P. 1
Türk Sineması Notları - 4

Türk Sineması Notları - 4

|Views: 215|Likes:
Yayınlayan: soyluu

Türk Sinemasının Periyodizasyonu
Engin Ayça ile Söyleşi - Söyleşi: Zahit Atam, Bülent Görücü
Türkiye'de Mısır Filmleri - Levent Cantek
Üç Türk Sinemacısı - Giovanni Scognamillo
Türkiye'de Mısır Sineması - Ahmet Gürata
Türk Sinemasında Geçiş Dönemi (1939 - 1950) - Okan Ormanlı
Faruk Kenç - Hülya Arslanbay
Türk Sinemasının Kimliği - Engin Ayça
Anonim Sinemadan Kişişel Sinemaya - Engin Ayça
Yeşilçam'a Bakış - Engin Ayça
Ö. Lütfi Akad, Ustasız Bir Usta - Burçak Evren
Lütfi Akad Sineması Yararlanılmamış Engin Bir Kaynaktır - Kurtuluş Kayalı
Akad'ın Catastrophe'u Haydutların Kanunu - Ali Gevgilili
Toplumsal Gerçekliğe Doğru: 1950'lerin Sinema Ortamı - Aslı Daldal
Sosyal Sorunlara Soğukkanlı BirYaklaşım Denemesi:Ömer Lütfi Akad - Kurtuluş Kayalı

Türk Sinemasının Periyodizasyonu
Engin Ayça ile Söyleşi - Söyleşi: Zahit Atam, Bülent Görücü
Türkiye'de Mısır Filmleri - Levent Cantek
Üç Türk Sinemacısı - Giovanni Scognamillo
Türkiye'de Mısır Sineması - Ahmet Gürata
Türk Sinemasında Geçiş Dönemi (1939 - 1950) - Okan Ormanlı
Faruk Kenç - Hülya Arslanbay
Türk Sinemasının Kimliği - Engin Ayça
Anonim Sinemadan Kişişel Sinemaya - Engin Ayça
Yeşilçam'a Bakış - Engin Ayça
Ö. Lütfi Akad, Ustasız Bir Usta - Burçak Evren
Lütfi Akad Sineması Yararlanılmamış Engin Bir Kaynaktır - Kurtuluş Kayalı
Akad'ın Catastrophe'u Haydutların Kanunu - Ali Gevgilili
Toplumsal Gerçekliğe Doğru: 1950'lerin Sinema Ortamı - Aslı Daldal
Sosyal Sorunlara Soğukkanlı BirYaklaşım Denemesi:Ömer Lütfi Akad - Kurtuluş Kayalı

More info:

Published by: soyluu on Jan 25, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

07/06/2014

pdf

text

original

(c-111917-AvciLi

/

una{H sct4

43

Tiirk Sin emasinin Periyodizasyonu
engin ayca ile
sOyle0: whit atam biilent gorucu

Bu siftyleqide, konu olarak sinema tarihimizin daha alt ii.zerinde yogunlaphm. Fakat daha Once sizinle bu saylqiyi yapma nedenlerimize deginelim: Bugiinden gegmiqe baktigtmtzda, Turk sinema tarihinin belli bir ddnemini aktif olarak yqamtq, bu georenin insanlannt tantmq ye bunlar igersinde birpyler yapmaya galqmq ye yapmt§ bir insansinzz. Bu literati& icerisinde "diizenli" yazz yazarak sinema dergiciligi anlamtnda belirli eyler yapmaya calqmq ye bdylelikle Turk sinema ortamzna belli bir mildahelede bulunmul bir insanstnzz. 3. Bir konu benzerliginin younda, yazdzklannaz Onemsiyoruz.

Biz sizinle Turk sinemastntn periyodizasyonunu konuqmak istiyoruz. Nijat (5zOn ye Scognamillo 'nun yaptzklart periyodizasyon birbirlerine benzerken, sizinki oldukga farkh. Bunlar ilzerinde konuftnak istiyoruz. Tikel bir alan olarak sinernap, kendi igersine hapsederek, diger kit/titre/ alanlardan aywarak, diger yaptlanmalarla kurulmadan, toplumun yaptstrun ye toplumdaki degiqimlerin sinemayt nastl etkiledigi, nastl belirledigi ye sinemamtzdalci belli "aktmlartn", yOnelimlerin, funjalann nastl. olugugunu, tarihin nigin o diineminde actga glIctigutt gozarch ederek, sinemada belli yOnetmenlerimizin yapttklanna baktIdtgmda dOnemler arassnda konulann ruts/ farkhla§ttpit temel alan bir degerlenchrtne yerine bizzat bunlarin cok

art

44
arka planda kaldzgi bir periyodizasyon stiz konusu. Sizinki ise toplumsal geli§melerin ye Tiirkiye'nin kendi biitunsel tarihinin daha cok icine ahndigi ve bunun sinemadaki "aimtart" ya da diinemleri naszl etkiledigini One ctkartan "tarihselci" bir degerlendirme. Bir kere kii/tUrfin kendisi toplumsal geliqmelerden ayrzk olarak incelenemez. Tfirk Sinemasi'nzn cogu zaman yalni yerlerde dile getirilen bir yapzsz

engin ayca ile
ronun tek adamiysa, sinemanm da tek adami oluyor. Yeni Cumhuriyet kuruluyor y e bu yeni devlet, bilincli olarak kurumlar eliyle in§a edilmeye cahlihyor. Hukuk sistemi, siyasal ya§am tasarlaruyon Cumhuriyet'in ideolojisi dogrultusunda kiiltiir bicimiendirilmeye Yani kiiltiir "devietle§tiriliyor". Tiyatro icin salonlar aciliyor, orkestralar kuruluyor, fakat sinema icin bir okul, salon olu§turulmuyor. Ben yaztlarunda bu °layi sinemarun tiyatronun vesayetine verilerek, tiyatronun vesayetinde devietieltirilmesi olarak aliyortun. Filmlerin bir cogu tiyatroda oynami§ oyuniann sinemaya aktanlinasi, kimi adaptasyonlardir. Zaten §anlar tiyatroda cali§tiklari icin tiyatrodan artan zamanlannda sinema yapiyorlar ve bu dOnemde, yilda en fazla dOrt fim cekilebiliyor. Onemli olan, bu tiyatrocular dOnemi diye adlandinlan deneme farkh balu§laria farkh degerlendirmeler getirebilmek, bOyielikle ondan sonraki gelilmeleri daha iyi anlaybilir y e durumu farkh bir boyutta inceleyebiliriz. Bu yilzdert bu dOnemin bir ba§ka boyutu oldugunu da yazilarimda i§lemeye cali§nm, tart§ilmastru amacla daha tarti§ma ba§larnadi. *imdi seyirci bu dim. chinemde sadece Turk fihnleri mi izliyor? Sinema daha cok bilytik kentlerde var y e bu yerlerde bugiin oldugu gibi yine coguniukla Amerikan filmleri gOsteriliyor. Bunun yanmda azunsartmayacak kadarda Avrupa End de geliyor. Misir filmierinin geli§ tarihini tam olarak bilmiyorum.
e ere licinci Diinya Savap szrasinda Avrupa Nijat ye Amerikan piyasastrun daralmaszyla ulkeye Mzsir filmleri giriyor.

var.
Simdi Thrk sinemasinin gegi§ danemine, yani 1950'lere kadar olan diinemiyle baVayahm.

Sinemanm, Tiirldye'ye girmesi gOsteriyie oluyor. yada ne zaman ba§lami§sa cok fazla gecikmeden kiye'de de gosteriler yapiliyor. Ama Tiirkiye derken neyi anhyoruz. Ilk gOsteriler Beyoglu'nda oluyor. Dolarsiyia sinemayi Beyogiu'na ula§abilen kesimler izleyebiliyorlar. Sonra giderek ko§ullar geli§iyor y e film yapi=run da ba§lamasi gerekiyor. 0 yiizden 1914'de Ayestefanos Abidesi'nin11§1 filmi sembolik bir anlam tamor. Fuat 1..Jzkinay'ut orada yaptigi tek §ey gOziini1 makinenin objektifine koymak y e deklan§iire basmaktan oteye ginnemi§tir. Yani bir olaya tamichk etme, sinemayi ya§ama kaygisi, dii§fincesi olinarru§tir. Bundan sonra yapilan konulu veya belgesel filmier sinema eylemi oluyor ve buniar onemlidir. 0 yillar Tilxkiye'nin Birinci Diinya Sava§1 y e Kurtulu§ Sava§i yillariclin 0 bakundan, Tiiriciye'de sinemayi Cumhuriyet ile ba§latmartin daha dogru oldugunu saruyorum. Osmanli doneminde film celdmieri muhtemelen ba§lami§iar, ama sinemarruzm belirli bir sistematige oturrnasi y e belli bir politikanin-ideolojinin ta§iyicisi olmasi Cumhuriyet dOnemiyiè ba§lar. Cumhuriyet bir sinema uretiyor. 1920'lerde dunyada sinema bir sanat nadir degil midir tarti§malan var, kurarnlar olu§turuluyor. Bu kavramlatin Tiirkiye'ye yansidigi gOni§tinde degilim. Dolarsiyia Tiirkiye'de de i§e tiyatro y e hikaye (roman) ile ba§lamyor. Kamera sabittir y e henuz seyirci ab§kin icin degi§ik cekint teknikleri uygulanamiyor. BOylece TUrkiye'de yerle§ik bir tiyatro olan Dariilbedayi (Istanbul *ehir Tiyatrolan) bu i§i ustieniyor. Nijat Ozon 20 yillzk gecikmeyi buyuk bir handikap olarak
degerlendiriyor. •

20 yil Once ba§larm§ olsaydi, 20 yillik bir deney olinu§ olacakti, en azinclan 20 yillik yeti§mi§ eleman olacakta. Seyirci. acismdan bakmaym; seyirci 20 yildir film seyrediyor. Ama bugiin saygm bir sirtemasi olan kimi lerde bu siirec belki ayni dOnemde veya daha get de ba§lami§ olabilir. Yani bu biraz da toplumun hayatirta ya da o insaniann sinemaya yaldalma bicimine, kendilerini yeti.tirmelerine y e cevreye bagliciir. BOyie bir ortamda, dogal olarak, sinemanin tiyatrocular
tarafmdan yapilmasi giindeme geliyor. 0 zaman, sinemayi chsarida tanirm§, az cok bilgisi olan bir tek Muhsin Ertugrul var. Dolayistyla, sinemayi tiyatrocular yapacak fikri basladtginda, Muhsin Ertugrul nastl tiyat-

Seyirci sinemayi biitiin boyutlanyla, en ticarisinden en iyisine kadar gOnne olanagina sahip. Tiirk sinemasinda inetim cok di.1§iik oldugu icin seyirci yabanci filmleri izliyor. Sinema olarak Olga kar§ilanndaki yabanci filmier olmak zorunda. Burada bir Onemli nokta var: Filmi yapan, iireten cevre, yani tiyatrocular, nasil film yapdacagma kendileri karat veriyorlardi, tayin edici durumdaydilar. Bunu §unun icin siiyitiyorum: 50'den sonra ba§layan siirec icinde mekanizma bana gOre.tersine Onun icin de altuu cizmeye caliworum. Yani Cumhuriyet ideoiojisine bagh kalinarak, oyunlar, filmier yukandan saptaruyor. Halkin istegini goz Online alma, onunla diyalog kurarak birlikte olu§turma soz konusu degil; bir ce§it direktif seiz konusu. Bu olay, sadece sinema icin degil, diger tiim kiiltiir alanian, yasalar icin de gecerli. Yaps degi§ildigine bir cevre karat veriyor y e uygulamaya geciriyor. Bunu olumsuz olarak gOrmeye cali§mayahm, buna bir saptama olarak bakalun. Burada biraz konuyu toparhyayun. Tiirk sinemastrun
tiyatrocular dOnemi denilert bu birinci dOnemini farkh bir deyintle, Turk sinemasinin kentsel danemi olarak da tanimlamak istiyorum. cunku sinema seyircisi, bah ye dilnya killkentte ya§ayan, kept

engin ayca ile
ti nine acik insanlardan olu§uyor ye bu insanlar degi.§mek istiyorlar, farkli yonlere agklar. Herhangi bir §ey empoze etme, yOnlendirme, talep etme konumunda degiller. Dolayisryla iiretenler, yaraturlar kendileri tayin edici durumundalar; neyi yapacaklarma, nasil yapacaklanna kendileri karar veriyorlar. Bu ozellik, 50'lerle birlikte, demin de sOyledik, tersine clOniiyor, bu bakundan Onemli. Bu farki vermeden bugunku deonii§timieri, bugun bulunulan durumu da anlatmak kolay degil. 0 bakundan ben, yazilarunda Turk sinemasuu fig doneme ayirdim; ama farkh isimler koyarak: 1. DOnem, Turk sinemasuun kentsel dOnemi, 2. DOnern, Tiirk sinemasmin kirsal diinemi ya da Turk sinemasinin Ye§ilcam Dememi. Yani larsal kOkenli kiilturun dinamik, lerinin belirleyici oldugu, iiretenlerin degil, daha cok tilketenlerin sinemadaki olu§uma yOnverdigi dOnem olarak gOriiyorum. 3. DOnem ise Turk sinemasuun yeniden kentsel diinemi. Genel olarak bu ikinci dOnemin cok iistiinde durulmasi gerekiyor. Ye§ilcam deoneminin filmlerini belki estetik acidan, sanatsal acidan olumlayamayabiliriz, oradan cok parlak i§ler gicmami§tu diyebiliriz, ama bu dememin sosyo-ki31tilrel acidan incelerunesinde, artimilmasinda yarar oldugunu yorum. bahsettig-iniz 1. Dtinem Yabanci filmierin icinde gegerli mi? CiinIcit sizin ortaya koydugunuz gibi, YeOlgam deineminde yerlilqtirme bityilk Onem tapyor. , Tiyatrocular di5neminde, Omegin dublaj olaymda benim de edindigim bilgilerden pkarttigim birtakun sonuclar var. TUriciye'de seyircinin kolay anlamasina yardunci olmasi icin, gerektiginde diyaloglar iizerinde birtakun degi§ikliklere gerek duyulmu§ oldugunu yoruz. iki dublaj yOnetmeniyle bir siiyle§i yapmr§tun. Bir filmde Bulgarlar ale Tiirlder dii§man olarak gOsteriliyormu§ ye bu degi§tirilmi§: Bulgarlar ile Turkler dost olarak verilmi§ler. Bu filmin her§eyini altiist etmek gibi bir §ey, ama belli bir i§lev raldenmi§. Hatta bir yerde okudum, yabanci bir filmde gramafona plak konuyor, filmin orjinalinde bah, muzigi callyor, ama oraya alaturka bir parca konuyor, yani TUrkiye'den bir parca yerle§tiriliyor. Mr= filmleri dOneminde, Misir filmlerindelci bUttin §aricilann sealerinin tekrar yazrldrg,, bizdeki bestecilere besteletilip, tekrar bizdeki Turk §arlualar tarafmdan seslendirildigini biliyoruz. Bunlan hep filmlerin bir ce§it yerlile§tirilmesi cabasi olarak gOriiyorum. Ben bu yerlile§tirmeyi one surrneye cali§iyorurn, ki dublaj yaparken bile filmi bize benzetmeye cali4an bir zihniyet, film cekerken de bize benzetmeye cali§acaktir. 0 zaman orada sorun filmin ne kadar benzetilebilmi§ veya ne kadar benzetilememi§ olmast sorunudur, ama benzetme olaymi saptamak ye altuu cizmek gerekiyor. Bunu Onemsemersek o zaman bunlan taklit, ki§iliksiz, yoz diye atmak hakl,l,k kazamr, ama bize benziyor ise o zaman olayin farkli boyutlari da vardu. Nasil benzetrni§, neyi nasil cevirmi§, niye cevirmi§; bu• benzetmenin mantigi bizim insanunizm, seyircimizin,

45
iireticimizin kafasindan gegen §eyleri anlamak bakimindan bize kaynak olu§turacaktu. Tabii bu ara clOnemde Misir filmlerinin gelmesi, sonradan Ye§ilcami da cok belirleyecektir. Melodram - §arkili duygusal filmier - o dOnem cok i§ yapiyorlar, halk tarafmdan cok iyi kamlanlyorlardi. Dogu toplumlan melodram agirhich kiiltiirlerin oldugu toplumlardir. Bati, melodrama gOrmii§, 2. suuf olarak degerlendirmi§, melodrama kagmamaya Ozen gOstermi§ olabilir, ama dogu killtUrlerinde melodram o kiiltiirlerin ba. Ozelligi durumundadir. ttalya'da Japon sinemasi toplu gOsterilerini izliyordum, orada bu filmlerin cok melodramatik oldugu §eklinde ele§tiri getirilmi§ti. Onlar da demi§lerdi ki, bizim kulturumuz melodram ustune kurulu, dolayrstyla bundan niye kacalun, bunu niye ch§layalun. Bu olay turn Asya'nm kiiltiir ozelliginin icinde var, Hindistan'da da var, Tiirlder'de de var, Araplar'da da var Yani Misu filmleri melodram agulikhysa, Tiirk seyircisi melodramla bir butiinliik kurabildiyse, eade§le§ebildiyse y e bizim buradaki dublajcilar da §arialanyla filmleri iyice yerlile§tirdiyse, bunun nedeni Misir filmlerinin Tiirkiye'de olasilikla Turk filmi gibi algilaruyor olmasrydr. Dolayisryla melodrama egilimli bir seyircinin sinemaya ali§masi ye onunla biittinle§mesi de sea konusu.

50'lerde Misu filmleri gittikten sonra yerine gelen Hint filmleri de gene melodram agulikli cah§rnalardr. Onun icin Ye§ilcam'm da genelinde melodrarrun aguhgr var idiyse, bunlar hep is ice gelen, birbirini tamamlayan, neden sonuclan birbirinde bulan geli§meler, olu§um50'lerden sonra DP iktidariyla birlikte kopt Peki, olarak geliqen YeOlcam sinemasi olgusuna gelebiliriz. Ye§ilca.m Demokrat Parti olayryla birlikte ba.lar. Konjonictiirel olarak ayru delnemin olgulan olan Ye§ilcam y e DP, sonraki geli.melerde de birbirleriyle paralel olarak gidiyorlar. Tiirkiye'de siyasal alanda, politik gUclerin oluluraunda nasil tek partiye, yukandan yOnlenciirmeye icar§r tabandan gelen bir tepid olarak, DP olu§mu§ ise, onun kar§tliginda da tiyatroculardan kurtatiyatronun dr§indaki insanlarm elinde yayilmaya ba§layan bir sinema yaptlmaya ba§laruyor. Aym tarihlere gelmesi rastlantr da olabilir. Ama aym diinemde ba.layan bir sUrectir bunlar ye Tiirkiye'nin 50'den sonra icinde bulundugu toplumsal, siyasal kar§diguu sinemada da buimu§tur. DP'rrin uyguladigr populist siyaset ile birlikte, sinema da populist bir cizgiye girmi§tir. yeni olu.an sinemaTiyatrocular dOneminin ye run bOyle populist bir cizgisi yoktur. Bu diinem sinemaszyla ilgili olan kiiltiirel temalar neydi? Turk sinemasznda tizellikle hangi yonelimler ya da hangi ogeler fazlaca kullanilmaktadzr? Ornegin din motifi ne kadar azrizklz olarak temsil ediliyordu?

16

engin ayca ile
danemi olarak icalmi§hr. Bugtin yine Fransiz sinemasi popiller filmlerle ayakta kalmaya ya da Amerikan sinemasuun olu§turdugu geni. kitle Mullen modeline uygun filmier yapmaya call§wor. Oteki cali§malann varolrna nedeni de marjinalliklerinden kaynaklanacaktir. Yeni bir egilim statukonun Otesine gegmelidir. StatEkoya bir tutuculuk olarak bakmamak gerekiyor, stariiko. varolan gecerli yerle§ik degerlerdir. insanlar ah§kanhidanndan kolay vazgegnezler. Statilko da belli bir dengedir, uyumdur, alt§icanhictar ve o bir defa olu§tuktan sonra onun icinde kalmak kolaydir. Dengenin kendisi dengenin bozulmasma tepid gasterecektir. Bu bir ce§it dogpyasasi oldugu gibi varolma iCgEdilsildiir de ayru zamanda. Her statilkonun bozulma evresinde, bozmak isteyenler azinliktachriar. Geni§ kitleyle bir 'ce§it hasim durumundachrlar. Ba§ka tErlE zaten daral§Erail gercekle§tiremezler. Firlayacaldardu, daha sonra arkalarma bakacaklar fakat kitlenin daha gelmedigini gareceiderdir. Bunu gaze almadan bir yere varmak, yeni perspektifler getirmek miimkiin olmarru§hr. Sanatta §u ana dek hicbir hareket ilk clici§mda geni§ bir kitle tabani Ezerine oturmami§hr. Ye§iicam, eger bir statiikoysa, popiller bir cizgiyse kendi ch§ma gicacak cab§malara ne Ye§iicam'm kendisi ne de seyirci fazla imkan vermeyecektir ye vermemi§tir. Tfirk Sinemasz higbir zaman kendi alt yaptsznz lcuramadz ye sanayilqemedi. Aynca dts etkilere biiyiik olciide cloth; dobaskilara karp savunmasa IcaIdt ve bunlardan Iayisyla etkilendi. Alduna takilan bir §ey var: TErk sinemaszun sanayile§ememesi. Bu °lap bende siirekli olarak rum, ciinkii cok sik giindeme getiriliyor. Yani TErk sinemasinm icinde bulundugu bunahm sanayile§ememeye baglaruyor. Ben soruyorum: *lindi sanayile§meden ne kastediliyor, olup bitenleri buna baglamak dogru mu? Sanayile§ememesi arkasmda yaym desteginin, dii§Ence desteginin olmamasi mi? Bunlar degil herhalde. Cirtecitta ya da HoLlywood'daki gibi studyolann olmamasi nu? Kastedilen buysa bu sinemarun olmasi icin zorunlu mu, yani bu olmazsa sinema olmaz tru? Sanayile§ememekten kasit, ham maddeyi, kamerayi kendimiz uretmeyip ithal etmemiz mi? Sanayile§emedigi icin Turk sinemasmm bahyla ba§edemeyecegi fikrine ben §ayle Icar§i ciluyorurn: 5imdi bunlar olmasa da olur. BEriin mesele, paran var ise en iyi teknolojiyi.ch§andan getirisin veya kiralarsm. Tabii ki §unu demek istemiyorum, bu insanlar bizde oimasm, bizde yeti§mesin, ben ba§ka illkelerden gelen toplama insanlarla sinemami yaparun demek istemiyorum, ama benim laboratuvanm iyi sonuc vermiyorsa, iyi sonuc veren laboratuvara gidebilirim. 0 laboratuvan burada kurmak zorunda degilim. Paranm nasal en iyi §ekilde kullamlabilecegi meselesi var ise, yahruni laboratuvara mi yapayun, yoksa insan rnalzemesine mi? Ben dilnyanin her yerinde laboratuvar bulurum, ama benim sinemami yapacak insan malzemesini o kadar kolay bulamam. Yatirimi insana 1!

e§ilcam sinemasinda din cok basket olarak kullanilu§ one cilcanirm§ degildir. Ezanin duyuldugu film genel Eretimin icinde cok azdir. Bah sinemasina aktigimada, kilisenin ye can sesinin varoldugu filxnle.n yilzdesi genel olarak film iiretimi icinde azinlikta egildir. Ama Ye§ilcam sinemasuun 1)i:thin-Uncle dini onu edinen, dogrudan din ile temasi olan veya cami, oca, dua, namaz kilma gibi benzeri §eyleri i§leyen imlerin saps' cok degildir.. tma
O'lerin bamda dini konu alan filmlerin sayisinda bir pat ama...

;urtlar daha cok gelir geger modalardir. Bunlann cogutun belirli bir ideolojik yOnlendirmeyle baglantisi oldu;unu sanzruyorum. Bu egilim daha sonraki milli sinenacilarm yapmaya caliltildan gibi degildi. Din yoluya fazla para kazanma olarych, ama kendi icinde yine nelodramchr. Dini ortadan kalcludigimada film fazla )ir§ey kaybetmez. Barka filmlerde dini kaldirmi§tir una, aym konuyu yine i§lemi§tir.
)zellikle 60 Ii ytllarda ortaya olcan yeni bir lcupk var...

May's 1960'da nokta koymak zorundasin. 27 Maasla birlikte Tiirkiye.rtin gEndemine giren yeni garii§er, yeni geli§me noktalan sinemada da kar§ilignu bulnaya ba§lanu§hr. Buna yanelik giri§imler olmu§tur. Erna bu giri§imlerin arkasi gelmemi§tir, ciinidi 27 Mafis siyaseti Tiirkiye giindeminde surekli olmami§hr. 27 vlayis'm kar§i oldugu garti§lerin savunuculan olanlain iktidara gelmesiyle birlikte, Tiirk sinernaunda 27 Mayis'ta ba§layan egilim bitmi§tir. Metin Erk;an, Halit Refig ve digerlerinin de o danemde "toplum;al gercekci" diyebilecegimiz calt§malan vardir. Topturn sorunlanru, yoksullugu, kiiciik insanlan giindeme etiren filmier yapilmaya ba§lanmi§tu, ama bu siireldi olmarru§hr. giindeminin degi§mesiyle birLikte onlar da bir ce§it moda olarak kalau-§lar, devam etmemiller ya da edememi§lerdir. Zaten o riir filmier genii seyirci cekecek cal4malar degildi. Ye§ilcam icinde bu egilim sErseycii, bunlar hem genel uretim icinde, hem de onu iireten yanetmertlerin kendi cali§malan icinde marjinal kalacakh. Nitekim Ataf Yilmaz'a da baksak, Lath Akad'a da baksak onlann kendi diinya giirii§lerine uygun, Onemseyerek One cilcarthidan fatalerin sayisi piyasa i§i denilen cah§rnalarmdan daha azdir. Tek kazanclan film yapmakh ye piyasa filmleri yaparak varoluyorlarch ama arada kendilerine gore filmier yapmaya da caba sarfediyorlardi. Bugfin marjinalik farkh bir anlamda. Bugiin marjinal denilen §ey sank. TErk sinemasuun astl temeli alma durumunda. Bugiin sinemanut biitEn dilnyada bir popiller cizgisi, bir de marjinal olan yanii varchr. Yeni dalga ile cikan yanetmen sinemasi, cinema d'auteurs denilen sinema vardir ki, bu marjinal sinemadir. Marjinal olmak zorundadarlar.Yeni dalga Fransiz sinemasinda belli bir dänem ba§a gegmi§tir, ama bu Franstz sinemastrun bir

engin mica ile
yapmak bugiin politik olarak belki daha dogru. Bu sanayile§ememe olayi veya Turk Sinemasinin sorunlan bunalimi, ba§anadma one sill-Wen birtaktm stzligi, keitil film yapmanin sorumlulugunu kendi Ustlenne almak istemeyen sinema adamlannin turn bu nedenleri kendi ch§lannda arama cabalannm sonuclandlr. Sanayilqememeden kastimzz, 60'larda btqlayip gel4en sinemanin dagthm, gtisterim, cekim gibi ozelliklerinin cok ifkel oldugudur. Butun bunlar olabilir. Sinemaya bakilirken Boyle bir yan13.1 da yapthyor. Bu yan13.§1 ben ba§ka bir yerden acmaya cah§acagun. Bu yrl Millar Bakanliginin sinema ele§tirisi ve kitaplan ile ilgili bir yan§mast oldu. Bende juri iiyesiydim ye gelen kitaplan okudum. Orada Ozellikle sinema egitimi veren okullarda Ogretim gorevlisi olan akademisyenlerin yaptlldan cahimalardan yola cilayonun. *imdi onlar Turk sinemanyla, Turk sinemasmin dOnemleriyle ilgili bazi §eyleri aciklamak icin kitap yazmillar - konulardan biri galiba is gticle ilgili olaylan ahyordu ye Orneldeme olarak da alman filmier, kiminin "sorunsal sinema" diye isim taktigi, kiminin isim takmadan aldigi, belli "secilmi§" filmlerdi. *imdi bir sinemaya bakarken sUrekli olarak "secilialif filmier alimyor ve onlarla bir olgu degerlendirilmeye cal4thyor. Bu degerlendirme strasirtda diger filmier, bu secimirt di§mda kalan 'kesim dikkate ahruruyor. Diyelim ki god olayiru irtcelerken 15 film seciliyor. KOyden kente gelenlerin kentte yarattiklan arabesk kWh:1r dedigimiz bir konu var. Bu, kente gocmu. insanlarm, bir kent, bir OlcUcle de kirdan yola cikarak, Urettigi bir alt kiiltur olarak inceleniyor. Yani bu goc olayirun asil yansidigi kiiltiir, arabesk ise, bu ara§tirmacilann kendi cah§malannda arabesk kulturunu ele alan filmlere yer farkli filmier var. Bu vermeleri gerekir. Bunun "segme" filmier acmazim anlalatabiliyor muyum? Belki asil bUyiik kiimenin icindekilerin egilimlerinden yola cikttgirruzda, bu ktimenin sosyolojik, kiiltiirel durumunu daha iyi anlayip, daha iyi acildayabilme konumuna gelecegiz. o secilen filmier, ara§trncilann kendi secimleriyle kendi iradeleriyle, yOn verdikleri, yorum getirdikleri cah§rnalar, oysa Otekiler daha cok genel egilimleri yanstnyor. Onun icin Turk Sinemasina baktigirruzda biz, secilmi§, her yll yapilan 3-5 filmi ayuarak olu§turulmu§ bir sinema tarihini mi ele alacagiz, yoksa bunun ch§mdalcileri de dikkate alarak bir sinema tarihi mi olu§turmaya calt§acagiz? Ya da bunu yaparken belli bir olcii, yani estetilc, kiiltiirel actdan bir olcii tutturup ona secilen filmlerle mi bir acticlama bulmaya cali§acaga; yoksa bOyle bir kriteri koymadan, kotii de olsa, iyi de olsa hepsini bir bilti.in olarak mi ele alacagtz? Cokluk yapilan ayrimdir ye ayirunm yaprldigi yerde yapilanlar ne olciide olayi yeterince aciklayabilir sorusunu yanitsiz birakiyor. 0 bakimdan ben genelinde filmleri bir biitiin olarak ele almayt ve seyircinin egilimleriyle yOn verdigi bir butunu gOzOnlin-

47
de tutarak bir cerceve cizmeye calt§tim. Bu cerceveyi tek tek filmlere indirgediginizde bu filmier bilincli bir §ekilde bazi maddelere gore yapilmadigindan bunlan bu cerceveye uydurmak da cok giic olabilir. Ama global olarak bakildiginda bu cerceve dogru gibi geliyor. Yapilmasi gereken, bu konunun kendi uzmanlarinca, ara§tinlilmast, dogruluk ve yanilma paylannm giisterilerek bir yere oturtulrnastchr. *imdi Turk Sinemasi sanayilevmemil,dediniz. Sadece sinema olarak degil, butununde Tiirkiye birtakim §eyler yapm).§ da sinemada mi bunu yapamarru§ diye de olaya bakmak gerekiyor. Sadece sinema olarak aliyoruz olayi. 0 zaman sinemanm ch§mdaki geli§meleri de kapsayacak bir §ekilde TUriciye'nin yapisal biciminin acticlaninast belki gerekiyor ye bu da dogrudan dogruya sinemacilari man bir olay; yani sosyologlan, ekonomistleri, tophunbilimcileri icine ahyor. *imdi ben ban §i5yle de acikhyorum: Bizim bell bir gticebe kulturumuz hala gecerliyse, gOcebelikle ilgili ah§kanhiclarumz hala bizim yalanurruza - ne §ekilde oldugu ayn bir aciklama konusu - yea veriyorsa, bizim bir yere sabit bir §ey yapmamiz mumkun degildir. 0 yuzden stiidyolar kurma ihtiyaci duymarru§ olabilir. Bunu yaparken bilincli olarak ben gOcebeyirn diye yapmarru-tu, belki de olaya genel baki.mda, olayi genel ymayiquida bizim farlanda olmadigimiz bir egilime uymaktachr; olaym bir de bu tarafi olabilir mi. Ama var denirken, sanayile§emem4 denilen bu sinema, 50'lerden itibaren bakriguruzda film sayisuu arttirmi.1, giderek 200, 250 filme cikan bir sinema yaprru§, sokaklarda seyircinin kuyruk olu§turdugu sal bir olgu yaratrru§nr; §imdi bunu iinemsiz bir §ey olarak mi geirecegiz? Bunu yapan bir sinemarun eksigi nedir o zaman? Niye evrenselle§ememi§tir? Bu apayn bir sorudur. Tiirkiye 300 film yaparken Fransa 250 de kahyordu. Rakamlar tam olmayabilir; ama §u gercektir ki, ne Alrnanya ne de italya bu kadar film yaparruyordu. Tabii ki 300 film yapmak manfet midir sorusu da var, ama 300 film yapthyor ye uike icinde de tiiketiliyordu. Olaym bu boyutu da var. sanayileme iizerine bir vurgu yapmamiz gerekiyor: Sanayilqememekten sdz ettigimizde Turk Sinemast' nut eksikliklerine, sanayile§sin diye bir vurgu yapmak, ya da bit olguya bir oncelik tanimak gibi bir amaczmtz yoktu. Sadece unu belirtmek gerekiyor: Sinemantn kendisi, sanayile§emedigi Olgade "varhguu devam ettirme-yeniden iiretme surecinde" dqartdan cok etkilenecektir. Tamam da, sartayile§emedigi icin, yani belli bir sanayi kuramadigi icin ch§andan etkileniyor stiziine bir nokta Oradaki sanayilekoyahrn. Degerlendirmeye §ememekten ne kastediliyor, ben hala kavrayanuyorum. Ornek vererek actklamak gerekiyor. Ornegin Sovyet dqavurumcu gergekciligi ye ltalyan yeni gergekplIgi. Bunlann kuramsal cerceveleri daha Once olugurulmtg ve bu arada,

48
aktif rol alan yOnetmenlerinden oyuncularina dek cok farkh yonlerin birarada gergeklestirdikleri aktmlarchr. Sinema sanatindaki belli bir glicLitn Cinecitta, Hollywood da oldugu gibi bir endiistriye tinsel olarak gereksinim duymachgint sOylityor ye iddia ediyorum. *imdi bu nasil oldu: 0 Ulkelerde yiizyillardan beri sure gelen diisiinme, yazma y e tarb§ma gelenegi vardi. bunlar sinemayla ba§lamadi. Ama varolan bir geli§menin icinde kendi ya§ach. Yani Sovyetler'deki sinemarun geli§mesi Oncesinde, resim, tiyatro ve §iir alaninda arti bir sUrii alanda kuramsal cah§malar var. 0 zamanki Rusya Avrupa'dan soyutlanmi§ deDadaizm, POhlrizm tarti§thyor. Bunlar Avrupa'da Sovyetler'de ya§aruyor. ya§amrken bu konularda kitaplar yazihyor, okunuyor, dergiler cikartiliyor. ltalya'cla da ayru §ekilde. Bir cok alanda hem firetimle hem yaziyla, kuramsal acidan felsefesinden pratigine kadar birlikte uretilen bir siirec var. Sinemada bu siirec icine giriyor. Sinema cikhgincla sinema icinde yazi yazanlar ortaya cikiyor. Tiirkiye'de boyle bir §ey yok ki, ya da cok yeni. Dolayisiyla yazma ali§kanligi, gelenegi yok. Sinemasmda yok, peki ekonornisinde var nu? 0 zaman bit toplumlartn kendisinde boyle bir sanayilesmenin tinsel olarak olmachttnt mt sOyliiyorsunttz? Hayir sanayile§menin Ogeleri bunlar. Peki sinema alaninda? Kitap olmasi, tarb§malann mesi tercihlerin parcasi nu? Tercihleri biz mi One plcanyoruz? Sanayiden bunlar mi kastediliyor? Yani kavramlan yerine oturtahm. Onun icin ben diyorum ki sanayile§meden neyi kastediyoruz, onu koyahm. Literature bakttgtmtzda bunlart somut olarak da soyleyebiliriz. Sanayilesme denilirken genel olarak insanlartn demek istedigi, yOnetmenlerin filmlerini yaparken istediklerini yapamamalart kadar, kendilerine ye sinema alanindaki yanetmenlere yeteri kadar finansman ayrtlmamast *imdi paran varsa en iyi teknolojiyi de getirtirsin en iyi senaryoyu da yazdinrsin. Hala tarti§ma yapihyor. i§te Kiilhir Bakanligi stiidyo kursun sinemayi desteklesin. Col saygin sinemacilarimiz da destekliyor bunu. Ben anki Turk sinemasma baktiglmda, film celanek icin bir shidyoya acil gereksinim duyuldugu inancmda degilim. Bugiin bir shidyoda celcim yapmak yerine, dogal ortamlarda celdm yaparun. Bunu iiretmek icin ne yeteri kadar param, ne de biihin bunlan urettirebilecegim insan var. Kasai' inikanlara sahip Tiirk sinemasi icin hazer mekanlar studyodan daha ucuz. Hazir mekanlari ben bugiin bulabilirim. Ama mekanlari kurmak icin benim cok iyi veti§mi§ dekorculara, uzmanlara ihtiyacim var. 0 yiizden, benim icin §u anda acil olan studyodan daha cok laboratuvann iyile§tirilmesi. Belli bir sUbvanegitil-

engin mica ile
siyon saglayarak bunlari citizeltmek gerekir. Ben bu i§in uzmanini di§andan getirtirim, hem cah§ir hem de adam yeti§tirir bana. Eldeki laboratuvar iyi sonuc vermiyor deniyor. Devlet laboratuvar kursun diye eldenibu laborayor. Bir kere cok app ediliyor. tuvar dOkkanlannizi kapatm, cope atm deniyor. Tamam devlet laboratuvar yapsin ama Oncelikle varolanarm iyi sonuc vermesini saglasm. Eger devletin buna finansmani yetmiyorsa, bunlara nasil finans saglamr, iyi sonuc verecek hale nasil getirilir diye sormak lazun. Bugun laboratuvarlarm hepsi i§sizlikten yahyor ye yava§ yava§ kapanmaya ba§lryor. Yani i§ potansiyelinden dolayi laboratuvar kapanirken devlet olarak yeni laboratuvar kurarak bir de haksiz rekabet yaratmak, ve varolan laboratuvarlara kar§r cikmanm hicbir anlami yok. Onemli olan bu laboratuvarlann iyi i§ler hale getirilmesi. Onlarm kalitesi yukseltilsin Once. Gene de ihtiyaclara kar§ilik vermiyorsa, o zaman ne yapilmah diye dil§iinilliir. Ama siz bunlan killliyen silip devlet laboratuvar, shidyo kursun, kamera getirsin gibi §u anda acil olmayan yabnmlara para ayirmaktansa bu parayi insana yatirsin. Olayi bir sanayi kullanma ya da yapip pazarlama olarak ele aldigimizda Turk sinemasi Orgiitlenmeyi yeterince saglayamadi, yapimcilara yeterince kazanchnlamadi diye dil§tintiltiyorsa, turn bunlari ba§armarun hic de zor olmadigmi hahrlatmak gerekiyor. cunkii Tiirk Laboratusinemasi olayi kendi is pazannda vardi kameraydi, filmdi gibi §eyler kastediliyorsa eger, bu o kadar acil bir olay midir, sorusunu soruyorum. 200-300 film yapmi§ ise ortada bir §ey yoktu demek nnimkiin degildir. 0 dOnem sinemanuun en guzel donernidir. Ama bu dOnem killt-Or ye aydm cevrelerin §indaki bir olay. Acmaz da buradan kaynaldaniyor. genelinde olan Yalruz sinemayla ilgili degil, §ey bu. Yani aydirun baki§i ile kitlenin baki.i arasmdaki acmazdir. Bu yeni degildir. Selculclu'da ye Osmanh'da da vardi. Cumhuriyet ile ayni §ey devam ediyor. Halk kitlesinin egilimlerine farich baki§ her zaman olmu§tur, zaman zaman di§layarak, zaman zaman kiiciimseyerek, zaman zaman da magilayarak. Bu aychn kesimin "secilmi§" filmleri alarak bir sinema tarihi olu§turma cabalari var. Ama bunlar kendi filmlerini yapamami§, iiretken olamami§lardir. Bir sOyle§ide bazi yOnetmen ye ele§tiricilere, yeni bir gild§ icin ne yaphruz sorusu soruldugunda orada bulunanlardan sadece Hulki Saner cevap . venni§tir. Onun soyledigi de "Ben o zamanlar Tilrist Omer gibi filmier yaparken evde benden ekmek bekleyen karu:n ye coculdanm vardi." idi. Bu insanlar hala sinema iizerine konu§an ye ba§vurulan insanlar. Ye§ilcam diye tammladigun sinema bilincli olarak tasarlanmi degildi. O zaman film yapanlar, net olarak ne yaptiklarun ortaya koymami§lardir. Film cekmek daha cok genel bir Nava, akun olayidir. Kendi durumla-

48
aktif rot alan yeinetmenlerinden oyunculartna dek cok farkh yOnterin birarada gergekle§tirdikleri alamiardir. Sinema sanatindaki belli bir grktpn Cinecitta, Hollywood da oldugu gibi bir endiistriye Onset olarak gereksinim duymadigint seiyliiyor ye iddia ediyorum. *imdi bu nasil oldu: 0 iilkelerde yilzyfflardan beri sure gelen clii§iinme, yazma ye tartisma gelenegi vardi. Bilhart bunlar sinemayla ba§lamadt. Ama varolan bir geli§menin icinde kendi ciki.mi ya§adt. Yani Sovyetler'deki sinemarun gelismesi Oncesinde, resim, tiyatro ve §iir alamnda arh bir stiril alanda kuramsal calismalar var. 0 zamanki Rusya Avrupa'dan soyutlannu§ degil, Dadaizm, PUtiirizm tarti§ihyor. Bunlar Avrupa'da Sovyetler'de ya§amyor. ya§anirken bu konularda kitaplar yazihyor, okunuyor, dergiler cikartillyor. Italya'da da aym sekilde. Bir cok alanda hem uretimle hem yaziyla, kuramsal acidan felsefesinden pratigine kadar birlikte iiretilen bir siirec var. Sinemada bu siirec icine giriyor. Sinema ciktiginda sinema icinde yam yazanlar ortaya cilayor. TUrkiye'de boyle bir sey yok ki, ya da gok yeni. Dolayistyla yazma gelenegi yok. Sinemasmda yok, peki ekonomisinde var nu? 0 zaman bu toplumlartn kendisinde Byte bir sanayilemenin Onset olarak olmachgvu mt seiyliiyorsunuz? Hayir sanayile§menin ogeleri bunlar. Pal sinema alai-uncle Kitap olmasi, tarttsmalann olmasi, clii§iincelerin egitilmesi tercihlerin parcast nu? Tercihleri biz mi One ctIcartyoruz? Sanayiden bunlar mt. kastediliyor? Yani kavramlan yerine oturtahrn. Onun icin ben diyorum ki sanayilesmeden neyi kastediyoruz, onu koyahm. Literature baktigtmzzda bunlart somut olarak da selyleyebiliriz. Sanayilqme denilirken genet olarak insanlarin demek istedigi, yeinetmenlerin filmlerini yaparken istediklerini yapamamalart kadar, kendilerine ye sinema alanindaki yeinetmenlere yeteri kadar finansman ayrtImamasz *imdi paran varsa en iyi teknolojiyi de getirtirsin en iyi senaryoyu da yazduirsin. Hala tarh§ma yapthyor. I§te Kiiitiir Bakanligi studyo kursun sinemayi desteklesin. col< saygut sinemacilarimiz da destekliyor bunu. Ben §u anki Tiirk sinemasma bakhgunda, film celcmek icin bir stildyoya acil gereksinim duyuldugu inancinda deguim. Bugiin bir studyoda celcim yapmak yerine, dogal ortamlarda gekim yapanm. Bunu uretmek icin ne yeteri kadar param, ne de biitiirt bunlan iirettirebilecegim insan var. Kisith imkanlara sahip Turk sinemast icin hazer mekanlar studyodan daha ucuz. Ha= mekanlan ben bugiin bulabilirim. Ama mekanlan kurmak icin benim cok iyi vetismi§ dekorculara, uzmanlara ihtiyacim var. 0 yilzden, benim icin §u anda acil olan studyodan daha cok laboratuvarin iyile§tirilmesi. Belli bir silbvan-

engin mica ile siyon saglayarak bunlan diizeltmek gerekir. Ben bu i§in uzmanint di§andan getirtirim, hem calisir hem de adam yeti§tirir bana. Eldeki laboratuvar iyi sonuc vermiyor deniyor. Devlet laboratuvar kursun diye ekleniyor. Bir kere gok aytp ediliyor. Ciinkil biitun bu laboratuvar chikkanlannizt kapahn, cope atm deniyor. Tamara devlet laboratuvar yap= ama Oncelikle varolanann iyi sonuc vermesini saglastn. Eger devletin buna finansmant yetmiyorsa, bunlara nasil finans saglamr, iyi sonuc verecek hale nasil getirilir diye sormak lazun. Bugun laboratuvarlann hepsi i§sizlikten yahyor ye yava§ yava§ kapanmaya ba§hyor. Yani i§ potansiyelinden dolayi laboratuvar kapanirken devlet olarak yeni laboratuvar kurarak bir de hakstz rekabet yaratmak, ye varolan laboratuvarlara karst gllcmarun hicbir anlami yok. Onemli olan bu laboratuvarlann iyi i§ler hale getirilmesi. Onlann kalitesi yiikseltilsin Once. Gene de ihtiyaclara karplik vermiyorsa, o zaman ne yapilmah diye clii§iiAma siz bunlan Iciilliyen silip devlet laboratuvar, stildyo kursun, kamera getirsin gibi §u anda acil olmayan yatulmlara para ayirrnaktansa bu parayi insana yatarsal. Olayi bir sanayi kullanma ya da yapip pazarlama olarak ele alchguruzda Turk sinemast orgutlenmeyi yeterince saglayamadi, yapunctlara yeterince kazandinlaturn bunlan basarmarun hig mach diye de zor ohnadigmi hatirlatmak gerekiyor. qiinkii Tiirk sinemasi olayi kendi is pazarmda cetzmilshi. Laboratuvardi kameraydi, filmdi gibi §eyler kastediliyorsa eger, bu o kadar acil bir olay midir, sorusunu soruyorum. 200-300 film yapmis ise ortada bir §ey yoktu demek miimkiin degildir. 0 dOnem sinemanuun en guzel dOnemidir. Ama bu diinem kiilhir ye aychn cevrelerin chsmdaki bir olay. Agmaz da buradan kaynaklaruyor. Yalruz sinemayla ilgili degil, Tiirldye'nin genelinde clan §ey bu. Yani ayduun bala§t ile kitlenin bakist arasindaki agn-tazdir. Bu yeni degildir. Selguldu'da ye Osmanh'da da vardi. Cumhuriyet ile aym sey devam ediyor. Halk kitlesinin egilimlerine farkli bald§ her zaman olmu§tur, zaman zaman ch§layarak, zaman zaman kiigiimseyerek, zaman zaman da magilayarak. Bu aydm kesimin "secihni§" filmleri alarak bir sinema tarihi olusturrna cabalan var. Ama bunlar kendi rini yapamanu§, iiretken olarnamislarchr. Bir sOyleside bazi yOnetmen ye ele§tiricilere, yeni bir gild§ icin ne yaptuuz sorusu soruldugunda orada bulunanlardan sadece Hulki Saner cevap vermi§tir. Onun soyledigi de "Ben o zamanlar Tiirist Omer gibi filmier yaparken evde benden ekmek bekleyen karun ye coculdarun vardi." idi. Bu insanlar hala sinema ilzerine konu§an ve ba§vurulan insanlar. Ye§ilcam diye tarumlacligun sinema bilincli olarak tasarlannu§ degildi. 0 zaman film yapanlar, net olarak ne yap tiklarmi ortaya koymami§lardir. Film celcmek daha cok genel bir Nava, akun olayidir. Kendi durumla-

48
aktif rol alan yOnetmenlerinden oyunculanna dek cok farkh ydnierin birarada gergekleVirdikleri akimlardir. Sinema sanatzndaki belli bir czkqin Cinecitta, Hollywood da oldugu gibi bir endiistriye Onsel olarak gereksinim duymadigtni sOyliiyor ye iddia ediyorum. *imdi bu nasil oldu: 0 illkelerde ytizyillardan ben sure gelen chistuune, yazma ve tartisma gelenegi yard'. bunlar sinemayla baslamadt. Ama varolan bir gelismenin icinde kendi cilustru yasadt. Yani Sovyetler'deki sinemanm gelismesi Oncesinde, resim, tiyatro ve sin alamnda anti bir siirii alanda kuramsal calismalar var. 0 zamanki Rusya Avrupa'dan soyutlannus degil, Dadaizm, PiltUrizm tartisiliyor. Bunlar Avrupa'da Sovyetler'de yasamyor. yasannken bu konularda kitaplar yazthyor, okunuyor, dergiler cikartthyor. ltalya'da da ayru sekilde. Bir cok alanda hem Uretirnle hem yaztyla, kuramsal agidan felsefesinden pratigine kadar birlikte iiretilen bir siirec var. Sinemada bu stirec igine giriyor. Sinema ciktiginda sinema icinde yam yazanlar ortaya cilayor. Tiirkiye'de bOyle bir sey yok ki, ya da cok yeni. Dolayistyla yazma aliskanligi, gelenegi yok. Sinemasmda yok, peki ekonomisinde var nu? 0 zaman bu toplumlann kendisinde boyle bir sanayilqmenin einsel olarak olmadzgyu mi siiyiiiyorsunuz? Hayti. sanayilesmenin ogeleri bunlar. Peki sinema alaninda? Kitap olinast, tartismalann olmasi, diisiincelerin egitilmesi tercihlerin parcast nu? Tercihleri biz mi One czkanyoruz? Sanayiden bunlar mt kastediliyor? Yani kavramlan yerifle oturtahm. Ontm icin ben diyorum ki sanayilesmeden neyi kastediyoruz, onu koyalim. Literature baktipmada bunlan somut olarak da riz. Sanayileprze denilirken genel olarak insanlarin demek istedigi, ydnetmenlerin filmlerini yaparken istediklerini yapamamalart kadar, kendilerine ye sinema alanindaki yiinetmenlere yeteri kadar finansman aynimamasz *imdi paran varsa en iyi teknolojiyi de getirtirsin en iyi senaryoyu da yazduirsin. Hala tartisma yapihyor. iste Kultiir Bakanligi stUdyo kursun sinemayi desteklesin. Cole saygm sinemacilarimiz da destekliyor bunu. Ben su anki Turk sinemasma baktigunda, film celanek icin bir sttidyoya acil gereksinim duyuldugu inananda degilirn. Bugiin bir stiidyoda celdrn yapmak yerine, dogal ortamlarda celdm yaparun. Bunu Uretrnek icin ne yeteri kadar param, ne de biltiin bunlan urettirebilecegim insan var. Kisith imkanlara sahip Ttirk sinemasi icin ham- mekanlar sttidyodan daha ucuz. Hazu mekanlari ben bugiin bulabilirim. Ama mekanlar kurmak icin benim cok iyi yetismis dekorculara, uzmanlara ihtiyacun var. 0 yiizden, benim icin su anda acil olan stiiclyodan daha cok laboratuvann iyilestirilmesi. Belli bir silbvan-

engin mica ile siyon saglayarak bunlan dilzeltmek gerekir. Ben bu isin uzmantru chsandan getirtirim, hem gahsir hem de adam yetistirir bana. Eldeki laboratuvar iyi sonuc vermiyor deniyor. Devlet laboratuvar kursun diye eldenibu laborayor. Bir kere cok app ediliyor. tuvar chikkanlannizi kapatm, cope atm deniyor. Tamam devlet laboratuvar yapsm ama Oncelikle varolanann iyi sonuc vermesini saglasm. Eger devletin buna finansmani yetmiyorsa, bunlara nasil finans saglamr, iyi sonuc verecek hale nasil getirilir diye sormak lazun. Bu hepsi issizlikten yahyor y e yava§ giin yava§ kapanmaya ba§liyor. Yani i§ potansiyelinden dolayi laboratuvar kaparurken devlet olarak yeni laboratuvar kurarak bir de haksiz rekabet yaratmak, ve varolan laboratuvarlara karsi cikrnarun hicbir anlami yok. Onemli olan bu laboratuvarlann iyi isler hale getirilmesi. Onlann kalitesi yukseltilsin Once. Gene de ihtiyaclara karsilik vermiyorsa, o zaman ne yapilmalt diye &AstiAma siz bunlan kiilliyen silip devlet laboratuvar, stildyo kursun, kamera getirsin gibi su anda acil olmayan yatuimlara para ayirmaktartsa bu parayi insana ya-

tram
()lap bir sanayi kullanma ya da yarn') pazarlama olarak ele aldigunada Tiirk sinemast Orgiitleruneyi yeterince saglayamadi, yapimalara yeterince kazandirilamadi diye chistintiliiyorsa, trim bunlan basarmarun hig de zor olmadignu hatulatmak gerekiyor. Giinkii Tiirk sinemasi ()lap kendi is pazannda caznatistii. Laboratuyardi kameraydi, filmdi gibi seyler kastediliyorsa eger, bu o kadar acil bir olay auchr, sorusunu soruyorum. 200-300 film yapnus ise ortada bir sey yoktu demek miimktin degildir. 0 dOnem sinemanuun en guzel donemidir. Ama bu diinem kultiir ye aydm cevrelerin sindaki bir olay. Agmaz da buradan kaynaldamyor. genelinde olan Yalruz sinemayla ilgili degil, sey bu. Yani aychrun bakist ile kitlenin balasi arasmdaki agmazdir. Bu yeni degildir. Selguklu'da ve Osmanli'da da varch. Cumhuriyet ile ayru sey devam ediyor. Halle kitlesinin egilinilerine farkh bakes her zaman olmustur, zaman zaman chslayarak, zaman zaman giimseyerek, zaman zaman da asagllayarak. Bu aydm kesirnin "segilmis" filmleri alarak bir sinema tarihi olusturma cabalan var. Ama bunlar kendi filmlerini yapamarms, iiretken olamamislardir. Bir stiyleside bazt yOnetmen ye elestiricilere, yeni bir cikis icin ne yaptuuz sorusu soruldugunda orada bulunanlardan sadece Hulki Saner cevap . vermistir. Onun soyledigi de "Ben o zamanlar Tarist Omer gibi filmier yaparken evde benden ekmek bekleyen kanm ye coculdanm varch." idi. Bu insanlar hala sinema Uzerine konusan ye ba§vurulan insanlar. Yesilcam diye tammladigun sinema bilincli olarak tasarlanmi§ degildi. O zaman film yapanlar, net olarak ne yap tiklannt ortaya koymarruslarchr. Film cekmek daha cok genel bir Nava, alum olayidir. Kendi durumla-

engin mica ile rum tam olarak bilincinde degillerdir. Dolayisiyla onu savunma durumuna giremerni§lerdir. Surekli olarak bir eziklik ya§arru§lar. Hep aydin ve killtiir cevreleri taraBu da fmdan “asagilanmislar", "kilcilk Ye§ilcam'da cali.sanlan rahatsiz etmi§. Bu nedenle karth§lamalar olmu§. Ama sanki Ye§ilcam icindeld bazi insanlar aydm cevreler tarafindan kabul gOrmemenin uziintiisiinii, ezikligini duymu§lar. Son 10-15 yildir durum degisti. Bunlar artik aydm cevreler tarafindan da belli Olcillerde saygi gOrrneyi beldiyorlar ve bazilan gOriiyor. Yani eski kopukluk bugiin giderildi ve bunlar da genel kiiltiir cevreleri tarafmdan kabul gOrillmeye baslanchlar Bu onlari rahatlatiyor. Onun icin de gecmiste yaphiclanni savunamiyorlar. 1960 larda Sinematekciler'in tam Icar§tsmda olan ulusalczlar vardi. Bir kuram oluqturma gabasindaydzIar ama baqaramadtlar. SOylediklerini ne Yeqilgam'in igine girip yapabiliyorlardi ne de onun dtpnda varolabiliyorlardz. Halit ReeIe alahm. 1989'da Argos'daki bir stiyle§ide Ulusal Sinema kavgaszndan.Metin Erksan'tn vazgectigini ve bu kuramm tek ttygulaytctst olarak kendisinin Icaldtgmt soyledi. Ama onun kariyerine bakttgirtuzda, filmlerinden /cap Ulusal sinemaya girer? Kuramm onun pratikierini ne kadar etkiledigine baktzgtmzda buyuk aczklar goruriiz. Ornegih Zavattini'ye baktigtmtzda onun yaptzklart hem belli insanlarin mesruiyetini savunmaktt, hem de o insanlar icin bir yol gtistericiydi. Erksan ve Refig 'in yapttklart ile kuramlart arasinda oyle buyuk ugurumIar var ki, Ye§ilgam'in kendi icersindeki o tartimalarm yap/sr= da ideoloji merkezli tartqmalar degil, belli insanlann gOriiniirde yaptdclart tarttmalar ya da insanlarin kendi iclerinde bulunduklart Icanallar adma Ye0Igam'in savunuculari olarak gorundukieri tartqrnalar oldugu anlaqtlabilir. Yani oluqan kamplapnalar asal kamplamalar degil. Bunlart belli bir teorinin bagartstz uygulamaIart olarak degil de o teorinin dtqmda kalan §eyler olarak adletmemiz gerekmez mi ? Ulusal Sinema'yi savunan kimseler de aslinda neyi say unduklanni net olarak ortaya koymu§ degiller. Bunun kuramaliguu daha sistematik yapan Refig'dir. 0 siralar Sinematek olgusu var ye onun karsismda da bugiin Sinema-TV Enstitilsil o zamanki adiyla Turk Film Ar§iy i var. Bunlann TUrkiye'ye ye Tiirk sinemasina farkli balu§lan var. Sinematek bahya dOniik bakiyor y e daha balm. Otekiler de batili gibi olrnarun ardinda belli bir yabanala§mayi gordukleri icin, onun Icar§ismda daha yerli bir §eyi savunmak istiyorlar ama bunu yaparken Ye§ilcam'in biitunur,e sahip cikmiyorlar. Ye§ilcam'in, en azmdan varligirun bu hallun destegi ile oldugunu gorliyorlar ye bu saptamadan yola cikarak bir takim gOrtisler getirmeyi istiyorlar. Refit bu sinemanm hallun verdigi bilet paralariyla desteklendigini, bu paralarla filmlerin imal edildigini ye yapilan bu filmlerin de halk tarafmdan benimsendigini one surerek, bu sinema Halk Sinemasidir diyor. Halk Sinemasi kavramt ilk olarak buradan cikiyor. Sonradan, Sinematek'in temsil ettigi batiya &Milk sinemamn karsisinda kendi

49
icinde geli§erek Ulusal ye Milli Sinema 'ya Refig ve onun etrafindaki grup homojen yapida degildi. Diyelim ki Akad, bu fikirleri benimsemi§tir, o egilimlere yakindir ama militani degildir. Ayni §ekilde Yilmaz ye Erksan'da. Bunlan konjOktiir icinde biraraya belli cizgi etrafmda bulu§m4 insanlar olarak gOrmek gerekiyor. Bazilari ulusal lafini tutmustur, bazilan da milli lafini. Aralarinda farklai vardir, ama ikikarsidir. Sinemaside Sinematek'in

tek cevresindeki olayin asil One cikanlmayanyOnii ideoloUktir. cunku Sinematek, bahhlasma olusumunun arkasinda belli bir siyasal dilsiinceyi de geli§tiriyor. Bu 60'lar Tiirkiyesi'nin solculuk olayithr. Yani Sinematek'in bahlila§an sinemasiyla birlikte Tiirkiye'ye MarksizmLeninizm de girmeye ba§lamistu .. Gerek sinemarun gerekse Tiirkiye'nin nesnel gercekliklerine Marksist-Leninist literatiir acisindan degerlendirme cabalan bu nemde yayginla§mi§tir. Ulusaicilar solcu olmak istemediler. Onlar, solcularm Tiirkiye toplumu icin yaptig sirufsal tahlili kabul etmezler. 0 nedenle Refig sirufs celi§ki yerine killtiirel celi.kiyi koymaya calirru§tar. Sinematek ile ilgili - dogrudan Sinematek ile baglantli degil ama Tiirkiye'nin ko§ullan ile ilgili - bir saptama daha yapayun. YOnetenler ile yonetilenler diye bir ayrun yapacak olursak, yOnetenler hep belirli dis modelleri kendilerine Olga' olarak alrp oraya yOnelme egiliminde olmu§lardir. Selculdu, Iran ye Osmanli da bu yonelim Arap agirlikh ise, Currihuriyet to model olarak bah ahrunis ye o yOnde bichnlenrneye Dolayisiyla kiiltiir de aluirru§. Bu olay daha Once varolanin yadsmarak, yerine yeninin konmasidir. Benzer

§ey Ye§ilcam'da olmustur. Yesilcam kultur cevreleri tarafindan &slam-4h ye yerine gececek model disandan alinacalch. ye§ilcam'in silinerek, yok edilerek yenne baska bir seyin korunasi gerekiyordu. Sinematek bunun gerceklesmesi icin ktuulrnus ye islerlik kazangerek rnats. Bu nedenle Sinematek, Ye§ilcam Tiirkiye'den gerekse disandan, filmlerle yeni bir sinema killtUril yaratmaya calisrru§tir. Yesilcam'a alternatif olacak sinema kiilturunu yaymak icin filmier Ostermistir. Bunun paralelinde, bir sinema dergisi yayinlayarak, kendilerine model olarak aldiklan filmlerin temsil ettigi sinema bilgisini bu dergi araciligiyla aktarmaya calLIrruslardir. Bu dergide batida cikan yayinlardan ceviriler oluyordu. Dergiler ye Sinematek birbirini tamamlayan lid olayth. Osmanhiardan alinan ye Cumhuriyet ile devam eden, yOneticilerin geni§ kitleyi, hallo, yadsima, kilciik giirme egilimi var. Sinematek'in de halkm begendigi, Yesilcam'i reddetmesinin alhnda bu tiir bir tepki var my& acaba? Sinematek ile birlikte Devlet Giizel Sanatlar kademisi'ndeki Sarni *ekeroglu ye arkadaslanrun kurduklan bir sinema kliibil olayi vardir. Bunlar Sinematek ile paralel olarak ya§amlanni siirdiirmii§lerdir ye zamanla daha da netle§en farkli yaklasimlan temsil etmeye Sinematek sol sOylemli bir sinemayi

50

engin al/0 ile

temsil ederken, Kuliip Sinema 7 sola girmek istemeyenlerin bulundugu bir cizgiye girdi. Zaman icinde bu aynmlar kemildesti. Aralanndald tarhsma hicbir zainan ideolojik boyuta cricmach., ama en azindan kamplasanlarm egilimleri belliydi. Tiirk Film Arsivi de dergi ye kitaplar yayinlayarak yoluna devam etti. Iki olusum stiz konusu olmaya basladi ve bu iki olusum da sinemaya farkli balaslar da getiriyordu. Tiirk Film Arsivi, Sinematek'in tersine, Turk sinemasma, Yesilcam'a daha ttileransh balayordu ye onu dislamak egiiirninde degildi, Turk sinemasmda da bazz oldugunu ye onu anlamaya calismanm gerekliligini one stirUyorlardr. Solda degildi ye Yesilcam'a daha olurnlu bakiyordu. Bunlar Turk Film Arsivi'nin Sinematek ile farkliliguu gtisteren iki belirgin noktadir. Kisisel boyutlarda da siirtilsmeler ohnu§tur. Minya ye sinemaya bakislannda da farkilliklar vardi. Yararli da olmustur. BOylece belli bir hareket ye tartisma ortami dogmustur. 1960'lar ve 70'lerin baslan iiretken bir dOnemdir. Sekeroglu'nun baslattigi olay zamania film arsivine, sonra da bir egitim kunimuna doBu gel4im sirasinda Sinematek'in etkinliliginin damesi ve tersine dtinmiistar. Ornegin dergi faaliyetine uzunca bir re ara var. Bunlarm cogu siyasal yasaidar ye baskilar gibi elde olmayan nedenlerledir. YOnetim degisikligi olmustur ye Sinematek bOylece daha sola kayip, sol sOylernin durumuna gehnistir. Artik Sinematek degil, bir' resit sinema kulubu durumuna inciirgerunistir. TUrk Film Arsivi ile Sinematek'te beslenenlerin sinema anlayislanndaki dOniismeler, gelismeler sonradan kart bazi alumlann da kaynagi olmustur. Once Halk sinemasi, sonra Ulusal sinema ve gi_iniimilzde de Genc sinema diye cilcan olusum Sami *ekeroglu'nun sinema kuliibu cevresinde gelismistir. Genc sinema daha sonra Militan sinema ye giiniimilzde de Genc sinema bir Olcilde Sinematek'in temsilettigi görUslerin icinden gelen veya onun rnirasindan beslenen, bir koldur. Kultip Sinema 7'nin bugiin temsil edildigi karusmda degilim. Eskiler hala var, ama o egilimin izleyicisi olan yeni sinemacilardan bugiin stizetmek mumkun degil. Bunun ya. randa, onlann dile getirdikleri kimi konular, yaklastmlar, bugiin iiretilen filmlerde de var. 0 zamanki kamplasma bugiin stiz konusu degil. Bugiin belli bir bUtiinlesme ya da birbiri icine kayma durumu var. Ben kendime bakhgrmda, gelismemde Sinematek'in rebiliyorum. Yurtdismdan dOniince, Sinematek cevresinde aguhich olarak bulundum. Yani benim sinemamda Sinematek cizgisinden cok sey varchr. Ama ayni zamanda ulusalcilann yaidasunlanndan da izler bulunabilir. tki tarafta birtakim §eyleri kendi gandernlerinin na attildan icin bell bir ayn§ma stiz konusudur. Bugun bu ayn§ma soz konusu degil. Bu aynvna sadece sinemacilar arasmda degil Tilrkiye'nin genel gundeminde de kalmadi.

Sinematek'in paralelinde RCCC (Robert College Cinema Club)'in kisa film yansmalan vardi ye sonra BUSK altinda varhBogazici Universitesi Sinema gtru stirclUrcl. Kisa metraj. olarak orada belli bir etkinlik olu§maya baslarmsti. Uretenlerin cogu Sinematek cevresine yalcm insanlardi. Onlar da Yesilcam'in clismda farkli anlahmlar, sinemalar, dtirtyalar meydana getirmeye calisiyorlarth-Genc sinema biraz da buradan kaynaklaniyor. Birbirinden bagimsiz, daguuk firetim yapan insanlar vardi ve onlan birlestirme cabalan oldu. Dagmik olmaktansa biraraya gelinsin ve pig ohmsun. Ayrica sinema ve ideolojik bir amac da var. Cinkii Genc Sinema dergisinin iceregine baktigimada gerek sinema agsmdan, gerekse siyasal acidan sol radikal bir cizgidedir. BUSK'iin yaptigi yansmalara kahlan kisa filmcilerin biraraya getirilmesi, bir guc olusturulmast ye buradan bir sinema hareketinin gelismesi icin 1968/69 larda bir Genc sinema hareketi baslamish, Tiirkiye'de. Film yapmayan insanlarda vardi. Genc sinema'da zaman icinde bu cila§ noktasmdan farkli bir yere kaydi. Bir ayristirma sOz konusuydu ye bence bu olumsuz bir olaythr. Biz 7. Sanat't cikanrken, aym ekip bizim dergiyle bUttinlesmek yerine ikinci bir dergi cikarttilar. Zaten yazi yazacaidann ve okuyucunun sayisi smirhydr. Yani devamli ayrisan bir egilim gOrtilebiliyordu. Genc sinema hareketi bir Olcilde bu sebepler yiizUnden uzun sure yasayamamishr. Biz 7. Sanaer cikarmaya baslaymca 2 tane dergi daha cilch. Biz battnca onlar da bath. Oysa birlesseydik daha uzun sure yasayabilirdiic Sinematek'in yaps/ kendi icersinde ne derece egitim caliqmast yapabiliyordu ya da oraya gelenlerin kendi aralarmda sinemayla ilgililerinin diizeyleri ve ilgileri neydi ve bunlar ne kadar ideoloji merkezli tartzmalarz yapiyorlardi? Sinematek'teki tarhsmalarda ideolojik boyut o kadar Onde degildi. Ama bir Militan Sinema, Gercek sinema, Devrimci sinema tabii ki tartisillyordu. Merak ettigim bir fey var, o da Toplumsal gergelccilik alamzntn da uygulayictlarz ulusalcilardt. ./ Hepsi iiyledir, Refig, Erksan, Akad, Yilmaz. 0 siralar toplumsal gergekci filmier yaprruslardir. 27 Mayrs'm o gorece liberal, Ozgiirliikcii, baticz havasma uymuslardu. Bir sure sonra gercekcilik, yani o italya'daki yenigercekcilige benzeyen gercekcilik ideolojik icerek de kazanmaya baslamtstu ve o andan itibaren bu yOnetmenler ondan iirkrniisler ye &mils yapriuslardir. Bu dOnitqiin nedeni ticari baprzszzlIk olabilir mi? Sannuyorum. Bunlar kendi ideolojilerinin dogrultusunda yaphiclan fihnlerle ticari basanyi cok yiiksek yakalayamamislardu ama paralelinde ticari filmier de yapmislardu. Refig'in i§ yapan filmleri onun Ulusal Sinema anlayisuu gundeme getiriyordu. Onun ilk filmlerine baktigmuzda, Ornegin "Bir Tiirk'e Goniil Verdim"de, hep dogu-bati celiskisini koymaya calismishr. Demek

engin mica ile
o scalar belli bir Osmanlilik cikmaya ballami§ti. Sinifsal analiz kar§isinda Osmanlerun Ummet, yani analizi fikri dogmaya ba§ladi ye onlar Asya Tipi Uretim Tarzi olayma sahip cikmaya ba§lachlar. Re fig'in bu dOnemdeki filmi "Haremde Diirt Kadin"dir. Ama bunlar bah= kar§isinda OsmanWig' savunurken, Osmanli:mil halk kulturunu giindeme getirmemi§lerdir. Filmleri Folklor anlanundaki ku-sal halk kiiltilriinden uzaktir. ama bizim Anadolu folkloru dedigimiz halk kiiltiiriinii kendi gOril§leri icersine yerle§tirme gabasma girmemi§lerdir. Osmanli kiiltiiriinii olarak de Os manli muzigi, yani alaturka milziktir, koy milzigi degildir. Burtlann yaptiklan 60'lardaki o gercekci balc§in giderek sol bir ideoloji kazanmasi kar§isindaki yol ayruruchr. Bir lasmi sol icerek kazanarak da olsa mini Bir kismi, Ulusal Sinema olarak soldan uzakta farkli bakillar getirrneye cali§rm§tir. Bu farkh yerine §eylerin icinde i§i smtfsal, ekonomik kiiltiirel celi§kiler iistiine koymaya cali§m4lardir. Aslmda kiiltiirel celi§kileri de di§lamak dogru degil, ama salt bununla bir§eyler acildamak da dogru olmuyor. Ye§ilcarn'm devrir ti doldurmasini yaratan veriler neler' dir, bir onlara bakmakta yarar var. Yeqilcam cikmazdaycli ye giderek o cikrnazin sonuna geldi demek kolay y e dogru degil. Oraya da gelmedi iistelik. 0 da stiz konusu degil, olmayacakta. Cfinkii o populer bir sinema olayidir. Bu farkh bir boyutta Televizonda Ornegin. Tabii. Olay Ye§ilgam'irt bitmesi degil, sinema salonlannda olayin bitmesi ve o siirecin bitip farkh bir siirecin ballamasi olaytdir. Sinema olayi butiinuyle degi§mekte, farkh bir yere gitmekte. Gercekten bugun hala bir 61ciide savunulan sinema sadece sinema salonlannda siirdilrecekvarolur onun dqinda varolmaz miyiz yoksa olaya artik farkh yalcla§ma zamaru geldi mi? Sinema artik farkli bir§ey mi? Ozel dapttmi yapdan filmier var. Ornegin Minyeli Abdullah gibi. Yine Livaneli'nin yaptzgt filmier, gelirierini Tiirkiye'den cok Avrupa ye Amerika pazarlartndan elde etti. astelik sinema icersinde yer almayan bir insanzn gen4 olanaklarla bu filmleri yapmasz diisiindiiruciidiit. Bunlar farklt qeyler. Sinemamtz Ozellikle 85'den sonra sinema salonlarzntn dipnda daha cok agirlik kaZandi. 85'lerde bir sure video filmleri iiretilmeye bqlandi ve sinemamiz gelirini Avrupa'da yasayan Tiirk *Bering yiinelik yapilan video film-

51
yilziinden insanlar sokaga cikamaz duruma gehniqlerdi. TV Ozellikle 12 Mart sonrasi devlet politikasi oldu. TV iktidara kim gelirse gelsin hepsinin mine geliyordu. Kendi siyasal iktidarlan bakurundan kitleyi TV ile denetim altma almaya cahltilar. Hepsi TV'nin dike capinda yayginla§masi icin elinden gelen cabayi gOsterdiler ve seyircileri evlerinde, ekran kar§isinda tutmaya Ozen gosterdiler. Sokaga cikmanin tehlikeli olmasi da bunlara eklenince insanlar salonlara gitmemeye ba§ladllar ve Ye§ilcam da kendini kurtarmak adma ayni yola vurdu. *iddet, seks icerekli filmier yapilmaya ba§landi ve bunlar ailelerin temelli salonlardan kopmasma yol acti. Ye§ilcam'i vareden seyirci salonlardan uzakla§ti. BOylece Ye§ilcam'i vareden taban kalmadi. 0 scalar Almanya olaymdan yola cikilarak, evlere video pazarlandi. Pazarlandiguldan itibaren de videoda gOsterilecik film sorunu ortaya cikti. Yelilcam seyircisi madem sinema salonlanna gelmiyor o seyirciye evde film pazarlanz dendi ye evde kalan o seyirciye video kanah ile film tiretilmeye giri. ildi. Dolayisiyla salon illetmecileri tarafindan finanse edilen Yqilcam sinemast bir dOnem video dagitun i§letmeleri tarafindan finanse edildi. Kanal sayisi cogahp kanallar film gOstermeye ba§layinca video olayi da bitti ye o alanda Ye§ilcam'i finanse eden taban da yok oldu. Salon ve video gosterisi yok oldu ama seyircisi hala var. Seyircisi TV kar4ismda. o salon ye video i§letmesinin yerini TV'nin almasi beklenirdi, ama orada da §u oldu: TV ye piyasa birbirini ch§ladi, yani TV'ciler biz sinema yaprniyoruz dediler, zaten onlarm bircogu Ye§ilcam'a kiiciimseyerek bakan insanlardi. Madem o batak kuruyor, onlan TV'ye getirip ymatmayalim gibi bir tavir aim& Biz TV yapiyoruz, sinema farkh §eydir, TV farkli §eydir den di. Sinemacilar da ayni lekilde biz sinemaciyiz TV'ci degiliz deyip kendilerini di§a koydular. Bir di.lanma oldu, oysa seyirci TV kar§isindaydi. Piyasa zaman zaman bastirdi, ama TV kapilanni acmadi onlara. TV'nin ba§langic dOnemlerinde en azmdan Ornegin, Refig, Feyzi Tuna, Erksan gibi isimlere actigi Olcilde, Ye§ilcam tarzi film yapmayi silnidiirenlere acmadi. Ama bu saydigim isimlerde Ye§ilcam d4i film yapmaya §an y e fusat buldukca da onun yapan insanlardi. TV filmlere kapilanni acti ama Yelilcam tarYe§ilgarn zi filmier iiretmek isteyenlere acmadi. AslInda TV'nin /capital-1m actigz insanlar, Yesilgam ile dip arasinda ince bir ayrimda olan insanlardi. Ama TV bun radikal ctkig yapmak isteyenlere bOyle bir larin prim higbir zaman tantrnadt. Ama onlara da Ye§ilcam da yapamadiklan tarzlari yapmalan icin acti kapiyi. Onlar da TV gelince o tarz §eyler yaptilar. TV, Yelilcam tarzi filmlere ballarda kapilarmi acmadi ama §findilerde bu kapi aralanmaya ba§landi.

lerinden kazanma ya baPadt. Eskiden kalma yiinetmenler, diziler celcmeye bapadtlar. Ama bu nereden kaynaklaniyor? Bunlar sinernarurt kendi is dinamiklerinden mi kaynaklaniyor? Degil. TV'nin cikmasi turn diinyada oldugu gibi insanlann evde daha kolay film seyretme yolunu acti. BOylece salonlardan insanlar cekildi, kactrulmaz olarak. Ayni zamanda Tiirkiye'de 70'ler yalaruyordu. TV olmasa da terOr

52

engin mica ile sdyleqi
veya kilciik ekrani suclar duruma sokmasm bizi. Ozde§degil bunlar. Yani sinema, sinema i§letmesiyle Ozde§ degil; TV, TV i§letmesiyle Ozde§ degil. Sen bir kanal i§let, idealindeki yayini yap, o zaman farkm cikar ortaya. Show TV ile senin kanalin arasmda bir fark varsa, o fark i§letme farkhligindan kaynaklamyor, kilcilk ekran farkmdan degil. i§in ozii ekrana yansiyan Yani yaraticida, yapanda. Bu tip kan§lidiklar oluyor, bunu da ayirarak olaya bakmakta yarar var. TV'lerin son dOnemde yaptzklan filmlere baktzgtmzz zaman... TV'ler demeyin, TV i§letmecileri deyin. Biz o mekanizmayi elinde tutan insanlar olarak bakiyoruz olaya... Salonda mi seyredilsin, evde mi seyredilsin? Bununla seyretme yerlerini elinde tutan insanlan kan§tirmayalun. 0 bakundan evdeki kiiciik ekranda tek ba§ina film seyretme ile salonda cok kalabalik insanla film seyretme tabilyiik sabii ki ayni §ey degil. Ama sinema cok londa seyredilir, bunun di§inda sinema olgu olarak sitarti§acak miyiz, bOyle nemahguu kaybeder ileri siirebilecek miyiz, siirmeyecek miyiz? bir Bunu ileri siirmayoruz. Ama bugiin TV gletmecileri yiinetmenlerle kendi yayzn politikalarzna gore anlaprken onlarzn hareket alanlarinz da biiyiik Olgiide belirlemiyorlar mi? Belirliyorlar. Ama di§ancla sinemayi yaphran da ayni belirleme gilciine sahip. Sen, demin dedim, farkli bir ye "tam= Ozgiirsiinilz, kanalun size agile kanal de. TV'lerin yang politikalarz ye olumsuz etkileri var anlamznda degil. Fakat TV'lerin biiyiik kitleye hitap ederken, ydnetmenleri de cok serbest biraktiguu soyleyemeyiz. Birakmaz. Ozel TV'lerin gelmesiyle Ozellikle ticaret One Paramn kaynagini da alinacak reklamlar yor. Alinacak reklamlar olunca reklamlan veren firmalann politikalari kagnilmaz olarak olaym icine giriyor ye bunlann siyasal, ideolojik yapilan da giindeme gelmeye ba§hyor. Ortulu olarak. Aslinda cok da Ortiik degil. Para kazarunak One glunca geni§ seyirciyi hedef aLmak gerekiyor. Geni§ seyirciyi hedef aldiktan sonra kitle kitle hiketimine stinilecek tarz iirunler Oncelik almaya ba§hyor ye buna uygun talep geliyor. Ciinkil adam ne kadar cok seyirciye gidiyorsa o kadar cok reldam alacak. Bu anlamda baktiginda, sahlmayan male vitrine koyup neden iflas ettirsin ki.

Yqilgarn seyircisinde azalma alma& mz bu siirede? Azalma olrnadt, cogalma oldu.Bugiinkil seyirci, TV oncesi Ye§ilcam seyircisinden farkh bir konumdadir artik. Tiirkiye'de lOyle bir durum da vardir - tabii bunlar benim saptamalanm ve ya§adiklanm. Eskiden Turk filmi gosteren sinemalar ve yabanci film gOsteren sinemalar diye bir ayirun vardi. Bu aynm seyirciler icin de gegerli. Ikisini de seyredenler vardi ama iki blok kemikle§mi§ti. Yani yilda 30 tane yabanci film goren 1-2 tane de Turk filmi giiniyordu ya da tam tersi. TV ile birlikte bu iki kilme birbirlerine yakla§h. Ciinkil TV'nin kar§isma oturunca Turk filmi seyircileri yabanci film de gormeye ba§laddar. Ayni §ekilde tam tersi de oldu. BOyleci birbirlerinin dilini Ogrendiler, birbirlerine kar§i tOleranslan arth. Aynca TV farklidir. Sinemarun sadece konulu film iininlerini seyirciye gOtiirmedi, belgesel filmleri tamth. Dolayisiyla seyirci farkh sinema dilini de yadirgamaz oldu. Ama seyirci evden giktzgznda durum deggiyor. Farketmez ama, di§anya da farkli §eyler igin Cikmasa da en azmdan TV'de seyrediyor arbk, belgeseli, acikoturumu, haber filmini seyrediyor. Dolayisiyla onun sinemayi gorme dill, kulturu ge§itlendi. Bu cok olumlu bir§ey. Yani bugiin Ye§ilcam seyircisi egilimlerinden sapzru§ degil, ama cok daha tiileransh, cok daha perspektifli, bircok Oriine acik bir seyirci oldu. Salonlarm belirledigi ye varettigi sinema sadece 90 dakika standartuun biraz asagisi, biraz yukanstyla suurlartmi§, oyunculu, hikaye anlatan filmlerdir diyerek, sinemayi tek ba§ina buna indirgemek dogru mu? Bunu siirdiirmeye cali§an bir sinema i.letmesini savunmak ne derece dogru- TV o zarnan sinernarun biltiin ne olanak saglayarak ye biitiin barlerini kitleye gtitarerek sinemaya ozgiinluk mu kazandirdi? Evet. Belgesel, agzkoturum gibi geleneksel anlaygtan farkh .bir yapip seyirciye tanittz, ama... Sadece taru§tirmak degil, iiretimlerine de katkida bulundu, salon illetmecisi bu turleri di§layip hep marjinal konumda tutarken, bunlar asal duruma TV sayesinde kavu§tular. Zaten bunlar sinemanut icindeydiler, yabanci unsurlar degildi. Sinemanuu akrabalariydilar. Di§lannu§ iivey evlat muamelesi gorurken, TV sayesinde uvey degil asal olma statiisunii kazandilar. TV'lerin genel yayzn politikalart da bugiin bir Olgiide sizin demin belirttiginiz qekilde, Yqiigam'in uzerinde hareket ettigi nesnelligin ya da biz nedenlere baglz olmast ve kendi sinzrhlzklarzni bir dictide iizerine bastiklaritopraktan almasi gibi bir eyler de var. Bakin §intdi burada §unurt altuu ciziyorum. Olaya ekran buyuk ekran diye bakmamiz gerekiyor ashnda, seyirci nerede? Sinema i§letmecisi ile TV i§letmecisinin politikasini i§in Ozilyle, yani sinemamni kendisi ile kari§tirmayalim. hletmenin yalm§ politikasi buyuk

Tarkiye'de Misir Filmleri
LEVENT CANTEK

iirkiye'de 1938-1950 yillart araI stnda gOsterime giren Miser filmleri melodramatik ozellikleri ye milzik agirliklt bicimleri nedeniyle buyuk bit ilgi gOrmiistidr. Bu ilginin nedenleri o clOnem Arap-Fars etkisinde oldugu dUsUnillerek Onceleri yasaklanan sonra radyolarda smith olarak kullantlan - y e resmi kurumlardan tamamen uzaklasurtlan- Turk milzigiyle iliskilendirilmektedir. Filrnlerde kullanilan mtizigin yasaklanan/dislanan ya da stntrlanan Turk midzigiyle ayni paydadan ciktigi didsidnillmektedir. Tespitin dogrulugu, o clOnem iktidannin Miser filmlertyle ilgili yapttrtmlartyla stnanabilir. Miser filmlerinin Arapca sOzlid sarktlarla gOsterimi yasaklantrustir. Bu zorlama, beklenenin aksine filmlere olan ilginin artmasma neden olmustur, cunku bu defa Turkce soz yazimma bu stizlerle yeniden bestelenen -ya da yeniden bicimlendirilen- sarktlar ise

clOnemin Onemli sanatctlart, yorumculart taraftndan seslendirilmistir. BOylelikle bu yasak, filmlere olan giyi at-tut-chg. ,. gibi, Dogu imiizigini ye dogal olarak Osmanli'yi cagnsuran sunum y e usullere taktrulan resmi gOrii§Lin kit-limas ma neden olmustur. Bir baska deyisle, Mtsir filmleri sinernaya tagii ozelliklerinden cok Turk rnilzigine yOnelik bir talebi karstlamtsur. Muzik ye eglence sektOrUndeki yapisal degisimleri halandtran bu gelisme, bir cok yorumcu y e besteci icin bir catTnralant da Yaratintstir. Filmlerin melodramatik ozellikleri ye sarkilt icerikleri, yerli filmleri de benzer bit anlatisal yapt icerisinde uretilmeye zorlamts, bu gelisme 1950'li yillara dogru Miser filmleri ithalini gereksizlestirmistir. Turk sinemastnda film iiretiminin artmast kadar Amerikan-Hollywood nin ithaline dayalt pazar buyuinesi de M tstr filmleri dOneminin bitmesine bir neden olarak sayilabilir.
Misir Filmleri y e Miizik

(*) Yazar, bir baska yazismda yalnizca bestecileri • demeyi yegleyecektir. Haft Burhan ye Sadettin Kaynak gibi mazisyenler sebebiyle bu deaiSikliai yapbei dasOnOlebilir. ate yandan bu merkez-geyre gerilimini belirginlestirmesi icin tercih edildigi de akla gelmiyor dealt. Tarih y e Toplum / ARALIK 2000 / SAYI 204

Tidrkiye'de Miser filmleri ile ilgili tarnsma ye incelemeler, biri midzik digeri sinema merkezli iki kaynagt tercel alarak olusturulmustur. llki,

Ytlmaz Oztuna'ntn Turk Musikisi Artsiklopedisedir. lkincisi, cesitli yam ye kitap caltsmalanyla Turk sinema tarihinin cercevesini cizen Nijat OzOn'dUr. Her iki yazann Miser filmleriy le ilgili betimleyici yaklastrnlart ye yorumlart, konuyla ilgili hernen her turlu arasurma ye inceleme icin kacmilmaz bir basvuru noktast olarak gorulmektedir. Bu kaynaklartn neredeyse istisnastz olarak sorgulanrnakstzin kabuki, inceleme alanlartrun derinligine karstn konularmna olan hakimiyetterinin bir Ya da boylesi bir sorgu, kaynaklan kullanan incelemeler icin tali bir mesele oldugu Her ne olursa olsun, Miser filmleriyle ilgili olusturulan cerceve yanks, eksik ya da abarult ye daha da Onemlie si hir tartistlmadan kabul Oren Ozellikleriunsurlar icermektedir. Nijat Ozon, Mtstr filmlerini seymetnektedir; "Turk hallo olarak bu filmleri begenmemizin ardulda Do- . gulu toplumlara Ozgii ezikligimiz ye yartnlartn ne getireceginden emin olamayistnuz ye rastlantiya olan dusktinli.igUrntiz yatar" demektedir (Akt. Ktrel, 1995: 62). Mtstr filmlerinin muzikal ye melodramatik agirligtn351 • 31

TOrkiye'de Misir Filmier' dan yola cikarak belirtilen bu anlaytZiya GOkalp'in Dogu milzigi yorumlanyla benzestigini hattrlatabiliZiya GOkalp'in mtizik felsefesini actklayan bolumler, Esaslari'nda Boyle gecmektedir: "Bugun biz, tic ti_ir muzikle karst karstyaytz.,. Bunlardan hangisi bizimki? Dogu milzigi hastalikli bir mtizik ve rasyonel Halk mtiziki, bizim sunmakta. Batt muzigi, medeniyetimizin muzigi. Bu ytizden, hicbiri bize yabanct olmamalt. Bizim dogal muzigimiz bOylece, halk Batt mtiziginin birlesirninden dogacakttr" (GOkalp, 1987: 127; Stokes, 1998: 61). GOkalp'in Dogu mtizigi hakkindaki saptamast basta Atatfirk olmak tizere clOnemin Onemli isimlerince paylastlan bir gOrtistUr. Ataturk, Dogu milziginin Ttirk'tin gok miinkesif ruh ve hissini tatmine kafi gelmedigini säyleyecektir (Pagact, 1999: 22). Ozon, Mistr filmlerini Dogu'ya Ozgti Ozelliklerle anlamlanchrdigt kadar, "kOtti sinema Ornegi" ve giderek Yesilgam sinemast olarak adlanchnlan yerli filmlerle Ozdeslestirecektir. Oztuna ise filmlere yalnizca Turk musikisi tarttsmalart igerisinde bakarken, Oncelikle filmlerin degistirilen muzikal igerikleriyle ilgilenmektedir. OzOn'tin aksine filmlere daha olumlu yaklasmaktadtr. En azindan filmlerin Ovgilye defier yanlartndan bahsetmektedir. Ote yandan filmlerde kullantlan sarktlardaki vokal yeteneklerin fazla one gtkarttlmasmdan, enstrilman kullanteundaki zaafiyetlerden deikayet etmektedir (Stokes, 1998: 144). lidir. II. Dtinya Sa,„„, 'twin 111t14:11111111; vast sebebiyle, AvT 77i RU rupa yoluyla film it4r_ABBASFAikiS hali imkanstzlasa4- zinc! Ft1iSTE-14 cakttr. Ozon, savas dOneminde Ttirkiye'deki yabanct sinernalann durumunda btlytik bir degisim oldugunu belirtir. Savastan Once Avrupa ile Amerika sinemalan asagt yukan ayni 61cillerde temsil edilirken, savas bu °rant degistirin Frantz filmleri beyazperdeden kaybolur, xuatisuifil':4b,ct te‘! .bir ;::; rak-A.:„, cabastru dokiiman: ' tere yOnelten Ingiltere'den hikayeli Hayat Firtinast filminin film gelmemektedir. Savasla birlikte propagandaya agirlik veren Alman ve bu film haklunda sunlart yazacaknr: Sovyet filmleri ise, tarafstz Turkiye "Film, Sehzadebast'nda gOsterildigi vakir, sinemarun camlan ktrillyor, igin "fazla nazik" bir durum yarattigindan perdeye smith olarak ulascaddedeki trafik duruyordu. I:11c yd.dan beri yeni bir yerli film gärmemis maktadtr. Geriye kalan Amerikan sinemast igin Avrupa yolundan Turkiolan seyirciler, fesli-entarili ye'ye girebilme imkant da kapanmisyer aldtgt tantnmts Arap sarluctlarin ttr 1962: 116). Amerikan sioynachgt, tutum bakuntndan "tiyatnemast, endustriyel anlamda buyuk roculann" (kastedilen Muhsin Ertukbir gelisme gOsteren ve Ortadogu'da rul'dtir) fihnlerinden hir baskaligi ole belirgin bir hakimiyet kuran Mistr simayan bu ve bunun gibi filmleri el nemast aractliktyla Turkiye'ye girebiUsttinde tutuyorlardt" (1962: 117). lecektir. OzOn, film ithalindeki bu Bu film Turkiye'ye Mistr filmleri akizorunlu dekisimin bir baska sonucunint baslatacakttr. OzOn'tin film haknu daha belirler: Savas yilztinden kmda yazdtklan tic actdan degerlenMistr yoluyla Turkiye'yi bulan Amedirilebilir. Ilki, filmin gordugu ilgiyle rikan filmleri yalniz gelmedi, yant st"sinernanin camlartrun ra, bizim igin yeni olan bir sinematrafigin durmast" tantmlamast vardir run, Mtstr sinemastrun tirtinlerini de ki, sonralan poptiler olan her film getirdi (1962: 117). icin kullantlacakttr. Bu yargtrun arkaplant filmlerin sinematografik yeMiser Filmlerine tersizligine karstn halktan gOrdtigti GOsterilen Ilgi ilgidir. Ornegin Agah Ozgtic'e gore, Ttirkiye'de gOsterime giren ilk MtMtstr sinemastyla Ozdeslestirilerek sir filmi olan Askm GOzycislan, seyiranlatilan Vedat Orfi Bengti'Min cinin buyuk ilgisiyle karstlastr. OzOn, filmleri, melodram sinemasmin en
Tarih y e Toplum / ARALIK 2000 / SAYI 204

Filmlerinin Ttirkiye'ye Giri§i
Mistr Ozon ve Ozduna'nm Mtstr filmleriyle ilgili anlattm ve yaklastmlan, onlart izleyen arasurmactlarla bir arada sOyle Ozetlenebilin Mtstr filmlerinin Turkiye'ye donemin olaganustu kosullanyla ilgi-

32 • 352

Tarkiye'de Misir Filmleri

ligt olmayan-boyle bir baskalik olmastna zaten yoktu. CiinkU Misir sinemast da Turkiye'den giden - bir Turk tiyatrocusu olan Vedat Orfi Bengu taraftndan, onun attigt temeller tizerine kurulmustu. Misir filmleri, malzeme ve teknik actsmdan o vakitki • yerli filmlerden hig olmazsa bir parmak der ideydi. Bundan Misir filmleri do tiyatrocularin ko tu etkisini arm-di, seyircinin de sinemamin da begenisiLeyla ile Selma fi/minin afi§i. nin bozulmastnda biiyiik rol oynadt" duzeysiz ve ilkel Ornekleri ol(1968: 21). OzOn bu ortamda yenilik masina karstn Anadolu sinemalartnyapmak isteyenlerin ko§ullarinda yeda is yaprms, kapilar lurilmi§ur tersiz oldugunu dUsiinmektedir. (2000: 97). Ozan, tic yildan beri yeryenilikgilerin, karstsma gikuklart li film seyretmemi§ seyircinin filme seyirci de tiyatrocularm ve Misir siduyduklari ilginin nedenlerini agtknemasinin iiriintenne alt§mt§ olan lamamakla birlikte ipuglan da vergeri bir seyirci toplulugudur (1962: -mektedir. Oyuncular tinki Arap sar- ,Ise; 1968: 22). • a ktctlanchr ve fesli-entarili kisiler yeir"Akin GOzymlari alrnaktadtr filmde. Seyircinin kendi Arkin GOzyaslart gergekten gegmisiyle ve midzigiyle filmi ili§kibir ilgi gOrmil§tiir. OzOn'iin klasikle§lendirdigine dair bir ima varchr. mi§ tantmlamast olan "kapilart, camMisir filmlerini mevcut Ian indiren" film olduguna dair bir yerli film uretim bigimlerinden ve baska emare o gUnlerde yaytmlanan anlattsal azelliklerinden ayirmadan bir gazete ilaninda da bulunabilir: tanimlamaktadtr ki, onlara getirdigi "Fauna, soguk, yagmura, gamura her tiirlii elestiriyi Misir filmleri igin ragmen Arkin Guzyaslart -Dike de kullanacakttr. Ozan Boyle demekArabga sarkilt filmini Istanbul'un tedir: "1938-1944 ytllari arastnda dart bucagtndan sinemamtza.akm eyurdumuzda gevrilen yerli filmlerin den sayin halkt vast salonlan istiaba saytst, aynt donemde Turkiye'ye gekafi gelmiyor. Kadtkaylfiler, Uskulen Misir filmlerinin saytstna e§itti. darlilar, Bogazigililer, Be§iktashlar ve Mtstr filmlerinin gerek seyirciler, geistanbul'un her semtinin halki Akin rekse sinemactlar uzerindeki etkisi Gazya§larent seyretmek igin kosuyor. Anlayi§ baktmindan tiyatAnadolu §ehirleri bu filmi sinemalarocularin filmlerinden zerrece baskaTarih y e Toplum / ARALIK 2000 / SAYI 204

nnda gegirmek igin stra bekliyor" (Son Posta, 1.1.1939). Bir ba§ka ilanda "Taksim sinemasinda 4 haftada 120.000, Azak ile sinemamada (Ferah) 2'§er haftadan 4 haftada 150.000 ki§inin seyrettigi Akin GOzyas/art" denecektir (Sort Posta, 4.1.1939). Bu arada filmin Taksim sinemasinda '6 ay gasterimde kalchgt yanh§tir (Ktrel, 1995:61). 0 donem sinemalann yeni film sezonuna kastrn aytnda girdikleri chi§tinUliirse, Sehzadeba§t Ferah sinemasinda 0cak 1939 ba§indaki ilanlartnda 9. ve son hafta ibaresi gegmektedir. Film daha sonra Izmir ye Ankara basta olmak there ulke pazarinda dolasmistir.. Ornegin Ankara'da Sus sinemasinda 1939'da oynar, yillar sonra yazlik sinemalarda gosterimleri de olacaktir.

Misir Filmleri Tiirkiye Pazarinda
Filmin kazanchgt basart yaptractlart Misir'a yonlendirir. 1pek dt§inda (Ozan, 1962: 117) Lale Film de, Mistedan film ithaline baslayacaktir. Lale Film ilk kez ne zaman bu galt§maya baslarntstir, belirsizdir. Ancak Sabahat Filmer'in yazdiklanndan gtkarttlabilir; satin alchklan "Hurmalar Altmda" filmi TUrkiye'de 1943 yilinda gasterilmistir (Akcura, 1995: 44). Misir filmleri piyasanin en gok is yapan filmleri olarak on yilt askin bir sure, yaptmcdart Mistea yaneltecektir. Sava§tan sonra yeni kurulan birgok dagitunct firma ve yaptmevi bu yoldan kazang elde etmeye galt§acakur. Tiirkiye'de kag tane Mtstr filmi gasterildigine dair geliskili rakamlar varchr. Ornegin Ozan, 1938-1944 yillan arastnda 16 Mtstr filmi gosterildigini belirterek bu filmleri orijinal isim ve yonetmenleriyle birlikte liste halinde verir (1962: 117). Oztuna ise 1938-1948 arasindaki on yillik clanemde 130 Misir filmi gasterildigini yazacaktir (1969: 341; 1987: 50). Tekelioglu,

353 • 33

TOrkiye'de Misir Filmleri bu rakarru "yaklasik 150" olarak degistireCektir (1995: 171). Oztuna'run eserlerini kaynak olarak kullanan Tekelioglu'nu bir yana btrakirsak, her iki rakarrun kaynaklan agaclanmamtsur. Ithalatgt firmalardan elde edilebilecek filmlerin isim ve saytlart bash bastna bir arasurma konusu olabilir. Bizim tespitlerimize gore 1944 yilinda Mistr filrnleri en yiiksek rakamtna gtkar, sonra bir diisiis gOsterse de 1947 ve 1948 yillannda, 1944 rakarrilartna yeniden ula§tr. Bir baska ifadeyle azalma ve sonradan kesilme yoktur. Hatta 1945-1949 yillart arast gOsterime gtkan Mtstr filmleri saytst, 1938-1944 arastnda gOsterime gikan Mtstr filinleri saytsmdan fazladtr. Bir baska nokta olarak, Oztuna'yt kaynak alarak la tekrarlanan -bu arada OzOn'Un hig deginmedigi- bir baska yanh§tan dilebilir. Oztuna, 1948 yilinda Mistr filmlerinin ithalinin ve Mistr film milziklerinin galinmastrun Matbuat Umum Maltirliigil'nce yasaklandigint iddia eder (Ozbek, 1991: 341; Tekelioglu, 1995: 171; Stokes, 1998; 140; Tekelioglu, 1999: 150). Boyle bir yasak oldugunu da§tinmi.iyoruz. Ornetin 1949 yilinda Ankara sinemalannda gOsterilen 8 Mistr filmi varchr, kalch ki 1948-1949 sezonunun agths filmleri, bir baska deyisle kastm aytnda gOsterime girip, 1949 yilinda yazlik sinemalarda tekrarlanan filmier bu listeye dahil edilmemi§tir. OzOn'un bu tur bir yasaklamadan sOz etmemesinin nedeni de budur. Bize gore, Mtstr filmlerinin azalmastndaki tek neden Turk sinemastyla ilgili "korumact" devlet mudahalesidir. 1 Temmuz 1948 tarih ve 5237 sayth Belediye Gelirleri Kanunu, yabanct filmier igin gayrisafi hasdatin %70'ine, yerli filmlerdeyse ancak %25'ine kadar eglence resmi alit-mastnt OngOrrnektedir. BOylelikle belediyeler, sagladtklan gelirin baytik bir ktsmint yerli sinemactlara birakacaklardir (OzOn, 1995a: 335). Bu ch.izenlemenin getirisi zaman igerisinde anlastlacakur. 1948'den Onceki on Oda gevrilen yerli film saytst 37 iken, 1948'den sonraki on Oda yet-1i film toplamt 411'e yUkselecektir (OzOn, 1995a: 336). Yerli sinemarun Mistr sinemastnt piyasadan uzaklasunnast yalruzca altyaptsal nedenlerle de agtklanrnamaltchr. DOnemin sinemactlan amsinda bu nirden bir talebin oldugu anlastImaktadtr. YOnetmen Faruk Genre, 1944 ythnda Perde Sahne dergisinde "Arapga Filmier Turk Halkinm Zevkini Bozuyor" baslikh bir yazt yazacakur (Scognornillo, 1998: 112). Kerime Nadir, 1946 yilinda, Seven Ne Yapmaz romans igin kendisiyle giirti§meye gelen Atlas Film' in yaptmctlanyla arulartru §Oyle aktarmaktadtr.: "0 zamanlar Turk filmciligi yeni bir ktpirdanma iginde idi. Hatta bir gok firma, Arap filmleri furyastndan kurtarmak igin bayiik atthmlara hazirlantyordu (1981:101). Bir baska isirn, 1950% ytl ve "kaptlartlann camlart indiren" hastlat filmlerinin iinlii yOnetmeni Muharrem Gurses'tir ki ismi ve film anlatim bigimi Mistr sinemastrun bir uzanust olarak gOrUlecektir. airses, kendisiyle yaptlan bir roportajda Mtstr filmleriyle iliskisini anlatacakttr: "Bir donem Turkiye'yi Arap filmleri istila etmisti. Bir gun butun produktorleri topladtm ye 'biz Arap filmlerini buraya sokmayacagtz' dedim. Kararhydim, `melodram tarztnda oyle eserler yazacagtm ki en iyisi olacak' dedim ve yapum. Ve Arap filmleri hakimiyetini ytkuk (..) Asian GOzya§lan'nt izledigim zaman 21-22 yaslanndaydtm. Filmi izlerken higktra higktra agladtm. Ve hep 'bu filmi biz nasal yapanz?' diye dusundum. 0 stratar higbir Turk filmi "Askm Gazya,51an" kadar tutmuyordu. Ben yapinca cevremdekiler, "Aaa Muharrrem Arap filmlerini taklit ediyor diye beni tenkit ettiler. Ben o filmleri taklit etsem, o filmlerin ash gelir benimkiler is yapmazdt. Demek ki onun UstUne g &um ki, dtsandan getirmediler o filmleri (Karel, 1995: 62).

1938.-49 Yillarinda Gästerime Giren Misir Filmleri
Biz bu galt§rna cercevesinde 19381949 yillart arastnda gazeteleri inceleyerek itisterime giren Mtstr filmlerinin bir listesini gtkartmaya galt§tik. Bu kOnuda iki smith alanitniz vardt. Ilki, bu listeyi Ankara sinemalannt izleyerek gergeklestirdik. Cogunlukla Istanbul uzerinden dattulan kimi filmlerin Ankara'da gOsterime cdanadoni da§iinmilyor degiliz. Ikincisi, cok stmrlt okmakla birlikte kimi filmlerin ilanlannda ne ureticilerin ve oyunculannin ne de sarkilann isminin gegmemesi de listemizi strurlad L. Ancak yine de Oztuna'ntn rakamtrun abarult oldugunu clUstinUyoruz. Sadettin Kaynak'm 85 Mistr filminin muziklerinin uyarlamastru yaptigt savant da abartth buluyoruz. Bizim tespit ettigimiz rakam 84'ntr ve bunun gegmeyecegini de cisantiyoruz. 0zOn'iln 1938 - 1944 yillart arastnda 16 Mistr filmi gOsterildigini iddia etmesi de yanItsur. Yalnizca 1944 ythnda 15 film gosterilmistir. Gergi OzOn, bu konuda kesin konusmadttint belirten bir paragraf yazacaktin "Savastan sonra Mistr filmleri once azaltru§, sonra tarnamtyla kesilmi§ olmakla birlikte, din duygulanni sotnuren birkag Mtstr filmi, -Ellilt yillarda- Istanbul sinemalanndan Anadolu sinemalartna kadar yaygtn bir sOrnUrme alant buldu" (1962: 149). OzOn, Mtstr filmlerinin bir donem kaybolduktan sonra ilkinden farklt olarak baska birbigimde giktigmt behrtiyor. Konumuzun disinda oldutu igin biz yalruzca ilk soylenenlerle iigileniyoruz.

Misir Filmlerine Getirilen Yasaklar
Gurses'in Mistr filmlerine karst ge'11§tirilen isbirligi hakktndaki iddialanigeren filmna, OzOn, lerin ithaliyle' ilgili bir yanstncia detiTarih ye Toplum / ARALIK 2000 / SAYI 204

34 • 354

Tiirkiye'de Misir Filmleri necektir: "Yerli filmierle rekabet etmesin diye Arap sinemasmin Obiir filmlerine (kastedilen melodramlardir) kaptyt stmstkt kapatansinemacttar, izleyiciyi sOmiirmek icin clOrt elle AEap dini filmlerine sartidtlar (1995b: 231). 2N/liar filmleri donemi Oztuna'run belirttigi gibi bir yasakiamayla degil, korumaci yasalarin yarcluntyla artari yerli sinemantn uretimleriyle bitrni§tir demek daha dogru olacaktir. Mtstr filmleriyle ilgili galt§malarda bir ba§ka yasaktan da st5z edilir. Filmlerin Arapga sozlu §arktiarla gOsteri. minin yasaklanmast, daha cok musiki tarti§malart icinde degeriendirilmektedir. Ozbek, Akin Gtizya§lan filminin cok ragbet gOrmesi iizerine, Basin-Yaym Genel Misir filmlerinin rniiziklerinin Arapga sOylenmes in in yasakland In t belirt iyor. Ona gore 1938 ytlinda yapilan bu yasaklama, film musikisi adaptasyonu sanayinin dogmastna neden olmu§tur. Bu filmlerin muzikleri bazen Tiirkge sozlerle aynen alinarak bazen de esinlenme yoluyla yeni bestelerle piyasaya siiraimektedir (1991: 154). Tekelioglu, bu geli§menin ciOnemi,n, 'tekke kOkenli ye i§siz bestecileri" icin yeni bir i§ alani dogdugunu belirtecektir (1999: 150). Ozbek ve Tekelioglu'nun aksine Stokes, yasaklarna tarihini bir on ytl ileriye gOnirecektin "1948'de hem Ttirkiye'ye film ithali hem de Arapga olan Misir film maziklerinin gaimmast, Matbuat Umum Miidiirliigu tarafindan yasaklandt. Bunun sonucunda Turkiye'de Mistr filmlerini Turkce'ye gevirip taklit eden ikinci bir ndiistri olu§tu" (1998: 140). Yasaklamayla ilgili iiciincii tarih Ktrel taraftndan verilir: "1942 ytlinda Misir filmlerinin, Arap etkisindeki Adana, Mersin gibi illerde Turk diline olumsuz etkide bulundugu gerekgesiyle sadece Thrkge dublajla oynattimasina izin verilir (1995:61). Bu uc tarihten 1948 ile belirtmi§tik. 1942
Tarih y e Toilum / ARALIK 2000 / SAYI 204

yilt ise bir ba§ka gall§mayla dogrulanmaktacitr. CHP Genel Sekreterligi. nin, igi§leri Bakanitgena yolladigt 10.2.1942 gi.in 8/44280 saytit yazisi Ktrel'in -belirtmeden- kullandigi kaynaktir. Tikve§'in daha Once yayirniadtgi bu belgeye Ore CHP Genel Sekreterligi "Arap diliyle gevrilmi§ filmlerin Adana ve Mersin'cle fazla ragbet gOrdiigiinil ve bunun Turk diline kar§t sevgiyi baltaladigt gerekgesiyle bu filmlerin Igi§leri BakanItgenca yasakianmasteit istemektedir. igi§leri Bakanhgi, o zamanin tek partisi olan CHP'nin bu gära§iinU Istanbul Kontrol Komisyonu'na bildire•ek "Arap diliyle gevrilmi§ filmlerin" ban illerde gästerilmesinin dogru olmayacagint belirtmi§tir (Tikve§, 1968: 97). Bahsi gegen Istanbul Kontrol Komisyonu, sava§ Oncesi endirier nedeniyle kurulmu§tur. Temel amact yerli ve yabanct filmleri denetleyebilmektir. Komisyonia ilgili haberler, asti olarak yabanci filmiere yOnelik bir endi§e ta§indigint Ostermektedir. Kontrol esnasinda komisyon azastndan ve zabita mensuplanndan ba§ka kimse bulunamayacaktir. Askerligi alakadar eden kontroliinde Genelkurmay'dan, ve sthhat vekaletlerini alakadar eden filmierde bu vekatetlerden birer delege komisyona i§tirak edecektir. Herhangi bir irk veya milleti tezyif eden, dost devlet ve milletlerin hissini rencide eden, din propagandast yapan, milli rejime aykin olan siyasi, iktisadi ve igtimai ideoloj i propagandast yapan (...) memieketin inzibat ve emniyeti bakimtndan zararlt olan, curum.islemiye tahrik eden, icinde TUrkiye aleyhinde propaganda vasitast olacak sahneler bulunan filmlerin yurdumuzda gOsterilmesine izin verilmeyecektir" (Ulus, 1.8.1939). Film Kontrol Komisyonu, 1939-1940 sinema sezonundan itibaren gah§malanna ba§layacakur. Bu cercevede bir yasaklama tarihi olarak

1939 daha uygun gOzi.ikmektedir. A-sktn Gäzya§larerun ilk gosterime cikt§ tarihi diisuniilerek tercih edilen 1938, mantiken de yanit§lanabilir. Film sezonunun ytl sonunda agilmast, filmin gästeriminde herhangi bir kesinti olmamast Mtsir filmleriyle ilgili bir yasaklamanin en azindan A§lan Gazyallan filminden kaynakianmacitAyrica dänemin gint parti yaytnt olan Ulus'ta filmier hakkinda bir §ikayet ve yasaklama ile ilgili haber-yazt oimamast da Onemiidin. Kaidt ki, yasaklama sonucu ortaya cticttgt belirtilen adaptasyon yabanct filmiere zaten siklikla uygulanmaktacitr. Yabanct filmlere mutlaka ilave sahneler koyularak filmier bir bicimde yerlile§tirilmektedir. YOnetmen Faruk Geng, ilk galt§malanni bu tarzda yapmt§tin "filmlerin igerisine yerli sahneler koyarclik. Dansoz ya da komiklerden kim varsa, mesela Darnpargastru koyarchk. Filmi sOzde Tiirkcele§tirirdik" (Arslanbay, 1993: 25). Filinlerin rntizikierini yerli besteci ve yorumculara yaptirmak ise zaman zaman uygulanmaktadtr. Hamya da mazikal lat yapacagt agirligt olan filmier icin tercih edilen bir yoldur bu. Ilk kez 26 Ocak 1939'da Istanbul Ipek ve Saray sine malannda gOsterime cikan, ba§lica rollerini Roman Navaro ye Mirna Loy'un oynadigi eyhin A§Ict filmi buna Ornek verilebilir. Filmin ilanina bakthrsa "...musiki kisaunt tertip ve idare eden Cevdet Kazan, Gazel ve Sarktiar Mustafa Caglar"a aittir. Bu cercevede adaptasyon -her film icin olmasa bile- zaten uygulanmaktadir, yasaklama bunu bir zorunluluk haline getirecektir. Yasaklamanin ba§langict ise belirsizdir. Gazetelerde ctkan, Misir filmlerinin ilanlartnda, yerli yorumcu ve bestecilerin isimieri yogun olarak 1942-43 sonrasinda gecmektedir. Yasaklamayla ilgili ara§nrmactlar taraftndan verilen tek beigenin aynt clOneme denk dumesi bu ih-

355 • 35

.. .

-TOrkiye'de Miser timali kuvveden,dirmektedir. Mistr famlerinin 1942 yllinda vas kosullannda "rnernleketin inzibat ye emniyeti bakirrundan zararli bulundugu" yasaktandigint kabul edersek aksoru gelmektedir: Bu yasaklama ne kadar siirmii.star? Tikve§, lielgeyte ilgili yazdtklarincf5 bu 1957 phkonudaki fiili sanstiriin ektena kadar surdugunu belirtrn din (1968: 97) 24 Ocak 1958'de yapilan sans& diztigUndeki degi§iklikleri kastettigi Aslinda yasaklama nedenleri oryillara girerZehra filrninin

VaIaz ye e0trike,

' itetite.11 ;- •wir6stVei.0.0jrf11trn •

EtiE
. '• (41015ge.7stiz10..ve Ovn” . aniat 1 tidretll aanatkir
z
• . Fat Ina Itrw o.,—.1alt

y a t•ahln , • . •

lAtistX.ra: tagiar. — Sizzan:-Gifyen

ken -yukarida belirtildigi gibiMistr sinemastrun yerini dolduran bir yerli sinema olusmustur.

Miser Filmleri ye Vedat Orfi Bengu
ilgili calismalarda Misir filmlertyl e Vedat Orfi Bengu isini de stkltkla gecmektedir. Oztuna'da deg*ina
rne

Bengu kitni kaynaklara ere kagacak, kirnilerine gOre bir sure tutuklu kaldiktan sonra serbest birakilacakur. Ancak gerek Paris'teki gerekse M 1baglantilari sebebiyle Mtsiedaki sinema sertivenini surdurekacektir. Ozon, Bengti'niin larak ya§adtklarindan dolayi "intikam" aldigini belirtir: "Ertesi yd Bengu, intikarnint fazlasiyla aldt: yapimci, rej isOr, oyuncu, senaryocu olarak M tsir sinemasmin ilk eserlerinin ortaya konmasinda en Onemli kisi olarak yer aid' ki, Bengid'rAn attigt temeller uzerine kurulan Misir sinemasi, endustri alantndaki geli§mesine ragmen sanat baktmindan bugune kadar belini dogrultmak imkani bulamadi (1962: 141). Bu hem Misirli sinemacilan a§agilayan hem de Bengil'ntin abartddigt yanh§ bir saptamadir. 11ginc olan, bu saptamanin hig sorgulanmamasidir. OzOn'il izleyen birgok kaynak Bengifclen Misir sinemas min kurucusu olarak bahsetmektedir. (Ozgtic, 2000: 96) Oysa, Miser sinemast altyapisal anlarnda geli§melerini Tarkiye'den cok daha huh gercekte§tirmektedir. 1908 ydinda Misir'da, be§i Kahire'de ticti iskenderiye'de olmak tizere 10 sinema varchr. 1917'de . bu rakam 80'e ulasir. (Almulla, 2000: 1) Tiirkiye n de bu rakamlara otuzlu

-yen,Ozo'disMrfaletygli agirlikli bir yere sahip olan BenMisir sinemasintn kurucusu oldugu iddia edamektedir. OzOn, Bengii'yu olumsuz bicimde tanimlamaktadtr. Ailesi, harekedi hayart ve a§klan ironiyle aktaramaktadir. Aricak astl ilginc olan Misir famlerinin t utul"olumsuz" etkisinden sorundu mastdir. Ozon'e gore Bengu, Turk sinemasina dolayli ye dolaysa olumsuz etkilerde bulumnu§tur "Dolayli etkinin nedeni Bengii'ntin 1926.27 yillannda kuruluunu sagladigt Misir sinemast= (..) Tiirkiye'ye akin etmes
iy

-di.Btonylsra(1948)Begu, dogrudan dogruya Turkiye'de yapuna katilarak bu kez dolaysiz etkisini stirdurdu" (1962: 141). Bengti'Min Istanbul, Paris, Viyana ve Misticla gecen renkli yasainindan verilen aynntilar icinde en ilginci, Hazreti Muhammed'in hayatint fame cekmek icin aldigt teklifle Mistea Filmin cekimine izin verameyecek,

rin sonunda ulastlmistir. Misir sinemasiyla ilgili kaynaklarda "kurucu" Ozelligi atfedilerek bahsedilen isimler arastnda Bengu gecmemektedir. Yapimci olarak Banker Tatar Harb, yapanct-yOnetmen ye oyuncu Togo Mizrahi, Lama Karde§ler daha cok zikredilen isimlerdir. Kaldt ki M tar sinemastrun bir endilstri olarak gticlenip yaygmla§masinda Ommti slim, Leyla Murat, Abdulvehap, Ferit Atra§ gibi §arluct-oyuncularin bUytik katkist vard tr. Arab Ambassador dergisine Ore, Vedat Orfi, Marcos Movie Company'in temsacisi olarak Mistea gidecek, Yusuf Vehbi ile anla§arak peygamberin hayau ile ilgili film calt§malarina ba§layacakur. Ancak kisa bir sure icinde bu filmin gekilmeyeceNidast" adgi, onun yerine bir filme ba§lanacagt duyurulali caktir. Fakat bu film yanrn kalacak, "Leyla" adtyla Stephane Rosti tarafindan tamamlanacakur. Orfi, daha sonra tic film yapacakur. Bu filmlerin ilkinde Fatma RUstti'yle de bir anla§mazliga clii§ecektir. Tiyatroyu da deneyen Orfenin oyunlari sansiirlenince 1930'da Misteclan ayritacaktir. Bizdeki kaynaklarda Turkiye'ye donil§ti 1931 olarak gegmektedir. Orfi hakkmdaki en onemli iddia, Mtsir'da, 1958 yllmda Arap-israil geriliTarih y e Toplum / ARALIK 2000 / SAYI 204

36 • 356

TOrkiye'de Misir Filmleri mi strastnda ortaya attlacakur. Gazetelerde Orfi'nin Yahudi oldugu yaztlacakur. Buna ere Misteda kalchgt gi.inlerde Yahudi Joseph Swanson ve Elli Deri ile birlikte hareket edecektir. Deri, Film Kaw Kub Misr adlt film §irketinin sahibidir (Arab Ambassador, 1.8.1999). Bu iddia dogru ise, Orfi'nin dint kimliginin Onemi §uradadir; Mistr sinemasmin etkili isimlerinin bilyiik cogunluku Yahudi'dir. Onemli bir Ictsmt Israil krizi nedeniyle ulke icinde yasanan "Cads Avt"nin kurbant olmu§tur. Ornegin Leyla Murat'm filmlerinin bircok Arap kesine girmesi Yasaklanacak, Mistr hukumeti onun masum olduguna dair actklamalar yapmak zorunda kalacakur. Orfi, Yahudi olmasa bile bir gOcrnendir ye Mistr sinemasint -ve tiyatrosunu- kuran yattrimct, yOnetmen ve oyunculartn bilytikce bir ktsmt ya Yahudi ya da gocrnendir. Togo lylizrahi, bir Italyan Yahudisidir; Ibrahim ve Bedir Lama, 1925 yilinda Mtstr'a gOc etmislerdir. Ferid ve Esmehan Atras, Suriye'den gelmistir. Leyla Murat, Fash Yahudilerdendir. Aslinda Italyan, Alman, Yunanh, Franstz, Macar, Rus ye IranIt saytstz insan Mtstr sinemastnda cahsacakur. Mtstecla sinema 1935 yilinda kurulan stildyolart ye yan sanayiyle bir endilstriye donusmustur. Bu anlamda Orfi'nin Yahudi olup olmamast Onemlidegildir. Orfi, aynt yillarda Mistea gtic eden saytstz maceraperestten biridir aslinda. Lama kardesler, Ulkeye ilk geldiklerinde tek kelime Arapc..a bilmemektedirier. Bu ytizden Orfi'yi Mtstr sinemastnin kurucusu saymak tek kelimeyle yanhstir. Onu bir senivenci saymak, ironiyle tiyatrodan r ok disi tiyatrocularla ilgilendigini soyledigi Orfi igin daha dogru olacakur (1962: 141). Yoksa Orfi ya da Mistr sinemastnt olumsuzlayarak digenyle Ozdeslestirmek ideolojik bir tutumdur. Aynca Mistr sinernast, yalruzca melodramlar ya da dint filmier tiretrni§ de degildir. Mtstr filmleri, ulusal sinema taramlamalanntn gOstermesi actsindan bir ilginclik tapo

maktachr. Andrew Higson, ulusal sinemalart degerlendirirken o ulkede iiretilen filmier kadar, o ulkede gOsterime giren yabanct filmlerin de hesaba kaulmasi gerektigini belirtmektedir. Ona gore gOsterime cikrrus/dolastma girrni§ filmlerin nastl degerlendirildigi, nastl ahmlandtklart, entelekniel ve popiller begeniler arasindaki gerilimler ulusal sinema tantmlamalannm belirleyicileridir. Bir baska ifadeyle ulusal sinemalar, ulke pazarindaki turn filmlerle haklunda uretilen sOylemlerin cesitliligi ve aralanndaki iliskiler, farkh izleyici topluluklannm alimlama bicimleri ve o bicimlerin algilant§landtr. Mistr sinemastrun baslangic donemlerinde Alman ye Amerikan sinemastnin etkisinde oldugu belirtilmektedir. Mistem cevre tilkelere yaytlarak hakimiyet kurdugu bu clOnem icin kullandan etki vurgusunu, dahil oldugu ulke sinemalan ile birlikte bir etkilenmeler sanati olacak sinemanin, ulusal sinemalar anlaminda tammlanmastrun ne dereoldugu ortaya cdcacakur. ce
Misir Tiirkiye Seriiyeni

.1"

. . .

.

S 1.

:57. e.

nemas &> 'Iv „..,,, , a- , afir, ask i',5, e
3:-
, I

A'-!...1:re;2:

r- , .." -

1.' 4:',',

,
, -',dk ; 1
1

,. - , ,,, "az.,., au M

.,
'3

.,
,

..
'., 'A i . "... .

ir ? Av. 1

\

r

j
/ '..`

''..--, V ,
4.

...,,
=

g
Y,* -,./..f. .7.

. *re.

..4.

'I...,
.

.

`...4 tr".
,.

s t‘ ,
0
..

.4kkt, ‘‘ \. -...,.....*:7 ,
..-

, ...

............ :„...

li; .6
.'''

.4.'

I-

V r
,...

A

..411CP

" 1

.4'...., . '
+ t-

*:%"' ' . „,.. ..,:r„„..
'

-''

.

f.,

'41-..,.; Ti.
a.

17.•, /
1

--4 .

..
e,",,f, 44''

, . .i.‘ 7-

40

. ,

TUN

1 ' 3

''' :1

4461 (z/
V • 4

ial

i

.14::0, ,4:. ja- .1., tOttlre dg' iLiey1 I Oto . . —i,.43.44.4.,400...441:Alit. .; .1%.,.tr."..?,nta•-fi , .s rry. achnisaltia^lair-aii soictuara.: Ise ep= I d-1u..i., .. 'b ..,,,,. , .. -., .,,-. -Iii1: ,...,,..-? ,%=,,,-i * ,,-,., . ' -e .,
8. ki

4

,

V3'l;^- . k
'

-

,

0 _
--

,

_„—..,-,,,e,,,,,,,,,,,,,,.,-.....4,-;
. .....-

, .,

...,lt.

.A., ' . a4.-, 7/%47,-77C.,.

^•••n : 5 ., • .

•:-.

.-

h-,a-

Yiktlan Saadet filminin

Mtstr filmlerinin Tilrkiye seniveni, clOnemin ve Turkiye'nin kendine Oz gii ko§ullart sebebiyle bu onemli bir gOstergesidir. Filmlerin muzikle harmanlanmts icerikleri, Ttirkiye'de alafranga-alaturka tarttsmalannda taraf olacak derecede deplak sanayinin ge liSimiyle bir arada yLiniyecektir. Bircok yorumcu ve besteci icin yeni bir kazanc kapist olusturacak, radyodan ya da resmi kurumlardan ayrtlarak eglence sektOrtine kattlacaklarin saytst yillara dogru giderek artacakur. Mistr filmlerinin gazete ilanlari plak ya da eglence reklamlartndan farksachr. Act Hatiralar filminin gazete dam söyledir: "Yilrekler paralaytct bir mevzu. Actklt, elemli bir dram. Ti.irkce filmlerin saheseri. Artistler:

Tarih y e Toplum / ARALIK 2000 / SAYI 204

357 • 37

Tarkiye'de Misir Filmleri Yusuf Vehbi, Rakiye Ibrahim. Bu filmdeki sarkilart essiz ses kraligemiz Safiye Ayla ilk defa olarak sOylemeyi kabul ermi§tir. Musiki adaptasyonu ye bestele r icli sanatkartmiz tistat Selahattin Pinar. TUrkiiler: Aziz Senses ye arkadaslart. Aynca- 36 kisilik seckin bir saz heyeti. Thigtin havalarilaiy sarkilar y e saire" (Ulus, 18.9. 1944)• Ilanlarda gaze .carpan en filmlerin adaptasyon onemli muziklerle "yerlilest irilmes id ir". Bu tespit ayrtnttlandirtImaya muh.tagtir, 4 iinku yerlilestirme muzik araciligiyla gergeklesti g i igin sinemantn dt§indaki tarttsmalara oturmaktadtr. Filmlerde kullantlan adaptasyon, resrni madahale ye ragmen resmi muzik politikasimn chstrida kalmaktadtr. Radyo ve film/plak/gazino karsttliginda belirginlesen eglence anlayisinda, Misr filmleri ilgi gorcliigu gibi, bir o kadar da elestirilecektir. Arap yoz muzik, arabesk ve Misir Orden hep aynt paydadan beslenerek säylemlestirilmektedir. Oysa ne arabesk Tiirkge sOzIU Misir muzigidir ne de arabesk filmleri Mistr melodramlannin taklididir (Stokes, 1998: 142). Turk sinemast orneklerinin de benzer igerik ye sunumla uretilmesi yerlilesmenin bir ba§ka sonucudur. Misir filmleri ve yerli sinema Omekleri Ozdeslesme diizeyinde birbirine yakinlasmistir. Bu Ozdeslesme iki actdan degerlendirilebilir. Ilk ayagt Mtsir filmlerin in yerli yapimlarda taklit edilmesidir ki gesitli galismalarda belirtildigi gibi bunun en belirgin ve ilk Ornegi Muhstn, Ertugrul'un Allalun Cennet i ( 1939) filmidir. M twit sarkici-oyuncitgelenegini izleyerek Ertugrul, filmde Munir Nurettin'i oynatttitstir (Onaran, 1981: 258; Ozgiig, 1990: 47; Stokes, 1998: 140). Bu taklit zamanla degiserek bir uslup izleyiciligine dOniismastiir. Ikincisi, Misir filrnlerine yapilan TUrIcceles. tirme musical adaptasyondur. Misir sinema st ye yerli orneklerin ilan38 • 358

lartnin igerikleri neredeyse ayntdir. Filmlerdeki sarktlar, yorumcular, besteciler ve hatta saz heyetleri ilanlarda kullarulmaktadtr. Mtstr filmlerinin basartst, adaptasyonlara ve yerlile§tirilmis iceriklere baglanmaltdtr. Yerli sinema Uranleri Misir filmlerine eklemlenerek pazara girecelc', giderek onun yerini alacaktir. Bu cergeveye devletin korumact mudahale ve te§vikleriyle yerli sinemantn geli§imini kolaylastiran alt yaptsal degisimler de ilave edilmefidir. Her ne olursa olsun, Misr filmleri yerli sinemayi hareketlendirmi§tir. BOylelikle seyircisinin beklentilerini yakalayamayan sinema geride kalmtstir. Film yapuncist Hurrem Erman, Mtstr filmlerinin TUrkiye'deki seyirci profilini degistirerek pazart geni§lettigini anlatacaktir: "Bu filmlerin Turk seyir-

cisi uzerinde bUyiik etki yaparak onun sinemaya baslamastna baslica amillerden biri oldugunu santyorum. Meseta, diyelim ki, "A§ktn GOzyaslart" filmine kadar, Aksaray'li Ayse Hanim'la Nurhayat Harum hamsofuluk icinde higbir esasa dayanmayan telkinlerin etkisi alttnda sinemaya gitmeyip evinde oturan hanimlardi. Abdiilvahap ile Yusuf Vehbi Beyter °titan evinden cikartp sinemaya getirdi. Bu, en iptidai sekliyle bir sinemaya gitme zevkinin baslamastych" (Dorsay v.d., 1973: 26). Turkiye'de ulusal sinemantn tammt yapthrken, 1938 sonrast gelisen pazarda yerli film yerine ikame edilen Misr sinemasinin etkileri hesaba Ve o Misr sinemast adapte edilerek yerlilestirilmi§ bir icerikle o etkiyi saglamistir.
bak, Nisan. Ozon, Nijat (1962). Tiirk Sinema Tarihi, Istanbul, Artist Reklam Ortakligi Yarn!. OzOn, Nijat (1968). Tfirk Sinemast Kronolojisi, Ankara, Bilgi. OzOn, Nijat (1995a). Karagifaden Sinemaya I, Ankara, Kitle Yaytnlart. OzOn, Nijat (1995b). Karagazden Sinemaya II, Ankara. Kitle Yarnlart. Oztuna, Yilmaz (1969). Tiirk Musikisi Ansiklopedisi, Istanbul, Mai 'Yarnlart. Oztuna. Yilmaz (1987). TOrk Musikisi: Teknik ye Tarihl, Istanbul, Lale Mecmuast Nesriyatt. Papa, G6611(1999). 'Cumhuriyet'in Sesli SerOveni", Cumhuriyet'in Sesleri, Istanbul, Tarih Vakft Yarnlan. Scognamillo, Giovanni (1998). TOrk Sinema Tarihi, Istanbul, Kabalct. Stokes, Martin (1998). TOrkiye'de Arabesk Olar, Istanbul, Iletisim Yarnlart. Tekelioglu, Orhan (1995). "Turk Pop Milziginin Tarihsel ArkaplanC, Toplum ye Bilim, Tekelioglu, Orhan (1999). 'Ciddi MOzikten Pop0ler MOzige Musiki Inkilabmin Sonuclan', Cumhuriyet'in Sesleri, Istanbul, Tarih Vakft Yarn1 an. Tikves, Ozkan (1968). Mukayesell Hukukta ye Truk Hukukunda Sinema Filmlerinin SanstirO, Istanbul, Istanbul Universitesi Yarnlan. 'The Jews and their relation with the Egyptian Cinema' (1999). Arab Ambassador, 1 Agustos.

KAYNAKCA A.Dorsay, N. Cos, E. Ayca (1973). "Vapimci FlOrrem Ermanla Konusma', Yedinci Sanat, Agustos. Akcura, GOkhan (1995). Aile Boyu Sinema, Istanbul, Yap, Kredi Yarnlart. PJmulla, Hessah (2000). 'Culture Centers - Cinema',http:www.sogang.ac.kr/-burns/auccult/anc-cinema.html. 27 Nisan. Arslanbay, HOlya (1993). 'Faruk Kenc', Antrakt, Eyl DI. Evren, Burgak (1999). 'Sinemarnada Akimlar,. Modalar ve Salginlar, Cumhuriyet Modalan, Istanbul, Tarih Vakft Yarnlan. GOkalp, Ziya (1987). TOrkgOlitim Esaslan, Istanbul, Inktlap Yayinlan. Hlgson, Andrew (1989). 'The Concept of National Cinema', Screen, 30(4). Serpil (1995). "Yapirnctlann Can Simidi Muharrem GOrses", Antrakt, Aralik. Nadir, Kerime (1981). Romano= DOnyase, Istanbul, Inktlap ye Aka Yarnlan. Onaran, Alim Serif (1981). Muhsin Ertugrul Sinemast, Ankara, KOltOr Bakanligt Yarn!. Onaran, Alim Serif (1999). Turk SInemast I, Ankara, Kitle Xayinlan. Ozbek, Meral (1991). Poptiler Uttar ve Orhan Gencebay Arabeski, Istanbul, Iletisim Yarnlan. Ozgag, Ag5h (1990). Turk Sinemasmda Ilkler. Istanbul, Yilmaz Yarnlart. Ozgag, Agah (2000). 'Vedat Orfi Bengt:J', Tom-

Tarih ve Toplum / ARALIK 2000 / SAY1 204

0661) 1114i siteomh i)* . 52-36

iic Birk sinemacisi
1
iNIMMIMMONZI.011•n••n•

muhsin ertugrul
Hayatmin 50 yrldan uzun 'bir stlresini sinemaya vermin olan Muhsin Ertugrul konusunda bir derginin birkag sayfasma sigdrrilacak bir yazx yazmanxn gnclugii kargisinda, kendisi hakkinda en genig aragtarmayx ya.prmg olan say in Nijat OzOn' tux Sinema El Kitalim ve TUrk Sinema Tarihi adh kitaplarrndan yararlanarak hazuladigimrz yanyi oknyucularinnza sunuyoruz. Muhsin Ertugrul 15 5ubat 1892 de Istanbul'da dogdu. Hariciye. veznedari HUseyin Htissil Bey'in oglu olan Ertugrul, ilk ye orta Ogrenimini IstanOn yeokullannda (-) bul'un di yagindayken, daha Megrutiyet'in haftasmda, 2 Agustos 1908 de Burhanettin (Tepsi) Bey'in o vakit Erenktlyti'ndeki bir agikhava temsilinde sahneye grktr... (1) Ilk Dtinya Savagma kadar tiyatro topluluklannda gegitli tiyatro topluluklanni yOnetti. Bu arada firsat buldukga Avrupa'ya gitti. 1916 da Almanya'da tiyatro inceletmelerinde bulunurken gegintini. saglamak Uzere filinderde rol aldr. Savag sonunda ise yine Almanya'dayken yOnetmenlige baaladr... Mtitareke dOneminde yurda clOnen Ertugrul, o zamana kadar Minx getiriciligi ye igletmecilik yapan Seden kardegleri filim yapimina yOneltti. Seden'ler «Kemal Film» adiyla bir yapimevi kurdular. Sedenle • Eytip'teki Defterdar Mensucat Fabrikamin bir pavyonunu kiraliyarak stUdyo kurdular. Ertugrul, Istanbul'da yankrlan stiriip giden bir cinayet olayun senaryo kilrgrna sokup «Istanbul'da bir facia-i agk» Mediha Hamm'm facia-i katli) (1922) adindaki filmi gevirdi. Bunu yine ayni yil Yakup Kadri Karaosmanoglu'nun, gevresinde biiyuk giirtiltiller uyandiran romans

«Nur Baba» dan aktardigi «Bogazigi Esran» izledi. Kurtulug Savagi sona ererken de Halide Edip - Athvar'm yine biiyiik yankrlar uyandiran romamndan «Ategten GOrnlek»i (1923) gevirdi. Bu filimde Turk kadin oyunculari ilk olarak beyazperdede gOrtinmekteydiler. Ertugrul bundan sonra, Weirnberg'in tamamhyamachgr «Leblebici Horhor» konusunu ele alarak Ttirk operet repertuvanmn bu sevilen yapitini perdeye aktardi

a.
n

7_?

(Leblebic i Horhor, 1923); ardinda da Paul Autier Ile Cloquemin'in piyesinden uyarladigi aKizkule. sinde bir facia» (1923) ile Peyami Safa'nin romanindan «Stizde Kizlar»i (1924) gevirdi. Fakat bu sirada «Kemal Film»in Defterdardaki fabriJ•tt:= . kadan birdenbire gikanlmasi tizerine Seden kar, degler yapimciliktan vazgegince sinema lan duruverdi.... «Kemal Film» in sinema gali§malarina son vermesi tizerine i§siz kalan Ertugrul ertesi yil Sovyetler Birligi'ne gitti, orada btiytik bir Ozellik ta§inuyan fig filim (Tamilla, 1925, Be§ dakika, 1926, Spartak(is, 1926) gevirdi. Ertugrul 1927 de Ttirkiye'ye dOniince yeniden filim gevirme imkanlan ara§tirmaga bagladi. /pekgilik ye bonmar§ecilikten sonra i§letmecilige gegmi§ olan /pekgi karde§lerle anla§an Ertugrul 1928 de sinema gali.§malanna _yeniden ba§ladi aipek Film»in ilk filmi olan «Ankara postasi» (192&), Re§at Nuri Giintekin'in Fran= yazani Frangois - de. Curel'in bir piyesinden et Bir gece faciasi» adiyla uyarladtgi ye •rehir Tiyatrosu»nda sahneye konan yapita dayamyordu. 1914 - 18 Fransiz - Alman gatisma milliyecilerle padi§ahgilar arasindaki si s gati§maya, Alsace - Lorraine Izmit'e, Alman . " ;F rensesi Cerkes asilh sultana gevrilmi§ti.... (2) apek Film»in giri§tigi ikinci film yabanci bir filimden esinlenerek gevrilen aKagakgilar» adh polis filmiydi Ertugrul'un bu kez, 1929 Tiirkiye Gtizellik Kraligesi Feriha Tevfik (Negilz) bas oyuncu olarak kullandigi «Kagakgilar»in bir sahnesi gevrilirken, «polls» lerin kovaladigi «kagakgi» larin otomobili bir uguruma yuvarlandi. Oyunculardan Karaka§ Oldil, Sait (KOknar) agar yaralarla, ytizil gdzil parga parga olarak kurtuldu. 1929 Kasimina raslayan bu olay tizerine, filmin gevrilmesine ara verildi. Az sonra filmin tamamlanmasina taglandigi vakit sesli sinema laye'ye girrni§ - bulunuyordu. Bu durumda. «Kagakgrlani tamamlamak ve sessiz olarak grkarmak dogru olmiyacakti. Fakat Tarkiye'de hentiz sesli film gevrilmesini saghyacak kurulu§lar da yoktu. Bunun Ozanne Ipekgi'ler, Yunanlilar ye ile ortakla§a bir film meydana getirmeg,e ve bunu Fransa'da seslendirmege karar verdiler. Ertugrul, «Dar-ill - Bedayi» oyunculannin yanma yeni bir operet oyuncusu olan Semiha (Berksoy) 'u, §arkici Azize Emir (Aziza Amir) ve Yunanli Gavrilides'i katarak «Istanbul Sokaklannda» (1931) adindaki ye §arkih» ilk Ttirk filmine basladi...» Ni§antasfridaki (Not: Ipekgiler tarafindan kurulan) ... Ilk sesli film stalyosunun birinci eseri, ayni zamanda Ertugrul'un en iyi filmi olan «Sir Millet Uyaniyor» (1932) idi. Senaryo, Nizamettin Nazif (Tepedelenlioglu) nun yazdigi orijinal film hildlyesine dayamyordu. Senaryo olarak saglam

olmasa bile, hig olmazsa Ertugrul'un Obilr filirnleri gibi sahne eserlerine dayanmamaktan ileri gelen bir tisttinliik ta§iyordu.... Ertugrul, «Bir millet uyaniyor»u izliyen iki yil iginde, sesli filmin gikisr tizerine batida birden moda olan operetlerin ye miizikli komedileri Ornek alan be film meydana getirdi.... (Karim beni aldatirsa, 1933; SOz bir Allah bir, 1933; Milyon avcilari, 1934; Cici berber, 1933; Leblebici Horhor, 1934) ... «Ipek Film» in yapima ara vermesi, Ertugrul'un cesaretini kirmadi; apek Film» stildybsundan yararlanarak kendi hesabina bir film gevirmege ba4ladi. Yeni film, «Aysel, Batakh datum kizi» (1934 - 35) adirn ta§iyordu... Ertugrul'un, kendi hesabina gevirdigi bu filme, Obtirlerinden daha ciddiyetle sarildigi anla§ilmaktadir... (2) ( (437 de, yeniden yapima gegen ipek Film hesabina, Nazim Hikmetle birlikte, dekorlaruu Abidin Dino'nun gizdigi ve Arif Dino, Ferdi Tayfur ye Mediha'nin baglica ki§ileri canlandirdigi «dar bir filim olan (Giine§e dogru» yu ydneten Ertugrul, sonraki yfflarda iki tarihsel komedi geviriyor: Musahipzade Celál'm «Aynaroz Kadisi» (1938) y e «Bir kavuk devrildi» (1939). BunIan iki vodvil izliyor: Bas roliinti Mtinir Nurettin Selguk'un oynadigi cAllainn cenneti» (1939) ve Jean de Letraz'in «Bichon» adh oyunundan uygulanan «Tosun Pa§a» (1939). )) c... Vodvillerde tiyatro oyuncularindan yararlanan Ertugrul, lid melodraminda filmlere bapurdu. Bunlardan «ehvet kurbani» (1940), Almanya'da kazandigi tin Ozanne Hollywood'a gaginlan Emil Jannings'in orada Victor Fleming'in yOnetiminde ilk gevirdig-i filmi <<The Way of All Flesh» ten ak(Ertugrul'un) 1938 den ben tizerinde gali§tigr ikinci melodram «Kiskang» da yine Ertugrul'un beyaz perdede Jannings ile birlikte her vakit Ornek aldigi Obtir oyuncu Werner Krauss'in hatin 'gin gevrihni§ti....» (2) ( (Bu iki melodramin arasinda, Senaryosunu Nazim Hikmet'in yazdigi, «Kahveci Gtizeli» (1941) ni yiinetiyor Ertugrul ye sonraki yillarda, basladigi bitiremedig,i «Nasrettin Hoca dtigtinde» (1940 - 43) harig, yeniden kOy filimlerine donilyor: Nazim Hikmet'in bir halk masalindan yararlanarak yazdigi «Kailirmak - Karakoyurp (1945 - 47), «Harman sonux. (1946) ye Faruk Nafiz Camlibel'in oyunundan aYayla Kartali» (1945). 1953 to ilk renkli Ttirk filmi olan aHahci Idz>,>t yOnettikten sonra Muhsin Ertugrul sinemadan gekiliyor)).

Sinema El Kitabi. Nijat OzOn. Elif Yaymlan. 1964 Istanbul. Ttirk Sinema Tarihi. Nijat OzOn. Artist Yayinlari, 1962 Istanbul.
33

DENIZ KIZI / BAHA GELENBEVI / 1944 yo ile. Arkasindan «grldiran Kadin» yine geriye gapragik teknik'li bir film. Yiinetmeninin bu ttir zaman ayarlamalarina olan tutkusunu gOsteriyor. 4:Ya.nik Kemal» 6 hafta afigte kahr, Taksim sinemasinda. Sonra dark sinemasma geger, 1,5 hafta da orada yapar. «Bog Begik» der Nijat Oz On tGelenbevrnin en iyi filmidir».. eKKendi agiamdan Oyle) der Gelenbevi <<benimkinden. Muhterem Nur gikarlimigtr o filmle sinema piyasasma. Konusu dogru bir filmdi Bog Begik. Kisrrligr, bunun sevgi ile olan iligkilerini saptaina alanuada. cAma epik bir bigim verilinesi gerekirdi» diyor yOnetmeni dyi bir film olmasi igin. Ben Barbaros'u yeglerim. Biraz krsaltilrrsa tarihsel bir fresk olur Barbaros. Hilayesi de buna elverir zaten. Barbaros'u estetik bir bitig olarak gOrnieli bence.» Sinema genlikleri. Evet bir zamanlar izmiede de bOyle bir gey yapilmak istenirdi. Bir rapor hazirlar . Gelenbevi. Der ki qHenri Langlois, Remy Tessonneau, Georges Sadoul gelecekler yargici olarak. Zaten gelmek istiyorlar da. Oyle yapahm genligb. Bir uyur ki bu rapor, bugtin bile uyanmanngtir. Ttirk sinemasi igin yapilmasi gerekenlere gelelirn. Yazalim Diyelim ki Tiirk Sinemasi igin yapilmasi gereken geyler gok. cocuk dogdu bir kere. Btinye Witt, tohum kotii ama dogdu bir kere. 250 filmle Ttirk Sinemasi diye bir gey var. Igte bunun varligim sarsmadan yapilacak ilk gey de gu: Yerli filmin iyisine rtisum aym kahr, igin yabanci filmlere uygulanan diizeye gikarilir. Daha dogrusu denir ki, rtisum gu kadardir. Iyi filmlere indirimli tarife. Sanstir mtiessesesi igliyor da rtisum niye iglemesin? Yapirnci korkuyor zaten. Rtlsum sisternini Yilksek Anitlar Kurulu gibi bagimsiz, karar alabilen bir kurul yOnetmeli. Bu kigiler sinemayi az gok tanimali ama en Onemlisi sayilan lsigiler olmalari. Biri hat& yaparsa bile digerleri dtizeltebilmeli bunu. Kisaca hastaya bir antibiyotik gerek. Tabii hilktimetin de ilgilenmeai gartiyla. Igte bOyle. Tiirk Sinema Tarihi'ne adini gegirtmesini bilmi§ bir yOnetmen. Gelenbevi. Baha Ge(Giovanni Scognamillo ve Jak lenbevi ile 9 Kamm 1967 glint' yaptiklan sOylegiden.) Film dizisi: 1944 / Deniz Kizi 1946 / Yanik Kaval 1948 / cildiran Kadin 1949 / Kanli Dtigek 1951 / Barbaros Hayrettin Paga 1952 / Bog Begik 1953 / Kaldirun gigegi 1954 / 1002 nci Gece 1958 / Gtinahlarlar Cenneti

3 faruk kenc
Gegig gaginm (1939-1950) getirdigi, tiyatrocular ile sinemacilar gagi arasinda baglantiyi kuran, bu gegigi gergeklegtiren yOnetmenlerinden biridir Faruk Keng; bazan tiyatro'nun etkisini stirdtiren, bazan, degigik ttirleri denemekle, daha sinematografik bir bigime dogru 4y Onelen — Ozellikle ilk filimlerindc —, en azrndan TOrk sinemasina yeni oyuncular, yeni tipler getiren bir ydnetmen. 1910'da Istanburda dogan, ilk ye orta Ogrenimini Begiktag'ta yapan, Istanbul Erkek Lisesinden me35

KAHVECI GUZELI / MUHSIN ERTUORUL / 1941 durduklan bir gey bu. Bilinmez bir gun 1 • .zim olur diye belki. KarakOydeki bir tavukgu'da 120 metrelik bir ezilmig kutu iginde film bulununca set bayram eder. Igte bOyle bir ortam «Deniz Kim» mnki. Oyunculara gelince gUktir ki gehir Tiyatrosu var. Mevsim yaz, tiyatro tatil. Kadro bulunur ama bir bagoyuncu gerek. Ses Film Ilan verir ama 1967'den gok gerilerdeyiz o yillarda. Kimse gikmaz. Orhan Esen derler bir koreograf varthr. Gel denir, gelir. Tiirk sinemasmda ilk kez «digandan bin» ige ahnmigtir. 5artlar uygun; gekim biter. Saim Nahit Bilge'nin dekorlarinda koca sokakiar yer almaghr. Harcamalar 28.0001 bulur. Kaba kurgu'su da biter bu arada filmin. Ama bir hafta sonu var ki.. YOnetmen Gelenbevi gider, bir de tenhada gOreyim gunu diyerekten. GOrdilgti itfaiyecilerdir, film yerine. Geriye bir iki kare kahr ama, bir saniyelik film igin bunlardan 24 tane gerek. Ne yapila ki. Yeniden gekile tabii. Tabii ama para ne gezer. Ama kigl sebat etmeye gOrsiin. Bir-iki kuciik degigiklikle yeniden gekilir «Deniz Kim», tiyatro provalan baglamig iken. Bir haftalik is iki gUnde yapihr. Bu kez harcamalar 11.000 Iirayi bulur, ilk gekimin ilcret bakiyeleri ile birlikte. BOylece bir «ticari kurtarma» yacalmig olur. Degil bugtinkti gekli, on kere kotusii yapilacak olsaydi yine yapilacakti. Cunku byle gerekiyordu. BOyle «Deniz Kin». «Senaryosunda birgok geriye dOniigler vardi» diyor Gelenbevi. «Iyi yapilsaydi gok gtizel olurdu ya, yine de devrinin Otesinde idi». Ama insan isi kendi ytiklenirse gtic olur biraz. Nitekim oyle oldu. Bununla birlikte 40 dakika stiren bir yata.k odasi ayrum ile devrin Arap filmleri furyasmdan iyice bagkaych «Deniz Sonra «Yamk Kavab> gelir, bu kez diiz bir senar-

2

baba gelenbevi
1926 yilinda Nice'de bir TUrk var Baha Gelenbevi adi: 907 Istanbul dogumlu. Amerikan filmlerinde figiiranhk yaplyor, Rex Ingram vb. Ytikselig hemen mevki olarak deg-11, enlem dereceleri olarak ve 1928 Paris. Orada ahci. yOnetmeni Asim Muin ve onun yardimlan var. Abel 'Gance'in yardimci ordusuna girmeye dek genigliyor sinema ugragi. 1936'da «Un Grand Amour de Beethoven / Beethovenin Bir BUytik Agki filminde iigiincii y6netmen yardimcisi. Soguk savag baglar ye Gelenbevi yurda d6ner. DOMig 1943'e dek sessiz bir Bu tarihte Faruk Keng acb. belirir Gelenbevrnin sinema ugragmda. «Sinegrafist» olur ilk kez Keng'in Dertli Pmar'inda. Hafif •gelir bir sonra ahci ile ugragmak ona, insanlarla ugragmaya karar verir. Bir kiz bulur. «Deniz Kizi» dir adi. Arkasindan para bulmak gerekir. Necip Erses varken ig kolay. Ama caligacak yer yok. Bir garaj bulunur, igindekl arabalar da kendilerini sokakta bulurlar, Necip Erses'in bag igareti ile. gat bulunduktan sonra onu aydnilatmak gerek. Igildak yaptirilacak. Haziri yok giinku. Sag levhalar gUrntig tutmaz. Once bakirla kaplamr oyleyse. Sonra bakir'm iistune gumug. Igindeki lámbalarsa «bin» lik. Tellere gelince «bir» lik. Gerisini biz sOylemeyelim. StUdyo ise bagka alem. Negatif yikamanug bunca yilhk Omninde. Bir laboranti var adi Kriton Ilyadis. Orijinal ses kaydi. Hig duymadim. Baglar gekhn, Ilyadis ile. Yardimcisi bir gene var: BugilMin Oren'i, &With Turgut'u. Ama pelikill gerek film gekirni igin. 0 siralar tavultgularin bulun-

34

DEN= KIZI / BAHA GELENBEVI / 1944 yo ile. Arkasindan «gridiran liadm» yine geriye dOrraglii, gapra.gik teknik'li bir film. YOnetmeninin bu tiir zaman ayarlamalarina olan tutkusunu gOsteriyor. aYarak Kavah> 6 hafta afigte kahr, Taksim sinemasinda. Sonra *ark sinemasma geger, 1,5 hafta da orada yapar. ((Bog Begik» der NijatOn aGelenbevrnin en iyi filmidir».. aKendi agisindan Oyle» der Gelenbevi abenimkinden. degil». Muhterem Nur gikanlmigti o filmle sinema piyasasina. Konusu dogru bir filmdi Bog Begik. Krsrrlrgr, bunun sevgi ile olan iligkilerini sap taina alaninda. aAma epik bir bicirri verilmesi gerekirdi» diyor yOnetmeni aryl bir film olmasi. igin. Ben Barbaros'u yeglerirn. Biraz kisaltilirsa tarihsel bir fresk olur Barbaros. Hilayesi de buna elverir zaten. Barbaros'u estetik bir bitig olarak gOrnieli bence.» Sinema genlikleri. Evet bir zamanlar Izmir'de de bOyle bir gey yapilmak istenirdi. Bir rapor hazirlar . Gelenbevi. Der ki aHenn Langlois, Remy Tessonneau, Georges Sadoul gelecekler yargici olarak. Zaten gelmek istiyorlar da. Oyle yapaiim Bir uyur ki bu rapor, bugtin bile uyanmamigtir. Tiirk sinemasi igin yapilmasi gerekenlere geleUrn. Yazalim :bunlan. Diyelirn ki Ttirk Sinernasi igin yaprlmasi gereken geyler gok. cocuk dogdu bir kere. Bilnye kOtii, tohum kOtti ama dogdu bir kere. 250 filmle Ttirk Sinemasr diye bir gey var. Igte bunun varligim sarsmadan yapilacak ilk gey de gu: Yerli filmin iyisine nisum ayni kalir, kOttisti igin yabanci filmlere uygulanan diizeye gikanlir. Daha dogrusu denir ki, rtisum gu kadardir. Iyi filmlere indirimli tarife. Sanstir milessesesi igliyor da riisum niye iglemesin? Yapimci korkuyor zaten. Rtlsum sisternini Yiiksek Amtlar Kurulu gibi bagimsiz, karar alabilen bir kurul yOnetmeli. Bu kigiler sinemayi az gok tanimali ama en Onemlisi sayilan kigiler olina1an. Bin hath yaparsa bile digerleri dtizeltebilmeli bunu. Kisaca hastaya bir antibiyotik gerek. Tabii hilkiimetin de ilgilenmei gartiyla. Iste bOyle. Ttirk Sinema Tarihi'ne bir y6netmen. Gelenbevi. gegirtmesini (Giovanni Scognamillo ve Jak *alom'un Baha Gelenbevi ile 9 Kamm 1967 grind yaptiklan sOylegiden.) Film dizisi: 1944 / Deniz 1946 / Yanik Kaval 1948 / Cildiran Kadin 1949 / Kanli DOgek 1951 / Barbaros Hayrettin Paga 1952 / Bog Begik 1953 / Kalthrun Cigegi 1954 / 1002 nci Gece 1958 / Giinahkarlar Cenneti

1.1•12=1•1n1111n1111

3 faruk keno

Gegig gagirun (1939-1950) getirdigi, tiyatrocular ile sinemacilar gagi arasmda baglantayi kuran, bu gegigi gergeklegtiren yOnetmenlerinden biridir Faruk Keng; bazan tiyatro'nun etkisini stirdtiren, bazan, degigik ttirleri denemekle, daha sinematografik bir bigime dogru,yOnelen — Ozellikle ilk filimlerindc —, en azindan Tiirk sinemasina yeni oyuncular, yeni tipler getiren bir yOnetmen. 1910'da Istanbul'da dogan, ilk ye orta Ogrenimini Begiktag'ta yapan, Istanbul Erkek Lisesinden me35

..,"".• 7: 77

stria ahsilmauus bir hareket veriyor. Ayni yil gevirdigi Sermet Muhtar Alus'un «Kivircik Papa. si Sait Kliknar - Halide Pigkin'in gizdikleri eski zaman pagasi ye egi tiplerile ilgi gekiyordu. «Kivircik Paga» dan sonra Keng Ha-Ka Film'den Necip Erses'in yeni kurdugu «Ses e gegiyor, gtirtintti yOnetmenligini Baha Gelenbevi'nin yaptigi ilk ktiy melodrammi gekiyor: «Dertli Pinar (1943, Tallit Artemel, Nezihe Becerikli, Suavi Tedti). Filmin ilemlarinda belirtildigi gibi «Dertli Pinar/, (Hakiki ktiy dtigtinti, KO), §arkilari ve Kagik Oyunlari) ile gergekgi olmak iddiasmda idi. Bir yil sonra Keng kendi yapim girketini kuruyor (Istanbul Film) ve 1944/48 yillari arasinda tigil de Ithy gevresinde gelen, biri Miinir Nurettin Sel. guk'a .dayanan (Hasret, 1944/45, Oya Sensev, TaArtemel), ikincisi geng oyunculara iinem veren (Gtinahsizlar, 1945, Oya Sensev, Sadri gik) ilgtinctisti ise emi11i Ores ve garkilarimizdam, yararlanan (Karanlik Yollar, 1946/48, Halide Piskin, Oya Sensev, Mela.hat tig filim netiyor. 1950 de Keng yeni tuner deniyor Ttirk Sinemasmda ilk defa «serial/. filmi deniyor ye kahramam olarak Cakircali Mehmet Efe'yi segiyor. call Mehmet Efel, (Btilent Ufuk, Gtilistan Gtizey, ye devami olan «Cakircali. Nasil VuSadri ruldu?x. (Bii/ent Ufuk, Gillistan Gilzey, Muharrem Gtirses) bilyilk ragbet giirtince Keng, gene kendi yapim girketi igin, iki yil sonra tigliintin son bOlilmtinti gekiyor: 4200 metrelik «Cakircah Mehmet Efenin Definesi» (Btilent Ufuk, Belgin Doruk). Yildan yila Keng degigik ttirlefi deniyor, oysa key gevresine, tarihsel filimlerinde bile, sadik kaliyor — ornegin, 1953 te igige ye ayni ekiple (Gorlintil YOnetmenleri Enver Burgkin ve flhan Arakon, oyuncular Biilent Ufuk, Belgin Doruk, Mahir Ozerdem, Vedat Karaokgu, Aliye Rona), MaUV, 4f Kanli Ciftlikb ye aTiirlan Sultan ve oklu/.. 1955 ten 1964 e katlar Keng yedi filim geviriyor, kOtil yola dtigenleri anlatan «Kaybolan Genglilu (1955, Muhterem Nur, Billent Oran, (:)zcan Tekgtil), Hollywood'un «gtil ne Ozenen «gilde Bir Istanbul Kan> (1957, Belgin Doruk, Turan Seyfioklu, Btilent Oran), mtizikal bir melodram olan «Olrneyen Agk» (1959, Belgin Doruk, Efgan Efekan, Maria Vincent), bunlarm arasinda akla gelen ilk isimlerdir. Faruk Keng'in baglica dnemi, bir gegig devrinde, yeni Wrier denemekle, Tiirk Sinemasmda yeni, tiyatrodan gelmiyen oyunculara firsat vermekle olugmaktadir. Giovanni Scognamillo

COLDE BM ISTANBUL KIZI / FARUK KENO / 1957 zun elan Keng, daha tigrenci iken, o siralarda gibk ve filim getiriciligi yapan Halil (Ha-Ka Film) yanina memur olarak galigmaga 1934'te Keng'i Sovyet beige ve kurgu filmi ytinetmeni Ester *ub'un yaninda buluyoruz; dub ile Kemal Necati Cakug'un Ha-Ka Filmin hesabina gektikleri «Ttirk inkilAbinda Terakki Hamleleris. (1934/1937) nin ekibi ile Ankara'da, Izmirde, Odemig'te gevirtmen olarak galigiyor. Sonra Almanya'ya gidiyor, Mtinih'te Bavyera Devlet Foto Mektebinde tig yil egitim gOrtiyor, oradan Paris'e gegiyor sttidyolarda incelemelerde bulunuyor. 1938'de Keng tekrar Istanbura ye Ha-Ka Filin'e dOntiyor. I1kin Atatiirklin cenaze tiirenini gekiyor; sonra yOneteceki ilk uzun metrajli konulu filmin hazirliklarina girigiyor. «Keng'in hazirladigi ilk filim, Regat Nuri Giintekin'in 1923 te Tiyatrosunda sahneye konan eski bir oyununa dayanan «Ta§ Pargasi:> ydi (1939/40). Yarisi 4ehir Tiyatrosundan, yarisi gardan alman oyuncularla gevrilen «Tag Pargasi», tiyatrocularin filmlerinden bUytik bir gOstermiyOrclu.s., (bk. Nijat OzOn, Turk Sinema Tarihi). Oysa ayrilik, Keng'in ikinci filmi olan, «Yilmaz Ali» (1940) nm bazi bOlihnlerinde belli oluyor. Esrarengiz olaylarla, kigilerle, esrarengiz mekanlarla dolu — ye Väld Nurettin'in bir romanindan alman — bu filimde Keng sonraki yillarda buyuk ragbet gOrecek elan «polisiye ye heyecan filrni titriintin ilk Ornegini giziyor, karnera36

172

meral iizbek

tleti*im
2000 / 7

Ozet Bu calisma, cifte devrim dtineminde (1789-1848) Avrupa'da ortaya cikan Wink kavramim irdelemeyi y e boylece gunumuzun kidnir tarnsmalanntn kaynagina bakmayt amachyor. WW1- kavraminin cifte devrimle baslayan kapitalist endilstrilesme ve uluslasina siireclerinden ayn diisiindlemez. Bu nedenle kavramin, toplum, ekonomi ve uygarkk kavramlannin gelisimiyle iliskisinin lwrulmast gerekir. Kiiltiir kavramt, bir Frantz-ingiliz Wand olan uygarlik anlayismin elestirisi olarak, Romantik hareket

Tiiriciye'de Misr Sinemasi

P fikirler, degerler veanicinde Altman orta smnf entelektdelleri tarafindan gelistirilmistir. Bu siirecte, bir yasam tarn (halka ait killtiir)" olmak ilzere iki lamlar (estetik miikernmellik)*, digeri de
ayn Iniltiir tannin belirginlesmistir. Cifte devrim sonunda, Marxizmin uygar toplum ve idealist killtdr kiildiriin maddi yap= dretim surecleriyle baglanustru kurarak, maddi ve maneviltdr aynmuu sorgulamistir.

Ahmet GDRATA*

Summary This article, by examining the concept of culture which emerged in Europe in the era of the double revolutions (1789-1848), aimed to look at the roots of today's culture discussions. The development of the concept of culture cannot be considered seperately from the capitalist industrialization and nationalization. Therefore, it is necessary to relate culture with the developments of the concepts of society, economy and the civilization. The concept of culture, as a critique towards the understanding/ perception of civilization, as a French-English production, has been developed by German middle class intellectuals within the Romantic movement. In this process, two different definitions of culture became evident; one was 'thoughts, values and meanings' (aesthetic perfection); and the the other was 'a whole way of life' (popular culture). At the end of the age of double revolutions, Marxist critique on civil society and idealist culture has connected/related culture with the processes of material production of life, and questioned the seperateness of material and spiritual culture.

Klasik sinema tariMeri genellilde bir Ulkede Oretilen filmleri, bunlann yaptm, dagitun, gOsterim v; izleyici tarafmdan ahrnianma kosullannt inceler. Sinema tarihcisinin ilgi ve uzmanitk alaruna ere, bu vechelerden birine verilen agtrhk zaman zaman farkhlik gOsterebilir. Ancak, bir ulke sinemastru degerlendirirken, yalntzca o tilkede Uretilen filmlerin incelenmesi yeterli midir, yoksa o ulkede gOsterime girenyerli ye yabano- bOttin filmlerin de inceleme kapsamma ahnmasi mt gerekir? Andrew Higson, ulusal sinema konusundaki makalesinde ikinci gOriisti savunuyor. Ulus-devlet sinemalanmn ulusal OrUnler ve izleyicilerin bunlara gosterdigi tepkilerle oldugu kadar, uluslararas urunlerin etkisiyle de bicimlendigini belirtiyor. Filmlerin gOsterim ye tOketimini temel alan bu yaklastma gore bir Olke sinemastru film boyutlanyla degerlendirebilmek icin, cok ulusal ve uluslararast film ve televizyon iidinled karstsinda kulturel kitnliklerini nasil kurgulachklanna ve bu kurgulamarun hangi ko§ullar alunda gelistiginem bakmak gerekir (Higson, 1989: 45-46). Higson, bu kapsamda ulus-devlet sinemalannt degerlendirirken su kosullan
goz Oniinde bulundurmak gerektigini belirtiyor: (i) Ulus-devlet simian icerisinde

dolastma girmi§ -sinema,video gibi farkh formatlarda- filmlerin tumu ve bunlarm gOsteriminin nand degerlendirildigi; (ii) Farkh tUrlerdeki filmlerin sosyolojik actdan OzgUn izleyicileri ve onlann bath gOsterim kosullartnda bu filmleri nastl kullandildan -agmlama pratikleri, izleyici ve Oznellik bicimleri; Belirli bir kulturel ye toplumsal formasyon cercevesinde filmlere yonelik sOylemlerin cesitliligi ve aralanndaki ili§kiler, ye farkh izleyici kesimleri tarafindan soylemlerin Ora algtlarust -omegin, entelektitel ve populist sOylemler arasmdaki gerilim (1989: 44-45).
* Gazi iletitim Fakithesi RTVS 13•1ent

112
Ozet

meral Ozbek

tleti*im 2000 /

Bu calisma, cite devrim dOneminde (1789-1848) Avrupa'da ortaya cikan Wit& kavrarnim irdelemeyi y e büylece gunumiizun kfiltiir tartismalannm kaynagina bakmayt amacliyor. Kiiltiir kavramuun gelisimi, cifte devrimle baslayan kapitalist endastrilesme ve uluslaima siireclerinden ayn ckiiinGlemez. Bu nedenle kavramm, toplum, ekonomi y e uygarlik Icavramlannin gelisimiyle iliskisinin kurulmast gerekir. KOItiir kavrami, bir Frantz-ingiliz &anti p lan uygarlik anlayoun elestirisi olarak, Romantik hareket icinde Alman orta sal entelektrielleri tarafmdan gel tirilmistir. Bu sfirecte, bin, 'fikirler, degerler veanlamlar (estetik milkemmellik)", digeri de "bOtenliikki bir yasam tarn (halka ail olmak Caere iki ayn kultur tanum belirginlesmistir. cifte devrim sonunda, Marxizmin uygar toplum ve idealist maddi yasamin Oretim siirecleriyle baglannsuu kurarak, maddi ve manevi aynmini sorgulamisur.

Tiirkiye'de Misir Sinemasi

Ahmet dRATA*

Summary . This article, by examining the concept of culture which emerged in Europe in the era of the double revolutions (1789-1848), aimed to look at the roots of today's culture discussions. The development of the concept of culture cannot be considered seperately from the capitalist industrialization and nationalization. Therefore, it is necessary to relate culture with the developments of the concepts of society, economy and the civilization. The concept of culture, as a critique towards the understanding/ perception of civilization, as a French-English production, has been developed by German middle class intellectuals within the Romantic movement. In this process, two different definitions of culture became evident; one was 'thoughts, values and meanings' (aesthetic perfection); and the the other was 'a whole way of life' (popular culture). At the end of the age of double revolutions, Marxist critique on civil society and idealist culture has connected/related culture with the processes of material production of life, and questioned the seperateness of material and spiritual culture.

Klasik sinema tarthleri genellikle bir iilkede Oretilen filmieri, bunlann yaptm, dagann, gOsterim vey izleyici taraftndan altmlanma kosullanru incele •. Sinema tarihcisinin ilgi ve uzmanlik alanma gore, bu vechelerden birine verilen agtrltk zaman zaman farklilik gOsterebilir. Ancak, bir ulke sinemasnu degerlendirirken, yalnaca o Ulkede iiretilen filmlerin incelenmesi yeterli midir, yoksa o filkede gOsterime girenyerli ve yabano- butun filmlerin de inceleme kapsamma alma.% mt gerekir? Andrew Higson, ulusal sinema konusundaki makalesinde ikinci gorusu savunuyor. Ulus-devlet sinemalantun (1), ulusal itranler ve izleyicilerin bunlara gosterdigi tepkilerle oldugu kadar, uluslararast Uninlerin etkisiyle de bicimlendigini belirtiyor. Filmlerin gOsterim ve niketimini temel alan bu yaklastma gore bir ulke sinemastru Ulm boyutlanyla degerlendirebilmek icin, "izleyicilerin cok cesitli ulusal ve uluslararast film ve televizyOn urunleri karstsinda kulturel kimlilderini nasil kurguladtklanna ye bu kurgulamatun hangi kosullar altmda gelistigine" bakmak gerekir (Higson, 1989: 45-46). • :-Higson, bu kapsamda ulus-devlet sinemalannt degerlendirirken su kosullan gea Ontinde bulundurmak gerektigini belirtiyor: (i) Ulus-devlet saurian icerisinde dolastma girmis -sinema,video gibi farklr formatlarda- filmlerin tumu ye bunlann gOsteriminin nasrl degerlendirildigi; (ii) Farkll tirlerdeki filmlerin sosyolojik actdan Ozgiln izleyicileri, ye onlann belirli gOsterim kosullannda bu filmleri nasil kullandtklan -actmlama pratikleri, izleyici ve Oznellik bicimleri; Belirli bir kulturel ve toplumsal formasyon cercevesinde filmlere yOnelik söylemlerin cesitliligi ye aralanndaki ve farklt izleyici kesimleri tarafmdan sOylemlerin gOreli algtlantst -omegin, entelekniel ve populist sOylemler arasmdaki gerilim (1989: 44-45).
* Gazi iletitim Falcilhesi RTVS BOO lma

116

ahmet giirata

tilrkiye'de miser sinemasi

177

bir dilnya vaat ediyorlardi. Ella Shohat'nin deyimiyle "karanlik kite olarak adlandirabilecegimiz bu mekanlar, aslinda izleyiciyi "film seridi ilzerinde 'korunan' bir kulturde etnografik bir bilincalti gezintisine" davet etmektedir. Bu gezintinin tek bir amaci vardm tzleyiciye "karanlik kita"nin simgesel kodlanni Bati'nin gOziinden sunbaluslyla mak. izleyici, bu filmleri izlerken cogunlukla oyuncular araciliguyla Bati Ozdeslesir y e kendisine sunulan yabanci bir kulturun kodlanni benimser. Bu filmier bOylece "Dogui nun, etkin bir tarihsel ve anlatisal rolden armdinlarak inceleme konusuna ve gOsteriye dOnii§tiigii kolonyal mekanizmayi yeniden iiretmektedirler" (Shohat, 1997: 32). Bu alum, Tilrkiye'yi daha 1920'lerde etkisi altina aldi. Rudolph Valentino'nun basrolunu oynadigi ,Ceyb Ahmet (The Sheikh, George Melford, 1921) ye pyhin Og/u (The Son of Sheikh, George Fitzmaurice, 1926) Tiirkiye izleyicisinden buyuk ilgi görchl. Bu iki sessiz film klasiginin sesiendirilmis versiyonlan ise 1930'1u ve 1940'h yillarda uzunca bir sure gOsterimde kalacak ye pilaf sonra Yesilcam yapimcilanna da ilham kaynagi olacaku (4). Bir diger, oryantalist film Mumya (The Mummy, Karl Freund,1932) yapunindan hemen bir yil sonra istanbul'da gOsterime girecektir. Sinemada Rudoplh Valentino'nun tahtma aday gOsterilen oyuncu Ramon Novarro'nun yine Arap c011erinde gegen filmi The Barbarian (1933) ise, Seyh dizisinin basansindan yararlanmak amaciyla olsa gerek, 1939 yilinda ,Ceybin AOt achyla gOsterilmektedir (5) Novarro'nun basroliinii Greta Garbo'yla payla.stigi Mata-Hari de (George Fitzmaurice, 1931) 19301 1arm sonunda yeniden gOsterime giren filmier arasindadir, Bu alum ikinci Diinya Savast yillannda da etkisini stirdErecektir. Bu ter filmier arasinda esas hasilat basansi, 1938 yilinda gdsterime giren ye birbirinin devami olan iki Alman filmine aittir: Basroliinde, bir sure sonra Hollywood'a giderek• Philip Dorn adult alacak olan, Hollandah oyuncu Fritz von Dongen'in yer aldigi Mihracenin azdesi (Der Tiger von Eschnapur, Richard Eischberg, 1938) (6) ye Hint Mezan (Das Indische Grabmal, Richard Eischberg, 1938). Alman UFA stiidyolannin buyuk projelerinden bid olan ye yalniz Tfirkiye'de degil, ABD ye Avrupa'da da ayru tarihierde gOsterime giren bu iki film yillarca gOsterimde kalacaktir (7). Bu iki filmle ilgili esas ilgi cekici olan nokta ise, filmlere besteci Mesut Cemil tarafindan but Khisik Turk Milzigi parcalari eklenmesidir (Oztuna, 1969: 1231).

lere yerli sarkilar eklenmesi, ya da bu filmlerin aralanna Turk sanatglann cekimlerinin konulmasi aslinda oldukca yaygin bir uygulamadir. Hatta bu nedenle, Tiirkce seslendinneli yabanci filmier, yerli film muamelesi yapilarak, Ankara'daki Merkez Film Kont-. rol Komisyonu'nda denetlenir (9). Ciinkii, Alim Serif Onaran'in belirtigi gibi, Tiirkce seslendirilen filmlerde konunun Tiirkiye'de gecmekte oldugu izlenimini vermek icin degisiklikler yapilmakta, "Tiirkiye'ye ait sahnelerin ilavesiyle bu filmlere adeta bir Turk filmi edasi" verilmektedir (Onaran, 1968: 179). Bu yOntemle yabanci filmier yedilestirilmekte ye Turk izleyicisine hitap eder duruma getirilmektedir. Yerli sinema sanayinin henuz gelismedigi bir dOnemde baslayan ye yerli filmier lehine vergi indiriminin yapildigi 1948 yilinda daha da hiz kazanan bu yOnternle oldukca ilginc melez film Omekleti yaratihr. Tiirk sinemasuun once yOnetmenlerinden Faruk Kenc sinema kariyerine yabanci filmier icin yerli sahneler cekerek baslachguu belidiyor ve bu 'Tiirklestirmek" diye tarumhyor (Arslanbay, 1993: 25; Saghk, 1996: 100). Farkh yOnetmenler tarafindan celcilen bu tiirden sahneler arasinda Until sarlualar ye dansOzlerin ya da Zati Sungur, Ismail Diimbiillii gibi isimlerin kisa gOsterileri yer almaktadir. Omegin, 1940 11ann sonunda Oelumu Olddrdlim acItyla gosterime giren Le

Deinidre Chevauch6dnin (Robert Florat, 1946) Fas'ta gegen diigiin sahnesinde "salona
birden 'rliksek ses sanatkan Hamiyet Yilceses, fistad kemani Sadi Isilay ve arkadaslan' davet edilir. Sadi keman taksiminden sonra Hamiyet hiceses, sarayda 'Yesin Onu Ninesi' adli unlu sarkistru okur. Ve bir Aire sonra Luiza Non'un dansini izleriz" (Ozguc, 1990: 52-53)..

2. Muir Filmleri ve Film Mazikleri 2.1 phzadebapinda Bir Olay iste Tiirkiye'cleki sinema ortami 1930 4 1ann sonunda boyle bir yapiya sahipti. Yerli film sanayi hentiz yeterince gelismemis, gOsterimdeki yabanci filmier ise Beyoglu i ndaki belirli bir kesimin kinda izleyicilerin beklentilerini karsilamakta uzakti. Bu yeni gelisen talep melez filmlerle az da olsa karstlaruyordu. Boyle bir ortamda, Kam 1938'de istanbul'da gOsterime giren bir Mar filmi bilyiik yank' yaratti. Basroltinde tantrums sarkictsi Muhammed Abdiiivahab'in rol aldigi Akin

1.3 Nast! izleniyor?

Mihracenin GOzdesi ye Hint Mezan Orneklerinde goruldiigu gibi, yabanci film-

GO2yagan (Domu' al-hubb, Muhammad Karim, 1936) adli bu film, Mk sinemasi acisindan oldugu kadar, genic anlanityla kultur tarihimiz acismdan da yeni bir donemin baslangicuu simgeliyordu. Bir sinema tarihcisi o giirderi sOyle anlyor:

178

ahmet giirata "Film Sehzadebasenda gOsterildigi vakit, sinemanm camlan ktrthyor, caddedeki trafik duruyordu. flc yildan ben yeni bir yerli film gOrmemis olan seyirciler, fesli-entarili yer aldtgi, taninnus Arap sarkicilann oynadigi, tutum bakimindan 'tiyatrocu'lann EM. Ertugrul kastediliyor, A.G.) filmlerinden hic baskaligi ohniyan bu ve bunun gibi filmleri el iistiinde tutuyorlarch." (OzOn, 1962: 760)

tiirklye'de misir sinemasi

119

Misir filmlerinin gfindeme getirdigi bu konuya 1939'da Matbuat Umum Mfidfirltigil ince yayinlanan bir karamameyle cozum bulundu ve bu filmlerde Arapca sOzlil parcalarin yayini yasaklandi (Oztuna, 1976b: 341). Aslinda bu dOnemde devletin miizik politikasinda belirgin bir yumusama gOzlenmis, bu rimusamadan ve Mistr filmlerinin basansmdan cesaret alan Muhsin Ertugrul da Winn. Nurettin Selcuk'la bir film cevirmeye baslamtsti (14). Ancak, Arapca sozlu sadular, radyodaki Tiirk muzigi yasagi dOnemininde Misir radyosuna yOnelen ilgiyi hatirlattigi icin olsa gerek, yasaklanmisur (15). Bu yolla, yetkililerin nasil bir kfiltfirel koruma hedefledilderini kestirebilmek guc. Zira, karat- fizerine yerel. sanatcilar tarafmdan yeniden Tiirkce stall] olarak icra edilerek filme senkronize edilen parcalar daha fazla populerlik kazanmaktaydr. emekin Arkin GOzyalarerun Hafiz Buhanettin (Sesyilmaz) tarafmdan Tfikce olarak icra edilcn sarlulan dOnemin en cok satilan plaklanndan biri oldu. Hafiz Burhanettin'in yanisira Saadettin Kaynak da, Misir filmlerindeki parcalarm ,aranan yerli icracilarindan bir oldu. Oztuna'ya gOre, Kaynak toplam 85 Mix filminin miiziklerinin uyarlamasuu gerceklestirdi. Aynca bu filmier icin gerceklestirdigi yorumlanni da kimi zaman kendi adiyla piyasaya sfirdfi (1976a: 332).

nusuna bir aciklik getirmiyordu (13).

Aiktn Gdzya§/arenin gOrcliigfi olaginfistil ilginin ardindan dagiumular hizla Moir filmi arayisina girdiler. Once, Abdfilvahab'in basrolfinii bir ba.ska unlu Math Oda Leyla Murad'la paylastigi Yap= Ak (Yahya' al-hubb, Muhammed Kerim, 1937) filmini Tfirkiye l ye getirdiler. Bunu Abdiilvahab'm yine Muhammed Kerim yOnetiminde cevirdigi Beyaz GUI, (Al-Warda-Al-Baida, 1933) ye Memnu Ask / Yasak 141e (Mainnu ye Fend al-hubb, 1942) (10) adli filmier izledi. Ardindan, Ommii GfilsOm, Leyla Murad el Atras gibi Mtsrrh sarkici/oyunculann filmleri bir anda Tfirkiye sinemalanni doldurdu. Seckin izleyici kesimine. hitap etmeyi hedefleyen ve Amerikan ya da Avrupa filmled ithal eden ipek Film bile Misir filmleri getirmeye ba§ladi (11). Lale Film'in sahibi gitti (ElCemil Filmer de, bu yansta one gecebilmek amaciyla zorlu yollardan mer, 184-85). Bu iki buyuk firmayi diger film ithalatcilan izledi ve Ikinci Diinya Savant kosullanrun film piyasasinda yarattigi boslugun da etkisiyle Misir filmleri Onemli bir pazar payma ulastt. Bin tahmine gore, 1938-48 arasindaki on yilhk dOnemde Tfirkiye'de 130 Misr filmi gOsterildi (Oztuna, 1976b: 341) (12). Aym dOnemdeki yerli yapim sayisi ise yalnizca 53 1 tOr ki bu filmlerden 30'u 1947-48 yillarinda Mgr filmleri bir anda oylesine yayginla.sti ki, bfiyfik kentlerden kficiik kasabalara pek cok sinemada "Tfirkce sozlu, $ark musikili" tanumyla sunulan filmier gOsterihneye basladt. Yilmaz Oztuna'nin deyimiyle, "Amerikan filmlerinin yalniz baslica sehirlerde ragbet gordugu bu tilkede M BE filmleri, kuciik kasabalara kadar giderek haftalarca oynadi" (1976b: 341).

2.3 Iki Farkh Sentez Misir filmlerine ve uyarlama mfiziklerine yOnelilc bu yogun ilgiyi daha iyi anlayabilmek icin dOnemin milzik politikasina lasaca bir gOzatmakta yarar var. Cumhuriyet dOneminde 'ulusal' mfizik politikasi alanincla iki ana cizgiyi ayndedebiliriz. Birincisi, cercevesi Ziya GOkalp tarafmdan cizilen ye smirlan kati bir bicimde belirlerunis sentez anlayasma dayah politikadir. Hedefi, Grikalp'in deyimiyle, "halk musikisiyle garp musikisinin imtizacedir (akt. Behar, 1987: 94). 'Gayrimilli' sayilan Osmanli Saray muzigi ya da Klasik Tfirk Mfizigi (KTM) ise bu sentezin tamamen disinda yer alit-. Daha esnek bir sentez anlayisi olarak adlandinlabilecek -ikinci cizgi ise, KTM'nin de tipki halk muzigi gibi Bati armonisiyle birlestirilebilecegini savunur. Cumhuriyet dOnernine damgasini vuran birinci cizgi cercevesinde Klasik Batt Mfizigit nin yaygmlastinlmasina calisihrken, Daralelhan'm (Konservatuar) Tfirk muzigi bOltimfi 1926'da kapatihr. 1934 yiluun Kasim ayinda ise, Cumhurbaskant Mustafa Kemal Atatfirk'fin TBMM acilisinda yaptigi bir konusma gerekcesiyle, radyoda KTM yaymt yaklasik 15 ay sfireyle yasaklanff (Kocabasoglu). Buarada, muzik ogrenimi icin yurtdisma gOnderilen Tiirk bestecileri, halk tfirkfilerini Klasik Batt Mfizigi fomilanyla anmonize ederek bu politikanm ilk Orneklerini verirler.

2.2 'Tiirkce Stkla ,Sark Musikisi' Ilgi iizerine, yillarca sinema biletlerinden kesilen vergi oranlanru ayarlamak disinda sinemayla ilgili politika firetmeyen deviet de bu alana mfidahale gereksinimi duymaya bglanusti. iste, agir bir sansfir uygulamasi getiren 'Filimlerin ye Filim Senaryolartrun Kontrolfine Dair Nizamname' bir yOniiyle bu ararsin bir uriinuydu. Bu yolla, yerli filmlerin yarusira, ithal edilen yabanci filmlerin de denetlenmesi OngOriilfiyordu. Ancak, Nizamname yabanci filmlerin Tfirkcelestirilmesiyle ilgili olarak altyazi konusuna deginirken, Tfirkce seslendirme ya da filmlerde yer alan sarlular ko-

180

ahmet

giirata

tiirkiye'de miser sinemasi

181

HUseyin Saadettin Arel ve Mahmut Ragtp Gazimihal gibi miizisyenler tarafindan savunulan 'esnek' sentez anlayist ise, daha cok KTM'nin Batt armonisiyle butiinlestirildigi calismalara agirlik vermektedir (Behar, 1987: 9). Ashnda temeileri daha eskiye dayanan bu ikinci sentez anlayisinin onculeri olarak yerel operet ye kantolan sayabiliriz. Ozellikle, kaynagini operadan almakla birlikte, cesitli geleneksel ogelerden yararlanan y e "Tiirk musikisine Ozgii melodi kurulusunu Ban teknigiyle birlestirerek bir sentez kurmaya calisan" operetler, 19. sonundan baslayarak popiderlik kazannustir (Aksoy, 1985: 1222). Bu gelisme sinemayi da etkilemis ve Dikran cuhactyan'in (1836-1898) besteledigi Leblebici Horhor Aga 1916'da Merkez Ordu Sinema Dairesi'nin ilk konulu film denemesine kaynaklik etmistir. Bu deneme cesitli nedenlerle yarim kalmis, ancak 19301 1ann bastrida sesli filme gecilmesiyle birlikte yeni bir operet filmleri dOnemi baslamor. Muhsin Ertugrul'un 1933'de and arda yOnettigi fic operet filmi, Karim Beni Aldatirsa (Miizik: Muhlis Sabahattin), Stiz Bir Allah Bir (MUzik: Muhlis Sabahattin) y e Cici Berber (Mtizik: Mesut Cemil), seyirciden yaygin bir ilgi gormustur. Ozellikle, Karim Beni Aldatirsa filminin sarkilan uzun sure dillerden diismemistir (Onaran, 1981: 209). Bu basan, bir1de, sarlulann bestecisi Muhlis Sabahattin'in (Ezgi) (1889-1947) yaratmaya calistigt sentez cizgisine baglanabilir. Ezgi, Bath operet Ornegini yerli ezgi alost icinde islerken, "hem gelenegin hem de Ban musiki zevkinin yadirgamadigi bir musiki yaratmistr (Aksoy, 1985: 1234). Bu filmieri, 1934'de Leblebici Horhor Aga ye Milyon AvciLan (Miizik: Muhlis Sabahattin) gibi operetler Ancak bu turun Onciisil, Tiirk sinemasinin ilk sesli filmi olan ye Mishit oyuncu Azize Emir'in rol aldtgi Istanbul Sokaklanndddir (Muhsin Ertugrul, 1931). Bu filmin maziklerini ise, KTM'ne uyarlanacak bir nota sistemi gelistiren Hilseyin Sadettin Arel ile Hasan Ferit Alnar bestelemistir. Filmde sokak sarkiasi rolundeki Rahmi'nin sOyledigi 'Tilkenmez Yollarda' adli sarkinin sozleri Misir filmleri araciligtyla Tiirkiye'ye girdigi One sUrillen Arabesk'in kaynaklan konusunda bize farkli ipuclan verebilir: "Karanlik yollarda yorgun yururum / Dilenir, gezerim / Hastayim, kOtiim / Ne kadar uzadi Yarab, ne kadar / Mezaruna giden karanlik yollar" (akt. Onaran, 1994: 28). Ancak, film miiziklerindeki operet ye KTM agirliklt cizgi radyodaki Tiirk muzigi yasagindan (Kasim 1934-Subat 1936) nasibini alacakttr. Yasagin oldugu clOnemde cevrilen Batakit Damn? Ktzt Aysel (1934) filminde Ertugrul, bu kez Klasik Batt Muzigi bestecisi olan Cemal Resit Rey'e gorev verecektir. Bir Anadolu kelyiinde gecen filmin muzikleri, halk muzigi ezgilerinin Klasik Ban Muzigi formlan parcalardan olusturuyordu. ilginctir, daha sonraki icinde bestelenmesine dayah

yillarda kimi dagituncilar, dememin muzik politikasint yansitan bu parcalann halka yeterince hitap etmeyecegini dusundukleri kin olsa gerek, yOnetmeninden izinsiz olarak filme bazi KTM parcalan ekleyeceklerdir (16). Bu filmden sonra girdigi dOrt yilhk suskunlugun ardindan Muhsin Ertugrul'un ilk cevirdigi film olan Aynaroz Kadtslmn (1938) miizikleri ise tamamen KTM forinundaych. Filmin miiziklerini Mesut Cemil bestelemis, Cevdet Kozanoglu yOnetimdeki bir saz heyeti icra etmisti (Onaran, 1981: 25051). Bir yil sonra cevrilecek Bir Kavuk Devrildede Mualla GOkcay'in icra ettigi parcalara yer verilmis, Al!ak in? Cennetinde ise Sadettin Kaynak'in bestelerini basroloyuncusu Miinir Nurettin Selcuk seslendirmistir (Onaran, 1981: 254-55). DOnemin muzik politikasi degismis, bu degisimden sinema da etkilenmistir.

3. Muir Filmleri Uzerine SOylemler AVan Gdzya§lart ye diger Misir filmleri farkli izleyici kesimleri taraftndan tepkilerle karsdasti. Higson'in deyimiyle, "belirli bir ktiltUrel ve toplumsal formasyon icerisinde" filmier iizerine kurulan bu tepkiler icerisinde, entelektiiel ve populist sOylemler arasindaki gerilim hemen gOze carpiyor. Aydin kesim bu filmleri "diistik kaliteli" olarak nitelendirip kiyasiya elestirirken, popiiler sinema dergilerinde filmlerin en azindan teknik acidan basanh oldugu savunuluyor. Simdi, Tiirk sinemastyla ilgili tartismalar icinde halen gecerliligini koruyan bu gerilimin o pllardan buyana suregelen Omeklerini inceleyelim.

3.1 Entelekttiel kylem Turk sinemasina karsi kimi zaman oldukca acimasiz yaklasan aydin kesimin Misir filmlerine de tepkisi de sert oldu. Bu filmleri, Turkiye'de gOsterime giren oryantalist filmlerle karsdastiran degerlendirmeler yapilch. Omegin yazar Hasamettin Bozok, Yeni Adam dergisinde 1938'de yer alan yanstnda, Mtsir filmleriyle oryantalist filmleri ayni kategori altmda degerlendiriyor. Bozok'a gore oryantalist film Oreten Avrupali ve Amerikali film sirkederi, Bati'da egemen olan "hayatta esi olmayan muhayyel tipler viicuda getirmek" ve egzotizm akimlannin tesiri altinda kalnuslardir: "Kazanclarm en mel'unu, ayni zamanda en cok para getireni kitlelerin icindeki gerilik duygularma, korku, sehvet, hayal, mucize ihtiyaci gibi hislere hitap edendir. Halbuki butun bunlar, uyandirilmasi degil, sokulup atilmasi lazim gelen seylerdir. kadar hicbir film kumpanyasi bu isi yapmanus, uyutulmasi lazim gelen hisleri daima kanylanuste (akt. Abisel, 1994:39).

-r

182

ahmet giirata

tiirkiye'de miser sinemast

183

Ashrida, oryantalist filmlerle Misu filmleri arasmdaki kurulan parallelligin ticari degerlendirmelerin yamstra baska nedenleri de bulunmaktachr. Zira, Mar sinemast da, diger pek cok ulus-devlet sinemast gibi, oryantalist filmlerin bir Olciide etkisi altmda kalmor. Omegin, Misr sinemastrun ilk uzun metrajh filrni sayilan ve bir Tiirk sinemaasimn, Vedat Orfi Bengii'n0n, yOnettigi Leyla (diger adtyla Nida-ul Allah, 1927) adh filmde Orfi'nin canlandirdigi yalustkli Bedevi cevirmen Valentino'ya gOnderme olarak Ahmet aduu tastmakta y e bir Amerikali luza astk olmaktadtr. Yine "Misirh Rubasroliinn oynadigi COlde Bir dolph Valentino" olarak taninan Ibrahim

Ayrica, bu filmlerle nirk filmleri arasinda stk sik benzerlik kurulur. Tiirkiye'de gOsterime giren Mtstr filmleriyle ilgili ilk incelemelerden birini hazirlayan Nijat Ozone gore bu filmlerde:
"Ele ahnan temalar, senaryo ce§itleri de Ttirk sinemasindakini andinr. Milzik dans ('gobek' dansi) yerli yersiz kullaruhr. 0 kadar ki, filmlerin cogu filme alinmi§

i rOvirleri andinr. Gercekci olmaya calt§an filmlerde bile, senaryo eninde sonunda
melodrama cintiverir. igfal edilen gene kizlar, ihanete ugrayan e§ler, §ehir ya§amnin yolundan cikardigi insanlar, kisacasi laddin biiyiik rol oynadigi yapmacik bir kurulu§, bu senaryolann temelini meydana getirir"(OzOn, 1962: 760).

ôpiictik (Kubba fi'! Sabra, Ibrahim Lama, 1928) de elestirmenler tarafindan "oryantalist" olmakla suclanacaktu (Youssef, 1995: 66). Bu yillarda, oryantalist filmier aractligtyla Bau'run Mistea sundugu imgeyi, Misir farkh bir bicimde uyarlayarak yeniden iiretmektedir. Bozok'un sOzkonusu-yazisma dOnecek olursak, Man Gdzya.i/arf yla ilgili olarak §u degerlendirmeyle karqdastyoruz: "insana hayat sevgisi yerine olum asks asilayan", ve "aktif degil geriye cekici, bedbin edici ve intihar arzulanni kamglayan" bir film. Bozok'a gore, "bu hasta romantizmin yen ilerlemek istegiyle kivranan bir Ancak, film, tipki oryantalist filmier gibi, "ilerlemek istegiyle memleket luvranan" Tiirkiyekle buyuk bir hasilat basanst saglarrustr. Bunun nedenlerini ise etkenlere bagliyor Bozok:
"Film §irketlerinin reklami, arka bagh oldugunu iftiharla iddia eden miirteci bir zilmre, hususi hayaunda bir gibi ya§adigi halde karda kendini inkdapci gibi gOsteren sahtekarlar, kendisine §imdiye kadar hicbir sanat kiiltiirii verilmemil olan baiin §ehirli a.§a i tabakalar, bu filmleri serf kazang kaygusuyla Tiirkcele§tiren yerli film

Aslinda, slizkonusu Ozelliklere clOnemin Hollywood fihnlerinde, Ozellikle 1930'larin basmcla cevrilen 'varyete filmleri'nde, stk stk rasthyoruz. Broadway revillerini model alan bu filmier de benzer konulara dayalidir. Ancak, aydin kesimin elestirilerinde, oryantalist filmier hark, Hollywood'a yOnelik belirgin bir tepkiyle karstlasmiyoruz. Bunun nedeni, toplumsal ve kfilnirel gelisme stratejilerinde Batt'yt model alan Tiirkiye'cle, Avrupa ve Amerika'dan gelen filmlerinin olumsuz bir Omek olusturmayacagi inana

3.2 Populist kylem Amerikan ye Avrupa sinemasiyla ilgili bu olumlu yargi aslinda &Men= popiiler sinema dergileri tarafindan da paylasilmaktachr. Ne var ki, bu dergiler Misir filmleriyle ilgili degerlendirmelere okuyuculanndan gelen istekler dogrultusunda artan bir ilgi gOstermekte ye gOreli olarak daha olumlu yaklasim sunmaktadtrlar. Bu konuda, dOnemin populer sinema dergilerinden biri olan Yildt.ida yeralan elestirilere bakmakta yarar var. Kam 1938'de yayin hayatina baslayan ye 1950 plum kadar onbes gunde bir yaymlanan Yildtz dergisi, daha cok gOsterimdelci Hollywood filmlerine aguhk vermektedir. Dergide surekli olarak Hollywood yildalanyla ilgili yazilar, gOsterimdeki filmlerle ilgh tarutimlar ye diziye dOnfistiirdlen film hikayeleri yer Ancak, izleyicilerden gelen mektuplardan, 1940 111 yillarda Mot- sinemasina ilginin giderek artugum gOzlemekteyiz. Pek cok izleyici, hunk resim edinmek icin Mistrh oyunculann adresini istiyor, hatta bazi izleyiciler bu ilgiden yararlanip Misuh oyuncularla yakm akraba olduklaruu One snniyorlar (19). Artan ilgi uzerine Yildtz dergisi Asti da surekli bir muhabir bulunduracak ye Mar sinemasmdaki gelismeleri yakinclan izleyecektir.

snidyolan" (akt Abisel, 1994: 39). Mar filmleriyle ilgili aydin kesimin elestirderi yalmzca bununla da smith degil. Ele§tirilerden biri de, Misir sinemastrun yerel Onctiler tarafindan kurulmamq olmasidir. Bu filmlerin Tiirkiyede etkili olmasuidan yola cilcarak "talihin garip bir cilvesi" olarak andan saptamaya gore, Misir sinemast bir Tiirk rejisör-oyuncu-senaryocusunun, Vedat Orfi'nin, cabastyla kurulmustur (OzOn, 1962: 759). Aslinda, Orfi'nin cekimine baslachgt, ancak yaorna Aziza Emiele dustugu anlasmazlik iizerine Stefan Rosty'nin tamamladtgt, Leyla (1927) Moir sinemasinm ilk uzun metrajlt filmi olmasina karsin, bunun Oncesinde Misirlda gerek Mtsult, gerekse yabanct sinemactlar tarafindan pek cok kisa metrajh film cekilmistir (17). Orfi, her ne kadar Misteda yOnetmen olarak bes film daha cevirmisse de, Mistr sinemastrun kurucusu yakormast biraz abartili gOninmektedir (18).

184

ahmet

giirata

tiirkiye'de miser sinemast

185

Mtstr sinews' konusundaki gotuslerini, yarna basladigt stralarda gOsterime giren Aikm azyallartyla baslayarak inceleyelim. Derginin ficiincfi sayisinda filmle ilgili su elestiri yer "Min azya,shan filmi, actich bir ask ye aldattlma hikayesinin oldukca muvaffak bir sekilde tasvirinden ibarettir. Mevzunun bilhassa fvlistecla gegen ksimlan cok guzel ve
enterasan tabiat manzaralan Oniinde alinrrus olduklan ve bir seyahat memleketi olan tanituklan icin alakayi celbedecek mahiyettedir. Filmin reji kismi oldukca ileridir. Buna mukabil mizansen biraz noksan gosteriyor... Filmde en enterasan nokta, hemen sahsiyetlerin hakiki Misn-Fellah tipine yakm tiplerden secilmis olmasidir. Bunun en guzel numunesini bizzat bayan Necat gOsteriyor."(Yurdatap, 1939 : 6)

Misirh sinemactlann yunchsinda ligrenim gOrmiis olmalanna baghyor(20) filmleri, teknik balcurundan Avrupa filmleri ayannda ve Amerikan filmlerine de son derece yakin bir ilerilige mazhar olmu§tur. Zira Mistr filmlerini basaran biitiin
elemanlar, aslen Misirli olduklan haide Avrupa ve Amerika studyolannda yillarca mesleklerini adamalulli Ogrendikten sonra, memleketlerinde is basin gecmisler"

(Yurdatap, 1939: 7-8).

Bu degerlendirmede, Avrupa ye Amerikan sinemast ile diger iilke sinemalan arasinda kurulan hiyerarsi ayru zamanda derginin sinema dUnyasina baktsuu da yansitmakta. Hollywood 'en ve 'en basarth' sinema yaptmctst olarak sunulurken, Avrupa ye diger tilke sinemalan bunun gerisinde degerlendiriliyor. Bu hiyerarsi cercevesinde Misir Ornek verilerek, bir bakima Turkiye'ye gOndermede bulunuluyor. • Tiirk sinemasimn Misfit Ornek alms' gerektigi savunuluyor. Sik sik karstlasugtmtz bu
gut

Burada gOze carpan ilk nokta, elestirmenin mizansen kusurlan chsinda filmi teknik yOnden begenmis olmast. Filmi, konusu ye gectigi mekan nedeniyle yerden yere vuran aydInlann yerine; Yikhz dergisi daha ihmli bir yaklasim gOsteriyor. Burada da, "seyahat memleketi" olarak degerlendirilen Mistr'in sunumu cercevesinde oryantalist filmlerle Ornik bir paralellik kuruldugu gOzleniyor. Ancak, isimsiz elestirmenin deyimiyle "en enterasan nokta" ise oryentalist filmlerde dogulu karakterleri canlanchran Valentino, Novarro gibi kimi Hollywood oyunculanntn yerine ilk kez 'yerel' karakterleri izlemenin getirdigi saskinlik. Oyunculann 'fellah' (Miser ciftcisi, kara Arap) tipli olarak degerlendirilmeleri bir asagtlama nitelendirmesinden cok belki de bu sasionligt yanstuyor. dergisindeki yaygin bir degerlendinnelerden biri Mix filmleriyle de, Turk filmleriyle yapilan karsilastirmalar. Dergi, stk stk Asir sinemasinin Tiirk sinemasindan ileride oldugu tespitinde bulunuyor. Omegin, Selami Munur Yurdatap'a gore,
"Balkanlarda ve yakin sarkta hemen her seye Onayak olan Tiirkiye, filmcilik sahasinda da ilk Once hareket etmistir. Lakin, bugun itiraf etmek zorundayiz ki Mrsuli kardeslerimiz bu sahada bizleri fersah fersah gecmi§ bulunuyorlar. BugiIn Misir filmciligi akillara hayret verecek bir ilerilik gOstermektedir.len mevzular bizlere biraz fazla apatik, fazla romantizme kacar gOrilniiyorlarsa bunun bashca sebebini, filmlerin her seyden evvel halluna hitap etmesinde aramalidir(Yurdatap, 1939: 7).

gOndermelerin bir diger ornegi de, sinemaya yapilan yatutmlarla tight. Ornegin, TurDennraglin Bir Dag Masal► (1947) filmini degerlencliren Rakim calapala karstla.stirmar bu noktaya dayandinyor:
"'Kolay nu came deriz. Degil Amerikahlar, daha dun sinemacilfga baslayan MistrIrlar bile bir film icin diinyanm parasint harciyorlar. Bizde bir film icin ortalama sarfedilen para otuz, otuz bes bin lirachr. Bir Misir filmi bunun dart misline malolur. Artik Amerikalilann milyonlanm sOylemege bile liizum yok. Ucuz etin yahnisi tatsiz olur. Bu kadar az masrafla yapilan filmlerimizin de elbet bir cok kusurlan oiacak(Calapala, 1946: 6)

Bu rllarda, Asir sinemastna sayfalannda yaklasik beste bir oramnda yer veren entelekttiel tepkilerin Batict sOylemini paylasmakla birlikte, bu tine sinemastna daha that yaklasmaktachr. Ayrica, filmlerin konulanyla Orsel iisluplari arasinda Ozenli bir aynm yapilmakta, filmlerin teknik basanlan Ovillmektedir. Bu cercevede kurulan hiyerarsik stralamada, dergiye gore Misir sinemast Tiirk sinemasinin Onfinde yer Oysa entelelael sOyleme gore, her hangi bir degerlendirme Olciittine bagli yalruzca kfiltfirel arka planlan-secilen temalar, muzik, gobek danst- nedeniyle bile bu filmier "geri ye hasta" olarak nitelendirilmektedir.

'hastaltkli' gibi soylemler - Burada, filmlerin konulannt degerlendirirken yerine oldukca diplomotik bir dille karstlastyoruz. Filmier agdah melodram Ogeleri icerseler de, Mint izleyicisini hedetledikleri login bu Ozellik mazur gOrfilmektedir. Ancak, bu filmlerinin eras basanst teknik Ozellikleridir. Dergi, bu basanrun strrint ise

4. Man- Filmleri ye Sinema izleyicisi Bu bOlfimde, Mint filmlerinin izleyiciler tarafindan algtlandtp,t ya da Higson'in deyimiyle "kullaruldtgi" konusuna deginilecektir. Bu konuda yazth kaynaklann

186

ahmet giirata

tiirkiyerle miser sinemast

187

smith olmasma karstn, filmlerin gasterildigi sinemalar, Ozel gosterim kosullan ye basmda yer alan kimi yorumlar yof gasterici olabilir. Yukanda degindigimiz gibi, 1930'Iu yillann sonunda Beyoglu l nun ya da genet olarak istanbul'un thstrida farklt bir izleyici kitlesi olusmaya baslanusti. Turk sinemast ise, henuz Hollywood ye Avrupa sinemasintn amelderinden haz etmeyen bu izleyicilerin beklentilerine yarut vermekten uzaku. Dönemin tek yonetmeni Muhsin Ertugrul'un filmieri daha cok buyuk kent izleyicisine yanelikti. Oyleyse bu yeni izleyiciler hangi filmleri izliyordu? 19301 lann sonu ile 1940'Iartn basmda baltimler halinde gasterime giren cogunlugu Republic Pictures Corporation'a ait dizi macera filmleri iste bu kesimin giyle izledigi tinlerden biriydi (21). Ancak bu filmier agultkli olarak erkek izleyicilere hitap etmekteydi. Yeni izleyici kitlesi icinde daha genic bir kesime hitap eden filmier ise, seslendirme ya da yerli sahneler eklenmesi yoluyla uyarlanan yapunlardi. Omegin, bu yolla KTM parcalan eklenen Mibracenin G5zdesi, bu izleyicileri kendine cekebildigi icin buyuk bir hasilat basanst elde eunisti. Yeni izleyici kidesinin asil begenisini kazanansa Asir filmieri oldu. Aslinda semtlerinde ancak 1930'lann sonunda sinema salonlan acilan bu izleyiciler sinemayla da yeni tanismaktaydi. Yapima ye sinema isletmecisi olan Utirrem Erman'a gore, Misir filmleri bu anlamda "Turk seyircisi lizerinde buyuk etki yaparak onun sinemaya baslamasinda bashca amillerden biri" olmustur:
`Meseta, diyelim ki Akin Gelzya§lart filmine kadar, Aksaray'll Ayse Hanim'Ia Nurhayat Hamm hamsofuluk icinde hicbir esasa dayanmayan telkinlerin etkisi ahtnda sinemaya gitmeyip evinde oturan harumlarch. Abchilvahab ile Yusuf Vehbi beyler onlan evinden cikanp sinemaya getirdi. Bu, en iptidai sekhyle bir sinemaya gitme zevkinin baslamastych" (Dorsay vd., 1973: 26).

digi, miiziklerin ise Sadi Isday tarafmdan dtizenlendigi belirtiliyor (Evren, 1998: 147). Bu Orneklerden de anlastlabilecegi gibi, Mar filmleri, mazilderinin 'Thrkce sazlir olusu ye yerel sanatcilar tarafindan seslendirilmis olmast vurgulanarak, izleyiciye bir
tur yerli film olarak sunulmaktadu.

Aslinda, Misir filmleri henuz gerekli altyaptyi kuramayan ye yeteri kadar uretim yapamayan Turk sinemasuu ikame eder duruma gelmistir. tzleyiciler, antic yakindan tamnan Mistrli yildizlart garmek kin oldugu kadar, unlu bir Dirk sarkiasinin konserini dinlemek amaayla da bu filmlere gitmektedirler. Perdede ise, kimi izleyiciler icin yakm bir gecmisi cagnstiran, kimileri icinse olabildigince uzak ye egzotik ganintUler vardir. Oryentalist filmlerin o clanemde kazancligi yaygm begeniyi de belki bu iki anlamli (ambivalent) algida arayabiliriz.

5. Muir Filmlerinden Ye§ilcam im Dogu§una

Misir filmlerinin yerli filmleri bu bicimde ikame eder duruma gelmesi yeticilileri bir kez daha harekete gecirdi ye bu filmlerin ban illerdeki gasterimi 1942 yilinda yasaklanch (Tikves, 1968: 97-98). Ban kaynaklarda Misir filmlerinin 1948 ytlinda turn

yurtta yasaklandigt belirtilmekle birlikte, bu konuda gunluk basmda herhangi bir bilgi yer almamaktadir. Ulus gazetesinde yaptlan taramadan 22 Kamm 1948 tarihinden itibaren Mix filmlerinin Ankara'da gasteriminin yaklastk iki ay sureyle durdugu
gOzlenmeIcle birlikte, sinemalann daha sonraki tarihlerde bu filmleri estermeye

devam ettilderi izlenmektedir(23). Ancak, gasterilen Mistr filmlerinin sayisinda belirgin bir dusus vardir. Bu ise Turk sinemast icin tarihsel Oneme sahip bir diger kararla acildanabilir. 1 Temmuz 1948'de Belediye Gelirleri Kanunu'nda yapilan bir degisiklikle bilet fiyatlan Uzerinden alinan eglence resmi TUrk filmleri lehine azaltilnusur. Bu yeni dtizenlemeyle, yabanci film gasteren sinemacilar 100 liralik bir biletin 41 lirasuu belediyeye oderken, yerli film gosterenler ise yalruzca 20 lira adtiyorlardi (OzOn, 1995: 47). Bu sayede isletmeciler acisindan gosterimi karli duruma gelen yerli yapim sayist 1946 yilinda iken, 1948'de 18'e yOkseldi. Thrkiye'nin Marshall Plant adtyla anilan Avrupa iyilestirme Plaru'ndan yararlanmaya basladtgt bu danemde, dts politikada da ABD'nin etki alanma girihnistir (24). 'Amerikan Ruyasi'nin ve temsil ettigi degerlerin daha genic toplum kesimlerine sunulmasina ise 1950'lerden itibaren baslanacakur. Bu hedef kapsaminda en uygun arac ise kuskusuz sinemadir. Diinya genelinde izlenen benzer politikalar sayesinde, Amerikan

Misir filmlerinin, bu bicimde, Ttirk filmlerinin yerine ikame edilmesinin bir baska karuu da bu filmlerin ilan ve afisleri. Omegin 1948 yilinda Ankara Sinemasi'na tammlamast Kudreti adlt Misir flu tatuulirken 'Tiirkce ait bir ilanda isimlerinin onplana ciluyor. Filmin basroloyunculart Yusuf Vehbi ye Emine gun& ise su ibare gaze carpmakta: "Filmdeki sarktlan Safiye Ayla ve Mustafa Caglar okumakta ve zengin bir saz hayati filme istirak etmektedir."(22) Bu yolla filmin muzigirun yerli icractlannin ac ► onplana cikanlmaktachr. Misirh oyuncu Leyla Murad'in Leyla (Laila, Togo Mizrahi, 1940) filmine ait bir afis ise yerlilestirme uygulmast acisindan daha da carpia. 1940'larda Taksim Sinemast'na asilan sazkonusu afiste filmin admen alunda ne yanetmenin, ne de oyuncularin adina yer verilmekte. "Tiirkce" ibaresinin altinda filmin sarlalartrun Mualla Istlay ye Suat Gun taraftndan seslendiril-

188

ahmet giirata

tiirkiye'de mistr sinemasi

189

film sanayinin din gelirleri 1947'de 124 milyon dolardan 1951'de 160 milyon dolara yUkselecektir. Bu miktartn yaklastk 88 milyon dolan Marshall Planenclan yararlanmakta olan Avrupa ulkelerinden gehnistir (Segrave, 1997: 181). Baffin gelismeler birarada degerlendirildiginde, 1940 1 1i yillann sonunun Tiirkiye l de sinemanin gelisimi actdan ne derece belirleyici oldugu anlastlabilir. SOzkonusu dOnemde, Misir filmleri yasaklanip vergi indirimi aractligtyla yerli film sanayi desteldenirken, bir yandan da sinema perdeleri Hollywood filmlerine aciliyordu. Ancak, Amerikan sinemasinin bu egemenligi uzun surmeyecek, 1950 1 1erin ikinci yarisuida basgOsteren &viz Amu% y e artan yerli film iiretimi nedeniyle Hollywood filmlerinin ithali de azalacaktir. Turk sinemasinin yeni yeni ayaklanrun Uzerinde durmaya basladigi 1950'lerde bu kez bir baska ulus-devlet sinemasi TUrkiye perdelerinde boy gOsterecektir. 1954 yilinda gOsterime giren Raj Kapoor'un Avere (Awara, 1951) filmi Ian Gazyagarini ammsatan bir basartyla hasilat rekorlan kiracaktir. Bunu diger Hint filmleri ye Turkiye'ye yeniden giren bir kac Misir filmi izleyecekse de, aruk yilda ortalama 50-60 film areten Turk sinemast bu gelismelerden etkilenmeyecekti(25).

tammlanmamalichr. Ornegin, bu filmier gercekten de "'ban tiyatrosu/sanate etkisiyle filmier yapmis Muhsin Ertugrul'un bile bakislanni '§ark l a cevirmesine" mi yol acimstir (Makal, 1996: 42)? Elbette Ertugrul'un merkezine MUM!. Nurettin Selcuk gibi popiiler bir sanatctyt ,alan bir film cevirmesi buyuk oranda Misir filmlerinin etkisiyle gerceklesmistir. Yine apt sekilde, Akin azyagart ve bazi Misir filmleri bir cok yerli filme kaynakhk etmistir (26). Ancak, elestirelere hedef olan melodram temalan, ya da filmlerde KTM'ye yer verilisi hic de yeni degildir. Burada anti Onemli olan, 1930'larda izlenen yasaklayici miizik politikalannin Turk muzigindeki sentez aramlanrun dogrultusunu bir Olcilde etkilemi§ olmasichr. Bu dentsiimii Orhan Tekelioglu (1995); oryantasyon dengesindeki degisimi vurgulamak amaayla, "zorunlu Batt-Dogu sentezi"nden, "kendiliginden Dogu-Bau sentezi"ne gegis olarak degerlendirmektedir. Ancak, zayif olmalda birlikte muzikte 1940'h yillann Oncesinde de kendiliginden bir BatiDogu sentezi cizgisi bulunmaktadir. Bu cizgi, katt sentez politikalannin etkisi sonucu bir Olciide sekteye ugramistir. Bu nedenle, Muhsin Ertugrul sinemasinda operetlerden KTM fonnundaki parcalarm agirlikta oldugu filmiere gegisi, Asir filmlerinden cok, bu politikalar cercevesinde degerlendirmek gerekmektedir. Misr filmleri, sOzkonusu politikalann degistigi kritik bir clOnemde piyasaya damgalannt vurarak etkili olmuslardir. Ayrica, Osmanli imparatorlugu'nun son clOneminde Istanbul ve Mtsir arasinda gelisen nniziksel iliskiler, etkile§imin Misir filmlerinin Tiirkiye'deki gisteriminden bagimsiz olarak basladtgi izlenimini veriyor (Aksoy, 1985: 1228)(27). Iste dim bu gelismeler cercevesinde, Mist!' filmlerinin tarihsel acidan bir degisimin aract degil, sonucu olarak Tiirkiye'ye girdiklerini soyleyebiliriz. Bu gelisime neden olan etmenler ise, yalnizca glisterim ve dagittm sorunlannin dogurdugu raStlanular degildir. MUzikte uygulanan kati sentez politkast, yerli sinema sanayine yeterince ilgi gOsterilmeyisi, yeni izleyici kitlelerinin begenilerinin yeterince degerlendirilmeyisi bu alanda rol oynamistir. Bu, yerli sinema sanayinin gelisimini de bir OlcOde geciktirmistir. SOzkonusu gecikmenin getirdigi iiretim ve dagium kosullanyla ilgili kimi arazlar ise daha sonraki yillarda kahahk kazannustu.

6. Sonac Yerine
BugIne kadar, Misir sinemasinin TUrkiye'ye girisi ye geni§ bir izleyici kesimine hitap etmesi iizerine yapdan incelemelerde rastlantt ya da tarihsel zorunluluk gibi birbirine karsit cesidi actklamalara stkca yer verildigini gOriiyoruz. Omegin, kim yazarlara gore, bu filmier Ikinci Dunya Savant kosullan nedeniyle adeta bir raslanu sonucu TOrkiye r ye girmislerdir. Bu clOnemde Avrupa film pazari kapannu§, Tiirkiye'ye Misir uzerinden giren Amerikan filmleri beraberinde Misr filmlerini de getinni§lerdir. Oysa, Man Gdzyailartnin bestelerinin Ttirkcelestirerek gOsterime girmesi ye daha sonraki yillarda dagiumalann Misir'a giderek film aramalan bu filmlerin alinunin bir rastlanuclan cok bilincli bir secim oldugunu diistindiittyor. Bu clOnemde Osterecek film bulma sikintist ceken dagiumcilar icin Misir'in yeni bir pazar dogurdugu soylenebilir. Ancak Misir filmierine ilgi Ikinci Diinya Savant sonrasinda, film pazaritun canlandigi clOnemde de, devam edecektir. Bu ilginin nedeni, yukanda aciklamaya calistiginuz gibi heniiz gelismemis olan yerli film sanayinin yeni olusmaya baslayan kentli izleyici kesminin beklentilerine yarut vermekten uzak olusudur. Ayrica, Ivhstr filmlerinin gOsterime giren kimi yabana filmier gibi yerlilestirilmesi de basartlanni Yine yazida vurgulandigi gibi, Misir filmleri Tiirkiye'de gerek mUzikte, gerekse sinemada olumsuz olarak tarumlanan kimi Ozellikler icin bir milat olarak

Dipnotlar
Ulus tantmuun 'dar' cercevesini ye devletle arasindaki gerilimli vurgulamak amaayla, "ulusal sinema" yerine 'ulus-devlet sinemast' terimini kullanmanin daha uygun oldugunu dilsfiMiyorum. Bu terimle ilgili aynnuh bir tamsma icin bkz. Crofts, 1998. Bu oran daha sonraki yillarda yeniden yOkseltilecektir.

r

190

ahmet giirata

tiirkiye'de mistr sinemasi

191

Ilk gOsterimi 1.12.1938'de Ipek ve Saray sinemalannda (Giikmen, 1991: 63). Bu iki filmden yapilan uyartamalar: eyb Abmed'in GOzdesi (Cetin Karamanbey, 1955), eyb Abmed'in Torunu(Nuri Ergdn, 1962) vePyb Abmet (Ertem GOrec, 1968). Robert Stam, ticari kaygilarla daha once basan kazannus bir filme gOnderme yapan film adlaruu 'parazitsel olarak adlandinyor (1989: 74).

Levent Cantek'in arastirmasina gore, 1939-48 yillan arasmda Ankara sinemalannda gosterilen Mists filmi saps 74'tilr. Madde 10. "Tiirkce sOzlii olmayan filmlerde behemehai Tiirkce izahat bulunmasi sartur. Bu izahat sade, cliizgOn ye temiz bir dil ile ve (ya) guzel bir yam ile yazilmis (verilmis) olacakur." Filmlerin ve Film Senaryolanrun Kontrol0 Haklunda 19.8.1939 tarihli ye 2/11551 sayrh Nizamname (akt. Onaran, 1968: 169).

0 tarihlerde Tiirkiye'cle gosterime giren en populer filmlerinden biri olan Mibracenin GOzdesinin kisaca konusunu aktarmakta yarar var: Eschnapur Mihracesi Chandra (Fritz von Dongen), mimar Herald Beigeei (Alexander Going) kendine danisman olarak atar. Ancak, Berger, mihracenin evlenmeyi planladigi Seeta'r (La Jana) grin ve apt( olur. Bunu ogrenen mihrace damsmaniru kaplan kafesine attonr. Berger, bir yolunu bulup kafesten kurtulur ve Seeta'yi da alarak kadar. Seeta'yla mimann pesine (isen millrace Istanbul'a da ugrar. Buarada, mihraceyi bir baska kiitt supriz beklemektedir: karclesi, Chandra'nin tahum ele gecirmek kin hazuhldarda bulunmaktachr. Bu filmier aslinda Das Indistbe Grabmal (iki (Joe May, 1921) adli filmin yeniden Allah'In Cenneti adlr bu filmin ilk gOsterimi 26.10.1939 gerceklesmistir (GOkmen, 1991: 63). Filmde Muhsin Ertugrul 7-8 sarki sOylemektedir. Yazar Peyami Safa'nin deyimiyle, o donemde, 'Turk halki Mists Radyosundan gelen Arap sesini kendi sesi zannetmektedir" (akt. Kocabasoglu, 1980: 94). Onaran'm filmin televizyonda gOsterilen kopyasinda bulundugunu belirttigi bu parcalar sunlarchr: 'Dak zulfiinu medana gel,"Atn kacu, ben vuruldum,' ye 'Harmandale (1981: 241-242). Bu konuda ayrmhlr bilgi icin bkz. Khan, 1969; Khayati, 1996; Sadoul, 1966. Beneniln Misieda cevirdigi filmier icin bkz. GOrata, 2000.
Omegin bkz. okuyucu mektuplanYildrz 2(15): 45 (1939).

cevrimleridir. Bu sessiz filmin senaryosunu yazan ancak yonetmenligini istemeden de olsa yapimci May'e kaptuan unlu yOnetmen Fritz Lang 1958'de Almanya'da iki Mid, de yeniden cevireceictir. Ancak, bu i$lemin, filmlerin gOsterime girdigi tarihte mi, yoksa TOrkce sarlah Mistr filmlerin) basansindan soma, 19401arda nu gerceklestirildigini bilemiyoruz. Altyazili yabanci filmier ise Istanbul Film Komisyonu'nda denetlenmektedir. Bu uygulama, Filimlerin ye Filim Senaryolarimn Kontroliine Dair Nizamname'nin yururluge girdigi 19 Temmuz 1939'dan 1949 yilina kadar surer. 1941-42 sezonunda gosterime giren aym adlr Memnu 4k (Disputed Passage, Frank Borzage, 1939) adh fitmle kansunlmamak (11) Nijat Ozon, 1944 yilma kadar Ipek Film tarafindan ithal edilen Misir filmlerini sOyle sinhyor: Datnu' al-bubb (Asktn GOzyaslan) (Muhammad Karim, 1935); Laila bent al-sabra (Sahra Guzeli) (Bahica Hafiz, 1937); Laila maminv (Lekeli Kadm) (Togo Mizhari, 1939); Kays vu Layla (Leyla ve Mecnun) (Ibrahim Lama, 1938); AY' layla vu layla (Binbirinci Gece) (Togo Mizrahi, 1940); Dananeer (Harm Resit'in GOzdesi) (Ahmad Badrakhan, 1940); Intisar al-sabab (Endulus Geceleri) (Ahmad Badrakhan, 1940); Laila, bent al-Reif (Mahzun GOMiller) (Togo Mizrahi, 1941); Laila bent madares (Gizli 4k) (Togo Mizrahi, 1941); Masna'a al-Zawgat (Dansezler Kuliibii) (Niyazi Mustafa, 1941); Salab al-Din al-Ayyubi (Selahaddin-i Eyyubi) (Ibrahim Lama, 1942); Ablam al-iabab (ark (Kauai Salim, 1942); Ala masrab al-bayat (GOnah Pesinde) (Ahmad Badrakhan, 1942); Ali Baba val-arbaln Harami (Ballicp Osman Bagdatta) (Togo Mizrahi, 1943); Al-bou'asa' (Damgali Adam) (Kamal Salim, 1943); Hubb min al-Sama'a(Beyaz Zambak) (Abd al-Fattah Hasan, 1943) (OzOn, 1962: 759-760).
Omegin, Yeni Yilda 3(31) (1956) dergisinde

1935 yilinda kurulan M IST stiklyosunun basin sanat danismarn olarak bir Alman Fritz Kramp atanunstir. Kramp, bir kac yil sonra gOnderilmistir (Khan, 1969: 28). Bu dizi filmier arasindaStipermen, Kaplan Amerika ve Zorro gibi kahramanlan sayabiliriz. Ulus, 21 kasim 1948. Bu konudaki tarusmalann aynnuli bir degerlendirmesi icin bkz. Cantek. 1946-1950 )(Ulan arasinda Tiarkiye ABD'den 177 milyon dolar yardim, 117 milyon dolar da kredi almor (Tezel, 1982: 204). Tiirk asilli oyuncusu Keriman'in iki oynadigi Wedad (1935) filmini yOnetecektir. StOdyonun kurulusunun bir yrl Oncesinde ise 4 Misirli gene Fransa'ya Ogrenime

filminin satin ahndgt haberi yer almakta. Konulan farkhlik gOsterse de bu adi tasiyan iic film bulunmaktadu: Man Gdzyarlart (diger adryla ofor Omer) (Nejat Saydam, 1959); kkin afryailan (Zafer Davutoglu, 1966); Akin Gözya§lan (Orhan Elmas, 1979). Aynca, Erdogan Tana:5'a gore, Cilekei (Osman Seden, 1978) de bu filmden etkilenmistir (Ozbek, 1991: 154-5). Yine bu filmlerin popillerlik kazanmasmdan Once, Misieda ayni zamanlarda konser ver-

192

ahmet giirata

I

tiirkiye'de miser sinemasi

193

inekte olan MiMir Nurettin ve Tino Rossi, Abdiilvahab'm yaunda 1939 rhnda biraraya gelmislerdir.

Keyder, Caglar (1987)State and Class in Turiat.r A Study in Capitalist Development London: Verso. Kocabasoglit, Uygur (1980).$irkei Telsizinden Dade( Radiranna Ankara: S.B.F. Yarnlan. • Koray, K.H. (1939). 'Nil Uzerinde Turk Sarkilan,'Ilkla 2(13): 34-41. Makal, Oguz (1996). “Mistr'in Tarihi intikame Askin Grizyaslan ya da Abdiilvahab'm Filmleri,' Antrakt 56: 41-42. Onaran, Alim Serif (1968). Sinematoknfik Hiuriyet AnkarnAcisleri Bakanligt Tetkik Kurulu Yarnlan.

Yddiz dergisinin konuyla ilgili haberinde AbdUl yahab ve Selculeun TOrk-Moir ortak yapirm bir film
gerceklestirme projelerinden sozediliyor (Koray, 1939: 34 ve 41). Bu bulusmadan bir kac ay sonra ise MUnir Nurettin Selcuk miiziklerini Moir filmleri icin yaptigi Takce uyarlamalarla unman Saadettin Kaynak'm dOzenledigi Allah'in Calmattutu cekimlerine basladi. Selcuk, iki yil sonra da Kahveci Grizeli filmini cevirdi.

Kaynakca
Abisel, Nilgiin (1994). '1928-1938 DOnemi Tiirkiye'sinde Sinema Uzerine 'ThIsOnceler." Turk Sinemast

Onaran, Alim Serif (1981)3111k/1i EriginiPun Simms, Ankara: lailtOr Bakanligt Yarnlan. Onaran, Alim Serif (1994).Trirk Sinemast 1 cilt. Ankara: Kitle Yarnlan. Ozbek, Meral (1991).Popt- derKultirr ve Orban Gencebay Arabeskastanbut: Iletisim Yarnlan. t Ozgtic, Agah (1990). Bailangicindan Bugtine Dirk Sinemasmda bleristanbul: Yilmaz Yarnlart. Agah (1992). Dirk Fallen Sozlagir 1914-1973 1. cilt. Istanbul: Sesam Yarnlart. OzUn, Nijat (1962). 'Moir Sinemastnin Turk Sinemasma Etkisi,'7)Irk Dili 129: 759-760. Ozon, Nijat (1995). 'Elli Ydtn Turk Sinemast.' Karagdzden Sinemaya: Turk Sinemast ve Sorunlan, cilt 1. Ankara: Kitle Yarnlan. 241-8.

Uzerine Yaztlar.. Ankara: lmge Kitabevi. s. 9-67.
Aksoy, Brilent (1985). rfanzimartan Cumhuriyere Musiki ve Batthlasma." Tanzimat DOnemi Ttirkiye

Ansiklopedisi, cilt 5 icinde. Istanbul: iletisim Yarnlan. s. 1212-1236.
Arslanbay, Hillya (1993). 'Faruk Kenc.' Antrakt 24: 25-27. Behar, Cem (1987).Klasik Turk Musikisi Uzerine Denemeler Istanbul: Baglam Yarnlan. Cantek, Levent (2000). 1Inkiye'de Moir Filmier: (1938-1950)," 1. Ulusal Iletisim Sempozyumu, 3-5 Mayo, Ankara. Cos, Nezih (1969). Itirkiye'de Sinemalan Dagilist.}1s Akademik Sinema2: 19-26. Crofts, Stephen (1993). 'Concepts of National Cinema,' The Oxford Guide to Film Studies., der., John Hill y e Pamela Church Gibson (der.) icinde. Oxford: Oxford University Press. s.385-394. Calapala, Raktm (1946). 'Bir Dag Masalt.111da 16(182): 6.

Oztuna, Yahnaz (1969). 'Mesud

Dirk Musikisi Ansiklopedisi cilt I. Istanbul: Milli Egitim

Basunevi: 125. )ztuna, Yilmaz (1976a). 'Saadettin Kaynak.' Dirk Musikisi Ansiklopedisi cilt II/2. !usu. Istanbul: Milli Egitim Basimevi: 332.
Oztuna, Ydmaz (1976b). "Turk Musikisi'nin Yarlist ye Tesirleri.'

Dorsay, Atilla, yd. (1973). ^Yaptmci Harrem Erman'la Konusma."Yedinci Sancti 6: 22-37. Evren, Burcak (1998).Eski Istanbul Sinemalan: Dit,c $atolan Istanbul: Milliyet Yarnlan. GOkmen, Mustafa (1991).Eski Istanbul Sinemalan Istanbul: Istanbul Kitapligt Yarnlart. Filmer, Cemil (1984).Hattralar. Istanbul: Kendi Yarm. Gilrata, Ahmet (2000). "'Mimi- Sinemasint Kuran Thrk',Geceyartst Simms: 8: 32-38. Higson, Andrew (1989). the Concept of National Cinemakreen , 30 (4): 36-46. ipekci, ihsan (1938). 'Ipekci'yle Millakat."Yikhz 1(0: 8. Khan, M. (1969).An Introduction to the Egyptian Cinema London: Informatics. Khayati, Khemais (1996). Cinemas Arabes Topographic dune image eclatee Paris: L'Harmattan.

. kotm. Istanbul: Milli Egitim Bastmevi: 338-343.

Tiirk Musikisi Ansiklopedisi cilt 11/2.

Sacloul, Georges (der.) (1966). The Cinema in the Arab Countries Beirut: Interarab Centre of Cinema and Television. klecliha (1996). "Sineinamizin ilk Ydlan: Faruk Kenc Ile SOylesiNurgu 14: 97-108. Scognamillo, Giovanni (1991). Cackle-i Kebir'de Sinema. Istanbul: Metis Yarnlan. Segrave, Kerry (1997). American Film Abwad:_Hollywood Domination of the World Movie Screens from

the 1390s to the Present Jefferson: Mc Fat-land and Co.
Shohat, Ella (1997). "Gender and Culture of Empire: Feminist Ethnography of the Cinema.' Visions of

the East: Orientalist)? in Film der., Matthew Bernstein and Ga)lyn Studlar . London: LB. Tauris.

194

akmeI giirota

Stain, Robert (1989). Subversive Pleasures: Bakhtin, Cultural Criticism, and Film, Baltimore: John Hopkins University Press, Tekelioklu, Urban (1995). "Kendiliginden sentezin yOlcselise Turk Pop Miizigi'nin tarihsel arkaplam." Toplum ve Bilitn67: 157-175. Tezel, Yahya Sezai (1982). Tarkiyenin Iktisadi Taribi Ankara: Yurt Yarnlan. Tilcves, Ozkan (1968). Mukayeseli Hukukta ve Tark Hukukunda Sinema Filinlerinin Sansara. Istanbul: Istanbul Universitesi Yaym Thompson, Kristin (1985). Exporting Entertainment. America in the World Film Market 1907-34 London: BFI. Youssef, Ahmed (1995). "Une genese cosmopolite.' Egypte: 100 ans de cinema,. der., Magda Wassef Paris: Editions Plume. s. 52-73. Yurdatap, Selami Miiniir (1939). 'Mot. Sinemactligt." Utz 1(12): 6-9.

Ozet
Musa. frimleri Tfirlciye'de 1940'larda buyiik oranda yaygmlik kazarums ve bu artan ilgi, Turk sinemastm olumsuz yönde etkiledigi ve kulturel acrdan olumlu bir Omek olusturmadigt gerekcesiyle, yetkilileri harekete gerirmistir. Sinema sanayi 1948'deki iki Onemli karann, Mart filmlerinin yasaklanmasr ve belediye vergilerinde yamlan indirimin ardmdan gelisme °Ian* bulabilmi1tir. Yazda, Tiirkiyetcle 1940'lardaki sinema ortamt tamtdmaya cahsilmakta ye bu ortamda Mrsrr filmlerinin role incelemnektedir. Bu cercevede, Wu- filmlerinin farklr kesimler tarafindan nasd algilanddclan ye kiiltiirel yasarna etkileri tartisilmaktachr. •

Summary
In 1940s Turkey, Egyptian films gained a widespread popularity. This popularity alarmed government officials as the movies considered to have negative influence on Turkish film industry and culture. Turkish film industry achieved stability only after two important decisions in 1948: the ban on all Egyptian films and the reduction of levy on film tickets. In this article, the movie-going culture of 1940s and the role of Egyptian films in this culture are evaluated. In this context, different discourses on Egyptian films and the impact of these movies are discussed.

ZNIfirer1A(2)41_.
45
(713

maw, 20Q

6

t

ev

n itiRK SiNEMASINDA GECIs DONEMI (1939-1950)
Okan Ormanh

1 Nijat Can, Tiirk Sinemarz Kronolojisi (1895-1966), 1.Baskt, Ankara: Bilgi Yay.1968. 2 Burcak Evren, Ye,rilcamtn Golgesinde Seyfi Havaeri, 1.Baskt, Istanbu• 42. Antalya Alan Portakal Film Festivali Yarnlan, 2005

940'lartn sonlanndan itibaren Turk si-: nemast iizerine celitli yaztlar ye arasnrmalar yayinlartmaya baslanrms, ancak 1960'lann bastna dek kapsamh bir arasurmarun sonucu olarak bir kitap yaymlanmamistir. 1962'de Nijat Ozon tarafindan yaytnlanan "Turk Sinemast Tarihi" adh eser Turk sinemast konusunda o zamana kadar yapilmis en kapsam Gunumuzdeki bircok arastirma ve lt degerlendirme C5zOn'iin ach gecen eserine derme yapmalcta ye ondan faydalanmaktachr. Ozon, o donemki Turk sinemastm dOrt Warne ayinp kapsamli bir sekilde incelemistir: (1) Ilk Achmlar, 1914 —1922 Tiyatrocular, 1922-1939 Gegis Cagi, 1939-1950 Sinemactlar, 1950-1960 Bu yazinin ana konusu olan "Gecis DOnemi", cogu kaynaklarda az cok farkliliklar da olsa 1939-1950 yillarint kapsayan bir dOnemdir. Bu clOnem halcktnda pek fazla aynnult-bir caltsma bulunmamaktadtr. Bunun nedenleri arasmda bu &rime ait filmlerin cogunun kayip olmast, yOnetmenlerinin ve oyuncularmin cogunun olmus olmast ve bu dOnemin yeterince Onemsenip ciddiye alinmamast yer almaktadtr. Son zamanlarda bu ciOnemi anlatan ciddi cahsmalardan birisi de Burcak Evren tarafindan 2005 plinda, 42. Antalya Film Festivali kapsammda onur odiiliiwerilen ye Gegis DOnemi'nin hayatta kalan iki yOnetmeninden bid olan Seyfi Havaeri'nin anlauldigi biyografik eserdir. (2) Strurlartm 1939-1950 olarak cizdigimiz Gegis DOnemi'ni sekillendiren en Onemli faktOrlerden biri de Ikinci Diinya Savastydt. Tiirkiye fiilen savasa girmese de savastan fazlastyla etkilendi. Ekonomik stktnu bas gOsterdi. Butcenin biiyiik lusmt savunma amach kullantIchgt icin yannmlar azalch. Sanayide ye tarunda iiretim, ithalat ve ihracat alanlannda stlundlar yasanch.

1

Turk sinemast bu diinemde ham film ye ithal film konusunda zorluklar yasadt. AgultIch olarak Avrupa ile caltsan Turk yapunctlart zor durumda kaldtlar. Ikinci Diinya Savaserun bu olumsuz etkisinin yam stra yurtdisinda fotograf ve sinema egitimi gOren Turk genclerinin yurtlanna clOnmelerine yol acarak olumlu bir etkisi de oldu. Gegis DOrtemi'ni baslatan Faruk Kenc, 1939 yilinda, alcrabast olan ye ulkenin Onde gelen film sirketlerinden Ha- Ka filmin sahibi Halil Kamil tarafindan, fotograf ve sinema egitimi almak icin gOnderildigi Almanya'dan geri Keng'in ilk filmi olan Tas Parcast (1939), bir clOnemi (Gegis DOnemi) de baslatan film oldu. Faruk Keng'i, Sadan Kamil, Baha Gelenbevi, Turgut Demirag gibi genderizledi. Bu gene yOnetmenlerin ortak Ozellikleri maddi durumlannut iyi olmast ve yurtchstnda fotograf ve sinema alaninda egitim almts ye yine yurtdismda filmlerde giirev yapaus olmalarichr. BOylece, Mhsin Ertugrul v P filmlerine yvklan en biiyiik elestiri olan tiyatro gibi ya da tiyatro agaltIch bir sinemaya karst cilus ye hareket olarak Gegis DOnemi'nin ilk clOnem yOnetmenlerini ek almak gerekir. Ancak filmier incelendiginde tiyatro etkisinin birden bire yok olmachgun ama giderek azalcligint gOrilyoruz. Halil Kamil yani Ha-Ka film, "Gecis Dememrni baslatan ye devam ettiren bir lokomotif gOrevi gOrdii. Halil Kamil her tUrlii zorluga ye olumsuzluklara ragmen film yapimaltgindan asla vazgegmedi. Onceleri film ithalau ve dublajla ugrasan Halil film yapma istegi ye motivasyonu ile bircok sinema meraklist ve sinemasever genci sinemaya kazandirdt. Alcrabalart olan Faruk Kenc ye Sadan bir sure calistp, cogurilulcla maddi nedenlerle onlart kaybeden Halil Kamil, Adolf KOrner gibi sinemayla pek ilgisi ye sinema bilgisi olmayan biriyle bile iic film yapmistir.

28

Eski Majik yeni Taksim Sinemast gunumuzde tiyatro salonu olarak kullanshyor

Dublajin ortaya cikmast ye vergi oranlarinda da yapilan indirimlerle film sayisi artmaya baslamts, yeni film sirketleri ye yapimcdar ortaya Bu dOnemde komedi filmleri, macera filmleri, melodramlar ve tarihi filmier cogahrken, 2.Dunya Savasf tun bir yansimasi olan filmlerinin iilkede gosterilmesi ye yogun ilgi gOrmesi, bu filmlere benzer filmier yaptImastna yol acmistir. Miser sinemasi, Turk sinema tarihlerinde hep Turk sinemasina zarar veren, onu kotii etkileyen ve kendisini taklit ettiren bir sinema olarak gecer. Aslinda Misir Sinemastnin kurucusu da bir Tiirk'tilr: Giiniimilz Turk Edebiyati'nin Onde gelen isimlerinden Memet Fuat'in babasi Vedat Orfi Bengii'dilt (3) Bir Arap kulturu olan Miser killtilrii ve sinemasi, Turkiye'ye ve Turk sinemasina hicbir zaman uzak olmamisur. Miser kiiltiiriinii de kapsayan Arap kulturu, muzigimizde, edebiyatimizda derin izler biralcmistit Burada ilzerinde durulmasi gereken nokta giiclii ve egemen bir killtiidin diger kiiltiire olan etkisidir. Misir sinemastnin gild.' ye etkisi o sirada Lark edilmeyen ya da edilemeyeii bir boslugu ya da ihtiyact doldurmustur. Sark', turkii ve darts& bizim killtiiriimilzde de vardir. Miser sinemast etkisi disindalci diger sarkilt filmier ye sarluct filmlerini de gazinoya gidemeyen, gelir seviyesi dusuk vatandaslarimizin bu ihtiyaclarmin sinema yoluyla karsilanmasi olarak ele alabiliriz. 0 dOneme kadar cekilen Turk fllmlerinde zaman zaman sarlular, sarluctlar ve dansOzler kullanilmistt. Bu acidan bakilirsa Man . filmie-

rinin, Turk seyircisi icin iiretimi az olan Turk sinemasina ve filmlerine alternatif olmu§ idi. Burada, Miser sinemasinin o zamanlar mali actdan giiclii bir endiistri oldugunu da belirtmek gerekir.(4) Misir filmlerinin etkisini azahmanin en etkili yolu film sayisinin artmasi idi. Daha once de belirttigimiz iizere Misir filmleri ile Turk filmlerinin sayisi "GeciS Diineminnde toplamda neredeyse ayni idi. Misir sinemasina karst Uretilen carelerden dikeri ise, bu filmlerdeki sarlulart Tiirkcelestirmek olur. Bunu, daha sonra konusmalann da Tiirkcelestirilmesi izler. Bu yOntem Miser filmlerine olan hayranligt azaltmak amaci tastmakta idi. Ancak bu yOnteminde cok basarth olduEu stiylenemez. Misir filmlerinin gosterimi, 1940'1ann sonuna dek etkinligini azaltarak da olsa devam eder. Misir filmlerine olan yogun ilgiyi Oren Turk sinemacilari da benzer tarzda filmlerle seyirci cekme cabalartna girdiler. Soz konusu cabalann dolayli olarak diger bir sonucu ise dublajin ve dublaj sektoriiniin yaygtnlasmast ye gelismesi idi. 1930'larda Ha-Ka Film gibi sirketler yurtchsindan getirdikleri filmlere dublaj yapmakta idi. Yabanci filmlere dublaj, Mistr filmlerine de uygulandiktan sonra 1943 yllinda baska bir boyut kazandi. Faruk Keno, sesli cekimin hem zor hem de maliyeti yUksek bir calisma olmast nedeniyle, filmlerini sessiz cekip sonradan seslendirmeye, dublaj yapmaya basladt. Faruk Keng'in bu tercihi ya da secimi danemin teknik sartlan dogrultusunda hicbir estetik ve sanatsal kaygi gOzetmelcsizin tamamen ticari bir

3 Bkz. Memet Fuat, Gagede Kalan Mar, 3. Barks, Istanbul: Adam Yay. 1998 4 Levent Cantek, Tiirkiye'de Muir Filmleri" Tarih ve Toplum, Yay, Arahk 2000, cult 34, says: 204 5 Burcak Evren, Turk Sinemass, 1.Baskt, 42. Antalya Alttn Portakal Film Festivali Yaysnlars, 2005, Ist, s.51-52

29

t
durumdu. 19401arin teknik olarak en iyi film §irketlerinden biri olan Ipek Film'de sesli celdm studyosu yard'. Ancak Muhsin Ertugrurdan ba§ka kimseyle calt§mayan ipekciler kendi imkanlarini ye sdidyolanni ba§kalanna kullandirmiyordu. Ayni dOnemdelci studyolar ise teknik acidan oldukca yetersizdi. Stildyolar §ehir icinde, ses yalitimindan yoksun, genelde ilkel §artlara sahip stiidyolar idi. (5) Bunun iki nedeni olabilirdi. Ilki sektOrdekilerin yaptiklan i§i ciddiye almamalan. tkincisi de maliyeti yiiksek ve getirisi cogunliikla belirsiz bir alanda yatinm yapacak sermayeniti almamast veya sermayenin yannm yapmak istememesi. Stadyolann yetersizligi, bilhassa film sayistrun arttigi 40'larin ikinci yarisinda kendini gosterir. Ayni stiidyoda birbirlerini bekleyen ye artarda cekilen filmier bu dOnemde giderek cogalir. Bu nedenle Geci§ Di5nemi'ni, bilhassa ikinci Ye§ilcam sinemasini hazirlayan, &Ica bir .dOnefft olarak (Pre-Ye§ilcam) olarak nitelendirebiliriz. Ilk dOnem yOnetmenlerinden Faruk Kenc ve Turgut Demirag gibi ban yOnetmenler kendi §irketlerini kurarak ce§itli filmier yOnettiler. BOylece Turk sinemasinda ilk yapimci-yOnetmenler "Geci§ DOnemi n nde ortaya ctkti. Boylece stiz konusu sinemactlar film cekmek icin gerekli finansmani kendileri saglarken, konu ye oyuncu secimlerinde daha da bagimsiz oluyorlard'. "Geci§ DOnemi", 20'den fazla yOnetmen ve 100'den fazla filmiyle, yeni bir ku§aga ye di5neme haztrlik siireci olmu§tur. Bu filmlerin cogunda, ilk filmlerini ceviren oyuncular, 19601ann ye 1970'lerin aranilan ye vazgecilmez oyunculan olmu§tur. Yine "Geci§ DOnemi"nde asistanlilda i§e ba§layan' kameramanlar ye ses telcnis..yenleri (Kriton Ilyadis, Yuvakim Filmeridis, Manasi Filmeridis), 60'11 ve 701 yillarda Tiirk sinemasinin en ba§ardi ye yetenekli teknik kadrolarindan birini olu§turmu§tur. "Geci§ DOnemi"ne genel olarak bakarsak; bu dOnem, 2.Diinya Sava§fna, teknik ve maddi yetersizlildere ragmen ortaya cikan ye geli§en bir sinemayt ye anlayip kapsar. Biiyiik bir sava§a ragmen, yine biiyiik miicadele ve sava§imlarla olugurulan filmlerin toplamt olan Geci§ Denemi, sinemarun sanatsal ye ticari acidan, gercekten ciddiye alindigi, Onemsendigi bir dOnemdir. Barka bir bakt§ acistyla, Geci§ DOnemi sinemasinin, 2.Danya savaqtridan maddi ye manevi olarak fazIastyla etkilenen Turk insulin', di§ dunyaya ve hayata baglayan en Onemli faktarlerden biri oldugu dil§iintilebilir.

a - '
Baha Gelenbevi'nin Kani: Ddiek Filmi

Baha Gelenbevi'nin Deniz
:30

Filmi

fiNTrnicl
EILIAL 211

THDIALOG

2$:

nn•n
HULYA ARSLANBAY
111nMIn1•11

ya§am Oykiisti 1910 linda Bingazi'de ba§lar. Dogurnundan 10 gun sonra, hastalandigi igin annesi tarafindan Istanbul:a getirilir. Babasi ise . • korikr,Aa7,,, IlkOgrenimini

Galatasaray'da, ortaogrenimini Gazi Osman Pa§a'da yaptiktan sonra Istanbul Erkek Lisesi'ni bitirir. Bu arada iivey ablasinin kocasi Hall Kamil, Ha-Ka Film adinda bir yapimci §irket kurar. Keng, buyük hayaller kurarak Haul Kamil'e ba§vurur. I§e alinmasina alinir, ama kendisine verilen ilk gOrevle birlikte, biraz da hayal kinkligina ugrar. Ctinkti yapacagi tek §ey resimleri parlatmak ye temizlemektir. Ha-Ka Film'in stilidyosu ise
-§u an bo§ olan ye onceden Migros'un binasinin

bulundugu yere- kurulur. Arazi iginde bulunan garajin duvarlari sesli film cekilirken sorun grkmasin diye duvarlar izole edilir. Keng,.bir sure sonra yazihaneden stildyoya geger. "Filmciligi" ilk kez orada go"Halil Kamil,

o yzilarda ecnebi filrrtlerini, bilhassa da Rus filmlerini
pargastm koyardlk. Yani filmi sozde Turk-

alirdi. Onlarin igersine yerli sahneler koyardik. DansOz ya da komiklerden
kim varsa, 1e5tirirdile.."

mesela

dakika sonra biri geldi. 'Gazi Pasa sizi istiyor' dedi. Benim babam zamaninda Selanik Merkez Kumandanty'rrus askerken. 0 zaman Ataurk'le tanistyorlar. `Kimin oglusun' falan derken 'NtIztm Bey'in ogluyum' dedim. 'Ne is yaptyorsun, bitirdin mi okulu'? dedi. 'Son struftaytm bitirmek uzereyim." dedim. 'Bitirince ne yapacakstn?' dedi. 'Film tahsil edecegim.' dedim. 'Cok enceresan. Yeni Turk u/usup.a her bran.5ta mutahasts eleman lazim. BOyle bir te§ebbfiste bulunrrtana mernnun oldum. Tahsilini bitirince ecrtebi fi/mleriyle naszl rekabet edebiliriz onu bana rapor olarak bildir.' dedi." Mi.inth'e gittiginde Bavyera Foto Mektebi'ne liasvurur. Dersier baslamastna ragmen okula kabul edilir. Farukkenc,sinemanumnyayaneneskiyiinet mma "Mektepte ilk basta, hem Faruk Keng'in film yapma tutkusu gun film hem fotograf kismt yard!. Sesli film gegtikce artar. Ama yapabilecegi cok fazla gtkinca film kismtnt ka/chrdi/ar. Yalntz fosey de yoktur. Halil Kama, filmlere dahi tograf kaldz. Fakac bunun yaninda film elini siirmesini istemez. Keng icin uzun hakkinda da ufak tefek dersler veriyorlarbir bekleyis baslar. "Bala= bu bekleyi§le di. Bilhassa madaramaz teknik dersler vebu is yitramayor..Avrupa'ya gidip bu rirdi. Orada 3 sene okudum. Fotograf okutahsilini yapmak laztm dedim kendi kenlunu bitiren ilk Turkum. Benden baska dime. Bu defa da ailem ?mini oldie. Benim yok. Bir de benle birlikte Valentino adz/Ifilmci olmanu katiyen istemediler: Ya da bir beyaz Rus vardi. 0 da bir profesoavukat olacaknustm, ya doktor... Filmcilirun yardtmlyla orada okuyordu. Beraber gi olarak gOrdider. 0 ytllarda tabitirdik ama o igki yuzunden oldie. 0 lebelere 94 lira dOviz veriyorlardt. Ben bu 6/tinge, Fototraf Mektebi mezunu bir tek parayi 2-3 ay bulamadim. Ailem vermiben kaldim." yor, etrafa da-tembih etmis/er vermeyin Okulu bitirdikten sonra, bir sure diye. Zannettile • ki vazgegecegim. Ne nih'te is arar. Hicbir sonuc alamayznca yapnm, ne ettim parayi buldum. RomanFransa'ya gider. Ama orada da degisen bir ya vapuruyla Kostence'ye, sonra tren/e sey olmaz. Issizlik bir taraftan, IstanBudape§te'ye ugradim ve oradan da Mubul'un, annesinin Ozlemi bir taraftan, canib... Top/am olarak . 25 liraya Munih'e . resizlik icinde kivranirken, aniden Istangitmis oldum." bul'a &rime karart ahr: "Biz- aksam evde Bu arada Munih'e gitmeden Once, Ataoturuyorum. Disardan bir Bilk sesi gelitale tantsma firsattru bulur."Kazun Oryor. Pencereye giktim. Arkadaslardan bibay o zaman Genel Kurmay Baskantydi. ri... 'IstanbuVdan bir arko.das geldi, ona giBunu tuttu Turk hukumeti bir heyetle bediyorum, istersen sen de gel."dedi. Sonra raber Afganistan'a gOnderdi. Tam Afgaikitniz birlikte oraya gictik. Gelen gocuk nistan'a gittiler ihtilal oldu. YOnetim de'Bakal size bir plak calaytm' dedi. Tuttu gisti. Ketztm Orbay bir muddet bekledi, bite Osman Pehlivan'm 'YzItizz gibi gakti ondan sonra buraya gelen biriyle karzstna gegti' diye bir §arlast vardt, onu catch. 0 bir mektup yolladt. Karts' teyzem oluyor. bana mathis bir noscalji verdi. Hemen chMektubun iginden baska bir zarf gtlat. Sasarz giktp, dogru postaneye gitcim, anneyin Gazi Mustafa Kemal Pa§a Hazretleme 'Bana yo/ parasz geinder donuyorum' ri'ne diye. Saraya telefon ettik. 'BOyle diye telgraf gektim. Babam olmasta o yilbtNle bit mektiep var Karim Orbay 'dan ne larda. 0 plak, benim Istanbuea donmeme yapahm . diye. 'Birisiyle yollayin' dediler. sebep oldu. Bu arada Ita/ya'da da bir stud0 bin de ben oldum. Bana verdiler, tutyoya basvurmustum ye onlar da .bana 'gel' turn goturdum. Dol.mabahge Sarayi'nda
I • 1 l•

Geri donunce, Yine Halil Kamil'in stUdyosunda caltsmaya baslar. Bu arada Ataturk'un istedigi raporu haztrlamtstir. Ama Ataturk hastadir ve bir sure sonra da olur. Faruk Kenc, kamerayt ilk kez Atattirk'Un cenaze tOreninde eline aim Dolmabahce'den Ankara'ya kadar bunun tOreni geker. Kenc, ilk kez film cekmenin heyecant ve sevinciyle birlikte, ydlardan beri ozlemini cektigi bu durumun Atatiirk'Un cenaze toreninde gerceklesmesinden dogan UzUntilyil apt anda yasar. Faruk Keng'in AtatUrk'e sunmak icin haztrladigt raporda yer clan Onerileri ise, hata giincelligini koruyor. "Bu raporda, sesli filme devam edilmesi, studyo yapdmast, (Dogru darast bin studyo yapt/masz lazimdz. Can/di o donemde studyo sadece Halil Kamil ye Ipek Film'de vardt. On/arm da karakterlerini bildigim igin devletin bir studyo yapmast /azimdt.) ye bu studyolarm film yapacaklara kiraya verilmesi, artist okulu actImast, artist/erin orada yetistirilmesi, filmlerde galisacak elemanlarin orada yeti§mesi gibi dasance/erim vardt." Kenc, 3 yd aradan sonra, egitimi tamamlayip Turkiye'ye geri clOndUgiinde, film cekmek icin kendini ham. Oran Ama bu Halil Kama icin bir sey ifade etmez, Faruk Kenc'e, yine aynt guvensizlikle yaklasmaya devam eder. Bu arada Rasit Rua ile "Tas Parcast" icin anlasthr. Hazirliklar baslar. Cekinderi baslayacagt gun, Rasit Rua hiddetle Keng'in odasina girer. "Iceri girer girmez asktdaki sapkasina dogru yoneldi. 'Faruk, ben gidiyorum' dedi. 'Ne oldie hocam?' dedim. 'Bu Halil Kamil denilen herifle film gevrilmez' dedi. Meger para istemi§, o da vermemis, bitir filmi de oyle vereyim demis. Kalktz gitti. Fakat asagtda da haztrItklar yaptliyor. Filmde oynayacak olan Suavi Teda, sonra birkag cane tuluargi a§agida bekliyorlar film gekecetz diye. Hemen asagt indim. 'Haydi cocuk/ar, filme bashyoruzl dedim. Burdar. sasirdilar. 'Rasit Rtza gitti, filmi bana biraktt' dedim. Ve hemen galismaya ba§ladik. Halil Kamil'in haberi yok." Faruk Kenc bu firsatt degerlendirmenin keyfiyle o gUnkid sahneleri ceker, filmin banyosu yapilir, tam filmi seyrederken Halil Kama gelir. Studyoda caltsan birisinden ()luau' ogrenir. Cekilen filmi gizlice izler, sonuc hosuna gider. Ve film bitinceye kadar ortaltklarda gortinmez. "Bir ' iki hafta sonra filmi asagt yukanz bitirdik. Halil Kama ondan sonra ortaya gtkti. 'Getirin montajina bakayan, nasal yapmisstniz' dedi. Bir iki yeri deNtirdi. 0 gidince biz eski yerine koyduk her§eyi." "Tas Parcast'nin hemen ardindan polisiye bir film olan "Ytlmaz Ali" yi ceker. Senaryosunu vaia Nureddin'in yazdzgi "Yilmaz Ali", Turk sinemasinda o zamana kadar denenmemis yeni bir turdur. Amerikan tipinde bir hafiye olan Yilmaz

A in

:

Kenc'in lkinci yaptti olan "Yilmaz

sinemanu zda yeni bir tin olan polisiye filmi.

esrarengiz mekanlarda esrarengiz pesine dUser. Filmde yeni olan sadece ttir degildir. Turksinemasinda ilk kez saryo kullanthr. "Bu filmde, ilk defa sete ray doFctirdim. Kamerayi da raya koyuyordum. Zoom vazifesi yaptyordu. Ray tizerinde gidip yaktn plan gekiyordum. Bunu daha Once Almanya'da, Fransa'da film cekim/erinde gOrmii§ciim. Ama bizde hig yaptlmarmitt. Tabii daha sonra cok kW/ant/dz. Avrupa'da bu 4 igin hususi, kugiilc kameralar vardi. Halil Kamirde ise bir tek 1)12yid< kamera vardi. 300'luk Debry dedikleri. Mecburen onu bindiriyorduk rayin iizerine. Faruk Kenc, ilk tic filmini yapttktan sonra askere gitmeyi kafastna koyar. Ama Halil Kamil'den, iin filmi icin anlastigt toplu parayt bir writ' alamaz. Dava agar ve kazantr. Askerden donunce yeniden film yapmak ister. Ama sadece iki studyo varchr. Bunlardan biri Halil Kamil'in digeri ise Ipekciler'in. Ipekciler'e basvurdugunda ise "Biz clUsmantrniza silahtmtzt vermeyiz." yanitini abr. "Di4iindiim 'ne yapabdirim' diye. Bak= dublaj yapiyor e/alem, sonradan Tiirkgelegiriyorlar. 'Ben bu filmi gekerim, sonradan da dublajtru yapartz' dedim. Turk filmci/iginde bu iii, ilk ben ba§/attim. Ki §imdi de art! §ey haId devam ediyor. 'Dertli Pinar't yaptzk. Epey tutuldu." Ilk dublajlt gekim boylece gerceklestiolur. Ve bir sure sonra bu yontem, Turk sinemastnda bir "salgtn" haline gelir. "Ondan sonra herkes bc4ladt benim gibi yapmaya. 0 zamana kadar kimse yapmiyordu stiklyo yok diye. Ve bir sure sonra yilda 150-200 film yaptlmaya ba§lanch bu sistemle." Bu teknigi ilk uygulayan Kenc olmasma ragmen, yaptigindan cok bala memnun degildir. "Bunu ben icat ettim demeyeyim, ilk ben yap= ama sonra ben de begenmedim. Ciinku tabii o/muyordtz."

0 yillann Turk sinemastnda, Sehir Tiyatrolarendan gelen oyuncularm egemenligi varchr. Muhsin Ertugrul'un baslattigt gelenekci yaps, 1940-1948 yillart arasinda biraz daha esnek olsa da, Faruk Kenn icin o donemin oyunculait hep sorun olur. "Sehir Tiyatrosu o donemde 'Biz olmadan iyi film olmaz' diye iddia ediyorlardi. Ve katiyen aralanna balka/artm almiyorlardi. On/ar olmaymca da butun filmi bitirmenin imkant olmadit igin boyun egdik. Ama filmlerde oyle acayip §ekil/erde oynuyor/ardt ki, gayet yava§ konu§ma/art gereken yerleri bagzrta baknrta, uzata uzata soyluyorlardt. Mecburen eyvallah dedik. Yapabilecegimiz balka bir ley yokru." Sehir Tiyatrosu oyunculartyla yasadtg, tek sorun bu degildir. "Umumiyetle tu/uatplardan, diger tiyatrolardan artist nutyordum. Fakat Oyle oluyordu ki, on/ar da turneye cilayor/ar, adam bulamzyordum. Filmde karakter artisti lazim, mecburen §ehir tiyatro/armdan alzyorum. Onlar da ne yapiyorlar; 'gitme saktn, btrak yarim kalszn film, Muhsin Bey memnun olur; sans rol vent' diyerek artistleri kandinyor/arch. Mecbur olduk Muhsin Bey'e mektup yazdtk. 'Bunlar ge/miyor/ar' diye. Muhsin Bey yollardt." Faruk Keng'in sanstzligt, "Tiyatrocular" doneminden "Sinemactlar" donemine gecisin yasanchgt yillarda sinemaya girmesinden kaynaklantr. Bu sanctlt donemde, elinden geldigince dtsardan oyuncu almaya caltstr. Hatta, Artist Mecmuast'yla birlikte bir yansma diizenlerler. Bu yartsmalardan Belgin Doruk, Ayhan Mahir Ozerdem gibi tiyatronun chsindan olan isimler ortaya ctkar. Bu arada Kadir Savun, Oya Sensev ve Bir Istanbul )(mu" Kenc'in son danem flimlerinden biri...

verir."0 yalarda, boyuna bosuna figtirtine bakdarak oyuncu bulunurdu. Btitun artistleri o iekilde topladtk. Durmadan soru§turuyorduk. Bazen haber gelirdi, i§ce bilmem kimin guzel kizt varmi§ diye. Giderdik. Bu defa da bize namussuz gOzilyle baktyorlardt." Sinemaya girdigi ilk donemlerde Faruk Keng'in tek sorunu oyuncu degildir. Filmlerini gOsterime sokacak salon bulmakta da oldukca zorlantr."Birgoklart daha film ba§ladtgt zaman gun altyordu sinemalardan. Bizim tabii okadar imkanimzz olmad* icin film bitmeden herhangi bir angajmana giremiyorduk. Film bittigi zaman da gidiyorsun (0 donemde Turk filmi en ziyade Taksim Sinemast'nda oynarch.) doluyuz ,diyorlar. 'Am= abi, yapma etme' yalvartyoruz• §Oyle olursa bu boyle olur, i§te o zaman belki olur.' Bin nazla filmimizi a/tyorlar. Bazen film i§ yapmastna ragmen, 1 haftada film gilayordu. Halbuki o kadar para, emek sarfetm4iz. 3-4 hafta oynayabilecek filmleri 1 haftada gikanyorlarch. cok ender, eger 4 .yaparsa ka/trdt. Mesela Valarcalt Mehmet Efe'yi yaptim. 0 gok iyi i§ yapti. 'Dert/i Pinar' byte... Onlar .birkag hafta oynaddar." Demokrat Parti zamarunda ham filmin az ve gec gelmedi de Faruk Keng'i ve o dOnemin sinemactlannt ytpratan nedenlerden biridir. "Filmleri bekliyoruz, ha bugiin gelir, ha yarin gelir... Bankada biraz param vardi, filmleri beklerken para da suyunu gekti, filmier de gelmedi. Mecbur kaldtm y.animda galz§anlart dagamaya.. Bundan birkac sene sonra film gelmeye ba§/adt. Film geldi, bu sefer de Basin Yayin dattlyordu filmleri. Oradan bir fi/rnlik, iki fi/mlik film almak buyuk meseleydi. Velhasil gok gektik." 1967 Om& San Film'in sahibi Baki Osktidarlt icin yaptigt "col Kanunu", Faruk Keng'in son filmidir. A.ma bir sure daha sinema dilnyasmdan uzaklasamaz. "Sanayide Egitim", "Nicin Egitim?" gibi birkac tane egitim filmi yapar. Fakat onIan da sattncaya kadar akla karayi sever. Bu ise, onun icin son noktachr. 0 gUnden beri Faruk Kenc, yasamint bigimlendiren bu dunyayi uzaktan izliyor.

TURK SiNEYIA
Turk sinemasmda bir stiredir yenilenKurtulu§ Sava§i sonrasinda, TUrkiye. me cabalanna tank olunuyor. Bu girlCumhuriyeti dOneminde belirli bir ulusirnlerde gOzlenen en belirgin Ozellik gesalla§ma, Ttirk-olmakla Ovtinme, kenleneksel, yerlesik Ye§ilgam sinemasimn dine gtivenme devlet siyascti olarak gerdi§inda, ondan farkh bir sinemanin yagekle§me a§amasina sokulmak istenmi§pilmak istenmesi. Sanki Turk sinemasi tir. Ama Irnparatorluk doikinci bir gegi§ dOnemi _ya§amaktachr..- nemi buyurgan devlet imaji gelenegi bir Nijat Oztin'tin yaptigi tarihge iginde Olgilde MIA siirdiiruliir gibidir. yatrocular dOneminden sinemacdar doHalktn dogrudan yOnetimi, gergekneminegegi§ stirecine benzer bir ba§ka ten Gelinneye ba§ladigri dOnem gok partili ya§ama gegilen 1950.yillandir. Ve sonlanndan beri Turk sinemasinda ya.5anmakta. Bura- • halk bir tepki olarak buyurgan devlet da bir akimdan, bir okuldan soz etmek anlayqma kar§i Demokrat Parti'yi bitdaha olasi degil. Yapilan giri§imler araytik bir gogunlukla iktidara getirmi§tir. sinda ortak bir dii§tInce temeli, sinema Bu halkin ya da gogunlugun, simgesel anlayisi yok. Tek ortak nokta varolan olarak iktidara gelmesidir, Keloglan'•efilgam tiiriinden farkh bir sinema tn padiphm lazzyla evlenip saraya yergergekle§tirmek. Konu aramlan, anlalepnesidir . tim dili aramlari hep buraya yOnelik. Ttirk sinemasmin gergek dogu§u da Bir tepid olarak harekete gegtigi, bir 01i§te bu yillara raslar. Ode onu yadsimayi da iginde ta§idigi 1950 yilinda iktidar degi§imiyle Mrsdylenebilir. Bu yam= konusu bu gekiye'nin ekonomi-politikasinda da kOkli§meleri irdelemek, tarti§mak vd degerIti degi§iklikler olmaya bagamistir. Yalendirmek degil. Yapilmak istenen dabanci sermayenin Ozendirildigi, yurt ha gok geleneksel, yerle§ik Ye§ilgam siiginde Ozel sektOrfin desteklendigi, ekonemasuun anla§ilmasina yonelik bir ganominin lokomotifinin devletten Ozel ba. cunku yeni sinema aramlanru, belkesime kaychnidigi bir siyaset iktidara li. bir yeni kimlik arami olarak degeregemen olmustur. lendirmek gerekiyor. Bu noktada once1950 Oncesi, tiyatroculann egemenki konumun, yani geleneksel Ye§ilgam ligi dOneminde filmlereicaynaklik eden kimliginin irdelenmesindelti§kusuz yatiyatrodur. Ve bu genelinde Bati tipi bir rar var. tiyatrodur. -Ctinkil Ad- & Bat tiyatroO. Selguklular ve Osmanlilar dOnerriinsunu Ulkede yerle§tirmek istemektedir. de ytinetim kendini halktan ayn bir yere . Cumhuriyetle birlikte devlet, sanat ve yerle§tirmi§ ve ayn bir WW1- yaratmakiiltilr alanma kurumlar kurarak el ya Ozen gOstermi§tir. Turk olmak yilkoymugur. Amag bu kurumlar . celtici bir kimlik degildir, hatta tarn terileri, uygar Ban sanat formlansi asagilama nitelemesi olarak kullanilni ulkeye kazandirmak ve ulusal ktiltiimaktadir. Resmi devlet siyaseti stIrekrti bunlarla bir a§amaya yOneltmektir. li kendi di§inda varolan bir ktiltilre yOOsmanhlar dOneminde de oldugu gibi nelerek kimlik olu§turmaya gah§mistir. gene her §eye yOneticilerce karar verilOnceleri Iran, sonralari Arap ve daha mekte ve halktan bunlara uymasi beksonra Bati, devlet plisuIasinm gOsterdigi lenmektedir. Mekanizma gene yukariyOnlerdir. Deviet guelu oldugu stirece dan a5agi i§lemektedir ve buyurgandir. kendi On sentezini olu5turabilirken, son Devletin sinemaya dogrudan karismadOnemlerinde, yani Bati'ya yOneldiginmis olmasr, yani bir anlamda onu bo§de, kendini varetme dinamiklerini yitirlamas! (sansur di§inda) belki de Turk mekte oldugundan, kendi sentezini sinemasinin en btlytik §anst olmu§tur. olu§turmak yerine, aktarmaciliga ve 1950 yillannda arz-talep kurali gerekendine yabancllasmaya ba5lamistir. gince kitlelerin sinemaya artan ilgileriResmi devlet killttiril y e aydinlann yoni karplamak igin uretilen film sayisineli§i, ayni gergeve igindedir, hatta nm artinlmasi gtindeme gelmi5tir. Sadevlet-aydin gati§masi kar§itligi durulon sayilan hizla artarken buralara munda da konum pek degi§memekteyeti§tirmek gerekmektedir. Tiyatroculann, sahnedeki arta kalan zamanladi r . 82 ViDEOSiNEMA

Engin AYCA
nnda, gokluk oynadiklan oyunlan aynen filme gekmeleriyle,' artan bu film gereksinmesini karplamak olanaksizdi. Dolayislyla sinema kendi kadrolanni yaratmakta gecikmedi. E§, dost Ozendirilerek sinemaya gekildi, yeni yOnetmenler, yeni oyuncular ortaya ciktt. I§te bu ko§ullarda Turk sinemasi bir kimlik, bir ki§ilik oluguracak sekilde serpilip geli§ti. Higbir sinema egitimi ye sinema gOril§ti olmayan ki§iler, filmier yapa yapa, Turkiye'ye gelebilen, gogu niteliksiz filmlen seyrede seyrede, el yordanuyla, yava.5 yava§ kendi kurallanni, belirgin niteliklerini vareden bir sinemayi ya§ama gegirdiler. Bu dOnemde aydinlann beklentilerine kar§ilik vermedigi igin, onlarca di§lanan yerli syapirnlar, sinemayi salt ticaret metal olarak de alan ye yt5nlendiren yapimcilann dine terkedilmi§tir. Bunlar da kisa stirede kdra gegebilmek igin seyircinin en kolay tuketebilecegi turden ve seyircilerin sakincasiz beklentileri yOntinde filmier uretmeye Ozen gOstermi§lerdir. Yapimcilar yeterli sermaye birikimleri olmadigindan i§letmecilerin borca verdikleri avanslar ye bonolarla filmier Uretme yoluna gitmi§lerdir. Gergek sermayesi haiku' haw talebi olan bir yapim melcanizmasi,-borglanmaya dayanan bir Oretim modelinde, kaginilmaz olarak seyircilerin genel ve kolay egilimlerini hesaplayarak ye onlara gtivenerek 'filmier yapacakti. Kar§imiza o zaman §Oyle bir tiggen pinyon I) Seyircilerin nabzina Ore film ismarlayan isletmeler, 2) yeterli sermayesi olmayan ve kazandiklarinin gogunu sinema disc alanlara aktaran nectar, yap-satgi yapimcilar, 3) belirli bir sinema egitimi ye birikimi olmayan, filmier yaparak ve gOrdtigti filmlerden meslegi Ogrenen, aydrn desteginden yoksun yOnetmenler. MUM bu insanlann turd yapilanna baktigunizda, Ttirkiye'de egemen olan ayru killtilrel yapidan geldiklerini gOrtiyoruz. Filmin tiretimini, ekonomik agidan besleyen seyirciler, yani halk yigmlan, ktiltilrel bakimdan da damgasini bu filmlere dogal olarak basmi§tir. Bu nedenle, seyircilerin ktiltilrel konumlarim irdelemek, Turk filmlerin anlamakta ve nitelendirmekte ilk achrnlar olmandif

Anadolu'da ya.sayan insanlar belirgin olarak tie aria ktiltilr kaynagindan besleniyorlar: 1) Anadolu'nun binlerce yildir olusturdugu killttir, 2) Tiirklerin beraberlerinde getirdigi genelde Asya, Ozelde Orta Asya kiilttirti, 3) Islam Bu ktilttirler butiinlugiiniin ve ortakliginin boyutlan ye Ozellikleri daha net olarak ortaya gikanlmamis ve aynntilannda tammlanmanus olsa da, sanatlara yansimalarindan birgok Ozelliklerini aynstirmak °lash Turk halki .bilytik gogunluguyla hala st5z1ti 'Wit& gelenegini yasamakta ve yasatmaktadir. KOkil rittiellere dayanan seyirlik koy oyunlan hemen sal bOlgelerde, televizyonun ve videonun yayginlasmasiylagiderek azalmakla birlikte, haia oynanmakta, gegmisin halk ozanlarinin sesi, gunumuz halk ozanlariyla surmekte, yeni &tinier vermekte, pentatorik Orta Asya Turk uzantilan halk mtiziginde, dini tekke milZiginde ye Osmanli saray milziginde yansimakta, masal, hikaye, tilrictilii hilcaye anlatanlar, meddahlar yiizyillardcr binlerce kez anlaulmis, dinlearnis masallari, destanlan hard anlatmaktadirlar... Ttirk sinemasi 1950'lerde film sayisin' artirma durumunda kalinca, gekilecek filmlerin konulan, anlatacagiOy-. killer ve anlatim dili acil bir sorun olarak ortaya eikmistir. Bath Ulkelerde yazili ktiltUr verileri (gesitli sanat kuramlan, felsefe, tiyatro, edebiyat, resim, bir ilk kaynak olarak sinemaya destek olmuslardir. Yani sinema kendinden Once varolan citistincelerden ve sanatlardan yararlanmisur bilingli olarak. Kuramsal ye elestirel bir ortamm varligi ve aydinlann ilgileriyle her iilkede kendi .yerel Ozelliklerinden beslenerek bigimlenrneye ba.slamistir, sinema. Japonya ve Hindistan gibi ulkelerde ise geleneksel halk ktiltiirleri en bilytik destegi saglamistir. Tiirkiye'de de aslinda kaginilmaz olarak boyle olmustur. 0 siralarda Tiirkiye'de gOsterilen ABD ve Arap (daha dogrusu Misir) ve gok az sayidaki Avrupa kaynakli filmler de kuskusuz belli etkilenmelere yol acmistir. Ama bunlann etkilemelerine, hatta bugUn bile stiren yeniden yerli yapimlanna karsin, genelde Turk sinemasinin yaygin nitelikleri iginde daha gok yerli Ozellikler bulunmaktadir .ve bunlartn de geleneksel ktiltiirun igindedir. Onu orada aramarruz gerekmektedir. Bir toplumun kimligi yarattigi killttirde kendini gOsterir. Bu bakimdan toplumun seyirci olarak Turk sinemasini belirlemesi olgusu karsisinda bu gagnsunlan yapma geregi dogmaktadir. Ornegin, tek basina Yilmaz Guney olgusunun dogru boyutlarda anladabilmesi bile ancak bu yolla milmktindilr. Metin And'a gore geleneksel Turk ti-

yatrosu, Asya tiyatrosunun belli bash Ozelliklerini iginde tasimaktadir. Bu tiyatro halkin kendi iginde yasattigi bir gelenek tiyatrodur. Meddahlarla, Uhl hikayelerle, masal, destan anlaticilanyla, karagOz gOsterileriyle, seyirlik oyunlarla, ortaoyunuyla sunup gelBtittin bunlar sOz.10 iginde toplumun ortak katihmiyla, ortak yaraticiliggla, ortak olarak iiretilip yasatilmistir. Burada halkin ortak ortak anlatim ye algilama tarn sekillenmektedir. Bu Ozellikleri Turk sinemasinda da fazla zorlanmadan bulmak olasidir. Seyircilerin parasina gereksinmesi olan isletmeciler ve yapimcilar kisa stirede sonug alacak film galismalanna yOnelmislerdir dogal olarak. Tutan yerli ve yabanci filmier hemen Olgti olusturup pes pese benzerleri uretilmistir. Konulan genelde birbirlerine benzerler ve belirli semalan tekrarlarlar. Seyircinin benzer Oyktileri bikmadan gidip gOrilyor olmasimn agiklanmasi gerekmektedir. Aslinda ayni seyircilerin sinema disindaki alanlarda da benzer bir tavir iginde oldugunu gOrmek olasi. Halk masallan ye •ilyktileri halk arasinda bikip usanmadan nth. anlatilmakta ye dinlenmektedir. Halk muzigi de, alaturka mUzik de Oyle. Degisen seyler yalnizca lark' ye ttirkti okuyanlar ye bunlara bagh olarak tarzlardir. Sinemada da bunun bOyle olmasi bu bakimdan gok dogaldir. Seyirci zaten flume konusu igin degil, oyunculan igin _gitmektedir. Fakat burada Bati toplumlannda raslanan star oyunculann hayran: seyircilerin disinda bir Ozellik vardir. 0 da Tiirk oyuncularin stirekli degismez belirli tipleri canlandirmalandir. Oyuncu burada tiple ve onun Ozilyle Seyircilerin oyuncularla bOylece oyunculakisi olarak asan bir durum vardir. Tipki bikmadan dinledigi masallarda, sarkilarda, turkUlerde sUrekli canli tutmaya ealistigi bir Oztin olmasi gibi. Bu, toplumun kendiliginden iginde korudu.. gu bir savunma, varolus gildtistintin belirtisidir bir bakima. Turk sinemasinda, Bat sinemasinda varolan dramatik yapi, entrika, karakter gelistirmesi, kisilerin psikolojik derinlikleri yoktur. Bati killtUrtinde varoIan bu Ozellikler sinema disc alanlarda da vardir, daha dogrusu sinemaya oralardan gelmistir. Bu bir killtiir Benzer sekilde bir ktilttir Ttirkiye'de de gOrtiyoruz. Ttirkiye sincrlari iginde varolan bu daha genic bir Dogulu kiiltiir bilttinitigilne de baglanmaktadir. Turk sinemasi epik Ozellikler tasir, tiplere, hatta prototiplere dayanir. Anlatimcidir. K4ilerin toplumsal y e tarilisel kimlikleri gok belirgindir. Bunlar kalip kisilerdir, film iginde gelisme ve degisme

gOstermezler, hatta filmlerden filmlere de pek degismezler, degismek istemezler. Oyktide tarihsel ve toplumsal neyse onu yerine getirmek igin vardirlar. Oyuncular kalibina girdikleri ya da kalip olusturduklan kisilere gore davranirlar, onun genel Ozelliklerini, niteliklerini kendine gore tekrarlarlar. Oyuncu hangi Oykil ve hangi film olursa olsun hep kendi tipini oynar. Oykuye Ore o tipin eylemlerini canlandinr. 0 tipe gore giller, kavga eder, oturur, bakar vb... Oyuncu surati ve gOvdesiyle bir gesit masktir • e film boyunca hep o degismez mask olarak kalmak zorundadir, hatta btitiln diger filmlerde de benzer mask' oynayacaktir. Seyirci de belirli bir tipte benimsedigi oyuncularin tiplerini degistirmelerini pek onaylamaz. Oyuncu hem tipini degistirmemeli, hem de o tipe aykin davranmamalidir. Seyircilerin belirleyiciligi Oyledir ki bu dublaja da yansinustir. Tiplere gore kaliplasmis sesler ve seslendirme bigimi vardir. Ornegin jOnlere gore benimsenmis bir ses tonu vardir, bu butun jOnlerin dublajinda uygulanir ve hatta hep ayni dublaj sanatgisina yap bOylece tipe uygun Odintirihr. tii ye davramslar konusunda gOsterdi.gi duyarhhgt, o tipin sesi konusunda da gOsterir. YOnetmen butUn bunlan dogal olarak kollayarak, Turk filmi yapmanin kurali olarak, yani seyirci Oyle benimsiyor diyerek filmini gergeklestirir. Kendisi bir gesit tek bir gizgi tistiinde, seyircilerin beklentileri, istekleri dogrultusunda anlatir. Butun bunlar Yesilgam filmlerinin kimi cevrelerce dislanmasirun da nedenlerindendir. Sanat ve ustalik olarak. belirli bir duzeyi gok az tutturabilmis olmasi da aslinda dislanmasini kolaylastirmistir. Ama eger Turk sinemasi aydin gevrelerin destegini almis olabilseydi daha duzeyli galismalar gergeklestirebilirdi belki. Seyirci bildigi, alistigi, onayladigi seyin tekrarlanmasindan bikmaz. Bir bakima onayladiklanyla btittinlesmistir. Bu onaylama ve btittinlesme seyircide belli bir varolus Ozleminin, dtistin gerceklesmesini saglar, bu arada onun kendine olan inancini, gilvenini pekistirir, kendinde onayladigi, btittinlestigi seyi yasatir, stirdtirtir. • Aslinda bunlann ve daha soylenebilecek baska seylerin ne Olgtide dogru ye isabetli oldugunun daha genic olarak arastirilmasi ve tartisilmasi gerekiyor. Bu konulann enine boyuna irdelenmesi ve durumfin saptanmasi, ayaklann dogru yere basmasim sagiayacaktir. Nereden ye nasil gelindiginin bilinmesi, gidilecek yerin bilingli segimini getirecektir. Turk sinemasinin yeni kimlik arayislari geleneksel Yeilcarn anlasilmasiyla daha gergekgi ve daha bilingli bir nitelik kazanacaktir.

qztakCIECZI ,C7

s
sinema

onim Sine KiOsel Sine
Engin Ana

dare
ya

"'Yesilcam tarzi' olmak tek belirleyici y e yOnetmenleri birlestirici Ogedir. Bu nedenle 'Yesilcam Sinemasi'Ddan sOz edilir de tek yOnetmen sinemalanndan 1`.*„ .;;44-VEtt ,Kactlyopexplenvoist atsorzeiatter4.e-z m isiseirsinetha?yapm a girisimleri;-ise:bb. •• tarza- bir tepki,,olarak yeni gelismektedir.
I I Y • •

{-1.61.1)(1

••

I

.I

.

c

u giine kadar ne zaman "TUrkiye'de Sinemanin Sorunlari" giindeme gelse, hep yapirnla ilgili ekonomik sorunlar ve sansiir almagelmigtir. Kugkusuz bunlar giindemden hig gikmayan ve hep giincel olan sorunlardir, dolayisiyla da surekli tartigma eindemine kaginilmaz olarak gelmektedirler. Ancak ben bugiine kadar bu tartigmalardan bir yere varildikuu gOrmedim. Ne sinemamn ekonomik sorunlari, ne de sansiir bu tartigmalara- bagli olarak hissedilir bir degigime ugrarrugtir. Arica bu sorunlar sinemanin butiin diinyada siirekli giindeminde olmugtur ve olmaktadir. Ama sinema surekli geligimini de sUrdiirmektedir. Bizim artik tartigmayi buradan bagka bir yere kaydirmamiz gerekmektedir. Sinema bir yaratma eyleSinemarun yaratmayla gili, anlatim diliyle, sanatsal, kiiltiirel ilgili sorunlaruun alinmasi, irdelenmesi, tartiThnasi ye uygulamaya zarnam gelmi§tip arti • ye bUnlar .Turk sinernaginm.,- da Oncelikli: konusi ol-giak;zorundaduiar: -Cunku Lgelekaiirkwsinemaspolang.Ye§iigarmkiiklii bir bagkalagunbir detigim sureci igine girmig bulunu-

meden ondan yarartaarnak da onu yadsimak da kolay Yeni Tiirk sinemasiru n„,a, da yeni Yegilgam'i nelerin tizerine kuracagiz, nelere kargilik olarak °tug-. turacalz. diinya sinernasina sunacagimtz 6zelliklerimiz neler olacak? Bu sorular yanit bekliyor. Sayisiz filme imzasuu atn-u§ bir geleneksel Yegilgam y6netmeni gunu sOy-liiyor: "Benim igin Oykii Onemlidir, anlatirn o kadar Onernli degil. 4 iyi bir Oykii Bu sOzler, yakalamakta.." onun anlatimia ilgili bir sorununun almadigiru g6sterivor. iifergalawatia.agoleafiesilgana41 new-ati Ertu' rul g yor.BenbunundUgiinsel, elegtirel, kurarnsal gergevesinin belirginlegtirilmesinde yagarnsal bir gereklilik oldukunu diigiiniiyorum ye kegke sinema yazarlarimiz, film elegtirilerini bir sure ikinci plana bu yanuu Oncelikle ye ivedilikle iglemeye baglasalar diyoruna: Geleneksel Yegilgarn sinemasuun kimligini, varolug kogullarini, kulturel nitelitini net1egtir80
biir.eaman..ctimam§t4r. Arna ken-

dine Ozgii anlatim iizellikleri olustumasmi. da ye bunu yaparken de kendine Ozgii sorunlariru gOzebilmi§tir. Geleneksel Ye§ilgam sinemamain olu„surn siiresine, gecmi§ten bugiine Boyle bir bakmak dururnuanlamaniila'iyardunci olabiTiirkiyede sinernanm syarlik giiStermesi 9201 9301u pllardu-, yani iki diinya savai eras]. donem. Tek Darti, tek sef ye de y
-12ilkyenikurlanTtirkye

sinema
Cumhuriyeti'nin en belirgin Ozellikidir. Kb.ltiir ye sanat ya§ami da devletle§tirme kapsami iginde yeniden yaplandirilmaya galigilmaktadir. Bu amagla akademiler, konservatuvarlar kurulmu§, yani sanat -ye kiiltiir de devletle§tirilmi§tir. 0 siralar sinemanin kimligi daha Avrupa'da ye Amerika'da da tart§ilmaktachr. Yani sinema kendini diker sanatlardan, Ozellikle de filme gekilrni§ tiyatrodan farkh, 7. sanat olarak kanitlama gabasindadir ve bunun kuramsal tarta§malari siirmektedir. Tiirkiye'de de sinema ayri bir sanat olarak tam anlamiyla kafalarda belirmemi§ oldukundan tiyatroya bakh olarak olu§maya ba§lami§tir. Ayrica oyuncu, yOnetmen kadrosu ve Oykii de o siralar y.almzca tiyatro gevresinde bulunmaktachr. Ve tiyatroda da tek bir isim vardir: Muhsin Ertukrul. Bti §ekilde Ti.irk sinemasi gok uzun bir donem, 20 - 25 yil Muhsin Ertukrul, dolayisiyla tiyatro denetiminde kalif. Nijat Ozön .bu geli§rneyi "Tiyatra44,14gAiingu,i " olarak tanimlamaktadir. Bense a-bunu, V.: . -- F4'4 , 4- .t re...; ' . .ritain7zicialayiskyiauZitiasia.Entqru14.-m,vesayetinedarakahnaa,ola.rak..dekerlendiriyorum. Sinema gOri.inii§te devletle§tirmenin di' §indadu-, , ama tiyatroya bakla.7 -...4iiitlo§pkijri-.4.,, /riaiiki:lO-koilo.'•:.g.6.iyel-i1Cl'elirii.: 'Teltrir '
..,:•.. • ,,,,,'

1900'lerin sonunda sinematograf diye bir arag ortaya gikiyor, beyaz perdede hareketli gOrantiller iiretiyor ye insanlarm diinyada miithi§ ilgisini gekiyor. Tiirkiye'ye de geliyor. Dahasi Tiirkiye'de de iiretilmek isteniyor. Nasil yapilacak? Nedir bu sinematograf denilen yeni eklence? Nasil okrenilecek? Ba§kalannm yaptiklarma bakarak, onlar gibi yaparak. Ba§kalari, yani Fransa, Italya, Almanya, Ingiltere, ABD; Sovyetler Birliki, Bu iilkelerde sinema, diiN r b §iincesini de kurammi da beraber iireterek, tarti§arak ye uygulayarak bir biitiinliik iginde varoluyor. Tiirkiye'de ise durum nasal? Yeni Cumhuriyet, yeni temeller iizerinde yapilanma gabasanda. Osmanhyla hesapla§rna, onunla baklari kesme ve bat uygarliki temeli iizerinde yeniden dogma siireci ba§larru§. Yerle§mi§, kurumlaFru§ bir dii§iince ortami yok, yazih kiiltiir ortami yeterince olu§rnanu§. SOzlii tiir ve batidan aktannabilgi ve kiiltiir duruma egemen. thke genelinde siizlii kiiltiir ve gelenekler iai gOtiirtiyor. Ayrica sinemayla ilgilenenler, dii§iinen kesim, iiretmesi gereken kesim deTiyatrocular bat tiyatrosunu ya da geleneksel ortaoyunu ttiyatrosunu,aktarrna taelrolarak rlgilenilnuyor..,Smema

haiku) yeni ve ucuz bir eklencesi, yeni bir kazang alani ye tiyatrocularin yan ukra§i durumunda. Pek parlak bir' durum dekil ashnda. sonzasindazellikle..de.-19502erde varolmu§r-bel&bir-kirnlikkazanmi§tar4. Bummzfrismi. de;,§ -a0L7-bli 1950'ler . tek partiye dayah yOnetimin sonudur: Devletgilikten uzakla§maya ba§lamadir, vb... 1950'ler Tiirkiye'de sinemarun tiyatro vesayetinden kurtulmasidir, devletle§tirmeden kopmasidir, halka mal olmasi, Ye§ilgam olmasidir. awktamsin-eimasprm-..kitiesellegmtsidirr..Juladau:..ya—yayalmasictir. Filagp.ssAyostni,R.a.r.traaa Tark-sirrerrresmda,gargek.antafrnda..bir.-arz-x-...talep...mekanizmasiam.(ekonernik-ve-.kaltiirel--arilaEnda:),44§lemeye--Abra§lamasidir. Halk film istemektedir, tiiketim talebi artrru§tir. Bu istek iki yoldan, iki kaynaktan giderilecektir: 1) Drs ahm, 2) Yerli iiretim. Drs ahmda, Ikinci Di.inya Sava§i sonrasmda dilnya pazarini yeniden ele gegiren Amerikan filmleri sayisal olarak duruma egemendir. Asrl sorun yerli iiretim alanrnda ortaya gika,r. Ne tiir filmler yapilmahych ve bunlari kimJer,yapacatrtjLAyricagjprtilala, klifektei tiekilae

Muhsin Ertugrul'un 1932 yillnda gektigi "Thr Milet Uyaniyor"dan
81

sinema

birgok insan, hatta ite - kaka, sinemacl oldu. Kirni yOnetmen, kimi oyuncu, kimi senaryocu, kimi yapimci, kimi kameraman vb... Ve bunlar sinemayi yapa yapa, Oykiinerek ogrendiler. Ama, i§e gene de sifirdan ba§lamadilar. Muhsin Eitugrul sinemasi vardi bncesinde. Ancak asil Onemlisi o zamana kadar gOsterilmig ye gOsterilmekte olan yabanci filmier vardi. Bunlam iginde de Amerikan, Arap- ve..Hint filmleri bagi gekmekteydiler. Tutulan ye geni§ kitleye ulagan filmier kaguulrnaz olarak Ornelc.: 14§turacakl di. Ohl§ 1 r!cit t • . , o t41,..? gey dalia:‘o k... Ve Ye§ilgarn tarzi bir cikti. Seleieksel sinema ortaya C Y-esilgara-sinexiaasuunemk‘imliki..we aniatulu.askl.bu.alsencli.ne.u..ydurmol.olayadada...yatmaktadir. Bu bize benzetmeye, bize gore oldurmaya galigma gabasi iizerinde Onernle durulmasi gerektigi karusmdayun. Toplumsal varolu§
*" - ;5 '4 14

bilinci (ya da bilincalti), kirnlikini koruma icgudusii bu durumun kOkeninde yatabilir. Toplumsal kimligin Onemli Cigelerinderi biri kiiltiirdiir, kiiltiirel kirnliktir. Sinema bir resit "sihirli ayna"dir. Seyirci orada kendini, kendi Oz. lemlerini, kendi bilingaltuu mek ister. Ye§ilgam da buna kar§ilik vermigtir iste. Saone batkir••iiikelercle-eitiqu-gibi.cliioinenleace.tasa-rianipl.tarta.§Lhp Yhalendirikne.mi5,tirt Tiirkiye'de bunu olanakh kilacak :a.„7„.1.114g4 lenek zaten .
lx! ^ Tai
••n (1. t r tRtiEte

bilinci (bilingalti) kendi iiretimi olan sozlii kUltar geleneki Ozelliklerinin sinemaya da gegmesine yol agnustir. bykUniiien filmierin yerli kopyalarinda da halkin bu kendini gOrmek istekinin kargilanmasma Ozen gOsterilmigtir. Bu noktada, Tiirk sinemasuun tanimlanmasinda kemikle§mig bir degerlendirmenin, bir yargimn (ya da Onyarguun) gOziimlenmesi, asilmasi giindeme gel-. mektedir: Arittnizz•Aiegiiganaimasinemasumasinemasinm kOtti,-,bir.Oykiinmesim-oldugu,“,.114birs•62giiniiik.ta§}mayanryoz-bir sinemainidQuvo:sii4§4n.cesi. ,Ye§i.1, Vigik Id 6 liMA14767Ai: da kalnia, etkiler altanda geligme biitan kiiltiirler (sinemalar) igin gegerlidir. Tiirk tiir ve sanati da siirekli dig etkilere acik bir geligrne (izgisine sahiptir. Sinema igin de bunun bOyle ()Imam do'kaldir. Sorunun ozii Yegilgamsinemasirun ne de yozla§mayi yabancila§mayi iginde ta§idiki ye ne nitelikler olu§turabilciikidir. Once olgulari saptayip, sonra bunlari anlamak ve deerlendirmekte yarar var: silatkaaaturAii§..(4,en ,:lkesimin, yap io almanu§,„ rekli,onlar-tarafindan horlanmig, daglanrru§-,ve„yadsinmi§tir. Hicbir take sinemasinda bas yapitlar Oyle hemen baslangigta ortaya gikmamigtu; bir sdreg iginde, bir birikim sonucu ye sinema clligiincesinin de beraberinde geligmesiyle ancak gergeklesebilmi§tir.

-eritif

kolektil bir. yaratma, bir varetmedir. Ye§i.1. , gam sinernasi olugurken seyircilerin beyaz perdede, yani Tiirk sinemasi ay-nasinda kendilerini, kendilerinden bir geyleri gOrrnek istemeleri gok dogalch. BOylece, halkin toplumsal ve kiiltiirel varligim, kimlikini de koruma, siirdiirme ye- yansitrna

MOT OgriWkniat;

Pig

olarak,,degil;.tiiketici-olarak-ilgilenrnig.Ne,bu-gereksinmesini
kuramadigi ,yerli- filmier yerine

Tiirk sinemasuun daha Ozgiin ye daha diizeyli bir „ geligme gOstermesi aydur kesimin sinemaya destek vermesi, ona uretici olarak' da Masyla ancak mumkun olabilirdi. Bu destek eksikligi bug-tin ug vermin olan yeni Tihksinemasuun da aslinda en cok gereksinme duyduku bir konudur. Beyle82
-u.attagNMAPNACi , -"ZONM""

lleuffltsesave.

• .

sinema

Metin Erksan "Sevrnek Zamam" ile ki§isel . pnemanin onemli Orneklerinden birirn verdi
ce aydin destek'i olmayan Turk sinemasi bir yandan yabanci filinlerin etkilemesiyle, bir yandan da, bereket ki halkin bugline kadar koruyabildiki bir savunma iggiddiisli iginde Ye§ilgam filmlerine yansitmasiyla ortaya giknu§tir. Oranlari Olgmek ye kar§ila§tirmak istemiyorum ama geleneksel ttir Okelerinin, buna bakh anlatun Ozelliklerinin Ye§ilgam sinemasi iginde bulunduku gorligUndeyim. g u nedenle bu t sinemaya !!Geleneksel..Yegilcam.7;:OSinernasi." deyirnini Yekliyorurn. Ayni gekilde .bu..v.sinemaftkelektif birwkatilmwe.....katk 1.sonuctl,ken di kurailarmr.,-, ve-,,,anlatm---tarzun olugturmugtur. Bu kolektif var edig. beraberinde anonimliki de getiriyor kagrulmaz olarak. Bu nedenle yazimn baglannda sOztinti ettikim Yegilgam yOnetmeninin "Benim igin konu Onemlidir, anlatim dekil" sOzleri bu gergeve iginde anlagilabilir bir durumdur. cunkii Yegilgam'in olugmug belli bir anlatim tarzi vardir ve yOnetmenler onun iginde kalmava Ozen gOsterirler. DoYgilgarrys%yOnetrnenlerisnia,bireysel4bir,anlatun,sorunsah Yegilgam sinemasi anonim bir yaratuun sOz konusu olduku. bir sinemadir. Tek tek yOnetrnenlerin tarzlarimn bir orada "Yegilgam tarzi" olmak tek beyOnetmenleri lirleyici Ogedir. Bu nedenle genel bir Yegilgam sinemasmdan sOz edilir de, tek tek yOnetmen sinemalarmdan pek kolay sOz edilmez. (Birkac isim diginda.) sinema yapma ise gok eskilere kadar dayansa da son yillarda nicelik olarak gok artmig ve Tiirk .sinemasmda Onernli bir olgu olarak kenflini.kabul ettuzni,trr Gerqekten IDirra% tirndZ=Wig61 bir sinema T yapmaya, kigisel bir diinya kurup kisisel bir anlatim geligtirmeye yOnelik istek ye girigirnler giderek yokunluk kazanrnakta .geleneksel Yegilgam sinemasuu kiikten dekigtirebilecek bir geligmeyi baglatmaktadu. Dogal olarak beraberinde iistesinden gelinmesi gereken sorunlari ye sorulan da giindeme getirmektedir. Genelinde "kigisel sOylem" olarak sinema yapmak belli oranda "geleneksel Yegilgam tarzi"na bin tepkiyi igeriyor. Bu tepki aynntih bir irdeleme ve dekerlendirmeyi, dolayisiyla bir elegtiriyi iginde pek taguruyor. Burada On vargilar ve belli bir duygusalhk daha agarbasiyor. "Ye§ilgarn tarzi" ile Geleneksel 83 Ye§ilgam'm diizeysiz, kOtii filmleri bir biitiin olarak den ashnda dUzeysizlike, kOttiHike, ilkellige gOsterilen hakb tepki "GelenekselYe§ilgam tarzuu" da igine ahyor ye bir biitiin olarak bu sinema yadsimyor, di§kanisinlanmaya dayim. Oysa, her §eye- kar§m bu sinemanin oturmu§ konumu, kendine gore bir varolug mantib var. Burada tepkinin . Otesine gegip bilingli bir segim yapabilmek ,iginl-stheinamtf,;Once genelm b."'" big lgrye day ¢degerlen" gene bilgiye dayah — TUrkiYe'de ye tagarsinernarun lanmasi . er- ektedir. Yapmak istedikima smemarun toplumsal siyasal tavn, kUltiirel ve anlatimsal kOkleri, ulagmak istedikimiz hedef kitle, seyirciyle kubigimi, fihnin yarulacak pisal . kurgusu, kamerarun oyunculardan yararlanma gibi sorulann yanitlanm netlectirmede arar var. i§isel sOylem, ki§isel bir atimi da beraberinde getirir. "Nasal bir sinema yapmak istiyorum?" sorusunun kar§iliki filmlerdeki uygulamalar iginde gOze garpmalithr. Ama giindemin ilk maddesini Once Geleneksel Ye§ilgam'la, soma da diinya sinemalanyla kigisel hesaplagrna olugturuyor.

Turk Sinentost 0:crine Ihi,yanceler

"Norun Mini Test' i: Hic bir aciklama yapilmaz; Yapi I ir, medyaya yanstmaz; Yapihr, medya yanl yansittr; Hepsi;
e) Hicbiri. ENGIN AYCA YESiLCAM'A BAKES

Ttirk Sinemastnin kimligi, tarihi tizerine yorum getirme, dogru saptamalarda bulunma sea konusu oldugunda, yeterli yazili beige, tan tklik, inceleme, ara§tirma gibi kaynaklarin bulunmamast bircok zorlugu da beraberinde getiriyor. Tarti§ma ortammtn da stnirliligi bircok konunun netleptesine olanak vermiyor. Akademik cevrelerin cali§malart da daha Turk Sinemastyla i lgi I i tarti§malara yon vermekten oldukca uzak. Ayrica Turk Sinemastnin bir ce§it kendiliginden, ortak cabalarm bir sonucu olarak deneme yantlma yOntemi icinde bicimlenmesi ve belli bir kuramsal, ele§tirel destekten yoksun olmast, kisaca ktiltUr cevrelerinin ve sinema yazarlarmin ilgi alant dimda ol up bitmesi, imdilerde yaptlacak kimi yorum ve saptamalart desteksiz btrakmaktadir. Bunlarm film iiretimine katilanlara onaylatt lmast da gene zor olmaktadir. cogunlukla Ye§ilcam'da bircok §ey farkinda olmadan, ism i konmadan, hatta baOca fey yaptlmak istenirken gercekle§m4tir (bu saptamanin, varsaytmln, kendisi bile tarti§maya aciktir ve onaylatt lmast cok zordur). Ya da gercekten yaptlan saptamalar ve yorumlar gerceklere uymamaktadir ve zorlama bir belirlemedir. Ama en azindan var olan bulantkligt gidermenin yolu da gene varsarmsal saptamalarda bulunmak ve tarti§malar, incelemeler sonucunda durumun netle§mesine calt§maktir. • Bu konuda 128

129

Turk Sinemasi 0:erine Daeinceler

l:V(i/N.11( .,l

kar§11a§ilan bir diger zorluk da tarti§ma ortaminin bir olu§amamasi, yazilt Onermelere, gene yazili kar§iliklar verilmemesidir. tarihsel yuruyu$ii, TUrkiye TOrk Sinemasintn tarihine ko§ut bir cizgi izler. Diger sanat alanlarmda olmadigi Olcilde Turk sinemasi bu siyasal-toplumsal tarihte 6zde§likler taw. Ilk Tiirk filminin kim tarafindan, nerede, hangi tarihte cekildigi bazt bakimlardan cok onemlidir ku§kusuz. Ama Turk Sinemasmin ilk donemine damgasini vuran asil belirleyici degildir. Dogrusu, Turk Sinemasini TOrkiye Cumhuriyeti tarihiyle ba§latmaktir. Osmanli imparatorlugunun yerini alan Tiirkiye Cumhuriyeti hem gecmi§teki bircok olgumun izleyiciligini; hem de gecmi§in reddini icerir. Tarihsel ko§ullar geregi, Cumhuriyet, devletci bir siyaseti hemen bUttin alanlarda uygulamaya sokmu§tur (Osmanledan devralman devletcilik gelenegi de bu secimde etkili olmu§ mudur?). Milt& alant da Cumhuriyet tarafindan, bir ce§it devletle§tirilerek yOnlendirilmi§, bicimlendirilmi§tir. Akademilerin, konservatuarlartn, fakUltelerin acilmasi bu amaca hizmet etme hedefindedir. Turk plastik sanatlari, TOrk Tiyatrosu, edebiyati, muzigine Cumhuriyet yeni bir kimlik gOstergesi olarak Onemle egilmi§tir. Ve dU§Ontilen, sanat ortaminin, yerel Ozellikleri yitirmeden bats sanat ortamlyla bUtUnle§mesidir. Cumhuriyet'le plastik sanatlar, sahne sanatlari, muzik, edebiyat tarihi ba§latilmi§tir. Cumhuriyet, sinemaya da Onem vermi§ gOrtinmektedir. En azmdan AtatUrk'Un bu konuda bir belirlemesi vardir. Ama Cumhuriyet dogrudan sinemaya el atmamt§, o konuda bir giri§imde bulunmami§tir. Ve Tiirk sinemasi Istanbul Sehir

Tiyatrolarmin ve Muhsin Ertugrul'un ilgisine kahmstir. 20 yi la yakin bir sure gercektcn de Turkiye sinemasi, adeta bir tekel olarak Ertugrul'un ve Sehir Tiyatrolarmm belirleyiciliginde var. olmustur. Tfirk sinemasi, bir resit $ehir Tiyatrolarinin "himayesi” altmda, dolayli olarak devletlestirme kapsamma girmistir. Bu dOnemde Ozel yapimevleri ku.kusuz kurulmuslar ye filmlerin iiretimine ye isletilmesine katihnislardir. Ama bu Ozel girisim, isin parasal boyutuyla, ticaretiyle dalia cok ilgilidir. Film lerin niteliklerini asi I belirleyen tiyatrocu, yOnetmen Muhsin Ertugrul'dur. Sinema, tiyatrocularm bir yan ugrasidir. Tiyatroya egemen, katir ideolojisi y e tavri bu sekilde sinema icin de gecerli olmustur. Seyircilerin bu dOnemde Liretilen filmier tizerinde her hangi bir belirleyiciligi, yOnlendiriciligi sea konusu degildir. Sinema kitleler icin hentiz cok yenidir, ilginc ve mcrak edilen disarlikh bir, etkinliktir, yeni bir. Film gOsterileri az sayida sinema eglencedir. salonunda y e gene az sayida buyuk kentte gerceklesmektedir. 1932 yilina ait bir bilgiye gore Tfirkiye'de o sera 129 sinema salonu bulunmaktadir. Bunlarm 30'u istanbul'da, 8'i Izmir, 5'i Eskisehir, 4'il Adana ye 31.1Bursa'dadir. Muhsin Ertugrul dOneminde yilda en cok 2-3 Turk filmi cekilebilmektedir. Oysa gene 1932 verilerine gore, gOsterilen film sayisi 165'tir. Bunlarin 71'i Fransizca, 41'i ingilizce, 30'u Almanca, 2'si Tiirkce, 2'si Ispanyolca, 2'si Lehce, italyanca, Rusca'dir. Bu filmlerin sessiz olduklarini da bu arada ammsamakta yarar var. Bu sayilardan cikarilabilecek bir sonuc, seyircilerin cokluk kent ortamlarinda bulundukiari ve Avrupa kokenli filmier izledikleridir. Tiirkiye'de dublaj sesli filmlerin cogalmasi ve yayginla§mastysa ancak 30'Iarm sonlari ve 40' lam olayidir. 40'11 yillarda sava§ ko§ullarmin bir sonucu olarak di§aridan gelen filmier icinde Amerikan filmleri giderek artar, ayrtca bunlara Onemli Olcilde Mtsir filmleri eklenir. Sayisi yilda gegmeyen Dirk filmleri icin ticari bakimdan herhangi bir bask' olmamast dii§Unilldiigiinde,

Tfirk

!Withal

0:erme nfivineder

INGIN A YCA

tiyatroculann Uretecekleri filmier konusunda &Or kalmalan gerekirken, Muhsin Ertugrul, yaptmcilann ticari kaygt lan sonucu tam istedigi filmleri yapamamt, olmaktan yakinmaktadir. Tiyatroda tam tekel olan Ertugrul, sinemada da gOninUrde tekel olmastna kar§in yaptmcilara odiinler vermi§tir. Gercekten de TUrkiyeli seyirciye, yOzOn uzerindeki yabanct filmin yaninda sunulacak olan yerli yammlann, seyirci icin bir farkiiliginin olmast gerekirdi. Genelinde ban kaynakli yabanct filmlerin teknik vb. dUzey lerini tuttunnakta zorlanacak olan Turk Filmleri, daha sonra Ye§ilcam sinemast icinde gecerli olacak ve uygulanacak bir yola kacmilmaz olarak ba§ vurmu§ ve TOrkiyeli Ozellikler ta§iyan UrUnlere yOnelmi§tir. Seyircinin "bizden" diyecegi bu Ozelliklerle y e de daha kolay anlayacagt bir anlatunla filmier eekilmek istenmi§tir. Yapirnctlann ticarilik actsindan yOneldikleri bu yol, seyirci acistndan cok dogal bir egilimdir, ama nedense M. Ertugrul'u bir OlcUde rahatstz etmektedir. Aslinda bu da anla§tlabilir bir tavirdir. 40'11 ytllann ortalarina kadar siren "Tiyatrocular DOnemi"nin belirleyici Ozellikleri, kentsel, tek parti dOneminin "j4111 kUltUr ideolojisiyle y e siyasetiyle bOtUnle§mi§ ye Muhsin Ertugrul'un yOnetmen olarak etkin oldugu bir sinema olmasidir. Seyircinin ye yapimcinin konumu cok onemli ve belirleyici degildir. Dirk Sinemastrun 1950'lerle ba§lattlabilecegimiz ikinci dOnemi, Ye§ilcam dOnemidir. (40601— 1576 t`. &Kt_ Ye§ilcam, Tiyatrocular doneminden, film Uretimine kattlanlann tiyatro dt§tkOkenden gelmelerinin Otesinde astl ba§ka nitelikleri ve Ozellikleriyle ayriltr. Ye§ilcam dOnemini irdelemeden once 40'l1yillara yeniden bir bakmakta yarar var. Ciinkti sonradan burada netle§ecek, belirlenecek Ozellikleri o yillar yava§ yava§ gOrmege ba§lanz. 132

Bu baktmdan 40'lar bir "Geri, DOnemrdir, bir "On-Ye§ilcam dOnemidir. Tiyatrocu insanlardan, sinemact insanlara bir geci§ olmantn yarn stra, astl Tiyatrocular DOneminin anlayt§indan Ye§ilcam Sinemast anlamma bir geci§ donemidir. iki geli§me oldukca belirleyicidir: Amerikan ve Mtstr melodramlannm artmast ve etkileri, Dublaj, yani yabanct filmlerin TUrkcele§tirilmesi ()lap. Ye§ilcam filmlerine, tarihi boyunca, yabanct filmier hep kaynaklik etmi§, esin vermi§tir. Haifa bu nedenle hala bugun de Ye§ilcam't "taklit, yoz" bir sinema olarak tantmlayanlar varchr. Gercekten de Ye§ilcam sinemactlan, esinlenmenin Otesinde, yabanct filmleri taklit de etmi§lerdir, bunu acik acik da yapmt§lardir. Ama Ye§ilcam, Ozenti bir taklit etme olaymia§m1§, kendisi olma ba§anstru gOsterebilmi§tir. Ye§ilcam Sinemast, her baktmdan Tiirk toplumunun bir sinemasidir, onun kUltUrel kimligini ta§tr.i§te bu "dOnii§tUrme" olaymm ilk uygulamalannt 1940'11 yillarda dublaj yoluyla TUrkcele§tirme (Turkce seslendirme) strasinda gOrmekteyiz. Dublaj olayi, kimi yabanct filmlerde TUrkcele§tirmenin Otesine gecmi§, bu filmleri yerlile§tirme i§lemine cliinii§mU§tUr. TUrkiye'de dublaj yapanlar bugilne kadar cokluk hep tiyatro cevrelerinden olmu§tur; Tiyatrocular, sahnede karakterler canlandirmaya Ozen gOsterirken, sinemada seslendirmede kalif) seslere, prototip seslere yOnelmi§lerdir. Bu egilimin actklamast, Turk Sinemastnin Ye§ilcam dOneminin kaliplara, tiplere yOnelmesinin de bir actklamast olabilir. Boyle bir egilime kimler, nasal karar vermi§tir? Burada bireysel, tekil bir karar verme olayindan cok ortak bir karar verme i§leyi§inden (ortak bilincten) sOz edebiliriz ve bunu da 'Dirk insaninin sozlii kUltUr gelenegine baglayabiliriz. Tiyatrocular, bir yandan bate dramatik tiyatrosunun ta§tylciligun yaparken, diger yandan da meddah ve orta oyunu gelenegini 133

Turk Smenurvt

.4Y(' gibi islem yapmakta, yerlilestirilmis filmier gerceklestirmektedirler. 40'11 yillar, bu bakintdan, bir yandan tiyatroculardan sinemacilara dOnemidir, diCzer yandan da dublaj yerliye, Yesilcam'a "gegis" dOnemidir. 40 . 1arm ikinci yarsi TUrkiye'nin temel siyasal yamst bakumndan da bir "geci§" clOnemidir. 1950 yilmda siyasal iktidarin Demokrat Parti'ye gecmesi basit bir iktidar el degistirmesinin Otesinde, farkli bir siyaset anlammin yasama gegmesi y e TUrkiye'ye damgasint y urmastdir. Sinemada tiyatrocular donemi tek parti, tek lider ye CHP anlayisim bir bakima yanstnrken, Ye§ilcam dOnemi Demokrat Parti'nin gecerli ki !dig! anlamm ye buna bagli gel imelerin izlerini tap-, o ortamm UrUntidUr. 1950'lerle birlikte, Turk Sinemasmda yeni bir dänem b4ar, bu, Ye§ilcam DOnemidir ve 80'lere kadar egemendir, sonrasinda tam bitmese de farklt bir konumda, gOrUnti§te geriden, alttan alta gene ya§amtm stirdUrmektedir. 1950' lerle ba,layan iki gelime sinema alanma damgasint vurur ve Ye§ilcam't var eder. Bunlardan biri, kirdan kente gocun artmas1 y e kentlerin kirsalla§masi, ikincisi, kentlerle smirk sinema salonlannin kirsal alanlara yayilmastdir. Siyasetteki populist actlim, sinemada da karOigint bulur ve populist cizgi ustunde popUler Ye§ilcam Sinemast kendine yen i bir kimlik olgturmaya ba§lar. Bu yeni kimligin kilit belirleyicisi geleneksel sozlu, kirsal kultur ortamidir. Dirk Sinemasmin ikinci dOnemi olan YeOcam't anlamak ve dogru degerlendirmek icin, takl it ettigi yabanct film lerden ye romanlardan cok, asil bu geleneksel, sOzki kirsal kulturun icine sinemactlar, bakmak ve kar§114irmayapmak gerekir.

ya*atmaktadirlar. Meddah ve orta oyunu halkin sevdigi ve tuttugu, kendinden gOsterilerdir ve bunlar tiplere dayantriar ve tipler arasinda hiyerar§i y ard tr. Bu hiyerar*i dublajda seslere yansttilmi§ ve sUrdUriilmii*tUr. Ba rollerin belli tonda sesleri olmalidir, olumlu karakterle olumsuz karakterin sesleri, konumlanna uygun olmaltdir gibi. Karakterlere dayanan ve belli bir ses tipolojisi bulunmayan batilt filmier, TUrkce seslendirilmeleri strasinda sesler duzeyinde tiplere dOntitUrtilmeye b4anrnitir. Meddah, karakterlere gore tipik seslerle filmleri Turk seyircilere anlatmaktadtr. Bu, meddah gelenegi, Turk Sinemasinin Ye§ilcam DOnemini anlatmakta y e aciklamakta anahtar konumdadir. Aynca konumalarin TUrkcelqtirilmelerinde de, elverdigi OlcUde, mildahaleleryaptimaktadir. Bu durum, yabanct filmlerin Tiirk film seyircileri icin, onlann beklentilerine ye ktiltUr yapilarina gore dOnti§tUrillmeleri i,lemidir. Bunlar gerek metin olarak, gerek ses olarak "ceviri" degil, uyarlamanin da Otesinde "diintl§tUrme"dir. Ye*ilcam sinemast Uzerinde Hollywood filmlerinin ve Mistr filmlerinin cok etkileri olmu§tur. Ama bunlar daha 40' larda TUrkce seslendirilirken dOnU§tUrtilmeye calt§ilmi§ (Mistr filmlerindeki arkilar bile yeniden bestelenip okunmu§lardir), YeOcam dOneminde yerli "kopyalan" yapilirken de, filmier her eyiyle TUrkiyeli kilinmilardir. YeOcam sadece filmlerden degil sayistz yabanct romandan da surekli yararlannutir. Denebilir ki Ye§ilcam sinemastrun Onemli bir bolumu uyarlamalara dayanmaktadir. Ama gene de Ye§ilcam yerli ve bizden bir sinemadir. i§te 1940'lardaki dublaj dOnemi, bu clOnti§tUrmenin denendigi yillardir. Yabanct filmlerin (en aztridan bir kismintn) dublaj yoluyla bu cabalan, bir ce§it "on-YeOcam" olarak Ye§ilcam'a "gecW' dOnemi olarak gOrmemiz gerekir. Kimlik degi§tirme dublajia (dublajctlarla) ba§lar. Bu bakimdan dublajcilan "ilk-Ye§ilcam", "on-Ya§ilcam" sinemactian olarak degerlendirebiliriz. Dublaj yOnetmenleri, bir mit film yiinetmeni

1'2 A

11[

Turk SiIleMOSI 17:crine 14411m:der

/..W(

.4 I(

Oncelikle ve Ozellikle senaryocular, yabanci film ve romanrann dramatik kurgulanndan, dramatik yapila ► ndan yararlanarak genic halk yigm lann in isteklerine, beklentilerine ve kiiltUrierine gore yerli filmier Uretmege Ozen gOstermislerdir. Burada yeniden bir geriye dOntis yapmay ► gerekli gOriiyorum. Sanatlar arasinda, dolay ► s ►yla sanatcilar arasinda etkilesim, birbirini tamamlama, bUttinlesme olay ► soz konusudur. Bir resit birlesik kaplar ornegi belli ortamlarda ortak egilimler, ortak gelismeler ortaya c ► kar. Sanat ortam ► n ► n ay ► ca bilim ala ►yla, felsefe ye dUsUnce, kuram ortam ►yla da gene birlesik kaplar Ornegi, iliskileri vardir. Bu iliskiler zaman icinde kendi gelenegini surekliligini, biittinitigUntiolustururlar. Tiirkiye Cumhuriyeti Devleti, Osmanl ► nin reddi Bzerine temellenmeye cal ► s ► r ve ilgisini Batiya cevirir. Ban modellerine ye Olcillerine gore yeniden yap ► lanmaya cal ►s ► r. Bu baglamda sanat ortami da Batiya acilir, Bati sanatma eklemlenmeye calisir, Bati sanat ► na baglan ► r. Osmanli di5neminde var olan sanatlar aras ► ndaki iliskiler, Cumhuriyet dOneminde zayiflar. Toplumun, kendi tarihsel dinamikleri ye kitlesiyle gelisecegi yerde, her sanat dal ► kendini Bat►daki karSiligina baglayarak, onun izleyicisi ve iireticisi olur. BOylece sinema d ► sindaki sanat ortami Ba ► daki gelismelerin pesine taki ►r, yerel motif ve renklerle, daha cok folklorik dilzeyde kalarak Batiya eklemlenir. Bu iliskiler genel cizgileriyle bugiin de gecerliligini siirdiirmektedir. Bu cizgi daha cok, belli azinl ►ga yOnelen, seckinci bir tav ► icinde tas ►r. Sanatlar icin kacin ► lmaz bir durumdur ay ►ca bOyle bir durum. Oysa sinema, halkin "eglencesi" olarak geni§ kesimleri hedeflemekte ye ancak boyle varolabilmektedir. Devlet, sahne sanatlanni ye orkestralan parasal olarak desteklerken, sinema alan ► n ► ticaret iliskileri icinde gelismeye birakm ►st► r. Bunun sonucu olarak, Yesilcam ticari, dolay► s ►yla balk kitlelerinin isteklerine, beklentilerine uyan, poptiler filmier tiretmek durumuyla kars ► karma kalm ► st►r. Bu, 136

Yesilcam' ► giderek, dOnemin siyasetiyle de uyum icinde, populist bir cizgi izlemeye kadar gOtiirmtistiir. Yesilcam ticari bir sinemadir. Yesilcam popiiler bir sinemadir. Yesilcam populist bir sinemadir. Yesilcam halkin geleneksel sozlu kulturel yap ► s ► na eklemlenmis, onun la biltiin lesmis bir sinemadir. Yesilcam, kendisinden Once varolan halk eglenceliklerinden gOlge oyunu, orta oyunu, meddahl ► k, masal, destan ardat ► c ► l ► g► gelenegini kendine gore birlestirip stirdtirmeye cal ► sm ► st ► r (Ye§ilcam' ► n ytizlerce filminde katk ►s ► olan senaryocu Bi*dent Oran' ► n bu gelenekten bilincli bir sekilde yararland ► g ► n ► sOylemesine kars ► , btittin sinema cevresinin ayn ► bilinc ve yaklas►m icinde oldugunu soyleyebilmek cok kolay gOriinmilyor). Yesilcam sinemas ► n ► n yabanci filmleri ve romanla ► uyarlad ►gini daha Once sOylemistik. Kimi cevreler olayin hep bu boyutunu gOrtip Yesilcam' ► bu cerceve icinde degerlendirmeye cal ► sm ► slard ► r. Oysa Yesilcam' ► n geleneksel halk iliskilerini irdelemek ve cOzilmlemek onun gelismesine de cok katk► larda bulunabilirdi. KUltUr cevrelerinin Batiyla biltilniesme cabalari, geleneksel kultur verilerine "folklOrcii" yakla§ ►mla ►, ve bunun beraberinde getirdigi yabancilasma, onlar ► n, Yesilcam'in ticari ve populist sinemasina uzak kalmalarina, onu reddetmelerine, di§lanfalanna yol acm ►stir. Golge oyunu da, orta oyunu da kOken olarak ne Anadolu ne de TUrk'ttir. Isledigi Oyktilerin kOklerinin de bilttintlyle bizden kaynaklandig► n ► One stirmek zordur. Ama gerek gOlge oyunu, gerekse orta oyunu bUttintlyle bizden, bize ozgu, bizim kiiltUrtimUziln, bUttinlesmis parcala ► d ►r. Iste bu "oyunlann" bizden yap ► lmas►na benzer bir olgu, Yesilcam icin de gecerlidir. Sinema d ► sa ► dan gelmistir, filmlerin oykuleri cokluk dis kaynakl ►dir ama Yesilcam bizim yerli sinemamad► r, tipki KaragOz ye orta oyununda oldugu gibi. 137

Turk Smemosi 0:ertne Obvinceler

EN OS ..-1Y(',1

1950 Oncesinde dublajcilar, Ozellikle Ferdi Tayfur, bir meddah-masalci kimli:giyle yabanct filmleri, durum elverdigi Olctide, yoneldigi seyircinin Ozelliklerine ve beklentilcrine gore dOnUstiirerek, bizden yapmaya calismis, ozellikle oyunculan karakter-tiplere indirgeyerek yerlilestirme stirecini baslatmislardir. I.te Yesilcam, Ferdi Tayfur' la simgesel olarak baslatacagimiz bu olusumun, sinemanin (filmin) bUttin Ogelerini icine aim sekilde bUttinlenmesidir. Golge oyunu, orta oyunu,. meddah daha cok kentsel Ozellikler ta§irlar, Osmanli ve Istanbulludurlar, metropol Yesilcam da Istanbulludur, ama Anadolu'nun • hizmetine girmistir. Varolmast icin o kitleye gereksinmesi vardir. Istanburdaki meddah gelenegiyle Anadolu'nun masalci, destanci gelenegini kendi icinde birle§tirmi§tir. Yesilcam Sinemasi anlatimct bir sinemadir. Yesilcam sinemacist (senaryocu, yOnetmen ve oyuncu) anlattctdir, meddah-masalcidir. GOlge oyunu ve orta oyunu daha cok giildtirti tizerine kuruludur. "Karakter tipler"e dayanirlar. Bas ki§ilerden KaragOz, Hacivat, Pi§ekar, Kavuklu diger karakter-tiplerden farkit konumdadtrlar. Bunlar genet, daha soyut, herkesi icine alabilecek tiplerdir. Diger tipler ise toplumdaki farklt, farklila§mt§kesimleri, kisileri, olusumlan yansitirlar ve daha somut tiplerdir. Oysa Anadolu masallarinin bas kahramanlart mitik-tiplerdir, kahramanlik oykiileri, aciklt Oyktiler anlatirlar, dramatik bir yap lan vardir. Golge .ve orta oyunu erkek bas ki§ilere dayanirken, Anadolu masallarinda kadin bas ki§iler de bulunmaktadir. Yesilcam Sinemast bu iki ucu birle§tirmistir; Anadolumasallannm bas kisileri modelinde mitik-tipleri bas oyunculara verirken, diger tipler, karakter-tipler olarak yerlerini almt§lardtr. Orta ve gOlge oyunundaki bas ki§iler (Karagoz, Hacivat, Pi§ekar, Kavuklu) Ye§ilcam'da karakter-tipler grubu icinde dagtlarak varliklannt

stirdtirarier. Yesi orta vc gOlge oyunlarindan cok Keloglan masallarmin bin devami olarak Yesilcanlin bu yaptiklannin bir benzerini, Yesilcam dismda ve ondan cok Once kukla tiyatrosunda bulmamiz olasidir. Yesilcmm sinemasmin bas kisilerinin arketipleri kukla tiyatrosunda Ibis, gene erkek ve izenc kiz olarak karsimiza cikarlar. Yesilyam'm temel tic bas kisisi vardir: kadm kahraman, erkek kahraman ve komik erkek kahraman. Bunlar gOlge ve orta oyununda yokturlar ama kukla oyununda bulunurlar: Karakter tipler ise hepsinde vardir ve ortak Ozellikler tasirlar. Ozetlemek gerekirse, Yesilcam Sinemasi, geleneksel masal ve oyunlann bir bileseni, stirdtirtictisti olarak halk yasamindaki yerini almistir. Yesilcam Sinemasi'ntn, tasarlanmi§ bir temeli olmamistir. Ne Yesilcam'i var edenler boyle bir caba (bilinc) icine girmi§lerdir, ne de bu konuda kiiIttir cevrelerinde olumlu, yapict bir caba gOrfilmektedir. Yesilcam, uygulama icinde, deneye deneye, el yordarmyla ve belli bir sagduyuyla kendi kendisini varetmi§ ve tanimlamistir. Yesilcam, kendi yazistz kurallarini, kaltplannt belirlemi§ ve uygulamisttr. Buradaki en birincil Olcti filmleri halkin tutmasidir. Halkin tutmasi icin, filmlerin halkin beklentilerine, ktilturune, mitoslarma denk thismesi gerekir. Yesilcam bunu gercekle§tirdigi icin para da kazanmi§, ticari bir sinema olmu§tur. Batt Avrupa tilkelerinde ve ABD'deki popiller-ticari Sinema ile Ye§ilcam'in popiller-ticari sinemasini bircok ortak gOriintiistine kar§m, birbirine kosut, benzer olgular olarak aciklamak olasi degildir. Sinema ortaya ciktiginda bah toplumlari coktan yazilt ktilttir a§amasma girmi§ler, tallith-el ve dtl§tinsel yasami kurumla§tirmislardir. Folklor ve halk ktiltiirti toplum tizerindeki etkisini ve belirleyiciligini gene coktan yitirmistir. OrgillIti ve kurumla§mis bir toplumsal yaps sOz konusudur. Ve kapitalizmin geli§me, gticlenme dOnemidir. Halk

Si/winos! 0: • rine Ihipinceler

EN( dtV .4 l(

icin, ticari filmier kurumsallasmts sinema yams' icinde tasarlanmakta ve Uretilmektedir. Sinema, kurumsallasmts yazili kultiir ve gene kurumsallasmis bir sanayi ve ticaret ortam ► in bir UrUniidUr. Oysa TUrkiye'nin durumu oldukca farkhdir. SZ5z1U kultiir bugiin de yasamtmizt onemli OlcUde belirlemekte, yOnlendirmektedir. Geleneksel halk kUltUrii folklor bUtUn can hitglyla yasamakta, Oretimini sUrdUrmektedir. Kuruinlasamamis, yazili thisfinsel temelini olusturmamts Yesilcam'in halk kiiltUrUne ve onun mitoslarina eklemlenmesini dogal bir surer olarak gOrmek gerekir. DP iktidartninda da yanstmastm bulan populist egilim Yesilcam' ► halk► n istekierine ve yOnlendirmesine bag ► n ► Bunun bOyle olmasmda ve Yesilcam'in olusmasinda senaryocular kilit konumdad ► rlar. Ferdi Tayfur'un dublaj strasinda isleme koydugu dlinUstOrmeyi senaryocular dogrudan yazdtklart OykOler icinde gerceklestirmislerdir. BUIent Oran bilincli bir sekilde yabanci filmlerin dramatik yaptlar ►ndan, senaryo yazma tekniginden yararlandtgmt, kahramanlann genel Ozel I iklerini Turk toplumunun kUltUrel beklentilerine uyacak sekilde isledigini ye dOraistUrdUgUnii soylemektedir. Ashnda hangi filmlerin yam lacagma Oncelikle yapimcilar karar vermektedir. Filmleri astl gerceklestirenler ise yOnetmenlerdir. Bu baktmdan yapunct, yOnetmen ye senaryocu (hatta ve de oyuncular) arasindaki iliskilerin, hiyerarsinin incelenmesi Yesilcam'm olusrnasmdaki isleyis in anlast lmasma acikhk getirir. Piyasada belli sarda bUyiik firmalar vardir, bunlar bUyilk oranda pazara egemendirler. Bunlarin yarunda bir de cok sayida kucuk firmalar bulunur. Ve bUtUn bu firmalar arastnda kiyastya bir rekabet ye kazanc cekismesi vardir. BUyilk firmalarm kendine bagh yOnetmenleri, ayrica bas oyuncularla yapilmts anlasmalart vardtr. Yapunctlar, kendilerine bagh yOnetmenlerle piyasa degerlendirmesi yaparak cevrilecék filmlerin turlerine, konularma karar verirler ye senaryo

yazdirimina gecerler. YOnetmenlerin bircogu senaryolarm olusmas ► nda katktlarda bulunur. BUyOk firmalarda durum genellikle bOyle islerken, kiicuk firmalarm calismalarinda belli bir sistematik kurmak zordur. Main firmalar projelerini diger firmalardan saklar. Neredeyse kapali devre filmier Uretilir. Bu kapa ► liga karstn Yesilcam'm ortak bir yaptya, ortak kurallara, kaliplara varmas ► run actklamasint yapmak gerekir. Birbirinden ayrt ve rakip firmalar, birlesik kaplar gibi aynt Yesilcam't varetmislerdir. CUnkU, her firma, diger firmalar ► yaptiklar►► dikkatle izler ve seyircinin tepkilerine Ore hemen gerekli Onlemlerini alir. Basar ► h filmlerin benzerleri k ► sa sUrede herkes tarafindan cekilmeye baslantr. Firmalar birbirlerine kapalidirlar, ama hepsin in ortak yararlandigi senaryocular ve oyuncular yard tr. Bu sekilde firmalar arasinda kac ► rulmaz kit:Trifler kurulur ve Yesilcam'daki birlesik kaplardaki ortakhga, butunluge u lap% Yesilcam'm kal ► plart belirginlestikce oyuncularm da Onemleri artmaya ba,slar. Bas kadin ve erkek tipleri netlesince, bunlart oynayan oyuncular da bir resit o tiplerin, geleneksel icindeki kahramanlarm bir yansimast olarak, sinemada yasayan uzanttlart olurlar. Geleneksel halk kahramanlartyla Yesilcam'm kahramanlart bUtUnlesirler ve bas oyuncularm konumu Onemini arttirtr. Yesilcam icinde de aynt dOnemde bOlge isletmeleri agultklarint duyurmaya baslarlar. Ama artik sistem oturmustur ve aksamadan televizyonun yaygmlasmasina kadar isler. Yesilcam oyuncularmin star ► k konumlart da gene bu latUrel nedeniyle Batt sinemalarmin star kavrammdan ayrt ► r. Yesilcam'da her oyuncu her filmde hep aynt, kendi tipini oynar. Oyuncu, tipiyle bUtUnlesmistir. Onu degistiremez. Fakat bu, Yesilcam'da oyuncu sayisi kadar tip vardir anlamina gelmez. Bad tipler, az &cede deginildigi gibi tic tanedir: bir kadin ye iki

Turk Sinemost (Y_erme 1)(4finceler

Efill ;IN ,4Y(,' 4

erkek tipi. Ba§ rol oynayan butiin oyuncular hep bu iic rolden birini kendi tarzina gore canlandinr, aralannda temelde Onemli bir farklil ► k gOzienmez. Karakter tipler icin de durum aynidir. Belli bir karakter tipin bell i oyunculan vardir. Filme Ore, ya da oyuncularin zamanma gore biri o tipi oynar. Ba§ tiplerin say's' tic ile dondurulmu§ken, karakter tiplerde her zaman degi§kenlik, ce§itienme sea konusu olabilir. Oyuncular kendileriyle birlikte yeni bir karakter tip olu§turabilirler, ya da var olan tipi geli§tirebilirier. Aynca her tipin kendine Ozgii bir ses tonu ve konu§rna tarzi vardir. Ses actsindan da tiple§me soz konusudur. Ustelik bu durum daha Ye§ilcam filmlerinde kahraman tipleri belirginle§meden once gerek yabanci filmlerin, gerek yerli filmierin dublajlannda seslendirmeciler tarafindan ya§ama gecirilmege ba§lanrm§tir. Genelinde Ye§ilcam'm olanaklan hep simrit olmu§tur, smirk cekim zamanmda, smirli negatifle, smith parayla ve donanimla, neredeyse hep ucu ucuna filmier cekilmi§tir. Oykiilerin, film ki§ilerinin kalipla§masina, hep belli mekanlann ku I lanilmasina bu kowl lar da ku§kusuz etki I i olmu§tur. Ama egrisi Ozelliklerini dilzfine gelmi§ ve Ye§ilcam, belirlcmeye zaman icinde deneye, eleye olu§turmu§, kendi genel sistemini oturtmu§tur. Sistem bir kez yerie§tikten sonra her WHO kowl altmda bu genel i§leyi§ini Ozenle Anadolu'nun bOlge i§letmeleri, seyircinin egilimine gOre istanburdaki yammcilara sipari§ vermekte, hangi ba§oyunculan istedigini bildirmektedir. 0 oyuncular iizerine yatinm yapmakta, para koymaktadir. Ba§ oyuncular mitik-tipler, proto-tipler oldugu icin zaten Oykfiler de az cok belirlenmi§ olmaktadir. Gerisi bir konumunu) iistlenmi§, ce§it meddahlik i§levini Ye§ilcam' in sececegi tiir ve Oykii cercevesinde oyuncunun (prototip-mitos) "maceralandir". Tipki halkm KOroglu masall

dinlemek istediginde masal anlaticism ► n bir KOrogiu masall anlatmasi gibi. Halk Keloglan masall istediginde masalci uygun Oykfiyle Keloglan masall aniatmaktadir. Halk "Tfirkan"' istediginde, -masalci Ye§ilcatn” uygun bir "Tfirkan Oykiisfi" anlatir, halk Ciineyt' i ya da Y ► lmaz'i istediginde de Ye§ilcam bir Ctineyt ya da Yilmaz Oykfisii anlatir. Artik ya§amayan kukla oynaticisi Talat Dumanli'mn yfizfin cok iizerinde ezber kukla ve KaragOz oyunu repertuan yard'. Bu oyunlann dykillerini, ammsamak icin, bir cep defterine kisaca yazmisti. Gece oyuna cikmadan Once buraya bakarak oynayacagi oyuna karar vermekteydi. Onun icin Onemli olan Oykfiniin genel cercevesi, olaylarm aki§i, ki§ilerin kimlikleriydi. Talat Duman!' bu Oyktileri duruma gore ister yanm saat ister bir saat ya da daha fazla oynardi. Masalci da aslinda anlatacagi masali duruma gore cok losa tutabilecegi gibi saatlere yayip gecelerce anlatabilmektedir. Bu tfir geleneksel, sOzifi aniati ye gOsterilerde oyuncular ve anlaticilar icin genel repertuarlar sOz konusudur ye bunlar her oyun, masal, destan icinde gerekli oldugunda kullaniiirlar, emprovize edilirler, duruma uygun geli§tirilirler, yeniden iiretilirler. Anlatici ya da oyuncu icin- de, dinleyici, seyirci icin de Oykiinlin kendisi o kadar Onemli degildir, zaten bilinmektedir, siirpriz yoktur. Anlatici ye oyuncular daha Onemlidir. Ye§iicam'daki i§leyi§ de buna kowt bir geli§me gOsterir. Ye§ilcam filmleri, ayni konulan sayisiz filmde anlatmi§tir. Filmier arasinda benzer sahnelere, konu§malara da slk rastlanir. Bu §ekilde Ye§ilcam filmlerinin de bir ortak repertuarmdan sOz edilebilir. Bunlar kaliplar halinde uygun geldigi yerde cekmeceden (dagarciktan, ortak bellekten) cikan lip kullanilmaktadir. Ye§iicam

Turk Sinentavi f L. entre 1)iWino:1er

ENG/N AY( •

4

filmlerinde kimi durumlar (sahneler) i4in hep gidilen (basvuruian) degismez (demirbas) mekanlar vardir. Aynt Bogaz strtlan, EyUp'Un Ustii Pierre Loti, Kalpazan Kaya sahili, benzer evier gibi. Bunlar da kaltp mekanlardir (fonlardtr). KaragOz'deki gOstermelik, kukla oyunundaki birkac ortak fon resmi, orta oyunundaki kalip dekorlar gibi. Bunkam hicbiri dUsUnUlerek, tasarlanarak, bilincli, boyle bir iliski kurularak gerceklestirilen uygulamalar degildir. Bu, kendiliginden, bilmeden, farkinda olmadan, hatta parastzliktan, kolayliktan, vb., ortaya cikan bir sonuctur. Bu uygulamalann rastgelelikten kurtulmastrun, belli bir kaosa dasmemesinin bir sekilde actklanmast gerekir. Ortamin kacintlmaz, zorunlu sonuclart olarak, ortak bir bellegin ve bilincin, bireylerin bilinci ve tasanmi disinda etkili olmasi olarak bunlari aciklamak olastdir. Yesilcam Sinemasi, geleneksel sozlu kUltUrUrntize ve ticarilige eklemlenmis, anonim yaraticiligm agar bastii;ipopUler, populist bir sinemadir. GOrUnttlyil yeniden Uretme y e kitleye iletme teknolojisindeki gelismeler 70'1i yillardan baslayarak sinema alaninda TUrkiye'de de yeni durumlan, konumlanmalan devreye soktu. Uygulamada bircok seyin degismesine karsin, psikolojik ve zihinsel duzlemde bu yeni konumlanmaya uyum gOsterildigini One siirmek kolay degil. Sinema ve film gOsterimi dendiginde hala sinema salonlan ve bunlann olusturdugu isletmeler, dap= zincirleri anlasthyor. Oysa bu alana coktan elektronik teknolojisi girdi y e sinemanin salonlara bagli, onlann tekelinde olma durumunu degistirdi. BugUn sinema dendiginde gOrtintii Ureten ve gOrtintii ileten bUttin teknolojilerin icinde oldugu bir bUttinii algilamarna gerekmektedir. Bu bakimdan televizyon kanallanni da, videoyu da artik sinema olayinin icinde dUsUnmemiz dogru olur. 144

70'li yillarda televizyonun yayma baslamast ve videonun yaygmlasmast Yesilcam Sinemastm belli bir kargasanin icine soktu. Televizyon (TRT) ve Yesilcam karsiltkli birbirlerini Yesilcam, hem televizyonu sinemadan saymadigi, hem de seyirciyi elinden aldigt, ekonomik olarak stkintlya soktugu icin televizyona karst tavir aid'. TRT Televizyonu kadrolan ise bir yandan kendilerini sinemanin disinda bir olay olarak degerlendirdikieri, bir yandan da, astl Yesilcam'm temsil ettigi popUler, popUlist, ticari sinemaya karst olduklan icin Yesilcam It yOnetmenleri ve senaryoculan kendilerine yaklastirmadtlar. TRT'nin isbirligi yaptigt yOnetmenler Oncelikle Yesilcam cizgisinin disma ctkmak isteyen yiinetmenler oldular. Bu arada TRT, Yesilcam'a karst kendi icinden yOnetmenler de yetistirmeye Aynca TRT yaymladigt Yesilcam filmleri konusunda da oldukca seckinci davranmaya Ozen glisterdi. 19701i yillarda Yesilcam ve TRT arasinda bunlar yasantrken Turk Sinemasinda yeni gelismelerin Oral de acilmis oldu. Daha Once Yesilcam'in firsat vermedigi, engelledigi farkit bir sinemanin gerceklesebilme olanaklan ortaya crktt. Yesilcam, TRT'ye karsi video pazanna uygun filmier Ureterek ayakta kalmaya calisirken, seyircisi azalan sinema salonlanna sol ye sag, siyasal sOylemli, farkli "sinema filmleri" uretilmege basladt. Yesilcam'in seyircisi sinema salonlan yerine, kendi evlerinin salonlannda kuruk ekranda videodan ve TRT'den film seyretmeyi yeglemektedir artik. Seyircisi azalan sinema salonlarinin karstsinda iki secenek y ard' bu durumda: ya kapanacaklar, nitekim bir cogu kapandt; ya da farkli Turk filmlerine perdelerini acacaklardt. TOrkiye'nin toplumsal ve siyasal kosullan da uygun bir ortam olusturuyordu. Aynca farkli bir sinema yapmak icin kendini hazirlamts, kosullan zorlayan sinemacilann sayisi da bu arada az degildi. BOylece, bir cok olusumun, gelismenin sonucu olarak Dirk Sinemasmda yeni bir 145

Turk Smenursi 0:erine 1)11,iniceler

EN(iIN AY(' 4

dOnem de 70'1 i yt Ilann sonlanna dogru baslar. Yeni dOnemin, Yesilcam'a gore en belirgin kisisellesmedir. Yesi !cam 'in, geleneksel sOzhi ki lture yaslanan, anonim, kendiliginden niteliklerine karstn yeni sinema bilinch bir kisisel yap kurmaya, dUnya olusturmaya yOnelik entellektUel bir cabs icindedir. Yesilcam' in ice kapalt, yerel bir sinema olmast karstsinda yeni sinema dunyaya acthr. Yesilcam'in sozlii kirsal Ult.& temelinin yerine bilincli bir sekilde yaztlt kentsel dunya kUltUr birikimini koyar. TRT Televizyonunun yaymint genisletmesi ye 70'lerin toplumsal, siyasal kargasa ortamintn sonucunda zor duruma dUsen ve gerileyen, duraklayan Yesilcam sinemast; &el televizyon kanallannm yaytna baslamastyla yeni bir canlanma dOnemine girer. Yesilcam't vareden kitlenin (seyircinin) beklentilerine TRT Televizyonu kendine gore smirlamalar ve yOnlendirmeler getirirken, Ozel kanallar kendi varolma ve yasama nedenlerine de uygun olarak popUlizme kayinca Yesilcam'in da Oral yeniden actlmts olur. Bugiin Yesilcam, televizyon kanallannda yeniden hayat bulmaktadtr; ve her tiklUsUnden eski Yesilcam filmleri yeniden yeniden gOsterilmektedir. Bu sekilde yeni kusaklarla Yesilcam'tn bulusmast saglanmaktadtr. Aynea, Yesilcam'm eski UrOnlerinin bugUnkU kusaklar ile de iletisim kurabildigi gOzlemlenmektedir. DUntin starlan, bugUn de kariyerlerini sUrdOrmektedirler. Yesilcam filmlerinin Uretildigi yillarda eski filmlerin tekrar gOrtilmeleri olast degilken, simdi bu olanak da kanallarda vardir. Eski Yesilcam temeli Uzerinde televizyon kanallan, diziler Oretimine egilerek bir sekilde yesilcam geleneginin yeni kosullarda sUrrnesine katkida bulunmaktadtrlar. Televizyonun devraldigt Yesilcam . gelenegi yeni UrUnlerde belli degi§imlere de ugramaktadir. llk anda gOze carpan Ye§ilcam'm mitik ba§ rol kahramanlari bu filmlerde pek gOze

carpmlyor. Bunun nedeni bir olcude daha bu rolleri oynayacak yeni oyunculann bulunmayist olabilir. Ama astl neden, seyircilerin arttk degismekte olduklandtr. Geleneksel stizIU ktrsal masaldan uzaklasan ve televizyonlann olusturmaya farkli bir masal dUnyastna giren bir seyirci kitlesinin varltgt sOlz konusudur. Aynca televizyonlarda yerli, yabanct cok ye degisik, her Wrden sinema UrOnleri izleyen seyircinin gOrme thinyast da cesitlenmekte, degisime ugramaktadir. "Televizyon Yesilcamt" da, buyUk olcUde, Ozellikle de komedilerde tiplere dayanmaktad tr. Eski Yesilcam oyunculart yeni televizyon UrUnlerinde kendi prototip konumlannt korurlarken giderek karakterlesme sUrecini de yasamaktadtrlar. BugUn "Televizyon Yesilcamt", basrollerde icinde olmak Uzere karakter-tiplere dayanmaktadir. GUldUrUlerde ise Keloglan yerine orta oyununun ve KaragOz'Un bas kahramanlan, ama daha cok da kukla oyununun agirlik kazanmaktadir. Bu arada gene Ozellikle gUldUrUlerde, tiyatro kOkenli oyunculann varliginda arti gOzlenmektedir. Televizyonlar tiyatro gelenegine farlonda olmadan dOnU§ yapmakta ve Yesilcam't oraya cekmektedir. Yesilcam, bir resit, televizyonlarda kirsal kUltUr etkinliginden kurtulup kentsel bir cerceve icine oturma egilimi icindedir. Ktrsal kUltUrtin mitik basrol prototiplerinin yerini, giderek daha somutla§an, icimizde yasayan, gUniimUzle baglan olan, farkhlasan masal dijnyastnin karaktertipleri almaktadtr. Televizyon kanal isletmelerinin (ev salonu gosterilerinin) popUler, populist, ticari sinemayi (Yesilcam't) sinema salon isletmelerinden devralmastyla ozgun anlatimh, kisisel, yaratict sinema, ashnda bircok bagdan kurtulmu§ oldu. Ama bu sinema da daha kendi varolma ortammt ve kosullannt olusturamadt. Sinemanin ticari olma boyutu (zorunlulugu) en Onemli ayak 641 olarak dun oldugu gibi bugiin de bu sinemanin asmak zorunda oldugu en bUyilk sorunlardan biri. Bagimstz, ozgiir, yaratict Yeni

,gje noes rnut ru+Dincicr, tcY)(1,
Turk Sillenlial 11:enne IhIpinceler

Turk Sinemasma, dfin Yesilcam sistemi olanak vermezken bugfin sinema salon isletmelerinde ABD' nin buyuk, ticari, bol tanitiml i filmleri Onfinii kesmektedir. Bugiin bu sinema tam bir yalitilmi§lik icindedir. Bir yandan iiretim icin kaynak bulmakta zorlanirken, diger yandan filmleri gOsterecek salon bulamamaktadir. Salon buldugunda ise cokluk yeterli seyirciye ulasamamaktachr. Televizyon kanallari ise cok dfisfik Odemelerle isletme haklanni satin almaktadirlar. Bunlarin yam 'sera Yeni Sinema, kendini baglayacagi belli bir sinema anlayismi da belirleyebilmi§ degi !dlr. El yordamiyla, ki§isel becerilerle bir yerlere varmaya calisiyor. Tepki duydugu eski sinemayi, ticari sinemayi, Yesilcam Sinemasini yeterince anlayabilmis ve dek,erlendirebilmis, cOzilmlemis sayilmaz. Yeni Sinemanin sfirebilmesi ve gelisebilmesi icin, Tiirk Sinemasinin popiller ye ticari yaninin yeniden yaratilmasi gerekir. Cfinkii sanat ve Uttar nitelikleri agir basan yaratici sinemanm ticari boyutu hep cok sinirli ohnustur. Hala ticareti on planda tutan bir sinema sistemi icinde marjinal kalmak zorunda olan yaratici, sanat sinemasi ancak bu firOnlere yam lacak desteklerle var olabilir. Eger sistem kendi icinde ticari boyutu yakalayabilirse marjinal iirfinlere de belli oranda destek olmayi glize alabilir. Bugiin televizyonda popfiler ve ticari boyutu yeniden yakalarnis olan yapim ye g8sterim cevresi, dun oldugu gibi gene kazandigi paralann bfiyfik bOlfimfinfi sinema disc alanlara kaydirmaktadir. Giiniibirlik kaygilarla, gfinfibirlik isler iiretme sfirmektedir. Ve Yeni Sinema, parasal sorunlanni cozemedigi icin asil ilgilenmesi gereken sinemanm ozgul sorunlarina egilememektedir. Turk Sinemasinin gelecegi, genelde sinemanin gelecekte alacagi yeni durumlara bablidir. Yannin Turk sinemast gecmise ve gelecege &Valk bu tur tarti§malann icinden cikacaktir. 148

FOSUN DEMIREL

COCUICLUK DC$LERiM
Osmanbey'deki civil civil gala aksamlanni animsanm hep... Arnavut kaldirimlartyla, tramvaylanyla, ki§ geceleri gittigimiz Vefa Bozaci'si ve inci Sinemasi'ndaki muhtesem galalariyla cocuklugumun Osmanbey'i... Belki de oyunculugu meslek edinmemde, beynimin bir k4esine sinmi gala gecelerinin kokusu etkendi, kim bilir? 1963-1964 yillan... Hentiz be alts ya§larindaylm... Tfirk filmleri annemde vazgecilmez bir tutku. Evimize ses ve hayat mecmualan giriyor. Butun sanatcilarin yasann ezbere biliniyor. Annem, beni de yanina katip, Belgin Doruk'un evine gOtfirtiyor. El imizde kirmizi gtillerle, bir hayran ziyareti. inci Sinemasinda her hafta yeni bir filmin galasi yapiliyor. Sanatcilar locada oturuyor. Fatma Girik, Ciineyt Arkin, Tiirkan foray... Annem ne yam ediyor o locanin yanini satin aliyor. Sanatcilarla bitisik localarda filmi izliyoruz. Ne keyif, ne mutluluk... Onlara hayranim... cok gfizeller, erisilmez parlayan yildizlar gibi... 149

vizyon Otesi
p0f-tre

TOrk sinema tarihi, ke§fedilmeyi bekleyen onlarca film y e bir o kadar da sanatcilarla dolu. 13. Ankara Film Festival', usta yOnetmen LOt-fi O. Akad'in filmlerinin toplu gOsterimini yaparak sinemaseverlere Ozerine bircok yazi okuduklan bu filmleri kendi gOzleriyle izleme olanagi sagladi. Bu filmier' 'iziemek' cok onemliydi ceink0 ne yazik ki LOtfi O. Akad'in filmleri, bircok yazida yanli§ Onceden sifatlarla belirlenmi§ kaliplar di ina cikilmadan degerlendirilmi§lerdir.
BURCAK EVREN

akad

USTAS1Z
ahramanlar/ustalar mt olay/olgulart yarattr, yoksa olay/olgular mi kahraman ya da ustalarm ortaya gikmasina zemin haztrlar? gift tarafli yorumlamaya ask bir sorudur bu. Dnemli olan bizim

USTA
kOcOmseyici bir tavirla tiyatro kulvanna itmek yanli§lik, daha da 6tesi buyuk bir yanrIgi olur. Ayni §ekilde Sinemaciiar gag] ya da evresini de Lutfi Akad'in Vurun Kahpeye filmiyle ba§latmak hir baska yanli§lig'a zemin haztrlar. Muhsin Ertug'rul'un birgok filmiyle Lutfi Akad'in bu filmi kar§ila§tirildr§inda bir evrenin aksine bir bUtr.in olu§turacak benzeriiklerini görmekte gecikmeyiz. Yalnrz ki§iler ve belki de biraz oyuncularin kOkenleri deiji§mi§tir. Dil ve sinemasal anlatrm higbir farklilik gOstermez. Bu farklilik, yenilik .degil, aksine bir Oncekini yinelemekten ba§ka bir sey degildir. Ayrrca hirsok sinerna yazari sinemacilar evresinin en tipik Ozelliklerinden biri olarak kameranin yapay dekorlardan, plato/striciyolardan kurtularak sokaga cikarak dogal dekorlara, kente yOneidigini gOsterin BOylesine bir yaki§tirma da Akad'dan Onceki filmlerin izlenmemesi gibi basit bir yanilgip yansitir. ciinku kamera Akad dOneminde de-

macilar DOnemi vs. gibi. Trim bu evreler olgularm/olaylarin gOr6nOrdeki tantmlarma kosut ola-

rak ilk akia gelen, ama kendi icinde tutarliktan yoksun olan evrelerdir. Oysaki bilimsel olan, filmlerin ig yaptlari ye ifade bicimleri Uzerine yapilmi§ 4Oz6mlemelere dayandmilan siniflandirmadin Sonucta sinema tarihi filmlerden olu§ur ye filmlerin gercekci bir acidan cOzalmelerini de §art ko§ar. BOylesine bir gOrrisii ilke yaparsak, sinema tarihimize baki§ agimizi, daha Onceden bilgilendirmeleri de bir bakima dr§lamamiz gerekir. Ve belki de doijrusu budur. Muhsin Ertu.grul'un uzun bir sure tek yönetrnen olarak sinema tarihimize adult yazdirmasi bend o dOnemi kendi adiyla isimiendirmeyi §art kosmustur ama, ardindan bu adla Ozde§le§en Tiyatrocular DOnemi yakistirmasini pek hak etmernistir. Ertugrul'un filmleri bir kez dalia gOzcien gecirildiginde bu sinemacmin turn yaptiklarini (ki oyuncularmin kdkenhir cogu:11:4:: Cy:Itroc!! ya (1,.; li olmasina karThk) sinernaclan snyutlayip, biraz

hangi pencereden baktigimadtr. S6z konusu Turk sinemastrualustalart olunca, TOrk sinemawin tarihine, geiisim evresine ye bu evreleri etkileyen olay/olgulara bakmamiz da kagnimaz olur. Bugane dek yaztlan Dirk sinema tarihieri bir baluma benzer bir sistematigin ya da Onceden hazirlanrms bir kalibt icine oturtulmustur. Kim yazarsa yazsm bu kaltplar degismez, ancak igine konulan malzemeier ve bu malzemeiere illskin yorumlama farkliliklarint i4erir. Mevcut olan sinema tarihimiz ne yazik ki tammlayto bir stniflandirmayi ortaya koymaktadtr. Hepsinin ortak Ozelligi bilimsel bir mantn kolaylt§ina st§tnan evrelere bah:mm(1510gut.lbr. Drnegin; Muhsin Ertugrul ya da Tiyatrocular DOnemi, ardmdan gelen Geci§ cag y, Sine-

oil, ondan

birakin kenti, sol<ak ara-

larinda gezinmeye ba§lamOr bile...

66

k

sin pm

BOylesine bir girlsi yapmamin yazilmis ve yazilacak olan sinema tarihierimize elestirel bir bakes getirmek degil, aksine film g6zemiemelerinden yola cikarak farkli bir sistematigi dOsanmemiz gerekliligindendir. Sinemamiz ustalarla doludur. Bizim sinemamizda ve daha dogrusu turn sanat dallanmtzda ustalik; onlann ortaya koydugu yapttlann nitelikleriyle degil de, yalnizca o sanat alanindaki ytllara dayali dayanma stireglerinin uzuniugu ile ilgilidir. Ostelik bizim sinemamiztn ustalari, ustasiz ustalar olma gibi kendilerine Ozga bir Ozellige de sahiptirier. Tabii bäylesine bir bakes ayst, her ustanin bir 6nceki evresini ve yadsimak aniamint da tastmaktadir. Amacimiz LOtfi Akad sinemasint irdeleyen bu galtsmamtzda sanatginin ustaligint zedelemek degil, aksine gergek ustalan yapaylanndan ayir-

Yilmaz Ganey sinemastnin Yeni Gergekgilik akimi iginde Marksist Sinemayt vurgularnast bakimindan ayn gizgide oldugu kendisine animsatilinca, Akad'in verdigi yanit sdyle olmustur: "tpte esef edilecek bir pey var ki; Ytimaz aslinda gok yank; olarak o yola itilmistir ve bunu Yllmaz sintf bilincinde yapangtr, bilincsiz yapmaAma Ytimaz, gok daha balka ve 9410, gergek bir halk sinemas: da yapabilirdi. Yani bir sinemanin halk sinemasi olmasi igin ille de Marksist tez getirmesi part dejildir ama, Yllmaz belli bir cevrenin etkisi altinda kalmiptir diyebilirim yani... Bilmiyorum... Tabii bu tartiptlabilirama yapd4t filmier... yaptigi filmier bence iinemli filmlerdir ve Yilmaz buyuk bir sinemacKhr..." Akad'in bu yaniti ideolojik degerlendirme ile sanatsal degeriendirme arasindaki

farkit okunmalanndan kaynaklantr. KOy kokenli cattsmanin konusu malkiyet pay-

i alasiminda deign de, bireylerin kikilelatauj rinda odaklanir. Herren hemen her dönemde koy filmlerinin basyaptb olarak gästerilen Beyaz Mendil bunun en tipik Orneklerinden biridir. Akad'in sinemasi kesin yargilara varmaz, sloganimst tavn ise tiknOyle yadstr. Sorunlart ortaya koyar, gOzUrn0 izleyene birakir. ok farl curn I ki kimi filmieri g<LoiLaca agiktir. Dilediginiz sekilde yorumlar, kararinizi verirsiniz. Hudutlartn Kanunu bOylesine farkli okumalara agik tipik bir filmdir. Kagakgt, Ogretmen, cocuk arasindaki iliskileri farkli sekillerde yorumlayarak filmi ilerici ya da gerici olarak yorumlamak olasidir. Filmin asil gergegi ise diyaloglarda gizlidir. ipuglanni onlar verir.

mak ve ayni zamanda ustaliga giden yolda kimi geri dOn0sler yaparak olumlu/olumsuz gärCtslerimizi stralamakttr.

him agikligt ile ortaya koyar. Bu geliski yalnizca sOzlerinde degil, gesitli dOnemlerde ortaya koydugu filmlerde de kendini belli eder. Bir birlikte galisma sonucu Atilla tlhan'in Akad hakkindaki gOrUsleri ise su yolda somutlanmistir: "Latfi Bey, bigimcidir. Toplumculukla gegerli degildir. Onun igin koylu gergekleri vardir. Popiilizm (Narodovoltsky) sOz konusudur bu durumda... Oysa ki hakiki gerdavasini ele gekgilik . ftoplumcu gergekgilik) alit; Marksizm'dir bu da... Gerek gerek Ltitfi Akad'm fikri yOnden fazla agurlig't yoktur. Ancak yapttlannt estetik balamtndan slid dokurlar..." TOrn bu elestiriler isiginda Akad'in filmografisinde ilerici nitelikler kulvartna giren filmier bir kez daha izlendiginde ortaya gikan tablonun daha once yazilanlardaki gibi olmadtgi ortaya cikar. Hudutlann Kanunu'nda devlet/birey yOresel bir yegim kayna§i olan kagakciligin neden/sonuglan, Gelin, DOgItn, Diyetteki klasik aile gatismast y e emekten yana konan gOstermelik tavir sanildigt gibi ideolojik nedenler uzerinde degil de tamayle Akad'in sorunlan yumusatin idealize etmesinden kaynaklanmaktadtr. Akad'in ilericiligi filmlerin Ozanden degil de, konularinin belirli kaliplara referans verip,
sine rn i

AKAD'IN IDEDLOJISI
Akad'in gesitli dOnernierde yaptigi filmlerleyine zamana yayilmts konusmalartna baktigtmtz zaman, onun sinemaya belirli bir ideolojiyie yaklasmadigint -daha dog-rusu sabit bir ideolojisi olmaMint- gOrtirUz. Filmlerinin zaman zaman
gevreler tarafindan farkli yorumlantp bir yerlere

gekilmek istenmesi de cifjnya göriisOnOni.in net olmamasindan kayhaklantr. Oimegin TV !gin Omer Seyfettin'den uyarladigt Oykalerin daha gok muhafazakar gevreler tarafindan tutulmasi, karsit gevreler tarafindan da fasiStlige varacak denli buna karstlik Gelin, DONn, Diyet iiclemesinde de bunun tam tersi olmasi, farklt c10sance birimlerine sahip gevrelerin tutarstzligindan daha . gok, Akad'in tarafsaligindan ya da amiyane bir tabirle suya sabuna dokunmama egilminden gelrhektedir. Bu geliskili bakes acilan/degerlendirmeleri Akad'in filmografisinde yer alan turn filmier !gin yapmak olasidir. Hudutlann Kanunu ne kadar ilerici/devrimci nitelikleri igeren bir film ise, GOkge gicek de o denli geri bir
• filmuer yibi basit ama temelinde kimi do Ouluklar ireren cleiierlendirmeder yanmalc olasidir. cI t y a z i

(soldan saga) AKAD'IN DILI Akad'in sinema dill hig kimse tarafindan yad- Gelin, Beyaz Mendil, sinmayacak denli duru/saf, gösteristen ve yaHudutlartn

payliktan tOmOyle soyutlanmts bir dildir. Dth bir Kanunu, anlatim tam filmierine egemendir. TOM filmog- Kszthrmak rafisinde alegorik anlatim, geri dOnOsler, tema- Karakoyun st ortak olan kosut kurgular, ya da buna benzer ortalama seyircinin algilamakta guglak gekecegi higbir anlatim Uslubu gOzakmez. Onun kamerast tipki fotograf makinesi gibi gercegi olabildigince tespite yOneliktir. Cergevelemeleri kusursuz, cekim agilan, gekilecek sahnenin yansitacak denli gOsterissiz ama "Olaylar kadar durumlart da belirli bir verebilrnek, iistelik Wu) sade anlatim ozelliginin yarattlgt gene' etkiyle, duygunun, Of4 0 n

u y

; k

67

kenin ya da ba§kaldtrmanin en katiksizini elde liecoaciedebilmek Akad'in i§idir.___12MLLu Onac iiyle si da denilebilir. Ne tumuyle e naturalist ya da realist. BiitCin bu anlatim ulusal niteliklerine uygun, tekdiize olmayan, ama &gar ye tutarli bir birle§ime ka yuiuyor. Akad, Orneg7n, sokaklarda ha. bra foto4rafi ya da yesikalik geken gezici foto gne de gergeyelenme rafplarin o ne gok teknijinin klasik bigimlerine uymayan yapmaciksiz ye sicak espirisiyle, ga4da anlatim araglartnin en etkilisi sinemanin tamdig'i &Wan anlatim olanaklarini ayni anda dejerlendiriyor". Kahramanlarinin baskaldirisini bile, baska olgularla desteklemeden, bilingli bir direnise neltrneden verir. Gerilimi, kisiler arasindaki dramatik iliskilerieyansitmayi yegler. Turn filmlerinde cosku ve dinamizm yoktur. Siradan, ola-

bir gizgide gosterilir. Samna, Akad'in ustaligt da buradan kaynaklanmaktadir. C,unku sinemamizda highir usta bOylesine kendine OzgO bir uslup olusturmamistir. Bu Oslubu basyapitlarindan, is olsun diye, tecimsel kaygilara odun verdigi siradan filmlerinde bile ayni dfizeyde y e gizgide surdurmustur.

AKAD'IN
Akad, belki de hig hak etmedigi halde bir gok sinema adami tarafindan (yazartyOnetmen vd.) bigimci bir yönetmen olarak degerlendirilmistir. Bu tanimlama/yakistirma belki de Akad sinemasina yapilan en bilyak ihanettir. Akad'in sinemadaki kendine iizga tek konumu bigimci bir yönetmen olrnayi dislamasindan kaynaklanmaktadir. Eger sinemada bicimcilik; sadelik/duruluk sinemanin dilini gelistirecek ye zenginlestirecek atraksiyon ve optik oyunlardan

iyilik yapmadigi yapay ayrim sinemamizda sablonsu tiplerin yerini gok boyutlu karakterlerin almasini zorlastirmistir. Heinen hemen turn kahramanlar tek boyuttudur. Boyutlar arasindaki gegisler ise hemen hemen hig yoktur. Geleneksel anlati turunun sinemaya yansiyan bir gelenegi olan hu tek boyutluluk ayni zamanda feodal kuiturun insan tanimlanmasina da denk kisilerin, kahramanlarin baylesine dar bir ikonografinin igine sikistirdmasi Turk sinemasinin halk igin sinema yapiyoruz mantigina da gok uygundur. Clg ku§agin birden ayni salonda bulustugu dönemlerde, kisilik varyantlariyla oynamak filmin algilanmasini zorlastirdigi gibi tecimsel agidan zaafa ugramasina da zemin hazirlayacagindan, her zaman tipler karakteriere tercih edi Imistir. Akad da ilk dOnem filmlerinde bu kaliplari ya-

arinmislik olarak algilaniyorsa, bu yakistirma dogru olabilir. Ama Akad'a yakistirdan bunlarin Otesinde, kimi gOrsellik y e atraksiyon igeren bir bicimciliktir.
Akad'in tam filmlerindeayunla-

ra zoom'lara gerekli gereksiz kavdirmalara ya
da buna benzer yapay ve zorlama Ogelere yer vermeyen sadeligi ve gergekgiliginde yatar. All

(soldan saga) Yaralt Kurt, Lukus Hayat, Gdkcecicek

gan bir yasami, •kendi icindeki sessiz, izleyeni edilgin olmaktan:gikarip etkin bir konuma sokan dogal gariiniimOyle yansitmayi amaglar. ; 7 Hangi konuyu vedurumu anlatirsa anlatsin grafigi hafif bir egim gizer, asiri inis ve gikislara &kin vermez, seyircinin anlik tepkisinden gok, filminin tumunu ozumleyen bir konuma sokar. Akad izleyenin mekanik bir gerilim iginde tedirgin olmasini ve dikkAtini dagitrnasini istemez, onun ilgisini filmin tUmiine esit agirlikta yayar. izleyen ne olacagini degil de alms olanin, ya da olmus olanla karsi karsiya kalmanin getirdigi sorunlarin gOzamOne ya da cifiziiinsazIONne ortak dun Akad'in sinemasinda siddet bile kontml altina irkitmeyen, hemencecik patlayan y e ardindan yerini durgunluga birakan a
I
I' s

Gevgili "gOrkemli bir sadelik" der buna. Biraz degil gok abartilmis bir sazcaktOr bu. Garkemi, sadelik ile ayni kefeye koymak sanirim, Akad'in gästerissiz, ama etkileyici bigimciliginin akini gizmek igindir. Akad'in sinemasincla Turk sinemasinin bir bakima salgin hastaligi haline dön0§en bas cekimler de gok tasarruflu bir sekilde kullanilmaktadir. Gerekli olmadikga bu tur cekimlere hig yer vermez. Ayrintilar ise yok denecek denli azdir. Ayrintilardan hir hutunu degil de, derinlemesine sahnelerle bir batanden ayrintilari yakalamaya ugrasir. Bu tavrini hem gekim, hem de kurgu asamasmda titiz bir bigimde ortaya koyar.
AKAD'IN KARAKTERLERI

Sinemamizin belki de en bilyiik handikaplarindan biri, kisilerin hangi duzeyde islendiginde yatmaktadir iyilerle kiitUlerin keskin bir iyilerin hig kotuluk, kötblerin ise hig e
ergls

ramamistir. • Ama sonralari tipten karaktere gegis Akad'la baslamamamis olsa bile onun yapitlarinda belirginlik kazanmistir. Onun kahramanlari siradanlik Ozerinde gezinmezler. Ya§adiklari gevreden soyutlanabilecek ayricaliklari yoktur. Ce§itli yasamsal gelgitler kar§isinda olaganastO tavirlar da takinmazIar. Her oyuncunun gOstermelik ya da sembolik degil de gergekten, konunun gerektirdigi denli bir islevi vardir. Ya da bu islev ona yOklenmistir. En kilgOk yan tipleri bile belirli bir titizlikle gizer. C)zellikle Gelin, Diyet, Dugun Oclemesinde tek degil, gok kahramanli, gok karakterli bir zenginlik sunar. Yasamdaki gergekgiligi, kisilerin yarattigi olaylarla degil de, olaylarin gerektirdigi kisilerin segimi y e dagilimi ile yakalar. Maier de iyiler de farkli kutuplarda, Orkin vermez katilikta deigndir. Filmlerindeki katu karakterlerin kaynagi goguniuica leodal anlayistan, tOrelerden, aile yapisinin sert disiplinin uygulanmasinda taraf oluslarindan gelir. iyi'leri de tek boyutlu degil, daha dogrusu bireysel Ozelliklerinden soyutlanip Kisacasi Akad'in filmlerinde tipler degil karakterler egemendir.

dE

soNug
Bilimsel galismanin olmazsa olmaz kurallarindan biri de nesiielliktir. Kisisel yorumlar bilinen
'1 !

68

2 i

')

2

–•

FiLMLE t
1949 Vurun Kahpe ye 1950 LOks Hayat 1951 Arzu Ile Kambec Tahir Ile Mire 1952 Kanun Namina (1953'te 1. TOrk Film

olgu ve durumlara yaslandigi Olckle gecerlilik ve dogruluk kazanir. Sinema izlenmeye acik bir sanatt r. Ama ne var ki Cilkemizdeki sanat yapittannin korunrnasma ve saklanilmasina gOsterilen titizlik chisi.inOldOgUnde ve dogal olarak korunmanin ne denli zaafa ugradigini gOrmek sasirtici degildir. Sinema, gecmiste filmier 6zerine yazilanlarin isiginda degeriendirilemez. COzarnleyici elestirinin 60'larin orta-

smsz, bu filmi siradan bir yanetmen de gevirir dedim. Swat KOpriisil: Bapanli bir film olmadt maalesef Kurbanlik Katil: Senaryosu benimdir. Onemii bir film degil. Bir Teselli Ver: Zeki 111Ciren ve Orhan Gencebay ale yapbgtm malar alelacele girpiprilmt§ iki film oldu. Onlar stiylenecek bir ey yok. Unutmak daha iyidir. Yarali Kurt Yani ben, genellikle bu filmleredn kaginmtpmthr. Mechul Kadin: Ciddiye almadan gulerek, rol kesenlerle alay ederek yaptigimtz bir filmdir bu. Film bitip t§tklar yaninca herkesin agladtgini gOrdijk..." Bu Ornekleri daha da uzatabiliriz. Ustalarin kirli ortaya sermek igin degil, ustaliga giden yolun ictenlikle dOsenmis itiraflari olarak. Belki de Liitfi Akad onun icin sinemamizin tek ustasidir: Adi ustaya ya da birkac filmden sonra usta payesini almaya soyunmus yeni yetmeler gibi kendisiyle yiizlesmenin ye kendi kendini degeriendirmenin tistesinden gelmeye yanasmayan ve elestiriye tahamm011eri olmayanlar gibi konusmadigi, her filmini nesnel degerlendirme sOzgecinden gecirme cesaretini tasidigi icin. a KAYNAKCA:
Engin Ayca-Atilla Dorsay-Nezih Co;, /Off Akad'la Konuyna, Yedinci Sanat, sap 1,Mart 1973. Nezih Cos, Clgleme Yapma Zorlarnast-DONn, Yedinci Sanat, sap 12, subat, 1974. Atilla Dorsey, YOzyOze; ltitfi
C .tjdA; Yayinlar,istanbut, .1986.

Festivali'nde En tyi Film, En fyi YOnetmen, Yildiz Dergisinin YartImasi'nda En tyi Film, En fyi YOnetmen), Ingiliz Kemal Lavrens'e Karp 1953 Alt, 010 Var (Ipsala Cinayeti), Katil, Calsin Sazlar Oynasin K)zlar (Oyna Kiztm Oyna) 1954 Oldiiren .5ehir(1954'te Turk Film DostlaDemeli Yarismasi'nda En tyynnetmen), Sulgar Sadik (1955'te 3. Turk Pilm Festivali'nde En fyi Film, En fyi YOdetmen), Vahp Sir K,z Sevdi 1955 Karde; Kur§unu, GOranmeyen Adam IstanbuPda, Beyaz Mendil, Meghul Kadin, Kalbimin Sarlost 1957 Ak Alttn, Kara Talih 1958 Meyhanecinin Kizt 1959 Zilmnit, Ana Kucagt Yalnalar Rihtims 1960 Cilah Ibo'nun cues!, Yangin Vac Dip Kurt 1961 Sessiz Harp 1962 Og Tekerlekli Bisiklet (Memduh On Ta-

s inda basladigi clisOnOliirse, bu tarihten Onceki
yazilanlarin dogrulugu da kusku gOtOrOr. Ama yalnizca kusku mu gOtCiriir. Onun 6tesinde izlenmeyenin yerini alarak bir farkli ya da yanli bir degerlendirmenin yinelenmesine de zemin hazirlar. Yanan, kaybolan ya da buna benzer sevimsiz felaketlere ugrayan filmlerin yerini alan bu kisir, tanitici ozelliklerini bile icermeyen bol yargili yazi/elestirilerden hareket ederek kesin yargilara varmak olasi BugiinCin sinema tarihi ne yazik ki izlenmekten gok yinelenen yanlis bilgi zincirinin ezberlenmesinden olusmaktadir. Bu sagliksiz degerlendirmeler kimi sinemacilari usta payesine eristirirken, kimilerini de yok saymaktadir. Oysaki sinema tarihimiz kesfedilmeyi bekleyen onlarca film ve bir o kadar da sanatgilarla doludur. Sinema Ogretisinin en vazgecilmez Ogesi izlemektir demistik. Dogrudur. Kimi filmleri bir kez daha izlersek kimlerin kasaba gOld0rOsiintin ustasi olup olmadigini, kimlerin .sinemacilar kus4ini baslatip baslatmadigini, kimlerin yenilikci sinema achna geleneksel sinemayl, kimlerin ise geleneksel sinema altinda yenilikci sinema yaptigini gOrmekte gecikmeyiz. Bu sOylenenlerin tek talihsizligi Lutfi Akad'in konusu oldugu bir yazida giindeme getirilmesidir. Oysaki birkac deginmenin disinda sinema tarihimize olumlu/olumsuz gOrillerin

mamladi, 1965'te Izmir Film Festivali'nde En fyi Film)
1966 Swat KOprOsii 1967 Hudutlann Kanitnu ( 1967'de-4. Antalya Film Festivali'nde En fyi tkinci Dram

1969'da Sinema Valerian Segiminde En" Film), Ana, Kiztlsrmak Karakoyutt Kurbanlik
: 1968- i/esikall._Yarim (1968'de 5. Antalya Festivali'nde En. iyi.tkinci Film), Kader ElOyle. Istedi " 1969 Seninle.almek istiyorum 1971 AnneleeVe• Kszlat; Raya Gibi, Bir Teselli e7Nfählere–Kadar, Vahp giyelr -1972 Yarall Kurt (1972'de 4. Adana Film Fes-

O. Akad Sinemasmo Anlattyor,

Burcak Em-en, Ttirkiye 1923-1.973 Ansiklopedisi, tilt 1 (Akad Maddesi), Istanbul, 1.973. A. Muzaffer Esen, Akacrin Tuttu§u Kuy, Pazar Postast, sap 9, 1957. Ali Gevgili, Kathrmak-Karakayun, Yeni Dergi, sap 47, Atustos, 1968. - . _ All Gevgili, Akad'ut Catastrophe'u, Hududlann Kanunu, Yeni Sinema, Aralik 1960. Kurtulus Kayak, $ehirlerne Sarunlarrm COnintlerne-Loltfi Akad Uzerine Bit Denerne, Yeni Ulus,.5ubat 1975. Aiim Serif Onaran, Lutfi Omer Akad'on Sinemasa, Ege OniverNijad OzOn, Beyazperdede Turk Vane,, Edebiyat YtIlitt, 1977, Nesin Vakft Yarn', Istanbul, 1977. Nijad Ozen, Turk Sinernast Tarn,' (Dunden &mike) 18961960, Artist Vapnlart,Istanbul, 1962. H alit Refit, Tirk Sinemastrun Perde Arkasindan Portreler. Birick Ostaduruz LOtfi Akad, Aksam, subat 1964 Aydin Sayman, LOffi Akad'in Swt Filmleri, Yedinci Sanat, sap 15, Maps 1974. Giovanni Scognamillo, Turk Sinernasmda Alt, YOneunen, Turk Film Arsivi Yapre, Istanbul, 1973. Kayhan Talloran, Beyaz Mendil: Seyredilrneye DeUdi, Son Saat, 28 Kasim 1955. Turgut Yasalar, Are KonuOu LOU( Akad, Antrakt, sap 1, Ekim 1991. Selami Milnir Yurdatap, Irak Basin, ve Ba4daetaki Turk Sanatkarlan, Yilda, 1951. Han, Refit, Ulusal Sinema Kontaso, Hareket Yapnlari, Istanbul, 1971. Milliyet Lanai 17 Kasim 1972. After .41,1i1 Hlr ktutuFna, sap 7,

tivali'nde En iyi tkinci Film), Irmak (1972'de 4. Adana Film Festivali'nde En fyi 1:1cOncil
, . Film) 1973 GOkge Cigek,.Gelin (1973'te 5.. Adana

Lutfi Akad ustayla yoktur. 0 belki de sinemamizm kendine özgO dilini olu§turmu§, orl—Ts n ne omi –Te-60n dln sonYrda–otaca – tasidir. Ama usta olmak omur boyu ayni de filmier gevirmeyi gerektirmez. Ustalar da ara sera istemedigi, arzulamadigi filmlere, yasam kaygisindan, piyasa kosullarina degin degisik nedenlerle imza atarlar. Onlarm da yanlis yapmaya haklari, luksleri vardir. Lutfi Akad bir ustaya yaks it tevazuyla bakin kimi filmlerini mast! degerlendirmis: "Calsin Sazlar Oynasin Kalar: Sirf para kazanmak kaygisiyla gevrilmi§tir gok parasizthm o yalar. Harr, film degil. Kanun Namina: airane degil, higbir gergekgilik ne kadar uzakti benden o siralar. Ba§ka dertlerim yard,.. Cilali Ibo'nun Cilesi: Beni cagirtp yOksek iicretle angaje ettiler. Sonra da Cilali Ibo'nun Cilesi gibi sagma sapan bir film gevirmeye kalktslar. Paramzi sokaga atar-

–Film FestivalenileOityi:FilM:Sflertia Ian Segiminde En tyi Film), DOgiin (1974'te 11. Antalya Film Festivali'nde En tyf Film, En • tyi YOnetmen, Sinema Yazarlari Segiminde En • fyi Film)
1974 Esir Hayat, Diyet 1975 Omer Seyfettin Uyarlamalan.(Ferman,._.: Pembe Incill Kaftan, Diyet,.-Topuz),..Bir Ceza . Avukatinin!Antlart Emekli Baptan,.gekic Ve Titrepm, Kuma, Isi DELGESELLERi

Tanrinin Bagili Orman (1963), Sir Gazetenin
Hikayesi, C.InileveC Ormancittgimada Dun ve Bugfin, Ormanlart Koruma, Ormalann Ekono:77%111. YetTfrme Acjaglanchrma, Orman 1Cciy ilifkilert; Orman Encastrist, Ormantn Ruhsal Sajlikla Ilgisl, Istanbul (1990)

1,

69

b 6/bait-- Pnetrt 66°)
r

c

Liitfi Akad Sinemasi Yararlanilmaml* Engin Bir Kaynaktir
Kurtulu* Kaifu!'
iginde t ILutfi Akad Sinemasi'nin yadsmamaz bir Onemi vardir. Di§er Onemli yOnetmenlerin sinemasi, TOrk sinemasini sit ya da bu Olgade etkilemistir, ancak Ltidi Akad Sinemasi yerli sinemada pek etkili oiamamtsedilen etkiyi bigimsel ye dasOnsel dtizeyde anlamak lazundir. Son dOnemde anonim anlatimdan kisisel anlatima yOnelindi§i saptamasi etki sorununu gOndeme getirmektedir. Halit Refi§, Lath Akad Sinemasi Ozerine yapdan bir galismayi de§erlendirirken, kisisel Oslup sahibi birkac yOnetmen oldu§unu belirtmistir. Aralannda Lath Akad'in da bulundu§u bu yOnetmenlerin sinemalarinin aynntdi bir bigimde incelenmesi gerekmektedir. Son dOnem Omer Latfl Akad TUrk sinemasinin Lafi Akad Sinemase- daha hâlã antastimadt§int sOylemek ndan sadece anlabm acisindan degevrelerinolmayacaktir. De§isik §il, dasünsel anlamda da 6§renece§i gok deki bireyler, yazarlar bazi somut Once, sey vardtr: Son d6nem TUrk sinemasi mesajlar aradiklan igin Lath Akad'm "meAkad Sinemasi'ndan yarartanmama seleleri tesrih" etmesini pek anlamamakne sahip de§il gibi gOrOnmektedir. ta, anlarniandiramamaktadirlar. SOzO edilen durum soruna genic Oncelikle, sorunlara so§ukkanli yaklagOstermektedir. Orne§in, Lu*nine dikkat edilmelidir. Ltitti Akad "meseleleri tesrih etmek" amacint tassch§ini, kacs'in "gelece§i gOrebilirlik" lie "siyasal "regete getirmeye" niyetli bulunmadt§ini bakimdan uza§i gOrar10§0" ayirmasi ve "gOndelik olaylara ski siloya ba§li kalan bir belirterek, "sosyolog" olmach§ini sOyleperspektif go§u zaman basanstzdir" dasiinmektedir. Akad'in bOyle bir tavn Ozellikle cesi anlamli bir sekilde yorumlanip, uyarlanGelin-DO§On-Diyet filmlerini anlamanin, yorumlamanm ipuglanni sunmaktadir. Aksi sa, L.Dtti Akad Sinemasi daha gercekgi kavramlarla nitelenebilir. Ozellikle "Diyet"in halde "DO§On" filminin dO§Orn sorusunu, Ozerinden ondOrt yil gegtikten sonra ne 61Habibe'ye sevdalanan kasap gira§t ZekrOde gergekgi sapta*alar yaptt§t sOylenenin "Sen iyisin, ben iyiyim, hepimiz iyiyiz de isler niye bOyle oluyor?" sorusunu ya- bilir..TOrk sinemasi sadece sinemaya bakarak dade§erlendirilemez. Bu agidan Sevda nitlamak zorlasmaktadir. Yine ayni de, "Diyerin -"ekmek yenilen kaptyla . $ener'in kisa aralikla yayinlanan iki yapitinin pazarlik yapdmaz" manti§min asilmasini ti fah' ciddi olanindan alintilanacak bir sapve "Gelin"in, Meryem'in duygusal plum L.:ma ilging nitelemelere ulasmayt sa§anlamlandirmak marnidin gOrOnmemek- jayaqir "Pa§das tiyatromuzda ise soruntedir. "Meseleleri tesrih edip, regete lar, asanceler, elestiriler go§u zaman getirmeyen" Akad'in bu uc filmine de§isik insandan soyutlanarak one gegmektedir." Sevda $ener'in bir baska saptamasi da dOst:in odaklannin de§isik yaklastmlannin, farkli yorumlayarak, birine sahip gtkip di- gergekgi gOrOnmektedir "Genel olarak ti§erlerini elestirmelerinin bir manti§t olma- yatro edebiyatimizda Kilt& soruniari e§iWu. "insan eti yemek" ba§laminda tim yolu ile gOzamienmesi marnican olan yorumianabilecek bUtOniiikla bu Og filmin sorunlar olarak da ele almmistir." Ca§das

ark sinemasinin genel

TOrk Tiyatrosu'nda Ahlak Ekonomi Uttar Sorunlan (1923-1972) ye Ca§das TOrk Tiyatrosu'nda insan (1923-1972) yapitlanndaki tiyatroyu da asacak sekilde yorumlanmak gereken bu lid genelleme sanat alanindaki yaygin bir tutumu sergilemektedir. Ancak, Lath Akad'in toplumsal ve ekonomik yant Fonda braid') insan unsurunu one gikansi ye "Hudutlann Kanunu"nda sansfiri'm mOdahalesine karsin o§luyla konu6§retmene Kagakci surken "Sen de baban gibi ol, ama oku" dedirtmesi Latfi Akad Sinemasi'nin sOzii edilen genellik•icinde bulunmadi§inin, sorunlan daha so§ukkanli de§erlendirdi§inin Onemli bir gOstergesidir. "Hudutlann Kanunu"nda, toprak reformunun her derde deva olmadi§inin gizen Lutfi Akad'in, sorunlara so§ukkanli ve gents bakisi son dOnem TOrk sinemasi igin &semi' bir kaynaktir. Son dOnem Turk sinemasi olaylara dar bakmanin elestirisinde somutlaslen, "basit konulann da iyi filmleri olabilece§i" gibi, Akad'in yillar Once belirtti§i dasancelere yOnelmektedir. Akad'in so§ukkanli bakes Kist eski filmlerine elestiri yOneltmesini de miimkOn kilmakta ye Akad,'"Hudut !arm Kanunu"nu ilk filmi olarak nitelemektedir. "Hallda do§rudan do§ruy,a bir temas kurmak, halkin sinemasint yapmak. 0 bakimdan ilk filmim diyoru 'I/udutlann Kanunu'na. Kendi so.m runlanmo islemekteyiz gank0." Ancak bu noktada bir farklilik belirmektedir. Akad Sinemas)1; Olkenin can eta sorunlanna mesafelaklasarak so§ukkanli bir saptama gegmeye caltsirken yeni dOnem TOrk sit vs' "basit konularin iyi filmlerini" Or...4m, basit ask filmieri yapmaya ypnelmekte, temel sorunlan derinlemesin9 sergileme gereksinimi gidarek Turk sinmasmdan uzaklasip aykin Ornekler oltlOurmaktadir. Son siralarda yOnetmenlerin) konumunu sorgulayan tarde gekilen gok ayida filmin nedenleri olmaltdir. Yeni dOnem TOrk sinemasinin konu de§istirmekle i sorunlan ortadan kaldirmadt§t, sorunlainn OstOn0 bir sure Ortta§i) düsOn0129

'

melidir. Akad'in sogukkanli yaklasimt ve bakismin dar °Imam Turk sinemast icin yeterince yararlantImans &emit bir potansiyeldir,

BIRIKiMDEN YARARLANMAK
Akad Sinemasi'nin sOzO edilen dengeli yapilanrnasi beraberinde baska sorunlan da getirmektedir. Akad Sinemasenda tarihve kOliar sorunlan Onceliklidir. Ciddi konularin sogukkanli degerlendirilmesi anlaminda gegmis dönem TOrk sinemasiyIa baglantili olan Akad Sinemasi, son dd.nemin yerli sinemasindan ânemli Olgade kopuktur.. Temel sorun birikimden warlanma sorunudur. Lid Akad Sinemasi bu agidan OzgandOr. Tarihsel birikimi zade Ali ve Pir Sultan'in ikisinden de yararlanarak kullanmaya ye yorumlamaya galtsan Lid Akad Sinemasi, Ozellikle Omer Seyfettin uyarlamalan ye "GOkge Oigek" agisindan TOrkiye icin erken sinemadir. TOrk diistince hayati, tarihsel binkimden sogukkanli olarak yararlanma egilimine haw gibi gOranmemektedir. Tip gibi degisik yeni kWh:gel unsurki lardan, celisik gibi gigtinen sanatcilardan yarartanmasi Akad'in kultur konusuna gents ve esnek baktigini gOstermektedir. Bu konuda en iyi iki Ornek "Kizihrmak Karakoyun" ile "Diyet" filmlerinin din sorununa yaklasim bigimidir. Akad'in Kemal Tahir ve Yasar Kemal'i ayn ayn ydnleri itibariyle olumlu buldugunu belirtmesi, perspektifinin dar olmadiginin bariz bir gOstergesidir. Aynca, Lutfi Akad TOrkiye'de hicbir tarihcinin, sosyologun verele edebiyatginin bir sekilde Kemal Tahir'in sanatsal Gretimini degerlendirmistirt "Kemal Tahir'in buglin birgok yalan-yanlis tefsiri yapihyor, degisik cevrelerde... 0 bakirndan dikkatli olmak Iktm. DilsOncelerini pekistirecek vèya herkesin anhyabilecegi bigimde gok'asgtk-secik olarak yazacak zamani olmadi Kemal Tahir'in... Saglam, ama yerdedir Kemal Tahir. Ona yaklasacak. \\ sinemacintn bunun bilincinde olmast gervkir. "Bu yorum sanatsal birikimden yararlapmanin yolunu gOsterdigi gibi bazi somut frifn orneklerine yOnelik bir degerlendirmerrpiyetindedir. Bin anlamda AkaCitn TUrkiye'nin kulturel zenginliginin dislaptfflip somuttastinlmasindaki olanaklartrun fazIaligint kanitlamaktadtr. Lutfi Akad, Faik'ten Kemal Tahir ve Yasar Kemar.e.kadar, son dOnem Turk edebiyatina otlumlu bin dayanak olarak bakmaktadir. punun Otesinde bazi filmlerinin en gok dNaloglarim seviftini säyleyen Akad,_Omer tin uyarlamalannda kimi veciz dialoglart

Beyaz Martell

kendisinin Orettigini, baskalanndan tilayarak kullanmadigint belirtmektedir. Bu bir sekliyle bazi dilsOnceleri aktarmaktan ziyade yorumlamaya yönelik oldugunu gOstermektedir. Yorumunun dogru ya da yanks olmasindan daha gok yorum yapma Akad bu nedenlerle tarih ve si Uttar sorunlan kivinde dOsOnen bir Uttar sinemactsidtr: KWh:gel birikime ye kWttirel gesitlilige kati degil, esnek bakan bir sinema yOnetmenidir. Lid Akad Sinemasi, TOrkiye'nin kWh:g el zenginligini somutlat tirip gelistiren bir sinemadir. Zaten belki de sinemaciyi bir dOsiinar-yazar dart nitelemesi bundandir.
SINEMA KOLTOR ETKiLESiMi

romanlann filmini yapan" bir yOnetmendir. Edebiyat uyarlamalannda metne sadakatta bagh kalmayip, "Beyaz Mendil"in bir yansin! Yasar Kemal'in bir camlesi olarak niteler ve "Menekseli Vadi" ile "Mahpus"tantrahat uyarlamalar yaparken sinema dilinin ye yánetmenin sorunlan degerlendirisinin anlatmaya galismaktadir. Turk. sinema tarihinde yen olan gogu filmleri gibi Gelin-D0gOn-Diyet filmleri de bir dis'Ontiryazarin elzgan senaiyolanna dayanan UrOnleridir. TOrk sinemastnda derinlemesine incelenmemis sehirtesme sfirecini ye gecekondu sorunlanni ekonomik, toplumsal ve kaltUrel boyutlannt ibmal etmeden . ganOrntizde de gegertilik tastyacak bir sekilde sergilemistir. Lad' Akad'in bu Oglemesindekt "marazi tesrih" cabasi Thrkiye'de konu hakkinda yazilan yeixtlardaki yaklasimlardan kesinlikle daha az

YOnetment bir dUsig ir-yazar olarak niVyen LOtfi Akad, ciddi bir sinema elestirmeninin deyisiyle "yazamadigi

30

Cokliken twit* Corner Lath Mad 1954

limsel de§ildir. Ustelik Akad sanatgi sezgisiyle üglemesinde kaltUrel de§isikliklerin niteli§ini co§u sosyolo§a da 6§retici olacak bir sekilde yorumlamOr. Bir gok sosyolo§un yeni yeni farkina vardiklan turel konulann Onemini gok agik olarak vurgulamistir. Kali& sorununu Ltitfi Akad OlgOsande genic ve o OlgOde esnek bir bigimde de§erlendiren baska bir yOnetmen olmadi§i gibi, edebiyatg: say's: da fazla de§ildir. Zeminin kayganh§ini AtiIIA ilhan'in ve Hilmi Yavuz'un yazdiklan kandlamakLatfi Akad Sinemasi hakkinda ondOrt ysl Once biraz ukalaca yazilan asa§idaki satirlar la anlamli gOranmektedir: sehirlesmenin sehrin gecekondu Mtgesinde ortaya gikardi§i probieme LUtfi Akad Usta 'Gelin' ve 'Diyet' Oglemesi ile bell bir perspektiften batUnsel bir agiklama getirmeye galtsU. Bu denemesinde insan davranisinin sindsal temellendirmesini yapmakla birlikte, kitlelerin sOmOrOlOsiinde ye aktif mucadeleyle hakianna kavus-, malannda gelenekierin ve de§erlerin Onemini belirtti. Bir baska deyisle, radikal de§isimlerin ye diizenin dirOlmesinin salt sosyo-ekonomik yap: tahlilleriyle anlasilamayaca§:na, de§erterin yapisal dOniisümlerdeki etkinii§ine ve Ozellikle d'OnOsamleri gergeklestirme yOntemi olarak kullanimina dikkati gekti. Ust-yapi devrimcilerinin ye buna tepki gOsteren islarnci dasancenin sorunu deerplaninda temellendirmeleri yanlisina dUsmedi§i gibi, tist-yaps birlikteli§ini gOremeyip, Ust-yaps unsurlanni konu Ms: birakan

ve Ost-yaply: salt bir yansima olarak gOren de§isik 'sol' de§erlendirmelere de iltitat etmedi." Ancak bu yorum sadece GelinDO§On-Diyet Oglemesinin gergevesini gizmekte, bu filmleri yorumlama agistridan yetersiz gOrOnmektedir.Gelin'in duygusal gilustnin, "Esir Hayat"taki zappe desinatOrOn "Konustu§un gibi giz" deyisinin, G6kge Cigek'in "KOleli§in altina parmak basmaktasin" stiziinan ve "Diyet"in "Bitmedi§in atm arkasina gegme" rim butunluklu bir yorumu olmalidir. Bir d'UsUnar-yazarin sinemasinin en siradan Orneklerinin bile yOnetmenin ürfinterini yorumlamakta Onemi vardir. LOtfi Akad Sinemasi sadece yealetrnenter igin de§il, sosyologlar, sosyal antropologlar, tarihgiter ve sinema akademisyenleri igin de 6§retici bir nitelik tasimaktadir. • LOtfi Akad zaman zaman "kendilerini anlayacak bir elestirm\on kusa§tnin ortaya gikmasi gerekti§ini" belirtmistir. Ltitfi Akad Sinemasi yerli sinemanin siradan Orneklesiyle de karsilapnlarak incelenmelidir. Ayni sekilde Lid Akad filmleri yerli sinemada etkili olmus yOnetmenterin filmteriyle birlikte de de§erlendirilmelidir. LEitfi Aka§d Sinemasrnt "Ara yerde kalan sinema" ya da "ulusai sinema ile devrimci sinema arasindaki sinema" olarak nitelemek go§u kez yapildi§: gibi LOtfi Akad'in filmlerinin 6)sOnSel olarak "anlasilmazli§ini" belirtmekten baska bir sey deOildir. 6rne§in, Lath Akad'in Kilt& konusuna yaklasimini bir yantyla de§erlendirmek igin "Anneler ve

Kizlari" ile Yllmaz Güney'in "Arkadas'int, HalitRefig'in "Fatma Bact"sini, YOcel Qakmakli'nin "Kan Ayse"sini ye Memduh Unlin "GQlsUm Ana"sinr karsdasUrmak gerekmektedir. BOyle bir karsilastirma sonucunda da LOtfi Akad'in konuya yaklasiminin temeldeki ve aynntilardaki fark1111§1 ortaya gikar. TUrk sinemasinda kWtOrel konulara yaklasim bigimleri bOtOn'Okla olarak incelenmedikten sonra de§il LOtfi Akad Sinemasi, hig bir yOnetmenin sinemasi do§ru bir sekilde antes:lamaz. LOtfi Akad'in bizzat kendisinin "Seyit Han" ile kendi sinemasi arasIndaki ba§lantiya iliskin semleri de bu anlamda O§retici görünmektedir. Lath Akad'in yeni bir elestirrnen kusa§ina gereksinim duyma de§erlendirilmesi ve yorumss lanmasi konusunda tepkisinin bir ifadesi olarak antasilmalidir. Sinema elestirmenleri de genellikle de§isen durumlann de§isen Onceliklerine gore Lath Akad Sinemaseni de§erlendirmektedirler. TOrkiye'deki sinema incelemelerinde de Nejat OzOnlin gizdi§i gergeve disinda TOrk sinemasinin gegmisini yeniden yorumlama gabast olmad1§1 gibi, bOyle bir denemenin ortaya gikabilece§Ine dair bir befit de yoktur.

TURK SINEMASINDAKI YANILSAMA
TOrk sinemasi birakin baska birikimleri, kendi birikiminden yararlanmad:§i silrece, her zaman "torpilli" olan yeni, daha yeni ye yepyeni yOnetmenlerin danyanIn sekizinci harikalanni yaratacaklanni beklemek kelimeniritam anlarruyla bir ham hayaldir. Her yeni'Onemin yeni sinemasinin biiy0k, g6z ka . Inci pinItilarina belli bir gevrenin, sinertayla ilgili genis bir gevrenin kendilerini fnandirmalan mamkandOr. Bu inandIrmA eyleminin Israrla sardik01mesinin rgdenleri vardir. Herkes yeni sinemaya n: thiye dOsendi§i, her yazi yeni sineman , ola§anastO basanlarindan bahsetti§i urece buna inanmak da do§ald:r. Anc TOrk sinemasina hafizasini kazandi k gerekmektedir. Aksirhalde mOkte. 3. cehaletimiz thiregidece§e nzemektedir. Fakat Lid Akad'in da bell ti§i gibi ,"Yesilcam ne kadar budansa da yefffilizler verecektir." Bu budInma eylemile fic-bes yillik arahklarla kendi filmlerini ttRptan yok sayma anlayisi da dahildir. Budaman Yesilgam'm son dOnemdeki en belirgiin filizi de Nisan Akman'in filmleri. Ancak'Ibu dinamizmin biting disc bir sekilde somiutlasmasi Turk sinemasm:n birikimine Klan daha • duyarli 'olunmastru gerektirrinektedir. q

mt.%

31

1E,Nit

6: 5-8

C1115i)

akad'in catastrophe'u

hudutlarin kanunu
all gevgilili
LUTFI O. AKAD'in “Hurfutlarin Kanunuo TOrk toplumsal yapisinda belirli bir catastrophe'un do§u;una taniklik eder. Film, bir GOney De§u ilinde, bir .kasakcinin olumuyle baslar. Stradan bir gunde, sok siradan gOrOnen bir Oltimle... Ama, oHudutlartn Kanunuo bu sok siradan ptirOn0;0, sonradan, ttimOyle bir «citizen» sorunu olarak, genel bir sonuca gOtOrecektir: (Bit- kagakcinin olumu, varolan ko;ullar altinda ancak bir ba;ka kagakcinin do§u;u demektir, ya aa, OlOme do§ru yeni ,bir serOvenin Bu sonucu kaginilmazla;turan; kisisel trajedinin ardindaki yari feodal-yari 'kapitalist bir dtizende yOrOyen ekonomik ili;kiler bOtOnallir. Soz konusu olan da arid( toplumsal bir trajedi ya da gok daha biiyiik gelismelere gebe, yeni bir catastrophe'dur. tacak, giderek, en yakin arkadasinin (Tuncel Kurtiz) tabancasini onun sirtina gevirtecektii. Bundan sonra her;ey kendi trajik sonuna do§ru hiz alacaktir. Hidir, boyun e§mek istemedi§i kosullara kar;i, bu kez devlet'in de boyun e§miyece§i kisisel yollardan, okendisi kanun olarako bir gOzOm yolu arayacaktir. Film biterken, a§ayi da, adamlarini da temizleyen Hidir, kagma§a gabaladi§i sinirin ate yaninda, geng yOzba;inin (Atilla ErgOn) caresiz baki;lari Onlinde, patlayan mayinlarin altinda, kOciik can yoldasinin kollari arasinda can verecektir. «Hudutlarin Kanunuo nun bir yaninda, geng Hidir'in ve Hidir gibi topraksiz, biigisiz, 1;siz, butun bunlarin etkisiyle de i;lerin en kolay ve acimasizi olan kagakcili§a kaginilmaz bir bigimde itelenmi; bOtan Oteki Giiney Dolt, sinir kay101erinin, a§a, kasakci patron ve kendisinden sok uzak olan devlet'le sok yank' ili;kileri,.Ote yanindaysa, gocuk ve adamin bireysel yakinlasmasi olusur. Bu ikinci yan, relistir olarak 1.0tf0 0. Akad'in duyarli§imn bir parcasidir. Hemen hisbir filminde kendisini tiiniiyle mekanik bir i;ley1;e koyvermeyen Akad, «maddeler diinyasinin bir warn* olarak, gerge§in en sert lo5;eleri arasinda apanstz beliriveren ;Uri. yakalamaktaki o kisisel tavrini, «Hudutlarin Kanunun nda kusursuz bir denge iginde ortaya koyar. KticOk socuk, yalniz ye caresiz Hidir isin, dayancli§i derin anlamlaria insancil bir si§snaktir; yabancila;ma karsisindaki son isi§in, dimdik ayakta duran Oz'On, kurtulu; ye azgfirlii§On belirtisidir. ayakta tutHidir, olaylar yo§unlapkga, bu umut ma§a Ozellikle galisacak ye insano§lunun bitmeyen kavgasinin bir belirtisi olarak, O'nu, isine di.istO§O gemberi kiracak devrimci bir tohum gibi, yeni sinirlara, yeni lara ula;tirma§a sava;acaktir.

...•

Film, klasik bir trajedi yapisinda, iki yanli bir gelisim gOsterir. Olen kagakcinin yerini daha o gun, geng kardesi Hidir (Yilmaz GOney) alacaktir. Ne var ki, Hidir jandarmanin bo; bulunmasindan da yararlanarak o gece yaptigt bOyOk kagakgiligt tekrarlamaktan biltlin film boyunca kagina. c'aktir. BOyOk bir toprak a§asinin, zor duruma icin sok iyi tekliflerde bulunan bir kagaksi patronun, giderek, kendi issiz arkada;larinin a§ir baskilari karvsinda bile, Hidir direnen bir insan olarak, boyun eijmeden ayakta duracaktir. 0 arada, geng jandarma yOzba;isi ile arali ama dostga br iliskiyi siirdOrecek; sevresindekilerin karsi Icoymalarina aldirmaylp kayiinde bir okul acilmastni sa§liyacak, Ostelik, kOye gelen geng kadin 8§retmene (Per'y in Par) hisbir zaman aciklanmamis bir sevgiyle elini uzatacaktir. eKasaksi olmamako igin giristi§i ki;isel savaita, a§anin yillardir ekmeyip bos tuttu§u Beni; topraklaida yarici olarak cali;mayi bile gaze alacaktir. Cevresine ve bir yerde do§rudan dolruya kendi kaderine karp verdi§i bu sava; olu;urken, 6 yaslarindaki kiiguk o§luyla da arkadassa bir iliskiyi gelistirecek; onu okutup, kendinden ayri bir kadere eri;tirmek 'gin yi§itse didinecektir. Oysa, bOtOn bunlar kopacak bOyOk kasirganin belirtilerinden baska bir fey de§ildir. Yam' degil, I kagakst * Hiisteyen bugOnkii diken ya da Oretim iliskileri, ekili top raklarini alt rat ettirecek, ktisOk okulu yakip yiktirC

Oysa, dOzenin kendisinden dajan ili;kiler ve temel geli;meler kisisel savasini, toplumun temel yapisinda ki;isel olmaktan gikip genel bir dinamizm niteli§ini alana dek, yenilme§e mahkOrn etmistir. Buna ragmen, «Hudutlarm Kanunue karamsar bir film de de§ildir; zira, yenil's isinde bile delisen, ustelik kOkIti olarak de§i;mekte olan bir ;eylerin varli§ina taniklik etmektedir. Bu yantyla, eHudutlarm Kanunuo toplumun alt yapisinda beliren yeni bir diyalektigin, yam adina umutlarla dolu bir ba?Ica diyalogun filmidir.

5

1--hchr, filmin daha ilk bOlOmUnde, kendisini belirli bazi geli;melerin; iginde bulur. Bir yanda, agabeysinin 61Umij gibi ki;isel ve insancil bir olay ve bu olayin kendi iginde yarattigi gati;malar varchr. Bu, O'nu, Oncelikle aintikama dijsUncesine yOneltebilecek bir durum da olabilir. Daha i;in burasinda film bize, Flicilr'm, agabeysinin OlUmUnden birey olarak kimseyi sorumlu tutmadigim gOsterir. Hider, bu OlUme ki;isel bir gOzle bakmaz. Ortada bir sorumluluk varsa, bunun, agabeyini OldUrten devletten de gok, onu bu i;e ko;an kagakgi agasma dU;t0gUnii sezinler. Durumu Hichein bir tclUzena sorunu olarak garebilmesi, aslinda, olayin en onemli yanidir. Geng adam bunu salt bir sezgi olarak degil, kendisiyle bir yerde en amansiz save; durumundaki jandarma ylizbapslyla cilan ili;kilerinde bilingle de ortaya koyacaktir. Baki;in bireysellikten Oznelden bu nesnele gecif, nesnel gersegl griri4, XX. yOzyllin nihayet ikinci yarisinda TOrk toplumunun alt yapisinda beliren en Onemli de§iOmin de tutarla bir tanimidir. Toplumun geleneksel alt yap's' autik'gatlamakta ye onu ileride kiiklu dOnii;Umlere gOtUrecek olan bir ig dinamigin ilk OncUleri, kendi iginden ama kendisine karp belirmektedir. Film boyunca tutumu, bOyle bir degi;imin agelerini gun i igina gikarir.

da ilk toprak ve sermaye feodalleri belirirken gOresrmemis bir ;iddete ulasan akapikulu-halk celilmesi» bugtinUn Tijrkiyesinin de hSla temel geli;mesi midir? 2. Yoksa, Ozellikle 1839 aranzimat-I Hayriyen isl5hati, 1849 «Ahlcam-i mer'iye yahut Kanun-u Sultani» si, 1858 Osmanli Arazi Kanunnnamesi ile birlikte, yine gok yanli yeni bir dissal dinamigin de zoruyla, TOrkiye'nin toplumsal dUzeninde egemen sinif olma yoluna giren sermaye ye toprak feodalleri, hele Cumhuriyet ve ikinci Dijnya Savav erteiinin demokrasI clOneminde akapilculun sinifini goktan bir yana iteleyip, halkin karpsinda en temel geli;me olarak mi ortaya gikrropr? eHudutlarin Kanunu» nda geli;en ekonomik ye sosyal kiler bUtiinii, son yillarin bu gok tarttvlan sorununa, kendi agisindan, gergekgi kar;ilIklar getirir. Filmde, kagak igin direnen Hider, geng subayla Ogretmege nin, kaptkulu'nun bu eski iki prototipinin olanca desteklerine ragmen, aga ve kagakgi patron Oniinde egilirken, sermaye ye toprak fe.odalitesi karfisinda kapikulu ancak caresiz bir gag olarak belirir. rcKapikulu», Ili;kilerin yiirain() atayin edena gric olma durumunu artik yitirmi; ye gati;manm temelindeki ana etken olmaktan gikarken, kendi igin de Onemli bir nitelik degi;ikliginin e;igine gelmi;tir. Eski kapikulu sinifi artik ye halkla Ozde;le;mek ye da bir sinif olarak ortadan silinmek durumundadir. Hider kar;ismda, bir programin sornut Ogeleri yerine, agzinda bazan hale igreti duran sOzlerle, iirkek ve gokluk bir o kadar da tutarsiz bir tavirla ortaya gikan geng subay, gergegin iyi bir yansimasidir... Geng adam ancak alcagalccrlik yapmiyacaksin, sali;acaksin, toprak ekecek• sin» diyebilmektedir. Ekilmesi igin gOsterecegi yer, en bijyUk kagakgi agasmin topragi, Hidir'a dUserse ((yam!» olmaktir. Jandarma subayi burada belki elinde az ;eyler bulunan bir gOgti.ir. Arne, o Odin genel durumuna da uygun bir durumdur bu. Bununla birlikte, toplumun yeni egemen .sinifi da, kendi geli;meleri igindedir. gatilma, bir yanda Hider - bOyOk aga arneginde old4u gibi emek • sermaye olarak bec - ite yanda da aga - kacakci patron arasindaki

III
uHudutlarin Kanunu» Ozellikle Anadolu'ya ili;kin yanlaruyla, bugUnkii TUrk toplumunun temel geli;meleri ne de ilgi gekici bir filmdir. Aciktir ki, celismenin ;u ya da bu gOg ydrUngesinde olmasi, toplumdaki kavganin yOntinU de kararlapracaktir. Oyleyse, hangi gugler aresmdachr, bugUnk0 TOrk toplumunun temel geli;mesi?... 1. Toplumcu niteligi alter basan Osmanli yapisinda, daha XVI. yiizyilda yerykiinde yeni kitalarin bulunmasi, elde edilen yeni Ulkelerin altm, gUmij;, elmas gibi zenginliklerinin sOmOrgecilik yoluyla akttildigi bazi Bata' Ulkelerin diinyada birden egemen ekonomiler olarak belirmesi, dijnya ticaret yollarinin degismesi, ;iddetli enflasyon ve modern kapitalizmle samUrge ticaretinin geli;mesi gibi bUyiik bir di; dinamigin etkisi altmcja (1), Anadolu'-

6

rekabetle kapitalizmin bir is pumas; niteli§ini de ahr. Smirdan gegirilmesi gereken sOrOlerin karinrn yarisinu Hidir'la arkada;larina btrakmak zorunda kaldigi son 13610mde kagakgi patronun, yere goge, daga ta;a ayerdim verdiiimln diye sevingli oldugu kadar acili haykiri;lari, diizenin bir yerden sonra dogrudan dogruya egemen sinift belirli bir gikmaza soktugunun somut bir belirisidir. “ Hudutlarin Kanunun kSylii ye kagakgi olarak Fludir'in seriivenini sonuna gOtOrOrken,seyircinin bilincinde bir ger• gek iyiden iyiye yer eder: Uretim iliskilerinde yfin veren giig toprak agasi ye da kagakgi patron oldukga ye da Liretim iliskileri yarn feodal yen kapitalist nitelikierini kor6dukga, halk kar;isindaki bu en temel geli;me sOrOp gittikge; topraksiz kOyltilerin bilingli bir temsilcisi olarak Hidsein, bu bilinslenme koylulerin yalayan gerse§i • (ya da politik eyleminin temeli) olana dek, gene) bir kurtulu;a eri;mesi miimkOnsOzdOr... Bu trajik sona ragmen, Hichr, olumlu ve olumsuz yanlaruyla yarmin umut veren bir OncilsOclOr de... Kendilerine artik yeni hirer kimlik aramakta olan subarn kati ama artist, arketmenin, kachnlidindan da dorjan sicak ve yakin ilgisi, toplurhun nihayet halkla Ozde;le;meye sall;an ilerici gOsleri olarak, Hichedan asik kar;ilildar ahr. kOkleri Hidir'da olan, ama iginde Hidir'in de Otesindeki gok ;eyin tohumlarmi tasiyan kfigUk gocuk, halk-ilericl aydin fsbirligi yolundaki yeni bir Olu;un belgelerini verir. Ikisi de, kendilerine uzanan ellerde, bir onlari Olkenin gergek sahipleri yapacak astkarsiz» bir tutumun belirisini gortirler. Aralarmdaki tarihten gelen sinirsiz uzakliga karsilik caul yaklastiran bu ortak gergek, bilinci, gocugun yartnidir. Akad'in filmi biterken, ;Was Tiirk toplumunun temel geli;melerinin sert ktiselerle varligim duyurdugu boyle bir panorama belirir. Sermaye ye toprak feodalitesi, insa getiremeyen dOzeniyle kendi sikmazIarsni na derinleftirir ve are tabakalar halk Oniinde, onunla Odeflepneye do§rt: yeni bir diyaloga hazirlanirlarken; halkin bir parsasi olarak Hichr, icatOyle iyinin, do§ruyla ;In o diyalektiffi iginde, kesinlikle ukarsi koyanz, bir tavir ahr ye ceylemn e danki;Or. Bu, bir mikro - catastrophe degilse nadir?
IV

hHudutlarin Kanunun, Tiirk sinemasmda daha Once de anlatilma'ga galisilmi; olan bir konuya, igerigindeki bu tutarlilikla; orgusii saglam kurulmus, temelindeki gelismeler ye nedenler iyi belirlenmi; bir bakistir. LOtfi) Akad-Yilmaz Galley ikilisinin senaryosu bu niteligiyle TOrk sinemasi kin bir a;amadir. Buna, bir de, diyaloglarin belirli bir sadelik iginde eristigi o bOyOleyici etkililigi eklemeli... Ama, icerikle ilgili bu arastirmada, belirtilmesi gereken iki onemli elestiri var : 1. OzOndeki tutarliliga karplik, rcHuciutlarrn Kanunun sorunun politik yanina deginmemekle, kendisini eksik rakiyor. Oysa, bugUniin Tiirkiyesinde Hidrr'in ye Hidirlarm savasint, toplum yapisinda nitel ve nicel bir do dru gOtiirmek isteyen yeni bir siyasal eylem ba;• lamistir. Hidir'a el uzatan bu demokratik eylem, onun en bilyiik dostu oldugu kadar, uzun siirede biricik kurtulu; yoludur da... SansOr burada film igin ba;11 basina

bir sorun olmakla birlikte, aliudutlarm Kanunun nun bu olusa hig olmazsa eortuliia bir yaklasimi olmallycli. Artik toplumun alt yaprsina ulagna yoiunda olan halksr, demokratik eylem, son 200 yillik sava; boyunca kabuktaki en co;kunluk verici satlag'in da yaraticusrdir, aslinda... 2. Hichr birey olarak savapni sona erdirip, ye adamlarini ortadan kaldirdiktan sonra «Hudutlarrn Kanunun nda bir bosluk doguyor. Flm, trajedi gelenegine de aylar; olarak, 011imOne dek izliyor. Oysa, bu Oliim aruk belirli ye kagindmazdir. Sinemada ayrica gOsterilmesinin duruma katabilecegi gok az ;ey var. Ustelik, kugiigun o ana kadar yarunda kaldigi Ogretmeni btrakip, gocukla adam arasindaki bOyak sevginin somut bir belirtisi olarak, birlikte sinira dogru kagmasi da, OstOnde tartisilmasi gereken bir son... Bu davranis, gocugun Hidir gergeginden kopmamaslysa; kendi kOklerini unutup, eski kapilcuIunun yavan bir parsasr olmaya karp srkmaslysa, olumlu sayilabilir. Ama, «Hudutlarin Kanunun nda bu yorumun niteligi tam olarak belirmiyor. Catastrophe'un Oteki yOzfincle bunlar, var. V eFludutlarin Kanunun Ozfi kadar, bigimiyle de, Ttirk sinemasmin en btlyfik rejisOrOnCin, en lyi, en olgun filmi.. 411-ludutlarin Kanunu* nu Liitfu 0. Akad yen yer realist, naturalist, trajik ya da epik Ogelerle, belirli bir duruluk iginde gell;tiriyor. GOrkemli, costurucu bir duruluk bu... Gasterise hig yer vermeyen bir sinema adami olarak Akad, bu durulugun iginde savrtici bir gerilime, derin bir etkileme glicOne ye bOyilklOge ulavyor. Ne Osman F. Seden'in bOtiln ki;isel deyi; Ozelliklerine karplik igine mekanizm; ne Memduh elcilsOk adamn romantizmi yaratmak icin basvurdugu ucuz melodram ortami; ne Atrf Yilmaz'in kurulugu ne de Halit Refirn iyi' den iyiye artan sigligi... Akad, maddeler difnyasinin gergek bir oazni olarak, yasantinin en yalm yanlanyla, gevrenin, doganin ve herseyin mOthis bir cUmbi);Onil soluk kesici bir ustalikla veriyor. "Mk sinemasmin daha Once ancak Metin Erksan'in eSusuz Yaz» I ile, ulusal oldugu kadar evrensel bir sinema yolunda denemeye, LiitfO O. Akad cl-iudutlarin Kanunun ndaki galismaslyla yeni derinlikler getiriyor. Olaylar kadar durumlari da belirli bir yalmlik iginde yerebilmek, iistelik bu sade anlatim Ozelliginin yarattigi genet etkiyle, duygunun, ofkenin ya da baskalchrmanin en katticsizini aide edebilmek, Akad'in isi.. O'ne «doital'in sinemacisrn da denilebilir. Ne tOmOyle epik, ne naturalist ya da realist... BOtOn bu anlatim Ozellikleri Akad'ta, kendi ulusal niteliklerine uygun, tekdifze olmayen ama &gar Ye tutarli bir bilesime ka yupyor. Akad, Ornegin, sokaklarda ah5tira foto§rafrn ya da evesikalik resimn geken gezici fotografgilarm o ne gok isikli, ne de gergeyeleme tekniginin klSsik bigimlerine uymayan yapmaciksiz ye sicak esprisiyle, cagda; anlatim araglarinin en etkilisi sinemanin tan.idigi butun anlatim olanaklarini ayni anda degerlendirebiliyor. Akad'in bir ba;ka bOyOk Ozelligl de, biitiin film boyunca bir belgeci gibi do4a1 sevrede salt;masi... Urfa, kargacik burgacik sokaklari, kapali garsisi, agik have lokantalanyla ye da kOy ve kin, tarlada ekim ye her yaruyla toprak eHudutlarin Kanunun nda, zorlu bir gabayla,

7

gergegin yalin bir kesiti olarak beliriyor. Bu yanlyia !MN O, Akad, TOrk sinemasmin en titiz, en dikkatli, en • bilincli sanatsistchr.

trajik ya*antisina unutalmaz boyutlar getiriyor.
dengeli, bUy8leyici bir oyun...

61018,

Akad'in yaptigi bir kacakcilik filmi. Ama kurwnlar: bir yagmur gibi de harcamiyor, son bijytik kargawliga dek...
Tiirk toplumuna, kendisinde daha bulunmayan OlsOde liddetli bir dinamizmi - Batt sinmasinin TOrk sinemasi OstOndeki en kOtii etkilerinden birisi budur - uygulamaya filmlerin aksine, Akad'ta siddet Ogesaitsan 8teki leri birden olusan ve kaybolan lase patlamalar; durgunt. lugu apanstz sarsan siddet belirtileri ye sonra yine sessizlik... TOrk toplumunun bugkinkii gesis danemi isin, sok uygun bir tempo bu. Lutfu O. Akad Tijrk sinemasinda filminin hemen her 136-

Herkesi kutlamali «Hudutlarin Kanunu» igin. Akad ustadan yapirncisma, ainey'den en kiiciik figijranina dek herkesi...
VI

benim igin, yilda 250 ye yakin film geviren TOrk sinemasinin, kapilarin dipnda biraktigi en yijce sinemacisi ya da Tiirk Sinemasi'mn usOrgiin»
O. Akad, ukorkuns socu§u»... Sovyet Sinemasi'na Vigo - Renoir

ikilisinin yaptigt kaynaklik neyse, .Alcad da Tiirk Sinemasi icin bbyle. Akad, kendisini istemeyen bir kith sinemaya,
ona ragmen, kurtulabileceiji stkis yollartm getiriyor;

bir biitiin olarak, ayni degerde kurabilen belki do tek rejisOrd0r. Bu arada, en kOsiik yan tipleri bile belirli bir titizlikle cizer. Yerli sinemanm en kOtij niteliklerinden elan uydurma» ki;ilerin, ye «gok iyis ye da agok olarak beliren etek yank yasamayann tiplerin yeri yoktur Akad sinemasinda... Aked'da insanlar, bijt(in geli§meleriyle birlikte gijn gikarlar. cHudutlarin Kanunun nda eacinacalc» hig kimse yok ve her oyun bir kiicuk ;aheser. Bir de, tek ba§ma Yilmaz Gijney... 0 kavruk yaps, Hidir'in
8

o sinemacilar bunu anliyabilirlerse...
VII TOrk Sinemasrm

sevmeyi Akad'ta Ogrenmi§ bir yazarm coOcunlugu, bu yazidaki duyarligin tek Oz0r0d0r.

1) Omer L. Barkan, XVI. Asrm Ikinci Yarisinda TOrkiye'nin gesirdg Iktisadi Buhranlarm Sosyal - Yapr Uzerindeki Tesirleri, s. 17 - 36, «Iktisadi Kalkinma'nin Sosyal Meseleleri» (Istanbul, Ekonomik ve Sosyal Etijdler Konferans Heyeti Yayinlarr, 1964).

film 2003/01 ) :Tine toprak testi kullanilmasim ye testinin aynaya firlatilmak yerine, pencereden disanya atilmasini Ancak gOre y li, bunu yeterli giirmeyip, dekorun gerisinde fulatilan testiyi tutacak birisinin buluninastru ister. 7 Abisel, 1928-38 clOnemi icin ayni sonuca y arrnaktachr (1994b: 64). 6 Turk sinema tarihi yaziminin en kiiklesmis yargdanndan bir tanesi, Muhsin Ertugrul'un tekel kurmus dugu (Oztin, 1962: 12-3; 1964: 117; 1968: 17) yOnfindedir. 1922-1939 yillan arasinda cekilen neredeyse turn filmleri yOnetmis olmasi bu yargi icin uygun bir zemin sunmaktadir. Bizzat elestiri anlayismin ciailmlemesine girisen bazi yazilarda bile, bu yarginin sorgulanmadan gOrtilmektedir. C : rnegin Sava* Arslan, Oztin'tin säylemini ctizilmledigi y e elestirdigi bir yazrsina, "Muhsin Ertugrul'un 1,k adam oldugu yillann ardindan" sOzleriyle baslamaktachr (1997: 45). S ; . Bu subelerin basinda Ankara, Izmir, Samsun, Adana, Erzurum, Zonguldak y e Eskisehir gelmektedir. Bu konudaki bilgiler Osman Seden y e Memduh Un'den alinmistir (25.9.1997 tarihli gOrtisme). Osman Seden'in ifadesi. Istanbul'daki sirket merkezlerine bagh olmalanna karsm, sube s:kca kart dusuk gOsterip, zimmetlerine para gecirmekteydiler (25.9.1997 tarihli gitriisme). 12. En Onemli talra subeleri, daha sonra Bulge isletmesi de olmustur. (karsilastinniz: Dipnot 9 y e Abisel, 1994a: 100).
Eni 2003/01

141)--

A

/47102/

Toplumsal Gergekcilige Dogru: 1950'lerin Sinema Ortami
Ash Daldal

Giri§

Turk sinemasmda "Toplumsal Gergekcilik" olarak bilinen hareket, 1960 Darbesinin yarattigt ozgurlukcu ortamda ye§ermi§ ye 1965 sonrasma kadar sinema gevrelerinde buyuk yankilar yapnu§hr. Akimin "merkezinde" on temel filmi saymak Metin Erksan'dan Gecelerin Otesi (1960), Yilanlarin Oa (1962), Susuz Yaz (1963) ve Suclular S Aramizda (1964); Halit Refig'den s ehirdeki Yabanct (1963), Gurbet KuOart (1964), Harem'de DOrt Kadin (1965); Ertem GOrec'ten Otobiis Yolculari (1961), Karanlzkta Uyananlar (1965) ve Duygu Sagtroglu'ndan Bitmeyen Yol (1965). Bu yazuun amaci daha once GOrdn.tii ve Yeni Insan Yeni Sinema dergilerinde oldukga detayh bicimde i§lenen "Toplumsal Gergekgi" hareketin biraz ihmal edilmi§ bir boyutuna, 1950'lerden gelen "mirasina" i§tk tutmaktir.

1950'lerin Sinema Ortami
raynaklar: Abisel N. (1994a) "Tiirk Sinemasinda Film Yaptrm Uzerine Notlar", Turk Sinemasi Uzerine Yazilar, Ankara: tinge, s. 97-124. Abisel N. (1994b) "1928-1938 DOnemi Tiirkiye'sinde Sinema Uzerine Turk Sinemasi Uzerine Yazilar, Ankara: Imge, s. 9-68. Abisel N. (1989) Sessiz Sinema, Ankara: Ankara Universitesi BYYO. iskcura G. (1995) Aile Boyu Sinema, Istanbul: Yapi Kredi. Ahmad A. (1996) Ittihatciliktan Kemalizme, Istanbul: Kaynak. rslan S. (1997) "Popiller Yesilcam Filmlerinin Elestirilmesinde Bir Sanat Sinemasi Sqleminin Olusu/ iu", 25. Kare, Say' 20, s. 45-53. l;aechlin P. (1975) Der Film Als Ware, Frankfurt: Fischer-Athenaeum. tfren B. (1995) Sinemayi Ttirkiye'ye Getiren Adam: Sigmund Weinberg, Istanbul: Milliyet. arner C. (1983) Hahralar, Istanbul: Emek Matbaacilik y e ilancilik. GOkmen M. (1991) Eski Istanbul Sinemalan, Istanbul: Istanbul Kitapligi. ( )skay O. (1996) "Sinemanm Yuzuncu Ytlinda Turk Sinemasmda EntellektLiellik Tartismasi", Turk Sine1.1asi Uzerine Diisanceler (der. M. Dincer), Ankara: Doruk, s. 93-109. Ozän N. (1995) KaragOzden Sinemaya (2 cult), Ankara: Kitle. ( )zän N. (1983) "Turk Sinemasi", Cumhuriyet DOnemi Tiirkiye Ansiklopedisi (Cult 7), Istanbul: iletisim, 1878-1905. ziin N. (1968) Turk Sinemasi Kronolojisi 1895-1966, Ankara: Bilgi. eon N. (1964) Sinema El Kitabt, Istanbul: Elif. izOn N. (1962) Turk Sinemasi Tarihi, Istanbul: Artist. amuk S. (1994) Osmanli Ekonornisinde Bagrmlilik y e Bilyilme 1820-1913, Istanbul: Tarih Vakfi. .:ognamillo G. (1997) Minya Sinema Sanayii. Istanbul: Timas. cognamillo G. (1987) Turk Sinema Tarihi (1. cult), Istanbul: Metis. ':3prak Z. (1995a) Milli Iktisat-Milli Burjuvazi, Istanbul: Tarih Vakfi. "iOprak Z. (1995b) ittihat-Terakki ye De y letcilik, Istanbul: Tarih Vakfi. i - raquina N. (1994) "Portuguese Cinema: in the Doldrums of Neglect", European journal of Communication, Say' 9, s. 291-309.

Kemalist kadrolann Cumhuriyet'in kurulu§ yillart ye sonrasinda sinemaya yeterince Onem vermemi§ olduldan sinema tarihgileri tarafmdan sik sik vurgulanan bir olgudur. Gercekten de Almanya ya da Rusya ile kiyaslandiginda sinemadan (Ornegin bir propaganda araci olarak) Cumhuriyet ku§agmm yeterince yararlandigi soylenemez. Bu. durum Tiirkiye'de saglam bir sinema enclastrisinin temellerinin atilmasini geciktirmi§, uzun yillar siiren Muhsin Ertugrul'un tiyatro kOkenli egemenligi de gergek bir sinema dili olumasina pek firsat vermemi§tir. Baha Gelenbevi, Faruk Kenc ve Orhan Ariburnu'nun Onemli gabalanna ragmen, 1940'lara geldigimizde Muhsin Ertugrul'un tiyatro merkezli sinema gah§malanrun geng yonetmenlere tiyatrodan farkli bir sinema gelenegi miras btraktigt soylenemez. Sava§ yillarinda durum daha da kOtUle§ir ye ikinci sinif Hollywood filmleriyle, "gogu okuma yazma bilmeyen Misir halkini uyu§turmak ye en kesin bilingsizlik halinde tutmak"(1) i§levini yilklenmi§ Mist y melodramlan salonlari doldurur. Devlet desteginden yoksun, olumsuz §artlar igerisinde otuz phru harcayan Turk sinema endiistrisinin "tarihi", 1940'lann sonlarma dogru Ozel bir vergi indirimi ile birdenbire degi§ir. Belediye Eglence Resmi (BER) olarak bilinen belediye vergisinde, Turk filmlerini desteklemek amaciyla bUyiik indirimlere gidilir. Bu degi§iklik, 1950'lerin deve gi§en ekonomi politikalanyla birle§ince zamanla gergek bir film patlamasma bu da enclUstri igerisinde cok fazla sayida sinemaarun film yapmasuu saglar. Bu sinemacilar arasindan elbetteki sinema dili Uzerinde gah§ma yapmak isteyen birkac "hevesli" de akar. 1950-60 arasindaki on yilhk dOnem, Tiirk toplumsal gergekgiligi icin buyuk Onem taw. 1948-59 arasmda Turk ulusal sinemast icin saglam temeller atilmaya ba§larur. Ucuz melodramlar ye tiyatro oyunlan di§mda bir sinema kavrami ilk defa bu yillarda Bu d6nemde ya§anan buyuk gelimeler igerisinde tic unsur sonraki yillarda toplumsal gergekgi bir sinema hareketinin ortaya giktom saglayacak altyapinin kurulmast acismdan Ozellikle Onemlidir: a) Ye§ilcam olarak bildigimiz yeni bir sinema endiistrisinin ortaya pkmast ye bOylelikle film ve sinema salonu sayisinda bilyiik arti§lar olmast,

44

I

film 2003/01

!Gm 2003/01

45

film "duyumuna" sahip yeni bir yOnetmen kusagin dogmast, "kara film" ya da "kiiy filmi" gibi yeni arayislann belirmesi, sinema elestirisinin ciddi dergilerde yer almaya baslamasi, sinema kuruluslannin ye sinema yayinciliginin artmast.

Ye§ilcam
Yesilcam, sinernanin endiistriyel anlamda (film ve salon sayisinin artmasi, teknik altyapirun gelismesi) bir tar "bolluga" kavusmasinda buyuk rol oynamis ye bu bakimdan daha sonraki kusaklann altyapi ihtiyaclanni bir 1510.ide gidermistir. Aynca sinemanin profesyonel olarak "meslek"' edinilmesi ve bu baglamda yOnetmen, oyuncu, ve teknik ekip yetistirilmesinin daha organize yapilmasmi saglamistir. Halkm ilgisini uyandirabilecek poptiler temalar genel bir sinema aliskanligt yaratmis, Tiirkiye'nin modemlesme cabalariyla birlikte, "kOtil" Yesilcam filmlerinin varlrgt, kendi antitezini yaratarak "iyi" filmlere olan ihtiyaci da kOniklemistir. BUtiln bu yank,. iyle ele Yesilcam'm sinema icin "nicel" bir altyapi sagladigi siiylenebilir. Ancak elbetteki temelde sanat yapma amaci giitirteyen, kar amach Yesilcam, genel dretim ideolojisi ye hakim sag iktidarla olan iliskisi bakimindan (yani "niteligi", "icerigi" bakimindan) aynt olumlu cerceveyi cizmez. Ornegin Tanju Akerson'un oldukca dogru degerlendirdigi sinemasi, Bati'da oldugu gibi bir sanayi devriminin urunu degildir... Bah gibi, tipi i_iretim tarzintn azgelismis ulkelerde olusturdugu tiiketim ekonomisinin bir sinemasgun kurulus ph 1948, ayru zamanda tilketim ekonomisi yoluyla gelisen bir srntftn varolma sUrecidir..." (2) Gercekten . de Yesilcam'm dogusu, Demokrat Parti'nin "tiiketim toplumu" yaratma hayalleriyle oldukca uyumludur. Belediye vergilerindeki %70'e varan indirimler, kirsal merkezlerin elektriklendirilmesi ve sinema salonlarindaki ani artts sinema yaptmcrlgmr bir anda altin madenine doniistiiriir. BOylelikle 1950'lerde Yesilcam 'a bir akin baslar ye yurdun her yanindan kiiciik tilccarlar film yapmak icin Istanbul'a kosar. Bu ani sayisal artist destekleyen yeterli kWh: gel altyapi yoktur: "Yesilcam'a gelenlerin hemen hepsinin bizzat halkm icinden cikmis olmalan bu olaym en ilginc yOnUcliir. Entelektilel duyarliktan uzak olan bu kisilerin, sanattan ideolojiden yang kaygilan olmayacakta elbette..."(3) Savas yrllarrndaki senelik bes, on filmden birden yiiz, yuz elli filme ulasiltr. Bu karmasa icerisinde, egitim seviyesi dusuk izleyiciye en cazip gelecek tar olan melodramlar bast ceker: "...1957 yilinin esig-indeki Tiirk sinemast icin geciin derdi yoktur; Ornegin yeni evli bir ciftin karsilasacagt sorunlar yoktur. 1957 yilinin esigindeki Turk sinemasmda insanlar-yasadiklan yer, cevre, zaman ne olursa olsun- Miikerrem Kamil romanina gore tanistr, Esat Mahmut romanma gore sevisir, ihanet eder, ihanete ugrar; Avare filmine gore "tsttrap ceker", Kerime Nadir romanma Ore verem olup OlUrler."(4) DP liberalizminin genel iktisat anlayist gibi, Yesilcanida da yam-ilkel bir kapitalist ilretim tarzi hakimdir. Yani Yesilcam icerisinde gercek bir sermaye birikimi yoktur; paraya sahip olrnast gereken yapimci, bOlgesel dagittmcilara ye salon sahiplerine baginalidir. "Bono" adint verdikleri bir On Odeme sistemiyle, dagitimci ve salon sahibi (araci konumundaki ikincil unsurlar) filmin yapim sUrecini latiyUk Olciide belirler. Bu "ikincil unsurlar" On Odeme yaparak filmi finanse ettikleri icin, yatirdtklan parayi ctkartabilecek tiirden filmier yapilmasim bekler. Bir baska deyisle, salonlan doldu •an halkin tercihleri filmin konusunu ve oyunculanni dogrudan gekillendirir. Bu populist ahskanik, Onat Kutlar'a gore "lonca" zihniyeti ye Yesilcam icerisinde siiregelen "usta-cirak" iliskisiyle de percinlenir: "Tiirkiye'deki sinema ortami iki cagdisi yap= kansimidi •. Lonca yapisiyla, eski Galata tilccarlannin kanstmi. Lonca yapisi tipkt cesitli zenaatlar, ayak-

kabicilik zenaati, cluvaralik zenaati gibi sinemacilik zenaatini olusturmustur iilkc rnizde. Feodal bir yapidtr...Kameramanlar usta-grak iliskisi ile yetisir, yOnetmenler keza Oyle, hatta oyuncular bile belli Olcidlerde bOyle yetisir. Setteki iliskilerde tipik lonca stmfi hiyerarsisi hissedilir...Galata tUccarlannin bUtUn isi ise disanyladir...BUtiin amaclan chsand an bir sey ithal edip Tdrkiye'de satmaktir..." (5) Baffin bu sorunlu isleyise ragmen, Yesilcarn'in "toplruncu" bir sinema akimmin yesermesini saglayabilecek belli unsurlan icincle banndirchgun stiylemek yanks ohmiz. Enddstri icerisinde gercek bir sermaye birikiminin olmay tst yapimcilan ideolojik kuttpla§rnalardan uzak tutar. Erksan'm da alttni cizdigi gibi, yapi molar "bilyiik sermaye"nin

film 2003/01

film 2003/01

47

,.dam' degildir. Bu ytizden onlarla iletisim kurmak gayet kolaydir (6). Yani belirleyici nsur temelde sosyo-politik ortamla da yakindan ilintili olan halk tercihleridir. Ornegin I dyiik'bir ideolojik islevi olan Hollywood sinemasiyla kiyaslandiginda, 1950'lerde ilcam, halkm begenilerine hitap ederek "Urilni.inii" en uygun sekilde degerlendirmek i ,teyen, pragmatik ve bir Olciide de "naif" tilccar-yatirtmcidan olusur. Asti sorun genet plumsal ortamdaki gerilik y e sosyal problemlerin (ekonomik stkintilar, demokrasi t !;sikligi, din istisman vs.) varligidir. Mussollini'nin sansur yOnetmeligini kopyalayan ansiir kurumu da yonetmenlerin daha gercekci y e siyasal anlamda "angaje" filmier apmalanna olanak tanimaz. Sinemacilar Butun eksikliklerini ragmen, Yesilcam'da sinemanin bir endUstri haline clOntisme' ve iiretilen film saystrun yiizlerle ifade edilen rakamlara ulasmasi, siradan Yesilcam onetmenleri dismda sinema dili azerinde sanatsal anlamda calismak isteyen hevesli irkac gene sinemacinin da ortaya cikmasint saglamistir. Bu gene kusagm en Onemli crosilcisi hic silphesiz Lath Akad'dir. 1916'da istanbul'da dogan Akad, Galatasaray'da okudugu yillarda Fransiz sinemasiyla, Ozellikle de Marcel Came y e Jean Renoir'in basin' ektigi "siirsel gercekcilik" akimi ile tarustr. Muhasebecilik tizerine profesyonel kariyer apmaktan sans eseri vazgeger y e Lale filmde calismaya baslar. Akad'in Turk sinema tarihindeki ayricalikh yen, onun modem anlamda bir "tar/A" olan ilk sinemacimiz olmasmdan kaynaklanir. Amerikan "kara-sinemasi" ye Fransiz "siirsel gercekciliginden" cok etkilenmis olsa da, Akad kendi ozgun sinema dilini yaraabilmis bir "auteur" yonetmendir. Gevgili, Akad icin sOyle sOyler: "...0'na 'dogal'in sinemacisi da denebilir. Ne tumuyle epik, ne tilmayle naturalist ya da realist. B= t=in bu anlatim Ozellikleri Akad'ta kendi ulusal niteliklerine uygun, tekdiize olmayan ama OzgUr ye tutarli bir bilesime kavusuyor. Akad, Ornegin sokakta 'hatira fotograff ya da 'vesikahk resin= ceken gezici fotograkilann o ne cok lokh, ne de cerceveleme tekniginin klasik bicimlerine uymayan yapmaciksiz sicak esprisiyle, cagdas anlatim biltUn anlatim olanaklanni ayru araclannin en etkilisi sinemanin anda degerlendirebiliyor." (7) Akad'in filmlerindeki "siirsellik", Gevgili'nin de altim cizmeye cahshgr gibi, bu insan srcakhgi arayisinin sinemanin modern buyusuyle ustaca bir araya getirilmesinden (Logan Insani derinlik ve makine caginin bu "soguk" bulusu arasmda asilmaz gOrilnen t tcurum, Akad'in kamera acilan, rsigr y e mizanseni ile "kelimeler olmaksizin konusabiI en" bir sanata dOntisiir. 1952'de cekilen Akad-Seden ortak calismast Kanun Namma Tiirk :;inemasi'nda bir clOniim noktasi olur: "Akad'in uygulachgt secim --cekim, baglanti, aci secimi- filmlerinde bir atmosferin yaratilmasma y e bu atmosferin icinde kisilerin tepkilerini, kesit halinde bile olsa aciklamaya yaramistir... cevre, salt olayi resimlendiren bir fon, bir manzara olmaktan cikarak giderek Onem kazanmaya baslar. Artik cevre olayla uyum saglamis y e bu uyum hic kuskusuz dekorun getiremeyecegi bir gerceklik duygusu getirmistir. Akad, Kanun Natmna'cla, biiyiik kenti Oykiasiine katarak kullanir..." (8) Akad'in Kanun Namma'daki en bilyilk basansi gercek kent yasamini filmin siine katabilmesidir. Film, Galata civannda gecen bir hirsizhk hikayesi tizerine kuruludur ve Sener'in de vurguladigi gibi Istanbul hikayenin organik bir parcasichr (9). Beyazit-Galata arasinda polisten kacan Ayhan Isik gercek kamyonlara attar, tramvaylann ve gemilerin icinde saklamr. Kanun Namtna belli anlatim sorunlanna karsin (kara-filme fazlaca vurgu yapmast, melodramatik Ogeler, karakterler arasindaki iyi-kOtii ikiligi...)

cagdas bir sinema dili yaratma ugrasiyla Turk sinemasinda bir ilki gerceklestirir. Yesilcam icerisinde film yapmak zorunda olan Akad'in Kanun Namtna'daki ince "siddet-siirsellik" dengesi, bir sure sonra Osman Seden'in de etkisiyle bir cete filmleri furyasina donusur. Gevgili'nin, "sinemaya yaptigf. en 1)03/iik katlurun Istanbul'da yapfigr dis cekimler" (10) oldugunu sOyledigi Seden'le beraber, Akad da bir sure kotii gangster filmleri yapar. Seden ticari gete filmlerine devam ederken (Kanlartyla Odediler, &Men Ydintikam Alevi...) Akad tamamen farkli bir anlayisa yOnelmeyi tercih eder ve o giinlerde "kelycillilk" olarak bilinen harekete destek verir. Akad'in Beyaz Mendil'i (1955), Metin Erksan'm Aok Veysel tizerine giritti ilk cesur denemeden sonra sansiir baskisiyla karsilasan ye cok gabuk cozulmeye baOayan bir sinema hareketinin en ba§arili Ornegidir. ya da "kby filmi" olarak bilinen akim, ulusal bir sinema dili yaratma konusundaki ilk caba olarak kabul edilebilir. 1950'lerde "kOyciiIiik" (ya da kOy edebiyat') yazin cevrelerinde cok tartisilan bir konudur ve sinemada ortaya crkrsr da bu hararetli tartismalann ekseninde olur. Mahmut Makal'm Bizim Kiiy (1950) adli romaniyla taninan edebiyattaki hareketi kOy enstitUlerinin mirasi ve Demokrat Parti'nin kirsal sOylemleri fie dogrudan ilgilidir (11). Kendisi de enstitii olan Makal, romamnda kOydeki zor hayat sartlanni nesnel bir dille abarhya kacmadan betimlemeye calisir. Ancak Berna Morari'm ifadesiyle, roman derin bir insan analizi yapmaz ve kOy yasantisinin dogalo bir tasviri olmakla smith kahr (12). Daha sonralan Yasar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir, Talip Apaydin, y e Necati Cumali gibi ustalann da Ozgiin Orneklerini verdigi "kOycii161", sinema cevrelerinin de ilgisini cekmekte gecikmez. Bu yeni edebiyat hareketini sinema alanina tasiyan ilk ydnetmen Metin Erksan'dir. Bedri Rahmi Eytiboglu'nun senaryosundan yola cikan Erksan, Asik Veysel'in zorlu yasam miicadelesini sinema perdesine aktarmak ister. Yer Sarstliyor (La Terra Trema) filminin cekimi icin aylarca Sicilya'nin kucucuk Aci Trezza kOyiinde yasayan Visconti gibi, Erksan da Veysel'in dogdugu kOy olan Sivralan'da bir seneye yakin Icahn Ne yazik ki Erksan'in ilk Onemli koy filmi olan Avk Veysel'in Hayatt, "Turk topragini kurak gOsterdigi" gerekcesiyle 1952'de sansure takihr. Erksan bUtiin anlati yapisim degistirse de filmi ancak 1953'de gOsterime sokabilir (13). Ayni yrl benzer gerekcelerle yasaklanan bir baska film de Fikret Otyam'in kOy hayatma yine nesnel bir bakisla yaklastt'i Toprak isimli yapitichr. Butun bu zorlamalann da isaret ettigi gibi, Demokrat Parti dOneminde sinema end Ustrisi uzerindeki basks edebiyattan cok daha fazladir. Bu tutum ashnda Menderes htildimetinin sanata ikircikli bakisini da gOstermektedir: Ayni okuma yazma °rani= oldugu Italya'da edebiyatm siyasal dizgeye fazlaca zarar veremeyecegine inanan Mussolini gibi, Menderes de yam alaninda kah bir k6y gercekciligine gOz yumarken, sinemada cok daha yumusak yaklasimlann serpilmesine izin vermez. Sinemanin "kitlesel" bir sanat dab olmasi onu daha "tehlikeli" kilmaktadir. Bu baskio tutum, akiminin sinemada saglikli bir yol bulmasma fazlaca olanak tanimaz ve YeOlgam'i, Kahpe'rtin Kizi, Yedi KOyiin Zeynep'i gibi yumusak kOy melodramlan kaplar. Bu zor kosullar icerisinde, Linfi Akad'in 1955'te cektigi Beyaz Mendil oldukca ayncalikli bir yere sahiptir. Film, hem Akad'in eski "saygm" giinlerine dondugunu miljdeler, hem de Turk sinema tarihinin ilk basanli tasra filmi olma iinvarum kazanir. Beyaz Mendil, Ozgiin bir sinema dili ararken, gercekciligin altin kurallanna da elinden geldigince sadik kalir: Filmin cekiminden once bas rol oyuficusu Fikret Hakan, Kandira'ya giderek yoke halkiyla uzun sure yapar. Kasabalilar filmde kendileri de cesitli rollerde oynar. Filmin miizikleri Muzaffer SansOzen'in halk tUridilerinden secilir ve Akad uzun diyaloglardan cok alan derinligi ye kamera acilariyla gorsel bir yaratmaya ugrasir. Bir gazetecinin yorumuyla, "Realist anlayish ve iyi niyetli eller Turk filmcifiginin gelecegi icin ilk saglam temeli atmaya calismaktadirlar." (14) 1950'lerde ilk filmlerini yapan diger Onemli sinemacilar arasmda Atif Yilmaz

11
48 film 2003/01 film 2003/01 I 49

acilmasi icin gereken ameliyat parasini cikarmaya calisirlar, Sonunda genc kizin go y leri acilir y e unlu bir sarkici olur... Akerson'un da altini cizdigi gibi, 1950'lerde elestirmei der melodramlardan fazlasiyla bikmis durumadir ye bu yilzden U4 Arkadas klasik anlamda "gercekci" olmasa da elestirmenlerin abartili sayilabilecek 6vgidstlyle karsilanmistir ( I 6). Yine de film boyunca vurgulanan "dayanisma" ye "insan sevgisi", karakterlerin sarnimi cizilisleri y e Un'Un basarili yOnetmenligiyle de birlesince ortaya gelecek icin umut ve -en bir calisma cikmistir.

Sinema Ele§tirisi
mumkun degildir. Sinemanin yaygin olarak salt bir eglence araci olarak gOrUldagil bu
yillarda Hollywood filmleri ye iinlii oyuncularla ilgili eglenceli haber ye dedikodular magazin dergilerini doldurur. Akad'in Kanun Nam ina'yi cektigi ye Erksan'in Auk Veysel'in Hayateru tamamladigi 1952 yihnda ilerici ),\azarlar ve genc yOnetmenler "TUrk Dostlan Demegrni kurar. Dernegin kurulus amac, yeni filizlenen sinema endListrisi ye basin arasmda saglikh bir iletisim saglamaktir. Dernegin kurulusunu izleyen yillarda, _aychnlar arasinda sinemaya duyulan ilgi giderek artar ye Ozellikle gazete ye siyasi dergilerde (Dunya, Vatan, Devir, Demokrat Izmir...) ciddi Film elestirileri yapilmaya l , aslamr.(17) Bu clOnemdeki en ' Onemli gelisme ise Sineina, Sinema—Tiyatro, Sinema 59 ye Si—Sa gibi entelekttiel sinema dergilerinin yayin hayatina girrnesi olur. Sinema dergisinin 1956'da cikmaya baslamasi, Turk sinema elestirisi icin bir noktasidir. Derginin Oncle gelen yazarlanndan Nijat OzOn ye Halit Refig, Rai an yeni—gercekci sinemasi ve Amerikan "kara—film"lerinden etkilenmiStei dir y e dergiye, 1940'larda Italya'da yaym hayatina baslayan Cinema ile ayni ismi vermeleri de rastlanti gibi gOzakmemektedir. Derginin ilk sayisinda, OzOn ye Refig su satin an yazar: "...Bizde sinema en cok, hatta sadece eglence yOnidyle ele almmakta, vakit gecirmeye yarayan bir oyalama araci olarak gOnilmektedir. Oysa ki sinemanin eglendirici yOnii onun cesitli Ozelliklerinden sadece biridir. Buna karsilik sinemanin bir sanat olma Ozelligi, Obilr biitiin sanatlardan faydalanan yepyeni bir anlatim araci, bir egitim araci, bir propaganda araci olmak Ozelligi, nihayet (bunlann hepsini kapsayan) bir toplumun kUltfir sanat seviyesini en iyi yankilayan bir arac olmak ozelligi bunlardan dolayi sinemayi sevenlere, sinema sanatini genis topluluga yaymak ye tanitmak isteyenlere dilsen gOrev buyuktur. Sinema bu gbrevin hic olmazsa bir yapabilmek icin yayimlarnyor." (18) Sinema dergisini 1959'da cikmaya baslayan Sinema—Tiyatro ye Sinema 59 izier. Ozellikle Sinema 59'un yazarlan avant—gard dianya sinemasim biiyiik bir dikkatle ta kip etmektedir ye derginin ilk sayisinda yet clan yazilar da bu evrensel bakis acisini yansitir. icinde cevirilerin de bulundugu yazilann bir kisminin basliklan sOyledir: "TUrk Ustiane" (Cetin Ozkirimh), "Italyan Sinemasinin Aradigi Hfirriyet" (Ugo Casira0i), "Maddeden GOlgeye" (Karel Reisz), "Usta rejisOr Griffith ile calistim"(Howard Ayni yeni—gercelqilik Oncesi Italyan sinema yazarlan gibi, Turk elestinnenlen de "ulusal ye gercekci bir sinema hareketi"nin dogmasini beklemektedir ye bu heyec,nli bekleyis icerisinde en ktictik bir isaret bile —04 Arkadas Orneginde oldugu gibi— bi.iy 6k bir cosku ile karsilarur. Italyan sinema elestirmeni Venturini,.1950'lerin sonunda rkiye'de de yasanan bu "Mesih" bekleyisinin 1940'larin basinda Italya'daki Ozetler: "...0 yillardaki Italyan elestirmenlerinin durumu, zorlu bin hamilelik doneminin ardindan her an inanilmaz bir dogum gerceklestirmesi umulan hasta1952'den Once Turk sinemasinda bir elestiri geleneginin varligindan soz eti;lek

.LIa Beyaz Mendd (Lail

I. Akad)

(Batibeki) y e Memduh On de vardir. Yrlmaz, sanat hayatina ressam olarak baslar. Bir sure ticari filmier yaptiktan sonra, sinemaci yetenegini, komedi y e yerel folklorik unsurlari basanli bir bicimde harmanladigi yumnsak koy filmleriyle giisterir. Sinemada "kOycilliik". hareketi o yillarda cok agir bir sansiir baskisi altincla oldugu icin, Yesilcam'in ticari gereklerini gOz ardi etmeden, edebi ce yrelerin basat kiiltUr sOylemini yumusatip, yerel destanlarla susleyerek devam ettirmeye cahsrr. BOylelikle Yrlmaz, daha uygun siyasal bir ortam icerisinde calisma imkani bulacak olan bir sonraki sinemaci kubu dOnernde saga (1960 kusagina) gelistirilebilecek bir sinema altyapisi saglar. Gelinin Muradt (1957), Alageyik (1959) ye Karacaoglan'zn Karascvcektigi belli bash filmier, dasithr (1959). 1950'lerin bir diger Onemli ismi Memduh Un, sinemaya Muharrem GUrses melodramlanyla baslar y e sinemanin sanat yOnilyle fazla ilgili glininmez. Yesilcam'in ticari onculleriyle uyumlu olarak filmleri "genellikle aldatilip yiizustii birakilan genc ktzlar, anasiz babasiz cocuklar, ask ve kiskanclik yilziinden islenen cinayetler ye siirekli olarak act ceken insanlann" (15) hikayelerini islet. Yine de bu kucuk insanlann marjinal hikayeleri, Memduh Un sinemasinda, aym Chaplin ya da De Sica'da oldugu gibi, bir niteligi kazanmaya baslar. Yilmaz Guney, Metin Erktut "basit insan safligina sinema kariyerinin en san ve Ertem Giirec'in de katkilanyla bu humanist bakis, onemli filmlerinden olan, ve defalarca Yesilcam'da benzerleri cekilen Uf Arkadfq (1959) filminin dogmasini saglar. Scognamillo'nun tanimiyla bu "umut dolu populist " film, gercekci uyanisi" sabirsizla bekleyen elestirmen ye aydin Turk sinemasindaki cevrelerinde buyuk heyecan yaratir. Ashnda filmin hikayesi "gercekci" olarak adlandinlamayacak kadar basmakahptir: GOzleri gOrmeyen bir kiz tic altin kalpli genc tarafindan bulunur. Gentler cok yoksul olmalanna ragmen kOr kizi himayelerine alit ye gozlerinin

%%lea Soninkra So,guainli 8/i Yakut?? Denanesk t ail Omer

SEFÜRLEWE SORUNLARINI COZOMLEME DENEMESi Huh §ehirle§menin §ehrin gecekondu bOlgesinde ortaya ctkardigi probleme LUtfi Akad, Diiün, Gelin ye Billet ticlemesi ile belli bir perspektiften btittinsel bir aciklarna getirrneye calt§t. Bu denemesinde insan davrant§tnin snufsal temellendirmesini yapmakla birlikte, kitlelerin sömiirillütinde ye aktif mficadeleyle haklarina kavu§malannda geleneklerin ye degerlerin Onemini belirtti. Sir ba§ka deyi§le radikal degi§irrderin ye dtizenin sfirdiirtilmesinin salt sosyo - ekonornik yap talililleriyle anlaplarnayacagnu vurgulayip, degerlerin yapisal dfinii§fimlerdeki etkinligi ye iizellikle dfintilinnleri gergekle§tirme yfinterni olarak kullanimina dikkati gekti. Ustyapi devrimcilerinin ye buna tepid gfisteren islfimet dii§fineenin sorunu deger planinda temellendirrneleri yanlqina dtionedigi gibi, altyapr, fistyarn birlikteligini gfiremeyip fistyapt unsurlanm konu (hp birakan ve/veya iistyaptyt salt bir yansima olarak gOren degi§ik "sot' degeriendirmelere de iltifat etmedi. Bu figlemede azgelkmi§ §ehrin tic ayrl kesiti ihtisasiamamt§ ye Orgiitlenmemi§ ayak sattedan, oldukca fazla sama ula§an esnaf, serrnaye, ihtisasia§ina ye sap olarak tuiktan belli rakamlara varan tiearet, imalat we servis. Akad Dfi§finde ilk kesiti, Gen-ride esnafi, Diyet'te de i§ciyi vermhltir. hcilerin calt§ttgt yerin ihtisasla§ma ye Orgtitle§me dfizeyi geridir. Akad bu suretle Tiirkiye'deki genet gfirfinfirnii dogru saptarni§trr. Tfirkiyeinin ikinci sanayi kenti izmirde Ticaret we Sanayi Odalanna kayrth olanlarindan "Tticearlann hic degilse dortte birini, imalatctlarm da yanstna yaknum esnaf ye kfictik


Soiwi Sotunktra Sugulaanif gir )akiapm Oencynest- littli Omer Aka(' I I

imalatct diye tasnif etmek gerekir." Ayriea sanayi kurulusu denebilecek kurulu§lar orta buyuklükteki kuruluslardir. 2 Bu durum Tiirkiye'de kapitalistlesmc dfizeyinin dUük oldugunu gOsterirken, demokratlasmayla §u anki yaptsal durumun tahlili ve bunlarm gelisme dinamigi sorununa getirdigi göztimleme kapitalistlesme Minn da yavaslainustir. Bu sebepten mulkiyet probleminin dicta btrakilmast ye uretim aract sahiplerinin dtsa attlmast gerekmektedir. çunku isci snuff gecekondu bidgesindelti. diger gruplardan maddi anlamda daha iyi bir hayat stirdiigfinden sorunun çözüruUnü sindsal degil ekonomik platform getirmistir. Uretim araglan sahipleri pir41 pak gtisterilmeyip ekonomik mdeadeleye karst olduklart icin elestirifirken, temel sorunla iiikin olmadtklart icin de konu thst btrakihruslar; ancak Orgtitstizliik sorununun halledildiginde yapdaeak islere ve bu arada sermayedara karst tavra da ipotek konmamisttr. Dftün ve Diyet'te soz konusu edilen kesitlerdeki olagan durumlar ele ahnirken Gelirede esnaf grubundaki olagandtst bir olay i1enmitir. Gelitedeki ailenin ekonomik geni§lemesi istisnai bir durumdur. Akad bbyle yapmakla dogru formiile ettigi sorunun yanh§ algdanmasma sebep olmu§tur. Elestirmenlerin anlamadigi veya anlamak istemedigi nokta yozlasmamn kOyden gelenlerde genel bir egilim olmadigidir. Esnaflar genellikle ayak sattellart gibidir. Yalrnzhk sorunu da bu cergevede konulmu§tur. Gelin yapayalrnz kahrken -son sahne ye Diyet'te ki§iler arasmdaki sipsteak ilgi saptanfru, dogru yeni tavirlar eoskusal duygusalliktan kaynakianan hare-. ketlerin eski unsurlart ydunastyla getirilmistir. Akad Endi4e filminin senarist y e yOnetmertinin -kan davast olan bir yapayalmz birakma- yanlisma dilsmerni§tir.
al [Minder Dernegi Yay., 1. Mabeccel B. Kiray, Orgfitlefeineyen Ken Ankara, 1972, s. 82. 2, a.g.e.. 5. 92. 3. Taylan Ahug,'Diyet", Tfirkiye Defteri, No:15, (*ubat 1975), s. 362. 4. a.g.m,

Saida tistyapi altyapt birlikteliginin lark edilmemesinin getirdigi yanlis astyapt unsurlannin konu (list birakilmastdir. Bunun en sornut Orneklerinden biri Endise filminde kiyafet devrirnleriyle ilgili konu radyodan anlatiltrken pamuk iscilerinin konusmayi dinlemeyisleridir. Bu, germ diMemde solun Ustyapi yanh1igmni giirap bir baska tic yanlisa Ornegidir f/styapt devrimeiliginin tek alternatifi iistyapi unsuriarmt konu dt§i birakmak degil iistyapi unsurlannut diyalektik gelisimini kavramaktir, estyam unsurlarmin diyalektik gelisirnini koymada karstlasdan ikinci guçluk Tiirkiye'de bilrokratik degerlerin benimsenmesi, Ozellilde hall= hassas oldugu konularm iistiine gidilmesidir. Ornegirt, din Endise'de bu cercevede babel sekilde konmustur. Halbuki Akad Diyet'te sendikalasmayi bir hadis-i serifle gecekondu bOlgesine kabullendirmeye, yani kiyei cleki balk degerlerinden faydalanmaya yiinehnis, degerin toplumsal degi§medeki islevini giistermeye çalimitir. Bunu yaparken de donuklugu degil, stirekli geliimi yeglemistir. Warne bitmeden elestiri bircok yanks anlamalart beraberinde getirmis, "inanclar sistemi tesirini ibadet sahasmda stirdiirCirken diger sahalarda neden devam ettiremez" seklinde sorunu tilmed koyan sag idealist, "TORELERiN MADDI NEDENLER SONUCU ortaya çiktigm ve yine MADDi NEDENLERLE DEC4Tidi" gibi "sor idealist yorumlar Ikincisinde degerlerdeki degisikligin alts cizilirken stireklilik attar-muss gecekondu bolgesinde tutuculugun zaman zaman ktiydeld tutuculugu astigt nazar-t dikkate alinmanustir. Yani Akad degisimi gOrmils, icinde Islárnhgm etkinligini yitirdigini fakat etkililiginin ortadan kalkmadtgint belirtmis, yeni dururnun eskiden kaynaklanmast gergegini yakalamtstir.

5. Meinnet. Dogan, 7D0gtin", Hareket, No: 106, s. 51. 6. Aydin Sayman, "Lam Akad'in Son Filmleri", Yedinei Sunni, No: 15, (Maps 1971), s. 65.

j bmgmenler (•er(evt-..'ski(k lark Sinemasr:

.Cosyal Sorunlara So‘rukkanit Bit tdA.145im Oenemese Wit/ Omer 4

Bir de TUrk sinemasini ytkrnayi arnaglayan cevre tarafindart yOneltilen sazde ele§tiriye parantez acmak gerekir. Alenfi ele§tiri ruhu Are altyapt ile Ctstyapt devrimciliginin ikisinden de vazgegememe celi§kisi bir elestirmeni Gelin tizerinde celi§kili skier saylerneye yarteltrni§tir: "Mint di temelsiz inanclart onlart kuçuk Osman im riddi hastaltgina kart dahi kayttsa btrakiyor.' "Film boyunca kapitalislesme yolunda her§eyi unutmu§ hush bir Anadolu ailesini sergileyen Akad,.." Aynt adam Akad ustayi Ctzerinde caltstigi konuda kendi gibi bariz celi§kiye diisebileeek santp, "lusaca, KKONOMili BUYUME'ye (Gelin'in tersine) evet diyor, TbREL BOILIKLUdA haw diyor" sOzteriyle yeni ke§iflerde bulunmu§tur. Sonuc olarak Akad kendi deyi§i ile bizim insammizin yalin ama derinligi olan davrarn§nu i§lemi§tir Diiün ve Diyetle. Kapitalistle§menin getirdigi yozlugu da Gelin'de sergilemi§tir. Artik §irndiye kadar kenarmdan kii§esinden ele§tirdigi ornegin, Esir Ilayatitaki ziippe desinatiir ttiril, ziippe aydin tavri, eafeaf11 y e kiiksilz tavir glindemdedir. Hic kimsenin §uphesi olmasm ki, Akad Turk aydinina yOnelik radikal ele§tirisiyle teretime kokmayan, kitabilikten uzak yepyeni fikirleri Turk toplumuna sunacaktir.
($ubut 1975)

•:

LOTH AKAD'IN OtRETTiKLER1 Liitfi Akadim televizyon icin Omer Seyfettieden uyarladtgi dart hikAye, ce§itli tepkilere yol acti. Akad, cok yaygin olarak fa§istlikle suclandt Ele§tiriler, Gave Civic filmi icin de sriz konusuydu. But filmier sag bastnda olumlu kamlaturken, sol lurcin bir §ekilde elestirmi§ti. Buna Itarstlik Gain ve Diyet filmlerine kart takindan tavir Oneekinin tamamen tersi olmus, bu sefer sal bu filmlere sahip clkarken, sag alabildig'ine ytik. lenmi§ti. Hadi bu filmlerin cevrilmeleri farkh danentlerde oldu diyelim. Ama, Onceden bir Ocleme olarak dii§iintilen Gelin, Drifrim ye Diyet icin de degi§ik tutumlar taktmlmr§tL Birbiri pe§i sira cevrilen filmlerden ikincisini sag tutmus, hatta sagdaki bir Ogrenei Orgtitii Dtiketn4ii yilin filmlerinden biri olarak ritelemi§ti. Sagin ele§tirditi abtir iki film ise sal kesimee, en azindan aria naktalan ile savunulmustu. Bir yörtetmene kar§i degisik tavirlar, ytinetmenin celi§kisi sonucu ortaya cikabilir. Ancak bunun iki degi§ik sebebi de olabilir. Birincisi, konunun kavrandmamasindan, ikineisi ise yonetmeni kullanmak i§gfizarligindan kaynaklanabilir. Her ne kadar Tiirkiyeide bir lostm yOnetmenler kullandmak istenmi§se de, sagdaki ye soldaki aydm grupculdartnin konuya ytizeysel yakla§tmlart but yOnetmenler hakkmda yalan yanh§ yargilara da yol acmt§tir. Burada bu yanh§lik Liitfi Akad'in ituduttartn Kanunu ve Omer Seyfettin uyarlamalarindan aZiz edilerek somut bir bigimde gOsterilmeye cah§da•akhr. cok genet duzeyde stiylemek gerekirse Akad, Omer Seyfettin uyarlatnalarmda strasinda kerim, strasmda kiln olan devleti ye bireyin toplum icinde eriyisini anlatmak isterni§tir. Bu denemesinde konuyu Osmanli toplumunda sornutla§hrarak geq-

) Yedinti Sanat, No: 3, (Mops 1973, s. 49. Nezih Co, a.g.nt. 9, Nezih Co§, DOün, Yetlinci Sanati No: 62, (Ithat 1974), s. 59.

; ;.;

re517011nenter

k

5(,sidtconinidm Souk

iv

k45,m (), p

si: I fill) Otrrof

1

s mi s diinerni basarili bir bicimde yansitmistir. Temasi bu §ekiide Etzetlenebilecek filmlere, "en iyi on film" sorusturmasmin sirasina Hudutlarth Kanuntina oturtan elestirmen resinden sert tenkidler gelmistir. Genellikle "sorda olan bu elestirmenier filmleri yanli§ bulinu§lardir. Ancak Akad, littdutdeviet/fert iliskilerinin, Laren Kanunu filmi iizerine orada yaptigim arastirmalar, incelemeler sonucu (filmde terdigimin) tam tersi oldugunu anladim... Biraz degil, adamakilli btiytik inikyasta milbalaga ederek idealize ettik, devlet/fert iliskilerini..." demektedir, Yani ele§tirmenlerin uyarlarnalarda takmdiklar•'devietin yficeltilitiesr tavrinm Hudutiann Kanunu kin de sliz konusu oldugunu belirtmi§tir. Akad bu diisiincesini filmi cevirdikten hemen sonra -dabs yumusak bir §ekilde de olsa- soylemiti. Bu skiz tizerine o sirada filme kesin cephe Aynt kesimin zarnan iginde filme karsi tutumu degismedi. Yapilan sorusturma da zaten bunu saptiyor. Bunlarm cok kisa zamanda fikirierinin degistigi kabul edilse bile, neden Omer Seyfettin uyarlamalarmi elestirirken bir iki stizle de olsa lindutiann Kanunn'na dokunmadilar? Her yaziya ba§larken artik agizlarina sakiz yaphIcian yOnetmenin gegmisi ilzerine genellesmis tavirlarim yinelemekten neden vazgegmediler? Yoksa bu kisilerin "devietin yikeltilmesi" konusundaki tavirlari degisik ckinemler icin degisik miydi? Bir ba§ka deyisle, "Osmanli Devleti'nin yticeltilmesrni yanks, "simdiki devletin yUceltllmesini dogru mu buluyorlardi? 0 halde *fa§i Z111 4 suglarriasi, Osmanli Devleti'ni yiiceltene yapilinca yoksa sirridiki devieti yikeltene yapihrica ml daha gercekci ve daha gegerli olurdu? Yukarida iizerinde durdugum noktalar elestirmenierin coli§kisini sornut olarak giistermekte ve suglamalarmin sonunda gelip kendilerine bulastigun kamtlamaktadir. Ama, film term anlatmak istedikleri ve birbirleriyle biltarilesmeleri iizerinde
1. /dim Serif Onaran, Li(fi Omer Akad'in Mamas*, E.O. Gaze'. Sanatiar Fakaltesi Yay., izrnir, 1977, s. 104.

daha fazla durmak gereklidir. Bir kere Akadm lituluttartn Kanunu filmini yaparken talund0 tutum Ornek alinacak bir tutumdur. Akad, donki§otea bir tavtria "ohms] gereken"e yiineimerni; "olabileeek dam" yapmayi denemistir. Bunu yaparken de bireyin toplum igindeki yerini dogru saptanu§ttr. Filmde, iisttegmenin Ogretmene onun hilkUmet adami oldugunu sOylemesi, Ogretmenin itirazt iizerine de halk sizi iiyie gartlyor demesi, hatkm deviete kart tavrtnm dogru bir bicimde saptanmasmt sagtatm§ttr. Filmin ba§ka bir yerinde Malkin icindeki iyiligin ortaya ctkraasma vesile Ornate' Onerisinin yapilmast da bundan bOyleki dtizenlemeler icin en Onemli prensibin ortaya cikardmasi seklinde yorumlanmalidir. Zaten Akad'm "Bizim insammizin kendine has Ozellikleri nadir? Bin yildan eski bir küitürün sahibi... Begiin okurnamt§ bile olsa o kOitürQ sindirmis bir insan... Her baktmdan, her davramsi 2 stizieri betli bir sUreklitigin altini cizmektedir. Bu dii§Unce de actkca ortaya ctkarmaktadtr ki, Akad iki ayrt cah§masmda da bizim insammt. it milspet bir konuma yerle§tirmi§tir. Ona "ukalaca" birtaktm *eyieri, bilirbilmez Ogretmeye kalki§mamOrt Bu stirekitlige, bu biltitnitige ragmen sag, II/Id/Warm Kanunutnu elestirip Omer Seyfettin uyarlanialarina sahip cikrins, sol da tam ters bir tutum takinmishr. Bu somut durum da Akad'in "ban filmierinin erken filmier" oldugunu sOyiemesini, eski kaynakiara egilmenin entellektiiel alanda yeni oldugunu betirtmesini anlaphr kiimakta. Akad'm TUrk aydimm bilinciendime cabasuun §u an tent ba§anstzlikla sonuclandignu gos termektedir. Akad'in anlasilmak istenmemesi ve tam boyutlartyla ania§damamast, TOrk fitmlerinin hallo uyuttugunu savunan aydtnlarm Oncelikie kendi yetenekkri tizerinde dii§finmelerini gerektirmektedir, *tutu bunu kendi dogru bildikleri noktaya cekmeye cabalamakdan once her yaptta saygdt bir tutum takimp kavramaya calt§malarmn seyrettikieri tilmieri bilirbilmez ele.tir2. a.g.e.

Mientcrcerfekes/rrce lurk Slnemast

Sosydl Sorunlara CaQui

m sit Will

meye yönehneden once anlamayt denemeterini Yazgecilmez bir gOrev olarak giindeme getirmektedir, Caltsma intkant buldugunda Akadln Ogretecegi cok daha degisik seyter silphesiz YarAncak onlardan Once simdiye kadar yaptigt filmier iizerinde titizlikle durmak zorunludur. Ozeihide aydtniarin toprak reforrnuna her derdin caresi olarak baktddart bir diinemde duaartn Kanunu filmiyle bunu bir gtkmaz sokak biciminde sunmast bitindigine Ore.
(1Casem 1977)

LUTF1 AKAD S1NEMASINJN

Turk sinemasnun genet gelisinti icinde Liitfi Akad sinernasmin yadsmamaz bir Onemi vardir. Diger Onernli yOnetmenlerin sinemast, Turk sinemastru a veya bu Olgtide etkilernistir, ancak Latfi Akad sinemast yerli sinemada pek etkili olamanusttr. SOzii edilen etkiyi bicimsel ve dUstinsel dtheyde anlarriak lazimdlr. Son dOnemde anonim anlatimdan kisisel anlatnna yOnelindigi saptamasi etki sorununu gtindeme getirmektedir. Halit Refig, Ltitfi Akad sinemast iizerine yapilan bir calismayi degerlendirirken, kisisel uslup sahibi birkac yOnetmen oldugunu belirtmistir. Aralarmda LUtfi. Alcad'm da butundugu bu yonetmenlerin sinemalarimn ayrintth bir bicimde incelenmesi gerekmektedir. Son dOnem Turk sinemastrun Ltitfi Akad sinemasindan sadece kisisel anlatun agsmdan degil, chili:inset anlamda da Ogrenecegi cok §ey vardw. Son dOnem Turk sinemast Linn Akad sinemasmdan yararlanmamak liiksOne sahip degil gibi gOriinmektedir. Oncelikle sorunlara sogukkanh yaklastmina dikkat edilmelidir. Akad "meseleleri tesrih etmek" amactm tasnligint, "recete getirrneye" niyeti bulunmadigun belirterek "sosyolog" olmadigint sOylemektedir. Akad'tn boyle bir tavrt Ozellikle Ge. filmterini anlarnartm, yorumlamarun ipuclarim sunmaktadtr. Aksi halde Ditrian fihninin again sorusunu, Habibelye sevdalanan kasap wag", Zeki'nin "San iyisin, ben iyiyim, hepimiz iyiyiz de, isler niye bOyie oluyor?" sorusunu yandlamak zorlasmaktadir. Yine aym bicimde, Diyet'in "Ekmek yenilen kaptyla pazarlik yaptimaz" manttguun astImastm ye Gefireirt, Meryemin duygusal glum' aniamlandirmak mum-

122 1

r

enlerCe eresiade lark Snernast

wal Sorunbra S4ukkanli 8Ir Yaktm Oeneme,s1: Will Omer Aar/

kiln gOrtinxnemektedir. "Meseleleri tesrih edip, recete getirmeyen" Akad'm bu tic filmine degisik dilsiin odaklannin degisik yaklasmilarunn, farkli yorumlayarak, birine sahip cutup digerleolmalidir. 'lrisart eti yernek" rini elestinuelerinin bir mantigt baglatrunda yorumlanabilecek bLitünlüklü bu tic filmin ham anlasilxnadtguu soylemek yanks olmayacaktir. Degisik dtistin cevrelerindeki bireyler ye yazarlar bazi somut gtincel mesallar ar-adiklan igin Lutfi Akad'in "meselelert tesrih" etmesini pek anlarnamakta, anlamlandtramamaktadirlar. Sözft edilen durum soruna genie bakilmadigmi giistermektedir. Ornegin, Lukacs'in "gelecegi garebilirlik" ile "siyasal babindan uzagt gorur1ugU asnrmast ve *giindelik olaylara ski sikiya bagli kalan bir perspektif cogu zaman basansadir* anlamh bir sekilde yorumlantp, uyarlansa, Ltitfi .Akad sinemasi daha gercekci kavramlarla nitelenebilir. OzelIikle Diyetin Ozerinden on dOrt yil gectikten sonra ne Olgiide gergekgi saptamalar yaptigi daha dogru bir §ekilde an1at1abilir. Tiirk sinemasi sadece sinemaya bakarak da degerlendirilemez. Bu agulan Sevda *ertertin kisa araliklarla yayinlanan iki yapitunn daha ciddi olanindart alintilanacak bir saptama ilginc nitelemelere ulasmayt saglayabilir: "Cagdas tiyatromuzda ise sorunlar, dtisiinceler, elestiriler cogu zaman insandan soyutlanarak one gegmektedir." Sevda Senerin bir baska saptamast da gercekgi gOrtinmektedir: "Genel olarak tiyatro edebiyatmuzda kultur sorunlari egitim yoluyla cOdtmlenmesi mihnkiin elan sorunlar olarak da ele aluuni§tir." CaOdaq Tiirk Tiyatrosurukt Ekonomi, Kfatiir Snruniart (1923-1972) ye. Cal)daq Tiirk yatratunda Insan (19234972) yapitlarindaki tiyatroyu da asacak sekilde yorumlartmak gereken bu iki genellerne sanat alanindaki yaygm bir tuturnu sergiiemektedir. Ancak Lutfi Akadm toplumsal ye ekonornik yaptyt Fonda birakip insan unsurunu One gikanst ye Hudutlarm Kanumenda sansfirtin miidahalesine kar§rn Ogretmene kacakgr Hulrem ogluyla konusurken 'sen de baban gibi ol, ama oku" dedirtmesi Lutfi Akad sinemasman

sOzi1 edilen genellik iginde laulunrnadiginin, sorunlara daha sogukkanli degerlendirdiginin Onemli bir gOstergesidir. lincluttartn Kanunu'nda, toprak reformunun her derde deva olmadiginin altim cizen Liitfi Akad'tn, sorunlara sogukkanli ye gents baktst son dOnem Turk sinemasi icin Onerrill bir kaynaktir. Son dtinem Turk sinemasi olaylara dar bakmanin elestirisinde somutlasirken, "basit konularin da iyi filmleri etabilecegi" gibi, Akad'in yillar Once belirttigi diisiincelere panelmektedir. Akadm sogukkanli bakis acts eski filmlerine elestiri yOneltinesini de miirnktin kilmakta ye Akad, Hudutlarm Kanunrinu ilk filmi olarak nitelernektedir: "Halkla dogrudan dogruya bir temas kurmak, halkm sinernasmi yapmak. 0 bakundan ilk filmim diyorum Hudutlann Kanunuba. Kendi sorunlannuzi islernekteyiz ctinkti." Ancak bu noktada bir farkhltk belirmektedir. Akad sinemasi, filkenin can alto sorunlarina mesafeli yaklasarak sogukkanli bir saptama getirmeye calistrken, yeni &Merit Turk sinemasi "basit konulann iyi filmlerint" Ornegin, basit ask filmleri yapmaya yOnelmekte, temel sorunlari derinlemesine sergileme gereksinimi giderek Turk sinemasmdan uzaklasip aykin Ornekler olusturmaktadir. Son siralarda yiinetmenlerin konumunu sorgulayan tiirde gekilen cok sayida filmin nedenleri olmabdir. Yeni diinem Ttirk sinemasinin konu degistirmekle sorunlara ortadan kaldirmadigi, sorunlann tistiinii bir sure Ortttigii Akadm sogukkanli yaklasimi ye balusirtin dar olmayisi Tiirk sinemasi icin yeterince yararlandmanms i5nemli bir potansiyeldir.

B Ri K i MD EN YARARLANMAK
Akad sinemasinin sOzii edilen dengeli yaptlanmast beraberinde baska sorunlari da getirmektedir. Akad sinemasinda tarih ye ktiltiir sorunlari Onceliklidir. Ciddi konulann sogukkanli degeriendirilmesi anlaminda gecmis diinem Turk sinemastyla baglantili ohm Akad sinemasi, son dOnemin yerli sinemasindan Ortemli ölciide kopuktur. Temel sorun birikimden yararlanma

Urartrnenler

(a; euesmtle Turk Vnemair

Sawa/Sexurst, ra Soaa

L1h rakiaRm Derierriesk ION Omer,

sorunudur. anti Akad sinemast bu aculan azgandiir. Tarihsel birikirni Kinalizade All ye Pir Sultan'm ikisinden de yararlanarak kullanmaya y e yorumlamaya caiman Latfi Akad sinemast, tizellikle Omer Seyfettin uyarlamalan ye Giikce Cicek acismdan Tarkiye igin erken bir sinemadir.. Wok diktinee hayatt tarihsel birikimden sogukkanli olarak yararlanma egilirnine hazer gibi göranmemektedir. Tint(' bunun gibi, degiik yeni kaltarel unsurlardan, gelkik gibi garCtnen sanatcdardan yararlarunast Akad'in kiiltiir konusuna geni§ ye esnek baktiguu gtistermektedir. Bu konuda en iyi iki ornek Kiztlyntak- Karako-yun ile Diyet filmlerinin din sorununa yalda§im bicimidir. Aka.d'in Kemal Tahir y e Ytkar Kemal ayri ayri yarderi itibariyle olumlu buldugunu belirtmesi, perspektifinin dar olmadiginrn bariz bir göstergesidir. Aynea, Latfi Akad TCtrkiye'de hicbir tarikinin, sosyologun ye hele edebiyatcimn yapamayaeagi bir §ekilde Kemal Tahir'in sanatsal iiretimini degerlendirmktir: "Kemal Tahifin bugiin bir cok yalan - yanh§ tefsiri yapihyor, degkik c.evrelerde.,. 0 balumdan dikkatli olmak 1azrm. Dikaneelerini pekktireeek veya herkesin anlayabileeegi bicimde cok acik secik olarak yazacak zamani olmadi Kemal Tahir tin... Saglam, ama cok tehlikeli bir yerdedir Kemal Tahir. One yaklapeak sinemactrun bunun bilincinde olmast gerekir." Bu yorum sanatsal birikimden yararlanmanin yolunu gösterdigi gibi bazi, sornut film Orneklerine yonelik bir degerlendirme mahiyetindedir. Bir anlamda Akad'in &anted Tiirkiye'nin kidlike' dkla§hrthp somuthi§tinimasindaki olanaklarmin fazlahgini kanitlamaktadir. Latfi Akad, Salt Faik'ten Kemal Tahir Ya§ar Kemal'e kadar, son diinem Turk edebiyattna olumlu bir dayanak olarak bakmaktadtr. Bunun atesinde bazi filmierinin en cok diyaloglannt sevdigini sayleyen Akad, Omer Seyfettin uyarlamalannda kimi veciz diyaloglari kendisinin Urettigini, ba§kalarindan altntilayarak kullanmadi'gmi belirtmektedir. Bu bir §ekliyle bazi diktineeleri aktarmaktan ziyade yorumlainaya yanelik oldugunu gastennektedir. Yorumunun dogru ya da yanli§ olmasindan daha cok yorum yapmast Onernlidir. Akad bu

nedenlerle tarih ye Whir sorunlari azerinde dii§iinen bir kidtar sinernaektdir. Kaltarel birikime ve kaltarel ce§itlilige kah degil, esnek bakan bir sinema yanetmenidir. Liitfi Akad sinemast, Turkiye'nin killtarel zenginligini somutla§tinp gelktiren bir sinemadir. Zaten belki de sineinaetyl bir &kith& - yazar olarak nitelernesi bundandtr. SINEMA KULTUR ETKiLESiMi Yanetmerti bir dil§tintir yazar olarak niteleyen Lath Akad, ciddi bir sinema ele§tirmeninin deykiyle "yazamadigi romardann filmini yapan" bir yanetmendir. Edebiyat uyarlamalarmda metric sadakatla bagli kalmayip, ileyaz Mendirin bir yarisini Ya§ar Kemal'in bir ciindesi olarak niteler y e Menek4eli Vadi ile Mahpuslan rahat uyarlamalar yaparken, sinema dilinin ye yanetmenin sorunlari degeriendiri§inin farldiligmt anlatmaya galkmaktadir. Turk sinema tarihineln-Diyet filmleri de de yeti olan cogu filmleri gibi bir dikanar yazarin azgan senaryolarma dayanan tirtinleridir. Turk sinemasmda derinlemesine incelenmerni§ §ehirle§me sarecini ve gecekondu sorunlarini ekonomik, toplumsal ye killturd boyutlarini ihmal etmeden gunumuzde de gecerlilik tapyacak bir §ekilde sergilemktir. Latfi Akad'in bu ticlemesindeki cabast Tiirkiye'de konu hakkmda yazilan yapit"marazi lardaki yakla§unlardan kesinlikle daha az bilimsel degildir. Usiklikletelik Akad sanat9 sezgisiyle klemesinde kaltilrel rin vogu sosyologa da rigretiei olacak bir kiekilde yorumlamt§tir. Bircok sosyologun yeni yeni farluna vardiklari kiiittirel konularm tinemini cok acik olarak y urgrulamkur. KWh:1r sorununu Latfi Akad iilcasande geni§ ye o alciide esnek bir bicimde degerlendiren ba§ka bir yanetmen olmadigi gibi, edebiyatct sayist da fazla degildir. Zeminin kayganligint ARM 11han'm ye Hilmi Yavuz'un yazchklan kanitlamaktadir. Lath Akad sinemast hakkinda on dart yil Once biraz soyutga yazilan a§agulaki satirlar hA14 unkind' garanmektedir: "Halt §ehirle§-

1261 i,etmenks Cetrewsinde Toth Stnemay

cost

fa/71am

Ir Yakla$ Venemesk LOIN Omer Akarl j

7

menin •§ehrin gecekondu bolgesinde ortaya cikardigi probleme Lutfi Akad Diiiitn, Gelin ve Diyet tiqlemesi lie befit bir perspektiften butdnsel bir aciklama getirmeye çahti Bu denentesinde insan davraniinin sinifsal ternellendirmesini yapmakla birlikte, kitielerin sOmiirtilil§tinde ye aktif mileadeleyle haldanna kavu§malarinda geleneklerin ye degerlerin Onernini befirttl. Bir ba§ka deyi§le, radikal degi§imlerin ye dilzenin stirditrillmesinin salt sosyo ekonomik yap' tahlilleriyie ania§damayacagtna, degerlerin yapisal dCnüüm1erdeki etkinligine ye özellikle dOnti§timieri gercekle§tinne yOntemi olarak kullammma dikkati cekti, fistyapi deYrimcilerinin ye buna tepid gi5steren dil§iineenin sorunu deger plaiunda temellendirmeleri yanh§tna dii§medigi gibi, tistyapt altyapi birlikteiigini gilremeyip, tistyapi unsurlanni konu dii btrakan ye tistyamyt salt bir yansima olarak Oren degkik 'sol' degerlendirmelere de iltifat etmedi." Ancak bu yorum sadece Gelin-DilfränDiyet ticlemesinirt cercetresint cizmekte, bu filmleri yorumiamak actsmdan yetersiz gortinmektedir. Gelin'in duygusal gilu§mm, Esir Hayat'taki ziippe desinatörtin "konu§tugun gibi cizr deykinin, Gaitce Cicelein altma parmak basmaktasmr sözünün ye Diyet'in "Bilmedigin atm arkasina gectne* anlammin bUtiinlüklü bir yorumu oimandzr. Bit duflnür - yazarin sinemasmin en siradan Orneklerinin bile ytinetmenin Oriinlerini yorumlamakta tinemi vardar. Lütfi Akad sinemasi sadece yOnetmenler igin deg, sosyologlar, sosyal antropologlar, tarihciler ye sinema akademisyerderi icin de ogretici bit nitelik ta§rmaktachr. LUtfi Akad zaman zaman *kendilerini anlayacak bir ele§tinnen, ku§agmm ortaya vkmast gerektiginr belirtrni§tir. Akad sinemasi yerli sinemanin siradan Orneklerlyie de kar§da§tinlarak incelenatelidir. Aym §ekilde Ltitfi Akad filmleri yerli sinemada etkill ohnu§ yOnetmenierin filmleriyie birlikte de degeriendirihnelidir. Ltitfi Akad sinemasini 'Arayerde kalan sinema" ya da "ulusal sinema ile devrinici sinema arasmdaki sinema" olarak nitelemek, cogu kez yactildigt gibi Lütfi Akad'in filmlerinin citi§finsel olarak "anla§dmazligme belirtrnekten ba§-

ka bit §ey degildir. tjrnegin, LUtfi Akad'in Whir konusuna yakla§munt bit yaniyla degerlendirmek igin Almeler y e litzlart fie Yilmaz Gtiney'in Arkada.fini, Halit Refig'in Farms Bacestm, YUcel Calunaklerun Ktztm Aylesini Memduh Anrestm kar§da§brrnak gerekmektedir. BOAR bit kar§da§tirma sonucunda da marl Akad'in konuya yakla§imtrun temeldeki ye ayrintilardaki farkidigi ortaya cikar. Turk sinemasinda ktilttirel konulara yakla§im bicimleri bütünlüklü olarak incelenmedikten sonra, degil LUtfi Akad sinemasi, hicbir yOnetrnenin sinemast dogru bit §ekilde anlaplamaz. Lutfi Akad'in bizzat kendisinin Seyyit Han lie kendi sinemasi arasindaki baglantaya skieri de bu anlamda ogretici gOrtinmektedir. Lütfi Akad'm yeni bir ele§tirmen ku§agina gereksinim duyrnast sinemasmin degeriendirilmesi ye yorumlanmasi konusunda tepkisinin bir ifadesi olarak ania§iimandir. Sinema ele§tirmenleri de genellikle degi§en durumlarin degi§en Onceliklerine Wire LUtfi Akad sinernasim degeriendirmektedirler. TUrkiyedeki sinema incelemelerinde de Nijat bzOn'tin cizdigi cerceve da§inda Turk sinemastnin gegmi§ini yeniden yorumlama cabasi ohnadtgi gibi. bOyle bir denemenin ortaya glitabilecegine dair bir belirti de yoktur. TURK SINEMASINDAK! YANILSAMA Turk sinemasi birakin ba§lut birikimleri, kendi birikiminden yararlanmadigi slirece, her zaman "torpilli" elan yeni, daha yeni ve yepyeni ytinetmenlerin diinyamn sekizinci harikalarini yaratacaidarmt beklemek kelimenin tam anlamtyla bir ham hayaldir. Her yeni dOnemin yeni sinemasimn bilyiik, gOz kan:1pm piriltilarina befit bir cevrenin, sinemayla ilgihi geni§ bir cevrenin kendilerini inandirmalan miimktindiir. Bu inandirma eyleminin israrla silrdilrillmesinin nedenleri vardir. Herkes yeni sinemaya methiye delendigi, her yazi yeni sinemanin olagantistti ba§anlanndan bahsettigi sitrece buna inanmak da doaldir. Turk sinemasina hafizasim kazandirmak gerek-

12sI

refaelmenler Cool

I Sioemaii

mektedir: Aksi lialde mliktesep cat etimiz stiregideeege ben,zernektedin Fakat Lutft Akad'm da band& gibi "Yesikam ne kadar budansa da yeni filizler vereeektir: Bit budanma eylethine tic - be§ yillik araliklarla kendi fthnlerini toptan yok sayrna anlayt§t da dahildir. Budanan, Yesilcam'm son thinemdeki en de Nisan Akmarim fihnleridir. Ancak bu dinabelirgin mizmin bilincdtst bir §ekilde somutla§mast- Ttirk sinemasmtn birikimin.e karst daha duyarlt olunmasuu gerektirmektedir. (Mart 1989)

AIIM

SERIF'` ONARANMAN SATHI BIR

LUTFI AKAD' PORTRESI
Alim Serif Onaran'tn Liltfi Omer Akarla yaptigi uzun konu§ma lizerinden on be yd gectiktert sonra yaytnlandi. Boyle bir yapitin yaymlanmast otagantistil Onemli. Akad'm on be§ yil Oneeki dii iincelerinin tilmilyle okunmast, sinemast ve genet olarak Turk sinemast hakkmda dil§iinithnesi acuandan ilging bir dayanak olabilir. Oldukca kisa ye fazla Onernli olmayan iki ytl Onceki stizleri ditimda zaten bu konu§manin Alim Serif Onaran'a Ore en Onemli ktstmlan 1,110 Omer Airml'in Sinemast ba§likh cah§rnasmda kulfanitmiti. Sijzil edilen yaprtt okuyanlar icin yeni yapit fazia degi ik dii iinceler getirmiyor. Kitabtn acismdan belki de Akad'in sOyledikleri kadar Onaran'm sorduklari da onem tamor. Bu kisa yanda yapit konusunda but dii§iinceler belirtmek yaninda lizellilde cinema akademisyenlerinin TOrk sinemasma yakla§tmlarindaki genel egilimlerini sergileyebilecek kimi nitetemelerde bulunmak da olasi. Bir kez Onaran nerdeyse sadece Akad'in filmlerini anlamaya caliswor. Anlama denemesi Akad'in actklamalart dogrultusunda olusuyor ve sinemastm degisik dOrtemlere apt-mast= anahtarlarim bile yOnetmenin konusmalarindan ahyor. 1962 plum kadar cektigi filmleri oldugu gibi, 1966 plindan sonra ytinettigi filmleri de birbirleriyle baglantdart cercevesinde yorumlamak yerine ayrt ayrt degerlendirmeyi tercih ediyor. Konumadaki egilim de Akad'in sinemasint inceleyen kitabtndaki yalda§amma biitiiniiyle uygun. Aynca Turk sinemasttun gegmi§i ye gelecegi konusunda Akad'm dii§iincelerini pek ogrenmek isterniyor. Zaman zaman Onaran'm amact dquida Akachn be-

Saciel SckiNdara Sogjukkank 8k raktapm DeRCITIeSk 10111 Omer Mott

lirttikleri Turk sinemasunn genel gelkimi acismdan (*Merrill saptamalann yapilmasma yol aciyar. Onaran ilzerinde calktigi Muhsin Ertugrul sinemasi ile Akad sinemasimn baglanti aynitic noktalan konusunda hassas daYranmiyar. Buna pantiel bir bigimde Tfirk sinemasiron kendi ifadesiyle dart Onernli y6netmeninden ucu ile Akad arasindaki da§finsel ilkkileri ulusal sinema kanusundaki sathi degini dkinda ara§tirmayi denemiyor. Akad'a Came ye Lityalem filmlerini sorrnayi ihmal etmeyammesine karon Kanutt Natrttna vesilesiyle Nijat munu de§elemeyi hid duiinmeyip, oldugu gibi kabullenmeyi yegliyar. Bu yegleme bir ba§ka noktayi giindeme getiriyar. Liitfi Akadla kanu§rnasi ve Akad iizerine yazdigi kitap akundugunda Onaran'in temelde filmier giisterime girdigi sirada yaymlanan ele§tiri yazilanna bir anlamda teslim oldugu goriiluyor. Haliyle bu yazilar cagu zanian farkli bakk agdan getiriyar. Fakat sinema akademisyeni olarak Onaran a siralardaki farkh, fakat mantaliteleri benze§en degkik degerlendirmelerin tinkabullenimlerini pek tkamiyor. Bu durum Akad ilzerine kendi calkmastm oldugu gibi, Akad'la yaptigi kanu§mayi da kapsayacak nitelikte bir geneUemeyi. milinkfin mayor. Filmin giisterime girmesinin iizerinden uzun zaman gegmesi ele§tirmenlefin yargilanna teslim alma gerceldigini pek degi§tirmiyar. Onaranta fazia hakstzhk etmemek igin bu durumun genelde sinema akademisyenlerinin ortak ozeIligini alu§turdugunu belirtmek gerelanektedir. Bir yänetmenin filmlerini ctzumlemeye calkmak herhalde biraz da bu gergeveyi a§mayi zarunlu kilryor. genevenin a§ilmast bir Olciide de sinema kartusurida teorik bilgilenmenin kullandrnasim gfinderne getiriyar. Bunun Otesinde bir gereklirik daha ortaya cilayor. 0 da salt sinemaya 3li kin bilgilenmeyle konuya yakla§manm yetersizligi. Sozu edilen gereklilik dag'rultusunda taketici almayan bir §ekilde dOrt noktayi saptamak baza gerceldikleri somutla§brabilir. Birirteisi, Onaran'in LtIlft ()titer Alcad'In Sinetuass (1977) bag-

profesOrliik takdim tezinden de anla§dabileeegi §ekilde Ktzatrntak-Karakoyulea ili§kin olarak Tiirkiyenin kulturel ce§itliligi sartmunu kavrayamadigi belirginle§iyar. I Bir ba§ka deykle, Akad kanu§masinda sorunun cerce yesini a§arak sinemasmin daha dogru ania§dmasulm ipuciartm sunuyor.Ikinci nokta ise televizyona qekti'gi timer Seyfettin uyarlatnalartna ilikin degerlendirmelerinin iirunlerinin anlamli bir yorumunun yolunu acmasidir: "Burada agikca Daire-i Adl Onu avklayarak 'Deylet kiln ye bilgi eri ile yiiriir. Er mat ile tutulur, malt, ulus iiretir. Ulus adaletle yarthr ancak` dedim. 1§te bu demektir ki, devlet adil oldukca vardir." a Akathn bu siiyledilderi Onaran taraftndan tam anlamtyla bir tarafa, Ozil itibariyle bile ania§ihrianik ye aldukca yanli§ degerlendirilmktir. Bunun sornut belirtisini Onaran'in sarusunda ye Akad sinernasim degerlendiren calkmasmda giirmek "Tataliter rejimlerde oldugu gibi, bireyin devlet mekanizmasi icinde bir parga oldugu, deyletin yficelmesi icin bireyin kendini ortadan silmesi gerektigi anlaminda alinamaz burada devletibirey ili§kisi." 3 Onaran'in konuyu tilmiiyle kayrayatnamasi Akad'in dikkat cekmeye catnip yurguladigi lid naktanin alintilanmasnia kar§in atlanmasina yol actyar. Bir anlamda karma olarak da Altad'in bir genel yakla§imi Onentserimelidir. Bu genet yakla§mu sinemanul diger sanat dallanndan farkhhgmi gtistereeek ve somutla§firacak mahiyettedir: yalmz sinema sahasinda degil... biitiin sanatlarda: Resmimizde... ondan sonra edebiyatimizda, tiyatramuzda.... ki tiyatromuz gercekten... eger tiyatromuz bugiin baealiyarsa, bu kaynaklara el atmadigi icin bocaliyordur...Ben oyle sarnyorum ki, bu i§te ilk uyananlar biz sinemacilar olduk... Ve ilk tatbik edenler sinemacilar aide Bu
lzklt Min Serif Onaran, Lit/1 Omer Mouttn Sinentast, Ege Universitesi Gtizel Sanatlar Faktiltesi Yay., Izmir, 1977, s. 108-113; Áliin Serif Onaran, 0. Akad, Ma Yay., Istanbul, 1990, s. 129-130. Onaran, &Mast, s. 171. Onaran, Lfitfi Omer Aka' in Sinemast, s. 191. Onaran, Lliqi 6. Akiui, a. 189.

t32

Imenier

Ce4elet5inde lUrk Sinemasi

Saw, Sofunlaia 500A:tank L111141m DenetneAk I jell Omer Ake I

1.

stizierie Aka din ifadelendirdiklerini Akad tizerine kitabinda iIedii kadariyla Onaran'in temelde dogru algiladigt konusunda ciddi olarak kusku duymak gerekmektedir. Akad tm sinema a lanindaki gelismelerin farkhligma dikkat cekerek tiyatro hakkmda siiyledikieri genelde dogru gibi gOztikmektedir. Dogrru olup oimarnastrun dismda Akad'tn Belli bir §ekilde degerlendirmesi de onem tasunaktada. Onaran benzeri nitelemeleri yapan diger yOnetmenler konusunda duyarsiz gibidir. Barka dtkiincelerin oidugu gibi bunun da bait yönetmenlerin ortak kanaati olabilecegini arastirma zahrnetine Icatlanmamaktadtr. Diirdfineti olarak da Akad tin sinemada edebiyat uyarlarnalari hususunda belirttikleri yerli sinemayi degerlendirirken sinema arastarmacilarmin y e ele§tinnenlerin genellikle dii§takieri yanilgtyl temelde sorgulaylci mahiyettedir. Dolayisiyla da ogretici niteliktedir. Akachn konusmasinm sinemayi asan yanlart koriusunda verilebilecek cok saytcla baska Ornek sinema (list biigilenmenin sinemayi anlamak bakunindan no kadar gerekli oldugunu gOstermektedir. Bu nedenle bir aniamda da yapit Onarant m sordukiarindan daha cok Ahem anlattiklanyla Onem kazanmaktadir. Yapitin bir ba§ka belirgin noktasi ise Onaran'm ban soruIan anlarnli bir §ekilde act/1A denemesinde bulunmarnasichr. Ornegin, Halit Refig'in kimi aciklayici ele§tirel yakia§unian Onaran'in dikkat cekmesiyle degil, Akad'in anlatimiyla giindeme gelmektedir. Akad'tn muhtemelen katilmayacagt Refig'in kimi elestirilerini de Onaran yaztlanlan pek okumadtgi icin tarti§rnamaktachr. Aynt cerceYede bir baska Ornek de, Omer Seyfettin uyarlarnalan konusunda yenta elestirilerin en sivrisini alcilda tutarak, digerlerini nazar-i dikkate almadan sorunu degerlendirmeye calt§masidtr. Yapitin bir diger zeal da filmier arastricia bir denge gOzetilmemesi, tek bir Ornek vermek gerekirse, Gelin-Dlikan-Diyet ficlemesini cozumleme denemesinde bulunulatamastdir. Ben5. a.g.e., s .209-214.

zeri nitelikte baska Urnekler vermek de miirakiindiir. Aynca Akad'in kimi yapitlarini Onernsiz giirerek iizerinde fazla durmamasi da caltsmanm Turk sinemasi hakkmda yazdan materyalle ortak Ozellikieri paylastegun gOstermektedir. Yapitin bir Unemli ozelligini de Onaran'm LAO Chner Akad'tn Sinemast calismast hakkmdaki iki elestiriden ctkarmak olasidtr. Halit Refirin ve Atilla Dorsay'm bu ceitsma itzerine yazdiklari ban noktalan itibariyle gercekci gOriinmektedir. Ozellikle Dorsay'm biraz da hogorulu bir sekilde yaklastigi yaptta baki§t Onemlidir: "Caltsmanut eksiklikleri ise Oncelikle Onaran'in yaltlasma yOntemini iyi saptamamis olmasindan kaynaklanmaktadtr." Aym degerlendirme yaytnianan bu yapit icin de gegerli gibi gärtinmektedir. Bunun yamnda kiisel Uslup sahibi yOnetmenler konusunda Refig'in belirttikleri Onaran'in yens-tier= geli§tirecek mahiyettedir. 7 Akad gibi kendi eski filmlerine elestirel bakabilen bir sinema ustasmtn konusmalannm yayinlanmast sinema konusunu a§an bir Oneme sahiptir. Ancak sinemasi hakkinda kimi gelistidel degeriendirmelere de olagantistil agik bir yOnetmenin sinemesia' §imdiye degin yazilagelen cergevede simrlayarak, yazilanlara bagindi olarak degeriendirmek pek anlamli degil gibi gOrtinmektedir. Akad'in kendi sinemasi hakkanda bin yabanct uzmanin belirttigi "Derinlikten uzak olmayan bir nitelemesinden ye "Akad yazamadigi romanlartn filmierini yawn? yargaindan kaynakianarak yorum denemesinde bulunmast sinemasina bir Olcilde yaratict yeni bakis actlarindan yakla§mayi gerektirmektedir. Akad'in Turk sinemasmi daha baska bir cercevede yorumlayacak yeni bir elestirmen ku§aginm olumasint istemesi de ayni gercekligi sergilemektedir. Bu anlamda olmak iizere Akad hakkmdaki yapttin y e Akadla konu§urken ytineltilen sorulann sinemastrun fark edilmemi§ yOnlerini ortaya koymak kaygisi tastmadtgi siiylenebilir.
6, Mina Dorsay, "Ltitfi Omer Akad'in Sinemase, Cuinhuriyet, 19 Ocak 1978. 7. Halit Refig, "Akad estÜne Kitap', Milliveg, 10 $ubat 1978.

1 ';

1,411etnicalet Cef‘e peskide filth Sin

cYna51

Sasyal Sotunkra SoCuictinfi

Bir raklafim Denemesk 111111 Omer .4kad I 1 ii 7

mektedir. Tarih ye kilittir sinemaeisi Akadtn Ozgiin senaryolara dayanan filmier cekniesinin Ozel bir Onemi vardtr. Akad sinemasinin, irmak, G iikce çiçek, Hudialartn Kanunu ye KulItrmuk-Karakoyun filmieri ile iiclernesinin Onernli cakisma noktalari buluninaktadir. Bu eaki§ma noktalari da Akad sinemasinin tarih ye kith& konularmi yertimiama denemesinin btitiinliiklii bir actklamastrun ipuclanni verir. Bir erken sinemaemin, Akadin sinernastrun bicimsel ve icerigi eiddi tahlil yapabilecek ara*tiricilart beklemektedir. Akad sinemast sinema alanmi apn bir §ekilde ulusal Wink actsindart da Onemsenmesi gereken bir sinemachr. Kurtuluj Kayait: Sizin sinemanran dtistinsel igeriginin Onemli oldugu Ye bugtine degin bunun gOzden kagtigi diistineesindeyim. Zaten siz zamantnda bir filminiz icin 'erken film nitelemesinde bulundunuz. Bu 'erken film nitelemesini Gage Cis geklen baska Hudutlarin Kanunu, Ktztiontak-Karakoyun, Vesikait Yarim ye Omer Seyfettin uyarlamalan icin de kullanmak mtimictin mu? LUtfi Akad : Gage Cigek distrida saydiginiz filmier icin bu nitelemenin kullarulabileeegini sanmiyorum. Bana gore dicer filmier erken filmier degildir. K. K.: Digerleri icin erken filmden kastim Ornegin Omer Seyfettin uyarlamalari cok tepkiyle karsiIan& L.A.: Olumsuz elestirilere bir sey diyemem. Elestirenlerin dilstineesidir ye ben saygt duyarim. Santrim o filmier icerik aqisindan begenilinedi. Ben orada §unu yaprnak istedim: Gerek Omer Seyfettin acisindan, gerekse dOnemin Osmanli insani acisindan devietin Onemini belirtmek istedim. Osmanli insane derken de teem toplumu kastetmiyorum. Daha cok kapikulu Onemini ortaya koymak istedim. Kapikuluna Ore deviet hers,eydir. Kapikulu dev§irmelerden olu§maktadir ye varligi kapiya baghdw. Bu baghlik da aslinda Osmanli ailesine yani padipha baghlikhr. Ben 'Hersey devlet igindir" diisiineesine

karstyan. DeYlet insan igindir. Aneak Omer Seyfettin uyarlamafan yanlis aniasildi. Olumsuz elestiriler de aniamit ye kendi icinde tutarli gOztikmernektedir. K.K.: Siz Hutiutlartn Kanunu filmi icin "Biz orada deyletfert iliskilerini olagantistii milbalaga ettik, oldugundan farkir gristerclik“ dediniz. Bu farkiihk konusunu biraz agar nustniz? L A. : Iludutlann Katrunuina genel olarak bakildiginda devietin kagakcann pesinde oldugu gOrülebilir. Fakat benim gOzlemierint alt riltbelere inildiginde bir artlasmanin giindeme geldigi seklindedir. Ben bu izlenimi oradaki kagakcilarla yaptigum gOrtismelerden edindirn. Bu aniasma pay alma= sonucu giinderne gelir. Paylastm yukaniarda nerelere dek ctkar onu bilemem. Zaten bu ifade kacakcilarindir. Ben bu durumu karutlayabilsem dahi bunu sinemamda agiklamam miimktin degildir. Sans& buna izin vermez. Bunu seyirciye ulasttramazdtm. Stizti edilen gercevede degerlendirildiginde Hudialartn Kanunu'nun biraz da titopik bir film oldugu gOrtilebilir. Kökeni ekonobiraz miktir kacakciligm. Verilen toprak bir ice yararnamaktadir. Yana oisa yaran yoktur. Ora insam icin yasam zordur. Bu film ytire gergekligini ortaya koymaya galtsmistir. K.: Filmde usttegmen ile Ogretmenin bir konusrnast vardir. Ogretmen, ustegmene "Bizi deylet gibi gOrtiyorlar" der. L. A.: Oyledir. Baku avian odur. Asker de, Ogretmen de devieti temsil eder onlartn gentinde. Aralartna girmelerini istemezier. K. K.: Bir de okula tepki sahnesi L A.: Aynt dtistineenin OrünUdür. De yletin gelmesini istemezier. Ciinkti yasadist bir is yapmaktadirlar. K.: Bir anlamda Ttirkiyet nin küllOrei zenginligini, killtilrel gesitliligini de gOsteren Ktztlintuth-Kitrakoytin filminin yeterinee anlasildigint diistinfiyor rnusunuz? A.: Seyirci actsmdan evet. Aydin ye elestirmenler actsindan da önemli oranda aniasildtgi kamsmdaytm. Bir Frans=

Cetrevesinde la* Slnernast

Cava/ Salunkra Sogukkanh Oir takia,shrt 17emmesh

Lail? ane r Aka°.

gazetesinde Oran bir yazida Terinlikten yoksun olmayan bir yahnitgt var" denrnkti film icin. Bit Italyan profekir de yalda§ik aynt §eyleri soyleyen bir yazi yaznikti. KK. Kizthrrrtak-Kanskorada cobatun admin All Haydar olu§u bit takim ba§ka §eyleri de gag-n§hrmiyor mu? L A.: Tabii. Ben orada bir Alevi gelenegini kaymak istedim. Film sonrast tarudigim birkac alevinin de dtkiincesini aldun, filmde yanh§ olup olmadigun sordum. Yanh§a dii§iilmedisOylediler. kiyede bunun alit hig cizilmedi. BeK: Samyorum nini erken film deinemin nedeni biraz da bunlar. Sizin sinemamz duqunsel anlamda Tiirkiye'delci sosyal ve kulturel olaylara esnek yalda§maktadir. Yargilamaktan cok anlaxnaya ye anlatmaya yOnelik bir sinemamz var ve bu cok Onemli. A.: Ben him filmlerimde yargt ve recete getirxnekten kacmdun. Meseleye objektif bir gOzle bakip marazi ortaya koymak; yapmak istedigim ye yaptigim budur. Regete vermek bir uzmanhk kidir. Benim iim degildir. Tiirkiyekle receteci sinemaci da satuldigt gibi fazla degildir. Belli bir Oztim getiren sinemachar icinde en one cikani Yilmaz Gtiney'dir. Ben bundan kacmdim. Kaganmamm nedeni nemelAzimcilik da degildir. Uzmanbk ki oldugundan tizak durdum. K K: Sizin iki ciumleniz var: Birincisi "Ya§ar Kemal lie Kemal Tahir'i ayrt ayn yOnleri itibariyle oluinlu buluyorum." Ikincisi de "Kemal Tahir tehlikeli, fakat saglam bir yerdedie. Bunlan biraz agar misiniz? L. A.: Her ikisi de edebiyatunizut cak Onemli yazarlaridir. Ya§ar Kemal Marta g)5re romancillktan Ote buyuk bir ozandir. Ya§ar Kemal ne kadar degerli ise Kemal Tahir de o kadar degerlidir. Kemal Tahir cok Onemli tarti§malar yaratmktir. K. K: Bit. Mminiz dolayistyla 'Ben Kmalizade Ali'den de Pir Sultanklan da yararlandim, deyklerini kullandun* diyorsunut. Tarihe de esnek, bir bakkiniz var. Geleneksel tarilicilerden

de yararlaniyorsunuz, Osmanli tarihinde kar§i gib§ geleneginden de... L. A.: Yararlank nedenim resmilik ya da kar§i Oa§ degil. Deyiguzelligidr daha cok beni ceken, iisluptur. Kahl/ ki, bu bizim zenginligimizdir ye yararlanmak gerekir. eyh Galip`in §u sazlerini "Caldimsa miri malt caldird kudretin varsa sen de sirkat eyle." Bunlar bizim birikimimizdir. Herkes faydalana b air. K.K.: Siz TOrkiyede Sabahattin Ali, Sait Faik tartkmalanmn bir diinernde Sail Faik'ten iki uyarlama yaptmiz: Irmak ye Vesikah Vat-int. Bu filmier yeterince Onernsenmedi. Bu tartkmanin Onemsenmeyilte etkisi var midir? A.: Olabilir. Ancak dikkat edilmesi gereken bir diger nokta da a filmlerin sadik birer uyarlama olmacintidir. Filmlerle dykriler arasinda cok lark vardir. Siiz konusu alan yalnizca esinlenmedir. K. K.: Siz zaten edebiyat uyarlamalanna yakla§munizt Bey= Mentrit filmi tizerine soylediginiz "Beyaz Mendil'in ilk yanst Ya§ar Kemal'in bir sazilyle ortaya koydunuz. L A.: Evet, a ctimle de §udur: "Giblerce durup dinleruneden uzun uzun pe§lerinden gather." Zaten sinemada edebiyat uyarlamasi demek bir anlamda terctime demektir. Tercumeden bir dilden bir dile ceviri Circe bit metinde pencereden bakti stizeOgii ba§ka bir dile de pencereden bakti diye terciime edilir. Ama sinemada pencereden bakhrun tercilmesi belki de bir gicektir ya da bir kedi, iskemledir. Sinemada §Oyle bir uyarlama hatasina dii uliiyor. Pencereden bakti sazcigu pencereden bakan adam olarak goriintuye dOnikilyar. Boyle olunca sinemasal bir tehlike sOz konusu oluyor. K. K.: Sinemamizda cok sadik uyarlamalar yogun olarak dikkati cekiyor. L.A. : Bence bu durumda sinema gider. Uyarlarna da bir §eye benzemez. Ciinkti edebiyat eserindeki anlami ba§ka bir

Ylinetmenler

de TM Sine

Sos}it/ Sonmlara Soilukkanli BJr Yeklapm Derremesk W

,4

141

dille ifade etmektir soz konusu plan. Bir sOz sinemada on dakika sitrebilir ye on sayfa sinemada bir tek resimle anlatilabilir.
Anti-Ann yOntemleri farklidtr

K. K.: Sizin sinemantz hakkuidaki iki degerlendirmeyi aktarmak istiyorum. Mesut Ugakan. sizin ve Atli Yilmaz'in sinemaIan icin, milli sinerna, ulusal sinema, devrimci sinema aynmlan icinde "arayerde kalan sinema" deyimini kullamr. Bir de iklim Serif Onaran "Akad gercekte sinemamtzin devrimci kanadma en yakm olabileeek ama siyasal secimini kesin bir cizgiyle belirlememi§ bir sanatcithr" der. A.: Daha once de stiyledim. Ben siyasal tercihimi sinemama yansitmadmi. Devrimci ye slogan sinemadan kagmdun. Siyasal tercihim benim ki§isel ve &el seciminidir. Ben birtaktm memleket meselelerinin te§rihini yapip maraz budur diye giisterebildimse benim icin yeterlidir. gEtztimii izleyenler bulsunlar. cazunt Onennek, gostermek benim sorunum degil. K.: Dila fin, filminde cok Onemli bir Whim vardir: Kasap Kogyigit) kiz karde§iyle eYlenmek ister, ctragr, Hacer'in ancak kizi ba§kasma vernier. Kasap wagi bir gece sarho§ olarak evin bahgesine gelir y e "Sen de iyisin, ben de iyiyim, niye sonuclar boyle oluyor* der. Bir de "insan eti yemek" srizii geger.
Bunlar sizin salt DirTrirt filmine özgii degil. Sinemantzda bir genellik iceriyor.

A.: Evet, ben bu konulan diger filmlerimde de i§ledim. Turkiye'de insan eti yenildigine inaruyorum. Filmdeki gibi birtakitn ili§kiler icinde yeniliyor. Seyirciye sizin de bulundugunuz ceYrede insan eti yeniliyor, yenen siz de olabiliyorsunuz, kemiginiz styriliyor mesajint vermek istedim. Biz insane rook rahat harcayabilen bir toplumuz. Degerli insanlantruzi, bir §eyler yapmak isteyen insanlanmizt Belli bir sistern dahilinde olmasa bile, bir giic ceYresinde geli§tnese bile rahatlikla harcayabiliyoruz. Bu durum . yayginlik glisteriyor. Kom§usu kom§usunu yiye-

biliyor, bfirokrasi birilerini yiyebiliyor, iiniversite insan yiyor. Tfirklye'de yaygm olarak insan eti yeniyor. If-K.: Sonmu saptamak, sizin deyiminizle "marazt te§rih etmek" dap sinetnantzm ilk gristerime girdigi anda geregince Onemsenmemesine neden oluyor. Ornegin, Bir Ceza Avukatte nut Antlanindaki 1st filmi bugiin gOsterilse daha bir anlam kazamr. L A.: idam sorununun glineelligi nedeniyle olabilir. Faruk Eremln kitabmda o biThim oldukca lusadir. Okudugurnda cok etkilenmi§tim. Idam eezasma kar41 °imam ve metindeki eelere katilmam dolaykstyla filmi cektim. K K.: Ankara Sanat Tiyatrosu'nun oynadtglyla karplasttnrsak... A.: Oyunu izledim. Fantle hir ilgisi yoktur. Cok ba§kae dlr. K.: Sizin ulusal sinema konusuna yakla§muntz ulusal sinema icerisinde yer clan ytinetmenlerden farkhhk igeriyor. Bu yOnetmenierin filmlerinde gazumcii yan dikkat cekiyor. Bir Tiirke Gantil Verdim ve Rama Baca Ornek olabilir. Ulusal sinema savunucularindan Halit Refigtin biliyorsunuz sizin filmieriniz fizerine de bar.' degerlendirmeleri var. A.: Halit Refig hem iyi bir sinemaci, hem de iyi bir ele§tirmendir. Benim kendisinden yararlandigim olma§tur. Hudut. lann Kanunu uzerine yazdigi yam bans yol gOsteriei niteliktedir. Ama Irmak tizerine elestirisine hicbir zaman katilmanupmdir. K K.: Intuak fihni ele§tirisinde Halit Refig "smith bir toplum ili§kisi anlatthyor, bu yanh§ttr" der. L. A.: 0 konuda ayn diistiatiyoruz. Ben struflt bir toplum oldugunu dit uniiyorum, sOylityorum. Utopik bakmamak gorekir. lktisadi agulan bakildiginda sunlit toplum oldugu agtk olarak

Wine!

Cerretesinde Eft arternam

K. K. Mt yfflardaki ulusal sinema akunma ve tartqmala-

rma baktigunzda kimi noktalann kinerninin kalutadiguu, kimi noktalantun da bugun bile Onernini siirdfirdtigfinft sayleyebilir misiniz? A.: liana kahrsa art* bOyle bir mesele kalmadt. Bugiin yapilan fihnlerin bilyfik oram -ban sivri filmier haric-o tarta§malann bir sonucu olarak gOrtilebilir. Bu filmier ulusal filmlerdir. Bit yilzden kendiliginden de olsa ulusal sinema °kraut kabul gOrdtigii kantsindaym Yalruz bir nokta var. Ulusal egzosine= adma bazt a tnlildar yaptImakta. Batmm tik denilen filmier. Bu tiir filmlerle bah= dikkati cekilmek isieniyor. Bumf, dogru bulmuyorum. Ama az sayulaki bu uc Ornelderin dtitnda ulusal sinema tarh§malannm dognilan fark edilmeden ve sessizee egemen olmu.ltur. Bir §ey daha var yalruz. Su sira sinemamai cok yakmdan ye dikkatli takip ederniyorum. Bu durumu besaba katin. K. K.: Ulusal sinema anlamna o diinemde bagh olan sinemaellannuzm daba sonraki dOrtemde gektigi filmieri aynt dogrultuyu izleyen filmier olarak niteleyebilir raiyiz? Atif Yd. rnazttn kadm filmlerini de bu cercevede degerlendinnek °last audit.? L A.: Ulusal sinemayt savunanlar icin sorunuza evet diyebilirim. Ancak Attf Yilmaz kin btmu sOylemek biraz zor. Yak= *Oyle bit §ey var. Sonug itibariyle Turk sinemasuhr diyebiliriz. 6rnegin, Saninnar. cok guzel bir filmdir. Sonra Ahh Belindri'dald aile yuzde yfiz bizirn bir ailemizdir. Atli` Ythrtaim birkac filmini ise bu durumun ch§mda tutmak gerekiyor. Ote yandan ulusal sinema bir kalip degildir. Utusal sinemanm igerigi kadar deyisine de dikkat edilmelidir. Ben ulusal sinema tartqraalan ctIrmadart Once bile oyle bir sinema dilinin pe§indeydim ki, konu§rnalar, isimler olmadan da drulyanin neresinde grinilfirse goriiisun bu bir Tfirk filmidir denebilsin. Boyle bir
* Sartptnar 1914 adiyla da amlan film 1986 plinda cekilen Deijirmen'

tislup aramtridaydrm ye ki isel gabann biraz da burada yogunlastirdtm. Bir Franstz, ingiliz yada Alman sinernasoun yarattigt kendine Ozgil anlatom Turk sinemasmda yarattnaya cabsttm. Sinemamda bunun ilk denemesi Ckrman Belgeseti'dir. farm. Kanunu da bu konuda Ornek filmimdir. K.: Sizin ifIzellilde 1967 sonrasmda cektiginiz filmlerde kulturumuzdeki dinsellikle geleneksellik Onernli yer tutar. Bir anlatim araer olarak kullanryorsunuz. Ornegin, DiveCte batoneuluk yapan yash adama bir hadisten hareketle wild birden, tic ikiden iyidir" dedirttiniz. flu durum Ozellikie Dii#/infde ye Ge. linMe de dikkat ceker. A.: Dogrudur. Filmlerimde bunlart kullandam. Diyet'te bir sendika sorunu Yard'. Birle§me, birlik alma. Hz. Muhammedin deyii bu gercevede iinemlidir. Bit Anadolu insane oiarak bu zenginligi kullanrnak gerekir. Anneler y litztan, filminde de vardirbu. Bizim ktiltiirtimiiz cok derindir. Kaynaklart degerlendirdim. Dediginiz gibi Getin ye DiViitede de vardir. Amaelm kesinlikle din propagandast yapmak degildir. Sendikactlarm akli nerdedir ki bundan yararlanrnazlar. K.: Sizin cok nadiren de olsa tereihinizi koydugunuz filmleriniz de var: Anneler y Ktziart filminde bir Anadolu Kenter) igin ile§ke hepimiz onun gibi olsar dekadon

e

e

dirttin iz. A.: Ben topraktan kopu§a kart ciktigim icin o stizti saylettim. Anadolu kadmi Oyleydi. Topragtridan koptugu igin degi tiK. K. Bir de sizin kart cala§lartntz genelde duygusalbga dayamyor. flu anlamda Kizairmak-Karaktrynn ile Getin bir paralellik arzediyor.. ikisinirt de fmalinde bir karst cikt§ vardir ye duygusalliktan kaynaklaror. Ancak bu durum TOrkiye'de pek izafe edildi. anla§ilmadt. Bu kart A. Boyle yapmamm snedeni bilinclenmenin yetersizligini vurgularnak icindir. Bugtin bile bizim fabrikalanmada gall§an i§cilerimizin cogunurt gilbek bags kaye baglidtr. Elbette bu

; .,fh. q 11?L'filtY

intre iUr4 .Sineindit

ni turd,

So.MAA.1111; rtr i al

Ca)iin t le:tirme,s4 Leak 0.71,f.-1.ria..1

4 iibek bag." ki.,piteak. Oglu l ci olacilk, Oglunun (iglu isci ()Leak,

K.: Sizi Utnut tilmi Uzerine "bit film saptayiet bir filmdir,
bu bakimdan kendi sinc.marna yakm buluyorum" derni§tiniz. Dtlintan filmint de bOyle degerlendirmek miimktin mildiir? A.: Ditintatel da Untut gibi. degerlendirmek yanks oimaz. Her ikisi de saptayici filmlerdir. Aneak Yilrnaz Gerney receteei. filmier de yapnuptr.

) zantan gerca anlamda i ci sinifindan sea edileeek. Diyeeteki bilinch degildir. Makinada kolunu kapttrana kadar. Karp ciktpardaki duygusalltgin necleni budur. K.: Neden llittlittlartn Kanunu ft in benim ilk fitraim diyorstmuz? Oshipla ilgiliA.: Daha once oyledinirn gib i dir. Orman. Itelgeseli ilk adimdir. Ardindan cektigim HuduttaBurtn Kaminit ile bir TOrk sinerna dili aramm nun icin, bu arayipan dolayt ilk filmimdir dedim. thututiarin Katatnu'nun ilk senaryosunu Yilmaz Gilney yeah. Ancak GUney'in senaryosunda loplurnsal ye ekonomik boyut yoktu. Ben senaryoya bu boyutlari katip, yeniden yazip, Oyle cektim. Zaten o zamanlar bOyiesi sinemayla yakin Yilmaz yoktu. Bu filmle ttimilyie diinyast tavri degi§ti. IC. K.: *u dOrt filminiz: Kallitli Nammu, Oltlurm. Yarttit Kurt arasinda icerik benzerligi vardw, Kurbanitic Hepsinde de lostirtimi§ insan' sorunu... Anlatun benzerliginden de siiz edilebilir mi? L. A.: Anlatim benzerligi yoktur. Yalnizea konu benzerliginden sea edilebilir. Ben o yillarda kistirdnul insan temasim cok seymi§tim. Bu filmieri ceki§ nedenim de budur. Kurbanlik Katil filminin ilk yarisinda Yilmaz GOney'in milthi; bit oyunla nefis bir tiplemesi vardtr. insan izleyinee deb§ete dii§er. Boyle gitzel bir witri of maz. K. K.: Yilmaz Giiney'in Afttt abut icin fluduttann Kamaitulndan etkilenme oldugu sOylenebilir mi? ffildutianit 'Gat?M i nch Ogretmenin kacakcilart insan yerine ko ymastyla, 21.4teta doktorun kacakcilari insan yerine koymast benzepyor. tki ilir I,. itipt filmini gOrmedim, esinlenme s43z korittsu olabilir. Alma yalnizea esinientne. Ciiitf ii Yilmaz Giiney son dereee i zg zn bir sinentaerdir. Esinlenmis bile olsa kemline has bir dilnya yaratabilrnipir. Gitzel, gticlit, sagiam y e nefis bir sinemayla beraber.

K.: "Stradan konulardan iyi filmier yapihr ye Yesilearn ne kadar budansa da yeni filizier vereeektir" diyorsunuz... A.: Vermi§tir de. Bugtin bir stilt gem; yOnet men cok iyi filmier cekmektedirler. Akluna gelen isimler bitter Kavur, Yusuf Kurgenii, Engin Ayca, Nesli Calgegen. Ankara Film 5enligi'ni bu anlamda cok olurniu buluyorum. Yeni ylinetmenieri te§Yik ediyor..Ydnetmenlere eklemek istedigim bir isim de nefis resimiemesi ve cok saglarn sinemasiyla Serif GOren'dir. (28 Mari 1J88)

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->