursa'ya gönderilir. oradan da Semendire'ye gönderir. 1438 kisinda Brankoviç'in kizi Mara ile evlendi. kâfir beylerinin hatunlarini karsi gönderdi. dilerse gayri câriyesine versin". Bunun üzerine sultan da "tedarik neyse edin" diyerek Kizlaragasi Reyhan Aga ve Oruç Bey ile Sirp sinirlari üzerinde toplanmis olan askerin komutani Ishak Bey'in esini gelini almak üzere bir heyetle Üsküp'e. Brankoviç'i yeniden Macarlarla münasebetlerini gelistirmeye yöneltir. Buna göre Karamanoglu'nu tahrik edenlerden birisi daha bütünüyle ortadan kalkacakti. onu Edirne'ye getirdi. "Bir sipahi kâfirin kizina ne dügün gerek" dedi. Elhasil kizi Edirne'ye getirdiler. Geri çeyizini ol kiza verdi. Çeyizinin hesabini yazmislar. Evrenoszâde Ali Bey'in Macaristan'a yaptigi bir akinda basarili olamamasi. kizini Osmanli sarayina götürmek üzere gelen heyete teslim eder. Iki yüzlü harekette Eflâk voyvodasindan da usta davranan Jorj Brankoviç. Her iki hükümdarin Evrenoszâde Ali Bey komutasindaki akinci kuvvetlerine iltihaklarini müteakip Demirkapi üzerinden Tuna nehri âsilir. Bu sebeple Sirp despotu ile Eflâk voyvodasinin Macarlar'la arasini iyice açarak kendisine baglanmalarini saglamak için Macaristan harekâtina katilmalarini emr eder. Vilk oglu demis ki: "Ben çeyizi kizima vermedim. itaat edecek yerde. Hünkâr eder "Benim câriyelerime verecegim yok mudur ki onun kizinin çeyizini vereyin. Ve her ne kim Vilk oglu dedi. Isfendiyar kizi dahi Bursa'da idi. Osmanlilar aleyhine kiskirtmaya ve bir takim faaliyetlerde bulunmaya sevkeder. Semendire'nin anahtarlari ile birlikte Edirne'ye gelmesini emr eder. Bununla beraber Sirbistan hududundaki Türk kuvvetlerinin komutani olan Ishak Bey'den aldigi raporlar. Sultan Murad." dedi. padisahin hiddetini teskin ile dikkatini baska seyler üzerine çekebilmek için kizi Mara'yi aldirmasi istirhaminda bulunacaktir. hünkâr kendine dügün etmedi. Bu akinlar esnasinda birçok ganimet elde edilir. Bursa'ya gönderdi. onu Hünkâr'a dediler. Sultan Murad. Hiç nesne kabul etmedi.

bu sehrin stratejik durumunu çok iyi biliyordu.müdafaasina memur eder. Sirbistan isini kesin bir sonuca baglamak için Semendire üzerine kuvvet sevk eder. Filhakika o tarihlerde Bohemya'da meydana gelen krallik mücadelesi ile Alman Imparatoru ve Macaristan Krali Albert'in ölümünden dolayi meydana gelen çekismeler. 1439 yilinda teslim olur. Sirbistan islerini çok iyi bilen Ishak Bey. Osmanlilar bu sefer esnasinda pek çok esir ve ganimet aldilar. Voyvoda Drakul. gerçekte bir Sirp sehri idi. Asikpasazâde. Karaman olaylarina temas edilecektir. esirlerin fazlaligi sebebiyle fiyatlarinin düstügünü. Sultan Murad'i düsüncesini gerçeklestirmeye yöneltmisti. Böylece Sirbistan'in diger sehir ve yerleri de zapt edilmis oluyordu. O. Arkasindan bizzat kendisi de bu kusatmaya istirak etti. Sultan Murad. Vlad Drakul ülkesine dönerek yine eski makamina geçer. sehrin fethinden hemen sonra onun Müslüman Türk sehri haline getirilmesi için kadi tayin edildigini. Bu siddetli kusatmaya tahammül edemeyen Semendire. Engürüs vilayetinin kapisidir" diyerek onun askerî önemini ortaya koyuyordu. bu sefer esnasinda. kendisinin bile bes esir satin aldigini. Sultan Murad. Maden ocaklari ile meshur olan Novaberda. Sirbistan'in fethinden sonra Belgrad için de bir seyler yapmak gerekiyordu. hacdan dönünce kusatmanin siddeti artirilir. Belgrad'i muhasara için önce Evrenosoglu Ali Bey komutasinda bir ordu gönderdi. hatta bir askerin. Zira o siralarda Macar hâkimiyetinde olmakla beraber Belgrad. Seferde bizzat bulunmus olan tarihçi Âsikpasazâde. Brankoviç gibi Eflâk Voyvodasini da davet etmisti. üç ay müddetle kusatilir. Sehri müdafaa edenlerle birlikte esir düsen Greguar. asirlarca Osmanli ordusunun mermi ihtiyacini kullanmada hizmet görmüstü. Bosna Krali Tvartko'yu korkuttugundan. Sirbistan'a karsi yapilan hareket. Bu esnada. Bunun için de "Belgrad. daha önce zapt edilmis ise de fetret döneminde tekrar Sirplara iade edilmisti. Cuma namazinin kilindigini ve hisarina asker kondugunu yazar. eteklerinde kuruldugu dagin madenlerinin çoklugundan dolayi "Sehirler anasi" diye adlandirilan Novaberda'yi bizzat kendisi yeniden feth ederek ele geçirdi (1439). güzel bir cariyeyi bir çift çizme ile mübadele (degistirdigini) ettigini" yazar. daha önce rehine olarak Edirne'ye gönderilmis bulunan kardesi Stefan ile birlikte Tokat'a yollanarak hapsedilir. Kendisi de diger oglu Lazar'i yanina alarak Sigismond'a halef olan Albert'e siginir. Osmanli hazinesine daha önce vermekte oldugu yirmi bin duka altini yirmi bes bine çikarmisti. olaylarin akisi içinde Sirbistan hadiseleri ile yakin ilgisinden dolayi bu muhasaradan bahs edildikten sonra. Edirne'den de Gelibolu'ya yollanarak haps edildiyse de iki oglunu rehin olarak birakmayi kabul ettiginden hapiste uzun süre tutulmayarak serbest birakildi. Sultan Murad. Novaberda. Jorj Brankoviç'i taklid etmeyerek padisahin dâvetine icabet eder. Vlad Drakul. Sultan Murad. Semendire muhasarasi devam ederken bir Macar ordusu sehrin imdadina geldiyse de Ishak Bey ile Timurtas Pasaoglu Osman Çelebi tarafindan maglub edildikten baska Macaristan'a da akinlar düzenlendi. "esirlerin sayisinin çok fazla oldugunu. BELGRAD'lN MUHASARASI Tarihî kronoloji itibari ile Karaman seferinden sonra olmasina ragmen. Kusatma hem karadan hem . Brankoviç'in oglu tarafindan müdafaa edilen Semendire. ordugâha gelince yakalanarak Edirne'ye gönderilir.

Yaninda bulunan Karamanoglu Isa Bey'i de Karaman hükümdari ilan edip. Sonunda is. Bu siralarda Macaristan içlerine dogru da akinlar devam ediyordu. Osmanlilar'dan aldigi yerleri iad etmekle tatliya baglanir. fakat onun bu makama gelmesi bizim yardimimizla olmustur. Sehri Zovan adinda Raguza'li bir rahip müdafaa ediyordu. Osmanlilar'a karsi takib ettikleri tarihî ve daimî düsmanlik siyasetine devam etmekte mahzur görmeyen Ibrahim Bey. Konya ve Beysehri'ni alan Sultan Murad. âlimlerden Mevlânâ Hamza vâsitasiyle özür dileyerek barisa talib olur. Sultan Murad. Balkanlar'daki Hiristiyanlarla is birligine giren Ibrahim Bey.de nehirden yapiliyordu. Osmanli toplari kaleyi dövmeye baslayinca ondan büyük bir parçayi yikip bir gedik açtilar. Fakat alti ay kadar devam eden Belgrad kusatmasi. Karamanlilar'in. Ibrahim'i sonuna kadar takib edecegini açikça ortaya koyar. her iki tarafi da tarassut ediyordu. Bu arada kale burçlarindan. kendisini rahatsiz edenleri de kaçirdi. zamanin uzamasindan dolayi kaldmldi. Bunun üzerine Sultan Murad: "Senin hatirin için günahindan vaz geçelim. Padisahi bu konuda ikna etmek için Mevlânâ Hamza. Evrenosoglu kusatmayi kaldirmadi. Karamanoglu da bunu bildigi için isgal sahasini gittikçe genisletmeye çalisiyordu. Buna karsilik Ibrahim Bey. Aksehir. Padisahin ayaklarina kapanarak onu düsüncesinden vaz geçirir. . 1433 senesinde de Sirp ve Macarlar'la birleserek Osmanlilar'in aleyhinde bir ittifak kurmustu. epey dil döker. Surun etrafindaki hendek kenarina kadar büyük bir siper kazdirdi. Sultan Murad. Sultan Murad'dan kusatmayi kaldirmasini rica etmis ise de buna pek aldiris edilmedi. Bununla beraber Rumeli'ndeki isler yüzünden Edirne'yi birakip Karamanoglu'nun üzerine gidemiyordu. Osmanli birlikleri buradan içeri daldilarsa da siddetli bir mukavemetle karsilastilar. Sultan Murad. KARAMAN SEFERI Murad Bey'in destegi sayesinde idareyi elde edip is basina gelmis olmasina ragmen. Rumeli islerinin kritik bir vaziyet arz etmesinden dolayi yerinden ayrilamayan Murad Bey. Polonya Krali iken ayni zamanda Macaristan kralligina da getirilmis olan Viladislas. Sükrüllah'i (Behcetü't-Tevânh adli eserin müellifi) Karamanoglu'na elçi olarak gönderir. Karsilikli anlasmalar geregince Macarlar ile Sirp despotunun Tuna'yi geçip Güvercinlik (Kolambac) kalesine taarruzlari esnasinda Karamanoglu Ibrahim Bey de Beysehir'den sonra Hamideli'ni isgal etmeye baslayarak bu sancagin beyi olan Sarabdar Ilyas'i esir almisti. bu sefer de rollerini Ibrahim Bey vasitasiyle oynuyorlardi. Güvercinlik önünde kazanilan bu zaferden sonra Rumeli'ndeki vaziyetin düzeldigini görünce vezir Saruca Pasa'yi Edirne muhafazasinda birakarak Karamanoglu'nun üzerine yürür. Macaristan'a yaptigi bir akinda muvaffak olamamasi üzerine. Bozkir'a kadar gidip Karamanoglu'nu takib eder. mevkiini ve yerini kuvvetlendirdikten sonra Sirp despotu ve Macarlar'la ittifak ederek Osmanlilar'in aleyhindeki faaliyetlerine baslar. Osmanlilarin. Evrenoszâde Ali Bey'in. Maglub olan Macarlar'dan bir kismi Tuna nehrinde bogulurken krallari da zor kurtulmustu (1433). Rumeli'deki sIkIsik durumlarindan devamli olarak istifade etmeyi adeta bir prensip haline getiren Karamanlilar. Sinan Pasa komutasinda bir ordu sevk ederek Macarlari maglub eder. Simdi onu azl ederek biraderi Isa Bey'i Karaman Bey'i yapmayi uygun gördüm" deyince Mevlânâ Hamza.

Karaman Devleti'nin yanibasindaki bir Osmanli sancaginin basina. Ikinci Murad'in kiz kardesi olan haniminin ricalari üzerine bu sefer de af edilir.Osmanlilar'a karsi giristigi tecavüzden dersini aldiktan kisa bir müddet sonra Dulkadirogullan'na ait Kayseri'yi zapt etmesi. 1437 yili sonlarina dogru Ibrahim Bey. Öbür taraftan. Mektubunda Anadolu beylerinden Karamanoglu Mehmed Bey. Ibrahim Bey. önce Timur'un sonra da Sahruh'un destegini saglayan Akkoyunlu Bey'i Karayülük Osman Bey. Osmanlilar ile Memlûklular arasinda Karaman ve Dulkadir gibi tampon devletlerin bulunmasi. Osmanlilarla savasmak üzere bizzat sultanlarinin sefere çikmasini bile düsünmüslerdi. Bunlarin. Ibrahim üzerine yeniden kuvvet gönderilmesine sebep oldu. Anadolu ve Iran'da babasi tarafindan tesis edilen füli durumu yeniden iade etmek arzusunda oldugundan Anadolu'daki olaylari yakindan takib ediyor ve mektuplari ile bazi durumlari tasvib etmedigini bildiriyordu. Karamanoglu'nun Osmanlilar karsisinda ezilmesinden dolayi endiseye kapilirlar. Bu durumu bilen Memlûk idarecileri. Murad Bey de Rumeli ve Anadolu kuvvetleri ile Aksehir'e girer. Fakat fütuhatçi olan ve dünyanin en müsait jeopolitik mevkiinde yerlesmis bulunan Osmanlilarin Memlûklulari ezmesi imkân dahilinde idi. Venedik gibi bazi Hiristiyan devletler ise bu tehlikeyi bir silah gibi kullanarak bazi Osmanli sehirlerini istila ümidine bile kapilmislardi. Ibrahim Bey'in en büyük rakibinin getirilmis olmasi onu ürkütmüstü. Bu son gelismeler karsisinda Macarlar'la ayni zamanda hareket eden Sultan Murad. Isfendiyar Bey. Memlûk Devleti için bir garanti olarak görülüyordu. dogudan geliyordu. Anadolu'da Osmanlilari ezip ortadan kaldirmalari imkânsizdi. Daha önce de belirtildigi gibi Sultan Murad. Tokat'tan yola çikan kuvvetli bir Osmanli ordusu. içislerinin karisik olmasina ragmen. Isa Bey. Timur'un çok dindar oldugu söylenen oglu Sahruh (1404-1447). Maras Bey'i Dulkadirli Süleyman Bey'le birlikte Kayseri'yi kusatirken. kizkardeslerinden birini de Karamanoglu Ibrahim Bey'in kardesi olan Isa Bey ile evlendirmisti. Hamidoglu Hüseyin. Ikinci Murad tarafindan Hamideli sancakbeyligine getirilmisti. ve Anadolu'da kendilerine ait olan topraklarin kaybi demekti. Timur'un yaptigi tahribati unutmayan Osmanlilar. SAHRUH'A KARSI TAKIP EDILEN OSMANLI SIYASETI Sultan Murad. Fakat Sultan Murad'in Anadolu'da kalmayip Rumeli'ye geçmek üzere oldugu haberinin gelmesi üzerine sultan bu tasavvurundan vazgeçer. Bu arada. isgal ettikleri yerlerden çikarir. Osmanlilar'in Dulkadirogullari'ni himaye etmesini bir türlü hazmedemeyen Memlûklular. Osmanlilarin tek baslarina Anadolu'nun hâkimi durumuna gelmeleri. Bu korku yüzünden olsa gerek ki. Bununla beraber Suriye valisine Anadolu islerine çok dikkat etmesi emrini verir. dedesi Yildirim Bâyezid zamaninda oldugu gibi bir anda kendisinin de yeni bir tehlike ile karsi karsiya geldigini görür. Zira bu. kudretini devam ettiren Sahruh'un ölümüne kadar (1447) ona açiktan açiga cephe almaktan . Macarlar'in maglubiyeti üzerine 1437 baharinda tabiî müttefiki Dulkadirlilarla beraber dogudan ve batidan Karaman ülkesine taarruz eder. kardesi Isa Bey ile giristigi bir vurusmada onu öldürür. Cüneydoglu Hamza ve Dulkadir Bey Süleyman ile Birlikte Bizans ve Trabzon imparatorlari da dahil olmak üzere Gürcü meliklerinin de emrine girmek için kendisini beklediklerini yazmisti. ona bir mektup göndermisti. Bütün bati Hiristiyan dünyasini sevince bogan bu tehlike. Böylece Karamanlilari.

Iskender Bey'in Osmanlilar'a siginmasi. Bu ordunun tehdid sahalarinin nerelere kadar uzanacagi pek kestirilemiyordu. Memlûk Devleti ile de iyi geçinmeye dikkat ediyordu. Misir'da da büyük endiselere sebep olmustu. Bütün Anadolu topraklari üzerinde metbûluk iddiasinda bulunan Sahruh. Bunun üzerine Sultan Murad. Buna karsilik Avrupa'da ise büyük ümit ve hayaller uyandi. Yine padisahin buyrugu üzerine Yörgüç Pasa da Iskender'in askerleri için lazim olan bin kepenek. Bu devletin. dört elle Osmanli dostluguna sarildilar. Sahruh'un. Hatta Sahruh. Sultan Murad'in bu endisesinin farkina varan Venedik. adi geçen savasi kazanmasi. Zira bir Osmanli Memlûk ittifaki demek Karaman Beyligi'nin haritadan silinmesi demekti. Ibn Hacer'in ifadesine göre Iskender Bey. Timurlular ve Memlûklular gibi kudretli Müslüman dogu devletleri ile. Anadolu siyasetine karsi kötü bir tavir takinmamaya itina ediyor. Bu da onlar için Osmanlilar'in ortadan kalkmasi ve Avrupa'nin. Murad. Sahruh'un. Amasya valisi olan Yörgüç Pasa'ya Iskender'in lâyik oldugu sekilde agirlanmasini emr eder. ulak gönderip kisi Tokat'ta geçirmek üzere II. bu ülkelerdeki tabi devletleri ortadan kaldirmadan. Müslümanlardan temizlenmesi demekti. dedesi zamanindaki Timur hadisesinden iyi bir ders almisa benziyordu. bu durumdan endise duyuyordu. Osmanlilarca yeni bir tehlikenin isareti olarak görüldü. Karakoyunlu hükümdari Iskender Bey. Sahruh'un Herat'a dönmesi ile bu iki büyük devlet rahat nefes aldilar. iki bin çul ve torba ile davar vesair hayvan tedarik etmisti. sonunun nereye varacagi ve nasil bitecegi belli olmayan bir mücadeleye girmenin hiç bir faydasi olmayacagini biliyordu. Murad'in da basina bir felâketin gelmesi artik an meselesiydi. 17 Eylül 1429'da Selmas Meydan savasinda Karakoyunlularla müttefiklerini perisan etmesi ile Anadolu ve Suriye yollari bütün genislikleri ile onun önünde açilmis bulunuyorlardi. Anadolu siyasetine karsi açik bir sekilde cephe aliyordu. O. 1437 yilina kadar Memlûk yöneticilerinin Osmanlilarla hemen hemen hiçbir ihtilafi olmadi. Memlûklularin. O zamana kadar Sahruh'un aleyhinde olabilecek herhangi bir faaliyette bulunmamakla beraber Sultan II. altin egerli atlar. Bu esnada Sahruh. II. Memlûk ve Karakoyunlular gibi Timurlulara kafa tutmayi düsünmüyordu. O. Murad'dan müsaade ister. Anadolu'ya girince bunlar. Zira o. bu tehdidi siyasî bir manevra ile kendi lehine çevirmeye yeltendi ise de Sultan Murad'dan istedigini elde edemedi. Sultan Murad. köle ve câriyeler göndermisti. Balkanlar'in ve Anadolu'nun mutlak hâkimi olmadan. Murad. Sahruh'un üçüncü Azerbaycan seferine çikmasi (1435). Karamanoglu Ibrahim Bey de bu yüzden onlara karsi cephe aldi. Sultan Ikinci Murad. Zira Yildirim Bâyezid döneminde oldugu gibi. bununla da yetinmeyerek Karakoyunlu beyine on bin altin ile sirmali elbiseler. babasi Kara Yusuf Bey'in Yildirim Bâyezid'e ilticasina benziyordu. II. onlarin çogu zaman Osmanlilar'in tabii olan Karaman ve Dulkadirogullari'nin islerine müdahale etmelerine ses çikarmiyordu. Sahruh'un oglu Muhammed Cuki Mirza'nin önünden kaçarak Tokat'a gelip siyasî mülteci olarak Osmanlilar'a siginir. Buna karsilik Osmanli Memlûk yakinlasmasi daha bir perçinlenmis görünüyordu.uzak durmuslardi. Iskender . islemeli silahlar. kalabalik ve muazzam ordusu ile Azerbaycan'da bulunuyordu.

Onun için bu konuda Venedikliler'e ihtarda bulundular. Osmanli tabiiyetini kabule mecbur olmuslardi. Timurlulara bagli olan ve ikide bir ayaklanan bu Karakoyunlu hükümdarlarindan da kurtulmak istiyordu. bir bogazda pusuya düsürülerek agir kayiplara ugratildi. Bu seferler sonunda Gergi Araniti ile Yuvan Kastriota. Serez'e giderek harekât sahasina yakin bulunmak istedi. Irkdas ve dindas devletlerle mecbur kalmadikça harbe girmenin bir mânâsi yoktu. Durumun nezaket kazanmasi üzerine bizzat sefere çikan Sultan Murad. Murad'a bu beyi topraklarindan uzaklastirma firsatini vermisti. ona tekrar boyun egdirdiler. Ona. genellikle güney ve merkez kisimlarinda yeni bir teskilat kuran Osmanlilar. yanlarina yeniçeri bölükleri de katarak harekât sahasina gönderdi. ilk defa Akdeniz sahillerine çikiyorlardi. Sahruh da isi daha fazla ileri götürmek istemez. Venedikliler'in bu isyani tahrik ettiklerini düsünüyorlardi. Isyan bastirilarak buradaki mahsur Türkler. O da Herat'a döner. OSMANLI ARNAVUTLUK MÜNASEBETLERI Osmanlilar. kuzeyde özellikle daglik bölgelerdeki kabilelere dayanan Arnavut beylerini kendilerine tabi birer senyör olarak yerlerinde birakmislardi. aldigi emir üzerine Iskender Bey'e bir mektup yazarak memleketi terk etmesini ister. aralarinda en küçügü Gergi Kastriota olan dört oglunu rehine olarak Sultan Murad'in yanina göndermek zorunda kalmisti. O da Tebriz'e gidip Sahruh'a boyun egmeyi uygun görecektir. Arnavutluk faaliyetleri daha sonra da devam etmisti. Baharin gelmesi. Asilere karsi hareket eden Evrenos oglu Ali Bey. Umur Bey. Özellikle Ergiri bölgesinde.Bey'i reddetmeyi hükümdarlik serefi ile mütenasib görmemekle beraber. durumu Sultan Murad'a bildirir. onlarin çoluk çocuklarini esir etmeye ve mallarini ellerinden almaya baslamislardi. Bunlardan Yuvan Kastriota. baharla birlikte yöredeki halka saldirmaya. Fakat Selânik'ten sonra Yuvan Ili'ne gelen Osmanli kuvvetleri. 1417'de Avlonya'yi da zapt eden Osmanlilar. ilk önce Iskender'e memleketi güzellikle terk etmesinin bildirilmesini. Osmanlilar. Çünkü Iskender Bey'in askerleri. Zira o dönemin en güçlü ordusuna sahip olan bu Türk Hakanligi ile sonu nereye varacagi belli olmayan bir savasa girmek istemiyordu. bir iç oglani olarak padisahin hizmetinde Osmanli terbiyesi görerek büyümüs ve Iskender adini almisti. Buna. Böyle bir karsiliga cani sikilan Osmanli Padisahi. Sultan II. 1436 baharinda Sahruh'un bütün Anadolu devletlerine onu kabul etmemeleri gerektigine dair gönderdigi mektup da ilave edilirse artik Iskender Bey için yapilabilecek bir seyin kalmadigi anlasilir. bundan bir netice alinmadigi takdirde üzerine varilarak zorla hudud disi edilmesini emr eder. . Gergi. Arnavutlugun. Bu mektup üzerine Iskender. O da diger Arnavut beyleri gibi muayyen yillik tahsisat sözünü alinca Venedik tarafina dönmekten ve onlara hizmet etmekten çekinmeyerek 1428'de Venedik himayesine girer. Bu Arnavut beyleri içinde en kuvvetli olani Ergiri sancaginin kuzeyindeki bölgeye hâkim olan Yuvan Kastriota idi. Buradan da Manastir'a gelerek Rumeli Beylerbeyi Sinan Pasa ile Uc Beyleri Turhan ve Ishak Beyleri. Zaman zaman Venediklilere müracaatla oglu Iskender Bey'in bir Osmanli Beyi sifati ile Venedik arazisine saldirilan olursa kendisini bundan sorumlu tutmamalarini da rica ediyordu. Bunlara engel olamayan Yörgüç Pasa. Iskender'in üzerine gönderir. Anadolu Beylerbeyi olan Timurtas Pasa oglu Umur Bey'i. Çelebi Sultan Mehmed döneminde 1415 yilinda Arnavutluk'taki Kruya (Akçahisar)'i yeniden ellerine geçirmislerdi. Bir yil sonra da Venedikliler'le çikan anlasmazlik yüzünden Yuvan Kastriota'ya hücum etmislerdi. Osmanlilar'in. Zira artik Osmanli ülkesinde kalmak tehlikeli bir hal almistir. buranin eski Arnavut senyörleri olan Thopia Zenebissi ile Gergi Araniti tatmin olunmadiklarindan siddetli bir isyan ve ayaklanmaya bas vurdular. askerlerini alip Osmanli ülkesini terk eder. Bu arada Arnavutluk'ta köylerin timar olarak taksimi esnasinda mukavemetler görüldü.

Gerçekten de uzun bir süre geçmeden Izladi savasi sirasinda (Kasim 1443) Osmanli ordusundan kaçacak olan Iskender Bey. seyahatten avdeti münasebetiyle Murad'a elçiler gönderdi. düsmanin gücünden dolayi Belgrad muhasarasini kaldirmis degillerdi. . Rumeli zapt olunduktan sonra bir ay içinde de Arz-i Mukaddes ele geçirilecektir. Gerçi Sirbistan. denizden ve karadan padisah aleyhine yürüyecekler ve Türkleri Garp vilayetlerinden çikaracaklar" demislerdi. O zaman daglara siginan asi Arnavut senyörleri. Venedik senatosu Osmanlilar'in ihtari üzerine asilere yardim edilmemesi için Arnavutluk'taki makamlara emirler göndermisti. Bunun sebebi. kendi dinlerinin akidelerinde (inançlarinda) meydana gelen ihtilaflarin halli için gittigini söylediler. Gazavat ve Misir sultanina gönderilen Varna fetihnâmesi. fethe zemin hazirlayan harplerdi. Bu ana kadar Macar hâkimiyetinde bulunan Erdel (Transilvanya) topraklarina yapilan akinlar hariç tutulacak olursa. Imparatorun mabeyincisi J. Osmanli hareketinin kendi hududlarinin çok uzaginda bulunmasindan dolayi bunu pek önemsemiyorlardi." Gerçekten muasir Türk kaynaklari. Fakat Sirbistan'in Osmanlilar'a ilhaki ile Osmanlilar ile Macarlar komsu iki devlet haline gelmislerdi. Bunlar. o zaman söyle yazmakta idi: "Rumeli'nin bahis mevzuu durumu göz önüne alinir ve söyledigim gibi haçli askeri gelirse. Torzello. Allah'in inayetiyle bir ay içinde her sey halledilmis olacaktir. artik Macar topraklan için de tehlike olmaya baslamislardi. Osmanlilar tarafindan ögrenilmisti. buraya girilmemisti. Halbuki Belgrad zaptina tesebbüs edilmekle Osmanlilar. Gerçi Osmanlilar. Sultan Murad'dan çekindigi için ona elçiler gönderip bu konsilin sadece dinî bir sebebe dayandigini. Hiristiyan dünyasindaki bu anlayis ve sebep oldugu birlesme.muhakkak bir katliamdan kurtuldular. Kuzey Arnavutluga giden Anayol üzerindeki Kocacik kalesini zapt ederek babasinin topraklarini elde etmeye yönelik faaliyetlere giristi. Osmanlilar'i Avrupa'dan atacaklarina iyice kanaat getirmislerdi. Bilindigi gibi Sultan Ikinci Murad zamani. Bizans tarihçisi Dukas bu olayi söyle nakl eder: "Imparator. Fakat genelde Macarlar. uzun süren muhasaranin sebep oldugu salgin hastaliklarin verdigi zayiatti. Murad'i imparator aleyhine harekete sevk etmek istemisler ve padisaha "imparator. IKINCI MURAD VE HAÇLI ITTIFAKI Belgrad kusatmasinin basarisiz bir sekilde sonuçlanmasi üzerine baslayan ve maglubiyetlerle geçen buhranli bir kaç yilin verdigi cesaretle Hiristiyanlar. tam anlamiyla bir fetih ve ilhak degil. Macar Krali ile iliski kurdular. Osmanlilar tarafindan feth edilinceye kadar Macarlarla bazi çatismalar olmustu. Zira bazi kimseler." Bununla beraber daha o zaman Floransa'da Osmanlilar aleyhine denizden ve karadan bir Haçli seferi plâni kararlastirilmisti. Frengistan'a gittigi vakit Frenklerle ittifak edip Frenk oldu. Böylece Osmanlilar'i uzun süre mesgul edecek olan Arnavutluk gailesi ortaya çikti. Böylece Padisah'in fikrini tashih ettiler. Osmanlilar'daki bu kaygiyi ögrenen Ioannis. Balkanlar'da Osmanlilara karsi yeni bir müttefik bulduguna inanarak anlari tesvik etti. Floransa toplantisini buhranin baslangici olarak kabul ederler. Akin hareketlerinde birçok çarpisma olmussa da bunlar. Arnavut beylerinin basina geçmek suretiyle mukavemet hareketini organize edip. Osmanli Macar mücadelesinin baslama dönemidir. siyasî bir gayesinin bulunmadigini bildirecektir. Elçiler ise bu hususta Murad'a izahat vererek imparatorun Italya'ya seyahatinin kendisine arz edildigi gibi olmadigini. Padisaha karsi minnettarligi ile hilesiz dostlugunu arzetti. kalenin çok müstahkem olmasi. Gerçekten 1439 yilinda Floransa konsilinde Bizans Imparatoru VIII. Osmanli Devleti'nde büyük bir kaygi ile karsilanmisti. Kral. Ioannis Paleologos'un istirakiyle Sark ve Garp kiliseleri arasinda "Union"un imzalanmasi.

Elde edilen Türk esirleri vahsiyâne bir iskenceye tabi tutularak Öldürülürler. savasin öteki tarafça (Macarlar) kazanilmasina sebep oldu. düsmanini takipten dönünce. hemsehrileri kendisini vatan kurtarici olarak karsiladilar. Simon. Dönüsünde. arabanin tepesinde görülmekte idi. Rumeli Beylerbeyi Hadim Sehabeddin Pasa (Kula Sahin) Anadolu ve Rumeli askerleri ile yeniçerilerin de katildigi bir kuvvetle Silistre . Jan Hunyad. Macarlar da buna mani olmak gayesini güdüyorlardi. kayda deger ve maglubiyetle biten çarpismalarin ilki. Transilvanya'ya girmisti. kaynaklarin verdigi bilgiye göre muhasarayi kaldiran Mezid Bey. Bu dehset verici ganimetlerin ortasina oturtulmus yasli bir Türk. anlari karsilamaya yürüdü. galipler tarafindan getirilmekte olan esirleri kendisi sofrada bulundugu halde vahsiyâne bir eglence olmak üzere gözleri önünde öldürttü. Macarlar karsisinda. daglar üzerinde Türk baslarindan tepeler yaptirarak Kizil kule geçidinden Alpleri geçip Eflâk'a girdi. Sipahiler de Hunyad'i ölü veya diri yakalayip getireceklerine söz vermisti. Casuslari vasitasiyle bunu ögrenmis bulunan Hunyad. Tuna'nin iki yakasindaki memleketleri bütünüyle yakip yikti. Mezid Bey ile oglunun baslari da. Bu arada Mezid Bey ile oglu da sehid olur. Siddetli çarpismada Hunyad'in arkadasi Simon üç bin kisi ile maktul düser. Mezid Bey. Hunyad. kendi eserlerinde söyle nakl edilir: "Önden ve arkadan hücuma ugrayan Türkler. Macarlarin Osmanlilara karsi olan savaslarinda ilk defa ortaya çikar. mutad akinlarda bulundugu gibi Sent Imre mevkiinde de büyük bir basari elde ederek Hermanstad kalesini kusatma altina almisti. yanlarinda bulunan esirleri birakmak zorunda kaldiklari gibi yirmi bin sehid vererek maglub olurlar. degistirilmis bulunan bu kiyafete aldanmis olan Türklerin hücumuna ugradi.Bu sebeple iki millet arasinda bir mücadele kaçinilmaz oluyordu. Bu siralarda tarihlerimizde Yanko denilen Jan Hunyad (Hunyadi Yanos). bu araba on atla çekilmekte idi. Hiristiyan dünyasinin kendi dininden olmayanlara karsi sergiledikleri bu vahsiyane hareket. Macarlarin kayiplari sadece üç bin kadardi. 30 Zilkade 845 (18 Mart 1442)'de Mezid Bey komutasindaki bir akinci kuvveti. bunlari Brankoviç'e bizzat sunmak zorunda birakilmisti. galip gelmek üzere iken Hermanstad'daki kusatilmis kuvvetin bir çikis yapip harbe istirak etmesiyle iki ates arasinda kalan akincilar. askerleri gibi kendisi de kan içici oldugundan Sirp despotu ve Macaristan'in müttefiki Jorj Brankoviç'e ganimet mallari ile savasta almis oldugu silahlar ve baska seylerle dolu bir araba gönderdi ki. Çünkü Osmanlilar "îlay-i kelimetullah" gayesi ile giristikleri hareketlerini daha ileriye götürmek. daha önceleri kazandigi basari ile gururlandigindan. yersiz gururu yüzünden kaybedildigi anlasilan bu savas hakkinda Hammer su ifadeleri kullanmaktadir: "Mezid Bey. Fakat Hunyad'in gücü ve Hermanstad muhafizlarinin bir çikisi. Mezid Bey'in. Simon de Kemeny ile birlikte muhasara altinda bulunan kalenin imdadina yetisir. atini ve silahlarim Simon de Kemeny ile degistirmisti. Hunyad'i karsilar. Mezid Bey komutasinda Transilvanya'ya yapilan akin hareketidir. Böylece Mezid Bey. Avrupa'da büyük bir söhret kazanmasina sebep oldu." Gerçekten. ayni senenin Eylül ayinda ikinci bir kuvvet sevkine karar verir. yigitlikleri ile taninmis seçkin sipahilerine Hunyad'in ati ile tasidigi silahlari tarif ederek onlar hakkinda bilgi vermisti. Mezid Bey ile oglu öldüler. Hunyad. arkalarinda tasidiklari esirleri düsmana terk ve yirmi bin ölüyü birakarak kaçmaya basladilar. Hunyad." Jan Hunyad'in bu galibiyeti. Bu maglubiyetin acisini çikarmak ve öcünü almak üzere Osmanli Devleti. Bu birlik. Bu karisiklikta Simon de Kemeny en iyi askerlerinden üç bin kisi ile birlikte yok oldu.

Ancak onun bu korkakligi kendisinin derhal beylerbeylikten alinmasina ve yerine Kasim Pasa'nin Rumeli beylerbeyi olmasina sebep olur. Eugenius tesviki ile Türkler aleyhinde derhal bir ittifak meydana getirilmisti. Tam bu siralarda Haçlilarin müttefiki olan Karamanoglu Ibrahim Bey. Ulah (Eflâk) ve Sirplarla Alman Imparatorlugu dahilindeki milletler. Bu ordu. Fransa ve Belçika gönüllüleri yaninda. Gerçekten de Eylül 1444 yilinda Haçli ordusunun bir kere daha Tuna'yi astigi zaman adi geçen Papa. Osmanli tebeasi olan Bulgar halkinin. dahil olmustu. Bu ittifaka Macarlar'dan baska Leh. Izladi ve Yalvaç muharebeleri yapilmis olup Osmanli ordusu zor durumda kalmisti. Bosnalilar ve Arnavudlar da katiliyorlardi. Türklerin artik tamamen Avrupa'dan atilacagindan süphesinin kalmadigini. Anadolu'da Karamanoglu Ibrahim Bey. Fakat bu sirada Morava savasi haçlilarca kazanildigi için Sultan Murad. Karaman seferinden yeni dönmüs olan Sultan Murad. Biraz önce de görüldügü gibi Haçlilarla Morava. Haçlilara bu sekilde yardimlari onlarin daha da güçlenmesine sebep olur. Yanko'nun basarilari. Haçlilarla birlikte hareket eden Bulgarlar. Çagdas Yunan tarihçisi Chalkokondyles de. Kendi hayatini güçlükle kurtarabilen Kula Sahin Pasa. durumun böyle bir hal almasindan dolayi sevincini belirtecek kelime bulamadigini yazmakta idi. Vlad Drakul ile birlikte hareket eden Jan Hunyad tarafindan Vazag mevkiinde büyük bir bozguna ugrar. Sofya'yi alirlar. Haçlilarla ayni zamanda harekete geçince Sultan Murad Anadolu'ya geçerek Konya taraflarina gitmis. Sultan Murad'a dost görünmesine ragmen Imparator Ioannis de hem Papa'ya hem de Macar kralina elçiler göndermek suretiyle onlari Türkler aleyhine kiskirtiyordu. Üç kol halinde muharebeye istirak eden Osmanli ordusu. 1443 Ekim ayinda Osmanli topraklarina giren Haçlilarla ilk muharebe 3 Kasim 1443'te Morava nehri kenarinda ve Nis civarinda olur. Papa IV. Bu harpten önce Haçlilarla is birligi yapip onlarin müttefiki durumuna gelen Karamanoglu Ibrahim Bey. Hiristiyan âlemde. Macarlara iltica etmis olan Sirp despotu Jorj Brankoviç ile Eflâk Beyi Drakul ve Papa'nin vekili Kardinal Jülyen Cezzarini de bu müttefik Haçli ordusunda yer aliyorlardi. simdi Balkanlar'da yerlerinden atilmis birçok yerli senyörün atalarinin topraklarini yeniden elde etmek için acele harekete geçtiklerini görüyor ve hatta "müttefiklerden her biri. Bulgaristan'a giren Haçlilar. tecrübeli akinci beylerinin tavsiyelerine kulak asmadigindan. maglub olarak dört bin esir ve iki bin sehid birakir. Papa IV. onlara hem süvari kuvveti hem de yiyecek tedariki için yardimda bulunurlar. Böylece onlar. Türkler aleyhinde bir Haçli ittifakinin meydana gelmesine sebep olmustu. Sehirköy ve Nis'i tahrib edip atese verir. Meriç vadisine yol veren Balkan geçitlerine dayanirlar. Türklerin pek yakinda Balkanlar'dan tamamiyla atilacagi her tarafta konusulan genel bir kanaat haline gelmisti.üzerinden Eflâk'a girer. Sirbistan'i istila ile Krusevac (Alacahisar). 22 Temmuz 1443'de Macaristan'in merkezi olan Offen (Budin)'den hareketle Semendire yakininda Tuna'yi geçip Sirbistan'a gelen bu orduya bazi Bulgarlar. Kuvvetine magrur olarak ihtiyatsiz hareket eden Pasa. Balkanlarin güneyine çekilmek zorunda kalir. maglub olan Karamanoglu ile bir anlasma yaptiktan sonra derhal Edirne'ye. oradan da Sofya'ya hareket etmisti. Müttefiklerin basinda Polonya ve Macaristan krali Ladislas ile Jan Hunyad bulunuyorlardi. kaçarak Tuna'yi geçer. Rumeli'nin isgalinden sonra ganimetin hangi parçasini alacagini tasarlamakla mesguldu" der. bu istilayi Izladi derbendinde güçlükle durdurabildi. Eugènius tarafindan merasimle kutlaniyordu. Osmanli Devleti'ni o kadar agir bir buhran içine sürükledi ki. büyük bir sevince vesile olan bu iki galibiyet. uygun zamanin geldigini düsünerek ve firsat bu firsattir diyerek Osmanlilar'la yaptigi antlasmayi bozarak 1444 Ilkbaharinda tekrar Osmanli hududunu geçerek . Haçlilarin bu cür'etli yürüyüsü.

Segedin'deki havaya göre antlasmanin imzalanip imzalanmamasi hususunda iki farkli görüs bulunuyordu. Sultan Murad. Sirbistan'in tekrar kurulmasi ve despotun Osmanlilar'in yaninda bulunan iki oglunun iadeleri kabul ediliyordu. gerek bir önceki Karaman seferine katilan ve harbin kazanilmasinda faal bir rol oynayan Amasya Sancak Beyi büyük oglu Sehzade Alaeddin'in Amasya'ya döndükten kisa bir müddet sonra vefati. daha önce imzaladigi muahedeyi bozarak 1444 Ilkbaharinda Osmanli hududunu geçerek daha genis ölçüde istila ve tâhriplerde bulunmustu. baris yapmayi uygun görmüstü. heyeti Segedin'de bulunan milli meclise gönderdi. Islâm dünyasinda büyük bir tepkiye sebep oldu. Nihayet kral. Balkanlari astigi ve Osmanlilar'in Rumeli'ni kayb etme tehlikesi ile karsi karsiya kaldigi bir dönemde. Devrin din bilginleri onu müskil durumda birakan vaazlara basladilar. Buna karsilik Sirp despotu da Osmanlilar'a vergi vermeyi kabul ediyordu. 12 Haziran 1444 (25 Safer 848) tarihinde Edirne'de imzalanan bu antlasmaya göre Sirplardan alinan yerler (Semendire. Bu karari veren Sultan Murad. Rumeli ve Anadolu'da iki ates arasinda kalmislardi. . Osmanli mürahhas heyeti önce Jan Hunyad'a müracaat ettiyse de o. gerekse bu yeni Karaman taarruzu yüzünden bir hayli sikintili anlar yasadi. barisi bozmayacagina dair kutsal kitaplarina el basarak Osmanli heyeti önünde yemin eder. BU DIPNOT NEREDE Edirne'ye gelen Macar heyeti ile birlikte padisahin tasdik ettigi muahedeyi Vladislas'a vermek ve onun tasdik edecegi muahedeyi de alip getirmek üzere Kapicibasi Baltaoglu Süleyman Bey baskanliginda bir Osmanli heyeti Macaristan'a gönderildi. Vladislas bu müracaati kabul ederek Edirne'ye bir heyet gönderir. On yili kapsayan muahede iki dilde yazilip teati edildi. Papa ile Bizans Imparatoru muahedenin imzalanmamasi taraftari idiler. Segedin'e varir. Iste bu yüzden Sultan Murad. KARAMAN SEFERI Haçlilarin. Leskofça ve Zelenigrad) yine Jorj Brankoviç'e birakilacak. Sultan Murad. muharebenin devaminda bir fayda görmeyecegini ve belki de zarar görecegini düsünerek sulhun akdini istedigi gibi Jan Hunyad da muahedenin muvakkat bir zaman için kabul edilmesinde israr ediyordu. Bundan sonra Türkler ve Macarlar birbirlerinin topraklarina tecavüz etmeyip dostça yasayacaklardi. Karamanoglu'nun. muahedeye sadik kalacagina dair Macar elçileri önünde yemin eder. Jorj Brankoviç vasitasiyle Macaristan kralina müracaat edip baris teklifinde bulunur. Kral. Bundan baska Eflâk. bunlarin görüsünü kabul ederek 12 Temmuz 1444'de Segedin'de muahedeyi imzalayarak Türk heyetine verir. Karamanoglu Ibrahim Bey. gerek devam eden maglubiyetler. Bu yüzden Anadolu ve Rumeli'nde Osmanlilar iki ates arasinda kalmislardi.büyük ölçüde istila ve tahriplere baslamisti. Muahede geregince despotun Osmanlilar yaninda bulunan iki oglu da serbest birakilacak ve Izladi muharebesinde esir düsen padisahin enistesi Çandarlizâde Mahmud Çelebi de yetmis bin duka altin kurtulus akçesi (fidye-i necat) karsiliginda serbest birakilacakti. Osmanlilar'a vergi vermekle beraber Macarlarin nüfuzu altinda birakilmakta idi. Burada "Edirne-Segedin" diyebilecegimiz bir baris antlasmasi yapilir. Böylece Osmanlilar. Yüz atli maiyetiyle hareket eden heyet. bu yanlisligi düzelterek. Buna karsilik Edirne muahedesiyle memleketini kurtarmis olan Sirp despotu. Krusevaç. Kolombaç. Topliçe taraflan. Haçlilarla birlesip Osmanli'yi arkadan vurmasi. Bu antlasmanin Macar krali Vladislas tarafindan da tasdiki için Macar elçilik heyeti ile birlikte bir Osmanli heyeti de Macaristan'a gidecekti.

son defaki tecavüzü de Turgutogullari'nin tahriki ile oldugunu beyan ederek ycniden barisin saglanmasina muvaffak olurlar. padisaha çok yalvarirlar. Ibrahim Bey'in. dolayisiyle Islâm âleminin dikkatlerini üzerine çekti. Sultan Murad. devrin âlimlerinden Safiî Kadi'l-Kudat'i Seyhülislâm Sihabu'd-Din Ahmed Ibn Hacer el-Askalanî (öl. Frenklerle birlikte hareket etmesini Müslümanlikla bagdastiramayan Sultan Murad. Ibrahim Bey'in ilk tecavüzünde herhangi bir müdahalesinin bulunmadigini. Karamanoglu üzerine yapilacak bir seferin mesru olacagina dair fetva verdiler. aksi takdirde dünyada ve ahirette rezil olup hüsran içinde kalacagini belirtiyordu. kendi ülkesini tahrib edip Haçlilara yardim etmesine karsilik onun üzerine yürümek için dinî bir destek aradigi anlasilmaktadir. 1449). Amasya kadisi Abdurrahman el-Muslihî de bu fetvalara yaptigi bir serhle fetva sahiplerinin görüsüne istirak ediyordu. Islâm dünyasinin ulemasina müracaat ederek. Karamanoglu'na karsi mukateleye gücü yetenlerin onunla savasmalarinin vâcib oldugunu belirterek kaninin helâl oldugunu beyan ediyordu. Hanefî Kadi'l-Kudat'i Seyhülislâm Saadeddin Deyrî (öl. Hatta Ibn Hacer el-Askalanî. Saadeddin Deyrî ise kaleme aldigi fetvasinda Karamanoglu'nun yapmis oldugu fenaliklardan dolayi tevbe edip Hakk'a rücu' etmesini. Henüz tam anlamiyla istikrara kavusmamis Rumeli'nin tehlikeli durumunu da göz önünde bulundurarak yaninda bes alti bini açmayan Kapikulu askeri oldugu halde 12 Temmuz'da Çanakkale Bogazi'ni geçip Anadolu askeri ile birlestikten sonra Karamanlilar'a karsi büyük ve müthis bir intikam seferine girisir. Islâm dünyasinin efkâr-i umumiyesi karsisinda suçlu duruma düsen ve bundan endise duyan Ibrahim Bey. Bunlar. esi olan padisahin kiz kardesi ile veziri Server (Sürur) Aga'yi Yenisehir'de bulunan Murad Bey'e gönderip pek çok taviz karsiligi barisa razi olacagini bildirir. Haçlilarla ugrasirken. Bu anlasmadan anlasilacagi üzere. Amasya'nin Hanefî ulemasindan Abdurrahman el-Muslihî tarafindan yazdmis bir mektupla. Murad Bey'in bu hakli müracaati üzerine. Murad Bey. Çok zor durumda kalan Ibrahim Bey. 1462) ile Abdusselam el-Bagdadî. 1449).Karamanoglu'nun aleyhinde baslayan bu cereyan üzerine Sultan Murad. Osmanlilar'a karsi düsmanca hareketlerde bulunmayacagini Kur'an-i Kerim üzerine yemin etmek suretiyle belirtiyor. Böylece Sultan Murad'in kendisi. oglu ve Manisa sancakbeyi Mehmed'i yerine vekil birakarak Edirne'den ayrilir. Osmanlilarin giristikleri bu intikam seferi karsisinda panik içinde Taseli'ne kaçabilen Ibrahim Bey. 1453). ve Hanbelî âlimlerinden Seyhülislâm Bedreddin el-Bagdadî (öl. Keza Bedreddin el-Bagdadî el-Hanbelî ve Bedreddin et-Tenesî de Ibrahim Bey'in katlinin lâzim geldigine fetva vermislerdi. verdigi fetvada. Karamanoglu'nun. Murad Bey ile oglu Mehmed Çelebi'nin düsmanlarina düsman. Elçiler. dostlarina da dost olmayi kabul ederek savas sirasinda da oglu emrinde yardimci kuvvetler göndermeyi taahhud ediyordu. bir din düsmaninin taarruzunu def etmek için ugrasan bir Islâm hükümdarinin mülküne. Buna paralel olarak . bunun gerçeklesmesi için de Frenklerle savasan Osmanoglu'na askerleri ile yardim etmesini tavsiye ediyor. baska bir Islâm hükümdarinin taarruzuyla tahribat ve katl yapmasinin müslümanlikla ne derece telif edilecegi hakkinda dört mezheb ulemasindan fetva istemisti. Malikî âlimlerinden Kadi'l-Kudat Seyhülislâm Bedreddin et-Tenesî (öl. Türkçe olarak kaleme alinan bu sevgendnâmeye göre Ibrahim Bey. kizkardesinin ve bütün suçu Turgutogullari'na yükleyen Server Aga'nin israrlari üzerine ileri sürecegi sartlari yerine getirmesi sartiyle Karamanoglu ile anlasmayi kabul eder. Islâm dünyasinin taninmis âlimlerinden alinan bu fetvalar üzerine harekete geçer. Murad Bey'le yeminle teyid ettigi bir "sevgendnâme" (yeminlesme) akdederek ileri sürülen agir sartlari kabul etmek zorunda kalir. Osmanlilar'in Rumeli'deki mukadderatini tayin edecek olan Varna savasi sirasinda Osinanlilar'a zorluk çikarmadigi gibi Ikinci Kosova savasina da oglunun komutasinda yardimci kuvvetler göndermek suretiyle Osmanlilar'in.

Bu saltanat degisikligi. Bu firsatin degerlendirilmesi gerekiyordu. gerçeklesmeyecekti. daha mürekkebi kurumadan bu müttefikler tarafindan bozulmustu. Karamanoglu ile yaptigi anlasmadan sonra Agustos baçlarinda Yeniçehir'den Mihaliç ovasina gelmiçti. kral ile krallik meclisi üyelerine. Fakat ne yazik ki bu arzusu. Sultan Ikinci Murad ile Macaristan ve Lehistan Krali Vladislas arasinda 10 yil için yapilan mütareke. üçlü ilâh sistemi) ve Hz. Bu arada Karamanoglu Ibrahim Bey fiilen bir sey yapamiyorsa da vaziyetin müsaid oldugunu müttefiklere bildirmesi. Bizans Imparatorunun Papa'yi tesvik etmesi ve sarayinda bulunan Osmanli hanedanina mensup sehzade Orhan'i (Çelebi Sultan Mehmed'in oglu) Çatalca taraflarina salivererek saltanat iddiasiyla onu ortaya çikarmasi.Hiristiyanlar üzerine yapacagi bir seferin daha önceki fena intibai silecegini hesaplayarak henüz Kibrislilar elinde olup büyük babasi Alaeddin Ali Bey'in 1367 yilinda fethine tesebbüs ettigi Gorigos kalesini (Kiz kalesi) zapt eder. Papa'nin vekili Kardinal Julien Sezarini. Saltanat tantanasini. Varna Savasi ile bu geleneklerini devam ettirmis görünmektedirler. miskinlik sermayesine tebdil etmekle sonsuz ugurlar bulmayi ummakta idiler. Çünkü henüz 12 yasinda olan bir çocugun baçinda bulundugu devlet. Buradan kapikulu askerleri ve beyleri önünde henüz 12 yasinda genç bir sehzade olan oglu Mehmed lehine tahttan feragat eder. Türklerin. Zira Osmanlilar ile Hiristiyan müttefikler arasinda imzalanan baris antlasmasi. Murad. Osmanlilarla imzalanmis olan antlasmanin bozulmasi ve Eylül'ün ilk günü Orsova'nin kusatilmasi için ekanim-i selâse (Teslis. yapilan yeminin hiç bir mânâ ifade etmeyecegi. Nitekim bu da yapildi. Incil üzerine yapilan yeminden henüz 10 gün geçmemisti ki. Zira tahti. Solakzâde. kütle menfaati namina üstüne almis olmanin en kesin ve açik delilidir. sahsî bir ikbal ve devlet ihtirasi adina degil. hükümdarin böyle bir karara gidecek kadar asil ve feragatli bir ruh haletine sahip oldugunu görmck lazimdir. Karamanoglu üzerine gitmeden önce oglu Manisa sancakbeyi Mehmed'i Edirne'ye getirtmis ve Karaman seferi esnasinda da onu yerine vekil olarak birakmisti. Balkanlar'dan atilmasi için uygun ve kaçirilmaz bir firsatti. alti hafta geçmeden bozuldu. Sultan Murad'in çok çalismak suretiyle Osmanli memleketinde güven ve emniyet temin ettigini. devletin basina çocuk yasta bir kimsenin getirilmesi idi. devrine kazandirmis oldugu muvaffakiyetlerin anahtaridir. Meryem ile azizlerden Etyen ve Ladislas üzerine yemin ettirir. VARNA SAVASI Kutsal kitaplari olan Incil üzerine yemin etseler bile kendilerine göre "dinsiz olan Müslümanlar" söz konusu olunca bu yeminin geçerli sayilmayacagi anlayisini gelenek haline getiren Hiristiyanlar. bundan sonra halvette ve uzlette oturmayi arzu eyledi. Murad'in. on yillik bir muahede yapmis olmalarina ragmen bu antlasma on gün bile sürmeyecektir. Sultan Murad. bizzat din adamlari tarafindan belirtilmeliydi. Sultan Murad'in tahtini bir çocuga terk edis hadisesini mücerred ve sahsî bir heves veya hevessizlik olarak degil. Böylece kendisi Bursa'da rahat ve huzurlu bir sekilde ahiret içleri ile mesgul olup ibadet edebilecekti. Hiristiyan dünyasini böyle bir antlasmayi bozmaya yönelten firsat. Bunun için de. Bu sebeple Hiristiyanlar. Sultan Murad gibi tecrübeli bir hükümdarin hükümdarliktan çekilerek. içleri yoluna koydugunu belirttikten sonra söyle der: "Saltanat içlerinden feragat buyurup. Bu tahttan uzaklasma keyfiyeti belki de Sultan II. kolay yutulabilir bir lokma idi.” Sultan Murad. durumu nazik . Daha önce de görüldügü gibi II. bu karekter ve yaratilista olan bir kimse idi.

Geçtikleri yerlerde müdafaasiz köyleri ve hatta kiliseleri yagmalayarak Sumnu'yu aldiktan sonra Pravadi yolu ile Vama önünde . Anadolu'dan Rumeli'ye kuvvet geçirilmeyecegini temin ediyordu. Bohemya. baslangiçta antlasmayi bozmanin ve yeniden Osmanlilarla bir harbe girmenin taraftan olmayan Jan Hunyad. Türklerden alinacak Bulgaristan'a kral olacagi da vaad ediliyordu. Zira yapilan antlasma. Papalik ve Burgondiya bayraklarini çekmislerdi. Osmanlilar'in üst üste maglubiyetleri. Osmanlilar'dan çekindigi için sureta pek istekli görünmüyordu. Hammer'in de belirttigi gibi. Bu hareketi ile harbe girmeden ve burnu kanamadan bir hisse almak istiyordu.bir safhaya sokmustu. Müttefikler. Venedikliler'i parsayi toplamak ümidine kaptirmisti. Muahedenin bozulmasindan sonra derhal taarruza geçilmedi. Macar Krali ve diger hiristiyanlara bas vurup Karamanoglu'nun isyanindan dolayi müttefiklerin acele sefere çikmalarini istemisti. Böylece. Bu da savasin yeniden baslamasi için bir firsatti." Türkleri bütünüyle Balkanlar'dan uzaklastirmak için gereken tedbirlere bas vuran Papa. Eflâk. himayesini bekliyormus gibi. Papa'ya verdikleri gemilerine kendi bayraklarini degil. Selânik ve Karadeniz sahilindeki bazi yerler. Bu siralarda akd edilen Edirne muahedesi üzerine. Böylece güya Osmanlilar'a karsi tarafsiz kaldiklarini göstereceklerdi. antlasma geregi Sirplardan aldiklari yerleri geri verdiler. Haçlilarin. bagli kalinmasi gereken bir yemindi. Gerçekten de muahedeye bagli olan Osmanlilar. baslarinda Kral Vladislas oldugu halde harbe girmeyen Sirp despotunun (muahededeki yeminini bozmayacagini söyleyen Sirp despotu. Polonya ve Alman milletleri ile Papa taraftarlari da dahil olmak üzere büyük bir ittifak kurulmustu. Ancak bundan sonra Eylül ayinda Birlesik Haçli ordusunun taarruzu baslayacakti. Edime-Segedin muahedesinin bozulmasi üzerine. Bununla beraber Imparator VIII. Çünkü Osmanli yönetimi böyle bir sey beklemiyordu. Gizlice donanma vermek suretiyle Venedikliler de bu ittifaka dahil olmuslardi. Hiristiyanlarin bozmus olduklari antlasmayi. müttefiklerin galibiyetinden istifade edecegini ümid etmekle beraber. Macar. 30 Temmuz 1444 tarihli ikinci bir mektupla Türklerin çok zor durumda olduklarini bildirerek bir an önce harbe baslanmasini israrla tavsiye ediyordu. Anadolu'daki Türklerin Rumeli'ye geçmelerini önlemek için Çanakkale Bogazini kapatmak üzere Kardinal Françesco Gondolmieri komutasindaki donanmadan da uygun mektuplar aliyordu. Hirvat. bunlara verilecekti. Bununla beraber Venedikliler. fikrinden caydirilmis oluyordu. hendegin kenarina dikilen bir mizragin ucuna astirmisti. Bu vaziyet karsisinda artik Türklerin isi bitiriliyor ve Balkanlardan çikarilacaklarina kesin gözle bakiliyordu. Dukas'in ifadesine göre antlasmanin bozulmasini anlamakta güçlük çeken Sultan Murad. Böylece bir açikgözlük veya hile daha yapiliyordu. basarili komutani Jan Hunyad'm. Sayet Osmanlilar maglub olurlarsa ki buna kesin gözü ile bakiliyordu Gelibolu. Bizans Imparatoru. Kime karsi ve hangi sartlarla olursa olsun bozulmamasi gerekirdi. antlasma geregince Sirplara terk edecekleri yerlerin verilmesi bekleniyordu. savas esnasinda "düsmanlarin hainliklerini kendi askerlerine göstermek istiyormus ve yemininden dönenleri cezalandiran Cenâb-i Hakk'in. Zira. Ioannis. muahedenin bozulmus oldugundan haberi olmayan Osmanlilar'in. Burayi yaktiktan sonra Nigbolu'da Eflâk voyvodasi Vlad Drakul'un kuvvetleri ile birleserek Tuna boyunca yürüyüp Sumnu'ya ulasirlar. Osmanlilar'a vergi veren Raguza (Dubrovnik) Cumhuriyeti de Macarlarla birlikte hareket ederek harbin sonundaki taksimde Avlonya ile Kanina'yi almak istiyordu. Fakat Haçli ordusu yeminine bagli kalmadigi için böyle bir savas vuku bulmustu. Osmanli Devleti'ni de durumdan haberdar etmisti) topraklarina girmeyerek Orsova'dan Tuna nehrine geçip Vidin'e gelirler. donanma komutani olan Kardinal Françesco Gondolmieri. Papanin.

Sultan Murad'in. Ordunun gensinin iyice tahkim edilmemesinden dolayi (burada agirliklar ve . Hiristiyanlari büyük bir korkuya sevk eden bir hadisenin de cereyan ettigini belirtmek gerekir. merkezde Sen Jorj sancagi altinda bulunup elli süvari ile koruma altina alinmisti.belirdiler. Murad Bey. Her iki tarafin sahip oldugu insan gücü. Cebe Ali'nin tesirli konusmasi üzerine Murad Bey. Hatta yandan padisahin bulundugu ordu merkezine dogru yürüdülerse de sonradan püskürtülürler. 18-22 Eylül'de Tuna'yi asip Varna yakinlarina gelen bu güçlü ordunun meydana geçirecegi tehlikeden endiseye düsen Osmanli devlet ricali. Harp düzenine göre Osmanli ordusunun sag kolunda Anadolu Beylerbeyi Karaca. Cebe Ali (Veya Kassaboglu Mahmud Bey). Mehmed. Merkezde de bas komutan olarak II. 28 Receb 848 (10 Kasim 1444) Sen Marten yortusuna tesadüf eden Sali günü baslayan Varna Savasi. Daha önce de temas edildigi gibi merkez cephesinin önüne bir mizrak ucuna takilmis olarak Segedin muahedenhamesi dikilmisti. toplarla Anadolu Hisari'nin karsisina gelip geçis için gerekli emniyet tedbirleri almisti. Bununla beraber. esas orduya katilir. Varna önlerine geldigi sirada düsmanin ileri hareketini yakindan takib eden Rumeli Beylerbeyi Sehabeddin Pasa. yaninda kirk bin Anadolu askeri ile Edirne'ye dogru yola çikar. Burasi açik ve tehdide mamz oldugundan Macar kuvvetleri tamamen burada toplanmislardi. oglu Mehmed ve vezir-i a'zami orada birakarak ordu komutani sifatiyla Varna önlerine gelmis olan Haçlilar üzerine gider. Bu esnada Çanakkale Bogazi Haçli donanmasi tarafindan tutuldugu için oradan Rumeli'ye geçme imkâni bulamaz. topla batirilirken digeri yarali olarak kaçip kurtulur. Sol kola yüklenen Eflâk kuvvetleri ise bu kolu bozguna ugratirlar. Muharebe baslar baslamaz Jan Hunyad. bogaz geçisini engellemek isteyen iki Bizans gemisinden biri. durumun vahemetini kavradiklarindan basta vezir-i a'zam Çandarli Halil Pasa olmak üzere diger devlet adamlarinin telkini ile II. bu kuvvetler tarafindan yakilir. kesin olarak belli degilse de düsman kuvvetlerinin Türk kuvvetlerinden daha fazla oldugu bir gerçektir. Müttefiklerin. düsman birlikleri arasinda telasa sebep olur. düsmani sasirtmak için küçük bir kuvvet gönderip kendisi sür'atle Istanbul Bogazina gelip Güzelcehisar (Anadolu Hisari)'dan Rumeli'ye geçer. Merkezde yeniçerilerin önünde kaziklarla korunmus bir hendek bulunuyordu. Sür'atle Edirne'ye gelen Murad. Murad vardi. kralinki hariç olmak üzere Haçli ordusundaki bütün bayraklari savurup atmisti. Varna batakliklari ile muhafaza altina alinmisti. Siyah bayraklari altinda Kardinal Jülyen Sezarini komutasindaki kuvvetler bu kolda idiler. tehlikenin büyüklügünü anlatmak üzere Sultan Murad'a gönderilir. babasini baskomutan olmak üzere Edirne'ye davet eder. Baskomutan Hunyad ise hemen hemen her tarafta görülüyordu. Osmanlilarin. Ulahlar ve bes bölük Macar'dan meydana gelen sol kanadi. Sultan Murad. Haçlilarca ugurlu sayilan bir günde oldugu için sevince sebep olmustu. Koordineli bir sekilde hareket eden Osmanli birliklerinden biri bogazin Anadolu tarafina geldigi zaman Veziri A'zam Halil Pasa komutasindaki bir diger birlik. Osmanli ordusunun Karacabey komutasindaki sag koluna hücum ederek püskürtür. Tuna nehrinde isletilmek üzere Kamçik nehri agzinda yaptiklari yirmi sekiz nehir gemisi de. Ordunun gerisi tahkim edilmediginden sarilma tehlikesi vardi. sol kolunda da Rumeli Beylerbeyi Hadim Sehabeddin Pasalar (bazi kayitlarda sol kolunda Turahan Bey bulunmustur) bulunuyorlardi. Sag kol ise açik ovaya ve sehre dogru düsmüstü. O anda patlak veren siddetli bir kasirga. Kral Vladislas. Her bir nefer için bir duka altin verilmek suretiyle Ceneviz gemileri ile karsi sahile geçen Osmanli ordusunun geçis haberi.

sür'atle yetiserek vaziyeti düzeltmeye çalisip. Ayasafya Ktb. kendini tutamayarak heyecana kapilir ve Polonya kuvvetleri ile birlikte Osmanli ordusu merkezine ve padisahin üzerine hücum ederek sancaklarin bulundugu yere kadar gelir. daha önceki savaslarda meydana gelen maglubiyetler yüzünden moralleri bozulmus olan halka moral verilmeye çalisilir. Büyük bir kismi da kaçamayarak öldürülür. et-Tibru'l-Mesbûk fî Zeyli's-Süluk. güvendigi adamlarindan biri olan Azeb Bey'le savas alanini gezip düsman ölülerini görünce: — Sasilacak sey degil mi? Bütün bu delikanlilar arasinda bir tane ihtiyar yok. kralin atinin ayagina bir balta vurarak onu ati ile birlikte yere düsürür. kazandigi bu önemli zaferden sonra. Bu sirada Osmanlilar'in sol kolunu çevirmekte olan Jan Hunyad." Osmanlilar. kral için degil. Misir Sultani Melik Zahir Çakmak'a gönderdi. nr. Bazi kaynaklarda (Sahavî.. Varna muharebesinde Anadolu Beylerbeyi Karaca Pasa ile Kara Timurtas Pasa'nin torunu Umur Bey'in oglu Osman Bey sehid olmuslardi. Sag ve sol kollar dagilmis olduklarindan ordu merkezinde yalniz hükümdar. Böylece. Osmanli ordusunun sag ve sol kanatlarinin bozuldugunu gören Macaristan krali Ladislas. büyük bir gayretle savasip merkezden içeriye giren düsman kuvvetlerini çevirirler. dinimiz için vurusmaya geldik" dediyse de basarili olamaz. Sultan Murad. bir mizrak ucunda sokaklarda dolastirildi. Bursa halki. Düsman ordusunda ise Kral Ladislas ve muahedenin bozulmasinda birinci derecede rol oynayan Kardinal Julyen Sezarini ölmüslerdi.develer bulunuyordu) bu kisim da tehdid altinda idi. Tam bu esnada Timurtas adli bir yeniçeri. böyle delice bir harekette bulunmazlardi. Hükümdarlarinin büyük bir tehlikeye maruz kalacagini gören yeniçeriler. zaferi müjdelemek üzere belli basli sehirlerin kadilarina ve Islâm hükümdarlarina fetihnâmeler gönderildi. bu savaçta külliyetli miktarda savas ganimeti elde ettiler. kalabalik bir topluluk halinde bu zafer nisanesini karsilamaya çikar. Kralin düstügünü gören Koca Hizir adinda bir yayabasi (Yeniçeri bölük komutani). der. Murad. Avrupa'daki varliklarinin devam edip etmemesi bakimindan bir dönüm noktasi olan Varna savasindan sonra. "biz. Bu da gerçekten büyük bir ganimet idi. Degerli esya ile dolu ikiyüz elli araba. s. Müslümanlarin. Kralin öldügünü duyan Osmanli birliklerinin daha bir azimle geri döndüklerini görünce toplayabildigi kadar askeri ile kaçmaya baçlar. bu savasta esir alinan düsman askerlerinden bir kismini ve nasil demirden adamlari yendigini daha iyi anlatabilmek için Macar asilzâdelerinin giydigi zirhlarla donatilmis yirmi bes esiri. bozulmasin diye bal içinde muhafaza edilen kralin basini zaferinin bir nisanesi olarak Bursa valisi Cebe Ali'ye göndermisti. 3113. Düsmanin telefati ise bundan daha fazla idi. . hemen kosup kralin basini keser. maiyeti ve kapikulu askerleri kalmisti. Sultan Murad. Bu söz üzerine Azeb Bey ona su cevabi verir: — Eger aralarinda yaslica bir kimse olsaydi. 191) Osmanlilarin bu savasta on bin kadar sehid verdikleri belirtilmektedir. Nilüfer suyunda yikanan bu bas. Kesilen basi bir mizragin ucuna takip yüksek sesle baginp kralin öldügünü söyleyince Polonya kuvvetleri dagilip kaçmaya baglarlar. galip gelen Osmanlilar'in eline geçmisti. Fakat Sultan Murad telas göstermeyerek yerinde duruyor ve komutayi birakmiyordu. II.

oglunun haberi olmadan Edirne'ye gelir. fakat onun bunu kabul etmeyecegini söyleyerek bir emrivaki yaparlar. Ertesi gün Halil Pasa. Sonradan bunlara Bizans Imparatoru ve Despot da katilacaklardir. tahttan ikinci bir feragat anlamina gelebilecek bu fedakârliga ragmen Murad Bey'in. II. devamli surette onu padisah olarak kabul edip buna göre muamele eden Çandarli Halil Pasa ile. genç padisahi yeni fetihler için tesvik eden Sehabedin ve Zaganos Pasa'lar. Bundan sonra Çandarli Halil Pasa'nin hazirlayacagi uygun vasati beklemeye baslar. Bir müddet sonra tehlikenin tamamen kalktigini gören Murad Bey. veliahd olarak Zaganos ve Nisanci Ibrahim Bey'le birlikte Manisa'ya gönderildi. oglunun gerçek bir padisah gibi hareket etmesinden dolayi da içten içe sevinmisti. Gördes ile Korent denilen ve karadan Mora'nin kapisi durumunda bulunan dar geçidi (berzah) saglamlastirmisti. Mora seferinin sebebi de . savasi müteakip Edirne'ye dönünce vezirlerinin de istegi üzerine bir müddet daha orada kalir. yapilan teklifi kabul ederek tahta geçer. Varna galibi olarak büyük bir söhret kazandigi anlasilmaktadir. Bu durumdan haberdar olan ve kendilerini tehlikede gören Karamanoglu ile Kastamonu hâkimi. Nerio Acciajoli'yi de kendisiyle birlesmeye zorlamisti. devletin iç ve dis emniyeti için Murad Bey'in tekrar Edirne'ye gelip is basina geçmesi gerekiyordu. Ankara Muharebesi'nden sonra baglantidan kurtulmustu. Murad Bey'e bas vurarak vaziyeti anlatmak zorunda kalmislardi. oglunun mevkiini sarsmamak için. onu tekrar Edirne'ye davet ederler. Ama Mora'da despot Konstantin'in tasarrufunun devam ettigi bir sirada Halil Pasa. Nitekim çok geçmeden yeniçeriler 1446'da Sehabeddin Pasa'nin aleyhine olmak üzere isyan ederler. Murad Bey. Böylece Mora. genç padisahin lalasi Zaganos ve vezir Saruca Pasa'lar arasinda bir iktidar mücadelesi baslar. Aydin ve Mentese sancaklarinin geliri tahsis olunur. Eskiden beri imparatorun oglu veya kardesleri bu yarimadada "Despot" adi ile müstakil birer hükümdar gibi hüküm sürerlerdi. Halil Pasa'nin gizli daveti ile Murad Bey. Manisa'daki ikameti müddetince kendisine Saruhan. BALKANLAR'DA HAKIMIYET VE MORA SEFERI Yildirim Bâyezid zamaninda Osmanli nüfuzu altina girmis olan Mora. Murad Bey. saltanatin teslim etti. Halkin da destegi ile güçlükle bastinlari bu isyan üzerine. hükümdarliktan çekilmesi üzerine durumu kendi lehine müsait görerek Teb. genç padisahin etrafinda toplanan rakipleri ikinci vezir ve Rumeli Beylerbeyi Hadim Sehabeddin. Agustos sonlarinda. Segedin muahedesini kabul etmek zorunda kalan Sultan Murad'in. Tursun Bey. Mora Despotu olan Konstantin (1448'den itibaren Bizans Imparatoru). Zira tehlike henüz tam anlamiyla ortadan kalkmis degildi. Mehmed. Fakat sonradan fikrini degistirerek Bursa'ya gider. bununla da yetinmeyerek Osmanli taraftan olan Atina prensi II. Bu arada. O. Sultan Mehmed'in babasina olan saygisindan dolayi tahtini gönül rizasi ile teslim ettigini söyleyerek söyle der: "Amma çün atasina nisbet-i kemâl-i inkiyadi var idi. Kuzeyden gelebilecek bir Osmanli hücumuna karsi. onu devletin siyasetine hakim tek hükümdar olarak görmek istiyorlardi. onu bu siyasete iten vezirleri siddetle ikaz etmis olmasina ragmen. hüsn-i riza ile atasin getürdi. MURAD'IN TEKRAR TAHTA GEÇISI Murad Bey'in. bu bas vurular üzerine küçük sultan ile. Ishak Bey. Beotya ve Pindos taraflarini ele geçirerek Mora'nin müdafaasi için faaliyetlere girismisti. Âdeta. Manisa'ya çekilmesinden sonra. Ishak Bey ve Anadolu Beylerbeyi Özgüroglu Isa Bey. Bunun üzerine Murad Bey.Murad Bey. 5 Mayis 1446'da Rumeli'ye gitmek üzere 4000 kisilik bir kuvvetle Manisa'dan yola çikar. Osmanlilara karsi yeniden tahkim edilmis oluyordu." O anda da orada hazir bulunan herkes kendisine bey'at etti. yaninda Sarabdar Hamza Bey ile Iskender Pasa oldugu halde Manisa'ya çekilir. Mora'nin büyük bir kismi Bizans'a aitti. Isa Bey ve diger beyler aralarinda anlasip genç padisaha nezaketen tahtini babasi lehine terk etmesini.

belirtilen yilda yaninda Sehzade Mehmed de olmak üzere büyük bir ordu ile Arnavutluga girerek Kocacik hisarini zapt eder. Osmanlilarin. Bes kaleyi birden vurabilmek için develerle buraya bakir nakl edilerek toplar dökülür. siyasî ve etnografik durumu hakkinda tafsilatli bilgi alir. Osmanlilar bunu iyi degerlendirerek 1448 yazinda bir taarruza karar verirler. Osmanlilar'ca Balyabadra adi verilen Mora'nin merkezi ve en büyük sehri Petras. Serez'de toplanan Osmanli kuvvetleri. O da digerleri gibi Osmanlilar'in Varna'da tamamen perisan olacaklarini ve artik Balkanlari tamamiyle terk edeceklerine inaniyordu. Çünkü Yunanistan fütuhatinin tamamlanmasi. tekrar Osmanli tabiiyetini tanimak zorunda kalirlar. Kostantin'in isgal ettigi yerleri geri vermesini istemis ise de uygun bir cevap alamamisti. tarihçi Halkondilas'i elçi olarak Sultan Murad'a gönderir. Sonuç olarak Osmanlilar'a karsi tecavüzlerde bulunan Despot Konstantin ile kardesi Thomas. Jan Hunyad'in Macar. kendi yönetimlerinde olmayan bir toprak parçasi birakmamakti. Sultan Murad'in Mora isini basarili bir sekilde sonuca baglayip Edirne'ye döndügünü görünce. Elçi. Fakat Yanko tarafindan öldürülür. Sultan Murad. Sultan Murad. Mora seferinden önce bölgeyi ve insanlarini taniyan akinci komutanlarindan Pasa Yigitoglu Gazi Turahan Bey'den buranin askerî. . bütün Hiristiyan dünyasina oldugu gibi Kostantin'e de cesaret vermisti. Sultan Murad. tekrar feth edildi. Öte yandan daha önce Osmanli ordusundan kaçtigini belirttigimiz Arnavut Iskender Bey.000 kisilik bir ordu ile Tuna'yi geçip Sirp topraklarina girmek üzere oldugu haberini alinca. Osmanlilar'daki topçulugun ilerlemesi sayesinde on üç günde surlar delinmis ve Osmanli ordusu bu deliklerden içeri girip kaleyi zapt etmisti. Bunun üzerine Despot Konstantin. Öyle anlasiliyor ki Osmanlilar'in güttükleri siyasî hedef. diger koldan da Turahan harekete geçerler. Tuna'nin güneyinde. Eflâk Voyvodasi Vlad Drakul. Onun basinda bulundugu asil ordunun gayreti ile kale Aralik ayinin onunda zapt edilir. Daha önce de temas edildigi gibi Varna savasindan önce Papa donanmasinin Çanakkale Bogazini kapatmasi ve Macaristan Krali'nin Varna'ya kadar gelmesi. Ayrica Korent berzahi (geçit) kendisine yiktirilir. Mora'ya hâkim olmakla mümkündü. süratli bir yürüyüsle 8 Ramazan 850 (27 Kasim 1446)'da Korent (Korintos) berzahini kapayan Hexamilion (Kesmehisar) surlari önüne gelirler. Gerçekten de Sultan Murad. tekrar Hiristiyanliga dönmesi ve Papadan yardim görmesi gibi hareketleri yüzünden ortadan kaldirilmasi gerekiyordu. Konstantin de senede belli bir miktar vergi vermeyi kabul eder. Bu basaridan sonra Edirne'ye dönen Sultan Murad. Morava savasi sirasinda ordudan kaçip bozgunluga baslamasi. Iskender Bey. oradan da bu bölgeye Müslüman Türkleri getirtmek suretiyle nüfus mübadelesi yapmisti. gereken bilgiyi aldiktan sonra Turahan Bey'in akinci kuvvetlerini Mora'nin fethi ile görevlendirir. Papa ve Macar Krali ile temaslarda bulunup Arnavutluk yolu üzerindeki Kocacik hisarini ele geçirmisti. Bu yüzden de Osmanlilar'a ait bazi yerleri almisti. Varna zaferini kazandiktan sonra. onunla anlasmak ister. nüfuzlari altindaki Mora'dan vaz geçmeleri mümkün degildi. Korent kalelerini elde edebilmek için çok miktarda top mermisine (gülle) ihtiyaç vardi. haber iletmesin diye baslangiçta tevkif edildiyse de sonunda serbest birakilir. Kroya sancagina tayin edildigine dair sahte bir ferman uydurup Kroya (Akçahisar)'ya girip hisardaki Osmanli askerinin tamamini uykuda iken kiliçtan geçirmesi. Mora'nin kapisi olan bu yerler alininca bir koldan Padisah. aldigi yardimlar sonucunda kazandigi bazi basarilarina güvenerek Venedikliler'le de bozusur. buradan getirdigi esirleri Anadolu'ya nakl ettirip.Padisahin bu tahkimattan süphelenmesi idi. Fakat kisa bir müddet sonra Sirp Despotu Jorj Brankoviç'ten. Bohemya ve Almanya'dan topladigi 90. Eflâk. Bu yüzden Mora'nin tekrar nüfuz altina alinmasi gerekiyordu. Korent'in düsmesi ile Mora'nin kapilari yeniden Türklere açilmis oldu. Top atesiyle baslayan savasa bizzat Sultan Murad da katilir.

Transilvanya ve Eflâk (Ulah) kuvvetleri bulunuyordu. sol ve merkez olmak üzere bölümlere ayrilmisti. Iskender'in merkezi olan Kroya (Akçahisar)'yi kusatma altina aldigi zaman Jan Hunyad'in hududu geçmek üzere oldugunu Sirp Despotu ile Vidin sancak beyinden ögrenmisti. Muharebe 1448 Ekim ayinin 17. esit sartlar altinda devam ediyordu. Albert'in küçük ogluna naib olarak Macaristan'in bütün dizginlerini ele geçirmisti. Macarlar'dan baska Eflâk. Iki ordu harb etmeksizin karsilikli olarak bir gün beklediler. Varna'daki hatalan tekrarlamayacagini düsündügünden savasi kazanacagindan emin görünüyordu. Birinci Kosova'da Murad Hüdavendigâr (Birinci Murad). Muharebenin ilk günü. Savas. Bu haberin alinmasi üzerine Sultan Murad kusatmayi kaldirip Sofya'ya dönmüstü. Erdel ve Almanya gibi devletlerden de kuvvetler toplanmisti. bütün gücü ile merkeze yüklenir. Sultan Murad. hafif silahlarla baslayan savas. Varna muharebesinin kahramanligina sürdügü lekeyi silmek için var gücü ile çalisip kuvvet topluyordu. Murad'in oglu olan Savci'nin öldürülmesinden sonra kaçmayi basaran oglu Davud da vardi. Burada orduyu terhis etmeyerek timarli sipahilere memleketlerinden harçlik getirmek üzere "harçlikçi"lar tayin edip Sofya'da beklemeye karar verir. Buradan güney yolu ile Kosova ovasina gelerek düsmanini savasa mecbur eder. sol kolunda da Alman. Hunyad. Polonya. Osmanli Devleti. Tam bu sirada Osmanli ordusunun sag ve sol kanatlari. Osmanli ordusunun ikinci gün çekileceginden emin görünüyordu. I. Taktik geregi Osmanli ordusunun sag ve sol kanatlan mukavemet edemiyorlarmis gibi yavas yavas geri çekilirler. Bohemya. Takdirin bir tecellisi olacak ki bu ikinci seferde bulunan Osmanli hükümdarinin adi da Murad'dir. Osmanli hükümdari da 80-100 bin kisilik bir kuvvetle ayni yere gelir. Bunda muvaffak da oluyordu. Bu arada Jan Hunyad. Jan Hunyad ise yoluna devamla 1448 senesinin Ekim ayi ortalarinda Kosova'ya gelir. Varna zaferinden dört yil sonra 17-19 Ekim 1448 tarihlerinde olmustur. Çünkü kisa zamanda etrafinda.Sofya'ya çekilerek ordusunu yeniden düzene sokar. Hunyad. Durumu fark eden düsman. Ikinci Kosova zaferinde de Ikinci Murad bulunmuslardi. Sultan Ikinci Murad. Jan Hunyad tarafindan gerisin geriye gönderilmislerdi. Yeniçeriler bütün güçleri ile karsi koyarlarsa da onlar da yine plân geregi geri çekiliyormus havasini verirler. Muharebe üçüncü gün günesin dogmasiyla tekrar baslar. Böylece Jan Hunyad. muharebeden önce baris teklifinde bulunmak üzere düsmana elçiler gönderdiyse de bunlar. Jan Hunyad'in hücumu ile basladi. Bu sirada Turahan Bey'in . 18 ve 19. Böylece merkez. IKINCI KOSOVA MUHAREBESI Osmanlilar'a karsi tertiplenen bu yeni Haçli seferi. düsmana karsi açik ve korumasiz kaliyordu. Düsmanin sag kolunda Macarlar ile Sicilyalilar. merkeze girmis olan düsman kuvvetlerini yandan ve arkadan çevirmeye baslarlar. Savci Bey'in oglu Davud'un tavsiyesi ile gece yarisi Osmanli ordusuna yapilan baskin da bir ise yaramaz. Sultan Murad. Iskender Bey'in ayaklandirdigi Arnavutlar'i yola getirmek için ugrasiyordu. Haçli ordusunda. Osmanli ordusu klasik bir düzenle sag. Bu sebeple asil hücum ikinci günü ögleden sonra baslayip aksama kadar devam etti. günü olmak üzere üç gün sürdü. doksan bin kisilik bir kuvvetin basina geçip Sirbistan'i isgal ile yoluna devam eder. Hunyad'in Tuna'yi geçmek üzere oldugunu ögrenince derhal Arnavutluktan çikarak Sofya'ya gelir.

Ikinci Kosova. Bundan sonra Avrupa tamamen savunma durumuna geçecek. Onun kaçtigini bilmeyen ordusu. Bu hâdiseden sonra Iskender Bey'in söhreti birdenbire artar. Hiristiyan âleminde büyük bir sevinçle karsilanir. Bunun için derhal Amasya sancakbeyi Hizir Bey'in hanimi. Böylece Kosova ovasinda Müslüman Türkler ikinci defa parlak bir zafer kazanmis oluyorlardi. sehzadesi Mehmed için Edirne'de muhtesem bir dügün tertiplemisti.bulundugu sol kol. Çünkü Osmanlilar'in sol kolu ile harb etmekte olan Jan Hunyad'in sag cenahini. SEHZÂDE MEHMED'IN DÜGÜNÜ Akçahisar kusatmasinin kaldirilmasi. genç evlileri Manisa'ya ugurladiktan kisa bir müddet sonra 1 Muharrem 855 (3 Subat 1451) günü kusluk vakti vefat etti. Sultan Murad. Bu ordudan pek azi kurtulur. geri çekilerek siperlerine ulasabildiler. Tam bu esnada Vezir-i A'zam Çandarlizâde Halil Pasa'nin delâleti ve bazi vaadlerle Eflâk prensini harpten çekilmeye ikna etmesi üzerine düsman tam bir ümitsizlige kapilir. MURAD'IN VEFATI VE SAHSIYETI Sultan II. Osmanli kuvvetleri Akçahisar'i kusatip toplarla dövmeye basladilarsa da hisarin savunmasini Vrana'ya birakip disarda ani baskinlarda bulunduktan sonra sarp daglara siginan Iskender'in bu neviden baskinlari yüzünden alinamaz. Ekim soguklarinin da baslamasi üzerine Sultan Murad. Sultan Murad'in Ölümünü nüzûl (felç) isabetine. Dügünden sonra Sehzade Mehmed genç karisiyla birlikte Manisa'ya gider. Sultan Murad'in kaleyi feth etmeden Edirne'ye dönmesi. görücü olarak Elbistan'a gönderilir. Zira bu hadiseden hemen sonra Sultan Murad. 854. O da bu görüsün yerinde oldugunu söyler. bazilari da soguk alginligindan ileri gelen kisa bir hastaliga baglarlar. Bu sirada Dulkadir Beyligi'nde Nâsirüddin Mehmed Bey'in oglu Süleyman Bey bulunuyordu. Türkleri Balkanlar'dan sürmek için yaptigi sonuncu tesebbüstür. perisan olmustu. daha önce bir sefer evlenmis bulunan oglu Sehzâde Mehmed'e Dulkadiroglu'nun kizini almak istedigini. Bununla beraber Osmanlilar üzerinde fazla bir etkisinin. Ama gece yansi yanina aldigi bazi seçkin süvarileri ile harp meydanini terk edip kaçar. 1450 senesi kisinda (H. Çevrildigini anlayan düsman. Düsmanin zayiati on yedi bin kadardi. . Sultan Murad. Hunyad. Turahan Bey kuvvetleri çevirmekte idi. Halkondil'e göre Osmanlilar'in zayiati ise dört bin civarindadir. Bundan çok seneler önce. Önden ve arkadan hücuma maruz kalan düsman. elindeki toprak ve menfaatleri kaptirmamak için mücadele edecektir. Süleyman Bey'in bes kizindan en küçügü olan Sitti Hanim'in nikahi kiyildiktan sonra gelin olarak Edirne'ye getirilir. Osmanli karsi taarruzunun merkezini teskil ediyordu. Vezir-i A'zam Halil Pasa'ya sorup fikrini almak ister. Avrupa'nin. Tam bu esnada Jan Hunyad'in yeni bir hücuma kalkisacagi sayiasi yayilir. 1450 yazinda oglu Mehmed'i de yanina alarak ikinci defa Amavutluk seferine çikar. Bununla beraber askerler. ümitsizce savasmaya devam ediyordu. Kaynaklarin çogu. sabahleyin Türklerin hücumuna dayanmaya çalisirsa da komutanlarinin kaçtigini ögrenince tamamen dagilir. Sevval-Zilhicce) genç sehzade Mehmed'in evlenmesi münasebetiyle dogu ve batidaki dost hükümdarlar ile tâbi beyler. komutanlari ile görüsüp durum degerlendirmesi yapar. Edirne'ye davet edilerek muhtesem bir dügün yapilir. Hiristiyan dünyasinda büyük bir sevince sebep olmustu. Murad. olmadigi anlasilmaktadir. Bu is ve davetlerin organizasyonu için Saruca Pasa görevlendirilmisti. kusatmayi kaldirip Edirne'ye döner. Çelebi Sultan Mehmed Bey de Nâsirüddin Bey'in kizini almis oldugu için arada bir akrabalik da vardi. SULTAN II.

. Murad hakkinda gerek Osmanli. onun sahsiyeti hakkindaki su ifadeleri ile gerçegi yansitmaya çalisir: "Hükümdarligi uzun sürmüs. Ileride "Fatih" ünvanini alacak olan genç padisah. varini yogunu harcardi. cesur. âdil ve metin bir hükümdar adi birakti. Vefat haberi Manisa'daki Sehzade Mehmed'e bildirilerek derhal gelmesi istenir. veya halkin dili ile Koca Murad 1446 Agustos'unda tanzim edip Eylül sonlarinda Halil Pasa. Bütün hayati böyle geçmis denebilir. caminin yakinindaki oglum Alaeddin'in 3-4 arsin yanina gömün. sözüne ve vaadlerine sâdik. Hafizlarin Kur'an okuyacaklari yerin üzeri kapali. Yalniz su kadar var ki keyfine düskündü. Ilmî müsahabeleri sever. Musikî. babasinin vasiyeti geregi cesedini Bursa'ya göndererek onu bugün hâlâ "Muradiye" diye bilinen semtteki türbesine defn ettirir. Ölüm hadisesinden hemen sonra cesedi tahnit edilir. asli Arapça olan ve oglu tarafindan uyulan vasiyetnâmesinde söyle diyordu: ". Etrafima evlad ve akrabalarimdan kimseyi gömmeyin. Bu nakil." II. Allah yolunda tehlikelere bizzat atilir ve bu ugurda yorulmak bilmez. Hammer'in de ifadesine göre memleketini seref ve hakkaniyetle idare ederek milletinin hatirasinda mütedeyyin (dindar) lütufkâr. hassas. onunla Osmanli sarayina girmisti. Cesedimi lahde degil. Halil Pasa tarafindan gönderilen bu haber üzerine "Beni seven arkamdan gelsin" diyen Sehzade Mehmed. Etrafi duvar fakat üstü açik bir türbe yapiniz. Saruca Pasa. O. Musikî ehlini severdi. ince ruhlu. Denebilir ki siir. gerekse diger milletlere mensub tarihçilerin ittifaka yakin bir sekilde beyan ettiklerine göre o. Bununla beraber halka karsi âdil olup isleri ile yakindan ilgilenirdi. ince ruhlu ve hassas bir kimse idi. Öldügüm zaman beni Bursa'ya. Ancak sözünden dönenlerin korkunç öc alicisi idi. Murad. çok âdil. Bu sebeple Arabistan. saadete ermis ve Rûm (Anadolu) hükümdarlarinin en büyügü olmustur. Mezarimin üstüne büyük hükümdarlar için yapilan muhtesem türbelerden yapmayiniz.. yükselmis. Sultan II. güler yüzlü." Ülkesinde kültür ve ilim hayatini yükseltmek için her fedakârligi göze alabilen Sultan Murad.. azim ve tedbir sahibi. ahdine riayet edenler hakkinda dost. Güldeste-i Riyaz-i Irfan'a göre bizzat kendi latif tab'i (yaratilisi) siire meyyâl ve nükte söyleyicilerin dildâdesi olup haftada iki gün âlim ve sairleri divaninda toplayip ilmî mübâheseler ederek ve sairlerin münazara ve münakasalarini dinleyerek "Ehl-i kemâlin cevheri. bir persembe günü olsun ki.Dukas ve Hammer gibi bazi tarihçiler de asiri yorgunlugun ölümüne sebep oldugunu bildirliler. ilim adami ve bilginlere karsi son derece cömert davranirdi. kabrimin üstüne yagmur yagmasi için oraya tesadüf eden kismin üstü açik olsun. Suara tezkireleri. Türkistan . ulemayi himaye eder ve onlara tahsisatlar ayirirdi.. ahdini bozanlar hakkinda da sedid idi. üstüne yapilacak türbenin ne sekilde olacagini ve nihayet vakfinin sartlarini bildirir. Öldügü zaman henüz kirk sekiz yaslarinda idi. Savasta oldugu gibi barista da sözünün eri idi. Fakat bir cihad haberi gelince derhal kalkar her seyi birakirdi. onun sairliginden bahs ederlerken onun ilim ve sanata olan sevgisinden de uzun uzadiya söz ederler. Cihaddan hiç bir vakit geri kalmamakla beraber eglence ve zevke düskündü. ancak itibar ile parlayip açilir" derdi. Eger Bursa'dan baska bir yerde ölürsem nâsimi oraya nakl ediniz. merhametli. sür'atli bir sekilde Edirne'ye gelip babasinin ölümünden 16 gün sonra Osmanli tahtina geçer. Ayni zamanda cömert ve iyi huylu idi. Feramürz tarafindan tescil olunan vasiyetnâmesinde nereye ve ne sekilde gömülecegini. sünnet-i seniyye üzre topraga koyun. Azad edilmemis olan kölelerimin tamami ölümümden kirk gün önce azad edilmistir. hasmet kazanmis. Çagdas tarihçi Ibn Tagriberdî. Murad Bey. defin cuma günü gerçeklessin. Ishak Pasa ve kadiasker Mehmed b. siir ve edebiyata düskündü.

Ol sehrin halkini cemi-i avarizdan muaf ve müsellem etti. Ve ol vakit kim imâretin kapusu açildi. 29 Mayis 1453'teki nihaî harekâtla Istanbul fethedildiginde. eskiya. kanun kaçaklari ve hirsizlar için mükemmel bir barinak vazifesi görüyordu. Edirne'de döktürdügü çaginin en güçlü toplariyla Istanbul surlarini karadan sarsarken 18 Nisan'da donanma bütün Istanbul adalarini ele geçiriyordu. Muradiye (1435). O. Âsikpasazâde köprü insaatinin durumunu verdikten sonra söyle der: "Köprünün iki basini mamur sehir edüp imâret ve Cuma mescidi etti. devletin ortasinda bir ser adacigi hâlinde kalmis köhne Bizans'i ortadan kaldirmayi öncelikle hedef olarak belirlemisti. bunun da kültürel gelismeye tesir ettigini biliyoruz. onun ülkesine gelmisti. Akçalar ve floriler ülestirdi. babasinin ölümü üzerine ikinci kez Osmanli tahtina oturdugunda. 1447) gibi eserlerdir. Böylelikle Osmanli devleti tam bir cihan devleti haline gelebilecekti. Dâru'l-hadis (1435). Sultan Murad ulemayi ve fukarayi kendisi aldi ol imârete vardi. Edirne'yi ihya edercesine kalkindirmis ve Balkanlarin en büyük sehri haline getirmisti. Mehmet.Bizans'in . Bunlarin en mühimleri. Selânik. Gerçekten de onun döneminde Arapça ve Farsça'dan bir çok eserin Türkçe'ye tercüme edildigini. hem ulasimin kolaylasmasini sagliyor. Bursa'da Muradiye Camii. bununla da kalmaz. Mehmet. Ol taam pistigi vakit kendi mübarek eli ile fukaraya ülestirdi. Hatta onun adina birçok eser telif ve tercüme edilmisti. 1413'te Çelebi Sultan Mehmed'in. Bursa. Yapan mimarlara hil'atlar giydirdi. gelip oraya yerlesen halki birçok vergiden de muaf tutar. Sultan Murad. O. Dogu ile bati arasinda önemli bir geçit vazifesi gören Ergene köprüsünün yeri." YÜKSELIS DÖNEMI Istanbul'un Fethi: II. Bu yüzden burasi. Haliç'in zincirle kapatilmasi sebebiyle kara ve deniz birlikleri müsterek bir harekâta geçemiyor ve bu durum da kusatmanin basarisina gölge düsürüyordu. Ipsala ve Ergene gibi önemli yerlesim merkezlerinde yaptirdigi hayir ve sosyal tesisler ile de dikkat çeker. Onun bu neviden faaliyetlerini gören devrinin devlet erkâni ile zenginleri de benzer tesisleri kurmakta gecikmediler. Ergene köprüsünü yaptirmak suretiyle bölgeyi de yerlesime açmisti. Mehmet. Seksen parçalik donanmayi bir anda karsilarinda gören Bizans'in direnme gücü artik kirilmisti. Ve çiragin kendi uyardi. orman ve bataklikti. medrese ve müstemilâti Sultan II. imâret. imâret ve pazar gibi halkin ihtiyaçlarina cevap verebilecek sosyal tesisleri kurduktan sonra halki oraya yerlestirir. Mimar Konyali Haci Alaeddin'e tamamlattigi Eski Cami'de oldugu gibi Üç Serefeli'de de kisin abdest musluklarindan sicak su akardi. Bu da memlekette kültürün gelismesine ve ilmî ilerlemenin sür'atli bir sekilde olmasina sebep olmustu. böyle bir yerde köprü yaptirmak suretiyle hem kötülüklerin barinagini kurutmus oluyor. hem de bölgenin mamur hale gelmesine yardim ediyordu. Edirne. Sultan Murad. Sultan Murad. Köprünün insasindan sonra burada cami. Karamanoglu tehlikesini de geçici de olsa bertaraf etti. Murad tarafindan yaptirilmistir. "Üç Serefeli" denen minare. Türk minarelerinin en güzellerinden biridir. Fakat. Hamam ve pazarlar yapti. Fakat bu hakan asil dev eserlerini Edirne'de insa ettirmisti. Hedefini gerçeklestirmek için ilkin Sirbistan ve Eflâk ile anlasma imzalayan Fatih. Peygamberimizin müjdesine mazhar oluyor ve "feth-i mübin" ile "Fatih"lik serefini elde ediyordu. Yaptirdigi muazzam eserler sebebiyle kendisine "Ebu'l-hayrât" ünvani verilmisti. Nihayet 22 Nisan'da Osmanli donanmasinin karadan Haliç'e indirilmesi gibi müthis bir plânin gerçeklestirilmesi. Bir nice gün atâlar etti. hamam.ve Kirim gibi yerlerden pek çok degerli âlim. II. II. kusatmanin seyrini degistirmeye baslamisti. Yeni Cami (Bugünkü adi ile Üç Serefeli. Bizans'a ulasabilecek muhtemel yardimi önlemek için Bogaz'in Avrupa yakasina Rumeli Hisar'ini yaptirarak kusatma hazirliklarini tamamladi. Nihayet kusatilan Istanbul'a karsi 6 Nisan 1453'te kara ve denizden saldiri baslatildi.

Bölge ülkelerinin Mora'yi istilâ niyetlerini bilen Fatih 1458'de harekete geçti. geri döndü. Tomas. kez Arnavutluk seferini baslatti. Bölgeye çok sayida Türk yerlestirildi. Istanbul'un fethiyle önlenmis. Sirp Krali Bronkoviç'in ölümüyle baslayan taht mücadelelerinden faydalanan Osmanlilar. Katolik Avrupa'nin. Osmanli kuvvetleri tarafindan bozguna ugratildi (1465). vurkaç taktigi ile Osmanli kuvvetlerine baskinlar düzenlemekteydi. Korent'i ele geçiren Fatih. artik tam bir cihan devleti hâline gelmis.Nikola'nin Türklere karsi harekete geçilmesi fikri pek taraftar bulamamis. içine asker yerlestiren Fatih. Neticede. Ege adalarindaki halk. Ilbasan Kalesi'ni yaptirip. Mahmut Pasa. Arnavutluk Seferi'ne çikti (1467). Bunun üzerine Fatih. Eflâk'a bir sefer düzenledi. Fatih'in Bati Politikalar: Sirbistan Seferleri. Ancak bunda basari kazanamayan Venedik. Bunun üzerine 1454-1457 arasinda üç kez pespese Sirbistan'a sefer düzenlendi. Nihayet 1479'da Arnavutluk da bir Osmanli vilayeti haline gelmis oluyordu. 1459'da baskentleri Semendire'yi ele geçirilerek Semendire Sancakbeyligini olusturdu.ortadan kaldirilmasi hem Türk tarihi hem de dünya tarihi açisindan büyük bir öneme sahiptir. Macar ve Arnavutlari kiskirtarak sonuç almaya çalismislardir. Böylece Bogdan da yeniden Osmanli hâkimiyetini tanimis oluyordu. Osmanlilarla yaptigi anlasma üzerine Vlad'i esir etmeleri ile mesele çözüldü.seferde. Fakat bu sefer iki kardes arasinda mücadele baslamisti. kisa zamanda Ortadokslari himayesi altina almistir. Fatih voyvodaliga Radul'u getirdi ve Eflâk bir Osmanli eyaleti hâline geldi. Osmanlilarin yardimini istemislerdi. Ele geçirilen topraklarda yeni garnizonlar olusturuldu. Istanbul'un fethinden sonra Bizans Imparatoru XII. aksine Balkanlari da tamamen ele geçirmek suretiyle Fatih. Yildirim zamaninda vergiye baglanan Eflâk Prensligi'nin basina Fatih tarafindan Vlad (Kazikli Voyvoda) getirilmisti(1456). Bunun üzerine Fatih II. Ortadoks dünyasiyla bütünlesme çabalari. çag kapayan bir fetihtir. Bu fetihle Osmanli Devleti. Venedikliler bölge halkini Osmanlilara karsi ayaklandirmaya çalisiyorlardi. Papa ve diger devletlerden aldigi kuvvetlerle Türklere saldiran Iskender Bey. Ancak. Bogdan'dan da yardim alan Osmanli kuvvetleri voyvodayi uzun süre takip etti. . Böylece Sirbistan'da 350 yil sürecek Osmanli hâkimiyeti baslamis oluyordu. sigindigi Macarlarin. Mora Seferleri.kez Mora'ya sefer düzenlendi. Arnavutlarin elinde kalmis olan Kroya ve Iskodra kusatildi. Nitekim Papa V. Sirplari vergiye bagladilar. Istanbul'un fethinden sonra Osmanlilara bagliligini bildiren ve ele geçirdigi bazi kaleleri geri veren Sirplar Macarlar ile is birligi yaparak yeniden düsmanliklarini göstermeye baslamislardi. Atina ve diger bölgeler ise Osmanli yönetimini kabul etti. bizzat sefere çikmaya karar verdi. Kardesi Dimitrios'a karsi Arnavutlarin destegini alan Tomas'in Osmanlilarla yapilan anlasmayi bozmasi üzerine 2. Papa'nin istegine sadece Almanya. Balaban Pasa'yi bölge için görevlendirerek. Papalik ve Napoli kralliginin destegi ve kiskirtmasiyla harekete geçen Arnavutluk hâkimi Iskender Bey. Avrupa için bu fetih çag açip. Balkanlardaki bazi despotluklar ve prensler Fatih'i Istanbul'un fethinden dolayi kutlayan mektuplar yazmislardir. akincilari ile duruma müdahale etti ve muhalifler bertaraf edildi. Eflâk ve Bogdan Seferleri. Taht kavgalarinin yeniden alevlenmesi üzerine. Belgrat disindaki bütün Sirp topraklari ele geçirildi. Konstantin'in ogullari. Papa'nin yanina kaçmak zorunda kaldi. Mora'nin bir kismini merkeze baglayarak. Balaban Pasa'yi sehit etti ve Ilbasan kalesi'ni kusatti. Islâm dünyasi ve Avrupa içinde büyük bir prestij ve güç kazanmistir. Napoli ve Venedik olumlu cevap vermis fakat onlar da kendilerinden ziyade Sirp. Arnavutlukta baslayan kargasa sebebiyle Fatih 3. rakipleri Kantakuzen ailesine karsi Mora'da. Turahanoglu Ömer Bey. aksine. 1465 yilinda gerçeklesen I. burada bir sancak olusturdu. Osmanlilara bagli görünen Vlad aslinda gizliden gizliye düsmanlik ediyordu Vlad'in Fatih'in elçilerini kaziga oturtarak öldürmesi üzerine 1462 yilinda Fatih. Bu sirada Iskender Bey ölmüs ve yerine oglu Jean geçmisti. 1455'ten itibaren Osmanli Hâkimiyetini taniyan Bogdan Prensligi'nin Kefe'nin fethinden sonra izledigi düsmanca siyaset üzerine Osmanli kuvvetleri 1476'da Bogdan'a girdi. Mora seferinde bulunan Fatih. Fatih'in bizzat basinda oldugu Osmanli kuvvetleri Bogdan ordusunu büyük bir bozguna ugratti. Sirp meselesine son verilmesini emretti. Arnavutluk Seferleri.

Trabzon seferine çikarken. denizde ise Venedik idi. Güçlü donmasiyla Mora ve Ege'deki adalara sahip olmak isteyen Venedik. Fatih karadan ve denizden kuvvetlerini harekete geçirdi. Osmanlilar karsisinda istedigi sonucu alamamis. Iste bu sebeplerle. Ikinci kez düzenlenen seferle Osmanlilar. anlasmalara riayet etmemesi üzerine Üsküp'ten harekete geçen Fatih. bu adalar Fatih'in Italya'ya yani eski Roma'ya geçisini kolaylastiracakti. Osmanlilara vergi yoluyla bagli olan Bosna Kralinin. Fatih devrinde Osmanlilarin karada en güçlü komsusu ve rakibi Macarlar. uzun süren kusatmayi müteakip Midilli (1467) ele geçirildi. Öncelikle Anadolu kiyisina yakin adalari hedef alan Fatih. Macarlar bu dönemde tek baslarina Osmanlilarla bas edemeyeceklerini bildiginden. Tasoz Enez ve Semendirek adalari ele geçirildi. Ege Adalarinin Fethi. Macaristan'a güvenligin saglanmasina yönelik yüzlerce basarili akin düzenlenmistir. Ancak 1483 yilinda Hersek tamamen Osmanli topragi hâline gelecektir.1456 yilinda öncelikle Çanakkale Bogazi'na hâkim olan adalardan Gökçeada (Imroz). 1461 yilinda Cenevizlilerin elindeki önemli bir üs olan Amasra teslim olmak zorunda kaldi. Macar krali Bosna'ya girdi. Cenevizliler ve Candarogullarinin elinde bulunuyordu. Önce Limni. Fatih'in asil amaci 1204 yilinda Lâtinlerin Istanbul'u isgal etmesi üzerine Bizans hanedanina . Ayni tarihlerde Limni ve Midilli halki Türk yönetimine girmek için Osmanlilara basvurmustu. Hem Katolik hem de Ortadokslarin kendi kiliselerine almak için baski yaptiklari Bogomiller bu sebeple Osmanli yönetimine sicak bakmislar ve kendilerine saglanan din ve vicdan hürriyetinden etkilenerek zamanla Müslüman olmuslardi. Böylece Bizans'in yeniden dirilmesini önleyecegi gibi. Fatih de tabiî sinir olan Tuna'yi geçmeyi düsünmemistir. dogrudan bir savasi göze alamamis. Sinop da dahil Candarogullarinin topraklarini savasmaksizin ele geçirdi. Ancak akincilar vasitasiyla. Bursa'ya dönerek birliklerini takviye eden Fatih.(1480) Fakat Fatih'in ölümünden sonra basa geçen II. Venedik ve Cenevizlilerin elindeki bu adalardan Anadolu'ya yapilan korsan akinlarinin önünü kesmis olacakti. Anadolu'nun büyük bir kismini hâkimiyetleri altina almalarina ragmen kuzeyde. Ikinci olarak Orta ve Dogu Akdenizdeki adalar hedef alinmisti ki. Venedikliler 264 yildir ellerinde tuttuklari Agriboz Adasi'ndan Mora ve Ege adalarindaki Türk birliklerine karsi saldirilarini yogunlastirmaktaydilar. Ancak St. Karadeniz kiyisindaki bazi yerler Trabzon Rumlari. Bosna seferleri esnasinda Hersek Krali Stefan da ülkesinin bir kisim topraginin Osmanlilara dogrudan baglanmasi sartiyla tahtinda birakilmisti. 1463 yilindaki seferle Bosna Krali Osmanli hâkimiyetini yeniden tanidi. Anadolu Türk birliginin saglanmasi ve ticaret güvenligi açisindan bu bölgelerin ele geçirilmesi sartti. Osmanlilar. Sadrazam Mahmut Pasa ve Turahanoglu Ömer Bey'e Bosna'nin tamamen fethedilmesi emrini vermisti. aksine pek çok ada ve kiyi kaleleri Osmanlilarin eline geçmistir. Gedik Ahmet Pasa'yi geri çagirinca. Kefalonya ve Ayamavra gibi adalar da Fatih'in saltanatinin son zamanlarinda Osmanli topraklarina dahil edilmistir.Bosna-Hersek Seferleri. Kastamonu'yu terk ederek Sinop'a çekildi. Fatih'in Dogu Politikasi: Karadeniz Politikasi. Ancak seyhülislamin da fetvasiyla sonra öldürüldü ve bu topraklarda Bosna Sancakbeyligi olusturuldu. Bunu önlemek maksadiyla Agriboz'un fethine karar veren Osmanlilar neticede 17 gün süren kusatmadan sonra amaçlarina ulastilar. iktisadî ve siyasî açidan da nüfuz alanini genisletebilecekti. Yayçe disindaki bütün kale ve sehirleri yeniden ele geçirdiler.Fatih. Bâyezid. Seferin kendisine karsi yapildigini sanan Candaroglu Ismail Bey. Epir despotunun elindeki Zanta. Iste bu Müslüman Bosnalilara "Bosnak" denilmektedir. Fakat ordunun Istanbul'a dönmesi üzerine ayni yil. Bosna'yi Osmanli topraklarina kattigi zaman "Bogomil" mezhebindeki Bosnalilara çok iyi davranmisti. Istanbul'u ele geçiren Fatih. Keza Venedik Cumhuriyeti de Osmanlilarla dogrudan karsilasmaktansa Balkanlardaki diger devletleri kiskirtmayi yeg tutmustur. Jean sovalyelerinin elindeki Rodos'a karsi girisilen birkaç muhasara neticesiz kalmistir. Bizans.( Nitekim Gedik Ahmet Pasa komutasindaki bir Osmanli donanmasi Napoli Kralliginin elindeki Otranto'yu fethetmis ve buradan Güney Italya'ya akinlar düzenlenmistir. Bizans'a ait bütün topraklari hâkimiyeti altinda birlestirmek istiyordu. sehir savunmasiz kalmis ve Italyanlar kaleyi tekrar ele geçirmislerdir). ardindan.

Koron. Karadeniz'i tam bir Türk gölü yapmak idi. Mengli Giray Han'in Istanbul'a getirilmesiyle Kirim Hanligi Osmanli hâkimiyetine girmis oldu. Akkoyunlularin yerini alan Safaviler güçlenerek Anadolu'da Sahkulu Isyani gibi ayaklanmalari kiskirtmis. önemli ticaret limanlari olan Ceneviz kolonilerini ortadan kaldirarak. Bâyezid tahttan feragat etmistir. Venediklilerle de bir ittifak kurmakta sakinca görmemislerdi. ordusunu Sivas'in güneyinden Yassiçemen'e çevirdi. Fatih'in politikalarina karsi. Osmanlilarin kurulus devrinden beri en ciddî rakipleri durumundaki Karamanogullari. Barbaros kardeslerin denizlerdeki zaferlerine ragmen özellikle dogudaki olumsuz gelismeler ve Sahkulu Isyani(1511). Henüz Trabzon'da vali iken Dogu'da Safavilerin nasil güçlendigini gören ve onlarla basarili bir mücadeleye giren Selim. Nitekim Sehzade Selim'in mücadeleyi kazanmasi üzerine 1512 yilinda II. . Altinorda Hanligi'nin zayiflamasiyla ortaya çikan Kirim Hanligi ile komsu oldu. Modon.mensup Komnenlerin ayri bir devlet olusturduklari Trabzon idi. Osmanlilara vergi vermeyi kabul eden Trabzon Rumlari bir taraftan Fatih'in rakibi olan Uzun Hasan ile ittifak içine girmisti. Yavuz Sultan Selim Devri. Fakat bu dönemde Memlûklarla büyük bir savasa girilmemistir. Bu düsmanca tavir üzerine Fatih 1466 yilinda Karamanogullari üzerine yürümeye karar verdi. Gedik Ahmet Pasa komutasindaki donanma 1475 yilinda Kefe. Anadolu birligi yönündeki bu tehlike üzerine Fatih. Kirim hanlari 350 yil boyunca Osmanlilarin batiya karsi en güçlü müttefikleri olarak hizmet vermislerdir. Bâyezid'in mütereddit ve ihtiyatli politikalari sebebiyle. Bu sirada Uzun Hasan'in Osmanli ordusunu arkadan çevirebilecegi ihtimaline karsi Fatih. Akkoyunlu Beyi Uzun Hasan. Buna ragmen Bâyezid döneminde Kili ve Akkerman ele geçirilerek Bogdan tamamiyla Osmanli hâkimiyetine girmis(1484). Fakat Karaman Beyi Kasim'in ölümünden sonra (1483) beylik tamamen oradan kalkmis olacaktir. Ancak diger oglu sehzade Cem. Böylece Osmanlilar. Trabzon Rumlarina yardim etmemeyi vaat etmislerdir. (1478). Rodos sovalyelerinin eline düsmesiyle sonuçlanan. Venedik ve Haçlilara karsi denizlerde üstünlük kurulmus. 1473'te harekete geçti. Larende ve Silifke yörelerine çekilen Karamanogullarina karsi mücadeleyi. Fatih bundan sonra Hicaz su yolllarinin onarimi hususunu bahane ederek Memlûklar'a karsi harekete geçti. Inebahti ve Navarin gibi Mora kiyilarindaki kale ve limanlar zapt edilmistir(1502). devlet islerinden elini çeken Bâyezid'in sagliginda sehzadeler arasindaki taht mücadelesinin kizismasina vesile olmustur. Otlukbeli mevkiinde yapilan savasta Osmanlilar büyük bir zafer kazandilar. 1467 yilinda Karakoyunlu topraklarina sahip olunca Osmanlilar aleyhine hâkimiyetini genisletmeye baslamisti. Otlukbeli Savasi'nin sonrasinda da sürdürmüstür. Böylece 258 yil devam eden Trabzon Rum Imparatorlugu da tarihe karismis oldu. karadan birliklerini Trabzon'a gönderirken. Nihayet Fatih. Memlûklara karsi basarisiz seferler düzenlenmistir. Fatih'in ölümü üzerine Osmanli tahtina büyük oglu Bâyezid geçmisti. Azak Kalesi'nin düsürülmesi sonucunda bazi Cenevizliler ile birlikte Kirim hanlarindan Mengli Giray Han da esir edilmisti. Azak ve Menkup iskele ve kalelerini ele geçirdi. tahta çiktiktan sonra. Çaresiz kalan Trabzon Hâkimi David Komnen sehri teslim etmeyi kabul etti (26 Ekim 1461).taht mücadelesine girmisti.Anadolu'da Türk Birliginin Gerçeklesmesi. bir donanma da Sinop'tan kalkarak bölgeye yöneldi. Anlasmanin akabinde kara ve denizden Trabzon yeniden kusatildi. Anlasmaya göre Akkoyunlular. Karadeniz'in Anadolu kiyilarini tamamen hâkimiyetine alan Fatih'in bundan sonraki hedefi. Artik Akkoyunlular Osmanlilar için bir tehlike olmaktan çikmisti. Fatih'in 1481'de hazirlik yaptigi ve ölümüyle yarim kalan seferin ya Rodos'a ya da Misir'a yönelik oldugu söylenir. Akkoyunlu ve Memlûklu devletlerinin destegini sagladigi gibi. Uzun Hasan'in annesi Sara Hatun'un ricasi üzerine Akkoyunlularla bir anlasma yapildi. Beylik topraklarinin büyük kismi Osmanlilarin eline geçmesine ragmen Fatih.

Kutsal Roma-Cermen Imparatoru Sarlken en ciddî rakip hâline gelmis. Macaristan seferine çiktiginda ilkin Belgrat'i kusatti ve ele geçirdi(1521). kendisinden yardim talep etmesi üzerine. Avrupa içlerine yapilacak akinlar için bir siçrama noktasi idi. Macaristan'in bir bölümü ilhak edildi ve kalan kismi Erdel Kralligi olusturularak Osmanli hâkimiyetine alindi.Viyana Kusatmasi'nin sonuçsuz kalmasindan cesaretlenen Ferdinand. 29 Agustos 1526'da Mohaç Meydan Muharebesi ile Macar ordularini imha eden Kanuni. Iki Türk hükümdarinin mücadelesinden Selim üstün çikti (23 Agustos 1514). Ancak Mercidabik Savasi Osmanlilarin zaferiyle son buldu (24 Agustos 1516). Budin kurtarildi. I. Yavuz dönemi Osmanlilarin dogu'da ve Islâm dünyasi'nda en büyük güç haline geldigi bir dönemdir. tekrar Misir'a yöneldi. Hülagû'nun Bagdat'i isgal etmesiyle Memlûk himayesine giren halifelik müessesesi de böylece Osmanlilara geçmis oluyordu. Filistin. Çaldiran Ovasi'nda Sah Ismail'in ordusuyla büyük bir meydan muharebesi yapti. ölen Macar krali ile akrabaligini öne süren Avusturya Arsidükü Ferdinand. Misir Memlûk Sultani Kansu Gavri. Avrupa'daki siyasî ve dinî çekismelerden faydalanarak.Süleyman geçti (1520). Yine bu dönemde Akdeniz'de ve Okyanuslarda güçlü bir ticarî ve iktisadî filo olusturan Ispanyol ve Portekiz donanmalari Venedik'in yerini almis görünüyordu. onlarin birlesmemesine özen göstermis ve bunu bir devlet politikasi hâline getirmistir. Safavi tehlikesini bertaraf ettikten sonra Yavuz. Kansu Gavri savas sirasinda öldü. Yavuz Sultan Selim'in sekiz yil süren hâkimiyet devrinden sonra Osmanli tahtina oglu I. Kisi Sam'da geçiren Yavuz.Süleyman'in 46 yillik saltanatinda Osmanli Devleti siyasî. Bu savas Memlûk Devleti'nin sonu oldu. Avrupa'daki Gelismeler. Fatih'in Sirbistan seferinde ele geçirilemeyen Belgrat. Bunun üzerine Kanuni. Dogu Anadolu topraklari Osmanlilarin eline geçti. Bu sebeple dost düsman ona Kanuni. Yeni Memlûk Sultani Tomanbay ile Kahire'nin kuzeyindeki Ridaniye mevkiinde yapilan savasi da Osmanlilar kazandi. Yavuz. yeniden Macaristan'a sefer düzenledi. Nihayet ordusunun basinda Dogu seferine çikan Yavuz Selim. Kanuni ünlü "Alman Seferi" ile mukabele ederek isgal edilen yerleri geri aldi. Avrupa'da mezhep çatismalarinin siddetlenmesine sebep olmustu. Ferdinand ile Istanbul'da bir anlasma yapildi. Avusturya Seferleri. Tebriz'e kadar Sah Ismail'i takip etti. Bu . Belgrat'in Fethi ve Macaristan Seferi. Macaristan'in ele geçirilmesi üzerine. Osmanli ordusunu Halep'in kuzeyinde karsiladi. Osmanlilarin dogu'da ve Islâm dünyasinda üstünlük kurmalari önündeki en büyük engel idi. 1526 yilinda karsisindaki ittifaki parçalamak amaciyla yeniden Macaristan üzerine bir sefer düzenledi. Nitekim Mekke serifi sehrin anahtarini Yavuz Sultan Selim'e sunarak itaatini bildirmisti. Macar topraklarinda hak iddia etmis ve Budin'i isgal etmisti. Dulkadirogullari beyligi Osmanli yönetimine alindi ve sonra ilhak edildi (1515)Babasi döneminde Memlûklara karsi yapilan seferlerin çogu kez basarisizlikla neticelenmesi. Bu sebeple Kanuni. Malatya'dan Sina yarimadasina kadar olan topraklar Osmanlilarin eline geçti. (22 Ocak 1517). askerî ve iktisadî açilardan zirveye ulasmistir. Nitekim Sarlken'e tutsak olan Fransa Krali Fransuva'yi. Memlûklara karsi büyük bir ordu hazirladi. Kanuni.Anadolu'daki mezhep mücadelesine bir son vermek için Safavilerle dogrudan savasa girmeyi kaçinilmaz görmekteydi. onun olusturdugu imparatorlugun uzantisi durumundaki Avusturya Arsidükaligi Osmanlilara sinirdas olmustur. Kanuni döneminde özellikle Avrupa'da önemli dinî ve siyasî degisiklikler söz konusudur. Muhtesem. Bu devlet ile Avrupa'nin en güçlü hanedani olacak olan Habsburglar Avrupa'yi âdeta parselleyeceklerdir. Dogu Avrupa'da da Lehistan ve Ortadoks Rusya güçlenmeye baslamisti. kurtarmayi amaçlayan Kanuni. Osmanli ordusu sehri kusatti ise de ele geçirmeye muvaffak olamadi(1529). Güçlü Macar kralliginin Osmanli hâkimiyetine girmesinden sonra. Burayi bir üs olarak kullanan Osmanlilar artik rahatlikla Avrupa içlerine sefer yapabilecekti. Büyük Türk gibi lâkaplarla hitap etmis ve tarihe de böyle geçmistir. Budin'i (Budapeste) ele geçirdi. I. Bu sebeple. Suriye. Budin'i tekrar isgal etti. Ancak Kanuni'nin asil maksadi Viyana idi. Misir ve Hicaz Osmanli hâkimiyetine girdi. Bu dönemde güçlenmeye baslayan Protestanlik.

Deniz Seferleri ve Fetihler. Zigetvar Muhasarasi esnasinda hastalanan Kanuni kalenin fethini göremeden 66 yasinda öldü (1566). 1533 yilinda Cezayir'i Osmanlilara birakarak kaptan-i deryalik görevini kabul eden Barbaros Hayrettin Pasa (Hizir Reis). Sadece Akdeniz'de degil Kizil Deniz ve Hint Okyanusunda da Osmanli donanmasi faaliyette bulunmustur. Iranla Münasebetler.Jean sövalyelerinin elindeki Rodos ve çevresindeki adaciklar. Osmanlinin Avrupa ile ilgilenmesinden yararlanan Safaviler firsat buldukça yeniden harekete geçtiklerinde.Sah Tahmasp. Osmanlilar karsisinda fazla bir varlik gösteremeyen Sah Tahmasp nihayet baris anlasmasi imzalamayi kabul etmek zorunda kalmis ve Amasya Antlasmasi (1555) ile Osmanli üstünlügünü kabul ederek Bagdat. Irak-i Acem ve Irak-i Arap) seferi diye bilinen bir sefere çikti (1534-35). basarili bir kusatma sonunda ele geçirilmis(1522). askerî ve iktisadî bakimlardan . Fatih'in alamadigi. Kendisinden yardim isteyen kral ile iyi iliskiler kuran Kanuni böylece Sarlken'e karsi bir müttefik kazanmis oluyordu. II. Macaristan üzerinde hak talep etmeyecek ve Osmanli hâkimiyetini taniyacak ve elinde bulundurdugu Macaristan'a ait topraklar için de Osmanlilara vergi verecekti. 1538 yilinda Andrea Doria komutasindaki Haçli donanmasini Preveze'de büyük bir bozguna ugratarak. babasi gibi. Siyasî. 1535 yilinda iki ülke arasinda ticaret ve dostluk anlasmasi imzalandi.anlasmaya göre Ferdinand. Bâyezid zamanindan beri Akdeniz'de serbestçe faaliyet gösteren Barbaros kardeslerin devlet hizmetine alinmasiyla deniz ve kiyilarda pek çok yer Osmanli hâkimiyetine dahil olmustur. Osmanlilardin Akdeniz'in tek hâkimi oldugunu bütün dünyaya kabul ettirdi. Dogu Anadolu topraklarina karsi saldiriya geçiyordu. 1562'deki bu sefer sonucunda Macaristan'da Erdel Beylerbeyligi olusturuldu. Osmanli ordusu. Avusturyalilar firsat buldukça Macar topraklarina tecavüz etmisler ve her seferinde de Osmanlilardan gerekli cevabi almislardir. Cezayir'i ellerinde bulunduran ve Osmanlilar adina. Nitekim Kanuni'nin son seferi de Avusturya'ya karsi olmus ve Zigetvar Kalesi kusatilmistir (1566) Fransa ile Münasebetler ve Ilk Kapitülâsyon. Kanuni. Preveze'den sonraki en büyük deniz zaferi sayilan Cerbe Savasi sonunda Haçli donanmasi bir kez daha hezimeti tatmistir. Avrupa birligini saglamak isteyen RomaCermen Imparatoru Sarlken. Irakeyn (iki Irak.Nitekim St. Ferdinand'in Macar kralinin ölümünü firsat bilerek anlasmayi bozmasi üzerine Kanuni yeniden sefere çikti. Anlasma ile her iki ülke serbest ticaret hakki elde edecek ve bu haklar iki hükümdarin yasadigi sürece geçerli olacakti. Lâkin kapitülasyon adiyla tarihe geçecek olan bu ticarî imtiyazlar sürekli hâle getirilmis. Kanuni devri karada oldugu gibi denizlerde de büyük bir üstünlügün saglandigi bir devirdir. Tebriz ve Bagdat Osmanli topraklarina katildi. Bu sebeple. Kanuni'nin Ölümü ve Sonrasi. Osmanlilarin düsmani olan Venedik ve Avusturya ile ittifak kurmakta bir beis görmüyordu. Barbaros'un ölümünden sonra yerine geçen Turgut Reis de fetihlere devam etti. Jean sövalyelerinin elinde bulunan Trablusgarp onun tarafindan fethedilmis (1551). Sah Ismail'in yerine geçen oglu I. bu maksatla Fransiz Krali Fransuva'yi esir etmisti. bölgeye 1555 yilina kadar Nahcivan ve Tebriz üzerine birkaç kez sefer düzenlenmistir.(1533). Uzak denizlerde istenilen sonuçlar elde edilememisse de bu dönemde Yemen ve Arabistan'in güney kiyilari ile Habesistan ele geçirilmistir. 1492 yilinda Ispanya'da soy kirima ugrayan Musevîleri Istanbul'a gemilerle nakleden Barbaros kardesler hakli bir üne sahip olmuslardi. Tebriz ve Dogu Anadolu'nun Osmanli hâkimiyetinde oldugunu tasdik etmistir. Avrupa'ya sefere çiktiginda Safaviler. sonraki devlet adamlarinin basiretsizligi sebebiyle tek tarafli islemeye baslamis ve baska devletlere de imtiyazlarin taninmasiyla Osmanli ekonomisi giderek disa bagimli hâle gelmistir. St.

Kaleyi savunan Hünyadi Yanoş öldü. bu hükümdarlar devrinde de hizini devam ettirebildi. Bu suretle Batum ve Gürcistan kıyılarına kadar bütün Güney Karadeniz kıyıları Osmanlı devletine katıldığı gibi. İkinci Mora seferidir ve Mora prensliklerinin ilgası ve Türkiye'ye katılması. Artik Kibris da Türk olmustu.Mehmet'in (1595-1604). 1454'te ilk Sırbistan seferine çıktı. fakat Belgrad düşmedi. Sokullu kisa zamanda donanmayi yenileyerek yeniden Akdeniz'e indirdi. yüzyilda daha kötü yillarin bekleyeceginin âdeta habercisi idi. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Doğu Roma Fatihi olarak Edirne'ye dönen II.Ahmet devrine kadar devam etti. 1459'daki sekizinci sefer ise dördüncü Sırbistan seferidir ki. Malta donanmalari papa ve diger bazi Avrupa devletlerinin de destegi ile harekete geçerek büyük bir savas filosu olusturdular. Yazın Trabzon'a yürüdü. Bu padisah devrinde. Trabzon ve Rize gibi Anadolu'nun henüz Türkleşmemiş olan parçaları da Hristiyanlardan alınmış oldu. 1455'te Boğdan Prensliği de Osmanlı metbûluğunu kabul etti. 1461'de onuncu sefer ile Ceneviz'den Amasra'yı aldı. Karaman ve Bizans'tan sonra üçüncü seferde Cenevizlilerden Enez'i aldı (1453 sonu) ve Kırım'a bir donanma gönderdi (1454 Temmuz'u). Mehmed. Himayesinde bulunan Candar (İsfendiyar) beyliğine dostça son verdi. Bu uzun savas ile daha fazla yipranmak istemeyen Osmanli Devleti ile Iran arasinda 1590'da bir baris anlasmasi yapildi.Osmanliyi zirveye çikaran bu büyük hükümdarin yerine geçen ne II. Don ve Volga nehirlerini birlestirmeyi amaçlayan kanal projesi ile Süveys kanali tesebbüsünün mimari olan Sokullu'nun 1579'daki ölümü ile Osmanli Devleti büyük bir yara almistir. Anadolu'nun Akdeniz'e bakan kiyilarinda bir çiban basi gibi duran Venedik'in elindeki Kibris bu fetih rüzgâriyla kusatildi. bir köseye çekilmesi Osmanli'yi XVII. Haçli donanmasi Osmanli kadirgalarini takip edecek durumda degildi. 1456). Lala Mustafa Pasa komutasindaki Osmanli donanmasi adayi ele geçirir geçirmez (1571). Murat geçmisti. hükümet islerini annesine birakip. Komnenos imparatorluk hanedanına son verdi. Bu durumu hazmedemeyen Venedik. Inebahti önlerinde yapilan deniz savasini Osmanlilar kaybetti (1571). Semendire'nin fethi ve Sırbistan devletinin sonu olmakla neticelenmiştir. Baharda on birinci sefer ile Sinop'a geldi. İkinci Sırbistan onun altıncı seferidir (1455. Kiliç Ali Pasa komutasindaki donanma Tunus'u yeniden Osmanli topraklarina katti (1574). Bu ikincisinde babasından sonra tekrar Belgrad'ı muhasara etti. Korent Körfezi yakinlarinda. Fatih yaralandı. Sah Tahmasp'in ölümüyle çalkanan Iran'a savas açildi (1576) Gürcistan ve Azerbaycan'in büyük bir kisminin ele geçirilmesiyle neticelenen ilk seferden sonra savas 15 yil sürdü. . Venedik bu durum karsisinda yeni bir savasi göze alamadi ve Osmanlilara vergi vermeyi kabul etti. Ancak Kanuni devrinde baslayan fetih rüzgârlari o derece siddetliydi ki. 1460 yazında dokuzuncu seferine çıktı. Ancak kendileri de oldukça fazla zaiyat verdiginden. fakat bu adayı alamadı. Özellikle III. Selim (1566-1574) ne de III. Kuzey Ege adalarını donanma göndererek ele geçirdi ve ilk Rodos seferini yaptırdı.Selim ölmüs ve yerine III. Ispanyol. Yine bu dönemde baslayan Türk-Macar Savasi I. buraya Anadolu'nun çesitli sancaklarindan Türkler yerlestirildi. Paleologosların sonu ve Bizans kalıntılarının silinmesi ile sonuçlanır. 1458'deki yedinci sefer Fatih'in ilk Mora seferidir.Murat'in oglu III. Bu esnada II. Sonra Güney Karedeniz meselelerini ele aldı. Denizden donanma kuşatılan Trabzon İmparatorluğu teslim oldu. Süphesiz bu basarilarda sadrazam Sokullu Mehmet Pasa'nin dirayetli siyasetinin de rolü büyüktür. Murat (1574-1595) ayni evsafta kisiler degillerdi.

ondördüncü seferini 1462'de yaptı. Avrupa devletlerine "Rumeli sizin. Venedik. (Akkoyunlu Türk İmparatorluğu). Avrupalıların Osmanlı ile başa çıkamayaklarını anlayıp Tokat'a bir süpriz taarruzu ile harbin doğu cephesini açtı. Türk cihan imparatorluğunun gerçek temeli atılmış oldu. donanmayı İtalya'ya gönderdi ve 28 Temmuz 1480'de İtalya fütühatının başlangıcı olmak üzere . Türkiye müttefiksiz. Fatih. 190. üçüncü Arnavutluk seferine çıktı. Büyük savaş. 3 Nisan 1463'te Fatih tarafından başlatıldı. On altıncı sefer 1463'te yapılan ikinci Bosna seferidir.Fatih. İyonya adalarını aldıktan sonra. tek başına idi. Her cephede düşmanı yıpratan. Cihanın Osmanlı devleti karşısında aciz kaldığı ortaya çıktı. tarihte ilk defa olarak taktik silah olarak kullanmıştı. Türkiye'nin doğusundaki Müslüman ve Türk komşuları da ayaklandılar. Türkiye'ye harp ilan etti. Orta ve küçük devletlerin sayıları 20 küsürdür. ikişer üçer. Bir kaç ay sonra Türkiye'ye harp açan devletlerin sayısı. Aragon. Napoli idi. Almanya ve Macaristan pes etti. 1475'te Kırım Hanlığı Osmanlı birliğine girdi. Kıreli Meydan Muharebesi'nde Akkoyunlu ordusunu ezerek işgal altındaki Osmanlı topraklarını kurtardı. Bu plan artık bütün dünyada biliniyordu. beşer onar yenerek büyük savaştan mutlak bir galip olarak çıktı.000 kişilik dünyanın en çetin harp makinesi sayılan ordusu Ağustosta Erzincan yakınlarında en büyük rakibi ile karşılaştı. Fatih'in akıncıları Venedik varoşlarına ve Almanya içlerine kadar her yıl Avrupa'yı alt üst ettiler. 11 Nisan 1473'te Üsküdar'dan hareket etti.On ikinci Trabzon seferinden döner dönmez on üçüncü sefer ile Eflak üzerine yürüdü ve ayaklanan Kazıklı Voyvoda'nın işini bitirdi. Onbeşinci seferi aynı yılın Eylülündedir ve Midilli adasının fethidir. Venedik'in yanında Türkiye'ye karşı savaşa girdi. yirmidördüncüsü Macaristan üzerine açıldı. açmayanlardan çok fazla idi. Bu suretle Osmanlı İmparatorluğu'na karşı dehşetli bir koalisyon meydana getirildi ve çok uzun sürecek savaş başladı. Karadeniz'i ve Ege denizini Türk iç denizleri haline getirnek. Ertesi yıl üçüncü Bosna seferi ve on yedinci seferi yapılmıştır. Bu işleri tamamen gerçekleştirdikten sonra İtalya'yı fethetmek. Bu projeye karşı yalnız bütün Avrupa değil. Fatih'in kafasındaki bir sır olmaktan çıkmıştı. 1470 yazında ordu ve donanması ile Eğriboz adasına yürüdü. 1466'daki onsekizinci sefer Karaman üzerinedir. Macaristan. Uzun Hasan için kötü işaretti. Bu ardı kesilmeyen seferlerde padişahın başlıca hedefleri şöyle idi: Tuna'nın güneyinde ve Fırat-Toroslar sınırının batısında Osmanlı devletine katılmayan hiç bir yer bırakmamak. Fatih o zamana kadar yalnız kuşatmalarda kullanılan. Almanya. sesinden atları ürkütmek için sahraya getirilen top silahını. 18 Ağustos 1470'de Şehzade Mustafa. Korkunç bir atlı Türkmen ordusu ile Osmanlı'nun üzerine yürüyüp işini bitirmek istedi. Anadolu benim" diye elçi göndererek Osmanlı'yı haritadan bile silmek isteyen Akkoyunlu Türk imparatoru Uzun Hasan Bey. 1466'daki on dokuzuncu sefer. 1478'de padişah. Venedik'in Batı Ege'deki bu alınmaz üssünü fethetti. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor 16 yıl süren Büyük Savaş'ta Türkiye'nin karşısında yeralan büyük devtetler İran. Fatih'in ilk Arnavutluk seferidir. Venedik donanmasını geçerek deniz kuvvetlerini de kara ordusu gibi dünyanın birinci silahlı gücü haline getirmek. Yayçe'nin fethi ile neticelenen ilk Bosna seferidir. Otlukbeli'nde Akkoyunlu Türkmen ordusu mahvoldu. Fatih. Kastilya. Yirmi üçüncü sefer Boğdan. diplomatik manevralarla bezdiren Fatih. 1480'de üçüncü Rodos kuşatması netice vermedi. 1466-167'de de Arnavutluk üzerine ikinci seferini yapmıştır ki yirminci seferi teşkil eder. 28 Temmuzda Venedik Cumhuriyeti. 30 Eylülde Macaristan. Venedik. Kırım'a donanma gönderdi. Türk tarihinde belli başka örneği gösterilemeyecek bir politika dehası ile bu koalisyona karşı on altı yıl dayandı ve düşmanlarını teker teker. Polonya. Venedik'in deniz üstünlüğü bir daha geri gelmemek üzere maziye karıştı.

1500) Venedik'in güney Mora'daki üslerini temizlemek gayesiyle yaptı. Türkiye. Macaristan'ı sulha zorladı. Bu büyük deniz vuruşmasında 400 harp gemisi ve on binlerce denizci karşı karşıya geldi. II. Bayezid geçti. . daha büyük çapta oldu. Bu donanma ile İtalya'yı fethederek. ağabeyi II. Türk milletinin 2. İtalya'nın fethinden vazgeçildi. Bununla beraber İtalya'da nüfuzu büyüktü. sonuncu saltanatı 30 yıldan 2. Bıraktığı imparatorluk 2.500 yıl içinde yetiştirdiği en büyük şahsiyettir. Ölümüne kadar geçen son yedi yılda ise donanmayı 250 harp ve 500 nakliye gemisine ulaştırdı. Ancak 511. Türkiye lehine neticelendirdi. 25 Şubat 1495'te Sultan Cem'in Napoli'de zehirlenerek 35 yaşında ölmesi. ağır hezimete uğradı. Gırnata'nın düşmesine (2 Ocak 1492) engel olunamadı. Edebî ve matematik ilimlerde bilgindi. Bu emsalsiz savaş adamı. Kuzeyde Türk sınırı. Fakat İspanya'da son Müslüman devletinin. ilk İspanya seferini yaptı. her tarafta Türk bayındırlık eserleri yükseltti. Fakat kardeşi Sultan Cem bunu kabul etmedi. Daha 10 Eylül 1481'de İtalya fütühatı terkedildi. Bazı tarihçilere göre. Bu arada Sapienza açık deniz muharebesinde Kemal ve Burak (Barak) reisler. Kemal Reis'in ikinci İspanya seferi (1510).Otranto'yu işgal ettirdi. Padişah dördüncü ve beşinci seferini (1499. İtalyan devletcikleri. Türklerin tarihteki ilk büyük deniz muharebesini kazandılar (28 Temmuz 1499). gerisi Avrupa'da idi. Bayezid'e geniş nefes aldırsa da saltanatın ikinci devresinde de babası ve oğlununkilere benzer büyük hareketlere girişemedi. Yerine büyük oğlu II. Tahta geçtiği zaman devletin 30 harp gemisi vardı. Bayezid. Ege'de bunu başarmasına ramak kalmış. Katolikliği de hakimiyeti altına alacaktı.0000 km2'' si Anadolu'da. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor İki defaki çocukluk saltanatı sayılmazsa. Ölümünde yalnız iki oğlu hayatta idi. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Venedikle çıkan savaş. 49 yaşında idi. 3 oğlu ve bir kızı olmuştur. 187'de Kemal Reis. Bu Macaristan ve Arnavutluk seferidir. İspanya tebeası haline gelen İspanya Müslümanlarına yardım içindir. Ertesi yıl Kemal Reis (1511). Moskova'nın güneyinden başlıyordu. 11 prensliği fethetmiştir. ikinci seferinde Varşova'ya girdi. 1474'te 23 yıl çalışarak donanmayı 108 harp ve 400 kadar nakliye gemisine çıkardı. Osmanlı hükümdarları içinde yetişen en büyük asker. Venedik donanması. Belgrad'ın gene netice vermeyen üçüncü kuşatması bu sırada yapılmıştır. Balıbey.000 km2 'yi buluyordu.214. Akdeniz'deki üstünlüğünü bu devirde de muhafaza etti. en iyi diplomat ve devlet adamı olduğu gibi Osmanoğullarının en bilginidir. 1498'de Balı Bey'in ikinci Polonya seferi. İstanbul Üniversitesi'nin de kurucusudur.5 ay fazladır. iki Venedik donanmasının gücünün üzerine bir kudrete eriştirmişti. Türk donanmasını cihan kudreti haline getirmiş. imparatorluğunu imar etmeyi de ihmal etmedi. Mısır-Suriye Türk memlûk imparatorluğu ile hiç bir kazanç sağlamayan bu savaştan hemen sonra II. Karadeniz'i kapalı Türk denizi haline getirmiş. Fakat padişah 3 Mayıs 1481'de Maltepe ile Gebze arasındaki ordugâhında. 1492'de üçüncü sefere çıktı. 1485'te 6 yıl sürecek olan ilk Memlûk savaşı patladı. 1495'e kadar Cem gailesi devam etti. Yunan (İyonya) denizine hakim olmuştu. 2 imparatorluk. 1493'te Yakup Paşa'nın Adbina zaferi. Osmanlıların yetiştirdiği ilk büyük denizci ve Osmanlı deniz ekolünün gerçek kurucusudur. Fatih Sultan Mehmed'i Batı Roma imparatoru olarak selamlamak üzere hazırlıklara başladılar. Batı ve Doğu dillerini çok iyi biliyordu. 4 krallık. ordusu arasında zehirlenerek öldü. Gelibolu açıklarında gemisi fırtınadan batarak boğulmuştur. Büyük bir sanat bilim koruyucusu idi. Bayezid bu arada 1483'te Macaristan üzerine Morova seferine. 1484'te Boğdan seferine çıktı.

İran'dan Türkiye'ye geçti. İslam halifesi de Memlûk sultanlarının himâyesinde Kahire'de yaşadığı. Memlük ordusu yok edildi. Şiî idi. Çok uzun müddet Trabzon sancak beyi olarak bir çok seferde bulunup tecrübe kazanmıştı. Türkiye ve İran Türk imparatorluklarından sonra dünyanın en güçlü devletleri idiler. İran'ın elinde Doğu Anadolu'da ancak küçük parçalar kalıyordu. Babası. Anadolu'da yer yer ayaklanmalar çıkardı. Bayezid'in son yıllarını huzursuz kıldı. yani padişahın ana tarafından dedesi olan Dulkadiroğlu Alâüddevle Bozkurt Bey direndi. Çaldıran'dan günü gününe 2 yıl sonra burada gene çok büyük bir meydan muharebesi geçti. Bu suretle Osmanlılar. Gene bu zafer neticesinde Güneydoğu Anadolu ile Kuzey Irak.1502'de Venedik'le sulh yapıldı. Mısır'da iktidara geldikleri ve Eyyûbîlerin yerini aldıkları 1250 tarihinden beri . titizlikle korumuş. Türkiye'yi Safevî baskı ve hatta tehdidinden kurtarmak için ordu tarafından tahta çıkarılmış gibiydi. Yavuz Sultan Selim Han. 23 Nisan 1514'te Üsküdar'dan hareket etti. Bu misyonla. Mısır. 5 Haziran 1516'da ikinci sonuncu sefer-i hümayununa çıkmak üzere Topkapı sarayından Üsküdar ordugâhındaki otağ-ı hümayununa geçti. Sonunda sekiz oğlundan hayatta kalan üçünü küçüğü olan Yavuz Sultan Selim namına tahttan feragat etti ve az sonra öldü. Sultan Kansu öldü ve Abbasî Halifesi esir düştü. Fakat aynı yıl İran İmparatorluğunda Akkoyunlu Türk hanedanı düştü ve yerine gene bir Türk hanedanından olan Şah İsmail Safevî geçti. 100. Yavuz. beyliği doğrudan doğruya ilhak edip ortadan kaldırmak isteyince Yavuz'un annesi Ayşe Hatun'un babası.Şah İsmail. 16 Eylül'de İran Safevî Türk İmparatorluğunun taht şehrine girdi. Çukurova'ya geldiği zaman merkezi Adana olan ve Memlüklere tabi bulunan Ramazanoğulları Türkmen beyliği. Akkayonlular ve Osmanlılar gibi Sünnî değil. Şiddetli Safevî savunması kırılarak 19 Eylül 1515'te de o zaman Amid denilen Diyarbakır alındı.000 kişiyi burada bıraktı. 23 Ağustos'ta güney Azerbaycan'da Çaldıran sahrasında Şah İsmail'in 100. Kutsal Şehirler (Mekke. Doğu Anadolu. Suriye ve çevre ülkeleri ellerinde tutan Memlükler. 2 Temmuz'da Sivas'a geldi ve ordusundan 40. Irak. yalnız son yıllarında Safevî baskısı altında bunalmıştır. kan. Anadolu'da Türk birliğini gerçekleştirmiş oluyorlardı. Babası Fatih'tan sonra Osmanoğullarının en bilginidir. Güney Kafkasya gibi ülkelere de hakim olan ve Türkiye'den sonra en güçlü devlet bulunan Safevî İmparatorluğu. kendiliğinden Osmanlı devletine katıldı. İran'dan başka. Türkiye'nin kudretini. Memlûkler. 24 Ağustos 1516'da.O zamana kadar Dulkadir Türkmen beyliği (Maraş) Osmanlı'ya tabi idi.000 kişi ile yoluna devam etti. Bu suretle dünyanın ikinci devletini bir müddet için olsun Türkiye'yi tehdit edemez hale getirdi. Değerli bestekârdı. Yavuz Sultan Selim. Şah.000 muharipten müteşekkil ordusunu yok etti. Halep yakınlarında Mercıdabık'ta Memlük Sultanı Kansu bekliyordu. Yavuz'u. Diyar-ı Acem'den sonra sıra Diyar-ı Arab'a gelmişti İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Burası da bir Türk devletinin elinde idi. daha 10 yıl yaşadığı halde Çaldıran'ın öcünü almaya asla girişmedi. Medine. Kudüs) ellerinde olduğu için Memlûk imparatorluğunun manevî gücü de büyüktü. Şah İsmail. Yavuz. 42 yaşında tahta çıktı. dedeleri ve oğlu gibi büyük harp adamı değilse de orduya ve donanmaya çok dikkat etmiş. Bu durum II. bir takım iç meseleleri hallettikten sonra derhal İran meselesini ele aldı. ateş ve hileyle mezhebini yaymaya çalışıyor ve Anadolu'yu tehdit ediyordu. tesadüfen canını kurtardı. 12 Haziran 1515'te Turna dağı muharebesi ile bu direniş ortadan kaldırılıp beylik Osmanlı topraklarına katıldı.

otağ-ı hümayûnda.000 km2 . Bu. fakat Yavuz tarafından desteklenmiş bir teşebbüstür.557. 10 Eylülde hareket etti ve 25 Temmuz 1518'de İstanbul'a döndü. 13 Nisan'da son Memlük Sultanı II. Yavuz bu teşebbüsü desteklemiş ve Cezayir'i fethetmeleri için Oruç Reisle kardeşlerine her türlü yardımı yapmıştır. Haleb'e girdi (28 Ağustos).702. Yavuz. burada Mısır fethinin son hazırlıklarını tamamladı. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Yavuz'un bu Mısır sefer-i hümayunu 2 yıl 2 ay sürmek bakımından Osmanlı tarihinin en uzun seferidir. Osmanlı cihan devletinin temellerini Fatih atmış. Dedesi ve babasından sonra Osmanoğullarının en bilginidir. Barbaros Kardeşlerin. Barbaros kardeşlerin mücadele ettikleri. Lübnan ve Filistin'i yıldırım harekâtıyla feth eden ve Kudüs'ü de aldıktan sonra Şam'a gelen Yavuz. Kahire yakınlarında 22 Occakta Ridaniye Meydan Muharebesi'nde Memlûk Ordusu'nu dağıttı. Fatih ve oğlu Kanunî'den sonra en büyük devlet ve siyaset adamıdır. Yavuz 9-22 Ocak 1517'de İlkçağ'dan beri hiç bir cihangirin cebren geçemediği Sina çölünü 13 günde geçti.905. Türk öncü ordusu Filistinle Sina arasında Han-Yunus'ta bir Memlûk ordusunu dağıttıktan sonra (25 Aralık 1516).asla bu derecede büyük bir darbe yememişler ve sultanlarını muharebe meydanlarında bırakmamışlardı. Hint okyanusu ile Moskova güneyi. 1512'de 2. Asya'da 1. 8 yıl içinde baş döndürücü işler yapan Yavuz. Medine ve Kahire'den İstanbul'a gönderildi. Batı Akdeniz ile Kafkasya arasında Yavuz gerçekleştirmiştir. İspanya 6 milyon idi). tarihin kaydettiği en büyük cihangirlerden biri yapmıştır. Oruç Reis'le kardeşleri Yavuz'un ağabeyi Sultan Korkut'un adamları oldukları için Yavuz tahta çıkınca başlarına bir bela gelmesin diye Türkiye'yi bırakıp 1513 yazında Kuzey Afrika'ya ayak basmışlardır. Afrika 2. Dünyanın üçüncü devleti olan Memlük imparatorluğunun tamamının Türkiyeye katılmasıyla neticelenmiş ve Yavuz'u. Mekke ve Medine. Yavuz devrinde Cezayir de İspanyol tasallutundan kurtularak Türkiye'ye bağlanmıştır. Suriye. Oruç Reisle Hızır Reis'in (Barbaros Hayreddin Paşa) şahsî teşebbüsleriyle gerçekleşmiş. yüzyıl başlarında İngiltere nüfusu 4.373. savaştıkları devlet İspanya .000 km2'ye çıkarmıştır (Avrupa'da 1. Fransa 12.5.000 km2 olarak teslim aldığı devleti 6.000 km2 . 19 Mayıs'ta Donanma İskenderiye'ye gelip demirledi.950. Türkiye'ye katıldı. Emânât-ı Mukaddese Mekke. Cezayir ve Tunus'ta bir takım üsler elde ettikten sonra amirallerinden Karamanlı Pîrî Reis'i (ki meşhur Kemal Reis'in yeğeni ve büyük coğrafya ve kartoğrafya bilginidir) 1516 Mayısında İstanbul'da Yavuz'a göndermişlerdir. 6 Temmuzda Hicaz. 8 aya yakın Kahire'de kalan Yavuz.000 km2 ). donanmayı teftiş etmek için İskenderiye'ye gelip Kahire'ye döndü. Türk toprakları oldu. 24 Ocak'ta Kahire'ye girdi. Ertesi gün Haleb Ulu Camii'nde kendisini İslam halifesi ilan ettiren Cuma hutbesini okuttu. Yavuz. O tarihte Memlûk imparatorluğu topraklarında 19 milyon nüfus yaşadığı hesaplanmaktadır (aynı XVI. Osmanoğulları içinde dedesi Fatih'ten sonra en büyük kumandan. Tumanbay idam edildi. Bu suretle Hazret-i Peygamber'in vefat ettiği 632'den beri Araplara ve 750 yılından beri Abbasî hanedanına ait olan hilafet Türklere geçmiş oldu. 50 yaşında Edirne yakınlarında ordugâhında. yeni bir seferin hazırlıkları içinde iken öldü (22 Eylül 1520).

devamlı ayaklanma çıkaran Fatih Sultan Mehmed (1432 . dolgun yanaklı. ... Pazartesi ile Çarşamba arasında haftanın ikinci ya da üçüncü günüdür. Cezayir şehrini fethederek ciddi şekilde bir devlete sahip olmuş.. Yerine kardeşi Hızır Reis "Barbaros Hayreddin Paşa" ve Osmanlı devletinin Cezayir beylerbeyisi olarak geçmiş. fakat Kuzey Afrika'da Türk hakimiyetini gerçekleştirmiştir. 1 Ekim 1518'de Fas sınırında Tlemsen kalesinde İspanyol ordusu tarafından kuşatılıp şehit edilmiş. . Zira İspanya bütün XVI. annesi Huma Hatun'dur. . İstanbul'un fethi 29 Mayıs 29 Mayıs Gregorian Takvimine göre yılın 149.. eserine devam etmiştir (15 Mayıs 1519). Salı. İspanya kralı aynı zamanda Almanya imparatoru. kıvrık burunlu. Sonraki sene için 216 (Artık yıllarda 217) gün var . Ünlü İtalyan ressam Zanaro'nun Fatih'in İstanbul'a girişini temsil eden bir tablosu.olduğu için.. . Babası Sultan İkinci Murad. 1517 başlarında Oruç Reis. bütün Amerika sömürgelerinin sahibi olacaktır.Detaylı bilgi için linke tıklayınız.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. zengin ve büyük Hristiyan devletidir ve bu yıllarda Almanya imparatorluğu ile birleşecek.1481) 29 Mart 1432'de Edirne'de doğdu..Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Salı günü geçekleşmiştir. uzun boylu. günüdür.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Fatih Sultan Mehmed padişah. misyonları çok çetindi.. 1453. olduktan sonra ilk iş olarak. Fatih Sultan Mehmed. adaleli ve kuvvetli bir padişahtı.. bu yılın 1 Eylülünde de İspanya ile savaşa başlamıştır. asır boyunca Avrupa'nın en güçlü.

Papanın da etkisini kullanarak. Sırplara ve Balkan kavimlerinden. Başkenti Roma olan Batı Roma İmparatorluğu 5. büyük gayesini gerçekleştirmek için. Bizanslılara karşı yumuşak davranıyordu. Karamanoğulları meselesini çözen Fatih Sultan Mehmed. İstanbul'un Osmanlı Devleti'nin hakimiyeti altında girmesi. bin yılı aşkın bir süre varlığını sürdürdü. Bir Slav boyu olan Sırplar. Boğazlar tam anlamıyla kontrol altına alınacak ve bu sayede. Konya ve civarında hakim olup. Oğuzlar'ın Avşar boyuna mensuptur. Hatta zaman zaman Osmanlı şehzadeleri arasındaki taht kavgalarına karışıp devletin iç düzenini bozuyorlardı. . Slav dillerinin güney grubuna giren SırpHırvat dili konuşurlar. Anadolu'daki çeşitli siyasi güçleri de Osmanlı aleyhine kışkırtmaktan geri kalmıyorlardı. Avrupalı Katolik Hristiyanların.. Yaptırılan bu büyük toplar İstanbul'un fethedilmesinde önemli rol oynadı. Ancak buna rağmen Bizans'ın varlığı. 1094-1270 arasında. Amacı Bizans İmparatorluğu. Karamanoğlu İbrahim Bey af diledi. . Hıristiyan olup.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Bizans İmparatorları. kısa süre sonra babası idareyi tekrar ele aldı. Devrin mühendislerinden Musluhiddin.Karamanoğlu Beyliğine karşı sefere çıktı. yüzyılda.. Macarlara. Ermenek taraflarına da Karaman aşireti yerleştirildi. Bizans’ın ortaya çıkışı. Bin yıllık tarihinin sonuna gelmiş olan Haçlı Seferleri. Türkmen aşiretlerini Bizans ve Kilikya hudutlarına yerleştirmişti. tekerlekli kuleler ve aşırtma güllelerin üretilmesi (havan topu) yapılan hazırlıklar arasındaydı. İstanbul'un fethi için gerekli hazırlıklara başladı. Karamanoğlu İbrahim Bey. Roma İmparatoru Constantinus’un başkenti Roma’dan bugünkü İstanbul’a taşımasıyla da yakından ilişkilidir..Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Müslümanların elindeki Ortadoğu toprakları (Kutsal Topraklar) üzerinde askeri ve siyasi kontrol kurmak için düzenledikleri askeri akınlardır. Dedesi Alaeddin Bey.. Babasına karşı gelerek onun zamanında hükümdarlığa geçtiyse de. Mehmed Bey'in ölümünden sonra Karaman Beyi oldu.. .. Fatih İstanbul'un fethini düşündüğü için onu bağışladı. yüzyılda Germen kabilelerince yıkıldı. ticari ve kültürel yönden önemli bir avantajın daha ele geçirilmesi demekti. Karadeniz ticaret yolları ele geçirilmiş olacaktı. 1487 senesine kadar devam eden büyük Türk beyliğine verilen isim.. Balkanlardaki Türk hakimiyeti açısından tehlikeli oluyordu. Merkezi Konstantinopolis (bugün İstanbul) olan ve Doğu Roma İmparatorluğu da denen Bizans İmparatorluğu ise. Ermenilerden alınınca. babası Mehmed Bey'dir. . "Şahi" adı verilen bu topların yanında. Türkiye Selçuklu sultanı Birinci Alaeddin Keykubad (1219-1237).. Bu sırada.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Bizans küçüle küçüle sadece İstanbul şehrinin sınırları içinde hüküm süren bir devlet durumuna düşmüştü. Sırpçaya mahsus sesleri belirtmek için kabartılmış Kiril alfabesi kullanılır. Haçlıların birleşmesini önlemek. Roma İmparatorluğu’nun İS 395’te Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmasıyla ortaya çıktı. Karamanoğlu Beyliği 13. Saruca Sekban ile Osmanlılara sığınan Macar Urban Edirne'de top dökümü işiyle görevlendirildi. 1228 senesinde Kilikya.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Karaman aşireti.. Yıldırım Bayezid'in İstanbul kuşatması sırasında yaptırdığı Anadolu Hisarının . Fatih Sultan Mehmed. . Karamanoğulları Beyliği hükümdarı.. onları tahrik etmemek ve zaman kazanmaktı. Ortodoks mezhebine mensupturlar.Detaylı bilgi için linke tıklayınız.

büyük ve hareketli savaş kulelerinin surlara saldırıları devam etti. Bizanslılar da boş durmuyordu. 6 Nisan 1453'de kuşatmayı başlattı. 19 Nisan'da yapılan ilk saldırıda. 29 Mayıs'ta genel saldırının yapılacağına dair kararını açıkladı. Ciddi çarpışmalar cereyan etti. tekerlekli kuleler kullanıldı ve bu saldırı ile Topkapı surlarından burçlara kadar yanaşıldı. Osmanlı donanması ise Haliç'in girişinde ve Sarayburnu önünde demirlemişti. sınırları . Fatih Sultan Mehmed. kızakların üzerinden kaydırılabilmesi için. Roma kilisesine bağlanmak istemiyor. "İstanbul'da Kardinal Külahı görmektense. merkez. Macarlarla da üç yıllık bir antlaşma yapıldı. sade yağ ve domuz yağı alınarak kızaklar yağlandı.000 arasındaydı. deniz yoluyla gelebilecek yardımlara karşı tedbir alınmış olacaktı. surları dövmeye başladı. Ayrıca Bizans İmparatoru Konstantin. sağ ve sol olarak üç kısma ayrıldı. lağım kazmalar. Osmanlı Ordusundaki er sayısı 150. Papa ise yapacağı yardım karşısında Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birleştirilmesini istiyordu. Fatih Sultan Mehmed Osmanlı donanmasının kuşatma sırasında yeterince kullanılamadığını ve bu yüzden kuşatmanın uzadığını düşünüyordu. İstanbul'un Haliç tarafındaki surlarının zayıf olduğu biliniyordu. İlk defa Ulubatlı Hasan ve arkadaşlarının şehit olmak pahasına tutunmayı başardıkları İstanbul surları. Ancak Katoliklerden nefret eden Ortodoks Rumlar. Gemilerin. 12 Mayıs ve 29 Mayıs'ta yapılan dört büyük saldırıdan sonra Doğu Roma İmparatorluğu'nun 1125 yıllık başkenti olan İstanbul. 53 gün süren ve 19 Nisan. Çarpışmalar sırasında Bizans'ı koruyan surlar üzerinde kapatılması mümkün olmayan gedikler açılmaya başlamıştı. Surlar içerisine küçük sızmalar oluyor. İstanbul'un fethedilmesini kolaylaştıracak önemli kararını verdi. İstanbul'un kara surları önüne gelen Osmanlı ordusu. 400 parçadan oluşan bir donanma inşa edildi. Haliç'e bir zincir gerdirerek. 21-22 Nisan gecesi 67(yada 72) parça gemi düzeltilmiş yoldan Haliç'e indirildi. Aynı zamanda Haçlı dünyasından yardım isteniyor. ancak geri püskürtülüyordu.karşısına. Türk sarığı görmeye razıyız" diyorlardı. Surlar sağlamlaştırılıyor ve şehre yiyecek depolanıyordu. Ordu. Fakat İmparatordan gelen savaşa hazırız mesajı üzerine. hazırlıklar tamamlandıktan sonra. Bu kuvvetlere Rumeli ve Anadolu beylerine bağlı çeşitli kuvvetler de katılmıştı. buradan gelecek tehlikeyi önlemeye çalıştı. Yüksekten atılan taş gülleler Bizans donanmasından bazı gemileri batırmıştı fakat bir kısım donanmanın Haliç'e indirilmesi kesin olarak gerekliydi. İstanbul'un fethinden sonra batıdaki hakimiyeti pekiştirmek. İstanbul'un fethi. Kuşatmanın uzun sürmesi ve kesin başarıya ulaşılamaması askerler arasında endişe yarattı. Çok şiddetli çarpışmalar oluyor. Fatih Sultan Mehmed. Rumeli Hisarı (Boğazkesen) inşa edildi. Ancak. Tophane önündeki kıyıdan başlayıp Kasımpaşa'ya kadar ulaşan bir güzergah üzerine kızaklar yerleştirildi. Bu sayede Boğazlar'ın kontrolü sağlanacak. kan dökülmeden şehrin teslim edilmesini istedi. artık direnemiyordu. tüfek atışları.000 ile 200. Bizans İmparatoru Konstantin'e bir elçi göndererek. 29 Mayıs 1453 salı günü fethedildi. Cesaretlendirici bir konuşma yaptıktan sonra. Bundan sonraki günlerde top savaşı. Osmanlı donanmasına ait bazı gemiler karadan çekilerek Haliç'e indirilecekti. 6 Mayıs. Galata Cenevizlilerinden zeytinyağı. Osmanlıların bu hazırlıkları karşısında. Turhan Bey komutasındaki bir Osmanlı donanması Mora'ya gönderildi ve İstanbul'a yardım gelmesi engellendi. Eflak ve Sırbistan ile var olan barış antlaşmaları yenilendi. ok. çok önemli sonuçları da beraberinde getirdi. Bizanslılar şehri koruyan surların zarar gören bölümlerini hemen tamir ediyorlardı. Fatih Sultan Mehmed. İstanbul'u her ne şartta olursa olsun almaya kararlı olan Fatih Sultan Mehmed kumandanların ve alimlerin de bulunduğu bir toplantı düzenledi. Haliç'teki Türk donanmasına ait toplar. Bizans bu bölgeye zinciri bu nedenle germişti. Venedik ve Cenevizliler de donanmalarıyla Bizans'a yardım ediyorlardı.

İtalya'ya yapılan sefer sırasında Roma'nın fethi açısından çok önemli bir merkez olan Otranto. Karamanoğulları ile anlaşarak Anadolu'daki güvenliği sağladı. 4. Uzunluk bakımından erişilmez olmasına rağmen Çin Seddi bile savunma açısından İstanbul surlarının yanına yaklaşamıyordu. Venedik ( 1463. Boğazlar yolu ile ekonomik canlılığın mevcudiyeti 9. İpek Yolu'nun Avrupa'ya açılan koluna hakim olmak 7. İstanbul'un güçlü surlarında gedikler açabilmek için. Bizans'a Karadeniz'den gelecek yardımları engelleyebilmek için. Mora ( 1460). Osmanlı Devleti'nin Rumeli'deki ilerlemesine ve büyümesine engel olması 2. Sırbistan Krallığı tamamen ortadan kaldırılıp Osmanlı sancağı haline getirildi.1479). Arnavutluk. önce Macarlar ve Venedikliler ile bir barış antlaşması yaparak Balkanlar’da güven ve istikrarı sağladı. Bosna tekrar Osmanlı hakimiyetine alındı. 16 yıl süren Osmanlı-Venedik Deniz Savaşları sonunda Venedik barış imzalamayı kabul etti. 2.492 m. Arnavutluk ele geçirildi. II. Eflak ( 1462). genişlik ve derinliğindeki su ile dolu hendekler bulunurdu. Sırbistan (1454. Anadolu Hisarı( Güzelce Hisar)'nın karşısına Rumeli Hisarı( Boğazkesen Hisarı)'nı yaptırdı. Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki bağlantının sağlanabilmesi için İstanbul'un alınmasının gerekmesi 6. Ne güzel kumandandır o kumandan ve ne güzeldir o askerler"'' hadisine layık olabilme düşüncesi İstanbul'un Fethi İçin Osmanlı Devleti'nin Yaptığı Hazırlıklar 1. uzunluğundaki surlar birkaç kademeden oluşurdu. Hz. Boğdan ( 1476).1459). yüksekliğindeki orta surlara gelinirdi. Eflak Osmanlı eyaleti yapıldı. Savunma mazgalları geçildiği takdirde 5-7 m. arkasında 7 m.. Mora tamamen fethedildi. Marmara ve Haliç kıyılarında 820 m. Asıl surların üzerinde bekleyen askerler hiçbir canlının sur dibine yaklaşmasına izin vermezdi. Osmanlı ordusu orta surlar önünde çok sayıda şehit vermişti. Anadolu ve Rumeli arasındaki askeri geçişin kolaylaştırılmak istenmesi 10. En arkada ise 12-13 m. İtalya ( 1480) ve Macaristan seferleriyle Osmanlı İmparatorluğu Avrupa'daki hakimiyetini pekiştirdi. Bizans'ın Osmanlı şehzadelerini kışkırtarak Osmanlı Devleti'nde taht kavgalarına neden olması 4. yükseklikte asıl surlar bulunurdu. Bosna-Hersek. Bunların arkasında mızraklı askerlerin beklediği savunma mazgalları vardı. 3. O dönemde başka hiçbir yerde bu kadar sağlam savunma sistemi bulunmamaktaydı. ''"İstanbul elbet fetholunacaktır. Mehmed'in. Avrupa-Hristiyan dünyasını kışkırtıp Haçlı Seferleri'ne zemin hazırlaması 5. Mehmet. İstanbul Surları İstanbul'un o döneme kadar fethedilemeyen efsanevi bir şehir olmasının en büyük sebebi çevresini kuşatan surlardı. Bizans'ın hapisanesinden Macar Usta . En önde Bizans’ın mobil kuvvetleri savunur. fethedildi ancak Fatih Sultan Mehmed'in ölümü üzerine geri kaybedildi. Bizans'ın. İslam'ı en uzak yerlere kadar yaymak ve Hıristiyan birliğini bozmak amacıyla Avrupa üzerine bir çok seferler düzenledi. Bizans'ın Anadolu beyliklerini Osmanlı Devleti'ne karşı kışkırtarak Anadolu'daki Türk birliğini bozmaya çalışması 3. Bizans'ın. II. Kara ve deniz ticareti bakımından İstanbul'un önemli bir konuma sahip olması 8. Muhammed'in. İstanbul'un Fethi'nin Nedenleri 1.genişletmek. Karada 6.

3. İstanbul'un Fethi ile İpek Yolu'nun Orta Asya'dan Avrupa'ya giden kolunun Osmanlı . Mehmet. Fener Rum Patrikhanesi Osmanlı himayesine girdi. suda yanabilen barut. 3. 3. 2. ayrıca bir Yahudi hahambaşlığı ile bir Ermeni patrikhanesi kurdurdu. Kuşatmaya yardım için bir donanma hazırlandı. Bin yıllık Bizans İmparatorluğu'na son veren II. Avrupa'daki ' derebeylik'lerin yıkılmasına ve merkeziyetçi krallıkların güçlenmesine neden oldu. İstanbul'un Fethi sırasında kullanılan büyük topların. Kuşatma. ülke açan anlamına gelen 'Fatih' ünvanını aldı. İstanbul'un Fethi İçin Bizans'ın Yaptığı Hazırlıklar 1. silah. Yükseliş Dönemi başladı. Çandarlı Halil Paşa’nın İstanbul’un fethine karşı bir tutum sergilemesi üzerine. 4. en güçlü surları bile yıkabileceği görüldü. Kale surlarını güçlendirdiler. Bizanslılar. Osmanlı Devleti'nin kuşatmaya hazırlandıklarını anlayınca depolarını yiyecek. İstanbul'un Fethi ile Orta Çağ kapanıp. İpek Yolu'nun Avrupa'ya giden kolu ele geçirildi. neft yağı ve kükürt ile yapılan Rum Ateşi (Gregois) adlı silahı yaptılar. Yeni Çağ açıldı. İstanbul surlarına rahat asker çıkarabilmek için tekerlekli kuleler yapıldı. aralıklı çatışmalarla 53 gün sürdü. 5. ülke alan) ünvanını aldı. şeylerle doldurdu. İstanbul’u Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti yaptı. Mehmed ülke alan. 6. 5. son saldırı hazırlıklarını yapması için Zağanos Paşa’yı görevlendirdi.Urban kaçırıldı ve Edirne'de ona. II. Fatih. İlk iş olarak Ayasofya’ya giderek burayı camiye dönüştürdü. Haliç'in ağzını zincirle kapattılar. farklı dinlerden insanların bir arada yaşadığı. Kentin ticaret merkezi olan Galata’dan kaçmış olan Rumların ve Cenevizlilerin dönmesini sağladı. II. o zamana kadar görülmemiş büyüklükte toplar döktürtüldü. 4. Bizans’a yardımın gelmesini önlemek için de Marmara Denizi ile Çanakkale Boğazı'nı ablukaya aldı. bu olaydan sonra "Fatih" (ülke açan. 2. Osmanlı Devleti'nin İslâm Dünyası'ndaki saygınlığı arttı. 6. Büyük Kuşatma 23 Mart 1453'te Edirne'den hareket etti ve 6 Nisan 1453’te İstanbul’u kuşattı. Mehmet. İstanbul'un Fethi'nin Dünya Tarihi Açısından Sonuçları 1. Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi bitti. Osmanlı Donanması'nın Haliç'e girmesine engel olmak için. Hiçbir yerden destek alamayan Bizans’ın başkenti 29 Mayıs 1453 günü düştü. ticaret ve kültür merkezi olan bir başkent yapmayı amaçladı. İstanbul'un Fethi ile Osmanlı Devleti'nin Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki Bizans'ın yarattığı tehlike ortadan kalktı. Bu denli güçlü topların yapılması. bir tören alayının başında şehre girdi. İstanbul'un Fethi ile Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan ticaret yolları ele geçirildi. mühimmat vb. Rum Patrikliği’nin yeniden açılmasına izin verdi. İstanbul'un Fethi'nin Türk Tarihi Açısından Sonuçları 1. 7. İstanbul. Mehmet İstanbul’u. Osmanlı Devleti'nin başkenti yapıldı ve II. 2.

sahsiyetini olgunlastiran ciddi bir çalisma ve fikrî faaliyet içinde bulunmustu. hakka kail ve maarif erbabina meyilli bir pâdisah olarak tavsif ettigi Fâtih Sultan Mehemmed Han. idrak sahibi. cesaretli. İstanbul'un Fethinden sonra İtalya'ya giden bilim adamları. iyi giyimli. Zira. tarihin kayd ettigi büyük sahsiyetlerin basinda gelir. kadirsinas. gerek sahsi. gerek Osmanli Devleti için çok verimli ve faydali olmustu. 4. . âdil. MEHEMMED) Kaynaklarin. Bu olay ' Coğrafi Keşifler'in nedenlerinden birini oluşturdu. ' Rönesans'ın başlamasına katkıda bulundular. Manisa'da geçirdigi ikinci sehzadelik devresi. Avrupalılar'ı yeni ticaret yolları arayışına yöneltti. sahsiyet ve karekterini oldugu gibi bütünüyle ortaya koymak çok zordur. sairlerin hâmisi. Çünkü o. orada eski Yunan ve Roma eserlerini inceleyerek. akil. FÂTIH SULTAN MEHMED DEVRI (II. beser kudretinin ulasabilecegi en yüksek noktalara çikmis ve kendinden önce veya sonra gelmis olanlarla mukayese edilemeyecek derecede büyük bir hüviyet kazanmisti.Devleti'nin eline geçmesi. âlimlerin dostu. Onun. Bu bakimdan onun. 5 yil süren bu dönemde o. heybetli.

onu. Bu meyanda o. daima baslanacak bir isin plani ve bitecek bir isin endisesi ile yorulacakti. gündüz dinlenmemis. konuyu. isminin de Hüma Hatun oldugunu belirtirler. Batili yazarlarca öne sürülmüslerdir ki. Murad'in vefati üzerine 16 Muharrem 855 (18 Subat 1451) Persembe günü Edirne'de Osmanli tahtina geçen II. Yunanca ve Sirpça ögrenme imkânlarini da bulmustu. cografya ve askerlik bilgisine de iyice vâkifti. bir yandan akademik bir faaliyet devresine girerek liyakatli hocalarin refakatinda malumatini genisletmis. Döneminin önemli iki dili olan Arapça ve Farsça'yi ana dili gibi ögrenmisti. buna yakin farkli tarihler de verilmektedir. plan ve sistem fikrinin lüzumuna esasli bir sekilde inandirmisti. Latince.Bu bes senelik müddet zarfinda o. Babasi. hesapli ve sistemli gelecegin genç fâtihi. Murad'in evliliginden itibaren takib ederler. II. gelecekteki ihtiyaçlarini karsilamak yolunda kendini geregi gibi hazirlamak için gece uyumamis. Tarih. Böylece. Dogum tarihi hakkinda farkli görüslerin bulunduguna temas edilen Fâtih Sultan Mehmed'in annesinin kimligi hakkinda da degisik görüsler bulunmaktadir. Mehmed'in dogum tarihi 27 Receb 835 (30 Mart 1432) olarak kabul edilmekle birlikte. Bir yandan da dünya cihangirlerinin biyografilerini dikkatle tedkik ederek her birinin dogru ve yanlis taraflarina parmak koymustu. Fâtih Sultan Mehmed'in annesinin Müslüman Türk oldugu ve Isfendiyar Beyi'nin kizi veya torunu oldugu. yasanmis tarih maceralarinin muhasebe ve yekûnu. II. Zira kaynaklarimiz. saltanatinin devaminca. kaynaklarimiz bu görüslerin tamamini reddedecek sekilde açik ve net bilgiler vermektedirler. felsefe ve riyaziye (matematik) okumustu. Nitekim kaynaklarimiz. Ayni sekilde Ismail Hami Danismend de Bursa mahkeme (ser'iyye) sicillerine dayanarak konuyu tafsilatli bir sekilde ele alarak söyle der: . Devletin. Bu farkli görüsler. hayatinin bir solugunu dahi bos geçirmemis olan genç sehzâde.

1424) yilindadir."Fâtih'in annesi olarak gösterilen Türk prensesi. babasi Sultan Ikinci Murad daha hayatta iken ölen annesi için hicrî (m. Vezir-i azam Çandarlizâde Halil Pasa. bu haberlesmeyi su ifadelerle dile getirerek o dönemde bile Osmanli Devleti'nde posta vazifesi gören ulak (tatar)larin nasil sür'atli yol aldiklarini ve gizlilige nasil riayet ettiklerini anlatir: "Subatin besinci günü bir ulak.201 ve 370 sayili defterlerinin 35. Manisa'da sancak beyi bulundugu sirada." Müellif. Bizans tarihçisi Dukas. Mektupta babasinin vefatini . Bununla beraber yeni arastirmalarin ortaya çikardigi gerçek isim ve hüviyeti ile ilgili bilgiyi aynen nakletmeden geçemiyecegiz. bu ölümü gizli tutarak durumu Manisa'da bulunan genç sehzâdeye bir ulakla bildirir. mektubu açip okuyunca. Câmiden çarsiya dogru gidilirken bu zarif âbide. ancak bu da Bursa mahkeme sicillerinin 31. Mehmed. Ama konuyu fazla dagitmamak için biz bunun üzerinde fazla durmayacagiz. Bu bahtiyar kadinin türbesi Bursa'da Muradiye Câmii'nin sark tarafinda müze idaresince istimlak edilen bir bahçe içindedir. Fâtih'in annesinin ismi Hümâ Hâtun'dur. "Daha sonralari Bursa mahkeme sicillerinde yapilan tedkiklere göre Fâtih'in muhterem annesi. Hüma Hatun'dur. babasinin vefat ettigini gördü. Müslüman oldugunun kitâbe ile sabit oldugunu artik hiç bir tereddüde imkân birakmayacak bir kesinlikle ortaya koymasidir. üç gün sonra ölüm haberini Manisa'ya getirir. Edirne'de vefat etmisti. Mehmed. sayfalarinda bulunmustur. Bu kitâbenin en büyük kiymeti. Kitabesi Arapça'dir. Memduh Turgud Koyunluoglu'nun Bursa Halkevi nesriyati içinde çikan "Iznik ve Bursa Tarihi"nin 152-153. Halil ve diger vezirler tarafindan imza olunmus bulunuyordu. Yalniz kitâbede bu Hatun'un ismi yoktur. sayfalarinda "Hâtuniye Künbedi" ismiyle bahsedilen bu türbeyi Fâtih. Ikinci Murad'in bu kizla izdivaci hicretin 827 (m. Edirne'den yola çikan ulak. kuvvetli kanatli kartal kusu gibi Manisa'ya geldi ve Mehmed'e iyice mühürlenmis bir mektup verdi. 1449) tarihinde. câmiden yüz metre kadar ilerdedir. Kastamonu ve Sinop'ta hüküm süren Candarogullari hanedanindan Isfendiyar Bey'in kizi veya torunu Halime. arastirmasinda bu ihtilaflarin sebeplerini de açiklar. yani Istanbul'un fethinden dört sene evvel yaptirmistir. veyahut Hatice Hatun'dur. 64 ve 40. Mektup. babasi. FÂTIH'IN CÜLÛSU VE KARAMAN SEFERI Fâtih diye tarihe geçen ve Türklerin yetistirdigi en büyük sahsiyetlerin basinda gelen Sultan II. Fâtih'in annesinin yabanci rivayetlerde iddia edildigi gibi Istanbul'da medfun olmayip türbesinin Bursa'da bulundugunu ve yine ayni yabanci masallarinda iddia edildigi gibi Hiristiyan olarak öldügü için türbesi kapali olmayip.

Chalkondyles'in sözünü ettigi Edirne'deki yeniçeri ayaklanmasi. pâyitahta girerek tahta oturdu ve yeniçerilerden sadakat yemini aldi. mektupta yazilanlara uygun olarak hemen çok (sür'atli) kosan Arap atlarindan birine atladi ve sarayi erkânina: "Beni seven armamdan gelsin" dedi. Gelibolu Bogazi'ni geçtiler. o derecede telas ve endise etmedigini görüyoruz. Gelibolu'da babasinin ölümü ve yeni pâdisahin geldigi haberi yayildi. yaninda atabegi Sehabeddin Pasa oldugu halde. Bundan sonra onun. Trakya'ya gelmesini yaziyorlardi. Halil.yazdiklari gibi. Mehmed. bunlarin üzerine sevk ederek. kalan kapikulu askerleri ile alelacele topladigi kuvvetleri. sür'atli bir sekilde hareket ederek iki günde Çanakkale Bogazi'na geldi. iki yanlarinda kahraman dilâverler yaya olarak ve kiliç takinanlar ile mizrakli süvariler arkadan geliyorlardi. Yedi gün sonra haberi alan Sultan Mehmed. vakit kaybetmeksizin ve mümkün ise Pigasos (mitolojide kanatli atlara verilen bir isim) cinsinden uçar bir ata binip. Halkin bas kaldirip karisikliklarda bulunmamasi için. Bizans'in bogazlari kesmeleri ve Orhan'i 1444 yilinda oldugu gibi Rumeli'de serbest birakmalari uzak bir ihtimal degildi. Fâtih Sultan Mehmed'in. yençeriler üzerindeki nüfuzu. Sultan Mehmed'in ancak onun müdahalesinden sonra tahta gelip yerlesebilmesi. beylerbeyiler. . Halil Pasa'nin. Bunun akabinde Sultan Mehmed. Bu rivayetteki unsurlar. silahlarini birakmazlarsa kiliçtan geçirileceklerini." Gelibolu'dan hareket eden genç pâdisah. Önünde sarayindaki kullarindan okçular ve çabuk yürüyenler. sur haricinde toplanip sehri yagmaya hazirlanmislardi. Asker "Çandarli'ya olan hürmetleri dolayisiyla" isyandan vazgeçti. Lehinde büyük tezahüratlar yapildi. ulema ve ordu tarafindan karsilandi. Gelibolu'ya varmasindan sonra olmalidir. Bu suretle tertip olunan alay. Yeni Sultan adina vaad edilen bahsis ise. maiyetinden geride kalanlarin gelebilmeleri için Gelibolu'da iki gün daha bekledi. olaylarin gelismesi ile tam bir uygunluk halindedir. Karaman seferinde adeta tehdidle alinacaktir. Bu arada Edirne'ye bir ulak göndererek. pâdisahin vefati. Sehrin disinda vezirler. yeni pâdisahin Gelibolu'da bulundugu her tarafa yayildi. Mehmed. civar milletlerce duyulmadan evvel. Ancak Çandarli Halil'in büyük otoritesi ve enerjisi sayesinde büyük bir kargasanin önü alindi. kimseye duyurmadan acele Manisa'ya ölüm haberini eristirdi. iki günde Manisa'dan Bogaz'a vararak. babasinin ölüm haberini almasi ve Manisa'dan hareket etmesi yeni arastirmalarda su sekilde verilmektedir: "Vezir-i a'zâm. Gelibolu Bogazini geçtigini bildirdi. yeni Sultan'in. yeni sultani beklemelerini ve o geldikten sonra kendilerine ihsanda bulunacagini söyledi. Genç Sultan. bilhassa kayda deger. sancakbeyleri. Buna göre Yeniçeriler. yeniçeriler tarafindan. Gelibolu'ya geçmeye muvaffak oldu. Edirne'ye ulasmakta pek acele etmedi.

Molla Zirek. tahtina oturdugu sirada . Hizir Bey Çelebi. Osmanli devlet teskilâtinda da. tek basina gözünü hükümdara dikmis olan bu meydan erinin adi Ak Semseddin idi. irfan ve san'at erbabi. kimseden çekinmemis. Dünyanin hiç bir devrinde. bagli bulunduklari prensiplerin müdafaasini. bu salâbet ve müeyyideler sistemi idi. Sinan Pasa. hepsinden imtiyazli ve hepsinden cesaretli bir hocasi daha vardi ki. pâdisahlik makamina karsi serdengeçti bir pervasizlikla daima medenî cesaret gösterirlerdi. Ali Tusî. yoklugundan ise nâsâd olmadiklari için. kendi prensiplerinin sasmaz ölçüleriyle. Fahreddin-i Acemî. kendilerini kimseye borçlu ve zebûn hissetmemekle de hürriyetlerini kimseye bagislamamislardir. hiç bir idarenin bas çeviremeyecegi bu mücahidler sinifi. imanlarinin geregi bildiklerinden. Osmanli ülkesinin pâdisahi sifatiyla Edirne'de ikinci defa tahta çikti (16 Muharrem 855/18 Subat 1451). devlet otoritesinin politika ahlâkini kuran ve kontrolü altinda tutan âlimlerden mürekkep müsavir kuvvetlerle kendi kendini çevrelemis olmasi idi. bir yandan da baraj vazifesiyle coskun ve taskin kararlarinin demlenip durulmasina hizmet etmislerdir. Bu konuda Bizans tarihçisi Dukas asagidaki ifadeleri kullanarak mevzuya bir açiklik getirir: "Mehmed. Iste genç hükümdar. Hocazâde.Babasinin ölümünden onbes gün sonra Sultan II. Molla Lütfi. Molla Güranî. Zira bu zümre. hükümdarlik makamina karsi bir tasfiye cihazi vazifesini görmüslerdir. iktidara geldiklerini söylemektedir. inzibatli ve sistemli bir hazirlik ile manevî bir olus devresinin suurunu tasiyarak artik is basinda bulunuyordu. Mehmed'in cülûsu ile Vezir-i a'zam Halil Pasa'nin rakiplerinin. Su kadar var ki. tahta oturur oturmaz durumun nezaketini kavramis ve bu sebeple babasinin vezirlerini yerinde birakmisti. Mehmed. Bunlardan Molla Hüsrev. bu halkanin tam merkez yerinde. büyük ve köklü degisiklikleri yapacak olan genç hükümdarin büyük talihi. Sultan Mehmed. çocuk yasindan itibaren böyle bir muhit ve bu anlayista bir hoca ve müsahib kadrosu tarafindan çevrelenmistir. Sultan Murad'in zamansiz ölümü ve oglu Mehmed'in tahta geçmesi sonucunda devletin iç ve dis siyasetinde bir degisikligin olmasi bekleniyordu. Iste hükümdarin karar ve hareketlerinin tosladigi duvar. Devrandan nimet beklemedikleri ve dünyanin varligindan sâd. Inalcik. feyzine feyz katarak fikrî ve edebî istiklâlini hazirlamis. Sultan Ikinci Murad'in ölümünden sonra hükümdar olarak Edirne'de gördügümüz müstakbel Istanbul Fâtihi. Hoca Hayreddin gibi ilim.

II. . kendi veziri Sahin'e sordu: "Babamin vezirleri neden uzakta duruyorlar? Bunlari çagir ve Halil'e eski yerini almasini söyle. Mentese ve Germiyan'da faaliyete geçmislerdi. Ishak da Anadolu ordulari komutanlari ve esrafi ile beraber. yeni pâdisahin durumundan azamî sekilde istifadeye çalisti. 300 bin akça isteyen imparatorun bu dilegini de kabul etti. Bu konularda fazla tafsilata sahip olmamakla beraber. batida birçok fedakârliklarda bulunmak zorunda kaldi." Genç pâdisah. Sultan Ikinci Murad'in son defa ortadan kaldirdigi beylikler için. Orhan'in masraflarina karsilik. Karamanoglu Ibrahim Bey harekete geçerek. tahta çikar çikmaz devletin hududlarinda tehlikeler bas göstermeye basladi. yaninda bulunan Osmanli saltanatinin müddeisi. bu müskül ve sikintili durumda. Despot'un. Cenazeyi orada kendisinin hazirlatmis oldugu türbeye defnetti. 94) bu durum için "Fitne ve âsûb doldu her diyar" diyerek durumun vehametini ortaya koyar. Anadolu'da durum endise verecek bir boyuta ulasmisti. Fâtih'in babasi Murad tarafindan ele geçirilmis bulunan yerleri zaptetmis ve Alaiye üzerine yürümüstü. Sultan Murad'la yaptigi "Yeminle musaddak" muahede ve ittifaklari yenilemeye razi oldu. O zaman Sultan Mehmed. Bu cenaze alayinda fukaraya pek çok paralar verildi. hem de eski andlasmalari tastik ettirmek için bir Bizans elçisi gönderdi. Fâtih.bütün valiler ve babasinin vezirleri. Böylece. babamin cesedini Bursa'ya gömsünler. Ibrahim Bey. Bu bakimdan. Aydin. Genç hükümdar. Ishak da Murad'in cenazesini alarak birçok esraf ve âyâniyle beraber ve büyük bir intizam içinde Bursa'ya gitti. Murad'in resmî müsaadesiyle 1449 yilinda Bizans tahtina geçmis olan eski Mora Despotu Konstantin de. Bu suretle Halil basvezir oldu. Anadolu'yu kurtarmak için. Sark vilayetlerinin (Anadolu Beylerbeyi) de idaresine nezâret etsin" dedi. karsi tarafta uzakta duruyorlardi. Kendi vezirleri ise Hadim Sahin (Sehabeddin) ve Ibrahim. Halil Pasa ile Ishak Pasa. Bati Anadolu'da. barisi teyid ve eski ahidleri tastik ettigi gibi. Öyle anlasiliyor ki. Gelen Sirp elçisinin istekleri kabul edildi. s. tahta geçince. Yeni Sultan. ayrica. o tarafi (bati sinirlarini) emniyete alarak barisi saglamaya çalisti. henüz bir çocuk olarak tahta çiktigi zamanki buhranli durumlar tekrarlanmak üzereydi. Karaman'dan gönderdigi saltanat davasi güden iddiacilar. Bati Trakya'da Karasu irmagi üzerindeki yerlerin hasilatindan yilda. Vezirler. pâdisahin bu sözünü duyunca hemen kosarak usûlleri vechiyle pâdisahin elini öptüler. ister istemez babasinin baris politikasini sürdürmek zorunda kalacagini anlamisti. Konstantin hem tebrikte bulunmak. Gerçekten de Anadolu ayaklanmisti. Enverî (Düstûrnâme. Anadolu Beylerbeyi'nin bunlarla ugrasmak zorunda kaldigina bakilirsa bu hareketler ilk etapta basarili olmuslardi denebilir. âdet vechiyle pâdisahin yaninda yer almislardi. Ilk defa.

Rumeli Hisari'nin yapilmasini emredecektir. yakin gelecekte ne gibi bir tehlike ile karsilastigini ancak o zaman idrak etmis ve hemen agiz degistirerek kuvvetli hasimlari karsisinda her zaman yaptigi gibi. Istanbul kusatmasi müddetince Galata Cenevizlileri ile dost kaldi. çocuklugundan faydalanmak üzere Hiristiyan milletlerin nasil harekete geçmis olduklarini hiç süphesiz unutmamis olan genç pâdisah. bunu yapamayinca da igfal etmekle durumunu kurtarmaya çalismistir.Gelecegin Istanbul Fâtihi'nin bu sekildeki hareket ve davranislari. Ancak henüz tahta çikmis olan bu gencin. hem susturucu hem de oksayici olmustur. O da öyle yapti. Bizans hakkinda baska türlü düsünüyordu. Öyle anlasiliyor ki Fâtih. kendi bahs ettiklerinden baska hiç bir hukuk tanimayarak. Bu bakimdan. etrafini ürkütmemesi gerekiyordu. içinde bulundugu nazik durum sebebiyle. gizliden gizliye Bizanslilara yardim ettiklerini bildigi halde bunu. Halbuki Istanbul'un fethini müteakip günlerde. kabiliyetsiz bir delikanli olarak taninmisti. Avrupa tarafindan yanlis bir sekilde degerlendirilmisti. düsmanlari ile olan eski antlasmalari yenilemeyi uygun gören genç hükümdarin bu davranisi. herhalde yine böyle bir durumla karsilasabilir endisesiyle olacak ki. Onun. Zira onlara göre. Bizans'a yersiz isteklerinin güzel bir cevabi idi. Onun. Galatalilar için. Edirne'deki cülûsu esnasinda. Anlasma geregince genç pâdisah. Bu bakimdan. Onun için Karaman seferi esnasinda kendisine yapilmis bulunan teklifleri sukûnetle dinlemis ve onlari kabul eder bir tavir takinmisti. onun hakkinda yanlis fikirler beslemekteydi. muhtemelen Fâtih. onun iyi bir diplomat oldugunu göstermektedir. Bizans'in tesviki ile Hiristiyan milletlerin kendisine bazi engelleri çikarabileceklerini hesaba katarak Bizans'la dost kalmayi uygun görmüstür. birkaç defa tahtindan mahrum edilerek Manisa'ya gönderilen Sultan Murad'in bu genç sehzâdesi hakkinda Bizans'ta ve bütün Avrupa'da acele hükümler verilmis ve o. o zamandaki düsüncelerine yaklasmak ve onlari kesfetmek pek güç bir is olmakla beraber. Galatalilara ait oldugunu ileri sürerek meseleyi diplomatça halletmeye çalismis ise de. Istanbul alinincaya kadar onlarin bu sekildeki düsmanca hareketlerine göz yumarak onlari görmezlikten geldi. Hatta Galatalilarin. Bundan dolayi Sultan Murad'in ölümü ve Fâtih'in . Ülkesinin. Böylece Bizans. simdilik bu sekilde davranmayi uygun görmüstü. devletlerle olan muahedeleri yenilemesi ve onlara karsi yumusak davranmasi böyle bir fikrin ortaya çikmasina sebep olmustu. Fâtih'in verdigi cevap. hisarin yapilmak istendigi yerin. Bu hisarin yapilisi. açiga vurmayi menfaatlerine uygun bulmadi. Böyle bir davranis tabii bir hareketti. henüz hazirlikli bulunmadigi su siralarda. orayi da dogrudan dogruya Türk topraklarina bagladi. bu sefer de yalvarmak. Bizanslilara karsi mültefit davranmasinin elbette bir sebebi ve mânâsi vardi. Ilk defa hükümdar oldugu zaman. Fakat Karamanoglu Ibrahim Bey itaat altina alinir alinmaz is degismis ve bu seferin dönüsünde pâdisah. Bunun için de Avrupa.

Karamanlilar. Çünkü ona göre Osmanlilarin kudreti çoktan kirilmisti.tahta çikisi her tarafta büyük bir memnuniyet uyandirmisti. pesin hükümleri ve yanlis düsünceleri aksettiren bu mektubunda Phlelphus. Onun yumusak tavri. Fransa kralinin takib edecegi yolu bile gösteriyordu. Avrupadaki mevcud fikirleri. genç hükümdarin çok sür'atli hareket edisi. Baslarinda da harp görmemis. KARAMAN SEFERI Her firsatta. hatta Asya'da Müslüman hakimiyetinin kirilacagini iddia ediyordu. Yalniz Franciccus Phlelphus bu düsünce ve fikirde degildi. bu kadarla da yetinmiyor. Avrupa'da tekrar kök salmaya baslamis ve Hiristiyanlik âleminin kuvvetlerini. çok kisa bir zamanda Türklerin Avrupa'dan kovulacagini. sefih. Ona göre uygun bir rüzgârla Hiristiyan ordusunun bir günde Tarent'den Peleponez'e geçecegini. tamamiyle felce ugratmisti. Charles'a bildirmisti. birlikte ve sür'atle hareket etmeleri lazimgelen bu devrede. Yildirim ile Timur (Timur-i bî-nûr) arasindaki mücadele ve Yildirim'in maglubiyeti ile sonuçlanan Ankara Savasi'ndan sonra tekrar meydana çikarak. Osmanlilara karsi harekete geçmeyi düsünmüyordu. Arnavutlarla Italyanlarin bu orduyu destekleyecegini ileri sürüyordu. gerekse Ikinci Murad dönemlerinde durmadan Osmanlilar aleyhinde faaliyette bulunmustu. Fransa kralina öbür Hiristiyan devletlerin basina geçmesini ve Osmanlilara karsi yürümesini istiyordu. Osmanlilar ve onlarin devleti hakkinda fikirlerini kaleme aldigi bir mektupla Fransa krali VII. "Hiristiyanligi takviye ederek Müslümanligi zaafa götürmeye" çalismisti. Ancak. buna imkân birakmamisti. O. Orta Anadolu'da yine bir gaile meydana getirmeye çalismis ise de. . Fâtih biliyordu ki. Harbe sokabilecekleri kuvvet olsa olsa 60 bin kisi olabilirdi. tecrübesiz. kadinlara düskün ve budala bir delikanli vardi. Osmanli Devleti'nin kendiliginden sona erecegi hülyasi. Aslinda yeni ve genç hükümdar da Avrupa'da böyle bir fikrin yayilmasini istiyordu. Mora despotlarinin. Sultan Murad'in ölümünü takib eden günlerde. onlarda böyle bir düsüncenin meydana gelmesini saglamisti. gerek Çelebi Sultan Mehmed zamaninda. Fâtih'in. Yildirim Bâyezid'in müthis pençesi altinda bir an ezilmeye mahkum olan bu beylik. yasadigi müddetçe. küçük yasta tahta çikmasini firsat bilen bu beylik. Bu yüzden hiç kimse. Çünkü bu delikanlinin beceriksizligi yüzünden. bir firsat vukuunda tekrar ortaya çikacaklardi. bütün kuvvetleriyle bu orduya katilacagini. Osmanli Devleti'ne karsi mümkün olabilen bütün fenaliklari yapmis. Osmanlilara karsi hasmâne (düsmanca) bir tavir içine giren Karaman Beyligi. Phlelphus. Böylece.

kizini da pâdisaha verecekti. seferlerde de bir miktar Karaman askeri bulundurulacagi taahhüd ediliyordu. veraset iddia ederek ayaklanmis olanlarin tamaminin Karaman'a iltica ettiklerini isitmisti. Yasli Ibrahim Bey ise artik her seyden ümidini kesmisti. Bunlar. Pâdisahin kendisi de devlet ve ikballe Gelibolu Bogazi'ndan geçip Bursa'ya gelir. Bu durum karsisinda Taseli daglarina çekilmek zorunda kalan Ibrahim Bey. Beysehir ve Seydisehir gibi yerleri isgal etmesi üzerine. Genç hükümdar. Anadolu Beylerbeyi olan Ishak Pasa. genç hükümdarin ilk gailesi. Ishak Pasa'yi Karaman'a dogru gönderirken. biri Menteseogludur diye Mentese yöresine. salginlar saldilar. Bu yoldaki gâye ve düsüncesini gerçeklestirebilmek için de Venedik Cumhuriyeti ile bir anlasma yapti. bu defa da saltanat degisikliginden istifade etmek istedi. yine Karamanoglu'nun. her birini bir taifeye serdar edüp. ilk seferini Karamanoglu üzerine yapmak zorunda kaldi. Aydin ve Mentese beylikleri idi. bas kaldiran bu kalabaligi dagitmak üzere öncü olarak gönderilir. Fâtih'in geldigi yerlerde de halkin ona tabi oldugunu görmüstü. Bosalan bu göreve Vezir Ishak Pasa'yi tayin eder. Isyan için kiskirttigi bütün elemanlar. Yine bu anlasmaya göre Ibrahim Bey. Bunlar. Yapilan anlasmaya göre Aksehir. Beysehir ve Seydisehir tekrar Osmanlilara birakiliyor. hareketten kalmis. sulhun yapilabilmesine tavassutta bulunmalari için pâdisahin vezirlerine çok miktarda hediyeler yollamisti. Genç hükümdar. Filhakika vezirlerin "ve ulema ve eimme ve mesayih"in sefaatiyle pâdisah sulha razi oldu. biri de Aydinogludur diye Aydin vilayetine göndermisti. karamanoglu Ibrahim Bey. Ayrica. bu faaliyetleri ile kendisine bagli olan Aksehir. suçunun bagislanmasini istemek ve barisi saglamak üzere bir mektupla Molla Veli'yi pâdisaha gönderir. Germiyan. Osmanli hududlari içine gönderdi. Alaiye'ye giderek Venediklilerle irtibat kurmak istedigi gibi. Kendisi de edepsizlik ve sirrette yardimcilari olan adamlari ile Alaiye üzerine yürümüstü. biri Germiyanogludur diye Kütahya üzerine. Sultan Mehmed. Karamanoglu Ibrahim Bey'in. Rumeli askeri ile Sofya'da birakti. kendisi de onu takip etmeye basladi. Bu arada bir taarruza maruz kalmamak için Rumeli Beylerbeyi olan Dayi Karaca Pasa'yi. Anadolu Beylerbeyi idi. birkaç haramzâde tutup. Kaynaklarimiz bu konuda su bilgiyi verirler: Karamanoglu. Fakat Fâtih'in . Anadolu'daki diger beyliklerle elele vererek bir talih denemesine daha kalkismasi olmustu. Isa Bey'in böyle zor bir hizmeti basaramayacagini düsünerek onu görevinden alir.Gerçekten. Anadolu beylerinin ogullarindan bazilarina da kuvvet vererek onlari. O günlerde Özgüroglu Isa Bey. Bursa yolu ile Karaman topraklari üzerine hareket ettigi zaman. Karaman'la savasmak için izin istemisti. oradan. o vilayetleri talan edüp halka karsi olmadik iskenceler yapip. Karamanoglu'nun uygunsuz davranislarini ve cezalandirilmasi gereken islerini tahta (Pâdisah) arzetmis.

Onun. elçilerin ordugaha gelmesi ile açikça ortaya koymuslardi. Bunun için de karada ve denizde bütün komsulari ile baris durumunda bulunmak. Sultan Mehmed için önemli ve gerekli idi. Gerçekten de hadiseler. Çünkü o. Karaman seferinden dönüp Bursa'ya yaklastigi sirada yeniçeriler hünkari karsilayip ilk seferi oldugu için töre geregi sefer bahsisi istediler. Istanbul'un fethi hakkindaki ulvî tasavvurlarini endisesiz bir sekilde tatbikten baska bir sey düsünmüyordu. . Ayrica o. ele geçen bu firsat aninda onu ortadan kaldirmasi gerekirken. Bu yüzden birkaç gün sonra Yeniçeri Agasi Dogan Bey'i azletti. daha önceki anlasmaya göre. bu sefer esnasinda Fâtih'i rahat birakmamislar ve ortada bir sebep yokken onu tehdid etmek istemislerdi. Karaman seferinde zaman kayb etmesine müsait görünmüyordu. hem Bizans'in uygunsuz bir zamanda harekete geçip taht ve saltanat müddeisi olan Orhan'i serbest birakmasindan. Bu durumda. canini sikmisti. vezirlerin sefaatinin bir sonucu olmasa gerekir. Sehabeddin Pasa ve Turahan Bey'in tavsiyesiyle on kese akça verilmesini emrettiyse de onlarin bu sekildeki hareket ve cür'etleri. Zira. yine kipirdanmaya baslamisti. Zaten o. Pâdisah. Karamanoglu isine bir son vermeden barisa riza göstermesi. Öyle anlasiliyor ki. hem de Hiristiyan dünyayi onun aleyhinde harekete geçirmesinden endise ediyordu. hiç te iyi düsünmüyordu. Ç ünkü her firsatta. Bu sartlar altinda genç hükümdar. birdenbire barisçi bir sekilde hareket etmesinin elbette bir sebebi olmalidir. Karamanoglu hakkinda: "Bizümle saltanat lafin idermis ol Karamanî Huda fursat verirse ger kara yire karam âni" demesi. ta Edirne'den kalkarak Anadolu ortalarina kadar gelen pâdisahin. Yayabasilarini da asker arasinda disiplini saglayamadiklarindan dolayi dövdürterek Yeniçeri Agaligi'na Mustafa Bey'i tayin etti. onun Karamanoglu hakkinda nasil düsündügünü göstermektedir. Karaman Beyligi'ni ortadan kaldirmak emeli ile sefere çikmisti.böyle bir evliliginin olduguna dair kaynaklarimizda bir bilgiye tesadüf edilememektedir. Çünkü en küçük firsatlardan bile faydalanmayi ihmal etmeyen Bizans. kendilerine Çorlu'dan berisi birakilmis ise de Bizanslilar. Osmanliya karsi olan düsmanligini açiga çikaran ve düsmanca hareketlerde bulunan Karamanoglu için Fâtih. Karamanoglu'nun tekliflerini yeterli bulmak zorunda kaldigi için barisa riza göstermisti. Bunu da Osmanli ordusunun Frikya'da bulundugu bir sirada.

Mentese Beyligi'ne göndermisti. Mustafa Bey adinda akilli ve yigit birisi getirildi. Sultan Mehmed. Yeniçeri alay baglayip. gerek Bursa'daki olay. Rodos adasina kaçti. Karaman seferi dönüsünde Bursa'ya geldikten sonra Anadolu Beylerbeyi olarak tayin ettigi ishak Pasa'yi. Bütün yayabasilar ve dabcilar dayaktan geçti. onun agir isiten kulagina hiç olmazsa görmek suretiyle. Rodos'a kaçmisti. Sehabeddin Pasa ile Turahan Bey. Ankara'da oturmakta idiler. iyi bir sekilde dövüldükten sonra azl olundu. Birkaç gün geçtikten sonra. dilâverliginin geregi olarak kendisini. saadetli pâdisahtan bahsis ricasinda bulundular. Ishak Pasa. Ishak Pasa'dan sonra bugün de oldugu gibi Kütahya'da sakin olmalari kanun haline geldi. adi geçen ülkeden atmaya niyetlenmisti. Egemenlikleri altindaki ülkelerin merkezinde ve Avrupa-Asya geçidi üzerinde bulunan bu yeni baskent ellerinde olmadan Türklerin kendilerini güvenlik içinde hissetmeleri imkansizdi. Avrupa kitasindaki topraklarinin garantisi olacakti. pâdisahin hatirinda kirginliga yol açti. Bursa'ya dahil olduklari gün. Agaliga. Osmanli Türklerine sadece yeni bir baskent kazandirmayacak. Ishak Pasa'ya karsi tutunamayacagini anlayan Ilyas Bey. Zira bu sehrin fethi. Menteseogullarindan Ahmed Bey'in oglu Ilyas Bey üzerine gitmis. O zamana kadar Anadolu Beylerbeyileri. O ana kadar Ankara'da oturmakta olan Anadolu Beylerbeyileri bundan böyle Kütahya'yi merkez edindiler. Tasarrufu altinda olan memleketlerini ele geçirme yoluna gittiler. Solakzâde. Schlumberger'in ifadesine göre. Hiristiyanlarin birleserek Constantinopolis gibi bir üsten harekete geçmeleri ihtimaliydi. Lakin bu uygunsuz hareket. Sehre yakin geldiklerinde. gerekse Mentese konusunda su bilgileri vermektedir: "Sulhtan (baris) sonra azimetlerini Bursa yönüne çevirdiler. Konstantiniye'yi ele geçirmek suretiyle "müjdeli emîr" olmak ve Osmanli Asya'si ile Avrupa'sini birbirine baglayip devletin tabiî . ISTANBUL'UN FETHINE DOGRU Istanbul. bu vilayetten çikarildi. ihsan için on kese akça ferman buyurdular. agalari mesabesinde olan Sekbanbasi Kazanci Dogan Bey. ayni zamanda kurduklari devletin. onun anlayacagi sekilde sözleri okuyup. babasi Sultan Murad'in vasiyetiyle kendisine tavsiye edilmis ve ecdadi olan bütün sultanlarin zihinlerini isgal etmis oldugu bu muazzam tesebbüsü gerçeklestirmek isteyen Sultan Mehmed.Genç hükümdar. yeniçerinin durmalarinin sebebini beyan eyleyince. Anadolu Beylerbeyisi Ishak Pasa'yi Mentese iline gönderdi. devamli olarak bu fethi nasil basarabilecegini düsünüyordu. Kendilerini tedirgin eden Rumlar degil. Böylece Mentese oglu Ilyas Bey.

Bizans elçileri ordugaha gelerek Orhan'a tahsis edilmis olan akçanin hemen ödenmesini istemisler ve belirtilen paranin iki misli olarak verilmeyecek olmasi halinde. Onlara. Hükümdar. Ibrahim Bey tarafindan saçilmis olan nifak tohumlarini gidermeye çalistigi sirada. elinizden ne gelirse yapiniz. diyerek durumu Sultan Mehmed'e bildirir. Bunu ögrenen Halil Pasa. O. sayet bu teklifi kabul edilmeyecek olursa adi geçen sehzadeyi Rumeli'ye saliverecegini tehdidkarâne bir sekilde bildirmekte idi. Gelen elçilerin önce vezir-i azami görerek arzularini bildirmeleri. protokol geregi oldugundan elçiler. henüz imzasi kurumayan ahde muhalif hareketlerinden dolayi agir sözler söyleyerek elçileri tehdid ettikten sonra: "Simdi Anadolu'ya sefer ettigimizi ve Frikya'da bulundugumuzu gördügünüzden istifade ederek. Hammer. Gerçekten. biz çocuk degiliz. yakin zamanda Edirne'ye dönecegini ve orada görüserek arzularini yerine getirecegini söyledikten sonra onlari tatli dil ve ümitli bir sekilde geri gönderdi. hükümdara bu düsünceyi gerçeklestirme imkanini veren olaylari su ifadelerle dile getirir: "Bizans Imparatoru Kostantin. Osmanlilari devamli surette rahatsiz edecekti. cografî ve siyasî birligini saglamak istiyordu. pâdisahin fetih arzusunu hemen uygulamasini tacil (sür'atlendirecek) edecek davranislarda bulundu. ne der ve nasil arzu ederse o olacaktir"." Bu neviden bir hareket. Fakat uygun zamani bekledigi için elçileri güler yüzle karsilar. bir bakima Fâtih'i tehdid ediyordu. Orhan'i Trakya'ya pâdisah yapmak istiyorsaniz hiç durmayin. Yalniz sunu biliniz ki hiç bir seye muvaffak olamayacaksiniz. Öyle anlasiliyor ki. . sehzâdenin serbest birakilacagini tehdid edici bir dille beyan etmislerdi. bu seferi firsat bilerek gönderdigi elçilerle Sehzâde Orhan'a verilen tahsisatin arttirilmasini ve sayet bu yapilmazsa sehzâdeyi Rumeli'ye saliverecegini de tehdid olarak bildirmekte idi. Macarlari da getirmek istiyorsaniz dâvet ediniz. âdetiniz oldugu üzre uydurdugunuz sözlerle bizi korkutmak istiyorsunuz. Mamafih söylediklerinizi pâdisahima arzedecegim. Sultan Ikinci Mehmed. imparator ve senatonun bu istekleri karsisinda hiddetlenecektir. imparatorun tekliflerini Halil Pasa'ya bildirdiler.sinirlarini. Anadolu'da. masraflarini karsilayamamasindan dolayi artirilmasini istemekte. Karaman seferi esnasinda Imparator Konstantin ve senato. Aksine ellerinizdekini de kayb edeceksiniz. bu tehdidin sonu da gelmeyecekti. Istanbul'da bulunan Sehzâde Orhan'in her sene verilmekte olan tahsisatinin. Zira isi santaja kadar götürmek demek olan bu istek. Bu tekliflere göre imparator. mevsimsiz olarak ve maharetsizce bir hareketle.

Elinizden ne gelirse yapiniz." Halil Pasa. Her gün birçok kimse kendisine gelerek. Osmanogullarindan olan Sehzâde Orhan. bunlardan hiç birine muvaffak olamayacaksiniz. basvezir ile elçiler arasinda konusulan yukaridaki hususlari duyunca çok hiddetlendi. Bu bildiklerinizi unutun. kemal çagina ermis bir gençtir. söyleyeceklerini önce vezire söylerlerdi. Bunlarin. fikir ve kudretten mahrum çocuk degiliz." Mehmed. Sultan Mehmed'i tahrik eden bu istekleri ve elçilerin söyledikleri. Ya tahsisati iki misline iblag ediniz veya Orhan'i serbest birakacagiz. Simdi ise Anadolu'ya sefer yaptigimizi ve Frikya'da bulundugumuzu gördügünüzden faydalanarak. Oraya geliniz. Mamafih.. Karasu civarinda bulunan köylere. âdetiniz oldugu üzre uydurdugunuz korkuluklari bize göstermek suretiyle bizi ürkütmek istiyorsunuz. Bizans elçilerini kabul ederek. Ancak bunu belli etmedi. bos bir fikir ortaya atarak Mehmed'e elçiler gönderdiler. Bizans tarihçisi Dukas tarafindan tafsilatli bir sekilde su ifadelerle nakledilir: "Budala Bizanslilar. o ne arzu ederse o olacak. Aksine ellerinizde bulunani da kayb edersiniz. Siz de daha önce kayb ettiginiz yerleri geri almak için taarruza geçmek isterseniz bunu da yapiniz. Birkaç gün sonra Bogazi geçip Edirne'ye gelen Mehmed. beytülmaldan infak olunmalari gerekir. Âdet oldugu üzre elçiler.. Orhan'in. Sizin pâdisahiniz gibi. parasi olmadigindan ve para istemek için müracaat edecek baska bir yeri bulunmadigindan imparatora basvuruyor. Istenilen her seyi vermeye hazirim. elçilere sunlari söyledi: Ey akilsiz ve saskin Bizanslilar! Tasavvurlarinizdaki seytanliklari çoktan bilirdim. Macarlari Tuna'dan bu tarafa geçirtmeyi düsünüyorsaniz onlar da gelsinler. Daha dün denecek derecede yakin bir zamanda sizinle yeminle teyid olunmus ahitnâmeyi yaptik ve diyebiliriz ki. bunlara dedi ki: "Az zamanda Edirne'ye dönmek niyetindeyim.Imparatorun. Orhan ise bunlara ihsanlarda bulunmak ve kendilerine hediyeler vermek istiyor ise de. Orhan'i Trakya pâdisahi yapmak isterseniz hiç durmayin. bunlari ve daha baska sözleri dinledikten ve Pâdisah Mehmed'e söylemek üzere imparator ve senatonun bu tekliflerini duyduktan sonra. . Bu elçiler vezire dediler ki: "Imparator Konstantinos her sene kendisine verilmekte olan 300 bin akçayi almaya razi olmuyor. mürekkebi henüz kurumamistir. söylediklerinizi pâdisahima arzedecegim. imparatoru ve sehre ait bütün hususlari orada bana söyleyiniz. Yalniz sunu biliniz ki. Osmanogullarini beslemeye mecbur degiliz. Biz." Mehmed bu sözleri ve daha buna benzer tatli sözler söyleyerek bunlara yol verdi. ona "emîr" diye hitab ediyor ve kendisini pâdisah ilan etmek istiyorlar. iyi düsünmeden. tarafimizdan vaki olan tevkifi ve sehirden disari çikmamasi için aldigimiz tedbirler yeterlidir.

Tabiat ve cografya. Bogazkesen Hisari'nin insasi oldu. Karaman seferinden dönerken Çanakkale Bogazi'nin Frenk gemilerince tutuldugu haberini alinca. Su halde. Ikinci Mehmed. Böylece devlet. Gerçekten su ana kadar. teskilât. bütün planlarini onun üzerine koruyordu. tam ve saglam bir vücud olacak yerde. Bunun için atilan ilk adim. bu arada Istanbul'un da. gerek tuttugunu koparan bir tesebbüs. ne kadar korkunç tehlikeler arzettigini hadiseler göstermektedir. Çanakkale'nin ve hatta Sarayburnu ile Bogaza dogru olan yerlerin düsman tarafindan tutulmus olmasi. Fakat burasi. baska bir devletin elinde kaldikça Osmanli ülkesi." BOGAZKESEN (RUMELI) HISARI'NIN YAPILMASI Ikinci Mehmed. Nitekim. Avrupa ile Asya arasindaki bag ve alaka da emniyete alinamazdi.sâdik kölelerinden birini göndererek imparator için tahsis olunan iradin (gelirin) verilmesini yasakladi. Bu geçis esnasinda. Türk tarihinin varmis oldugu seviyeyi göstermesi bakimindan önemlidir. Istanbul Bogazi'na gelip babasinin geçtigi yerden Rumeli sahiline geçer. Bu suretle sadece bir sene bu gelir alinmis oldu. dogu ve batidaki Osmanli ülkelerine merkez yapmisti. düsmani tesvik eden imparatorun elinde bulunmasi yüzünden büyük tehlikeler altinda Ceneviz gemilerine 40 bin duka altin verilerek Rumeli sahiline geçilebilmisti. madde . gerkek dedelerinin ve gerekse babasinin girismis olduklari büyük ve cür'etli tesebbüsü gerçeklestirmek istiyordu. Bu gelirin tahsiline memur olanlari ve buna nezaret edenleri oradan kovdu. Anadolu Hisari'nin karsisina bir kale yapilmasini emreder. Osmanlilar aleyhinde çalisan Bizanslilar yüzünden. Askerî ehemmiyeti kadar âbidevî degeri de yüksek olan bu muazzam kalenin insasi. devamli olarak sinsi bir siyasetle. Osmanlilar tarafindan Istanbul'un fethi için yapilan tesebbüslerin her birinde bir engel çikarak veya çikarilarak muvafakiyet önlenmisti. Varna muharebesine gidilirken. idâre ve ikmal dehasi olarak hükümdarin. gövdesi ortasindan ikiye bölünmüs olarak parçalanmak tehlikesine maruz kalirdi. Istanbul'un fethinden baska bir sey düsünmeyen Sultan Mehmed. Dört buçuk ay gibi akil almaz derecede kisa bir zamana sigdirilan bu insaat. Hiristiyan istilasina açik bulunacagi gibi. imparatorun elinde bulundukça Osmanlilarin Rumeli'ye tamamen hakim olmalari mümkün degildi. Kostantiniyye. iki kitadaki Osmanli hakimiyetinin. gerek yardimci ve tatbikatçi olarak fikri. Istanbul'u.

Osmanlilarin. pâdisahin emri üzerine. Geçisi. makaslama ates ile önlemek ve akintilar yüzünden gemilerin burada. Adi geçen hisarin yeri tesbite çalisilirken bogazin en dar yerindeki (660 m. Böylece. bu sehri muhafaza eden azizler nerededirler demesinler. Hisar. Anadolu'da daginik surette ikamet eden. Zira tehlikeli durumlar. müezzin (temizlik isleri dahil) 4 akça ücret aliyordu. yaklasan hedefleri toplarinin en uzak mesafesinden karsilayarak. muazzam ordusu ile buradan Avrupa kitasina geçmisti.planinda gerçeklestiren kütlenin yüksek bir teknik seviyesine sehâdet etmektedir. milletimizin yok olma çanlari çalmaya basladi. güneyde en uzun mesafeye kadar takip edebiliyordu. milattan bes asir önce Iran Sahi Dârâ. bogazin en dar yeri olup." Bu münacati yalniz Istanbul halki degil." "Kulle-i cedide" diye de isimlendirilen günümüzdeki Rumeli Hisari'nda. ne olacagiz? Veya. . bu haberi duyunca çok üzüldüler.) bu noktanin seçimi. bu kullarin. yani hisarin bulundugu kiyiya yaklasmak zorunda kalacaklarindan istifade ediliyordu. askerî sevk ve idare bakimindan önemli idi. bu haber üzerine gerek Istanbul. Bogazkesen Hisari denilen Rumeli Hisari'nin yapilmasiyla ise baslandi. Ancak "artik Istanbul'un son günü geldi. Karaman seferinden Edirne'ye döner dönmez. ancak bu sayede atlatilabilirdi. karsisindaki hisar ile birlikte bogaz geçisini kapatabilmesi tasarlanmisti. tehlikelerle karsi karsiya gelmelerinin kazandigi tecrübeleri. Aralarindaki konusmalarda bundan baska bir seyden bahsetmiyorlardi. Karadeniz'den gelecek her türlü yardima mani olmak ve iki sahil arasinda karsidan karsiya geçmeyi saglayabilmek için. Bu camide vazife gören imam (hitabet vazifesi dahil). bu hizmete karsilik her gün 6 akça. bütün Asya ve Trakya ile adalarda bulunan Hiristiyanlar. adalarda ve garp vilayetlerinde bulunan Hiristiyanlar aglayarak bagiriyorlardi. Sultan Mehmed. Bizanslilarin Hermaneum Promontarium dedikleri. Fâtih'in vakfiyesinden anlasildigina göre bir de cami vardi. iki kita arasindaki gidip gelmeleri esnasinda. henüz kuvvetli bir donanmaya sahip olamayan bu devlet için. Bu yeni hisarin. sehrin yok olusunu kendi gözleri ile görmesinler. Istanbul'a sahip olmaktan baska çare olmadigini ortaya koymustu. gerekse diger yerlerdeki Hiristiyanlarin nasil büyük bir telasa kapildiklarini su cümlelerle belirtir: "Istanbul'da. Senin düsmanlarin. Sultan Mehmed'in kale yaptirmak istedigi mevki. ne yapalim? Ey Allah'imiz! Canimizi al ki. Anadolu ve Rumeli'ye fermanlar göndererek bin kisilik bir insaat ustasi kadrosu ile o miktarda amele ve kireçci istedigi gibi insaata ait malzemenin ilk bahara kadar hazirlanmasini emir ile bogazda bir hisar yaptirilacagini bildirir. Deccal'in günleri geldi. Bizans tarihçisi Dukas.

Onlarin yapamadiklari seyleri bu kolayca yapabilecektir. Ben. Sehzade Orhan'in tahsisatindan bahsetmeyeceklerdi. bu isteyecek ve yapacaktir. Anadolu yakasinda bulunan kaleler benimdir ve bunlarin içinde oturanlar da Türktürler. Sultan Mehmed. garp tarafinda diger bir kale yaptiracagina yemin etti. aldiklari talimat geregi. sehrin hendeginden disari hiç bir seye malik degildir. Istanbul Bogazi'ni geçmemesi için imparatorun kadirgalari kesiflerde bulunuyorlardi. Mukaddes Agiz'in yukarisina çikarak babasinin* insa eyledigi kaleye yakin bir yerden Allah'in inayeti sayesinde kayiklar ile bogazi geçti. Imparator. Simdiden sonra bu husus için gelenlerin derisi yüzülecektir. Müslümanlar ise izdirap çekiyorlardi. babamin bogazi geçmek için ne zorluklara katlandigini ve ne sikintilara girdigini pekala bilirsiniz. Istanbul'un hariminde bir kale yapmak ve hatta bir kulübe bile yapmak istemediklerini. elçiler vâsitasiyle I. Her yer benim mülküm altinda bulunuyor. simdiki pâdisah eski pâdisahlara benzemiyor. bu yemini yerine getirmeye muvaffak olamadi. beni men etmeye hakkiniz yoktur. Murad'dan itibaren gelip geçmis bütün pâdisahlarin. Sayet Mukaddes Agiz'da (Bogaz'da) bir kale insa etmek istersem. Kâfirler de sevinç ve meserret içinde idiler. Yildirim Bâyezid'in. O zaman babam. tarihî . Frenklerin kadirgalari Ege Denizi Bogazina gelerek Gelibolu Bogazini kapatarak. sehirden bir sey almiyorum. Imparator. Macarlarin gelmelerini bekliyordum. Allah'in inayeti ile bunu ben yapmak istiyorum. Edirne'ye elçiler gönderdi. karsi tarafa geçer geçmez. Pâdisahla anlasabilmek için her fedakârliga katlanacaklardi.Hisarin yapilmasi ile ilgili hazirliklar üzerine telasa düsen imparator. Binaenaleyh. imparatorun gönderdigi elçiler vâsitasiyle söylenilen seyleri dinledikten sonra: "Ben. kale yaptirmak suretiyle Frenklerin gidip gelmelerine mani olmak ve gümrük resimlerini (vergi) hiçe indirip Istanbul'u aç birakmak istedigini beyanla bunu yapmamasi için ne istiyorsa onu vereceklerini bildirmisti. Manuel'in muvafakati üzere Türklerle meskun olan Anadolu sahilindeki kaleyi (Anadolu Hisari) yaptirdigini bildirdikten sonra. Rumeli Hisari'nin insasina mani olmak isteyen Bizans Imparatoru'na." Dukas'in. Anadolu kiyisinda bulunan kalenin karsisina. O. Edirne'de oturuyor. Garpta meskûn olmayan yerler de benimdir. Bizans'in orada oturmaya haklari yoktur. daha çocuktum. Macarlar. Babamin. Bunlar. Macar Krali üzerimize yürüdügü zaman o karadan gelirken. Onlarin istemedikleri seyleri. bu ifadelerinden anlasildigina göre Sultan Mehmed. Varna civarindaki yerleri yagma ediyorlardi. babamin Trakya'ya geçmesine mani oldular. Çok büyük tehlikeler ile bogazi geçen babam. Neden buna mani olmak istiyosunuz? Memleketimde istedigimi yapmaya gücüm yetmiyecek mi? Gidiniz ve imparatora deyiniz ki. Bunlari gören imparatorunuz seviniyordu.

Nitekim hükümdar. Kalenin yapilacagi sahayi kendisi tayin ile hududunu tesbit ettirdi. Ilkbaharin baslangicinda Mart ayinin sonlarina dogru. Kaynaklar. hisarin güney-dogu kösesindeki kule insa edilerek malzeme ve çalismalarin selameti emniyete alinmistir. Yamaçta. Kereste Izmit ile Karadeniz Ereglisi'nden. Çalismak üzere külliyetli miktarda insan gelmisti. Rumeli Hisari'nin. kale insasini üç vezir arasinda taksim eder. Eski an'aneye uyularak. amele ve kireççi gelmisti.hadiseleri hatirlatmak suretiyle bu tesebbüsündeki hakliligini isbat etmeye çalisir. Buna göre 21 Mart 1452'de insaatina baslanan Bogazkesen . Rumeli tarafina Anadolu Hisari'nin karsisina bol miktarda insaat malzemesi. bizzat Sultan Mehmed'in idaresinde 1000 kadar usta ve onun iki misli isçi çalistirilarak dört ay gibi çok kisa bir zamanda (Hammer'e göre üç aydan daha az) tamamlandigini belirtmektedirler. Sultan Mehmed. bunlarin yapilmasina özen gösteriyor ve bizzat nezâret ediyordu. Kale duvarinin iç ve dis taraflarinda da miktari kâfi ustalar ve yardimci ustalar çalistirdi. yani güneyde bulunan diger köseye büyük bir burç yapilmasini Zaganos Pasa'ya. "insaati arsin üzerine ustalara taksim etti. Pâdisah. bu sirada kara yolu ile bogaza gelerek bilirkisilerle (teknik eleman. yani kuzeye düsen tarafa yapilacak burcu da Saruca Pasa'ya verdi. Bununla birlikte insaatin bütün mekan ve safhalarinda çalisanlarin sayisinin. kule ve surlarin bir kisminin yapilmasina nezâret ettikleri anlasilmaktadir. hisarin duvarlarinin Arapça "Muhammed" kelimesi seklinde olmasini istediginden planini da ona göre tasarlamisti. Her ustanin yanina iki yardimci koydu. bizzat Sultan Mehmed tarafindan tasarlanmisti." demektedir. birbirinin yaninda ve burunun eteginde idi. masraflara katildiklari görülür. Üç kösenin doguda. Zira Dukas. Onun için bu isten vaz geçmesinin mümkün olamayacagini tehdid yollu bir tarzda ona bildirir. ve üçüncü köseye. yani deniz sahilinde olan bir kösesine akropol olarak gayet metin bir burç yaptirma vazifesini Halil Pasa'ya verdi. hisarin yapilmasinda devletin ileri gelenlerinden de faydalanildigi ve bunlarin. Vezir Sehabeddin Pasa da bütün insaata nezâret etti. Gerçekten üç köseli olarak düsünülen hisarin projesi. Rumeli Hisari'nin yapilmasi hazirliklarina 1451-52 kisinda baslanmistir. Kulelerden ikisi. Buna göre her "Mim" (M) harfinin yerinde bir kule bulunmasini arzuluyordu. Bundan sonra bir rivayete öre önce kiyida. Denizin akintisi hakkinda malumat aldi. "H" ve "D" harflerinin bulunduklari yerlerde istihkamlar yapildi. Ustalar bin kisi kadardi. Fâtih Sultan Mehmed. Bu insanlarin. Üçüncüsü denize daha yakindi. mühendis) o havaliyi gezdi. taslar ise Anadolu tarafindan getirilmisti. usta. yukarida verilenden daha fazla olduguna isaret edilmektedir. Iki sahil arasindaki mesafeyi ölçtürdü.

bir benzerine güç tesadüf eildebilecek kadar büyük bir maharet gösterilerek. en gayr-i müsait arazi sartlarina ragmen. insa edildigi yere ve çevreye intibak ettirilmek suretiyle vücuda getirilmis tipik bir tahkimat örnegi teskil ettigi görülür. bes-alti bin kisinin çalismasi sonucunda Temmuz ayinin sonlarinda tamamlandi.(Rumeli) Hisari. modern bilgilerin verdigi görüslerle tedkik etmekte herhangi bir tehlike olmadigini sözlerimize ilave edebiliriz. besyüz yil önce insa edilmis oldugu halde. Fatih zamaninda Osmanli Rumeli Hisari'nin askerî önemi üzerinde duran ve bu konuda epey bilgi veren Hüseyin Dagtekin. buna ragmen Osmanli hükümdarinin. insa edildigi yerin aslinda insaata müsait olmadigini. yeni hisarin en mühim bahsi olan bu konuyu islerken kalenin. kiymetinden hiç bir sey kaybetmeden. günümüzün tabiye esaslari hakkindaki görüsleri kadar ileri oldugunu müsahede ettigimizden. Bundan baska. görülen arazi üzerine yerlestirilmesinde hakim olan askerî görüsün." . adi geçen hisarin. Rumeli Hisari tahkimatinin. günümüz askerî tekniklerine uygun bir sekilde onu nasil mükemmel bir sekilde insa ettirdigini söyle anlatir: "Gerçekten.

Sultan Mehmed. Bogaziçi'nde yaptirilan Anadolu Hisari ile Fâtih Sultan Mehmed tarafindan yaptirilan Rumeli Hisari surlari ve Istanbul'un alinmasindan sonra Theodosius surlarinin stratejik bir noktasinda yapilan Yedikule. bilgilerinden. O devri yasamis bir tarihçi olarak . fakat gözüne uyku girmiyordu. Eylül ayinin ilk günü Edirne'ye döner. O. deniz tarafindan gelebilecek bir saldiriya ugramamak için. Bilindigi gibi. Edirne'deki sarayinda vakit geçiriyor. Gelibolu tersanesindeki donanmadan otuz kadar harp ve bir hayli nakliye gemisi bogaza getirilmisti. Bu yeni kaleye top ve topçular kondu. Kostantiniyye'nin fethi mevzuunda kendisini. onun kararini tasvib etmediklerini ortaya koyuyorlardi. genç hükümdarin Istanbul'u almak için ne denli kararli oldugunu verdigi su bilgi ile ortaya koymaktadir: "Harman vakti geçti. Osmanli askerî mimarisinin güzel bir örnegi olan bu hisara yerlestirilen silah ve diger mühimmattan bahsetmeden. hem arazi hem de surlarla ilgili tedkikler yaptiktan sonra 1 Eylül günü Edirne'ye dönmüstü. Hatta daha da ileri giderek. Osmanlilarin ilk müstahkem mevkileri hakkinda bize bir fikir vermektedir. Gece gündüz Istanbul'u nasil alabilecegini ve nasil bu sehrin sahibi olabilecegini düsünüyordu. Hisarin komutanligina Firuz Aga'yi tayin eden hükümdar. onun maiyetine dört yüz yeniçeri askeri ile silah ve cephane verdi. Böylece." Iç dünyasinda. Bundan sonra. Istanbul'un fethinden önce Yildirim Bâyezid tarafindan. ISTANBUL FETHININ HAZIRLIKLARI Fâtih Sultan Mehmed. iki gün Istanbul surlarini ve hendeklerini tedkik ettikten sonra buradan ayrilip. tecrübelerinden. Hisarin insaati esnasinda. Rumeli Hisari (Bogazkesen)'nin tamamlanmasindan sonra ordusu ile birlikte Istanbul surlarina iyice yaklasarak sehri yakindan görebilmisti. bogaz geçisleri kontrol altina alinmis oldu. hamiyetlerinden ve korkularindan söz açarak önüne yiginlarca engeller çikariyorlardi. uzun asirlarin gönlünden ve dilinden yuvarlanagelen bir manevî müjdenin son ve gerçek temsilcisi olarak gören hükümdar. Bununla beraber çevresini teskil eden devlet adamlarinin mühim bir kismi. hakli veya haksiz endiselerle onu böyle bir maceraya atilmakta desteklemiyorlardi. Böylece karsi karsiya bulunan iki hisar sayesinde. Edirne'ye gitmek üzere olan hükümdar. sonbahar baslamak üzere idi. sadece bu dönemdeki askerî mimarînin ne denli saglam olduguna bir iki örnekle isaret etmek isteriz. Onun buradaki en önemli düsüncesiIstanbul'u almakti. Nitekim Dukas.Ilk dönem. zihnî ve ruhî imkanlarini bütün hizi ve bereketiyle hep bu nokta üzerinde toplamisti.

küfür ve dalalet içinde bulunanlara karsi cani ve mali ile cihad eden insan oldugunu hadislerle belirtir.. bu tavsiyesinde de onun. "Insanlar. anlayis ve zeka bakimindan ne kadar ileride olurlarsa olsunlar. "Belde-i tayyibe-i Kostantiniyye ki bag-i irem andan bir kûse ve süreyya nâk bostanindan bir kemterin kûse. ânun metânet ü menâatini." Fakat pâdisah bunlara asla iltifat etmezdi. Meclistekiler. adi ve sani ile dillerde söylenmis. Kur'an-i Kerim'in âyetini** gözönünde bulundurdugunu söyleyerek. Bundan sonra yaratilistaki gayenin. ânun gibi menzil-i serif ve makami latif benim vast-i memleketimde ve arsa-i vilayetimde olup dahi eyyam-i devletimde küfr ocagi ve bagiler yatagi ve tagiler duragi ola. Hz. Allah Teâlâ'yi bilip onun birligini kabul etmek ve yasandigi müddetçe onun "dergâhina takarrub" etmeye gayret etmek oldugunu. bu meziyetler. fikir. meclistekilere "müddet-i medid ve ahd-i baiddir ki. taskinlar yatagi ve âsiler duragi olsun." düsüncesine sahip olan hükümdar. Bundan sonra Sultan Mehmed. Zira toplantiya gelenler agirlanmis. illerde ünü taninmis ve tarih kitaplarinda yazilmistir. cem'-i asakir eyleyüb çare bulmadiklarin sem'-i serifine ilka ederler idi.Tursun Bey. Ne vechi vardir ki. Niçin böyle güzel ve degerli bir yer ülkemin ortasinda ve idarem arasinda olup ta saltanatim günlerinde küfür ocagi. fakat pâdisahin emirlerini yerine getirmis olmak için düsünebildiklerini arzedeceklerini söyleyince pâdisah tekrar söze baslayarak: ". Kisacasi .. yedirilip içirildikten sonra dualar edilmis ve bundan sonra da vezirler tarafindan devlet isleri ile ilgili olarak hükümdara bilgi verilmisti. bu vesile ile en iyi ve faziletli insanin. kendilerini baskalari ile müsavere etmekten alikoymamali. Vezir-i a'zam Halil Pasa'nin. Buna inanmasa bile pasanin bazi süpheli hareketlerini kendisi de görmüstü. Günümüzün Türkçesiyle söylemek gerekirse o söyle diyordu: Irem baginin kendinden bir köse oldugu Kostantiniyye. zaman zaman. pâdisahin düsüncesi yaninda kendilerininkinin bir sey ifade etmeyecegini. âyine-i zamir-i münirimde bir suret mürtesem olmustur. Rumlari himaye etmekte oldugunu duyuyordu. Iste bundan sonradir ki Fâtih Sultan Mehmed. tasrih ü kinaye birle. Dünya devleti müebbed olmaz ve cihan-i fânide kimesne baki ve muhalled kalmaz" der. Peygamberin dahi bundan müstagni kalmadigini ve böyle yapilmasini tavsiye ettigini*. ortaya atacagi konu üzerinde herkesin fikrini açikça belirtmesini istemisti. Âni sizinle müsavere muraddir" diyerek söze baslar. Ve âna taarruzdan ziyade fitneye sebep olmak tevehhümatin ve ihtimalatin söylerler idi. ve mülûk-i mâzinin fethü kasdinda hazayn (hazineler) harc idüp. devlet erkâni ile ulema ve komutanlarin fikirlerini ögrenmek üzere onlari bir toplantiya çagirdi. Herhalde bu toplantinin mahiyetini kimse bilmiyordu. bu mücadeleleri özetle söyle anlatir: "Her çend erkân-i devlet ve mülâziman-i hazret." Öyle anlasiliyor ki Pâdisah. Bu sebeple." der. ismi ve resmi ile illerde meshur ve dillerde mezkûr ve kütübi tevârihte mesturdur. Elhasil niyetim ve himmetim ânun üzerine mukarrer ve musammam olmustur.

Bizans'in üzerine gitmeye niyetliyim. Bu arada devletin kurulusundan. gündüz koruyordu. Rum. unsurlar kendisine pek açik surette boyun egiyordu. sözlerine söyle devam eder: "Kendimizi ecdadimiza layik olmayan halefler olarak göstermeyelim. onlarin kahramanlik ve meziyetlerinin benzerini gösterebilecegimizi ortaya koyalim. Bizans'in bol malzemeye ve külliyetli miktarda silaha sahip oldugunu biliyordu. Kâfirlerden büyük bir kalabalik bu sehri gece. isi müzakereye baslar. nice tehlike ve sikintilarla kisa bir zaman içinde Asya ve Avrupa'daki bütün bu yerleri ele geçirip oralarin hakimi oldular. Gerçi hükümdar. akilli. Bir kismi ise surlarin saglamligi. onlarin en has nesli oldugumuzu. Umarim ki. Onun için böyle bir tesebbüse girismemek icab ederdi. Bunun aksine basit ve elde edilmesi kolay bir isi de. Bir kisim devlet erkâni. Çünkü içinde bol nüfusu ve etrafinda çok kuvvetli bir suru vardi. buraya mâlik olmaya çalismanin soguk demiri dövmeye. Zira onlar. 8) Meclisteki bu farkli iki görüsü söyle nakleder: "Vezirlerden degisik görüsler geldi. Nisanci Mehmed Pasa. pâdisahin bu düsüncesini yerinde bulup gerekenin yapilmasi için hazirliklara baslanmasini istiyorlardi. cümle âlem onu yapmaya . sayet Allah dilemez ise. Nice büyük sehir ve kaleleri fethe kadir oldular. alinmasi güç bir sehirdi. savasçi kâfirlerin eli altinda kalmasini iyi görmüyordu. saglam ve kötülüklerden arinmis nefs verildigi için. kutlu kuvvet. siddetle müdafaa edilecegine göre. buranin fethine imkân bulunmadigina. kâfirlerin elinden alinmasinin muhal (imkânsiz) olduguna. dedikten sonra Bizans isini halletmeden hiç bir mühim tesebbüse girismeyecegini. Böyle bir durumda. Bütün kâinat onun aksine çalissa da fayda vermez. Istanbul'un. Anka kusunu avlamaya benzettiler. tedbirimiz Allah'in takdirine uygun düser. Lakin yüce hazrete yüksek himmet. Fakat meseleyi isten anlayan kimselerle müsavere etmis ve buranin "akl ü tedbir"le alinabilecegi sonucuna varmisti. aksine. Bu sehrin. Keza onlar. devletin prestiji azalacakti. alinamama ihtimali de vardi. bundan vazgeçilmesinin daha uygun olacagini söylediler. Muhaliflere göre Istanbul. Dogru ve saglam düsünce sahibi olanlar. bir kismi da muhalif kalir. buranin zaptini. Sehrin. gerek sehrin zaptinin zorlugu. cesur ve celâdet sahibi olanlar.* Tacizâde Cafer Çelebi de (s. kolaylasir. Bu fikirler karsisinda genç sultan: "Allah'in takdiri olunca. Sam ve Trabzon denizlerinin kucakladigi iki kita sarmisti. Rumeliye geçisten. bundan dolayi devlet erkâninin bu husustaki fikirlerini ögrenmek istedigini belirtir. Bunun üzerine meclis. gök kubbenin fethine denk sayilacagindan. alisilagelmis nice imkânsizliklar. Bizans'in tezvirat ve çevirdigi entrikalardan bahseden pâdisah. gerekse Fâtih'in kararligi hakkinda su bilgiyi verir: "Bu sehri. Isabetli görüsleri olan zeki. giris ve çikis noktalarinin zorlugunu ileri sürerek Istanbul fethini. burayi elde etmek istemenin seytandan hayir ummaya benzedigine hükmediyorlardi. ülkesinin ortasinda bir küfür beldesi olarak kalisindan. pâdisahin fikrine uyar.

Hükümdarin yakinlarindan bir zümre ise. kale burçlari tas ve topraktan degil. ne de savas âlet ve vasitalarinin fazlaliginadir. deniz kuvvetlerine önem verdiginden bu ordunun daha iyi ve itinali seçilmesine gayret etti. Bundan baska o. Bu arada bakir kapli (zirhli) gemilerin de yapilmasina itina gösteriliyordu. gerekse tamir konusunda hiç bir masraftan kaçinmamisti. genç hükümdarin bu neviden faaliyetlerinden bahsederken sunlari söylüyor: "Bir taraftan yeni gemilerin insasi. Muhalif grup. Otuz ve elli çift kürekle sür'atli bir sekilde hareket eden hafif gemiler de yaptirdi. O. bir taraftan genç hükümdarin ruh yapisinda bir cihad açarak onu kendi kendisinin emîri kilip kütle emrine kostuktan sonra." diyecektir. ne ordu ve kahramanlarin çokluguna. bu orta malini "fi-sebilillah" cihada tesvik etmesi pek tabii idi. Çandarli Halil Pasa etrafinda toplaniyordu. zaman asimi yüzünden tamire muhtaç olanlari da tamir ettiriyordu. 1453 baharinda Gelibolu'dan Istanbul'a dogru hareket etti. Istanbul'un feth edilmesine dair karar çiktiktan sonra. hevesleri ve heyecanlari ile yardim ediyorlardi. Bu konudaki ümidim ne mal ve mülk bolluguna. Eger o kalenin benim tarafimdan fethi takdir buyurulmus ise. ülkesinin kiyilarinda bulunan gemileri toplayip onlara komutan. emekleri. bu fikrinde kendisini destekliyor." Donanmadaki bu gemilerin sayisinda farkli rakamlar verilmekle birlikte genellikle su rakamlar üzerinde durulmaktadir: Donanma. saf demirden de olsa öfke ve kahr atesi ile onu eritip mum gibi yumusatirim" der. Islâm'in yüce prensiplerini ortaya koymaktir. gerekse kusatma için kara ordusundan çok. O. Bunlarin 12'si . Gelibolu'dan hareket ettigi aman 147 harp gemisinden mürekkepti. dümenci ve diger görevlileri yerlestirdi. Bu sebeple. Esas gayem de. gerek yeni gemi insaati.yönelse. bu ikinci grubun fikrine katilanlarin basinda Aksemseddin geliyordu. Kritovulos. Komutasi Gelibolu valisi olan Baltaoglu Süleyman Bey'e verilmis olan bu donanma. Pâdisahin. Meclisten. Meclis disinda. burç ve barulari tas ve topraktan degil de demirden olmus olsa ates-i hism ve kahrla mum gibi eritip yumusak eylerim. bu muhalefetten fena halde cani sikilmis olmalidir ki "eger o kal'anin benim elimde feth olmasi mukadder olmus ola. beylerbeyilerine. Bu gemilerin bir kismi zirhli olarak yapilmisti. sadece Hakk'in lütuf ve yardiminadir. Rumeli ile Anadolu'daki Osmanli sehir ve kasabalarinda geceli gündüzlü çalismalara baslandi. Fakat Gelibolu ile Edirne'deki faaliyet hepsinden daha fazla idi. öbür taraftan da. sancakbeyleri ile subasilarina ve askerlikle ilgili olanlarin tamamina "ahkâm-i serife" yazilarak bahara kadar hazirlanmalari ve savasa katilmak üzere toplanmalari emrolundu. yine de basaramaz. Aksine. hamleci kararlarina. Gelibolu'da tezgahlara yeni yeni gemiler konuyordu. Gerek savas.

Bana Istanbul'u ver. ister sarayinda bulunsun. Halil Pasa bayilacak derecede korktu.bazan yaya yürüyerek. Zira öteden beri Bizanslilarin hukukunu müdafaa ediyordu.çektirme. Ona göre: "Bir aksam. asker kiyafetinde bütün Edirne'yi dolasiyor ve hakkinda söylenen sözleri bizzat dinliyordu. Sana ait olan altinlari sana takdim ediyorum"." Iste yine böyle uykusuz geçirdigi gecelerin birinde Çandarli'yi huzuruna getirterek. Ben ise. Bu gece sohbeti ve olaylari ile ilgili olarak Bizansli tarihçi Dukas. 55 tanesi de küçük çaptaki gemilerdi. pâdisahin kendisini davet ettigini söylediler. Dukas. pasanin harem agalarina bildirdiler. pâdisahi oturmus ve elbisesini giyinmis bir vaziyette gördü. . "Lala. Bu bekçiler. muharebenin yakinda baslayacagini. Pâdisah da cevap olarak dedi ki. ister sarayin haricinde olsun. huzurunuza çikmak için getirdigim bu altinlar benim degildir. bu iste kendisine yardim etmesini söyledi. Daha önce de belirttigimiz gibi pasanin kalbinde bir korkusu vardi." Halil Pasa. pâdisahin iradesini. Hatta sana bunlardan fazla altin ihsan edecegim. Bunlar da pasanin yatak odasina giderek. Senden yalniz bir sey istiyorum. Pâdisah altinlari görünce. Karisi ile çocuklarini öptükten sonra çikti. çok mühim bilgiler vermektedir. gerek uyanik bulundugu zamanlarda. elleri bos girmek âdet degildir. gerek yatarken. Bu gemilerin içinde kürekçilerden baska yirmi bin kadar azeb askeri bulunuyordu. pâdisah fevkalade bir saatte huzuruna davet ettigi vakit. gece yarisindan sonra. çok defa yataginin içinde rahatsiz bir gece geçiriyordu. ne sekilde harb ederse ve ne gibi vasitalari kullanirsa Istanbul'u zapta muvaffak olacagini düsünüp zihnini yoruyordu. 80 tanesi çifte güverteli kürekli. altin ve gümüse aldanmamasini kendisine ihtar ettikten sonra. Bizanslilar da. gece gündüz. Edirne'ye gelince: Buradaki hazirliklarla bizzat padisahin kendisi mesgul oluyor. Çok defalar aksam olunca. Halil Pasa. Beraberinde altinlar ile dolu bir de altin tepsi aldi. Onlarin sag eli mesabesinde idi. pâdisahin yatak odasina girdigi vakit. saray bekçilerinden birkaç tanesini göndererek Halil Pasa (Çandarli)'yi saraya getirtti. bazan yanina iki kisi alarak. geceli gündüzlü durmadan çalisiyordu. "Sevketmeâb! Devletin büyüklerini. ata binerek yalniz basina. Uyku zamanlarinda bile fethi düsünen padisah. O da cevaben dedik ki. pâdisahin bu son sözü ve talebi üzerine titredi. pasanin konagina giderek. "Senin altinlarina ihtiyacim yoktur. Hemen etek öperek altin tepsiyi önüne koydu. bunlar nedir?" diye sordu. onun bu andaki halet-i ruhiyesini su sözlerle bize nakleder: "Mehmed. Allah'in inayeti ve Peygamberin imdadi ile Istanbul'u alacagini.

senin elinden kurtulmayacaktir. Surasi bir gerçektir ki. Allah'in inayeti ile ben ve bütün kullarin. intac etmek istedigim büyük isi geri birakmaya sevk etmesin! Bizanslilarla yakinda ciddi bir sekilde harp yapacagiz." Halil Pasa'nin bu sözleri. Binaenaleyh bu hususta müsterih ol. Büyük çapta toplarin yapilma isini Orban (Urban) adindaki Macarla Türk mimarlarindan Müslihiddin ve mühendis Sarica üzerlerine aldilar. sabahlara kadar Istanbul'un fethi isi ile mesgul oluyordu. gece verilen kararlarin akillica ve düsmana karsi hilekârane tatbik ve icrasini emrediyordu. Mehmed o gecelerde. Istanbul'u da sana ihsan edecektir. bu korkunç ejderi biraz teskin etmisti. gözüme uyku girmiyordu. Allah'in yardimi ve Peygamberin imdadi ile Istanbul'u alacagiz". Velhasil bütün gece bu hazirliklarla mesgul oluyor. kani kurutan ve isiran ihtarlar da vardi. Saruca büyük bir top dökmeye muvaffak oldu. Ben eminim ki. Bu ihtarlardan sonra pâdisah. bunlari ve buna benzer baska oksayici sözleri söyledi. yakindan ilgilendigi baska bir konu daha vardi. .pasanin bu sag elini hediyelerle doldururlardi. Altin veya gümüs paralar seni aldatarak. Halbuki pâdisahin bu oksayici sözleri arasinda kalbi burkan. lagim açilacak yerleri de resim (plan) üzerinde isaret ediyor. Yataga yatiyor ve kalkiyordum. Türkler pasaya "kâfir ortagi" adini taktilar ve herkes ona "dinsizlerin ortagi ve yardimcisi" diyordu. pâdisahin son talebine karsi dedi ki: "Sevketmeâb! Bizans Imparatorlugu'nun büyük bir kismina seni sahip etmis olan Cenab-i Hak. hendeklerin baslarini ve merdivenlerin surun hangi tarafina konmasi lazim geldigini gösteriyordu. Orban da çok büyük çapta bir top yapabilecegini. o tarihe kadar görülmeyen sayi ve çapta top yapilmasina önem verdi. Istanbul'un fethinde en önemli rolü oynayan vâsitalardan biri toptur. Bu da ordusunu toplarla techiz etme isi idi. Tarihte bir topçu parkina sahib olan ilk hükümdarin Fâtih oldugu belirtilmektedir. Fakat o tarihe kadar toplar. Gerçi topun bir harp silahi olarak kullanilmasi Istanbul'un kusatilmasi ile birlikte baslamis degildir. Fâtih Sultan Mehmed. büyük iste muvaffak olmak ugrunda birbirimiz ile yarisarak mallarimizi. Halil'e dedi ki: "Yatagimin bu bas yastigini görüyor musun? Bu yastagi bütün gece yatagimin bir ucundan öbür ucuna ve diger uctan öteki uca nakletmekle mesgul oldum. Halil. bu silahin tahrib gücünün büyüklügüne inandigi içindir ki. Eline sehrin haritasi ile mürekkep alarak ve sehrin etrafindaki mevkilerin seklini resm ederek. sabahlari. canlarimizi feda edecegiz ve kanlarimizi dökecegiz. harp fennine asina olanlara toplarin ve muhasara aletlerinin nerelere konmasi lazim geldigini tesbit ettigi gibi. Halil Pasa'ya ruhsat verdi ve "sulh ve müsâlemetle" git dedi. Mehmed. çaplari ve sayilari itibariyle fazla bir sey ifade etmiyorlardi." Edirne'de bulunan Fâtih Sultan Mehmed'in.

Turhan Bey ile ogullari Ahmed ve Ömer Beyleri Mora topraklarina akina memur etti. Bu toplarla atilan gülleler. Kaynaklar. Istanbul'u kusatmak üzere hareket eden Türk ordusunda üç büyük top ile ondört batarya top vardi. Mart sonlarina dogru. Ikinci Mehmed. Anadolu askerleri. 1 Ekim'de sefere çikmisti. Edirne'den Istanbul'a kadar getirilebilmesi için iki ay kadar bir zamana ihtiyaç hasil olmustu. Kara Deniz sahillerinden getirilen kara bir tastan veyahut yuvarlak hale getirilen mermerlerden yapiliyordu. Onun her iki tarafinda. büyük topun Edirne'deki ilk deneme atisindan. Bunun üzerine pâdisah. bunlari karsiya geçirmek üzere Beykoz. Bu arada Subat 1453'te hükümdarin emri ile Dayi Karaca Bey. Petropulos bu emri. mermi isini bizzat üzerine aldi. Yollarin kötü yerlerine tahta dösemek ve köprü yapmak üzere ayrica elli usta ile ikiyüz amele önden gidiyordu. Bu kasabalar. resimlerini de bizzat çizmisti. Kendi nezâreti altinda döktürmüs oldugu toplardan biri çok büyüktü. Istanbul muhasarasinda çok büyük rol oynayacak olan bu essiz toplarin en ince teferruatina kadar bütün hesap ve planlarini kendisi yaptigi gibi. Anadolu ve Rumeli'de beylerbeyiler ile sancakbeyleri gerekli miktarda askeri topluyor. Istanbul civarindaki Rum kasabalarini teker teker ele geçirdi. Dukas. Despotlarin kuvvetlerini yok ederek onlara göz açtirmadigi gibi Bizans tarafindan beklenen yardimin gelmesine de engel olmuslardi. Imparator Constantinos'un. Bizans Imparatoru'nun kardesleri Dimitrios ile Thomas hüküm sürmekte idiler. kusatma boyunca Istanbul'a yapilabilecek bütün yardimlara mani olmak için her çareyi düsünüyor ve her tedbire basvuruyordu. Çünkü Mora'da. Bogazin dogu sahilindeki Beykoz kasabasinin üstündeki ormanliklarda toplandilar. Istanbul'dan bes mil kadar uzakta bulunan bir yere gelmis oldu. Karadeniz sahilindeki . techiz ediyor ve belirlenen zamanlarda yerlerinde bulunmalarini saglamak için çalisiyorlardi. Turhan Bey.fakat gülle yapmasini bilmedigi için bu ise karismayacagini söyledi. Fâtih. genç hükümdar ile Orban arasinda geçen muhavereyi su sekilde verirler: Orban: "Büyük toplarinizi dökebilirim. bunlardan yardim istedigini ögrenmisti. Bu maksatla o. ikiser yüz adam bulundugundan yolda kaymamasi saglaniyordu. Bu sebeple. Osmanli hücumlari. Subat baslarinda Edirne'de baslayan sevkiyat. uzun uzadiya bahseder. Kalani ben düsünürüm" demisti. Kilyos ve Fenerbahçe'de dalyanlari bulunan Rallis Petropulos adindaki Rum'a emir verdi. iki gemisiyle askerleri ve mühimmati karsiya geçirmek suretiyle yerine getirdi. Büyük emek ve masraflarla yapilan bu toplara "sahî" denmisti. Top. Genç hükümdar. Bu topun. Fâtih. ama mermi ve ince hesaplardan anlamam" deyince hükümdar "Benim senden istedigim sadece topu iyi dökmenden ibarettir. otuz araba ve altmis manda ile çekiliyordu.

Bu yerler. kendi sonuçlari ile ilgilendirip bu yoldan biraz yardim saglamak ümidi ile yapilmisti. her gün bir takim çirkin çekismeler görülüyordu. Ortodoks Mezhebi'ndeki Rumlarin. Ayasofya'da iki firka (mezheb) arasinda seklî bir uzlasma saglanmistir. Kesan'da kendisine iltihak eden bu orduyu alan pâdisah. Bizans tarihçisi Dukas ve ondan naklen Hammer. esasen daha evvel Karacia (Karaca Bey) tarafindan tahrib olunmuslardi. "Mehmed'in askerleri tahribat için Istanbul kapilarina dayanirken. Cuma günü. Sizmatizm atesi henüz sönmemis oldugundan. bundan daha iyi bir zamanin olamayacagini düsünüyor ve ancak bu sayede Bizans'a yardim yapilabilecegine inaniyordu. Büyük top. Böylece. imparatorun yeniden tahkim ettirmis oldugu Egrikapi (Kaligarya) önüne konmustu. . bu kapinin tahrib edilemeyecegini anlayinca topu Sen-Romen kapisi önüne tasitti. Vize ile Ayios Stefanos idi. Ahyolu. Çanakkale Bogazi'ndan geçecek olan Anadolu kuvvetlerinin gelmesini bekler.Misivri. Katolik Hiristiyan dünyasi. Islâm'dan alinan ilhamla. o tarihten bir önceki yilin 12 Araliginda. Yine Tahtakapidan Kosmidi (Eyüb civari)'ye kadar cenup tarafta bulunan baglara ve ovalara yaymis idi." Takriben iki ay sonra "Fâtih" diye anilacak olan Mehmed'in ordulari. yoluna devam ederek 1453 Nisan'inin besinde Istanbul surlari önüne gelir. Kesan mevkiinde mola veren hükümdar. bu birlesme için. Fakat bu uzlasma. Osmanlinin sahip oldugu dinî müsamahasi (hosgörü)ni karsilastirma bakimindan bu mevzuda kisaca ve özet olarak bilgi vermek istiyoruz. sarayin Tahta kapisindan Yaldizli kapiya kadar uzaniyordu. sehir muhasara edildi. Bu yardimla o. Hükümdar. Istanbul surlari önünde göründükleri zaman. Avrupa'nin büyük devletlerini. Bundan dolayi bu kapi "Topkapi" adini almistir. Ordusunun meydana getirdigi çizgi. sehir halki Rum ve Latin kiliselerinin birlesmelerini saglamak veya engellemek için birbirleri ile budalaca çekisiyorlardi. savasla ilgili bütün tedbirleri aldiktan ve bütün hazirliklarini tamamladiktan sonra 23 Mart 1453 (12 Rebiulevvel 857) günü Edirne'den hareket eder. Pâdisah. Nisanin 6. Bu karsilastirmayi da bizzat kendi kaynaklarindan yapmakla meseleye daha rahat bir açiklama getirmis olacagiz. Fatih'in gelisini ve otagini kurusunu söyle anlatirlar: "Paskalyayi takib eden Cuma günü (6 Nisan) Mehmed. Ertesi gün. Dönemin Hiristiyan âlemindeki bu çekisme ile. yani 6 Nisan (26 Rebiülevvel) Cuma günü de sehri kusatma altina alir. Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birlesmesi gerektigini. Bigados da kendiliginden teslim oldu. içinde bulunduklari psikolojik durumu anlama imkânini da bulmus olacagiz. sehir önünde görünerek (Egrikapi) karsisina gelen tepenin arkasinda çadirini kurdu. Ortodoks Kilesisi'ni asimile edip tamamen ortadan kaldirmayi hedefliyordu.

Saint Thomas Akinu'nun sahsi ve eserleri aleyhine yeni mütalaalar ve itirazlar tertip ediyordu.Muhaliflerin düsmanligi son dereceyi bulmustu. din ve mezheb serbestisine verdikleri mukaddes mânâ farkediliyordu. Bu sekildeki tahribata karsilik. halkin hafizasindan daha silinmemisti. bazi resmî binalar. Bir de Dimitri Kidoni aleyhinde bulunuyor ve bunlarin rafizî olduklarini isbat ediyordu. her mezhepteki hiristiyanlarin. Müslüman ve büyük devletin. Istanbul'a girdiklerinde bir kismi çok harab 50'ye yakin kilise. "Gennadios. dönemin Bizans tarihçisi olan Dukas'in verdigi bilgiyi de vermek suretiyle Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birbirlerine karsi olan bu hasmâne tavirlarini ortaya koymaya çalisacagiz. Zira 1204'teki Latin istilasinin aci hatiralari. Müslüman Türk'ün müsamahasi biliniyor." Görüldügü gibi Imparator. Rumlar. mal. Bir grup papaz ve ileri gelenler. henüz unutulmamisti. Latinlere karsi olan bu nefretin kökleri çok eskilere dayaniyordu. yikilmis müesseseler. Senatodan bas amiral büyük duka (Lukas Notaras). Sehirde yaptiklari yagma ve Rumlara yapilan iskenceler ile onlari her türlü haktan mahrum edisleri. Bu istila esnasinda Istanbul'daki âbidelerin çogu tahrib edilmis. imparator ile birlikte Katolik âyininde hazir bulunurlar iken. mezarlar soyulmus. baska kesisler ile halkin bir kismi manastirlardan çikmiyorlardi. en yüksek dereceli devlet adami olan Grandük Notaras: "Konstantinipolis'te kardinal sapkasi görmektense Türk sarigini görmeyi tercih ederim" diyordu. can ve din hürriyetine sahip olarak Osmanli ülkesindeki rahat hayatlarini gipta ile karisik bir hayranlikla müsahede ediyorlardi." Hammer. Bu anlayisin bir sonucu olarak. Türkler. onun gönderdigi Kardinal Izidor vasitasiyle Ayasofya'da âyin yapilmisti. Istanbul aleyhine toplanmis olan sayisiz Türk askerlerini gören halka hitaben bu büyük duka. Osmanli hükümdarlarinin vicdan hürriyetine. Türk sarigini görmek. birçok eser mahvolmus ve Türk fethine kadar bu facianin izi silinememisti. bazi Bizanslilarca Osmanli idaresi bir nimet ve kurtulus olarak görülüyordu. Avrupadan yardim alabilmek için Papa tarafindan sart kosulan Katolik kilisesi ile birlesmeyi kabul etmis. gayr-i müslim tebeasina (vatandasina) verdigi büyük rahatlik ve kazanç imkanlari da bunlara ilave edilince. Fakat biz. Bu. Latin serpusunu görmekten daha iyidir. bozuk yollar ve terk edilmis saraylar bulmuslardi. büyük bir nefret uyandirmisti. Genadios ile ayni fikri paylasiyor ve onunla is birligi yapiyordu. Makamindan uzaklastirilan eski patrik Gennadios (fetihten sonra Fâtih tarafindan Rum Patrikligi'ne getirilen kimse) da Ortodoksluk için en iyi . Hiristiyanligin. Latinler aleyhine sunlari söylemeye cesaret etti: "Istanbul'un içinde. imparatordan sonra. bu konuda daha fazla tafsilat vererek iki kilisenin nasil birbirleri ile çatistiklarini anlatir. Bu hareket. her gün birlesme taraftarlari aleyhine va'z etmekten ve yazilar yazmaktan geri kalmiyordu. Ortodoks Mezhebi'ne bagli olan halkta.

Zira tafsilatina girdigimiz zaman sadece bu kusatmanin. Âlimler. fetih ve zaferin nasib olmasi duasina. KUSATMA VE ISTANBULUN FETHI Bilindigi bi Cuma. Bunlar. Sultan-i âlisan (sani yüce sultan)la at basi giderek onun * âyet-i kerimesinde belirtildigi gibi "onun verdigi nimetlere sükr ederler" derecelerine dogru yöneldiler. Hz. onun hakim oldugu idare araniyordu. gayb ordulari ise askerin öncüsü olarak ilerlemekte idi. Her an. dogrulugun. seyhler ve seyyidlerden meydana gelen halkadan bahseden Hoca Sa'duddin Efendi bu konuda su bilgileri vermektedir: "Ulema. ulema. Ama o tarihlerde hayatta olan ve gizli sirlari bilenlerden ve kerametleri zahir olan . Çünkü. hacimli bir eseri dolduracak kadar genis olacagi görülecektir. Devrinde hayal edilen ve arzu edilen esaslara dayanmis bulunuyordu. genç hükümdarin. Tazim ve tekrim ediliyor. mesayih ve seyyidler. Hatta bir rahibe bütün hiristiyanlarin saskin bakislari önünde mezheb degistirmeyi red ederek tamamen Islâmî olan kiyafeti kabul edip. bununla da yetinmeyerek "Feth-i Mübin"in muhakkak oldugunu. Bu sebeple biz. içinde Cuma Namazi bulundugundan Müslümanlarcaek olarak kabul edilmektedir. eski âdetleri üzre ol gazi hükümdarin katinda bulunmak. Peygamberin nübüvvetini tasdik ettigini haykirmisti. maddî kuvvet kadar mânevî kuvvetin de tesirine inaniyordu. adaletin.tercihin bu olduguna inaniyordu. düsmanlari olan milletler tarafindan dahi hakkin. mesayih ve bunlarin talebelerinden meydana gelen bir halka bulunuyordu. insan tabiat ve yaratilisina son derece uygun idi. gaza sevabini elde etmekle yüceldiler. Birbirlerini tamamlar mahiyette olan bu bilgileri kisaca ve ana hatlari ile vermek gerekiyor. Bu. onun Islâm mümessilligini ne kadar azametle temsil ettigini gösterir. emel ve dileklerinin gerçeklesmesi için yakarista bulundular. Iste böyle bir günde Edirne'den baslayan hareket. 6 Nisan (26 Rebiülevvel) gününe tesadüf eden baska bir Cuma günü. Cuma namazindan sonra muhasara hareketine baslanilmasini emreden genç hükümdar. Zira Türk sarigi. Bu sebeple sultanin etrafinda. Gerçekten de rehberi zafer olan bu seferde. Onun otagi yaninda yürüyüp dua etmekten bir an dahi geri kalmadilar. Kostantiniyye fethinin Sultan Mehmed tarafindan gerçeklestirilecegini askere telkin ediyorlardi. temiz ruhlar birlikte. asker arasinda gazâ ve cihadin faziletinden bahsederek onlari "Feth-i Mübin"e tesvik ediyorlardi. ordusu ile birlikte edâ ettigi (kildigi) Cuma Namazi'ni müteakip baslayan kusatma ile ilgili yerli ve yabanci bir çok kaynakta bilgi bulunmaktadir. Onlar. Sultan Mehmed'in temsil ettigi idare. konunun detaylarina girmeden vermek ve kaynaklarina dipnotta isaret etmekle yetinmek istiyoruz. din ve vicdan serbestisinin isareti olarak görülüyordu.

duçar oldugu canhiras feryad ve dehset. Bu gülleler. çok kisa bir mesafeden yapilan bu ilk top atesini müteakip. surlar bombardimana tutuldu. derhal gedikler açilmaya baslandi. 12 Nisan'da safakla birlikte topçu bataryalari atese baslayarak. Simdiye kadar hiç kimsenin asla isitmemis oldugu bu harikulade top patlamalarini isiten hurafe perest (hurafelere inanan) halkin. Sahî denilen büyük top. Türk topçusunun harp teknigindeki maharetlerini göstermektedir." Bizans surlari önünde saf tutan Osmanli ordusunda. sayet teslim olurlarsa. arka ve yanlara süvariler konmustu. Bizans Imparatoru'na. baska bir rivayette de Isfendiyar oglu Ismail Bey'i elçi olarak gönderip. Schlumberger. ortasina yapilan top darbeleriyle büyük gedikler açildigi rivayet edilir. ortaçagin en büyük kalesini yikmak için yaptirdigi müthis toplari . tasavvur edilsin. Bu sekildeki bir bombardiman. halkin mal ve canlarinin güvenlikte bulunacagini. günün her saatinde sasmaz bir intizam dahilinde dehset saçan bir gürültü ile agir mermer güllelerini Bizans surlarina firlatmaktan bir an dahi geri kalmadilar. günümüzde Topkapi denilen yerde mevzilendirildi. bu konuda asagidaki ifadeleri kullanarak Osmanli topçusunun. Kusatilmis olanlar. Islâm askerlerine yüz akligi olmak için duaya devam ediyor ve hükümdarin emri geregince otag yaninda yürüyorlardi. Böylece onlar da." Mutlak surette galip gelmek azmiyle bütün hazirliklarini tamamlayan Sultan Mehmed. surlara çarpip tahribatini yaptiktan sonra bin parça oluyorlardi. dilekleri gerçeklestiren Allah'in yardimlarini taleb için ayni yola düstüler. Bu elem verici tarihten itibaren muhasaranin son buldugu 29 Mayis tarihine kadar yedi hafta boyunca o korkunç toplar. piyadeler sagli sollu ayrilmis. kesif bir toz ve duman bulutu içinde müthis bir gürültü ile geliyor. Bu bombardimanlarin çok ustalikli yapildigi. tarifi imkansiz bir ye's ve kedere kapildilar. hazirliklarini yürütürken Sultan. isteyenlerin bütün esyasiyla birlikte arzuladiklari yere gidebilmekte serbest olacaklarini. Mehmed Pasa'yi. bin seneden beri bu sevgili beldenin maglup edilemez bir tanriçasi makaminda tuttuklari ve varligiyla magrur olduklari bu köhne surun kendilerini korumaya yetmeyecegini anladiklari zaman. kusatma hareketine hiz verildi. Bu teklifin reddedilmesi üzerine. zedelenen kenarlarin üzerine. Kisa bir zaman içinde muhasara için mevki alan ordu. Üç adet büyük hücum firkasi teskil edilmis ve 14 bataryalik bir topçu parki kurulmustu. Tesirin tahribkarligi derhal görüldü.Aksemseddin Hazretleri ile Akbiyik Dede. aksi takdirde harp hukukunun gerektirdigi seylerin yapilacagini bildirdi. Asirlar oyunca nice güçlü milletlerin hücumlarina dayanmis olan bu asirlik duvarlarda. bu fetihteki rolüne isaret eder: "Yine Nisan'in on ikinci günü büyük bombardimanin basladigi gündü. nokta atislari ile surlardaki muhayyel bir üçgen dövülerek.

Bizans'ta büyük bir ümit ve sevinç uyandirdi. Amma ma'nide âyet-i kerimesinin isaretine uygun olarak bu hadise. kendisini bütün mukadderatla karsi karsiya getiren iki çetin imtihan daha geçirmisti. Hoca Sa'duddin bu konuda sunlari söyler: "Ulemanin ileri gelenlerinden Seyh Ahmed Güranî. alinmasi gereken tedbirleri de tavsiye etmektedir. Gerçekten. bu durumu hazmedemeyerek Baltaoglu'nu komutanliktan azlip. alinan tedbirlerle Müslümanlarin lehine tecelli edecektir. Vaziyeti.ile Istanbul surlari önüne gelip muhasaraya baslar. batililar tarafindan gönderilen donanmanin öncüleri oldugu sayiasi yayildi. muhasarayi basarisizliga ugratacak büyük bir tehlike belirmisti. 20 Nisan'da bugday yüklü bir Bizans gemisiyle dört Ceneviz gemisi. Orada. Fetih alâmetleri belirdigi sirada isten el çekmek vazife anlayisina sigmaz diyerek zaferleri gölge edinen askerlere nasihatlarda bulundular ve tatli bir dille "sonra Rum ülkesi size açilacaktir" hükmünde belirtilen gerçek vaadi hatirlatarak "büyük savas. baris ve anlasma yolunu benimsememislerdi. Istanbul surlari önünde. Fâtih ünvanini alacak olan Sultan Mehmed. Durumun nazikligini ortaya koymasi bakimindan kisaca bunlardan söz etmek gerekiyor. Mektup.29 Mayis arasinda 54 gün süren kusatmanin tafsilatina girmek istemiyoruz. bozgun dogurabilirdi. Genç hükümdar için durumun ne kadar nazik bir hale geldigini tasavvur etmek mümkündür. Ümitsizlik. Sehabeddin Pasa ve Koca Turahan Bey'le Aksemseddin'in ve Sultanin hocasi Ahmed Güranî (Molla Güranî)'nin yardimlari ile bu bedbin görünüsü yenmeye ve savasa devam azmini yenilemeye muvaffak olurlar. bu muvaffakiyetsizligin. ülkeler hakimi sultan ile ayni görüs ve fikirde olup. Sultan. tesci' edici sözleriyle askerin cesaretini yükselttiler. Çandarli Halil Pasa'nin eski rakibi ve fetih fikrinin kuvvetli müdafii Zaganos Pasa kurtarir. Kostantiniyyenin fethidir" . bütün vezir ve komutanlarin katildigi bir Divan toplar. Aksemseddin tarafindan Pâdisaha sunulmus olan bir mektup. onun yerine Hamza Bey'i tayin eder. Çandarli ile ona tabi olanlar. Lodos rüzgari ve Bogaz'daki akinti sebebiyle Halic'e girmeyi basardilar. Bu gemilerin. Baltaoglu Süleyman Pasa'nin bütün gayretlerine ragmen. Tursun Bey'in ifadesiyle bu hadise. büyük seyhlerden Aksemseddin ve makami yüce vezirlerden Zaganos Pasa. Düsman gemilerinin Halic'e girmesi üzerine. Bu basari. Bunlar. hisimla atini denize dogru süren ve kaftani islanincaya kadar denize girmis olan genç hükümdar. umumî bir hayal kirikligi dogurdugunu ve zaferi süpheye düsürdügünü isbat etmektedir. "ehl-i Islâm arasina fütur ve perisanî saldi. O zaman. Ancak. 6 Nisan . ortaya çikan durumdan istifade ile Imparator'la müzakerelere girisilmesi ve muhasaranin kaldirilmasi fikrini tekrar ortaya atarlar.

ihtiyaç karsisinda büyük dehâsinin yeni bir kesfini de ortaya koydu. Bu sekilde. Fâtih. bir rivayette yelkenler açarak yürüttüler ve gemileri birbirine baglayarak üzerine metrisler koydular" cümleleri ile anlatir. karadan gemi yürüterek denize indirme teknigi büyük bir basari idi. Bu sevkiyat yapilirken Beyoglu tepelerine yerlestirilen bataryalarla Haliç'teki Bizans donanmasi taciz edilip hareketsiz birakildigi gibi surlarin etrafinda da bombardimana devam edilip. bes askerin yan yana yürümesine imkân verecek ve top geçirilebilecek sekilde muntazam. Bura sakinleri. kusatilanlarin bütün ümitlerini kirmak için bu ise tesebbüs edilmistir. ya Bizans beni" diyecek kadar. Haliç tarafindan da tazyiki için limana girise mani olan zincirin kirilmasi denenmisse de basari saglanamamisti. Rumlarin mâneviyatlarini yeniden ve esasli bir sekilde sarsti. Halic'e denizden girmenin imkansizligi yüzünden 50-70 kadem uzunlugundaki 15-22 sira kürekli 70 kadar gemi. Solakzâde bunu "Himmet-i merdân ile Besiktas dedikleri yerden Kasim Pasa deresine dogru. 22 Nisan gecesi sabaha kadar Halic'e geçirildi. onun düsmani olan ve Fâtih'i sahsen taniyan . Bizans Rumlari arasinda da "Gemilerin karadan yüzdürüldügü görülünceye kadar Istanbul'un zaptinin kimseye müyesser olmayacagi" hususunda bir inanç ve anlayis bulundugundan. balistik hesaplarini bizzat yaparak tecrübelerinde bulundu. Bunun üzerine ince donanmanin Halic'e karadan geçirilmesi genç hükümdar tarafindan düsünülmüstü. fetih isinde azimli oldugunu ve teslimden baska bir teklifi kabul etmeyecegini bildirmisti. Cenevizlilerin elinde bulunup ayri bir kalesi vardi. Imparator'u. Havan toplari döktürdü. bununla da kalmadi. esas faaliyet. dag parçasi gibi gemilerin altina rugan (yag) ile terbiye olunmus kütükler döseyip. iyi bir sekilde gizlenmisti. Galata. Haliç'te yelken açtigini gören Bizanslilar." Bizans'in. Türklerle dost olmakla beraber geceleri de Bizanslilara yardim etmekteydiler. Beyoglu sirtlarindan ve Galata surlarindan asirma atislarla Haliç'teki düsman gemilerini batirmaya basladi. hayret ve dehsetle bu manzarayi seyre baslamislardi. Sabahleyin 70 parça kadar geminin. O sirada. Fâtih Sultan Mehmed'in karsilastigi ve âdeta imtihan edildigi buhranli ikinci hadiseye geçmeden önce. en agir sartlari kabul ederek baris teklifinde bulunmaya zorladi. Gemilerin Halic'e indirilmesinden sonra Defterdar ile Kumbarahane Iskelesi arasinda bin kadar duba üzerine. Onlarin. Böylece yeni bir cephe açilmasi ve Bizans'in her taraftan sikistirilmasi.gerçeginden hareketle ortaya konan gayret ve ihtimami bir bir gazilere anlattilar. saglam dösemeli bir köprü kurdurdu. Fakat Fâtih. O dönem tekniginin bir harikasi kabul edilen bu köprü. Imparator'un gönderdigi elçilere: "Ya ben Bizans'i alirim.

Bunlar arasinda iki sira kürekli kadirgalar da vardi. düsecegi gününe kadar Haliç'te büyük bir Venedik gemisinde bulunarak. Bu yolu. sevinç nârâlarini ve davul âvâzelerini uzun uzun anlattiktan sonra "Bu gemilerin. karayi denize tahvil etti (çevirdi). karada yürür gibi bu köprü üstünden karsiya asker geçirdi. Mehmed ise. . kusatma altina girdigi günden. Keyahsar'i da geçti. Elispondos (Çanakkale Bogazi)'u geçti ve Atinalilara maglub olarak muhakkar (hakarete ugramis) bir halde geri döndü. Bu gemilerin. Geri kalan gemileri orada biraktilar. olup bitenleri yakindan takib etmis olan vak'anüvis Nicolas Barbaro. Ben bunu. Bu suretle emir icra olundu. Ve gemileri dalgalar yerine. biri de davul.Bizans imparatorluk prensi meshur tarihçi Dukas'in karadan yürütülen gemiler ile pâdisahin bu husustaki faaliyetleri hakkindaki düsüncelerini buraya almayi faydali buldugumuzu belirtmek isteriz. efsanevî mes'ale isigi altinda gemilerin. ormanlari ve dereleri asarak. Bu yeni Makedonyali ve bana kalirsa neslinin en son pâdisahi olan Mehmed. tekbir seslerini.Halic'e nakl olunmalarini emr etti. Bunlari bizzat gözlerimle gördüm. yelkeni harekete geçiriyordu. denize varincaya kadar karadan geçiyorlardi. kara yolu ile. daglarin tepelerinden geçirdi. Bir digeri de elinde küregi tutarak. Ve hakiki altin gibi parlayan Atina'yi (burada kastedilen Istanbul'dur) yani dünyayi tezyin eden (süsleyen) sehirlerin kraliçesini feth etti. inanilmayacak kadar garip bir manzara oldugunu tekrar ederim. cesurâne ve cür'etkârane bir planin tatbik ve icrasini düsündü. Eger bu harikulade olayin meydana gelmesinde hazir bulunmamis olsaydim. Muvafik rüzgarin esmekte oldugu sirada. buna inanilmaz ve garip masallar gibi görünmüs olacak olan diger rivayetlere de artik inanirim" der. geçidin (Bogaz) mukaddes agzindan çekerek. Zira Keyahsar. dag ve tepelerden geçisinin dehset saçici cereyanini." Istanbul'un. Gemiler çekiliyordu. Böyle bir harikayi kim gördü ve kim isitti? Keyahsar (Keyhüsrev) denizde köprü insa ederek. Galata'nin sark tarafinda ve Çifte sutun altindaki cihette olan yer ile. taifelerin sevk ve setaretini. Keyhüsrev'in Athos dagini yarmasinda gösterdigi cearet ve fedakârligin kat kat üstünde bulurum. söyle diyor: "Pâdisah. Galata'nin diger cihetinde ve Kosmidion denilen yerin karsisindaki Haliç sahili arasinda bulunan ve Galata'nin arkasinda olan ormanlik dag yolunun düzeltilmesini emr etti. Her birinin bas tarafinda bir kaptan ve arka tarafinda bir dümenci oturuyordu. Binaenaleyh bu. O. karayi denizde oldugu gibi geçti ve Bizanslilari mahv etti. mümkün oldugu kadar düzelttiler ve makaralar ile gemileri denizden karaya çikardilar. sanki denizde imis gibi karada hareketleri hadisesini gözleriyle takib etmemis bir kimse için bunun. baska birisi de borazan çaliyor ve denizcilere ait sarkilar okuyordu. Bu gemilerin sayisi seksen idi.

bu faaliyet ve hazirliklardan habersiz kalmasina imkan yoktu. vezir-i azam ve onun yaninda bulunan iki vezirle görüsür. Loredano komutasinda Ege sularina göndermisti. Izladi. efendisinden aldigi talimat üzerine. Varna ve Ikinci Kosova muharebelerini hatirliyordu. Bu yüzden Jan Hunyad. Jan Hunyad'in. Osmanli karargâhina gelir. Sultan Mehmed'le üç seneyi kapsayacak sekilde yapmis oldugu mütarekenin. pâdisahtan Istanbul kusatmasinin kaldirilmasini ister. Gerçekten de Istanbul muhasarasinin sonlarina dogru (25. Bati devletlerine ait bir filonun da Bizans'a yardima gelmekte oldugunu bildirir. Macarlarin Rumlara yardim edeceklerine dair olan tehdidi ve bir Bati filosunun yardima gelecegi sözleri. muhasara esnasinda karsilastigi ve âdeta imtihan edildigi ikinci önemli hadise. Sefir. naiplikten çekildigi ve Ladislas'in kral oldugu ögreniliyordu. Hemen hemen bütün kaynaklarin belirttigine göre o günlerde Osmanli ordugâhinda. Yildirim Bâyezid'in akibetini. Macar elçisiyle olan görüsme. Bu heyet vâsitasiyle. hakli çikacak gibiydi. Bati hükümdarlarinin birlestikleri. Tâcîzâde'nin ifadesiyle: "Te'hir olicak mebada derya yüzünden dahi küffardan muavin gelip halka zaaf-i kalb târi olmaga sebep ola". 27 Mayis aksami bir meclis toplayarak vaziyeti görüsür. 7 Mayis'ta hazirladigi bir donanmayi G. ahidnâmesini geri istiyordu. Basindan beri kusatmaya karsi gibi görünen Çandarli. Bir gecikme. Zira o. Venediklilere verdigi söz üzerine Istanbul surlari önünde herhangi bir gevseme halinde harekete geçmeye hazir bulunuyordu. Bati devletleri arasindaki rekabetin bu yardima engel olacagini. yardim yapilsa bile önemli olamayacagini söyler.Fâtih Sultan Mehmed'in. Bunun üzerine. sonucu çok tehlikeli ve mes'um neticeler dogurabilirdi. genç hükümdara bildirilir. Özellikle Hiristiyan Bati'nin birleserek Müslüman Türkleri Balkanlardan atmak üzere harekete geçebileceklerini. Tekrar mirildanmalar basladi. bunun da daha büyük bir felakete sebep olacagini söyler. Buna karsilik Zaganos Pasa. Macar elçilik heyeti. imparatorun agir bir vergiye baglanarak muhasaranin kaldirilmasini teklif eder. daha önce görmüs oldugu üç Haçli seferinin tehlikelerini yakindan bildigi ve Bati Hiristiyanlarinin yeni bir Haçli seferi düzenlemelerinden korktugu için. 26 Mayis) bir Macar heyeti. Mayis sonlarina dogru kendisini göstermisti. Vezir-i a'zam Halil Pasa. Zira idareyi genç krala devr etmekle imzalamis oldugu ahidnâmenin geçersiz oldugunu ve bu yüzden onu geri isteyerek ve Osmanli hükümdarinin ahidnâmesini de iade ediyordu. Papa da kendi hesabina bes kadirga techiz ettirip yola çikarmisti. Öbür tarafta Karamanoglu. Venedik. . Istanbul'a yardim yapilamayacagini. Gerçekten. Aksi takdirde Macarlarin. Macar heyeti. Sultan Mehmed'i düsündürür. Hunyad'in sehri kurtarmak üzere kuvvetli bir ordu ile yolda oldugu ve büyük bir Haçli donanmasinin Agriboz'a veya Sakiz Adasi'na ulastigi sayialari yayilip büyük bir endiseye sebep oldu. Kuvvetli bir casus sebekesine sahip olan Osmanli hükümdarinin. Bizans'in lehinde hareket edip onlarin yaninda yer alacaklarini bildirir.

denizleri tutusturtmustu. Elhamdülillah" diye Cenabu Hakk'a sükr etmeye. Bu esnada çadirin bir yanindan etegini kaldirip içeri bakan genç adam. dinç. fetih tarihinin iç yüzünü idare eden Aksemseddin. merakla babasinin çadirina geldigi vakit. donanmasina bir gecede daglari asirtmis. fetih haberinin gelmemesi üzerine. Ak Seyh de kendi kendine "Elhamdülillah. bazi dedikodulara sebep olmustu. pâdisahin. Iste biçagin kemige dayandigi bu çok nazik demde.Onun bu görüsüne bazi ümera ile ulema ve Aksemseddin istirak ediyorlardi. genel bir hücuma karar verilir. Bu arada muhasaranin uzamasi. pâdisahin gazabindan korkarak. Genç hükümdar. toplar döktürmüs. Pâdisah da endiseli ve sikintili idi. Ak Seyh'in çadirina niyaz ve sual babinda göndererek seyhinden fethin gününü. Fakat. Ama yine de Bizans surlarina çarpip püsküren ve uzadikça uzayan muhasaradan da zaman zaman ümitsizlige düser gibi oluyordu. Papa'nin da Avrupa'li kuvvetleri. Seyh'in ogullarindan biri. nizamli ve talimli ordusuyla karalari denizlere çevirtmis. cepheden cepheye at oynatan. Bu uzun niyaz ve yanik münacattan sonra. ona her zaman deste ve yar olmakta bulunuyordu. sihirbaz kudretiyle kal'alar kurdurmus. tesvik ve sabri tavsiye hususu. yatagini asmis sel gibi. sehre yardimci olmak üzere gönderme ihtimallerinin kizistigi bir gerçekti. Gerçi. Ne ki genç hükümdarin kulagina durmaksizin "Korkma. tasa köpüre sehre girmekte. genç. kapida bulunan nöbetçi: "Içeri kimseyi komayasuz diye siparis olundu" diyerek delikanliyi Ak Seyh'in yanina almaz. su ifadelerde açiklik kazanir. babasinin basi secdede. Bu esnada da ordu. kafasi ve bedeniyle de en agir ve zorlu yükü tasiyan pâdisahin bir dinamo gibi zaman zaman bosalir olan mâneviyatini besliyor ve takviye ediyordu. göz yaslari ve enin ile aglayip yalvarmakta oldugunu görür. Ama bir türlü neticelenmeyen kusatma ve Ortodoks kiliseninin son ve tek ümid olarak Katolik kilisesine boyun egmesine karsilik. hatta saatini ve sehre girilecek noktayi ögrenmis görüyoruz." . Fetih esnasinda. Venedik veya Papa'nin donanmasinin Sakiz'a geldigi haberi alinmisti. Seyh'in basi secdeden kalkar. Sultan Mehmed ile Aksemseddin arasindaki ilgi. herhalde Sultan Mehmed üzerinde tesirli olmustur. Veliyüddinoglu Ahmed Pasa'yi. babasinin mustuladigi an gelip çattigi halde. Ancak Aksemseddin'in sebat ve hücum edilmesi ile ilgili mektubu ve manevî tebsirati havi yazisi. Benimsenen bu görüs üzerine. sehri alacaksin" diyen ses. Son olarak yapilacak hücumun neticesine kadar Macar elçisi iade edilmeyerek alikonuldu. "Bâhusus. tekbir getirmeye baslamis bulunmakta idi.

hem de Hiristiyan dünyasinda büyük bir manevî nüfuza sahip olacagini. Imparator bu talebi reddedince Fâtih. fethin. Fâtih'in baskanliginda toplanan bir harp surasinda uzun münakasalar yapilmisti. harp hazirliklarini tamamladiktan sonra sehre bir elçi göndererek Imparator'a "sehri menkul serveti ve yakinlari ile terk edebilecegini" bildiren bir mesaj gönderdi.Aksemseddin ile Fâtih arasindaki münasebetlere temas etmis olmakla birlikte. Sehrin diger bütün menkul servetini ve mahsurlarini ganimet olarak size birakiyorum. Sultan Mehmed. Türk ordusunda "Mum donanmasi" denilen ates ve isik senliginin icrasi ile geçti. devamli mesgul edilerek yorgun birakiliyorlardi. Fâtih'i zor durumda birakacak bazi tesebbüslerde de bulunuyordu. bu sebeple "feth-i mübin"in muhakkak bulundugunu. Bizansli muharipler. maddeten de hiç bir gücünün kalmadigini. Fetih sabahinin gecesi. derin bir vecd ile dile getirir." Bundan sonra. yemin ederek askerlere söyle dedi: "Bu muharebede kazanç olarak yalniz sehrin binalarini ve surlarini istiyorum. mânevî tebsirlerle bir kat daha artirdilar. Istanbul'a hakim olan devletin hem Islâm. Rum halkin büyük bir kismi ile bazi ileri gelenlerin Osmanli idaresini bir kurtarici olarak kabul ettiklerini. daha önce toplanmis bulunan harp meclisinden kisaca söz etmemiz gerekiyor. Müslümanlarin 850 senelik en büyük idealleri bulundugunu. asker içinde zaten coskun bulunan hücum ve kazanma halet-i ruhiyesini. Bunun için 27 Mayis'ta. eline hükm-i serif sadaka olunarak (verilerek) tâ nesli munkariz oluncaya degin evladinin. bütün orduya tellallar çikararak genel hücumun yapilacagi günü tesbit etti. Istanbul'u tamamen kusatan Türk deniz ve kara ordusunda . Zira bütün teklif ve çabalara ragmen Bizans teslime yanasmadigi gibi. Bütün bu görüsmelerden sonra meclis muhasaraya devama karar vererek dagilir. kiyamete kadar baki olacak bulunan Devlet-i Âl-i Osmanî'de. Buna karsilik Zaganos Pasa ile hem tib hem de manevî ilimlerde derin malumata sahip bulunan Aksemseddin. Hz. Bu esnada Osmanli toplari surlari dövmeye devam ediyor. mesâyih ve gazi dervisler. Peygamberin ashabindan ve hicret esnasinda kendisini Medine'de evinde misafir etme serefine nail olan Ebu Eyyub el-Ensarî'nin kabrini kesf ettigi gibi. bütün ulema. O. bu sebeple kat'i neticenin alinmasina kadar muhasaraya devam edilmesini istediklerine temas edilmisti. Kur'an'da Istanbul'a isaret ettigi kabul edilen * "beldetün tayyibetün" lafzinin "ebced hesabi" ile içinde bulunduklari 857 hicrî senesini isaret ettigini söyleyen Aksemseddin. her zaman muhterem sayilacagini" bildirdi. Bu esnada genç hükümdar da münadiler vâsitasiyle orduya tebligatta bulunarak "ilk defa sura çikacak olan askerlerin rütbelerinin artirilacagini. Vezir-i a'zam Halil Pasa'nin muhasarayi kaldirma taraftari oldugunu bu surada açikça söyledigine daha önce isaret edilmisti. Bizans'in mânen tefessüh ettigini.

Aksemseddin ile Molla Güranî ates hattina girerek. Hz. Türklere açmis oldugu yolu takip edecegim" cevabini verdi. Bu sirada Ulubatli Hasan adindaki muazzez nefer. Bu sirada. gazâ yolunda sehidlik mertebesine ulasmayi taleb ile askere önderlik edip örnek olmuslardi. Bu âyin. Hz. Isik ve seslerden meydana gelen bu ugultuyu gören Bizans. Ilk hamlede iki bin merdivenle 50 bin yigit ileri atilmis. Toplar. tekbirlerle Topkapi suruna sancak dikti. vatanini müdafaa için ölen bu serefli askerin cenazesine saygi göstererek onu merasimle defn ettirdi. Fâtih. atindan inerek. ortaligi inletiyordu.* Bu sirada Osmanli sancaginin surlarda dalgalandigini gören ve daha önce yaralanmis bulunan Latin komutani General Giustiniani. tatli bir ahenk meydana getiriyordu. Ulubatli. önce Osmanli ordusunda yangin çiktigini zannederek sevinecek. sehri koruyan gruplarla birlikte Bizans Imparatoru da öldürülmüstü. surlardaki bu manzarayi görünce. surlardaki bayraginin indirilip yerine Osmanli bayraginin dikilmesinden sonra. . fakat kisa bir müddet sonra. asirlardan beri hayal ettigi mukaddes bir rüya gerçeklesiyordu. Böylece Islâm dilâverlerinin ve Oguz kavminin. harbin en siddetli aninda. ayakkabisindan taninmisti. hep birden sehir üzerine çevrilerek ateslendi. Sonra otag-i hümâyununa çekilerek devlet erkâninin tebriklerini kabul eder. mes'aleler ve atesler yakilarak Kostantiniyye (Istanbul) bir isik çenberi içine alindi. Peygamber'in medih ve senâsina nail olmanin verdigi bir sevinç. O. Gecenin karanligini yirtan bu isik çenberi ile tekbir sesleri. gemisine çekilmek ister.kandiller. Bu esnada Bizans. Bizanslilarin Ayasofya'da icra ettikleri son âyindi. Bu. artik Osmanli'ya mukavemet edilemeyeceginin bir ifadesi idi. Peygamberin müjdesine mazhar olarak 30 kadar arkadasiyla sehâdet mertebesine ulasti. fenerler. hem kara. Bizzat genç hükümdar dahi. etrafi kesif bir duman ve barut kokusu kapladi. Ayasofya'da Imparatorun da hazir bulundugu son bir âyine katiliyordu. Bizans'in. Islâm'in mukaddes serefine mazhar kilan medhiye-i Resulullah'a** kavusmanin verdigi heyecanla sükür secdesine kaparak Cenab-i Hakk'a hamd eder. ezanlar okunmaya baslandi. hem de denizden bütün cephelerden harekete geçti. elinde kiliç ile Topkapi gedigine saldirmisti. Sultan Mehmed Han. 20 Cemaziyelevvel (29 Mayis) Sali sabahi ezan ve namazdan sonra. Türk ordusunun büyük ve tarihî hareketi basladi. Kalmasi hususunda israr eden Imparator'a "Allah'in. Ordu. askeri tehyic edici sözlerle. Askerin hep bir agizdan getirdigi tekbir ve tehlil sedâlari. ayrica devletini. bunun bir donanma oldugunu anlayinca derin bir ye's ve ümitsizlige düsecektir.

Yaninda. Fâtih de Hak Teâlâ Hazretlerine hamd ve senâdan sonra hutbeyi okur. göz kamastirici altin sarisi isinlari ile âdeta Islâm'in zaferini kutluyor. hocalari. 29 Mayis 1453 sali sabahi. Fâtih ünvanina hak kazanan büyük türk. emîr. Fâtih Sultan Mehmed Han damgasini basmisti. Fâtih.Istanbul'un fethi. . Sultan Fâtih'in koluna girip minbere çikartarak hutbe okumasini istemis. Bütün bunlarin yaninda özellikle saginda ve solunda Aksemseddin ile Akbiyik sultanin bulunmasi dikkat çekiyordu. Iste o mukaddes Sali sabahi. kalenderîler ve erler bulunuyordu. Cuma günü. Hiristiyanligin sarktaki merkezini teslim almak üzere. seyhler. sehrin zaptini müteakip Sehzâde Orhan'i aratti. Fâtihâne bir ihtisam ve büyük tezahüratlarla sehre girmis olan pâdisah. vezir. Aksemseddin Hazretleri."* Osmanli ordusunun sehre girip hakim olmasi üzerine bileginin gücü ile Fâtih ünvanini almaya hak kazanmis olan genç serdarin da sehre girdigi görülür. Zira o mukaddes Sali sabahi ile bir çag kapaniyor.** Fâtih Sultan Mehmed. apayri bir özellik tasiyordu. O. surlardan atlayarak vefat etmisti. her zamankinden daha parlak dogan günes. Feth-i mübinin gerçeklestigi 29 Mayis 1453 Sali sabahini anlatan bir yazar. Ayasofya'nin önünde atindan inmis ve mâbedin esiginde sükür secdesine kapanmisti. mukavemet edenlerden baskasinin öldürülmemesini. cihanin incisi Kostantiniyye'ye sel gibi akan sanli Türk ordusunu sicak bir içtenlikle kucaklayip üzerine mukaddes nurlar saçiyordu. Aksemseddin de Cuma namazi kildirmisti. yeni bir çag açiliyordu. henüz 21 yaslarinda çok genç bir pâdisah olarak. solak. Bu yeni çaga. Rivayete göre Fâtih Sultan Mehmed. 302) dedigi gibi. fetihten sonra Bizans ahalisi hakkinda Hiristiyan dünyasinda esine rastlanmayan bir müsamaha hareket etmisti. o günü su ifadelerle tasvir eder: "O gün. bütün cihana saskinliktan küçük dilini yutturup. Bu parlak ve essiz ilkbahar sabahinin cihan tarihindeki yeri ise. fetih hakki olarak câmiye çevrilecekti. muhakkak ki bir baska sabahti. Ölü veya diri getirene büyük mükâfatlar vaadetmisti. âlimler. askerlerine. essiz dehasi. dervisler. Gerçekten de sehrin düstügünü gören Sehzâde Orhan. Bizanslilarin yaninda kendisine karsi surlar üzerinde savasmis olan bu Osmanli sehzâdesinin ölümü ile Yildirim Bâyezid'in ogullari arasindaki taht kavgasi kesin olarak sona ermisti. sipah ve yayalardan baska. genç sultan için ayni zamanda saltanatinin da fethi olmustu. Ayasofya'da iki rekaat sükür namazi ile ikindi namazini kildiktan sonra mâbedin üç gün içinde bu mâbedin Cuma namazi için hazirlanmasini emreder. Avrupa barbarlari dahil. Hammer'in (II. devlet ricali. rakipsiz kuvvetiyle. böyle essiz bir sabahti. Tursun Bey'in ifadesiyle haraba yüz tutmus olan Ayasofya.

diyerek gâzilerin tamamini sehrin imarina ve amme müesseseleri kurmaya tesvik etmis olmasidir. Bu arada Sultan Fâtih. Öyle anlasiliyor ki sehir ve mabedlerin yagmalanmasi bir bakima Imparatorun eliyle de oluyordu. Fâtih. Hiristiyan Avrupa idi. bir daha belini dogrultamayacak bir hale gelmisti. orada hazir bulunan gazilere sesini yükseltip "Ey gaziler. onu Rumlara teslim ederek inançlarina göre defn etmelerini saglamisti. Imparator'un cesedini buldurmus. tebeama fahr ü sükran" dedikten sonra asker ve sivil yüzbinlerce kisiye zafer hediyesi olarak mal. bir yazarin ifadesi ile yeni sahipleri olan Müslüman Türkler sâyesinde "ba'sü ba'de'l-mevt"e. cümleniz hakkinda ahir zaman peygamberi " Ne güzel askerdir onlar" diye buyurmustur. gazilere seref ü san. Böylece sehir. "Sühedaya rahmet-i Rahman. Daha önce de temas edildigi gibi o. Yarim asirdan fazla süren kan kokusu içinde. askerlerin maasini verecek parasi olmadigi için kral. çevresinin yardimlarini unutmayan pâdisah. Rumlardan. Fethi takib eden ilk Cuma namazindan sonra meydana gelen ikinci önemli hadise. ne tahrib edilen âbideler bir daha yerlerine getirilebilmisti. üç gün üç gece süren senlik. vahset ve zulüm ile ezilen bu sehir. Pâdisahiniza da itaat ve muhabbet eyleyin. bilin ki. mülk ve arazi dagitmistir. basardigi büyük iste. Latin Kilisesi ile birlesme taraftari olmayan ve bu birlesmeye muhalefet ettigini daha önce gördügümüz Gennadius'u Patriklik makamina getirmek suretiyle . Zira Comnene'ler devrinde. ne yagmalanan kiliseler bir daha doldurulabilmis. ne kaçirilan sanat eserleri. taht çekismelerinden ve iç idaresizliklerinden faydalanarak sehri basan Haçli ordulari. Insallah cümleniz magfursunuz. Ok Meydani'nda yapilan fetih ve zafer alayidir ki. onlara hukukî beratlar verdi. Nitekim Istanbul fethine tanik olan Bizansli Yeorgios'un verdigi bilgilere göre. Ama gazâ malini israf etmeyip hayir ve hasenatta sarf edin. Fakat bu tahribat ve yoksulluga sebep olan Müslüman Türkler degil. fetihten sonra Galata'daki Ceneviz kolonisini de teslim alarak. sehir disina kaçanlarin tekrar evlerine dönebileceklerine de müsaade etmisti. Bundan sonra ne yikilan saraylar bir daha yapilmis. sadece esir edilmelerini istemisti. ziyafet. gerekse sehirdeki diger kiliselerde bulunan esya fetihten önce alinip paraya tahvil edilmisti.emrederek. bu zengin ve mamur beldeyi sefil ve yoksul bir harabeye çevirmislerdi. Istanbul. Allah'a adanmis kutsal esyalarin kiliselerden alinip paraya çevrilmesini emretmisti. Böylece gerek Ayasofya. devletin. Osmanlilarin eline geçtigi zaman perisan ve harab bir vaziyette idi. Fakat bu noktada da mühim olan yine Aksemseddin'in. oyun ve eglencelerden sonra. bir yeni dogusa ugramak talihine ermis bulunuyordu.

Nitekim. Osmanli hükümdari. Roma'ya hakim oluyordu. Buna kendi gücünü de katarak asirlardan beri dogu dünyasinin Roma'liya karsi gösterdigi reaksiyonu âdeta yeni bir senteze kavusturuyordu. gerek Osmanlilarin büyük bir cihad ruhu ile askerî güce sahip olmalarinin etrafa verdigi korku. tedricen de olsa aklî muhakemenin almis olmasi yüzünden birçok devlet. ister sapkali bulunsun. fazla bir alaka uyandirmadigi gibi. bir buçuk asirdan beri zaman zaman kileselerin birlesmesi için Papa'ya yapilan müracaat kapisini tamamen kapatmisti. Istanbul'un. gerekse artik Hiristiyanlik taassubunun yerini. Nitekim. Böylece Fâtih. Bu sebepledir ki. Avrupa fetihlerinde büyük faydasi görüldügü gibi. Papa V. yapmak istedigi ve yeni bir Haçli Seferi için saga sola bas vurmasi sonuçsuz kalmisti. Osmanli Devleti'nin bu ince hesapli siyaseti. Fâtih. Nikola'nin.Ortodokslari himayesi altina almis oluyordu. Istanbul fethinden sonra ilim ve faziletle taninmis olan Gennadius'u Rumlara Patrik olarak tayin etmis ve Patrikhâne'ye Bizans imparatorlari zamanindakine benzer selâhiyetler vermisti. Böylece Hiristiyan dünyasindaki iki kilise ayirimini desteklemis oldu. gerek Balkanlar'da kendi idaresi altindaki ve gerek Mora. Sark. yararimiza olmustur. Bu hareketiyle Osmanli Devleti. Yildirim'dan beri kullanilan "Sultan-i iklim-i Rûm" tabiri. Gerçekten de Istanbul'u fetheden Türkler. Bu sebeple kendisine "Roma Cihan Imparatoru" denebilirdi. ister Hiristiyan olsun. Bu anlayistan hareketledir ki. Bizans Imparatorlugu zamanindaki bütün haklarini tanimak suretiyle Rumlari memnun etmis ve onlari müteaddid müzakerelere ragmen bir türlü yanasmak istemedikleri Garp (Katolik) Kilisesi'nin nüfuz ve hakimiyeti altina düsmekten kurtararak eskisi gibi kiliselerinin istiklâlini emniyet altina almislardi. Osmanlilar aleyhine harekete getirmek istedigi . hukuken onun ülkesi sayilirdi. Bu âlem. Sirbistan. Roma âleminin hükümdari idi. Is bu kadarla da bitmemis. kuvvetli oldugumuz devirlerde de Patriklik makaminin bizde bulunusu. Papa'nin bütün Hiristiyanlari silaha sarilmaya davet eden 30 Eylül 1453 tarihli beyannâmesi. Roma'yi elinde bulunduran ister Müslüman. 29 Mayis 1453 (20 Cemaziyelevvel 857)'de Osmanli Türkleri tarafindan feth edilmesi. ayrica Güney Avrupa memleketlerini hayret ve dehsete düsürmüstü. yani Ortodoks kilisesinin. Böylece. Bununla beraber. Galata'daki Cenevizlilerle Galata halkina da bir fermanla teminat vermisti. Avrupa'yi ve özellikle Papa ile Napoli Kralligini. Merasimle bu yeni Patrige mürassa bir asâ ve at hediye edip iltifatlarda bulundu. Eflâk ve Güney Arnavutluk'taki Ortodokslari samimi olarak kendi idaresine baglamisti. sesini çikaramaz hâle gelmisti. devlet. Papa'nin. Istanbul'un fethi ile Ortodoks dünyasi tarafindan da kabul edilip tasdik edilmis oluyordu. bu hareketiyle Dogu Hiristiyanligini Katolik Roma'dan tamamen ayiriyordu. Bu tasdikin. ister kavuklu.

Eflâk. onun müjdesine nail olacakti. Fâtih'e elçi göndererek kendisini tebrik etmisti. büyük bir tebcile layik görülmüslerdi. Zira onun hakkinda ortada çesitli söylentiler dolasiyordu. daha sonra da Abbasîler tarafindan defalarca muhasara edilmesine ragmen ele geçirilemeyen Istanbul. Hz. zafernâmelerle Islâm dünyasina bildirilmisti.Adalar halki ile Balkan yarimadasi'ndaki despotluklar ve bu meyanda Sirp. Istanbul'un fethinden dolayi bu kadar sevinmesinin sebeplerini. Bagdad ve diger Müslüman sehirler ile ülkelerde merasimler tertiplenip kutlama törenleri yapilmisti. Nitekim Bizans Tarihi adli eserinde Dukas. Bu hedefe ulasmak gerekiyordu. asirlarca önce haber verdigi bir olayin gerçeklesmesi demekti. Islâm dünyasinin.v. Selçuklu ve Osmanli devirlerinde serefle müdafaa etmis olan Türk milleti. Haçli sürülerine karsi Islâm'i.a. Fâtih'ten önceki Osmanli hükümdarlarinca da kusatma altina alinmisti. Bu sebeple Memlûk Sultani. Zira bu sehrin fethi. Istanbul'un fethi. Peygamberin vefatindan kisa bir müddet sonra. bütün Müslüman dünyasinin sönmez ve eksilmez muhabbetini kazanmisti. Bosna. "Ebced Hesabi" ile "Feth-i Mübin"in hicrî tarihini gösteriyordu.)'in hadiseleri ile ta'ziz edilmis olan Fâtih Sultan Mehmed ve ordusu. tebsir etmisti. Bununla beraber fetih basarisi. Peygamber. Bu sirada Fâtih. Peygamberlerinin müjdesine (tebsirât) mazhar olan Osmanli Devleti'ni. Misir. Hiristiyan Bati dünyasinda beklenmedik bir felâket olarak kabul edilen Istanbul fethi. bazi Arnavut kral devlet ve senyörleri. Ahmed Behmen Sah (1435-1457) da elçiler gönderip Fâtih'i tebrik edenler arasindaki yerini almisti. çesitli sebeplerden dolayi kendisine kizdigi Çandarli Halil Pasa'yi vezir-i azamliktan azl eder. Mora. Hatta Bizansla isbirligi ettigine dair rivayetler de vardi. Istanbul Fâtihi'ni ve fethi basaracak olan orduyu. Kur'an-i Kerim'deki "beldetün tayyibetün" âyeti. henüz 21 yaslarinda bulunan genç Osmanli hükümdarina nasib olmustu. Müslümanlar için önemli bir hedef haline gelmisti. önce Emevîler. çok derinlerde aramak gerekir. Güney Hindistan (Behmenî) Sultani Alaeddin II. Bunun içindir ki. bir bakima genç Sultan için saltanatin da fethi olmustu. fetihten sonra Fâtih ile Duka arasindaki konusmayi verirken sunlari söyler: "Büyük Duka gelip etek . Hz. Ayrica. Sam. peygamberlerinin. Bu andan itibaren bütün Islâm dünyasi. Osmanlilarin Enez zaferinden sonra 1454 senesi ilkbaharinda göndermis olduklari elçileri vâsitasiyla Istanbul fethinden dolayi Osmanli hükümdarini tebrik ediyorlardi. bu olayda basari saglayan. Kahire'de bulunan Abbasî halifesinin emriyle camilerde Müslüman Türk sehidlerine dua edilmis ve Fâtih'in ismi hutbelerde zikredilmisti. Islâmiyetin büyük bir temsilcisi olarak kabul etmeye baslamisti.Resûlullah (s. bu fetihle. Keza. Çünkü bu.

aylar önce ayrildigi sehre tekrar giriyordu. Duka buna cevap olarak "Efendim. Ve cemii vilayetine kullar gönderdi. büyük bir zafer alayi ile. "korkma. Bu gelen halka da evler verdiler. adlî ve diger hizmetleri görmek için görevliler tayin ettikten ve 18 Haziran'a kadar Istanbul'da kaldiktan sonra Edirne'ye döner. kisa bir müddet sonra idam edilecektir.öptükten sonra Pâdisah ona dedi ki: "Sehri teslim etmemekle iyi bir is yapmadiniz. Pâdisah yine emr etti kim. Bu verdikleri evleri mukataaya verdiler. Ortodoksluk yavas yavas sönüp ortadan kalkacakti. gelenege uygun bir merasimle pâdisahin huzuruna kabul edilerek kendisine murassa bir asâ ve at verilmisti. "Hatiri olanlar gelsin evler. Fâtih Sultan Mehmed. Ve her vilayetin subasilarina ve kadilarina adamlar gönderdiler. Pâdisaha der . Genç hükümdar. "Kula Sahin" derlerdi atasindan kalmis bir vezir-i akil (akilli bir vezir) vardi. dönemin dil özelliklerine de dokunmadan buraya almak istiyoruz. ne kadar kimse esir oldu". mallari mirasçilarina birakilmis. vasiyetnâmesinde bütün mal varliginin pâdisaha ait oldugunu bildirmekle birlikte. senin adamlarindan bazilari da sözle ve mektuplarla imparatora haberler göndererek. ne kadar hasarlar yapildi. pâdisah size tahakküm edemiyecektir" diyorlardi. Istanbul'u bir Müslüman Türk sehri haline getirmek için. Sehir mamur oldu. Ve her kim geldiyse verdiler. Dediler ki "Bizi memleketimizden sürdünüz getirdiniz bu kâfir evlerine geri vermek için mi getirdiniz?" Bazilari avradini ve oglanini (ailesini) koyup kaçti. Bundan baska. bosanma. Pasa. "Pâdisah. Bak ne kadar zararlar. Öyle olunca bu halka güç geldi. mülkler verelim" dediler. bahçeler. Anadolu'dan getirttigi Türk ailelerini vergilerden muaf tutmak suretiyle iskân edip sehrin yeniden senlenmesini sagladi. patrik tayini ve Istanbul'un ticarî." Bu yüzden azledilen Çandarli Halil Pasa. Sayet bu makama katoliklige meyyal bir baska ruhanîyi getirmis olsaydi. Patrik. baglar. feth ettigi ülke halkinin geleneksel imanini kurtarmis oldu. hatta imparatorun bile böyle bir selâhiyeti yoktu. Bu sehri mamur ettiler. ganiden ve fakirden evler sürdüler. Böylece o dönemde nasil sade bir Türkçe'nin kullanilmis oldugunu da görmüs olacagiz. Pâdisah. Istanbul'u feth etti. O. fetihten sonra Gennadius gibi âlim ve münevver bir Ortodoksu patrik tayin etmekle. ölüm ve dinî ayin gibi sahsî meselelerinin de kendi cemaatlerince tedvir edilmesine müsaade edildi. Bu meyanda eski Bizans halkinin evlenme. Âsik Pasazâde'nin bu konuda verdigi bilgiyi. subasiligini kulu Süleyman Bey'e verdi. sadece nakit paralari hazine adina alikonmustu. Fâtih. sana sehri verecek kadar selâhiyetimiz yoktu. iktisadî. ictimaî. söylenen bu sözleri Halil Pasa'ya atfetti.

geldikleri sehir ya da kasabanin adini vermislerdir. bahçe verilip vergiden muaf tutulmalari. Tursun Bey. hiç birine mukataa koymadi. Egirdir. Samsun. semt isimleri ile de olmustu. fetihten sonraki büyüme ve gelismesini buraya yapilan hâne nakline borçlu görünmektedir. Mescidler yapmaya basladilar. Tire. Baska bir ifade ile Istanbul. pek fazla bir sey ifade etmiyordu. Kritovulos gibi çagdas kaynaklarin verdigi bilgiler ve günümüzde yapilan arastirmalar. Bursa. Fâtih'in daha ilk günlerden baslayarak Istanbul'u canlandirmak ve senlendirmek için gösterdigi çabayi ortaya koymaktadirlar. Harap bir sehri devralan Fâtih'in. Çünkü (daha önce de belirtildigi gibi) bu yeni gelenler. Seyahatnâmesinde bu yeni gelenlerin kurduklari mahallelerin isimlerini vermektedir. Nesrî. Daha sonra degisik tarihlerde Karadeniz sahilleri ile Karaman. Bu problemi çözmek ve sehre yeni bir çehre vermek için Osmanlilarin eskiden beri uyguladiklari bir yöntemle meseleye yaklastigi görülmektedir. Sehir yine mamur olmaya yüz tuttu. Çünkü bunlarin sayilari çok azdi. sadece nüfusla degil. Istanbul'u imar ve iskân etmek gibi büyük bir problemle karsi karsiya kaldigi anlasilmaktadir. günümüzde bile Aksaray. Her ne kadar Balkanlar'dan da nüfus nakli olmussa da bu. onlarin sehrin iktisadî hayatini ellerine geçirip bu sahada söz sahibi olmalari içindi. tapu) verdiler ki mülkleri ola. deden nice memleketler feth ettiler. atan. Pâdisah da onun sözünü kabul etti. O. Anadolu'dan getirilen Türklere ev. Dukas. bize bu yerlesmenin sehir içindeki dagilimi konusunda önemli ip uçlari vermektedir. bag. Manisa. Ilk önce 5000 aile getirildi. Kastamonu. Yine hükm etti: "Her ev ki verirsiniz mülklüge verin (verdiginiz her evi mülk olarak verin)" dedi. Evliya Çelebi. Ondan sonra mektuplar (yazili belge." Görüldügü gibi. bir yandan bu sürgünlerle Istanbul'un nüfusunu artirirken. bir yandan da fetihten hemen sonra sehirde genis bir insa faaliyetine girer. Bu da biraz önce temas edilen göç uygulamasidir. Aksaray. bu yeni gelenlere çesitli kolayliklar saglamaya basladi. Bu hüviyet degisikligi. Sultanima da layik olan budur ki bunu yapmaya" dedi. Istanbul'un eski olan ve günümüzde bile varligini koruyan mahalle adlari. Sivas ve Izmir gibi yerlerden gelen Türk aileleri ile Istanbul kisa bir zamanda hüviyet degistirerek bir Müslüman Türk sehri haline geldi. Fâtih. Istanbul'un iskâni için Anadolu'nun muhtelif yerlerinden sanat sahipleri ile muhtelif siniflara mensub Türk nüfusunu buraya celb edip iskân ettiriyordu.ki: "Hey devletlu sultanim. Nitekim. fetih . Çarsamba. O. hâlâ o günün hatiralarini tasimaktadirlar. yerlestikleri yerlere. Çarsamba gibi semt isimleri. Çünkü gelenlerin yerlestikleri bu yerlere onlarin geldigi yerlerin ismi verilmisti. Istanbul'un Müslüman Türk sehri haline getirilebilmesi için her imkâni degerlendiren Fâtih. Karaman. Âsik Pasazâde.

konuyu bütün teferruatiyla anlatip daha fazla uzatmak istemiyoruz. Istanbul'u aldigi zaman Balkanlarda karisik bir ortam bulunmaktaydi. karelik bir alani çevreleyen surlar onarildi. SIRBISTAN SEFERLERI Fâtih'in. 1457'den sonra daha genis bir imar faaliyetine girisecek olan Fâtih. FÂTIH'IN SIYASETI Istanbul'u feth etmek suretiyle ülkesinin ortasinda bulunan ve bir ada durumuna gelmis bulunan engeli ortadan kaldiran Fâtih Sultan Mehmed. Zira bütün tarih kaynaklarimiz ve yeni arastirmalarda bu konuda genis ve tafsilatli bilgiler bulunmaktadir. Istanbul'u fethinden sonra Balkanlar'da büyük karisikliklarin meydana geldigi bilinmektedir. gerek Dogu. hendeklerin temizlenmesi emredilmisti. FÂTIH'IN BATI SIYASETI Fâtih'in. Ilk bakista bu karisikliklarin Osmanli'ya pek zarari dokunmayacak gibi görünüyor olmalari. Bunun için Osmanlilar. herkesi ayni standartlara sahip olan esit duruma getirmek istiyordu. Bu sirada Istanbul gibi Türk topraklari arasinda sikismis bulunan ve Ceneviz'e bagli Enez kalesi ile buna tabi olan Imroz. Osmanlilarin o havaliye bigane kalmalari için bir sebep degildi. Orta Avrupa . Böylece 13 km. bir taraftan da esirlerin yevmiye (günlük) 6 veya daha fazla akça karsiliginda çalismalarini emretti. Bu arada müsellem ve yaya sancakbeylerine. Istanbul Subasiligina getirdigi Karistiran Süleyman Bey'i görevlendirmisti. O. Ikinci Kosova zaferinden sonra Osmanlilarin Bati'da büyük bir fetih dönemine girmemeleri ve dirayetli bir hükümdar is basina geçtigi takdirde Orta Avrupa'ya dogru Türk hakimiyetinin genislememesi için bir sebep yoktu. Gerçekten Fâtih. Böylece Rum esirlerinin refah düzeyi yüksek bir duruma gelmeleri saglandi. Bu sayede esirler para biriktirip kendileri için takdir edilen kurtulus akçesini ödeyip hürriyetlerine kavusabileceklerdi. Limni ve Tasoz adalari da itaat altina alindi. Bu sebeple biz. Fetihlerinde bir sira ve irtibat görülen Fâtih Sultan Mehmed. gerek Bati.esnasinda harap olan surlarin onarilmasi ve sehrin yeniden düzenlenmesi isiyle. gerekse Kuzey siyasetleri geregi. yaptigi mücadelelerinden (Sefer-i Hümayûn) kisaca ve ana hatlari ile bahs etmek istiyoruz. bütün tebeasina (vatandaslarina) özellikle de esirlere karsi çok merhametli idi. artik Balkanlara dogru yönünü çevirebilirdi.

Yapilan kusatmalarda bir çok kale zapt edilemesine ragmen bazilari da alinamamisti. Fakat bir müddet sonra gizli bazi fikirler besledigi. Buna razi olmayan Sirp Kirali. Vilkoglu diye tanitilan Sirp Kirali Brankovitch. tebrik için gelen Sirp elçilerine iltifat etmemis ve teslim etmek istedikleri kalelerin kafi olmadigini. ibn sebil) meci' ve zehabtan munkati' oldu" diyerek Sirp Kirali'nin sebep oldugu olaylari anlatir. Halbuki Sirp Kirali bu tarihlerde Tuna'nin öbür tarafinda bulunuyordu. Bu arada Türk sehir ve kasabalarindan bazilarinin Sirplar tarafindan yagma edildigini. Haberi götüren elçi.ve Kuzeyden gelebilecek bir tecavüze karsi ülkelerini kolayca müdafaa edebilmek için tedbirler almak zorunda idiler. bir taraftan akincilari Sirbistan üzerine gönderirken. iki yüzlü bir siyaset takip ediyordu. Vergisini de zamaninda vermiyordu. Bununla beraber Sofya sehrini kendisine ihsan edebilecegini söyleyen Pâdisah. Zira vergisini zamaninda vermedigi gibi. Osmanli topraklarina tecavüze baslamis. Bu halden faydalanan Sirp ileri gelenleri. Elçi bunu hissettiginden. hatta bu yüzden Üsküp yolu kapanarak gidis ve gelisler durmustu. Kritovulos. durumundan anlasilmisti. Tarihlerimizde. bütün bu bilgileri verdikten sonra "hatta Üsküp yolu mesdud olup âyende ve revende (gelip gidenler. pâdisahla yaptigi anlasmaya riayet etmeyip Macar ve Ulah'larla Osmanlilar aleyhine olacak sekilde münasebetlerde bulunmaya basladi. Böylece zaman kazanarak savas için hazirliklarini tamamlamak istiyorlardi. Sirbistan aleyhine harekete geçebilecegini bildirmisti. Geç kaldigi takdirde öldürülecekti." Casuslari vâsitasiyle bu durumdan haberdar olan Fâtih. Pristine kadisinin arzindan ögrenen Pâdisah. Sirbistan'i terk etmesini istemisti. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre. yolcu. Sirp Krali Brankovitch'in bu iki yüzlülügünü su ifadelerle nakl etmektedir: "O. fethi müteakip her taraftan tebrik için gelen elçi heyetleri arasinda Sirp Kirali Georges Brankovitch'in gönderdigi heyet de vardi. ordusunun toplanmasini bile beklemeden yirmi bin kisilik bir kuvvetle Sirbistan üzerine hareket etti. Böylece Sirbistan'a ilk sefer baslamis oldu. Hoca Sa'duddin. vaktiyle Osmanlilardan alinan kalelerin tamaminin iade edilmesi gerektigini söylemisti. öte taraftan da Ulah ve Macarlar'la münasebetlere girisiyordu. Ordunun büyük kismi Sivricehisar (Ostrowtz)'da Pâdisaha ulasti. öte taraftan da Sirp Kirali'na haber yollayarak Sirp topraklarinin Lazar'in oglu Stephan'a ve dolayisiyla kendisine ait oldugunu söyleyerek. . zamaninda Pâdisahi durumdan haberdar etti. Fâtih'in elçisini oyalamaya çalisiyorlardi. yirmibes günde geri dönmek için emir almisti. Bunun üzerine Fâtih Sultan Mehmed. bu sekil kabul edilmedigi takdirde. saltanatinin neye bagli oldugunu iyice anladigindan pâdisahin babasina (Sultan Ikinci Murad) ve Fâtih Sultan Mehmed'e daima itaat edip vergisini de zamaninda öderdi. Bir taraftan tebrik için gönderdigi elçi heyeti ile. vaktiyle Osmanlilardan aldigi kalelerden bir kisminin anahtarlarini geri verirken.

Macarlarin lehine sonuçlanmakla birlikte Jan Hunyad. Bu yüzden hükümdar.Bununla beraber Türk ordusu. Sultan Ikinci Murad zamaninda Osmanlilarin eline geçmisti. fakat bu hazirliklarin neresi için oldugu bilinememekteydi. bunu gerekli kiliyordu. Buradaki savas. . Sirp ve Macar birlesik ordusu. Karaca Pasa'yi Sirbistan'i yagmaya memur ederek kendisi ceddi (dedesi) Sultan Birinci Murad'in sehid edildigi Kosova'ya gelir. Bu basarilarina yenileri eklenebilirdi. büyük basarilar saglamis sayilirdi. Osmanlilara karsi bir savasa hazirlandiklarini. Sirbistan'da birakilmis bulunan Firuz Bey oglunu maglub edip bir kisim Osmanli topraklarini elde ederler. Bu sehir. 1455 baharinda Edirne'den hareket ederek Sirbistan üzerine yürüdü. Ayrica bu devletin bulundugu cografî ortam da. Bu siralarda hudud komutanlarindan Evrenoszâde Ishak oglu Isa Bey. harp hazirliklarina basladigi görülmekte. burada orduya katilmisti. Fakat Segedin antlasmasi ile yine Sirplara terk olunmustu. Burada basta madenleri ile meshur olan Novaberda sehrinin alinmasina karar verilir. yalniz kendi ordusu ile Fâtih Sultan Mehmed'e karsi savasamayacagini idrak ederek 1454 yilinin sonuna dogru Imparator Friedrich'e bir mektup yazarak Sirbistan hadiselerini anlatmis ve Hiristiyanligin kurtulmasinin bir Haçli ordusu ile mümkün olacagini bildirmisti. Fakat Pâdisah. Bati'daki gayelerinin tahakkuku için gerekiyordu. Kaynaklarimizin tamami bu dönüsten bahs etmekle birlikte sebebinin ne oldugunu zikretmezler. fakat iç durumu iyi olmayan Sirbistan'in kolayca zapt edilebilecegini bildiriyordu. Bu arada. birdenbire sefere nihayet vererek Edirne'ye döner. Osmanlilarin eline geçtikten ve birkaç kale daha feth olduktan sonra Fâtih Sultan Mehmed. Bunun üzerine mesele Frankfurt'ta ve Wienerisch-neustad't'de toplanan meclislerde müzakere edilmis ve Hunyad'a yardimci bir kuvvetin verilmesi kabul olunmustu. Bir fesat kaynagi olan Sirbistan'in zapt edilmesi. Gerçi bu sehir. Buradan da hep birlikte önce Edirne. Sirplarin. Pâdisahin. Bu müddet zarfinda isini bitiren Karaca Pasa. arkasindan da Istanbul'a dönülmüstü. 1454-1455 kisini Edirne'de geçirmekte olan Fâtih'in.

Sehrin bu konudaki degerini daha önce anlamis olan Osmanlilar. bulundugu metrise bir top güllesinin isabetiyle sehid olmustu. büyük bir kuvvetle yardima geldigi Belgrad'i. Tuna yolu ile hareket etmis olan ve ikiyüz parçadan ibaret bulunan donanma. Etrafinda su ile dolu genis bir hendek vardi. Sirplar ve Macarlar tarafindan da bilindiginden. simdilik Osmanli'nin eline geçmekten kurtarmisti. Kendi topraklari üzerinde emniyeti saglamayi birinci derecede önemi haiz bir is telakki eden Fâtih Sultan Mehmed. kusatmanin kaldirilmasina sebep olmustu. Bunlardan baska. Osmanli hududlarina tecavüz etmesi. Firsat buldukça civarindaki Müslüman Türk topraklarina saldirmaktan da çekinmeyen. bu muhasara esnasinda. genç hükümdar . Ayrica büyük toplar da Dayi Karaca Bey'in nezâretinde ayni yoldan sevkedilmislerdi. Zira daha önce bazi bölgeleri Osmanlilarin idaresine geçmis bulunan Sirbistan'i elde tutabilmek ve kuzeyden gelecek istilalari durdurabilmek. böylece Osmanli güvenligini tehdid etmekte olan bu sehir ve sakinlerinin. 1456 yilinda Macarlarin elinde bulunan Belgrad'i almak için harekete geçer." Öyle anlasiliyor ki. Dayi Karaca Bey'in komutasinda idi. Sava ve Tuna nehirlerinin birlestigi noktada kurulmus olan Belgrad'in zapti çok zordu. Bütün kisi hazirliklarla geçirmis olan Pâdisah. Sultan Ikinci Murad devrinde burayi almaya tesebbüs etmislerse de Jan Hunyad'in. her iki devletin burayi kaptirmamak için bütün gayretlerini harcayacaklari tabii idi. su yollari vasitasiyle birçok yerden yardim alabildigi gibi müstahkem bir kaleye de sahipti.BELGRAD KUSATMASI Fâtih Sultan Mehmed. Hükümdar. esasli bir sekilde hazirlanma ihtiyaci duydu. Çünkü sehir. ayni zamanda Macaristan'da basarili bir harekâta girisebilmek için Tuna kiyilarinin ve bilhassa Belgrad müstahkem kalesinin elde bulunmasi gerekiyordu. kesin olarak Osmanli hakimiyetine girmesi gerekiyordu. Bunun için Morava kenarinda kurdurdugu dökümhânede çalistirilan binlerce isçi tarafindan toplar döküldü. geregi gibi sihhat ve selâmetle Dâru's-saltana'ya avdet buyurdular. "tedbirlerinin takdire muvafik gelmedigini görünce. Bu sebeple Fâtih Sultan Mehmed. hem karadan hem de nehir tarafindan kusatilmak isteniyordu. Jan Hunyad. Ayrica o zamana kadar görülmemis büyüklükte tas gülleler atabilen yedi tane havan topu da yapilmisti. Bunlar arasinda boylari 27 kadem olan 22 büyük top vardi. savas kazanilamadigi gibi Dayi Karaca Bey de. baharda büyük bir ordunun basinda Sofya üzerinden Belgrad'a yürüdü. Böylece Belgrad. Fâtih'in karargâhina kadar gelmis bulunan düsmandan birkaç kisiyi. 1456 baharinda Belgrad'i almaya karar verir. Ancak bu sehrin degeri. daha küçük muhasara toplari arasinda muhtelif çapta üçyüz kadar top vardi. Yapilan muhasara ve bes yüz kadar askerin kaleye girmeyi basarmis olmalarina ragmen.

Her tarafin halki. Dügüne basladilar. Önce ulemâ davet olundu. Ondan sonra izin oldu: Sofralar kuruldu. Edirne'deki ikameti esnasinda biri (Bâyezid) Amasya'da. Osmanli kuvvetleri de bu seferden basarisiz dönmüslerdir. bütün Osmanli kaynaklari bahsederler. bozulmaya yüz tutmus olan Osmanli askerine kuvvet ve cesaret asilamis olmalidir ki. karargâha hücum eden düsmana karsi gösterdigi sebat ve mukavemet. bu dügünde hazir bulundugunu söyleyen Âsik Pasazâde'nin müsahedelerine dayanarak verdigi malumati özetleyerek buraya almak istiyoruz: O vakit. Pâdisahin otag ve çadirlarini Ada'ya kurdular. Bu mücadelede düsman da fazlaca yipranmis oldugundan çekilmis. Bu dügün için Fâtih. ilim adamlari ile halka karsi nasil davrandigini. Etrafa agirlikla davetçiler gönderdiler. Bu davranis." Bu savasta yaralanmis olan Jan Hunyad da 20 gün sonra 11 Agustos 1456'da ölmüstü. Fâtih'in. Kelâm-i Kadim-i Rabbanî (Kur'an-i Kerim) okudular. Edirne'nin çevresine konup doldular. Solunda ise "Mevlâna Tosyavî" oturdu. Emr olundu: Hafizlar. korkunç bir bozgunu önlemis ve sonu belki de büyük bir Haçli Seferi vücuda getirebilecek olan tehlikeyi bertaraf etmistir. Ondan sonra tekrar . Bunun üzerine her iki sehzâde de merkeze çagrilir. digeri (Mustafa) Manisa'da sancakbeyi olan iki sehzâdesinin sünnet edilmelerine karar verir. Pâdisahin karsisinda ise "Mevlâna Sükrullah" oturdu. Ilmî sohbetler olundu. Sag tarafina fâzil kimselerden olan "Mevlânâ Fahreddin" oturdu. Pâdisah dahi devletle Ada'ya geçip oturdu. Pâdisah dahi gelip tahta oturdu. güzel medihler ve gazeller okudular. Fâtih'in bu savastaki durumunu su ifadelerle vererek onun nasil bir bozgunu önledigini anlatir: "Fâtih Sultan Mehmed'in. Pâdisaha layik sohbetler yapildi. Mustafa Çelebi dahi o vakit Manisa'da idi. nasil bir protokol uyguladigini göstermesi bakimindan önemli olan bu dügünden. Onu getirtti. Yemekten sonra yine edebiyatçilar okudular. Bununla beraber biz. Bununla beraber Sava nehri yolu ile gelen yardima mani olunamadigi için muhasara kaldirilmisti. Ulemâ.bizzat kendisi kiliçla öldürmüstü. okunan bu âyetlerin tefsirini yaptilar. nimetler yenildi. yeniden düsmana saldirmislardi. Nice günlük yollar dügüncülerle dolmustu. Uzunçarsili. Ondan sonra izin verildi: Edipler. Onu dahi getirtti. SEHZÂDELERIN SÜNNET DÜGÜNÜ Belgrad seferinden dönen Fâtih Sultan Mehmed. Onun yanina Hizir Bey Çelebi oturdu. çevre hükümdarlara dâvetiyeler göndererek. tayfa tayfa geldi. Bütün sancak beyleri ve her sehrin ululari geldiler. onlarin da bu mutlu günlerinde yanlarinda bulunmalarini arzu eder. Bunlar hep Edirne'ye geldiler. Sultan Bâyezid Amasya'da idi.

Bu arada Ostroviç (Sivricehisar). Her ilim ehlinin önüne sini koydular. . Onlara da geregi gibi hürmet olundu. Ondan sonra pâdisah. Ülkesi. Sirplarin baskenti olan Semendire etrafindaki bazi kaleleri aldiktan sonra Semendire'yi kusatir. hicrî 862 (1458)'de Mora seferine giderken Mahmud Pasa'nin maiyyetine bin kadar yeniçeri vererek onu Sirbistan üzerine gönderir. zengin gitti. oynamak istedigi oyundan haberdar olan Osmanli Devleti. Brankovitch'in kizi Mara da Osmanlilara siginmisti. Sirbistan isini kesin olarak çözüp bir sonuca baglanmaya karar verir. Etyen (Istefan) ve Lazar adinda üç erkek ile Sultan II. bir ara Brankovitch'i yakalayip haps etmisti. Fakir (ben) dahi bir futa doldurdum. Niceleri fakir geldi. Elen'in. Georges Brankovitch ile. Greguvar. refah içinde bir hayat geçirdi. Brankovitch'in ölümü üzerine. Ikinci gün fukara tayfasi davet olundu. Bu dügünün tarihi hicretin 861'inde vaki oldu. Elen. 1457 senesinde ölmüs. Yeni Sirp despotu Lazar. Rodnik ve Sabaç (Bögürdelen) gibi yerleri alir. Mahmud Pasa. Bunlar da "Fukarâ Kanunu" geregince saygilarini gösterdiler. Pâdisahin ihsanlari bunlara da yetisti. Ondan sonra sekerli seyler getirdiler. Jan Hunyad'in kayinbiraderi olan Belgrad valisi Mihail arasinda eskiden beri bir sogukluk bulundugundan Mihail. Böylece Mara. Brankvitch 30 bin altin ödedikten sonra serbest birakilmisti. Murad'dan dul kalmis olan Mara (Meryem Sultan) adinda bir kiz evladi birakmisti. Bunlara dahi Pâdisah kanunu nasilsa öylece yapildi. gelen bu hürmete lâyik kisilere ihsanlarda bulundu. bir sene sonra 1458'de öldü. Sirbistan'in elinden alinma ihtimalini düsünerek burayi malikâne olarak Papa'ya peskes çektigi gibi kizini da Bosna kralinin ogluna nikahladi.SIRBISTAN'IN ILHAKI: Osmanli kuvvetlerinin Belgrad'dan çekilmelerinden sonra sira tekrar Sirbistan'a gelmisti. sehrin dis istihkamlarini aldiysa da sehri zapt edemeyerek muhasarayi kaldirir. Fâtih Sultan Mehmed. Pasa. Bu sebeple Pâdisah. d. Sirbistan'in idaresini ele geçiren en küçük kardes Lazar. hizmetkârima verdim. Üçüncü günü begler (emîr) davet olundu. Bögürdelen'in alinmasindan sonra Macaristan'a akinlarda bulunur. Bu ulemânin hizmetkârlari futalar doldurdular. esi Elen ile küçük yastaki kizina kaldi. onun taht üzerindeki hakkini koruyacagini bildirerek kendisine Serez taraflarinda mülk verdi. öldürme tehdidi ile diger kardeslerini ülkesinden kaçirmisti. Ihtiyar Brakovitch.Kur'an okundu.

son Bizans Imparatoru Konstantin'in kardesleri Dimitrios ile Thomas tarafindan idare ediliyordu. mücadelelerinde. Bu esnada kendisi de Mora üzerine hareket eder. bu devletin. Mahmud Pasa ile bulusur. direnmenin fayda vermeyecegini anlayan Elen. 1458 Mayis'inda. I. Mora'ya sefer yapilmasina karar verildi. Daha önce. Bu mirasçilar ortada bulundukça Bizans meselesi. hazineleri ile birlikte gidebilme sarti ile teslim olur. 463). bunlara müdahelede bulunmayarak seyirci kalmislardi. tedavisi mümkün olmayan bir çiban gibi sürüp gidebilirdi. Her iki kardes. 149. bu iki kardes arasinda taksim olunarak iki Rum devleti ortaya çikmisti. Bu durum karsisinda. ilerisi için bir tehlike arzediyordu. s. Isparta). düstügü bir ask sevdasi yüzünden Mora'daki Ballabadra . Dimitrios'a ait bazi yerlerin Thomas'in eline geçmesi üzerine Dimitrios'un Osmanli Pâdisahina elçi göndererek yardima istemesi. Fâtih. bütün gizlilik kaidelerine riayet ederek yapacagi seferin nereye olacagini açiklamadan. Osmanli kaynaklari (Âsik Pasazâde. bir sancagi olarak "Semendire Sancakbeyligi" adi ile bir akinci komutana verilir. Nitekim Imparator Konstantin'in ölümü üzerine Mora Rumlari. Sirbistan isinin tamamen bitmesi için Mahmud Pasa'yi Semendire üzerine tekrar gönderir. imparatorluga hak iddia edebilecek durumda olmalari. fakat kardesi Thomas razi olmadigi için bunu yapamamislardi. Iki kardes arasindaki mücadelede. Thomas'inki de Patras idi. Mora seferi ile ilgili olarak baska bir sebep daha göstermektedirler. Dimitrios'un devlet merkezi Mistra (Hammer. 8 Kasim 1459'dan itibaren Osmanli idaresine giren Sirbistan. Burasi. Bizans Imparatorlugu'nun en yakin vârisleri olan bu iki sahsin. bir ihtiyat tedbiri olarak Mahmud Pasa'yi Sirbistan taraflarina yollar. Serez'den bir genç. Buna göre. Mora Arnavutlarindan yardim alarak birbirleri ile ugrasiyorlardi. Thomas'in anlasmalara aykiri hareket ederek vergisini göndermemesi ve Latinlerle ittifak kurmasi gözönünde bulundurularak. imparatorun kardesi Dimitrios'u imparator yapmak istemisler. III. bir mana ifade etmemekle birlikte. Hoca Sa'duddin. ordunun toplanti yeri olan Serez'de bütün askerî tedbir ve tertibatini aldiktan sonra Mora'ya hareket eder. Bu esnada Osmanlilar.Bu esnada Mora seferinden dönmüs olan Fâtih Sultan Mehmed. 40. Sonunda Mora. çevresindeki kaleler Osmanlilarin eline geçtikleri için Semendire bir bakima yalniz ve yardimsiz kalmisti. MORA SEFERLERI Istanbul'un fethi sirasinda Mora. Belgrad'in zaptina kadar Macaristan'a yapilacak akinlar için ve kuzeyden gelecek tehlikelere karsi iyi bir üs oldu.

Bununla beraber sehir ve kalesi. Osmanlilar. daha kis aylarinin bitmedigi bir zamanda olmustu. Genç Fâtih. Insani üzüntü ve kedere gark bu vaziyeti ögrenen genç adam. Mora'nin elde edilmesi. Müslümanlara yaptiklari iskence ve çetkirdikleri eziyetleri ögrendigi zaman. Osmanlilar bakimindan büyük bir önem tasiyordu. Arnavutluk Prensi Iskender Bey'i. Sarp bir mevkide bulunan ve üç kat sur ile çevrili olan bu müstahkem kalenin zapti kolay degildi. Balkanlari nüfuzu altina alarak bir Akdeniz Imparatorlugu kurmak isteyen Napoli ve Aragon Krali V. Teselya'ya giren Osmanli ordulari. kâfirlerin en bayagi ve agir islerini yapmak zorunda kaldiklarini görür. Bütün bunlar. Burada birçok sehir ve kaleyi . Tamami gözü yasli olan bu kadinlarin. gizlice bu kadinlarla konusup durumlari hakkinda onlardan bilgi alir. kökünden halli için. kocalarinin da hapse atilmis olduklarini. bu ülkenin de idaresi altina girmesinden baska çikar yol olmadigi kanaatine varir. Bu olay. Böylece V. Fakat Osmanlilar. Osmanlilarla mücadele etmek üzere Arnavutluk ile Mora'yi üs olarak kullanmak istiyordu. daha atik davranarak onlara karsi olan planlarini uyguladilar. Alfons. Korent berzahina dogru yürüyerek yollari üzerindeki Filke kalesini aldilar. Osmanlilara karsi destekleyip ona yardim ediyordu. buranin düsmesini beklemeden Mora'ya girer. orada Müslüman kadinlarin çok kötü ve berbat bir hayat sürdüklerini. Alfons. din düsmanlarinin. Anadolu kuvvetleri tarafindan muhasara edildi. din düsmanlarinin elinden çektikleri eziyet ve gördükleri iskenceleri bizzat gördügünü bir bir açiklar. Genç. Adi geçen kral. burayi Italya'ya yapacaklari seferler için bir üs olarak kullanacaklardi. Zira.sehrine gittigi zaman. bu yüzden herkesin canindan bezmis oldugunu ögrenir. Pâdisah. derhal pâdisahin katina gelerek yüce divanda üzüntülerini açiklayarak Müslüman kadinlarin. Osmanlilara karsi onun düsünce ve tavrini ortaya koyuyordu. problemin. daha önce de Mora despotu Dimitrios ile Mora'yi nüfuzu altinda bulunduracak sekilde bir anlasma yaparak onu himayesine almisti.

Dimitrios teslim olur. Hariçten bunlara bir taarruz vuku buldugu zaman Osmanli hükümdari despotlari müdafaa etmeyi üzerine alir. Dimitrios ile Thomas'in idaresinde bulunacak ve bunlar her sene üçer bin altin vergi vereceklerdir. Zaganos Pasa'yi Mora'ya gönderir. Daha sonra iki kardes. Bu sebeple hem kardesi Dimitrios. Mora'ya hareket eder. 2. bütün sehirlerini kaybettikten . bir kismi da vergi vermek suretiyle Osmanlilara baglanmis oldu. Fâtih'e karsi koymak üzere sahildeki Matina kalesine çekilen Thomas ise. Uzun Hasan'in bütün tahriklerine ragmen o tarafa hareket edilmeyerek Mora isini temelden bir sonuca baglamak için. Aralarinda bir ittifak kurarak Osmanlilara karsi vaziyet alirlar. Fâtih. Mora'nin anahtari durumunda bulunan Korent'in zaptinin. Muahede geregince Korentliler. 3. Thomas. mallarini muhafaza edebileceklerdir. Çünkü o. Mora'nin diger sehir ve kaleleri. hem de Osmanlilara karsi yeniden mücadeleye baslar. Mora'nin. Bu anlasma ile. Osmanlilara karsi bir sey yapamayacagini anlayan Thomas. Bunun üzerine Mora despotlari ile Osmanlilar arasinda asagida belirtilen sartlara göre bu anlasma yapilir: 1. Kuzey Mora sancakbeyligine akinci komutanlarindan Turahan Bey oglu Ömer Bey'i tayin eder (Temmuz 1458). Korent'e gelen hükümdar. Osmanli hükümdari. dört ay sonra Korent'e döndügü zaman burasi henüz fethedilememisti. Mora'da zapt ettikleri sehir ve kaleler. Bununla beraber Thomas. yeminle saglamlastirilan anlasmayi ve üzerinde ittifak saglanan sartlari üç ay sonra bozar. Mora seferi esnasinda Atina da Türk idaresi altina alinir. aralarindaki çarpismadan ne kadar zarar gördüklerini anladiklari için barisirlar. baris talebinde bulunur. baris yapmak suretiyle teslim olmaya karar verdigini hükümdara bildirir. fazla agir olmayan sartlarla yeniden bir anlasma yapilir. Thomas'in üzerine gitmeden önce birdenbire yön degistirerek Isparta üzerine yürür. 4. Osmanlilarin. Bu durumu ögrenen Fâtih Sultan Mehmed. yani Mora'nin üçte biri dogrudan dogruya Osmanli Devleti idaresinde kalacaktir. Mücadeleler sonunda. Mora'nin kolayca ele geçirilmesini saglayacagini bildiginden burayi almak istiyordu.feth eden pâdisah. Fâtih-'in idaresindeki Osmanli ordusu. Venediklilere ait kisimlari hariç olmak üzere bir kismi dogrudan. Fâtih'e karsi koyamayacagini anlayan sehir halki. Mora'daki Arnavutlara güveniyordu. Doguda bas gösteren Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan gailesi yüzünden. bu sartlari da yerine getirmeyince.

Tarihçi Tursun Bey tarafindan "Keferenin Haccac'i" diye vasiflandirilan bu adam. Wlad'i Eflâk prensligine tayin etmisti. Mora halkindan bir kismini Istanbul'a naklettirip onlarin yerine Türk göçmenleri yerlestirir (hicrî 856/m. Osmanli sinirlarina yakin bulunmasindan dolayi Eflâk'ta Osmanli nüfuzu gün geçtikçe artmaya basladi. saray halki ile birlikte yemek yemekten zevk alirdi. bu nehrin kuzeyinde bulunan ve bugünkü Romanya'yi teskil eden Eflâk ile Bogdan prensliklerini himayeleri altinda bulundurmayi kafi görüyorlardi. 1456 yilinda Fâtih. EFLÂK'IN HAKIMIYET ALTINA ALINMASI: Tuna nehrini. sözünde durmayarak Osmanlilar aleyhine Macarlarla anlasma yapacaktir. Karadeniz ve Trabzon'da bulundugu siralarda. Bu sahsin daha iyi taninmasi ve farkli milletler tarafindan aldigi bu lakaplarda ne kadar hakli (!) oldugunu ortaya koymasi bakimindan bir kaç örnek vermek yerinde olacaktir. daha uzakta bulunan Lehistan ve Macarlarla kendi aralarinda tampon bir devlet olarak kalmalarina taraftardilar. halka idarenin en korkuncunu tattirmaktadir. Bu sebeple Eflâk daha Yildirim Bâyezid zamaninda senelik bir vergi vermeyi kabul etti. tabii sinirlarinin disinda mütalaa ettikleri bu prensliklerin. devleti için tabii bir sinir kabul ettigini tahmin ettigimiz Fatih Sultan Mehmed ve hatta daha önceki Osmanli hükümdarlari. Muhtemelen Osmanlilar. Eflâk'ta bazi hadiseler olmaktaydi. Fâtih'in. kardesi Radul ile birlikte Osmanli sarayinda rehine olarak bulunmustu. bunun yaptigi barbarliklara da örnekler verir. Fâtih. vahsi ve insanlik disi birtakim zevklere sahipti. kaziklara vurulmus ve iskence içinde can vermekte olan Türklerin meydana getirdigi büyük halkanin ortasinda. onun yukaridaki sifatlarini verdikten sonra. Macarlarin "Drakul" (Seytan). Bununla beraber. Hammer. O.sonra Kalamata'ya gider. Burada Türklerin "Kazikli Voyvoda". Wlad. Ulahlarin "Çepelpuç" (Cellad) dedikleri Wlad adinda zulüm delisi bir adam. bunlarin kendilerini mesgul edecek kadar kuvvetli olmalarini veya büsbütün zayif düsmelerini de istemiyorlardi. Böylece Mora yeniden ve tamamina yakini Osmanlilarin eline geçer. Teslim olup Pâdisahin yanina gelen Despot Dimitrios'a. Eline Türk esirleri geçince . Pi'nin yanina siginir. Hüküm sürdügü memlekete Fâtih'in yardimi ile sahip olmasina ve Pâdisaha karsi dost kalacagina dair yemin etmis bulunmasina ragmen Wlad. Enez sehri ikametgâh olarak gösterilerek oradaki tuz madenlerinden senelik altmis bin akça varidat (gelir) tahsis edilir. Orada da tutunamayacagini anlayinca Roma'ya Papa II. 1460).

hiç yoktan Osmanlilarla bir anlasmazliga düsmek istemediginden bu yardimi yapmamis. hatta Wlad'i yakalayarak haps etmisti. Wlad'in kardesi Radul'u oniki bin duka yillik vergiye baglayarak Eflâk prensliginin basina getirdiler. Fakat bunda muvaffak olamadigi gibi. tebeasina ve Allah'a karsi bu denlü cinayetler islemis bir adam. kendisine gönderilen Osmanli elçilerinin sariklarini baslarina çiviletmistir. 150 küçük parça deniz kuvveti (nehir donanmasi) hazirlayarak. Tuna kenarina geldikleri vakit. Kan dökücü Wlad. O. daha sonra Hamza Bey'i öldürerek basini Macar kralina gönderir. Hamza Bey de esir edilmisti. Wlad. sonra da bunlari keçilere yalatmasini emrederdi. aldigi esirlerin tamamini kaziga vurduktan sonra. hatta itibar göreceklerini sandiklari bir sirada Wlad'in büyük bir saldirisina ugrarlar. düsmanlarinin çoklugundan ve memlekette bulunmadigi bir sirada tac ve tahtinin Macarlara verileceginden korktugundan. Wlad'in kuvvetleri ortalarda görünmüyorlardi. Fâtih'in. Bunun üzerine Pâdisah. Fakat Macar Krali. onu Istanbul'a davet eder. hiddetinden ve üzüntüsünden yerinde duramayarak 150 bin kisilik bir ordu ve 25 büyük. Osmanli akincilari onu bulmak için bütün bir Eflâki tararlar. Silistre Beyi Yunus Bey ile Çakircibasi Hamza Bey'i Eflâk'i beklemek üzere görevlendirir. Eflâk ortalarina kadar gittigi halde. Wlad. Ancak Wlad.) Fâtih. casuslari vasitasiyle önceden haber aldigi bir gece baskini düzenleyerek Pâdisahi öldürmek ister. daha büyük olurdu. onlardan yardim ister. Bu baskinda Yunus Bey sehid. Bununla beraber Tuna'yi geçmek hazirliklari yaptiklari ve dostluktan baska bir sey ümid etmedikleri. Wlad'in yaptigi hareketlerden bazilarini görmezlikten gelen Fâtih Sultan Mehmed. Eflâk'i düsmanlarina karsi muhafaza edecek bir kuvvetin gönderilmesini rica eder. Yunus Bey ile Çakircibasi Hamza Bey. Allah'in kullarina zulm eden bu zâlimi ortadan kaldirmak için Eflâk seferine çikar (H. Böylece Eflâk. perisan bir halde canini zor kurtarip kaçabilir. Pâdisah da ordusuyla prensligin baskentine yürür. Osmanlilara sikica baglanmis oldu. Sehrin yakininda kaziklanmis 15 bin adamdan kurulu korkunç bir orman görünce nefretle "Devlet kuvvetini böyle kullanmis. Böylece. Yarali olarak kaçip Macarlara siginan Wlad. diri diri ayaklarinin derisi yüzülen esirlerin iskencesi. mümtaz bir eyâlet haline getirilerek. Öte taraftan Osmanlilar. 866/1462 M. nehrin donmus oldugunu görürler.ayaklarindaki derinin yüzülmesini ve meydana çikan kirmizi etlere tuz ekilmesini. Bütün bu olanlari haber alan Fâtih Sultan Mehmed. asla itibara layik degildir" der. . Osmanlilara ait bazi sehir ve kasabalari tahrip etmekten de çekinmez.

Halki. 1463) yilinda olmustu. zaten Katoliklerden nefret eden Bosna Kralligi'ni feth etmeye karar verir. Osmanlilara karsi koymaya pek taraftar degillerdi. büyük bir deniz kuvvetine sahip olan Venedik'e yardimda bulunabilecek olan Macaristan'la. Ege denizindeki Osmanli faaliyetlerini de yakindan takip eden Venedik. Bu sebeple. Istanbul'un fethi ile ticarî menfaatleri sarsilmis olan Venedik Hükümeti. Bu arada orduyu hümayun üç koldan Bosna'ya girmis ve bütün bir Bosna topragini feth etmisti. Bu sebeple Kral mukavemet edemedi. yerinde birakilir. Mora'nin Türklerin eline geçmesinden büsbütün müteessir oldu. hicrî 867 (m. Osmanlilara karsi olan sevgisinden dolayi eli silah tutanlarin tamamina yakini orduya alinir. Hersek Dukasi Stefan Kosariç de küçük oglunu rehine vererek bagliligini arzetmis bulundugundan. Fâtih. özel öneme sahip bir yerdi. Istanbul'un fethinden sonra. Hersek. kendine yakin gören Fâtih. Duka'nin ölümünden bir süre sonra. . Bu çocuk ihtidâ edip (Islhamiyeti kabul edip) "Ahmed" ismini aldi ki. Katolik baski ve tazyiklerinden biktiklari. onlarin etrafinda bir ittifak çenberi meydana getirmeye çalisiyordu. Papalik ve Venedik'in. O. 30 bin Bosnali ise yeniçeri gibi hizmet etmek üzere Pâdisahin sancaklari altinda yemin eder. Bunu bilen Fâtih. BOSNA-HERSEK'IN ALINMASI Balkanlari ve hatta Tuna'nin güneyinde kalan bütün Avrupa topraklarini kendi devletinin sinirlari içinde görebilecek duruma gelmis olan Fâtih Sultan Mehmed için Bosna. Osmanli topraklarina katilir. Bosnalilar. Radul'un ölümü üzerine zindandan kaçip tekrar idareyi ele almak istediyse de öldürülerek kesik basi memleket memleket dolastirilir. Osmanli Devleti'ni iki taraftan nasil sikistirmak istediklerini. kuvvetli istihbarat teskilâti vasitasiyle iyi biliyordu. ikisinin arasina girmenin askerî bakimdan gerekli olduguna inaniyordu. Bosnalilar. Türklerin izse din ve mezheb serbestisine büyük bir saygi gösterdiklerini bildiklerinden. Böylece aleyhindeki ittifak çenberini kirip ortadan kaldiracakti. bir müddet sonra da Islâmiyeti kabul ederek "din-i mübin-i Islâm" ile sereflenirler. Bu sefer esnasinda. Bu olaylar. Halkin. diger Avrupa devletleri ile birleserek kendisine doguda sinir komsusu bulunan Türk ve Müslüman devletleri de kendisinin aleyhine tahrik ederek. daha sonra "Hersekzâde Ahmed Pasa" adi ile anilarak damad ve sadrazam olur. Osmanlilarin aleyhinde olacak sekilde. burayi Minnet Bey idaresinde bir sancak beyligi haline getirerek Osmanli topraklarina ilhak eder.Wlad. Avrupa'da meydana gelen reaksiyonu da iyi takip ediyordu.

Osmanlilarla dostça geçinmeyi iyi bir tedbir olarak kabul eden ve ekonomileri açsindan bunu lüzumlu gören Venedikliler. Bununla beraber. Osmanlilarin lehine ve Venediklilerin aleyhine olmustu. Papa. Milano. Ancak Osmanlilarin büyük bir galibiyet elde ettiklerini görünce bu düsüncelerinden vaz geçerler. Fransa. ya harb edecekler veya Yunanistan ile Balkanlar'daki bütün mevzilerinden geri çekileceklerdi. Bu sebeple Venedik Senatosu'nun 25 Nisan 1479'da tasdik ettigi OsmanliVenedik barisi. daha sonra Osmanlilar ile Bogdanlilar arasinda savaslar olacak ve Fâtih. Bogdanlilar Macarlarla birleserek Osmanlilar aleyhine müstereken harekete geçeceklerdi. Pâdisaha müracaat ederek. Onlar. 1473 yilinda Uzun Hasan üzerine yürümek zorunda kalmislardi. Denebilir ki. Sayet bu savasta maglub olsalardi. Uzun Hasan ve müttefikleri olan Karamanlilara bas vururlar. Macaristan. bizzat Bogdan'a girecek. Venedik devlet adamlarini Osmanlilara karsi farkli bir sekilde düsünmeye sevk etmistir. simdiye kadar vermekte oldugu "üçbin sikke-i efrencî" yerine alti bin flori verecegini. Bogdan Voyvodasi ise kaçacaktir. Arnavutluk Prensi Iskender ile Osmanlilarin aleyhine bir ittifak kurdular. 14 maddeden meydana gelen bu baris anlasmasi. Böylece Osmanlilari iki cepheli bir savasla tehdid etmek istiyorlardi. Arnavutluk'ta faaliyet göstermeleri ve Ege denizini ele geçirmek istemeleri.VENEDIK MÜNASEBETLERI Baslangiçta. Bu durum karsisinda Venedikliler. Türklerin Mora ve Sirbistan'a sahip olmalari. Zira. Bu yüzden onlar. 25 Ocak 1479'da imzalanmis olur. Daha sonra temas edilecegi gibi Osmanlilar. en agir sartlar karsiliginda bile olsa. Osmanlilarla baris yapmayi daha kârli görecektir. BOGDAN MESELESI: 1455'te Osmanli hakimiyetini tanimak ve yilda 12.OSMANLI . Burgonya. Venedik ve müttefiklerine maglubiyet. Bununla beraber bir müddet sonra Bogdan Voyvodasi. takriben 16 sene devam edecek savaslar sonucunda Venedik hükümeti.000 altin vermeyi kabul etmek zorunda kalan Bogdan. karada ve denizde birçok devletle ugrasmak zorunda kaldiklarini görünce bu hakimiyetten kurtulmak isteyecektir. Osmanlilara ise dünyanin en büyük devleti olma gibi bir gâlibiyet temin etmistir. Osmanlilarin. . Bununla beraber. bu kadar yil devam etmis olan muharebeler. daha sonra bu fikirlerini degistireceklerdir. Onlar. Bu arada Macarlarla da ayri bir ittifaka girerler. 1463'te. Türkleri bu faaliyetlerinden vazgeçirmek ve hatta bunlari durdurmak için sür'atle bazi tedbirlerin alinmasi gerektigine karar verirler.

Korsanlik hareketleri ile kendisine ait sahil kentleri vurulabilirdi. keza Enez halkinin Ipsala ve Ferecik taraflarindaki . O. kendi topraklarina yakin yerlerde bir yabancinin ticaret yapmasina degil. bir kismi da Venedik ve Cenevizlilere ait bulunuyordu. FÂTIH'IN EGE DENIZI SIYASETI Istanbul'u feth eden Osmanli Pâdisahi. bu yol üstündeki adalarin (Midilli. IMROZ. Hatta zapt edilen bazi adalari tekrar geri almislardi. Istanbul'u fethetmeye muvaffak olan Fâtih. SEMADIREK VE TASOZ'UN ALINMALARI: Sirbistan seferinden sonra Enez. bu yolun üzerindeki adalari teker teker aldiktan sonra Italya topraklarina asker çikarir. Bu sebeple o. Böylece elden ele geçen adalar. düsmanina düsman olacagini bildirir. ve kendi sahillerine yapilabilecek korsanlik hareketlerini önlemeye çalisiyordu. Imroz ve Semadirek Beyi olan Dorya ile hükümet idaresinde ortagi olan yengesi arasinda çikan ihtilaf üzerine kadin. Çanakkale Bogazi'na ve Türk sahillerine yakin olanlardan baslamak üzere. yüksek hakimiyetini tanidigi Osmanlilara müracaat ile sikâyette bulunmustu. Pâdisah bunu kabul etmis ve Bogdan'i bu sartlarla affetmisti. ENEZ. vs. buralari yeniden almak için yeni donanma sevk etmek zorunda kalmislardi. Zira böyle bir durum. Sakiz. Zira Osmanlilarin bu tesebbüslerine karsi gerek Papalik. Ikinci yol ise Anadolu sahillerinin yakinindan geçmekte idi. Gerçekten. nihayet kesin olarak Osmanli idaresinde kalmistir. Çanakkale Bogazi'na yakin adalardan baslayarak yavas yavas Ege Denizi içlerine dogru ilerleyen Fâtih. Surasi unutulmamalidir ki Ege adalarinin ilhaki. Böylece. pek kolay olmamistir. zamanla kendi ülkesini tehlikeye sokabilirdi. dolasmasina bile tahammül edemiyordu. gerekse Enez Beyi'nin devletle yapmis oldugu anlasmayi bozmasi. O. Bizans'a ait olan bütün topraklarin kendi idaresi altinda tekrar birlesmesini istiyor gibidir. donanmalariyla buna mani olmak istemislerdi. Anadolu topraklarinin bir devami telakki edilen bu adalarin bir kismi Bizans'a. gerekse Venedikliler ile Napoli Kiralligi. Yalniz Rodos Adasi bunlarin disinda idi. bu deniz üzerinde iki istikamet (yön) takib eder. Ege Denizi'nde Bizanslilar ile baska milletlere ait olan adalari almak üzere harekete geçer.) bir kismini haraca baglayarak bir kismini da ilhak ederek Rodos'a kadar gider. yabancilara siginacak bir yer birakmamaya. Bunlardan birincisi onu Italya'ya götürecektir. Gerek kadinin müracaati.Osmanlilarin dostuna dost. Gerçekte. Osmanlilar. Ege'deki adalara nüfuz etmeye çalisir.

LIMNI ADASININ ZAPTI Enez. MIDILLI ADASININ ZAPTI Osmanli sahillerinin yakininda bulunup korsan yatagi olan ve Aragon korsanlarinin Türk sahillerini vurup getirdikleri mallardan hisse alan. Mahmut Pasa. Midilli halki. adanin merkezi olan Midilli önlerine asker çikararak sehri kusatir. ada idaresinin tanzimi ile görevlendirilmisti. Fâtih bu harekete karsi. Üç kisma ayrilan ada halkinin bir kismi yerlestirilmek üzere Istanbul'a gönderilir. Bursa yolu ile hareket eden hükümdar. Sultan Mehmed. prensi istemeyerek onun yerine bir Türk beyinin gönderilmesini istediginden Osmanlilar da himayelerinde bulunan Limni adasina Gelibolu'nun eski Sancakbeyi ve kaptani olan Hamza Bey'i gönderirler. EGRIBOZ ADASININ FETHI Venedikliler. baska bir ifade ile korsanlarla birlikte hareket eden Midilli Prensi'nin hakkindan gelinmesi kararlastirildi. Oradaki durumu inceledikten sonra tekrar Ayazmend'e döner.Müslüman Türklere ait köle ve cariyeleri kaçirarak satmalari üzerine Enez'in alinmasi kararlastirildi. Edirne'de bulunuyordu. Bütün hazirliklar tamamlandiktan sonra 1462 senesinde Mahmut Pasa komutasindaki donanma irili ufakli ikiyüz parça gemi ile denizden ada üzerine yürüdü. Venedik'in Ege'deki en büyük . Edirne'ye davet ettigi deniz komutanlari ile görüstükten sonra büyük bir donanmanin hazirlanmasini emr etti. Bu siralarda Fâtih Sultan Mehmed. adanin karsisindaki Edremit körfezine inmis ve oradan da Ayvalik'in güneyindeki Ayazmend (Altinova)'e gelmisti. karadan bizzat pâdisah ve denizden donanmanin tazyiki ile kisa bir sürede alindi. Bundan sonra Enez. Imroz ve Tasoz'un alinmasindan sonra yine 1456 senesinde Limni halki ile Midilli Prensi Nikola Gateluziyo'nun kardesi olan Limni Prensi arasinda anlasmazlik çikar. Ege Denizinde Osmanlilara ait bazi adalar ile Foça'yi vurmuslardi. daha fazla dayanamayacagini anlayinca teslim olur. Bu adalarin Osmanli idaresine girmesi 1456 yilinda olmustu. muhasaranin iyice sikistigi bir zamanda bir harp gemisiyle adaya geçer. Mahmud Pasa.* Bundan sonra diger adalar da alindi. Ada halki.

Bununla beraber. Trabzon Rum Imparatorlugu. eskiden beri Anadolu birligini kurmak ve burada güçlü bir Müslüman Türk Devleti meydana getirmek için ugrasiyorlardi. Osmanlilarin bu niyetini fark eden Venedik ve Ceneviz gibi deniz ticareti ile geçinen devletler. buralari elde edebilmek için bir plan hazirlar. Avrupa'da büyük bir hayret ve teessür meydana getirmisti. Zira Dogu Roma (Bizans. Karadeniz'in bu sahil bölgesinde büyük ve önemli birçok sehir bulunuyordu. baskalarinin elinde bulunuyorlardi. özellikle Venedik ve Italya'nin diger devletleri arasinda derin bir endiseye sebep olmustu. Istanbul) gibi Bati Roma'nin da elden gidecegi telasina kapilan Papalik. kuzeyde Karadeniz'e kiyisi bulunan kisimlar (Samsun hariç). Dogrusunu söylemek gerekirse bu durum sadece onlari degil. Bu sebeple Mahmud Pasa'yi Derya Kaptanligi'na tayin ederek üçyüz parça gemi ile denizden göndermis. her taraftan yardim taleb etmisti. Bu sebeple. Bu gayelerine ulasmak için gösterdileri gayretlerinin bir sonucu olarak onlar. Karadeniz sahillerini elde bulundurmak gerekiyordu. Isfendiyarogullari Beyligi ve Amasra (Amasteri) Cenevizlilerin idaresinde idi. kendisi de 70 bin kisilik bir ordu ile karadan hareket etmistir. gerek ekonomik. Istanbul'u feth etmis bulunan Osmanlilarin. Dogudaki bazi küçük beylik veya emîrlikler ise. Evripos kanalinin en dar yeri olan Kulkis'ten gemilerden bir köprü yaptirarak ordusunu derhal adaya geçirip birkaç hücumdan sonra kaleyi feth etmisti. Istanbul'un fethi üzerine büyük bir telasa kapilmislardi. Bu hal. O. Bunlar. hem de askerî emniyetini temin için. Bir taraftan. Avrupa'yi da ciddi endiselere sevk etmisti. Bu sebeple Fâtih Sultan Mehmed. Osmanlilar tarafindan zapti. Böylece bu devlete en büyük darbeyi vurmus olacakti. Bati'nin böyle bir hareket için Anadolu emîrliklerini tahrik etmesini önlemek. gerek siyasî gerekse dinî bakimdan buralara da hakim olmasi icab ediyordu. Anadolu'nun büyük bir kismini hakimiyetleri altina almaya muvaffak oldular. Osmanlilara karsi bir dogu ve bati ittifaki tehlikesi ufukta görünüyordu. FÂTIH'IN KARADENIZ SIYASETI Bilindigi gibi Osmanlilar. hazirladigi planinin geregi olarak ayni mevsimde arka arkaya üç sefer tertiplemek zorunda kalir. diger taraftan da Anadolu birligine vücud vermek ve devlet merkezinin hem jeopolitik. siranin yavas yavas kendilerine gelecegini düsünüyorlardi. .müstemlekesi olan Egriboz adasini ele geçirmeye karar verir. (1470) Egriboz Adasi'nin.

Karadeniz seferinde de bu gizlilige riayet edilmisti. Vezir-i a'zam Mahmud Pasa komutasinda sevk ederken. Aradaki anlasmalari birkaç defa bozan Amasralilarin. Allah tarafindan kendisine nasib olacagini söyleyerek cevaplamisti. askerî harekât esasinin gizlilik oldugunu göstermis olur.Fâtih. bir yilda verdikleri vergiyi adeta bir günde geri aliyorlardi. Fâtih Sultan Mehmed bakimindan Karadeniz sahillerinin fethi büyük bir önem tasiyordu. Istanbul'un fethinden sonra müskül bir duruma düsmüs olmasina ragmen eskiden oldugu gibi hareketlerine devam etti. Anadolu'dan kaçan esirlerin sigindigi bir yerdi. Bununla beraber etraflarini vurmaktan ve bilhassa denizde soygunculuk yapmaktan da vazgeçmiyorlardi. eger sakalimin tellerinden biri. Hatta o. Cenevizlilerin önemli bir ticaret merkezi idi. bu fethin. Amasya için Mahmud Pasa'ya: "Mahmud! Ol hisar ne yerdir kim âni benim atam dedem almadi?" diyerek. Bundan baska bu sehir. bunu yapanlarin "levent gemileri" oldugunu ve bunlarin kendilerini de dinlemediklerini söylüyorlardi. düsünce ve hareketlerini gizli tutmakla meshurdur. Fâtih'in bu sorusunu: "Sultanim bunun alinmadigina sebep ol kim Hak Teâlâ'nin takdirinde bu. bu ise hemen baslanabilecegini de ima etmis oluyordu. zihnimden ne geçtigini bilecek olursa onu bile hemen koparir yakarim" diyerek. Istanbul'un zaptindan ve Osmanlilarla . Böylece. O. Gerçi buradakiler. Hedefin neresi oldugunu bir münasebetle soran kadiaskere "Hocam. kendisi de karadan hareket etmisti. simdiye kadar dedeleri tarafindan buralarin (Amasra gibi) fethedilmemis olmasini hayretle karsiliyordu. Bu cevabiyle o. feth olunmak sultanim elinden ola" diyerek. donanmayi. Zeki sadrazam. bir miktar vergi veriyorlardi. bu taarruzlarinin sebebi soruldugu vakit inkâr ediyor. Fakat bunu bazan zamaninda bazan da geç veriyorlardi. Gerçekten o. Amasra. atalarinin simdiye kadar burayi almamalarini adeta tenkid konusu yapar. Seferin nereye yapilacagini kendisinden baskasi bilmezdi. "Memâlik-i müslimine hayli zarar edüp nice kimseleri girift edüp diyari efrence gönderip bey'eden" ve Karadenizde sefer yapan Müslüman gemilerine bilhassa musallat olan Amasralilar.

Bu kadar muazzam bir ordu ile basa çikamayacagini anlayan Amasra idarecileri. Sultan'in Istanbul'u fethetmek suretiyle Islâm âleminde kazanmis oldugu prestijin de etkisinin bulundugu söylenebilir. Inegöl ve Yarhisar kazalari verilmistir. Ismail Bey. Ismail Bey'in ne derece büyük bir iman sahibi oldugunu ve Anadolu birliginin kurulmasina taraftar bulundugunu. Ismail Beg'i izzet ü ikram ile pâye-i serir-i saltanata yitistürdiler. vezir-i âzamin delâletiyle ordugahta Osmanli ricali tarafindan büyük bir merasimle karsilanmisti. Pâdisahin. Böyle bir hareketten dolayi pâdisah onlari esir muamelesine tabi tutmamisti. Iskenderoglu'nun. Dirlik olarak Ismail Bey'e istedigi Yenisehir. limanda demirli birçok gemi ve onbin muharip asker vardi. Ismail Bey'in idaresinde Sinop'ta 400 top. Hatta Fâtih bile çadirinda ayaga kalkip birkaç adim yürümek suretiyle onu karsilamisti. Silah kullanmadan Amasra'yi ele geçiren Fâtih Sultan Mehmed. isyan etmek için zamanin müsait oldugunu bildirir Karamanoglu'nun birlikte hareket edebilecekleri teklifine karsilik Ismail Bey. Ismail Bey.Cenevizlilerin arasinin açilmasindan sonra. silah atilmadan teslim olmasini. Fâtih. Mahmud Pasa'nin ikna edici konusmasi karsisinda teslim olmuslardi. Pâdisah dahi visaktan tasra bir kaç kadem istikbal edüp musafaha ma'nasi oldi. Mahmud Pasa da denizden Amasra'ya gidip sehri kusatma altina alirlar. böyle bir seye riza gösteremeyecegini söylemisti. Ismail Bey'e haber göndererek. Ismail Bey'e dirlik olarak Filibe verilerek kendisi oraya gönderilmisti. Burada müstahkem bir kale olan Sinop'ta Isfendiyaroglu Ismail Bey hüküm sürüyordu. Fâtih'e bey'ata karar verirken kendisinin sahib bulundugu yüksek dinî suur ve fazileti ile birlikte. Bu durumun Osmanlilarca duyulmasi üzerine bir ihtiyat tedbiri olarak. Amasralilarin yaptiklarina son vermek ve problemi temelinden halletmek üzere kendisi karadan. etraftaki tecavüzleri daha çok artmisti. reva midir kim elim öpesin" diyerek bu hükümdari tahtinda kendi yanina oturtmustu. Nitekim Dursun Bey "Erkân-i devlet. Bursa'ya dönmüsken tekrar Karadeniz'e yönelir. pâdisaha sehrin anahtarini teslim etmekle hayatlarini kurtardilar. bunun da ancak Istanbul'un Fâtihi vasitasiyla mümkün olacagina olan inanci ile izah etmek mümkündür. Koyulhisar seferine çikisini firsat bilen Karamanoglu Ibrahim Bey." diyerek bütün bir devlet erkâni ile birlikte pâdisahin da onu karsiladigini anlatir. Mahmud Pasa'nin teklifi ve idareci özelligi ile olsa gerek ki Mahmud Bey ile Isfendiyaroglu arasindaki konusmalardan sonra Ismail Bey. . Onlar. 2000 topçu. Halbuki o sirada. basta tekfur olmak üzere Amasralilarin ileri gelenlerini Istanbul'a gönderdi. sen benim ulu kardasimsin. Fâtih'in elini öpmeye kalkismasi üzerine hükümdar: "Ismail Bey. Buna ragmen böyle bir kalenin. Fâtih Sultan Mehmed'e bey'at edecektir.

Böylece Bizans'in son Anadolu bakiyyesi de Osmanli ülkesine katilmis oldu. Bu durum. Mahmud Pasa'nin akrabasindan olan bas mabeyincisi Yorgi Amiruki vâsitasiyle Mahmud Pasa ile anlasarak sehir ve kaleyi teslime karar verir. Osmanli Devleti'nin bir bütün teskil ettigine inanmis gibi idi. Latinleri kendi aleyhine tahrik etmek isteyen Trabzon Rum Imparatorlugu'nu da ortadan kaldirmaya karar vermisti. Fâtih Sultan Mehmed. Zira bizim elimizde Islâm'in kilici vardir. FÂTIH'IN IÇ VE DOGU ANADOLU SIYASETI Toros daglari ile Anadolu'nun kuzey daglari arasinda uzanip giden ve Uzunyayla'ya kadar devam eden Orta Anadolu ile. bunun ötesinde baslayan Anadolu'nun dogu kismi üzerinde. bilhassa Firat'a kadar kadar olan sahada. Tek bir nefes sehid vermeden ve bir ok dahi atma ihtiyaci hasil olmadan Amasra. Imparator. bu zahmet din yolundadir. Kurtulus ümidi görmedigi için teslim teklifini kabul eden imparator. Halbuki Orta Anadolu'nun büyük bir kismi ile Dogu yaylalarinin bütünü devletin sinirlari disinda kalmisti. Fâtih su manidar cevabi vermisti: "Hey ana. Ordusuyla Trabzon'u çeviren sarp daglari asarken zaman zaman yaya yürümek zorunda kalan pâdisaha Sâre Hatun: "Hey ogul! Bu Trabzon'a bunca zahmet nedendir?" diye sorunca. Eger bu zahmeti çekmezsek bize gâzi demek yalan olur. Her iki bölgede hüküm sürmekte olan beylikler. 258 sene devam eden Trabzon Imparatorlugu 26 Ekim 1461 (21 Muharrem 866) günü tarihe karisir. Böylece. Imparator David Komnen'i ümitsizlige düsürür. Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan'in annesine büyük bir saygi göstererek ona "ana" diye hitab etmisti. birbirine bagli üç kisimdan meydana gelmis olan Trabzon kalesini hem denizden hem de karadan kusatir. David'in en küçük oglu hak dini kabul ederek Islâm'la müserref olmustu.Bizans Imparatorlugu'nu ortadan kaldiran ve Mora'daki Rum varligina son veren Fâtih Sultan Mehmed. Bugün yahud yarin huzur-i Ilâhîye çikinca mahcub olurum" diyerek gazilik ünvani ile cihâd ve bu ugurdaki çalismaya nasil ehemmiyet verdigini anlatmak ister. Osmanlilari her bakimdan tehdid eden bir mevkide . sekiz oglu ile birlikte Edirne'ye göndermisti. Karadan Trabzon üzerine varmakta olan Fâtih Sultan Mehmed'e elçilik heyeti ile birlikte Uzun Hasan'in annesi Sâre Hatun da gelmisti. Kastamonu ve Sinop'u alan Osmanli hükümdari. Pâdisah adina Mahmud Pasa tarafindan yapilan teklifi kabul eder. Fâtih. Hamisi olan Uzun Hasan'dan da yardim alamayacagini anlayan imparator.

Karamanlilar bir firsat vukuunda tekrar ortaya çikacaklardi. Ibrahim Bey. Fâtih'in. Anadolu'nun öteki kisimlarinin güvenligi ve nihayet Türk birligi bakimindan buralarinin da Osmanli topraklari içerisinde bulunmasini zaruri sayan Fâtih Sultan Mehmed. Larende ve civarina. Bundan baska Isfendiyar topraklari üzerinde hak iddia edebilecek bir mevkide olan Kizil Ahmed Bey'i kabul edip himaye eden ve onu Osmanlilara karsi elinde bir silah gibi tutan Uzun Hasan. onun gözlerini baska taraflara çevirmesine sebep olmustu. otuz dokuz sene hükümdarlikta bulunduktan sonra hicrî 868 (m. Ayrica Osmanlilarla Karaman Beyligi arasinda çikan anlasmazligi da firsat bilen Uzun Hasan. genç hükümdarin çok sür'atle hareket edisi buna imkan birakmamisti. Karamanogullarina sadece siyasi yardimda bulunmakla degil. ayni zamanda fiilen asker göndermek suretiyle de yardim ediyordu. Nitekim Karadeniz sahillerine göz dikmis olan bu devletin yönecitileri. 1463)'de vefat etmisti. OsmanliAkkoyunlu sinirlari üzerinde hadiseler çikarmaktan da çekinmiyordu. Fâtih'i ister istemez dogudaki bu tehlike ile mesgul olmaya sevk etti. Iste bütün bu hareketler. Ancak Fâtih biliyordu ki. Trabzon Imparatorlugu'nu müdafaa etmekten ziyade bu topraklarin. durumu büsbütün naziklesti. Yakin. Çelebi Sultan Mehmed zamaninda ve II. Bu mani olmak isteyiste. küçük yasta tahta çikmasini da firsat sayan bu devlet. Konya. Yildirim-Timur karsilasmasindan sonra tekrar meydana çikarak. hatta Toroslarin güneyinde denize kadar olan sahalara sahip olan Karaman Beyligi. Osmanli topraklarinin dogusunda bulunan ve gittikçe kuvvet kazanan Akkoyunlu Devleti'ne gelince o. Yildirim Bâyezid'in müthis pençesi altinda bir an ezilmeye mahkum olan bu devlet. uzak Osmanlilarin aleyhindeki her tesekküle el uzatan Karaman Beyligi'nin. Karaman. yasadigi müddetçe. Trabzon Rum Imparatorlari ile akrabalik tesis etmis.bulunmakta idiler. Fâtih'in eline geçmesini önlemek gayesi vardir denebilir. Ibrahim Bey'in ölmesinden biraz sonra. fakat hadiselerin seyri. "Hiristiyanligi takviye ederek Müslümanligi zaafa götürmeye" çalismisti. bu beylige hiç bir hak tanimamak suretiyle ortadan kaldirmayi belki daha önceki tarihlerde tasarlamis. Osmanlilar için gün geçtikçe daha ciddi bir tehlike konusu olmaya basladi. KARAMAN MESELESI Osmanlilarin en büyük hasmi olup Çelebi Sultan Mehmed'in damadi olan Karamanoglu Ibrahim Bey. Orta Anadolu'da yeni bir gaile meydana getirmeye çalismis ise de. yedi oglundan en . Osmanli Devleti'ne karsi mümkün olabilen bütün fenaliklari yapmis. bu yüzden Fâtih'in Trabzon'u almak isteyisine mani bile olmaya çalismislardi. Murad devrinde durmadan Osmanlilar aleyhine faaliyette bulunmustu.

Konya'da adina sikke kestirdigi gibi. Mahmud Pasa. Karamanlilarin elinde kalan son kaleleri de almaya muvaffak olmuslardi. mazuruz" dedigi rivayet edilmektedir. Uzun Hasan. Annesi bir cariye olan Ishak Bey'i veliaht yapmis ve merkezi Silifke olmak üzere Içel valiligine tayin etmisti. devam eden bu miras isine karisma sevdasina düstü. Osmanlilarla kan bagi olmadigi için çok seviyordu. sehzâdesi Mustafa'yi da buraya vali olarak tayin eder. Fâtih Sultan Mehmed. Konya'nin ileri gelenleri ile anlasarak hükümdarligini ilan etmisti. Anadolu'daki Müslüman Türk beyliklerine karsi insafli bir sekilde muamele eden Osmanli hükümdari. Hatta bunlara karsi "ihtiyar benim elimde degil. vazifeden alinarak yerine Rum Mehmed Pasa tayin edilir. Öyle anlasiliyor ki Pasa da yaptigi bu isten pek memnun degildir. Osmanli idaresine yeni alistirilmakta ve hatta isindirilmakta olan bir memleketin halki hakkinda icra edilen bu neviden muameleler yüzünden artan sikâyetler üzerine Mahmud Pasa. Rum Mehmed Pasa. Karaman probleminin tamamen ortadan kalkmasi için çaba sarfeden Osmanlilara karsi Akkoyunlu Devleti de bütün gücü ile Karamanlilari destekliyordu. sehzâde kaleyi teslim alarak Karaman gailesinin son kalintisini da ortadan kaldirir. Hatta bu maksatla Uzun Hasan. sonunda Konya'ya girerek. Sehzâde Mustafa'nin ölümünden sonra Karaman Valiligi'ne Cem Sultan getirilmisti. Böylece Karaman mirasi meselesi ortaya çikti. Konya'ya dönünce buradaki is ve sanat erbabinin Istanbul'a yollanmasi isi ile görevlendirilir. kaleyi Sehzâde Mustafa'ya teslim edecegini bildirince. Taseli taraflari hariç olmak üzere bütün bir Karaman ülkesini topraklarina katar. Mahmud Pasa'nin haksizlik yaptigini. kaleyi teslim alip dönerken 19 Agustos 1474'te Bor'da vefat eder. Bu hareketin basinda bulunan Pir Ahmet Bey. Daha sonra da bütün devlet islerini ona birakinca öteki kardesler buna itiraz etmislerdi. sadece fakirleri hicret ettirdigini söyleyerek sikâyetlerde bulunur. Karamanogullari adina müdafaa edilmekte idi. Mevlana'nin torunlarindan birini de bunlarla birlikte yolladigi.büyügü olan Ishak Bey'i. Kale komutani Atmaca Bey. Bu arada hastalanan sehzâde. Cem Sultan'in iyi meziyetleri. Son olarak Kayseri ile Nigde arasinda bulunan Develihisar. Pasa'nin bu icrasinda bazi sikâyetler meydana gelir. 50 bin kisilik bir kuvveti yardima göndermisti. Vezir-i a'zam Mahmud Pasa'yi Toroslara kadar göndererek ülkenin ilhakini tamamlar. fakat Fâtih Sultan Mehmed'in bunu ögrenmesi üzerine o zati hediyelerle tekrar geri gönderdigi rivayet edilir. Bu arada onun. Yapilan savaslarda galip gelen Osmanlilar. Karaman halkinin Osmanlilara tabi olmasinin önemli sebeplerinden biri olarak kabul edilmektedir. .

Daha sonra Horasan hükümdari Hüseyin Baykara'yi yenerek topraklarindan bir kismini almis olan Uzun Hasan. Osmanlilarla harp halinde bulunan Venedik Cumhuriyetinin.OSMANLI-AKKOYUNLU REKABETI VE OTLUKBELI ZAFERI Uzun Hasan. Bu muvaffakiyet de 1472 yilinda Osmanlilara ait olan Tokat sehrinin Uzun Hasan kuvvetleri tarafindan yakilip yikilmasi ile kendisini belli etmisti. . Bunlar. Uzun Hasan. Ebu Said'i maglub ettigi gün. bu elçilik heyeti vasitasiyle Osmanlilara ait Tokat sehri ile daha baska bazi mühim sehirleri isgal ettigini de Haçlilara bildirmisti. bu teklif. 1472 yilinda Venediklilere yeni ittifak teklifinde bulunmus. Osmanlilar aleyhinde kendisine ittifak teklifi üzerine daha 1463'te bunlarla anlasmisti. Nihayet bu emellerinde muvaffak oldular. O. cür'et ve celâdetim Hüdâvendigâr'a (Osmanli hükümdari) gösterem. gururunun da arttigini gördügümüz Akkoyunlu hükümdarinin ayrica bir "Cihangir" olmak sevdasi da vardi. Fâtih Sultan Mehmed'i de yenebilecegini tahmin ediyordu. secaatin âsârini gördüler." demisti. Osmanli hududlarini geçerek taarruz etmesi. Iste bu düsüncesi ve kendisini çok üstün görüsü. Osmanlilara üstün gelecek durumda oldugunu tahmin ediyordu. Hatta rivayet edildigine göre o. Çünkü o. Bundan baska yine Osmanli-Venedik muharebesi esnasinda Hasan Bey. hükümdarlik tahtina oturuncaya kadar Akkoyunlular pek fazla önem tasimiyorlardi. Galibiyetleri ile magrur olan Uzun Hasan. Bundan dolayi Osmanlilardan kaçan Karaman ve Candarogullarini bir büyüklük eseri olarak ayni zamanda kabul etti. Osmanlilari bu meydan okumaya karsilik vermeye zorladi. Fakat onun is basina gelmesi ile birlikte durum degisti. devamli olarak Hasan Pâdisah'i Osmanlilar aleyhine tahrik ediyorlardi. Uzun Hasan. bu suretle Firat havalisinden Maveraünnehr'e kadar uzanan büyük ve kuvvetli bir devlet kurmus oldu. onu Osmanli topraklarini alma sevdasina düsürdü. O. Venediklilerle ittifak etmis olan Haçlilarla birlikte hareket için bunlarla görüsmek üzere Rodos'a elçiler göndermisti. firsat el verirse bu nöbet isterim ki. Topraklarinin genislemesi nisbetinde. Venedik elçisi Katerino Zeno vâsitasiyle derhal senatoya bildirilerek Akkoyunlu ordusu için top ve topçu ustasi istenmisti. Karakoyunhükümdari Cihansah ile Mâveraünnehr hükümdari Ebu Said Miransah'i öldürmeye ve topraklarini da kendi ülkesine katmaya muvaffak olmustu. atini meydana sürmüs ve "Bu diyarin serdarlari. Bütün bu hareketlerin ötesinde Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan'a bagli kuvvetlerin.

Uzun Hasan'a ders vermek oldugu. Kemal Pasazâde. Gerçekten de Frenklerle ittifak yapmis olan uzun Hasan. 13 Zilkade 877 (11 Nisan 1473) Pazar günü. ayni zamanda Oguzlarin Bayindir koluna mensub bulunan Akkoyunlu kuvvetlerini takip ettirmedigi gibi Türk ve Müslüman olan ülkesine de dokunmadi. . yine kendi vilayetine teveccüh etti" diye takdir etmekte ve Osmanli hanedaninin adalet. eger yapabiliyorsa din düsmanlari ile savasmasi gerektiginden bahs ederek. Bu cevap. burada Müslümanlarla ugrasmanin iyi bir sey teskil etmedigi" cevabini aldigini nakl eder. Kazabat'ta da Amasya Valisi Sehzâde Beyâzit. bunun sebebini Fâtih'e sordugunu. ne denli yüksek bir telakki ile hareket ettigini açik bir sekilde ortaya koymaktadir. kozlarini paylasmak ilkbaharda üzere harbe davet eder. Beypazari'nda Karaman valisi Sehzâde Mustafa. Osmanli ordusu büyük bir zafer kazanarak dogudaki bu tehlikeyi bertaraf eder. sözünün de kiliç oldugunu söyleyerek Akkoyunlu hükümdarini. hükümdarin. Bütün kaynak eserlerde tafsilatli bir sekilde kendisinden bahsedilen bu zaferden uzun uzadiya bahs etmek istemedik. emirlerindeki kuvvetlerle orduya katilirlar. Farkli rivayetler bulunmasina ragmen bu katilimlarla ordunun yekunu takriben seksen bes bin kisiye ulasir. Osmanlilarla yapacagi muharebeyi makul gösterebilmek için onlardan Kapadokya ile Trabzon Imparatoru'nun kizinin kocasi olmasi hasebiyle Trabzon'u istemekte idi. bu takip etmeyis hadisesini Sehzâde Bayezid'in hizmetinde bulunan Halil Pasa'nin oglu Ibrahim Pasa'nin agzindan nakl etmekte ve onun. Fâtih'in komutasinda Üsküdar'dan hareket eder. Fâtih.Fâtih Sultan Mehmed. bundan böyle elçisinin ok. Bu cevabinda o. Iste Fâtih Sultan Mehmed bu istekler karsisinda agir bircevap yazar. Nitekim Âsik Pasazâde de Fâtih'in bu hareketini "Mürüvvetle vilayetin yikmadi. Islâm memleketlerini tahrib ile Islâm hükümeti yikmanin dogru bulunmadigini. Bu mektupta Fâtih Sultan Mehmed. ondan "gâyenin saltanat yikmak degil. Uzun Hasan'in yaptiklarindan. Uzun Hasan üzerine hareket etmeden önce kis mevsiminde ondan gelen mektuba agir bir cevapla mukabelede bulunmustu. Osmanli ordusu. Iznik yolu ile Yenisehir'e gelini. ehl-i Islâm üzerine gidip onlara zulümde bulunmasinin dogru olmadigi. öte taraftaki gaza harplerini birakip. galip gelmisken kendisi gibi Türk ve Müslüman olan. yapilan haksizligi ortadan kaldirmak için bizzat kendisinin gelecegini bildirir. Tarihte "Otlukbeli Zaferi" diye söhret bulan bu savasta.

Osmanli Devleti'nin. kendisi ve devleti için büyük bir sempatinin dogmasina vesile oluyordu. Fâtih Sultan Mehmed'in bu bölgelerle ilgilenmesine imkân vermemisti. Osmanli devlet sinirlarini Tuna ve Italya'ya dayamak istedigi kesinlik kazanmis görünmektedir. çok kisa bir zamanda büyüyüp gelismis ve Omanlilar için korkunç bir tehlike haline gelmis olan Akkoyunlu Devleti'ni. Anadolu birligini saglamak ve hatta bir bakima Islâm birligini temin için büyük bir gayret içinde oldugu kabul edilmelidir. Uzun Hasan Devleti'nin sür'atle çökmesine ve nihayet ortadan kalkmasina âmil olan sebeplerin basinda gelmektedir. Hac farizasini eda edip . O. Bu hadise su idi: Hicaz'a giden bir Osmanli hacisi. Timur'dan beri karsilastigi bu en büyük tehlikenin atlatilmasinda ve zaferin kazanilmasinda rol oynayan baslica âmil. Osmanlilar aleyhine harekete geçmis olan Haçlilarin ümitleri de kirilmis oluyordu. Fâtih Sultan Mehmed. Bu zaferden sonra. FÂTIH'IN GÜNEY SIYASETI Cihan tarihinin gördügü en büyük hükümdarlardan biri olan Fâtih Sultan Mehmed'in. Bu da Islâm dünyasinda. bundan son derece memnunluk duydugundan ve kendisine bu imkani hazirladigi için Allah'a sükran hislerini ifade etmek üzere. verilmis bir kararinin olup olmadigini söylemek pek mümkün degildir. 1473'te kazanilan bu zafer. Fâtih. Osmanli askerî kudret ve teskilâtçiligi ile atesli silahlardaki kiyas kabul etmez üstünlügüdür. Osmanli adalet ve müsamahasinin en güzel örneklerinden birini daha vermis olur. Hicaz su yollari ile ilgilenmesi. Otlukbeli zaferi. halka karsi âdil olan idaresinin nümûnelerini göstermis oluyordu. Fâtih'in.insaf ve fazilet ile muttasif bulundugunu açiklar. Serbest kalip buralarla mesgul olmaya basladigi siralarda. Böylece. Karadeniz'in bütün sahillerini almak ise. ordusunun almis oldugu bütün esirlerin âzâd edilip serbest birakilmasini emreder. Onun. basit bir hadise olmadigi gibi yadirganacak bir hadise de degildir. Osmanlilara karsi yapilmis olan sark ve garb ittifakinin bir cephesini tamamen tesirsiz hale getirmisti. Otlukbeli zaferi ile tehlikesiz bir hale getirmisti. Oguz boylari arasindaki çekismenin bütün yan tesirlerini izale ederek ihtilaf sebeplerini silmek istiyordu. bütün Müslümanlara ait olabilcek bir ise parmagini koymus oluyordu. yollardaki su kuyularinin (birke) harab oldugunu ve hacilarin bu yüzden sikintiya düstüklerini görmüstü. Zira hâdiseler. ona bu yolda yürümeye izin vermemisti. Bu suretle de o. bu sefer de ölüm. onun düsüncelerinin basinda gelmekte idi. Sonuç olarak sunu söyleyebiliriz ki. Bununla beraber. kendi ülkesinin güneyinde uzanan topraklar üzerinde. Zira bu suretle o.

Onlar. durumu hükümdara bildirmisti. "biz âcizmiyiz kim birkemizi ol meremmet ide" diyerek Osmanlilari geri çevirmislerdi. Trabzon seferinden zaferle döndügü vakit. iki devletin arasinda serin bir havanin esmesine sebep oldu. Misir hakim ve nâiblerine de bu adamlara yardim etmeleri için mektuplar göndermisti." Dulkadirogullari münasebetiyle bozulan iliskilere ragmen Sultan Kayitbay zamaninda Fâtih. gelecekte kendisi için büyük bir tehlike olacagi anlasilan Osmanli Devleti'ni. Ancak Misir sultanindan elçi gelmedi. Sonuç olarak Misir'dan. Âdet-i muhabbet terk olundu. bu kuyular için vakiflar düzenleyecek ve bu vakiflarin geliri sayesinde bölgedeki Araplar. Meseleyi kendi iç isleri olarak kabul eden Memlûklerin. sinirlarina yaklastirmamak ve onunla kendi arasinda zayif ta olsa tampon bazi tesekküller bulundurmak arzusunda idi. Han'a vilayet (Trabzon) mübarek olsun diye. Memlûklularin. Karamanoglu'nun bu yalan haberine inanan Misirlilar. Fâtih'in su yollari bahanesi ile Mekke Sultanina yüklerle flori gönderdigini ve onu Misir'a karsi isyana tesvik ettigini yazmisti. zaferi tebrik için her taraftan elçiler geldigi halde. Adavete (düsmanliga) bir bahane bu oldu.döndükten sonra. Isin iç yüzüne bakildigi zaman. Memlûk sultanlari ile Osmanlilarin arasinin açilmasina sebep olan daha baska olaylar da vardi. Âsik Pasazâde bu konuyu su ifadelerle dile getirir: "Her tarafin pâdisahlarindan elçi geldi.. Iki taraftan âdet terk olundu. Bu yüzden.. aradaki dostluk hislerinin sarsilmasina sebep oldu. Bunun üzerine pâdisah. Bu yüzden Karamanogullarina yardim ediyorlardi. güneye giden yol üstünde bulunan Dulkadir isleri ile ilgilenmeye sevketti. bu kuyulari koruyacaklardir. Misirlilar buna lüzum görmemislerdi. Fatih de onu tebrik etmemisti. Pâdisah dahi taht mübarek olsun diye elçi göndermedi. Âsik Pasazâde'nin ifadesine göre Karamanoglu da Misir Sultani'na bir elçi göndererek. ona göre Fâtih. Fâtih'i. Pâdisah dahi buna bir pare (parça) melûl oldu. Sonra mezkur (adi geçen) Hoskadem dahi Misir'a sultan oldu. Halbuki Pâdisahin onlarin iç islerine karismak gibi bir niyeti yoktu. Ve muhabbet kesilmeye basladi. Anadolu'da Türk birligini kurmaya çalisan ve bu konuda kendilerine engel olan kuvvetleri teker teker ortadan kaldiran Osmanogullarinin. Osmanlilari çok yakindan takip ettikleri anlasilacaktir. Dulkadir topraklarina kadar uzanan zengin Misir Memlûkleri Devleti. Âdet bu idi ki gönderileydi. Bu durum. Nitekim Fâtih. Zira Âsik Pasazâde bize bu konuda çok net bilgiler vermektedir. Karamanoglu'nun verdigi bu haber üzerine Osmanli ustalarini hakaretle geri göndermeleri. Böylece vakiflarin geliri ile tamir edilecek olan bu kuyulardan. Âsik Pasazâde'nin ifadesiyle "Taht mübarek olsun . özellikle kuzeyden Hacca gidecek olanlar istifade edeceklerdi. Toros'larin güneyine inmelerine pek taraftar degillerdi. bu kuyulari tamir etmek için bazi adamlari görevlendirmisti. "Hoskadem" Misir sultani oldugu zaman. Iste bu sekildeki hareket tarzi.

Istanbul'u fethedip bin yüz yillik Dogu Roma (Bizans) Imparatorlugu'nu ortadan kaldirarak tam anlamiyla "Fâtih" ünvanini aldigi gibi. Her zaman sogukkanliligini muhafaza ederdi. kütle mukadderatini elinde tutan sayili dâhiler ve cihangirlerden ayiran üstün vasif. maglubiyeti önlemek için cesurane bir sekilde öne atilip askeri tesci ederdi. FÂTIH'IN SAHSIYETI VE ÖLÜMÜ 1451 yilinda 21 yasinda iken yeniden Osmanli tahtina geçen Fâtih Sultan Mehmed. Misir'in muhtesibini* gönderdi. yapacagi seferleri tatbik sahasina koyuncaya kadar gizli tutardi. beser olarak düsebilecegi hatalari asgariye indirmek yolunda. kendi istihkak ve kudretiyle ulasmistir. sevki tabiilerini rehber tutan. bunu açikça ortaya koymaktadir. gafil ve zamanin maglubu kimselerdir. Iyi hediyelerle Çavusbasini elçi gönderdi. cesaretli ve gayretli biri olan Fâtih Sultan Mehmed. yaptigi ve yapacagindan haberli bulunan bir sisteme sahip bulunmasi idi. yüksek kabiliyet ve dehasiyle herkese gücünü kabul ettirmis olan büyük bir devlet adami idi. Fâtih." Gerçekten. icraat ve basarilarinda.diye elçi gönderdi. firsat ve tesedüflerden faydalanmis olmasi degil. Halbuki büyük söhretlerden pekçogu. pâdisahlara elçi olarak gönderilmez. Rum Pâdisahi (Anadolu'ya baslangiçta Rumeli dendigi için Pâdisahina da Rum pâdisahi. devletler arasindaki protokolün çignenmesi demekti. Zira böyle bir elçi. Bu muhtesibin gelmesi pâdisaha hos gelmedi. Binaenaleyh Fâtih. Âlimlerle sohbette bulunmayi âdeta bir vazife telakki ediyordu. Misir muhtesibinin elçi olarak gönderilmesine kizmistir. devlet idaresinde sertti. Hissiyatini gizlemeyi bilir. etrafina zengin ve kaliteli bir müsahipler ve müsavirler kalabaligi toplayan ve bunlardan her birinin karsisinda gerektiginde boyun egen bir adamdir. Çünkü "o. tesadüflerin yardimi ile degil. Adaletle hükmetmeyi siar edinen. Derûnî metanet ve zihnî kemaline. Zamani gelince de birdenbire maksadini açiklardi. Bununla beraber o. yani Rum ülkesinin pâdisahi dendi) buna dahi melûl oldu." sözleri ile ifade edilen anlayis. Âhir. elçi müsteki geldi pâdisahina haber verdi. Bu yüzden . Bu yüzden düsmanlarini sasirtarak bir senede birkaç fütuhata birden nail olurdu. yaptigini bilen ve ne yapmasi gerektigini hesaplayip düsünen adamdi. Harpte cesurdu. Fâtih Sultan Mehmed. Onu. hayat ve icraatinin her safhasinda sahid oldugumuz Sultan Ikinci Mehmed. ihraz ettigi san ve serefe. bu bir hafifliktir. Misir sultani dahi bu elçinin ardinca bir elçi gönderdi. çarsi ehlinin büyügüdür. atalarinin elbiselerini birakarak ulema elbisesi giymeye basladi. Elçi kim Misir'a vardi yine kanun üzre hürmet etmediler.

çok genç yasta tahta çikmis. genis bir kültür ve bilgi hamulesiyle yüklü bulundugu. meslek-i cografîye aid levayihine tesadüf edip mezkur layihalarda fennî bir surette izah ve tarsim edilen (çizilen) sekilleri. I. O. Türk tarihinin en renkli ve en büyük sahsiyetlerinden biridir. Bizzat yirmi bes seferde bulunan Fâtih. Molla Güranî. O. Fâtih. Bir vakit cografiyundan meshur Batlamyus'un. 1466 senesinde Batlamyus'un haritasini Ivrikios'a yeniden tercüme ettirip haritadaki isimleri Arap harfleri ile yazdirmistir. âlim ve fazil insanlarin siginagi haline gelmisti. devrinde revnak bulup cihet-i maaslari için Tetimme (medrese) ve imâret bina buyurup nice evkaf tayin buyurmuslardir. Serbest fikirli ve herhangi bir saplantisi olmayan hükümdarin. Farsça ve Rumca'dan Arapça'ya tercüme edilmis felsefî eserleri okur ve yanina celb ettigi âlimler ile müdavele-i efkâr ederdi. riyaziye.Istanbul. siirde "Avnî" mahlasini kullanirdi. lisan-i Farisî ve Yunanî'den Arapçaya tercüme edilmis olan âsâr-i felsefiyeyi mutalaa ve nezd-i sâhânelerinde bulunan fudala ile bu babta müdavele-i efkâr eder ve bilhassa Aristo'nun mebahis-i felsefiye ile pek ziyade mesgul olurdu. nazari dikkate almis ise de bu haritalar daginik olduklarindan. âlimleri davet ederek ilmî mübaheseler yaptirdigi da anlasilmaktadir. daha çocuklugunda büyük sorumluluklar yüklenmis. essiz) dahi vardir. O da digerleri gibi daha sehzadeliginde "ulûm-i âliye ve 'aliye"yi tahsil etmisti. Hatipzâde Mehmed." Tetkik edilip arastirildigi zaman görülecegi gibi hemen hemen bütün osmanli Pâdisahlarinda ve özellikle Fâtih Sultan Mehmed'de ilim ve ilim adamlarina karsi büyük bir saygi vardir. otuz sene kadar kesintisiz sefer ve gazalarla mesgul olmustu. Ve siir-i bî-nazirleri (benzersiz. tasavvuf erbabi ve sanatkârlari himaye etmisti. Kendiler dahi ulema zümresinden madud olup (sayilip) fadli bâhir ve marifet-i zâhir sahibi idiler. Kritovulos bu konuda sunlari yazar: "Pâdisah hazretleri. Molla Iyas. Gerçekten o. Bostanzâde Yahya (Tarih-i Saf. Bu sebeple o. topçuluk ve askerlikte kesif yapacak kadar kudret sahibi oldugu anlasilmaktadir. Molla Siraceddin ve Abdülkadir gibi hocalardan ders almisti. Ayni zamanda kendisi de sair olan Fâtih. Onlara tahsisatlar vermis ve çalismalarini temin gayesiyle müesseseler kurmustu. Ana dilinden baska sark ve garp dillerini bildigi. ulema. 52) onun bu özelliklerini su ifadelerle nakleder: "Bâni-i mebani-i hayrat ve müessis-i esas-i hasenat olup ulema-i ser'-i metin ve fudala-i fedail âyin. yeniden Filozof Ivrokios'a havale ederek Arapça yazdirir. "Ilmi taleb ediniz hadisine uygun olarak tahsil ve müzakerelerden geri kalmazdi. 17 devlet ile ikiyüz küsur sehir ve kale fethetmisti. bütün bu çalismalarinin sebebini ve dolayisiyle hedefini su misralarla dile getirir: ." Bildigimiz kadari ile Fâtih. sair. Hocazade Muslihiddin Mustafa. Mahlas-i serifleri "Avnî"dir.

i'lâ-yi kelimetullah'tir demektedir. Islâm âleminin hâmisi sifatiyle kendisini i'lâ-yi kelimetullah'in en büyük temsilcisi olarak görmekte idi.v. Acem mi malum olmadi" diyerek bu büyük seferin nereye olacaginin bilinemedigine isaret eder. amma Arab mi. Tursun Bey "Ve cihet-i sefer Anadolu oldugu malum olundu. riza-yi ilâhî'yi kazanmaktan ve Resûlullah'in yolunda yürümekten baska bir sey düsünmedigi görülür. Ama nereye oldugunu kimse bilmiyordu. nizam-i âlem için. Gerçekten. O. hedefledigi gayeye ulasmak için. Fâtih Sultan Mehmed. Muhammed (s. Bu ifadelere bakilirsa. Peygamberimiz Hz. Gebze yakinindaki Hünkâr veya Tekfur Çayiri denen yere geldigi vakit. Hazirliklar. Ancak. büyük bir ordunun basinda hasta olmasina ragmen Üsküdar'a geçmis ve bir at arabasina binerek. Hatta bir rivayete göre "Dünyada tek bir din. Din-i Islâm'in mücerred gayretidir gayretim" Bu ifadeler onu. Islâm dinini her tarafa yaymak oldugu anlasilir. . Bu yüzden 3 Mayis 1481 Persembe günü (4 Rebiülevvel 886) ikindi vakti. daha sehzâdeliginde cihangirlik emelinde oldugu belirtilen Fâtih için. 1481 yili Nisan ayinin 29. Onun yaptigi fetihler." seklindeki sözü ile bu düsüncesini dile getirir. bütün imkîAnlari degerlendiriyordu. insanlik ugrunda katlandigi mesakkat ve müsküllere gögüs gerdigi gibi. Vefati dahi yine "i'lâ-yi kelimetullah" için çiktigi bir sefer-i hümayun esnasinda vuku bulmustu. günü (27 Safer 886) 50 yasinin içinde iken. Bu sebeple Istanbul'u aldiktan sonra. Istanbul'u idealindeki cihan devletinin merkezi yapmak istiyordu. Bosnali Hüseyin Efendi. Zira Fâtih. gayesinin bir cihan devleti de olmayip. çektigi sikinti ve katlandigi eziyetleri gören uzun Hasan'in annesi Sâra Hatun'a "Valide" diye hitap edip söylediklerine. Ortodoks ve Ermeni patrikleri ile Yahudi bashahamini bu sehre yerlestirir. O. tek bir pâdisah ve Istanbul da cihanin payitahti olmalidir. nereye müteveccih oldugu kesin olarak bilinememektedir. Bu seferin. Trabzon üzerine varirken. daha önceden biliyoruz. büyük bir sefer için yapilmisti." Keza onun. 31 yillik hükümdarliktan sonra vefat eder. doguya dogru ilerlemeye baslamisti. giristigi gazalar ve tebeasi için yaptiklarina bakilirsa. sirf ihtiras için harb eden ve kiliç sallayan dünya cihangirlerinden ayirmaktadir. ayni yolun yolcusu bir idealist olarak gögüs vermis bir serdar ve fikir adamidir."Imtisâl-i "câhidû fi'llah"* oluptur niyetim.a. hastaligi büsbütün artar. Çünkü o. tek bir devlet. bizzat pâdisahin agzindan "Bu hânedanin maksad-i a'lasi.)'in.

FÂTIH SULTAN MEHMED VE HOSGÖRÜ Günümüzde. Ser'î hukuku hem nazarî. Sarab-i farig (ilaç) verdiler. Tabibler. ilacindan aciz oldular. "görmezlige gelme.Fâtih'in ölümü. bazi edepsizliklere basladilar. devlet ise onun bir fer'i olarak görülmüstür". Sözlüklerde bu kelime. Devletin. Bu anlayis sebebiyledir ki. ayaginda zahmet vardi. devletin sosyal bünyesindeki anlayisin buna göre organizesi normal karsilanmalidir. Âsik Pasazâde. bu anlayisini devletin bütün sistem ve organlarinda da devam ettiriyordu. genellikle hânedanda rastlanan "Nikris illeti" idi. hosgörü adini verdigimiz anlayisin. hayatiyet sirlarini teskil eden ve onu. Zira "bu devlette din asil. Bu bakimdan. Islâm'dan aldiklari ilhamla Osmanlilar. idareleri altinda bulunan gayr-i müslimlere karsi hosgörülü davranmayi. Balkanlar'da idarelerine aldiklari yerli unsurlarin din ve vicdan hürriyetine müdahale etmedikleri gibi. devlet nizam ve hakimiyet telakkisinde önemli bir rol oynamasidir. Anadolu'nun diger beyliklerine göre daha uzun ömürlü yapan unsurlardan biri de süphesiz ki. ayagindan kan aldilar. tabibler cem olup ittifak ettiler. Allah rahmetine vardi. Fâtih'in hastaligi. Öyle anlasiliyor ki. Tarihî rivayetler de bunu desteklemektedirler. Kurulusundan itibaren Müslüman bir topluma istinad eden bünyesi ile. gizli tutularak hamam yapmak üzere Istanbul'a geçtigi söylenip askerin yerinde kalip beklemesi emrolundu ise de birkaç gün sonra kayiklarla Istanbul tarafina geçen yeniçeriler. Ahir. "hosgörü" diye ifade edilen prensip ve anlayisa eskiden "müsamaha" deniyordu. hem de amelî bir sekilde uygulayan Osmanli Devleti. Bir beylik olarak ortaya çikisindan itibaren bünyesi ve sartlarin gerektirdigi degisiklikleri yapmaktan çekinmeyen Osmanli Devleti. onlari her türlü baskidan da kurtarmislardi. onlarin dinî hürriyet ve serbestilerine müdahale etmemeyi devletin temel prensiplerinden biri haline . Fâtih'in ölümü. bir kabahatliya karsi siddet göstermeyip geçivermek" seklinde manalandirilmaktadir. Osmanlilar. vefat hadisesini ögrenince. aldirmama. saglam temeller üzerine bina edip gelistirdigi ve kemal mertebesine ulastirdigi müesseseleri vâsitasiyle uzunca bir hükümranlik dönemi geçirme imkanini buldu. onbir gün gizli tutulup saklanabilmisti. Zahmet ziyade oldu. Fâtih'in vefatini ve sebebini su ifadelerle günümüze ulastirmaya çalisir: "Vefatina sebep.

Fâtih Sultan Mehmed'in. Bâyezid'in zamani.) hazretlerinin mübarek eliyle ve pençesiyle imzali olan hatt-i hümayunlari ve Hz.. Osmanli medeniyetinin ahengini meydana getiren muhtelif unsurlarin her biri. 22. gerek Osmanli cografyasi. hatta XVII. Bu prensibi iyi kullanan ve ona son derece riayet edenlerden biri de süphesiz ki Istanbul'un fâtihi olan Sultan II. Sene 862 (1457). Gerek bu gerekse ve daha önceki dönemlerde yenilmeye degil. vezirler. Eger bundan sonra gelen halifeler. "Emiru'l-Mü'minîn Sultanu'l-Guzat ve'l-Mücahidîn Nâsiru's-Seriat ve'l-Milleti ve'd-Din Giyâsu'l-Islâm ve Muinu'l-Müslimîn Sultan Bâyezid diye anilan Sultan II. ve . gerekse ekonomik hayati bakimindan istikrarli ve emniyetli bir devir idi. ehl-i örften vesair ümmet-i Muhammed'den akça içün veya hatir içün feshine murad ederlerse Allah'in ve Hz. II. Ahardan kimesne rencide eylemeye. refah ve bolluk da beraber girmekte bulunuyordu. Bâyezid.a.. Ali Emirî. Mehmed'dir. 85l (l447) yilinda Dimetoka'da dogdu. Hattab (r. ulema. Onun.) (tarafindan) verilen hatt-i kûfî ile ve selâtin-i maziyeden hatt-i hümayunlari ibraz edip reca eyledi. Gülbahar Hatun'dan dogan büyük ogludur. genellikle yenmeye alismis bir kütle psikolojisi için. Fâtih. hem federal ve müstakil hüviyetleri içinde kendi merkezlerine bagli. BÂYEZID ( BÂYEZID-I VELÎ ) Modon fetihnâmesinde. Resûl-i Ekrem (s. Yedi yasinda iken Amasya sancakbeyligine gönderildi. Kuds-i Serif içre ve tasrasinda namazlari ve ziyaretgâhlari ke'l-evvel. Bâyezid. hududlardan sadece zafer sesleri degil. nr. Ömer b. mucibince zapt ve tasarruf eyleyeler.a. SULTAN II. Istanbul'un fethinden sonra Ortodoks Patrikligi'ne verdigi serbestiyet ile âyinlerini yapma konusundaki rahatligi bilindigi ve daha önce de kismen "Bi avnillahi Taala Hz. Resûlun hismina ugrasin. Resûl-i Ekrem hürmetiyle makami Konstantiniyye feth oldukta etraf u eknafta olan sahlar ve krallar âsitâne-i saadetime elçiler gelüp feth-i fütûhu arz edüp bu def'a Kuds-i Serif'te olan Rumlarin Patrigi Atanasyos nâm rahib ruhbanlari ile gelüp âsitane-i saadetime yüz sürüp Hz. BOA. Sultan II. hem de müsterek ana merkezin mali ve mensubu olarak.v.getirmislerdir.

büyük sehzâde Bâyezid'i davet için Amasya'ya gönderirken. Mustafa adinda bir oglu daha vardi. . Fâtih Sultan Mehmed vefat ettigi zaman. babasinin yerine tahta geçer. Vezir-i Azam'in. l447) yilinda iki bayram (Ramazan . genis ve açik yüzlü. bütünüyle Ishak Pasa'nin eline geçmis demekti. 5 Rebiülevvel 886 (4 Mayis l48l) de Saltanat Kaymakami ilan ederler. tabiî bir hâdise gibi karsilanmadi. genis omuzlu ve yüksek gösterisli olarak belirttikleri Bâyezid-i Veli. Oradan da Istanbul'a geçerek Yahudiler ile zengin halkin evlerini yagmalarlar. Bu feci hadiseden sonra iktidar. asirlarda bile hâla. Bâyezid.000 kisi oldugu halde Amasya'dan yola çikip Üsküdar'a gelir.Kurban) arasinda dogmustu. Sehzâde Bâyezid'in tarafini tuttuklari için. bulunmayacagi siralarda Istanbul'da hükümet islerine bakmak üzere Silifke'den çagirmis oldugu Ishak Pasa'nin kiskirtmasi ile Vezir-i Azam Karamanî Mehmed Pasa'yi da öldürürler. Cem de merkezi Konya olan Karaman Eyâleti'nin valisi idiler. maiyetinde 4. bir taraftan Keklik Mustafa adinda bir çavusu. Fatih'in. öbür taraftan da kendi adamlarindan birini Cem Sultan'a gönderip yolu uzak bulunan Bâyezid gelmeden önce onu Istanbul'a davet ile bir emr-i vaki yapmak istemisti. Yeniçeriler. latif. uzun boylu. mutedil sakalli. o siralarda Fâtih'in yaninda ve henüz 11 yaslarinda bulunan Bâyezid'in oglu Korkut'u. beyaz tenli. Öte yandan devlet büyüklerinden acele davet mektuplari alan Bâyezid. elâ gözlü. küçügü de Cem olmak üzere iki oglu kalmisti. ayaklanarak Pendik önlerine demir atmis bulunan birkaç gemiyi zapt ederek Üsküdar'a gelirler. babasi gelinceye kadar. Fakat bu sehzâde babasinin sagliginda vefat ettiginden. Ishak Pasa da kendisine verilen bu genis yetkiyi iyi kullanarak asayis ve güvenligi sagladi. Fâtih vefat eder etmez. (12 Mayis 1481) günü 35 aslarinda iken. o dönemde merkezi Amasya olan Rum Eyâleti. melek huylu. Yeniçeriler. Kaynaklarin. 886 Rebiülevvel'inin 13. o sirada Kastamonu Sancakbeyi bulunan Sehzâde Cem. büyügü Bâyezid. devletin islerini tedvir etmekle onu görevlendirdi. Fâtih Sultan Mehmed'in ani ölümü. Konya'da bulunan Sehzâde Cem'e gönderdigi mektup ve bu vesile ile Fâti'in ölümünden haberdar olan yeniçeriler. semâvî bir nükte gibi. yüzünde ben bulunan. Ülkede büyük bir siyasî buhranin çikmasina sebep oldu.XVIII. Vezir-i Azam ve Mevlânâ'nin soyundan gelmis olan Karamanî Mehmed Pasa. 85l (m. Fakat Cem'e bu mektubu götüren sahsi. Daha önce de belirtildigi gibi Fâtih'in. ince ve kemalli çehresiyle dünyaya yüz göstermekte devam etmekte idi. siyah çatik kasli. Zira Divan. Her ne kadar onun dogum tarihi ile ligili farkli yillar veriliyorsa da genellikle yukarida belirtilen tarih kabul edilmektedir. Anadolu Beylerbeyi ve Bâyezid'in damadi olan Sinan Pasa yakalayarak öldürür. ölen kardesinin yerine Karaman valiligine tayin edilmisti.

subaylari vâsitasiyle bir arzuhal takdim ederek. Bu bahsisler. kendisi tarafindan yaptirilmis olan camiin arkasindaki türbeye defnedilmisti. terakkilerinin artirilmasina muhalefet ettigi söylenen Hamzabeyoglu Kara Mustafa Pasa'nin. Bâyezid. azil ve nefy edilmesini ister. Karamanî Mehmed Pasa'nin öldürülmesi sebebiyle vâki olan kusurlarinin affini ve cülûs bahsisi verilmesinin kabul edilmesini taleb ederler. Böylece henüz Üsküdar'da bulunan Mustafa Pasa getirtilerek ikinci vezir olarak ilan ve tayin edilir. büyük bir tezahüratla karsilayan vüzera ve asker.(Ilki Fâtih Sultan Mehmed tarafindan verilmisti. Bu usûl.Ertesi gün. Bundan sonra Ishak Pasa'ya sadaret tevcih olunur. Bu arada yeniçerilerin bütün isteklerinin kabul edilmesi mahzurlu görülerek daha önce Mustafa Pasa hakkinda verilen karardan dönülür. Yeni padisah. bu istekleri kabul eder. resmen Osmanli tahtina oturmus olur. Osmanli tarihinde Yeniçerilere verilen cülûs bahsisinin ikincisi olmustu. kendisini merasimle karsilayan Yeniçeriler. basinda siyah bir kavuk ve ayni renkte bir elbise giymis oldugu halde Istanbul'a girmisti. tahta geçisinin ertesi günü. onun rakibi olup. cülûs bahsisi tekrarlanmisti. yeni sultan tarafindan kabul edilir. II. O. bir kismi siyasî. babasi Fâtih Sultan Mehmed'in ölümünden sonra Osmanli tahtina oturur oturmaz içerde. Cenaze namazini Seyh Ebu'lVefa adiyla söhret bulmus olan büyük âlim Konyali Muslihiddin Mustafa kildirmisti. Günümüz Istanbul'undaki Vefa semti hâla bu zatin ismi ile anilmaktadir. BÂYEZID DÖNEMININ BAZI IÇ OLAYLARI II. Yeni padisahi. bir kismi da dinî renge boyanmis gerçekte dis kaynakli olan siyasî bazi isyan hareketleri ile karsilasir. ancak üçyüz yil sonra Sultan Birinci Abdülhamid tarafindan Rusya ile yapilan savas sirasinda ve birdenbire kaldirilabildi.Namazdan sonra Fâtih'in naasi. Tabutun altina önce Sultan Bâyezid ve vezirler girmislerdi.) Cülûs bahsisinin ikinci örnegi olan bu uygulamadan sonra. Bâyezid'in. Bu olaylara temas etmeden ve onun sahsiyet ile karekterinin olusmasinda önemli rolü bulunan ve bir bakima onun bu özelliklerini canli birer levha gibi önümüze seren faaliyetleri görmeden disariya karsi olan . kapi önünde saf tutup. Fâtih Sultan Mehmed'in cenaze merasimi icra edilmisti. Topkapi Sarayi'na girerken. ilk hamlede mesele çikarmamak için. Ishak Pasa'nin vezir-i azam olmasini. Yeniçerilerin bu istekleri. oglu Korkut'tan saltanati resmen devr alip l2 Mayis l48l de Osmanli tahtina çikar.Bu. Cenaze defn edildikten sonra bey'at merasimi yapilarak Sultan Bâyezid. zamanla devlet maliyesi için âdeta bir yikim halini alaacaktir. her tahta çikista.

Karaman eyaletinde beraber bulunduklari zamandan beri. tedkik edilmesi lazim gelen sebeplere dayaniyordu.oglum Cem edâmellahu bekahu" diye hitab edilerek örnek gösterilmis olmasi. etrafina kalabalik sayida insan . Gedik Nasuh Bey. herhalde bir tesadüf eseri olmasa gerekir.. Daha Fâtih'in sagliginda devlet erkani arasinda her iki sehzâdenin taraftarlari bulundugu ve basta Karamanî Mehmed Pasa oldugu halde. Zira Cem. Cem'i takdir eden Gedik Ahmed Pasa'nin. Gedik Nasuh Bey'i. Ikinci Bâyezid tarafindan Ayaz Pasa komutasi altinda gönderilen iki bin yeniçeriyi maglub etmeye muvaffak olur. saltanat makamini elde etmek için giristigi tesebbüs.. Varsak ve Turgutlu boylarina mensub kuvvetler oldugu halde Inegöl üzerinden Bursa'ya gönderir. Buna dayanarak o. O.Gerçi buna dayanarak Fâtih tarafindan Cem'in veliahd ilan edildigini iddia etmek mümkün degilse de. Bütün bunlara ilaveten. saltanat alameti olarak nâmina hutbe okutmus ve ismine sikke bastirmistir. Zira onun dis dünya ile olan münasebetlerinde. bu iddiasini da bazi delillerle isbat etmeye çalisiyordu. Cem Sultan'in bizzat kendisi de babasinin erine geçme hakkina sahip olduguna kani idi. Zira halk. sanildigindan daha büyük olmustur. hiç sevmedigi Bâyezid'i padisah olarak görmek istememesi gibi. l8 gün kadar da hükümdarlik eden Cem. Böyle bir ibârenin isaret olarak kabul edilmesi herhalde daha dogru bir kanaat olacaktir. Bâyezid'den daha meziyetli. 32 )'da sehzâdelere yazilacak hükümlerin elkabi bahsinde yalniz Cem isminin zikredilmesi ve yazilarda ona ".. Zira kendisine göre o. Kaplica savasindan üç gün sonra ordugâha gelip. IÇ KARISIKLIKLAR VE CEM OLAYI Ikinci Bâyezid tahta çiktigi zaman. Cem Sultan'in. yeniçerilerin daha önce yaptiklarini unutmamisti. "mülk-i mevrûs"da hakki bulundugunu iddia ediyordu. maiyetinde Karaman. iç proplemlerin tesiri. Gerçekten. özellikle Karamanoglu Kasim Bey'in telkinleri ile harekete geçmeye karar verir. Bu sebeple biz de önce iç olaylara temas etmeyi faydali bulduk.siyasetini anlayip takdir etmek mümkün olmazdi. Bu âmillerin tesirinde kalan Cem. Konya'da vali olarak bulunan kardesi Giyaseddin Cem Çelebi'nin muhalefeti ile karsilasir. Fâtih Sultan Mehmed'in de Cem'i Bâyezid'e tercih ettigini gösteren delillere tesadüf edilmektedir. 28 Mayis'ta. babasinin padisahligi zamaninda dogmus ve bu yüzden Uzun Hasan seferi esnasinda babasina vekalet etmisti. Bu da tahtin asil vârisinin kendisi oldugunu gösteriyordu. maiyyetindeki müsavirlerin. ibâreyi büsbütün manasiz saymak da dogru degildir.. daha cesur ve faal bir zat olan Cem'i saltanata layik gördügü anlasilmaktadir. Nitekim Kanunnâme-i Âl-i Osman (Istanbul l330. kendisinin tahta geçmesi icab ettigini söylüyordu. Bu basarida Bursa halkinin da büyük bir payi oldugu belirtilmektedir. s. sehzâde Mustafa'nin ölümünden sonra. Haziran'in basinda Bursa'ya giren Cem. bunlardan bir kisminin.vâris-i mülk-i Süleymanî. civardaki sehir ve kasabalara saltanatini kabul ettirip.

sonra da Konya'ya çekilmek zorunda kalir. Merasimle karsilandigi bu sehirde yedi haftalik bir istirahati müteakip l5 Agustos'ta Gazze yolu ile Misir'a gidip hükümdarlara mahsus bir törenle Kahire'ye giren Cem. bedesten ve çarsi yaptirmak suretiyle imar faaliyetlerinde bulunmus ve "zulmü ref' edip adalet" gösterdiginden halk da yurtlarina dönmüstü. Maglub olan sehzâde önce Eskisehir'e. Larende ( Karaman )'de saray. Bursa üzerine yürürken Cem'in lalasi Yakub Bey'e bir mektup yazarak. vali olarak bulundugu bu bölgede böyle bir sevgiye layik olacak isler yapmisti. Bilindigi kadari ile Osmanli hanedanindan fiilen hacca giden tek . Zira kendisine Rumeli ile yetinip Anadolu'yu Cem'e birakmasi. basarisizlikla sonuçlanir. kendisine iltihak etmesini. Sehzâde Cem. Gerçekten o. Konya'dan ayrilisi esnasinda halkin göz yaslari ile kendisini ugurlamasina bakilacak olursa. Bu durum. Osmanlilardaki "Tek Ülke Tek Sultan" ilkesinin ne kadar köklestigini göstermektedir. Yenisehir'de yapilan savasta maglub olur. Anadolu Beylerbeyi Sinan Pasa'nin faaliyeti. Bu istirahat günlerinden istifade eden Cem. Kendisini burada da güvende hissetmeyen Cem. bunu kabul etmez. onun dostu ve lalasi bulunan Yakub Bey'in ihanetinin geldigi anlasilmaktadir. oradan da Sam (Dimask)'a gider. Gerçekten Bâyezid. Otranto seferinden dönen Gedik Ahmed Pasa'nin Bâyezid kuvvetlerine iltihaki. Ancak. Divitdâr Sarayi.toplamak suretiyle kendisini Anadolu hakimi saymis ve bu son durumu agabeyine kabul ettirmek üzere ona halalari ve Çelebi Sultan Mehmed'in kizi Selçuk Hatun ile devrin ulemasindan Mevlânâ Ayas ve Sükrüllahoglu Ahmed Çelebi'den meydana gelen bir elçilik heyeti göndermisti. Bâyezid'in. kederlenme" diyerek onu teselli eder. Konya'lilarin Cem Sultan'i çok sevdiklerini söyleyebiliriz. Kostantiniyye Fâtihi'nin oglu olarak halk tarafindan büyük bir tezahüratla karsilanir. nihayet yakin dostu Afsinoglu Yakub Bey'in ihaneti sonucu Cem. Gedik Nasuh Bey emrindekileri Iznik'e gönderen Cem. bu takdirde Anadolu Beylerbeyligi'ni uhdesine tevcih edecegini ve bosuna Müslüman kaninin dökülmemesini bildirecektir. Cem. kendisi de Bâyezid ile karsilasmak üzere Yenisehir'e hareket eder. daha sonra Memlûk Sultani Kayitbay'in müsaadesini alinca Antakya yolu ile l0 Temmuz'da Haleb'e. Cem'in emir ve istirahatina verilir. bastanbasa donanmisti. teklifini redetmesi üzerine kuvvetlerini ikiye ayirip. Memlûk Sultani Kayitbay dahi kendisini sarayinda karsilayip kucaklar ve "Sen oglumsun. Mekke'ye giderek hac farizasini ifa eder. böylece daha önceki hükümdarlarin birlestirmeye çalistiklari Osmanli Devleti'nin yeniden ikiye bölünmesi teklif edilen Bâyezid. Onun. Ancak. Sehzâde Cem'in maglubiyetini hazirlayan sebeplerin basinda. annesi Çiçek Hatun ile ailesini alip Tarsus'a gider. sehzâdenin Karaman'a kaçmasini önlemesini. Öyle anlasiliyor ki. Selçuk Hatun'un iki kardes arasinda kan dökülmesine mani olmak üzere giristigi tesebbüsler. Onu karsilamaya hazirlanan Kahire sokaklari.

Meclis dagildiktan sonra Sultan Kayitbay. sehzâdenin Anadolu'ya gönderilmesini dogru bulmayan Emîr Özbek ile Cem arasinda sert tartismalar olur. Burada "fiilen" ifadesini kullandik. çünkü hanedanin ve sultanlarin büyük bir ekseriyeti "Hacc-i bedel" yolu ile haci ifa etmislerdir. Bursa'dan geçildigi esnada yeniçeriler. Karaman ülkesinin Kasim Bey'e birakilacagi ve onun da ömrü oldukça Cem Sultan'a itaat üzre bulunacagi esasina göre bir anlasma yapilmisti. yaninda züemadan ve subasilarindan meydana gelen bir topluluk ile Gedik Ahmed Pasa'dan kaçan Ankara Beyi. Yapilan mücadeleler sonucunda birlikleri dagilmis olan Sultan Cem. oglu Abdullah'i Karaman valiligine tayin eder. Konya'ya kadar gelip. ötedenberi süphelendigi Gedik Ahmed Pasa'ya atf ederek onu yanina çagirmis. ikisi arasinda muvafakat hasil olunca. Adana'da Karamanoglu Kasim Bey ile bulusarak. daglara siginmak zorunda kalmisti. 6 Mayis günü Haleb'e girer. Larende (Karaman)'de bulunan Gedik Ahmed Pasa'nin agzindan mektup yazmak suretiyle Cem'i ikna etmeye çalisiyordu. ailesini Misir'da birakarak 27 Mart l482 Sali günü Kahire'den hareketle. Hatta rivayete göre Karamanoglu. Bu sebeple vatanina dönmek için Sultan Kayitbay'dan müsaade istedigi zaman Misir hükümdari. Bu arada Sultan Bâyezid ile Cem arasinda barisi saglamak ve Cem'i bu davadan vazgeçirmek için haberciler gönderilmisse de bir netice alinamamisti. Bu arada Italya'dan (Otranto) dönen ve Yenisehir Ovasi'nda kendisine iltihak eden Gedik Ahmet Pasa'yi takibe yollar. Uzun münakasalar esnasinda. Cem. kendisi de Bursa taraflarina geçerek hazirliklara baslamisti.sehzâdenin Cem Sultan oldugu rivayet edilir. Bu sirada Cem'i elinden kaçiran Sultan Bâyezid. Cem Sultan'in Kahire'de bulundugu siralarda. Trabzon'lu Mehmed Bey. Bunlar. devletin ileri gelenlerini toplayarak Cem'in de hazir bulundugu bir meclis akdeder. Cem'in tarafini tuttugu için bu sehri yagmalamak isterler. Misir'da bos durmak (âtil) suretiyle yasamayi nefsine yediremeyen ve böyle bir hayata tahammül edemeyen Cem. sehzâdenin yanina gelir. Cem Sultan. Karamanoglu Kasim Bey bos durmuyor. Kendisi de Bursa yolu ile Istanbul'a döner. Feridun . Cem'in Anadolu'ya geçmesini. Ancak padisahin bunlara izin vermemesi üzerine sehir yagmalanmaktan kurtulmus olur. Anadolu'daki taraftarlarinin yardimi ile saltanati ele geçirmeye muvaffak olacagi zannina kapilmisti. Bâyezid. Cem'e ailesi ile birlikte Kudüs'te oturmasini ve senelik vâridatini (l milyon akça) almakta devam etmesini buna karsilik taht ve tacdan feragatini yeminle teyid ve ilan etmesini teklif etmisti. Bu sehirde. Ankara (Engürü) Beyi Trabzonlu Mehmed Bey ile birlikte sehzâdeyi Anadolu'da yeni bir maceraya sürüklemek üzere tesvik ediyorlardi. sehzâdeye vatanina dönme müsaadesi verir. Sultan Bâyezid. Anadolu hakkinda Cem Sultan'a bilgi verirler.

açiktan açiga memnuniyetini ilan ederken. sana nakden l0 kerre yüzbin bin ( l milyon) akça salyâne tayin ettim. istedigi ruhsatn‹meyi hazirlamis ve Don Alvaro de Zuniga komutasinda üç gemiden meydana gelen bir filoyu. Bundan bir cevap alamayinca Frenk Süleyman ile Dogan'i gönderdikten sonra kendisi de Kasim Bey'in delâleti ile sahile Korycos (Kerküs) limanina iner. güneye çekilmek istediyse de Karamanoglu Kasim Bey. ya saltanata geçmek veya ölmekti. Cem Sultan. d'Aubusson . Çünkü onlar için kader. Bu sirada sövalyeler de. Küçük te olsa bir saltanat hissesi koparamayan ve bütün muvaffakiyetsizliklerine ragmen. Fâtih'in oglunun Rodos'a gelisi esnasinda çok parlak bir tören yapilir. kül dösenem külhan-i mihnette sebep ne?" diyen Cem. Geçecegi yollar çiçekler ve bayraklarla donatilir. O. Yildirim Bâyezid'in oglunu örnek göstererek Rumeli'ye geçerse orada muvaffak olabilecegini söyler. Anadolu sahiline göndermislerdi. Anamur'a gider. d'Aubbusson'a her türlü yardim vaadinde bulunarak bütün Hiristiyan devltelerinin Osmanlilar aleyhine bir sefer açmasini istiyordu. Ber vech-i takaud mutasarrif olup iki nimetin sükrünü eda edesin". sokaklara dökülen halkin arasindan. Bu teklife karsilik "Kadimî resmdir. Zaten Sövalyelerin reisi de papaya yazdigi mektupta. onun Rodos'a serbestçe girip çikmak üzere. ahidlerine bagli) olduklarini söyleyerek l8 Temmuz'da bir Rodos gemisine biner. Bâyezid'in bu arzusunu reddeder. Papa. eski iddialarina nazaran daha mütevazi bir saltanata riza gösteriyordu. Cem'den istifade edilerek Hiristiyan devletlerinin tamaninin birlikte Islâmiyet aleyhine harekete geçirilebilecegini ve Türklerin Avrupa'dan atilma zamaninin geldigini belirtiyordu. Gemiden ati ile inmesi için tertibat alinir. Cem. Jean sövalyelerinin menfaatine alet olarak kullanilacak kiymetli bir esirdi. artik St. Süleyman Bey'in Rodos'a iltica etmemesi tavsiyesine karsilik. verdigi ruhsatnâmeye önem vermiyor ve Cem'i ele geçirdigini Papa Sixte IV ile Avrupa hükümdarlarina bildiriyordu. Bir müddet sonra Cem. "mülk-i mevrustan hisse talebinde musirr" olarak Anadolu'da kendisine istiklâl ve bagimsizlik üzere hakim olacagi bir yer ayrilmasini istemek suretiyle.Bey'in Münseâti'nda bu konuda söyle denilmektedir: " Sen ki. bister-i gülde yatasun sevk ile handân Ben. gördügü bütün bu hürmet ve saygiya ragmen. Macar Krali Corvin Matyas. Rodos sövalyelerinin kendisine yardim edebileceklerini düsünerek. sehzâdeler davay-i taht eyler"diyen Cem Sultan. Seni baska kapilara muhtaç edip onlardan yardim istemen padisahlik mürüvvetine yakismaz. Cem. akrabalarin en yakinisin. 30 kadar adami ile Kerküs limanindan bir gemiye binerek (l5 Temmuz l482). Sayet huzur ve tahttan feragati seçersen. Cem Sultan bu anlayisini agabeyine su siirle bildirmisti: "Sen. D'Aubusson. Cem Sultan. d'Aubusson ile yan yana at üzerinde geçerek satoya girer. Frenklerin "ahidlerinde müstakim" (sözlerinde dogru. hala bir köseye çekilmeyi nefsine yediremeyen Cem. önce reisleri Pierre d'Aubusson (Grand Maître)'a bir elçi gönderir.

O. Osmanli saltanatinin varisi sifati ile yardim istemis ve onlardan alinan adalar ile diger topraklari iade edecegi vâdinde bulunmustu. hemen hemen bütün Avrupa devletlerinin ele geçirmek istedikleri bir rehine idi.ile konusmasinda. Cem'in. Bâyezid. Bununla beraber Bâyezid. önce Istanköy'e. Bu gelismeler karsisinda sehzâde. Ancak bu sehirde veba hastaliginin bulunmasindan dolayi Savoie Dükaligina ait Nice'e götürülerek burada uzun müddet alikonur. Iskender Pasa'ya gönderdigi mahrem emirde. Gedik Ahmed Pasa'nin talebi ve Papa'nin müsaadesiyle Bâyezid'e iki elçi göndererek onunla bir anlasma yapmisti. l6 Ekimde Fransa'nin güney sahilindeki Villefrache'a varir. sövalyelerin reisi Bâyezid'den aldigi paradan baska. Kardesine olan sevgi ve bagliligini bildigi Gedik Ahmet Pasa'yi siyaset (öldürme) ettikten sonra. Osmanli Devleti'ne karsi bir tehdid vâsitasi olarak kullanilan Cem Sultan. Anlasma geregince Bâyezid. Napoli Krali Ferrand.. annesinden de para çekmenin yolunu bulmus ve Rodos'un emniyeti bakimindan sehzâdeyi elde tutmayi faydali ve vazgeçilmez bir firsat olarak görmüstü. Maiyetinde 50 kisi oldugu halde Fransa'ya dogru yola çikarilan Cem Sultan. Louis ve kendisine taraftar oldugu bilinen Macar Krali Matyas Corvin'in yardimlarini temin etmek suretiyle Rumeli'ye geçecegini ümid ediyordu. kendi aralarinda uzun müzakerelerden sonra nihayet onu. oradan da Siracuza (Sicilya)'ya ve sonunda Mesina'ya ugrayarak yoluna devam eder. Macar Krali Corvin Matyas onu d'Aubusson'dan isterlerken. binaenaleyh kendisini "küffar elinde" birakmamasini rica etmisti. Papa Innocent VIII. Cem'in nerede ve hangi memlekette muhafaza edilecegi hususunda tereddüde düsen sövalyeler. Fransa Krali XI. Rodos'a karsi tesebbüse geçecek olursa. Pierre d'Aubbusson. memleket dahilinde de Cem taraftarligini ortadan kaldirmaya azm etmisti. Sultan Bâyezid.000 düka vermeyi kabul ediyordu. Gerçi Cem. Bâyezid'e yazdigi mektupta kendisinin küffâr elinde esir oldugunu. Venedik'e de müracaat etmis. basta Papa olmak üzere diger . bunun da ( ) diyen bir Müslüman için çok büyük bir haksizlik oldugunu. Sayet Bâyezid. Fransa'ya nakl etmeye karar verirler. Cem'in oglu olan Oguz Han'i öldürmesini emretmisti. Gedik Ahmed Pasa'yi sövalyelerle anlasmak üzere oraya gönderir. Fakat tecrübeli ve ihtiatkâr Venedik siyaseti. Cem'in agzindan sahte mektuplar yazdirarak. Cem sövalyelerden alinarak muhafaza edildigi takdirde onlara Mora'yi verecegini vaad etmisti. ugradigi felaketin vehametini anlamis bir kimse olarak. sövalyelere Cem'i muhafaza etmeleri sartiyla her sene Agustos basinda 45. Rodos'a gitmesinden son derece endiselendiginden. olaylarin gelismesini beklemeyi menfaatine daha uygun bulmustu.

Bu arada. Fransa Krali nezdine gönderdigi elçinin vaadleri üzerine durdurulmak istenir. Paris büyük bir siyasî faaliyete sahne olur. Bâyezid'in. Celal. Papa ile görüsmelerinde Avrupa'ya hangi maksatla geldigini anlatarak artik Misir'a gidip ailesine kavusmaktan baska bir düsünce ve arzusunun kalmadigini açiklar. esasen çesitli sebeplerden dolayi ihtilaf halinde bulundugu Misir Devleti'ne savas açar. Bir müddet sonra bizzat VIII. Fakat red cevabini alir.Hiristiyan devletlere müracaat edecek. Macar elçisinin Cem'i elde etmek üzere tesebbüse geçtigi bir sirada. muhafizlarini aldatmak için her çareye bas vuruyordu. Cem'in ailesini ister. Charles de bu meseleye karistigindan. verilen talimat üzerine. Ancak. Cem'e gelince o. Sofu Hüseyin Bey'e Frenk kiyafeti giydirmek (kâfir kisvetine koyup) suretiyle onu Anne de Beaujeu'nun aleyhtari olmasindan dolayi satosu muhaliflerin toplanma yerine dönen Duc de Bourbon'un nezdine gönderdigi gibi. Sövalyeler de bunu kabul ettiklerinden bu hususta 5 Ekim l488'de bir anlasma yapilir. Sinan ve Sofu Sadi Bey'lerin. onu kaçirmak tesebbüsleri de basarisizlikla sonuçlanir. Tiber nehri yolu ile de Roma'ya ulasan Cem. siki bir sekilde göz hapsine alinir. bir taraftan da. bizzat Cem'in adamlarindan Ayas. Avrupa'da meydana gelen hadiseleri günü gününe Bâyezid'e bildiriyordu. Bu arada Venedik. Kayitbay'dan. Charles. Nitekim. böyle bir hareketin bütün . Cem'in teessürüne istirak edip onunla birlikte göz yasi döken Papa. Misir'daki annesi ve zevcesi ile mektuplasmasindan süphelenerek. Onun bu teklifine karsi Cem. bir taraftan Papa'ya Cem'i sövalyelerden almasini tavsiye ederken. Vatikan'da kendisine tahsis edilen yere gelir. Cem'i adi geçen satoda yeniden insa etmis olduklari Tour de Zizim (Cem Kulesi) denilen.Neuf'ten hareket edip Toulon'a varan Cem. Bu diplomatik pazarliklar esnasinda. ayrica mukaddes esyalarin krala gönderilecegini bildirmisti. Bu suretle l3 Mart'ta sahili takib ederek önce Ostinya'ya. Innocent tarafindan resmen kabul edilir. Cem'i Macarlara birakmasindan endise eden VIII. Kamame Kilisesinin Hiristiyanlara birakilacagini. Bu anlasma geregince ll Ekim l488'de Bourg . adeta Fransa'dan kaçirilir. Bütün bu gelismelerden sonra Papa'nin. Bunun üzerine Cem. Ancak sövalyeler bunu sezerek. Cem'i bahane ederek onlari. Kralin durdurma emrine ragmen. yedi katli bir kuleye nakl ederler. Osmanlilarin aleyhine tesvik edip hucum etmelerini teklif edecekti. Bourg Neuf satosunda kalan Celal Bey'in dönüsünde de onunla birlikte firar hazirligina baslar. acele ile Toulon'dan gemiye bindirilen Cem. Bunun üzerine. sabah gezintisi esnasinda muhafizlarini öldürüp. Bu konuda onun yardim ve araciligini ister. Venedik elçisi bu tesebbüsü sonuçsuz birakmak maksadiyle Floransa'yi da ise karistirir. Osmanli üzerine bir Haçli seferi açmak emelinde oldugundan. l4 Mart'ta VIII. kendisine Macaristan'a gitme tavsiyesinde bulunur. gerçekte onu alet ederek. Bu arada Bâyezid. Cem'in. Cem'in Italya'ya gitmesine razi olur. Zira tam selahiyetle Fransa'ya gelen Osmanli elçisi. Cem Fransa'da kaldigi takdirde.

Ölümüme razi olurum. Bu hususta Papa'ya ihtiyacim yok. Macar Krali'nin kendisini orada bekledigini ve Hiristiyan fakirlere sadaka vermesinden dolayi da Hiristiyanliga olan sevgisini anladigini. yedi sene kadar devam edecek bir esâret döneminden sonra Papalik makaminin sikistirmasi sonucunda. Böyle kiymetli bir esire sahip olmakla politik kozlar elde edilecegine inaniliyordu. Papa ise. Buralarda "devlet bana yar olmadi ah" misralari ile elem ve izdirabini dile getirdigi gibi. Cenab u Allah'a ve Resûlüne olan iman ve muhabbeti o kadar büyük idi ki: "Ka'betullah'a varup bir kez tavaf eyledigin Bin Karaman. Islâm'a olan bagliligi ile taninan Sultan Cem. ben magfireti Allah u Taâla'dan umarim.bin Acem. bin memleket-i Osman'dur" misralari ile de bunu dile getiriyordu. Bulundugu çevrede. sehzâdenin bir bakima esâret hayati diyebilecegimiz Bati'daki serüveni. vakarli bir sekilde Papa'ya anlatarak Misir'da bulunan ailesinin yanina gitmek istedigini ve bu konuda kendisine yardimci olmasini istemisti. Vatandan uzak kalmis ve onun hasretiyle yanip tutusan Cem. Hatta o: "Onlar. Islâm'a olan bagliligi ile kendisini teselli ediyordu. hac farizasini ifa edip dinî vecibelerini yerine getirdigi için de "Olsan sehinsah-i Rum. Rumeli sinirinda bulunmasi gerektigini. çektigi elemleri siirlerinde dile getirir. Böylece o. Rodos Sövalyelerinin dolandiricilik aleti haline gelmis bulunuyordu. Papa'dan magfiret umarlarmis. olmazdi hac nasibin Bin sükür oldu rûzi bu devlet-i muazzam" misralariyla da kendini teselli ediyordu. dinime zarar olacak is islemezem" diyerek basindaki Osmanli sarigini da çikarmadan Papa ile konusur. Sehzâdeye sahip olmak için hükümdarlar birbirleri ile yarisiyor ve bunun için çesitli tesebbüslerde bulunuyorlardi. Papaya satilip Italya'ya getirildikten sonra Vatikan'a yerlestirilir. sövalyeler tarafindan Katolik dünyasinin reisine satilir. Nihayet. sayet . Görüldügü gibi.Islâm âleminde büyük bir nefretle karsilasacagini belirterek cevap vermis olur. gerçek bir felâketzedenin hayatidir. tahti ele geçirebilmesi için. Içinde bulundugu durumu. sahsiyeti ile ilgili olarak büyük menfaat temini ve siyasî spekülasyonlar icra ediliyordu. sehir sehir dolastirildi. Tesrifat memurunun bütün israrlarina ragmen Papanin huzurunda diz çöküp ondan bagislama dilememisti. Daha önce de görüldügü gibi bu müddet zarfinda kuleden kuleye ve kaleden kaleye nakl edilerek. Bahtsiz sehzâde.

siz bana bâtil yol mu gösterirsiz. Sultan Bâyezid. Gerek Müslüman." diye bu teklifi siddetle reddederek" Ben dinimi. daha sonra Sultan Bâyezid tarafindan memlekete getirtilerek. bizim Nasara (Hiristiyan) fukarasina merhametimizden vaki olduysa. Diyesiz ki beni reddetmesin. kardinallik ve papalik degil. kardesi için yüzbin akça sadaka dagitmis. Sehzâde. Charles. onu "Dergah-i izzetine almasi için" dua ediyordu. Ne vechle olursa olsun benim tabutumu kâfir memleketinde komasin. Cem Sultan böyle bir teklif karsisinda hüngür hüngür aglayarak " öyle günlere kaldik ki bizi dine davet ediyorsunuz. bütün bir dünya padisahligina degismem.Bu arada Fransa Krali VIII. Sultan Bâyezid. Cem'in. talihsiz Cem Sultan'in Islâm'a ne kadar bagli oldugunu göstermektedir. onun anne ve kizlarina her türlü riayeti göstermisti. Bundan sonra o. Böylece o. sözlerine söyle devam eder: " Eger bu sû-i zan. Böyle sözler bize ezadir" cevabini vermisti. Islâm memleketine çikarsin ve cemi-i borçlarimi eda eylesin. an'ane geregince hareket ediyor ve kardesi ile aralarindaki çekismenin. kralin eline geçegini anlayan Papa. Bursa'da. kendisinin bütün varligi ile inandigi Islâmiyet aleyhinde kullanildigi ihtimali ile titreyerek böyle bir durumda Islâm ve Müslümanlara zarar vermemek için Allah'in. bizim dinimizde sadakat-i fukara vardir. Cem Sultan'in cenazesi. Osmanli Sultanligi degil.Hiristiyan olursa. Nihayet l3 senelik aci ve elemlerle dolu bir esâret hayatindan sonra 36 yasinda iken 25 Subat l495 (25 Cemaziyelevvel 900) Çarsamba günü sabaha karsi vefat eder. Cem. l494 senesi Eylül ayinda büyük bir ordu ile Italya'ya yürüyüp Napoli Kralligi'ni elde etme ve yanina Cem Sultan'i aldiktan sonra Kudüs'e dogru bir Haçli seferi yapma arzusunda idi. Ben sizden Misir yolunu istedim. Fâtih Sultan Mehmed'in oglu ve Cem'in agabeyi olan Sultan Mustafa'nin türbesine defnedilir. Ve benim anami ve kizimi vesair taallukatimi ve üstümde hizmette sabikasi olan (bana hizmeti geçen) hüddamimi unutmayip hallü haline göre riayet eylesin" dedi. üç sene kadar Papa'nin yaninda kaldi. onun hizmetinde bulunanlari da takdir ve iltifatlarla karsilayarak onlari çesitli memuriyetlere tayin eder. büyük bir Haçli ordusu toplayarak emrine verebilecegini söylemisti. Bâyezid. . gerek kâfir olsun" der. Cem'in vefatini duyunca bütün memlekette üç gün yas ilan ettirdigi gibi onun irâdesiyle de bütün câmilerde giyabî cenaze namazi kildirilmisti. kâfirlerin Müslümanlar üzerindeki oyunlari dursun. Bütün bu sözler. Bundan sonra karindasim Hüdâvendigâr Sultan Bâyezid Hazretlerine varasiz. Etrafindaki adamlarina da son vasiyetini yaparak "Benim mevtim haberini intisar ediniz (yayiniz) ki. tesiri zamanla görülecek sekilde onu zehirledikten sonra Napoli'ye gönderir. Itikadimca Muhammed dini hak iken siz hiç dininizden dönüp Muhammed dinine girebilirmisiz? Herkese kendi dininden baskasi bâtildidir. memleket adina siyasî sebeplerle oldugunu anlatmaya çalisiyordu.

gerçekte is sadece bir taht kavgasi degil. Hiristiyanlarin elinde bir alet oldugunun farkina varamamisti. Karinyola. Osmanli Türk akincilari.Türkçe ve Farsça siirleri bulunan Sultan Cem. Akkirman. Nitekim. Cem Sultan'i bir koz gibi kullanarak Osmanli Devleti'ni parçalayip dagitmak. Böylece Osmanli topraklarina yeni yerler katmak suretiyle fetihlerde bile bulunmustu. Kili. Transilvanya. Cem Sultan korkusuna haml edilirse de. BÂYEZID DÖNEMININ BAZI ÖZELLIKLERI Cem Sultan olayi ve bu olay yüzünden Avrupa'da Istanbul'u geri alma yolunda dogan umutlar. gerek devletine. Bütün bu hareketlerin seyir ve neticesi üstünde duruldugu zaman. bir devlet meselesiydi. Karintiya ve Polonya'ya akinlarda bulunmuslardir. gerektigi zaman faal bir rol alarak savastan da çekinmiyordu. Zira Bâyezid. Dönemin olaylarina baktigimiz zaman bu olaylarin sebep olduklari degisik karekterdeki çizgilerle karsilasiriz. . Bâyezid devrine menfi bir not verilemez. hem de sövalyeler ile Papa'nin elinde Osmanli Devleti aleyhine bir alet olarak kullanilmisti. yari ictimaî hurûc olarak göze çarpar. gerekse hânedanina karsi. Burak Reis'in sehâdetiyle sonuçlanan Osmanli Venedik deniz muharebesi. Nitekim Batida Fransa Krali VIII. devletin durgun ve hareketsiz bir çagi olarak nitelendirilen Bâyezid devrinin siyasî ve askerî olaylarina baktigimiz zaman. Charles'in. Modon gibi sehir ve kaleleri kazanmis. Bu arada Midilli'ye hücum eden kuvvetli bir Fransiz donanmasinin hücumu püskürtülerek. Içte ise Sah -Kulu isyani gibi genis ölçüde yari siyasî. iyi yetismisti. bu suretle de Bizans'i yeniden kurdurup ihya etme hülyasi ile Kudüs'ü Müslümanlarin elinden alma emeline dayanan gayreti. Macarlara karsi Belgrad seferi açilmis. Hersek. Iran Sahi'nin Sîîligi bir ileri karakol olarak vazifelendirip Osmanli ülkesini istila tasavvuru. Güneyde Memlûk Devleti ile Dülkadirogullarinin Osmanlilar aleyhindeki müsterek faaliyetleri. Doguda ise. Endülüs'te son Müslüman Devleti olan Girnata Sultanligi'nin Bâyezid'e müracaati ve Kemal Reis'in komutasinda giden Osmanli donanmasinin Ispanya sahillerinden Müslümanlari alip Afrika kitasina geçirmesi de Türk denizcilik tarihinde parlak bir sayfa açmisti. (özelikle Cem Sultan'in vefatindan sonra ) insani sasirtacak bir faaliyetin ortaya çiktigi görülür. Venedik ve Fransiz sövalyeleri bozguna ugratilmislardir. Karadag. Inebahti. O. uzun süre. Bâyezid'i çok dikkatli ve barisçi bir siyaset takip etmeye zorladi. Zira bu dönemde Osmanli cografyasi Draç. Mora. Saltanat hirsi yüzünden hem kendisini felakete sürüklemis. Her ne kadar bazi müelliflerce Bâyezid'in bu tutumu.

Bu Sia menseli ve görünüste bir mezhep ve akide mücadelesi damgasini tasiyan hurûclarin asil gayesi. Selçuklularin ictimaî buhran ve siyasî tazyikler ortasinda kalan halkin. Ona göre Kirim Hani Mengli Giray araciligi ile yapilan görüsmelerden sonra Çar III. Bu olay. siyasî oldugu kadar. Devletin nüfuz ve itibari öyle bir mertebeye ulasmistir ki. derhal renk degistirerek. devlet ve cemiyet mekanizmasini alt üst ettigi devrin mahsûlü olmustu. protokoldan anlmayan.Bâtinî topluluklar içinde inkisaf zemini bulmustur.Kulu .Kulu vak'asidir. Sia menseli muayyen bir mikrobun. nihayet Sah Kulu vak'asi. namlarina hutbe okuttuklari. Dikkat edilecek olursa.KULU ISYANI Sultan Ikinci Bâyezid döneminin önemli ve devleti sarsan olaylarindan biri de Teke Sancagi'nda patlak verip Kütahya'ya kadar yayilan Sah. bir iktidar davasina çevrilmis. SAH . topluluklarin arasina ayirici ve yikici bozgunlar sokmakti. 34 ) 'de bu konuya temas edilir. 3l Agustos l492'de Bâyezid'e bir mektup yazarak Azak ve Kefe pasalarinin. Ivan." Anadolu'da meydana gelen düzensizlik. Seyh Bedreddin'in hurucu da yine mes'um Timur macerasinin. komsu Iran'dan gelen siyasî tertiplerle. iç inzibat ve asayisi ilgilendiren tipik bir eskiyalik hareketidir. bir ölüm kalim kaygisina düstügü devirlere rastlamis. bunu da l499'da yeni bir elçilik heyeti takip etmisti. bu ve benzer sakavet (eskiyalik) örneklerini degerlendirdigi ifadesinde güzel ve yerinde noktalara parmak basarak söyle der: "Selçuklular devrinin Babaî isyani. Rus tacirlerine ticaret müsaadesi almisti. Sâmiha Ayverdi. Kirim Hani Mengli Giray'in tavassutu ile Moskova Prensligi'nin gönderdigi elçi. daima Siî . Ticaret serbestilgi saglamak amaciyla l495'te bir Rus elçisi daha Istanbul'a gelmis. Osmanli Rus münasebetlerinin baslangiç tarihi de Ikinci Bâyezid dönemine rastlamaktadir. huruc için ictimaî aksakliklardan faydalanma zemini bulmasi kadar. bir müddet sonra gelen ikinci elçi ise. Hammer ( IV.Kaynaklarin verdigi bilgiye göre. dirlik ve mesned dagittiklari dahi görülmüstür. Sah Ismail taraftarlarinin serbestçe teskilât kurmalarina ve propaganda yapmalarina imkân vermisti. tenkil kuvvetlerine galebe çalan bu sakilerden bir kisminin. bu bas kaldirma vak'alari. Sünnîler arasinda degil. Rus tüccarlarina zorluk çikarmalarindan yakinmistir. yol yordam bilmez bir adam oldugu için geri gönderilmis. hatta daha ilerde patlayacak olan Celalî hareketleri. Sah . Çelebi Mehmed devrinin Seyh Bedreddin isyani. diger bir yüzüyle de âdi sekavet hareketi olarak görülebilir. Dikkat edilecek olursa bir Mehdîlik motifi etrafinda hareketlenen bu isyanlar. Babaî isyanlari.

memleketin. Belli bir mezhebin inanç sistemi (akidesi) üzerine kurulan Safevî Devleti'nin kurucusu Sah Ismail tehlikesi. Bilhassa Sehzâde Korkud'un Misir'a gidisinden faydalanan Sah . daha önceki iki faaliyetle benzer özellikleri tasimasindan dolayi Uzunçarsili tarafindan su ifadelerle degerlendirilir: " Osmanli Devleti'nin Anadolu'da genislemesi. Aralarinda Alevî. Sah . Anadolu'da Osmanli idaresindeki Kizilbaslari. Sah . yasayislarina uygun tarikatlara mensubtular. Bu gizli faaliyet. Sah Ismail. asiretler ve çiftlikleri ellerinden alinan timar erleri ile sipailer. sanildigi kadar basit ve gelisigüzel tertiplenmis bir hareket degildir. bunlari kisa zamanda saflari arasina aldilar. Siî . zaman zaman Kapulu Kaya'da Döseme Derbendi'nde toplanti ve âyinler yapiyor. Garip hayati ve labirente benzeyen meskeni. Toroslar bölgesi. Peygamber ve Mehdi oldugunu iddia ediyorlar. Uzun Hasan ve 3. Allah. halife ismi . isyanindan önce ve sonra. Tahtaci ve Kizilbaslar çoktu.( Osmanli tabiri ile Seytan-Kulu). 2. Sah Kulu.Kulu.Kulu ve babasindan destur alarak Kizilbas'ligin en sadik bendesi oldular. Anadolu'daki Alevîleri iyiden iyiye kendine baglamak için buraya (Anadolu'ya) kendi adamlarini gönderip propaganda yaptiriyor ve el altindan Osmanlilar aleyhine genis bir isyan hazirliyordu. Gerçekten Sah Ismail. adi ile anilan Kizilbas Seyhi. meydana getirdigi askerlerine kirmizi çuhadan taclar giydirdiginden dolayi taraftarlarina "Surhser" yani "Kizilbas" denilmis ve bu isim genellik kazanmistir.Kulu hareketi planli tertiplenmis. Hükümetten memnun olmayan köylüler. düstügü felaketten ancak onun sayesinde kurtulacagini ileri sürüyorlardi. Hasan Halife ve oglu Sah Kulu. onu. öteden beri Iran ve Horasan'dan gelen göçmenlerin yasadigi belli basli yerlerdendi. Sah . Taraftarlari. halk arasinda tanrilastirmis idi. Bu suretle Sah . onun postuna oglu Sah . Babasi desturunu . devlet dahilindeki bütün taraftarlarina mektuplar yazmis ve casuslar göndermisti. Bu mektuplarda. faaliyetlerini artirdi. Hasan Halife'nin ogludur. alttan alta ayaklanmaya hazirliyordu. sinsi bir sekilde ülkeye sokularak gelmekte idi. Uzun yillar hizmetinde bulunmus. Osmanli Devleti için büyük bir tehlikeye isaret ediyordu. Sah Ismail. Sah Ismail'in babasi Seyh Haydar'dan almisti. daha sonra Antalya civarinda Yalinlu köy yakininda bir magaraya yerleserek gizli ve sirlarla dolu bir hayat yasamaya baslamisti. "Hasan Halife ölünce. Bu göçmenler. Sah Ismail. Bunun için Anadolu'ya.Kulu. Azerbaycan ve Irak'i aldiktan sonra bir hayli cüretlenmis görünmektedir.Timur. hazirlanmalarini emretmisti. Devletin varligina kast eden Sah Ismail'in faaliyetleri. Anadolu'yu Kizilbas yapmak için esasli surette hazirlanmistir. Sah . Bu dönemde Osmanli ülkesinde ona bagli epey taraftari vardi.Kulu'nun. kendisini muhtelif tarihlerde üç büyük tehlike ile karsilastirmisti: l.Kulu geçti.Kulu isyani. Iran. Anadolu'yu Iran'la birlestirmek için bütün gayretini sarfediyordu.Bâtinî karekterli bir hareket olan Sah Ismail'in faaliyetleri.

Sah Ismail'i hem taraftarlari ile görüsmekten. Hem yerli hem de yabanci kaynaklara dayanarak Tekeogullari ve Sah-Kulu baba Tekeli Isyani haklarinda makaleler yazan Sehabeddin Tekindag. Hataî mahlasiyla siirler yazan Sah Ismail'e büyük bir baglilik göstererek onu bir kurtarici olarak kabul etmislerdir. hem de "nezir" denilen önemli bir gelir kaynagindan mahrum etmisti. ülkedeki tahriklerini ve takip ettigi siyaset ile maksadini iyi anlayan Trabzon Valisi Sehzâde Selim. Tokat. Bâyezid. "Sah Ismail'in. geçersen Sahin eline Zülfikarin çalar senin beline . Nitekim Egriboz'lu Yeminî gibi sairler. daha önce oldugu gibi bu sefer de On iki Imam'a mütemayil taraftarlar. Sultan Bâyezid döneminin. Bu nefeslerde Sünnîlere karsi büyük bir kin göze çarpmaktadir: Lânet olsun sana Ey Yezid Pelid Kizilbas mi dersin söyle bakalim Biz ol asiklariz ezel gününden Rafizî mi dersin söyle bakalim. ona ilk silleyi vurmustu. Arnavutluk Seferi'nden dönüsü esnasinda Isik adinda bir Kizilbasin. Iran'a gitmelerine müsaade etmedigi gibi yakaladiklarini da Rumeli'ye sürmüstü. sonra da Sah Tahmasb ile siki münasebetleri bilinen Hoy'lu Pir Sultan Abdal. bu makalelerinde Osmanli Devleti'ne karsi olan isyani açiklayan ve ortaya koyan bölümlerini kisaca vermek istiyoruz. Ey Yezid. Sah Ismail. Sah Ismail taraftarligi faaliyetinin ne kadar genisledigini gösterir. Bâyezid'in. Anadolu'dan. Amasya. bu konuda daha detayli bilgi vermektedir. bu yasagin kaldirilmasi için Osmanli hükümdari nezdinde tesebbüste bulunduysa da bu arzusu kabul edilmedi. bunlarin Anadolu'daki faaliyetlerine son vermek için. Yozgat ve Çorum çevresinde Safevî (Siî)lere taraftar olanlar. Safevîleri müdafaa ettikleri gibi.verilen bir takim alevîler gönderiliyordu. Akkoyunlulari bertaraf edip Safevî Devleti'nin temellerini atmasindan sonra. kisim kisim Iran'a göç etmekle yeni kurulan Siî Devletin kudretini artirmaya baslamislardi. Bilhassa on iki dilimli kizil taç veya külah (= Tâc-i Hayderî ) in kabulünden sonra Kirsehir. Osmanli Türklerine karsi mezhebinin zaferini ve sahinin galebesini temenni eden nefesler kaleme almistir. Onun. Sah Ismail'in. kendisi ile görüsmek için gelen ziyaretçilerin men edilmesi. Böylece. görünüste dinî karekterli olan bu isyani hakkinda bilgi saibi olmaya çalisacagiz. Sah Ismail. kendisine suikast yapmak üzere iken öldürülmesi.

devrinde Sah Ismail'in müridleri olarak Erdebil'i ziyarete gitmislerdir ki. . Iste bu Teke -eli (sonradan: Tekeli) sipahîleri.Kulu Baba Tekeli. Bu yüzden. yumusakligi ve sehzâdeler arasindaki anlasmazliklari firsat bilerek artik harekete geçme zamaninin geldigine karar verir. Sah Ismail'in halifesi Karabiyik oglu Sah -Kulu Baba Tekeli (Osmanli tarihlerinde Seytan-Kulu) ile birlesmisler ve çikan isyanin büyük bir sür'atle genisleyip bütün Anadolu'yu tehdid etmesinde de mühim bir rol oynamislardir.Edeple girdik biz kirklar yoluna Kizilbas mi dersin söyle bakalim. devletin her tarafina dagalmis olan taraftarlarini çogaltmak için babasinin ölümünden sonra memleketin hâli (bos ) olup firsatin kendisinde oldugunu ileri sürerek bilhassa maiyetindeki sipahilerden Çakir-oglanlari. bir tedbir olmak üzere Iran'a gideceklere geri dönmek sartiyle izin verilebilecegini açiklamis ve bundan sonra Sûfî (Sah Ismail) nâmina kimsenin hududdan geçirilmemesi için siddetli emirler vermistir. Sah Ismail'e gösterilen bu baglilik. Bâyezid II. bunlarin gidip dönmediklerini. Bu sebeple o. bazi diplomatik tesebbüslerle taraftarlarinin takipten kurtulup rahatça Iran'a gelmelerini saglamak istemis ve bu maksatla II. II. Yuf etti erenler e münkir size Iftira ettiniz sizler de bize Muhammed sizleri tas ile eze Rafizî mi dersin söyle bakalim Pir Sultan'im eder lânet Yezid'e Müfteri yalanci Yezidler sizi Iste Er meydani çik meydan yüze Rafizî mi dersin söyle bakalim. l5l0'da bazi fena niyetli kimseler yüzünden timarlarinin (dirlik) ellerinden alinip. Sah . Bâyezid'in yasliligi. Bâyezid'e müracaat etmisti. Bu arada Sah Ismail. Osmanli Devleti tarafindan daima dikkatle takip edilmis ve Iran'dan gelen Kizilbaslar ile onlara yardim eden Anadolu'daki taraftarlari cezalandirilmistir. l500 de. bu yüzden sipahî sinifinin günden güne azalmakta oldugunu gören Bâyezid. devlete isyan ile Sah Ismail'e meyl etmislerdir. layik olmayanlara devredilmesi sebebiyle eski imtiyazlarini kaybetmeleri yüzünden. Yine bu Tekeli sipahîleri.

Sehzâde Korkud Çelebi tarafindan daha sonra Istanbul'a sevk edilen Sûfî'nin ikrarlarindan da bütün çiplakligi ile ortaya çikmistir. Sadrazam Hadim Ali Pasa. kendisinin Mehdî oldugunu iddia edip Burdur'a kadar gelen Sah . mal ve hayvanlari ile gelen Tekeli Türkmenleri teskil ediyordu. Peygamber budur. Anadolu'nun maruz kaldigi en büyük tehlike.000 kisi toplanmistir ki. çoluk-çocuk. demire sarilan etlerini de ocakta pisirmistir. Bundan sonra Baba Ishak-i Horasanî gibi. Elmali'nin mescid ve zâviyelerini yikan Sah .Nr. Kaynak ve vesikalardan anlasildigina göre. Sehzâde Osman'in Divân'a gönderdigi arîza (rapor)da oldugu gibi. Bursa'ya dogru harekete geçmesi üzerine. Onun bu vahsice hareketleri. sûr-i hesab bunun önünde olsa gerektir. Bu arada. karye (köy). Kiçisiçanlu. Anadolu Beylerbeyi olan Karagöz Pasa'yi kaziga vurdurmakla yetinmemis.Kizil-oglu. Onun bu kurtulusu.Kulu Baba Tekeli. Ulusiçanlu'yu geçip Altuntas'i yaktiktan sonra "dagdan bosanmis hanazir-i tir horde gibi deprenüb" Kütahya önüne geldi. Teke .Kulu Baba Tekeli.Kulu Baba Tekeli. buna itaat etmeyen imansiz gider"dedikleri anlasilmaktadir. Yine vesikalardan anlasildigina göre.Kulu. Sah-Kulu'nun Döseme Derbendi'nde yaptigi ayinleri ve giristigi propaganda faaliyetlerini dikkatle takip eden Antalya Kadisi. bütün Anadolu'ya dehset saçmaya yetmisti. müridleri tarafindan baska bir propaganda vasitasi yapilarak bir mânada ilahlastirilmasina sebep olmustur. bu toplantilari bastirdi ise de Sah Kulu kaçip kurtulmayi basarir. Onun. acimadan öldürtmeye baslamistir. Dede-Alisi ve Hizir. yayla ve obalarinda bulunan Siî ve Alevîlige mütemayil bütün Türkmenleri etrafina toplamis. sehri atese verirler. Antalya'dan Manisa'ya gitmekte olan Sehzâde Korkud Çelebi'nin adamlarina saldirip. Bunun üzerine Sah . dag.kasaba. Bundan sonra Gölhisar'i alarak her tarafi yakip yikmaga eline geçen canlilari ise insan ve hayvan ayirmaksizin. timarlari ellerinden alinmis kizgin sipahîlerin de yardimlari ile Teke-eli'nin kendine tabi olmayan bütün köy ve kentlerini yagma edip halkini da öldürtmüstür. eline geçirdigi Kur'an'lari da atese atip mahvetmistir. Teke-eli'nin sehir. Bundan sonra Kütahya Hisarini zapt eden Sah-Kulu'nun askerleri. bundan sonra Keçiborlu.Kulu Baba Tekeli'nin etrafina 20.eli'nde Sah adina bir Türkmen devleti kurmak isteyen Sah . Istanoz (Korkuteli) kasabasini tahrib edip. müridlerinin onun hakkinda: "Allah budur. sehrin Subasisi'ni göndererek.Tekeli sipahîlerin tesvikleri ile Kütahya kalesini muhasara ve zaptetmis. Sandikli. Göle-oglu. sehzâdelerin birbirleri ile ugrasmaya basladiklari bir sirada. Taceddin'i Zagra yenicesi'ne ve Pir Ahmed'i Filibe'ye göndermek suretiyle genis bir propaganda faaliyetine girisir. Antalya'dan üzerine gönderilen kuvvetleri de maglub eden Sah . Nitekim. Kapulu-Kaya'daki Döseme Derbendi'nde devlet aleyhine gizli toplantilar tertip etmis ve müridlerinden Safer'i Siroz'a. Adamlari ile müsavereden sonra Alasehir Ovasi'nda Sehzâde Korkud tarafindan üzerine gönderilen Hasan Aga ile maiyetini maglub eden Sah -Kulu'nun bu basarisi. Imam oglu'nu Selanik'e. bunlarin ekserisini.5053). Antalya Kadisi'nin Sehzâde Korkut'a gönderdigi 9l6 Zilhicce (l5l0 Nisan) tarihli belgeden. Teke-eli'ni Karaman'a baglayan Kizilkaya . (TSMA. Rumeli'den Anadolu'ya geçer.

Kulu Baba Tekeli. o. Ikinci Bâyezid. Bâyezid burada hem ilim muhitinde.Kulu Baba Tekeli üzerine az bir kuvvetle yürüyen Hadim Ali Pasa. onun mücadeleden uzak durmasina sebep olmustu. mecbur kalmadikça savasmayi istemezdi. Amasya valiligi esnasinda sükûnet içinde yasamisti. Amasya valiligi dönemindeki hal ve hareketi ile hükümdarligi dönemindeki hal ve hareketi birbirinden çok farklidir. yüksek âlim ve sairleri ile bir fikir merkezi oldugundan. Yaratilis itibari ile huzur ve sükûneti severdi. Erzincan'da hacca giden bir Iran kervanina saldirdiklari için Sah Ismail'in hakaretlerine maruz kalmislardir. dünya olaylarini hayret aynasindan temasayi severdi. Vali olarak bulundugu Amasya. Bâyezid. hükümdar oluncaya kadar ömrünü. kendisini sefahata alistiran Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi'nin öldürülmesi bile emrolunmustu. Siirde "Adlî" mahlasini kullanirdi. Osmanli hükümdarlarinin âlim ve sairlerindendir. bu kadari ile yetinmek istedik. Fakat Bâyezid." diye verdigi bilgi.000 kisinin ölümüne sebep olan bu isyan. silahtan çok ilim ve ilmî eserleri mütalaa etmekle geçirmisti. babasi Fâtih Sultan Mehmed tarafindan azarlanmis. Fakat sonralari.Kulu ve Hadim Ali Pasa okla vurulmuslardir. Nitekim. Karekter bakimindan yumusak ve rahata meyilli idi. hem de eglence âlemleri içinde yasamisti. Siirden hoslanir. sismanligini gidermek için böyle bir yola bas vurdugunu bildirerek aleyhindeki cereyani durdurmustur.Bogazi'na çekilmek zorunda kalir. Osmanlilar aleyhine bir araya gelip kendisine karsi yapacaklari bir savasta. o dönemde Memlûk Devleti'nin bir vilayeti olan Kudüs'te yasamasi sartiyla ona baris teklifinde bulunmus ve kendisine büyük rakamlarla ifade edilebilecek miktarda para yardiminda bulunacagini va'd etmisti. O. Anadolu'da 50. Bundan sonra babasina yazdigi arizada zayiflamak için aldigi bazi "müferrihat" tan vaz geçtigini bildirerek af edilip bagislanmasini dilemistir. Selçuklular devrinden beri Anadolu'nun mamur bir sehri. önce Incirli Derbendi'nden. bizim burada nakl ettigimizden daha uzun olmakla birlikte. kendisine karsi tahti ele geçirme davasi ile silaha sarilmis olan kardesi Cem Sultan'a galip gelince. ülkede estirilen Siîlik havasi ve propagandanin sebep oldugu olalar hakkinda bir fikir vermektedir. Zira bu kadari bile o dönemde. onu bayrak yapmak istemeleri ve kendisinin basi üzerinde sürekli bir tehdid gibi tutmak amaci ile . Onun. girisilen savas sonunda Sah . sonra da Döseme Derbendi'nden kayalar arasindan kendine bir yol açarak Beysehir önlerine gelmeye muvaffak olur. yedi Hiristiyan devletin. daha önce bu emirden haberdar olunca yol harçligi vererek Abdurrahman Efendi'yi kaçirabilmisti. Daha sonra Kayseri yolu üzerinden Sivas yakinindaki Gedik Hani mevkiine gelen Sah .. Bunun üzerine Sadrazam ile Amasya valisi Sehzâde Ahmed. Böylece o. Bu bakimdan. Bu haslet. Kizilkaya Bogazi'ni 38 gün muhasara ettilerse de Sah .. Tekeli Türkmenlerinin siddetli mukavemeti ile karsilasmis. Bu savastan sonra sür'atle Iran'a dogru çekilen Tekeli sipahîleri ve Türkmenler.

güzel yapilmis esyadan çok hoslanir. matematik ve mûsiki tahsil etmisti. Sultan Bâyezid'in karekterini ortaya koyan belgelerden biri de l496 senesinde Osmanli ülkesine gelen Venedik elçisi Sagadino'nun senatoya verdigi rapordur. Farsça ve Arapça'yi edebiyatlari ile ögrenmis. genis gögüslü bir kimsedir. O. BÂYEZID DÖNEMINDE ILIM. Türkçe. makina san'atlarini çok sever. felsefe. zevkine düskün ve harpten kaçinan bir hükümdar oldugunu belirtir. hat san'atinda da oldukça yetenekliydi. uyku. sadaka dagitir. islenmis gümüsten. Zira o. Bu sebeple de Bâyezid-i Velî diye anilir olmustu." Sonuç olarak Sultan Bâyezid hakkinda sunlari söylemek mümkündür: O. felsefede behre ve malumati olmakla ögünür ise de en çok vâkif oldugu ilim. Keza l503 senesinde Andrea Gritti'nin tasviri daha da dikkat çekicidir. hiç sarap kullanmaz. sehzâdeliginden beri etrafina ünlü bilginleri toplayip kendisini yetistirmeye gayret etmisti. câmiye çok gider. Bâyezid'i söyle tasvir eder: "Etli ve dolgun çehresinde hiç te zâlim ve korkunç bir insan belirtileri yoktur. fakat buna simdi nikris hastaligi manidir. ortadan biraz uzunboylu. Islâmî ilimler. kardesinin uyusmaz bir düsmani olmustu. babasi Fâtih Sultan Mehmed'den sonra bütün Osmanogullari'nin en bilgini olarak kabul edilmektedir. O. Ata binmekten hoslanir.Mecbur olmadikça savastan uzak kalmaya dikkat etmis. iyi kesilmis kirmizi akiklerden. ilahiyât ve hey'et ( astroloji)dir. O. ULEMA VE IMAR FAALIYETLERI Sultan Bâyezid. "nizâm-i memleket" için Istanbul'dan ayrilmamayi tercih etmisti. II. Bâyezid. mükemmel bir tahsil görmüstü. ela gözlü. iyi yeyip içen. ortadan uzun. Kimse ondan daha iyi ok kuramaz.hareket etmeleri üzerine Bâyezid. O. Türkçe'nin Çagatay . Ayni zamanda sair olan ve siirlerinde Adlî mahlasini kullandigini daha önce gördügümüz Bâyezid'in bu siirlerinin büyük bir kismini (l25 kadar) gazellerin meydana getirdigi küçük hacimli divani Istanbul'da l308'de basilmistir. raporunda Bâyezid'in 56 yasinda. Az yemek yer. Uygur yazisini okumayi ögrendigi ve biraz da Italyanca bildigi belirtilir. O. Boyu. Daima ibadet ile mesgul olur. Yumusak bir yaratilisa sahipti. zihnen mesgul oldugunu belirten karayagiz çehreli ve fitratan magmum ve mahzundur. (Cem Sultan) bahane edilerek Osmanli Devleti yok edilmek isteniyordu. sükût ve rahati seven. Gençliginde serbest bir hayat sürdürdügü halde padisahliginda ibâdet ve hayir islerine yönelmisti. simasinin esmere yakin bir sarilikta oldugunu. yagiz çehreli.

Merhametli. onun giyabinda cenaze namazi kildi. Bâyezid arasindaki hocalik talebelik münasebetlerini su ifadelerle dile getirir: " II.lehçesi ile Uygur alfabesini ögrenmisti. Bâyezid'in tesvik ve himayesiyle Amasya'da Seyh'in etrafinda bir hat mektebi (ekol) dogmustu. Amasya'daki valiligi sirasinda. Onun bu sekildeki çalismasi. saltanata geçince Seyh. hattat ve sairdi. Böylece Sultan II. Amasya'da maiyyetinde bulunan Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi'nin tavsiyesi ile Ibn Kemal diye söhret bulan Ahmed Semseddin'e meshur tarihini yazdirmistir. sair ve sanatkârlari himaye etmisti. ilim ve ilim adamlarini seviyor. Nitekim. dinî ve ilmî kurumlarin meydana gelmesi için çalisiyordu. Islâm âleminde büyük bir teessürle karsilandi. Bâyezid. vefakâr ve kadirsinasti. Osmanliara iltica etmis olan Idris-i Bitlisî'yi de himaye ederek ona meshur "Hest Behist" isimli tarihini kaleme aldirmisti. Daha önce Akkoyunlularin hizmetinde bulunan ve Safevîlerin galebesi üzerine. Kendisine takdim edilen eserleri okumak onun en büyük özelligi idi. Saltanati müddetince ilim adamlarini. Seyh'in mânevî dünyasinda kendini bulurken. ayni zamanda dizinin dibinde hokkasini tutarak yazi mesketmistir. Seyh Hamdullah ile aralarinda siki bir münasebet bulunan II. Dünyanin en büyük devletinin faziletli hükümdari olarak. Bâyezid'in hattatlikta da mahir oldugu bilinmektedir. Bestekâr. imâret ve bunlara gerekli olan tahsisatlari temin ediyorlardi. Seyh ile Sultan arasindaki bu . ilmî gelismeye vesile olabilecek bütün çarelere basvuruyordu. Bunun için o. Bilginler ve sanatkârlar için ayrilmis özel bir bütçesi vardi. Bir zaman sonra Osmanli tahtinin sahibi olacak Bâyezid-i Veli'nin. Ikinci Bâyezid. padisahin bu uygulamasini örnek alan birçok vezir. Seyh Hamdullah ile II. Dinî emirlere bagli bir hükümdardi. Besteledigi eserlerden yalniz bazilarinin notasi zamanimiza kadar gelebilmistir. Kendisine takdim edilen eserlerden degerli bulduklarini tesvik ederdi. saray-i hümayun'a hat hocasi olarak tayin edilir. Bu meziyetlerinden dolayi ölümü. hayatinda büyük hürmet görmüstür. zararli duygulardan arinarak sahsiyetini bulmasi. Istanbul'a davet edilerek . Bu bakimdan Ali ve Mustafa Pasa'larin isimleri zikredilmeye deger. Seyh Hamdullah'tan hat dersleri almisti. mesk almis ve mezun olmustur. Bu sebeple o. Daha önce de temas edildigi gibi ibâdetle çokça mesgul oldugundan olsa gerek ki bu sebepten kendisine "Sofu" deniyordu. Saltanati müddetince ilim ve ilim adamlarini himaye eden II. Bâyezid. Nitekim. Seyh Hamdullah'i kendisine hat hocasi tâyin etmis. O. iç bünyesinin tesekkülü. döneminin ileri gelen devlet adamlari ile zenginler için de itici bir güç oluyordu. Ölüm haberi alindigi zaman Kahire'de basta Sultan Kansu Gavri oldugu halde bütün halk. Seyh Hamdullah hakkinda ciddi arastirmalarda bulunan ve onun eserlerini arastiran Muhittin Serin. bu himayenin karsiligini da nâmina yazilan birçok eserle almisti.

câmilerde tesis olunan kütüphanelerin idareleri (hâfiz-i kütüb) ile görevlendirilmislerdi." Buna göre Ikinci Bâyezid çaginda tipta Hekimsah. eserini . II. Mevlana Alaeddin Arabi. Bunlara benzer azizler dahi çok vaki oldu. hükümdarin buyrugu üzerine. arkasini yastiklarla besleyip rahatini temin ederdi. Seyh'e ekseriya "Biraderim" diye hitab eden Bâyezid-i Veli. günlük 30 akçaya ilaveten Üsküdar'da iki köyün bütün gelirleri arpalik olarak verilir. Cüneyd). sür'atle gelismis ve muhterem Islâm hukukçulari onun devrinde müstesna bir sekilde itibar görmüslerdir. Manisazâde. Osmanli tarihçiligi bakimindan önemli bir dönem olan II. 929/l522). daha sonra da Sehzâde Korkut'a gönderilmistir. hayatinin felaketle sonuçlanmasi bakimindan Sinan Pasa'nin talebelerinden Molla Lütfi'yi de hatirlamak yerinde olacaktir. Bu suretle aralarinda bir manevî râbita ve dostluk meydana gelmisti.muhabbet ve teslimiyetin mahsûlüdür. Bâyezid devrindeki Nesrî ile Idris-i Bitlisî'yi burada kayd etmek gerekir. Kendisine. Seyh Hamdullah. 927/l520) elçilikle Misir Sultani Kayitbay katina. Taci Bey'in iki oglu Cafer ve Sa'di'nin eserleri ile Osmanli yazisma (diplomatik. Bunlar. insa. o da ailesi ve damadi ile birlikte Istanbul'a gelmisti. protokol) modelleri iki iyi örnek olarak taninmistir. Hatipzâde. Ayrica. kurulusundan kendi zamaninin sonlarina kadar devletin tarihini yazmislardi. Bâyezid dönemi alimlerinden bahseden Âsik Pasazâde. Mevlana Kestelli. Bâyezid devrinde söhreti kadar. ve matematikte Mirim Çelebi çok büyük söhret kazanmislardir. Imam Ali (öl. taninmis bilim adamlarindandir.Yine bu zamanlarda. isgal ettikleri yüksek mevkilerde çok zengin olmuslardi. Özellikle "Fikih" denilen Islâm Hukuk ilmi. bir köyün gelirleri de mührezenlerine tahsis edilir. saraya kâtip ve saray hüddamina muallim tayin edilir. Bunlar da sahip bulunduklari bu servetleri ile özel kütüphaneler tesis etmislerdi. Niksarî ve Yusuf Cüneyd ( Sadru's-Seria adli esere çesitli hasiyeler yazan Tokatli Ahi Yusuf b. Ölümünde biraktigi kütüphanede yedi bin cild kitap vardi." Siirleri ile söhret kazanmis olan Mihrî Hatun ile aralarinda temiz ask iliskileri bulunan Müeyyedü'd-Din. hürmet ve muhabbet gösterirdi. Hatta sik sik beraber sürek avina da çikarlardi. Hammer'in ifadesiyle " Bâyezid asrina seref veren altmis fakih arasinda ikisi diger bir sube-i malumatta yüksek söhret kazanmislardir. Fukahadan bir kismi. Annesine dahi selam gönderip duasini ister. onun döneminde ilim ve ilim adamlarina gösterilen himaye. Seyyidzâde Seyyid Hamiduddin. Nesrî. Surasi bir gerçektir ki. ilmin ilerlemesinde etkili olmustur. yazi yazarken hokkasini tutar. Bâyezid'in saltanat tahtina cülûsundan kisa bir müddet sonra Seyh Hamdullah davet edilmis. Bunlardan Sari Gürz (öl. bize su isimleri vermektedir: "Hocazâde. Bâyezid ile Selim arasinda bir anlasma zemini bulmakla görevlendirilmisti.

edebiyat sahasinda gösterdigi koruma ve himaye.Osmanlica ve sade bir uslupla yazdigi halde Bitlis'li Idris. Okçuluga çok merakli idi. büyük sair ve mutasavvif Abdurrahman Câmi ile büyük bilgin Fakih Devvanî'ye her yil para gönderiyordu ki bu. onun kadar güzel ok ve yay yapamadigi rivayet edilir. bu da siirlerine mistik bir hava ve renk katmistir. iç ve dis gailelerin bulundugu bir dönem olmasina ragmen. sonralari "Mücevveze" ismiyle tesrifat serpusu olarak kullanilmistir. Bu arada Iran Müftüsü Mevlânâ Seyfeddin Ahmed ile Hadis âlimi Cemaleddin Ataullah da Pâdisah'in ihsanlarindan pay alip faydalaniyorlardi. Âlimler için özel bütçesi bulunan Bâyezid Han. Bâyezid. O." Bâyezid Han dönemi. denizcilige de ehemmiyet vermis. devletin ileri gelen görevlileri ve taninmis bilginlerle dolup tasardi. ilme ve zamanindaki teknik gelismelere önem veren bir hükümdardi. kendisine "Seyhu's-Selâtin" ve "Sultanu'l-Mesayih" gibi ünvanlarin verilmesine sebep olmustu. hem de yelkenle hareket eden ve manevra kabiliyeti yüksek olan gemiler yaptirdigi gibi kalyonlar da insa ettirmisti. bizzat seferlere çikardi. onun sultanlik tahtina kavusacagini kesfetmis ve bunu Sehzâdeye de açiklamisti. Fâtih devrinde olmayan ve "Güge" denilen. ne ilk pâdisahlar gibi üsküf. Ayrica Venedik gemileri tarzinda kirk kadar top mavnasi da tezgahlatmistir. Onun devrinde donanmadaki degisiklikler sadece bunlardan ibaret degildir. Rumeli'de 34 sancak vardi. ilki için bin. onlari. yine de devlet gelirleri bir hayli artis kayd etmislerdi. eser vermeye tesvik ederdi. Bunda. Sultan Bâyezid. Sicill-i Osmanî'de onun kiyafeti ile ilgili olarak su bilgi verilmektedir: " Tenhalarda salih insanlarin elbiselerini giyer. Yavusî'nin söhreti. hem kürek. O. Bilhassa muharebe gemilerini uzun menzilli toplarla techiz ettirip gelistirmistir. Farsça'yi tercih ederek Arap tarihçisi Yemînî ile Iran tarihçisi Vassaf'in agdali ve tumturakli tarzini seçmistir. hatta Horasan ile Iran'in diger vilayetlerine kadar genislemistir. mahrutî ve etrafina tülbent sarili bir kavuk seçmistir ki. Bâyezid'in. Onun zâviyesi. Kendisi sulha meyyal olmakla birlikte gazâ ve cihad sevabini kaçirmak istemedigi için. Bu dönemin en büyük seyhi Iskilip'li Yavusî'dir. ikincisi için de besyüz altin idi. Türk bahriyesinin en büyük üstadlarindan biri olan . O. Hiç kimsenin. ne de Ikinci Murad gibi ulema kisvesi giymistir. kendi elinden çikmis bir yay da Topkapi Sarayi Müzesi'nde teshir edilmektedir. daha birçok seyh ve tasavvuf ileri gelenleri ile sohbetlerde bulunacaktir ki. Onun döneminde Anadolu'da 24. yabanci ülkelere. Bâyezid. Bu sanat için kitap yazdirdigi gibi. disarda da babasinin elbisesini giyerdi. Bâyezid. Amasya valisi iken. Hac'tan döndügü zaman.

Ordunun. ahir. yani seyhülislâm olanlara sart kilmistir. Yeni kurulan bu mahalle de Yeni Imâret adiyla taninmaya baslamistir. müftü. köprü. bütün bunlarin yaninda Mekke ve Medine fukarasina dagitilmak üzere külliyetli miktarda "Sürre" göndermisti. depo.l505) de bittigine göre (Hadikatu'lCevami' ve mevcud kitâbesi). mutfak. O. Külliyenin kurulusu ile birlikte. bir mektep. O. mektep ve medrese yaptirmistir. dokuz senede tamamlanmistir. Sultan Bâyezid dönemi. Bu sirada sehir halki Sultan'dan. Edirne'de Tunca Nehri kenarinda 889 . bir tekke. Buna göre II. dârussifa. yogun iskân görmemis olan bölgenin etrafi hareketlenmisti. tabhâne. Medresenin müderrisligini. yemek salonu. Istanbul'dakine benzeyen bir câmi. Mimarinin kimligi tartismali olan bu yapi toplulugunun insa sebebi tarihî bir olaya baglanir. imâret. Tunca Nehri'nin kenarinda yer alan Kili ve Akkirman kalelerinin fethi için l484 yili baharinda Istanbul'dan hareket etmis. buradaki hayir eserlerine vakiflar tahsis etmek suretiyle faaiyetlerinin devamini saglamistir. Sultan . Istanbul'un yedi tepesinin üçüncüsünde bugün kendi adi ile anilan bir cami. sehir merkezinden nisbeten uzakta ve daha önce iskân görmemis olan. Bununla beraber bütün külliyeyi meydana getiren kompleks (kampüs). O. imar faaliyetleri ile de dikkat çeken bir devirdir. çesitli ihtiyaçlara cevap verecek yapilardan olusan külliyesine ilk harci bizzat kendisi koymustur. Bâyezid Külliyesi) Osmanli külliyelerinin en büyük ve önemlilerinden biridir. firin.893 (l484 . dükkânlar ve meskenlerden olusan büyük bir külliyenin temeli atilmis olur. Yaptirdigi bu eserlerle bir külliye (kampüs) meydana getirmistir. kara ordusunu da yeni bir nizam ve disiplin altina almistir. su degirmeni ve dolaplar. yoklugundan dolayi büyük sikintisi çekilen bir Dârussifa (hastahane) yaptirmasini istemis. Bâyezid. Böylece külliyenin kurulus amaçlarindan biri olan mahalle dokusu kendiliginden tesekkül etmis olur. önemli sayilabilecek bir bölgede câmi. bir imâret ve bir medrese yaptirilmak suretiyle sehir adeta süslenmistir. medrese. Yine onun emri ile Amasya'da bir câmi. hamam ve mükemmel bir hastahane (dârussifa) yaptirmistir ki bu külliye( II.Kemal Reis'in emegi büyüktür. saraya alinacak iç oglanlarina mahrec olmak üzere Galatasarayi'ni bina ile orada ilk defa bir mektep açtirmistir. hayirseverligi ile taninan Pâdisah da. çifte hamam. Bu medresenin idaresi ile görevlendirilen sahsa da günde (yevmiye) seksen akça tahsis etmistir. Rumeli'deki önemli durak ve ikmal merkezi olan Edirne'de bir süre konaklamisti. insaat bes sene sürmüstür. medrese. bütün bu hayir isleri için genis vakiflar kurmak suretiyle bu eserlerin kiyamete kadar devam etmesini saglamaya çalismistir. Böylece Tunca Irmagi'nin sag kenarinda Eski ve Orta Imâret adiyla taninan mevkiler ile Yeni Saray'in yer aldigi Sarayiçi semti arasinda. O.l488) yillari arasinda. imâret. kervansaray. halkin bu istegini kirmayarak basta dârussifa olmak üzere. O. tuvaletler. Câmi. Insaat için sarf edilen paranin miktari simdilik tam olarak bilinemezse de bunun kaynaginin fetihlerden (Basarabya) elde edilen ganimetlerden saglandigi bilinmektedir. O. 906 Zilhicce'sinin sonunda baslayip 9ll' (Miladi l50l .

II. insa ve imar islerinin büyük bir hiz kazandigi. l503) senesinde bu miktar 86. güzel sanatlarda da büyük bir gelismenin kaydedildigi. tarihçilikte bir Idris-i Bitlîsî ve Nesrî. Bâyezid dönemi. protokol) Tâci Beyzâde Cafer ve Sâdi Çelebiler. câmi.Gediz üzerinde de ondokuz kemerli birer köprü kurdurmak suretiyle ulasim ve yolculugun daha kolay ve rahat yapilmasini saglamaya çalismistir. 2l0) ifadesine göre 909 (m. Keza o. Hicrî 9l5 (m. imar ve yapi isleri sadece bunlardan ibaret degildir. Yavuz ve Kanunî dönemlerinin hazirlayicisi olarak düsünmek mümkündür. askerî bakimdan deniz ve kara kuvvetlerinin emsalsiz bir kudrete ulastigi. Bu büyük harabeyi yeniden sehir haline sokmak için o. FETIH HAREKETLERI . Bu yüzden onun. diplomatik ilmi. medrese vs.000 akçadir. ilim. astronomi ve ser'î ilimlere merakli olup bu konularda genis bir bilgiye sahipti. Onun. Ergene Nehri üzerinde bir köprü yaptirmis olan büyükbabasina uyarak Osmancik'ta Kizil Irmak üzerinde dokuz. II. hasarlarin tamamen izalesi için büyük gayretler sarfetmistir. gibi binalari yikildigi için sehir harabe haline gelmisti.Sultan Bâyezid. 3000 bina ustasi ve dülgerden baska 77 bin isçi çalistirmak suretiyle kisa bir müddet içinde Istanbul'u âdeta yeniden insa etmistir. sadece parlak askerî zaferler isteyenlerce belki hakli görülebilir. O dönem. insa san'atinda (yazi. Bütün bunlar gösteriyor ki. hat san'atinda bir Seyh Hamdullah yetismistir. müderrislere.Bâyezid'in. Kendi döneminden itibaren Istanbul. Sakarya üzerinde ondört. Seyh Ebu'l-Vefa için yaptirdigi gibi kendisi de Seyh Semseddin Buharî için bir tekke ve bir medrese insa ettirmistir. fakihlere. kadiasker ve seyhlere külliyetli miktarda paraya balig olan hediyeler verdigi de bilinmektedir. kale surlari. Bâyezid'in vücud verdigi tekâmülün. tahtadan yapilmis bir evde oturmaya mecbur olmustu. Bizzat kendisi. Onun döneminde tipta bir Hekimsah. matematikte bir Mirim Çelebi. bir müddet. Her yil. Onun. l509) senesinde Istanbul'da meydana gelen ve "Küçük Kiyamet" denilen zelzelede (deprem) Istanbul'un birçok evi. ilmî inkisâfin yüksek bir gelisme gösterdigi ve Islâm hukuku denilen fikhin bir bakima tedvin ve terakki ettigi bir devirdir. iktisadî ve idarî gelismelerin bir sonucu oldugu dikkate alinirsa. Babasinin. kültür ve hayir müesseselerinin insa edildigi. Bu esnada padisah. ilmî. müftülere. Islâm âleminin ilim merkezi olmus ve bu serefi uzun müddet muhafaza etmistir. (Hoca Saadeddin'in . oglu ve torunu zamanindaki fetihlerin meydana gelmesinde önemli ve büyük bir rol oynadigi gözden kaçmayacaktir. Bununla beraber askerî basarilarin saglanmasi ve devaminin. bir toparlanma ve ilerleme devridir. yapi isleri ile sadakalara verdigi ve kabarik bir yekun tutan paradan baska. bazi tarihçiler tarafindan sönük kabul edilen devri. Ilmî müesseseleri çogaltip ilim adamlarini etrafina toplamisti. Istanbul'da ahsab insaatin bu tarihten sonra yayildigi rivayet edilir.

hem ticaret. Cem'in Bati'da bulundugu bir sirada yapilan askerî hareketler. Bunun üzerine Fâtih. Edirne'deki ikameti esnasinda. Zira. tasavvurlarini gerçeklestiremeden geri dönmek zorunda kalmisti. l483'te de Macarlarla bir anlasma imzalayan Bâyezid. Bununla beraber. Bu yüzden Italya ve daha baska yerlere seferler sonuçsuz kalmisti denebilir. Tuna sancakbeyleri ile Kirimlilarin. Cem Sultani Osmanlilarin aleyhine bir koz olarak kullanmaya devam ediyordu. Bogdan tazyikinden kurtulmasini saglamak maksadiyla. Bâyezid. Bulgaristan'in. II. fakat Bulgaristan'a yapilan tazyik kalkmamisti. 888 ) de Morava bölgesindeki kaleleri tahkim etmek üzere Filibe'ye. Bogdan'a akinlari devam etmis. Zira orduda veba salgini bas göstermisti. Ancak. böyle bir ortami meydana getirdikten sonra Stephan üzerine yürümeye karar verir. Bâyezid döneminde ayni enerji ve canlilikta devam ettirilemedi. daha ziyade Osmanli akincilarinin Macaristan. Bu yüzden. Kardesi Cem Sultan'in Bati'ya ilticasi. Is bu kadarla yani sadece kitlikla da bitmiyordu. Bati devletlerine karsi yumusak bir siyaset takip ettigi bilinmektedir. l476 yilinda Akdere (Valea Alba) denilen mevkide çok zorlu dögüsen Bogdanlilari maglub etmek suretiyle Stephan Cel Mare (l457-l504)'nin faaliyetlerini önlemekle kalmamis ayni zamanda Bogdan'in merkezi olan Suçeva'yi da yikmisti. Bâyezid devrinin baslica olaylarini teskil eder. Fâti'in vefatindan sonra II. Bu maksatla l Mayis l484'te Edirne'ye gelen Bâyezid. Allah'in rizasini kazanmak için Tunca kenarinda kendi adina izafe edilen câmiin temelini attirdi (23 Mayis l484). Zira Bati. Bogdan Seferi ile Memlûk savaslari istisna edilecek olursa.Fâtih'in. çekilirken her tarafi tahrip eden Bogdanlilarin bu hareketi üzerine kitlik basgöstermisti. Bu arada Tunca üzerinde bir medrese. l483 ( h. BOGDAN SEFERI Fâtih Sultan Mehmed. Balkanlar'da durumu emniyet altina almak ister. muhasara toplari ile levazimati Karadeniz yolu ile Tuna üzerine gönderdigi gibi. hem de yapacaklari seferler için Polonya yolu üzerinde bulunan ve önemli . Bu sebepledir ki. Venedik ve Lehistan'a karsi giristikleri münferid tesebbüslerden ibaret kalmisti. oradan Samakov. Bâyezid'e babasinin arzusunu gerçeklestirme firsatini vermiyordu. Karadeniz sahilinin dörtte üçüne sahip bulunan Osmanilarin. bir imâret ve dârüssifa ile müstemilatindan meydana gelen bir külliyenin insasina baslanmistir. Çamurlu ve Sofya'ya gittigi sirada Macar Krali Korvin Mathias ile mütareke akdetmek üzere müzakerelere girismis ve bu arzuya o sirada Bohemya'da harp ile mesgul olan Macar Krali'nca da uyularak bes senelik bir mütareke imzalanmisti. önce Polonyalilar. Bâyezid'in Osmanli tahtinda henüz mevkiini saglam görmedigi ve kardesi Cem ile mücadelelerini diplomatik saada da olsa devam ettigi devirlerde. Ancak Cem'in ölümünden sonra girisilen Mora Seferi. son senelerinde baslayan Italya Seferi.

ister istemez bu prensligi. Bâyezid. Kirim ve Eflaklilar'in iltihaklari ile daha da kuvvetlenen Osmanli ordusu. Sultan. Osmanli nüfuzu altina sokacakti. bu kuvvetlerle Kili (Chilia)'ye gelir. Hadidî. Akkerman halkindan bir kismi da Marmara kiyisindaki Eski Biga'ya naklolundu. Kirim Hani'na sirmali bir kalpak ve degerli hediyeler vererek kendisini taltif eder. Edirne'deki imar faaliyetlerini müteakip. burada Cuma namazini eda eder. Osmanli padisahlarinin maiyetinde harbe istirak eden ilk Kirim Hani'nin bu zat oldugu rivayet edilir. alinan yeni yerlerin hemen tahririni yapmak suretiyle bölgenin ekonomik. Kili'nin zaptindan sonra Karadeniz kenarinda bulunan Akkerman üzerine yürür. bu kusatmayi su misralarla nakl eder: Seh emr itdi vü cem' oldi çeriler Karadan gendideryâdan gemiler Kesüp menzilseh irdi ol diyara Çeriler yakin irisdi hisara Erisüp seh Kili'ye bir seherden Kusatdurdi hisari bahr ü berrden Fethin ertesi günü kalenin büyük kilisesi câmie tahvil edilir. Bâyezid. Kili'ye göre daha müstahkem olup her seyi boldu. l6 günlük bir muhasaradan sonra sulh yoluyla Akkerman'a girer. . karadan genis ve derin bir hendekle çevrilmisti. Zira ancak bu sayede Kirim'la irtibat saglanabilirdi. Padisah. Bilindigi gibi Osmanlilar. Bogdan Beyligi'nden ayrilarak Osmanli Türk hâkimiyeti altina girdikleri gibi Akkerman halki. Kale. Bu sebeple Bogdan (Moldavia)'in ticaret iskelelerinin alinmasi. Sultan Bâyezid. Burasi.Osmanlilar. istedigi yere gidebilme bakimindan serbest birakildi.Burada iken Mengli Giray komutasindaki 50 bin kisilik Kirim kuvvetleri de Osmanli ordusuna katilir. 6 Temmuz'da Bogdan'in kapisi sayilan Kili kalesini karadan ve denizden kusatmak suretiyle l5 Temmuz'da zaptederler.birer üs durumunda olan bazi sahil sehirlerini almalari gerekiyordu. Kili ile Akkerman kalelerinin civarindaki yerler. sosyal ve dinî durumlarina uygun olarak hareket ederlerdi. Bu sebeple. Bu esnada Eflak Voyvodasi Rahip Vlad Calugarul (l482l495) komutasinda 20 bin kisilik kuvvetiyle orduya iltihak eder. 27 Haziran'da Ishakli (Isakçi)'yi geçer. Bu arada halkin bir kisminin iskan edilmek üzere Istanbul'a gönderildigine dair rivayetler de bulunmaktadir.

Bu denizin. Floransa. Öyle anlasiliyor ki bu dönemde Italya'nin küçük devletleri. Italya'daki muhalif devletlerin Venedik Cumhuriyeti ile mücadelelerinden istifade eden Sultan II. l485'te Lehistan Krali Kazimierz'den yardim istemesi de ona bir fayda saglamadi. Osmanli padisahinin dostlugunu kazanmak için birbirleri ile yarisa girmislerdi. Hammer'in ifadesiyle o dönemde Italya'nin alti devleti. Venedik'e ilan-i harb etmeden önce Mora'daki Venedik müstemlekeleri üzerine yapacagi hareketi kolaylastirmak ve Venediklilerin buraya yardima gelememeleri için Bosna Beyligi'ne tayin edilen Iskender . Osmanli dostlugunu kazanmak için büyük çaba gösteriyorlardi. Zira onun hareketlerine mukabele etmek üzere Bogdan'a giren Rumeli Beylerbeyi Hadim Ali Pasa. Bu seferle. Bunlardan biri. pek çok tahribatta bulundugu gibi ertesi sene Silistre komutani Bali Bey de Trut'u geçerek birçok esir ve ganimetle dönmüstü. Osmanlilara yardimci olan Kirim Hani ile Eflak Voyvodasi. Bâyezid. Sultan Bâyezid. digeri de Memlûklularla yapilan harpte. Arnavutluk'ta bulunan Iskender'in oglu Jan Kastriyota'ya yardim etmeleri. adi geçen sehzâdenin ölümü ile büyük bir gelisme göstermistir. Bu arada. Bunun üzerine Osmanli kudretine boyun egmekten baska çare bulamayan Stephan. harp ganimetlerinden büyük paylar aldilar. Osmanli Divan'i. Kafkas sahillerindeki çok küçük bir bölgesinden baska her yeri Osmanli hâkimiyetine girmisti. Napoli ve Venedik. Piza. Hersekzâde komutasinda Iskenderun'a giderken firtinaya yakalanan ve Kibris'a siginmak isteyen Osmanli donanmasinin adaya kabul edilmemesi idi.Gerçi. Avrupa'daki ikameti sirasinda önemsiz hudud olaylari seklinde cereyan eden münasebetler. MORA SAVASLARI Fâtih döneminin siyasî olaylarindan bahsederken temas edildigi gibi Mora'da.Bu savaslarda. Gerçekten. Papa ve Alman Imparatoru'nun muvafkatalariyla Osmanlilari. Papa. Venedikliler aleyhine tahrik etmis ve bunda da muvaffak olmuslardi. Osmanlilarla büyük ticarî münasebetleri bulunan Italya'daki küçük devletlerin tesviklerinden baska Venedik'e karsi harbin açilmasinin baslica iki sebebi vardi. Karadeniz. Venediklilerin. bu devletlerin de tesvikleri üzerine Venedik ile olan anlasmayi bozmustu. bu sefer esnasinda almis oldugu ganimet malini Edirne'de baslattirmis oldugu ilmî. Osmanliarla Venedikliler arasinda uzun müddet çetin savaslar olmustu.000 altina çikarilan senelik vergiyi ödemeye razi oldu. Milan. 4. Venedik ile Fransa'nin ittifaklari sonucunda elinden Milan sehri alinmis olan Ludvik Sforça ile Floransa ve Napoli devletleri. Akkerman'i geri almak maksadiyla birkaç defa harekete geçen Stephan'in bütün gayretleri bosa gitti. Cem'in. tamamen bir Türk ve Müslüman gölü haline gelmis bulunuyordu. dinî ve sosyal müesseselerin yapilip tamamlanmasina sarf etti. Nitekim.

II. deniz tarafindan Inebahti'yi savunmak için Amiral Antoniyo Grimani komutasinda l50 veya l60 parça gemi ile Inebahti limanini kapattilar. Sonunda donanma Moton önüne geldiyse de Venediklilerin kuvvetli müdafaalari yüzünden limana giremedi. Çünkü bunlar. Mora'nin. denizden donanmayi gönderdikten sonra kendisi de 20 Sevval 904 (Haziran l499)'da Istanbul'dan Edirne'ye. . Osmanli donanmasinin firtinaya tutulmasi. takip ettikleri siyasetleri geregi. oradan da Mora'ya dogru hareket eder. Venediklilerin isine yaradi. Hammer'in ifadesiyle "yirmi büyük gemi ve altmis yedi kadirgayi havi ve cem'an yüz altmis yelkenden mürekkeb olan Osmanli donanmasi. Bâyezid. donanmadan henüz bir haber çikmamisti. Bu arada Kuzey Yunanistan'da bulunan Inebahti (Lepanto)'yi da tasarruflarinda bulunduruyorlardi. Sultan Bâyezid. Bu gayenin tahakkuku için Osmanli tezgahlarinda (tersane) yeni ve büyük gemilerin yaptirilmasina baslandi. Rumeli Beylerbeyi olan Koca Mustafa Pasa'yi kara tarafindan Inebahti'nin kusatilmasi ile görevlendirir. Ama Osmanli donanmasi. henüz fethedilmemis kisimlarini elde etmek gayesiyle 3l Mayis l499'da bizzat sefere çikar. Navarin limani ile Brodano adasi arasindaki kanala girmis ve düsman tarafindan yolunun kesildigini görmüstü. Bu durumu ögrenen Venedik. Iskender Pasa'nin. stratejik önemleri de bulunan bu ticaret limanlarini elde etmek zorunda idiler. firtina yüzünden üç ay kadar denizde çalkalanip duracak ve bu yüzden önemli bir gelismesaglayamayacaktir. Bâyezid. Kuzey Venedik arazisine siddetli bir akin yaptirtmisti. Muton ) ve Koron gibi limanlarinda hala yönetimi ellerinde bulundurup hüküm sürüyorlardi. buralarin zapti için donanma hazirlanmasini emreder. Bu sirada Osmanli donanmasi. baris için elçi göndermis ise de donanma. Sultan II. Kara ordusu.Osmanlilar. Bosna Eyâleti'ne getirilmesinden sonra. buranin güney kiyilarinda bulunan Navarin. Moton ( Modon. Inebahti civarina gelip karadan kaleyi kusattigi halde. Donanmadaki asker açlik ve susuzluktan dolayi büyük sikintilarla karsilasti. Mora sahillerinden Moton ve Inebahti taraflarina 28 bin Rumeli ve l8 bin Anadolu askeriyle sekiz bin sipahi ve bir o kadar yeniçeriden müretteb 63 bin kisilik bir ordu götürmek üzere yelken açmisti. INEBAHTI ( LEPANTO )'NIN FETHI Mora Yarimadasi'nin büyük bir kismi daha önce Osmanlilarin idaresine geçmis olmakla birlikte Venedikliler.Pasa vâsitasiyle. Nihayet donanma Hersekzâde Ahmed Pasa kuvvetleri ile takviye edildikten sonra Inebahti limanina dogru yol alabildiler.

Kisa sürede yayilan yangin üç gemiyi birden sararak batmalarina sebep olur. bu yüzden de kaleyi teslim etmemesi gerektigine dair haber gönderdigine baglayarak söyle der: "Kale komutani olan kâfir haber gönderdi ki. nesillerden nesillere nakledildi. madem ki Müslüman gemileri gelmeye ve muhasara-i hisara yol bulmaya. 2000 yeniçeri ile takviye ettigi Anadolu sipahilerini. Bâyezid. sadece doksan kadar asker kurtulmustu. birbirlerine siki sikiya çengellenmis olan gemileri neft ile tutusturur. Bu savasta Venedik kaptanlarindan Loredano ile Armeniyo da ölmüslerdi. donanmanin gelmedigini.Burak Reis'in gemisine iki taraftan kancalar atilarak rampa yapilmisti. padisahimiz olan Venedik hakimi böyle haber göndermistir ki. asirlardan asirlara. bu hareketiyle Türkleri. O. Burak Reis. Venedik hakiminin. kendilerinin ise dayanabileceklerini. Içinde Yenisehir hâkimi Kemal Bey'in kara askerinin bulundugu Burak Reis'in gemisi. Lepanto kalesinin komutani olan Zuano Mori. Burak Reis'in gemisinin üzerine atilarak Osmanli gemisini ortaya adilar. Kiyasiya cereyan eden muharebe devam ederken Burak Reis. Türk denizcileri arasinda asirlarca derin bir ihtiramla sânini yüceltecek kahramanca bir harekette bulunacaktir. Burak Reis. Hoca Saadeddin. Prodano adasi (Burak adasi) civarinda Venedik donanmasinin hücumuna ugradi. Bes yüz mevcudlu Burak Reis'in gemisinden. bu olayi ögrenir ögrenmez. Mustafa Pasa'nin teklifini reddetmisti. Türk gemicileri bu muharebenin cereyan ettigi Prodano adasina Burak Reis adasi ismini vererek bu büyük Türk denizcisinin adini unutmadilar. onun teslimi kabul etmeyisini. donanmalarina yol vermemek için azim (büyük) tedarikler görüp felek peyker u guh lenger gemiler ihzar idüp rehgüzerlerine göndermisim. Çok kalabalik olan düsmana her ne pahasina olursa olsun karsi koymak gerekiyordu.Öbür taraftan. din ve devlet için isteyerek kendini feda edis. Akdeniz hakimiyetine eristiren bir "Burak" oldu. Lepanto civarindaki Çatalca ovasinda bulunan II. Her birinde biner kisi olan iki büyük karaka ile her birisinde beser yüz kisi bulunan diger iki karaka. Derya tarafi mesdud (Deniz tarafi kapali) ve kale muhafizinin esbabi nâ madud iken hisari teslim edersen sonra özrün makbul degildir" Bu esnada Antonio Grimani komutasindaki Venedik donanmasi da Kemal ve Burak Reis komutasindaki Osmanli donanmasinin Korint körfezine dogru ilerleyisini önlemek üzere harekete geçmisti. Burak Reis'in üzerine saldiran gemilerin sayisi yirmi civarinda idi. Göz kamastiran bu kahramanlik örnegi. hisari teslimden imtina edesin ki. Bu son deniz savasinda basta Burak reis olmak üzere 500'e yakin Türk levendi ( denizcisi ) ile Kara Hasan Reis ve Yenisehir Sancakbeyi Kemal Bey sehâdet serbetini içmislerdi. kurtulus çaresinin kalmadigini anlar ve sogukkanli bir sekilde son çareye bas vurur. kendi kuvvetlerinden çok daha kalabalik olan düsman kuvvetlerine karsi sayilarinin azaldigini görünce. Hersekzâde Ahmed Pasa komutasinda Mora'ya gönderip siki tedbirler alma lüzumunu .

Bu deniz savaslainda firtina yüzünden büyük hasara ugrayan. artik Osmanli denizcilerinin Akdeniz hâkimiyetini ele almaya namzed olduklarini göstermekteydi. dört günde Güney . Sayet Osmanlilar bu maddeleri kabul etmeyecek olurlarsa hiç olmazsa baris yenilenmeliydi. Böyle bir seyi beklemeyen elçi.duydu. Temmuz ayinin yedisinde donanmasinin Moton önüne geldigini haber alinca. Osmanlilarla baris yapmak üzere Lui Maventi adinda bir elçi vâsitasiyle Osmanlilara müracaat etmislerdi. takviye birliklerle desteklenen Türk donanmasi. sür'atle ilerleyerek Lepanto Bogazi'na yaklasmisti. önce karsi koyma. kalenin anahtarlarini Rumeli Beylerbeyi olan Mustafa Pasa'ya gönderir. Mora'da elinizde bulunan Mudon. her seferinde maglub olan kale komutani Zoano Mori. böyle bir anlasma yapma yetkisinin bulunmadigini söyleyerek ayrilir. Inebahti yolunu Türk donanmasina açik birakarak Korfo'ya çekilir. Venedik donanmasini yenebilecek dereceye gelmis olmasi. Bu sebeple. Kara ve deniz kuvvetlerinin ortaklasa hareketi üzerine sayisiz yarma (hurûc) tesebbüslerinde bulunmasina ragmen. Kendisi de ilkbaharda Ramazan 905 ( 7 Nisan l500) da Edirne'den hareket eder. Hulumiç'te askerini bindirdigi Osmanli donanmasi. kis ortasinda Yakup Pasa'nin donanma ile birlikte hareket ederek Modon'u muhasara etmesini emreder. Elçinin bu teklifine karsilik Sultan Bâyezid: "Eger benimle baris yapmak istiyorsaniz. Koron ve Napoli (Napoli di Malvazya) sehirlerini teslim ile senede belli miktarda bir vergi vermelisiniz" demisti. Böylece Lepanto ( Inebahti) Agustos (26 veya 28) l499'da Osmanlilarin eline geçmis olur. Venedik tüccarlarinin serbest birakilmasini ve Inebahti'nin iade edilmesini istemisti. Grimani. Padisah. Böylece. Venediklileri. sonra da karsilik verme hareketlerine sevketmis ise de kendi zaaflarini bildiklerinden ve çok büyük bir masrafa mal olacak uzun harplere tahammül edemeyiceklerini anladiklarindan Osmanlilarla iyi geçinmeyi siyasetleri bakimindan daha uygun görmüslerdi. MOTON ( = MODON )'UN FETHI Inebahti gibi önemli bir limanin elden çikmasi. rakibi olan Loredano'nun ölümünden memnun olmustu. fazla bir sey yapamayacagini anlamis olacak ki. Venedik donanmasinin yardimlarindan da ümidini kesmis oldugundan. aylarca yiyecek ve içecek sikintisi çeken Türk donanmasinin. Hersekzâde'nin. Venedik elçisi. 22 gemiden meydana gelmis olan Fransiz donanmasinin yardimiyla bogazin girisini kapamak üzere giristigi tesebbüste muvaffak olamayan Grimani. sahilden kuzeye dogru seyrederek Inebahti körfezine dogru ilerler. Nitekim.

Venediklileri sasirtmak için bir miktar kuvvetle karadan buraya taarruza geçmislerdi. Türklerin ilk önce Mora'nin güneyindeki Napoli'ye hücum edeceklerini zannederek buraya bir miktar donanma göndermisti. Kale muhafizlarindan bir kismi. l3-l4 Muharrem 906 (9-l0 Agustos l500)'de gerçeklesen fetihten sonra sehre giren Sutan Bâyezid. Son günlerde Venedik Amirali Melchior Trevisano. Trevisano. Sultan Bâyezid. kalenin saglamligina ve kara yönünü çeviren üç kat derin hendegin yürüyüse engel olacagina güvenerek teslim olmak istemiyordu.l02 )'in ifadesine göre fethin besinci günü sehrin en büyük kilisesi olan Saint Jean'i câmie tahvil ederek maiyetiyle birlikte burada Cuma namazini kilmistir. Çok saglam ve müstahkem bir kale olan Modon'un halki. Hatta halk. Tam bu esnada Pirî Reis kendi gemisiyle yetiserek Kaptan Pasa'yi kurtardigi gibi donanmanin bozulup bir felaketin meydana gelmesini de önlemisti. Bu yüzden kale bir türlü düsmüydrdu. Venedik amirali. gemilerin zinciri geçmesi için istihkamlarini birakarak yardima geldikleri sirada Sultan Bâyezid. devletin en mamur sancaklarindan birine bey olmustu. bir mil mesafede bulunan hedeflere tam isabet ettiriyorlardi. kendilerini kusatan ordunun kusatmayi kaldirip geri dönmek zorunda kalacagini gözlemekte idi. sadece Venediklileri sasirtmak için yapilmisti. Hoca Saadeddin ( ll. Bu taarruz. Bu yüzden de savunmayi sürdürüyordu.Mora'ya iner. Venedik amiralinin buraya donanma göndermis olmasi. Hammer'in dedigi gibi bu yüksek duvarlardan ilk tirmanan yeniçeri. 27 Temmuz l500'de bu limandan çikip Navarin limani önünde Venedik donanmasi ile çarpisir. Davut Pasa kendi gemisiyle (Bastarda) düsman amiralinin bastardasina rampa ettiyse de baska bir düsman mavnasi da Davut Pasa gemisine rampa ettiginden Kaptan Pasa tehlikeli bir duruma düsmüstü. Kalenin bütünüyle onarilmasi . hücum emri verdiginden Anadolu Beylerbeyi Damad Sinan Pasa kuvvetleri. daha önce limana gerilen zincir yüzünden pek ileriye gidemediler. Bu gayretlerinin bir sonucu olarak kale. üç hafta kadar muhasara altinda kaldi. Aslinda burasi bir aydan beri Rumeli ve Anadolu kuvvetleri tarafindan sarilmisti. sehre yardim etmek için Türk donanmasini yararak ikindi namazi vaktinde dört kadirgayi limana sokmus ise de bunlar. Topçulari ise sanatlarinda pek mahir olmuslardi. donanma ile yardima geldiyse de fazla bir sey yapamadi. Osmanlilarin bu tesebbüslerinde basarili olduklarini göstermektedir. Nitekim. açtiklari gediklerden içeri girerek Modon'u aldiklari gibi limana girmis olan dört Venedik gemisini de yakmislardi. duvarlarin yüksekligini ve hendeklerin derinligini görünce "Beylerbeyim Sinan Pasa'nin ve yeniçerilerimin kahramanliklari sâyesinde bu kaleyi Tanri verdi" der. Davut Pasa'nin komutasinda bulunup Inebahti limaninda yatan donanma. Gerçekten Türkler.

ve yanan yapilarin yeniden yaptirilmasi. Solakzâde. 7 Eylül tarihi ile Papa ve diger Hiristiyan hükümdarlara gönderdigi yazidan anlasilmaktadir. yerli halk yani Rumlar. Koron ve Navarin'in feth edilip Venedikliler'den alinmalari üzerine "Fetihnâme"ler yazilip etrafa gönderilmisti. Doge Augustinos Barbarigo'nun. Osmanli müsamahasinin güzel bir örnegi olan bu anlayistan dolayi b uralarda bulunan Latinler sehri terk edip giderken. . Inebahti. mal ve menallerinin korunmasi için de emân istediler. Içine düsülen ümidsizlik. Modon'dan kurtulan bir kisim halki Kefalonya adasina yerlestirmekle mesgul oluyordu. tahkimatina hayran kaldigi sehrin fethini Allah'in kendisine bir lütfu olarak telakki ediyordu. Modon'un durumunu ögrendikleri için harp yapmadan teslim oldu. Her iki taraftan üzerine varildiginda. sehrin teslimi ile ilgili olarak sunlari söyler: " Modon kalesi. gerekse Navarin halki. Müslüman ve Hiristiyan devletlere. Modon'un tamiri ile ugrasirken. KORON VE NAVARIN'IN FETIHLERI Biraz önce görüldügü sekli ile Osmanlilarca Modon kalesinden sonra Koron ve Navarin de feth edilmislerdi. Venedikliler. tek teselliyi Venedik donanmasinin Modon'u geri alacagi hususunda besledikleri temelsiz ümitte buluyorlardi. Koron'a giderken önce Anavarin (Navarin) veya Zensiyo kalesini de aldi. beylerbeyiler. "Cizye" denilen basvergisine baglandi. Deniz tarafindan da Davud pasa'yi gönderdiler. Modon'un. Böylece kaleyi kendi rizalariyla teslim eylediler. Ceneviz Cumhuriyeti ile Rodos Sövalyelerine gönderilmislerdi. Bâyezid. Hadim Ali Pasa kara ordusu ile. O. Hadim Ali Pasa. Sultan Bâyezid. Koron kalesi muhafizlari Modon halkinin ahvalinden ibret almakla ailelerini ve çocuklarini Frengistan'a nakil için izin. Yakininda vaki olan Koron kal'asinin fethine Ali Pasa tayin olunmustu. Anadolu Beylerbeyi olan Sinan Pasa'ya havale edildi. Bu fetihnâmeler. Fransa ve Ispanya krallarina. Modon'a girdigi sirada sehrin bir kismi muhafizlar tarafindan yakilmisti. Modon'da oldugu gibi bin Azeb ve bin besyüz yeniçeriyi kale muhafazasinda birakarak 23 Agustos'ta sehri terk edip Istanbul'a dönerken bu iki sehrin gelirini Mekke ve Medine (Haremeyn)'e vakf eyledi. 20 Agustos l500'de Koron'a girip büyük kiliseyi camie tahvil ederek orada namaz kildi. Kaptan Davud Pasa da denizden gitmek suretiyle Koron kalesini almakla görevlendirildiler. Pasa da istediklerine müsaade gösterdi. bu meyanda Macaristan. Osmanli ülkesine ilave edildi. Türkler tarafindan zaptedildigi haberi. Gerek Koron. Bu arada Pâdisah. Sinan Pasa. Lehistan. Mudon ( = Modon ). Venedik senatosu. Venedik'te büyük ve derin bir matemin meydana gelmesine sebep oldu.

Papa ve Macaristan arasinda l500 yilinda bir muahede imzalanir. sehirliden ve . Fransa. Papa IV. Aleksandr. Bu arada Fransa Krali'nin yegenini komutan olarak tayin ettigi ve l5 bin kisilik askerî gücü bulunan Fransiz donanmasi da Zanta adasina gelip demirlemisti. Venedik. Bu anlasma. Türkiye aleyhindeki ikinci ittifaklaridir. Hammer'in ifadesine göre Papa'nin bu sekildeki davranisi. Iste "Haçli Ittifaki"nin meydana getirdigi bu muazzam donanma. Papa ve Macaristan Krali'ni saldirma ve savunma konusunda bir anlasma ile birlesmeye götürdü. Bundan baska. Bu sebeple Osmanlilara karsi Alman Impraratoru. Osmanlilara ait Egine adasini isgal ederken. l500 senesi sonbaharinda Venedik Âmirali Pisaro. Koron ve Navarin gibi yerlerin ellerinden alinmasinin yaninda. menfaatleri geregi Türkleri. Sonunda ortak menfaatler.DENIZLERDEKI HAÇLI SEFERI Venedik. Çünkü buranin düsman eline geçmesi. kiliselerin ugradigi hakaretleri ve Hiristiyanligin içine düstügü tehlikeleri tasvir ederek Haçli Birligini saglayacagini açikliyordu. Hiristiyan devletlerin. Ingiltere. Amiral Ravestayn komutasindaki donanma ile birlesen Venedik gemilerinin de dahil bulundugu donanmanin mevcudu 200 kadirgadan ibaretti. Papa. bu sefer de çagrisi üzerine Osmanlilar aleyhine bir ittifak kurmaya çalisiyordu. Bu sekildeki taahhütler. Venedikliler aleyhine harekete geçiren Papa.Bunun için Venedik. Modon. Midilli'nin kusatilma haberi. diger adalar halkinin isyanina ve dolayisiyle onlarin da elden çikmasina sebep olabilirdi. gönlünde Padisah II. Türklerin yaptiklarini. Asker toplanmasi için memleket içine seksen "Ulak" gönderildigi gibi Pâdisah bizzat bu isle mesgul olarak. Bu. Roma'da l50l yilinda Papa Kilisesi'nde Pantekot Yortusu'nun Pazar gününde ilan olundu. Lehistan ve Macaristan'dan yardim talebinde bulunur. bir anda büyük bir kargasanin yasanmasina sebep oldu. Venedik'e verdigi cevapta kendilerine yardim gönderecegine degindikten sonra. Aragon ve Sicilya Krali'nin donanmasi da Korfo adasina yanasmisti. Inebahti. Macarlar da karadan taarruz edeceklerdi. iki sene üst üste inen Osmanli darbesine karsi koyamayacagini anlamisti. Ege Denizi'ne açilarak Midilli adasini kusatma altina almisti. Napoli. Osmanlilara karsi "Haçli Savaslari"nin yerini almisti. Buna göre müttefik kuvvetler denizde Osmanlilari mesgul ederken. Bu yardimla Osmanlilar aleyhine bir "Haçli Ittifaki" ortaya çikmis oluyordu. Sehzâde Cem'in tahsisatini kaybindan dolayi öfkelenen Aleksandr Borciya'nin öfkesine benziyordu. Ispanya. Bunun için adaya büyük bir kuvvetin gönderilmesi gerekiyordu. kutsallik perdesine bürünmüs olan nefret. Baslangiçta. Istanbul'a ulasir ulasmaz. Bâyezid'e karsi yakip yikmalardan gelen bir üzüntüden çok. Ispanya ve Venedik donanmasi da Kefalonya adasini zaptetmislerdi.

. kaleye girmeye muvaffak olduysa da bir kismi giremedi. kendisine yardima gelmekte olan Rodos Sövalyelerinin 29 parçadan mütesekkil donanmasini beklemeden demir alip kaçar. Böyle büyük bir orduyu tam anlamiyla maglub etmek. Fransiz Amirali. daha dogru bir ifadeyle bütün bir Avrupa'nin Osmanli'ya karsi güç birligi edip birlesmelerine ragmen. Midilli'yi ele geçiremeyen Birlesik Haçli ordusunun çekilmesi üzerine Midilli kalesi. Ispanya. onlarin ifade ettikleri sekilde olanlari nakl etmeye dikkat edecegiz. Bunu gören Fransiz askerleri bozulmaya basladilar. Almanya. Kemal Reis'in yaptiklarinin öcünü almak için çalisiyorlardi. Bununla beraber. Fransa birliklerinin komutani ve Krali'nin yegeni. Gerçi Istanbul'dan önce. Müttefiklerinin kaçtiklarini görünce onlar da gemilerine binip memleketlerine dogru yol almaya basladilar. birlikte hareket etme imkânina kavusturulmadiklari için bu Haçli Seferi'ni kaybetmislerdi. Midilli'nin Haçlilar tarafindan kusatilma haberi. Fransa. Biz de onlarin dil özelliklerine fazla müdahele etmeden. Yolda Cerigo adasi civarinda firtinaya tutulan Fransiz donanmasi. Midilli Kalesine dogru yürüyüse geçtiler. Fakat Fransiz donanmasi ile birlesemedikleri ve tanimadiklari bu yabanci sulardan ürkmüslerdi. bu gâvuru öldürüp kellesini kuleye dikti. Bütün çabalarina ragmen. Lehistan. Bu yüzden de umduklarini bulamadan ve hiç bir sey yapamadan dönüp gitmislerdi. Rodos ile Ispanya donanmalari Ege'ye girip Çanakkale Bogazi'na kadar sokulmuslardi. Kethüdasi komutasinda 800 kisi ile Karesi Sancakbeyi maiyetindeki timarli sipahi kuvvetlerini derhal adanin yardimina gönderir. Ayazmend'e gelen Sehzâde'nin kuvvetleri karanlik bir gecede düsman saflarini yararak hisara girerler. Ege sahillerini tahrib ederken Rodos Sövalyelerinin reisi emri altindaki donanma da Akdeniz'deki Osmanli adalarini vuruyordu. Artik. müttefik donanmasinin bir kismi. Rodos ve daha baska devletlerin. yeniden tamir edilerek muhafaza için buraya asker konur. kaleye girmek için kosup öne çiktigi zaman. Kaynaklarimiz. Venedik. Bu esnada. Fransiz donanmasi Midilli'den kaçarken. Ahmed Pasa. Görüldügü gibi. tamamen batar. Amiral Gonzalvo de Cordova'nin komutasindaki Ispanyollar. buraya en yakin olarak Saruhan Sancakbeyi Sehzâde Korkut tarafindan duyulur duyulmaz o. Bu esnada Sehzâde'nin Kethüdasi sehid olur. Bâyezid döneminin mühim olaylarindan biridir. Macaristan.sanat erbabindan adam yazip Hersekzâde Ahmed Pasa komutasinda 300 parça gemi ile adaya gönderildi. askerlerden bir kismi. Venedik askerlerinin yapabilecekleri bir sey kalmamisti. II. Islâm gâzilerinden bir yigit. burada geçen olaylari tafsilatli bir sekilde verirler. Cemaziyelevvel (Aralik l50l)'de Midilli yakinina geldigi zaman kâfirler.

bu dönemde ilk olarak "Imdadiye-i Seferiye" adi verilen yukaridaki vergileri koymustu. Osmanlilar tarafindan harp esnasinda müsadere edilen ve halka ait olan esya geri verilecekti. 20 Agustos l503 ( Rebiülahir 909 ) senesinde Osmanlilarla Macarlar arasinda da bir anlasma imzalandi. On gün içinde uygulamaya konacak olan bu muahedenin en önemli maddeleri sunlardi: l. Müzakereler sonunda l4 Aralik l502 (Receb 908 )'ta Osmanlilarla Venedikliler arasinda 3l maddeden mütesekkil bir anlasma imzalanir. Çünkü bu dönemde dogu hududunda Akkoyunlu Devleti'nin yerine Siî Safevî Devleti'ni kurmus olan Sah Ismail tehlikesi bas göstermisti. Buna karsilik bu üç devlet. Iki taraf ticaret . sikintili günler yasayan hazineyi. Silezya ve Lozasi hükümdari olarak da tanimaktaydi. II. Macar Krali'ni. bütün ittifak faaliyetlerine ragmen. Buna karsilik Macaristan Krali. Zira harpler. Venedik Cumhuriyeti. Bâyezid döneminin devam eden ve tehlikeli bir hal alan savaslari. Venedikliler.Osmanli iktisat tarihiyle ilgili kaynak ve eserlerin belirttiklerine göre "Avâriz". hem Osmanlilara hem de Macarlara vergi vereceklerdi. Iste bu sebeple devlet. harpten çekilmek isterler. Bu konuda. Osmanli akincilarinin Kuzey Bosna'da son olarak aldiklari yerlerin Osmanlilarda kalmasini kabul ediyordu. harpten önce Istanbul'da Venedik elçisi olarak bulunan ve casuslugundan dolayi tevkif edilen Andre Gritti isminde biri idare ediyordu. "Kürekçi Bedeli" ve "Azeb" gibi "Örfî Vergi"lerin ilk defa tarh ( konmasi) edilmesi. arabuluculuk yapmalari için Fransa Krali XII. Venedikliler. daha da zor durumda birakiyorlardi. Modon ve Koron ile oralardaki diger küçük kaleleri Osmanlilara terk ettigi gibi Arnavutluk'ta elinden alinan Drac'in zaptini da taniyordu . Isklovanya. Osmanli Devleti ile Venedikliler arasindaki müzekere esaslarini. Buna göre Osmanli Devleti. Venediklilerin bu istekleri. Macarlar tarafindan gönderilen Barhabas Belabi adindaki elçi ile yapilan anlasma yedi yillik olacakti. Lui veya Lehistan Krali'na vas vururlar. 3. Osmanlilar tarafindan da müsbet karsilanir. Venediklilerin her sene verecekleri on bin duka altinin ve Santamavra'nin zapti esnasinda Venedik Amirali Pesaro'nun eline geçmis olan yirmi dört bin dukanin Osmanlilara iadesi gerekiyordu. Moravya. Bu arada Bogdan. Midilli hadisesinden sonra olmustur. Osmanlilarla basa çikamayacaklarini anlamis olmalilar ki. Inebahti. 2. Osmanlilardan zaptettikleri adalardan Kefalonya'yi kendilerine alikoyup Santamavra adasini iade ediyorlardi. külliyetli miktarda askerin beslenmesini ve donanmanin hazirlanmasini gerektiriyordu. Eflak ve Raguza'lilar da anlasmadan istifade edeckelerdi.

Fakat daha sonra gerek Sultan II. Bâyezid'in tutumundan endiselenen Memlûklular. Gerçekten. bazi tedbirler almak zorunda kalmislardi. Sultan Kayitbay için baslica siyasî mesele Osmanlilar ile olan münasebet meselesi idi. dostça karsilayip himaye eden ve ayni zamanda onu mücadeleye tesvik eden Memlûk Sultani Kayitbay'in. Bâyezid'i. Markos. Murad. Sultan II.serbestisini ve bu münasebetle tüccarlarin birbirlerinin ülkelerine gidip gelmelerine müsaade edeceklerdi. Bu hal. Gerek Venedik. Macar Krali dört Incil (Matta. Suriye. Sultan II. Arsiv Begelerinden anlasildigina göre (Topkapi Sarayi Müzesi Arsivi. Bu yüzden. Osmanli Vezir-i A'zami da Kur'an-i Kerim üzerine yemin ederek bu muahedenâmeyi tasdik etmislerdi. Dulkadir'li Türkmen Bey'i Alâüddevle Bozkurd Bey'i himayeye karar verir. iki devletin arasinin açilmasina ve bir müddet sonra da birbirlerine karsi hasmâne (düsmanca) tavirlarin ortaya çikmasina sebep olmustur. küçük bir beylik olan Osmanlilarin Rumeli'deki muvafakiyetleri ve Islâm dünyasinin sinirlarini genisletmeleri. Memlûk Devleti tarafindan memnunlukla takip ediliyordu.MEMLÜKLÜ MÜNASEBETLERI Osmanlilar ile Misir. Güney Anadolu ve Hicaz'da hakimiyet süren Memlûk sultanlari arasindaki münasebet. nr. Hindistan'da Dekkan'da hüküm süren Behmenîler'den III. ilk zamanlardan yani XIV. Sultan Kayitbay. Memlûk Devleti aleyhine tesvik ediyordu. Yuhanna) üzerine.Nitekim Karaman Beylerbeyi Hadim Ali Pasa tarafindan "Kubbe Vezirleri"ne gönderilen 888 ( l483 ) tarihli . gerekse onun oglu Fâtih Sultan Mehmed zamanindaki bazi olaylar. 620l . O dönemlerde. Öbür taraftan. Bâyezid.Bununla beraber ihtiyati da elden birakmiyordu. kendisine muhalefet edip Osmanli tahtinda hak iddiasinda bulunan kardesi Cem'i. Vezir-i A'zam'i Hâce-i Cihan ( Hoca Mahmud Gâvân ) ile Osmanli hükümdarina göndermis oldugu hediyeler. Nitekim Bâyezid'in culûsundan sonra Istanbul'a gelen Memlûk elçisi. gerekse Macarlarla yapilan anlasmalardan sonra devletin dis güvenligi emniyet altina alinmis oluyordu. OSMANLI . Memlûk Sultani'na karsi kirginligini izhar eden II. Kayitbay tarafindan müsadere edilmisti. asrin ikinci yarisindan itibaren dostane bir sekilde baslamisti. Osmanli Devleti'nin aleyhine çalistigini gösteriyordu. hem Bâyezid'in saltanatini tebrik etmis hem de biraz sonra bahsedecegimiz ve gaspedilen esyayi getirip teslim ettikten sonra Sultan Kayitbay adina özür dilemisti.6385) Dulkadir Beyi. aradaki gerginligi bir derece hafifletmisti. Çukurova bölgesindeki Üç-Oklar ile Maras ve Elbistan'a hakim olan BozOklar'i devamli bir surette baski altinda tutmasi üzerine. Luka. Muhammed Sah ( l463-l482)'in . Cem'in Anadolu'ya geçmesine müsaade etmesi onun.

Memlûk Sultani Kayitbay. Içinde bulundugu malî ve idarî sikintilar yüzünden Osmanlilarla karsilasmayi arzu etmeyen Memlûk Sultani. birdenbire Osmanlilarin aleyhine dönüp Yakub Pasa'nin odugâhini yagmalayan Alaüddevle ise Trablus-Sam ve Tarsus Naiblerini serbest birakmak suretiyle Memlûklulara basvurmustu. O. Ramazanoglu Eflatun Bey ile maiyetindeki boybeylerinin yardimlarini sagladiklari gibi. Bire (Birecik) ve Anteb Naibleri ile Haleb büyük hacibi basta olmak üzere birçok Çerkez beyini esir etmisti. Osmanli askerinin gayret ve yardimi ile Haleb Naibi'ni öldürüp Kal'atu'r-Rum (Rum Kalesi). Eylül l484 yilinda Kayseri Valisi Yakub Pasa'nin komutasindaki Osmanli kuvvetleri ile Dulkadiroglunun kuvvetleri maglub olmuslardi. elindeki bütün yerlerde "Sultan" olarak kabul edilmesiydi. Malatya derbendinde kurulan pusuya da düsmüslerdi. buna isaret olmak üzere. Karamanogullarini tamamen ortadan kaldirmalarindan sonra. Memlûk Sultani'nin emriyle Kahire'deki Abbasî Halifesi I.arizadan anlasildigina göre Atabekü'l-Asakir Emir Özbek ez-Zahirî emrinde Halep'te toplanan Memlûk kuvvetleri. Yakub Pasa. Bu tekliflerden en mühimi de Osmanli Padisahi'nin. Bu yüzden Osmanlilarla memlûklular arasinda l485'de baslayan ve l490 ( hicrî 890 . Mütevekkil Alallah tarafindan. Bu görüsme esnasinda Atabey Özbek ile diger emirler. Misirlilarin kurmus oldugu tuzaklardan kurtulmustu. Bununla beraber Emir Özbek es-Seyfî. emirleriyle bir görüsme yapmisti. Nisan l484'te Memlûklular'in Haleb ve Safed naiblerini arka arkaya maglub ettikten sonra Kayseri Valisi Yakub Pasa kuvvetleri ile birleserek.Dulkadirli kuvvetleri. Sultanlik mensûrunu göndermekle yetinmeyen halife. II. Bâyezid'e uygun tekliflerde bulunuyordu. Osmanli hükümdarina elçi ve hediye gönderip aralarinin düzelmesini teklif etmislerdi. iki Müslüman hükümdar arasindaki ihtilafin bertaraf edilmesini de tavsiye ediyordu. Turgutoglu Mahmud Bey'i Osmanlilara müskilat çikarmak maksadiyla Ermenek üzerine göndermislerdi. Turgutoglu'nun. Böylece. Baslangiçta Osmanlilar'dan himaye gören Alaüddevle Bozkurd Bey. Bâyezid'e bir de "Sultanlik Mensûru" gönderilmisti. Malatya kalesine karsi giristikleri tesebbüste muvaffak olamayan Osmanli . Elbistan ovasinda. .895 ) senesine kadar bes sene devam eden ve alti seferde biten savaslar görülmektedir. Bu teklif kabul edildiginden Emir Cani Bey Habib elçi olarak gönderilmisti. Emir Özdemir ve Emir Mogolbay gibi emirlerin yönettigi Memlûk ordusu. sür'atle Malatya'ya giderek burasini takviyeye muvaffak olur. Süleyman Bey'le savastigi bir sirada Alaüddevle harekete geçer. zorlukla kaçabilmis. Bütün bu tavsiyelere ragmen aradaki rekabet ve bazi kiskirtmalar sonucu iki taraf arasinda savas kaçinilmaz hale gelmisti. Osmanlilarin.

Bâyezid'in bizzat kendisi sefere çikma niyetindedir. Osmanlilardan yüz çevirip Memlûk tarafina geçer. Müslüman Osmanli Devleti'ne karsi kurulan bu ittifak üzerine Kayitbay'a tehdid mektubu gönderen Sultan II. Sah Budak Bey'in yanina Mihaloglu Iskender Bey'in kuvvetlerini de vererek onu Alaüddevle üzerine gönderir. iyi teskilâtlanmis bir vergi sistemine sahip degildi. Memlûklular tarafindan sikistirilmasi da iki devleti karsi karsiya getirmistir. yeni tedbirler alma mecburiyetini hissediyordu. Öyle anlasiliyor ki bu durum. Memlûk idaresi. halktan zorla yeni vergiler almaya karar verir. Eregli ve Larende'ye kadar akinlarda bulunurlar. gevseklikten ve isin siki tutulmamasindan meydana geldigini biliyor.Memlûk çekismesi. Zamanla yön degistiren muvaffakiyetlere ragmen devam eden savaslar. özellikle Memlûk idaresini zor durumlarda birakiyordu. padisahin otagi. bununla da kalmayacak oglunu rehine (kulluk) olarak Misir'a gönderdigi gibi. kizini da Atabekü'l-Asâkir Emir Özbek'in ogluna verir. O. yerine onun kardesi olan ve Vize Sancakbeyi bulunan Sah Budak Bey'i tayin eder. Bunun üzerine Sultan Bâyezid. Alaüddevle Bey'in Misirlilarla anlasmasi üzerine Osmanlilar yeni tedbirler almak zorunda kalmislardi. Iste bu haberi alan II. ayrica sefer için acele edilmemesi gerektigini düsünüyordu. Memlûklularla olan savaslarda ugranilan basarisizliklarin. Bu dönemde. Esir alinan Sah Budak. Misir'la son veya altinci sefer diyebilecegimiz seferde. Bu basarilar üzerine daha çok cesaretlenen Memlûklular. Iki Müslüman devletin birbirleri ile olan mücadeleleri. Osmanli devlet ricali. Dulkadiroglu Alaüddevle Bey'in. Sah Budak Bey'i Elbistan yakinlarinda yenip esir alir. Osmanlilarin. savasa devam edebileceklerinin anlasilmasi üzerine Kayitbay. bizzat sefere katilmaya karar verecek ve otaginin Besiktas'a nakledilmesini isteyecektir. Fakat Memlûk kuvvetlerinden de yardim alan Alaüddevle. Dulkadir Beyi Alaüddevle'nin. kayinpederi Alaüddevle'yi beylikten azlederek. Dönemin müelliflerince siddetli bir tenkide maruz kalan Kayitbay. Emîr Özbek komutasinda Misir ve Dulkadir kuvvetleriyle Kayseri'yi muhasara ile Nigde. Bâyezid. Osmanli sultani. Bunun için. Memlûklularin geçici zaferlerine kapilip. Kahire'ye gönderilerek orada idam edilir. Üzerlerine gönderilen Hersekzâde Ahmed Pasa kuvvetlerini yenerek Ahmed Pasa'yi esir alirlar.Ramazanogullari ile ayni hududu paylasir olmalari ve Osmanlilardan himaye gören Alaüddevle Bozkurd Bey'in. her ikisinin de yipranmasina sebep olmustu. Osmanlilara karsi Napoli Krali ile anlasir. Kismî muharebeler tarzinda uzayan Osmanli . onlarin tarafina geçmesi ile daha da gergin bir hal aldi. Osmanlilarin. Çukurova'da memlûklulara maglub olmalari üzerine olmustu. Bu yüzden devlet. Besiktas'a nakledilmis ve Üsküdar'a geçme hazirliklari baslamisti. .

Esasen bu siralarda Istanbul'a kadirgalarla gelip bir nüsha Kur'an-i Kerim ve bazi Hadis-i Serif kitaplarindan ibaret hediyeleri Bâyezid'e takdim eden Tunus Emiri el-Mütevekkil Alallah Osman'in elçisi.Arabî'nin mektubundan bahsederken. Memlûk Sultani. Böylece barisa dogru bir adim atilmis oldu. Cem'in sebep oldugu siyasî buhran yüzünden müskül durumda bulunan Osmanlilar. onun gönül alici sözler söyledigini. Memlûklularin rizasi ile Adana ve Tarsus'a hakim olmalarini kabul ettikleri gibi. buralarla diger kalelerin anahtarlarini Memlûk hükümdarina iadeye memur edilmisti. Osmanli elçisine karsilik. Nihayet ulemadan Molla Arap demekle söhret bulmus olan Müftü Alaeddin Ali el-Arabî (öl. Sultan. buranin beyine teslim etmistir. Nihayet. Daha önce esir edilip hapsolunan Mihalzâde Iskender Bey'le diger esirleri serbest birakir. Cemaziyelahir 896 (Nisan l49l)'de daha önce elçilik vazifesi ile Osmanlilara gönderilmis olan Mamay Haseki serbest birakilir. l496) bu hali. Osmanli Devleti'nin murahhaslari ile Kahire'ye döner. daha sonra. ayni zamanda ona hil'at da giydirir. savasin tehlikelerini arzederek dostluk kapisini açmisti. birçok siyasî tesebbüslerde bulunmus. Nitekim Âsik Pasazade