OSMANLI İMPARATORLUĞU TARİHİ

Bu e-kitap taslak halindedir. Okumayı zorlaştırıcı tarama hataları içerebilir. Bu taslak sürümü okurken düzeltir ve düzeltilmiş sürümü bizimle paylaşmak isterseniz memnun oluruz. WEB: http://ayrac.org İletişim: ayrac.org@gmail.com

Osmanlı Devleti Osmanlı Devleti'nin hayat çizgisi 600 yıllık bir süreyi içine almaktadır. Öyle ki, cihan devleti unvanını alan bu devlet, en geniş sınırlarını 400 yıl elinde tuttuğu bilinmektedir. Gerileme dönemi dediğimiz son 200 yıl içinde bile fazla toprak kaybetmemiş, topraklarının büyük bölümünü, yıkılış dönemlerini oluşturan 20. yüzyılın başlarına kadar koruyabilmiştir. Bu özellikleri ile Osmanlı, dünya medeniyetleri arasında ilk sıralarda yerini almaktadır.

21. yüzyıla adım adım ilerlerken, Balkanlar'da, Kuzey Afrika'da, Ortadoğu'da, Kafkasya'da ve tüm İslam Dünyası'nda, kıpırdanmalar görülüyor. Kıpırdanmaların kökeninde, hep Osmanlı ruhu yatıyor. Düşman, hep Osmanlı torunu diye saldırıyor. Osmanlı coğrafyası 21. yüzyıla çok şeylere gebe olduğunu gösteriyor. Bu yüzden Osmanlı coğrafyasını iyi tahlil etmek gerekiyor. Söz konusu bu koca devletin, yüzölçümünü, doğal şartlarını ve bu doğal şartlar üzerinde oynadığı rolü, insanlarını ve oldukça farklı insanların bir arada uzun yıllar birlik içinde yaşamalarının sırrını, yönetim şeklini, tarımını, sanayiini ve dünya ticaretindeki yerini, iyi bir şekilde araştırmak ve araştırmalardan gelecek için bazı sonuçlar çıkarmak lüzumu vardır. Bunun için de, tarih-coğrafya-gelecek üçlüsünü kaynaştırmak gerekmektedir.

KURULUS DÖNEMI
Osmanli Beyliginin Kurulusu; Osman Bey, Oguz asiretlerinin ittifakiyla basa geçtikten sonra, siyasî ve dinî bakimdan Anadolu'nun en itibarli ve nüfuzlu tarikatlerinden Ahilerin mühim bir sahsiyeti olan Seyh Edebali'nin kizi ile evlenerek, gücünü artirmis idi. Bundan sonra Osman Gazi, Bizans'a karsi genisleme politikasini uygulayarak, Inegöl, Karacahisar ve Yarhisar'i ele geçirdi ve bölgenin mühim merkezlerinden olan Bilecik'i alarak, burayi beyligin merkezi yapti (1299). Bu tarih devletin kurulus tarihi olarak kabul edilir. Selçuklu Sultani III. Alaaddin Keykubad'in Ilhanli Hükümdari Gazan Han'in kuvvetleri tarafindan tutulup, Iran'a götürülmesi üzerine Selçuklu ümerasindan bazilari ve bölgedeki Türkmen beyleri Osman Bey'e teveccüh göstermis; Oguz an'anesine göre onun hâkimiyetini tanimayi kabul etmislerdir. Nitekim Oguz beyleri Oguz Han töresine göre tertip edilen bir törende Osman Bey'in önünde diz çökerek, onun verdigi kimizi içmek suretiyle tâbiyetlerini sunmuslardir. Ancak henüz küçük bir beylik durumundaki Osmanogullarinin, seklen de olsa bu dönemde, Ilhanli hâkimiyetini tanidiklari bilinmektedir. Osman Gazi, beyligini ilân ettikten sonra idaresi altindaki bölgeleri bes kisma ayirarak buralari güvendigi ve savaslarda yararlik gösteren kimselere tevcih etti. Oglu Orhan'a Sultanönü, büyük kardesi Gündüz Bey'e Eskisehir'i, Aykut Alp'e In-önü'yü, Hasan Alp'e Yarhisar'i ve Turgut Alp'e de Inegöl'ü verdi. Diger oglu Alaaddin'e ise seyh Edebali'nin emin ve nazirliginda, ailenin geçimi için, Bilecik ve havalisinin gelirleri tahsis edildi.1302'de Bursa tekfurunun liderliginde birlesen Rum tekfurlarinin Koyunhisar (Bafeon) savasinda agir bir maglûbiyet tatmalari, Osman Bey'in Bursa ve Kocaeli taraflarina akinlar yapmasini oldukça kolaylastirmisti. Bir taraftan Bursa öte taraftan Iznik Türk kusatmasi altinda tutuluyordu. Ancak yaslilik sebebiyle Osman Bey, fetihler için oglu Orhan'i görevlendirmisti. Nitekim 1324 yilinda Osman Bey vefat etti ve oglu Orhan Bey Osmanli tahtina çikti. Orhan Bey, 1326 yilinda Bursa'yi, uzun süren kusatmanin ardindan, ele geçirince babasinin vasiyetini yerine getirerek, Osman Gazi'nin naasini Bursa'ya nakletti ve burayi devletin yeni merkezi yapti. Orhan Bey'in komutanlarindan Akçakoca ve Karamürsel ise Istanbul kiyilarina kadar akinlarda bulunuyorlardi. Bu fetih ve akinlardan telâslanan Bizans Imparatoru Andranikos büyük bir ordunun basinda Osmanlilara karsi harekete geçtiyse de Maltepe (Palekanon) Savasi'nda agir bir yenilgi aldi (1329). Bu zafer, Iznik ve Izmit'in ele geçirilmesini kolaylastirmistir. Rumeliye Geçis; Karasi Beyliginde baslayan taht mücadelelerinden istifade eden Orhan Bey, Balikesir ve civarini topraklarina katarak, ileride gerçeklesecek olan Rumeli fetihleri için mühim bir mevkiye sahip olmustur. Nitekim Karasi Beyliginin deniz gücü ve Haci Il Bey, Evrenos Bey gibi degerli komutanlar artik Osmanlilarin emrine girmislerdir. Bizans içindeki taht kavgalari ve Bulgar-Sirp saldirilari karsisinda, gittikçe güçlenen Osmaogullarindan yardim isteyen Kantakuzen'in talebi üzerine Orhan Bey'in oglu Süleyman, bir orduyla Rumeli'ye geçti (1345). Edirne'yi kusatan Bulgar-Sirp kuvvetlerini bozan Süleyman Pasa bu zaferin karsiliginda Gelibolu'daki Çimpe Kalesi'ni Bizans'tan aldi. Böylece Osmanlilar ilk kez Rumeli yakasinda bir üs elde etmis oluyordu (1356). Süleyman pasa Gelibolu'nun ardindan Tekirdag'a kadar olan bölgeleri de ele geçirerek buralara Anadolu'dan getirilen Türkmenleri yerlestirdi. Böylece Rumeli'de de Türklesme hareketi baslamistir. Süleyman Pasa'nin ölümünden sonra Rumeli'deki fetihler için kardesi Murat Bey görevlendirildi (1359). Ancak 1362'de babasi Orhan Bey'in de ölümü üzerine Murat Bey, Bursa'ya döndü ve Osmanlilarin 3. hükümdari olarak tahta çikti (1362).Rumeli ve Balkanlarda Fetihler; I.Murat (Hüdavendigar) önce tahtta hak iddia eden kardeslerini bertaraf etmekle ise basladi ve bu arada elden çikan Ankara'yi yeniden aldi. Anadolu'da birligin saglanmasinin ardindan Murat Hüdavendigar, inkitaya ugrayan Rumeli ve Balkanlarin fethine yöneldi. Bu sirada Balkanlar karsiklik içindeydi. Bir taraftan Sirp Hükümdari Düsan'in ölümü ile Sirplar

arasinda iç mücadeleler siddetlenmis, öte yandan Macar Krali Layos, Balkanlarda Ortadokslara olan baskilari artirmisti. Evrenos ve Haci Il Bey komutasindaki kuvvetler bu durumdan da yararlanarak Kesan'dan Dimetoka'ya kadar olan yerleri fazla bir mukavemet görmeden ele geçirmislerdi. Sazlidere Zaferi ile Edirne ve Filibe, Lala Sahin Pasa tarafindan fethedildi (1363/4). Bu savaslarda Bulgarlarin yaninda yer alan Bizans baris yapmak zorunda kaldi. Türk ilerleyisini durdurmak isteyen Macar, Bulgar,Sirp ve Ulahlardan mütesekkil bir Haçli ordusu Macar Krali Layos'un liderliginde Edirne üzerine yürüdü. Ancak Meriç sahilindeki Sirp Sindigi denilen mevkiide, kalabalik Haçli ordusunu hazirliksiz yakalayan 10 bin kisilik kuvvetiyle Haci Il Bey, büyük bir bozguna ugratti (1364). Sirp Sindigi zaferiyle Osmanlilar, Balkanlardaki fetihlerine hiz verdiler ve bunu kolaylastiracagi için Osmanli baskenti Bursa'dan Edirne'ye nakledildi. Fetihler karsisinda çaresiz kalan Bulgarlar Türk himayesini kabul etmek zorunda kaldilar (1369). Çirmen Zaferi ile (1372) Bati Trakya ve Makedonya'nin bir kismi Osmanli hâkimiyetine girdi ve Selanik ile Köstendil'in de ele geçirilmesinin ardindan Sirp Krali Lazar, vergi verip, gerektiginde asker göndermek sartiyla Osmanlilarla baris anlasmasi imzaladi(1374). Yaklasik on yil süren mücadelede, Rumeli ve Balkanlarda fethedilen bölgelere Anadolu'dan mütemadiyen Türk nüfus kaydirilarak bölgede demografik dengeler Osmanlilar lehine degistirilmeye baslanmisti. Bu tarihten sonra bir müddet Balkanlardaki fetihlere ara verilmis ve Anadolu'da Türk birligini saglamlastirmaya yönelik düzenlemelere geçilmistir. Bu maksatla I. Murat, oglu Bâyezid'i Germiyan beyinin kizi ile evlendirmis; Tavsanli, Emet ve Simav gelinin çeyizi olarak Osmanlilara verilmistir. Ayni sekilde Aksehir, Yalvaç, Beysehri gibi bazi sehir ve kasabalar Hamidogullari'ndan para karsiligi satin alinmis, Candarogullar da Osmanli hâkimiyetine girmisti. Artik Osmanlilarin karsisinda tek bir güç kalmisti; Karamanogullari. Alaaddin Ali Bey, Osmanlilarin yeniden Balkanlara yönelmesini de firsat bilerek, harekete geçmis ancak I. Murat Konya önlerinde Karamanogullarini yendiginde Karaman beyi af dilemek zorunda kalmistir(1387) Murat Hüdavendigar'in yeniden Rumeli'ye yönelmesiyle birlikte Nis ve Sofya da dahil olmak üzere bütün Bulgaristan fethedildi.(1385/88). Timurtas Pasa'nin Sirp kuvvetleri tarafindan baskina ugratilip, yenilmesi üzerine cesaretlenen Bulgar, Leh, Çek ve Macar krallari da Sirplarin yaninda yer aldilar. Fakat Çandarli Ali Pasa, Bulgar Krali Sisman'i esir alarak Bulgarlari bu ittifakin disina atti. Buna ragmen Haçli ordusu ilerleyisini sürdürünce, I. Murat ordusunun basina geçerek düsmani Kosova'da karsiladi. I.Murat'in ogullari Bâyezid ve Yakup'un da yer aldigi Osmanli birlikleri büyük bir zafer kazandi. Sirp Krali Lazar ve oglu esir edilmis, düsman kuvvetlerinin büyük bir kismi imha olmustu. (20 haziran 1389). Fakat I.Murat savas meydanini gezerken bir Sirp tarafindan hançerlenerek sehit düstü. Bunun üzerine Sirp krali da Osmanli askerleri tarafindan öldürüldü. Osmanlilar için Balkanlarda tutunabilmek yolunda ölüm kalim savasi olarak görülen I.Kosova Zaferi Sirplar tarafindan asla unutulmamistir. Günümüzde dahi masum Müslüman halka yönelik vahsetin arkasinda bu maglûbiyetin ezikligi ve intikam hissi yatmaktadir. Anadolu'da Türk Birligi'nin Saglanmasi; I. Murat'in sehit edilmesinin ardindan oglu Bâyezid, devlet adamlarinin ittifakiyla hükümdar ilân edildi. Babasinin ölümünü firsat bilen Anadolu'daki beyliklerin Osmanlilar'a biraktigi topraklari yeniden ele geçirmek maksadiyla harekete geçtiklerini haber alan Bâyezid, süratle Anadolu'ya döndü. 1390 yilinda Germiyan, Aydin, Mentese ve Saruhan beylikleri ortadan kaldirildi. Ertesi yil Hamidogullari Beyligi topraklari ele geçirildi ve bu beyliklerin yer aldigi topraklarda Anadolu beylerbeyligi adiyla idarî bir ünite olusturuldu. Ardindan Osmanlilarin en önemli rakip olarak gördügü Karaman Beyligine yönelen Yildirim Bâyezid, Konya'yi kusatti. Alaaddin Ali Bey'in baris talebi, Beysehir ve çevresinin Osmanlilara birakilmasiyla kabul edildi.(1391). Fakat Yildirim Bâyezid'in Mora ile ilgilenmesini firsat bilerek Ankara Sancak Beyi Sari Timurtas Pasa'yi esir almasi üzerine, Yildirim Bâyezid, Alaaddin Bey'e kesin bir darbe vurmaya karar verdi. Anadolu'ya geçen Yildirim, üç gün süren savasin ardindan ele geçirilen Alaaddin Bey'i ortadan kaldirdi ve topraklari Osmanlilara ülkesine dahil

edildi(1397). Karamanoglu tehlikesinin bertaraf edilmesiyle, Anadolu'da Osmanlilara direnebilecek en güçlü devlet olarak Kadi Burhaneddin devleti kalmis idi. Daha 1392 yilinda, Kadi Burhaneddin'in müttefiki durumundaki Candaroglu Süleyman anî bir baskinla öldürülüp beyligin Kastamonu subesi ortadan kaldirilmisti (1392). Ardindan, ertesi yil Amasya ve Merzifon civari Osmanli hâkimiyetine alinmisti. Kadi Burhaneddin'in 1398'de Kara Yülük tarafindan öldürülmesi üzerine, ona bagli Sivas, Tokat, Kayseri, Malatya gibi sehirler birer birer ele geçirildi. Böylece Firat'in batisinda kalan Anadolu topraklari Osmanli sancagi altinda birlestirilmis oluyordu. Yildirim Bâyezid'in Istanbul Kusatmasi ve Balkanlardaki Fetihleri. Yildirim Bâyezid'in Karaman seferine anlasma geregi katilan Bizans Imparatoru V.Yuannis'in oglu Manuel'in, babasinin ölümü üzerine anlasmayi çigneyerek Istanbul'a kaçmasi sebebiyle Yildirim, Istanbul'u kusatmaya karar verdi. 1391'de baslayan ilk muhasara 1396 yilina kadar sürdürüldü. Bu maksatla Istanbul Bogazi'nda Anadolu Hisari insa edildi. Sehre dis yardimlarin gelmesini önlemeyi ve iase zorlugu altinda savunmayi kirmayi hedefleyen bu muhasara Timur'un Anadolu'ya ulasmasina kadar fasilalarla devam ettirilmistir. Bu kusatma sürerken bir yandan da Yildirim, Bulgaristan, Arnavutluk ve Bosna taraflarinda fetih hareketlerine devam etmekteydi. Kusatma altindaki Bizans'in da talebi ile Türklere karsi yeni bir Haçli ittifaki olusturan Macar Krali Sigismund, Ingiltere dahil bütün Avrupa devletlerinden topladigi 120 bin kisilik bir orduyla harekete geçti. Yildirim Bâyezid düsmani sasirtan bir hizla Nigbolu Ovasi'nda düsmani karsiladi. 50-60 bin kisilik Osmanli ordusu, sayica çok üstün olan Haçli ordusunu büyük bir bozguna ugratti. Savas meydanindan kurtulabilenler, kaçarken Tuna'da boguldular.(1396) Haçlilardan geriye sadece muazzam bir ganimet kalmisti. Bu ganimetle, Edirne ve Bursa'da pek çok cami, medrese ve imaret insa edilmistir. Zaferin ardindan, Eflâk, Bosna, Macaristan ve Mora üzerine seferler düzenlendi. Itibari bu zaferle bir kat daha artan Yildirim, Nigbolu dönüsünde Anadolu birligini kurmaya yönelik nihaî adimlari atmaya baslayacaktir. Ankara Savasi ve Fetret Devri: Yildirim Bâyezid, Firat boylarina kadar topraklarini genislettigi sirada, Timur da Iran, Azerbaycan ve Irak'i ele geçirmisti. Bazi Anadolu beyleri Timur'a siginirken, ülkeleri istilâ edilen Celayirli Ahmet ve Karakoyunlu Kara Yusuf da Yildirim Bâyezid'in yanina kaçmisti. Böylece her iki devlet biribirine sinir komsusu olmus, ancak bu durum iki hükümdarin da Türk dünyasinin liderligine oynamalari sebebiyle olumsuz neticeler dogurmustur. Timur, Osmanlilara siginan Celayirli Ahmet ve Kara Yusuf'un iade edilmemesini bahane edip Sivas'i kusatmis ve kendisine teslim edilmesine ragmen sehiri tahrip etmisti(1400). Bu olaydan sonra da her iki hükümdar arasinda mektuplasmalar devam etti. Fakat Timur'un, Anadolu beyliklerine topraklarinin geri verilmesi ve bazi sehirlerin kendine birakilmasi gibi talepleri Yildirim tarafindan reddedildi. Dolayisiyla iki fatih için savas artik kaçinilmaz hâle gelmisti. 160 binlik Timur'un ordusunu, 70 bin kisiyle Çubuk Ovasi'nda karsilayan Yildirim Bâyezid, savasin baslarinda üstünlügü ele geçirdi. Ancak Timur'un safinda eski beylerini gören bazi askerlerin saf degistirmesi ve Kara Tatarlarin Osmanli ordusunun arkasini çevirmesi savasin talihini degistirdi. Bir avuç askerle direnmeye çalisan Yildirim Bâyezid sonunda esir edildi (26 Temmuz 1402). Ankara Savasi'ni kazanan Timur, Anadolu beyliklerini tekrar ihya etti ve böylece Anadolu Türk birligi parçalandi. Balkanlardaki Türk ilerleyisi durdugu gibi bir kisim topraklar da elden çikti. Yildirim'in ogullari arasindaki taht mücadeleleri Osmanli devletinin "Fetret Devri" boyunca 12 yil müddetle devam etti. Sayet bu savas gerçeklesmemis olsaydi, hiçbir direnme gücü kalmayan Istanbul büyük bir ihtimalle Yildirim Bâyezid zamaninda Türklerin eline geçecekti. Dolayisiyla Ankara Savasi Osmanlilari en az 50 yil geriye götürmüstür.Esir düsen Yildirim Bâyezid, yedi ay boyunca Timur'un yaninda sehir sehir dolastirildiktan sonra üzüntüsünden ecele yenik düstü. Osmanli sehzadeleri tahtin sahibi olabilmek için kiyasiya birbirleriyle mücadele etmeye basladilar. Bu mücadele Çelebi Mehmet'in tek basina devlet idaresine hâkim olusuna kadar devam etti (1413). Çelebi Mehmet kardesleri Süleyman, Isa ve Musa Çelebi'yi bertaraf ettikten sonra Anadolu Türk birligini yeniden tesis etmek için çaba sarf etti. Güçlenen Karamaogullarinin nüfuzunu kirdi, Karamanoglu Mehmet Bey'in eline geçen Osmanli topraklarini geri aldi. Candarogullari beyliginden Çankiri'yi ve ardindan Canik

(Samsun) bölgesini yeniden Osmanli ülkesine katti. Fakat Sehzade Mustafa ve Simavna Kadisi oglu Seyh Bedreddin'in isyanlari ülkeyi karistirmaktaydi.(1419) Sehzade Murat Rumeli ve Manisa'da ortaya çikan bu isyani bastirdi, Seyh Bedreddin ve adamlari yakalanarak idam edildi. Timur'un beraberinde götürdügü Mustafa Çelebi de Anadolu'ya döndügünde tahtta hak iddia etmisti. Sehzade Mustafa'nin Selânik'te baslattigi isyan bastirildi. Asi sehzade Bizans'a siginmak zorunda kaldi. Çelebi Mehmet öldügü zaman Osmanli ülkesinde sükûnet büyük oranda tesis edilmeye baslanmisti (1421). Babasinin en büyük yardimcisi olan sehzade Murat tahta çiktigi zaman Bizans tarafindan karsisina çikarilan amcasi Mustafa Çelebi'nin isyanini bir kez daha bastirdi ve Bizans'i cezalandirmak için Istanbul'u kusatti(1422). Bu defa küçük kardesi Sehzade Mustafa'nin isyan haberini alan II.Murat, kusatmayi kaldirarak kardesini cezalandirmak zorunda kaldi. Isyancilarin yaninda yer alan Anadolu beyliklerine karsi harekete geçen II.Murat, Candaroglu Isfendiyar Bey'i itaat altina aldi. Izmir Beyi Cüneyd'i ortadan kaldirip, Izmir, Aydin ve Mentese civarini ele geçirdi. Germiyanoglu Yakub Bey'in çocugu olmadigindan, topraklarini Osmanlilara birakmayi vasiyet etmisti. Onun ölümüyle Germiyan ili de Osmanlilara katilmis oldu(1428). Balkanlarda da durum Osmanlilar lehine düzelmeye basladi. Nitekim Fetret devri sirasinda elden çikan topraklar geri alindigi gibi, 1440'a kadar Belgrat hariç bütün Sirp topraklari Osmanli hâkimiyetine girmisti. Fakat Erdel ve Eflâk'ta üst üste gelen bazi küçük bozgunlar Avrupa'da büyük bir sevinçle karsilanarak, Osmanlilara karsi yeni bir Haçli seferinin tertip edilmesine cesaret vermisti. II. Murat, Balkanlardaki Osmanli varligini tehlikeye atmamak için Macarlarla Segedin Antlasmasini imzaladi (1444) ve bu anlasmadan sonra tahttan feragat etti. Küçük yastaki oglu II. Mehmet'in hükümdar olmasini firsat bilen Macarlar anlasmayi bozdu ve yeni bir Haçli ittifaki olusturuldu. II. Murat yeniden ordunun basina geçerek düsmani Varna Savasi'nda karsiladi. Macar krali öldürüldü. Haçlilarin lideri durumundaki Jan Hünyad güçlükle kaçabildi(1444). Çandarli Halil Pasa'nin israriyla ikinci kez tahta çikan II. Murat, Mora ve Arnavutluk'a sefer düzenledi. Varna'nin intikamini almak isteyen Jan Hünyad yeniden harekete geçti. Fakat II. Kosova Muharebesi'nde bir kez daha Sirplar büyük bir yenilgiye ugratildi (1448). Varna ve Kosova savaslariyla Osmanlilar Balkanlardaki durumunu iyice güçlendirmis, Bizans'in batidan yardim alma umutlari ise tamamen ortadan kaldirilmistir. II. Murat 48 yasinda ölünce II. Mehmet yeniden Osmanli tahtinin sahibi olmus (1451) ve Osmanli Devleti artik bu dönemde tam bir cihan devleti hâline gelmistir.

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu Osmanlı Devleti'nin kurucusu sayılan Osman Gazi'nin babası Ertuğrul Gazi, onun babası Gündüz Alp'tir. Gündüz Alp'in babasının Kaya Alp, onun babasının Gök Alp, onun babasının Sarkuk Alp, onun babasının Kayık Alp olması ihtimali vardır. Yurt tutmak için Orta-Asya'dan, Türkistan'dan Doğu Anadolu'ya gelen bir Kayı aşiretinin başında bu Sarkuk Alp'in bulunması muhtemeldir. Yurt tutulan bölge, Van Gölü'nun kuzey-doğusunda Ahlat civarıdır. Osman Gazi'nin büyükbabası Gündüz Alp'in, kendisi gibi Kayılardan olan Mardin Artuklularının hizmetinde bir bey iken Caber'de Fırat'ı geçerken boğulup Türk mezarına gömülmüş olması ihtimali düşünülebilir. Osmanlı Devleti'ni kuracak aileyi bir buçuk asır sonra Ahlat'tan oynatan sebep yaklaşan Cengiz Han'ın Moğolları olabilir. Ahlat-Mardin yolu, güney-batıya doğru kuşuçuşu 200 km'dir. Gündüz Alp, Artuk Arslan'ın (1201-1239) emrettiği bir misyon için 250 km daha güney-batıya inip Caber'e gelmiş olabilir. Bu misyonda başarılı olmayan Kayı Aşireti reisi Gündüz Alp'ı kaybedip onun oğlu Ertuğrul Gazi'nin başkanlığında 1230 yazında Yassıçemen meydan muharebesinde 39 yaşlarındaki Ertuğrul Bey, Türkiye sultanı Alâeddin Keykubad'a küçük fakat yiğitçe bir hizmette bulunmuş olmalıdır.

Bunun üzerine Alâeddin, Ertuğrul Bey'e Bizans sınırında dirlik vermiştir. Ertuğrul, Erzincan'dan kuş uçuşu 900 km yol alarak batıdaki dirliğine erişmiştir. Muhtemelen tarih 1231 yılıdır ve Osmanlı Devleti'nin nüvesi kurulmuştur. Ertuğrul Bey, Türkiye İmparatorluğu'nun bir uc beyi durumundadır. Selçuklu Türkiye'sinin Bizans'a karşı olan batı sınırları, iki büyük uc beyi tarafından korunmaktadır, kuzey'de Kastamonu'da oturan Çobanoğulları ve güneyde Germiyanoğulları. Ertuğrul Bey 1281'de ölünceye kadar 50 yıl bu Çobanoğullarına tabidir. Doğrudan doğruya Konya'daki Selçuklu İmparatoru'na bağlı büyük uc beylerinden değildir. Ertuğrul Gazi'ye verilen yurd Bursa-Bilecik illerinin sınırlarının birleştiği yöredir ve 1.000 km2 kadar bir toprak parçasından ibarettir. Söğüt, sonradan Bizans'tan fethedilerek başkent yapılmıştır. Ertuğrul Gazi'nin yerine oğlu Osman Gazi geçmiş ve 1324'e kadar 43 yıl saltanat sürmüştür. 1300 yılına kadar babası gibi Çobanoğullarına tabi küçük bir uç beyi olan Osman Gazi, bu tarihte doğrudan doğruya Konya Selçuklularına bağlı büyük bir uc beyi mevkiine yükselmiştir.

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu Bu suretle Osmanlı devletçiliği 69 yıl Çobanoğullarına, Kastamonu'ya tabi yaşamıştır. 1308'de Selçukoğulları düşünce Osman Bey, doğrudan doğruya Tebriz'de oturan İlhan'ın büyük uc beylerinden biri haline gelmiş ve İlhan'ın Anadolu umumî valileri tarafından kontrol edilmiştir. İlhanlılara tabiiyet, 1335'e kadar devam eder. Osman Gazi 1281'de babasından 4.800 km2 kadar aldığı toprak mirasını 16.000 km2'ye çıkartarak 1324'te oğlu Orhan Gazi'ye devretmiştir.Bu toprakları Bizans'tan fethetmiştir. Osman Gazi'nin bıraktığı miras bugünkü Bilecik ili, Eskişehir merkez ilçesi, Sakarya'nın Gevye, Akyazı, Hendek, Kütahya'nın Domaniç, Bursa'nın Mudanya, Yenişehir ve İnegöl ilçelerinden ibarettir. Orhan Gazi, babasının yıllardan beri kuşattığı Bursa'yı alarak (6 Nisan 1326) başkent yaptı. Bu suretle 1321'de Marmara'ya erişen ve denize çıkan Osmanlılar bir Bizans şehri daha aldılar ve az sonra Karadeniz'e de çıktılar. 1231'den 1326'ya kadar 65 yıl üç Osmanoğlu birer prenstir. Sadece 1300'de Selçuklu sultanından tablü'l-alem alarak büyük uç beyi olmuşlardır. 1326'dan itibaren Orhan Gazi artık gerçek bir kraldır ve Anadolu Türkmen beyleri içinde yalnız Karamanoğlu aynı seviyededir. 1335'te Sultan Orhan artık İlhanlılara bağlılıktan kurtulur ve tamamen müstakil, askerî bakımdan çok güçlü, fevkalâde dinamik bir devletin başı olur. 1324 Şubatı'ndan 1362 Mart'ına kadar 38 yıl süren saltanatı fetihlerle geçer. Babasının dehasını, belki daha büyük çapta tevarüs etmiştir. Son derece mahir bir diplomasi ile hem Anadolu Türkmen Beylikleri, hem Balkan devletleri, hem de Bizans ile münasebetlerini devam ettirir ve daima Osmanlı Devleti'nin lehine durumlar meydana getirir. 1329 Mayısında, o sırada çok mühim bir şehir sayılan İznik'i fetheder. Şehri geri almak isteyen Bizans imparatoru III. Andronikos Paleologos'u Türk topraklarına sokmadan Boğaziçi'ne 40 km mesafede, Gebze civarında yakalar. Yapılan savaşta imparator yaralanıp kaçar ve iki imparatorluk prensi muharebe meydanında kalır. Bu Pelekanon meydan muharebesi (2 Mart 1313) Osmanlı hükümdarının şöhretini bütün cihana yayar. Zira Avrupa'nın unvan ve protokol bakımından birinci hükümdarı sayılan Bizans İmparatorunu açık sahra muharebesinde yenmiştir.

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu 1345'te ilk Türkmen beyliği olarak Balıkesir-Çanakkale çevresinde saltanat süren Karesi beyliğinin topraklarını Osmanlı Devleti'ne katar ve Çanakkale Boğazı'nın Asya yakasını tutar. 1354'te Orhan Gazi'nin büyük oğlu Veliahd Gazi Süleyman Paşa Gelibolu yarımadasına, Rumeli'ye, Balkanlara, Avrupa'ya ayak basar. Türk tarihinin dönüm noktalarından biridir. "Rumeli Fâtihi" şanını kazanır. Gelibolu yarımadasını fetheder. 1354'te Ankara'yı da alır. 1359'da attan düşerek ölür ve Bolayır'daki büyük millî ziyaret yerlerinden olan türbesine gömülür. Yerini kardeşi Gazi Murad Bey (I. Murad) alır. Murad Bey daha 1359'da Meriç'i aşarak Dimetoka'yı alır ve İstanbul surlarına kadar akınlar yapar. 1362'de babası Orhan Gazi'nin yerine geçer. 4 ay sonra 1362 Temmuzunda da Edirne'yi fetheder. Artık Osmanlı Devleti bir imparatorluktur. Dünyanın güçlü devletlerinden biridir ve çekinilecek bir askerî güçtür. Sultan Orhan'ın oğluna bıraktığı servet 95.000 km2 dir. Bugünkü Bilecik, Bursa, Balıkesir, Sakarya, Kocaeli, Bolu illerinin tamamını, Çanakkale ve Eskişehir illerinin en büyük kısmını, İstanbul ilinin Asya topraklarının büyük kısmını, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Ankara, Manisa, Kütahya, İzmir illerinden de bazı parçaları içine alır. Bu topraklar üzerinde Orhan Gazi'nin devletinin nüfusu, o zamanki İngiltere krallığının nüfusundan çok fazladır. Ve bu topraklar o çağda dünyanın en zengin ülkeleri arasındadır. Boğazlar, Marmara, Ege, Karadeniz arasında iki kıtaya yayılmıştır. Dehşetli bir jeopolitik ehemmiyet arz etmektedir. I. Sultan Murad, 1362'de babasının yerine geçtikten bir kaç ay sonra Edirne'yi aldığı zaman, büyükbabasının babası Ertuğrul Gazi'nin Sakarya çevresinde yurt tutması üzerinden 131 yıl geçmiştir. 131 yılda Sakarya'dan Meriç'e varılmıştır. Bu toprakların mühim kısmı gaza ve cihad yoluyla Hristiyanlardan fethedilmiş ve Türkleştirilmiştir. 1335'ten itibaren Türkiye'nin en güçlü hükümdarı ve lideri olan Sultan Orhan'dan sonra 1362'de Sultan Murad artık hiç bir Anadolu Türkmen beyliğince münakaşa edilemeyecek bir dereceye erişerek saltanatına başlamıştır.

OSMAN GAZI VE BEYLIK

Kaynaklarin, sâlih, dindar, kahraman, cesur ve merhametli bir kimse olarak tanittigi Osman Gazi, üç günde bir yemek pisirtip fakirleri doyurmak, çiplaklari giydirip donatmak, dul ve yetimleri gözetip korumak gibi iyi hasletlere sahip bir kimse idi. Hak ve adalete saygili, üstün yeteneklere sahip bir hükümdar olan Osman Gazi, ününü kilicindan ziyade adalet severligi ile saglamisti. Feth ettigi yerlerde ser'î hükümlere göre hareket eder, tebeasi arasinda irk, din ve milliyet farki gözetmezdi. Güçlü bir komutan oldugu kadar sabirli ve olgun bir idareci idi. Yaninda çalisanlar,

kendisine karsi büyük saygi gösterirlerdi. En zorba kimseler bile onun huzurunda saygi ile hareket ederlerdi. O, kuvvet ve zenginlikten ziyade adalete daha çok önem veren, güçlü bir irade ve hosgörüye sahip bir hükümdardi. Osman, Ertugrul Bey'in, Gündüz Alp ve San Yatu (Savci Bey)'den sonra Sögüt'te dünyaya gelen küçük ogludur. Ibn Kemâl, onun dogum tarihini Hicrî 652 (M. 1254) senesi olarak göstermekte ise de genellikle onun 656 (1258) senesinde dogdugu belirtilir. Bununla beraber bu tarihin 650 (1252) veya 657 (1259) oldugunu söyleyenler de bulunmaktadir. Sögüt'te dünyaya gelen Osman, Ertugrul Bey'in küçük oglu idi. Ertugrul Bey, 93 yasinda vefat edince, onun idaresi altinda bulunan asiretler, gerek kabiliyet, gerekse hareketliligi sebebiyle Osman'in, babasinin yerine basa geçmesini istiyorlardi. Gerçi Osman, babasinin son dönemlerinde ona vekâlet etmek suretiyle yönetimle ilgili konularda kardeslerinden farkli bir hüviyete sahip oldugunu ortaya koymustu. Kardesleri bakimindan pek büyük bir sikintisi olmayan Osman, amcasi Dündar Bey'le ugrasacaga benziyordu. Zira Ertugrul Bey'in kardesi Dündar Bey de birlige reis olmak istiyordu. Bu yüzden Osman'la amcasi arasinda ihtilaf (anlasmazlik) meydana geldi. Zira, Kayi asiretinden baska bazi asiretler de Dündar Bey'in basa geçmesini istiyorlardi. Bununla beraber Osman'in reisligini isteyen taraf daha etkili görünüyordu. Bunun için Dündar Bey, reislik arzusundan vazgeçerek Osman'in asiret reisi olmasini kabul etmek zorunda kaldi. Gerçekten, Osman Bey, Ertugrul Gazi'nin vefatindan sonra cesaret, mertlik ve ahlâkî meziyetleri sebebiyle asiret, kavim ve kabileye bas olacak bir vasifta görülmüstü. Amcasi Dündar Bey de dahil oldugu halde herkes ona itaat ve bagliligini bildirdi. Baslangiçta o, babasinin komsu Rum tekfurlari ile iyi geçinme siyasetine devam etti. Asiretin basina geçtigi zaman yirmi üç yasinda bir genç olmasina ragmen, siyaseti iyi bilen, halim selim bir kimse olmakla birlikte, gerçekleri savunma konusunda korkusuz ve cesurdu. O, tam bir cihad eri idi. Bu sebeple Osman Bey, kisa zamanda etrafinin yigitlerden meydana gelen bir hâle ile çevrelendigini gördü. Bu hâlenin içinde Konur Alp, Turgut Alp, Abdurrahman Gazi, Akça Koca, Gündüz Alp, Karamürsel, Saltuk Alp, Samsa Çavus gibi isimler vardi. Büyük bir kismi garip ve vatanlarim birakip gelmis olan bu insanlarin, Osman Bey etrafinda toplanmalari, devletin güçlenmesine sebep olmustu. Osman Bey, bunlarin tabiî bir lideri durumuna geldi. Bundan baska, Osman Bey'in, Uc'lardaki Türkmenler arasinda büyük bir nüfuza sahip olan Seyh Edebali ile yakinlik ve akrabalik tesis etmesi, basta ahiler arasinda olmak üzere Uc'lardaki diger topluluklarin kendisine baglanmasina sebep oldu. Böylece Osman Gazi, kendisini hem etrafindaki asiret reislerine sevdirmis, hem de

onlarin kendisine bagladigi umutlari bosa çikarmamisti. Gerçekten de o, çevresindeki Türkmen komsulari ile mümkün mertebe çatismaya girmemek için gayret sarf ediyordu. Ertugrul Bey'in üç oglu arasinda Osman Bey'e düsen taht, kardeslerini birer saltanat rakibi olarak degil, yeni devletin kurulup gelismesinde müsterek bir gayretle el ele verdiren ve saltanat ihtirasi yerine, feragat, fedakârlik ve basirete götüren bir metod takip etmelerinin sebebi nedir? Ileride tafsilatli bir sekilde anlatilinca görülecegi gibi, Osman Gazi de kendisine yurt ve istiklâl veren Selçuklu sultanina karsi ayni hassasiyeti göstermis, o, hayatta bulundugu müddetçe istiklâlini ilân etmemisti. Böylece o, edep ve irfani, sahsî ve nazarî kaliplar halinde birakmayip devlet bünyesinde de ifadesini bulan bir anlayis olarak cemiyete mal olmustu.

OSMAN BEY VE AHILIK
Abbasî halifesi en-Nâsir li-Dinillah (575-622/1180-1225) rehberliginde kuruldugu kabul edilen ahilik, kisa zamanda Islâm ülkelerinde tesirini göstermeye basladi. Son derece düzenli ve disiplinli olarak çalisan bu teskilât, miladî X. asirda genellikle ilk Müslüman Türk devleti kabul edilen Karahanlilar vasitasiyla Türk dünyasinda da boy göstermeye basladi. XI. asrin ikinci yansindan (1071Malazgirt) sonra, kapilarini Müslüman Türklere açmis bulunan Anadolu'ya, dogudan birçok göçler olmustu. Daha önce de Anadolu'nun Urfa'dan (Sanliurfa) baslayarak Adana'ya kadar giden sinirlarindan, zaman zaman giren Abbasî ordulari, Nigde, Nevsehir, Kirsehir, Kayseri, Yozgat ve Ankara bölgelerine akinlar yapmislardi. Ordu mensuplarindan bir kismi akinlar sonunda ele geçirilen bu yerlerde bazan da yerlesip kaliyorlardi. Özellikle VIII. yüzyilin ikinci yansindan itibaren Abbasî ordusunun ayrilmaz bir parçasi durumunda olan Türkler de, bu ordu ile Anadolu'nun içlerine kadar gelmislerdi. Türkler, iklim ve jeolojik yapi bakimindan Orta Asya'ya benzeyen Kirsehir yöresini begenerek burayi yerlesim bölgesi olarak seçmislerdi. Bundan sonra normal ve isteyerek devam eden göçleri, XIII. asirdaki Mogol istilasindan kaçma takib etti. Bu istiladan önceki göçlerde daha iyi bir iklime gelme, hayvanlar için daha iyi bir kislak ve yaylak bulma düsüncesi hakimdi. Bu sebepledir ki, Mogol baskinindan önce gelenler, daha ziyade göçebe, asker ve hayvan yetistiricisi idi. 1225 tarihinden sonra gelenlerin ekonomik ve sosyal durumlari, bu ilk gelenlerden daha farkli idi. Zira, korkunç bir katliamdan kurtulmak için gelen bu sonuncular çogunlukla, esnaf, tüccar, zengin ve sanatkârdi. Bu yeni göçmenler, geçimlerini saglayabilmek için, yerli ve müslüman olmayan esnafla rekabete girmek zorunda idiler. Bu rekabetin

kuvvetli, tesirli ve kisa zamanda meyvesini verebilmesi için bunlarin birlesip bir teskilât içinde hareket etmeleri gerekiyordu. Bu teskilât, özellikle hayvancilikla ugrasan, baska bir ifade ile atli göçebelerin ihtiyaç duyduklari bir sahaya cevap vermeliydi. BU DIPNOTUN YERI NERESI Böyle bir çalisma faaliyetinin içinde bulunuldugu sirada yeni bir Mogol tehlikesi bas gösterdi. Bu tehlikenin merkez üssü Anadolu idi. Daha önce gelip buraya yerlesmis bulunan Müslüman Türkler için büyük bir tehlike olan Mogollara karsi bazi kimselerin farkli sahalarda faaliyette bulundugu görülür. Bunlar: Ahi Evran ismiyle bilinen Seyh Nasirüddin Mahmud (ö. 1262), Baba Ilyas, Haci Bektas ve Mevlânâ Celâleddin Rumî gibi önemli sahsiyetlerdi. Bas gösteren Mogol tehlikesine karsi farkli alanlarda halki irsad etmeye yönelik çalismalardan birisi de esnaf ve sanatkâri bir birlik altinda toplamaya muvaffak olan Ahi Evran tarafindan yapiliyordu. Böylece o, sanat ve ticaret ahlâkini, üretici ve tüketici menfaatlerini güven altina almayi, bu vesile ile kötü politik ve ekonomik atmosfer içinde, onlara yasama ve direnme gücü vermeye çalisiyordu. Bu yüzden ilk defa Kirsehir'de XIII. yüzyilda kurulan ahilik, kisa bir zaman içinde Anadolu'nun hemen her tarafina yayilmis oldu. XIV. asir Islâm dünyasi ile birlikte Türklük âlemini canli levhalar halinde gözlerimizin önüne seren Ibn Batûta (1304-1369), Anadoludaki seyahatlerinde, kaldigi birçok ahi zaviye ve tekkesinden bahsetmekle kalmaz, onlar hakkinda genis ve doyurucu bilgiler de verir. Anadolu'daki ekonomik ve sosyal hayatin düzenlenmesinde XIII. yüzyildan itibaren büyük bir rol oynadigini gördügümüz Ahilik, sanatkâr ve esnaf zümreleri arasinda yayilmis, sosyoekonomik özelligi agir basan bir teskilat olarak görünmektedir. Anadolu'nun sosyal ve ekonomik yapisina Müslüman Türk sanatkâr ve esnafinin is ahlâki, insan terbiye ve egitimi, fazilet sahibi olma, sosyal yardimlasma ve dayanismada örnek olma gibi hususlarda etkili olan bu teskilat hakkinda bir hayli bilgiye sahip bulunuyoruz. Osmanli Devleti'nin kurulus hamurunda mayasi bulunan ahiligin oynadigi rol, küçümsenemeyecek kadar büyüktür. Gerçekten de Osman Bey'in faaliyetleri esnasinda Anadolu'da ahilik, büyük bir güç olarak faaliyetlerine devam ediyordu. Osman Bey, ahi reislerinden olan ve Eskisehir civarinda Itburnu denilen mevkide tekkesi bulunan Seyh Edebali'nin kizi ile evlenmekle ahilerin nüfuzundan yararlanabilmistir. Seyh Edebali, o havalinin en itibarli ve sözü dinlenen, kendisine hürmet edilen bir sahsiyeti

idi. Sam taraflarinda tahsilini ikmal etmis, zengin, tekke ve zaviye sahibi bir kimse idi. Herkese yardim eden bir kimse olmakla birlikte fakir ve dervis görünümlü olmayi tercih eden bu zatin damadi olmakla Osman Bey, ahilerin gücünden istifade etmisti. Nitekim Seyh Mahmud Gazi, Ahi Semseddin ve oglu Ahi Hasan ile sonradan Osmanlilarda kadi, kadiasker ve vezir olan çandarli (Cendereli) Kara Halil de ahilerden olup bunlarin tamami Osmanli Beyliginin kurulmasinda ve büyümesinde hizmet etmislerdi. Gerçekten, bu dönemde Anadolu'nun sosyal bünyesine hakim olan ulema, dervis, sanatkâr ve kahramanlar kadrosunu bir arada düsünmemiz gerekir. Mücahede sevkini ve Islâm birligi susuzlugunu en ileri ve yüksek voltaja ayarlamasini bilen bu iman adamlarinin, Selçuklulara müvazi bir mukadderat çizgisi üstünde yürüyecek olan Osmanli Beyligi'nin kurulusu hadisesine fiilen katilmis olmalari, devletin ve Islâm ümmetinin bir talihi olmustur. Öyle ki bir tarafta olgun, sözü dinlenir ve seviyeli bir seriat ulemasi ile beraber yürüyen, Sünnî ve muhtesem bir tasavvuf anlayisinin dogurdugu teskilât; öbür tarafta Âsik Pasazâde'nin, Gaziyan-i Rûm, Abdalan-i Rûm, Ahiyan-i Rûm, Bâciyan-i Rûm dedigi organize ve hamasîdinî teskilât. Biraz önce de belirtildigi gibi gerek Osman Bey, gerekse onu takib eden ilk hükümdar ve sehzâdeler ile idare ve devlet adamlari, tasavvuf müessesesinin veya yine bu teskilatin müsterek esaslarina sahip ahiligin gaye, terbiye ve disiplinine göre yetismis, cesur, dinamik, mert ve iç âlemleri kontrollü kimselerdi. Bu sebeple yeni devlet, muhtesem oldugu kadar âdil ve müsavatçi bir idare tezgahina, renk, sekil ve ahenk yetistiren bir iç ve dis kuvvetler dengesini dünyaya hediye etmeye hazirlaniyordu. Hem akil hem de imanla desteklenen yeni devlet, adeta tabiatin himayesine kabul edilerek daha ilk yillarda mücahid ve yekpare çehresini kazanmisti. Su da var ki, Osman Bey'in etrafini çevreleyen ilim ve hikmet kadrosu, yalniz yasadiklari devrin irfan, iman, ahlâk, idare ve hukuk haritasini çizmiyorlardi. Onlarin hizmet ve hedefleri, bir hanedan veya bir zümre ile belirli bir zamana has degildi. Bir medeniyet ve ideolojiyi devirler ölçüsünde gerçeklestirmek için genç padisahin sahsinda gelecek han, hakan ve kütlelere yol açip öncülük ediyorlardi. Böylece yeni devlet, tam bir ahenk ve üslup ile ise baslamis, müsterek bir tezgahin basinda, istikbalin dokusunu örmeye ve gelecek zamanlara miras birakmaya hazirlaniyordu. Görüldügü gibi, devleti, bir yandan mantikî, bir yandan da manevî temellere oturtan Osmanlilar, merkezî ve idarî otoritenin, politika ahlâkini

kontrol eden bir yardimci kuvvetler halkasi tesis etmekle de icra ve tesriî organlarini hak ve adalet unsurlarinin murakabesine vermis oldular. Gerçekten, Avrupa'nin kuvvetten baska bir güç ve otorite tanimadigi bir dönemde, yeni yeni filizlenip gelisen Osmanli Devleti'nde adalet, hak ve hukuk prensiplerine göre davranip hareket etmek babadan ogula nesilden nesle (neslen ba'de neslin) vasiyet ediliyordu. Hoca Saadeddin Efendi (tarihçi, Seyhülislâm), Osman Gazi'nin, oglu Orhan'a olan vasiyetini su ifadelerle nakleder: "Dilerim ey sahib-i ikbâl u câh Etme sen cânib-i zulme nigâh Adl ile bu âlemi âbad kil Resm-i cihâd ile beni sâd kil Râh-i cihâd içre edüp ictihâd Memleket-i Rum'da kil adl u dâd..." Görüldügü gibi Osman Gazi, devlet iç teskilâtinda sakat ve zayif bir taraf birakmamak, bir çatlak ve gedige meydan vermemek için basta devlet adamlari olmak üzere her ferdin kendi durumuna göre Islâm'in arzuladigi adalet anlayisi çerçevesinde hareket etmesini istemektedir. Osmanlilarda, nesilden nesile vasiyet edilerek devam eden bu anlayisin sonucu olarak ortaya çikan uygulamaya bakan Gibbons, Osmanlilari sevmemekle birlikte su sözleri söylemekten kendini alamaz: "Yahudilerin toptan öldürüldügü ve engizisyon mahkemelerinin ölüm saçtigi bir devirde Osmanlilar, idaresi altinda bulunan çesitli dinlere bagli kimseleri baris ve ahenk içerisinde yasatiyorlardi. Onlarin müsamahakârligi, ister siyaset, ister halis insaniyet duygusu, isterse lakaydî neticesi meydana gelmis olsun, su vak'aya itiraz edilemez ki, Osmanlilar, yeni zaman tarihinde milliyetlerini tesis ederken dinî hürriyet umdesini (prensibini) temel tasi olmak üzere vaz' etmis ilk millettir. Ardi arkasi kesilmeyen Yahudi ta'zibati (iskence) ve engizisyona resmen yardim mesuliyeti lekesini tasiyan asirlar esnasinda, Hiristiyan ve Müslümanlar, Osmanlilarin idaresi altinda ahenk ve baris içinde yasiyorlardi."

OSMAN GAZI'NIN RÜYASI

Osmanli kaynaklan, tamamen ilahî takdirin bir tecellisi sonucunda, Osman Gazi'nin gördügü bir rüya ve buna bagli olarak evliliginden bahsederler. Osmanli kaynaklarinda birbirine yakin ifadelerle anlatilan bu rüya, Hammer gibi Bati'li yazarlar tarafindan biraz da hayâl gücü ile süslenerek bir sahne oyunu gibi dramatize edilir. Devrin, egitim, din, kültür, sosyal, ekonomik ve hatta folklorik anlayisi hakkinda fikir vermesi bakimindan bu rüyayi degisik kaynaklardaki anlatilislarini günümüz Türkçesine yakin bir ifade ile buraya almakla dönemin anlayis ve fikrî seviyesi bakimindan bir degerlendirme yapmaya imkan vermis olacagiz. "Osman Gazi biraz aglayip dua ve niyaz eder. Derken uykusu gelip uyur. Rüyasinda kerameti açik ve belli olan bir seyhin kendi halki arasinda bulundugunu görür. Herkes bu seyhe güvenirdi. Aslinda onun dervisligi gizli idi. Öyle görünürdü. Dünyaligi, mali, mülkü ve koyunlari çoktu. ilim sahibi bir kimse idi. Misafirhanesi devamli herkese açikti. Osman Gazi, bu dervise konuk olurdu. Osman Gazi rüyasinda bu azizin kusagindan bir ayin dogdugunu ve gelip kendi koynuna girdigini görür. Bu ay, Osman Gazi'nin koynuna girince hemen onun göbeginden bir agaç biter ki gölgesi dünyayi tutar. Gölgesinin altinda daglar var, her dagin dibinden sular çikar, o sulardan da kimileri içer, kimileri bahçe sular kimileri de çesmeler yaptirir. Osman Gazi gelip bunu seyhe haber verir. Bunun üzerine seyh Osman'a "Ogul Osman, padisahlik sana ve senin nesline mübarek olsun ve benim kizim Malhun Hatun senin helalin oldu." deyip hemen nikahini kiydi. Âsikpasazâde, Osman Gazi'nin rüyasini yukaridaki ifadelerie anlatirken Nesrî su ifadelerle olayi nakl eder: "Meger Osman'in halki arasinda aziz bir seyh vardi. (Ona) Edebali derlerdi, gayet kemal sahiplerindendi. Veliligi, kerameti belli olmustu. Halkin itikad ettigi kimse idi. Bütün illerde meshur olmustu. Rüya ilmini iyi bilirdi. Dünyaligi sonsuzdu. Fakat fakirmis gibi görünürdü. Hatta (kendisine) dervis (fakir) lakabi ile hitab ederlerdi. O, bir zâviye yapip gelene ve gidene hizmet ederdi. Zaman zaman Osman da onun zâviyesinde misafir olurdu. Bir gece Osman Gazi, rüyasinda bu seyhin koynundan bir ay çikarak, gelip kendisinin koynuna girdigini, hemen göbeginden bir agaç bittigini, âlemi tuttugunu, gölgesinde daglarin bulundugunu, bu daglarin dibinden pinarlarin çikip aktigini, kiminin bahçesini suladigini, kiminin çesmeler akittigini görür. Osman Gazi, ertesi gün gelip bu düsünü o azize anlatti.

Seyh ona "Ya Osman, müjdeler olsun. Hak Teâlâ sana ve senin evladina saltanat verdi. Bütün dünya evladinin himayesi altinda olacak, hem de kizim Mal Hatun sana helâl (es) oldu" diyerek, hemen kizini Osman Gazi ile evlendirdi. Osman Gazi'nin düsünü yordugu sirada, Seyh'in Turgut adli bir müridi de orada bulunuyordu. "Ya Osman, sana padisahlik verildi, sükrâne (olarak) bize ne verirsin?" dedi. (Osman) "Sana bir sehir vereyim" dedi. Dervis "Su köycegize de raziyim, bana bir nâme (yazili kâgit, mektup, belge) ver" dedi. Osman Gazi "Ben yazi yazmasini bilmem. Bir su kabi ile bir kilicim var. (Onlari) nisan olsun diye sana vereyim. Benim evladim anlari senin elinde görüp ibka etsinler" dedi. O su kabi ile kiliç onlarin elinde kaldi. Simdi dahi padisah olanlar, onu (o köyü) görüp ziyaret ederler, o dervisin evladina nimetler (verirler) ve ihsanlar ederler. Bu Edebali dedigimiz seyh, yüz yirmi yasinda öldü. Ömründe, birini gençliginde, digerini de yasliliginda (olmak üzere) sadece iki hatun aldi, ilk hatununun kizini Osman Gazi'ye verdi, sonraki hatunu Taceddin Kürd'ün kizi idi. Hayreddin Pasa ile bacanak oldular. Bu menakib, Edabali oglu Mehmed Pasa'dan nakledildi. Ayni rüya, Solakzâde tarafindan da su sekilde verilmektedir: "Osman Han, merhum babasinin yoluna devam ederek, Anadolu'daki kumandanlar arasinda ve gaza meydaninda kendini gösterdi. Âlimlere ve seyhlere çok fazla itikadi vardi. O zamanin yüce makam sahibi, hal bilen seyhi, Seyh Edebali hizmetine devam ederek onun dua ve hürmetini rica ve istid'a ederdi. Bir gece âdeti oldugu üzre, Cenâb-i Allah'a münacatta bulunup hâcet dilerken, kendileri uykuya daldilar. Rüya âleminde, Seyh Edebali'nin koynundan bir ayin dogup gelerek kendi koynuna girdigini gördüler. Bu ay kendisinin göbeginden nihayeti olmayan bir agaç seklinde biterek dali ve budagi ile bütün dünyayi kusatir. Cihan halkinin bir kismi bostan sular, bir kismi ziraat yapar, bir kismi seyran eder, bir kismi da dolasir. Osman Gazi bu güzel yerden uzak kalinca sabah namazini eda edip seyh hazretlerinin huzuruna varir. Gördügü rüyayi bir bir anlatir. Seyhin bu

rüyayi tabir etmesini diler. Seyh Edebali biraz kendi iç âlemine baktiktan sonra basini kaldirip Osman Gazi'ye; "Ey yigit müjdeler olsun! Sana ve senin nesline padisahlik verildi. Rüyanda gördügün o ay, koynumdan çikip senin koynuna girdi. Sen benim kizimi alip bana damad olacaksin. Bundan çocuklarin ve soyun olacak. Kiyamete kadar yedi iklimde hüküm süreceklerdir" dedi. Seyh Edebali hemen orada bulunan Müslümanlarin huzurunda kizi Rabia'yi Osman Gazi'ye nikahladi. Orhan Gazi bundan dünyaya gelmistir. Daha önce de temas edildigi gibi Osmanli kaynaklari tarafindan tamamen ilahî bir takdirin tecellisi gibi nakl edilen bu rüya, Hammer gibi Batili yazarlarca degisik sekillerde verilir. Hammer, benzer rüyalarin görüldügüne dair haberlerin çok eskilere dayandigini ve hemen hemen birçok padisah, hükümdar ve hanedan için böyle rüyalarin görüldügüne dair nakillerin bulundugunu ifade ile söyle der: "Büyük padisahlarin dogumundan önce gelecekte nail olacaklari (ulasacaklari) güç, kudret ve kuvveti göstermek üzere bu neviden rüyalarin nakli Sark (Dogu) tarihçilerinde zaman zaman görülen bir istir. Bununla beraber bu âdet, sadece onlara has bir is degildir. Benzer haberler, gerek çagdas, gerekse eski Bati tarihçilerinde de görülür." Osman Gazi ile ilgili rüya hakkinda böyle diyen Hammer, kendisi de ayni rüyayi degisik ifadelerle anlatmaktan geri kalmaz. Bu sebeple biz de Osmanli kaynaklari ile Hammer'in ifadesini karsilastirmak isteyenlere bir kolaylik olsun diye onun verdigi bilgiyi de temel hususiyetlerini bozmadan özet halinde vermek istiyoruz: Karamanin Adana sehrinde dogmus olan Seyh Edebali, Suriye'de (Sam'da) Fikih (îslâm Hukuku) tahsil ettikten sonra Eskisehir'e yakin Itburnu köyüne gelip yerlesmisti. Osman, zaman zaman oraya gelip seyhle görüsürdü. Osman bir gece Edebali'nin kizi Malhatun'u görüp âsik oldu. Fakat seyh, Osman'in iyi niyetine tam olarak güvenemedigi ve bu genç ile kizi arasinda mevcud olan esitsizligi göz önünde bulundurarak evlenmelerini uygun görmedi. Osman, derdini silah arkadaslarina ve komsularina açar. Bunlardan biri olan Eskisehir beyi, Osman'in anlatmasi üzerine Malhatuna gönül verir. Kizi kendisi için istedi. Fakat o da geri çevrildi. Edebali, Osman'dan çok Eskisehir Beyi'nin öc almasindan korktugu için, o beyin topraklarini terk ederek gelip Ertugrul bölgesine yerlesti. Bu yer degisimi, iki bey arasinda büyük bir düsmanliga yol açti.

Bir gün Osman, kardesi Gündüzalp ile birlikte komsusu ve dostu olan Inönü beyinin evinde iken, Eskisehir beyinin müttefiki ve Harman Kaya hakimi olan Köse Mihal ile birdenbire çikageldigi görülür. Bunlar, ellerinde silahla Osman'in kendilerine teslim edilmesini istiyorlardi. Inönü beyi, gerçek misafirperverligin bu sekilde bozulmasini kabul etmeyerek onlari vermeyecegini söyledi. Bu esnada Osman ile Gündüzalp ileri atilip mücadeleye basladilar. Eskisehir beyi korkup kaçarken Köse Mihal esir alindi. Bunun üzerine Köse Mihal kendisini esir alan bu güçlü insana karsi bir sevgi duydu ve ona tabi oldu. Daha sonra Osman, babasinin yerine geçince, Köse Mihal atalarinin dinini birakarak Müslüman oldu. O andan itibaren de Osman'in yükselmekte olan gücünün saglam dayanaklarindan biri oldu. Böylece Osman, Rumlar arasinda bir dost kazanmis, ama henüz sevdigi insana kavusamamisti. Aradan iki yil geçti. Bu iki sene zarfinda kuskular ve süpheler onun yakasini birakmiyordu. Ondan sonra Mal Hatun'un babasi, Osman'in sebatkârligindan duygulanarak ilahî bir isaret olarak gördügü rüyayi onun lehinde yorar. Buna göre: Osman Gazi, Seyh Edebali'ya misafir olarak gelir. Sabirla yatagina girip yatar. Uyuyunca su rüyayi görür: Ev sahibi yaninda yatiyordu. Birdenbire ev sahibi Edebali'nin gögsünden bir hilâl çikti. Gittikçe büyüyen hilâl tam bir dolunay seklini alinca gelip kendi koynuna girer. Ondan sonra yanlarindan bir agaç belirir. Bu agaç dallanip budaklaniyor, gittikçe güzellik ve yesilligi artiyordu. Dallarin gölgesi, üç kita ufuklarinin nihayetlerine kadar karalari ve denizleri kaplayiverdi. Kafkas, Atlas, Toros ve Balkanlar gibi dört büyük siradag silsilesi, bu yapraklar çadirinin dört destegi gibi görünüyordu. Agacin kökünden deniz gibi gemilerle örtülmüs olarak Dicle, Firat, Nil ve Tuna fiskiriyordu. Kirlar, ekinlerle çevrilmisti. Daglar ise sik ormanlarla taçlanmis bulunuyordu. Bu daglardan çikan bereketli sular, gül bahçeleri ve servilikler arasinda dolasa dolasa akiyordu. Uzaktan kubbeler, ehramlar, dikili taslar, sütunlar, hasmetli kulelerle süslü sehirler görünüyordu. Bütün bunlarin zirvelerinde birer hilâl parildiyordu. Minarelerin serefelerinden ezanlar, mü'minleri namaza çagiriyordu. Tam bu sirada hizla esen bir rüzgâr çikmisti. Agacin yapraklarini dünyanin bütün sehirleri üzerine, özellikle iki denizin birlestigi, iki karanin kucak açtigi iki dünyayi çeviren bir halkanin en degerli tasi niteliginde olan Istanbul'a dogru savuruyordu. Osman, halkayi (yüzügü) parmagina geçirmek üzere iken uyandi. Böylece, Osman ile Mal Hatun'un birlesmesinden dogacak olan soyun kuvvet ve kudretini tahmin ettirmekte olan bu rüyanin tabiri, genç

savasçinin Edebali'nin kizi ile evlenmesinde araya giren engelleri bertaraf ediverdi. Dügün söleni, hükümdarlarin dügünü gibi degil, Peygamberin seriatina ve gösterdigi örnege uygun olarak yapildi. Iki sevgilinin nikâhini, Edebali'nin müridlerinden müttaki bir zat olan Turud (baska kaynaklarda Turgud) adindaki dervis kiydi. Bu evlilik münasebetiyle olsa gerek ki, Osman Bey, zevcesine (esi) Bilecige bagli Kozagaç adindaki köyün gelirlerini pasmaklik olarak tahsis etmistir. Bilahare o da bu hasilati, tekkeye vakf etmistir. Bu konuda 985 (1577) senesi tarihini tasiyan ve Bilecik kadisina gönderilen bir hükümde söyle denilmektedir: "Bilecik kadisina hüküm ki, ecdad-i izamimdan merhum Sultan Osman Han elayhi'rrahme ve'l-gufran, mesayih-i izâmdan Edebâli merhum'un kerimesin tezevvüc eylediklerinde kaza-i mezbûre tabi" Kozagaç nâm karyeyi pasmaklik ihsan etmegin müsârun ileyha dahi karye-i mezbûrenin mahsûlun zâviyesine vakf edüp âyende ve revendeye sarf olunurken hâla karye-i mezkûrede sâkin olan... Tarihlerde, Osman Bey'in zevcesi olarak gösterilen Mal Hatun veya Rabia Hatun, Seyh Edebali'nin Osman'la evlendirdigi, Orhan ve Alaeddin'in annesi olarak belirtilmektedir. Halbuki Gazi Orhan Bey'in 724 (1324) tarihli vakfiyesinde "Mal Hatun bint Ömer" kaydinin olmasi bu kadinin Seyh Edebali'nin degil, Ömer Bey'in kizi oldugunu göstermektedir. Ayni sekilde birçok tarihteki rivayetlere göre Mal Hatun ve babasi Seyh Edebali, Osman'in vefatindan üç ay önce Bilecik'te vefat etmislerdir. Halbuki vakfiyede ismi geçen Mal Hatun, Osman Bey'in vefatindan sonra hâla hayattadir. Mal Hatun, herhalde Osman Bey'in oglu Orhan'in annesi idi. Osman Bey'in öbür zevcesi (esi) ve Seyh Edebah'nin kizi olan Bâlâ Hun (Bala Hatun) ise muhtemelen Osman Bey'in oglu Alâeddin'in annesi idi.

OSMAN GAZI'NIN SAHSIYETI
Osmanli tarihinin en dikkate layik sahsiyetlerinden biri olan Osman Bey, bir devlet kurucusu olarak tarih sahnesinin önemli kisilerinden biridir. Gerçekten de Selçuklu Bizans hududlarinda tesekkül eden bir uc beyliginin kisa bir müddet içinde büyüyerek tarihin akisini degistirecek bir güç ve kuvvete erismesi, yeni bir din ve kültürün tasiyicisi olarak eski Bizans Imparatorlugunun enkazi üzerinde kurulan yeni devlete Müslüman Türk

damgasini vurabilmesi hadisesi, tarihçiler arasinda henüz tam anlamiyla izah edilememis bir mesele halinde münakasa edilmektedir. Tarihte benzerine ender rastlanilan bir devletin kurucusu olarak Osman Bey ve ondan sonra gelen haleflerinin sahsî meziyetleri bu gelismede büyük ölçüde rol oynamis görünmektedir. nitekim bu konuya dikkat çeken yabanci bir arastirici, Osmanli Devleti'nin kudret kaynagi olarak gördügü üç ana unsurdan birinin hükümdarlarinin sahsiyetleri oldugunu belirtir. Bir devletin gelisip büyümesinde hükümdarlarin kabiliyet, ileriyi görüs, anlayis ve hareketlerinin önemli derecede rol oynadigi bilinmektedir. Bu durum, günümüzden önceki asirlarda daha büyük bir ehemmiyet arz ediyordu. Bu anlayistan hareketle Osman Gazi'ye baktigimiz zaman, onun gerek siyaset, gerek adalet ve gerekse halkina karsi olan sevgi ve merhamet bakimindan devrine göre özel bir yeri oldugu görülür. Bu sebepledir ki tarihler, onun, babasinin yerine geçtikten sonra Karacahisar'daki faaliyetlerinden bahs ederlerken söyle derler: "Osman, bey ünvanini alip beyligin basina geçtikten sonra ikametgâhi olan Karacahisar'daki kiliseyi camiye çevirdi. Bir imam ve hatip tayin etti. Bir de her türlü islere bakmak ve halk arasinda meydana gelen davalari hafta sonu olan Cuma günlerinde karara baglamak için bir Molla (Kadi) seçti. Kayinbabasi Edebali ve dört silah arkadasi (kardesi Gündüzalp, Turgutalp, Hasanalp ve Aykutalp) ile istisare ettikten sonra, Seyh Edebali'nin talebesi olan Karamanli Dursun Fakih'i imam olarak tayin etti. Pazarlarda din ve milliyet farki gözetmeksizin düzeni koruma görevini de ona verdi. Bir Cuma günü Germiyan Türk Beyi Alisir'in tebeasindan bir Müslüman ile Bilecik Rum liderine bagli bir Hiristiyan arasinda çikan kavgada Osman, Hiristiyanin lehine hüküm verdi. Bunun üzerine bütün ülkede Ertugrul'un oglu Osman'in hak ve adalet severüginden söz edilmeye baslandi. Bunun sonucunda da halk Karacahisar pazarina daha çok gelmeye basladi. Sâmiha Ayverdi'nin ifadesi ile "Müslüman Türkler aleyhine hakikatleri degistirmeyi muamele ve âdetleri haline getirmis olan Garpli tarihçiler arasinda bulunan Gibbons, zaman zaman gerçekleri teslimden de geri kalmayarak yakistirmaciliktan vaz geçer. Osmanli Imparatorlugu'nun Kurulusu adli eserinde Osmanlilar aleyhinde iftira derecesine varacak sekilde ifadeler kullanan Gibbons, Osman Bey'den bahs ederken su sözleri söylemekten de kendini alamaz: "Osman, etrafini teshir eden icazkâr bir sahsiyetti. Öyle bir sahsiyet ki, kabiliyetleri itibariyle kendisi ile rekabet edecek olanlar veya kendisinden üstün olanlar bile maiyetinde seve seve hizmet ederlerdi. Osman, isinin erbabi adamlari kullanacak kadar büyük bir adamdi. Orta kirattaki bir çok kimsenin yaptigi gibi, rakiplerini aradan

çikarmak ve etrafina yalniz kendisinden asagi simalari toplamak suretiyle üstünlügünü meydana koymak ihtiyacini duymazdi. Gerek kendini, gerekse baskalarini inzibat altinda tutmayi bilirdi. Bir bina kurucu, binasindan belli olur." Gerçekten, Osman Gazi'nin gerek hak ve hukuk anlayisi, gerekse insanlari belli bir düzen içinde disiplinli bir sekilde çalistirmasini bilmesi, onu zamanindaki birçok idareciden daha üstün bir sahsiyet haline getirmisti. Zira bina kurucu binasindan belli oluyordu. Bu sebeple olsa gerek ki halk, onun idaresindeki sehirlerin pazarlarinda haksizliga ugrama korkusu olmadan alis verisini yapiyordu. Bu da ekonomik bakimdan oldugu kadar sosyal ve idarî bakimdan da komsu ve çevre hükümdarlarin tebeasi bulunanlarin (uyrugunda olanlarin) psikolojik olarak Osman Gazi ile beyligine sempati ve hatta gipta ile bakmasina sebep oluyordu. Osman Gazi'nin, çevresindeki bir çok pürüzü ortadan kaldirip hakimiyetini tesis etmesi de bu anlayisla mümkün olmustur. Nitekim, Osmanlilar hakkindaki ilk Türkçe kaynak olarak kabul edilen Ahmedî'nin manzum eserinde: "Oldi Osman bir ulu gâzi kim ol, Nereye kim vardiysa buldi yol" seklindeki ifadesinden de anlasildigi gibi Osman Gazi, sahsiyeti, anlayisi, hal ve hareketleriyle bütün islerin üstesinden gelmeyi becerebilen nadir sahsiyetlerdendir. Bunun içindir ki vefat edip idareyi oglu Orhan'a biraktigi zaman, babasinin kendisine biraktigi topragin dört mislini ogluna birakmistir. 1281'de Ertugrul Gazi'nin ogluna biraktigi miras 4800 km2'den fazla degildi. Insan, XVI. asirdaki Osmanli Devleti'ni düsündügü zaman bu rakamin üzerinde heyecanla titremekten kendini alamaz. Zira bu toprak parçasi, o muazzam devlet için çok basit ve küçük bir parçadan öteye bir mana tasimaz. Bu topraklar, Bilecik'in Sögüt ve Bozöyük kazalarini, Kütahya'nin Domaniç kazasini, yani en kuzeyindeki çikintiyi, Eskisehir'den Yarimca nahiyesini, yani Porsuk ile Sakarya arasindaki kismi, Eskisehir sehrini disarida birakip sehrin varoslarini yalayacak sekilde ihtiva ediyordu. Osman Bey'in 1324'te biraktigi miras 16000 km2 olmustur. Stratejik fetihlerin hayatî ehemmiyeti bir yana, bu rakamdaki dikkate deger nokta, baba mirasinin 43 yil ugrasilarak üç veya üç buçuk misline çikarilmis olmasidir.

Osman Bey 1291'de Karacahisar'i alip Porsuk'a iyice güney sirtini dayamis, 1299'da Bilecik, Yarhisar ve Inegöl fethedilmis, 1302'de Koyunhisar ve 1301'de Yenisehir alinarak Marmara'ya 15, Iznik Gölü'ne 10 km. yaklasilmistir. 1308'de Lefke (Osmaneli), Gölpazari, Yenipazar, Geyve, Tarakli, Akyazi, bir müddet sonra da Hendek alinmis, Sakarya'nin bütün dogu kiyilari ele geçirilmistir. 1313'te Inegöl'ün kuzeybatisindaki Akhisar alinarak Inegöl-Yenisehir feth edilerek Gemlik Körfezi güney kiyilari, Kestel dahil Bursa'nin bütün varoslari Türklere geçmistir. Onun siyasî dehasina isaret eden Hammer, isim benzerliginden yola çikarak Osman Gazi'yi, Allah elçisi Hz. Muhammed'in üçüncü halifesi Hz. Osman (24-35/644-656)'a benzeterek söyle der: "Peygamberin üçüncü halifesi olan Osman'dan beri, Islâm kanunlarina bagli bulunan ülkelerin tahtlari üstünde bu isimle hiç bir hükümdar söhret kazanmamistir. Bu halifenin, fatih ve kanun koyucu sifaati ile kazandigi nurlu san ve söhret, yediyüz yil sonra, Osman adinin hatirlattigi gibi Ertugrul'un oglunda ve onun daha sonraki kusaklarinda yine parlak bir sekilde gözükecekti." îleride daha genis bir sekilde temas edilecegi gibi o, devlet olmanin geregi olan kanunlarin yürürlüge konup uygulanmasinda, o dönem için devlet erkâni diyebilecegimiz arkadaçlan ile istisare ettikten sonra karara vanyordu. Nitekim Âsikpasazâde'nin ifadesine göre "Bâc-i bazar" denilen pazar vergisinin tarhi böyle bir istisareden sonra olmustur. Keza, o dönem ve daha sonraki asirlarda devrine göre fevkalade ileri bir düsüncenin mahsûlü olan "Dirlik" sistemi de yine onun tarafindan uygulanmaya konmustu. Toprak sisteminin önemli bir bölümünü meydana getiren timar, Osmanli toprak rejiminin temelini teskil eder. Zira bu cemiyette, iktisadî, ictimaî, askerî ve idarî teskilâtlarin tamami büyük ölçüde toprak ekonomisine dayanmaktadir. Toplum hayatinda en küçük vazife sahibinden, devletin basinda bulunan hükümdara varincaya kadar hemen hemen bütün sosyal gruplar geçimini toprak gelirleri ile temin etmekteydiler. Bunun içindir ki Osman Gazi, feth ettigi yerleri silah arkadaslarina dirlik olarak verirken bununla ilgili bazi kanunlar da koyar. Nitekim bu konuda Âsikpasazâde'nin ifadesi ile o söyle der: "Her kime kim bir timar virem âni sebebsiz elinden almayalar. Ve hem ol öldügü vakitte ogluna ve eger küçücük dahi olsa vireler. Hizmetkârlari sefer vakti olicak sefere varalar tâ ol sefere yarayincaya. Ve her kim kanun düzse Allah ondan razi olsun. Ve eger neslimden bir kisi bu kanundan gayri bir kanun koyacak olursa edenden ve ettirilenlerden Allah Teâlâ razi

olmasin". Bu ifadelerden maddeler halinde su sonuçlari çikarmak mümkündür: 1- Hiç kimsenin timari sebepsiz olarak elinden alinamaz. 2- Timar sahibinin ölümü halinde timari ogluna intikal eder. 3- Sayet ogul küçükse, sefere gidecek yasa gelinceye kadar onun yerine hizmetkârlarinin sefere gitmesi gerekmektedir.

OSMAN BEY'IN SIYASI FAALIYETLERI
Daha önce de temas edildigi gibi, Ertugrul Bey'in vefatindan sonra, Kayi boyunun idaresini üstlenebilecek kudret ve vasifta görülen Osman Bey, 23 yaslarinda iken beyligin basina getirilir. Filhakika Osman Bey, babasinin son günlerinde de beylige vekâlet etmekte idi. Onun, beyligin basina getirilmesi, alti asirdan daha uzun bir süre yasayacak olan devlete "Osmanli" adinin verilmesine sebep oldu. Böylece Hammer'in de isaret ettigi gibi Islâm dünyasinda, UI. Halife olan Hz. Osman'dan sonra bir Osman daha tarih sahnesine çikiyordu. Beyliginin ilk dönemlerinde Kastamonu Uc beylerinden Çobanogullari ile irtibati olan ve hatta bir bakima onlara bagli oldugu söylenen Osman Bey'in, Çobanogullarinin gazâ faaliyetlerini durdurmalari üzerine harekete geçip gazaya devam ettigi belirtilmektedir. Osman Bey'in, Uc'larda gazâ faaliyetlerine baslayip liderligi eline geçirmesi, kudret ve nüfuzunun günden güne artmasina sebep oldu. Bununla beraber o, babasi Ertugrul Bey'in Rum tekfurlari ile iyi geçinme siyasetine itina gösteriyor, onlarla dostane münasebetleri devam ettirmek için azamî derecede gayret sarf ediyordu. Fakat bazi Rum tekfurlari onun güçlenmesinden kusku duyup rahatsiz olmaktaydi. Bu sebeple "Imdi bunlari bu vilayetten çikarmazsaniz veya kovmazsaniz ahir (son) pismanlik fayda vermez" gibi sözler söylüyorlardi. Bu tekfurlar içinde özellikle Inegöl tekfuru, komsu tekfurlara Osman Bey'in ileride kendileri için büyük bir tehlike olacagini bildiriyor ve Osman Bey'e bagli Türk kabilelerine bir takim zararlar vermekten geri kalmiyordu. Bunun üzerine Inegöl'ün zaptina karar veren Osman Bey, bir miktar kuvvet ile kaleyi almak için yola çikar. Inegöl tekfurunun Ermenibeli'nde pusu kurdugu ögrenilmesine ragmen Osman Bey, pusu kurmus ve gücü bilinen bu kuvvetli düsman ile

. Bu sehid. (1284) yilinda meydana gelen bu hadise. Keza 688 (1289) tarihini tasiyan ve Kara Balaban Çavus ile gönderilen ikinci ve daha kapsamli fermana göre artik o. muharebe sahasina yakin olan ve adi geçen yerin alt taraflarinda Hamza Bey köyü arazisinde harap bir kervansaray yaninda defn edilir. Domaniç civarinda Inegöl tekfuru ile yeniden karsilasir.. alim ve cahil. kiliç ve gümüs takimli at gibi hediyeler de gönderilmisti. Asikpasazâde'nin ifadesine göre hicretin 684. Osman Bey.. Sögüt'e getirilerek orada babasi Ertugrul'un türbesine defn edildi. bu basarisindan dolayi Anadolu Selçuklu Sultani'nin kendisine gönderdigi hâkimiyet (beylik) sembollerini (alamet) alarak bir sancak beyi durumuna geldi." . Bir müddet sonra Osman Bey. karib ve baid (yakin ve uzak) müsafir ve mücavire cümleten yeksan bakup. mefhumun siâr ve disar edünüp serr-i zâlimi. umumî siyaseti cümlesinden olarak uc beylerini taltif ettigi sirada Osman Bey'e de bir ferman göndererek ona Sögüd'ü temlik etmis idi. bu muvaffakiyetten sonra Karacahisar'i feth etti. Bu çarpismada Osman Bey'in yegeni ve kardesi Saru Yatu'nun oglu Bay Koca sehid düser. Bu olay. fevaidinden behremend olmaga çalisip zaman-i hükümette vadi' (alçak) ve serifgani (zengin) ve fakir. Osman Bey. Nitekim o. Bununla beraber Osman Bey'in kardesi San Yatu da bu savasta sehid düstü(1288). Inegöl tekfurunun Karacahisar tekfuru ile ittifakina sebep oldu. Gerçekten.. Selçuk hükümdari Giyasu'd-Din Mes'ud. ahalisi teslim oldu ve kale zapt edildi. alem. Karacahisar tekfurunu da yanina alan Inegöl tekfuru bu sefer yenilmekten kurtulamadi. Bu muharebe esnasinda Karacahisar beyinin en genç kardesi Latos (veya Kalanos) da öldürüldü. özellikle Karacahisar'in fethinden sonra siyasî bir sahsiyet kazanmis görünmektedir. Bir sancaklik yer itibariyle saadetimden müsarünileyhe taklid edüp verdim ve buyurdum ki. Bu savastan birkaç gün sonra Inegöl'e yakin bir mesafedeki Kolaca kalesi basildi.. sol ki mukteday-i zat-i adalet simattir mesned-i emânet ve eyalette kemâl-i vekar ve sekine birle temekkün ve karar eyleyüp. Bu fermanda Sögüt ve Eskisehir'in ilhaki ile teskil olunan sancaga Osman Sah Bey'in tayin edildigi ve o siralarda Selçuklu hükümetince alinan mirî vergilerin tamamindan muaf oldugu bildirilerek söyle deniyordu: "..çarpismaktan çekinmez. Uc Beyi olmustur. Feridun Bey Münseati'nda belirtildigine göre Sögüd'ün temlik ve iktasini gösteren ferman 683 (1284) tarihini tasimaktadir. Osman Gazi'nin ilk fethidir. mazlumdan def ve ates-i mezâlimi ruy-i zeminden ref etmesine cidd ve cühd gösterüp. Fermanla birlikte kendisine tug... Saru Yatu'nun naasi.

Osman Bey'i ortadan kaldirma çarelerini aramaya basladilar. çevredeki Rum tekfurlarini oldukça tedirgin etmeye baslar. Osman Gazi tarafindan fethi ile sonuçlanacak olan bu dügünde.Osman Bey. Köse Mihal. Bunun üzerine dâveti kabul eden Osman Bey.* Bilecik tekfuru. dügün . O zamana kadar her sene asiretin kiymetli esyasini kendi kalesinde muhafaza etmekte olan Bilecik tekfuru bile Osman Bey'in düsmanlari arasina girip onlarin saflari arasinda yer almisti. Tarakli Yenicesi. Osman Bey'i durumdan haberdar etmis ve kendisi için hazirlanan suikasti bütün teferruatiyla ona anlatmisti. kizinin dügünü esnasinda bu dügüne davet edilen Rum beylerini Osman Gazi ile baristirmak istedi ise de bunda muvaffak olamadi. Suikast plâni da bu esnada gerçeklestirilecektir. Bu gaye ile Osman Bey. Bilecik'in. Fakat Osman Bey'i dügüne dâvete gelmis olan Harmankaya Rum Bey'i Mihal. karsi tedbir aldi. Aksine onlar. mekan ve uygulama için uygun sartlarin bir araya gelmesi neticesinde bir suikast plâni hazirlandi. dügün hediyesi olarak bir sürü kuzu gönderiyor. Bu müddet esnasinda Osman Bey. Bununla beraber savas ve çatisma olmaksizin Mudurnu ve Göynük taraflarina yapilan akinlar üzerinden tam yedi sene geçti. Mudurnu ve Göynük taraflarina akinlar yaparlar. zaman. Bu arada da Osman Bey'e karsi bir suikast plani hazirladilar. güzel bir firsat yakaladigini hesaplayarak buna memnun olmus ve dügün yeri olarak kararlastirilan Bilecik'e birkaç saat mesafedeki Çakir Pinari denilen yere gitmisti. Osman Bey'in dostu olan Köse Mihal'i de kendi taraflarina çekmek istediler. dügünü müteakib bütün kabilenin yaylaya çikmak zorunda bulundugunu ve eskiden beri oldugu gibi kabilenin bütün kiymetli esyasinin yasli kadinlar vâsitasi ile kaleye gönderilmesine müsaade edilmesini taleb ediyordu. Bu sebeple bunlar. Osman Bey ise asiretin agir ve kiymetli esyasi yerine atlara silah yükleyip 40 kadar yigit ve seçkin gaziyi de kadin kiyafetine sokarak Bilecik'e gönderdi. Buna göre kendisi ile tesrik-i mesai etmis olan Harmankaya Rum Beyi Köse Mihal da olmak üzere Sakarya vadisindeki Sorkun (veya Sorgun köyü). kuvvetlerini iyi bir disiplinle yetistirmekten geri kalmiyordu. Fakat civarda bulunan Bizans tekfurlarinin da ona karsi olan düsmanliklari artiyordu. günden güne yeni topraklar elde edip basari kazanmasi. 691 (1291)'de Eskisehir civarinda bulunan Karacahisar'i aldiktan sonra Mudurnu taraflarinda bulunan Samsa Çavus ve kardesi Sulamis ile de görüserek bir plân hazirlar. Osman Bey'in. Buna göre Yarhisar tekfurunun kizi ile evlenecek olan Bilecik tekfuru dügününe Osman Beyi de davet eder. Bu suikastin uygulanmasi için Yarhisar (Yenisehir ile Lefke yani Osmaneli arasinda) tekfurunun kizinin dügünü uygun bir firsatti. Böylece gün geçtikçe durumunu kuvvetlendiriyordu. Bu gaziler.

Sultan UI. Ve bir oglu dahi vardi kim onu göç üzerinde koyup dururdu. Bilecik ve Yarhisar'in fethinin dogurdugu saskinlik ve düsmanin psikolojik durumunun bozulmasindan istifade için derhal Turgut Alp'i bir miktar süvari kuvveti ile Inegöl üzerine gönderdi. Ikisinin dahi atasi Orhan Gazi'dir. Osman Gazi'nin. Halkin büyük bir kismi da esir alindi." Miladî 1299 senesinde meydana gelen bu üç fetihten itibaren Osman Bey'in gücü daha ziyade artmisti. Osman Bey. sabaha karsi Yarhisar üzerine yürüdü. Ol hatun vefat edince Orhan Gazi ile defn ettiler. Bu esnada tekfur ve maiyeti de dahil olmak üzere dügün halkinin çogu öldürüldü. Ve o suya Nilüfer deyü ad verdiler. Geline ait esya ganimet olarak alindi. Kalenin tekfuru ile ganimetleri Osman Gazi'ye getirdi. Bilahere bundan Murad Han Gazi ile Süleyman Pasa dünyaya geleceklerdir. Kaplica kapisina yakin yerde Bursa hisari dibinde tekyesi var. müstevli Ilhanli kuvvetlerinin Osman Bey'in Uc Beyligi'ne zarar verme ihtimaline karsi asiret ve oymagin . 16) Derbendi denilen yerde dügünden dönen Bilecik tekfuruna pusu kurdu ve onu hezimete ugratti. gelin ve ona ait esyanin disinda kalani tamamiyle gazilere dagitti. (Lolofira. Bu durumda ona hediye takdimine gerek kalmamis oluyordu. Kaleyi kusatma altina alan Turgut Alp. yeni fetih haberlerini bildirmek ve alinan ganimetten takdim etmek üzere Anadolu Selçuklu Sultani'na bir adam göndermek üzereyken. Ve hem öyle etti. bu vak'alarda elde edilen ganimet ile esirlerden. Nilüfer suyu köprüsünü ol hatun yapti. Nilüfer adindaki gelini de bu hadiselerde pek çok yararligi görülen oglu Orhan'la evlenirdi. Asikpasazâde. Bu dört pare hisarlari yerine mukarrer ettiler. Ülüfer (=Nilüfer) Hatun oldur ki. oglu Orhan'la evlendirdigi Nilüfer ve dügün hakkinda su bilgileri verir: "Osman Gazi. Gerçekten de bu karsi plana göre tam zamaninda hareket edip Bilecik kalesini kolaylikla ele geçirdiler. Bununla beraber. Lülüfer=Nilüfer) Orhan Gazi ol demde yigit olmustu. Osman Bey. harp yapmak suretiyle burayi ele geçirmeye muvaffak oldu. Gazilerinin basarisindan haberdar olan Osman Bey de yanindaki diger gazilerle birlikte Kaldirik (Âsikpasazâde'ye göre "Kildirik" s. Alaeddin Keykûbad'in. Ve hem Murad Han Gazi ve Süleyman Pasa dahi onun ogludur. Daha sonra Bilecik'e dönüldü. Osman Bey.münasebetiyle bos kalip ihmal edilecek olan kaleyi zapt edeceklerdi. Elhasil Osman Gazi dügün eyleyip Nilüfer Hatun'u oglu Orhan Gazi'ye vermek ister. onu oglu Orhan Gazi'ye verdi kim Ülüfer Hatun'dur. Ilhanli hükümdari Gazan Han kuvvetleri tarafindan esir alinip Iran'a götürüldügünü ögrenir. Yapilan ani bir baskinla kale kusatilip feth olundu. O.

Bu sebeple. bu hakikatsizlerin tuttuklari yola gitmekten kaçinmis. edep ve irfani. Ama Osman Gazi'nin dostlugu geçici olmayip. ülke Mogollarin eline geçmisti. bes vakit namaz esnasinda mehterhane çalindigi zaman onu ayakta dinlemislerdir. nimetlerle besledikleri çevredeki beyler. Osman Bey'in. cihad sancagini dikip ülkeler feth etmekle düsman gözünde ürkülecek. Selçuklu Sultani UI. merkezini buraya nakl etmekle birlikte Selçuklulara olan bagliligini da devam ettiriyordu. Gerçekten buranin alinmasi büyük bir basari oldugundan Osman Bey. gücü ve kudreti ölçüsünde Selçuklu topraklarini korumus. sancak vs. savas meydanlarinda korkulacak bir kisi olmustu. Su kadar var ki. Osmanlilarda önemli bir gelenek (an'ane) haline gelerek ikiyüz sene muhafaza edilmistir. gerekse ondan sonra gelen halefleri. kendisine yurt ve istiklâl tanimak zorunda bulunan Sultan'a karsi. geçmis hukuku saymis.savunma isine önem verdi. Selçuk hanedaninin elinde çok az yetki kalmisti. gönderildigi zaman. ipekçilik. daha rahat hareket etme imkânini da buldu. çalinan nevbeti ayakta dinlemis olmasi. Alaeddin Keykûbad'in yoklugunun meydana getirdigi bassizlik ve serbestlik üzerine. . o. Hoca Saadeddin Efendi. Osman Gazi'nin. Osman Bey. saltanat ve hayattan çekilinceye kadar siyasî istiklâlini ilân etmemekle. Osman Bey. dokuma ve demir madenleri ile meshur olan Bilecik'in merkez olmasi düsünülmeye baslandi. Bunun için tedbirler aldi. Bu sebeple Selçuklularin tabiî varisi olan Osmanli Beyligi. Gerçekten de Selçuklu Sultani Alaeddin Keykûbad tarafindan bagimsizlik nisanesi olarak davul. Bunlardan her biri bagimsizlik sevdasma düserek güçleri yettigince ülkelere sahip olmaya basladilar. Bu gelenek 210 sene devam ettikten sonra Fâtih Sultan Mehmed tarafindan kaldirildi. Nitekim Osman Bey. Bu hanedanin. Selçuklu hatirasini onlarin bütün hareketlerinde görmek mümkündü. çikis ve yükselis devirlerinin dinamizmi içinde yer alan bu terbiye ve anlayisa aktif bir örnek teskil etmistir. sahsî ve nazarî kaliplar halinde birakmayip devlet bünyesinde de ifade bulan bir anlayis olarak cemiyete mal etmistir. artik onlara boyun egmez hale geldiler. Selçuklularin." Firhakika gerek Osman. Mogollara yenilince Selçuklularin parlakligi gitmis (yildizi sönmüs). Binaenaleyh Osmanli Padisahlari. Mogollar karsisindaki zaafini firsat bilen çevredeki diger bazi beylerin nasil bagimsizlik sevdalarina düstüklerini anlatarak söyle der: "Selçuklu Devleti. fetih faaliyetlerine devam etmek üzere Uc Beyligi merkezini buraya nakl eder. öyle manevî bir disipline bagli idiler ki. Selçuklulara olan bagliligindan bahs ederken.

Düsmanlari kuvvetlidir.OSMAN GAZI'NIN BAGIMSIZLIK KAZANMASI 699 (1299) yili gerek Osman Gazi. Fetihler ve meydana gelen bazi olaylar. Selçuklu Sultani'nin ugradigi agir muamele karsisinda Selçuklu emir ve askerleri dagilip baska yerlere gitmek zorunda kalmislardi. Bu sebeple onlar da Osman Bey'in çevresinde yavas yavas toplanmaya basladilar. gerekse genç ve yeni devlet için birçok bakimdan önemli bir yil olmustu. Türkmen kabilelerinin reisleri ve Selçuklu Devleti bölgesinden gelen muhacirler (göçmen) toplanip: "Mogol istilasi Selçuklu memleketlerinde karar kilmis ve devam etmektedir. Bizans'a karsi cihad ve gaza isi ile mesgul olup onlara galebe çalan Osman Bey'in bulundugu yere yönelerek onun yanina geldiler. Osman Bey'in mintikasina gelerek onun daha da kuvvetlenmesine yardimci olmuslardi. Artik Selçuklu devleti münkarizdir. yürüttügü gaza hareketlerinde büyük basarilar elde etmesi. Mogol (Ilhanli) Devleti'nin istilasina maruz kalmaktan endise ediyor ve Sultan'in esir olarak Iran'a götürülmesinden sonra Selçuklu Devleti'nin artik sona erdigine kani bulunuyorlardi. Osman Bey'in. bu durum karsisinda hükümdarligin mesru olarak Kayi Han evladina düsecegini. Ayrica Selçuklu ve Beyliklerin topraklarinda göçebe bir hayat yasayip Mogollara tabi olmak istemeyen Türkmen asiretleri de beyleri ile birlikte Osman Bey'in ülkesinde yasamaya ragbet ediyorlardi. Bunun için de en müsait yer. Osman Bey'in topraklan idi. . Osman Bey'in önemli kararlar almasini gerektiriyordu. bu sebeple Osman Gazi'nin emâret ve riyasete (emirlik ve reislik) getirilmeye hak kazandigini söylüyorlardi. Anadolu'nun diger bölgelerindeki gazilerin de gelip etrafinda toplanmalarina sebep olmustu. Selçuklu Devleti'nin hududlarinda ortaya çikan Uc beylikleri ve bilhassa garptakiler. Osman Bey'in reislik yaptigi asiret ve oymaklar. Bunlardan büyük bir kismi ve bilhassa kiliç erleri. Bu bakimdan tarihler onun bu yilda bagimsizligini ilân ettigini ve artik "Han" olarak halki etrafina toplayip devlet müesseselerini islettigini anlatirlar. Beri taraftan Selçuklu devletinin ugradigi zaaftan dolayi bulunduklari yeri ve hizmetleri terk ederek bassiz kalan bir kisim Selçuklu ümerasi da kendilerine bir bas ve siginilacak bir yer ariyorlardi. Böylece hududlardaki Türkmenler ile Mogollardan kaçip Uc'a gelen Türkler. Nihayet oymak beyleri. Böylece buralarda hizmet ve is imkâni da bulacaklardi.

secaat ve semahat ile buna layik olan Osman Bey'dir. böylece düsmanlarin ve zalimlerin bu taraflara müdahalesi önlenebilir. Germiyan vilayetinden ve baska yerlerden bir hayli adamlar geldi. Osman Bey de bu umumi arzuya uydu ve karari kabul etti. Eger bu vilayete (ülkeye) ben onlardan önce geldim derse. gibi müesseselerini tanzim etmesi ve bunun için gerekli tedbirleri almasi tabiî idi. Kisa bir zaman içinde mamur oldu. Pazar da kurdular. Birçok kiliseyi de mescid yaptilar. O. Dursun Fakih denilen aziz bir kisi vardi. bagli bulunduklari Selçuklu Sultanligi'nin hayatina son veren Ilhanli Devleti tarafindan kendileri hakkinda nasil bir hareket takib edilecegini beklemeye basladilar. kudret. O. Eger o. iyi ahlâk.Hâlen Selçuklu Sultanlarindan hiç birisi Ilhanli Devleti'nin elinden mülkü geri almaga gelmedi. Bu ona itaatin bir delili idi. "Size ne lazimsa onu yapin" dedi. Buna muktedir degillerdir. bana da hanlik verdi. Süleymansah dedem de ondan evvel geldi. ben Selçuk hanedanindanim derse ben de Gök Alp neslindenim. Halk toplanip "Cuma namazi kilalim ve bir kadi isteyelim" dedi. iktidar ve liyakat sahibi bir sultanin istiklâl ile hareket etmesini zaruri kiliyor. Bu durum her tarafa da böylece bildirilmisti. hem Kayilardandir. Osman Bey. hem de dindar ve müslümandir" deyip onu basa geçirdiler. Herkes Osman Bey'in önünde diz çöktü. Durumlarini ona söylediler. Bununla beraber bu zaman zarfinda Osman Gazi'nin. hem Kayilardan semahat ile buna layik olan Osman Bey'dir. Dursun Fakih "Hanim! Sultan'dan izin gerektir" der. Osman Gazi'den evler istediler. Kendisi de dahil olmak üzere müstakil veya yari müstakil uc beyleri. O da gelip Osman Gazi'nin kayinatasi Edebali'ya söyledi. Iste Osmanli Devleti'nin istiklâli bu hadise ile (1299) basladi. Bu uc memleketlerin korunmasi ve himayesi ise kuvvet. Ona baglilik merasimi Oguz han töresine göre yapildi. hukukî. O. istiklâlini ilandan sonra büyük bir dikkatle Mogollarin hareketlerini gözetlemeye basladi. Osman Gazi de verdi. bu yeni devletinin dinî. Eger minneti su sancak ise ben kendim dahi sancak kaldirip kâfirlerle ugrastim. Daha söz bitmeden Osman Gazi geldi. Sorup muradlarini ögrendi. sosyal ekonomik vs. halka imamlik ederdi." . Bu merasim ile Osman Bey. Osman Gazi: "Bu sehri kendi kilicimla aldim. fiilen ve hukuken devlet reisi olarak padisah olmustu. Âsikpasazâde bu konuda söyle der: "Karacahisar'i alinca sehrin evleri bos kaldi. Bunda Sultan'in ne dahli var ki ondan izin alayim? Ona sultanlik veren Allah. Türkmen boy ve kavimleri arasinda haseb ve neseb.

Edebali ile de tanisikligi vardi. Osman'i hemen (hemen) oglu yerinde görerek (ona) davul. Karacahisar'a da Germiyan'dan ve baska yerlerden hayli Müslümanlar gelmis. bayrak (alem) ve kiliç göndermisti. Osman bunu isitince "hüküm yüce ve ulu Allah'indir" diyerek derhal buyurdu: Dursun Fakih'i Karacahisar'a hem kadi hem de hatip yaptilar. Osman Gazi adina okunan ilk hutbe. Karacahisar'da okundu. Feridun Bey'in Münseâtinda da belirtildigi gibi Selçuklu Sultani Alaeddin b. onu devletin yegane reisi olarak tanidigini ve Islâm hukuk anlayisina göre "Beytü'l-mal" hakki olan bu miktarin. . (M. Zira. Zira bu Dursun Fakih bir aziz kisi idi. Karacahisar alindigi vakit. hutbeyi ve sikkeyi yine sultan adina kilmisti. Akdemirle gönderdi" dediler. Alaeddin'le bulusmak. Selçuklu sultanina bagli kalmis. o da ganimet malindan 1/5 (beste bir)'ini ayirarak hadsiz (hesapsiz) hediyeler ve nihayetsiz armaganlarla (birlikte) Konya'ya giderek. oglu kalmadigi için yerine veziri Sâhib'in geçtigi haberi geldi. rizasini alarak veliahdi olmak amacini güttü. Sultan Alaeddin'in öteki dünyaya intikal ettigi (öldügü). 1289) senesidir. sancak. yerine sarf edilmek üzere onun hazinesine göndermisti. bu sultan U. Bilecik'in feth edilmesinden nice yillar öncedir. Nesrî. Hatta. Gerçekten. kiliç gibi hükümranlik alhameti olarak kabul edilen bu esyanin gönderilme tarihi hicretin 688. elde ettigi ganimetlerin beste birini ona göndermekle. Bazilari. Cuma hutbesi ilk önce Karacahisar'da okundu. Bunun tarihi hicretin 699 (1300)'unda vaki oldu. bu Feramürz oglu Alaeddin Keykûbad'in oglu yoktu. Sultan Osman. senlenmisti. O. nezdine gitmek hazirliklarini yaptigi sirada. Halka imamlik ederdi. "Sultan Alaeddin"den davul ve bayrak gelmesi. Osman Gazi de Sultan Alaeddin zamaninda her ne kadar bir nevi istiklâl bulmussa da lakin edebe riayet ederek.Halk razi oldu kadiligi ve hatipligi Dursun Fakih'e verdi. onun gönderdigi hükümranlik nisânelerini almakla birlikte ona karsi saygisizlik mânâsina gelebilecek bir harekete tevessül etmekten kaçinmisti. Feramürz'dan mensurla birlikte kendisine gönderilen davul. Osman Gazi'nin istiklâli ve Selçuklu Sultani Alaeddin'den kendisine gönderilen hükümranlik nisaneleri hakkinda söyle der: "Hülasa Osman'a davul ve bayrak gelince. Daha önce de temas edildigi gibi Osman Gazi.

Osman Gazi.Osman Gazi. O adam: "Hânim! Bu töredir. Halk. Bu cümleden olarak Karacahisar ." Osman Gazi: "Senin bu pazara gelenlerde alacagin mi var ki akça istersin?" dedi. "Bu pazarin bâcini (vergisini) bana satin" dedi. nizam ve sistemleri yürürlüge koyup yerlestirmek zorunda idi. Savasa istirak karsiligi (daha sonra genellikle eskinci timari) olarak verilen timarlarin sahipleri sefer aninda harbe gitmek zorunda idiler. Bu konuda en eski kaynaklardan biri olan Âsikpasazâde söyle der: "Kadi ve Sübasi konuldu. biraz önce belirtilen kanunlari uygulamaya koyduktan sonra eskiden beri Oguzlarin âdeti üzere elde edilmis olan yerleri kardes. devlet olmanin gerektirecegi yeni kanun. ezelden kalmistir. Nitekim Osmanli döneminin ilk vergisi diye kabul edebilecegimiz bâc ile ilgili kanunu yürürlüge koyarken sadece kendi çevresinin degil. Osman Gazi: "Tanri mi buyurdu yoksa beyler kendileri mi yapti?" diye sordu." dedi. Germiyan'dan birisi geldi. Bütün vilayetlerde vardir ki padisah olanlar alir" dedi. Bunun üzerine halk dedi ki: "Hânim! Bu. Osman gazi çok kizdi: "Bir kisinin kazandigi. O adam: "Töredir hânim. O kisi hana varip sözünü söyledi. Bütün bunlarin yapilmasinda çevresindeki arkadaslarinin görüslerinden de istifade ediyordu. Kim bu kanunu bozarsa Allah onun dinini de dünyasini da bozsun" dedi. Bre kisi. bir Germiyanli'nin teklifi üzerine kabul edilmistir. Osman Gazi'nin uygulamaya koydugu kanunlardan biri de daha önce temas edildigi gibi timarla ilgilidir. "Han'a git" diye cevap verdi. pazar beylerine âdettir ki. Görüldügü gibi dönemin ekonomik ve sosyal sartlarina göre devlet ile idare için önemli bir gelir kaynagi olan ve "Bâc-i bazar" denilen vergi. Bu teklifin kabulünde Osman Gazi'nin yakin arkadaslari da tesirli olmus görünmektedirler. bir nesnecik vereler. baska beyliklerin vatandaslarindan olan insanlarin fikir ve uygulamasini da dikkate almisti. Sana ziyanim dokunur. baskasinin olur mu? Onun mülkünde (malinda) benim ne dahlim var ki ondan akça alayim." dedi. Halk kanun ister oldu." Osman Gazi: "Mâdem ki siz öyle diyorsunuz öyleyse pazara bir yük getirip satan herkes iki akça versin. Keza onun hükümranliginin taninmasi da bu sekilde olmustu. ogul ve silah arkadaslarina dirlik olarak verdi. bagimsizligini (istiklalini) ilân edip kendisi adina hüküm verecek olan kadi ve yine kendi adina hutbe okuyacak hatib tayin ettikten sonra. Satamayan ise bir sey vermesin. var git artik bana bu sözü söyleme. Osman Gazi sordu: "Bâc nedir?" Adam dedi ki: "Pazara ne gelse ben ondan para alirim.

Yarhisar'i Hasan Alp'a ve Inegöl'ü Turgud Alp'a verdi. Ogullarindan yigit Alaeddin Pasa'yi keremli ve faziletli annesi ile birlikte Bilecik'te Seyh Edebali'nin yaninda biraktigi gibi. hem de Bilecik kalesine hakim oluyordu. seferin aleyhinde bulundugu görülür. öbür taraftan da Rum tekfurlarinin düsmanligini celb edecegini söyler. Bu görüsünde de israr edip harbe mani olmak ister. Hanimini Bilecikte babasi ile birlikte birakti. Inegöl mintikasini Turgut Alp'a verdi. Beyligini bes idare bölgesine ayirdi.sancagi ki ona Inönü derler oglu Orhan Bey'e verdi. Osman Bey. bir müddet sonra Köprühisar'a yöneltildi. Gaza faaliyetlerine devam edip ülkesini genisletmek isteyen Osman Gazi'nin akinlari. Osman Gazi'nin dirlik olarak verdigi yerler hakkinda su bilgileri verir: "Osman Gazi 701 (1301-1302) tarihinde hükmü altinda bulunan bel-delere keremli çocuklarini ve güzel yaradilisli beylerini tayin etti." Görüldügü gibi. Kayin atasi Seyh Edebali'ya Bilecik ösür ve resimlerini (vergi) verdi. bu sehrin gelirini de seyhin harcamalarina ve çevresindeki fakirlerin ihtiyaçlarina sarf edilmek üzere ayirdi. Köprühisar'in çevresi yagmalanmakla birlikte kale zapt edilemedi. Inegöl yöresinde köyleri var ki ona "Turguteli" derler. Bu uygulama ile Seyh Edebali. Simdi dahi o azizin adi anilir. Köprühisar'inin alinmasi bir taraftan Germiyanogullarinin. savaslarda yararliliklari görülenler ile güvendigi kimselere tevcih etti. Inönü kalesini Aygud Alp'a. Bu arada Iznik üzerine yapilabilecek bir harekatin tertip ve tanziminde elverisli bir konumda bulunan Yenisehir'i de hükümet merkezi olarak seçti. Bu esnada (1302) söyle bir hadiseden bahsedilir: Osman Gazi. Bilecik kalesini ailesinin ikamet mahalli olarak seçen Osman Gazi. Sübasiligini kardesi Gündüz'e verdi. Devleti için Yenisehir'i merkez ve adaletin duragi edinerek askerlere konaklar yaptirip mescid ve hamamlar insa ettirmeye yöneldi. Bunlari. kuvvetleri arasinda bozgunluk ve tefrika çikarmaya sebep olacak bu hareket karsisinda. . Hoca Saadeddin Efendi. Eskisehir'i Gündüz Alp'a. Sultanönü demekle meshur olan Karacahisar sancagini Orhan Gazi'ye verdi. Kendisi Yenisehir'e giderek gazilere ev yapiverdi. hem beylik ailesine nezaret ediyor. fethini lüzumlu gördügü Köprühisar üzerine hareket etme tesebbüsüne geçecegi ve bu hususta gaziler ile beylerin de ayni fikirde olmalarina ragmen amcasi Dündar Bey'in. Yarhisar'i Hasan Alp'a verdi ki bu da yarar bir yoldasti ve kendileri ile birlikte gelmisti. Dündar Bey. Içerdekiler mahsur kaldi.

Osman Gazi. Bunun üzerine oglu Savci Bey'i bir miktar askerle gönderdi ise de kisin siddetli ve yollarin kapali olmasindan dolayi bu askerî birlik geri döndü. Böylece Ilhanli hükümdarinin emri de yerine getirilmis oldu. Anadolu'daki diger gazilerin gelip etrafinda toplanmalarina sebep oldu. Misir'daki Memlûk Devleti'ne karsi hareket ile Haleb'e gelmis. kendi ülkelerinde yari müstakil ve civardaki Bizanslilar ile harp ve sulh etmek haklarina sahip Anadolu beyleri için bir vecibe kabul ediliyordu. Böylece gerek Iznik. Ilhanli hükümdarindan gelen bu neviden emirlere itaat. Nesri'nin bu kaydini mubalagali ve hatali bulanlar. Nihayet Osman Bey. bilahare seferin ikmalini emîrlerinden Çoban Bey'e havale edip Tebriz'e dönmüstü. Daha önce de Osman Bey'in bagimsizlik hareketinden bahs edilirken temas edildigi gibi bu esnada Ilhanli hükümdari Gazan Mahmud Han. Bunun üzerine yapilan kuvvetli bir hücumla kale feth olunur. . Iznik'in devamli sekilde tazyik ve baski altinda tutulmasini temin maksadiyla güneyindeki dagin etegine bir kale insa olundu.rivayete göre aniden sinirlenerek amcasini okla öldürür. dinlenmek üzere bir müddet bekledikten sonra Iznik üzerine yürümüstü. Yolu üzerindeki Marmara'ya gelince buranin tekfuru itaat edip el öptü. baris) yolu ile teslim olmasini teklif eder. Harekattan haberdar olan bazi köylerin halki. Halka sulh (harb etmeksizin. fethi çabuklastirmak için askerlerine yagmaya müsaade ettigini bildirir. Iznik kalesine siginmisti. Bu teklifin kabul edilmemesi üzerine muhasara ve cenk baslar. Osman Bey'in. Bununla beraber çok müstahkem ve muhafizlari da kalabalik olan bu mühim kalenin zapti pek kolay görünmüyordu. gerekse çevresi sikistirilmis oluyordu. Içine levazim ve mühimmat konulan bu kalenin dizdarligi Taz Ali adinda gazi bir yigide havale edildi. Muhasaranin kaldirilmasina karar verilmekle beraber. Osman Gazi'nin ihtiyar amcasina karsi böyle bir hareketine mani bulunamayacagini ileri sürenler de vardir. Osman Bey. Fakat Anadolu beylerini de onun maiyetinde bulunmaya memur etmisti. Burasi Iznik'in fethinden sonra yikilmis fakat harabesi XVI. Bu savaslarin sonunda yurduna dönen Osman Gazi. Halkin evlerine ve mallarina dokunulmadi. Osman Bey de Köprühisar fethinden döndügü zaman bu emri almisti. Bunun için uzun bir müddet ugrasmak gerekiyordu. Çok siddetli bir çarpisma olmasina ragmen halkin hayatina dokunulmaz. Yenisehir ovasinda topladigi kuvvetlerini alarak Köprühisar'a gelir. Rum tekfurlarina karsi basari ile yürüttügü gaza harekati. Bunun üzerine Osman Gazi de kendisini yerinde birakti. asra kadar ayakta kalmistir. 1303 senesinde Yenisehir'den Iznik üzerine hareket etti. Bir taraftan Iznik muhasara edilirken. diger taraftan da akincilar çevre köylere akinlarda bulunuyordu.

Bu yüzden kuvveti sayica çok az olmasina (bes bin civari) ragmen bu müttefik orduyu Koyunhisari (Izmit'in Kuzey Dogusunda eski bir kale Baphaeon) mevkiinde karsilamaya karar verdi. Kete (Kite. Az ve fakat çevik bir kuvvetle hazir bekleyen Osman Bey. Osman Gazi. KOYUNHISARI MUHAREBESI ve SONRASI Osman Gazi ve beyligi için büyük bir ehemmiyeti haiz olan Koyunhisari muharebesi. Mamafih bu sükûnet hali. Osman Bey'in Iznik sehrini baski altinda tutmasi üzerine ilk defa Bizanslilarla karsi karsiya gelmesine de sebep olmustu. Anadolu beylikleri hakkinda takib edecegi siyasetin gelismesinde aramak lazimdir. Tarihçi Hoca Saadeddin Efendi bu siddetli çarpismayi söyle tasvir eder: "Kirilasica düsman edince cûs u hurûs Saflar kaynayip deniz misali eyledi cûs" . muharebeye girmekten çekinmedi. Bu arada Bizans'tan da Muzalon komutasinda iki bin kadar yardimci bir kuvvet geldi. casuslari vasitasiyla beyligi aleyhine düsünülen bu baskindan zamaninda haberdar oldu. Osman Bey ve arkadaslarinin basarilan. halen Bursa'da bir köy) Bednos (Mednos. Bu muharebede iki taraf ta çok zayiat verdi. Iznik kusatmasindan döndükten sonra bir müddet hareketsiz kalir. Bizans Imparatoru ile komsu Rum beylerini harekete geçirdi. Madenos. Karamanogullari beyligi Ilhanlilar tarafindan siddetle cezalandirilmisti. Bu toplantida basta Bursa Rum valisi olarak Atranos (bugünkü Orhaneli kazasinin merkezi olan Adrianos kasabasi). Bunun sebebini Gazan Mahmud Han'in yerine Ilhanli hükümdarligina geçen Olcaytu Muhammed Hudabende Han'in. Bursa tekfurunun reisligi altinda bir ittifakin kuruldugunun duyulmasindan sonra bozulacakti. Bu muharebe. Bursa'nin kuzey batisinda bugünkü Balat köyü) ve Kestel tekfurlan bu toplantida hazir bulunmuslardi. döneminin strateji bakimindan en önemli muharebelerinden biridir. Zira o dönemde. onlara uzun bir hitabede bulunarak Osman Gazi ve devletinin kendileri için nasil büyük bir tehlike oldugunu anlatmakla kalmamis ayni zamanda birbirleri ile nasil yardimlasacaklarini ve günden güne büyüyen bu tehlikeyi nasil bertaraf edeceklerini de bildirmisti. Bu sebeple 1306 senesinde kendi aralarinda bir toplanti yaptilar.Osman Bey. Bursa tekfuru. Buna göre tekfurlar büyük kuvvetler toplayarak ani bir baskinla bu tehlikeyi ortadan kaldirmaya karar verdiler.

Koyunhisari muharebesi sonucunda. Burada yeniden siddetli bir çarpisma meydana geldi."Yigitlerin oklari. Bu kilisenin rahibi. Gerek bu vak'a gerekse Osman Bey'in kuvvetlerinin azligi. Bursa ve Adrenos tekfurlari kendi kalelerine çekildiler. Osmanli kuvvetlerinin duraklamasina sebep olduysa da bizzat Osman Bey'in ileri atilip orduyu tesyi etmesi sonucunda düsman geri çekilme zorunda kaldi. Osmanlinin keskin kilici asiklarin kirpikleri gibi kanlar dökmele. gerekse onun halefleri zamaninda bu söz tutularak adi geçen köprüden geçilmedi. halk arasinda çok söhretli bir kimse kabul edildiginden evi kutsal bir mekân olarak ziyaret ediliyordu. Kara Ali. Bu takib. Osman Bey kuvvetleri. Osman Gazi. Kite tekfuru ise Ulubat tekfuruna sigindi. bozdoganlarin vuruslari altinda kirilmis. bu tekfura karsi büyük bir kin ve hinçlari vardi. kan deryasina gömülen kara kafalarinda yuva kuran fesad tohumlari. Osman Bey'in çevresinde hatiri sayilir bir Bey haline gelmesine sebep oldugu gibi düsmanlarinin da kendisinden çekinmesine sebep olmustu. bu rahibi ailesi ile birlikte Osman Gazi'nin huzuruna getirdi. Ancak gerektigi zaman nehrin denize döküldügü yerden kayiklar ile karsi tarafa geçerlerdi. güzellerin gözleri gibi fitneler saçmaya. Kestel ve Bednos tekfurlari burada maktul düstüler. Böylece Kite beyinin öldürülmesi ile bura ve Kestel de Osman Bey'in beyligine katilmis oldu. Osman Gazi'nin yegeni ve Gündüz Bey'in oglu Aydogdu sehid oldu. Tekfur. Osman Bey kuvvetlerinin. Bu sebeple onu takib ederek Ulubat tekfurundan teslimini istediler. Maglubiyeti kabul edip çekilen düsman ordusu. Bursa'nin kuzey tarafi hariç olmak üzere üç taraftan yolu kesilip tek basina ve yalniz birakildi. Böylece Bizans tarafindan da desteklenen birlesik ordu maglub oldu. Bununla beraber. rahibin güzel kizini Kara Ali ile evlendirdi." Gerçekten çok çetin geçen bu savasta. Islâm ordusu yeni bir basari ve zafer kazanmisti. Gerçekten de gerek Osman Bey'in hayatinda. Bununla beraber artik Izmit yolu da Osmanlilara açilmis bulunuyordu. Adanin içinde büyük bir kilise bulunuyordu. Bu muvaffakiyet. Bursa önüne kadar akin yapiyorlarsa da uzun müddet devam edecek bir muhasarada bulunamiyorlardi. Dinboz (Sogukpinar Nahiyesine bagli bir köy)'a kadar sürdü. ugursuz düsmanin kelleleri boru ve davul nagmeleri ile oynamaya baslayinca. kale halkinin istek ve israrlarina dayanamayarak bir sartla onu teslim edebilecegini söyler. Bu esnada Ulubat Gölü'ndeki Alyos Adasi Aygut Alp oglu Kara Ali Bey tarafindan sulh yolu ile feth olunmustu. kuvvetli bir savunmaya sahip olan Bursa'ya deniz yolu ile Bizans'tan yardim malzemesi gelmeye devam ediyordu. . takib edildi. Buna göre Osmanli kuvvetleri Ulubat nehri köprüsünden geçmeyeceklerdi.

105. Le Beau. Zira Ilhanlilar bu sirada hem içerde mesgul hem de hariçte Memlûk sultani ile mücadele halinde bulunduklarindan uclardaki harekâta bakacak durumda degillerdi. Aradan bir iki sene geçti. Tire ve Salihli gibi Bizans sehir ve kalelerini kurtarmak vazifesi ile görevlendirilmisti. faaliyetlerine devam ederek Iznik ile Izmit yolu üzerinde olup Iznik'in en mühim karakolunu teskil eden ve Türkler tarafindan Karahisar denilen Trikokiya (Karahisar)'yi aldi. Bu sihriyetten (akrabalik) memnun olan Ilhanli hükümdari. birer birer Türklerin eline geçiyordu. Bizans'a yardima gönderecek oldu. tasavvura göre hem Osman Gazi'ye karsi. Türkleri tehdide tesebbüs etmis ise de bunun pek fazla müsbet bir neticesi görülmedi. Osman Bey ise bu kadinin kullandigi magrurane tavir ve lisandan hiç ürkmüyor. Temmuz 1308'de gerçeklesen bu fetih sayesinde Osman Bey. tehdidini bilhassa Osman Gazi'ye tevcih etmesi. Bu zaman zarfinda bir devlete yarasir .Bir taraftan Osman Bey'e bagli kuvvetlerin faaliyetleri." Osman Gazi. bu defa da Ocaytu Muhammed Hudabende Han'a nisanlamis idi. Bu ordu. Bu sebeple Bizans topraklarina akinlar siklastirildi. Iznik'i sikistirmaya basladi. bütün bu basarilarindan sonra biraz dinlenmeye ve halkinin idaresi ile daha iyi mesgul olmaya baslamak için Yenisehir'e dönmüstü (1310). güçlü bir sekilde ortaya çikan bu yeni hareket karsisindaki tavri ile ilgili olarak Gökbilgin de söyle demektedir: "Bizans Imparatoru. Her ne kadar Ilhanli hükümdari. bilakis daha cür'etli hareket etmeye basliyordu. bu defa da prenses Maria'nin. kizkardesi prenses Maria'yi Ilhanli hükümdarina vererek Mogollarin yardimlarini kazanmak istiyordu. XXIII. diger taraftan öteki uclardaki Türk beylerinin Bizans kale ve topraklarina olan hücumlari sonucunda kazandiklari basarilarindan telasa düsen Bizans Imparatoru Ikinci Andronikos. Bati Anadolu'daki sehir ve kaleler. hem de Bati Anadolu'daki Türk beyleri tarafindan sikistirilip muhasara altina alinan Efes. Türk fütûhatindan kurtarilmasi için daha önce Mahmud Gazan Han'a nisanladigi hemsiresi (kizkardesi) Maria (Meryem)'yi. Bu sayede Osmanli tehlikesinden kurtulmus olacakti. Köyler yagmalanip birçok esir alindi. bu taraftaki akinlarin siddetinden ve bu yerlerin de imparatorluk merkezine çok yakin olmasindan ileri geliyordu. Fakat daha önce bu konuda uc beylerine yapilan ikaz ve ihtarlar herhangi bir fayda saglamadigi gibi.) seferber ederek. Bizans Imparatorunun. Bunun için Osman Bey. büyükçe bir orduyu (Uzunçarsili. fasil 53'ten naklen bu ordunun otuz bin kisilik bir kuvvet oldugunu belirtir. Osman Bey'e müstakbel esi Ilhanli hükümdarinin kirk bin kisi ile hududa dogru ilerledigi seklinde haber göndermesi de bir sonuç vermedi. Mogol yardiminin bir an önce gelmesi için Iznik'e gelerek. Maria'nin.

Osman Bey. onu yerinde birakti. Ona karsi olan sevgi ve muhabbeti bir kat daha artti. Bütün beyler ve pasalar bu ihtidaya sevindiler. Bundan sonra zafer kazanmaya ve galip gelmeye alisik olan gaziler 713 (1313) senesinde bir araya toplanip Osman Bey'e hitaben: "Ey Gazi Han. bu haberi alir almaz hazirliklarini tamamlayip süratle geldi. Bu karardan sonra hemen Köse Mihal'e haber göndererek "Hemen gelesin. Islâm'i kabul etsin. Ayrica tekfurun ricasi üzerine ogullarinda birini yanina aldi. Osman Bey. El öptükten sonra Osman Gazi'ye kalbinin bütün samimiligi ile: "Bana iman arzet. Lefke (Osmaneli) irmagi vadisine intikal ettirildi. Bundan sonra harekât. vakit kaybederek bos oturmak size reva degildir. Böylece kendisi hükümdar. bütün gaziler hazirdir. Osman Bey'i karsilamaya çikarak itaat ettigini bildirdi. Gaza ile mesgul olmak gerek" dediler. artik Abdullah Mihal olmustu. Böylece Köse Mihal. eger müslüman olursa ne alâ. Osman Bey. Köse Mihal de maiyyeti beylerinden biri telakki edebilecek bir muameleye tabi tutuluyordu. Buradaki tekfur. eger o Müslüman olmazsa evvela onun memleketi Harmankaya'yi çevresi ile birlikte talan edelim" dedi. Germiyan'dan gelebilecek tehlikeye karsi tedbir aldiktan sonra kilavuzlukta kullandigi Köse Mihal'in delâleti ile Hakk'a (Allah'a) siginarak Leblebici Hisari (Lubluce) denilen ve Ulu Dag'in eteginde bulunan Cubuclea kalesi tarafina akina basladi.sekilde düzen kurulup egemenlik saglamlastiriliyordu. Osman Bey tarafindan ilk defa yapiliyordu. büyük seferimiz vardir. Osman Gazi'nin önünde Müslüman oldu. Öbür oglu ise daha önce belirtildigi gibi anasi ile birlikte Bilecik'te idi. Bu harekatin sonunda Lefke ve Mekece hisarlarinin tekfurlari da . Simdiden sonra. Allah'a hamd ve minnet olsun. ona agir (kiymetli ve pahali) bir hil'at verdi. gerektigi sekilde sadakat ve feragat gösteren Köse Mihal. bundan sonra Germiyanogluna karsi müdafaa ve muhafaza etmek üzere. Osman Gazi huzurunda hazir oldu. Köse Mihal'e sancak verilmesi. Daha önce idare ettigi yerleri tekrar ona birakarak kendisine bir sancak verdi. Müslüman olayim" dedi. Böyle bir hareket. Bunun üzerine Osman Bey. oglu Orhan Bey'i Saltuk Alp ile birlikte Karacahisar'a gönderdi. O zamana kadar Osman Bey'le yaptigi ittifaktan ayrilmayan. kâfir maglub oldu. seni bekliyoruz" dedi. Bu tesvik üzerine Osman Bey: "Evvela Köse Mihal'i davet edelim. her nereye derseniz gidelim. Köse Mihal. Oglunu da hizmetine aldi. vaktiyle Selçuklu sultaninin Osman Gazi'ye göndermis oldugu sancaga bir nazire gibi idi.

Böylece onlar da daha önceki imtiyaza sahib oldular. hükümet merkezine dönmesini gerektiren acil ve önemli bir hadise zuhur etti. Osman Bey. Yeni feth edilen bu yerler hakkinda bilgisi olan Samsa Çavus. bu yüzden yerlerinde birakilmalari gerektigini ifade ile Samsa Çavus'a vermemistir. halen Osmaneli köylerinden biri olarak bilinmektedir. Bununla beraber Samsa Çavus'un sözünü de pek yabana atmayarak ona da Yenisehir suyunun Sakarya nehrine döküldügü yerde ve bu irmak kenarindaki küçük bir hisari (Hisarcik) temlik etti. Bu kale ve civarindan birçok ganimetler elde . Osman Bey'in gazileri bundan sonra Geyve Akhisari tarafina hareket ettiler. bu tekfurlarin itaatlerinin kerhen (zorla) oldugunu. cemaat kendi milletlerine rücu' göstereler" diye düsüncesini açiklayarak buralarin kendisine verilmesini istemis ise de Osman Bey. Ilhanli hükümdari Olcaytu Muhammed Hudabende tarafindan. Maglup olan tekfur önce kaleye çekildi. Bu ordunun kime ne zaman taarruz edecegi bilinmediginden zamaninda tedbir almak gerekiyordu. Osman Bey ise Yenisehir'e döndü. kisa bir zamanda burayi da feth ettiler. Bu köy. Yerlerinde birakildiklari gibi mülk ve arazileri de hasardan korunmus oldu. Fakat bir aydan daha uzun bir süre seferde bulunan Osman Bey'in. Gaziler. Bu arada Geyve'ye bagli bulunan Tekür pinari denilen çetin ve metin kalenin de zapti gerekiyordu. Çoban Bey idaresinde büyük bir ordunun Anadolu'ya sevkedildigi hakkinda alinan haberdi. bu adamlarin mülk ve memleketlerinden tamamen mahrum edilemeyecegini.itaat arz ettiler. kaleyi bosaltarak halkini da yanina almis olarak Kuru Dere denilen müstahkem bir vadiye gitmisti. Burasi sarp ve geçilmesi zor bir derbende sahipti. Tekfurunu yakaladilar. birkaç bin süvari ile karsilik verdiginden siddetli bir harp oldu. Gazilerin hareketini haber alan tekfur. Bu yüzden Tekür pinarinin alinmasi Aykut Alp'in oglu Kara Ali'ye birakildi. Köylerini de gazilere timar olarak verdi. Akhisar ise gazilerin eline geçti. tekfurlarin harekatini gözetlemeye memur edildi. fakat kalenin sikistirilmasi üzerine müdafaa edemeyecegini anlayinca sarp bir kaya üzerinde bulunan Karacebesi hisarina kaçti. firsat bulduklarinda bunlarin tekrar Bizans hakimiyetini kabul edebileceklerinin uzak bir ihtimal olmadigini belirterek: "Olamaya ki. Bu arada Kara Ali çok kisa bir zamanda Tekür pinanni aldi. Yenisehir'e dönmesini gerektiren olay. Osman Bey'in. Bol ganimet elde ettiler. burada bir aydan daha fazla bir müddet kalarak o memlekete eman ve emniyet gösterdi. Daha sonra da Geyve üzerine varildi. Böylece Samsa Çavus. Bu kalenin tekfuru. Daha sonraki dönemlerde Osmanli Devleti teskilatinda ve bilhassa saray vazifelileri arasinda rol oynayan "çavus" tabiri ve rütbesi ilk defa bu gazi tarafindan tasinmistir.

On seneden fazla sürecek olan Bursa kusatmasinin baslangicinin 1314 yili oldugu anlasilmaktadir. Osman Bey. diger bazi göçer asiretler gibi firsat . îlhanli Devleti. Komutalari altindaki elliser cengaverle sehre disardan yardim ve erzak sokmamak. Osman Bey ile yaptigi meydan savaslarinda maglub oldugu için kaleye çekilmisti. Bunlardan bir kismi da Germiyanlilarin hakim bulundugu Germiyan ili mintikasina yerlesmisti. hisardan tasra parmagin çikaramazdi. Çavdaroglu diye bilinen bir reisin idaresinde idi. Bu asiret. Bizans kaynaklarinda ise "Tohar" seklinde geçen Çavdar asireti idi. Bu hizmetine mükafat olarak da Kara Ali'ye Tekür pinari ve çevresi timar olarak verildi. Bursa'ya siginmaktansa Osman Bey'e tabi olmayi tercih ediyor ve onlarin himayesinden faydalaniyordu. Osman Bey. Çavdaroglu". hazine) zapt ediyor. 1314 yilinda gaziler ile Bursa üzerine yürür. Bunlardan biri kaplicalar tarafinda. içeriden çikacaklara mani olmak ve böylece Bursa'yi devamli bir sekilde baski altinda bulundurmak vazifesi ile mevkilerinde sebat ettiler. köy ve nahiyeleri de timar olarak gazilere dagitiyordu. insaatlarini bir yilda bitirdigi bu hisarlarin yapilmasi esnasinda etrafa akinlar tertib ettirdi. Bunun için iki hisar yapildi. Asiret. Anadolu'ya birçok asiret gelmisti. Bunlardan biri de Osmanli kaynaklarinda "Çavdarlu. Bu esnada düsman kaleden çikamiyordu. aldigi yerlerin mahsul ve gelirlerini beylik için (beytu'l-mal. Birincisi Osman Bey'in yegeni Ak Timur'un. Bunlar. Hatta Asikpasazâde'nin ifadesine göre "kâfir. Anadolu Selçuklu ülkesine hakim oldugu zaman. digeri de yukari dag tarafina bakiyordu. Osman Bey'in ülkesinin hududunda konar göçer bir halde yasiyordu. sarpligi ve nüfusu ile muhafizlarinin çoklugu eskiden beri biliniyordu. Osman Gazi "Buna sabir gerektir" diyerek kale üzerine havale (kontrol altinda bulundurmak için) yapilmasini emr eder. Osman Bey. ikincisi de Balabancik adindaki kölesinin dizdarligi altinda idi. Kale tekfuru.ederek Osman Gazi'ye gönderdi." Bu hisarlarin insa edilmesinden sonra Yenisehir'e dönen Osman Gazi'nin bu yigit komutanlari. Bursa'nin fethine kadar on seneden fazla bir müddet burada kaldilar. Bu Bizans kalesinin metinligi. Osman Bey. Osman Gazi tarafindan yapilan askerî ve istisarî bir toplantida Bursa kalesinin hücum ile zaptedilemeyecegi kanaatine varildi. Bu esnada birçok köylü. Her tarafi vurdurdu. basta Bursa olmak üzere Iznik ve Izmit'in zaptini da hedefleri arasinda sayiyordu. Kalenin kapilarindan birini kendine karargah olarak seçer. Sakarya vadisinde ve Marmara havzasinda bazi mevkileri ele geçirirken.

Gerek komsuluk hakki. Orhan'i kendi basina sefere göndermesi. komsudur. bu Tatar and tutar taife olmaz. pazarini basan ve oradaki mallara el koyan Çavdar Tatari'na karsi Osman Gazi. Germiyanogullari ile Osman Bey'in gazileri ve halki arasinda bu siralarda mevcud olan sogukluk ve geçimsizligin baslica sebebi de bu idi. Beyleriyle birlikte bunlara da and verelim ve onlari serbest birakalim. o zamandan tâ Yildirim zamanina kadar düsmanlik olmadi. aldiklarini tamamiyle biraktirdigi gibi onlardan bir kismini da yakalatip Karacahisar'a getirdi. Orhan. her ne kadar bu Tatarla ahd edip. Bundan böyle Bizans'a karsi olan fütuhatlarda o. Onlara göz açtirmayan Orhan. Öyle de yaptilar. Daglar arasinda. sel gibi yol keser" ve ansizin köy basarlardi. Yakalananlar arasinda Çavdar Tatari'nin oglu da vardi. Osman Gazi gelince Çavdar oglunu getirdiler. gazaya. bu zâlim. Ben burada oturayim. gayet yumusak davranmistir. derhal Orhan'in yanina gelip toplanirlar. maiyetine de Akçakoca. Bu defa var sen gaza et. Osman Gazi "Ogul. ona olan güveninin bir ifadesi idi. Bu haberi alan Osmanli yigitleri. Konur Alp ve Köse Mihal gibi ünlü gaziler veriliyordu. komutan olarak tayin ediliyor. Lefke kazasina gittiginde. öldürmek olmaz. ORHAN GAZI'NIN KOMUTANLIGI . süratle yola koyulup Çavdar Tatarina yetismek ister. Görüldügü gibi Germiyan taraflarindan gelip kendisini rahatsiz eden. Karacahisar pazarina hücum edip basmisti. Hem de Müslümandir. babasi gelinceye kadar bunlari sakladi. and vererek gönderdik ise de. oglu Orhan'i gönderecektir. Gönderirken de Çavdarli Tatari hakkinda söyle diyecektir: "Ogul Orhan. sadece bir daha böyle bir harekete girismeyecegine dair kendisinden söz almakla yetinmisti. Bunlar. Hak Teâlâ'nin sana zafer vermesi ümid olunur. bununla da kalmayarak pazari da yagmalamisti. Orhan. Osmanlilar ile Çavdarli asireti arasinda meydana gelen bir hadiseyi söyle nakl ederler: "Osman Gazi. Bununla beraber tedbiri de elden birakmamaktaydi. Caydirici olmasi bakimindan kendisi orada bulunacak. Gazi Abdurrahman. Oynashisari denilen harabe bir hisarin yaninda onlara yetisir.buldukça "yel gibi eser. Simdi dahi onlardan kalanlara Çavdarli denmektedir. Germiyan'dan Çavdar Tatari. Bu esnada Eskisehir'de at nallatmakta olan Orhan Gazi'ye haber gönderilmis." Babasinin. Kaynaklar. varsin memleketlerine dönsünler" dedi. gerekse müslüman olmasindan dolayi onu öldürmemis.

Orhan onlarla beraberdi. henüz toy bir delikanli denebilecek oglunun yanina yirmi senelik bir sadakat ve baglilik ile güvenilirlikleri isbatlanmis olmakla bitmeyen ayrica harb ile tecrübe edilmis en cesaretli silah arkadaslarindan dördünü de onun komutasinda gönderdi. "Gaziler! Ha göreyim sizi ki din yolunda nasil davranirsiniz" dedi. Ancak bunlarin Tatarligi gitmez. Gaza niyeti ile sefere çikti. Dogruca Kara Çebis'e yürüdü ki. Orada gazileri üç bölük (kisim) ettiler. Orhan. Hatta onu esir alarak babasina götürmüstü. Bu muvaffakiyet. Hemen atina binip sürdü. . "Varalim. Tekfur "daha baska Türk var mi" diye sordu. Bir bölügü de hisarin yaninda bir dereye girdi. Bununla beraber. Türklerin ardini basalim" dedi.Biraz önce temas edildigi gibi. Osman Gazi tarafindan harp idare ve sevkini ögrenmek böylece tecrübe kazanmak üzere Sakarya nehri ile Karadeniz arasindaki yerlerin feth edilmesi görevi ona verildi. Orhan Gazi'nin yalniz basina gittigi ilk gazasi budur. Gazi Abdurrahman ile daha önce Müslüman olmus olan Köse Mihal idi. Gazi Abdurrahman ve Köse Mihal'i yarar yoldastir diye Orhan Gazi'nin yanina verdi. Konur Alp. Osman Gazi'nin itimad edip güvendigi genç oglu Orhan için idarecilik ve komutanlik kapisinin aralanmasina sebep olmustu. Tekfur bu sözü isitince çok sevindi. Osman Gazi dahi oraya (önceden) gitmisti. Kaynaklarimiz bu konuda su bilgileri vermektedirler: "Bir gün Osman Gazi dedi ki: "Ogul Orhan. Osman Gazi. Allah." Orhan Gazi: "Hanim! Her ne buyurursan kabul ederim. Gel. Gözcüler gönderdi. Hisar kapisini açti. Akça Koca. Hisara varmaya bir konaklik mesafe kalmisti. Tutup tekfura götürdüler. bir kaç gün hisar önünde savasti. Hiç Türk görmediler. Orhan Gazi. babasinin duasini aldi. Germiyan'dan gelip Karacahisar pazarini yagmalayan Çavdaroglu'nun pesine düsmüs. Himmet kilicini kusandi. sen bu gazilerle Kara Çebis ve Kara Tekin'e var. Bir bölügü geceleyin hisarin ötesine geçti. Orhan Gazi. Bir bölügü vardi hisarin üstüne yürüdü ki. bu Tatara gerçi and verdik." dedi. Bir Türk buldular. Konur Alp. Oynashisari denilen yerde onu maglup ederek perisan etmisti. Bu yüzden. Bunlar: Akça Koca. Bunun üzerine kâfirler Türkler kaçti deyip hisar önüne çiktilar. sana basari verir diye umarim. O da "yoktur hepsi bu kaçanlardir" diye cevap verdi. "Türkleri dereden çikartmayalim" dedi. Savas ederken kendilerini sarsilmis gibi gösterip kaçtilar.

Bu hisarin asagi tarafinda Ap Suyu (Ebe Suyu) denen bir hisar daha vardi. gazilerden tekrar satin aldi. Orhan. Onu da ahd ile aldilar. Bu iki hisara el koydular. Yürümek gerek ki. Bu uclar son derece isler oldu. Akça Koca da Ayan Gölü (Sapanca Gölü)'nun suyunun aktigi yerde Bes Köprü'de bir bogazcik vardi orayi durak edindi (üs olarak kullandi). kâfileri yerli yerinde birakti. Uzuncabel'de bulusarak iki gün iki gece kaldi. Gaziler onu yakalayip hisari feth ettiler. Akça Koca da Akdemir'le birlikte Akova'ya hücum etti. Tekfuru alip oraya getirdiler. Islâmiyet için can ve bas . vurusurlardi. kaleyi vermedi. Her vakit bu hâl ile durusurlardi. Sipahisini çikarip hisari saglamlastirdilar. Kâfiri döndürerek yine Tuz Pazarina geldi. Gaziler. Yukaridaki Türkler de gözüktü. tekfuru yakalayip öldürdüler. Akyazi'da Tuz Pazarini aldi. diger taraftan da Akça Koca Izmit ile mesgul oldular. Bunun üzerine Orhan Gazi: "Gaziler! Islâm gayretidir. derhal kalenin kapisini kirarak yagmaladilar. Akça Koca'ya da Ap Suyu'nu verdiler. Bir taraftan Konur Alp Akyazi ile. Malini da gazilere bölüstürdüler. alinan esirleri. Bundan sonra Kara Çebis'teki Konur Alp'a ve Kara Tekin'deki Samsa Çavus'a Iznik'e havale gibi olsunlar (kontrol altinda tutsunlar) diye adam gönderdiler. Ama Konur Alp.O esnada yan tarafta gizlenmis olan Türkler. Kendisi Kara Tekin üzerine yürüdü. hisar kapisini tuttular. Böylece Iznik'e rahatlik vermezlerdi. Konur Alp. Oradan orman arasinda olan yere hücum ederdi. Gazi Abdurrahman da Istanbul'dan gelen kâfirleri kirardi. Hisarin beyine haber gönderdi ki: "Bu hisari bana ver. bu tekfuru ordusu ile birlikte Akhisar'a getirdi. Samsa Çavus'u da hisara birakarak Yenisehir'de bulunan babasi Osman'in yanina döndü. Orhan Gazi. bu hisari yagma edelim" diyerek kalenin yagma edilmesini emr etti. Fakat hisar önünde duran Türkler ile karsilasti. Elhasil Orhan Gazi bu ucu saglamlastirdi. zaman zaman çikip Akyazi'ya hücum ederdi. gaziler gece ve gündüz at sirtindan inmeyerek fetihlerden fetihlere kostular. gazilere karsi gönderirlerdi. Gazi Abdurrahman da Istanbul tarafindaki il'e hücum ederdi. Kâfirleri de babasi Osman'a gönderdi. Halka emniyet ve eman verdi. seni yine hisarda birakayim. Söyle ki. Ad benim olsun. Onlari ahd ve emânla hisara yerlestirdi. Benim istek ve hedefim Iznik'tir" dedi. (Onlar) zaman zaman gidip Iznik'in bahçelerini harab ederlerdi. Bunun üzerine Istanbul'dan kâfir seçerek. Orhan Gazi. tekfurun kizini büyük bir ganimetle birlikte babasina gönderdi. Konur Alp'a Kara Çebisi. Bunu gören tekfur "Hey daha Türk varmis" deyip döndü. Kâfir bu sözü isitince hayli gücüne gitti.

bilahare kendi adi (Koca Ili. basit bir sekilde de olsa divan toplayarak istisarelerde bulundugu muhakkaktir. Miladî takvimlerin 1318 senesini gösterdigi bu zaman diliminde Akça Koca. Bu sebeple 1320 tarihinden itibaren oglu Orhan Bey'i kendisine vekil tayin etmis oldugu söylenebilir. Bunlarin basina da ümerâdan ve gazilerden Konur Alp. Bir yandan. teskilât ve müesseseler mevzuunda Selçuklulari kendine örnek almisti. uc beyliginden müstakil bir devlet haline geçiste ortaya çikan islerin görülmesi ve memleketin mütemadiyen genislemesi için gereken tedbirler alinirken. artik ihtiyarlayip yorulmustu. Bununla beraber. OSMAN BEY'IN ÖLÜMÜ Tarihî kaynaklar. Bunlardan ilki yani Konur Alp. asker gazileri ve ümerayi Yenisehir ovasinda toplayarak herkesin . Böylece Sakarya ile Karadeniz ve Sapanca Gölü sahasindaki bazi kalelerin zapti basarilmis oldu. Kocaeli) ile anilacak olan Sakarya Nehri'nin batisindan Izmit kalesine kadar olan yerleri feth etti. hududlarinin en önemli noktasi olan Iznik'in yavas yavas ve adim adim. Bu yüzden. vahsi Asya kani ile en eski ve en yeni Avrupa unsurunu kaynastirmis olan tarihteki yegane milletin ve alti asir inkitaa ugramaksizin (kesilmeksizin) erkekler vasitasiyle devam etmekle temayüz eden bir hanedanin müessisidir" dedigi Osman Gazi. Bu arada Romatizmadan da muzdaripti. islerin daha iyi idare edilebilmesi için kanun. daha önce de belirtildigi gibi Bizans hududunda üç aded uc bölge ihdas etmisti. cihanin bildigi en büyük imparatorluklardan birinin. (Nikomedia). ikincisi yani Akça Koca. Bu sebepledir ki. Izmit. hakli olarak bu bölge onun adi ile adlandirilmistir. diger taraftan da müslüman ve hiristiyan tebeanin asayis ve huzurunun bir kat daha artmasina dikkat gösterilmekte idi. nizam ve töreler vaz' edilmesi ile mesgul oldugu. Bilindigi gibi Osman Gazi. hasimlari olan Osmanlilar tarafindan muhasara altina alindigini görmüs oluyordu. Gibbons'un: "Osman. üçüncüsü olan Samsa Çavus ise Iznik (Nicea)'e müteveccih idi. memleketin en kuzeyinden Karadeniz'e kadar olan yerlere.(ile) oynarlardi. Akça Koca ve Samsa Çavus'u tayin etmisti. Osman Gazi'nin 1320 tarihinden itibaren faal hayattan çekildigini ve idareyi oglu Orhan'a biraktigini kayd ederler. Bütün bu olaylardan sonra Bizans Imparatorlugu. Yakalandigi Nikris hastaligi yüzünden fiilen harblere istirak edemeyen Osman Bey.

Fakat daha önce. gerekse Bursa'nin fethi ve Osman Gazi'nin cenazesinin oraya nakli meselesi gözönüne alindigi zaman. seyrek sakalli ayakta durdugu zaman kollarinin dizine kadar uzandigi. iyi bir idare. yassi burunlu. s. tatli sözlü ve heybetli biri olarak tasvir ettigi Osman Gazi. Osman Gazi'nin vefati 710 (1310) senesinde. Bununla beraber Orhan Gazi'nin hükümdarliginin da 1324 yilinda oldugu kabul edilebilir. Zira 1324 tarihli bir vesika ile Orhan'in bu tarihte hükümdar bulundugu ve ilk akçasinin tedkikinden de ayni senenin üçüncü ayinda (724) Rebiülevvel = 1324 Subat) Osmanli Beyi oldugu anlasiliyor.huzurunda Bursa'nin fethi isi ile Orhan Bey'i görevlendirdi. Su halde Osman Bey'in vefat tarihini 1324'ten evvel veya o tarih baslarinda kabul etmek lazimdir. Halil-i Konevî ile Sükrullah'da. degirmi çehreli. Seyh Edebali ve kardesi Ahi Semseddin'in oglu Ahi Hasan'i tayin etti. Turgud Alp. yoksa henüz o hayatta iken mi hükümdar kabul edildigi meselesi henüz kesinlik kazanmis degildir. itidalli. idareyi ogluna biraktiktan sonra ne kadar daha yasadigi kesin olarak belli degildir. Uzunçarsili. sabirli ve müsamahali olmasi ile etrafindaki asiretleri de nüfuzu altina almayi basaran bir kimsedir. Hatta. orta boylu. yüksek kabiliyeti. vaktiyle kardesinin oglu Aydogdu'yu sehid eden Etranos (Orhaneli) tekfurunun cezalandirilarak kalesinin alinmasini. Belleten'deki makalesinde bu konuda farkli görüsleri de vererek söyle der: "Osman Bey'in vefati senesi tarihimizde birbirine uymamaktadir. Gibbons'un (Osmanli Imparatorlugu'nun Kurulusu. Halbuki elimizdeki 724 (1324) tarihli vakifnâme. Orhan Bey gibi degerli ve hayirli bir . Solakzâde'nin. bize karayagiz. Tâcu't-Tevârih. 33) adli eserinde 726 (1326) tarihinde gösterilmis olup." Gerek bu görüsler. Osman Bey'in. Hammer. ela gözlü. vefat tarihinin 1326 yili olmasi icab eder. Orhan'in bu tarihte hükümdar oldugunu göstermektedir. Bununla birlikte onun vefatinin 724 (1324) yilinda oldugu kabul edilmektedir. Lütfi Pasa'da 718 (1318). 723 Ramazan (1323 Eylül) tarihli Asporçe Hatun vakfiyesindeki kayda göre Osman Gazi'nin bu tarihte hayatta oldugu anlasildigindan vefati 1323 Eylül ile 1324 senesi Mart'i arasinda olmalidir. Onun maiyetine de Köse Mihal. rakiplerine kendisini sevdirmesi ve mücadelesinde planli hareketi. Ali ve Meskûkât kataloglari hep bu sonuncu tarihi kabul ederler. "Fahrüddin" lakabini tasiyan Osman Bey. Osman Bey'in ölümünden sonra mi Orhan'in hükümdar oldugu. Asikpasazâde. Bursa'nin fethi haberini ölüm döseginde almisti. keskin ve saglam bir görüs. Seyh Mahmud Gazi. Idris-i Bitlisî'de 721 (1321). bundan sonra Bursa'nin fethine tesebbüs edilmesini emretti.

ama esef edip üzülmüyorum. Ancak bu suretle Allah'in lütfuna nail olursun. Terekesi içinde fazla kiymetli bir sey yoktu. Idare ettigin halka karsi esit muamele et. Techiz ve tekfini ile Çandarli Kara Halil ile imami Yahsi Fakih mesgul olmuslardi. XVUI. bir kaç at. oglu Orhan'a Bursa'yi baskent yapma vasiyetinde de bulunmus oluyordu. Kara Iskender. Önce Sögüt'te muvakkaten defn edilen Osman Bey'in nasi. Bu türbede. Islâm'in ilk muhariplerininki gibi sade idi. asir baslarina kadar Osman Gaziye ait olan ve ziyaretçilere gösterilen iri taneli bir tesbih ile büyük bir davulun kasnagi vardi. Beni Bursa'da Gümüslü kubbeye (Gümüslü Künbet) defn et. sade bir kiliç (Ruhî ve Hammer'e göre iki uclu). at için zirh takimi (yançuk). Seyh Ahi Semseddin. Ahi Hasan. bir tirkes. bir kasiklik. bir mizrak. Elbisesi. Kendi döneminde kara lakabi ile anilan Osman Gazi'ni saç.halef biraktigi için gözü açik gitmeyecekti. Kara Yusuf ve Karakoyunlu gibi isimlerle zikr edilen bu neviden lakablara tesadüf etmek mümkündür. Bir seyi iyice bilmeden harekete baslama. ondan baska insanlar için de kullanilmistir. Türkmenler arasinda cesur kimseler için kullanilan bu lakab." Buna göre Osman. Bilmedigin seyleri ulemaya danis. . Bunlardan baska iri taneli bir tesbih ile Selçuklu sultani tarafindan Karacahisar'in fethinden sonra kendisine hediye edilen davulun kasnagi da zikr edilir. daha sonra vasiyeti geregi Bursa'da Gümüslü Künbed'deki türbesine nakl edildi. sakal ve biyiklari da kara idi. ölüm döseginde iken etrafina oglu Orhan ile hükümetin büyükleri olarak kabul edilen gazilerden Turgut Alp. Sana muti (itaat edenleri) olanlan hos tut. iyi adam ol. O. Rivayete göre bunlar. bir tuzluk. misafirlerine ikram için besledigi üç sürü koyun idi. Fakat ne yazik ki bu iki tarihî hediye XIX. herkese karsi musavatli olup onlari himaye et. Onlara ve özellikle Orhan'a nasihatlarda bulunarak söyle dedi: "Ben ölüyorum. Çünkü yeryüzündeki padisahlarin vazifesi budur. merhametli ol. Çünkü senin gibi bir halef birakiyorum. Osman Bey. Islâm dininin nesrine çalis. ne altin ne de gümüs birakti. ondan hemen sonra da hanimi ve Edebali'nin kizi olan Mal Hatun (Malhun Hatun)u kayb eden Osman Bey. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre Osman Gazi. Osman Gazi öldügü zaman (dogum tarihinin farkh kabul edilmesine bagli olarak) 66 veya 69 yasinda idi. Alasehir dokumasindan kirmizi renkli sancaklar. bir çift çizme. Nitekim Karasi Bey. çok sade bir hayat yasadi. Sultan Alaeddin'in hediyeleri idi. Adaletli ol. bizzat kendi eli ile anlari Bilecik'te defn etmisti. Üç ay kadar önce kayinbabasi Seyh Edebali'yi. Kara Yülük. asrin ortalarinda Bursa'da çikan bir yanginda yok olmuslardi. Çandarli Kara Halil ve Kara oglan gibi devlet ricalini topladi. Kalan esya Denizli bezinden yapilmis sariklik bez.

Beytülmalden hiç bir sey almadigi. Pazarlu. Seyh Edebali'nin kizi Bala Hatun'dan. Akinlarindan bizar duruma düsen Rum ahalî. Halbuki vakfiye bize Osman Bey'in müteaddid ogullarini ve bir kizinin mevcudiyetini haber vermektedir. Orhan'in da Ösman Bey'in ilk zevcesi ve Ömer Bey'in kizi Mal Hatun'dan dogduklari bilinmektedir. kendi döneminde daha sonraki Osmanli hükümdarlari için kullanilan sah. Bununla beraber digerlerinin bu kadinlardan mi yoksa baska kadinlardan mi oldugu henüz kesin olarak tesbit edilebilmis degildir. Bu arada ganimetlerden kendi hissesine düsen miktar da onun varidatinin (gelirlerinin) bir kismini teskil ediyordu. Buna karsilik Halkondil. Kendi tekfurlarindan görmedikleri âdilâne muameleyi. Hamid adinda ogullari ile Fatma adinda bir kizi bulunmaktadir. Osman Gazi'ye. O. Bununla beraber bu çocuklarin hangi veya kaç hanimdan olduklarini belirtmemektedir. Bu hal. Osman'in üç ogul biraktigini söyler. Bu sebeple Osman Gazi'nin gerçekte kaç hanimla evlendigi ve çocuklarinin hangi hanimlardan olduguna dair henüz tam bir bilgiye sahip degiliz. onun himayesi altina girince her türlü taarruzdan masun ve mahfuz bulunuyordu.Daha önce de kisaca temas edildigi gibi Osman Bey. kendi toprak ve sürülerinden elde edilen gelir ile geçindigi. padisah ve sultan gibi ünvanlar verilmemisti. . OSMAN BEY'IN ÇOCUKLARI Osmanli tarihleri. Osman Gazi'nin vefati esnasinda gerek miras taksimi. Çoban. baslangiçta sadece Osman Bey denildigi. Su kadar var ki. Melik. istiklâlinden sonra da bazan "han" denildigi kabul edilmektedir. Diger bütün Türkmen beyleri gibi. gerekse idareyi ele alma bakimindan Orhan ve Alaeddin adinda iki oglundan bahs ederier. tarihçilerin ittifakla söyledikleri gerçeklerdendir. Bir Germiyan'linin istegi üzerine halka tarh ettigi "Bac-i bazar" vergisi. adaletle hareket etme ve halka karsi cömertçe davranma gibi özelliklere de sahipti. reâyanin gönül hoslugu ile ödedigi ve Bizans vergileri ile mukayese edilemeyecek kadar az ve adaletli bir vergi idi. bir yöneticide bulunmasi gereken bütün vasiflan kendi sahsinda toplamisti. Bundan baska bütün haklari da teminat altina aliniyordu. Osman Gazi'ye tabi olunca hemen elde ediyorlardi. Buna göre Osman Bey'in Orhan'dan baska Alaeddin Ali. Alaeddin Ali Bey'in. devletin ilk kurulus yillarinda onun etrafinda toplanan cemiyeti kalabaliklastiran ve senlendiren sebepler arasinda sayilmaktadir.

Görüldügü gibi Alaeddin Ali Bey. Bursa ve çevresinde vakiflar tesis etmek suretiyle birçok hayir islerinde de bulunmustur. Orhan'dan küçüktü. daha sonra da babasinin yaninda Yenisehir'de bulunmustur. Osman Gazi'nin diger ogullarindan yalniz Pazarlu Bey'in Iznik muhasarasi ve Pelakanon (Darica civan) muharebesinde bulundugu kayd edilmektedir. Orhan döneminde vefat ederek Bursa'da babasi Osman Bey'in türbesine defn edilmistir. kapidan yukariya dogru ikinci bir mescid ve yaninda evler yaptirdi. Alaeddin Bey.Fatma .Melik Bey .Pazarlu Bey ORHAN GAZI DÖNEMI .Hamid Bey . Osman Bey'in sagliginda dedesi Edebali'nin yaninda Bilecik'te. Orhan da o köyü kendisine vermisti.Alaeddin Bey . Osman Bey'in Çocuklari . Alaeddin Bey. Bursa'da Kaplica kapisina girilecek yerde kale içinde bir mescid. s. 37'de Kurada) çiftliginin hâsilati ile geçinmistir.Alaeddin Ali Bey. Alaeddin Ali Bey. Kükürtlü'de bir tekke yapti.Orhan Bey . Kendisi de orada sakin oldu. babasinin ölümünden sonra kardesi Orhan Bey'e beylerbeyi olmus sonra kendisine temlik edilen Kite ovasindaki Futra veya Fodra (Âsikpasazâde.Çoban Bey . Âsikpasazade'nin ifadesi ile bu köyü bizzat Alaeddin Bey istemistir. Alaeddin Bey'in ogullari daha sonralari ellerindeki yerler ve babalarinin vakiflarini idare ederek hayatlarini sürdürmüslerdir.

bu bir güzellik alâmeti olarak kabul ediliyordu. Okundan kaza. gerekse savasta tükenmeyen bir enerji ve ustaliga sahip bir hükümdardi. Ancak yumusak huylu olup kimseyi incitmez. hem de ideoloji sahasinda devam ettirmek kararinda idi. sakal ve biyigi sik olup parlakti. kutlu ve mübarek olmasi için "Murad" adi verilir. Osmanli tahtina geçip oturdugu zaman." Gerek siyaset. Osmanli Devleti'nin kurulus yillarinda zeka. genis gögüslü. Ihtiyaru'd-din ve Seyfu'd-din gibi ünvanlara sahip olan Orhan. koç burunlu. Aslinda. ne yaptigini ve ne yapmasi gerektigini iyi bilen bir kimse idi. babasi gibi güçlü ve büyük bir hükümdar oldugunu isbatlayan Orhan. begenilir özlü ve herkese karsi eli açik cömert birisi idi. Sükrullah'in ifadesine göre güzel yüzlü. kilicindan ölüm ders alirdi. fizikî yapi) hakkinda su bilgiler verilmektedir: Bursa kalesinin fatihi Ebu'l-guzat Sultan Orhan. "Savas gününde de sanki Sâm veya Nerimandi. yine de tahti kardesine teklif etmekten çekinmemisti. bu sebeple onun bey. gazi ve silah arkadaslari tarafindan oy birligi ile reislige getirilen Orhan. Bununla beraber o. Güler yüzlü. uzunboylu. Gerçekten. ak benizli. Bünyesi kuvvetli. güvenirlilik ve taktikleri uygulama bakimindan fevkalade bir sahsiyet olan Orhan Bey'in özellikleri (hilye. tahta çikar çikmaz topraklarini genisletmek ve tebeasinin varligini çogaltmak için fetihlere basladi. kâfire zahmetti. ela gözlü. Dedesi Ertugrul Gazi'nin vefat ettigi 680 (1281-1282) senesinde dünyaya gelen Orhan Bey'i. kardesine teklif edip ondan feragat edebilecegini söyleyecek kadar özverili bir kimse olan Orhan'in bu teklifi. daha ölümünden önce onun kendi yerine geçmesini istemisti. . Gazi. heybetli ve vakur bir padisah idi. Sag kulaginin altinda bir ben vardi ki. tatli sözlü idi. iri yapili. Tahti. babasinin suurlu politikasini devrine ve yerine göre hem kiliç. cesaret. Tahta cülûsu esnasinda bir sehzadesi dünyaya gelen Orhan Bey'in bu ogluna. Çevresindeki ulema. yigit ve bahadir oglu Orhan Gazi. Alaeddin Ali tarafindan geri çevrilir. kimsenin hatirini kirmazdi. Mü'mine rahmet. tahtin kendisine daha layik oldugunu.Osman Bey'in. 1324 yilindan itibaren hükümdar kabul etmek mümkündür. kendisinin de ona yardimci olarak kalmasini istemisti. Sucau'd-dünya ve'd-din. onun askerî yeteneklerinin üstünlügünü gören babasi. Zira Alaeddin Ali.

Ak Deniz adalarinda Cenevizliler ile Venedikliler bulunuyordu. 1324 Subat'indan baslayip 1362 Mart'ina kadar devam eden Orhan Bey'in idaresi. ileride de görülecegi gibi bu iliskilerinde hasimlarina karsi bile âdil davranan. mahirâne bir strateji takib ederek çevresindekilerle münasebetlerini devam ettirip gelistiren Orhan Gazi. kendisine biraktigi vatan topragini dinamik ve faal kadrosu ile kisa zamanda birkaç katina çikaran Orhan Bey. Müslüman Türk beyliklerinden önce. Marmara ve Ege'de Bizanslilar. sosyal ve ekonomik hayatinda önemli derecede rol oynayan bir merkezdi. idarî. Çandarogullari gibi Türk beyliklerinden baska Amasra'da Cenevizliler. Mentese.000 km2 olarak biraktigi yeni beyligin basina geçtigi zaman. Tarihin bu zaman dilimi. dinî. onlarin kisiliklerini rencide etmeyen ve kisilik haklarina riayet eden bir davranis içinde olmustur. Çok daha sonralari gelecek olan Keçecizâde Fuad Pasa'nin "Bursa Osmanlinin dibacesidir" sözü. Germiyan. faal ve cesur bir kuvvetin basinda. fetih ve idarî müesseselerin kurulup yerlestirilmesi ile geçer. 38 yil sürmüstür. Ilhanlilarin etkisinden çikarak tamamen bagimsiz hale gelmesi de yine bu hükümdar döneminde olmustur. Tarihî olay ve bunlardan bahs eden kaynaklarin belirttigine göre bu yeni devletin siyasî anlayis ve hareketinde. Bursa'nin Osmanli tarihinde oynadigi role isaret etmektedir. beyliginin yayilip gelisecegi çevrede irili ufakli bir çok devlet vardi. ilmî. kültürel.Babasinin kendisine 16. dinamik. siyasî. milattan önceki yillara dayanan Bursa. fetih hareketlerine daha babasi hayatta iken baslamisti. Gerçekten bu dönemde Anadolu'da Karaman. daha sonra Romalilarin eline geçer. BURSA'NIN FETHI Osmanli Devleti'nin ilk baskentlerinden biri olmasi hasebiyle Bursa. devletin. ORHAN GAZI DONEMI FETIHLERI Babasinin. Saruhan. 1320 yilindan itibaren faal siyasî hayattan çekildigi anlasilan Osman Bey'in yerini. Roma'nin Dogu ve Bati olmak üzere ikiye . Devletin. Trabzon'da Komnenoslar. Karasi. Aydin. Türk ve Müslüman olmayan unsurlarin tasfiye edilme isteginin agirlik kazandigi anlasilmaktadir. Kurulusu. oglu Orhan'in aldigi görülmektedir.

Orhan Bey. Bunun üzerine tekrar yerlerine iade edilen halka karsi Orhan Bey. Bursa'ya disardan gelebilecek yardim yollarini denetim altina almis oluyordu. insaf ölçülerini asmayacak derecede merhamet ve hosgörülü bir sekilde davranir. Bursa'nin fethinden önce oglu Orhan'a: "Ogul. Osmanli Devleti'nin kurucusu olan Osman Bey'in siyasi faaliyetlerinden bahsedilirken isaret edildigi gibi Osman Bey. Gerek strateji. burayi aldiktan sonra babasinin na'sini buraya getirterek sonradan Gümüslü Künbed diye meshur olan yere defn ettirir. Gazi Mihal Bey vasitasiyle ve bazi sartlarla Bursa'yi teslim edecegini bildirdiginden 2 Cemayizelevvel 727 (6 nisan 1326) tarihinde Bursa Osmanlilara teslim edilir. Seyh Mahmud ve Edebali'nin kardesi oglu Ahi Hasan'la gönderdi. Bursa'yi kusatma altina almis fakat fethine muvaffak olamamisti. Orhan Bey. Turgut Alp. sehrin yakinlarina iki kale yaptirmis. Bundan sonra Bursa önlerine gelen Orhan Gazi.bölünmesinden sonra çevresi ile birlikte Dogu Roma Imparatorlugunun (Bizansin) idaresinde kalmistir. Orhan'a itaatini bildirirler. Orhan Bey'in gelisinden önce kaleyi bosaltip Elete dagina çikmis olan halk ve kale beyi. bu tecrübeli komutanlarla görüserek Bursa'nin güneyinde ve bir bakima Bursa'nin anahtari durumunda olan Adranos kalesini alip yiktirir. Bu sebeple 1315 yilindan iti. baren Bursa. o kâfirin babasi Dinboz gazasinda benim Bay Koca'min düsmesine sebep oldu. bunu özellikle Istanbul'daki iç çekismelere ve halkin maddî sikinti içinde ." diyerek onu Gazi Mihal (Köse Mihal). Osmanlilar tarafindan çevresinde insa edilen kaleler vasitasiyle bir mânâda muhasara altina alinmis oluyordu. sen önce Adranps (Orhaneli)'a git ki. 1326 yilinda büyük bir kuvvetle Bursa üzerine yürür. Böylece Osman Bey. gerekse psikolojik bakimdan Osmanlilar için büyük bir mânâ ve ehemmiyet ifade eden Bursa'nin fethini küçük bir hadise olarak göstermeye çalisan Gibbons. Kale muhafizi olan Evrenos da Müslüman olarak Osmanlilarin hizmetine girer. Bizans'tan beklenen yardimin gelmeyecegini anlayan ve kaleyi kurtarmaktan da ümidini kesen kale beyi. bunlardan birine Ak Timur'u. Bununla beraber Bursa'ya Bizans'tan gelecek yardima mani olmak için. Osman Gazi'nin. Orhan Bey. Âsikpasazâde ve Nesrî gibi kaynaklar. digerine de Balabancik'i muhafiz olarak tayin etmisti. Pinarbasi mevkiinde karargahini kurup kaleyi kusatir.

Bursa'da fakir ve yoksullari doyurmak için imâret yaptirip onlara vakiflar tahsis eyledi. Orhan Bey. Böylece kurulus dönemindeki Osmanli Beyligi'nin gücünü ve çevrelerindeki insanlar üzerinde meydana getirdikleri olumlu havaya da isaret eder. O. ayni zamanda hiristiyanlik için dinî bir merkez olma hüviyetini de tasiyordu. 1074 yilindan Birinci Haçli Seferi (1097) ne kadar Anadolu Selçuklu Devleti'ne baskentlik eden Iznik. oglu Orhan Bey dahi Bizans askerlerini maglub ederek Pelekanon muharebesini kazanmis ve bu sayede . Marmara havzasinda bir sanayi sehri olan Iznik. birçok kimsenin de ona uyarak yeni fatihlerin (Osmanlilarin) dinini kabul ettigini de belirtir. PELEKANON MUHAREBESI VE IZNIK'IN FETHI Gerek Osmanli. VI. Bursa'nin fethinden sonra. Müslüman Türk sehri olma hüviyetini kazanip yeni bir çehreye büründü. Buradaki bilgin ve hafizlara da maas bagladi. Nitekim miladî takvimin 325. daha isin basinda eski kiliseleri mescid ve medreselere çevirdi. Kocaeli yarimadasi bakimindan stratejik önemi haiz olan önemli bir sehirdir. Bundan baska Iznik. o dönemlerde Bursa'dan daha mühim bir sehir olma özelligine sahipti. Mirmiroglu'nun isaret ettigi gibi Osmanli tarihçileri tarafindan üzerinde fazla durulmayan veya kendisinden yeterince bahsedilmeyen bir muharebedir. gerekse Yakin Sark tarihi bakimindan mühim bir hadise olan Pelekanon muharebesi. senesinde Büyük Kostantin tarafindan günümüz hiristiyanliginin akidelerinin tesbitinde rol oynayan en mühim konsil burada toplanmisti. Burasi Bizans'in. Hatta 1204 yilindan 1261 yilina kadar da Bizans Imparatorlugu'nun merkezi olmustu. Yeni hükümdar burayi yeni binalarla süslemisti. belirtilen tarihten itibaren Bizanslilarin elinde idi. Vatheos (Koyun Hisari) civarinda 27 Temmuz 1302 tarihinde Bizans askerlerini maglub ederek emâretini (beyligini) etrafa tanitmis oldugu gibi. Bursa'nin zaptindan sonra Osmanli Beyligi'nin merkezi buraya nakl edilmistir. Anadolu'daki en büyük sehirlerinden biri olmakla kalmiyor. Insa edilen dinî ve sosyal eserlerle sehir. bu konuda söyle demektedir: "Osman Bey.bulunmasina baglar. Bu arada Bursa'nin fethinden sonra Evrenos Bey'in müslüman oldugunu. Orhan Gazi için ele geçirilmesi gereken hedef artik Iznik olmustur.

Bu askerlerle Anadolu yakasinda bulunan Üsküdar'a geçer.Britinya'nin en güzel yerlerini ve en büyük sehirlerini zapta muvaffak olmustur. burada Karasi Beyi Demir Han ile bir saldirmazlik antlasmasi imzalar. Erdek'ten Biga'ya gelen Imparator. Osmanli tarihinin ilk mühim meydan savasi baslamis oldu. Iznik'in Osmanlilar tarafindan ele geçmesi. Hem zapt edilen kaleleri geri almak. Bu sirada vaziyeti fark eden Orhan Bey. Gün boyu deva eden muharebe. Süphe uyandirmamak için de Artaki (Erdek)'te bulunan Hz. ordugahina döner. Bursa'nin fethinden sonra bütün dikkatlerini Iznik üzerinde toplamisti. hem de uzun zamandan beri muhasara altinda bulunan Iznik'i kurtarmak için bizans Imparatoru III. Osmanlilar Anadolu'daki Türkmen beylikleri arasinda mümtaz bir mevki almis olduklari halde maalesef Osmanli tarihçileri bu muharebe için ya bir sey yazmiyorlar veya pek az malumat veriyorlar. aksama kadar sürmüstü. Gerçekten de Türklerin. Osmanlilara karsi sefere hazirlandi. Meryem'in mukaddes Ikonunu (tasvirini) ziyareti bir vesile olarak gösteriyordu. Bu sebeple 1329 senesinin Mayis ayinda mümkün oldugu kadar sür'atle Trakya'dan iki bin civarinda asker getirtip Istanbul ve çevresinde bulunan mevcut askerlere katar. Bütün bunlar. Andronikos (1328-1341) gizlice hazirliklara baslar. Andronikos. Bunu haber alan Orhan Bey. Ayni maksatla Kizikos (Kapidagi Yarimadasi)'a geçer. Bu sekilde siyasî bir basari kazanmis görünen Imparator. Gece muharebeye devamin tehlikeli oldugunu gören Imparator. Bu ani . Iznik muhasarasinda bir miktar asker birakarak sekiz bin kisilik ordusunun basinda Pelekanon** denen mevkide Imparatorun komutasindaki Bizans ordusu ile meydan muharebesine girisir. Karasi emiri ve Bulgarlarla bir baris antlasmasi yaparak baslar. imparatorlarini yaralayip kaçmaya mecbur ettiklerinden dolayi." Daha önce de temas edildigi gibi Orhan Bey. "Istanbul'un fethinden 124 yil evvel vaki olan bu muharebede Osmanli askerleri. Kocaeli yarimadasindaki kaleleri alarak yavas yavas Bogaza dogru ilerlemeleri. Bizans Imparatorlugunu telasa düsürüyordu. Daha önce de benzer bir muahedeyi Bulgar krali III. Mihal ile yapmisti. Bizans'in Marmara havzasindaki en kuvvetli dayanaklarindan birisini kayb etmesi demekti. Bizans askerlerini payitahtlarinin yakinlarinda* maglub ve perisan. Orhan Bey'i hazirliksiz olarak yakalamak içindi. firsati kaçirmayarak siddetli bir taarruza geçer. planini uygulamaya. Bu sebepten nasi Pelekanon muharebesi Yakin Sark (Yakin Dogu) tarihi için mühim bir merhale teskil etmektedir. Böylece.

Iznik kusatmasi esnasinda kalede bulunan Rum muhafizlari ile halktan gerek muharebede. Bu yüzden çok az kimse sehri terk etti. hastalik. Artik Bizans'tan herhangi bir yardim imkâninin olamayacagini anlayan Iznik Rum Beyi. Orhan Bey'e kapilarini açtiktan sonra çevresindeki bazi yerler de alinmisi. Böylece. Iznik'i feth ettikten sonra orada pek çok eser meydana getirdi. Sehir ve kaleyi teslim alan Orhan Bey. Bu muharebede Orhan'in kardesi Pazarlu Bey de komutan olarak bulunmustu. Iznik. bölge itibariyle harb sahasina yakin olmasindan dolayi geçici bir müddet için beylik merkezi haline getirildi. vs. askerlerden arzu edenlerin bu kadinlari nikahla alabileceklerini ve bunlarla evlenenlerin Iznik muhafazasinda birakilacaklarini açikladi. âdet ve geleneklerini muhafaza edebileceklerini ilân etti. isteyenlerin esyasi ile birlikte gitmesine müsaade etti. Bizans için de büyük bir ümitsizlik sebebi oldu. Hammer bu olayi su ifadelerle nakl eder: . kimsesiz kalan kadinlarin evlenmesini saglayarak bu sosyal problemi de ortadan kaldirmisti. halktan isteyenlerin bütün esyasi ile birlikte sehri terk edebilecegini söylemisti. Hele buradaki Ayasofya Kilisesinin camie çevrildigi haberi. Yaralanan Imparator. Pelekanon zaferinden sonra tekrar Iznik üzerine döner. Iznik. Bu fetih. Iznik'in 1330 yilinda feth edilmesi. Hatta bu müsamahakârlik ve müsamahada o kadar ileri gitti ki. gerekse açlik. Fakat Rum Beyi. büsbütün bir teessüre sebep olmustu. Iznik halkindan isteyenlerin kendi tebeasi olma ve sadece cizye vermek sartiyle kendi örf. deniz yolu ile zorlukla Istanbul'a ulasir. Orhan Bey. Bunun üzerine Orhan Bey. Iznik'te bulunan Orhan Bey'e basvurarak kendilerine bakacak kimselerinin bulunmadigini söylemislerdi. Bursa'nin zaptindan sonra halka gösterilen yumusaklik ve müsamaha ile teslim sartlarina riayet edilmis olmasi. Avrupa'da büyük bir hadise olarak yankilandi. Orhan Gazi'nin idare ve adaletine meftun olmustu. gibi sebepler yüzünden ölen erkeklerin dul kalmis olan kadinlari.taarruz. Iznik'in tesliminde de gösterildi. Bizans ordusunda büyük bir panik havasinin yasanmasina sebep olur. Biraz sonra temas edilecegi gibi Orhan Gazi. bazi sartlarla teslim olur. deniz yolu ile Istanbul'a gitti. halktan. Bunun üzerine halkin büyük bir kismi Iznik'te kalmaya karar verdi. Halka karsi büyük bir sefkat ve merhamet örnegi gösteren Orhan Bey. Fakat halk.

" dediler. Göründügü kadari ile Orhan Bey'in hareket ve bu harekete yön veren anlayisi. Idarecilerin haksizligindan dolayi me'yus olmus ve Hiristiyan imparatordan ziyade Orhan'in müsamahasindan ümitvar olmus olan digerleri."Iznik muhafizlarinin pek azi bu serbestiden istifade ederek tekfurla birlikte gittiler. ordusunun subaylarina bu yapilarin mirasçilari ile evlenmelerine izin vermekle bu ihtisamli konutlarin yeniden senlenmelerine yol açilmis oldu. Orhan Gazi'nin. Padisah. Söz gelimi. hazir avrat buldular. bunlarin erlerinin kimisi açliktan. Yüksek evlerde de bos kalmislardir. Böylece Orhan. uzun bir kusatmanin. Halbuki galib olan Orhan ve Osmanli idaresi. kocalarindan yoksun kalan ve yari yikik saraylarinda oturan Rum kadin ve kizlarini onlara bölüstürdü. Hammer ise Orhan Gazi'nin tamamen insanî olan ve hatta yirmi birinci asra girmek üzere oldugumuz su günümüzde bile uygulanamayan bu insanî muameleye kendi açisindan farkli bir sekilde bakmaktadir. onun böyle bir siyaset uygulamasina sebep olmustu. onlara normal bir vatandas muamelesinin yapilmasi demekti. Hazir ev. Böylece. Bunun üzerine Orhan. Osmanli tarihleri de devrin anlayis ve dili ile bu hadiseyi asagidaki ifadelerle nakl ederler: "Sonra güzel yüzlü kadinlar geldiler. Bu sekildeki bir hareketine de mani olabilecek bir güç mevcut degildi. kimisi de savasta kirilmistir. Gaziler. onlara karsi istedigi sekilde muamele yapmakta serbest idi. gazilere bunlari ser'î nikahla almalarini buyurdu. Nitekim. onlari esir veya cariye durumuna düsürmekten kurtarmis oluyordu. bunun üzerine bu kadinlarla evlendiler. yüce gönüllü ve zafer haklarini akilli bir siyaset ugruna gözden çikarmasini bilen bir hükümdarin hareketi oldu. Ona göre Orhan. Iznik'in kendiliginden teslim olmasindan dolayi bol ganimetlerden yoksun kalan silah arkadaslarina mükâfati unutmamistir. sehir halki ile birlikte galibi (Orhan Gazi'yi) karsilamaya çiktilar. Orhan'in buradaki davranisi. kocalari ölen veya kimsesiz kalan dul kadinlari gazilerle ser'î nikah üzere evlendirmesi bu anlayisin bir sonucudur. Görüldügü gibi kadinlarin ser'î nikahla alinmasi. . Orhan: "Bu kadinlar nedir?" diye sorunca kendisine: "Sultanim. geçip saray gibi evlerde oturuverdiler. Böylece hesaplari da bekledigi sonucu verdi". Yenisehir kapisindan sehrin güneyine girdi. alisilmis sayilabilecek veba ve kitligin tesiri ile baba ve anneden.

kilise veya manastirdan degil. Iznik'i feth ettikten sonra derhal sehre bir Müslüman Türk hüviyeti kazandirmak için faaliyetlere girisir. sultanlik günlerinden baslayarak bütün camiler.Kaynaklarin verdigi bilgilerden anlasildigi kadari ile Orhan Gazi. mezarlar ve köprüler Osmanli ülkesinin hemen her târafinda yaptiranlarin (bânilerinin) adlarini ve yapilis tarihlerini seyyahlara göstermektedirler. bizzat kendisi tarafindan insa ettirildigi Mecdî gibi bazi kaynaklarda belirtilmektedir. daha çok yaygin olan adi ile Kara Hoca o göreve atanmistir." Sultan Orhan. . 'de tescil edilen vakfiye suretinde. Konya'da Mevlânâ Siraceddin Konevî'nin ögrencisi olan Taceddin el-Kürdî. Orhan. medresenin bina edildigi ve Hayreddin Pasa Camii'nin yaninda oldugu açikça belirtilmektedir. Iznik nâm kasabada bir medrese-i ulya peyda edüp seyh hazretlerine tayin eyledi" diyerek Osmanli Devleti'nin bu ilk medresesinin bizzat Orhan Gazi tarafindan yaptirildigini anlatir. çesmeler. Seyh Davud Kayserî'nin biyografisinden bahs ederken "Orhan Han Gazi Hazretleri. bu medresede. Nesrî ve diger bazi kaynaklarda belirtildigi sekilde Iznik'te bulunan manastir veya kiliselerden çevrilmis olmayip insa edilmis oldugunu belirten en kuvvetli delil. hastahaneler. Davud Kayserî'ye halef olmustu. Medresenin müderrisligini (profesör) Davud Kayserî denilen birine verdi. bu medreseye sahibi bulundugu Kozluca köyünün gelirlerini sahih ve seriata uygun bir sekilde vakf etmistir. tesbih ve benzetme bulunan âyetler okunur. Iznik'teki medresesini yaptiktan sonra tanzim ettigi ve Molla Hüsrev tarafindan 841 H. Orhan Gazi./1437 M. Taceddin'in ölümünden sonra da Alaeddin Esved. umuma ait binalari kitâbe ve güzel sözlerle bezeyip süsleyen. elimizde bulunan vakfiyedir. Orhan Gazi. Iznik'te bir manastiri da medreseye (yüksek okul = fakülte) çevirdi. Bu âbide (anit)ler üzerinde çogu zaman Kur'an'dan alinmis tasvir. böylece Dogu'nun eski bir gelenegine uyan ilk Osmanli padisahidir. Orhan Gazi'nin Iznik'te bulunan ve bazi kaynaklarda bir manastirdan çevrilmis oldugu belirtilen medresesinin. Ayrica Osmanli dönemi ilk medreseleri üzerinde arastirma yapan Mustafa Bilge de Orhan Gazi vakfiyesinden yola çikarak ayni kanaatte oldugunu söyle ifade eder: "Bu medresenin. Gerçekten çok daha sonraki tarihlere (1136=1724) ait bir arz belgesi. medreseler. Iznik'e bagli Kozluca köyünün Orhan Gazi medresesine vakf edildigini göstermektedir. Bu sebeple büyük bir kiliseyi Cuma mescidi haline getirir. Mecdî. Onun.

Burayi bir müddet kendisine merkez yaparak Iznik'in bir Müslüman Türk sehri olmasina gayret etti. Imparatoria anlasarak kusatmayi kaldirmisti. onu Yenice. herhangi bir vatandas gibi davrandigini belirtirler. bu kusatmadan alti sene sonra (1337) sehri siddetli bir sekilde tekrar kusatti. Bundan baska diger hayir sahiplerinin yaptirdiklari tesislerle kisa bir müddet sonra Iznik. Izmit'in fethi ile Kocaeli Yarimadasinin tamami Osmanlilarin eline geçmis oluyordu. teslim olmak zorunda kaldi. Göynük ve Mudurnu'ya havale etmisti. Karacahisari amcasinin oglu Gündüz'e verdi. Orhan Gazi'nin buradaki faaliyetlerinden bahs ederken onun bir hükümdar gibi degil. IZMIT'IN FETHI Bir ticaret merkezi durumunda bulunan Izmit. istenilen Müslüman-Türk sehri hüviyetini kazandi. Türklerin eline geçtikten sonra. oglu Süleyman Pasa tarafindan da bir medrese insa edildi. Kaynaklar. sosyal ve kültürel müesseselerin temelini atti. mallarini alarak bir gemi ile Istanbul'a gitti. imâret ve medrese gibi dinî. Gitmeyenlerin ise Osmanli tebeasindan olmak ve sadece vergi (cizye) vermek sartiyle din. Osmanli kuvvetleri Iznik'in fethinden bir sene yani 1331 Haziran'indan sonra sehri kusatmislarsa da Bizans Imparatoru UI. Nitekim onun yaptigi imârette pisirilen yemekleri bizzat kendisinin dagitmis olmasi. Orhan Bey buradaki yerli halktan isteyenlerin mallari ile birlikte sehri terk etmelerine müsaade etti. gelenek ve göreneklerini muhafaza edebileceklerini bildirdi. Kendisi de bütün bunlarin üstünde memleketi idare ediyordu. Izmit ve havalisinin idaresini oglu Süleyman Pasa'ya verdi. Süleyman Pasa'nin halka karsi din ve milliyet farki gözetmeden âdil . Ayrica zevcesi Nilüfer Hatun tarafindan bir imâret. Orhan Bey. Orhan Gazi. Iznik'in fethinden hemen sonra Osmanlilar tarafindan alinmak istenmis ve hatta bir ara elde edilmis ise de sonradan yine Rumlara verilmisti. Buna göre Izmit. Bunun için orada cami. Bu kusatma üzerine disardan yardim alamayan sehir. oglu Süleyman Pasa'ya verilmis. Bursa'yi da oglu Murad Han Gazi'ye vererek adini "Bey Sancagi" koymustu.Iznik. Kale muhafazasinda bulunan Paleologos hanedanina mensup Marika. Andronikos'un yardima gelmesi üzerine Orhan Bey. Orhan Gazi. aksam olunca kandillerini bizzat kendi eli ile yakmis olmasi bunu göstermektedir. Iznik ve bilahere Izmit'in fethinden sonra idarî bir sistem kurarak memleketi buna göre idarî bölgelere ayirdi.

Bu sebeple Karesi Beyligi topraklarinin alinmasi gerekiyordu. Ne Osman ne de oglu Orhan. Orhan Bey'e Türklerle meskûn bulunan bu topraklarin zaptinda ilk firsati verdi. Çanakkale'ye kadar gelerek. sadece Bizans'la muharebe etmis ve ülkelerini özellikle Bizans Imparatorlarindan aldiklari yerlerle genisletmislerdi. KARESI BEYLIGI'NIN ILHAKI 1340 yilina kadar Bizans topraklarinda fetih hareketlerine girisip sinirlarini genisleten Osmanli Devleti. Mihaliç ve Kirmasti gibi yerleri Bizans'tan alip feth etmek suretiyle. O zamana kadar Osmanlilar. Zira bu sayede Osmanlilar. Ayni sekilde Çanakkale Bogazi'na da yaklasmak gerekiyordu. 741 (1342) tarihinde Ulubat. Göynük. Zira sadece bir taraftan tutulan Marmara ile stratejik güç haline gelmek imkansizdi. Çünkü Anadolu'da bulunan diger beyliklerin sinirlari. bogazin güney kiyilarini ellerinde bulunduracaklardi. fethedilen yerlere dogudan gelen Türkleri yerlestiriyordu. Bu da ilk firsatta Avrupa'ya geçme imkânini saglayacakti. Böylece Orhan Gazi. ve çevrelerinin tamamen Osmanlilar ile kusatilmis olmasindan dolayi civarda bulunan bir çok kale (Tarakli Yenicesi.bir sekilde davranmasi. Gerçekten de batiya dogru açilip genisleyebilmek için sadece Istanbul Bogazina yaklasmak kâfi degildi. Ayni sekilde Izmit Körfezindeki Gemlik. Bu arada Bizans da bütünüyle Güney Marmara'dan çekilmis degildi. Çanakkale Bogazi'nin Asya yakasini elinde bulundurmanin stratejik nimetini takdir edebilecek deha ve imkâna sahip degillerdi. . O dönemde batida Karesi ogullan vardi. Fakat bunlar. Küçük Asya'da bulunan diger beylere karsi hasmane bir tesebbüste bulunmamislardi. Osmanlilarin dogrudan dogruya bütün Bizansi çevirmesine imkân vermiyordu. Ancak bu sayede batiya geçilebilirdi. Bu. Bununla beraber Bizans topraklarinda genislemekte olan bir Türk devleti için bu kafi degildi. Bizanslilara karsi kazanilan zaferlerden daha önemliydi. Osmanlilar. Osmanlilar ile Karesiler arasinda Bizans'a ait bazi topraklar vardi. Mudurnu) de birer teslim oldular. Armutlu gibi mevkiler de Kara Timurtas Bey vâsitasiyle Orhan Bey kuvvetlerinin eline geçmisti. Bu küçük iç deniz (Marmara) iki taraftan kiskaç içine alinmaliydi. merkezi Balikesir'de bulunan Karesiogullari Beyligi ile ayni hududlari paylasir oldular. Bizans'in taht kavgalarindan istifade edecek ve hatta topraklarina akinlar düzenleyip isgal edebilecekti. Bu siralarda Karesi Beyligi'nde çikan bir hadise.

veba) hastaligindan vefat eder.Osmanli kaynaklarina göre Karesi Beyi'nin ölümünden sonra yerine oglu Demirhan geçmisti. Osmanlilar. Fakat kaleden atilan bir okla Dursun Bey maktul düser. Balikesir üzerine yürüyen Orhan'in gelisini haber alan Demirhan. büyük bir ihtimalle 1345 yilinda meydana gelen Karesi seferine Orhan Bey'le birlikte istirak eder. Biraz önce isimlerinden bahs edilen ve Çanakkale bogazi ile çevresini çok iyi taniyan bu degerli komutanlar sayesinde Rumeli fetihleri kolaylasmisti. Bergama kalesine siginir. Bu teklif ile Orhan Bey'i tahrik ve tesvik eden Dursun Bey. buna muhalefet ederek veya biraderi tarafindan öldürülmekten korkarak Osmanlilara iltica etmisti. Bu ilhakin Orhan Bey bakimindan önemli bir yönü de bu beylige tabi degerli komutan ve emirlerin Osmanli hizmetine girmis olmalaridir. Hammer bu sessizligin sebebi ve bu konudaki yanlis degerlendirmeler hakkinda asagidaki ifadelerle bir gerçege parmak basarak söyle der: . Beyligin basina geçen Demirhan'in fena ve kötü hareketlerinden dolayi Karesi ileri gelenleri (ümera). Ece Halil. Aydincik ve Bergama'yi verme teklifinde bulunur. Fakat kardesi Dursun Bey. Kapidagi ve Edincik gibi sehirler Osmanli topragina ilhak olunur. Bergama'ya gelip kaleyi muhasara eder. Haci Ilbeyi vasitasiyle Orhan Bey'in sarayinda bulunan Dursun Bey'i hükümdar olmak için tesvik ederler. Karesi Beyligi'nden birçok sahil bölgesinin Osmanlilara geçmesi ile Rumeli'ye geçis kolaylasir. Böylece Karesi Beyligi'ne ait olan Balikesir. Bu arada Balikesir ümerasi basta Haci Ilbeyi oldugu halde Evrenos. Ece Halil ve Gazi Fazil Bey'ler. Kendisi de Truva mintikasindaki Kizilca Tuzla ile Bayramiç gibi yerlerde hükümdarligini sürdürecekti. Haci Ilbeyi. Manyas. Bunlar kale önüne gelip görüsmek isterler. Halkin israrina dayanamayan Karesi Bey'i kaleden çikip Orhan Gazi'ye teslim olmak zorunda kalir. O da Osmanli hükümdari Orhan Gazi'ye Balikesir. Orhan Gazi. iki kardesi baristirmak için Dursun Bey'i Haci Ilbeyi ile beraber Bergama kalesine gönderir. Karesi Beyligi'nin ilhakindan sonra uzun bir müddet önemli sayilabilecek bir fetih hareketine girisilmedigi anlasilmaktadir. Zira bunlar denizciligi de iyi biliyorlardi. Gazi Fazil Bey ve Evrenos Bey gibi askerî ve idarî bakimindan yönetici olacak durumdaki bu insanlardan istifade edip bilgilerinden yararlanmislardir. Orhan Bey'i karsilarlar. Bundan çok müteessir olan Orhan Gazi. Bundan sonra Bursa'ya getirilen Demirhan gelisinden iki sene sonra Yumrucak (taun.

Onun için de. Konur Alp. artik devamli olarak genisliyordu. Bizanslilarin zannettigi gibi devamli kayiplarin ve bozgunluklarin bir soncu degildir. hukuk ve idare otoritelerinin kollektif idealizmi ile izah. Taptuk Emre. askerî sahada da yeni bir sistem ve teskilât meydana getirmek ihtiyacini hissetmeye basladi. Ahi Evren. Bu ifadelerin gerçek sahidi ise Karesi bölgesinin fethinden sonra insasina baslanan câmi. Orhan'in dindarligi sebebiyle meydana gelen bu müesseseler. Dursun Fakih. Zira bu beylik. Doglu Baba. Bu sebeple devlet. Bu konularda ulema sinifindan gelmis olan vezir Alaeddin Pasa ile Bursa kadisi Cendereli (Çandarli) Kara Halil faaliyetlerde bulundular. Geyikli Baba. çevresinde yer . Aksine. ilim." îleride daha genis bir sekilde ele alinacagi gibi Osmanli Devleti'nin ilk teskilâti. Abdal Musa. bu faaliyete istirak eden din. bu dinlenme çaginda."Karesi'nin fethinden sonra yirmi sene zarfinda Osmanli ülkesi yeni ve önemli bir fetih ile genislemedi. Bununla beraber tarihçilerin buradaki derin sessizlikleri. Gülsehrî gibi mutasavvif sairler. isabetli bir inanis olsa gerekir. bir yandan da Islâmî prensiplerin adalet. yavas yavas eski asiret usûl ve kaidelerinden ayrilmak zorunda idi. Ancak bu sayede modern bir devlet olma özelligini kazanabilirdi. imâret ve kervansaray gibi büyük binalardir. medrese. Orhan Gazi Beyligi'nin hududlari. Osmanli Beyligi'nin ilk devir tarihinde önemli hâdiseler olarak mütalaa edilebilir. Davud Kayserî ve Taceddin Kürdî gibi büyük âlimler. Abdal Murad. Orhan Gazi. Mevlânâ Sinan. Bursa ve Iznik'in zapt edilmesi. Abdurrahman Gazi gibi seçme yigitler. Ahi Semseddin gibi ululara. devletin kurulus ve yükselis hadisesini fikirden aksiyona çeviren ve kuvvetler birligini vücuda getiren faaliyetin sirrini. Nitekim. Alaeddin (ulemadan)'in akillica görüsleri ile kurulan yeni ordunun tam ve disiplinli bir düzene sokulmasi. idarî sahada adalet. insaf ve dinamizmine gösterilen sadakat ve saygida aramak icab eder. içerde güvenlik durumunun sarsilmaz sekilde saglanmasi gibi isleri gelistirdi. Yeni müesseseler ile saglam temellerin atilmasi bu siyasî varliga ve birlige bir hayatiyet saglayacakti. Orhan Gazi zamaninda kurulmustu. Osmanli Devleti'nin mucizeli bir sür'atle yükselis ve inkisafini bir yandan tarihî halet ve gerçeklerde. Akça Koca. (bes sene önce ilk medrese ve imâretin tesis olundugu) Iznik'teki müesseselerle kisa zamanda rekabet edip boy ölçüsebilecek duruma geldiler.

Veya beni niçin komaz anda varmaya. Geldiler sordular. padisahin hisarina (sarayina) girdi. Dahi sormadin. Emr etti kim getirin dedi. Kullari birbirleri ile mesalihin görsün deyü. Hayli mübarek dervistir dedi. Hemandem dua etti. Ol dervis geldi bir agaç dahi getirdi. Gördüler. Sordular: Ehli kimdir? Ayudtu: Hak Teâlâ dünya mülkünü sizin gibi Hanlara ismarladi. gerek hükümdarlik makamini bir idealist üreticiler zümresine dayamis oluyordu. Nesrî ve Ibn Kemâl gibi kaynaklarda anlatilir. Âninla musahabet eder. ehline verir biz ânin ehli degiliz. Eydür: "Baba Ilyas müridiyim" der. Gözetirler dahi vaktinde varirlar kim dualari makbul olur. Dogru Bursa'nin hisarina geldi. Orhan Gazi yine haber gönderdi kim niçin gelmez. Olay. Anda makam tutmuslardi. Gerçekten. Orhan Gazi eydür: Dervis! Nola benden su sözü kabul etsen. Cevab verdi kim dervisler göz ehli olur. Dervis eydür: Mülk ve mal Hakk (Allah)'indir. Orhan Gazi eydür: Aceb kimin mürididir? Eydür: Sorun kendinden der. Biz bu ulularin hizmet ve hikâyelerine örnek olmasi bakimindan Asikpasazâde tarihindeki bir rivayeti nakl etmekle yetinmek istiyoruz. Inegöl yöresinde Kesis Dagi (Uludag)'nin arasinda bir nice dervis gelmisti. Orhan Gazi'ye adam gönderdi kim benim köylerim yaninda bir dervis daim ânin yanina gelir. (Ey) Dervis bu Inegöl nevahisi senin olsun dedi. Geldi mukim oldu. Asikpasazâde. gelmedi.vermekle gerek devleti. Geldiler davet ettiler. der. Han'a eydür teberrükümüz oldukça dervislerin duasi makbuldur dedi. Bir nice günden sonra bir kavak agacini omuzuna kodu. durmadi geri mekânina vardi. "Seyyid Ebu'l-Vefa tarikatindanim" dedi. Âsikpasazâde'nin dilinden söyle ifade edilir: "Hele simdi görelim Orhan Gazi Bursa'da neyler: Devletle geldi imâret yapti. seneler süren ve Osmanlilari bir hayli yoran cenklerden sonra orduyu. Bu dervislerden biri ayrilir varir dagda geyiciklerle yürür ve ol Turgud Alp âni sever. Kavak agaci simdi dahi vardir (Asikpasazâde zamani). Orhan Gazi çikti gördü tamam dikmis. Orhan Gazi dahi dervisin mekanina vardi. idareyi ve cemiyeti mayalayip yoguran manevî temsilcilerin fetih tarihindeki hikâyeleri. Orhan Gazi'ye haber verdiler. Han'a haber verdiler. kapida dikiyor. Vilâyetin dervislerini teftis eylemeye basladi. Turgut Alp pir olmustu (yaslanmisti). Dervis eydür: . Dervis dahi haber gönderdi kim sakin gelmesin.

Bunlardan ilki geyiklerle birlikte yasadigi. Ne malda gözü var. batida ve Kaplica yakininda Abdal Musa'nin tekke ve mezari bulunmaktadir. bu insanlarin civarlarinda medfun bulunduklari birçok zâviyenin insasiyle onlara karsi minnettarligini ebedîlestirmistir. Uludag'in eteginde ve sehrin dogu taraflarinda idi. ne de onu kendi mekânina isteyen büyük istigna. iç zenginligi. Beyin israrlari karsisinda ufku göstererek "Su tepecikten bericigi dervislerin avlucugu olsun" diyor. O zâviyeye "Geyikli Baba Tekkesi" derler. digerinin de sadece yogurt yiyerek hayatini sürdürdügünü göstermektedir. Âsikpasazâde sözlerine devamla söyle der: "Orhan Gazi o dervisin üzerine kubbe yapti. mülk ve mali kendilerine ismarladigi han ve hükümdarlara yardimci ve destek oldugunu açiklamak istiyor. ne onun yanina varmaya yanasan. Adi geçen dagin yüksek bir yerinde ve Gökpinari denilen yerde Doglu Baba'nin türbesi bulunur. Bursa fatihi (Orhan Gazi)." Devletin kurulus hamurunda mayasi bulunan tasavvuf erbabi ile Orhan Gazi'nin ilgi ve münasebetlerini anlatan Hammer." Kendisiyle görüsmek isteyen hükümdardan köse bucak kaçan. Bu iki muttaki zatin (Geyikli ve Doglu Baba) isimleri. onlarin tabiat ve ahlâklarini çok güzel izah etmektedir. Pek çok ziyaretçisi bulunan bu zâviye. Orhan'in bu konuda babasini örnek aldigini söyleyerek su sekilde fikrini beyan eder: Orhan. Yaninda tekye yapti. Sirtladigi fidani hünkarin bahçesine dikmekle de. gerek dualari gerekse kerametleri ile neticenin kisa zamanda alinmasina vesile olmuslardir. Allah'in. Sehrin kapilarinda ve Uludag'in zirvesinden dogan Alisir Irmagi kenarinda Horasan'da dogmus olan Dervis Abdal Murad'in tekkesi. ezeli tokluk ve gönül saltanati.Sol karsiki tepecikten bericigi dervislerin havlicigi olsun dedi. Simdiki vakitte onarilip bes vakitte padisahin ruhuna dua ederler. ne mülke tamah düsürmüs. . Dervis Turud ile Kumral Abdal için tekke insa eden babasina uyarak Geyikli Baba'ya uygun bir zâviye bina ettirdi. Bursa muharebesinde iki Abdal veya iki aziz kisi ile Sultan Orhan'a refakat ederek. Bu iki baba. Bir de Cuma mescidi yapti. Gazi Hünkâr: "Sol Inegöl nevahisini al senin olsun" deyince "biz onun ehli degiliz" diyor. Orhan Gazi dahi bu sözü dua aldi yine mekânina gitti.

toplumun maserî vicdaninda bir karsilik (makes)bulmus olacak ki. daima tasavvufu vecd içinde yasar ve Uludag'da ormanlar arasinda geyiklerle birlikte günlerini geçirirmis. Kurulus dönemindeki mütevazi imkânlarina ragmen. Çünkü Anadolu'daki beylikler de kendileri gibi Müsluman ve Türk unsurlardan meydana geliyordu. ANKARA'NIN ZAPTI Osmanlilar. Abdal Musa da pamuk ile ates toplamistir. Bu zat. Abdal Murad'in. Osman zamaninda kerameti ile söhret bulmustu. Osmanli Devleti'nin. Geyikli Baba Hoy'da dogmus. Bu düsüncede bulunan devlet ve idare adamlari. Bu bakimdan kendileri ile hasmane hareketlerde bulunmayan bu beyliklerin topraklarina karsi tamahkârlikta bulunup hiç bir sebep yokken onlari ele geçirdikleri söylenemez. Bu sebeple Müslüman Türk nüfusu çogaltmak gerekiyordu. bu agaç gibi kök salarak dallarini uzaklara ulastiracagini ve göklere kadar yükselecegini söyler. Bunun için de Rumeli'nin fethedilmesi ve Müslümanlarin eline geçmesi gerekiyordu. bu gayelerini gerçeklestirmek ve daha fazla müslüman nüfustan istifade için zaman zaman komsu Müslüman beyliklere de müdahalede bulunmuslardi. Rivayete göre yine bir gün geyige binmis ve omuzunda bir çinar dali bulundugu halde sultanin sarayina gelir. Devletin bahtliligina bir isaret ve belirti olmak üzere fidani bahçeye diker. sosyal bir vak'a olarak günümüze kadar uzantisi devam etmektedir. Islâm'i Anadolu'nun batisindaki topraklara tasimayi hedefleyen Osmanlilar. Orhan çagirmadikça oradan inmezmis.Rivayete göre Geyikli Baba muhasara ordusunun önünde elinde altmis okkalik bir kiliçla bir ceylana binmis olarak harb etmistir. Bu ve benzeri rivayetler. Bu sayede Istanbul ve Çanakkale bogazlarinin batisinda bulunan bölgelere de Islâm'in sesini ulastirabileceklerdi. Anadolu'da bulunan devlet ve beyliklerin topraklarini zapt edip anlari hakimiyetleri altina almak yerine bati ve hatta Trakya'da bulunan bölgeleri feth etmeyi yegliyorlardi. Bolu taraflarindan baska Ankara cihetine dogru da genislemek ve buradaki Türk nüfusundan istifade . dört arsin uzunlugundaki agaç kilicindan baska bir silahi olmadigi halde hayrete deger yigitlikler gösterdigi de söylenir. Fakat bu da büyük bir nüfus ve insan gücüne sahip olmaya bagliydi.

Eretna Beyi Alaeddin'in vefati üzerine yerine geçen ogullari zamanindaki karisiklik. Böylece Osmanlilarin dogu hududunda bulunan kuvvetli bir nokta elde edilmis oldu. Karamanogullari'nin Ankara üzerinde birtakim emelleri varsa da fiilen onlarin topragi ve sinirlari içinde bulunmadigi için bu yüzden Osmanlilarla harb etmeyi göze alamazlardi. Ahilerin eline geçmesine sebep oldu. Zira güçlü ve kuvvetli olan bu iki Müslüman Türk Beyligi ile. bir bakima Aricara'nin ele geçirilmesi ile mümkündü. Karaman ve diger beylikler herhangi bir çatismaya mahal kalmadan Osmanlilarin idaresini kabul edebilecek hale geleceklerdi. Ankara'nin Osmanlilar'a ilhaki mühim bir hadisedir." Osmanlilarin. Bu sebeple. merkezi Sivas olmak üzere kurulmus bulunan Eretna Beyligi (1335-1381)'nin idaresi altinda bulunmakta ve bu beyligin en bati ucunda yer almakta idi. fakat Anadolu mânevî güçle feth olunacakti. Kizilirmak çevresinin bütünüyle fethi de bir mânâda Anadolu hâkimiyeti demekti. oglu Süleyman Pasa komutasinda gönderdigi bir ordu ile Ankara'yi zapt ederek (1354) Osmanli ülkesine katar. Osman Gazi ile oglu Orhan'in takip ettikleri politikaya tamamen aykiri idi. geriye sürüklerdi. onlari ileriye degil. O dönemde Ankara Ahi'lerce idare edilen müstakil bir sehir devleti idi. Ankara 1361-1362 arasinda 1 yil kadar Osmanlilarin elinden çikmissa da. ne kadar sürecegi süpheli olan bir maceraya girismek. 1362'de Sultan Murad tarafindan çevresi ile birlikte tekrar Osmanlilara kazandirilmisti. Halbuki Bizans ve Müslüman olmayan diger devletlere karsi elde edilecek muvaffakiyetlerin verecegi san ve seref Osmanlilari o kadar yükseltecekti ki. Öztuna'nin dedigi gibi "Rumeli maddî. zaman içinde Germiyan. Bu karisikliklardan istifadeyi düsünen Orhan Bey. Anadolu'nun mühim merkezlerinden birisi olan Ankara. Türk devletleri ile harbe girisip kuvvetlerini yipratmak Osmanlilarin aklindan bile geçmiyordu. Osmanlilari Sakarya ile Kizilirmak arasindaki topraklara hakim kilmistir. oglu ve torununun bu politikasi ile dinî ve siyasî anlayisi. Osman Bey. Zira bu yol. onlarin bütün davranislarinda kendini açik bir sekilde ortaya koymaktadir. Bu hadise (Ankara'nin ilhaki). komsu ve kardes beyliklerle herhangi bir çatismaya girismeksizin ihtiyaç duyduklari Türk nüfusunu çogaltmak. . Öyle anlasiliyor ki Orhan Bey. Germiyan ve Karamanlilar'dan toprak kazanmayi düsünmüyordu.etmek gerektigine kanaat getirdiler. Ankara'yi bir müddet Karamanogullari'na daha sonra da müstakil bir idarenin.

ancak Bulgar. Iberler. Kafkasyalilar. Bu bakimdan gerek Türk. asir Bizans ordulari içinde Slavlar. bir kismi da galip gelen devletlerin içinde ve onlarin dinleri olan Hiristiyanligi kabul ederek hayatlarini devam ettirmislerdir. . Bizans Imparatorlugu ile yapilan mücadelelerinden sonra meydana çikmislardi. Türkler Rumeli'ye ayak bastiklari zaman yer yer Ortaasya göçlerinden artakalmis ve zamanla Ortodoks kilisesine baglanmis topluluklarla karsilasmislar. kismen Cermenler. Bununla beraber zaman zaman da savaslarda maglub olan bu Türklerden bir kismi yine kendi öz yurtlari olan Asya'ya dönmüs. Buna göre Avrupa ve özellikle Balkan Yarimadasi daha o zamandan beri Türklere yabanci olmayan ve onlar tarafindan taninan bir yerdi. Yürük. Ulah ve diger kavimlerin. Bu siralarda bazi Türk kabileleri de Asya'dan Avrupa'ya geçerek göçmen milletler arasindaki yerlerini aldilar. eskiden beri bilinen ve insanlik tarihinin besigi olarak kabul edilen bir kitadir. farkli bölgelere dagilarak hayatlarini sürdürdüler. Bu sebepledir ki. bilhassa 5. Mora'ya. bu topluluklardan dillerini. Zira.RUMELIYE GEÇIS Bilindigi gibi Asya. Iskandinavyalilar. Bunlar. Alan. Türk. Bilhassa Bizans Imparatorlugunun siyasî hududlari içine yerlesen kavimler. Kavimler göçü sonunda insanlar. bazan Macar. kendileri ile tesrik-i mesaide bulunduklari milletlerle zaman içinde kaynasmis. bazan da Ulah gibi kavimlerle birleserek Bizans'a karsi mücadeleye giristikleri gibi bazan da kendi baslarina ve yalniz olarak mücadele etmislerdir. bazan Bulgar. Türkmen ve Tatar gibi isimlerle ortaya çikmislardi. meydana gelen harplerde büyük kahramanliklar göstermislerdir. Sirp. Ruslar. Avrupa'ya geçmis bulunan Türk kavim ve kabileleri. Bunlar. Macar. asirlari içine alan uzun bir zaman zarfinda surada burada vakit geçirmis olduklarindan tarih sahnesinde pek gözükmeye imkân bulamamislardi. Osmanlilardan önce Avrupa'ya geçmis bulunan bu insanlar. gerek Avrupali ve gerekse diger bir çok milletin ilk yurdudur. Kuman. onlarin kültür degerlerine katkida bulunmus. Hatta X. Peçenek. millî ve kavmî özelliklerini muhafaza edenler de oldukça mühim bir yekûn teskil ediyorlardi. asirdan beri Ortaasyadan bosalircasina akan Türk kavimleri bugünkü Rusya'yi asip Dogu Avrupa'ya. Ortodoks birligine girmis olmakla beraber. daha genis ölçüde de Slavlar ile karsilasarak dil ve din degistirmislerdir. Bu Türkler. Adriatik kiyilarina ve Avrupa'nin kuzey sahillerine kadar uzanarak zaman zaman hakimiyetler kurmus.

Malazgirt zaferi ile Müslüman Türkler lehine neticelenen SelçukluBizans karsilasmasinda. bir yandan Slav tesiri altinda yerli halkin dillerini. . Bizans'in bu neviden faaliyetleri her zaman asiri olagelmistir. ayak bastigi ülkelerin siyasî. Bizans'in dinî temellere dayali olarak kolonize ettigi diger kavimlerle birlikte Türkleri de Ortodoks birligine çektigi anlasilmaktadir. kendi kanlarini tasiyan irkdaslarina karsi cenk etmeyi kabul etmeyerek atlari ve silahlari ile beraber Selçuklu ordusuna katilmislardi. ordulariyla birlikte hiristiyanligi kabul ediyor. bazi kabileler de reisleriyle beraber din degistiriyorlardi. asirlardir binlerce kilometreyi asarak Ortaasya'dan gelen çesitli Türk kabileleri. yine Ortodoks cemaatine yeni dindaslar kazandiriyordu. Incil'e baglamak yolunda muazzam bir teskilât hüküm sürmüstü. Türkleri de bu kültür ve din kaynasmasiyla kendi millî hüviyetlerinden soyma politikasi güdüyorlardi. O kadar ki. Bu yüzden Bizanslilar. Yukari Tuna Steplerinden Kafkaslara ve Habesistan'a kadar bütün güney ülkeleri halkini. dinlerini. Türk kabilelerinin alnindaki tarihî kaseyi örtmek için Bizans'a bir hayli yardimci olmustur. Esasen. Helen harsinin (kültür) kesif oldugu bölgelere sürülüyordu. Nitekim. asilzâdelik ünvanini vermek ve toprak bagislamak gibi tavizleri. Buna paralel olarak Bizans da hududlari içinde iskân edilen veya vazife alan yahut da esir edilen zümreleri. Daha önce de kismen temas edildigi gibi asirlar boyu dalgalana dalgalana kabarip tasan Türk seli. Kilise ve misyon teskilâti. Sicilya Normanlari oldugu gibi. Hazarlar. bir ifadeye göre Bizans ordusunda bulunan Uz veya Peçenekler kendi dillerini konusan. ictimaî ve etnik bünyesinde derin iz ve eserler birakmis olmakla beraber. Öyle ki bazan harp esiri olan Türk hükümdarlari. bir yandan Cermen. Bizans devlet politikasinin. Böylece onlari kendi kültürleri içinde eritip yok etme politikasini güdüyorlardi.Araplar. bazan da kendileri bu tesirlerin altinda kalmislardi. Ortodoks birligi ve Helen kültürünün baskisi altinda kavmî ve millî hüviyetlerinden çikarmis bulunuyordu. toplum ve site hayatlarini benimseyerek onlarin içinde erimis bulunuyorlardi. Bazan da mecburî göçler yaptirilmak suretiyle Türk kavimleri. Peçenekler ve Fergana Türkleri gibi Türk kavimleri de mühim bir yekûn tutuyorlardi.

geçis olmaktadir. dinî ve tekmil bütün müesseseleri ile Rumeli'ye akmaya baslayan Osmanlilar. sosyal. Türkler tarafindan gerçeklestirilen 18. hatta defalarca kurduklari siyasî hâkimiyete ragmen adlari ve sanlari bile silinip gitmistir. zaman sisleri arasinda kaybolagelen mazi miraslarini geri alip dört basi mamur bir Türk devleti kurmak ve onu tarihî hassalari ile yasatmak kudretini yalniz Osmanlilar gösterebilmistir. Surasi üzerinde dikkatle durulmasi gereken bir husustur ki. iste Hind. iste Iran. Bu topraklarda yerlesmis fakat kültür ve kavmî itiyadlarini kiskanç bir muhafazakârlikla saklamis olan bu Türk topluluklari da hakim millet olarak karsilarina çikan irkdaslarina derhal sarildilar ve onlarin idarelerine girmekte tereddüd etmedikten baska. Gerçekten de Hammer'in tesbitlerine göre Süleyman Pasa'nin Rumeli'ye geçisi. Dogu Avrupa'ya Bizans ve Mora'ya. Suriye ve Arap ülkelerine yayilan Türk kabileleri farkli baskilar altinda eriyip yok olmus bulunuyorlardi. eger arkadan Osmanlilar yetismeselerdi Küçükasya Türklügü de ayni akibete ugrayacakti. fütuhat ve yerlesme davalarinda soydaslarina yardimci oldular. Bu bakimdan bu geçisler. Mezopotamya. bir koldan da Iran. daha önceki geçisler üzerinde fazla durmazlar. yalniz kendi irk ve medeniyetleri için yeni bir ülkeye sahip olmakla kalmayacaklardir. Iste Çin. Böylece idarî. Iste yine bu Müslüman Osmanli Türklügüdür ki. gerçekleri konusan dudagi sahittir ki. Bundan önce Türkler su veya bu sekilde Rumeli'ye ayak basmis ve bölgede çesitli faaliyetlerde bulunmuslardi. artik Müslüman Türklerin orayi vatan edinmelerine zemin hazirlamisti. Tarihin. askerî. Ama Orhan Gazi'nin oglu Süleyman Pasa'nin geçisi. devamli bir fetih ve yerlesmeye yetecek kadar bir sebep teskil etmezler. asirlarca topraklarina yürüyen bu dalgalari kendinden seçilmez hâle getirmis. Zira asirlardir çesitli kavimlerin bir cenk ve mücadele sahnesi olmus bulunan Balkanlar'da baris ve huzuru iade ederek tarihe karsi serefli bir borcu yerine getirmeye hazirlaniyorlardi. Rumeliye adim atar atmaz çesitli devletlerin kültür ve diplomasisi tarafindan temsil edilmis bir Ortaasya bakiyesi ile karsi karsiya geldi.Görüldügü gibi bir koldan Stepler memleketine. Fakat bunlar genellikle geçici bir süre için oldugundan bilhassa Osmanli tarihçileri tarafindan üzerinde fazla durulmamistir. Osmanli tarihçileri. üzerinde fazla . Zira onlara göre önceki geçisler.

orada da Osmanli Beyligi'nin menfaatlerini temine ugrasmalari bunun içindir. Bizans Imparatoru Kantakuzenos'un sik sik Osmanlilarin yardimina ihtiyaç duymasi. Hatta bu yüzden olsa gerek ki.henüz babasi Osman Bey'e vekâlet ettigi tarihlerden itibaren. Osmanlilara karsi zaman zaman yumusak bir siyaset takib etme ihtiyacini duymustu. Lakin bu ilk faaliyetlerden her zaman kat'i ve fiili neticeler beklenmeyecegi de muhakkakti. halk arasinda Osman Gazi'nin rüyasinin yavas yavas gerçeklesmek üzere oldugu kanaati da yayginlasmaya baslar. siyasî. Bizans'in gerek iç. Hatta bu ihtiyaç. Bu devletler. onun Osmanlilar'dan yardim istemesine kadar variyordu. ya basta bulunan idarecilere (hükümete) yardim etmek veya partilerden birini rakiplerine karsi daha faal bir rol oynamak için desteklemeye çalisiyorlardi. Orhan Bey. Bu konu ile ilgili kaynaklar su bilgileri vermektedir: . Bizans Devleti'ni sadece Avrupa kitasina sürmüs olmakla iktifa etmeyerek. Bu üç devlet. sosyal ve hatta dinî buhranlar içinde bulunan Bizans'in fazla uzun ömürlü olamayacagi biliniyordu. "Osmanlilarin. Bilindigi gibi XIV. adi geçen devletin mirasindan Osmanlilar da istifade etmeyi düsünmek zorunda kaldilar. gerekse Latinlerle iyi iliskileri olmayan ve Latinlerin Istanbul'u alip Bizans Imparatorunu Anadolu'ya atmak için gösterdikleri çabalar yüzünden Bizans Imparatoru. ekonomik. imparatorlugun varisleri olmak için bazi faaliyet ve çalismalarda bulunuyorlardi. Bu bakimdan Osmanli Beyligi'nin ilk müessisi Osman Bey ve özellikle oglu Orhan. Sirbistan ile Bulgaristan devletlerinin gözü vardi. Trakya sahillerine birçok çikartmalar yaptirarak bu havalinin vaziyetini iyi bir surette ögrenmisti. gayelerini gerçeklestirmek ve en büyük hisseyi elde etmek için büyük gayretler sarf ediyorlardi. gerekse dis durumunu yakindan takip ediyorlardi. gelecekteki bu tür seferler için Bolayir yakinindaki Çimbi (Çimpe)'yi askerî bir üs olarak Osmanlilara vermesine sebep oldu. Bu bakimdan." Gerek Katalanlar.durmaya degmez görünmüstür. Buna karsilik Türk tarihçileri bu geçisi tafsilatli bir sekilde anlatirlar. Böylece. Bizans tarihçilerinden de sadece Kantakuzen. Bu dönemde. asrin baslarindan itibaren içten içe çökmeye yüz tutan Bizans Imparatorlugu'nun topraklarinda. Süleyman Pasa'nin geçisinden fazla teferruata girmeden ve geçisin detaylarina inmeden ana hatlari ile söz eder. Yani Osmanlilarin baskin yaptiklari veyahut yardim maksadiyla girdikleri yerleri istilaya kalkismayarak evvela kendilerine zemin hazirlayacaklari gayet tabii idi.

000 kisilik Osmanli kuvveti. zaman zaman da Papaya müracaat edip Haçli seferlerinin tertip edilmesini isterken. Süleyman Pasa. basi sikistikça da Orhan Bey'e bas vurmaktan geri kalmiyordu. sikisik bir durumdan kurtulmaya muvaffak olan Kantakuzenos. Bu sebeple Orhan Gazi'ye haber gönderip 10. Böylece Osmanlilar. Bu yerlesme ve fütuhat. Osmanlilarin Avrupa mintikasina yerlesmelerinin kendileri için ne kadar tehlikeli oldugunu anlamisti. Zira Kantakuzenos. Bu hadiseden kisa bir müddet sonra Kantakuzenos ile imparatorluk ortagi olan V. Gerçekten. hem de Rumeli yakasinda yerleserek bir hareket üssüne sahip olmus bulunuyorlardi. fakat buna karsilik hem ileride kendi hesaplarina yapacaklari Rumeli fütuhati için tecrübe kazanmis. onun lehine olmak üzere vaziyeti kurtarmisti. imparatorun kendisine yardim karsiligi verdigi Çimbi'yi teklif geregince terk edebilecegini. öbür taraftan da 10. Bizans'taki taht ve saltanat mücadelesine 1345'ten itibaren karismis. fakat Gelibolu'yu bizzat kendi kuvvetlerinin zapt etmis olmasindan dolayi iade edemiyecegini ve hastaligi sebebiyle de kendisi ile görüsemeyecegini . Bu sirada Bizans donanmasi ile birlikte bir miktar Osmanli deniz kuvvetlerinin de harekata istirak ettigi görülür. Cenevizliler ile birlikte yine Kantakuzenos tarafini tutmus ve yardimci kuvvetlerini göndererek bir taraftan Edirne'de kusatma altinda bulunan Kantakuzenos'un oglu Mateos'u kurtarmis. bir miktar askerini de Kantakuzenos'un bu yardima karsilik olarak Gelibolu yarimadasinda vermis oldugu Çimbi kalesinde birakmisti. bu vazifesini basari ile yapip Anadolu'ya dönerken.000 kisilik bir kuvvetle Dimetoka'da Sirp ve Bulgarlara karsi mühim bir galibiyet elde etmisti. Selanik sehrini zapt etmek üzere iken Kantakuzenos'un Orhan Bey'e müracaat ile temin ettigi ve Orhan Bey'in oglu Süleyman Pasa idare ve komutasinda bulunan 20. Ioannes arasinda mücadele alevlendigi zaman Orhan Bey. Izmit'te kendisi ile görüsmek arzu ettigini bildirdi. Nitekim 1349'da Sirbistan krali Stefan Dusan. 1352 yilinda meydana gelen bu hadisede Osmanli kuvvetlerine Süleyman Pasa komuta ediyordu. Buna karsilik Orhan Gazi. 1354'te Orhan Bey kuvvetlerinin Bolayir ve Tekirdagi'na kadar bütün Marmara kiyilarina sahip olduklarini gördükten sonra buna mani olmayi düsünmüstü.Damadi Orhan Bey'in verdigi kuvvetler ile. Kantakuzenos ile de ciddi anlasmazliklarin meydana gelmesine yol açti. 1353'ten itibaren Rumeli'ye yerlesmek seklinde basladi. Orhan Bey saltanatinin üçüncü ve son devresi.000 altin karsiliginda Çimbi'yi satin almak istedigini bu arada Türk kuvvetlerinin Gelibolu'yu terk ve tahliye etmelerini.

Kantakuzenos buna sebebiyet vermekle itham edilmis. Kantakuzenos. Haci Ilbeyi ve Evrenos Bey gibi dirayetli emirler tarafindan büyük bir çözülmeye sebep olmadan ber taraf edildi. Ege ile Karadeniz'e hakim olan Marmara'nin bir iç deniz haline getirilmesi an meselesiydi. Süleyman Pasa'nin vefati üzerine o siralarda 33 yasinda bulunan kardesi Murad Bey. Süleyman Pasa'nin kurmay heyetini teskil ediyorlardi. Evrenos Gazi. gerçeklesmis oluyordu. oglu Orhan tarafindan titizlikle takip edilen dahiyane projesi. Murad adini alacak o büyük hükümdara fütuhatinin yollarini çizmis oluyordu. Bundan sonra bir manastira çekilen Kontakuzenos damadi Orhan Bey ile olan bütün münasebetlerini kesti. Süleyman . 1354'ten itibaren Rumeli'de (Gelibolu) kendisi için yaptirdigi sarayda oturmaya basladi. Süleyman Pasa. Onlara. Gazi Siileyman Pasa'nin vefati üzerine Rumeli'deki fütuhat harekatinda bir duraklama görüldüyse de bu durum Lala Sahin Pasa. Böylece halefi olan ve daha sonra Sultan I.bildirdi. Bu arada Orhan Bey'in ikinci oglu ve Süleyman Pasa'niri ana baba bir kardesi Murad Bey. Gerçekten Kantakuzenos Izmit'e kadar gelmis olmasina ragmen Orhan Bey ile görüsemeden Istanbul'a döndü. onun yerine tayin edildi. o siralarda 43 yaslarinda bulunuyordu. Osman Gazi'nin. Haci Ilbeyi. Orhan Bey. Bizans'i alt üst etmisti. Artik. bu yüzden imparatorluk tahtindan da feragat edip bir manastira çekilmek zorunda kalmisti. Süleyman Pasa. feth ettigi yerlerde yerli halka çok iyi davraniyordu. Bizans idaresinden çok daha iyi imkânlar hazirliyordu. Gazi Fazil ve Ece Yakub Bey gibi degerli komutanlar. Kantakuzenos bu durumda Sirp ve Bulgarlarla birlikte olup Balkanlarin Osmanlilara karsi muhafaza ve müdafaa edilmesi hususunda basarisiz bir tesebbüste bulundu. bundan kisa bir müddet sonra Bozcaada'daki hapishaneden. Gelibolu yarimadasinin Osmanlilar tarafindan feth edilmesi. Lala Sahin pasa. Böylece. Böylece Murat Bey veliahd da olmus oluyordu. ogluna büyük bir selahiyet ve yetki vermisti. 1358 veya 1359 yilinda bir avi takib ederken atindan düsüp kaza neticesi vefat eden Süleyman Pasa. Venediklilerin yardimi ile kurtulup gelen rakibi Ioannes'e saltanati birakmak zorunda kaldi.

Bu hareket. Osmanlilarin. veliaht olan oglu Murad Bey'e emanet ettikten sonra Bursa'ya döner. Ismail ve Ishak adinda üç oglu ile iki kizinin bulundugu belirtilmektedir. Süleyman Pasa'nin. Kendisinden asirlarca sonra gelecek ve gerçekten büyük bir hükümdar olan Sultan II. esas politikayi teskil ediyordu. Babasindan devr aldigi küçük beyligi iki misli büyüterek. Bu gayenin gerçeklesmesi için Anadolu'daki Osmanli arazisinden (Yani Karesi taraflarindan) bir kisim yörükleri nakl edip yerlestirdiler. Imdi söyle malum ola kim bu taraftan feth olan hisarlara ve vilayetlere ehl-i Islâm'dan çok âdem gerektir. Bizans'a karsi yapilan savas ve fütuhat politikasini temsil ettiginden. Bu feth olunan hisarlar içine koymaya ve hem yarar gaziler gönderin.Pasa. Onun vefati esnasinda oglu Murad. Trakya fetihleri ile büyük ve hakli bir ün kazandigindan baska. Bizans ve Venediklilerin birlikte müdahale etmeleri ihtimali göz önünde bulundurularak derhal köklü bir yerlesme siyasetinin tatbikine baslandi. Bir nice zaman Gelibolu nevahisinde sakin oldular. o dönem devlet islerinde büyük bir nüfuzu bulunan ahiler ile gazilerin destegini alarak babasinin yerine tahta geçti. Bununla beraber Sirp. Büyük oglunun ölümü haberiyle son derece sarsilan Orhan Bey. Rumeli'de devletin esas kuvvetlerinin basinda bulunuyordu. Müslüman bir toplumun kendi kitalarinda yerlesmesi tehlikesini gündeme getirmisse de Balkan devletlerinin birbirleri ile ugrasmalari yüzünden o taraflarda bulunan Türkler için bir tehlike arz etmiyordu. Bulgar. Ogullarindan Melik Nasir denizde bogulmustur ki bu hadise Süleyman Pasa'nin sagliginda olmalidir. "Atasi Orhan Gazi'ye haber gönderdi kim devletlu himmetinle Rum eli feth olunmaga sebep olundu. teskilatli bir devlet haline getiren Orhan Gazi. Bu konuda Asikpasazâde." Orhan Gazi . babasi Orhan'dan oraya yerlestirilmek üzere nüfus nakline dair olan arzusu hakkinda su bilgileri verir. bu mezari yeniden yaptirmistir. Bu bakimdan Osmanlilarin Balkan yarim adasina yayilma düsüncesi. Avrupa'nin dikkatini çekmisti. Macar. Onlari Rum eline geçirdi. Gelibolu'ya yerlesmeleri. Fütuhati. Mart 1362'de vefat etti. Orhan Gazi dahi kabul etti. Abdülhamid. Melik Nasir. Süleyman Pasa'nin. Kâfirler gayet zebundur. Bolayir'a gelip oglunun kabrini ziyaret eder. feth ettigi Bolayir'daki türbesine defn edildi. Vilayetine göçer Kara Arap evleri gelmisti.

gerektigi zaman toplu olarak akinlara bile katildilar. Nitekim kaynagimiz bu konuya temasla söyle der: Rumeli'ye yerlestirilen bu yörüklere karsilik elde edilen yerlerin askerî sinifina mensub Rumlarini da ileride isyan çikarabilir endisesiyle Balikesir ve havalisine nakl ettiler. O yere vardilar ki orasi Görece'den asagi deniz kenarinda Viranca Hisar'dir. Anlasilan o ki Osmanlilar. Temasa etmeye basladi. Dedtier ki "Han'im! Burada bir yer var ki yakindir. Bu tedbirlerin basinda. Süleyman Pasa'ya: "Han'im düsünceye daldin" dedi. sonra da Hayrabolu'ya yerlestirildi." Gittiler. Süleyman Pasa: "Bu denizi geçmeyi düsünüyorum. Ece Beg ve Gazi Fazil: "Biz ikimiz geçelim. Asikpasazâde'nin verdigi bilgi. feth edilen bu yerlerdeki insanlardan askerî sinifa mensub olanlari da Anadolu'ya naklettirmisti. Bir kismi ise Gelibolu'nun kuzey bati taraflarina giderek begendikleri yerlere yerlestiler. verimli topraklara yerlesip ziraatla mesgul olmaya basladi. Süleyman Pasa: "Nereden geçersiniz" dedi. Bunlar. Biraz önce de temas edildigi gibi bu sebeple Balikesir bölgesinde yasayan Türk asiretlerinden bir grup 1357 tarihinde Rumeli'ye geçirildi. Bir garip binalar gördü. Bu grup önce Gelibolu bölgesine. yabanci unsurlarin bulundugu yerlerde o bölgenin siyasî ve askerî emniyetini saglamak ve bos bulunan sahalari iskâna açmak için Anadolu'dan Rumeli'ye Müslüman Türk unsurunun geçirilmesi geliyordu. Bunun için köklü bazi tedbirlere bas vurmak gerekiyordu. Hiç kimseye söylemedi. Rumeli'ye geçtikten sonra sadece askerî tedbirlerle buralarda kalamayacaklarini biliyorlardi. Bunlarin büyük bir kismi. Çimbi kalesinin karsisinda ve Anadolu sahillerinde bulunan Viranca Hisar'dan Rumeli sahiline nasil adam geçirdiklerini ve o sahillerde nasil faaliyetlerde bulunduklarini detayli bir sekilde anlatirlar. Biraz durdu.bununla da yetinmeyerek. . Ece Beg derler bir aziz er vardi. Hayli bahadir olarak anilirdi. Geçecek yerlerdir. tarihî bir malumat olarak bu konuda su ifadelere yer vermektedir: "Bir gün memleketi gezerken Aydincik'a geldi. Ilk grubun geçmesinden sonra akillica yapilan propagandalar. büyük ölçüde birbirlerinden nakiller yapmak suretiyle Süleyman Pasa'nin. Anadolu'dan pe çok ailenin Rumeli'ye geçmesini sagladi. Osmanli kaynaklan. öyle geçsem ki kâfirin haberi olmaya" dedi. Han'im görsün" dediler.

Bu hisarin limaninda gemiler vardi. Bu kâfir. Durmadilar. Bir gece Ayaslonca (Ayasilonya) derler bir hisar vardi. Bir iki ay bu hisarlari iyice saglamlastirdalar. Bir iki gün içinde iki bin er geçirdiler. Basina bir sapka verdi. Ece Beg. Oradan sürdü yine hisarina geldi. oradaki gemileri yakti. Durmadilar. gönüllerini aldilar. hisarin atlarina bindi. Velhasil o gün ikiyüz adam geçirdiler. Bu müslümanlari oraya götürdü. O gemilere koydular. Kimse bizi görmesin?" Kâfir "Ben sizi söyle ileteyim ki kimse görmeden sizi hisara koyayim" dedi. Kâfirlerin de çogu disarda baglarinda ve harmanlarindaydi. Hemen Süleyman Pasa'ya getirdiler. Getirdiler. Süleyman Pasa bu kâfire bir kaftan giydirdi. Süleyman Pasa "Bu hisarlardan sipahi olan kâfirleri çikarin. harman vakti idi. kâfirler duymadan içeri girelim. sala koydular. Baglarinin arasinda bir kâfir ele girdi. Süleyman Paça yetmis-seksen yarar er aldi. Ehl-i Islâm elinde hisar iki oldu. Bu iki hisari saglamlastirdilar. Bu kâfirler (Çimbi kâfirleri) gaziler ile ittifak ettiler. Öyle yaptilar. Bunun halkinin dahi gönlünü hos tuttular. Belki kâfirlere dahi ihsanlar ettiler. Kâfirlerin gemicilerini gemilere koydular. Beline bir kusak ayagina da ayakkabi verdi. onu dahi aldilar. Bu kâfirlerden hiç kimseyi incitmediler. Kendileri baslarinda durdular. Bolayir yaninda Akça Liman derler bir liman vardi. Onlar da kendilerini güvenlik içinde buldular. Bindiler. Hayli adamlar da Aydincik'tan gemi ile geldiler. Yürüdüler. adam geçirdiler. Zira o vakit. Çimbi Hisari'nin civarina çiktilar. . Daha hayli adam geçirdiler. Çabuk birkaç sal daha yaptilar. Kâfiri donatti. Elhasili askerlerin çogunu yanlarina getirdiler. Karsida oturan askere gönderdiler. bunlardan sonunda bize bir kötülük gelmeye" dedi. Içinden bir kaç taninmis kâfiri tuttular. dogru Çimbi Hisari'nin bir ters dökecek yeri vardi. Bu hisarin (Çimbi) limaninda olan gemileri sakladilar. Kâfire dedi ki: "Sizin hisarinizda yer var midir ki. Her yerden istegi olani getirdiler. Kâfirlerini incitmediler.Çimbi'nin karsisinda Ece Beg ile Gazi Fazil çabucak bir sal yaptilar. Elhasil hisari aldilar. Kadinlarini da kendilerini de hos tuttular. Evleri ile Karesi iline iletin ki. Hemen oradan hisara girdiler. Geceleyin geçtiler.

Gece. Balkanlara geçip orada tutunmak ve hakimiyet kurmak için stratejik önemi haiz olan bir sehirdi. Bu iki gaziye hayli yarar gaziler verdiler. Bunlar da hemen karsiladilar. Bunun için de Edirne'yi feth etmeyi kendisine hedef olarak seçmisti. EDIRNE'NIN FETHI Osmanli fethinden önce küçük bir sehir olan ve günümüzde "Kaleiçi" denilen sinirla çevrili bölgeden ibaret olan Edirne. Bundan dolayi Edirne'nin gerisini emniyet altinda bulundurmak ve Istanbul tarafindan gelebilecek bir Bizans taarruzuna mani olmak için Tzurulon denilen ve daha önce alinip sonradan elden çikmis bulunan Çorlu'nun alinmasi gerekiyordu. gündüz bunlar Gelibolu kâfirlerine huzur vermez oldular. Burayi da kisa bir zamanda ele geçiren Osmanlilar. Sultan Murad. . Murad. Imparator Kantakuzenos'a defalarca yardima geldikleri zaman. Ankara'dan döndükten sonra Trakya'ya geçip faaliyetlere baslar. hareket ve davranislarindaki basarinin sirrini bu anlayista aramak gerekir. Savas oldu. Bizans Imparatorlugu'na bagli idi. Sultan Murad'in. bu sehrin askerî önemini anlamisti. Osmanlilarin.Birgün. daha o dönemlerde bile müslüman olmayan ve hatta kendileri ile mücadele eden bu insanlara karsi gerçek bir hosgörü ile muamele etmisti. kâfirleri kirdilar. Bunlari Gelibolu'ya havale ettiler. Ankara'nin yeniden alinmasindan sonra artik sira Edirne'ye geliyordu. gerek Edirne'nin. Gerçi Osmanlilar. Iskelesine dahi gemi birakmaz oldular ki çika. Hisarin kapisini yaptirdilar. Süleyman Pasa'dan sonra Rumeli'nin ikinci fatihi diyebilecegimiz Sultan I." Bu tarihî metinden anlasildigina göre Osmanli. gerekse bütün bir bölgenin ehemmiyetini anladiklari gibi ulasim ve stratejisini de anlamislardi. babasini müteakip Osmanli tahtina geçmesinden sonra feth edildigini bildirdigi Edirne'nin zapti. Onlari Gelibolu ucuna koydular. Buraya hücum eden Osmanli birlikleri. Yakub Ece'ye ve Gazi Fazil'a yoldaslar verdiler. Osmanlilarin Avrupa'ya kesin bir sekilde yerlesmeye çalistiklarinin isareti idi. Gelibolu'nun kâfirleri bunlarin üzerine gelmek için toplandi. buranin surlarini da yiktilar. Bolayir'da oturdular. kisa zamanda burayi tekrar alip surlarini yiktilar. Kaynaklardan büyük bir kisminin. Buradan piskoposluk merkezi olan ve Arkadiopolis denilen Lüleburgaz'a geçtiler.

Türk basbugu Orhan dahi vefat ederek. Selanik'ten baska bütün Tesalya kitasini zapt etti. Bu arada Bizans'in daha önce geri almis oldugu Malkara. Bunun sonucunda da Edirne zapt edildi (764 H.). Edirne yolu üzerinde bulunan ve daha önce düsman eline geçmis olan Çorlu ile Lüleburgazi aldiktan sonra Edirne üzerine yürüyüp orayi feth etti. Edirne'de bulunan Rum komutan ise Meriç nehrinin kabarmasindan istifade ile bir gece. Edirne'yi muhasara etti. Bu suretle Murad. maiyetinin bir kismi ile bir kayiga atlayip Enez'e kadar inerek oradan da Sirp ülkesine kaçmaya muvaffak oldu. Sultan Murad'in Trakya'daki faaliyetlerinden bahs ederken söyle der: "Ayni sene zarfinda. Evrenos ve Haci Ilbeyi. Böylece Osmanlilar'in Trakya'yi da Islâmlastirmaya yönelik gerçek maksatlari ortaya çikmis oluyordu. Bulgarlarin.Lüleburgaz'in zaptindan hemen sonra Anadolu'dan göçmenler nakl edilerek buraya yerlestirildi. yukarida belirtilen yerleri elde ettikleri sirada bütün komutanlarin davetiyle Lüleburgaz mevkiinde toplanan bir harp meclisinde. Kirklareli'ni isgal. Kesan ve Ipsala. Trakya sehirlerinden birçoklarini hükmü altina aldiktan sonra. Serez ve Drama taraflarinda bulunan Sirplarin da müdahale edebilecekleri düsünülerek sol kola memur edilmis olan Evrenos kuvvetleri de Dimetoka'nin batisina dogru sevkedilerek savunma tertibati alindi. Bizans tarihinden bahs eden Dukas. Haci Ilbeyi ise Enez Körfezi üzerinde ve Meriç'in batisinda bulunan Dedeagaci (Megri-Makri) kasaba ve limanini aldi. Nihayet Babaeski ile Pinarhisar arasinda Sazlidere mevkiine kadar gelmis olan Rum ve Bulgar kuvvetleri ile yapilan kesin bir meydan muharebesi sonunda düsman bozuldu. Görüldügü gibi Sultan Murad. Buradan da Kuzeye dogru Meriç'i takib etmek suretiyle Didimatihon denilen Dimetoka'yi zapt etmisti. Büyük Selçuklularin Anadolu'daki yerlesme siyasetlerinin bir benzeri idi. Bu. / 1363 M. Gazi Evrenos Bey tarafindan tekrar zapt edilip Osmanli idaresine katildi. verilen karar üzerine beylerbeyi Lala Sahin Pasa büyük bir kuvvetle Edirne üzerine sevk edildi. . Rumlara yardim etmeleri ihtimaline karsi sag koldan Karadeniz sahiline dogru ilerleyen bir kisim kuvvetler. Murad Bey. Bizanslilara ait tekmil yerleri ele geçirdikten sonra Trivalya (Tuna nehri ile Bati Trakya arasinda kalan bölge)'ya geldi. beyligini oglu Murad'a terk eyledi.

Dogu Trakya'da yayilmakta olan Müslüman Türklerin bu yayilmasini önlemek için 1361 Temmuzunda Imparator Besinci Ioannis ile Venedikliler arasinda bir antlasma yapilmissa da bir fayda temin edilemedi. Böylece Bizans. Osmanlilarin aldiklari yerleri ne kendisinin ne de Sirplarin geri almak için bir tesebbüste bulunmayacaklarini garanti ediyordu. Sultan Murad. Bunun üzerine imparator 1364'te Osmanli Devleti ile anlasarak mevcud vaziyeti kabule mecbur olmustu. Bu kusatmaya dayanamayacagini anlayan kale muhafizi teslim olarak ailesiyle birlikte Sirbistan'a gitti. Bu. Çünkü Imparator. bununla yetinmeyerek faaliyetlerine devam etti. Bir müddet için orasini kendisine karargah yapti. Bundan dolayi Bizans ile Venedikliler arasindaki ittifaktan bir netice elde edilemedi. . Lala Sahin Pasa pirinç ziraatiyle meshur olan Filibe (Plovdiv)'i muhasara etti. dinî müsamaha. Bulgar ve Makedonya'daki Sirplarin birbirleri ile olan irtibatlari kesilmis oluyordu. Edirne vaziyetini yoluna koyduktan sonra Beylerbeyi Lala Sahin Paça'yi burada birakarak kendisi Dimetoka'ya gitti. Anadolu Müslüman Türk tarihi için oldugu kadar Balkanlar ve buna bagli olarak Avrupa için de bir dönüm noktasi olmustur. bunlari daha önce pek bildigi ve uyguladigi söylenemez. Böylece Bizanslilar açisindan Osmanlilarin eline geçmis bulunan yerlerin tekrar alinmasi ümidi de ortadan kalkmisti. Zira Osmanlilar sayesinde Avrupa. Osmanli fütuhatinin manevî sebep ve faktörlerinden bahsedilirken bu konuya daha detayli bir sekilde temas edilecegini belirtmek gerekir.Sultan Murad. Edirne'den sonra Filibe'nin de alinmasiyla Bizans. insana saygi ve hukuka riayet gibi kavramlarla karsilasti ki. Evrenos Bey de Gümülcine ile o havalide bazi yerleri aldi. Lala Sahin'i kuzeyde Filibe ve Zagra taraflarina sevk ettigi gibi Evrenos Beyi de Bati Trakya'nin fethine (Gümülcine) memur etti. Orada bir cami ile kendisine bir saray yaptirdi. mütemadiyen Anadolu'dan göçmen naklederek sahilleri de siki sikiya ellerinde tuttuklarindan ayrica yerli halka karsi çok merhametli ve âdilane bir idare tarzi uyguladiklarindan içerde de herhangi bir isyan hareketine rastlanmiyordu. Çünkü Osmanlilar. Osmanlilarin Avrupa'da kesin olarak yerlestiklerini gösteren bir hadisedir. tamamiyla Osmanlilarca çevrilmis bulunuyordu. O. Edirne ve Dogu Trakya'nin fethi.

Bunun esas temeli ise merkezdeki "Divân" idi. Keza o. Bu bakimdan bu siyasî varlik ve birlige bir hayatiyet ve devamlilik kazandirmak gerekiyordu ki bu da saglam ve temelli müesseselerin kurulmasi ile mümkündü. ekonomik ve sosyal hayatta önemli bir rol oynamaktadir.ona modern bir devlet olma anlayisini saglamisti. onun zamanindaki fetihlerle gittikçe genisleyip büyümeye basladi. Onun vefati esnasinda devletin sinirlari 95. vergi gibi konularda yeni teskilâtlarin kurulmasi icapediyordu. idareciligi bakimindan tam bir devlet kurucusu idi. irk ve medeniyetlere sahip insanlari sinirlari içinde barindirmaya baslamisti. Orhan Bey. Beylik.000 km2'ye çikmisti. Bu parada Osmanlilarin mensub olduklari Kayi boyu damgasi da bulunuyordu. Bilindigi gibi para. Bu hareket tarzi . Burada üzerinde durmamiz ve belirtmemiz gereken bir nokta da simdiye kadar ilk Osmanli akçasinin Orhan Bey zamaninda basilmis olmasi meselesidir. Bununla beraber bu paranin nerede ve hangi tarihlerde basildigi belli degildir. Bu da ortaya çikan yeni problemlere karsi zamanin ve sartlarin gerektirdigi çözümleri bulmakla mümkündü. Idare sahasinda. Halbuki yeni arastirmalar ilk Osmanli parasinin Osman Gazi döneminde basilmis oldugunu göstermektedir.Babasindan devr aldigi küçük beyligi iki misli büyüterek teskilatli bir devlet haline getiren Orhan Bey. ORHAN BEY ve DEVLET TESKILÂTI Osmanli Devleti'nin ilk teskilâti Orhan gazi zamaninda kuruldu. Henüz bey ünvanini tasiyan hükümdar bu . kültür. onun Osmanli Beyligi'ni hakiki bir devlet haline getirdiginde müttefiktirler. Bu genisleme duraksamadan devam ettigi için yeni müesseseler ile desteklenmesi ve saglam temellere oturtulmasi gerekiyordu. Osmanlilarin ilk defa kullandigi para birimi akça idi. bir devletin istiklâl (bagimsizlik) alâmetlerindendir. adalet. Bu maksatla Orhan Bey'in tahta geçisinin (cülûs) üçüncü yilinda bir gümüs sikke basildi. 1362 yilinda vefat etti. Bu konularda ulema sinifindan gelmis olan vezir Alaeddin Pasa ile Bursa Kadisi Cendereli Kara Halil Efendi büyük bir gayret ve faaliyet içinde idiler. Çünkü o ana kadar. daha önce karsilasmadigi farkli din. askerlik. ilk devlet teskilâtinda Anadolu Selçuklulari ile Ilhanlilari örnek almis ve buna göre bir hükümet teskilati vücuda getirmisti. Orhan Bey. Bütün tarih ve kaynaklar. yavas yavas asiret usûl ve kaidelerinden az da olsa ayrilmak ihtiyacini hissediyordu. Daha önce küçük bir beylik olan devlet.

Gaza ve fetihten sonra bu gazilere baslangiçta timar (dirlik) verildigi gibi onlari idare edenlere de daha yüksek bir timar tahsis ediliyordu. Bilecik. Mesela Eskisehir. Yenisehir. vaktinde sefere gelemeyen veya uzun süre devam eden kusatma hizmetlerinde kalamadiklarindan dolayi basarilari mahdud olan asiret sipahilerinin yerine. bir alay haline konularak baslarina en büyük timar sahibi olan kimse alay beyi tayin ediliyordu. Osmanli Beyligi'nde muntazam bir devlet teskilati meydana getirdigi sirada bütün timarlilari belli birlikler halinde bazi kumanda kademelerine bagladi. Ancak bu sayede. Selçuklu divân dairesi ile çevrelerindekinin aynisi idi. Bursa gibi sehirler. devamli bir askerî birligin kurulmasi gerekiyordu. Çünkü her zaman. Divâna. Ikinci veziri Ahi Mahmud oglu Nizameddin Ahmed Pasa idi. Bunlarin ileri gelenleri. seferde vazife aliyorlardi. Orhan Bey. hükümet reisi durumunda bulunan ve ilk dönemlerde ilmiye sinifindan gelmesi mutad olan vezirin de icabinda baskanlik ettigi olurdu. bilhassa asiretlerden. Orhan Bey zamaninda. Karacahisar. buralari feth eden beylere verilmek suretiyle dogrudan dogruya asiretin ileri gelen ve birer askerî komutani durumunda bulunan kimselerce kullaniliyordu.divana baskanlik yapmaktaydi. hizmetleri karsiliginda kendilerine timarlar verilmek üzere genellikle toplu bir halde vazifeye alinan sipahilerdi. hep birer kaza teskil ediyorlardi. Orhan Bey devri ilk vezirinin Ramazan 723 (Eylül 1323) tarihli ve Orhan Bey zevcelerinden Asporça Hatun vakfiyesinden anlasildigina göre Haci Kemaleddin oglu Alaeddin Pasa (öl. Tamami atli olan bu timarlar. Baska bir ifade ile Orhan Bey'in kurdugu bu sistem. Bu sebepten oralarda bir kadi ve subasi bulunuyordu. Sehir. 1340) adinda ilmiye sinifindan belki "ahi" ricalinden bir zat oldugu ve bunun isim benzerligi yüzünden Orhan Bey'in küçük kardesi Alaeddin Bey ile karistirildigi görülmektedir. Her kazanin timarlilari birer çeribasi idaresinde idiler. O dönem Osmanli ordusunun en mühim unsurunu teskil eden bu birlikler. kendi boy ve oymaklarindan topladiklari adamlari ile beraber. Bu askerî teskilâtin ortaya çikmasi zaruret halini almisti. sinirlari bir hayli genisleyen beyligin her tarafina zamaninda ulasilabilecekti. Izmit. Osmanli Beyligi'nin ilk mühim fethi olan ve hem yeni hem de kuvvetli bir siyasî varligi ortaya koyma yolunda belki en önemli . Inönü. Orhan Bey devletinin dayandigi ikinci sinif askerî kuvvet yaya ve müsellem teskilâti idi. Osman Bey zamanindan itibaren elde edilen yerler. Iznik. kasaba ve kazalarin idaresinde ise.

isin hemen basinda kilise ve manastirlari cami ve medreseye çevirmek suretiyle ilk ihtiyaçlari karsilamis oluyordu. Sultan Murad. Orhan Bey. Bu sebepledir ki tebeasi arasinda herhangi bir ayirim yapmadan herkese gerektigi sekilde muamelede bulunuyordu. Burada birçok da vakif tesis etti. Ibrahim. feth ettigi ülkelerde tebeasina karsi adaletle uyguladigi siyasete çok dikkat ediyordu. Kantakuzenos'un kizi olan esi Theodora'dan dogan oglu Halil'i çok . Yine onun 1335 yilinda Bursa'da kurmus oldugu medrese zamanla Iznik medresesini gölgede birakmis ve devrin yüksek tahsil müessesesi haline gelmistir. O. Onlari takdir etmekte mahirdi. kendi toplumunun faydasina olan her konuda öncülük ediyordu. Orhan Bey'in Bursa'yi aldiktan sonra burada kurdugu ve kendisinden sonra gelen haleflerinin de izinde yürüyerek devam ettirdikleri tesislerin. O. 1330) yilinda Iznik'te kurdugunu görüyoruz. 1362'de vefat ettigi zaman Murad. Türkmen meliklerinin büyügü oldugunu söylemekle kalmaz. ilim ve ilim adamlarina saygida kusur etmezdi. Orhan Gazi'den sitayiskâr bir sekilde bahs eder. aksam olunca da imâretin kandillerini. Onun. Bu imâretin seyhligini. Iznik'in Yenisehir kapisinda bir imâret kurar. Bununla beraber o. Bu bakimdan zapt ettigi yerlerdeki kiliseleri mescid ve medreselere çevirmekle yetinmemisti. Nitekim Bursa'da yoksullar evi yaptirip fakirleri doyurmak için mallar vakfeder. O. Ibrahim ve Halil hayatta idiler. Orhan Gazi. Yoksullar evinde bilgin ve hafizlara da maas baglar. Bilindigi gibi toplumun egitim ve kültür hayatinin gelismesinde önemli derecede rolü bulunan müesseselerden biri de medreselerdir. yine bizzat kendisi yakar. Ilk zamanlarinda kendisini Iznik'te ziyaret etmis olan Magribli (Fas) seyyah Ibn Batûta. dedesi Edebali'nin müridi olan Haci Hasan'a verir. Daha önceki Müslüman devletlerde de varligina sahid oldugumuz imâret müessesesinin Osmanlilar'daki ilk müessesi Orhan Bey'dir. Fakirlere çorba dagitir. onun yaninda gördügü ikramlari ve onun ülkesini nasil dolastigini açik bir sekilde anlatir. bu sehirde büyük bir Müslüman Türk nüfusunun toplanmasina sebep olmasi gerçegi idi. O. devletin temellerini babasindan tevarüs ettigi adalet anlayisi üzerine kurmustu.adim. Süleyman Pasa. Halil ve Kasim adlarinda ogullari olmustu. Orhan Gazi bu ilk imâretin açilis merasiminde bizzat kendisi hizmet eder. Orhan Bey'in. Vakiflar kurmak suretiyle bu öncülügünü sosyal alanda da göstermisti. Iste burada da ilk defa Orhan Gazi'nin faaliyete geçtigini ve ilk Osmanli medresesini 731 (M.

Orhan Gazi'nin 6 oglundan yas itibari ile dördüncüsüdür. Bazi kitâbe ve eserlerde "Meliku'lÂdil el-Gâzi es-Sultan Giyasu'd-Dünya ve'd-Din Ebu'l-Feth. Ordu ile milletin göz bebegi durumunda bulunan ve çok sevilen Sehzade Süleyman'in ölümü üzerine. Tahta geçince. I.seviyordu. MURAD (DÖNEMI) Osmanli Devleti'nin üç büyük kurucusundan biri olan I. babasinin Trakya'da izlemekte oldugu fetih siyasetini devam ettirmek istiyordu. Bu sebeple de devlet islerinde büyük bir nüfuza sahip olan ahi ve gazilerin destegini alarak tahta geçti. Az ve öz konusan padisahin. Rumeli'deki harp sahasindan ayrilip . Osmanli tarihinde Murad Hüdâvendigâr ve Gâzi Hünkâr adlari ile anilip söhret kazanan bu hükümdar. Süleyman Pasa ile Murad Bey ise Yarhisar tekfurunun kizi olan Nilüfer Hatun adindaki ilk zevcesinden idi. iyiliksever ve merhametli bir kisiligi oldugu için kendisine "Hüdâvendigâr" lakabi verilmisti. Latin kaynaklarinda Amurad adi ile anilir. Bizans'a karsi yapilan fütuhat ve kazanilan zaferlerin temsilcisi durumunda idi. ahiler ve komutanlarin karari ile Bursa'ya davet edilerek hükümdar ilan edilmistir. hem de Paleolog hanedanina damat olmus demekti. kanun ve nizamlara saygili. onun. Ibrahim'in annesinin ise imparator III. Yarhisar tekfurunun kizi Nilüfer Hatun'dur. veliahd olarak yetistirilmemis olmasina ragmen hükümdarlik sorumluluklarini devr alirken tereddüt ve saskinliga düsmeden yerine siki basip oturmustu. Bu sekilde Orhan Bey. Andronikos'un kizi Asporça Hatun oldugu ve Orhan Bey'in bu zevcesinden Fatma adinda bir kizinin da bulundugu sanilmaktadir. Annesi. Ana bir kardesi olan Süleyman Pasa'nin ölümü üzerine o tarihlerde 36 veya 37 yaslarinda bulunan Murad. babasinin vefatindan önce Rumeli'de esas kuvvetlerinin basinda bulunuyordu. Trakya'da gerçeklestirdigi fetihlerle ün kazandigi gibi idare ve yönetim isinde de pismisti. Sihabu'd-Din" gibi ünvanlari tasidigi da görülmektedir. veliahd olup babasinin tahtina geçen Murad. Daha önce de belirtildigine göre dogumu 1326 senesidir. teskilatçi ve komutanlik özelliklerini tasiyan bir hükümdardi. O. hem Kantakuzenos'un kizini almis. Çünkü o. Murad.

Sultan Murad. Bunun üzerine Sultan I. Anadolu'da ise "bazi hukkam ve mulûk. Peygamber'in seriatini yerine getirmek olmustur. Murad Lala Sahin Pasa'yi Rumeli'de kaymakam birakip 25 bin askerle Ankara üzerine yürüdü. Karamanogullarinin tesvikiyle tekrar Ankara'ya hakim duruma gelmisti. Devamli olarak Ankara'yi kendi beyliginin hakimiyeti altinda kabul eden Eretna Beyi. Çorlu ve Malkara'yi geri alip. ANKARA'NIN YENIDEN ZAPTI Anadolu Selçuklu Devleti'nin ortadan kalkmasindan sonra bu devletin mirasçilari durumunda bulunan on bey arasinda kendisini en kuvvetli hisseden Karaman Beyi olmustu. baslarinda bir komutan ve serdarin bulunmamasi yüzünden sikinti içinde olduklarini ve keremli padisahlarinin yolunu gözlediklerini bildiginden. Ankara. daha önce Sivas ve Kayseri bölgesinin hükümdari olan Alaeddin Eretna'ya ait iken. Tehlikeli bir durum arzeden kardesler ve Ankara probleminin çözümü için karar ve fetva aldi. sikak ve nifak üzre ittifak meslegine sülûk edüp hususa valiyan-i Karaman ve Ermeniye-i sugra (Karaman idarecileri ve Küçük Ermenistan) ve civarlarinda olan bazi kötü niyetli beylerin baslica emelleri Osmanli topragini . onun ölümünden sonra 1354 yilinda Orhan Gazi'nin oglu Süleyman Pasa tarafindan zapt edilerek Osmanli topraklarina katilmisti. hem Rumeli hem de Anadolu'da meydana gelen bu tehlikeli durumda ne yapilmasi gerektigi hususunda ulema ve devlet erkâni ile istisarede bulundu. cihad niyetiyle ülkeler feth etmek üzere o tarafa yönelmisti. Böylece sehir yeniden Osmanli hakimiyetine geçmis oldu. Bu esnada Eretna Beyligi'nin idaresinden memnun olmayan sehir halki ve ahiler.Bursa'ya gelmesi üzerine Bizans kuvvetleri taarruza geçerek Türklerin elinde bulunan Burgaz. Orhan Gazi'nin vefati üzerine Karamanoglu ile Sivas hükümdari Giyaseddin Mehmed'in tesvikleri ile Ankara ahileri. mukavemet etmeden sultani törenle karsilayarak ona hediyeler takdim ettiler. Allah'in yardim ve keremi eseri olarak sahlik tahtina oturunca ilk isi halkin ve askerlerin ihtiyaçlarini görmek ve Hz. Böylece halkin dileklerini yoluna koyduktan sonra Rumeli yakasinda olan askerlerin. Rumeli'ye dönmek isterken Asya'da meydana gelen olaylar yüzünden Avrupa'daki tasavvurlarini geciktirmek zorunda kaldi. Bunun üzerine Sultan Murad. Bu bey. Karamanlilarin ortaligi karistirmak için Ermenilerle de is birligi yaptigini ve Müslüman halka zulmetmek üzere anlastiklarini anlatarak söyle der: "Sultan Murad. Osmanlilarin her an artmakta olan güçlerinin kendisi için tehlike meydana getirdigini sezip Osmanlilarin son tesebbüslerinden de endiselenince onlara karsi ahiler ile Eretna Beyi'ni kiskirtmaya basladi. sehirdeki Osmanli muhafizlarini kovarak daha önceki beylerinin idare ve yönetimine döndüler. Türk kuvvetlerini sahile dogru çekilmeye mecbur ettiler. Hoca Saadeddin Efendi. Ankara'nin yeniden zaptini anlatirken enteresan bazi noktalara da temas eder.

Hilafetin ve Bizans Imparatorlugu'nun yükselis çaglarinda Amuryum (Anamur) gibi. Durum. saçtiklari fitne atesini söndürmeye çalismazsak. Faziletli kisiler topluca. . Arabistan. O dönemlerin. Bunlar. Bu emirdeki siraya uyarak önce kâfirlerin fitnesini def etmek. halk ve köylüler de berbat olurlar. Ankara'ya sahib olan istiklâl davasina düserek bu kaleyi ve çevresini ele geçiren Ahi adini tasiyan cemaat. büyük ölçüde tarim ve hayvanciliga dayali gelismis ekonomisi ile temayüz eden Ankara. yaramazlarin zararina son vermek için bu diyara gelmistik. Hal böyle olunca ulemanin fetvasi ve akil sahibi kisilerin görüsleri nedir diye sormustu. Bunun içindir ki Ankara'dan bahsederken Hammer de söyle söyleyecektir: "Iskender'in. Zaferleri tasiyan askerleri ile Karaman beylerini ülkesinden çikarip sinir boyunu tutmak için Ankara kalesini kusatti. Bu arada ol nifak ehli ile is birligi eden bazi yaramazlari ve kötü yolun yolcularini yakalayip. moher ve daha baska nefis kumaslar burada dokunurdu. Bunun üzerine Gâzi Hüdâvendigâr da ulemanin fetvasini bayrak ve rehber edinerek Anadolu yakasina geçti. Böylece Islâm'in geregini bir kenara birakip müsrik ve kin ehli ile is birligi edip bütün Osmanli ülkesini çarpip yakmak konusunda anlasmislardi. Ayrica yün. Müslümanlara zarar ve ziyanda bulunmak için. Tarim ürünleri yaninda zirh yapimiyla da taninmistir. Sonu ayrilik ve fesad olacak bu düsünce ile and içip el baglamislar. bunlara katilanlar veya onlardan umut bekleyenler kirilip dökülünceye kadar kovaladi. et-Tevbe 73) emrine uymaktir.yagmalamak oldugundan hünkârin Gelibolu'ya yöneldigini ögrenince bir araya gelip bazi kararlar ve gizli tedbirler almakta kusur etmemislerdi. Onlarin bu tutumu padisahlik merhametine. Seytan'in bu takimi ile gönül ve dil birligi etmislerdi. Kostantiniyye (Istanbul) ve Islâm hükümdarlari arasinda sürekli bir çekisme konusu idi. sahlik yüceligine uygun düstügünden tamami devlet hizmetine alindilar. bazi bölgeleri yakip yiktiktan sonra Iznik ve Bursa üstüne düstükleri haberi geldi. Islâm ülkeleri harap. hediye ve armaganlar derleyip padisahlara has peskeslerle sultanin otagina gelmisler. Fakat simdi kulagimiza Karaman beylerinin çevrelerindeki azgin topluluklarla birlikte Islâm ülkelerini yagmalamak konusunda is birligi ettikleri. Bunun için de bazi bölgelere (hudud boylari) saldirarak Bursa ve Iznik üzerine yürümeye kalkismislardi. Münafiklarin ortaya çikardiklari karisikligin aradan giderilmesinin önemini belirttiler. onlara amacimiz ve emelimiz dinimize destek olmak "kâfirler ve münafiklarla cihad et" (Kur'an. birçok devlet ve beyligin dikkatlerini üzerinde topluyordu. Bizans ve Prenk diyarina yollanirdi. melekler ordusunun sahi olan sultanin esigine iletilince din bilginlerini ve isleri yöneten fukahayi toplamis. Bu güzel sehir. adalet issi Sultan Murad Han Gazi'nin yüce kuvvetini ve erisilmez gücünü görünce direnmeye imkân olmadigini anlamislar. Bu nifak takiminin büyük ülkeme yaklasmis olduklari su sirada zararlarini ortadan kaldirmaya. Böylece Islâm ülkelerini yagmalamak. tehlikenin def edilmesi isinin öne alinmasindan yana görüs bildirdiler. Kale ile hisarin korunmasi için asker ve dizdar birakildiktan sonra yakin çevrede bulunan bazi kaleler de yöneticilerinin elinden alinarak Osmanli ülkesine katildi. yani Ankara pek çok geliri olan bir beldedir. Iran. boyun egdiklerini bildirip kalenin anahtarlarini teslim etmislerdi. Harun Resid ile Me'mun Ankara'yi feth ettiler. Küçük Asya'daki fetihlerinin kuzey noktasi olan bu sehir. Ayrica çevredeki kâfir hükümdarlara da kararlarini duyurmuslardi.

askerlerin törelere göre nizam içinde hareket etmelerine bakardi. zamanin gerektirdigi bazi yeni kanun ve tesislere de bas vurmaktan geri kalmiyordu. Böylece bu göreve getirilen kimse. Keza Ankara. savas araçlarinin saglanmasi için "beylerbeyilik" görevi ile basa geçirilmesi uygun görülmüstü. O siralarda Bursa Kadisi olan Çandarli (Cendereli) Kara Halil Hayreddin Pasa en selahiyetli kisilerden ve kadilarin en ulularindan oldugu için bu göreve getirilmis oldu. hanedanin disindan birine verilmesini daha degisik bir açidan degerlendirerek söyle der: "Lala Sahin. zaman ve sartlarin gerektirdigi yenilikleri yapma ve tedbirlere bas vurmaktan çekinmiyordu. Nitekim kendisinden önce bir sefere baslamadan evvel o çagda en büyük ve mertebe bakimindan en yüksek sayilan taht merkezi olan Bursa kadiliginin. Çünkü daha önce her sefere çikista rütbesi en yüksek olan taht kenti kadisi.Harun Resid. Bu arada Sultan Murad. Hammer. delikanlilik çagina gelmis oglunun bulunmamasindan dolayi en kidemli beylerden ve saltanatin temel direklerinden olan Lala Sahin Bey'in. bina harçlarinin saglamligi. SULTAN MURAD'IN TESKILATÇILIGI Murad Hüdavendigâr. Sultan Murad. her türlü özel durumlarin incelenmesi ve terekenin hesaplanmasi görevlerinin kadiaskerlere birakilmasi uygun görüldü. böyle bir makamin ihdasina ihtiyaç gösterdi. Zira Orta Asya ticaretinin merkezi. Bundan sonra o. pehlivan yetistirmek ve ibadethaneleri ile de söhret kazanmistir. üzümleri gibi meyveleri de az söhretli degildir. Nasil ki . Gerçekten. eski çaglarda yagli kuyruklu koyun sürüleri. elmalari. uzun ve yumusak tüylü keçileri ile meshur oldugu gibi zamanimizda dahi örtüleri. Ankara'nin elde bulunmasi. asker ve ordunun tertibi. asker olan ve olmayan idareciler üzerinde üstün bir kontrol hakkina sahip bulunacaktir. seferlerde anlasmazliklari çözer. Savasta ve barista islerin yürütülmesi. Dogu Roma Imparatorlugu arazisi üzerindeki zaferinin hatirasini ebedilestirmek için Ankara'nin muhtesem iki kapi kanadini Bagdad'a nakl ettirdi. Böyle bir müessesenin teskiline de ihtiyaç vardi. Sultan Murad'in. beylerbeyi ünvaniyla Osmanli ordularina bas komutan oldu. deniz kenarinda. yünleri. Küçük Asya'nin en zengin vilayetlerinden biri olan Ankara. atalari en büyük çocuklarini ordulara komutan tayin ederek onlari beylerbeyi sifati ile ülkeler zapt etmeye gönderiyorlardi. Suriye ve Ermenistan'dan Türkiye ve Kilikya sahillerine giden yollarin merkez noktasi idi. ordu kadiligi ile birlestirilmesini emr eder. sayisiz askerin karsi tarafa geçisini saglayacak gemiler yaptirmakla da görevlendirildi. Böylece ilk defa "kadiaskerlik müessesesi" dogmus oldu. Murad zamaninda asker sayisinda meydana gelen büyük artis. Ankara'yi alip Karaman beyi tarafindan yapilan kiskirtmalarin sebep oldugu karisikliklari da bastirdiktan sonra gözlerini Avrupa'ya çevirdi. otuz alti çesidi sayilan armutlarinin lezzeti. Murad için önemli idi. anlasmazliklarin giderilmesi. Beylerbeyligin. Ayas sulari da kaplica olmak ve içilmek için en sifali sulardir. Beylerbeyi me'muriyeti Ayni zamanda vezirlik görevini de içine almaktadir önceki padisahlar zamaninda onlarin en yakin akrabasina veya büyük ogullarina verilirdi.

siyaset ve ticaret münasebetleri bakimindan sahip oldugu stratejik mevkii dolayisiyla Osmanli padisahlarinin taht merkezi olmaya degerdi. Bundan sonra hükümdar cihad için yoluna devam etmisti. SULTAN MURAD'IN RUMELI SIYASETI Lala Sahin Pasa'nin orduyu toplamasi ve askerî hazirliklarin yapilmasindan sonra Rummeli yakasina geçildi. Osmanlilar. fakat birçok cami ile kervansaray yaptirdigi ve onlar için yeteri kadar tahsisat bagladigi için de sakli kalmistir. Bu bakimdan buranin gülsuyu ve gülyagi Misir ve Iran'dakilerle boy ölçüsecek bir durumdaydi. o dönemde Dimetoka'nin daha bayindir ve mamur olmasi ile sarayinin Edirne'dekine göre daha iyi olmasi olarak gösterilmektedir. sadece bunlari feth etmis oldugu için degil. Bu arada Evrenos da bu bölgenin güneyinde Gümülcine ve Vardar gibi yerleri aldi. Sultan Murad bununla da yetinmeyerek onun adina vakiflar tesis etmisti. camiler. Edirne yerine Dimetoka'yi seçmesinin sebebi. Bununla beraber Sultan Murad. Daha önce belirtildigi gibi Edirne'ye varip orayi da fetheden Murad Hüdavendigâr. Bunlar arasinda Filibe'de iki ok atimi uzunlugunda ve iki arabanin yanyana geçebilecegi bir tas köprü anilabilir. Burasi sehri süsleyen yapilar. Hükümete yeni bir güven veren bu sistem. zafer sancaklarini Balkan eteklerine kadar ulastirmis ve en önemli yerlerden olup Belgrad'a kadar bütün memlekete pirinç vermekte olan iki Zagra (Eski ve Yeni) ile Filibe'yi almistir. Gerçekten de Edirne. Sabunu. saraylar.Orhan'in biraderi Alaeddin ve ondan sonra oglu Süleyman'in bu iki hizmeti idare ettiklerini görmüstük. Sultan Murad'in. çarsilar. sekerlemeleri Konya'ninkileri aratmazdi. artik Balkanlar'da yerlesmek. Birinci Murad'dan sonra gelenler tarafindan da degistirilmemis ve ona uyulmustur. askerlik. Padisah. Bilindigi gibi Edirne. Bu iki sehirde Evrenos'un hatirasi. burayi Cenab-i Hak tarafindan özellikle korunan ve medeniyetçe pek ileri bir sehir saymislardir. Beylerbeyi Lala Sahin Pasa'nin Edirne'de oturmasini ve Kuzey Trakya'da fetihlere devam etmesini istemisti. Suriye sabunlarini. Yerinin ve halkinin güzelligi dillere destandi. okullar ve köprüler bakimindan pek çok seyyahin dikkatini çekmekteydi. Lala Sahin'e gelince o. Padisah ilk önce kardesi Süleyman Pasa'nin mezarini ziyaret edip onun adina ve sevabi ona ait olmak üzere sadaka dagitmisti. mekan tutmak ve orayi yurt edinmek üzere buraya yerlesir. bu sistemde bir karisiklik ve saltanat için bir tehlike sezerek bundan sonra ogullarini müsavere meclisine kabul etmemek ve asker bas komutanligini yabancilara tevdi' etmek suretiyle eski usûlü bozdu. Lala Sahin de Evrenos gibi Osmanli ülkesine kattigi sehirlere ziynet veren ihtisamli yapilarla adini yasatmistir. Bundan sonra da Çorlu üzerine yürüyen Sultan Murad. orayi da fethederek yeniden ele geçirdi. Tunca ve Arda nehirlerinin kavsak noktasinda bulunmaktadir. . ikametgah olarak Dimetoka'yi seçmis ve orada bir saray yaptirmisti. Murad. Meriç. Kale tekfuru böyle sayisiz ve heybetli bir ordunun karsisinda tutunamayacagini anlayip kaleyi teslim eyledi. Ilk önce Gelibolu'dan fazla uzakta bulunmayan ve Elespon üzerinde kurulmus olan Bontos kalesi kusatildi.

1364 yilinda Filibe'yi Osmanlilara teslim ederek ailesi ile birlikte Sirbistan'a gitmis olan Rum kale komutani. bu isin tedviri için de Kara Rüstem'in memur edilmesine karar verir. Bir kismi kirildi. Elde edilen diger ganimetlerin taksiminde olan uygulamanin esirler konusunda uygulanmadigini ve seriatin emr ettigi beste bir vergi ödemenin yapilmadigini görür. Macar krali Layos ise canini zor kurtardi. Durumun takdiri için toplanan bir hey'et. Bu fiyatin beste biri olan 25 akçanin pencik (humus) vergisi olarak devlet adina alinmasina. her esir için 125 akça fiyat takdir eder. müttefikler Meriç nehrini geçtikten sonra onlara yetisebilmisti. Karaman'dan Sultan Birinci Murad'in yanina gelir. maiyyetindeki komutanlardan Haci Ilbeyi'ni de 10. durumu Sultan'a arz etmesi üzerine o da Kur'an ve Sünnetin gereginin yerine getirilmesini ister. Müttefik kuvvetlerin. Sultan Murad. Bunun üzerine hemen devrin kadiaskeri olan Çandarli Kara Halil'in huzuruna çikip diger ganimetlerden alindigi gibi esirlerden de beste bir hissenin devlet için alinmasi gerektigini söyler. Sayet simdi bu isin üzerine ciddiyetle varilmaz ve göz yumulacak olursa vaziyetin ileride çok daha vahim olacagini bildirir. bir adamin degeri yüz yirmi bes akça gibi çok az sayilabilecek bir meblaga düsürmüstü. Asil büyük Türk ordusunun kendilerini bastigini zanneden Haçlilar. Haci Ilbeyi. Sirbistan krali besinci Uros'a bas vurarak Türk kuvvetlerinin azligindan bahis ile onu Osmanlilar aleyhine kiskirtir. O. bu ittifak neticesinde Osmanlilara karsi yapilan sefere bizzat istirak eder. Haci Ilbeyi 10. büyük bir bozguna ugradilar. Sirp. Haci Ilbeyi. bununla da kalmayarak. Gün dogarken kalabalik düsman ordusunun imha edilmeyen döküntüleri kendilerini Meriç nehrine zor attilar. BALKANLAR'DA OSMANLILAR'A KARSI KURULAN ILK ITTIFAK VE SIRP SINDIGI SAVASI Osmanlilar.000 kisilik akinci kûvveti ile gece yarisi düsman ordugâhina üç koldan baskin yapar. Sirp ve Bulgarlar da Edirne ile Filibe'nin geri alinmasi için faaliyetlerde bulunup papa vasitasiyle Avrupa'yi harekete geçirmek istiyorlardi. Çandarli Halil'in. gerek bu dönem ve gerekse önceki dönemde ortaya çikan "Pencik vergisi” hakkinda bilgiler verir. Eflak ve Bizanslilar arasinda bir ittifak saglanir. Zagra'yi feth etmesinden sonra Osmanlilarin eline pek çok esir düsmüstü. Meriç nehrini geçen ve kendilerine mukabele edilmedigi için pervasizca hareket eden düsmanin gaflet ve sarhoslugundan istifade edip cesurane bir karar verir.000 kisilik bir kuvvetle ileri gönderir. Murad'a haber göndererek yardim ister. Bunlardan büyük bir kismi da nehirde boguldu. Buna göre Karaman'da dogan fakih Kara Rüstem. Edirne'den Bursa'ya dönünce komsu hükümdarlara Edirne'nin feth edildigine dair fetihnameler gönderdi. Balkanlar üzerinde bir nüfuz kurmak isteyen Macar Krali.Lala Sahin Pasa'nin. Bunlardan birinin örnegi Feridun Bey Münseati (I. Rivayete göre bu kurtulusunu devamli . bir kismi da Meriç'te boguldu. Bundan baska Papa V. 93)'te verilmektedir. Türkleri Balkanlardan atmak için Meriç vadisi boyunca Edirne'ye dogru yürümesi üzerine Edirne'de bulunan Lala Sahin Pasa. Hoca Saadeddin Efendi. Esir sayisi o kadar artmisti ki. ele geçirdikleri yerlerde teskilât kurup arazi islerini tanzim etmeye çalisirlarken. Urban'in tesviki ile Macar Krali Layos basta olmak üzere Bulgar. bu tehlikeli durum karsisinda derhal Bursa'da bulunan Sultan I.

yabanci tarihlerinde ise Meriç veya Çirmen muharebesi diye bildirilen bu zafer ile Edirne ve Bati Trakya daha da emniyet altina alindi. müttefik düsman kuvvetlerinin Edirne üzerine geldikleri haberini alinca derhal kuvvetlerini toplayip yola koyuldu. Bizans Imparatoru. Osmanlilarin. 1366 yilinda Gelibolu'yu ele geçirip tekrar Bizanslilara verdi. Biga'nin fethinden sonra Bursa'ya dönen Sultan Murad. Fakat daha önce yol üzerinde bulunan ve icabinda Rumeli'den dönerken korsan gemileri ile kendilerini tehdid edecek olan ve Katalan'larin elinde bulunan Biga'yi bizzat kendisi karadan. Macarlarla Türkleri ilk defa karsi karsiya getiren bu savas. Yenisehir'de bir imâret ve Gazi Erenlerden Postin pus Baba'ya bir tekke. Fakat bu sirada Türkler. Böylece hem denizden hem de karadan kusatma altina alinan Biga zapt edilmisti. Meriç nehri ise tamamen Osmanli kontrolüne girdi. Anlasildigi kadari ile Osmanlilar. Bosna'da oldugu gibi Balkan devletleri üzerinde de hakimiyet tesis etmek isteyen Macarlarin nüfuzu kirilmis oldu. Sirp Sindigi muzafferiyetinin sükranesi olarak Bilecik'te bir cami. durumun kendilerini pek etkilemeyecegi kadar yerlesmislerdi. Gerçek gayeleri. Balkanlardaki basarisi. Hammer'in ifadesiyle bu korkuyu ancak Hunyad (Kazikli Voyvoda) gibi birisi onu izale edebilmistir. bütün bunlari ahiret azigi olarak insa ettirmis ve bunlara vakiflar tahsis etmistir. Sirp Sindigi savasi ile Türklerin Rumelide sür'atle ilerlemeleri saglandi. Ancak buna tek ciddi cevap. Sultan Murad'in yaptirdigi bu hayir isleri ile ilgili olarak vakfiyesinden ögrendigimize göre o. Sultan Murad. Amadeo'ya bagli bir filo. Türklere karsi Haçli seferi açildigini bildiren bir bildiri yayinladi. Sultan buna çok sevinmis ve Allah'a hamd etmisti. Bursa hisarinda bir cami ile Çekirge'de bir imâret. medrese. Biga'nin fethi esnasinda Sirp Sindigi zaferinin haberi gelmisti. düsmanda öyle bir korku izi birakmistir ki. Balkanlar'da yerlesip yurt tutmak oldugundan bu Haçli seferi kendilerini ikaz ettigi için arkadan gelecek olan tehlikelere karsi daha çok hazirlikli bulunmayi gerektiren tedbirleri almaktan geri kalmadilar. Trakya bölgesine. Macar Krali ve Italya'daki prenslerle is birligi yapmaya çalisan Papa. Sultan Murad. Bu sayede. Zaten kisa bir süre sonra Gelibolu tekrar alinacakti. Savoy Dükü U. kaplica ve han yaptirmisti. Muharebe ve dönemin siyasî olaylari icabi 1365 yilinda devlet merkezini Bursa'dan Edirne'ye nakl ettiren Sultan Murad. Papa'yi yeni bir ittifak kurulmasi arayis ve tesebbüsüne sevk etti. Biga'daki evlerin gazilere taksim edilmesi ve kiliselerin cami haline getirilmesini de emr etmisti. Osmanli tarihlerinde Sirp Sindigi.olarak boynuna asili vaziyette üzerinde tasidigi Meryem'in tasvirine haml ettigi için memleketine döndügünde bir sükrane isareti olarak onun adina bir kilise yaptirmisti. Bu savasla Avrupa'da Osmanlilara karsi yapilan müsterek bir mukavemete büyük bir darbe indirildi. Amadeo'dan geldi. kilicini yeniden kinindan çikarmak . Edincik ve Gelibolu'dan getirttigi donanma da denizden muhasara etmisti. Trakya'da kazandiklari bu Sirp Sindigi zaferi ile gururlanip gevsemediler.

Öbür ganimetlerle birlikte bunlar da baglanarak padisahin otagina gönderilmislerdi. Yakub ve Savci'nin sünnet dügünlerini yapti. imâret gibi hayir eserleri ile dolduruldu. yurtlarindan ayri düsenlere (garib). Gerçekte bu . artik kendileri için ortaya çikan bu tehlikenin farkina varmis bulunuyordu. adaletle hüküm sürmek. halki koruyacak tedbirleri almaya devam etmek ve Hz. Anlatildigina göre bu mutlu günlerde Istanbul tekfuru. Sehrin arka yakasinda hâlâ Kaplica adi ile bilinen temizlik ve güzelligi ile övülen bir hamam yaptirdi. imâret ve ibadethaneleri yeniden ele almak gerekiyordu. zâhid ve sâlih kisilerden. böylece bu saskin gürûh (kalabalik) çevrilip yok edilmisti. Peygamberin sünnetini yüceltmek için elinden geleni yapiyordu. sapiklik yapilarini tek tek yikarak ülkeler feth ederken bütün puthaneleri viran eylemisti. Tahtkent Bursa'da nüfus o kadar çogalmisti ki. ihsani ve basarili olanlari yükselttigi duyulmus oldugundan faziletli insanlar padisahin. otagini ziyarete heveslenmislerdi. Yalova sahillerini yagmalamak ve Islâm topraklarina zarar vermek için bir kaç gemi ile asker göndermeye cesaret etmisti. cami. Taninmis bilginlerin artisi ve kerem sahibi kisilerin çogalmasi her gün biraz daha kendini hissettirdiginden. temiz inançlari ve saf duygulan ile her zaman âbid. Edirne'ye nakl edilmesinden sonra bu yeni taht sehri. güzel yaradilisli padisahin adaleti. Zira barut kokusunu yakindan almaya baslayan Hiristiyanlik âlemi. Hükümdar. Çevre ülkelerde. Islâm askerlerine siper olmus. Merkezin. 1365) yilinda bu hayirli ise baslandi. mesayih ve irsad sahiplerinden (mürsid) dilekleri oldugundan bu gibilere. saray.lazim geldigini anlamisti. Bunlar içinde bir de becerikli ve hüner sahibi bir mimarin bulundugu anlasilinca hükümdar onu azad ederek yaptirilan hayir binalarina mimar ve usta basi tayin etmisti. Bunun yani basinda da bir imâret ve misafirhane ile mescid. Ama bundan sonra hayir yapilarini onarmak ve faydali binalari arttirmak gayesiyle bütün gayretlerini sarf etmisti. Ama Allah'in yardimi. Avrupa'da fetihlere devam etmek üzere Bursa'dan hareket etmeden önce üç sehzadesi Bâyezid. Iyilik yapmak. Bu savasta ele geçirilenler arasinda bazi sanatkârlar da bulunuyordu. Gerek bu dügün gerekse Bursa'da yapilan eserler hakkinda Hoca Saadeddin. 767 (M. SÜNNET DÜGÜNÜ ve BURSA'DAKI HAYIR ESERLERI Sultan Murad. su bilgileri vermektedir: "îhsan ve lütfu bol olan padisah. cami ve mescidleri artirmak. mescidin üst katinda medrese ve ögrenci hücreleri insa ettirdi. Ilmin yayilmasi yolunda medrese ve egitim müesseseleri insa ettirilmesini öngördükleri kadar. gelip gidenleri agirlamak bu makamin sahibine aid olmakla ve geçmis hükümdarlarin tutumlari da dikkate alinarak âlimler ve fazilet sahibi kimseler için konaklayacaklari binalari yaptirmak da ona düsmüstü. fakir ve zavallilara oturacaklari yerlerin yapilmasini da buyurmustu. sarayin karsisina derhal bir cami yapilmasini emr etti. medrese. Bu sebeple Haçli seferlerini bir daha denemek isteyeceklerdi.

Kalelere de isi bilen ve durumu kavrayacak olan erleri yerlestirdikten sonra Marolya kalesine geldi. Rumeli'nin bati yakasinda bulunan Borlu. Serez'den yardim taleb etti. Serez üzerine de Deli Balaban adinda gözü pek bir yigidi göndermisti. öbür beylerle birlikte Borlu ve Iskeçe üzerine yürüdü. Oradan gelecek yardima güvendigi için baslangiçta direndi. Bursa'dan Rumeli'ye geçip Bolonya zaferini kazandiktan sonra Edirne'ye dönmüs ve kisi orada geçirmisti. Sahibinin bir kadin olmasindan dolayi. Serez hakiminin de akrabasi idi.iki cami de deger ve yapi bakimindan yerlerini bulmuslardir. Bu yüzden savas uzadi. bilginlere kiymetli hil'atler ve hediyeler verildi. devlet gögünün pariltilari olan sehzadeleri ki her biri birer çinar gibiydiler. Zikir ve tesbihler edilir. Peygamber'in sünneti geregince sünnet edilmeleri. Deli Balaban. sütun ve kemerlerinin yapisi. halkini da yurtlarinda birakti. Tamamlandiklari günden zamanimiza kadar sabahin ilk isiklarinin dogusundan uykuya çekilen ana kadar genis alanlarinda farz ve nafile namazlar eda olunur. Isabetli tedbirler alan kisiler de benzerine rastlamamisti. Gökdere'nin su taksim yerinde bulunan mescid de bu Gazi Hünkâr'in hayir eseridir. daha sonra buraya "Avrathisari" dendi. Marolya kusatmasi devam ederken Sultan Murad. Sonra Serez'den yardim gelmeyecegini anlayinca baris istemek zorunda kalip. Sultan Murad. çiçeklerin açtigi demde sevinç ve nes'e içinde öyle güzel dügün ve dernek edildi ki. Gümülcine'ye geldikleri zaman Hayreddin Pasa'nin bu sehirde kalmasi uygun görülerek Evrenos Bey. Marolya. Sözü edilen yilin ilk baharinda. bu gök kubbe. Marolya aslinda bir kadin olup adi geçen kalenin sahibi idi. Yeni sehirde ise Postin pus demekle söhret bulmus olan dervis için de bir hankah yaptirmistir. Fakir ve fukara da kurulan sofralarda doyuruldu. Padisahlik burcunun yildizlan. altin bir sahan gibi parlayan günes ve gümüs tabagi andiran ay'la donatildigindan beri. Yani bunlarin Bayezid Han. Yigitçe savasti. Evrenos Bey de Çandarli'nin idaresine verilmisti. sayisiz hediyelerini kerem sahibi sahin otagina sundular. Çünkü Evrenos Bey bu bölgeyi iyi taniyan bir kimse idi. Bu esnada Vezir-i azam Çandarli Hayreddin Pasa'yi. kaleyi teslim etti. Lala Sahin önce Kavala . Dernek kurulup davet edilenler yerlerini alinca sehzadelerin sünnet edilmeleri buyrulmustu. Balaban'a yardim etmek üzere Lala Sahin komutasinda kalabalik bir birlik gönderdi. Yakub çelebi ve Savci Bey'in Hz. Serez'i kusatma altina aldigi için Marolya'ya yardim gelmemisti. Ayrica Bilecik'te bir mescid. Bu kadin. iman ve inanan açik belgeleri olarak gözükür. ülkeler sahibi sultanin arzusu olmakla saltanat otaginda el baglamis kisiler. mislini görmemis. Bunlara benzer daha nice yapilari vardir. dügün hazirliklarini yapmak ve gereken tertibati almakla görevlendirildi. En sonunda davetliler. Aldigi güzel tedbirlerle bu ülkeyi ele geçirip. Sofa ve eyvanlarinin genisligi. kiymetli armaganlarini." BALKANLAR'DA YENI FETIHLER Sultan Murad. Yine Bursa'da. Iskete (Iskeçe) ve Marolya kalelerini almak üzere buralara göndermisti. Ondan sonra seyhlere.

dizginlerini kaçis yönüne çevirerek hazine ve kiymetli esyalarini kalelere koyup. Hoca Saadeddin'in ifadesine göre "kalenin saglamligina güvenen kâfir. Ondan sonra da Karaferye kalesinin halkini zimmîlik hukukuna tabi kilacagina inandirip söz verdikten sonra almisti. Bizans'in en müstahkem dört mevkiinden biri ve Trakya. Ülkenin bos ve ekinlerin yakilmis olmasindan dolayi askerler bir kitlikla karsi karsiya kaldilar. Üç yillik harac çikartip cihan hakiminin otagina sundu. Oradan da Drama kalesine yönelmis ve kaleyi kisa bir zaman içinde feth etmisti. Halka karsi yumusak davranmis." Buradan bir çok mal ve esir ganimet olarak alindi. O yörenin bütün malini bu kalede saklamisti. onu tekrar ülkesinin hakimi olarak yerinde birakmisti. Orhan'in oglu (Sultan Murad). Sirp ve Panuni arasindaki ulasim noktalarinin merkezi olan Nis üzerine yürüyen Sultan Murad. bunun karsiliginda da sultan onu diger hükümdarlardan daha üstün tutmus. Sultan. kulluklarini bildirip kapiya kabul edilmelerini diledi. Büyük Konstantin'in dogum yeri olan Nis'in Osmanlilarin eline geçtiginin duyulmasi üzerine Lazar baris istemek zorunda kaldi. ekili araziyi yaktirip zahireyi yok ettikten sonra kaçip gitmisti. vergi vermekten kurtulmak için kizini Sultan Murad'a verdigini belirtir. bu kadar ganimeti ve ülkeleri kendisine baris eden Allah'a hamd ettikten sonra Bursa'ya dogru harekete geçmek istiyordu. Ayrica her yil elli okka gümüs göndermeyi de kabul etti. Bu sekildeki tutum ve davranisin bir sonucu olarak Serez kalesine de baris yolu ile girilmisti. onarim ve korunmasi islerini tamamladiktan sonra 776 (1374/1375) tarihinde toplanan ganimetlerle birlikte Sultan Murad'in yanina döndü. Sultan Murad. üzüntüsüz. Hoca Saadeddin ise bu konuda söyle der: "Padisah'a layik hediyeler ve armaganlarla elçi gönderip. Sultan Murad'a birçok hediye takdim etmis. Hammer'in ifadesine göre her sene Padisaha bin libre gümüs göndermek istegi yerine getirildi. herkesi kendi topraginda birakarak onlarin. Ülkenin halki da daglara çekilerek memleketi hos birakmisti. Bu arada harp ve sefer yorgunlugundan gücünü yitirmis olan gazilere yurtlarina dönme izni verildi. Sipahilerin timar usûlü ve bir nevi ulastirma askeri olan "Voynuk"larin kurulusu. Ordu teskilâti düzeltildi. Oradan da hiç vakit kayb etmeden Sirp diyarina yöneldi. Böylece ordudaki kitlik da giderilmis oldu. Tam bu sirada Sirplarin kendi topraklarina hücum etmek gayesiyle büyük bir ordu ile harekete geçmek üzere olduklari haberini aldi. Islâm askerinin kalabalik oldugunu görünce. sultanin adaletinden hosnud olmalarini saglamaya çalismisti. Kisi. yeni devlet merkezi olan Edirne'de geçirdi. bütün yorgunluklarini bir kenara atip artik dinlenebilirdi. Feth edilen kalelerin bakim. Sisman (Sosmanos)'in. Hammer. Sirbistan hükümdari. Dört ay kadar süren bu hareketin sonunda Semendire yakininda bulunan Nis kalesinin feth edilmesine karar verilir. Oradan da Zihne'yi ele geçirmisti.kalesine yüklenmis burayi bir hamlede zapt ederek gümüs madenlerini ele geçirmisti. ayni yil Sisman ile de baris yapti. Sonunda Avrupa'da baris kurulmustu. mükemmel ve olgun duruma getirildi. . Bunun üzerine Sultan Murad." Bundan sonra Nis kalesi ile çevresinin korunmasi için tedbirler alindi. kalabalik bir ordu hazirlayarak büyük oglu Yildirim Bayezid'i otaginda birakarak Gelibolu'ya gitti. kedersiz ve savassiz alti yil içinde devletin iç isleri ile ugrasti. zorlu ve kanli bir mücadele ile burayi ancak 25 gün sonra feth edebildi. Sadece her seferde padisahtan gelecek emre göre hazir olmasi gerektigi yolunda kendisine bir ferman verilmisti. Murad. Çünkü Sisman.

"Osmanli Devleti. yerlesik ahaliye nazaran savasçi vasiflari. Haçli seferini tertipleyerek Sirp Sindigindan 7 yil sonra tekrar talihini denemek istedi. Osmanlilar zamaninda bu renge hiç ragbet gösterilmedigi gibi mavi. savasin sonuna dogru vefat eden Lala Sahin'in ölümü üzerine beylerbeyi seçilen Timurtas'in himmeti ile olmustu. Iskeçe ve Marolye. voynuklarin tesisi gibi önemli kuruluslar. kurulustan itibaren devam etmekteydi. buralarda yeni bir sistem ve adalet anlayisi getiren Osmanlilari bekliyordu. Zira Sirp ve Bulgarlarin idaresi Bizans'inkinden de kötü idi. seferlerde bayagi hizmetlerde kullaniliyorlardi. kurulus devrinde konar-göçer Türk asiretlerini yeni alinan bölgelerin Türlestirilmesinde kullandigi gibi. Nitekim Rumeli fatihi Süleyman Pasa zamaninda asiretlerin Rumeli'ye geçirilip iskân edilmelerinde. bazi kurallara baglandi. Osmanlilara karsi U. Osmanlilar da kan rengini kabul ettiler. Murad. kisa bir zaman diliminde gerçeklesmisti.Askerî malikâneler (yurtluk)in timar ve zeâmete bölünmesi. Avrupa. Savasin bu sekilde sonuçlanmasi üzerine Sirbistan'da hanedan ve iktidar degismisti. atlarin bakimi ve arabalari sürmek bunlarin isi idi. Sultan I. alemi (sancak) için günes rengini (sanyi) begenmisti. feth edilen topraklardan kaçan halkin yerini doldurmak gayesi de kismen rol oynamistir. Tarihte Ikinci Meriç veya Çirmen savasi diye anilan bu muharebede Sirp Krali Vukasin ile kardesi veliahd prens Uglesa maktul düsmüslerdi. Mûsevîlerin pabuç ve serpuslarina tahsis edilmistir. Bu kabil iskan hareketleri. Serez ve havalisine Anadolu'dan asiretleri getirip yerlestirmisti. Adriyatik Denizi'ne kadar nüfuz ve tesir sahasi kurulmustu. Islâm'in diger sancaklarindan ayird edilmek üzere sipahi sancaklari için kirmizi renk seçildi. Osmanli sancaklarinin renginin tanzimi. padisahin tebeasindan olan hiristiyanlardan meydana gelmis bir asker grubu idi ki. Emevîler gündüz (beyaz). Zihne ile Makedonya. Ahirlari temizlemek. Abbasîler gece (siyah) renkleri almislardi. Hz. Drama. Sirp kralliginin mühim sehirlerinden olan Serez ve daha sonra Karaferye zapt edildi. Eski idarecilerinin tahakkümünden bikan halk. Eflak (Romanya) prensi ise kaçmisti. esas ve temel kuvvetlerin Sirplar tarafindan teskil edildigi anlasilmaktadir. Bununla beraber bu defa ki kuvvetlerinin eskiye göre biraz daha az oldugu. bir disiplin ve teskilât içinde olmalari sebebiyle de anlari fethedilen bu bölgelere nakl etmistir. birçok asirdan beri Bizans sarayinin ve devletin seçkin memurlarinin begendikleri renkti. Bu muharebe neticesinde Gazi Evrenos kuvvetleri tarafindan ikinci defa elde edilen Gümülcine'den baska Borla. Bu hizmetlerinden dolayi bunlar her türlü vergiden muaf idiler. ÇIRMEN ZAFERI Osmanlilarin Balkanlardaki fetihleri. Iran'da sofiler tarafindan o kadar saygi görmüs olan gök mavisi. Osmanlilar için Makedonya'nin kapilari açilmisti. Osmanli Devleti'nin bu iskân politikasi. Fâtimîler zemin (yesil). Bir bakima 10 yil içinde Gelibolu'dan Sirbisbtan'a kadar gelinmis. Kadiaskerlikten vezirlige yükseltilmis bulunan Kara Halil Hayreddin Pasa tarafindan da Kavala. Voynuk teskilati. askerî malikânelerin islahi. 26 Eylül 1371'de kazanilan bu zaferle. kurulus . Peygamber.

Bunun için Sultan Murad. Bu plânin iyi bir sekilde uygulanabilmesi için de gerekli tesebbüslerde bulunuluyordu. Hammer'in ifadesine göre. Serez'i ele geçirmek için bir ayaklanma tertipledi ise de bu ayaklanma vezir Halil Hayreddin Pasa tarafindan bastirilmisti. ülkeler feth eden padisahi çagirmalari üzerine 773 (M. Bu esnada akinci kuvvetleri de Balkan yarimadasinin batisina dogru akinlarina baslamislardi. hasmetli kubbelerle örtülü on iki kükürtlü suyu. bir taraftan Adriyatik sahillerini. devlet tarafindan kendilerine zengin topraklar vermek. 1372) yilinin baharinda büyük bir ordu ile tekrar Rumeli yakasina geçti. Türk topluluklarinin Rumeli'ye nakledilmeleri sirasinda. toprak ve timar gibi imtiyazlar tanimak suretiyle mühaceret tesvik edilmistir. Köstendil'in fethi ile ilgili olarak sunlari söyler: "Adaleti ile ülkeleri tutan padisah. Bu sekilde Osmanli Devleti'nin tesir sahasi. diger taraftan Yunanistan'a inerek Attika yarimadasini taradilar. memleketin senlendirilmesi ve iskani gayesini de tasimaktaydi. Nitekim bu maksatla Evrenos Bey. Bulgar Krali Sisman ile Makedonya Sirp Krali'nin Samakov'da birlikte maglup olduktan sonra Köstendil'in elden çikmasi beklenen bir hadise idi. Fakat daha sonra Bizans Imparâtorunun oglu olan Selanik valisi Manuel. hemen hemen bütün Balkanlari içine alan bir genislige ulasti. Ilk is . 1372 yilinda Köstendil ile çevresi feth edilerek burada bulunan Bulgar Prensi Çariçe Evdokia'nin oglu Kostantin. fütuhati tesvik amaci tasidigi kadar. Rumeli fütûhati plânini emin. Bütün bu muvaffakiyetlerden sonra Osmanli kuvvetleri. metin ve seri adimlarla gerçeklestirmeye çalisiyordu. Devletin gelismesi ile kendi öz benliginde yeni fetihlerin ve özlenen basarilarin belirmis olmasi. Çirmen zaferinin meyveleri derhal toplanmaya baslandi. sehrin her tarafina içilecek su dagitan kanallari ve dagdan inen irmaklarla sulanan bahçeleri ile taninan Köstendil. Bu durum. Rumeli uclarinda cihad yolunda ugrasan iyi niyetli beylerin. ayni zamanda yakinlarinda altin ve gümüsten para basilan bir yer olmasi bakimindan da dikkat çekerdi. Osmanlilar'in daha Rumeli'ye geçtikleri andan itibaren Türk topluluklarinin buraya nakledildikleri bilinmektedir.devrinde devletin sik sik müracaat ettigi sürgün usulü ile yapilmakta idi. birçok kaplicasi. onu cihad sancaklarini açma yolunda bütün gayret ve himmetiyle çalismaya yöneltmisti. uc olarak kabul edilen Serez'i kendisine merkez yapti. bütün akrabalari ile geçecek olanlara ise yurtluk." Çirmen zaferinden faydalanan Türk akincilari. Allah'in verdigi destek ile açilan bahtini degerlendirerek cihad töresini sürdürmek ve yeni ülkeler zapt eylemek için bütün tedbirlerini almis bulunuyordu. Vardar nehri vadilerine girerken karsilarinda durabilecek bir kuvvet kalmamisti. Bunlarin yanisira sonradan Rumeli'den de Anadolu'ya insan topluluklari nakledilmistir. Böylece Kostantin. Osmanli hakimiyetini kabul ile vergi ve gerektiginde asker vermeyi taahhud etti. her türlü vergiden muaf olma karsiliginda sehrin (Köstendil) anahtarini Sultan Murad'a teslim etti. harp ve devletler tarihi için çok az denebilecek bir sürede Vardar'in dogusundaki yerler Osmanli hakimiyeti altina girmisti. Böylece bir buçuk veya iki sene gibi. Hoca Saadeddin.

prens ve despotlarin hakimiyetini taniyarak vergi ve gerektigi zaman muharebelerde yardimci kuvvet vermeleri genis ölçüde fetihlerde bulunan Türk devleti için büyük faydalar ve basarilar temin etti. ülkesinin genisligi ve ordusunun kalabalikligi ile çevrede taninmis. Bunun için Kostantin. Sultan Murad'la anlasmaya zorladi. Böylece padisahin iltifatini kazanmakla sevindi. Sultan.olarak Lala Sahin'in Köstendil bölgesinde almis oldugu yerleri korumak ve geride kalan topraklar üzerinde kendi bayraklarini açmak için bu bölgeye hareket etti. Makedonya'yi feth ederek Köstendil'e gelmeleri Yukari Sirbistan despotu Lazar Grebliyanoviç'i. Sahip oldugu kalelerin anahtarlarini teslim ederek kulluk yolunda gerekenleri yerine getirdi. Bu haberden kisa bir müddet sonra bizzat Lala Sahin Pasa bir çok mal ve ganimetle padisahin otagina geldi." Osmanlilarin. bu kadar önemsiz bir kale ile vakit kayb etmeye degmeyecegini düsünmüs olmali ki. Buna ragmen kale bir türlü düsmüyordu. Sultan. Bu haberde. Zamanin hükümdari da bu basaridan sonra tekrar Bursa'ya döndü. Çatalburgaz hakimi. Lazar. Kuvvetlerini Malkara'da topladi. Bizans Imparatoru'nun asker göndererek Vize çevresini yagmalamaya ve halka zarar vermeye kalkistigi. devlet ve ikbal ile üzerine yürüyüse geçtigi haberi kulagina ulasinca. Gücünün üstünlügüne gururlanarak çevresindeki "mulûke itaat etmez" bagimsizlik arzusu kara kafasindan çikmazdi. Lala Sahin. Bu sekilde kral. derhal ordunun toplanmasini emr ederek sür'atle Gelibolu'dan karsi tarafa geçti. . Bu istihbarat üzerine hükümdar. Bursa'da bulundugu sirada 774 (1373) yilinda Vize sancak beyi Sirmerd Bey'den bir haber almisti. PADISAHIN RUMELIYE TEKRAR DÖNÜSÜ Sultan Murad. Bunun üzerine Padisah. Bulgar diyarinin hükümdari. buradan Incegiz yöresinde bulunan Bolonya (Apolonya) kalesini almak üzere hareket etti. Ödeyecegi cizye ve harac ta tesbit edildikten sonra memleketini yönetme görevinin kendisine verildigini bildiren fermani aldi. Tam bu esnada Lala Sahin Pasa'nin da Ferecik kalesini aldigi haberi geldi. padisahi kendisine layik hediyeler ve degerli armaganlarla karsiladi. ayrica kaleyi almaya yeltendigi bildiriliyordu. Bu sebeple de hükümdarin ihsanlarina mazhar oldu. kusatmayi devam ettirmek için orada küçük bir kuvvet birakip oradan ayrilmaya karar vermek üzere iken kale duvarlarindan birinin yikilmak üzere oldugunu ögrenir. Burada on bes gün kadar bir savas oldu. Malkara'da padisaha iltihak ettiler. Evrenos Bey ve diger beyler. Köstendil tekfuru olan Konstantin. Incegiz hâkiminin akibetini ögrenmis bulundugundan hisari Sultan Murad'a teslim etti. Ama ülkeler açan padisahin heybeti yüregine tesir etmekle onun üstün gücü ve kudreti ile kendi ülkesine dogru gelisi. Askerin bir kismini Ipsala civarindaki Ferecik kalesinin zaptina gönderip kendisi de Çatalca taraflarina yürüyerek Incegiz ve Çatalburgaz kalelerini aldi. Osmanlilara vergi ile birlikte asker vermeyi de kabul ediyordu. altin ve gümüs madenlerinin bulundugu bölgelerin de hâkimi olmakla söhret yapmisti. yenilecegini anlamis ye boyun egme yolunu tutmasi gerektigini kavramisti.

Basina da yine ayni bölgede islenmis beyaz renkte ince bir bez sarardi. Gazi Süleyman Pasa'nin bir bulusu oldugu kesindir. Hoca Saadeddin'in ifadesine göre muhtemelen o kilik kiyafet o günlerde yayilmis olabilir. "Üsküf adi verilen islemeli külahlarin ilk defa kullanilmasini bu muharebe sonunda ulasilan zafer ve Bolonya'nin fethine baglar. Osmanli Tarihi. . biraz zor görünmektedir. gerek Anadolu. Sonra söyle dedi: "Sahimin devleti. "hükümdarin dolastigi yesil çayirlik" ifadesi de bunun kavak olacagini göstermektedir. askerlerinden birinin basina ve külahinin altina bir tas koymus oldugunu fakat bunu tamamiyla gizleyemedigini görmüs. o kiymetli tac kadar degerli davranis. pekçok altin ve gümüs ganimetlerle Bolonya'dan çekildikleri sirada hükümdar. Fakat sonradan bu basligini degistirmisti. Sultan Murad'in elbisesi satafatli degildi. Bunun üzerine o askeri huzuruna çagirarak beste biri hazineye ait olan degerli bir seyi gizlemeye çalismasini ayiplar. kale halkini yer ve yurtlarinda birakmisti. Padisahin uyanik ve keskin bakisi.Lala Sahin Pasa'yi hemen kale üzerine gönderir o da orayi feth eder. O zamana kadar Germiyan fabrikalarinda yapilmis kumaslardan kirmizi renkli kaftan ve cübbe giyerdi. Osmanli akinlari Rumeli'de devam ederken padisah. Rivayetler bu olayin söyle gerçeklestigini belirtirler: Kaleyi kusatanlar. yüceler yücesi padisah katinda deger bulmus. himmetinin bolluguna inandigindan gizledigi sirri açikladi ve kaptirmak korkusuyla sakladigi tasi meydana çikardi. gerek Bizans ve Balkanlarin siyasî ve ictimaî düzensizligini. yoluna toprak olana bu sevinç külahini giydirmekle mutlu kilmistir. Fakat Hoca Saadeddin bunun çinar degil kavak oldugunu ve kendisine "Devletlû Kavak" dendigini belirtir ki. Bu agaç. avucunun içi kadar açik görüyor. Sultan Murad. bas taci edilecek bu dogruluk. ben. Onu baskasinin elinden kurtarmak için böyle yaptim" demisti. padisahin keremine ve ulu tutumuna güvendiginden lütuf ve ihsaninin genisligine. tasi askere biraktiktan sonra bunun bir hatirasi olmak üzere de muhafizlari ile subaylarinin bundan böyle sirma islemeli külah giymelerini emretti." Padisah. devletin iç ve dis siyasetini belli bir ölçü dahilinde tarassut ediyordu. onun için de çapraz menfaatlerin ugras meydani olan Rumeli cografyasini tepeden inme bir müdahale ile önce siyasî ve askerî mânâda ele geçirmek sonra da ictimaî ve medenî alanda yeni bir nizama tabi tutmak zaruretini hissediyordu. kerem dolu yeller lütûf denizlerini dalgalandirmis ve o altin taci (tas) anilan gaziye armagan etmesine sebep olmustu. Tarihlerde verilen bu bilgilerin dogrulugunu tesbit. Üsküfün. Hoca Saadeddin Efendi bu hadiseyi anlatirken söyle der: "Sipahi. o zamandan beri "ugurlu Çinar" diye anilir oldu. Zengin ganimetlerle hükümdarin otagina dönen Pasa. Bu açik sözler. Altin tellerle islenen bu külahlar Kapi kullarina tahsis edilmistir. keremli olmayi seven sah. Bolonya kalesinin duvarlarinin yikilmak üzere oldugu haberini aldigi zaman bir çinar agacina dayanmakta idi.

orta kol komutani ise Kara Timurtas Pasa idi. Bizans'in idaresinde idi. onun asirlarca devam edecek olan hayatini garanti altina almasina sebep olmustu. Yalniz kadinlarin güzel veya çirkin olup olmadiklarini ve kimin karisi bulundugunu ve nasil ele geçirecegini bilirdi. orta ve sol kanatlara bölen Sultan Murad. Osmanli himayesini kabul eden bir muahede imzaladi. Osmanlilar. 1365 yilinda Dalmaçya kiyilarinin güneyindeki Dubrovnik (Raguza) Cumhuriyeti. Buna karsilik olarak da Papa. sahsî menfaatlerin disinda samimi bir alis veris degildi. Halbuki bu esnada daha Akdeniz'e çikmamislardi. Sultan Murad. kemirip kanini içen düsman unsurlarin kaynasip çarpistigi bir sel yatagi haline gelmisti. Ticaretle ugrasan bu küçük Slav cumhuriyetinin ileriyi görebilmesi. kanli didismeleri vahset ve zulüm aliskanligi tarihî ve an'anevî dekoru içinde bütün dehsetiyle devam etmekte bulunuyordu. Nitekim tarihçi Dukas. Gümülcine'yi ikamet merkezi olarak seçen Gazi Evrenos Bey. debdebe ve tesrifattan ibaret kalmis ülkesiz bir imparator vardi ki. Sirp Sindigi'dan kisa bir müddet sonra Serez'i zapt etmisti. Diger hususat için memleketi gelisi güzel idare ederdi. Fakat bu merasim. "Imparator Ioannis. yillik vergi karsiliginda bu devletçigin iç islerine karismadiklari gibi onu ortadan kaldirip ilga da etmediler. birbirlerini disleyen. Imparator Ioannis Paleologos'u su cümlelerle tavsif ederken bir hakikata parmak basmis oluyordu. Fakat henüz Drama ile Kavala. Bizans Imparatoru bu duruma bir çare bulabilmek için Roma'ya gitti. gittiginden daha da eli bos kalmasi ve ümid ettigi yardimdan bir zerre dahi bulamamasi idi." BALKANLAR'DAKI FETIHLER Sirp Sindigi zaferinden sonra Balkanlar'daki uc bölgelerini sag. üç koldan fetih hareketlerini baslatti. Bunun en belirgin delili ise Imparator'un Bizans'a döndügü zaman. Bati dünyasindan kendisi için büyük ölçüde yardim temin edecegi vaadinde bulundu.Bu dönemde Orta Avrupa olsun. Balkanlar olsun. Hele gittikçe kabugunun içine büzülen Bizans Imparatorlugunda. Baska bir ifade ile Bizans kötü idare ediliyordu. Sirp Krali Stefan Dusan'in ölümünden sonra Bulgar Prensi Ivan Aleksandr tarafindan alinan Trakya'nin Karadeniz kiyilarini denetimi altina aldi. Sag kanat yani dogu sinir bölgesi dogrudan dogruya Sultan Murad'in kendi komutasi altinda idi. Istanbul'a döner dönmez tekrar Ortodoks mezhebine . Böylece Bizans'in Avrupa ile olan son karayolu bagi da kesildi. Dubrovnik'in himaye altina alinmasi ile Türkler. 1369'da Roma'da resmen Katolik olan Imparator. bir yandan da o bitip tükenmez iç kavgalari. bir yandan Osmanlilara boyun egerken. Dört kardinal huzurunda ve Saint Plerre Kilisesi'nde Ortodoks mezhebinin sapikliklarindan tevbe ve istigfar edip Latin Kilisesi'nin (Katolik) evladi oldu. Sol kanat yani bati bölgesi komutani Evrenos Bey. budala idi. Adriyatik denizine dayanmis oluyorlardi.

Katolikler için de durum bundan pek farkli degildi. Bulgaristan fütuhati devam etmeye kararli görünüyordu. Süleyman Sah'in arzusu üzerine olmustu. savas günlerinde oldugu gibi baris zamanlarinda da yegâne emeli. Rumeli'deki hâkimiyetini saglamlastirirken. oglu II. SULTAN MURAD'lN ANADOLU SIYASETI ve YILDIRIM BÂYEZID'IN EVLENMESI Birinci Murad'in. Karaman ogullarinin tehdid ve tazyiki karsisinda Osmanlilara dayanmak ihtiyacini duyan Germiyan oglu Süleyman Sah (1361-1387)'in arzusu üzerine oglu Bayezid'i. 1367'de Kara Ali Bey oglu Timurtas Pasa. Böylece Osmanli himayesini benimsedigi gibi vergi vermeyi de kabul etmek zorunda kaldi. Sultan Murad da 1368'de Hayrabolu'yu. Süleyman Sah'in kizi Devlet Hatun ile evlendirdi. Bizans'in elinde Trakya'da fazla bir sey kalmadi. Bu asirlarda Ortodoks ve Katolik mezhepleri arasinda münaferet ve çekisme o dereceye varmisti ki. daha da zebun ve çaresiz kalmis bulunuyordu. kadar güneydogusunda idi. Bu sebeple o. Anadolu birligini saglamak gayesiyle de buradaki beylikleri de topraklarina katma siyaseti güdüyordu. bunun için de kizi Devlet Hatun'u Murad'in oglu Bâyezid'e vermeyi . Bu siralarda Türklerin.döndü. Tarihî kaynaklarimizda uzun uzadiya anlatilan ve hakkinda teferruatli bilgi verilen bu evlilik. Tuna nehrinden Rodop Balkanlarina kadar orta ve güney Bulgaristan ile Osmanli fetihlerinden önce de kismen Trakya'ya sahip olan Bulgar Krali Yuvan Sisman. Osmanlilarla basa çikamayacagini anlayinca onlarla baris antlasmasi yapti. Türk idaresini Katolik idareye tercih ediyordu. Bu durumu gören ve daha önce devlet merkezi olan Tirnova'ya gelmis olan Bulgar Krali Sisman. Bölgenin bu önemli sehirlerinin yeniden Osmanlilarin idaresine geçmesi üzerine. Bu arada Kral Sisman. bu orduyu perisan etti. Böyle siyasî manevralar ile padisahin itimadini da büsbütün kayb eden Bizans Imparatoru. Lala Sahin Pasa. Samakov. kendisine muhalefet edip Macarlari Vidin'e sokmus olan kardesi Stratisimir'e karsi Murad'la Ulahlardan yardim alarak Vidin üzerine gitmisse de muvaffak olamadi. Fakat bunu gerçeklestirmek için Anadolu'daki beyliklerle çatismaya girmemeye ve barisçi bir siyaset takip etmeye azamî dikkati gösteriyordu: Bu siyaseti büyük bir maharetle uygulayan Sultan Murad. Yakub Bey'i yanina çagirip kendilerinin ve memleketlerinin Karamanlilardan korunmasinin güç oldugunu. Buralar daha önce feth edilmis olmalarina ragmen bir ara Bizans tarafindan tekrar isgal edilmislerdi. Pinarhisar ve Vize'yi Bizanslilardan geri aldi. bir Ortodoks. kizkardesi prenses Marya'yi da Sultan Murad'la evlendirmek suretiyle akrabalik tesis etmek ve bu sayede Osmanlilarin gücünden de istifade etmek istiyordu. Avrupa ve Asya'da fetihleri devam edip sinirlarini genisletmekti. bu yüzden Osmanlilar ile yakinlik kurmayi düsündügünü. Sirbistan Krali ile anlasarak birlikte Osmanlilar üzerine hücum etmeyi kararlastirdilar. 1369 yilinda Kirkkilise (Kirklareli). Lala Sahin Pasa ise Samakov'u aldi. Tunca üzerindeki Yanbolu'yu. Gerçekten de Sisman. Sofya'nin 50 km. Bu Çamurlu meydan muharebesi ile Kuzey Bulgaristan kapilari da Türkler'e açilmis oldu. Buna göre Süleyman Sah.

Kendi ülkesindeki sancak beylerini de çagirdilar. tamam olup oturduktan sonra izin verildi. Herkes âdet üzre hediyesini verdi. Misir Sultani'nin elçisi dahi gel-di. Yildirim Bâyezid'in dadisi ile Kadi Mahmud Efendi'nin ve Aksungur'un eslerini (zevcelerini) gönderdi. yasli babasinin bu teklif ve arzusunu kabul etmis olmali ki. Bu hediyelerin içinde meshur Germiyan atlari. Etrafin beylerine davetçiler gönderdiler. Bu bilgi sayesinde o günün örf. Çünkü genç prenses çeyiz olarak kocasina babasinin en güzel yerlerini getiriyordu" diyorsa da o günün sartlari ve gittikçe yildizi parlayan Osmanlilarin durumu düsünülünce bu teklifin bizzat Germiyan Beyi Süleyman Sah'tan gelmis olmasi yadirganmamalidir. Menteseoglu. Kapi kullarindan Emir-i âlem Aksungur Aga. Bu evlilik. Bütün etraftan gelen elçiler hayrette kaldilar ki. Bununla beraber bu meselenin daha önce gayri resmî olarak görüsülüp konusuldugu. Hicrî 783 (1381) yilinda gerçeklesen bu dügünle ilgili olarak kaynaklar. ancak her iki tarafin arzusunun açikça ortaya konmasi üzerine erkek tarafi olarak ilk resmî tesebbüsün Sultan Murad'dan geldigini düsünebiliriz. Süleyman Sah da Cemaleddin Ishak Fakih'i bir heyetle I. Evrenos Gazi'nin hediyeleri ileri geldi. altin ve gümüs gibi gayet kiymetli esya bulunuyordu. su ortak bilgileri vermektedirler: Murad . Her iki taraf da kendi memleketlerinde tantanali bir sekilde dügün yapmislardi. Kastamonu'da Isfendiyar ve Misir Sultanini davet ettiler. kizi istemek üzere Kütahya'ya Bursa kadisi Hoca Mahmud Efendi. Iyi atlar. Etrafin elçileri geldiler. Germiyan Beyi Süleyman Sah'in elçisini. Ishak Fakih bu heyetle giderken yaninda pek çok hediyeler de götürmüstü. Yakub Bey. Karamanoglu. Edirne'de kabul eden Sultan Murad. oturdu. Elhasil bunlarin her birinin eli bos degildi.düsündügünü söylemisti. Ona bütün elçilerin üstünde yer gösterdiler. katarla develer ve fevkalade seyler getirdiler. Beylerden hediyeler getirdiler. Hepsi mertebesine göre hediyelerini arz ettiler. padisahin arzularina pek uygun düsüyordu. adet. bu hanin bir kulu böyle büyük hediyelerle . Murad'in Bursa'da yaptigi dügün hakkinda kaynaklarda bir hayli bilgi bulunmaktadir. Ilk is olarak bu mutlu ve neseli dügüne katilmak için Müslüman hükamdar ve beylere davetiyeler götürmek üzere elçiler gönderir. Saruhanoglu. Bunlar. Evrenos Gazi'yi de davet ettiler. kültür ve folkloru hakkinda önemli sayilacak malumata sahip oluyoruz. Her ne kadar Hammer. Ishak Fakih adinda saygi deger bir kisi ile Germiyan ülkesinin bazi ileri gelenlerini elçilikle görevlendirip gönderirler. O da hediyesini (saçu) takdim etti. Denizli bezleri. Buna göre dügün söyle olmustur: "Hazirliklar tamamlandi. Herkes mertebesine göre yerli yerinde oturdu. "Bu sebeple büyük oglu Yildirim Bâyezid'e komsusu Germiyan hâkiminin kizini almak istedi. Yüz kul ve yüz kizoglan cariye. Murad'a gönderdi. Samsa Çavus'un oglu Çavusbasi Demirhan. On oglanin elinde içi flori dolu on gümüs tepsi. Ve on oglanin elinde dahi on altin tepsi ve seksenin elinde gümüs ibrik ve gümüs masrapa. Kendi sancak beyleri geldi. onun getirdigi kiymetli hediyeleri kabul ettikten ve onu ülkesine gönderdikten sonra dügün hazirliklarina baslamak üzere kendisi de Bursa'ya gelir. Hamidoglu. sosyal ve siyasî vaziyetini gösterme bakimindan önem tasimaktadir. Sultan Murad'a. Bu da bize dönemin ekonomik. Ondan sonra dügüne basladilar.

Simav. Kendisine bir sey birakmadi. Bununla beraber mümkün mertebe Anadolu'da savas yapmadan bunu gerçeklestirmek istiyordu. Bursa'ya yaklastiklari zaman devletin ileri gelenleri. Murad Han Gazi gör ki neylese gerektir? Evrenos Beyin getirdigi kullan. Samsa Çavus'un oglu Çavusbasi Demirhan'i. Gerçek gayesi. Bundan sonra da dügün ve nikah törenlerine baslandi. Kalanini bilgin ve yoksullara dagitti. Egrigöz (Emet) ve Tavsanli'nin devir tarihini de belirterek Çasnigirbasi Pasacik Aga'yi da yanlarina vererek gönderdi. Nikah. kadi efendi ile sancaktarin eslerini ve Yildirim'in dadisini bin kisiden fazla bir birlikle Kütahya'ya gönderdi. ikram ve iltifatta bulunmus. Etrafin elçilerinin getirdigi atlari da Evrenos'a verdi. gereken saygiyi eksiksiz yerine getirmisti. ev sahipliginin gerektirdigi bütün görevler hakkiyla yerine getirilmisti. teslim alinacak kalelerin muhafaza tedbirlerini aldiktan sonra hep birlikte padisahin otagina (Bursa) dogru yola koyuldular. daha önce pençelestigi adamin oglu ile hos geçinmekten baska çaresinin olmadigini anlamasi ile mümkün olmustur. Bu gayesinin gerçeklesmesi için akrabalik tesisine gayret ediyordu. Sultanin temsilcileri Kütahya'ya yaklasinca Germiyanoglu Süleyman Sah. Mükrimin Halil Bey. Nikahtan sonra kizini gelin olarak veren Süleyman Sah. karavaslari (câriye) etraftan gelen bu elçilere taksim etti. kizini da sehzâdesi Bâyezid'e vermek suretiyle siyaset sahnesinden sessizce uzaklasmaya ve sakin bir hayat yasamaya baslamisti. Egrigöz (Emet) Ve Tavsanli'nin Osmanli idaresine geçmesi bu akrabaliklardan biri vasitasi ile gerçeklesmistir ki bu da. Simav. Zira Anadolu'daki beyliklerin sakinleri de müslümandi. Misafirlerin her birini durumlarina göre bir konaga indirmis ve herkesin degerine göre uygun yerler göstermisti. çeyiz olarak sunulan Kütahya. er geç Osmanli hududlari içine girmesi mukadder olan topraklarini pâdisaha. beyligin merkezi olmasi hasebiyle verilemeyecegini ileri sürmekte ise de arsiv belgeleri. sevinç içinde onlari karsilayip sultanin sarayinda harem dairesine indirdiler. bir taraftan bu plânini uygularken bir taraftan da Anadolu'da birligi kurmaya gayret ediyordu. Sancaktari Aksungur'u. Germiyanoglu. Aksungur Aga.geldi. Kütahya'nin da verildigini göstermektedir. Nitekim Kütahya. ser'-i serif üzere kiyildi. Nitekim Süleyman Sah da . Bu suretle ziyafetler çekilmis. Bunun için de bazi tedbirlere basvuruyor ve çareler düsünüyordu. bir zamanlar babasi Orhan Gazi'ye kafa tutmus olan Germiyanoglu'nun. padisahin yakinlari ve davetliler. Osmanlilara verilen yerler arasinda zikredilen Kütahya'nin. gelini almak üzere Bursa kadisi Hoca Efendi'yi. Rumeli fütuhatini daha batilara götürmek olan Sultan Murad. Gelen paradan bir kismini da Evrenos'a verdi. Bu dügün kim Murad Han etti kardas Yayildi sofralar döküldü çok as Bir ay tamam yenildi nimetler Fakir ü gani vü hem yedi evbas." Sultan Murad. ülkesinin ileri gelenlerini karsilayici olarak göndererek agirlamada.

buranin verilmesi üzerine Kula'ya çekilmistir. Karesi. Karaman tarafinda. Bu esnada Sultan Murad. Fakat. Bu dönemde Hüseyin Bey de zaman zaman Karamanlilarin saldirilarina ugramakta ve onlardan zarar görmekte idi. Bu satis isinden sonra Anadolu'da Selçuklu topraklarini bölüsen beyliklerden üçü." Bundan sonra Karaman beylerinin kendi ülkesine karsi iyi niyet ve dostluk beslemedigini. Bu haber padisaha ulasinca. Germiyan ve . beyliklerinin Osmanli Devleti idaresine girdigini görmüs oluyorlardi. Böylece bu sehirler de Osmanli Devleti'nin idaresine girmis oldu. sinirlarimizin korunmasi bakimindan bize gerekmektedir dedikten sonra o kalelerin usulünce satilip kendi mülkleri haline getirilmesini ister. kararlastirilmamis olan satis meselesi öylece duruyordu. 783 (M. 1381) tarihinde gerçeklesen bu satis muamelesinden sonra Sultan Murad. Sultanin temsilcisi ile kanunlara uygun olarak Müslüman kadilarin imzalari ile satis akdi gerçeklesmis olur. Hüseyin Bey. BAZI SEHIRLERIN HAMID OGULLARI'NDAN SATIN ALINMASI Anadolu Beylikleri arasinda padisahin tasavvurlarini sezerek Germiyanoglunu takib eden Hamideli Emiri de Germiyan'la Karaman arasindaki topraklarini satmak suretiyle hem izzet-i nefsini kurtarmis. Karaagaç ve Isparta kalelerini satin almak üzere temsilcisini göndererek bu kaleler için epeyce bir para (80000 altin) öder. Osmanli Devleti'ne genis ve zengin bazi topraklari baglamisti. Fakat padisahin gücü karsisinda duramayacagini anlayinca bu sehirleri satmak zorunda kalmisti. sözünden dönmeyerek anilan para karsiliginda isimleri zikr edilen kaleleri satmaya karar verir. baslangiçta buralari vermek istememekteydi. Öyle anlasiliyor ki. padisahin bu geziyi kendi ülkesini ele geçirmek için tertipledigini sanarak biraz önce sözü edilen konuyu tekrar ele alarak padisaha satma isine razi olduguna dair haber gönderdi. Hüseyin Bey. Bu sehirlerin Osmanli idaresine girmesi ile Osmanlilarin Anadolu'daki varliklari daha iyi bir sekilde hissedilmeye baslandi. Yildirim Bâyezid'in dügününün sonunda misafirlerin dagilmasi esnasinda Murad Hüdavendigâr. Görüldügü gibi Bâyezid'in evlenmesi. Bu sayede de ikisi arasinda (Osmanli-Hamideli) yeniden kuvvetli dostluk baglan kurulmus olsun. Kütahya'yi ziyaret etmek üzere yola çikmisti ki. Bunlar. Beysehir. Yine bu evlilik törenleri esnasinda Hamideli hakimi Hüseyin Bey'den Karaman'a komsu olan alti sehir alinmisti. Süleyman Sah. 1381 yilinda yapilan dügün dolayisiyla çeyiz olarak verilen bir kisim Germiyan topraginin tesbiti "Tapu Tahrir Defterleri"nden de mümkün olmaktadir. Hamideli'ne bagli birçok kale. Kabul ettigini bildiren cevabini ve bununla ilgili haberi bekledigimizi bileler. Seydisehir. kendi adamlarim yerlestirerek oralari timar haline getirdikten sonra Bursa'ya tekrar döner. Yalvaç. hem de boy ölçüsemeyecegi bir rakibin karsisinda haddini bilerek zararli çikmamistir. Hamideli Beyi olan Hüseyn'in elçisine Hoca Saadeddin'in dili ile "Biraderim Hüseyin Bey'e bizden selam edüp diyesin ki aramizda olan sevgi ve dostluk ve birlik geregi bir iltimasimiz (istegimiz) vardir. adi geçen kalelere. Karaman ogullarindan korunmak için beyligin devaminin bu yolda mümkün olacagini görmüstür. Hamid eli hakimi Hüseyin Bey. Simdi Sultan Murad'in ne demek istedigini anlamis ve onun komsusu olmayi ister olmustu.

Böylece Süleyman Pasa tekrar hükümdarligina kavusmus oldu. Celaleddin Bey. Osmanli tarihlerinde Kötürüm Bâyezid diye anilan Celaleddin Bâyezid'in sert ve hasin tavrini ortaya koymasi bakimindan. tahtini küçük oglu Iskender'e birakmak niyetinde idi. Osmanli kuvvetleri ile Kastamonu'ya gelmis babasiyla harb ederek onu Sinop'a siginmak zorunda birakmisti. Kastamonu. Candaroglu Beyi Kötürüm Bâyezid (Celaleddin Bâyezid Bey). Bunlardan ilki Orhan Gazi'nin fetihleri ile. Candarogullari tarafindan endise ile karsilaniyordu. babasinin bu arzusuna içerleyerek kardesini öldürüp ortadan kaldirmak için firsat kollamaya basladi. Hicrî 785 (M. Süleyman Pasa. oglu Iskender'i öldüren büyük oglu Süleyman'in. Anadolu birliginin kurulmasi bakimindan atilmis önemli bir adimdir. Osmanli hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalmasi. . gittikçe büyüyen Osmanli tehlikesi karsisinda yakin komsulari ile de iyi münasebetler kurmaya çalismakta idi. Sinop'tan gelerek Süleyman Pasa'yi firara mecbur etmisti. 1383) yilinda cereyan eden bu hadise üzerine Candarogullari Beyligi. kardesi Iskender'i öldürerek babasina isyan etmisti. Süleyman Bey'e bagli olan Kastamonu halki tarafindan iyi karsilanmamistir. babasi Adil Bey'in vefati üzerine hükümdar olmustu. Sultan Murad. Osmanli Devleti'nin. üçüncüsü de satisla olmustu. Balkanlar'da giristigi sistemli ve planli fetihlerden sonra Anadolu'da Germiyanogullari ile Hamidogullari'na ait bazi yerlere sahip olmasi. Bu isyan esnasinda Süleyman. Sultan I. Daha önce de temas edildigi gibi Kötürüm Bâyezid. Süleyman. aslen Türkmen bir ailedendir. Bununla beraber Süleyman'in hükümdarligi uzun sürmemisti. biri kiz digeri erkek iki çocugunu. yani kendi torunlarini öldürmekten çekinmemistir. ehemmiyet arz eden bir hadiseyi burada zikr etmek gerekir. memleketinin idaresini en çok sevdigi oglu Iskender Bey'e vermeye mütemayildi. Beyligin kurucusu Semseddin Yaman Candar'dir. Fakat büyük oglu Süleyman. kendine bagli taraftarlarini topladiginda Osmanli kuvvetleri Kastamonu'dan ayrilmaya mecbur olmuslardi. Sultan Murad. Durumu. Bu firsati yakaladigi anda da kardesi Iskender'i Öldürmüstü. Çok sert ve hasin bir kimse oldugu anlasilan Celaleddin Bey zamani. Murad tarafindan bu yardim istegi kabul edilmis olacak ki. O. onu tekrar himayesi altina aldi. Osmanlilara siginip onlardan yardim istemisti. Anadolu birligini saglamak bakimindan kendi hesabina uygun gören Sultan Murad. Süleyman Pasa'yi tevkif ederek Candar Beyli'ginin Kastamonu subesini ülkesine ilhak eder. Osmanli kuvvetleri Kötürüm Bâyezid üzerine harekete geçmisti. OSMANLI-CANDAROGULLARI MÜNASEBETLERI Candarogullari'nin. Sultan Murad'dan tekrar yardim istedi. Murad'a itaatini arz etmekle beraber. Fakat durumu dikkatle izleyen Süleyman Pasa'nin babasi Kötürüm Bâyezid. Bu durumu fark eden büyük oglu Süleyman Sah. merkezleri Sinop ve Kastamonu olmak üzere ikiye ayrilmisti.Hamideli beylikleri idi. baslangiçta Sultan I. Gerçi Kötürüm Bâyezid. Fakat Sultan Murad'in bu hareketi. ikincisi kizinin Bâyezid ile evlenmesi ile. iç ve dis gaileler sebebiyle huzursuzluk ve mücadeleler içinde geçmisti. Sinop ve çevrelerinde bir beylik kurmus olan Candarogullari. Bir firsatini bulup Osmanlilarin hapsinden kaçan Süleyman Pasa.

Onun bu toylugunu. Tahta oturdugunu ilan ederek kendisine bagli olanlara hazineyi dagitti. Sultan Murad'in üç oglundan biri olan Savci Bey'in. derhal Rumeli'ne geçerek Istanbul yakininda asi kuvvetleri bozguna ugratir. Osmanlilarla dost geçindi. Bu hadiseden haberdar olan Sultan Murad. Osmanli tarihlerinde bu olay daha farkli bir sekilde verilmektedir. Bu. SEHZÂDE SAVCI ISYANI Osmanli tarihinde. Böylece büyük oglu Andronikos'un hakkini ondan daha küçük olan kardesine verecekti. Murad'in yardimiyla beyligini sürdüren Süleyman Pasa. babasinin kendisini vekil birakarak Sultan Murad ile birlikte bazi âsi beyleri cezalandirmak üzere Anadolu'da bulundugu bir sirada ele geçmisti. Buna karsilik Imparator Ioannes. Dimetoka'ya kaçan Savci'yi da yakalatarak gözlerine mil çektirir. Bu sebeple her ne pahasina olursa olsun imparatorlugu ele geçirmeyi düsünüp firsat kolluyordu. Selanik valiliginde bulunan ikinci oglu Manuel'i. bazi kötü arkadaslari da desteklemislerdi. Bâyezid'e yardimda bulundu. Edirne'de yerine vekil biraktigi Sehzâde Savci ile birleserek babalarinin aleyhine bas kaldirdilar. Ortanca oglu Yakub Çelebi'yi Karesi vilayetinde. Bu tutumuyla bazi eskiyayi yanina çekmis ve ülkeyi istedigi sekilde idare etmeye baslamisti. O da bu düsüncelere kanarak babasina karsi bas kaldirmisti. Buna göre yeni ülkeler feth etmek üzere Rumeli'ye geçen Sultan Murad. Andronikos'un kizmasina ve ondan intikam almasina sebep olmustu. Savci Bey. saltanat ortagi yapmayi düsünmüstü. istemeyerek de olsa oglunun gözlerini tamamen kör olmayacak sekilde kaynar sirke ile yaktinr. Bu firsat. gençlik heyecani ve atilganligi ile basina buyruk olmak. padisahin kulagina ulasinca o da . Çünkü bu isyanda Bizans Imparatoru Ioannes'in büyük oglu Andronikos da bulunmaktaydi. Süleyman. Bundan sonra Osmanlilarla dost geçinen Süleyman.bununla da yetinmeyerek onu Osmanli hanedanina damat yapti. Yeri. Hatta adina hutbe okutarak çevresine karsi saldirilara baslamisti. küçük oglu Savci Beyi de Bursa muhafizliginda birakmisti. Bu sebeple Birinci Kosova muharebesinde ve onu takiben Yildirim Bayezid'in hükümdarliginin ilk senelerinde Anadolu beylerinin Osmanlilar aleyhine olan hareketlerinde o. ileride meydana gelecek olan ve "kardes katli"ne sebep olacak olaylara öncülük etmesi bakimindan önemli bir olay olarak kabul edilmesi gerekir. Osmanli hükümdari I. diledigini yapmak hevesine kapilmisti. güvenlik ve huzur kaynagi olmak. Hammer'in ifadesine göre Ionnes bunu Sultan Murad'in baskisi üzerine yapmak zorunda kalmistir. zamani ve hatta Savci Bey'in o zamanki yasi hakkinda degisik görüsler bulunmasina ragmen bu olay. Bütün bunlar. ilk ciddi taht kavgasi olarak gösterilen bu isyan hakkinda Osmanli ve Bizans tarihleri arasinda farkli görüsler bulunmaktadir. büyük oglu Bayezid (Yildirim)'i. Görüldügü gibi. Tam bu esnada Sultan Murad'in. Zira imparator. babasina karsi ayaklanmasi. bakimli ülkeleri korumak göreviyle Anadolu hududunda. bu akrabalik ve himaye sayesinde Kastamonu'yu tekrar ele geçirdi. Osmanlilarin gerek Balkanlar'da gerekse Beylikler üzerine yaptiklari seferlerde yardimci kuvvet göndermekten geri kalmadi. Germiyan vilayetinde birakip Kütahya'da oturmasini uygun görmüstü. Böylece padisahlik sevdasina düsmüstü. Osmanlilari oldugu kadar Bizansi da ilgilendiriyordu.

Böylece baba.Edirne'den hareketle bu büyük fitneyi bastirmak ve bu fesad atesini söndürmek üzere Bursa'ya dogru yürüdü. Padisah da onu bagisladi. Sehzâde de yakalanip padisahin huzuruna getirilir. bu siradadir. Hareketinden dolayi yumusak sözlerle onu ayiplamakla yetindi. bu yigit oglu ile Biga'da at kosturacak ve avlanacakti. Onun bu tutumu padisaha bildirilince hükümdar derhal Bursa üzerine yürümeye karar verdi. adanin Ceneviz valisi de onu kabule cesaret edemedi. Ümidi de bosa çikmadi. bu sefer baska bir olayla mesgul olma zorunda kaldi. Suçunu kabul edip özür dilemesi gerektigi ve bu sayede babasinin kendisini af edecegi bildirildigi halde o böyle bir yola girmemis. Hatta daha da ileri giderek daha önce kendisini kabul etmeyen babasinin yanina yolladi ve onu iyi karsilamasini istedi. vefati tarihi olan 10 Zilhicce 789 (22 Aralik 1387) da padisahin yaninda olmayip Rumeli'deki ordunun basinda idi. Fakat imparator. Çikartilan bu ferman sehzadeye ulasinca o. kendi ogluna bile devlet merkezinin kapilarini müttefikinin izni olmadikça açamiyordu. Savci Bey de Bursa'dan çikip padisahi ve ordusunu burada karsilayacakti. Savci Bey ise yandaslari ile birlikte padisahla savasmak üzere Bursa'dan çikip Kite ovasinda babasini karsilar. veziri Hayreddin Pasa'yi Selanik'i almakla görevlendirmek suretiyle karsilamistir. Savci Bey'in hareket ve tutumundan habersizmis gibi davranilacak. o dönemlerde Bizans'in. Iste bu zamanlarda Osmanlilarin güç ve kuvvetleri o derece yüksek ve Bizans'in kuvveti o kadar gevsek idi ki. Sultan Murad'in en degerli ve teskilatçi komutanlarindan biri olan ve son zaferi olmak üzere Selânik'i Osmanli ülkesine katmis bulunan Hayreddin Pasa'nin ölümü. Imparator. Hammer bu olayi bize su ifadelerle nakl etmektedir: Imparatorun oglu Manuel. yeniden Murad'in süphesini çekmek ve hiddetine ugramak korkusuyla firari ogluna siginma hakki tanima cesaretini gösteremedi. Olayin kansiz bir sekilde ortadan kaldirilmasi için de söyle bir plan tasarlanmisti. çevresinde ordu toplayip savas hazirliklarina baslamisti. Bunun üzerine gözlerine mil çekilerek kör edilmisti. vali bulundugu Selanik'e yakin olan Serez'i Osmanlilarin elinden alma tasavvurunda bulununca padisah. Bu da dogrudan dogruya Bizans ile ilgili bir hadise idi Bu olay. kendi kuvvetinin üç misli olan bu askere karsi koyamayacagini anlayinca sehri yüz üstü birakip deniz yolu ile Bizans'a dönmüstü. düsmaninin kendisine güvenmesinden haz duyacak kadar yüksek bir ahlakî fazilete sahipti. Böylece Andronikos ve sehzade Savci Bey gailesini ortadan kaldiran Sultan Murad. Hayreddin Pasa. aksine sert ve gerçek disi sözlerle babasina karsi gelmeyi sürdürmüstü. Sultan Murad. Osmanlilar karsisindaki durumunu ortaya koymasi bakimindan da dikkat çekmektedir. Biga çevresinde büyük bir sürek avi tertiplenecek. Sonuçta hükümdara bagli olan askerlerin gayreti ile sehzâdeye bagli olan eskiya grubu hezimete ugrayip dagilip kaçar. . Manuel de ölü veya diri ek geçirilecekti. Sonunda Manuel. Manuel'i karsiladi. onun bu hainligini. Bunun üzerine Manuel Midilli'ye siginmak istediyse de. verilen emre itaat etmemis. her seyi göze alarak padisahin affina ve büyüklügüne bas vurdu. Manuel de hatasini kabul ederek suçunun bagislanmasini istedi. Manuel.

Fetihlerin gerçeklesmesi ve devletin gelismesinde el ele veren bu iki kisi. Müstakimzâde. Onun. Sultan Murad ile Hayreddin Pasa arasinda geçen su konusmayi nakl eder: Hayreddin Pasa bir gün Sultan Murad'a der ki: — Efendimiz. Bunun üzerine Hayreddin gülmeye baslayarak söyle der: — Büyük bir akillilik ile yaratilmissin. akilli. degisik ihtimallere göre hesaplamak. Bunu görüyorum. Halil Hayreddin Pasa vefat edince geride Ali. ordusu ile Yenice-i Vardar'da bulunurken hastalandigi için Serez'e nakl edilmis ve orada vefat etmis ise de cesedi Iznik'te defn edilmistir. Devletin. Gerek Rum. Ancak yapilmasi veya yapilmamasi gereken seyleri önceden bilmedigin ve kendi kendine danisarak bir ciheti red ve digerini kabul etmeye gücün yetmedigi durumlarda. Celaleddin Kazvinî'nin belagat ilminden Telhisu'l-Miftah adli eserini serh eyledi yazar. dirayetli ve maharetli bir generali. gerek yabanci tarihlerdeki kayitlardan Hayreddin Pasa'nin çok degerli ve teskilatçi bir devlet adami ve muktedir bir komutan oldugu anlasiliyor. gerekse Osmanli tarihçileri arasinda Hayreddin Pasa ile ilgili en fazla belge birakanin. Türbesi Iznik surlarinin disinda Lefke kapisina yakin bir mezarligin ortasindadir. malî ve siyasî sahalarda ve Osmanli Devleti'nin kurulmasinda birinci derecede rol oynamistir. Halkondil oldugu söylenir. ihsan ve merhametle askerin sevgisini kazanmak suretiyle. askerî. Gerek Osmanli. Iznik'te Yesil Cami adindaki camisi ve yine orada eski ve yeni imâret denilen iki imâreti. — Ama firsatlardan faydalanmak demekle neyi kast ediyorsunuz? — Gayeye ulasmak için her vasitayi. kendisinden daha asagi bir derecede bulunmayan ve hatta bazi yönleri ile kendisinden çok daha üstün olan bir padisahin veziri idi. ordularinla arzu edilen bir amaca erisebilmek için harp islerini nasil idare etmek gerekir? Padisah bu soruya söyle cevap verir: — Elverisli firsatlardan faydalanmak. Halil Hayreddin Pasa'nin vefati üzerine padisahin yaninda bulunan büyük oglu Ali Pasa vezir olur. Filhakika bu zat. Bu tarihçi. bu söhretli zatla ilgili vesikalar arasinda. Ilyas ve Ibrahim isimlerinde üç erkek evlat birakmisti. Osmanlilarin üçüncü veziri olarak gösterdigi Halil Hayreddin Pasa'nin ilim ve fazlindan bahseder. ona göre ölçmek ve karsilastirmak gerektigini söylemek istiyorum. bu vasitalari nasil hesaplayip ölçeceksin? . Gelibolu ve Serez'de de camileri vardir. zeki ve tedbirli bir veziri olan Hayreddin Pasa. idarî. basarili bir grafik sergilemislerdir.Çandarli Halil Hayreddin Pasa.

Balkanlarda idarelerine aldiklari yerli unsurlarin din ve vicdan hürriyetlerine müdahale etmedikleri gibi onlari diger milletlerin her türlü baskisindan da kurtarmislardi. Bu jeopolitik faktör. OSMANLILARIN BALKANLAR'DAKI MUVAFFAKIYETLERININ MANEVÎ SEBEPLERI Kurulusundan itibaren Müslüman bir topluma istinad eden bünyesi ile ser'î hukuku hem amelî. adeta Balkanlar içindedir. Batida Adriyatik Denizi. Böylece bir bakima Osmanlilarin fazla bir sey yapmadiklarini anlatmaya çalisiyorlar. gerek siyasî. Balkan yarimadasi içinde stratejik massif daglik bölgeler. Asirlarda Osmanlilar ve Ispanya" adli eserin müellifi olan Leopold Won Ranke'nin. Her ne kadar Osmanlilar. ama icrada yildirim gibi sür'at göstermeli. Olaylari degerlendirirken çok ihtiyatli. Osmanlilar. Osmanli Devleti'nin kudretini teskil eden üç unsurdan biri olarak kabul ettigi "hükümdar sahsiyetleri" ifadesine hak kazanmis görünmektedir. tarihî bir yerlesim bölgesi olarak Balkan Yarimadasi'nin güneyinde Akdeniz bulunmaktadir. Sultan Murad'in. Maharetli bir komutan. Osmanlilarin Balkanlardaki ilerleyisini ve oradaki hakimiyetini sadece Osmanli askerî gücü ve karsi tarafin daginik olmasina baglamak istiyorlar. gerekse medenî sahalardaki basarisinin sirrini onun yaratilis. devlet ise onun bir fer'i olarak görülmüstür". Öyle anlasiliyor ki bazi kimseler. devletin kurulus asamalarini belirlemistir denebilir. onlarin bu muvaffakiyetlerinin sebebini sadece askerî saha ile sinirlandirmak mümkün degildir. olaylar karsisinda cesurane kararlar veren bir kimsedir. hem de nazarî bir sekilde uygulayan Osmanli Devleti. jeopolitik yönü ile önemli idi. bu konusmalarin çerçevesine uygun sekilde Bizans Imparatorlugu'nun fethine hazirlanma basladi. bu anlayisim devletin bütün sistem ve organlarinda devam ettiriyordu. Burada yüzlerce adasiyla Ege. Bu anlayis sebebiyledir ki. Bu yönü ile o. Iste vezir ile Sultan Murad arasinda. ordusunun basinda da örnek olacak derecede yigitlik sahibi oldugunu isbat etmelidir. danismalarinda gayet ihtiyatli davranmali. ve XVII. bogaz ve geçitler. kurulus yillarinda askerî islere fazla ehemmiyet veriyor ve askerî basarilarini bu sayede hazirliyorlarsa da. Farkli kültürlere sahip insanlarin yasadigi bu bölge. aksine bütün ihtimalleri degerlendirip ona göre çareler düsünen bir kimsedir. Hiç bir zaman acz belirtisi gösterip kararsizlik sergilemeyen. Nitekim bu konuda: . Balkanlarda Osmanlilarin yayilis ve fetih dönemlerini anlamak için büyük bir önemi haizdir. karar verildigi andan itibaren yildirim sür'atiyle onu uygulayan bir kimsedir. "XVI.— Bir seye karar verildigi zaman onu hemen yerine getirmek gerekir. Bilindigi gibi. Bu bakimdan Osmanli Devleti'nin bütün müesseselerinde bu anlayisin hakim olmasi ve sosyal bünyenin buna göre organize olmasi normal karsilanmalidir. gerek idarî. karakter ve anlayisina baglayan bu ifadelere göre o. Çünkü "bu devlette din asil. kuzeyde ise Tuna irmagi bulunmaktadir.

ayni zamanda Balkanlar'daki milletlerin de bunu kazanmalarina yardim etmislerdi. Jorga (Geschichte des Osmanischen Reiches. Osmanli idaresine karsi en ufak bir memnuniyetsizlige bile rastlamiyoruz. Bölgeyi isgal etmek isteyenler. sadece idareleri altinda yasayan milletlerin. Zorlama sonunda müslüman olma keyfiyetinin Islâmi bir hareket olmadigini beyan etmekten çekinmez. sözde kendilerini kurtarmaya gelen Haçlilara hiç iltifat etmediler. Bu sebepledir ki Müslüman Türklerle Hiristiyan Balkanlilar arasinda çok iyi bir ahenk tesis edilmis. ekonomik ve sosyal haklara saygi gösteren bir anlayisla. Aksine Balkan ülkeleri. Zira Osmanlilardan önce de bölge. Eflak ve Bogdan yönünde hareket edebilir. aralarinda din ayriligindan baska bir sey kalmamisti. dinî hürriyet ve serbestisini saglamakla kalmamis. Daglar. Eger Tuna'ya Demir-Kapi'nin ilerisinde bir noktadan erisilirse Macaristan ve Orta Avrupa akinlara müsaittir. herkesi inanç ve fikrinde serbest birakir." denilip fikirler ileri sürülmektedir. defalarca istilaya ugramisti."Osmanlilarin Balkanlardaki genislemesi. Islâm'i kabul etmeyenler bile Osmanli idaresinden o kadar memnundular ki. Böylesi genis bir arazinin savunulmasi siyasî birlik ve bunun olmayisi halinde de isbirligi ve es güdüm ister. Bu bakimdan Osmanlilarin basarili olmasinda ve hatta herhangi bir zorlama olmadan bölge halklarini kendi dinlerine sokmalarinda baska sebepler aramak lazim gelecektir. Hak ile bâtilin neler oldugunu. siki bir sekilde birbirine baglidir. ordularin geçisine hesaba katilir bir engel olusturmazlar. Bir kaç su yolunun denetim altina alinmasiyla Tuna vadisine geçit bulunur. Onlar. Osmanli fetihlerini ve bu fetihlerdeki basariyi. kendi aralarindaki rekabet ve karsilikli kiskançliklarla hirpalanmis bulunduklarindan Osmanlilara karsi birlikte direnis gösterecek takatten mahrumdular. N. Rumeli'ye ayak basip Balkan . Fakat bunlarin hiç birinde Osmanli Türkü'nün gösterdigi basariya denk bir muvaffakiyete tesadüf edilmemistir. Islâm. inançlar arasindaki orta ve dogru yolun hangisi oldugunu bildirmekle yetinir. 456) bu mevzuda sunlari söyler: "Ne kadar tedkik edersek edelim. Balkanlarda cografya ve siyaset. Ondördüncü yüzyilin son çeyreginde Balkanlar. daha sonra da Karadeniz kiyisi boyunca ilerleyebilirler. I. hem iç islerini halletmis olmalari. Gerçekten Osmanlilar. Çünkü mensubu bulunduklari Islâm. Sayet Türkler. Osmanli Imparatorlugu'nun idaresine giren bir sehir veya bir millet içinde. hem de fetih yöntemleri yüzünden kolaylasiyordu. bundan baska türlü davranamazlardi. Burada oturanlar. O. siyasî bakimdan birlesik degildi. idareleri altina giren kavimleri yumusak ve müsavatçi prensipler ile idare ediyorlardi.” Osmanlilar. onlarin baska türlü davranmalarina ve idarelerindeki insanlara karsi baska türlü muamelede bulunmalarina izin vermiyordu. zaman zaman gelen bu kavimleri kendi bünyelerinde eritmesini bilmislerdir. bölge halklari arasindaki çekisme ve cografî sebeplere baglayacak kadar basite indirgemek. vicdan hürriyetini temel tasi kabul eden. Balkanlari kurtarmaya gelen ve ekseriya bütün Hiristiyan âleminin vicdanlarina hitab edebilecek bir surette Haçli seferleri karakteri tasiyan bütün Avrupa milletlerinin istirak ettikleri o büyük seferlerde bile Osmanli idaresinde bulunan yerli Hiristiyan halkin bunlara katilmak arzusunu göstermediklerini katiyyetle görüyoruz. Müslümanlarin feth ettigi topraklarda yasayan hiç bir kimsenin zorla dine girmesine müsaade etmez. her halde dogru olmasa gerekir.

Nitekim 1355 yilinda Osmanlilara esir düsmüs olan Selanik bas piskopos'i Gregory Palamas'in mektubu da bu durumu açik bir sekilde ortaya koymaktadir. Katolikligi büyük bir enerji ve tazyikle Balkanlara yaymaya baslamisti. örfî ve sosyal islerine karismiyorlardi. Büyük Lui (Ludwig I. bizzat sultan Orhan. Bu tazyik sonucu olarak Balkanlar. 1342-1382) devrinde Avrupa'nin en büyük devletlerinden biri haline gelen Macaristan. Bununla beraber bu zahirî (görünür) kudret. Nesrî) epey bilgi vardir. Tarihî olaylara bakildigi zaman bu ifadelerin ne kadar gerçek olduklari görülür. ona hiristiyanlik hakkinda serbestçe bazi sorular sormustu. ne Sloven. Onlar. Öyle ki bu zulüm ve ceberut. denizi asarak Balkanlari isgalinde yalniz fütûhatin ve devletler arasindaki ihtilaflardan istifadenin ve siyasetteki maharetin degil. daha kurulus safhasinda iken askerî ve adlî teskilatla ise baslamisti. Uzunçarsili da bu dönemden bahsederken: "Görülüyor ki. Osmanlilar. halki tamamen ayri dinde olan yabanci bir bölgede. Gerçi Osmanli Beyligi. ne Romen ne de bir Yunan milleti kalmis olurdu. Bundan dolayi Osmanli Türklerinin sür'atle ilerlemeleri ve feth edilen bölge halkinin Türk idaresini kendi idarelerine tercih etmelerinin sebebini anlamak kolaydir. bugün ne Sirp. Anadolu'daki fetihleri esnasinda hiç bir siyasî firsati kaçirmamaya gayret ediyordu. yani Balkanlar'da göz kamastiran hizli ve suurlu bir yayilma ve yerlesme için kâfi degildi. yeni dogan Osmanli devletinin sür'atle genislemesinde. Onlarin. Isin daha enteresan tarafi. Bu konuda ilk Osmanli eserlerinde (Asikpasazâde. ancak Türklerin Rumeli'ye adim atmalari ile Katoliklerin bu imha ve kolonizasyon politikasina son vermistir. Ancak bu sayededir ki Türkler. Hiristiyanlari tam bir serbesti içinde görmüstü. Osmanli Beyligi.Türklügü'nü kurmamis ve farkli kavimlere vatan olmus Balkan cografyasi üstünde hâkim ve efendi millet olarak teskilat ve idaresini tesis etmemis bulunsalardi. Palamas ile görüsür ve ulema ile onun arasinda bir münazaranin yapilmasini emreder. ayni zamanda mânevî sebeplerin de tesiri vardir. Ortodoks mezhebindeki Balkan topluluklarim eritip ortadan kaldirmak yoluna giderken. Macarlari önlemek üzere derhal kuzeye atilmalari bu tehlikeye bir set çekmis ve Balkanlarda Ortodoks mezhebinin serbestçe yasamasini mümkün kilmisti. feth ettikleri yerlerdeki halkla kaynasarak onlarin dinî. Bu esnada özellikle askerî islere fazla agirlik verilerek muvaffakiyetin sebepleri hazirlanmisti. Fakat Osmanlilarin. ne Bulgar. Anadolu'da parçalandigi halde Rumeli'de dimdik durmustur" demektedir. vicdan hürriyetlerine hürmet etmis ve agir vergiler altinda ezilmis olan yeni tebeasindan belli bir vergi (cizye) almakla Yetiniyorlardi. Orhan'in oglu Süleyman Pasa. Zira Ortodoks Balkan Hiristiyanligi ne çekmisse dindaslari olan Katolik Latinlerden çekmistir. Anadolu'da nasil Hiristiyan varliklarini ve idare tarzlarini bozmayarak onlari kendi nüfuzlari altina aldilarsa bu müsaadeyi Rumeli'de daha genis bir sekilde . Rumeli'de isgal ettikleri (feth ettikleri) genis ülkeleri bir avuç kuvvetle elde tutmuslardir. O. Kanunlara aykiri olarak keyfî hiçbir muameleye müsaade etmediler. Bunun birtakim manevî ve ruhî sebepleri de vardi. Katolik mezhebine girmeye mahkum olmustu. Balkanlara göz dikmis ve Vidin Prensligini zapt ederek. Ve yine bu sayede Timur'un sadmesiyle Osmanli Devleti.

yerli senyör ailelerinin çogunu eski feodal topraklarinda timar sahibi olarak birakiyordu. Çünkü Osmanli rejimi." Osmanli fetihlerinin en açik ve bariz özelliklerinden biri de. din ve irk ayirimi gözetmeyen. dogrudan dogruya Osmanli yönetimi altina alinan topraklarda Osmanlilar. Gerçekten. sefkatli ve taassuptan tamamen uzak bir siyaset takip etmeleri. büyük ve önemli sehir ile kasabalara Anadolu'dan göçmenler getirtilerek yerlestirmek (iskân) olmustur. bütün tebeayi Osmanli Devleti semsiyesi altinda birlestiren siyasî bir idare idi. Rum bey ve hatta imparatorlarinin kendi küplerini doldurmak isteyerek halki soymalari. Osmanlilarin gayr-i müslimlere karsi takindiklari tavirin nasil oldugunu açik bir sekilde ortaya koymaktadir.ve onlarin eski varliklarini muhafaza etmek üzere tatbik etmislerdir ki. Balkanlilarin Katolik tazyikine karsi Osmanli idaresini bir kurtarici olarak karsilamalarina sebep olmustur. halkin Osmanli idaresini memnuniyetle karsilamasina sebep olmustu. zorlanmamis ve sadece bu sebepten dolayi öldürülmemistir. vergilerin tebeanin ödeme imkânlarina göre tertip edilmis olmasi ve bilhassa Ortodoks olan Balkan halkini Katolik mezhebine girmek için ölümle tehdid edenlere karsi Türklerin buralardaki unsurlarin dinî ve vicdanî hislerine hürmet göstererek bu ince ve hassas noktayi prensip olarak kullanmalari. onlarin bu hareketlerinin gelisigüzel bir macera veya rastgele bir yerlesme ugruna olmamis olmasiydi. bilinçli bir yerlesmeye yönelik olarak yapilmistir. Böyle bir mazhariyete nail olabilmek için bunlarin eski dinlerini birakmalari sarti aranmiyordu. Balkan milletleri bunu yapmakla. Zaten. Fetih prensiplerinden biri de yeni elde edilen stratejik yerlere. tâbi despotluk veya senyörlükler. Osmanlilar. Onlarin idare sistemi. asayissizlik ve ekonomik buhran gibi âmiller. Ona göre Osmanli idaresinin insanî yönünü ortaya koyan faktörlerden biri de sudur: "Kendi idaresi altinda yasayan Hiristiyan ve Mûsevîler. bastan basa hiristiyanlarla meskûn olan Balkan Yarimadasinda bu tarzdaki hareket ve davranisin Osmanli fetihlerini kolaylastirdigi bir gerçektir. devletlerini kurarken kitleleri çeken bu uzlasici. koruyucu ve hos görülü siyaseti suurlu bir sekilde takib ediyorlardi. Osmanlilara karsi böyle bir tavir sergilemekle yerinde bir karar vermislerdi. Bizans ve diger derebeylerin idare tarzina karsilik Osmanlilarin disiplinli hareketleri ve feth edilen yerlerin halkina karsi adaletli. Bu da feth edilen yerlerdeki halkin hosnutluguna ve yeni idareden memnun olmalarina istinad ettirilmistir. vergilerini zamaninda verdikçe ve Müslümanlari kizdiracak kiskirtici bir harekette bulunmadikça onlara en güzel bir sekilde muamele etmek. 1500 tarihine kadar Rumeli'de pek çok Hiristiyan timar sahibi bulunuyordu. Hiç kimse dininden veya irkindan dolayi küçük görülmemis. kendi aralarindaki anlasmazliklar için metbulari olan sultana bas vuruyorlardi. mülk ve vakif suretiyle muhtelif kisimlara . Bir taraftan Bizans Imparatorlugunun bozulmus olan idare tarzi. Elde edilen topraklar da mirî. Yani halk gibi yerli aristokrasi de sadece yeni bir hanedani Osmanli hanedanini tanimaktan ve onun hizmetine girmekten baska bir sey yapmiyordu. Bir Batili yazarin bu konudaki görüsleri. Kisa zamanda bölgeyi bir Osmanli topragi haline getiren âmil. tamamen insanî idi. vergilerin keyfi olmasi. Henüz ilhak olunmayan bölgelerde. bu âdilâne hareket ve idarî siyasetteki inceliktir. Onlarin her hareketi. bunu Osmanli tahrir defterlerinde birçok örnekleri ile görmekteyiz.

sadik arkadas ve himaye edici efendilerdir. Bir tavuk kesmek istedigi takdirde bile onu bir müddet temiz yiyecekle besler. Sirplar ve Bulgarlarin aksine olarak Türkler.ayrilip sehir ve kasabalarda derhal ilmî ve sosyal müesseseler vücuda getirilmistir. Rumlar. evlerinin kendilerine mahsus olan kisminda ehlî hayvan bulundurmazlar. Örnek olmasi bakimindan Brockelmann'in bir ifadesini buraya aliyoruz: "Müslüman Türkler. erken kalkar ve islerine erken giderler. temizce yikanmadan evinden çikmaz. halk bu yeni idareyi yadirgamadiktan baska gösterilen muamele ve müsamahadan memnun kalmistir. dizlerine kadar çikan sari çizme giyerler. dogru ve samimi kimselerdir. gerek köyde Türkler kuvvetli." . Murad zamani) Rumeli'yi gezerek Türklerle diger Balkan hiristiyanlarinin sosyal durumlari hakkinda bir mukayese yapmis olan ve Türklerin her konuda Balkanlilardan üstün olduklarini gösteren Bertrandon de la Broqulere ise sunlari söylemektedir: "Büyük bir refah içinde bulunan Türk köylüleri. fetihleri esnasinda isteselerdi hiristiyanligi tamamen yok edebilirlerdi. namuslu tüccar. gerek Anadolu." der. gerek Rumeli'nin fethinde o kadar maharetle tatbik edilmistir ki. ilme meyil ve istidadi çoktur. Merhamet sahibi olan Türk. Hiristiyan köylülerin çogunun aksine olarak hiç bir zaman yalin ayak gezmezler. yüzyilin ilk yarisi içinde (II. Bir hayvanin yedigi yemegi bir Türk yemez. Osmanlilarin hosgörüsünden bahseden birçok yabanci yazar. Tabiaten sukûtî olmasina ve çalismakla sertlesmis bulunmasina ragmen siir kabiliyeti yüksek. Kisaca. Hatta o. sadece Balkanlari degil. daha sonraki dönemleri hatta Istanbul'un fethinde gösterilen müsamahadan söz ederek Osmanlilarin ne kadar hos görülü olduklarini anlatirlar. nasil ki daha önce dedeleri." Bunlari söyleyen seyyah. XV. Bu isabetli siyaset. hiristiyanlar üzerindeki medenî hukuk alaninda kaza hakkini tanimak suretiyle kilisenin nüfuzunu artirdi bile. Hiç bir Türk. kendi kilise teskilatinda serbest birakmak suretiyle Bulgarlari rahatsiz etmedilerse o da eski dinî gelenekle taninmis Islâmî devlet görüsüne de tamamiyle uygun olarak Ortodoks Rum ruhanî sinifinin silsile-i meratibini bütün selahiyetleri ile tanidi. Fakat mensubu bulunduklari din. ahlâk bakimindan da Türklerin Balkanlilardan üstün olduklarini söyle anlatiyor: "Türkiye'de giristigim her is ve bulundugum her münasebette Türkler'de Rumlara nazaran çok daha fazla arkadaslik duygusunun mevcud oldugunu gördüm. Türkler. cengaver. Ve Türklere Rumlardan ziyade itimad ettim. buna müsaade etmez. harpte mecburiyet altinda insan öldürür. Sükûnet ve büyük bir gayretle is görürler.." dedikten sonra: "Gerek sehirde. kanaatkâr isçi. Bu yüzden Fâtih Sultan Mehmed..

OSMANLI KARAMANLI MÜNASEBETLERI Daha önce. Gerçekten de Sultan Murad'in gayesi. o gelip bir bölük mazlum Müslümanlarin üzerine düssün. Ahd ü emân bilir adam degilsin. Eger vaz geçip cihad ve gaza ile mesgul olursam. benim kastim ve isim gece gündüz gazaya adanmaktir. bana. Bütün bunlardan. azim ve irade kudreti ile bir ahenk teskil edince bunun neticesinin ne olabilecegini yine Osmanli tarihi gösteriyor. en büyük gazadir" diyecektir. devletin suurlu siyaseti. Ey gaziler. bu zalimleri nasil edeyim? Beni gazadan men ederek. Fakat Sultan Birinci Murad. Germiyan ve Hamid ogullan arazisinden bir kismini evlenme. Karamanlilar'la akrabalik kurmak suretiyle Anadolu'dan emin vaziyette Rumeli harekâtina devam edecegini ümit ediyordu. müfsid. Sirbistan ve Papalik gibi Hiristiyan devletler.Iste Balkanlari fethe baslayan küçük Osmanli Beyligi'nin manevî ve sosyal cephesi de böyleydi. Yagma edip anlari incitsin. Nitekim Karamanoglu'nun isyanini ve kendi topraklarina saldirisini duyunca söyle demekten kendini alamamisti: "Su ahmak zalimin yaptigi isleri görün. zira Müslüman kaninin akitilmasina gönlünün razi olmadigini çikarmak mümkündür. yeyip içmeyi terk edeyim. bela ve mihneti seçeyim. Nihayet. Sultan Murad'in. Ben. Hemen hemen bütün Osmanli tarihlerinde buna benzer ifadelerin bulundugunu söylemek mümkündür. Anadolu'da üstünlük iddiasinda bulunuyorlardi. . Nasil barismak. Karamanli ile bir savasa girmek istemedigini. Müslümanlar üzerine kiliç sallamak kötü isini isletir. Eger üzerine varirsam gaza kilan gazilerin kiliçlarini mü'minlerin üzerine döndürmek lâzim gelir" diyerek bir hayli tereddüd geçirmisti. Hayreddin Pasa'yi da Rumeli'nde birakir. Anadolu'daki Müslümanlarla degil. Gece ve gündüz ömrümü gazaya sarf etmek için niyet edeyim. bir bakima kendilerini Selçuklularin vârisi gördüklerinden. bir kismini da para ile satin alip Karamanogullan'nin kalbi durumunda olan Konya'ya dogru büyük bir ilerleme kayd etmeleri. Fakat Venedik. Osmanlilarin Eretna Beyligi'nden Ankara'yi aldiklari zamanda baslamisti. Ancak Osmanlilarin. zira gazaya mani olan ile gaza. Allah Teâlâ yolunda din gayretiyle çalisarak ülkemi birakip. Benim gazama mani olur. iki tarafi ayni sinirlan paylasan komsu iki devlet haline getirmisti. Böyle olmakla beraber kizi Nefise Sultan'i Karamanoglu Beyi Alaeddin Ali Bey ile evlendiren Sultan Murad. zâlim. tekrar Anadolu'ya geçerek Bursa'ya gelir. oralarda fetihlerde bulunmakti. Karamanli'nin bu zulmü karsisinda çaresiz kalinca. Bu karakter ve manevî cephe. Senin kökünü kazimayinca huzur ile gaza edemem. bir çatismaya girmemek ve Müslüman kani dökmemek için büyük bir gayret sarf ediyordu. Anadolu Selçuklu Devleti'ne merkezlik (payitaht) yapmis bulunan Konya'nin yeni sahipleri olan Karamanogullari. Sultan Murad. Anadolu'daki gelisme ve genisleme hareketlerine karsi koymaya çalisiyorlardi. Bu sebeple de Osmanlilarin. Bati'daki Hiristiyan devletlerle mücadele etmek. bir aylik yol kâfir içine gireyim. daha sonra bizzat Karamanoglu'na da söyle diyecektir: "Hey bedbaht. Ben gazada iken Müslümanlari incitirsin. Gerçi Osmanli-Karamanli rekabeti. Kendi öz kizini Karaman Beyine nikahlayip onunla akrabalik bagi kurmasi da bunun açik delilidir. Müslümanlar zâlim eline düser.

kiskirtmalar sonucunda Karamanoglu bu cesareti göstermisti. Birkaç gün içinde orayi tekrar kendine bagladi. idam cezasina çarptirildilar. Böylece Sultan Murad. Osmanli ordugâhina gelip kayinbabasinin elini öptü ve ondan af istirhaminda bulundu. Zira bu tecavüz kalmadigi takdirde Karamanlilarin ve ondan cesaret alacak olan diger beyliklerin. Karaman Beyi. Fakat henüz hücuma geçilmemisti. Padisah. Ordu mensuplarinin. büyük imparatorluklarin dahi cesaret edemedigi bir hareket iken. Osmanlilar açisindan bu tecavüze baktigimiz zaman. Konya'nin ileri gelenleri ile birlikte ricada bulunmak ve kendisini af etmek için padisaha gönderdi. Osmanlilarin bu gücünden ne kadar çekinirlerse. antlasma geregi iki bin kadar da Sirpli asker bulunuyordu. kusatilan halktan herhangi bir sey almalari yasaklandi. onlari sonunda Osmanlilara katilma mecburiyetinde birakan mühim sebeplerden biri olmustu. Halbuki Osmanli Devleti'nin bir köyüne taarruz etmek. Bu tahriklere kapilan Alaeddin Ali Bey. sehri on iki günden beri kusatma altinda bulunduruyordu. Osmanli ordusunun içinde. Bunun üzerine Karamanoglu. Bunlar.Osmanlilarin Balkan fetihlerini basarisizliga ugratmak için Karamanogullari'ni Osmanlilara karsi tahrik edip kullanmakta idiler. derhal Anadolu'ya geçip Bursa'ya gelir. Sultan Murad. Kizinin ricasi üzerine Karamanoglunu af eden Sultan Murad. Esasen diger Anadolu beyliklerinin Osman ogullari gibi dahi yetistirememesi. Bu birlik gelince Ali Pasa ve oglu Sehzade Bâyezid Bey'le birlikte Karaman seferine hazirlanir. Karamanlilari kolayca yenilgiye ugratti. 1386 yilinda Osmanlilarin elindeki Hamid Ogullari topraklarina saldirir. olaylarin baska bir boyut kazandigini görürüz. mevkiinin tehlikeli durumunu idrak etmeye baslayinca esi ve Sultan Murad'in kizi Nefise Hanim'i. Büyük bir yenilgiye ugrayan Alaeddin Ali Bey. Anadolu'da o kadar az Müslüman Türk kani akacakti. Sultan Murad. Anadolu'daki beylikler üzerindeki nüfuzunu göstermek için Candarogullari'ndan yardimci birlik ister. bizzat gelip af dilemek ve elini öpmek sartiyle onu af edecegini bildirdi. Osmanlilarin. ileriyi görmeyen bir kimse oldugunu göstermektedir. Bu muharebedeki muvaffakiyetinden dolayi kendisine "Yildirim" lakabi verildi. Karaman ülkesini yine kendisine vererek isyan eden Beysehri üzerine yürüdü. Konya kalesine siginmak zorunda kaldi. Balkan fütuhatinin en kritik anlarinda Osmanlilar'i Anadolu'da rahatsiz edeceklerini çok iyi takdir eden Sultan Murad. Onlar. Burada bulunuldugu bir sirada Tekke Beyi'nin isyan ettigi haberi ve bu habere dayanarak Tekke üzerine yürümesi hususunda Sultan Murad'a tekliflerde bulunuldu. bu teklifleri reddederek: . Muharebede Bâyezid büyük bir kabiliyet göstererek zaferin kisa zamanda kazanilmasini sagladi. Bu da onun ne kadar dar görüslü. Hamid Ogullarindan satin aldiklari Beysehri'ni isgal etmekle harbi baslatirlar. Yasaklara uymayanlar için çok agir cezalar kondu. Anadolu beylerine kudretinin derecesini göstermek istiyordu. Fakat Sultan Murad. yardimci kuvvet niteliginde idiler. 1386 Kasim'inda Konya yakinlarinda cereyan eden meydan muharebesinde Osmanli ordusu. emir disi hareket ettiklerinden. Karamanlilar. bu zaferden sonra Konya'yi kusatma altina aldi. Sultan Murad. Birkaç Sirpli.

Fakat onu burada da bekleyen düsmanlari eksik degildi. Kosova'yi hazirlamakla mesgul olan Haçlilarla müzakerelere girismis. Garp dünyasini titreten bu basiretli ve hakim adam. Hükümeti Istenos ve Antalya sehirlerine inhisar etmistir. Sivrisinek kovalamak sahine (veya arslan) yakismaz" diyerek tekrar Bursa yolunu tutar. Böylece. Böylece iki yüzlü bir siyaset takip etmistir. bizzat Sultan Murad tarafindan istenmis. Çünkü Konya'nin muhasarasi esnasinda sehrin yagma edilmemesi. Sikâyetler üzerine Sirplar. bir ruh ve mânâ medeniyeti kurmus olan devletinin o muhtesem insanlik anlayisi ile dünkü düsmanlarina kollarini açacak ve anlari. Konya önündeki maglubiyeti üzerine Karamanlilarin Anadolu'daki nüfuzlari kirilmis. Sultan Murad. Takriben bir buçuk asir devam edecek olan Osmanli-Karamanli harplerinin ilki olan bu savasta yenilmesine ragmen Karamanoglu. Osmanli saflarinda Karaman Beyi ile savasan Sirplar. aslinda basit bir olaydi. BALKAN ITTIFAKI VE KOSOVA SAVASI Siyasî ve askerî sahada Avrupa'yi titreten Sultan Murad. Sirp kralina mübalagali bir sekilde anlatilan haksizlik ve öldürme hadisesi. Sultan Murad gerekli tedbirleri almak için dinlenmeyi birakmak zorunda kaldi. Osmanli hâkimiyetini hiç bir zaman kabule yanasmamistir. Sonra da magluba kin ve intikam gösterecegi yerde. rifk ve yumusaklikla bayraginin gölgesinde toplayacakti. onun uzun müddet baris içinde yasamasina ve sürekli asayisten faydalanmasina elverisli degildi. gerektiginde Anadolu'ya atlayip Karamanoglu ile ellesiyor ve bu namli Türk beyini sindirip tekrar Rumeli'ye geçiyordu. Bütün bir Sirp halki. Bana isyan edecek ne gücü var. simdi onun üzerine varmak bizim için ardir. Karamanoglunu dize getirdikten ve kendisinden söz aldiktan sonra tekrar Bursa'ya döndü. Buna ragmen bazi Sirplarin emre muhalefet etmesi. memleketlerine döndükleri zaman kendilerine istedikleri gibi riayet edilip saygi gösterilmedigi ve Konya önünde bazi kardeslerinin öldürüldügünü söyleyerek halkin Osmanlilara karsi harekete geçmesine sebep oldular. fakat korkusundan Kosova muharebesinde Osmanli ordusuna katilmak üzere bir birlik göndermekten de geri kalmamistir. Sirbistan taraflarinda yeni bir firtina bas gösterdiginden. dindaslarindan görmedikleri bir müsamaha. böyle bir olayin meydana gelmesine sebep olmustu. Gerçekten bes yil sonra Yildirim Bâyezid'in Anadolu'yu zapt edebilmesinde Sultan Murad'in bu seferde takib ettigi siyasetin birinci derecede tesiri olmustur. Sultan Murad'in seferde gösterdigi basarili taktik sayesinde bütün Anadolu'da yildizi parlamisti. Bunun içindir ki Sultan Murad uzaklasir uzaklasmaz. arkadan kendisine karsi birlesen kuvvetleri Kosova Meydan Muharebesinde ezecekti. Osmanlilarin Anadolu birligini gerçeklestirecegi kesin bir sekilde anlasilmis oluyordu."Tekke Beyi fakirdir. aksine davrananlarin öldürülerek cezalandirilacaklari söylenmisti. isyana baslamislar ve Osmanlilara ait olan bazi yerleri isgal etmislerdi. Çünkü devletinin içinde bulundugu siyasi durum ve düsmanlarinin devleti için meydana getirdigi ittifak. bölge halklari ve hatta Bulgarlarin kendilerine .

Bu ittifak. Balkanlari siyasî nüfuz altinda bulundurmak ve bölge halklarinin Osmanliya karsi olabilecek ittifakina mani olmak için daha önce buralarda (Bosna) bulunan Kula Sahin Pasa komutasindaki 20. ülkesini bes sancaga böldü. Osmanli Devleti'nin daha sonralari Rusya ile meydana gelen harplerinde ordunun merkezi olacak olan Sumnu. Bununla beraber Sultan Murad. hemen savas hazirliklarina giristi. Hamid bölgesinde Egridir'e tayin edildi. Osmanli ordusu üzerine saldiran bu müttefik ordu.yardim edeceklerine güvenerek ayaga kalktilar. askerî ve siyasî yollardan küçültmeye gayret etti. Bu arada Karamanoglu ile daha önce muharebe edip anlasan Bosna kralligini da cezalandirmak gerekiyordu. O zamana kadar Bâyezid'in idare ettigi Germiyan'i. Nis yakinlarinda Ploçnik denen yerde 30. Bunun için sür'atli bir sekilde tedbirler almaya basladi. Pravadi'ye karsi Beylerbeyi Timurtas Pasa'nin oglu Yahsi Bey komutasinda bes bin kisi ayirdiktan sonra. Düsmanin faaliyet derecesini ve ittifakin önemini kavrayan Sultan Murad. bu kana susamislarin "genel katliamindan kurtulabildi. Sultan Murad." 1388'de meydana gelen bu muharebede Hammer'in dedigi gibi ancak bes bin Osmanli askeri kurtulup geri dönebilmisti. Sisman ise . Sivrihisar ile Sakarya'nin suladigi bölgeye tayin edildi. Mentese. Haçli Seferi'ni hazirlamaya sevk etmistir. Osmanli kuvvetlerinin Ploçnik'te bozguna ugramasindan büyük bir cesaret alan ve Sultan Murad'in da Anadolu'da bulunmasini firsat bilen Bosna. Kosova meydan muharebesinde belli olacak Osmanli Türklerine karsi UI. seferden önce Sehzâde Bâyezid'in üç oglunun sünnet dügünü ve kendisi ile iki oglunun üç Bizans Prensesi ile evlenmelerini kutlamak için Yenisehir'e gitti. Saruhan ve Karaman beylerinin askerleri de Sultan Murad'in emrine girdiler. Bulgar Krali Sisman. sehzadenin kardesi Yakub ile birlikte o da Avrupa'ya geçtiginden dolayi vezir Timurtas'a havale etti. Baska bir Timurtas (Subasi). Yoklugunda Anadolu'nun âsâyisini korumak için. Padisah. bu ittifakin saglayacagi gücü. Bütün savas hazirliklari tamamlanmisti. Yenisehir'de yapilan bu dügünler sirasinda hediyeler göndermek ve Karamanoglu'na karsi yapilan savastan önce gösterdigi dostluga karsilik vermek için. sonucu I. Yazicioglu'nu elçilikle Misir'a gönderdi. O zaman Teke.000 kisi ile Osmanli ordusunu büyük bir bozguna ugratti. hücumla alindi. Asya topraginda kalacaklarla Avrupa'ya gidecek askerin komutanlarini da önceden tayin etti. Yine Subasilardan Kutlu Bey. Sirp ve Bulgar krallari. NadirDerbent bogazindan Sumnu üzerine yürüdü. hükümdarin emri ile hainliginden dolayi Sisman'i yola getirmek ve Bulgaristan'da Türklerin elinde bulunmayan son yerlerin fethini ve müttefiklerle birlesmeye mahal birakmadan Bulgar kuvvetlerini ortadan kaldirmak için 30. Aydin. Sultan Murad. Osmanlilari Balkanlardan sürüp atmak için ikinci bir ittifak kurdular. Sultan Murad'in dostu ve kayinbabasi olmakla beraber gizlice Sirp Krali Lazar ile ittifak etti. Balkan'in en dogu bogazinda bir tepenin ortasinda bulunan Pravadi.000 kisilik bir Osmanli ordusunun hareketini gözleyen ve onlarin maksadini anlayan düsman. Ali Pasa. Dügün henüz bitmisti ki. Sisman'in eski kalesi olan Tirnova'nin düstügünü duyunca teslim oldu. öyle hareket etti ki Osmanli askerinden ancak bes bini.000 kisilik bir ordu ile yola çikti.

Sirp despotunun merkezi olan Piristine'nin güneybatisindaki Kosova (Kara Tavuk ovasi) düzlügünde müttefik ordusu ile Osmanli ordusu karsi karsiya geldi. Çetehezar (Hezargrad) kalesinin teslimi sarti ile esirleri Sisman'a geri vermeye niyetlendi ise de gerek Sisman'in Söz verdigi halde Nigbolu'yu birakmaktan vazgeçmeyerek onu yeni istihkâmlarla kuvvetlendirmesi. Lazar. Kralin komsulari ile haberlesmesi sirasinda Sultan Murad da ogullari Bâyezid ve Yakub'u yanina getirdi. Oradan güneybatiya sapilarak Köstendil'e varildi. Sehirköy'ün çevresinde bulunan askerler. sadece bununla da yetinmedi. Sirp muhafizlarini da esir alip istihkamlarini da yiktilar. Onlarin yardimindan emin olarak padisahi kesin bir savasa çagirmakta tereddüd göstermedi. Bosna ve Arnavutluk hükümdarlarini kendisine baglamakta olan eski antlasmayi yenilemek için bir tesebbüste bulundu.Nigbolu'ya kapanmisti. Yanbolu'da padisah ile bulusarak orduya katildi. Bulgar sinirinda dik bir dagin tepesinde bulunan Sehirköyü almasini emretti. Bulgaristan isini halletmis olan Çandarli Ali Pasa. Padisah. Yanbolu'da Tatarpazarcigi yolu ile Sofya'ya geldi. Sultan Murad. Bunlara Dobruca Tatarlan komutani Sarac ile Köstendil Prensi Konstantin'in yardimlarina ilaveten o sirada Hac'dan dönen Evrenos Bey de katildi. Ordunun öncü kuvvetleri Hicaz'dan dönmüs olan Evrenos Bey ile Pasa Yigit komutasinda idiler. Ancak onun Bulgaristan'daki topraklarini elinden aldi. Sisman hakkinda âlicenab ve civanmerdâne bir davranisgosrerdLOnun hayatina ilismedigi gibi kendisine durumuna lâyik tahsisat ta bagladi. Bunun üzerine savas daha hizla yeniden basladi. gerekse kendisinin de Hezargrad'i elde etmesi dolayisiyla is sonuçsuz kaldi. müttefikinin maglub olup düstügünü ögrenince. Bu akinci firkasi birçok esir ile döndü. Lazar bu yenilgiye kizdiysa da cesaretini kaybetmedi. Osmanli. Ali Pasa. Ali Pasa bir hisar ve bir sehri aldiktan sonra bütün kuvveti ile Nigbolu önlerine vardi. O. Sirp Krali Lazar. Bu istikamette oldugu haber alinan Haçli ordusuna dogru gidildi. karsi gelmeye yetmeyecegini anlayinca Ali Pasa'dan kendisi ile Padisah arasinda araci olmasini istemisti. Bulgar Krali her taraftan sikistigini ve artik karsi koymanin faydasiz oldugunu anlayinca bütün aile halki ile birlikte sartsiz teslim oldu. Sirp kaynaklarina göre Osmanli ordusu geçtigi . Pasasi. o zaman Osmanli ordusunda bulunduklarindan sehir. Bu firtinaya karsi koymak için taarruza karar verdi. Ancak Ali Pasa'mn gönderdigi on bin civarindaki asker sehri geri aldi. generali Dimitriyus'a. mevkiinin tehlikeli durumunu anlamakta gecikmedi. Osmanli ordusu. Sadece bir mevkiin kaybedilmesinden dolayi kendisini maglub saymayarak bir kat daha cesaretlendi. yanlarina almis bulunduklari Kütahya ve Karesi sancaklari askerlerinden baska Saruhan. Bunlar. Gücünün. Aydin ve Hamid illerinin paylarina düsen yardimci kuvvetlerini de almislardi. Bundan sonra Ali Pasa. çocuklarini ve hazinelerini Sultan Murad'in ordugâh olarak seçtigi TaYHshi'ya gönderdi. krali. Kosova'ya dogru bir birlik gönderdi. Silistre'yi kendisine birakmak ve zamani gelen vergi taksidini ödemek sartiyla barisa razi oldu. Sirplilarin eline geçti. Firtinanin sinirlarina dogru yavas yavas yaklastigini görünce zorlu bir karsi koymaya hazirdandi. Orayi kusatti. Mentese.

Osmanlilarin. Aradaki büyük sayi farkina ragmen Sultan Murad.000 civarinda. süvarilerin atlarina dehset vermek söyle dursun.hiç bir yerde zulüm ve tahribat yapmamisti. Zafer karsiliginda kendisinin din yolunda sehid olmasi için dua etti. Padisah. Sirp. Osmanli tarihleri Sultan Murad'in o geceki münacat ve yakarisini su sekilde ifade ederler: "Ab-i rûy-i Habib-i Ekrem için Kerbelâda revan olan dem (kan) için Veda gecesi aglayan göz için Askin ugruna sürünen yüz için Ehl-i derdin dil hazini için . Macar atlarinin henüz deveye alisik olmadiklarini söyleyerek anlari atlara karsi canli bir engel gibi kullanmanin mümkün olabilecegini ifade ile bu develerin düsman atlarina dehset ve düzensizlik vermeleri için ordunun ön cephesine konulmasi teklifinde bulunurlar. komutanlari ile müzakerede bulunur. Bununla birlikte bu ordunun 100. cana minnet bilen" saf ve güvenilir bk askerin itikad zaafina da sebep olabilecegini söylediler. Macar. Balkanlardaki durumunu tayin edecek olan bu muharebenin tarihi. Gazi Evrenos Bey. Bundan sonra herkes gayet mesrur bir sekilde ve kararli olarak. Hirvat. Bu durumda bizim saflarimizin üstüne atilip kargasalik ve karisiklik dogmasina yol açabilirler. Bohemya ve bir kisim Bulgarlardan meydana gelen bu muazzam Haçli ordusundaki asker mevcudunun. bütün askerî erkân tarafindan kabul edildi. Osmanlilar'in da 60. Osmanli askerinin gözüne toz toprak savuruyordu. Bütün gece Allah'a yalvarip O'ndan yardim diledi. Düsman tarafindan esmekte olan rüzgâr." Ayrica. Bu arada bir sey padisahin dikkatini çekmisti. Arnavut. Osmanli kuvvetlerinin bes kati oldugu belirtilmektedir. Ordunun Kosova'ya varisinin ertesi gününde harbe karar verilecekti. Bazi komutanlar. agir silahli süvariyi görünce kendileri ürkeceklerdir. nasil bir çare ve tedbir almak gerektigini düsünmelerini ve düsündüklerini de hiç çekinmeden açik bir sekilde ortaya koymalarini söyler. Onlarin. Fakat Sadrazam. kaynaklarda farkli olarak verilmektedir. Osmanli askeri gibi din ve devleti ugrunda "feday-i cani. Bogdan (Moldovya). Bosna. Eflak (Romanya). Timurtas Pasa ve Sehzade Bâyezid bu teklife karsi çikip söyle dediler: "Develer. sabahla birlikte baslayacak olan savasa hazirlanmak üzere birliklerinin basina gitti. Bu bakimdan hiç bir seyden korkmadan ve sadece Allah'a güvenerek meydan muharebesi yapip düsmana saldirmayi teklif ettiler.000 kadar askerden meydana gelen askerî bir birlige sahip oldugu kabul edilmektedir. Bu görüs. böyle bir durumun savasta sebep olabilecegi felaketi düsünüp üzüldü.

lütfunu hem râh Hifzini eyle bize püst u penah Ehl-i Islâma ol muin u nasir Dest-i a'dayi bizden eyle kasir Ya Rab. Bakma ya Rab bizim günahimiza Bak sen can ve gönülden ahimiza Sakla gözümüzü cengin tozundan Islâm erini koru saldiridan Bunca yil süren gayretlerimizi Gazalarda sanli kil ismimizi Etme ya Rab kahrinla beni fena Yüzümü halk içinde etme kara Dinin ugruna ben feda olayim Askerim önünde ben heba olayim." . mücahidini etme telef Tir-i a'daya (düsman okuna) bizi kilma hedef.Cana tesir eden enini için Eyle ya Rab. Din yolunda beni sehid eyle Ahirette beni said eyle Mülk-i Islâmi paymal etme Menzil-i firka-i dalal etme Keremin çoktur ehl-i Islâma Dilerim kim erise itmama.

seri bir sekilde hareket etmelerine de mani olmustu. Kendilerinden sayi. gece ansizin Türklerin üzerine hücum edilmesini teklif etmisti. Balkan ve Orta Avrupa milletlerinden çogunun bulundugu birlesik Haçli ordusunun merkezinde Sirp krali Lazar. gece karanliginin düsmanin firarini kolaylastiracagini. müslüman olacagini ve padisaha gizli bir sözü bulundugunu söylemek istedigini bildirince Sultan Murad'in müsaade etmesi üzerine yanma yaklasarak yeninde saklamis oldugu hançer ile onu kalbinden yaralayarak attan düsürmüstü. Fakat bu muzafferiyetin bir bedeli daha olacakti. tarihlerde farkli sekillerde anlatilmakta ise de neticesi hep ayni oldugundan fazla teferruata . O gece. Bu olay. Osmanli ordusunun aldigi savas düzenine göre Sultan Murad. Anadolu beyliklerinin birlikleri ise sol cenahta yer almisti. toplamis oldugu harp meclisinde görüsmeye baslamisti. Kaçmak isteyen küçük ve daginik düsman birlikleri de arkalarindan yetisen Sehzade Yakub tarafindan imha ediliyorlardi. Baslangiçta bozulmak üzere olan Osmanli'nin sol cenahina kendine has pek hizli bir manevra ile yetisip düsmani çeviren veliahd sehzade. sag kolunda yegeni ve damadi prens Brankoviç.Gerçekten. tozlan bastirdigi gibi agir silahli olan düsman süvarisinin atlarinin. sol kolda da Bosna krali Tvartko bulunuyorlardi. Fakat kendinden çok emin bulunan ve mutlaka galip geleceklerine inanan Yorgi Kastriyota. böylece Osmanlilarin büsbütün yok olmaktan kolayca kurtulmus bulunacaklarini ifade ederek bu teklifi reddetti. harpten sonra harbin yapildigi sahrayi dolastigi sirada ölüler arasinda yarali olarak bulunan Lazar'in damadi Milos Obiliç. savasin tam kizgin devresinde düsmani oklamaya baslayacaklardi. Bu basarida Bâyezid (Yildirim)'in büyük bir payi bulunuyordu. büyük bir basari elde ettiler. Böylece Allah. Anadolu Beylerbeyi Sanca Pasa da Sehzade Yakub'un maiyetinde idiler. Ordunun sag kolunda veliahd sehzade Bâyezid. muharebenin en kizgin devresine kadar müdahalede bulunmayacaklar. techizat ve araziyi tanima bakimindan kat kat üstün olan müttefik Haçli ordusu karsisinda Osmanlilar. birlesik Haçli ordusu da Osmanlilara karsi nasil bir hareket içinde bulunmasi gerektigini. onun geceki dua ve niyazlarina icabet ederek onu muzaffer kilmisti. ordunun merkezinde bulunuyordu. Sirplarin top atisiyla baslayan büyük meydan muharebesi. ertesi sabah safakla birlikte yagan yagmur. Sultan Murad'in yüzünü kara çikarmamis. sekiz saat içinde kesin bir sekilde neticelendi. Hükümdar. müttefiklerin korkunç yarma hareketlerine ragmen kiskacini açmadi ve bu kiskaçta perisan olan düsmani yok etmeyi basardi. Evrenos Beyin tavsiyesi üzerine ordunun her iki cenahina ihtiyat olmak üzere 1000'er kisilik okçu birlikleri yerlestirilmisti. Rumeli Beylerbeyi Kara Timurtas Pasa Bâyezid'in. sol kolunda da sehzade Yakub bulunuyorlardi. Evrenos Bey'in birlikleri sag cenahta. Generallerden bir kismi. Bas komutan Lazar da dahil olmak üzere düsman ordusu Kosova sahrasinda kaldi. Bunlar. Sultan Murad'in maiyyetinde bulunanlar tarafindan yakalanip öldürülmüstü. duasinda sehadeti de istemisti. Bu suikast üzerine katil. Çünkü Sultan Murad.

Bir daha böyle bir olayin meydana gelmemesi için Sehzade Yakub Osmanli tarihçilerinin ifadesi ile sehid edilmistir. Durumdan haberi olmayan ve düsmani kovalamakta olan Sehzade Yakub Çelebi de "fitne katldan daha siddetlidir" hükmüne göre "Baban seni istiyor" denilerek ordu merkezine davet edilmisti. Daha sonra cenazesi. aglanip feryad edilecek bir an degildir. maiyeti ile beraber yakalanarak o esnada ölmek üzere olan Sultan Murad'a karsilik öldürülmüslerdi. daha sonra da buna bir cami ilave edilmistir. Hükümdarin yarasi agirdi. Babasini kanlar içinde görünce kendine hâkim olamaz. bu an. Kosova muharebesi. bu kötü ve feci haberi alir almaz derhal oraya gelir. Düsman takibinde bulunan Bâyezid. Eger reâyanin mesru haklarini muhafaza ederseniz Cenab-i Hak da sizi ve devletinizi muhafaza ve payidar eyler. . Yine bu sirada Osmanli kuvvetleri tarafindan sarilmis bulunan Lazar. Oglum Sultan Bayezid'e uyunuz ki o sizi ogullari gibi görsün. Gelip otagdan içeri girince hemen öldürülmüstü. çikarilan iç organlari. bütün devlet erkaninin teklifi ve yeni hükümdar olan Yildirim Bayezid'in tasvibi üzerine olmustu.girmek istemedik. Ölüm denilen sey herkesin basina gelecektir. Bu türbe zamanimiza kadar Balkan Müslümanlarinin ziyaret ettikleri bir ziyaretgâh olmustur. Ogluna askerî ve siyasî bazi tavsiyelerde bulunduktan sonra bu fani hayata gözlerini kapar. Hayatindan ümid kesilince derhal Veliahd Bâyezid'e haber verilerek oraya çagrilir. devlet adamlarinin da karari üzerine zaten o maksatla babasinin yanina çagrilmis bulunan Sehzade Bâyezid (Yildirim Bâyezid) hükümdar ilân edilmisti. Fakat baskalari ile mukayese edildigi zaman sehidligin cana minnet bir nimet oldugunu söyleyerek oglunun üzüntüsünü hafifletmeye çalisir. Islâm askerini muzaffer görerek hayata veda ediyorum. Sultan Murad ölünce. Sakin reâyayi incitmeyin. Sultan Murad'in yaralanip öldügü (sehid edildigi) ve iç organlarinin defnedildigi yere "Meshed-i Hüdavendigâr" adi verilen bir türbe yapilmis. Milos'un beni yaralamasina üzülmeyin. Ordu merkezinde cereyan eden bu hadiseden kollardaki sehzadeler ile diger komutanlarin haberleri olmamisti. Osmanlilarin Rumeli'de kalmak için Sirp Sindigi savasindan sonra kazandiklari ikinci büyük muharebedir. Büyük bir askerî birlige komuta eden Yakub Çelebi'nin saltanat davasina kalkisacagi göz önünde bulundurularak böyle bir çareye bas vurulmustur ki bu. çünkü rizasi ondadir. Savci Bey olayi meydana gelmis ve devlet büyük bir siyasî çalkanti içinde kalmisti. oglu Yakub Bey'in cenazesi ile birlikte Bursa'ya gönderilerek Çekirge'deki türbeye defn edildi. Fakat Murad Hüdavendigâr. sehid düstügü yere gömüldü. Sultan Murad yaralandiktan sonra bir müddet yasamis. Dualarim Allah tarafindan kabul oldu. yakinlarinin üzüntü ve kederlerini su sözlerle hafifletip onlara vasiyette bulunmustu: "Islâm'in zaferi için kendimin sehid olmasini Allah'tan ben istedim. Binlerce hamd ve sena olsun ki. Mal ve irzlarina tecavüz ettirmeyin. Biraz önce belirtildigi üzere Sultan Murad'in ölümünü müteakib." Sultan Murad'in yarali olarak düstügü yere hemen bir çadir kurulup muhafaza altina alinir. Çünkü daha önce.

Hizmetçiler. Murad'in hükümdarligi 27 veya 28 sene devam etmis olup hicrî 791 (M. Bilecik ve Yenisehir'de birer cami. hayrat hakkinda neler düsündügünü göstermektedir. bütün Islâm âlemini teessür içinde birakmisti. Bilgi edinilmesi bakimindan onun 787 Cemaziyelahir ortalan (Temmuz 1385) tarihini tasiyan vakfiyesinden bazi pasajlari buraya almayi faydali buluyoruz. haksiz sekilde ondan yararlanmaya kalkanlara nasil muamele edilecegini de açiklamis bulunmaktadir. Allah ve Resûlüne ve ahiret gününe iman edenlerden. Islâmî gelenege göre tesis edilen vakfiye bize vakiflarinin idaresi hakkinda. asli üzere kalir. 1389) yilinda vefat ettigi zaman genel olarak kabul edilen görüse göre 63 veya 64 yaslarinda bulunuyordu. dünya sahnesinin ender rastladigi bir ustalik ve maharetle devletinin mukadderatini sevk ve idare eden Murad Hüdavendigâr. Onlarin üzerine Allah'in. vakfi bozmaya. vezir Hayreddin Pasa'yi hem mütevelli hem de nâzir olarak tayin etmistir. Otuz yila yakin (27 yil 3 ay) bir zaman. hibe ve rehin olunmaz. Bazi kaynaklara göre Savci'nin en büyük ogul oldugu kayd edilmekte ise de bu. Kiyamete kadar devam eder. 761=1360). Allah'in ve yarattiklarindan melik." Görüldügü gibi bu ifadeler vakfin muhafazasi gayesine yönelik bulunmaktadirlar. Onun su tesisleri bu konuda bize bir fikir vermektedir: Bursa'da Çekirge'deki cami. gerçege pek uygun degildir. Çekirge'de bulunan vakfa. kimlerin bu vakiflardan nasil ve ne sekilde istifade edecegini. Bunun bir belirtisi olmak üzere Memlûk Sultani Meliku'z-Zahir Ebû Said Berkuk. Bundan baska bir de vakiftaki hizmet ve onlardan yararlanma ile ilgili bilgiler bulunmaktadir ki buna göre hiç kimse imârete inmekten men olunamaz. Bu arada onun vefati esnasinda yasinin 66 oldugunu söyleyen tarihçilerin bulundugunu da belirtmek gerekir.Sultan Murad'in sehadeti. pek çok hayir yeri meydana getirmekle de söhret bulmus bir kimsedir. O. Allah'in kitabina ve Resûlünün sünnetine muhalefet eden ve din kardesinin vakfinin fesadina sa'y eden (çalisan) Allah'in gazabina ugrar. 773=1371) adinda üç oglu olmustu. muhtesibden ve insanlarin tamamindan hiç bir kimse bu vakfi bozamaz. gelenlere güzel bir sekilde . onun Bursa'daki türbesine konmak üzere Kur'an-i Kerim cüzleri gönderip vakf etmistir. Günümüze kadar gelen vakfiyesi. onun neler yaptigini. Bundan baska Ibrahim adinda baska bir oglundan bahs edilmekte ise de kaynaklarda bununla ilgili bir bilgi bulunmadigindan bunun küçük yasta vefat etmis oldugu düsünülebilir. annesi adina Iznik'te de 790 Cemayizelevvel ayi baslari (Mayis 1388) tarihli bir imâret yaptirmistir. Gazi Hünkâr ve Murad Hüdavendigâr diye meshur olan Sultan I. Kimse halef olup vâris olamaz. Sartlari üzere devam eder. Bir kimse onu tahvil ve tebdil ederse günah irtikhab etmis olur. Muhtelif rivayetlerden anlasildigina göre Murad Hüdavendigâr'in. misafirhane. kimse mâlik olamaz. Bursa hisarinda sarayinin yaninda Hisar Camii. Savci (dogm. "Vakf. kadi. Telef ve helâk olmaz. meleklerin ve bütün insanlarin laneti olsun. Günlerin geçmesiyle vakif ve vakfiye bozulmaz. medrese. Sebeplerden bir sebeple kimse elini uzatamaz. ahiret azigi olarak insa ettigi imâret ve diger tesislerine pek çok arazi vakf etmistir. 769=1367). vezir. imâret. Bâyezid (dogm. yine Yenisehir'de gazi erenlerden Postin pûs Baba için yaptirdigi zâviye. Keza o. Yakub (dogm.

" Sükrullah. onlara saygiyi Hz.hizmet etmek zorundadirlar. bazilarinda da akçanin her iki tarafinda Murad b. Baslangiçta "kûfi"ye yakin. Çünkü onlar. Bu konuda da vakfiyenin kendi ifadesi ile söyle demektedir: "Imârete. O evin karsisinda bir kubbe yapilmasini buyurdu. Peygamber'in soyundan gelen seyyid ve seriflere karsi ise özel bir ilgisi bulunmakta. Sonradan kesilen akçalarin bazilarinda kelime-i sehadet ile kendisinin ve babasinin isimleri. Hatta fakir ve miskinlere bu yolda hizmet daha evladir. âlimlerden. hafizlara. Hz. eksilerden daha güzeli olmayan yemeklerin hepsinden verilmesini. Kûfi hatli olan sikkelerinin bir tarafinda kelime-i sehâdet. daha sonra da "nesih" yazisi ile kestirdigi sikkeleri görülür. Imâretteki kalislar 3 günü geçerse bu. büyüklerden. Kimsesizler. Bu sebepledir ki o. yoksullar için paçalardan. Her gün ayrica otuz hafiz o kubbede güzel sesle Kur'an okuyup hatm etmektedirler. Sultan Murad. Hatiplere. etrafinda ilk dört halifenin isimleri ve diger yüzünde de "Murad b. garip ve fakir olan kimselere karsi son derece sefkatle muamele eden bir hükümdardir. Peygamber'e yapilmis saygi olarak kabul etmektedir. Hayvanlarina da hizmet eder. müderrislere muridlere ve ögrencilere vazife karsiligi akça bagladi. Bazi vesikalar. kalbi kirik kimselerdir. ülkesinde bulunan seyyid ve serifleri her türiü vergiden muaf sayan . Sultan Murad'in 790 (1388) tarihli bakir sikkesinde kesildigi tarih ve ay bulunmaktadir. Orhan yazisi görülmektedir. Vakfiyesinde de görüldügü gibi Sultan Murad. konuklarin hayvanlarinin da yemlendirilmesini buyurdu." Gerek bu. bilgin. mütevellinin reyine baglidir. Mübarek vücudu o kubbede dinlenmektedir. Nitekim bu hususta onun Receb 767 (Mart 1366) tarihli olarak Malkara'da Ahi Musa için yaptirmis oldugu zaviye vakfiyesindeki "ahilerden kusandigim kusagi Ahi Musa'ya kendi elimle kusadup Malkara'ya ahi diktim" ifadesi. tatlilardan. Orhan halladallahu mülkehû" ibareleri bulunmaktadir. seyh ve sâdattan birisi inerse hizmetçi bunlara hizmet eder. Daha önce de kisaca temas edildigi gibi Osmanli Devleti'nin kurulus hamurunda mayasi bulunan teskilâtlardan biri de "ahilik"ti. onun ahi reislerinden biri oldugunu göstermektedir. talebe. gazi ve sehid sultanin yaptirdigi hayirlardan bahs ederken sunlari söyler: "Bursa'da ahiret için bir yapi yaptilar. hem cami. Imârete inenlerin tamamina böyle muamele yapilir. Sultan Murad'in nasil hayir yaptigini. tahta çikinca babasinin sikkelerinde oldugu gibi Selçuk paralarini taklid etmek suretiyle sikke kestirmistir. Murad Hüdavendigâr'in bu teskilatin reislerinden biri oldugunu göstermektedir. hem medresedir. gerekse daha önce verilen bilgiler. Bu hizmet sadece büyüklere mahsus olmaz. Bu bakimdan ilk Osmanli padisahlari. Hem konuk evi. Bunlarin sanina göre onlara hizmet eder. Hele fakirlere bu hizmeti çok daha iyi yapmalilar. kurdugu vakiflar vasitasiyla onlarin devamini sagladigi ve insanlara hizmeti bir ahiret azigi olarak kabul ettigini göstermektedir. bu teskilâtin birer mensubu ve hatta reisleri durumunda idiler. Çünkü onlar. kalbi kirik olanlardandir.

Her kande hatirlari dilerse yürüyeler. pehlivan. Ben bagisladim canim için olsun. zamaninin hiç bir devlet adami tarafindan üstüne çikilamayan bir kiyâset ile Osmanlilarin mukadderatini sevk ve idare etmistir. Adil ve kâmil. Azim ve idare kudreti. bütün hareketlerinde belli bir plân çerçevesinde hareket etmis. orta boylu. Osmanli tarihçileri oldugu gibi yabanci tarihçiler de mütefiktirler. Onun hayati esnasinda meydana gelen inkilablar. tebeasina karsi merhametli olusu ve ordusunda inzibatli. fakir dost. onun hakkinda su degerlendirmeyi yapar: "Otuz sene kadar bir müddet Murad. Murad ismini tasiyanlarin ilki olan Sultan Murad'i. sahin bakisli. düskünlere yardimci. verdigi emrin yapilmasini isteyen ve bunlari takib eden bir hükümdardi. Bütün tarihler onun bu özelliklerinde birlesirler. Biz kullarina bir ihsan eyle bizden ve evladimizdan ösürlerin ve koyunlari haklarin kimesne taleb etmeyeler deyicek emr olundu ki. adalet yayici. kullari ve karavesleri ve bir damla kanlan deme can ola. iri parmakli. Nitekim.. rey ve tedbir sahibi. 787 (1385) tarihli bir ferman. Hem simdiye degin atamiz bir dâne ösür vermedi. Himmet ve cömertlik sahibi idi ki kapisina gelen hiç kimse mahrum gitmezdi.. Bunun ettigi gazayi Osman'in neslinden hiç bir padisah etmedi. Ve koyun hakkin vermedi. seyrek disli.. Onlar. Seyyid Büzürg Ali'nin ogullan yaslan ile kapima gelip ettiler. Osmanli padisahlari içinde. âli himmet. Biz fakir kullariniz dahi size duacilariz. Bizim atamiz sizin duaciniz idi. Dahi bir asker ve devlet adami olan Sultan Murad. Bütün ömrünü gazaya sarf etmistir. atasi gibi sahib-i hayr idi. Rumeli kadilari ve sancak beyleri ve subasilari ve sipahiler her kanginizin yerinde eker biçerse bir dâne ösürlerin almayasiniz. koç burunlu. bu sâdâtlarin evladlari. garip oksayici. Nesrî bu konuda sunlari söyler: "Bu Gazi Murad Han dahi. kesiru'l-menfaat (menfaat saglamasi çok). Osmanlilari sevmemekle birlikte Sultan Murad'in vasiflarini ortaya koymaktan da kendini alamayan Gibbons." SULTAN MURAD'IN SAHSIYETI Tarihler. Nitekim. Benim devletime duaya mesgul olalar. sen ve yakisikli bir padisah olarak tasvir ederler. onun Seyyid Büzürg Ali'nin evladlarini vergiden muaf saydigini su ifadelerle ortaya koymaktadir: ". Biz kullarina bir hüküm sadaka eyle ki sizden sonra gelen bizi ve evladimizi ve kullarinizi ve karaveslerimizi (câriye) incitmeyeler. son anina kadar kabiliyet ve dehasindan bir sey kayb etmemistir. iyilik severligi. Osmanli sultanlari içinde kendine layik olan yere geçememistir. benim her defterimden ihrac olalar." Sultan Murad'in sahsiyetinin azametinde ve Türk tarihi bakimindan oynadigi rolün ehemmiyetinde. bütün tarihin en hayret veren olaylarindan biridir. yuvarlak yüzlü. Onun fetihleri . cesur ve yigit idi. din perver. Fâtih ve Kanunî hakkinda çok sey bildigimiz için Murad.. Her kim bu hükmü görüp Seyyid Büzürg adini yazanlara teaddi ederse lânet ba'lânet ola. uzun boyunlu.fermanlar isdar etmistir.

Urben'e yazdigi mektuptan daha iyi bir vesika olamaz. Rumlara karsi muamelesi." der. Sultan Murad'in dahiyâne denilebilecek faaliyetlerini belirttikten sonra "adaleti ve gerektiginde siddeti cihetiyle halki. Bizansli tarihçi Chalcondyle ise onun hakkinda sunlari söyler: "Murad. zenginlere sefkat. bir kâfir ve Isa'nin düsmani idiyse de. Emrindeki komutan-valilerin hiç birisi ile arasinda bir anlasmazlik olmadi. Gençliginde oldugu gibi ihtiyarliginda da çaliskan. Verdigi sözü tutan hükümdarlardandi. Kendisinin harb hususundaki cevvaliyet ve gayreti. âdil. Ela gözlü. Imparatorlugu kuran ise Murad olmustur. maksat ve meramina ermek için hiç bir seyi ihmal etmez ve unutmazdi. dinlenmek nedir bilmezdi. Hem irkî. enerjik ve sertti. Askerini istirahat ettirdigi zaman kendisi av ile vakit geçirir. Kendisine boyun egip itaat eden bütün milletlere ve sarayindaki efrada yumusaklikla muamele ederdi. Harbe girilecegi zaman askerini münasib nutuklarla cesaretlendirir. Bizans Kilisesi erbabi nazarinda. yigit. Yeri geldigi ve gerektigi zaman mükâfatlandirmaktan geri kalmazdi." dedikten sonra "Osman. Ser'î kanunlari itina ile muhafaza eylediginden. kurmakta oldugu devlete. Muharebede çok cesurdu. onlara Papalardan daha iyi muamele etmekle teveccüh ve muhabbetlerini kazanmistir. Fakat babasinin tahayyül ettiginden daha genis bir icraat sahasina yayilmis oldugu için daha müskül vaziyetlere maruz kaldigi halde gevsemedi. Aleyhinde dolaplar döndürmek isteyenler elinden kurtulamazlardi. Murad Hüdavendigâr'in tahta cülûs etikleri 761 (1360) yilinda dünyaya gelen Bâyezid.1878'deki Berlin antlasmasina kadar bes asir devam etmistir. onlarin seciyesini tayinde mükemmel bir feraseti oldugunu gösteriyor. etrafina bir irk toplamistir. yapilan en küçük hataya tekrar etmemesi için göz yummadan müsebbibini cezalandirirdi. münasib vakti geldiginde menfaatlerini koruyup yerine getirmekte mahirdi. Isleri güzel bir sekilde tanzim ile. Herkesi adi ile çagirmak adeti idi. . Sasirip telas göstermezdi. hem de dinî mahiyette olan temsil mes'elesinde kazandigi tam muvaffakiyetin en parlak delilini görmek için Ortodoks Patriginin 1385'te Papa VI. zahidlerle iyi insanlara saygi gösteren bir hükümdar idi." der. YILDIRIM BAYEZID DÖNEMI Babasi. Rumeli ve Anadolu'da 37'den fazla büyük ve mesakkatli harbi idare ederek hepsinden galip ve muzaffer olarak ayrilmistir. Düsmana muharebe meydanini biraktigi ve arka çevirdigi asla görülmemistir. babasininki gibi idi. kendisini hem sever hem de korkardi. Bunda Patrik. hayatinda pek çok tehlikeler atlatmis ve pek çok hayir isleri görmüstür. Orhan bir devlet kurmustur. Her seyden önce iyice düsünür. bilginlerle yoksullari seven. Sultan Murad'in kiliseye hareketlerinde tam bir serbestî verdigini söyler. o kanunlari te'kid ve te'yid edecek gayretlerin hiç birinde kusur etmezdi." Hammer.

Askerî hareketlerdeki sür'ati yüzünden "Yildirim" ünvanini alan Bâyezid. Cenk ve savas günlerinde korkusuz bir padisah idi. Bu olay. Ayrica komutanlardan Pasa Yigit'i Bosna. Kosova savasinda Rumeli askeri ile sag cenaha kumanda etmisti. Heykel gibi saglam ve güçlü kuvvetli idi. O. Bâyezid. henüz düsmani kovalamakla mesgul olan kardesi Yakub'u çagirtarak hükümdarliga ortak olur endisesiyle onu öldürtmüstü.arslan simali. hezimete ugrayanlan takib ediyorlardi. kumral sakalli. Âsikpasazâde. oglu da acaba ayni siyaset ve insanlik yolu üstünde mi yürüyecekti? YAKUB ÇELEBI OLAYI Sultan Murad'in. Selçuklu Sultani'nin Osman Gazi'ye vermis oldugu sancakti ki o zaman o sancagin altina zat-i sâhâneden baskasi oturamazdi. Annesi Gülçiçek hatundu. Gerçekten bazi yazarlar. müdevver ve berrak idi. özellikle kilise için bir Isa düsmani sayildigi halde. Yildirim Bâyezid. Yildmm Bâyezid'e haber verildi. askerin bu hadiseden nasil müteessir oldugunu anlatmaya çalisir. Kosova Savasi'nda sehid olmasindan sonra devlet adamlari ile askerî erkânin ittifaki üzerine yerine büyük oglu Bâyezid geçti. Avrupa'nin siyaset aktörleri. feth ettigi Hiristiyan ülkelerinin halkina bu kilise mensuplarindan. Bu cümleden olarak Fatma Aliye sunlan söyler: "Sehzadeler ve askerî komutanlar. Babasinin biraktigi hududu. Yildirim ünvani ile anilan Bâyezid'in fikir ve düsüncelerini pek de bilmez sayilmazlardi. O ak sancak. Giydigi elbise genellikle Bursa kadifesindendi. bazi devlet adamlari ile askerler arasinda ve Osmanli sinirlari disinda kalan Anadolu Beylikleri arasinda Yildirim Bayezid'e karsi bir hosnutsuzlugun dogmasina sebep olur. görünüsü kirmiziya mail. . mucizeli ordusuyla gögüsleyip alabildigine açan. Osmanli pençesinin kavradigi Rumeli agacinda. harp sahasinda hükümdar ilân edilip babasinin tahtina oturan Yildirim'in bâzusu. daha nice meyvelerini Osmanlilarin etegine düsürmek üzere bekleyici idi. Hemen gelip zât-i sâhâneye mahsus olan ak sancak altina oturdu. Savasin kazanilmasinda da büyük bir rol oynamisti. Firuz Bey'i de Vidin taraflarina akina gönderdigi gibi bizzat kendisi de Kratova gümüs madenlerini zapt ile Üsküp sehrine Türk göçmenlerini iskân ettirdi. harp sahasinda hükümdar ilân edildiginden muharebeye devam etmekten geri durmadi. Yildirim'in Timur karsisindaki maglubiyetinin sebeplerinden biri olarak görmektedirler. ak. Böylece yeni bir buhranin çikmasina da engel olmustu. o sancagin altina oturmakla ilan-i saltanat etmis oldu. hatta papalardan daha müsfik ve anlayisli davranan koca Hüdâvendigâr gibi. bu olayla ilgili olarak "Ol gece askere izdirap düstü" diyerek. açarken de karsilastigi sayisiz müsküllere yutkunmadan katlanan. Yildirim Bâyezid'in bu hareketini çok dramatik bir sekilde vermekte ve bunu.

Osmanli Devleti'ni çok zor durumlara sokmustu." Murad Hüdâvendigâr'in sehadeti üzerine meydana gelen saltanat degisikligi. Bu yeni Sirp despotu da vergi (harac) ve gerektiginde muharebelerde bütün askeri ile birlikte padisahin maiyetinde bulunmayi taahhut ettigi gibi her yil Osmanli padisahini ziyaret etmeyi de kabul ediyordu. bu karisikliktan istifade ederek bir takim yerlerin zaptina kalkistilar. Andronikos ile birlikte bir eskiya grubunun basina geçmisti. Bu vak'a. Saruhanli. Aydinli. Anadolu'ya geçmeden önce Rumeli'deki durumu derhal düzeltmek gerektigini düsünerek kendisine muhalefette bulunan emir ve askerleri yeniden kendine bagladi. Germiyanli. Bu antlasmayi kuvvetlendirmek için yeni Osmanli hükümdari. Kosova maglubiyetinden sonra gerek Istefan Lazaroviç. Yildirim'la anlasmayi canlarina minnet bildiler. daha önce Osmanlilar eline geçmis olan Germiyan kasaba ve bölgelerini geri aldigi gibi Karamanlilar da Beysehri'ni zapt ettiler. isyan bayragini çekmisti. gerek Pristine hakimi Vuk Brankoviç yerlerinde kalabileceklerini hiç ümid etmiyorlardi. Kosova'da hâkimiyetlerine son veren darbeyi yemis olmalarina ragmen. Anadolu Beylerinin ve özellikle kendisini Selçuklularin mirasçisi sayan Karamanlilarin ortadan kalkmis gibi görünen düsmanligini tekrar ortaya çikardi. disardan gelebilecek ve özellikle Macarlar tarafindan yapilacak tahrik ile meydana gelmesi muhtemel bir muhalefet önlenmis oluyordu. Onlar. Anadolu'da Kara Tatar denilen Mogollarin reisi Mürüvvet Bey de Kirsehir'i zapt edip Sivas emiri Kadi Burhaneddin'e teslim etti. Babasi tarafindan saglanmaya çalisilan Anadolu birligi yeniden tehlikeye girmisti. Bayezid'in bu sekildeki genis müsamahasina Anadolu'daki vaziyetin kritik durumu sebep olmustu. Sultan Yildirim Bayezid'in bunlara süratli bir sekilde çare bulmasi ve isleri düzeltmesi gerekiyordu. Çünkü Savci Bey. Bunun için Bâyezid. maktul Lazar'in kizi Marya Despina'yi nikahlamisti. güya onun intikamini almak üzere Bâyezid'e karsi harp açip her taraftan tecavüze kalktilar. Bu durum. Sirplar. Savci Bey de buna bir örnek teskil etmiyor. harplerde zaferler kazanmis ve herkesi kendinden memnun etmisti. Sehzade Yakub'un öldürülmesini bahane ederek. Bunu. bütün tarih kitaplarinda mühim bir konunun açilmasina sebep olmustur. Yildirim'in maglubiyet sebeplerinden biri ve belki birincisi olarak kayd edenler de olmustur. Bu baris sayesinde Rumeli'de. Böylece meydana gelen dostluk. samimi bir sekilde Bâyezid'in vefatina kadar devam edecekti. Yakub Çelebi ise o zaman önemli bir vilayet olan Karesi'yi çok iyi idare etmis.Zavalli Yakub Çelebi. Diger beylerin her biri. hadiseden habersiz olarak ordugâha geldiginde yorgunlugunu geçirmeye ve rahat bir nefes almaya firsat bulamadan "pederin seni istiyor" diyerek Hüdâvendigâr'in mübarek cesedi üzerine kurulan çadira götürülüp orada bogduruldu. Karamanaoglu Alaeddin Bey tarafindan kiskirtilan bu beylikler. dinî ve millî degerlerine karsi gördükleri genis müsamaha ve müsaade yüzünden fatihlerin (Osmanlilarin) idaresine . Menteseli ve Hamideli beylikleri idi. Sonra Sirp Krali Lazar'in henüz küçük yastaki oglu Istefan Lazaroviç'in vasisi olan annesiyle anlasti. Nitekim Germiyanogullari'ndan Sah Çelebi oglu Yakub Bey.

O. Bunu gerçeklestirebilmek için de Bizans'taki taht kavgalarindan istifade etmeyi düsünüyordu. Bu sirada Edirne'ye dönen Bâyezid. Bu antlasma. Bâyezid. Böylece Edirne bir kültür merkezi haline gelmeye basladi. Andronikos ile oglunu hapse attirmayip kendilerine Bizans topraklarindaki Silivri. daha sonraki Anadolu seferi için büyük bir önem tasiyacakti. Bu arada hapisteki prensleri de kurtarip hükümdar yapar ve bir vergi ile kendine baglar. Imparator Ioannis ile saltanat ortagi olan Manuel'i hal' ederek hapse attirir. daha önceki vergiden baska belli bir miktarda asker vererek seferlere katilmayi da taahhüd ederler. Osmanli Sultani. bununla da yetinmeyerek Osmanlilara ait bazi yerleri de isgal etmisti. Venedik ticaretini himaye etmeyi kabul ediyorsa da gelecek için fazla teminat vermiyordu. burada. Bununla beraber Bâyezid. Balkanlar'da gerekli tedbirleri aldiktan sonra Anadolu harekâtina baslamak üzere eski taht sehri olan Bursa'ya gelir. Gerçekten de hâlâ bu gün Yildirim adi ile anilan mahallede bir imâret ile kubbesi dört kemer üzerinde durmakta olan caminin temellerini atti. Yeni hükümdar. vaktiyle Savci Bey ile müstereken isyan edip fesat çikarma suçundan dolayi hapse atilmis olan Imparator Ioannis'in oglu Andronikos ile onun oglu Ioannis'in müracaatlarini kabul ederek bir miktar askerle Edirne'den Istanbul'a yürür. Selanik vs. Balkanlar'da kuvvetli kalabilmek için akinci teskilatini yeniden canlandirmak ihtiyacini hissederek Evrenos Bey. Pasa Yigit Bey ve Firuz Bey gibi komutanlarin.tereddüdsüz katildilar. Daha önce de kisaca temas edildigi gibi bu akinlar esnasinda Üsküp alinarak sehre Türk ahali yerlestirilmisti. Rumeli'de . BATI ANADOLU'DA TÜRK BIRLIGININ KURULMASI Osmanli tahtinda meydana gelen degisiklikten istifadeyi düsünen ve Yakub Çelebi'nin öldürülmesini bahane eden Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. Eregli. Bâyezid. komsu beylikleri de Osmanlilar aleyhine kiskirtmaktan geri kalmiyordu. onlari tekrar hükümdarliga getirir. Yildirim Bayezid. Bu arada kendisini tebrike gelen Venedik ve diger Italyan siteleri ile olan ticaret antlasmalarini yeniledi. Bursa'ya dönmeden önce hemen hemen bir sehir devleti haline gelmis olan Bizans gailesini de ber taraf etmek istiyordu. gibi yerlerin hâkimiyetini verir. anlari yeni idareye çarçabuk isindirdi. Anadolu'ya hareket etmeden önce burada dinî ve sosyal müesseselerin kurulmasini emr etti. Fakat kisa bir müddet sonra iki mahpus hapisten kurtularak sultana iltica ederler. Onlar. Hele Arnavud. Böylece Anadolu'da girisecegi faaliyet esnasinda Bizans tarafindan gelebilecek tehlikelerden emin olmak istiyordu. Macar ve Dalmaçyalilara karsi yapilan akinlarda ganimetlere istirak etmeleri. Bunun üzerine Bâyezid. basta Bosna olmak üzere Eflak ve Tuna'nin kuzey taraflarina kadar akinlar düzenlemelerini emr etti. O. Zaten bu yüzden Bâyezid müsamahali davranmisti.

Görenek oldugu üzere bunlara seyh. Sirp kralini maiyeti ile birlikte ordusuna çagirip harekete geçmek istiyordu. onun Bursa'da insa ettirdigi hayir müesseselerinden bahs ederken söyle der: "Bursa'da bir Dâru'l-hayr. Bu kadar büyük bir kuvvet toplamis olan Bâyezid. bundan sonra Kastamonu emîri Candarogullari'ndan Kötürüm Bâyezid'in oglu Süleyman Pasa'yi da ittifaka çagirir.bulunup devletin sinirlan üzerinde gerekli tedbirleri almakla mesgul olan komutanlarin islerini bitirip gelmelerine kadar bekledi. Bu arada Edirne'de muhafiz olarak kalan Beylerbeyi Kara Timurtas Pasa'yi da Rumeli kuvvetleri ile birlikte Anadolu'ya getirtir. burayi harpsiz denecek bir sekilde almis ve emir Hizir Sah ile kardesi Orhan'i Bursa'ya gönderip haps ettirmisti. imâret. Sükrullah. dâru's-sifa gibi hayir eserleri yaptirir." Keza o. müezzin ve müderris dikip akçalarini tayin ettirdi. bir cami yaptilar. Bu arada Yildirim. Isa Bey'in fazl. medrese. Bizans Imparatorunun oglu Manuel de kuvvetleri ile birlikte Sultan'in ordusuna katilir. bir taraftan Bizans Prensi Manuel'i Rum kuvvetleri ile Alasehir üzerine göndererek Bizans Imparatorlugu'na tabi olan bu sehri zapt ettirir. Onlarin evkafini tayin buyurdu. Ebu Ishakhâne. Isa Bey'in kizi Hafsa Hatun ile evlendi. Daru'l-hayrin evkafindan olmak üzere as ve yemden baska her yil bilginlere ve yerli yabanci yoksullara 600 müd bugday verilmek. Artan suyu da mahallelere taksim edip çesmelerden akitmisti. Ebu Ishakhâne. Rumeli ve Bizans islerini yoluna koyan Bâyezid. her gün konuga ve yerliye et ile birlikte 300 çanak as eristirilmek üzere vakiflarini tayin buyurdu. Sultan Bâyezid. tabib. 30 hafiz. her gün biri Tanri kelamindan bir cüz okuya. Anadolu birligini kurma gayretinde olan Bâyezid. Bu esnada Bursa'da imar faaliyetlerine devam ederek sehirde cami. misafirhane. Ayrica Seyh Ebu Ishak dervisleri için de büyük bir zaviye insa ettirdi. Bütün hayir ve sosyal tesisler için de vakiflar tahsis etmisti. Bütün Osmanli kaynaklan ve özellikle bu olayin meydana geldigi anda yasayan Ahmedî bu sehrin Bâyezid zamaninda feth edildigine isaretle: "Ne Alasar kodi vü ne Saruhan Ne Aydin u ne Mentese ne Germiyan" der. bir hastahâne. Onun için . daru'l-hayra. Padisah. imam. daha sonra kayin biraderi olan Germiyan oglu Yakub Bey'in de üzerine yürüyerek basta Kütahya olmak üzere bütün ülkesini alir. Hastahâne. iki medrese. Öbür taraftan Saruhan üzerine yürüyen Sultan Bâyezid. 30 hafiz. Bundan sonra Aydin iline giren Bâyezid. kaynaklarin ifadesine göre üç degirmen çalistiracak kadar bol ve lezzetli içimi ile taninan Akçaglayan adindaki suyu kapali künklerle Uludag'dan sehre indirterek yaptirdigi imâret yaninda kemerler üzerinden geçirip cami. medrese ve hamama taksim etmisti. bütün islerini tamamlamadan bu hareketten vaz geçecege benzemiyordu. camiye tayin buyurdu ki. medreseler ve caminin her biri için ayrica vakiflar tayin buyurdu. kemal ve yasina hürmet ederek ona kendinin ve ecdadinin evkafina mutasarrif olmak üzere kayd-i hayat ile (ölünceye kadar) kendisine Tire'yi ikta olarak vermisti.

Sakiz ve Egriboz adalari ile Yunanistan sahillerini vurmasi üzerine Venedikliler. aldigi bu yeni yerlerin her birine kendi ogullarini vali olarak tayin etti. Süleyman. oradan da Teke yani Antalya taraflarina indi. Bir kara kuvveti firkasinin (tümen) komutanligi ile Osmanli donanmasi komutanligini elinde toplamis olan bu vezir. önce Hamideli'ne geçti. Çünkü Yildirim Bâyezid. Ege ve Akdeniz kiyilarinda uzun sahillere sahip olmuslardi. Anadolu'yu bir Osmanli vilayeti haline getirerek merkeziyetçi bir devlet kurmak düsüncesinde oldugunu gösteriyordu. Bundan sonra Hamidogullari beyligine ait yerlerin pek çogunu ele geçiren Bâyezid. Bu geminin içinde Imparator Manuel'le evlendirilecek olan bir prenses bulunuyordu. Antalya'yi alip Firuz Bey'e tevcih etti. onun güzelligine hayran olarak kendisiyle evlendi. OSMANLI DONANMASININ EGE VE AKDENIZDEKI FAALIYETLERI 1390 senesinin yumusak geçen sonbahar ve kis mevsimleri. Bütün bu hareketleri ile Yildirim Bayezid. Sirp Krali Lazar'in kizi Maria Despina ve Aydinoglu Isa Bey'in kizi Hafsa Hatun'dur. Sultan Murad'in vefatini müteakip Hamideli taraflarindaki Osmanli topraklarindan bir kismi ile Beysehri'ni alarak o taraflari vurmustu. Bu da Osmanli deniz gücünün gelismesine sebep oluyordu. Bati Anadolu'daki beyliklerin Osmanli hâkimiyetine girmesi ile Osmanlilar. adalardaki garnizonlan ve istihkamlari takviyeye baslamislardi. Osmanli'yi kendisi için tehlike saymis olacak ki Osmanlilarla olan ittifakini bozup Sivas'ta hüküm süren Kadi Burhaneddin . Çünkü Karaman Beyi Alaeddin Ali Bey. Sultan Bâyezid. Osmanlilarin faaliyetlerini daha rahat bir sekilde yapmalarina sebep olmustu." diyorsa da gerçekte böyle bir olay cereyan etmemisti. 1391 senesinde meydana gelen bu hadiseler esnasinda daha önce Osmanli müttefiki olan Candaroglu II. Sarica Pasa'nin faaliyetlerinden bahs ederken Hammer: "Bu siralarda Azepler komutani Sanca Pasa da Edirne'de baska bir cami yaptirmaya basladi. Bu arada Kütahya merkez olmak üzere meydana getirdigi Anadolu beylerbeyligine Kara Timurtas'i getirmisti.Ahmed ve Mehmet Bey ismindeki iki kardesin idaresinde bulunan Mentese üzerine de yürüdü. Burayi da kendisine baglayan Sultan. Sarica Pasa bu nisanli prensesi sultana takdim edince Bâyezid. Nitekim Osmanlilarin ilk mühim deniz faaliyeti bu zamanda yapilmis ve Sarica Pasa komutasindaki 60 parça gemiden mütesekkil bir Osmanli filosunun. sadece üç hanimla evlenmistir ki bunlar da Germiyan oglu Süleyman Sah'in kizi ve Mevlânâ Celaleddin Rumî'nin torunu olan Devletsah Hatun. Latinlerin idaresinde bulunan Izmir hariç olmak üzere bütün bir Ege sahilinin alinmasi ile özellikle Aydin ve Mentese Beyligine bagli bulunan deniz kuvvetleri de Osmanlilara geçmis oluyordu. Bati Anadolu'daki beylikleri ortadan kaldirip kendine bagladiktan sonra Karamanogullari üzerine yürür. bu arada beylige bagli olan Antalya'yi da Osmanlilara bagli bir sancak haline getirdi. KARAMAN SEFERI Sultan Bâyezid. Akdeniz Bogazi (Çanakkale) girisinde bir Frenk gemisini esir etmisti.

Bu teminat üzerine sehir halki kaleden disari çikabiliyor. Gerçekten Bayezid. Taseline çekilmisti. Bu meyanda Bizans Imparatoru loannis. Osmanlilara karsi koyabilmek için Kadi Burhaneddin ile Candaroglu Süleyman'dan yardim istedi. Sehir halkindan. bir yolunu bularak Bursa'dan kaçip Istanbul'a gelir ve babasinin yerine tahta oturur. Istanbul surlari ile kulelerinin bazi yerlerini tamir ettirmeye basladi. Bâyezid. Imparator. Aksehir ve diger bazi yerleri almak suretiyle antlasma yapar. surlarin yiktirilmasindan kisa bir müddet sonra ölünce. babasinin matem günlerini geçirdikten sonra Bâyezid'in kendisine ve sehre karsi takindigi tavri düsünmeye baslar. Fakat Bâyezid. babasi gibi bölge halkina çok iyi davranmis ve satis yapmak isteyen halkin herhangi bir korkuya kapilmadan zahiresini getirip satabilecegini bildirmisti. Halk sattigi esyanin karsiligini tamamen aldiktan sonra çavuslar refakatinda yerlerine gönderiliyordu. Yapilan antlasmadan sonra buralarin idaresi Sari Timurtas Pasa'ya birakildi. Aksaray ve Nigde gibi sehirlerin sirf bu sekildeki bir muamele üzerine teslim olduklarini ve kapilarini tekrar Osmanlilara açtiklarini yazar. bu durumdan istifade ile bazi tedbirler almaya basladilar. Bu seferde Bizans Imparatoru V. bu harekete çok sert bir tepki göstererek tamir ettirilen yerlerin derhal yiktinlmasini ister. ISTANBUL'UN MUHASARASI VE SEHIRDE TÜRK MAHALLESININ KURULMASI Yildirim Bâyezid. Bunun üzerine Yildirim Bâyezid. hasad edebiliyor ve istedikleri bedel ile Osmanli ordusuna satis yapabiliyorlardi. Aksehir. daha sonra da devam edecek olan Karaman seferinin bu ikinci safhasi bitmis oldu. Yildirim Bayezid de babasinin yaptigi gibi halkin mahsulüne asla el dokundurulmamasini emr etti. Yildirim'in yaninda bulunan ve tahtin yegane varisi olan Manuel'i düsünerek tamir edip yaptirdigi yerleri tekrar yiktirir. Bu arada Bâyezid ile basa çikamayacagini anlayan Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. bu birlik ve yardimlarin birlesmesine firsat vermeden Karamanogullari'na ait bazi yerleri alip Konya'yi muhasara altina aldi. Kadi Burhaneddin ile Candaroglu Süleyman'dan yardim gelmedigini görünce. Alaeddin Ali Bey. kayinbiraderi olan Yildirim Bayezid'den baris istemek zorunda kalir. Kusatma. Karamanogullari topraklarina girince Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. barisi kabul ederek zaten Osmanlilara ait olan ve Karamanoglunun eline geçmis bulunan Beysehir. Böylece. Anadolu'daki seferlerle mesgul oldugu sirada Bizanslilar. Bu durumdan haberdar olan Yildirim Bâyezid. Bâyezid. Ioannes'in oglu Manuel de Yildirim'in ordusunda bulunuyordu. hasad zamanina tesadüf etmisti. kale disinda mahsulü olanlara teminat verilerek onlarin rahatlikla disari çikabileceklerini söyledi. Âdet oldugu üzere.ile görüsmelere baslamisti. Ancak Imparator. Osmanlilarla birlikte Anadolu seferlerine istirak eden ve Bursa'da bulunan Manuel. yeni . Hammer. ayagindaki agrilara ve yatalak bir halde bulunmasina ragmen. Böylece iki devletin arasinda Konya Ovasi'ndaki Çarsamba Suyu sinir olarak kabul edilir.

Bâyezid. bundan sonra Rum ülkesinin sultani ünvanini almis olur. kendi hâkiminin muhakeme etmesi icab ettigini. Istanbul'u teslim almak için uzaktan muhasaraya basladi. kapilari kapa ve sehrin içinde hükümdarligini yap. 1391 senesinde baslayan bu tazyik sonucunda Bâyezid. Istanbul'da ticaretle istigal eden veya o maksatla oraya gidecek olan Müslümanlar arasinda meydana çikacak olan muamelat ve ihtilaflari muhakeme ve hallu fasl edecekti. Bursa'da giyen ve kiliç kusanan Bâyezid. Karamanoglu gibi Kadi Burhaneddin Ahmed ile dostça geçinmeye razi olur. Bu kusatma sonunda Manuel. Bu iyi münasebetler. iftiralar ve haksizliklari. Istanbul'da birkaç yüz ev ile cami ve mahkemesi olan bir Müslüman mahallesinin kurulmasini ve Haliç'in kuzey tarafinda bir Türk garnizonunun bulunmasini kabul etti. Istanbul surlarina kadar olan bütün Bizans köylerini muhasaraya basladi. nihayet sunu da ilave etmisti: "Sana emr ettiklerimi yapmak ve taleplerimi yerine getirmek istemezsen. mesrulugu ve siyasî nüfuzlarinin artacagina inaniyorlardi. Bizans tarihçisi Dukas bu konuyu su ifadelerle dile getirir: "Bâyezid.imparatordan (II. Bu kadi. Bununla beraber Bâyezid ile Kadi Burhaneddin arasinda mücadele uzun süre devam edecektir. Imparator Manuel'e elçiler göndererek." Yildirim'in bu talebi redd edilince. YILDIRIM BAYEZID'lN ANADOLU SULTANI ÜNVANINI ALMASI ve diger OLAYLAR Abbasî Halifeligi döneminde Islâm dünyasinda ortaya çikan yeni devletler. halife tarafindan gönderilen tesrifi. Istanbul içerisinde Türklerin "kadi" tabir ettikleri bir hâkimin devamli olarak bulunmasini arzu ettigini bildirdi. Kendisine. Hariçte bulunan her yer ve her sey kâmilen benim olacaktir. Ayrica her sene Osmanlilara vermekte oldugu vergiyi de artirdi. Karak Naibi Âmir Hüsameddin Hasan el-Kuckunî'yi birçok hediye ile gönderen Sultan Berkuk'un bu vesile ile dostluk hislerini izhar ettigi görülür. Rum ülkesinde (Anadolu) sultan olmak için halifeden "tesrif" isteyen Bâyezid'e. . Bu sebeple 794 senesi Rebiülahir (Subat 1392) ayinda. daha Murad Hüdavendigâr zamaninda baslayan Osmanli-Memlûk münasebetlerinin iyi bir sekilde devam ediyordu. Filhakika. Yildirim zamaninda da devam eder. Istanbul'da bir Müslüman mahallesinin kurulmasi ve bir cami insasi ile bir kadi tayin etmesini ister. Böylece devletlerinin taninmasi. Müslümanlarin gâvur mahkemesinde muhakeme olunmalarinin caiz olmadigini. Manuel) vergi artirimi. müslümani. Bu arada adi geçen elçinin ricasi üzerine Bâyezid. Memlûk hükümdarlarinin yaninda (Misir) bulunan ve fakat siyasî etkinligi fazla olmayan Abbasî halifelerinin kendi hükümdarliklarini tasdik etme arzusunu bir gelenek olarak devam ettiriyorlardi. daha bir çok seylerle beraber bildirmis.

Hatta Kadi Burhaneddin. Nihayet 794 (1392) ilkbaharinda Kastamonu bölgesine giren Bâyezid. Candaroglu ile birlesmesine meydan vermeden tekrar Kastamonu üzerine yürür. Bu vaziyet. Bâyezid'in. onun Anadolu'daki Türkmen beylikleri üzerine yapacagi seferleri bir mânâda mesrulastiriyordu. Bu sebepten dolayi Bâyezid. firsat bilerek Amasya'yi kusatma altina alir. Eflâk voyvodasi Mirçe'nin daha önce kendisine karsi yapilmis bir akinin intikamim almak üzere. Bâyezid'in. Yukarida belirtilen hadiseden sonra tekrar Anadolu'ya dönen Bâyezid. Fakat bu konuda ondan müsbet bir cevap alamaz. Ayni sene hudud beyleri de büyük akinlar yapmislardi. Kastamonu'yu ilhak etmesi ve Osmancik'i kusatmasi üzerine bir kismi açiktan açiga. Arkus Ovasinda yapilan siddetli bir muharebede voyvoda esir edilerek kendisinden agir bir fidye alinmis ve Osmanli tabiiyetini kabul ettikten sonra yine memleketine gönderilmisti. gerek bu hadiseden önce. Kadi Burhaneddin'in tarafsiz kalmasini ister. Iki tarafin öncü kuvvetleri arasinda Çorumlu sahrasinda meydana gelen savasta Osmanli askeri bozguna ugrayarak geri çekilmek zorunda kalir. 1391'de Kastamonu üzerine gerçeklestirilen bu harekette Bâyezid. Bir taraftan da Anadolu'da Kadi Burhaneddin'e düsman olan beyleri ve özellikle Amasya'da hüküm süren Haci Sadgeldioglu Emir Ahmed'i kendi tarafina çekmeye çalisir. Bu arada Osmanli kuvvetlerinin büyük bir ordu ile Amasya üzerine dogru . Kadi Burhaneddin'in. Fakat mevsimin kis olmasi ve muhtemel bir Osmanli taarruzundan çekindiginden Tokat'a döner. düsman ülkesinde kalmak dogru bir hareket olmazdi. Anadolu'da Kadi Burhaneddin'in söhretini bir kat daha artirdi. Fakat bu defa da mevsimin kis olmasindan dolayi geri çekilmek zorunda kalir. fakat sonradan Kadi Burhaneddin tarafina geçmis bulunan Kastamonu'daki Çandaroglu Süleyman Pasa'yi ortadan kaldirmak ister. Bâyezid.Bâyezid'in. Candaroglu Süleyman Pasa'nin ölümü ile sonuçlanan savasta. Bununla beraber Süleyman Pasa'nin kardesi olan ve Sinop'ta hüküm süren Isfendiyar Çelebi. Bu savasta. Bu akinlar sonucunda Bosna'ya girerek Naglazinze'ye kadar ilerlemislerdi. Karesi ve Saruhan sancaklari valisi bulunan büyük oglu Ertugrul öldürülmüstü. psikolojik etkisinden istifade ile Bâyezid'in Rumeli isleri ile mesgul oldugu ani. gerekse sonra Anadolu isleri ile mesgul olmaya baslar. Ancak tam bu sirada Bâyezid. Osmanlilarla dost geçindigi için kendisine dokunulmadigi gibi Sinop'ta ayni sekilde kalmasina müsaade edildi. Bu galibiyet. birer birer Osmanlilara iltihak ettikleri görülür. Bu maksatla daha önce kendisine bagli olan. Yesilirmak ve Canik bölgelerindeki beylerin. ayni zamanda Anadolu birliginin saglanmasi için de gerekli idi. tekrar Bursa'ya döner. Zira böyle bir mevsimde hareket üssünden uzak bir mintikada. Tuna'yi geçip 'Karin Ovasi (Karinâbâd)'ni yakip yiktigini ögrenince Kastamonu seferini birakarak Rumeli'ye geçer. halifeden sultan ünvanini almasi. Osmanlilar ile Kadi Burhaneddin Ahmed arasindaki münasebetleri oldukça gergin bir safhaya soktu. Bu. beyligin Kastamonu kolunu ortadan kaldirir. bir kismi da istemeyerek Kadi Burhaneddin'e bagli görünen Kelkit.

Bu arada Karaman oglu Alaeddin Ali Bey. kaynaklarin verdigi bilgilere dayanarak söyle der: "1393 senesi Nisaninda Venedik Senatosu. Bâyezid ile yapilan harpte öldürülmesinden sonra Kadi Burhaneddin'e iltica eden 500 kadar Kastamonu atlisi da Taceddinogullan ve dolayisiyla Osmanlilar tarafina geçmis oluyordu. Rakiplerinin arasinda meydana gelen anlasmazligi gören Bâyezid. Tuna kenarina gelmis olmasi ve Bulgarlarin bunlarla birlesme ihtimali. Böylece Amasya Osmanli idaresine girer. Tek basina altindan kalkamayacagini bildigi bir tehlikeye karsi . Tasan oglu ve Bafra emiri. büsbütün bozusup harbe tutusurlar. Bu ordu. Alaeddin Ali Bey ile görüsüp birlesmek üzere Sivas'tan hareket eden Kadi Burhaneddin. artik kendisinin Anadolu'da durmasina gerek kalmadigini anlayarak yeniden Rumeli'deki faaliyetlerine baslar. Türklere karsi birlikte harp etmek üzere Macar Krali ile bir antlasma yapmaya karar vermis ve Macar Kralini harbe tesvik etmeye baslamisti. Nigbolu ve Vidin zapt olundu. oglu da Müslüman olarak Bâyezid'in maiyetine girmistir. Süleyman Pasa'nin. Sancak beyligine de Bâyezid'in oglu Mehmed Çelebi tayin edilir(1393). er geç kendi ülkesini de basacagini görmekteydi. Kadi Burhaneddin'e elçi gönderip Amasya'nin Osmanlilarin eline geçmesinden dolayi taziyetlerini bildirmek ve müsterek düsmanlari olan Bâyezid'e karsi birlikte tedbir almak ve görüs ahs verisinde bulunmak üzere kendisini Nigde'ye davet etti. ufuktan azametle yuvarlanip gelmekte olan Osmanli dalgasinin. Daha sonra Tuna sahilinde birer müstahkem mevki olan Silistre. Macar Krali Sigismond'u korkutmaktaydi. Karaman oglu ile anlasmak söyle dursun. Bunun için büyük oglu Süleyman komutasinda bir ordu gönderdi. Nigbolu'ya kapanan Bulgar Krali Sisman.geldikleri haberini alinca açik bir sahrada onlarla karsilasmamak için Sivas'a çekilir. oglu Aleksandr ile birlikte esir edildi. Bulgarlarin payitahti olan Tirnova'yi uzun ve siddetli bir muhasaradan sonra feth etti. Bulgar ülkesinin Türkler tarafindan alinmasi üzerine Hiristiyan devletlere müracaat etmis ve Türklere karsi müsterek bir Haçli hareketi yapilmasi için papayi tesvik etmisti. Bu hareket üzerine Taceddinogullari. Aralarindaki düsmanligin gittikçe büyümesi her ikisinin de zayiflamasina ve rakipleri olan Bâyezid'in daha fazla kuvvetlenip Anadolu'daki kuvvetini daha saglamlastirmasina sebep oldu. Hiristiyan devletlere müracaat ediyordu. Bâyezid'i endiselendirdiginden Bulgar kralliginin son kisminin da ortadan kaldirilmasina karar verir." "Macar Kralinin. Sultan Bâyezid'e bagliliklarini bildirerek onun idaresine girdiklerini kabul ederler." YENI BIR HAÇLI ITTIFAKI VE NIGBOLU SAVASI Osmanli sinirlarinin Macaristan'a kadar dayanmasi. Zira Sigismond. Macar Krali Sigismond. Sultan Bâyezid'in bu dönemdeki faaliyetlerini inceleyen Mükrimin Halil Yinanç. Diger taraftan uzun zamandan beri Istanbul'da kusatilmis olan Imparator Manuel. Rivayete göre kral öldürülmüs.

000'i (Sükrüllah. Büyük bir birligin toplanmasi gerekiyordu ki bu da gerçeklesmisti. Bu ittifakin kurulmasi için Papalik makami da. Ingiliz. Avrupa'nin her kösesinden süzülüp gelen cengaver. Avrupa'yi bunlardan (Müslüman Osmanlilar'dan) temizlemek istiyorlardi. Sigismond'un kendilerine bildirdigi gibi. Behçetu't-Tevârih 130. Ispanyol ve Polonyali sövalyeler oldugu gibi. Haçlilarin hareketini duyar duymaz. her seye ragmen yine de bir Haçli ordusunun yardiminda görüyordu. kaynaklarin müsterek dili ile kisa ve ana hatlari ile buraya almak istiyoruz. 1394 seferinin intikamini almak isteyen Eflâk Voyvodasi Mirçe ve bir kisim Erdel kuvvetlerinin istiraki ile mevcudu 100. Sigismond'un zaferinin Balkanlarda bir Macar hegemonyasina yol açacagindan da endiseleniyordu. Venedik ve Rodos gemilerinden mütesekkil bir donanmanin da yardimi ile kaleyi muhasaraya basladilar. Lehistan. Bunun temini için de her sey yapilabilirdi. Ona tapmayani ezmek yolunda gecikmek olmazdi. arastirmaya basladilar. gizli gizli hazirliklarini tamamlamislardi. Zira bu bir haç seferi idi. gündüz hülyalarini tutan ümid. bu salib (haç) düsmanini bulup tepelemek istiyorlardi. Tuna boyunca ilerleyerek Vidin ve Rahova'yi aldiktan sonra 12 Eylül 1396'da Nigbolu önüne gelmisti. bu Katolik dindasina müzaheret eder görünmekle beraber. Papanin destegi ile tertiplenen bu Haçli seferine batili bütün sövalye ve asilzâdelerin katildiklari görülmektedir. Bu tesebbüsler. siddetli bir müdafaada bulunur. Italya. Osmanlilara karsi büyük bir kin ve nefret hissi ile dolu olan Haçlilar. .gece rüyalarini. cesur ve tecrübeli sövalyeler. hedef Türkler oldugu için kisa bir süre içinde olumlu bir sonuç verdi. yogun bir faaliyete giriserek kiliselerde Müslüman Türkler aleyhinde vaazlar verdirmeye basladi. Osmanli ordusunu aramaya basladi. Osmanli tarihi bakimindan önemli olan bu zaferi. Ingiltere. 15 gün devam eden bu kusatma esnasinda Istanbul önlerinde bulunan Sultan Bâyezid. Cenevizliler ise siyasî ve iktisadî hayatlarinin saglikli bir sekildeki devamini Osmanlilarin teveccühünü kazanmakta gördüklerini gizlemiyorlardi.000 kisi) bulan ve Türkleri Avrupa'dan sürmek gayesini güden bu Haçli ordusu. Nigbolu kalesini kusatma altina alan Haçli ordusuna karsi kale muhafizi Dogan Bey. Onlar. Avusturya. Yalniz Fransizlar degil. Iskoçya. Bulgaristan'da Sigismond 'un komutasi altinda toplanmaya basladi. Onlara göre bunu yapmak bir zaruret idi. Fakat imdadina çagirabilecegi devletlerden Venedik. Birlesik Avrupa kuvvetlerinden meydana gelen bu birlikler. Isviçre ve Güneydogu Avrupa ülkelerinden gelen kuvvetler. maiyetinde 1000 Fransiz sövalyesi ile 7000 civarinda yardimci ve ücretli asker bulunan Burgonya dukasi Jean de Nevers basta olmak üzere birçok asilzâdenin maiyetindeki Alman. Osmanli tehlikesini bertaraf etmek ve hatta Kudüs'e kadar gidebilmek için Avrupa'nin muhtelif memleketlerine elçiler göndererek yeni bir Haçli ittifakinin kurulmasini istiyordu. heyecan ve ümid içinde idi. Üstelik Eflak Voyvodasi Mirçe ile Bizans Imparatoru da Osmanlilar ile olan ittifaklarini bozmus. Italyan. Sigismond. karsi tarafta bir tecavüz hareketi göremeyince. Nitekim. Böylece Sigismond ile isbirligi yapan Avrupa.

Galibiyet serefini kazanmak isteyen Fransiz süvarileri. Sucaeddin Evrenos Bey'i ileri göndermisti. Nigbolu kalesi yakininda karsilastilar. Fakat. muharebenin gidis seklini görünce neticeyi kestirerek hemen memleketine dönmüstü. teslim olanlari bile öldürdüler. maiyetindeki bazi adamlarin yardimi ile Tuna nehrine gelip kendini bir balikçi kayigina zor atti. Plân geregince Osmanli merkez kuvveti bir miktar geri alindi. Bu defa plân geregi Osmanlilarin üçüncü hatti da ikiye ayrildi. geri dönüp atlarina binmek istedilerse de kaçacaklari kapinin kapanmis oldugunu görerek sasirdilar. Nehirdeki Venedik amirali Mocenigo'nun kadirgalarindan birine yanasarak Karadeniz yolu ile . daha da ileri giderek kiskacin içine girdiler. Bunlari kurtarmak için Sigismond'un gönderdigi kuvvetler ilerleyemeyerek geri çekilmek zorunda kaldilar. üç saat kadar sürmüstür. Bundan sonra da Azeplerin gerisindeki Yeniçeri kuvvetleri üzerine yüklendiler. Muharebenin en tehlikeli olan ilk safhasi bittikten sonra Türk kuvvetleri. Ihtiyat kuvvetlerini bile muharebeye sokmus olan Macar Krali. Fakat Yeniçerilerin ok yagmuruna tutularak epey telefat verdiler. Sonunda kesin sonucun alinma zamaninin geldigini gören Yildirim Bâyezid. Osmanli plânini bilen Sigismond tarafindan ileri gitmemeleri ve kiskacin içine girmeyip beklemeleri hakkinda verilen emri dinlemediler. baslangiçta Bâyezid'in merkezde yeniçerilerin önündeki ilk kademede bulunan ve Azep denilen hafif yaya kuvvetleri üzerine yüklenip onlari maglub ve imhaya basladilar. 25 Eylül 1396 pazartesi günü (Osmanli kaynaklarinda Cuma) Nigbolu önünde meydana gelen savasta mahirâne bir manevra ile iki kisma ayirdigi ordusunun yaya askerini yani yeniçerileri merkeze koyup onlarin etrafinda kapikulu süvarilerini tesbit ile sag ve sol kollara timarli sipahileri koymustu. Kaynaklarin verdigi bilgilere göre kalenin erzak ve mühimmat durumunu bizzat tesbit eden Bâyezid.muhasara manciniklarini yakip. Sigismond. bunlari da bertaraf ederek ilerlediler. Böylece Fransizlar tepeyi isgal etmis ve muharebenin Türklerin maglubiyeti ile neticelendigini zannettikleri sirada bizzat pusudan çikan Bâyezid'in komutasindaki kuvvetlerle karsilasinca sasirdilar. Eflâk Voyvodasi Mirçe. Anadolu ve Rumeli kuvvetlerinin Kara Timurtas ile sehzadelerin komutasinda sür'atle toplanip Edirne'de kendisine ulasmalari üzerine 60. Fakat fazla zayiat vermemek için daha önce atlardan inmis ve yaya olarak harb eden Fransizlar. Kendisi de Islâm âlemine müracaat edip durumu bildirdikten sonra yaninda bulunan 10. Ayni zamanda da sol kanatta Anadolu askerine komuta eden Sehzade Mustafa kuvvetlerinin yandan taarruzuna ugradilar. Arkada da ihtiyat kuvvetleri bulunuyordu. Fransizlar. derhal ve siddetle Sigismond'un kuvvetlerine hücum etmislerdi.000 kisiden meydana gelen Osmanli ordusunun basina geçen Sultan Bâyezid. Tuzaga düsmüs olan kuvvetler kismen imha ve kismen esir edildiler. sür'atle Sipka geçidini asmis ve Timova'da Stephan Lazaroviç ile birlestikten sonra Osma vadisinde Nigbolu ovasina hakim bir tepede ordugâhini kurar. Osmanli ordusunun merkezine hücum eden Fransiz kuvvetleri ile olan muharebe.000 askerle yola çikar. kendi ihtiyat kuvvetlerini taarruza geçirmek suretiyle Haçlilari müthis bir panige ugratti. Onlar. Bu çekilmeden cesaret alan Fransizlar. Iki ordu. Osmanli ordusunun harb nizami hilâl veya agzi açik kerpeten seklinde idi. hiçbir basari elde edemedi.

Fransa ve Kibris krallarinin tesebbüsü ve Midilli prensinin kefaleti ile 200. Muharebe sonunda savas meydanini gezen Yildirim Bâyezid. Öte yandan Nigbolu muzafferiyetinden elde edilen ganimet ve fidyelerden alinan hisseler ile Anadolu ve Rumeli'de birçok hayrat yaptiran Bâyezid'in Nigbolu'da ismine izafe edilen camii de bu sirada yaptirmis olmasi muhtemeldir. buna karsilik olmak üzere düsmandan ele geçirilen esirlerin bir kismini öldürttü. Kendi esirlerine yapilan bu muameleyi gören Bâyezid. sonradan Macaristan. Nigbolu'da elde edilen parlak zaferden sonra daha önce düsmanin eline geçmis olan kaleler geri alindigi gibi Osmanli himayesinde bulunan Vidin Bulgar kralligina da son verilmisti. serhad livasi olarak Osmanli idaresinde mühim bir rol oynamistir. Savasi müteakip. . Bunlardan bir kismi da Memlûk sultani el-Meliku'z-Zahir Ebu Said Berkuk'a gönderilmisti. fakat zaferle sonuçlanacak olan Nigbolu hadisesi sebebiyle muhasaranin kaldirildigina daha önce temas edilmisti. Eflâk'i tehdid eden bir üs özelligini tasiyan Nigbolu. süngüden kurtulan veya Tuna'da bogulmayan kiliç artiklari ise bassiz.Istanbul'a gelebildi. Nigbolu muharebesinde Haçli ordusuyla gelen prens ve asilzâdelerden bir kismi öldürülmüs bir kismi da esir alinmisti. Harbe istirak etmeden kaçmis olan Eflâk kuvvetleri ile Hirvat askerlerinden baska. Bu savastan sonra Garp dünyasi bir anda en seçkin asilzâdelerini kayb etmis. Nigbolu'da esir düsen asilzâdeler. diger bütün düsman kuvveti ya imha edilmis veya kaçarken nehirde bogulmustu. kendi hudud muhafizlarinin ve teslim olmalarina ragmen bir kisim esirlerin insafsizca öldürüldüklerini görünce fevkalâde müteessir olup gözlerinden yaslar akmisti. Nigbolu'da esir düsenlerden bir kismi önce Edirne'ye oradan da Gelibolu'ya götürülüp Haçli donanmasi ile bogazdan geçmekte olan Sigismond ve maiyetindekilere teshir edildikten sonra Bursa ve Mihaliç'e nakledilmislerdi. Oradan da Marmara ve Çanakkale Bogazindan geçip Modon limanina ugradiktan sonra Dalmaçya'ya çikarak memleketine gidebildi. idaresiz ve perisan kafileler halinde geldikleri yerlere dogru daglara düsmüslerdi. Bundan sonra Macaristan'a büyük bir akin yapilarak külliyetli miktarda esir alinmisti.000 altin florin fidye karsiligi serbest birakilmislardir. Genellikle Tuna geçitlerine hakim bir noktada. Osmanli hükümdarlarinin zaman zaman Eflâk ve Macaristan seferlerine çiktiklari bir yer olarak Eflâk ve Macar krallarinin taarruzlarina hedef olmustu. akinci ve sekbanlar yerlestirilmek suretiyle uç beylerinin faaliyet merkezi haline getirilen Nigbolu. ISTANBUL KUSATMASI Nigbolu zaferinden önce Istanbul'un Yildirim tarafindan kusatma altina alindigini.

O dönemlerde kale surlarini yikacak büyüklükte toplar bulunmadigindan sehir halkinin açlik sikintisi ile teslim olacagi düsünülüyordu. denizden bir sey yapamadiklari gibi. Tam bu esnada bas gösteren Timur tehlikesi üzerine Yildirim Bâyezid.KARAMANOGULLARI'NIN OSMANLILARA BAGLANMASI Osmanlilarin. Manuel ve Silivri Beyi Ioannis taraftan olmak üzere ikiye bölünmüstü. bu yüzden sehri teslim etmeye meyilli idi.Yildirim Bâyezid. Baris teklifini red eden Bâyezid. vaziyetin kendisi için kötü olacagini anlamakta gecikmedi. Bizans'in Karadeniz ile olan baglantisini kesmek için Bogaziçi'nde müstahkem bir kale.Her sene Osmanli hazinesine verilmekte olan haracin arttirilmasi. gelecek olan yardima da mani olamayacaklardi. Ayrica kadi (hakim. 2. Bunun üzerine sehrin dis dünya ile irtibati kesilerek kusatma daraltildi. Burada bulunan Anadolu Beylerbeyi Sari Timurtas Pasa'yi esir aldigi gibi maiyetinden bir çok kimseyi de öldürdü.Istanbul'daki Müslümanlarla Rumlar arasindaki anlasmazliklari Islâm hukuku çerçevesinde karara baglamak üzere bir kadi tayin edilmesi. Bunun üzerine derhal Sari Timurtas Pasa'yi serbest biraktigi gibi yanina bir elçi katarak af dilemek ve yeni bir antlasma yapmak üzere Yildirim'a gönderir. Padisah da Istanbul'da ikamet etmek üzere Tarakli Yenicesi ile Göynük ve Karadeniz sahili taraflarindan buraya göçmen nakl ettirerek iskan etmisti. bu sirada Osmanlilara ait olan Ankara'ya yürüyerek orayi ele geçirdi. Zira Istanbul halki. Bununla beraber. 4. yargiç) ve imam da tayin etmisti. Manuel bu istege cevap bile vermedi. yani Anadolu Hisan (Güzelce Hisar) insa ettirilip Istanbul'un muhasarasi siddetlendirildi. Rumeli'de yeni sefer ve fetihlerle ugrasmasini firsat bilen ve Osmanogullari'nin bütün bir Avrupa'ya karsi gelemeyecegini düsünen Karamanoglu Alaeddin Ali Bey. Anadolu Selçuklulari'nin mirasindan da mahrum etmis oluyordu. 1395 ve 1396 yillarinda Kadi Burhaneddin ile yaptigi muharebelerde yenilen ve Aksaray sehrini kayb eden Alaeddin Ali Bey'in Ankara'yi ele geçirmesi.Silivri de dahil olmak üzere Silivri'ye kadar olan yerlerin Osmanlilara terki. Buna göre: 1. Haçli ittifakinin tesvikçisi durumundaki Imparator Manuel'e elçi göndererek Istanbul'un teslimini istemisti. Gerçekten de halk. Bizans Imparatoru. büyük bir hata idi. Karamanlilari.Istanbul'da bir Türk mahallesi kurularak bir cami yapilmasi. muhasarayi kaldirmak zorunda kaldi. Bu arada Bizans. Yildirim'in sartlarim da kabul ediyordu. Bununla beraber Alaeddin Ali Bey. Anadolu ve Rumeli'deki bütün . Bu hareketi ile o. bu antlasmaya riayet ederek Istanbul'da Sirkeci'de Türkler için yedi yüz hâne ile bir mescid tedarik etmisti. Çünkü Nigbolu savasindan sonra kendisini çok daha kuvvetli gören ve Avrupa'dan hiç bir tehlike beklemeyen Yildirim Bâyezid'le tek basina karsi karsiya kalmisti. 3. 3. Henüz deniz kuvvetleri fazla güçlü olmayan Osmanlilar.

Develi. ben de senin gibi bir hükümdarim" cevabini verir. Burada Yildirim Bâyezid'in kizkardesi ve Alaeddin Ali Bey'in hanimi. bu durum karsisinda Alaeddin Bey. Böylece Larende 1397 yilinda Osmanlilarin idaresine girer. Iki günlük bir muharebeden sonra sonucu belli edecek bir netice alinmayinca ikinci günün aksami gece yarisindan sonra otuz bin kadar Osmanli askeri. fakat onun ikna edici konusmasi ve ileri sürdügü deliller üzerine sükûnet bulmustur. enistesi olan Alaeddin Bey'e niçin böyle yaptigini ve kendisine niçin itaat etmedigini sorar. Yakalanir yakalanmaz derhal Yildirim Bâyezid'in huzuruna getirilir. Konya. Sadece Toros daglarinin güneyinde kalan Mut. Karaman Beyligi'nin ortadan kaldirilmasi. Osmanlilara karsi mukavemet etmesi mümkün olmadigindan bütün gururuna ve Memlûk Devleti ile olan geçmisine ragmen bu devlete tabi olmak zorunda kaldi. kiz kardesi ve çocuklarini Bursa'ya gönderir. mal ve canlarina dokunulmamak sartiyla sehri teslim edebileceklerini gizlice Bâyezid'e bildirirler. KADI BURHANEDDIN DEVLETI'NIN OSMANLI HÂKIMIYETINE GIRMESI Karamanogullari'nin. Zira daha önceki bazi faaliyetleri. Basta Varsak. bundan sonra Konya'ya bir vali tayin ederek Larende (Karaman) üzerine yürüdü. Turgutlu ve Bayburtlu asiretleri olmak üzere birçok Türkmen boyundan ve bu arada hizmetinde bulunan Kara Tatarlardan kuvvetli bir ordu meydana getirir. Timurtas Pasa da derhal onu katl eder. Larende. Iki ordu Konya ovasinda karsi karsiya gelir.kuvvetlerini toplayip Karamanoglu üzerine yürür. iki oglu ile birlikte kardesinin karargâhina gelir. bütün gücü ile Bâyezid'e mukabele edebilmek için harekete geçer. Padisah. Iki ates arasinda kalan Karamanoglu. Alinan tertibat üzerine sehir teslim oldu. onu. Alaeddin Bey'in acele katlinden müteessir olan Yildirim Bâyezid. Nigde. Osmanli askerleri ile çarpisti ise de muvaffak olamayacagini anlayinca kaçmaya baslar. on bir gün kadar muhasara edildi. O da: "Niçin sana itaat edeyim. Taseli ve Içel. Alaeddin Ali Bey'in katli üzerine Karamanlilar'a ait sehirlerin Toroslarin kuzeyindeki sehirler (Konya. Osmanlilarla ayni siniri paylasir olmustu. onu Osmanlilarla hasim hale getirmisti. Karamanoglu ailesinin diger kolundan gelen beyler elinde kalmisti. Zira bu hadiseden sonra Sivas'ta bulunan Kadi Burhaneddin Ahmed. Bu söze cani sikilan Bâyezid. Padisah. Pasa'yi tekdir etmis. Karamanoglu kuvvetlerinin gerisini çevirir. Bâyezid. Konya kalesine kaçmak suretiyle kendini zor kurtarir. Kaleden çikan Alaeddin Ali Bey. çadirindan çikarak kiz kardesini disarida karsilar. Padisah. Konya halki. Anadolu tarihi bakimindan mühim bir hadise idi. Karahisar) Osmanlilara geçmisti. Fakat bu esnada attan düserek yakalanir. Bu da onun Osmanlilardan çekinmesine sebep olmustu. Ankara'da basip esir aldigi San Timurtas Pasa'ya teslim eder. Ermenek. Canik bölgesindeki bazi Türk beylerini idaresi altina almak . Osmanlilar'a baglanmasindan sonra Anadolu'da merkeziyetçi bir idare kurmak ve Anadolu birligini saglamak düsüncesinde olan Bâyezid.

Zira nice az cemaat (topluluk) çok cemaata galebe etmistir. Bu gayenin gerçeklesmesi için 1398 ilkbaharinda o taraflara dogru bir sefere çikarak Canik Beyi Kubadoglu Cüneyd'in üzerine varir. Anadolu'ya gelecegi haberi alinan Timur'un. sonra da Havza ile Merzifon'a hâkim olan Tasanogullari'ni Osmanlilara baglar. Sayet vaz geçmezse karsi koyacak bir orduyu ona karsi sevkederiz ve onun için istedigin kadar ona mukavemet et. Sonunda bunun merkezi olan Müslüman Samsun'u zapt eder. Nice ordular bozmustur. Osmanli hâkimiyeti altinda bulunmak sartiyla Cüneyd Bey'e Ladik ve diger bazi kaleler birakilir. Eger siz bana imdad ederseniz ben ona karsi dururum. Yoksa ben ona nasil mukavemet edip ve nasil müsademe edebilirim. Yildirim Bâyezid. Basiret ve hüsnü niyet üzere olup onun askerinin çoklugundan korkma. senin kilicina kol ve sana bazu olayim. Kadi Burhaneddin'e elçi gönderdigi ve kendisine tabi olmasini istedigi anlasilmaktadir. Trabzon Rum Imparatorlugu sinirina kadar dayanmis oluyordu. Timur'un mektubuna cevap vermemekligini sizden alacagim cevaba göre bir cevap olacaktir. Fakat Sivas merkez olmak üzere Anadolu'nun büyük bir kismi hâlâ Kadi Burhaneddin'in idaresinde idi. Anadolu'daki bu basarilar sonucunda Yildirim Bâyezid. Maazallah eger ondan bana bir zarar gelirse pek me'muldur ki size de sirayet edecektir. Samsun ve havalisi bir sancak itibar edilerek.için harekete geçer. dogudan gelen ve daha sonra Anadolu'yu kasip kavuracak olan Timur tehlikesiydi. bati ve güneybati taraflarini ele geçirmisti. kaderin bir cilvesi olacak ki. size gelecek belalara kâfiyimdir. Bulgar Krali Sisman'in. beni yalniz birakirsaniz beni ona karsi harcamis olursunuz. Sizin bayraklariniz daima basta ve ayakta olsun. sizin hududlarinizin siperiyim ve askerlerinizin öncüsüyüm. Bu bölgelerin zapti ile Karadeniz bölgesindeki Osmanli sinin. Müslüman olan oglu Aleksandr'a verilir. daha sonra Bafra ve Giresun bölgesindeki beyler ile Çarsamba ve Terme havalisine hâkim olan Taceddinogullari'ni. Ben. Ben. Kadi Burhaneddin'in mektubundan son derece memnun olup mütalaasini begenmis ve kendisine su cevabi göndermisti: "Eger Timur seni birakip giderse ne âla. Sizin önünüzde bulunan ben." Yildirim Bâyezid. Halbuki onun ahvalini isitmissinizdir. Bunun üzerine Kadi Burhaneddin." Fakat bu muhabere devam ederken. Bu tehlike. Timur daha Anadolu'ya gelmeden Kadi Burhaneddin vefat eder. Yildirim Bayezid ile Kadi Burhaneddin birbirlerine bu kadar yaklasmis olmalarina ragmen müsterek bir düsmana karsi koymak için isbirligi yapmaktan çekinmediler. Eger sizce lüzum görürseniz bizzat kendim geleyim ve askerimle oraya ineyim. Benim. . Kadi Burhaneddin Devleti'nin kuzey. Osmanli hükümdari ile Misir Sultani (Memlûk)na mektuplar göndererek tehlikeyi haber vermis ve "bilesiniz ki ben her ikinizin de komsusuyum ve benim memleketim sizin memleketiniz demektir.

Bunlar. Zira Memlûk hâkimiyetini tanimis olan Dulkadirogullari Beyligi de tehlikeye giriyordu. Bu arada Osmanli Devleti tarafindan bagimsizliklarina son verilen Anadolu beyleri. Niksar. Yildirim Bâyezid bu daveti kabul ederek oglu Süleyman Çelebi vasitasiyle Sivas üzerine yirmi bin atli ve dört bin yaya göndermisti. Osmanlilarin onun ülkesine sahip olmalarina sebep oldu. Kadi Burhaneddin Ahmed'in ülkesinin alinmasindan sonra Osmanli Devleti. oglu Süleyman Çelebi veya Mehmed Çelebi'den birini buraya vali tayin eder. Bâyezid. Bâyezid. o dönemde Misir'da Malikî Mezhebi'nin bas kadisi olan meshur Ibn Haldun'a kendisinin Timur'dan çekinmedigini. Ayni zamanda Misir Devleti'nin hâkimiyeti altinda bulunan Malatya ve çevresi ile Divrigi ve civarini da tehlikeye sokmus oluyordu. Böylece Kadi Burhaneddin'in ülkesi (Sivas. Is bu kadarla da kalmiyordu. kendi Müslüman tebeasinin ona karsi dogacak sevgi ve hissiyatini da düsünerek. Bu birlik. enistesi olan Dulkadiroglu Nasiruddin Bey'in yanina gönderdi. Sivas'i kendisi zapt etmeyip babasini davet ettiginden büyük bir kuvvetle gelen yildirim Bâyezid. Bu durumdan endiselenen Memlûk hükümdari Berkuk. Kadi Burhaneddin'in oglu Zeynelâbidin'i. bu iki Müslüman devleti karsi karsiya getirmek için gayret sarf ediyorlardi. Fakat Karayülük diye söhret bulan Osman Bey. savas atesini alevlendirmek için olaylarin üzerine körükle varmaya basladilar. Sivas. Karayülügü maglub ederek Sivas'i kurtarmisti. asil Bâyezid'den korkmakta oldugunu söylemisti. Tokat. Böylece. Yildirim Bâyezid'in Bati ve Iç Anadolu'nun tamamini idaresi altina alarak doguya dogru bir genisleme siyaseti gütmesi. Bâyezid'in çok kisa zamanda kazandigi bu parlak zaferlerden ürkmeye baslamis ve bilhassa onun Hiristiyan dünyasinda elde ettigi zafer ve fetihler dolayisiyla. MALATYA'NIN ZAPTI . Akkoyunlu hükümdari Karayülük Osman Bey ile yaptigi savasta ölmesi. Kara Tatarlar da Osmanli Devleti'nin hizmetine girerler. sehre girmisti. Anadolu'nun yarisindan fazlasina hâkim oluyor. Sivas halkinin karan ile oglu Alaeddin Ali Bey (Zeynelâbidin) babasinin yerine hükümdar olmustu. Sarkî Karahisar. Kayseri. bir zaman kendisine tabi olan ve daha sonra muhalefete kalkismis bulunan Akkoyunlu asiretinin reisi Karayülük Osman Bey'i takib ederek onunla meydana gelen muharebede yakalanip katledilmisti.1398 yilinda Kadi Burhaneddin'in. Kirsehir ve Aksaray). yani Orta Anadolu'nun dogu kismi da Osmanli Anadolu birligine katilmis oldu. Süleyman Çelebi. Osmanli Devleti ile Timur'un Imparatorlugunu da karsi karsiya getirdi. Sivas'i muhasara edip almak istediginden Sivas'in ileri gelenleri Osmanli hükümdarini yardima çagirmislardi. kuvvet ve kudretçe Misir Memlûk hükümdarligina rakib olacak bir hale geliyordu. Kadi Burhaneddin'in devlet erkanini ve bütün askerlerini maiyetine alir. Kayseri ve çevresi hükümdari Kadi Burhaneddin.

Misir'da meydana gelen sarsintiyi dikkatle takip edenlerden biri de süphesiz ki Timur'du. Bu tecelli de Ahmedî'nin dedigi sekilde olacakti. gerek ülkesinde gerekse disarda bazi tesirlerin meydana gelmesine sebep olmustu. Fakat bu sevincin dogrudan dogruya ve sadece ölüm sebebiyle mi yoksa baska bir maksattan mi kaynaklandigi belirtilmemektedir. Kadi Burhaneddin'in ülkesini kendi ülkesine ilhak ettikten sonra Bursa'ya dönmüstü. Yildirim. Timur'un. Sayet Ahmedî'nin verdigi bilgileri dogru kabul edersek Yildirim'in da buna sevindigini söyleyebiliriz. Demedi ol öldi ben dahi ölürem. Ferec'in küçük ve tecrübesiz olmasi. Bunun için daha önce Kadi Burhaneddin'e ait oldugunu belirttigi Malatya'nin kendisine verilmesi için Nasirüddin Ferec'e bir elçi gönderir. Böylece Elbistan da. Bu arada Memlûklara ait Kâhta. Sehrin müdafaa edildigini görünce sehri kusatir. Memlûk Sultani Berkuk'un ölümü üzerine yerine geçen oglu Ferec'in küçük ve tecrübesiz olmasi yaninda emirler arasinda meydana gelen ihtilaflar ayni zamanda Yildirim Bâyezid'i de memnun etmis görünmektedir. O. Bu kusatmanin devam etmesinin aleyhlerine olacagini anlayan Malatyalilar teslim olur. Orta Firat havzasina kadar uzanan Osmanli hududu içine girmis olur." Gerçekten. Besni. Söyle kim ol oldi ben dahi oluram. ölüm haberini getirene 15.000 dinar vermisti. Osmanlilar ile Memlûklular arasindaki çatismayi çok iyi degerlendirip her iki düsmanini ortadan kaldirmak için zamanin geldigine karar verir. Divrigi ve Darende kaleleri de Osmanlilara geçmis olur. Nitekim Ibn Hatib en-Nâsiriya'nin bildirdigine göre Berkuk'un ölümünden büyük bir ferah ve sevinç duyan Timur. Red cevabi almasi üzerine Sivas'tan Malatya'ya gider. Misir'da meydana gelen saltanat degisikliginden istifade ile Malatya ve çevresini alan Yildirim Bâyezid'e karsi kader. Ahmedî bu konuya bir açiklik getirmeden söyle der: "Buni isidüb Sam'a ol kasd eyledi Misir benüm oldi deyü söyledi. Ibn Arabsah ise. kendisinden çekindigi Berkuk'un ölümüne sevindigi anlasilmaktadir. 1400 yilinda Azerbaycan ve Dogu Irak'ta hâkimiyetini yeniden kurduktan ve Gürcistan'i zapt ettikten sonra Pasinler'e dogru yol almaya baslar. Hind seferinde iken bu haberi alan Timur'un sevinçten adeta uçtugunu tasvir eder. Bundan kisa bir müddet sonra 15 Sevval 801 (20 Haziran 1399) günü vefat eden Memlûk Sultani Berkuk'un bu ani vefati. Bu sirada Bâyezid'e itaati kabul etmeyen Erzincan Emiri . oraya bir miktar asker koyarak geri döner. daha önce Anadolu Selçuklulari ülkesinde iken bilahare Misirlilar eline geçmis olan bölgelerin zaptina karar verir. Timur.Sultan Bâyezid. o esnada Timur'un da Hindistan'da büyük bir istila ile mesgul olmasini firsat bilen Bâyezid. baska bir sekilde tecelli edecekti.

Saruhanoglu Hizir Sah. Gerek Haleb. Osmanlilar'in yanindan ayrilmis oldugundan istenenin Kara Yusuf'un ailesi oldugu anlasilmaktadir. Buna karsilik. Timur. . Bu esnada Kara Yusuf. 3. Kara Yusufa da Aksaray'i ikamet yeri olarak tahsis eder. Kemiklerle birlikte kabri yaktirip içine pislik doldurur. zaten savasmak üzere Anadolu'ya gelmis olan Timur'a savas için bir firsat verir.Mutahharten Bey ile Bâyezid tarafindan beyliklerine son verilen Mentesoglu. Iki hükümdar arasinda teati edilen mektuplar müsbet bir netice vermez. 2. Hatta Timur. Bir ayaginin sakat olmasindan dolayi Osmanli tarihlerinde "Timurlenk" veya "Aksak Timur" diye isimlendirilen Timur ile Bâyezid arasinda teati edilen mektup ve gönderilen hediyeler de bir fayda saglayamamisti. Sivas ve Erzincan'i da alarak Timur'a karsi stratejik bir üstünlük saglamaya çalisti. ordusundaki atlarin ayaklari altinda çignetmistir.Sehzadelerinden birinin kendi yanina gönderilmesi. 4. Muaviye'nin kabrini buldurarak açtirir.Metbuiyet alâmeti olarak kendisine gönderilecek olan külah ile kemerin kabul edilmesi.Anadolu beylerinden alinan yerlerin yine eski sahiplerine iade edilmesi. Bâyezid tarafindan kabul ve himaye edilmesi. Timur'un güneye inmesinden istifade eden Bâyezid. Sultan Bâyezid'den su isteklerde bulunuyordu: 1. Timur'un teklifleri bir bakima Osmanli hükümdarinin diger beyler gibi tamamen kendisine tabi olmasini emr eden bir mahiyet tasiyordu.Kara Yusuf'un kendisine teslimi. daha sonra güney istikametinde hareket ederek Malatya ve Suriye'yi isgal eder.Kemah'in Mutahharten'e geri verilmesiyle ailesinin serbest birakilmasi. Zira. s. Sultan Ahmed'e Kütahya sehrini. Yildirim Bâyezid gibi bir hükümdar için çok olmasina ragmen o. Sultan Bâyezid'e siginirlar. yalniz Sivas'i tahrib ile kalmamis. 5. Sam'da (Dimask) büyük bir katliama girisen Timur. gerekse Suriye'nin diger sehirlerinde büyük zulümler yapar. Timur'un önünden kaçan ve Bagdad'da hüküm süren Celayirli Sultan Ahmed ile Karakoyunlu hükümdari Kara Yusuf. Bu iki düsmaninin. Âli'nin. hatta kendisini mushaflar (Kur'an ve Kur'an sayfalan) ve tevhidler ile karsilamaya çikan çocuklari. bu sartlan degerlendirmek için çevresiyle istisarede bulunur. Künhü'l-Ahbar (III. sonunda Yezid b. Timur. 96)'inda zikr edilen bu vak'a. Osmanli idaresindeki Sivas'a girerek (Agustos 1400). Nitekim o. Böyle bir katliamdan sonra Sivas adeta bir harabeye dönmüs oldu. sehri savunan herkesi kiliçtan geçirtti. Timur ile ayni zamanda yasamis olan Ermeni tarihçisi Thomas de Medzoph tarafindan da kayd edilmistir. Ayrica bu sehirlerin gelirlerini de onlara verir. Aydinoglu Isa Bey'in oglu Musa Bey. Bunlara büyük bir iltifat gösteren Bâyezid. Timur'a bas vurarak kendisine olan bagliliklarini bildirip topraklarini geri almak için yardim isterler. Germiyanoglu Yakub Bey.

ogullari ile komutanlarinin . elindeki kuvvetler ile Anadolu'da fazla bir is göremeyecegini anlayarak. senelerce ugrasip sagladigi Anadolu birligini de bozmus oldu. Timur. Büyük bir casusluk ve haber alma teskilatina sahib oldugu anlasilan Timur. Ankara kalesini de kuzey dogu yani iç kale tarafindan almak istiyordu. Tarihlerde tafsilatli ve genis bir sekilde verilen Ankara Meydan Muharebesi'nin bütün detaylarina temas etmeyecegimize isaret etmek gerekiyor. Osmanli ordusunun daha geç gelecegini de tahmin etmisti. Buna göre Timur bir baskina ugramis demekti. Kale muhafizi Yakub Bey. O. itidalini muhafaza ederek bütün gece çalisip cephesini degistirmis ve kale kenarindan da çekilmisti. ortaligi yatistirmaya kifayet etmeyince muharebe kaçinilmaz bir hal almisti. Osmanlilardan aldigi topraklan tekrar Türkmen beylerine vererek onlarin destegini sagladi. Tâbi olamayiz ve istiklâlsiz yasayamayiz. ANKARA SAVASI Bâyezid ve Timur arasinda teati edilen mektuplar. Osmanlilarin. Böylece Timur. Çünkü Bâyezid'in kuvvetleri seri bir yürüyüsle çok daha evvel ve hem de Timur'un hiç beklemedigi bir yoldan gelip ortaya çikmislardi. Osmanli ordusunu güney dogudan gelecek diye beklerken Osmanlilar kuzey dogudan yani Kalecik. bu tahmininde yanilmisti. Timur'u bu sekilde hazirliksiz yakalayan Bâyezid ise hayatina mal olacak bir hata isliyordu. Timur'la meydana gelebilecek bir savasi düsünerek Bizans Imparatoru ile anlasir ve Istanbul muhasarasini kaldirip oradaki askerini geri çeker. Timur'un bu durumundan istifade etmek için. Rayli üzerinden gelerek Çubukova'da Meliksah köyüne inmislerdi. Bâyezid'in kendisinin geldigi yoldan gelecegini tahmin ile o cepheyi iyice tahkim eder.Bununla beraber. Ordusunun erkâni ile görüserek Osmanli ordusunu arkada birakmak üzere Ankara yolunu tutar. o sirada Osmanli kuvvetlerinin kendi üzerine dogru gelmekte oldugunu haber alinca." Bu esnada o. Böylece. Timur. bu yeni ordusuyla Erzurum ve Kemah yolunu takib ile Orta Anadolu'ya dogru yol almaya basladi. Kirsehir'e dogru yürümekte olan Timur. Halbuki Timur. Timur. Kisi. Bu tehlikeli durum karsisinda buhranlar geçiren Timur. Orta Asya'da bulunan en güzide kuvvetlerini getirmeye mecbur olmustu. bütün bunlara karsi ihtiyatli hareket edilmesini tavsiye eden vezir-i azam Ali Pasa'ya Sultan Bâyezid söyle diyecektir: "Serefimiz ve karsi koyacak kuvvetimiz vardir. durumun kendisi için müsait olmadigini anlayip telasa kapilir. Ankara önüne gelir gelmez Ankara kalesini kusatir. Fakat o. Bu maksatla kalenin suyunu keserek Osmanli kuvvetleri gelmeden önce burayi düsürmeye çalisiyordu. Karabag'da geçirdikten sonra Azerbaycan ve Gürcistan'da yeniden toplayip düzene soktugu ordusuyla Anadolu'ya yürümeye karar vermisti. burayi bütün gücü ile müdafaa eder.

Bundan baska Osmanli ordusunda bulunan Sirp despotu ile kardesinin komutasi altindaki kuvvetler de kaçmislardi. Fakat Osmanli ordusundaki Kara Tatarlarin ihaneti ve Anadolu Beylerine bagli timarli sipahilerin Timur tarafina geçmeleri. Nihayet son müdafaa tepesinden üç saat ayrildiktan sonra ati yere yuvarlandi. Çataltepe bir kaç kat Timur kuvvetleri ile sarilmisti. kendisine layik gördügü Yildirim ünvanina sahip olan bu mert ve cesur hükümdar. Timur'a vakit kazandirip onu düsmüs oldugu tehlikeli durumdan kurtarmisti. Bâyezid. Sehnâmesinde Yildirim Bâyezid'in hücumlarindan ve kahramanca çarpismasindan bahs ederken söyle der: . gün olarak tarihi hakkinda farkli görüsler bulunmaktadir. Mevlânâ Hatifî. Vezir-i Azam Ali Pasa ile Murad Pasa.hemen taarruza geçilmesi hakkindaki israrlarini dinlemeyerek büyük bir firsati kaçirmis oldu. Bununla beraber dogruya en yakin olan görüse göre 27 Zilhicce 804 (28 Temmuz 1402) tarihinde yapilmistir. elinde balta ile hücum edenleri orada hemen yere seriyordu. savaslarda süratli hareket etmesinden dolayi. Bu büyük güce karsilik Osmanli ordusunun mevcudu ise yetmis bin civarinda idi. Fakat bulundugu yerde kalmasinin uygun olmadigini anlayarak daha gerideki Çataltepe'ye çekildi. Maiyetinde iki üç bin yaya ve atli kuvveti kalmisti. Fakat sayisiz çenberle çevrilmis oldugundan her muhasara hattini zorlukla geçiyordu. Timur'a esir düstü (28 Temmuz 1402). Timur'un ordusunun daha kalabalik oldugunda (160 bin) birlesmektedirler. Yeni bir ata binmesine meydan verilmeden yakalandi. bunu kabul etmedi. Bu esnada ihtiyat kuvvetlerinin basinda bulunan Çelebi Mehmed de maiyetinde bulunan bin kadar adam ile sancak merkezi olan Amasya'ya dogru gitmisti. Bâyezid'in kaçtigi haberi alininca takibi için büyük bir kuvvet gönderildi. Her iki ordunun mevcudu hakkinda kaynaklar farkli bilgiler vermekte iseler de. Yeniçeri Agasi Hasan Aga ve Karesi subasisi Inebeye. Bir ara az bir kuvvetle ilk muhasara hattini yarip firlamaga muvaffak oldu. Bâyezid. Böylece Bâyezid. Bu kuvvetlere karsi yetmis bin kisilik Timur kuvvetleri merkezden hücum ediyordu. Ankara yakinindaki Çubuk Ovasi'nda yapilan savasin baslangicinda Osmanlilar üstün bir duruma gelmislerdi. Bâyezid. mertçe bir muharebe olmasini istiyordu. Bütün bunlara karsi Yildirim Bâyezid yerinde duruyor ve Minnet Bey'in kaçma teklifini red ederek serefle ölmeyi tercih ettigini söylüyordu. Böylece kaderin. harbin Osmanlilar tarafindan kayb edilmesine sebep oldu. Böyle bir anlayis ve bekleme. aleyhine örülen agin içine düserek esir alinmis oldu. Harbin kayb edildigini gören Yildirim Bâyezid. Böylece Yildirim'in basina bir sey gelse bile devleti yeniden kurmak ve toparlamak için bir sehzade kurtulmus olacakti. Bu tehlikeli hal üzerine Bayezid'e geri çekilmesi tavsiye edildiyse de o. Ankara Muharebesi diye meshur olan ve Anadolu'daki Osmanli hâkimiyeti ile Istanbul'un fethini yarim asir geciktiren bu savasin. bu durumdan kurtulabilmek ve Timur'un kat kat olan saflarini yarmak için ortaligin kararmasini bekliyordu. büyük sehzade Süleyman Çelebi'yi alip kaçirmalarini emr eder.

Henri'ye bildirmek üzere mektuplar yollamis ve kendilerinin Nigbolu Muharebesinde yenemedikleri Osmanli hükümdarini yenip esir aldigini bildirmistir. Ankara galibiyeti ile Anadolu'yu harabeye çevirecek olan Timur. Isin önemli noktalarindan biri de Fransa kralinin mektubunu getiren F. kendi üzerine dogru yildirim gibi bir fedainin geldigini görünce ürkmüs ve fena halde korkmustu. Çok mesrur olduk. Emir Cihan Sah. Ve mulûkî mektuplari getirdi. Ed'iye (dualar) tebliginden sonra siz emir-i kebirin re'y-i âlilerine arz olunur ki. Dört bir taraftan kemendler atilarak Yildirim'i attan düsürdüler. Bu fedai Yildirim Han'in kendisidir. gafil olma bu firsat bir daha ele geçmez. Yaya kalinca etrafini sardilar. Su dahi beyan olunur ki. Yildirim Han hançerle bir çok kisiyi hâk-i helâke serdi (öldürdü). Sari ile Ingiltere krali IV. önüne geleni yere düsürüp Timur'un önüne kadar varmis." deyince Timur hemen kemandazlarina "Sakin Yildirim'a bir zarar getirmeyiniz. öyle bir siddetle hücum eylemis ki. oradan Kütahya'ya gelir. Bursa üzerine hareket eden Mehmed Mirza'nin maiyetinde amcasinin oglu Ebu Bekir Mirza. O esnada Timur'un yaninda bulunan Germiyanoglu. "bizim ve sizin düsmanlarimizi müzmahil eyledim" gibi bir ifade ile âdeta Osmanlilari ortadan kaldirmak için bati ile is birligi yapmis ve belki de onlarin tesviki ile Anadolu'ya gelmis görünmektedir. Bursa'ya kadar olan yerleri yagmalayan bu 30 bin kisilik birlik. Bundan sonra sultaniye sehrinin murahassasi F. silahini da teslim etmedi. Nitekim sözü edilen mektupta Timur söyle demektedir: "Bu muhibbinin. Farsça metni elimizde bulunan mektuba göre Timur. Fransiskos adindaki papaza Timur'un çok iyi davranmis olmasidir. Simdi siz emir-i kebirden rica ederim ki. Ferrari Fransiskos adindaki vaiz rahib tarafimiza geldi. sag olarak ele geçiriniz" diye emir vermisti. Nihayet birçok kisi etrafini sarip onu yakaladilar. daima nâme-i humayunlarinizin irsal kilinup bize haber-i selamet ve afiyetiniz ilâm oluna." Timur. Timur. bu galibiyetini Fransa krali VI.. kendisine "Han'im."Bâyezid Han. Fransa kralina devamli iyi dualarda bulundugunu ifade eden Timur. Cevanî'yi huzurunuza gönderdim. Burayi begendigi için bir ay kadar burada kalir. leskerenbuh ile gidüp yaver-i bari-i Teala ile bizim ve sizin düsmanlarimizi müzmahil eyledim. Ve siz emir-i kebirin iyi adini ve azamet-i sanini bize bildirdi. Yildirim teslim olmadi. henüz Bursa'ya ulasamadan Süleyman Çelebi kizkardesi Fatma ile küçük kardesi Kasim Çelebi'yi yanina . Her ne ki vaki oldu ise arz ve takrir eder. Ankara önünde sekiz gün kalan Timur. muharebeden sonra Osmanli kuvvetlerini takib için asker sevk ettigi gibi Osmanli sehzadesi Süleyman Çelebi'yi yakalamak üzere de torunu Mehmed Mirza'yi otuz bin kisilik bir kuvvetle Bursa üzerine göndermisti. yüz bin selam ve hayirhahligini dünyalar kadar çok hulusunu Fransa krali kabul buyursun. Fransa kralindan büyük bir övgü ile bahs etmekte ve müsterek düsman olarak kabul ettigi Osmanli Devletini perisan ettigini bildirmektedir. Bununla beraber onu kullanamayacak sekilde her taraftan tutmuslardi.. Emir Seyh Nureddin ve Emir Süyüncük bulunuyordu.

adalar. Buna karsilik Timur kendisine baglilik alâmeti olarak tac ve hil'at göndermisti. Çelebi Mehmed'e Amasya ve çevresini. bu sürekli zaferlerinden dolayi Abbasî halifesi tarafindan "Sultan-i Iklim-i Rûm" ünvani tevcih edilen Yildirim Bâyezid. Selçuklular zamaninda Mogollar tarafindan Anadolu'ya getirilip yerlestirilen Kara Tatarlari da yaninda götürmüstü. Bu vesile ile ileride meydana gelecek olan ve Osmanli tarihinde "Fetret devri" diye anilacak kardesler arasindaki taht mücadelelerine zemin hazirlamis oldu. bir kismi da sahile dogru firara baslamisti. Bu soygun ve tahribattan sonra tamamen ahsab mimariye dayali olan Bursa atese verilir. Bâyezid'in zevcesi (Sirp kralinin kiz kardesi) ile iki kizi da galiplerin eline düstü. Anadolu'da eski beylikleri ihya edip kurduktan ve Osmanli Devleti'ni dagittiktan sonra memleketine döndü. Mentese ve Hamid ogullari'nin beyliklerini tekrar kendilerine iade eder. Böylece o. Timur'un kuvvetleri. Germiyan. Bunlar. Bunlar. Isa Çelebi'ye de Bursa ve havalisini vererek yüksek hâkimiyeti altinda Osmanli Devleti'ni üç parçaya böldü. Kütahya'da bulunan Timur'a götürülüp takdim edildi. Seyyid Semseddin Muhammed Buharî ve Semseddin Muhammed Fenarî gibi Bursa'nin önemli sahsiyetleri de bu esirler arasinda bulunuyorlardi. Emir Seyh Nureddin. Nigbolu'da Haçli ordularina kesin cevabi veren. bazan da Rumeli'de ismine yarasir bir sekilde firtina gibi esip simsek gibi çakarak Osmanli Devleti'nin lehinde olacak sekilde bütün Türk beyliklerini tasfiye eden.alarak kaçmaya muvaffak olmustu. Bâyezid'in oglu Süleyman Çelebi'ye mektup yazarak kendisine tabi olmasini bildirmisti. Bursa halkinin bir kismi Uludag'a çekilmis. Timur'un yüksek hâkimiyeti altinda dedelerinden kalan yerlere tekrar sahip olurlar. Böylece Bursa tamamen yanar. Süleyman Çelebi'nin kaçirmaya muvaffak olamadigi bütün Osmanli hazinesini ele geçirmisti. Timur. Kaçmaya çalisanlarin çogu esir edildi. Bütün bunlar. Semseddin Cezerî. Bursa'da esir alinanlar arasinda idi. Timur'un eline düstükten sonra onunla . YILDIRIM BÂYEZID'IN ÖLÜMÜ Bazan Anadolu'da. Anadolu'da sekiz ay kadar kalan Timur. Bu arada daha önce Sehzade Mustafa'ya nisanlanmis bulunan Ahmed Celayirî'nin kizi. memleketlerini almis oldugu Karaman. Bursa'nin çevresi de bu talihsizlikten nasibini alir. Bunca senelik seferlerin sonunda toplanan bu zengin hazine ile sarayin kiymetli esyasi Timur'un veziri Serafeddin Ali ile Müstevfî Seyfeddin Tunî tarafindan defter yapilip kayd edildi. Bizans'i muhasara ve tehdid eyleyen. Giderken. Bursa'yi elde edince yagmaya baslar ve mal için Bursa halkina her türlü zulüm ve iskenceyi reva görür. Saruhan. Bunun üzerine o da Seyh Ramazan ismindeki elçisi vasitasiyle bu teklifi kabul ettigini bildirmisti. Dogu Roma tahtinin mukadderatini Müslüman Türk menfaatleri adina istedigi gibi tasarruf eden. Aydin. Kütahya'da bulundugu sirada etrafi vurdurup kendi emniyetini sagladiktan sonra Bâyezid'in. birçok sehri yakip yagmalattirdiktan sonra Rumeli. halka bir sey birakmayacak derecede onlari soyarlar. Bizans imparatoru ve Memlûk sultanini nüfuzu altina aldi. Süleyman Çelebi'ye Trakya'yi. Timur.

Egridir'in zapti esnasinda hastalanmisti. onu Aksehir'e göndermisti. nefes darligi ve hunnaktan ölmüstür. Mizac itibariyle sert. Yildirim'in tabutunu ve Musa Çelebi'yi Germiyanoglu Yakub Bey'e teslim ederek Bursa'ya gönderdi. dönüsünde henüz Osmanlilara bagli bulunan Uluborlu ve Egridir kalelerini zapt ettirdi. Bunun üzerine Timur. ne de cülûs tarihleri ve halifelik müddetlerine vâkiftirlar. Hükümdarligi 14 sene kadar devam etmistir. Zaman zaman Timur'la yapilan sohbetlerde Timur'un kendisini serbest birakacagina ve tekrar Osmanli Devleti'nin basina geçecegine dair söyledigi sözlere de inanmayan Yildirim Bâyezid'in. Onbes gün gibi kisa bir zamanda Izmir'i zapt eden Timur. Bunlar ne saltanatin sanina layik gönüller begenen tabirleri bilirler. Musa Çelebi'ye de babasinin mülkünde hükümdarlik için kemer. Gerçekten onun hastaliklarina esaret zilleti ve keder de eklenince kisa bir süre içinde vefat etmistir. Sirp . Bâyezid. Ölümü müteakip cesedi tahnit edilerek Aksehir'de Mahmud Hayranî türbesine konulmustur. maglubiyet ve esarete tahammül edemedi. Hoca Saadeddin ve Solakzâde gibi kaynaklar ile Timur'un tarihçisi Serafeddin Ali Yezdî ve Nizameddin Samî kesin olarak intihardan bahs etmezler. Solakzâde (Tarih. keder ve üzüntüden gelen bu hastaligina çare bulunamadi. onun vefati üzerine yaninda bulunan ailesine taziyetlerini bildirerek ihsanlarda bulunmustu. Tedavisi için de meshur tabiplerinden Izzeddin Mesud Sirazî ile Celaleddin Arabî'yi göndermisti. Semerkand'a dönerken cesedi oglu Musa Çelebi'ye teslim ederek hükümdarlara yarasir bir merasimle defn edilmesini istemis. Bunun için 14 Saban 805 (9 Mart 14. Timur. cevval. tarih yazmaya ölçümlenip pek çok farkli kaviller irad etmislerdir. Zira çagdasi ve Yildirim'i yakindan taniyan tarihçi Ibn Arabsah ile Osmanli tarihçilerinden Enverî. murassa kiliç ve yüz at vermistir. Sükrüllah.birlikte Bati Anadolu seferlerinde hazir bulunuyordu. I. cesur. Yildirim Bâyezid'in na'sinin Bursa'da kendisinin insa ettirdigi Cami yanina defnini vasiyet ettigini söylemeleri üzerine Timur. cahil olduklari için hakiki sebepleri bilmediklerini söyleyerek bu zehir meselesine söyle temas eder: "Buldugunu yazan ve tarihi zapt etme yolundan azan bazi ozanlar. Öldügü zaman kirk iki yaslarinda oldugu bildirilen Yildirim'in zehir kullanmak suretiyle intihar ettigine dair bilgiler varsa da bunlar gerçegi yansitmamaktadirlar. mert. Timur. Tarihlerde. hirçin ve inatçi olan Yildirim Bâyezid. magrur ve zaferden zafere kosmaya alismis bir hükümdar olan Yildirim. Bunlara göre o. ayni zamanda dindar bir kimseydi. Yildirim Han'in tedavisine memur edilen doktorlarin bütün çabalarina ragmen. dobra dobra konusan bir kimse olarak zikr edilen Yildirim Bâyezid. cevval. Karamanî Mehmed Pasa. Padisahlarin ölümlerinin sebepleri beyaninda da nice lâyik olmayan sözler yazip ser'ce cevaz verilmeyen meseleleri o yüce padisahlara isnad edip zehir içti veyahut Timur'un hekimleri zehirlediler diye buhtan ve iftira etmislerdir" der. azim ve irade sahibi. cengaver ve bir zamanlar firtina gibi esmis olan bu esirini gittigi her yere kendisiyle birlikte götürüyordu. izzet-i nefis sahibi.03) Persembe günü ruhunu teslim edip intikal-i dâr-i beka eyledi. 122) gerçekleri bilmeyen bazi kimselerin tarih yazmaya basladiklarini.

Nitekim Hoca Saadeddin Efendi'nin ifadesine göre (Tâcu't-Tevârih. seriata aykiriliktan. çalgi ve bunun gibi aldatici Albizin (seytan) kuruntusundan gelen ne ki varsa hepsini birakti. gerek politika ve cemiyet gidisatinda hayli gedikler açti. Azli gerekeni azl etti. memlekette meydana gelen ahlâkî çöküntü. kendine uydurdugu arkadaslari ile gerek devletin adalet ve insaf töresine. sadece içkiyi terk etmekle kalmaz. Kimden. onun Bursa Ulu Camii'nin insasi esnasinda bir hatirasini bize nakl ederler. zamanla kadilarin bile rüsvetle is görmesine sebep olmustu. Emir Sultan'in bu nasihati derhal tesirini gösterecek ve sultan bundan böyle içki içmeyecegine söz vererek eski hatalari için de tevbe eder. bu güzel binanin Hz. Bunun üzerine Emir Sultan: "Padisahim. Konusma esnasinda padisah. tarihî kaynaklardan anlasilmaktadir.prensesi ile evlendikten sonra. Onlarin kiyiciliklarindan sorusturdu. Emir Sultan diye söhret bulan Semseddin Muhammed Buharî ile birlikte caminin binasini kontrol etmeye gelir. Onlarin terbiyesini verdi. Kadilari topladi. alaninin genisligi ve çatisinin yüksekliginin tam bir ölçü ve olgunlukta oldugunu söyledikten sonra söyle der: "Pek güzel olmus. lakin civarinda dört köseye de birer meyhane yapilsaydi" deyince Sultan Bâyezid: "Cami-i Serif. insanlarin can ve mali üzerinde genis bir tasarruf yetkisine sahip olan ve günümüz ifadesiyle yargiç denen kadilarin. adalete göre hükm etmemeleri yüzünden Sultan Bâyezid tarafindan yakilmak suretiyle cezalandirilmalarinin istenmesi hadisesidir. Nitekim Sükrüllah (Behcetu't-Tevârih. yurtlarini senlendirmekle ugrasir oldular. kötü ve süpheli islerden çekinmeyi ve Tanri'dan korkmayi kamudan ileri tuttu. ayni zamanda bütün islerin. Bu sefahat ve isret hayati zamanla saray muhitinden disari tasarak kütleye de sirayet etmekte gecikmez. Emir Hazretleri de yapinin saglamligi. güzelligi. 57) gerek adalet anlayisi. O zamanin bilginleri ve seyhleri onun arkadasligi ile yücelirlerdi. gerçekte Allah'in evi mü'minin kalbidir. Gerçekten onun. Niçin kalbinizi içki ve münkeratla dolduruyorsunuz?" diyerek tarihî bir nasihatta bulunmus olur. Biraz önce de temas edildigi gibi o. Buna göre Bursa'daki Ulu Cami insa edildigi zaman Bâyezid. gerekse bu içki meselesine temasla söyle der: "Yeniden adalet gösterdi. Gerçeklesmeyen ama düsünülen bu hadise bize. Osmaneli her ne kadar senlik idiyse de on kat daha senlendi. 139-140) Osmanli tarihinde "kadiyân-i fi'n-nâr" diye tarihlere geçen hadise. is güçleri ile. Emir'in hosuna gidip gitmedigini sorar. I. ülkeler alanin yüksek adalet ve sefkatini isitince ekim biçimleri. Gazi sultan. Bu sebepledir ki. seriata aykiri nesne almislarsa ödenmesini buyurdu. Vezir-i Azam Ali Pasa'nin da tesvikiyle içkiye baslar. Bâyezid'in adalet anlayisina ne kadar önem verdigini gösterdigi gibi. Beglerle sultanlarin görenegi olan seriata aykiri eglence. rüsvetten özge nesne bulmadi. bir daha içki âlemlerine katilmayacagini belirterek söz verdigi. Ali Pasa'nin igva ve tesiri ile sadece kendi sahsi ile ilgili yaptigi bazi islerden ve içkiden tamamen tevbe ettigi." Kaynaklar. Özellikle ikbal ve mevki hirsi iliklerine kadar islemis olan Vezir-i Azam Ali Pasa. Halk. Taaddiden. Allah'in . onun ne kadar dindar bir kimse oldugunu da göstermektedir. Allah'in evidir. Civarinda meyhanenin ne isi var?" der.

aceleci ve her seyden nem kapan bir hükümdardi. Bu hükümdar. çagdasi olan diger Islâm hükümdarlarinin cihad ve gazayi birakmalarindan dolayi onlara kizdigini da yazarlar. bunu göstermektedir. sahsen pek cesur oldugundan en büyük tehlikelere atilmaktan çekinmezdi. zamanindaki hükümdarlarin çogundan daha üstün olan Bâyezid'in isret ve sefahat yüzünden fikrî ve bedenî kabiliyetlerini kayb ederek inhitata ugradigini ve bu sebeple tac ve tahtini kayb ettigini yazarlar. Keza bunlar. memleketin imar edilmesini. Ancak Ankara maglubiyeti ile Anadolu'daki birlik bozularak bölge tekrar tefrika içine sokulmustu. ANKARA SAVASI'NIN SONUÇLARI Ankara Muharebesi'ndeki maglubiyet. azim ve irade sahibi. Zamaninda yasamis olan Misir ve Suriye tarihçileri. Bu ifadelerde büyük bir mübalaga oldugu anlasilmaktadir. Bâyezid'in ne kadar âdil. hayir tesislerinin insa edilip halka hizmetin saglanmasini ister. Anadolu Selçuklu sultanlarinin gerçek halefi oldugunu isbatlamisti. mütemadiyen harp ve devlet islerini tedvir ile mesgul olan hükümdarin isret ve sefahata ne kadar zaman ayirabilecegini düsünecek olursak mesele daha bir kolaylikla anlasilmis olur. padisahin özellikle Nigbolu zaferinden sonra kendisini zevk ve eglenceye kaptirdigini zikr ederler. Bâyezid. hak perest ve tebeasini seven bir hükümdar oldugu hakkinda tabip Ibnu's-Sagir'den naklen Misir tarihçilerine geçen malumat dikkat çekicidir. Muasiri olan hükümdarlara karsi ise magrur oldugu gibi.rizasina uygun bir sekilde görülmesini. Bununla beraber âlim ve seyhlere karsi mütevazi ve hürmetkârdi. Yildirim Bâyezid'in Müslüman hükümdarlarin kendi tebealarindan kanunsuz vergi almalarina tahammül edemedigini ve bu yüzden onlara kizdigini da açikça belirtirler. Bundan baska onun. Zira bu savasin . her gün herkesin belli zamanda kendisini uzaktan bile görebilecegi genis bir yere gelir ve her taraftan gelen tebeasinin sikâyet ve arzularini birer birer dinler. Bâyezid'in Islâm hükümdarlarinin en hayirlisi ve en büyügü oldugunu zikr ederler. Bizans tarihçileri. Böylece Bâyezid. bazan bir kaç defa at kosturan. Bizzat kendisi bu neviden faaliyetlere ön ayak olarak her sahada halkina örnek olur. Buna göre o. Osmanli tarihi için oldugu kadar Anadolu'daki Türk tarihi için de büyuk bir felaket oldu. Nitekim Bursa kadisi olan Semseddin Muhammed Fenarî'nin mahkemede sahidlik yapmak üzere gelen padisahin. bir asirdan beri anarsi ve mücadelelerle çalkalanan Anadolu'ya bir vahdet getirerek buradaki insanlara siyasî bir birlik kazandirmis ve onlari bir bayrak altinda toplamaya muvaffak olmustu. O. cemaatla namaz kilmayi terk ettigi için sehadetini sahih saymayarak kabul etmemesi. idaresinde bulunan memleketlerde adalet ve asayis tesis etmisti. mütehevvir. Zira her sene Anadolu'nun bir ucundan Rumeli'nin öteki ucuna kadar. Zaten hareket ve davranislari da bunu ortaya koyar. dogruluk ve adaletten sapilmamasini. Tebeasinin maruz kaldiklari zulümleri derhal izale ederdi. Bu sebepledir ki son asir Avrupa müellifleri.

Rumeli'deki Osmanli idaresinin komsu Hiristiyan devletlerden daha âdil oldugunu gösteren en açik delillerden biridir. Gerçekten Ankara'da ugranilan hezimet. bölgedeki Islâmî hareketin zayiflamasina sebep oldu. Anadolu insaninin hafizasinda silinmeyerek hâlâ canliligini muhafaza etmektedir. Böylece Anadolu birligini de parçalayarak Osmanli Devleti'nin büyük mücadeleler sonucunda kurmaya muvaffak oldugu bu birligi ortadan kaldirarak. kiliselerinin birlesmemesine baglamislardir. Bu anlayisla. Timur. onlarin dinî ve vicdanî akidelerine karsi saygi gösteriyorlardi. bagli bulundugu dinin geregi olarak gayr-i müslim tebeasina karsi âdilâne bir idare ve siyaset takip ediyordu ki. Osmanli Devleti. Bundan baska Osmanlilar. Bu durum.verdigi zafer sarhoslugu ile Timur. Anadolu beyliklerini yeniden canlandirarak Osmanlilar da dahil olmak üzere hepsini kendine bagladi. bir kasirga gibi eserek bütün bir Anadolu'yu yakip yikmisti. tebeasi arasinda adalet ve âhengi temin etmek ve onlarin dinî islerine karismamak suretiyle bu güveni saglamis oldu. Onun bu zulümleri. Osmanli Devleti'ni üçe bölen Timur. bu hareketi ile Yildirim Bâyezid'in çocuklari arasinda taht kavgalarinin baslamasina sebep olmustu. Murad'in devri baslarindaki sinirlarina çekilmisti. Böylece Islâm topraklarinin ortasinda bir ada gibi duran Hiristiyan Istanbul'un fethi ve Anadolu birliginin yeniden kurulmasi yarim asir gecikmis oldu. Bazi yabanci kaynaklar. Bunun içindir ki Rumeli'deki Ortodoks tebea huzur içinde yasiyordu. bütünlügünü koruyarak Osmanli Devleti'nin agirlik merkezi durumuna yükseldi. Halbuki Osmanli idaresi. Buna karsilik Timur'un tesir sahasindan uzakta kalan Rumeli. Osmanli idaresine bagli kalmislardi. Balkanlardaki Hiristiyan Ortodoks mezhebine mensub mutaassib halkin Katoliklere karsi âdeta müdafaasini üstlenmislerdi. bu da. Bu sebeple onlarin bu akidelerine kimsenin müdahale etmesine de izin vermiyorlardi. Osmanli Devleti'nin Anadolu'daki sinirlan ise hemen hemen Sultan I. Osmanli Devleti'nin. Balkanlar'daki Hiristiyan tebea üzerinde kötü denebilecek hiç bir tesir yapmamisti. Hiristiyan Balkan halklari. . o firtinali ve tehlikeli havada Rumeli'nin hadisesiz olarak elinde kalmasina sebep olmustu. Bu arada çocuklar dahil olmak üzere binlerce kisiyi esir alip hunharca katl etmekten de çekinmemisti. Timur'un darbesini yeyip parçalandigi ve sehzadeler arasinda taht kavgalari basladigi halde Balkan devletlerinin Osmanlilar'a karsi birlesememelerini.

Anadolu'da Osmanlilara karsi koyabilecek bir güç meydana getirmek için böyle yapmisti. Mehmed. Ayrica o. Murad Pasa. . Mustafa ve Kasim adlarinda alti erkek çocuga sahipti. Timur. Geriye kalan Osmanli ülkesini de Bâyezid'in dört oglu arasinda paylastirmisti Edirne'de bulunan Emir Süleyman'a Rumeli'deki yerleri verip kendisine tabi oldugunu ifade eden hükümdarlik alâmeti olarak kemer. Mehmet Çelebi Amasya'ya çekilmis. Musa. kardeslerin saltanat mücadelisi verdikleri ve 1413 yilina kadar devam eden karisikliklar dönemi diyebilecegimiz "Fetret Devri". muharebe meydanini terk ettikten sonra Balikesir taraflarinda saklanmis. Musa ve Mustafa ise babalari ile birlikte esir düsmüslerdi. Yeniçeri agasi Hasan Aga ve Subasi Eyne Bey ile birlikte yanindaki kuvvetlerle Bursa'ya gelmis. Asil gayesi. uyguladigi siyasetin meyvelerini verdigini gördükten sonra Doguya dönüp Çin seferine çikarken arkasinda biraktigi Anadolu'nun politik yapisi Sultan I. Yildirim Bâyezid tarafindan kurulmaya çalisilan Anadolu birligini de parçalamak istiyordu. Isa Çelebi. buradan da küçük sehzade Kasim'i alarak büyük zorluklarla Rumeli'ye geçebilmisti. Karamanoglu Mehmed Bey. Yildirim Bâyezid. Murad'in hükümdarligi sonundaki durumu andiriyordu. Antalya ve Alaiyye gibi kentler bulunan büyük bir devletin basina getirilmisti. güçlü bir Osmanli Devleti yerine. Mehmed Çelebi Amasya'da. Ankara Savasi'ndan sonra Anadolu'da sekiz ay kadar kalan Timur. muharebenin kayb edildigini görünce babasinin emri üzerine Vezir-i Azam Çandarlizâde Ali Pasa. kendisine bagli ve onun yüksek hâkimiyetini taniyan parçalanmis birkaç Osmanli Beyligi meydana getirmek olan Timur.FETRET DEVRI Osmanli tarihinde. Timur'un uyguladigi bir siyasetin sonucu olarak ortaya çikmistir. baslangiçta bu gayesine ulasmis görünmekteydi. Bu sebeple Anadolu beylerine ait yerleri Osmanlilardan atip tekrar eski sahiplerine verdi. Anadolu'nun üçte birini kaplayan ve içlerinde Hamidogullari ve Germiyanogullari'nin topraklarinin dogu bölgeleri ile Kayseri. Bâyezid'in ele geçirdigi topraklari geri almisti. Mehmet Bey. Timur. Ankara Savasi'nda Timur'a esir düstügü zaman en büyükleri Süleyman olmak üzere Isa. külah ve hil'at göndermistir. Bunlardan besi babalari ile birlikte Ankara Savasi'na katilmislardi. Böylece Sultan Murad'in Ankara'dan Akdeniz'e açtigi Osmanli koridoru kapanmis oluyordu. Diger sehzadelerden Isa Çelebi Balikesir ve Bursa'da. Süleyman Çelebi. Isparta. Musa Çelebi ise Isa'yi Bursa'dan çekilmeye mecbur ederek Bursa'da Timur'un al damgasiyla hükümdar olmuslardi. Osmanlilar da dahil olmak üzere bütün beyliklerin emiri olarak ilân edilmisti. Kasim ise çok küçük oldugundan Bursa'da kalmisti.

ölümünden kisa bir müddet sonra devletinin ortadan kalkmasi. Babasi Yildirim Bâyezid ile birlikte . fakat Timur'un Musa Çelebi'yi tutmasi yüzünden bundan vaz geçmisti. Ankara hezimeti ile bassiz duruma düsen Osmanli Devleti'nin Rumeli'deki topraklari Hiristiyan devletlerle çevrili olmasina ragmen bu devletin yikilip ortadan kalkmayisi. Timur henüz sahnede iken ortaya çikmisti. SEHZADELERIN HAKIMIYET MÜCADELESI Ankara bozgunu. Gerçekten de hiç bir devletin idare tarzi. yeni bir Haçli Seferi düzenledikleri takdirde Osmanlilar'i Avrupa'dan atabileceklerini düsünür olmuslardi. onun sadece tedhise dayali bir devlet kurdugunu göstermektedir. Müslüman Türkler. Irak. Azerbaycan. onun ne kadar saglam temeller ve müesseseler üzerine kuruldugunu göstermektedir. fetihlerin durmasina. Balkan halklari bu gerçegi çok aci tecrübeler sonunda anlamislardi. Iran.Timur'un. on bir sene süren ve tarihlerde Osmanli Devleti'nin parçalanmasindan dolayi "Saltanatta Ara" denilen ve kanli hadiselerle dolu bir devrin açilmasina. Bu da Bursa'yi elde etme yüzünden olmustu. yüz sene zarfinda Anadolu'nun hemen hemen tamamina yakin bir kismi ile Rumeli'nin Tuna boylarina kadar en mühim yerlerini zapt eden Osmanli Devleti için büyük bir felaket olmustu. Suriye ve Ege Denizine kadar genis topraklar üzerinde fetihlerde bulunmus olan Timur'un. Osmanlilarin idaresi kadar iyi olamazdi. onlarin dinî inançlarina kimseyi karistirmamakla din ve vicdan hürriyetine sayginin en güzel örneklerini vermislerdi. buralarda yasayan Hiristiyan halka gösterdikleri âdilâne muameleden kaynaklanmaktadir. Osmanlilarin. Osmanli sehzadeleri arasindaki çekisme. ailesinin Bursa'daki topraklarini istemeye kalkismis. Nitekim Mehmet Çelebi. Ankara Savasi ve bunun sonucunda bir daha kalkinamamasi plâni ile Osmanli Devleti'nin parçalanmasi bu devlet için mühim ve büyük bir darbe olmakla birlikte çeyrek asirda kendisini sür'atle toplamaya muvaffak olmasi bu devletin teskilât ve müesseselerinin saglamligini göstermektedir. Hatta bazi Avrupalilar. Istanbul Imparatoru'nun türlü entrikalarla bu durumu körüklemesine sebep olmustu. Böyle tehlikeli bir dönemde Balkanlar'da. Osmanli Devleti'ne karsi ayrilma veya isyan etme seklinde bir hareketin görülmemesi. Anadolu'da uyguladigi bu parçalama politikasi sonucunda Osmanli ülkesi sehzadeler arasinda taksim edilmis. Öyle anlasiliyor ki. Katoliklerin baskisindan kurtarmak. Balkanlar'daki Ortodoks halki. Buna karsilik Hindistan.

"Sikke-i müstereke" adi ile anilan bu paranin Bursa'da hicrî 806 tarihinde basildigi anlasilmaktadir. kuvvetli bir ordunun basinda Isa Çelebi'yi Bursa üzerine gönderir. antlasma geregi olarak Isa Edirne'ye gönderildi. Amasya. en büyük sehzade olan Süleyman Çelebi (Emir Süleyman). maglub olarak önce Yalova'ya. Georg Brankoviç de güney Sirbistan'da gücünü yaymaya çalisiyordu. Köpekoglu. Bu esnada Sirbistan'da Lazar'in yerine geçen oglu Stefan (Istefan) hüküm sürüyordu. hükümdarligim ilân etmesine ragmen. Timur'un destek ve yakinligini kazanarak. Amasya'da bulunan sehzade Mehmed. Böylece Emir Süleyman. bu iki Sirp prensin çatismalarindan istifade etmeyi basardi. O. Tokat. Niksar ve Sivas taraflarinda bulunan yerli beylerden Kara Devletsah Kubadoglu. Edirne'de Hiristiyan unsurlarin destegiyle güvenlik içindeydi. Fakat bu son tesebbüsünde de muvaffak olamayinca Karaman iline siginmak ister. Emir Süleyman. Bizans'in daha önce Osmanlilara ödemek zorunda oldugu vergi de kaldirildi. Edirne'de bulunan Emir Süleyman'in. Mehmet Çelebi. Bu mücadeleden basarili çikan Musa Çelebi. Saruhanoglu Hizirsah Bey ve Menteseoglu Ilyas Beylerle Mehmed Çelebi üzerine varip onunla savasmak istemisti. oradan da Istanbul'a gitti. Fakat. Gözleroglu. bir ihtiyat tedbiri olarak Timur'un adinin da bulundugu para bastirarak zekice bir siyaset takip etmistir. Timur'un Anadolu'yu terk etmesinden sonra kuvvetlenen Isa Çelebi. Mora. Bursa'yi atese verip yaktiktan sonra. Yildirim Bâyezid'in meshur komutanlarindan olup Mehmed Çelebi'nin maiyetine giren Subasi Eyne Bey ile Isa Çelebi'nin yaninda yer alan Sari Timurtas Pasa maktul düsmüslerdi. daha sonra Germiyanoglu Yakub Bey'in yaninda bulunan babasinin cesedini getirterek camiinin yanina gömdürmüstür. Kastamonu'da bulunan Isfendiyar Bey'in yanina çekilir. Muhtemelen oradan da Karamanoglu'nun yanina gitmisti. Imparator'dan Isa'yi istemesi üzerine. Bursa'ya hâkim olur. Mehmed Çelebi'ye bagli kalan Bursa'lilarin mukavemeti üzerine muvaffak olamayan Isa Çelebi. Anadolu'daki bu mücadeleler devam ederken. Bursa ve Karesi bölgesine hâkim olan kardesi Isa Çelebi ile çatismaya girer. eski payitaht olan Bursa'yi tekrar ele geçirir. babasinin Anadolu topraklarini ele geçirmek ve kardeslerini ortadan kaldirarak Osmanli Devleti'ni yeniden eski durumuna getirmek istiyordu.Timur'a esir düsen ve onun yaninda bulunan Musa Çelebi. Marmara ve Karadeniz'de Istanbul'a en yakin kiyi kasabalari verilmek suretiyle Bizans'tan para ve askerî yardim saglandi. Maglup olan Musa Çelebi ise Kütahya'daki dayisi Germiyanoglu'nun yaninda kalmaya mecbur olur. Bu gayesini gerçeklestirebilmek için Selanik. Canik. Makedonya'nin bir bölümü. Savasi müteakip Bursa'ya giren Mehmed Çelebi. Subasi Eyne Bey'in tavsiyesi ile Bursa taraflarinda bulunan biraderi Isa Çelebi'ye müracaatla Anadolu'yu aralarinda taksim etme teklifinde bulundu ise de Isa Çelebi'nin kendisinin büyük kardes oldugunu söyleyip teklifi red etmesi üzerine Ulubat'ta baslayan muharebede (1404) Isa Çelebi. Fakat bu . Kendisine en büyük rakip olarak Mehmed Çelebi'yi gören Emir Süleyman. Trakya kiyilari. Onunla ittifak halinde bulunan Aydinoglu Cüneyd. Kadi Burhaneddin Ahmed'in damadi Mezid Bey'le miicadele edip o havaliyi tamamen kendi nüfuz ve hükmü altina almisti. Ulubat savasinda. kendi kardeslerine karsi yardim saglamak için agir bir bedel ödemis oluyordu.

Çelebi Mehmed'e olan bagliligini red ve inkâr ederek hükümranligini ilân eder. Gerçi Emir Süleyman'in giiçlenip kendi bagimsizligini tehdid etmesinden korkan Eflâk'in ve Sirp krali Stefan'in da destekleri saglanmisti. Musa Çelebi. sonra da Ankara'yi zapt etmisti. Gerçekten. Bununla beraber Emir Süleyman. Pravati ve köprü kalelerini de ele geçirmek suretiyle. karisiklik döneminde Osmanlilar'in Balkanlar'da kayb ettikleri topraklan geri alir. Ancak daha önce Musa Çelebi tarafindan Bizans'a gönderilen ve bilahare Manuel ile is birligi yapan Candaroglu Ibrahim Pasa'nin tavsiyesi ile hareket eden . Nitekim 1406 yilinda Yenisehir ovasinda kardesi Emir Süleyman ile savasmis. Böylece Emir Süleyman'in devleti. Ulahlar. Edirne üzerine yürür. Bu yüzden ordusu ile kardesinin üzerine varip önce Bursa. fakat maglub olarak tekrar Amasya'ya çekilmis ise de onu Rumeli'ye dönmek zorunda birakmak için çareler aramaya baslamisti. Venedikliler'in de yardim etmemeleri üzerine sehri teslim etmeye karar verir. devletin tamamini istiyordu. Musa Çelebi. Çagdas kaynaklarin ifadesine göre Musa Çelebi'nin tutumundan çekinen Manuel. yeni bir taktik deneyerek Karaman'da bulunan kardesi Musa Çelebi'yi kendisine bagli kalmak sartiyla Rumeli'ne göndermeye karar verir. böylece Bizans'i da cezalandirmaya çalisiyordu. Böylece Türkler. Sirplar ve Bulgarlar'dan olusan bir ordu toplamayi basaran Musa Çelebi. Böylece Mehmed ve Süleyman Çelebiler. Bu maksatla Karamanlilar'la Kirsehir'in Malya ovasinda bulunan Cemale kalesinde bulusan Mehmed Çelebi. gerçek bir hükümdar gibi davranmaya baslar. Anadolu'da dört yil kadar kalan Emir Süleyman'in. Istanbul'a kaçmak üzere yola çikan Emir Süleyman'in yakalanip öldürülmesi ve bütün timarli sipahiler gibi sancak beylerinin de kendisine bagliliklarini bildirmeleri üzerine Rumeli'deki Osmanli eyaletlerinin yegane hâkimi olarak Edirne'de tahta geçer. daha yetenekli ve enerjik Musa Çelebi'ye kalmisti. Saray protokol ve merasimlerinde eski Osmanli saray geleneklerini kurmaya yeniden tesis etmeye çalisir. Eflâk'ta prensin kizi ile evlendi. Bursa'da Murad Hüdavendigâr türbesi yanina gömülür. Istanbul'u karadan ve denizden kusatma altina alan Musa Çelebi. Bu esnada Emir Süleyman'in Rumeli'ye geçisi esnasinda Bizans'a biraktigi yerlerin çogunu geri alan Musa Çelebi. Onlarin da muvafakati üzerine Candar iline gelen Musa Çelebi. mücadeleden vaz geçme niyetinde degildi. devletin Anadolu ve Avrupa bölümlerinin hükümdarlari oldular.arzusunu gerçeklestiremeden Eskisehir yakinlarinda yakalanarak öldürülür. Candaroglu Isfendiyar Bey ve Eflak voyvodasi Mirçe ile de müzakerelerde bulunmustu. cesur. Cesedi. Sivrihisar yüzünden Karamanlilar'la arasinin açilmasini firsat bilen Mehmed Çelebi. Bu kayiplardan sonra Amasya'ya çekilmek zorunda kalan Mehmed Çelebi. faal bir kimse olan Musa Çelebi. gözü pek. Temmuz 1409'da Sinop'tan gemilerle Eflâk'a geçer. Musa Çelebi. Emir Süleyman'a yardim eden Sirp despotu Stephan Lazaroviç üzerine yürüyerek önemli bir maden sehri olan Novo Brodo'yu zapt eder. 1411 yilinda Silivri'ye gelmis ve Istanbul'u açlikla teslime zorlamak istemisti. Isa Çelebi'nin öldürülmesi üzerine onunla ittifak halinde bulunan ve yukarida adi geçen Ege beylikleri. Mehmed Çelebi'nin hükümdarligini tanimak zorunda kalirlar. Subat 1411 yilinda gerçeklesen hükümdarlik ilânindan sonra adina para bastiran Musa Çelebi.

MEHMED Osmanli sultanlari içinde "Mehmed" adini tasiyan ilk hükümdar olan Çelebi Sultan Mehmed'in gerek dogumu. Sofya'nin güneyinde bulunan Samakov kasabasi civarindaki Çamurlu sahrasindaki savasta ordusunun maglub olmasi üzerine yarali olarak Eflâk'a dogru kaçmak isterken yakalanip 10 Temmuz 1413'te öldürülür. Edirne. Dogu Balkanlar'da da eski sehir ve yerlesim bölgelerini tekrar elde etmis oldu. kardesi Musa Çelebi'yi de bertarafedip 1413 yilinda Edirne'de tek basina tahta geçip idareyi ele aldigi zaman Osmanli ülkesinde genel bir sevinç ve . sonralari sert bir tavir takinarak gerek beylerinin gerekse askerlerinin kendisine olan bagliligini kayb etmesi. Musa Çelebi'nin vefati üzerine Osmanli hanedaninin bölünmesi sona ermis oluyordu. "Nizâm-i âlem" için. Musa Çelebi'nin ölüm haberi. Çelebi Sultan Mehmed. Nasinin Bursa'ya gelmesi üzerine sehri muhasara eden Karamanoglu Mehmed Bey. önce Istanbul'a gelmis. Baslangiçta gayet halim selim görünen Musa Çelebi'nin. Onbir yil süren bu karisiklik döneminden sonra Osmanli Devleti. Güneydogu Avrupa'daki bütün stratejik noktalari. Sofya ve Üsküp'ü. Çelebi Mehmed'i Rumeli'ye geçirmek suretiyle Istanbul kusatmasini kaldirmak tesebbüsünde bulunur. Nitekim. Fakat sonunda Çelebi Mehmet duruma hâkim olup eski birligi saglayinca onu Nigbolu muhafizligina getirmek zorunda kalmistir. Aydin ilindeki mevkiini saglamlastirmak için bir dizi faaliyetlerde bulunmustu. O. sür'atle geri çekilmek zorunda kaldi. Aydinoglu Cüneyd Bey adini tasiyan bu zat.Manuel. yenilmesinde büyük bir rol oynamistir. Kardesler arasindaki mücadele esnasinda sik sik taraf degistirmekle dikkat çeken bir sahsiyet vardir. Süleyman Çelebi dönemi ve sehzadeler I. onu bölgesinden alip uzaklastirmak ihtiyacini duymustu. babasinin topraklarini yeniden toparlamaya gayret ediyordu. 1412 senesinin Ekim ayinda da Çatalca yakininda bulunan Incegiz'de Musa Çelebi ile savasa girmistir. Bunun sadece bir istisnasi vardi o da Çelebi Sultan Mehmed'e yardim karsiliginda Sirbistan'a birakilmis olan Nis'ti. Bununla beraber ona güvenemeyen Çeîebi Mehmet. büyük bir üzüntüye sebep olmustu. Gebze kadisi Fazlullah'i Manuel'e göndererek onunla anlasan Çelebi Mehmed. gerekse Yildirim Bâyezid'in kaçinci oglu oldugu hakkinda farkli görüsler bulunmaktadir.

Basinin etrafina kat kat sarilan bez. Osmanli tarihçilerinin deyimi ile o. hareketlerinin çabukluguna ve vekarina ait bütün övgülerin üstüne çikaran sey.memnuniyet havasi esmeye basladi. gür sakalli ve sik biyikli olmakla birlikte seklen zarifti. müttefiki olan Mehmed'in son ve korkunç rakibini yendigine dair aldigi haber üzerine basarilarini tebrik edip kutlamak ve antlasma sartlari ile kendisinin yapmis oldugu hizmetleri hatirlatmak üzere 816 (1413)'da elçiler gönderir. O. astar yerine baska bir renkle samur kaplanmis ve etrafina kürk dürülmüstü. kollan uzundu. dostlugunda sebati. güzelligi. kardesleri arasinda moral ve fizikî nitelikleri bakimindan en çok dikkat çekeni idi. mümtaz bir egitim görmenin bütün sonuçlarini ve ince düsünürlügün örneklerini göstermistir. Özellikle ordu. sonra saltanat kavgalari ile kani çekilen memleketi. yardimi sayesinde atalarimin ülkesini elde ettim. sulhün hamisi olan Allah'a karsi hareket etmis bulunacaktir. Bu hizmetinin hatirasi gönlümde daima sakli kalacaktir. Organlari birbirine mütenasib olarak uygundu. arslan güçlü idi. Hemen hemen bütün beden eksersizlerinde maharetli olusu. Uzun boylu. gönül yüceligi. Osmanli tarihçileri gibi. Onun hosuna gitmek için bütün firsatlari arayacagim. hem Türkler hem de Rumlar için iyilik severligi hakkinda belirtilen ortak sehadettir. Kartal bakisli. Alni açik." Gerçekten de Çelebi Sultan Mehmed. Sultan Mehmed'i davranislarina. Gözleri ve kaslari kara idi. Hepsini sulh ve selametle geri gönderdi. hiristiyanlara düsmanlik göstermemekle kalmamis. Ahaiya prensinin elçileri ile diger zevati kabul etti. Bunlarla birlikte bir sofrada yemek yiyerek hepsinin san ve söhretini oksayici sözler söyledi. birçok çikintilar teskil ederek sirmali külahinin ucundan baska yerini göstermezdi. düsünce çekiciligi ile hem beden gücü hem de huy güzelligini belirten Güresçi Çelebi ünvanini almisti. Kendisinden önceki hükümdarlarin kaftanlarina uygun bir sekilde biçilmis olan kaftanina. ben. împarator Manuel. Çünkü o. taahhüdlerine bagli kalarak Karadeniz ve Marmara Denizi'nde elinde bulunan kuleler ile Teselya kalelerinin imparatora verilmesini çabuklastirir. her seyden önce Timur'un istila ve yagmasiyla parçalanan. Atalarindan farkli bir sekilde basina tülbent sarardi. büyük bir cosku ile onu alkislamaktan geri kalmadi. Politikadan çok iyi anlayan Mehmed. Bizans tarihçileri tarafindan da adaleti. Teni pembeye yakin beyazlikta idi. Tatar Tufani'nin tehlikeye düsürdügü devlet gemisini kurtaran Nuh gibidir. Barisi hile ile bozmak isteyen kimse. Bunlara dedi ki: "Hükümdarlariniza deyin ki. gönül yüceligi. ayni zamanda onlara karsi dostça davranmistir. herkes ile baris ve sulh içinde kalmak istiyorum. Ulah ve Bulgar hükümdarlarinin. tedbirli. Makedonya despotunun. Halk tarafindan kendisine pehlivan lakabi takilmisti. gögsü genis. basiretli ve uyanik bir idareci dehasiyla avucunun içine alir almaz. Çok iyi yetismis. çenesi yuvarlak. ayni sekilde Sirp. Yanya dukasinin. hediyelerle sevindirip geri dönmelerine izin verdigi zaman onlara su sözleri söyledi: "Imparatora söyleyiniz ki. sefkati. Manuel'in elçilerini." Çelebi Sultan Mehmed. babasinin ve kardeslerinin .

Cüneyd Bey'in annesinin ricasi üzerine onu affetmis ise de kendisine Anadolu'da degil. sövalyeler tarafindan eski Izmir (Gavur Izmir) kalesinin yerinde yaptirilmakta olan kaleyi de bütün tehdid ve karsi koymalara ragmen yiktirmaktan çekinmemistir. Bunun üzerine Çelebi Mehmed. Edirne'de. bir yandan da kayb olan topraklan yeniden Osmanli hududlari içine kazanmakla. daha nice tehlikeler ve gaileler boy boy himmet ve gayret istiyordu. Öte yandan Çelebi Sultan Mehmed. Bir kere kardeslerini yenip tek basina idareyi ele aldigi zaman. Bir yandan bunlari temizlerken. Bununla beraber aradaki dostlugu büsbütün bozmak istemeyen Çelebi Sultan Mehmed. Öbür taraftan. Kayacik ve Nif (Kemalpasa) kalelerini alarak Cüneyd'in ailesinin içinde bulundugu Izmir kalesini kusatmaya baslar. Otuzbir veya otuziki günden beri muhasara ettigi Bursa'yi yakip yikan Karamanoglu'nu te'dib etmeden önce Ohri'den kaçip Izmir'e gelen ve Musa Çelebi'nin taraftari olan Aydinoglu Cüneyd Bey üzerine yürür. Rumeli'de Nigbolu sancak beyligini vermis. ayni körfezde.Bizans'a karsi kullandiklari politikaya derhal son vererek memleketi o yönden gelecek olan tehlikelere karsi emniyete almis oldu. Bundan sonra da bazi faaliyetlerde bulunarak memleketin bozulmus bulunan idaresini yeniden düzenlemeye çalisti. Cüneyd'in tesebbüslerinden endiselenen civarin Türk ve hiristiyan beylikleri. Daha önce de belirtildigi gibi. Bununla beraber ihtiyatî bir tedbir olmak üzere Izmir kalesinin surlarini yiktiran Çelebi Mehmed. ileride devletin basina büyük gaileler açacak olan Simavna kadisi oglu Bedreddin Mahmud'u fazl ve keremine hürmeten 1000 (bin) akça maas ile Iznik'te oturmaya memur eyledi. donanmalarini göndermek suretiyle Mehmed Çelebi'nin yaninda Izmir muhasarasina katilip ona yardimci olmuslardi. Rodos sövalyelerinin. Osmanli hakimiyeti altinda bulunan Mentese ilindeki Halikarnas (Bodrum)'da Petronion kalesini yapmalarina müsaade etmisti. Bu cümleden olarak. Midilli ve Sakiz Hiristiyan donanmalari gibi. Çelebi Sultan Mehmed. 1413) . Nitekim Izmir kalesi önüne gelen Rodos. O. 816 (M. böyle davranmak zorunda idi. devlet bünyesinde hâsil olmus çatlak ve çöküntülerden nice yabanci ve zararli unsur içeri sizmis bulunuyordu. memleketin sarsilmis olan itibarini iade ile ise basladi. Mehmed Çelebi'nin üzerine gelmekte oldugu haberini alir almaz kurtulusu kaçmakta bulur. bütün bir Osmanli ülkesinin hükümdari oldugunu ilân etti. cülûsunu tebrik için gelen çevre imparator ve hükümdarlarin elçilerini kabul ederek onlarla sulh içinde yasama teminati verdikten sonra Anadolu'ya geçer. Bu arada Ayaslug (Selçuk)u zapt eden Cüneyd. Menemen. kardesi Musa Çelebi'nin beylerbeyi yaptigi Mihaloglu Mehmed Bey'i tevkif ettirerek Tokat kalesine gönderdi. onun yerine de Aydin sancak beyi olarak Bulgar krali Sosmanos (Sisman)'un müslüman olan oglu Süleyman (eski adi: Alexandr)'i getirmistir. Zira idare ve iradesinin gücünü bekleyen. Mentese donanmasi da Mehmed Çelebi ile isbirligi yaparak Izmir'in zaptinda rol oynamislardi.

Böyle psikolojik bir çöküntü içinde bulunuldugu bir sirada Musa Çelebi'nin tabutu. Hatta Haci Ivaz Pasa bile birkaç yerinden ok yarasi almis olmasina ragmen anlari gizleyip kale muhafizlarina yardimda bulunuyor ve anlari teselli ediyordu. BURSA KUSATMASI VE ÇELEBI MEHMED'IN KARAMAN SEFERI Karamanoglu Mehmed Bey. ekonomik bakimdan da Osmanlilar'la daha siki münasebetlerde bulunmus ve onlarin nüfuzu altina girmis oluyorlardi. bununla da yetinmeyerek dayisi Yildirim Bâyezid'in kabrine hakaret ederek ülkesine geri döner. Hele son hareket. Bursa halkinin yardimi ile siddetle mukavemet etmisti. Karamanoglu. Buna göre Musa Çelebi'nin cenazesini görüp teshis ettikten sonra devlet idaresinde tek basina kalan Çelebi Sultan Mehmed ile basa çikamayacagini anlayinca. O. O da bütün ganimetleri askerlere taksim ederek daha nice vaadlerde bulundu. büyük ganimetlerle salimen geri dönüp elde ettikleri ganimetleri ona arz ettiler. 1413 yilinda yaninda Türkmen boylari oldugu halde önce Sivrihisar üzerine yürüyüp burayi zapt eden Mehmed Bey. Bununla beraber kaledekilerin durumu gün geçtikçe zorlasiyordu. Özellikle Karamanoglu'nun Bursa hisarina giren pinar suyunu kesmek suretiyle halkini teslime zorlama tesebbüsünü. Karamanoglu'nun durumunu ortaya koymasi bakimindan dikkat çekici bir hadisedir. Fakat gelirken takib ettigi güzergâh tutuldugundan oradan dönmeye cesaret edemediginden Kirmasti (Mustafa Kemal Pasa) ve Isparta üzerinden Karaman iline gider. Bu arada burçlara yapilan hücumlari da bertaraf etmisti. Gerçi muhasaranin uzamasi. Bursa kusatmasini kaldirip sür'atle ülkesine dönerken . Otuz iki gün devam eden bu kusatma sirasinda hisarin subasisi bulunan Haci Ivaz Pasa. Midilli ve Sakiz adalari. Ivaz Pasa'nin yigitleri. zaman zaman yaptigi huruç hareketleri ile bertaraf eden Haci Ivaz Pasa. Cenazenin gerçekten Musa Çelebi'ye ait oldugunu görünce maneviyati daha fazla bozulur. Karamanlilar tarafindan bir gece mesalelerle girisilmek istenen hücumu da tesirsiz hale getirip önledikten sonra hisarin Kaplica kapisini açtirarak karsi hücuma geçmis ve Karaman ordusunu perisan etmisti. bu dönüs esnasinda cereyan eden bir konusma daha dogrusu bir hadiseden bahs ederler ki. daha sonra Bursa önüne gelip Bursa hisarini kusatma altina alir. Osmanlilar'in fetret dönemi içinde bulunduklari ve Çelebi Mehmed ile Musa Çelebi'nin Rumeli'nde savastiklari bir sirada Bursa üzerine yürümeye karar vermisti. Fakat Karamanoglu da artik bir sey yapamayacagini anlamisti. Haci Ivaz Pasa. onun maneviyatini büsbütün bozmustu.yilinda gerçeklesen bu hareket sonucunda. bundan haberdar olunca cenazenin düzme olma ihtimalini düsünerek bizzat kendisi kontrol etmek ister. Osmanli kaynaklan. Bu maksatla varip kefeni açar ye cenazenin yüzüne bakar. dedesi Murad Hüdavendigâr'in kabri yanina defn edilmek üzere Bursa'ya getirilir. Böylece onun maneviyatini bozmaya gayret ediyordu. esir aldigi Karaman askerlerini surlar üzerinde Karamanoglu'nun gözleri önünde astiriyordu. Bunun üzerine sehri atese verir. Bursa hisarinda bulunanlari bir hayli sikintiya sokmustu. Cenevizlilerin Ege sahillerinde bulunan kolonilerinden Foça.

ya dirisi gelmis olsaydi ne çare ederdin?" deyince bu söze gücenen Karamanoglu. gerektigi zaman Osmanlilar'a askerle yardimda da bulunacakti. tabl (davul) ve âlem verilmistir. Eger bakacak olursam Kelâm-i Kadîm (Kur'an) benden davaci olsun. Nitekim bugün Bursa Orhan Camii kapisi üstünde bulunan bes satirlik bir kitabe. siddetli yagmurlardan dolayi zor durumda bulunan Osmanlilar'la barismistir. Beypazari. dayisi Bâyezid'in kabrini açtirarak kemiklerini yaktirmisti. Bu sirada Bâyezid Pasa. daha ordugâhtan çikar çikmaz yeminini bozmus ve ovalara yayilmis bulunan Osmanli atlarini. Yalvaç. Bunun üzerine yaninda Osmanli kuvvetleri oldugu halde Konya surlari önüne gelen Karamanoglu. yeminden sonra da kendisine hil'at giydirilip at. bu yangini açik bir sekilde ortaya koyup o günü hâlâ hatirlatmaktadir. Fakat Karamanoglu'nun yaptigi bu hareketten dolayi üzülür ve üzüntüsünden hastalanir. Seydisehir ve Konya üzerine yürümüstü. Bu maglubiyete ragmen Karamürsel'i elçilikle Çelebi Mehmed'e gönderen Karamanoglu.Harman Danasi denilen ve sisman olan nedimi. maiyetindeki askerlerine yagmalattirmistir. Bu baristan sonra Canik üzerine gitmek zorunda kalan Çelebi Sultan Mehmed. Osmanli. Keza o." seklinde yemin etmis. çok geçmeden Karamanlilar'in tekrar sözlerini bozduklarini ve anlasarak Osmanlilar'a biraktiklari yerleri geri alma tesebbüsünde bulunduklarini ögrenir. Karamanoglu'nu. Bursa'yi atese verdigi zaman Orhan Gazi Camiini de yaktirmistir. onu bulundugu yerde bir agaca astirarak cezalandirmistir. Sivrihisar. Ancak koyu bir Osmanli düsmani olan Karamanoglu. Çelebi Sultan Mehmed. yukarida belirtilen hareketlerinden dolayi Karamanoglu üzerine yürümeye karar vererek süratle Inegöl'e gelir. 1415) yilinda gerçeklesen bu antlasmaya göre Karamanoglu. kaçmaktan yorulunca Karamanoglu Mehmed Bey'e: "Hanim. memleket-i Osman'a kat'a yaramaz nazarla bakmayayim. Bu defa basini kurtarmak için öncekinden daha agir olan bir muahede imzalamak zorunda kalan Karamanoglu. Memlûklu ve Bizans kaynaklarinin bildirdiklerine göre Karamanoglu. Karaman askeri ile Konya kalesine siginan oglu Mustafa'yi yanina getirmesi sartiyla affeder. Kendisine Kur'an-i . Seydisehri ve Nigde'yi Osmanlilar'a terk etmek zorunda kaldi. Oglu Mustafa ise Konya kalesine siginir. Beysehri. Buranin kadisi Mevlânâ Kivamuddin'i bir elçilik heyeti ile Memlûk sultanina gönderir. Aksehir. Hicrî 818 (M. 1414 yilinda cereyan eden bu hadisede Karamanoglu. hisar üstünde kendisiyle konusan oglunu ikna ederek birlikte Osmanli sultaninin yanina gelirler. Bu sartlarla Karamanoglu Mehmed Bey'i affeden Çelebi Mehmed'e karsi Karamanoglu söyle demistir: "Madem ki bu can bu tendedir. ani bir baskinla Konya önünde bulunan Karamanoglu'nu yakalayip Mehmed Çelebi'nin yanina getirir. Bundan sonra Kastamanu hakimi Candaroglu Kasim ve Germiyanoglu Yakub Bey'le birlestikten sonra Aksehir. Beysehir. Daha önce de belirtildigi gibi Izmir ve çevresini zapt edip Cüneyd'i bertaraf eden Çelebi Sultan Mehmed. deve. Konya önünde Ortakuyu mevkiinde Osmanli ordusuna mukavemet etmek istediyse de maglub olarak kaçmak zorunda kalir. Osmanoglu'nun ölüsünden böyle kaçarsin. Bunun üzerine tekrar o tarafa döner.

Osmanoglu ile adavetimiz (düsmanligimiz) besikten mezara kadardir. Konya'yi Osmanli ülkesine katmaktan vaz geçer. Osmanli saldirisina karsi koyamayan Mehmed Bey.Kerim üzerine ettigi yemin hatirlatilinca: "Bu can su tende durdukça" sözü ile kendi canini degil. eyler inkar Beyi ve kadisi hem çeyhi müderris Hiledir isleri hem hâr u mekkâr Tekebbür. isimizin geregi de ahdi bozmaktir. Nitekim Asikpasazâde tarihinde söyle denilmektedir: "Karaman'da bulunmaz dogru bir yar Veliler çok bile kulmas ve ayyar Eder kavl ü karar ahd u peyman Içer andlar. Bununla beraber Çelebi Sultan Mehmed. Memlûklular'la arasinin açilmasini istemeyen Çelebi Sultan Mehmed. sonra çikar oyunu" darbimeseli. Nitekim bu maksatla koynunda sakli bulunan güvercini saliveren Karamanoglu. dönemin efkâr-i umumiyesinde Karamanlilar hakkinda bazi fikir ve görüslerin ortaya çikmasina sebep olmustur. kel ve foduldur Karaman Aninçün kahr eder ani Kahhar" Yine bu cümleden olarak "Karaman'in koyunu. Memlûklular'in himayesinde bulunan Karamanlilar'i fazla tazyik etmekten de uzak durmaya çalisiyordu. süratle Konya'ya çekilirken söyle diyordu: "Bizim. Bu sebeple olacak ki 1321'lerden itibaren üç yönde denizlere çikma hareketine basladi. Karamanoglu'nun bu hilesinden sonra Çelebi Sultan Mehmed tekrar ve süratle Konya üzerine yürümüs ve kisa bir çarpismayi müteakip müstahkem hisarini zapt etmisti." Karamanoglu'nun bu hilesi. daha Orhan Gazi zamanindan itibaren denizciligin önemini kavramis ve gelismesinin denizcilik sayesinde daha kolay olacagini anlamisti. bazi degisikliklerle günümüze kadar gelmistir. koynunda saklamis oldugu güvercini kast etmis oldugunu söylemistir. yalan çok. Yildirim Bâyezid zamaninda Gelibolu tersanesinin yapilmasi ile gelismeye baslayan Osmanli denizciligi. VENEDIKLILER'LE YAPILAN ILK DENIZ SAVASI Bir kara devleti olarak kurulan Osmanli Devleti. henüz Venedikliler'le boy ölçüsebilecek bir güce sahip degildi. . Bu sebeple. Silifke'nin kuzeyinde bulunan Varsaklar arasina kaçip kurtulmustu.

Fransiz ve Giridli gibi Hiristiyan gemiciler de. Bu talimat geregi o.Ege Denizi'nde Venedikliler'e bagli Andros adasi beyi olan Pietro Zeno. olaya müdahale ettiginden Marmara adasi ile Gelibolu arasinda siddetli bir muharebe meydana gelir. Gerek çagdas tarihçi Dukas. kahramanca savasmis olmalarina ragmen Venedikliler'le basa çikamamislardi. gemide mevcud bütün erleri kiliçtan geçirdiler. Bunlarin verdigi bilgiye göre Gelibolu sahilinde cereyan eden muharebeyi seyr eden çocuk ve kadinlarin gözleri önünde o anda ele geçirilen Osmanli amiral gemisi ile alti kadirga ve alti çektirmede ele geçirilen bütün esirler. tekrar gözden geçirildi. Venedikliler tarafindan Türk ticaret gemilerine karsi girisilen hareketlere mukabele etmek üzere Andros. bu ilk ciddi deniz muharebesinde maglub olurken komutani (amiral) olan Çali Bey de sehid olur (1 Rebiülâhir 819/29 Mayis 1416). Öyle anlasiliyor ki Osmanlilar. gerekse daha sonraki tarihçiler bu katliami tafsilatli bir sekilde anlatirlar. Sonunda Imparator Manuel'in araya girmesi ile iki taraf arasinda baris saglanmis ve esirler iade edilmisti. Türklerden zapt ettikleri gemileri geri isteyecekti. Venedikliler'in Pietro Loredano komutasinda sevk ettikleri donanma. bir hayli de esir alip dönmekte iken Egriboz adasi sahilinde rastladigi birkaç Venedik ticaret gemisini de zapt ederek geriye dönmüstü. Hatta Çali Bey'i de yakalayarak vücudunu parça parça ettiler. Dukas. 1417 yilinda Pietro Loredano tekrar gelerek Lapseki'yi almak istediyse de muvaffak olamaz. Otuz gemiden meydana gelen bu Osmanli donanmasi. Venedikliler'in eline düstü. Türkler tarafindan kendisine bir taarruz olmadikça. gemilerin seren direklerine asilmak suretiyle öldürüldüler. Bununla beraber her iki donanma da harp tertibati almisti. Ertesi gün. Sonra baska kadirgalara da . Bu arada bütün savas boyunca yirmi yedi gemi. Henüz yeni gelismekte olan Osmanli donanmasi. 1415) yilinda Gelibolu tersanesinde hazirlanan 30 kadirga. ölümden kurtulmus bulunan esirler. Bu istegi red eden Osmanli amirali. Bu arada Osmanli amirali ile isbirligi yaptiklarini sandiklari vatandaslarini da amiral gemisinde iskence ile öldürdüler. kendisinin taarruz etmemesi hakkinda senatodan kesin talimat almisti. bu muharebedeki katliami su ifadelerle nakl eder: "Evvela amiral Çali Bey'in kadirgasina taarruz ederek. Osmanli ticaret gemilerine karsi düsmanca bir muamele içinde bulundugu için hicrî 818 (M. Tam bu sirada Istanbul taraflarindan gelmekte olan bir Middili gemisini. topluca öldürülerek büyük bir katliama tabi tutuldular. Venedik amirali. yeni yeni ögrenmeye basladiklari bu denizcilik mesleginde henüz tam bir olgunluga erismis degillerdi. Yaralanmis olan Venedik amirali ise Bozcaada'ya çekilir. Türklere ait oldugunu zannederek yakalamak isteyen Venedik amirali. Bu sebeple. Lapseki önlerine gelir. Nitekim bu ilk savasta maglub olan Osmanli donanmasi ve askerine karsi giristikleri katliam bunun açik bir delili olarak tarih sayfalarinda yer almaktadir. Paros ve Milos adalarina hücum etmis. Bunun için Osmanli denizciligini baltalamaya yönelik her çareye basvuruyorlardi. Zaten Venedikliler de kendileri ile denizde rekabet edebilecek bir gücü istemiyorlardi. Çali Bey komutasinda Akdeniz'e çikar. Katliamdan kurtulan Müslüman gemici ve askerlerin bir kismi da idareleri altinda bulunan Ege adalarina çalistirilmak üzere götürnldüler. geminin Osmanli donanmasina dogru kaçip onlara siginmasi üzerine geminin kendisine verilmesini ister. Sicilyali. Bunlar içinde kendi istekleri ile Osmanli gemilerinde bulunan Ceneviz. Bu hadiseden bir sene sonra. Katalan.

Candaroglu Isfendiyar Bey. Küre ve Kalecik'in Kasim Bey'e verilmesini istemisti. Bu harekât. Çankiri. Osmanli tarihçilerinin bildirdigine göre Osmanlilar'la birlikte hareket eden Kasim Bey. Ücret ve diger menfaat temini maksadiyla Türklerin hizmetine girmis olanlarini Bozcaada'da kazikladilar. Isfendiyar Bey'i Sinop'ta muhasara altina almisti. sevdigi oglu Hizir Bey'e verecegini duyarak Mehmed Çelebi'ye bas vurmus ve onun araciligi ile bazi yerlerin kendisine verilmesini istemistir. Tosya. Osmanlilar'in. . Kastamonu'ya dönmüs ve bütün camilerde Mehmed Çelebi adina hutbe okutmustur(1416). aradaki dostane münasebetleri bozmus ise de sonradan anlasarak pek çok olayda birlikte hareket etmeye basladilar. aksama dogru muharebeye son verdiler. Bütün adada çepeçevre bag kütükleri ve bu kütüklerden sarkmis üzüm salkimlari gibi asilmis erler görünüyordu. Ancak. Kastamonu ile Küre hariç olmak üzere adi geçen yerleri oglu Kasim Bey'e degil. Bu isteginin reddi üzerine harekete geçen Osmanli ordusu. Nitekim Isfendiyar Bey. Hiristiyan erler hakkinda da arastirma yaparak Türk donanmasina angarya olarak cebren (zorla) alinmis olanlarin hayatlarini bagisladilar. Venedikliler'in vahsetini ortaya koymaktadir. Nitekim Candar beyleri ile olan münasebet de böyle bir endisenin sonucunda baslamisti. Kardesler arasinda meydana gelen mücadelede. Eflâk seferinden dönüste babasi Isfendiyar Bey'in. Ankara muharebesinden sonra Timur'un yardimi ile. Bu muharebe. Osmanli hükümdari ile basa çikamayacagim anlayan Isfendiyar Bey. Venedikliler. kanlarinin ve çocuklarinin gözleri önünde merhametsizce parçaladilar. ülkesinin en verimli yerlerini. Karaman ve Eflâk seferlerinde oglu Kasim Bey komutasinda birlikler göndererek Çelebi Sultan Mehmed'i desteklemisti. Gelibolu'dan bir mil kadar uzakta cereyan etmisti. Eflâk harekâtindan sonra askerî harekâtini bir müddet için Anadolu'ya çevirmek zorunda kaldi." Istanbul'un fethinden tam otuz yedi sene önce cereyan eden bu hadise. Çelebi Sultan Mehmed'e birakan Isfendiyar Bey. Isfendiyar Bey'e bir mektup yazarak Kastamonu. Burada tahkikat yaparak erler arasinda Türk aslindan olanlari kâmilen bogazladilar.taarruz ederek bütün Türk kadirgalarini zapt ettiler. daha önce Osmanlilar'in eline geçmis olan yerlerini geri almisti. Bunun üzerine Mehmed Çelebi. simdiye kadar tanimadiklari ve sahidi olmadiklari böyle bir olay. ANADOLU HAREKÂTI Çelebi Sultan Mehmed. Mehmed Çelebi'nin rakiplerini desteklemesi. Isfendiyar Bey'in. Çelebi Mehmed namina hutbe okutup para bastirmak suretiyle onun hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalmisti. 27 adet Türk gemisini alarak Bozcaada limanina girdiler. plânli bir harekattan ziyade bölgede Osmanli hâkimiyetine karsi ortaya çikip yükselen tehdidlerin sonucu olmustu. Türkleri. onlarin daha sonra denizcilikte de maharet kesb etmek için çok daha ciddi çalismalarina sebep olmustu.

Daha önce de belirtildigi gibi Sivas Canik'i mintikasinda biri müslüman digeri Cenevizliler'e bagli olan ve kâfir (Gavur) Samsun denen. Bu iki devlet. Bunun üzerine Çelebi Sultan Mehmed. nihayet Candaroglu Isfendiyar Bey'in de Müslüman Samsun'u alarak Bafra Bey'i olan oglu Hizir Bey'e vermesi. Osmanli Devleti'ni endiseye sevk etmisti. mukavemet edemeyecegini anlayarak sehri bizzat sefere katilmis olan Çelebi Sultan Mehmed'e teslim eder. Canik bölgesini ilhak etmek üzere ugrastiklari dönemde dogu sinirlarinda Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmen devletleri vardi. digeri de Karahisar'a tabi iki Canik (bunlardan Samsun ve Çarsamba taraflari Sivas Canik'ine. ben harb ederken bu Tatar beyleri dügün pesinde kosuyorlar ve bab-i hümayunumda görünmüyorlar" diyerek. sehri atese verdikten sonra gemilere binip buradan ayrilir. ileride onlardan gelebilecek bir tehlikeye simdiden mani olmak maksadiyla onlarin Rumeli'ye göç ettirilmelerini emr eder. Bu haberi duyan Ceneviz Samsun'u halki. Osmanlilar'in dostu idi. bunlarin kim olduklarini ve reislerinin nerede bulundugunu sorunca. Ordu taraflari da Karahisar Canik'ine aittir) bölgesinde de faaliyette bulunan Pir Ömer'in bu hareketi. Bundan sonra biri Sivas. Fakat henüz yardim gelmeden harekete geçen Pir Ömer bu beyi yakalayarak Sarkî Karahisar'i da zapt etmisti. Cenevizliler'in elindeki Samsun'a almaya memur edildi.CANIK BÖLGESININ ZAPTI Osmanlilar'in. Bu emir üzerine yol hazirliklarina baslayan Minnet Bey. Çelebi Sultan Mehmed'in harekete geçmesine sebep olmustur. Mogol istilasi zamaninda buralara getirilip yerlestirilmislerdi. devamli olarak birbirleri ile mücadele edip bölge halkina zarar vermekte idiler. Bu tehdid üzerine Hasan Bey. kendilerinin Samagar Tatarlarindan olduklarini. Çelebi Sultan Mehmed. Verilen emre göre bunlarin bir kismi Filibe taraflarina. kendi sahasini genisletmek için Sarkî Karahisar Bey'i Melek Ahmed Bey'in oglu Hasan Bey'i tehdid ederek burayi alip kendi bölgesine katmak istiyordu. mahallî beylerden Alparslan oglu Hasan'in da Çarsamba taraflarim almasi. Sehrin muhafizi Isfendiyar oglu Hizir Bey. Nitekim. yardim istemek üzere o dönemde Amasya valisi bulunan Sehzade Murad'a bir heyet göndermisti. Erzincan'i Akkoyunlular'dan alarak kendi adamlarindan olan Pir Ömer Bey'e vermisti. Kara Yusuf. Hizir Bey'e kardesi Kasim Bey gibi kendisinin de Osmanli Devleti'nin hizmetine girmesini teklif etmis ise de Hizir Bey. Yukarida belirtilen hadiseler cereyan ederken her iki Samsun'un alinmasina karar verilerek Amasya valisi Sehzade Murad'in lalasi Biçeroglu Hamza Bey. Çelebi Sultan Mehmed. Bunlar. 1418 yilinda Pir Ömer'in Karahisar Canik'ini. Böylece bu Samsun. reislerinin de Minnet Bey adinda biri oldugunu ve su anda bir dügünde bulundugunu söylerler. Hayati boyunca Timur'a düsman olmus ve onunla mücadele etmis olan Karakoyunlu Devleti'nin beyi Kara Yusuf. Bundan sonra da Müslüman Samsun kusatma altina alinmisti. "bakiniz. savas olmadan ele geçmis oldu. Canik seferinden sonra Bursa'ya dönerken Iskilip taraflarinda bir Tatar cemaatine rastlar. Padisah. birbirine yakin iki Samsun vardi. diger bir kismi da Arnavutluk havalisine iskân . Pir Ömer Bey. aralarindaki düsmanliktan dolayi kardesi ile bir arada bulunamayacagini belirterek özür dilemis ve babasinin yanina dönmüstür(1419). yanindaki bütün Tatarlarla birlikte Rumeli'ye geçer.

Seyh Bedreddin. hem zahirî. Haleb gibi Islâm âleminin en namli kültür merkezlerinde uzun zaman dolasip. Seyh Bedreddin'in. Fakat Çelebi Sultan Mehmed'in kardeslerine galip gelmesi üzerine mevkiini kayb ederek Iznik'e gönderildi. hareketlerinin sorumlulugunu yüklenecek ve kendisine yol açacak bir âlet lazimdi. Bu dönemde Bedreddin'e. Bu eserinden önce fikha dair "Letâifu'l-îsârât" isimli eserini yazmisti. gizlice adamlarini yetistiriyordu. Seyh Bedreddin'in bunlardan baska eserleri de vardir. gerekse Kahire. "Letâifu'l-îsârât"in serhidir. Bu hususta "Câmiu'l-Fusûleyn" adli eseri. O. onun degerini ortaya koyma bakimindan yeterlidir. "Kitâbu't-Teshil" adi ile kaleme aldigi eseri. Vâridat adini tasimaktadir. Seyh Bedreddin Mahmud ve taraftarlarinin çikardiklari isyandir. Burada. Seyh Bedreddin'in tasavvuf sahasindaki görüslerini ortaya koyan eseri. Sam. hem de batinî ilimlerdeki vukuf ve ihatasiyla mümtaz ve müstesna bir mevki isgal etmisti. Filibe-Istanbul yolu üzerinde ve Filibe'ye yakin bir mesafede bulunan yere yerlestirilen ve sonradan Tatarpazari adini alan bu yer. Konya ve Tire'de dolasmaya basladi. Misir dönüsü Haleb. Bu gaye ile Bedreddin. adi geçen Tatarlar tarafindan kurulmustur. Bilgi bakimindan zamaninin ileri gelenlerindendi. siyasî ve ictimaî mahiyetteki ayaklanmayi bastirmaya muvaffak oldu. gerek memleket içinde. Bedreddin'in bu eserleri ulemaca muteber kabul edilmislerdir. Islâm hukukunda zamaninin imami durumunda idi. bir kismi da Arnavutluk tarafina yerlestirilmislerdi. Onun bu özelligi daha önce temas edildigi gibi hayatini kurtarmis ve kendisine sürgün yerinde bile maas baglanmasina sebep olmustu. iki seneden daha fazla bir süre. seyhin baslattigi dinî. yerlesmis ve saglam sistemleri ezip geçecek kadar sakat bir yol seçmisti. memleketin siyasî ve sosyal bünyesine vurmayi tasarladigi darbeyi vurabilecek yikici bir zekaya sahipti. Izmir körfezinin güney ucunda ve Sakiz adasinin karsisinda Karaburun'da (Çesme) (o zamanki adi ile Stylaryus dagi) üzerinde dogmus. kendi görüslerini açiklayabilecek enerji . Daha sonra Edirne'ye gidip ana ve babasina kavustu. IÇ ISYANLAR ve SIMAVNA KADISI OGLU SEYH BEDREDDIN MAHMUD'UN ISYANI Çelebi Sultan Mehmed devrinin en önemli hâdiselerinden birisi.edileceklerdi. sonradan burada cami. ciddi ve parlak bir tahsilden sonra Hüseyin b. Gerçekten Seyh Bedreddin Mahmud. Ülkeye tek basina hâkim oldugu günden beri Seyh Bedreddin'in hareketlerini dikkatle takib eden Çelebi Sultan Mehmed. Bedreddin bu adamda. Seyh Bedreddin bu eserini Edirne'de kadiasker iken yazmaya baslamis. ilim ve irfan üstadlarinin egitim ve terbiye nimazlarini kirarak. Göz hapsinde bulunmasina ragmen Seyh Bedreddin burada rahat durmuyor. asagi tabakadan birini seçti. Seyh Bedreddin. Minnet Bey'in oglu Mehmed Bey. Osmanli tahtini kardesleri ile paylasarak saltanat sürmekte olan Musa Çelebi'nin takdirlerini kazanarak kadiaskerlige tayin edildi. Emre uyularak. Ahlatî isminde bir zata intisâb ederek seyhlik sifati almis olmasina ragmen. imâret ve kervansaray yaptirmistir. bunlardan bir kismi Filibe civarindaki Konushisar mevkiine. 818 Cemaziyelâhir'in yirmi yedinci sali günü (3 Eylül 1415) Iznik'te ikamet ederken bitirmisti.

nüfuz dairesi burada gittikçe genislemeye baslar. oradan da Dobruca'ya geçer. Bunun için ailesini Iznik'te birakarak Sinop'taki Isfendiyar Beyi'nin yanina kaçti. Sen de benim elbiselerimi giyer. Bu yahudi. Sadece kadinlar müstesnadir. Yahudi Torlak Kemal de Manisa taraflarinda Rafizî Bâtinî bir Sia'nin tehlikeli hüriyeti ile faaliyetlerine basladilar. Sonra da halkinin çogunlugu Siî olan Deliorman'a yerlesir. Seyh. Bu gayelerine erismek için de dervislerin görüsüne göre Hiristiyanlarin. halifeyim Mustafa (Börklüce) da benim hizmetkârimdir. derhal kendini baba ve ruhanî reis ilân etti. devletin temelini kökten sarsmaya yönelik bir hadise idi. Allah'a ibadet ettiklerini inkâr edenlerin kâfir olduklarini ilân ve kendilerine katilmak için gelen Hiristiyanlari gökten inen melekler gibi bereketli kabul ediyorlardi. Avrupa ve Asya'da bir hükümet kurmak oldugundan Hiristiyanlari ve özellikle Rumlari elde etmek istiyorlardi. Gayesi. Aydin ve Manisa çevresinde baslayan bu fesad hareketinden haberdar olan Çelebi Sultan Mehmed. Çelebi Mehmed'den çekindigi için seyhe müsaade etmedi. Fakat. Müslüman Türk kanina hayli pahaliya mal oldu. gerekli tedbirleri almakta gecikmedi. Seriat çerçevesi içine alinmis ahlâk degerlerini hiçe sayarak beser zaaflarina genis müsaadeler tanimak. Seyhin. baslangiçta bütün boyutlari ile büyüklügünün farkina varilamayan bu olay. Sancak isteyen gelsin. Aydin ve Karaburun'da etrafina binlerce insan toplayan Börklüce Mustafa'nin muvaffakiyetleri. Isfendiyar Bey. Bunlar. Batinî Hasan Sabbah hareketinin bir benzeri olarak karsimiza çikan bu hadise. bir taraftan da ferdî mülkiyeti. subasilik isteyen gelsin velhasil her arzusu olan gelsin. o zamanlarda Bedreddin'in görüslerini yaymaya çalisan dervislerin basina geçti. Bedreddin'e Torlak Kemal denilen bir yahudi de yardim etti. silahlarimi. Asikpasazâde'nin ifadesine göre o söyle diyordu: "Bundan sonra padisahlik benimdir. Bu meczuplar söyle diyorlardi: "Ben. Karaburun." Bu safhada Börklüce Mustafa. Gerçekten de Börklüce. Bundan dolayi da taraftarlari ona Dede Sultan adini verdiler. gizlice bir gemiye binerek Rumeli yakasina geçip Zagra'ya gider." Bedreddin ile sirdaslarinin gizli amaçlari. oradan Tatar iline geçmekti. Onun görüslerinin temeli.ve heyecani buldugundan onu kendine kethuda. Buna göre kadinlar hariç olmak üzere her seyde ortaklik vardi. esitlik ve fakr gibi insana cazip gelen sloganlara dayaniyordu. Börklüce Mustafa denilen bu hizli fanatik. senin evinde kendi evim gibi otururum. bir müddet sonra Zagra'dan Silistre'ye. . seyhin Iznik'te kalmasini tehlikeli bir duruma sokmustu. arabalarini kullanirsin. Dukas'in da dedigi gibi gayr-i müslimi bol olan Karaburun (Çesme) havalisinde Türklerden ziyade Hiristiyan ve Yahudilere taviz vererek o suretle bu cemaatleri basina toplayabilmisti. Islâm tarihindeki. Bunun üzerine Seyh Bedreddin. Ben. Deliorman'dan her tarafa mektup ve adamlar göndererek büyük bir propaganda faaliyetine girisir. din farkini ve evlilik müessesesi gibi kanunun teminati altina alinmis sosyal barajlari da asip cemiyete yeni bir nizam tanimak yoluna koyuldular. Aydin. vekil ve dinî temsilci olarak seçti.

Dinî vecibelerin kalkmasi. gayet âdilane cereyan eden bu muhakemede. sosyal sartlarin ve siyasî buhranlarin halk için sikintilar ortaya çikardigi devirlerde meydana gelen hosnudsuz ruh haletinden faydalanirlar. haramlarin helal kilinmasi. Seyhe ve halifelerine uyanlar arasinda Türklerden çok Yahudi ve Hiristiyanlar görülüyordu ki. üzerine gönderilen kuvvetlere mukavemet edemeyerek teslim olmus ve Serez'de bulunan Çelebi Sultan Mehmed'in yanina götürülmüstü. Manisa Sancak Beyi Kara Timurtas Ali Bey. mürid ve dervisler üzerinde seyhin nüfuzu o derece kuvvetli idi ki. bu yiginlarin gizli veya asikâr istek. sayilari binleri bulan. bu da onlarin bol huzur ve kolayca servet temini gibi vaadleri çok cazib bulmalarindan ileri geliyordu. âsileri büyük bir bozguna ugratip Yahudi Torlak Kemal ile Börklüce Mustafa'yi öldürmüslerdi. Bedreddin Mahmud da sahne olarak ayni cografya parçasini seçip on yildan fazla süren sehzadeler mücadelesinin dogurdugu siyasî ve ictimaî huzursuzluktan faydalanmasini bilmistir. . Mehmed Çelebi'nin emri ile kurulan bir ulema divaninda durumu tesbit edilip toplum nizamini bozmakla suçlanan Seyh Bedreddin Mahmud. izdirap ve zaaflarini sezip bunlari sahis ve zümre menfaatleri adina kullanmasini bilen anarsi merkezlerinin gayesidir. asilerin üzerine yürümüs ise de muvaffak olamamisti. Türk Islâm birligine karsi giristigi bozguncu hareketin zararini kabul etti. kanunlarin bozulmasi. Fakat bunlarin fazla bir varlik gösterememesi ve hatta maktul düsmeleri üzerine daha ciddi tedbirlerin alinmasi gerektigine kanaat getirip Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal ile târaftarlarini ortadan kaldiracaktir. Fakat bunlarin hepsinden cazip olani süphesiz ki memleketin muayyen bir zümre arasinda taksim edildi. kani helâl" fetvasi üzerine 1420 yilinda Serez pazarinda idam edilmisti. Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal gibi propagandacilar. Anadolu'nun bu bölgesinde büyük bir tehlike olarak ortaya çikan bu isyani bastirmak üzere harekete geçen yeni Aydin Beyi Süleyman (Aleksandr) Bey'in maglub ve maktul düsmesi üzerine. Saadeddin Teftazanî'nin talebelerinden olan Heratli Mevlânâ Haydar Acemî'nin verdigi "Mali haram.Siî karekterli olan bu isyani bastirmak üzere harekete geçen Osmanli hükümdari. Gerçekten. Allah birdir dedikten sonra peygamberligi sadece seyhlerine lâyik görüyorlardi. Devrin en seçkin âlimlerinden mütesekkil bir mahkemenin karsisinda suçunu kabul eden Seyh Bedreddin için. Babaî isyanlari Selçuklu inkirazinin ortaya çikardigi sosyal bir çalkantinin sonucu ise. önce bölge beylerini bunlarin üzerine gönderecektir. Bunun üzerine Amasya sancak beyi ve henüz on iki yasinda bulunan Sehzade Murad ile lalasi Bâyezid Pasa. seyhten aldiklari ilham ve hizla. her kaynasma ve ayaklanmada mühim olan birer figüran rolündeki yiginlarin çikardigi gürültü degil. Tarihî seyri ve neticesi ne olursa olsun. Öbür taraftan etrafina pek çok Hiristiyan ve Yahudiyi toplayan Seyh Bedreddin. bu adamlar. Bu belirli ihtiraslar etrafinda merkezlesen gayeler ise. Nasil ki. bazi kimseler için göz boyayan hos müsaadelerdi. kisa bir zamanda binlerce kisiyi ayaklandirmaya muvaffak olmuslardi.

Timur'un ölümü üzerine sehzade Mustafa da diger hükümdarlarin ogullari gibi serbest birakilmisti. görünüste Çelebi Mehmed'in dostu idi. Çünkü magluplar Selanik kalesine siginmislardi. Karamanoglu Ali Bey'e ait Nigde'de bir müddet kaldiktan sonra kardesi Musa Çelebi gibi Isfendiyar Bey'in yanina gider. Yapilan muharebede Çelebi Sultan Mehmed galip geldiyse de Mustafa ve Cüneyd'i yakalayip ortadan kaldiramaz. Bu defa onun karsisina Yildirim Bâyezid'in yasça kendisinden daha büyük olan (bazi kaynaklarda küçük) ve saltanat iddiasinda bulunan Mustafa Çelebi'yi çikarmisti. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre Timur onu Semerkand'a götürmüstü. Selanik mintikasinda iki ordu karsi karsiya gelir. Onun tesviki üzerine Eflâk Bey'i Mirçe ile baglanti kurup o tarafa geçer. Bu sebeple Imparator Manuel bu defa Mustafa'mn tarafini tutmaya baslamisti. kendilerini Mehmed'e teslim etmeyecegini bu bakimdan müsterih olmalari . cesaretlerini kayb etmemelerini ve Selanik'in Türklere teslimi tehlikesi olsa bile. Fakat. Ulahlar'dan ve iki defa isyan edip iki defa da af edilen Nigbolu Sancak beyi Izmiroglu Cüneyd Bey'den yardim gören Mustafa Çelebi. Talihlerinin degismis olmalarindan müteessir olmamalarini. Yildirim Bayezid'in ricasi üzerine arattirilarak bulunmustu. menfaat karsiligi idi. 1422). Çelebi Sultan Mehmed. Mustafa. MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI Yildirim Bâyezid'in ogullarindan biri olan ve saltanat iddiasinda bulundugu için tarihlerde Düzme Mustafa denilen Mustafa Çelebi. bunlara izaz ve ikramlarda bulunarak onlari teselli eder. Çelebi Sultan Mehmed'in vefatindan sonra oglu II. Ikinci Sultan Murad gibi hükümdar namzedi bir sehzade yetistirip birakmasidir. Selanik valisi Dimitrios Laskaris Leondarios.Büyük bir mücadele ve gayret sonucu. Teselya ve Selanik taraflarinda faaliyete geçer. Fakat bütün bunlar. iç yaralari sarip memleket bünyesinin sagligini iade eden Çelebi Sultan Mehmed'in bu vatana en büyük hediyesi. Manuel'e Osmanli ülkesinden daha çok menfaat temin edecegi garantisini veriyordu. Seyh Bedreddin'den sonra devletin ikinci kez sarsilmasina sebep olmustu. Ankara savasindan sonra Musa Çelebi ile birlikte kayb oldugu söylenmis. Kendi menfaatini gözönünde bulunduran Imparator. Çünkü o siralarda Musa Çelebi Istanbul'u kusatma altina almisti. Yorucu ve zahmetli bir yolculuktan sonra Anadolu'ya gelebilen Sehzade Mustafa. Babasi ile birlikte Ankara savasina katilan Mustafa Çelebi (öl. Hamideli ve Teke sancagi askerlerinin basinda bulunuyordu. Çelebi Sultan Mehmed'e yardim etmisti. Murad'i da mesgul edecektir. küçük yasta vefat ettigine dair çikarilan sayia ve Çelebi Sultan Mehmed'in siyasî tesebbüsü üzerine orada barinamayarak Bizans Imparatoru Manuel'e iltica edip ve ondan yardim ister. Mustafa ve Cüneyd Bey'in giristikleri hareketleri haber alir almaz derhal harekete geçer. Burada faaliyette bulunmalarinin sebebi de herhangi bir muvaffakiyetsizlik halinde derhal Selanik kalesine siginabilmeleri içindi. Musa Çelebi'ye karsi. Gerçekten Manuel. Onun. Hatta ona bir evlad gözü ile baktigini bile söyleyerek ona bu yönde teminat vermisti. bu sarsintida oynadigi rol.

maiyeti erkanindan birisini Selanik valisi Dimitrios Laskaris'e göndererek: "Bizans imparatoru ile aramizda mevcut olan bozulmaz dostluk ve sevgiyi pek iyi bilirsin. pekâla bilirsin ki. Çelebi Mehmed'e gönderdigi mektubunda: "Sen benim evladim. Bu dostlugu bozmaya ve Bizanslilara büyük zararlar yapilmasina sebep olma. hükümdarligin devam ettikçe ve sen hayatta bulundukça mülteci Mustafa ile arkadasi Cüneyd hapishaneden çikmayacaklardir. Bana iltica edenleri teslim hakkindaki teklifini yapmak degil. Bu sebeplerden dolayi âbidane istirham ediyorum. imparatorun himayesine siginan ve bir atmacanin takip ettigi keklik gibi. . onun evladi makamindasin. Eger isin böylece halline razi degilsen istedigin gibi hareket et. Onlar da Dimitrios'un teselli veren bu sözlerinden cesaret alarak rahat bir nefes aldilar. Haber aldigima göre o senin kardesindir. Ben ise verilecek emri ifa edecegim. Bunu yapmayacak olursan. ben de baban makaminda olmayi kabul ederek ahd ettik. gerekse ondan sonra gelecek olan Osmanli hükümdarlarina karsi bunlari. Bununla beraber. Bizimle Bizanslilar arasinda nifak ve düsmanlik sokmaya çalisma. Selanik valisi Dimitrios'un. Bunun için avlamakta oldugum avi bana teslim et. Mektuptaki ifadelerden anlasildigina göre Imparator. Bu açik tehdide karsilik Selanik valisi Dimitnos Leondarios su yumusak cevabi verir: "Ey padisah." dedi. gerek Sultan Mehmed. su dakikada cereyan eden vak'alari imparatora yaziyorum. alelâde Türklerden biri degildir. Zira sen. Kisa bir zaman içinde sehri zapt edip halkini esir edecegim. Tarafinizdan sadir olan bu emrin icrasi ve neticeye erdirilmesi size ait bir keyfiyettir." sözleri ile Mustafa ve Cüneyd'in teslim edilmesi teklifini red eder." diyerek padisahtan özür diler.. biz Hiristiyanlarin itikad ettigimiz ekanim-i selâse (Hiristiyanlik'taki üçlü ilâh sistemi)'ye yemin ederim ki. hem de bir emniyet subabi olarak kullanmak arzusunu tasimaktadir. Zaten alelâde biri olsa dahi yine imparatorun izni olmadikça onu size veremezdim. Sunu da biliniz ki. Sen bu dünyadan göç ettikten sonra talihleri ne ise o olsun. Bu istek karsisinda Bizans Imparatoru Manuel. Halbuki benim de vazifem cereyan eden hali imparatoruma haber vermektir. hem bir koz. Ben.. Bu hususta emir vermek ona aittir. imparatora müracaat ile Mustafa Çelebi'nin kendisine teslim edilmesini ister. Validen bu sekilde bir cevap alan Çelebi Sultan Mehmed. ayni zamanda senin de kulunum. kaçaklari. dinlemek bile istemem. ben despot degil bir kulum. senin hayatina da son verip düsmanlarimi avucumun içine alacagim. korumasi altina almasi üzerine Çelebi Sultan Mehmed. O. Bu arada." demek suretiyle zimnen buna isaret etmektedir. Selanik valisinden de Mustafa ile Cüneyd'in kendisine gönderilmesini ister. hayatini kurtarmak isteyen zât. dostlugu birakarak düsmanligi ele alacagim. Eger ettigin yemini tutmak istemiyorsan haksiz olani Allah'in adaleti cezalandirir. Yalniz Bizans Imparatorunun kulu degil. bu arzusunu açikça dile getirmese bile "hükümdarligin devam ettikçe. biraz sabr ediniz.gerektigini söyler.

güya hatir sormak için bir elçi göndermisti. Elçiler. burada üç sira kürekli kadirgada bulunan imparator bizzat kendisi karsiladi. gelen Bizans elçisini kabul etmemis ve birkaç günden beri hasta oldugunu. Amasya valisi olan büyük oglu Murad'in hemen davet edilip hükümdar ilan edilmesini vasiyet etmisti. Ama Bizans ileri gelenlerinden birçogunu padisahi karsilamak ve hediyeler takdim etmek üzere gönderir. daha ileri gitmeyerek imparatorun teklifini kabul eder görünür. Hükümdarlarinin hayatta ve saglikli oldugunu gören asker ise sevinmisti. burada karaya çikarak çadira iner. bu bakimdan iyilestikten sonra görüsebileceklerini söylemisti. Bu görüsmede. Bir ara Edirne civarinda tertipledigi bir av sonunda ormandan çikan bir domuzu takip ederken ani bir felç geçirerek baygin bir sekilde attan düser. Dolmabahçe ve Tophane sahillerine gelen padisahi. Fakat Imparator Manuel. Çelebi Sultan Mehmed. kisi Bursa'da geçirdikten sonra 1421 yili ilkbaharinda Gelibolu yolu ile Edirne'ye döner. Bu haber üzerine Bizans'in bazi ileri gelenleri. Çelebi Mehmed'i sehir disinda karsilayarak Bogaz kenarinda Çifte sutun (Besiktas) denilen yere kadar kendisine refakat ederler. Imparator. Istanbul'a getirilen Mustafa ile Cüneyd'i ve maiyetlerindeki otuz üç kisiyi Limni adasina gönderir. MEHMED ÇELEBI'NIN VEFATI Mehmed Çelebi.Sultan Mehmed. buna karsilik imparator da Çelebi Mehmed hayatta kaldigi müddetçe Mustafa'yi serbest birakmamayi ve Mehmed'in haleflerinin Bizans'a karsi takinacaklari tavra göre hareket etmeyi taahhüd ediyorlardi. padisah Istanbul yolu ile Anadolu'ya geçerken yolda yakalanip tevkif edilmesini imparatora teklif ettiler. küçük kardeslerini . Bu vasiyetinde ayrica. Selanik kusatmasini da kaldirarak Edirne'ye döner. bu teklifi kabul etmez. her sene üç yüz bin akça vermeyi. büyük bir heyecana kapilmis ise de bu heyecani yatistirmaya muvaffak olan devletin ileri gelenleri onu hayatta ve saglikli imis gibi gösterebilmislerdi. Bu hadiselerden sonra Çelebi Mehmed. Mustafa Çelebi'ye yardim edip asker veren Eflâk topraklarina akinlar yaptirmak suretiyle intikamini almis oluyordu. Çelebi Sultan Mehmed. Derhal Edirne sarayina tasinan Mehmed Çelebi'nin durumundan süphelenen asker. Çelebi Sultan Mehmed. Ibrahim ve Haci Ivaz Pasalari davet ederek kendileri ile gizlice görüsmüstü. Aksam olunca maiyyeti ile birlikte Izmit tarafina hareket ederek Bursa'ya gelir. Fakat bu hastalikta" kurtulamayacagini anlayinca vezirleri olan Bayezid. Bununla beraber bu haber yüzünden ihtiyatî bir tedbir olmak üzere Çelebi Sultan Mehmed'i karsilamak için çocuklarini da göndermez. Bu arada Bizans casuslari. 1420 yilinda Istanbul yolu ile Anadolu'ya geçmek üzere gelir. Padisaha tahsis edilen gemi ile imparatorun gemisi yanyana olmak üzere Üsküdar'a geçtiler. hükümdar olacak olan oglu Murad'in. Padisahin hastalandigi Bizans Imparatoru Manuel tarafindan haber alininca. padisahin Anadolu'daki islerini bitirdikten sonra Istanbul'u almak üzere kusatacagi haberini getirmislerdi. Bu mültecilerin masraflari için Osmanli Devleti.

ne babasi Bâyezid ve kardesi Musa Çelebi gibi sert. Osmanli Devleti'ni tek bir idare altinda topladiktan sonraki hükümdarligi hicrî tarihle 7 sene 11 ay ve birkaç gün. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre Çelebi Sultan Mehmed. nazik. Behcetu't-Tevârih'te bu tarih 23 Cemaziyelevvel 824 (26 Mayis 1421) olarak gösterilmektedir. orta boylu. Murad'in Bursa'ya geldigi haberi üzerine padisahin Anadolu'ya bir seferinin olacagi. sabirli. Bu haberi derhal Istanbul'a bildirmek için yola çikardigi birkaç ulak. Yalniz dostuna degil. Padisahin cesedi. Bu arada Murad'in Bursa'ya dogru yola çikmasi bekleniyordu. Zamaninin olaylari gözden geçirilince bu kanaatte isabet oldugu anlasilir. Bu yüzden de onun ölümü gizli tutulmustu. Çelebi Mehmed hakkinda Osmanli tarihlerinden baska yabanci kaynaklar da iyi sehadette bulunmaktadir. deniz yolu ile padisahin ölüm haberini imparatora iletmeye muvaffak olmustu. onun hakkindaki kanaatlerini su ifadelerle aktarmaktadir: "Çelebi Mehmed. miladî takvim ile de 7 sene 8 ay ve birkaç gün olmaktadir. makul hareket eden. O. Âsikpasazâde'nin ifadesine göre asker padisahi görmek istemis. Çelebi Mehmed'in. Kararin ertesi günü hastaligi son haddine vararak aksam üzeri vefat etti. Çünkü imparator ile yapilan antlasmada kendisi hayatta bulundugu sürece kardesinin saliverilmemesi seklinde idi. genis omuzlu. ölümü halinde kardesi Mustafa Çelebi'nin imparator tarafindan saliverilmesi endisesi idi. sik sakalli. devlet erkani ise bir hekimin tedbiri sayesinde onu sagmis gibi askere göstermeye muvaffak olmustu. Çelebi Mehmed'in özelliklerini kaynak eserlere istinaden veren Uzunçarsili. beyaz yüzlü. yollarin tamamen tutulmus olmasindan dolayi gidememislerdi. fakat rahatsiz bulundugu için yalniz basina gidecegi söylenerek cenaze Anadolu sahiline geçirildi. Halbuki kendisinin ölümü ile bu sart ortadan kalkmis oluyordu. aradan uzun bir süre geçtigi halde huzura kabul edilmedigi için süphelenmis ve sonunda bir vasita ile padisahin öldügünü ögrenmis. Çelebi Sultan Mehmed'in bu tarihte 43 veya 47 yaslarinda bulundugu kabul edilmektedir. vaziyeti kavrayarak istedigini ve vaziyeti ona göre ayarlamasi. Böylece vefati yaklasik 40 gün kadar saklanabildi. Böylece hem asker hem de halk kendisini hayatta biliyordu. Onun ölümünü bildirmemek için pek çok tedbir alindi. uzun kollu ve güler yüzlü bir hükümdardi. kara ve çatik kasli. Bu görüsmeden sonra Murad'a haber verip onu davet etmek üzere Elvan Bey süratle yola çikarilmisti. vakur ve ciddi bir hükümdardi. Iyi görüsü. ne de diger kardesi Süleyman Çelebi gibi yumusak ve kayitsiz idi. Bu arada imparator tarafindan padisaha gönderilen Leondari Dimitrios. Cemaziyelevvel 824 (Haziran 1421) tarihinde meydana gelen vefatin günü hakkinda farkli görüsler bulunmaktadir. Murad'in derhal getirilmesini istemesi. açik alinli. Fakat Leondari. duruma göre uysal . kara gözlü. sözüne ve vaadine sadik. Çelebi Sultan Mehmed'in cesedi tahnit edilerek sarayda muhafaza edildi. düsmanlarina da kendisini sevdirerek itimat telkin etmis ve kendisini saydirmistir. azim ve irade sahibi. Bursa'da daha önce insa ettirdigi Yesil Türbe'ye defn edildi.öldürmemesi için de bunlarin imparatorun yanina gönderilmesini bildirmisti.

Bizans destegine tabi olmalari sebebiyle de Kostantiniye ile iliskilerini yumusak tuttu. Iç isyanlar.davranarak ileri gitmeyisi. Osmanli hükümdarlari arasinda ilk defa olmak üzere Anadolu ve Suriye yolu ile Mekke ve Medine'ye giden hacilar kervani ile bu iki kutsal sehrin fakirlerine dagitilmak üzere "Sürre" adi ile altin olarak bir miktar akça gönderen odur. . Kayseri'nin zapti konusundaki tesviklerine aldirmayan Mehmed Çelebi. Osmanli tahtinda gözü olanlarin. topraklarini geri almis bulunan Anadolu beylerine karsi askerî harekata girisemezdi. Daha önce sözü edilen Venediklilerle yapilan deniz muharebesi bir tarafa birakilacak olursa Bizans ve diger devletlerle dostane faaliyetlerde bulunmustur. Bununla beraber babasi Yildirim Bâyezid'in son yillarda eristigi güce erememisti. (Netâyicu'l-Vukuat. Küçük-büyük 24 muharebede bulunarak kirka yakin yara aldigi rivayet edilmektedir." Annesi. basariya götürmeyi düsündügü yeniden yapilanma tesebbüslerini engelleyecek herhangi bir genel Avrupa tepkisini canlandirmama dikkatini gösterdi. Bitmek tükenmek bilmeyen gailelerle karsilasmis ama bütün bu gailelerin hakkindan gelmesini bilmistir. I. Osmanli Devleti'ni. karsilastigi büyük bunalimlardan basari ile kurtaran bir sahsiyettir. Mehmed'in (1413-1421) hükümranliginin basarisini belirgin kilan ihtiyatlikti. O." Günümüz yabanci tarihçilerinden biri olan Norman Itzkowitz. Çelebi Sultan Mehmed'den bahs ederken sunlari söylemekten kendini alamaz: "Tek yönetici oldugu zaman I. Yerli ve yabanci hemen bütün kaynaklar. 36). seri hareket etmesi de kendisini en tehlikeli gailelerden basari ile çikarmistir." Bazi tarihçiler tarafindan devletin ikinci kurucusu olarak kabul edilen Çelebi Sultan Mehmed. O. sebatkârligindan ve iyi ahlâkindan bahs ederler. Germiyanoglu Süleyman Sah'in kizi Devlet Hatun olan Mehmed Çelebi. dostlugu bozmamis ve sonucu belli olmayan bir maceraya atilmamistir. ama hayatî önemdeki hükümdarligi. Memlûklular ile de dostça geçinmisti. Hammer. Bu gaye için çaba sarf etmis ve büyük ölçüde de muvaffak olmustu. Karamanoglu Mehmed Bey'in 822 (1419) yilinda Memlûk ordusu tarafindan esir edilerek Kahire'ye götürülmesi üzerine. Böylelikle onun kisa. taht kavgalari ve idarî meselelerle sürekli taciz edilen Mehmed. din âlimleri ve genellikle Kur'ân'a gönül vermis olanlar hakkindaki cömertligi bakimindan da Misir sultanlari ile rekabet edebilir. Vücudunda kirk kadar muharebe yarasi tasiyordu. Osmanli topraklarinin tamamen çözülmesini önleyen bir koruyuculuk faaliyeti olma basarisina erdi. sehzadeler mücadelesinden galip çikarak devletin birligini saglamisti. babasi zamanindaki topraklari tekrar ele geçirmekti. çocuk denecek yastan beri üzerine almak zorunda kaldigi büyük mesuliyetlerden dolayi son derece yipranmisti. Onun en büyük emeli. Timur'un oglu Sahruh'un gücü geri plânda agirligim hissettirdigi sürece Mehmed. Karamanlilar'in. onun hakkinda sunlari yazar: "Hayir ve din isleri ile ilgili müesseseler meydana getirmekte söhretli Selçuk sultani Birinci Alaeddin ile boy ölçüsebilecek olan Birinci Mehmed. Çelebi Mehmed'in dirayetinden.

kendisinden önceki Osmanli hükümdarlari gibi vatandaslarini (tebeasini) gözeten. Ikinci Murad'in hükümdarligi zamaninda Karamanogullari'ndan Ibrahim. Çelebi Mehmed'in yedi kizindan Selçuk. Kizlardan biri de Varna muharebesinde sehid olan Karaca Bey ile evlenmistir. Sultan Hatun. ayni zamanda ve özellikle cuma günleri fakirlere ve yoksullara yemek yediriyordu. SULTAN MEHMED'IN HAYRATI Çelebi Sultan Mehmed. Candarogullari'ndan Isfendiyar Bey'in oglu Ibrahim Bey ile evlenmisti. kocasinin ölümü üzerine Bursa'ya dönmüstü. Ibrahim Bey'den çocuklari olan Selçuk Hatun.Çelebi Sultan Mehmed'in en büyügü Murad olmak üzere Mustafa. Gerçi bundan kadim Mihal köprüsü dibinde Yildirim Han Camii vardir. kimsesiz ve hatta yolculari doyurmak için imâretler insa ediyordu. Bu bakimdan günün ekonomik. Ogullarindan Kasim ve Ahmed. sadece bununla da iktifa etmiyor. sosyal ve dinî sartlarinin gerektirdigi ihtiyaçlari karsilamak için gayret sarf ediyordu. Ayse ve Hatice hatunlarin ad ve durumlari bilinmekte ise de diger iki kizinin adi henüz bilinememektedir. Nitekim Hoca Saadeddin Efendi'nin "her cuma günü fukarayi it'am ve ehl-i ihtiyaca in'am-i amm edüb" dedigi Çelebi Sultan Mehmed. Hafsa Hatun. Evliya Çelebi. Filibe yolu üzerinde ve Meriç sahiline yakin bir yerde insa edilen bu camiye vakf olmak üzere de Edirne'deki Bedesten insa ettirilmisti. Musa Çelebi'nin ancak pencerelere kadar insa ettirebildigi camiyi (Eski Cami) tamamlamisti. Fakat daha sonralari Bursa'da çikan bir veba hastaliginda ikisi de vefat etmislerdi. O. Yusuf ve Mahmud adlarinda alti oglu ile yedi kizi olmustur. cami. Isa ve Ali Beyler ile evlenmislerdi. medrese ve çarsilar insa edip onlara vakiflar tahsis ediyordu. Çelebi Mehmed'in diger kizlarina gelince bunlar. Hafsa. Bunun içindir ki o. Ikinci Murad'in hükümdarligi zamaninda saltanat iddiasina kalktigi için Iznik'te yakalanarak bogdurulmustu. Fakat Timur-i bî nûr (Nursuz Timur) hadisesinde bu cami na tamam kalmagla onu da Çelebi Sultan Mehmed itmam edüb sevabini babasi Yildirim Han ruhuna hibe etmisti. O. Isparta sancak beyi Mustafa. babasi Bâyezid ve dedesi Murad gibi kendisinden önce geçen hükümdarlar gibi devletin iki baskenti olan Bursa ve Edirne'yi camilerle süslemisti. Yusuf ile Mahmud ise ileride taht kavgalarina sebebiyet vermemeleri için gözlerine mil çekilerek kör edilmislerdi. fakir. 890 (1485) yilinda epey yaslanmis olarak vefat etmistir. Çandarzâde veziriâzam Ibrahim Pasa'nin oglu Mahmud ile evlenmis ve 847 (1443)'ten sonra Hacca giderek Mekke'de vefat etmistir. gerekse bundan önceki cami hakkinda söyle demektedir: "Edirne'de bundan ulu ve ruhaniyetli cami yoktur. Kasim." . Çelebi Sultan Mehmed vefat ettigi zaman Murad Amasya'da. Edirne'de Emir Süleyman'in temelini attigi. Ahmed. 848 (1444) de vefat etmistir. Bunlardan Selçuk Hatun. gerek Ulu Cami diye isimlendirdigi bu cami (Eski Cami). Sultan. Mustafa da Hamideli (Isparta)'nde sancak beyi olarak bulunuyorlardi. Cülusundan kisa bir müddet sonra. onlar için imkânlar hazirlamaya çalisan bir hükümdardi. Isfendiyar Bey'in diger oglu Kasim Bey ile evlenmistir. Yusuf ile Mahmud ise henüz küçük yaslarda idiler. hükümdarin kendisi hayatta iken vefat etmislerdi.

çok güzel bir bahçenin ortasindadir. bir medrese ile yoksullar için bir imâret tesis ve her ikisine de padisahlara layik bir cömertlikle gelir (vakif) tayin etmistir. bu padisahin sultanlik çaginin bir belirtisi olarak günahtan sakinma ve sanat sevgisinin maddi ve devamli bir delilidir. gerek onu süsleyen oymalarin inceligi bakimindan. Pencerenin altina cami içinde genis ve kare seklinde bir havuz tesadüf eder. Havuzda da dülger baliklari yüzermis. Istanbul ve Edirne'deki camilerden hiç birinin yukaridan penceresi olmadigi gibi berrak ve devamli akan bir suyun verdigi serinlik te yoktur. meyve. Sekiz köseli bir sekilde olan bu türbe. Asya'daki merkezinde yeni bir cami yaptirmaya basladi. Bundan dolayi bu cami Yesil imâret adini almistir. Caminin yaninda Çelebi Sultan Mehmed'in türbesi bulunur. karsisindaki kapinin güzelligi ile boy ölçüsebilir. FETRET DEVRI Fasila-i Saltanat olarak da bilinir. Yapinin duvarlari. Bu camiin duvarlarinin bütün cephelerindeki renkli mermerler. . Yirmi besincinin ortasinda yüksek ve çevresi yirmi ayak tutan yuvarlak bir pencere vardir.Sultan Mehmed. Istanbul ve Edirne camilerinden bu havuzla ayird edilir. Camiin içini bezeyen çiniler de pek nefistir. Bursa ve Edirne'de iki büyük camii tamamlatinca. Kirmizi mermerden oyulmus mihrabin zerafeti. kapi ve pencerelerin içine takildigi kirmizi mermerler üzerine islenmis yazilar. Çelebi Sultan Mehmed'in Yesil Camii. Bu iki yapinin yakininda Birinci Mehmed. Bursa sehrinin baslica güzelliklerinden biridir. Yesil-îmâret Camii adi ile söhret bulan bu mabed. dedesi Murad Hüdavendigâr'in Bursa'da baslatip Yildirim Bâyezid'in yarim biraktigi büyük ve hasmetli camii de tamamlatmistir. yirmi bes bölmeye ayrilmis olup bunlardan yirmi dördü birer kubbe ile örtülmüstür. gök renginde bir zemin üzerine gümüs harflerle yazilmis Kur'an âyetleri bulunmaktadir. Yildirim Bayezid'in Ankara Savasi'nda (28 Temmuz 1402) yenilmesiyle baslayan bu döneme. dibinden bir insan boyu kadar yaldizlanmisti. Sultan Mehmed. yaprak ve hatta ince islenmis elbise yakalari seklinde idi. kapi süsleri göz alicidir. Bunlarin üzerine yazilmis Kur'an âyetleri fevkalâde güzeldir. Duvarlara da "el-Esmau'l-Hüsna" naks edilmisti. Büyük harcamalarla ortaya çikan bu cami. Eskiden. Osmanli ülkesinin mukaddes mabedleri arasinda sadece Sinop Camii'nde buna benzer bir minber vardi. bu çiniler güneste zümrüt gibi parlar ve yapiya periler sarayi görünümünü verirmis. Minberin oymalari çiçek. Sultan Mehmed'e "Çelebi" ünvaninin verilmesi onun buyrugu ile yapilan anitlardaki sanat sevgisinden ve ince zevkten dolayidir. Bu mânâda kendisine "Çelebi hükümdar" denmistir. Bursa Camii. Bunun sekiz yönünde. kardesleriyle girdigi mücadelede basarili olarak yönetimi yeniden ele geçiren Mehmed Çelebi son vermistir. distan ve içten yesil çini ile kaplanmistir. Temeller. Zamaninda kubbeler ile minareler yesil çini ile kaplanmis olduklarindan. gerek yapilisinda kullanilan mermerlerin az bulunusu. Binanin iki ucunda iki minare yükselir. kuslarin cami içine girip yuva yapmalarina engel olmak üzere açik olan yerlere bakir tellerden bir kafes yapilmisti.

babasi Çelebi Sultan Mehmed (Birinci Mehmed)'in vefati üzerine daha 17 veya 18 yasinda bir delikanli iken Osmanli tahtina geçip idareyi eline almak zorunda kaldi. Onun manevî etkisine yakisikliligindan . yanina Sadrazam Çandarli Ali Pasa. oldugu gibi ogluna da geçmisti. Osmanli topraklarini ise 4 sehzade arasinda paylastirarak Anadolu'dan çekildi. gögüs gögüse olan savaslardaki mahareti. hem de kudretine saygi göstermeleri. Çelebi Mehmed. yakisikliligi. Ilk çarpisma ise Musa Çelebi ile Isa Çelebi arasinda Bursa'da meydan geldi. Anadolu'da daha önceden bulunan ancak Osmanli topraklarina katilan eski Anadolu Beyliklerini yeniden canlandirdi. Çelebi Mehmed ise Amasya'da kendi hükümdarliklarini ilan ettiler. Bununla beraber hâlâ Timur âfetinden kalma ve islemekte bulunan bazi yaralarin bulunduguna isaret etmek gerekir. diger kardeslerini safdisi birakarak Osmanli Imparatorlugunu yeniden bir birlik altinda toplamistir. Orta Anadolu'daki Türkmen beylerini safdisi birakarak güçlü bir Türkmen ordusu kurdu. Gerçekten henüz on iki yaslarinda iken Seyh Bedreddin Mahmud isyaninin bastirilmasinda oynadigi önemli rol. Babasinda görülen muntazam yüz hatlari. iliskilerindeki zerafet ve nezaket. Savasa katilan diger sehzadelerden Isa Çelebi Balikesir'de. Timur. zaferden sonra sekiz ay kadar Anadolu'da kalarak Osmanli topraklarini yagmaladi. Yildirim Bayezid ile birlikte Musa çelebi ve Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa) Timur'a tutsak düstüler. kendisinden daha yasli ve tecrübeli savasçilar ile bilhassa vasisi durumundaki Bâyezid Pasa ile yaptigi tartismalarda son derece yumusak basli davranmasi ve çocuksu görünüsüyle askerlerinin onu hem kalpten sevmeleri. veliahdin savaslar ve iktidarin zorluklari ile karsilasmasini arzulamistir. Ileride de temas edilip görülecegi gibi onun yönetimde bulundugu dönem. Yas bakimindan çocukluktan henüz çikmis olan Ikinci Murad. hem savas sanatinda hem de siyasî deha ve anlayista çocukluktan çok uzakti. Ikinci Murad'i ordunun yegane hâkimi durumuna getirmisti. oglunun yasina göre vaktinden önce tahta çikabilecegini ve buna lâyik olabilecegini sezdigi belirtilmektedir. Oglunun erken yaslarda tahta geçmesi. babasi Çelebi Mehmed'in. SULTAN IKINCI MURAD DÖNEMI 1404 Haziran'inda Amasya'da dünyaya gelen Murad. Bunun için de hükümdar. idarî. Genç yasi. Musa Çelebi Bursa'yi alarak hükümdarligini ilan ettiyse de kisa bir süre sonra Isa Çelebi Bursa'yi yeniden ele geçirdi.Ankara Ovasi'nda yapilan savasin kötüye gittigini gören Yildirim bayezid'in ogullarindan Süleyman Çelebi. Böylece Osmanli Topraklari bölünmüs oldu. hükümdarlarin görmesi gereken egitimden geçirilmesini istemis. Murad Pasa ve yeniçeri agasi Hasan Aga ile birlikte kendine bagli olan birlikleri de yanina alarak Edirne'de saltanatini ilan etti. oglunun. mülkî ve hukukî mekanizmanin istikrarli bir sekilde intizam ve ahenkle yürüyen bir devir olmustu. Sehzadelerden ilk olarak Mehmed Çelebi harekete geçti. babasinin tasarilarina da uygun düsüyordu. Bu olay sehzadeler arasindaki mücadelenin kizismasina yol açti.

Isfendiyar beyleri ile Misir Sultani. Sultan Murad'i mücadeleye hazirlanma mecburiyetinde birakti. tabiatin taci olan yakisiklilik. imparatorun elçisi Çelebi Sultan Mehmed'in vasiyetine istinaden Murad'in. Onun. Tokat. Bizans Imparatoru ile Eflâk ve Bogdan Voyvodalari. Mentese. Akkoyunlu ve Karakoyunlu emirleri. bir koz olarak elinde tuttugu Mustafa Çelebi vasitasiyle Murad'dan bazi menfaatler temin etmek istiyordu. saltanat degisikliginin meydana getirecegi nazik durumdan yararlanmaya yeltendi. Bizans'tan. 12 yasina girince Rum vilayeti beyligi ile Amasya'ya geldi.ileri gelmis bir tesir de eklenmisti. Müslüman ve Hiristiyan devletlere elçiler gönderen Sultan II. Sirp ve Bosna Krallari. Bunlar da daha sonra vebadan öleceklerdi. Bunlari. Osmanli toplumunu taht hakkinda tereddüde düsürecek yasta baska erkek kardesi yoktu. Murad. 1410 yilina kadar Amasya sarayinda kaldi. bir milletin. ileride hükümdar olabilecek sekilde yetistirilen Murad. yeni sultani karsilamak üzere sehrin disina çikarlar. babasinin cenazesini muhtesem bir törenle Yesil Cami yanindaki türbesine defn ettirip bir hafta yas tutulmasini emr eder. Imparator Manuel. Sadece çocuk denebilecek yasta iki küçük kardesi kalmisti. bütünüyle Ikinci Murad'da toplanmisti. özellikle Bizans tarafindan farkli bir anlayisla yorumlanacaktir. büyük oglu Murad'i lalasi Yörgüç Bey ile bu mühim vilayetin basina gönderiyordu. Çelebi Sultan Mehmed'in ölümünden ancak o zaman haberdar olan Yeniçeriler. Daha önce de temas edildigi gibi. bu duygusunu her zaman açiga vuruyordu. sarktaki gelismeleri çok dikkatle takip etmek zorunda idi. Alman Imparatoru. Babasi tarafindan. Bu yüzden Osmanli sultani. Çelebi Sultan Mehmed'in iki küçük oglunun (Yusuf ve Mahmud) Bizans'a gönderilme isi. Iste Çelebi Sultan Mehmed. 1413'te de Edirne'ye gitti. Mora Despotu ve Venedik Cumhuriyeti gibi devletlerin tamamina özel elçiler ile mektuplar gönderip kendisinin Osmanli tahtina geçip hükümdar oldugunu bildirir. iki kardesi. Sivas. Velhasil. Çorum ve Osmancik bölgelerini içine alan Rum veya Danismendiye vilayeti. hemen hemen her zaman oldugu gibi. Germiyan. Tayininden bir yil sonra Murad. Fakat Bizans devlet adamlarinin Osmanlilar'daki saltanat degisikliginin meydana getirebilecegi ilk günlerdeki saskinlik havasindan faydalanmak istemeleri. Buna göre. Sultan Murad'i tebrik için gönderilen elçiye verilen gerçek talimat. devlet ileri gelenleri ile yeniçeriler tarafindan kendisine bey'at edilen Murad Bey. Macar Krali Sigismond. Mustafa Çelebi (Düzme Mustafa)'nin elde bulunusundan istifadeyi temindi. küçümsenmeyecek miktarda Türkmen ve Mogol göçebeleri vardi. Hindistan hükümdari. Tahta geçtigi sirada babasi gibi baris temayülünde oldugu anlasilan Sultan Ikinci Murad'in bu barisçi arzusu. Yeniçeriler. Sultan Murad'in. babasinin ölümünden kirk gün sonra Osmanli tahtina geçip hükümdar olan Murad'a. Bursa'da. Hükümdar olduktan sonra çevresinde bulunan beylikler ile politik bakimdan önemli olan Karaman. Yildirim Bâyezid'in damadi Seyh Emir Buharî hazretleri kendi eliyle kiliç kusatip hükümdarligini ilan eder. Karaman Beyi ve Macarlarla birer baris antlasmasi yapar. Çünkü burada. 25 Haziran 1421'de. merkezin kontrolü altinda tutabilmek pek kolay bir is degildi. Sonra babasi Çelebi Mehmed ile Bursa'ya. babasinin ölüm haberini alinca Amasya ile Bursa'yi birbirine baglayan uzun yolu süratle asip Bursa'ya yetisir. Bu sebeple Bizans. Dulkadir. Amasya. daha babalarinin sagliginda ölmüslerdi. küçük kardeslerinin kendisine teslim edilmesini ister. bu sefer de. Sehzade Murad. kendi basinda bulunan hükümdarda görmek istedigi. Barisi seven bir kimse olarak Sultan Murad. Osmanlilar'in dogu sinir vilayeti olup o dönemlerde fevkalâde bir önemi haiz idi. onunla birlikte saraya kadar gelip huzurunda geçit resmini tamamladiktan sonra bagliliklarini bildirirler. idaresinde bulunan Amasya kuvvetleri ile Börklüce Mustafa isyanini bastirmak üzere Saruhan ve Izmir taraflarina hareket emrini almisti. sadece bir vasiyet .

tahtin mesru vârisi olarak kabul edilecekti. Keza taarruza geçen Isfendiyar Bey de Osmanlilar'in himayesi altinda Çankiri. büyük emeklerle elde edilmis bulunan topraklan. imparator adina burada adeta bir sürgün hayati yasayan Mustafa Çelebi ile pazarliga girisir. Yakub Bey. Imparator. padisah adina "Müslüman evladinin. elçilerine verilen bu cevabi ögrenince. Nitekim Germiyanoglu II. Yapilan bu pazarliga göre Mustafa ve onun kader arkadasi olan Izmiroglu Cüneyd serbest birakilacaklardi. Mustafa. Bizans kurnazligindan baska bir sey degildi. memleketinin içinde bulundugu acikli durumu ve güçlü bir düsmanin öfkesini üstüne çekmekle kendisini tehlikelere atmis olacagini hesap etmeksizin Dimitrius Laskaris Leontarius'u iyice silahlanmis on kadirga ile Limni adasina gönderir. MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI ve ÖLDÜRÜLMESI Sultan Ikinci Murad. kendisi için utanç verici olan bu antlasmayi imzaladiktan ve yemin ile de onu teyid edip saglamlastirdiktan sonra Leontarius. Gerek kendisi gerekse devleti için en büyük tehlike Mustafa Çelebi'nin isyani idi. Sultan Murad. Kalecik ve Tosya'da hüküm süren oglu Kasim'i buralardan kovmustu. Hamideli de Karamanoglu tarafindan isgal edildi. entrikali siyasetinin Müslüman Türkler arasinda çikaracagi nifaktan büyük faydalar umarak Mustafa'ya bazi sartlar teklif edince bunlar büyük bir istiyakla kabul edilir. tekrar Bizans'a vermeyi kabul ediyordu. bu bakimdan efendisi imparatora bu vâsilikten vaz geçerek kendisi ile iyi iliskilerini devam ettirmesini rica eyledigini" söyler. Zira günün siyasî sartlari bir müddet için onu böyle davranmak zorunda birakmisti. Sultan Murad'i tanimayarak Mustafa Çelebi'nin tarafini tuttugu gibi. müslüman olmayanlar yaninda terbiye ve egitim görmesinin Seriat-i Muhammediye'ye aykiri oldugu. 15 gemiden mütesekkil bir filo ile onu ve yandaslarini Gelibolu önlerine çikarir (Eylül 1421). onu hükümdar olarak taniyacakti. daha önce alinan vâsilik kararina uyulmayarak sehzadeler Tokat'a gönderilir. Limni adasindaki sürgün hayatindan sonra böyle bir devlet kusunun basina konmasina sevinen Mustafa Çelebi. Anadolu birligine vurulan darbe bu kadarla da bitmiyordu. Böylece Mustafa. Mustafa. Bunu bir hak isteme seklinde ileri sürmek. Leontarius. Daha önce de temas edildigi gibi Mustafa Çelebi. hükümdarliginin ilk iki yilini iç isyanlari bastirmak ve ülke birligini yeniden tesis etmekle geçirdi. Nitekim elçinin sehzadelerle ilgili talebine veziri azam ve Rumeli beylerbeyi olarak islerin idaresini elinde bulunduran Bâyezid Pasa. Bizans tarafindan tertiplenen ve Osmanli ülkesini bölmeye yönelik olan Sehzade Mustafa isyani ile ugrasirken bu oldubittilere karsi sessiz kalmak ihtiyacini hissetmisti.olduguna göre iki devlet arasinda taahhüde bagli olmayan bir mesele idi. Iki taraf arasinda gerçeklestirilen bu . Buna karsilik Imparator da Ikinci Murad'i degil. Buna göre sayet Mustafa basarili olursa Gelibolu ile Istanbul'un kuzeyinde Bogdan sinirina kadar Karadeniz kiyisindaki bütün sehirler ile güneyde Erysus ve Aynaroz'a kadar olan yerlerin tamamini Imparatora geri vermeyi taahhüd etti. Böylece. oglunu rehine olarak onun yarlina vermek ve Osmanlilar'a ait bazi yerleri Bizans'a terk etme karsiliginda Imparatorun adami ile bir antlasma yapmisti. Manuel. Bu hareketin gerçeklesmesi için de Imparator ona yardim edecekti. Aydinoglu ile Saruhanoglu eski topraklarindan bir kismini ellerine geçirmislerdi. Bu hareketi ile Sultan Ikinci Murad'a karsi cephe alan Bizans'la birlikte Anadolu beylikleri de yeni hükümdarin babasi olan Mehmed Çelebi'nin yaptigi ilhaklari geri almak ve Osmanli tabiiyetini tanimamak suretiyle ayaklanip Anadolu birliginin bozulmasina sebep oldular. Öte yandan babalan Ilyas Bey tarafindan Osmanli sarayina gönderilmis bulunan Menteseogullari'ndan Ahmed ve Leys de bu karisikliklardan istifade ile kendi memleketlerine dönmüs ve bagimsizliklarini ilan edip kendi adlarina bastirdiklari paralara Osmanli hükümdarinin adini koymamak suretiyle onu tanimadiklarini gösterdiler. Bizans Imparatoru'nun sözünden çikmamak. saltanati ugruna bol bol vaadlerde bulunur.

Ama muharebe yeniden devam edip siddetlenir. Askeri. 15 gemiden mütesekkil bir filo ile Gelibolu önlerine çikaran Leontarius. Gelibolu yolu kapali oldugundan Bâyezid Pasa kis mevsiminde Istanbul Bogazi'ndaki Güzelcehisar (Anadoluhisari)'dan Rumeli yakasina geçer. üçüncü vezir Haci Ivaz Pasa'larla Timurtas Pasa'nin Umur. Edirne tarafina gidip orada da kuvvet topladi. Bu uygulama. Bu görüsmede Ibrahim Pasa ile Haci Ivaz Pasa. gün geçtikçe kuvvetleri de çogalip büyüyordu. Böylece. Mustafa Çelebi'nin kuvvetleri Gelibolu'ya çiktiklari zaman karsilarinda Sultan Murad'in kuvvetlerini buldular. geçtigi yerlerde Mustafa Çelebi'ye iltihak ediyordu. Bu arada önemli olan mesele Rumeli'de sadece halk tabakasinin degil. Geceyi kadirgada geçiren Mustafa Çelebi. Iki taraf arasinda siddetli muharebeler oldu. Zaten onun kisa zamanda muvaffak olmasinin ve kuvvetlerinin çogalmasinin en önemli âmili Rumeli bey ve komutanlarinin kendisine katilmalari idi. ilk iki vezirin teklifi üzere babasinin en güçlü vezirlerinden olan Bâyezid Pasa'nin gitmesini uygun görür. askerin hosuna gider. Onu. bu hareketi ile Bizans adina büyük bir basari saglamis oluyordu. Ali ve Oruç Beyler adindaki üç oglu bir görüsme yaparlar. askerin. Mustafa Çelebi. Timurtas Pasa'nin ogullari ise bizzat padisahin gitmesini söylerler. Mustafa Çelebi tarafina geçen bu Pasa da sehzadeye iltihaka mecbur olur. Edirne'ye gitmesi için kendisine yol verilmesini ve hükümdar olarak taninmasini ister. Mustafa Çelebi'nin Gelibolu'dan çikip geldigini duyunca onu Sazlidere mevkiinde karsilar. Bölge halkini etrafina toplamayi basaran Mustafa Çelebi. galib gelince Mustafa kadirgadan inip karaya çikar. Mustafa Çelebi'nin. Mustafa'nin tarafina geçerler. Sultan Murad. yaninda Izmiroglu Cüneyd Bey ve maiyetine ilaveten bir kisim Rum kuvvetleri de oldugu halde Gelibolu'ya gelir. Gelibolu halki ve civardakiler. Bâyezid Pasa'nin öldürülmesinden sonra bütün askerleri. Limni adasinda sürgün hayati yasayan Mustafa Çelebi'yi Gelibolu önlerine çikarip ona yardim edecekti. Vardar Yenicesinden sonra Edirne'yi de ele geçirmek suretiyle Rumeli'ne hakim olacakti. Mustafa Çelebi'nin yaptigi tahribat ve kazandigi basari haberleri Bursa'ya ulasinca Sultan Murad'in huzuru ile Vezir-i Azam ve Beylerbeyi Bâyezid. Timur ile yapilan savasta aldigi yaralari göstererek Bâyezid Pasa'yi kendine baglayip vezir tayin etmek istediyse de çok geçmeden Evrenos ogullari ve Cüneyd Bey'in de tesviki ile onu Sazlidere'de öldürtür. Izmiroglu Cüneyd Bey ile Leontarius'u kale önünde birakarak Aynaroz taraflarina dogru yürüyüp bazi yerleri ele geçirmisti. yetiskin bir kimsenin tahta geçmesi arzusu bulunmaktadir. Halk. Müslüman kani akitilarak zapt edilmis olan topraklari Bizans'a terk etmeyi kabul eden bir antlasma imzaladigi ve devletin birligini bozacak iddialarla ortaya çiktigi halde Rumeli beylerinin ona iltihak etmesi dikkati çekecek bir noktadir. Bununla beraber bu meseleye sadece yasça küçük veya büyük olma açisindan bakmamak gerekir. hem beylerbeyi olmasi hem de Rumeli beylerini yakindan tanimasi sebebiyle Bayezid Pasa'nin Mustafa Çelebi üzerine gönderilmesini teklif ederler. komutanlarin ve Rumeli Beylerbeyi'nin Mustafa Çelebi'ye iltihak ederek onu hükümdar olarak kabul etmeleri geliyordu. her birine elliser akça harçlik tayin ederek yeni bir teskilat kurmaya muvaffak olur. ikinci vezir Çandarlizâde Ibrahim. Yaninda büyük bir kuvvet yoktu. Bundan sonra parlak bir . Mustafa Çelebi. Bazi tarihçilere göre bunun sebebini henüz on sekiz yasinda bulunan bir delikanlinin yerine. Cüneyd Bey'in fikir ve yardimi ile Rumeli'nin "Yayasini" "Müsellem" hale getiren Mustafa Çelebi. Gelibolu halkinin ileri gelenlerini davet ederek kendisinin Yildirim Bayezid'in oglu oldugunu. Mustafa Çelebi'ye bey'at ettilerse de Sahmelek komutasindaki kale muhafizlari kaleyi teslim etmediklerinden Mustafa Çelebi. Mustafa'nin kuvvetlerine kumanda eden Cüneyd Bey.antlasma geregince Imparator.

Yildirim Bâyezid zamaninda Bursa'ya gelen ve kaynaklarin ifadesine göre bütün Osmanli padisahlarinin kendisine hürmet ettigi. Mustafa Çelebi. ayni hükümdarin 1422 Istanbul muhasarasina beraberinde yüzlerce dervis ile bizzat istirak etmistir. Fakat Imparator. kendisinden daima hayir dua bekledikleri ve kendilerine kiliç kusatan Emir Sultan'dan manevî yardim talebinde bulunur. Izmiroglu Cüneyd Bey yetiserek buna mani olur. Sultan Murad tarafini tutup onu tesci' etmis. Gelibolu kalesini tahkim ederek donanmaya komutanlar tayin eder. Mustafa Çelebi'nin kendisini atlatarak Gelibolu'yu vermemesi üzerine onu terk edip Sultan Murad'la anlasmak ister. Murad tarafindan memnuniyetle karsilanan bu teklif. Sultan Murad'in. kazandigi zaferin sarhoslugu içinde kendini zevk ve eglenceye kaptirmisti. Murad ile amcasi Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa) arasindaki mücadelede. Foça'lilarla da anlasan Sultan Murad'a karsilik Mustafa Çelebi. Bâyezid Pasa'nin ölümünden sonra Vezir-i Azam olan Çandarlizâde Ibrahim Pasa'yi elçi olarak Istanbul'a gönderir. burada hükümdarligini ilân eder. Artik Rumeli'nin bütün beyleri ve kuvvetleri onunla beraberdirler. Gelibolu'nun Imparatora teslim edilmedigi haberini alinca o da bu firsattan istifade etmek ister. Bu Ceneviz kolonisi. Verilen bilgiye göre Emir Sultan. Bu siralarda Bursa'da bulunan Sultan Ikinci Murad. Çelebi Sultan Mehmed'in ölüm haberini alinca bu firsattan istifade ile borcundan kurtulmak isteyerek Sultan Murad'a mektuplar yazar. Buradan elde edilen saplari da Avrupa piyasalarina ihraç ediyorlardi. buraya asker ve mühimmat koymaya hazirlanirken. Mustafa Çelebi. onun hükümranligini tanidilar. Mustafa Çelebi'nin Sazlidere basansini haber alan Gelibolu muhafizi. Bunun üzerine Mustafa Çelebi'ye bas vuran Dimitrius'a.tören ve muzaffer bir eda ile Edirne'ye giren Mustafa Çelebi. Çelebi Mehmed'in vefatindan sonra ortaya çikan Mustafa Çelebi hadisesi esnasinda. ancak böyle bir harekette bulunmasinin Müslüman halk arasinda büyük bir infiale sebep olacagini bu yüzden halkin kendi padisahligini tanimayacagini söyler. Bunun için. komiser) veya konsoloslar vasitasiyle idare ediliyorlardi. kaleyi Dimitrius Leontarius'a teslim etmek zorunda kalir. . Rumeli'deki bütün sehir ve merkezler. Adorno. Askerinin hizmetlerine karsilik. Bu mektuplarda o. Bunun üzerine Istanbul'a dönen Dimitrius Leontarius. Cenevizliler. daha önce kardesi Çelebi Sultan Mehmed tarafindan devlet hazinesine konmus bulunan servete el koyarak sefahata baslar. Bu durum. Mustafa Çelebi tarafindan kazanilan basarilardan bir hayli telasa düstügünü göstermektedir. Osmanlilar'dan önce Foça'daki sap madenlerini isletiyor ve Saruhanogullari'na her sene bir miktar para vererek buradaki kalede ikamet ediyorlardi. Adorno. durumu Imparatora anlatir. Buradaki isleri yoluna koyduktan sonra Edirne'ye dönerek. Gelibolu ile iki sehzadenin kendisine teslim edilmesinde israr ettigi için bir anlasmaya varilamaz. Foça madenlerini islemek karsiliginda senede yirmi bin altin üzerine Çelebi Sultan Mehmed'le anlasmisti. Gelibolu'yu Imparatora teslim edecegine dair verdigi sözü unutmadigini. kendisini kadirgalarla Anadolu'dan Rumeli'ye geçirebilecegini ve kendisine hiç kimsenin yapamadigi hizmeti yapacagini söylemisti. maden isi aksamis ve Jan Adorno yillik imtiyaz bedelini ödeyememisti. Dimitrius. zamani gelince iyi bir sekilde degerlendirilecektir. Osmanlilar'a geçtigi zaman bu vergiyi Osmanlilar almaya basladilar. Burasi on sene müddetle kendisine verilmisti. împarator. bundan sonra Anadolu'ya geçmek üzere Gelibolu'ya tekrar hareket eder. Çelebi Sultan Mehmed'in sagliginda Foça'da Jan Adorno adinda bir podesta bulunuyordu. Gerçekten de Sultan Murad. Bölge. dogudaki diger Ceneviz kolonileri gibi belli bir süre tayin edilen podesta (vali. Mustafa Çelebi. Böylece.

Her bakimdan düsmanlarimizdan üstünüz. Böylece Mihaloglu. Emir Sultan da üç gün üst üste dua edip zaferin Murad'a ait olmasi niyazinda bulunur. Bunlar. Mustafa Çelebi. Cüneyd. tahta çikisinda kendisine kiliç kusatan Emir Sultan'in kendisi için dua etmesini ister. Bursa'dan çikarak Ulubad'a gelir. Sultan Murad'in hazirliklarini bildirerek kendisini tembelliginden uyandirmamis olsaydi. Mihaloglu Mehmed Bey. burada üç gün kaldiktan sonra Bursa'ya dogru harekete geçer. Biz de Edirne'de hiç bir hazirlikta bulunmadan oturuyoruz. yeni bir hainlikle kurtulmak niyetinde idi. Iki taraf. Ulubat suyu önünde ve suyun iki kiyisinda karsilasirlar. kalbinde büyük süphelerin meydana gelmesine sebep olur. Ulubat deresi üzerindeki köprüyü keser. Mustafa Çelebi'nin yaninda on iki bin atli ve bes bin yaya vardi. . Bu sirada Mustafa. Rumeli beylerinden. Bu korku. bizim için felaket olur. Sultan Murad'in ordusunda Mihaloglu Mehmed Bey de vardi. sag kanadi da Ulubat gölü ve batakliklari ile kapanmis bulunuyordu. Musa Çelebi'nin Rumeli'deki saltanati zamaninda onun beylerbeyi yani ordu komutani idi. Bu sitem karsisinda onlar. Onlar bu tarafa geçerlerse. Murad. Mihaloglu'nun istegi dogrultusunda hareket edeceklerine söz verirler. Ulubat çayinin kiyilarina yaklasir. bir gece Ulubat çayinin kenarina gelerek Rumeli akinci beylerini isimleri ile çagirmaya baslar. çay kenarina gelerek ölmüs oldugunu sandiklan Mihaloglu'nun sag oldugunu anladilar. Mustafa Çelebi. Cüneyd'in kardesi oldugu söylenen Hamza Bey de vardi. Ali ve Oruç Beylerle. Sultan Murad'in müttefiki olan Cenevizlilerin donanmasi. Çünkü sonucundan ümidini kestigi bir tesebbüsün sonlarindan. Mustafa'ya: "Murad. Bu karsilasmada hiçbir taraf üstünlük saglayamaz. Murad'in tarafina geçeceklerine dair söz almis oldu. Hatta öylesine ki sayet Cüneyd. Böylece Mustafa'nin ordusunun sol kanadi denize dayanmis. onun yenilecegine bir isaret sayarlar. Bu zat. Çelebi Mehmed zamaninda akinci beyliginde ve divanda bulunmustu. savasa hazirlanmakla beraber.onlari mükâfatlandirmayi aklina bile getirmiyordu. akinci beylerine padisahlarinin oglunu terk ederek bir düzme hükümdara tabi olduklarindan dolayi sitemde bulunur. O. Murad hükümdar olup. Bunun üzerine Mihaloglu Mehmed Bey derhal Tokat'tan alinarak Bursa'ya getirilmis. Mustafa Çelebi hadisesi ortaya çikinca Murad'in devlet adamlari. üstelik Frenklerle de anlasiyor. Cüneyd. Bu üç gün içinde Mustafa. oradan da ordu ile Ulubat önüne gelmisti. Sultan Murad'in maiyetinde Haci Ivaz Pasa ile Timurtas'in üç oglu Umur." diyerek onu ikaz ediyordu. eski söhretli Rumeli beylerinden olan Mihaloglu'nun serbest birakilarak gönlünün alinmasini ve bunun Rumeli akinci beyleri üzerindeki nüfuzunun büyüklügünden söz ettiler. Imparatorla pazarlik halinde bulunuyor. Mustafa'nin taraftarlari bunu. derhal kuvvetlerini toplayarak 20 Ocak 1422'de Gelibolu'ya gelip Lapseki'ye geçer. aleyhinde silahlandigi genç padisahi da unutacak ve Edirne'de hareketsiz oturup duracakti. Onlar bu tarafa gelmeden önce biz karsi tarafa geçelim. sinirlerinin fazlasiyla gerilmesinden dolayi bir burun kanamasina tutulur. Seyh Bedreddin Mahittud olayinda Tokat kalesinde hapsedilmisti. Bunu haber alan Sultan Murad. bu sözleri ile düsmanlari olan Sultan Murad'in Cenevizlilerle birlikte Avrupa'ya gelmeden önce kendilerinin Asya'ya geçmesini ögütlüyordu. korkmaya baslar. Gerçi O. Bu görüsmeden haberdar olan Mustafa Çelebi. Mustafa Çelebi'nin geçmesine mani olmak istediyse de bunda muvaffak olamaz. Bununla beraber el altindan Çelebi Mehmed'e taraftar idi. bu düsünce ve bunun mahsûlü olan hareketleri ile daha çok kendi menfaatlerine hizmet ediyordu.

bes yüz kadar maiyeti ile kadirgalarin en büyügüne biner. Çok az maiyeti ile Lapseki'ye dogru yola koyuldu. Yirmi yedi bin Bizans altini tutan bu borç. Giderken takip edilmemesi için Anadolu sahilinde ne kadar nakil vasitasi varsa hepsine el koyar. Sayet kendisi Osmanlilarin hâkimiyetini taniyacak olursa. Gelibolu'daki vasitalarin Anadolu sahiline geçmemeleri için onlari da karaya çektirmek suretiyle kendi konumunu emniyet altina alip sahillere muhafizlar tayin eder. Rumeli beylerinin Mihaloglu Mehmed Bey ile görüsmelerinden süpheye düsmüstü. O. Gemilerle denizin ortasina gelindiginde Adorno. Aydin ve havalisinin kendisine verileceginden bahs ediliyordu. silah arkadaslarindan kendisine en çok bagli olan yetmis kisi ile oradan çikip Aydin yolunu tutar. gümüs ve altindan en degerli esyasini alarak. bir an evvel Rumeli tarafina kaçip kurtulmak istiyordu. hazir durumda beklemekte olan yedi kadirga ile bogazi geçip Lapseki'ye gelir. bizzat Mustafa'nin kendisinde de vardi. Onlarin bu mektubunda da dostluklar hatirlatiliyor ve Rumeli beylerinin Mustafa Çelebi'yi yakalayarak Sultan Murad'a teslim edeceklerine temas ediliyordu.Tam bu esnada Vezir Haci Ivaz Pasa'dan. Cüneyd ise bu isin sonunu iyi görmediginden. harp etmeksizin savas alanina muzafferâne bir sekilde sahip olan Sultan Murad'in adamlari. Ama Anadolu sahilinden. sap madenleri sebebiyle Osmanli hazinesine olan borcunun bagislanmasini rica eder. Kaçaklar. Sahile inen Mustafa Çelebi. mektupta kendi sadakatinden bahs ettikten sonra Rumeli beylerinin Murad'la ittifakindan ve gününü tayin ettikleri bir baskinla ansizin kendisini yakalayacaklarindan inandirici bir sekilde söz eder. Bunun kaçmasindan sonra Ulubat nehri üzerine kurulan köprüden karsiya geçen Rumeli beyleri ve akinci tavcilari (timarli akincilar) gelip Sultan Murad'a bas egdiler. Mustafa Çelebi kaçarken Biga çayi önüne gelerek mevsim sartlan geregi nehrin taskin olmasindan dolayi Biga kadisinin yardimiyla ve bir hayli altin karsiliginda geçidi bulup karsi tarafa geçmeye muvaffak olur. Sultan Murad'in önünde diz çökerek. Fakat Sultan Murad. Böylece. Sultan Murad tarafindan aff edilerek Adorno'nun eline bir belge verilir. Cüneyd'den süphelenerek ona karsi güvensizlik duymasina sebep olmustu. Mustafa Çelebi'ye gizli bir mektup gelir. Haci Ivaz Pasa'dan gelen mektup ise onun bu süphelerini büsbütün artirmisti. "Harp hiledir" kaidesince uygulanan bu plân. Bundan baska Timurtas Pasa ogullarindan da Cüneyd Bey'e bir mektup gelmisti. gidisleri ancak safak vakti anlasilabildi. Bu haber orduda hemen yayildi. Sultan Murad. Mustafa'nin askerlerini dehsetli bir korku sardi. Gelibolu sahilinde bulunan Mustafa Çelebi. kendisine hiç tereddüd göstermeden ve sicagi sicagina Mustafa Çelebi'nin takib edilip bu isin bitirilmesini teklif ederler. Diger kadirgalarda da Türk ve Frenk askerleri bulunuyordu. Bu korku sadece orduda degil. Bu esnada Sultan Murad'in ordusunda borazan ve davullarin çalmasi da ondaki bu düsünceyi kuvvetlendiriyordu. orada bulunan gemilere binerek Gelibolu tarafina hareket eder. Mustafa Çelebi. Cüneyd'in Murad tarafina geçtigini zannetmisti. bir gece Mustafa'nin ordusundaki herkes uyurken. Aldatilmak suretiyle hiç kimseye güveni kalmayan Mustafa Çelebi. karsi sahile geçmek üzere onlara yardimci olacak bir vâsita da yoktu. Cüneyd Bey. Adorno. kisa zamanda tesirini göstermis ve Mustafa Çelebi'nin. Gelibolu limanim da tahkim eden Mustafa Çelebi. Ceneviz gemilerinin yaklastigini görünce Adorno'ya bir adam göndererek Murad'i karaya . Haci Ivaz. Bunun üzerine durumu Cüneyd Bey'e açar. kendisine gelen mektuplari da ona gösterir. çadirlarinda isiklan yanar durumda biraktiklarindan. daha önce anlastigi Foça Ceneviz Beyi Adorno'ya vaziyeti bildirerek derhal harp gemilerini göndermesini ister.

dolayisiyle Bizans problemine bir çare düsünmesine sebep olmustu. fazla kardes kani dökülmeden basarili bir sekilde atlatan Murad. Sultan Murad. fakat gerçekte durumu ögrenmek ve aradaki soguklugu giderip dostluga çevirmek için Bizans asilzâdelerinden Lakanas ve Marko Ganis adlarinda iki elçi gönderirler. Mustafa Çelebi'yi serbest birakip onu Murad'la mücadeleye tahrik ederken. Bizans Imparatoru'nu korkutmustu. takriben bir buçuk yil kadardir. baslangiçta imparatorun düsündügü sekilde ikiye ayrilmakla beraber. kaleyi teslim aldiktan sonra süratle ve büyük bir ordu ile yoluna devam edip Edirne'ye girer. nihayet Edirne'ye ulasir. Mustafa Çelebi hadisesinin bastirildigi ve sehzadenin bertaraf edildigi haberini alan ihtiyar Manuel ile saltanat ortagi olan oglu VIII. 825 (1422) yilinda Edirne'de asilarak öldürülen Mustafa Çelebi'nin Rumeli'deki hükümdarligi. Mustafa Çelebi'ye yardimi daha kârli bulmus olacak ki. Ikinci Sultan Murad'in bütün tekliflerini red edecek ve hatta Sultan Murad'in elçisi olan Çandarlizâde Ibrahim Pasa'yi dinleme nezâketinde bile bulunmayacakti. kisa sürmüs ve hemen hemen kansiz denecek sekilde sona ermisti. ISTANBUL KUSATMASI Bizans Imparatoru Ikinci Manuel'in. bu ikilik davasi. Karaya çikmaya muvaffak olan Sultan Murad'in ordusu ile Mustafa Çelebi'nin ordusu arasinda meydana gelen muharebede Mustafa'nin kuvvetleri maglup olarak kaçarlar. kendisinin Osmanli sülalesinden olmadiginin belirtilmesi içindi. Osmanlilar'in senelerce kardes kavgalari ile kanlarini akitip zayiflayacaklarini düsünen imparatorun hesaplan tam anlamiyla gerçeklesmemisti. Halbuki bütün ricalara ve kendisine saglanmaya çalisilan menfaatlere ragmen Bizans Imparatoru Manuel. Bu kuvvetler. Hatta fazla zayiat verilmeden halledildiginden kuvvet kaybina da ugranilmamisti. Sarayda bulunan hazineyi alarak Eflâk tarafina dogru kaçmaya baslar. Mustafa'yi takip etmek üzere seçme kuvvetler gönderir. bu iddiada bulunan elçileri huzuruna kabul etmedigi gibi hediyelerini de red eder. Bu elçiler. Sultan Murad. bu çocuklari vermedigi gibi elçileri de kovmustu. Çelebi Sultan Mehmed'in vefatindan sonra Mustafa Çelebi'yi salivermesi ve onunla anlasarak Osmanli Devleti'nin basina büyük bir gaile açmasi. Fakat bütün hazirliklarini . bütün kabahati Bâyezid Pasa'ya yüklerler. Murad. Onlara göre Sultan Mehmed (Çelebi Mehmed)'in vasiyetine ragmen. Bâyezid. Bu sebeple görünüste Murad'i tebrik etmek. Gelibolu kalesi. baska devletlerden tebrik için gelen heyetleri kabul ettigi halde Istanbul ile ilgili hazirliklarini tamamlayincaya kadar Bizans elçilerini kabul etmemisti. Onun. Sultan Murad'a teslim olur. bu sekilde meydanda asilmasi. Gerçi Osmanlilar. Harp meydanindan sür'atle kaçan Mustafa Çelebi. Sultan Murad'in kendisinden önce bes defa kusatilmis bulunan ve hiç birinde de alinamayan Istanbul.çikarmamasini. Mustafa'nin herhangi bir sahis gibi umumi meydanda asilmasini emreder. Sultan Murad kuvvetleri tarafindan süratle takip edilir. amcasina karsi olan galibiyeti. kendisini Edirne'nin kuzeyinde ve Tunca nehrinin kenarindaki Kizilagaç Yenicesi'nde yakalayarak Edirne'ye getirirler. Sultan Murad'in. Üç gün kadar Gelibolu'da kalan Murad. buna karsilik kendisine elli bin altin vermeyi teklif ettiyse de bu teklif red olunur. Mustafa Çelebi isyanini. Bizans'in devamli surette oynadigi iki yüzlü rolüne son vermek istiyordu. Mustafa Çelebi. Öyle anlasiliyor ki Sultan Murad ise Bizans'in bu iki yüzlülügüne kanmamis. Ioannis'i bir telas alir.

her kusatilmada. O. Türkleri büyük bir felakete ugratirken. El ve ayaklari baglanan Koraks. Bizanslilar. üç gün sonra oldugu yerde ölür. Sonra bizzat padisah. Saray tercümani olan Koraks. Bunlarin basinda. Bundan önceki kusatmalarin en siddetlisi. Teologos Koraks'in. mizrak ve tas gülleye karsi agaç dallarindan sira halinde koruyucu mahiyette bir takim sedler ilave edilmisti. Osmanli ordusunda top ta vardi. Sehrin surlarinin çikis kapilarinin karsilarina siperler kazdirildi. Bu sebeple Imparator Manuel. bazi kimselerin iskence ile öldürülmesine sebep oluyordu. Yildirim Bâyezid'in son kusatmasi idi. Çelebi Sultan Mehmed zamaninda. sert ve saglam kiris ile kalaslardan insa edilmis olup surlara dönük cephelerine ok. besincisi Musa Çelebi tarafindan yapilmisti. Nitekim Sultan Murad'a elçi olarak gönderilen Teologos Koraks'in öldürülmesi. 20 Haziran'da Istanbul önüne gelen ordu. Bizans halkinin çektigi korku ve içinde bulundugu endisenin derecesi. Bu kusatma ile Istanbul altinci defadir Müslüman Türkler tarafindan kusatiliyordu. Bunun arkasindan da bizzat kendisi yirmi bin kisilik bir ordu ile hareket eder. zorlu ve sistemli olmustu. Imparatorun huzurundan çikarken muhafiz askerler bagirip çagirarak Koraks'in idamini isterler. Osmanlilara elçilik vazifesi ile gönderilen Bizans'in taninmis sahsiyetlerinden ve ayni zamanda saray tercümani olan Teologos Koraks'in bu sefer ayni vazife ile Murad'a gönderilmemis olmasi. Gerçekten de hazirliklar tamamlandiktan sonra Sultan Murad 1422 senesi Haziran ayinda önce on bin kisilik bir kuvvet ile Mihaloglu Mehmed Bey'i Istanbul çevresini vurmak üzere göndermisti. artik imparatora hesap sorma zamaninin geldigini kendisine bildirmis oluyordu. Bu hareketle Sultan Murad. idareciligini kendisine vermek sarti ile Murad'a sehri teslim etme sözü vermisti. Önemli sahsiyetlere karsi itimatsizligin bir ifadesi olan bu rivayetler. Imparator kadar Bizans halki da korkuya düstügünden Istanbul'da halk arasinda bazi dedikodular yayilmaya basladi. Fakat Timur belasi. Kusatmalarin ilk dördü Yildirim Bâyezid. Ordunun muhasarasi baslamadan önce Mihaloglu Mehmed Bey'in emrindeki askerler Istanbul çevresini vurmuslardi. Istanbul kara tarafindan tamamen sarilmisti. Bu kusatma daha öncekilere göre çok daha çetin. Buna göre Koraks. Murad'in yanindan dönüsünde tahkir edilmesine sebep oldu. halkin süphesini ortadan kaldirmak gayesiyle Teologos Koraks'i Istanbul önlerinde çadirlarini kurdurmus bulunan Sultan Murad'a gönderdi ise de Koraks bir sey elde edemeyerek gerisin geriye dönmüstü. Askerler. Bizans'in ömrünü yarim asir kadar uzatmis oluyordu. Piyi (Silivri) kapisini açmak suretiyle Murad'in sehre girmesini saglayacakti. Bizansi da dördüncü muhasaradan kurtarmisti. gayet kalin. Osmanlilarin muhasarasindan. Surlara hücum etmek ve onlari asmak için sur yüksekliginde ve hatta bazan ondan daha yüksek tekerlekli kuleler yapilmisti. saray nazirinin hilesine baglaniyordu. Bundan sonra bir zindana atilan Koraks. Öyle ki Türk . Evi de yagma edilip atese verilir. Koraks'in üzerine çullanip onun gözlerini oyup vücudunu birçok yerinden yaralarlar. ortalikta dolasan dedikodu ve rivayetlerden de belli oluyordu. Yildizlikapi'dan Haliç'e kadar sehri karadan kusatir. böyle bir rivayetin sonucunda gerçeklesmisti. Bu siperler.tamamlayinca elçileri huzuruna çagirarak Imparatorlarinin yanina dönmelerini ve yirmi bin askerin basinda olarak cevabini bizzat kendisinin getirecegini söylemelerini emr etmisti. askerlere teslim edilir. Bu dedikodu. Böylece Timur. ordunun basina geçerek kusatmaya basladi. Bizans içerisinde böyle hadiseler cereyan ederken. Türklerin basina yeni yeni gaileler çikarip kurtuluslarini sagliyorlardi. Osmanli donanmasi da bu kusatmada hazir bulunur. Sultan Murad da sehri almak için esasli tedbirler aliyordu.

muhasaradan vaz geçiren sebep ne Bizans'i kurtarmaya gelen Hz. Bizanslilarin söyledikleri "Hiristos" ve "Panaiya" kelimeleri isitiliyordu. O. Sonunda Osmanlilar. Bu hücum esnasinda Imparator Manuel ölüm döseginde idi. dedigi gün ve zamanda bir savas atina binmis oldugu halde sehre dogru ilerler. bir hikâyeden ileri gidemez. Seyh kilicini kinindan çekip "Allah. Murad'in yaptigi bu muhasara. Sultan Murad. Kadinlar ve çocuklar kiliç yerine tirpan kullaniyor. O. askerlerini gayretlendirmek ve onlarin sayilarini artirmak için Istanbul ve hazinelerinin askerlere birakilacagini ilan ettirdi. Müslümanlarin çekilmelerini gökten inen "Panaiya"nm (Hz. KÜÇÜK MUSTAFA ÇELEBI'NIN ISYANI Küçük Mustafa. saltanat dâvasina kalkisip Iznik'e kadar gelmis olmasidir. Yildirim Bâyezid'in damadi Emir Sultan adi ile bilinen Seyh Semseddin Buharî de bes yüz dervis ve muhibbani ile katilmisti. Bazi kaynaklarin ifadesine göre Emir Sultan. Meryem) görünüsüne baglamislardi. Bu arada iç murakebeye dalarak ve dua ederek Istanbul surlarinin Murad'in önünde açilacagi zamani bekliyordu. Hükümdari. Öylesine ki o devir müverrihlerinden Kanano'ya göre bunu bizzat Emir Sultan da görmüstü. ne de Bizans'in güçlü bir sekilde karsi koymasidir. ordusunu Istanbul surlari önünden çekip kusatmayi kaldirdi. Çelebi Sultan Mehmed'in oglu olup babasinin sagliginda henüz on üç yasinda iken Hamideli sancak beyligine tayin edilmisti. Muhammed" diye haykirarak atini sürer. Istanbul muhasarasi ile mesgulken Bizans Imparatoru'nun el . Küçük Mustafa. Sultan Murad. bu kuvvetli siperler sayesinde Bizans surlarini delip tahrip edecegine inaniyordu. askerlerin arasinda dolasarak manevî nüfuzu ile onlari cesaretlendiriyordu. O. Kusatmaya. Murad'in Osmanli tahtina geçmesi üzerine. Takriben iki ay kadar süren bu muhasaranin kaldirilmasi için. Günes batarken savas hâlâ sürüp gidiyordu. Böylece Istanbul. Bu haber üzerine orduya pek çok yerden katilmalar oldu. hükümdarin küçük kardesi Mustafa'nin. sonunda çadirindan çikarak 1422 Agustos'unun 24 Pazartesi günü Kostantiniyye'nin düsecegini söyledi. Imparator Manuel. Arkasindan Altinkapi ile Odunkapisi arasinda yani sehrin kara tarafindan surunu çevreleyen büyük hat üzerinde savas basladi. Kostantiniyye'nin bütün halki bu tehlikeli günde silah altinda idi. Sultan Murad. Meryem. o ana kadar Osmanlilar'in yapmis oldugu en büyük ve en siddetlilerindendi. Bizanslilar. bu kusatmada da feth edilemedi. Imparatorun entrikalari sayesinde bir defa daha Osmanlilarin elinden kurtulmustu. burçlar üzerinde görüldügü ve Osmanlilar'in bundan dolayi kusatmayi biraktiklari iddia edilen kadin hayaleti. hücum günü olan 24 Agustos 1422'de. Sultan Murad'in küçük kardesi ve Hamideli (Isparta) Sancak beyi Mustafa Çelebi'yi tesvik ederek sehzadenin saltanat davasina kalkmasina sebep olmustu. Savasin en kizgin zamanlarinda bir taraftan kopan "Allah" ve "Muhammed" nadalarina karsi. Oglu Ioannis. Iste bu yüzden Sultan Murad. Istanbul muhasarasini kaldirmak zorunda kalmisti. öldürülmek korkusu yüzünden Karamanoglu'nun yanina kaçmisti. askerin basinda idi. Emir Sultan. Bizans'in bundan önceki muhasaralarinda oldugu gibi. Istanbul. babasinin ölümünü müteakip. Kusatmanin kaldirilmasinin gerçek sebebi. fiçilarin altlarindan kendilerine kalkan yapiyorlardi. padisahin basina yeni gaileler açarak hükümdarin dikkatlerini baska bir yöne çekmeye çalismis ve bunda muvaffak da olmustu. ordugâhlarina döndüler.ordusu. Sen Roman kapisini savunan askerin basinda idi.

Bu defa da saf degistirmekte bir sakinca görmemisti. Ayrica. Bu ise daha tehlikeli bir . Sehzade Mustafa. Bunun gerçeklesmesi için Sarabdar Ilyas'a adamlar göndererek kendisini Anadolu beylerbeyligine tayin edecegini bildirir. Küçük Mustafa'yi Istanbul'a getirtecekti. Çandarlizâde Ibrahim Pasa'nin sarayina yerlesen Küçük Mustafa. daha basindan beri Osmanlilar'la çekisen Karamanoglu'nun Turgutlu Türkmenleri ile Germiyanoglu'nun kuvvetleri de kendisine iltihak eder. Sarabdar Ilyas. Firuz Bey'in oglu olan kale muhafizi Ali Bey. memleketi ikiye bölmeye yönelikti. tiynetini bir defa daha ortaya koymustu. Bu makama karsilik Sultan Murad. Mustafa'nin ordusu oradan ayrilip Iznik tarafina dogru harekete geçer. Bunlar. Ibrahim Pasa'nin sarayina kondular. kaleyi sulh yolu ile teslim etmesini bildirerek Mustafa orada mesgulken kendisinin yetisecegini yazar. Sarabdar'a gelen adam. Bu sebeple kendisine. Bu faaliyetleri esnasinda. babasinin vasiyeti hilafina hareket etmis oluyordu. Sehzade Mustafa'nin kendisine vezir yaptigi ve bütün bu olaylara sebep olan Sarabdar Ilyas ile de görüsürler. Iznik kalesini kirk gün kadar kusatma altinda tutar. Imparator. Âsikpasazâde bu hükümdarligi su ifadelerle nakleder: "Iznik'te. Hüküm ve hükümet ettiler. Etraftan gelip timar isteyene timar dahi verdiler. bütün gücü ile Istanbul'u kusatip feth etmek üzere iken. Fakat Bursa halki. Heyet. küçük sehzadeyi alet edip kullanan Sarabdar Ilyas'i da ondan ayirmaya çalisir. Anadolu beylerbeyligine kondugunu ögrenince kendisinden istenen seyleri büyük bir ustalikla basardi. Is bu kadarla da bitmeyecek ve Imparator. Mustafa'ya para ve hediyeler takdim etmek suretiyle onu Bursa'yi almaktan vaz geçirmeye çalisirlar. Çünkü kardesinin hareketleri. bir Osmanli sehrinin Karamanoglu'nun kuvvetleri ile vurulmasinin da dogru olmayacagini anlatir. beylerbeyilik beratini da yaninda getirmisti. timar ve memuriyetler vermek suretiyle hükümdarligini ilan etmis oluyordu. Sarabdar Ilyas." Sultan Murad. Bursalilarin Sultan Murad'a bey'at ettikleri için ona sadakatla bagli kalacaklarini ve gerekirse sehri müdafaa edeceklerini söyler. Sarabdar Ilyas'tan çok önemli bir hizmet bekliyordu. memleketin ileri gelenlerinden Ahi Yakub ile Ahi Hoskadem'i elçi olarak gönderir. Sultan Murad'dan aldigi talimat üzerine muhasaranin kirk gün uzamasindan dolayi halka ve sehre hiç bir zarar gelmeyecegine dair yeminli söz aldiktan sonra teslim olur. Sarabdar Ilyas da aldigi beylerbeyilik müjdesi üzerine sehirden ayrilmaz. Pâdisah. muvaffak oldugu takdirde imparatora karsi yapacagi fedakârlik hakkinda teminat verdikten sonra Rumlarin verdikleri kuvvetlerle Anadolu tarafina geçerek faaliyetlere baslar. kusatmadan kurtulmak için sehzadenin lalasi Sarabdar Ilyas'a mektuplar yazarak külliyetli miktarda altin göndermisti ki.altindan tesvik ve ugrasilan sonucunda Anadolu'da saltanat iddiasina kalkismisti. bazi tedbirler alarak kusatmayi kaldirmak zorunda kalir. gelismelerden Sultan Murad'i haberdar eder. kardesi Küçük Mustafa'nin faaliyetleri üzerine. Böylece Osmanli mülkünde. bu görüsmede. heyetin bu teklifini kabul edince. Elçiler. bunlarla asker toplayabilsin. Ayrica. Istanbul'a gelen Küçük Mustafa. Ali Bey. topladigi kuvvetlerle Bursa üzerine yürür. Mustafa. sehri ve kaleyi Mustafa'ya teslim etmek istemez. Manuel ve onun çocuklari ile görüsür. Vaktiyle Çelebi Mehmed'in taraftari iken Süleyman'in vaad ettigi menfaat karsiliginda derhal Çelebi Mehmed'i birakarak karsi tarafa geçmisti. O da kendisi gelinceye kadar Sehzade Mustafa'nin kaçmasina engel olup onu oyalamasi idi. Sehzade Mustafa bu sekildeki bir iddia ile ortaya çikmakla. yeniden ikinci bir hükümdar tehlikesi belirmisti.

Henüz uyku mahmurlugunu atamamis ve Mustafa'ya bagli olan askerlerin saskin bakislari arasinda. Ve biri dahi bu kim. vakit kayb etmeden isyani ortadan kaldirmaya tesebbüs etmesi. daha sonra saklandigi yerde yakalanip Mihaloglu'nun adamlarina teslim edilecek ve onlar tarafindan öldürülecektir. Mustafa'yi tuttu kucagina aldi. efendisine bir at bulup onu kaçirmak ister. Mustafa Çelebi'yi yakalayip Murad'in. Ikinci Murad. Nitekim." der. Mustafa "Beni kardesime iletme kim kardesim bana kiyar. Sultan Murad'in bu yolculugu devam ederken Sehzade Mustafa'nin. Bunun için Sultan Murad. Ve hem cemi-i âlem rahat oldu. Sultan Murad. ama olan aldatilmis bulunan zavalli Küçük Sehzade Mustafa'ya olmustu. tarihi henüz kesin . Onun. Bizans'tan menfaat temin eden ve küçük sehzadenin öldürülmesine sebep olan Sarabdar Ilyas ise yaptiklari için: "Suretâ ben günahkâr oldum. attan düsürülen Mihaloglu ölümcül bir yara alir. Taceddinoglu ile Mihaloglu arasinda baslayan bu vurusma sonunda. Sehzade Mustafa.durum arz ediyordu. Bizans gibi entrikaci bir devlet ile. beni niçin tutarsin?" Hain Ilyas "Kardesine ileteyin" der. Sultan Murad'in ordusu. yola çikisinin dokuzuncu günü gece geç saatlerde Iznik'e gelir. Germiyan veya Istanbul'a götürmek istedilerse de daha önce Sultan Murad'dan beylerbeyilik beratini almis olan Sarabdar Ilyas. Illa bu ikisi vilayette olsa zarar-i âmmdir. Onu tehlikeden korumak için Karaman. padisahin emri ile Iznik disinda bir incir agacinin dibinde bogdurularak cesedi Bursa'ya gönderildi. Sultan Murad'in. Ama Mihaloglu'nu durdurup onunla vurusmaya baslar. Bu dünyanin murdarina bulasmadan sehid ettirdim. Bursa'da babasinin türbesine defn edildi. Âsikpasazâde bu olayi da söyle verir: "Bunlar bunda cenkte iken Sarabdar Ilyas. Mihaloglu'nun sehadet beratini kanla yazip hakkini teslim eyleyecektir. kardesinin fazla taraftar toplamadan hakkindan gelip kendisine birakilmis olan Osmanli tahtini emniyete almak istiyordu. O anda hamamda bulunan Küçük Mustafa. ben efendim ogluna yaramaz is etmedim. Görüldügü gibi Küçük Sehzade Mustafa Çelebi hadisesi. varligini Osmanlilar'in zayiflamasina baglayan Karaman gibi bir beyligin oyuncagi haline gelmemesi için henüz ortaya çikmadan bu tehlike ve fitnenin ortadan kaldirilmasi gerekiyordu. Bir daha kardes kaninin akitilmamasi ve ülkenin. Böylece. Iznik'te kalmasini tehlikeli bulan Germiyan ve Turgutlu kuvvetlerinin komutanlari. Bundan bir kaç gün sonra da vefat eder. At üzerinde Mustafa "Hey lala. Sarabdar Ilyas sakin oldu. memleketin ikiye bölünmesini ve beyhude yere kardes kaninin akitilmasini önlemis oldu. Sehzade Küçük Mustafa'nin gailesini bertaraf etmekle birükte benzer bir tehlikenin daha mevcud oldugunun farkinda idi. amcasininkinden daha kisa ve daha kolay bir sekilde halledilmis oldu. sehrin önünde bulunan Mirahor basisina teslim eder. onu buradan uzaklastirmaya çalisirlar. çesitli bahaneler ileri sürerek buna mani olur. Mihaloglu'nu atindan düsürüp ölümüne sebep olan Taceddinoglu Mahmud Bey." Mustafa. sabahin erken saatlerinde açilan kapilardan Iznik'e girilir. Istanbul muhasarasini kaldirmakla. Iznik'i kusattigi ve Taceddinoglu ile Mihaloglu'nun vurustugu sirada firsat kollayan Sarabdar Ilyas. her seyi idaresi altinda bulunduran ulu hakimin (Allah) ecel hükmü. Ve hem bizden önden gelenler bu kanunu koymuslar" diyerek yaptigi fenaligi tevile çalismistir. Mihaloglu tarafindan yakalanmak üzere iken Mustafa'nin beylerbeyi olan Taceddinoglu Mahmud Bey. Bizans'in bu son oyunu da basarisizlikla son bulmus. Onun için derhal Gelibolu yolu ile Anadolu'ya geçip Iznik üzerine yürür. Aldi gitti Hüdavendigar'a karsi iletti. Fakat bunda muvaffak olamaz.

küçük oglu Murad Bey baskanliginda bir heyet vasitasiyle baris istemek zorunda kalir. Küçük Sehzade Mustafa Çelebi olayini halledince Isfendiyar'a karsi kuvvet gönderdi. Muharebenin karisikligi arasinda kendi Kapicibasisi Yahsi Bey tarafindan basina vurulan bir "bozdogan"la kulagi sagir olur. O. Idareleri için de kendilerine yüksek seviyeden maas baglatir. Kasim Bey de Osmanli kuvvetleri ile birlikte bulunuyordu. Isfendiyar Bey'in geri aldigi bu yerler. . efendilerinin bulundugu Osmanli ordusunun saflarina katilirlar. barisilmasi için hükümdarlarina ricada bulunurlar. Kastamonu ile Bakir Küresini zapt ederler. Bu antlasma geregince Kasim Bey'e yerleri tekrar geri verilecek.olmayan bir zamanda. Bu sebeple Bolu ile Gerede arasinda yapilan savasta maglub olup bozguna ugrar. Bu arada torununun (Ibrahim Bey'in kizi) padisah tarafindan nikahlanmasini da teklif eder. Haci Ivaz Pasalarla Mihaloglu Mehmed Bey ve Kara Timurtas Pasa'nin vezirlik rütbesine kadar çikartilmis olan ogullan Ali. Daha önce de görüldügü gibi Bâyezid Pasa. Isfendiyar Bey. Çankiri ve Kalecik'i geri almisti. Sultan Murad. Karsisinda da tehlikeli ve kuvvetli bir rakip olarak amcasi Mustafa vardi. sulh yapmayi kabul etti. Halbuki buralar. bu barisi saglamak üzere Osmanli devlet adamlarina da ayri ayri mektuplar yazarak tavassutlarini ister. Bakir Küresi hâsilatindan büyük bir kismini Osmanli Devleti'ne verecek ve gerektigi zaman da Osmanli ordusuna asker gönderecekti (827 H. Isfendiyar Bey. Mustafa Çelebi hadisesinde Rumeli Beylerbeyi oldugu için onun üzerine gönderilmis. Osmanli ordusu Bolu'ya geldigi zaman Isfendiyar Bey'in ordusundaki Kasim Bey taraftarlari. Sultan Murad'in adamlari. bundan sonra bazi idarî tasarruflarda bulunup ondan sonra Edirne'ye dönmeye karar vermisti. Sultan Murad.). Nitekim Candaroglu Isfendiyar Bey. Umur ve Oruç Bey'ler bulunuyordu. Osmanlilarin aldiklari Kastamonu ile Bakir Küresi Isfendiyar Bey'e iade edilecekti. Sultan Ikinci Murad'in amcasi Mustafa ve küçük kardesi Mustafa Çelebi'lerie mesgul oldugu ani firsat bilerek ondan yararlanmaya çalisarak Tosya. Bu arada Kasim Bey de Iznik hareketi esnasinda kaçip Sultan Murad'in yanina gelmisti. Hükümdarliginin ilk senesi ümidsiz denecek kadar korkunçtu. Zorlukla Sinop kalesine siginan Isfendiyar Bey artik sagirdi. Karamanlilar gibi Osmanlilar'in en zor ve sikintili anlarindan faydalanmaya çalisan beyliklerden biri idi. CANDAROGLU ISFENDIYAR BEY ILE OLAN MÜCADELE ve IDARÎ DÜZENLEME Karamanogullari'ndan sonra Anadolu Beylikleri'nin en kuvvetlilerinden plan Candarogullari. Ibrahim./1423 M. Bununla beraber etrafinda ve kendisine sâdikane bir sekilde bagli olan Bâyezid. Bunun üzerine Sultan Murad. daha önce Çelebi Sultan Mehmed zamanindaki gayretler sonucunda elde edilmis olup Osmanli himayesinde kalmak sartiyle Isfendiyar'in oglu Kasim Bey'e verilmisti. Osmanlilarin taraftan olan oglu Kasim'a ait yerlerdi. Fakat Isfendiyar Bey. sonunda Düzme Mustafa tarafindan katl edilmisti. Böylece Isfendiyar Bey. bu topraklan almakla da yetinmeyip Tarakli Borlu denilen Safranbolu'yu alip Bolu'ya dogru uzanmisti. Hükümdar ilân edildigi zaman henüz on sekiz yaslarinda bulunuyordu. Tokat kalesinde tuttugu Mahmud ve Yusuf adlarindaki iki kardesinin gözlerine mil çektirip onlari kör ettikten sonra anneleriyle birlikte Bursa'ya getirir. Bununla beraber savasi kabul etmekten baska çaresi de kalmamisti. Candaroglu'nu takib eden Osmanli kuvvetleri. büsbütün sarsilir.

Sultan Murad. Ali Bey'i Saruhan (Manisa) sancak beyligine gönderir. padisaha suikast yapacagi ve divana silahla geldigi Sultan Murad'a haber verilir. ülke ve halkin problemlerine çözüm yollari bulduktan sonra biraz rahat bir nefes almaya baslar. Bunlar "mihr-i muaccel"i takdim edip gelini getireceklerdi. Çelebi Mehmed zamaninda hürmet görmüs. kendisinden çekinilir bir kuvvete ulasmisti. söylenenlerin dogru olabilecegini hatirlattigi için gözlerine mil çekilmek suretiyle Bursa'da ikamete mecbur edilir. küçük sehzade Mustafa Çelebi olayini halledince vezirleri ile maiyetindeki bazi mühim sahsiyetler arasinda mevcut rekabet ve geçimsizliklerin farkina varir. Rumeli'ye dönmeden önce bu isi halletmeliydi. Bu olayin hangi tarihte oldugu kesin olmadigi gibi. Bu bakimdan büyük hizmetleri olan degerli bir sahsiyetti. Böylece divanda sadece Ibrahim Pasa ile Haci Ivaz Pasa kalmislardi. Zira Isfendiyar Bey'in. Bu durum. Vezir-i A'zam Ibrahim Pasa. saltanatinin buhranli geçen ilk yillarini geride birakip devlet islerini idarî ve siyasî bir düzene kavusturduktan. îste bu iki degerli vezir arasindaki rekabet. Bu idarî düzenlemeden sonra padisah. Karamanog'lu'nun Bursa'yi muhasarasi sirasinda burayi müdafaa ve muhafazada sebat göstermisti. Bunun için Kara Timurtas Pasa'nin ogullarindan Umur Bey'i Kütahya'ya. Bu sebeple padisah. bunlarin bir kismini yeni vazifelerle merkezden uzaklastirma ihtiyacini duyar. Çünkü artik içerde taht kavgasina yeltenip ülkeyi bölünme noktasina getirecek kimse kalmamisti. Haci Ivaz Pasa'nin gögsüne eliyle dokunarak içinde zirh bulundugunu anlayip sebebini sorunca Haci Ivaz Pasa buna cevap veremez. Cenazesi Pinarbasi'nda Kuzgunluk mevkiine defn edilmistir. Yesil Camiin plânlarini tertip ederek disardan memlekete sanatkârlar getirtmisti. Bâyezid Pasa'dan sonra birinci vezir olmustu. Bu bakimdan artik evlenip rahat bir nefes alabilirdi. bizzat padisaha vermeyi teklif ettigi torunu Hatice Alime Hanim'la evlenme zamani gelmisti. kendi lalasi olan Yörgüç Pasa'yi da Rumiye-i sugra valisi olarak Amasya'ya gönderir. Haci Ivaz Pasa ise hicretin 831 (1428) yilinda Bursa'da vefat etmistir. Gelibolu üzerinden yeniden Rumeli'ye geçip Edirne'ye gelir. devletin kurulusu ile birlikte hizmete giren Çandarli hanedanindan olup babasi Hayreddin ve biraderi Ali Pasa'lar da bu vazifede bulunmuslardi. Evrenoszâdeler ile Pasa Yigit oglu Turahan Bey ve Gümlü oglu gibi Rumeli beylerinin harp zamaninda padisahin maiyetinde birlesmeleri hariç baska zamanlarda Rumelideki vazife yerlerinde bulunuyorlardi. Bu hadiseden sonra Ibrahim Pasa rakipsiz kalmis ve padisahin kendisine tam anlamiyla güvenmesinden dolayi tamamen müstakil imis gibi is görmüstür. Bu defa da iki vezir arasinda nüfuz rekabeti bas göstermisti. Çelebi Sultan Mehmed'e olan sadakati ve tehlikeli zamanlardaki hizmeti ile taninmis olup Çelebi Mehmed zamaninda kadiaskerlik ve ikinci vezirlikte bulunmustu. Kastamonu'da sölenler tertipleyen Isfendiyar Bey . Onun için Rumeli beylerini ilgilendiren bir tedbire lüzum yoktu.Sultan Murad. hadisenin bir at gezintisi sirasinda cereyan ettigine dair rivayetler de bulunmaktadir. Tavasi Serafeddin Pasa ile Reyhan Pasa. kadinlardan Halil Pasa'nin dul esi ve padisahin Sah Ana diye hitab ettigi Germiyanoglu Yakub Bey'in hanimi ile daha birçok erkek ve kadini külliyetli miktarda mal ve esya ile gönderir. Haci Ivaz Pasa'nin kul (yeniçeri) ile gizli münasebetlerde bulundugu. Haci Ivaz Pasa'nin sahneden çekilmesine sebep olmustu. gelini almak üzere Isfendiyar Bey'in sarayina Çasnigirbasi Elvan Bey. Padisah. Ibrahim Pasa. Disariya göre ise Sultan Murad'in gücü. Bir gün divanda Padisah. Oruç Bey'i de Anadolu Beylerbeyi yapar. Mustafa Çelebi hadisesinde aldigi tedbirler ve yazdigi mektuplarla Mustafa Çelebi kuvvetlerinin dagilmasina sebep olmustu. Haci Ivaz Pasa da Çelebi Mehmed'in bütün savaslarina istirak etmis. Devlet merkezinde fazla nüfuz sahibi kimselerin varligini kendi kudret ve hâkimiyeti için bir engel telakki etmis olmali ki. Sultan Murad.

Bu maglubiyetle Drakul. Bölgede istikrarin saglanmasina tesir eden âmillerden biri de süphesiz ki Bizans'la varilan antlasmadir. Yine 1424 senesinde Sirp despotu Istefan (Etyen) Lazareviç. Bu akinda Firuz Bey. Sultan Murad'in emri ile bu taarruza karsilik olmak üzere Firuz Bey de Eflâk'a siddetli bir akin yapmisti. Ayse Hatun'u bilahare Varna muharebesinde sehid düsecek olan Karaca Bey'e.de gelenleri rütbelerine göre agirlayip bir nice ikramda bulunur. Zira aksi takdirde kendi ülkesi ve imparatorluklari tamamen elden gidebilirdi. RUMELI'DE ISTIKRARIN saglanmasi Candaroglu Isfendiyar Bey üzerine yapilan harekâti firsat bilen Eflâk voyvodasi Drakul. 906 (M. daha önce Bizanslilara geçmis olan Karadeniz sahilindeki bütün yerler ile Selanik havalisinde bulunan Situnion ve Ustruma (Karasu) taraflarina ilaveten. ne türbe kapisinda ne de diger kabirlerde bir kitabenin bulundugunu nakleder. Ayse Hatun'u da Çandarlizâde Ibrahim Pasa'nin oglu Mahmud Bey'e nikahlamisti. Osmanlilar'in Zeytin dedikleri Izdin'i de terk ediyordu (28 Subat 1424). 1424 yilinda gerçeklesen bu barisla bölge nisbeten rahat ve huzura kavusmus oluyordu. Silistre'yi geçip Osmanli topraklarina taarruz etmisti. henüz hayatta ise de çok yasli oldugundan sekiz dokuz seneden beri bütün isleri saltanat ortagi olan oglu VIII. Sultan Murad'in Anadolu'dan Edirne'ye gelmesi üzerine Drakul iki oglu ile birlikte bizzat Edirne'ye gelmis ve bagliligini arz edip iki yillik vergisini de takdim etmisti. Sultan Murad. Orada akd edilen dügün merasiminden sonra Isfendiyar Bey. yerinde kalmak üzere ülkesine gönderildi. Bunun üzerine yaptiklarina göz yumulan Drakul. Drakul'u maglub etti. Bizans Imparatoru Manuel. Hicretin 828 (1424) yilinda gerçeklesen bu dügünün. kardes kaninin akitilmasina sebep olan Bizans. Melahrinos ve Bizans tarihçisi Françes'i Sultan Murad'a gönderir. Ioannis. her sene Osmanli hazinesine üçyüz bin akça veya otuz bin duka altini vermeyi kabul ettigi gibi. bir kismi da Bursa'da olduguna dair bilgi vermektedir. barisa zorlanmisti. gerekse Küçük Mustafa olaylarini çikarip Sultan Murad'i ve ülkesini bir hayli yoran. Zira kaynaklardan bir kismi bunun Edirne'de. Bu dönemde. Bunun için elçi olarak Lukas Notaras. torununu Halil Pasa ile Germiyanoglu Yakub Bey'in hanimlarina teslim ederek büyük bir merasimle ugurlar. Onunla birlikte bir Türk heyeti Alman Imparatorlugu'na seçilmis olan . Bu dügünler vesilesiyle büyük ziyafetler veriliyor. artik yapacak bir sey bulamadigi için Osmanlilar'la iyi geçinmek ihtiyacini hissetmisti. Maglub olan Drakul iki senelik haraca karsilik bir miktar para ve bazi hediyeler verecegini taahhüd etti. Misivri ve Terkos mintikalari hariç olmak üzere. Bazi kaynaklar ise Sultan Murad'in bulundugu yeri zikr etmezler. Sultan Murad'in nikahladigi kizin adinin Hatice Sultan oldugunu hicrî. Yapilan anlasma geregince Bizans. 1500) tarihli bir vakfiyesi bulundugundan. orada daha baska kabirlerin de bulundugunu. dügüne istirak eden herkese ihsanlarda bulunuluyordu. Sultan Murad bakimindan Edirne'de mi yoksa Bursa'da mi yapildigi kesin olarak tesbit edilebilmis degildir. daha kötü bir duruma düsmemek için Sultan Murad'a müracaatla baris yapmak istedigini bildirir. fakir ve yoksullar doyuruluyor. evlendigi yil içinde kiz kardeslerinden üçünün de dügünlerini yaptirir. Hemsirelerinden Sultan Hatun'u Isfendiyar Bey'in oglu Kasim Bey'e. Gerek Düzme Mustafa. Uzunçarsili. Ioannis görüyordu. kabrinin Bursa'da Kükürtlü Kaplicasi'nin yakinindaki Hatice Sultan Türbesi denilen büyük bir türbede oldugunu. Ama iki oglundan biri (veya ikisi) de rehin olarak Osmanli sarayinda alikonmustu. Edirne'ye gelip eski dostluk antlasmasini yeniledi.

Sigismond tarafindan kabul edilen Osmanli heyeti ile iki yillik bir baris antlasmasi imzalanir. Bundan sonra bütün gayretiyle eski Aydinogullan topraklarini tamamen elde etmeye çalisir. Daha önce de temas edildigi gibi Cüneyd. bazan da Kara Cüneyd diye adlandirilan bu beyin babasi olan Ibrahim. Bunun üzerine Hamza Bey'e teslim olmak zorunda kalan Cüneyd. bilahare bu yardimci kuvvetlerin kaçmasi sonunda Sisam adasinin karsisinda bulunan Ipsili kalesinde oglu Bâyezid ile birlikte tutunmaya çalisir. Fakat Murad Bey. 1425) tarihinden itibaren bu beylik artik tarihe karismisti. Hicrî 829 (M. . O. Osmanli padisahina ayni sekilde hediyeler gönderir. Rumeli'de istikrarin saglanmasina sebep olan anlasmalar yapildiktan ve bölge harpsiz bir döneme girdikten sonra artik Anadolu'daki pürüzlerin ortadan kaldirilmasina sira geliyordu.Macar Krali Sigismond'u tebrike ve iki yillik bir mütareke müzakeresinde bulunmak için gönderildi. IZMIROGLU CÜNEYD BEY'IN AKIBETI Kaynaklarda Izmiroglu. hem Sigismond'un imparatorlugunu tebrik edecek. Sultan Murad tarafindan tatmin edilip Aydin beyligine döner. Karamanoglu Ibrahim Bey'in yardimlarini saglamak maksadiyla gizlice onun yanina gidip bir miktar Karaman askeri ile döndüyse de. Çelebi Sultan Mehmed'in vefati ve iki Mustafa Çelebi'nin isyanlari zamaninda. Ioannis ve Venedik ile temasa geçerek yeni bir saltanat müddeisini Selanik'e geçirip Rumeli'nde isyan çikarmayi tasarlar. Mentese tarafina gelerek bu iki kardesi elde edip Tokat kalesine gönderdikten sonra beyligi tamamen ilhak etmisti. hem de iki yillik bir mütareke imzalayacakti. Yildirim Bâyezid tarafindan Izmir'e subasi olarak tayin edilmisti. Aydinoglu. onu yola getirmek maksadiyla yeni Aydin ili beyi Yahsi Bey ile Anadolu Beylerbeyi Oruç Bey'i vazifelendirir. Kardesler arasindaki mücadeleden istifadeyi düsünen Cüneyd Bey'in bu dönemdeki faaliyetlerinden ilgili bölümlerde bahsedilmis ve hakkinda bilgi verilmisti. Buna göre Osmanli heyeti. Burada. arkasindan da Süleyman Çelebi ile birleserek onun tarafindan Ohri sancak beyligine getirilmisti. Rumeli'deki durumu düzene sokan Sultan Murad. Mustafa Çelebi (Düzme Mustafa) kuvvetleri ile Ulubat suyu kenarina kadar gelmisti. Bu son muvaffakiyet üzerine Aydin Bey'i olarak harekete geçen Cüneyd. Bunun üzerine Sultan Murad. Cenevizliler'den kiralanan gemiler ile onu deniz tarafindan da sIkIstirdigmdan vaziyeti gittikçe kötülesmeye ve artik müdafaada bulunamayacak bir duruma gelir. Anadolu beylerini ve Bizans'i Osmanlilar'in aleyhine tahrike baslar. önce Isa Çelebi'ye yardim etmis. Ancak bu beyler Cüneyd'e karsi bir basari elde edemezler. Çanakkale hapishanesinde bulunan oglu Kurt Hasan ile kardesi Hamza Bey de ortadan kaldirilarak soyuna son verilir. Bu arada Bizans Imparatoru VIII. Cüneyd'i Akhisar civarinda maglub edip onu sigindigi Ipsili kalesinde kusatirlar. Bu akitten sonra Sigismond. daha önce Osmanli sarayinda rehin bulunan Mentese Beyi Ilyas Bey'in iki oglu Leys ile Ahmed kaçarak memleketlerine gelmis ve hükümdarlik yapmaya baslamislardi. Ankara savasi sonrasinda çikan kardes kavgalari esnasinda Cüneyd Bey. bu meseleyi ciddi bir sekilde ele alarak Halil idaresinde gönderdigi kuvvetler. Osmanli hükümdari bu heyetle birlikte kiymetli hediyeler de göndermisti. kanina girdigi insanlara karsilik 1425 yilinda öldürülür. Böylece Anadolu birligini yeniden bozma faaliyetlerine ön ayak olur. bununla da yetinmeyerek Venedik ile de ticarî ve siyasî münasebetlere girisir. Bununla beraber Sultan Murad'in Anadolu Beylerbeyligine tayin ettigi Hamza Bey. Cüneyd. Osmanlilara olan bagliligi red edip Osmanli idarecileri ile ugrasmaya baslar.

hem muhasara hem de isgalden kurtulmustu. gerek Bursa'da. önce Nigde'ye hâkim bulunan kardesi Bengi Ali Bey. Karaman ordusunda bulunan Mehmed Bey'in büyük oglu Ibrahim Bey. Bu sirada kaleden atilan bir gülle. Mehmed Bey. Gerçekten de Tarsus kusatmasi yüzünden Memlûklularla arasi açilan Karamanoglu Mehmed Bey. meydana getirdigi karisikliklardan istifade etmek isteyen Hamidoglu Osman Bey. Memlûk Sultani Melik Müeyyed Seyh. Osman Bey. bu birlesmeye mani olmak ve dolayisiyla sancagini kurtarmak için henüz iki kuvvet birlesmeden önce Korkuteli'nde bulunan Osman Bey'in kuvvetlerine baskin yapmis. . Onun yerine de Karaman hükümdari olmak isteyen Nigde hâkimi Bengi Ali Bey'i destekleyerek onun hükümranligini tanimisti. aralarindaki saltanat rekabeti yüzünden askerin Ibrahim Bey'i istedigini görünce kaçip Antalya kalesine siginir. Bu olaydan sonra Karamanoglu Mehmed Bey. Bu arada Antalya sancak beyi olan Hamza Bey de Karamanoglu Mehmed'in ölümünü ve Antalya'nin kurtuldugunu. babalarinin cenazesini defn ettikten sonra Osmanlilar'a siginmak zorunda kalmislardi. Fakat Memlûk sultani Melik Müeyyed'in ölümünden biraz sonra hükümdarligi elde eden Seyfeddin Tatar. Bunun üzerine Ibrahim ve Isa Beyler. Gerek Çelebi Sultan Mehmed'in ölümü. Böylece Bengi Ali Bey. gerekse Mustafa Çelebiler isyanin. Mehmed Bey'i serbest birakarak memleketine gönderir. kardesi Bengi Ali Bey de Mehmed Bey'in hâkimiyeti altinda olmak sartiyla Nigde ve havalisine getirilmisti. fakat bu ise tek basina gücünün yetmeyecegini anlayinca Karamanoglu ile birlikte hareket etmeye karar vermisti. Ibrahim Bey ve diger kardesi Isa Bey ise babalarinin cenazesini alip memleketlerine dönerler. Fakat Mehmed Bey'in kardesi Bengi Ali Bey. Hamidoglu da bu müsademe esnasinda öldürülmüstü. Osmanlilar'dan çekindigi için bir ara Memlûk sultaninin himayesini kabul etmisti. Bengi Ali Bey. Antalya'yi Osmanlilar'dan alamamis ise de Korkuteli taraflarinda hüküm sürüyor ve Antalya'yi da elde etmek için çare ariyordu. Fakat Memlûk Devleti'ne ait bazi yerlere el uzattigi için o devletle de arasi açilmisti. Osmanlilarin Antalya Sancak beyi olan Firuz Bey oglu Hamza Bey. Mehmed Bey'in idareyi tekrar ele geçirmesi üzerine yeniden Nigde'ye çekilir. Böylece Antalya. babasinin cenazesini alarak Karaman ordusuyla birlikte dönmüs ve Mehmed Bey'in cenazesini Larende'ye (Karaman) defn etmisti (27 Safer 826/9 Subat 1423). Karamanoglu'na isabet ederek ölümüne sebep olmustu. kardesinin öldügünü ögrenince Konya'ya gelip hükümdarligini ilân etmisti. Karaman hükümdari olmustu. sonra da Dulkadiroglu Nasirüddin Mehmed Bey'le giristigi mücadeleyi kayb etmis ve Dulkadirliler tarafindan esir alinarak Kahire'ye gönderilmisti. gerekse Tarsus ve Kayseri'de giristigi taskin hareketlerinden dolayi Karamanoglu Mehmed Bey'i azarlayip hapse attirmisti. Timur tarafindan Hamidoglu Osman Bey'e verilmisti. Antalya önüne gelip kaleyi karadan kusatmisti. O dönemde. Antalya'yi zapt etmek istemis. kendisine iltica etmis olan Mehmed Bey'in oglu Ali Bey'le Sultan Murad'a arz etmisti. Mehmed Bey'in ölümü üzerine yaninda bulunan ogullarindan Ali Bey. Bilindigi gibi Ankara Muharebesi'nden sonra Antalya ve Korkuteli ile civari.KARAMANOGLU MEHMED BEY'IN ANTALYA'YI KUSATMASI VE OGLU IBRAHIM BEY'IN OSMANLI HIMAYESINE GIRMESI Ankara Muharebesi'nden sonra Timur tarafindan yeniden kurulan Karaman Beyligi'nin basina Alaeddin Ali Bey'in oglu Mehmed Bey tayin edilmis.

bu yüzden bir hayli sIkInti çekiyordu. kiz kardesinin torunu olan Murad'i gün geçtikçe sevmeye baslar. Ankara Muharebesi'nden sonra yeniden dirilttirilen diger Anadolu beylikleri gibi o da tekrar bagimsizligina kavusmustu. O da son anlarina kadar beyligini muhafaza etmisti. eskiden beri aralarinda bulunan akrabaligi kuvvetlendirmek için Ibrahim Bey'le kardesleri Ali ve Isa'ya birer kiz kardeslerini vererek onlari kendine baglamaya çalisir. Bu düsmanligi tamamen yok etmek için onlarin her birine Rumeli'nde birer sancak da vermisti. gerekse devletin baska bölgelerde mesgul olmasindan istifade ile zaman zaman çevrelerini vurup eskiyalik ediyorlardi. GERMIYANLI MÜLKÜNÜN OSMANLI'YA VASIYETI Daha önce. Tokat ve Canik havalisindeki yerlerde bir takim küçük Türkmen aile ve asiretleri vardi. Karamanoglu'nu yenmesi üzerine Yakub Bey. Kiz kardesinin oglu olan Çelebi Sultan Mehmed'in ölümü üzerine Yakub Bey. Bir ara Karamanoglu'nun tecavüzüne maruz kaldiysa da Çelebi Sultan Mehmed'in. ilerlemis yasina ragmen Edirne'de bulunan padisahi ziyaret etmek ister. Yakub Bey.Ibrahim Bey. Bu arada Ibrahim Bey'e kuvvet verip onun Konya ve Larende üzerine yürümesini saglayan Sultan Murad'in bu kuvveti sayesinde Ibrahim Bey. Sultan ikinci Murad. kismen de mücadelelerle sagladigi sükûnetin devam etmesi için daha bazi islerin yapilmasi gerektigine inaniyordu. Candaroglu Isfendiyar Bey'in torununu alacagi zaman gelini getirmeye göndermisti. Bursa'ya gelir. Ikinci Murad. Bu yerli Türkmen ailelerinden bir kismi. Erkek evladi bulunmayan Yakub Bey. Bunlar. "Sah Ana" diye hitab ettigi Yakub Bey'in esini. lalasi Yörgüç Pasa'nin faaliyetleri sonucunda bunlarin büyük bir kismini ortadan kaldirmaya muvaffak olmustur. Germiyanoglu Ikinci Yakub Bey de ülkesine yeniden sahip olmustu. Hatta Osmanli hükümdari. insanlar bunlarin yüzünden evlerinden çikamaz hâle gelmislerdi. Sultan Ikinci Murad. gerekse Anadolu'da kismen baris. Nitekim Amasya. Yildirim Bâyezid tarafindan zapt edilmis bulunan Germiyan Beyligi. gerek Rumeli. Osmanlilar'in himayesinde devletini idare etmisti. Bu sevgi. Yakub Bey'i karsilamak için Meriç ve . Halk. Fakat bunun karsiliginda da daha önce Osmanlilara ait olup Timur tarafindan Karamanogullari'na verilmis olan bazi yerleri (Hamideli Beysehir) eski sahiplerine yani Osmanlilar'a terk etmeye razi oldu (1424). Sultan Murad. Bunlarin normal bir hale gelmesi ve geregi gibi idareleri devleti bir hayli mesgul ediyordu. Yakub Bey aleyhinde hiç bir harekette bulunmuyordu. ülkesini Osmanlilar'a vasiyet etmesine sebep oldu. Bu yüzden Sultan Ikinci Murad'in kardesi ve Hamideli Sancakbeyi Mustafa Çelebi'ye meyl ederek Karamanoglu ile birlikte Mustafa'ya kuvvet verip yardim eder. gerek bulunduklari kalelerinin sarp olusu. Bu gaye ile yola çikan Yakub Bey. Hatta Solakzâde'nin ifadesine göre. amcasini kaçirip Konya'da Karaman Beyligi'ne hâkim oldu. Bununla beraber Sultan Murad. aradaki eski düsmanliklari ortadan kaldirmayi hedefliyordu. Ankara muharebesinden sonra Çelebi Sultan Mehmed tarafindan ortadan kaldirilmis ise de büyük bir grubu faaliyetlerine devam ediyordu. amcasi Bengi Ali Bey'in yerine hükümdar olmak üzere Sultan Murad'in yardimini istemisti. Bu sebepledir ki. Osmanli siyasetine uygun düsen bu davranisla Sultan Murad. erkek evladinin olmayisi ve Osmanlilar'in ileride büyük bir devlet haline gelecegini sezmesi üzerine onun. Oradan Çanakkale Bogazi'na kadar giderek Gelibolu'da Rumeli yakasina ayak basar. "Fetret Dönemi" diye bilinen sehzadelerin mücadeleleri esnasinda Çelebi Sultan Mehmed tarafini tutmustu. Osmanlilar'daki saltanat degisikliginden istifadeye yeltendi.

Böylece Yakub Bey'in vasiyeti üzerine beyligi. Yakub Bey. ülkesini kizkardeslerinin çocuklarina birakmak istemiyordu. Yildirim Bâyezid ve Çelebi Sultan Mehmed'in türbelerini ziyaret eder. Orhan. ilk karsilasmada Sultan Murad'in elini öpmek istediyse de padisah elini vermez. O. çok cömert bir insandi. hastalandigi sirada yazdirip Ikinci Murad'a gönderdigi vasiyetnâmesinde ülkesini Osmanlilara vasiyet eyleyip terk ettigini tekrarlamisti. Buranin sancak beyligine de Kara Timurtas Pasa'nin torunu ve Umur Bey'in oglu Osman Bey tayin edilmistir. Padisah. Karsilikli öpüsüp musafaha ederler. Gelibolu'ya ulastigi sirada parasi tükenir. Edirne'de bir ay kadar kalan Yakub Bey. Sultan Murad. Ikinci Murad'i ziyaret ettigi sirada seksenini bulmus olan Yakub Bey. meshur ilk Türkçe imâret vakfiyesini güzel bir yazi ile hak ettirerek imâretin duvarina koydurmustu. ziyaretinin sebebini anlatarak içten gelen arzusunu sifahî (agizdan) arz ile ölümünden sonra memleketini padisaha vasiyet eyler. Yakub Bey. mihmandar sifati ile onun maiyetine verilir. Germiyan Beyi'ni bize öyle bir kardes olmak üzere göndermis ki. gördügü misafirperverlikten dolayi minnettar olarak ülkesine döner. onu yasinin büyüklügüne ve mevkiine lâyik bir hürmetle karsilar. O zaman padisaha bir mektup yazarak durum ve ihtiyacini bildirir. Türkçe'nin gelismesine hizmet etmis.Ergene üzerinde insa ettirmekte oldugu köprü sahasina kadar gelir. yapilis tarzindaki özellikten dolayi Ikinci Murad'in sultanlik çaginda kurulmus binalar arasinda ilk plânda yer alir. O. . Bilginleri seven bir kimse olarak Yakub Bey. Germiyan Beyi'nin mektubunu okudugu zaman: "Cenab-i Hak. Sultan Murad'in. emrine verdigi askere karsi o kadar cömertçe davranir ki. geçtigi bütün yollarda oldugu gibi Edirne'de de hürmet ve itibar görür. sarayinda pek çok sair. Çok cömert. Kütahya'ya dönüsünden bir sene sonra 832 Rebiülahir (1429 Ocak)'ta vefat ederek Kütahya'da yaptirmis oldugu imâret mescidi mihrabinin arkasina defnedilir. Yüz yetmis kemer üzerine kurulan ve hâlen Uzunköprü ilçesine adini vermis bulunan bu köprü. Bursa'ya geldigi zaman Osman. ihsani bol bir kimse olan Yakub Bey. gezmelerinde ona refakat etmeye ve arzularinin en küçügüne kadar bütün isteklerinin yerine getirilmesine memur edilmisti. Osmanli idaresine girmisti. Bu esnada henüz hayatta bulunan Emir Sultan'i da ziyaret ederek elini öper. Bu vesile ile Sirbistan siniri valisi Ishak Bey'in idaresinde orada yaptirmakta oldugu köprünün insaat durumunu görme imkânini da elde eder. ilim ve fikir adamlarini himaye hususunda babasinin izini takib etmisti. edip. Aradaki fasilalar hariç olmak üzere takriben otuz sene kadar Germiyan hükümdari olan Yakub Bey. Devrin en büyük hekim ve sairlerinden olan Seyhî. Yakub Bey. Yaninda zevcesi Pasa Kerime Hanim da vardir. Edirne'de misafir bulundugu siralarda büyük senlikler yapilir. Yakub Bey. bilgin ve tabibin bulunmasini saglamistir. Seyhî. Bu söhretli misafir. eli açik." diyerek derhal onun sanina lâyik olacak sekilde bir miktar para gönderir. kendi gelirinden baska bizimkileri de yiyor. Edirne'de kendisine mihmandar olarak tayin edilen Seyhu's-Suara Seyhî Sinan da bizzat kendi himayesinde yetisen ve sonradan Osmanlilar'in hizmetine giren bir kimse idi.

Onun içindir ki. Macadar bir basari elde edemedikleri gibi Sigismond da ölüm tehlikesi geçirerek bir fedaisi sayesinde zor kurtulmustu. her firsatta Macarlar tarafindan gözetlenecektir. ölmeden önce burayi on iki bin duka altin borcuna karsilik "boyar" yani beylerinden birisine rehin olarak vermisti.SIRBISTAN VE GÜVERCINLIK KALESI MESELESI Sirbistan. Osmanlilar buraya "Güvercinlik" diyorlardi. boyar kaleyi Osmanlilar'a terk etti Sigismond'un. Macaristan bakimindan çok önemli bir üs olarak kabul edildigi için burasi. SELÂNIK VE YANYA'NIN FETHI Birinci Murad zamaninda kusatilip alinamayan. kalenin müdafaasina kosar. Macaristan'a açilan yollar üzerinde oldugu gibi bilhassa Sirbistan'in müdafaa ve elde tutulmasina yarayacak bir mevki isgal ediyordu. 1473 senesinde Uzun Hasan'a karsi sefere giderken Macar elçisi Padisahin ve dolayisiyla Osmanlilarin bu müskül durumundan yararlanarak Güvercinlik'in terkini veya kalesinin yikilmasini isteyecektir. Sirp despotu oldu. Halbuki eski despot Stefan Lazareviç. Macarlarla münasebetlerini kesmeyi ve padisah istedigi zaman Osmanli ordusuna asker göndermeyi kabul eder. Yildirim Bâyezid dönemi hadiseleri arasinda zikr edilmisti. Osmanlilar tarafindan ilk defa olarak fethi ve bilahare tekrar Rumlarin eline geçisine dair bilgiler. Güvercinlik. Osmanli tarihlerinde Vilk (babasinin adi Vulk) oglu diye bahs edilen Jorj Brankoviç'in Sirp despotu olur olmaz bazi kalelerini Macarlara terk etmesi. muvaffak olamayinca Osmanlilarla anlasmak zorunda kalir ve Güvercinlik'in Osmanlilar'a geçmesini kabul eder. Belgrad'in Macarlara verilmesi üzerine hükümet merkezini daha önce Semendir'e nakl etmis olan Jorj Brankoviç. Belgrad'i isgal eden Sigismond. Sigismond'un basarisiz oldugunu görünce ondan ümidini keserek Osmanlilar'la anlasmaya çalisir. Bu adam. Sirbistan'in kuzeyinde yeni gelismeler kayd etmisti. . selefi ve Osmanli dostu olan Lazareviç'in gütmekte oldugu siyaseti terk ederek gerektiginde Osmanlilar'a karsi kendini müdafaa etmek ve Türk taarruzlarini kuzeye yani Macaristan'a geçirmemek için hem Alman Imparatoru hem de Macaristan Krali olan Sigismond'a kendi topraklarindan bazi mühim yerleri vermisti. zaptindan on alti yil sonra Segedin muahedesi yapilirken Güvercinlik üzerinde bir hayli durulacaktir. Sigismond. Temmuz 1427 senesinde evlad birakmadan ölünce onun yerine kiz kardesinin oglu Jorj Brankoviç. Macaristan'a açilan yollar üzerinde önemli ve stratejik bir mevkide bulunan Güvercinligi zorla almak istemesi üzerine Sultan Murad. Sultan Murad. fakat hicrî 791 (M. Osmanlilar ile Sirp ve Macarlar arasinda bazi çatismalarin çikmasina sebep oldu. her sene Osmanli hazinesine elli bin duka altin vermeyi. Güvercinlik ve Krusevaç gibi kalelerin ele geçirilmesiyle Osmanli sinirlari. Edirne'ye döndügü zaman hükümdarlara nâmeler göndererek yeni fetihlerini bildirir. Hatta Fatih Sultan Mehmed. Stefan Lazareviç. parayi ödemeden Kolombaç'i da almak isteyince. Varilan anlasmaya göre o. Selânik sehrinin. Birinci Kosova muharebesinden beri Osmanlilar'in nüfuzu altinda idi. Bu yerlerden birisi de Sirplarin merkezi olan Semendire ile Orsova arasinda ve Tuna nehri kenarindaki Golumbaç (Kolombaç) idi. 1394) yilinda Yildirim Bâyezid tarafindan zapt edilen Selânik. Ankara Muharebesi'nden sonra Bizans Imparatoru ile uyusmak isteyen Emir Süleyman tarafindan Bizanslilara terk edilmisti. Kosova muharebesinde öldürülen Lazar'in yerine Stefan Lazareviç (1389-1427) Sirp despotluguna getirildi. Ankara muharebesinden sonra Sirbistan himayeden çikmamakla beraber kendi lehine bazi tavizler elde etmisti.

Muhasara karargahina gelen Sultan Murad. Buralara sokulmaniza sebep ne? Ya arzunuzla oradan . Böylece Selânik halki. fakat Venediklilerin. Bu müzakereler esnasinda sefer hazirliklarini da ihmal etmeyen Sultan Murad. Fakat Venedik valisi bunu red eder. Selânikliler. Bunun üzerine Hamza Bey sehri topla dövmeye baslar. Sultan Murad'a defalarca elçi gönderirler ama bu çabalarin hiç birisi Sultan Murad'i bu oldu bitti karsisinda yumusatamaz. Bu sekilde sehir müdafaa edilirken Rumlarin gevsekligini ve icabinda karsi tarafla anlasmalarini önlemeyi düsünüyorlardi. Selânik'in Venedikliler'in eline geçmesini istememisti. Evrenoszâdelerle Turahan Bey komutasindaki ordusuyla Selânik'i muhasara ettirmisti.Osmanlilar'in saltanat degisikligi ve buna bagli olarak çikan taht kavgalari fitnesi ortadan kalkip tehlikeli durumlarinin düzelmesinden sonra sira daha önce ellerine geçmis olan Selânik'in yeniden elde edilmesine gelmisti. Böylece elçiler bir is göremeden geriye dönerler. Venedikliler Rumlara itimad edemediklerinden kendi askerlerini Rumlarin arasina dagitmislardi. Bunun için Sultan Murad. Sultan II.çekiliniz. Venedikliler'den donanma ve yardim istedilerse de bu yardim gerçeklesmedi. Muhasara yüzünden sikintiya düsen halk. 1430 senesi Subatinin ortalarinda Edirne'den Serez'e gelir. Kendisi Serez'de kalarak Hamza Bey'i ileriye gönderir. Venedikliler de kan yerine keselerinden para dökerek Ege kiyilarinin en mühim sehirlerinden birine sahip olurlar. kendilerine yiyecek vermek ve sehri mamur hale getirmek sartiyla Venediklilere satmaya karar verir. Padisah. buradaki islermi yoluna koyduktan sonra Edirne'ye döner. Siz ise Italya'dan gelen Latinlersiniz. Sakiz ve Rodos ile eski antlasmalari yeniledigi zaman Venediklilerin Selânik'i almalarindan dolayi bunlarla olan muahedeyi yenilemeyerek Venedik elçisini geri çevirmisti. sehrin bir an önce düsmesini istiyordu. imparatorun arazisi ile kendi topraklan arasina yerlesmesine de müsaade edemeyecegini söyleyerek anlari da geri gönderir. Bütün kusatma hazirliklari yapildiktan sonra Venedik valisinden sehrin teslimini ister. sehrin zapti kadar garip ve tuhaf olan bir muameleye bas vurarak bizzat Bizanslilarin tavassutunu temin ederler. ya da hemen gelirim" cevabini verir. Fakat o sirada daha pürüzlü ve önemli isler oldugundan ses çikarmamis ve uygun bir zaman gözetlemeyi uygun görmüstü. sayet Selânik imparatora ait olsaydi orayi hiç bir zaman zapt etmek istemeyecegini. Ioannis'in göndermis oldugu Nikola de Gona ve Frangopulos adlarindaki elçilerine. Bu sirada Manuel'in oglu Andronikos. para karsiliginda kendilerini yabanci bir millete satarken. Büyük babam Bâyezid bazusunun kuvvetiyle burasini Rumlardan aldi. Sayet Venedikliler. Venedikliler yeni bir heyet göndererek muahedeleri yenilemek istedilerse de padisah: "Selânik. eger oranin idaresi Rumlarin elinde bulunsaydi. Burada Anadolu Beylerbeyi olan Hamza Bey komutasindaki Anadolu kuvvetleri ile Sinan Bey komutasindaki Rumeli kuvvetlerini bir araya getirir. Venedikliler. Murad. Bu esnada zaten hasta olan Andronikos da Venedikliler'ce Mora'ya gönderir (H. ilk günlerden itibaren isi diplomatik yollarla ve gürültüsüz atlatmaya çalisirlar. Selânik valiliginde bulunuyordu. Andronikos'un muvafakati olsun olmasin. kendilerine sadik kalmak sartiyle Selânikliler'in tekliflerini kabul ile elli bin duka altin karsiliginda Selânik'i satin alirlar. hem buna mani olmak. babamdan kalma mülkümdür. 1423). Bu arada Venedikliler. Umumi hücumla alindigi takdirde sehrin zarar ve tahribata ugrayacagini hesaplayan Hamza Bey. 1426 yilinda Ayasolug'a giderek orada bulundugu sirada Midilli. imparatorun bu tavassutunu çok garip bulmustu. Padisah. Rumlardan gelebilecek bir hainligin . Sultan Murad. bunlara haksizlik ettigimi belki iddia edebilirlerdi. hem de fazla zahmet çekilmeden fethi mümkün kilmak için surlardan içeriye adamlar soktu. 826 / M. Osmanlilar'in bu sekildeki kesin tutumu üzerine Venedikliler.

sadece sehrin ticaretini düsünüyorlardi. 28 Subat'i 1 Mart'a baglayan gece. Müslüman olan Osmanlilar'a terk etmekten çekinmemislerdi. âdet oldugu üzere yagmaya ugramasi demekti. Subat . Bu. Çünkü daha önceki bütün baris ve teslim çagrilari cevapsiz kalmisti. Bu yüzden onlardan da bulunduklari mevzileri terk edenler oldu. sehrin zapt edildigi zaman. Venediklilere mecburen itaat ediyorlardi. sadece iskân ile yetinmiyerek buraya yerlestirilenler için bazi imkânlar da sagliyordu. Zira Mart ayinin ikinci günü sato tarafindan yapilan siddetli bir hücum ve merdivenlerle üzerlerine çikilan surlarin isgali sonunda. buna karsilik kendilerine hürriyet ve himaye vaad etmesi de bir sonuç vermedi. Selânik zapt edilince Sultan Murad. Rumlar. Böylece Müslümanlarin rahat ibadet etmeleri ve diger sosyal tesislerden istifade etmelerini saglamisti. Venedikliler arasinda büyük bir korkunun meydana gelmesine sebep oldu. limandaki üç Venedik kadirgasini yakmasi. Selânik'in kirk günlük bir kusatma sonunda zapt edildigini yazarlarsa da yabanci kaynaklarda buranin daha kisa bir sürede zaptedildigi bildirilmektedir. En fazla kalabalik ise Aziz Dimitrios'un tabutu bulunan ve içinde devamli olarak "kutsal yag" akan kilisede toplanmisti. Bunun üzerine halk. Venedikliler tarafindan gemilere alinmazlar. Avrupa ve bilhassa Venedik'te büyük üzüntülere sebep olmustu. Fakat Venediklilerin çabasi sonucunda bu korku ve heyecan giderilerek müdafaa daha bir güç kazandi. Bu sebeple Aya Dimitri (Sen Dimitrios) kilisesi hariç olmak üzere diger bütün kiliseleri camiye tahvil ettirir. Rumlari büsbütün perisan etmisti. Selânik'in düsmesi. Buna meydan vermemek düsüncesi ile Venedikliler. Ayrica Hamza'nin oklarinin ucuna mektuplar sararak Rumlari sehir kapilarini açmaya tesvik etmesi. Zira Selânik. Vardar Yenicesi ile diger sehirlerden Türk aileler getirterek buraya iskân ettirir. her Rum askerinin yanina degisik memleketlerden ücretle topladiklari adamlardan kurulu yagmaci (Butineur) denilen askerden birini koymuslardi.önünü almak üzere önceden gerekli tedbirleri almamis olsalardi belki de Hamza Bey'in adamlari gayelerine ulasacaklardi. Selânik halki arasinda genel hücumun ertesi gün yapilacagi söylentileri dolasmaya baslar. Ertesi gün safakla baslayan genel hücum sonunda Osmanli askeri sehre girmeye basladi. Osmanlilar'in. Bu esnada Selânik halkindan bazilari. Hamza Bey'in tekliflerini kabul etmeyen Venedikliler'e karsi padisah. Hammer'in ifadesine göre bazi kiliseleri de yiktirip onlarin malzemesinden sehrin ortasinda bir Türk hamami yaptirir. Bu politikasi ile o. Venediklilerin. 26 Subat gecesi meydana gelen depremde halk büyük bir heyecan yasadi. O. Fakat orada barinamayacaklarini anladiklari zaman dindaslari olan Rumlari. gruplar halinde Venedik kadirgalarina binmek istedilerse de bunlar. sehrin Müslüman Türk hüviyeti kazanmasina çalisiyordu. kalabalik topluluklar halinde kiliselerde toplanmaya basladi. Bu yüzden bütün askerlerini kaleden çekip gemilere bindirdiler. Osmanli kaynaklan. O gün aksama dogru. kale kapilarinin açilmasi ile sehir zapt edildi (27 Receb 833/2 Mart 1430). hücuma karar verir. Rumlar üzerindeki tesirleri önlenmisti. sehrin savunmasindan ayrilmalari. Selânik sehrini para karsiligi alan Venedikliler. Hükümdar böyle bir karar almak zorunda kalmisti. Ege Denizi'nde ticarî mevkii parlak bir sehirdi. Öyle anlasiliyor ki sehrin umumî bir hücumla alinacagi söylentileri bosu bosuna çikarilmis bir iddia degildi. Çünkü Venediklilerin çok siki tedbirler almalari üzerine sehre sokulan adamlarla içeriye firlatilan mektuplarin.

o siralarda Selânik civarinda bulunan Sultan Murad'i ziyaret eder. senelerce sürecek olan iç karisikliklara sahne olacaktir. onlarin basarili olmasina ve Gelibolu'yu ele geçirmelerine engel olmustu. Bununla beraber yerli Ruro halki. bazilari da Osmanlilar'dan yardim göreceklerdir. Yanya'yi teslim almak için Karaca Pasa'yi görevlendirir. halkin hürriyetine. surlarini da tahrib etmisti. Bundan sonra Sultan Murad ile Venedikliler arasinda Gelibolu'da bir muahede imzalanir. Heyet. âdet ve ibadetlerine dokunmayacagina dair Sultan Murad'dan bir ferman aldiktan sonra sehrin anahtarlarini kendisine teslim eder. Bu yüzden. EFLÂK HÂDISELERI Eflâk'in söhretli voyvodasi Mirça'nin ölümünden sonra bölge. Karaca Pasa komutasinda gönderdigi kuvvetler ile Memnon'a yardim edip onu arzusuna kavusturur. Amiral Andrea Moceniko komutasindaki Venedik donanmasi. Osmanlilarin yüksek hâkimiyeti altinda bulunan ve merkezi Yanya olan Epir despotu Karlotoçi (Carlo Tocco) ölünce ogullari arasinda hâkimiyet mücadelesi bas göstermisti. ogullar arasinda meydana gelen bu mücadele ile Latinlerden memnun degildir. Bu mücadeleler esnasinda voyvodalarin bazilari Macarlar. Selânik muhasarasi devam ederken. Eflâk ve Sirbistan'in Osmanlilar'la olan baglantilarini kesmekte kakarli görünüyorlardi. Zira henüz emekleme durumunda bulunmasina ragmen Osmanli donanmasi. Bunlardan Memnon adindaki ogul. Selânik'in zaptindan takriben bir buçuk sene sonra 13 Safer 835 (9 Ekim 1431)'de Yanya Osmanli topraklarina katildi. Gelibolu'yu zapt etmek için ugrastiysa da bunda basarili olamadigi gibi gemi bakimindan da zayiata ugradi. adalet ve hak sinasliklarina güvendikleri Osmanliya baglanmayi tercih etmisti. Sultan Murad. Osmanlilar'dan yardim ister. BALKANLAR'DAKI YENI OLAYLAR Macarlar. eskiden beri Balkanlar'daki milletlerin Osmanlilar'a karsi tavir koymalarini istiyor ve kendilerini bölge halklarinin bir çesit hâmisi kabul ediyorlardi. Osmanli idare ve adaletinin. Yildirim Bâyezid zamanindan beri Yunanistan'in Epir bölgesinde Latin kökenli despotlar vardi. Durumun nezaketini bilen Osmanli devlet adamlari da buna karsi tedbir almakta gecikmiyorlardi. Balkan halklari üzerinde nasil iyi bir tesir meydana getirdiginin göstergesidir. Karaca Pasa'nin sehri teslim almasindan sonra buraya da Türkler iskân edilir. Bunun üzerine Sultan Murad. Eflâk'taki iç mücadele Mirça'nin kardesinin . Yanya'nin baris (sulh) yolu ile alinmasi ve özellikle halkin istegiyle Osmanli idaresinin kabul edilmesi. Dukas'in ifadesine göre Venedikliler. Amiral Moceniko'nun yerine geçen Silvestr Morisini Selânik'in intikamini almak için 1431 yilinda Çanakkale bogazinin Anadolu yakasindaki istihkamlara ani bir baskinda bulunarak ele geçirdigi muhafizlari öldürmüs. Kendi dindaslari olan Latinlerin zulüm ve çekismesinden bikan halk. Bu yüzden aradan fazla bir zaman geçmeden Yanya halkinin ileri gelenlerinin meydana getirdigi bir heyet. Bu muahede ile Selânik'in Osmanlilar'a terk edildigi belgelendirilip kabul ediliyordu. Bu çatisma ve anlasmazliklara ilaveten bölgede iç karisikliklarda sürüp gidiyordu. Onun için de zaman zaman çatismalar meydana geliyordu. 2 Mart'ta sona erdigine göre bu sürenin çok daha az oldugu anlasilmaktadir.ortalarinda baslayan kusatma. örf. Egriboz adasinin Osmanlilar tarafindan zapt edilmesinden korktuklari için böyle bir baris teklifinde bulunmuslardi. Devamli karisikliklara sebep olan bölgedeki olaylari Eflâk ve Sirbistan hadiseleri olmak üzere iki kisma ayirmak mümkündür.

Macaristan ile dostça münasebetlerin faydali olacagini düsünür. Dukas ve Hammer'in ifadelerine göre Eflâk Beyi (voyvodasi) Vlad. ya insafsiz ve zâlimliginden veya Sigismond'un kendisine verdigi Dragon nisanindan dolayi Drakul (Eflâl dilinde hilekâr. Sultan Murad'in elçilerini gayet sahane bir surette taltifederek birçok hediyelerle Padisahlarina gönderir (Kasim 1433). Osmanli hükümdarinin. Sirp despotunun Osmanli Devleti'ne sadik görünmesine ragmen el altindan da Osmanlilar'in aleyhindeki bazi hareketleri. Vlad Drakul vasitasiyle Macarlara büyük bir darbe indiren Sultan Murad. Bu sekilde. bilahare Macarlarla dostlugu yenilemek ister. Sirp despotu Brankoviç'i telaslandirir. Üsküp Sancak Beyi Ishak Bey tarafindan haber alinip merkeze bildirildiginden. Osmanlilara olan baglilik yeminini ettirmek ve padisahin nisanlisini getirmek .çocuklari olan Dan'lilar ve Mirça'nin oglu Vlad Drakula'nin torunlari olan Drakul'lular arasinda cereyan ediyordu. Sarica Pasa. Zaten Macarlar da Sirp despotunu Osmanlilar aleyhine tesvikten geri kalmiyorlardi. Bu arz-i ubûdiyetten memnun olan Sultan Murad. Ishak Bey komutasindaki Osmanli ordusunun Sirbistan ortalarina kadar bir akin yapmasi. Vlad'in iki yüzlülügünü çok iyi biliyordu. Bu mücadeleler sebebiyle voyvodalar makamlarini yeterince saglama alamadiklari gibi bu dönem Eflâk kaynaklari da kifayetsiz olduklari için voyvodalarin saltanat tarihlerinde karisikliklar bulunmaktadir. Filhakika Vlad Drakul. onu tekrar ülkesine gönderir. Bu yüzden bu da babasi gibi Vlad tarafindan öldürülür(1431). Bogdan prensinin yardimini alan Vlad Drakul tarafindan öldürülür. Bu sebeple Imparatorun bulundugu Bâl sehrine tantanali bir elçilik heyeti gönderir. Eflâk voyvodasi olmustu. Karaman seferine hareket edecegi esnada bizzat Bursa'ya kadar gelerek bagliligini arz ve Sultan Murad'in Macaristan'a yapacagi seferlerde kendisine her türlü kolayligi gösterecegini vaad ettigi gibi böyle bir seferde Osmanli ordusuna klavuzluk edecegini de taahhud eder. Sigismond. Bu elçilik erkânindan on iki kisi ilerleyerek Imparatora altin sikkelerle dolu on iki altin kupa. yanina asker vererek onu Transilvanya'ya akin yapmaya memur eder. Zira Sultan Murad. Bu sebeple onun Macarlarla olan münasebetlerini bozmak için ayni sene (1432). Böylece mütareke yenilendikten sonra Sigismond. Büyük bir idarî ve diplomatik tecrübeye sahip olan Osmanli devlet erkâni. heyeti Bas kilisede ve bütün hükümdarlik alametleri üzerinde bulundugu halde kabul eder. Sirbistan'in iki önemli sehrinden Belgrad'in Macarlar. Bu yüzden Macarlarla olan münasebetlerini kesmeyi ve kizi Marya (Mara)'yi Osmanli hükümdarina zevce olarak vermeyi kabul ederek barisi saglayabildi. Macarlarin ve bilhassa Sigismond'un kendisini himaye etmesinden aliyordu. bu cesareti. Vlad. Güvercinlik'in de Osmanlilar elinde bulunmasindan dolayi her iki devletin Sirbistan üzerindeki dikkatleri daha fazla hassasiyet kazanmisti. Sirp despotunun Macarlarla olan alâkasini kesmek ve Osmanlilar'a olan bagliligini güçlendirme hedeflenmisti. onun komutasindaki bir ordu ile Sirbistan içlerine dogru bir akin yapilir. bir takimi da kiymetli taslarla süslü ipekli elbiseler sunar. Vlad. SIRBISTAN HÂDISELERI Eflâk voyvodasi Vlad Drakul gibi Sirp despotu Jorj Brankoviç te Macarlara dayanip onlardan yararlanmak istiyordu. Dan'in oglu Osmanlilar'dan yardim istedigi için kendisine yardim edildiyse de bunda iyi bir basari saglanamadi. Mirça'nin ölümünden sonra kardesinin oglu Dan. Seytan) lakabi ile aniliyordu. Bu akinla. Fakat bu voyvoda. bir takimi sirma islemeli. bütün bu himayelere ragmen Sigismond'un kendisini Türklerin elinden kurtaramayacagini düsünerek rakiplerine galip gelmekle birlikte Osmanlilar'a da sokularak görünüste onlara olan bagliligini göstermek istiyordu.

kayinpederine itimad edilemeyecegini gösteren delillerle dolu idi. Gayet iyi tazimle Semendire'ye getirdiler." dedi. Âsikpasazâde hadiseyi su ifadelerle nakl eder: "Bir kaç günlük yol kalinca Vilk oglu. Isfendiyar kizi dahi Bursa'da idi. Osmanlilar aleyhine kiskirtmaya ve bir takim faaliyetlerde bulunmaya sevkeder. Birbuçuk ay kadar süren akinlar esnasinda. Brankoviç'i yeniden Macarlarla münasebetlerini gelistirmeye yöneltir. Bundan cesaret alan Ibrahim Bey. Macar Krali Sigismond ile birlikte Karamanoglu Ibrahim Bey'le gizlice anlasarak onu. Onda dahi nihayetsiz konukluklar etti. Fakat ileride de bahs edilecegi gibi Sultan Murad. Semendire'nin anahtarlari ile birlikte Edirne'ye gelmesini emr eder. Brankoviç. mutad merasimle. Geri çeyizini ol kiza verdi. Bu akinlar esnasinda birçok ganimet elde edilir. 1438 kisinda Brankoviç'in kizi Mara ile evlendi. pasalarini toplayip kendileri ile bu durumu görüsünce pasalar "almak gerek sultanim" demislerdi. Hünkâra verdim. onu Edirne'ye getirdi. Bu sebeple Sirp despotu ile Eflâk voyvodasinin Macarlar'la arasini iyice açarak kendisine baglanmalarini saglamak için Macaristan harekâtina katilmalarini emr eder. Brankoviç'in. Iki yüzlü harekette Eflâk voyvodasindan da usta davranan Jorj Brankoviç. Evrenoszâde Ali Bey'in Macaristan'a yaptigi bir akinda basarili olamamasi. Hiç nesne kabul etmedi. oradan da Semendire'ye gönderir. Padisahin emri geregince Jorj Brankoviç ve Vlad Drakul 1438'deki Macaristan akinina katilirlar. Osmanli ülkesine saldiracak ve bazi yerleri ele geçirecektir. müstereken icra edilen Transilvanya akinina ragmen Macarlarla aralarinin açilmadigini görünce. Çeyizinin hesabini yazmislar. Acayip konukluklar eyledi. Sultan Murad. Edirne'ye gelen Mara oradan da Bursa'ya gönderilir. Elhasil kizi Edirne'ye getirdiler. Bunun üzerine sultan da "tedarik neyse edin" diyerek Kizlaragasi Reyhan Aga ve Oruç Bey ile Sirp sinirlari üzerinde toplanmis olan askerin komutani Ishak Bey'in esini gelini almak üzere bir heyetle Üsküp'e. onu Hünkâr'a dediler. Buna göre Karamanoglu'nu tahrik edenlerden birisi daha bütünüyle ortadan kalkacakti. Bununla beraber Sirbistan hududundaki Türk kuvvetlerinin komutani olan Ishak Bey'den aldigi raporlar. Karamanoglu Ibrahim Bey'in hakkindan geldikten sonra tekrar Rumeliye dönecektir. padisahin hiddetini teskin ile dikkatini baska seyler üzerine çekebilmek için kizi Mara'yi aldirmasi istirhaminda bulunacaktir. Sultan Murad. Durumun kendi aleyhindeki vehametini görmekte gecikmeyen Brankoviç. Transilvanya'da bazi sehirler zapt ve kaleler de tahrib edilir. Defterini Özbek Aga'ya verdiler. Sultan Murad. Bir sehl zaman durdu. Sirbistan problemine kesin bir çözüm getirme kararma varir. Hünkâr eder "Benim câriyelerime verecegim yok mudur ki onun kizinin çeyizini vereyin. kizini Osmanli sarayina götürmek üzere gelen heyete teslim eder. Bununla beraber yine ayni sene (1433) içinde. kâfir beylerinin hatunlarini karsi gönderdi. dilerse bu câriyesine versin. hünkâr kendine dügün etmedi. Hatta kizini padisaha nisanlamis olmasina ragmen onun henüz küçük oldugunu ileri sürerek dügünün yapilmasini da tehir eder. Sultan Murad. büyük oglu Greguar'i Semendire'nin tahkim ve . dilerse gayri câriyesine versin". Vilk oglu demis ki: "Ben çeyizi kizima vermedim. kizi Mara'yi Edirne'ye göndermis olan Jorj Brankoviç'e pek güvenemiyordu.üzere Jorj Brankoviç'in sarayina gider. itaat edecek yerde. Sultan Murad." Jorj Brankoviç. Her iki hükümdarin Evrenoszâde Ali Bey komutasindaki akinci kuvvetlerine iltihaklarini müteakip Demirkapi üzerinden Tuna nehri âsilir. "Bir sipahi kâfirin kizina ne dügün gerek" dedi. Bursa'ya gönderdi. Ve her ne kim Vilk oglu dedi.

bu sefer esnasinda. O. Sirbistan islerini çok iyi bilen Ishak Bey. Sultan Murad. asirlarca Osmanli ordusunun mermi ihtiyacini kullanmada hizmet görmüstü. Bu esnada. üç ay müddetle kusatilir. Bu siddetli kusatmaya tahammül edemeyen Semendire. Engürüs vilayetinin kapisidir" diyerek onun askerî önemini ortaya koyuyordu. ordugâha gelince yakalanarak Edirne'ye gönderilir. Jorj Brankoviç'i taklid etmeyerek padisahin dâvetine icabet eder. Cuma namazinin kilindigini ve hisarina asker kondugunu yazar. Sultan Murad. gerçekte bir Sirp sehri idi. Sehri müdafaa edenlerle birlikte esir düsen Greguar. Semendire muhasarasi devam ederken bir Macar ordusu sehrin imdadina geldiyse de Ishak Bey ile Timurtas Pasaoglu Osman Çelebi tarafindan maglub edildikten baska Macaristan'a da akinlar düzenlendi. Seferde bizzat bulunmus olan tarihçi Âsikpasazâde. Sultan Murad. Sirbistan'a karsi yapilan hareket. Kendisi de diger oglu Lazar'i yanina alarak Sigismond'a halef olan Albert'e siginir. BELGRAD'lN MUHASARASI Tarihî kronoloji itibari ile Karaman seferinden sonra olmasina ragmen. güzel bir cariyeyi bir çift çizme ile mübadele (degistirdigini) ettigini" yazar. Vlad Drakul ülkesine dönerek yine eski makamina geçer. daha önce zapt edilmis ise de fetret döneminde tekrar Sirplara iade edilmisti. Osmanli hazinesine daha önce vermekte oldugu yirmi bin duka altini yirmi bes bine çikarmisti. Böylece Sirbistan'in diger sehir ve yerleri de zapt edilmis oluyordu. 1439 yilinda teslim olur. daha önce rehine olarak Edirne'ye gönderilmis bulunan kardesi Stefan ile birlikte Tokat'a yollanarak hapsedilir. Maden ocaklari ile meshur olan Novaberda. hatta bir askerin. Belgrad'i muhasara için önce Evrenosoglu Ali Bey komutasinda bir ordu gönderdi. Sirbistan'in fethinden sonra Belgrad için de bir seyler yapmak gerekiyordu. Kusatma hem karadan hem . "esirlerin sayisinin çok fazla oldugunu. Sultan Murad'i düsüncesini gerçeklestirmeye yöneltmisti. hacdan dönünce kusatmanin siddeti artirilir. Brankoviç'in oglu tarafindan müdafaa edilen Semendire. sehrin fethinden hemen sonra onun Müslüman Türk sehri haline getirilmesi için kadi tayin edildigini. Osmanlilar bu sefer esnasinda pek çok esir ve ganimet aldilar. Arkasindan bizzat kendisi de bu kusatmaya istirak etti. eteklerinde kuruldugu dagin madenlerinin çoklugundan dolayi "Sehirler anasi" diye adlandirilan Novaberda'yi bizzat kendisi yeniden feth ederek ele geçirdi (1439). olaylarin akisi içinde Sirbistan hadiseleri ile yakin ilgisinden dolayi bu muhasaradan bahs edildikten sonra. Sultan Murad. Sirbistan isini kesin bir sonuca baglamak için Semendire üzerine kuvvet sevk eder. Brankoviç gibi Eflâk Voyvodasini da davet etmisti. Bosna Krali Tvartko'yu korkuttugundan.müdafaasina memur eder. Vlad Drakul. Asikpasazâde. Karaman olaylarina temas edilecektir. Zira o siralarda Macar hâkimiyetinde olmakla beraber Belgrad. Novaberda. bu sehrin stratejik durumunu çok iyi biliyordu. esirlerin fazlaligi sebebiyle fiyatlarinin düstügünü. Edirne'den de Gelibolu'ya yollanarak haps edildiyse de iki oglunu rehin olarak birakmayi kabul ettiginden hapiste uzun süre tutulmayarak serbest birakildi. Voyvoda Drakul. Bunun için de "Belgrad. Filhakika o tarihlerde Bohemya'da meydana gelen krallik mücadelesi ile Alman Imparatoru ve Macaristan Krali Albert'in ölümünden dolayi meydana gelen çekismeler. kendisinin bile bes esir satin aldigini.

Sultan Murad. zamanin uzamasindan dolayi kaldmldi. Padisahin ayaklarina kapanarak onu düsüncesinden vaz geçirir. Sinan Pasa komutasinda bir ordu sevk ederek Macarlari maglub eder.de nehirden yapiliyordu. Sultan Murad. Sultan Murad'dan kusatmayi kaldirmasini rica etmis ise de buna pek aldiris edilmedi. Karamanlilar'in. Sultan Murad. Karamanoglu da bunu bildigi için isgal sahasini gittikçe genisletmeye çalisiyordu. 1433 senesinde de Sirp ve Macarlar'la birleserek Osmanlilar'in aleyhinde bir ittifak kurmustu. Surun etrafindaki hendek kenarina kadar büyük bir siper kazdirdi. Konya ve Beysehri'ni alan Sultan Murad. Bunun üzerine Sultan Murad: "Senin hatirin için günahindan vaz geçelim. Evrenosoglu kusatmayi kaldirmadi. Evrenoszâde Ali Bey'in. Sehri Zovan adinda Raguza'li bir rahip müdafaa ediyordu. Aksehir. âlimlerden Mevlânâ Hamza vâsitasiyle özür dileyerek barisa talib olur. Sonunda is. Buna karsilik Ibrahim Bey. Osmanlilar'a karsi takib ettikleri tarihî ve daimî düsmanlik siyasetine devam etmekte mahzur görmeyen Ibrahim Bey. Osmanlilar'dan aldigi yerleri iad etmekle tatliya baglanir. Güvercinlik önünde kazanilan bu zaferden sonra Rumeli'ndeki vaziyetin düzeldigini görünce vezir Saruca Pasa'yi Edirne muhafazasinda birakarak Karamanoglu'nun üzerine yürür. Simdi onu azl ederek biraderi Isa Bey'i Karaman Bey'i yapmayi uygun gördüm" deyince Mevlânâ Hamza. KARAMAN SEFERI Murad Bey'in destegi sayesinde idareyi elde edip is basina gelmis olmasina ragmen. mevkiini ve yerini kuvvetlendirdikten sonra Sirp despotu ve Macarlar'la ittifak ederek Osmanlilar'in aleyhindeki faaliyetlerine baslar. Fakat alti ay kadar devam eden Belgrad kusatmasi. epey dil döker. Macaristan'a yaptigi bir akinda muvaffak olamamasi üzerine. Padisahi bu konuda ikna etmek için Mevlânâ Hamza. Ibrahim'i sonuna kadar takib edecegini açikça ortaya koyar. fakat onun bu makama gelmesi bizim yardimimizla olmustur. Maglub olan Macarlar'dan bir kismi Tuna nehrinde bogulurken krallari da zor kurtulmustu (1433). Balkanlar'daki Hiristiyanlarla is birligine giren Ibrahim Bey. Rumeli'deki sIkIsik durumlarindan devamli olarak istifade etmeyi adeta bir prensip haline getiren Karamanlilar. Yaninda bulunan Karamanoglu Isa Bey'i de Karaman hükümdari ilan edip. her iki tarafi da tarassut ediyordu. . Rumeli islerinin kritik bir vaziyet arz etmesinden dolayi yerinden ayrilamayan Murad Bey. Karsilikli anlasmalar geregince Macarlar ile Sirp despotunun Tuna'yi geçip Güvercinlik (Kolambac) kalesine taarruzlari esnasinda Karamanoglu Ibrahim Bey de Beysehir'den sonra Hamideli'ni isgal etmeye baslayarak bu sancagin beyi olan Sarabdar Ilyas'i esir almisti. bu sefer de rollerini Ibrahim Bey vasitasiyle oynuyorlardi. Sükrüllah'i (Behcetü't-Tevânh adli eserin müellifi) Karamanoglu'na elçi olarak gönderir. Bu siralarda Macaristan içlerine dogru da akinlar devam ediyordu. Osmanlilarin. Bununla beraber Rumeli'ndeki isler yüzünden Edirne'yi birakip Karamanoglu'nun üzerine gidemiyordu. Polonya Krali iken ayni zamanda Macaristan kralligina da getirilmis olan Viladislas. Bu arada kale burçlarindan. kendisini rahatsiz edenleri de kaçirdi. Bozkir'a kadar gidip Karamanoglu'nu takib eder. Osmanli toplari kaleyi dövmeye baslayinca ondan büyük bir parçayi yikip bir gedik açtilar. Osmanli birlikleri buradan içeri daldilarsa da siddetli bir mukavemetle karsilastilar.

Timur'un çok dindar oldugu söylenen oglu Sahruh (1404-1447). Maras Bey'i Dulkadirli Süleyman Bey'le birlikte Kayseri'yi kusatirken. kardesi Isa Bey ile giristigi bir vurusmada onu öldürür. Osmanlilarla savasmak üzere bizzat sultanlarinin sefere çikmasini bile düsünmüslerdi. kizkardeslerinden birini de Karamanoglu Ibrahim Bey'in kardesi olan Isa Bey ile evlendirmisti. Daha önce de belirtildigi gibi Sultan Murad. Osmanlilar'in Dulkadirogullari'ni himaye etmesini bir türlü hazmedemeyen Memlûklular. Isa Bey. Bütün bati Hiristiyan dünyasini sevince bogan bu tehlike. SAHRUH'A KARSI TAKIP EDILEN OSMANLI SIYASETI Sultan Murad. Bu durumu bilen Memlûk idarecileri. Bu arada. isgal ettikleri yerlerden çikarir.Osmanlilar'a karsi giristigi tecavüzden dersini aldiktan kisa bir müddet sonra Dulkadirogullan'na ait Kayseri'yi zapt etmesi. Memlûk Devleti için bir garanti olarak görülüyordu. Karaman Devleti'nin yanibasindaki bir Osmanli sancaginin basina. Ibrahim Bey'in en büyük rakibinin getirilmis olmasi onu ürkütmüstü. Osmanlilar ile Memlûklular arasinda Karaman ve Dulkadir gibi tampon devletlerin bulunmasi. Böylece Karamanlilari. dogudan geliyordu. Ibrahim üzerine yeniden kuvvet gönderilmesine sebep oldu. Ibrahim Bey. Venedik gibi bazi Hiristiyan devletler ise bu tehlikeyi bir silah gibi kullanarak bazi Osmanli sehirlerini istila ümidine bile kapilmislardi. ve Anadolu'da kendilerine ait olan topraklarin kaybi demekti. Fakat Sultan Murad'in Anadolu'da kalmayip Rumeli'ye geçmek üzere oldugu haberinin gelmesi üzerine sultan bu tasavvurundan vazgeçer. 1437 yili sonlarina dogru Ibrahim Bey. önce Timur'un sonra da Sahruh'un destegini saglayan Akkoyunlu Bey'i Karayülük Osman Bey. Timur'un yaptigi tahribati unutmayan Osmanlilar. Bu korku yüzünden olsa gerek ki. Tokat'tan yola çikan kuvvetli bir Osmanli ordusu. Zira bu. Bu son gelismeler karsisinda Macarlar'la ayni zamanda hareket eden Sultan Murad. Bunlarin. Isfendiyar Bey. Karamanoglu'nun Osmanlilar karsisinda ezilmesinden dolayi endiseye kapilirlar. Fakat fütuhatçi olan ve dünyanin en müsait jeopolitik mevkiinde yerlesmis bulunan Osmanlilarin Memlûklulari ezmesi imkân dahilinde idi. Murad Bey de Rumeli ve Anadolu kuvvetleri ile Aksehir'e girer. Bununla beraber Suriye valisine Anadolu islerine çok dikkat etmesi emrini verir. Osmanlilarin tek baslarina Anadolu'nun hâkimi durumuna gelmeleri. Hamidoglu Hüseyin. Cüneydoglu Hamza ve Dulkadir Bey Süleyman ile Birlikte Bizans ve Trabzon imparatorlari da dahil olmak üzere Gürcü meliklerinin de emrine girmek için kendisini beklediklerini yazmisti. Ikinci Murad tarafindan Hamideli sancakbeyligine getirilmisti. Ikinci Murad'in kiz kardesi olan haniminin ricalari üzerine bu sefer de af edilir. Macarlar'in maglubiyeti üzerine 1437 baharinda tabiî müttefiki Dulkadirlilarla beraber dogudan ve batidan Karaman ülkesine taarruz eder. dedesi Yildirim Bâyezid zamaninda oldugu gibi bir anda kendisinin de yeni bir tehlike ile karsi karsiya geldigini görür. kudretini devam ettiren Sahruh'un ölümüne kadar (1447) ona açiktan açiga cephe almaktan . ona bir mektup göndermisti. Öbür taraftan. Mektubunda Anadolu beylerinden Karamanoglu Mehmed Bey. içislerinin karisik olmasina ragmen. Anadolu ve Iran'da babasi tarafindan tesis edilen füli durumu yeniden iade etmek arzusunda oldugundan Anadolu'daki olaylari yakindan takib ediyor ve mektuplari ile bazi durumlari tasvib etmedigini bildiriyordu. Anadolu'da Osmanlilari ezip ortadan kaldirmalari imkânsizdi.

uzak durmuslardi. Memlûk ve Karakoyunlular gibi Timurlulara kafa tutmayi düsünmüyordu. Karakoyunlu hükümdari Iskender Bey. babasi Kara Yusuf Bey'in Yildirim Bâyezid'e ilticasina benziyordu. Osmanlilarca yeni bir tehlikenin isareti olarak görüldü. Murad'dan müsaade ister. onlarin çogu zaman Osmanlilar'in tabii olan Karaman ve Dulkadirogullari'nin islerine müdahale etmelerine ses çikarmiyordu. dört elle Osmanli dostluguna sarildilar. Zira o. Iskender Bey'in Osmanlilar'a siginmasi. Murad. II. Memlûklularin. Sultan Murad. ulak gönderip kisi Tokat'ta geçirmek üzere II. iki bin çul ve torba ile davar vesair hayvan tedarik etmisti. Hatta Sahruh. O. Sahruh'un üçüncü Azerbaycan seferine çikmasi (1435). Karamanoglu Ibrahim Bey de bu yüzden onlara karsi cephe aldi. Memlûk Devleti ile de iyi geçinmeye dikkat ediyordu. O zamana kadar Sahruh'un aleyhinde olabilecek herhangi bir faaliyette bulunmamakla beraber Sultan II. adi geçen savasi kazanmasi. Buna karsilik Avrupa'da ise büyük ümit ve hayaller uyandi. Müslümanlardan temizlenmesi demekti. bu durumdan endise duyuyordu. Balkanlar'in ve Anadolu'nun mutlak hâkimi olmadan. bununla da yetinmeyerek Karakoyunlu beyine on bin altin ile sirmali elbiseler. Bunun üzerine Sultan Murad. dedesi zamanindaki Timur hadisesinden iyi bir ders almisa benziyordu. kalabalik ve muazzam ordusu ile Azerbaycan'da bulunuyordu. Murad'in da basina bir felâketin gelmesi artik an meselesiydi. Anadolu siyasetine karsi kötü bir tavir takinmamaya itina ediyor. Sahruh'un. altin egerli atlar. köle ve câriyeler göndermisti. Zira Yildirim Bâyezid döneminde oldugu gibi. Bu esnada Sahruh. Buna karsilik Osmanli Memlûk yakinlasmasi daha bir perçinlenmis görünüyordu. 1437 yilina kadar Memlûk yöneticilerinin Osmanlilarla hemen hemen hiçbir ihtilafi olmadi. Zira bir Osmanli Memlûk ittifaki demek Karaman Beyligi'nin haritadan silinmesi demekti. Iskender . 17 Eylül 1429'da Selmas Meydan savasinda Karakoyunlularla müttefiklerini perisan etmesi ile Anadolu ve Suriye yollari bütün genislikleri ile onun önünde açilmis bulunuyorlardi. Sahruh'un oglu Muhammed Cuki Mirza'nin önünden kaçarak Tokat'a gelip siyasî mülteci olarak Osmanlilar'a siginir. Sultan Murad'in bu endisesinin farkina varan Venedik. Sahruh'un. Bu da onlar için Osmanlilar'in ortadan kalkmasi ve Avrupa'nin. Sultan Ikinci Murad. Bu ordunun tehdid sahalarinin nerelere kadar uzanacagi pek kestirilemiyordu. Ibn Hacer'in ifadesine göre Iskender Bey. islemeli silahlar. Amasya valisi olan Yörgüç Pasa'ya Iskender'in lâyik oldugu sekilde agirlanmasini emr eder. Yine padisahin buyrugu üzerine Yörgüç Pasa da Iskender'in askerleri için lazim olan bin kepenek. Anadolu'ya girince bunlar. II. Bu devletin. bu ülkelerdeki tabi devletleri ortadan kaldirmadan. Bütün Anadolu topraklari üzerinde metbûluk iddiasinda bulunan Sahruh. O. Murad. Anadolu siyasetine karsi açik bir sekilde cephe aliyordu. bu tehdidi siyasî bir manevra ile kendi lehine çevirmeye yeltendi ise de Sultan Murad'dan istedigini elde edemedi. Sahruh'un Herat'a dönmesi ile bu iki büyük devlet rahat nefes aldilar. Misir'da da büyük endiselere sebep olmustu. sonunun nereye varacagi ve nasil bitecegi belli olmayan bir mücadeleye girmenin hiç bir faydasi olmayacagini biliyordu. Timurlular ve Memlûklular gibi kudretli Müslüman dogu devletleri ile.

Böyle bir karsiliga cani sikilan Osmanli Padisahi. Irkdas ve dindas devletlerle mecbur kalmadikça harbe girmenin bir mânâsi yoktu. Anadolu Beylerbeyi olan Timurtas Pasa oglu Umur Bey'i. Murad'a bu beyi topraklarindan uzaklastirma firsatini vermisti. Arnavutluk faaliyetleri daha sonra da devam etmisti. Sultan II. Bu Arnavut beyleri içinde en kuvvetli olani Ergiri sancaginin kuzeyindeki bölgeye hâkim olan Yuvan Kastriota idi. Iskender'in üzerine gönderir. Zira o dönemin en güçlü ordusuna sahip olan bu Türk Hakanligi ile sonu nereye varacagi belli olmayan bir savasa girmek istemiyordu. 1436 baharinda Sahruh'un bütün Anadolu devletlerine onu kabul etmemeleri gerektigine dair gönderdigi mektup da ilave edilirse artik Iskender Bey için yapilabilecek bir seyin kalmadigi anlasilir. bundan bir netice alinmadigi takdirde üzerine varilarak zorla hudud disi edilmesini emr eder. bir bogazda pusuya düsürülerek agir kayiplara ugratildi. kuzeyde özellikle daglik bölgelerdeki kabilelere dayanan Arnavut beylerini kendilerine tabi birer senyör olarak yerlerinde birakmislardi. Osmanli tabiiyetini kabule mecbur olmuslardi. Özellikle Ergiri bölgesinde. buranin eski Arnavut senyörleri olan Thopia Zenebissi ile Gergi Araniti tatmin olunmadiklarindan siddetli bir isyan ve ayaklanmaya bas vurdular. Bunlara engel olamayan Yörgüç Pasa. 1417'de Avlonya'yi da zapt eden Osmanlilar. Fakat Selânik'ten sonra Yuvan Ili'ne gelen Osmanli kuvvetleri. Bu mektup üzerine Iskender. Gergi. Asilere karsi hareket eden Evrenos oglu Ali Bey. yanlarina yeniçeri bölükleri de katarak harekât sahasina gönderdi. Timurlulara bagli olan ve ikide bir ayaklanan bu Karakoyunlu hükümdarlarindan da kurtulmak istiyordu. Osmanlilar. Bu arada Arnavutluk'ta köylerin timar olarak taksimi esnasinda mukavemetler görüldü. O da Herat'a döner. O da diger Arnavut beyleri gibi muayyen yillik tahsisat sözünü alinca Venedik tarafina dönmekten ve onlara hizmet etmekten çekinmeyerek 1428'de Venedik himayesine girer. aralarinda en küçügü Gergi Kastriota olan dört oglunu rehine olarak Sultan Murad'in yanina göndermek zorunda kalmisti. Isyan bastirilarak buradaki mahsur Türkler. ona tekrar boyun egdirdiler. Bunlardan Yuvan Kastriota. Zira artik Osmanli ülkesinde kalmak tehlikeli bir hal almistir. O da Tebriz'e gidip Sahruh'a boyun egmeyi uygun görecektir. Ona. Buna. Umur Bey. Sahruh da isi daha fazla ileri götürmek istemez. ilk önce Iskender'e memleketi güzellikle terk etmesinin bildirilmesini. Osmanlilar'in. Baharin gelmesi. Buradan da Manastir'a gelerek Rumeli Beylerbeyi Sinan Pasa ile Uc Beyleri Turhan ve Ishak Beyleri. Zaman zaman Venediklilere müracaatla oglu Iskender Bey'in bir Osmanli Beyi sifati ile Venedik arazisine saldirilan olursa kendisini bundan sorumlu tutmamalarini da rica ediyordu. Onun için bu konuda Venedikliler'e ihtarda bulundular. Arnavutlugun. bir iç oglani olarak padisahin hizmetinde Osmanli terbiyesi görerek büyümüs ve Iskender adini almisti. askerlerini alip Osmanli ülkesini terk eder. ilk defa Akdeniz sahillerine çikiyorlardi. Durumun nezaket kazanmasi üzerine bizzat sefere çikan Sultan Murad. Bir yil sonra da Venedikliler'le çikan anlasmazlik yüzünden Yuvan Kastriota'ya hücum etmislerdi. Venedikliler'in bu isyani tahrik ettiklerini düsünüyorlardi. genellikle güney ve merkez kisimlarinda yeni bir teskilat kuran Osmanlilar.Bey'i reddetmeyi hükümdarlik serefi ile mütenasib görmemekle beraber. aldigi emir üzerine Iskender Bey'e bir mektup yazarak memleketi terk etmesini ister. Çünkü Iskender Bey'in askerleri. OSMANLI ARNAVUTLUK MÜNASEBETLERI Osmanlilar. Serez'e giderek harekât sahasina yakin bulunmak istedi. Çelebi Sultan Mehmed döneminde 1415 yilinda Arnavutluk'taki Kruya (Akçahisar)'i yeniden ellerine geçirmislerdi. baharla birlikte yöredeki halka saldirmaya. Bu seferler sonunda Gergi Araniti ile Yuvan Kastriota. durumu Sultan Murad'a bildirir. . onlarin çoluk çocuklarini esir etmeye ve mallarini ellerinden almaya baslamislardi.

Allah'in inayetiyle bir ay içinde her sey halledilmis olacaktir. Bunlar. Gerçi Sirbistan. Bunun sebebi. Bizans tarihçisi Dukas bu olayi söyle nakl eder: "Imparator. Rumeli zapt olunduktan sonra bir ay içinde de Arz-i Mukaddes ele geçirilecektir. düsmanin gücünden dolayi Belgrad muhasarasini kaldirmis degillerdi. Bilindigi gibi Sultan Ikinci Murad zamani. Murad'i imparator aleyhine harekete sevk etmek istemisler ve padisaha "imparator. Halbuki Belgrad zaptina tesebbüs edilmekle Osmanlilar. . tam anlamiyla bir fetih ve ilhak degil.muhakkak bir katliamdan kurtuldular. Osmanlilar'i Avrupa'dan atacaklarina iyice kanaat getirmislerdi. Floransa toplantisini buhranin baslangici olarak kabul ederler. Fakat Sirbistan'in Osmanlilar'a ilhaki ile Osmanlilar ile Macarlar komsu iki devlet haline gelmislerdi. Osmanli hareketinin kendi hududlarinin çok uzaginda bulunmasindan dolayi bunu pek önemsemiyorlardi. Torzello. Böylece Padisah'in fikrini tashih ettiler. siyasî bir gayesinin bulunmadigini bildirecektir. Bu ana kadar Macar hâkimiyetinde bulunan Erdel (Transilvanya) topraklarina yapilan akinlar hariç tutulacak olursa. Böylece Osmanlilar'i uzun süre mesgul edecek olan Arnavutluk gailesi ortaya çikti. Kral. Balkanlar'da Osmanlilara karsi yeni bir müttefik bulduguna inanarak anlari tesvik etti. buraya girilmemisti. Osmanlilar'daki bu kaygiyi ögrenen Ioannis. denizden ve karadan padisah aleyhine yürüyecekler ve Türkleri Garp vilayetlerinden çikaracaklar" demislerdi. Kuzey Arnavutluga giden Anayol üzerindeki Kocacik kalesini zapt ederek babasinin topraklarini elde etmeye yönelik faaliyetlere giristi. Osmanli Devleti'nde büyük bir kaygi ile karsilanmisti. Gerçekten 1439 yilinda Floransa konsilinde Bizans Imparatoru VIII. Padisaha karsi minnettarligi ile hilesiz dostlugunu arzetti. Osmanlilar tarafindan feth edilinceye kadar Macarlarla bazi çatismalar olmustu. Macar Krali ile iliski kurdular. fethe zemin hazirlayan harplerdi. Frengistan'a gittigi vakit Frenklerle ittifak edip Frenk oldu. Gerçi Osmanlilar. o zaman söyle yazmakta idi: "Rumeli'nin bahis mevzuu durumu göz önüne alinir ve söyledigim gibi haçli askeri gelirse. Elçiler ise bu hususta Murad'a izahat vererek imparatorun Italya'ya seyahatinin kendisine arz edildigi gibi olmadigini. Osmanlilar tarafindan ögrenilmisti. O zaman daglara siginan asi Arnavut senyörleri. artik Macar topraklan için de tehlike olmaya baslamislardi. Fakat genelde Macarlar. Gazavat ve Misir sultanina gönderilen Varna fetihnâmesi. Gerçekten de uzun bir süre geçmeden Izladi savasi sirasinda (Kasim 1443) Osmanli ordusundan kaçacak olan Iskender Bey. IKINCI MURAD VE HAÇLI ITTIFAKI Belgrad kusatmasinin basarisiz bir sekilde sonuçlanmasi üzerine baslayan ve maglubiyetlerle geçen buhranli bir kaç yilin verdigi cesaretle Hiristiyanlar. kalenin çok müstahkem olmasi. Imparatorun mabeyincisi J. Zira bazi kimseler. Osmanli Macar mücadelesinin baslama dönemidir. Hiristiyan dünyasindaki bu anlayis ve sebep oldugu birlesme." Bununla beraber daha o zaman Floransa'da Osmanlilar aleyhine denizden ve karadan bir Haçli seferi plâni kararlastirilmisti. seyahatten avdeti münasebetiyle Murad'a elçiler gönderdi. uzun süren muhasaranin sebep oldugu salgin hastaliklarin verdigi zayiatti. Akin hareketlerinde birçok çarpisma olmussa da bunlar. Ioannis Paleologos'un istirakiyle Sark ve Garp kiliseleri arasinda "Union"un imzalanmasi. Sultan Murad'dan çekindigi için ona elçiler gönderip bu konsilin sadece dinî bir sebebe dayandigini. Arnavut beylerinin basina geçmek suretiyle mukavemet hareketini organize edip. Venedik senatosu Osmanlilar'in ihtari üzerine asilere yardim edilmemesi için Arnavutluk'taki makamlara emirler göndermisti. kendi dinlerinin akidelerinde (inançlarinda) meydana gelen ihtilaflarin halli için gittigini söylediler." Gerçekten muasir Türk kaynaklari.

savasin öteki tarafça (Macarlar) kazanilmasina sebep oldu. Çünkü Osmanlilar "îlay-i kelimetullah" gayesi ile giristikleri hareketlerini daha ileriye götürmek. yanlarinda bulunan esirleri birakmak zorunda kaldiklari gibi yirmi bin sehid vererek maglub olurlar. Macarlar da buna mani olmak gayesini güdüyorlardi. kayda deger ve maglubiyetle biten çarpismalarin ilki. Hunyad'i karsilar. Jan Hunyad. Simon. Bu siralarda tarihlerimizde Yanko denilen Jan Hunyad (Hunyadi Yanos). hemsehrileri kendisini vatan kurtarici olarak karsiladilar. Bu dehset verici ganimetlerin ortasina oturtulmus yasli bir Türk. Casuslari vasitasiyle bunu ögrenmis bulunan Hunyad. Dönüsünde. yigitlikleri ile taninmis seçkin sipahilerine Hunyad'in ati ile tasidigi silahlari tarif ederek onlar hakkinda bilgi vermisti. Mezid Bey komutasinda Transilvanya'ya yapilan akin hareketidir. Bu birlik. Simon de Kemeny ile birlikte muhasara altinda bulunan kalenin imdadina yetisir. Mezid Bey ile oglu öldüler. Fakat Hunyad'in gücü ve Hermanstad muhafizlarinin bir çikisi. bu araba on atla çekilmekte idi. kendi eserlerinde söyle nakl edilir: "Önden ve arkadan hücuma ugrayan Türkler. Hunyad. Bu maglubiyetin acisini çikarmak ve öcünü almak üzere Osmanli Devleti. daglar üzerinde Türk baslarindan tepeler yaptirarak Kizil kule geçidinden Alpleri geçip Eflâk'a girdi. Macarlarin kayiplari sadece üç bin kadardi. Rumeli Beylerbeyi Hadim Sehabeddin Pasa (Kula Sahin) Anadolu ve Rumeli askerleri ile yeniçerilerin de katildigi bir kuvvetle Silistre . askerleri gibi kendisi de kan içici oldugundan Sirp despotu ve Macaristan'in müttefiki Jorj Brankoviç'e ganimet mallari ile savasta almis oldugu silahlar ve baska seylerle dolu bir araba gönderdi ki. Böylece Mezid Bey. atini ve silahlarim Simon de Kemeny ile degistirmisti. Macarlarin Osmanlilara karsi olan savaslarinda ilk defa ortaya çikar. düsmanini takipten dönünce. arabanin tepesinde görülmekte idi. kaynaklarin verdigi bilgiye göre muhasarayi kaldiran Mezid Bey. Bu arada Mezid Bey ile oglu da sehid olur. Avrupa'da büyük bir söhret kazanmasina sebep oldu. Elde edilen Türk esirleri vahsiyâne bir iskenceye tabi tutularak Öldürülürler. Mezid Bey. Siddetli çarpismada Hunyad'in arkadasi Simon üç bin kisi ile maktul düser. Hunyad. Hiristiyan dünyasinin kendi dininden olmayanlara karsi sergiledikleri bu vahsiyane hareket." Jan Hunyad'in bu galibiyeti. degistirilmis bulunan bu kiyafete aldanmis olan Türklerin hücumuna ugradi. Mezid Bey ile oglunun baslari da.Bu sebeple iki millet arasinda bir mücadele kaçinilmaz oluyordu. Sipahiler de Hunyad'i ölü veya diri yakalayip getireceklerine söz vermisti. galip gelmek üzere iken Hermanstad'daki kusatilmis kuvvetin bir çikis yapip harbe istirak etmesiyle iki ates arasinda kalan akincilar. Hunyad. Macarlar karsisinda." Gerçekten. 30 Zilkade 845 (18 Mart 1442)'de Mezid Bey komutasindaki bir akinci kuvveti. galipler tarafindan getirilmekte olan esirleri kendisi sofrada bulundugu halde vahsiyâne bir eglence olmak üzere gözleri önünde öldürttü. daha önceleri kazandigi basari ile gururlandigindan. Transilvanya'ya girmisti. mutad akinlarda bulundugu gibi Sent Imre mevkiinde de büyük bir basari elde ederek Hermanstad kalesini kusatma altina almisti. ayni senenin Eylül ayinda ikinci bir kuvvet sevkine karar verir. yersiz gururu yüzünden kaybedildigi anlasilan bu savas hakkinda Hammer su ifadeleri kullanmaktadir: "Mezid Bey. arkalarinda tasidiklari esirleri düsmana terk ve yirmi bin ölüyü birakarak kaçmaya basladilar. anlari karsilamaya yürüdü. Bu karisiklikta Simon de Kemeny en iyi askerlerinden üç bin kisi ile birlikte yok oldu. Mezid Bey'in. bunlari Brankoviç'e bizzat sunmak zorunda birakilmisti. Tuna'nin iki yakasindaki memleketleri bütünüyle yakip yikti.

oradan da Sofya'ya hareket etmisti. Biraz önce de görüldügü gibi Haçlilarla Morava. Haçlilara bu sekilde yardimlari onlarin daha da güçlenmesine sebep olur.üzerinden Eflâk'a girer. Haçlilarin bu cür'etli yürüyüsü. Bu ordu. Böylece onlar. Bu ittifaka Macarlar'dan baska Leh. Sirbistan'i istila ile Krusevac (Alacahisar). Meriç vadisine yol veren Balkan geçitlerine dayanirlar. Çagdas Yunan tarihçisi Chalkokondyles de. Türklerin pek yakinda Balkanlar'dan tamamiyla atilacagi her tarafta konusulan genel bir kanaat haline gelmisti. Sofya'yi alirlar. onlara hem süvari kuvveti hem de yiyecek tedariki için yardimda bulunurlar. Gerçekten de Eylül 1444 yilinda Haçli ordusunun bir kere daha Tuna'yi astigi zaman adi geçen Papa. Izladi ve Yalvaç muharebeleri yapilmis olup Osmanli ordusu zor durumda kalmisti. bu istilayi Izladi derbendinde güçlükle durdurabildi. Papa IV. Bu harpten önce Haçlilarla is birligi yapip onlarin müttefiki durumuna gelen Karamanoglu Ibrahim Bey. simdi Balkanlar'da yerlerinden atilmis birçok yerli senyörün atalarinin topraklarini yeniden elde etmek için acele harekete geçtiklerini görüyor ve hatta "müttefiklerden her biri. Üç kol halinde muharebeye istirak eden Osmanli ordusu. Türklerin artik tamamen Avrupa'dan atilacagindan süphesinin kalmadigini. Anadolu'da Karamanoglu Ibrahim Bey. Ulah (Eflâk) ve Sirplarla Alman Imparatorlugu dahilindeki milletler. Haçlilarla birlikte hareket eden Bulgarlar. Osmanli tebeasi olan Bulgar halkinin. Eugènius tarafindan merasimle kutlaniyordu. Hiristiyan âlemde. uygun zamanin geldigini düsünerek ve firsat bu firsattir diyerek Osmanlilar'la yaptigi antlasmayi bozarak 1444 Ilkbaharinda tekrar Osmanli hududunu geçerek . büyük bir sevince vesile olan bu iki galibiyet. Bulgaristan'a giren Haçlilar. Macarlara iltica etmis olan Sirp despotu Jorj Brankoviç ile Eflâk Beyi Drakul ve Papa'nin vekili Kardinal Jülyen Cezzarini de bu müttefik Haçli ordusunda yer aliyorlardi. Sultan Murad'a dost görünmesine ragmen Imparator Ioannis de hem Papa'ya hem de Macar kralina elçiler göndermek suretiyle onlari Türkler aleyhine kiskirtiyordu. Osmanli Devleti'ni o kadar agir bir buhran içine sürükledi ki. Rumeli'nin isgalinden sonra ganimetin hangi parçasini alacagini tasarlamakla mesguldu" der. dahil olmustu. Türkler aleyhinde bir Haçli ittifakinin meydana gelmesine sebep olmustu. Eugenius tesviki ile Türkler aleyhinde derhal bir ittifak meydana getirilmisti. Müttefiklerin basinda Polonya ve Macaristan krali Ladislas ile Jan Hunyad bulunuyorlardi. Papa IV. Kuvvetine magrur olarak ihtiyatsiz hareket eden Pasa. 1443 Ekim ayinda Osmanli topraklarina giren Haçlilarla ilk muharebe 3 Kasim 1443'te Morava nehri kenarinda ve Nis civarinda olur. 22 Temmuz 1443'de Macaristan'in merkezi olan Offen (Budin)'den hareketle Semendire yakininda Tuna'yi geçip Sirbistan'a gelen bu orduya bazi Bulgarlar. Yanko'nun basarilari. Sehirköy ve Nis'i tahrib edip atese verir. Vlad Drakul ile birlikte hareket eden Jan Hunyad tarafindan Vazag mevkiinde büyük bir bozguna ugrar. Ancak onun bu korkakligi kendisinin derhal beylerbeylikten alinmasina ve yerine Kasim Pasa'nin Rumeli beylerbeyi olmasina sebep olur. Karaman seferinden yeni dönmüs olan Sultan Murad. Fransa ve Belçika gönüllüleri yaninda. kaçarak Tuna'yi geçer. maglub olan Karamanoglu ile bir anlasma yaptiktan sonra derhal Edirne'ye. Kendi hayatini güçlükle kurtarabilen Kula Sahin Pasa. Tam bu siralarda Haçlilarin müttefiki olan Karamanoglu Ibrahim Bey. Bosnalilar ve Arnavudlar da katiliyorlardi. durumun böyle bir hal almasindan dolayi sevincini belirtecek kelime bulamadigini yazmakta idi. Balkanlarin güneyine çekilmek zorunda kalir. tecrübeli akinci beylerinin tavsiyelerine kulak asmadigindan. Fakat bu sirada Morava savasi haçlilarca kazanildigi için Sultan Murad. Haçlilarla ayni zamanda harekete geçince Sultan Murad Anadolu'ya geçerek Konya taraflarina gitmis. maglub olarak dört bin esir ve iki bin sehid birakir.

Balkanlari astigi ve Osmanlilar'in Rumeli'ni kayb etme tehlikesi ile karsi karsiya kaldigi bir dönemde. Karamanoglu Ibrahim Bey. . daha önce imzaladigi muahedeyi bozarak 1444 Ilkbaharinda Osmanli hududunu geçerek daha genis ölçüde istila ve tâhriplerde bulunmustu. Osmanli mürahhas heyeti önce Jan Hunyad'a müracaat ettiyse de o. Bu yüzden Anadolu ve Rumeli'nde Osmanlilar iki ates arasinda kalmislardi. Sultan Murad. Vladislas bu müracaati kabul ederek Edirne'ye bir heyet gönderir. Haçlilarla birlesip Osmanli'yi arkadan vurmasi. Bundan baska Eflâk. Krusevaç. KARAMAN SEFERI Haçlilarin. muahedeye sadik kalacagina dair Macar elçileri önünde yemin eder. Leskofça ve Zelenigrad) yine Jorj Brankoviç'e birakilacak. Kral. Rumeli ve Anadolu'da iki ates arasinda kalmislardi. bu yanlisligi düzelterek. Yüz atli maiyetiyle hareket eden heyet. Bu antlasmanin Macar krali Vladislas tarafindan da tasdiki için Macar elçilik heyeti ile birlikte bir Osmanli heyeti de Macaristan'a gidecekti. baris yapmayi uygun görmüstü. bunlarin görüsünü kabul ederek 12 Temmuz 1444'de Segedin'de muahedeyi imzalayarak Türk heyetine verir. BU DIPNOT NEREDE Edirne'ye gelen Macar heyeti ile birlikte padisahin tasdik ettigi muahedeyi Vladislas'a vermek ve onun tasdik edecegi muahedeyi de alip getirmek üzere Kapicibasi Baltaoglu Süleyman Bey baskanliginda bir Osmanli heyeti Macaristan'a gönderildi. Bundan sonra Türkler ve Macarlar birbirlerinin topraklarina tecavüz etmeyip dostça yasayacaklardi. Karamanoglu'nun. Böylece Osmanlilar. Buna karsilik Sirp despotu da Osmanlilar'a vergi vermeyi kabul ediyordu. Burada "Edirne-Segedin" diyebilecegimiz bir baris antlasmasi yapilir. heyeti Segedin'de bulunan milli meclise gönderdi. gerek bir önceki Karaman seferine katilan ve harbin kazanilmasinda faal bir rol oynayan Amasya Sancak Beyi büyük oglu Sehzade Alaeddin'in Amasya'ya döndükten kisa bir müddet sonra vefati. Buna karsilik Edirne muahedesiyle memleketini kurtarmis olan Sirp despotu. gerek devam eden maglubiyetler. Sultan Murad. Kolombaç. 12 Haziran 1444 (25 Safer 848) tarihinde Edirne'de imzalanan bu antlasmaya göre Sirplardan alinan yerler (Semendire. Osmanlilar'a vergi vermekle beraber Macarlarin nüfuzu altinda birakilmakta idi. Islâm dünyasinda büyük bir tepkiye sebep oldu. Jorj Brankoviç vasitasiyle Macaristan kralina müracaat edip baris teklifinde bulunur. Topliçe taraflan. Segedin'e varir. Nihayet kral. barisi bozmayacagina dair kutsal kitaplarina el basarak Osmanli heyeti önünde yemin eder. muharebenin devaminda bir fayda görmeyecegini ve belki de zarar görecegini düsünerek sulhun akdini istedigi gibi Jan Hunyad da muahedenin muvakkat bir zaman için kabul edilmesinde israr ediyordu. Devrin din bilginleri onu müskil durumda birakan vaazlara basladilar. Bu karari veren Sultan Murad. Iste bu yüzden Sultan Murad. Segedin'deki havaya göre antlasmanin imzalanip imzalanmamasi hususunda iki farkli görüs bulunuyordu. Sirbistan'in tekrar kurulmasi ve despotun Osmanlilar'in yaninda bulunan iki oglunun iadeleri kabul ediliyordu. Muahede geregince despotun Osmanlilar yaninda bulunan iki oglu da serbest birakilacak ve Izladi muharebesinde esir düsen padisahin enistesi Çandarlizâde Mahmud Çelebi de yetmis bin duka altin kurtulus akçesi (fidye-i necat) karsiliginda serbest birakilacakti. Papa ile Bizans Imparatoru muahedenin imzalanmamasi taraftari idiler.büyük ölçüde istila ve tahriplere baslamisti. On yili kapsayan muahede iki dilde yazilip teati edildi. gerekse bu yeni Karaman taarruzu yüzünden bir hayli sikintili anlar yasadi.

Hatta Ibn Hacer el-Askalanî. Sultan Murad. Islâm dünyasinin ulemasina müracaat ederek. Murad Bey ile oglu Mehmed Çelebi'nin düsmanlarina düsman. Henüz tam anlamiyla istikrara kavusmamis Rumeli'nin tehlikeli durumunu da göz önünde bulundurarak yaninda bes alti bini açmayan Kapikulu askeri oldugu halde 12 Temmuz'da Çanakkale Bogazi'ni geçip Anadolu askeri ile birlestikten sonra Karamanlilar'a karsi büyük ve müthis bir intikam seferine girisir. Böylece Sultan Murad'in kendisi. dostlarina da dost olmayi kabul ederek savas sirasinda da oglu emrinde yardimci kuvvetler göndermeyi taahhud ediyordu. oglu ve Manisa sancakbeyi Mehmed'i yerine vekil birakarak Edirne'den ayrilir. kizkardesinin ve bütün suçu Turgutogullari'na yükleyen Server Aga'nin israrlari üzerine ileri sürecegi sartlari yerine getirmesi sartiyle Karamanoglu ile anlasmayi kabul eder. Çok zor durumda kalan Ibrahim Bey. Karamanoglu'nun. Ibrahim Bey'in. Osmanlilar'a karsi düsmanca hareketlerde bulunmayacagini Kur'an-i Kerim üzerine yemin etmek suretiyle belirtiyor. Hanefî Kadi'l-Kudat'i Seyhülislâm Saadeddin Deyrî (öl. Saadeddin Deyrî ise kaleme aldigi fetvasinda Karamanoglu'nun yapmis oldugu fenaliklardan dolayi tevbe edip Hakk'a rücu' etmesini. padisaha çok yalvarirlar. bunun gerçeklesmesi için de Frenklerle savasan Osmanoglu'na askerleri ile yardim etmesini tavsiye ediyor. Frenklerle birlikte hareket etmesini Müslümanlikla bagdastiramayan Sultan Murad. Osmanlilarin giristikleri bu intikam seferi karsisinda panik içinde Taseli'ne kaçabilen Ibrahim Bey. Osmanlilar'in Rumeli'deki mukadderatini tayin edecek olan Varna savasi sirasinda Osinanlilar'a zorluk çikarmadigi gibi Ikinci Kosova savasina da oglunun komutasinda yardimci kuvvetler göndermek suretiyle Osmanlilar'in. Amasya kadisi Abdurrahman el-Muslihî de bu fetvalara yaptigi bir serhle fetva sahiplerinin görüsüne istirak ediyordu. Haçlilarla ugrasirken. baska bir Islâm hükümdarinin taarruzuyla tahribat ve katl yapmasinin müslümanlikla ne derece telif edilecegi hakkinda dört mezheb ulemasindan fetva istemisti. kendi ülkesini tahrib edip Haçlilara yardim etmesine karsilik onun üzerine yürümek için dinî bir destek aradigi anlasilmaktadir. ve Hanbelî âlimlerinden Seyhülislâm Bedreddin el-Bagdadî (öl. bir din düsmaninin taarruzunu def etmek için ugrasan bir Islâm hükümdarinin mülküne. Murad Bey'in bu hakli müracaati üzerine. 1462) ile Abdusselam el-Bagdadî. esi olan padisahin kiz kardesi ile veziri Server (Sürur) Aga'yi Yenisehir'de bulunan Murad Bey'e gönderip pek çok taviz karsiligi barisa razi olacagini bildirir. Türkçe olarak kaleme alinan bu sevgendnâmeye göre Ibrahim Bey. Karamanoglu'na karsi mukateleye gücü yetenlerin onunla savasmalarinin vâcib oldugunu belirterek kaninin helâl oldugunu beyan ediyordu. 1449). Buna paralel olarak . Amasya'nin Hanefî ulemasindan Abdurrahman el-Muslihî tarafindan yazdmis bir mektupla. Elçiler. devrin âlimlerinden Safiî Kadi'l-Kudat'i Seyhülislâm Sihabu'd-Din Ahmed Ibn Hacer el-Askalanî (öl.Karamanoglu'nun aleyhinde baslayan bu cereyan üzerine Sultan Murad. Karamanoglu üzerine yapilacak bir seferin mesru olacagina dair fetva verdiler. Murad Bey'le yeminle teyid ettigi bir "sevgendnâme" (yeminlesme) akdederek ileri sürülen agir sartlari kabul etmek zorunda kalir. Bunlar. dolayisiyle Islâm âleminin dikkatlerini üzerine çekti. 1453). Malikî âlimlerinden Kadi'l-Kudat Seyhülislâm Bedreddin et-Tenesî (öl. Islâm dünyasinin taninmis âlimlerinden alinan bu fetvalar üzerine harekete geçer. 1449). Keza Bedreddin el-Bagdadî el-Hanbelî ve Bedreddin et-Tenesî de Ibrahim Bey'in katlinin lâzim geldigine fetva vermislerdi. Murad Bey. aksi takdirde dünyada ve ahirette rezil olup hüsran içinde kalacagini belirtiyordu. Islâm dünyasinin efkâr-i umumiyesi karsisinda suçlu duruma düsen ve bundan endise duyan Ibrahim Bey. Bu anlasmadan anlasilacagi üzere. Ibrahim Bey'in ilk tecavüzünde herhangi bir müdahalesinin bulunmadigini. son defaki tecavüzü de Turgutogullari'nin tahriki ile oldugunu beyan ederek ycniden barisin saglanmasina muvaffak olurlar. verdigi fetvada.

Çünkü henüz 12 yasinda olan bir çocugun baçinda bulundugu devlet. Daha önce de görüldügü gibi II. Varna Savasi ile bu geleneklerini devam ettirmis görünmektedirler. Murad. Buradan kapikulu askerleri ve beyleri önünde henüz 12 yasinda genç bir sehzade olan oglu Mehmed lehine tahttan feragat eder. Bizans Imparatorunun Papa'yi tesvik etmesi ve sarayinda bulunan Osmanli hanedanina mensup sehzade Orhan'i (Çelebi Sultan Mehmed'in oglu) Çatalca taraflarina salivererek saltanat iddiasiyla onu ortaya çikarmasi. Osmanlilarla imzalanmis olan antlasmanin bozulmasi ve Eylül'ün ilk günü Orsova'nin kusatilmasi için ekanim-i selâse (Teslis. Böylece kendisi Bursa'da rahat ve huzurlu bir sekilde ahiret içleri ile mesgul olup ibadet edebilecekti. devletin basina çocuk yasta bir kimsenin getirilmesi idi. içleri yoluna koydugunu belirttikten sonra söyle der: "Saltanat içlerinden feragat buyurup. Türklerin. Hiristiyan dünyasini böyle bir antlasmayi bozmaya yönelten firsat. bu karekter ve yaratilista olan bir kimse idi. kral ile krallik meclisi üyelerine. Sultan Ikinci Murad ile Macaristan ve Lehistan Krali Vladislas arasinda 10 yil için yapilan mütareke. Murad'in. Meryem ile azizlerden Etyen ve Ladislas üzerine yemin ettirir. Solakzâde. Saltanat tantanasini. üçlü ilâh sistemi) ve Hz. Zira Osmanlilar ile Hiristiyan müttefikler arasinda imzalanan baris antlasmasi. Papa'nin vekili Kardinal Julien Sezarini. Karamanoglu ile yaptigi anlasmadan sonra Agustos baçlarinda Yeniçehir'den Mihaliç ovasina gelmiçti. bizzat din adamlari tarafindan belirtilmeliydi. Bunun için de.” Sultan Murad. Incil üzerine yapilan yeminden henüz 10 gün geçmemisti ki. devrine kazandirmis oldugu muvaffakiyetlerin anahtaridir. yapilan yeminin hiç bir mânâ ifade etmeyecegi. kütle menfaati namina üstüne almis olmanin en kesin ve açik delilidir. Sultan Murad. hükümdarin böyle bir karara gidecek kadar asil ve feragatli bir ruh haletine sahip oldugunu görmck lazimdir. bundan sonra halvette ve uzlette oturmayi arzu eyledi. Bu sebeple Hiristiyanlar. Sultan Murad'in çok çalismak suretiyle Osmanli memleketinde güven ve emniyet temin ettigini. durumu nazik . Zira tahti. Sultan Murad'in tahtini bir çocuga terk edis hadisesini mücerred ve sahsî bir heves veya hevessizlik olarak degil. gerçeklesmeyecekti. alti hafta geçmeden bozuldu. Fakat ne yazik ki bu arzusu. Balkanlar'dan atilmasi için uygun ve kaçirilmaz bir firsatti. Bu firsatin degerlendirilmesi gerekiyordu. Bu tahttan uzaklasma keyfiyeti belki de Sultan II.Hiristiyanlar üzerine yapacagi bir seferin daha önceki fena intibai silecegini hesaplayarak henüz Kibrislilar elinde olup büyük babasi Alaeddin Ali Bey'in 1367 yilinda fethine tesebbüs ettigi Gorigos kalesini (Kiz kalesi) zapt eder. kolay yutulabilir bir lokma idi. VARNA SAVASI Kutsal kitaplari olan Incil üzerine yemin etseler bile kendilerine göre "dinsiz olan Müslümanlar" söz konusu olunca bu yeminin geçerli sayilmayacagi anlayisini gelenek haline getiren Hiristiyanlar. miskinlik sermayesine tebdil etmekle sonsuz ugurlar bulmayi ummakta idiler. Bu saltanat degisikligi. Sultan Murad gibi tecrübeli bir hükümdarin hükümdarliktan çekilerek. Nitekim bu da yapildi. on yillik bir muahede yapmis olmalarina ragmen bu antlasma on gün bile sürmeyecektir. daha mürekkebi kurumadan bu müttefikler tarafindan bozulmustu. Karamanoglu üzerine gitmeden önce oglu Manisa sancakbeyi Mehmed'i Edirne'ye getirtmis ve Karaman seferi esnasinda da onu yerine vekil olarak birakmisti. sahsî bir ikbal ve devlet ihtirasi adina degil. Bu arada Karamanoglu Ibrahim Bey fiilen bir sey yapamiyorsa da vaziyetin müsaid oldugunu müttefiklere bildirmesi.

Kime karsi ve hangi sartlarla olursa olsun bozulmamasi gerekirdi. Bohemya. Edime-Segedin muahedesinin bozulmasi üzerine. Gerçekten de muahedeye bagli olan Osmanlilar. Ioannis. Anadolu'dan Rumeli'ye kuvvet geçirilmeyecegini temin ediyordu. Çünkü Osmanli yönetimi böyle bir sey beklemiyordu. Osmanli Devleti'ni de durumdan haberdar etmisti) topraklarina girmeyerek Orsova'dan Tuna nehrine geçip Vidin'e gelirler. Bu siralarda akd edilen Edirne muahedesi üzerine. Dukas'in ifadesine göre antlasmanin bozulmasini anlamakta güçlük çeken Sultan Murad. Ancak bundan sonra Eylül ayinda Birlesik Haçli ordusunun taarruzu baslayacakti. Eflâk. Bu hareketi ile harbe girmeden ve burnu kanamadan bir hisse almak istiyordu. Fakat Haçli ordusu yeminine bagli kalmadigi için böyle bir savas vuku bulmustu. Macar Krali ve diger hiristiyanlara bas vurup Karamanoglu'nun isyanindan dolayi müttefiklerin acele sefere çikmalarini istemisti. Papanin. Zira. Osmanlilar'dan çekindigi için sureta pek istekli görünmüyordu. basarili komutani Jan Hunyad'm.bir safhaya sokmustu. Hammer'in de belirttigi gibi. Anadolu'daki Türklerin Rumeli'ye geçmelerini önlemek için Çanakkale Bogazini kapatmak üzere Kardinal Françesco Gondolmieri komutasindaki donanmadan da uygun mektuplar aliyordu. Bununla beraber Venedikliler." Türkleri bütünüyle Balkanlar'dan uzaklastirmak için gereken tedbirlere bas vuran Papa. Venedikliler'i parsayi toplamak ümidine kaptirmisti. Muahedenin bozulmasindan sonra derhal taarruza geçilmedi. bagli kalinmasi gereken bir yemindi. Bizans Imparatoru. Papa'ya verdikleri gemilerine kendi bayraklarini degil. Böylece. Haçlilarin. 30 Temmuz 1444 tarihli ikinci bir mektupla Türklerin çok zor durumda olduklarini bildirerek bir an önce harbe baslanmasini israrla tavsiye ediyordu. Macar. savas esnasinda "düsmanlarin hainliklerini kendi askerlerine göstermek istiyormus ve yemininden dönenleri cezalandiran Cenâb-i Hakk'in. Bu vaziyet karsisinda artik Türklerin isi bitiriliyor ve Balkanlardan çikarilacaklarina kesin gözle bakiliyordu. Gizlice donanma vermek suretiyle Venedikliler de bu ittifaka dahil olmuslardi. Selânik ve Karadeniz sahilindeki bazi yerler. Papalik ve Burgondiya bayraklarini çekmislerdi. Müttefikler. hendegin kenarina dikilen bir mizragin ucuna astirmisti. baslangiçta antlasmayi bozmanin ve yeniden Osmanlilarla bir harbe girmenin taraftan olmayan Jan Hunyad. Böylece güya Osmanlilar'a karsi tarafsiz kaldiklarini göstereceklerdi. fikrinden caydirilmis oluyordu. bunlara verilecekti. Böylece bir açikgözlük veya hile daha yapiliyordu. Geçtikleri yerlerde müdafaasiz köyleri ve hatta kiliseleri yagmalayarak Sumnu'yu aldiktan sonra Pravadi yolu ile Vama önünde . Zira yapilan antlasma. Polonya ve Alman milletleri ile Papa taraftarlari da dahil olmak üzere büyük bir ittifak kurulmustu. Osmanlilar'in üst üste maglubiyetleri. Bu da savasin yeniden baslamasi için bir firsatti. Hirvat. himayesini bekliyormus gibi. Osmanlilar'a vergi veren Raguza (Dubrovnik) Cumhuriyeti de Macarlarla birlikte hareket ederek harbin sonundaki taksimde Avlonya ile Kanina'yi almak istiyordu. Türklerden alinacak Bulgaristan'a kral olacagi da vaad ediliyordu. donanma komutani olan Kardinal Françesco Gondolmieri. antlasma geregi Sirplardan aldiklari yerleri geri verdiler. müttefiklerin galibiyetinden istifade edecegini ümid etmekle beraber. Hiristiyanlarin bozmus olduklari antlasmayi. muahedenin bozulmus oldugundan haberi olmayan Osmanlilar'in. baslarinda Kral Vladislas oldugu halde harbe girmeyen Sirp despotunun (muahededeki yeminini bozmayacagini söyleyen Sirp despotu. Burayi yaktiktan sonra Nigbolu'da Eflâk voyvodasi Vlad Drakul'un kuvvetleri ile birleserek Tuna boyunca yürüyüp Sumnu'ya ulasirlar. antlasma geregince Sirplara terk edecekleri yerlerin verilmesi bekleniyordu. Sayet Osmanlilar maglub olurlarsa ki buna kesin gözü ile bakiliyordu Gelibolu. Bununla beraber Imparator VIII.

Sultan Murad'in. esas orduya katilir. Sag kol ise açik ovaya ve sehre dogru düsmüstü. Osmanli ordusunun Karacabey komutasindaki sag koluna hücum ederek püskürtür. Hatta yandan padisahin bulundugu ordu merkezine dogru yürüdülerse de sonradan püskürtülürler. Baskomutan Hunyad ise hemen hemen her tarafta görülüyordu. Merkezde yeniçerilerin önünde kaziklarla korunmus bir hendek bulunuyordu. düsmani sasirtmak için küçük bir kuvvet gönderip kendisi sür'atle Istanbul Bogazina gelip Güzelcehisar (Anadolu Hisari)'dan Rumeli'ye geçer. Mehmed. Merkezde de bas komutan olarak II. Ordunun gerisi tahkim edilmediginden sarilma tehlikesi vardi. Kral Vladislas. Murad vardi. Sol kola yüklenen Eflâk kuvvetleri ise bu kolu bozguna ugratirlar. Ulahlar ve bes bölük Macar'dan meydana gelen sol kanadi. Sür'atle Edirne'ye gelen Murad. topla batirilirken digeri yarali olarak kaçip kurtulur. 18-22 Eylül'de Tuna'yi asip Varna yakinlarina gelen bu güçlü ordunun meydana geçirecegi tehlikeden endiseye düsen Osmanli devlet ricali. Cebe Ali (Veya Kassaboglu Mahmud Bey). Bu esnada Çanakkale Bogazi Haçli donanmasi tarafindan tutuldugu için oradan Rumeli'ye geçme imkâni bulamaz. Her iki tarafin sahip oldugu insan gücü. kesin olarak belli degilse de düsman kuvvetlerinin Türk kuvvetlerinden daha fazla oldugu bir gerçektir. Haçlilarca ugurlu sayilan bir günde oldugu için sevince sebep olmustu. bu kuvvetler tarafindan yakilir. Varna önlerine geldigi sirada düsmanin ileri hareketini yakindan takib eden Rumeli Beylerbeyi Sehabeddin Pasa. sol kolunda da Rumeli Beylerbeyi Hadim Sehabeddin Pasalar (bazi kayitlarda sol kolunda Turahan Bey bulunmustur) bulunuyorlardi. toplarla Anadolu Hisari'nin karsisina gelip geçis için gerekli emniyet tedbirleri almisti. yaninda kirk bin Anadolu askeri ile Edirne'ye dogru yola çikar. Tuna nehrinde isletilmek üzere Kamçik nehri agzinda yaptiklari yirmi sekiz nehir gemisi de. Daha önce de temas edildigi gibi merkez cephesinin önüne bir mizrak ucuna takilmis olarak Segedin muahedenhamesi dikilmisti. Muharebe baslar baslamaz Jan Hunyad.belirdiler. Burasi açik ve tehdide mamz oldugundan Macar kuvvetleri tamamen burada toplanmislardi. merkezde Sen Jorj sancagi altinda bulunup elli süvari ile koruma altina alinmisti. O anda patlak veren siddetli bir kasirga. tehlikenin büyüklügünü anlatmak üzere Sultan Murad'a gönderilir. Ordunun gensinin iyice tahkim edilmemesinden dolayi (burada agirliklar ve . düsman birlikleri arasinda telasa sebep olur. Her bir nefer için bir duka altin verilmek suretiyle Ceneviz gemileri ile karsi sahile geçen Osmanli ordusunun geçis haberi. Müttefiklerin. Bununla beraber. Koordineli bir sekilde hareket eden Osmanli birliklerinden biri bogazin Anadolu tarafina geldigi zaman Veziri A'zam Halil Pasa komutasindaki bir diger birlik. Varna batakliklari ile muhafaza altina alinmisti. Hiristiyanlari büyük bir korkuya sevk eden bir hadisenin de cereyan ettigini belirtmek gerekir. Harp düzenine göre Osmanli ordusunun sag kolunda Anadolu Beylerbeyi Karaca. oglu Mehmed ve vezir-i a'zami orada birakarak ordu komutani sifatiyla Varna önlerine gelmis olan Haçlilar üzerine gider. kralinki hariç olmak üzere Haçli ordusundaki bütün bayraklari savurup atmisti. 28 Receb 848 (10 Kasim 1444) Sen Marten yortusuna tesadüf eden Sali günü baslayan Varna Savasi. Siyah bayraklari altinda Kardinal Jülyen Sezarini komutasindaki kuvvetler bu kolda idiler. Cebe Ali'nin tesirli konusmasi üzerine Murad Bey. bogaz geçisini engellemek isteyen iki Bizans gemisinden biri. durumun vahemetini kavradiklarindan basta vezir-i a'zam Çandarli Halil Pasa olmak üzere diger devlet adamlarinin telkini ile II. Osmanlilarin. Murad Bey. Sultan Murad. babasini baskomutan olmak üzere Edirne'ye davet eder.

zaferi müjdelemek üzere belli basli sehirlerin kadilarina ve Islâm hükümdarlarina fetihnâmeler gönderildi. güvendigi adamlarindan biri olan Azeb Bey'le savas alanini gezip düsman ölülerini görünce: — Sasilacak sey degil mi? Bütün bu delikanlilar arasinda bir tane ihtiyar yok. Murad. 3113. 191) Osmanlilarin bu savasta on bin kadar sehid verdikleri belirtilmektedir. kral için degil. Avrupa'daki varliklarinin devam edip etmemesi bakimindan bir dönüm noktasi olan Varna savasindan sonra. Nilüfer suyunda yikanan bu bas. et-Tibru'l-Mesbûk fî Zeyli's-Süluk.. büyük bir gayretle savasip merkezden içeriye giren düsman kuvvetlerini çevirirler. Bu sirada Osmanlilar'in sol kolunu çevirmekte olan Jan Hunyad. maiyeti ve kapikulu askerleri kalmisti. Bu söz üzerine Azeb Bey ona su cevabi verir: — Eger aralarinda yaslica bir kimse olsaydi. "biz. Bu da gerçekten büyük bir ganimet idi. sür'atle yetiserek vaziyeti düzeltmeye çalisip. Bursa halki. bozulmasin diye bal içinde muhafaza edilen kralin basini zaferinin bir nisanesi olarak Bursa valisi Cebe Ali'ye göndermisti. Müslümanlarin. nr. kalabalik bir topluluk halinde bu zafer nisanesini karsilamaya çikar. bu savasta esir alinan düsman askerlerinden bir kismini ve nasil demirden adamlari yendigini daha iyi anlatabilmek için Macar asilzâdelerinin giydigi zirhlarla donatilmis yirmi bes esiri. Osmanli ordusunun sag ve sol kanatlarinin bozuldugunu gören Macaristan krali Ladislas. Ayasafya Ktb. Kralin öldügünü duyan Osmanli birliklerinin daha bir azimle geri döndüklerini görünce toplayabildigi kadar askeri ile kaçmaya baçlar. hemen kosup kralin basini keser. bir mizrak ucunda sokaklarda dolastirildi. Büyük bir kismi da kaçamayarak öldürülür. Kesilen basi bir mizragin ucuna takip yüksek sesle baginp kralin öldügünü söyleyince Polonya kuvvetleri dagilip kaçmaya baglarlar. kendini tutamayarak heyecana kapilir ve Polonya kuvvetleri ile birlikte Osmanli ordusu merkezine ve padisahin üzerine hücum ederek sancaklarin bulundugu yere kadar gelir. II. Düsmanin telefati ise bundan daha fazla idi. s. Düsman ordusunda ise Kral Ladislas ve muahedenin bozulmasinda birinci derecede rol oynayan Kardinal Julyen Sezarini ölmüslerdi. galip gelen Osmanlilar'in eline geçmisti. Hükümdarlarinin büyük bir tehlikeye maruz kalacagini gören yeniçeriler. der. Bazi kaynaklarda (Sahavî. dinimiz için vurusmaya geldik" dediyse de basarili olamaz." Osmanlilar. Sag ve sol kollar dagilmis olduklarindan ordu merkezinde yalniz hükümdar. Degerli esya ile dolu ikiyüz elli araba. kralin atinin ayagina bir balta vurarak onu ati ile birlikte yere düsürür. . Tam bu esnada Timurtas adli bir yeniçeri. böyle delice bir harekette bulunmazlardi. kazandigi bu önemli zaferden sonra. daha önceki savaslarda meydana gelen maglubiyetler yüzünden moralleri bozulmus olan halka moral verilmeye çalisilir. Sultan Murad. Böylece. bu savaçta külliyetli miktarda savas ganimeti elde ettiler. Misir Sultani Melik Zahir Çakmak'a gönderdi. Sultan Murad.develer bulunuyordu) bu kisim da tehdid altinda idi. Kralin düstügünü gören Koca Hizir adinda bir yayabasi (Yeniçeri bölük komutani). Fakat Sultan Murad telas göstermeyerek yerinde duruyor ve komutayi birakmiyordu. Varna muharebesinde Anadolu Beylerbeyi Karaca Pasa ile Kara Timurtas Pasa'nin torunu Umur Bey'in oglu Osman Bey sehid olmuslardi.

bununla da yetinmeyerek Osmanli taraftan olan Atina prensi II. Zira tehlike henüz tam anlamiyla ortadan kalkmis degildi. Agustos sonlarinda. genç padisahi yeni fetihler için tesvik eden Sehabedin ve Zaganos Pasa'lar. onu bu siyasete iten vezirleri siddetle ikaz etmis olmasina ragmen. Ishak Bey ve Anadolu Beylerbeyi Özgüroglu Isa Bey. Âdeta. hükümdarliktan çekilmesi üzerine durumu kendi lehine müsait görerek Teb. Tursun Bey. Nitekim çok geçmeden yeniçeriler 1446'da Sehabeddin Pasa'nin aleyhine olmak üzere isyan ederler. Bundan sonra Çandarli Halil Pasa'nin hazirlayacagi uygun vasati beklemeye baslar. Mora Despotu olan Konstantin (1448'den itibaren Bizans Imparatoru). Ishak Bey. Bir müddet sonra tehlikenin tamamen kalktigini gören Murad Bey. yaninda Sarabdar Hamza Bey ile Iskender Pasa oldugu halde Manisa'ya çekilir. Böylece Mora. Halil Pasa'nin gizli daveti ile Murad Bey. Isa Bey ve diger beyler aralarinda anlasip genç padisaha nezaketen tahtini babasi lehine terk etmesini. onu devletin siyasetine hakim tek hükümdar olarak görmek istiyorlardi. Sultan Mehmed'in babasina olan saygisindan dolayi tahtini gönül rizasi ile teslim ettigini söyleyerek söyle der: "Amma çün atasina nisbet-i kemâl-i inkiyadi var idi. genç padisahin lalasi Zaganos ve vezir Saruca Pasa'lar arasinda bir iktidar mücadelesi baslar. Beotya ve Pindos taraflarini ele geçirerek Mora'nin müdafaasi için faaliyetlere girismisti. Manisa'daki ikameti müddetince kendisine Saruhan. II. Halkin da destegi ile güçlükle bastinlari bu isyan üzerine. devamli surette onu padisah olarak kabul edip buna göre muamele eden Çandarli Halil Pasa ile. tahttan ikinci bir feragat anlamina gelebilecek bu fedakârliga ragmen Murad Bey'in. fakat onun bunu kabul etmeyecegini söyleyerek bir emrivaki yaparlar. Ertesi gün Halil Pasa. yapilan teklifi kabul ederek tahta geçer. MURAD'IN TEKRAR TAHTA GEÇISI Murad Bey'in. Manisa'ya çekilmesinden sonra. oglunun gerçek bir padisah gibi hareket etmesinden dolayi da içten içe sevinmisti." O anda da orada hazir bulunan herkes kendisine bey'at etti. Sonradan bunlara Bizans Imparatoru ve Despot da katilacaklardir. oglunun mevkiini sarsmamak için. Osmanlilara karsi yeniden tahkim edilmis oluyordu. Kuzeyden gelebilecek bir Osmanli hücumuna karsi. Gördes ile Korent denilen ve karadan Mora'nin kapisi durumunda bulunan dar geçidi (berzah) saglamlastirmisti. Nerio Acciajoli'yi de kendisiyle birlesmeye zorlamisti. Aydin ve Mentese sancaklarinin geliri tahsis olunur. BALKANLAR'DA HAKIMIYET VE MORA SEFERI Yildirim Bâyezid zamaninda Osmanli nüfuzu altina girmis olan Mora. saltanatin teslim etti. Murad Bey. Bu arada. Bu durumdan haberdar olan ve kendilerini tehlikede gören Karamanoglu ile Kastamonu hâkimi. Murad Bey. Bunun üzerine Murad Bey. oglunun haberi olmadan Edirne'ye gelir.Murad Bey. Mora seferinin sebebi de . Ankara Muharebesi'nden sonra baglantidan kurtulmustu. savasi müteakip Edirne'ye dönünce vezirlerinin de istegi üzerine bir müddet daha orada kalir. devletin iç ve dis emniyeti için Murad Bey'in tekrar Edirne'ye gelip is basina geçmesi gerekiyordu. Fakat sonradan fikrini degistirerek Bursa'ya gider. Murad Bey'e bas vurarak vaziyeti anlatmak zorunda kalmislardi. Segedin muahedesini kabul etmek zorunda kalan Sultan Murad'in. 5 Mayis 1446'da Rumeli'ye gitmek üzere 4000 kisilik bir kuvvetle Manisa'dan yola çikar. onu tekrar Edirne'ye davet ederler. Ama Mora'da despot Konstantin'in tasarrufunun devam ettigi bir sirada Halil Pasa. hüsn-i riza ile atasin getürdi. bu bas vurular üzerine küçük sultan ile. Mora'nin büyük bir kismi Bizans'a aitti. Mehmed. Eskiden beri imparatorun oglu veya kardesleri bu yarimadada "Despot" adi ile müstakil birer hükümdar gibi hüküm sürerlerdi. Varna galibi olarak büyük bir söhret kazandigi anlasilmaktadir. genç padisahin etrafinda toplanan rakipleri ikinci vezir ve Rumeli Beylerbeyi Hadim Sehabeddin. veliahd olarak Zaganos ve Nisanci Ibrahim Bey'le birlikte Manisa'ya gönderildi. O.

Sultan Murad. onunla anlasmak ister. süratli bir yürüyüsle 8 Ramazan 850 (27 Kasim 1446)'da Korent (Korintos) berzahini kapayan Hexamilion (Kesmehisar) surlari önüne gelirler. tekrar feth edildi. haber iletmesin diye baslangiçta tevkif edildiyse de sonunda serbest birakilir. Öyle anlasiliyor ki Osmanlilar'in güttükleri siyasî hedef. Bohemya ve Almanya'dan topladigi 90. Osmanlilar bunu iyi degerlendirerek 1448 yazinda bir taarruza karar verirler. Bu basaridan sonra Edirne'ye dönen Sultan Murad. Serez'de toplanan Osmanli kuvvetleri. Bu yüzden Mora'nin tekrar nüfuz altina alinmasi gerekiyordu. Sultan Murad. Osmanlilar'ca Balyabadra adi verilen Mora'nin merkezi ve en büyük sehri Petras. tekrar Osmanli tabiiyetini tanimak zorunda kalirlar. Tuna'nin güneyinde. Öte yandan daha önce Osmanli ordusundan kaçtigini belirttigimiz Arnavut Iskender Bey. Eflâk. Daha önce de temas edildigi gibi Varna savasindan önce Papa donanmasinin Çanakkale Bogazini kapatmasi ve Macaristan Krali'nin Varna'ya kadar gelmesi. Fakat kisa bir müddet sonra Sirp Despotu Jorj Brankoviç'ten. gereken bilgiyi aldiktan sonra Turahan Bey'in akinci kuvvetlerini Mora'nin fethi ile görevlendirir. Sonuç olarak Osmanlilar'a karsi tecavüzlerde bulunan Despot Konstantin ile kardesi Thomas. Kroya sancagina tayin edildigine dair sahte bir ferman uydurup Kroya (Akçahisar)'ya girip hisardaki Osmanli askerinin tamamini uykuda iken kiliçtan geçirmesi. Kostantin'in isgal ettigi yerleri geri vermesini istemis ise de uygun bir cevap alamamisti. Morava savasi sirasinda ordudan kaçip bozgunluga baslamasi. Elçi. Fakat Yanko tarafindan öldürülür. Eflâk Voyvodasi Vlad Drakul. Onun basinda bulundugu asil ordunun gayreti ile kale Aralik ayinin onunda zapt edilir.Padisahin bu tahkimattan süphelenmesi idi. Osmanlilar'daki topçulugun ilerlemesi sayesinde on üç günde surlar delinmis ve Osmanli ordusu bu deliklerden içeri girip kaleyi zapt etmisti. Osmanlilarin. Ayrica Korent berzahi (geçit) kendisine yiktirilir. Mora seferinden önce bölgeyi ve insanlarini taniyan akinci komutanlarindan Pasa Yigitoglu Gazi Turahan Bey'den buranin askerî. O da digerleri gibi Osmanlilar'in Varna'da tamamen perisan olacaklarini ve artik Balkanlari tamamiyle terk edeceklerine inaniyordu. Top atesiyle baslayan savasa bizzat Sultan Murad da katilir. diger koldan da Turahan harekete geçerler. Çünkü Yunanistan fütuhatinin tamamlanmasi. tarihçi Halkondilas'i elçi olarak Sultan Murad'a gönderir. . bütün Hiristiyan dünyasina oldugu gibi Kostantin'e de cesaret vermisti. Bu yüzden de Osmanlilar'a ait bazi yerleri almisti. Sultan Murad'in Mora isini basarili bir sekilde sonuca baglayip Edirne'ye döndügünü görünce. Papa ve Macar Krali ile temaslarda bulunup Arnavutluk yolu üzerindeki Kocacik hisarini ele geçirmisti. Mora'nin kapisi olan bu yerler alininca bir koldan Padisah. Jan Hunyad'in Macar. Sultan Murad. tekrar Hiristiyanliga dönmesi ve Papadan yardim görmesi gibi hareketleri yüzünden ortadan kaldirilmasi gerekiyordu. Gerçekten de Sultan Murad. Bes kaleyi birden vurabilmek için develerle buraya bakir nakl edilerek toplar dökülür. aldigi yardimlar sonucunda kazandigi bazi basarilarina güvenerek Venedikliler'le de bozusur. Varna zaferini kazandiktan sonra.000 kisilik bir ordu ile Tuna'yi geçip Sirp topraklarina girmek üzere oldugu haberini alinca. Korent'in düsmesi ile Mora'nin kapilari yeniden Türklere açilmis oldu. Bunun üzerine Despot Konstantin. belirtilen yilda yaninda Sehzade Mehmed de olmak üzere büyük bir ordu ile Arnavutluga girerek Kocacik hisarini zapt eder. Konstantin de senede belli bir miktar vergi vermeyi kabul eder. buradan getirdigi esirleri Anadolu'ya nakl ettirip. siyasî ve etnografik durumu hakkinda tafsilatli bilgi alir. kendi yönetimlerinde olmayan bir toprak parçasi birakmamakti. Korent kalelerini elde edebilmek için çok miktarda top mermisine (gülle) ihtiyaç vardi. oradan da bu bölgeye Müslüman Türkleri getirtmek suretiyle nüfus mübadelesi yapmisti. Iskender Bey. nüfuzlari altindaki Mora'dan vaz geçmeleri mümkün degildi. Mora'ya hâkim olmakla mümkündü.

Varna muharebesinin kahramanligina sürdügü lekeyi silmek için var gücü ile çalisip kuvvet topluyordu. Bu haberin alinmasi üzerine Sultan Murad kusatmayi kaldirip Sofya'ya dönmüstü. Buradan güney yolu ile Kosova ovasina gelerek düsmanini savasa mecbur eder. Varna'daki hatalan tekrarlamayacagini düsündügünden savasi kazanacagindan emin görünüyordu. Sultan Ikinci Murad. günü olmak üzere üç gün sürdü. esit sartlar altinda devam ediyordu. Bu arada Jan Hunyad. Varna zaferinden dört yil sonra 17-19 Ekim 1448 tarihlerinde olmustur. Jan Hunyad ise yoluna devamla 1448 senesinin Ekim ayi ortalarinda Kosova'ya gelir. Transilvanya ve Eflâk (Ulah) kuvvetleri bulunuyordu. Yeniçeriler bütün güçleri ile karsi koyarlarsa da onlar da yine plân geregi geri çekiliyormus havasini verirler. Sultan Murad. Ikinci Kosova zaferinde de Ikinci Murad bulunmuslardi. Iskender Bey'in ayaklandirdigi Arnavutlar'i yola getirmek için ugrasiyordu. Bu sirada Turahan Bey'in . Muharebe 1448 Ekim ayinin 17. Hunyad. Savci Bey'in oglu Davud'un tavsiyesi ile gece yarisi Osmanli ordusuna yapilan baskin da bir ise yaramaz. Çünkü kisa zamanda etrafinda. Tam bu sirada Osmanli ordusunun sag ve sol kanatlari. doksan bin kisilik bir kuvvetin basina geçip Sirbistan'i isgal ile yoluna devam eder. Bohemya. düsmana karsi açik ve korumasiz kaliyordu. Böylece merkez. Muharebe üçüncü gün günesin dogmasiyla tekrar baslar. Murad'in oglu olan Savci'nin öldürülmesinden sonra kaçmayi basaran oglu Davud da vardi. Jan Hunyad tarafindan gerisin geriye gönderilmislerdi. Albert'in küçük ogluna naib olarak Macaristan'in bütün dizginlerini ele geçirmisti. Hunyad. sol ve merkez olmak üzere bölümlere ayrilmisti. Birinci Kosova'da Murad Hüdavendigâr (Birinci Murad). Durumu fark eden düsman. Osmanli Devleti. Böylece Jan Hunyad. Macarlar'dan baska Eflâk. hafif silahlarla baslayan savas. Hunyad'in Tuna'yi geçmek üzere oldugunu ögrenince derhal Arnavutluktan çikarak Sofya'ya gelir. Iki ordu harb etmeksizin karsilikli olarak bir gün beklediler. Erdel ve Almanya gibi devletlerden de kuvvetler toplanmisti. IKINCI KOSOVA MUHAREBESI Osmanlilar'a karsi tertiplenen bu yeni Haçli seferi. Bu sebeple asil hücum ikinci günü ögleden sonra baslayip aksama kadar devam etti. I. Osmanli ordusunun ikinci gün çekileceginden emin görünüyordu. Burada orduyu terhis etmeyerek timarli sipahilere memleketlerinden harçlik getirmek üzere "harçlikçi"lar tayin edip Sofya'da beklemeye karar verir. Takdirin bir tecellisi olacak ki bu ikinci seferde bulunan Osmanli hükümdarinin adi da Murad'dir. Muharebenin ilk günü. Osmanli ordusu klasik bir düzenle sag. Bunda muvaffak da oluyordu. Iskender'in merkezi olan Kroya (Akçahisar)'yi kusatma altina aldigi zaman Jan Hunyad'in hududu geçmek üzere oldugunu Sirp Despotu ile Vidin sancak beyinden ögrenmisti. muharebeden önce baris teklifinde bulunmak üzere düsmana elçiler gönderdiyse de bunlar. merkeze girmis olan düsman kuvvetlerini yandan ve arkadan çevirmeye baslarlar. Savas. sol kolunda da Alman. Polonya. Düsmanin sag kolunda Macarlar ile Sicilyalilar. Sultan Murad. Jan Hunyad'in hücumu ile basladi. Haçli ordusunda. Taktik geregi Osmanli ordusunun sag ve sol kanatlan mukavemet edemiyorlarmis gibi yavas yavas geri çekilirler. 18 ve 19. bütün gücü ile merkeze yüklenir. Osmanli hükümdari da 80-100 bin kisilik bir kuvvetle ayni yere gelir.Sofya'ya çekilerek ordusunu yeniden düzene sokar.

Böylece Kosova ovasinda Müslüman Türkler ikinci defa parlak bir zafer kazanmis oluyorlardi. olmadigi anlasilmaktadir. 1450 senesi kisinda (H. sabahleyin Türklerin hücumuna dayanmaya çalisirsa da komutanlarinin kaçtigini ögrenince tamamen dagilir. Bununla beraber Osmanlilar üzerinde fazla bir etkisinin. . komutanlari ile görüsüp durum degerlendirmesi yapar. Bunun için derhal Amasya sancakbeyi Hizir Bey'in hanimi. Onun kaçtigini bilmeyen ordusu. Tam bu esnada Vezir-i A'zam Çandarlizâde Halil Pasa'nin delâleti ve bazi vaadlerle Eflâk prensini harpten çekilmeye ikna etmesi üzerine düsman tam bir ümitsizlige kapilir. Halkondil'e göre Osmanlilar'in zayiati ise dört bin civarindadir. elindeki toprak ve menfaatleri kaptirmamak için mücadele edecektir. Bununla beraber askerler. Bundan çok seneler önce. görücü olarak Elbistan'a gönderilir. Düsmanin zayiati on yedi bin kadardi. Ekim soguklarinin da baslamasi üzerine Sultan Murad. Ama gece yansi yanina aldigi bazi seçkin süvarileri ile harp meydanini terk edip kaçar. Murad. Sultan Murad'in Ölümünü nüzûl (felç) isabetine. Avrupa'nin. kusatmayi kaldirip Edirne'ye döner. Ikinci Kosova. Osmanli karsi taarruzunun merkezini teskil ediyordu. SULTAN II. Sultan Murad. perisan olmustu. Çelebi Sultan Mehmed Bey de Nâsirüddin Bey'in kizini almis oldugu için arada bir akrabalik da vardi. Hunyad. Çünkü Osmanlilar'in sol kolu ile harb etmekte olan Jan Hunyad'in sag cenahini. Zira bu hadiseden hemen sonra Sultan Murad. Sultan Murad'in kaleyi feth etmeden Edirne'ye dönmesi. 1450 yazinda oglu Mehmed'i de yanina alarak ikinci defa Amavutluk seferine çikar. Önden ve arkadan hücuma maruz kalan düsman. 854. geri çekilerek siperlerine ulasabildiler. Hiristiyan dünyasinda büyük bir sevince sebep olmustu.bulundugu sol kol. Bu ordudan pek azi kurtulur. Sevval-Zilhicce) genç sehzade Mehmed'in evlenmesi münasebetiyle dogu ve batidaki dost hükümdarlar ile tâbi beyler. Edirne'ye davet edilerek muhtesem bir dügün yapilir. Tam bu esnada Jan Hunyad'in yeni bir hücuma kalkisacagi sayiasi yayilir. bazilari da soguk alginligindan ileri gelen kisa bir hastaliga baglarlar. Bu hâdiseden sonra Iskender Bey'in söhreti birdenbire artar. Vezir-i A'zam Halil Pasa'ya sorup fikrini almak ister. Dügünden sonra Sehzade Mehmed genç karisiyla birlikte Manisa'ya gider. Süleyman Bey'in bes kizindan en küçügü olan Sitti Hanim'in nikahi kiyildiktan sonra gelin olarak Edirne'ye getirilir. Bu is ve davetlerin organizasyonu için Saruca Pasa görevlendirilmisti. MURAD'IN VEFATI VE SAHSIYETI Sultan II. Kaynaklarin çogu. Hiristiyan âleminde büyük bir sevinçle karsilanir. daha önce bir sefer evlenmis bulunan oglu Sehzâde Mehmed'e Dulkadiroglu'nun kizini almak istedigini. genç evlileri Manisa'ya ugurladiktan kisa bir müddet sonra 1 Muharrem 855 (3 Subat 1451) günü kusluk vakti vefat etti. sehzadesi Mehmed için Edirne'de muhtesem bir dügün tertiplemisti. SEHZÂDE MEHMED'IN DÜGÜNÜ Akçahisar kusatmasinin kaldirilmasi. Bu sirada Dulkadir Beyligi'nde Nâsirüddin Mehmed Bey'in oglu Süleyman Bey bulunuyordu. Osmanli kuvvetleri Akçahisar'i kusatip toplarla dövmeye basladilarsa da hisarin savunmasini Vrana'ya birakip disarda ani baskinlarda bulunduktan sonra sarp daglara siginan Iskender'in bu neviden baskinlari yüzünden alinamaz. O da bu görüsün yerinde oldugunu söyler. Türkleri Balkanlar'dan sürmek için yaptigi sonuncu tesebbüstür. Bundan sonra Avrupa tamamen savunma durumuna geçecek. Sultan Murad. Turahan Bey kuvvetleri çevirmekte idi. ümitsizce savasmaya devam ediyordu. Çevrildigini anlayan düsman.

asli Arapça olan ve oglu tarafindan uyulan vasiyetnâmesinde söyle diyordu: ". varini yogunu harcardi. hasmet kazanmis. Türkistan . bir persembe günü olsun ki. Bu nakil. Azad edilmemis olan kölelerimin tamami ölümümden kirk gün önce azad edilmistir. defin cuma günü gerçeklessin. O. Vefat haberi Manisa'daki Sehzade Mehmed'e bildirilerek derhal gelmesi istenir. onunla Osmanli sarayina girmisti. Öldügü zaman henüz kirk sekiz yaslarinda idi. Mezarimin üstüne büyük hükümdarlar için yapilan muhtesem türbelerden yapmayiniz. Murad.. Ayni zamanda cömert ve iyi huylu idi. Eger Bursa'dan baska bir yerde ölürsem nâsimi oraya nakl ediniz. ilim adami ve bilginlere karsi son derece cömert davranirdi. gerekse diger milletlere mensub tarihçilerin ittifaka yakin bir sekilde beyan ettiklerine göre o. sür'atli bir sekilde Edirne'ye gelip babasinin ölümünden 16 gün sonra Osmanli tahtina geçer. Bu sebeple Arabistan. siir ve edebiyata düskündü. ulemayi himaye eder ve onlara tahsisatlar ayirirdi. ahdine riayet edenler hakkinda dost. Allah yolunda tehlikelere bizzat atilir ve bu ugurda yorulmak bilmez. cesur.Dukas ve Hammer gibi bazi tarihçiler de asiri yorgunlugun ölümüne sebep oldugunu bildirliler. Etrafi duvar fakat üstü açik bir türbe yapiniz. Fakat bir cihad haberi gelince derhal kalkar her seyi birakirdi. çok âdil. Hafizlarin Kur'an okuyacaklari yerin üzeri kapali. Saruca Pasa. azim ve tedbir sahibi. Murad hakkinda gerek Osmanli. onun sairliginden bahs ederlerken onun ilim ve sanata olan sevgisinden de uzun uzadiya söz ederler. Hammer'in de ifadesine göre memleketini seref ve hakkaniyetle idare ederek milletinin hatirasinda mütedeyyin (dindar) lütufkâr. Yalniz su kadar var ki keyfine düskündü. Feramürz tarafindan tescil olunan vasiyetnâmesinde nereye ve ne sekilde gömülecegini. hassas. onun sahsiyeti hakkindaki su ifadeleri ile gerçegi yansitmaya çalisir: "Hükümdarligi uzun sürmüs. Güldeste-i Riyaz-i Irfan'a göre bizzat kendi latif tab'i (yaratilisi) siire meyyâl ve nükte söyleyicilerin dildâdesi olup haftada iki gün âlim ve sairleri divaninda toplayip ilmî mübâheseler ederek ve sairlerin münazara ve münakasalarini dinleyerek "Ehl-i kemâlin cevheri. sünnet-i seniyye üzre topraga koyun. Sultan II. merhametli. Ilmî müsahabeleri sever. Suara tezkireleri. Çagdas tarihçi Ibn Tagriberdî. âdil ve metin bir hükümdar adi birakti. caminin yakinindaki oglum Alaeddin'in 3-4 arsin yanina gömün." Ülkesinde kültür ve ilim hayatini yükseltmek için her fedakârligi göze alabilen Sultan Murad. Murad Bey.. sözüne ve vaadlerine sâdik. Ishak Pasa ve kadiasker Mehmed b. veya halkin dili ile Koca Murad 1446 Agustos'unda tanzim edip Eylül sonlarinda Halil Pasa. Öldügüm zaman beni Bursa'ya. Denebilir ki siir. Ancak sözünden dönenlerin korkunç öc alicisi idi. kabrimin üstüne yagmur yagmasi için oraya tesadüf eden kismin üstü açik olsun. Bütün hayati böyle geçmis denebilir. yükselmis. Etrafima evlad ve akrabalarimdan kimseyi gömmeyin. Musikî ehlini severdi. Ölüm hadisesinden hemen sonra cesedi tahnit edilir. Ileride "Fatih" ünvanini alacak olan genç padisah. Cesedimi lahde degil. Bununla beraber halka karsi âdil olup isleri ile yakindan ilgilenirdi. babasinin vasiyeti geregi cesedini Bursa'ya göndererek onu bugün hâlâ "Muradiye" diye bilinen semtteki türbesine defn ettirir. Cihaddan hiç bir vakit geri kalmamakla beraber eglence ve zevke düskündü.." II. Musikî. ince ruhlu ve hassas bir kimse idi. ancak itibar ile parlayip açilir" derdi. Savasta oldugu gibi barista da sözünün eri idi. saadete ermis ve Rûm (Anadolu) hükümdarlarinin en büyügü olmustur. üstüne yapilacak türbenin ne sekilde olacagini ve nihayet vakfinin sartlarini bildirir. güler yüzlü. ahdini bozanlar hakkinda da sedid idi.. Halil Pasa tarafindan gönderilen bu haber üzerine "Beni seven arkamdan gelsin" diyen Sehzade Mehmed. ince ruhlu.

Murad tarafindan yaptirilmistir. Bursa. Onun bu neviden faaliyetlerini gören devrinin devlet erkâni ile zenginleri de benzer tesisleri kurmakta gecikmediler. Peygamberimizin müjdesine mazhar oluyor ve "feth-i mübin" ile "Fatih"lik serefini elde ediyordu. kanun kaçaklari ve hirsizlar için mükemmel bir barinak vazifesi görüyordu. Sultan Murad ulemayi ve fukarayi kendisi aldi ol imârete vardi.Bizans'in . Bu da memlekette kültürün gelismesine ve ilmî ilerlemenin sür'atli bir sekilde olmasina sebep olmustu. Köprünün insasindan sonra burada cami. 29 Mayis 1453'teki nihaî harekâtla Istanbul fethedildiginde. onun ülkesine gelmisti. Fakat bu hakan asil dev eserlerini Edirne'de insa ettirmisti. babasinin ölümü üzerine ikinci kez Osmanli tahtina oturdugunda. Dâru'l-hadis (1435). Fakat. "Üç Serefeli" denen minare. 1413'te Çelebi Sultan Mehmed'in. gelip oraya yerlesen halki birçok vergiden de muaf tutar. Ol sehrin halkini cemi-i avarizdan muaf ve müsellem etti. Hatta onun adina birçok eser telif ve tercüme edilmisti. Seksen parçalik donanmayi bir anda karsilarinda gören Bizans'in direnme gücü artik kirilmisti. II. Âsikpasazâde köprü insaatinin durumunu verdikten sonra söyle der: "Köprünün iki basini mamur sehir edüp imâret ve Cuma mescidi etti. Yapan mimarlara hil'atlar giydirdi. Gerçekten de onun döneminde Arapça ve Farsça'dan bir çok eserin Türkçe'ye tercüme edildigini. Ergene köprüsünü yaptirmak suretiyle bölgeyi de yerlesime açmisti.ve Kirim gibi yerlerden pek çok degerli âlim. Hedefini gerçeklestirmek için ilkin Sirbistan ve Eflâk ile anlasma imzalayan Fatih. Sultan Murad." YÜKSELIS DÖNEMI Istanbul'un Fethi: II. Dogu ile bati arasinda önemli bir geçit vazifesi gören Ergene köprüsünün yeri. Edirne. Yeni Cami (Bugünkü adi ile Üç Serefeli. Nihayet 22 Nisan'da Osmanli donanmasinin karadan Haliç'e indirilmesi gibi müthis bir plânin gerçeklestirilmesi. O. 1447) gibi eserlerdir. hamam. Yaptirdigi muazzam eserler sebebiyle kendisine "Ebu'l-hayrât" ünvani verilmisti. Bursa'da Muradiye Camii. Mehmet. medrese ve müstemilâti Sultan II. O. bunun da kültürel gelismeye tesir ettigini biliyoruz. Selânik. Edirne'yi ihya edercesine kalkindirmis ve Balkanlarin en büyük sehri haline getirmisti. imâret. Bizans'a ulasabilecek muhtemel yardimi önlemek için Bogaz'in Avrupa yakasina Rumeli Hisar'ini yaptirarak kusatma hazirliklarini tamamladi. Ve çiragin kendi uyardi. devletin ortasinda bir ser adacigi hâlinde kalmis köhne Bizans'i ortadan kaldirmayi öncelikle hedef olarak belirlemisti. Nihayet kusatilan Istanbul'a karsi 6 Nisan 1453'te kara ve denizden saldiri baslatildi. bununla da kalmaz. Ipsala ve Ergene gibi önemli yerlesim merkezlerinde yaptirdigi hayir ve sosyal tesisler ile de dikkat çeker. Böylelikle Osmanli devleti tam bir cihan devleti haline gelebilecekti. eskiya. hem de bölgenin mamur hale gelmesine yardim ediyordu. Bir nice gün atâlar etti. Bu yüzden burasi. Sultan Murad. Muradiye (1435). Ol taam pistigi vakit kendi mübarek eli ile fukaraya ülestirdi. Sultan Murad. Akçalar ve floriler ülestirdi. Edirne'de döktürdügü çaginin en güçlü toplariyla Istanbul surlarini karadan sarsarken 18 Nisan'da donanma bütün Istanbul adalarini ele geçiriyordu. Mimar Konyali Haci Alaeddin'e tamamlattigi Eski Cami'de oldugu gibi Üç Serefeli'de de kisin abdest musluklarindan sicak su akardi. Mehmet. kusatmanin seyrini degistirmeye baslamisti. II. Karamanoglu tehlikesini de geçici de olsa bertaraf etti. Bunlarin en mühimleri. Hamam ve pazarlar yapti. Ve ol vakit kim imâretin kapusu açildi. Türk minarelerinin en güzellerinden biridir. Haliç'in zincirle kapatilmasi sebebiyle kara ve deniz birlikleri müsterek bir harekâta geçemiyor ve bu durum da kusatmanin basarisina gölge düsürüyordu. Mehmet. böyle bir yerde köprü yaptirmak suretiyle hem kötülüklerin barinagini kurutmus oluyor. imâret ve pazar gibi halkin ihtiyaçlarina cevap verebilecek sosyal tesisleri kurduktan sonra halki oraya yerlestirir. hem ulasimin kolaylasmasini sagliyor. orman ve bataklikti.

Nikola'nin Türklere karsi harekete geçilmesi fikri pek taraftar bulamamis. Neticede. Osmanlilara bagli görünen Vlad aslinda gizliden gizliye düsmanlik ediyordu Vlad'in Fatih'in elçilerini kaziga oturtarak öldürmesi üzerine 1462 yilinda Fatih. Korent'i ele geçiren Fatih. Istanbul'un fethinden sonra Osmanlilara bagliligini bildiren ve ele geçirdigi bazi kaleleri geri veren Sirplar Macarlar ile is birligi yaparak yeniden düsmanliklarini göstermeye baslamislardi. Eflâk'a bir sefer düzenledi. Fatih voyvodaliga Radul'u getirdi ve Eflâk bir Osmanli eyaleti hâline geldi. sigindigi Macarlarin. Atina ve diger bölgeler ise Osmanli yönetimini kabul etti. Mora'nin bir kismini merkeze baglayarak. kisa zamanda Ortadokslari himayesi altina almistir. geri döndü. Mahmut Pasa. Papa'nin yanina kaçmak zorunda kaldi. Yildirim zamaninda vergiye baglanan Eflâk Prensligi'nin basina Fatih tarafindan Vlad (Kazikli Voyvoda) getirilmisti(1456). artik tam bir cihan devleti hâline gelmis. Mora Seferleri. Ancak. Arnavutlukta baslayan kargasa sebebiyle Fatih 3. Belgrat disindaki bütün Sirp topraklari ele geçirildi. Turahanoglu Ömer Bey. rakipleri Kantakuzen ailesine karsi Mora'da. Ege adalarindaki halk. Avrupa için bu fetih çag açip.ortadan kaldirilmasi hem Türk tarihi hem de dünya tarihi açisindan büyük bir öneme sahiptir. Taht kavgalarinin yeniden alevlenmesi üzerine.seferde. Kardesi Dimitrios'a karsi Arnavutlarin destegini alan Tomas'in Osmanlilarla yapilan anlasmayi bozmasi üzerine 2. Arnavutluk Seferleri. Balkanlardaki bazi despotluklar ve prensler Fatih'i Istanbul'un fethinden dolayi kutlayan mektuplar yazmislardir. . Papa'nin istegine sadece Almanya.kez Mora'ya sefer düzenlendi. Eflâk ve Bogdan Seferleri. Sirp meselesine son verilmesini emretti. Osmanli kuvvetleri tarafindan bozguna ugratildi (1465). Katolik Avrupa'nin. Islâm dünyasi ve Avrupa içinde büyük bir prestij ve güç kazanmistir. Fatih'in Bati Politikalar: Sirbistan Seferleri. burada bir sancak olusturdu. Böylece Sirbistan'da 350 yil sürecek Osmanli hâkimiyeti baslamis oluyordu. Bunun üzerine Fatih. Ortadoks dünyasiyla bütünlesme çabalari. akincilari ile duruma müdahale etti ve muhalifler bertaraf edildi. Osmanlilarin yardimini istemislerdi. Istanbul'un fethinden sonra Bizans Imparatoru XII. Osmanlilarla yaptigi anlasma üzerine Vlad'i esir etmeleri ile mesele çözüldü. 1465 yilinda gerçeklesen I. vurkaç taktigi ile Osmanli kuvvetlerine baskinlar düzenlemekteydi. Konstantin'in ogullari. 1459'da baskentleri Semendire'yi ele geçirilerek Semendire Sancakbeyligini olusturdu. 1455'ten itibaren Osmanli Hâkimiyetini taniyan Bogdan Prensligi'nin Kefe'nin fethinden sonra izledigi düsmanca siyaset üzerine Osmanli kuvvetleri 1476'da Bogdan'a girdi. Papalik ve Napoli kralliginin destegi ve kiskirtmasiyla harekete geçen Arnavutluk hâkimi Iskender Bey. kez Arnavutluk seferini baslatti. Ancak bunda basari kazanamayan Venedik. Bunun üzerine Fatih II. Macar ve Arnavutlari kiskirtarak sonuç almaya çalismislardir. aksine Balkanlari da tamamen ele geçirmek suretiyle Fatih. Fakat bu sefer iki kardes arasinda mücadele baslamisti. Fatih'in bizzat basinda oldugu Osmanli kuvvetleri Bogdan ordusunu büyük bir bozguna ugratti. içine asker yerlestiren Fatih. Venedikliler bölge halkini Osmanlilara karsi ayaklandirmaya çalisiyorlardi. Böylece Bogdan da yeniden Osmanli hâkimiyetini tanimis oluyordu. Napoli ve Venedik olumlu cevap vermis fakat onlar da kendilerinden ziyade Sirp. Arnavutlarin elinde kalmis olan Kroya ve Iskodra kusatildi. Ele geçirilen topraklarda yeni garnizonlar olusturuldu. Bu sirada Iskender Bey ölmüs ve yerine oglu Jean geçmisti. Nitekim Papa V. Balaban Pasa'yi sehit etti ve Ilbasan kalesi'ni kusatti. Bölge ülkelerinin Mora'yi istilâ niyetlerini bilen Fatih 1458'de harekete geçti. aksine. bizzat sefere çikmaya karar verdi. Bölgeye çok sayida Türk yerlestirildi. Ilbasan Kalesi'ni yaptirip. çag kapayan bir fetihtir. Bogdan'dan da yardim alan Osmanli kuvvetleri voyvodayi uzun süre takip etti. Istanbul'un fethiyle önlenmis. Bunun üzerine 1454-1457 arasinda üç kez pespese Sirbistan'a sefer düzenlendi. Balaban Pasa'yi bölge için görevlendirerek. Sirplari vergiye bagladilar. Tomas. Papa ve diger devletlerden aldigi kuvvetlerle Türklere saldiran Iskender Bey. Sirp Krali Bronkoviç'in ölümüyle baslayan taht mücadelelerinden faydalanan Osmanlilar. Nihayet 1479'da Arnavutluk da bir Osmanli vilayeti haline gelmis oluyordu. Arnavutluk Seferi'ne çikti (1467). Mora seferinde bulunan Fatih. Bu fetihle Osmanli Devleti.

Ancak St. Ikinci kez düzenlenen seferle Osmanlilar. Macar krali Bosna'ya girdi.Fatih. Anadolu'nun büyük bir kismini hâkimiyetleri altina almalarina ragmen kuzeyde. Iste bu Müslüman Bosnalilara "Bosnak" denilmektedir. Epir despotunun elindeki Zanta. Kastamonu'yu terk ederek Sinop'a çekildi. Bizans'a ait bütün topraklari hâkimiyeti altinda birlestirmek istiyordu. Fatih de tabiî sinir olan Tuna'yi geçmeyi düsünmemistir. 1463 yilindaki seferle Bosna Krali Osmanli hâkimiyetini yeniden tanidi. bu adalar Fatih'in Italya'ya yani eski Roma'ya geçisini kolaylastiracakti. Bosna seferleri esnasinda Hersek Krali Stefan da ülkesinin bir kisim topraginin Osmanlilara dogrudan baglanmasi sartiyla tahtinda birakilmisti. denizde ise Venedik idi. 1461 yilinda Cenevizlilerin elindeki önemli bir üs olan Amasra teslim olmak zorunda kaldi. Ancak 1483 yilinda Hersek tamamen Osmanli topragi hâline gelecektir. Ege Adalarinin Fethi. Bosna'yi Osmanli topraklarina kattigi zaman "Bogomil" mezhebindeki Bosnalilara çok iyi davranmisti. Gedik Ahmet Pasa'yi geri çagirinca. Fatih karadan ve denizden kuvvetlerini harekete geçirdi. Kefalonya ve Ayamavra gibi adalar da Fatih'in saltanatinin son zamanlarinda Osmanli topraklarina dahil edilmistir. Sinop da dahil Candarogullarinin topraklarini savasmaksizin ele geçirdi. Osmanlilar. Öncelikle Anadolu kiyisina yakin adalari hedef alan Fatih. Yayçe disindaki bütün kale ve sehirleri yeniden ele geçirdiler. Güçlü donmasiyla Mora ve Ege'deki adalara sahip olmak isteyen Venedik. Ikinci olarak Orta ve Dogu Akdenizdeki adalar hedef alinmisti ki. Ancak seyhülislamin da fetvasiyla sonra öldürüldü ve bu topraklarda Bosna Sancakbeyligi olusturuldu. Sadrazam Mahmut Pasa ve Turahanoglu Ömer Bey'e Bosna'nin tamamen fethedilmesi emrini vermisti. Fatih'in Dogu Politikasi: Karadeniz Politikasi. Istanbul'u ele geçiren Fatih. Seferin kendisine karsi yapildigini sanan Candaroglu Ismail Bey. sehir savunmasiz kalmis ve Italyanlar kaleyi tekrar ele geçirmislerdir). Osmanlilar karsisinda istedigi sonucu alamamis. Hem Katolik hem de Ortadokslarin kendi kiliselerine almak için baski yaptiklari Bogomiller bu sebeple Osmanli yönetimine sicak bakmislar ve kendilerine saglanan din ve vicdan hürriyetinden etkilenerek zamanla Müslüman olmuslardi. Bizans.(1480) Fakat Fatih'in ölümünden sonra basa geçen II. iktisadî ve siyasî açidan da nüfuz alanini genisletebilecekti. ardindan. Fakat ordunun Istanbul'a dönmesi üzerine ayni yil. Ayni tarihlerde Limni ve Midilli halki Türk yönetimine girmek için Osmanlilara basvurmustu. Venedik ve Cenevizlilerin elindeki bu adalardan Anadolu'ya yapilan korsan akinlarinin önünü kesmis olacakti. Macaristan'a güvenligin saglanmasina yönelik yüzlerce basarili akin düzenlenmistir. Osmanlilara vergi yoluyla bagli olan Bosna Kralinin. Tasoz Enez ve Semendirek adalari ele geçirildi. Bâyezid.Bosna-Hersek Seferleri. aksine pek çok ada ve kiyi kaleleri Osmanlilarin eline geçmistir. Jean sovalyelerinin elindeki Rodos'a karsi girisilen birkaç muhasara neticesiz kalmistir. Ancak akincilar vasitasiyla. Cenevizliler ve Candarogullarinin elinde bulunuyordu. uzun süren kusatmayi müteakip Midilli (1467) ele geçirildi. Keza Venedik Cumhuriyeti de Osmanlilarla dogrudan karsilasmaktansa Balkanlardaki diger devletleri kiskirtmayi yeg tutmustur. Önce Limni. dogrudan bir savasi göze alamamis. Bunu önlemek maksadiyla Agriboz'un fethine karar veren Osmanlilar neticede 17 gün süren kusatmadan sonra amaçlarina ulastilar.1456 yilinda öncelikle Çanakkale Bogazi'na hâkim olan adalardan Gökçeada (Imroz). anlasmalara riayet etmemesi üzerine Üsküp'ten harekete geçen Fatih. Anadolu Türk birliginin saglanmasi ve ticaret güvenligi açisindan bu bölgelerin ele geçirilmesi sartti. Böylece Bizans'in yeniden dirilmesini önleyecegi gibi. Macarlar bu dönemde tek baslarina Osmanlilarla bas edemeyeceklerini bildiginden. Bursa'ya dönerek birliklerini takviye eden Fatih. Karadeniz kiyisindaki bazi yerler Trabzon Rumlari.( Nitekim Gedik Ahmet Pasa komutasindaki bir Osmanli donanmasi Napoli Kralliginin elindeki Otranto'yu fethetmis ve buradan Güney Italya'ya akinlar düzenlenmistir. Trabzon seferine çikarken. Venedikliler 264 yildir ellerinde tuttuklari Agriboz Adasi'ndan Mora ve Ege adalarindaki Türk birliklerine karsi saldirilarini yogunlastirmaktaydilar. Iste bu sebeplerle. Fatih devrinde Osmanlilarin karada en güçlü komsusu ve rakibi Macarlar. Fatih'in asil amaci 1204 yilinda Lâtinlerin Istanbul'u isgal etmesi üzerine Bizans hanedanina .

Venediklilerle de bir ittifak kurmakta sakinca görmemislerdi. Osmanlilara vergi vermeyi kabul eden Trabzon Rumlari bir taraftan Fatih'in rakibi olan Uzun Hasan ile ittifak içine girmisti. Azak ve Menkup iskele ve kalelerini ele geçirdi. Anadolu birligi yönündeki bu tehlike üzerine Fatih. Larende ve Silifke yörelerine çekilen Karamanogullarina karsi mücadeleyi. tahta çiktiktan sonra.Anadolu'da Türk Birliginin Gerçeklesmesi. Rodos sovalyelerinin eline düsmesiyle sonuçlanan. Anlasmaya göre Akkoyunlular. önemli ticaret limanlari olan Ceneviz kolonilerini ortadan kaldirarak. Bu sirada Uzun Hasan'in Osmanli ordusunu arkadan çevirebilecegi ihtimaline karsi Fatih. Inebahti ve Navarin gibi Mora kiyilarindaki kale ve limanlar zapt edilmistir(1502). devlet islerinden elini çeken Bâyezid'in sagliginda sehzadeler arasindaki taht mücadelesinin kizismasina vesile olmustur. Otlukbeli mevkiinde yapilan savasta Osmanlilar büyük bir zafer kazandilar. Kirim hanlari 350 yil boyunca Osmanlilarin batiya karsi en güçlü müttefikleri olarak hizmet vermislerdir. Beylik topraklarinin büyük kismi Osmanlilarin eline geçmesine ragmen Fatih. Nihayet Fatih. ordusunu Sivas'in güneyinden Yassiçemen'e çevirdi. 1467 yilinda Karakoyunlu topraklarina sahip olunca Osmanlilar aleyhine hâkimiyetini genisletmeye baslamisti. Uzun Hasan'in annesi Sara Hatun'un ricasi üzerine Akkoyunlularla bir anlasma yapildi. Fakat Karaman Beyi Kasim'in ölümünden sonra (1483) beylik tamamen oradan kalkmis olacaktir. bir donanma da Sinop'tan kalkarak bölgeye yöneldi. Modon. Bâyezid'in mütereddit ve ihtiyatli politikalari sebebiyle. Ancak diger oglu sehzade Cem. Nitekim Sehzade Selim'in mücadeleyi kazanmasi üzerine 1512 yilinda II.mensup Komnenlerin ayri bir devlet olusturduklari Trabzon idi. Mengli Giray Han'in Istanbul'a getirilmesiyle Kirim Hanligi Osmanli hâkimiyetine girmis oldu. Yavuz Sultan Selim Devri. Böylece 258 yil devam eden Trabzon Rum Imparatorlugu da tarihe karismis oldu. 1473'te harekete geçti. Azak Kalesi'nin düsürülmesi sonucunda bazi Cenevizliler ile birlikte Kirim hanlarindan Mengli Giray Han da esir edilmisti. (1478). Koron. Karadeniz'i tam bir Türk gölü yapmak idi. Otlukbeli Savasi'nin sonrasinda da sürdürmüstür. Memlûklara karsi basarisiz seferler düzenlenmistir. Çaresiz kalan Trabzon Hâkimi David Komnen sehri teslim etmeyi kabul etti (26 Ekim 1461). Bâyezid tahttan feragat etmistir. Fatih'in ölümü üzerine Osmanli tahtina büyük oglu Bâyezid geçmisti. Anlasmanin akabinde kara ve denizden Trabzon yeniden kusatildi. Artik Akkoyunlular Osmanlilar için bir tehlike olmaktan çikmisti. Buna ragmen Bâyezid döneminde Kili ve Akkerman ele geçirilerek Bogdan tamamiyla Osmanli hâkimiyetine girmis(1484). Trabzon Rumlarina yardim etmemeyi vaat etmislerdir. Akkoyunlularin yerini alan Safaviler güçlenerek Anadolu'da Sahkulu Isyani gibi ayaklanmalari kiskirtmis. Gedik Ahmet Pasa komutasindaki donanma 1475 yilinda Kefe. Akkoyunlu ve Memlûklu devletlerinin destegini sagladigi gibi. . Fatih'in politikalarina karsi. Altinorda Hanligi'nin zayiflamasiyla ortaya çikan Kirim Hanligi ile komsu oldu. Barbaros kardeslerin denizlerdeki zaferlerine ragmen özellikle dogudaki olumsuz gelismeler ve Sahkulu Isyani(1511). Fatih'in 1481'de hazirlik yaptigi ve ölümüyle yarim kalan seferin ya Rodos'a ya da Misir'a yönelik oldugu söylenir. Henüz Trabzon'da vali iken Dogu'da Safavilerin nasil güçlendigini gören ve onlarla basarili bir mücadeleye giren Selim. Venedik ve Haçlilara karsi denizlerde üstünlük kurulmus. Böylece Osmanlilar.taht mücadelesine girmisti. Fakat bu dönemde Memlûklarla büyük bir savasa girilmemistir. Akkoyunlu Beyi Uzun Hasan. Bu düsmanca tavir üzerine Fatih 1466 yilinda Karamanogullari üzerine yürümeye karar verdi. Fatih bundan sonra Hicaz su yolllarinin onarimi hususunu bahane ederek Memlûklar'a karsi harekete geçti. Osmanlilarin kurulus devrinden beri en ciddî rakipleri durumundaki Karamanogullari. Karadeniz'in Anadolu kiyilarini tamamen hâkimiyetine alan Fatih'in bundan sonraki hedefi. karadan birliklerini Trabzon'a gönderirken.

Osmanli ordusu sehri kusatti ise de ele geçirmeye muvaffak olamadi(1529). Suriye. Hülagû'nun Bagdat'i isgal etmesiyle Memlûk himayesine giren halifelik müessesesi de böylece Osmanlilara geçmis oluyordu. Budin'i (Budapeste) ele geçirdi. Dogu Anadolu topraklari Osmanlilarin eline geçti. Avrupa'da mezhep çatismalarinin siddetlenmesine sebep olmustu. Yavuz Sultan Selim'in sekiz yil süren hâkimiyet devrinden sonra Osmanli tahtina oglu I. Bu sebeple Kanuni. kurtarmayi amaçlayan Kanuni. Malatya'dan Sina yarimadasina kadar olan topraklar Osmanlilarin eline geçti. Kanuni döneminde özellikle Avrupa'da önemli dinî ve siyasî degisiklikler söz konusudur. Ferdinand ile Istanbul'da bir anlasma yapildi. Ancak Kanuni'nin asil maksadi Viyana idi. Avrupa'daki siyasî ve dinî çekismelerden faydalanarak. 1526 yilinda karsisindaki ittifaki parçalamak amaciyla yeniden Macaristan üzerine bir sefer düzenledi. tekrar Misir'a yöneldi. Kanuni ünlü "Alman Seferi" ile mukabele ederek isgal edilen yerleri geri aldi. Nitekim Sarlken'e tutsak olan Fransa Krali Fransuva'yi. Belgrat'in Fethi ve Macaristan Seferi. yeniden Macaristan'a sefer düzenledi. Yavuz. I. Iki Türk hükümdarinin mücadelesinden Selim üstün çikti (23 Agustos 1514). Kansu Gavri savas sirasinda öldü.Anadolu'daki mezhep mücadelesine bir son vermek için Safavilerle dogrudan savasa girmeyi kaçinilmaz görmekteydi. Ancak Mercidabik Savasi Osmanlilarin zaferiyle son buldu (24 Agustos 1516). Osmanlilarin dogu'da ve Islâm dünyasinda üstünlük kurmalari önündeki en büyük engel idi. Büyük Türk gibi lâkaplarla hitap etmis ve tarihe de böyle geçmistir. Dogu Avrupa'da da Lehistan ve Ortadoks Rusya güçlenmeye baslamisti. Macar topraklarinda hak iddia etmis ve Budin'i isgal etmisti. Macaristan seferine çiktiginda ilkin Belgrat'i kusatti ve ele geçirdi(1521). Kutsal Roma-Cermen Imparatoru Sarlken en ciddî rakip hâline gelmis. onlarin birlesmemesine özen göstermis ve bunu bir devlet politikasi hâline getirmistir. Bu . Yeni Memlûk Sultani Tomanbay ile Kahire'nin kuzeyindeki Ridaniye mevkiinde yapilan savasi da Osmanlilar kazandi. (22 Ocak 1517). Güçlü Macar kralliginin Osmanli hâkimiyetine girmesinden sonra. Bu savas Memlûk Devleti'nin sonu oldu. Bu sebeple. Muhtesem. Dulkadirogullari beyligi Osmanli yönetimine alindi ve sonra ilhak edildi (1515)Babasi döneminde Memlûklara karsi yapilan seferlerin çogu kez basarisizlikla neticelenmesi. Yine bu dönemde Akdeniz'de ve Okyanuslarda güçlü bir ticarî ve iktisadî filo olusturan Ispanyol ve Portekiz donanmalari Venedik'in yerini almis görünüyordu. Avrupa içlerine yapilacak akinlar için bir siçrama noktasi idi.Süleyman geçti (1520). Kisi Sam'da geçiren Yavuz. Misir Memlûk Sultani Kansu Gavri.Viyana Kusatmasi'nin sonuçsuz kalmasindan cesaretlenen Ferdinand. askerî ve iktisadî açilardan zirveye ulasmistir. Misir ve Hicaz Osmanli hâkimiyetine girdi. Burayi bir üs olarak kullanan Osmanlilar artik rahatlikla Avrupa içlerine sefer yapabilecekti.Süleyman'in 46 yillik saltanatinda Osmanli Devleti siyasî. Macaristan'in bir bölümü ilhak edildi ve kalan kismi Erdel Kralligi olusturularak Osmanli hâkimiyetine alindi. Nitekim Mekke serifi sehrin anahtarini Yavuz Sultan Selim'e sunarak itaatini bildirmisti. Bunun üzerine Kanuni. Macaristan'in ele geçirilmesi üzerine. I. Nihayet ordusunun basinda Dogu seferine çikan Yavuz Selim. ölen Macar krali ile akrabaligini öne süren Avusturya Arsidükü Ferdinand. Tebriz'e kadar Sah Ismail'i takip etti. onun olusturdugu imparatorlugun uzantisi durumundaki Avusturya Arsidükaligi Osmanlilara sinirdas olmustur. Avrupa'daki Gelismeler. Budin kurtarildi. Bu sebeple dost düsman ona Kanuni. Avusturya Seferleri. Çaldiran Ovasi'nda Sah Ismail'in ordusuyla büyük bir meydan muharebesi yapti. Safavi tehlikesini bertaraf ettikten sonra Yavuz. Bu devlet ile Avrupa'nin en güçlü hanedani olacak olan Habsburglar Avrupa'yi âdeta parselleyeceklerdir. Fatih'in Sirbistan seferinde ele geçirilemeyen Belgrat. kendisinden yardim talep etmesi üzerine. Kanuni. Filistin. Yavuz dönemi Osmanlilarin dogu'da ve Islâm dünyasi'nda en büyük güç haline geldigi bir dönemdir. 29 Agustos 1526'da Mohaç Meydan Muharebesi ile Macar ordularini imha eden Kanuni. Bu dönemde güçlenmeye baslayan Protestanlik. Memlûklara karsi büyük bir ordu hazirladi. Budin'i tekrar isgal etti. Osmanli ordusunu Halep'in kuzeyinde karsiladi.

Sadece Akdeniz'de degil Kizil Deniz ve Hint Okyanusunda da Osmanli donanmasi faaliyette bulunmustur. Kanuni. Tebriz ve Bagdat Osmanli topraklarina katildi. Nitekim Kanuni'nin son seferi de Avusturya'ya karsi olmus ve Zigetvar Kalesi kusatilmistir (1566) Fransa ile Münasebetler ve Ilk Kapitülâsyon. 1562'deki bu sefer sonucunda Macaristan'da Erdel Beylerbeyligi olusturuldu. Ferdinand'in Macar kralinin ölümünü firsat bilerek anlasmayi bozmasi üzerine Kanuni yeniden sefere çikti. Sah Ismail'in yerine geçen oglu I.Sah Tahmasp. Preveze'den sonraki en büyük deniz zaferi sayilan Cerbe Savasi sonunda Haçli donanmasi bir kez daha hezimeti tatmistir. sonraki devlet adamlarinin basiretsizligi sebebiyle tek tarafli islemeye baslamis ve baska devletlere de imtiyazlarin taninmasiyla Osmanli ekonomisi giderek disa bagimli hâle gelmistir. Kanuni'nin Ölümü ve Sonrasi. askerî ve iktisadî bakimlardan . Uzak denizlerde istenilen sonuçlar elde edilememisse de bu dönemde Yemen ve Arabistan'in güney kiyilari ile Habesistan ele geçirilmistir. Fatih'in alamadigi. Tebriz ve Dogu Anadolu'nun Osmanli hâkimiyetinde oldugunu tasdik etmistir. Kanuni devri karada oldugu gibi denizlerde de büyük bir üstünlügün saglandigi bir devirdir. Bâyezid zamanindan beri Akdeniz'de serbestçe faaliyet gösteren Barbaros kardeslerin devlet hizmetine alinmasiyla deniz ve kiyilarda pek çok yer Osmanli hâkimiyetine dahil olmustur. Irak-i Acem ve Irak-i Arap) seferi diye bilinen bir sefere çikti (1534-35).(1533). Jean sövalyelerinin elinde bulunan Trablusgarp onun tarafindan fethedilmis (1551).anlasmaya göre Ferdinand. basarili bir kusatma sonunda ele geçirilmis(1522). Avusturyalilar firsat buldukça Macar topraklarina tecavüz etmisler ve her seferinde de Osmanlilardan gerekli cevabi almislardir. Cezayir'i ellerinde bulunduran ve Osmanlilar adina. Anlasma ile her iki ülke serbest ticaret hakki elde edecek ve bu haklar iki hükümdarin yasadigi sürece geçerli olacakti.Nitekim St. bölgeye 1555 yilina kadar Nahcivan ve Tebriz üzerine birkaç kez sefer düzenlenmistir. Bu sebeple. 1492 yilinda Ispanya'da soy kirima ugrayan Musevîleri Istanbul'a gemilerle nakleden Barbaros kardesler hakli bir üne sahip olmuslardi. Lâkin kapitülasyon adiyla tarihe geçecek olan bu ticarî imtiyazlar sürekli hâle getirilmis. Zigetvar Muhasarasi esnasinda hastalanan Kanuni kalenin fethini göremeden 66 yasinda öldü (1566). Irakeyn (iki Irak. 1535 yilinda iki ülke arasinda ticaret ve dostluk anlasmasi imzalandi. Avrupa'ya sefere çiktiginda Safaviler. II. St.Jean sövalyelerinin elindeki Rodos ve çevresindeki adaciklar. Deniz Seferleri ve Fetihler. Siyasî. Osmanlinin Avrupa ile ilgilenmesinden yararlanan Safaviler firsat buldukça yeniden harekete geçtiklerinde. Avrupa birligini saglamak isteyen RomaCermen Imparatoru Sarlken. Osmanlilardin Akdeniz'in tek hâkimi oldugunu bütün dünyaya kabul ettirdi. Kendisinden yardim isteyen kral ile iyi iliskiler kuran Kanuni böylece Sarlken'e karsi bir müttefik kazanmis oluyordu. Barbaros'un ölümünden sonra yerine geçen Turgut Reis de fetihlere devam etti. bu maksatla Fransiz Krali Fransuva'yi esir etmisti. Osmanlilar karsisinda fazla bir varlik gösteremeyen Sah Tahmasp nihayet baris anlasmasi imzalamayi kabul etmek zorunda kalmis ve Amasya Antlasmasi (1555) ile Osmanli üstünlügünü kabul ederek Bagdat. Macaristan üzerinde hak talep etmeyecek ve Osmanli hâkimiyetini taniyacak ve elinde bulundurdugu Macaristan'a ait topraklar için de Osmanlilara vergi verecekti. babasi gibi. 1538 yilinda Andrea Doria komutasindaki Haçli donanmasini Preveze'de büyük bir bozguna ugratarak. Iranla Münasebetler. Osmanli ordusu. Dogu Anadolu topraklarina karsi saldiriya geçiyordu. Osmanlilarin düsmani olan Venedik ve Avusturya ile ittifak kurmakta bir beis görmüyordu. 1533 yilinda Cezayir'i Osmanlilara birakarak kaptan-i deryalik görevini kabul eden Barbaros Hayrettin Pasa (Hizir Reis).

Murat'in oglu III.Ahmet devrine kadar devam etti. Malta donanmalari papa ve diger bazi Avrupa devletlerinin de destegi ile harekete geçerek büyük bir savas filosu olusturdular. Ispanyol. Yine bu dönemde baslayan Türk-Macar Savasi I. Sokullu kisa zamanda donanmayi yenileyerek yeniden Akdeniz'e indirdi. İkinci Mora seferidir ve Mora prensliklerinin ilgası ve Türkiye'ye katılması. Semendire'nin fethi ve Sırbistan devletinin sonu olmakla neticelenmiştir. Bu padisah devrinde. 1455'te Boğdan Prensliği de Osmanlı metbûluğunu kabul etti. 1454'te ilk Sırbistan seferine çıktı. Haçli donanmasi Osmanli kadirgalarini takip edecek durumda degildi. Himayesinde bulunan Candar (İsfendiyar) beyliğine dostça son verdi. 1458'deki yedinci sefer Fatih'in ilk Mora seferidir.Mehmet'in (1595-1604).Selim ölmüs ve yerine III. Sonra Güney Karedeniz meselelerini ele aldı. Bu ikincisinde babasından sonra tekrar Belgrad'ı muhasara etti. Süphesiz bu basarilarda sadrazam Sokullu Mehmet Pasa'nin dirayetli siyasetinin de rolü büyüktür. Don ve Volga nehirlerini birlestirmeyi amaçlayan kanal projesi ile Süveys kanali tesebbüsünün mimari olan Sokullu'nun 1579'daki ölümü ile Osmanli Devleti büyük bir yara almistir. Bu durumu hazmedemeyen Venedik. Kiliç Ali Pasa komutasindaki donanma Tunus'u yeniden Osmanli topraklarina katti (1574). Kuzey Ege adalarını donanma göndererek ele geçirdi ve ilk Rodos seferini yaptırdı. 1461'de onuncu sefer ile Ceneviz'den Amasra'yı aldı. İkinci Sırbistan onun altıncı seferidir (1455. Bu uzun savas ile daha fazla yipranmak istemeyen Osmanli Devleti ile Iran arasinda 1590'da bir baris anlasmasi yapildi. 1459'daki sekizinci sefer ise dördüncü Sırbistan seferidir ki. Karaman ve Bizans'tan sonra üçüncü seferde Cenevizlilerden Enez'i aldı (1453 sonu) ve Kırım'a bir donanma gönderdi (1454 Temmuz'u). Trabzon ve Rize gibi Anadolu'nun henüz Türkleşmemiş olan parçaları da Hristiyanlardan alınmış oldu. Bu esnada II. Denizden donanma kuşatılan Trabzon İmparatorluğu teslim oldu. Özellikle III. Ancak Kanuni devrinde baslayan fetih rüzgârlari o derece siddetliydi ki. Fatih yaralandı. Yazın Trabzon'a yürüdü. Selim (1566-1574) ne de III. buraya Anadolu'nun çesitli sancaklarindan Türkler yerlestirildi. Artik Kibris da Türk olmustu. Inebahti önlerinde yapilan deniz savasini Osmanlilar kaybetti (1571). 1460 yazında dokuzuncu seferine çıktı. bir köseye çekilmesi Osmanli'yi XVII. Venedik bu durum karsisinda yeni bir savasi göze alamadi ve Osmanlilara vergi vermeyi kabul etti. Lala Mustafa Pasa komutasindaki Osmanli donanmasi adayi ele geçirir geçirmez (1571). Kaleyi savunan Hünyadi Yanoş öldü. hükümet islerini annesine birakip. yüzyilda daha kötü yillarin bekleyeceginin âdeta habercisi idi. Murat geçmisti. Sah Tahmasp'in ölümüyle çalkanan Iran'a savas açildi (1576) Gürcistan ve Azerbaycan'in büyük bir kisminin ele geçirilmesiyle neticelenen ilk seferden sonra savas 15 yil sürdü. fakat bu adayı alamadı. Baharda on birinci sefer ile Sinop'a geldi. Ancak kendileri de oldukça fazla zaiyat verdiginden. Paleologosların sonu ve Bizans kalıntılarının silinmesi ile sonuçlanır. Anadolu'nun Akdeniz'e bakan kiyilarinda bir çiban basi gibi duran Venedik'in elindeki Kibris bu fetih rüzgâriyla kusatildi.Osmanliyi zirveye çikaran bu büyük hükümdarin yerine geçen ne II. Mehmed. 1456). bu hükümdarlar devrinde de hizini devam ettirebildi. Bu suretle Batum ve Gürcistan kıyılarına kadar bütün Güney Karadeniz kıyıları Osmanlı devletine katıldığı gibi. Murat (1574-1595) ayni evsafta kisiler degillerdi. fakat Belgrad düşmedi. Komnenos imparatorluk hanedanına son verdi. . Korent Körfezi yakinlarinda. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Doğu Roma Fatihi olarak Edirne'ye dönen II.

Korkunç bir atlı Türkmen ordusu ile Osmanlı'nun üzerine yürüyüp işini bitirmek istedi. 11 Nisan 1473'te Üsküdar'dan hareket etti. 1466-167'de de Arnavutluk üzerine ikinci seferini yapmıştır ki yirminci seferi teşkil eder. Fatih. Orta ve küçük devletlerin sayıları 20 küsürdür. Venedik'in deniz üstünlüğü bir daha geri gelmemek üzere maziye karıştı. Kırım'a donanma gönderdi. tek başına idi. yirmidördüncüsü Macaristan üzerine açıldı. Macaristan. Venedik. Bu projeye karşı yalnız bütün Avrupa değil. 1480'de üçüncü Rodos kuşatması netice vermedi.On ikinci Trabzon seferinden döner dönmez on üçüncü sefer ile Eflak üzerine yürüdü ve ayaklanan Kazıklı Voyvoda'nın işini bitirdi. Türkiye müttefiksiz. Polonya. diplomatik manevralarla bezdiren Fatih. Fatih o zamana kadar yalnız kuşatmalarda kullanılan. Karadeniz'i ve Ege denizini Türk iç denizleri haline getirnek. Türk cihan imparatorluğunun gerçek temeli atılmış oldu. Ertesi yıl üçüncü Bosna seferi ve on yedinci seferi yapılmıştır. Bu suretle Osmanlı İmparatorluğu'na karşı dehşetli bir koalisyon meydana getirildi ve çok uzun sürecek savaş başladı. Her cephede düşmanı yıpratan. Uzun Hasan için kötü işaretti. Büyük savaş. tarihte ilk defa olarak taktik silah olarak kullanmıştı. Bu plan artık bütün dünyada biliniyordu. 30 Eylülde Macaristan. Anadolu benim" diye elçi göndererek Osmanlı'yı haritadan bile silmek isteyen Akkoyunlu Türk imparatoru Uzun Hasan Bey. Venedik'in yanında Türkiye'ye karşı savaşa girdi. donanmayı İtalya'ya gönderdi ve 28 Temmuz 1480'de İtalya fütühatının başlangıcı olmak üzere . 190. ondördüncü seferini 1462'de yaptı. Fatih'in akıncıları Venedik varoşlarına ve Almanya içlerine kadar her yıl Avrupa'yı alt üst ettiler. On altıncı sefer 1463'te yapılan ikinci Bosna seferidir. Fatih. 1475'te Kırım Hanlığı Osmanlı birliğine girdi. Avrupalıların Osmanlı ile başa çıkamayaklarını anlayıp Tokat'a bir süpriz taarruzu ile harbin doğu cephesini açtı. Yayçe'nin fethi ile neticelenen ilk Bosna seferidir. Onbeşinci seferi aynı yılın Eylülündedir ve Midilli adasının fethidir. Aragon. Kastilya. 28 Temmuzda Venedik Cumhuriyeti. beşer onar yenerek büyük savaştan mutlak bir galip olarak çıktı. Avrupa devletlerine "Rumeli sizin. Otlukbeli'nde Akkoyunlu Türkmen ordusu mahvoldu. Almanya. 1478'de padişah. Venedik'in Batı Ege'deki bu alınmaz üssünü fethetti. sesinden atları ürkütmek için sahraya getirilen top silahını. 1466'daki onsekizinci sefer Karaman üzerinedir. 1466'daki on dokuzuncu sefer. Bu ardı kesilmeyen seferlerde padişahın başlıca hedefleri şöyle idi: Tuna'nın güneyinde ve Fırat-Toroslar sınırının batısında Osmanlı devletine katılmayan hiç bir yer bırakmamak.000 kişilik dünyanın en çetin harp makinesi sayılan ordusu Ağustosta Erzincan yakınlarında en büyük rakibi ile karşılaştı. (Akkoyunlu Türk İmparatorluğu). Bu işleri tamamen gerçekleştirdikten sonra İtalya'yı fethetmek. 18 Ağustos 1470'de Şehzade Mustafa. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor 16 yıl süren Büyük Savaş'ta Türkiye'nin karşısında yeralan büyük devtetler İran. İyonya adalarını aldıktan sonra. Napoli idi. Cihanın Osmanlı devleti karşısında aciz kaldığı ortaya çıktı.Fatih. Bir kaç ay sonra Türkiye'ye harp açan devletlerin sayısı. Fatih'in kafasındaki bir sır olmaktan çıkmıştı. açmayanlardan çok fazla idi. Kıreli Meydan Muharebesi'nde Akkoyunlu ordusunu ezerek işgal altındaki Osmanlı topraklarını kurtardı. Fatih'in ilk Arnavutluk seferidir. Venedik. 3 Nisan 1463'te Fatih tarafından başlatıldı. Venedik donanmasını geçerek deniz kuvvetlerini de kara ordusu gibi dünyanın birinci silahlı gücü haline getirmek. üçüncü Arnavutluk seferine çıktı. Almanya ve Macaristan pes etti. Türk tarihinde belli başka örneği gösterilemeyecek bir politika dehası ile bu koalisyona karşı on altı yıl dayandı ve düşmanlarını teker teker. ikişer üçer. Türkiye'nin doğusundaki Müslüman ve Türk komşuları da ayaklandılar. Türkiye'ye harp ilan etti. 1470 yazında ordu ve donanması ile Eğriboz adasına yürüdü. Yirmi üçüncü sefer Boğdan.

Fakat kardeşi Sultan Cem bunu kabul etmedi. Ertesi yıl Kemal Reis (1511). Yerine büyük oğlu II. Ege'de bunu başarmasına ramak kalmış. Mısır-Suriye Türk memlûk imparatorluğu ile hiç bir kazanç sağlamayan bu savaştan hemen sonra II. Ancak 511. Macaristan'ı sulha zorladı. Fakat padişah 3 Mayıs 1481'de Maltepe ile Gebze arasındaki ordugâhında. Bu Macaristan ve Arnavutluk seferidir. Batı ve Doğu dillerini çok iyi biliyordu. Fakat İspanya'da son Müslüman devletinin. Venedik donanması. . 25 Şubat 1495'te Sultan Cem'in Napoli'de zehirlenerek 35 yaşında ölmesi. Balıbey. Türk donanmasını cihan kudreti haline getirmiş.5 ay fazladır. Yunan (İyonya) denizine hakim olmuştu. Padişah dördüncü ve beşinci seferini (1499. 2 imparatorluk. Karadeniz'i kapalı Türk denizi haline getirmiş. Bununla beraber İtalya'da nüfuzu büyüktü.500 yıl içinde yetiştirdiği en büyük şahsiyettir. Bayezid'e geniş nefes aldırsa da saltanatın ikinci devresinde de babası ve oğlununkilere benzer büyük hareketlere girişemedi. Tahta geçtiği zaman devletin 30 harp gemisi vardı. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor İki defaki çocukluk saltanatı sayılmazsa. sonuncu saltanatı 30 yıldan 2. Katolikliği de hakimiyeti altına alacaktı. Osmanlıların yetiştirdiği ilk büyük denizci ve Osmanlı deniz ekolünün gerçek kurucusudur. Türk milletinin 2. her tarafta Türk bayındırlık eserleri yükseltti. Bu arada Sapienza açık deniz muharebesinde Kemal ve Burak (Barak) reisler. Akdeniz'deki üstünlüğünü bu devirde de muhafaza etti. Bazı tarihçilere göre. İstanbul Üniversitesi'nin de kurucusudur. 4 krallık. Fatih Sultan Mehmed'i Batı Roma imparatoru olarak selamlamak üzere hazırlıklara başladılar. Bayezid bu arada 1483'te Macaristan üzerine Morova seferine. Bu emsalsiz savaş adamı.0000 km2'' si Anadolu'da. 1493'te Yakup Paşa'nın Adbina zaferi. Bayezid geçti. Osmanlı hükümdarları içinde yetişen en büyük asker. Türkiye. 1492'de üçüncü sefere çıktı. İspanya tebeası haline gelen İspanya Müslümanlarına yardım içindir. 1495'e kadar Cem gailesi devam etti. Büyük bir sanat bilim koruyucusu idi. 1484'te Boğdan seferine çıktı. Bıraktığı imparatorluk 2. 11 prensliği fethetmiştir. daha büyük çapta oldu. ordusu arasında zehirlenerek öldü. ağabeyi II. İtalya'nın fethinden vazgeçildi. imparatorluğunu imar etmeyi de ihmal etmedi.214. ikinci seferinde Varşova'ya girdi. Ölümüne kadar geçen son yedi yılda ise donanmayı 250 harp ve 500 nakliye gemisine ulaştırdı. Türklerin tarihteki ilk büyük deniz muharebesini kazandılar (28 Temmuz 1499). Kuzeyde Türk sınırı.000 km2 'yi buluyordu. iki Venedik donanmasının gücünün üzerine bir kudrete eriştirmişti. Gırnata'nın düşmesine (2 Ocak 1492) engel olunamadı. 3 oğlu ve bir kızı olmuştur. 49 yaşında idi. 187'de Kemal Reis. 1485'te 6 yıl sürecek olan ilk Memlûk savaşı patladı. ağır hezimete uğradı. ilk İspanya seferini yaptı. Ölümünde yalnız iki oğlu hayatta idi. İtalyan devletcikleri.Otranto'yu işgal ettirdi. 1500) Venedik'in güney Mora'daki üslerini temizlemek gayesiyle yaptı. Belgrad'ın gene netice vermeyen üçüncü kuşatması bu sırada yapılmıştır. II. Türkiye lehine neticelendirdi. 1498'de Balı Bey'in ikinci Polonya seferi. Bu büyük deniz vuruşmasında 400 harp gemisi ve on binlerce denizci karşı karşıya geldi. gerisi Avrupa'da idi. Moskova'nın güneyinden başlıyordu. Bu donanma ile İtalya'yı fethederek. Kemal Reis'in ikinci İspanya seferi (1510). en iyi diplomat ve devlet adamı olduğu gibi Osmanoğullarının en bilginidir. 1474'te 23 yıl çalışarak donanmayı 108 harp ve 400 kadar nakliye gemisine çıkardı. Bayezid. Edebî ve matematik ilimlerde bilgindi. Gelibolu açıklarında gemisi fırtınadan batarak boğulmuştur. Daha 10 Eylül 1481'de İtalya fütühatı terkedildi. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Venedikle çıkan savaş.

Bu suretle dünyanın ikinci devletini bir müddet için olsun Türkiye'yi tehdit edemez hale getirdi. Medine. kan. Anadolu'da Türk birliğini gerçekleştirmiş oluyorlardı. yani padişahın ana tarafından dedesi olan Dulkadiroğlu Alâüddevle Bozkurt Bey direndi. İran'dan Türkiye'ye geçti. Çukurova'ya geldiği zaman merkezi Adana olan ve Memlüklere tabi bulunan Ramazanoğulları Türkmen beyliği.1502'de Venedik'le sulh yapıldı. Diyar-ı Acem'den sonra sıra Diyar-ı Arab'a gelmişti İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Burası da bir Türk devletinin elinde idi. 12 Haziran 1515'te Turna dağı muharebesi ile bu direniş ortadan kaldırılıp beylik Osmanlı topraklarına katıldı. Yavuz. Değerli bestekârdı. Babası. Sultan Kansu öldü ve Abbasî Halifesi esir düştü. 42 yaşında tahta çıktı. bir takım iç meseleleri hallettikten sonra derhal İran meselesini ele aldı. Kudüs) ellerinde olduğu için Memlûk imparatorluğunun manevî gücü de büyüktü. titizlikle korumuş. İran'dan başka. Fakat aynı yıl İran İmparatorluğunda Akkoyunlu Türk hanedanı düştü ve yerine gene bir Türk hanedanından olan Şah İsmail Safevî geçti. Çok uzun müddet Trabzon sancak beyi olarak bir çok seferde bulunup tecrübe kazanmıştı. Kutsal Şehirler (Mekke. Yavuz Sultan Selim Han. Türkiye'yi Safevî baskı ve hatta tehdidinden kurtarmak için ordu tarafından tahta çıkarılmış gibiydi. Türkiye'nin kudretini. 24 Ağustos 1516'da. Suriye ve çevre ülkeleri ellerinde tutan Memlükler. Halep yakınlarında Mercıdabık'ta Memlük Sultanı Kansu bekliyordu. kendiliğinden Osmanlı devletine katıldı. Yavuz. İran'ın elinde Doğu Anadolu'da ancak küçük parçalar kalıyordu. İslam halifesi de Memlûk sultanlarının himâyesinde Kahire'de yaşadığı. Yavuz Sultan Selim. Mısır. Şiddetli Safevî savunması kırılarak 19 Eylül 1515'te de o zaman Amid denilen Diyarbakır alındı. Doğu Anadolu. Şah İsmail. Bu suretle Osmanlılar. 2 Temmuz'da Sivas'a geldi ve ordusundan 40. Mısır'da iktidara geldikleri ve Eyyûbîlerin yerini aldıkları 1250 tarihinden beri . 16 Eylül'de İran Safevî Türk İmparatorluğunun taht şehrine girdi. Türkiye ve İran Türk imparatorluklarından sonra dünyanın en güçlü devletleri idiler. Sonunda sekiz oğlundan hayatta kalan üçünü küçüğü olan Yavuz Sultan Selim namına tahttan feragat etti ve az sonra öldü. Şah. ateş ve hileyle mezhebini yaymaya çalışıyor ve Anadolu'yu tehdit ediyordu. Bayezid'in son yıllarını huzursuz kıldı. dedeleri ve oğlu gibi büyük harp adamı değilse de orduya ve donanmaya çok dikkat etmiş. tesadüfen canını kurtardı. 23 Ağustos'ta güney Azerbaycan'da Çaldıran sahrasında Şah İsmail'in 100. Bu durum II.000 kişi ile yoluna devam etti.O zamana kadar Dulkadir Türkmen beyliği (Maraş) Osmanlı'ya tabi idi. Akkayonlular ve Osmanlılar gibi Sünnî değil. beyliği doğrudan doğruya ilhak edip ortadan kaldırmak isteyince Yavuz'un annesi Ayşe Hatun'un babası. yalnız son yıllarında Safevî baskısı altında bunalmıştır. 100. Bu misyonla. Irak. Şiî idi.000 kişiyi burada bıraktı.000 muharipten müteşekkil ordusunu yok etti. 23 Nisan 1514'te Üsküdar'dan hareket etti. Memlük ordusu yok edildi. 5 Haziran 1516'da ikinci sonuncu sefer-i hümayununa çıkmak üzere Topkapı sarayından Üsküdar ordugâhındaki otağ-ı hümayununa geçti. Çaldıran'dan günü gününe 2 yıl sonra burada gene çok büyük bir meydan muharebesi geçti. Yavuz'u. Anadolu'da yer yer ayaklanmalar çıkardı. Babası Fatih'tan sonra Osmanoğullarının en bilginidir. Gene bu zafer neticesinde Güneydoğu Anadolu ile Kuzey Irak. Güney Kafkasya gibi ülkelere de hakim olan ve Türkiye'den sonra en güçlü devlet bulunan Safevî İmparatorluğu. Memlûkler. daha 10 yıl yaşadığı halde Çaldıran'ın öcünü almaya asla girişmedi.Şah İsmail.

905. Barbaros Kardeşlerin.5. Türk öncü ordusu Filistinle Sina arasında Han-Yunus'ta bir Memlûk ordusunu dağıttıktan sonra (25 Aralık 1516). O tarihte Memlûk imparatorluğu topraklarında 19 milyon nüfus yaşadığı hesaplanmaktadır (aynı XVI. Tumanbay idam edildi.702. Suriye.000 km2 . tarihin kaydettiği en büyük cihangirlerden biri yapmıştır. 10 Eylülde hareket etti ve 25 Temmuz 1518'de İstanbul'a döndü. Haleb'e girdi (28 Ağustos). Cezayir ve Tunus'ta bir takım üsler elde ettikten sonra amirallerinden Karamanlı Pîrî Reis'i (ki meşhur Kemal Reis'in yeğeni ve büyük coğrafya ve kartoğrafya bilginidir) 1516 Mayısında İstanbul'da Yavuz'a göndermişlerdir. 13 Nisan'da son Memlük Sultanı II. Bu. Afrika 2. otağ-ı hümayûnda. Bu suretle Hazret-i Peygamber'in vefat ettiği 632'den beri Araplara ve 750 yılından beri Abbasî hanedanına ait olan hilafet Türklere geçmiş oldu. İmparatorluğun Temelleri Atılıyor Yavuz'un bu Mısır sefer-i hümayunu 2 yıl 2 ay sürmek bakımından Osmanlı tarihinin en uzun seferidir.000 km2'ye çıkarmıştır (Avrupa'da 1. Ertesi gün Haleb Ulu Camii'nde kendisini İslam halifesi ilan ettiren Cuma hutbesini okuttu. Yavuz. yüzyıl başlarında İngiltere nüfusu 4. Osmanoğulları içinde dedesi Fatih'ten sonra en büyük kumandan. Yavuz bu teşebbüsü desteklemiş ve Cezayir'i fethetmeleri için Oruç Reisle kardeşlerine her türlü yardımı yapmıştır. 19 Mayıs'ta Donanma İskenderiye'ye gelip demirledi. burada Mısır fethinin son hazırlıklarını tamamladı. Kahire yakınlarında 22 Occakta Ridaniye Meydan Muharebesi'nde Memlûk Ordusu'nu dağıttı. Yavuz 9-22 Ocak 1517'de İlkçağ'dan beri hiç bir cihangirin cebren geçemediği Sina çölünü 13 günde geçti. 8 aya yakın Kahire'de kalan Yavuz. 24 Ocak'ta Kahire'ye girdi.950. donanmayı teftiş etmek için İskenderiye'ye gelip Kahire'ye döndü. Batı Akdeniz ile Kafkasya arasında Yavuz gerçekleştirmiştir.557. 50 yaşında Edirne yakınlarında ordugâhında.asla bu derecede büyük bir darbe yememişler ve sultanlarını muharebe meydanlarında bırakmamışlardı.000 km2 olarak teslim aldığı devleti 6. 1512'de 2. Asya'da 1. Yavuz devrinde Cezayir de İspanyol tasallutundan kurtularak Türkiye'ye bağlanmıştır. 8 yıl içinde baş döndürücü işler yapan Yavuz. Medine ve Kahire'den İstanbul'a gönderildi. Osmanlı cihan devletinin temellerini Fatih atmış. Türkiye'ye katıldı. Fatih ve oğlu Kanunî'den sonra en büyük devlet ve siyaset adamıdır. Fransa 12. Hint okyanusu ile Moskova güneyi.373. Barbaros kardeşlerin mücadele ettikleri. Yavuz.000 km2 . Lübnan ve Filistin'i yıldırım harekâtıyla feth eden ve Kudüs'ü de aldıktan sonra Şam'a gelen Yavuz. savaştıkları devlet İspanya . 6 Temmuzda Hicaz.000 km2 ). İspanya 6 milyon idi). Oruç Reisle Hızır Reis'in (Barbaros Hayreddin Paşa) şahsî teşebbüsleriyle gerçekleşmiş. Dedesi ve babasından sonra Osmanoğullarının en bilginidir. Oruç Reis'le kardeşleri Yavuz'un ağabeyi Sultan Korkut'un adamları oldukları için Yavuz tahta çıkınca başlarına bir bela gelmesin diye Türkiye'yi bırakıp 1513 yazında Kuzey Afrika'ya ayak basmışlardır. fakat Yavuz tarafından desteklenmiş bir teşebbüstür. Mekke ve Medine. Dünyanın üçüncü devleti olan Memlük imparatorluğunun tamamının Türkiyeye katılmasıyla neticelenmiş ve Yavuz'u. yeni bir seferin hazırlıkları içinde iken öldü (22 Eylül 1520). Emânât-ı Mukaddese Mekke. Türk toprakları oldu.

misyonları çok çetindi. İspanya kralı aynı zamanda Almanya imparatoru.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. kıvrık burunlu. eserine devam etmiştir (15 Mayıs 1519). Salı günü geçekleşmiştir.. .olduğu için. adaleli ve kuvvetli bir padişahtı.Detaylı bilgi için linke tıklayınız.. zengin ve büyük Hristiyan devletidir ve bu yıllarda Almanya imparatorluğu ile birleşecek.. bütün Amerika sömürgelerinin sahibi olacaktır.. dolgun yanaklı. asır boyunca Avrupa'nın en güçlü. Babası Sultan İkinci Murad. Fatih Sultan Mehmed. annesi Huma Hatun'dur.1481) 29 Mart 1432'de Edirne'de doğdu. Zira İspanya bütün XVI. 1517 başlarında Oruç Reis. Salı. . uzun boylu.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Pazartesi ile Çarşamba arasında haftanın ikinci ya da üçüncü günüdür... İstanbul'un fethi 29 Mayıs 29 Mayıs Gregorian Takvimine göre yılın 149. Ünlü İtalyan ressam Zanaro'nun Fatih'in İstanbul'a girişini temsil eden bir tablosu. Fatih Sultan Mehmed padişah. Yerine kardeşi Hızır Reis "Barbaros Hayreddin Paşa" ve Osmanlı devletinin Cezayir beylerbeyisi olarak geçmiş. Sonraki sene için 216 (Artık yıllarda 217) gün var . fakat Kuzey Afrika'da Türk hakimiyetini gerçekleştirmiştir.. devamlı ayaklanma çıkaran Fatih Sultan Mehmed (1432 .Detaylı bilgi için linke tıklayınız. 1453. 1 Ekim 1518'de Fas sınırında Tlemsen kalesinde İspanyol ordusu tarafından kuşatılıp şehit edilmiş. . Cezayir şehrini fethederek ciddi şekilde bir devlete sahip olmuş. olduktan sonra ilk iş olarak. günüdür. . bu yılın 1 Eylülünde de İspanya ile savaşa başlamıştır..

1228 senesinde Kilikya. Papanın da etkisini kullanarak.. Karamanoğulları meselesini çözen Fatih Sultan Mehmed. Karaman aşireti.. İstanbul'un fethi için gerekli hazırlıklara başladı. . Yıldırım Bayezid'in İstanbul kuşatması sırasında yaptırdığı Anadolu Hisarının . Devrin mühendislerinden Musluhiddin. kısa süre sonra babası idareyi tekrar ele aldı.. yüzyılda Germen kabilelerince yıkıldı.. Oğuzlar'ın Avşar boyuna mensuptur. .. Bizans’ın ortaya çıkışı. Bir Slav boyu olan Sırplar.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. 1094-1270 arasında. Karamanoğlu Beyliği 13. büyük gayesini gerçekleştirmek için. 1487 senesine kadar devam eden büyük Türk beyliğine verilen isim. Amacı Bizans İmparatorluğu.Karamanoğlu Beyliğine karşı sefere çıktı. İstanbul'un Osmanlı Devleti'nin hakimiyeti altında girmesi. onları tahrik etmemek ve zaman kazanmaktı.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Bizans küçüle küçüle sadece İstanbul şehrinin sınırları içinde hüküm süren bir devlet durumuna düşmüştü. Ermenilerden alınınca. Ortodoks mezhebine mensupturlar. Anadolu'daki çeşitli siyasi güçleri de Osmanlı aleyhine kışkırtmaktan geri kalmıyorlardı.. yüzyılda. Fatih Sultan Mehmed. Fatih İstanbul'un fethini düşündüğü için onu bağışladı. . Ancak buna rağmen Bizans'ın varlığı. Bu sırada. Bin yıllık tarihinin sonuna gelmiş olan Haçlı Seferleri. Başkenti Roma olan Batı Roma İmparatorluğu 5.. Karadeniz ticaret yolları ele geçirilmiş olacaktı. Müslümanların elindeki Ortadoğu toprakları (Kutsal Topraklar) üzerinde askeri ve siyasi kontrol kurmak için düzenledikleri askeri akınlardır. Konya ve civarında hakim olup. Hıristiyan olup. Macarlara. Karamanoğulları Beyliği hükümdarı. Avrupalı Katolik Hristiyanların. bin yılı aşkın bir süre varlığını sürdürdü. Roma İmparatorluğu’nun İS 395’te Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmasıyla ortaya çıktı. Saruca Sekban ile Osmanlılara sığınan Macar Urban Edirne'de top dökümü işiyle görevlendirildi. Karamanoğlu İbrahim Bey. Türkiye Selçuklu sultanı Birinci Alaeddin Keykubad (1219-1237). Ermenek taraflarına da Karaman aşireti yerleştirildi. Slav dillerinin güney grubuna giren SırpHırvat dili konuşurlar. Yaptırılan bu büyük toplar İstanbul'un fethedilmesinde önemli rol oynadı..Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Merkezi Konstantinopolis (bugün İstanbul) olan ve Doğu Roma İmparatorluğu da denen Bizans İmparatorluğu ise. Boğazlar tam anlamıyla kontrol altına alınacak ve bu sayede. "Şahi" adı verilen bu topların yanında. ticari ve kültürel yönden önemli bir avantajın daha ele geçirilmesi demekti.. Balkanlardaki Türk hakimiyeti açısından tehlikeli oluyordu. Roma İmparatoru Constantinus’un başkenti Roma’dan bugünkü İstanbul’a taşımasıyla da yakından ilişkilidir.Detaylı bilgi için linke tıklayınız. tekerlekli kuleler ve aşırtma güllelerin üretilmesi (havan topu) yapılan hazırlıklar arasındaydı. Bizans İmparatorları. Karamanoğlu İbrahim Bey af diledi. .Detaylı bilgi için linke tıklayınız. Sırplara ve Balkan kavimlerinden. Türkmen aşiretlerini Bizans ve Kilikya hudutlarına yerleştirmişti. babası Mehmed Bey'dir. Hatta zaman zaman Osmanlı şehzadeleri arasındaki taht kavgalarına karışıp devletin iç düzenini bozuyorlardı. Sırpçaya mahsus sesleri belirtmek için kabartılmış Kiril alfabesi kullanılır. Babasına karşı gelerek onun zamanında hükümdarlığa geçtiyse de. Bizanslılara karşı yumuşak davranıyordu. Dedesi Alaeddin Bey.. . Mehmed Bey'in ölümünden sonra Karaman Beyi oldu. Haçlıların birleşmesini önlemek.

12 Mayıs ve 29 Mayıs'ta yapılan dört büyük saldırıdan sonra Doğu Roma İmparatorluğu'nun 1125 yıllık başkenti olan İstanbul. surları dövmeye başladı. Bundan sonraki günlerde top savaşı. Türk sarığı görmeye razıyız" diyorlardı. Fatih Sultan Mehmed. Ordu. Fatih Sultan Mehmed. tekerlekli kuleler kullanıldı ve bu saldırı ile Topkapı surlarından burçlara kadar yanaşıldı. Yüksekten atılan taş gülleler Bizans donanmasından bazı gemileri batırmıştı fakat bir kısım donanmanın Haliç'e indirilmesi kesin olarak gerekliydi. Fakat İmparatordan gelen savaşa hazırız mesajı üzerine. Osmanlı donanmasına ait bazı gemiler karadan çekilerek Haliç'e indirilecekti. İstanbul'un kara surları önüne gelen Osmanlı ordusu. 29 Mayıs 1453 salı günü fethedildi. İstanbul'un Haliç tarafındaki surlarının zayıf olduğu biliniyordu. lağım kazmalar. İstanbul'un fethinden sonra batıdaki hakimiyeti pekiştirmek. Bizans İmparatoru Konstantin'e bir elçi göndererek. ok. 21-22 Nisan gecesi 67(yada 72) parça gemi düzeltilmiş yoldan Haliç'e indirildi. 53 gün süren ve 19 Nisan. kan dökülmeden şehrin teslim edilmesini istedi. Bu sayede Boğazlar'ın kontrolü sağlanacak. Macarlarla da üç yıllık bir antlaşma yapıldı. tüfek atışları. Osmanlıların bu hazırlıkları karşısında. Turhan Bey komutasındaki bir Osmanlı donanması Mora'ya gönderildi ve İstanbul'a yardım gelmesi engellendi. Ciddi çarpışmalar cereyan etti. 6 Nisan 1453'de kuşatmayı başlattı. buradan gelecek tehlikeyi önlemeye çalıştı. Kuşatmanın uzun sürmesi ve kesin başarıya ulaşılamaması askerler arasında endişe yarattı. Ancak. kızakların üzerinden kaydırılabilmesi için. Haliç'teki Türk donanmasına ait toplar. İstanbul'un fethi. Ayrıca Bizans İmparatoru Konstantin. İstanbul'un fethedilmesini kolaylaştıracak önemli kararını verdi. 19 Nisan'da yapılan ilk saldırıda. Aynı zamanda Haçlı dünyasından yardım isteniyor. İlk defa Ulubatlı Hasan ve arkadaşlarının şehit olmak pahasına tutunmayı başardıkları İstanbul surları. Osmanlı Ordusundaki er sayısı 150. Bizans bu bölgeye zinciri bu nedenle germişti. 29 Mayıs'ta genel saldırının yapılacağına dair kararını açıkladı.000 ile 200. çok önemli sonuçları da beraberinde getirdi. Gemilerin. Çarpışmalar sırasında Bizans'ı koruyan surlar üzerinde kapatılması mümkün olmayan gedikler açılmaya başlamıştı. Surlar sağlamlaştırılıyor ve şehre yiyecek depolanıyordu. Surlar içerisine küçük sızmalar oluyor. Ancak Katoliklerden nefret eden Ortodoks Rumlar. Roma kilisesine bağlanmak istemiyor. Rumeli Hisarı (Boğazkesen) inşa edildi. 400 parçadan oluşan bir donanma inşa edildi.000 arasındaydı. "İstanbul'da Kardinal Külahı görmektense. merkez. Çok şiddetli çarpışmalar oluyor. Bizanslılar şehri koruyan surların zarar gören bölümlerini hemen tamir ediyorlardı. Osmanlı donanması ise Haliç'in girişinde ve Sarayburnu önünde demirlemişti. Galata Cenevizlilerinden zeytinyağı. Fatih Sultan Mehmed. artık direnemiyordu. deniz yoluyla gelebilecek yardımlara karşı tedbir alınmış olacaktı. Venedik ve Cenevizliler de donanmalarıyla Bizans'a yardım ediyorlardı. 6 Mayıs.karşısına. sınırları . sağ ve sol olarak üç kısma ayrıldı. Bizanslılar da boş durmuyordu. ancak geri püskürtülüyordu. Haliç'e bir zincir gerdirerek. Bu kuvvetlere Rumeli ve Anadolu beylerine bağlı çeşitli kuvvetler de katılmıştı. Tophane önündeki kıyıdan başlayıp Kasımpaşa'ya kadar ulaşan bir güzergah üzerine kızaklar yerleştirildi. Cesaretlendirici bir konuşma yaptıktan sonra. büyük ve hareketli savaş kulelerinin surlara saldırıları devam etti. Eflak ve Sırbistan ile var olan barış antlaşmaları yenilendi. İstanbul'u her ne şartta olursa olsun almaya kararlı olan Fatih Sultan Mehmed kumandanların ve alimlerin de bulunduğu bir toplantı düzenledi. Papa ise yapacağı yardım karşısında Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birleştirilmesini istiyordu. Fatih Sultan Mehmed Osmanlı donanmasının kuşatma sırasında yeterince kullanılamadığını ve bu yüzden kuşatmanın uzadığını düşünüyordu. sade yağ ve domuz yağı alınarak kızaklar yağlandı. hazırlıklar tamamlandıktan sonra.

İtalya ( 1480) ve Macaristan seferleriyle Osmanlı İmparatorluğu Avrupa'daki hakimiyetini pekiştirdi. genişlik ve derinliğindeki su ile dolu hendekler bulunurdu. O dönemde başka hiçbir yerde bu kadar sağlam savunma sistemi bulunmamaktaydı. 3. En önde Bizans’ın mobil kuvvetleri savunur. Bizans'ın hapisanesinden Macar Usta .492 m. uzunluğundaki surlar birkaç kademeden oluşurdu. yüksekliğindeki orta surlara gelinirdi. Muhammed'in. Mehmed'in. önce Macarlar ve Venedikliler ile bir barış antlaşması yaparak Balkanlar’da güven ve istikrarı sağladı. İstanbul'un Fethi'nin Nedenleri 1. En arkada ise 12-13 m. Bosna-Hersek. arkasında 7 m. Eflak ( 1462). İslam'ı en uzak yerlere kadar yaymak ve Hıristiyan birliğini bozmak amacıyla Avrupa üzerine bir çok seferler düzenledi.. Bizans'ın Anadolu beyliklerini Osmanlı Devleti'ne karşı kışkırtarak Anadolu'daki Türk birliğini bozmaya çalışması 3. İtalya'ya yapılan sefer sırasında Roma'nın fethi açısından çok önemli bir merkez olan Otranto. Osmanlı ordusu orta surlar önünde çok sayıda şehit vermişti. 2. Bizans'ın Osmanlı şehzadelerini kışkırtarak Osmanlı Devleti'nde taht kavgalarına neden olması 4. İstanbul'un güçlü surlarında gedikler açabilmek için. Boğazlar yolu ile ekonomik canlılığın mevcudiyeti 9. Anadolu ve Rumeli arasındaki askeri geçişin kolaylaştırılmak istenmesi 10. Kara ve deniz ticareti bakımından İstanbul'un önemli bir konuma sahip olması 8. II. Karada 6. 16 yıl süren Osmanlı-Venedik Deniz Savaşları sonunda Venedik barış imzalamayı kabul etti. Savunma mazgalları geçildiği takdirde 5-7 m.1479). Arnavutluk. Eflak Osmanlı eyaleti yapıldı. II. Uzunluk bakımından erişilmez olmasına rağmen Çin Seddi bile savunma açısından İstanbul surlarının yanına yaklaşamıyordu.1459). Bunların arkasında mızraklı askerlerin beklediği savunma mazgalları vardı. Bosna tekrar Osmanlı hakimiyetine alındı. Arnavutluk ele geçirildi. Mora tamamen fethedildi. Anadolu Hisarı( Güzelce Hisar)'nın karşısına Rumeli Hisarı( Boğazkesen Hisarı)'nı yaptırdı. Marmara ve Haliç kıyılarında 820 m.genişletmek. Karamanoğulları ile anlaşarak Anadolu'daki güvenliği sağladı. Sırbistan Krallığı tamamen ortadan kaldırılıp Osmanlı sancağı haline getirildi. Sırbistan (1454. fethedildi ancak Fatih Sultan Mehmed'in ölümü üzerine geri kaybedildi. Ne güzel kumandandır o kumandan ve ne güzeldir o askerler"'' hadisine layık olabilme düşüncesi İstanbul'un Fethi İçin Osmanlı Devleti'nin Yaptığı Hazırlıklar 1. İstanbul Surları İstanbul'un o döneme kadar fethedilemeyen efsanevi bir şehir olmasının en büyük sebebi çevresini kuşatan surlardı. Avrupa-Hristiyan dünyasını kışkırtıp Haçlı Seferleri'ne zemin hazırlaması 5. Boğdan ( 1476). Hz. Venedik ( 1463. Mora ( 1460). Bizans'a Karadeniz'den gelecek yardımları engelleyebilmek için. İpek Yolu'nun Avrupa'ya açılan koluna hakim olmak 7. ''"İstanbul elbet fetholunacaktır. Mehmet. Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki bağlantının sağlanabilmesi için İstanbul'un alınmasının gerekmesi 6. Osmanlı Devleti'nin Rumeli'deki ilerlemesine ve büyümesine engel olması 2. Asıl surların üzerinde bekleyen askerler hiçbir canlının sur dibine yaklaşmasına izin vermezdi. 4. Bizans'ın. Bizans'ın. yükseklikte asıl surlar bulunurdu.

Bizanslılar. Mehmed ülke alan. Kale surlarını güçlendirdiler. 5. suda yanabilen barut. farklı dinlerden insanların bir arada yaşadığı. Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi bitti. bir tören alayının başında şehre girdi.Urban kaçırıldı ve Edirne'de ona. 3. Osmanlı Donanması'nın Haliç'e girmesine engel olmak için. ayrıca bir Yahudi hahambaşlığı ile bir Ermeni patrikhanesi kurdurdu. Mehmet İstanbul’u. Bizans’a yardımın gelmesini önlemek için de Marmara Denizi ile Çanakkale Boğazı'nı ablukaya aldı. o zamana kadar görülmemiş büyüklükte toplar döktürtüldü. bu olaydan sonra "Fatih" (ülke açan. Büyük Kuşatma 23 Mart 1453'te Edirne'den hareket etti ve 6 Nisan 1453’te İstanbul’u kuşattı. Mehmet. 2. Osmanlı Devleti'nin İslâm Dünyası'ndaki saygınlığı arttı. 3. Fener Rum Patrikhanesi Osmanlı himayesine girdi. Fatih. İstanbul surlarına rahat asker çıkarabilmek için tekerlekli kuleler yapıldı. Bin yıllık Bizans İmparatorluğu'na son veren II. aralıklı çatışmalarla 53 gün sürdü. 6. İstanbul'un Fethi'nin Türk Tarihi Açısından Sonuçları 1. Osmanlı Devleti'nin kuşatmaya hazırlandıklarını anlayınca depolarını yiyecek. İstanbul'un Fethi ile Orta Çağ kapanıp. 4. silah. İstanbul'un Fethi'nin Dünya Tarihi Açısından Sonuçları 1. İstanbul'un Fethi ile İpek Yolu'nun Orta Asya'dan Avrupa'ya giden kolunun Osmanlı . Kentin ticaret merkezi olan Galata’dan kaçmış olan Rumların ve Cenevizlilerin dönmesini sağladı. 7. İstanbul'un Fethi İçin Bizans'ın Yaptığı Hazırlıklar 1. ülke açan anlamına gelen 'Fatih' ünvanını aldı. İstanbul'un Fethi ile Osmanlı Devleti'nin Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki Bizans'ın yarattığı tehlike ortadan kalktı. 6. Mehmet. en güçlü surları bile yıkabileceği görüldü. 3. Haliç'in ağzını zincirle kapattılar. ticaret ve kültür merkezi olan bir başkent yapmayı amaçladı. son saldırı hazırlıklarını yapması için Zağanos Paşa’yı görevlendirdi. 4. mühimmat vb. İstanbul. İpek Yolu'nun Avrupa'ya giden kolu ele geçirildi. II. Avrupa'daki ' derebeylik'lerin yıkılmasına ve merkeziyetçi krallıkların güçlenmesine neden oldu. Bu denli güçlü topların yapılması. II. Yükseliş Dönemi başladı. İstanbul’u Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti yaptı. Çandarlı Halil Paşa’nın İstanbul’un fethine karşı bir tutum sergilemesi üzerine. Kuşatma. ülke alan) ünvanını aldı. İlk iş olarak Ayasofya’ya giderek burayı camiye dönüştürdü. Hiçbir yerden destek alamayan Bizans’ın başkenti 29 Mayıs 1453 günü düştü. Yeni Çağ açıldı. Rum Patrikliği’nin yeniden açılmasına izin verdi. Kuşatmaya yardım için bir donanma hazırlandı. İstanbul'un Fethi sırasında kullanılan büyük topların. şeylerle doldurdu. 5. 2. 2. Osmanlı Devleti'nin başkenti yapıldı ve II. İstanbul'un Fethi ile Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan ticaret yolları ele geçirildi. neft yağı ve kükürt ile yapılan Rum Ateşi (Gregois) adlı silahı yaptılar.

Bu olay ' Coğrafi Keşifler'in nedenlerinden birini oluşturdu. Zira. orada eski Yunan ve Roma eserlerini inceleyerek. âlimlerin dostu. . gerek sahsi. sairlerin hâmisi. tarihin kayd ettigi büyük sahsiyetlerin basinda gelir. Onun. MEHEMMED) Kaynaklarin. hakka kail ve maarif erbabina meyilli bir pâdisah olarak tavsif ettigi Fâtih Sultan Mehemmed Han. iyi giyimli. Bu bakimdan onun. beser kudretinin ulasabilecegi en yüksek noktalara çikmis ve kendinden önce veya sonra gelmis olanlarla mukayese edilemeyecek derecede büyük bir hüviyet kazanmisti. kadirsinas. âdil. gerek Osmanli Devleti için çok verimli ve faydali olmustu. FÂTIH SULTAN MEHMED DEVRI (II. Manisa'da geçirdigi ikinci sehzadelik devresi. İstanbul'un Fethinden sonra İtalya'ya giden bilim adamları. sahsiyetini olgunlastiran ciddi bir çalisma ve fikrî faaliyet içinde bulunmustu. sahsiyet ve karekterini oldugu gibi bütünüyle ortaya koymak çok zordur. 5 yil süren bu dönemde o. cesaretli. heybetli. ' Rönesans'ın başlamasına katkıda bulundular. akil. 4. idrak sahibi.Devleti'nin eline geçmesi. Avrupalılar'ı yeni ticaret yolları arayışına yöneltti. Çünkü o.

Bu meyanda o. cografya ve askerlik bilgisine de iyice vâkifti. Yunanca ve Sirpça ögrenme imkânlarini da bulmustu.Bu bes senelik müddet zarfinda o. Dogum tarihi hakkinda farkli görüslerin bulunduguna temas edilen Fâtih Sultan Mehmed'in annesinin kimligi hakkinda da degisik görüsler bulunmaktadir. hesapli ve sistemli gelecegin genç fâtihi. saltanatinin devaminca. Böylece. II. Tarih. Nitekim kaynaklarimiz. plan ve sistem fikrinin lüzumuna esasli bir sekilde inandirmisti. Mehmed'in dogum tarihi 27 Receb 835 (30 Mart 1432) olarak kabul edilmekle birlikte. isminin de Hüma Hatun oldugunu belirtirler. buna yakin farkli tarihler de verilmektedir. Murad'in evliliginden itibaren takib ederler. Latince. Babasi. Murad'in vefati üzerine 16 Muharrem 855 (18 Subat 1451) Persembe günü Edirne'de Osmanli tahtina geçen II. Zira kaynaklarimiz. hayatinin bir solugunu dahi bos geçirmemis olan genç sehzâde. felsefe ve riyaziye (matematik) okumustu. Ayni sekilde Ismail Hami Danismend de Bursa mahkeme (ser'iyye) sicillerine dayanarak konuyu tafsilatli bir sekilde ele alarak söyle der: . bir yandan akademik bir faaliyet devresine girerek liyakatli hocalarin refakatinda malumatini genisletmis. daima baslanacak bir isin plani ve bitecek bir isin endisesi ile yorulacakti. Batili yazarlarca öne sürülmüslerdir ki. Bu farkli görüsler. kaynaklarimiz bu görüslerin tamamini reddedecek sekilde açik ve net bilgiler vermektedirler. II. Döneminin önemli iki dili olan Arapça ve Farsça'yi ana dili gibi ögrenmisti. Devletin. gündüz dinlenmemis. gelecekteki ihtiyaçlarini karsilamak yolunda kendini geregi gibi hazirlamak için gece uyumamis. yasanmis tarih maceralarinin muhasebe ve yekûnu. Fâtih Sultan Mehmed'in annesinin Müslüman Türk oldugu ve Isfendiyar Beyi'nin kizi veya torunu oldugu. konuyu. onu. Bir yandan da dünya cihangirlerinin biyografilerini dikkatle tedkik ederek her birinin dogru ve yanlis taraflarina parmak koymustu.

sayfalarinda bulunmustur. veyahut Hatice Hatun'dur. arastirmasinda bu ihtilaflarin sebeplerini de açiklar. bu haberlesmeyi su ifadelerle dile getirerek o dönemde bile Osmanli Devleti'nde posta vazifesi gören ulak (tatar)larin nasil sür'atli yol aldiklarini ve gizlilige nasil riayet ettiklerini anlatir: "Subatin besinci günü bir ulak. ancak bu da Bursa mahkeme sicillerinin 31. Halil ve diger vezirler tarafindan imza olunmus bulunuyordu. Bu bahtiyar kadinin türbesi Bursa'da Muradiye Câmii'nin sark tarafinda müze idaresince istimlak edilen bir bahçe içindedir. Hüma Hatun'dur." Müellif. Ikinci Murad'in bu kizla izdivaci hicretin 827 (m. üç gün sonra ölüm haberini Manisa'ya getirir. babasi. 64 ve 40. yani Istanbul'un fethinden dört sene evvel yaptirmistir. câmiden yüz metre kadar ilerdedir. Manisa'da sancak beyi bulundugu sirada. mektubu açip okuyunca. 1424) yilindadir. Bizans tarihçisi Dukas.201 ve 370 sayili defterlerinin 35. FÂTIH'IN CÜLÛSU VE KARAMAN SEFERI Fâtih diye tarihe geçen ve Türklerin yetistirdigi en büyük sahsiyetlerin basinda gelen Sultan II. Câmiden çarsiya dogru gidilirken bu zarif âbide. babasinin vefat ettigini gördü."Fâtih'in annesi olarak gösterilen Türk prensesi. "Daha sonralari Bursa mahkeme sicillerinde yapilan tedkiklere göre Fâtih'in muhterem annesi. Mektup. Yalniz kitâbede bu Hatun'un ismi yoktur. Mehmed. Memduh Turgud Koyunluoglu'nun Bursa Halkevi nesriyati içinde çikan "Iznik ve Bursa Tarihi"nin 152-153. 1449) tarihinde. bu ölümü gizli tutarak durumu Manisa'da bulunan genç sehzâdeye bir ulakla bildirir. Fâtih'in annesinin yabanci rivayetlerde iddia edildigi gibi Istanbul'da medfun olmayip türbesinin Bursa'da bulundugunu ve yine ayni yabanci masallarinda iddia edildigi gibi Hiristiyan olarak öldügü için türbesi kapali olmayip. Edirne'den yola çikan ulak. Bununla beraber yeni arastirmalarin ortaya çikardigi gerçek isim ve hüviyeti ile ilgili bilgiyi aynen nakletmeden geçemiyecegiz. Ama konuyu fazla dagitmamak için biz bunun üzerinde fazla durmayacagiz. Vezir-i azam Çandarlizâde Halil Pasa. Bu kitâbenin en büyük kiymeti. Kitabesi Arapça'dir. Edirne'de vefat etmisti. Kastamonu ve Sinop'ta hüküm süren Candarogullari hanedanindan Isfendiyar Bey'in kizi veya torunu Halime. Mehmed. kuvvetli kanatli kartal kusu gibi Manisa'ya geldi ve Mehmed'e iyice mühürlenmis bir mektup verdi. babasi Sultan Ikinci Murad daha hayatta iken ölen annesi için hicrî (m. Müslüman oldugunun kitâbe ile sabit oldugunu artik hiç bir tereddüde imkân birakmayacak bir kesinlikle ortaya koymasidir. Fâtih'in annesinin ismi Hümâ Hâtun'dur. Mektupta babasinin vefatini . sayfalarinda "Hâtuniye Künbedi" ismiyle bahsedilen bu türbeyi Fâtih.

Bu suretle tertip olunan alay. Önünde sarayindaki kullarindan okçular ve çabuk yürüyenler. beylerbeyiler." Gelibolu'dan hareket eden genç pâdisah. silahlarini birakmazlarsa kiliçtan geçirileceklerini. yençeriler üzerindeki nüfuzu.yazdiklari gibi. Sehrin disinda vezirler. Edirne'ye ulasmakta pek acele etmedi. ulema ve ordu tarafindan karsilandi. Buna göre Yeniçeriler. Lehinde büyük tezahüratlar yapildi. . maiyetinden geride kalanlarin gelebilmeleri için Gelibolu'da iki gün daha bekledi. Sultan Mehmed'in ancak onun müdahalesinden sonra tahta gelip yerlesebilmesi. Ancak Çandarli Halil'in büyük otoritesi ve enerjisi sayesinde büyük bir kargasanin önü alindi. Bizans'in bogazlari kesmeleri ve Orhan'i 1444 yilinda oldugu gibi Rumeli'de serbest birakmalari uzak bir ihtimal degildi. sancakbeyleri. Trakya'ya gelmesini yaziyorlardi. o derecede telas ve endise etmedigini görüyoruz. kalan kapikulu askerleri ile alelacele topladigi kuvvetleri. Chalkondyles'in sözünü ettigi Edirne'deki yeniçeri ayaklanmasi. yeni pâdisahin Gelibolu'da bulundugu her tarafa yayildi. yeni Sultan'in. pâyitahta girerek tahta oturdu ve yeniçerilerden sadakat yemini aldi. iki günde Manisa'dan Bogaz'a vararak. Gelibolu'da babasinin ölümü ve yeni pâdisahin geldigi haberi yayildi. Bunun akabinde Sultan Mehmed. Gelibolu Bogazini geçtigini bildirdi. Halil Pasa'nin. bunlarin üzerine sevk ederek. Bu rivayetteki unsurlar. Mehmed. Gelibolu'ya geçmeye muvaffak oldu. civar milletlerce duyulmadan evvel. Bundan sonra onun. yaninda atabegi Sehabeddin Pasa oldugu halde. Halil. yeni sultani beklemelerini ve o geldikten sonra kendilerine ihsanda bulunacagini söyledi. Asker "Çandarli'ya olan hürmetleri dolayisiyla" isyandan vazgeçti. Gelibolu'ya varmasindan sonra olmalidir. mektupta yazilanlara uygun olarak hemen çok (sür'atli) kosan Arap atlarindan birine atladi ve sarayi erkânina: "Beni seven armamdan gelsin" dedi. olaylarin gelismesi ile tam bir uygunluk halindedir. sur haricinde toplanip sehri yagmaya hazirlanmislardi. Genç Sultan. Karaman seferinde adeta tehdidle alinacaktir. Gelibolu Bogazi'ni geçtiler. Halkin bas kaldirip karisikliklarda bulunmamasi için. vakit kaybetmeksizin ve mümkün ise Pigasos (mitolojide kanatli atlara verilen bir isim) cinsinden uçar bir ata binip. bilhassa kayda deger. Bu arada Edirne'ye bir ulak göndererek. Fâtih Sultan Mehmed'in. babasinin ölüm haberini almasi ve Manisa'dan hareket etmesi yeni arastirmalarda su sekilde verilmektedir: "Vezir-i a'zâm. Mehmed. kimseye duyurmadan acele Manisa'ya ölüm haberini eristirdi. pâdisahin vefati. sür'atli bir sekilde hareket ederek iki günde Çanakkale Bogazi'na geldi. iki yanlarinda kahraman dilâverler yaya olarak ve kiliç takinanlar ile mizrakli süvariler arkadan geliyorlardi. yeniçeriler tarafindan. Yedi gün sonra haberi alan Sultan Mehmed. Yeni Sultan adina vaad edilen bahsis ise.

inzibatli ve sistemli bir hazirlik ile manevî bir olus devresinin suurunu tasiyarak artik is basinda bulunuyordu. çocuk yasindan itibaren böyle bir muhit ve bu anlayista bir hoca ve müsahib kadrosu tarafindan çevrelenmistir. pâdisahlik makamina karsi serdengeçti bir pervasizlikla daima medenî cesaret gösterirlerdi. tahtina oturdugu sirada . bu halkanin tam merkez yerinde. Ali Tusî. Bu konuda Bizans tarihçisi Dukas asagidaki ifadeleri kullanarak mevzuya bir açiklik getirir: "Mehmed. Fahreddin-i Acemî. devlet otoritesinin politika ahlâkini kuran ve kontrolü altinda tutan âlimlerden mürekkep müsavir kuvvetlerle kendi kendini çevrelemis olmasi idi. Molla Lütfi. Iste genç hükümdar. hükümdarlik makamina karsi bir tasfiye cihazi vazifesini görmüslerdir. Sultan Murad'in zamansiz ölümü ve oglu Mehmed'in tahta geçmesi sonucunda devletin iç ve dis siyasetinde bir degisikligin olmasi bekleniyordu. kimseden çekinmemis. bir yandan da baraj vazifesiyle coskun ve taskin kararlarinin demlenip durulmasina hizmet etmislerdir. bagli bulunduklari prensiplerin müdafaasini. Mehmed. Molla Güranî. hiç bir idarenin bas çeviremeyecegi bu mücahidler sinifi. kendilerini kimseye borçlu ve zebûn hissetmemekle de hürriyetlerini kimseye bagislamamislardir. Sultan Ikinci Murad'in ölümünden sonra hükümdar olarak Edirne'de gördügümüz müstakbel Istanbul Fâtihi. büyük ve köklü degisiklikleri yapacak olan genç hükümdarin büyük talihi. imanlarinin geregi bildiklerinden. Molla Zirek. Osmanli ülkesinin pâdisahi sifatiyla Edirne'de ikinci defa tahta çikti (16 Muharrem 855/18 Subat 1451). Inalcik. iktidara geldiklerini söylemektedir. Hocazâde. feyzine feyz katarak fikrî ve edebî istiklâlini hazirlamis. tahta oturur oturmaz durumun nezaketini kavramis ve bu sebeple babasinin vezirlerini yerinde birakmisti. irfan ve san'at erbabi. Su kadar var ki. tek basina gözünü hükümdara dikmis olan bu meydan erinin adi Ak Semseddin idi. Zira bu zümre.Babasinin ölümünden onbes gün sonra Sultan II. kendi prensiplerinin sasmaz ölçüleriyle. Devrandan nimet beklemedikleri ve dünyanin varligindan sâd. Sultan Mehmed. Bunlardan Molla Hüsrev. Hizir Bey Çelebi. yoklugundan ise nâsâd olmadiklari için. Osmanli devlet teskilâtinda da. Iste hükümdarin karar ve hareketlerinin tosladigi duvar. hepsinden imtiyazli ve hepsinden cesaretli bir hocasi daha vardi ki. Sinan Pasa. Hoca Hayreddin gibi ilim. bu salâbet ve müeyyideler sistemi idi. Mehmed'in cülûsu ile Vezir-i a'zam Halil Pasa'nin rakiplerinin. Dünyanin hiç bir devrinde.

94) bu durum için "Fitne ve âsûb doldu her diyar" diyerek durumun vehametini ortaya koyar. bu müskül ve sikintili durumda. Cenazeyi orada kendisinin hazirlatmis oldugu türbeye defnetti. Fâtih'in babasi Murad tarafindan ele geçirilmis bulunan yerleri zaptetmis ve Alaiye üzerine yürümüstü. Böylece. Gelen Sirp elçisinin istekleri kabul edildi. Halil Pasa ile Ishak Pasa. Yeni Sultan. Bu suretle Halil basvezir oldu. yeni pâdisahin durumundan azamî sekilde istifadeye çalisti. Bu bakimdan. Despot'un. Anadolu'yu kurtarmak için. II. Mentese ve Germiyan'da faaliyete geçmislerdi." Genç pâdisah. Aydin. 300 bin akça isteyen imparatorun bu dilegini de kabul etti. kendi veziri Sahin'e sordu: "Babamin vezirleri neden uzakta duruyorlar? Bunlari çagir ve Halil'e eski yerini almasini söyle. Ishak da Anadolu ordulari komutanlari ve esrafi ile beraber. yaninda bulunan Osmanli saltanatinin müddeisi. Murad'in resmî müsaadesiyle 1449 yilinda Bizans tahtina geçmis olan eski Mora Despotu Konstantin de. Enverî (Düstûrnâme. Ibrahim Bey. Öyle anlasiliyor ki. Kendi vezirleri ise Hadim Sahin (Sehabeddin) ve Ibrahim. Bu konularda fazla tafsilata sahip olmamakla beraber. batida birçok fedakârliklarda bulunmak zorunda kaldi. Bati Anadolu'da. Fâtih. babamin cesedini Bursa'ya gömsünler. Karaman'dan gönderdigi saltanat davasi güden iddiacilar. o tarafi (bati sinirlarini) emniyete alarak barisi saglamaya çalisti. Sark vilayetlerinin (Anadolu Beylerbeyi) de idaresine nezâret etsin" dedi. Genç hükümdar. barisi teyid ve eski ahidleri tastik ettigi gibi. tahta geçince. tahta çikar çikmaz devletin hududlarinda tehlikeler bas göstermeye basladi. Sultan Ikinci Murad'in son defa ortadan kaldirdigi beylikler için. Anadolu'da durum endise verecek bir boyuta ulasmisti. Bu cenaze alayinda fukaraya pek çok paralar verildi. Ishak da Murad'in cenazesini alarak birçok esraf ve âyâniyle beraber ve büyük bir intizam içinde Bursa'ya gitti. s. Bati Trakya'da Karasu irmagi üzerindeki yerlerin hasilatindan yilda. Konstantin hem tebrikte bulunmak. Sultan Murad'la yaptigi "Yeminle musaddak" muahede ve ittifaklari yenilemeye razi oldu. . ayrica. Gerçekten de Anadolu ayaklanmisti. ister istemez babasinin baris politikasini sürdürmek zorunda kalacagini anlamisti. O zaman Sultan Mehmed.bütün valiler ve babasinin vezirleri. Orhan'in masraflarina karsilik. Karamanoglu Ibrahim Bey harekete geçerek. Anadolu Beylerbeyi'nin bunlarla ugrasmak zorunda kaldigina bakilirsa bu hareketler ilk etapta basarili olmuslardi denebilir. hem de eski andlasmalari tastik ettirmek için bir Bizans elçisi gönderdi. karsi tarafta uzakta duruyorlardi. henüz bir çocuk olarak tahta çiktigi zamanki buhranli durumlar tekrarlanmak üzereydi. Vezirler. âdet vechiyle pâdisahin yaninda yer almislardi. pâdisahin bu sözünü duyunca hemen kosarak usûlleri vechiyle pâdisahin elini öptüler. Ilk defa.

Bu bakimdan. düsmanlari ile olan eski antlasmalari yenilemeyi uygun gören genç hükümdarin bu davranisi.Gelecegin Istanbul Fâtihi'nin bu sekildeki hareket ve davranislari. Rumeli Hisari'nin yapilmasini emredecektir. Galatalilar için. hem susturucu hem de oksayici olmustur. Böylece Bizans. bunu yapamayinca da igfal etmekle durumunu kurtarmaya çalismistir. çocuklugundan faydalanmak üzere Hiristiyan milletlerin nasil harekete geçmis olduklarini hiç süphesiz unutmamis olan genç pâdisah. Bizanslilara karsi mültefit davranmasinin elbette bir sebebi ve mânâsi vardi. açiga vurmayi menfaatlerine uygun bulmadi. herhalde yine böyle bir durumla karsilasabilir endisesiyle olacak ki. Onun için Karaman seferi esnasinda kendisine yapilmis bulunan teklifleri sukûnetle dinlemis ve onlari kabul eder bir tavir takinmisti. kendi bahs ettiklerinden baska hiç bir hukuk tanimayarak. Fâtih'in verdigi cevap. bu sefer de yalvarmak. Bizans hakkinda baska türlü düsünüyordu. içinde bulundugu nazik durum sebebiyle. Bunun için de Avrupa. Edirne'deki cülûsu esnasinda. Galatalilara ait oldugunu ileri sürerek meseleyi diplomatça halletmeye çalismis ise de. henüz hazirlikli bulunmadigi su siralarda. Ilk defa hükümdar oldugu zaman. Bizans'in tesviki ile Hiristiyan milletlerin kendisine bazi engelleri çikarabileceklerini hesaba katarak Bizans'la dost kalmayi uygun görmüstür. yakin gelecekte ne gibi bir tehlike ile karsilastigini ancak o zaman idrak etmis ve hemen agiz degistirerek kuvvetli hasimlari karsisinda her zaman yaptigi gibi. Öyle anlasiliyor ki Fâtih. O da öyle yapti. Hatta Galatalilarin. Anlasma geregince genç pâdisah. Bu bakimdan. Ülkesinin. etrafini ürkütmemesi gerekiyordu. Fakat Karamanoglu Ibrahim Bey itaat altina alinir alinmaz is degismis ve bu seferin dönüsünde pâdisah. Zira onlara göre. kabiliyetsiz bir delikanli olarak taninmisti. onun hakkinda yanlis fikirler beslemekteydi. Bizans'a yersiz isteklerinin güzel bir cevabi idi. muhtemelen Fâtih. Bundan dolayi Sultan Murad'in ölümü ve Fâtih'in . o zamandaki düsüncelerine yaklasmak ve onlari kesfetmek pek güç bir is olmakla beraber. simdilik bu sekilde davranmayi uygun görmüstü. Ancak henüz tahta çikmis olan bu gencin. orayi da dogrudan dogruya Türk topraklarina bagladi. Onun. onun iyi bir diplomat oldugunu göstermektedir. Istanbul kusatmasi müddetince Galata Cenevizlileri ile dost kaldi. hisarin yapilmak istendigi yerin. Istanbul alinincaya kadar onlarin bu sekildeki düsmanca hareketlerine göz yumarak onlari görmezlikten geldi. birkaç defa tahtindan mahrum edilerek Manisa'ya gönderilen Sultan Murad'in bu genç sehzâdesi hakkinda Bizans'ta ve bütün Avrupa'da acele hükümler verilmis ve o. Halbuki Istanbul'un fethini müteakip günlerde. Onun. gizliden gizliye Bizanslilara yardim ettiklerini bildigi halde bunu. devletlerle olan muahedeleri yenilemesi ve onlara karsi yumusak davranmasi böyle bir fikrin ortaya çikmasina sebep olmustu. Böyle bir davranis tabii bir hareketti. Avrupa tarafindan yanlis bir sekilde degerlendirilmisti. Bu hisarin yapilisi.

Aslinda yeni ve genç hükümdar da Avrupa'da böyle bir fikrin yayilmasini istiyordu. "Hiristiyanligi takviye ederek Müslümanligi zaafa götürmeye" çalismisti. bütün kuvvetleriyle bu orduya katilacagini. Avrupadaki mevcud fikirleri. Böylece. Onun yumusak tavri. Bu yüzden hiç kimse. Arnavutlarla Italyanlarin bu orduyu destekleyecegini ileri sürüyordu. gerekse Ikinci Murad dönemlerinde durmadan Osmanlilar aleyhinde faaliyette bulunmustu. Mora despotlarinin. Ona göre uygun bir rüzgârla Hiristiyan ordusunun bir günde Tarent'den Peleponez'e geçecegini. bir firsat vukuunda tekrar ortaya çikacaklardi. Harbe sokabilecekleri kuvvet olsa olsa 60 bin kisi olabilirdi. kadinlara düskün ve budala bir delikanli vardi. Charles'a bildirmisti. onlarda böyle bir düsüncenin meydana gelmesini saglamisti. Fransa kralina öbür Hiristiyan devletlerin basina geçmesini ve Osmanlilara karsi yürümesini istiyordu. Ancak. Osmanli Devleti'ne karsi mümkün olabilen bütün fenaliklari yapmis. Avrupa'da tekrar kök salmaya baslamis ve Hiristiyanlik âleminin kuvvetlerini. çok kisa bir zamanda Türklerin Avrupa'dan kovulacagini. Yildirim ile Timur (Timur-i bî-nûr) arasindaki mücadele ve Yildirim'in maglubiyeti ile sonuçlanan Ankara Savasi'ndan sonra tekrar meydana çikarak. Yildirim Bâyezid'in müthis pençesi altinda bir an ezilmeye mahkum olan bu beylik. Fâtih biliyordu ki. küçük yasta tahta çikmasini firsat bilen bu beylik. Osmanlilara karsi harekete geçmeyi düsünmüyordu. Osmanlilar ve onlarin devleti hakkinda fikirlerini kaleme aldigi bir mektupla Fransa krali VII. Osmanlilara karsi hasmâne (düsmanca) bir tavir içine giren Karaman Beyligi. Phlelphus. Osmanli Devleti'nin kendiliginden sona erecegi hülyasi. buna imkân birakmamisti. Fransa kralinin takib edecegi yolu bile gösteriyordu. hatta Asya'da Müslüman hakimiyetinin kirilacagini iddia ediyordu. Orta Anadolu'da yine bir gaile meydana getirmeye çalismis ise de. genç hükümdarin çok sür'atli hareket edisi. O. Karamanlilar. yasadigi müddetçe. birlikte ve sür'atle hareket etmeleri lazimgelen bu devrede. Baslarinda da harp görmemis. Sultan Murad'in ölümünü takib eden günlerde. Çünkü bu delikanlinin beceriksizligi yüzünden. KARAMAN SEFERI Her firsatta. bu kadarla da yetinmiyor. Fâtih'in. tamamiyle felce ugratmisti. sefih. pesin hükümleri ve yanlis düsünceleri aksettiren bu mektubunda Phlelphus. Çünkü ona göre Osmanlilarin kudreti çoktan kirilmisti. tecrübesiz. Yalniz Franciccus Phlelphus bu düsünce ve fikirde degildi. . gerek Çelebi Sultan Mehmed zamaninda.tahta çikisi her tarafta büyük bir memnuniyet uyandirmisti.

suçunun bagislanmasini istemek ve barisi saglamak üzere bir mektupla Molla Veli'yi pâdisaha gönderir. Sultan Mehmed. Karamanoglu'nun uygunsuz davranislarini ve cezalandirilmasi gereken islerini tahta (Pâdisah) arzetmis. Isa Bey'in böyle zor bir hizmeti basaramayacagini düsünerek onu görevinden alir. Bu durum karsisinda Taseli daglarina çekilmek zorunda kalan Ibrahim Bey. birkaç haramzâde tutup.Gerçekten. Kendisi de edepsizlik ve sirrette yardimcilari olan adamlari ile Alaiye üzerine yürümüstü. Karaman'la savasmak için izin istemisti. Genç hükümdar. kendisi de onu takip etmeye basladi. Yapilan anlasmaya göre Aksehir. genç hükümdarin ilk gailesi. Bunlar. Anadolu Beylerbeyi olan Ishak Pasa. seferlerde de bir miktar Karaman askeri bulundurulacagi taahhüd ediliyordu. karamanoglu Ibrahim Bey. Anadolu beylerinin ogullarindan bazilarina da kuvvet vererek onlari. her birini bir taifeye serdar edüp. Anadolu Beylerbeyi idi. Anadolu'daki diger beyliklerle elele vererek bir talih denemesine daha kalkismasi olmustu. biri Menteseogludur diye Mentese yöresine. sulhun yapilabilmesine tavassutta bulunmalari için pâdisahin vezirlerine çok miktarda hediyeler yollamisti. salginlar saldilar. biri Germiyanogludur diye Kütahya üzerine. Bunlar. Rumeli askeri ile Sofya'da birakti. Yasli Ibrahim Bey ise artik her seyden ümidini kesmisti. Bu arada bir taarruza maruz kalmamak için Rumeli Beylerbeyi olan Dayi Karaca Pasa'yi. Bursa yolu ile Karaman topraklari üzerine hareket ettigi zaman. Beysehir ve Seydisehir tekrar Osmanlilara birakiliyor. Osmanli hududlari içine gönderdi. Fakat Fâtih'in . Beysehir ve Seydisehir gibi yerleri isgal etmesi üzerine. o vilayetleri talan edüp halka karsi olmadik iskenceler yapip. Filhakika vezirlerin "ve ulema ve eimme ve mesayih"in sefaatiyle pâdisah sulha razi oldu. Pâdisahin kendisi de devlet ve ikballe Gelibolu Bogazi'ndan geçip Bursa'ya gelir. oradan. veraset iddia ederek ayaklanmis olanlarin tamaminin Karaman'a iltica ettiklerini isitmisti. Bosalan bu göreve Vezir Ishak Pasa'yi tayin eder. Karamanoglu Ibrahim Bey'in. Genç hükümdar. O günlerde Özgüroglu Isa Bey. ilk seferini Karamanoglu üzerine yapmak zorunda kaldi. bu defa da saltanat degisikliginden istifade etmek istedi. Aydin ve Mentese beylikleri idi. kizini da pâdisaha verecekti. Ishak Pasa'yi Karaman'a dogru gönderirken. Isyan için kiskirttigi bütün elemanlar. Fâtih'in geldigi yerlerde de halkin ona tabi oldugunu görmüstü. Germiyan. bu faaliyetleri ile kendisine bagli olan Aksehir. Kaynaklarimiz bu konuda su bilgiyi verirler: Karamanoglu. bas kaldiran bu kalabaligi dagitmak üzere öncü olarak gönderilir. yine Karamanoglu'nun. Alaiye'ye giderek Venediklilerle irtibat kurmak istedigi gibi. hareketten kalmis. biri de Aydinogludur diye Aydin vilayetine göndermisti. Ayrica. Yine bu anlasmaya göre Ibrahim Bey. Bu yoldaki gâye ve düsüncesini gerçeklestirebilmek için de Venedik Cumhuriyeti ile bir anlasma yapti.

Karaman Beyligi'ni ortadan kaldirmak emeli ile sefere çikmisti. ele geçen bu firsat aninda onu ortadan kaldirmasi gerekirken. Karaman seferinden dönüp Bursa'ya yaklastigi sirada yeniçeriler hünkari karsilayip ilk seferi oldugu için töre geregi sefer bahsisi istediler. bu sefer esnasinda Fâtih'i rahat birakmamislar ve ortada bir sebep yokken onu tehdid etmek istemislerdi. Karamanoglu isine bir son vermeden barisa riza göstermesi. ta Edirne'den kalkarak Anadolu ortalarina kadar gelen pâdisahin. Bu sartlar altinda genç hükümdar. Onun. Ç ünkü her firsatta. Pâdisah.böyle bir evliliginin olduguna dair kaynaklarimizda bir bilgiye tesadüf edilememektedir. yine kipirdanmaya baslamisti. Ayrica o. Çünkü o. daha önceki anlasmaya göre. hem Bizans'in uygunsuz bir zamanda harekete geçip taht ve saltanat müddeisi olan Orhan'i serbest birakmasindan. Karamanoglu hakkinda: "Bizümle saltanat lafin idermis ol Karamanî Huda fursat verirse ger kara yire karam âni" demesi. Zaten o. Karaman seferinde zaman kayb etmesine müsait görünmüyordu. canini sikmisti. Sultan Mehmed için önemli ve gerekli idi. hem de Hiristiyan dünyayi onun aleyhinde harekete geçirmesinden endise ediyordu. Bu durumda. Bu yüzden birkaç gün sonra Yeniçeri Agasi Dogan Bey'i azletti. birdenbire barisçi bir sekilde hareket etmesinin elbette bir sebebi olmalidir. onun Karamanoglu hakkinda nasil düsündügünü göstermektedir. Çünkü en küçük firsatlardan bile faydalanmayi ihmal etmeyen Bizans. Istanbul'un fethi hakkindaki ulvî tasavvurlarini endisesiz bir sekilde tatbikten baska bir sey düsünmüyordu. Zira. hiç te iyi düsünmüyordu. kendilerine Çorlu'dan berisi birakilmis ise de Bizanslilar. Gerçekten de hadiseler. Sehabeddin Pasa ve Turahan Bey'in tavsiyesiyle on kese akça verilmesini emrettiyse de onlarin bu sekildeki hareket ve cür'etleri. . elçilerin ordugaha gelmesi ile açikça ortaya koymuslardi. Yayabasilarini da asker arasinda disiplini saglayamadiklarindan dolayi dövdürterek Yeniçeri Agaligi'na Mustafa Bey'i tayin etti. Bunun için de karada ve denizde bütün komsulari ile baris durumunda bulunmak. Bunu da Osmanli ordusunun Frikya'da bulundugu bir sirada. Öyle anlasiliyor ki. Osmanliya karsi olan düsmanligini açiga çikaran ve düsmanca hareketlerde bulunan Karamanoglu için Fâtih. vezirlerin sefaatinin bir sonucu olmasa gerekir. Karamanoglu'nun tekliflerini yeterli bulmak zorunda kaldigi için barisa riza göstermisti.

pâdisahin hatirinda kirginliga yol açti. Böylece Mentese oglu Ilyas Bey. gerekse Mentese konusunda su bilgileri vermektedir: "Sulhtan (baris) sonra azimetlerini Bursa yönüne çevirdiler. Rodos'a kaçmisti. Konstantiniye'yi ele geçirmek suretiyle "müjdeli emîr" olmak ve Osmanli Asya'si ile Avrupa'sini birbirine baglayip devletin tabiî . Rodos adasina kaçti. Birkaç gün geçtikten sonra.Genç hükümdar. Avrupa kitasindaki topraklarinin garantisi olacakti. babasi Sultan Murad'in vasiyetiyle kendisine tavsiye edilmis ve ecdadi olan bütün sultanlarin zihinlerini isgal etmis oldugu bu muazzam tesebbüsü gerçeklestirmek isteyen Sultan Mehmed. Osmanli Türklerine sadece yeni bir baskent kazandirmayacak. Ishak Pasa. ISTANBUL'UN FETHINE DOGRU Istanbul. ayni zamanda kurduklari devletin. Ankara'da oturmakta idiler. devamli olarak bu fethi nasil basarabilecegini düsünüyordu. Mentese Beyligi'ne göndermisti. Lakin bu uygunsuz hareket. agalari mesabesinde olan Sekbanbasi Kazanci Dogan Bey. adi geçen ülkeden atmaya niyetlenmisti. O ana kadar Ankara'da oturmakta olan Anadolu Beylerbeyileri bundan böyle Kütahya'yi merkez edindiler. Bütün yayabasilar ve dabcilar dayaktan geçti. yeniçerinin durmalarinin sebebini beyan eyleyince. onun agir isiten kulagina hiç olmazsa görmek suretiyle. ihsan için on kese akça ferman buyurdular. Sehabeddin Pasa ile Turahan Bey. Karaman seferi dönüsünde Bursa'ya geldikten sonra Anadolu Beylerbeyi olarak tayin ettigi ishak Pasa'yi. saadetli pâdisahtan bahsis ricasinda bulundular. Sultan Mehmed. Ishak Pasa'ya karsi tutunamayacagini anlayan Ilyas Bey. gerek Bursa'daki olay. Mustafa Bey adinda akilli ve yigit birisi getirildi. Solakzâde. Hiristiyanlarin birleserek Constantinopolis gibi bir üsten harekete geçmeleri ihtimaliydi. dilâverliginin geregi olarak kendisini. Zira bu sehrin fethi. Kendilerini tedirgin eden Rumlar degil. Anadolu Beylerbeyisi Ishak Pasa'yi Mentese iline gönderdi. Agaliga. Yeniçeri alay baglayip. Ishak Pasa'dan sonra bugün de oldugu gibi Kütahya'da sakin olmalari kanun haline geldi. Bursa'ya dahil olduklari gün. O zamana kadar Anadolu Beylerbeyileri. Sehre yakin geldiklerinde. bu vilayetten çikarildi. iyi bir sekilde dövüldükten sonra azl olundu. Schlumberger'in ifadesine göre. Egemenlikleri altindaki ülkelerin merkezinde ve Avrupa-Asya geçidi üzerinde bulunan bu yeni baskent ellerinde olmadan Türklerin kendilerini güvenlik içinde hissetmeleri imkansizdi. Tasarrufu altinda olan memleketlerini ele geçirme yoluna gittiler. Menteseogullarindan Ahmed Bey'in oglu Ilyas Bey üzerine gitmis. onun anlayacagi sekilde sözleri okuyup.

Ibrahim Bey tarafindan saçilmis olan nifak tohumlarini gidermeye çalistigi sirada. biz çocuk degiliz. bu seferi firsat bilerek gönderdigi elçilerle Sehzâde Orhan'a verilen tahsisatin arttirilmasini ve sayet bu yapilmazsa sehzâdeyi Rumeli'ye saliverecegini de tehdid olarak bildirmekte idi. Yalniz sunu biliniz ki hiç bir seye muvaffak olamayacaksiniz. henüz imzasi kurumayan ahde muhalif hareketlerinden dolayi agir sözler söyleyerek elçileri tehdid ettikten sonra: "Simdi Anadolu'ya sefer ettigimizi ve Frikya'da bulundugumuzu gördügünüzden istifade ederek. Anadolu'da. Orhan'i Trakya'ya pâdisah yapmak istiyorsaniz hiç durmayin. Macarlari da getirmek istiyorsaniz dâvet ediniz. Öyle anlasiliyor ki. elinizden ne gelirse yapiniz. O. Karaman seferi esnasinda Imparator Konstantin ve senato. Osmanlilari devamli surette rahatsiz edecekti. diyerek durumu Sultan Mehmed'e bildirir. Aksine ellerinizdekini de kayb edeceksiniz. yakin zamanda Edirne'ye dönecegini ve orada görüserek arzularini yerine getirecegini söyledikten sonra onlari tatli dil ve ümitli bir sekilde geri gönderdi. bir bakima Fâtih'i tehdid ediyordu. sehzâdenin serbest birakilacagini tehdid edici bir dille beyan etmislerdi. Bunu ögrenen Halil Pasa. sayet bu teklifi kabul edilmeyecek olursa adi geçen sehzadeyi Rumeli'ye saliverecegini tehdidkarâne bir sekilde bildirmekte idi. cografî ve siyasî birligini saglamak istiyordu. Bu tekliflere göre imparator. hükümdara bu düsünceyi gerçeklestirme imkanini veren olaylari su ifadelerle dile getirir: "Bizans Imparatoru Kostantin. . Mamafih söylediklerinizi pâdisahima arzedecegim. Hammer. Istanbul'da bulunan Sehzâde Orhan'in her sene verilmekte olan tahsisatinin. ne der ve nasil arzu ederse o olacaktir". Sultan Ikinci Mehmed. Hükümdar. mevsimsiz olarak ve maharetsizce bir hareketle. imparator ve senatonun bu istekleri karsisinda hiddetlenecektir. masraflarini karsilayamamasindan dolayi artirilmasini istemekte.sinirlarini. Onlara. Gelen elçilerin önce vezir-i azami görerek arzularini bildirmeleri. pâdisahin fetih arzusunu hemen uygulamasini tacil (sür'atlendirecek) edecek davranislarda bulundu. protokol geregi oldugundan elçiler. bu tehdidin sonu da gelmeyecekti." Bu neviden bir hareket. Fakat uygun zamani bekledigi için elçileri güler yüzle karsilar. âdetiniz oldugu üzre uydurdugunuz sözlerle bizi korkutmak istiyorsunuz. Zira isi santaja kadar götürmek demek olan bu istek. imparatorun tekliflerini Halil Pasa'ya bildirdiler. Gerçekten. Bizans elçileri ordugaha gelerek Orhan'a tahsis edilmis olan akçanin hemen ödenmesini istemisler ve belirtilen paranin iki misli olarak verilmeyecek olmasi halinde.

. bunlara dedi ki: "Az zamanda Edirne'ye dönmek niyetindeyim. âdetiniz oldugu üzre uydurdugunuz korkuluklari bize göstermek suretiyle bizi ürkütmek istiyorsunuz. Ancak bunu belli etmedi. . Karasu civarinda bulunan köylere. Biz. Siz de daha önce kayb ettiginiz yerleri geri almak için taarruza geçmek isterseniz bunu da yapiniz. Osmanogullarindan olan Sehzâde Orhan. ona "emîr" diye hitab ediyor ve kendisini pâdisah ilan etmek istiyorlar. Orhan'i Trakya pâdisahi yapmak isterseniz hiç durmayin. bunlari ve daha baska sözleri dinledikten ve Pâdisah Mehmed'e söylemek üzere imparator ve senatonun bu tekliflerini duyduktan sonra. bunlardan hiç birine muvaffak olamayacaksiniz. Bunlarin. Elinizden ne gelirse yapiniz. Âdet oldugu üzre elçiler. Orhan'in. tarafimizdan vaki olan tevkifi ve sehirden disari çikmamasi için aldigimiz tedbirler yeterlidir. mürekkebi henüz kurumamistir. fikir ve kudretten mahrum çocuk degiliz. Sizin pâdisahiniz gibi. Bizans tarihçisi Dukas tarafindan tafsilatli bir sekilde su ifadelerle nakledilir: "Budala Bizanslilar. Ya tahsisati iki misline iblag ediniz veya Orhan'i serbest birakacagiz. Aksine ellerinizde bulunani da kayb edersiniz." Mehmed. Simdi ise Anadolu'ya sefer yaptigimizi ve Frikya'da bulundugumuzu gördügünüzden faydalanarak. kemal çagina ermis bir gençtir. parasi olmadigindan ve para istemek için müracaat edecek baska bir yeri bulunmadigindan imparatora basvuruyor. Birkaç gün sonra Bogazi geçip Edirne'ye gelen Mehmed. Bu elçiler vezire dediler ki: "Imparator Konstantinos her sene kendisine verilmekte olan 300 bin akçayi almaya razi olmuyor. Macarlari Tuna'dan bu tarafa geçirtmeyi düsünüyorsaniz onlar da gelsinler. elçilere sunlari söyledi: Ey akilsiz ve saskin Bizanslilar! Tasavvurlarinizdaki seytanliklari çoktan bilirdim. Sultan Mehmed'i tahrik eden bu istekleri ve elçilerin söyledikleri. Oraya geliniz. beytülmaldan infak olunmalari gerekir. Mamafih. söyleyeceklerini önce vezire söylerlerdi. Bu bildiklerinizi unutun. o ne arzu ederse o olacak." Mehmed bu sözleri ve daha buna benzer tatli sözler söyleyerek bunlara yol verdi. Istenilen her seyi vermeye hazirim. Her gün birçok kimse kendisine gelerek. Bizans elçilerini kabul ederek. basvezir ile elçiler arasinda konusulan yukaridaki hususlari duyunca çok hiddetlendi. söylediklerinizi pâdisahima arzedecegim. Orhan ise bunlara ihsanlarda bulunmak ve kendilerine hediyeler vermek istiyor ise de.Imparatorun.. iyi düsünmeden. bos bir fikir ortaya atarak Mehmed'e elçiler gönderdiler. Daha dün denecek derecede yakin bir zamanda sizinle yeminle teyid olunmus ahitnâmeyi yaptik ve diyebiliriz ki. Osmanogullarini beslemeye mecbur degiliz. imparatoru ve sehre ait bütün hususlari orada bana söyleyiniz." Halil Pasa. Yalniz sunu biliniz ki.

Bu geçis esnasinda. Çanakkale'nin ve hatta Sarayburnu ile Bogaza dogru olan yerlerin düsman tarafindan tutulmus olmasi. devamli olarak sinsi bir siyasetle. gövdesi ortasindan ikiye bölünmüs olarak parçalanmak tehlikesine maruz kalirdi. tam ve saglam bir vücud olacak yerde. baska bir devletin elinde kaldikça Osmanli ülkesi. bütün planlarini onun üzerine koruyordu. Bu suretle sadece bir sene bu gelir alinmis oldu. ne kadar korkunç tehlikeler arzettigini hadiseler göstermektedir. Bogazkesen Hisari'nin insasi oldu. Kostantiniyye. Bu gelirin tahsiline memur olanlari ve buna nezaret edenleri oradan kovdu." BOGAZKESEN (RUMELI) HISARI'NIN YAPILMASI Ikinci Mehmed. teskilât. Böylece devlet. Istanbul'un fethinden baska bir sey düsünmeyen Sultan Mehmed. gerkek dedelerinin ve gerekse babasinin girismis olduklari büyük ve cür'etli tesebbüsü gerçeklestirmek istiyordu. Askerî ehemmiyeti kadar âbidevî degeri de yüksek olan bu muazzam kalenin insasi. Su halde. Varna muharebesine gidilirken. Anadolu Hisari'nin karsisina bir kale yapilmasini emreder. Hiristiyan istilasina açik bulunacagi gibi. Karaman seferinden dönerken Çanakkale Bogazi'nin Frenk gemilerince tutuldugu haberini alinca. Bunun için atilan ilk adim. madde .sâdik kölelerinden birini göndererek imparator için tahsis olunan iradin (gelirin) verilmesini yasakladi. bu arada Istanbul'un da. Istanbul Bogazi'na gelip babasinin geçtigi yerden Rumeli sahiline geçer. Avrupa ile Asya arasindaki bag ve alaka da emniyete alinamazdi. düsmani tesvik eden imparatorun elinde bulunmasi yüzünden büyük tehlikeler altinda Ceneviz gemilerine 40 bin duka altin verilerek Rumeli sahiline geçilebilmisti. Nitekim. iki kitadaki Osmanli hakimiyetinin. gerek tuttugunu koparan bir tesebbüs. Türk tarihinin varmis oldugu seviyeyi göstermesi bakimindan önemlidir. Fakat burasi. Tabiat ve cografya. imparatorun elinde bulundukça Osmanlilarin Rumeli'ye tamamen hakim olmalari mümkün degildi. Osmanlilar aleyhinde çalisan Bizanslilar yüzünden. Dört buçuk ay gibi akil almaz derecede kisa bir zamana sigdirilan bu insaat. dogu ve batidaki Osmanli ülkelerine merkez yapmisti. gerek yardimci ve tatbikatçi olarak fikri. Osmanlilar tarafindan Istanbul'un fethi için yapilan tesebbüslerin her birinde bir engel çikarak veya çikarilarak muvafakiyet önlenmisti. Ikinci Mehmed. idâre ve ikmal dehasi olarak hükümdarin. Gerçekten su ana kadar. Istanbul'u.

bu sehri muhafaza eden azizler nerededirler demesinler. pâdisahin emri üzerine." "Kulle-i cedide" diye de isimlendirilen günümüzdeki Rumeli Hisari'nda. .planinda gerçeklestiren kütlenin yüksek bir teknik seviyesine sehâdet etmektedir. Bu camide vazife gören imam (hitabet vazifesi dahil). bu hizmete karsilik her gün 6 akça. makaslama ates ile önlemek ve akintilar yüzünden gemilerin burada. muazzam ordusu ile buradan Avrupa kitasina geçmisti. Bogazkesen Hisari denilen Rumeli Hisari'nin yapilmasiyla ise baslandi. Böylece." Bu münacati yalniz Istanbul halki degil. Istanbul'a sahip olmaktan baska çare olmadigini ortaya koymustu. Ancak "artik Istanbul'un son günü geldi. Deccal'in günleri geldi. Hisar. tehlikelerle karsi karsiya gelmelerinin kazandigi tecrübeleri. Osmanlilarin. Geçisi. ne olacagiz? Veya. Adi geçen hisarin yeri tesbite çalisilirken bogazin en dar yerindeki (660 m. güneyde en uzun mesafeye kadar takip edebiliyordu. bu haberi duyunca çok üzüldüler. gerekse diger yerlerdeki Hiristiyanlarin nasil büyük bir telasa kapildiklarini su cümlelerle belirtir: "Istanbul'da. Bu yeni hisarin. askerî sevk ve idare bakimindan önemli idi. Aralarindaki konusmalarda bundan baska bir seyden bahsetmiyorlardi. bu haber üzerine gerek Istanbul. Fâtih'in vakfiyesinden anlasildigina göre bir de cami vardi. Anadolu'da daginik surette ikamet eden. yani hisarin bulundugu kiyiya yaklasmak zorunda kalacaklarindan istifade ediliyordu. ne yapalim? Ey Allah'imiz! Canimizi al ki. iki kita arasindaki gidip gelmeleri esnasinda. milattan bes asir önce Iran Sahi Dârâ. Sultan Mehmed. Karadeniz'den gelecek her türlü yardima mani olmak ve iki sahil arasinda karsidan karsiya geçmeyi saglayabilmek için. milletimizin yok olma çanlari çalmaya basladi. Bizanslilarin Hermaneum Promontarium dedikleri. müezzin (temizlik isleri dahil) 4 akça ücret aliyordu. Anadolu ve Rumeli'ye fermanlar göndererek bin kisilik bir insaat ustasi kadrosu ile o miktarda amele ve kireçci istedigi gibi insaata ait malzemenin ilk bahara kadar hazirlanmasini emir ile bogazda bir hisar yaptirilacagini bildirir. yaklasan hedefleri toplarinin en uzak mesafesinden karsilayarak. Senin düsmanlarin. bütün Asya ve Trakya ile adalarda bulunan Hiristiyanlar. Bizans tarihçisi Dukas. Zira tehlikeli durumlar. Karaman seferinden Edirne'ye döner dönmez. henüz kuvvetli bir donanmaya sahip olamayan bu devlet için. bu kullarin. adalarda ve garp vilayetlerinde bulunan Hiristiyanlar aglayarak bagiriyorlardi. ancak bu sayede atlatilabilirdi. sehrin yok olusunu kendi gözleri ile görmesinler. karsisindaki hisar ile birlikte bogaz geçisini kapatabilmesi tasarlanmisti. bogazin en dar yeri olup. Sultan Mehmed'in kale yaptirmak istedigi mevki.) bu noktanin seçimi.

O. Mukaddes Agiz'in yukarisina çikarak babasinin* insa eyledigi kaleye yakin bir yerden Allah'in inayeti sayesinde kayiklar ile bogazi geçti. Rumeli Hisari'nin insasina mani olmak isteyen Bizans Imparatoru'na. Anadolu yakasinda bulunan kaleler benimdir ve bunlarin içinde oturanlar da Türktürler. Frenklerin kadirgalari Ege Denizi Bogazina gelerek Gelibolu Bogazini kapatarak. Sultan Mehmed. imparatorun gönderdigi elçiler vâsitasiyle söylenilen seyleri dinledikten sonra: "Ben. Bunlari gören imparatorunuz seviniyordu. Istanbul'un hariminde bir kale yapmak ve hatta bir kulübe bile yapmak istemediklerini. karsi tarafa geçer geçmez. Macar Krali üzerimize yürüdügü zaman o karadan gelirken." Dukas'in. garp tarafinda diger bir kale yaptiracagina yemin etti. Onlarin istemedikleri seyleri. sehirden bir sey almiyorum. Babamin. Simdiden sonra bu husus için gelenlerin derisi yüzülecektir. aldiklari talimat geregi. Anadolu kiyisinda bulunan kalenin karsisina. Kâfirler de sevinç ve meserret içinde idiler. simdiki pâdisah eski pâdisahlara benzemiyor. Sehzade Orhan'in tahsisatindan bahsetmeyeceklerdi. Bizans'in orada oturmaya haklari yoktur. Garpta meskûn olmayan yerler de benimdir. bu yemini yerine getirmeye muvaffak olamadi. Macarlarin gelmelerini bekliyordum. Müslümanlar ise izdirap çekiyorlardi. Edirne'de oturuyor. Imparator. daha çocuktum. beni men etmeye hakkiniz yoktur. babamin bogazi geçmek için ne zorluklara katlandigini ve ne sikintilara girdigini pekala bilirsiniz. Varna civarindaki yerleri yagma ediyorlardi. Çok büyük tehlikeler ile bogazi geçen babam. Her yer benim mülküm altinda bulunuyor. elçiler vâsitasiyle I. Istanbul Bogazi'ni geçmemesi için imparatorun kadirgalari kesiflerde bulunuyorlardi. Macarlar. kale yaptirmak suretiyle Frenklerin gidip gelmelerine mani olmak ve gümrük resimlerini (vergi) hiçe indirip Istanbul'u aç birakmak istedigini beyanla bunu yapmamasi için ne istiyorsa onu vereceklerini bildirmisti. Sayet Mukaddes Agiz'da (Bogaz'da) bir kale insa etmek istersem. babamin Trakya'ya geçmesine mani oldular. Onlarin yapamadiklari seyleri bu kolayca yapabilecektir. Edirne'ye elçiler gönderdi. bu ifadelerinden anlasildigina göre Sultan Mehmed. Murad'dan itibaren gelip geçmis bütün pâdisahlarin. Imparator. Bunlar. Binaenaleyh. O zaman babam. sehrin hendeginden disari hiç bir seye malik degildir. Manuel'in muvafakati üzere Türklerle meskun olan Anadolu sahilindeki kaleyi (Anadolu Hisari) yaptirdigini bildirdikten sonra. Neden buna mani olmak istiyosunuz? Memleketimde istedigimi yapmaya gücüm yetmiyecek mi? Gidiniz ve imparatora deyiniz ki. Pâdisahla anlasabilmek için her fedakârliga katlanacaklardi.Hisarin yapilmasi ile ilgili hazirliklar üzerine telasa düsen imparator. bu isteyecek ve yapacaktir. tarihî . Ben. Yildirim Bâyezid'in. Allah'in inayeti ile bunu ben yapmak istiyorum.

ve üçüncü köseye. "H" ve "D" harflerinin bulunduklari yerlerde istihkamlar yapildi. bu sirada kara yolu ile bogaza gelerek bilirkisilerle (teknik eleman. Rumeli tarafina Anadolu Hisari'nin karsisina bol miktarda insaat malzemesi. hisarin güney-dogu kösesindeki kule insa edilerek malzeme ve çalismalarin selameti emniyete alinmistir. Her ustanin yanina iki yardimci koydu. mühendis) o havaliyi gezdi. Rumeli Hisari'nin yapilmasi hazirliklarina 1451-52 kisinda baslanmistir. usta. Bundan sonra bir rivayete öre önce kiyida. Fâtih Sultan Mehmed. yani deniz sahilinde olan bir kösesine akropol olarak gayet metin bir burç yaptirma vazifesini Halil Pasa'ya verdi. Yamaçta. Rumeli Hisari'nin. Bununla birlikte insaatin bütün mekan ve safhalarinda çalisanlarin sayisinin. Kulelerden ikisi. yani güneyde bulunan diger köseye büyük bir burç yapilmasini Zaganos Pasa'ya.hadiseleri hatirlatmak suretiyle bu tesebbüsündeki hakliligini isbat etmeye çalisir. bunlarin yapilmasina özen gösteriyor ve bizzat nezâret ediyordu. bizzat Sultan Mehmed tarafindan tasarlanmisti. Vezir Sehabeddin Pasa da bütün insaata nezâret etti. Buna göre her "Mim" (M) harfinin yerinde bir kule bulunmasini arzuluyordu. Iki sahil arasindaki mesafeyi ölçtürdü. kale insasini üç vezir arasinda taksim eder. Pâdisah. Bu insanlarin. "insaati arsin üzerine ustalara taksim etti. hisarin duvarlarinin Arapça "Muhammed" kelimesi seklinde olmasini istediginden planini da ona göre tasarlamisti. Gerçekten üç köseli olarak düsünülen hisarin projesi. Kereste Izmit ile Karadeniz Ereglisi'nden. Buna göre 21 Mart 1452'de insaatina baslanan Bogazkesen . amele ve kireççi gelmisti. yukarida verilenden daha fazla olduguna isaret edilmektedir. bizzat Sultan Mehmed'in idaresinde 1000 kadar usta ve onun iki misli isçi çalistirilarak dört ay gibi çok kisa bir zamanda (Hammer'e göre üç aydan daha az) tamamlandigini belirtmektedirler. Kaynaklar. taslar ise Anadolu tarafindan getirilmisti. birbirinin yaninda ve burunun eteginde idi. Eski an'aneye uyularak. Zira Dukas. Çalismak üzere külliyetli miktarda insan gelmisti. Ustalar bin kisi kadardi. Üç kösenin doguda. Onun için bu isten vaz geçmesinin mümkün olamayacagini tehdid yollu bir tarzda ona bildirir. Kale duvarinin iç ve dis taraflarinda da miktari kâfi ustalar ve yardimci ustalar çalistirdi. Ilkbaharin baslangicinda Mart ayinin sonlarina dogru." demektedir. Denizin akintisi hakkinda malumat aldi. kule ve surlarin bir kisminin yapilmasina nezâret ettikleri anlasilmaktadir. Üçüncüsü denize daha yakindi. Kalenin yapilacagi sahayi kendisi tayin ile hududunu tesbit ettirdi. Nitekim hükümdar. masraflara katildiklari görülür. yani kuzeye düsen tarafa yapilacak burcu da Saruca Pasa'ya verdi. hisarin yapilmasinda devletin ileri gelenlerinden de faydalanildigi ve bunlarin. Sultan Mehmed.

bes-alti bin kisinin çalismasi sonucunda Temmuz ayinin sonlarinda tamamlandi. adi geçen hisarin. Rumeli Hisari tahkimatinin. günümüzün tabiye esaslari hakkindaki görüsleri kadar ileri oldugunu müsahede ettigimizden." . Fatih zamaninda Osmanli Rumeli Hisari'nin askerî önemi üzerinde duran ve bu konuda epey bilgi veren Hüseyin Dagtekin. günümüz askerî tekniklerine uygun bir sekilde onu nasil mükemmel bir sekilde insa ettirdigini söyle anlatir: "Gerçekten. insa edildigi yere ve çevreye intibak ettirilmek suretiyle vücuda getirilmis tipik bir tahkimat örnegi teskil ettigi görülür. Bundan baska. insa edildigi yerin aslinda insaata müsait olmadigini. yeni hisarin en mühim bahsi olan bu konuyu islerken kalenin. besyüz yil önce insa edilmis oldugu halde.(Rumeli) Hisari. bir benzerine güç tesadüf eildebilecek kadar büyük bir maharet gösterilerek. görülen arazi üzerine yerlestirilmesinde hakim olan askerî görüsün. buna ragmen Osmanli hükümdarinin. modern bilgilerin verdigi görüslerle tedkik etmekte herhangi bir tehlike olmadigini sözlerimize ilave edebiliriz. kiymetinden hiç bir sey kaybetmeden. en gayr-i müsait arazi sartlarina ragmen.

hem arazi hem de surlarla ilgili tedkikler yaptiktan sonra 1 Eylül günü Edirne'ye dönmüstü. Böylece karsi karsiya bulunan iki hisar sayesinde. Gece gündüz Istanbul'u nasil alabilecegini ve nasil bu sehrin sahibi olabilecegini düsünüyordu. Edirne'deki sarayinda vakit geçiriyor. sonbahar baslamak üzere idi. tecrübelerinden. hakli veya haksiz endiselerle onu böyle bir maceraya atilmakta desteklemiyorlardi." Iç dünyasinda. Hisarin insaati esnasinda. sadece bu dönemdeki askerî mimarînin ne denli saglam olduguna bir iki örnekle isaret etmek isteriz. iki gün Istanbul surlarini ve hendeklerini tedkik ettikten sonra buradan ayrilip. Bu yeni kaleye top ve topçular kondu. Osmanlilarin ilk müstahkem mevkileri hakkinda bize bir fikir vermektedir. fakat gözüne uyku girmiyordu. zihnî ve ruhî imkanlarini bütün hizi ve bereketiyle hep bu nokta üzerinde toplamisti. Kostantiniyye'nin fethi mevzuunda kendisini. Sultan Mehmed. deniz tarafindan gelebilecek bir saldiriya ugramamak için. Eylül ayinin ilk günü Edirne'ye döner. Bilindigi gibi. Bogaziçi'nde yaptirilan Anadolu Hisari ile Fâtih Sultan Mehmed tarafindan yaptirilan Rumeli Hisari surlari ve Istanbul'un alinmasindan sonra Theodosius surlarinin stratejik bir noktasinda yapilan Yedikule. uzun asirlarin gönlünden ve dilinden yuvarlanagelen bir manevî müjdenin son ve gerçek temsilcisi olarak gören hükümdar. genç hükümdarin Istanbul'u almak için ne denli kararli oldugunu verdigi su bilgi ile ortaya koymaktadir: "Harman vakti geçti. bilgilerinden. Istanbul'un fethinden önce Yildirim Bâyezid tarafindan. ISTANBUL FETHININ HAZIRLIKLARI Fâtih Sultan Mehmed. onun maiyetine dört yüz yeniçeri askeri ile silah ve cephane verdi. Onun buradaki en önemli düsüncesiIstanbul'u almakti. Rumeli Hisari (Bogazkesen)'nin tamamlanmasindan sonra ordusu ile birlikte Istanbul surlarina iyice yaklasarak sehri yakindan görebilmisti. Osmanli askerî mimarisinin güzel bir örnegi olan bu hisara yerlestirilen silah ve diger mühimmattan bahsetmeden. Bundan sonra. Hatta daha da ileri giderek. Hisarin komutanligina Firuz Aga'yi tayin eden hükümdar. onun kararini tasvib etmediklerini ortaya koyuyorlardi. Böylece. Nitekim Dukas. hamiyetlerinden ve korkularindan söz açarak önüne yiginlarca engeller çikariyorlardi. O.Ilk dönem. Bununla beraber çevresini teskil eden devlet adamlarinin mühim bir kismi. bogaz geçisleri kontrol altina alinmis oldu. O devri yasamis bir tarihçi olarak . Gelibolu tersanesindeki donanmadan otuz kadar harp ve bir hayli nakliye gemisi bogaza getirilmisti. Edirne'ye gitmek üzere olan hükümdar.

bu mücadeleleri özetle söyle anlatir: "Her çend erkân-i devlet ve mülâziman-i hazret. pâdisahin düsüncesi yaninda kendilerininkinin bir sey ifade etmeyecegini. cem'-i asakir eyleyüb çare bulmadiklarin sem'-i serifine ilka ederler idi.. kendilerini baskalari ile müsavere etmekten alikoymamali. âyine-i zamir-i münirimde bir suret mürtesem olmustur. "Insanlar. Niçin böyle güzel ve degerli bir yer ülkemin ortasinda ve idarem arasinda olup ta saltanatim günlerinde küfür ocagi. ortaya atacagi konu üzerinde herkesin fikrini açikça belirtmesini istemisti. ve mülûk-i mâzinin fethü kasdinda hazayn (hazineler) harc idüp. Peygamberin dahi bundan müstagni kalmadigini ve böyle yapilmasini tavsiye ettigini*." Öyle anlasiliyor ki Pâdisah. yedirilip içirildikten sonra dualar edilmis ve bundan sonra da vezirler tarafindan devlet isleri ile ilgili olarak hükümdara bilgi verilmisti. Allah Teâlâ'yi bilip onun birligini kabul etmek ve yasandigi müddetçe onun "dergâhina takarrub" etmeye gayret etmek oldugunu.Tursun Bey. illerde ünü taninmis ve tarih kitaplarinda yazilmistir. taskinlar yatagi ve âsiler duragi olsun. Zira toplantiya gelenler agirlanmis. Meclistekiler. devlet erkâni ile ulema ve komutanlarin fikirlerini ögrenmek üzere onlari bir toplantiya çagirdi. anlayis ve zeka bakimindan ne kadar ileride olurlarsa olsunlar. bu vesile ile en iyi ve faziletli insanin. Günümüzün Türkçesiyle söylemek gerekirse o söyle diyordu: Irem baginin kendinden bir köse oldugu Kostantiniyye. ismi ve resmi ile illerde meshur ve dillerde mezkûr ve kütübi tevârihte mesturdur. Elhasil niyetim ve himmetim ânun üzerine mukarrer ve musammam olmustur. meclistekilere "müddet-i medid ve ahd-i baiddir ki. Ne vechi vardir ki." düsüncesine sahip olan hükümdar." Fakat pâdisah bunlara asla iltifat etmezdi. Bundan sonra yaratilistaki gayenin. fakat pâdisahin emirlerini yerine getirmis olmak için düsünebildiklerini arzedeceklerini söyleyince pâdisah tekrar söze baslayarak: ". bu tavsiyesinde de onun. ânun gibi menzil-i serif ve makami latif benim vast-i memleketimde ve arsa-i vilayetimde olup dahi eyyam-i devletimde küfr ocagi ve bagiler yatagi ve tagiler duragi ola. Kisacasi . küfür ve dalalet içinde bulunanlara karsi cani ve mali ile cihad eden insan oldugunu hadislerle belirtir. Iste bundan sonradir ki Fâtih Sultan Mehmed. Ve âna taarruzdan ziyade fitneye sebep olmak tevehhümatin ve ihtimalatin söylerler idi." der. tasrih ü kinaye birle.. ânun metânet ü menâatini. Hz. adi ve sani ile dillerde söylenmis. "Belde-i tayyibe-i Kostantiniyye ki bag-i irem andan bir kûse ve süreyya nâk bostanindan bir kemterin kûse. fikir. Kur'an-i Kerim'in âyetini** gözönünde bulundurdugunu söyleyerek. Buna inanmasa bile pasanin bazi süpheli hareketlerini kendisi de görmüstü. Dünya devleti müebbed olmaz ve cihan-i fânide kimesne baki ve muhalled kalmaz" der. Âni sizinle müsavere muraddir" diyerek söze baslar. Herhalde bu toplantinin mahiyetini kimse bilmiyordu. zaman zaman. Vezir-i a'zam Halil Pasa'nin. Bundan sonra Sultan Mehmed. Rumlari himaye etmekte oldugunu duyuyordu. Bu sebeple. bu meziyetler.

Fakat meseleyi isten anlayan kimselerle müsavere etmis ve buranin "akl ü tedbir"le alinabilecegi sonucuna varmisti. akilli. burayi elde etmek istemenin seytandan hayir ummaya benzedigine hükmediyorlardi. gerekse Fâtih'in kararligi hakkinda su bilgiyi verir: "Bu sehri.* Tacizâde Cafer Çelebi de (s. onlarin kahramanlik ve meziyetlerinin benzerini gösterebilecegimizi ortaya koyalim. nice tehlike ve sikintilarla kisa bir zaman içinde Asya ve Avrupa'daki bütün bu yerleri ele geçirip oralarin hakimi oldular. bir kismi da muhalif kalir. onlarin en has nesli oldugumuzu. unsurlar kendisine pek açik surette boyun egiyordu. buranin fethine imkân bulunmadigina. Umarim ki. giris ve çikis noktalarinin zorlugunu ileri sürerek Istanbul fethini. savasçi kâfirlerin eli altinda kalmasini iyi görmüyordu.Bizans'in üzerine gitmeye niyetliyim. siddetle müdafaa edilecegine göre. Onun için böyle bir tesebbüse girismemek icab ederdi. Rum. pâdisahin bu düsüncesini yerinde bulup gerekenin yapilmasi için hazirliklara baslanmasini istiyorlardi. sayet Allah dilemez ise. alinmasi güç bir sehirdi. cesur ve celâdet sahibi olanlar. ülkesinin ortasinda bir küfür beldesi olarak kalisindan. Bu sehrin. Çünkü içinde bol nüfusu ve etrafinda çok kuvvetli bir suru vardi. devletin prestiji azalacakti. Sehrin. gündüz koruyordu. Gerçi hükümdar. alinamama ihtimali de vardi. Bir kisim devlet erkâni. Bunun aksine basit ve elde edilmesi kolay bir isi de. alisilagelmis nice imkânsizliklar. isi müzakereye baslar. buranin zaptini. Bu arada devletin kurulusundan. Muhaliflere göre Istanbul. gerek sehrin zaptinin zorlugu. bundan dolayi devlet erkâninin bu husustaki fikirlerini ögrenmek istedigini belirtir. Bir kismi ise surlarin saglamligi. Bunun üzerine meclis. Böyle bir durumda. 8) Meclisteki bu farkli iki görüsü söyle nakleder: "Vezirlerden degisik görüsler geldi. bundan vazgeçilmesinin daha uygun olacagini söylediler. cümle âlem onu yapmaya . gök kubbenin fethine denk sayilacagindan. Rumeliye geçisten. buraya mâlik olmaya çalismanin soguk demiri dövmeye. Keza onlar. pâdisahin fikrine uyar. Kâfirlerden büyük bir kalabalik bu sehri gece. Lakin yüce hazrete yüksek himmet. Bu fikirler karsisinda genç sultan: "Allah'in takdiri olunca. Anka kusunu avlamaya benzettiler. kutlu kuvvet. sözlerine söyle devam eder: "Kendimizi ecdadimiza layik olmayan halefler olarak göstermeyelim. Isabetli görüsleri olan zeki. Zira onlar. aksine. saglam ve kötülüklerden arinmis nefs verildigi için. tedbirimiz Allah'in takdirine uygun düser. dedikten sonra Bizans isini halletmeden hiç bir mühim tesebbüse girismeyecegini. Dogru ve saglam düsünce sahibi olanlar. Nice büyük sehir ve kaleleri fethe kadir oldular. Sam ve Trabzon denizlerinin kucakladigi iki kita sarmisti. Istanbul'un. kâfirlerin elinden alinmasinin muhal (imkânsiz) olduguna. Bizans'in bol malzemeye ve külliyetli miktarda silaha sahip oldugunu biliyordu. kolaylasir. Bütün kâinat onun aksine çalissa da fayda vermez. Bizans'in tezvirat ve çevirdigi entrikalardan bahseden pâdisah. Nisanci Mehmed Pasa.

emekleri. Bu gemilerin bir kismi zirhli olarak yapilmisti. bu orta malini "fi-sebilillah" cihada tesvik etmesi pek tabii idi. Rumeli ile Anadolu'daki Osmanli sehir ve kasabalarinda geceli gündüzlü çalismalara baslandi. dümenci ve diger görevlileri yerlestirdi. Bunlarin 12'si . Muhalif grup. Fakat Gelibolu ile Edirne'deki faaliyet hepsinden daha fazla idi. gerekse kusatma için kara ordusundan çok. hevesleri ve heyecanlari ile yardim ediyorlardi. O. Bundan baska o. Aksine. bu muhalefetten fena halde cani sikilmis olmalidir ki "eger o kal'anin benim elimde feth olmasi mukadder olmus ola. hamleci kararlarina. saf demirden de olsa öfke ve kahr atesi ile onu eritip mum gibi yumusatirim" der. Islâm'in yüce prensiplerini ortaya koymaktir. sadece Hakk'in lütuf ve yardiminadir. zaman asimi yüzünden tamire muhtaç olanlari da tamir ettiriyordu. gerekse tamir konusunda hiç bir masraftan kaçinmamisti. Kritovulos. bu fikrinde kendisini destekliyor. genç hükümdarin bu neviden faaliyetlerinden bahsederken sunlari söylüyor: "Bir taraftan yeni gemilerin insasi. Komutasi Gelibolu valisi olan Baltaoglu Süleyman Bey'e verilmis olan bu donanma." diyecektir. deniz kuvvetlerine önem verdiginden bu ordunun daha iyi ve itinali seçilmesine gayret etti. ne de savas âlet ve vasitalarinin fazlaliginadir. ülkesinin kiyilarinda bulunan gemileri toplayip onlara komutan. Gelibolu'dan hareket ettigi aman 147 harp gemisinden mürekkepti. sancakbeyleri ile subasilarina ve askerlikle ilgili olanlarin tamamina "ahkâm-i serife" yazilarak bahara kadar hazirlanmalari ve savasa katilmak üzere toplanmalari emrolundu. Bu arada bakir kapli (zirhli) gemilerin de yapilmasina itina gösteriliyordu. bu ikinci grubun fikrine katilanlarin basinda Aksemseddin geliyordu. bir taraftan genç hükümdarin ruh yapisinda bir cihad açarak onu kendi kendisinin emîri kilip kütle emrine kostuktan sonra. Esas gayem de. Eger o kalenin benim tarafimdan fethi takdir buyurulmus ise. Meclis disinda. Pâdisahin. 1453 baharinda Gelibolu'dan Istanbul'a dogru hareket etti. burç ve barulari tas ve topraktan degil de demirden olmus olsa ates-i hism ve kahrla mum gibi eritip yumusak eylerim. öbür taraftan da. Bu konudaki ümidim ne mal ve mülk bolluguna.yönelse." Donanmadaki bu gemilerin sayisinda farkli rakamlar verilmekle birlikte genellikle su rakamlar üzerinde durulmaktadir: Donanma. Gelibolu'da tezgahlara yeni yeni gemiler konuyordu. Gerek savas. ne ordu ve kahramanlarin çokluguna. kale burçlari tas ve topraktan degil. Istanbul'un feth edilmesine dair karar çiktiktan sonra. O. Otuz ve elli çift kürekle sür'atli bir sekilde hareket eden hafif gemiler de yaptirdi. Meclisten. Çandarli Halil Pasa etrafinda toplaniyordu. gerek yeni gemi insaati. yine de basaramaz. Hükümdarin yakinlarindan bir zümre ise. Bu sebeple. beylerbeyilerine.

Allah'in inayeti ve Peygamberin imdadi ile Istanbul'u alacagini. ister sarayinda bulunsun. Bana Istanbul'u ver. "Sevketmeâb! Devletin büyüklerini. ne sekilde harb ederse ve ne gibi vasitalari kullanirsa Istanbul'u zapta muvaffak olacagini düsünüp zihnini yoruyordu. Bu bekçiler. Senden yalniz bir sey istiyorum. "Lala. Bu gece sohbeti ve olaylari ile ilgili olarak Bizansli tarihçi Dukas. asker kiyafetinde bütün Edirne'yi dolasiyor ve hakkinda söylenen sözleri bizzat dinliyordu. ata binerek yalniz basina.çektirme. gerek yatarken." Halil Pasa. bunlar nedir?" diye sordu. Bu gemilerin içinde kürekçilerden baska yirmi bin kadar azeb askeri bulunuyordu. saray bekçilerinden birkaç tanesini göndererek Halil Pasa (Çandarli)'yi saraya getirtti. Uyku zamanlarinda bile fethi düsünen padisah." Iste yine böyle uykusuz geçirdigi gecelerin birinde Çandarli'yi huzuruna getirterek. Bizanslilar da. Pâdisah da cevap olarak dedi ki. onun bu andaki halet-i ruhiyesini su sözlerle bize nakleder: "Mehmed. gerek uyanik bulundugu zamanlarda.bazan yaya yürüyerek. pâdisahin bu son sözü ve talebi üzerine titredi. Hemen etek öperek altin tepsiyi önüne koydu. Karisi ile çocuklarini öptükten sonra çikti. bazan yanina iki kisi alarak. Beraberinde altinlar ile dolu bir de altin tepsi aldi. pâdisahin yatak odasina girdigi vakit. ister sarayin haricinde olsun. 55 tanesi de küçük çaptaki gemilerdi. altin ve gümüse aldanmamasini kendisine ihtar ettikten sonra. Onlarin sag eli mesabesinde idi. . pasanin konagina giderek. geceli gündüzlü durmadan çalisiyordu. elleri bos girmek âdet degildir. Halil Pasa. bu iste kendisine yardim etmesini söyledi. Pâdisah altinlari görünce. Edirne'ye gelince: Buradaki hazirliklarla bizzat padisahin kendisi mesgul oluyor. muharebenin yakinda baslayacagini. huzurunuza çikmak için getirdigim bu altinlar benim degildir. pâdisahi oturmus ve elbisesini giyinmis bir vaziyette gördü. gece gündüz. pâdisahin iradesini. pâdisah fevkalade bir saatte huzuruna davet ettigi vakit. gece yarisindan sonra. "Senin altinlarina ihtiyacim yoktur. Daha önce de belirttigimiz gibi pasanin kalbinde bir korkusu vardi. pâdisahin kendisini davet ettigini söylediler. 80 tanesi çifte güverteli kürekli. çok defa yataginin içinde rahatsiz bir gece geçiriyordu. Sana ait olan altinlari sana takdim ediyorum". Zira öteden beri Bizanslilarin hukukunu müdafaa ediyordu. pasanin harem agalarina bildirdiler. Çok defalar aksam olunca. çok mühim bilgiler vermektedir. Bunlar da pasanin yatak odasina giderek. Halil Pasa bayilacak derecede korktu. Hatta sana bunlardan fazla altin ihsan edecegim. Dukas. O da cevaben dedik ki. Ben ise. Ona göre: "Bir aksam.

Binaenaleyh bu hususta müsterih ol. Ben eminim ki. sabahlara kadar Istanbul'un fethi isi ile mesgul oluyordu. Gerçi topun bir harp silahi olarak kullanilmasi Istanbul'un kusatilmasi ile birlikte baslamis degildir. çaplari ve sayilari itibariyle fazla bir sey ifade etmiyorlardi. Bu ihtarlardan sonra pâdisah. Orban da çok büyük çapta bir top yapabilecegini. Fakat o tarihe kadar toplar. Mehmed. Halil Pasa'ya ruhsat verdi ve "sulh ve müsâlemetle" git dedi. Surasi bir gerçektir ki. Mehmed o gecelerde. Eline sehrin haritasi ile mürekkep alarak ve sehrin etrafindaki mevkilerin seklini resm ederek. Istanbul'un fethinde en önemli rolü oynayan vâsitalardan biri toptur." Halil Pasa'nin bu sözleri. kani kurutan ve isiran ihtarlar da vardi. Velhasil bütün gece bu hazirliklarla mesgul oluyor. Halbuki pâdisahin bu oksayici sözleri arasinda kalbi burkan. o tarihe kadar görülmeyen sayi ve çapta top yapilmasina önem verdi. Altin veya gümüs paralar seni aldatarak. Türkler pasaya "kâfir ortagi" adini taktilar ve herkes ona "dinsizlerin ortagi ve yardimcisi" diyordu. Istanbul'u da sana ihsan edecektir. bu korkunç ejderi biraz teskin etmisti. gece verilen kararlarin akillica ve düsmana karsi hilekârane tatbik ve icrasini emrediyordu. Büyük çapta toplarin yapilma isini Orban (Urban) adindaki Macarla Türk mimarlarindan Müslihiddin ve mühendis Sarica üzerlerine aldilar. yakindan ilgilendigi baska bir konu daha vardi. canlarimizi feda edecegiz ve kanlarimizi dökecegiz. bunlari ve buna benzer baska oksayici sözleri söyledi. gözüme uyku girmiyordu. . intac etmek istedigim büyük isi geri birakmaya sevk etmesin! Bizanslilarla yakinda ciddi bir sekilde harp yapacagiz. Bu da ordusunu toplarla techiz etme isi idi. Fâtih Sultan Mehmed. senin elinden kurtulmayacaktir. harp fennine asina olanlara toplarin ve muhasara aletlerinin nerelere konmasi lazim geldigini tesbit ettigi gibi. Yataga yatiyor ve kalkiyordum. büyük iste muvaffak olmak ugrunda birbirimiz ile yarisarak mallarimizi. sabahlari. pâdisahin son talebine karsi dedi ki: "Sevketmeâb! Bizans Imparatorlugu'nun büyük bir kismina seni sahip etmis olan Cenab-i Hak. bu silahin tahrib gücünün büyüklügüne inandigi içindir ki. hendeklerin baslarini ve merdivenlerin surun hangi tarafina konmasi lazim geldigini gösteriyordu. Halil. Saruca büyük bir top dökmeye muvaffak oldu. Allah'in yardimi ve Peygamberin imdadi ile Istanbul'u alacagiz". lagim açilacak yerleri de resim (plan) üzerinde isaret ediyor." Edirne'de bulunan Fâtih Sultan Mehmed'in.pasanin bu sag elini hediyelerle doldururlardi. Tarihte bir topçu parkina sahib olan ilk hükümdarin Fâtih oldugu belirtilmektedir. Halil'e dedi ki: "Yatagimin bu bas yastigini görüyor musun? Bu yastagi bütün gece yatagimin bir ucundan öbür ucuna ve diger uctan öteki uca nakletmekle mesgul oldum. Allah'in inayeti ile ben ve bütün kullarin.

Kendi nezâreti altinda döktürmüs oldugu toplardan biri çok büyüktü. Istanbul muhasarasinda çok büyük rol oynayacak olan bu essiz toplarin en ince teferruatina kadar bütün hesap ve planlarini kendisi yaptigi gibi. Top. Istanbul'dan bes mil kadar uzakta bulunan bir yere gelmis oldu. Yollarin kötü yerlerine tahta dösemek ve köprü yapmak üzere ayrica elli usta ile ikiyüz amele önden gidiyordu. Bu kasabalar. Turhan Bey ile ogullari Ahmed ve Ömer Beyleri Mora topraklarina akina memur etti. Anadolu askerleri. techiz ediyor ve belirlenen zamanlarda yerlerinde bulunmalarini saglamak için çalisiyorlardi. Ikinci Mehmed. Despotlarin kuvvetlerini yok ederek onlara göz açtirmadigi gibi Bizans tarafindan beklenen yardimin gelmesine de engel olmuslardi. Edirne'den Istanbul'a kadar getirilebilmesi için iki ay kadar bir zamana ihtiyaç hasil olmustu. mermi isini bizzat üzerine aldi. Fâtih. bunlari karsiya geçirmek üzere Beykoz. Bogazin dogu sahilindeki Beykoz kasabasinin üstündeki ormanliklarda toplandilar. Bizans Imparatoru'nun kardesleri Dimitrios ile Thomas hüküm sürmekte idiler. Mart sonlarina dogru. Kara Deniz sahillerinden getirilen kara bir tastan veyahut yuvarlak hale getirilen mermerlerden yapiliyordu. kusatma boyunca Istanbul'a yapilabilecek bütün yardimlara mani olmak için her çareyi düsünüyor ve her tedbire basvuruyordu. ama mermi ve ince hesaplardan anlamam" deyince hükümdar "Benim senden istedigim sadece topu iyi dökmenden ibarettir. Istanbul civarindaki Rum kasabalarini teker teker ele geçirdi. büyük topun Edirne'deki ilk deneme atisindan. Kilyos ve Fenerbahçe'de dalyanlari bulunan Rallis Petropulos adindaki Rum'a emir verdi. uzun uzadiya bahseder. Karadeniz sahilindeki . Bu topun. Çünkü Mora'da. Kalani ben düsünürüm" demisti. Onun her iki tarafinda. Anadolu ve Rumeli'de beylerbeyiler ile sancakbeyleri gerekli miktarda askeri topluyor. 1 Ekim'de sefere çikmisti. Imparator Constantinos'un. genç hükümdar ile Orban arasinda geçen muhavereyi su sekilde verirler: Orban: "Büyük toplarinizi dökebilirim. Subat baslarinda Edirne'de baslayan sevkiyat. Dukas. otuz araba ve altmis manda ile çekiliyordu. Turhan Bey. Bu toplarla atilan gülleler. Petropulos bu emri. Bu sebeple. Istanbul'u kusatmak üzere hareket eden Türk ordusunda üç büyük top ile ondört batarya top vardi. Osmanli hücumlari.fakat gülle yapmasini bilmedigi için bu ise karismayacagini söyledi. Büyük emek ve masraflarla yapilan bu toplara "sahî" denmisti. Bunun üzerine pâdisah. ikiser yüz adam bulundugundan yolda kaymamasi saglaniyordu. bunlardan yardim istedigini ögrenmisti. Bu arada Subat 1453'te hükümdarin emri ile Dayi Karaca Bey. resimlerini de bizzat çizmisti. Kaynaklar. Genç hükümdar. Bu maksatla o. Fâtih. iki gemisiyle askerleri ve mühimmati karsiya geçirmek suretiyle yerine getirdi.

Yine Tahtakapidan Kosmidi (Eyüb civari)'ye kadar cenup tarafta bulunan baglara ve ovalara yaymis idi. Bu yardimla o. Bu karsilastirmayi da bizzat kendi kaynaklarindan yapmakla meseleye daha rahat bir açiklama getirmis olacagiz. Avrupa'nin büyük devletlerini. bundan daha iyi bir zamanin olamayacagini düsünüyor ve ancak bu sayede Bizans'a yardim yapilabilecegine inaniyordu. Ertesi gün. Istanbul surlari önünde göründükleri zaman. kendi sonuçlari ile ilgilendirip bu yoldan biraz yardim saglamak ümidi ile yapilmisti. her gün bir takim çirkin çekismeler görülüyordu. sehir halki Rum ve Latin kiliselerinin birlesmelerini saglamak veya engellemek için birbirleri ile budalaca çekisiyorlardi. Nisanin 6. Sizmatizm atesi henüz sönmemis oldugundan. yani 6 Nisan (26 Rebiülevvel) Cuma günü de sehri kusatma altina alir. imparatorun yeniden tahkim ettirmis oldugu Egrikapi (Kaligarya) önüne konmustu. "Mehmed'in askerleri tahribat için Istanbul kapilarina dayanirken. Bizans tarihçisi Dukas ve ondan naklen Hammer. sarayin Tahta kapisindan Yaldizli kapiya kadar uzaniyordu. Katolik Hiristiyan dünyasi. Büyük top. o tarihten bir önceki yilin 12 Araliginda. Kesan mevkiinde mola veren hükümdar. Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birlesmesi gerektigini. bu birlesme için. Osmanlinin sahip oldugu dinî müsamahasi (hosgörü)ni karsilastirma bakimindan bu mevzuda kisaca ve özet olarak bilgi vermek istiyoruz. Ortodoks Mezhebi'ndeki Rumlarin. Kesan'da kendisine iltihak eden bu orduyu alan pâdisah. Pâdisah. savasla ilgili bütün tedbirleri aldiktan ve bütün hazirliklarini tamamladiktan sonra 23 Mart 1453 (12 Rebiulevvel 857) günü Edirne'den hareket eder.Misivri. Bigados da kendiliginden teslim oldu. Ortodoks Kilesisi'ni asimile edip tamamen ortadan kaldirmayi hedefliyordu. Ahyolu. Bundan dolayi bu kapi "Topkapi" adini almistir. . Hükümdar. Fakat bu uzlasma. Çanakkale Bogazi'ndan geçecek olan Anadolu kuvvetlerinin gelmesini bekler. Böylece. Fatih'in gelisini ve otagini kurusunu söyle anlatirlar: "Paskalyayi takib eden Cuma günü (6 Nisan) Mehmed. bu kapinin tahrib edilemeyecegini anlayinca topu Sen-Romen kapisi önüne tasitti. Dönemin Hiristiyan âlemindeki bu çekisme ile. Ordusunun meydana getirdigi çizgi." Takriben iki ay sonra "Fâtih" diye anilacak olan Mehmed'in ordulari. yoluna devam ederek 1453 Nisan'inin besinde Istanbul surlari önüne gelir. Islâm'dan alinan ilhamla. esasen daha evvel Karacia (Karaca Bey) tarafindan tahrib olunmuslardi. içinde bulunduklari psikolojik durumu anlama imkânini da bulmus olacagiz. Cuma günü. sehir muhasara edildi. Ayasofya'da iki firka (mezheb) arasinda seklî bir uzlasma saglanmistir. sehir önünde görünerek (Egrikapi) karsisina gelen tepenin arkasinda çadirini kurdu. Bu yerler. Vize ile Ayios Stefanos idi.

can ve din hürriyetine sahip olarak Osmanli ülkesindeki rahat hayatlarini gipta ile karisik bir hayranlikla müsahede ediyorlardi. Bir grup papaz ve ileri gelenler. büyük bir nefret uyandirmisti. Müslüman ve büyük devletin. halkin hafizasindan daha silinmemisti. Latin serpusunu görmekten daha iyidir. Fakat biz. gayr-i müslim tebeasina (vatandasina) verdigi büyük rahatlik ve kazanç imkanlari da bunlara ilave edilince. Müslüman Türk'ün müsamahasi biliniyor. Bu anlayisin bir sonucu olarak. birçok eser mahvolmus ve Türk fethine kadar bu facianin izi silinememisti.Muhaliflerin düsmanligi son dereceyi bulmustu. Istanbul'a girdiklerinde bir kismi çok harab 50'ye yakin kilise. Ortodoks Mezhebi'ne bagli olan halkta. henüz unutulmamisti. "Gennadios. dönemin Bizans tarihçisi olan Dukas'in verdigi bilgiyi de vermek suretiyle Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birbirlerine karsi olan bu hasmâne tavirlarini ortaya koymaya çalisacagiz. Bu istila esnasinda Istanbul'daki âbidelerin çogu tahrib edilmis. Sehirde yaptiklari yagma ve Rumlara yapilan iskenceler ile onlari her türlü haktan mahrum edisleri. yikilmis müesseseler. bu konuda daha fazla tafsilat vererek iki kilisenin nasil birbirleri ile çatistiklarini anlatir. mezarlar soyulmus. her mezhepteki hiristiyanlarin. Osmanli hükümdarlarinin vicdan hürriyetine. Latinler aleyhine sunlari söylemeye cesaret etti: "Istanbul'un içinde. Rumlar. Latinlere karsi olan bu nefretin kökleri çok eskilere dayaniyordu. Zira 1204'teki Latin istilasinin aci hatiralari." Hammer. Türk sarigini görmek. Genadios ile ayni fikri paylasiyor ve onunla is birligi yapiyordu." Görüldügü gibi Imparator. Saint Thomas Akinu'nun sahsi ve eserleri aleyhine yeni mütalaalar ve itirazlar tertip ediyordu. Bu sekildeki tahribata karsilik. Avrupadan yardim alabilmek için Papa tarafindan sart kosulan Katolik kilisesi ile birlesmeyi kabul etmis. imparatordan sonra. bazi resmî binalar. bozuk yollar ve terk edilmis saraylar bulmuslardi. Makamindan uzaklastirilan eski patrik Gennadios (fetihten sonra Fâtih tarafindan Rum Patrikligi'ne getirilen kimse) da Ortodoksluk için en iyi . onun gönderdigi Kardinal Izidor vasitasiyle Ayasofya'da âyin yapilmisti. Senatodan bas amiral büyük duka (Lukas Notaras). bazi Bizanslilarca Osmanli idaresi bir nimet ve kurtulus olarak görülüyordu. Bu hareket. en yüksek dereceli devlet adami olan Grandük Notaras: "Konstantinipolis'te kardinal sapkasi görmektense Türk sarigini görmeyi tercih ederim" diyordu. her gün birlesme taraftarlari aleyhine va'z etmekten ve yazilar yazmaktan geri kalmiyordu. din ve mezheb serbestisine verdikleri mukaddes mânâ farkediliyordu. baska kesisler ile halkin bir kismi manastirlardan çikmiyorlardi. Bir de Dimitri Kidoni aleyhinde bulunuyor ve bunlarin rafizî olduklarini isbat ediyordu. Türkler. Istanbul aleyhine toplanmis olan sayisiz Türk askerlerini gören halka hitaben bu büyük duka. Hiristiyanligin. mal. Bu. imparator ile birlikte Katolik âyininde hazir bulunurlar iken.

Bu. Tazim ve tekrim ediliyor. Bu sebeple sultanin etrafinda. Gerçekten de rehberi zafer olan bu seferde. ulema. Cuma namazindan sonra muhasara hareketine baslanilmasini emreden genç hükümdar. Sultan-i âlisan (sani yüce sultan)la at basi giderek onun * âyet-i kerimesinde belirtildigi gibi "onun verdigi nimetlere sükr ederler" derecelerine dogru yöneldiler. din ve vicdan serbestisinin isareti olarak görülüyordu. Iste böyle bir günde Edirne'den baslayan hareket. Bu sebeple biz. KUSATMA VE ISTANBULUN FETHI Bilindigi bi Cuma. Peygamberin nübüvvetini tasdik ettigini haykirmisti. temiz ruhlar birlikte. Her an. Sultan Mehmed'in temsil ettigi idare. genç hükümdarin. Hz. Onun otagi yaninda yürüyüp dua etmekten bir an dahi geri kalmadilar. hacimli bir eseri dolduracak kadar genis olacagi görülecektir. mesayih ve bunlarin talebelerinden meydana gelen bir halka bulunuyordu. düsmanlari olan milletler tarafindan dahi hakkin. Kostantiniyye fethinin Sultan Mehmed tarafindan gerçeklestirilecegini askere telkin ediyorlardi. Zira Türk sarigi. gayb ordulari ise askerin öncüsü olarak ilerlemekte idi. Âlimler. insan tabiat ve yaratilisina son derece uygun idi. Devrinde hayal edilen ve arzu edilen esaslara dayanmis bulunuyordu. Ama o tarihlerde hayatta olan ve gizli sirlari bilenlerden ve kerametleri zahir olan . eski âdetleri üzre ol gazi hükümdarin katinda bulunmak.tercihin bu olduguna inaniyordu. Zira tafsilatina girdigimiz zaman sadece bu kusatmanin. seyhler ve seyyidlerden meydana gelen halkadan bahseden Hoca Sa'duddin Efendi bu konuda su bilgileri vermektedir: "Ulema. Birbirlerini tamamlar mahiyette olan bu bilgileri kisaca ve ana hatlari ile vermek gerekiyor. mesayih ve seyyidler. adaletin. ordusu ile birlikte edâ ettigi (kildigi) Cuma Namazi'ni müteakip baslayan kusatma ile ilgili yerli ve yabanci bir çok kaynakta bilgi bulunmaktadir. onun hakim oldugu idare araniyordu. içinde Cuma Namazi bulundugundan Müslümanlarcaek olarak kabul edilmektedir. gaza sevabini elde etmekle yüceldiler. asker arasinda gazâ ve cihadin faziletinden bahsederek onlari "Feth-i Mübin"e tesvik ediyorlardi. Bunlar. Hatta bir rahibe bütün hiristiyanlarin saskin bakislari önünde mezheb degistirmeyi red ederek tamamen Islâmî olan kiyafeti kabul edip. fetih ve zaferin nasib olmasi duasina. maddî kuvvet kadar mânevî kuvvetin de tesirine inaniyordu. Çünkü. konunun detaylarina girmeden vermek ve kaynaklarina dipnotta isaret etmekle yetinmek istiyoruz. onun Islâm mümessilligini ne kadar azametle temsil ettigini gösterir. dogrulugun. bununla da yetinmeyerek "Feth-i Mübin"in muhakkak oldugunu. 6 Nisan (26 Rebiülevvel) gününe tesadüf eden baska bir Cuma günü. Onlar. emel ve dileklerinin gerçeklesmesi için yakarista bulundular.

derhal gedikler açilmaya baslandi. Islâm askerlerine yüz akligi olmak için duaya devam ediyor ve hükümdarin emri geregince otag yaninda yürüyorlardi. günün her saatinde sasmaz bir intizam dahilinde dehset saçan bir gürültü ile agir mermer güllelerini Bizans surlarina firlatmaktan bir an dahi geri kalmadilar. arka ve yanlara süvariler konmustu. duçar oldugu canhiras feryad ve dehset. Bu teklifin reddedilmesi üzerine. aksi takdirde harp hukukunun gerektirdigi seylerin yapilacagini bildirdi. çok kisa bir mesafeden yapilan bu ilk top atesini müteakip. Böylece onlar da. günümüzde Topkapi denilen yerde mevzilendirildi. 12 Nisan'da safakla birlikte topçu bataryalari atese baslayarak. Tesirin tahribkarligi derhal görüldü. Simdiye kadar hiç kimsenin asla isitmemis oldugu bu harikulade top patlamalarini isiten hurafe perest (hurafelere inanan) halkin. Sahî denilen büyük top. halkin mal ve canlarinin güvenlikte bulunacagini. Asirlar oyunca nice güçlü milletlerin hücumlarina dayanmis olan bu asirlik duvarlarda. tarifi imkansiz bir ye's ve kedere kapildilar. surlara çarpip tahribatini yaptiktan sonra bin parça oluyorlardi. Bizans Imparatoru'na. Mehmed Pasa'yi. zedelenen kenarlarin üzerine. kusatma hareketine hiz verildi. bu fetihteki rolüne isaret eder: "Yine Nisan'in on ikinci günü büyük bombardimanin basladigi gündü. sayet teslim olurlarsa. kesif bir toz ve duman bulutu içinde müthis bir gürültü ile geliyor. Kusatilmis olanlar. surlar bombardimana tutuldu. Bu gülleler." Bizans surlari önünde saf tutan Osmanli ordusunda. dilekleri gerçeklestiren Allah'in yardimlarini taleb için ayni yola düstüler. bu konuda asagidaki ifadeleri kullanarak Osmanli topçusunun. Schlumberger. Bu elem verici tarihten itibaren muhasaranin son buldugu 29 Mayis tarihine kadar yedi hafta boyunca o korkunç toplar. ortaçagin en büyük kalesini yikmak için yaptirdigi müthis toplari . bin seneden beri bu sevgili beldenin maglup edilemez bir tanriçasi makaminda tuttuklari ve varligiyla magrur olduklari bu köhne surun kendilerini korumaya yetmeyecegini anladiklari zaman." Mutlak surette galip gelmek azmiyle bütün hazirliklarini tamamlayan Sultan Mehmed. Bu bombardimanlarin çok ustalikli yapildigi.Aksemseddin Hazretleri ile Akbiyik Dede. Türk topçusunun harp teknigindeki maharetlerini göstermektedir. Kisa bir zaman içinde muhasara için mevki alan ordu. piyadeler sagli sollu ayrilmis. Bu sekildeki bir bombardiman. Üç adet büyük hücum firkasi teskil edilmis ve 14 bataryalik bir topçu parki kurulmustu. ortasina yapilan top darbeleriyle büyük gedikler açildigi rivayet edilir. tasavvur edilsin. baska bir rivayette de Isfendiyar oglu Ismail Bey'i elçi olarak gönderip. nokta atislari ile surlardaki muhayyel bir üçgen dövülerek. isteyenlerin bütün esyasiyla birlikte arzuladiklari yere gidebilmekte serbest olacaklarini. hazirliklarini yürütürken Sultan.

baris ve anlasma yolunu benimsememislerdi. Bunlar. Fetih alâmetleri belirdigi sirada isten el çekmek vazife anlayisina sigmaz diyerek zaferleri gölge edinen askerlere nasihatlarda bulundular ve tatli bir dille "sonra Rum ülkesi size açilacaktir" hükmünde belirtilen gerçek vaadi hatirlatarak "büyük savas. alinan tedbirlerle Müslümanlarin lehine tecelli edecektir. ülkeler hakimi sultan ile ayni görüs ve fikirde olup. 6 Nisan . umumî bir hayal kirikligi dogurdugunu ve zaferi süpheye düsürdügünü isbat etmektedir. Baltaoglu Süleyman Pasa'nin bütün gayretlerine ragmen. Istanbul surlari önünde. hisimla atini denize dogru süren ve kaftani islanincaya kadar denize girmis olan genç hükümdar.29 Mayis arasinda 54 gün süren kusatmanin tafsilatina girmek istemiyoruz. Bu basari. muhasarayi basarisizliga ugratacak büyük bir tehlike belirmisti. batililar tarafindan gönderilen donanmanin öncüleri oldugu sayiasi yayildi. alinmasi gereken tedbirleri de tavsiye etmektedir. Aksemseddin tarafindan Pâdisaha sunulmus olan bir mektup. bozgun dogurabilirdi. bu muvaffakiyetsizligin. Düsman gemilerinin Halic'e girmesi üzerine. ortaya çikan durumdan istifade ile Imparator'la müzakerelere girisilmesi ve muhasaranin kaldirilmasi fikrini tekrar ortaya atarlar. Kostantiniyyenin fethidir" . Lodos rüzgari ve Bogaz'daki akinti sebebiyle Halic'e girmeyi basardilar. Orada. Sehabeddin Pasa ve Koca Turahan Bey'le Aksemseddin'in ve Sultanin hocasi Ahmed Güranî (Molla Güranî)'nin yardimlari ile bu bedbin görünüsü yenmeye ve savasa devam azmini yenilemeye muvaffak olurlar. bütün vezir ve komutanlarin katildigi bir Divan toplar. "ehl-i Islâm arasina fütur ve perisanî saldi. Hoca Sa'duddin bu konuda sunlari söyler: "Ulemanin ileri gelenlerinden Seyh Ahmed Güranî. Ancak. Bu gemilerin. 20 Nisan'da bugday yüklü bir Bizans gemisiyle dört Ceneviz gemisi. Fâtih ünvanini alacak olan Sultan Mehmed. Tursun Bey'in ifadesiyle bu hadise. Mektup. Gerçekten. Genç hükümdar için durumun ne kadar nazik bir hale geldigini tasavvur etmek mümkündür. kendisini bütün mukadderatla karsi karsiya getiren iki çetin imtihan daha geçirmisti. O zaman. Çandarli Halil Pasa'nin eski rakibi ve fetih fikrinin kuvvetli müdafii Zaganos Pasa kurtarir. büyük seyhlerden Aksemseddin ve makami yüce vezirlerden Zaganos Pasa. Bizans'ta büyük bir ümit ve sevinç uyandirdi. bu durumu hazmedemeyerek Baltaoglu'nu komutanliktan azlip. Amma ma'nide âyet-i kerimesinin isaretine uygun olarak bu hadise. onun yerine Hamza Bey'i tayin eder. Çandarli ile ona tabi olanlar. Durumun nazikligini ortaya koymasi bakimindan kisaca bunlardan söz etmek gerekiyor. Vaziyeti. Sultan. Ümitsizlik.ile Istanbul surlari önüne gelip muhasaraya baslar. tesci' edici sözleriyle askerin cesaretini yükselttiler.

dag parçasi gibi gemilerin altina rugan (yag) ile terbiye olunmus kütükler döseyip. bes askerin yan yana yürümesine imkân verecek ve top geçirilebilecek sekilde muntazam. hayret ve dehsetle bu manzarayi seyre baslamislardi. en agir sartlari kabul ederek baris teklifinde bulunmaya zorladi. 22 Nisan gecesi sabaha kadar Halic'e geçirildi. Rumlarin mâneviyatlarini yeniden ve esasli bir sekilde sarsti. bir rivayette yelkenler açarak yürüttüler ve gemileri birbirine baglayarak üzerine metrisler koydular" cümleleri ile anlatir." Bizans'in. O dönem tekniginin bir harikasi kabul edilen bu köprü. iyi bir sekilde gizlenmisti. O sirada. Gemilerin Halic'e indirilmesinden sonra Defterdar ile Kumbarahane Iskelesi arasinda bin kadar duba üzerine. ihtiyaç karsisinda büyük dehâsinin yeni bir kesfini de ortaya koydu. fetih isinde azimli oldugunu ve teslimden baska bir teklifi kabul etmeyecegini bildirmisti. Solakzâde bunu "Himmet-i merdân ile Besiktas dedikleri yerden Kasim Pasa deresine dogru. balistik hesaplarini bizzat yaparak tecrübelerinde bulundu. ya Bizans beni" diyecek kadar. Haliç tarafindan da tazyiki için limana girise mani olan zincirin kirilmasi denenmisse de basari saglanamamisti. Sabahleyin 70 parça kadar geminin. Bura sakinleri. Halic'e denizden girmenin imkansizligi yüzünden 50-70 kadem uzunlugundaki 15-22 sira kürekli 70 kadar gemi. Fâtih Sultan Mehmed'in karsilastigi ve âdeta imtihan edildigi buhranli ikinci hadiseye geçmeden önce. onun düsmani olan ve Fâtih'i sahsen taniyan . Haliç'te yelken açtigini gören Bizanslilar. Böylece yeni bir cephe açilmasi ve Bizans'in her taraftan sikistirilmasi. Bunun üzerine ince donanmanin Halic'e karadan geçirilmesi genç hükümdar tarafindan düsünülmüstü. Galata. Cenevizlilerin elinde bulunup ayri bir kalesi vardi. esas faaliyet. Onlarin. Bizans Rumlari arasinda da "Gemilerin karadan yüzdürüldügü görülünceye kadar Istanbul'un zaptinin kimseye müyesser olmayacagi" hususunda bir inanç ve anlayis bulundugundan. saglam dösemeli bir köprü kurdurdu.gerçeginden hareketle ortaya konan gayret ve ihtimami bir bir gazilere anlattilar. karadan gemi yürüterek denize indirme teknigi büyük bir basari idi. Imparator'u. kusatilanlarin bütün ümitlerini kirmak için bu ise tesebbüs edilmistir. Türklerle dost olmakla beraber geceleri de Bizanslilara yardim etmekteydiler. bununla da kalmadi. Havan toplari döktürdü. Fakat Fâtih. Beyoglu sirtlarindan ve Galata surlarindan asirma atislarla Haliç'teki düsman gemilerini batirmaya basladi. Bu sekilde. Imparator'un gönderdigi elçilere: "Ya ben Bizans'i alirim. Bu sevkiyat yapilirken Beyoglu tepelerine yerlestirilen bataryalarla Haliç'teki Bizans donanmasi taciz edilip hareketsiz birakildigi gibi surlarin etrafinda da bombardimana devam edilip. Fâtih.

Bu yolu. geçidin (Bogaz) mukaddes agzindan çekerek. Muvafik rüzgarin esmekte oldugu sirada. Eger bu harikulade olayin meydana gelmesinde hazir bulunmamis olsaydim. Bir digeri de elinde küregi tutarak." Istanbul'un. söyle diyor: "Pâdisah. Bunlari bizzat gözlerimle gördüm. denize varincaya kadar karadan geçiyorlardi. Keyahsar'i da geçti. Her birinin bas tarafinda bir kaptan ve arka tarafinda bir dümenci oturuyordu. yelkeni harekete geçiriyordu. tekbir seslerini. kusatma altina girdigi günden. kara yolu ile. Galata'nin diger cihetinde ve Kosmidion denilen yerin karsisindaki Haliç sahili arasinda bulunan ve Galata'nin arkasinda olan ormanlik dag yolunun düzeltilmesini emr etti. ormanlari ve dereleri asarak. Mehmed ise. Bu suretle emir icra olundu. efsanevî mes'ale isigi altinda gemilerin. karayi denize tahvil etti (çevirdi).Halic'e nakl olunmalarini emr etti. inanilmayacak kadar garip bir manzara oldugunu tekrar ederim. Ve gemileri dalgalar yerine. Galata'nin sark tarafinda ve Çifte sutun altindaki cihette olan yer ile. Binaenaleyh bu. karada yürür gibi bu köprü üstünden karsiya asker geçirdi. Ve hakiki altin gibi parlayan Atina'yi (burada kastedilen Istanbul'dur) yani dünyayi tezyin eden (süsleyen) sehirlerin kraliçesini feth etti. karayi denizde oldugu gibi geçti ve Bizanslilari mahv etti. Bu gemilerin sayisi seksen idi.Bizans imparatorluk prensi meshur tarihçi Dukas'in karadan yürütülen gemiler ile pâdisahin bu husustaki faaliyetleri hakkindaki düsüncelerini buraya almayi faydali buldugumuzu belirtmek isteriz. dag ve tepelerden geçisinin dehset saçici cereyanini. Gemiler çekiliyordu. buna inanilmaz ve garip masallar gibi görünmüs olacak olan diger rivayetlere de artik inanirim" der. Bu yeni Makedonyali ve bana kalirsa neslinin en son pâdisahi olan Mehmed. O. sevinç nârâlarini ve davul âvâzelerini uzun uzun anlattiktan sonra "Bu gemilerin. Böyle bir harikayi kim gördü ve kim isitti? Keyahsar (Keyhüsrev) denizde köprü insa ederek. Ben bunu. taifelerin sevk ve setaretini. Keyhüsrev'in Athos dagini yarmasinda gösterdigi cearet ve fedakârligin kat kat üstünde bulurum. cesurâne ve cür'etkârane bir planin tatbik ve icrasini düsündü. Bu gemilerin. olup bitenleri yakindan takib etmis olan vak'anüvis Nicolas Barbaro. baska birisi de borazan çaliyor ve denizcilere ait sarkilar okuyordu. sanki denizde imis gibi karada hareketleri hadisesini gözleriyle takib etmemis bir kimse için bunun. Geri kalan gemileri orada biraktilar. Zira Keyahsar. . daglarin tepelerinden geçirdi. mümkün oldugu kadar düzelttiler ve makaralar ile gemileri denizden karaya çikardilar. Bunlar arasinda iki sira kürekli kadirgalar da vardi. düsecegi gününe kadar Haliç'te büyük bir Venedik gemisinde bulunarak. biri de davul. Elispondos (Çanakkale Bogazi)'u geçti ve Atinalilara maglub olarak muhakkar (hakarete ugramis) bir halde geri döndü.

Izladi. 7 Mayis'ta hazirladigi bir donanmayi G. 26 Mayis) bir Macar heyeti. 27 Mayis aksami bir meclis toplayarak vaziyeti görüsür. bunun da daha büyük bir felakete sebep olacagini söyler. Macarlarin Rumlara yardim edeceklerine dair olan tehdidi ve bir Bati filosunun yardima gelecegi sözleri. Bati devletleri arasindaki rekabetin bu yardima engel olacagini. efendisinden aldigi talimat üzerine. Bu heyet vâsitasiyle. Sefir. Buna karsilik Zaganos Pasa. Sultan Mehmed'i düsündürür. Aksi takdirde Macarlarin. Gerçekten de Istanbul muhasarasinin sonlarina dogru (25. Sultan Mehmed'le üç seneyi kapsayacak sekilde yapmis oldugu mütarekenin. Bir gecikme. naiplikten çekildigi ve Ladislas'in kral oldugu ögreniliyordu. Tâcîzâde'nin ifadesiyle: "Te'hir olicak mebada derya yüzünden dahi küffardan muavin gelip halka zaaf-i kalb târi olmaga sebep ola". hakli çikacak gibiydi. Basindan beri kusatmaya karsi gibi görünen Çandarli. Öbür tarafta Karamanoglu. Mayis sonlarina dogru kendisini göstermisti. Macar elçisiyle olan görüsme. Papa da kendi hesabina bes kadirga techiz ettirip yola çikarmisti. vezir-i azam ve onun yaninda bulunan iki vezirle görüsür. Vezir-i a'zam Halil Pasa. Tekrar mirildanmalar basladi. Zira idareyi genç krala devr etmekle imzalamis oldugu ahidnâmenin geçersiz oldugunu ve bu yüzden onu geri isteyerek ve Osmanli hükümdarinin ahidnâmesini de iade ediyordu. bu faaliyet ve hazirliklardan habersiz kalmasina imkan yoktu. Yildirim Bâyezid'in akibetini. daha önce görmüs oldugu üç Haçli seferinin tehlikelerini yakindan bildigi ve Bati Hiristiyanlarinin yeni bir Haçli seferi düzenlemelerinden korktugu için. . sonucu çok tehlikeli ve mes'um neticeler dogurabilirdi. yardim yapilsa bile önemli olamayacagini söyler. Istanbul'a yardim yapilamayacagini. ahidnâmesini geri istiyordu. muhasara esnasinda karsilastigi ve âdeta imtihan edildigi ikinci önemli hadise. Bunun üzerine. Osmanli karargâhina gelir. Özellikle Hiristiyan Bati'nin birleserek Müslüman Türkleri Balkanlardan atmak üzere harekete geçebileceklerini. Bati hükümdarlarinin birlestikleri. Bu yüzden Jan Hunyad. Bati devletlerine ait bir filonun da Bizans'a yardima gelmekte oldugunu bildirir. Hunyad'in sehri kurtarmak üzere kuvvetli bir ordu ile yolda oldugu ve büyük bir Haçli donanmasinin Agriboz'a veya Sakiz Adasi'na ulastigi sayialari yayilip büyük bir endiseye sebep oldu. Macar elçilik heyeti. Kuvvetli bir casus sebekesine sahip olan Osmanli hükümdarinin.Fâtih Sultan Mehmed'in. Loredano komutasinda Ege sularina göndermisti. Hemen hemen bütün kaynaklarin belirttigine göre o günlerde Osmanli ordugâhinda. Bizans'in lehinde hareket edip onlarin yaninda yer alacaklarini bildirir. genç hükümdara bildirilir. imparatorun agir bir vergiye baglanarak muhasaranin kaldirilmasini teklif eder. Zira o. pâdisahtan Istanbul kusatmasinin kaldirilmasini ister. Varna ve Ikinci Kosova muharebelerini hatirliyordu. Macar heyeti. Jan Hunyad'in. Venediklilere verdigi söz üzerine Istanbul surlari önünde herhangi bir gevseme halinde harekete geçmeye hazir bulunuyordu. Gerçekten. Venedik.

fetih tarihinin iç yüzünü idare eden Aksemseddin. Iste biçagin kemige dayandigi bu çok nazik demde. ona her zaman deste ve yar olmakta bulunuyordu. Elhamdülillah" diye Cenabu Hakk'a sükr etmeye. Bu arada muhasaranin uzamasi. kafasi ve bedeniyle de en agir ve zorlu yükü tasiyan pâdisahin bir dinamo gibi zaman zaman bosalir olan mâneviyatini besliyor ve takviye ediyordu. pâdisahin gazabindan korkarak." . Ama yine de Bizans surlarina çarpip püsküren ve uzadikça uzayan muhasaradan da zaman zaman ümitsizlige düser gibi oluyordu. Bu esnada da ordu. dinç. Bu uzun niyaz ve yanik münacattan sonra. Ak Seyh'in çadirina niyaz ve sual babinda göndererek seyhinden fethin gününü. cepheden cepheye at oynatan. sehri alacaksin" diyen ses. genç. Sultan Mehmed ile Aksemseddin arasindaki ilgi. genel bir hücuma karar verilir. Ak Seyh de kendi kendine "Elhamdülillah. Ancak Aksemseddin'in sebat ve hücum edilmesi ile ilgili mektubu ve manevî tebsirati havi yazisi. Seyh'in basi secdeden kalkar. merakla babasinin çadirina geldigi vakit. tasa köpüre sehre girmekte. donanmasina bir gecede daglari asirtmis. pâdisahin. toplar döktürmüs. Papa'nin da Avrupa'li kuvvetleri. tesvik ve sabri tavsiye hususu. bazi dedikodulara sebep olmustu. yatagini asmis sel gibi. kapida bulunan nöbetçi: "Içeri kimseyi komayasuz diye siparis olundu" diyerek delikanliyi Ak Seyh'in yanina almaz. su ifadelerde açiklik kazanir. Genç hükümdar. sehre yardimci olmak üzere gönderme ihtimallerinin kizistigi bir gerçekti. Venedik veya Papa'nin donanmasinin Sakiz'a geldigi haberi alinmisti. Fakat. Benimsenen bu görüs üzerine. Ne ki genç hükümdarin kulagina durmaksizin "Korkma. Bu esnada çadirin bir yanindan etegini kaldirip içeri bakan genç adam. Gerçi. denizleri tutusturtmustu. sihirbaz kudretiyle kal'alar kurdurmus. fetih haberinin gelmemesi üzerine. babasinin mustuladigi an gelip çattigi halde. "Bâhusus. Seyh'in ogullarindan biri. Son olarak yapilacak hücumun neticesine kadar Macar elçisi iade edilmeyerek alikonuldu. Ama bir türlü neticelenmeyen kusatma ve Ortodoks kiliseninin son ve tek ümid olarak Katolik kilisesine boyun egmesine karsilik. babasinin basi secdede. Fetih esnasinda. hatta saatini ve sehre girilecek noktayi ögrenmis görüyoruz. tekbir getirmeye baslamis bulunmakta idi. Pâdisah da endiseli ve sikintili idi. göz yaslari ve enin ile aglayip yalvarmakta oldugunu görür. nizamli ve talimli ordusuyla karalari denizlere çevirtmis. herhalde Sultan Mehmed üzerinde tesirli olmustur. Veliyüddinoglu Ahmed Pasa'yi.Onun bu görüsüne bazi ümera ile ulema ve Aksemseddin istirak ediyorlardi.

harp hazirliklarini tamamladiktan sonra sehre bir elçi göndererek Imparator'a "sehri menkul serveti ve yakinlari ile terk edebilecegini" bildiren bir mesaj gönderdi. Türk ordusunda "Mum donanmasi" denilen ates ve isik senliginin icrasi ile geçti. mesâyih ve gazi dervisler. Bu esnada genç hükümdar da münadiler vâsitasiyle orduya tebligatta bulunarak "ilk defa sura çikacak olan askerlerin rütbelerinin artirilacagini. bütün ulema. Sehrin diger bütün menkul servetini ve mahsurlarini ganimet olarak size birakiyorum. Bütün bu görüsmelerden sonra meclis muhasaraya devama karar vererek dagilir. mânevî tebsirlerle bir kat daha artirdilar. devamli mesgul edilerek yorgun birakiliyorlardi. Fâtih'in baskanliginda toplanan bir harp surasinda uzun münakasalar yapilmisti. bütün orduya tellallar çikararak genel hücumun yapilacagi günü tesbit etti. Fâtih'i zor durumda birakacak bazi tesebbüslerde de bulunuyordu. Bunun için 27 Mayis'ta. kiyamete kadar baki olacak bulunan Devlet-i Âl-i Osmanî'de." Bundan sonra. asker içinde zaten coskun bulunan hücum ve kazanma halet-i ruhiyesini.Aksemseddin ile Fâtih arasindaki münasebetlere temas etmis olmakla birlikte. Hz. Zira bütün teklif ve çabalara ragmen Bizans teslime yanasmadigi gibi. her zaman muhterem sayilacagini" bildirdi. Müslümanlarin 850 senelik en büyük idealleri bulundugunu. Istanbul'u tamamen kusatan Türk deniz ve kara ordusunda . hem de Hiristiyan dünyasinda büyük bir manevî nüfuza sahip olacagini. Sultan Mehmed. Fetih sabahinin gecesi. daha önce toplanmis bulunan harp meclisinden kisaca söz etmemiz gerekiyor. Buna karsilik Zaganos Pasa ile hem tib hem de manevî ilimlerde derin malumata sahip bulunan Aksemseddin. bu sebeple "feth-i mübin"in muhakkak bulundugunu. maddeten de hiç bir gücünün kalmadigini. Bizansli muharipler. fethin. bu sebeple kat'i neticenin alinmasina kadar muhasaraya devam edilmesini istediklerine temas edilmisti. Bizans'in mânen tefessüh ettigini. Rum halkin büyük bir kismi ile bazi ileri gelenlerin Osmanli idaresini bir kurtarici olarak kabul ettiklerini. Imparator bu talebi reddedince Fâtih. Vezir-i a'zam Halil Pasa'nin muhasarayi kaldirma taraftari oldugunu bu surada açikça söyledigine daha önce isaret edilmisti. Kur'an'da Istanbul'a isaret ettigi kabul edilen * "beldetün tayyibetün" lafzinin "ebced hesabi" ile içinde bulunduklari 857 hicrî senesini isaret ettigini söyleyen Aksemseddin. derin bir vecd ile dile getirir. Istanbul'a hakim olan devletin hem Islâm. yemin ederek askerlere söyle dedi: "Bu muharebede kazanç olarak yalniz sehrin binalarini ve surlarini istiyorum. Peygamberin ashabindan ve hicret esnasinda kendisini Medine'de evinde misafir etme serefine nail olan Ebu Eyyub el-Ensarî'nin kabrini kesf ettigi gibi. eline hükm-i serif sadaka olunarak (verilerek) tâ nesli munkariz oluncaya degin evladinin. Bu esnada Osmanli toplari surlari dövmeye devam ediyor. O.

fakat kisa bir müddet sonra. Bu esnada Bizans. tekbirlerle Topkapi suruna sancak dikti. Ulubatli. bunun bir donanma oldugunu anlayinca derin bir ye's ve ümitsizlige düsecektir. Hz. Peygamberin müjdesine mazhar olarak 30 kadar arkadasiyla sehâdet mertebesine ulasti. Ayasofya'da Imparatorun da hazir bulundugu son bir âyine katiliyordu. askeri tehyic edici sözlerle. ezanlar okunmaya baslandi. Bizanslilarin Ayasofya'da icra ettikleri son âyindi. vatanini müdafaa için ölen bu serefli askerin cenazesine saygi göstererek onu merasimle defn ettirdi. Aksemseddin ile Molla Güranî ates hattina girerek. tatli bir ahenk meydana getiriyordu. surlardaki bu manzarayi görünce. gemisine çekilmek ister. fenerler. gazâ yolunda sehidlik mertebesine ulasmayi taleb ile askere önderlik edip örnek olmuslardi. ayrica devletini. asirlardan beri hayal ettigi mukaddes bir rüya gerçeklesiyordu. elinde kiliç ile Topkapi gedigine saldirmisti. Ilk hamlede iki bin merdivenle 50 bin yigit ileri atilmis. Askerin hep bir agizdan getirdigi tekbir ve tehlil sedâlari. Bizzat genç hükümdar dahi. artik Osmanli'ya mukavemet edilemeyeceginin bir ifadesi idi. hem kara. O. . Kalmasi hususunda israr eden Imparator'a "Allah'in. Bu sirada. Hz. Bu âyin. harbin en siddetli aninda. Bu sirada Ulubatli Hasan adindaki muazzez nefer. Islâm'in mukaddes serefine mazhar kilan medhiye-i Resulullah'a** kavusmanin verdigi heyecanla sükür secdesine kaparak Cenab-i Hakk'a hamd eder. hep birden sehir üzerine çevrilerek ateslendi. önce Osmanli ordusunda yangin çiktigini zannederek sevinecek. Ordu. Toplar. Sultan Mehmed Han. Sonra otag-i hümâyununa çekilerek devlet erkâninin tebriklerini kabul eder. surlardaki bayraginin indirilip yerine Osmanli bayraginin dikilmesinden sonra. Peygamber'in medih ve senâsina nail olmanin verdigi bir sevinç. Böylece Islâm dilâverlerinin ve Oguz kavminin. 20 Cemaziyelevvel (29 Mayis) Sali sabahi ezan ve namazdan sonra. atindan inerek. etrafi kesif bir duman ve barut kokusu kapladi.* Bu sirada Osmanli sancaginin surlarda dalgalandigini gören ve daha önce yaralanmis bulunan Latin komutani General Giustiniani. Fâtih. Bu. Türklere açmis oldugu yolu takip edecegim" cevabini verdi. Isik ve seslerden meydana gelen bu ugultuyu gören Bizans. sehri koruyan gruplarla birlikte Bizans Imparatoru da öldürülmüstü. ortaligi inletiyordu. Bizans'in. ayakkabisindan taninmisti. Gecenin karanligini yirtan bu isik çenberi ile tekbir sesleri.kandiller. Türk ordusunun büyük ve tarihî hareketi basladi. mes'aleler ve atesler yakilarak Kostantiniyye (Istanbul) bir isik çenberi içine alindi. hem de denizden bütün cephelerden harekete geçti.

sipah ve yayalardan baska. sehrin zaptini müteakip Sehzâde Orhan'i aratti. genç sultan için ayni zamanda saltanatinin da fethi olmustu. Ölü veya diri getirene büyük mükâfatlar vaadetmisti. Rivayete göre Fâtih Sultan Mehmed. . Avrupa barbarlari dahil. Bizanslilarin yaninda kendisine karsi surlar üzerinde savasmis olan bu Osmanli sehzâdesinin ölümü ile Yildirim Bâyezid'in ogullari arasindaki taht kavgasi kesin olarak sona ermisti. böyle essiz bir sabahti. muhakkak ki bir baska sabahti. Fâtih de Hak Teâlâ Hazretlerine hamd ve senâdan sonra hutbeyi okur. Yaninda.** Fâtih Sultan Mehmed. Bu parlak ve essiz ilkbahar sabahinin cihan tarihindeki yeri ise. Ayasofya'nin önünde atindan inmis ve mâbedin esiginde sükür secdesine kapanmisti. o günü su ifadelerle tasvir eder: "O gün. emîr. O. vezir. Gerçekten de sehrin düstügünü gören Sehzâde Orhan. devlet ricali. apayri bir özellik tasiyordu. Fâtih Sultan Mehmed Han damgasini basmisti. cihanin incisi Kostantiniyye'ye sel gibi akan sanli Türk ordusunu sicak bir içtenlikle kucaklayip üzerine mukaddes nurlar saçiyordu. Sultan Fâtih'in koluna girip minbere çikartarak hutbe okumasini istemis. Bu yeni çaga. Zira o mukaddes Sali sabahi ile bir çag kapaniyor. her zamankinden daha parlak dogan günes. Ayasofya'da iki rekaat sükür namazi ile ikindi namazini kildiktan sonra mâbedin üç gün içinde bu mâbedin Cuma namazi için hazirlanmasini emreder. 29 Mayis 1453 sali sabahi. hocalari. solak. Cuma günü. Tursun Bey'in ifadesiyle haraba yüz tutmus olan Ayasofya. kalenderîler ve erler bulunuyordu. Aksemseddin Hazretleri. yeni bir çag açiliyordu."* Osmanli ordusunun sehre girip hakim olmasi üzerine bileginin gücü ile Fâtih ünvanini almaya hak kazanmis olan genç serdarin da sehre girdigi görülür. Iste o mukaddes Sali sabahi. 302) dedigi gibi. rakipsiz kuvvetiyle. Fâtih. Hammer'in (II. Bütün bunlarin yaninda özellikle saginda ve solunda Aksemseddin ile Akbiyik sultanin bulunmasi dikkat çekiyordu. Aksemseddin de Cuma namazi kildirmisti. bütün cihana saskinliktan küçük dilini yutturup. dervisler. essiz dehasi. Fâtih ünvanina hak kazanan büyük türk. Fâtihâne bir ihtisam ve büyük tezahüratlarla sehre girmis olan pâdisah. surlardan atlayarak vefat etmisti. fetih hakki olarak câmiye çevrilecekti. Feth-i mübinin gerçeklestigi 29 Mayis 1453 Sali sabahini anlatan bir yazar. mukavemet edenlerden baskasinin öldürülmemesini. askerlerine. Hiristiyanligin sarktaki merkezini teslim almak üzere. âlimler. seyhler.Istanbul'un fethi. fetihten sonra Bizans ahalisi hakkinda Hiristiyan dünyasinda esine rastlanmayan bir müsamaha hareket etmisti. henüz 21 yaslarinda çok genç bir pâdisah olarak. göz kamastirici altin sarisi isinlari ile âdeta Islâm'in zaferini kutluyor.

Osmanlilarin eline geçtigi zaman perisan ve harab bir vaziyette idi. Öyle anlasiliyor ki sehir ve mabedlerin yagmalanmasi bir bakima Imparatorun eliyle de oluyordu. devletin. ne kaçirilan sanat eserleri. Istanbul. Pâdisahiniza da itaat ve muhabbet eyleyin. sadece esir edilmelerini istemisti. askerlerin maasini verecek parasi olmadigi için kral. mülk ve arazi dagitmistir. onlara hukukî beratlar verdi. bu zengin ve mamur beldeyi sefil ve yoksul bir harabeye çevirmislerdi. ziyafet. orada hazir bulunan gazilere sesini yükseltip "Ey gaziler. "Sühedaya rahmet-i Rahman. gazilere seref ü san. Böylece gerek Ayasofya. cümleniz hakkinda ahir zaman peygamberi " Ne güzel askerdir onlar" diye buyurmustur. bir yeni dogusa ugramak talihine ermis bulunuyordu. bir daha belini dogrultamayacak bir hale gelmisti. Fethi takib eden ilk Cuma namazindan sonra meydana gelen ikinci önemli hadise. vahset ve zulüm ile ezilen bu sehir. ne tahrib edilen âbideler bir daha yerlerine getirilebilmisti. Imparator'un cesedini buldurmus. onu Rumlara teslim ederek inançlarina göre defn etmelerini saglamisti. Rumlardan. Insallah cümleniz magfursunuz. Allah'a adanmis kutsal esyalarin kiliselerden alinip paraya çevrilmesini emretmisti. çevresinin yardimlarini unutmayan pâdisah. Fakat bu noktada da mühim olan yine Aksemseddin'in. üç gün üç gece süren senlik. basardigi büyük iste. oyun ve eglencelerden sonra. fetihten sonra Galata'daki Ceneviz kolonisini de teslim alarak. Fakat bu tahribat ve yoksulluga sebep olan Müslüman Türkler degil. Bu arada Sultan Fâtih. sehir disina kaçanlarin tekrar evlerine dönebileceklerine de müsaade etmisti. Latin Kilisesi ile birlesme taraftari olmayan ve bu birlesmeye muhalefet ettigini daha önce gördügümüz Gennadius'u Patriklik makamina getirmek suretiyle . ne yagmalanan kiliseler bir daha doldurulabilmis. bilin ki. Böylece sehir. tebeama fahr ü sükran" dedikten sonra asker ve sivil yüzbinlerce kisiye zafer hediyesi olarak mal.emrederek. Bundan sonra ne yikilan saraylar bir daha yapilmis. Fâtih. Nitekim Istanbul fethine tanik olan Bizansli Yeorgios'un verdigi bilgilere göre. Zira Comnene'ler devrinde. taht çekismelerinden ve iç idaresizliklerinden faydalanarak sehri basan Haçli ordulari. diyerek gâzilerin tamamini sehrin imarina ve amme müesseseleri kurmaya tesvik etmis olmasidir. Hiristiyan Avrupa idi. Ok Meydani'nda yapilan fetih ve zafer alayidir ki. Daha önce de temas edildigi gibi o. gerekse sehirdeki diger kiliselerde bulunan esya fetihten önce alinip paraya tahvil edilmisti. bir yazarin ifadesi ile yeni sahipleri olan Müslüman Türkler sâyesinde "ba'sü ba'de'l-mevt"e. Ama gazâ malini israf etmeyip hayir ve hasenatta sarf edin. Yarim asirdan fazla süren kan kokusu içinde.

Ortodokslari himayesi altina almis oluyordu. gerek Balkanlar'da kendi idaresi altindaki ve gerek Mora. Papa V. Papa'nin bütün Hiristiyanlari silaha sarilmaya davet eden 30 Eylül 1453 tarihli beyannâmesi. Avrupa fetihlerinde büyük faydasi görüldügü gibi. Istanbul'un. Bununla beraber. ayrica Güney Avrupa memleketlerini hayret ve dehsete düsürmüstü. Roma âleminin hükümdari idi. ister Hiristiyan olsun. bir buçuk asirdan beri zaman zaman kileselerin birlesmesi için Papa'ya yapilan müracaat kapisini tamamen kapatmisti. yararimiza olmustur. yapmak istedigi ve yeni bir Haçli Seferi için saga sola bas vurmasi sonuçsuz kalmisti. devlet. Bu sebepledir ki. Merasimle bu yeni Patrige mürassa bir asâ ve at hediye edip iltifatlarda bulundu. Bu tasdikin. Bu sebeple kendisine "Roma Cihan Imparatoru" denebilirdi. Is bu kadarla da bitmemis. Nitekim. Sark. bu hareketiyle Dogu Hiristiyanligini Katolik Roma'dan tamamen ayiriyordu. Böylece Fâtih. Nitekim. Bizans Imparatorlugu zamanindaki bütün haklarini tanimak suretiyle Rumlari memnun etmis ve onlari müteaddid müzakerelere ragmen bir türlü yanasmak istemedikleri Garp (Katolik) Kilisesi'nin nüfuz ve hakimiyeti altina düsmekten kurtararak eskisi gibi kiliselerinin istiklâlini emniyet altina almislardi. Nikola'nin. Böylece Hiristiyan dünyasindaki iki kilise ayirimini desteklemis oldu. Roma'ya hakim oluyordu. Gerçekten de Istanbul'u fetheden Türkler. fazla bir alaka uyandirmadigi gibi. Galata'daki Cenevizlilerle Galata halkina da bir fermanla teminat vermisti. 29 Mayis 1453 (20 Cemaziyelevvel 857)'de Osmanli Türkleri tarafindan feth edilmesi. gerekse artik Hiristiyanlik taassubunun yerini. Bu anlayistan hareketledir ki. Bu hareketiyle Osmanli Devleti. Buna kendi gücünü de katarak asirlardan beri dogu dünyasinin Roma'liya karsi gösterdigi reaksiyonu âdeta yeni bir senteze kavusturuyordu. Bu âlem. Eflâk ve Güney Arnavutluk'taki Ortodokslari samimi olarak kendi idaresine baglamisti. Böylece. Istanbul fethinden sonra ilim ve faziletle taninmis olan Gennadius'u Rumlara Patrik olarak tayin etmis ve Patrikhâne'ye Bizans imparatorlari zamanindakine benzer selâhiyetler vermisti. Papa'nin. Yildirim'dan beri kullanilan "Sultan-i iklim-i Rûm" tabiri. ister kavuklu. tedricen de olsa aklî muhakemenin almis olmasi yüzünden birçok devlet. hukuken onun ülkesi sayilirdi. sesini çikaramaz hâle gelmisti. Roma'yi elinde bulunduran ister Müslüman. Osmanli hükümdari. Osmanlilar aleyhine harekete getirmek istedigi . kuvvetli oldugumuz devirlerde de Patriklik makaminin bizde bulunusu. yani Ortodoks kilisesinin. Sirbistan. Istanbul'un fethi ile Ortodoks dünyasi tarafindan da kabul edilip tasdik edilmis oluyordu. gerek Osmanlilarin büyük bir cihad ruhu ile askerî güce sahip olmalarinin etrafa verdigi korku. Fâtih. Osmanli Devleti'nin bu ince hesapli siyaseti. Avrupa'yi ve özellikle Papa ile Napoli Kralligini. ister sapkali bulunsun.

çesitli sebeplerden dolayi kendisine kizdigi Çandarli Halil Pasa'yi vezir-i azamliktan azl eder. Peygamberlerinin müjdesine (tebsirât) mazhar olan Osmanli Devleti'ni. Bu sirada Fâtih. Bagdad ve diger Müslüman sehirler ile ülkelerde merasimler tertiplenip kutlama törenleri yapilmisti. Hz.Resûlullah (s. Zira bu sehrin fethi. Fâtih'e elçi göndererek kendisini tebrik etmisti. Ahmed Behmen Sah (1435-1457) da elçiler gönderip Fâtih'i tebrik edenler arasindaki yerini almisti. Müslümanlar için önemli bir hedef haline gelmisti. Çünkü bu. Osmanlilarin Enez zaferinden sonra 1454 senesi ilkbaharinda göndermis olduklari elçileri vâsitasiyla Istanbul fethinden dolayi Osmanli hükümdarini tebrik ediyorlardi. Hiristiyan Bati dünyasinda beklenmedik bir felâket olarak kabul edilen Istanbul fethi. büyük bir tebcile layik görülmüslerdi. Ayrica. Bosna. Mora. peygamberlerinin. Güney Hindistan (Behmenî) Sultani Alaeddin II. Istanbul'un fethi. Kur'an-i Kerim'deki "beldetün tayyibetün" âyeti.Adalar halki ile Balkan yarimadasi'ndaki despotluklar ve bu meyanda Sirp. Peygamberin vefatindan kisa bir müddet sonra. bütün Müslüman dünyasinin sönmez ve eksilmez muhabbetini kazanmisti. Bununla beraber fetih basarisi. Bu sebeple Memlûk Sultani. Fâtih'ten önceki Osmanli hükümdarlarinca da kusatma altina alinmisti. bu fetihle. bu olayda basari saglayan. Istanbul'un fethinden dolayi bu kadar sevinmesinin sebeplerini. Misir. bir bakima genç Sultan için saltanatin da fethi olmustu. çok derinlerde aramak gerekir. Haçli sürülerine karsi Islâm'i. henüz 21 yaslarinda bulunan genç Osmanli hükümdarina nasib olmustu. Kahire'de bulunan Abbasî halifesinin emriyle camilerde Müslüman Türk sehidlerine dua edilmis ve Fâtih'in ismi hutbelerde zikredilmisti. Keza. Peygamber.v. Eflâk. Sam. tebsir etmisti.a. asirlarca önce haber verdigi bir olayin gerçeklesmesi demekti. Zira onun hakkinda ortada çesitli söylentiler dolasiyordu. onun müjdesine nail olacakti. bazi Arnavut kral devlet ve senyörleri. zafernâmelerle Islâm dünyasina bildirilmisti. Islâm dünyasinin. "Ebced Hesabi" ile "Feth-i Mübin"in hicrî tarihini gösteriyordu. Hatta Bizansla isbirligi ettigine dair rivayetler de vardi. daha sonra da Abbasîler tarafindan defalarca muhasara edilmesine ragmen ele geçirilemeyen Istanbul. önce Emevîler. Bu andan itibaren bütün Islâm dünyasi. fetihten sonra Fâtih ile Duka arasindaki konusmayi verirken sunlari söyler: "Büyük Duka gelip etek . Bunun içindir ki. Hz. Istanbul Fâtihi'ni ve fethi basaracak olan orduyu. Islâmiyetin büyük bir temsilcisi olarak kabul etmeye baslamisti.)'in hadiseleri ile ta'ziz edilmis olan Fâtih Sultan Mehmed ve ordusu. Bu hedefe ulasmak gerekiyordu. Selçuklu ve Osmanli devirlerinde serefle müdafaa etmis olan Türk milleti. Nitekim Bizans Tarihi adli eserinde Dukas.

dönemin dil özelliklerine de dokunmadan buraya almak istiyoruz. Ve her kim geldiyse verdiler. subasiligini kulu Süleyman Bey'e verdi. ne kadar kimse esir oldu". Âsik Pasazâde'nin bu konuda verdigi bilgiyi. Bu verdikleri evleri mukataaya verdiler. Bu gelen halka da evler verdiler. Genç hükümdar. ganiden ve fakirden evler sürdüler. senin adamlarindan bazilari da sözle ve mektuplarla imparatora haberler göndererek. gelenege uygun bir merasimle pâdisahin huzuruna kabul edilerek kendisine murassa bir asâ ve at verilmisti. adlî ve diger hizmetleri görmek için görevliler tayin ettikten ve 18 Haziran'a kadar Istanbul'da kaldiktan sonra Edirne'ye döner. O. feth ettigi ülke halkinin geleneksel imanini kurtarmis oldu. "Hatiri olanlar gelsin evler. Pasa. "Kula Sahin" derlerdi atasindan kalmis bir vezir-i akil (akilli bir vezir) vardi. ictimaî. Fâtih. Pâdisah. Pâdisah yine emr etti kim. sadece nakit paralari hazine adina alikonmustu. mallari mirasçilarina birakilmis. fetihten sonra Gennadius gibi âlim ve münevver bir Ortodoksu patrik tayin etmekle." Bu yüzden azledilen Çandarli Halil Pasa.öptükten sonra Pâdisah ona dedi ki: "Sehri teslim etmemekle iyi bir is yapmadiniz. Pâdisaha der . Bu sehri mamur ettiler. Anadolu'dan getirttigi Türk ailelerini vergilerden muaf tutmak suretiyle iskân edip sehrin yeniden senlenmesini sagladi. Ve cemii vilayetine kullar gönderdi. ne kadar hasarlar yapildi. Bundan baska. büyük bir zafer alayi ile. baglar. Istanbul'u bir Müslüman Türk sehri haline getirmek için. söylenen bu sözleri Halil Pasa'ya atfetti. Öyle olunca bu halka güç geldi. Fâtih Sultan Mehmed. Dediler ki "Bizi memleketimizden sürdünüz getirdiniz bu kâfir evlerine geri vermek için mi getirdiniz?" Bazilari avradini ve oglanini (ailesini) koyup kaçti. Bak ne kadar zararlar. bahçeler. patrik tayini ve Istanbul'un ticarî. Bu meyanda eski Bizans halkinin evlenme. Sehir mamur oldu. sana sehri verecek kadar selâhiyetimiz yoktu. Duka buna cevap olarak "Efendim. vasiyetnâmesinde bütün mal varliginin pâdisaha ait oldugunu bildirmekle birlikte. iktisadî. Patrik. kisa bir müddet sonra idam edilecektir. ölüm ve dinî ayin gibi sahsî meselelerinin de kendi cemaatlerince tedvir edilmesine müsaade edildi. mülkler verelim" dediler. bosanma. Ve her vilayetin subasilarina ve kadilarina adamlar gönderdiler. Böylece o dönemde nasil sade bir Türkçe'nin kullanilmis oldugunu da görmüs olacagiz. hatta imparatorun bile böyle bir selâhiyeti yoktu. Istanbul'u feth etti. pâdisah size tahakküm edemiyecektir" diyorlardi. Sayet bu makama katoliklige meyyal bir baska ruhanîyi getirmis olsaydi. "Pâdisah. aylar önce ayrildigi sehre tekrar giriyordu. Ortodoksluk yavas yavas sönüp ortadan kalkacakti. "korkma.

Tursun Bey. Samsun. Yine hükm etti: "Her ev ki verirsiniz mülklüge verin (verdiginiz her evi mülk olarak verin)" dedi. Mescidler yapmaya basladilar. yerlestikleri yerlere. Sehir yine mamur olmaya yüz tuttu. Seyahatnâmesinde bu yeni gelenlerin kurduklari mahallelerin isimlerini vermektedir. Anadolu'dan getirilen Türklere ev. bag. geldikleri sehir ya da kasabanin adini vermislerdir. O. Dukas. Bu problemi çözmek ve sehre yeni bir çehre vermek için Osmanlilarin eskiden beri uyguladiklari bir yöntemle meseleye yaklastigi görülmektedir. Nesrî. Baska bir ifade ile Istanbul. deden nice memleketler feth ettiler. fetihten sonraki büyüme ve gelismesini buraya yapilan hâne nakline borçlu görünmektedir. Bursa. Aksaray. günümüzde bile Aksaray. Istanbul'un eski olan ve günümüzde bile varligini koruyan mahalle adlari. Sultanima da layik olan budur ki bunu yapmaya" dedi. Çünkü bunlarin sayilari çok azdi. Ilk önce 5000 aile getirildi. pek fazla bir sey ifade etmiyordu. Bu da biraz önce temas edilen göç uygulamasidir. Tire. Manisa. Çünkü (daha önce de belirtildigi gibi) bu yeni gelenler. Kritovulos gibi çagdas kaynaklarin verdigi bilgiler ve günümüzde yapilan arastirmalar. Çarsamba. bahçe verilip vergiden muaf tutulmalari." Görüldügü gibi. Daha sonra degisik tarihlerde Karadeniz sahilleri ile Karaman. Bu hüviyet degisikligi. Istanbul'u imar ve iskân etmek gibi büyük bir problemle karsi karsiya kaldigi anlasilmaktadir. Fâtih'in daha ilk günlerden baslayarak Istanbul'u canlandirmak ve senlendirmek için gösterdigi çabayi ortaya koymaktadirlar. Harap bir sehri devralan Fâtih'in. hiç birine mukataa koymadi. bize bu yerlesmenin sehir içindeki dagilimi konusunda önemli ip uçlari vermektedir. O. Sivas ve Izmir gibi yerlerden gelen Türk aileleri ile Istanbul kisa bir zamanda hüviyet degistirerek bir Müslüman Türk sehri haline geldi. Nitekim. onlarin sehrin iktisadî hayatini ellerine geçirip bu sahada söz sahibi olmalari içindi. Istanbul'un iskâni için Anadolu'nun muhtelif yerlerinden sanat sahipleri ile muhtelif siniflara mensub Türk nüfusunu buraya celb edip iskân ettiriyordu. Çünkü gelenlerin yerlestikleri bu yerlere onlarin geldigi yerlerin ismi verilmisti. fetih . Âsik Pasazâde. Egirdir. bu yeni gelenlere çesitli kolayliklar saglamaya basladi. Karaman. Ondan sonra mektuplar (yazili belge. tapu) verdiler ki mülkleri ola. bir yandan bu sürgünlerle Istanbul'un nüfusunu artirirken. Çarsamba gibi semt isimleri. hâlâ o günün hatiralarini tasimaktadirlar. bir yandan da fetihten hemen sonra sehirde genis bir insa faaliyetine girer. Pâdisah da onun sözünü kabul etti. Istanbul'un Müslüman Türk sehri haline getirilebilmesi için her imkâni degerlendiren Fâtih. Fâtih. Her ne kadar Balkanlar'dan da nüfus nakli olmussa da bu. Evliya Çelebi. sadece nüfusla degil. atan. Kastamonu.ki: "Hey devletlu sultanim. semt isimleri ile de olmustu.

Bu sirada Istanbul gibi Türk topraklari arasinda sikismis bulunan ve Ceneviz'e bagli Enez kalesi ile buna tabi olan Imroz. Böylece 13 km. 1457'den sonra daha genis bir imar faaliyetine girisecek olan Fâtih. gerek Bati. hendeklerin temizlenmesi emredilmisti. Böylece Rum esirlerinin refah düzeyi yüksek bir duruma gelmeleri saglandi. Fetihlerinde bir sira ve irtibat görülen Fâtih Sultan Mehmed. Ikinci Kosova zaferinden sonra Osmanlilarin Bati'da büyük bir fetih dönemine girmemeleri ve dirayetli bir hükümdar is basina geçtigi takdirde Orta Avrupa'ya dogru Türk hakimiyetinin genislememesi için bir sebep yoktu. O. yaptigi mücadelelerinden (Sefer-i Hümayûn) kisaca ve ana hatlari ile bahs etmek istiyoruz. Bunun için Osmanlilar. karelik bir alani çevreleyen surlar onarildi. Osmanlilarin o havaliye bigane kalmalari için bir sebep degildi. gerek Dogu. Bu sebeple biz. FÂTIH'IN BATI SIYASETI Fâtih'in. konuyu bütün teferruatiyla anlatip daha fazla uzatmak istemiyoruz. bütün tebeasina (vatandaslarina) özellikle de esirlere karsi çok merhametli idi. gerekse Kuzey siyasetleri geregi. Zira bütün tarih kaynaklarimiz ve yeni arastirmalarda bu konuda genis ve tafsilatli bilgiler bulunmaktadir.esnasinda harap olan surlarin onarilmasi ve sehrin yeniden düzenlenmesi isiyle. Bu arada müsellem ve yaya sancakbeylerine. Istanbul'u fethinden sonra Balkanlar'da büyük karisikliklarin meydana geldigi bilinmektedir. bir taraftan da esirlerin yevmiye (günlük) 6 veya daha fazla akça karsiliginda çalismalarini emretti. Orta Avrupa . Istanbul Subasiligina getirdigi Karistiran Süleyman Bey'i görevlendirmisti. Ilk bakista bu karisikliklarin Osmanli'ya pek zarari dokunmayacak gibi görünüyor olmalari. Gerçekten Fâtih. artik Balkanlara dogru yönünü çevirebilirdi. FÂTIH'IN SIYASETI Istanbul'u feth etmek suretiyle ülkesinin ortasinda bulunan ve bir ada durumuna gelmis bulunan engeli ortadan kaldiran Fâtih Sultan Mehmed. Limni ve Tasoz adalari da itaat altina alindi. Bu sayede esirler para biriktirip kendileri için takdir edilen kurtulus akçesini ödeyip hürriyetlerine kavusabileceklerdi. herkesi ayni standartlara sahip olan esit duruma getirmek istiyordu. Istanbul'u aldigi zaman Balkanlarda karisik bir ortam bulunmaktaydi. SIRBISTAN SEFERLERI Fâtih'in.

Bu halden faydalanan Sirp ileri gelenleri. Bir taraftan tebrik için gönderdigi elçi heyeti ile. Vergisini de zamaninda vermiyordu.ve Kuzeyden gelebilecek bir tecavüze karsi ülkelerini kolayca müdafaa edebilmek için tedbirler almak zorunda idiler." Casuslari vâsitasiyle bu durumdan haberdar olan Fâtih. hatta bu yüzden Üsküp yolu kapanarak gidis ve gelisler durmustu. Kaynaklarin verdigi bilgiye göre. ibn sebil) meci' ve zehabtan munkati' oldu" diyerek Sirp Kirali'nin sebep oldugu olaylari anlatir. Vilkoglu diye tanitilan Sirp Kirali Brankovitch. Buna razi olmayan Sirp Kirali. Ordunun büyük kismi Sivricehisar (Ostrowtz)'da Pâdisaha ulasti. zamaninda Pâdisahi durumdan haberdar etti. öte taraftan da Sirp Kirali'na haber yollayarak Sirp topraklarinin Lazar'in oglu Stephan'a ve dolayisiyla kendisine ait oldugunu söyleyerek. yirmibes günde geri dönmek için emir almisti. saltanatinin neye bagli oldugunu iyice anladigindan pâdisahin babasina (Sultan Ikinci Murad) ve Fâtih Sultan Mehmed'e daima itaat edip vergisini de zamaninda öderdi. ordusunun toplanmasini bile beklemeden yirmi bin kisilik bir kuvvetle Sirbistan üzerine hareket etti. Bunun üzerine Fâtih Sultan Mehmed. Yapilan kusatmalarda bir çok kale zapt edilemesine ragmen bazilari da alinamamisti. Haberi götüren elçi. Elçi bunu hissettiginden. iki yüzlü bir siyaset takip ediyordu. Kritovulos. Geç kaldigi takdirde öldürülecekti. bütün bu bilgileri verdikten sonra "hatta Üsküp yolu mesdud olup âyende ve revende (gelip gidenler. durumundan anlasilmisti. bir taraftan akincilari Sirbistan üzerine gönderirken. vaktiyle Osmanlilardan alinan kalelerin tamaminin iade edilmesi gerektigini söylemisti. tebrik için gelen Sirp elçilerine iltifat etmemis ve teslim etmek istedikleri kalelerin kafi olmadigini. Sirbistan aleyhine harekete geçebilecegini bildirmisti. bu sekil kabul edilmedigi takdirde. Tarihlerimizde. fethi müteakip her taraftan tebrik için gelen elçi heyetleri arasinda Sirp Kirali Georges Brankovitch'in gönderdigi heyet de vardi. Pristine kadisinin arzindan ögrenen Pâdisah. Fâtih'in elçisini oyalamaya çalisiyorlardi. Böylece Sirbistan'a ilk sefer baslamis oldu. Fakat bir müddet sonra gizli bazi fikirler besledigi. Halbuki Sirp Kirali bu tarihlerde Tuna'nin öbür tarafinda bulunuyordu. yolcu. Osmanli topraklarina tecavüze baslamis. Hoca Sa'duddin. Zira vergisini zamaninda vermedigi gibi. Bununla beraber Sofya sehrini kendisine ihsan edebilecegini söyleyen Pâdisah. Sirbistan'i terk etmesini istemisti. Böylece zaman kazanarak savas için hazirliklarini tamamlamak istiyorlardi. öte taraftan da Ulah ve Macarlar'la münasebetlere girisiyordu. Sirp Krali Brankovitch'in bu iki yüzlülügünü su ifadelerle nakl etmektedir: "O. pâdisahla yaptigi anlasmaya riayet etmeyip Macar ve Ulah'larla Osmanlilar aleyhine olacak sekilde münasebetlerde bulunmaya basladi. Bu arada Türk sehir ve kasabalarindan bazilarinin Sirplar tarafindan yagma edildigini. vaktiyle Osmanlilardan aldigi kalelerden bir kisminin anahtarlarini geri verirken. .

bunu gerekli kiliyordu. Sirbistan'da birakilmis bulunan Firuz Bey oglunu maglub edip bir kisim Osmanli topraklarini elde ederler. Pâdisahin. Osmanlilarin eline geçtikten ve birkaç kale daha feth olduktan sonra Fâtih Sultan Mehmed. Osmanlilara karsi bir savasa hazirlandiklarini. Bu basarilarina yenileri eklenebilirdi. Sirplarin. fakat iç durumu iyi olmayan Sirbistan'in kolayca zapt edilebilecegini bildiriyordu. Bir fesat kaynagi olan Sirbistan'in zapt edilmesi. büyük basarilar saglamis sayilirdi. Gerçi bu sehir. 1455 baharinda Edirne'den hareket ederek Sirbistan üzerine yürüdü. Bu müddet zarfinda isini bitiren Karaca Pasa. yalniz kendi ordusu ile Fâtih Sultan Mehmed'e karsi savasamayacagini idrak ederek 1454 yilinin sonuna dogru Imparator Friedrich'e bir mektup yazarak Sirbistan hadiselerini anlatmis ve Hiristiyanligin kurtulmasinin bir Haçli ordusu ile mümkün olacagini bildirmisti. Burada basta madenleri ile meshur olan Novaberda sehrinin alinmasina karar verilir. Karaca Pasa'yi Sirbistan'i yagmaya memur ederek kendisi ceddi (dedesi) Sultan Birinci Murad'in sehid edildigi Kosova'ya gelir. arkasindan da Istanbul'a dönülmüstü. Sirp ve Macar birlesik ordusu. 1454-1455 kisini Edirne'de geçirmekte olan Fâtih'in. Buradaki savas. Kaynaklarimizin tamami bu dönüsten bahs etmekle birlikte sebebinin ne oldugunu zikretmezler. Buradan da hep birlikte önce Edirne. Bu sehir. Fakat Pâdisah. Bati'daki gayelerinin tahakkuku için gerekiyordu. Bunun üzerine mesele Frankfurt'ta ve Wienerisch-neustad't'de toplanan meclislerde müzakere edilmis ve Hunyad'a yardimci bir kuvvetin verilmesi kabul olunmustu. burada orduya katilmisti. Ayrica bu devletin bulundugu cografî ortam da. Bu yüzden hükümdar. Bu siralarda hudud komutanlarindan Evrenoszâde Ishak oglu Isa Bey. .Bununla beraber Türk ordusu. fakat bu hazirliklarin neresi için oldugu bilinememekteydi. Sultan Ikinci Murad zamaninda Osmanlilarin eline geçmisti. Macarlarin lehine sonuçlanmakla birlikte Jan Hunyad. Fakat Segedin antlasmasi ile yine Sirplara terk olunmustu. Bu arada. birdenbire sefere nihayet vererek Edirne'ye döner. harp hazirliklarina basladigi görülmekte.

daha küçük muhasara toplari arasinda muhtelif çapta üçyüz kadar top vardi. Yapilan muhasara ve bes yüz kadar askerin kaleye girmeyi basarmis olmalarina ragmen. ayni zamanda Macaristan'da basarili bir harekâta girisebilmek için Tuna kiyilarinin ve bilhassa Belgrad müstahkem kalesinin elde bulunmasi gerekiyordu. Fâtih'in karargâhina kadar gelmis bulunan düsmandan birkaç kisiyi. Sehrin bu konudaki degerini daha önce anlamis olan Osmanlilar. Sultan Ikinci Murad devrinde burayi almaya tesebbüs etmislerse de Jan Hunyad'in." Öyle anlasiliyor ki. genç hükümdar . Tuna yolu ile hareket etmis olan ve ikiyüz parçadan ibaret bulunan donanma. Bunlardan baska. Firsat buldukça civarindaki Müslüman Türk topraklarina saldirmaktan da çekinmeyen. Böylece Belgrad. Bu sebeple Fâtih Sultan Mehmed. 1456 baharinda Belgrad'i almaya karar verir. baharda büyük bir ordunun basinda Sofya üzerinden Belgrad'a yürüdü. Kendi topraklari üzerinde emniyeti saglamayi birinci derecede önemi haiz bir is telakki eden Fâtih Sultan Mehmed. geregi gibi sihhat ve selâmetle Dâru's-saltana'ya avdet buyurdular.BELGRAD KUSATMASI Fâtih Sultan Mehmed. Ancak bu sehrin degeri. Dayi Karaca Bey'in komutasinda idi. Etrafinda su ile dolu genis bir hendek vardi. Bütün kisi hazirliklarla geçirmis olan Pâdisah. Jan Hunyad. "tedbirlerinin takdire muvafik gelmedigini görünce. Ayrica büyük toplar da Dayi Karaca Bey'in nezâretinde ayni yoldan sevkedilmislerdi. 1456 yilinda Macarlarin elinde bulunan Belgrad'i almak için harekete geçer. hem karadan hem de nehir tarafindan kusatilmak isteniyordu. böylece Osmanli güvenligini tehdid etmekte olan bu sehir ve sakinlerinin. Hükümdar. kusatmanin kaldirilmasina sebep olmustu. simdilik Osmanli'nin eline geçmekten kurtarmisti. Çünkü sehir. Sirplar ve Macarlar tarafindan da bilindiginden. bu muhasara esnasinda. Osmanli hududlarina tecavüz etmesi. bulundugu metrise bir top güllesinin isabetiyle sehid olmustu. su yollari vasitasiyle birçok yerden yardim alabildigi gibi müstahkem bir kaleye de sahipti. büyük bir kuvvetle yardima geldigi Belgrad'i. esasli bir sekilde hazirlanma ihtiyaci duydu. Bunun için Morava kenarinda kurdurdugu dökümhânede çalistirilan binlerce isçi tarafindan toplar döküldü. kesin olarak Osmanli hakimiyetine girmesi gerekiyordu. her iki devletin burayi kaptirmamak için bütün gayretlerini harcayacaklari tabii idi. Zira daha önce bazi bölgeleri Osmanlilarin idaresine geçmis bulunan Sirbistan'i elde tutabilmek ve kuzeyden gelecek istilalari durdurabilmek. Sava ve Tuna nehirlerinin birlestigi noktada kurulmus olan Belgrad'in zapti çok zordu. Bunlar arasinda boylari 27 kadem olan 22 büyük top vardi. savas kazanilamadigi gibi Dayi Karaca Bey de. Ayrica o zamana kadar görülmemis büyüklükte tas gülleler atabilen yedi tane havan topu da yapilmisti.

Edirne'deki ikameti esnasinda biri (Bâyezid) Amasya'da. Pâdisaha layik sohbetler yapildi. korkunç bir bozgunu önlemis ve sonu belki de büyük bir Haçli Seferi vücuda getirebilecek olan tehlikeyi bertaraf etmistir. Edirne'nin çevresine konup doldular. Bu dügün için Fâtih. Yemekten sonra yine edebiyatçilar okudular. Onu getirtti. Bununla beraber Sava nehri yolu ile gelen yardima mani olunamadigi için muhasara kaldirilmisti. Solunda ise "Mevlâna Tosyavî" oturdu. Bütün sancak beyleri ve her sehrin ululari geldiler. karargâha hücum eden düsmana karsi gösterdigi sebat ve mukavemet. Bunun üzerine her iki sehzâde de merkeze çagrilir." Bu savasta yaralanmis olan Jan Hunyad da 20 gün sonra 11 Agustos 1456'da ölmüstü.bizzat kendisi kiliçla öldürmüstü. Onun yanina Hizir Bey Çelebi oturdu. Nice günlük yollar dügüncülerle dolmustu. Dügüne basladilar. SEHZÂDELERIN SÜNNET DÜGÜNÜ Belgrad seferinden dönen Fâtih Sultan Mehmed. Ondan sonra izin verildi: Edipler. Pâdisah dahi devletle Ada'ya geçip oturdu. ilim adamlari ile halka karsi nasil davrandigini. Fâtih'in bu savastaki durumunu su ifadelerle vererek onun nasil bir bozgunu önledigini anlatir: "Fâtih Sultan Mehmed'in. bu dügünde hazir bulundugunu söyleyen Âsik Pasazâde'nin müsahedelerine dayanarak verdigi malumati özetleyerek buraya almak istiyoruz: O vakit. güzel medihler ve gazeller okudular. Sag tarafina fâzil kimselerden olan "Mevlânâ Fahreddin" oturdu. Onu dahi getirtti. bozulmaya yüz tutmus olan Osmanli askerine kuvvet ve cesaret asilamis olmalidir ki. Ilmî sohbetler olundu. Bu mücadelede düsman da fazlaca yipranmis oldugundan çekilmis. onlarin da bu mutlu günlerinde yanlarinda bulunmalarini arzu eder. digeri (Mustafa) Manisa'da sancakbeyi olan iki sehzâdesinin sünnet edilmelerine karar verir. Önce ulemâ davet olundu. Uzunçarsili. Pâdisahin karsisinda ise "Mevlâna Sükrullah" oturdu. Bununla beraber biz. Ulemâ. çevre hükümdarlara dâvetiyeler göndererek. Emr olundu: Hafizlar. Bu davranis. Etrafa agirlikla davetçiler gönderdiler. Sultan Bâyezid Amasya'da idi. yeniden düsmana saldirmislardi. bütün Osmanli kaynaklari bahsederler. Fâtih'in. Pâdisahin otag ve çadirlarini Ada'ya kurdular. Pâdisah dahi gelip tahta oturdu. tayfa tayfa geldi. Bunlar hep Edirne'ye geldiler. nasil bir protokol uyguladigini göstermesi bakimindan önemli olan bu dügünden. Osmanli kuvvetleri de bu seferden basarisiz dönmüslerdir. Ondan sonra tekrar . Her tarafin halki. nimetler yenildi. Ondan sonra izin oldu: Sofralar kuruldu. Kelâm-i Kadim-i Rabbanî (Kur'an-i Kerim) okudular. Mustafa Çelebi dahi o vakit Manisa'da idi. okunan bu âyetlerin tefsirini yaptilar.

Brankovitch'in kizi Mara da Osmanlilara siginmisti. Greguvar. Bunlara dahi Pâdisah kanunu nasilsa öylece yapildi. sehrin dis istihkamlarini aldiysa da sehri zapt edemeyerek muhasarayi kaldirir. Murad'dan dul kalmis olan Mara (Meryem Sultan) adinda bir kiz evladi birakmisti. Niceleri fakir geldi. Georges Brankovitch ile. gelen bu hürmete lâyik kisilere ihsanlarda bulundu. d. Fakir (ben) dahi bir futa doldurdum. Yeni Sirp despotu Lazar.Kur'an okundu. Brankvitch 30 bin altin ödedikten sonra serbest birakilmisti. hicrî 862 (1458)'de Mora seferine giderken Mahmud Pasa'nin maiyyetine bin kadar yeniçeri vererek onu Sirbistan üzerine gönderir. Bu dügünün tarihi hicretin 861'inde vaki oldu. Sirbistan'in elinden alinma ihtimalini düsünerek burayi malikâne olarak Papa'ya peskes çektigi gibi kizini da Bosna kralinin ogluna nikahladi. Böylece Mara. Sirbistan isini kesin olarak çözüp bir sonuca baglanmaya karar verir. Ihtiyar Brakovitch. bir ara Brankovitch'i yakalayip haps etmisti. hizmetkârima verdim. Bunlar da "Fukarâ Kanunu" geregince saygilarini gösterdiler. bir sene sonra 1458'de öldü. oynamak istedigi oyundan haberdar olan Osmanli Devleti. öldürme tehdidi ile diger kardeslerini ülkesinden kaçirmisti. zengin gitti. Bu arada Ostroviç (Sivricehisar). esi Elen ile küçük yastaki kizina kaldi. Etyen (Istefan) ve Lazar adinda üç erkek ile Sultan II.SIRBISTAN'IN ILHAKI: Osmanli kuvvetlerinin Belgrad'dan çekilmelerinden sonra sira tekrar Sirbistan'a gelmisti. Sirbistan'in idaresini ele geçiren en küçük kardes Lazar. Üçüncü günü begler (emîr) davet olundu. Rodnik ve Sabaç (Bögürdelen) gibi yerleri alir. Mahmud Pasa. refah içinde bir hayat geçirdi. 1457 senesinde ölmüs. Pasa. Bu ulemânin hizmetkârlari futalar doldurdular. Ikinci gün fukara tayfasi davet olundu. Ülkesi. Her ilim ehlinin önüne sini koydular. Jan Hunyad'in kayinbiraderi olan Belgrad valisi Mihail arasinda eskiden beri bir sogukluk bulundugundan Mihail. Fâtih Sultan Mehmed. Bögürdelen'in alinmasindan sonra Macaristan'a akinlarda bulunur. Ondan sonra sekerli seyler getirdiler. . Bu sebeple Pâdisah. Elen. Pâdisahin ihsanlari bunlara da yetisti. Sirplarin baskenti olan Semendire etrafindaki bazi kaleleri aldiktan sonra Semendire'yi kusatir. onun taht üzerindeki hakkini koruyacagini bildirerek kendisine Serez taraflarinda mülk verdi. Elen'in. Ondan sonra pâdisah. Onlara da geregi gibi hürmet olundu. Brankovitch'in ölümü üzerine.

Sonunda Mora. son Bizans Imparatoru Konstantin'in kardesleri Dimitrios ile Thomas tarafindan idare ediliyordu. düstügü bir ask sevdasi yüzünden Mora'daki Ballabadra . 8 Kasim 1459'dan itibaren Osmanli idaresine giren Sirbistan. Dimitrios'a ait bazi yerlerin Thomas'in eline geçmesi üzerine Dimitrios'un Osmanli Pâdisahina elçi göndererek yardima istemesi. Bu esnada Osmanlilar. bu iki kardes arasinda taksim olunarak iki Rum devleti ortaya çikmisti. 463). direnmenin fayda vermeyecegini anlayan Elen. bir mana ifade etmemekle birlikte. ordunun toplanti yeri olan Serez'de bütün askerî tedbir ve tertibatini aldiktan sonra Mora'ya hareket eder. Mora seferi ile ilgili olarak baska bir sebep daha göstermektedirler. s. bir ihtiyat tedbiri olarak Mahmud Pasa'yi Sirbistan taraflarina yollar. ilerisi için bir tehlike arzediyordu. MORA SEFERLERI Istanbul'un fethi sirasinda Mora. Serez'den bir genç. Mora Arnavutlarindan yardim alarak birbirleri ile ugrasiyorlardi. Mahmud Pasa ile bulusur. Hoca Sa'duddin. Buna göre. Bu mirasçilar ortada bulundukça Bizans meselesi. bütün gizlilik kaidelerine riayet ederek yapacagi seferin nereye olacagini açiklamadan.Bu esnada Mora seferinden dönmüs olan Fâtih Sultan Mehmed. mücadelelerinde. Bizans Imparatorlugu'nun en yakin vârisleri olan bu iki sahsin. Osmanli kaynaklari (Âsik Pasazâde. fakat kardesi Thomas razi olmadigi için bunu yapamamislardi. Her iki kardes. Thomas'in anlasmalara aykiri hareket ederek vergisini göndermemesi ve Latinlerle ittifak kurmasi gözönünde bulundurularak. 1458 Mayis'inda. bir sancagi olarak "Semendire Sancakbeyligi" adi ile bir akinci komutana verilir. III. Fâtih. Thomas'inki de Patras idi. bu devletin. hazineleri ile birlikte gidebilme sarti ile teslim olur. çevresindeki kaleler Osmanlilarin eline geçtikleri için Semendire bir bakima yalniz ve yardimsiz kalmisti. Belgrad'in zaptina kadar Macaristan'a yapilacak akinlar için ve kuzeyden gelecek tehlikelere karsi iyi bir üs oldu. Mora'ya sefer yapilmasina karar verildi. Nitekim Imparator Konstantin'in ölümü üzerine Mora Rumlari. Iki kardes arasindaki mücadelede. Isparta). bunlara müdahelede bulunmayarak seyirci kalmislardi. Sirbistan isinin tamamen bitmesi için Mahmud Pasa'yi Semendire üzerine tekrar gönderir. Burasi. I. Daha önce. imparatorluga hak iddia edebilecek durumda olmalari. 40. tedavisi mümkün olmayan bir çiban gibi sürüp gidebilirdi. Dimitrios'un devlet merkezi Mistra (Hammer. imparatorun kardesi Dimitrios'u imparator yapmak istemisler. Bu durum karsisinda. 149. Bu esnada kendisi de Mora üzerine hareket eder.

Osmanlilar bakimindan büyük bir önem tasiyordu. Genç. Sarp bir mevkide bulunan ve üç kat sur ile çevrili olan bu müstahkem kalenin zapti kolay degildi. gizlice bu kadinlarla konusup durumlari hakkinda onlardan bilgi alir. Teselya'ya giren Osmanli ordulari. bu yüzden herkesin canindan bezmis oldugunu ögrenir. Burada birçok sehir ve kaleyi . din düsmanlarinin elinden çektikleri eziyet ve gördükleri iskenceleri bizzat gördügünü bir bir açiklar. kocalarinin da hapse atilmis olduklarini. derhal pâdisahin katina gelerek yüce divanda üzüntülerini açiklayarak Müslüman kadinlarin. kâfirlerin en bayagi ve agir islerini yapmak zorunda kaldiklarini görür. Osmanlilar. Osmanlilara karsi onun düsünce ve tavrini ortaya koyuyordu. orada Müslüman kadinlarin çok kötü ve berbat bir hayat sürdüklerini.sehrine gittigi zaman. Genç Fâtih. Böylece V. burayi Italya'ya yapacaklari seferler için bir üs olarak kullanacaklardi. Mora'nin elde edilmesi. daha kis aylarinin bitmedigi bir zamanda olmustu. Bu olay. din düsmanlarinin. Adi geçen kral. Anadolu kuvvetleri tarafindan muhasara edildi. Osmanlilara karsi destekleyip ona yardim ediyordu. Fakat Osmanlilar. Alfons. Korent berzahina dogru yürüyerek yollari üzerindeki Filke kalesini aldilar. Bütün bunlar. Pâdisah. Arnavutluk Prensi Iskender Bey'i. Müslümanlara yaptiklari iskence ve çetkirdikleri eziyetleri ögrendigi zaman. Tamami gözü yasli olan bu kadinlarin. problemin. Insani üzüntü ve kedere gark bu vaziyeti ögrenen genç adam. kökünden halli için. Zira. buranin düsmesini beklemeden Mora'ya girer. Bununla beraber sehir ve kalesi. Alfons. daha atik davranarak onlara karsi olan planlarini uyguladilar. Osmanlilarla mücadele etmek üzere Arnavutluk ile Mora'yi üs olarak kullanmak istiyordu. bu ülkenin de idaresi altina girmesinden baska çikar yol olmadigi kanaatine varir. daha önce de Mora despotu Dimitrios ile Mora'yi nüfuzu altinda bulunduracak sekilde bir anlasma yaparak onu himayesine almisti. Balkanlari nüfuzu altina alarak bir Akdeniz Imparatorlugu kurmak isteyen Napoli ve Aragon Krali V.

mallarini muhafaza edebileceklerdir. Fâtih. hem de Osmanlilara karsi yeniden mücadeleye baslar. Bununla beraber Thomas. Muahede geregince Korentliler. Doguda bas gösteren Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan gailesi yüzünden. Kuzey Mora sancakbeyligine akinci komutanlarindan Turahan Bey oglu Ömer Bey'i tayin eder (Temmuz 1458). Thomas. baris yapmak suretiyle teslim olmaya karar verdigini hükümdara bildirir. bütün sehirlerini kaybettikten . bu sartlari da yerine getirmeyince. bir kismi da vergi vermek suretiyle Osmanlilara baglanmis oldu. aralarindaki çarpismadan ne kadar zarar gördüklerini anladiklari için barisirlar. Mora'nin kolayca ele geçirilmesini saglayacagini bildiginden burayi almak istiyordu. Mora'daki Arnavutlara güveniyordu. Osmanli hükümdari. Mora seferi esnasinda Atina da Türk idaresi altina alinir. baris talebinde bulunur. Çünkü o. yeminle saglamlastirilan anlasmayi ve üzerinde ittifak saglanan sartlari üç ay sonra bozar. Fâtih'e karsi koymak üzere sahildeki Matina kalesine çekilen Thomas ise. Mora'da zapt ettikleri sehir ve kaleler. Venediklilere ait kisimlari hariç olmak üzere bir kismi dogrudan. fazla agir olmayan sartlarla yeniden bir anlasma yapilir. Mora'nin anahtari durumunda bulunan Korent'in zaptinin. Bu durumu ögrenen Fâtih Sultan Mehmed. 3. Bu anlasma ile. 4. 2. Aralarinda bir ittifak kurarak Osmanlilara karsi vaziyet alirlar.feth eden pâdisah. Osmanlilara karsi bir sey yapamayacagini anlayan Thomas. Thomas'in üzerine gitmeden önce birdenbire yön degistirerek Isparta üzerine yürür. Mora'nin. dört ay sonra Korent'e döndügü zaman burasi henüz fethedilememisti. Fâtih-'in idaresindeki Osmanli ordusu. Korent'e gelen hükümdar. Bu sebeple hem kardesi Dimitrios. yani Mora'nin üçte biri dogrudan dogruya Osmanli Devleti idaresinde kalacaktir. Uzun Hasan'in bütün tahriklerine ragmen o tarafa hareket edilmeyerek Mora isini temelden bir sonuca baglamak için. Mora'nin diger sehir ve kaleleri. Mora'ya hareket eder. Zaganos Pasa'yi Mora'ya gönderir. Hariçten bunlara bir taarruz vuku buldugu zaman Osmanli hükümdari despotlari müdafaa etmeyi üzerine alir. Osmanlilarin. Mücadeleler sonunda. Fâtih'e karsi koyamayacagini anlayan sehir halki. Dimitrios ile Thomas'in idaresinde bulunacak ve bunlar her sene üçer bin altin vergi vereceklerdir. Dimitrios teslim olur. Bunun üzerine Mora despotlari ile Osmanlilar arasinda asagida belirtilen sartlara göre bu anlasma yapilir: 1. Daha sonra iki kardes.

Fâtih. Macarlarin "Drakul" (Seytan). daha uzakta bulunan Lehistan ve Macarlarla kendi aralarinda tampon bir devlet olarak kalmalarina taraftardilar. onun yukaridaki sifatlarini verdikten sonra. Bununla beraber. EFLÂK'IN HAKIMIYET ALTINA ALINMASI: Tuna nehrini. tabii sinirlarinin disinda mütalaa ettikleri bu prensliklerin. Böylece Mora yeniden ve tamamina yakini Osmanlilarin eline geçer. bu nehrin kuzeyinde bulunan ve bugünkü Romanya'yi teskil eden Eflâk ile Bogdan prensliklerini himayeleri altinda bulundurmayi kafi görüyorlardi. Osmanli sinirlarina yakin bulunmasindan dolayi Eflâk'ta Osmanli nüfuzu gün geçtikçe artmaya basladi. Hüküm sürdügü memlekete Fâtih'in yardimi ile sahip olmasina ve Pâdisaha karsi dost kalacagina dair yemin etmis bulunmasina ragmen Wlad. Bu sahsin daha iyi taninmasi ve farkli milletler tarafindan aldigi bu lakaplarda ne kadar hakli (!) oldugunu ortaya koymasi bakimindan bir kaç örnek vermek yerinde olacaktir. vahsi ve insanlik disi birtakim zevklere sahipti. Eflâk'ta bazi hadiseler olmaktaydi. Ulahlarin "Çepelpuç" (Cellad) dedikleri Wlad adinda zulüm delisi bir adam.sonra Kalamata'ya gider. Bu sebeple Eflâk daha Yildirim Bâyezid zamaninda senelik bir vergi vermeyi kabul etti. Wlad. 1456 yilinda Fâtih. bunun yaptigi barbarliklara da örnekler verir. Mora halkindan bir kismini Istanbul'a naklettirip onlarin yerine Türk göçmenleri yerlestirir (hicrî 856/m. Tarihçi Tursun Bey tarafindan "Keferenin Haccac'i" diye vasiflandirilan bu adam. 1460). Teslim olup Pâdisahin yanina gelen Despot Dimitrios'a. bunlarin kendilerini mesgul edecek kadar kuvvetli olmalarini veya büsbütün zayif düsmelerini de istemiyorlardi. Enez sehri ikametgâh olarak gösterilerek oradaki tuz madenlerinden senelik altmis bin akça varidat (gelir) tahsis edilir. saray halki ile birlikte yemek yemekten zevk alirdi. sözünde durmayarak Osmanlilar aleyhine Macarlarla anlasma yapacaktir. devleti için tabii bir sinir kabul ettigini tahmin ettigimiz Fatih Sultan Mehmed ve hatta daha önceki Osmanli hükümdarlari. Eline Türk esirleri geçince . Hammer. Orada da tutunamayacagini anlayinca Roma'ya Papa II. halka idarenin en korkuncunu tattirmaktadir. O. Fâtih'in. kaziklara vurulmus ve iskence içinde can vermekte olan Türklerin meydana getirdigi büyük halkanin ortasinda. Wlad'i Eflâk prensligine tayin etmisti. Muhtemelen Osmanlilar. Burada Türklerin "Kazikli Voyvoda". kardesi Radul ile birlikte Osmanli sarayinda rehine olarak bulunmustu. Karadeniz ve Trabzon'da bulundugu siralarda. Pi'nin yanina siginir.

Yunus Bey ile Çakircibasi Hamza Bey. tebeasina ve Allah'a karsi bu denlü cinayetler islemis bir adam. Tuna kenarina geldikleri vakit. Fakat bunda muvaffak olamadigi gibi. diri diri ayaklarinin derisi yüzülen esirlerin iskencesi. Wlad. hatta Wlad'i yakalayarak haps etmisti. Allah'in kullarina zulm eden bu zâlimi ortadan kaldirmak için Eflâk seferine çikar (H. O. Kan dökücü Wlad. casuslari vasitasiyle önceden haber aldigi bir gece baskini düzenleyerek Pâdisahi öldürmek ister. mümtaz bir eyâlet haline getirilerek. Osmanlilara sikica baglanmis oldu. hiç yoktan Osmanlilarla bir anlasmazliga düsmek istemediginden bu yardimi yapmamis. daha sonra Hamza Bey'i öldürerek basini Macar kralina gönderir. nehrin donmus oldugunu görürler. Wlad'in yaptigi hareketlerden bazilarini görmezlikten gelen Fâtih Sultan Mehmed. düsmanlarinin çoklugundan ve memlekette bulunmadigi bir sirada tac ve tahtinin Macarlara verileceginden korktugundan. daha büyük olurdu. Wlad'in kardesi Radul'u oniki bin duka yillik vergiye baglayarak Eflâk prensliginin basina getirdiler. hatta itibar göreceklerini sandiklari bir sirada Wlad'in büyük bir saldirisina ugrarlar. 150 küçük parça deniz kuvveti (nehir donanmasi) hazirlayarak. Eflâk ortalarina kadar gittigi halde. Eflâk'i düsmanlarina karsi muhafaza edecek bir kuvvetin gönderilmesini rica eder. Osmanli akincilari onu bulmak için bütün bir Eflâki tararlar. Pâdisah da ordusuyla prensligin baskentine yürür. onu Istanbul'a davet eder. Osmanlilara ait bazi sehir ve kasabalari tahrip etmekten de çekinmez. kendisine gönderilen Osmanli elçilerinin sariklarini baslarina çiviletmistir. hiddetinden ve üzüntüsünden yerinde duramayarak 150 bin kisilik bir ordu ve 25 büyük. Wlad'in kuvvetleri ortalarda görünmüyorlardi. asla itibara layik degildir" der. Bununla beraber Tuna'yi geçmek hazirliklari yaptiklari ve dostluktan baska bir sey ümid etmedikleri. Öte taraftan Osmanlilar. Ancak Wlad. Bu baskinda Yunus Bey sehid. Wlad. perisan bir halde canini zor kurtarip kaçabilir. Hamza Bey de esir edilmisti. aldigi esirlerin tamamini kaziga vurduktan sonra. Bunun üzerine Pâdisah. Böylece Eflâk. Bütün bu olanlari haber alan Fâtih Sultan Mehmed. Sehrin yakininda kaziklanmis 15 bin adamdan kurulu korkunç bir orman görünce nefretle "Devlet kuvvetini böyle kullanmis. Fakat Macar Krali. onlardan yardim ister.ayaklarindaki derinin yüzülmesini ve meydana çikan kirmizi etlere tuz ekilmesini. Yarali olarak kaçip Macarlara siginan Wlad. sonra da bunlari keçilere yalatmasini emrederdi. Fâtih'in.) Fâtih. 866/1462 M. Silistre Beyi Yunus Bey ile Çakircibasi Hamza Bey'i Eflâk'i beklemek üzere görevlendirir. Böylece. .

O. diger Avrupa devletleri ile birleserek kendisine doguda sinir komsusu bulunan Türk ve Müslüman devletleri de kendisinin aleyhine tahrik ederek. burayi Minnet Bey idaresinde bir sancak beyligi haline getirerek Osmanli topraklarina ilhak eder. kuvvetli istihbarat teskilâti vasitasiyle iyi biliyordu. bir müddet sonra da Islâmiyeti kabul ederek "din-i mübin-i Islâm" ile sereflenirler. Papalik ve Venedik'in. Istanbul'un fethi ile ticarî menfaatleri sarsilmis olan Venedik Hükümeti. . Bunu bilen Fâtih. Bu arada orduyu hümayun üç koldan Bosna'ya girmis ve bütün bir Bosna topragini feth etmisti. 30 bin Bosnali ise yeniçeri gibi hizmet etmek üzere Pâdisahin sancaklari altinda yemin eder. Hersek Dukasi Stefan Kosariç de küçük oglunu rehine vererek bagliligini arzetmis bulundugundan.Wlad. özel öneme sahip bir yerdi. büyük bir deniz kuvvetine sahip olan Venedik'e yardimda bulunabilecek olan Macaristan'la. Bu sebeple. Böylece aleyhindeki ittifak çenberini kirip ortadan kaldiracakti. Bu sebeple Kral mukavemet edemedi. 1463) yilinda olmustu. Fâtih. Osmanli Devleti'ni iki taraftan nasil sikistirmak istediklerini. Duka'nin ölümünden bir süre sonra. Halkin. Katolik baski ve tazyiklerinden biktiklari. Osmanli topraklarina katilir. Bu sefer esnasinda. Mora'nin Türklerin eline geçmesinden büsbütün müteessir oldu. Türklerin izse din ve mezheb serbestisine büyük bir saygi gösterdiklerini bildiklerinden. Osmanlilarin aleyhinde olacak sekilde. Hersek. Bu çocuk ihtidâ edip (Islhamiyeti kabul edip) "Ahmed" ismini aldi ki. ikisinin arasina girmenin askerî bakimdan gerekli olduguna inaniyordu. Osmanlilara karsi koymaya pek taraftar degillerdi. Ege denizindeki Osmanli faaliyetlerini de yakindan takip eden Venedik. Avrupa'da meydana gelen reaksiyonu da iyi takip ediyordu. Osmanlilara karsi olan sevgisinden dolayi eli silah tutanlarin tamamina yakini orduya alinir. zaten Katoliklerden nefret eden Bosna Kralligi'ni feth etmeye karar verir. Bosnalilar. Istanbul'un fethinden sonra. daha sonra "Hersekzâde Ahmed Pasa" adi ile anilarak damad ve sadrazam olur. kendine yakin gören Fâtih. Bu olaylar. hicrî 867 (m. BOSNA-HERSEK'IN ALINMASI Balkanlari ve hatta Tuna'nin güneyinde kalan bütün Avrupa topraklarini kendi devletinin sinirlari içinde görebilecek duruma gelmis olan Fâtih Sultan Mehmed için Bosna. yerinde birakilir. Halki. Bosnalilar. onlarin etrafinda bir ittifak çenberi meydana getirmeye çalisiyordu. Radul'un ölümü üzerine zindandan kaçip tekrar idareyi ele almak istediyse de öldürülerek kesik basi memleket memleket dolastirilir.

Onlar. Macaristan. Arnavutluk'ta faaliyet göstermeleri ve Ege denizini ele geçirmek istemeleri. Osmanlilara ise dünyanin en büyük devleti olma gibi bir gâlibiyet temin etmistir. karada ve denizde birçok devletle ugrasmak zorunda kaldiklarini görünce bu hakimiyetten kurtulmak isteyecektir. Ancak Osmanlilarin büyük bir galibiyet elde ettiklerini görünce bu düsüncelerinden vaz geçerler. Bununla beraber bir müddet sonra Bogdan Voyvodasi. 25 Ocak 1479'da imzalanmis olur.OSMANLI . Denebilir ki. BOGDAN MESELESI: 1455'te Osmanli hakimiyetini tanimak ve yilda 12. simdiye kadar vermekte oldugu "üçbin sikke-i efrencî" yerine alti bin flori verecegini. Venedik ve müttefiklerine maglubiyet. Zira. 1463'te. Osmanlilarla dostça geçinmeyi iyi bir tedbir olarak kabul eden ve ekonomileri açsindan bunu lüzumlu gören Venedikliler. Bununla beraber. Böylece Osmanlilari iki cepheli bir savasla tehdid etmek istiyorlardi. Bogdan Voyvodasi ise kaçacaktir. takriben 16 sene devam edecek savaslar sonucunda Venedik hükümeti. Daha sonra temas edilecegi gibi Osmanlilar. Osmanlilarin. Papa.000 altin vermeyi kabul etmek zorunda kalan Bogdan. Bu yüzden onlar. Venedik devlet adamlarini Osmanlilara karsi farkli bir sekilde düsünmeye sevk etmistir. Bu durum karsisinda Venedikliler. Pâdisaha müracaat ederek. . Osmanlilarla baris yapmayi daha kârli görecektir. ya harb edecekler veya Yunanistan ile Balkanlar'daki bütün mevzilerinden geri çekileceklerdi. Onlar. Milano. Sayet bu savasta maglub olsalardi. Bununla beraber. Osmanlilarin lehine ve Venediklilerin aleyhine olmustu. daha sonra Osmanlilar ile Bogdanlilar arasinda savaslar olacak ve Fâtih. Burgonya. Fransa. Bogdanlilar Macarlarla birleserek Osmanlilar aleyhine müstereken harekete geçeceklerdi. bu kadar yil devam etmis olan muharebeler. Bu arada Macarlarla da ayri bir ittifaka girerler. daha sonra bu fikirlerini degistireceklerdir. Arnavutluk Prensi Iskender ile Osmanlilarin aleyhine bir ittifak kurdular. Türkleri bu faaliyetlerinden vazgeçirmek ve hatta bunlari durdurmak için sür'atle bazi tedbirlerin alinmasi gerektigine karar verirler. en agir sartlar karsiliginda bile olsa. Bu sebeple Venedik Senatosu'nun 25 Nisan 1479'da tasdik ettigi OsmanliVenedik barisi. Türklerin Mora ve Sirbistan'a sahip olmalari. 14 maddeden meydana gelen bu baris anlasmasi. 1473 yilinda Uzun Hasan üzerine yürümek zorunda kalmislardi. bizzat Bogdan'a girecek.VENEDIK MÜNASEBETLERI Baslangiçta. Uzun Hasan ve müttefikleri olan Karamanlilara bas vururlar.

bir kismi da Venedik ve Cenevizlilere ait bulunuyordu. buralari yeniden almak için yeni donanma sevk etmek zorunda kalmislardi. Ege Denizi'nde Bizanslilar ile baska milletlere ait olan adalari almak üzere harekete geçer. dolasmasina bile tahammül edemiyordu. IMROZ. Gerçekten. nihayet kesin olarak Osmanli idaresinde kalmistir. Çanakkale Bogazi'na yakin adalardan baslayarak yavas yavas Ege Denizi içlerine dogru ilerleyen Fâtih. Bizans'a ait olan bütün topraklarin kendi idaresi altinda tekrar birlesmesini istiyor gibidir. Ege'deki adalara nüfuz etmeye çalisir. yabancilara siginacak bir yer birakmamaya. Pâdisah bunu kabul etmis ve Bogdan'i bu sartlarla affetmisti. Zira böyle bir durum. keza Enez halkinin Ipsala ve Ferecik taraflarindaki . zamanla kendi ülkesini tehlikeye sokabilirdi. Çanakkale Bogazi'na ve Türk sahillerine yakin olanlardan baslamak üzere. Gerçekte. Yalniz Rodos Adasi bunlarin disinda idi. donanmalariyla buna mani olmak istemislerdi. FÂTIH'IN EGE DENIZI SIYASETI Istanbul'u feth eden Osmanli Pâdisahi. Gerek kadinin müracaati. ENEZ. O. Anadolu topraklarinin bir devami telakki edilen bu adalarin bir kismi Bizans'a. O. Ikinci yol ise Anadolu sahillerinin yakinindan geçmekte idi. gerekse Enez Beyi'nin devletle yapmis oldugu anlasmayi bozmasi. Osmanlilar. Böylece elden ele geçen adalar. SEMADIREK VE TASOZ'UN ALINMALARI: Sirbistan seferinden sonra Enez. pek kolay olmamistir. Surasi unutulmamalidir ki Ege adalarinin ilhaki. bu yol üstündeki adalarin (Midilli. yüksek hakimiyetini tanidigi Osmanlilara müracaat ile sikâyette bulunmustu. bu yolun üzerindeki adalari teker teker aldiktan sonra Italya topraklarina asker çikarir. Istanbul'u fethetmeye muvaffak olan Fâtih. Imroz ve Semadirek Beyi olan Dorya ile hükümet idaresinde ortagi olan yengesi arasinda çikan ihtilaf üzerine kadin. Sakiz. Hatta zapt edilen bazi adalari tekrar geri almislardi. Bu sebeple o.) bir kismini haraca baglayarak bir kismini da ilhak ederek Rodos'a kadar gider.Osmanlilarin dostuna dost. Bunlardan birincisi onu Italya'ya götürecektir. düsmanina düsman olacagini bildirir. ve kendi sahillerine yapilabilecek korsanlik hareketlerini önlemeye çalisiyordu. gerekse Venedikliler ile Napoli Kiralligi. Korsanlik hareketleri ile kendisine ait sahil kentleri vurulabilirdi. bu deniz üzerinde iki istikamet (yön) takib eder. kendi topraklarina yakin yerlerde bir yabancinin ticaret yapmasina degil. Böylece. Zira Osmanlilarin bu tesebbüslerine karsi gerek Papalik. vs.

Bursa yolu ile hareket eden hükümdar. Edirne'de bulunuyordu. Bu adalarin Osmanli idaresine girmesi 1456 yilinda olmustu. karadan bizzat pâdisah ve denizden donanmanin tazyiki ile kisa bir sürede alindi. Ege Denizinde Osmanlilara ait bazi adalar ile Foça'yi vurmuslardi. Üç kisma ayrilan ada halkinin bir kismi yerlestirilmek üzere Istanbul'a gönderilir. baska bir ifade ile korsanlarla birlikte hareket eden Midilli Prensi'nin hakkindan gelinmesi kararlastirildi. Imroz ve Tasoz'un alinmasindan sonra yine 1456 senesinde Limni halki ile Midilli Prensi Nikola Gateluziyo'nun kardesi olan Limni Prensi arasinda anlasmazlik çikar. Bu siralarda Fâtih Sultan Mehmed. ada idaresinin tanzimi ile görevlendirilmisti. Bütün hazirliklar tamamlandiktan sonra 1462 senesinde Mahmut Pasa komutasindaki donanma irili ufakli ikiyüz parça gemi ile denizden ada üzerine yürüdü. Sultan Mehmed. Midilli halki. muhasaranin iyice sikistigi bir zamanda bir harp gemisiyle adaya geçer. Bundan sonra Enez. MIDILLI ADASININ ZAPTI Osmanli sahillerinin yakininda bulunup korsan yatagi olan ve Aragon korsanlarinin Türk sahillerini vurup getirdikleri mallardan hisse alan. Mahmut Pasa. Ada halki. Mahmud Pasa. Edirne'ye davet ettigi deniz komutanlari ile görüstükten sonra büyük bir donanmanin hazirlanmasini emr etti.Müslüman Türklere ait köle ve cariyeleri kaçirarak satmalari üzerine Enez'in alinmasi kararlastirildi. LIMNI ADASININ ZAPTI Enez. prensi istemeyerek onun yerine bir Türk beyinin gönderilmesini istediginden Osmanlilar da himayelerinde bulunan Limni adasina Gelibolu'nun eski Sancakbeyi ve kaptani olan Hamza Bey'i gönderirler.* Bundan sonra diger adalar da alindi. adanin merkezi olan Midilli önlerine asker çikararak sehri kusatir. Venedik'in Ege'deki en büyük . Fâtih bu harekete karsi. EGRIBOZ ADASININ FETHI Venedikliler. daha fazla dayanamayacagini anlayinca teslim olur. adanin karsisindaki Edremit körfezine inmis ve oradan da Ayvalik'in güneyindeki Ayazmend (Altinova)'e gelmisti. Oradaki durumu inceledikten sonra tekrar Ayazmend'e döner.

hem de askerî emniyetini temin için.müstemlekesi olan Egriboz adasini ele geçirmeye karar verir. diger taraftan da Anadolu birligine vücud vermek ve devlet merkezinin hem jeopolitik. her taraftan yardim taleb etmisti. gerek ekonomik. Bu sebeple Fâtih Sultan Mehmed. kuzeyde Karadeniz'e kiyisi bulunan kisimlar (Samsun hariç). (1470) Egriboz Adasi'nin. Dogrusunu söylemek gerekirse bu durum sadece onlari degil. Avrupa'da büyük bir hayret ve teessür meydana getirmisti. Istanbul'u feth etmis bulunan Osmanlilarin. Bu sebeple. kendisi de 70 bin kisilik bir ordu ile karadan hareket etmistir. Karadeniz sahillerini elde bulundurmak gerekiyordu. Dogudaki bazi küçük beylik veya emîrlikler ise. Osmanlilar tarafindan zapti. hazirladigi planinin geregi olarak ayni mevsimde arka arkaya üç sefer tertiplemek zorunda kalir. O. Böylece bu devlete en büyük darbeyi vurmus olacakti. siranin yavas yavas kendilerine gelecegini düsünüyorlardi. Trabzon Rum Imparatorlugu. buralari elde edebilmek için bir plan hazirlar. Osmanlilarin bu niyetini fark eden Venedik ve Ceneviz gibi deniz ticareti ile geçinen devletler. Bu gayelerine ulasmak için gösterdileri gayretlerinin bir sonucu olarak onlar. Osmanlilara karsi bir dogu ve bati ittifaki tehlikesi ufukta görünüyordu. özellikle Venedik ve Italya'nin diger devletleri arasinda derin bir endiseye sebep olmustu. baskalarinin elinde bulunuyorlardi. FÂTIH'IN KARADENIZ SIYASETI Bilindigi gibi Osmanlilar. Anadolu'nun büyük bir kismini hakimiyetleri altina almaya muvaffak oldular. Bunlar. Bati'nin böyle bir hareket için Anadolu emîrliklerini tahrik etmesini önlemek. Evripos kanalinin en dar yeri olan Kulkis'ten gemilerden bir köprü yaptirarak ordusunu derhal adaya geçirip birkaç hücumdan sonra kaleyi feth etmisti. Bir taraftan. gerek siyasî gerekse dinî bakimdan buralara da hakim olmasi icab ediyordu. Bu sebeple Mahmud Pasa'yi Derya Kaptanligi'na tayin ederek üçyüz parça gemi ile denizden göndermis. Zira Dogu Roma (Bizans. Isfendiyarogullari Beyligi ve Amasra (Amasteri) Cenevizlilerin idaresinde idi. Bu hal. . Istanbul'un fethi üzerine büyük bir telasa kapilmislardi. Bununla beraber. Avrupa'yi da ciddi endiselere sevk etmisti. Istanbul) gibi Bati Roma'nin da elden gidecegi telasina kapilan Papalik. Karadeniz'in bu sahil bölgesinde büyük ve önemli birçok sehir bulunuyordu. eskiden beri Anadolu birligini kurmak ve burada güçlü bir Müslüman Türk Devleti meydana getirmek için ugrasiyorlardi.

bir miktar vergi veriyorlardi. Aradaki anlasmalari birkaç defa bozan Amasralilarin. Vezir-i a'zam Mahmud Pasa komutasinda sevk ederken. Bundan baska bu sehir. Böylece. Bununla beraber etraflarini vurmaktan ve bilhassa denizde soygunculuk yapmaktan da vazgeçmiyorlardi. Anadolu'dan kaçan esirlerin sigindigi bir yerdi. Fâtih Sultan Mehmed bakimindan Karadeniz sahillerinin fethi büyük bir önem tasiyordu. bu fethin. Istanbul'un fethinden sonra müskül bir duruma düsmüs olmasina ragmen eskiden oldugu gibi hareketlerine devam etti. Gerçekten o. Cenevizlilerin önemli bir ticaret merkezi idi. Hedefin neresi oldugunu bir münasebetle soran kadiaskere "Hocam. kendisi de karadan hareket etmisti. donanmayi. bu ise hemen baslanabilecegini de ima etmis oluyordu. Gerçi buradakiler. Bu cevabiyle o. Zeki sadrazam. Amasya için Mahmud Pasa'ya: "Mahmud! Ol hisar ne yerdir kim âni benim atam dedem almadi?" diyerek. "Memâlik-i müslimine hayli zarar edüp nice kimseleri girift edüp diyari efrence gönderip bey'eden" ve Karadenizde sefer yapan Müslüman gemilerine bilhassa musallat olan Amasralilar. zihnimden ne geçtigini bilecek olursa onu bile hemen koparir yakarim" diyerek. düsünce ve hareketlerini gizli tutmakla meshurdur. bu taarruzlarinin sebebi soruldugu vakit inkâr ediyor. O. Istanbul'un zaptindan ve Osmanlilarla . bunu yapanlarin "levent gemileri" oldugunu ve bunlarin kendilerini de dinlemediklerini söylüyorlardi. Fâtih'in bu sorusunu: "Sultanim bunun alinmadigina sebep ol kim Hak Teâlâ'nin takdirinde bu. feth olunmak sultanim elinden ola" diyerek. bir yilda verdikleri vergiyi adeta bir günde geri aliyorlardi. Karadeniz seferinde de bu gizlilige riayet edilmisti. eger sakalimin tellerinden biri. Amasra. Seferin nereye yapilacagini kendisinden baskasi bilmezdi. Allah tarafindan kendisine nasib olacagini söyleyerek cevaplamisti. atalarinin simdiye kadar burayi almamalarini adeta tenkid konusu yapar. askerî harekât esasinin gizlilik oldugunu göstermis olur. simdiye kadar dedeleri tarafindan buralarin (Amasra gibi) fethedilmemis olmasini hayretle karsiliyordu. Fakat bunu bazan zamaninda bazan da geç veriyorlardi. Hatta o.Fâtih.

Ismail Bey'e dirlik olarak Filibe verilerek kendisi oraya gönderilmisti. Inegöl ve Yarhisar kazalari verilmistir. Halbuki o sirada. Fâtih Sultan Mehmed'e bey'at edecektir. Böyle bir hareketten dolayi pâdisah onlari esir muamelesine tabi tutmamisti. Onlar. Ismail Bey. vezir-i âzamin delâletiyle ordugahta Osmanli ricali tarafindan büyük bir merasimle karsilanmisti. Hatta Fâtih bile çadirinda ayaga kalkip birkaç adim yürümek suretiyle onu karsilamisti. Ismail Bey. Buna ragmen böyle bir kalenin. Ismail Beg'i izzet ü ikram ile pâye-i serir-i saltanata yitistürdiler. Nitekim Dursun Bey "Erkân-i devlet. sen benim ulu kardasimsin. Bu kadar muazzam bir ordu ile basa çikamayacagini anlayan Amasra idarecileri. . Sultan'in Istanbul'u fethetmek suretiyle Islâm âleminde kazanmis oldugu prestijin de etkisinin bulundugu söylenebilir. Ismail Bey'in idaresinde Sinop'ta 400 top. silah atilmadan teslim olmasini. Fâtih'in elini öpmeye kalkismasi üzerine hükümdar: "Ismail Bey. limanda demirli birçok gemi ve onbin muharip asker vardi. pâdisaha sehrin anahtarini teslim etmekle hayatlarini kurtardilar. Mahmud Pasa da denizden Amasra'ya gidip sehri kusatma altina alirlar. Bu durumun Osmanlilarca duyulmasi üzerine bir ihtiyat tedbiri olarak.Cenevizlilerin arasinin açilmasindan sonra. Pâdisahin. böyle bir seye riza gösteremeyecegini söylemisti. Dirlik olarak Ismail Bey'e istedigi Yenisehir. Silah kullanmadan Amasra'yi ele geçiren Fâtih Sultan Mehmed. Fâtih. Fâtih'e bey'ata karar verirken kendisinin sahib bulundugu yüksek dinî suur ve fazileti ile birlikte. Ismail Bey'in ne derece büyük bir iman sahibi oldugunu ve Anadolu birliginin kurulmasina taraftar bulundugunu. isyan etmek için zamanin müsait oldugunu bildirir Karamanoglu'nun birlikte hareket edebilecekleri teklifine karsilik Ismail Bey. Burada müstahkem bir kale olan Sinop'ta Isfendiyaroglu Ismail Bey hüküm sürüyordu. Pâdisah dahi visaktan tasra bir kaç kadem istikbal edüp musafaha ma'nasi oldi. Koyulhisar seferine çikisini firsat bilen Karamanoglu Ibrahim Bey. Amasralilarin yaptiklarina son vermek ve problemi temelinden halletmek üzere kendisi karadan. Ismail Bey'e haber göndererek. etraftaki tecavüzleri daha çok artmisti. 2000 topçu. Bursa'ya dönmüsken tekrar Karadeniz'e yönelir. Mahmud Pasa'nin ikna edici konusmasi karsisinda teslim olmuslardi." diyerek bütün bir devlet erkâni ile birlikte pâdisahin da onu karsiladigini anlatir. bunun da ancak Istanbul'un Fâtihi vasitasiyla mümkün olacagina olan inanci ile izah etmek mümkündür. reva midir kim elim öpesin" diyerek bu hükümdari tahtinda kendi yanina oturtmustu. Iskenderoglu'nun. basta tekfur olmak üzere Amasralilarin ileri gelenlerini Istanbul'a gönderdi. Mahmud Pasa'nin teklifi ve idareci özelligi ile olsa gerek ki Mahmud Bey ile Isfendiyaroglu arasindaki konusmalardan sonra Ismail Bey.

sekiz oglu ile birlikte Edirne'ye göndermisti. Kurtulus ümidi görmedigi için teslim teklifini kabul eden imparator. Pâdisah adina Mahmud Pasa tarafindan yapilan teklifi kabul eder. Osmanlilari her bakimdan tehdid eden bir mevkide . 258 sene devam eden Trabzon Imparatorlugu 26 Ekim 1461 (21 Muharrem 866) günü tarihe karisir. FÂTIH'IN IÇ VE DOGU ANADOLU SIYASETI Toros daglari ile Anadolu'nun kuzey daglari arasinda uzanip giden ve Uzunyayla'ya kadar devam eden Orta Anadolu ile. Bu durum. Böylece Bizans'in son Anadolu bakiyyesi de Osmanli ülkesine katilmis oldu. Fâtih su manidar cevabi vermisti: "Hey ana. Halbuki Orta Anadolu'nun büyük bir kismi ile Dogu yaylalarinin bütünü devletin sinirlari disinda kalmisti. bunun ötesinde baslayan Anadolu'nun dogu kismi üzerinde. Ordusuyla Trabzon'u çeviren sarp daglari asarken zaman zaman yaya yürümek zorunda kalan pâdisaha Sâre Hatun: "Hey ogul! Bu Trabzon'a bunca zahmet nedendir?" diye sorunca. Fâtih Sultan Mehmed. Fâtih. David'in en küçük oglu hak dini kabul ederek Islâm'la müserref olmustu.Bizans Imparatorlugu'nu ortadan kaldiran ve Mora'daki Rum varligina son veren Fâtih Sultan Mehmed. Zira bizim elimizde Islâm'in kilici vardir. bilhassa Firat'a kadar kadar olan sahada. bu zahmet din yolundadir. birbirine bagli üç kisimdan meydana gelmis olan Trabzon kalesini hem denizden hem de karadan kusatir. Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan'in annesine büyük bir saygi göstererek ona "ana" diye hitab etmisti. Karadan Trabzon üzerine varmakta olan Fâtih Sultan Mehmed'e elçilik heyeti ile birlikte Uzun Hasan'in annesi Sâre Hatun da gelmisti. Tek bir nefes sehid vermeden ve bir ok dahi atma ihtiyaci hasil olmadan Amasra. Imparator David Komnen'i ümitsizlige düsürür. Bugün yahud yarin huzur-i Ilâhîye çikinca mahcub olurum" diyerek gazilik ünvani ile cihâd ve bu ugurdaki çalismaya nasil ehemmiyet verdigini anlatmak ister. Eger bu zahmeti çekmezsek bize gâzi demek yalan olur. Her iki bölgede hüküm sürmekte olan beylikler. Osmanli Devleti'nin bir bütün teskil ettigine inanmis gibi idi. Böylece. Kastamonu ve Sinop'u alan Osmanli hükümdari. Latinleri kendi aleyhine tahrik etmek isteyen Trabzon Rum Imparatorlugu'nu da ortadan kaldirmaya karar vermisti. Mahmud Pasa'nin akrabasindan olan bas mabeyincisi Yorgi Amiruki vâsitasiyle Mahmud Pasa ile anlasarak sehir ve kaleyi teslime karar verir. Imparator. Hamisi olan Uzun Hasan'dan da yardim alamayacagini anlayan imparator.

Iste bütün bu hareketler. Fâtih'i ister istemez dogudaki bu tehlike ile mesgul olmaya sevk etti. Bu mani olmak isteyiste. Anadolu'nun öteki kisimlarinin güvenligi ve nihayet Türk birligi bakimindan buralarinin da Osmanli topraklari içerisinde bulunmasini zaruri sayan Fâtih Sultan Mehmed. yedi oglundan en . küçük yasta tahta çikmasini da firsat sayan bu devlet. KARAMAN MESELESI Osmanlilarin en büyük hasmi olup Çelebi Sultan Mehmed'in damadi olan Karamanoglu Ibrahim Bey. durumu büsbütün naziklesti.bulunmakta idiler. Trabzon Imparatorlugu'nu müdafaa etmekten ziyade bu topraklarin. "Hiristiyanligi takviye ederek Müslümanligi zaafa götürmeye" çalismisti. Yakin. Fâtih'in. genç hükümdarin çok sür'atle hareket edisi buna imkan birakmamisti. OsmanliAkkoyunlu sinirlari üzerinde hadiseler çikarmaktan da çekinmiyordu. Orta Anadolu'da yeni bir gaile meydana getirmeye çalismis ise de. hatta Toroslarin güneyinde denize kadar olan sahalara sahip olan Karaman Beyligi. onun gözlerini baska taraflara çevirmesine sebep olmustu. uzak Osmanlilarin aleyhindeki her tesekküle el uzatan Karaman Beyligi'nin. Osmanli topraklarinin dogusunda bulunan ve gittikçe kuvvet kazanan Akkoyunlu Devleti'ne gelince o. yasadigi müddetçe. Karaman. otuz dokuz sene hükümdarlikta bulunduktan sonra hicrî 868 (m. Nitekim Karadeniz sahillerine göz dikmis olan bu devletin yönecitileri. 1463)'de vefat etmisti. fakat hadiselerin seyri. Ibrahim Bey'in ölmesinden biraz sonra. Yildirim-Timur karsilasmasindan sonra tekrar meydana çikarak. Çelebi Sultan Mehmed zamaninda ve II. Bundan baska Isfendiyar topraklari üzerinde hak iddia edebilecek bir mevkide olan Kizil Ahmed Bey'i kabul edip himaye eden ve onu Osmanlilara karsi elinde bir silah gibi tutan Uzun Hasan. Larende ve civarina. Osmanlilar için gün geçtikçe daha ciddi bir tehlike konusu olmaya basladi. Fâtih'in eline geçmesini önlemek gayesi vardir denebilir. Trabzon Rum Imparatorlari ile akrabalik tesis etmis. Yildirim Bâyezid'in müthis pençesi altinda bir an ezilmeye mahkum olan bu devlet. Murad devrinde durmadan Osmanlilar aleyhine faaliyette bulunmustu. Konya. Ibrahim Bey. bu beylige hiç bir hak tanimamak suretiyle ortadan kaldirmayi belki daha önceki tarihlerde tasarlamis. bu yüzden Fâtih'in Trabzon'u almak isteyisine mani bile olmaya çalismislardi. Osmanli Devleti'ne karsi mümkün olabilen bütün fenaliklari yapmis. Karamanogullarina sadece siyasi yardimda bulunmakla degil. Ayrica Osmanlilarla Karaman Beyligi arasinda çikan anlasmazligi da firsat bilen Uzun Hasan. Karamanlilar bir firsat vukuunda tekrar ortaya çikacaklardi. ayni zamanda fiilen asker göndermek suretiyle de yardim ediyordu. Ancak Fâtih biliyordu ki.

sehzâdesi Mustafa'yi da buraya vali olarak tayin eder. Hatta bu maksatla Uzun Hasan. kaleyi teslim alip dönerken 19 Agustos 1474'te Bor'da vefat eder. Cem Sultan'in iyi meziyetleri. Vezir-i a'zam Mahmud Pasa'yi Toroslara kadar göndererek ülkenin ilhakini tamamlar. Bu arada hastalanan sehzâde. Fâtih Sultan Mehmed. Osmanlilarla kan bagi olmadigi için çok seviyordu. Karamanogullari adina müdafaa edilmekte idi. Konya'nin ileri gelenleri ile anlasarak hükümdarligini ilan etmisti. Uzun Hasan. sadece fakirleri hicret ettirdigini söyleyerek sikâyetlerde bulunur. Rum Mehmed Pasa. Mahmud Pasa'nin haksizlik yaptigini. Konya'ya dönünce buradaki is ve sanat erbabinin Istanbul'a yollanmasi isi ile görevlendirilir. Böylece Karaman mirasi meselesi ortaya çikti. sehzâde kaleyi teslim alarak Karaman gailesinin son kalintisini da ortadan kaldirir. Mahmud Pasa. Annesi bir cariye olan Ishak Bey'i veliaht yapmis ve merkezi Silifke olmak üzere Içel valiligine tayin etmisti. kaleyi Sehzâde Mustafa'ya teslim edecegini bildirince. Karaman probleminin tamamen ortadan kalkmasi için çaba sarfeden Osmanlilara karsi Akkoyunlu Devleti de bütün gücü ile Karamanlilari destekliyordu. Anadolu'daki Müslüman Türk beyliklerine karsi insafli bir sekilde muamele eden Osmanli hükümdari. . 50 bin kisilik bir kuvveti yardima göndermisti. Mevlana'nin torunlarindan birini de bunlarla birlikte yolladigi. Taseli taraflari hariç olmak üzere bütün bir Karaman ülkesini topraklarina katar. Karamanlilarin elinde kalan son kaleleri de almaya muvaffak olmuslardi. sonunda Konya'ya girerek. Konya'da adina sikke kestirdigi gibi. Osmanli idaresine yeni alistirilmakta ve hatta isindirilmakta olan bir memleketin halki hakkinda icra edilen bu neviden muameleler yüzünden artan sikâyetler üzerine Mahmud Pasa. Sehzâde Mustafa'nin ölümünden sonra Karaman Valiligi'ne Cem Sultan getirilmisti. Kale komutani Atmaca Bey. Öyle anlasiliyor ki Pasa da yaptigi bu isten pek memnun degildir. Bu arada onun. Pasa'nin bu icrasinda bazi sikâyetler meydana gelir. Hatta bunlara karsi "ihtiyar benim elimde degil. fakat Fâtih Sultan Mehmed'in bunu ögrenmesi üzerine o zati hediyelerle tekrar geri gönderdigi rivayet edilir. Karaman halkinin Osmanlilara tabi olmasinin önemli sebeplerinden biri olarak kabul edilmektedir. vazifeden alinarak yerine Rum Mehmed Pasa tayin edilir. Yapilan savaslarda galip gelen Osmanlilar. Daha sonra da bütün devlet islerini ona birakinca öteki kardesler buna itiraz etmislerdi.büyügü olan Ishak Bey'i. Bu hareketin basinda bulunan Pir Ahmet Bey. mazuruz" dedigi rivayet edilmektedir. devam eden bu miras isine karisma sevdasina düstü. Son olarak Kayseri ile Nigde arasinda bulunan Develihisar.

1472 yilinda Venediklilere yeni ittifak teklifinde bulunmus. Topraklarinin genislemesi nisbetinde. O. secaatin âsârini gördüler. Bundan dolayi Osmanlilardan kaçan Karaman ve Candarogullarini bir büyüklük eseri olarak ayni zamanda kabul etti. Hatta rivayet edildigine göre o. Iste bu düsüncesi ve kendisini çok üstün görüsü. firsat el verirse bu nöbet isterim ki. Venedik elçisi Katerino Zeno vâsitasiyle derhal senatoya bildirilerek Akkoyunlu ordusu için top ve topçu ustasi istenmisti. Bunlar. Venediklilerle ittifak etmis olan Haçlilarla birlikte hareket için bunlarla görüsmek üzere Rodos'a elçiler göndermisti. Daha sonra Horasan hükümdari Hüseyin Baykara'yi yenerek topraklarindan bir kismini almis olan Uzun Hasan. cür'et ve celâdetim Hüdâvendigâr'a (Osmanli hükümdari) gösterem. Uzun Hasan. Bundan baska yine Osmanli-Venedik muharebesi esnasinda Hasan Bey. Osmanlilara üstün gelecek durumda oldugunu tahmin ediyordu. bu suretle Firat havalisinden Maveraünnehr'e kadar uzanan büyük ve kuvvetli bir devlet kurmus oldu. bu teklif. Nihayet bu emellerinde muvaffak oldular. Ebu Said'i maglub ettigi gün. Bütün bu hareketlerin ötesinde Akkoyunlu hükümdari Uzun Hasan'a bagli kuvvetlerin. gururunun da arttigini gördügümüz Akkoyunlu hükümdarinin ayrica bir "Cihangir" olmak sevdasi da vardi. Fakat onun is basina gelmesi ile birlikte durum degisti. Osmanlilarla harp halinde bulunan Venedik Cumhuriyetinin. Bu muvaffakiyet de 1472 yilinda Osmanlilara ait olan Tokat sehrinin Uzun Hasan kuvvetleri tarafindan yakilip yikilmasi ile kendisini belli etmisti. Osmanlilar aleyhinde kendisine ittifak teklifi üzerine daha 1463'te bunlarla anlasmisti. atini meydana sürmüs ve "Bu diyarin serdarlari. onu Osmanli topraklarini alma sevdasina düsürdü.OSMANLI-AKKOYUNLU REKABETI VE OTLUKBELI ZAFERI Uzun Hasan. devamli olarak Hasan Pâdisah'i Osmanlilar aleyhine tahrik ediyorlardi. Galibiyetleri ile magrur olan Uzun Hasan. . hükümdarlik tahtina oturuncaya kadar Akkoyunlular pek fazla önem tasimiyorlardi. Osmanlilari bu meydan okumaya karsilik vermeye zorladi. Karakoyunhükümdari Cihansah ile Mâveraünnehr hükümdari Ebu Said Miransah'i öldürmeye ve topraklarini da kendi ülkesine katmaya muvaffak olmustu. Osmanli hududlarini geçerek taarruz etmesi. bu elçilik heyeti vasitasiyle Osmanlilara ait Tokat sehri ile daha baska bazi mühim sehirleri isgal ettigini de Haçlilara bildirmisti. Çünkü o. O. Uzun Hasan." demisti. Fâtih Sultan Mehmed'i de yenebilecegini tahmin ediyordu.

kozlarini paylasmak ilkbaharda üzere harbe davet eder. Osmanli ordusu büyük bir zafer kazanarak dogudaki bu tehlikeyi bertaraf eder. öte taraftaki gaza harplerini birakip. Osmanli ordusu. Iste Fâtih Sultan Mehmed bu istekler karsisinda agir bircevap yazar. Bu cevabinda o. Gerçekten de Frenklerle ittifak yapmis olan uzun Hasan. Islâm memleketlerini tahrib ile Islâm hükümeti yikmanin dogru bulunmadigini. yine kendi vilayetine teveccüh etti" diye takdir etmekte ve Osmanli hanedaninin adalet. Kazabat'ta da Amasya Valisi Sehzâde Beyâzit. Nitekim Âsik Pasazâde de Fâtih'in bu hareketini "Mürüvvetle vilayetin yikmadi. ehl-i Islâm üzerine gidip onlara zulümde bulunmasinin dogru olmadigi. Bu mektupta Fâtih Sultan Mehmed. Kemal Pasazâde. ondan "gâyenin saltanat yikmak degil. Fâtih. emirlerindeki kuvvetlerle orduya katilirlar. ne denli yüksek bir telakki ile hareket ettigini açik bir sekilde ortaya koymaktadir. Bu cevap. Uzun Hasan üzerine hareket etmeden önce kis mevsiminde ondan gelen mektuba agir bir cevapla mukabelede bulunmustu. galip gelmisken kendisi gibi Türk ve Müslüman olan. Farkli rivayetler bulunmasina ragmen bu katilimlarla ordunun yekunu takriben seksen bes bin kisiye ulasir. Iznik yolu ile Yenisehir'e gelini. Beypazari'nda Karaman valisi Sehzâde Mustafa. Fâtih'in komutasinda Üsküdar'dan hareket eder. Bütün kaynak eserlerde tafsilatli bir sekilde kendisinden bahsedilen bu zaferden uzun uzadiya bahs etmek istemedik. Osmanlilarla yapacagi muharebeyi makul gösterebilmek için onlardan Kapadokya ile Trabzon Imparatoru'nun kizinin kocasi olmasi hasebiyle Trabzon'u istemekte idi. Uzun Hasan'a ders vermek oldugu. hükümdarin. Tarihte "Otlukbeli Zaferi" diye söhret bulan bu savasta. 13 Zilkade 877 (11 Nisan 1473) Pazar günü.Fâtih Sultan Mehmed. sözünün de kiliç oldugunu söyleyerek Akkoyunlu hükümdarini. bunun sebebini Fâtih'e sordugunu. ayni zamanda Oguzlarin Bayindir koluna mensub bulunan Akkoyunlu kuvvetlerini takip ettirmedigi gibi Türk ve Müslüman olan ülkesine de dokunmadi. . yapilan haksizligi ortadan kaldirmak için bizzat kendisinin gelecegini bildirir. burada Müslümanlarla ugrasmanin iyi bir sey teskil etmedigi" cevabini aldigini nakl eder. bundan böyle elçisinin ok. eger yapabiliyorsa din düsmanlari ile savasmasi gerektiginden bahs ederek. Uzun Hasan'in yaptiklarindan. bu takip etmeyis hadisesini Sehzâde Bayezid'in hizmetinde bulunan Halil Pasa'nin oglu Ibrahim Pasa'nin agzindan nakl etmekte ve onun.

Fâtih'in. Uzun Hasan Devleti'nin sür'atle çökmesine ve nihayet ortadan kalkmasina âmil olan sebeplerin basinda gelmektedir. O. Osmanlilara karsi yapilmis olan sark ve garb ittifakinin bir cephesini tamamen tesirsiz hale getirmisti. Zira hâdiseler. Osmanli devlet sinirlarini Tuna ve Italya'ya dayamak istedigi kesinlik kazanmis görünmektedir. ordusunun almis oldugu bütün esirlerin âzâd edilip serbest birakilmasini emreder. Anadolu birligini saglamak ve hatta bir bakima Islâm birligini temin için büyük bir gayret içinde oldugu kabul edilmelidir. Otlukbeli zaferi. Bu hadise su idi: Hicaz'a giden bir Osmanli hacisi. Hac farizasini eda edip . Osmanlilar aleyhine harekete geçmis olan Haçlilarin ümitleri de kirilmis oluyordu. bu sefer de ölüm. Sonuç olarak sunu söyleyebiliriz ki. Onun. Osmanli askerî kudret ve teskilâtçiligi ile atesli silahlardaki kiyas kabul etmez üstünlügüdür. Oguz boylari arasindaki çekismenin bütün yan tesirlerini izale ederek ihtilaf sebeplerini silmek istiyordu. yollardaki su kuyularinin (birke) harab oldugunu ve hacilarin bu yüzden sikintiya düstüklerini görmüstü. Bu da Islâm dünyasinda. halka karsi âdil olan idaresinin nümûnelerini göstermis oluyordu. ona bu yolda yürümeye izin vermemisti. Timur'dan beri karsilastigi bu en büyük tehlikenin atlatilmasinda ve zaferin kazanilmasinda rol oynayan baslica âmil. kendisi ve devleti için büyük bir sempatinin dogmasina vesile oluyordu. Karadeniz'in bütün sahillerini almak ise. Fâtih Sultan Mehmed. Otlukbeli zaferi ile tehlikesiz bir hale getirmisti. Böylece. FÂTIH'IN GÜNEY SIYASETI Cihan tarihinin gördügü en büyük hükümdarlardan biri olan Fâtih Sultan Mehmed'in. Bununla beraber. bütün Müslümanlara ait olabilcek bir ise parmagini koymus oluyordu. Bu suretle de o. 1473'te kazanilan bu zafer. Fâtih Sultan Mehmed'in bu bölgelerle ilgilenmesine imkân vermemisti. Osmanli Devleti'nin. Hicaz su yollari ile ilgilenmesi. Serbest kalip buralarla mesgul olmaya basladigi siralarda.insaf ve fazilet ile muttasif bulundugunu açiklar. kendi ülkesinin güneyinde uzanan topraklar üzerinde. Fâtih. çok kisa bir zamanda büyüyüp gelismis ve Omanlilar için korkunç bir tehlike haline gelmis olan Akkoyunlu Devleti'ni. Osmanli adalet ve müsamahasinin en güzel örneklerinden birini daha vermis olur. onun düsüncelerinin basinda gelmekte idi. Bu zaferden sonra. bundan son derece memnunluk duydugundan ve kendisine bu imkani hazirladigi için Allah'a sükran hislerini ifade etmek üzere. basit bir hadise olmadigi gibi yadirganacak bir hadise de degildir. verilmis bir kararinin olup olmadigini söylemek pek mümkün degildir. Zira bu suretle o.

döndükten sonra. Meseleyi kendi iç isleri olarak kabul eden Memlûklerin. iki devletin arasinda serin bir havanin esmesine sebep oldu. sinirlarina yaklastirmamak ve onunla kendi arasinda zayif ta olsa tampon bazi tesekküller bulundurmak arzusunda idi. özellikle kuzeyden Hacca gidecek olanlar istifade edeceklerdi. Ve muhabbet kesilmeye basladi." Dulkadirogullari münasebetiyle bozulan iliskilere ragmen Sultan Kayitbay zamaninda Fâtih. Âsik Pasazâde'nin ifadesine göre Karamanoglu da Misir Sultani'na bir elçi göndererek. "Hoskadem" Misir sultani oldugu zaman. durumu hükümdara bildirmisti. Fâtih'in su yollari bahanesi ile Mekke Sultanina yüklerle flori gönderdigini ve onu Misir'a karsi isyana tesvik ettigini yazmisti. Âdet-i muhabbet terk olundu. Sonra mezkur (adi geçen) Hoskadem dahi Misir'a sultan oldu. Fâtih'i. Onlar. Iki taraftan âdet terk olundu. Adavete (düsmanliga) bir bahane bu oldu. Pâdisah dahi buna bir pare (parça) melûl oldu. Isin iç yüzüne bakildigi zaman.. Ancak Misir sultanindan elçi gelmedi. Memlûk sultanlari ile Osmanlilarin arasinin açilmasina sebep olan daha baska olaylar da vardi. gelecekte kendisi için büyük bir tehlike olacagi anlasilan Osmanli Devleti'ni. güneye giden yol üstünde bulunan Dulkadir isleri ile ilgilenmeye sevketti. Nitekim Fâtih. Osmanlilari çok yakindan takip ettikleri anlasilacaktir. Karamanoglu'nun verdigi bu haber üzerine Osmanli ustalarini hakaretle geri göndermeleri. bu kuyulari tamir etmek için bazi adamlari görevlendirmisti. Anadolu'da Türk birligini kurmaya çalisan ve bu konuda kendilerine engel olan kuvvetleri teker teker ortadan kaldiran Osmanogullarinin. Memlûklularin. Âsik Pasazâde'nin ifadesiyle "Taht mübarek olsun . Âsik Pasazâde bu konuyu su ifadelerle dile getirir: "Her tarafin pâdisahlarindan elçi geldi. Sonuç olarak Misir'dan. Zira Âsik Pasazâde bize bu konuda çok net bilgiler vermektedir. Âdet bu idi ki gönderileydi. aradaki dostluk hislerinin sarsilmasina sebep oldu. Bu yüzden Karamanogullarina yardim ediyorlardi. Karamanoglu'nun bu yalan haberine inanan Misirlilar. bu kuyular için vakiflar düzenleyecek ve bu vakiflarin geliri sayesinde bölgedeki Araplar. Pâdisah dahi taht mübarek olsun diye elçi göndermedi. bu kuyulari koruyacaklardir. Han'a vilayet (Trabzon) mübarek olsun diye.. Trabzon seferinden zaferle döndügü vakit. Halbuki Pâdisahin onlarin iç islerine karismak gibi bir niyeti yoktu. zaferi tebrik için her taraftan elçiler geldigi halde. "biz âcizmiyiz kim birkemizi ol meremmet ide" diyerek Osmanlilari geri çevirmislerdi. Bunun üzerine pâdisah. Bu yüzden. Bu durum. Toros'larin güneyine inmelerine pek taraftar degillerdi. Misirlilar buna lüzum görmemislerdi. Iste bu sekildeki hareket tarzi. Böylece vakiflarin geliri ile tamir edilecek olan bu kuyulardan. Fatih de onu tebrik etmemisti. ona göre Fâtih. Dulkadir topraklarina kadar uzanan zengin Misir Memlûkleri Devleti. Misir hakim ve nâiblerine de bu adamlara yardim etmeleri için mektuplar göndermisti.

Iyi hediyelerle Çavusbasini elçi gönderdi. atalarinin elbiselerini birakarak ulema elbisesi giymeye basladi." sözleri ile ifade edilen anlayis. Halbuki büyük söhretlerden pekçogu. yaptigi ve yapacagindan haberli bulunan bir sisteme sahip bulunmasi idi. bunu açikça ortaya koymaktadir." Gerçekten. Âlimlerle sohbette bulunmayi âdeta bir vazife telakki ediyordu. icraat ve basarilarinda. yani Rum ülkesinin pâdisahi dendi) buna dahi melûl oldu. çarsi ehlinin büyügüdür. Elçi kim Misir'a vardi yine kanun üzre hürmet etmediler. kütle mukadderatini elinde tutan sayili dâhiler ve cihangirlerden ayiran üstün vasif. Âhir. Bu muhtesibin gelmesi pâdisaha hos gelmedi. maglubiyeti önlemek için cesurane bir sekilde öne atilip askeri tesci ederdi. Fâtih. Çünkü "o. Onu. Rum Pâdisahi (Anadolu'ya baslangiçta Rumeli dendigi için Pâdisahina da Rum pâdisahi. Derûnî metanet ve zihnî kemaline. gafil ve zamanin maglubu kimselerdir. Zira böyle bir elçi.diye elçi gönderdi. Hissiyatini gizlemeyi bilir. ihraz ettigi san ve serefe. devlet idaresinde sertti. yaptigini bilen ve ne yapmasi gerektigini hesaplayip düsünen adamdi. bu bir hafifliktir. Bu yüzden düsmanlarini sasirtarak bir senede birkaç fütuhata birden nail olurdu. Fâtih Sultan Mehmed. sevki tabiilerini rehber tutan. Binaenaleyh Fâtih. Misir'in muhtesibini* gönderdi. beser olarak düsebilecegi hatalari asgariye indirmek yolunda. yapacagi seferleri tatbik sahasina koyuncaya kadar gizli tutardi. devletler arasindaki protokolün çignenmesi demekti. Bununla beraber o. Harpte cesurdu. Istanbul'u fethedip bin yüz yillik Dogu Roma (Bizans) Imparatorlugu'nu ortadan kaldirarak tam anlamiyla "Fâtih" ünvanini aldigi gibi. Adaletle hükmetmeyi siar edinen. pâdisahlara elçi olarak gönderilmez. elçi müsteki geldi pâdisahina haber verdi. yüksek kabiliyet ve dehasiyle herkese gücünü kabul ettirmis olan büyük bir devlet adami idi. FÂTIH'IN SAHSIYETI VE ÖLÜMÜ 1451 yilinda 21 yasinda iken yeniden Osmanli tahtina geçen Fâtih Sultan Mehmed. etrafina zengin ve kaliteli bir müsahipler ve müsavirler kalabaligi toplayan ve bunlardan her birinin karsisinda gerektiginde boyun egen bir adamdir. kendi istihkak ve kudretiyle ulasmistir. Zamani gelince de birdenbire maksadini açiklardi. Misir muhtesibinin elçi olarak gönderilmesine kizmistir. Bu yüzden . hayat ve icraatinin her safhasinda sahid oldugumuz Sultan Ikinci Mehmed. cesaretli ve gayretli biri olan Fâtih Sultan Mehmed. tesadüflerin yardimi ile degil. Misir sultani dahi bu elçinin ardinca bir elçi gönderdi. Her zaman sogukkanliligini muhafaza ederdi. firsat ve tesedüflerden faydalanmis olmasi degil.

lisan-i Farisî ve Yunanî'den Arapçaya tercüme edilmis olan âsâr-i felsefiyeyi mutalaa ve nezd-i sâhânelerinde bulunan fudala ile bu babta müdavele-i efkâr eder ve bilhassa Aristo'nun mebahis-i felsefiye ile pek ziyade mesgul olurdu.Istanbul. çok genç yasta tahta çikmis. ulema. Serbest fikirli ve herhangi bir saplantisi olmayan hükümdarin. devrinde revnak bulup cihet-i maaslari için Tetimme (medrese) ve imâret bina buyurup nice evkaf tayin buyurmuslardir. Bu sebeple o. Onlara tahsisatlar vermis ve çalismalarini temin gayesiyle müesseseler kurmustu. Fâtih. Ayni zamanda kendisi de sair olan Fâtih. topçuluk ve askerlikte kesif yapacak kadar kudret sahibi oldugu anlasilmaktadir. âlimleri davet ederek ilmî mübaheseler yaptirdigi da anlasilmaktadir. Molla Iyas. nazari dikkate almis ise de bu haritalar daginik olduklarindan. 52) onun bu özelliklerini su ifadelerle nakleder: "Bâni-i mebani-i hayrat ve müessis-i esas-i hasenat olup ulema-i ser'-i metin ve fudala-i fedail âyin. meslek-i cografîye aid levayihine tesadüf edip mezkur layihalarda fennî bir surette izah ve tarsim edilen (çizilen) sekilleri. daha çocuklugunda büyük sorumluluklar yüklenmis. Ve siir-i bî-nazirleri (benzersiz. bütün bu çalismalarinin sebebini ve dolayisiyle hedefini su misralarla dile getirir: . Molla Siraceddin ve Abdülkadir gibi hocalardan ders almisti. siirde "Avnî" mahlasini kullanirdi. "Ilmi taleb ediniz hadisine uygun olarak tahsil ve müzakerelerden geri kalmazdi. Hocazade Muslihiddin Mustafa. essiz) dahi vardir. riyaziye. Hatipzâde Mehmed. O. otuz sene kadar kesintisiz sefer ve gazalarla mesgul olmustu. Farsça ve Rumca'dan Arapça'ya tercüme edilmis felsefî eserleri okur ve yanina celb ettigi âlimler ile müdavele-i efkâr ederdi. Mahlas-i serifleri "Avnî"dir. Bir vakit cografiyundan meshur Batlamyus'un. genis bir kültür ve bilgi hamulesiyle yüklü bulundugu. yeniden Filozof Ivrokios'a havale ederek Arapça yazdirir. O. Molla Güranî. tasavvuf erbabi ve sanatkârlari himaye etmisti. Ana dilinden baska sark ve garp dillerini bildigi. Gerçekten o. O da digerleri gibi daha sehzadeliginde "ulûm-i âliye ve 'aliye"yi tahsil etmisti. Kendiler dahi ulema zümresinden madud olup (sayilip) fadli bâhir ve marifet-i zâhir sahibi idiler." Bildigimiz kadari ile Fâtih." Tetkik edilip arastirildigi zaman görülecegi gibi hemen hemen bütün osmanli Pâdisahlarinda ve özellikle Fâtih Sultan Mehmed'de ilim ve ilim adamlarina karsi büyük bir saygi vardir. Kritovulos bu konuda sunlari yazar: "Pâdisah hazretleri. I. 1466 senesinde Batlamyus'un haritasini Ivrikios'a yeniden tercüme ettirip haritadaki isimleri Arap harfleri ile yazdirmistir. Bizzat yirmi bes seferde bulunan Fâtih. Bostanzâde Yahya (Tarih-i Saf. sair. 17 devlet ile ikiyüz küsur sehir ve kale fethetmisti. Türk tarihinin en renkli ve en büyük sahsiyetlerinden biridir. âlim ve fazil insanlarin siginagi haline gelmisti.

insanlik ugrunda katlandigi mesakkat ve müsküllere gögüs gerdigi gibi. Bu ifadelere bakilirsa. Acem mi malum olmadi" diyerek bu büyük seferin nereye olacaginin bilinemedigine isaret eder. Peygamberimiz Hz.)'in. Gerçekten. gayesinin bir cihan devleti de olmayip. daha sehzâdeliginde cihangirlik emelinde oldugu belirtilen Fâtih için. nereye müteveccih oldugu kesin olarak bilinememektedir. 1481 yili Nisan ayinin 29. 31 yillik hükümdarliktan sonra vefat eder. riza-yi ilâhî'yi kazanmaktan ve Resûlullah'in yolunda yürümekten baska bir sey düsünmedigi görülür. giristigi gazalar ve tebeasi için yaptiklarina bakilirsa. Tursun Bey "Ve cihet-i sefer Anadolu oldugu malum olundu. Bosnali Hüseyin Efendi. Islâm dinini her tarafa yaymak oldugu anlasilir. Ancak. Bu seferin. nizam-i âlem için. Vefati dahi yine "i'lâ-yi kelimetullah" için çiktigi bir sefer-i hümayun esnasinda vuku bulmustu. Bu sebeple Istanbul'u aldiktan sonra. Trabzon üzerine varirken. Zira Fâtih. büyük bir sefer için yapilmisti. Gebze yakinindaki Hünkâr veya Tekfur Çayiri denen yere geldigi vakit. çektigi sikinti ve katlandigi eziyetleri gören uzun Hasan'in annesi Sâra Hatun'a "Valide" diye hitap edip söylediklerine. Ama nereye oldugunu kimse bilmiyordu." Keza onun." seklindeki sözü ile bu düsüncesini dile getirir. bizzat pâdisahin agzindan "Bu hânedanin maksad-i a'lasi. Çünkü o. Bu yüzden 3 Mayis 1481 Persembe günü (4 Rebiülevvel 886) ikindi vakti. daha önceden biliyoruz.v. amma Arab mi. Muhammed (s. Onun yaptigi fetihler. O. O. ayni yolun yolcusu bir idealist olarak gögüs vermis bir serdar ve fikir adamidir. tek bir devlet. hedefledigi gayeye ulasmak için. Hatta bir rivayete göre "Dünyada tek bir din. Islâm âleminin hâmisi sifatiyle kendisini i'lâ-yi kelimetullah'in en büyük temsilcisi olarak görmekte idi. Fâtih Sultan Mehmed. Din-i Islâm'in mücerred gayretidir gayretim" Bu ifadeler onu. Ortodoks ve Ermeni patrikleri ile Yahudi bashahamini bu sehre yerlestirir. hastaligi büsbütün artar.a. bütün imkîAnlari degerlendiriyordu. tek bir pâdisah ve Istanbul da cihanin payitahti olmalidir. i'lâ-yi kelimetullah'tir demektedir. günü (27 Safer 886) 50 yasinin içinde iken."Imtisâl-i "câhidû fi'llah"* oluptur niyetim. . Hazirliklar. sirf ihtiras için harb eden ve kiliç sallayan dünya cihangirlerinden ayirmaktadir. Istanbul'u idealindeki cihan devletinin merkezi yapmak istiyordu. doguya dogru ilerlemeye baslamisti. büyük bir ordunun basinda hasta olmasina ragmen Üsküdar'a geçmis ve bir at arabasina binerek.

Âsik Pasazâde. Tabibler. gizli tutularak hamam yapmak üzere Istanbul'a geçtigi söylenip askerin yerinde kalip beklemesi emrolundu ise de birkaç gün sonra kayiklarla Istanbul tarafina geçen yeniçeriler. "hosgörü" diye ifade edilen prensip ve anlayisa eskiden "müsamaha" deniyordu. hayatiyet sirlarini teskil eden ve onu. ilacindan aciz oldular. bazi edepsizliklere basladilar. devlet nizam ve hakimiyet telakkisinde önemli bir rol oynamasidir. Bu anlayis sebebiyledir ki. Sarab-i farig (ilaç) verdiler. Fâtih'in ölümü. idareleri altinda bulunan gayr-i müslimlere karsi hosgörülü davranmayi. tabibler cem olup ittifak ettiler. Bu bakimdan. Öyle anlasiliyor ki. FÂTIH SULTAN MEHMED VE HOSGÖRÜ Günümüzde. ayagindan kan aldilar. saglam temeller üzerine bina edip gelistirdigi ve kemal mertebesine ulastirdigi müesseseleri vâsitasiyle uzunca bir hükümranlik dönemi geçirme imkanini buldu. bir kabahatliya karsi siddet göstermeyip geçivermek" seklinde manalandirilmaktadir. Fâtih'in vefatini ve sebebini su ifadelerle günümüze ulastirmaya çalisir: "Vefatina sebep. vefat hadisesini ögrenince. Sözlüklerde bu kelime. Ahir. onlari her türlü baskidan da kurtarmislardi. Tarihî rivayetler de bunu desteklemektedirler. onlarin dinî hürriyet ve serbestilerine müdahale etmemeyi devletin temel prensiplerinden biri haline . Balkanlar'da idarelerine aldiklari yerli unsurlarin din ve vicdan hürriyetine müdahale etmedikleri gibi.Fâtih'in ölümü. Ser'î hukuku hem nazarî. Devletin. aldirmama. genellikle hânedanda rastlanan "Nikris illeti" idi. bu anlayisini devletin bütün sistem ve organlarinda da devam ettiriyordu. Bir beylik olarak ortaya çikisindan itibaren bünyesi ve sartlarin gerektirdigi degisiklikleri yapmaktan çekinmeyen Osmanli Devleti. Zahmet ziyade oldu. onbir gün gizli tutulup saklanabilmisti. Islâm'dan aldiklari ilhamla Osmanlilar. Kurulusundan itibaren Müslüman bir topluma istinad eden bünyesi ile. "görmezlige gelme. hem de amelî bir sekilde uygulayan Osmanli Devleti. Osmanlilar. ayaginda zahmet vardi. Fâtih'in hastaligi. hosgörü adini verdigimiz anlayisin. devlet ise onun bir fer'i olarak görülmüstür". Anadolu'nun diger beyliklerine göre daha uzun ömürlü yapan unsurlardan biri de süphesiz ki. Allah rahmetine vardi. devletin sosyal bünyesindeki anlayisin buna göre organizesi normal karsilanmalidir. Zira "bu devlette din asil.

Onun. SULTAN II. mucibince zapt ve tasarruf eyleyeler. Bâyezid'in zamani. gerekse ekonomik hayati bakimindan istikrarli ve emniyetli bir devir idi. BÂYEZID ( BÂYEZID-I VELÎ ) Modon fetihnâmesinde. Fâtih. Ali Emirî. Ömer b. hem federal ve müstakil hüviyetleri içinde kendi merkezlerine bagli. 85l (l447) yilinda Dimetoka'da dogdu.a. hududlardan sadece zafer sesleri degil. Gülbahar Hatun'dan dogan büyük ogludur. Osmanli medeniyetinin ahengini meydana getiren muhtelif unsurlarin her biri. Yedi yasinda iken Amasya sancakbeyligine gönderildi.getirmislerdir. Resûl-i Ekrem (s. Resûlun hismina ugrasin. refah ve bolluk da beraber girmekte bulunuyordu.. Eger bundan sonra gelen halifeler. Gerek bu gerekse ve daha önceki dönemlerde yenilmeye degil. hatta XVII. II. Bâyezid. ulema. Sultan II.. Sene 862 (1457). Bâyezid. Ahardan kimesne rencide eylemeye. Hattab (r. vezirler. Istanbul'un fethinden sonra Ortodoks Patrikligi'ne verdigi serbestiyet ile âyinlerini yapma konusundaki rahatligi bilindigi ve daha önce de kismen "Bi avnillahi Taala Hz. ve . hem de müsterek ana merkezin mali ve mensubu olarak.) (tarafindan) verilen hatt-i kûfî ile ve selâtin-i maziyeden hatt-i hümayunlari ibraz edip reca eyledi. Kuds-i Serif içre ve tasrasinda namazlari ve ziyaretgâhlari ke'l-evvel. Mehmed'dir. BOA. Fâtih Sultan Mehmed'in.) hazretlerinin mübarek eliyle ve pençesiyle imzali olan hatt-i hümayunlari ve Hz. "Emiru'l-Mü'minîn Sultanu'l-Guzat ve'l-Mücahidîn Nâsiru's-Seriat ve'l-Milleti ve'd-Din Giyâsu'l-Islâm ve Muinu'l-Müslimîn Sultan Bâyezid diye anilan Sultan II. Bu prensibi iyi kullanan ve ona son derece riayet edenlerden biri de süphesiz ki Istanbul'un fâtihi olan Sultan II. genellikle yenmeye alismis bir kütle psikolojisi için. Resûl-i Ekrem hürmetiyle makami Konstantiniyye feth oldukta etraf u eknafta olan sahlar ve krallar âsitâne-i saadetime elçiler gelüp feth-i fütûhu arz edüp bu def'a Kuds-i Serif'te olan Rumlarin Patrigi Atanasyos nâm rahib ruhbanlari ile gelüp âsitane-i saadetime yüz sürüp Hz. nr. 22. ehl-i örften vesair ümmet-i Muhammed'den akça içün veya hatir içün feshine murad ederlerse Allah'in ve Hz. gerek Osmanli cografyasi.v.a.

latif. Mustafa adinda bir oglu daha vardi. genis omuzlu ve yüksek gösterisli olarak belirttikleri Bâyezid-i Veli. Cem de merkezi Konya olan Karaman Eyâleti'nin valisi idiler. Fâtih Sultan Mehmed'in ani ölümü. babasinin yerine tahta geçer. asirlarda bile hâla. Sehzâde Bâyezid'in tarafini tuttuklari için. beyaz tenli. ayaklanarak Pendik önlerine demir atmis bulunan birkaç gemiyi zapt ederek Üsküdar'a gelirler. Yeniçeriler. öbür taraftan da kendi adamlarindan birini Cem Sultan'a gönderip yolu uzak bulunan Bâyezid gelmeden önce onu Istanbul'a davet ile bir emr-i vaki yapmak istemisti. maiyetinde 4. Vezir-i Azam'in. büyügü Bâyezid. Kaynaklarin. Oradan da Istanbul'a geçerek Yahudiler ile zengin halkin evlerini yagmalarlar. (12 Mayis 1481) günü 35 aslarinda iken. genis ve açik yüzlü.Kurban) arasinda dogmustu. 886 Rebiülevvel'inin 13. Fâtih Sultan Mehmed vefat ettigi zaman. Daha önce de belirtildigi gibi Fâtih'in. elâ gözlü. Yeniçeriler. o dönemde merkezi Amasya olan Rum Eyâleti. Anadolu Beylerbeyi ve Bâyezid'in damadi olan Sinan Pasa yakalayarak öldürür. 85l (m. küçügü de Cem olmak üzere iki oglu kalmisti. ölen kardesinin yerine Karaman valiligine tayin edilmisti. bulunmayacagi siralarda Istanbul'da hükümet islerine bakmak üzere Silifke'den çagirmis oldugu Ishak Pasa'nin kiskirtmasi ile Vezir-i Azam Karamanî Mehmed Pasa'yi da öldürürler. Her ne kadar onun dogum tarihi ile ligili farkli yillar veriliyorsa da genellikle yukarida belirtilen tarih kabul edilmektedir. Fâtih vefat eder etmez. Öte yandan devlet büyüklerinden acele davet mektuplari alan Bâyezid.000 kisi oldugu halde Amasya'dan yola çikip Üsküdar'a gelir. büyük sehzâde Bâyezid'i davet için Amasya'ya gönderirken. siyah çatik kasli. mutedil sakalli. bir taraftan Keklik Mustafa adinda bir çavusu. semâvî bir nükte gibi. l447) yilinda iki bayram (Ramazan . ince ve kemalli çehresiyle dünyaya yüz göstermekte devam etmekte idi. melek huylu. Fakat bu sehzâde babasinin sagliginda vefat ettiginden. o siralarda Fâtih'in yaninda ve henüz 11 yaslarinda bulunan Bâyezid'in oglu Korkut'u. Fakat Cem'e bu mektubu götüren sahsi. uzun boylu. Bu feci hadiseden sonra iktidar. tabiî bir hâdise gibi karsilanmadi. Bâyezid. 5 Rebiülevvel 886 (4 Mayis l48l) de Saltanat Kaymakami ilan ederler. Vezir-i Azam ve Mevlânâ'nin soyundan gelmis olan Karamanî Mehmed Pasa. o sirada Kastamonu Sancakbeyi bulunan Sehzâde Cem. babasi gelinceye kadar. bütünüyle Ishak Pasa'nin eline geçmis demekti. Konya'da bulunan Sehzâde Cem'e gönderdigi mektup ve bu vesile ile Fâti'in ölümünden haberdar olan yeniçeriler.XVIII. yüzünde ben bulunan. devletin islerini tedvir etmekle onu görevlendirdi. Zira Divan. Ishak Pasa da kendisine verilen bu genis yetkiyi iyi kullanarak asayis ve güvenligi sagladi. Fatih'in. . Ülkede büyük bir siyasî buhranin çikmasina sebep oldu.

Ertesi gün. Bu usûl. Topkapi Sarayi'na girerken. azil ve nefy edilmesini ister. tahta geçisinin ertesi günü. Osmanli tarihinde Yeniçerilere verilen cülûs bahsisinin ikincisi olmustu. zamanla devlet maliyesi için âdeta bir yikim halini alaacaktir. Yeni padisahi. II. basinda siyah bir kavuk ve ayni renkte bir elbise giymis oldugu halde Istanbul'a girmisti.Namazdan sonra Fâtih'in naasi. bir kismi da dinî renge boyanmis gerçekte dis kaynakli olan siyasî bazi isyan hareketleri ile karsilasir. Yeniçerilerin bu istekleri. oglu Korkut'tan saltanati resmen devr alip l2 Mayis l48l de Osmanli tahtina çikar. resmen Osmanli tahtina oturmus olur. BÂYEZID DÖNEMININ BAZI IÇ OLAYLARI II. onun rakibi olup. ancak üçyüz yil sonra Sultan Birinci Abdülhamid tarafindan Rusya ile yapilan savas sirasinda ve birdenbire kaldirilabildi. her tahta çikista. Karamanî Mehmed Pasa'nin öldürülmesi sebebiyle vâki olan kusurlarinin affini ve cülûs bahsisi verilmesinin kabul edilmesini taleb ederler. bu istekleri kabul eder.) Cülûs bahsisinin ikinci örnegi olan bu uygulamadan sonra. kapi önünde saf tutup. Bâyezid. yeni sultan tarafindan kabul edilir. ilk hamlede mesele çikarmamak için. Fâtih Sultan Mehmed'in cenaze merasimi icra edilmisti. Günümüz Istanbul'undaki Vefa semti hâla bu zatin ismi ile anilmaktadir. Bu bahsisler. Böylece henüz Üsküdar'da bulunan Mustafa Pasa getirtilerek ikinci vezir olarak ilan ve tayin edilir. kendisi tarafindan yaptirilmis olan camiin arkasindaki türbeye defnedilmisti. Bâyezid'in. Cenaze namazini Seyh Ebu'lVefa adiyla söhret bulmus olan büyük âlim Konyali Muslihiddin Mustafa kildirmisti. Ishak Pasa'nin vezir-i azam olmasini. Yeni padisah. Bundan sonra Ishak Pasa'ya sadaret tevcih olunur.(Ilki Fâtih Sultan Mehmed tarafindan verilmisti. bir kismi siyasî. Tabutun altina önce Sultan Bâyezid ve vezirler girmislerdi. cülûs bahsisi tekrarlanmisti. Bu arada yeniçerilerin bütün isteklerinin kabul edilmesi mahzurlu görülerek daha önce Mustafa Pasa hakkinda verilen karardan dönülür.Bu. terakkilerinin artirilmasina muhalefet ettigi söylenen Hamzabeyoglu Kara Mustafa Pasa'nin. babasi Fâtih Sultan Mehmed'in ölümünden sonra Osmanli tahtina oturur oturmaz içerde. Bu olaylara temas etmeden ve onun sahsiyet ile karekterinin olusmasinda önemli rolü bulunan ve bir bakima onun bu özelliklerini canli birer levha gibi önümüze seren faaliyetleri görmeden disariya karsi olan . kendisini merasimle karsilayan Yeniçeriler. büyük bir tezahüratla karsilayan vüzera ve asker. O. Cenaze defn edildikten sonra bey'at merasimi yapilarak Sultan Bâyezid. subaylari vâsitasiyle bir arzuhal takdim ederek.

Zira kendisine göre o. 32 )'da sehzâdelere yazilacak hükümlerin elkabi bahsinde yalniz Cem isminin zikredilmesi ve yazilarda ona ". sanildigindan daha büyük olmustur. "mülk-i mevrûs"da hakki bulundugunu iddia ediyordu. s. Bu sebeple biz de önce iç olaylara temas etmeyi faydali bulduk.vâris-i mülk-i Süleymanî. Fâtih Sultan Mehmed'in de Cem'i Bâyezid'e tercih ettigini gösteren delillere tesadüf edilmektedir. Haziran'in basinda Bursa'ya giren Cem. Zira Cem. Gedik Nasuh Bey'i. Böyle bir ibârenin isaret olarak kabul edilmesi herhalde daha dogru bir kanaat olacaktir. O.. maiyyetindeki müsavirlerin. ibâreyi büsbütün manasiz saymak da dogru degildir. IÇ KARISIKLIKLAR VE CEM OLAYI Ikinci Bâyezid tahta çiktigi zaman. bunlardan bir kisminin. Karaman eyaletinde beraber bulunduklari zamandan beri. Konya'da vali olarak bulunan kardesi Giyaseddin Cem Çelebi'nin muhalefeti ile karsilasir. Nitekim Kanunnâme-i Âl-i Osman (Istanbul l330. Ikinci Bâyezid tarafindan Ayaz Pasa komutasi altinda gönderilen iki bin yeniçeriyi maglub etmeye muvaffak olur. Gedik Nasuh Bey. Cem Sultan'in. sehzâde Mustafa'nin ölümünden sonra.siyasetini anlayip takdir etmek mümkün olmazdi. babasinin padisahligi zamaninda dogmus ve bu yüzden Uzun Hasan seferi esnasinda babasina vekalet etmisti. civardaki sehir ve kasabalara saltanatini kabul ettirip. Bu âmillerin tesirinde kalan Cem.oglum Cem edâmellahu bekahu" diye hitab edilerek örnek gösterilmis olmasi. etrafina kalabalik sayida insan .Gerçi buna dayanarak Fâtih tarafindan Cem'in veliahd ilan edildigini iddia etmek mümkün degilse de. daha cesur ve faal bir zat olan Cem'i saltanata layik gördügü anlasilmaktadir.. maiyetinde Karaman. Cem Sultan'in bizzat kendisi de babasinin erine geçme hakkina sahip olduguna kani idi. Bütün bunlara ilaveten. Daha Fâtih'in sagliginda devlet erkani arasinda her iki sehzâdenin taraftarlari bulundugu ve basta Karamanî Mehmed Pasa oldugu halde. Kaplica savasindan üç gün sonra ordugâha gelip. Bâyezid'den daha meziyetli.. Cem'i takdir eden Gedik Ahmed Pasa'nin. Varsak ve Turgutlu boylarina mensub kuvvetler oldugu halde Inegöl üzerinden Bursa'ya gönderir. iç proplemlerin tesiri. Zira halk. Zira onun dis dünya ile olan münasebetlerinde. 28 Mayis'ta. kendisinin tahta geçmesi icab ettigini söylüyordu. tedkik edilmesi lazim gelen sebeplere dayaniyordu. herhalde bir tesadüf eseri olmasa gerekir. hiç sevmedigi Bâyezid'i padisah olarak görmek istememesi gibi. saltanat makamini elde etmek için giristigi tesebbüs. Bu da tahtin asil vârisinin kendisi oldugunu gösteriyordu. özellikle Karamanoglu Kasim Bey'in telkinleri ile harekete geçmeye karar verir. Gerçekten. saltanat alameti olarak nâmina hutbe okutmus ve ismine sikke bastirmistir. l8 gün kadar da hükümdarlik eden Cem.. yeniçerilerin daha önce yaptiklarini unutmamisti. Buna dayanarak o. Bu basarida Bursa halkinin da büyük bir payi oldugu belirtilmektedir. bu iddiasini da bazi delillerle isbat etmeye çalisiyordu.

Kendisini burada da güvende hissetmeyen Cem. nihayet yakin dostu Afsinoglu Yakub Bey'in ihaneti sonucu Cem. bastanbasa donanmisti. Kostantiniyye Fâtihi'nin oglu olarak halk tarafindan büyük bir tezahüratla karsilanir. vali olarak bulundugu bu bölgede böyle bir sevgiye layik olacak isler yapmisti. Öyle anlasiliyor ki. bu takdirde Anadolu Beylerbeyligi'ni uhdesine tevcih edecegini ve bosuna Müslüman kaninin dökülmemesini bildirecektir.toplamak suretiyle kendisini Anadolu hakimi saymis ve bu son durumu agabeyine kabul ettirmek üzere ona halalari ve Çelebi Sultan Mehmed'in kizi Selçuk Hatun ile devrin ulemasindan Mevlânâ Ayas ve Sükrüllahoglu Ahmed Çelebi'den meydana gelen bir elçilik heyeti göndermisti. Maglub olan sehzâde önce Eskisehir'e. Selçuk Hatun'un iki kardes arasinda kan dökülmesine mani olmak üzere giristigi tesebbüsler. teklifini redetmesi üzerine kuvvetlerini ikiye ayirip. Ancak. Konya'lilarin Cem Sultan'i çok sevdiklerini söyleyebiliriz. Konya'dan ayrilisi esnasinda halkin göz yaslari ile kendisini ugurlamasina bakilacak olursa. Larende ( Karaman )'de saray. kendisine iltihak etmesini. Zira kendisine Rumeli ile yetinip Anadolu'yu Cem'e birakmasi. Yenisehir'de yapilan savasta maglub olur. basarisizlikla sonuçlanir. oradan da Sam (Dimask)'a gider. Ancak. Bilindigi kadari ile Osmanli hanedanindan fiilen hacca giden tek . Otranto seferinden dönen Gedik Ahmed Pasa'nin Bâyezid kuvvetlerine iltihaki. Divitdâr Sarayi. Anadolu Beylerbeyi Sinan Pasa'nin faaliyeti. böylece daha önceki hükümdarlarin birlestirmeye çalistiklari Osmanli Devleti'nin yeniden ikiye bölünmesi teklif edilen Bâyezid. sehzâdenin Karaman'a kaçmasini önlemesini. Bu istirahat günlerinden istifade eden Cem. Merasimle karsilandigi bu sehirde yedi haftalik bir istirahati müteakip l5 Agustos'ta Gazze yolu ile Misir'a gidip hükümdarlara mahsus bir törenle Kahire'ye giren Cem. Sehzâde Cem. Sehzâde Cem'in maglubiyetini hazirlayan sebeplerin basinda. Bursa üzerine yürürken Cem'in lalasi Yakub Bey'e bir mektup yazarak. Bâyezid'in. Gerçekten o. onun dostu ve lalasi bulunan Yakub Bey'in ihanetinin geldigi anlasilmaktadir. Cem'in emir ve istirahatina verilir. kederlenme" diyerek onu teselli eder. daha sonra Memlûk Sultani Kayitbay'in müsaadesini alinca Antakya yolu ile l0 Temmuz'da Haleb'e. Cem. bunu kabul etmez. Gedik Nasuh Bey emrindekileri Iznik'e gönderen Cem. Onu karsilamaya hazirlanan Kahire sokaklari. Memlûk Sultani Kayitbay dahi kendisini sarayinda karsilayip kucaklar ve "Sen oglumsun. annesi Çiçek Hatun ile ailesini alip Tarsus'a gider. bedesten ve çarsi yaptirmak suretiyle imar faaliyetlerinde bulunmus ve "zulmü ref' edip adalet" gösterdiginden halk da yurtlarina dönmüstü. Osmanlilardaki "Tek Ülke Tek Sultan" ilkesinin ne kadar köklestigini göstermektedir. Mekke'ye giderek hac farizasini ifa eder. Gerçekten Bâyezid. Bu durum. kendisi de Bâyezid ile karsilasmak üzere Yenisehir'e hareket eder. sonra da Konya'ya çekilmek zorunda kalir. Onun.

Cem'in tarafini tuttugu için bu sehri yagmalamak isterler. Yapilan mücadeleler sonucunda birlikleri dagilmis olan Sultan Cem. Karamanoglu Kasim Bey bos durmuyor. Cem'in Anadolu'ya geçmesini. çünkü hanedanin ve sultanlarin büyük bir ekseriyeti "Hacc-i bedel" yolu ile haci ifa etmislerdir. Bâyezid. Hatta rivayete göre Karamanoglu. Ancak padisahin bunlara izin vermemesi üzerine sehir yagmalanmaktan kurtulmus olur. Bunlar. Feridun . Cem. ailesini Misir'da birakarak 27 Mart l482 Sali günü Kahire'den hareketle. Uzun münakasalar esnasinda. Kendisi de Bursa yolu ile Istanbul'a döner. Bursa'dan geçildigi esnada yeniçeriler. ikisi arasinda muvafakat hasil olunca. ötedenberi süphelendigi Gedik Ahmed Pasa'ya atf ederek onu yanina çagirmis. daglara siginmak zorunda kalmisti. Cem Sultan. Bu arada Italya'dan (Otranto) dönen ve Yenisehir Ovasi'nda kendisine iltihak eden Gedik Ahmet Pasa'yi takibe yollar. Bu sirada Cem'i elinden kaçiran Sultan Bâyezid. Bu arada Sultan Bâyezid ile Cem arasinda barisi saglamak ve Cem'i bu davadan vazgeçirmek için haberciler gönderilmisse de bir netice alinamamisti. Sultan Bâyezid. sehzâdenin yanina gelir. Ankara (Engürü) Beyi Trabzonlu Mehmed Bey ile birlikte sehzâdeyi Anadolu'da yeni bir maceraya sürüklemek üzere tesvik ediyorlardi. kendisi de Bursa taraflarina geçerek hazirliklara baslamisti. Konya'ya kadar gelip. Adana'da Karamanoglu Kasim Bey ile bulusarak. sehzâdenin Anadolu'ya gönderilmesini dogru bulmayan Emîr Özbek ile Cem arasinda sert tartismalar olur. Cem Sultan'in Kahire'de bulundugu siralarda. Misir'da bos durmak (âtil) suretiyle yasamayi nefsine yediremeyen ve böyle bir hayata tahammül edemeyen Cem. Karaman ülkesinin Kasim Bey'e birakilacagi ve onun da ömrü oldukça Cem Sultan'a itaat üzre bulunacagi esasina göre bir anlasma yapilmisti. Bu sebeple vatanina dönmek için Sultan Kayitbay'dan müsaade istedigi zaman Misir hükümdari. Cem'e ailesi ile birlikte Kudüs'te oturmasini ve senelik vâridatini (l milyon akça) almakta devam etmesini buna karsilik taht ve tacdan feragatini yeminle teyid ve ilan etmesini teklif etmisti. devletin ileri gelenlerini toplayarak Cem'in de hazir bulundugu bir meclis akdeder. Bu sehirde. Burada "fiilen" ifadesini kullandik. yaninda züemadan ve subasilarindan meydana gelen bir topluluk ile Gedik Ahmed Pasa'dan kaçan Ankara Beyi. Larende (Karaman)'de bulunan Gedik Ahmed Pasa'nin agzindan mektup yazmak suretiyle Cem'i ikna etmeye çalisiyordu. Anadolu'daki taraftarlarinin yardimi ile saltanati ele geçirmeye muvaffak olacagi zannina kapilmisti. Trabzon'lu Mehmed Bey. sehzâdeye vatanina dönme müsaadesi verir. Anadolu hakkinda Cem Sultan'a bilgi verirler. 6 Mayis günü Haleb'e girer. Meclis dagildiktan sonra Sultan Kayitbay.sehzâdenin Cem Sultan oldugu rivayet edilir. oglu Abdullah'i Karaman valiligine tayin eder.

Anadolu sahiline göndermislerdi. Seni baska kapilara muhtaç edip onlardan yardim istemen padisahlik mürüvvetine yakismaz. gördügü bütün bu hürmet ve saygiya ragmen. artik St. açiktan açiga memnuniyetini ilan ederken. Geçecegi yollar çiçekler ve bayraklarla donatilir. 30 kadar adami ile Kerküs limanindan bir gemiye binerek (l5 Temmuz l482). Rodos sövalyelerinin kendisine yardim edebileceklerini düsünerek. Küçük te olsa bir saltanat hissesi koparamayan ve bütün muvaffakiyetsizliklerine ragmen.Bey'in Münseâti'nda bu konuda söyle denilmektedir: " Sen ki. Bir müddet sonra Cem. "mülk-i mevrustan hisse talebinde musirr" olarak Anadolu'da kendisine istiklâl ve bagimsizlik üzere hakim olacagi bir yer ayrilmasini istemek suretiyle. d'Aubusson . Cem Sultan bu anlayisini agabeyine su siirle bildirmisti: "Sen. kül dösenem külhan-i mihnette sebep ne?" diyen Cem. Cem Sultan. Bundan bir cevap alamayinca Frenk Süleyman ile Dogan'i gönderdikten sonra kendisi de Kasim Bey'in delâleti ile sahile Korycos (Kerküs) limanina iner. sana nakden l0 kerre yüzbin bin ( l milyon) akça salyâne tayin ettim. Zaten Sövalyelerin reisi de papaya yazdigi mektupta. Macar Krali Corvin Matyas. Jean sövalyelerinin menfaatine alet olarak kullanilacak kiymetli bir esirdi. bister-i gülde yatasun sevk ile handân Ben. d'Aubbusson'a her türlü yardim vaadinde bulunarak bütün Hiristiyan devltelerinin Osmanlilar aleyhine bir sefer açmasini istiyordu. Süleyman Bey'in Rodos'a iltica etmemesi tavsiyesine karsilik. verdigi ruhsatnâmeye önem vermiyor ve Cem'i ele geçirdigini Papa Sixte IV ile Avrupa hükümdarlarina bildiriyordu. Ber vech-i takaud mutasarrif olup iki nimetin sükrünü eda edesin". ya saltanata geçmek veya ölmekti. eski iddialarina nazaran daha mütevazi bir saltanata riza gösteriyordu. d'Aubusson ile yan yana at üzerinde geçerek satoya girer. Cem. O. D'Aubusson. Sayet huzur ve tahttan feragati seçersen. Yildirim Bâyezid'in oglunu örnek göstererek Rumeli'ye geçerse orada muvaffak olabilecegini söyler. güneye çekilmek istediyse de Karamanoglu Kasim Bey. hala bir köseye çekilmeyi nefsine yediremeyen Cem. Cem Sultan. Anamur'a gider. onun Rodos'a serbestçe girip çikmak üzere. Cem. Frenklerin "ahidlerinde müstakim" (sözlerinde dogru. Cem'den istifade edilerek Hiristiyan devletlerinin tamaninin birlikte Islâmiyet aleyhine harekete geçirilebilecegini ve Türklerin Avrupa'dan atilma zamaninin geldigini belirtiyordu. önce reisleri Pierre d'Aubusson (Grand Maître)'a bir elçi gönderir. Gemiden ati ile inmesi için tertibat alinir. sokaklara dökülen halkin arasindan. ahidlerine bagli) olduklarini söyleyerek l8 Temmuz'da bir Rodos gemisine biner. Fâtih'in oglunun Rodos'a gelisi esnasinda çok parlak bir tören yapilir. istedigi ruhsatn‹meyi hazirlamis ve Don Alvaro de Zuniga komutasinda üç gemiden meydana gelen bir filoyu. Bu sirada sövalyeler de. sehzâdeler davay-i taht eyler"diyen Cem Sultan. Bu teklife karsilik "Kadimî resmdir. Papa. Bâyezid'in bu arzusunu reddeder. Çünkü onlar için kader. akrabalarin en yakinisin.

annesinden de para çekmenin yolunu bulmus ve Rodos'un emniyeti bakimindan sehzâdeyi elde tutmayi faydali ve vazgeçilmez bir firsat olarak görmüstü. sövalyelerin reisi Bâyezid'den aldigi paradan baska. Bu gelismeler karsisinda sehzâde. l6 Ekimde Fransa'nin güney sahilindeki Villefrache'a varir. önce Istanköy'e. Macar Krali Corvin Matyas onu d'Aubusson'dan isterlerken.ile konusmasinda. Cem'in nerede ve hangi memlekette muhafaza edilecegi hususunda tereddüde düsen sövalyeler. Fakat tecrübeli ve ihtiatkâr Venedik siyaseti. O. bunun da ( ) diyen bir Müslüman için çok büyük bir haksizlik oldugunu. Sultan Bâyezid. Kardesine olan sevgi ve bagliligini bildigi Gedik Ahmet Pasa'yi siyaset (öldürme) ettikten sonra. Iskender Pasa'ya gönderdigi mahrem emirde. Cem'in agzindan sahte mektuplar yazdirarak. Cem sövalyelerden alinarak muhafaza edildigi takdirde onlara Mora'yi verecegini vaad etmisti. binaenaleyh kendisini "küffar elinde" birakmamasini rica etmisti. Gedik Ahmed Pasa'yi sövalyelerle anlasmak üzere oraya gönderir. Gerçi Cem. Maiyetinde 50 kisi oldugu halde Fransa'ya dogru yola çikarilan Cem Sultan. Bâyezid. oradan da Siracuza (Sicilya)'ya ve sonunda Mesina'ya ugrayarak yoluna devam eder. Bâyezid'e yazdigi mektupta kendisinin küffâr elinde esir oldugunu. sövalyelere Cem'i muhafaza etmeleri sartiyla her sene Agustos basinda 45. Rodos'a gitmesinden son derece endiselendiginden. Gedik Ahmed Pasa'nin talebi ve Papa'nin müsaadesiyle Bâyezid'e iki elçi göndererek onunla bir anlasma yapmisti. Cem'in. ugradigi felaketin vehametini anlamis bir kimse olarak. Rodos'a karsi tesebbüse geçecek olursa. Napoli Krali Ferrand. memleket dahilinde de Cem taraftarligini ortadan kaldirmaya azm etmisti. Anlasma geregince Bâyezid. Louis ve kendisine taraftar oldugu bilinen Macar Krali Matyas Corvin'in yardimlarini temin etmek suretiyle Rumeli'ye geçecegini ümid ediyordu. Ancak bu sehirde veba hastaliginin bulunmasindan dolayi Savoie Dükaligina ait Nice'e götürülerek burada uzun müddet alikonur. Fransa'ya nakl etmeye karar verirler. Venedik'e de müracaat etmis. Bununla beraber Bâyezid. Sayet Bâyezid.. hemen hemen bütün Avrupa devletlerinin ele geçirmek istedikleri bir rehine idi. Cem'in oglu olan Oguz Han'i öldürmesini emretmisti.000 düka vermeyi kabul ediyordu. basta Papa olmak üzere diger . olaylarin gelismesini beklemeyi menfaatine daha uygun bulmustu. Osmanli Devleti'ne karsi bir tehdid vâsitasi olarak kullanilan Cem Sultan. kendi aralarinda uzun müzakerelerden sonra nihayet onu. Fransa Krali XI. Pierre d'Aubbusson. Papa Innocent VIII. Osmanli saltanatinin varisi sifati ile yardim istemis ve onlardan alinan adalar ile diger topraklari iade edecegi vâdinde bulunmustu.

Celal. Macar elçisinin Cem'i elde etmek üzere tesebbüse geçtigi bir sirada. kendisine Macaristan'a gitme tavsiyesinde bulunur. Cem'in Italya'ya gitmesine razi olur. Onun bu teklifine karsi Cem. Cem'in. esasen çesitli sebeplerden dolayi ihtilaf halinde bulundugu Misir Devleti'ne savas açar. Fakat red cevabini alir. Nitekim. Venedik elçisi bu tesebbüsü sonuçsuz birakmak maksadiyle Floransa'yi da ise karistirir. Bourg Neuf satosunda kalan Celal Bey'in dönüsünde de onunla birlikte firar hazirligina baslar. Kamame Kilisesinin Hiristiyanlara birakilacagini. böyle bir hareketin bütün . Papa ile görüsmelerinde Avrupa'ya hangi maksatla geldigini anlatarak artik Misir'a gidip ailesine kavusmaktan baska bir düsünce ve arzusunun kalmadigini açiklar. Bu diplomatik pazarliklar esnasinda. Bu arada Venedik. bir taraftan Papa'ya Cem'i sövalyelerden almasini tavsiye ederken. Cem'i bahane ederek onlari. acele ile Toulon'dan gemiye bindirilen Cem. Bu anlasma geregince ll Ekim l488'de Bourg . onu kaçirmak tesebbüsleri de basarisizlikla sonuçlanir. gerçekte onu alet ederek. Bunun üzerine. Vatikan'da kendisine tahsis edilen yere gelir. adeta Fransa'dan kaçirilir. Sofu Hüseyin Bey'e Frenk kiyafeti giydirmek (kâfir kisvetine koyup) suretiyle onu Anne de Beaujeu'nun aleyhtari olmasindan dolayi satosu muhaliflerin toplanma yerine dönen Duc de Bourbon'un nezdine gönderdigi gibi. Sövalyeler de bunu kabul ettiklerinden bu hususta 5 Ekim l488'de bir anlasma yapilir. ayrica mukaddes esyalarin krala gönderilecegini bildirmisti. Ancak. yedi katli bir kuleye nakl ederler. muhafizlarini aldatmak için her çareye bas vuruyordu. bir taraftan da. Misir'daki annesi ve zevcesi ile mektuplasmasindan süphelenerek. Tiber nehri yolu ile de Roma'ya ulasan Cem. Bütün bu gelismelerden sonra Papa'nin. Cem'e gelince o. l4 Mart'ta VIII. Kayitbay'dan. Cem Fransa'da kaldigi takdirde. Bir müddet sonra bizzat VIII. Paris büyük bir siyasî faaliyete sahne olur. Bu konuda onun yardim ve araciligini ister. Cem'i adi geçen satoda yeniden insa etmis olduklari Tour de Zizim (Cem Kulesi) denilen. sabah gezintisi esnasinda muhafizlarini öldürüp. Cem'in teessürüne istirak edip onunla birlikte göz yasi döken Papa. Zira tam selahiyetle Fransa'ya gelen Osmanli elçisi. Avrupa'da meydana gelen hadiseleri günü gününe Bâyezid'e bildiriyordu. siki bir sekilde göz hapsine alinir. Bâyezid'in. verilen talimat üzerine. Bu arada Bâyezid. Kralin durdurma emrine ragmen.Neuf'ten hareket edip Toulon'a varan Cem. Cem'in ailesini ister. Bunun üzerine Cem. Charles. Osmanlilarin aleyhine tesvik edip hucum etmelerini teklif edecekti. Ancak sövalyeler bunu sezerek. Bu suretle l3 Mart'ta sahili takib ederek önce Ostinya'ya. Cem'i Macarlara birakmasindan endise eden VIII.Bu arada. Innocent tarafindan resmen kabul edilir. Fransa Krali nezdine gönderdigi elçinin vaadleri üzerine durdurulmak istenir. bizzat Cem'in adamlarindan Ayas.Hiristiyan devletlere müracaat edecek. Sinan ve Sofu Sadi Bey'lerin. Charles de bu meseleye karistigindan. Osmanli üzerine bir Haçli seferi açmak emelinde oldugundan.

olmazdi hac nasibin Bin sükür oldu rûzi bu devlet-i muazzam" misralariyla da kendini teselli ediyordu. bin memleket-i Osman'dur" misralari ile de bunu dile getiriyordu. vakarli bir sekilde Papa'ya anlatarak Misir'da bulunan ailesinin yanina gitmek istedigini ve bu konuda kendisine yardimci olmasini istemisti. gerçek bir felâketzedenin hayatidir. Hatta o: "Onlar. Papa'dan magfiret umarlarmis. Daha önce de görüldügü gibi bu müddet zarfinda kuleden kuleye ve kaleden kaleye nakl edilerek. Bahtsiz sehzâde. yedi sene kadar devam edecek bir esâret döneminden sonra Papalik makaminin sikistirmasi sonucunda. Buralarda "devlet bana yar olmadi ah" misralari ile elem ve izdirabini dile getirdigi gibi. Tesrifat memurunun bütün israrlarina ragmen Papanin huzurunda diz çöküp ondan bagislama dilememisti. Papa ise. sayet . Görüldügü gibi. Sehzâdeye sahip olmak için hükümdarlar birbirleri ile yarisiyor ve bunun için çesitli tesebbüslerde bulunuyorlardi. sahsiyeti ile ilgili olarak büyük menfaat temini ve siyasî spekülasyonlar icra ediliyordu. sövalyeler tarafindan Katolik dünyasinin reisine satilir. dinime zarar olacak is islemezem" diyerek basindaki Osmanli sarigini da çikarmadan Papa ile konusur. Ölümüme razi olurum. Papaya satilip Italya'ya getirildikten sonra Vatikan'a yerlestirilir. Rodos Sövalyelerinin dolandiricilik aleti haline gelmis bulunuyordu. Rumeli sinirinda bulunmasi gerektigini. tahti ele geçirebilmesi için. Cenab u Allah'a ve Resûlüne olan iman ve muhabbeti o kadar büyük idi ki: "Ka'betullah'a varup bir kez tavaf eyledigin Bin Karaman. Bu hususta Papa'ya ihtiyacim yok.Islâm âleminde büyük bir nefretle karsilasacagini belirterek cevap vermis olur. Islâm'a olan bagliligi ile kendisini teselli ediyordu. Nihayet. sehir sehir dolastirildi. Islâm'a olan bagliligi ile taninan Sultan Cem.bin Acem. Içinde bulundugu durumu. Böyle kiymetli bir esire sahip olmakla politik kozlar elde edilecegine inaniliyordu. çektigi elemleri siirlerinde dile getirir. Böylece o. Bulundugu çevrede. hac farizasini ifa edip dinî vecibelerini yerine getirdigi için de "Olsan sehinsah-i Rum. Macar Krali'nin kendisini orada bekledigini ve Hiristiyan fakirlere sadaka vermesinden dolayi da Hiristiyanliga olan sevgisini anladigini. ben magfireti Allah u Taâla'dan umarim. Vatandan uzak kalmis ve onun hasretiyle yanip tutusan Cem. sehzâdenin bir bakima esâret hayati diyebilecegimiz Bati'daki serüveni.

Böylece o. memleket adina siyasî sebeplerle oldugunu anlatmaya çalisiyordu. Bâyezid. Itikadimca Muhammed dini hak iken siz hiç dininizden dönüp Muhammed dinine girebilirmisiz? Herkese kendi dininden baskasi bâtildidir." diye bu teklifi siddetle reddederek" Ben dinimi. Bundan sonra o. Cem'in vefatini duyunca bütün memlekette üç gün yas ilan ettirdigi gibi onun irâdesiyle de bütün câmilerde giyabî cenaze namazi kildirilmisti. gerek kâfir olsun" der. Ve benim anami ve kizimi vesair taallukatimi ve üstümde hizmette sabikasi olan (bana hizmeti geçen) hüddamimi unutmayip hallü haline göre riayet eylesin" dedi. Nihayet l3 senelik aci ve elemlerle dolu bir esâret hayatindan sonra 36 yasinda iken 25 Subat l495 (25 Cemaziyelevvel 900) Çarsamba günü sabaha karsi vefat eder. talihsiz Cem Sultan'in Islâm'a ne kadar bagli oldugunu göstermektedir. Cem Sultan'in cenazesi. Osmanli Sultanligi degil. tesiri zamanla görülecek sekilde onu zehirledikten sonra Napoli'ye gönderir. Sultan Bâyezid. kâfirlerin Müslümanlar üzerindeki oyunlari dursun. . Gerek Müslüman.Hiristiyan olursa. Cem'in. bizim Nasara (Hiristiyan) fukarasina merhametimizden vaki olduysa. kendisinin bütün varligi ile inandigi Islâmiyet aleyhinde kullanildigi ihtimali ile titreyerek böyle bir durumda Islâm ve Müslümanlara zarar vermemek için Allah'in. Etrafindaki adamlarina da son vasiyetini yaparak "Benim mevtim haberini intisar ediniz (yayiniz) ki. onu "Dergah-i izzetine almasi için" dua ediyordu. Ne vechle olursa olsun benim tabutumu kâfir memleketinde komasin. bütün bir dünya padisahligina degismem. l494 senesi Eylül ayinda büyük bir ordu ile Italya'ya yürüyüp Napoli Kralligi'ni elde etme ve yanina Cem Sultan'i aldiktan sonra Kudüs'e dogru bir Haçli seferi yapma arzusunda idi. Islâm memleketine çikarsin ve cemi-i borçlarimi eda eylesin. Sehzâde. Charles. siz bana bâtil yol mu gösterirsiz. Böyle sözler bize ezadir" cevabini vermisti. sözlerine söyle devam eder: " Eger bu sû-i zan. Diyesiz ki beni reddetmesin. onun anne ve kizlarina her türlü riayeti göstermisti. Bütün bu sözler. Ben sizden Misir yolunu istedim. Fâtih Sultan Mehmed'in oglu ve Cem'in agabeyi olan Sultan Mustafa'nin türbesine defnedilir. an'ane geregince hareket ediyor ve kardesi ile aralarindaki çekismenin.Bu arada Fransa Krali VIII. bizim dinimizde sadakat-i fukara vardir. Cem Sultan böyle bir teklif karsisinda hüngür hüngür aglayarak " öyle günlere kaldik ki bizi dine davet ediyorsunuz. Bundan sonra karindasim Hüdâvendigâr Sultan Bâyezid Hazretlerine varasiz. kardesi için yüzbin akça sadaka dagitmis. Sultan Bâyezid. kardinallik ve papalik degil. kralin eline geçegini anlayan Papa. üç sene kadar Papa'nin yaninda kaldi. büyük bir Haçli ordusu toplayarak emrine verebilecegini söylemisti. daha sonra Sultan Bâyezid tarafindan memlekete getirtilerek. onun hizmetinde bulunanlari da takdir ve iltifatlarla karsilayarak onlari çesitli memuriyetlere tayin eder. Bursa'da. Cem.

Inebahti. BÂYEZID DÖNEMININ BAZI ÖZELLIKLERI Cem Sultan olayi ve bu olay yüzünden Avrupa'da Istanbul'u geri alma yolunda dogan umutlar. bu suretle de Bizans'i yeniden kurdurup ihya etme hülyasi ile Kudüs'ü Müslümanlarin elinden alma emeline dayanan gayreti. devletin durgun ve hareketsiz bir çagi olarak nitelendirilen Bâyezid devrinin siyasî ve askerî olaylarina baktigimiz zaman. gerekse hânedanina karsi. Karintiya ve Polonya'ya akinlarda bulunmuslardir. Kili. O. gerçekte is sadece bir taht kavgasi degil. Saltanat hirsi yüzünden hem kendisini felakete sürüklemis. Bu arada Midilli'ye hücum eden kuvvetli bir Fransiz donanmasinin hücumu püskürtülerek. Endülüs'te son Müslüman Devleti olan Girnata Sultanligi'nin Bâyezid'e müracaati ve Kemal Reis'in komutasinda giden Osmanli donanmasinin Ispanya sahillerinden Müslümanlari alip Afrika kitasina geçirmesi de Türk denizcilik tarihinde parlak bir sayfa açmisti. Iran Sahi'nin Sîîligi bir ileri karakol olarak vazifelendirip Osmanli ülkesini istila tasavvuru. Dönemin olaylarina baktigimiz zaman bu olaylarin sebep olduklari degisik karekterdeki çizgilerle karsilasiriz. Zira bu dönemde Osmanli cografyasi Draç. Cem Sultan korkusuna haml edilirse de. Güneyde Memlûk Devleti ile Dülkadirogullarinin Osmanlilar aleyhindeki müsterek faaliyetleri. Macarlara karsi Belgrad seferi açilmis. gerek devletine. (özelikle Cem Sultan'in vefatindan sonra ) insani sasirtacak bir faaliyetin ortaya çiktigi görülür. yari ictimaî hurûc olarak göze çarpar. Bütün bu hareketlerin seyir ve neticesi üstünde duruldugu zaman. Osmanli Türk akincilari. Mora. Bâyezid devrine menfi bir not verilemez. Modon gibi sehir ve kaleleri kazanmis. Bâyezid'i çok dikkatli ve barisçi bir siyaset takip etmeye zorladi. Böylece Osmanli topraklarina yeni yerler katmak suretiyle fetihlerde bile bulunmustu. Hiristiyanlarin elinde bir alet oldugunun farkina varamamisti. Karinyola. Akkirman. . Burak Reis'in sehâdetiyle sonuçlanan Osmanli Venedik deniz muharebesi. gerektigi zaman faal bir rol alarak savastan da çekinmiyordu. Venedik ve Fransiz sövalyeleri bozguna ugratilmislardir. Karadag. Nitekim. Transilvanya. Zira Bâyezid. iyi yetismisti. bir devlet meselesiydi. uzun süre. Her ne kadar bazi müelliflerce Bâyezid'in bu tutumu. Nitekim Batida Fransa Krali VIII. Cem Sultan'i bir koz gibi kullanarak Osmanli Devleti'ni parçalayip dagitmak. Içte ise Sah -Kulu isyani gibi genis ölçüde yari siyasî. Doguda ise. Hersek.Türkçe ve Farsça siirleri bulunan Sultan Cem. Charles'in. hem de sövalyeler ile Papa'nin elinde Osmanli Devleti aleyhine bir alet olarak kullanilmisti.

Bu Sia menseli ve görünüste bir mezhep ve akide mücadelesi damgasini tasiyan hurûclarin asil gayesi. Sünnîler arasinda degil. protokoldan anlmayan. komsu Iran'dan gelen siyasî tertiplerle. bir müddet sonra gelen ikinci elçi ise. Osmanli Rus münasebetlerinin baslangiç tarihi de Ikinci Bâyezid dönemine rastlamaktadir. topluluklarin arasina ayirici ve yikici bozgunlar sokmakti. bunu da l499'da yeni bir elçilik heyeti takip etmisti. daima Siî . bu bas kaldirma vak'alari. hatta daha ilerde patlayacak olan Celalî hareketleri. bir iktidar davasina çevrilmis. Sia menseli muayyen bir mikrobun. Seyh Bedreddin'in hurucu da yine mes'um Timur macerasinin.Kaynaklarin verdigi bilgiye göre. namlarina hutbe okuttuklari. Devletin nüfuz ve itibari öyle bir mertebeye ulasmistir ki. nihayet Sah Kulu vak'asi. Kirim Hani Mengli Giray'in tavassutu ile Moskova Prensligi'nin gönderdigi elçi.KULU ISYANI Sultan Ikinci Bâyezid döneminin önemli ve devleti sarsan olaylarindan biri de Teke Sancagi'nda patlak verip Kütahya'ya kadar yayilan Sah. dirlik ve mesned dagittiklari dahi görülmüstür. Rus tacirlerine ticaret müsaadesi almisti.Kulu vak'asidir. bir ölüm kalim kaygisina düstügü devirlere rastlamis. SAH ." Anadolu'da meydana gelen düzensizlik. Selçuklularin ictimaî buhran ve siyasî tazyikler ortasinda kalan halkin.Bâtinî topluluklar içinde inkisaf zemini bulmustur. 34 ) 'de bu konuya temas edilir. Sah Ismail taraftarlarinin serbestçe teskilât kurmalarina ve propaganda yapmalarina imkân vermisti. 3l Agustos l492'de Bâyezid'e bir mektup yazarak Azak ve Kefe pasalarinin. diger bir yüzüyle de âdi sekavet hareketi olarak görülebilir. tenkil kuvvetlerine galebe çalan bu sakilerden bir kisminin. bu ve benzer sakavet (eskiyalik) örneklerini degerlendirdigi ifadesinde güzel ve yerinde noktalara parmak basarak söyle der: "Selçuklular devrinin Babaî isyani. Ona göre Kirim Hani Mengli Giray araciligi ile yapilan görüsmelerden sonra Çar III. Bu olay. Dikkat edilecek olursa. Dikkat edilecek olursa bir Mehdîlik motifi etrafinda hareketlenen bu isyanlar. Sâmiha Ayverdi. iç inzibat ve asayisi ilgilendiren tipik bir eskiyalik hareketidir. devlet ve cemiyet mekanizmasini alt üst ettigi devrin mahsûlü olmustu.Kulu . yol yordam bilmez bir adam oldugu için geri gönderilmis. Ivan. Rus tüccarlarina zorluk çikarmalarindan yakinmistir. Çelebi Mehmed devrinin Seyh Bedreddin isyani. derhal renk degistirerek. Ticaret serbestilgi saglamak amaciyla l495'te bir Rus elçisi daha Istanbul'a gelmis. Hammer ( IV. siyasî oldugu kadar. Babaî isyanlari. Sah . huruc için ictimaî aksakliklardan faydalanma zemini bulmasi kadar.

daha sonra Antalya civarinda Yalinlu köy yakininda bir magaraya yerleserek gizli ve sirlarla dolu bir hayat yasamaya baslamisti. Bu suretle Sah . Anadolu'yu Iran'la birlestirmek için bütün gayretini sarfediyordu.Kulu ve babasindan destur alarak Kizilbas'ligin en sadik bendesi oldular. Sah . Uzun yillar hizmetinde bulunmus. Devletin varligina kast eden Sah Ismail'in faaliyetleri. Sah Ismail. devlet dahilindeki bütün taraftarlarina mektuplar yazmis ve casuslar göndermisti.Kulu isyani. zaman zaman Kapulu Kaya'da Döseme Derbendi'nde toplanti ve âyinler yapiyor. Hasan Halife'nin ogludur. Iran.Bâtinî karekterli bir hareket olan Sah Ismail'in faaliyetleri. Bu göçmenler. onu. hazirlanmalarini emretmisti. Bu mektuplarda. Anadolu'da Osmanli idaresindeki Kizilbaslari. adi ile anilan Kizilbas Seyhi. Bunun için Anadolu'ya. Toroslar bölgesi. Sah Ismail. Osmanli Devleti için büyük bir tehlikeye isaret ediyordu. halife ismi . halk arasinda tanrilastirmis idi.Kulu'nun. Sah Kulu. Sah Ismail'in babasi Seyh Haydar'dan almisti. Siî . Anadolu'daki Alevîleri iyiden iyiye kendine baglamak için buraya (Anadolu'ya) kendi adamlarini gönderip propaganda yaptiriyor ve el altindan Osmanlilar aleyhine genis bir isyan hazirliyordu. Sah . bunlari kisa zamanda saflari arasina aldilar. asiretler ve çiftlikleri ellerinden alinan timar erleri ile sipailer. memleketin. Peygamber ve Mehdi oldugunu iddia ediyorlar. Uzun Hasan ve 3. sanildigi kadar basit ve gelisigüzel tertiplenmis bir hareket degildir. meydana getirdigi askerlerine kirmizi çuhadan taclar giydirdiginden dolayi taraftarlarina "Surhser" yani "Kizilbas" denilmis ve bu isim genellik kazanmistir. sinsi bir sekilde ülkeye sokularak gelmekte idi. "Hasan Halife ölünce. Hükümetten memnun olmayan köylüler. daha önceki iki faaliyetle benzer özellikleri tasimasindan dolayi Uzunçarsili tarafindan su ifadelerle degerlendirilir: " Osmanli Devleti'nin Anadolu'da genislemesi.Kulu hareketi planli tertiplenmis. onun postuna oglu Sah . Allah. Aralarinda Alevî. Belli bir mezhebin inanç sistemi (akidesi) üzerine kurulan Safevî Devleti'nin kurucusu Sah Ismail tehlikesi. kendisini muhtelif tarihlerde üç büyük tehlike ile karsilastirmisti: l. 2. Bilhassa Sehzâde Korkud'un Misir'a gidisinden faydalanan Sah .Timur. Tahtaci ve Kizilbaslar çoktu. Garip hayati ve labirente benzeyen meskeni. isyanindan önce ve sonra. Sah Ismail. düstügü felaketten ancak onun sayesinde kurtulacagini ileri sürüyorlardi. Gerçekten Sah Ismail. Azerbaycan ve Irak'i aldiktan sonra bir hayli cüretlenmis görünmektedir. Taraftarlari. alttan alta ayaklanmaya hazirliyordu.Kulu. Sah . yasayislarina uygun tarikatlara mensubtular. Hasan Halife ve oglu Sah Kulu.Kulu. Bu gizli faaliyet.( Osmanli tabiri ile Seytan-Kulu).Kulu geçti. Babasi desturunu . öteden beri Iran ve Horasan'dan gelen göçmenlerin yasadigi belli basli yerlerdendi. Bu dönemde Osmanli ülkesinde ona bagli epey taraftari vardi. faaliyetlerini artirdi. Anadolu'yu Kizilbas yapmak için esasli surette hazirlanmistir. Sah .

daha önce oldugu gibi bu sefer de On iki Imam'a mütemayil taraftarlar. bu makalelerinde Osmanli Devleti'ne karsi olan isyani açiklayan ve ortaya koyan bölümlerini kisaca vermek istiyoruz. hem de "nezir" denilen önemli bir gelir kaynagindan mahrum etmisti. Bâyezid'in. Iran'a gitmelerine müsaade etmedigi gibi yakaladiklarini da Rumeli'ye sürmüstü. Bilhassa on iki dilimli kizil taç veya külah (= Tâc-i Hayderî ) in kabulünden sonra Kirsehir. Tokat. sonra da Sah Tahmasb ile siki münasebetleri bilinen Hoy'lu Pir Sultan Abdal. Osmanli Türklerine karsi mezhebinin zaferini ve sahinin galebesini temenni eden nefesler kaleme almistir. Sah Ismail. "Sah Ismail'in. Yozgat ve Çorum çevresinde Safevî (Siî)lere taraftar olanlar. Arnavutluk Seferi'nden dönüsü esnasinda Isik adinda bir Kizilbasin. Sah Ismail'i hem taraftarlari ile görüsmekten. Sah Ismail taraftarligi faaliyetinin ne kadar genisledigini gösterir. Sultan Bâyezid döneminin. Nitekim Egriboz'lu Yeminî gibi sairler. Sah Ismail. Amasya. bu yasagin kaldirilmasi için Osmanli hükümdari nezdinde tesebbüste bulunduysa da bu arzusu kabul edilmedi. Sah Ismail'in. ülkedeki tahriklerini ve takip ettigi siyaset ile maksadini iyi anlayan Trabzon Valisi Sehzâde Selim. Akkoyunlulari bertaraf edip Safevî Devleti'nin temellerini atmasindan sonra. kisim kisim Iran'a göç etmekle yeni kurulan Siî Devletin kudretini artirmaya baslamislardi. bu konuda daha detayli bilgi vermektedir. Hem yerli hem de yabanci kaynaklara dayanarak Tekeogullari ve Sah-Kulu baba Tekeli Isyani haklarinda makaleler yazan Sehabeddin Tekindag. Ey Yezid. Safevîleri müdafaa ettikleri gibi. görünüste dinî karekterli olan bu isyani hakkinda bilgi saibi olmaya çalisacagiz. Onun. Böylece. Bâyezid.verilen bir takim alevîler gönderiliyordu. Bu nefeslerde Sünnîlere karsi büyük bir kin göze çarpmaktadir: Lânet olsun sana Ey Yezid Pelid Kizilbas mi dersin söyle bakalim Biz ol asiklariz ezel gününden Rafizî mi dersin söyle bakalim. geçersen Sahin eline Zülfikarin çalar senin beline . bunlarin Anadolu'daki faaliyetlerine son vermek için. kendisi ile görüsmek için gelen ziyaretçilerin men edilmesi. Hataî mahlasiyla siirler yazan Sah Ismail'e büyük bir baglilik göstererek onu bir kurtarici olarak kabul etmislerdir. ona ilk silleyi vurmustu. Anadolu'dan. kendisine suikast yapmak üzere iken öldürülmesi.

devrinde Sah Ismail'in müridleri olarak Erdebil'i ziyarete gitmislerdir ki. Yuf etti erenler e münkir size Iftira ettiniz sizler de bize Muhammed sizleri tas ile eze Rafizî mi dersin söyle bakalim Pir Sultan'im eder lânet Yezid'e Müfteri yalanci Yezidler sizi Iste Er meydani çik meydan yüze Rafizî mi dersin söyle bakalim. . layik olmayanlara devredilmesi sebebiyle eski imtiyazlarini kaybetmeleri yüzünden. Sah Ismail'in halifesi Karabiyik oglu Sah -Kulu Baba Tekeli (Osmanli tarihlerinde Seytan-Kulu) ile birlesmisler ve çikan isyanin büyük bir sür'atle genisleyip bütün Anadolu'yu tehdid etmesinde de mühim bir rol oynamislardir. II. Yine bu Tekeli sipahîleri. Bu yüzden. bir tedbir olmak üzere Iran'a gideceklere geri dönmek sartiyle izin verilebilecegini açiklamis ve bundan sonra Sûfî (Sah Ismail) nâmina kimsenin hududdan geçirilmemesi için siddetli emirler vermistir. l5l0'da bazi fena niyetli kimseler yüzünden timarlarinin (dirlik) ellerinden alinip. Bu sebeple o. l500 de. Sah Ismail'e gösterilen bu baglilik. Bâyezid II. devletin her tarafina dagalmis olan taraftarlarini çogaltmak için babasinin ölümünden sonra memleketin hâli (bos ) olup firsatin kendisinde oldugunu ileri sürerek bilhassa maiyetindeki sipahilerden Çakir-oglanlari.Edeple girdik biz kirklar yoluna Kizilbas mi dersin söyle bakalim. Bâyezid'in yasliligi. Bâyezid'e müracaat etmisti. Osmanli Devleti tarafindan daima dikkatle takip edilmis ve Iran'dan gelen Kizilbaslar ile onlara yardim eden Anadolu'daki taraftarlari cezalandirilmistir. yumusakligi ve sehzâdeler arasindaki anlasmazliklari firsat bilerek artik harekete geçme zamaninin geldigine karar verir.Kulu Baba Tekeli. bunlarin gidip dönmediklerini. devlete isyan ile Sah Ismail'e meyl etmislerdir. Bu arada Sah Ismail. bazi diplomatik tesebbüslerle taraftarlarinin takipten kurtulup rahatça Iran'a gelmelerini saglamak istemis ve bu maksatla II. Sah . bu yüzden sipahî sinifinin günden güne azalmakta oldugunu gören Bâyezid. Iste bu Teke -eli (sonradan: Tekeli) sipahîleri.

çoluk-çocuk. Kaynak ve vesikalardan anlasildigina göre. bunlarin ekserisini.Kulu. (TSMA. mal ve hayvanlari ile gelen Tekeli Türkmenleri teskil ediyordu. Onun bu kurtulusu. müridleri tarafindan baska bir propaganda vasitasi yapilarak bir mânada ilahlastirilmasina sebep olmustur. buna itaat etmeyen imansiz gider"dedikleri anlasilmaktadir.Nr. Teke-eli'nin sehir.eli'nde Sah adina bir Türkmen devleti kurmak isteyen Sah . Antalya Kadisi'nin Sehzâde Korkut'a gönderdigi 9l6 Zilhicce (l5l0 Nisan) tarihli belgeden. Sadrazam Hadim Ali Pasa. Anadolu Beylerbeyi olan Karagöz Pasa'yi kaziga vurdurmakla yetinmemis. Dede-Alisi ve Hizir. Antalya'dan Manisa'ya gitmekte olan Sehzâde Korkud Çelebi'nin adamlarina saldirip. bütün Anadolu'ya dehset saçmaya yetmisti. kendisinin Mehdî oldugunu iddia edip Burdur'a kadar gelen Sah . timarlari ellerinden alinmis kizgin sipahîlerin de yardimlari ile Teke-eli'nin kendine tabi olmayan bütün köy ve kentlerini yagma edip halkini da öldürtmüstür. demire sarilan etlerini de ocakta pisirmistir. Bu arada. Bundan sonra Baba Ishak-i Horasanî gibi. Taceddin'i Zagra yenicesi'ne ve Pir Ahmed'i Filibe'ye göndermek suretiyle genis bir propaganda faaliyetine girisir. Antalya'dan üzerine gönderilen kuvvetleri de maglub eden Sah . Sandikli. sehri atese verirler. Yine vesikalardan anlasildigina göre. Adamlari ile müsavereden sonra Alasehir Ovasi'nda Sehzâde Korkud tarafindan üzerine gönderilen Hasan Aga ile maiyetini maglub eden Sah -Kulu'nun bu basarisi.000 kisi toplanmistir ki. Onun bu vahsice hareketleri.Kulu Baba Tekeli. Kapulu-Kaya'daki Döseme Derbendi'nde devlet aleyhine gizli toplantilar tertip etmis ve müridlerinden Safer'i Siroz'a. sehzâdelerin birbirleri ile ugrasmaya basladiklari bir sirada. müridlerinin onun hakkinda: "Allah budur. karye (köy).5053). sûr-i hesab bunun önünde olsa gerektir. Onun. Ulusiçanlu'yu geçip Altuntas'i yaktiktan sonra "dagdan bosanmis hanazir-i tir horde gibi deprenüb" Kütahya önüne geldi. acimadan öldürtmeye baslamistir. Bundan sonra Gölhisar'i alarak her tarafi yakip yikmaga eline geçen canlilari ise insan ve hayvan ayirmaksizin. Nitekim. Anadolu'nun maruz kaldigi en büyük tehlike.Kulu Baba Tekeli. Rumeli'den Anadolu'ya geçer.Kulu Baba Tekeli. Peygamber budur. Elmali'nin mescid ve zâviyelerini yikan Sah . bundan sonra Keçiborlu. Imam oglu'nu Selanik'e. bu toplantilari bastirdi ise de Sah Kulu kaçip kurtulmayi basarir.kasaba. eline geçirdigi Kur'an'lari da atese atip mahvetmistir. Sah-Kulu'nun Döseme Derbendi'nde yaptigi ayinleri ve giristigi propaganda faaliyetlerini dikkatle takip eden Antalya Kadisi. Teke-eli'ni Karaman'a baglayan Kizilkaya . Göle-oglu.Kizil-oglu.Tekeli sipahîlerin tesvikleri ile Kütahya kalesini muhasara ve zaptetmis. Sehzâde Osman'in Divân'a gönderdigi arîza (rapor)da oldugu gibi. Kiçisiçanlu. Teke .Kulu Baba Tekeli'nin etrafina 20. Bundan sonra Kütahya Hisarini zapt eden Sah-Kulu'nun askerleri. dag. Bunun üzerine Sah . yayla ve obalarinda bulunan Siî ve Alevîlige mütemayil bütün Türkmenleri etrafina toplamis. Sehzâde Korkud Çelebi tarafindan daha sonra Istanbul'a sevk edilen Sûfî'nin ikrarlarindan da bütün çiplakligi ile ortaya çikmistir. Bursa'ya dogru harekete geçmesi üzerine. Istanoz (Korkuteli) kasabasini tahrib edip. sehrin Subasisi'ni göndererek.

Daha sonra Kayseri yolu üzerinden Sivas yakinindaki Gedik Hani mevkiine gelen Sah . Selçuklular devrinden beri Anadolu'nun mamur bir sehri. Ikinci Bâyezid. bizim burada nakl ettigimizden daha uzun olmakla birlikte.Bogazi'na çekilmek zorunda kalir. girisilen savas sonunda Sah . ülkede estirilen Siîlik havasi ve propagandanin sebep oldugu olalar hakkinda bir fikir vermektedir. Bu haslet. Karekter bakimindan yumusak ve rahata meyilli idi. kendisini sefahata alistiran Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi'nin öldürülmesi bile emrolunmustu.Kulu ve Hadim Ali Pasa okla vurulmuslardir. hükümdar oluncaya kadar ömrünü. Siirden hoslanir. O. babasi Fâtih Sultan Mehmed tarafindan azarlanmis. Osmanli hükümdarlarinin âlim ve sairlerindendir. Onun. o. Böylece o.. Erzincan'da hacca giden bir Iran kervanina saldirdiklari için Sah Ismail'in hakaretlerine maruz kalmislardir. silahtan çok ilim ve ilmî eserleri mütalaa etmekle geçirmisti. onun mücadeleden uzak durmasina sebep olmustu.Kulu Baba Tekeli. Vali olarak bulundugu Amasya. onu bayrak yapmak istemeleri ve kendisinin basi üzerinde sürekli bir tehdid gibi tutmak amaci ile . Anadolu'da 50. Amasya valiligi esnasinda sükûnet içinde yasamisti. sismanligini gidermek için böyle bir yola bas vurdugunu bildirerek aleyhindeki cereyani durdurmustur. Bunun üzerine Sadrazam ile Amasya valisi Sehzâde Ahmed. Bu savastan sonra sür'atle Iran'a dogru çekilen Tekeli sipahîleri ve Türkmenler. kendisine karsi tahti ele geçirme davasi ile silaha sarilmis olan kardesi Cem Sultan'a galip gelince. Tekeli Türkmenlerinin siddetli mukavemeti ile karsilasmis. Bu bakimdan. o dönemde Memlûk Devleti'nin bir vilayeti olan Kudüs'te yasamasi sartiyla ona baris teklifinde bulunmus ve kendisine büyük rakamlarla ifade edilebilecek miktarda para yardiminda bulunacagini va'd etmisti. Fakat Bâyezid. Fakat sonralari. Bâyezid burada hem ilim muhitinde. dünya olaylarini hayret aynasindan temasayi severdi. Bâyezid. yüksek âlim ve sairleri ile bir fikir merkezi oldugundan. önce Incirli Derbendi'nden. daha önce bu emirden haberdar olunca yol harçligi vererek Abdurrahman Efendi'yi kaçirabilmisti.000 kisinin ölümüne sebep olan bu isyan. Siirde "Adlî" mahlasini kullanirdi. bu kadari ile yetinmek istedik. sonra da Döseme Derbendi'nden kayalar arasindan kendine bir yol açarak Beysehir önlerine gelmeye muvaffak olur. hem de eglence âlemleri içinde yasamisti. Amasya valiligi dönemindeki hal ve hareketi ile hükümdarligi dönemindeki hal ve hareketi birbirinden çok farklidir.. Bundan sonra babasina yazdigi arizada zayiflamak için aldigi bazi "müferrihat" tan vaz geçtigini bildirerek af edilip bagislanmasini dilemistir.Kulu Baba Tekeli üzerine az bir kuvvetle yürüyen Hadim Ali Pasa. Kizilkaya Bogazi'ni 38 gün muhasara ettilerse de Sah . Nitekim. Osmanlilar aleyhine bir araya gelip kendisine karsi yapacaklari bir savasta. Zira bu kadari bile o dönemde." diye verdigi bilgi. yedi Hiristiyan devletin. mecbur kalmadikça savasmayi istemezdi. Yaratilis itibari ile huzur ve sükûneti severdi.

hareket etmeleri üzerine Bâyezid. hat san'atinda da oldukça yetenekliydi. II. sehzâdeliginden beri etrafina ünlü bilginleri toplayip kendisini yetistirmeye gayret etmisti. Islâmî ilimler. Kimse ondan daha iyi ok kuramaz. iyi kesilmis kirmizi akiklerden. O. felsefede behre ve malumati olmakla ögünür ise de en çok vâkif oldugu ilim. Zira o. mükemmel bir tahsil görmüstü. Türkçe'nin Çagatay . Yumusak bir yaratilisa sahipti. Gençliginde serbest bir hayat sürdürdügü halde padisahliginda ibâdet ve hayir islerine yönelmisti. O. felsefe. Az yemek yer. güzel yapilmis esyadan çok hoslanir. Sultan Bâyezid'in karekterini ortaya koyan belgelerden biri de l496 senesinde Osmanli ülkesine gelen Venedik elçisi Sagadino'nun senatoya verdigi rapordur. Ata binmekten hoslanir. ortadan biraz uzunboylu. Keza l503 senesinde Andrea Gritti'nin tasviri daha da dikkat çekicidir. raporunda Bâyezid'in 56 yasinda.Mecbur olmadikça savastan uzak kalmaya dikkat etmis. ela gözlü. O. iyi yeyip içen." Sonuç olarak Sultan Bâyezid hakkinda sunlari söylemek mümkündür: O. O. Boyu. Türkçe. simasinin esmere yakin bir sarilikta oldugunu. babasi Fâtih Sultan Mehmed'den sonra bütün Osmanogullari'nin en bilgini olarak kabul edilmektedir. BÂYEZID DÖNEMINDE ILIM. Uygur yazisini okumayi ögrendigi ve biraz da Italyanca bildigi belirtilir. islenmis gümüsten. Bâyezid'i söyle tasvir eder: "Etli ve dolgun çehresinde hiç te zâlim ve korkunç bir insan belirtileri yoktur. Daima ibadet ile mesgul olur. uyku. ULEMA VE IMAR FAALIYETLERI Sultan Bâyezid. Ayni zamanda sair olan ve siirlerinde Adlî mahlasini kullandigini daha önce gördügümüz Bâyezid'in bu siirlerinin büyük bir kismini (l25 kadar) gazellerin meydana getirdigi küçük hacimli divani Istanbul'da l308'de basilmistir. yagiz çehreli. makina san'atlarini çok sever. Farsça ve Arapça'yi edebiyatlari ile ögrenmis. "nizâm-i memleket" için Istanbul'dan ayrilmamayi tercih etmisti. matematik ve mûsiki tahsil etmisti. kardesinin uyusmaz bir düsmani olmustu. Bâyezid. ilahiyât ve hey'et ( astroloji)dir. fakat buna simdi nikris hastaligi manidir. zevkine düskün ve harpten kaçinan bir hükümdar oldugunu belirtir. zihnen mesgul oldugunu belirten karayagiz çehreli ve fitratan magmum ve mahzundur. sükût ve rahati seven. hiç sarap kullanmaz. ortadan uzun. Bu sebeple de Bâyezid-i Velî diye anilir olmustu. O. (Cem Sultan) bahane edilerek Osmanli Devleti yok edilmek isteniyordu. sadaka dagitir. câmiye çok gider. genis gögüslü bir kimsedir.

Ölüm haberi alindigi zaman Kahire'de basta Sultan Kansu Gavri oldugu halde bütün halk. Merhametli. zararli duygulardan arinarak sahsiyetini bulmasi. iç bünyesinin tesekkülü. Bilginler ve sanatkârlar için ayrilmis özel bir bütçesi vardi. Böylece Sultan II. Seyh'in mânevî dünyasinda kendini bulurken. onun giyabinda cenaze namazi kildi. Nitekim. Islâm âleminde büyük bir teessürle karsilandi. Bâyezid'in tesvik ve himayesiyle Amasya'da Seyh'in etrafinda bir hat mektebi (ekol) dogmustu. imâret ve bunlara gerekli olan tahsisatlari temin ediyorlardi. Amasya'da maiyyetinde bulunan Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi'nin tavsiyesi ile Ibn Kemal diye söhret bulan Ahmed Semseddin'e meshur tarihini yazdirmistir. Seyh Hamdullah ile II. Bâyezid. Bunun için o. Bu bakimdan Ali ve Mustafa Pasa'larin isimleri zikredilmeye deger. Seyh Hamdullah'i kendisine hat hocasi tâyin etmis. Bâyezid arasindaki hocalik talebelik münasebetlerini su ifadelerle dile getirir: " II. ilmî gelismeye vesile olabilecek bütün çarelere basvuruyordu. Onun bu sekildeki çalismasi. sair ve sanatkârlari himaye etmisti. ayni zamanda dizinin dibinde hokkasini tutarak yazi mesketmistir. dinî ve ilmî kurumlarin meydana gelmesi için çalisiyordu. Istanbul'a davet edilerek . Kendisine takdim edilen eserleri okumak onun en büyük özelligi idi. Daha önce Akkoyunlularin hizmetinde bulunan ve Safevîlerin galebesi üzerine. döneminin ileri gelen devlet adamlari ile zenginler için de itici bir güç oluyordu. Daha önce de temas edildigi gibi ibâdetle çokça mesgul oldugundan olsa gerek ki bu sebepten kendisine "Sofu" deniyordu. Dinî emirlere bagli bir hükümdardi. bu himayenin karsiligini da nâmina yazilan birçok eserle almisti. Bir zaman sonra Osmanli tahtinin sahibi olacak Bâyezid-i Veli'nin. padisahin bu uygulamasini örnek alan birçok vezir. O. Bu meziyetlerinden dolayi ölümü. Nitekim. saray-i hümayun'a hat hocasi olarak tayin edilir. Besteledigi eserlerden yalniz bazilarinin notasi zamanimiza kadar gelebilmistir. Bâyezid'in hattatlikta da mahir oldugu bilinmektedir. Kendisine takdim edilen eserlerden degerli bulduklarini tesvik ederdi. vefakâr ve kadirsinasti. saltanata geçince Seyh. hayatinda büyük hürmet görmüstür. Seyh ile Sultan arasindaki bu . Bestekâr. Seyh Hamdullah hakkinda ciddi arastirmalarda bulunan ve onun eserlerini arastiran Muhittin Serin. Saltanati müddetince ilim ve ilim adamlarini himaye eden II. Bâyezid. ilim ve ilim adamlarini seviyor. Osmanliara iltica etmis olan Idris-i Bitlisî'yi de himaye ederek ona meshur "Hest Behist" isimli tarihini kaleme aldirmisti. Saltanati müddetince ilim adamlarini. Bu sebeple o. Dünyanin en büyük devletinin faziletli hükümdari olarak.lehçesi ile Uygur alfabesini ögrenmisti. Ikinci Bâyezid. Amasya'daki valiligi sirasinda. Seyh Hamdullah ile aralarinda siki bir münasebet bulunan II. hattat ve sairdi. mesk almis ve mezun olmustur. Seyh Hamdullah'tan hat dersleri almisti.

Fukahadan bir kismi. 927/l520) elçilikle Misir Sultani Kayitbay katina. Hammer'in ifadesiyle " Bâyezid asrina seref veren altmis fakih arasinda ikisi diger bir sube-i malumatta yüksek söhret kazanmislardir. Bunlara benzer azizler dahi çok vaki oldu. Kendisine. Seyh Hamdullah. Ayrica. Annesine dahi selam gönderip duasini ister. hürmet ve muhabbet gösterirdi. arkasini yastiklarla besleyip rahatini temin ederdi. Ölümünde biraktigi kütüphanede yedi bin cild kitap vardi.Yine bu zamanlarda. Özellikle "Fikih" denilen Islâm Hukuk ilmi." Buna göre Ikinci Bâyezid çaginda tipta Hekimsah. 929/l522). saraya kâtip ve saray hüddamina muallim tayin edilir. Taci Bey'in iki oglu Cafer ve Sa'di'nin eserleri ile Osmanli yazisma (diplomatik. hayatinin felaketle sonuçlanmasi bakimindan Sinan Pasa'nin talebelerinden Molla Lütfi'yi de hatirlamak yerinde olacaktir. Mevlana Alaeddin Arabi. câmilerde tesis olunan kütüphanelerin idareleri (hâfiz-i kütüb) ile görevlendirilmislerdi. bir köyün gelirleri de mührezenlerine tahsis edilir. kurulusundan kendi zamaninin sonlarina kadar devletin tarihini yazmislardi. II. protokol) modelleri iki iyi örnek olarak taninmistir. günlük 30 akçaya ilaveten Üsküdar'da iki köyün bütün gelirleri arpalik olarak verilir. hükümdarin buyrugu üzerine. Hatipzâde. ve matematikte Mirim Çelebi çok büyük söhret kazanmislardir. sür'atle gelismis ve muhterem Islâm hukukçulari onun devrinde müstesna bir sekilde itibar görmüslerdir. Bu suretle aralarinda bir manevî râbita ve dostluk meydana gelmisti. ilmin ilerlemesinde etkili olmustur. Bâyezid devrinde söhreti kadar. Niksarî ve Yusuf Cüneyd ( Sadru's-Seria adli esere çesitli hasiyeler yazan Tokatli Ahi Yusuf b. Seyyidzâde Seyyid Hamiduddin. o da ailesi ve damadi ile birlikte Istanbul'a gelmisti. daha sonra da Sehzâde Korkut'a gönderilmistir. Cüneyd)." Siirleri ile söhret kazanmis olan Mihrî Hatun ile aralarinda temiz ask iliskileri bulunan Müeyyedü'd-Din. Manisazâde. Bâyezid devrindeki Nesrî ile Idris-i Bitlisî'yi burada kayd etmek gerekir. isgal ettikleri yüksek mevkilerde çok zengin olmuslardi. insa. yazi yazarken hokkasini tutar. taninmis bilim adamlarindandir. Surasi bir gerçektir ki. bize su isimleri vermektedir: "Hocazâde. Bunlardan Sari Gürz (öl. eserini . Nesrî. Osmanli tarihçiligi bakimindan önemli bir dönem olan II. onun döneminde ilim ve ilim adamlarina gösterilen himaye. Bâyezid ile Selim arasinda bir anlasma zemini bulmakla görevlendirilmisti. Seyh'e ekseriya "Biraderim" diye hitab eden Bâyezid-i Veli. Mevlana Kestelli. Hatta sik sik beraber sürek avina da çikarlardi. Bunlar. Bâyezid dönemi alimlerinden bahseden Âsik Pasazâde. Bâyezid'in saltanat tahtina cülûsundan kisa bir müddet sonra Seyh Hamdullah davet edilmis. Imam Ali (öl. Bunlar da sahip bulunduklari bu servetleri ile özel kütüphaneler tesis etmislerdi.muhabbet ve teslimiyetin mahsûlüdür.

iç ve dis gailelerin bulundugu bir dönem olmasina ragmen. Amasya valisi iken. Hiç kimsenin. yabanci ülkelere. Onun döneminde Anadolu'da 24. mahrutî ve etrafina tülbent sarili bir kavuk seçmistir ki. Bilhassa muharebe gemilerini uzun menzilli toplarla techiz ettirip gelistirmistir." Bâyezid Han dönemi. hem kürek. eser vermeye tesvik ederdi. Bunda. ne ilk pâdisahlar gibi üsküf. Fâtih devrinde olmayan ve "Güge" denilen. denizcilige de ehemmiyet vermis. onlari. Bu sanat için kitap yazdirdigi gibi. O. Bu arada Iran Müftüsü Mevlânâ Seyfeddin Ahmed ile Hadis âlimi Cemaleddin Ataullah da Pâdisah'in ihsanlarindan pay alip faydalaniyorlardi. onun kadar güzel ok ve yay yapamadigi rivayet edilir. ikincisi için de besyüz altin idi. edebiyat sahasinda gösterdigi koruma ve himaye. ilme ve zamanindaki teknik gelismelere önem veren bir hükümdardi. hatta Horasan ile Iran'in diger vilayetlerine kadar genislemistir. Sultan Bâyezid. ne de Ikinci Murad gibi ulema kisvesi giymistir. yine de devlet gelirleri bir hayli artis kayd etmislerdi. Bâyezid. ilki için bin.Osmanlica ve sade bir uslupla yazdigi halde Bitlis'li Idris. Hac'tan döndügü zaman. Okçuluga çok merakli idi. bu da siirlerine mistik bir hava ve renk katmistir. Bâyezid'in. büyük sair ve mutasavvif Abdurrahman Câmi ile büyük bilgin Fakih Devvanî'ye her yil para gönderiyordu ki bu. Âlimler için özel bütçesi bulunan Bâyezid Han. Sicill-i Osmanî'de onun kiyafeti ile ilgili olarak su bilgi verilmektedir: " Tenhalarda salih insanlarin elbiselerini giyer. O. Türk bahriyesinin en büyük üstadlarindan biri olan . Kendisi sulha meyyal olmakla birlikte gazâ ve cihad sevabini kaçirmak istemedigi için. Yavusî'nin söhreti. Bâyezid. Farsça'yi tercih ederek Arap tarihçisi Yemînî ile Iran tarihçisi Vassaf'in agdali ve tumturakli tarzini seçmistir. disarda da babasinin elbisesini giyerdi. Bu dönemin en büyük seyhi Iskilip'li Yavusî'dir. Bâyezid. kendi elinden çikmis bir yay da Topkapi Sarayi Müzesi'nde teshir edilmektedir. O. hem de yelkenle hareket eden ve manevra kabiliyeti yüksek olan gemiler yaptirdigi gibi kalyonlar da insa ettirmisti. sonralari "Mücevveze" ismiyle tesrifat serpusu olarak kullanilmistir. Onun devrinde donanmadaki degisiklikler sadece bunlardan ibaret degildir. devletin ileri gelen görevlileri ve taninmis bilginlerle dolup tasardi. bizzat seferlere çikardi. daha birçok seyh ve tasavvuf ileri gelenleri ile sohbetlerde bulunacaktir ki. kendisine "Seyhu's-Selâtin" ve "Sultanu'l-Mesayih" gibi ünvanlarin verilmesine sebep olmustu. onun sultanlik tahtina kavusacagini kesfetmis ve bunu Sehzâdeye de açiklamisti. Onun zâviyesi. Ayrica Venedik gemileri tarzinda kirk kadar top mavnasi da tezgahlatmistir. Rumeli'de 34 sancak vardi.

bir imâret ve bir medrese yaptirilmak suretiyle sehir adeta süslenmistir. medrese. Bu medresenin idaresi ile görevlendirilen sahsa da günde (yevmiye) seksen akça tahsis etmistir. su degirmeni ve dolaplar. Külliyenin kurulusu ile birlikte. yani seyhülislâm olanlara sart kilmistir. Câmi. Böylece Tunca Irmagi'nin sag kenarinda Eski ve Orta Imâret adiyla taninan mevkiler ile Yeni Saray'in yer aldigi Sarayiçi semti arasinda. imâret. Yaptirdigi bu eserlerle bir külliye (kampüs) meydana getirmistir. Bununla beraber bütün külliyeyi meydana getiren kompleks (kampüs). depo. bir mektep. Buna göre II. hayirseverligi ile taninan Pâdisah da. O. Mimarinin kimligi tartismali olan bu yapi toplulugunun insa sebebi tarihî bir olaya baglanir. Ordunun. Medresenin müderrisligini. kara ordusunu da yeni bir nizam ve disiplin altina almistir. firin. Istanbul'un yedi tepesinin üçüncüsünde bugün kendi adi ile anilan bir cami. mutfak. Bâyezid. sehir merkezinden nisbeten uzakta ve daha önce iskân görmemis olan. önemli sayilabilecek bir bölgede câmi. Yine onun emri ile Amasya'da bir câmi. O. Tunca Nehri'nin kenarinda yer alan Kili ve Akkirman kalelerinin fethi için l484 yili baharinda Istanbul'dan hareket etmis. medrese.l505) de bittigine göre (Hadikatu'lCevami' ve mevcud kitâbesi). müftü. bütün bu hayir isleri için genis vakiflar kurmak suretiyle bu eserlerin kiyamete kadar devam etmesini saglamaya çalismistir. Bu sirada sehir halki Sultan'dan. yemek salonu. mektep ve medrese yaptirmistir. Edirne'de Tunca Nehri kenarinda 889 . buradaki hayir eserlerine vakiflar tahsis etmek suretiyle faaiyetlerinin devamini saglamistir. dârussifa.Kemal Reis'in emegi büyüktür. insaat bes sene sürmüstür. Bâyezid Külliyesi) Osmanli külliyelerinin en büyük ve önemlilerinden biridir. Insaat için sarf edilen paranin miktari simdilik tam olarak bilinemezse de bunun kaynaginin fetihlerden (Basarabya) elde edilen ganimetlerden saglandigi bilinmektedir. O.893 (l484 . çifte hamam. hamam ve mükemmel bir hastahane (dârussifa) yaptirmistir ki bu külliye( II. ahir. dükkânlar ve meskenlerden olusan büyük bir külliyenin temeli atilmis olur.l488) yillari arasinda. halkin bu istegini kirmayarak basta dârussifa olmak üzere. bir tekke. O. yogun iskân görmemis olan bölgenin etrafi hareketlenmisti. tabhâne. Sultan Bâyezid dönemi. Sultan . 906 Zilhicce'sinin sonunda baslayip 9ll' (Miladi l50l . dokuz senede tamamlanmistir. Yeni kurulan bu mahalle de Yeni Imâret adiyla taninmaya baslamistir. imâret. O. Rumeli'deki önemli durak ve ikmal merkezi olan Edirne'de bir süre konaklamisti. Böylece külliyenin kurulus amaçlarindan biri olan mahalle dokusu kendiliginden tesekkül etmis olur. bütün bunlarin yaninda Mekke ve Medine fukarasina dagitilmak üzere külliyetli miktarda "Sürre" göndermisti. yoklugundan dolayi büyük sikintisi çekilen bir Dârussifa (hastahane) yaptirmasini istemis. çesitli ihtiyaçlara cevap verecek yapilardan olusan külliyesine ilk harci bizzat kendisi koymustur. saraya alinacak iç oglanlarina mahrec olmak üzere Galatasarayi'ni bina ile orada ilk defa bir mektep açtirmistir. tuvaletler. köprü. imar faaliyetleri ile de dikkat çeken bir devirdir. kervansaray. O. Istanbul'dakine benzeyen bir câmi.

ilmî inkisâfin yüksek bir gelisme gösterdigi ve Islâm hukuku denilen fikhin bir bakima tedvin ve terakki ettigi bir devirdir. gibi binalari yikildigi için sehir harabe haline gelmisti. tahtadan yapilmis bir evde oturmaya mecbur olmustu. protokol) Tâci Beyzâde Cafer ve Sâdi Çelebiler. oglu ve torunu zamanindaki fetihlerin meydana gelmesinde önemli ve büyük bir rol oynadigi gözden kaçmayacaktir. (Hoca Saadeddin'in . Bâyezid'in vücud verdigi tekâmülün. güzel sanatlarda da büyük bir gelismenin kaydedildigi. Bununla beraber askerî basarilarin saglanmasi ve devaminin. Islâm âleminin ilim merkezi olmus ve bu serefi uzun müddet muhafaza etmistir. sadece parlak askerî zaferler isteyenlerce belki hakli görülebilir. câmi. kadiasker ve seyhlere külliyetli miktarda paraya balig olan hediyeler verdigi de bilinmektedir. insa san'atinda (yazi. Bu esnada padisah. Onun. Onun döneminde tipta bir Hekimsah. tarihçilikte bir Idris-i Bitlîsî ve Nesrî. 3000 bina ustasi ve dülgerden baska 77 bin isçi çalistirmak suretiyle kisa bir müddet içinde Istanbul'u âdeta yeniden insa etmistir. FETIH HAREKETLERI . yapi isleri ile sadakalara verdigi ve kabarik bir yekun tutan paradan baska. iktisadî ve idarî gelismelerin bir sonucu oldugu dikkate alinirsa. kültür ve hayir müesseselerinin insa edildigi. hat san'atinda bir Seyh Hamdullah yetismistir. II. Hicrî 9l5 (m. O dönem. Seyh Ebu'l-Vefa için yaptirdigi gibi kendisi de Seyh Semseddin Buharî için bir tekke ve bir medrese insa ettirmistir. Ilmî müesseseleri çogaltip ilim adamlarini etrafina toplamisti. ilim. astronomi ve ser'î ilimlere merakli olup bu konularda genis bir bilgiye sahipti. Bu büyük harabeyi yeniden sehir haline sokmak için o. l509) senesinde Istanbul'da meydana gelen ve "Küçük Kiyamet" denilen zelzelede (deprem) Istanbul'un birçok evi. Babasinin. bir müddet. Ergene Nehri üzerinde bir köprü yaptirmis olan büyükbabasina uyarak Osmancik'ta Kizil Irmak üzerinde dokuz. Sakarya üzerinde ondört.Gediz üzerinde de ondokuz kemerli birer köprü kurdurmak suretiyle ulasim ve yolculugun daha kolay ve rahat yapilmasini saglamaya çalismistir. Yavuz ve Kanunî dönemlerinin hazirlayicisi olarak düsünmek mümkündür. Keza o. müftülere. bir toparlanma ve ilerleme devridir.000 akçadir. II. matematikte bir Mirim Çelebi. Bâyezid dönemi. l503) senesinde bu miktar 86. askerî bakimdan deniz ve kara kuvvetlerinin emsalsiz bir kudrete ulastigi. bazi tarihçiler tarafindan sönük kabul edilen devri. medrese vs. imar ve yapi isleri sadece bunlardan ibaret degildir. fakihlere.Bâyezid'in. Kendi döneminden itibaren Istanbul.Sultan Bâyezid. diplomatik ilmi. Onun. müderrislere. 2l0) ifadesine göre 909 (m. Istanbul'da ahsab insaatin bu tarihten sonra yayildigi rivayet edilir. Bizzat kendisi. kale surlari. insa ve imar islerinin büyük bir hiz kazandigi. Bütün bunlar gösteriyor ki. Bu yüzden onun. hasarlarin tamamen izalesi için büyük gayretler sarfetmistir. ilmî. Her yil.

Cem'in Bati'da bulundugu bir sirada yapilan askerî hareketler. Zira orduda veba salgini bas göstermisti. Çamurlu ve Sofya'ya gittigi sirada Macar Krali Korvin Mathias ile mütareke akdetmek üzere müzakerelere girismis ve bu arzuya o sirada Bohemya'da harp ile mesgul olan Macar Krali'nca da uyularak bes senelik bir mütareke imzalanmisti. Allah'in rizasini kazanmak için Tunca kenarinda kendi adina izafe edilen câmiin temelini attirdi (23 Mayis l484). muhasara toplari ile levazimati Karadeniz yolu ile Tuna üzerine gönderdigi gibi. tasavvurlarini gerçeklestiremeden geri dönmek zorunda kalmisti. Bâyezid döneminde ayni enerji ve canlilikta devam ettirilemedi. Bu yüzden Italya ve daha baska yerlere seferler sonuçsuz kalmisti denebilir. fakat Bulgaristan'a yapilan tazyik kalkmamisti. Bulgaristan'in. II. Bâyezid'e babasinin arzusunu gerçeklestirme firsatini vermiyordu. son senelerinde baslayan Italya Seferi. hem de yapacaklari seferler için Polonya yolu üzerinde bulunan ve önemli . bir imâret ve dârüssifa ile müstemilatindan meydana gelen bir külliyenin insasina baslanmistir. Bati devletlerine karsi yumusak bir siyaset takip ettigi bilinmektedir. Bununla beraber. Fâti'in vefatindan sonra II. l476 yilinda Akdere (Valea Alba) denilen mevkide çok zorlu dögüsen Bogdanlilari maglub etmek suretiyle Stephan Cel Mare (l457-l504)'nin faaliyetlerini önlemekle kalmamis ayni zamanda Bogdan'in merkezi olan Suçeva'yi da yikmisti. hem ticaret. Bu arada Tunca üzerinde bir medrese. Venedik ve Lehistan'a karsi giristikleri münferid tesebbüslerden ibaret kalmisti. Bâyezid devrinin baslica olaylarini teskil eder. Cem Sultani Osmanlilarin aleyhine bir koz olarak kullanmaya devam ediyordu. Edirne'deki ikameti esnasinda. 888 ) de Morava bölgesindeki kaleleri tahkim etmek üzere Filibe'ye. daha ziyade Osmanli akincilarinin Macaristan. Ancak Cem'in ölümünden sonra girisilen Mora Seferi. Bu sebepledir ki. l483'te de Macarlarla bir anlasma imzalayan Bâyezid. Bogdan'a akinlari devam etmis. çekilirken her tarafi tahrip eden Bogdanlilarin bu hareketi üzerine kitlik basgöstermisti. Bunun üzerine Fâtih. Ancak. Bâyezid. böyle bir ortami meydana getirdikten sonra Stephan üzerine yürümeye karar verir. Bâyezid'in Osmanli tahtinda henüz mevkiini saglam görmedigi ve kardesi Cem ile mücadelelerini diplomatik saada da olsa devam ettigi devirlerde. Karadeniz sahilinin dörtte üçüne sahip bulunan Osmanilarin. önce Polonyalilar.Fâtih'in. BOGDAN SEFERI Fâtih Sultan Mehmed. Balkanlar'da durumu emniyet altina almak ister. Tuna sancakbeyleri ile Kirimlilarin. Zira Bati. Bogdan tazyikinden kurtulmasini saglamak maksadiyla. Bogdan Seferi ile Memlûk savaslari istisna edilecek olursa. Is bu kadarla yani sadece kitlikla da bitmiyordu. Kardesi Cem Sultan'in Bati'ya ilticasi. l483 ( h. oradan Samakov. Bu yüzden. Zira. Bu maksatla l Mayis l484'te Edirne'ye gelen Bâyezid.

Sultan Bâyezid. Hadidî.Osmanlilar. Bogdan Beyligi'nden ayrilarak Osmanli Türk hâkimiyeti altina girdikleri gibi Akkerman halki. Kirim Hani'na sirmali bir kalpak ve degerli hediyeler vererek kendisini taltif eder. Bu sebeple Bogdan (Moldavia)'in ticaret iskelelerinin alinmasi. ister istemez bu prensligi. Bâyezid. . bu kusatmayi su misralarla nakl eder: Seh emr itdi vü cem' oldi çeriler Karadan gendideryâdan gemiler Kesüp menzilseh irdi ol diyara Çeriler yakin irisdi hisara Erisüp seh Kili'ye bir seherden Kusatdurdi hisari bahr ü berrden Fethin ertesi günü kalenin büyük kilisesi câmie tahvil edilir. Kale.birer üs durumunda olan bazi sahil sehirlerini almalari gerekiyordu. Osmanli padisahlarinin maiyetinde harbe istirak eden ilk Kirim Hani'nin bu zat oldugu rivayet edilir. sosyal ve dinî durumlarina uygun olarak hareket ederlerdi. burada Cuma namazini eda eder. Bilindigi gibi Osmanlilar. Kirim ve Eflaklilar'in iltihaklari ile daha da kuvvetlenen Osmanli ordusu.Burada iken Mengli Giray komutasindaki 50 bin kisilik Kirim kuvvetleri de Osmanli ordusuna katilir. bu kuvvetlerle Kili (Chilia)'ye gelir. Burasi. 6 Temmuz'da Bogdan'in kapisi sayilan Kili kalesini karadan ve denizden kusatmak suretiyle l5 Temmuz'da zaptederler. Bu esnada Eflak Voyvodasi Rahip Vlad Calugarul (l482l495) komutasinda 20 bin kisilik kuvvetiyle orduya iltihak eder. alinan yeni yerlerin hemen tahririni yapmak suretiyle bölgenin ekonomik. 27 Haziran'da Ishakli (Isakçi)'yi geçer. Bu sebeple. Sultan. Bâyezid. Osmanli nüfuzu altina sokacakti. Bu arada halkin bir kisminin iskan edilmek üzere Istanbul'a gönderildigine dair rivayetler de bulunmaktadir. karadan genis ve derin bir hendekle çevrilmisti. Akkerman halkindan bir kismi da Marmara kiyisindaki Eski Biga'ya naklolundu. Edirne'deki imar faaliyetlerini müteakip. Kili'nin zaptindan sonra Karadeniz kenarinda bulunan Akkerman üzerine yürür. Padisah. l6 günlük bir muhasaradan sonra sulh yoluyla Akkerman'a girer. istedigi yere gidebilme bakimindan serbest birakildi. Kili ile Akkerman kalelerinin civarindaki yerler. Kili'ye göre daha müstahkem olup her seyi boldu. Zira ancak bu sayede Kirim'la irtibat saglanabilirdi.

pek çok tahribatta bulundugu gibi ertesi sene Silistre komutani Bali Bey de Trut'u geçerek birçok esir ve ganimetle dönmüstü. Hersekzâde komutasinda Iskenderun'a giderken firtinaya yakalanan ve Kibris'a siginmak isteyen Osmanli donanmasinin adaya kabul edilmemesi idi. Napoli ve Venedik. Nitekim. Venedikliler aleyhine tahrik etmis ve bunda da muvaffak olmuslardi. Osmanlilara yardimci olan Kirim Hani ile Eflak Voyvodasi. Venedik ile Fransa'nin ittifaklari sonucunda elinden Milan sehri alinmis olan Ludvik Sforça ile Floransa ve Napoli devletleri. Italya'daki muhalif devletlerin Venedik Cumhuriyeti ile mücadelelerinden istifade eden Sultan II. Bu arada. tamamen bir Türk ve Müslüman gölü haline gelmis bulunuyordu. Venediklilerin. MORA SAVASLARI Fâtih döneminin siyasî olaylarindan bahsederken temas edildigi gibi Mora'da. Milan. dinî ve sosyal müesseselerin yapilip tamamlanmasina sarf etti. Papa. Karadeniz. Öyle anlasiliyor ki bu dönemde Italya'nin küçük devletleri. l485'te Lehistan Krali Kazimierz'den yardim istemesi de ona bir fayda saglamadi. digeri de Memlûklularla yapilan harpte. Osmanli Divan'i. Floransa. Kafkas sahillerindeki çok küçük bir bölgesinden baska her yeri Osmanli hâkimiyetine girmisti. Sultan Bâyezid. Cem'in. Bâyezid.Bu savaslarda. Osmanli padisahinin dostlugunu kazanmak için birbirleri ile yarisa girmislerdi.000 altina çikarilan senelik vergiyi ödemeye razi oldu. bu devletlerin de tesvikleri üzerine Venedik ile olan anlasmayi bozmustu. Bunun üzerine Osmanli kudretine boyun egmekten baska çare bulamayan Stephan. Bu seferle. Zira onun hareketlerine mukabele etmek üzere Bogdan'a giren Rumeli Beylerbeyi Hadim Ali Pasa. adi geçen sehzâdenin ölümü ile büyük bir gelisme göstermistir. harp ganimetlerinden büyük paylar aldilar. Osmanlilarla büyük ticarî münasebetleri bulunan Italya'daki küçük devletlerin tesviklerinden baska Venedik'e karsi harbin açilmasinin baslica iki sebebi vardi. Akkerman'i geri almak maksadiyla birkaç defa harekete geçen Stephan'in bütün gayretleri bosa gitti. Osmanliarla Venedikliler arasinda uzun müddet çetin savaslar olmustu. bu sefer esnasinda almis oldugu ganimet malini Edirne'de baslattirmis oldugu ilmî. Piza. Gerçekten. Bunlardan biri. Papa ve Alman Imparatoru'nun muvafkatalariyla Osmanlilari. 4. Arnavutluk'ta bulunan Iskender'in oglu Jan Kastriyota'ya yardim etmeleri. Venedik'e ilan-i harb etmeden önce Mora'daki Venedik müstemlekeleri üzerine yapacagi hareketi kolaylastirmak ve Venediklilerin buraya yardima gelememeleri için Bosna Beyligi'ne tayin edilen Iskender . Osmanli dostlugunu kazanmak için büyük çaba gösteriyorlardi.Gerçi. Hammer'in ifadesiyle o dönemde Italya'nin alti devleti. Bu denizin. Avrupa'daki ikameti sirasinda önemsiz hudud olaylari seklinde cereyan eden münasebetler.

Sultan Bâyezid. donanmadan henüz bir haber çikmamisti. Nihayet donanma Hersekzâde Ahmed Pasa kuvvetleri ile takviye edildikten sonra Inebahti limanina dogru yol alabildiler. Sonunda donanma Moton önüne geldiyse de Venediklilerin kuvvetli müdafaalari yüzünden limana giremedi. Kuzey Venedik arazisine siddetli bir akin yaptirtmisti.Pasa vâsitasiyle. Bâyezid. Bâyezid. Navarin limani ile Brodano adasi arasindaki kanala girmis ve düsman tarafindan yolunun kesildigini görmüstü. buranin güney kiyilarinda bulunan Navarin. Kara ordusu. INEBAHTI ( LEPANTO )'NIN FETHI Mora Yarimadasi'nin büyük bir kismi daha önce Osmanlilarin idaresine geçmis olmakla birlikte Venedikliler. Rumeli Beylerbeyi olan Koca Mustafa Pasa'yi kara tarafindan Inebahti'nin kusatilmasi ile görevlendirir. buralarin zapti için donanma hazirlanmasini emreder. Venediklilerin isine yaradi. stratejik önemleri de bulunan bu ticaret limanlarini elde etmek zorunda idiler. Osmanli donanmasinin firtinaya tutulmasi. II. Sultan II. oradan da Mora'ya dogru hareket eder. Bu arada Kuzey Yunanistan'da bulunan Inebahti (Lepanto)'yi da tasarruflarinda bulunduruyorlardi. Donanmadaki asker açlik ve susuzluktan dolayi büyük sikintilarla karsilasti. Hammer'in ifadesiyle "yirmi büyük gemi ve altmis yedi kadirgayi havi ve cem'an yüz altmis yelkenden mürekkeb olan Osmanli donanmasi. firtina yüzünden üç ay kadar denizde çalkalanip duracak ve bu yüzden önemli bir gelismesaglayamayacaktir. . deniz tarafindan Inebahti'yi savunmak için Amiral Antoniyo Grimani komutasinda l50 veya l60 parça gemi ile Inebahti limanini kapattilar. henüz fethedilmemis kisimlarini elde etmek gayesiyle 3l Mayis l499'da bizzat sefere çikar. Moton ( Modon. baris için elçi göndermis ise de donanma. Ama Osmanli donanmasi. Çünkü bunlar. Mora sahillerinden Moton ve Inebahti taraflarina 28 bin Rumeli ve l8 bin Anadolu askeriyle sekiz bin sipahi ve bir o kadar yeniçeriden müretteb 63 bin kisilik bir ordu götürmek üzere yelken açmisti.Osmanlilar. denizden donanmayi gönderdikten sonra kendisi de 20 Sevval 904 (Haziran l499)'da Istanbul'dan Edirne'ye. Bosna Eyâleti'ne getirilmesinden sonra. Bu sirada Osmanli donanmasi. Bu gayenin tahakkuku için Osmanli tezgahlarinda (tersane) yeni ve büyük gemilerin yaptirilmasina baslandi. Iskender Pasa'nin. Mora'nin. Bu durumu ögrenen Venedik. Muton ) ve Koron gibi limanlarinda hala yönetimi ellerinde bulundurup hüküm sürüyorlardi. Inebahti civarina gelip karadan kaleyi kusattigi halde. takip ettikleri siyasetleri geregi.

Her birinde biner kisi olan iki büyük karaka ile her birisinde beser yüz kisi bulunan diger iki karaka. padisahimiz olan Venedik hakimi böyle haber göndermistir ki. bu yüzden de kaleyi teslim etmemesi gerektigine dair haber gönderdigine baglayarak söyle der: "Kale komutani olan kâfir haber gönderdi ki. Hersekzâde Ahmed Pasa komutasinda Mora'ya gönderip siki tedbirler alma lüzumunu . Burak Reis. madem ki Müslüman gemileri gelmeye ve muhasara-i hisara yol bulmaya. Prodano adasi (Burak adasi) civarinda Venedik donanmasinin hücumuna ugradi. donanmalarina yol vermemek için azim (büyük) tedarikler görüp felek peyker u guh lenger gemiler ihzar idüp rehgüzerlerine göndermisim. Venedik hakiminin. nesillerden nesillere nakledildi. Derya tarafi mesdud (Deniz tarafi kapali) ve kale muhafizinin esbabi nâ madud iken hisari teslim edersen sonra özrün makbul degildir" Bu esnada Antonio Grimani komutasindaki Venedik donanmasi da Kemal ve Burak Reis komutasindaki Osmanli donanmasinin Korint körfezine dogru ilerleyisini önlemek üzere harekete geçmisti. Burak Reis'in üzerine saldiran gemilerin sayisi yirmi civarinda idi. Türk gemicileri bu muharebenin cereyan ettigi Prodano adasina Burak Reis adasi ismini vererek bu büyük Türk denizcisinin adini unutmadilar. Bes yüz mevcudlu Burak Reis'in gemisinden. donanmanin gelmedigini. Türk denizcileri arasinda asirlarca derin bir ihtiramla sânini yüceltecek kahramanca bir harekette bulunacaktir. Kiyasiya cereyan eden muharebe devam ederken Burak Reis. kurtulus çaresinin kalmadigini anlar ve sogukkanli bir sekilde son çareye bas vurur. Burak Reis.Öbür taraftan. Bu savasta Venedik kaptanlarindan Loredano ile Armeniyo da ölmüslerdi. Çok kalabalik olan düsmana her ne pahasina olursa olsun karsi koymak gerekiyordu. onun teslimi kabul etmeyisini. Içinde Yenisehir hâkimi Kemal Bey'in kara askerinin bulundugu Burak Reis'in gemisi. din ve devlet için isteyerek kendini feda edis. hisari teslimden imtina edesin ki. 2000 yeniçeri ile takviye ettigi Anadolu sipahilerini. Hoca Saadeddin. Burak Reis'in gemisinin üzerine atilarak Osmanli gemisini ortaya adilar. sadece doksan kadar asker kurtulmustu. birbirlerine siki sikiya çengellenmis olan gemileri neft ile tutusturur. Bu son deniz savasinda basta Burak reis olmak üzere 500'e yakin Türk levendi ( denizcisi ) ile Kara Hasan Reis ve Yenisehir Sancakbeyi Kemal Bey sehâdet serbetini içmislerdi. Akdeniz hakimiyetine eristiren bir "Burak" oldu. Lepanto civarindaki Çatalca ovasinda bulunan II. Kisa sürede yayilan yangin üç gemiyi birden sararak batmalarina sebep olur. Bâyezid. Lepanto kalesinin komutani olan Zuano Mori. bu olayi ögrenir ögrenmez. O.Burak Reis'in gemisine iki taraftan kancalar atilarak rampa yapilmisti. Göz kamastiran bu kahramanlik örnegi. Mustafa Pasa'nin teklifini reddetmisti. asirlardan asirlara. kendi kuvvetlerinden çok daha kalabalik olan düsman kuvvetlerine karsi sayilarinin azaldigini görünce. bu hareketiyle Türkleri. kendilerinin ise dayanabileceklerini.

MOTON ( = MODON )'UN FETHI Inebahti gibi önemli bir limanin elden çikmasi. artik Osmanli denizcilerinin Akdeniz hâkimiyetini ele almaya namzed olduklarini göstermekteydi. Venedik donanmasinin yardimlarindan da ümidini kesmis oldugundan. Padisah. Temmuz ayinin yedisinde donanmasinin Moton önüne geldigini haber alinca. Inebahti yolunu Türk donanmasina açik birakarak Korfo'ya çekilir. Grimani. Venedik tüccarlarinin serbest birakilmasini ve Inebahti'nin iade edilmesini istemisti. Kara ve deniz kuvvetlerinin ortaklasa hareketi üzerine sayisiz yarma (hurûc) tesebbüslerinde bulunmasina ragmen. Böyle bir seyi beklemeyen elçi. takviye birliklerle desteklenen Türk donanmasi. Elçinin bu teklifine karsilik Sultan Bâyezid: "Eger benimle baris yapmak istiyorsaniz. önce karsi koyma.duydu. kalenin anahtarlarini Rumeli Beylerbeyi olan Mustafa Pasa'ya gönderir. Hulumiç'te askerini bindirdigi Osmanli donanmasi. Koron ve Napoli (Napoli di Malvazya) sehirlerini teslim ile senede belli miktarda bir vergi vermelisiniz" demisti. dört günde Güney . Nitekim. kis ortasinda Yakup Pasa'nin donanma ile birlikte hareket ederek Modon'u muhasara etmesini emreder. 22 gemiden meydana gelmis olan Fransiz donanmasinin yardimiyla bogazin girisini kapamak üzere giristigi tesebbüste muvaffak olamayan Grimani. Sayet Osmanlilar bu maddeleri kabul etmeyecek olurlarsa hiç olmazsa baris yenilenmeliydi. fazla bir sey yapamayacagini anlamis olacak ki. Mora'da elinizde bulunan Mudon. Venedik elçisi. rakibi olan Loredano'nun ölümünden memnun olmustu. böyle bir anlasma yapma yetkisinin bulunmadigini söyleyerek ayrilir. Osmanlilarla baris yapmak üzere Lui Maventi adinda bir elçi vâsitasiyle Osmanlilara müracaat etmislerdi. Venediklileri. aylarca yiyecek ve içecek sikintisi çeken Türk donanmasinin. Bu deniz savaslainda firtina yüzünden büyük hasara ugrayan. Böylece Lepanto ( Inebahti) Agustos (26 veya 28) l499'da Osmanlilarin eline geçmis olur. sonra da karsilik verme hareketlerine sevketmis ise de kendi zaaflarini bildiklerinden ve çok büyük bir masrafa mal olacak uzun harplere tahammül edemeyiceklerini anladiklarindan Osmanlilarla iyi geçinmeyi siyasetleri bakimindan daha uygun görmüslerdi. Hersekzâde'nin. Böylece. Bu sebeple. sür'atle ilerleyerek Lepanto Bogazi'na yaklasmisti. Venedik donanmasini yenebilecek dereceye gelmis olmasi. sahilden kuzeye dogru seyrederek Inebahti körfezine dogru ilerler. Kendisi de ilkbaharda Ramazan 905 ( 7 Nisan l500) da Edirne'den hareket eder. her seferinde maglub olan kale komutani Zoano Mori.

üç hafta kadar muhasara altinda kaldi. açtiklari gediklerden içeri girerek Modon'u aldiklari gibi limana girmis olan dört Venedik gemisini de yakmislardi. kendilerini kusatan ordunun kusatmayi kaldirip geri dönmek zorunda kalacagini gözlemekte idi. gemilerin zinciri geçmesi için istihkamlarini birakarak yardima geldikleri sirada Sultan Bâyezid. sehre yardim etmek için Türk donanmasini yararak ikindi namazi vaktinde dört kadirgayi limana sokmus ise de bunlar. Bu gayretlerinin bir sonucu olarak kale. Bu taarruz. Tam bu esnada Pirî Reis kendi gemisiyle yetiserek Kaptan Pasa'yi kurtardigi gibi donanmanin bozulup bir felaketin meydana gelmesini de önlemisti. duvarlarin yüksekligini ve hendeklerin derinligini görünce "Beylerbeyim Sinan Pasa'nin ve yeniçerilerimin kahramanliklari sâyesinde bu kaleyi Tanri verdi" der. Aslinda burasi bir aydan beri Rumeli ve Anadolu kuvvetleri tarafindan sarilmisti. Çok saglam ve müstahkem bir kale olan Modon'un halki. Kalenin bütünüyle onarilmasi . Hatta halk. Gerçekten Türkler. Venediklileri sasirtmak için bir miktar kuvvetle karadan buraya taarruza geçmislerdi. sadece Venediklileri sasirtmak için yapilmisti.l02 )'in ifadesine göre fethin besinci günü sehrin en büyük kilisesi olan Saint Jean'i câmie tahvil ederek maiyetiyle birlikte burada Cuma namazini kilmistir. Hoca Saadeddin ( ll. donanma ile yardima geldiyse de fazla bir sey yapamadi. daha önce limana gerilen zincir yüzünden pek ileriye gidemediler. Bu yüzden kale bir türlü düsmüydrdu. Son günlerde Venedik Amirali Melchior Trevisano. Davut Pasa kendi gemisiyle (Bastarda) düsman amiralinin bastardasina rampa ettiyse de baska bir düsman mavnasi da Davut Pasa gemisine rampa ettiginden Kaptan Pasa tehlikeli bir duruma düsmüstü.Mora'ya iner. devletin en mamur sancaklarindan birine bey olmustu. Osmanlilarin bu tesebbüslerinde basarili olduklarini göstermektedir. Nitekim. Venedik amirali. 27 Temmuz l500'de bu limandan çikip Navarin limani önünde Venedik donanmasi ile çarpisir. Davut Pasa'nin komutasinda bulunup Inebahti limaninda yatan donanma. bir mil mesafede bulunan hedeflere tam isabet ettiriyorlardi. Kale muhafizlarindan bir kismi. Venedik amiralinin buraya donanma göndermis olmasi. Trevisano. Türklerin ilk önce Mora'nin güneyindeki Napoli'ye hücum edeceklerini zannederek buraya bir miktar donanma göndermisti. kalenin saglamligina ve kara yönünü çeviren üç kat derin hendegin yürüyüse engel olacagina güvenerek teslim olmak istemiyordu. hücum emri verdiginden Anadolu Beylerbeyi Damad Sinan Pasa kuvvetleri. Sultan Bâyezid. Bu yüzden de savunmayi sürdürüyordu. Hammer'in dedigi gibi bu yüksek duvarlardan ilk tirmanan yeniçeri. Topçulari ise sanatlarinda pek mahir olmuslardi. l3-l4 Muharrem 906 (9-l0 Agustos l500)'de gerçeklesen fetihten sonra sehre giren Sutan Bâyezid.

Venedik senatosu. Hadim Ali Pasa kara ordusu ile. Osmanli ülkesine ilave edildi. Her iki taraftan üzerine varildiginda. Modon'a girdigi sirada sehrin bir kismi muhafizlar tarafindan yakilmisti. gerekse Navarin halki. O. sehrin teslimi ile ilgili olarak sunlari söyler: " Modon kalesi. mal ve menallerinin korunmasi için de emân istediler. Koron kalesi muhafizlari Modon halkinin ahvalinden ibret almakla ailelerini ve çocuklarini Frengistan'a nakil için izin. KORON VE NAVARIN'IN FETIHLERI Biraz önce görüldügü sekli ile Osmanlilarca Modon kalesinden sonra Koron ve Navarin de feth edilmislerdi. Venedikliler. Sultan Bâyezid. Anadolu Beylerbeyi olan Sinan Pasa'ya havale edildi. bu meyanda Macaristan. Venedik'te büyük ve derin bir matemin meydana gelmesine sebep oldu. Koron'a giderken önce Anavarin (Navarin) veya Zensiyo kalesini de aldi. Içine düsülen ümidsizlik. yerli halk yani Rumlar. 7 Eylül tarihi ile Papa ve diger Hiristiyan hükümdarlara gönderdigi yazidan anlasilmaktadir. Gerek Koron. Müslüman ve Hiristiyan devletlere. "Cizye" denilen basvergisine baglandi. Hadim Ali Pasa. Türkler tarafindan zaptedildigi haberi. tek teselliyi Venedik donanmasinin Modon'u geri alacagi hususunda besledikleri temelsiz ümitte buluyorlardi. Sinan Pasa. Lehistan. Mudon ( = Modon ). tahkimatina hayran kaldigi sehrin fethini Allah'in kendisine bir lütfu olarak telakki ediyordu. Solakzâde. Deniz tarafindan da Davud pasa'yi gönderdiler. Kaptan Davud Pasa da denizden gitmek suretiyle Koron kalesini almakla görevlendirildiler. Doge Augustinos Barbarigo'nun. . Modon'dan kurtulan bir kisim halki Kefalonya adasina yerlestirmekle mesgul oluyordu. Böylece kaleyi kendi rizalariyla teslim eylediler. Inebahti. Modon'un tamiri ile ugrasirken. Bâyezid. Bu fetihnâmeler. Yakininda vaki olan Koron kal'asinin fethine Ali Pasa tayin olunmustu. Pasa da istediklerine müsaade gösterdi. Bu arada Pâdisah. Osmanli müsamahasinin güzel bir örnegi olan bu anlayistan dolayi b uralarda bulunan Latinler sehri terk edip giderken. Modon'da oldugu gibi bin Azeb ve bin besyüz yeniçeriyi kale muhafazasinda birakarak 23 Agustos'ta sehri terk edip Istanbul'a dönerken bu iki sehrin gelirini Mekke ve Medine (Haremeyn)'e vakf eyledi.ve yanan yapilarin yeniden yaptirilmasi. Modon'un. beylerbeyiler. Fransa ve Ispanya krallarina. Ceneviz Cumhuriyeti ile Rodos Sövalyelerine gönderilmislerdi. Modon'un durumunu ögrendikleri için harp yapmadan teslim oldu. 20 Agustos l500'de Koron'a girip büyük kiliseyi camie tahvil ederek orada namaz kildi. Koron ve Navarin'in feth edilip Venedikliler'den alinmalari üzerine "Fetihnâme"ler yazilip etrafa gönderilmisti.

kiliselerin ugradigi hakaretleri ve Hiristiyanligin içine düstügü tehlikeleri tasvir ederek Haçli Birligini saglayacagini açikliyordu. Venedik. Bâyezid'e karsi yakip yikmalardan gelen bir üzüntüden çok. Hiristiyan devletlerin. Bundan baska. Istanbul'a ulasir ulasmaz. Ispanya. Baslangiçta. Koron ve Navarin gibi yerlerin ellerinden alinmasinin yaninda. Lehistan ve Macaristan'dan yardim talebinde bulunur. Fransa. Papa. diger adalar halkinin isyanina ve dolayisiyle onlarin da elden çikmasina sebep olabilirdi. Papa IV. Ingiltere. Modon. Bu arada Fransa Krali'nin yegenini komutan olarak tayin ettigi ve l5 bin kisilik askerî gücü bulunan Fransiz donanmasi da Zanta adasina gelip demirlemisti. Bu anlasma. Çünkü buranin düsman eline geçmesi.Bunun için Venedik. Aragon ve Sicilya Krali'nin donanmasi da Korfo adasina yanasmisti. Türkiye aleyhindeki ikinci ittifaklaridir. Osmanlilara ait Egine adasini isgal ederken. Bu yardimla Osmanlilar aleyhine bir "Haçli Ittifaki" ortaya çikmis oluyordu. Bu sebeple Osmanlilara karsi Alman Impraratoru. Napoli. sehirliden ve . Iste "Haçli Ittifaki"nin meydana getirdigi bu muazzam donanma. gönlünde Padisah II. Bunun için adaya büyük bir kuvvetin gönderilmesi gerekiyordu. Bu sekildeki taahhütler. Osmanlilara karsi "Haçli Savaslari"nin yerini almisti. Bu. bir anda büyük bir kargasanin yasanmasina sebep oldu. Sehzâde Cem'in tahsisatini kaybindan dolayi öfkelenen Aleksandr Borciya'nin öfkesine benziyordu. Roma'da l50l yilinda Papa Kilisesi'nde Pantekot Yortusu'nun Pazar gününde ilan olundu. Inebahti. l500 senesi sonbaharinda Venedik Âmirali Pisaro. Midilli'nin kusatilma haberi. Buna göre müttefik kuvvetler denizde Osmanlilari mesgul ederken. Türklerin yaptiklarini. Ispanya ve Venedik donanmasi da Kefalonya adasini zaptetmislerdi.DENIZLERDEKI HAÇLI SEFERI Venedik. Macarlar da karadan taarruz edeceklerdi. Sonunda ortak menfaatler. Venedik'e verdigi cevapta kendilerine yardim gönderecegine degindikten sonra. Papa ve Macaristan Krali'ni saldirma ve savunma konusunda bir anlasma ile birlesmeye götürdü. Hammer'in ifadesine göre Papa'nin bu sekildeki davranisi. menfaatleri geregi Türkleri. Venedikliler aleyhine harekete geçiren Papa. iki sene üst üste inen Osmanli darbesine karsi koyamayacagini anlamisti. Amiral Ravestayn komutasindaki donanma ile birlesen Venedik gemilerinin de dahil bulundugu donanmanin mevcudu 200 kadirgadan ibaretti. Papa ve Macaristan arasinda l500 yilinda bir muahede imzalanir. bu sefer de çagrisi üzerine Osmanlilar aleyhine bir ittifak kurmaya çalisiyordu. Asker toplanmasi için memleket içine seksen "Ulak" gönderildigi gibi Pâdisah bizzat bu isle mesgul olarak. Aleksandr. kutsallik perdesine bürünmüs olan nefret. Ege Denizi'ne açilarak Midilli adasini kusatma altina almisti.

müttefik donanmasinin bir kismi. Fransiz Amirali. Rodos ile Ispanya donanmalari Ege'ye girip Çanakkale Bogazi'na kadar sokulmuslardi. yeniden tamir edilerek muhafaza için buraya asker konur. Gerçi Istanbul'dan önce. onlarin ifade ettikleri sekilde olanlari nakl etmeye dikkat edecegiz. Böyle büyük bir orduyu tam anlamiyla maglub etmek. Ispanya. Bu esnada. Venedik. Rodos ve daha baska devletlerin. bu gâvuru öldürüp kellesini kuleye dikti. Kemal Reis'in yaptiklarinin öcünü almak için çalisiyorlardi. Bunu gören Fransiz askerleri bozulmaya basladilar. Yolda Cerigo adasi civarinda firtinaya tutulan Fransiz donanmasi. Midilli'yi ele geçiremeyen Birlesik Haçli ordusunun çekilmesi üzerine Midilli kalesi. kaleye girmek için kosup öne çiktigi zaman. II. kendisine yardima gelmekte olan Rodos Sövalyelerinin 29 parçadan mütesekkil donanmasini beklemeden demir alip kaçar. Amiral Gonzalvo de Cordova'nin komutasindaki Ispanyollar. Fakat Fransiz donanmasi ile birlesemedikleri ve tanimadiklari bu yabanci sulardan ürkmüslerdi. Ahmed Pasa. Midilli'nin Haçlilar tarafindan kusatilma haberi. daha dogru bir ifadeyle bütün bir Avrupa'nin Osmanli'ya karsi güç birligi edip birlesmelerine ragmen. Fransa. Almanya. burada geçen olaylari tafsilatli bir sekilde verirler. Müttefiklerinin kaçtiklarini görünce onlar da gemilerine binip memleketlerine dogru yol almaya basladilar. kaleye girmeye muvaffak olduysa da bir kismi giremedi. Ege sahillerini tahrib ederken Rodos Sövalyelerinin reisi emri altindaki donanma da Akdeniz'deki Osmanli adalarini vuruyordu. Bütün çabalarina ragmen. birlikte hareket etme imkânina kavusturulmadiklari için bu Haçli Seferi'ni kaybetmislerdi. Kaynaklarimiz. buraya en yakin olarak Saruhan Sancakbeyi Sehzâde Korkut tarafindan duyulur duyulmaz o. Fransiz donanmasi Midilli'den kaçarken. askerlerden bir kismi. Biz de onlarin dil özelliklerine fazla müdahele etmeden. Bu esnada Sehzâde'nin Kethüdasi sehid olur. . Ayazmend'e gelen Sehzâde'nin kuvvetleri karanlik bir gecede düsman saflarini yararak hisara girerler. Midilli Kalesine dogru yürüyüse geçtiler. Bununla beraber. Lehistan. Venedik askerlerinin yapabilecekleri bir sey kalmamisti. Görüldügü gibi. Macaristan. Islâm gâzilerinden bir yigit. Artik.sanat erbabindan adam yazip Hersekzâde Ahmed Pasa komutasinda 300 parça gemi ile adaya gönderildi. Kethüdasi komutasinda 800 kisi ile Karesi Sancakbeyi maiyetindeki timarli sipahi kuvvetlerini derhal adanin yardimina gönderir. Cemaziyelevvel (Aralik l50l)'de Midilli yakinina geldigi zaman kâfirler. Bu yüzden de umduklarini bulamadan ve hiç bir sey yapamadan dönüp gitmislerdi. Bâyezid döneminin mühim olaylarindan biridir. tamamen batar. Fransa birliklerinin komutani ve Krali'nin yegeni.

Midilli hadisesinden sonra olmustur. Buna karsilik Macaristan Krali. "Kürekçi Bedeli" ve "Azeb" gibi "Örfî Vergi"lerin ilk defa tarh ( konmasi) edilmesi. Osmanlilar tarafindan da müsbet karsilanir. sikintili günler yasayan hazineyi. 3. harpten çekilmek isterler. Silezya ve Lozasi hükümdari olarak da tanimaktaydi. Buna göre Osmanli Devleti. Eflak ve Raguza'lilar da anlasmadan istifade edeckelerdi. Venedik Cumhuriyeti. Osmanlilar tarafindan harp esnasinda müsadere edilen ve halka ait olan esya geri verilecekti. Venediklilerin her sene verecekleri on bin duka altinin ve Santamavra'nin zapti esnasinda Venedik Amirali Pesaro'nun eline geçmis olan yirmi dört bin dukanin Osmanlilara iadesi gerekiyordu. Inebahti. Osmanli akincilarinin Kuzey Bosna'da son olarak aldiklari yerlerin Osmanlilarda kalmasini kabul ediyordu. 20 Agustos l503 ( Rebiülahir 909 ) senesinde Osmanlilarla Macarlar arasinda da bir anlasma imzalandi. Moravya. arabuluculuk yapmalari için Fransa Krali XII. Isklovanya. Venediklilerin bu istekleri. Lui veya Lehistan Krali'na vas vururlar. Macar Krali'ni. Macarlar tarafindan gönderilen Barhabas Belabi adindaki elçi ile yapilan anlasma yedi yillik olacakti. Bu arada Bogdan. hem Osmanlilara hem de Macarlara vergi vereceklerdi. 2. Venedikliler. Çünkü bu dönemde dogu hududunda Akkoyunlu Devleti'nin yerine Siî Safevî Devleti'ni kurmus olan Sah Ismail tehlikesi bas göstermisti. Bâyezid döneminin devam eden ve tehlikeli bir hal alan savaslari. harpten önce Istanbul'da Venedik elçisi olarak bulunan ve casuslugundan dolayi tevkif edilen Andre Gritti isminde biri idare ediyordu. II.Osmanli iktisat tarihiyle ilgili kaynak ve eserlerin belirttiklerine göre "Avâriz". Zira harpler. daha da zor durumda birakiyorlardi. Osmanlilardan zaptettikleri adalardan Kefalonya'yi kendilerine alikoyup Santamavra adasini iade ediyorlardi. Iste bu sebeple devlet. bu dönemde ilk olarak "Imdadiye-i Seferiye" adi verilen yukaridaki vergileri koymustu. Venedikliler. bütün ittifak faaliyetlerine ragmen. Osmanlilarla basa çikamayacaklarini anlamis olmalilar ki. Iki taraf ticaret . külliyetli miktarda askerin beslenmesini ve donanmanin hazirlanmasini gerektiriyordu. Bu konuda. Osmanli Devleti ile Venedikliler arasindaki müzekere esaslarini. On gün içinde uygulamaya konacak olan bu muahedenin en önemli maddeleri sunlardi: l. Modon ve Koron ile oralardaki diger küçük kaleleri Osmanlilara terk ettigi gibi Arnavutluk'ta elinden alinan Drac'in zaptini da taniyordu . Müzakereler sonunda l4 Aralik l502 (Receb 908 )'ta Osmanlilarla Venedikliler arasinda 3l maddeden mütesekkil bir anlasma imzalanir. Buna karsilik bu üç devlet.

Güney Anadolu ve Hicaz'da hakimiyet süren Memlûk sultanlari arasindaki münasebet. OSMANLI . Muhammed Sah ( l463-l482)'in . gerekse Macarlarla yapilan anlasmalardan sonra devletin dis güvenligi emniyet altina alinmis oluyordu. Sultan Kayitbay. Öbür taraftan. Hindistan'da Dekkan'da hüküm süren Behmenîler'den III. Osmanli Vezir-i A'zami da Kur'an-i Kerim üzerine yemin ederek bu muahedenâmeyi tasdik etmislerdi. Fakat daha sonra gerek Sultan II.Bununla beraber ihtiyati da elden birakmiyordu. Dulkadir'li Türkmen Bey'i Alâüddevle Bozkurd Bey'i himayeye karar verir. Memlûk Sultani'na karsi kirginligini izhar eden II. Nitekim Bâyezid'in culûsundan sonra Istanbul'a gelen Memlûk elçisi. Markos. O dönemlerde. gerekse onun oglu Fâtih Sultan Mehmed zamanindaki bazi olaylar. Memlûk Devleti aleyhine tesvik ediyordu. kendisine muhalefet edip Osmanli tahtinda hak iddiasinda bulunan kardesi Cem'i. iki devletin arasinin açilmasina ve bir müddet sonra da birbirlerine karsi hasmâne (düsmanca) tavirlarin ortaya çikmasina sebep olmustur. Yuhanna) üzerine. Arsiv Begelerinden anlasildigina göre (Topkapi Sarayi Müzesi Arsivi.serbestisini ve bu münasebetle tüccarlarin birbirlerinin ülkelerine gidip gelmelerine müsaade edeceklerdi.Nitekim Karaman Beylerbeyi Hadim Ali Pasa tarafindan "Kubbe Vezirleri"ne gönderilen 888 ( l483 ) tarihli . Gerçekten. Bu hal. bazi tedbirler almak zorunda kalmislardi. Bâyezid. Çukurova bölgesindeki Üç-Oklar ile Maras ve Elbistan'a hakim olan BozOklar'i devamli bir surette baski altinda tutmasi üzerine. Kayitbay tarafindan müsadere edilmisti.MEMLÜKLÜ MÜNASEBETLERI Osmanlilar ile Misir.6385) Dulkadir Beyi. küçük bir beylik olan Osmanlilarin Rumeli'deki muvafakiyetleri ve Islâm dünyasinin sinirlarini genisletmeleri. Sultan Kayitbay için baslica siyasî mesele Osmanlilar ile olan münasebet meselesi idi. asrin ikinci yarisindan itibaren dostane bir sekilde baslamisti. dostça karsilayip himaye eden ve ayni zamanda onu mücadeleye tesvik eden Memlûk Sultani Kayitbay'in. 620l . Sultan II. Luka. Gerek Venedik. ilk zamanlardan yani XIV. Cem'in Anadolu'ya geçmesine müsaade etmesi onun. Macar Krali dört Incil (Matta. Sultan II. Bu yüzden. Memlûk Devleti tarafindan memnunlukla takip ediliyordu. aradaki gerginligi bir derece hafifletmisti. Vezir-i A'zam'i Hâce-i Cihan ( Hoca Mahmud Gâvân ) ile Osmanli hükümdarina göndermis oldugu hediyeler. nr. Suriye. Bâyezid'i. Osmanli Devleti'nin aleyhine çalistigini gösteriyordu. hem Bâyezid'in saltanatini tebrik etmis hem de biraz sonra bahsedecegimiz ve gaspedilen esyayi getirip teslim ettikten sonra Sultan Kayitbay adina özür dilemisti. Bâyezid'in tutumundan endiselenen Memlûklular. Murad.

Mütevekkil Alallah tarafindan. Malatya derbendinde kurulan pusuya da düsmüslerdi. Sultanlik mensûrunu göndermekle yetinmeyen halife. Bu teklif kabul edildiginden Emir Cani Bey Habib elçi olarak gönderilmisti. Bu görüsme esnasinda Atabey Özbek ile diger emirler. Bu yüzden Osmanlilarla memlûklular arasinda l485'de baslayan ve l490 ( hicrî 890 . Bâyezid'e uygun tekliflerde bulunuyordu. sür'atle Malatya'ya giderek burasini takviyeye muvaffak olur. Ramazanoglu Eflatun Bey ile maiyetindeki boybeylerinin yardimlarini sagladiklari gibi.arizadan anlasildigina göre Atabekü'l-Asakir Emir Özbek ez-Zahirî emrinde Halep'te toplanan Memlûk kuvvetleri. Karamanogullarini tamamen ortadan kaldirmalarindan sonra. Elbistan ovasinda. Bire (Birecik) ve Anteb Naibleri ile Haleb büyük hacibi basta olmak üzere birçok Çerkez beyini esir etmisti. O. Turgutoglu Mahmud Bey'i Osmanlilara müskilat çikarmak maksadiyla Ermenek üzerine göndermislerdi. buna isaret olmak üzere. Bütün bu tavsiyelere ragmen aradaki rekabet ve bazi kiskirtmalar sonucu iki taraf arasinda savas kaçinilmaz hale gelmisti. II. Nisan l484'te Memlûklular'in Haleb ve Safed naiblerini arka arkaya maglub ettikten sonra Kayseri Valisi Yakub Pasa kuvvetleri ile birleserek. Malatya kalesine karsi giristikleri tesebbüste muvaffak olamayan Osmanli . Bununla beraber Emir Özbek es-Seyfî.Dulkadirli kuvvetleri. Eylül l484 yilinda Kayseri Valisi Yakub Pasa'nin komutasindaki Osmanli kuvvetleri ile Dulkadiroglunun kuvvetleri maglub olmuslardi. Bu tekliflerden en mühimi de Osmanli Padisahi'nin. Memlûk Sultani'nin emriyle Kahire'deki Abbasî Halifesi I. Osmanlilarin. . zorlukla kaçabilmis. iki Müslüman hükümdar arasindaki ihtilafin bertaraf edilmesini de tavsiye ediyordu. Bâyezid'e bir de "Sultanlik Mensûru" gönderilmisti. Yakub Pasa. Osmanli hükümdarina elçi ve hediye gönderip aralarinin düzelmesini teklif etmislerdi.895 ) senesine kadar bes sene devam eden ve alti seferde biten savaslar görülmektedir. elindeki bütün yerlerde "Sultan" olarak kabul edilmesiydi. Turgutoglu'nun. Böylece. Baslangiçta Osmanlilar'dan himaye gören Alaüddevle Bozkurd Bey. birdenbire Osmanlilarin aleyhine dönüp Yakub Pasa'nin odugâhini yagmalayan Alaüddevle ise Trablus-Sam ve Tarsus Naiblerini serbest birakmak suretiyle Memlûklulara basvurmustu. Süleyman Bey'le savastigi bir sirada Alaüddevle harekete geçer. Memlûk Sultani Kayitbay. Misirlilarin kurmus oldugu tuzaklardan kurtulmustu. Emir Özdemir ve Emir Mogolbay gibi emirlerin yönettigi Memlûk ordusu. Içinde bulundugu malî ve idarî sikintilar yüzünden Osmanlilarla karsilasmayi arzu etmeyen Memlûk Sultani. Osmanli askerinin gayret ve yardimi ile Haleb Naibi'ni öldürüp Kal'atu'r-Rum (Rum Kalesi). emirleriyle bir görüsme yapmisti.

O. kizini da Atabekü'l-Asâkir Emir Özbek'in ogluna verir. Fakat Memlûk kuvvetlerinden de yardim alan Alaüddevle. özellikle Memlûk idaresini zor durumlarda birakiyordu. Iste bu haberi alan II. Osmanlilarin. Esir alinan Sah Budak. halktan zorla yeni vergiler almaya karar verir. Üzerlerine gönderilen Hersekzâde Ahmed Pasa kuvvetlerini yenerek Ahmed Pasa'yi esir alirlar. Emîr Özbek komutasinda Misir ve Dulkadir kuvvetleriyle Kayseri'yi muhasara ile Nigde. Dönemin müelliflerince siddetli bir tenkide maruz kalan Kayitbay. kayinpederi Alaüddevle'yi beylikten azlederek. Besiktas'a nakledilmis ve Üsküdar'a geçme hazirliklari baslamisti. onlarin tarafina geçmesi ile daha da gergin bir hal aldi. iyi teskilâtlanmis bir vergi sistemine sahip degildi. bizzat sefere katilmaya karar verecek ve otaginin Besiktas'a nakledilmesini isteyecektir. Bu yüzden devlet. Bunun üzerine Sultan Bâyezid. Osmanli devlet ricali. Sah Budak Bey'i Elbistan yakinlarinda yenip esir alir. Dulkadir Beyi Alaüddevle'nin.Memlûk çekismesi.Ramazanogullari ile ayni hududu paylasir olmalari ve Osmanlilardan himaye gören Alaüddevle Bozkurd Bey'in. . yerine onun kardesi olan ve Vize Sancakbeyi bulunan Sah Budak Bey'i tayin eder. Kahire'ye gönderilerek orada idam edilir. gevseklikten ve isin siki tutulmamasindan meydana geldigini biliyor. her ikisinin de yipranmasina sebep olmustu. Memlûklularla olan savaslarda ugranilan basarisizliklarin. Memlûklular tarafindan sikistirilmasi da iki devleti karsi karsiya getirmistir. Sah Budak Bey'in yanina Mihaloglu Iskender Bey'in kuvvetlerini de vererek onu Alaüddevle üzerine gönderir. Kismî muharebeler tarzinda uzayan Osmanli . savasa devam edebileceklerinin anlasilmasi üzerine Kayitbay. Iki Müslüman devletin birbirleri ile olan mücadeleleri. Osmanlilara karsi Napoli Krali ile anlasir. Dulkadiroglu Alaüddevle Bey'in. Eregli ve Larende'ye kadar akinlarda bulunurlar. Çukurova'da memlûklulara maglub olmalari üzerine olmustu. ayrica sefer için acele edilmemesi gerektigini düsünüyordu. Bu dönemde. Öyle anlasiliyor ki bu durum. Bu basarilar üzerine daha çok cesaretlenen Memlûklular. Müslüman Osmanli Devleti'ne karsi kurulan bu ittifak üzerine Kayitbay'a tehdid mektubu gönderen Sultan II. Bâyezid'in bizzat kendisi sefere çikma niyetindedir. yeni tedbirler alma mecburiyetini hissediyordu. Memlûklularin geçici zaferlerine kapilip. bununla da kalmayacak oglunu rehine (kulluk) olarak Misir'a gönderdigi gibi. padisahin otagi. Bâyezid. Zamanla yön degistiren muvaffakiyetlere ragmen devam eden savaslar. Osmanlilarin. Alaüddevle Bey'in Misirlilarla anlasmasi üzerine Osmanlilar yeni tedbirler almak zorunda kalmislardi. Osmanli sultani. Misir'la son veya altinci sefer diyebilecegimiz seferde. Bunun için. Memlûk idaresi. Osmanlilardan yüz çevirip Memlûk tarafina geçer.

l5ll) Ramazanogullari'nin basina geçip. Sultan.Arabî'nin mektubundan bahsederken. Esasen bu siralarda Istanbul'a kadirgalarla gelip bir nüsha Kur'an-i Kerim ve bazi Hadis-i Serif kitaplarindan ibaret hediyeleri Bâyezid'e takdim eden Tunus Emiri el-Mütevekkil Alallah Osman'in elçisi. iki Müslüman devlet arasinda sulh yapilmasi için Emir'in ricasini arzetmisti. Ispanyollar tarafindan hücuma ugradigi su sirada. Cem'in sebep oldugu siyasî buhran yüzünden müskül durumda bulunan Osmanlilar. Yasbek'i elçilikle Osmanli padisahina gönderir. bir sefaatnâme ile tavasutta bulunmus ve Tunus'un. Emîr Canbulat b. Nihayet. Iskenderiye'ye gemilerle götürüp. O. buranin beyine teslim etmistir. Memlûklularin rizasi ile Adana ve Tarsus'a hakim olmalarini kabul ettikleri gibi. "Dinin Nasihat olduguna" temasla bunun geregi olarak barisin yapilmasi icab ettigini söyledigini. Osmanli elçisine karsilik. Halil Bey'in ( öl. Nitekim Istanbul'a gelen müstakbel Memlûk Sultani Emîr Canbulat. Memlûk Sultani. Nitekim Âsik Pasazade ile Ibn Kemal'den anlasildigina göre meshur Türk denizcisi Kemal Reis. Osmanli elçisi Bursa Kadisi Seyh Ali Çelebi adinda bir kimse idi. Memlûk elçileri. Bu arada Iskender Bey'i sadece serbest birakmakla kalmaz. daha önce Ebu Bekir adindaki kadisini Misir'a göndererek basta Atabekü'l-Asâkir Emîr Özbek oldugu halde Memlûk ümerasini barisa yanastirmis. Böylece barisa dogru bir adim atilmis oldu. yaninda Seyh Bedreddin b. savasin tehlikelerini arzederek dostluk kapisini açmisti. Misir Sultani'nin da bundan çok memnun oldugunu yazar. elçiye büyük ikramlarda bulundu. ayni zamanda ona hil'at da giydirir. Buna göre Gülek Hisari sinir kabul edilerek Çukurova eskiden oldugu gibi Sam'a ilhak edilmistir. Tunus elçisinin de yardimlariyla barisin yapilmasina muvaffak olmuslardi. Alaeddin Ali el . Mekke ve Medine vakif malini l498 ( 903)'de. birçok siyasî tesebbüslerde bulunmus. ayni siyaseti devam ettirmistir. l496) bu hali. Bundan sonra o. daha sonra. yani harb için acele etmenin muhatarali oldugunu arzederek isi önledi. .Ancak bunu hükümdara nasil bildireceklerini bilemedikleri gibi buna cesaret te edemiyorlardi. onun gönül alici sözler söyledigini. Daha önce esir edilip hapsolunan Mihalzâde Iskender Bey'le diger esirleri serbest birakir. Nihayet ulemadan Molla Arap demekle söhret bulmus olan Müftü Alaeddin Ali el-Arabî (öl. Cum'a oldugu halde tekrar Istanbul'a gelen Mamay el-Haseki. Cemaziyelahir 896 (Nisan l49l)'de daha önce elçilik vazifesi ile Osmanlilara gönderilmis olan Mamay Haseki serbest birakilir. Adana ve Tarsus'un Mekke ile Medine evkafina ait yerler olmasindan dolayi. anlasma geregince adlari geçen sehirlerin Haremeyn evkafi olan vâridatini ( gelirini) da. Osmanli Devleti'nin murahhaslari ile Kahire'ye döner. buralarla diger kalelerin anahtarlarini Memlûk hükümdarina iadeye memur edilmisti. Hoca Saadeddin. Memlûk Sultani tarafindan huzura kabul edilen elçi. kendi gemileri ile Iskenderiye'ye tasimislardir.

Got. OSMANLI DEVLETI VE ENDÜLÜS MÜSLÜMANLARI II. Osmanlilari tatmin etmiyordu. (Medinetü'z-zehra gibi) saraylar yapildi. Abdurrahman. fen. Bu medeniyet. uzak denizlerde savasacak kadar güçlü degildi. 7ll ) tarihinde Kuzey Afrika'yi bastan basa kat eden Müslüman mücahidler. Insanligin yüz aklarindan olan ilim. sonradan Avrupa'da kral ve Papa olmuslardi. bütünüyle yok edilmek isteniyordu. Hakem gibi) büyük hükümdarlar gördü. Hiristiyan ve Yahudi demeyip herkese Müslümanlar gibi haklar tanidilar. Romali. Osmanli donanmasinin gerektiginde yardim alabilecegi bir liman veya sehir de mevcud degildi. din. Bu hâkimiyet öyle bir medeniyet vücuda getirdi ki. Avrupa'da siyasî bir alet olarak kullanilmasi bir anlamda Osmanlilarin elini ve kolunu bagliyordu. Bölgenin Osmanlilara olan uzakligi ve o siralarda Cem Sultan'in. Halbuki bu medeniyet. Baris. Müsümanlar. Ispanya topraklarina ayak basar basmaz. Vandal. Kurtuba'da kadinlardan alimler. Bu felaketin baslangici esnasinda Osmanli donanmasi.Anlasma ile iki taraf arasindaki baris iade edilmis ise de bu hal. cihanin en yüksek medenî seviyesine ulasti. edebiyat ve felsefe dahileri yetistirmisti. dünya yüzünde Islâm medeniyetinin gözler kamastiran merkezleri haline geldi. zaman zaman çikan bazi engeller bertaraf edilmek suretiyle l5 sene kadar devam etmistir. Doguda Bagdad. sairler ve muallimler yetisti. Avrupa'daki Hiristiyanlara sadece maddî degil. Endülüs ( III.Orada (Kurtuba Camii gibi) âbideler. Bütün bu olumsuz sartlar da nazari dikkate alindigi zaman Osmanlilarin bu konuda neden daha faal bir rol oynayamadiklari anlasilir. mezheb ve soy farki gözetmediler. Akdeniz'in öbür ucundaki bu bölgeye ulasmak için. baska bir ifadeyle Endülüs'teki Müslümanlarin basina gelen felaket idi. Parlak devirler yasadi. çok sayida kültürel ve sosyal müesseseler meydana getirmislerdi. Medreselerinde okuyan Hiristiyan ögrenciler.