P. 1
Türk Sineması Notları - 3

Türk Sineması Notları - 3

|Views: 742|Likes:
Yayınlayan: soyluu

90'lı Yıllarda Sinemamıza Genel Bir Bakış - Rıza Kıraç
Şiddet, Oryantalizm Ve Minimalizm
1990'lı Yıllarda Türk Sinemasına Genel Bir Bakış - Rıza Kıraç
Yeni Yapım Olanakları
Şiddet, Oryantalizm Minimalizm,
Post-modernizm ve 1990'lara Yansıması - Rıza Kıraç
Popüler Sinemamızın Sahte Kahramanları;
Prime Time Sinemacıları Ağır Roman ve Hoşçakal Yarın
C Blok'tan İtiraf'a Zeki Demirkubuz Sineması - Rıza Kıraç
Jameson Ulusal Sinema Ve Küreselleşme Kavramları Üzerine Düşünceler - Necla Algan
Böyle Olduğu İçin Kendinden Nefret Etti(rildi):
Popüler Sinemada Eşcinsellik Temsilleri
Üzerine Bir Giriş Denemesi Ve (Film Noir) Kara Filmde Eşcinsellik - Murat İri
Yeşilçam Bitiyor mu Değişiyor mu? - Burçak Evren
Zeki Demirkubuz Sineması - S. Ruken ÖztürkTürk
Sinemasında Yeni Bir Dönem Bağımsız Sinemacılar - Burçak Evren
Yeşilçam Sonrası - Engin Ayça
Bağımsız Olunca Ne oluyor? - Burak Göral
Sinemamızda Bir Bağımsız Yaratıcı, Nuri Bilge Ceylan - Necla Algan
Kısa Bir Zeki Demirkubuz - Zahit Atam
Koza'dan Uzak'a Bir Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan - Hasan Akbulut
Avrupa Merkezli Görsel-İşitsel Kuruluşlar ve Türk Sineması - Nejat Ulusay
Önemli Bir Belge: Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı Filmini Gören Bir Tanık - Burçak Evren
Sinema Tarihimizin Bilinmeyen İlk Filmleri (1905-1914) - Burçak Evren
Sponek Birahanesi - Mustafa Gökmen
Türkiyede İlk Kez Manaki Kardeşlerin Çektiği Filmler ve Fotoğraflar - Özgür Şeyben
Fuat Uzkınay - Nijat Özön
Türk Sineması Çalışmalarında 1950 Öncesinin Dışlanması - İ Altuğ Işığan
İletişim Tarihi ve İletişim Araştırmaları Üzerine - Korkmaz Alemdar

90'lı Yıllarda Sinemamıza Genel Bir Bakış - Rıza Kıraç
Şiddet, Oryantalizm Ve Minimalizm
1990'lı Yıllarda Türk Sinemasına Genel Bir Bakış - Rıza Kıraç
Yeni Yapım Olanakları
Şiddet, Oryantalizm Minimalizm,
Post-modernizm ve 1990'lara Yansıması - Rıza Kıraç
Popüler Sinemamızın Sahte Kahramanları;
Prime Time Sinemacıları Ağır Roman ve Hoşçakal Yarın
C Blok'tan İtiraf'a Zeki Demirkubuz Sineması - Rıza Kıraç
Jameson Ulusal Sinema Ve Küreselleşme Kavramları Üzerine Düşünceler - Necla Algan
Böyle Olduğu İçin Kendinden Nefret Etti(rildi):
Popüler Sinemada Eşcinsellik Temsilleri
Üzerine Bir Giriş Denemesi Ve (Film Noir) Kara Filmde Eşcinsellik - Murat İri
Yeşilçam Bitiyor mu Değişiyor mu? - Burçak Evren
Zeki Demirkubuz Sineması - S. Ruken ÖztürkTürk
Sinemasında Yeni Bir Dönem Bağımsız Sinemacılar - Burçak Evren
Yeşilçam Sonrası - Engin Ayça
Bağımsız Olunca Ne oluyor? - Burak Göral
Sinemamızda Bir Bağımsız Yaratıcı, Nuri Bilge Ceylan - Necla Algan
Kısa Bir Zeki Demirkubuz - Zahit Atam
Koza'dan Uzak'a Bir Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan - Hasan Akbulut
Avrupa Merkezli Görsel-İşitsel Kuruluşlar ve Türk Sineması - Nejat Ulusay
Önemli Bir Belge: Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı Filmini Gören Bir Tanık - Burçak Evren
Sinema Tarihimizin Bilinmeyen İlk Filmleri (1905-1914) - Burçak Evren
Sponek Birahanesi - Mustafa Gökmen
Türkiyede İlk Kez Manaki Kardeşlerin Çektiği Filmler ve Fotoğraflar - Özgür Şeyben
Fuat Uzkınay - Nijat Özön
Türk Sineması Çalışmalarında 1950 Öncesinin Dışlanması - İ Altuğ Işığan
İletişim Tarihi ve İletişim Araştırmaları Üzerine - Korkmaz Alemdar

More info:

Published by: soyluu on Jan 25, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

02/16/2015

pdf

text

original

II 144 90'11 Yillarda Sinemamiza Genel Bir

R1ZA KIRA C

Yillardir sOylenilenleri, yazilanlan, her seyi unutup yarina bir cocuk gibi bakmak mijrnkUn olsaycli her seyin cok gi.ize[ olacagini' soyleyebilirdim. cevremizi kusatan sorunlara cahil cesarettyle degil, bilginin, estetigin, edebiyatin, felsefenin ve farkli disiplinlerin ortaya attigi, farkli kuramlann o denceresinden bakmaya baslacligimizda, radar kolay olmadigini, her seyin cok da guzel olamayacagini' anlamak zor olmasa gerek. Politik, ekonomik, kulturel konionktUri3 tanimlamak, anlamak, ileriyi gOrebilmek icin yaptigimiz her calisma bir bumerang gibi bize geri donuyorsa, daha yapacak cok isimiz var dernektir. Hele bir de bumerangi tutmayi bir turlu beceremiyorsak, kafarnizi gOzi.imUzij yarmak isten degil.

Kuram ye Sinemamiz
Sinema hakkinda bugiine kadar yazdiklarimiz, cizdiklerimiz bir kulliyat olusturamayacak kadar yetersiz, ortaya attigirniz fikirler bir kuramin cercevesini olusturamayacak , kadar sig ise, bunda ne Amerikan emperyalizminin parmagi.vardir, ne de, bu, televizyon kulturunun aptallastirdigi toplumsal yapinin bir uzanhsidir; Bu, yasadig'imiz ulkenin bugune kadar var olan 'geleneksel . film iiretme ve. prank alanda aslinda cok Fazio degismecligine isarettir. Yine de 19901arla birlikte geleneksel film iiretme bicimine direnen, kendi sinemasini olusturmak icin 66h:in olumsuzluklan aleyhine cevirmeye calisan bir kusak var. Sinemamizda Ureten. gi3clerle, di:isken gOcler arasinda bir is birligi yoksa, bir yenetmen piyasaya yeni surdugu filmde Onceki filmlerindeki teknik ve teorik hatalan yeniliyorsa, hikaye'anlatmadan, kurguya kadar bir dole aksakligi 'siradan . izleyiciye' yutturmaya calisiyorsa, degisen tek sey altina tutulup aydinlatilan fiberglaslann rengi ve filmin ismi olacakhr.
• Sinema urunleri sanildigi kadar kolay algilanip yorumlanabilecek bir yapiya sahip degil maalesef! On yasindaki bir cocukla, altrnis yasindaki bir yetisOstelik bu kisilerin sinema kukin ayni filmi ram! bilgisi olmasi cart da degil. Ancak "sinema kuram", filmlerimizin belli bir kaliteye ulasmasi icin, film breten, bu konuda kafa yoran herkesin bir kase- .

Anoyurt Oteh, Yänetmen: Omer Kavur

Sinema hakkinda bugi:Ine kadar. yazdiklarimiz, cizdiklerimiz bir killfiyat oluOuramayacak kadar yetersiz, ortaya attigimiz fikirler bir kuramln cercevesini oiuturamayacak kadar sig ise, bunda ne Amerikan emperyalizminin parmai vardir, ne de, bu, televizyon kOltOrOniin aptalla§tirdCdi toplumsal yapinin bir uzantisidir.
12

25

(S:3

sinden tutup ayaga kaldirmasi gereken bir olgudur. Ulkemizin smirlennda uzun sUredir kuramin yerini 'popiilarite' aldi, yildiz sistemi cOkti3 ama onun yerini en az yddiz sistemi kadar tehlikeli baska bir ley doldurdu; kisa sUreli giindemler olusturarak, rrnedyatikl Ozellikleri on plana cikan yapimlarin pohpohlanmasi. Ya da projeler" diyebiliriz bunlara. 1990'm ikinci yansindan itibaren bir akim ya da kuramsal butuniuk olusturmasa da sinemamizda cok Onemli yapimlar Oretilmeye baslandi. Bu urunler yalnizca seyirciyi zorlamakia kalmayacak, ayni zamanda sinemamizda kuramsal calismalann derinlesmesine yOnelik teleplerle de karsinza clkacak. Filmlerle tuketicileri arasindaki popijler iliski her gecen kendi "kUltUri.inO" olusturmaya dogru ilerliyor. Bu olgu yeterince degerlendirilmeyip, filmier, Ovgaler ve sOvgder manzumesi chsincla, hak ettigi incelemelere tabu tutulmazsa yasadiklannz, tarihin kisir tekerri.iffinden Oteye gitmeyecek. . Son on yildir sinemamizin dOnem dOnem parlaYI P sOnen popUlaritesi bu ritmini daha ne kadar devam ettirir bilinmez; ancak acik olan bir ley var: Daha once de belirttigimiz gibi kagicla dakmeyen, filmlerinin edebi altyapdanni olusturmayan, bunun icin caba harcamayan, teorik ve teknik birikimini aktarmaktan uzak 'cluran bir yOnetmen riihuyla karsi karsiyarz. Bir "sinema akim"ina ail oldugunu belirttigimiz filmlerin en bi_iyijk Ozelligi; bretim sOreclerinin ve pratik acilimlanni gOz online sererek, olgun bir tartisma surecinin baslamasina neden olmasidir. Bu tartismalar sonucunda ortaya cikan briinlerin nitelikierinde belirgin bir farkhlasma, olgunlasma bas gOsterir, teorik callsrnafar, Oretim asamasindaki olanakiar OlcUsLinde hayat ileri surulen felsefi, edebi, sanatkd vs. kaygdar pelikUlde cisimlesir. Kuskusuz bu scree her zaman boyle dogrusal bir cizgi iziemek zorunda degil, belki de daha en basInda bizi ikna edebilecek fikirlere gonlumuzu aklimizi kaphrabiliriz, ancak ancelikle boylesi bir zihinsel Uretim siirecinin yaanmast gerekiyor. Oysa bugOne kadar hep elmekte olan 'bir sesin' hayata dendUrdmesinclen bahsedip durduk.
*leyi-Nasil

1970'lerin sonundan miras kalan sinemamizin olumu hakkinda uzun tartismalar 1 990'lann basinda devam etti, seyircinin sinemayi terkettigi ne teoriler gelistirildi. Gelinen nokta; artik Hollywood sinemasinin teknolojisine ulasmamiz gerektigiydi. Popiiler_ sinema_OrneklerininAretilmesi Listiine /earlier gelistirildi ve zamani geldiginde. bu Ornekler sinema salonlailnda yerini aldi.. Roeder kiiltUr i_irOnlerinden sinemaya aktardan ya da popiiler kUltUr UrUnlerine Ozenilerek ortaya cikan

filmier bu kiiltOri3n bugune kadar kahplasmis hikaye anlatma ve saylem bicimleri, sinema teknikleri ve sterotipleriyle gerceklestirildi. Bu, ortaya cikan gibe ba;artst icin kacinilmazdir. Seyircinin bekientisine cevap vermek, modasi gecmesi zor bir olgu. Sinemamizin Onemli bir sorunu da kendilerini 'outer' olarak kabul ettirmek isteyen yOnetmenlerin, bir yandan bu popUler yOntemleri kullanmaya yandan da ortaya cikan filmin Ozgiin bir yapya sahip oldugunu savunarek icinde bulunduklan sisternin isleyisine ters clOsmelenycli. Oysa cicihd Oykiilemede bas gästeren sorunlann iistesinden gelinemiyordu. Oncelikle su sorulan soralim: Neyin Oykijsi3 , han. B6gi olay(lar)in ya da hangi kisi(ler)nin nunla biriikte, *olay anlatan" Oykiilerin icindeki karakter ve tipierin olayla ne denli bUtiinlestigi sorusunun • cevabi... Olaylann ve insanlann toplumsal, kultiirel, eko-nomik ve butun bunlara bagh olarak ideolojik temsilleri... Sikca sOylenen "anlatilmayan eykij kalmach" replinasil noktagini dikkate ahrsak, sina gelecegiz ki; bu, filmlerin basansinda, Oykijni3n vuruculugundan daha cok Onemlidir. Olaylann ya da insanlann Oykiisbnii anlatirken, rengin, senaryonun, kameranin, kurgunun, sesin, efektin, kostiimUn, mekanm, aksiyornLizigin, nun kullanim bicimi, oykunun ideolojik olarak bicimvuruculugu lenmesinde en az Oyki3ni.in kadar Onemlidir-ve yukarda saydrklarimiz, inandincIlk ve vuruculuk Ozelligine hizmet eder. Kacindmaz olarak clbsijnmemiz gereken 5ey, neyi degil, nasil sorusunun cevabidir. 1980'lerde de devam eden 'iyi Oyki_i'den 'iyi olacagi yandgisina, geieneksel film Cretme yöntemleri eklenince sinema bir anlamda kendini tekrarlarriaya basladi, hatta gecmisine baktigimada daBu yantlgt ha Once Oretilen filmlerin gerisine -1990'lann ortasina kadar devam eft'. Yavuz Ozkan, Sinan Cetin, Irian TOziim, Ersin Pertan, Orhan Oguz, Tunc Basaran, Mahinur Ergun, Erden All OzgentUrk gibi yakin terihimizin yenetmenleri (teknik olarak gecmise gOre daha iyi olanaklara sahip olsalar dal bu hatalannt devam ettirdiler. Sonuc olarak 1990'11 ydlar boyunca bu yOnetmenlerin yuk umutlarla gittigimiz filmlerinden yainizca hayal ,inkliglyla degil bir cenaze tOreninin ruh haliyie aynldik. Yukarda saycligima deneyimli yOnetmenlerin hatalanni 1990'dan sonra film .cekmeye baslayan yenetmenler de devam ettirdi. Simdi bir kac filmle ilgiii dergilerde, gazetelerde cikan elestirilerden bir kacini siralayacag:rn, bunlann bir kismini 'art niyetli' ya da awl bulabilirsiniz, ancak bu filmleri izlediyseniz elestirinin hakhlik, hak13

Tabutta ROve§ata, sinemamada yeni bir§ey sOyleyen ender filmlerden biri oldu.
sizlik derecesinin siz de farktna varabilirsiniz; "Iki Kadin" YOnetmen: Yavuz Ozkan "Iki Kadin' ismine gOnderme yapmak icin olsa gerek, iki ayn Oyki3 anlatiliyor. Ilk yan bir fahisenin dramina tanik oluyoruz. lkinci yarida ise iki kadin arasindaki- cOzmekte zorlandigtmez- iliskiler y.umagina. Dogrusu kisisel olarak Beni ne ilk oyku, ne de ikincisi pek ilgilendirmiyor. Ama Ozkan'm filmi genet toplamda "Dos Gezginleri'nden bir gOmlek daha iyi. Oyunculuk acisindan "Dos Gezginlen'yle ayni kapyt caltyor: Berbat." Vardan, Free, Ocak 1993) "Film politikanin en tepelerinde yer alanlarin sacma sapan dijnyasina, bir telekizm ya da fahisenin. aslinda "garUndiigij kadar" olmadigina, erkek egemenligine ve kadin dayantsmasina gOz atmayi deneyen, daha dogrusu yalnizca gOz atan nitelikte. Ust Uste binen Oykijler, ne, 'ne Onemsettiriyor, ne de 'flasil anlatildigi'm.
(Tunca Arslan 2000'e Do§ru 29 Kamm 1992)

"Belli bir yere dek, k5t6oyunculugu ve ondan da kOtii bir seslendirmenin de katkisiyla insane inandirmayan bir filme, son iicte birinin gOrece bosons] nedeniyle olumlu not verme olanagi var mi? Sanmiyorum." (Atilla Dorsay, Yeni Yi.ixyd, 22 Mart 1996) 5- "Bay E": YOnetmen: Sinan Cetin "Filmin bir de konusu ve bu konunun Ozerinde reAseldigi bir fon var ki, asil zavallilik burada. c tin, temayt takmiyorum diye konusuyor ama filminin Onemli bir temasi oldugu kesin. Bu da bastan sona, "Bay E"yi scrip sarmalayan yeni sago lekeler. Film, pos biyikli Turk kOyliilertyle birksiz, eli yUzU clUzgUn bir medya kahramani arasinda geciyor. Deli sacmasi bir clUzlemde ilerleyen filmde, sirasi gelen sahneye cikip tirachnt atiyor ve kinini kusuyor."
(Utku Caney, Saz, 18 Mart 1995)

Saninm bu bolumu daha fazla uzatmaya gerek yok.

*Diis Gezginleri" YOnetmen: Atli Yilmaz "Fikir iyi. Cikts noktalan saglam. Yani, belle ki sinopsis dramatUriik olarak omit vadediyormus. Ama sonuc. gersekten hazin. (..) Ne var ki, filmin genel alust, diyaloglan ve tek tek sahneler lezbiyen i iskiyi muhalif bir marginal sOylem icersinde de it de, ahlaken meseleye karsi okanlart da yanina a an biri yaratrms. Saninz Atif Bey, 'sinema ticarettir' ilkesini filminde fazla Onemsemis.
(Mehrnet Acar, Nokia,
Ne

Yapim ye Yeni Olanaklar
199011 yillarda Orettlen filmlerin . niteligini belirleyen faktOrlerden bin de yapim sirketleri ve yapim organizasyonundaki cesitlilik. Yesilcam'in sinema saIonian sahipleriyle ittifakinin ekonomik nedenlerden ,dotayi cOzOlmesi ve 1980'lerin ortalarma dogru token film Uretme ve oiyasaya sunum biciminin yerini, Amerikan menseli cagittm ve..yapim firmalan rarak, sinema salonlannin konlroluno eline gecirdi.. Bu yillarda sinemanin iki temel sorunu uzun sure tartisildi: Birincisi, filmlere para yatiran yapimolarin her gun biraz daha azalmasi. Ikincisi de;-olanaksiz-

Nerede 6-12 Aralik 1992)

"Istanbul Kanatlanmin Altincla" YOnetmen: Mustafa Altioklar

14

Tabutta ROvesata, sinemamizda yeni bir;ey sOyleyen ender filmlerden biri oldu. sizlik derecesinin siz de farkina varabilirsiniz; "Ike Kadin" YOnetmen: Yavuz Ozkan "Iki Kadin' ismine .gOnderme yapmak icin olsa gerek, iki ayn Oykii anlatiliyor. Ilk yan bir fahisenin dramina tanik oluyoruz. lkinci yarida ise iki kadin arasindaki- cOzmekte zorlandigimiz- iliskiler yumagina..Dogrusu kisisel olarak beni ne ilk oyku, ne de ikincisi pek ilgilendirmiyor. Ama Ozkan'in filmi genet toplamcla "DUs Gezginleri'nden bir gOmlek daha iyi. Oyunculuk acisindan "DUs Gezginleri'yle ayni kapyi callyor: Berbat." (ugu, Vardon, Free, Ocak 1993) "Film politikanin en tepelerinde yer alanlarin sacma sapan dijnyasina, bir telekizin ya da fahisenin aslihda "gariindOgO kadar" olmadigina, erkek egemenligine ve kadin clOyanismasina gOz atmayi deneyen, daha dogrusu yalnizca gOz atan nitelikte. Ust Usie binen OykOler, ne, 'ne Onemsettiriyor, ne de 'nasal
(Tunca Arslan 2000'e Do§ru 29 Kamm 1992)

"Belli bir yere dek, kOftoyunculugu ve ondan da káti3 bir seslendirmenin de katkisiyla insane inandirmayan bir filme, son ijcte birinin gOrece bosons' nedeniyle olumlu not verme olanagi var mi? Sanmiyorum.° (Mina Dorsay, Yeni Ytixyll, 22 Mart 1996) 5--"Bay E": YOnetmen: Sinan Cetin "Filmin bir de konusu ve bu konunun Ozerincle yaseldigi bir fon var ki, asil zavallilik burada. Cetin, temay. i takmiyorum diye konusuyor.ama Onemli bir temasi oldugu kesin. Bu da bastan sona, "Bay E"yi sanp sarmalayan yeni sago lekeler. Film, pos biyikli Turk kOyli3leriyle biyiksiz, eh yi_izU clUzgUn bir medya kahramani arasinda geciyor. Deli sacm-asi bir clUzlemde ilerleyen filmde, sirasi gelen sahneye cikip tiradirii atiyor ve kinini kusuyor." (Utku Giiney, Sax, 18 Mart 1995) Saninm bu bolumu daha fazla uzaimaya gerek yok. Yapirn ye Yeni Olanaklar 19901i yillarda Uretilen filmlerin-niteligini betideyen faktOrlerden biri de yapim sirketleri ve yapim organizasyonundaki cesitlilik. Yesilcam'in sinema salonlan sahipleriyle ittifakinin ekonomik nedenlerden ,dolayi cozulmesi ve 79801erin ortalarina dogru cOken film Urelme ye oiyasaya sunum biciminin yerini, Amerikan menseli cagihm ve..yapirn firmalan doldurarak, sinema salonlannin kontrohin6 eline gecirdi.. Bu yillarda sinemanin iki temel sorunu uzun sure Birincisi, filmlere para yatiran yapimcilarin her gun biraz daha azalmasi. Ikincisi de;-olanaksiz-

Gezginlerr YOnetmen: Ahf Yilmaz "Fikir iyi. Gilds noktalan scglam. Yani, belle ki sinopsis dramati.irjik olarak umit vadediyormus. Ama sonu4 gercekten hazin. (..) Ne var ki, filmin genet ve lek tek sahneler lezbiyen i iskiyi rnuhalif bir marjinal sOylem icersinde de it de, ahlaken meseleye karsi cikanlan da yanina cla n ardmis. &mu-1z Ahf Bey, 'sinema ticarettir' ilkesini b u filminde fazla Onemsemis. (Mehmet Acar, Nokia, Ne Nerede 6-12 Araitk 1992) 4- 'Istanbul Kanatlarimin YOneimen: Mustafa Altioklar 14

lere neden oldu. Yeni jenerasyon bocaladi ve bocalama dOneminden sonra 'insane' anlatan tekil Ornekler de olsa filmier Uretilmeye baslanch. Ozal dOneminide yaselen ciegerlerin .basinda. Milliyetci-/v1uhafazakar politikalar geliyordu, bu politikalar radikal unsurlan da zaman icinde beslemeye basfayinca sinemada da dertlerini anlatmak istiyen milliyetci, muhafazakar, hatta Islami yOni3yle daha Fazio one cikan filmier cekilmeye baslandi. Bir tUr olarak Islami filmlere 12 Ey101 Oncesinde de rastlamak mCirnk6n, ancak 1900'11 , yillarla birlikte bu filmlerin sOylemindeki radikalizm, muhalefet bicimi farkli bir yere denk dUsiiyordu,.iktidara giden .bir politik guSle birlikte bir dOnem Onemli sayida seyirciyi sinemaya cekmeyi. basardi. Bununla birlikte 1990'dan sonra Islami filmlerde artik 'hidayete ermenin' ne yike bir sey oldugunun Otesinde, filmlerde politik bir sOylem hakim oimaya basladi. Bu politik sOylem Turkiye'de Islarniyerdeki degisime paralel olarak bir yasam tarzi OngOrerek varolan 5istemi elestfrirken yerine kimi zaman, sadece "muhafazakar", .kimi zaman da liberal" bir "muhafazakarlik" koyuyor. Yainiz Degilsiniz(1)-1990, Sonsuza Sevcialarin Oiumu, Yalniz Degilsiniz(2)-1992, h Ahf Hoca, Kelebekier Sonsuza Ucar-1993, blumsijz Karanfiller-1995 (Mesut Ucakan), Minyeli Abdullah(2)-1990, Kurdoglu-1991, Bir Zamanlar. Sarhostu-1992, Kanayan Yara Bosna, Bosna Mavi Karanlik-1994(Yikel Cakmakli), Besinci. Boyut1993, GiilUn Bittigi Yer-1999 (Ismail anes), Bize Nfasil Kiydiniz-1994 (Melin camurcu), ancak bu filmlerin ortak yOni3 estetiktenuzak, grotesk.bir.yapir la, son derece direkt propagandif filmier olmasiydi,ne sinemamiz acisindan, ne de herhangi bit; konuyu hikaye etme actsindan bir yenilik tasimadigi gibi; ilk sol sinema Orneklerinin sioganci mizacinin da gerisine clUsiiyordu. Ancak bu filmier; bir sure sonra Turkiye'nin demine oturacak irtica, turban, Istikial Mahkemeleri tartismalannin ve Islami kanadin merkez partisi Refah'in gEiclenmesi, iktidara geimesi gibi bir gercekligi Oncelernesi acisinclan Onemlidir. Maziumluk mertebesine ulasan Isiami kanadin tabani: bu filmlere sahiD ciktilar; ancak bu filmier sDrekliligini.saglayal mace. KonjonktUr Isiami akirniardan yana dOndi3gUnde, askerlerin arkcsina gizlenen , merkez partilerin . burjuva politikacilan Bonapartist rejimin devarni-icin rejim '•., krizi yaratti ye kari . salclinya gecti. TUrkiye'de bunlar olurken, 90'lann ikinci yansindo Irardi sinemacilar produksiyon aCisindan ekonomik, icerik ve hikaye yOMinden felsefe - yalii bir sinema dili olusturarak Avrupali ve Turkiyeli seyircilerin sevgisini kazandi. Iranli sinemacilann yapitlan cok 16

basit, ancak vurucuydu, yeni bir dil arcryislyla, "insane" yeniden sinemaya sokarak, yasanilan ca in felsefesini yaptilar. Tarihlerinden gelen felsefe ki3ItUri3nun yanina, yasadiklan toplumsal calkanhyi politik ye osikolojik bovutlanyla, "beigeselle kurmaca arasinca" bir tarz ousturarak filmlerine yansittilar. Kisacasi, bizim ycpamacligirnizi yaptilar Diger yanda politik, 'dOnem filmi' yapan yOnetmenlerin filmleri seyirciden yeterince ilgi gOrmedi. Memduh Un, "BUti:in Kapilar Kapahydi-1989"da uzun iskencelerden sonra hapisten cikan bir kadinin dramini anlatti; "Uzlasma-1991"da Oguzhan Tercan politik bir . cinayeti, Abdi Ipekci cinayetini isledi; Atli Yiimaz, Omit Kivanc'in art adli romanindan uyarlacligi "Bekle Dedim GOlgeye-1990"de, '68 gencligini -aniatmaya calisti, "Babam Askerde1994" ile Handan 1pekci, 12 Ey161dOnemini insantannin catismasini, dOnemin cocuklanyla birlikte anlatmaya calish, "80. Adirn-1996"da Tomris Giritlioglu, politik bir suclunun kaaismi, hesaplasmalanni anlatti, "Isiklar SOnmesin-1996"de Reis Celik yogunluklu" is savasin, "sOzde karsitliklarim" catistirdi, "Hoscakal Yarin-1999"da da Deniz Gezmisl alet ederek Bonapartist rejime methi.ye ciLizcli3.1990'larda politik filmlerin Onemli bir kisrM hikayesinin hakkini veremedi; sansiirden, politik tepkilerden ya da yOnetmenlerin yeteneksizliginden, . bece riksizliginden dolayi bu filmlerin cogu basansizdi. Yusuf Kurcenlenin "Karartma Geceleri-1990" politik. filmier icinde istisnai biryere sahip. Hem bir nem filmi, hem de-gUniimUzi.in gercekligine (iskence, devlet baskisi, sansi3r, sovenizm vs.) denk dOsen bir konuyu ele aliyordu film. Mat ligaz, yasam OykEisi.;n den romanlastirdigi "Karartma Geceleri", dogrusu 199(Ylar boyunca ulkenin ustundeki -siyah bulutlan haber veriyordu adeta. Kurcenli, 1994'de "COz61meler" filmini yapti. Burada 12 Mart darbesi sonra soicularin ye aydinlarin psikolojisini sergilemeye sirken, ask iliskilerinde ye toplumsal iliskilerde bireylerin cOzUlmelerini aniatiyorclu. Yine bir dOnem filmi alan "Kanlar Kogusu"nu Halit Refig; Kemal Tahir'in romanindan uyarladi. Bu Ornekler kendi iclerincie tutarliliklan olsa da politik film •nitelemesi yapabilecegimiz bir cok film belli bir tutturamadi. Bunun nedenlerini ararken saninm, "sinemccinin entelektUel kimliginde", olaylara yciklasirken takincligi politik tayirda, daha Onemlisi sanatci yaninin ne c:lenli olgunlasmiS oldugUna bakmamiz . gerekiyor: "Uzlasma" da bu anlamda hedefine ulasmayan bir yapimdi. OguZhan Tèrcan'in yOnetrnenligini yaptigi ve Abdi Ipekci cinayetini konu alan filmin ilginc yam, filmde Abdi Ipekcenin katili, Mehmet Ali Agca rofiinu oynciyacak oyuncunun hazirlik devresinden

yola cikarak filmin iskeletinin olusturulmaya Onemli bir sey atlandi filmde, politik konjont6r. Suikast Ozelde bir cinayetti, ancak suikast nitelemesi cinayetin toplumsal yam ' bizim beyinlerimize. mimliyor ve bOylesi bir toplumsal catisma ortamint sinemaya aktarmak hem ilk uzun metraj filmi olan bir yOnetmen icin, hem de iilkemizin prodasiyon gercekleri actsindan oldukca zor bir durum gibi gOrUni3yor. "BOcek-199510 Omit Elci, bir polls komiserinin, korkulanni, cirkinligini anlatti. Film hem estetik, hem de hikayesinin gercekligi konusunda yogun elestiriler aldi. Kaybedenlerin Hikayeleri Yusuf Ahlgan'in romarundan, Omer Kavur,1986 ydrnda "Anayurt Oteli"ni filme aldr, ertesi yil Nuray Oguz'un senaryosunu yazdtgi, "Her Seye Ragmen. 1987" filmiyle Orhan Oguz gOnintii yOnetmenliginden yOnetmenlige gecis yaph. Bu iki filmin artak cevreyle iletisim kurmaktan aciz, icine kapanik, psikolojik sorunlanyla basa cikamayan, zaYif ve varolan carpikliklan dijsOnmek istemeyen, kacan, Usti3ne gidildikce icindeki siddeti disci vuran bireyleri anlatmasiydi. Yesilcam geleneginin tamamen &sindaki bu karakterler, sinemamizm en gLic16 "anti kahraman"lanydi, ve 1990'larla birlikte bu "anti kahramanlann" ya da "kaybedenlerin" hikayeleri daha yogun olarak filmlere konu edildi. Fehmi Yasar, tek filmi olan "Camdan Ka1p1990"le Yesilcam'a da mizahi dokundurmalar yaparak, , sinemarntzda ender rastlanan bir antikahraman yaratacakh. Genco oyunUyla ortaya cikan karakterin mizahi, ayni zamanda olaganustu hikayesi de varcit. Aksiyonun yerini, (tekil • Ornekler de also) bu filmlerde insan Ogesi almish, psikolojik sorunlar, yasanilan atmosferin detayfan, umutsuzlugun getirdigi c6zi.irnsiizliik ye biraz da gizemcilik. BUtiin bunlar seksenli ydlardan miras alinmisti ve ayni zamanda seksenli yillarin politik baskdanna tepki olarak ya da politik baskilanndan kacmak icin kullandmaya baslanmisti. , Hapishanesindeki mahkumlann korkulan neyse, bu toplurnsal iliskideki aktOrlerinin korkulan da aynt. Hapishanedeki mahkumlar hayatlannin sinirlandirddiginin farkindaydi, disardakilerde ozgiir olmadiklarim biliyordu. Bu yOzden hiyerarsinin sinirlamalan kaniksanmish. • Toplumsal hiyerarsinin, siyasal ve askeri erklerin sinirladigt OzgUrliikler, is savas olgusu, .toplumsal kin, kUcijk patlamalarla kendini gOsterdiyse de yogun bir masturlpasyonla OrtImeye calisiliyor. Her alanda bunu farketmek mi3rnkiin, sokaktakihayattan, politikaya kadar. Doksanlann sinemacilan da bunun

farkina varmaya basic& Ancak icinde yasarken hep bir yanini eksik birakacagiz, bu eksikligin tamamlanmasi biraz daha disardan bakarak, zamarun kendini lanimlamasiyla mumkun olacak. PopUler olanla, muhalif, entelektUel olanin arasindaki kalite farki zaman icinde ortaya cikacak, bu yalnizca filmlerin kaliciligiyla ilgili clegil, filmlerin Ong&Uleri ve bulunduklan dOnemi analiziyle de ilgili. Ve daha 1980'lerin ortalarinda tartisilip yapay zeminlerde var edilmeye calisdan "entelektiiel bilinc" ancak "entelekti3e1 bzenti" ya da "erken entelekti.iel dOnem" diyebilecegimiz bir Ozellige sahipti; biraz kabaydi, parmagi gOziimijze sokuyor,' sintru toplumsal gercekcilige dayiyordu. Politik, sanatsal, entelekfuel konjonktiinin netlesmesiyle birlikte, soylenecek sOzJer somutlash ve bununla birlikte Yesilcam'in tecimsel iliskilerinden uzaklasan yOnetmenler, kendi dertlerini "kendi dillerryle anlatmayi yeglediler. Ve sanddiginin aksine bu filmier son derece politik, entelektUel ve sanatsal kaygilar tasiyan brOnlerdi. Bu filmlerin elestirildigi noktalardan biri de politikadan uzaklastigina iliskincli, oysa kimi rastlantisal yakalamalar gibi gOzOkse de bu filmlerin' temel noktasi iktidar, baski, cinsellik, bireyin kendini ifadesorunu Ctzerine kuruluydu. Hemen hemen hepsi bir cikmaz filmidir, ve filmlerin temel ozelligi hikayelerin anti-kahramanfar Lizerine kurulmasidir. Tabutta ROvasata, sinemamizda yeni birsey soyleyen ender filmlerden biri oldu, 1990'10r-1a birlikte sokakta yasayan tinerci cocuklar, alkolik insanlar gUndemimize girdi. •Malum sorunlardan yOnetmen filmde yapmak istediklerinin' ne kadannt hayata gecirdi bilemiyoruz, ancak yine de insana verilen degerin ne kaciar di.)0606, yoksullugun, uyusturucunun ne denli hayatimizin bir parcast oldugu ve bOtbn bunlara ragmen bu insanlann . sevebilecegini gösterdi. Tabutta Ravasata, bir ilke imza atti, gercekten sokaktaki insani (sokakta yahp kalkmak zorunda kaIan) insanlan melodram kaliplannin disinda anlatti. Genet begeniyi zorladi. Gisede istenileni yapamadi belki, bunun cok Onemi yok. Bize sokaktaki insanlann sistemin bir urunu oldugunu, suclunun hep. baska yerlerde arandigini gOsterirken, sokakta yasayanla,.. nn en insani yOnlenni bize ulashrdr Sinemadaki degisim„ insan malzemesindeki degisimin bir izduumuyse ki; (ekonomik, toplumsal degisimi gOzardi etmeden) tamarruyla bOyledir, ortaya cikan jenerasyon, c:leformasyonu her alanda hissedilecektir. Ozellikle sinernada — Burada on donem filmlerinden C-Blok, Masumiyet, <asabd, A Ay, Gemide, OcUncii Sayfa, Mayls- Sikintist bu degisim cok temel -göstergelerini olusturdular. Diger tarafta Olacak, . da Eskiya, Hamam, Her Sey cok Agir Roman degisimin baska bir yuzunu bize mimliyor. 17

ln. ruler,

iDDE71`, ORYAINTALilin VE 90 . 11 Yillardd Tfirk Sinernasina Genel Bir
RIZA KIRAC

Avrupa ye Amerikan kUltbriindeki siddet her zaman u4uncu dijnya Ulkelerinin siddet kiiltbrUnU etkilemistir. Modern Batt clOnyasinda suc, az gelismis 61kelere gore; daha organize, daha plank ye nedense daha estetik islenir! Sherlock Holmes ye Herkiil Poirot gibi Ingiliz yazarlann kahramanlan polisiye kiiltUrii Ingiltere'yle birlikte aniltr. Kapitalizmin en vahsi, en iyi organize oldugu yerde siddet de artlk bu gelismeye ayak uyduracak, hem edebiyatta hem de diger sanot disiplinlerinde kendini gOsterecektir. Sosyal ye kUltbrel hayatimizin "kompartmanlasma's6recinde sidcleti disarda birakmayiz. Suc olgusu ister bireysel ister OrgUtIL) olsun toplumclaki ekonomik, toplumsal degisimin aynasdir adela.
11

19901ar boyunca "Adam siddetin estetigini, felsefesini yapiyor" dendi, oturup seyrettik, ardindan kopyalanni Oretmeye basladik. Sinemamizda daha uzun metrajdan Once kisa filmlerde (agirlikla Ogrenci filmleri) siddetin yiizi.) Tarantino olarak belirdi. Hikayelerin kurgusundan, silah tutusa, cigara icme biciminden eroinin stringa edilisine kadar biitUn planlar 'agabeyin' Bu kaba, kimi zaman igrenclik mertebesine ulasan filmlerin temelincle yalnizca Tarantino azentisi yatmlyorau kt4ku.suz, hayatimizi ki4atan

"Hollywood kUltijrUne" burunup kapimizI caltyordu. Bunun bir sonucu olarak, yalnizca yasam miz degil, is clUnyamiz do bu siddetin bicimlendirdigi kaba y e adi bir yontu oluyordu. Bu konu Uzerine

11:11-14-

konustugum bir arkadas Luc Besson deli, Nikita ve Leon'daki siddeti Tarantino'dan daha once vardi. Hollywood, Nikita!nin taklitini cekti, beceremedi. Avrupa menseili yanetmenlerin filmlerindeki siddetin kaynagi daha cok devlet mekanizmalanndaki "derin" kaynaklanirken, Hollywood bireysel siddete ve mafiatik olaylarla siddeti sevimli kilmaya, estetize etmeye calisiyor. $iddete elestirel bakmak yerine, siddet sahnelerinin ne denli kusursuz cekildigine, planlann hizina, fotografik etkisine takiliyoruz. Oysa Milos Forman'in, Luc Besson'un Hollywood icin cektigi filmlerde dahi sistem elestirisi dogrudan .filme konu oluyor.
VE ESTETial

Doksanli yillar Ulkemiz icin, suc ve bu sucu yaratan kaynaklann kaniksandigi, hatta yer yer devlet tarafindan kutsandigi yllar oldu. Medyanin deyimiyle I sokaktaki insan' (evlerinde televizyon basinda otu. ranlar degil!) Alaattin Cakicilar, Nesim Malkileri, Sedat Pekerleri basbakanlarindan daha cok televizyonda gorur oldular. Susurluk'la birlikte bir Dashiell Hammett romaninin icinde bulduk kendimizi, "Kizil Hasaetan daha kizil daha kanli ye acimasiz bir kiyim gOzlerimiz Oniinde yasandi, suikast silahlan, bombalar, iskenceler... Devleti yOnetenler kimi zaman aciktan destek vercligi, arka ciktigi siddeti, kimi zaman da "derin devlete" havale ederken devletin en "Baba" yOneticisi, bu olayi rutin bir rutin disina clkma eylemi olarak nitelendirdi. TUrkiyeli sinemacilar "rutin disina" cikan olaylan filmlerindê isleyemediler. Yesim Ustaoglu'nun se Yolculuk"u ayn bir yere koyarak degerlendirmeli: yiz. Iki bin yilinin ilk gUnlenyle birlikte yillardtr sezij edilen ancak kimsenin gOrmedigi, duymadigi, konusmadigi! bir gercek ortaya cikti. devlet destekli siddet" polisin iskence tezgahlarindan daha fazla Nedendir bilinmez, yillarca sol basinin bagira bagira sOylediklerini, Cumartesi Annelerinin yillardir sesimizi duyun diyerek, ciayaklara, gazaltilara, iskencelere ragmen Galatasaray Lisesi'nin OnLindeki mesaileri gOz ardi edildi.. OrgUtli3 ya da bireysel, fiziksel ve cinsel siddet 701i, 80'11 yillarda da vardi, ancak bu siddetin sinemamiza yansimasi biraz farkliydi. Bu yillarda yasanilan siddet, fiziksel ve dOsiinsel kacislar, aydinlann, icinde bulunduklan ruhsal durumlan filmlerine konu ettiler. Ardimizda biraktigirruz yillarda humanist ve romantik duygulann yerini, entrika, acimasizlik, poli_ tik ve ideolojik mUcadelenin _yerini _en kisa yoldan en cok servet kaldirmak ve hits, devlet destekli mafiatik cinayet aldi. Son dOnemde siddetin yUzij Eskiya, Kanslk Pizza, Gemide, Laleli'de Bir Azize ve Leopar'in Kuyru-

gu'yla yanisidi sinemamizda. Bu filmler arasinda "Gemide" siddeti kullanma . biciminden dolor diger filmlerden ayrillyor. Gemide'nin sansizligt tartismanin."feminizm" gibi dar bir alana sikistinlarak diger göstergelerin unutulmasi, gOrmezden gelinmesi ya da gecistirilmesiycli. Gemide'de daha filmin afisinden ve ilk diyalogdan yola cikilarak, olayin gectigi mekanin devletle mesaji cok net veriliyordu; biraz kar gOzOne parmaglydi durum... halde dilAncak anlasilmayan ya da lendirilemeyen sey; filmin kahramanlannin yogun bir hafiza sorunu ve filmde yogun bir psikolojik siddet yasamasiyck Bu hafiza sorunu sanildigi gibi sadece uvusturucudan kaynaklanmiyordu, yasam biciminden kaynaklanan bir hafiza kaybi- vardi. Tipki Uzerinde yasachgirniz topraklar gibi. Kaptanla gemi tamarnlyla gLivensizlik personeli arasindaki kurulu, ama her claim hiyerarsiye boyun egiliattigi kaziklar, kurduyor, bunun da Otesinde gu tuzaklar, santajlar tamarmyla politika, clijnyasi, sanat cevresi vs. iliskilerde yasanilan "hafizasallga" denk di.isbyordu. Barka bir anlatimla, bahsi edilen yer siradan bir Bunu da herkes anladi. Anyer degildi, cak benim anlamadigim, TUrkiy&deki boylesine yogun bir irdniyle, yer yer mizahla anlatan, ta l i gedigine koyan bir filmin, feminizm ve 1(6fi3rIer yiizOnderi elestiri bombardimanina tutulmasi. Halbuki, gUnlik hayatta kufurun, erkek egemen siddetin en alasini yasiyoruz, bu gerceklik sinemada karsimiza-ciktiginda, ablasinin, annesinin namusunu korumaya calisan kabadayilar kesiliyoruz, yalnizca erkekler degil, erkeklerden daha cok kadinlar bu konuda daha ataerkil davramyor. Bir soot Once sOylediginizin tam ziddini bir scat sonra yapabilirsiniz, ya da mitolojinin tannlan gibi bir dakika Once iyi adorn (ya da iyi tann, mazlum insan her neyse) bir dakika sonra biraz da soapoperalardaki gibi kat6 °dam! oynayabilirsiniz. Mutlak olan hayatta kalmaktir, k6c6k kazanclar, zaferler gibidir, ancak basindan ben varolan da tomamiyla masturbasyondan ibarettir. CLinki3, Nuh'un gemisinde herkes o geminin selametiyle yol alabilir, yoksa herkes tufana teslim olur. "Gemide"de kahramanlann psikolojik dennligine biraz daha saglam kafalarla .yaklasilabilseydi, varolan donelere keskin tepkisel ci(islor yerine, kahramanlar iktidar ve masturbasyon iliskisinden yola cikip degerlendirilseydi, filmin basindan ben bir erkek elestirisi Uzerine kuruldugunda hem fikir olunabilirdi. Ancak 'hem fikit' olunan sey, filmdeki kahramanlann erkek dijnyasi degil, daha cok yOnetmenin "ataerkil" dunyasiydi. "Bence "Gemide" filmindeki tecavOz sahneleri b6yiik OlcOcle pornografidir. Filmin icinde zamansal

olarak yer ali t oranlariyla tiplerin duruslan ve davraruslanyla gekim alanlanyla bu boyledir." (Necla Algan 25. Kare Sayi:26 Sayfa:58) Pornografinin ne oldugunu az gok bilen biri olarak "Gemide" filmindeki tecavi.iz sahnelerinin son derece siradan hatta bazen cinsel siddeti yeterince yansitamadigini mUsiimdUr. Ancak sunu da soylemek zorundayim, pornografi detay ister. Bu filmde detay yoktu. Fornogratide psikolojik derinlik yoktur, yi3zeysel iliskiler, yavanlik, erkek egemenliginin tahammill edilemez, nedensiz cinsel baskisi, anlamsiz bir siddet ve bir olguyu degil, dogrudan cinsel iliskiyi rOntgenlerne arZUSU vardir. "Gemide", bir cok yOn6yle iktidar, masturbasyon ve devlet hiyerarsisi Uzerine zengin elestiriler igeriyordu, kadin yalnizca fahise olarak algilanan, bir meta olarak gOsteriliyordu, ama bu devletin kadina bakisi degil miydi? "Azize" filmiyle pazil tamamlaniyer ve kadmin.gergekten fahise olarak satildigi ortaya cikiyordu. Bu, iki filmin ana sorunu gibi göziken kadina bakista erkek egemen gOrUsi.in yOnetmen tarafindan onanmasi midir? Sanmiyorum, Pillar once • Aileden Sorumlu Devlet Bakani olan Cemil Cigek'in nezdinde, devletin kadina bakisidir. Cemil Cigek, flortu fahiselikle bir tutmustu. Ve bir feministe devletin (erkeklerin clevletinin ya da erkeklesmis kadin politikactlann clevletinin) kadina bakismi filmdeki gibi degil de, farkli gOsteriyorsa; "Gemide" filminde kadinin tecavUzde direnmedigi igin filmin "erkek egemen dunyayi onadigini" cikartiyorsa, Onemli bir gandermeyi gaz ardi ediyor, devlet tebasim kadin gibi 96rur ve one hametmeye galisir. Bu yOzclen devletin kimliginde "Baba" tabiri vardir, "modern dunyada" hig bir devlet "ana" kavrami ile tanimlanmaz, gLinkij devletin cinsiyeti erkektir ve tecavUz edebilme hakkina sahiptir! Daha dune kadar tecavi3ze u rayan "fahiselerin" davalannda kadinin "fahise" oldugunu gOz OnOne alarak cezayi azaltiyor, hatta berat verebiliyordu. "Gemide" filminden cikan seyirciler, filmdeki erkek kahramanlarclan tiksinerek gUnkii onlar kahraman degildi, cunku filmde kahraman yoktu, en az "Cemil Cigek" kadar aciz erkek vomit ve yOnetmen de ulastirmak istedigini seyirciye ulastirdi. "Laleli'de Bir Azize" Gemide'nin yOnetmeni Akar'la, yapimcisi Onder Cakar'in, yOnetmen Kudret Sabanci'yla birlikte yazdiklan senaryodan filme gekilmisti ve Gemide'yle ayni izlek Uzerinde hikaye devam ediyordu. Ancak Bir Azize", hem gorse! zenginligi, hem de hikayedeki karakter-. le; in islenisi acisindan Gemicle'yle klyaslaninca bir bacagi kisa kaliyor. Karakterlerin senaryodaki psikolojik derinligi filmde yokolmus, bunun yerini mafyatik bir pezevenk hikayesi almis. Film "Gemide"deki bosluklarl doldururken, hikaye edilen kisilerin hafiza 13

kaybi, birbirlerine kazik atmak igin her firsati degerlendirmesi, ayakta kalmanin tek yolunun ortagim satmak ilkesi oldugu gibi yanilsamalan devam ettiriyor. Ancak film sinema teknigi agisindan bir felaket. Yavuz Turgul'un "Eskiya"si doksanli yillardaki sidcleti en dolaysiz anlatan bir masaldi. Hikaye ettigi kahramanlarin gegmisle hesaplasmalan a; Baran'in sevgiyle, dostlukla, pare arasinda bir segim yapmak zorunda kalmasi, biraz unutulmaya yi3z tutmus duygulann agiga gikarma gabasi seyirciyi filme bagladi. Daha Onceki filmlerincle siddetin esamisi okunmayan Yavuz Turgul, Eskiya'cla dogrudan sic:Ideti Ertem Egilmez, geleneginden gelen popOler anlatim kaliplannin &sine cikarak, geleneksel key16 kUltbriinden kaynaklanan komi3nal yasamin disinda, atomize olmus sehirdeki insanin pargalanmasini, yalnizligmr, siddetin ikticlanni anlatti. Yavuz Turgul, yalniz seyirciyi sasirtip katharsisin doruklannda dolasmakla kalmadi, popOler kaliplarin yerinde kullanildiginda sinemaya seyirci gekme agisindan nasil islevsel bir rot .iistlenecegini kanitladi. Eskiya ve Kansik Pizza, sehirdeki yeni insan tipolojilerinin resmi gecidiydi diyebiliriz, biraz medyatik, biraz 'male dayali bicimsellik, bUyik siddetin egemenligi. Burada siddetin gOrsel ve mizansen agisindan Hollywood sinemasindan etkilendigini, ancak hikaye anlatma bicimi, karakterlerin derinliginin verilmesi agisindan Avrupa sinemasina yakm oldugunu sOyleyebiliriz. Ancak bu tanimlamanin da bUtOn genelle-. meter gibi iginde bir hata pays tasicligini belirtmek gerekir. Siddetin, gene! olarak OrgUtlii siddetin temel dayanagi olarak "devletin" himayesinde gelistigini filmlerde ustu ortulu olarak da olsa gOrmek mbrnkiin, aneylemlerine cak • dogrudan devletin "yasa sinemacilanmizin halo el atmadigini, Hollywood sinemasi kadar bile var olan sistemi elestirmedigini sOyleyebiliriz. Bu konuda en saglam mesajlar bUtgesiz, video formatincla galisan, yan dekijrnanter, yan kurmaca kisa filmlerde, dhem ticari kaygidan uzak oldugu igin hem de sansUr kurumunun en get el attigi bir alan oldugu igin) siddetin ve devlet terOninUn daha kapsamli, rahat ve dogrudan bir anlattn-ila sesOyleyebiliriz. yirciye

Oryantalizm ye Stilize Gerceklik
90'larin ikinci yansinda minimalist yaklasimla birlikte sinemamizda etkili olan bir 'oak ' s agisi da hikeyeyi stilize ederek oryantalist motifleri One gikartmak olarak belirdi. Bu oryantalist olgu daha gok doguya mistik bakisiyla, mekcinlan, insanlan, toplumsal iliskileri, rituelleri stilize etmesiyle One giktr. Bu

ma usal
.. .„
Sri

rftit las t 6 . " ize i. n_ imin isaretierinin yeti memesi,

s..eri.

e

ad

alyc

itttt t

0I ri

yaklasim bicimi TUrkiyeli, ancak yurtdisinda yasayan yOnetmenlerin filmleriyle seyirciye 1970'ler 80'lerdeki oryantalist bakistan fakir olarak bu filmier ayni zamanda yurt dismdaki sinema seyircisine de sesieniyordu. Italydda yasayan Ferzan Ozpetek "Hamam" (1996) ve "Harem Suare"yle (1999) sinemamizdan bike sintrlan distnda sOz ettirdi. lki filmin de ortak yam yasadtgi Olkenin kulturunu popularize etmesi ve stilize gerceklikierle hikayelerin yijrUrnesiydi. Ferzan Ozpetek'in filmlerindeki kusursuz teknigi hikayelerindeki sablonlardan belki biraz zedelendi. Ozellikle Hamam filminin en Onemli duygusu, hamamin fiziksei etkileri ve insanm vikuclundad degisimi; tinsel istegi bicimlendirmedeki ya da cinselligi temsilindeki etkisi zarf kaldi; (hamam ve escinsellik arasindaki neden sonuc iliskisinin zayifligiyla birlikte)

filmde stilize edilmis iliskiler oryantalist dille birlesin"hamam"in atce kafalar biraz bulandi. mosferiyle icsellestirip, kaciintn-erkegin biyolojik, duygusal degisimini anlatim Jarzinin fazlastyla stilize olmasli, derinlemesine bir escinsel yOnelimin isaretlerinin verilmemesi, Italyan erkegin filmin sonunda 61clOrOlmesi hikayenin biraz zorlama bir cizgide ilerlehissettiriyordu. "Haman,' filminin en sevimli, cana yakin yam bir ailenin Italyan bir erkege yaklasimindaki bogucu misafir perverligi esprili bir dille anlatmast ve filmin kurgusunun son derece akici ritmiydi. Ozellikle filmin ilk sahnelerindeki mektubun postaya verilmesi ve Italyan ciftin iliskisinin parole) kurgu seyirciyi daha ilk dakikada filmin icine cekmeyi ba.sanyordu. Ancak kafalann gercekten bulandii, hatta kafa 14 -17A-1. II
-17A-1.

karisikliginin en yogun yasancligi film All Ozgen"Mektup"uydu. "Mektup" hikayesini, ruhunu, mizansenini yitirmis karanlik bir film olarak basladi ve öylece bitti. Filmin arciindan sOyienebilecek tek Onemli sey "Eee"ydi. Stilize edilmeye calistlan sey, bir duygu muydu, yoksa bir olay orgusu mu, yoksa her ikisi de mil Mektup filmindeki bi3y6k bosluklan doldurmaya gucum yetmedi. Neyi, nasil, neden anlattigim Onemsemeyen yOnetmen filmde braktigi bosluklarla seyirciye duygusunu, hikayesini ulastiramadi. Neden sonuc iliskisini bir yan g birakalim, "Mektup" filminin en bi.iyi3k eksigi senaryodan ya da. yOnetimden kaynaklanan eksikliklerden dolayi oyuncularin filme duygulanni yansitamamasi, bu duygunun seyirciye ulasmamasi ve o Ozlenilen samimi atmosferin bir ti3r10 aciga cikmamasiydi. Filmin bogucu bir "varolus" problerniyle bogusrnasi ancak seyircinin bunun tamamen disincla kalmasi, filmin entelektiiel alt yapismin zenginliginden degil, bastan bed anlatmaya basansiz senaryove yOnetimclen kaynaklaniyor. "Usta Beni Oldiirsen e"de Bans Pirhasan, Bilge Karasu'nun kucuk bir Oykiisikiden yola cikarak olayi "herhangi bir iilkedeki" askeri darbe boyutuna tasidi. Tam do bu nedenden dolayi fazIasiyla elestiri[di. Yasadigi i3lkenin gerceklerinden uzaklastigi icin elestirilen Bans Pirhasan, filmin herhangi bir iilkede, herhangi bir zamanda gecmesinin kendi zorlamasi acisindan daha anlamli oldugunu, propaganda ye ajitasyondan uzak durmayi sectigini, propaganda ve ajitasyonun daha kolay oldugunu soyOyunculuk, gOri3nti3 ve mizansen basansinm yam sera bir edebiyat uyarlamasi olarak "Usta Beni Oldiirsen e", amacina ulasmisti. Film daha cok bir Orta Avrupa yapiminin Ozelliklerini tasiyordu ve ingilizce cekilmisti. Seyirci acisindan bu tavrin getirdigi sogukluk biraz temkinli olmamizi gerektiriyordu, netice de TUrkiyeli oldugunu bildi imiz bir yOnetmen Ingilizce bir film ce.kmisti ye biz bunu alt yaziyla izliyorduk; filmin atmosferinin soguklugu, Ttirkiyeli oyuncularin bile bir Avrupali diliyle oynamolari bizi bayagi tedirgin etti kifilm beklenilen ilgiyi gOrmecli, ancak yeniden belirtmekte yarar var, hem Ozgi3r bir edebiyat uyarlamasi olarak, hem iscilik, sanaicilik olarak, hem de sinemasal bir dil olarak "Usta Beni OldUrs 90'larda cekilmis boson!' edebiyat uyarlamalarindan biriycli. Oryantalizmin sezildigi ancak hikayesinin kahramanina yaklasimindaki cesaretten dolayi bu olgunun arkalarda kaldigi "Yara" filmiyse Almanya'da yasayan Yilmaz Arslan'in ilk uzun metrajli filmiydi. Taiyeden, Almanya'ya dOnmek isteyen uyuslurucu bagimlisi gene bir kizin, amcasinin evinden kacmasini ye yol boyunca tanik oldugu insan manzaralanni anlatiyordu film. Film bastan asagi bir AY15

rupall bakisiyla kotarilmish, Yeld Q Reynaud'un canlandirdigi sevimli, ozgur ye inatci karakter izleyiciye kahramani hemen sevdirdi. Ancak bazi sahnelerdeki gene) gecer gOzlemler ye Ozellikle akil hastanesindeki mizansenlerin basansizligi filmin hem temposunu clUsi3n3yordu *hem de Nur arer'in harcandigi hissini uyandirdi bizde. Yapay bir zeminde olusturulan ye "Midnight Ekspresle, "Yara" arasinda benzerlik kurmak teorileriyse filmin insancilligina, özgOnli3Ozgi3r1i3k duygusuna yapilmis bir saldin olarak algilandi ye itibar gOrmedi. Ancak, TOrkiye'ye yaklasimincla acik bir oryantalist bakis acisi Yard ' , belki gerceklik duygusu bazilarinca bu yiizden zedelenmis gibi algilandi. Bazi gOndermeleri, sOzciikleri anlasilmasa da "Yara", Almanya'da yasayan bir yOnetmenin ye'ye, bakis acisim yansitmasi acisindan ve hikayesinin azgUnli3gi3 acisindan bulustugu seyircinin daha fazlasini hak ediyordu.
Minimalizmin Etki Alani

Minimalizmi kabaca aza kanaat etmek, miitevazi kosullarla yasami idame ettirmek diye tanimlayabilir miyiz bilemiyorum; ancak minimalizrnin sinemada Orneklerini gOrdi.igi3m6zde his de, azimsanmayacak bir sinema kalitesi ye estetigiyle karsilastigirnizi sOyleyebilirim. Minimalist sinemanin en Onemli Ozelligi hikaye anlatimindaki bilge sadeligiyle, kamera Bunlan biraz acmak gerekirdaki ekonomik se, minimalist sinema oyuncusuncian oynamasim degil gercegi, olagani3sti3 kartpOstal gOrCinti3leri degil, varolan kulturun fotografini ister; Robert Bresson, "Tiyatro sahnesinde oyuncunun yaptigi rol, gercek \Jai-11ga eklenerek, onu guslendirir. Filmde ise rol yapmak gercek yarligin benzerini bile silip sOpi3rere<, fotograhn yarattigi yandsamayi ortadan kaldirir" diyor. (Sinematograf Uzerine Notlar. Robert Bresson Cev. Nili3fer GiingarmOs, Nisan Yay. 1992 5.26) Son yillarda sinemanin yeniden "insane" kesfetmeye calistigini sOylemistik. Yalniz, gazii dOnrnii katil kilikli ye acimasiz kahramanlann filmleri, aksiyon sahneleri artik para etmiyor... Ozel efektlerden, olaganbsti3 kamera hareketlerinden uzak duran minimalistler, kamerayi sadece bir kaydedici olarak gOrrni3yor; kamera yOnetmeninin icinde yasacligi hikaye ise bu kulturun tamamiyla clogrudan yansimasi olarak hayat buluyor. Iran'll sinemacilar minyatiir sanatinin inceliklerini kadrajlarinda yansitmaya calisirken, Ozu, kamerasim Japon kbltUrUnijn bcki acisina ayarlamak icin Ozel bir kamera °yogi yaptirir ye insan gOzijnOn bake acisina en yakin objektifi 50 mm'yi kamerasindan c,..ikarttirmaz. Bresson, "Imkanlarim arttikca, imkanlarimi kullan-

ma gLicUrn azaltyor" der. Minimalist yaklastm elindeki malzemenin esiri olmaktansa, teknigi, hikayenin gerektirdigi bake acisinda ve yOnetmenin kbitOriin icinde eritmeyi yegliyor. Böylece fotografi sOze hiikmetmedigi gibi, sazciikler ve efektler de fotografik gari_inti3ye hameimiyor. Filme cekilmiS gOri:intUierin renkleriyle oynamaktansa, cekim asamasinda mekanin renklerine, atmosferin aynnitlarina mOdahale ediyor yOneimen. Ye§iicam sinemasi ytllarca teknik yetersizliklerden dolor "dogal bir minimalizm" yasadt dersek yalan olmaz. Yapim kosullannm yetersizligi, en kisa surede en bUyUk hizla film Uretme zorunlulugu, yer yer yOneimeni daha yaratici olma zorunda btrakmissa da durup di3sUnecek zamani kalmayan yOnetmenin Uretim ciamasimn sagltkliltgtni sekteye ugratmistir. Kamera hareketinden oyuncu aksiyonuna dek her sey belli bir ekonomizm gerektiriyordu. Bu den; Yesilcam'in Urettigi filmleri minimalist cizgiye dahil etmek cok zor, ancak zorunlu bir ekonomizmin, zaman zaman grotesk bir call ma sisteminin ,var oldugunu sOyleyebiliriz. Tam da bu nedenden dolor YesiIcam sinemasinda minimalist sinemanin felse esi olusmadt; yani minimalizm kuramsallasmadi. Belki, Lutfi b. Akad'in sinema anlarsi Yilmaz GUney ve Omer Kavur sinemastndan sonra etki alaflint devarn ettirebilseydi, minimalizm hem etkin ornekler verebilecek hem de kendini ifcide edebilecek edebi dilin varligtnin sUrekliligini saglayacaktt. Akad'in Gani Turanli'yla yaptigi kadraj calismast minimalist sinemanin kadraj anlayismtn iyi bir olusturur. Bu caltsma aynt zamanda oyunculuga ve Akad filmlerinin felsefesine de bOyi_ik katkida bulunur. "Simdi kamerayla aneyri gOrecegimiz zaman... seyirci olarak nastl bir etkilenme olsun? Bunu dUsijn Gani'ye dedim ki; "aneyri gar, fakat bu alts acts ' , bir boy resmidir. Ama Oyle bir boy resmi olsun ki, aneA burnumuzun dibindeymis duygusu.versin bize... Aslinda cok Onemli bir sey istedim. $imdi: Hem boy resmi olacak, hem cok. yakin bir resim olacak. (...) Kamerayi hazirladi ve vizOrde bir resin gasterdi bona... (...) Hakikaten-Cuneyt bEtti..m boyuyla, bi3ii3n agirligtyla burnumuzun dibinde.. (..) Hem boy cekimi hem de yakin plan gibi cok etkili... $imdi, Gelin'de, DiigUnde ve Diyet'te ayni yanfemi kullandik. Nasal? Resimler genic... cok genic degil... Bir s6r6 insan var... $imdi, ayuncunun,ayle yakin bir resmi var ki.. Oyuncunun mahremiyetine girerseniz orada... Nefes altsint duyarstmz.„ gOz 4111151m... gOziiMin kenanndaki kinsikliklara kadar Bu, bu resimler bOyle buyuk resimlerdir. (...) Ve hepsine yakiniz. cok cok genic ve uzak resimler degil. Oyle derli toplu resimler ki lobtUn ailenin yakin mah-

remiyeti icindeyiz davrantslanntn..." (1.6tfi O. Akad /Alim Serif Onaran- Ala Yay. Mart 1990 5.175] 76) lUtfi O. Akad burada sinemasindaki gOriintii anlayisintri Onemli bir asamasint anlattyor, bOylesi bir kadraj anlayist neredeyse minyatbr. Atif Yilmaz, Yedi Kocali Hi3rmi3Zde minyatUr sanatinin inceliklerini filme yansitmaya caltstr; derinligi olmayan di3z Ionlar, kalabalik sahnelerde bile gOsterissiz sade bir anlatim. Yusuf Kurcenli, Ve Recep Ve Zehra Ve Ay;'de minyatijr'Un goruniulerini yakalamaya calistr. Kamera hep sabittir, kadraj icindeki hareket temel aksiyondur. Ancak butun bu Orneklerde lutfi O. Akad'in sinemast dtsinda sUreklilik yoktur, Akad, ydlarca ayni garCintii yOnetmeniyie cahrnamn avantailnin yam sera hikayelerindeki yalin gäster*iz ama gasterir. bir o kadar edebi dili, Oydi Akad'in filmleri, bir romanin gerektirdigi edebi alt yaptyt seyirciye ulasttnrken ayni zamanda hayatin en yalm halini goruntuler. Akad'in sinemasindaki minimalizm, 90'lann sinemasinda baska perspektiflerden yararlanan sinemactlann filmlerinde accga cikar. Bu filmlerdeki minimalizm, gOn.intUden cok oyunculukta ve hikaye anlatmadaki tavirda saklidir; gOrsellik actsindan Akad'a denk dOsen yaniysa kamera hareketlerindeki ekonomizmle birlikte, yaneimenlerin teknik malzemeye ragbet etmemeleri diye• biliriz. Nuri Bilge Ceylon, Kasaba'da anektotlarla gitmek ve kalmak Uzerine bir film yapti, beni daha cok kismi bu Olkedeki insaniann hep bir yerkasabali rehire gitmek istilere gitme yor, sehirli batida bir baska Ulkeye gitmek ve refah ckeyi yUksek bir hayat kurmak istiyor:"Kasaba"- filminin seyirciye ulastirdigi bu yakict duygunun yaninda en carpal yam, filmin cekim asamasiyla birlikte, filmin kullandigi gOrsellik Kasaba gOrsel zenginligini siyah-beyaz fotograflann gOrkeminden altyor, bu yanlyla hic de miitevazt degil! Hikayesindeki minimalizm, gunluk kaygtlann 1(6cOk kinnttlanndan yola ciktp hayati dingin bir duyguyla kucaklamasi seyirciye filmi sevd.iriyor. Ancak Kasaba'nin agtrligt yOnetmenin etkilendigi kaynaklann yogun bir bileskesi olarak seyirciyi yoruyordu; gOndermeler, fotografik yogun sOylem, Cehov'un diyaloglan, Tarkovski'nin bilinc alts vs... Kurmacaw ne kadar icinde ne kadar disinda olduguna siz karar verin. Nuri Bilge Ceylan'a bir roportajinda; "Sinema belli bir cizgiye oturtabilir misiniz?" gibi soru soruluyor, yOnetmenin yaniti, etkilesim alaninin ne derece acik oldugunu gastermesi actsindan Onemli;- "Haytr. Bu sOylediklerim teorik asamada olan seyler. Uygulamada nasil bir yon cizer hic bilmiyorum. Yani benim filmlerim sOyle olacak diyemi16

yorum, cUnki3 islem sirasinda, sinema yaparken godeneyimle birlikte hiz kazaniyor ve hic urnmadiginiz yOnlere sapabiliyor. Hotta bunu seyrettiginiz tek bir film bile. yapabiliyor !Dozen. Islem sirasinda di3sLinmek daha Onceki cliisi:incelerinizin disinda bambaska seyler Ogretebiliyor size." "Mays Sikintisi"( 1999) filmi ise "Kasaba" filminin cekirn asamasinin hikayesi, yine kurmacayla yasanmislik arasinda gidip gelerek seyirciye filmin kurmacast hakkinda sorular sorduruyor. Ancok, hem felsefi dili, hem konuya yaklasimi, sinemasal estetigi "Kasaba"dan daha saglam bir yaps Osti.ine kurulu. Burada minimalist kavramina girmemiz gerekiyor. Minimalizm, film Oretme tavri olarak mi hayata gececek yoksa bir akim olarak ete kemige burunup sinemayi butunuyle mi etkileyecek? Minimalist yaklasimin sadece bir kisim sinemacinin hayata bakisiyla ilgili Oznel bir tavir oldugunu bunun genic bir etkilesim alani olusturacak bir akim olma ihtimalinin olmadigint soyleyebiliriz. Bunun en Onemli gastergesi minimalist yaklasima sahip yOnetmenlerin cok farkli alanlardan gelebilecek etkilesirne fazlasiyla acik olmasidir. Bununla birlikte May ' s Sikintisi inda, Iran sinemasinin son yillardaki cikistndan etkilenerek, bu sinemanin hem felsefi, hem de hikaye etme biciminden etkilendigini sOyleyebilinz. Bu etkilenme sUreci, yOnetmen Nuri Bilge'nin kisisel sinernastrun OrtmLiyor, tam tersi kendisini ifade etmesine yardima oluyor. Burada belgeselle kurmaca arasinda duran filmin cat' s ' , "Kasaba"ya nispetle Tarkovski'nin sinemasindan biraz daha uzaklasmaya baslamis. YOnetmenin kendisini anlattigi filmier bana daha samimi, daha acimasiz ibu kendisine yOnelik bir actmc..sizlik) geliyor ve bu filmieri dudagimin kenarinda engel olmadigim bir tebessUmle izliyorum. YOnetmen fiimlerinde sinemasindan etkilendigi yOnetmen[ere gándermeler yapmaktan kacinmacligi gibi dogrudan bu filmierin bazi sahnelerine atiflarda bulunarak hos siirprizler hazirliyor. Bu konuda Nuri Bilge Ceylon son derece zengin, Listelik bu tavnni post-modenizmle siislemek gibi bir amaci do yok. Reha Erdem'in "A AV . (' 989) filmi de hem hikaye, hem de sinema dili actsindan minimalist Ozellikler tasiyordu. Insan ruhunun derinliklerine inmeye calisan filmin mekana ve karakteriere yaklasimi sinemarnizda daha Once denenmemis bir cabaydi. Bundan film mi olur anlayisini cakerten, hayatin her alaninda kendi felsefesiyle herkesin bir seyler anlatabilecegini kanitlayan yanetmen, bu OzgUnliigUyle Lircok kisiyi tahrik etti diyebiliriz. Ay"in bir ayricaligi da uzun yillar sonra bir filmin siyah-beyaz Ulusal sinema tartismalannin gObegine Harnam'i, Istanbul Kanatlarimin Altinda'yi oturtanlar, A Ay'in ozgunlugunu filmin kendi olma cabasini gOrmezden geldi. Film boyunca tuy hafifli17

gindeki denklemlerle, gercekle hayal arasindaki ucu
acik konsantre oykuler, gOrUntOler durmaksizin sorular sorclurclu. Ara bask() bir dil kullanilmaya baslandi, bu dilin olusmasindaki kriter yOnetmen in dunyaya bakisinin fazIcsiyla One cikmasindan dolor yadirganacaktir. toplumsal yapidaki kafa kansikligi bu filmlerin diline de yansimak zorunda, aksi halde gercekligin yaninda yeseren sey 'gene) gecer seylerin On kabulUne" tekabiil edecek. Yani popiiler dilin disindak-i her seyin yadsinmasina. Senaryoyu kendisi yazan sinemacilann "tefleri birazda kendileri oluyor ye hikayeler hep birinci tekilden anlatiliyormus hissi veriyor, yOnetmeni filmde elle tutulur derecede hissediyor seyirci ve o samimi duygu filmin eksiklerini hem seyircinin hem elestirmenin hos gOrmesine neden oluyor. 1990'larla baslayan bu sUrecin devami ve kafa kansikliginin bizi cOzUrnlere ulastirmasinin yegane yolu, OnOmUzdeki UrOne yaklasirken onun cikis noktalanyla varcligi nokta arasindaki iliskiyi saglam zeminlerde kurmaktan geciyor. Bu elestirilere bir Ornek de "C Blok"tur, film, kadinlar ve erkekler arasindaki iliskiyi kurarken toplumsal degisimdeki kadinin varolusunu hangi temeller Uzerine kuracaginin hesabini yapar, ya varolan hiyarerarsiye boyun egip ekonomik bagimliligiyla birikte lOks yasamini devam ettirecek ya da icinde yeseren özgUrlijk ve cinsel tercihlerin doyumsuzluguna kendini birakacaktir. C Blok bunu yaparken yOnetmen sezgisel olarak bir dil yakaladi, .parcalanmis gercekligi, dogru ile yanlis arasindaki ince cizginin yorumlanmasini izleyiciye birakti. Loki tv\asumiyerteki gibi.lki filmde de yOnetmeni hissetmeniz rni3mkiindi3. "UcOnci3 Sayfa"(1999) filmiyle Zeki mirkubuZun, hikaye anlatma ve gerceklige yaklasim biciminde gOzle görUlLir bir farklilik var, ancak bu farklilik kahramanlarindaki celiski duzeyinde yok. Kisaca kotuluk ve iyilik arasindaki ince cizgide dolasiyor yOnetmen. Yine yazlerce kez anlatilmis bir Oyki3yO anlatiyor, bu kez biraz daha patavatsiz, biraz daha dalga gecerek, biraz daha seyirciyi rohatsiz 'aktanyor. Uci3ncii ederek yapmak istedigini Sayfa, Zeki Demirkubuz'un sinemasinda yeni asamaya gecisin ilk izlerini tasiyor, yeni bir sey sOyle-meye hazIrlanan yönermen hem anlattigi Oykiiyle hem sinemasal diliyle, hem de toplumdaki yapay degisimle bosi dertte. Bunun nedenini filmden cikarmaksa imkonsiz gibi gOrUniiyor. Not: Minimaliz konusudaki yardimlarindan dola Fuct ErmanC , gOrUsleri, elestirileri, yardimlanndan dolayi Alper CaglayanC lesekkiir ederim. email: rizakirac@yahoo.com

6
Yeni Yapim Olanaklan, Sidi et, Oryantaliztn, Minimalizm, Post-modernizm ye 19901ara Yanstmast

one ir
LAIr it ;!•„;. : • kind .1,1; rk hh1,,

t iiirini.•1 ilkII ,t,i
tnLkt ttiU ZOIri;..111; 1)11.

`.‘i:r L

tki Iin 1 90011yill.ir boy Itue. I F. tefipiihnidith cikau Ve maalesei in iku film de te.,:tV,I 'ILTditnutL1 gi,ISternn H.:1:1111adt.IJU k.aymitidara bir kurtilt Linden ;e1:.ii1 ye tt:m :ekineye devam eden yOnetmenier ekteninee, Ant' Irfan ltrden kITIiL Oman Ogoz, i out; litaiaran, serif Goren.. Fda ):ner Km eIjiivs4tiinu sayisi ()WA ieii, atria pt .:stick:Fin ortaya ko5tillart, oretim biçirn.rnin farkhlitsmast bir zenginlik olarak sinemarniza yanstik 1993 yihnda Serif Gnen'in "Arnerikah - titan btiyuk ilgi y_ordri, were :ildrmayan bit film, Ye5itcarn'in komedistydi. bent bir basan gasterse de dimemin Amerikan hiikrnnm gOze batan sahnelerinin birebir cekiEdiii bir.kolat calismasinm Otesine gegmedi.
sOzdes Hollywood yap:uarm'

tndari getL

11C1:,..`li

in

kr4.e edileil 1, Antis,: ieurteit nein

hint s :

.i enoi

tit

it
erni,1

Him

i‘eeern, .1 y t•:Li: inr h,:trucit

in:

gr:1:; bttr. Sit iiinIn corn yot. Later: 1) 0 \ ie iiieIIitfl,iL neinek onini cidcliye getir, ILiariaui strittenii: itep dLru eyiLr yapin (;i:1111"in onetruentiknit - !star ()Its..t .11 ,` :ibrienuertiler ama her ko nida t idal Orettnenin Nuri Ceybin, Dervis hircok pini; iiittrindiran -Yent Si:iitarak voldari grtip dagthp oh:it -.1ileina a avHna.seyireinin inn kendiinnernaktiitu yapiniiya 1 . de flier:lei 1 yin-iris .
OM)

Ve 1995 pima gelimfiginde Yoilcam - ta yonetmenteri yeni ctkis yollan aramaya devatin etiL Aynt vit seyirciyi sinemayla bansnimaki yarn Turk filmlerinden tvtiklasan seyirciyi s merna salonlarma cek.mek ,tmaciyla yapunellignu `',inetna Vakti'mn tistlendigi "On Yiinetmen ha Film" protest hayata gedikli yOnetinenteri bir trava gelerek on Lisa Minden oluan iLl film iiretti. "Ask lizerine i;oylenmeinis Her Sey" Atiklar", 13o projenin seyirciyi Itirk sinemastyla ne kadar bartstirdigi tarbsthr, ancak bit- ilk °imam ye yOnetmerdere daha Once firettikteri uzun ntetraj filmlerden biraz uzakia4tp, ogun bir OvktI anlatma zorunlulugu getirmest aosindim onemhydi."On YOnetmen Iki Fimm'proesi ttrkh eiestirilere neden olio, ama Rol sinemasnida bir ytihselb,un haslangici olmadt. Sinemamnz doksanh ymliarin. somma do'arti, geliwn teknolotiden video kameralar nasibine &sent alch, Amerikan BaMmsiz Sinemaedairt ye Avrnpa'da ktictik biltcelerle cabs= yOnermen ve yapuncilar, ho gehrui$ video kameralarla filmierini cekip. daha sonra 35mm'ye aktarma nIirna gini. DV-Cam y e DV-Pro siii,tein.inde calfskin ho karneratar daha az isikla ve kullamm kolavhinyla tilkemizdeki yOnetmenterin ilgisini cekmeye bastadt. Olkerniale 11D-V kameralarla cekilen ter doksault ydlarda gtisterime giremedi aneak bin konuda bi.ilarnivi 2000' Ii yillarda hu calismatarda belli bir artn gOztendi.
Politik Sinemartin Fitt

hem vereit kadtnitiriet,tiliari, Fide
1Cin. f.;;;;p1 .11 ,1:111:11i ia ik i-den

.1k:rah Itin .i

.i\rieak h t :

gortitt.-,101 1990 gilt TOrklye'de poi MI, anlanunda Onemli bir Toplumsal rahatstzlik harm, killesed eylemlere dOnti*Ulibi aneak bit 127

L

:day it 1 41 yttptigt (1,..ircek, tin y de Sineirta" I

Done, i!:iignitc,

Yapitn

ye

Veni ()humid:Jr

Agir Ronum (.1fustafa Ahloklar, 1997)

199011 1.1/arda Viretilen ieri e),aptat r. bid de ':,apnra r,c'eIytt fl. !;inta r:.; : •aionktrt denlerdeo dolayi ci5ay11-; ya titImesine neden olran4tur. I930"terin or;alata .::.1 cOketihit yapidiii ioldurarak, ttmvertni, Anierikan fl1tMiekla,t]:atnn yapun incanzt Saionktinum kontrolunii elm Bo yillarda sinemamn it lemei unu tLU tire talt:1(1): Brfilmicre pnra vatiran yapunctiann her ün H •z Julia azalmasn. de; olanaksw,kklata iienurctikn Po.t iki olgu 111,iiiistn ndavrtcksinema saionlannin Ozellikle 1990'11 yfflar hovuncu leti pro .Heria :rrata geemesinde yaponeilan daha seckin daYranmaya m;:chur em. e1ti hir kalitenin Ozerindeki prpjelerc linansman 1taIlitl Eurirna'm des ta;Al ve yaHrkac fThn. apun olabane; yahoo irketlerinin ortakh(zayla nafh buldn. Ancak bu yeterli kildi, lrtrneliar \ e yOneunenler projeleri ;tin larkh kanaltardan desick aramJya Jcvwu etti. ten

g . rat*

Srt/r. XVIO"

Reklarn filtuictinin co-prodilksiyou l.inu Ost I crwn finnaktr teknik ckiptnan ye prodUk5iyon oianaklanm 1 990 . 1arm 11:1tricla tekil Ornekizmetine sundu. lerte sintrh kalsa da, uzun nietrn Lilmicr tn 1990 twin ikinci yansmdan itibaren bit kalkilar cun tut Rekkiro tilnflerinde ktalandan teknik IlLtizemeler, cekiui teknikefektler ktsmi de olsa animasyonlar uzuninelral filmier& kullantimaya ba;dandt. Fakat, uzun iiietra ii mitt kaderi; hichir Laman bir uteknik malzeme rekkim tim urnbiltcesiyie ho, Olcil!,;e pacdii 0 1::1131 Hña aeIhkin teknolobelli yawl-War ditnda hir cok UAW jik malzemeleri kullaninak ;On 20001 tlLu; inenneti bilyoyen reklam 13u gelismenin yacatu kar,olamak ç ii ;tam metraj gotiriston Ian SektOrtin icinde harmdtrmastyla dokty; Ye ,iiiratndaIi 1 Ii iii rn ken di nin yapim firmakarim him p. rekruna soytuumtlan Lit n.J r Aolk :tam met-

hir evietne tepkinin poiltik hir Onderlik yoksanIngundan kaki. kanalize olamadn:p (island karat hank]) Ye politik Lrl.icrin yen] ma11(11:1-ez stodeit ftirkr)enin nevralar icon /Annul kazandigt icinde halundugu stria:11k konum bahane t...chlerek her defasmda ey mien politik erkler tarafindan engetiouli. Bu poltuk geli,iimeler ilk (Melt: sinematutza •ansunt)(11, anc,11. dedengest sanatetlarin "inanclannda" Ve (Ittnyaya bahl;Mdii nocatama Yen( tafitak boealath ils'.f in degi4ikliklcre neden- dOnemindcn sonra tekil Omeklor (Asa da -tnsaril" anlataa filmier ilrebaslandt t rtzal dOnerninde yUkselen degerlerathaoda inilliyeu;(4nultalimak:ar poittikalar tteliyordti; h politikalar raclikal unsurlan da zarnart itiiide beslemeye baiiaytnea stoomada da dertierini aiflatmak isteyen muharazaktir, hatta iskuni yOnnyle daha fiada /Me ,:cikan filmier yekilmeye ba,44andi. Bir tar olarak island filmier '12 Eiyitil Oncesinde de yard:. aticak radikalizm. muhalciet 1990'ir ythaila birlikte bu filmiorin bicimi fttrkh bir yere denk d1.10yordu, ihridara giden bit politik Ogle hir dünem (Mend/ sayida seyirciyi sinemaya cekmeyi ba•d).. :711.4en Bununla birlikte 1990'dart sonra 1siami filmlerde artik "bidayete ermenin" ne ytice hir ley oldugunun titesinde, daha pvlitilti bir stylent haktm olmaya bola& 13u politik sOylem TOrklye'de 'Islam/yet' teki degisime , paralel olarak bir yapm tams Ongdrerek varolan sisterni eletitirirken yerine kimi zarnarn sadece "muhafa.zakar", kimi impart da "liberal" hir "nuthafazakarbk" koynyor. "Yahnz Degilsiniz 17 (1990), "Sonsuza YrirtimekNalinz Degi!sit Iloca/Kelebekier Sonsuza 1„Icar" 2", "Sevdalann 0111mt1", "[ski bpi] (1993), "Oltimshz KaranliIler" (1995) Mesut licakan;"Minyeli Abdu!lab ZamanJar Sarho:41-u" 2" (1990), '"Kurdogle-' (1991), (1992), "K.anayan Tara Bosna", “Lbrsnit Ma y / Karanhk" (1994) lilcel Yer" (1990) Ismail Cakmakh; "Beinci Boyut" (1993), Wine*: "Bize. Nast! ktydunz" (1994) Merin Camurcu tarafindan yOnctiidi. Bu filmlerin ortak stint: estet-ikten uzak, grotesk bir yaptyla. doprudan propaganda yapan lilrnicr oltnastydt. 1111 filmier strkeinattuzin estetik gelk Online hir katkula bulunmadigt gibi, herhangi bir konoyd hikaye Quite actsmdaa bir yenilik de gellmnyordu. Titrki y e'deki, ilk 'ui sincma rkneklorininsloganct mizacultn da gerigine dilOyordu. cak Yine de bu- filmier; bir sore sonra Trirkiyenia gtindernine otura .Mahkemelen tartwalantam ye ISlami katurban, 128

pank]

ttt ,if-i.111)Ashnedi. )„,,r)i ttr.mor 1:roO. t tu.a1i.v. pm' min des amt it y

)

1nrkive'de bultlar oituken. '001;1:!) • yarnm act :ant/an ekonounk. . ft.], )..int<10 hir stoenta dth olusturarak Avrooai: tnt kazandi. sinemactiartn (Pit t ut as jaihigh:: minimal 1,e ih ruhunan denniiklerine tome Li :wits:m(14j heeefileri y urucuy( 1n, en( {ii: dii afaskityla yi:-.rtiden sinernia) * t so)oitak cagrn felselesint yaptnar. franh smcmactlar tat-anti: 1n: en tilelen felsefe kiting-0MM yontrun .r;atitklan toplumsal r•olitil, ye psikolojik boyutlartyla kurtnaca OL•,,I.Uratak filmierine yaw:titular. kacast (11kerniz, stunt:lc:1;1mm : :, ay: rust Itereken anni ytiptwtyt lair tuna becetemedikleri bit yaptdar. 1..)]Aer yandan aem tibnt =psi, votteum olefin liluileft t;ortnech. seyirciden yeterinee -111ima Kaollar 1-:„Ipa1Iydida 0939) uz-un tiikencelet :iaen soora hart, c L in taiintin (Inman. aniattr; -1.1z-lasma"da (1991) 0].:.'iatzhan ti•rt.:t1n prink bit t. Ina! yeti. Abdi 1-pekoi i lnayetini kledn Atif Ydtuaz. t ill Ktvaae1to iclli ronianindan tiyarladigt "Beide Dedim &de (1990) '63 gencligini aniaunaya calt4tt, "Habam Askerde" (1 ,)01) ttc ilandan [peke), 12 Eyhtl'ir ddneinini insanlartmn psiko1onsint, dOnemin cocuklany la birlikte anlatmaya Adult 'da (19 06) Fornris pohnk bit suclunnu kacr nti, hesaplasmalanat 1imnt yap n, "1, :Liar StiMmesin"de (.906) Reis t'clik "tlikok ty, is kart:n(14;1,1nm" canshrdn -11i.0;icakat Yarm"da r1 0"(0 ( it,/mis ! in idama :nden hay-atint ankorn.c, a e;-th .: 0 Si.ametit )apdan it 1 ailerin bir kraut. direldien dontin. u hi le irfo.tflim 2: a 10901arda pti11:11, ilia-ILI In • •znanti y eremedi; s;.:i115erd-.11. talk 6i:1)kt/el: den ya ,.-etenekstiligiintlen, beceriksti: hninda( dolia) i () (i filmic] Ynsuf -1,',]trattma tit:Lek-1r 11:.rait Londe isrisnat hir sabipttr. Ilam hmr donem ;inn, hem to etninvs.) ankain gert,'ekhgine kkence. die)tet b;IsidS1,
I :9

bir ondcriik yoksunhaItmOan kitties poiiiik tar evieme k°pkinin karat haric) ye politik cL1ertn eni makanalize oiamadtgt Korlez sat y e torkiye.nin aeyralar ican taMall Warldigt icinde-buimidu14a stratenk konum han.: echierek her defasmda eyienneri pant ik erkier tarantul' era"clicndi. Bu pohtikgelistneler ilk n.• ide sinemanuza yansinaub. anL,t1, deOva ticler dengesi sanatetlarin "inanclarmile ye danyaya "yak's, inda ebocaiama neden oldu. Yeni kir,;ak hoca!at1 derin dOtinnintien soara tekil Ornekler oisa da "insant" aniaian filmier uretilmeye baslaudt: Oral dOneminde yilkselen deiterlerin bastnda milliyt41-nuthatazakar poinikalar geliyorda. ho politikalar radikal - unstalan da zarnan icinde beslemeye ba4laymca sinemada da dedlerini anlatmak isteyen milliyeicimuhalazakar, hatta islami yOnayle daha fazia one cikan filmier cekiliue!„,e ha„,;landt. Bir tar olarak islami filmier 12 Eyttil Oncesinde de yard", ancak birlikte bu flimlerin sOylemindeki tadikalizm, muhalelet 199011 bicimi farkli bir sere denk dtisayordu, iktidara Odell hir politik Ogle hir diinern tineinh sayida seyirciyi sinemaya cekrneyi basardi. Bununia birlikte 1.990'dan sonra island filnilerde artik "bidayete ermenin" ne yitce bir ley oldugunun otesinde, daha politik bir sOylem hakim ,olmaya baOadt. Bu politik sOylein TOrkiye'de islarniyerreki deg,i*ime pantiel olarak bir :yasam tarn dngcirerek varolan sistemi elestirirken yerine kimi naman, sadece "muhafitaildr", kimi zainan do "liberal" hir ''tnubafazakarl'k" koyuyor. "Yahuz Degilsiniz 1" (1990), "SonSuza YOrtimeklYalmz 2", "Sevdalarm 010ntr, "iskilipli Ant' HocaiKelebekler Sonsuzzlicar" (1993), "OltimstAz Karanfiller" (1995) .Mesutlicakan;"Minyeli Abdullab 2" (1990), "Kardogitr (1991), "Btsr-i thifi-Bir Zamanlar Sarhwo" (1992), "Kanayan Yarn Bosna', 1.1osna 1a i Karanirk" (1994) Yiicel Caktrakh; "Be!iinci Boyle (1993). "Galan Bittigi-Yer" (199 0 ) hnail Githe's; “Bize Nasil Klydinrf (1994) Metiti Canttutu taranndan yOnetiidi filmlerin Drink yOnii estetikten uth.ttrotesk hir vapiyla. dogrudim propaganda yapan filmier olinastydi. Bo tilmlcr . slneTnaTniLIn estetik Online bir katkida bulutanadali gibi. herhangi hir komiyu hikâye cane aosindan hir venilik der getinuiyordu. Tiirkiye"deki, ilk sot - sincnia t'imek.lerininsioganamizacmm cia gerisinc di4tiyordu. Vine de bu filmier; bir stlre sonra Ttirkiyenin gtindemine oturacak irtica, titrban, Istikiol (Ylahkemeleri tartilmalannat ve Wain( ka128

adu me: .ea pari ti Refah' ,.11 . . •;•!'
ii ••

.!• N . • dc%
1.11-1.i

• ,:;. I.

11.111 2.nemat.:.itur ynpiin chonointk. iccr ciLlu bir sineina 0.1h oln....,:aurarA A vr::-6: sinemacdarin y e an ruhunun dL riniik1erii nme korustindaki urticuydu. eni bir dil -insam" ).,znickn ,=incrElay;.: lklori cagin felseresim yapffiar. trani; !,,inemacilar U ii ruen gelen teisef kaltnrnnith yanina, rolitik ye psikolojik boyutlartyla. Hr tarz okoukurmaca rarak filnilerine yansatilar, 1,\IRaCa51, illherlIV;MerunClianran varmasi , ,.r.crOsen aria yapmayi bir tiiihibecervniedikleri hir DiAer yandan pLItnk iOnern vapm yiincrimn(erin '-;eyirciden yeterince Kapilar Kapalaydf'da t19S9) 137:in sonra hapision ykan or dramim -1..fyi,t;irna"da (1991) (.Y.itulian polmk bir caulyeti. Abdi 1pekci cinayctini Kivanc.'in aynt adh romanmdan u 1'.rt:14;n Belde 11)edirn idL flu ede ' Q00) '68 gencligini aniatmaya calistt, -13abam Askerde H.19`.),1)i Ic Handan irekdOnemini insanlarmm psikoknisini, donemin 0)cuklanyla ci. 12 hirlikie anlatmaya cal p4n, "(0. Adtm"da t1996) . 1 ornris GiritlicOu. polltuk bir suclumm kacismi, lilm uL 'iuktar SOnmekapptic ,irlde (1)96) Reis Miami" canstirth. "11,)cakzli '1,1!m"da 1 0(0} 11.)ew.if. Gezmi.s' in idama uden hayamn ankom.r...a \••irlan p(}litik ti!mlerin but sill ten dOndu. bakklm yetenekICi.-1a;.ar-:•17.di. Yusut Kurcenh'nin -KJ:rat:m.1 poinik icinde istisnai bit sahiptir. I km bit- lonem tILL hem de gonna-16/.0n gercekli ,„line kene telet haskl ,m ‘c'ansi11-. enian vs.) 19901arda potitik OltIlLi n • neini: y eremedi; sansOrden, poinik st,d6:tinden, rOntiorm

rigaz m, 1944 yittmda (eceleri, avni I ,•. alra huh:alarm .m•aaA otrai alaa-tniam yaptt. Burada ,•)1colarill v t Jhu.iUt raitkoloitsint 1 :.1J N0111.1! bireylerin topluiw;a1 .11; a•alerincia c mra,'.-ra.u. ct-yzr 1 racier!: au Ira t \;• ordta ( 1)89) Halit Ina hit drlocut rlu ddn l kaintar Ornak Let kendi ialerinda tatarldikfeu l,li 'taint' in ronktntihkii taaaa an birach ilini cUibiçu; iirn ;•—•. a d p ; ata- -sinemaciain enteleku1u:. .611nun buitavra, daha Onemitsi aiell,inaligaaa oldiara yakliro:;•,La ;;:kindka oiditgana bakmainiz gerektyar, samaci yaranalne denli . -1;z1a4ma" do bu anlamda edefine ultaimayan bir yaptmda og.tizh:An Tercanan )0nattnenW. i nt )-aptigt ve Abdi Ipekci cinayetini Nlehmet All ilgtac Ara, lima& Abdi konu aain Ag:aa natural oynayacak oyuncuram hazirlik devresinden 'lo okarak takeiettnin oluataralmay c.th,timasiyti. Onentli bir cy atlanch flintae, poittik konjonkbar. Str:•,a,t i.rzelde bir cinoyctti. aneak suikaat nitelemast cinayetin topiumsal ;a:unt brain; beyirderimize mimityor. sinernaya aktarmak hem ilk tapiumaal amiarna Boy 1cat uzun inetrai fihni clan bir yonetmen icin, hem de Ulkemizin produksiyon aaTcakleri. aCISInclan oldukca zor bir durum gibi gortintiyor , "BOcek"te r1.995t Omit HO, bir pubs komiserinin, korkularmi. anlatu Film hem estetigi. hem de hikayesinin gerceldigi kormstinda yogurt aleatiriler alda i3ocek Ilimninin daneinin pubs Org0trine keskin eleatiriler getirdigi bir geryekti, ancak Komiser Recai Bey 'in ktdkIerininalitada claim caik psikolojik bit scrim aramyor, netaaleyse Frcadyen bIr Icaraktar cOziinaleiTa-ityartiltyordu, Topransal latlauatir karaplamt;vtalai ideoloi-;k boy al cot,: daha 1,:1ybetianieriti Yusur fn i 11 , !aa s u1romainadan. Omer Kavur. 186 )1111alit -Anasenaryosunu yazdtyurt Otalrai rilna; aidLertC5tyr1 Nuray gt, -lter Save 1 .laaMian' ;191371 lihniyla ()than Ogliz gOrrint11 yOnetmenligindaa akaletnienlige gect; yapti. Bit iki Cdmin ortak ce y tcyle ilet inmkurtnaldrin aciz, icine kaprank, psikolojik sorualarry-

Ia basa cikarnayan, zayir ye vandal carpikliklan ditstinmek istemeyen, kacan, amine gidildikce icindeki sisideri da vuran hirer leri anlatmastydt, N'esilcam geleneginin tamarnen distridaki bu karakterler sinemaM11111 en gtictil l 'ann-kahramanlanydi, ye 1990'larla birlikte hu -anti-kahramantarte ya da "kaybedenierin - hikâyekri daha yogun olarak filmlere konu edildi.

Fehmi Yaaar, tek filini ()Ian "Camdan Kalple (1990) Yeaticam'a (lamizahi dokundurmalar yaparak, sinemamrzda ender rastlanan bit anti-kahraman yaratacaktt. Genco Erkal'in oytinuy1a ortaya ctkan karaktcrin mizahi, aynt zamanda olagantistti bir hiklyesi de yard', Fehmi Yaaar için Itirkiye sinernasinda geryeklik" olgusunu filme aktaran yOnetmendir, Aksiyenun yerini, (tekil Ornekler de olsa) bu fihnlerde insan rigesi almrsta psikolojik sorunlar, yasantlan atmosferin detaylan, uminsuzlugun getirdigi criztimstizItik ye biraz da gizemcilik. BOW') bunlar seksenli yillardan minis alimman ve ayni zamanda seksenli yillann politik baskilanna tepid olarak ya da politik haskilanncian kacmak icin kullamimaya baalanm4u. Hapishanedeki mabkamlann korkulan neyse, bu topltnnsal Mskideki "aktarteriC korkulan da aymydt, Hapishanedeki malik0mlar ktstinIcliklanrun. hayatiannin siturlandinldtginin farkrndaydi, disandakiter de elini kolunu sallayarak sokakta yairUyebiliyordu ama Ozgilr olmadiklartnt da biliyorlarch. Bundan dotayi herkes hiyerarainin sumkunalantu katuksamnista Toplumsal hiyerarsinin. siyasal ye askeri erklerin simrladigi Ozgtirliikler. iç savas olgusu, toplumsal kin, ktictik patlamalarla kendini gristerdiyse de bu olgunun tistti yogun bir "mastUrbasyonla" Orb:dineye caltathyordu. Her alanda bunu fark etmek mthrikiindtl; sokaktaki hayattan, politikaya, sanata varana kadar. Doksaniann sinernacilan da bunun farkina varmaya baatadt. Ancak icinde yasarken hep bir yamni cksik birakacaktik; bu eksikligin tarnamianmast, biraz daha diandan hakarak, zamarun kendini tantmlarnastyla mUmktin olacakti. Portlier Mania, mahalif, entelektilel olanin arasmdaki kalite brio zaman icinde urtaya ctkacakta bu yalnizca tilmienin kalicdigiyla ilgili rin OngOrtileri y e bulunduklan dOnerni analiz etmeleriyle de ilgiliydi. Vu daha 1980'lerin ortalarmda tartisilip yapay zerninlerde van editmeye caIiitan "entelekt0e1 hilinc" ancak "entelektUel Ozenti" ya da 'enken entelektriel dönem." diyebilecegitniz bir iizellige sahipti; biraz kabaydi, parmagi gOztimtize sokuvor, sirtmt toplumsal geryekcilige daylyordu. 131

sanatsal entelekttel kornonktttrUn netlesmesiyle birlikte, sOylenecek sorte,r somutlasu y e bununla birlikte Yesileam'tn tecimsel iliskileanlatrinden uzaklasan yOneunenler, kendi dertlerini."kendi may/ yeglediler. y e samidtgmin aksine bu filmier son derece politik, enelekritel ye sanatsal kaygilar tastyan orunterdi. Bu filinterm elestirildigi noktalardan biri de politikadan umiclasmalanych, oysa kind rastlannsal yakalamalar gibi gOzOlcse de bu fihnierin temel nokta.st iktidar, bask). cinsellik, bireyin kendini ifade serums Ozerine kuruluycht. Hemen hemen hepsi bir cdanaz filmidir y e filinterin toilet ozelligi hikriyelerin anti-kahramanlar Uzerine kurulmasuhr. Dervis Zaim'in "Tabutta ROvasata"st sinemamtzda yeni bir sey sbyteyen ender fihnlerden biri oldu. 1990 laria birlikte sokakta yasayan tinerci cocuklar y e cenIi madde bagimitst insanlar gtindemimize girdi. Malum sorunlardan yOnetmen filmde yapmak istediklerMin ne kadaruu hayata gecirdi bilemiyoruz, artcak yine de insana verilen deaerin ne kadar dt4togo, yoksuitugun. u)usturueunun ne denli hayan'twin bir parcast oldugu y e btitfln bunlara rapten bu insantarm se yebilecegini gOsterdi. Tabutta RO yasata, bir ilke imza ant, gercekten sokaktaki insam (sokakta yatip kalkmak zorunda kalan insanlart) melodram kaltplarmtn chstrida anlattt. Genet begeniyi zorladi. Gisede istenileni yapamach ama bize sokaktaki insanlann sistemin bir oldugunu, suclunun hap baska yerlerde arandignu gOsterirken, sokakta yasayanlarm en insani yonlerini bize ulasurdt. Dervis Zaim, "Tabutta ROvesata"yla birlikte doksanh yfflann politik sinemasimn bin yOnityle izlegini belirlernis oldu dersek abartants olmaytz. Sinemadaki degisim, insan tnalzemesindeki degisimin bir izdtistlmilyse ki, (ekoncartik, toplumsal degisimi gtiz ardt etmeden) tamamtyla bOyledir, ortaya ctknn yeni ku,cak, deformasyonu her alanda -Ozellikle de sinemada-hissedeeektir. Burada son dOnem filmferinden "C BMW. "Masumiyet", "Kasaba", "A Ay", "Gemide", "Octincti Sayfa", "Maps Sikantst" bu degisimin temel gOstergelerini olu.sturdular. Diger tarafta da Ekiva". "Her Sey Cok GUzel Oiacak", "Aga Roman" cleinsimin basIca bir plzUnti bize rnimtiyar.

Popiiler Sinemantn

Sahte Kahraroardart; Prime Time Sinemaolan ibr Roman vc lionakal Yarm
eiSatlettilf
frrc f:Taindi).

ftim Ber!ors Doksanh yillarda duytnaya cok sk;z. hp ne kadar zula yetindiOmizi hatnlatty or, bu aym :-.antanda ..Wichtrinnam ne bo. yutlara varchiMu q6steriyor. Ru cok k.ttllandan so/. "adam yarmus abi" geyifti ile baslaym, Men cekirclegini thtli.lurmayan asla loidurmayacak lakirdliarla devam ediyor.., SOyleyecek stiantiz yoksa her tlurtunda ise yarar nu eUmle. "Adam yap"in al-du-titan gelecek her siaz, yaptlan her neyse onu mwttlatirmaya, ya7thtmaya, cilalamaya bifinet edecek kti*kUSUZ. Duvmaya cok alisik oldutItumuz bu cdmle, Mustata Altioklar'm yOnetmenliAini yapttgi "Air Roman" ( 1997) Ilhni iym cok kullantldt. "Agir Roman", Metin Kacan'in 199-0 yilinda yaymhtingt sc Ttirkigercekcilik" akimina dfthil edilebilecek nitelikte bir romandi, Diliylc, esteqtyle„ kahramanlartyla, heinen herkesin sempatisini top/ad', daha yaymlandigt yt1 sinemacilann ilgisini cekta Ancak, bu roman. altlik olmadntimtz hikAye anlattna hicimi, kendine has dill ye afmosferiyle sinemaya uyarlanmasi oldukca zor bir roman&

ye'de ender rastlanan

"Mir kotnan"in yaptmeist Mehmet Soyarslan'lii snyledigine Ore bu romam tilme cekme karart yedi VII Once alinnutt. (Aksu, 1997). Film icin para temin etmek, yOnennen buimak, film: senarvolapritak vs, yedi vnIianniaimi Sonunda roman filmeçekildi. Hem de oldukca lvi bir nula. Dana film eekinti asantasmda na$71adl ve oldukca iya saytlahilecek bir izicyici sayrtna til4t

Bu arada film hakkinda yazaar ynzddi ama 11N...dart af geveleyip (ha-du. ( azeteieriudo2ki kO!;,:elerinde yanin hazi-sinema ele,-;titmenterr
john Berger (2007). 0 Ana Acfrintnts. ista nboMctis V:rlyt ii

132

-su ....1zrua:,, devam
ilLtLf bt"

ve ii.ti tamamen bosailyor. -Air Roman" filminde ne Gli Salih'in, ne babast Berber Ali'nin, ne abisinin ne de TinanmnhmkaIesi ortaya ctloyor, Filmi izleyenler arasinda iki keskin gOriis farkliligt var. bir lasun izleyici filmi begenirken, bir kismi izleyici de filmi hic begenmedigtni sOyltiyor. "Bu cok doo degil ml?" diyeceksiniz, evet, filmi birileri hegenir, birileri begenmez, ancak olayan baska bir yam dabs var. filmi izleyen bir gntp izleyici iitmdeki aksakliklart hissetti. Bu ak.sakliklarm teknik olarak nereye denk dtwogonti soyleyemiyorlar belki, ama ortada garip bit seylerin dOndilgtinif hissediyorlar, "AgIr Roman", uzun soluklu bit video-klip havasmdaydt, tilmi begenenler de klip manntima ye poptIlizine tav oldu. Altioklar'm yukarda sUzUnti ettigi sey de bu. Filmin montajt da kötti bir video ktibi andmmyor mu? Santa, perdede bildik yuzler var, oyuncularm birlikte, kulaga ho s gelen mtizikler izleyenleri cezbediyor ama vine de, filrnden akilda bir sey kalnuyor...

behrL-: hat;arrr, 1 Vi liici, koLc tmine, disiphrUne ye etiginc. tio4udan orannhcitr. 1ccr z brwe sayrhklarmuz 1<t}inaii iflflU retial stiro.inde sagl i kh "i'aansaydi, ortaya bir hini çl.. cu tim almtca c basarisChitcietalentçi thmrsk dirikneyeeek, c'11111. cuucun. rlumun_ yOnetimin baf•arastmtm -Ice.iikeekti Wine tiri2 km binfin hataiar
'711;

:.

::1%14-1;d7tfl

f)tiktor Ruz, ;unku

etri \ auks Yere Vurniwt-i

RonuIR tihninin dha ilk plant:II-m(1a ,-;ama dOnnyorsu-• renci 1111111cl-41de jtIe astlayamayaca.mri aks at1arnaai dola tilu lidnun nedeni kurgueunun pianiarm hzIgianamarnast. liana haze planlarm e:-Adimernesi—.e ,,d,:nlei in de ne >...Iptlacagaun bilinmemesi! . .\lIilam a Ilnummt savunma bOun ise cocukca. Baglayarnadigi planlar titk anlatmuk için uzun uzun plan htra c, aig-dan luzlandm, kttçUk ipuclarmdan her yriL.:davainhyorlar - let sOyliiyor, Hu bir yere kadar dog;Ineak bec:liksizee bit se .y!er vapm soma dam durnmu kurtarmak 1.'aylei g=::1 ci<c,s icr in Irdina sti.unnak hic de sarniun deed. r RonL.al -da, ab ttlanhdar, aksiyonlarm ve mekaularm lurmadria, ncler o derili cok ki, buniar saymakla bitmez, [ki kii arasm daki korm5,ana% uzun gecnielerie dururnu kartarnlaya Fihn&ki karakterierin hikkeleri yanm 'yard •in:Ad:At% vArafca plantar rnmakla Ltimainr, sekansiari vtharrnt. Dotayr.:1 ,.!.1 11 ci tdc RoNin nvreden ektie,m beth onarvor.
CAimier* hi bunkum hemcn hepsi stUdyoda aksiyona L r.hip edemedipiniz li i kimin ledigini de an1A.vunayorsti nth{, FienR,ve g.idelnn" deniliyor, bir sonraki 1adim kahramanlarifruLL rudanPe E.kni 'am ryc Ian ofinay:Ln Barka hit yerde' tiukihitu orsunui terin kisderin hiUyelen kW ULU. bu ir!tr,,!.:usalhk da ta:Avor, bu es tr.ecildii.iude hiLivekr flair

"Agtr Rnman"in Ideolojik Yanstmalart
Filmin populizmle populer ktilttlrle iIikisini kurarken Oncelikle uyarlanan romanla, ortaya cikan film arasmdaki ucttruma dikkat nick gerekiyor..4grr Roman, bir ktilterit, yasam bicimini, hayata bakist yansitiyordu, Metin Kagan. cocuktugundan bu yana yasadigt mekAnlan, "delikanit aCtztyla", biraz masalsi, destansi hir hava icinde bize aniatiyordu. Altsik olmadiguniz bit dil, tislup vardt romanda, çunkfl alt ktiltUrtin dilini kullarumstt Kacan. Yukarda da beliritiinnz gibi Kacan'mn rormuu, Miguel Angel Asturias, Gabriel Garcia Marquez, Toni Morrison, Salman Rushdie gibi yazarlann rornanlartnda kullandigt "bitytilti gercekcilik" akimina &hit edebiliriz. Gli Salih'in olagantistti sahip olmast Ye epizotlar halinde birbirinden kopuk bikayeler ittlatilmast romamn senaryolasurtImastni zorlastinnts. Romanin senaryolastirtima asarnastnda da. Altioklar, tribtinlere oynamis yalmzca. Poptilizmi bilincli hir sekilde sonuna kadar one clkarmts, klise solcu agabey, klise fasist tipler, polislerin shah dagttmasi, yikilan isik ye orospu Tina . = intikarni vs. Bu arada yOnetmen, tilmde geritim unsurunu olusturaealf. Onemli bir epizodu harcanus, "Kolera Canavari -m, olay cazillmeden defalarca aOstererek filmnin hintintine yayabileceili gerilimi ortadan kakhrinis.

135

;;eyit.,

.ic II

,tevan-,
r bir

Ozti tamamen bosallyor. -Agir Roman - tilminde ne (iii Smiiitin. tie babasi Berber Ati'nin, ne abisinin ne tie Tina'nin hikdyesi ortaya cikiyor, Filmi izleyenler arasinda iki keskin gOrtis farkliligi var. bir kisun izleyici filmi begenirken, bir kisim izleyici de filmi hic begenmedigini .-,.-Oyitiyar '13u cok dogal (legit ini?" diyeceksiniz, evet, filmi birileri begenir, birileri begetunez, ancak olaym baska bir yant daha var. filmi izleyen bir grup izleyici iitmdeki aksakliklart hissetti. 13u aksakhklann teknik olarak nereye denk diisttigtint1 stiyleyemiyorlar belki, ama ortada garip bir seylerin dandtigtin0 hissediyorlar. "Air Roman", uzun soluklu bir video-klip havasindaydt. tiimi begenenler de klip mantigina Ye poptilizme tav oldu. Altioklar'in yukarda sOztinti ettigi sey de bu. Filmin montajt da kOttt bir video klibi andirmiyor mu? Sonra, perdede bildik yilzler var. oyuncularm birlikte, kulaga hos geten mtizikler izleyenleri cezbediyor ama inc de, fibuden akilda bir 4ey kainuyor...

C O ' 1:1:

-•;:"IVe

"dF.11:::IN17

;in

• 1 :t'd

kotrlan
Ii nr rani

rOtTic.-yecek. I

ve un..r ne Ont:e say:liklaruniz niflu retirn sutet-intle sabhh vaansadi, orta.). a ba alifilrak unfit. itutculuta tn. k orgunuri• iihne II hilt buttirl taint U1rI1n•or,
tio: • rticlan

Doidor .7Nesteri
)11161

auks Pere Vurmus

filminiu claim ilk planttruida dUntiyorsu rastlayamayacaiOntz aks atlamatakUrgil n:‘-;:',,trlya dole lihn Banun nedeni kurtnicunun piaidarin bagiamtrnainasi. Hatta bazl planiartu ut de ne s pliliflUl bilinmentesi! Alti“..)t.lai . ii tihnini ise cocukca. Baglayamadtgi planlar icin. -Art ik çact Jetti, hikñye anharnak icin uzun uz.un planlama ,,crek un izleylcderin alatlari hiztandt, LUcUb ipuclarmdan her nbi es tar sOylityor. Bu bir yore kadar dog,S tkautv;inhvnnl.ir bir )ffliar. ancok Sonra da durum') kurtannak gerckcckrin IltItfilt staunnak Inc de sarnuni (-1401. Aga. UflUt it. aks ,uktnr,dar, aksly,onlann ye mekantarin birbirini o denli cok ki, buniar saymakla bitniez, tki kil arasmdaki oz.un uzun ge;rnelerle dunann kurtar:aaya ratrinn LandAi karakterkrin hika alert yarnn r-at A htokiar, phirtiar atmakia kalmam„ sekansian liand: n in nvredcu geldish heili oimuyor. I tie titi, i. IlL ac.,..-kitnier& (Li bantam htitn'en hepsi saldyoda tekildi) aksiy6n.1 iih j u Itit lueduiiIIUZ SUItI, kinnu [le> sOyledigini de anlayartnyorsunnz, tienlye gidelim" dntmlior ortatikta Iii [hail bit •.,ontaki plando kbramanlariMILL artli31.1hi':lit ,flinayan It1t41I bir yet-de 1 1ulabili‘ orsonuz. hri Ntetin k

"Agir Roman"In Ideolojik Yonsimalan
Filmin poptllizmle, poptiler kurarken uyarlanan romanla, ortaya okan film arasmdaki ucuruma dikkat cekinek gerekiyor. Ago. Roman, bir ktiltarti, yasam bicimini, hayata y'ansitiyordu, Metin Kagan, cocuklugundan bu vana yasadigt rnekAnlan, iliskileri, "delikanh agztyle, biraz masalsi, destanst bir hava icindc size anianyordu. Alistk olmadigimiz bir dil, iislup vardi romanda, ciankti alt ktilttirlin dilini kuilanmisu Kacan, Yukarda da belirttigimiz gibi Kacan'nin roman', Miguel Angel Asturias, Gabriel Garcia Marquez, Toni Morrison, Salman Rushdie gibi yazarlann romanlarinda kullandigi "tingercekcilik" aktmma dâhil edebiliriz. Gli Salih'in olagantistti tadliklere sahip olrnasi ye epizotlar halinde birbirinden kopuk hikayeier romanin senaryolastinlina.sini zorlastirmts. Romamn senaryolastirilma asamasinda da. Alnoklar, tribilnlere oynamis yalnizca. Poptilizmi bilincli bir sekilde sonuna kadar cikannis, klise solcu agabey, klise foist tipler, polislerin Ulktictilere silah dagnmast, yikilan iisik ye orospu Tina'run intikami vs. Bti arada yOnetmen, tilmde geritim unsurunu olusturacak Onendi bir epizodu harcamis, "Kolera Canavan - 1u, olay.cOztilmeden defalarca gostererek yayabilecegi gerilimi ortadan kaldirims.

htksn1nr nail his

Ii 1 ti:::rk.,/nwit h tierm hiknyelen Lizerine hurulu. da ta y,iyor, bu as gecildiglude lilnun icerit]i 13,1

135

Filmin hikayelerindeki gopttliz.rni oyuncu kadrosunda da acikca gOrnyoruz, , Aysel Otirerden, KtIctik iskender'e ve ydnetmenin kendisine kadar, '.'popttler ktilttirtin starlan"ni olusturan bir grup insan filmde boy. gdsteriyor. 13u kisilerM oyunculitklan yetcrliydi de bu yiizden mi. ftlrrale rot alchlar. elbette bundan degil, ama bu tUr yanItslar daha duce de sinemarnizda yagildt„ ktise yazarlari, sarkicilar„ sinernayla, oyunculukla uzaktan yakuidan iliskisi olmayart bir dotu "poptIler situet" beyaz perdede bir kez. daha "star- oldu! "Poptiler kiiltur OrtInterinde dile getirilen fantazya1ar, egemen smtflartn karpanda yer Alan stmflann icinde tiretilmis olsalar bile, giintuntiLint teknokniklesen topiunilarinda aidanimcilaldawnet hir karakter tastdiktat ve dile getirdikleri topluinsal:bireysel beklentiler balk kesimterinin gOraief& Kati/dui icinde ye biiyaktde iktidar blogunun ilegymonik kulriuii baglammda ve onun tarafmdan bicimlendirilerck itretikUi sign kertede, gercekligin gOrtilmesini cngeller. - (Oktayi 1993: 20). Bir Onceki film& "OzitnU arayan adam", "Apr Romaem dainil de yitirmis. -Agir Roman", Cingene knIttirtt (ait killtilr) tlzxrine kundu. "delikantt" hikayesiyle birlikte Cingeneler arasindaki feodal iliskilerin kaybolduygusalltk, masma yonelik naif bir duygusallikta tastyor. Ancak bu bunftne kadar Cingeneleri anlatan Ttirk filmlerinde gek yakalanamach. Nesli Calgegen, "lmdat ile Zarife"de (1990) bir parca da olsa Cingenelerin hayanna iliskin o naif duygusalltp yakalamisn. Ancak onun &sindaki Cingene Filrnleri, Ozellikle, 1980'lerin ortalarinda cekilen "Cnrgtriye'de Sena Vat" dizileri tatnamtyla sulu zutlak esprilcrle doluydu. `90'lann ortaianna dou Cintzene kiiltdr0 bir kez.daha kesfedihnisti ama bu defa televizyona malzzine oldu. Dir stare daha, sulu zit-flak esprilerle, gazino muhabbetleriyle, eglence progamlanarasma Ozen Film'in sinema girislerinde dagintigl Mega Movie dergisinde tilmin yagtmetst rYleltrnet Soyarslan style diyor; "De y Mr kentin Yasanu mnzik, mtlytiregine cesitli ktiltUr ye kOkenlerden zigi dansla anlattilar... Belki gdrilnilsleri Ye sdyledikleri ile stipbe, korku Atria sevgi y e heyecanlan ile, bize bizden daha yakin oldular." (Aksu, 1997; 10). cingenelere glittltik hayannuzda nereterde rasthyoruz; aslinda her yerde, ama onlar beg bizden uzakta: sri ekr,%lik, falcilik, dilencilik, cegeilik yaglyorlar. Criplerden teneke, kola k.utulart, kagit attklari topluyorlar, van gOcebe Mr Whin : yastyorlar. Her tUrld konfor y e egitim136

)1.,,n nlakl if belediyeler insaniar oniart her

...yrtnt

Heolt. kwilusuz popUler runic son y Marcia ck:rittleim,sine et.titImasnun ur, Yine Ortinler Z3111011 nyT,ini:V, i!r!in.q., h. • • r!ti ft nF J . , gerceklig),:t ortaya koyina kkin doeru otdul,larati tern:lister ve cluhaiet,..11ffi y suntianu t i„Atay, I 991: 2.0). Zamant"nda da 1 ik bir ,adatma ..da! :aut,;t1:1 yetenekleti Mardi. inna lihude. poplin:1n yt:Ttne Git.it111 tr.k,il:+t ^.R: at; 1ITM.S1Zhgl, "popiiiist t:Itt nuaniar Main Kacanm lati;:tftnekada iz bir kllltllrun, ita..atIn 'Tonkin" tier kadar, Mir Roman tilminin senaryosuon Mustata Aittoklarla, Main Kagan birlikte yazdlysa da, romanm rnamu yakalayamanyrJar! "Imdat ile. Zarife", kticok bir binceyle gerceklef)tirilmesine ve ba.z1
te knik yetersizhklerine ragmen. Cingenclerin hay..utm aulatan, insan

bir tllnldr. Cingenderin ya*amlartna, ayakta kalma mticadelelerine ili bin hir aniat iyordu film..Burada Mr seyi daha net Ortaya koymak tlerckiyor, sorun. ?,crecklik va da gerveklige bag)! kalmak do it, somn; bir edebi metni Mine aktarirkeu„ inetnin c'zUnii gnrmezden.ge1mek, ern-Lothian alt metnindeki "b*.aldirnun", "Mhi11-7min" gerebnce tilme “Ne var ki pk,~rikric..iindmhztin toplumunda, bu arada diinya kapitalist inde kapitalistlqmeye cah4an Thrkiye'de sOmiirfilen :mid :1am dogrudan ilretebildigi ktiltiirtin egemen sunftlar)in ideolonsince °Ian Lendiliginden muhalilve alt ginplarm Ogelerin Ozahnlenip echlginiwiradigi de acaktir," )(....))--aay: 21). Cingeneler ulus olma bilincinden beta uzak oltrmlarchr. 13ir burjuvadan, den va da i5ridcn lark!t bakarlar hayata, Ghcerlik1cri de bu nun kantudir. Ktrsalligut aOcer!igi. degildir Cingenelerinki. ,id-nrde ya;;anan gheerlikUr, varoIarda ayakta kahna mucadelesidir.
SICakhgl 13$1Yan

"Agar Roman" Flinn., bunkum bit known! .,.t .r, nrsattt, ancak arayan adma bir kenara am.

iyi bir ik"

137

Sifie111ACihrt

;!.11° :-..! •

•1

IivailOnc

ti

Lanasiyia. isyantyla senunu hazirlar, .Salih ise dogatistil yeteneklerine r:tt men."raconun" girdabma kendini btrakm, nihiiizme teslim olur. Kahminanlarimiz lid kez "harcandi"„ Biriricisi; yasax.til mun acimasiz iktidarlari tarafnulan, lkincisi bu kahramanlar (gereek hir .haytit hikayesi ya da kurmaca) yOnetmertler tarafindan harcandi. Bask-a hir deyisle, cokca tekrarlanan bir nakarat gerceklesinis, 1-loscakal Yarin" ye "Apr Roman". filmlerinde "kahramanlar" sadece ijaiksel olarak degil, temsil ettigi p.oliiik, etik degerleriyle de Ohltirt11mils-Mr. "Apr Roman"in y e "Hoscak.al Yartn"in yOneunelerinin ortak yaniart, ellerindeki inalzeineyi gOrsel olarak ctizitmleyemetnis Oimalarahr, Kaldi ki, bOttln medyatik tattismalan bir yana - Mraktp, Reis Cclik'in, "L1oscakz1 Yarin" tilmine baktigimuda, ilk g,Orecegimiz sey asimcia tilmin bir senaryosuriun olmadtpdir. elestirilere, "iyi niyetli, nail yaklastroi" ise sontnu cOzmtiyor. Say-et, elinizde cOztimleyemediginiz bir senaryo varsa, bu sehakkiyla yansitanatyonun mekaniarint, karakterlerini, olay bilecek kabiliyette degilseniz, bu isi yapmazsintz. lki filmde de "karakterler" yok, olay Orgilsii yok, hikayeler ortaya cikmiyor. "Apr Roman", kanatsiz ticrnaya ealisan bir kusgihi, "floscakal Yam." ise yOnetmenin, belgesel mi, kurmaca nu ceksem iki.lemi icinde gidip geliyor. Daha da kOttisil iki lilmin. de gOrselligi kullanma biciminin denk diisttig0 ideolojik yamisama. lzleyiciye bit hik.aye izleyeceilini vaat edip, onlan kurgu y e efekt bombardimanina tutup disc dokunur bir ey anlatmainalari. Radikal, marjinal takiidi yapan bu ytMermenler tamamiyla diizenin sOylemini kullaniyor filmlerinde. Ozellikle, "lloscakal Yarm"da, Deniz Gezmis, kiligina barilnen Berhan Simsek'e, "Ben 'Cark Ordusu'na teslini (alumni" gibi, son dcrece .5oven, Bonapartist hir replik sOyicten ydnetmenin, sol bir jargon kullandignu, muhalif oldugunu clasOnmek bile kontik. "Illoseakal Vann", tilminin alt yaptsint 70' term pofitik ortammt anlatan kitaplar olusturuyor, Ancak. film 70' lerdeki politik konjonktiirii izleyiciye ulasttrmaktan oldukca tizA. Film, Deniz Genuis ye arkadaslarmt militan mOcadeleye zorlayan haskici rejimden, devlet tertsrtinden incbalisetrniyor. i Film, birbiriyle baglantistz, kttçuk ,sekanslardan olusuyor, ancak Denizler'in. tarihini bilenler dahi bu sekanshat birlestimiekte zorlanacak139

Ti ...;1.a

,

.ucuncü etn,2.1 ograilanyla sumann, vt! biraz iman por.1:in ilgincbiu FICkizer ayriyo..,t nokmlar hize, hakLmtI.. 1Uai vere.-Jair.

nniicn in ariaudigi romana Sinitignaitizcie yapamadikdarnit anlayabilme i,:anstna sahip yi)prnak Heyin tit. Dana da ta apnan tryariamamn kmdisincien uzaklaip gOrtin10-rnetin-yi:44.1;nnhLarasindalti kaouliklardan yota cikarak, hki hir fi1ue-11.0-4eakdi Varia"a A.fAr Rman in, Gli Salih l i, bits Uki,"&nhanh tireihiinin yaofagannstit gticleriyie kalliainarwitr. sandigi karidaiur. ()nun hit atlhk1erice ,,,Tosindeldier tarafindan hayranhkia ona pilyelor rdir. AdniL tice ularak Gli Salih de bir hinidir. imkt Dew. tarnannyanivandaki fark itain Kacandn ia ha a! titinyasmin "bininin gerrckcilik" imgesiyle hayat hulurken, gelOneler sonucu "mit"lemi5tir, onun milcaDeniz gercektir. yin,;ami delesi ltuu hurmacalandan daha olstin" nidasmt barman". iirselliken d;M:i cols:1104E1n. geryek oklugo kattir, unit Denit bir hayattir. Ko*usuz Denilin kin olagiuntstii hikJveltrlu van ye hatta ankadiOin min h le andmaiandaki aii neden, ()nun devriinci Ia bitnkte, hayina karit taelr alts;t, hareketteki I Je bermii7iemesi a ha ac mm hayiumt y ermesidin, Dealt oiarak ne Lida; bithirine yaka durityora, ikinim m a i, nnihacndcki ,2r,,.;c,.elen de birbiriyie a dank gibi. Mtdidir. npk tiin Kiican'm romanmdaki a. in i.:nn .Z.11) 1,14`;, ;LI a ia, a tnn devriinci Deni2. Bedreddin gibi; balk hithramani;:ir. KCirt:01 der ehlentek. Inn 20 yy. gm iisitin(s kta 1,.a ytini imgcsi olut-iturulnitnjur. Deniz baki bin"Deinz. tereihiyle, kosulliri 'or(.11i Sihh oraiandal‘ i lank ise; 1 ti

çelik. faint, bOtilnitigti p lan bir hiknye ustune kunnak yerine. Deniz Ciezmi0 yuceltecek olaytari, amlart, kitaplardan etmbtzlayarak, eklektik bir yap kunnu$. tzleyteilerin,zayil yanma, ditygutarma 5eskrierck, g,ercek hikayedeki neden-sonuy ih$kisini tzleyiciyc unuttumtya calisnutt. [5i(lt.let ()rya ntalim re

Prime Time Simemamiarm
Bir gercegi unutrnamak gerekiyor, sinema. tiretim ye sunum bicmti olarak populer kUltttrfin bayat butdugu en onemli mecralardan biridir. Ancak bu tespit, otgulann. gerecklerin. hikfiyeterin iceriginin bosaltdmastm mazur gOstermez.

Illinimalko!

l yrupo ve Anv:1-1kan dtlnyo tilI.clLrinin iLkl.1Lattinbuit (it gelirt* aikciere dmt,asinda StiC nedense daha estettk i4ientr! Shorioc.k, Holmes (Arthur Conan ti)oylo'nt: :Mu ve f-terkiAl Poirot (Agatha Christie dedektilL1hratmuul ingilicreyk yazartartn kaltramonlan dVinnlitrse, Folisiye IdlifU Verde iyi MganiZt.: birlikte anihr Kapitalinnin en V411;L iddQt de orttk ha e:cli4moye ayak w.,:iurac.ik., hem edebly:mo hem de LitQersanat dlsiphrlkriflLk kendini go.;!,:r;:uek.tir. Sosvai ye knitfirel hayatunvin "kompartnnanto. ,,m.t. ' stirecinde i:aer i.aer argati(1 siddeti cilt:ortda btrakomayaz. Sue aynasidir costa) topiutnctaki ekononuk, siyasal, 'opimhsai lctifl estettini, fet.ofe.3ini yapt1990'lar boyunca "Adam b4adikt vor" dendi, oturup seyrettik, ardmdan kopyotarmi Oretni Sinernannzda ttzun tnetrajdan, Once kn lihnierde tagultkli olarak Ogrenci kisa tilmterinde) siddettin yilza -Quentin Tarantino" ()tarok belirdi. Hikayelerin kargusandan, stah tutao, 'cigaro" icrne hiciminden„ eroin innga cdiliOte kadar rime c.ekilen htitan plantar "In:tabeyin plantanydt". Burada Ozellikle dikkati ceken 5ey, aksiyon sahnelerinde, catvima) a giren oyuncularm silah tuttOarnatoki e p rrmdi. Siiahm kabzouta van yattrarak ote4 ediyordu oyuncuLln Tahanca tatma adatn deceteri ovunctdar, sdahi dik tutorak, karpstndaki hedetin ediyordu, hasnuna ild ijicil iarheter vurmak a beth bOlgelerine 1,;Kantn kia yam!' eh; gecinn .,:k Ro, Oysa, Rez.rnar KOpekk!ri" (1.:,e4rvuor Dos, hi ihMerde ovuncuman" (Pulp Fiction, 1994), "Y; : kii" (Seven tar sitahlarm kabzasim clokrin derece ederek, ktervde:se k.artstmlakini etniesi ye dilmayayhm atek;ine tutuyordu; Onetuli oian morminin thr nin sat tht kainiasidir Enki hir dey0e 'Writ ;...11;ne kisa Airedc bizim :inemartuz.: ia siray n:.,t artistik

Bir film yapinak kadar, ele aldigintz konuyu i$teme biciminiz de
&tenth. "Air Roman" ye "Howakal Yarm" filmier, olaylarm, olguhikayelerin -mekanik yeniden Urettmine" iyi bir Ornek olu,turuyor. Bir klasik mOzik parcasmtn temasini alip onu defalarca tekrariayarak yaptian rap intiziklcrle, bir kitabin sayfa aratarmdan parcalar cikartip, sonra da bums fitme almak arasinda bir lark gOremiyorum. Mekanik yeniden uretimde, ortaya okan tirUn $eyle$tigi ibi, bunun tilketieisi de o $eylesmenin bir parcasi otur ye meta de. Uretim arasmdaki dolaornm kaba bir parcasindan ba$ka bir $ey dendir. Poptiler ktiiUlr araelarmi kullanarak nitelikb Urtmler ortaya koyrnak da mumktin, bunun bircok Ornegi vat, yahuz. Onemli ()Ian, niyetiniz. Altioklar ve Ceiik, yatruzca -prime time" anlamyla film yapinakla kalmiyor, kenditerini -prime time" haberlere malzeme yaptyor. Fihnlerin Uretim gatriast da. basma yansiyan haberieriyle, filmlerin kendisinden daha onemiiyrni gibi kitletere sunuluyor. Sahte yildular imat ediliyor, yapay tarti§ma *platfonnlare olu$turuluyor ve ortaya ne dtigU belirsiz garabeiler ctklyor. Burada. Htiseyin Kuzu'ya kulak vermek gerekiyor: "PopUter oianla popuuizm. olgusal olanla teorik olan karistinhyor. Dolayistyla bunlara duyarltk 'prime time' haberleri dtizeyinde oluyor. Amerika'da bir söz yardir; 'prime time haberleriyle film yaptlmal. Bunn sbyleyen insanlar gecmi4lerinden bu dersi yikarchlar. Biz ise bu dersi galiba biraz deneye yanila alacagiz. Bu ynnelimi alt edecek tek bir $ey vardir o da entelektualite.- (Kuzu, 1998: 21).

140

) kraltnat.), vain],t,o. ya,ziiui hie; anti. (?:'ail, lc lacialitAaraaa:ti bir y(1nw a kona;a ‘ itit:an) irrkac aikaari, Lac Lleli,ion'an, yorda Lta y e )_,conundoki ,„i ‘ klet Focanttno'cion doira Ofi.ce vardi Ltididirti reLti, becer.onedi. Avrupa inenseli ioll y woori, siddittin kaynor.i] doint c .,)k deviet nyoka, let-lac:Merin 'disk iier 'den l,.iynaklanirken, I ion MirriaLtnajaki set ],;ickiete ve olaylarla ,;icklett Lirnaya. esteisi.re etmeye coloyor .sir yoitr,k). devietin vondeki ,sikkiet Of gartiiii5Y0111a].[]):)] gOsteR,rek, dev-eti kw:son-lay]] d,...vorn, ati, l'ANYSCI boismak >, erine. 4iddet sofa:it:lc:Hain ne derdi ediyor, '.*ikidete husaiz. cekild];:dne, ph:1111am taztna, fotogratik etkisme takthyontz. m Oysa, Forman' m, Lac Besson'un Bell wood icin cektigi filmch4it,nalan tilttrin ano ilikaye]) olayor. lade data si]aem L51.]tin ,nact] "tit' t;iizelclir Siddetin Estetiait nii ar elk ilii. ican, sac: y e ha soya mreian ka;ri=iklartn ka iatt. L.: go yer yer devlet tarafindon katsondigt y ltlir tilde. Medyanin deyaniyle "sokaktaki lItSaft - (evierinde televizyoularann Nosily] Sedat bot,ondo oturanlor deftil!) Alaattin Pekederi, IT4bakonlarindon daha tick televizyondo gOrilr oldular. Dew" hir yapiro itibi ha iaalya tiyeleriniai birbiderine atip tutmolan haber programlannin konasu oldu. Susurlak'la birlikte bir Dash ell Hammett rcamanrnnl iclnde hatIlasat"tan t k klztl, daha kanh y e actma]uz hir (Rik kendimizi. loyal ttOzleritnizia ,•orikastsilohlan. hombalar, iskenceler oietleri ye yrineten1,:ria kimi zamon as:lb:tan destek verdi4i, .mika 4iktk6 4iddeti. kimi zaihon da "derin devlete" havole ederker], ile y letin en -Baba" yOneticid, hi (day] "Kuhn bir rutin duina caoho eylerni - olarak ii telendirdi. `1-Orkiyeli sinanactlar "dual dm mina' Olken oklylon filinlerindeiListaolif nun "t;ittle$e Yolculak"una, 1-)ervi]i leyemediler, Zaim' in. "Filler ye C7imen"ini bti genellemeden oyri hir yere koyarak degerlendirmcliyiz. lk] bin vilmin ilk qiinlertyle birlikte yrilardir 142

edilen utcak kimsenin gormedigi, tittymatit4 konusinachgt(!) hir gercek ortaya oktt. Tttrkiye'deki deviet dcstekli "Islanti siddet" polisin tezgahlanndan daha fazla calt$Int$, Neciendir bilinmez. yillarda hastrun bagna cagira sayledikleri, Cumartesi Annelerinin yillardir "sesimizi duyun" diyerek, dayaklara, goz altilara ragmen Galatasara.y Lisesi'nin OntIndeki mesaiteri gOz ardt edildi. Devlet uncleri, sot katnuoyunun sesine kulak vermek yerine bu kaniuo yunu oltoturan aktorleri iceri ate, iskence tezgahlannclan gecirdi. O a isin siyasal boyutlannin ne kadar vahim oldugu, GitneydoCntdaki ilizbullah katliamlannin actga cikartilmastyla anlasildt. Sistemli i*ence, sistemli cinayetler ve bu cinayetlerin ardmdaki milletvekili *Wee kar$tdtr, sagda $iddet gizli Orgittlerin destekleri; altgifdi. Ancak, island $iddet nakaratlanyla, gecistirilmey yalruzca Ktirt ve Ttirk solculanna yOnelmekle kalrnaytp, entetektilel MilstOrnanlar da sirayet edince isin rengi degisti. Ve bu Filistin Kurtulu$ Mucadelesi'ne destek veren Flizbuflah'la hit bir olmadigt actkca ortaya cacti. Bu suclann gercek failleri, azmettirici Oriit degil, yalnizca birkac tctikcisi hapse gOnderilerek olaylar kapatilmaya calisildt. Zaten bu katillerin Onemli bir kismi bir sure sonra "itirufcC otduklan icin serbest birakildi. Bu do siddetin ne denli tin" icine yerleftinin bir gastergesidir. 6rgtitIti ya da bireysel, fiziksel ve cinsel $iddet '70'11, : 80'li yillarda da vardi, ancak bu $iddetin sinemanuza yansimast biraz farkhyBu yillarda yasanilan $iddet, isci grevlerini konu alan tekil Ornekler disinda, fiziksel, dU$Onsel kactstarla birlikte, aydinlann icinde bulunduklan haletiruhiyeyi filmterine konu ender. Ardmuzda turaktrgimiz yillarda humanist ve romantik duygularin yerini, entrika, acimastzlik; potitik ye ideolojik mticadelenin yerini en kiss yoldan bUyak servet kaldirmak ve hirs, devlet destekli mafyatik cinayetler al& Daksanh ve iki binli yillarda $iddetin yUzii, "E$klya", "Kartsik Pi773", "Gemide", "Lateli'de Bir Azize", "Leoparm Kuyrugu", "GUuen - le yanstdi sthemarruza. Yolculuk" ve "Filler y

143

Siddetli Bir Gerceidik mi, Fiiler y e Ci itayal Giicii mu?
Dervis Zahn' in yonettigi "Filler ve Cullen" son yillarda cekiten, hikayesinde siddet barinduan liitttl r zrasincht Ozel hir ilgiye Sinernannzda siddeti hikfiyenin dotal bir parcasi bane getinnis ydnetmenler genellikle sagct hir bakis acisma (politik tercihieri sag olmasa bile tilmlerin icerigi sag sOylemle doludur) sahiptirler ve bu filmlerde devletin polisine, askerine yapdan saldtrilardan, adi suclulann !auk tzrmalayan klise geltislerinden ve bunlarm eezalandinlmaiindan bahseditir. "Tabutta ROvesata" gibi burarn buram instal s vgisi kokan, iktidann, burjuvazinin yumusak kammda. ince ama derin bir yara acan yOnetmen Dervis Zaim, neden elini kana buladit Neden sidcleti nin ortasina yeriestirerek ortaligt knit gOltine cevirdi? Dervis Zaimle yaptigtmtz rOportajda, filmde elinden geldigince cinayetleri göstermemeye cinayetleri olaylar gerceklestikten sonra seyirciye cesitli yollarla anlatrnaya cahstigini sOylemisti. Bu anlayis seyircinin siddeti icsellestinneinesi, kamksamainasi icin onemli, ancak siddet son kertede en kaba haliyle "prime-time" haberlerinin temeline oturmus durumda. Kan, gOzyast. insardarin eighk bir durum oldu. birbirlerint bogaziamast, Mica cocuktann bile Demck oluyor ki; siddeti sinernacia kullanma bieitnimiz televizyonun siddeti kullanma biciminden farkli olmak zorunda, "Filler ve cimen"de hemen hcmen her cinayetten soma tetevizyonda otayla ilgili baglaniyoruz. Olayin basin tarafindan mud degerlendirildiseyirciye gOstermek icin mi, yoksa siddeti gOsteren nesnenin arttk semiyolojik karsiligmm televizyon olmasindan mt? Televizyonun politik kimligiyle sinemantn politik kimligi karstlastinlabilix mi? Buradan ctkan soru, bizim bir filinin gercekligine yaklastmnntzla, herhangi bir haberin gercekligine yaklasimunizi demi? Susurluk'un filmi diye anilan ve Cimen"in hikayesinin ulku Susurluk olayiyla daraltilmamaltdir. Sinema izleyicisi, taribsel, ekonomik, toplumsal, sosyolojik, psikolojik hir ders enrmek icin sinemaya gitmiyor. Evet, bir tilmin olusunt stnecinde butun bu bilimlerden, disiplinlerden yararlanir sinemacilar area belli bir asamadan sonra cinema 144

hem ,. ,.,erceklikle r: i.ORMIhdli,

ko r carritroa, prapaga9..1.1 t

Lia

anla lira hi/met
gercekaten Nencii cizgisini her :;.-oriali zoriar, icin ioirarken het oiabliir,

Bir lilmde kariktcrierin hayatta akfarlirnavii g:.!cur. Iii. olinu^ hcmen humen h • r kdrakb . r, ....ercck ha; karakterfn, sierf.nxibin, karikaturiin. Onerntisi brain tel: bh- olarak sunulmasi. t tE "korrsantre - I roller in temsdeisi olabilir hem de mayan tamannyla lantezi i.iriini olabiltr.

bir daha bir

to k:unuva Son zamanlarda 1 e dOnem • ohnit$ olaylari hik iti e edinen .filmlerde aulatilan olaylarm '_::reek vatla birebir ili,kisi konusunda sorular seadmaya bx-dandL bir yaniyla izleyiernin lilrni Onemserne5inin bir gOstergesi, ancak bu durum akin Kaska sorular da geiiriyor: birincisi, acaba bizim izleyicimiz sinemasal gerceidik icinde kendini gercek ya4amdan soyutlayamiyor mu, ikincisi d, bu ilk -solrium devamr aslinda, sinemactlarimaz izleyiciyi Mann gercekligi icinde -tutup yamtmin bir gerceklikten dekerleudirilmesini talep etmekte ha.sarisiz urn oluyoe? Sine.lna izieyicisi irledigi lilttTlertie l karakterlerin. olaylarin gerceklikle bagful kurmaya cali;tikra "kurinfica"yla "belgeser a • irsindaki o belirgin smirm sizgilerine muglak aniamlar ynkirlyor Ister fiiddet iceiikii bir yaimm oismr. inter sulu urtlal b r ram, gerveklikle stki kttrulnr. oyunculugu, rejisi saglam yapilim4 her film gerceklikten iizAk1.4inp cek ltr ruin kabul edilmesini Ancak hazi filmier var Li onion izlediginuzde. "izercekhkte :1r:1,j/emir:me" thtlyaci bu kronikle4iyor. "Filler .e Girt :1'' r;te boy*, bir iiim. "(Wilt:4 Yolculuk", Yilmaz "Duvar-i, hiknyelerinin gel, ve sinemada ;ncfdetin i;lerm bicirniyie deralarca ii tiinct drirrntilmesi gereken filmier, 145

• .;

•r„. kendi dsised smit-

Getruide ve Siddet
Scrdar Akar'in ilk warn metrat fihni "Ctemide." Odderi kullanma hiç intinden dolayi diger fthnierden ayrihyor. "Gemide . 11 (1 ) 8amisizhgi tarnmanin fetrunizm gi dar hir dii;er Iti:•,sterczelerin untitulmast, gOrmezden gehninesi da rzecistirikresiydi. -Cieinide" de claha fihnin afiinden ve ilk di.)alo gundan ynla cokarak, ohy ingectigi mekantn deviate ii•tdOetirildigi mesaji cot( net verthyordu-, ‘‘ittta, birat kor gOz.Linc parmagtydt durum. anlaohrtavan V a da halite ctillendirihney en iihntn kahramanlarintri )oCtun hir haliza sortmun ohnast (k yogurt bir nsikolojik ;!idderin 13u hafiza sorunn sanddiftt itytwuricodan kaynakiammyodu, ya:;,run biriminden kaynaktanan hir hafiza kaybi vardi. TIpkt tizerinde ya.;,adigmuz toprakiarda oldugu gili Kaptanki genii personeh arasinciaki iliski tamaintyla gtiyensizlik fizerine kuruht, ama her claim hiyerarOye boynn amlivor bunun Ha Otesinde ki5iderin attigi kaziklar, kurduau tuzaklar, mmajIar tamamtyla pc-diOka, i cltinyast, sanat ce yresi vs. iii4ki1erinde yattn.dan "haftiastzhga" denk d4tiyordu. /34-ka bir deyi0e., hahsi edden ver stradan hir yer degildm. TUrkiye?ydi. Bunn Ha herkes antadi! Ancak, benim aniarnadit:nm, carokligi bOylesine yoaun bir ironiyle, yer yer mizahla an/Man, taws ate koyan bir filmin, anti-feminist oldugu iddiastyla y e kahramanlartn diyalotliarmdaki kiltiirler yOttinden elestiri hombardimanma tutultnast tillbuki gUriluk hayatta küfrhn, erkek egemen triddetin en alasmi yaayorttz, him gerceklik sinemada karmuza saktigincia, ablasinin, annesinin namtrt tmu korumaya coh*an kabacktyilar kesitiyoruz,. yalmzca erkekler ikiL erkeklerden cok kadmlar hu konuda Halm ataerkil davramyor. Midak clan Hyrum kalmakor, kUctik kamnclar, btlytik zaterter uiancak baindart bent varolan Ha tamarmyla "mastiirbasyoncian" ibaretlir Ctinki1 Nuh'un gemisinde herkes a geminin sektmettykt yol yoksa herkes tulima teshrn ohm "Getuide"de kahramardarin psikokijik del-inhale biraz. Halm safi,Lm kafalarla yakiatlabilseydi, vandal: doneierkeskin tepkisel cikOar )et me, kahramanlar iktidar ve ma.stUrbasyon iWkisinHen yokt ciktp degerlendirdseydi, -fihnin hikdyesinin ba4mcian hent erkek &saris' Üzerine kuruldugunda hem fikir olunabdirdi. -Bence `Ciemide tilminHeki tecavitz sahneieri htiyUk Oictide pornogralidir Filmin icinde zatnansal olarak ver ahs orantarryla tirde147

:i

haddi;!la,Hzdtt Der /dim'in i Her e ,•:: iICI)t raftz. cYaecex. htkayelerle dolu,ön t yarc..or, ty,e•csi)for1Hk1ve (Jittery tarnalmyta "g6qerilen" cchkkt sahnet,inde setkseni dthi polirikaciya inrumnda, chrid ragritirlyor.:a Ha ICnd hir td.y y-Lri iatulan a) rid. iu bizmi gercekilgonv, lc in tic dark .in inact irieNiciye Orien-;n Y i.1:1. ;\flCk bilrada hem hi. h, unit Li UK esieirk kiiyecicn ktt y a.iarian hem de stididarm pathunasma artrk asina ohm* bir se( ire; n0:flat:tin:tin heklentilerinin neterdcat amidst oldu:s .i.mu kmgOze aidt..!na iinh' cm(doe He:. .ilieultenin 'orryok bir ruck tsterektyou. hadmin mc ndekmhinua ihi cler, kahrathantar„ olaylttrm vc kahit itirbrienyie or,yanik. 'et da tesadrili hag lanost yukarda stiy. teclikterimizct hi iu iei edry.or , katihn. rnaktulint, azmettirenin mahkram yOndmenin k taraf olarak tilmde fink editecerta gercegi. BOOM iiJeyieikrtn taiebi duruttaram heathen lie U(-e (,.-anc:o"irt yhnermeninden kendi ideolojik perspektifinin isledii tatafta. kendisint her ztunankinden ;Icgil He. hi?, daha net imade eunesidir! gercekligi yrinetrnenin durusunu yeterinNicin? cc: 0:tide ermi) or mu? -Ftlier ve Omen" r)ervi* taim'in gercekhgi. Bir yonetmensicdt ya da yazardan im1inediiuuz bir :;,cyt bize indatmasitu Lilco eimek kariar cans hit beidetal Ohmaz, yOnermen ve yazarchlygustma ortak etmesint danbmzm bilgriendurne,i •-•,'drine bile tvi it djeyta degdsek e!.ter biz him 'r:ci)bedcoter var, hikayede aylindo bit.:,iar KT.! kdz..indu hr liLti Hem ut, (horn k ai 11114:1,1 kaian,haya aina ha t;ava::,111 idane. enndoek ion cirpinan p..iuimh lithoc.e smnip lanlit in a da mm olmayanlarm inkayesint khn anicaaeak. 14o

edici , ti];]; .•;:•lisTri...• H.! Conen '.e.:/.!„.„r. kendi

Getaide ve Siddet
Sorciar Akar'm ilk uzun metraj fil ii'(einjde'' mddctt kullanma 1:io ininden dolayt (tiger Winker:ten ayri byor, -Gen-tide - Fin (1 1)9S) ztrislzitga tuttsmanat feutinrim gibs dar alana silusunlarak dicer 1:6steraelerin unutolmam, Orrnezden gelinmes1 "Gemide" de daiia hilmin atiOtden y e ilk tityaluInincian yola cikarak. olaym gectigi mekantn deviate iSzdolestirildigi col.: net verth)ordtn hatta, him/. kor gOztine parmattlydi durum. Ancak, an/a;ulma).tn Va da anlastithAi halite dillendirilmey en lihnin kattramanlaratn atin bir hatiza sorunun oirtnist y e filmyi)gun bir rakolojik iddctin varhgtyth, 13u hanza soristm Ubi sadccc tlytturncLiLim kaynaklarmyordu. y . asant biciminden kaynaklanan bir hafiza kayht yards. Ttpki tizermde yapdiginuz topraklarcla oldugu gibi„ Kaptanla genii personeli arasmdaki iliski tainaunyta gitvensuzlik. tizerine kurulu, asna her daim hiyerarOye hoytin bunun da Otesinde kOlerin moo kaziklar, ktirdufku tuzaklar, ;,intatlar utmamtyla politika. t ditnyass, sanat cevresi vs. ilikilerinde "hafizastzliga" denk dit4i,i)ordu. Baska bir dey-i0e, bahsi edilen yer siradan hir yer dettildt, "fOrkiye'ydi. Bunu da herkes anlach! Ancak, benim anlaniadigim, Tdrki)e'deki car)tklip bOylesine yogun bir ironiyle, yer yer inizahla aulatitn, ko ui hir fihnin, anti-feminist oldugu iddiastyia ye kahramardarm diyalottlamdaki ktitlirler yOztinden elestiri bombardimarnna tutulmasi, talbuki gunlilk huyaua kitfrtin, erkek egemen $iddet in en alasms yasiyortrz, bit 1;ergeklik sinematht kaquusza oktsfunda, ablasuun, annesinin namustant korumaya ca1u4an kabadaydar kesiliyoruz, yalnizca erkekter dead. erkeklerden cok kadinlar hu konuda daha ataerkil davraniyor. Mudak otan hayatta kalmaktir, kucuk kazanclar, hhvi.ik zalerter hidir, aticak h,airdan beri y arolan da tainannyla -inastfabasyondan” rettir, Ctinkti Nuh'un gemisinde herkes a geminin selanictiyte yol ;-)larishr, yoksa herkes tulana teslini ohm "Gemide'de kabramtmlarm psikotojik derinliHne bir-w. dalla attl in K ifIarla yaklastklbilseydi, Varolan doneier keskm tepkisel clkOar )etine, kahramardar iktidar ye mastitibasyon yola tittop dCerbendiriIsedi, .fihnin hikLyesinin bzwndan heri erkek elestirisi nzerine kuruldte:Lunda hemtikir "Bence `Geshide filmindeki tecavliz sahneleri btlytik pornogralldir. Fhintin ieinde zamansal olarak yer alts oranlanyla tiple147

/,'un'in Idler ye ireiyt mh:itsiz edcbck hiLiyelerle dolts, Onoadyle vc tmen Laniumyht "gosterilerl !,...sn„.i. gt.,,,,,,syor a 1a1u inruniunda, dtu t calirr.;:urb.sinia da L-rt 0r1 i.11121 ittallanv na. ayenin sruk tia:1asus4 ccki IIIu. ii cc bizin r I'm,. una ulashrinakm. Ancak Mirada hem hikiiyeden k. a aia.ianan hem cc shahlarm pattamasma aruk asina (Amu* ti..plisliP:mnon hiticriiun nelerden malul oldm:iuritt bir --,,:inemienist bilyak bir ii 11 i n alch4ini soyiecim tani p e mek 1Lerekiyor. I4niinicindeki Man:, hi14, der, kahramontar.olaylarm ve kahda tesachirt nLhnul yttkmia soyramanLirin hithiTieriyk at a kohl's), maktukia, azrnettirentn mahkilm lediklerimsze tii/anei ii kuiincak “Metatenin Je baraf olarak cen talk tcei aerceci. Mann ideyictIerut talebi durusanun ),6nednetenden, kends ideolojik perspektilinin -Filler it izleyicilerin siedici taraltm kendisini her zamankinden degn de. daha net ;nte ornesidir". gercekligi yOnennenin durtitniiyeterinhihnin ce Slade etmi> or mu? -Filler ve Cimerl Dervis Zaim'in gercekligi. Bir yoneimenden ya da yozardan bilmedit:Mniz bir cyi bize imlatmasuss tolep clinch Radar eçins hir hektenti olamaz, y(Metmen y e vaz.arduygusiani ortak etmesini bekleip a bit huLil ii un degilsekki. hir heigesel siz. i...ibecienter Iiikayede .1.1r • a il 7 1ton tan:Ulanailaido :n wdeati da, hi ic c1 e.anda',! n • haya1=.1ndii dnran, dna ik zi.irundo i ;Aria itttR bye saip p diaM:ii in ya da lull 'dame eihrinek cm cirpman olmoyan Ian') inkayesim kim tilt:leak!
1,1t,

m

rin duruslat c davrant4lanyta cekint alantan y la bu boyiedir," (Algan, 199'?: 581. Pornogratinin ne oldugunu az cok bilea biri oiarak dercee siratian, Matta -Ljemide- tei..avuz satmeterinin 1).ven cinse siddf:ti :(cterinct: yansomayan pianitir okiugunu cinstinlemek gereloyor: pornografi detay ismOstimditr. Ancak sunti da zoinansal ter'. Bu tilnide detay yok. .(ani cekim atanlan yer altstyla tecavtiz sahnesi pornogrolik te, ik1ir. i'ornovande derinlik yoktur. yUzeysel iltsktier, yatiantik, erkek egemenliginin 4iddet Ve bir iaharruntit editemez, ttedensiz cinsel Hststst. rinngen Lazo-;u Yardir. Cinsel olguyn "Gemide", bircuk n (Mtiyle iktidar; ina:oilrbasyon ve devtet hiyerarsist tizerine zengin elestirilet iceriyordu, Lades yalmica fahise ()tarok algilanan bir meta gibi g8steriliyordu aura bu devletin leadmit WBir Azize" (1998) filintyle yap-boz 1(41 degil miydi zaten. tamaintimtyor ye kadman gercekten fahise olarak sattldigt ortaya oktyordu. Bu, iki filmin ana sorunu gibi gOztiken, kadma baktsta erkek egemen gOrtistin yOnetmen tarafindan onanmasi midir? Saniyorumn bu, yttlar once Aileden Sorumlu Devlet Bakant oton Cemil Cicek'in gOzOnde, deviant kadma bakistchr. Cemil Cieek. CW10 fahiselikle bir tutmustu. Ve bir feminist. devietin (erkek de y letinin ya da erkeklesmis Kadin politikactlarm devietinin) kadtna bakistru filmde aniatddigi gibi degil de, daha farkit gOnlyorsa; "Gemide" filminde kaorilan kadmu tecavttze direnmedigi i4in filmin "erkek egemen dunyayi onadttlint" okarnyorsa, dnemli bir g Ondermeyi gOz ardi ediyor, demektir, °evict tebaasmi -kadm gibi gOrtir Ye ona htlkmetmeye caftfitr. Bu yilzden devletin kimliginde "Baba" tabiri vardir, "modern danyada" hiebir deylet "ana" kavrami ile tammlatunaz., cunkii devletirt cinsiyeti erkektir ye tecaYaz edebilme hakktna sahiptir! Daha thine kadar tecavUze tagrayan "fithiselerin" davalarmda ka(Milne Man makemeler cezayt indiriyor, dmm "fah*" oldugunu aatta beraat y erebiliyordu. "Gemide" filmixiden cikan izleyiciler, filmdeki. erkek kaluamardardan tiksinerek ciktt saIondan, ci,nkti onlar kahranian degildi. 4iirikil filmde kahraman yoktu, en az "Cemil Cicek." kadar adz erkekler yard( y e filmin yOnetaneni Serdar Akar da izleyieiye ulastirmak iStedigini ulastirdt.. "Lalellde lair Azize", "Getnide"nin yflinetmeni Serdar Akar yOnetmen Kudret Sabanayta hirlikte yazyapimetst Onder 1418

3,tmaryodait ' dev.”:t 11 ,,..n) de ,Ateak, !L.h'&2, 1ze"

,10

d(1. 1tfif•!! Ifir:)!tt: ;:n

, ,ntim boilikfort
7. i !,1 h71;:sriw

!ci, film irtet-tia t: devanddlgt, ,:.• .
On, tic

erekderin hit

Vavuz Funnii . un siz Lett bir 1 likaye Baran'in le, tiostIt1i•.11. p,Lrt orit)anda fir -;ecirn yopmak :ortida kaimast, biraz tinuttittnityl yiiz tutrnti diry!:; ,Thrt (Aar11,1 cabast seyirciyi illme bagladt. 1)1-01.1 onceki fiimteri n siddetin esamisi okunmayan Ya y itz turgut, doCfrudim siddett di. Ert.c.m f 4i mr.igelenegindtm :!.dm popt.iiet- afflatim .kaltplarmut 1.11;-ana kaynakianan -komithal schirdeki parcalanmasmt, yalniziegint, in iletidarini anIattt. Yavuz yalniz seyireiyi 4.1*Irtip katitat:;i.-:;a donikiannela dolastirmakta kalmadr poptiter kaltplarm erinde kultanddiginda Sinemaya Sc',irei came acisindan mistt islevsel bit rot ti,,Ittitecegint de kanitladi. "Karts* Pizzo". yetti Ur:ane Burada :;iddetin • ; .nizansert aosuldan uflattna hicinti, i:ttnimstna `'akin oHta-: ,..mu hula pays nicin Ilollywond ti!;<:' ddcAul.
;:td1, .:••
Arilldt)
;7111
:. •'

n'tigecichydi Litttchitatz. biraz mcdyatik, I:4az

Lilian= ye ancak Avrupa (1t

.: n
.........

1,1';

uf;u ICAO k ,.11?.

r

sar.

slil
fn-.1)

:hat

..Batedan Dof4leya (an Pazart: Giine:$e Yak:tank
boymica politik !nnemainizda Varolusu karts psikolojisi hnetmeni son kertede "gercegi ve varohiso" aramayn kadar giitintiyordu. 7O ii yillarin politik sinemast, mirasuu de yredecek bir kusak bulamath. '90'11 yiltar boyunca yainl. politik filmier ise geymisin mIJiII tizerine yukselmek yerine sansas yon yaratmayi amac edinmislerdi. Nitekim hu filmier hem sinemamiz tçisiudan yeni bir sey shylemedi, hem de gisecie basanh .olamadt. Berlin Uluslararast Film Festi yali de &Mil hircok festivalden Odalle &Men Yesim Ustaoghf nun ikinci tilmi "Cihnese Yolculuk" (1999) sanstir tehlikesini adatarak gOsterinte girmesiyle siddetin baska bir yuzityle karstlastik. "Gtinese Yolculuk", bir Turk genciyie, bir Kiirt gencinin dostlugunu anlattyor; ancak tilmin arka pLninda giçit hir politik shylem. bans arzusu var. Mezopotarnya .KtiltinMerkezrnin amater oyunculan Nevruz Baz, Nazmi, Kink, Mizgin KapazarrIn basrollerini oynadigi film 'fink, Alman ye Hollanda ortak yapinti. "Gilnese Yolcutuk"la, '80'li yillar boy-um:a Metilen "Varoluseu" politik sinemamin yeni bit h.alka daha ekledi. Ancak, Yesim Ustaoillu'nun varolusçu. sOylemi diger .filMlerden farkb bir yere denk diistiyor. "Gtinese Yoleuluk". laradarm daha net ortaya ko.ndugu, aydinlarin degil, mticadelenin, yasamin icindeki insanlarm hiLlyesinin at-dank:11) yer yer Lath Akad, Yilmaz (jitney gibi Onctilerin izlerini tastyan bit film. "Gtinese Yolculuk'. ulkemizde yiliardir yLiplla gelen "Politik Sitartismasmm tarn da gat-it:1141e oluruyor. Potitik yttlardir garsellii. irrigelem gücttnii c muhalif diii bhylesine ieice ktillanummistt Farkli etnik grup Ye dinierden gelen insanlann bir arada bans icinde yasayamadiga fyasatilmarligt) bir toplurnun bireyi olarak Yesim - Ustaoght titrnde sadece larkh etnik gruplardan. den gelen insanlarm birbirleri icin hircok nevi size alabilecegini ghstemityor. aym zamanda bunun "bans lent" kacintimaz bir stirec oldug:unun altmt ciziyor.

;e1111(1.' I CIC:". Iji

kar. I

150

151

i.ki Minya 2krasinda kainia.k Tire'h Metunet Kara, ..ewirt stn.unti n r, u / g in nil- bortlyu top ra;:dt dayay:p kukr,nrd borunun ueundahi topuza yos.id,!r„ 1:diliwssdo .irtkla olup biteui,,,rt aniantarui içiu tyi bir kul4iniz oh1 gcreki).or, hir.k nIZ inkenin erçeLhkli.rhii .)re'lhnek kin ettatinna bakinaruz n eterli c.)11caktir. .:veM.ehniet'in dostingunun ba4langict 11/nune kars, iki genc insanut kendince kari1 durtnasty la baAir. !eintlerintifin al kalnyla boyannl y;; bir aclk !lava Iii:hanedeni left bizint sise bUtün nstidar onaklan sovenime strum yaslayarak sinstintirstintiz ya da defolup gitiersinia." diyecektir. YOnerrnen Yoirn Ustaogiu, Usth . ölii topraillyla Ornilt1 harts Oztemini due getiriyor ye "Ottginneyenlerin„ direnenierintlikayesini ardanyor„ ttee Yo ttpkt Tarkiye gihi iki hiiitinulen olusuyor: birind hO1iin bandit iki genein dostlugunun ba0angsci, gutbetteki in.

v

;•!:
',.i"..„•W :

..t '.11 n 1"

.1.-..!‘ • • a. ki\

• •••

antann yaant koullart (Bau'dan ya du Dogu s dan gelsin gurbet herkes icin aynt kosutlart dayanyor), poli.s baskisi ye bu insaniann ayakta durma mficadelesi aniaohyor..hnin tkinci bIThth; doguda gOrrnediklerimize (gosterihney..enei, dt1)nadiklaruntia (dayurnitnayana). lortuwadiklaruniza (konu4turultnayana) Ashna bakarsami„ yokanda sOyledilderimizi yainnlarcasIna ihrode tolaulan her cyi bkoruz, bir yOuyfa sOylendi,tart4timaya. ca144kii.,. her detasmda Usti] oiiuldU. 13u bilgi, drarnattujik hir yapt bul1n1UUnde karoinrta ciktig,utda. tizerirnizde gercek hayattakinden daha derin izler btrakabiarttk kurliyor, Siddeti iyice kantksanu. çscIIetinni bir toplum maca, gercekterden daha fazla etkiiiyor hizi. Haber prognuniarnun gloom bicimindeki deiini buna iyi hir trek gibi gOziiktiyor. Tire Ii h.lehrnetKara'yia, Zordoc' In (...daha sonra sular altinda,kaIrtlz) Bcrztn'iui Ian Zordoc'un achinn "Su:41z" olarak deg i * tiriidigini Tanbul gibi bir metropolde yollannin kcsngnesiain ardindan, >onetaiuiIant:ovenizme, hapishanclerdeks mcn l'orkiye gcrçeklii.nne, haudan cloAnya du4iu, iuihti I 'on. grevicrine, di1011, beIgecki lisle LI:net-a:mu eidirt or.
YuI FilitrIcrinin en bnytik handiknbt ittirnin beth hr noktadart sonra tvmpostnutiki ati;nPiriir;di daildtr, ),oh hoyunci.i g6r(Inklcrimiz in/met etrnez•, portieyc vansi).an sadece 0.4-?{.1 Lea Yolculuk”un IkInci boliimh; lierzan'in ranur bir

I htt k.” alt sirtittittl) skc, uhus ha schircle stirdturoce 1..r1, koiekttf vil'oanutl isalcItrnonytirlar. 1me'. bit) .',tsatrst, dav anui5u yi bu 1, 1, IrsaIrri vahir in 11ti :, ,don.c„) pchtik .1-y.111. elate;; :ral ret,•clesini itidodr can, thtzarl, ok enle, eist.inkti Doi1tr`kl,a yoksiniti1„. td,st,L Ltir Lii h bir s: ovciuts.ni 13,-, at'da artik idtlete can :dun! , )eLin'inde. letitiret teninin esulerli„itIdert ula yarcintit)la kalac:tk bit ) et. .:!11,:ac:„Ik hii a Inlittuf:31o(td tnraknlayan `mroint 1,...-,trptnin [le ,;6i1,11I1 landa arnk eskr,) ! ,.1111 ba!.:antay,scakidt olculttk" bu )4intu, fie de bir tOlittcdenine :"Ideliallizle aarset 'a hi; min t:11ot ne1(1,!cle itulat1)!0:, ekrartlAi

mu ,

152

'

1-.1
:..•;;;;.;6;7;.!

01,e

...:ikatnidA.

nmok • : 1-•.1h..i tAi
.••::

I

olarit:•, 171i '411pa:,,W...! n ,,....111111Z.i...)•1;,:tic:11.:.,' de sesteur,

"1 (.! 996) ve L.trc,rri I-erzan sineinanuidan dike s'iniriaridnda SO7 ell u ii popiriarize /Q k1'1iaiizerinde yhrithiesiyFe.r4an (-)..C)L:tek' in lililliC ` rindeki hnstirsuza vakin incina iiikayelerindeki isii;•;elerden zedelendr. Idirn en nuernii duygusii, amar atmosnin insaribecienindeki fizikl„c! etkiicri v_ hit etkilerin insatim cMsel da i•••rnsiiiitdeki uciunu 1:>:;;;•iirticndirrriedel,i zilynLh.hainam cd-i n mi; go , In k•rlehu 1ttnc, katalar hi/Jr. bulant..11. .aidtti");•icu;i:•.1in flulosft..ri:.•I C ic.--,-11e.;.4••tirrric...e bly1)1C -dik, :1111S ilt • ,;11 aniatirri tarzinm Cd1Imi tnat. y6ite1nnin idzIasiyia sonunda OldiirCitmesi iuurctIei nun vc•Tihnemesi. da türitw.k zorunda in1. yiiticunenin, baka dranratik unsurlar I ii iitridan iddir 1)eiisi!) hikdyenin buaz torlama bit Cjigicie Icri Ilcut hisscuir y. 4)r iziey!ciye.
C:1113 yak)

y e dylc. c.cf' bini. tuna ul idius iivlelk:bihxek lje k Emend! C-Y "Fee'y di, Stilize edihneye hir du itu muyikt, yok.sa bir „jay oru.Uisti niü, yoksa her ikisi dc mi? "Mato" filmindeki ho*luklart doldurtnaya gtictim yetinedi. Neyi, flash, neden anlartigini Onemsemeyen yOnetmen, fillnde birakugi bNluklarla izle ici e duygusunu, hik5yesininla4tiramadi. Neden sonuc ulikisini hir yana bra"Mektup" filminin en 1ak eksigi senaryodan ye ybnetimden k.iynaklanan araziardan dolayt oyuneularm filmde caulandirdiklari karakiedere cluygularim yartsitamatnast, hu duygunun uI.•• ulacniamast c o beklenilen small/it atmosferin aciga tokmamastydil Kameranin kulianunt ye mekanlardaki aksiyonu hir Battlinta lenimleri mIti yitzeyseldi, "Melaup"un banal hir "varoW problemtyle bogumast ancak izleyicinin bunun tannimen dt;mda kalmast, tilmin entelektitel altyapisinm zen6nliginden deiI, botan bent anlatrnaya calistiguniz b4artstz senaryosu ye yonethninden kaynaklamyor. "Usta Bern Oldfirsenede (19)6) Bari Pirhasan, Bilge Karasu'nun ktsa bir oykiisiinden yola cikarak olayi "herhangi hir Utkedeki" askeri ir itarbe boyutuna taudi. Tam da hundan dolayt film fazlastyla Yapdifil iiikenin gerceklerinden uzaklastigt elotirilen Baru* Pirhasan, filmin herhangi hir tilkede, herhangi hir zarnanda gectnesinin kendi yaratictligini 7orlamast aosindan daha anlamb olduiMnu, propaganda ye aiitasyondan uzak thirmayt sectigini, propaganda ye ajitasyonun daha kolay oldugunu sOyliiyordu. Oyunculuk, gdriintt) y e mizansen baprismin yam sera bin edehivat uyarlamast olarak "Usta Beni Oldiirsene”„ amactna ulamts, Onemli bir edebiyat uyarlamasiydi, Film daha cok Orta Avrupa yamtilt= ve atmosferini taayortiu ye ingilizce sogukluk izleyicmin tilme biraz temkinli 13u secimin hir yakiamasma neden °Wu, neticede "fOrkiyeli oldugunu yonetmen biz bona alt yazuykonti..;ailan bit film cekmioi ftitkiyeb oyurieulartn I a alivordu k ft lnimn atmo:;terinin bile In gilizce konornalart tzleyielyi hayagi tedirgin etti ki. film beklenilen ilgiyi ghrmedi, Attcak. y;niden behrtmekte varar vat-, hem Ozgitr bir cdebiyat nyar,:unasi olarA, hem icuIuk, ananiikk olarak, been de sinemasal hit dl olarak -lJsta Beni tlildursene"-90 larda ye1S5

mutt.

yam FUikn cli lair

kim ttaiyon ho ;idle rurn6dm. vt- cittin tin dakiL.td:: lilmma tic derece saimc'Terinddi metstubon postaya ye seyirt:tyi
c,-.!.1,01-kcyi

ii iti htta Ate)) ..Hni').7). 0.•!:eninrh.nn ":',Iektup-:1,,.: 11.}11ktil, kar:d.dik. bir flint (darak ba5i-

kiltni; en bastrili edebiyat uyarlamalarmtlan biriyd) ve Climb) havasuida dginc nit' nnytilti gerceklik - y ard). lititun bu olgular es need& On!. antalizmin ancak hik4esinin kahrajnatuna ),aklawninclaki ce':aretten olgunun arkalarda kaldigt "Yana - (1998) tilimyse Alnian n„,a'kla yal;ayan Yiitnrtr. Arslan'in ilk metral Nan) di. kinkiye'den Altuanydytt tlOamek isteyen tiyu*;ructi bagimlisi gent; bit kam, ameasinin evinden kaymasun ve yol boyunea tanik insan manzanalarna -Yara", bastan hir Avrtipati bakwyla Anadolteyti geziyordu. ama zaten Itikayenin temel tedegi do buydn. Ycld:i Rey naud'un eanlandirdigi sevimit. Ozgoir ve inato karakter kahramam hemen serdirdi. Ancak. fitrain bazt sahnelerinin genet 2.ecer gbilemiere day11111111S1 ye Ozeilikle ktl hastanesinclekt ini/ansenlerin basarisizligt hen) "Yana- Mil sinemasal temposunu tbliiriiyor, hem de Nut Stirer)» Wattle harcandigi hissini uyandtriyordu bizde. Filmin en Unemli tizelliklerinden biri de. Tiirkiye'den, Almanya'ya gdcen cocuklarmin iki kriltUr arasindaki siktoms. lig*di, Ttirkiyeii kimliklerini kabul etmeyen bu nesil, Alman olusturma siirecinde kendilerini yalniz savunmasiz, hissedivorlardi. Yapay bin zeminde olustumlan Alan Parkeem "Gece Yaxtsi Ekspresryle (Midnight B.press. 1976), "Yarn" arasinda benzerlik kumia teorileriyse Oz2,tinhigune, Ozgtirliik duygusuna yapilmis bir snick; olarak ale3landi ve Mbar gi)rmedi, Ancak, film, Thrkiye'ye yakla.5)ininda acik bit oryantalist hakw yard). 1 ilmin bu bzelliginden haztlarinca gerceklik dtlygusu zedelemhis gibi Ritz) gbndemielerinin "star , de, kinii diyaloglar anlapimasa da "Yam", Aimanya'da ya.pyan hir yunetmenin Ttirkiye'ye bakni aiosim y,ansumasindan ve hikdyesinin dzgtinItig,tinden dolayt, bultnitufw seyircitien dab fazlasint hak ediyordu.

Elk) „. k,,€, •It,:iu.,?tali://t bir.
.,;111;:rAkid
jc!mi

(1! ..half
iny • ! • . •

,.' "sci.117;p1

.:•latti:hndakt orwuth iitr. Buni:o kuliammuldaki ekono;n:!.. bhper saici•ta\ tv,znrn,1:,)n/ .1;,,,rtmaltst ma. +.}tv;..z. acanai-; !N.irtposh.ti ".4011:Itii.1112Ci gerce0, Sakma !Tien isinilelotorarint rioden Robert fire,:;otl. - 1- iyatromhncsinde h:onLaultai yapitC*t rot, yapmak varhga ekhmcrek, onu ghclendirir, Frirmie fokor,irin benzerini bile silip simayt ortadan kakitrir s ' diyor, (Bresson, 1992: 2!,), Son yillarda sineinatun "insam" yenidcn I•AhrimanYalmz, g6in LIOnnnis katil aksiyon salinelen) antik part ettniyon. bunuo Ncrini farihi Linn) ahyor. Ozol ciallerden, olagacrzellikler talayan bnylik proje niistit Ramera hanekederinden uzak dumb tlllitirtltili l lcr, kamernyi sadece bit kaydedici olarak gdrityor, kamera yunQunenin icmde yasahikaye isc bu kult irtiil iamanuyla dognudan chg) ktiltUntin yansimast olarak hacat bidnyor sthrealizmini kadinanli sinemar [Lin minyattir sanannin qiarina y ans itmay a cal is irken, Yas iro Ozu, karherastth iapon aCIsala ayarlaniik j cin bzei bin kamera yaptrir cc insin gOztintin kamerasindan eti(arhatnaz. i i7 atosina c n yakin objektifi Bresson, -inIkatilatarn arthkca. imkiiniarmh khilahnia La..oth oinhlkazahvor" tier. 7:/Ii atmalist }akiawrt, clindcki maty2rata .,th y6neurtenth genektirdigi bakis Jicismtia tarisa, tekuhri. or 136:,.1„-:,•_,7 • size i:aatmeyi yo§.achgh khlthrith t.,)•ly sOzchkt:...r elektier 'art ili l ye thiknttq rn::,..fili hilkmettni:,ur. Fatale yekiltni$ gOrfinttiterin rt2rtkItIr.IQ

156

dolto: ohnat. '.1apnn ko;t13 11af non. , ',Ha 1';:' 1.11-rLtrth; zori nautu tr.m, ; • Liana art nttr•o-1 darttp :nnecek zamarn kalma: an yOnetmcnin a.,....1111 hhhIUit-kteye,
, • :1i

KatnerahI kctindenttvuncit al,, ,•ityonttna dek her ey '2.konnnirtra 1...1......I,tittyordu }u \ il<n iiret01.1;,) riiat:et uinhnninntalr-t e tHInl ennek I4 /or. Ine,tk zorunitt r;041111.111i1.1 vUr ited,..11e Jr ,iii,;1112(;f:At sdie1mi0111 nitt.‘attai it: yain .1 1:,, ;irtioliztri kuramsalla.:.;anadt. Belk,. I HI: LidIII silmna attlart ).'t anaz Galley ve... ()titer .l ikvain eltirebikeyclr. etko in etkin Oukklei .vel,....bileLek hem de kendini 'dude cicbIec.edcin hir caltstrtasi Aiiininaipa Sitrointiniti bir nrne tTti ohirturur. flu caltwa ayrn zamania tut eirlitf.,. 0 ve. Akad lilcnriui felselesine de bnyiik katldJa bulunut :.,;(irtinttlye i1rkiu deneyintini onlattyor IIll ki4Mer0',,Li (I ti triirecet:;itni;!.. Elmo 1t.1.4tintitik, Ciani'ye cledim Ii. u' ethic:In ie hkat 11 o, hr u idir, Area Oyle tar boy 11,011;., 1 , 1111 Li. t1211 1. burrturat.q m dirintleyrnis dtrygutal versa) FOIL Aslintla I t'otetnli bir nielinn„ I-,;inidE I lern boy rcsmi horn cok olur Hr resin) olavak. I km boy cekinti hem ,.akrt plan Obi cok Di„yrn VI i)1 in! is.nll ‘mdik. Re.nrnler sum Itt"..11 \ -„ir . oyuncrinun isyle valon bit (3, - 1i:ICLi1UIS manrennyetirk tnterst:niz orada.„ (;aititain kenannciald Utlar li:rii,i1ii, re .:amler btiyuk resMilerdir.r . \: e herr•Ane yakinnt r:ok ni ye nzak reitnler toplu restmler kt biann :nit.tnirt yaktfl rnahremiyettrd Il itavrann;k:rnun.. t( Inaran. I (:‘ 10 , 175-170. - . 1.6.01 A had, hurada tinentastwilki gOrittafr ;..t.rthryomm Onenntbir w;iarnas III] anlatr,,,.tr.. hSvko bir Ltdraj ai 1laytt nerecleyse minyanire dreilvor. YiltnaL. 107 I ,. 111H.la cektigi "Vedi Kiieali 1.1nrnat2-de

r. t:IennI0 hr salt:amen Ic a e1 lerm i iiime vans it ua' dnr. R.nlar, kalabalik :zilinelerde bile gOster6siz soda bir ant:atilt nt`nsuf Kurcenti, 1983 villttd;t cektigi "V k: Reep Ve Zebra \le Ayminyattir estetigini yakalarn:tvj call;or Kainertt her) sabinir. kactnit ietitilekt hareket temel aksiyoniittr. Meal, Nina bit Orneklinde Liati sinemasi ii ppada smureklilik yoktur. Akad, yIllarea aynt yonetmeniyle Gant Turanteyla cals4martm avantajmin yant sera hikayelerindeki yalin, gOsteri*siz tuna bir o Lather "edebi chit”, Oykti ciIithnde gOsterir. Akad'ut iitmteri. bir rotnantngerektird4..i i edebi ::tyaptyl izJeyiciye ulasttrirken aynt zamanda hayarm en yaltn halini cloksanli yillarm sineAkad'm sinetnasinduki ba$ka perspektinerden yararlanan situ:macaw-in tilmlerinde cok oyuncululaa ctkar. Bu tiOrsellik aosindan Akad'a ve hikftye anlaturundaki lavirda del* düen yamysa, kamera hareketlerindeki ekonomik t/H . 1a birlikte ) anetrnenlerin tcknik inathemeye raithet. etmerneleridir diyebiliriz.

-t. (ono Tti4C-0

159

•!a'

in 1111t):iiql

i:trl, i

i-;;;)

.0;11
;“" •

Nuri Bilge Ceylan Filnilerinin Minimalizin'i
Bike Cevian."kasaba" (N97) filminde anekdotlarla, i4itnlek y e kalmak uterine bir tilni s anti, elbow filmda baska temalar da void/ amaben , tkuia cok etkileyen ho kuidu 13u ufkeckiki . hep hit yeriere game istel:ti vartar mak bu turistik hi eezi ttlheye gitmek b.:6> or. ehir1i bandit bir kasaball retail ilitzeyi vukcek bir hayat kurrnak istiyor Alunels ye Nun Bilge - Mu SU; filminin de temei ziei kasahadak e bilytik "döninek" olgusti tizenne geken de.ki insanlann "giunck", 'kalmak" hikayeletidir. Uu cogu kez tistti Ortul0 bir bicimde kontiulan ye gecOiril, ineyc cal:Om bir ohnidiir. ciitinek Lu.lar gittigin yet& kalmak gOstergesidir. Kasaba'claki aria hikayelerden hirisi hudur fakat ho bikaye, "Mayis %mum" (1)99) ye "Ilzana (2002) sonuclatur adeta. "Kasaba" filininin izfeyiciye ula§tirdtgi "gitinck" duygusunun yanmda cii carpet yam, filtruie yOnetinenin kullandigt gOrsellik "Kasiiba" gOrsel zenginligini siyah-beyaz fotoraflartn gOrkeininden aliyor. bu yantyla hic dc mittevazi deW Ancak, bu gOrsellik yalittzca artistik bir amac için kullandniamq, film bnyunca ditygulari ulastiran Onemli bir i1evi. var. Filtnin deki Afinimalizm g tinluk kaygilartn kUçUk ktrintilanndan yola clkip hayati ye izleyiciyi di.n g in bir duyguyla kucakhyor. "Kasaba" eitinlOk hayatin ktictik aynnttlafindan yola ctkarak *drier yaziyor! Okul sekansi hash ba4ina bit 4iir. Coctiklann bir tayle yaptiklm oyun, muhtemelen uzak bir mesafeden karlar icande skip gelen Ctrencinin corap/artm kunatnak için sobaya asmasi ye cii4en her dandacigin sohanin tistiinde: aldigi ckil minimal iir ornekkri gibidamyor Ole yandan hasabo).1 terk etrnek. isteyen Sarft'in kasabadaki ' dq.ittyt ke;ti birbirine tezat, paralei se isiyIe, liocuktartn antattlan hikityeler gihi dursa da, Amanda Satict sat (ism yatarak, iki coeuguri kekde crkwat dogadari eaten haberciar oldraunti gkisterir bizlere, "Kasaha"daki Asiye ye Ismail' in rtiya :48rdrig-il sahneier, !,'Ortet.rneran cocukhrgana dair derin tzleria fotogratik olarak sitidenniesithr; ancak "Kasahentn at.'arlaitt yOnettnenin etkilendiai kaynakiarin yogun bir

(Nw7 Tht "Kasaba"nin SatIet'i M. [min Toptak, "Arkint asi hit katak! ...T ciz.er, klrarm .onitclartnin tie karat vertai ,uicak isii, s >at, '1 kaynak it i pal k.iyboltran,:ur kahramanin $el yriketettney-.. ! nsittrideki yabancdigi. sakilligi hit thrin atamas an it Muzn ffer Ozdenaintipki Mehmet Emit] 'Fortak radar. "Kasaba"ma natis bOltimlinde cociiklatin rolayle filmde cok az tt.Urunur. "Mayr: olarak katsimiza filar ye "lizakla eaniandirdn'a li.ito,a!afkovsa "Mayis Stkaaisf ladaki karokieriit de.saim

kabadayiancak
3tn,!!, i.

t bit o,s,:tat-

meeztin

lizak"ta ibtogtafct Malunta l un, kendisine haber semieden, evince bufiukalmaya eelen akrabaSI YlISLIf a davninrt bicirm sania torlumsal iliski Imtkki dmLiImi imlir or. -()0,1 7 ' r k :,Iiiardakre .u irlanit hit....0:ta rabut se trzak aktaba1atai ..1.1 aldan gOceillei neak, utesinde bit Mbar ye , ielen "faun zamanda N-labinta karitherinin "aydin- yoziatnis bir yam,: s ibuPa iteklikten soar ,. idealliTirt.leii ai.ial di1st/1,6, in , :la , i •is kunnal, etine bultiaslu ?....n riaEl cikeirip. an nn/astir. Yusalla serdiemin alum cizerek. uiMrda nasii bit itii- kat cekinek.Ttakiye'deki Z'nlem!i Hr "t:zak- in ilk ipuclail bit mikiar da di-Maxis Slkintitedir Vt istiit i bit

ck

H. ainuv . t alatitva
1,.)41;1211111 : .1,, !NI .•

p. au: .n

•Ti •••••••••:..

(I'PO)jjpfl jjflfljfljflcelom y Inc ktitillaCilUe yasimmislik arasinda etdip geierek tunlin kin-mac-a dunyasi hakkinda soruiar sordurayor, :taiyit litun ntitiefi (lilt, hem komiya yaklasum, sinetnasal estet.10 "Kasasti;;tiarn Mr yarn listiinekuruhr na

Alinimalbn kavramma yettitkin deginniemix
Minimartzni Ifltn tirettne Livia oiarak nu hay aiit p eck yoktia bir akim etkileyecek mt? olarah Lae kemnie bortitaintnini Ii Oznel Alinin y ,, lit: p fiii adece bir ki-tin sir:et:lac:mu hayata bakty1a bir giver okiligutal bunun genis bir etkilesim alant olusturacak bir.akim oimadigan soyleyebilitiz. Bunun en Onemli gOstergest olma mithmalist vakixiima sahin yOnetmenlerin sok larkh alaniardan gelebilecek etbaleine latzlastyla ittok almasichr. Bununla billikte".Muyis Stkurns(nui, him sinetnasirun son yillardaki sikistudi g t. bu sinemanm hem felsefesintien hem de bikilye etme bisitninden etkilendigini sOyleyebiliriz. Bu ekiknrne siireck ytinetaldl Nun Bilge l nin kiisel sinemasuun tisttinia OrtmOyor, tam terse kendisini ifade etmesine yardarict oluyor. l3urada helgeselle kurmaca arasinda duran filmin sans:. "Kasabeya nispetle Farkovskifr iiin sinemasindan biraz daha uzaklasmaya ba.slatm4. sinemastndan etkilendigi yOnetmenlere YOnctmen gOndermeler yapmaktanhasmmadigt gibi bu filmlerin bazi sahneferiTie dogrudan al diarda bulunarak ho stirprizler hazirityor, flu konuda o Nun Bil g e Ceylan cuo derece zengin, Ustelik bu ta y run postmodernizmie susiemek nh bir amael da yokl 1aba" e"Mityts Sikuit s ulusal feslivallerin yam stru ulus latitraia ri.,11 ,,ailerden de Virrok Odirdle ditrtdu. Ancak. Nun: Bilge'ain z.k ()nun sine:mist:1m hem Avotpa sinemasina hem de son Il mt taiuda Dtinya ianemasma Kabul liidiinin giistergeslydi. gerceli t.'.annes Fdin 1",:stivallattlen tic dil • e &Men film Thrkiye'doki festiallercie hOtun odulleri toplitylp, maideseliiit,ede basansiz oldu. Ancak, "Lizak", Nun Fitige'llin ktunerasumi sehirde gezindigi bir film olarak clifier tilmierinden Carlab bin yere denk duttyoi. "1izals - lilminin 162

filmlerle ayni gihi dtrinitsina ragmen daha iinceki filmier& lekleri olinayan lid temel duy gu var antic: flu ditygulardan birisi "kibirle vogkil'saidan geiip ideallerini yitixen him tbtogrulmus Mush - . Film bir y lir sanatsismin isiyle, hay anyia hesaplitstnaslm, seliskilerle dolt: yasatmna iiSrt cite sarilmasmi. bir yandan da ayni sanatcann karst cinsle olan nudehi beceriksizligini anlatlyordu. Sehirde yasayan kahmmanin Ortemediiii, mama zunan teslim °Mugu him onti Ozellikle larsaldan gelen bir alp konuguna karst tahanuntilsilz bin yapar. Filmin ildnei duygusu uhnanin Otesine gecen "tutunamama" duygusudur. Kmaldan gelen Yusuf ht.iytlk sehirde arayis icindedir. Uluslararast denizierde is yapan gemilerde caltsmak isteyen kahraznanimiz sehirde yabanciltk seker y e karst cinsle iliski arayist icine girer. iki girisimi de hUsranla sonuclatur. Ama aril derdi, kendini ispat etmek, ktiytine dOnmemektir, o yuzden Mahmut'un her turlu asarolarnasina katlarur ta ki kendisini hirsizhkla suclayana kadar. Nuri Bilge Ceylan'in sinernasindaki oyuncti secimi tesadtifi dego, Cevresindeki insanlan tilmierinde oynattrken ()Mann cercek hayatta kullandigt siveyle konusmasini istiyor, oyuneularmin duruslanat. bakislarini cekim esnasmda yOniendirerek istedigi fotografik etkiyi yakalamaya saliqtyor. '11zak"ta yakm sekintlerde dahi arka plani gent s tutarak kahramanmm sehirdeki rub Italini izle y iciye ulastinyor. in ash t Nuri Bilge, sehirli karaktert Mahmufti kesinkes mah-

eder. Sinemasinin duraganligi bu tilmde de islerlikte olan Nuri Bilge, gdranttintin tadmil varmak isteyen izleyiciye seslenir ye kadraiIan= kusursuzlugu sehrin atmosferinden hicbir sey yitinnez.: Yani, onun sinemasmrn pastoral zenginligi "Uzak" filminde de devam eder. I lemen hemen her kadrann, hikAyenin bÜttInUnün dismda kendine has bir Inkayesi vardir. Bu anlayit, "Koza"dan ben devant ettiren yOnetmen yalmzca hikAyeye hizmet eden kadraikir tasarlamak yerine, tasiyan bir fotograf ser,2-ist de sonar izleyiciye.

1,1-ak 163

"A Ay" y e Reha Erdem
Ay" (1989) tilrni hem hikaye, hem de sineReha Erdem'in !nasal dil actsindan minimalist (Szeinkier tastyorciu. insan ruhunun derinlikierine inmeye yalcsan filmin mekana ve karakterlere yaklastin', sinemamtzda daha once denenincmis hir -brlyttlit geryeklik" yabasly& anlayisint ctikerten, hayatin her "13u hiktlyeden film me alanmda kendi felsefesiyle herkesin bir seyler anlatabilecegini kanttlaan yOnetmen, bu OzgtinItigttyle bir yok kisiyi tahrik etti diyebiliriz. "A Ay"tn bir ayrIcaligt da uzun yillar sonra bir filmin siyah-beyaz yekilmesiydi. Ulusal Sinema tartismalartrun gobegine "Esktya"yt, "flamant"t, "Istanbul Kanatlarmun Altinda"yi oturtanlar, "A Ay"in filmin kendine nit olma cabasmi gormezden geldi. Film boyunca ttly hafifliindki denklemler, geryekle hayal arastndaki ucu aytk, konsantre Oykillerle gOrtintiller, durmaksizin sorular sordurdu iz/e) icisine. Aye Sasa, "A Ay" iyin Ye.yilcam Chinhigitne suntan yazmis; "Ben, gOrdtlgtIm gunden bu yana yakami birakmayan 'A Ay'daki yocuk figUrilnde, belki kendi yocuklugumun, inanyla oyunun iyiye geytigi yari otistik dtlnyastnt buluyorum. Ancak bu fikir belki eriskinler dtinyastmn yaranci unsurttna, psikanalizci Eric Bernet-tin 'icteki cocuk' adult verdigi o saL gizemli, alacakaranlik bilinc katmanina alegorik bir gOnderme olarak da okunabilir. l'ilmin vericiligi, unutulmazhgt her halde buradan insamn biliny disma uzanan etkisinden kaynaklamyor diyorum." (Sasa, 2002: 31). Ancak film maatesef yeterince izieyiciye ulasina sans t bulamadi. Buna sasrnamak gerekiyor, Erdem' in kendine has hikaye anlatun teknigi y e "A Ay"daki minimal karnera kullantrni, Nuri Bilge Ceylan'in sinemastyla benzerlik tastdigt lemt. iki yOnetmenin de gisedeki kaderi aym olmaltych kuskusuz! Reba Erdem, uzun yillar reklam sektOrtinde Cali yOnetmenlerimizden ve yOnettnen ikinct filmi "Kay Para Kay"la icinde bultindugu yarnya ye bunun nimetlerine saldirtyordu.

iiir yanta dolusti AmeriLin Dolart bnLn stradan IItIIJ hayataw. parayi Nilduktan sonraki Reha Erdem'in ilk tilmniu, nthilijjk buyiik hir iindcvn thi duru:ordu, Ancak, inin :Um ilk yonennenal kir1i.1i anlaylp birden tilnun Pone g!1--iyor 0 tuntill insanlarm pan Lein mneadelenin iyinde kayboluycmin Reim fircizin, paranin actif0 hirsin biann hr: annsi okluguim "Kay Para Kay' zaman zarnan iyinde barindiran bir iImdi, Ka va hull kurgidanints planlaria ayilan film, claim ilk salmesinde "para").1 hikiivenin rnerkezine yeriotinueyi ba;arlyordu. Anc-ak, filmin teknigi kadar, iJdetin kaynagina, paraya, pant= insan psikolMisinde y e ilikilerde aytigi yara a haret etmesiyle film daha do ilginyleiyordii. Aslina bakars,iniz, Prdem, hikayenin gerektirdigi brit, duraganli g t tilinlerine yansitan hir yOnelmen, "Kay Para Kay", insan hannirundaki ch . g4imi resimilyordu bir yanlyia, bir yamyla daya4adigimut dnzenin iyinde carpikiaru rue kadar kolay kabullenip iysellOirebilecegimizin hik esini anlanyordu. Filmin en ilginy sekansi, tly suchmun (niuluemelen (lolarlari takside unutan adam -da bir.suyloydur) ,$Q hir hatlari vapurunda birbirini koraladigi planlardan olmuyordu. KimeAin kendi knyrionnt, yakalamaya yahlmasi gibi bir eydi bu,

(P ut

16C

Detnirkubtiz, yazimi bitmi4 senaryoidria calimaya boladigindan, anlat. ugi hikayelerin daha saglam iiiki1er azerinden yUtidiitnü gorecegiz. "C alo.k" ayni zamanda yOriermenin daha soma gercekieltireceigi filmierindeki aria temalarm resmigecidi uibidir Kadinla erkek arasni, daki iktidar i1ikii toplumun geneline yayilan iktidar benzeridir, ancak bu filmlerde dogntdan politik bir sOylem de yoktur. Dentirktibuz, kadmia erkek arasmdaki iktidar itikisirn anlatirken" Ciilok"ta olaylara dtpridan bakan biri gibidir, seyirciye gecen ditygu kannapsi ayni zamanda hikiyedeki parcalannnOtkla parateldir.

jtiF

tI'I

!Ai thit-tirkuititz.Sittetitast
•• t 1E

1::Alz.e17/:

Danrrt,,ubuz,

filminoe yLinda. 1.elo Oki ' in S Detnirktibuz. ik hum "C iku I 994 yilimid yaparak. ki din gOztiken ancak kends bhput. hoptik cekli, anianyorim. inide eVienerek sin& atla:,s'an iki liga saint) dilnyast ve sh:\''t aparuniin idoklan arasma :akt;unis Iin (Seh , o

OEI
Dinh.oinz, IulnLi al k,ilitainauth apartman bloklati okitigunti filok'un kuntusonn \, e tihnin si4iyhtsioults. I-teo irmenlerse, Liulrnne benLetecatir. Aticak, C iblok'daki MU irinj Antoniant ye anlatun yOrtielniyle„ Dentirkubuz'un (tiger iiimlerindeii inkaye anlauin yOntL:lniet t Cok larklicht, bu konuya deride danecegiz. L)emriiih inn, Zafilan /...111- 1a11 dtiIe gercek arasmdaki siturlan zorBiok"da. kadm kahratuanirun fanteziktOe birlikte, kadinlaria ladigi erkekler ardsmJaki o cok bildik bikdyeicr de annnliyoruu Filmiluzefli1<uttutsundriki 1arcalanni011, y e tantaalnekan iLikisiniu. 1eiei taratindan cdii un sonundd ir1el mimes ivdi.YOneurten, ktedigi divigtku riiIua agerek kalmadan rIU marink UVelilnI a:thank-en, elinde yedi sckti ahuin celUm ttentiryontm. plantar cei,ilineders bir gun .;01;.ilik 1 Ittetto. (-titittgurtu, k);, uncutartri lie tytmytwttidattatIttl senc Itaberdar ol kidtip ,.. , outemielle c anEklrac, I hi gi1114.1 Str., I filmtnt kefl bul icirt bOyle bir ,$an yonetin,!tiler tiit111.14t -yomemi us. in zamonda biiynk risk ancak aalum mu gel.6ni .;t:karitiiart arastattlaki kopukita:ildt Fiiyedeki parcahil olabiiir htri Mayirmiyet (Zeki 1997)

Itirqf (Zeki Demirkubuz, 2001.)

Kant Araligindan Masumiyet
1997 ythnda gdsterime giren "Masumiyerle, karumca, Zeki Demirkubuz bama beta olacak bir film yaptnivt. "tvlasurniyet", donemin populer filmlerinin seyirci sayisina ulavnadt ama hika.yesiyle, oyunculuauyla, mekIttarm seyirciler uzerinde btraktit etkiyle uzun Mire konu4111du. 4in katti yam, o saatten sonra, Demirkubuz'un cekrigi her film, k.endi hikayesiyle, oyuncuktguyla, yOnetimiyle "Masumiyet"le klyaslanacakti. Zeki Detnirkubuz, "Masurniyerte olaylara kapi arallguidan bakar, filmde kapanmayan deelet dairelerinin kapi araligintian "ban eyler" gOrtir ve tantk olduklartm bize aktanr. Afilinda ho duygu film boyunca devam eder. Fihndeki kiMerin hayatlarma ilikin veriler
167

a bail seyieri geremeyiz aralik kalnus kapdardan taniklik ederi de ,ezetlerimizko bosiukiart tatnamktn Du aynt zatnanda filme tom ice bir "mahrerniyer duyg.usu ka4andtrir. Film izleme eyletni bir yantyla yasantidtgt varsaytlana "ta ise; daha tilmin basmda ytnetmenin, bizi hir seylere tantkliga davet ettigini hissederiz. GOreeeklerimiz, duyacaklaruntz., yOnennenin bize hissettirecegi cluygular, bilincattmuza yapacagt saldinlar, itisanm mahremiyetine iliskin hikayelerle doludur. la•ia eu Ouentlist Nlasumlyet filminin ana izieklerinden b" -ask"ttr. Pernirkubuz'un iki ftlmindeki ask in niteligi de. Yesilcam'in alistk oldugunutz "ask" imgeleminden baskabir yore denk dtistiyor. Ask't hissetme, yasama, tilketme bi4inti, insanlann yasadtCp yUzbir iliski icinde oldugunun ifadesidir. CtinkU ask, istibdat, yilla Ozgtirlilk, ihanet, korku, tnUlkiyet, gtiven. savas,. OzIern, tilutn, heyecan, cinnet ye daha sayamadigtm bircok seyin takendisidir. Vasarken esini ve karsitim bulmakta. Ask't yasama bicitnlerimiz ayni zamanda, Ancak, kunnaca icinde 1,,alaruldikt iddia edilen ask' baskalastr, bu baskalastmda "hayatrn temsdrnin getirdigi "yabanolasma" yasamr. Bizim hikayemizdir, aynt zamanda bilinealumtzdaki imgelerin, gizii duygularm actga vurulmast, 5ifrelenmesidir. Olaylar -konsantre bir manuk dizgisi" icinde sunulur, gaze akhklarimiz, alamadiklarinuz kimi zaman rahatsiz edici boyata sergilenir; hu yQzden, , izlerken ya da okurken ask daha derinlemesine nUfuz eder bizc. ()lay lura disandan bakariz ama ice dOntip hit sorgutama sUreci yasartz, kitni zaman gizli gizli, kim zaman da aleni. -Gecmis hicbir zaman oldugu yerde durup yeniden ke§fedihneyt. aymyla.; oldugu gibi tantrunayi beklemez. Tarih her zaman belli onun gectnii arasmdaki li kiyi kurar" der John Berger (Berger, 1993: 11). ASki yasama bieimleri toplumlaxin gesmislyle ve gelecegiyle ilgili ipuclarl verir. her ne kadar a.sk'm Ogretilomez, icsel bir olgu oldug,unu snylesek bile, toplumsal iliskiler, yapabilecekterimizi ve yaparnayacaklanrnizt sinirlamts, hayatmuzi standardize ctmiltir • Biz kabul etmesek de farkinda olmasak da; ask iliskilerinde tam altslar, konusmalar (kurulan an/A:le-in anlarnstzhgi Mkt), optismeler, sevisme eyleminin kendisi kodlannus birer yen olarak bize sunulmadi nu? Eger bunun aksi olsaydi bir Avrupali, Amertkali neredeyse genegibi ask yasamaya Ozenmezdik. Bir yantyla da tik bilintcilei i yalanct cikartacak hicimde, irademiz dismdaki kiilttir 168

:Jo:nil:it t lam
FIW1

,r, da da birderc• 1 try ilryati1•.y.

ke:‘ , nokritzn ki •ytik btr lit zta :ft r:.nere Itict:ir hava tta;;Iatrituntia iti me ;-11211a11 da hir Lunnt r•irgr, bujeri !„.:;.artra arrinut yel.tiirte

-; i ier arttk

li) ,

k art,ttst nda ,tir" Jiye soruyorlar, ve kendinti _19397 94).

FeHini'ye, "Si.-(i bald he ∎ ccanhandiran karjislrhil et. Vlasunt bionttie >argliaritn." y;tuanu Kesi;one Noktalari -kobuz iki tilminde de *I" aravan itrntnlaria hika) V31",

:ride

nia-

all

htittitiEittf;tantaz topFilmierdeki opraziaina luui degi:Anin timmorantasi nirelipnnt tkir. yantyla "nesnellemitir", ama bir yamyla da "bireylettn trykUnmeierinin" eseridir, Neve rjykrinm.edir bu? Kendisinde ()Runyan bir eve rnr? Belki de..Arna bu kklarda caresizlikien kaynakwhip alma bir "Masutniyet" nigusu hep var. Bir yonlyla da aka Oyktinme,, ayrt bir geryeklik, ayrt bir atgil.uni. ayrt hit 1w, tutku herkes diye adlandirdiguntz 5ey geriki tilmde bu ii Ociler arlincla . "nesnellesmis"ask Y."-a Demirkubtt'un dedigi g cekten ask III1? (Ktrac, 1997), Ya da ba$ka bir ,;:ey ml'' "C B[ok" y e '.\. laitrnnyerte ictert ice tne okan kaha, can acme', yt%itter. hit yeni hazza 3;klarchr. Kendini at..1 seks to:pint:Ida varoltna sav:tstna :;tinkti itnne bireyin bireyin toplurn icin e durti••Iniu. secimmor:tik %.1.,:tinu mintier lerinr. cnkmaziarun. iaplanttlartni, etik ve n::mus einayerinden Ynsuf (Gibize.fat kahn ven Ktfaci, ')!: (Der,,a Ahabora) o'ntr, °nun Para • kari41 batAalarryiA Vattli:'.11/1 bile bile._

1.69

estenk
‘....,:r:.:•:•!1‘..; , . kl.:• I ?.,",tenden isil`einan

;:ank

•:: ;. • .t , • alcin Lqinic; haisave kadar

son -,.krecettcaz-

kendi kendiana,,c, t,aana gerkan,.„,ordu, Fc. lkisi d tannin edici ietrddik tilir4U3iintin ç l e li n i niesi iti, arabay..:1,,-nlekraintardak i (_:,11(,;SUZ. hAdin yerine canh, ete kcink:c JimainT; h y.r i.jtk1j UIiIrna Li :d,lyia bucket eden ybnetrnenin '.5ecIIIJ Lia. manini fihnierinde sanernandLin ahik olmaLitgi kadv,i vardir. Arzu ed,m. Etc) cekmeyi gcze akin, ,'tina sava4lan Inc kdk,- nuo, an, eide edcn. EnTaz da "erkek ahi kadiniar". Saturini iki Blind:: de phietrueni bulinak icin kachn karaktertere bakmamz yeterii olacakur, Bundan dolayk i)ernirkabuZun fibrderindeki az. (L I kadinliglin kadmiar

Bundan dolayt DenUrkubitz'un soylediginin aksine, rilmlerinde '70'lerde cekilen Arahesk Filader'deki grotesk yapidan izler gönneyiz, ashrtda, bugtin popitler ve her ;;Qye ma! edilen "post-modeminn"i huluruz. Dernirkubuz'un, hunu "arabesk-melodram" yaptyt tersytiz ederek yapttgint daha Once sOylernistik. Denitrkubuzun post-modernizmi, "modrettimt - elestirisiyie mantigm, aydinlanntantn kalelerine saldirmasintia gizlidir. Masumiyeete icten ice aciga clkan 'latter' . (thrusu bir yantyla Iulnu Yebir melodrarn yapmaya adayken. bir yandan da Vest!. basmdan somma dek yarlmts olan) estetik anlayismt pastisle parcalama gtictine sahip. "C Blok" ye -Masumiyetne manuk aramanunz. duygu vardir, Blol(ta strut- atlarnamn getirdigi boslugu doldututku ye haz vardir, ran cinsellik vardir. "Nlastniyerte ise alt olma isteginin olusturdugu boslugu act cekrne gtiditsti doldurur. Britt fulastyla Battle digeri faziastyla Dogulu. Ama ikisi de sinemarruzAla islene islene Orstimas, cat ciknus konular, Demirkubuz'un mahareti, filmin estetik yaptsrm olutu-

rurken takinchgr hoyratItktadrr, YOnetmenligi de burada act ga cikar.

Modernizm idestirisi
it

Sonrast

SeLgi y e Oykii
Demirkubuz'un iki filininde de cok az yOnermende gOrebildigimiz bir sey var; sezgilerine gtIvenniesi. Sezgilerini, birikimiyle, hayattaki taw altstyla ye burnt dillendirmekteki cesaretiyle ayaga yam y e filmlerine saglam bir iskelet olusturmaya cabstyor. Bunun icin iki filmdeki karakterlere, onlartn hayattaki konumlantslarma bakma olacaktir. Ytinetmen, aynt zamanda kahratnanlartna verdimiz mi bilincaltuntztt seslenir. Blok"unun Halet'i (Fikret Kuskan), tam anlamtyla 61mm temasichr. Halet bir dururndur, olgu ya da bash basma him olaym pat-cast. "dunts" ya da buna benzer bir kaygist yoktur kalwarnanin. "CBlok"a bir btinin olarak baktigunatia huErnia kendisini Halet'te gOrtiritz.... Film birbiri icine gimii olgulardan ibarettir, baska bir deyisle kaos. "Nlasumuyet"in U gurt, iDerya Alabora) ise, isim olarak ardanunut tam karsitr., bir ugursuzluk abidesidir. Bekir . in (Haluk Bilginer) OlUrniine y e Yusurtin bir yikmaza-dtismesine sebep olur. Dilz ye haha anlamtyla sennayedir. cattsmalarm anasidtr. Yusurun

-,•

h it ' iii (Itaink Bilginer), Yosula (Ghven Ktracd hikayesini aniatogi agac: ainndaki sabne, "I'd; ;k. sinernasuna a3ina eldugu rnelodram kalibmda stk. adrilien kahrarnanua hikayesini anlatrna yOntenddir -btr belinutin kadrann nakayenin sonuna kadar degimernesidir. Dmairkubut. ha satinea usLxa iihne yedirmi, i2 •eri dOnliw ya da gereksa2 ukm1J lianin saddnaium verrnema.. Arna kahramarnnun Liana thrnin (Jut t y nda (ildurtiyontz. Zeki Denairkuhuz,„ alL5ak oidugumu7 anlatrna ka'nplarma siddlnyor ya da filmin okmazIarini Ortbas etadeye cahstyor.' Yani tilmdc klasik, edris, e..el4me ve sonuc hOliinah mu a 311/1 "Iasamiyet"in simutia dogru hikavede e 1 ,••anyt.,ruz. Cianku: Ii mu senunda izleyizoanna diyo soirn;:t noktastna gelebdir. -Masumiyet"in en za)rf olan bit =An, izleywilerin de en 'zaiyit noktasi. ‘R.inetmen bekienideruniza bo4a clkar-taral,, algJianaran wrluyor. "Mastinnya, t."to gercekten namsumn otanlur ladyeierin içiude gdzlenrniti. rnastnydarr, Yasultin kotanwlayi reddeden abiasdyh, Ugur . un hanwonayan kuctik krza ikist de dilsiz ya da bu bir tavir 170

171

Ligur'un hapisteki sevgilisine. Bekir'in Iura hissettigi "ask" baska baska anlarnlar tastmaktadir. "C Blok"ta da benzer bir ilik a g t var. Halet'in Ttilay'la (Scrap Aksoy), Tiday'in kocastnin hizmetctyle (Zultal (lencer) yasadigt Ye "ask . in niteligi tarkhdir. "Nlasuntlyet"in Yusurtinun, arka planinda mitolojjk hir Oyktisti vardir. act yektne tlzerine kuruludur. Yusuf ablasinin asigint Oldtirerek kendini kUr hir kuyuya, hapse attinntstr. Benzer bir ctkinazt da Ugur 'la olan iliskisinde yasar. "C Blok"un TOlay't ise, stint atlamts bir kadindtr ama onun bicimi, hayattaki konumlarust, hir stis bitkisinden farksizthr, 0 yiizden hinnetcisiyle Haler in sevismesine tantk oldugunda kadm oldugunu haurlar. kocast tarafindan altiatdmasuula da bOytesi bir yan yardtr. Standal'in, Franstz erkeklerin modaya uyarak gtizel kadmlan yanlarmda g,ezdinneleri ye metres tutmalanyla aytkladigr, -Ovtinme aski", burada iki yonluisler, zengin erkek guzel hir kadmla evlenerek, sosyal statilstincie Ozerine dtisen gttrevi yerine getirirken, kadm da aym durumdan yararlanarak kendine bir statti edinir. (Stendhal. 1995: 251). Ask nesnelesmekle kalrnzums, sermayenin bir parcasi ohnustur. TUlay' la Ugur'un kaderi bir yOntlyle aynidir, ikisi de sermayedir, alimp sanlabilen "asklar yasarlar. ikisi de aym seyin pesindedir, "masum- bir itiki. Ugur, hapisteki se ygthstrun pesinden sehir sehir dolastrken, TUlay, tutkuyu, hazzi bir arada yasadigt Halet't akil hastaneslnde ziyarete gider. ikisinin de askt cikmazdadir.

I.

Ellok gercckhr., yoeon,..'1,••3 P.c ,.!•••;,kardutualozkia. . b:r a!.,adan blkugun?-,'.1 ,;. to dAla guch; • :',Akgun rpr.rn.

,Arty14,.mul "(

Raskolnilco y 'R3 Sisreti Oustoyevski'nin -sinda 0,999) Isn't) 71 (Ruhi Sao tere.3 katiun OHurenP.askoliukov't:n ev sahibini Oldiircn genc fiL;:uran

•;T1:

tii

Yol Filtnleri'adeki en btiytik problem mektInlartn sUrekli de gisrnesi ye yolculugun hikayeye bir seyler katrna cabastdir. Bun& basartstz olundugunda filEnde "sarkmalar", gereksiz gibi gilninen planlarla karstlasulz. Nlasumiyet'te filmin sonu, Yusurla. ktlytik ktim, Ugurtt aramak min sehirlerarast yolculuga ytknklannda, inola yerinde, kUctik dilsiz kizrn, annesinin ve astgmin cesetlerint televizyonda gOrdUgil sahnedir. Bundan sortraki bOlUrnler sastrtmacarnn izleyiciye ulasttrilmast iyin eklenmistir adeta.
Kuskusuz her kurrnacatun kendine has zaman, inekan ye olay OrgitsU Yardir. Bu Ozelliginden dolayt gerceklikten kahn yizgilerle ayrthr. Zamartm aktst, saatin yelkovan ye akrebiyle aym hizda islemez. Yaz.ar ya da yOnelmen konsantre bir "geryeklik" sunar bizlere.

takip et; Dernirkubuz'un dier fiho lerinde olduea neredeyse genc,, bit; anti-kahramandtr ve yaratthn Li benzer Dostoyevski ve onun yaratt y:; kahraman gibi .• nObetler yasur, tic istedigi cinayetin avrundaruu hate iar„ n. de kendisi. Onetni, tilcm kundan tu7,agm flu-kma arm Sic ye ce7a vcrir. min sonunda ortaya clkar ve genc tignran kendi oranta daha sadam "C Wok" ve "lictincti ovuncu sahiptir. Yalo iz. fi;;Wranla In ye bir nedeu-sonuc Wrnin hutonooden adaylannin film etinde kendulerinianlattxtt kopuk gibi gOztikilr. Lsasmda bu salute, li ytie nail bir filmic karocuz bir telet karma ulduguna dair Onemli bir ipucu vizyon dizisinde islenecek kadar basil ama bir edehi eserdeki karakterlerindermnligini ulavtracak kadar da psikolujik hir alt yap[ya sahiptir. U yOzden, karakterimizin kimligi hakktndaki ipnclarou kendisint yrinetmene anlatugt sahnede buluruz. lb arada, yOnc.tmen roinnde, ['Titaniagercek yOnetinenidir ra sortdar ybncken Dcmirkubuz, "Octincii Sas ,Aerekceleri -kOtidtik" yapanlarm :,orcels.ten kenchlerine ;,•;apar vardtr, diyordo. D.Inirkubuz, , Hue) kendini askma sadakat, tiltnierinde. lnanct, tedirve adanast„ gin cden asd temalard; r K lank katharsis duygusunon taha ötesinde. yäneuneu de, hdeyicnimu kendisini ete vc;rmesini otycrUr orm ; boDetnirkubuz'un hu istegi lundugu sinema salonundan hir an Once. ozakhanial, istcan ,_'sine neden 173

172

!••••

.1:3

:;,

••

i

,

.

J.
;!.

fli

.

'

t

;

sr

Karanlik. Czcrine

rOtWiijit Br Ifikaye: "Vazgt"

flatgibd

Si )1

.

C:Im; Wok "Vr.Hznin,„e.t' o/ver; •; ..t‘iturdn. lara.a tievam etti.

eden temel bir cantle ml oldugunu sortiyorsunuz. Ym da daha yannt basmdan Belli bir soruyu sordugunuz icin kendinize ktnyorstmuz, Sauter, "sacma"ya Crunas'nun bakisuu sOyle actyor; "Camus'niin kaleminde bu stizcilk iki degisik. anlam almaktadin sacma, hem bit ()lay durumnu, hem de bazi kisilerin bu durtnndan edindigi 'ayik bilinc'dir. KOklt) bir saymaltktan, !tic bozulmakstzin zorunlu sonuclan ctkaran insan, 'sactua'da," (Sartre: 87), "Yazgl"yt anlayabilmek icin de su iki kavramm bilmemiz gerektyor samrtm; birincisi "sacnia"nut nastlbir kis yeyle Ontimilze cikttai, ikincisi ise anti,kahrarnammtzt bOylest yogun bir duyarsizliga 'ten nedenlerin ne oldugu, Bu sorulann btittin -yanitlannt filmde bularnazaten bu sorulann yamtlanni tilmde aramaya basladigtnazcia kaha bir neden sonuc iliskisine taktilp kahrsintz. Demirkubuz, dicer filmlerindeki "yabancilasma efek-tinin" temelint olusturan televizyonu bu filinde de karsmuza koyuyor. Televizvon ekranm and( dognician sessizligi imgeliyor bize, gurfiltu icindeki scssiz insanlan. Bu ayn t zatnanda bir caresizlik noktasi gibi de, sOyleyecek stiztln bitmesi, hayata clair yapilabilecek her seyi asktya altp, yasamm pisliklerine gOgils gerebilmek icin hayann OnUratize dayadtgt "orgazm aletine" sanlip rahatlamak gibi ! Ancak bu bUttin sorunlart cOzmilyor. Bu yilzden "Yazgt"nirt televizyon izleyen crib sevismek venue baska bir "eylentle" yasamm yekihnezligine göUs germeye caltstyor, yasachgtmiz tophunun genelinde oldugu gibi. "Yazgi"mn anti-kahramam Musts, .toplumumuzdaki ekonomik, toplumsal alt-Ust oluslar karsismda duyarsmz kalan genis halk rum abartilmis bir prototipi otarak karsimizda duruyor. Bu duets buthn tinsel ye etik degerlerle birlikte, muhalif unsurlan da icinde batindlnyor y e hayati, insan -iliskilerini hiclestirip, saymayla ayikityor. Musa, suclamp hapse girdigincle, suclamalara yantt Yermemesi, kaderifle de61„ 'yazgi'sina boyun enesidir; ctinkti, Camus'ntin Yuhanisi sure islemistir ye basina gelecekleri sorgusuz suaisiz kabullenir, oysa Musa sucsuzdur.

kmct him. 1...n iaaai iim festivali';:e Lai l Ant.;;-!..?. A1111; iyi sl."dlettnen iitLes;:N *anat Varlet:11:11i win:at-grim :,,erbest .\lbett Caums'nun do;:ca bir uyariarm:Adir. Baum edebiyat esinlemnekrincie oldm-:91 tihin =.-1111eniien eerie hiyailamaya cal4acakur, takii ki. \P azr perspehtinen bakmaya gahsmak natile hu Naha olur. to'ya hca (.16 11:,,ml inin en pf oder rornam ohnasi bir leiselcyle tumuli imii4matara neden p init4:nt, Avyina, V:itoll;!;ctiluk m Existentialism) I:1114;11.1:mm; ikiayagt, rupa o1nw5tur. bir A.ite sonra Varolwcutar Calnuseular Camus vt: ye Sarterenar olatak bkiltmeeek sdr. Ancak, Varoluscn felseknin Varoh.4cuInme Dostc;:;,e,. ve Kierkelta,m,f - da An gOndente v,:!eime..,,,1 ;kith.; Imnya Sava*Cnin Insanlarm pslkolo ; pieI ;wick; 11:nnina Sar.er, • 'Yabanci'mn Aca1Ianmnasi adh makalesinde Iferkes bunun 'ateAe,sten sonra yazilint: en iyi kitap' oldugunu sOyleyip du:anamn edebi Oretitin ortasmda kitabm kendisi de bir yaruyordu banci kit (i..1-.1..;artre, 1965: g7). eta lemelinde -sapid" kaYranu yer 17:.:i"si ileriedikce sacma kavramt tzleiciye uir4tDernirkuhuz' yor, Onceliide olaylarm Herleyis daha sonra kaidisine ,e‘lenrne teklir hayl p Ithk eden kadina e kendisine surulan her sortiva -lark etmrz abm anlarnhakklacia stz hir a mlvettnesi, karrnizdaki anti-karakterin sordugunnli. otularin yamit oloyordu. ime . yarkati hayatin her ahminia kendun "Fart: hastaymea imnun him tiny:in-:1AM,, mt. voksa .sadece -sacm;i"ya la/met 171

Camus'nun Yabancesmul hik:-.1yestyle, "Yazgt"nin hikayesi arasmda Onemli farkiar var, bunun nedenlerini anlamnak mürnkUmi, oncelikle iki farkli yasam kUhttrtl var ortada, Avrupa ktiltOril atomize oimus hir killtiir olmasina ragmen, entelekttlel alt yaptsint saglarn temeller tizerine kurarak celiskilerin Uzerine gider. Burjuva ya da baska bir degisle, kenth celiskisi Uzerine yUkselen entelekttiel bilinctir bu. Bu
175

muhalif durus, kirai zaman topiurnsal acmazIardan, yozlastnadan kacarak da kendini giisterir. Duyarstzlastnayla, sacmayla ve uzlegnek rcin *chirli olrnak, sehirde yasarnak gerekir_ Toplumsal uyaneilartn fizIahi, flikiIeri cetrefilligi, alutmit ye duygularm uyancilar tarafindan yerauti bir hombardunana tuttilmasibireyi yalruzca yalnizlastmnakla kalmayan aym zamanda siirekli bir depresn on psikolojisine stirtildeyen sonuclardir. 12 Eyltil ddnernini anlatan filmieriinizin temelinde de aym surec yatmaktadtr. Burada bir parante-z arm) bu donemin filmlerinin -Bunahm filmleri" ularak adlandirrnan o mitcadelenin icindeki insanlarm dunAslannt artlamanrak oldugumt st)ylernelivim. Ancak 12 Ey1U1 dOnemini calla= filmlerde, sacma kavrammin yerini politik Whiffler, yenihni1ik ve iskenee ahr. Bu chirus Sarteetn politik kisiligine daha yakmdir ve belki de "Buiann"yla

k.cdm. kahramam p un. "Magtalli}et- in u hiLdji otaan ukr, ozguritignue

Nil/et-biter ta*tr. kahr.

korMan :31nwnasrt antatua.Amda. I miflerkdike. tlarania, an.:i Vialcum. n, .1;.idua 1...at • luiverteki cozum voiutiu kulianarak .!riidurur I 'iun bit arada titian .7oruntuluk arnk nu-syoncom tiaaa:Mann* f.:run. Nilgtin'Un kendisini lurk ettne.,iyie bit-Hoe ta,,T iArnadtrrt bitherthe "ititar `da bulunarak hatitletrue. H!Lida anlarrayla kanimilza birinti*i; kus u1t.0 u . rk chnt bir bir Cdar vicdart az:abt ccktiCii bit sup Mraf etrne no), keki DemirkubtrZun tilmlermin en o Ttemi l ‘ unia t u idan hride, fitmierde antanlan Inkayenin bir erkek cevresmde dOnmesidir. Dacha milk bit deyi*le; hiktlyelerin "birinci tekil :!his't erkektir... Ytdruz. "Crilok"u bu t,enellemenin di*Inda tutmak Demirkubuz'un kahramanlartnm diasof kaynaktt kahramanlann istuileridir, -Masuan yet' i lin rkek karaktcri Yu.uif. "liciineCt Sayfa"mnki Isa, "Y-,tzgrninki Musa. -ittral i mkt Itarun'dur. Kamm "peramberieri" izler! Olaylar, aksiyonlar geli*irken yukarda add y,ccen hut akterier mutInk ularak o mekandathr, sinemarmt tannsal gOzti, ya da cdebi anitmnun "ticitucil tekil*arns", ortahkta yoktur. aym zammia kameranm kdtti karakterin icirn cvrcsi tiertne kuruludur, hit dc.ti*imin sonucanda ortaya c-ikan yeni karakter fihuin ba*langicindaki kwakterden fazlastyla us.aklajm*, okunfotmur. .04

Fabanci' nin anti-kahramamyla, "Yazenin kahrtunantrun en
Onemli ortak noktast, isledikleri varsayttan sultan dolayi (legit de, itailinemelehayata olan kayttstzhIclarindan ye annelerinin rinden dolayi suclanip ceza giymeleridir. Serdar Orcin'in canlandadigt, Musa karakterinin. filmin basindan sonuna kadar takindii tavrin aoklamasint filmin sonundaki uzun diyalogda buluruz. Ancak, kammca bu sekansm uzunlugu, tilmin butunttne yayilan hilayenin bir cesit izalu gibi duruyor, hem karakterin hayata balcist, kayitsizligt, hem de suclarnalar karsismdaki sogukkanhligi seirciye zaten geciyor. 13u sekansin ilginc yarn ise, Dernirkubuz'un Ozellikle "Masumiyerte Onemli bir tinge olarak kullandtgt devlet dairelerinin kapanmayan kapilannin bir yoluyla tarnir edilmesidir.

Zifiri Karanlikta "itirar
"Karanlik OstUne OykUler"in ikincisi olan "ltirarda yOnetmenin zengin esi arailk filmi "C Blok"da yeterince anlatilmayan, sindaki iliskiye benzer'gerilim anlatiltr. (Basak Ktikliikaya) kendisini "bruit Craner Birsel), esi aldattigindan silphelentr. Bu Itlphe dayandmaz bir hale geldiginde I lanai, epyle konusmaya caltstr. iliski bir anda, siddet, etknL ve acuna min pes pee stralandigt bir atrnosfere btirtinar, hik5ye ucuz bir melodrama tiOntl*me tehlikesiyle karsi karsiya kaldiginda ise, yUnetmenin riske aldunnidan hikayesini anlatmaya de‘ am ettigini gOnialz. "ICU arm

176

177

Son Siiz Nivetine
ride tiretilen Ira lerde gOrdiignintiz ‘p.,TO yOmtnnerderin belli konutan Uzerine gidenek. devam Binale ayin hemen ! dtide duran senaryonun gerekle11:1 ,1[4e: ;.tlicit ;.. tubti ise ti n; ye fl r, L; popiner sinema dilini- kullamn. Bu "proje" dersek lihniere I iolly'o.s ood yaimularinm adianduald10 Proie yapuniarda ii1nLn kendisinden cok iIai Ui., doglit cai Iciiic tilniderol titan oyuneularm kulck'r nezdinde ki imajt pzizana sartderek prim yapilmaya caliphyor. Pane tilmler '<inn -4zirnan htisranla maliyetleriant tisninde bic gi;;e baarisi sagliyor. lansa da kuliamhyor; ha baska "sinerna llin yandan da artik dillerin olusuinundaki iiicUt, >onetmenierin titinyaya bak.omin One cikmastrtdan dolayt eni kidelerce yadirganaeaknr. cinema dennen 5ey, tam da diinyadaki. egernen "global politikalara" ii tastyor. hir kart tIRI U I oplumsai yapidakt kata kann;uktigi bu (Motet-in dilinede yansimak zortinda, aksi lialde gercekligin yamnda ve.eren*ey "genet geser hitkithalerin on kabohlne" denk diOecektir. Yarn poptiler cinema dillnin di mduki her ey in yadsinmasina. Senaryoyu kendisi yazan sinemactlarm "tez"leri biraz da kendileri ol.ttyor ye bilsityeler hep birinci tekildemanlatthyonnto hissi uyandulyor,. yOnetmen lihnde elle tutulaeak kadar hissediliyor ye 0 samimi duygu, lilniiri eksiklerini hem izleyicinin hem tie eleoirmenin ho garmesine neden oltiyor. Ama hir yere kadar! 1990' larla baslay an bu stireein devann y e kalit karotIchgitun bizi ct5zinnlere u ke:iirmas min yegane yolu On ilmazdek i yaprta yaklaorken onun y ck nuktalarry Iavardi:p nokta arasmdaki il -okiyISagkun zeininlerde kurmaktan aeciyor. Kiokusaz icinde bulundagunittz-tarah itibitrile-bazt filmier fazlastyla yend Vain bait ;;eyleri gOreMern.i4, haze konnlart vanIi anlaini.. Lint Blmlere hak.sizlik Zamanin yipraticiligr crmsmnda direnen ye kendini yalntzca bin firtin olarak de1.2i1, bin yapa olarak sunan filtulerin riOttinti ispat ettigibu tilmider hakkinda iki kcre dionnmemiz gerektigini sbylememin hir i hmuti var nil bilmiyortun! 178 r:

Kayriakca
Agar, Mehmet (1992). -Ne Neredt."A'oha. 6-12 Akan. 'rank (2002)..4nne K4Unnici Bit Var. Istanbul Can yllymlan, Aksu. Nurale (1997). "Agri- Roman" :Vega Kasun-A.nthk: 10-11 A I gan, Neela (1999). "Antalya Fiim Festivali'mle Tark 35. Kure. 26: 55-53, A Ithusser. Louis (2003 I. Moo/0/i Derletin Amnitun. Alp Titmertekin, (Cev.i. I. Baski,lstanbub khaki \twit/dam ?krktn.Ctineyt (2001), Arlan f...);ti ton Adam Istanbul: Kahaict Yaytn:vi. Arsian, Tunea (1992). 2(90 Dogru. 29 K.uom. Fikret. (1991). Porndigmonin !firm (Resin: Etwirisine Istanbul: Doz Yaymlan. Bazin.. Andre (1995). Crikler$ Soruniari. Ankara: Bilgi Yaymevi. Benjamin, Walter (2006), Son Bahria AA. Istanbul: Melts Yaytnlan. Berger, John (1993). Gurme Istanbul:. Mctis Yayuilan. -Berger. John (2(107). 0 AturAzionnw, Istanbul. Metis Yaymlart. 'Berke% Niyati. (1997). tlusculnk w Thplumsal Devriinler 2. Istanbul: Cumburiyet Getzetesi Kitaplan. Bresson. Robert (1992). Snwinatogrqf Ozerine Notinr, Istanbul: Nisan Yip'. lti)ker. Sect!. 1 :Itiyaget, Canon (1993 I. i 1 cant 8ir .S'uthm Istanbul: A fa Yaymlan. Dorsay. Atilla (1997). "Istanbul Kanatlanmin Altinda" flirsak Sinema 96/97. Istanbul: "iiir3ak Yayinlan. 50. Eagletun. Terry (1985). Eigtiri re idea* Esen Tanm, Scrhat (.5./.topba; (Cev.). Istanbul: lietitim Ya,yinlan. Eagleton, Terry (1996). Ideacji. Muttalip Ozean. (Cev.). Istanbul: Aynnu NMytnlan. Erksan, !Actin. "Tikk SinemasCnda Gelenck YokluAu." Durum. Fellint, Federico (1989), Fellini Antonyor. I, Rasim. Istanbul: Ala Yay mlart. Foucault, Michel (2000). Enteleikuelin SiVi..7si Nevi. Isik Engtiden, Urban Akinhay. Ferda . Keskin (Cev.). Istanbul: Ayntut Yapnlan, Grainset, Antonio (1986). flopishane Defterleri. Istanbul: Beige Ymmian.. I ltku (1995) "Bay E -Thryerk Sinenra l'At's 95/96. Istanbul; Tfirsak Y ymlan. 35-3(_ Selahattin (1993). Eilehiv,a Iaztiart. Istanbul: Yam Kredi Yaytniart. Kayalt, Kurtulu.; (1)941. IOneunenler irk Sinewan Ankara. Ayylkhz Yaymlart. Ktrac, Riza (1997), "Kendine (hivenen Icc DontIk Bir Yartetmen." (ROportaj1, filethet Sinenni Dergisi. 7; 44.

n2

Rua Kiras
E-MAIL: rizakirac@yahoo.com

Sinemaya, 1986 yilinda, Zeki Okten'in "Ses" filminde asistanlik yaparak baslayan Zeki Demirkubuz, ilk filmi 'C-Blok'u 1994 yilinda cekti. 'CBlok', kopuk kopuk gibi gOzaken ancak kendi icin silo bir tutarliliOa sahip bir hikaye anlatiyordu, film evlenerek sinif atlayan TOlay'in (Serap Aksoy) apartman bloklan arasina sikismis ig dOnyasini, ve geng Ha. lane (Fikret Kuskan) olan iliskisini anlatiyordu.

s

Demirkubuz, filmde asil kah. ramanin apartman bloklan olduijunu sOyliiyordu. Elestirmenler ise, 'CBlok'un, kurgusunu ve filmin atmosferini Antonioni filmlerine benzetecektir. Ancak, 'C-Blok'daki hikaye anlatim yontemiyle, Demirkubuz'un diljer filmlerindeki hikâye anlatim yOntemleri cok farklidir, bu konuya ileride dOneceO"iz. Demirkubuz'un, zaman zaman duffle gercek arasindaki sinirlan zorlaclidi 'C-Blok'da, kadin kahramanimn fantezileriyle birlikte, kadinlarla erkekler arasindaki o cok bildik hikäyeler de anlatillyordu. Filmin Ozelqi; kurgusundaki parcalanmislik ve zaman-mekan iliskisinin, seyirci tarafindan filmin sonunda birlestirilmesiydi. YOnetmen, istedi6i duyguyu mantik sinirlanni zorlamaya gerek kalmadan seyirciye ulastinyordu. 'C-Blok', bu anlamiyla basanli bir film olmustu. Demirkubuz, filmin cekim serOvenini anlatirken, elinde yedi sekiz sayfalik bir metin olduijunu, asil senaryonun, planlar cekilmeden bir gun once yazildi9ini, oyunculann da ne oynayacaklarindan sette haberdar oldtAunu sOylOyordu. (Klaket-Sinema Dergisi, 1997) Sinema tarihinde bu tip yOnternierle calisan yiinetmenler oldtilju bilinir, ancak, ilk filmini ceken biri igin bOyle bir calisma yOntemi ayni zamanda bOyilk risk almak anlamina geliyor. 'C-Blok'un sekanslan arasindaki kopukluijun, hikayedeki parcalanmisl4n nedenlerinden biri de bu olabilir. Diijer filmlerinde Demirkubuz, daha sAlam senaryolarla calismaya baslad4ndan, anlatt4 hikayelerin daha sallam iliskiler Ozerinden yOrOd4Onii gOreceijiz. 'C-Blok' ayni zamanda yOnetmenin daha sonra gerceklestirec4 filmlerindeki ana temalann resmi gecidi gibidir. Kadinla erkek arasindaki iktidar iliskisi toplumun geneline yayilan iktidar iliskilerinin benzeridir, ancak bu filmlerde doijrudan politik bir sOylem de yoktur. Demirkubuz, bu iktidar iliskisini anlatirken, 'C-Blok'da olaylara disardan bakan biri gibidir, seyirciye gecen duygu karmasasi ayni zamanda hikayedeki parcalanmislikla paraleldir. Ask ve cinsellik icinde yo O. un bir siddet barindinr, iliskiler. de bunun ortaya cikmaya baslamasiyla birlikte, iliskilerin

771

Vs. 4:61-ifilizt-ele,6\iatba

1 (2o t)

niteligi de yapayliktan "gercek" boyutlarina ulasir. Yani, birbirini tOketme ve yeniden, yeniden Uretme asamasina gelir iliskiler. BOtiln bu yanlanyla, 'C-Blok', Demirkubuz'un en saf, ucu acik ve farkli okumalara izin veren filmidir. , AO= Altindaki Adam 1997 yilinda gOsterime giren 'Masumiyet'le , kanimca, Zeki Demirkubuz basina bela olacak bir film yapmisti. 'Masumiyet', dOnemin popOler filmlerinin seyirci sayisina ulasmadi ama hikayesiyle, oyunculuguyla, mekânlarin seyirciler Ozerinde biraktrgi etkiyle uzun sure konusuldu. i§in kOtO yan g , o saatten sonra, Demirkubuz'un cektigi her film, kendi hikäyesiyle, oyunculuguyla, yOnetimiyle 'Masumiyet'le kiyaslanacakti. 'Masumiyet'in hikäyesi, 'C-Blok'unki gibi bildik bir hikayeydi. Pavyonlarda sarki sOyleyen bir kadin ve onun arkasinda biraktigi erkekler... Ancak, hikaye bOyiik aciklarla devam ediyordu. Hapishaneden ciktiktan sonra, nereye gittigi belli olmayan Yusuf (Given Kirac), suursuzca, asik oldugu Ugurun (Derya Alabora) pesinde dolasan Bekir (Haluk Bilginer) ve konusmayan kucuk kizin hikayesi; bir agac altinda netlik kazaniyordu. YOnetmen, bildik melodram kaliplarini ters yOz ederek hik8yenin bosluklarini agac altindaki bir sahnede cOzOme kavusturur. Bu sahnedeki Haluk Bilginer'in oyunculugu seyirciyi hipnotize eder, anlatilan hikaye, tutkulu bir askin Otesindedir; bir baskasina asik oldugunu bile bile bir kadina kendini adamaktir. Ve daha filmin ortasinda, seyirci, basrol0 oynayan oyuncunun Oltim0yle afallar. Demirkubuz, filmdeki karakterlerle seyirci arasinda yogun bir katharsis yasatirken, bir yandan da Yesilcam'in kliselerini ters yOz etmistir. 'Masumiyet'in son derece sert bir mizact vardi, kadin, erkek iliskilerindeki sefkati ve siddeti dolaysiz bir sekilde aciga vurmasi, insanlarin, birakin bir baskasiyla konusmayi, kendi kendine bile itiraf edemeyecegi gercekleri sert bir sekilde izleyicinin OnOne koymasi, onu bir "mit" haline getirdi. Ancak bu "mit"in bir baska yOz0 daha var; 'Masumiyet', 'C-Blok'un aksine seyirciyle dogrudan duygusal bir bag kurdu. Bu bagda hikAye anlatma bicimindeki "yerlilik" fazlasiyla etkili oldu. 'C-Blok'un soguk, mistik, gizemli atmosferi, 'Masurniyet'te seyircinin gecmisiyle bilecegi mekanlara dOnCismOsta 'C-Blok'un, kararsiz, OzgiirlOgOnCi arayan, ikircikli kadini TOlay'in yerini, inatct, iktidar sahibi y e tuttugunu koparan Ugur almistt. Seyirci
E SAYI 33

hem, Liguria, hem Bekir'le, hem de ne yapacagini bilemeyen Yusuf'la duygusal bir bag kurarak, kendilerini onlarin yerinde clOsOnmeye basladi. Baska bir deyisle, iyi ile IOW arasindaki sinir Oylesine ince bir cizgiydi ki, neredeyse herkesin yaptigi kiitOlOk icin gecerli bir gerekcesi yard'. ye, 'Masumiyet', hikayesindeki balk) risklerin Ostesinden gelirken, seyircinin hikayeye dogrudan katilmasini istiyor, bunun karsiligini da aliyordu. Raskolnikov'un Sureti Dostoyevski'nin 'Raskolnikov'u, Demirkubuz'un 'OcOncii Sayfa'sinda (1999) 1sa'nin (Ruhi Sari) suretinde canlanir. Para icin, yap, tefeci kadini OldOren 'Raskolnikov'un yerini bu deOdeyemedigi icin ev sahibini OldOren geng figOran alir. Demirkubuz'un diger filmlerinde oldugu gibi kameranin takip ettigi geng bir anti-kahramandir ve yaratilan karakter, neredeyse Dostoyevski ve onun yarattigi kahraman gibi sara krizlerine benzer Mibetler yasayarak, ne isledigi cinayetin ayrintilarini hatirlar, ne de kendisi icin kurulan tuzagm farkina yarn-. Suc ye ceza iliskisinin Onemi, filmin sonunda ortaya cikar ve geng figOran kendi cezasini kendisi verir. 'OcOnc0 Sayfa', 'C-Blok' ve 'Masumiyet'e oranla daha saglam bir hikayeye sahiptir. Yalniz, figOranlarm ve diger oyuncu adaylarinin film setinde kendilerini anlattigi sahne, filmin b0tOnOnden kopuk gibi gOzOkOr. Esasmda bu sahne, 'OcOncii Sayfa'yi izleyen seyirciye nasal bir filmle karsi karsiya olduguna dair Onemli bir ipucu verir. Hikaye, ucuz bir televizyon dizisinde islenecek kadar basit, bir edebi eserdeki karakterlerin derinligine ulastiracak kadar da psikolojik bir alt yapiya sahiptir. 0 yOzden, karakterimizin kimligi haklundaki ipuclarini kendisini yOnetmene anlatttgi sahnede buluruz. Bu arada, yOnetmen rolOnde, figOranlara sorular yOnelten kisi filmin gercek yOnetmenidir. 'OgOncii Sayfa'da da Demirkubuz, diger filmlerinde oldugu gibi "kbtOlOk" yapanlarin gercekten kendilerine gore, gecerli gerekceleri vardir, diyordu. Demirkubuz, kOtOlOgOn "felsefesini" yapar butun filmlerde. ihanet, kOt010k, sadakat, Ozveri ve bireyin kendini askina adamaSayfa'da seyirciyi tedirgin eden asil temalardir. Bu tesi, Ozellikle 'Masumiyet' ve malar tipki yOnetmen gibi seyircinin de kendisini ele vermesini istiyordu, klasik katharsis duygusunun daha Otesinde, yOnetmen de, seyircinin kendisini ele vermesini istiyordu. Demirkubuz'un bu istegi seyircisinin tOylerini Orperten ve onun, bulundugu cinema salonundan bir an Once uzaklasmak istemesine neden olan bir duygudur ayni zamanda. cu Sayfa'nin katastrofobik atmosferine, filmin merkeline yerlesen entrika da eklenince, 'Masumiyet'in aksine seyirciyle filmdeki karakterler arasindaki bOtOn sempatik baglar kopuyor, seyirci tam anlamiyla filmin hikayesine yabancilasiyordu. gagristiran bir anlama sahip. Demirkubuz, kliseleri tersyOz etmesinin yam sera, kavramlarin ve imgelerin alt anlamlarinin Ozerine giderek, onlan aciga cikarmaya calisiyor. Demirkubuz,1994'te basladigi yOnetmenlik serOvenine, 2001 yilinda gerceklestirdigi ve Ost basligma 'Karanlik OstOne Oykuler' adini verdigi Oclemenin iki bblOmOn0 cekerek devam etti. 'Karanlik elstOne Oykuler'in ilk filmi olan 'Yazgi', Antalya Film Festivali'de, En iyi YOnetmen, En iyi Sanat YOnetmeni ve En iyi ikinci Film Od011erini alirken, 'itiraf' festivalden tic101sOz dOnc10. 'Yazgr, Camus'un, 'Yabanci' romanindan esinlenilmis bir film olmasina ragmen, filmin ortasinda gfic10 bir Zeki Demirkubuz OykOs0 var. 'YazgCnin anti-kahramam Musa, (Serdar Organ) yOnetmenin diger filmlerindeki karakterlerin aksine hayata kayitsiz, kendisine kurulan tuzaklara karsi savunmasizdir. Film, Camus'un, 'Yabandsinda oldugu gibi, karakterimizin annesinin OlOmOyle baslar. Musa, evde iki gun annesinin OlOsOyle yasar ve ancak ondan sonra, patronuna annesinin Olc10g0M1 ye ne yapmasi gerektigini bilmedigini soyler. OlOm karsisinda duyarsiz kalan Musa,
E SAYI 33

Karanlik ()shine Oykiller 'Karanlik', sOzciA0

gevresindeki iliskilere de duyarsiz ve hesapsizdir. Ancak, giirnrOk sirketindeki geng kizdan hoslanir ve onunla iliskiye girer. Bir sure sonra geng kiztn, "Evle. nelim Mi?", sorusuna, "Fark etmez" cevabi verecektir. 'Yazgi'nin hikayesi, 'Ogfincf3 Sayfa'da oldudu gibi seyirciyi tedirgin eder, seyirci filmdeki higbir karakterle yakinlik kuramaz, onun duygusunu kendisine yakin hissetmez, bu, karakterin yasadidi iliskilere yabancilasmaina paralel olarak, seyircinin filme yabancilasmasidir. YOnetmen, 'Yazgi'da kendi kliselerinin Ozerine gider, 4ünk0 filmin ortasinda daha once de sOyledidimiz gibi gu4lu bir Demirkubuz hikayesi olmasina ragmen, seyirci, ne 'Masumiyet'in ne de 'Ogfincii Sayfa'nin tadini bulur filmde. Film, kendi hikayesini olustururken, ortaya attidi tezde Dostoyevski'nin 'Raskolnikov'u dedil, Camus'nun 'Yabanci'si etkindir. Bu iki karakter birbirine yakin felsefi dOsOncelerdeyye karakter derinligi siaz konusu olmis gibi gOzOkse de, hayata karsi tavir dudunda birbirlerinden farklidirlar. "Karanlik Ost(ine Oykfiler"in ikincisi olan 'itiraf'da ise yOnetmenin ilk filmi 'Czengin esi arasindaki benzer geBlok'da yeterince anlatilmayan, rilim (Barak KOkliikaya) kendisini aldattidindan supHarun (Taner Birsel), esi helenir. Bu 50phe dayanilmaz bir hale geldidinde Harun, esiyle konusmaya galisir. iliski bir anda, siddet, sefkat, ve acima duygularinin per pese siralandidi bir atmosfere berOn(lr, hikaye ucuz bir melodrama dOnliSme tehlikesiyle karsi karsiya kaldidinda ise, yOnetmenin bu riske aldirmadan hikayesini anlatmaya devam ettidini gOrOrCiz. itirafin kadin kahramani NilgOn, 'Masumiyet'in. Udur'u ile benzerlikler tasir. Dodru bildidi yoldan gider, ozgiirliigune ye duygularina sadik kalir. 'itiraf', kifit01(1k fistilne kurulan bir iliskinin kendini sinamasini anlatir aslinda. Film bir arada tutan zoruniuludun farkina varir seyirci. ilerledikge, Harun'la, YOnetmen, filmin hikayesindeki bosluklari 'Masumiyet'teki gOztim yolunu kullanarak doldurur. Harun'la, NilgOnTi bir arada tutan zorunluiuk artik misyonunu takendisini terk etmesiyle birlikte Ozemamlamis gibi gOziikUr, ve Harun, rinde ta5iyamadidi yuku, birilerine "itiraf"da bulunarak hafifletmeye 'itiraf' burada iki anlamiyla karsimiza gikar, birincisi; kagamaktan gikip artik tercih noktasina gelmis bir yasak ask ili5kisi, bir dideri de; bireyin yiilar once isledidini bir sugu itiraf etme noktasina gelmesi.
Kamerarun Takip Ettigi Erkekler

Zeki Demirkubuz filmlerinin en Onemli yanlarindan birisi, filmde anlatilan hikayenin bir erkek gevresinde clOnmesidir. Barka bir deyisle; hikayelerin "birinci tekil sahis"i erkektir. Yalniz, 'C-Blok'u bu genellemenin disinda tutmak gerekiyor. Demirkubuz'un kahramanlarmin ismi dodrudan dinsel kaynakli kahramanlarin isimleridir. 'Masumiyet'in erkedi Yusuf, Sayfa'nin isa, 'Yazgrnin Musa, 'itirarin Harun'dur. YOnetmen, kamerasiyla anti-kahramanini takip eder. Olaylar, aksiyonlar gelisirken yukarda adi gegen karakterler mutiak olarak o mekandadir, sinemanin tanrisal gOzO, ya da edebi anlatimin "ucuncu tekil sahisi" ortalikta yoktur. Hikaye, ayni zamanda kameranin izledidi karakterin dedisim evresi Ozerine kuruludur, bu dedisimin sonucunda ortaya gikan yeni karakter filmin baslangicindaki karakterden fazIaslyla uzaklasmis, olgunlasmistir.

SZ :s
(S GO) -3/AF;t .Ct

-!pa ZISIDLID1 UDWDZ 111111 ZIWIJDHIpIDWDIO 'ZIWIJDnIp -ID azo6 'Jninuns apu!5! . !s!6z!p :mow Jiq aquosuol, uuo1n6Anp qz!6 'u!.! '94°10 • .flpisowininn o613o -ala6w! !lopziwilioDwg DpUDWDZ Rik) 'i!pz!waAryt -11 w!z! . iluo§oA . ow§opuocioA, !6!pi!la6 u!unswal uappo opw1§o1ol§o9 n9 'Ji§o1o)i§o9 ue -J!pz!w!6 opp! 161ppuo§oA , apu!5i opowinl lop -r!)! 'DpUDWDZ wAo z!w!Jalw!5!9 owo§ok 1.1§v Jiii!pap znsu , 0 ap au olunuo au qun5 molubi 1 §V • 11p1DA IWDIUD )IDOUD '(11111.15 !Bpiowinci -wo§!DA ualAall!pq D1unUO GA IU0 ualioto,!\ !w§a '1§v .Jigs .-ipual DI u!Aa§lo5 J!ci wiDpowoAos clop GA IGIJUID 'UOAC16 'waizo 'uoDaAati •.,!p!sapoii '1§o -101 'lauoil! '101.1n6zo unun6npio apu!5! 11§!1! JIc rou oiliAznA 161po§oA .1111 -DIUDSUI '111/1519 awiar 'owo§DA 'awiass!ii 1,1§v uapwawaia6w! .1§o, ioAn§np rap aia( J!ci znwn6nplo 11§110 w , wo5paA 'ap i ilaaiU utl§o !spauo ua -wwri !1i unzncimpwaoi loDuv 'is!J!9 uapu!Jairiz! DUD wwwoj laAwinsow ollo4 . )1SvY wnsvw
in on lop apaiaAor u!)141! awiaA .-!waitiow uluosu! '191.11p1os ' 16000doA oziwilio5u!!!9 'Jo1n6Anp 16aDaiiiassiLi azi9 uwawlau9A 'ziw -u ppop oAnp .'z!wliapiaDaloo 'zpapassiti w!6, !fla 'GA !z!ci 'uwawlau9A opul§ -op aAawia DUDIIADSJDA 16ippuo§oA -69 u!wiii otlop !as! !waiAa away! wiu • Juipuozol nsn6Anp oiAluoA DpUDWDZ ILIAD 1aAiwalgow JIC1 a51 uai51

aAawia uiwyal apz!Aawaio6 !Aa§ izoci °II°H •7!.! uppiolidol §iwital malt° o alapuop -apa -§tii buyolioAoLi upai!§pi !lapwiu laps wonap opunA -oq wig n6Anp nq opulisv • Juoir azici tuliopinpid 'AIUDI GA J0106 , JaiAa§ rzoct uopulQvio Ido u!upai -a.qop lainap UDADWUDdD)I Gpwrj 'imps uopulpilam, ido amiAolo aipAwInsow, 'zncimpiwaa piaz

51/1/131 VZN

NAIDT 2IA

nupgritsv mvukapn v
Id

•.......................................... ern rookuboV.:tor:post 'Imo .............

sil ..... .....„ troll .... .................. .,,,,-*.:,,,„ ........:„..., ...).,,,....,,, ..... 041:4§t... • z chr .."-,......-v,,,,...„,.. .0140.1 W 4 0:Okrie '

e a

obiehR744:::Itnaritt ......................................„

h :I. o f!.c ...,....,..,,.,,..,....*„. • iii pi i.b i ....*! ms ' :6 1iii:'''.41a * I gi ..:40: '.000 0.#!..:;:Y..00061-i.a:iP.. i ' irOlii tSteti i;e4ii . iii::' hi Mier..00' liktaii:Siiiiiiiihi:;0611( .i i .•: ..,...•••....... • .....,:.:::

. 1

iikiri

-

*.kil*::0.0of p 0iii-giiro(iitio: ,-,,,,,,i0.0::.,:ft*i*.e.......,,,,g.x,--,

i

:::... , ,.,.

ci boyutta sergilenir; bu yuzden, izlerken ya da okurken daha derinlemisine nijfus eder bize. Olaylara dIsardan bakanz ama ice dOnijp bir sorgulama si3reci yasanz, kimi zaman gizli gizli, kim zamanda alenen. “Gecmis hic bir zaman oldugu yerde durup yeniden kesfedilmeyi, ayniyla, oldugu gibi taninmayi beklemez. Tarih her zaman belli bir onun gecmisi arasindaki iliskiyi kurar." der J. Berger. Asks yasama bicimleri toplumlann gecmisiyle ve gelecegiyle ilgili ipuclan verir, her ne kadar ask'in Ogretilemez, icsel bir olgu oldugunu seylesekte, toplumsal iliskiler, yapabileceklerimizi . yapamayacaklarimizI sincrrIbmis, hayatimizi standartize etmistin. Biz kabul etmesekte, farkinda olmasakta; ask iliskilerinde, taw alislar, konusmalar (kurulan cOmlelerin anlamsizligi belki), OpUsmeler, sevisme eyleminin kendisi kodlanmis birer veri olarak bize sunulmadi mi? Eger bunun aksi olsaydi bir Avrupali, Amerikali gibi ask yasamaya Ozenmezdik. Bir yamyla da 'ask) neredeyse genetik bilimcileri yalanci cikartacak bicimcle, irademiz chsindaki kiiltUr karmasamizla besltyoruz. 10

Bu ybzden yasac:ligirniz asklar, bir avrupallya fazlaslyla dogulu, bir doguluya da fazIaslyla batili gelecektir. Ancak, dogulu'nun da batihnin da askta aradigi duygu bir noktada kesisir. Bu kesisme noktasi 'Masumiyet' duygusudur. Herseyin bUyijk bir hula dejenere oldugunu binlerce kez sOylememize, arid< hic bir seye sasirmarruza, hail() duygularimizi, bir cok insani yOnijrnijzi.i yitirmeye baslamamiza ragmen, 'Masumiyet' duygusunun hayatimizdan eksilmesini hic bir zaman istemiyoruz. COnkii„ bu ayni bizleri yasama baglayan zamanda bir umut ve katijkikler karsisinda direnme gUdimbzii artiran yegane sey... halo heyecanlandiran sey nedir" diye soruyorlar, Wasumiyet. Masum biri karsisinda silahi hemen birakir ve kendimi agar bicimde yarglanm.“ (1) yamtin ' veriyor Fellini.

AOct in Kesime Noktalan
DemirkubuZun iki filminde de kirlenmis iliskileri icinde 'masum aski' arayan insanlarin hikayesi var. Filmlerdeki carpazlama ask iliskileri icinde bulun-

urrmz.44 iii4rite0a00.. 00

.(Dqrya. 1PM:':olgirgkM0an1t MTIAM* r -pOkife'10.,:(01tOirk. 'Iona arnrimaiii 0413i.iii*kábtfa0 iiiiiii10106tMO
Sonda sOyleyecegimizi basta sOyleyelim; 'Masumiyerin estetik yap's', arabesk-melodram yapinin tersyiiz edilmesiyle kurulmus. Gerceklik duygusu ve kader son derece sert cizgilerle cizilmis bununla yetinilmeyip, yaztli bir me' tinde dikkati cekilmesi istenen bOlOrnij italik gibi, gerceklik duygusu ve kader izleyiciye 'italik' ulastiriltnIpr. YOnetmen bunu nicin yapmis diye sorabiliriz kendi kendimize. Bunun iki yonitl var; birincisi; hikaye gercekten bunu gerektiriyordu, ikinci yanit ise; hayat gercekten bu kadar aeimastz. Ikisi de tatmin edict degil dogrusu. Masumiyet'te gerceklik duygusunun gijclendirilmesi icin, arabesk-melodramlaroaki siinepe kadin tip'inin yerine card ' , etc kemige bUriinmijs bir karakter olusturma kaygislyla hareket eden yOnetmenin secimi bu. C-Blok'ta da Masumiyet'te de sinemamizin alisik olrnachgl kadin karakierler vardir. Arzu eden, aci cekmeyi gdze alan, ama savastan hi t kacmayan, elde eden, biraz'da 'erkek gibi kadinlar'. Sarni-1m iki filmde de yOnetmeni bulmak, icinkadm karakterlere bakmamiz yeterli olacaktir. Bundan doldyi, Demirkubuz'un kadlnlan birazda kadinligni yitirmistir.
11

dugumuz toplumsal . degisimin panaromasi niteligini tap. . Yon' ask gercekten bir yamyla 'nesnellesmistir', ama bir yanlylacla 'bireylerin Oyldinmelerenin eseridir. Neye Oykiipmedir bu? Kendisinde olmayan birseye sahip olma istegi mi? Belki de. Ama bu askalarcla caresizlikten kaynaklanan bir 'Masumiyer olgusu hep var. Bir yanlyla da aska dykiinme, herkes icin ayn bir gerceklik, ayri bir algilama, ayri bir haz, tutku lki filmde bu iliskiler aginda 'ask' diye adlanchrcligimiz sey gercekten ask mi? Ya da Demirkubuz'un dedigi gibi 'nesnellesmis' (2) ask mi? Ya da baska bir sey mi? C-Blok ve Masumiyet'te ictenice one cikan kaba, can acitici, seks yak), hazza clayall asklardlr. Kendini aci icinde yeniler, bu yenileme bireyin yasacligi Ioplurnda varolma savasina benzer, cUnkif, ask ve cinselligin bicimi, bireyin toplurn icinde durusunu, tarihini, secirnlerini, cikmazIartni, saplantilanni, etik ve ekonornik kaosunu minder bize. En kaba Ornegiyle namus cinayetinden hapse giren Yusut (Giiven Kirac), bir fahiseye Ugur'o (Derya Alabora) asik olur, onun para karsiligi baskalanyla yattigini bile bile..

Modernizem Bekir'in (Haluk Bilginer), Yustfa (GUN/en Kirac) hikayesini anlattigi agar altindaki sahne, Turk sinemamin ails& oldugu . melodram kalibinda garden' 'kahramanin hikayesini anlatma' yOntemi, (bu bir ilginc yanida kadralin hikayenin sonuna kadar degismemesi, bu tesadijf degil), Demirkubuz bu sahneyi cok ustaca fume yedirmis, bizi fla b-back ya da gereksiz sekilde filmin sarkmasindan kurtaracak. Ama kahramanimizi daha filmin ortasinda EMUrOyoruz. Zeki Demirkubuz, ya altsik oldugumuz hikaye anlatma kaliblanna saldinyor ya da filmin cikmazIarini Ortbas etmeye calisiyor... Yani filmde klasik, gins, gelisme ve sonuc bOliimij hem var, hem 'yak! Masumiyerin sonuna dogru .hikayede bir zorlama duygusu hissetmeye basliyoruz. filmin sonunda izleyici yOnetmene 'Eeee' die sorma. noktastna gelebilir. Masumiyet'in en zayif noktast olan'bu Onii, biz izleyicilerinde en zayif noktasi. YOnetmen beklentilerimizi bo l a cikartarak, estetik zorluyor. Masumiyet'te gercekten masum olanlar hikayelerin icinde gizlenmis. Filmin masumlan; Yusuf'un konusmayi reddeden ablasiyla, Ugur'un konusmayan kizi. lkiside dilsiz ya da bu bir taw al's. Bundan dolayi Demirkubuz'un sOylediginin aksine, filmlerinde '70'lerde cekilen arabesk filmlerdeki grotesk yapidan izler gOrmeyiz, aslinda, bugUn pijler ve herseye mal edilen 'post-modernizim'i buluruz: Demirkubuz, bunu 'arabesk-melodram' yapiyi tersyiiz ederek yaptiginr daha once sOYlemistik. Demirkubuz'un post-modernizmi, 'modern'lik elestirisiyle birlikte, mantigin, aydinlanmanin kalelerine saldirmasinda gizlidir. Masumiyet'te icten ice aciga cikan 'kader' olgusu bir yamyla filmi Yesilcam gi bir melodram yapmaya adayken, bir yandan da
Yesilcam'in estetik anlayisim (filmin basindan sonuna dek yayilrms olan) pastille parcalama gi.icOne sa-

..0 ..4 ' . ..i'iii:iiii:'*',: .....:::::#A9M!
#.0 :„,..!..ii. acii:if'llid."a . ....-:. .! * ..,..9.T . .-....-:.:;:ed ' '....,....: ' it .-' etyii. .:-:: :::::::!!!!.. 1 0iiiii.!:!.4.ii:.. 40iiii....':'"' • .. • icPH....--.- I alo e 4WW P

hip. C-Blok'ta da, Masumiyet'te de mantik aramazsiruz, duygu yard ' , tutku ve haz vardir, C-Blokla sinif atlamanin getirdigi boslugu dolduran cinsellik vardir. Masumiyet'te ise ait olma isteginin olusturdugu
boslugu aci cekme gOdiisC, doldurur. Biri fazlasiyla batik digeri fazlaslyla dogulu. Ama ikiside sinemamizda islene islene pOrsijrniis, 4ilki clkmts konular, Demirkubuz'un mahareti, filmin estetik yapisim olusturuiken takindigi hoyrathktachr. Yanetmenligide burada aciga clkar Demirkubuz'un.

4atifiiiiii4..:'''-.*:-• ii, ii i4 e : #!:"*:1..' .iiiki'':!..:'.!..4!.1014k.i :::-%.. .: k.i 000*:1;iitiiia:,° . :-.!H;etP.,17.1i :•9.)1066ktikii,,,,.i :..•,:::!."!!100040tiiiit'.:":'. ..iiiiiii,,,,.:..::?::::. DOifiiiiiiiiii.: ----::...:...Y.!.00 -...:-...:::::FV,P00* Olaiiiitiii?:::::i'
12

Seagi ye bykii
Demirkubuz'un iki filminde de sinemasinda cok az yOnetmende garebildigimiz bir sey var; sezgi!erine gUvenmesi. Sezgilerini, birikimiyle, hayattaki taw

ve bunu dillendirmekteki cesaretiyle ayaga kaldinyor ve filmlerine saglam bir iskelet olustumaya calisiyor. Iki filmdeki karaiterlere, onlann hayatta ki konumlahislarina bakmamiz yeterli olacaktir. YOnetmen, ayni zamanda kahramanlanna verdigi isimlerle bilincaltimiza seslenir. C-Blok'unun Halet'i (Fikret Kuskan), tam anlamiyla filmin ternasidir. Halet bir durumdur, olgu ya da bash basina bir olaym parcasi, 'clurus' ya da buna benzer bir kaygisi yoktur kahramanin. C-Blok'a bir baton olarak baktigimizda filmin kendisini Halet'te olgulardan ibaretgOriirlizt.. Film birbiri icine tir, baska bir deyisle kaos. Masumuyet'in Ugur'u (Derya Alabora) ise, isim olarak anlaminin tam karsiti, bir ugursuzluk abidesidir. Bekir'in (Haluk Bilginer) 616mUne ve Yusufun bir cikmaza clUsmesine sebep olur. Di:1z ve kaba anlamtyla sermayedir, catismalarin anasidir. Yusul'un, Ugur'a, Ugur'un hcipisteki sevgilisine, Bekir'in Ugur'a hissettigi 'ask' baska baska anlamlar tasimaktadir.. C-Blok'ta da benzer bir iliski agi var. Halet'in Tijlay'la (Serap Aksoy), TijlaVin kocasinin, hizmetcisiyle (Ziihal Gencerj yasacligi cinselligin ve niteligi farkldir. Masumiyet'in Yusufunun, arka planinda mitolojik bir oykiisii varchr, aci cekme iizerine kuruludur. Yusuf, ablasmin asigini Oldiirerek kendini kOr bir kuyuya, hapse attirmistir. Benzer bir cikmazicla Ugurla.. olan iliskisinde yasar.. C-Blok'un Ti_ilay'i ise, sinif atlamis bir kadindir ama onun varolus bicimi, hayattaki .kOnumlanisi, bir sus bitkisinden farksizdir. 0 yi.izden hizmetcisiyle Halet'in sevismesine tanik oldugunda kadin, oldugunu hatirlar. Tblay'in, kocasi tarafindan aldatilmasinda da bOylesi bir yan vardir. Stendarin, Fransiz erkeklerin modaya uyarak gi3zel kadinlan yanlarinda gezdirmeleri ve metres tutmalanyla acikladigi ovunme asks, burada iki yOn16 i dler, zengin erkek gOzel bir kachnla evlenerek, sosyal statOsiinde iizerine di3sen gOrevi yerine getirirken, kadinda ayni durumdan yararlanarak kendine bir statii edinir. (3) Ask nesne-

lesmekle kalmarnis, sermayenin bir parcast olmustur. Ugur'un kaderi bir yOniiyle aynidir, ikiside sermayedir, alinip satilabilen 'ask'lar yasarlar. lkisede ayni seyin pesindedir, 'masum' bir Ugur, hapisteki sevgilisinin pesincien sehir sehir dolastrken, Tulay, tutkuyu, hazzt bir arada yasadigt Haleri hastanesinde ziyarete gider. Ikisinin de asks gikmazdad ir
Yol

Filmi

Yol filmlerinin.en buyuk handikapi mekanlann clegisMesi ve yolculugun hikayeye birseyler kat Bunda basansiz olundugunda filmde ma 'sarkmalar', gereksiz gibi gOrOnen planlarla Masumiyet'te filmin sonu, Yusuf'la, ku4uk kizin, Ugur'u ararnak icin sehirler arasi yolculuga ciktiklarinda, mola yerinde, kucuk dilsiz kizin, annesinin .ve asiginin cesetlerini televizyoncla . gOrclijgit sahnedir. Bundan sonraki bolumler sasirtmacanin izleyiciye ulastirilmasi icin eklenmistir adeta. Kuskusuz her kurmacanin kendine has zaman, mekan ve day Orgiisii varchr. Bu Ozelliginden dolayi gerceklikten kahn cizgilerle ayrilir. Zamanin akist, saatin yelkovan ve akrebiyle ayni hizda islemez. Yazar ya da yOnetmen konsantre bir 'gerceklik' sunar bizlere. C-Blok, sezgilerle ve anlik olaylarla duygulan aktarirken, izleyiciden gercekligi yeniden kurgulanmasini, filmdeki bosluklann doldurmasini ister yOnetmen. C-Blok, izleyici icin farkli okumalara acik bir film. Masumiyet'teki bosluklan doldurdugumuzda, yOnetmen a§irtmacayla yOzlesmemizi ister. Boyle bir acidan baktigimizda estetik yapinin, kurmaca anlayisinin C-Blokta daha guclii oldugunu sOyleyebiliriz. Dipnotlar
Fellini Felliniyi Anlatiyor. soy. 94. Afa yay.Mart -1984 Kendine Giivenen Ice Dana bir YOnetrnen: Zeki Demirkubuz Klaket Say! 7 3- Stendal Ask Usti:me - Cogito Ask / Yapi Kredi Yaymlan S. 251

13

pqma all.14.4 .00:

0.

OW .0.10 10

0110:*004•.400cg..0:::*0A!iy9_... T4F4:.

"AMC:: .0z 11 4 00 474

: 0:i;; ., " a ek ti

1:01:„:„.„::0§.0.400':..ti!:.:tkopt!1::,..i. 0.1 ............................... ... . ...... ................................................. .

JAMES N'UN ULUSAL SiNEMA 1TE iii:TRESELLEME KAVRAMLARI UZE NE DIDIDIsICELER
NECLA ALGAN

Frederic Jameson'un Istanburda verdigi konferanslann ikincisi "Ulusal Sinema ve Kiiresellesme" bcOtym tawordu. ve buna bagh olarak cok uluslu kapitalizm caymn kültbrii olan postmodernite durumunu yasayan dUnyamizda ulusal sinemalann durumu ve ne 1. 6 16 acihmlar saglayabilecey uzerineydi konusmasr. Yiizyihn basinda medya imajlari radyo, sinema ve gazete iken bugiinku teknolojik degiOm sonucu agirhk televizyon ve reklama dogru kaymisti. Ekono. mi esnek kapitalizm denen bir yOnde degisim geci-

'

rirken bu clOnemin hakim teknolojisi bilgisayar ve elektronik oluyordu. Jameson Dijnya ekonomisinin nasil biitUnlestigini anlatmak icin Samir Amin'den bir alinti yaparak "Diinya ekonomisinden baglantiyi kesmek neredeyse imkansizdir." dedi. Ya;3adrgimiz dOnemin en tipik Ozelliklerinden biri olarak kUltLirLin metalamasi,ve globallemesi oldugu gec ka p i talizmin.temeve ki_ilti_irel pratigin li oldugunu belirtti. Frankfurt Okulu'nun kitle kijlt6r6 uzerine yaptiklan cOzCimlemeleri hatirlatarak bugi_inkij kiiresel

14

olumsuz yanlarint vurguladt. Bu kulturun yerel lerin imhasina neden oldugunu, kulturun ticarilesip turn dunyada dolasima girmesiyle kOltijrel miidahalenin gundeme geldigini hattrlatti. ABD kitle kulturunun yerel kiiltUrler igin bir tehlike oldugunu soyledi. Amerikan film sirketlerinin Ozgiirli3o0nLin bireylerin OzgLirlOgUnden farkli oldugunu bu nedenle GATT'a kliltOrOn de girmesinin bu imha sUrecini hizlandirdiOini sOylecli. ABD'nin bu alandaki hakimiyetinin ekonomik ve kijltbrel anlamda bir emperyalizm oldugunu ve 6.4 emperyalizmi" kavrammin'yeniden kullantlabilirliginclen sOzetti ve sunlan ekledi: "GATT'a kiiltiirbn de katilmasina Almanya, Fransa, Ingiltere ve Kanada gibi &e'er karst cikiyorlar ve serbest dolastm hakkini sinirliyorlar." "ABD sinemasinin serbest dolasimi butun diger sinemalann glum ganlannin galmast demektir." "Ingilizce para ve iktidarin ortak dilidir ve masum deOildir." "Bu nedenle': Hollywood sinemasina hepimiz mijptela olabiliriz (ben de bunlardan biriyim.) isin bu yanini mutlaka gOrmek lazim. Yerel ye ulusal kiiltiirel dokular bir kez tahrib oldu mu bir daha hicbir zaman yerine konamaz." "Bu sinemaya altmish ve yetmisli yillarda teorik bir karsi atkis gerceklestinlmisti. Macar, Rus ve Hindistan sinemalan Orneklerinde gOrUldOgU gibi." Jameson yaptiot konusmada ve yazilannda* "Ulusal bilinci kitle kikrOne ve kaiir emperyalizmine karst bir direnis yolu olarak gOrebilirif diyordu. Ulusal kulturun Ozgiin Uretim igin bir imkan olarak one siirliyor ve bOylece ulusal tarih duygusunun yeniden yaratilmasinin saglayabilecegini sOylOyordu. Ulusal durumun iizerinden atlayip daha bUyiik bir alana atlarnanin olacaoint belirtiyordu. Burada ulusu olusmus bir sey deoil bir surer, bir insa siireci ve bir kollektivite tarzi olarak clOsiinmek gerektigini savunuyordu. Buna karstlik Postmodernite'nin en tipik Ozellikierinin zaman duygusunun azalmasi ve tarih duygusunun yokolmasi ve simdiki zamana, hapsolmak, seklinde formOle edilebilecegini, Postmodern sanatta gegrnise dogru bir yOnelis olmadigini belirtiyordu. Jameson Ulusal sinema'nin olusum sureci icin iki Ornek vardi. Bunlardan biri otuzlu yillardaki Fransiz sinemasinin cam idi. Hollywood'a karst teknolojik olarak geri durumda olan Fransiz sinemasi bu gerilik durumunu kendi yarai Ina cevirmeyi basarabilmis, bu kusurlannt zanaatkarca cOzUmlemesini bilmisti. Fransiz sinemasi oyunculanna ve onlann geldigi repertuvar tiyatrosuna ve Fransa'da var olan mLizikal ve vodvil gelenegine dayanmisti. Renoir'da butun oyunr. cular birbirine esittir. Dolayistyla Amerikan tarzi star

jsisteminden Oldukca farklidir. BOylece Franstz sine mass kendi tiyatrosundan alinan geleneklere -clayanarak yeni bir sinema ortaya cikarrmstir. (kind Ornek Polonya'ydi. Polonya sinemasi 1gin de Eilkede gok guclu olan tiyatro geleneginin birikimleri Onemli bir kaynak teskil etmisti. Onemli oyuncular ve Onemli teorik Hydro caltsmalannin yapildigi bu ijIkede gercèkten de oyunculann perfomanst dikkate defier olcude gi54lUdijr. Istanbul'da Atlas sinemasinda Luc Besson'un filmi Besinci Elemenfin baslamastm bekliyoruz. Istanbul'un ve Beyoolu'nun yasayan en biiyiik sinemalarindan olan Atlas sinemasi Oylesine dolu ki tek bir bos yen yok. Filmin baslamasina heniiz vakit var. Salonda tsiklar yaniyor. Yer gOstericileri kosusturuyor. Arkathda otUran 17 yas civan u4 delikanlinin konusmalanna kulak kabartiyorum. Sinemalarda bedava dagitilan sinema dergisini gOzden gecirirlerken . "Kafkas Mahkumu" adli filmin tanitimina raskyorlar. Birden o kadar alaysi ifadelerle gOlmeye basliyorlar ki. Bu gulusun tek nedeni filmin Amerikan filminin disincla olmasi ve ismi. Daha sonra okuduklan yazidan filmin Dagistan'cla gergeklestirildigini Ogreniyorlar. Bu onlann kahkahalarini daha da sevimsizlestiriyor. Onlar coktan karar yenBu film onlann ail olmadtgi asagilik bir run urunu. Ve onlar bu asagilik, "kiro" yerlerin kiiltLi-. rUnden gok UstUnler. Evet onlar coktan•yargilannt olusturmuslar. Onlar o insanlarin Oyklisiine ilgi gOsteremezler cunku onlar Fanon'un zencileri gibi Tarzan'in yanindalar. Burada yok olan ulusal, yerel kOltijr bilincini bir yana birakalim aslinda yerel kiiltLirler kadar ihtiyactmiz olan evrensel kUltiire ciddi bir sirt gevirmislik ve bilgisizlik sOz konusu. Ne yazik ki ellerincleki film tanitim dergisini okuma ihtiyaci bile cluymuyorlar. Cunku yargilannt vermek icin gerekli kodlamayi aldilar. "Kafkas ve Daotstan." Rus yOnetmen Sergey Bodrov'un Kafkas Mahkumu oldukga iyi bir film 1997 yilinda 16. Uluslararasi Istanbul Film Festivali'nde gOsterildi. Daha sonra bir iki hafta vizyona girdi. 1996 yilinda Avrupa Felix Od011erinden en iyi senaryo oduiunu aldi. YOnetmeni ABD'de Ogretim gèrevlisi ve film procliktOr6 olarak calismakta. Gene 1997 yilinda en iyi yabanci film oscar adayi olan bes filmin arasina girdi. Bu odulu alamadi ama bence daha hafif, Amerikan ideolojisine daha uygun Cek filmi yerine bu film al olarak Amerikan Film Akademisi bile maliydi. bu filmi en iyi bes film arasina koymak ihtiyacini duydu. Jameson konusmasinda yerel kUltUrlerin imhasindan ve bir daha yerine konamayacagindan sOzetmisti. Burada sOz konusu olan yalnizca o deoil. Ja15

au• erna

Art,.

...................

0sa

meson'un "Biz Amerikahlar na ait olarak sOyledigi "merkezin karlijori" meselesi demek ki kulturun ciddi bir bicimde kiiresellevnesiyle birlikte turn dOnya insanina ait bir durum. Ne kendimizi tanimak ne de bakalarini tanimak gibi bir talebimiz ve bilincimizin kalmadigi bir sOrec icindeyiz. Bugiin Amerikan filmleri Avrupa dahil butun dunyaya egemen. Bu durum genel olarak kUltUrlere yuk zarar veriyor. Ulusal ve yerel kijItOrlerin oluourduOU evrensel bilgi ve kUltOr bijyijk ulzude eriyor. KOltbrUn ulusal ve yerel evrensel tarihi unutuluyor. Ev16

rensel anlamda OzgUr iletisim ve kultur alisverisi zarar gOrijyor. Dagtstan't ayilann yasadigi yer olarak algilayan delikanItlar ne yerelden ne de evrenselden habersiz olarak • yaslaniyorlar. Tunus sinemasini o kiiresel kulturun dolasimi icinde yer almiyor. Filistin sinemasini. Macar, Rus, Polonya, cek, Brezilya, Ingiliz, Iran sinemasini bilmiyorlar. Sadece ye sadece Amerikan filmleri veya onun tarahndan icerilen "Besinci Element" gibi filmleri seviyorlar. bu sijrecin basiangici seksenli yillara rastliyor. DOnemin kiiltijr bakaamn Amerikan sirketlerini adeta mehter marsiyla karsiladigt bilenlerce biliniyor. Turk sinema cevresi de bUyUk Olciide memnuniyetle ve liberal ideolojinin geregi olarak kutsayarak karsiladilar bu Bu konudaki en sistemli karsi.ctkis bugijn hayatta olmayan Onat Kutlar'in yazdtklarinda bulunabilir an• cak. Gnat Kutlar'in bilinci ise daha cok altrrusli yilann o bUyiik teorik karst cikistnin bir parcasi ve o bilincin bir uzantisi olarak sagliklt bir bicimde isliyor ve karst ciklyorclu. Ondan sonra da heihangi bir teorik karst cikts veya politika kendini gOsteremedi Tiirkiye'deki sinema ortaminclà. Daha cok nasil Amerikan filmleri gibi film yapabiliriz, bu dile kosullanmts olan seyirciyi nasil sinemaya cekebiliriz'e kafa yoruldu. Bazi Ornekler bunda da ba anli oldu. Buradan cikan sonuc Amerikan egemenligindeki kiiresel kitle kulturu Tiirkiye rde de hakim durumda ve gercek Ozijn ijretimlere ve geliklere cok Fazio olanak tanimiyor. Ulusal kiiltUr, yani sahip olunan ciegerler bOtbnii degismez ve muzelik bir kultur Burada Ahmet Hamdi Tanpinar'in bir cUmlesini hatirlatmak istiyorum. "Ancak sevcligimiz eyler bizimle beraber degisirler ve degistikleri icin de hayatimizin bir zenginligi olarak bizimle beraber yasarlar."(1I Demek ki sahip oldugumuz birikime Olij bir mijlk gibi degil bizimle birlikte yasayan ve degisen ve sevdigimiz icin varolan bir degerler bUtijnii olarak bakmamtz lazim. SOz gelimi sinema alanindaki birikimimiz de hatasiyla sevabiyla bir zenginlik olarak bizim ondan yararlanmamizi bekliyor. Hersey gibi elbette sinema da clegisiyor. Hem de hizIa. Ama uluslararasi platformda varolmasi, zengin ve yetkin Ornekler sunabilmesi biraz da ulusal yerel birikimleri ozgun olarak degerlendirmesine bagli. Bize ait olan sorunlar, actlar, hayal kinkliklart, insan yOzleri, sokaklar, evler, mekanin ve insan iliskile-

rinin yakin ve,uzak yerel tarihi bizim sinernacilarimicikmoyi bekliyor. zin calismalanyla Ve bu yaratici caba genet olarak evrensel planda da ilgi garOyor. cunku insanligin ortak bir dene.yime gereksinimi var. Bizim de bu gereksinimimiz :var. Baskalannin da. Yeryliziini3n hikayesini anlamak icin Tunuslu sinemaci Nacef Khamir'in Cal Isaretcileri filmine, Tar-. kovskenin Nostalirsine, Kirgiz yonetmen Tokulmus Okoyev'in bozkir . insanini anlattigi filmlere gereksini• mimiz var. 6ercek bir evrensellik icin birbirimizin dinlemeye ihtiyacimiz var. Yasar Kemal'in bu konuda sayledigi hoc bir• Bey var. Ona nicin hep Cukurova n yi anlatiyorsunuz diye soruldugunda "Faulkner de Cukurova'yi anlatiyor." demisti. Yasar Kemal'in oykuleri evrensel insanin ayki3lenyle kesisir. Ortak bir deneyimi hatirlatir ama o kadar da yereldir. Yilmaz GOney'in filmleri icin de ayni seyi sayleyebiliriz. Yilmaz aney hem evrensel, modern sinema kimine dayaniyordu. Hem toplumsal gercekci sanat anlayisinin birikimine. Ayni zamanda yerel, Cukurova'nin gOneydogunun, bUyiik sehirlerin, ezilen Tiirkiye insaninin essiz bir gariintffierini ortaya koyuyordu. Sanatsal anlamda bir yetkinlikti yapitlan. Oanemin politik sinema anlayisini da aziimsemisti Yilmaz Giney. Altn-41 y j larda ortaya cikan "Ulusal sinema" akiminin savunuculan ulusalligi savunurken de evrensel bir hareket olan altmisli yillarclaki toplumsal gercekci sanat akimlarinin ve genel olarak toplumcu politikalarin ve ozgurluk taleplerinin de parcasi olan oykuler anlatmislar ve filmier ortaya koymuslard Ir. Tiirkiye o danemde genel bir tartismanin parcasi olmayi becerebilmisti. Simdi de ne yazik ki Kiiresel kitle kulturunun yikimina hedef olmanin evrensel bir Ornegini gesteriyor. Hem de en iddetli bicimiyle. Kafkas Mahkumu evrensel ban's fikrini terhalaStiran yetkin bir filmdi. Sava • nedeniyle karsi karsiya gelen Rus ve Cecen insaninin traledisini anlatiyordu. Film Rus sinema geleneginin tipik Ozelliklerini gOste-. ren bir dile Ve iisluba sahipti. Film unlu Rus yazar Tolstoy'un yazdigi bir den uyarlanmisti. BugUri TUrkiye'de Yilrnaz Guney filmlerinin unutulmasi kadar Kafkas Mahkumu gibi bir filmin seyredilmemesigibi bir durumu da ayni karlesmenin iki gorUntijsii olarak Sonuc olarak bir kez daha ulusal kavramina danOp gene Tanpinar'dan bir alinti yapmak istiyorum.

"Sade millet ve cemiyetlerin degil, sahsiyetin de asil mana ve huviyetini tarihilik denen yaptigi dusunulurse bu is didisme hic de .yadirganmaz. Mazi dolma mevcuttur. Kendimiz olarak yasayabilmek icin, onunla her an hesaplasmaya ve anlasmaya metburuz."(1) Yukandaki alintiya dikkat edilirse tarihilik, ve toplumsal olarak bir totalite, bir clegismezlik olarak anlasilmiyor. Tam tersine bir hesaplasma ve son-• rd anlasma olarak anlasiliyor. Tanpinar'in kiiltijr anlayisi oldukca modern ve hosgar610 bir felsefi tabana oturmus. Buradaki tarih kavramini azellikle bireylerin tarihi kendi bilincimizi olusturan sorunlann olarak bile yakin zamanlarda hic tartisilmadigini, sinemaya pek yansiyamadigini ve dolayisiyla kisiselligin olus. madigini saylemek miimkiin. tarihimizle hesaplasmaKendi bilincimizle, ya onunla didismeye sanatsal ve kulturel anlamda ihtiyacimiz var. Sorulmayan sorular, anlatilmayan aykijler yok olmamak icin bizi bekliyorlar.
* SOZO edilen konuyu teorik olarak yetkinlikle tarli§an bir call in° Tiirkce'de yarnlandi. Hil KOltür ye Toplum dergisinin 1. sayisinda Jameson'un "Cokuluslu kapitalizm clOneminde COnci3 diktya edebiyati“ makalesi, Aijaz Ahmad'm JameAkbal S.'in son'un 'Oteki" retorigi Ye -ulusal alerri* y e • Yabanlar, aekiler, sudaki baltklar... makaleleri konuyu kwramsal olarak tarti§mak icin Onemli ba§vuru metinleri. 11 Ahmet Hamdi .Tanpinar. Be§ $ehir. OnsOz. Dergah. yay., Istanbul 1987.

17

"B6YLE OLDUGU ICIIN KEINDiENDEIN INEFRET ETTI(RILDI)":

POPULER SiNEMADA TEMSILLERI i)ZERiNE BiR GiR4 DENEMESI VE whim NOIR) KARA - FiLM'DE ECENSELIIK
MURAT iRi*

Sinema ile topluinsal gruplar arasindaki etkile§im, Onemli bir araorma alanini olusturmaktadir. GLiniimazde televizyonun birtakim erigellemelerine ragmen, sinema yuzyl boyunca en etkili ifade ve eglence araci olmustur. Sinernanin, insanlann nasal olduklarini ve nasal olmalan gerektigini imgeleyen Ozelligi vardir. Bu imge tasanmi, kUltijr dOnyamizda hissettiklerimiz ve thisiindijklerimizden olusan bir tasanmdir. Ayrica, farkli ozellikleriyle "zengin" bir arac olarak sinema pek cok sanat daltni da (fotog raf, r6zik, tiyatro...) kapsar ve cogu zaman diger pek cok insan kimliklerini de temsil dijnyasinda barindinr. Bu "zenginlik", sinemaya larmasik bir sanat" ve "olaganiist6 gent; bir yelpazeye sahip eglencelik" Ozelligini verir. BOylesi bir "zenginlik", sinemayi cali§ma konusu yapmada oldukca Onemli bir rol oynor,. "Zenginlik"in yarattigi Celiskilerin ve sUreclerin Usti:16n kapatilarak toplumdaki ideoloiik celiskileri nasal oluourdugu gOsterilebilir. Diger pek cok toplumsal grup gibi, di);iince ve duygulan sekillendiren ve yansitan, sanat ve eglence tarzi olarak sinema, estinseller icin de Onem tasimaktadir. E§cinsellerin sinema ile cok Ozel iliskileri olmustur. cunku escinseller sadece karsicinsel akranlanndan izole olarak gelimiyor, ayni zamanda birbirlerinden de izole edilebiliniyorlar. Dolayisiyla birbirleri hakkindave fikir icin biiyijk oranda kitle iletisim araclarind "yOnelik" bir bicimde yasayabiliyorlor. BugUne kadar filmier bu tur bilgi ve fikirlerin ulaildagi neredeyse tek kaynak olarak gOrOyor(Televizyonun hayattmiza girmesiyle bile, bu durum Ozelliginden pek birey kaybetmedi cijnkb 90nijrnbzde bile escinsellik "aile kurumunun selameti" icin halo "tabu alma" Ozelligini koruyar.l Bu izolas-

-

Masum Sohbet - Yän: Derek Jarman
vi l:hide

* Istanbul dniversitesi Iletisim Fakiiltesi Sinema Ana Bilim Dal! Arastirma Görevlisi • 18

.st e2an k;a4varallári aA.0sanda.. kadiuilarp..siyabOaq'tazonIgklay, n 53kA eqcinsell itad. antlair ve . rdiarlinag levpi* veya. ê3m14. Vtp iie egemen baskarc. gruplair g lOpsaypp !'eriteK mgeierriizprihe o!arit-a13,7aaiar da varelly.•

KAPAK KONUSU: "Yeni sezonun Turk filmleri"

Burcak EVREN
Turk sinema ortammm eskisine benzemedigi bir gergek. Bir gok §ey; ugrayarak farkh gOrCiritimlerde ye yaptlarda kar§tmma gikiyor. Algageldigimiz uygulamalar, gelenselle§mi§bir yap' yok ,artac. Sinema alantmada; yaptm Oncesinden, yaptm gamastria, i§letmeden gOsterime dek radikal saytlabilecek degi§imlerin ya§andtgl bir clOnemden gegiyoruz. Tam bu degi§im ya da clOnii§Omleri faklt §ekillerde yorumlamak mumkun. Ama nasil yorumlarsak yorumlayaltm, eski duzenin turnden degilse bile bilyiik Olgtide i§levselligini yitirdigini, clOnemini kapatarak , sermaye, Oretirn, bigim, igerik ye insan faktOni acisindan bilyuk ol4iide dt§landtgtru kolayltkla sOyleyebiliriz. Ekonomik ye kulturel olarak saglam bir yaptya ye kendini cli§ardan gelebilecek her til.rhi olumsuz etkilere kar§t koruma mekanizmala nndan yoksun olan sinernarniz; en kilgiik ekonomik dalgalantnalardan bile nasibini almt§, yeterli bir alt yaptya, kendisine a§ama yapttracak insan faktOriine, yasal dozenlemelere ye deylet destegine sahip olamamantn actstru, her krizde gereginden fazla bedel Ocleyerek vermek zorunda kalrmsur. Bu krizlerin tiimUne yaktru- yalnizca 50'lerin sonunda yasanan devaltiasyon haric- dogrudan dogruya sinema alarunt etkileyen, genet krizlerin chstndaki olay- gelismeler olmustur. Ornegin 70'1i yillarin ortasinda yari resmi TRT'nin ulusal duzeyde yaytna baslamast, 1987'deki sinema salontartnin erozyonu, 1989'da Yabanct Sermaye YasasCrun degistirilerek yabanctlara sirket kurup dagitim ye gOsterim haklant verrnesi vs. gibi. Son 1989 krizi haric, sinemanuz her krizden, kendine Ozgii lasa vadeli yOntemlerle buyuk yaralar almadan styrdabilmenin ustesinden ama, her soruna karst urettigi ya da buldugu cOzLimler, ilerde kendisine, cozume ula§tirdigtru sandigt sorundan daha bayiik bir sorun olarak karststna ciknustir. Yasachgt her kriz asamastnda, olumsuzluklara karst kendi is yapisinda ye isleyisinde gerekli cozurnlemelere gideccgi yercle, deytete yanastp, cOzfintu ye kurtulusu , °nun kendisine sagladtgt cok &Asa. yardtmla atlatabilecegine gilyenmesi de, geleneksel yapinm zaman icinde cOkmesine zemin hazirlamtsta. Ctinku, (levier, son krizde oldugu gibi yalmzca ilk yardtm hizmetinde bulunmus, sonrasini ise hicbir gUvence ve korunma mekanizmastna sahip olmayan sinemanuzin kactik, yetersiz, bir filmlik sermayesi clan yapimci ye isletmelerine btrakmtsttr. Bu durum da, geleneksel Yesilcam'tn giderek zaytflarnastna, Uretim yapamamasina ve alant, Isandaki sermayeye btrakmastna neden ohnustur. 1989; Yani Yabanct Sermaye Yasasinda yaptlan degi§iklik, 28. 29. ye 31 nolu karamameler, bir bakima geleneksel Yesi1cam piyasast icon adeta bit milat ohnu§tur. Bu miladm gerisinde geleneksel Ye§ilgam Piyasasi, ilerisinde ise-yani . . .

2003-2004 sinema sezonu bagarken

ITIYOR E6iritYOR

AIN IrE11:1- )..C6

YAZG1 (ZEKI DEMIRKUBUZ) TURK SINEMASINDA DEMNIN SIMGE FiLMLER1NDEN BIRI gerlendirmis, kar ettikleri zaman yaurtm yapmts, stictstiklart zaman da yerli film yaptmmdan vazgecerek sermayelerini sinemantn na kaychrmtslardtr. Daha sonra bu ilklerin tavtr ve davrantslan, Turk sinernastndaki diger yaptmcilann bir gelenegi haline gelmistir. yapanctlar, o (kneader icin tekel saytlabilecek konumdakiter, hem disandaki sermayenin sinemaya kanalize ohnasint Onlemisler,,hem de , sinemadan kazandtklart ant degerleri, sinemaya degil de, sinemamn cltsindaki diger yattrim araglartna- han, apartman gibi gayr-I rntilktere - yOnlendirerek sinemarun gucsUz kalmasina zemin haztrlamtslardm Bunlarin cltsinda, genii birik , rek filmlik sermaye ile kurulan ku4uk yaptrnevleri ise cok uzun Orniir16 ohnamtslar, kimi zaman ad, kimi zaman ise sahip degistirerek adeta korsan yaptmct olarak piyasada akin olma konumuna hicbir zaman gelememislerdir. Birikmis sennayenin olmamast, birikenin ise sinema dtstna kanalize edilmesi, sinema ortammuzda diinyada esine ye benzerine hicbir yerde rastlanmayacak bir ekonomik yaptnin olusumuna zemin hazirlanusttr. Bu yaptrun en belirleyici olan kisileri ye da starlan da bolge isletmecileri ohnustur. Sinema ortamuniz uzun yalar bulge islettnecilerinin egemenligi alunda kaltrustu. Yaptmctlann zaaflanndan ortaya ciktp bir bakima onlartn istevini yOklenen isletmeciler, Anadolu'nun dim bOlgelerine hakimdiler. Ozettikle sinema salontartyla dogrudan iliskileri olduklartndan her bolgenin seyirci potansiyelini ve ozelliklerini ve dolayistyla da beklentilerini gok iyi biliyorlardt. Ancak, yalmzca kar amact gilden aractlar olduktanndan yapuncilar kadar bite sanatsal endiseter tastmlyorlardt. Zaten tastmalart icin de onlardan bir beklenti yoktu. 0 donemlerde film yaptmlartrun bilyilk bit kismt, onlann yapimcilara verdigi avanslar sayesinde gergeklesiyordu. Ama bu avanslar beraberinde, kimi zaman filmin oyunculanntn kimi olacagt turunden yadstnmayan kimi istekleri de beraberinde getiriyordu. Nilgun Abisel, `Turk Sinernastnda Film Yamnu Ozerine Nader ' adlt caltsmasinda isletatecilerin konumunu sOyle anlatir: • "...ilkbahar aylannda istanbura gelen isletmeoiler, yapimcilarla gOri:vi;i1p anIa§iyor; o yil kac edet ve ne turden film yaptlacagintn, bu filmlerde kimlerin rol alacagmm saptanmasinda en onemli role oynuyorlardt. Buyuk ye saygmhg, olan yaptmct firmalartn film listeleri zaten, filmleri iyi is yapan yOnetmen ye yildtzlan icerdiginden, istetmeciler tarafindan fazla itiraz edilmeden onaylanabiliyordu. Henfiz (film fikri) olusmadtgindan onlann taleplerine paralel olarak projeler birlikte kararlasurthyordu. Salon (bilge) isletmecilerinin taleplerinden erkilenen isletmeciter- buyiik bir Iasi-au-11n salon isletmeleri de vardt- cogu zaman oyuncu adt ve bazen de konu Oneriyorlarch. isletmecilerin en belirleyici otduklart durum, kuciik yapunct firmatarla elan ilikilerinLie ortaya

le buyuk olcude chslayan, kendisine Ozgil yapisi olan giinUmUz Turk sinemast olusturmaktadtr. (Yazirntzda geleneksel Yesilcam'den stiz ettigimizde 1989'dan onceki durum kastedilmektedir.) Geleneksel Yesilcam piyasantn- sektor diyemiyoruz, 4unku hicbir zaman olamamisurolumsuz konumuna gelmesindeki en baytik etkenlerden biri de, hicbir politikaya sahip olmayan, ktsa sUrede bol kazanc etde etme hedefini amac olarak belirleyert, kart belli bir oranda tutmak icin yaptm maliyetlerini olabildigince diisikme pratigini bir ke olarak benimseyen daha dogrusu sezon birlik- yaptmcdar olmustur. Biraz tarihin derinliklerine bir goz atarsak, Turk sinemasuldaki yapirnctlik milessesi, sinemanin Cilkemize girmesinden, yakla§ik olarak ceyrek astr sonra gUndemegelmicir. Militarist anlamla kurulan ye dogal olarak da Uninlerini bu anlaytsra veren MOSD (Merkez Ordu Sinema Dairesi) ye ondan soma gelen, her biri sosyal yarchm amactru gUden htalul Gaziler Cemiyeti, Maclafaa-i Milliye Cemiyeti gibi kuruluslar sinemayt bir amac degil, kenditerine bit katkist olacak arac olarak tantmlamtslar ye bu yolda kismi olarak kultanmislardtr. Currthunyetrin ilk ytlannda ise ilk kez chsandaki bir sermaye sinemaya kanalize olmus Ipek ye Kemal Filmier kurularak, resmi, yan resmi kumluslann clismda urn yapma olanagt saglanmts. tin. Ama nevar ki bu ilk ve iki buyilk kurulu§ da sinemayi yalnizca bir ticari alan olarak de-

"1990 ile 2003 arasinda yapdan filmlere bir goz attegimtzda, bu filmlerin buyuk bir

yjizdesinde; youncimn, yOnetmenin, senaristin -hatta kimderinde oyuncu y e kameramanin bile- aynt k4ide odaklast4L

ANADOLU METMECILERINiN ISTEOI DOORULTUSUNDA YAPILAN DOgil< BOWEL' NAIF FILMLERDEN tKISI: ZORRO'NUN iNTIKAMI (USTTE), Di% TARZAN (ALTTA)

yordu. Ytlda bir ya da iki film yapabilen firmalar, filmlerin satistru garantileyebilmek icin isletmecilerin taleplerine bagunItyddar. Bu firmalar, isletmeciden avans almadan bir filmin haztralarma girisemediklerinden hicbir proje olusturmadan ilkbahan bekliyorlardt. Dolaytstyla bir cok filmin konusu ye oyunculart, o filmlerin hangi bolgelere sattldigma, hangisinden daha yUksek allndigina ye yaptlan anlasmalann kosullanna bagh olarak saptaruyordu. Zaten, bolgelere ve &MAI modastna gore kullantlan yerlesik kaliplar varch. Ornegin Samsun bolgesi dinsel motiflerin agu bastigt, fedakar ye iman orneklerinin sergilendigi filmlere daha yatkindt. Adana bolgesinin talebi ise kavga sahneleri iciren filmlere yOnelikti. Senaryonun yazuninda neredeyse matematiksel yOntemlerle , her bolgenin beklentilerine uygun sahneler, avanslar orantnda yerlestiriliyordu. isletmecinin verecegi avans, Oneeki Orneklerden yola cactlarak hesaplantyor, isletmeciyle yaptmct arastnda %40- .%60 arasinda . bir komisyon tizerinden anlasma yapiltyordu. Bu de, filmin tahmini hastladarindan, salon sahiplerinin pays ayrtldtktan sonra isletmeciye kalacagt yarsarlan miktar icinden, yap/met= alacagt pay' gOsteriyordu. lire bu tahmini rakamm tamanunt ya da bir ktsrrunt, isletmeci yaptmciya avans achyla filmin cekiminden once veriyordu. Film gasterime girip vizyonu tamamlachkran sonra isletmecinin, kendi payindan yaptmetya verdigi avans dusup, ger kalantnun belli bir yilzdesini yinc ona gOndertnesi hemen hemen hic soz konusu degildi. Film ulke captnda cok buyuk is yapmadtgt taktirde, hastlatlan, vergileri, paylan vb. izlemek ve avans borcunun Odenip Odenmedigini denetlemek yaptmct icin mfunktin olmuyordu. Ama bu, letmeci aciandan , hallotacak kucuk bir problemdi. Bu durumda yaptmctlar icin aldtklart avanslarla filmlerini tamamlaytp bOlgeler distnda kalan istanbuFdaki gOsterimlerinde filmlerin kar etmesini beklemelacn baska yol kaltruyordu' Sonuc olarak, sinema, yaptmctlartn, dagittmcilann , isletmecilerin ve salon sahiplerinin egernenliginde olup, onlarm bir bakuna ymisitan bir yaptya sahipti. 0 clOnemlerde, isletmeciler (aract niccar) denli guc1G olan bir kurum da teiccilerdi. Conkit birkac buyuk yaptmcinin distnda kalanlar belirli bir sermayeye sahip olamadtklart isletmecilerden aldtklan avanstart —ki bu avanslar cogunlukla pesin para yerine bano ye senet seklinde olurdu- tefecilere kirdinnak zorundayddar. Aym zamanda yaptractlar tcfeciyi de cogu kez, filmi benimsetmek, onun is yapacagma inandumak zorundaydilar. Tefeci demek, Yesitcam'daki tek tare ye nakit para demekti, bOylesine saglikstz ve carptk bir ekonomik iliskiler icinde Yesilcam'in en kazanch en 0416 kesimini olusturuyordu. 0 donemlerde bir film yawn' icin bankalardan kredi almak ise hemen hemen olanakstz gibi bir seydi.

olmazsa olmaz yapist bugiin ttimityle degi§mi§, sermayenin kaynagt, sinema disindaki sektOrlere kaymistu. Yani, gecmistekinin tam tersi olmus, icerdeki sermaye chsanya degil de, disandaki sermaye Yesilcam' a yOnlenmistir. Bu yOnelis de iki yol Birincisi; ekonomik krizler nedeniyle zayiflayan, film Oretemez duruma gelen, ya da Greatgi filmlere salon-isletmeci bulamayan geleneksel yaptmct turn olan, yani parayt koyan ve bulan kisiler birer birer piyasadan cekilme zorunda kahruslardtr. Bu yaptmct tiirunun oradan yok olmast, onunla birlikte , o yaptmaya ya da firmaya bagh yOnetmenlerin, oyunculann ve teknik ekibin film yapamaz duruma gelip issiz kalmasina zemin hazirlamtstu. Bir cok iinlii yanetmenimizin uzun ytllar film yapmamastrun nedenleri arasinda bu durum da buyuk .bir rol oynamistu. Tek filmlik bir sermayeye sahip diger yapunctlar ise, riski gaze slip film yapamaz durumuna Bu actgt 1989'dan sonra Yesilcam'in chsinda , cogu ilk kez film yapan kisiler doldurmustur. Bunlann bir film yapmak icin elde ettikleri sermaye ise, ya kendi ye cevresinin birikimleri, ya da Yesilcarrem chstnda kalan kisi-kurumlattn olmustur. Ayrica sinemarntzda ilk kez belirgin bir sekilde sponsorluk kayramt da yerlesmeye baslatmstu. Yesilcam'in geleneksel iliskilerinden kopusun ilk belirtisi olan bu durum, kendine azgil bir sistemi de beraberinde getirmistir. 1990 ile 2003 arasinda yapilan filmlere bir goz antmtzda, bu filmlerin buyuk hit ytizdesinde ; yaptmctrun, yanetmenin, senaristin —hatta kimilerinde oyuncu ye kameramanm bite- aynt kiside odaklastigt gOrtiltir. Bunun terciimesi ise; gayer actkur. Riskli bir ortamda bir film yapmak oldukca risk tasiya bir istir. Parayt bulan kisi aynt zamanda cekecegi filmin senaryosunu da yaztp yOnetmek zorundadir. Riski paylasmaz, aksine tUmanti kendisinde toplar. cunku parayt koyan da odur, filmi ceken de... Boylesine bir durum sanatgiya sonsuz bir alas' acarken, aynt zamanda bir cok yUkii de strum ytikler. Bunun sonucunda gelen basartnun nunii do onunclitr. Geleneksel yapunct turiiyle film cekmeye altsmis —yani parayt altp, filmin ticari riskine ortak olmayan- Yesilcam'in emektar yOnetmenterinin ise bOylesine bir durum karstsinda gerilemesi ye film cekememesi de dogal saythrustir. Ama olar da bu durum karsistnda, parayt koyan ye bulan kisilerden cok aynt islevi yapacak kurumlara yönelmisler, ve sponsorluk yoluyla film yapina ugrastst icine girrnislerdir. Disandaki sermayenin kisi ye kurumlar tarafindan sinema alanina aktardmastyla Turk sinemastnda bir hareketlenme baslamisttr. Once; riski gaze alan bagunsiz ve genc yOnetmenler ortaya ctkmts, degisik konulara el atrrus, kimi zaman ktsith bUtceli kalitelt, kimi zarnan ise buyuk bUtceli aynksi filmic yaparak Yesilcam piyasasttun chstnda bir piyasanin olusmasma

"Boylesine bir durumun giiniirniizdeki yansimasi ise pek ilginctir. Seyircisini evinden

ctkartp salonlara dOndiiremeyen Yesilcam, Ozel TV'lerin ortaya cikip yaygmlapnastyla bu kez kendisi diziler yoluyla eviere sokmak zorunda kalmtsttr."

MELEKLER EVI (OMER KAVUR) DEOliME AYAK UYDURAN ENDER YONETMENLERDEN BIRISI aralarinda ortak bir yan olmamastna karstlikkendi. degerlerini sinemaya tastmakta da gecikmemistir. cogunlukla Yesilgam'm oyunculan ekrandaki- podyumdaki poptiler kisilere yOnelis, yeni ytizler lanse edis vs. Bugtin , cogunlukla, yaptmcilikla-yaratts aynt kisi Uzerinde odaklannusnr. Parayt koyan ya da bulantn yOnettigi, yOnetenin yazdtgt , amctstz, oldukca riskli, bir bakima bagimstz bir sinemadtr bu. Bu sinemanin karststndaki tek sorun ise dagitim ve isletme alamnda ortaya cikmaktadtr. Bu sorun; geleneksel Yesilcam piyasastyla, yis olarak farkh, yOntem olarak ise buyuk bir benzerlik tasimaktadtr. Bu benzerligin en belirgin yam ise, Ozellikle gOsterim odaklartndaki tekelciliktir. Yesilgam'da 80'lere dek etkisini sUrdOren 'ayak' sistemi yiirtirlate idi. Yani, basta buytik kentin merkezi turn sinemalan, Yesilgam'In guclu yapunevleri taraftndan paylastlnus, onlartn tekelleri igine girmisti. Belli baslt tic ayak vardt ve bu ayaklara dtsardan bagtmstz olarak yaptlan bir filmin dahil edilmesi olanakstz degil ama gok zordu. Ayaklara sahip Olanlann izini almmadan, Yesilcam'in dtstnda ya da bu ayalara dahil olmayan firmalann yaptigt filmler buyuk ketin merkezi sinemalannda gOsterime girme sanstru hicbir zaman elde edemezler, cogunlukla tasra ve kenar semt sinemalannda gOsteritne girtnek zorunda kaltrlardt. Ayak sistemi, buyuk kentlerin disinda, isletmecilerin egemen oldugu bOlgelerde de gecerli bir sitemdi. Bugtin ise sinema salonlanntn buyuk bir cogunlugu yabanct sirketlerle, yabanct film ithal eden sirketlerin paylasmunda ve sahipliginde bulunmaktadir. Onlann izni olmadan ya da onlar bir yerli filmin isletmeciligini usdenmeden, higbir Turk filminin merkezi sinemalarda gOsterilme olanagt yoktur. Ya da cok iyimser bir yaklastmla cok stmrlichr. Sinema salonu-isletmeciligi tekelciligi agistndan, eski yeni arastndaki en Onemli fark ise, eskiden ayak sistemi Turk sinemasnun tekelinde idi ve yalmzca bu sinemantn urunlerini gOsteriyordu, bugun ise tarn tersi, turn sinema salonlart yabanct filmcilerin tekelindedir. Bize gore bu durum; ulusal sinemantn gelisip yaygmlasmastnin Ontindeki en buyuk etkenlerden biridir. Ve olmaya da devam etmektedir. Bugith, Yesilgam't bitme, yok olma konumuna getiren en Onemli olgulardan biri de elbette ki seyircidir. Mevcut seyircisini TV'ye Lipman, bir daha onu istenilen ve arzu edilen duzeyde sinemaya tastyarnayan Yesilcam, her soruna buldugu ye daha sonralan sorundan daha cok sorun olan ktsa vadeli., gegici cOztimleriyle; seks, arabesk filmleriyle yapay bir kitle yaratmts, bundan istedigi sonucu alamaytnca da evdeki seyirciye video olgusunu kOrtikleyerek ulasmak zorunda kalmtsttr. Yani evdeki, eski seyircisini disart gtkarttp sinemaya kanalize edecegi yerde, Once onu seks ve arabesk filmlade kaginnts, sonra da video tie evde kalmastnt saglanustir. Bu arum ya da olumsuz stireg de, Turk sinemastyla, sinema salonlart arasindaki diski agtsindan bidyti bir bosluk yaratmtsnr. Bu boslugu ise Once yabanct filmler, daha sonra da Yesilgam'In distndaki yOnetmen-yaptmcdarla, Yesitgam'm icinde, ama Yesilgam'a altematif kisiler — ya da dOnemin kosullartna ayak uyduranlar- doldurmustur. Turk sinemastrun etkinligini geregi gibi dolduramadtgt bu bosluktaki stirec asagt-yukan onbes-yirmi yil surmustur. Yani, Yesilgam'in yOnetmen ye oyunculartnin revagta oldugu clOnemlerde yeni dognms olan kisiler, bu bosluk surecinde, bu sinemantn uninlenyle geregi gibi tant§mayip, sinema seyircisi olduklart yasa bir baska sinemayla karst karstya kalmtslardtr. Tek tuk yaptlan Yesilgam tutu filmler ise bu seyircinin begenisinin cok uzaklartnda kalarak, tecimsel agtclan pek basart saglayamarmslardm durumun yanstmaBOylesi,ne st ise pek ilginctir. Seyircisini evinden gikarm salonlara clOndtiremeyen Yesilcam, Ozel TV'lerin ortaya gtlup yaygmlasmastyla bu kez kendisi diziler yoluyla evlere sokmak zorunda kalmtsttr. Bunun karstligt olarak da TV'de parddayan klsilerin sinemaya giden yolunu ardtna dek de agnuslardtr. Ttpkt yetmisli yIllarda oldugu gibi, perdedekilerin sahneye —bir cok sinema sanatgist sarkt stiylerneye baslamtsttsahnedekilerin ise perdeye — arabesk filmlerinin baslangtct, tiyatroculartnin seks komedilerinde oynamast gibi- bin gegisi saglamtslardi. Bugun, sinemamtztrt finansal kaynaklan cok degisik mecralardan karstlantyor. Reklam sirketleri bunu bastnda geliyor. KiSisel birikimlerini-kapitallerini ortaya koyanlar da azimsanmayacak oranda. Turn bunlar, bir sektbr yaratacak giicte olmadtgt gibi, ortak paydada top- . lanacak bir Ozelligi de igermiyor. Her an kagabilecek, ama aynt zamanda her an da yogunlasacak bir ozellige sahip. Tek amaglart tecimsel basart ve hemen onun ardtndan gelen de starti kazanmak. dallarda ve Ozellikle de TV'de poptiler olan kisiler, kazandtklart tin ye paraya bir de stand ekleme geregini duyuyorlar. Bunun en kestirme ve en etkili yolu da hic kusku yok ki, sinema. Ozellikle de yOnetmenlik ve oyunculuk. Bu dogrultuda yaptlan bireysel cduslar bir iki istisna dtstnda oldukga da buyuk basanlar elde ettiler. Simdi bir onceki basartlarintn de yapuklari gibi, kenailerinin vai yol-

"Somut bir iirnek vermek gerekirse, acaba bir onbq yal once, Yesitcanem hangi yainmcIsi Zeki Demirkubuz ya da Nun Bilge Ceylan'in senaryo/arina yatiran yaplp da onlara film cevirtirdi?"

HABABAM SINIFI (ERTEM EOILMEZ) TECIMSEL ACIDAN YESILCAMIN KLASIK FILMI

KOMSER SEKSPIR (SINAN CETIN) YESILCAMIN ICINDEN YESILCAMA ALTERNATIF BAKIS

da ilerlemek isteyenlere de bir kapi aralachlar. Bu kapinin aralanmast, bir yandan uretimi arttrirken, diger yandan da yeni isimlerin, yeni sermayelerin sinemaya girmesine neden olarak sinemamtzda nitelik aciandan degilse de nicelik acismdan bir hareketlilik sagliyor. Geleneksel Yesilgam'in klasik yapist, bugun, usta ctrak ili§kilerini sfirdurebilecek yapidan cok uzakta. ()stalk sermayesi ve birikimi olan genglerin de boyle bir sarece tahammtilleri hic yok. Osten bu turlu bir gelenege gerek de duymuyorlar. Kendi geteneklerini kendileri yaratmak istiyorlar. Ve ne gariptir ki bunda da bay/ilk degilse bile haul sayilir basardar elde ediyorlar. Somut bir omek vermek gerekirse, acaba bir onbe§ yd. Once, Ye§ilcam'in hangi yaptmcist Zeki Demirkubuz ya da Nuri Bilge Ceylan'in senaryolarina yatinm yapip da onlara film cevirtirdi.? Ve Yilmaz Erdogan'in Vizontele'sinin tam zamantann en yUksek gise hastlatt yapacagina kim inamrch? Esas sorun, bugun, Yesilcam'm degisme mi yaksa tlimiltyle yok olma asamastna mt geldigidir. Eldeki verilere ve gOstergelere baktigimizda bu degisim degil, bir yok olma, ve onun yerine gelen yeni bir sinemanin isigtdir. Yavuz Turgul, Sinan Cetin gibi, Yesilcam'in icinde yetisip, ama ona alternatif MUnter yaratan sinemacilar, Atli Ytlmaz, Omer Kavur, Zeki Okten, Zeki Alasya gibi, klasik yapuncilikta direnen firmalann destegi ve sponsor firmalann itmesiyle ayakta kalmayt basarantar, bir yana btrakdirsa sinemarruz tthrtayte baguustz sermayenin ve dim riskteri gOze alarak yaptmciyOnctmenlerin egemenligindedir. Bugun klasik Yesilcam'tn elindeki tek kale; hicbir yapttrim guru ve islevi olmayan dernekvaktflarla, Antalya Akin Portakat Film Fescivali'nin korrejidir. Bit baska yapu in, bir baska yonetmenterinin yaptiklari filmlerin yartsugt bir festivalde, klasik Yesilcatn' in paytna &ism onur ticlialeri, TV dizileri, konej ye hala tistesinden gelinmeyen yeni filmteri, eski degerlerle Odifflendiren jUrilerdir. Bu degisim ya da dOna§Um degil, aksine bir biti§iR y e onun yerine gelen bir baska degerlerinl egementigidir... Her hulk Turk sinema tarihinde Z000'li ytlar, bir baska donemin bastangici olarak yer alacak, bir zamantann Yesitcam'int da hicbir zaman yadsimayarak onu nostaljik duygularla anilmasini saglayacaktir.

radigt

ug-

MAYIS SIKINTISI (NURI BILGE CEYLAN) SINEMANIN DEOISEN YLIZO

ZEKI DEMIRKUBUZ SINEMASI S. Ruken Oztiirk

Giri§
urkiye'de 1990'dan gUnitmlize az sayida (450'yi biraz gegiyor) ama farkh tarzlarda filmier Daha gok genc ya da orta ku§ak yOnetmenlerin (Yavuz Turgul, Sinan cetin, Mustafa Altioklar, Yilmaz Erdogan, Omer Faruk Sorak gibi) gi§e ba§arist elde eden popiller filmleri, 70'lerden bu yana, hatta Atif Yilmaz gibi 50'lerden bu yana film yapan eski ku§ak yOnetmenierin filmieri, her zaman kadin odalch konular olmasa da kadin sinemacilarin dikkat geken filmleri (Ornegin Kurt sorunu tizerine Ye§im Ustaogiu'nun Giine§e Yolculuk ye diger azinlik sorunianyla ilgili olarak Tomris Giritlioglu'nun Salkun Hammtn Taneleri adh filmleri), farkh yOnetmenierin gektigi politik filmier (askeri darbeyi konu edinen filmier y e Islami filmier), bir de geng yOnetmenierin daha bireysel karakterlere odakiandikiari bagimsiz filmieri. Ku§kusuz buniarm arasinda gerig yOnetrnenierin §imdiye dek yOnettigi bagimsiz filmier, hem ulusal hem de uluslararasi festivallerde en gok ses getiren ve odullendirilen oldu; ama yakm tarihli bir olgu olmasi nedeniyle yeterince yakindan irdelenmedi. Turk sinemasinda her biri farkh bir tarz olu§turan ye takdir edilen yOnetmenier ve arasinda §unlar sayilabilir: Tabutta ROva§ata (Dervi§ Zaim, 1997), Kasaba, Mars Stktnttst ve Uzak (Nuri Bilge Ceylan, 1998, 1999 y e 2002), Gline§e Yolculuk (Ye§im Ustaoglu, 1999), Italya'da ya§ayan ama en azmdan TUrkiye'de yeti§mi§ olan bir yOnetmenden Haman; Harem Suare ye Le Fate
* Bu inakaleye yuzann, "Turkiye'de Trugedyu'uut (;14;du; Yaratun YOueLmeni: Zeki Detnirkubuz", 7. Avrupa Filaderi Feztivuli Katatoga (Gezici Festival 2001): 26-27; "C Blak'tau itiraru"Rudika/ ilci (19 Mayes 2002) ye "Ikili kilerde TerOrizin" Altyazt (8): (2002) 90-91 yazilun kuynaklik otutioir.

75

S. Raken Ozairk

Bipgrafra I Zeki Dernirkubuz

IgnorantilCahil Periler (Ferzan Ozpetek, 1997, 1999 ye
2001) y e elbette Zeki Demirkubuz'un he filmi. 1964 yihnda dogan Zeki Demirkubuz, Istanbul Oniversitesi Basin Yayin Yi_iksek Okulu'ndan mezun oldu. Sinemaya 1985 yilinda Zeki Okten'in asistani olarak ba§ladi ye 1993 yihna kadar birgok yOnetmene asistanlik yap. •Yakla§ik on

nugta ornek olarak ytinetmenin son filmine (ltiral) oclaklamlacak; Demirkubuz'un ki§isel imzastrun belirgin oldugu ve sanat sinemasmm onemli bir temsilcisi oldugu iddia edilecektir. Once sirayla filmlerine bakaltm: C Blok (1994): Alp Zeki Heper'e adadigi ilk filmini cekme istegini yrinetmen, insansiz bloklarclan ahr. Otoyoldan bir meldma giderken gerdtigti bloklar, ona "bir film duygusuntr" sezdirmi§tir. Uncle ayrinult bir senaryo bulunmamasma kargin kisa bir siirede sezgisinin yol gOstericiligine giivenir. Film, bir buijuva gifti olan ile alt ruftan hizmetgi Ash ye kapici Halet arasindaki ili§kileri ve bu ili§kilerdeki doyumsuzlugu, bir is sikt§masint anlann lay kapictyla, Selim de hizmetgiyle girer. Ozellikle karakterinin stkinnsim ye yalmzlik hissini anlatmak igin insansiz, btlytik bloklann kullantlmast, Antonioninin L'eclipse Giirtbatunt (1962) filminin atmosferini gagri§orir. YOnetmenin diger filmlerine oranla en yoruma agik ye soyut gah§masi budur. Bildibimiz anlamda bir Oykii yoktur, ama filmde yogun bir kisorilnu§lik hayasi citiyumsamr. Zaten filmin adi do dogruclan bu ku§atilimOrga, stio§nn;thic duygusuna grinderme yapar. "C", yalnizca masuni ye tarafsiz bir harf debit, ayni zamanda bloklara, bOltiklere, binalara ye koguglara adtm veren diger harfler gibi hastanelerin, hapishanelerin, okullarm ve binalarin, losacast iizerimize kapanan tiim bu ideolojik aygitlarin birey tizerindeki egemenligine gOnderme yaparak bunaltan bogucu bir duyguya do eglik eder. C Blok'da varo§lardan geldigini, filmin ba§mcia Aslentn hizmetc,:i oldugunu anlamayiz (her bir bilgi, siirpriz olarak kargimtza cikar). Filindeki en edilgen karakter olan Halet, filmin sonunda alai hastanesine dii!jecektir. Bunun
iki Ilbniylc de izleyici ,ayisi 011 In binin ii,C1 . 111C
yiiticiniondoti
knitiVail,,11 lit

yil sonra Demirkubuz, 2002 Cannes 'Film Festivali'nde Un Certain Regard I Belirli Bir Baku boliimiine iki filmiyle katildi. Bu ba§ari, bugiine dek yalnizca Iranh yOnetmen Mohsen Makhmalbafa anti. Makhmalbaf, 1995'de Un Certain Regard bOltimiinde Nobat e Asheghi I A • Ic Nobeti y e Salaam

Cinema I Selain Sinema adli filmleriyle temsil eclilmi§ti. Bu
kez Demirkubuz son iki filmiyle festival programinda yer alch.' Demirkubuz'un di:10k btitgeli film iiretme (yaptmcr olarak), filmlerini yazma, yenetme ye filmlerinde oyunculuk yapma serO y eni 1994 yilinda ba§: lach. Istanbul'un bogucu ye daraltan havasindan (C Blok, 1994.), §ehirlerarasi yapilan bir yolculuga (Masumiyet, 1997), oradan da kapah rnektinSayfa, 1999) gegen Demirkubuz, tasarladigi lara uclemenin ilk iki filmini 2001 yilinda Karanitk listline Oykiiile gergekle§tirdi: Yazgt ye itiraf Y Oler 1 y e 2 fist netmen, hales Oclernesinin son filmi ilzerinde gali§maktadir. Zeki Demirkubuz, toplam 5 filmden olu§an filmografisiyle, gi§ede yeterli ba§arlyi elde edememig olmasma kargin, Tiarkiye'de Ozellikle entelektuel izleyici ye ele g tirmenler arasinda heyecanla kargilanmig yOnetmenlerden birisidir. 2 Bu yazida, auteur yakla§trrundan yola cikarak yOnetmenin genet yOnelimine, filmlerindeki sinematografik Ozelliklere y e soZeki Demirkubuz, ilk filinintlen ba§layitrak cok suyida ulusal festivalden Bir iinnik ()batik 21. Istanbul Film Festi y alrinle Yazgt iciii Fitiresei odulu "uhliiki yiiaden thiyargilara sahip bir topluitula sitrilklenen uniursamaz bir karakteri yansainasindaki sogukkailli, tilciilit gitryikciligi ye absitrd inizah unlami neykiinden paivilanan gergin bir evliliFipre.sci deniylit", Itiraf Ai y ea y e sade unlatuni nedetiiyle" vrrildi. Ayrica her iki fibuiylc ulusal yaru,anayu katilun Demirkubuz, "yabancduipiayi yluJayan guniimiiz bireyinin ;Amami yalin bin dine yansitogi iglu" de en iyi yihietnien secildi. Uluslararasi ulanda Masuntiyet iki festivalden (Angers y e Oslo) &hiller aldi, Ovine/A Sayfa Briiksel aldi. Locarno FF'ude yarro, itiraf ise Uluslararato Viyuuu FFiiden Masivniyet iciu 22 854, Ociincii Sayfa igin Bazi filudcriuin gibe baitarisi umiak son 11 508. Itiraf (14 922) lia‘gi'dan (10 539) (tuba cuk izleyici

bilgiytt gnn:

Ancak tarildorde yvnidon giimorimo

y1711111011 ICIII ellayamiyet'in izloyiei sayisnun 60 !Jinni tizerinile obli,;u tliis;finiilnicktedir (A.F. Stmcn, "19901ur Tiirk

Tit,,,rit Giiriinliilcri ilhtsittniyene lii", Thitlian ye Bilita, No: 92, 2000,

Klostrolobi ve tro-

s.176). Aym durum lestiytillerde

4,n iliger fihnleri

de gecerlithr.

76

77

S. Ruken Öztiith

Biyografiw / Zeki Demirkubuz

C Blok'da nedeni de clolayli olarak zil sesi, araba sileceginin sesi, ayak sesleri ya da felevizyonun sesi gibi sesler ve Istanbul'un gri tonlardaki soguklugu ve insansizhgi bizi modern zamanlarm yalmzli Ina ve bunun yaratfigi endige duygusuna Illastaniyet (1997): Yusuf, hapisten gikacagi gun, kimsesi olrnachgini ileri siirerek hapiste kalmak istedigini dilekgeyle mUcltire iletir, ama bu istegin kabul edilmesi miimkiin degildir. Flentiz ilk sahnede hapishane mticliirtinUn kapisi kendiliginclen acihr, kapi bozuktur, miidiir kapiyi kapatir. Yusur un, Orhan adinda bir arkadagi diginda, yillar once yaraladigi bir de dilsiz ablasi vardir. Hapishaneden istanbura gitmek Uzere yola gikan Yusuf, konakladigi bagka bir kentte Bekir-Ugur ciftiyle tanigir. $arkici ye fahige olan Ugur'un Cilern adinda dilsiz bir kizi vardir. Bekir Ugur'a ye Cilem'e kol kanat gererken zamanla onun aslinda Ugur'a deli gibi agile olclugunu, bu *in kargiliksiz kaldigini ogreniriz. Ugur'un hapiste Zagor admda bir sevgilisi vardir ve Zagor hapishane clegigtirdikge Ugur cla onun peginden gitmekteclir. Dolayisiyla Bekir de Ugur'un peginden gider. Bekir bir gece inikansiz agkinin agirligina dayanamayarak intihar ecler. Bekir'in OliimUnclen sonra bu ci.ftle ayni otelde kalan Yusuf cla tipki Bekir gibi Ugur'u korumaya baglar ve bu aracla ona agik olu • . Yusuf Bekir'in yerini cloldurur. Ugur sevgilisiyle kacinca Yusuf, ktictik kizi annesine gtittirmek igin. yola dtiger yine. Yolda yemek yedikleri bir yerde televizyonbirlikte. Haberlerde caugma dan haberleri izleriz sonucu Ugur'un ve Zagor'un oldiigii anlagihr, fakat haberi Yusuf tesachifen gOrmez. Ugur'a ulagamayinca Cilern'le birlikte istanbura arkadagi Orhan'in babasinin evine gider. Ancak Orhan olmiistur. Seyirciye daha Once Ugur'un sevgilisi (ve birlikte kactigi) Zagor'un fotografim gOsteren yOnetmen, filmin sonunda Orhan'in fotografini gOsterir. Seyirci, Zagor'un ve Orhan'in ayni kigi oldugunti anlar, film bitmig-

tir ama Yusuf kenarmdan kiyisindan ulagabilecegi bu bilgiye tesadtifen ulagamamigur. Film ` masumiyet'le sugsuz oldugu halde yaralanang sessiz ablayi, baba giddetine maruz kalmig kucuk dilsiz kizi ve higbir geyin farkma varamayan (seyircinin gerisinde kalan) Yusuru igaret etniekteclir. Aslinda ister fahige (Ugur), ister pezevenk (Bekir), isterse katil olsun (Yusuf) 'agik olan' da masumiyeti tagir. Ancak agldar birbirine teget geger, olanakUgur Zagor'u, Bekir Ugur'u, Bekir OldUkten sonra da Yusuf Ugur'u sever, ama her agk bir OlUmle sonuclamr. Filmcle karakterler genellikle higbir gey yapmadan Turk filmleri izler. Yusuf otele girerken koltuga kamera gOstermez, ono giirebilmek igin One gecmek gerekecektir. Bu yUzden kapidan bakarak gOsterilen gergevede bog koltuklar ve televizyonda bir Turk filmi vardir, film sanki izleyicisini bekler. Sonraki sahnelerde, bagka bir otelde hog koltuklara C Blok'u izleyen seyirciler ye yenetmen Demirktibuz oturur. Cilem'in hastalanmasi, Yusuf un ye otelcinin yardimseverligini / merhameti agiga gikan • . Cezaevinde, otelde, karakolda her yercle durup dururken kapilar acilir, bu motif diger filmlercle de kullamlacakC Blok'da bir yerde ttirkti kullanan yOnetmen, Masumiyet'cle farkb bir tiirkii kullanir. Ana karakterlerden birisini (Bekir) erkenden Oldiiren yiinetmen, geleneksel film stratejilerinin diginda davranir. .Filmin kapanig jeneriginde yazilan Beckett'in "Hep denedin. Hep yenilchn. Olsun. Gene Ilene. Gene yenil. Daha iyi yenil" sozleri bUttin karakterler igin soylenmig gibidir. Agkina kargihk alamayan Bekir intihar eder. Ugur sevgilisi Zagor / Orhan'la kacar ama her ikisi de vurulur. Ayakta kalan iki kigi Yusuf ile dilsiz (Tiirkge'de acim, eziyetim anlamina gelir). Daha Once Ugur'un odasindaki fotografi gOremeyen Yusuf, bir saniye farkla televizyondaki haberleri kacircligi icin de arkadagi Orhan'in aslinda Ugur'un sevgilisi oldug,unu anlayamaz. Dolayistyla melodram iizellik-

79

f
S. Ruken Ózairk . Biyografra I Zeki Dernirkubuz

leri olarak sayilan tesadiillerin, tekrarlarm ve a§mliklarm bizi bir Ye§ilgam filmine giitUrmesi beldenirken, malzemenin i§lenme bigiminden gagda§ bir film ortaya vicar. . Ociincti Sayfa (1999): Filmlerde figUranlik yapan Isa ile kapici Meryem'in karma§ik ili§kileri anlatilir. Borcu oldugu, ev kirasini Odeyemedigi ve garesiz kaldigi igin once kendini tilcitirrnek isleyen Isa, son care olarak yukari cikar ve ev sahibini OldUriir, hayihr. Kendine gelcliginde evindedir. Geli§en stireg icincle iki gocuklu kapici Meryem onu evine gizlice kendisinin ta§tcligint soyler. Meryem Isa'ya her konuda yardim eder. Ancak Meryem'i kocast dovmektedir. Kocasindan kurtulmak igin plan yaparlar. Bu sahnede Meryem, Lost Highway / Kaytp Otoban'daki (David Lynch, 1997) Alice ye diger f lrn noirlardaki femme fatale'ler gibi ince ince hesaplachgt planini, erkege sogukkanli bir bigimde anlaur. Ancak bir gtin tesadufen Meryem'in kocast OldUrtiltir. Her §eyin yoluna girdigini dti§tinen ye Meryem'i seven Isa, film gekimleri strasinda Istanbul'dan uzakla§tr. Geri geldiginde Meryem'i yerinde bulamaz. Tesadtifen yolda onu, oldurdiigu ev sahibinin ogluyla Orlin Isa hesap sormak igin Meryem'in evine girer, Meryem hem ev sahibiyle hem de ogluyla ili§kisinin yillardir sUrcItigUnti ve ev sahibinden kurtulmak igin cinayet i§leyecekleri gece isa'nm bunu yapagint anlaur, "kader i§te!" der. Isa, ev sahibinden ve kocasmdan kurtulmak igin Meryem'in planlar yapttr int ve bu amag igin kullanddigun anlaymca Meryem'i vurmak ister. Ashnda her §ey Meryem'in sinif atlamast, kocasindan kurtulmast ye babasindan kurtulan ogulla evlenmesi igin yapilmt§ur. Isa, Meryem'i vurmak yerine intihar eder. Ociinca Sayfa'ntn fonunda yine ilk iki filmde oldugu gibi televizyonun gUrilltUsti vardtr. Finalde Isa gergegi anladtmda, televizyondaki Ye§ilgam filmi ses ku§aginda one cikar; filmde kaolin erkege, 'iyi ya§amak ugruna' onu aldatuguir sOylernektedir. Bu filmde kaptlarm kapanmast motifine koridorlarcla bir de 1§1klarin semmesi eklenir. Filmde merhameti

ta§tyan Meryem'dir. Isa'nin clO y iilmesine tepki gOsterir, onun borcunu Oder, oysa kocast Meryem'i dOvdtigtinde Isa istedigi halde yardim edemez. Halet ve Yusuf gibi Isa da edilgendir ama sonuna kadar gtivenip kendisini teslim ettigi Meryem tarafindan aldaubnca patlar. Ag kaldigi, borcunu Odeyemedigi, kisacasi sefaleti ytiztinden kendini Oldtireme: yen Isa, aldatildigint duyunca duraksamadan intihar eder. "insanin reel toplanu Uttar* tizerine kurulu" der yOnetmen. Film iginde izlenen Turk filmindeki sOzler gibi rahata kavu§mak, iki gocugunu daha iyi yeti§tirebilmek igin bir an Once sinif atlamaya gabalayan ve bunun igin insanlart bile Oldtirmeyi tasarlayan Meryem, sonug itibartyla bakildiginda kOtti biridir. Filmin surprizi sonuna saklannu§tir. isa'nin goziinden biiyiik bir kumpasin icinde olundagu cluygusu y etiEr, oysa Meryem tarafindan baluldtmda, bu kadar eziyet gekmi§ biri igin "iyi ya.amak" gibi istekler son derece masum kahr. Kotiiliik temast, Demirkubuz'u Karanlik Ostiine aykider Uglemesini yapmaya iter. Bu uclemenin gergekle§en iki filmi Yazgt ye itiraf ur.

Yazgt (2001): Camus'ntin varolu§gulugun ana kaynaklarmdan birisi olan L'Etranger / Yabanct adli Unlit eserinden
esinlenerek yazilan filmde Musa, annesinin oliimune tepki giistermez, kendi istegi olmadan i§ yerindeki kachnla evlenir y e bir cinayeti i§lemedigi halde Ustlenir. Yillar sonra gergek anla§thr ye Musa hapisten cikar. Sight and Sound dergisinde gikan bir ele§tiride denildigi gibi bir bigimde Demirkubuz, sadik bir uyarlamadan kagintyor. Anlatiyi istanbul'una OzgUrce ta§trken, yalnizca Ozgtin eserdeki yabancila§mr§ atmosferi korumayi segiyor". 4 "Klasik anlaularda karakterlerin acik bir amaglart varken sanat sinemasindaki karakterler belirli arzulardan ye amaglardan yoksun-

Yusuf Guveu, Zallit Alain, Bfilont GOrLicii, "Zcki Dcaiirkubuz
l-Unlit 3, 1995, s.17.

Gil-

4 Shane Danielson, "Fate", Sight and Sound 12 (7), 2002, s.18.

80

81

S. Ruken Oztiirk

BiyograAa / Zeki Dernirkubuz

dur" derken Borclwell 5 sanki Yazgt'daki Musa'yi (ye de tam Camus'ntin Yabanci'da yarattigi Mersault karakterini) tammlar. Yazgt, insanin karanlik yonii ve ya§amdaki antamsizlik itzerine wino diyaloglarta dolu bir filmdir. Ancak yonetmen bu filmde de kendine ye filmlerine giinclerme yapniayi birakrnaz. Itiraf (2001): C Blok'daki karakterler gibi burjuva bir gift olan Harun ve Nilgiin'iin ili§kisi, bir trajedi ve kisir dongii gergevesincle anlatihr. Aslinda (ba§larda) konu cok basittir. , kendisini aldattip-,mdan ku§kulanir. Hartin, e§inin I3ir telefon konu§masina tarok olur ye bu ku§kularinda hakli oldugunu anlar. Uzun bir stire, bildigi gergegi inatla Nilagzindan almak ister. Ama Nilgiin, aynlmak istedigini soylemesine kar§in tictincti ki§inin varligini bir tiirlii itiraf etmez. Anhui ilerledikge birbirlerini hirpalayarak zorla siirdiiriilen ili§kinin gecmi§incle de benzer olaylar oldugunu anlanz. Nilgiin, Harun'un en yakm arkada§i Taylan'la evlidir ama Harunla yasak ili§kileri de siirmektedir. Harun, NilgLin'le ili§kisini bir tiirlii Taylan'a itiraf edememi§, bunun sonucuncla da Taylan kendini Makalenin amaglan gergevesincle, Zeki Demirkubuz'un yukanda amlan be filminin ortak ozelliklerine, yOnetmenin sinema anlamina, temalanna, karakterlerine ye sinematografik bicemine balulacak Demirkubuz'un sinemasmi Ornekletnek igin, Itiraf Uzerine yaZinin ikinci yansmda bir giizilmleme yapilint§tir.

lan da igerir.... Bana gore her §eyden once, toplumsal olan &Win mazItuniyetine, edilgenligine ragmen, fa§izm olma durumudur. Toplum dedigimiz olgu her §eyden Once mudahale ogesinin On planda oldugu, birinin dedigi gibi, sadece korunma duygusuyla en ba§ta ortaya gtkmg, fakat bunun arkasinda, otesinde iktidartn ele gegirilmesiyle, insant, bireyi yok etmekle e§anlamli bir konuma tur... Tarih bireyin toplumsal olana kart savaltmtdtr. "6
Bir ba§ka sOyle§isinde yOnetmen §unlan soyler: "...Sinemanin biting gotiirmek gibi, hallo uyandirmak gibi, gercekleri anlatmak gibi bir i§levi olduguna inananyorum. Aksine Tarkovski'nin, Bergman'in yaptigi gibi bunlann yerine daha bir ice &Silt*, is yolculuga gitmesi gerektigini rum. Ciinkti ki§isel olan ayni zamanda zaten toplumsaldir, ama toplumsal olan ki§isel degildir". YOnetmen ge§itli sOyle§ilerinde toplumsal olanin la§izan' ve `dayatmaci' bir yam oldugunu israrla vurgular.7 Zeki Demirkubuz'un "toplumsal olan" olarak ifade ettigi olgudan bu kadar kaginmasi, onun belli bir cografyada ya§ayan bireysel, trajik karakterler yaratmasmi saglar. "Ki§isel sinema" olarak ifade ettigi §ey ise ona auteur olma yolunu da agar.

Auteur olarak Zeki Demirkubuz
Filmlerinin her a§amasincla gorev alan yOnetmen "...tek ansi olan sinema ki§isel sineinachr..." der bunu §oyle aciklar:

Cahiers du Cinema dergisinde ba§layip Amerika'ya Andrew Sarris eliyle giren mum,- tarti§malan da ki§isel olma anlamindan bulur. Film yOnetmenterini yazara benzeten bu ` kuram'in (fail Sarris tarafindan tic Onctile indirgenir: Bir auteur teknik yeterlilige sahiptir, ayirdedici bir
ki§isel bigemi vardir; iiciincii olarak filmde ylinetmenin malzemesi ile arasindaki gerilimden dogan icsel anlam yatar. 8 Bu anlamda Demirkubuz gergek bir aute-

"(Bu) varolan kodlarm, anlamlartn cit§tna gdap onlartn Otesine gegereli anlaplabilecek bir §eydir. Ki§isel sinema ile•kastettigim toplumsal, sosyolojik, ulusal oltnama dammu degil. Zaten dogast itibanyla ki§isel olan bir §ey bun5 D. Bordwell, "'rho Art Cinema us a Mode of Film Practice",
(1), 1979, s.58. Film Criticism, 4

ur'diir. Bazi filmlerin, yOnettnenin degil bir yapimcinin ya
" Y. Giivett, Z. Alain, R. Giiriicii, a.g.e., s.15. Rica KI111(!, GOVI:11011, ice Mini& Bir Yiinetnion: Zeki Ditinirkubuz." Kinkel 7, 1997, s.48. "Andrew Sarris, "Notes on ilot Auteur Theory is 1962", Film Them), and Critidams Introductory Readings, G. Mast, M. ColicH an L. Brandy (Dar.)-Oxford University Press, Oxford, 1992, s.585-587.

82

83

S. Ruken Oztark

Biyografya I Zeki Demirkubuz

da bir studyonun imzasini ta§idigi ya da sinemamn bir ekip isi oldugu gibi kar§i argiimanlar, auteur kurama kar§i Oteden beri yeneltilmi§tir. Bunlar yerine gore dogru karsmeller. Ancak bazi yOnetmenler hig kusku yok ki auteur yaklasimiyla daha iyi degerlendirilebiliyor. Bernard Dick'in de belirttigi gibi turn auteur'lerin belli ortak noktalan var: Ba§kalanyla isbirligi yapmak, gahsmada farklihk aramak, motifleri yinelemek, daha onceki ima etmek y e filmlerini zenginle§tinnek igin gegmi§ten &Ring almak l§birligi yOnetmenle senarist, goruntu yOnetmeni, besteci, oyuncu, kurgucu, yapimci y e sti.idyo arasinda olabilir. Demirkubuz bagimsiz bir yOnetmen olarak olabildigince finansman sorununu kendisi Ozer, filmlerini kendisi yazar. Ortak gali§ma arkada§lan arasinda sozgelimi hem Ocanca Sayfa'da hem de itiraf da oynattigi Basak Koklukaya, hem Cleaned Sayfa'da hem de Yazge da oynattigi Serdar Orgin ya da hem Masurniyet'in hem de Yazgenin göriintii yOnetmeni Ali Utku ve ge§idi filmlerde kuciik rollerde oynami§ ortak diger oyuncular sayilabilir. Bu arada iiglemesinin ikinci ancak kendisinin son filmi olan itiraf da goruntu yOnetmenligi de birgok is gibi (kurgu, senaryo, yiinetim...) Demirkubuz'a

naryolara dayanirken, Yazgt'yi Camus'nfin L'Etranger'inden esinlenerek gekmistir. "Tekrar, bir auteur'ii rahatsiz etmez. Gergek bir auteur... yalnizca gesitli tiirlerdeki temel temalanni degil, ayni zamanda bu Wrier igindeki motiflerini de yineler." 10 Yine Dick'in sozleriyle, bir yOnetmenin gondermeler yapniasi ayni seyi soylemesi demek degildir. YOnetmen farkh baglamlarda kendisine giinderme yapar. Auteurler Ozglinitik soninsahyla rahatsiz edilemezler, ciinkii onlar kendilerini bir gelenegin pargasi olarak gOriirler. Gegmisten OdLing alirken ona saygi borglanni da Oderler, onu galmazlar. Bu konuda Demirkubuz'un filmleri zengin bir maden gibidir. Bes . filminde de karakterler sUrekli gagimain medyasi olan televizyonu izler. Ilk tic filmde televizyonda izlenen sey filmlerdir. Son iki filmde ise haberler, belgeseller. izlenen programlar rastgele segilmemistir. SOzgelimi Masurniyeede klasik Tiirk filmlerinin (Ye§ilgam filmleri) izlenmesi, bu filmlerde kullanilan melodram tiirunun Masumiyeede kihk degi§tirmesiyle agiklanabilir. itirctf da yabanci bir kanaldan ingilizce haberlerin dinlenmesi, ayni zamanda karakterin sinifsal konumuna isaret eder (dil bilen, kiigiik-burjuva, entelektfiel erkek). C Blok'da yabanci filmier izlenir. Masuntiyeede izlenen Turk filmleri arasmda yOnetmen kencli filmine gonderme yapar, izleyici ve filmin igindeki izleyenler C Blok'dan bir sahne gOriirler. Uciincii Sayfa'da ise hem film izlenir hem de arabesk bir dizi film gekilir, ayni zamanda kahvede oturan erkekler Masumiyeei izler. Demirkubuz filmier arasina kencli filmlerini de koyarak Turk sinemasi geleneginin hem pargasi olduguna i§aret eder, hem de onu diinii§tUrcitigiine. Turk filmlerini &Ring almasi da bu gergeveye yerle§tirilir. YOnetmen filmlerinde kendine de mutlaka gOnderme yapar. Bordwell'in de belinti gi gibi "...sanat siner masi filmin sisteminde bir yapi olarak yazan-yOnetmeni One In B.F. Dick,

aittir.
Demirkubuz'un filmlerini belli bir tiir iginde degerlendirrnek milmktin goriinmuyor. Genellikle bu beS film "psikolojik drama" olarak adlandinlabilir, ama melodramin (Masumiyet) ye kara filmin (Cleaned Sayfa) kiyisindan gegtikleri de olur. Yonetmenin de ifade ettigi gibi, yasayan canh karakterleri yoluyla, yani tikel olanla icinde yasadigi topluma dermelerde bulunan, oradan da evrensele giden filmlerdir bunlar. Kisisel olani one gikararak ulusala, toplumsal olana y e insana dair soyleyecekleri olan filmlerdir. Auteur galismalannin pek cok kayn4 olabilir. Roman, oyun, ozgun senaryo gibi. Demirkubuz den filminde &gin se9 Bernard F. Dick, Anatomy of Fi/m,St.Martill's Press, New York, 1978, s.135.
1

.

s.140.

24

85

S. Ruken Ozttirk Biyografya / Zeki Demirkubuz

Demirkubuz, filmlerinde yarar- yOnetmeni (kendisini) yalmzca simgesel anlamda devil, somut olarak da goriintir ktlar. C Blok cla akil hastanesindeki bir hasta roltinde gOrtilen Demirkubuz, Illasumiyeede film izleyenler arasinda yer alan bir seyircidir, Nailed Sayfa'da artik sesini duydugumuz ve figikanlarla gOrti§me yapan yOnetmendir. Yazgeda bir kez daha ana karakterlerin arasmda bir sinema salonunda film izleyen izleyici olarak kar§imiza gikar. itiraf da ise artik kendisi clegil gOrtinttisii/imgesi gOsterilin kar§imiza aldatilchgi igin intihar eden koca olarak (Taylan) birkag fo2 '• Sayfa'da Isa'yi CUneyt Arkrn'in tografiyla gikar. oynadigi Dort Yanim Cehennem filminin afi§iyle aym gergevede gOsteren yOnetmen, Mastuniyeede Yusuf u ye ktigtik Cilem'i Chaplin'in The Kid I Yumurcak afi§iyle yan yana getirir. Sinemaya, filmlere ya da televizyona verilen Onem, aracin kendisini one cikaran bir stratejidir ve rnetni bir kurmaca olarak ortaya koyar. Bu yOntiyle popiner / geleneksel degil, sanat sinemasinin bir pargasi olur. Be§ filmi arasinda sinemaya / filme yapilan en fazla den-tie, filmin icinde film gekiminin gOsterildigi Nandi SayFilmin igindeki gOrtinmeyen yOnetmen Demirkubuz'dur ve sesiyle oyuncu adaylanna sorular sorar. Isa karakteri (Ruhi Sari) hayalleri arasinda "ba§rol oynamak istedigini" soyler. Oysa izledigimiz filmin ba§roliindechr zaten. "Acdara ragmen ba§aran bir insane oynamak istedigini" sayler, oysa filmde tam tersine aldatildiktan sonra intihar ederek ba§ansiz olanlar, kaybedenler safinda yer ahr. Film metinlerarasi bir yercle durdugu gibi kendi metni icinde de filmin kenclisine gOnderme yaparak oyun oynar. Televizyonda Ugur'un ve Zagor'un Olcliirtildiigil Yusuf yemek yeniektedir ye tesadtifen haberi gOrmez. Daha once de Ugur'un odasina gOz gezdirirken ZaD. Bordivi•II, a.g.e., s.59. ilk ydlarda MUl lbbir yandaii yu da farkli kaniusal cekanlar lu cakiligcni tuvirlanylu, kr.ndisiui gasteruitinie kiniusulidaki cabasiylu dikkaileri gekrrkcu, iitc taralian du filitikri giisiernie ulanugini somulla kadar

gor/Orhan'in fotografini gOrmemi§tir. Oysa tesadtiller Ye§ilgam filmlerinin cok Onernli bir ozelligidir. Popiller yerli filmlerde tesadtifler ya gati§mayi yaratir ya da tam tersi cati§manin gOztilmesine yarar. Yerli sinemada gocuklar tesacltifen anne dedikleri ki§inin teyze oldugunu ti;, renirler ya da IcOr 6 adam tesadtifen kenclisine bakan kadinin eskiden sevgilisi oldugunu Ogrenir. Masumiyeein en Onernli noktasinda yiinetmen tesachifti tersten kurar ya da ba§ka bir deyi§le bozar. Ayni filmde dilsiz ablanin rnasumiyeti de One cikar. Oysa dilsiz abla aym zamanda Ye§ilgani'da sikga kullanilan "ailenin namusunu iki paralik eden" ve sonugta cezalandinlan kadinlardan birisidir. Tek fark, artik bu kadinin sessiz olmasi ve masum olmasidir. Clciincit Sayfa'nin sonunda filmin igindeki Ye§ilgam filminin diyaloglan, koridorda isiklar sOndilgiinde ye kapani§ jenerigi ba§ladiginda da siirer. Filmin igindeki filmde de bir ihanet ya§annii§ ve kadin karakter asil erkek karakterin sugladigi bigimiyle "rahata kavu§mak igin'', "para igin" zengin olan erkegi tercih etmi§tir. Film icindeki filmle izledigimiz film arasinda bu anlamda bir paralellik kurularak hem Ye§ilgam'in aslinda ya§adigimiz diinya oldugu stiylenir, hem de inandinci olmayan bir Ye§ilgam filminin Oykiisti, giindelik ya§amla ilgili, ayaklari tizerine basan bir sanat filmine malzeme edilir. Ayni zamanda sanat filmlerinin bir tizelligi olarak filmin kurmaca yapisi One cikanldigi igin izledigimiz her iki §eyin de "film oldugu" duygusu yaratilarak Ozde§le§me kirilmaya calrsilir. Masumiyeede izlenen filnilerin etkisini azaltmak igin Yusuf, iiziilen otel sahibine "film bu" der.

Sayfa icinde yer alan Nlasumiyeein pargasinda
Haluk Bilginer'in canlandirdigi Bekir karakterinin konu§masinda gegen "bir inandim orospuya tam 20 yil gecti" repligi, bir anlamda isa'nin Meryem'e kamp Oven duymasina uyar. Dolayisiyla yOnetmenin bir Oncelci filmi, yeni filminde OnemIi bir i§leve sahiptir; Isa'ya stiyletilmeyen stiz Bekir'in agzindan duyulur.

86

87

S. Ruken Oztiirk

. Biyografya / Zeki Demirkubuz

Filmlerinde kendi kendine agilan kapilari kullanan ytinetmen bu motifi de- bilingli olarak sever. Bu, bazen kapinin kapanmasiyla kararan perdeye kar§ilik gelir ye bir sahneden ba§ka bir sahneye gegerken ornegin Ucuncu Sayfa filminde yogun olarak kullanihr. Ya da Masumiyet filminde ironik bir gun kimsesi olmadigi i§1ey kazanir. Yusuf, hapisten icin 'cli§anya' gikmak istemedigini bildirdiginde kapi kendiliginden agthr. Masumiyet'de kapinin ilk agili§i hapishane

Kurban olma, talihsizlik, a§k icin her §eyi feda etme, insanin karanlik yOnti, kotiiltik, masumiyet, merhamet, end* / kaygi, Aristoteles'in oyun turlerinden saydigi tragedya yalitma, oltini, yUce olan, bireysel-aristokrat olan, merhamet ve kaygi, etik, iyi ve kOttlyti igerir." Demirkubuz aristokrat ye }dice olan ch§indaki kayramlara uyar. Ctinkti o, tragedyayi kendi topraklanna stradan insanlar eliyle getiren gagda§ bir yOnetmendir. Scaliger, tragedyada hep bir kotii kader duygusunun sezildigini belirtin". Ucuncii Sayfa'da Meryem'in `kadef i§ter demesi, bu trajediye i§aret eder. Bir filminin adinin 'yazge olmasi da bu gergevede Onemlidir. YOnetmen, insanin oziincle iizerine kurulu oldugunu dii§tintir. 15 Ucurtcii Sayfa'nin Oztinde yatan Demirkubuz §Oyle agiklar: "Yoksullann rnaruz kaldigi en bilytik teri5r, yine kendi aralannda yarattiklan tererdUr. Onlar sisterne gore mazlumdur, ama kendi iglerinde inanilmaz kiyicihklan vardir"." Ayni sOyle§ide yiinetmen, filmleriyle seyirciye "biraz amyl tathrmayi" denedigini siftyler. 17 insanlar arasindaki teriir, kiitilltik ye gektikleri act fikri Dernirkubuz'u yakindan ilgilendirir. Ayru konu pek gok sanat filmi gibi Claude Chabrol'un Merci pour le Chocolat l Stcak cikolata (2000) filminde de i§lenir. Marie-Claire `Mika' Muller karakterinin iginden gelen dogal ye gok da nedensiz olmayan kotuluk Uciincii Sayfa'daki Meryem ki§iliginde alt smiflara bula§mt§tir sanki. Karakterlerin isimleri dinsel ki§ilere gOnderme yapar: Musa, Isa, Meryem, Harun, Yusuf gibi. Ilk ye son filmi karakterler, alt-orta siniflardan gelmektedir. Sayfa'da Isa Meryem'e parkta "geginiyor musunuz?" diye sorarken gOrtintilde parmakliklari gagn§ttran aglar varchr.
" Kathleen Rowe, 5.103.

lardan yola

mudurunun odasinda gergekle§ir, mudiir }captain bozuk oldugunu soyler. Yazgt da Musa hapisten cikmak tizereyken
savcinin odasinda beklemektedir, kapi yine agihr. Bu kez savci, tamirci gagirarak kapiyi onanr. Yusuf icin acilan kapi, Musa icin kapanmigtir. Bir yabanci gibi dunyaya Musa icin igerisi de kansi da birdir. Buttin bu Ornekler Zeki Demirkubuz'un filmlerini btitiinluklu olarak gtinii ye kendi metinleri arasinda gegi§ler, gondermeler yap itiraf da da `kapinin kendiliginden acilmasi' tigim motifine rastlanir. Beg filmde de miizik gok az kullanthr, bazen filmin icinde birinin soyledigi tUrkti duyulur. Uzun sahnelerde bazen karakterler uzun tek bir planda konu§urlar (IVIasumiyet'de Bekir, Ugancii Sayfa'da Meryem, itiraf da Harun gibi). Ilk film olan C Blok, gerek kamera kullanimi gerekse igerigi ile daha farkh bir yerde durur; hareketli bir kamera kullanthr. Kamera alt ya da Ust acilardan ve de bicimi bozarak ttileri gOsterir. Yazgeda savcinin odasinda uzun bir gevrinme yapihr. Ancak genel olarak filmlerde hareketli kamera kullanilmanu§, planlar genellikle uzun ye hareketsiz bir kamera tarafmdan gekilmi§, kamera Ontindeki sahnenin duzenlenmesine Orient verilmi§hr. Yonetmenin f/ashback'i kullancligi tek film yine C Blok'tur. Auteur gali§malannda farkh temalar si5z konusudur. Sanat sinemasi icin de aril durum gegerlidir, ama yine de Avyabancila§ma rupa sanat sinemasmin yalnizlik, gibi 'sal" konulari vardir. Zeki Demirkubuz evrensel konu-

The Unruly Woman, University of Texas Press, Austin, 1995,

Sityda DUnden. angline Tiyalro Diiiiincesi, Anailoin Universitesi BiW1/11Cvi, Eski,eliir, 1991, s.86. " Y. Giiven, Z. Alan, B. Gininia, s.17. Zeki Demirkubuz" ' Murat Ozer, "Kuraulik fistinie Digitiirk, No: 26, Teniiituz, 2002, s.119.
17 a.g.e.,

5.120.

88

89

S. Ruken Oztiirk

13.iyografya / Zeki Dentirkubuz

Bu filmin en belirleyici noktasi da yoksulluktur. YOnetmen, ilk (C Blok) y e son filminde (Itiraf) List srnifin evlilik ya§amrna ve mutsuz birlikteliklere odaklannu§ur. Filmier anti-kahramanlardan olu§ur. Yalnizca C Blok'da ana karakter kachnchr, ama sozde ana karakterciir. C Blok, §ehirli-modern bir kadin karakterin yalnizligtm ye igindeki bo§lugu, sikinuyi anlatmak isterken ashnda yan karakter olan Halet'in trajedisini anlatir. Demirkubuz filmterinin hepsinin trajik karakteri erkektir. C Blok'da Halet, Masumiyet'de Yusuf, Say/cYcia tsa, Yazgeda Musa, Itiraf da Harun ye Taylan. Paglia'nin da belirttigi gibi "Trajik kadm kahramanlar cok azde l 8 ye Carpenter'a gore bir filmde LizUcti bir §ey bir kadinm (ya da diger giigsili gruplarm, Ornegin gocuklarm) ba§ina geliyorsa o filme melodram, bir erkegin ba§ma geliyorsa trajedi clenir. 19 I'Vlelodramlarm bu nedenle uzun sure a§agdandigi ye degersiz bir tiir olarak gOrtildilgil bir gergektir. Trajedi, kohl kaderleri olan erkeklere yakr§ir. Filmlerdeki erkekler ternelde iyidir, ama edilgen ve iradesiZdir. Ba§lanna gelen olayclan sonra yiluma ugrarlar. Genellilde bu olaylarin nedeni de kadindir. Kadinlar giiglil y e direnen karakterlerden onurlu ama zavalli karakterlere dogru sahnirlar. Bekir'in Ugur'un pe§incien gitmesi (Masumiyet), Harun'un pe§inclen gitmesini (Itiraf) animsaur. Onemli bir fark varchr, Bekir intihar edebildigi halcle Harun bunu ba§aramaz. Sevgilisine giden e§ini izleyen Harlin, otelin online geldiginde cesaret edip otele giremez, hemen gekip gider, Meryem'in kapismi galamayan Isa'ya (Cleaned Sayfa) benzer. "Filmlerindeki erkelderin iradesizligi / varolu§gu .baglamda Yazgr'mn Musa'siyla doruga kar.''20 Erkek clayani§masi Musa ile kom§us tr arasinda (Ya zgt), Siiha ile Harun arasinda (Itiraf) ye daha farkh diizeyde Be" Cum ii Ii Paglia (1991), Sexual Persunae, Vintage Books, New York, 1991, s.7. " K. Rowe, s.98. 20 R. 6-..iiirk,"C Blok'tiolitirara" Radikal iki, 19 May's 2002.

kir'le Yusuf arasinda (Masumiyet) goriiliir. Erkek §iddeti polisten Yusuf a i§kence olarak, Bekir'den Ugur'a sOzle, kocadan Yusuf un ablasina fiziksel olarak, gegmi§te ise Yusuf tan ab]aya y e Ugur'un eski kocasindan Ugur'a fiziksel olarak (Masurniyet), kocasinclan Meryem'e fiziksel olarak (Uciincu Sayfa), Harun'dan Nilgiin'e stizle ye fiziksel olarak (Itiraf) yoneltilir. Saflik tizellikle ilk rig filmdeki erkek karakterlerin temel tizelligidir (Halet, Yusuf ye isa). Aldatma da sikhlda goriilur. C Blok'da Tillay ye Selim birbirlerini aldatir; hizmetgileri Ash hem Selim'le hem de Halet'le birlikte olur. Nandi Sayfa'da Meryem Yazgr'cla e§i Musa'yi ye Itiraf da e§i Harun'u aldatir. Kadnun aldatmasi yogun olarak i§lenir. Buna bagh olarak da luskanglik soz konusudur Bekir'in ve Harun'un luskangligi). Itiraf da Nilgiin ve Harun arasinda telefonda ve yemek yedikleri yerde ya§anan ince sorgulama ("bir §ey mi var?", "yok", "bir sorun mu var?", "ne gibi?"...), Vesikall Yarim'delci (Ltitfi O. Akad, 1968) Sabiha ye Halil arasmdaki (evde ye bo§ bir alanda gegen) sorgulamaya benzer. 2 ' Bu anlamda bu filmle kurulacak bir benzerlik Demirkubuz filmlerinin de "imkansiz a§klari" anlatiyor olmasichr. Ornegin 1Vlasumiyeede Yusuf un ve Bekir'in Ugur'a duydugu a§k ya da ba§ka dilzlemlerde Cleaned Sayfa'da isa'run Meryem'le, Itiraf da Harun'un hatta tigLincii lci§iyle olma istemleri kar§ilik bulmaz. Erkekler (Yusuf, Isa, Harun), olanaksiz da olsa birlikte olma istemlerini dile getirirler. Trim filmlerde srkrntmin, kapatihnrshgin, daraltan bir atmosferin varligindan sriz etmek miimidIndLir. Sanki be filmdeki srkrniiyi, clar mekanlardalci krsurrlmishgi, grlu§sizligi ilk filmdeki (C Blok) Tulay karakteri dogrudan ye sik sik "sikiliyorum" diyerek Ozetler. Suner, Masumiyet'i "kapahligryla tarnmlanan bir ta§ra dilnyas," olarak okur. 22 Masamiyet di§inda, Itiraf da da niekan ba§kent olmasina kar§in ta§ra 21 Boozer hir sorguluma, cok duliu kiicuk boyutta C Blok'du Sdim'clon Tulay'a
lz A.F. Suner, a.g.e., s.197.
yanclir.

90

91

S. Ruken Oztark B6,ogruffa / Zeki Demirkubuz

manzaralan gtortirtiz. Diger ilg filmin mekani istanburdur, ama ister zengin gevreler ister yoksul mahalleler olsun lusunlmi§hk atmosferi degi§mez. Her filminde oliim, intihar ya da oldiirme yer ahr. Ilk filmde (C Blok) gorece daha azdir. Sadece bir cinayet giri§imi gOrtiltir. Mastuniyet'te Bekir intihar eder; Ugur y e Zagor Ociincii Sayfa'da Isa ev sahibini OldUrtir, filmin sonunda intihar eder. Yazgerun sonuna dogru Musa'nin hapisten gikmasim saglayan mektubun sahibi intihar eder; filmde aym adamin gocuklan ve e§i OldUrtilmti§tUr. Itiraf da Taylan'm intihan sugluluk duygusu yaratir, aynca Nilgiin'tin sevdigi adamin klzi da intihar eder. Harun intihar giri§iminde bulunur. Yollar da kapilar gibi gok kullantlan§br. C Blok'da Tulay sfluldigi an arabasiyla yollara dii§er, bu yolculuklann birinde farkh deneyinder ya§ar. Masumiyet bir yol filmidir ashnda. Uciincii Sayfa'da karakterin yolculugu ona rastlanti eseri gergegi gOsterecektir. Yazgeda karakterin hapse gidi§i ya da Itiraf da karakterin §ehirlerarast y e §ehir iginde yaptigi yolculuklar gosterilir. Ozetle TUlay'm (C Blok), Yusufun (Masumiyet) ve Harun'un (Itiraf) yolculuklan perdede daha uzun kalir. isa'nm (Nandi Sayfa) yolculugu filmde Onemli bir doruga i§aret eder. Tesadilf sonucu Meryem'i ev sahibinin ogluyla ve gocuklanyla goriir. Bu baglamda tesadtifler de filmlerde Onemlidir, hatta Yusufun (Masumiyet) tesadilfen haberleri gOrememesi onemli bir bilgiden yoksun kalmasma neden olur. Izleyicisinin her zaman gok OnUnde olan yOnetmen stirprizled sever. Stirpriz, filnilerin ba§mda, ortalarinda ya da finalde yer alabilir, ortaya gikugmda izleyiciyi de karakterleri de §a§iru • . Uciincii Sayfa'da Isa, Meryem'in oyununu finalde fark eder. Masumiyet'de sozii edilen iki karakterin (Zagor ye Orhan) aym ki§i oldugunu finalde anlanz, ama karakter anlayamaz.

Film karakterlerinin stirprizi fark etmeyi§leri safhldanndan, dikkatsizliklerinden ya da tamamen kaderin bir oyunundan dolayi olabilir; izleyici olarak bizim fark edemeyi§imiz, bazen yOnetmenin bizim igin birakugi bo§luklan yaratici bigimde doldurrnammuzdan kaynaklanir. Itiraf da ashnda Harun'un en yakin arkada§uu (Taylan) aldattigim cook sonra fark ederiz, oysa karakterler filmin ba§mdan beri bunun acismt ta§imakta, gerginligi ya§amakta, ne oldugunu tam anlayamadigmuz diyaloglarla bu trajediyi data vurmaktadirlar. Filmler arasmda hepsi bir tek filmmi§ gibi seyircinin bulacagi baglanular ve farkh yorumlar sOz konusudur; Ocancii Sayfa'nin Meryem'i sinif atlamak igin elinden ne geliyorsa yapnu§ur. Ama ne pahasina? Bu baglamda C Blok'un struf atlami§ Tiilay'inin ya§adigi sikinti, Meryem'in ya§ayacaldannt da Onceden giisterir. Aslinda Tfflay gibi gormek istemeseler de diiniip dola§ip Nilgiin gibi (Itiraf) bir gecekonduya Ozetle yiinetmen, hem bulundugu cografyadan hareketle "sokaktan insanlarin tragedyasnu" anlatir, hem de "metinlerarasi bir oyun" oynar. 23 Aristoteles, kiasik tragedyalarin izleyenleri rahatlatugun yaznup, 24 oysa Demirkubuz bir sanat filmi yOnetmeni olarak izleyeni rahatlatmak yerine rahatsiz 25 eder.

Itiraf
Zeki Demirkubuz'un filmografisi igindeki son film olan

Itiraf, yiinetmenin diger filmleriyle ortak noktalar ta§imaktadir. Itiraf in temalan a§k, ihanet, aci, ileti§imsizlik, kader ye
yalnizhkur. Bigimsel Ozellilderi agismdan genellikle duragan kamera kullanmasi; ortak motifler olarak kapilann acilmasi,
" R. Ozairk, a.g.e. 24 Arisioteles, Poetika, Renzi Kitabevi, Istanbul, 1993. 25 Peter Wollen, "Godard and Counter-Cinema", A Film Theory Reader: Narrative, Apparatus, Ideology, P. Rosen (Der.), Columbia Univ. Pre ys, New York, s.120-129. Bu cal-caved,: dii iiniildii uudr. Demirkubuz lilmleriuin, bu Ozelliklerin cogunu saliip oldugu

92

93

S. Ruken Oztark

Biyografya I Zeki Demirkubuz

yOnetmenin bu kez fotograflyla kendi filmine katilmasi, yollann, televizyonun kullamlmasi ve anlatidaki sUrpriz, ortak bir kez ayakta Ozellilderdendir. Aynca bu filmde clurmasi sirasinda (balkon kapisinda beldemesi), Harun'un da pet gok duru§uncla ya cla oturu§uncla kamera uzun sure kipirdamayan karakteri kaydecler. Boyle bir segimin sinemacla, bir anlamda yabancila§tirma etkisi yarattigi izleyici icin rahatsiz eclici, gergin bir beldeyi§tir bu. Bu filmde mekan olarak secilen Ankara'mn bir memur kenti olarak yan anlamda sessiz, sakin, kan§ik olmayan, duzenli ye huzurlu bir kent olarak kocilanmasl, huzursuz, gergin ve patlayan bir ili§kiyle carpel bir zithk olu§turur. Film ikili bir yap " Uzerine kuruludur: Once bir itiraf ettirme cabasi, archndan itiraf etme rails'. Ilk yandaki `itiraf ettirme'nin ne anlazna geldigini anlamak, ancak ikinci yandaki itiraf erne sahnelerini izleyince olanakli hale gelir. Bir ba§ka dcyi§le filmin ikinci yansi, ilk kismini anlamanin da temelini 27 olu§turur. geleneksel bigimde izleyici olarak icine girebilecegimiz airden bir film degildir; insam sarekli rahatsa eden, zaman zaman a • in gergekgi, zaman zaman gergekgiligin kinlchg, ye izleyiciyi uzaklapran sahnelere sahiptir. Film, Cannes Film Festivali'nde olumlu ve olumsuz ele§tirileri birlikie ahr. Positif dergisinde ele§tirmen "dogrusal klasik rmasi ve mizanseni" nedeniyle "bu filmin niye anlayamadim" 2H diye yazarken, Le Monde'clan Man-

delbaum, 21) "kadm erkek ili§kilerindeki duygusal kurulugu ba§anyla yansittigi iCin" Demirkubuz'u takdir eder. Zengin bir malzeme olmasma kar§m, Turk sinemasinda ikili ili§kilerdeki (e§ler / sevgililer arasindaki) gatlaklar, gerginlikler ya da sorunlar Bati'daki benzerleri gibi gOsterilmedi, bunun nedenini toplumbilimsel ya da felsefi boyullanyla irdelemek ba§ka bir call§manin konusu olabilir. Ama necleni ne olursa olsun bu tiir film Ornekleri Ye§ilgam sinemasinda olmadigi gibi, 80'lerden sonra da sayica fazla degilcli. Ilk alda gelen bu konuda Yavuz Ozkan'in (1989) filmiclir. Ku§kusuz birey'leri yOnetmenin kendi bireyselligi iginde anlatmasi, yer yer bilinen sinema kaliplanni yikmasi, Tiirkiye'de Demirkubuz seyircisinin entelektilel kesimle smith olu§unun ve siradan izleyicinin bu filmlere gitmeyi§inin de nedenidir. Tipki sakin ve huzurlu Ankara'nin kent olarak bu filmde ironik durmasi gibi, ruhlar da bedenlerini bulamanu§nr. Filmde Ozellikle Harun'u canlandiran Taner Birsel'in bedensel Ozellikleri sanki ruhuna kar§ilik gelmez. Nilgun'iin yeni ili§kisi simgesel olarak erkegin cinsel yetersizliginin giistergesidir ve bu Harun'un duru§una da yansir. Barak Kijklilkaya'nin inceligine ve kinlganligma kar§i iri yan ctissesiyle Taner Birsel ironik bir bigirnde cesaretsizligin, eclilgenligin, zavalltltgtn, incinmi§ bir ruhun ta§lyicisi olur. Belli bir a§amadan sonra Harun'un rekli iki biikliim, base OnUnde gezmesi, yiiriirken ayaklanru siiriimesi, cok sik aglamasi biiyiik gOvdesine orant ' siz bir §ekilde One vicar. • Dolayisiyla Harun kurbanla§nnlir. Trajik bir karakterdir o, Yusuf, Isa, Musa gibi, kahraman Harun'un sevdigi kadin/e§i elinden kaymaktachr (sevdigini, i • kin gittigri Istanbul'da otel oclasina resrnini koymasmclan gikarabiliriz). Harun gOrUniirde Nilgfin'iln aynlma istemine degil, `gergegi sOylememesine' Oficelenir ye kendini a§agilanm,§ hisseder. Phillips'in kitabinin hemen 2" Jacques Mantlelhaum, "Lit Tumult ', a r;ama Ile In dasaffortiou
Le Monde,

Aturrikali l ' agrusiz yOncitnen Jun Jost, The Brtl Yau Sle11/ in I UyI11/ 41111 yabanculaprina etkisi yaIA (1993) Lull' filluilult" ittrolint" uygun hir cuk 1.1%1111 si:11 . 1! (yaklatik Is dakika) kaluerasull laclar ratinak yin," do lklar try oltuayati llogayu rtittklar. hilly' do dial:, az olulakla "toy yaiintayan karaklericri sassizcc giisicrinrk algtkin oltlitguuluz siirctIon dalia twain siarr. Ciknia7.1'otla (2001) loluilarNIulltolluilt1 Dr. / 1 . 11,1:1 David yarula ya,,attlau surr;a11/yrittilasiz kadal0 uzuu rtiyatun ya (lq kurakteria grrcogilli (ya da kaluihunti) atAlatligi din (oyutirti allre Vassc, "hirof I Coutio::sital", Posinf, No: 497-498, 2002, s.82.

26 Mavis 2002.

94

95

S. Ruken &Lark

. Biyografya / Zeki Demirkubuz

ba§mda Emerson'un bir stizU aktanhr: "Bir yalam yutarsamz, pe§inden gelen her §eyi de yutmak zorunda kahrsiruz". Harun'un inaduun gergek nedenini ancak anlati ilerleitiraf ettirerek kendi yadikge gOzeriz. Anlanz Id o, ralanm sarmak ister, kendini aklamak, temizlemek ister, bir yalaru dogrultmak ister. Nilgiin itiraf ettikge kendisi itiraf etmi§ gibi rahadayacaknr. CUnkti Harun, ashnda Nilbozmu§tur. Stireg iginde Taylan aldatilglin-Taylan maya dayanamaz, intihar eder, Nilgiin Harun'la evlenir (gegmir &milk bu sahneleri yOnetmen gOstermez, seyirci bunlari karakterlerin agzmdan duyar). Harun'un (gergege tanik oldugu halde) inatla ye israrla itiraf ettirmek istemesi, ruhsal agiclan kendi itiraf istemini yansitir. Bu da zaten filmin ikinci yansmda izleyiciye agtklamr. Harun bir Ofice patlamasmin ardindan, telefonda ugtin kar§ila§in aruk itiraf ettirmek istemesinin anlami cu gaginr. da kalmaz, her §eye boyun egerek yalmzca Nilgiin evi terk edince, bu kez kendisi itiraf etmek igin yola vicar ve Taylan'in her ryden habersiz ailesine gider. Izleyici, tiggen iligkinin varhgtm Ogrenin Taylan-Nilgiin-Harun. Anlanz ki Harun'un yillardir iginde biriktirdigi sugluluk duygusu NilgUn'le ili§kisine.yansmu§nr. Kernberg'in befirtfi§iddetli superego patolojisinde bin (filmde Harun) otekini suglar, ele§tirir, a§ap,-'ilar ve yansitmah Ozde§le§meyle baingalunda bu davram§lan otekinin yapmasi konusunda onu etkiler, Otekinin boyle yaptigmi dii§Untir, bir anlamda bilingaltmda onu te§vik eder. Harun, Nilgun tarafindan a§agdanchgtru dti§iinUr, oysa asil ktiglimseyen, a§agilayan kendisidir. Kernberg, Ozel bir olay baglammda, bilingch§t bir gabayla bir kadirun kocastru daha fazla :12 §iddet kullanmasi igin lu§kintigint Oyler. Nilgun de inatla itiraf etmeyerek boyle bir duruma yol agar. Qysa ayni zamanda erkegin (Harun'un) sugluluk duygusunu hafifletmek ya da bilingaltmda Ode§mek igin kansim neredeyse kendisi'° Adam Phillips, Monogamy, Vintage Books, New York, 1996. 3 ' Otto Kernberg, Love Relations, Normality and Pathology, Yale University Press, New Haven & London, 1995, s.111.
32 a.g.e.,

30

ni aldatmasi igin ki§lurtmasmdan, gerekli zemini ham-lamasmdan soz etmek daha

"Superego yansimastntn en stk gOriden bicimi, taraflardan (partnerlerden) birisinin otekini acunastz bir zalim olarak, kar§tstndakini suclu hissettirmekten ye ezmekten sadistce zevk alan ahlakct bir otorite olarak deneyimlemesidir. Taraflardan ikincisi ise ilkini gavettilmez, sorumsuz olmakla, hainlikle, yalanctItkla, (yapttklartntrt) `yarttna kcir kalmast" icin cabalamakla (suclar) deneyitnler."33
Erkek bir yasagl delmi§ ye arkada§inin e§ini 'ayartnii§'tir. Kadin sugluluk duygusuyla erkegi ki§kirtarak hem aralarindaki §iddetin dozunu arttirir hem de erkege pasif §iddet uygular. Bu arada erkek de ayni suckluk duygusuyla yalnizca karisinin ihanetini beklemelde kalmaz onu te§vik de eder. Bedelini bilingaltinda biiyle Odemeyi dii§tiniir. Her ikisi cle birbirini zalimlikle suglar, konumlar siirekli degi§ir. Her ikisi de sugluluk duygusuyla kivraiiir ashnda. Harun arinmak ya da sugluluk duygusunu yansitarak bu duygudan kurtulmak igin itiraf ettirmek ister, Nilgiin gegmi§teki sucuyla erkegi bir kez daha ytizytize getirmek igin itiraf etniez (belli ki gegmi§in sugunun gogunir Flarun'da sOzleriyle cle bunu ifacle eder). Dolayisiyla bir kisir thins' gii iizerine kurulmu§ ili§ki ve bu ili§kiyi yine kendi iizerine kapanarak J.nlatan bir yaps soz konusudur. Bir "yalcinlik teriiristi" olarak (terim Miller'a aittir ye kitabinin adi Intimate Terorism'dir) Harun "hazclan gok aci gekmeye ve zorlaniaya dayanarak da olsa siirdiirmek ister. Sartre'in tenor tanimi da flarun'un tavirlarini agiklayici niteliktedir. Ona Ore tertir, Oteki'nin belirsiz ka§icidet kullanip yok ederek ctizillmeye kar§i kullanilabilir. 34 Miller, yakinlik terbrizminin bir ge§it olumsuz sevgi, 35 sevginin karanlik yonii oldugunu sOyler. Bu baglamcla min ana ba§liginin KaratzIlk Ustiine Oykiiler olmasi anlarnhdir. Her ili.ki gibi ikili fii§kilerde de taraflar iktidar mticade.1

a.g.e.,s.111.

34 Michael Vincent Miller, Intimate Terrorism: The Crisis of Love in an Age of Di-

Norton & Company, N.Y., London, 1996, s.37.
35

s.112.

tt.g.e.,

s.37.

96

97

S. Ruken Oval* Biyngrajj'a / Zek . Denzirkubuz

lesine girer. itiraida kan-koca arasinda iktidar sahrur durur. Harun kaba giice ba§vtirurken iktidann ta§iyicist Olur, ama Nagiin Harun'un istedigi yamn vermeyerek her defasinda iktidan sarsar. ili§kinin yOntinif inatc, tavnyla belirler, dolayisiyla iktidara sahip de odur. Filmin sonunda iktidar, `her §eye ragmen' yine de Diyarbalar'a birlikte gitmeyi teklif eden Harun'la aralanndaki higbir §eyin unutulmayacagini, `gegen tek §eyin zaman' oldugunu soyleyen ve net bir yanit vermeyen Nilgiin arasinda clurur. Aynca Harun ozelinde, degi§en insan ruhunun tekinsiz ylizti gOsterilir. Harun once ne olursa olsun her gergegi kabul edecegini ve bir anlamda tepid gOsterrneyece gini vaat ettikten hemen sonra Nagiin'e fiziksel r olarak saldinr. anlatir. ticgenler ticgen clogurur. Film licgen Harun'un Once, Taylan, e§i Nilgiin ye iicuncii ki§i gecmi,te bir acinin iizerine kurdugu evliligi §imdi bir ba§kasinin tehdidiyle savrulmaktadir. Bu hem kacleri ima eder, yani istemedigi ama yaptigi bir §ey dongiisel bir bigimde onun cla ba§ina gelir, hem de iiclu ili§kiler yeni iiclii ili§kileri yarati • ken evlilige de kurumsal olarak giivenilerneyecegi gOsterair: Harun, e§i NiIgiln ye iicuncu ki§i, i§te yeni bir figgen. Ama bu kadarla bitmez, sonucta NilgCm, sevdigi (Actincil ki§i ve iijuncii ki§inin e§i vardir. Dolaylsiyla rmatik bir yorum cla olsa filmin Onerdigi ashrida teke§liligin imkanstzligidir ve yaptigimiz kOttiliaderin kabuslar ,eklinde bir giin karrniza cikabilecegidir. 11diller'a gore,

Gercekten cle Harun'un laskanglik duygusu icinde terkechime kaygisi gekerken hedenine yansir, c6omuzlarla dola§ir genelde. Ayrica bikmadan yaptigi sorgulamalarla kontrol akina almak isterken, ondan sevgi talep ederken bile nefretin ve giicsiirliigiin icincle debelenir. Yakmhk lerOrizminin taktikleri Miller'a gore, hem kurbam yaralar hem de terbriste geri ()Oiler.'" Harun'un yapacagt tek §ey, geri Taylan'm ailesine itiraf etmektir. Harun'un giicsiizliigiinii yakici bir rkilde hissettiren §ey ku§kusuz Taylan'm saglam dururdur. Harun'un tersine Taylan, aldatilmi§ koca oldugu hakle hichir rkilde itiraf ettirme gabastna ty ,irmemi t-itir. Her ryi silkunette kar§dar, sesini etkarmaz, hatta intihar edecegi giin nerli glininmeye bile calt,t •. Taylan Harun gibi kenclini kiiciatmez, giictinii Olene dek ta§tr, tipki Belch gibi, isa gibi, diger kaybedenle• gibi tamesini de bilir. Harlin ise ba§ansiz bir irlihar giri,imincle bulunor, Oinieyi bile beceremez. Phillips'in sOz[eriyle "sadakatsizlik, cinsellik dramiyla oklugu kadar gergegi soylenie dranityla da ilgilidir".38 Filmele herkes hirhirine `bir §ey mi var?' diye sorar (baron Nagiin Ilarun'a ve anlatachgtna Ore Taylan Ilarun'a) ve herkes `yok' der.

Iilnrin leincle aril mantigt dilnistge nrtaya koyan bir
yer air. Bu cla claba Once sorii edilen, erkegin kachni kendisini aldatmast icin tepik euigi arganarnnt desteldeyen bir kavgalan sirasincla Nilgiin Harun'a "hep sana ihanet eciccegim, seni terk edecegim zamam beldedin, hunu umdun" der. Kaba era zihniyet taTyan erkeklerin birlikte olduklan kachnlara olsa benimle birlikte oldular, n • halde herkesle birlikte olabilirler' mantigiyla baktildan gercegi, Harun'un siiverken sectigi yansir. Harun'un yillarca, Taylan't aldatahildlgj bir gun kendisini de aldatacag, paranoyasi ortaya cikar. Nilgun zihniye.ti aciga cikanr. Ama Nilgiin'tin can linenai i§levi ku§kusuz biitiin trajedinin nedeni olmas,dhr. Nilgiin'iin

"Ktskanchk, insant giicsitz ktlan bir terkedilme kaygtst ta§tr. Bit gii ii,zliigiinii yenmek. iSin Ictskanc insan, e§ini ku§atmaya ye onu yaktn tutmaya calt§tr. Zorla yaptigt sorgalamalar, sonsuz itiraf ve sadakat garantisi istekleriyle, kacloud iradesinin yerine kendisininkini koyarak onu kontrol etmeye calt§tr... Adam kadtadan sevgi talep edip onun pe§ine diterken bile hem kenclinclen hem de ondan nefret eder, gitgide derin bir nefretin ifine dii§er."36
ct.g.e., s.46-47.

a.g.e., s.47. " A. Phillips, a.g.e.,

98

99

S. Ruken Oztark

ihanetiyle Taylan (ilk e§i) kendini Oldiirmil§, Harun (ikinci e§i) peii§an olmu§, yeni sevgilisinin de ba§ma felaketler gelFilmde mi§ y e umutsuzca eski ailesine geri umut banndiran tek §ey ortada dogmak ilzere bir bebegin bulunmasidir. Ancak yine de Itiraf acik uglu biter.

Sonuc
Turk sinemasinda Zeki Demirkubuz, senaryolarinda iyi diyaloglar yazmasiyla, filmlerinde oyunculan iyi yOnetmesiyle, yan karakterlerinin zenginligi ile, temalari ve bigemiyle hemen ayirt edilen bir yOnetmendir. Insancil bir sinema yapmak isteyen Demirkubuz, bir sOyle§ide "dogru sinema ciddiyet y e samimiyet yatar" der.'" YOnetmen, mn bu ciddiyeti ve igtenligi be filmiyle siirdiiriir. Kirag," yOnetmenin ilk tic Glmini "kaybedenlerin hikayeleri" olarak betimler ye bu filmiere yolu agan filmier olarak da Anayurt Oleli (Omer Kavur, 1986) ile Her .eye Raemen'i (Orhan Oguz, 1987) gOsterir. Demirkubuz'un be filmi iginde ana karakterlerin kaybedenler oldugu gok agikur. Bicimci bir gOztimlemede, 41 sanat filminin temel tizellikleri arasinda, yOnetmenin kendini one gfkarmasi, ki§isel ananlaunin karaktere odaklanmasi, anlatida neden-sonitg mantiginin zayiflaulmasi, olay Orgiistindeki y e filmin sonundaki bo§luklar, belirsizlikler ye gergekgilik Demirkubuz, Oykiintin degil karakterlerin ardindan Bider, kendine Eagii motifleri ye tekrarlan kullamr, filmleri iginde izleyiciyi etkin hale getirecek bo§luldar birakir, onu rahatsiz eder. Bu baglamda Demirkubuz, hem segtigi temalar gergevesinde hem de onu uygun bir sinematografik dile geyirmesiyle Turk "sanat sinemasinm" ki§isel bigerni olan Onemli ternsilcilerinden biridir.

Butun Kemal Sunal filmleri, &lain Metin Akpinar- Zeki Alasya filmleri, biitiin Ertem E'gilmez filmleri y e genelinde Turk Sinemast "i§itsel" olgu y e kurgulama sistemi Etzerine kurulmutur. Bu filmlerin hicbirinde diyaloglann §u ya da bu mektin,da säylenmi§ olmalartmn biiyiik bir iinemi, yoktar

3' Y. Grivol;, Z. Aim. 13. Giiriicu, u.g.e., s.18. 4 " R. Kintc, a.g.e., s.17. 4 D. Bordwoll, ..g.e., s.57-60.

100

NUM BILGE CEYLAN

ZEKI DEMIRKUBUZ

TURGUT YASALAR

Turk sinernasindoaeni bir

anent:

Burcak EVREN Tark sitlemasincla 1987-88'de ba;layan, olarak 1994'ien sonra ivme kaama zanan degijim-tdOni4tita olgusu, bir cok yOnden, bir Onceki dOnemle temel farldtFar ortaya koyclu. Tumilyle degilse haytik blcade var (dart, geleneksel sinema sektOranbn dtstnda gercekle;tirilen bu giclerek sinetnanuala B4;tiastzlar atilt hir I isa to —NJ& dOneminolasotrkitt. 199 .1: ten hat;Isysrak, synt aanan hirmancle, alas; mast: y e eytem hirbirterintIcti tarLti cdaklarclan hareker cdercts sinemn stanina giren yönetmen-yaptmcaar, sinema sektOrOnan altstltnts iliskilerrni-kaliplarint ye al4anladnuni raclikal bat btoncle degiime csorak, farkh hir sinems d6:enin teatsitBir Um:Ai donemlerin, gerek; cisi bicim, uslup, sinemayt algilayts y e anlatimtyla ve gerekse film yapim, daattim, rim, finanse kaynaklartyla hicbir y;t1-1i hir diitenin UricUleri konumuna geictiler. 1994 ytlindan sours orraya

it04 -tvZFK,TC (1.zt-k)

YILMAZ ERDO6AN

SEMiR ASLANYOREK

ko§ullardan kaynaklanan, yeni bit dozen kurma gereksinimin kacmdmaz sonuclarindan olusru. Sinemaya yOnelis, finance kaynaldartm elde edis , sinemayt algtlayts y e yansitts actsindan birbideriyle hicbir ortak yOnil olmayan aynt zaman birimindeki ortaya bir rasdantt sonucu da olmadt. Mevcut sinema sektOrilmin coke} ya da eskisi gibi sonucu film uretemez konumuna dusmesinden sonra, her ne olursa olsun film yapma isteginin dogal ve kactrultna sonucu 011.1PA. Bagunsiz sinemactlar olgusunu genel °lank; kendilerinden tale ') edilmeden, kendilerinin run riskleri gOze alarak film yap map talip olduktan bir sinema eyletni duzeyinde rant mlamak da ()last. BAOIMSIZ SINEMACILARIN ORTAYA CIKMASINA NEDEN OLAN KOULLAR Turk sinema ortammt etkileyen olgulardan en Onemlisi 90 1 1i yillann sonlarina dogru yapridt. Yabanct Sermaye Yasast'tnda yapilan degiiklik, ye 17, 30 Ye 31 saysIt kararnamelerte Turk sinemasmt koru-

-

yan tiim cluvarlar ytktldt. Basta dev Amerikan §irkederi olmak uzere, yabanct §irkedere Ulkemizde §irket kurup, dagtttm gOsterim haktan tantndt. Bu durum karststnda, saym Onat Kutlar'm ifade ettigi gibi: "Az geli§mi§, iyi Orgildenrnemis, ktiolk bacelerle caltsan, teknolojik alt yaptdan yoksun, estetik cabalann hen(lz baslangicta p lan, gecmi§te belki bir cok hatalart bulunan ama bu hatalann faturastni nasil odeyecegini di1sUnen, alcakgOMIllU, tutkukt ama cileli endustrimizi sinema arenastnda aslanlartn online artik. 13u karat:in UstUnden helm: iki ytl bile gecmem*ir. Ama hep gordiigumuz gibi, onumuzdeki hemen hemen turn haftalan (yabanci filmier taraimdan) kapatdmaktadir.. Salon bulamadigt icin Turk film saytst azahnaktadtr. Kazandan para ayakta durmaya bile,yetmedigi icin lcalite di4tnekte, alt yapt ve benzeri yattrunlara hicbir kaynak aktart ltnamakcad tr." Yahanct Sermaye Yasasinin clegi§iminden yararlanarak Turkiye pazarma giren Majotter (dev Amerikan irkederi) IIiskiler ve Yagmur Adam'la baslatttldan gosterimlerini cok lasa zamanda aim sine-

ma solantarint kapsayan bir yayginliga ulastirddar. Bu yaypinhk yalntzca giisterim alantyla snatch kalmaytp, giderek i§letme ve dagtnm tekelini de beraberinde getirmekte gecikmecli. Giderek, zaten kriz icinde de': inen ulusal sinema, bUyitk OlciAde film (1tr±rememl± konumuna diistu, urettigi cok az sayidaki almi ise bUyiik kentlerin merkezi sinemalannda gOsterememe zorlugunu yasainw,!a basladi. (Ornegin; bu ytllarda Turban ,oray'tn iki fihninden biri tstanbul'da yizyon butamadt, digeri ise Kadikoy'de bir stnemada ancak iki gun gOsterildikte q soma is yapmtyor gerekcesiyle vi:yondart kaldtra. Yine; Korban Yurtsever' filntini, vizyodan kaldmItnastm proresco icin sinemantn Oniinde yakti..) Bu clOnemde, ulusal sinentaya ytinelik bir diger teldike korsan vidyo olgusu idi.O ciOnem, Sinema Salontart iyerenler Sendikast Baskant p lan Mehmet Soyarslan bu konuya sOyie degtniyordu. "...Ever Turk filmleri sinemalarda hafta bulamlyor;. clink(' film yapancilartmtz olarak artik beyazperdeye degil, video ekrantm secmis ve ona reslim otinu durumdadtr.

NURI BILGE CEYLAN

ZEKI DEMIRKUBUZ

TURGUT YASALAR

Tiirk

sinemasinda,yeni bir donee.:

Burcak EVREN Turk siflemasindo 1987-88'de bastayan, ama koklii olarak 1994'ren sonra ivme kazanan degisim diiniisum olgusu, bir cok yänden, bir Onceki donemte tercel farkhtar ortayia koyclu. TiAmnyle degilse bile, yar °Ian, getenekset sineina hnytik sektOriMiin dt ulda gerceklestiriten bu gderek sinemaim:cla Bagirnsi:tiar adti bir kusiagin danemin- baslan-, cnu otusriirdit. 1994'ren bastayarak, aym 2aman hiriminde, arna; antic y e eytem oilaklardari bareket ecterA cinema atitnina giren yönectuen - ynpimcdar, sinema seknanintin attstlmts iliskilerini-katiplarim y e aliskanliklanni raclikal bir biciunde de isisime ugr3t3rak, farkti oklutar. Bir Onceki ikinemterin, gerek; sinemayi algtlayis y e antatiimytia v e gerekse film yamm, dailitim, finance kaynaklanyla hibir iliskisi hit ditznin ärictiteri muna gelditer. 1994 yitindan sonra ortaya

istnIMAK-T (Lrzm(i)

.5,

362.yi„rcisb-:.; .

Vi .a..;.:: 'Ilya

katg-irrilq , giicliikte

4.,

_.'".•"•

j"

,,,,,, & 'fitAit..,,..f..

giisterilru.: solamItlyna gibi bir tehlike ile ..3-,s7... ,:amy„,..i. I:..alan. .:,.')',..t''''' enernezdi," irnza atmasi,..

Tabi bu davram§in sebepleri varchr. Bu sebeplerden biri sinema salonlanntn cok az sayida olmastchr. Diger sebep ise, yapuncilartmizm . artdc finanstnantannt videodan temin etmesi, bu nedenle bagimaz film yapmarnastdi.r. Filmier video dagitun firmalanndan temin edilen finansmanm limitleri dahilinde imal edilebiliyor. Bu durumda yaptrnct sinemadan ne alsa onun icin kar haline geliyor. Sinemalann is yaptp yapmamast and< yaptmcmin sorunu Olmaktan gilayor. Seyirci ise aynt filmi cok lasa bir sure sonra videoda izleyecegini ilanlarda garUnce sinemaya gitmiyor. Aynca ozellikle yerli filmlerin mutlaka yil ekran isteyen sinemaskop, dolby-stereo gibi sesli cekim, sepecial effects gibi Ozellilderi de olmachguldan seyirci yerli film seyretmek sinemayt tercih ,ettniyor. Durum boyle olunca bu serteye kadar sadece yerli film gastermis bircok sinema bile kesinlikle yerli film oynamamak karart ile yabanct filme dantniis oluyor." Majarlerin gasterim, dagatm ye isletme tekelini kurmast, korsan ye yasal plan videonun yayginhk kazanmast, TUrk sinemasmin gerekli cagdasteknotajiyi izlemeyip finanse ac.tandan tikanma noktasina „g,elmesi, geleneksel yapuuctiann (yani bir film icin parayt koyan ye bulan kisilerin) daha kolay, risksiz ye kazanch video alantina yanelip, uzun metrajh [dal yapmaktan sinema salonlartnin biiyuk bin erozyona ugrayarak bir bes ytl ancesine gore yilzde bir oranda azalmast ve mevcut sinemaiartn ses , perde ve gOsterim olanaklan actsindan yetersiz Musa, krizin stnu:Lanni genisletip viztitulerini yerli sinemactlann icinden cikmast otanakstz bit cliizeye getirmesi, atistlmts iliskiier dogrultusunda film ureten Ye,ilcam'm takenis nokrastna gelmesine zemin hartrladt. Seksenli ytilarin sonlanndaki de y Amerikan sirkederinin tekeli, Once los salorthrdan yitip giden seyirciyi bu salonlara dondOrme egiliminde oldu. Yeni, gasteristi ye. gem,: kusagm begenilerine seslenen , gelismis teknolojinin Ulm ogelerini banncitran Hollywood yapttulan , baylesine bin teknige oldukca yabanct olan Turk sinema seyircisinde bir ktmildantsa, by salonlara yonelise neclen oldu. Ardindan sinema satontartnda bir devrim yosanmaya bastach. Artik eskisi gibi devasa, ama latt

zamanda yaygmhk kazandt. Eski sinema satonlarmdan bantan da bu yeni olusuma salonlannt balerek-parcalayarak-yenileyerek ayak uydurdu. Baylece koltuk sayist actstndan azalan, ama salon saytst actsmdan cogalan, izleyene farkh secenekter nan bir sinema salonu anlayist sinema ortarruna egemen oldu. Yine bu dogrultuda, seyirciyi sinema salonuna getirmek degil de, sinema salonunu milsterinin ayagma getirme politikast giidiildu, sinemaya gereksinim duyulan semtlerde yeni salonlar acdtrken (semt sinemalarma dogru Oneli§) aynt zamanda buyuk is merkezlerinde yeni sinema satonlan yapdch. Turk sinemastridan bo§alan her yeri yabanct filmier ye cogunlukla da amerikan filmleri doldurdu. Bu sinema salonlartndaki deg,isim, bityiilc kentier basta olmak dzere tUm Anadolu'ya da bit tekel ganinUmtinde yayddt. Film kopya saydan artnntarak, sinema ortamtmizda gat-Artemis bir oranda kopya bastlarak, aynt semtte, aynt filmier, aynt anda gOsterilrne sokularak yeni farklt bir gasterim politikast izlendi. PahaIda§an biter ticretterinin karsiliginda yeni bit teknik, Avrupa ile aynt anda —kimi zaman ondan da Once- vizyon yapma °lanaklart sunuldu. Boylesine radikal degisim-danUsUm siCtrecinde, alt yaptdan yoksun, yapunctstnt Ye de seyircisini videoya kaptainus, gacklkle Cuiettigi kimi filmleri yabanct sirketleri.n tekelinden gastetitne sokamama gibi bit tehlike ile karst karsiya kalan sinemamt?An, yeni projelere Mtn atrnast bektenemezdt. Thin risk paytanntn yapuncida odaklandigt geleneksel ye altsdnits film yaplmtnin ortadan kalkmast, kimi yaptincttart yerli film Urecruek yerine, yabanct film ithal cone yoluna yOnettt44 gibi, video atinana kaymastna cla :emin handadt. Bu tarihten sonra her soruna urettigi cazaude, sorun yaratan kimi sorundan daha guru birlik yaptmcdar ise 16 mai'lik tere yonelerek arm kalan seyirciye yanelme gibi, bastan sonucsuz olacak bir maceranm icine atdmak zorunda kalch. Yabanct film tekelleri karsisinda caresiz kalan Yesitcam Once devlet yarchmt , bu yetersiz olunca da farkh kaynaklardan finans arama ugraststna girdi. Ve Ttirk sineMa ortammda ilk kez sponsorluk kayraint oiustu. Turk sinema ortauundaki gelmis-gecmis

fart kar§mda, Ertem Egilmez'in "Arabesk", Serif Garen'in "Amerikalt", Sinan Cetin'in "Berlin Berlin", Mustafa Alttoklar'in "Istanbul Kanatianmin Alttncla", Gani Miljde'nin "Kahpe Bizans" filmleri umulmaclik bir ticari basan ve ilgi garerek, ulusal sinemantn deriye donuk bay kalchnstnm ornek ye Oncil yaptmlan oldu. BAGIMSIZ SINEMACILAR ORTAYA CIKIYOR 901t yttlann baslannt Majarterin ezici basktst ye korkusu karststnda sinik ye Ctretimsiz geciren Yesileam, sorunlart rasyonel ve radikal bit bicimde gOzecegi yerde, aksine cogaltici, riski One almayan, devletin ya da bir baska kaynaklanin finansesiyle ktsa vadede gegistirme politikast igine gindi. lyi diisiinul ip tasarlanmamts, gelecegi olmayan vaktf gibi Orgalenmelerden meder umarak, disandaki sermayenin yardim, sponsoduk ya da benzer sekillerde sinemaya kanalize olma dtistine kapitch. Birkac tekil Ornekle adun atilmak istendiyse de sonuc alinmaytp, chsandaki setmayenin urloartihnesine neclen oldu. Bbylesine bin ortamda klasik yaptructlann mil geri cekildi. Ve Turk sinemast diAnyada yapimct olmayan — birkac istisna chstnda- bit. sinema konumuna dustii. Ve hazu para ile hicbir riski gaze almadan film yapmaya ahstrus bit col: yOnetmen, film yapamaz konumuna diiserek salchst kaldt. Bu asamada, kendi biriktaderiyle, tUm risideri gOze alarak film yapanlar atag,a gecti (Sinan Cretin Ye Yavu: azkan'tn bu danetude cogu kisi tarahndan yadsmmastna ragmen film yaparak tarihi him misyonu UstIendigint, bagunst: sinemactlara yol ye Limit astladigint soyLeyebitiniz). Ama buniar da gerek nitelik y e gerekse nicelik acistodan ulusal sinemantn ayakta kalabilmesi icin yeterli oimach. 1994'ren itibaren ise. geleneksel cam'm usta-ctrak iliskilerinden yetismeyen, klasik yaptinctya gereksinim duymayan, biciim ye icerik actstnclan daha Once yaptlanlardan cok farkh ye aynkst olan projeleri , rum riskleri gaze alarak gerceklestiren bagunsa sinemactlar ortaya cikmaya basladt. Yaptiklart filmier kadar, yapma yantemteri de bin hayli degisik Matt Lu y wit Laic [der Tank her yOnilyle BAGIMSIZ ye de BAG-

994 `,:rri. sam-0.
S

yaparkik

sii IC:ILL:LC.40;1M Orb.

i.elytava

benzerlikler gasterirse de, birbiriden otdukca farklidtr. Geng Turk Sinemactlan da bilindigi gibi bit kiriz sonucu ortaya ctkmt§lardt. Ulusal TV'nin (yani yart resmi TRT'nin) ulusak duzeyde yayina gecmesiyle sinema ortaminda has gosteren kiriz, bir dizi sinema salonlartmn kapani mastna, film Uretiminin clU§mesine neden olmus, seks komedderiyle ucuz seraven filmlerinin ye daha sonra da arabesk ye§ermesine zemin haztrlamt§tt. Ttirk sinemasinda Kaytp Yittar adult verdigimiz bu donem (.1974-1979) Geng Turk Sinemacdann oraya cunastyla sona emisti. Genc Turk Sinemactlartmn Bagimsti Sinernactlardan Onemli farkt i , onlarin Yesilcam'm iginde yen§ip, Yesitgamm bilinen yapim- gOsterim-dagitim- oyunculannt kullanarak Ye§ilcam'a alternatif olmalanYani o donemde Ye§itgam'in dLizent, isleyi§i, kimi gelenekler degi§memi§, yalnizca el degi§tirmistir. Oysaki Bagunstz Sinemactlar'da Ye§ilcam her yantlyle degi§yeni mi§- hatta isleyis aciandan bir citizen Bagunstz Sinemactlarla kurulmustu r. Geng Turk Sinemacdarm, ganilmaz sinemactlanndan bir diger farki da, ortak bir Mrde bulusmalart, benzer konulara el atarak yurt disma agdmalart gelmektedir. Gergekten de Geng Sinemactlarm bir cogu ilk fihnlerinde kirsal kesimin sorunlanm ve emegin stimUnilmesini gergekci bir sekilde isteyerek toplumsal konulara Oneortak bit temayt yansitma yolunu sec(Bereketli Topraklar Ozerinde, Kanat, Hazal, Endi§e, Ftrattn Cinleri, Bir GUMin Hikayesi, Maden, Demiryot vs. ) Oysaki Bagimst: Sinernacilar aynt zaman biriminde ortaya gikmatanna kar§dtk ortak bir temayt yansitmadtlanHer biri farklt sinema anlayt§i ye temastyla yanetmenlige ba§kadt. (Kasaba, ticiincu Sayfa,. Laleli'de Bir Azize, Gemide, Leopartn Kuyrugu, Tabucta Rovasata, 1§tklar Sonmesin, Istanbul Kanaclartmin Alunda, Karanttk Sular, Kahpe Bizans vs...) BAOINISIZ SINEMACILARIN ORTAK OLAN-OLMAYAN YANLARI 1994 'ten sonra film yaparak sinemaya gecen y e genet olarak BagIMS17. Sinemacilar olarak tantmladtg,imtz sinemactlann ortaya gtkmastna zemin hazirlayan nedenter ayni olsa da onlart sinemaya ta§tyan yollarkaynakkar oldukca farklittklar igermektedir.-

DER\71,$ ZA1M - CAMUR FILMI (2003) Once Bagtmstz Sinemactlann ortak yanLatina deginelim. Bagtmstz Sinemacdar, sinemamizda ilk kez toplu ye yogun bir sekdde dt§andaki sermayeyi sinemamiza kanalize etmenin Ostesinden geldiler. Yani bit gogu, geleneksel yapunct ile galtsma yerine —zaten isteseler de boyle bir yapunci yoktu- bu i§i ya kendileri Listelenditer, ye da yapitncmin temin ettigi parayt kendileri ce§itli yollardan (yardim, sponsortuk, vs.) bularak bu i§e kendileri soyundular. Ulusal sinemanin uretememe asamastna geldigi bit kiriz ortaminda, tiim riski gaze alma cesaretini gosterdiler. Ve bu riskin sonucu yaptiklart filmlerin yalntzca yapanctst — yonetmeni degil, aynt zamanda senaristi, kimi zaman oyuncusu r garithtil yonetmeni oldular. Yani, kimseye haOmit otmadan, baglannstz ve de Ozgur bit galtsma ortamindakendi begeniterini — yeteneklerini ortaya koyrnaktan kactnmadttar. Bir Onceki dänemin yerlesik p lan her bir seyini yadstmasalar bile kullanmadtlar. Tecimset Ockin vermedder, oyuncu seciminde kendi deger yargilartnt bayrik bir riski gaze alarak kullanddar. Dagttun ye gascerim otanaklartm kendi gtkartart dogrultusunda MajOrterte nets dii§erek degil, ontarla uzlasarak, ikna ederek gergekte§tirdiler. Yani bit Onceki donemin yonetmen-yaptmcdart gibi sinema salonti aramaddar, butmadiklart zaman yakinmaddar, tnevcut sinema dagittmgosterim tekellerinin icine girerek kendi ettirdiler. lerini Kitlelerin begenilerine oynamachlar,• kendi begenilerini kitlelere kabul ettirmerlin yolunu araddar. cogu kez kideterle butu§amamalartna ragmen bu tavirlarmdan his odun yermediler. inandiklart sinemaya yapmaya devem ettiler. Bunun sonucunda da, kitleterden butamadiklannm fazlastm festivallerden, yansmalardan, sorugurmalarclan yani aydintardan ye sinema adamiarindan Gasterili, gorkemli, kitlelere oynayan bit sinema anlamil yerine minimalist, gasteritjsiz, dar ya da kitiguk butgeti- kadrolu, starlardan ya da bilinen oyunculardan col:, popUler ama sinema deneyimi olmaya.n yeni yiizleri tercih ender. Oyuncu kaynaklanni Yesitgam'dan degil de, onun dismndaki alanlardan olusturdular. (Televi.7yon, riyatro, podyum vs.) Cogurdukta bireyset, oldukcit kisisel • durum-konu-tiiimatart ele alarak, kendileri ye cevresiyIe Odestnelerini, dunyalannt ye da buntarin yanstmatannt antatttlar. Sinetnamtzda ilk kez Bagunst: Omitmen-yapimcilarta sponsorluk kavramt olustu. Yapanctrun yerini giderek sponsor firmalar, kurumlar, kisiler almaya basladt. Bunun sonuncunda Yesitgam'in bilinen yapanctst — direnen birkag ki§inin distnda- yak H.up 9- Yine Baganstz yonetmen-yapimcilarla sinernamtzda simdiye dek bilinip e olanakstzliklar nedeniyle tistesinden getinmeyen pazarlama yOntemleri Yaptm Oncesi strast y e sonrast pazarlama

yOntemlerinin her bin Battlt bir anlay's ile kullanilmaya baslandi. BOylece sinemaya ilgi duymayan kesimlerin bile dikkati cekildi. Televizyondaki kisi y e dizilerle bu seyirci sinemaya kazandmak amaci guduldu. Ktsmen de basal saglandt. Elbette ki bu ttir ortak Ozellikleri olan Bagunsiz Sinemacilar benzer kaynaldardan beslenmediler. Farklt payda ye dtistincelere, sinema anlaytslarina da dogal olarak 'sahip oldular. Gantimaz Bagimstz Sinemacilari birkac grupta degerlendirmek °last. Ilk grupta yer alanlar, sinemanin &padaki sermayeyi sinemaya kanalize etme yerine, kendi sermayelerini gtiyenerek yalnizca tecimsel amacli, biraz da hobi dogrultusunda sinema yapmak istediter. Bu kisilerin sinema yapmalarindaki esas amac, bir diger daldaki basansint sinemaya tastmak, yOnetmen-yapimci olarak bir scan] kazanmaktt. Ama bu turde film yapanlar cogunlukla umduklannt bulamacItlar y e buyiik bin &is ktrikligina ugraddar y e ugrattilar. (Dansoz, Son, asmall Konak vs.). Bir kismt da beklenmedik tecimsel basartya iniza attilar (Vizontele, Kahpe Bizans) Bit- diger grup ise reklam sektorunden sinemaya buyuk bit sermaye ile ini§ yapti. Arleta sinemanin citsinda bit baska sektörnm icinde bir sinema sektOrd olusturclu. Bicimsel olgunlugu yasayan-yasatan bu grup, ic.erik olarak ktsmi basartlar elde etti. Halen Bagimstzlar icinde sermaye ....tctsindan en gnicli grup bu. Bana göre gercek bagtmstzlar. Okullualayll yOnettnenler. Kendi olanaklannt ye becQrilerini ortaya koyaral«)tclukca olarak tantmlayacaguntz minimalist hit sinerna yaparak , odllnsie, Oyldumiesiz, özgi_in y e Ozgiir bir dili-anlayist gerceklescirJiter. TUrkiye'de herkesin, riski gOze alarak, kendi becerilerine inanarak film yapina otanagint-kapistm sonuna dek araladt tar. Kitlelere dugil, inatla ve sabtrla kenclilerine oynadilar. Kidelerden hulamadtklartm belirli bit kesimden fazlastyla aidtlar. Yesilcam'm bilinen gelenegini stirdinrenter. Bagirastz olmalanna karsilik, hildik, al isik oldugumuz sinema anlaytsint (dilinden, konusuna, oyunculartmlan,

gelenegin arasinda kaldilar. Birkac orneginin dtsinda. Belirli ideoloji, etnik grup ya da inanca yOnelik sinema yapan satin' bastan belirtennis bagimstzlar. Bunlartn finanse kaynaklan da alistkrusin distnda farkli kaynaklardan saglanlyor. Bu farklt olan kaynaklar; belirli bit sermayeyi sinemaya kanalize ederek bu sektOru giiclendirme yerine, aksine kendi da y alartni ve inamstannin propagandastm sinema yoluyla yapma egilimini tastyor. Ama bu grupta ve clasiAncedekiler, ham bir izleyen kitlesine sahip oldugu icin kimi zaman tecimsel acidan istenilen y e arzu edilen basanyt kolayca yakalama kolayligina da sahipler. Populer olmanm dismda sinemanin di1indaki herhangi bir alanda star olan ye bu starligint kullanarak guclu sermaye gruplannt harekete gecirip film yapmaya soyunan bagunsular. Tecimsel acidan en cok basart kazanan ye kazanmaya aday olan Bagtmsiztar. Yapttlartyla sinema actsindan bir cok tart ismaya neden olsalar da en azindan kitleleri sinema salonlanna clOndtirme basansint gOsterdiklerinden oturu ciddiye ahnmast gereken bin grup. BA6IMSIZ SINEMACILARLA NEREYE KADAR? Bu ti.it ozellikleri iceren bir kusak y e sinema anlayist ile gUctii bir sinema sektOrtinEtn temeli anhp, eskisi gibi kideleri sinemayla bulusturmak mainkiin olur mu? Ya da bu tur ve cogunlukla da kisisel caltsma y e degisik ve oynak finanse olanaklanna sahip bit sinema ile nereye kackar gidilir? Kriyatif ama konfeksiyona yOnelik olmayan bOylesine bin anlaytsla bit- sinema sektOrtintin uzun vadeli, kalici temetleri atdabilir mi? Bu ve buna benzer sorulari daha da cogalrabiliriz. Yamtlartm vertnek icin ise, hentiz colt erken...

NEDEN AOIMSIZI SIN EA DiYORSUNUZ ? EGEMEN SIN-EMMA
TT-TrriVA OTMI7

KAZIM O Z. FOTOGRAF (2002) T--

Oguz ADANIR Yakla§ik otuz yildan bu yana Turkiye'de bagimstz sinemacdar diye bir deyim dergilerin tsrarct tutumlari aractligiyla bugtinIere kadar sOrdtirtihni4 gOrlinmektedir. Bagtmsiz sinemadan soz edebitmek icin Once egemen sinemanin actklainastm yapmak gerekmez mi? TOrkiye'de egemen clan bin yerli sinema var midi-? Egemen sinema denilen §ey Amerikarr sinemastysa o zaman neden bagtmstzlar . gidip A merila'da film cekmiyorlar gibi abok-bir sow sorabiliriz? Ctink6 anon altematifi malt isteyen bit bagunsiz sinema once
Amerikan seyircisi icin film iiretmek sorunda degil midir? Konuyu hu sekilde ele aldtgantzda,

tir. Oysa boyle bir sermaye ve §irketleme sOz konusu degildir. Dolaytstyla sinema sektOrtirth belirleyen Ye seyircinin yOnlendirdigi bir tiretim alant yoktur. Ornegin ydda 50-60-70 film Oreten bir sinema sanayii yoktur. Begenilen curler ve alt Wrier olu;mamwir. Bu sekilde bakildiginda bagimstz olnuak ne anlam ifade edebilir ki? ister tam bagnostz, ister reklamct, ister YeOcam gelenegine baglt, isterse di§anda ya§ayan bagoalsnlardan aim icinde yapdtgintz topluma sesienemiyar, °non venemiyarsacekemiyar, 0 fla bir niz ne oldugunuzun pek bir brienai Bu insanlar arasincla nitelikli filmier yapnus bulunmasutin da pek bin Onemi yoktur. Herkesin kendi knctik dun. yasina cekildigi bit ortantcla neden bit akin ya da ekoiLin ortaya cikamadigt layltkla antastImaktadir. Sinema konusunda dtinyaya damgabannt vurmus kitni Ayrupa iilkelerinde gent yänetmenlerin henzer iilkii Ye amactat cercevesinde bit araya geldikierini ancak hepsinin ne özgil filmier iirenois olduktart gartilmektedtr. Bu insanlarin yepyeni bin sinema yaratabilmek icin hit dayani,ma icine girmq olduklari ye inOcadelenin sanunda bonun semeresini ahms olduklari dursva iinentasl carat indan dcgrulantruttr. Cycinotnozde film yapmak Jean Micry'nin dedigi gibi neredeyse stradan bir tse Vi-lumen sayisinin artmasinda teknoloji y e alryapi yattrimianinin (re.Levizyon ve reLlam sektanli carafindan) gerceklestinihnis olmasi vardtr. Brim acttritzdan onemit clan cok seyirci ceken film yapmak deg il, beat saytda bile aka bin seyirci kidesini kendine cektneyi bapran yOnetmenletin bulunmastcht. Burada ahlaki tic elan reityi:vortu da kapsa•an hit saptaina yapmadan gecumeyecegim. Go-

gibi, isin icinden ctkmak imkanstz gelmektedir. TUnkiye'cie son otuz ytldan bu yana sinema alantnda bit kaostan sta: etmek bana dally dugru gOrimmektedir. Bu kaos data bilytik bit kaosun kticok bit yanstmast g,ibidir. En azindan 12 Eylid 1980'den bu yana toplumsabekonomik, politik, kiiltiirel, bukuksal, zihinsel ve RhIaki acidan hit kaosa snrUklentnis ()Ian Turkiye toplumu o glinden ILL yana ne cc-

pacagini btlemez bin haldedir. 1)usit rise' acidan buyCik acma:larla Lars ' kanoya rats p lan aychnbannientelekruederin sefi, ideolojik, dusunsel antamda yepyeni yonum(lar) urerebilmekten oldukca u:ak obnalani kcitrorel, sanatsal dentlen clanlarda hit hasthosluga yol acaus ii idir. Bu alanlarda belles katasina gore takilmakca yani tam bit anarsi ye kaos
meknedit.

Iste bu baglamda egemen sinema bit till :01 - Ur11111L1g:A dantitj inekteclin. Ancal; egemen smetnanin Amerikan sinemaiidn in yerli versiyonu a:Aldine gibi bit sanst yoktur. Onun yapabilecegi ya da yapmast gereken sec kideleri sinema SI -1k -1n1;11.111:1 cekeklecek yerli tiiati yaptmlar urermek-

ntimilzde cok seyirci ceken film ve rill en iyi ye olumlu yapinedar oldugu what- bit dtiOncenin insanlara hakim almaya ba;dadigt gOrtdmektedir. BU durumda Sigara §byle bir kar§daginna Oldtirmesine ragmen cok papider bit zehirdir. Alkul de :knit olmasina karpn o da en az onun.kadar popiderdit. Uylt11rIACU tOptlIMSal acidan mahkum edilmesine kaq;in. yine de cok paptiler bit bagunithk yaratan zararh maddedir. Fahiselik de mahkum edilmesine karon pek- cok toplomda (LIU Lc a popoler bir inesiekrir. Bona benzen Ornekleri cogaltabilmek mtim, 'Bu durcunda her popiner olaran yararli oimadigilatamayacagi otrackdir. BLi yuzden ho mantiga bavurinaktan kactnmak gere•tigini closuntiyarum. El--r, emen bit sinema ulusal bit sinemantn ortaya cdorrast ic, In hit CUE zoruntuiuktur. Ancak hOyle hit Urerim ortami van oldukesimlerinin gun& tOpl aitp psteyen, hit baska suronlarim deyisle tiim topluinsal maim temsil eden film ve Oykaletden sOz eddebilecektir. Bu Oykillet bent (egemen) bakts actstna oygun hit sekildc: tirecilmeye bay alternatif sinemaran gOrtyi topknot" hu konularda uyarmak seklinde olabilir.Arattikan sinemasintn yaintzca Matrix, YazOklerin Efendisi ye bcnzni cocok filmleri nre.tmecligini biliyonoz. lcinde bulunclugurnuz bu kaorik ornurtdan kurtulmak icin sinema atanincla boy• gosterenler dahil olmak iizere, dtinyaya yepyeni gOzlOklerle bakmayi Lien insanlam ihtiyac duyuldugu sbylenebilir. Bo bilgi ye kinta dikeyi bizi hu noktaya ?etirto*ir. Oyle.yse bit an Once bu durumdan kurtulmak ve yukarida soyalunda data List katiara kinenlerin urmanmanin yollari aranmandtr. Sikayet degil, calisma ye Urectoe zamanidt.

Bagitristz nerna kim((er)den ye ne(ler)den
s . Tiii AKBAL SCALP Turkiye 'de son yillarda yaptimakta olan bait filmier icin kuliandan bir tammlama, bagunstz sinema ya da bagtmstz film yaptmt kavramtm yeniden dolamma soktu, Bu durum, kendi mitlerini yaratmt§ kavrama bir daha bakmayt da gerekli kihyor. Bagunstzlik tanum en kaba hatian Ye en basitle§tifilmis aniattmtyla, hakim olan Eretim bicimine, ana tiretim aglanna az cok bir kendinde bilincle karst durarak ya da onlartn chsinda kalmaya caltsdarak iiretmek, faaliyetlerini bu iliskiler aginin §inda gergeklestirmek anlanuna gelir. Boylece bagunstzhk kavrammin ban pratikleri emekte oldugunu Bunlardan ilki, farkh, karstt ya da muhalif bir Liretim stirecini kastediyor ohnastdir. Bu uretim stireci mesela, geleneksel olarak olusmus is bOliMmelerinin ye hiyerarsilerin chsmda durur; hatta durmayt tercih eder, amaclar. Bagimstzlik derken farkh estetikieri imge, anlatim, yaptlams, anIama dikkat cekme cabast, insasi gibi drizeyierde gerceklesen denemeleri de kastediyor olabiliriz. BOylece basit bit Oster ye anlat geleneginden, dogrusal aniatilardan, bu anlattm bicinderiyle oiusmus geleneklerden kopusu hatta, karst durusu da bagtmstzlik olarak cammlartz, yani, geleneksel, sablon, asina anhattlardan bagunstz olarak gelisen farkh aniatun arayislartm gOrdngumuzde de bagunstz bir sinemadan sat edebiliriz. Bunlarla beraber kendine yConelik bit bakisin, kendi film yapis farktnda olusun ye bunu yapngt ise de yansitan bit kaygmin bulunmast ye bu siirecie birlikte bu kaygtyt filmin kendisine ye muhtemel seyirciye tastmast bagunstz bir fibni olusturan ozetlik let artstndadtr. Seyirciyle giriten iliski taunt yapanin films tzleyecek olana nostl ye mulitemel bit iliski talep eclip ettnedigi de NiOunsizlik cantitunt beraberitide grrinit. Bagunstz sineinanin seyircisi salonu dolduran kalabaltk, giseye yanstyan numaralar olarak algtianmayan; aktif ye kattturict bit tzlemenin amaclandtgi taraftdir ya do byte algttandtgi varsayilir. Ustelik bagunstz filmler taribine bakathgmda bagunstz filmierin seyirciyie daha da yakin bit iliski kurduktart ye filmieri dinamikieri icinde olu§turdukIan bir baska tut seyirci de amactadtklartnt goriiruz. Bu daha cok nitelikleri tantmyirciye yOnelik; o konular etrafinclaki amaclanan kamusalliga seslenen olduklan gOzieriebilir.,Kadmiar, isciler, bir bulge, topluluk gibi politik, toplumsal ya da cevresel, kaygi ye katihmlart olan harekedere bagli insardann izleyicisi oldugu filmier olarak da goriilebilit. Bu ara da hemen bir parantez acarak sOzil edilen kamusal alan kavramintn gUndelik siyasi tarnsmalarda anlammdan koparilarak kullantlan bicimini asia kastetmedigimi hemen belirtmek ihtiyact duyuyorum. Her gun medyadan man bu tantm ashnda haika ve veya kamuya actk mekanlan kastederken, burada kullamlan ardamtyla kamusal alan, toplumsal siyasetin ana kavramlarmdan bid olup, asimda medya dedigimiz atamn da insa edici kavramlarmdan biridir. Kamusal alan bireylerin kendi iradeleriyie toplumsal, kamusal bit sorun etraftnda bir araya gelerek, bu ortak sorulan tarttsuklart, tartismalartm ye sorunsaltastirmalartm toplumun diger bireylerine, gruplanna duyurmak ye kamusal bir farkm& okt§ halt olusturmak Mere gectikleri faaliyetierin alanichr. Bunu yaparken de medya araciartnt kullanacaktan vat saythr. Her no kadar arttk varsaythamasa da kamusal bir bilincle dristincelerin paylasmanm zeminini aramalandtr esas Man. nokta bagunstz filmler bu zeminterden birini olustuair ya da olustururdu. Elbette !Darin buniann yam situ bagunstzhgi kaynak olusturacak kt.t nunsalltklann inevcut olmasi beklenir. Bagunsiz film yaptmlart kapitalizmin, tican, reldama ye tilketime dayalt, tek tipLestiren yogun olcekli uretimierinin distnda bu yaptya karst dumbi ten kaynak alantannin, Orgutlenme biciu-dertni berabenude getirmisuir.' Baglinst: sinemanm muntemet kaynaklatint, cikts noktalarint, unit [aril edecek siratarken gorOyoruz Li bu Julyram tarilasel bit kavramdir. Stirgit, var olmus ve olan bir sey degildir; ortaya ykrigi bir ckinem oldugu gibi, ortaya cikiiinin tarihsel kosullart do vardtr. Sineinanin erken dp neinindeki rirecim bicimi, dretim ve buntarla is ice gecen seyretme bicialterine bakuguntz zaman teknolojiye, yendikiere ve topiu egtencelerin icinde urenneye merakti kiss ya da grupiatin nerecleyse gbrulittii ama daha cok da kiicuk zanaatkadar aibi tirettikleri filmier-

bagnsizdir ye illaki niye bagirastai

01\41T U NAL - DOKUZ (2002)

neysel ve avangard filmlerle yakin akrabalikiart vardir. Ama bu ozgiil durumlanna bakarak bunlara bagunstz ya da avangard filmier demiyoruz; ciinkit Uretim bicimi o clOnem bu sekilde cereyan ediyor ye ne begunsiz alecaktart bin kurumsallasma ye da sanayitesme vac, ne de bilincli bit karsi ditrusun icinden yeni bir Cislubu yarattiklanni iddia eden cilasian; sadece &min kosullan, yeni bir aracin ilk denemeleri bunlart ortaya ctkanyor. Film yepan herkes bu sekilde yaptyor. 1910Tarden sienna baslayan kurumsallasmalar Menus, clegitim, esterins sirketleri ve giderek ister Osel tesebbils, ister deylet eliyle kurulmus staiyaler Uretim bicimini aegistitecek ve dehe oncekilere baskin cikacak kendi tahakkiim alanlarini yaratacaklardir. Ancak bu dOnensden soot-a biz astinde bit- isits bagmasizligini tarnsabilinz. Bu taniksel esau-laden sanna, sorun artik sedece her filnti yapacak pare kaynaginin reden bulunecagt cite degitclin. Bu doniisOrnle birlikte gelen Metim bicimi rin vapilis bicintlerini, antattlartai betidedigi gibe filmi yapan ekibin de betirlemistin. Film birkac ancCi meraklt ye da sevdalt kisinin elinde kamerastyla denemeter yeptCg[i itginc stylerin pesinde kostugu, halk eglencelerinin bin pancast p lan sesirtnya, eglendirme bicimleri icinde Urettigi, daha cok evde yapitn-us Y e -meklrianductfklmeri degildit. Bu donusiiimin ilk iseretterint film [ aptinuidaki is bditnCi gerirmistir. Kendin yap, kendin goscen iliSkisi

Osten salonlan ile degitimcdar, onlarla da film yapim sirketleri arasmda yet bulamayanlar yok olmak zorunda kalmtstardtr. Film yapmak arnk bir istir. Filmin eglence sektOrtiniin, studyo sistemlerinin bit- UriinU oldugu bu baskm tars, filmlerin ktesik anlati bicimleriyle anlatildigt, anlaalartn ardinda haskin °kayak belideyen iliskinin temsil iliskileri oldugu, edebiyat ye dramatardan kaynaklanot almaya basladigt, bunlan alirken 1S. ve 19. yilsydus deger, ideoloji ve sOylem iiretme pratiklerini de birlikte Odiinc clip getistirdigi bir seydir de. Film yapanin asyircisiyle girdigi iliski de ho pek cok ilmekli iliski agenda degisir Ye ciniisiir. Seyircinin mOsteriye, biter sayisine clOnCistneye bastadtgt bir esikte eski seyretme bicimleri ye mekanlari da degisin. 1920'ler vadvillerin, salon ye kafelerin le sink Ye panaytdann ye de ucus seyirlik yederin yerini sinema salontart almaya bastar. Hams bit mekanlarin sehir icinde konumtert bile degismektedit. Sehrin ante ye test similanna dogru yOnelider. Bello hepsinden de anemlisi sit-lets-onus popiller kitlesel kamusal gitcu her yeas ulasan, kolay anlastlan etkisi, gaclii bit iletisim Yesitast alma Osetlig,i, ken getiren, yanntm yapmaya deger iizelligi ile bidesince iktidarla girecegi itiskinin de gelecegini meye baslar. Kiicak ye bilyuk clan bicimleri icin basitce soylersek iletisimin Ye hires daha derinlestirinsek hegernonyarun en islet: semini ()Invent- cinema ye kendinden soma gelecek butltn kide

iletisim vasitatanne da tirettig,i eglence sanayi tricdelini sunar. Bagansishk meselesinin basladtgi .dinamik tam de ho hegemonya dinamibu ikcidatin mulaataplart de gidir. vardit. yre t men i n, cinema de ney im. in in Ocekt teraftron de sonsuz bin edilgenlik node yak ° hip gitmedigi, toplumun, zamamn ve inekenin dinamik oldugu yerde b4unst:: cinema bir karst pence saner. ideolajinin, ekonominin, siyasetin kcsistigi milcadete edema da film yapmenin tiretiat bicimleri de hem betirlenir hens de cekneu, tekrar kurulur. Begunsislik hu rank_ icinde semen, saman avangard, deneysel filmlerle, semen, semen Lars ' sinemelade, kimi sam-an begtmsizitk milcadeleterinin yoldesligr:inda, bazen clevrimci sinemalarla OrtUsiin ve ho filmtenin getceklestirme biciminct gandertee yeptigtmiz Verde anlamma kavusur. Anse her seterinde, icinde imkan butup, imkan yeretnklart bir tarihsel ane, bir sfyasi iktime denk duserter. ortasinda ye de toplumselltgin seyreldigi test: zamarilarda, toplumsal, siyasal kayg,tlarin olmadigikeyalancla baguassizligin varlik nedeni de ortadan [calker; bagimstz olunacak bir say kalmemistir. Kimden, neden bagunstz olunacagi film yam-lc:1st icin net bin mesele degilse ve bagimsiz otarak saylemek istedigi Ye ho yUzden de Ozgiirce konusabilecegi bin ortama ihtiyac yoksa, be[;inssizligtn kosutlan de antedan kalktyar demektin; bit noktadan sonraki hagimsislik tank

ida Jr,r . ;..U .: 10,u-Aptart

sonsuz

i j.; l hegemon,), a k is ini n lam varchr,. s inenla deneyiminin. Oteki taraftnni. da altmda yok olup toplumun, zamantn ve mekartm dinamik oichitu 'V erdi;.'. bakanstz sinenta bir karp perde suhlia'," sill

da

mt ancak bir sus, ;:iksesua •, imaj gibi bir seydir. Toplumsal kaygmin, bireysel ifade ozgiirliigiiniin olmadtgi yerde bir stislii etikettir. Ttpkt simulasyon parklart gibi sadece anlamt artik Onemli olmayan bit seyi ima eder ve bu ima edi§ nedeni belirsiz bir stklik hiss: yarattyordur. Dunya sinema tarthinde belirti diinemlerde yogurt- ye belirgin bit eretim bicimi olarak bu karst , sinernalarla Orttijap, onlarm kaynaklannt yaratma bicimlerinin adt olan bagtmstz sinemalar hep ya toplumsal bilincin yiikseldigi, ya devrimci rtizgarlatin estigi ya da icinde OrgetIU muhalefetin yekseldigi harekederin dalgalanncla karstmaa vicar. Bu tarihsel anlara baktigtmizda bu dalgalann toplumsal ve kelttirel Uretim alanlanntn pek cogun.da ortak bit zihniyet, hills ye davranma bicimi olarak da paylasachgt gorulur. Edebiyattap ge, sokak hareketlerincien mimeriye, filmden toplum.sal-Orgtitleme kadar yaytlan bir paylastmcitr sOz konusu olan. Toplumsal tarihin ekonomik inia ctktslan, dtinya siyaseti hep karsibkli bin etki aunt yaratmaktadir. Yani ruzgarlar bagtm5iztigt desteleyecek sekilde esmektedir. Dolaytstyla bagimstz sinemayt koruyep, kollayacak one besleyecek. kar§talt etkilesim ortanu, organik ye da &lay!, olarak iliskili seyirciler Ye bagnustzhgt bait ktlacak ekipler gerekmektir — ki aynt zaman de film yapinuntn topleca yaptlan bit ortak tiretrne fealiyeri olarak algtlandigi bit zihniyetin ye de en azindi-an bugtin kistni bagunstzligini siirdiiren yOnetmenlerin bile hep eynt grupia caltsmayt kendi film kariyerlerinde onemli bir unsur olarak algulamasi sonucu ott.rjneu .:, ekipler gi. bi-. Yine bu terihzel manilar batinstzlIL.-',",1 destek.leyecek alte.rnatif Orgittl-rune bicimteri (re eretmiste.rdir. Film kooperarifleri, dernekler, dagmtnt ba.Aa kanallar ilzerinden Ktlayan haw. sisLemleri ye de t..1CmLanin Kaska kink

kurarak filmlerinin gOsterimlerini tiniversiteler, sendikalar, meslek kurcauslart leanallartyla gerceklestirmek gibi alternatif yollar eretmislerdir. Bir filmin begimstzhgulden bahsecierken straladtmuz tarde en azatclan bit kactna sahip ohnastru belderiz. En gents cografyalt ye en uzun soluklu begunstzhk dalgast hatta dalgalart II chinya savastain erdinden gelir ye sOzninii ettigimiz bettin aiski ye kosullann mevcut ol-

olduklart ye btittin toplumsal tiretim faaliyetlerden hem beslenip hem de onlari besledikleri bir iliskiyi iiretmislerdir. Ama 70 ortalartndan baslayarak analizi yapttgirraz bilgi gOvdesine bagh olarak ister adma kith& endestrisi diyelim ister medya endustrisi diyelim; kiiltiiriin, densimin, bilincin ye bilisin tek tiplestirilmesi tizerine kurulu mnhtelif sanayile§rni§ fa. aliyet bicimi ve nizgarlann "post"lardan yana estigi ktrilmalar iklimi, kOpriderin alundan bir kez daha yikanamayacagimiz dalgalan da aktup, gegmistir. Kuramsal ye felsefi alanda yaptsalcilik sonrasi makro baktsm batinItik anlattlann olumsuzlanmastyla baslayan ye dolarstyla bakisa, makro analizlere y e toplu duruslara neden olacak dusiintne bicimlerinin ktiltUrel tiretimlerin orgutlenme pratiklerinin ve firetme bicimlerinin Oniinde algt, bilis, yorumlars bigimlerini clOntisterecek bit etki alant gerceklestirmistir. Bu donemin baskin iislubu postmodernizmdir ye bit onceki donemin toplumsal kaygilarim, orgurlu davrantslannin argumanlart burada bartnarnaz. Mikro denyalann mikro bakislart dar actIt bireysel mtrildanmaLannt farkhlann dillenmesi olarak algaemaktadtr. Bu bagnusallgin dayantsma ilis'<define ye kamusal baktstna bin meselesi olup da sOyEemek ihtiyactna cevap olan bagunstzlik talebine uygun bin ortam gibi ortikmetnektedir. Dayantsmantn diger bicimleri de Cyril donem icinde hasar gOrnin. Knresellqmenin ye baska "post" hallerin, sanayi sonrast toplum, Fordist tiretim bicimi sourest uretirn gibi be "post" halter tnanzurnesinin degisen (iretim modellers uretimin cografyalannt, mekanlannt, iscinin bu mekenlaria iliskisini degistirmekle hirlikte ertan issizlik, arian issizlik korkusu, senchkalarin most, sosyal gtiyenligin normal hit talep olciugunun bile unutillmast ye yalisanlartn batin bunlare hagli olan ortak mekanlan bit, bin dagtltp gitmektedir. Sadece iscilerin ve catt§an tiger greplann ortak dayantstna mekenlart darbe altnamts, diger Orgetlentne iliskileri de degthrus, hate daha Once van olduklari da kent masallartne kansmts oldugu icin begtmstz filmlerin dagitun eglan disinda kaynak buldugu, mecra olusturclugu seyretme bicimleri de yok denecek kadar azalmistir. Biitiin bunlarla hirlikte ozellikle de 80'lerle birlikte giderek gticlenen depolitklestir-

sinema ye medya profesyonellerini, ve entelekteelleri de icine almts ve muhalif ye karstt duruslann modest gecmis bir fantezi gibi algilanniastna neden olurken, entelektuelinden aniversite ortamma uygunlastmlimS, apolitik y e tepkisiz bir ortarnin saglamastru gerceklestirmistir. Gelisen teknoloji ye beraberinde- es zamanli urettigi ideoloji, tek bin gazete patronun gibi kticek Olcekli medya sahiplerinin eglence sektOrtinan bUyek patronlanna clOntismesi ye kamu oyunu bicimlendirme talepleri, ekonomi ye siyasetle girdikleri yaktn iliski, bu alanda hicbir seyi antic riske edemeyecekleri gercegi ile, isin muhtemel Ozgerlek alanlannm da daraltdmastnt gerekli ostermistir. Be konudaki hukukun ye dUzenlemelerin bile antic ayni tekeller kanaltyla bicimlendigini soylemek abarti degildir. Bu giderek bityuyen sanayi ashnda bicim degistiren ye daha da sinsilesen, ama aynt zaman da alenen de gerceklestirilen sanser mekanizmalannt da kullanmayt bilmis bu durum, btittin diger kosullarla yan yana geldiginde bagunsizItga soluk alinacak faz alan kalmarmstir. Ia Begtmsizligin yasama alant hale beIgesellerde, Luse filmlerde ve bunkum ardinda bazen durabilmeyi serderebilrnis Orgalenmeter& devam . edebilmekteclir. En yaygin ye§arna clam ihtimalini de yeni bir ortam sayilan internette bulunmaktadin. Boyle bakildtincla bugnin dnnyacla festivallende dolanan begunsiz filmlerin Oneinli bin kisini isin baginemlik bin &fat olinaktan colt,

bir isme dönesmustur. Buradan Terk sinemasinin son clOnemterine baktigtmtzda de bu filmlerin hangi durestan, hangi sistemden, hangi anlau kalibmckm, hangi seyrettne iliskisinden begunstz olduktennt sorneak gerekiyor. Ca:flake bin films eydel yapmek ono bag'unstz kihnlyor.

Engin AYCA Turk Sinemastndaki son evre oluSumlan irdelemek ye degerlendirrnek icin, ilkin oncesinde bir goz atmak gerekir. her olusuin bir cercevenin, bir cevrenin, bir tarihsel stirecin, bir bUttintin parcastdir, bir evresidir. o butune, o kapsama gore bir tamm, bir anlam tastr. Nedir o btittin? o ttin, yiizyillik bir Turk Sinema tarthidir. Turk Sinema tarihi, toplumun gecirdigi siyasal, kiiltiirel, topturnsal vb... gelismeler gOz arch edilecek incelenemez ye anlastlamaz. hele hele kirnilerinin hala ede geldigi gibi kotu ABD (Hollywood) fihnlerinin kotu taklitlerinin cekildigi, yoz, kimliksiz y e kisiliksiz bir sinema ortaminda, strurlt saytdaki yOnetmenin, gene smith sayida filmlerine de indirgenemez. Turk Sinemast tic bini askin filmiyle ve

her ttir tirtintlyte, bir butun olarak bit sinemachr. Turk toplumunun genet yapisina uyan bir sinemachr.Turk Sinema tarihini ya da Turkiye'de sinemanin tarihini seyirci yapisini gOz arch ederek ye irdelemeden anlamak, tammlamak da olast degildir. hatta oncelikli olarak yola seyircilerden baslayarak ctkmak belki daha da dogrudur. Turkiye'de genel bir seyirci tantmlamasi yaparak ise baslamak olasi degildir. Turk Sinemasinin `Tiyatrocular' denilen ilk evresini olusturan 1950'lere kadar ki donemde seyirciler genelde kent merkezlidir. CUnkti sinema salonlart, basca Istanbul, Izmir ye Ankara otmak tizere smith sayida kencte ye buyuk ilcelerde ancak vardtr. Kurulus asamasinda Turkiye Cumhuriyeri'nin ideolojisini ye ideallerini genel olarak benimseyen insanlar olusturtnaktathr seyircilerin cogunlugunu, DOnyaya, Banya actlunlidular. Sinema salonlarinda oynayan filmier ban sinema Uninleridir. Sinema seyircisi, seyirci (p ima niteligini bu

filmleri izleyerek edinmektedir. Filmlerin yam sera seyirciler, radyo yayinlarmdan ban mtizigine, tiyatro turneleriyle ban tiyatrosuna, Milli Egitim BakanlIginin ve diger yayinevlerinin ceviri kitaplartyla hati edebiyanina acdmaktachrlar. Ayrica Halkeyteri etkinliklerinl de unutmamak gerekir. Her sey Deyletin resmi yOnlendirmesine uygundur. Seyircilerin icindeki Onemli sayidaki azmltk yerli ntifus bu arada gal ardt ediirnemelidir. Yilda birkac Turk filmi de yabanci kapsamt icin girebilme cabast icindedir. Currilauriyetin Banya acik seyircilerin Ban sinemastyla bulustugu, baultlasmaci bir evredir 1950'lere kadarki donem. 1950'lerle hirlikte Cumhuriyet de yeni bir evre baslar. Cumhuriyet ideolojisinin daha chnustUremedigi, ulasamadigi bir kitle, kapalt ktrsal toplum yapisi iktidar olur. Resmi ideolojiyi de muhalefen icinde tasimaktachr. 1950'lerle birli•te buyuk kendere yOnelik kirsal kesimden icgt5c giderek ivme kazanir. Bu arada elektrigin yaygmlasmastyla, sinema salonlari Anadolu'da cogalmaya baslar. Yepyeni bit seyirci kitlesi ortaya Bu seyirci, kapali toplum yapisinin, geleneksel kirsal sozlu ktiltUrtin insanlartdir ye sinemayla ilk kez karsdasmaktadir. Ktilttirel anlamda da tutucudur, gelenekcidir, kapandir. Yesilcam, bu seyirciler icin olusan, olusturulan bir sinemadir, bu seyircilerin sinemasidir. Genisleyen seyirci yapist, film Uretim yaptsinl da genisletit. Seyirci saytsuun cogalmasma kosut yerli film saytst ve sinemacilart da artar. Sinema tiyano cevrelerinin dtsma tasar. Ttirk sinemasi tarihi evrelerini artik Nijat OzOn'Un yapngt hala bir sail& siArcliimien, Tiyarrocular DOnemi, Gecis Donemi ye Sinemactlar DOnerni . tammlamalanntn distncla belidemek gerektnektedir; Yesilcam stnetna,ilm merkeze alarak, Yesilcam Oncesi, Yesilcam ye Yesilcam Son-, rast diye otusumtart irdelemek bini sineman-1E konusunda daha dogru yerlere getirebilir. Eger bin 'Oecis DOnerninden' Oz edilecekse bu ancak 501eri iceren cam'a Geci DOnerni' olabilir. Simdilerde sOzti edilen Yesilcam Sonrasi (Post -Yesilcam) gelismeleri de, bir gecis stireci °lark ilerde gOrUlebilir. 19501erde sinernamtnn geli im yOnunti belideyecek, genel ortamin ve kosullann sinema ici dOrt unsurdan sOz edebiliriz: 1-Seyircilerin sosyo-kulturel yapisi; 2-Sermaye yoldugu, sermaye nin otusamamast, kazancm sinema disc

1.!

YUVai.e:,

alanlara yOneltilmesi; 3- Sat-Isar; 4- Ve sinema dgiincesinin, elestirisinin olmamast, bOyle bir entelekniel rehberligi yol gOstericiligin, tarusmanin, yaytnlartn yoklugu. Turk Sthernast, bir akarsu.gibi, topragm (seyircilerin) konumuna gore kendine bir yol yap-gm. Bu olusumu Yesilcam Sinemasi olarak tammityoruz. Geleneksel sOzki masat anlattimmn, sinema icinde, onun kosullanyla stirclUrAilmesidir Yesilcam. Yesilcam Sinemastnin zemini bellidir. Kendi seyircileri vardtr, bunlar bir ki.medir. Yerli film (Yesilcam) seyirci kumesi. Bu kume 1950'lerdeki gelismelerin icinde ve strasinda olusmustur. Kendi sinema salonlan da vardir, ayrtdir. 1950'ler Oncesi dOnemin yabanct film seyircileri katilan ye eksilenlerle birlikte Yesilcam seyirci yamnda ye kosutunda biraz daha kiiciik bir kurne olarak varitgtnt stirdiAre getmistir. Yesilcam Sinemast dOneminde, Yeskam'in genet isleyisinin (film antayismm) disma cikacak caltsmalann OEM actlmak istenmemistir. Her seye katsm Cekilebilen Yesilcam anlaytst disuldaki kin-Li filmier ise ancak yabanci film seyirci kumesine, yabanci film gOsteren cinema salonlarinda

cacabilmistir. Yesilcam, kendi anlaytsina bagitchr, farkh, yeni arilayislara kapalidtr, gelenekcidir, tutucu bit yaptya sahiptir. Bu, seyircinin yapisina uyan bir durumdur, bit bannlesmedir. • 19701erdeki gelismeler Turk Sinemasmda da yeni gelismelerin zeminini yaratmaya baslamtsur. Televizyon yaymlartrun yaydmast ve yasanan kargasa ortamt seyircilerin sinema salonlarindan uzaklasmastna yol acrrusur. 0 zamana kadar filmlerle seyircilerin tek butusma yen olan sinema saIonian= yarn stra evlerde televizyon karsisinda da insanlar filmlerle bulusmaya basiamistir. Sinema Salonlarmda film seyretme . tekeli Televizyonla '<Animism. Sinema salonu seyircilerinin azalmasi, salontartn kitlesel kapamst, TRT televizyonunun Yesilcam Uninlerine uzak durmast sonucu salonsuz ye seyircisiz kalan cam film Ciretimi derma noktasina gelir. Bu durum Turk Sinemasinda yeni olusumlarin, yeni bir evrenin de baslamastmn onilnll acar. 70'ler aynca sinema okuttannin cogaimaya hasiadtgt da yillarchr. Alaylt yOnetmenlerden zaman icinde egitimti ye okutlu yOnettnerdere gecitecektir. 70'ler sinema salontan ye Yesilcam icin Neredeyse agirkklA olarak son yirmi yildtr dunyada 'Bagimsiz Film / Independent Filnl diye bit deyim doiasmaya basladi. Cok fazta arayts, daha fazta Uretim farkli filmier yapma amact gercekten de bbyle bir toplultign kendi pazartartnt, isleyicilerini yaratma firsatuat verdi. yapttan, yamBilyUk studyolartn nctlarmin ve onu destekleyenlerin 1starc' cabalartyla gercektesen ve maddi olarak da 'clUsuk burceli' okunu taret eden filmteri sabiptenen hir akin olarak tanuniayabitiriz 'bagunstz sinetnayl'. Daba kimlikli gorunmesi ulketer ye insanlar amaindaki sabiplename sanstm arittrdt gecen ytllar boyunca. Bu istegi kOrOLleyen nedenlerin basinda cok saytda izleyiciye yonelik hiiyiik butcell filmlerin destektenip, &silk baceti fit all @tin yapiincilar caralmdan latMln clahi editmemesi olmustur. Pam yauranLinn risk gOze alamatnast, seneyolarin herkesin hoc,una gidecek sekilde yazdtrib , Oyi_11.1C LIF pcpuler yonel otmast gibi etkenler bagunsiz sine-

kan kaybetme donemidir. Video gOstericilerinin yaygmla§mast ve Almanya video pazart 701erde Uretimin samesini hir olcode saglar; Azalan Sinema salonlart sey ircilerinin elcsilcligini Almanya'daki ye Turkiye'deki video seyircilere tamamlar. Yesilcam, bu seyircilerie varligim sardameye caltsit. 1980'lerde ozel televizyon kanallannm yayma bastamastyla hem Yesilcam sinemast icin, hem de genelde Turk Sinema tarihinde yeni bir donem baslar. 19701erdeki yalntz TRT Televizyonunun yaytn yapttgt donemde ekran karsisina gecen Yesilcam Sinemast seyircilerini Yesilcam anlaylsindan 'korumaya', uzak tutmaya iizen gOsterir. Yesilcam filnllerini yaymlamaz, Yesilcam yOnetmenlerine ye oyuncularma kaptlannt acmaz. Yesilcam aniamultn disindaki -Dirk filmlerini yaytnlar, onlann yOnetmenterine film Onerderi gritnnir. Bu arada, kendi film yOnetmenlerini yaratma hedefi glider. TRT televizyonu Yesilcam'a hala bir OlciAde kapaltdir. Ozel televizyon kanallart Yesilcam'a yeniden hayat verin Bir taraftan eski Yesilcam filmleri ile Yesilcam seyircileri yeniden bulusurlar, diger taraftan Yesilcam yOnermenetlerindeki bimin birikimleri filmtere doMAstUrdilkieri yapunlara imza atmaya hasladder. Son yirmi yth kapsayan hir gins yapintsken dithyadan Hal Hartley, Quentin Tarantino, Todd Solondz, Kevin Smith ye abi konumunda Jim Jannusch gibi de amnadan gectneyelitn. Buraya kadar Bagktnstz YOnetmenter' in ka:an; hygist gUtmedigi konusunda henntkin olundugunu du;uniiyorutn. Aynca s it nemada him attkUltUr yaratttklen da gercek. Amu sown hu ycinetmenlerin ne hider barrunstr, nereye Radar hagulls I 1' ve nest! bag ' EnSI: uldugu gibs sacma bir nukteda dtigumieniyor. tionucta Meten, begenihne istegi olup olmasa da, kitlelerin Online birt;eyler koyabilen binsi hem badinlslzdir, cn,u zanuin da bag Un Yani nretrigi islerle Ozgurlesip, kendi atanInt yaratirken, begenitmenin ye de begenihnemenin, g6zOnande ottuanul, kendi fade t::truenin haskisi alone giver, girebitir. Bu sad,, kagunsi: s.mnatcu lul ye-ttil nokta, toplumun hi:aunt-1)4e derdini

"CD

p if .17-1 i cm- ,:1, I .V1 ..', ;' F-77 t --•.,
3.3anu BOZDEMIR

"Olkennzde

bakansiz sinema Orneklerini bav

ciaS;q timellann

dityarldiklan

giirebiliyoruz. Onun &sin&

Yttlf;e1.1,:z',

e.

alentare ytineltilmesi; 3- Sanstir; 4- Ve sinema clUstincesinin, elestirisinin olmamast, bOyle bir entelektilel rehberligi yol gostericiligin, tartismanal, yayinlarin yoklugu. Turk Sinemest, her akersu.gibi, topragin (seyircilerin) konumuna gOre kendine bir yol yaprmstir. Bu olusumu Yesilcam Sinemasi olarak tammityoruz. Geteneksel sozlii mesa! anlatimimn, sinema icinde, onun kosullanyla Yesilcam. YeOcam Sinemastnin zemini bellidir. Kendi seyirciled vardir, burlier bir ktimechr. Yerli film (Yesilcam) seyirci kumesi. Bu kume 1950'lerdeki gelismelerin icinde ye 6'11-astride olusmustur. Kencli sinema salonlari de A:el:tiff, ayrtdtr. 1950'ler Oncesi dOnemin yabanct film seyircileri katdan Ye eksilenlerle birlikte Yesilcam seyirci kilmesinin yanincla ye kosutunda biraz daha 161;6k bir kihne olarak varligalt stirdiae • gehnistir. Yesilcam Sinemest dtineminde, Ye§ikam'in genet is:leyisinin (film anlayismin) clisma cikacak caltsmaiarin onu acilmak istenmemistir. Her seye karF,m -cekitebilen Yesilcam antamt diF,Indaki kimi filmier ise ancek yabenci fihn seyirci ktimesine, yabanct film gosteren sinema salonlarmde

Yesilcam, kendi anlayisina baglichr, farkh, yeni anlaytslara kapahchr, gelenekcidir, tutucu bir yapiya sahiptir. Bu, seyircinin yaptsina uyan bir durumdur, bir btittintesmedir. 1970'lerdeki gelismeler Turk Sinemasmda da yeni gelismeterin zeminini yaratmaya basiamtstir. Televizyon yayinlarimn yaydmast ye yasanan kargasa maim seyircilerin sinema salonlanndan uzaldasmasma yol acmistir. 0 zamana kadar filmlerle seyircilerin tek bulusma yeri olan sinema saIonian= yam stra evlerde televizyon kar§ismda da insanlar fiblerie bulusmaya baslami§tir. Sinema Salonlarmda film seyretme tekeli Televizyonla kirdmisur. Sinema salonu seyircilerinin azalmast, satontarin kitlesel kapanisi, TRT televizyonunun Yesilcam iirunlerine uzak durmast sonucu saionsuz ye seyircisiz kalan cam film Gretimi Burma noktastna gelir. Bu durum Ttirk. Sinemasinda yeni olusumlarm, yeni bit evrenin de bqlamastnun OnOnn nat. 70'ler ayrica sinema okultannin cogalmaya b4achgt da yttlarchr. Alaylt yOnetmenlerden zaman icinde ye okullu yOnermentere gecilecektir. 70'ler sinema saionteri ye Yesitcam icin Neredeyse olarak son yirmi yddir clUnyada 'Begunsa Film / Independent Film diye bit &yin" dolasmaya basiacti. Cok fa:la arayts, daha facia Uretim istegi, farkli filmier yapma amaci ,gercekten de boyle bir toptuluga kendi pazarlannt, izleyicilerini yaratma tirsatint verdi. stUdyolartn cbsincla yaptlan, Taranctlartnin ye onu destekleyenterin israrci cabatanyte gerceklesen ye meddi olarak de'dusiik burceli' okunu isaret eden film bir akin" olarak tammtaleri yabitiriz 'ba , 'T tnystz sinemayt'. Della görunmesi taketer ye insanlar acesinarturdt gq.en daki sehiplenitme yullar boyunca. Bu istegi koruLle.yen nederderin basulda col: sayida izteyiciye yontlik buytik butcell tihnierin destektenip, dusuk btacelt fiimlerin yapunciler tarafaldan tannin clehi editmemesi olmus:tur. Para Tamanterm risk gOze al:amen-test, seneyolann herkesin hostina gidecek sekilde yazdtrttmast, oyuncuterm pc,puler ye de sanse,-,yonet ohnasi gibi etkenter begins!: sine. . ,

kan kaybetme ciOnemidir. Video gOstericilerinin yayginla§masi ve Almanya video pazart 70'lerde aretimin sUrmesini bir olOde saglar; Azaban Sinema salonlan seeksikligini Almanya'daki ye TUrkiye'cleki video seyircilere temamlar. Yesilcam, but seyircilerle vartigint sUrdilrmeye calistr. 1980'lerde Ozet televizyon kanallannin yaytna baslamastyla hem Yesilcam sinemast icin, hem de genelde Turk Sinema tarihinde yeni bir donem bas lar. 1970'lerdeki yalniz TRT Televizyonunun yaym yaptigt tiOnemde ekran karsistna gecen Yesilcam Sinemast seyircilerini Yesilcam anlayt§indan `korumaye', uzak tutmaya Ozen gOsterit. Yesilcam filmlerini yaytnlamaz, Yesilcam yOnetmenterine ye oyuncularina kapilanni acmaz. Yesilcam anteyismin dismclaki Turk filmlerini yaymlar, °I-11mm yOnetmenlerine film Oneriteri gOttirtir. Bu arada, kendi film yOnetmenterini yaratma hedefi giicler. TRT televizyonu Ye0;:am'a hale bir olcude kapaltdir. Orel televizyon kanallart Yesilcam'a yeniden hayat vent. Bir teraftan eski Yesilcam filmleri ile Yesilcam seyirciled yeniden bulusurlar, diger tarattan Yesilcam yOnetmenetierincleki bUttin birikimteri filmiere dtinustUrdiikteri yapnulara imza atmaya basted der. Son yirmi yth kapsayan bir girt'; yeprm.;ken dunyadan Hal Hartley, Quentin Tarantino, Todd Soiond:, Kevin Smith ye abi konumunda Jim Jarmusch gibi isimiert de enmadan gec meyeli tn. Buraya Lida Beganstz YOnetmenter' kazenc kaygist gUtmedigi konusunda hemtikin olundugunu clustiniiyorum. Aynce nemada bir ettktilttir yeratuklen da FICIA bir gercek. Ama sorun hit yi .)netmenlerin ne kadar begunstz, nereye kadar Ye nest! ir,vitusc otduu gibi saCma bin noktede clOgUrnieniyor. Sonucta tireten, hegenilme istegi olup olmasa da, kitleterin amine birseyter koyabilen birisi hen" begin-1st:du-, coTiu :amen de bagunk. islerte 6:gurtesip, kendi Yeni yerettrken, begenihnenin ye de begenilmemenin, g6z6nunde ()banal, kendi -itede ermenin hasktsi attune giver, girebilir. herein 6i1110CCILlin nokta, coplumun bilttinOyle degil, derdini . .

r7r

42C
Banu

BOZDEMIR

"7 Dacrytizde

bakansiz sinema Orneklerini bazi

citti.ti7ncYLIITY1 uyarldiklan

solvteuncia. vizvonda giirebiliyoruz. Onun cilsinda

lent, senaryoculart, oyunculan, kameramanlan ozel televizyon kanallarinde Yesilcam seyircilerine Yesilcam anlamtna tens dLismeyen diziler cekmeye basiarlar. Yes:deem ozel televizyon kanallannda simdilerde yeni yOnetmenleri, yeni oyenculan, senaryoculart ve diger yeni elemanlartyla ye'niden gelisme ye serpilme donemine gin- mektedir. Bu arada sinemamtzda Yesilgam dlsl olusemlar gelismeye baslar. Bu noktada biraz durup, sinemaya dair kimi deyimler, tanuniar ezerinde tarusmak, belidemeler yapmak gerekebilir. Elektronik teknolojisinin film tiretim ve iletim (gosterim) alanma girmesiyle sinemada yeni bin donemin basladtgint sOylemek gerekir. Sinemanin, film (peliktil) Uzerine sesierin ve gbrUntUlerin kaydedilerek yalntz sinema salonlartnda seyircilerle donem antic bitmistir. Sinema, elektronik teknolojisiyle kaydedilen sestet- ye gOrantillerie de arnk, epeydir Liretilmekte ve , seyircilerle buiusabilmekte salonlarinda topluca 'film' dir. seyredilebildigi gibi, baska yerlerde, baska sekillerde de 'film' seyredilebilmektedir. `Film' sOzcUgti artik elektronik teknoiojistyle tiretilmis Unit-lien de kapsamaktadtr.

SElv1IR ASLANYUREK ELLALE (2001)

Sinema salonu isietmeterinin yet-en& arttk televizyon kanalt isletmeleri, VCD, DVD isletmeleri de yardir. 'Filmier' artik hem sinema salonlannda, hem televizyon kanallartnda ye VCD, DVD, kaset olarak da gOsterilmeyi hedefleyerek cekilmektedir. Sinema salonu isletmeleri icin cekiLen filmier belirh teriere oncelik verirken ve sinema tiretimi cesitliligini smidarken, televizyon kanadart icin cok cesidi cesidi sekillerde ye uzunluklarda cekilebilmektedir. Elektronik teknolojisi sinema olaymin cercevesini cok genisleunishyor 'begimstz' ka y ramtnin tantmlamasmda. Ama 'bagtmstz' sinemect ontrup kenclisi ye de ekibi icin cekmez bu filmleri. Seyirci, hatta beldentisinin tistUndeki bin seyirci kidesi icin ceker. Ve oturup heyecanla anlastimayt, takdir edihneyi beklet. Ama 'bagunstz" saran kendi icinde birtaktm seyteri reddenigi icin, kendini de kolayltkla reddedebilir. Bir bagunstz, sonraki filminde ye de fikalerinde 'begunIt' hale gelebihr. Ye da bit baska yOnetmene, sonradan dankeder bin seyter ve 'bagunsiz" oluverir. Cok kesin bin cizgisi yok yani 'bagunstz' ottnantn. Dogrusu de bu eaten. Peki icerik olarak filmin icine icine sert bagitustz'llk tohumlan, ri mi vardin? izledigi bin filmin gay ye lezbiyenlert etc almasindan baska bin Ozelligi ohuadiguadan bahseden seyirciye nasil bin yantt verdebilir ki? 'Marjinal' cevabt uygun galiba. Neyse gelelim Olkennize. TUrkiye'de de denyadaki bu getistnelere tepkisiz Lahr.mach ye yapitrictnin burun kivinip, 'bunden is cikmaz kardesim' dedigi filmiere netmenter kendi ydreklerini ortaya koyarakkarstbk yerdi. Ama bizde be lank sine-

tir. Ve sinema tarihinde yeni bin dOneme girilmistir. Turk Sinemastridaki ., ve L.Yelecekte olabitecelderi bu den ele almak gerekir. Sinema deyimiyle, sinema saLmlartndo gOsterilmek icin ceaniasthyor olmast hala kilen stirmektedir. Ki bunun ciddi olarak tarnstimast gerekir. Neresi icin cekiliyor, nerede gOsterdecek olursa olsun, hutun cekilen filthier sine:martin icindedir, sinemamn konusudur, sinemadtr. Sinema salonlarmda gOsterilen konulu uzun filmlerle (90 dakik.a) sinemayt stmdemak ye sinemayt tarnsmak, sinemantn diger Uninlerini ye buniann gerceklesmesi icin emek veren diger sinemactlen dislamak ne kadar dogrudur? Sinema salonlanna bagh filth uretimi ye gOsterimi, icinde veroldugu ekonomik yapalm beklentilerine ve hedeflerine uyguri bin yaps olustermustur. Bu rapt aynca salt film Gretimi. ye Osterimiyle smelt degildir, kendine•bagit, kendi kapsamt icinde bin sinema clUsencesini, sinema sinema kavrammt, sinemanin tek, on ol •ak kabul ettirmistir. celikli Sinema yaymctl.tgt, sinema tarnsmalan, keramiart, festiyalleri hep bu

dikip izledigi kucuk stginaginda male ye mesuttur. Hesap verme zorunlulugu yokter, olsa bile sahiplendigi kimlik onu hissettiginden daha fazla korumaktadtr. Agullklt sorun yine de uretim galiba... Ever, elimizi dokundurdugumuz her §eye, aslinda beglanabihne ihritnali oldugunu destintip kacersak, o zaman baska bir sorunla, tiretimsizlik sorunuyla karst karstye kahrtz. Konumuz o degil iyi ki, 'nasti' tinetilmis olan seyterle derdimiz. Be durum& karstmiza bicim, icerik bane tislup gibi kavramiar gtkiyor. Uslup ye icerik cogu semen ba§abas gider ye biz bir filmi daha cok bu kavramlara gore sever ye da sevmeyiz. Ciinkii bu duygularimiza hitap eden yerudtr sinemanin. Bic im, daha gOriiner bit kayram olmasina ragmen arkadan gelir. Genet izleyici begenisini dikkate alarak sOyitlyorum bunlart. Bagimsiz filmier de colt farkh clegildir asLinda. YOnetmenin duygulandir bite gecen, bizi harekete geciren. Onun basketchnst, reddetme duygusu, kendini antenna kaygist, icine sine sine sunma talebidir. Bunu anlayan, buna baglanan ve bunu destekleyen seyircinin duygusudur da aym zamenda. Seyirci cogu semen gOz ardi edi-

manna bit sektOr oiamamestnden otiirii o Lacier uc boyuriercla degil. Popular bin fame ne kaden pare harcantyor ki zaten!.. Olkemizde cekilen bagunstz sinema Onneklenni bast cl4itirricilartn duyarhitiden sonuc.unda yizyohda gbrebiliyorez. Onun dtsuula sansimiz fesnyellere kaityor. Neyse TUrkiye'deki dagium agt genisiedi de sadece festivallerde gOrrne oianagt but[lake Lignnstzlarint vizyondugumirz da da degedendirme imkam buluyuruz. sanme yan-t;;tr Harm 'ba g unstz bir bicimde bir festival de organize ediliyor arnk iilkeu,.z slludan Aslincia yOneLmeetri cekip, seyirciye uta;mast asemasinda daha bagunstz dayranmasa , be filmier daha fazta seyirciye ulasabilir dire iddia ediyorum. Yukanda da sOyledigim gibi sinemada seyircinin guru tarnsilmaz. Sinema dost meclisieninde gtisterilecek bir saner dah degildir. 0 ytizcien bagunstz ,sinema adtntn hakkint verip, clunyantn gidisartndaki yerini almaltdir... Kahplart degistirebilecegini an coguniuga ulastp, onlann clestegini al- • digt stirece ispat edebilir.

tetcf-iz-volp.

yaptmn OngOrdtig,U sinema icin gerceklesmektedir. Diger bruin sinema Uretimleri Ye etkinlikleri hep bu yaptrun sinemastism yan Urtinleri olarak, ya da chsusda degerlendirilmektedir. Sinema bu yapinm OngördiAti, yerle§tirdigi sinema ale s tunt kabul etmek, iistelik burnt sinema adios onaylaytp sCtrdtirrnek konusunu da tarusma gerekir. Seyirciyle bulusma yerletaro, iliski aracian gibi, ri, bicimleri, Kt yam= OngOrdtigti bircok seyinde tarustimast gerekir. Bu yapimn sinemast icinde olunan siyasai-ekonomik sistemi de yaortmcmin sustriannt cizdigi, belirledigi Televizyon kanallan da bu yapmtn icindedir. Bu sinema, sistemden bagtrnsiz ele ahnamaz ve. tartistlamaz. Sinemayt bu sistemin yattnmcistmn elinden kurtarmak, yarattcinul sinemast jrapinak gerekir. Diger births sanadar bu `kurtulu:jle zaman icinde saglamis, bagtmslztasmis durumdadirlar. Stradaki sinema otrnalichr. Yesilcam sonrast olusumlan, btittin buntan gas online alarak yapmak gerekir. Yesilcam sonrast, TRT televizycasun yayinlartyla baslaints olmaktadtr. Tele.vizyon yaytnlartyla, sinema salon :tan isletusecile-

rinin seyircilerle bulusturmadtgi sinema &Callen hem tiretilme olanaklarina, hem - de seyircilere bulusma olanagina kavu§mu§tur. Ornegin belgesel sinema yaygtn olarak TRT dOneminde gergekle§mi§ ye seyircilere sunulmu§tur. Ayni §ekilde bircok sinema klasigi film ve ticari olmadtklan icin di§ alum( yapilmaint§ film, alke sinemalan, sinemactlan televizyonda seyircilere ula§abilmi§tir. Sinema salonu seyircileri, evlerinde kiiciik ekranda seyrettiklertyle colt ge§idi sinema Lintnleriyle karstla§mt§lar, sinema gOrgilleri ve sinema ufuklart geni§lemi§tir. Sinema tarihinin ilk donemlerindeki sinema salonlarinda bir seansta gOsterilen tiirden film televizyon yaytnlartyla yeniden hayata gegmi§tir. Elektronik teknolojisiyle tiretim ve iletimi de esas televizyon kanal i§letmelerinin etkinlik slant olarak gOrmerack gerekir. Elektronik teknolojisi yaraoctlart bagimstz Uretim. oianaklart ve seyircilerle farkit bulusma yerleri ve bicimteri sunmaktadtr. Bu, genelde sinema alammn yeni evresidir ye Yesilcam sonrast Turk Sinemast icin de go: OnCusde tutulmattdir. Genet bir durum saptamast yapacak olursak, filmier arok salt sinema salonlarusda Sinema, bastangtcta bulusu yapankar tarafirdan bile kalict bir sey olarak (LegereglenCelipanayir lendirilmedi,bir gi'nden Oteye gitmeyecegi ileri stirtittlyomdu;yantlgt biipiik oldu,bugtin 100. yiltru geride birakan sinema farkit tilkelerde degisik dOzeytere eriserek farkit konumlara oturdu ise de,bugiln dunyada hircok ulslats genis him (like edintniskeleri tin kendine. Olkemizde gOscerim olarak bastoyan sinema kisa him same de Urctim asamastna (la geldi.Merakit ugrast olarak baslayats bu Uretimler, Kemal tilm'in ye pesitsden Ipek kumultnast ile yapimeyi yinde devam etti.501i yillartn basusdan itibaren film iketimi artarken ymtpunevleri artmaya bastadt;giderek yaptusevleri him sezonda piyasantn Later emmigi her mum filmden tiremimlert aynt sezon icinde yapmaya baslack.Bu (10neinde 'ask filinr,'safilm l' taIon filmiVkomedi nimlamalan bu tiretimleri gruplamak kultantlir oldu.COsterim dtizeyinde ise; stsoldugu ureuci tirmalarus temini zaman icinde yerlesmeye hasla-

gOsterilmiyor, yani sinema olayt salt sinema salon gOsterilertyle sintrh degil, televizyon kanallart, kaset, VCD, DVD, ternet yollanyla da gerceklesebitiyor; Yesitcam anlaytsusdaki sinema, salonlardaki donemini kapatu, arttk televizyon kanal-larmda yoluna devam ediyor; Sinema saIonian hemen ttimUyie ABD dagittmcdartnin cline gecti, diger filmler aiscak onlartn 'icazettyle' gOsterilebiliyor; Avrupa sinemast adt alonda ABD dirt filmierin gOsterildigi saytlan az da olsa sinema salonlart var; Yesilcam'm ustactrak ilislcisi icinde asistanliktan, terfien yOnetmenlik stireci amok islemiyor, sinema okullarmdan ye diger yollardan sinema egitimi alms kisiter filmier gekebiliyor, yOnetmen oluyor; belgesel sinemacttar ve kiss filmciler cogaimakta, kendi kurumlartnt olusturinakta, fitmlerini cok cesitli etkinliklerde, organizasyonlarda seyircilere sunmaktadtrlar; reklam ve kiip sektOr6 yetkin kendi sinemactlannt yetistirmektedir; film festivalleri cesitlenmekte ye artmaktachr Ye de sinema yaytnctligi Bruin butslara kosut sinema seyircilerinin durumunda da getismeter olmakta, genet bir seyirci tantmlafamier,gOsterim otanagi bulabilmek icin (Istanbul icinde) sistemin tirmalart ale anlasma durumunda idi,veya sezon di§mda(yaz) bu olanaga sahip olabiliudi./1955 yiltnda Gani Turanit kendi firmast (Universal film) adtna yaptigi Kara Vadi (yOn.:K.N.Caktts) fatnini bir sure soma AND blase devreder./ Bu tip firmakar devamit (ktiok btitceli) Uretimler yaptigt gihi, bir-iki fan-1de filmden soma caltsmala- rust bitirebiliyortardt.Zaman zaman aynkst konulu filmlerin Oremilmesinits yamn-, cla,bu (ktictik)Firmslar da belirierunis konulart cogunlukla lielirlemnis kaiiplart icinde ele alan filmier timettilem.Bilttin sistemin i.,ledigi piyasada hichir zaman sermaye birikimi olusoch,sektOrtin sanayilesmesi gerceklesmedi, belirtilen 'ayak sistemi'ne bngh firmalarus olsun diger olsun bu donem filnalerine;Umetici tirmalann yedestigi yer nedeiii ale 'Yesilcam Sinemasi' deniidi.Yapanct firmalann malt durumlan ne olurOrecim Ye dat u m (gnsterins) usekonizmalart aynt s;ekilde caltstyon bu ise bolge isletmecilerinin de etkin oldugu,

GIMSIZ A- A (—I I A
Orhan UNSER

sinemast denen dijnevit tipik ‘yaprynct sinemasz' demekti, aina yapimayi da kontrol eden daAltimel cue fam'in asa pazan Anadoiu sinernacliart vardt. Sisternin icinde kisisel kalarak 'bugans-cz' olarak

mastnin chsinda cesitli seyirci olusmakradtr. Daha once vat otan yabanct film seyircisi ktimesi, bu kez salt ABD sinemast ye tutu filmlerin seyirciterin domastu, Yesilcam sinemast seyircisi sinema salonlartna pek nadir gidiyor, onlar artik televizyon kanallart seyircileri oldu, sinema salonlannda pek nadir gidiyor, onlar artik televizyon kanallart seyircileri oldu, sinema salonlarinda film seyredenlet cokluk ABD filmleri seyrediyorlar ve o. filmlerin etkisi alunda seyirciler kUrnesini olusturuyortar. Bu arada uluslar arast film festivalleri filmleri seyircisi adt altinda bir azmhk kilmesinden de soz edebiliriz. Bugun artik hemen herkes televizyon kanallannt salonlartnda gosterilmesi y e seyreditmesinde tsrarct, ya da daha dogrusu kimi filmlerin sinema salonlannda seyredilmesi boyutunu korumaya, sUrdUrrneye cahstyor. Yesilcam yapimcdartnin bircogu artik yok, kalanlar ye yeni gelenler hemen tiimilyte televizyon kanallart icin Uretim yaptyorlar. Yesilcam anlaytsi dtst film yapmak isteyenlerin bir cogu kendi bagtms tz yaptinevierini kurdular, Oncelikli olarak sinema salonlannda gOsterilmek uzere filmier Urenneye calistyortar ye simyOnetmeni Anita Tokath'ntn varltgina ragmen, Locarno festivalinden 'seref diplomast'da aid* hatde,fransizca alt yaztlt kopyalart ile Istanbui'da ancak yazlik sinemalarda gOsterina otanagt bulabitmiscir.Sinema clts a-Wan Selcuk Bakkatbast'ntn senaryosunu yazdigt film, 'Set film' yapumdir./ Bu sistemin disula ctkarak farkh konutara yOnelik veya uretim itiskileri sistem disindan kaynaklanan filmlerin olusmast halinde, gecerti tek gOsterim/dagmm sistemi, icinde yet almalart otanakstzdt, sistemin en canit oldugu gUnterde sinema salonlarindan baskaca (video olayt baslarnamts/TV hen uz yok) gosterim/se.yirciye utasma olanagt da olmadtgtndan bagunstz/baglannsit bir sinema yaptImast olanakstzdt.AsLinda, Yesilcam sinemast denen donem tipik 'yapimet sinemast' demekti, ama yapunclyt da kontrol eden dagttunci ye 'yerti astl pazan Anadolu sinemacdart vardt. Sistemin icinde kalarak kimi kiiisel girisitnteri `bagunstz' olarak nitetemek mumkun degildi. 501i yillarda bastayan `yapiract sinemast' 70'1i ydlann sonunda, baska bir kanala yOneldi.Baslangtctan ben filmlerde belirli bir yer alan `seks' unsuru, giderek agtrltic kazanch;

SEMIR ASLANYOREK SELLALE (2001) dilik daha cok festivaller duzeyinde de otsa dunyaya acthyorlar. Bu arada, Sinema genelde, bUtUn dunyada bir durgunluk icinde. Sinema anlaylst ve dastincesinin, sinema antaytslannin 20'ler, 30'lardaki, 60'lardaki devingenligi, tarttsmalan benzeri bit durum henuz pek gOrOnmilyor. Ama bir seyler bir yerlerde birikiyor, stictstyor. Ayrica salt sinemayla ilgili bir durum da degil bu. ButUn alanlar icin sbz konusu. Toplurnsal her seyin reset boyutla sarstimast, yeniden dUstinfilmesi ve tasarlamnast gerekiyor. Turk sioyuncu kadrolart degist i,tarzm yOnetmenteri hula= arurdtlar, dar baceli filmier cogunluk kazanch.MajOr firmalatin caltsmalanni durdurdugu (veya azalttigt) bu clOnetude satecini tamamladt. Sistemin cOztdrnesinden sonra yabanct dagiumcdarm bosalan ayak sistemini ete gecirmesi ile cOMItlis htzlandt.'Seks' .uryast sona evince, film saytst htzla cliistnesine ragmen iiretim devam etti.Bu donemde Uretilen filmier iki tiir gOstermektedir ; eski Yesilcam usulu yaptlan dagtumt (IstanbuPda) beaten hit yaptImayan (16 mm cekilmis) filmier ile; yabanct ortaklarta daha olanakli produksiyonlarta yapdtrus,yabanct filmier hafta bularak gosterime given veya festivallerde seyirciye ulasa bilen filmler....Son dOnemin bu ikinci gruba filmier, Yesilgam donemi fitmlede konu bakumndan da farklihk gOsterir. Konular farktdasuken,kisisel bunaltmlara oneldigi gibi,popdler olaylart da ele aldt.Yapunct firmalarin yerini sinema chst alanlardan gelen firmalar,TV kanallart ,reklam sirketleri aLdt.....yonetmeni konusunu secmede Oz.& btrakmis olsalar bile bu yolla gelen filmtere baguriaz/baglannstz demek ne kadar yerinde olur. Son yillarda yOnetmenterin ta-

nemasir in Yesilcam Oncesi clOnemi, kentlerde, lent insantan icin, (Ake ile smith, banh filmlerin benzeri, o kulttir kapsammda az saytda filmlerden olusmaktaycit. Yesilcam Oncesi sinemama boyle bir zemin Uzerindedir. Yesilcam sinemast, bandan ogrenilmeye caltstlan, hatta taklit edilen bir sinemantn yerlilestirildigi, yetkiye clOnUstUrbldiigil bin sinemachr. Kdrsat kith& gelenegi uterine oturamtur ve kendi seyircisiyte kendini kapaumsnr. Yesilcam sinemast ve seyircisi baska sinema anlayistanna kapandir. Yesilcam'm zemini budur. Yesilcam Oncesi ye Yesilcam donemlerinin zeminleri betirgindir. Beldentiler ye hedefler belirgindir. Seyirci belirgindir. Bugunden geriye baktigtmtzda, sUrecter mmatulandigt icin, durum belirgindin icinde oldugumuz . durumun ise zemini bel.irsiz. Ya da birgokzemin var ye bunlan her birine gore degisik gelismeter olmakta. Ya da zemin belirtemesi netlestirilemedigi icin belirgintiksiz &Lino:Isla yeriliyor. Ktsaca belirginlesmeyi arayan bir surec yasanmakta. Bu noktada iki sey One cdcyor: 1- hangi seyirci 2- hangi sinema 'Seyirciyi tanimlama konustt onemli. Kline gore, hangi amaca, hedefe mamen kendi olanaklari ile yapttgt filmlerde gundeme gelmektedir,eskiden sinemaya girmek isteyen bit taktm ginsimciler,sistem dtstndan. tamatnen kendi olanaklart ile Winter yapnuslardi;bunlar her ne kadar chsardan getenterce yapildt ise de,yukanda da deginilcligi gibi,dtsardan gelen kisinin yapitoc!,oyuncu olmast di1 inda sisteinin (Yesilcam) eLemantannt (ye konulannt) kullanarak yapthyordu.Son ciOnemde bu tart (lime onetenter ise sistemin su veya bu sekilde icinde bulunmus kisiter olarak caltsmaktachrlar.Yammt giderek kncinten /Zeki yazarak,yöneterek,cekeDemirkubuz rek,oynayarak ye' kurgulayarak Bekteme Odast'm yaptyor, Nuri Bilge Ceylan filmterini yazip,yOnetip,cekerken oyuncu olarak ailesini ve yaktn cevresini kullantyor/bu cattsmatar acaba filmi bagunstzlasttnyor mu? Bagunsiz /baglanustz sinema da biraz politik bir tavtr,(ama politik tavtrda bir baska bagtmlatk degil tut?) biraz kurulu dilzenle cansma, biraz gecerli bicimteri dtstama, biraz unclerground'a acdma;gOsterim duzeyinde farkh olanaklan deneme ye farkh kitteleri hedefleme...

REIS CELIK - HOSCAKAL YARIN gore, nasil bir seyirci tanum yapacagtz ye

sinernamizt bicimlendirecegiz, yänlendirecegiz. Ya da nasd bit sinema anlaytst icinde seyirciyi tammlayacagiz. Aslinda seyirci ve sinema tat-11ml birlikte, karsatklt birbirini olusturmalichr. Biitiin bunlar neye gore, hang: anlaytsa gOre yaptl'acak? BugUn Turk S inemas min karpsincla (gUndeminde) yalnizca TOrkiye seyirciyi, yerli scyirci yok, o donem artik kapandi, geride k.alch. Turk Sinemast clUnyayo aciliyor ye degisik cografyanm, cesitli killtiar ortamlanron seyirciler: ye sinemactiartyla bulusuyor, Dtinya sulemactlari Ill ortalc zeminterde bir araya gehneyi hedefliyor. Bu durum, bazt konulan kez 'auk sinemasintn get- triyor. `E)ogar olarak zaten cliAnya sinemast kapsann ve tarihi icinde °km Turk Sinemast ve
oncesi donem), lit Le: olarak ye hedeneyerek orada y awl:nay:a caitstyor.

Bu, beraberinde bir besaptasma, Onerme gthademini de • ;etiriyou. YaIniz bait Avrupa Ye ABD dihayayt, gecmisiyie cue icine akin lair sinema kapsanat y e psalm, ,:teneyinaleri, uyguLamatart, arayictari Sintrna bilge gOrgusu iartiun icinde ye degtstk co.gralyalacda gercekles,m ye get-cekiew.is olan filmier& olusuarma, gets,J,Inutturida. Bir cestt, ken& ic dent:mu:den, uluslar :avast actlnta stiz konucu. Bu yeoi dOnetnin sine1113S11111-1 zemini Oncekilerden farkitchr. 1950 Oncesi, o tardalerin .1-Orkiye'sinin kentsellik Uzerindedir, 1950 sonrasi Yeitcarri otu.,,;umu ise kacsallik ve geleneksel sozlii kiiltiir zemini ilzerindedir, her ikisi de yereldir, ice dbnatilr, entelektilel boyutu stmrlicitr. Ozellikle Yesilcam evresinde, kisisel bir sinema dili, anktyist, kavrayisi gelistirememis, genet ye anonim

seyircilerin tepkileridir. Yesilcam sonrast ye chst (Post Yesilcam) yeni donem, dunyaya actlan, kisisel yaratma pesinde olan, kisisel sOylemi, danya kurmayt, anlaumt One cikaran bir sinema kunna sUrecidir. olabilecegi Kisisel yaratmarun ortamlarda ve konumlarda Uretim yap. - maktachr. Bagtmaz °halal< ye kalabilmek ugrast icindedir. Pusulasi dunya sinemast tarihidir (TOrk Sinemast tarihi de bunun icindedir). Kisisele olarak, kendi adtyla, kendi kimligiyle bu ortama girmektedir. Bu hedef ye kapsamda kisisel zemin sorunu gundeme gelir.Kisisel referanslar, set hedefler nelerdir? Siyasal, ideolojik, kintUrel egilimler, hedef seyirciler, seyircilerte kurulacak disk: bigimi, yet-ten, iiretim kosullart,. matiyetteri gibi sormalar actkitk ister. Bagunstz olmak bagunit olmarnaktir. Nelerden baginast:itk, nelere bagunit olmamakur bat? Kisisel, Ozgim, yaranct olabitmekiir oncelikle sorun. Bunun gerceidesebitinesi kosullan iced hit takuu bagunitliklardart kurtulmak gerekir. Nedir, Ti_irkiye'de bit sinemactyt bagiayankar, Osgarlq6nri iizgiinliigiinii, kisisel yaranctligtnt engelleyenler? Ban baglann ban bagiann ise conlimesi gerekir. Ktsisethge ve ,azgOillugu besleyen baglar clogaldtr ki Lorunacakur. Nelerdir bunlar? olusturan tarihsel, idikOrel ye toplumsal orramdir Ornegin. sinema anlaytstmactir, diiimizdir, dUnya sinema tarihi icinde hizi aydualatan caltsKurtulumnast gereken bagtmltitklar nelerdir? Kisisel, Orson, 6zgiir yarattcittga di§tan stuff ve Lisittama getiren lerdir. Sansur kurumudur Ornegin. Stan-

Yesilcam sonrast (Post Yesilcam) -Dirk Sinemast cesidi alanlarda ve cesitli bicimlerde, yOnlerde filmier cekme konumundadir. Kimileri Yesilcam anlaytsi kapsammda, Oncelikle televizyon kanallart icin dizi filmier cekerken, kimileri ilkin sinema saionlannda, soma da kanallarda terilmek icin populerlik boyutunun, dolaytstyla kasayt da dasilnerek, genic kitleyi hedefleyen, ticariligin blade rututclugu Yesilcam-Hollywood karmast popUlist filmier cekiyor, kimileri salt kendi kisisel sinema clUnyalannt Ye dilini otusturma ugrast icinde, merakltsina filmier cekiyor, belgesel sinema kapsamt icinde ktsa, konulu filmier, kimileri klipleri cekiyor... reklam bu famterde seyirciterte bulusuyor. Bu kapsam icinde, burada yetisen, varolan yeni bir sinemactiar kusagnun varltg, sOz
konusu. (yok devingen, umutlu, OEM acik

bir durum. Bu noktada, Turk Sinemasinda bugOne kadar keg eksikligi ilityutan iki
boyurun var edilmesi gerckiyor: - Parasal boyut; 2- Sinema ya:arligi, aravirmasi, tarNmact boyutu. Parasal boyut, bir sekilde cOnilebilecek hit boyut

iken sinema rartasmalanima, sinema
:;;Uncesinin, cinema yayinlartnin yetkin-1

6ncelikle Turk lestnesi, Sinemasandaki cesitli alantardaki devingenhge e elen, yeni sincina dt.tc;i1n6rterinin, yazartarirun, aLademicyerderinin ortaya ctkmast acilen gerektnektedir. Post Turk icinde Yesilcam kapsatm Sinemasinin, Dunya sinerna tarihine, TUrkiye'den larkti acatmalar, OzgOn Lot-

siparisleridir. Finansdardize edilmis mana bagh, kar amacit ekonomnik isleyisrir. artlayistdir. Paranm Let:A:list:11r. bagh &ethyl, dagatm, gOsterim yaptsidtr.

ktlar, Onermeler getirmesi laic de zor degitdir. ÖzLinatiz de, Turkiye'nin topiumsal ve taribincle, gecmisinde bunun mayakm vardir. Dianya Sinemastna Turk sinemacilannin, Turkiye'den cok degerli karkilan

GI LU E fLU
Burak GORAL (bgoral@hotmail.com ) Hollywood'da herkes her istedigi filmi yapamlyor tabi ki her ne kadar bazen oyle gibi gOzakse de. Biiyiik stiddyotarin her yil karstlanna en az 2000 kadar film projesi geliyor. Bunlardan bit stiklyo icin, isteyip begencligi ya da iizerinde oynayabilme sarnyla kabul ettigi Oda en fazla 50 tanesi sinema filmi haline gelebiliyor. Peki secmeler nastl yapthyor? Aslinda bu konuda yaptlints ban filmier var ki bu dun', mu az da olsa actga cikarnyor. Bu filmier de kusk.usuz studyo destekli cdoms ve sektOrtin kendisini elestirdigi filmier. Hemen akta ancak Robert Altman gibi arttk coktan "Ozgarlesmis" bir onetmenin Hollywood sistemini alayct bir edayla gOzler OnUne seren filmi "Oyuncu" (The Player) geliyor. Isi biraz daha sarnatalasttran bit baska Onnekse Kevin Bacon'un oynachgt, cektigi bit ktsa filmte Hollywood's cagriIan gene y e idealist bir yOnettnenin sistern icinde ne kadar eli kolu bagh kalabilecegini antatan "The Big Picture" acitt film. Her iki filmde de sti_idyolann onionne gelen film senaryolanna ne gOzle baktiktan ye nastl clegerlenclirdikleri Dogrusu bir yaratict beyin icin bazen act veren olaylar bunlar. Ama cogunlukta (la ortaya ctkan ticari iiriin, The Player"da da olclugu gibi, sisteme dahil olmantn getirdigi tatli konfora kendini kap[Iran aynt yaratictyi sonradan cok da raharstz enneyebiliyor... Snidyolar ye bu tut bUyik yaptmcdar karstlartna gelen sanat yapttma para yatirdtktan icin kuskusuz bir miktar ticari olmak zorundalar. Zaten tarusttan nokta da burada clklyor ortaya. Ticari olmak da nereye kadar ? Para yattran yaptmct ya do studyo filme sadece bit sanat eseri olarak bakami-

" ^S imdiden ydlar sonra, yataktruzda beklerken bugiirde buganden sonraki turn gdnierinizi deki§rnek isteyebdir ve bugiine yeniden diinebdrnek ye di4manlartrruza 5unu bakirmak icin bir ,sans, sadece bir arts daha isteyebilirsiniz: Hayatnrurt alabitirsiniz ama ozgurlugurnuzii asla alamayacakstruz!"
Mel Gibson "Cesur Yiirek" (Bravehearc)

yon. Ticaretin ternel kurah olarak tabi ki yattrthgt paradan kar etmek de istiyor. Bunun yolu da filmin cok seyirci tarafindan seyredilmesi ve giselerden yaptm masraftmn ctkardmast ve de herkese kar gent-mesi. Boyle olunca da is, buyiik kidenin istedigi ya da seyretmekten zevk alchgt seylerin kolay anlastlabilir bit sekilde filme yansttdmast gerektigine vartyor. Amerikan sinemastnm ciddiyetinin tartistimast da tabi ki bu sebepten dolayt cikwor ortaya. EndUstrinin yasatnast icin endListrinin para kazanmast gerek ne de olsa. 0 do rum dOnyada kolay izienebilecek, fazla agirlik ve entelektuellik icermeyen, eglencelik filmlerin °ram= yiliksek oimastrn saghyor. Boylece bin sinema sezonu boyunca gisetere yaldastk % 60 - 70 oranlart arastnda bu tiro filmier hakim oluyor. Dolaytstyla zaman bu baskin oran, o sezon icerisinde karsumza gtkan nitelikli Holly-

wood yaptmlantun da zarar gormesine sebep oluyor. Bu °ran yuzLinden Amerikan sinemastncian nefret eden bir kesim Tiltkiyede de varolm,4tur hep. Bagunstz sinema ise bu sisterni reddeden ye bu sistemin kurallanna karl i cikan filtncilerin olusturdugu baska bit sektor aslinda. Genellikle "Bagansiz Sinerria" alma hemen hetseyin Miramax ve "Ucuz Roman" (Pulp Fiction) de ba§ladigi (-410m:thin. Ama Amerikan bagunstz sinemasmtn seksenlere Ozg,CE bir durum, harm bit moda alcum olclugu tamamen bit yandsamadan ibaret. Aslinda heqey daha eskiden ktrkh yillarda Hollywood studyo sisteminin cOkmesiyle ye bit fihni ge.rceklegirmek icin biraraya getirilmis ekiplerin dagtlmastyla hatta bagimsizlasmaayla ba§ladt. Stanley Kramer ("The Defiant Ones, 1958", "Sahilde / On the Beach, 1959", "Judgement at Nuremberg, 1991") Ye Otto Prerninger'in "Alttn Kollti Adam" (The Man With the Golden Arm, 1955), "Bit Cinayeti.n Anaromisi" (Anatomy of a Murder, 1959), "Advise and Consent,. 1962" ilk Ye en Onemli bagimstz filmier oldular. Sonralart Robert Aldrich'in "Kiss me Deadly" filmi y e Sidney Lumet'in "12 Kizgm Adam" (12 Angry Men) ile harm Stanley Kubrick Ye John Cassavettes'(n filmteriyle de be getenek deyam etti. Sonra zaten (levant da geldi: Arthur Penn, Francis Ford Coppola, John Carpenter, David Lynch ve Jim Jarmusch'a kadar uzarur bu Rae. Miramax: BagtmsOartn cenneti Ama be "indie" gelenegi doksanli ytllarda Miramax'in ortaya cakmast ye ozellikle

"Genellikle "&tvrisf..z. SineIn.a" adEna (Plc ip bagath.gi hatta bir nwda OzgU bir

Mir aal U. tamanpr.3

ytntin" si7zenn(S7,11111 p:?k:::enierc lifsanwitim. ibaret.,"

C uz

Quentin Tarantino'nun "Ucuz Roman I Pulp Fiction" filminin prodUktOrkigthati yapmastyla bUyilk bir ivtne kazanch. Miramax'dan da Ote Tarantino'nun kimligi ‘bagimsiz ruhlu' yeni yOnetmenler icin yeni bir umut kaynagi oldu. Ne de olsa adam bir zamanlar ufak tefek senaryolar - yazan . bit video dtikkant tezgahtanych. Eger bir yOnetmen film yapmaya sifirdan bashyorsa ilk filmterini bagimstz yapmahch • gercegi, bagimsiz film festivallerine basvurunca sansim artirmak icin de birtakim kurstara gidip "okullu" olmast gerekecegi hemen hemen betlidir. Ozellikle Amerika'da bagunsiz sinema bile bu ytizden bir endustri hatta bir kurum haline coktan geldi. Ama bir de icin oteki yam var: Bildigimiz Amerikan rtiyast. Amerika'da birsey uretebilen, kendisini iyi oldugu bir alanda gOsterebilen herkesin bi,r yere gehne sansi varchr diye hep. Bu riiya her zaman mevcut. Sinemacla benzer bir durumun adi ise artik Amerikan rtiyast degil, "Tarantino Rtlyasi". Yani okula filan gitmeyin. Tiim tecrtibeniz hayattan ye egitiminiz de bit video dukkantnda strken seyrettiginiz filmlerden olsun. Tabi Ica cok bol miktarda sansa da ihtiyaCimz var. Ve tabi ki Tarantino kadar inaty da ohnalistniz. Stiphesiz bu konudaki tek kahraman Quentin Tarantino degildi. Bit stare sonra Tarantino ile de onak isler yapacak otan Robert Rodriguez varch mesela. Rodriguez ilk uzun metrajh filmi "Gitartm y e Silahim"t (El Mariachi) tamarnen kendi kazandigi parayla ye e§ clostla cekmis Ye filminin matiyetini 7000 $'a cikartmisu. Dtinyantn en LICUZ tilmlerinden biriydi sonucta cikan film. Herseyden Once icinde gercekten hit "sinema" yank. Rodriguez'in bagimsiz tni stUdyolarm clikkatini cekti Ye eger Once bagimsiz sinema yapan yOnettnenterin yine istedikleri filmi cekmeterine digerlerinden daha intisamahalt davranan Miramax chstncla bir stiidyo Once davrantuasaydi Rodriguez belki de Sergio Leone, Sam Peckinpah gibi yOnettuentere Ye Spagetti Westein "gertre"ina saygt durusunda bulundugu "Once Upon a Time in Mexico"yu daha hala cekememis olacakti. Ayni sekilde stticlyotarin yapmak istemeyecegi oykUleri gene stUdyolarm anlatmak ibLemedigi tarzdd cekta Jima Jarini.k§h gibi yOne.tmenler de 70'lerden baslayarak

ender. cok azt studyolara ye sisteme kendilerini kabul ettirebildiler. Aslmda buna on ayak olanlardan biri de kuslcusuz "Miramax" oldu. Bagimstz sinemanin bitip bitmedigine Bair bir tartisma var Amerika'da. Bunun sebebi de Miramax adh film sirketinin kaPilanni bu tip filmlere acrnis olmasi. Hal boyle olunca bu stticlyodan gikan filmlerinden de haliyle antic "bagunsiz" 'ach alunda anilmasinin dogrulugu tartisihyor... Miramax'm bir Disney kundusu oldugu cogunlukla gozden kacan bit ayrtnudir. Disney sirketinin kucuk baceli ve az iddiall filmlere yOnelik yaptigi bir yantim aracidir bir anlamda. Sirketin bastnda Harvey ye Bob Weinstein adlarinda iki kardes vardir. Harvey Weinstein, Disney ile olan iliskilerini sOyle actkliyor: "Disney, bizim btlytikbabamtz gibidir ya da zengin amcamiz. Temelde bankarruz da diyebiliriz." Miramak, kendi isterini yiirtitmekte tamamen bagtmsiz. Btitcelerini kendi istedikleri yOnde kullanmalan serbest. Sadece asirt derecede seks sahneleri iceren filmlere karst cok seciciler. Disney yOneticilerinden biri, Miramax't chyle tantmliyor "IVIiramax film sirketleri arastrida ytizde yiiz Ozgtirltik demektir. Ontar islerincle cok iyiler ye her zaman dogru secimler yapinaktalar." Miramax, su anki Miramax olmadan Once ufactk bit sirkeni. Disney, sirketi 75 milyon dolara 1993 yiltnda Miramax't satin aldt. Bugtin Ivliramax'm degerinin 1 milyar dolardan fazla oldugu dilstinUltiyor. Dogrusu New Yorkat iki film delisi kardes icin iyi bir some. (Weinstein kardesler sirketin adint anne ve babalannin isimlerinden olusturinu§lar: Miriam ye Max). Sirketin dagttuntnt tistlendigi ilk filinleri Steven Soderbergla'in "Seks Yalanlan" (Sex, Lies and Videotape) ye Jim Sheridan'in "Sol Ayagim"t (My Left Foot) oltnu 3 ve bu iki film Miramax'tn pazara "iyi" bir giris ya j.-)mastm saglamtsu. Sonraki yillarda sirketin ana politikast, bUytik.stUdyo sirkederinclen bagitustz olarak kiictik bUtcelerle cekilen filmlerin clagitunciligint tistlenmek, daha sonra da bu cur filmlerin yaptminda etkili ohnak. Miramax 1990'lartn sonunda bagirnsiz filmlerin adeta kalesi oldu ye harm bir aciclan mageldi. 0 zaman jor §irket kontlinuna ortaya Boyle bir tartismamn da cikinastna

Bu arada Miramax'in altmda ufak bir sirket daha var: Dimension Films. Sirket daha cok Miramax'in korku ye gerilim tilrundeki filmlerini UStlemuis durumda. Gelelim Turkiye'ye Simdi Tiirkiye'de boyle seyler yok. Tabi ki Holtywood'u Ornek vermek belki ama "bagimaz sinema" kavrammin varolmasinin nedeni Hollywood stildyo sistemiydi ne de olsa... Turk sinemasimn Yesilcam dOnemlerinde (sene basma dilsen film sayismin iyiden iyiye dUsttigii 90'larda biten bir dOnemdir bence bu clOnem) o hep anlattlan meshur yapuncilarin Ayhan Istk'h Cuneyt Tilrkan oray'll film siparisleri de bizim icin bit anlamda stalyolu clOnemlerdi. Bir Arzu Film ekolu varch mesela. Genic kadrolu cekilen komedilerin nasd filmier olacagt, asctyt, usagi kimleri oynayacagt belli ye anlatacaklari onceden bilinen malum mudu sonlu genic kideleri hedefleyen filmlerdi Ttirk sinemasinda bagimsalasma hareketlent yOnetmenlerin kendi yaptmci. sirketlerini kurup o §irket adi alanda film yapmabanyla baslath. Gerci Yesilcam'in icinde orneklen yok degildi. Ama bagunli olantarla bagunsiz olanlar arasmda daglar kadar bit lark yoktu demek daha dogru. Bu yOzden Turk sinemastmn ilk bagunsiz fihnlerinden bahsedeceksck eger baska isimlerden bahsetinek daha dogru olur sanuam. Ydmaz Guney'in Guney Fihn'le, Ali OzgentiArk'On Asya Fihn'te, Omer Kavur'un Alfa Film'le yaptigt filmier mesela... Bu sirketler kendi fihnlerinin maliyetlerini karsthyor ye ortaya aynt zamanda vapituct yöne0-nen[er ciktyocdu ki 1990'lann Turk SinenlaSUALLI da en bilyiik sorunlanndan biri boylece gOsteriyordu kendisini de. BaganstzlIk isteyen yOneunenlerimiz varolan yapimcitik kurumuntr iteleyerek Ozgtiduklerini ilan ediyorlanit hirer hirer. Yesilcam g,eleneginden kalan yapuncilar video y e Lelevizyon piyasasma yänleniderken sinemalam gelen.TUrk filtnIeri ilk etapta seyirciyi diistinmeyen ye ydnettnenlerin is dtinyalartna yOnelik filmier oldular en basta. Gectigimiz ay Haftahk dergisinin yapngt kucuk caph bir "Turk sinemasimn en koanketinde ortaya cdcan film tu cogunlugu da bu min tirtinleridir dikkar ederseniz... Anke-

ut. vizonteie E§kiya Kahpe Bizans
0 *imdi Asker

i iimaz Eruogan

Drsavi \ 1.

EAuugani

J.JVV .J L.

-I

Yavuz Turgul Gani Miijde Abdullah Oguz Sinan cetin Zeki Okten Sinan cetin Osman Smay

Filmacass (Mine Vargi) Ozen Film — Arzu Film ANS (Abdullah Oguz) Plato Film (Sinan cetin) UFP (Faruk Aksoy) Filmacass Plato Film Sinegraf (M. *evki Dogan)

2.572.287 2.472.162 1.657.051 1.568.525 1.329.086 1.275.967 1.239.015 1.238.878 1.052.907

Mustafa Altioklar ANS

Asmali Konak Komser *ekspir Gad Gtile Propaganda Deli Yiirek
Ozer ye Burak GOral'in belirttigi 10'ar filmlik listede yaptinct/yOnetmenierin 1980 sonlan 1990'larda cikarchiclart bagimstz filmleri agirliktaydt. Neydi bu filmier: "Kusatma Alttnda Ask", "Ktz Kulesi A§tklart", "Mektup", "Avci", "Sari TebessiAm" gibi filmier... Zaten Boyle bir bakacak olursak 1990'lara girdigimizde filmleri sinema salonu Oren "eski" yaptmcdartn sayist giderek azalmaktaydt. Bunu cekilen film saydarina bakmca da gormek mumkun. Agah OzgiAc'Lin son derece yaradt arsiv caltsmalart."Thrk Filmleri Soziugu"nde de net olarak gorebildigimiz ban istatistikler var. 1988'de cekilen yerli film sayisi 117 iken, bu sayt 1989'da 99'a, 1990'da 74'e gerilemis. Ama esas agLr clii§i1§ 1991'de yasanmis. 0 yd cekilen film sap& sadece 33. Bu 33 filmden sadece 17'sinin vizyona ctkabilmis olmast da baska bir ilginc gOsterge. Zan-Ian yapinactlarin piyasa kusmeye basladtgt zamanlar. Ozel televizyonlann birer birer ciktigt, video piyasastrun hala ayakta oldugu, Amerikan major sirketlerin giderek artan film bombardtmant donemleri. Bu noktada 1990'larda cekilmis Onemri filmier Lizerinden gidersek daha net tesbitlere ulasabilecegiz aslinda. Eski yaptincilardan cikma sinema salonu gorebilen filmlerin saytst bu tarihlerde cok az: Eder Film'den bir Kemal Sunal fitmi p lan "Varyemez", Yavuz Turgul'dan "GOlge Oyunu"; Kadri Yurdatap'm yapimctlik sirketi Mine Film'den "Zticktmin Koku", "Ay Vakti" ye "lz"; Arzu Film'den I'Istklar SOnmesin"; Sebahattin Cetin'in Beige Film'inden "Uzlasma", "Sekizinci Seat", "Yolcu" gibi filmlerdi bunlar. TRT ise 1990'larda ytlda en az bit fame yapunctlik yapti: "Suyun Ote Yant", • "ivIavi Surgun", "Yaban", "Yaz Yagmuru", "Gerilla", "80. Adim" gibi. DOnem äyle bir ciOnemdi ki ban yOnetmenterin kendi sirketlerini kurup film

08: Her§ey Cok Guzel Olacak Omer Vargi

yapmaya usrarla devam etmeleriyle yaptmciltk kurumuna zarar vermin olsalar da bir yandan da bo durum iki yonlu bir gelismeye yol act ' . 1990'larin ilk yansinda 1980'lerden gelen yaptmct-yOnetmenler filmterine devam ederlerken ki bunlar Tunc-Jale Basaran'in Magnum Film'i (Uzun Ince Bir Yol, Sen de Gitine), Ali Ozgenturk'un Asya Film'i (Sent Seviyorum Rosa, Ctplak), Omer Kavur'un Alfa Film'i (daha onceki sirketinin adt Delta'ycli), Ant- Ydmaz'in Yesilcam Filmcilik'i (Dun Gezginleri, Gece, Melek ye Bizirn Cocuklar), Irfan Tozum'un Muhtesem Film'i (Mum Kokulu Kadinlar), Yavuz Ozkan'm Z Film'i (Ater Ustunde Y Urumek, Iki Kadin, Bir Sonbahar Hikayesi, Yengec Sepeti, Bir Kadinm Anatomist) idi. Bu filmier aslinda yaptinctsmin da yOnetmenterinin olmast dolayistyla biter bagunstz film statiAsUnde gOriAlebilirterdi. Nitekim bu yaptinct-yOnetmenier i§in tican kistm, yard "buyilk gise hastlatt"na oynamak gibi bir tasalan da yoktu. Bu sirketlerce yapdan birtaktm ekstra baska isler sinemaya aktarthyordu. Bu yillarda simdiki Turk sinemastnt sekillendiren Oneenli bit takim sirket ilk kez ortaya cikttlar. 1986'da gektigi "Prenses"in archndan piyasadan dislanan Sinan Cetin'in,reklamctliktan kazancliklanyla Plato Film'i kurup kendi yaptmciligtna soyuntnast ve bu sirket adt alunda 1992'de "Berlin in Berlin"i cekmesiyle yillardan sonra bir filmie iyi para kazanan bir yaptmci/yOnetmen ctkmulti ortaya. Mine Vargi Once sadece kendi ismiyle "Amerilcalt"nin sonra da Filmacass adt altinda "Esktya"mn ve "Hersey Cok Ouzel Olacak"tn yaptmciligtyla isin ticari boyudannt gOstermesi actsmdan Onemli bir "yeni yaptmct" olrnustu. Televizyonlara yabanct kaynakh dizi filmier satan Umut Sanat Ortinieri'nin 1995'de Mustafa Altioklar'in ikinci uzun

metrajlt filmi "Istanbul Kanatlartrrun Alunda"nin yaptmcdtgint ustlenmesiyle de durumun ticari taraft artuk daha da net bir sekilde dikkat cekici olmaya baslarrustt. Ama "ticari" kelimesinin ortaya .ctktigt her§eycle oldugu gibi haliyle birtaktm kaygilar da sinema. eserinin icine etki ediyordu yaptincilar actsindan. Hollywood studyo sistemindeki kadar katt kuraliara olunrnasa da kendiliginden olusan Turk men§eili "ne satar?" rnantiginin aitta kendisini sakladtgt filmlerden bahsediyoruz burada. Aynt yillarda da bir kenarda baska bit seyler yeseriyorclu ki ti re gergekten de bagirnstz sinema basltgi altina koyabilecegimiz, sadece kendi imkanlanyla ye bir Onceki filminden kazandtklanyta film yapan yOnetmenlerin filmleriydi bunlar. 1993'de Zeki Demirkubuz kendi imkanlartyla Mayi Film'i kurdu ye ilk filmi "C Blok"u cekti. 1996'da ayni sekilde kendi imkanlartyla Nuri Bilge Ceylan da "Kasaba"yi cekti. 1997'de de Reis Celik "Hoscakal Yann"i kendi yapimcilik sirketi RH Politik Pro oldu. duksiyon'la Bu filmier tamamen yonetmenlerinin hicbir Licari beklenti icine girmedikleri, hicbir talebe bagtmit olmadtklart saf birer bagunstz yapan olarak yeraldtlar. Bu filmier giselerde ticari basart saglayamaddar ama hem elquirmenlerce hem de festivallerce ilgiyle kar§dandtlar. "Tabutta ROva§ata" adli ilk filmini ceicecek olan Dervis Zaim ye "iz"den sonra ikinci uzun metrajlt filmi "GiAne§e Yolculuk"u cekecek olan Yesim Ustaoglu'nun projelerine IFR adit reklam sirketi kapdarunt actnca, liu bazt ast1 isi sinema yaptinctligt olmayan sirkederin daha sinema girmelerine yol acct. Televizyona is yapan produksiyon sirketi Ivied Yaptm, Bans Pirhasan'un "Usta Beni OldiArsene"sini, Faruk Aksoy'un UFP (United Film Pro-

"Turk sinemasmda bagrinstzia.,,51111a hareketteri yonetinenlerin keruli yaNYTICI iirketterini kurup o irket adz alunda film yapnialanyla baj lath. erci Yeqiicari7'm icinde ärnekleri yok Ama bag-unit otanlarla bag-nnzz olanlar arasinckt dagiar kadar bir Park yoktu demek daha dogru."

duction) adint verdigi sirketi de reklamct yOnetmen Umur Turagay'in "Kausik Pizza"stntn yaptinctligint yapti. Turk sinemastnin filmleri yaptin kaynaklan acistndan 1990'lartn ikinci yarisindan bugtine; yaptmct-ydnetmenlerin filmleri, yapun sirketlerinin destek oldugu yOnetmen filmleri ve bagtmstz filmier ayrtmtyla yollartna devam etti. Bagimit olanlar ne derece bagtmlt? Kuskusuz gticki bir yapunct firmayla caltsan yOnetmenlerin filmlerinin gOsterim sanslan, gOsterime gtkan . kopya saydan, reklam destegi daha fazla. Ustelik kimi yaptmct firmalat yOnetmenin filmine Oyle yogun bir sekilde kartsmtyor da. Yani yonetthen yine istedigi filmi cekiyor. Zaten Ulkemizde yOnetmenlerin yaptmcdarla ayrit insam olma halt bu tkilinin birleserek caltsmasinde en Onemli cart olarak kendisini gOsteriyor. 0- ytizden Mustafa Alttoklar'm filminin yapunctligtm ANS'nin yapmast cok yadtrganmwor mesela. Bu actdan bakmca sinemaya bakts action birbirine hic uymayan Nuri Bilge Ceylan ye ANS'nin aynt filmde bulusmast biraz zor gibi gOziliktiyot dogal olarak. Turk sinemastmn son 10 ythnin en cok seyirci toplayan 10 filmi iherinden gidersek bin Bey kendisini cok actk olarak terecek aslitada: (bkz. tablo 1). Anlasilan o ki, filmin gticlu bin yapunctyla olmast filmim gise hesitant-Ida dogruclan bin etkiye sahip. Tabi ki bu listede yeralan yaptmct sirketlerin baska filmlent gisede bu kadar yiik.sek rakamlara ulasamayahiliyor ante en azindan belli bin seyirci kidesini garantiliyor. Listeye bakddigincle yonetmen-yepunctlerin tilmierine de restliyoruz. Zaten listenin binincisi "Vizontele" bin yapituct-yortetmen fitini. "Asmalt Konak" da bin yapunct-yOnennen filmi ye her ne kadar beklenciLerin Ride seyirci sayisma ukynRi aka de listede besinci strada yen eityon. Sinan Cetin'in kendi yapunct sirketinden ctkarchgt iki faun de seyirci taraftndan bir milyon sunuruuun CtsnIne ctkanInits. Demek ki seyirci tizerine pare hancantms, kendisini etkilemek tizere haztrlanmis, malt sorunu olmayan, icinde star barmdtran filmlere ilgi duyuyor. (Yazann bu filmIcrden yola cikafek Turk sinetuast seyirci profilini cikarmaya yônelik yazist Ant-

daki diger yaptmcdarin filmleri ise ytiksek gise rakamlartna pek ulasarmyorlar. Itginctir ki bu tip filmier elestirmenierin daha cok sevdigi filmier. Bu da her zaman oldugu gibi bir ikilemi ctkanyor ortaya. Nuri Bilge Ceylan'm ye Zeki Demirkubuz'un kendi imkanlartyla cektikleri bagtmstz filmier elestirmenler taraftndan giyle karstiantrken btiytik kitlelere ulasanuyotlar. Kuskusuz burada . sOyle bir sore da var:.Acaba bu yOnetmenler filmlerinin bir milyon seyirci taraftndan izlenmesini istiyorlar nit ki? Bu soruyu yOnektigim bir yOnetmen birkac yd. Once bang sOyle ceYap vermisti: "Eger o kadar yilksek bir rakama ulasirsa filtnim, bin yerde yanits yapmtstm demektir." Tum dunyada oldugu gibi ashnda bagtmstz caltsan yOnetmenler filmlerinin cok seyirci taraftndan seyredilmesindense dogru seyirci taraftndan seyredilmesini tercih ediyorlar. Bu acidan bakmca "Masumiyet", "Uzak", "Itiraf", "Mayts Sikintist", "Gemide", "Karstlasma", "Dokuz" gibi filmier basarth filmier. Qiinlcii kendi seyircilerine ulastnts ve onlar taraftndan genellikle begenilmis filmier. Genet beg'enidense sinemayt sadece eglence aract olarak gOrrneyen seyirciyi tercih eden filmier ye genellikle de sanat elestirmenlerinin tuttugu filmier. Bu filmier gisede de zarar etineyen ye yiinetrnenin yeni filmini cektne inikanint saglayan filmier aynt zamanda. Ozellikle yukartda stralacitgimtz bu filmlerin ilk on listesine girmeleri zaten olanak distchr. Sonucta Turk sinernasmda bagtmstz olmak bah bin esigi gecinceye kadar cok zordur. Zeki Denairkubuz ozellikle "Masumiyet"ten soma Nunn Bilge Ceylan da "Mayts Stktnnst"ndan soma bit esigi quiet- mesela. Esik sonrastnda gelen her bin film belli bin dilzeyin altinda kalmadtkca bin cli ,tjen film [OA kaynak olusturacakur. Turk sinemast 89 yastna geltnis olabilin. Ama endtistrilesnie adme yaptmct sinkerLerinin foal Ye profesyonellesnie sUrecinde hentiz daha gene saythr. Belki su 0:den Licari bin aynnuclin ye hence hit yaztrun ortaya ctkarchg,i da bin gercekrin Bagtmstz sinemadan bahsedebilmetniz icin saglam, aktil ee profesyonet yapunct surketictin cogalmast ve guclenmesi gereklidir. Yaptm

ulasmast demek. Birilerinin ctkan onca filmden farklt bir film, farkh bir sinema yapma istegine daha cesaretle soyunmast gerek. 0 zaman bizde' de Miramax'm ilk yalartndaki gibi sadece bagunstz sinemactiara kapdannt acan ye imkanlartnt sunan yaptmct sirketler cdcacakur. Su anda boyle yapimctlar yok degil gerci ama tek ttik degil daha fazia saytda olmali bOyle Ornekler... Kendi imkanlan ye kosturmastyLa ilk filmi "Rezervuar KOpeklerrni ceken Quentin Tarantino bir rOportajuida bit yOnetmenun deliler gibi film seyretrnesi gerektigini sOyler. Kesinlikle dogru bir ctimie bu. Turk sinemastnda film tiretmek isteyen yOnetmenier de cok Turk filmi seyretmebier. Meseta Amerikan bagtmstz sinemecilannin en onemli ozelligi budur. Kendi take sinemalannt yalamis yutmus yetenekli bagtmstz yOnetmenler kendi filmlerinde o filmlerin formtilleriyie oynamts ye kendi sinemalannt oiusturmuslardtr. TUrn dunyada cogu bagtmstz yOnetmenin bir numaralt adamt Quentin Tarantino'nun da en bilytik numarast budur zaten. Dolaytstyla Turk bagtmstz sinernasintn gelistnesi, buyiimesi icin en Onemli cart tilkemizde cok film cekiliyor ye gOsterime ciktyor olmasidir. Unutmamalt ki iyi hagtmstz filmier hicbir kliseye, modaya uymayan, onlan bozan ye o yaptyla oynayan filmlerclir. TUrk sinemastrun ithat kitntiklerclen kurtulmast ye kendi sinemastm belirleyen kimlik karttrun oiusmast • yani hareketli bin sinema endtistrisine hula cibtitismesi saran. Ktsacast bagtmstz sinemanun gercekten isleysel olabilmesi icin "begimit" sinemantn saglam bin sekilde kurulu olinast gerekmektedir...

Necla ALGAN Nuri Bilge Ceylan, ilk uzun metrajh filmi "Kasaba" dan itibaren TUrk sinemasmin bugUne kadarki geleneklerinden farkh bir esteLik anlayt§la , Uretim ko§ullarint tamamen bireysel anlamda yaratarak, ann.It bir bUtceyle filmier yapti.Kamerayt kendi kullanclt, filmin dim teknik sEreclerine hakim olarak gOrsel anlamda oldukca ba§arth oldu. GOrsel calt§malarma fotografla baslayan, ilk kisa filmi Koza 'dan itibaren forografik derinlige dayanan bir sinema dili Uzerinde yogunlasan Ceylan, daha sonra gergeklestirdigi ilk uzun metrajli film olan "Kasaba" da estetik ye tematik aramlan konusunda daha genic boyutlu bir calisma gergekle§tirdi. Kasaba yasamt, cite ili§kileri, gergeklesmeyen umutlar, dU§ler, kabuslarla (*tsar, bir dUnyanin ilmelderini ilk filmleri Koza ve Kasaba'dan itibaren ormeye ba§ladt. Kasaba. "Kasaba", "la§" ve "yaz" diye tantmlayabilecegimiz, uzunlugu ve sinema dill farklt plan iki ana bbliimden olusuyor... Jenerik Oncesinde yer alan bit sahne, kendi icande biitUnlUklii, filmin diii ve Uslubuyla ilgili ipuclart ta§tyan bit ktsa film gibi. YOnetmenin vazgecitmez oyuncusu Muzaffer Ozdemir'in oynadtgi bu birka; dakika sUren sahnede, kasabamn delisi, buzda kapp drtser. Atay eden coculdarm arastnda duran Asiye'nin ytaziindeki ifade duraganlapr. Filtnin -bit diger kahramam , gene, issiz, kasaba bikkint Sailer de otayi stkinnyla izler. Filmin ilk bOlfimanian duzenlenisi ve doganin yansitilmast Tarkovski sinemastndan esinler tasty. Bu bOltarnde , Tarkovsbaglantt' diye ki'nin gi; gOrtinrillerin rasyonel bit nedene bag ttpkt bitincin cagrtsimsal i§lt Leyisine benzer bit bicimde birbirine baglanist Ornek altnarak tasarlamms bit sinema diline tamk oluru:. Okul sekanst bu anlamm tipik bir Ornegidir. Beslenme cantasindaki yemegi kokan Asiye'nin utanct; karh havada okula gec kalan Ogrencinin, stntim sobasmin UstUne asttgt islak coraplardan damlayan suyun agar cekimte sobanm Ustfine ciztrdamasi; cocuklann Uflemeleriyte act,san tily; gibi gOrsel actdan iyi kotartlim§, etkileyici anlardan olu§an bu sekans, adeta sonsuzIuga kaznamt§nr. Yaz bolumiiruUn gUndUz sahnelerinde Asi-

N ri ilge yla

Sinemamizda bir bagimsiz yaratici,

"Turk sinemasmda baganstzlapna hareketleri yOnetmenlerin kendi yapurtet ;iirketlerini kurup o irket add akin& film yapmalanyla bagel& Gerci Yeqiicarn'in icinde Ornekleri yok degildi. lark yoktu demek daha dogru." Ama bagimit olanlaria bagn-nzz otaniar arastruia Jag-lax kadar

duction) adult verdigi sirketi de reklamct yOnetmen Umur Turagay'in "Kartstk Pizzest= yaptmcdtgint yapti. Turk sinemastrun filmleri yapim kaynaklart acistridan 1990'lann ikinci yarisindan bugtine; yapunct-yOnetmenierin filmleri, yaptm sirketlerinin destek oldugu yOnetmen filmleri ye bagtrnstz filmier ayramyla yollanna devam etti. Bagunit olanlar ne derece bagtmlt? Kuskusuz guclu bir yaptmct firmayla cansan yOnetmenlerin filmlerinin gOsterim sanslan, gOsterime cikan . kopya saydan, reklam destegi daha fazla. Ustelik kimi yapimct firmalar yOnetmenin filmine oyle yogun bir sekilde kansmnior da. Yani nettnen yine istedigi filmi cekiyor. Zaten Ulkemizde yOnetmenlerin yaptmcdarla aytit cinyanin insant olma hall but birleserek caltsmasinda en Onemli Bart ()lank kendisini giisteriyor. 0- yilzden Mustafa Alttoklar'm filminin yaptmcdtgtnt ANS'nin yapmast cok yadirgant-myor mesela. Bu actdan bakmca sinemaya bakes acilart birbirine hic uymayan Nuri Bilge Ceylan ve ANS'nin ayni fiimde bulusmasi biraz zor gibi gOzilkiiyor dogal olarak. Turk sinemasimn son 10 ydinin en cok seyirci toplayan 10 filmi ilzerinden gidersek bin Bey kendisini cok actk olarak terecek ashnda: (bkz. tablo 1). Anlastlan o ki, (MIMI guclu bir yapunclyla ciknus olniasi filmin gise hasdatinda dogrudan bir etkiye sahip. Tabi ki bu listede yeralan yaptmct sirketlerin baska filmleri gisede bu kadar yuksek rakamlara samayabiliyou ama en azindan belle bir seyirci kidesini garantiliyor. Listeye bakddiginda yOnetruen-yapunctianu, filmleri ne de raschyoruz. Zaten listenin birincisi "Vizontete" bir yaptinci-yonetmen (dint. "Asinali Konak" da bir yaptinci-yOnetmen filmi ye her ne kadar beklendierin .11tinda seyirci sayisma ulasmts also do iistede besinci strada yer altyor. Sinan Cetin'in kendi yaponct sirketinden cikarchgt iki filmi de seyirci tarafindan bin milvon strut-min UstiMe ctkordnus. Derrick ki seyirci Uzerine para harcannus, kendisini etkilemek there haztrlanmt, malt sorunu olmayan, icinde star banndtran filmlere ilgi duyuyor. (Yazann bu filmlerden yola cikarak Turk sinetuast seyirci profilini cikarmaya yOnelik yaztst Ant-

daki diger yaptmctlann filmleri ise yuksek gi§e rakamlartna pek ula§amworlar. llginctir ki bu tip filmier ele§tirmenlerin daha cok sevdigi filthier. Bu da her zaman oldugu gibi bir ikilemi gikanyor ortaya. Nuri Bilge Ceylan'in ve Zeki Demirkubuz'un kendi imkanlanyla cektikleri bagtrnstz filmier ele§tirmenler tarafindan ilgiyle kar§dantrken bUyiik kitlelere ula§amworlar. Ku§kusuz burada §byle bir sore da var: Acaba bu yOnetmenler filmlerinin bir milyon seyirci tarafindan izlenmesini istiyorlar mt ki? Bu soruyu yOnelttigim bin ytinetmen birkag yil once bana §Oyle ceYap vermisti: "Eger o kadar yiksek bir rakama ulastrsa filmim, bir yercie yanks yapdemektir." Turn dUnyada oldugu gibi ashnda bagtmstz caltsan yOnermenter filmlerinin cok seyirci tarafindan seyredilmesindense dogru seyirci tarafindan seyredilmesini tercih ediyorlar. Bu acidan bak.mca "Masumiyet", "Uzak", "Itirar, "May's Stkinttst", "Gemide", "Karstlasma", "Dokuz" gibi kendi seyirfilmier basarti filmier. cilerine ulasmts ye onlar tarafindan genetlikle begenilmis filmier. Genet begenidense sinemayi sadece egtence aract olarak gOrmeyen seyirciyi tercih eden filmier ye genellikle de sanat eiestirmenlerinin tuttugu filmier. Bu filmier gisede de zarar eimeyen ye yOnetmenin yeni filmini cekme imkanint saglayan filmier ayni zamanda. Ozellikle yukartda stralachgtmtz bu filmlerin ilk on listesine girmeleri zaten olanak disidtr. Sonuc.ta Turk sinemasinda bagrmstz olmak bent bir esigi gecinceye kadar cok zordur. Zeki Deinirkubuz ozellikle "Masurniyet"ten sonra Nuri Bilge Ceylan da "May 's Stkinttst"ndan sonra bu esigi ashlar mesela. Esik sonrastnda gelen her bir film belli bir alunda kalmadikca bin diger film cin kaynak olusturacakur. -Dirk sinemast 89 yaiina gelmis Ama encliistrilesme adina yapunct sirketlerinin foal ye profesyonellesme surecinde henCiz daha gene saythr. Belki su gOzden kocan bir aynnticitr ve bence bu yaztrun ortaya ctkardtg,t do bin gercektir: Baglmstz sinemadan bahsedebilmeniiz icin saglam, aktif ye prolesyonel yapunct ;irkctictiii cogalmasi ye guclenmesi gereklidir. Yapirn

ula§mast demek. Birilerinin cikan onca filmden farklt bir film, farkh bir sinema yapma istegine daha cesaretle soyunmast gerek. 0 zaman bizde' de Miramax'in ilk yillanndaki gibi sadece bagtmstz sinemactlara kaptlannt acan ye imkanlartru sunan yalitmct §irketler cikacaktir. anda boyle yaptrnctlar yok degil gerci ama tek tuk degil daha fazla sayida olmall boyle Omelder... Kendi imkanlart ye kosturmastyla ilk filmi "Rezervuar KOpekleri"ni ceken Quentin Tarantino bir rOportajincla bir yOnetmenin deliler gibi film seyretrnesi gerektigini sOyler. Kesinlikle dogru bir ciimle bu. Turk sinemastnda film iiretmek isteyen yOnetmenter de cok Turk filmi seyretmeliter. Meseta Amerikan bagtmsiz sinemacdartrun en Onemli Ozelligi budur. Kendi Lake sinemalarint yalamts yutmus yetenekli bagimsiz yOnetmenler kendi filmlerinde o filmlerin formtilleriyie oynamts ve kendi sinemalartm olusturmuslardtr. Turn dunyada cogu bagunstz yOnetmenin bin numaralt aciami Quentin Tarantino'nun da en bilytik nurnarast budur zaten. Dolayistyla Turk bagtmstz sinemasu in bilytimesi icin en onemli sari kemizde cok film cekiliyor ve gOsteritne ctictyor olmasicitr. Unutmamalt ki iyi hagimsiz filmier hicbir kliseye, formille, modaya uytnayan, onion bozan ye o yaptyla oynayan filmlerdir. Turk sinemastmn ithal kimlikterden kurtuimast ve kendi sinemasint belirleyen kimlik kartinul olusmast yani hareketli bir sinema enddstrisine htzla dijniismesi sarttir. Ktsacast bagunsiz sinemantn gercekten islevsel olabilmesi icin "bag,tmit" sinemamn saglam bir sekilde kuculu olmast gerekmekted i r...

"YOrtetmeninin lariat ye k4isel bir film diinyasi otu:jtunnadaki Israxi ye yetenegi, sinemamn dili lizerinde di4•irlrne soncu ortaya pkrnast 11-tii-ritkiin plan $iirselligi, "'Casaba" filmini Tiiric istisnai bir Ornek kilmaktadir.." sinemast
ye'nin , kardesi Ali'yle dogada gecirdigi bir gun; ailenin issiz gene bireyi Saffet'in kasabarun panayir yerinde, lunaparkinda gecirdigi bastbos gilnUyle . is ice anlatth•. Dogarun kendi dongusu ye zamant, mevsimler , karin yagmast,ruzgartn ctkmasi gibi anlartn gOzlemi , ttpkt Tarkovski sinemasinda oldugu gibi filmde yeralir.. Aksam, aileyi , mistr kavurduklart atesin bastnda bir arada gCarriniz. Buyukbaba Nuri, BilyUkanne Emine, ogul Emin, anne Fatma, torunlar Asiye ve Ali, ye Emin'in g len kardesinin oglu Saffet, ates bastnda, gece yarisina kadar gecip giden hayatlanndan konusurlar. Etkileyici, otobiyografik yam agar basan bir aile hikayesi izleriz bu bOlUmde.. Buyuk babanin sik sik tekrarlanan, torun Ali'nin bile .arttk ezberledigi, Birinci Dunya Savastnda, Irak cephesi'ndeki askerlik antlart, dondiigu zaraan geride biraktigt herseyin ytkilmis olmast (mekan'm canakkale 'oldugunu hatirlayaltm), yasamtnda elde ettigi herseyi kendi cabasiyla olmastnin verdigi gurur ve yasama azmi; bUyilk annenin ogullartndan birini kaybetmis olmastnindan duydugu act ; Amerika'da egitim gorclulcten sonra merriteketine donup giftcilik yapan ogul Emin'in husk, makiyetci yasatm, tarih hikayeleri (13(iyilk Iskender'i anlattyor uzunca); Olen babas ' gibi cattsmayi ve kasaba hayatint sey meyen , bu nedenle ailenin diger bireyleri tarafindan suclanan Saffet'in ofk.esi; cocuklartmn geletegi icin endise eden annenin konusmalartna taruk oLuruz btiLiruu hoyunca... Cocuklarsa, bir yandan bUyindere kulak verirken kendi dunyalartrida yasamayi surcluruler. Ali, bir das gorur..Dusiincle annesi pencereden diiser...GUndth ters cevirip Iraktigi kaplumbuta ctrpintr. Evdeki gece anlart , sabahin olmast , Asiye'run Mere basmdaki y;tri dus yarl gercek sahnesiyle film sona erer Atesin etrafinda toplanan aile sahnesi, filmin diger biiliimlerinden farkli olarak dramatik bir akisa sahiptir. Ancak be sahnede yOnetmenin genet arayt.st olan "sahicilik etkisinin rain olarak yanstutamadtginin alnnt filmin sesli cekilmemesinin de bir olcude buncla pays var.. Buna ragmen, yOnetmeninin farkli ve ki. olan siirselligi, "Kasaba" filmini Turk sinemast icin istisnai bir Ornek kilmaktadtr. Ceylan, bu filmde oykunun, mekanm, kahramanlann sahiciligiligiyle ve kendi mikrokozosunu olusturmada gOsterdigi ustaltkla Turkiye' icin stradtst ve ozgun bir cikts yaps. Aynca, tamarnen bagirnstz Uretim kosullarim yaratmadaki becerisi, sinema sananmn teknik asamalartna hakimiyetiyle miikemmel goruntuler yaratma yetenegi de, bu ilk filmde, Ceytan'm basarsinua temel kosullan olarak hemen gaze carptyordu. Mars Sikintist N.B.Ceylan'm ikinci uzun metraj filmi olan "Mayts Stkintist"nda , gene sahici bir .oyuncu kadrosu ye kasaba insantndan dogalct, gercekci gortintillerle, hayatin kendine Ozgii akiini yakalama cabastyla, ilk filmine gore daha • sade bir tislup kullandt. . Son clOnemde Iran sinemastnda dog,atc.t, neredeyse belgeselci bir yaklastmla hayata bakan bir sinemaych "Mayas Stkuattsi"... YOnennenin kendi arka balacesine rid p ,tnemleketi ye ailesinin yasadtgt, canakkale'nin Yenice kasabasindaki yasamt, "belgesel" miscesine kaydetmeye caltsmast , ailesine verdigi basrotterle, onlarin gercek hayattaki yaroluslanna ulasma cabastyla„ sinema ya gercekci ve dogalctligin izini sUrrneye caltsan bir filmdi "Mayts Stlunttst". Ceylan , bu filmde bir "film icindeki film" oykiisuyle , filmset drinya ile gercek chinya arasindaki farkldik sorunsalt azerinde yogunlasarak, hem film cekme eylemini e.tik ve esterik baglamda tarttstyor, hem de gerceklik araytstnin pesinde kasabadan belgeselci insan manzaralannt [drain ana maddest haline getiriyordu. Ceylan , "Kasaba"run icinden gecerek, ilk filminin cekim sUrecini "Mayts Stluntist"mn icinde bir anlamda irdeliyordu. Siyah beyaz ye clublajh cekilen "Kasaba"run aksine, renkli ve sesli cekilen "Mayis Siluntisi"nin kahramantart bu ker: gercek hayattaki kimlikterine daha yakindt. Doganin kendisi, yine ilk filmde oldugu gibi filmin kahramanlanndan biriydi kasabadaki dogayta is ice hayatin alusina bakts, gercek iamant .yakalama cabast bu filmin de temel karakteristiklerinden otzarnantn aksine bu film simdiki zamanda geciyordu.. . Ogultannin hatirtna, filmde oynamayt kabullenen, dingin , ice dank bir hayatt olan anne; 50 ytl once diktigi agaclara devletin el koymastna karst mUcadele eden bir baba; ratizikli saat Ozlemiyle kirk gun bir yumurtayt cebinde tastmayt gaze alan kiiciik ilkokul Ogrencisi Ali; filmin bastnda iiniversiteyi kazanamadigmt ogrendigimiz, kasabadaki bir fabrikada caltsan, yanetmen Muzaffer'in Istanbul'cla is bulma vaadine kapiltp hayaller kuran Saffet; "May's Stkmnsi" run kahramanlanydt. "May's Siluntist" nun sehirli aychnt Muzaffer ise daha cok bu drinyayi "kullanmak" icin orada olan, babasinin elli ytIlik emeginin pesinden sUriiklenmesini, annesinin filmde oynamaktaki isteksizligini , Saffet'in istanburda bir is bulabilthe hayalini, film cekimi sOresince "kullanan", ,daha cok cekecegi film uzerine yogunlasan , kac parahk film harcandigu-an hesabtnda, bencil bir karakterdi. Nitekim filmin sonunda, Saffet'e cluyclugu ihtiyac bitince , ona is bulana kadar evinde kalabilecegine iliskin verdigi sazil geri altyor ve mucaclelesini kaybecten babasin' da Oylece btrakarak kendi yoluna gidiyordu. Ceylan ikinci filminde, yonetmenlik meslegine de elestirel hakarak , film cekme surecinin insanlart kullanmasi olgusu arcane de gidiyordu. "ivtayts Siktntist", Anton Cehoy'a yaptlan ithafla sona eriyordu. Anton Cebov'dan esinlenildigi anlasilan "kasaba atmosferi" Ye "kasabada stkisan insan hayadart" temasi, bu filmde, ozellikle Saffer karakterinde cisimlesiyordu. Filmlen birbiri icinclen dogan Ceylan, kendi arka bahcesini irclelerken "Derin Tiiriciye"nin garilruneyen 6yktilerini, insari varolulartru, clogayt, kasaba yasamtnt, yerel dili sinemaya tastclt... "Kasaba"dan "Uzak"a siren bu yolculuk, sadeteserek derinlesen, Siyah beyazdan renkliye, coklu anlatidan daha ,do,galct ,gercekci minimalist bir dile dogru evirilen bir sinetna seriiveniydi..... Uzak - "Uzak"filminde, iki farklt toplumsal kesime ait insan, sehirde bir evde biraraya geliyordu. Filmde , kar altinda Istanbul

Ctrii
iwys.?:41. 9 i.i 1-J,14

onlamdak;.:

cok eEx,En.set

rak yansittliyordu. Ceylan, ikinci uzun metraj filmi "Mayts Stkinttst",nda . film cekmek icin kasabasina gelen yOnetmenin ailesi y e yakm cevresiyle kurdugu iliskilere yOnelerek, "Uzak" filmindeki temaya dogru bir pencere actmsn. "Mayts Stkintist"ndan "Uzak" a konu olan terra, filmini gerceklestirmek icin her olguya makeme olarak bakabilen se Onetmen Muzaffer ile kasahirli, bah issiz gene Saffet arasmdaki iliski veya gerilimdi... Bu gerilim Mayts Sikmust nm geneti icin filmin ayrintilartndan birini olusturuyordu. Oysa Uzak filminde bu gerilim , filmin esas temastnt olusturuyor. "Uzak" filminde Muzaffer karakteri, rek ceken, yahatz yasayan lam Mahmut'a clOnasmEs. Ve Mahmut'un akrabast p lan kasabalt gene Yusuf, is aramak icin istanbura geliyor. Filmin ana eksenini Yusuf'un Mahmut'un evinde kaldtgt sure olusturuyor. Mahmut karakteri, cikarct, bencil ye varolan dthenle uyumlu, ekonomik yaps organik iliski kurabildigi icin ondan beslenen, geleneksel ve toplumsal baglanndan kopmus, kimseye karst sorumluk tastmayan bir tip. Famde bu aydtn tipi kendi yatruzitguAda ve bencatiginde bogulan mutsuz bir olarak veramis Digen karakter ise issiz, kasabalt, yatntz birakihms ve magdur bir kisilik olarak basarth ye cluyatti bir bicimde caustuntlmus Su iki farkh karakter arasuldaki gerilim, sehrin merkezinde bir evde yasanan bu derin celiski, Turkiye'de son yillarda olusan derin toplumsal ayrtsmayt giincleme getiriyor ye Tfirkiye toplurounun gectigi dOnemec baglanunda kuvvedi bit Ostenge niteliginde.SOyle ki: . Seksenli yalardan itibaren ekonomik , toplumsal iliskilerin degismesiyte birlikte Turkiye'de yeni hit sehirli aydm tipi ortaya Neo liberalist dunya gOrtisUmin Turkiye'de hakim kammastyla birlikte bu yeni aydin,kendini toplumsal anlamda tamamen Ozerk hissediyor,"ancak rum zihinsel yaratictltgult, pratik hayatta tamamen , dogrudan kapitalizmin hizmetine veriyordu. Gorunurde bagtmstz, hut bit bireydi ama sermayenin taleplerine hizmet edebihrtek icindi bu hurriyet. Gazeteciler, propagandacilar, reklamcdat, sirkei ticileri , halkla iliskiler uzmanlart ktiresel

dOnemin, yukartda tanunlamaya caltsttgumz konumun parlayan meslekleriydi. Seksenli yillar boyunca bu meslekler "yeni ozgiir birey"in en revacta konumlan olarak yukseldi. Bu insanlar batin bu sure boyunca Ozgar olduklarina olan tam bir gUvenle clam kisisel yeteneklerini "sattilar". foMahmut da bunlardan tografctst. Varolan tuna estetik birikimini dogrudan mal satmaya hizmet icin kullantyor. zamanlar "Tarkovski" gibi filmier cekmek isterken, coktan ruhunu kaybettnis...Sanatkarca dasUnecek enerjisi kalmamts. Pek cok insani hasletini yitirmis Mahmut. Annesinin hastaltgint bildigi halde onu aratmyor bile.... Eski kartsina act cektirmis. Halen beraber oldugu kadtna act cektinneye devam ediyor Evine is aramak gibi cok hayati bir nedenle gelmis °Ian Yusuf'a bir bas beta& imis gibi davramyor. Ona yardtm etmeyi hic dUsiinmedigi gibi konusmuyor bile. Hatta ona potansiyel bin turstz muamelesi yaptyor. Mahmut, tarn da yasadtgimiz hayata kin sotulat sormarruz icin tipik bin model.. . Yusuf ise filmin magdur karakteri. Fannin gercek kaybedeni . Genc, bilgiye ye umucia ac. Her gene gibi knalgan, hayalperesc, yardttna ihtiyact var. lletisime ve ogrenmeye actk...A.ma her girisimi bir duvara carptyor Yusuf'un. Mahmut'un evinden gizlice annesini atey tp saghglyta ilgileniyor. Yapabilecegini yaptyor. Ama hayattm degistirme, bin is bulabilme imkam yok denecek kadar az. Bugiin Ttirkiye'deki milyontarca issiz gibi. Mahmutla Yusuf'un; bakttldart On larkIt oldugu gibi diisleri de farklt... Birininki, herseyin bit yet sarsmttsinclaki gibi tuz buz olmast , digerininki Idicak belirsiz tstklar, kucuk can sesleri.... Ore yandan farkh toplumsal ktattirel katmanlan temsil eden bu iki karakterin yan yana gelmesi, bizim sinemamiz icin ozel bin önem tapyor. Seksenli ydlardan itibaten, "Mahmutlarm yasam tarzlanntn, seciaderinin onaylandtgi, yitceltildigi Yusuf'un temsil ettigi "Oteki"ninse, li, total bicimde asagilandigt, tipkt filmde Mahmut'u yaptigi gibi, asagdamanm yonetmenin grizilne dOnti§ttigil bir you kaymasinin oldugu bir dOnem yasandt. O dOnemin sinemast bizi neo liberal hayet anlaytsma iten , toplumsal algtyt yok eden bit sinetuaydi. Biieyci, bench, maddi, sistemle bUtiinleserek yasatmnt

sOrdiirmenin bir ayncalik oldugu ideolojisini bize boca ediyordu. "Uzak" bu donemin yUcelttigi bu kesime yoneltilen ilk elestirel bales olmast baktmtndan bin kirdma noktast ozelligini ta§tyon Film, izleyicide Yusuf'a kart derin bir actma hissi btrakarak sona eriyor.Diger kahraman Mahmut'u ise anlamstz bir bosluk ve hichk duygusu ile dolu olarak parkta yalntz bastna oturarak btraloyoruz. Yasamt basaristz , hayallerinden uzaklastrus, kadinlan yaralamis, yaralamaya devam ediyor... Iyilik yapma, bir insant anlama ve yandtm etme yeteneginden yoksun, yalmz, ve mutsuz. "Uzak " filminin tematik yaptsmt olusturan canahct konumun yerel oldugu ka boyutu da var.. dar Ciinku Turkiye'de yasanan bu altust olus, bu toplumsal anlamdaki cokiis cok evrensel... Son ydlarda izledigimiz pek cok film, kent yasami, yalmzlasma, issiz y e cikisstz gene insan sayisinm inamlmaz derecede artist gibi canahct soruntan dogrudan ya da dolaylt olarakanlatiyor. "Uzak" bu hayati sorunun Tiirkiye'deki izdiistimUna cluyarli bin bicimde Ceylan, bu filminde cok ba§atili &Until caltsmastrun yamnda ,sinemada gercekti, gin en temel Ogelerinden biri olan "chs sesleri de erkileyici bir bicimde kullanmts...Ve bu cok basardt ses caltsmast , Ceylan'In famine ayrt bir derinlik katmts. Sonuc olarak, Nuri bilge Ceylan'in bu tic uzun metrajh filminin , hem Uretim tarn, hem de dilsUnsel olarak bagunstz, yarattct nitelikleriyle, Thrkiye sinemastna cok ciddi bin katki ve yeni bin yol olustundugunu belartneliyiz.

Zahit ATAM I. Zeki Demirkubuz, 1964 Isparta dogumlu. Kucuk esnaf bir aileden geliyor. llkokulu Isparta'da okuduktan sonra, KOy bir devami sayilabdecek bit °rte.okula sinavta giriyor, eskide kalmis okullardan birisi, ilkokul Ogretmeni yeti§tiriyor. Bu okul Demirkubuz icin onemli, kendine Ogg.' sol bir gelenegi olan bit okul. Soda tanTyor, bu okulun ba§aristz ogrencilerinden biridir, iki ytl [1st Liste Simite kahyor, devaminda okulun Ogretmen yetistirme hakki da elinden Bildigim kadanyla 1970'lerden sonra Ogretmen liseleri kaldirddi artik. Aile gecim gibi onemli gerekceIerle Istanbul'a goc ediyor, Demirkubuz okulu birakiyor. Ailenin gecimini saglayan babadit, Zeki ise solculukla olan iliskilerini militanitk dozeyine yukseltiyor. Burada iki itginc bit durum var; birincisi simdderde pek mese de Turkiye'nin nasil olmasi gerektigine iliskin fikirler Ureurnek y e hunun icin mUcadele ermek bence son derece onurlu bit is. Insen butun yesadigi sorunlara ragmen bo onuru hayati boyunca tesimayi ise bOtOn hayart boyunca devam edecek ban seyleri oradan edinmesini segjiyor (bunun bit kismi varsayun radii); starukodan uzaldasmak ye one kersi olmak. TIKKO ana davasindan yetgdenmastne neden oluyor militantik dOnemi, darhenin silip sUpOfficillogrlyle, 1980'de darbe olduguna gore 16 yastnda olmest gereken Zeki Demirkubuz'de diger bidikte idemla yetgiteniyor. 19801983 arasinda hapisre kaliyor ve kendi deyimiyle o yillatde hupishanelerde ne yesanlrussa o drt yasiyot. Hepishenede yasanim 4sa u nin disitide kalan zamanlera pek cok tnilitanm yapIngdizce yillarde babiuun Hapisten ttgl sleri daha de gOclesiyor, sonra ortamtnin cok getgin oklugu bu egemen ideolojik ortamin korku ye bekleyis otmaya devam ettigi bu ydlarda, gerilimi azaltmak ve birazda yeni bit is alai-uncle calimak uzere Masumiyet filminin de gectigi bazi Ege illerinde kalem, defter gibi okul makemelerinin oldugu bit isportecilik dnnemi geliyor. Baslangicra iyi giden islerin hit sure sonra tads tutu kactyor. Bu yalatda daha sonraki hayatinda izleri silrUlecek sevlerden birisi Oykirder

Ktsa bir

WT,7,

'!;"•.i.'•: • [1,‘

"Yazg-t bir anlamda C Blok3ta bykiinrnecitik var. Bona farnin otantik oiduot s3yl,e-nerek yax

tip basiyorsa
r bu tryarlanarak yapticilk. fievce ver1.17-tez,"

'den

leri getirip Onat Kutlar, Zeki Okten gibi gibi sanatctlaruniza gOsteriyor. Bu girisim yeni bir clOneminde baslangicidir. Ve tabi ki ya§ yirmiyi bulunca askerlik donemi de geliyor, Demirkubuz bu sureci geciktirmek icin liseyi dtsardan bitirme stnavlanna giriyor. Stnavlara girenlere Universite sulavina da girme hakkt tarunlyor. Demirkubuz hapishaneden kalma Ingilizce bilgisiyle Filolojiye giriyor ilk once. Ancak oraya devam etmesi gerekiyor. okuyabilmesi icin. Bunun tizerine devam etmeden okuyabilecegi, bu arada kendisi ye ailesinin gecimi icin caltsabilecegi bir bOldm artyor. Arastirtyor ve ortaya Iletisim FakUltesatin buna uygun oldugu sonucuna ulastyor. Simdilerde bu gecim meselelerinin kendisini etkilemedigini soylese de, ye clanyada milyarlarca insant zaman zaman cileden cikartan bir sorun oldugu icin nasil onu ilgilendirmedigini antamasam da, o yillarda yasamtna veren olaylardan birisi oluyor bu. II. Zeki Okten bu oykulerden bir film cikmaz diyor, o stralarda ise kendisi Ses filminin senaryosu dzerinde calistyor. Ve Zeki'ye hapishanelerde "ne yasantmssa" iste oniar Uzenine deneyimlerini ve yorumlannt soruyor. Daha sonra Okten Zeki'yi filmin c.ekimierine de caginyor. Bu cekim surecinden stkthyor Zeki, cekilen parcalardan bit biitun cdcarmayt beceremiyor kafastnda dogal olarak. Ardindan kurgu stirecine de cagrthyor, o zaman icin rengi degisiyor, parcalardan anlam olusturma fikri daha tamdik, daha sevilesi bir sey gibi geliyor ona. Bu sUrecin ardindan uzun ydlar deYam edecek Yesilcatu'da asistanhk donemi ba§ltyor. Ekmek parast denilerek yaptlan islerden birisi olan ve cogu video icin Oretilen filmier olan bu yillarda yaptlan filmlerdeki caltsmalart sinemantn Oretim asamastridaki fonkSiyonlannt gOrmesi, ogrenmesi ye daha sonra bag,unstz yaptmcalk iiretimi actsindan cok faydall olan bu clônent arakklarla 1994're yapdan C Blok'a kadar devam ediyor. TUrkiye Sinema Tarihinin en ag,tr krizlerinden birinin yasanchgt bu dOnemde, film izlendigincle gOrOlecektir, cok da ricari kaygtlar olmaclan, sinematografik kaygdar ve yOnelimler baktmindan temiz, neyin nasil anlartlacagt hakkinda ise henuz olgunlasmamts bir caltsma ctktyor ortaya. Ve o donemin gise basan saydartna gore basartlida oluyor. Filmden paracia kazamyor. liginc bir

ants' ise di1undiuiicii olmalt. Simdi kaldtrilsa da ydlarca AKIvhain capraztnda dev ekrandan bir reklam panosu varch. Handarsantz 1994 ytit da tarihimizde 5 Nisan kararlarmin altndigt, enflasyon rakamlanntn tuhaflasugt doviz kurlanmn bir acayiplestigi yddi. Demirkubuz da bir miktar doviz borcu alit) bunlan filmin bacesinde kullanimsnr. Taksim Gezi Parkmda otururken i§te bu tuhaf rakamlar bu dev ekrandan yansiyor, saat saat degisiyor doviz kurlart y e o parkta otururken borcu arnkca artlyor. C Blok'a dair iki sey soylenebilir; birincisi C Blok adt Zeki'nin hapishanede kalchgt blogun admdan geliyor. Ikincisi ise Oyktinmeci y e ki isel Uslubun olusmachgt ye gerceklik duygusu zaytf bin filmder C Blok.

Bu filmden sonra bir hastaltk clOnemi bashyor, tedavi oluyor, kaygdartnda bir oluyor, dtinyaya biraz daha farldt gOzlede ve biraz daha fankli bakmaya bashyor. Samyorum bu hastaltk dOnemi onda bir tUr solcu olma, solcu degerleri daha yogun hissetme gibi insani ozellikleri biraz tOrpahlyor. Sol Zeki nezdinde dO§Unsel olarak clegil, burada ifade etmesi giic. olacak nedenlerle inbar kaybediyor ve bende buna tizillnyorum. Peki yerini ne altyon, Cancelikler listesi degisince ardmdan yeni chisfince aktmlart tut? Ne yank ki degit, entellekniel gelisme ya§ammyor ki... bizim aydinimi: tembeldin, ne oldu nasil oldu bilmiyorum ama bizim aydin/1111z az okuyor, az yaztyor ye cok konusuyor. Yen yerde bos konu§uyor, bu bizim toplumsal ozelligimiz. Bu ozelligimizi de cok sevmiyorum. IV. Ardindan ikinci donemi bashyor; uluslararast taninma, oduller ve yurtchst gOsterintlerinin °Lac* Masumiyet geliyor. 1990'k ydlann basyapttlarmdan birisidir Masumiyet ye bilnin kanyennin de en Onemli fihnidir simddik. Gerceklik duygusu iyice zayttlamts sinemamizcla bin asamadtr. Kendi temalan, yeni ahlaki degerler, yeni bicim arayislart, basardt oylInculuk yOnerimi, cok daha giiclii bin Oyku ortaya ciktyor. Uzerinde az durultnus filmlerden birisidir. masumiyet pek cok acid= bin ant- sinemamizda; birincisi OykO oclilddr ve Oykumln gerceklik duygusu dent diizeydedir. Yani filmin karakterteri Gzerine dUsilnen ye but-dal-clan etkilenen

pek cok insan oldugunu dU•UnUyorum. ikincisi, ahlaki yOnden, savrulsalarda, temiz ve yargtlamaktan tsrarla kactnan bir sUraldenis tiykUsil filmdeki pek cok karakter icin gecerlidir. BUttin filme ve ayakta kalma cabalart damgastm vurmaktachr. Uciinciisii ise Masumiyet bizim sinemamam neredeyse bin hastaligt olan cframatik yaplyt kurarken "melodrama" clOnCtsme ozelligi bu filmde tsrarla yoktur. Film biitUn hazinligine ragmen bir "melodrama" dOntismez. filmin biitiin umutsuz soylemine ragmen temiz insanlartyla diistinclartiat ye• etkileyici olabilmeyi basanr. ben pek cok acidan "cesidi ()labile varsaytmt iceren bu filmin biitiin kurgusalhgma ragmen "gercekcilik" araytslartndan birisi olarak kabul edilebilecegini dCi§tinOyorum. Masumiyet belki de Zeki icinde bin temizlenme cabastrun Unit-1Udun: Filmdeki bircok karaktere atfedilen anlam ye davrantslartnda ki tutarlilik duygusunun "onlarda" genelde gOrillen bin ozellik olmaktan daha cok onlara izafe edildigini cistimiyorum. Film•"ahlaki degedere" vurgu yapan amabazt karakterlerde yer yen isyan eden, kosullann karstsinda boyun egmeyen, direnen duygu ve tavrtn agtitik tNicitgma inaniyorum. Ardindan gelen ticOncil Sayfa bir zamantar kendisinin de ifade ettigi gibi Masumiyet'in gbranmeyen ytizOdUr; bu kez karakterlerin liildigi yolda devam etme kararkhgt ve temizligi yerini oyunlara btrakmt§tir. Birincisindc direnen insanlar Octincii Sayfa'da bit cok kez aldatmaya, zor durumda boyun egmeye, kendi koruyamamaya, "sariiktenirken direnmek" yerine pacayi kurtarmantn daha belirleyici oldugu davrant§lara dogru egilim gOsterirter. Zaten Masumiyerin bitisinde "hep clenedin yenildin, olsun bir kez daha dene, yenil, daha iyi. yenil" vardt, tic:incU Sayfa belli betirsiz bir intiharla son Klanir, yaadiklarinclan sonra Beckett"in Onerisinin ardtadan gidemez. Peki Masumiyet Ye Uciincii Sayfa'nm sinematografik yapisi hakkinda ne sbytenebitir? Birincisi tilmterinde izini siirdiigii varolupal ahtak bu filmterde bicimde ve sinematografik anlattmda da gOrCitur. Bilynk bir yalintik, kamera hareketterinin Lizardmast, byktiyii zorlayacak bicim oyunlartna son verme cabast yeni bir sinema aray tearimn Ornekteridir. Ikinci olarakbundan sonraki filinterin de bir bOtt'in olarak bel Olen "uzun diyaloglar" li bOlUmde

jvx-

ah.tcylik
siradan

ye. arda bir

vermi
VarSaynn-ve...hipvtezie
ortaya cikabilen a: teak fiblad eserdir."

.

.

g)e.

doktrineriiite

ebbiis bir

bite

bir

C BLOK

MASUMIYET

OCONCO SAYFA

Masumiyet'le baslar, OykUniin anla§drriasini sagladigi gibi duygusal yaps icinde Onemlidirter. Masumiyet, OctincU_Sayfa, Yazgt ye Itiraf'ta bu konular gecmise yOnetiktir. Ben buntatin sinematografik anlatima uygun olmayip sikict oldugu stifle kattlintyorum. Oykii icin ge rekl id it let, insantarin dtiOnmesini sagliyorsa da ainacina ula:j;inuf, dernektir. Masumiyet ye Ociincil Sayfa birlikte okunmasi geteken .iki filmdir, bunun sinema yazinuntzcla halo yapilmamis olmasi ise iiziinti.i vericidir.

V. Santa cok tarNmalt bir film geliyor; Yazgt. Zeki'ye gore en onemli filmidir, ancak hana göre bilyuk hit basattsizliktir, bit toMa/1M yorumlanatuainasuain hit Otnegidir Yazgt. Bunun ise bit tartima konusu yapilmanais alohasinl sinetnalluz adma sinir bozucu ye iiziku buluyorum. Atha Yazgi fihni, achndan itibaren bit roman i n yoruinlaninast de il, entellektUel yetersizhkten (Hay ' yarumlanamamastnin bit &Ile(.:atmcs'da gosterilmis, en iyi yOnetmen OdfilMail Antalya'da altnts, sit bu. Oeciniz etendim. Bit kere Oykii inandinct degil, romanin kritik ()tan* gOrUlebilecek pek nokrast Ya:gi'da yok. Aruk bit Fransiz kakunli ye saniUrgesinde catisan birisinin hit Arabi vurmasi tut es gecilmis, hapislik dOnemi boyunca idamt hekleyen bit insamn dUzenin kendi yerte§ik ahlaki degerleriyle suclanmastila karsilik kendi degerlerivle buntann redcli mi derseniz,

konu§malar mt dersiniz:... bunlar yok. Olay Orgasii ise anlamsal bitiinliigii bozacak bit §ekilde degistirilmis. Peki ortaya yeni bit antanasat boyut mu katiltm§? Boyle diyen gOstermelidir tie. Bence Yazgi filinterindeki getceklik duygusu ye Oykiiniin inanchricalgt acisindan en zaytf midir. Ama C Blok'a gore kendince kendine mesele ettigi bit Oykilye sahip oldugu icin daha Onemlidir. Peki felseli bit film olabilit mi Yazgi, boyle degetlenditilebilir mi? Bence otmaz, bu kadar derintiksiz bit fitmin felsefi olarak degettendirilmesi yanks olur. Bence Yazgt bir anlamda C Btok'ta bicimsel oykiinmecilik air bastyotsa Yazgi'da da entellektilet Oykiinmecilik var. Bursa filmin biltnnUyle TUrkiye'ye uyartanarak yapddigi Ye bu yOzden otantik oldugu soylenerek yanit verilebilir Bence veritemez. Yerel bit oykii olusturulmaya caltstldtgi dogrudur, area ne chi:cycle nede is monologlart katdintthis bit Yabanadan buyilk bit eser inatuntyoturn. Bit kere sorunsattan azahalim.,,;, seyreltilmis, sonrasinda hesapla;ina dOnetni ise neredeyse yani insan Yabanci'yi okurken ana karakterin dfizenin suclamalanna karp di roman& Yabanci alma: mnisi ki... bu konu ayrt bit tartisma konusu otabibt. Yabanci'da ana kahtamanin suclatai; sfireci ye yet yet kendi sOzleriyle yet yet ic-monotoglarla bunlara yarut verist romanin kimlik kartint otuatrut. Yabanceda yargilanan ana kalaraman degil egenien degerlerdit ye ana kahraman idealize editmis

bunun ezikligini yapmayan bitisidir ve zaten gerek avukati ve gerekse tahiple konusmalarina damgasim vurur bu. Peki Yabanct adt Yazgt'da ne vat? Bitincisi Yazgt olarnaz, olursa anlami degisir. olay Orgiisa inandinctligt olmayan ye daha da iiziiciisii karakterin duygusal olarak buyiik gelgitler yasamadigi bit filmdir Yazgt. Bunlart yasamayan, yet yet isyan meyen, hapiste kendisini ziyatete gelen insamn anlattiklarim bile dogru dUriist dinlemeyen, bunun yerine gOmleginin ilgitenen 'bit kimlik' top sotgulamanin yerini lumsal Ne bOyOk entelektilel yoksultuk. Bo.,j yenniscitik, benim icin lark etmezcilik diye "savunma" yapdamaz, bunlar Yabanct romanium ikinci ktsminin yerini alanaa:, onun yetine savciya veriten ktsa ktsa yanintatia geciriritemez. Hayanian vat:gecinek tie bu kadar kolaychr nede inandincidtr, bcic het,: ititinniadit bin ;ttly Yazgt kavram yoksulu hit fihndir, daliast ' boat t5 eylttri säylenuek icin zonlanth-ru ectebi akicitik ve aitiya goriisu yada bit intittinaldri yerini kuru gurnlmye sanin ye ever i j te dakitinertige gOtfirmil§ttir; insani burin yOnlertyle k.avrayamayan, bun g cqebbils bile etmeyen stradan ye art arda bit stint varsayun-ve-hipotezle gidit diginde ancak filmde bit snrektilik ortaya cikabilen bit eserdir. itirara gelince, psikolojik c:ansmalann en yogun oldugu, side bit Oykilye sahip, Oykiideti cok karaktedetin sUrilkleniini an benim sinemasat kaygilalattbildigi timla pek Orti*nese de, ben cok daha et-

son:ill:I:41:3-z. 'Ile? sanc:14.7.-n-lzrt

ITIRAF

YAZGI

BEKLEME ODASI

tarihimiz psikolojik tahliller actsindan hem yazm diheyinde hem de sinemasal inktileme actsindan son derece zaytfur. Bu da benim sevmedigim bizim sinetnaMinn gene" bir ozelligi. VI. Bekleme Odastm nastl clegerlendirmeli? Bu film inandincilik actsindan en zaytf filmidir, hatta C Blok'tan bile inandmctLk actstndan daha zayilttr. Bekleme Odast'ndan yola ctktp bir Demirkubuz portresi cikartlabilir mi? Bence cikartIamaz. Cikartlmamast daha iyi olur, bir kere Oylesi bir C.)yktinOn kahramanindan bir sanatct portresi ctkartnamak daha iyi ()tun Sevgilinizden ayrdacakstniz, bir sure sonra o intihar girisiminde bulunacak, hastaneye kaldirtiacak, size bir arkadast telefon edecek, sizde "bent niye anyorsunuz ki" diyeceksiniz. Saniyorum pek gOzel-insani bir ponce ciktutyor buradan. Sonra ikinci dOnenn °Ian Masumiyet sonrastmn her diyalogun uzachgt ve benim sevdigim bir bOltim vardir. Bekleme Odast'ndaki bOltimde cocugunu okutmak icin gämlegini, ceketini satanlar var dendiginde "bunlar bent eckilemez" dome diretinin nereden geldigini ise antayabihnis degilim. Seksenli ytIlarda fakirlik edebiyon diye bir tabir vardt, Ttirkiye'nin sorunlart actlinca bit savunma refleksi rak oydutuImus. bo sozii handanydr bana. Nerdeyiz anlamadtm Li? Dostoyevski'ye atfedilen bit eserde, hele Suc y e Ceza'yi cekmeye cahsan bir yOnetmenin etraftnda gecen bir bykode bunlar nastl sbyleniyor anlarms degilim. Dramank yaptda zayil, diyaloglar da basanstz, soyudama do-

zeyi diisiik. Bekleme Odast'nda kendini icten ice basarth bulan, kendinden memnuniyetsizligi azalmts, toplumsal sorunlara ilgtsl azalmts, soyleyecek tezIeri yok.sullasmts bir karakterin dtizeyi var. Soranm size Bekleme Odasi'nin tezi ne, hadi bunu gecelim, Bekleme Odast'ndaki yOnetmen diinyaya nastl balnyor, kendince varolussal sorunlan ne? Bir sanatcimn hele hele Suc Ye Ceza gibi bCtyCtk bit projenin alttna girmis bir sanatctnin is dithyast ho kadar yoksui, insanlarla iliskisi bu kadar ytizeysel olabilir mi? bu sorular uzattlabilir, ben filmi bit kez daha gördtikten sonra tarusmanm daha dogru oldugunu stns hence en yoksul bir filmi Demirkubuz'un. VII. son bit not; Bir dergide bu yaz kendistyle yaptlan bir raportajda ilginc sandar geciyor; "o donem yaptigintz sOylesilerde kent yoksullanom sizin icin Onemti oldugunu sOylnyordunuz. Sorusuna Boyle bir yantt geliyor; tabi tuna "0 insanlar benim icin benim icin burjuvazi de Onemli, hayattni sosyete yasannstna adamts bit kaolin do Onemli. Benim icin herkes Onemli. Gecise daft de sOyle oldu, bOyle oldu diyebilecegim bir sey yok. Ctinkti, ben bOyle bit gecisi yaptiguntn farktnda degilim.... lyi bit sey ama yoksullann sinemacist olmak. Onlann hicbit seyi yok cOnkO. Btrakatun bir sinemactst olsun. "iyi bir sey belki ama biraz abartdch. Abaruldtgt kadar degil. Ayrtca cok zor bir sey clegil. Bu ulkede insanlann cogu oy verme zamant yada siyasi taleplerini sagctchr ama ahtaki bit degeden-

ditme sOz konusu oldugunda sol kriterlere sahiptirler. Cankti aynt kriterler, &artist olmak, namuslu olmak, paylastmct olmak, adaletli olmak dinde de vardir. Yaninda ac ()Ian, yoksui olan insanlart anlamak icin oyle cok da yetenekli olmak gerekmiyor. Bu vicdam tastyan herke bu insanlan anlayabilir. Bu niye bans ytikleniyor ki. Bu athaf diyalog uzaytp-gidiyor, oysa kendisiyle Yeni Sinema'cla yaptIan rOportajcia ye baska yerlerde de "yoksul sinemaya inamyorum" diye konusuyordu bir zamanlar. Nast' handatdmwor bilmiyorum ama kenclisi bit zamanlar "yoksul sinerna" diye bit sinema yaprna tarzmdan bahsediyordu daha birkac yil Oncesinde. Dahast yoksullann, etnekciterin sinemacist herkese verilecek bit paye degil ki. Bunu kendine mesele eden birisinin eserIerine baktlarak olusturulabilecek bit kavramdtr bu. Birde tabii olur olmadtk dtizeylerde ahlaki cOktintO, Dostoyevski ye Nietzsche adlart geciyor. Bu toplumun oy kullanma zamaninda solcu degerlerle hareket etcigi dOneMler oldu; sendikal hak-. lar, grey, issizhge son, herkese esit. patastz gibi egitim, esit parastz sagltk hizmeci taleplerin bugunkunden cok daha Liir seslerte sOylencligi ve halkin bunko cok daha kendisine yakin buldugu denemterde oldu. Bugun yasanan bu degerler karmasastmn gecmisinde yeni bit citizen icin mocadele eden militanlartn aldtklart tanhi yendgi clOnemi de var. Bunlan, defier ve kavramlan bugtin icin eski bit verici ama militana hatirlatmak bazen gerekli oluyor.

r
aa

jt75, ver in ._

aktohk
dol< trinerrite

stradan

bite 14;avIr ay,tallayari , rtde bir siirektitik vars ay tr21-ve-hipotezie gidildik,inde cote ak lib bir eserdir." ortaya

C BLOK

MASUMIYET

UcUNCU SAYFA

Masumiyeele ba§lar, oykiiniin anla§tlmasalt saglackg,"1 gibi duygusal yap icinde Onemlidirler. Masumiyet, OcUncti_Sayfa, Yazgt ve Itiraf'ta bu konular gecmise yoneliktir. Ben bunlarm sinematografik anlattma uygun otmayip stkIct oldugu stine katiltniyorum. Oyldi icin gereklidirler, insanlartn diisiinmesini sanyorsa da amacma ulastuts demektir. Masumiyec ve Ocuncri Sayfa birlikte okunmast gereken iki fihndir, bunun sinema yazimmtzda hale yapttmamts ()blast ise iiziintii vericidir.

konu§malar ml dersiniz:... bunlar yok. Olay OrgilsU ise anlamsal b itunliigii bozacak bit §ekilde degistirilmis. Peki ortaya yeni bir anlamsal boyut mu katarms? Boyle diyen gostermelidir de. Bence Yazgt bLidin filmterindeki gerceklik duygusu ve riykrinrin inanchrtcMgt actstridan en zaytf filmidir. Ama C Bloke gore kendince kendine mesele etrigi bir byknye sahip oldugu icin daha Onemlidir. Peki felseti bir tam olabilir mi Yazgl, bbyle degerlendiritebilir mi? Bence olmaz, hu kadar derintiksiz bir fitmin felsefi olarak degerlendirdmesi yanhs olur. Bence Yazgt bir anlamda C Blok'ta bicimsel Oykimmecilik agir bastyorsa Yazgi'da da enteltekMel Oykiinmecilik var. Bursa fittuin bannUyle Trirkiyerye uyarlanarak yaptldtgt ve bu yilzden ° cantik oldugu sOylenerek yantt veritebilir mi? Bence verilemez. Yerel bir bykil olusturulmaya cal tstldt;;;t dogrudur, ama ne chizeyele neck is monologlart kakhrilmis bir Yabanct'dan buyuk bir eser tkabitecegine inantmyorum. Bir kere surunsaltart azaltalmts, seyrettihnis, sonrasmda hesaplastna dOnemi ise neredeyse kaldirtttuts, yani UAL:an Yabanct r yt okurken ens karakterin dOzenin suclamalartna karst direnist otmazsa romanda Yabanct olmaz ki... hu konu ayrt bir tartt;ma konusu

V.
Sonya cok tarrasmah bir film geliyor; Yazgt. Zeki'ye gOre en Onemli filmidir, meek bane ,gOre biiyiik hir basartstzttkur, bir roMarlIn yorumtanamatuastrun bir ornegtdir Yazgt. Bunun ise hir tarttsma konusu yapthmums ohnastru sinemmtuz achna sinir hozucu Ye ilziicu butuyorum. Ama Yazgt ;tchndan itibaren bir ruman t n yorumlatAmast entellektriel yetersiztikten dolayt yorumlanamamasmin bir OmeCannes'cla gOsterilmi, en iyi yOnetmen adritunri Antalya'da alms, su bu. Geciniz efendim. Bir kere Oyku inanchrtct romantn kritik olarak gorulebilecek pek cak nokrast Yazada yok. Arttk bir Franstz kOkenli ye sUmilrgesinde caltsan birisinin bir Arabi vurmast au es geoilmis, hapislik dönerni boyunca idamt bekleyen bir insantn dkenin kendi yerlesik ahlaki degerlertyle suclanmastna kaqtltk kendi de&.rlerivle bunlartn reddi mi derseniz,

hilir.
Yabanct'da ana kahramanin suclam; ci ve.yer yer kendi sOzieriyte yer yer ic-monologlarkt bunlara yarut verisi romarun kimtik karttnt olustumr. Yabanct'da yargttartan ana UAL-au-tan degil egemen degerterdir ve ana kahraman idealize edilmis

bunun ezikligini yasamayan birisidir ve zaten gerek avukatt ve gerekse rahiple konu§malarma damgasmt vurur bu. Peki Yabanct ach Yazgt'da ne var? Birincisi Yazgt olamaz, olursa anlatm degi§ir. p lay OrgrisU inandinctligt olmayan ve daha da itziiciisii karakterin cluygusat olarak biiyok gelgitler yasamadtgl bir filmdir Yazgl. Bunlart yasamayan, yer yer isyan ermeyen, hapiste kendisini ziyarete gelen insantn anlatuktarint bile dogru &Mist dintemeyen, bunun yerine gOrnleginin dugmeleriyle itgilenen 'bir kimlik' toptumsal degerleri sorgutamamn yerini almtsttr. Ne buyuk entelektOel yoksulluk. Bosvermiscilik, benim icin lark etmezcilik diye "savunma" yaptlamaz, bunter Yabanct romantrun ikinci kismintn yerini alamaz, onun yerine savetya veriten ktsa ktsa yantdarta gecistiritemez. Hayattan vazgecmek ne bu kadar kolaydtr nede inanchrtcidtr, hele hele inanntadtC;i bir sey icin. Yazgt kayram yoksulu bir fihndir, dalyast bazt seylcri söylemek icin zortandtms edebi akicilik ve di.inya gOult;i1 yada bir inserums is Mtmalart yerini kuru guruiruye ye ever iste doktrinerlige gOitirmft;trir; insant batin yönleriyle kavrayamayan, brine ces, ebbns bile ermeyen stradan ve art arda bir soft' varsaytm-ve-hipotezle gidildiginde ancak filmde bir surektilik ortaya ctkabilen bir eserdir. Itiraf'a gelince, psikolojik cattsmalarm en yogun oldugu, sade bir Oyldtye sahip, OyLiclen cok karakterlerin sUrilklenisini anlatabildigi icin, benim sinemasal kaygtlarunla pek Orolismese de, ben cok daha et-

Jw

Ziyea LA NA 6
Tria-I ►
s,%WvIci41 nth, tertvimar7 /44

KOZA'DAN UZAK'A BIR YONETMEN:
NUR1 BILGE CEYLAN
Hasan Akbulut

isa filmi Koza'dan ba§layip Uzak'a kadar yapdon filmi de ulusal ve uluslararasi film festivallerinde odul alan ve tig filminde de ki§isel bir sinema dilini yakalami bir ytinetmen igin neler stiylenebilir? Onceden soylenmelidir ki, bir ki§i ya da konu hakkinda yazilan her yazi, belli §eyleri di§ancla birakma, unutma riskini de beraberinde ta§iyacakur. Bu biyografi denemesinin de bu riski glize alarak belirtilmelidir. Onun ya§am sertiveni, 1959'da ba§lar. Istanbul'da dogan Nuri Bilge Ceylan'in goculdugu, babasimn mernuriyeti nedeniyle, Anadolu'da geger. Bir ziraat muhendisi olan babanm, idealist amaclar ugruna tayinini gikardigi kendi dogup biiyiidiigii Canakkale'nin Yenice kasabasi, Ceylan'in da diinyasinin bigimlendigi bir yer ohm Kiiciik kasabalar, kendi halindeki `siradan' insanlar, belli bir rutin iginde gegen giinliik ya§am, ig ice olunan doga, hayvanlar tiimilyle Ceylan.'m filmlerine yansir. Gergekte onun filmografisi, biraz da ya§aminin yansimasidir denilebilir. ilk kisa filmi Koza'da bile bu yansimayl gormek Ceylan, iki ya§indan itibaren sekiz yil ka1di i kasabadan, ilkokul dordiincii sinda gegtigi yrl ayribr. Ciinkii ablasi lise gagma gelmi§tir ye kasabada da lise yoktur. Baba, bir sure claha Canakkalede kahrken aile, tekrar dondugii Istanbul'da clenebilecek bir ya§amin Bu zor ya§am seriAvenincle, on be§inci ya§ giiniinde kendisine hediye edilen bir fotograf kitabi, Ceylan'in sanalla ilgilenmesinin yolunu agar. On alit ya§mdan beri fotograf ge-

19

Hasan. Akbulut

Bi:yografya Nuri Bilge Ceylan

ken, fotograf sergileri agan ye birkac kez de album yayimlayan yOnetmenin fotograflan, Ozellikle portreleri, kendi, ciddi kaygisi olmayan resimsel bir ile "gergeklige nitelik ta§lrlar." Ceylan, buna karsrlrk, 'film gekmeye ba§layinca gercekcilik yolunu' sectigini sOyler ye fotografin sinema kadar gergeldigi kayrayamayacagini Ceylan'a gore sinema, "fotografa gore, hayatin daha iginde . bannthrabilecek, daha rnuktedir bir sanat olarak gOriinfir. Bu kudretin kaynagi da bazi ki§isel. yOnetmenlerin Lizerindeki etkisidir". 2 sinema dil§fincesini bigimleyen bu yOnetrnenler ise, Bergman, Bresson, Antbnioni, Ozu ve Tarkovsky'dir. Yenilerden ise, Ozellikle Kiarostami'nin dikkatini cektigini belirtir. Yazarlardan da Cehov y e Dostoyevski'yi begenir. 3 KiigUkken izleyip gok begendigi Bergman'in Sessizlik filmi oylesine Onemlidir ki, Ceylan bu filmle ilgili olarak §Oyle der:

"Sessizlik filminin siyah-beyaz gOrantaleri benim fotograf yaparken gektirgim gOriintalere gok benziyor gibi geldi. (Giiliiyor) Sessizlik belki de benim hayattmda zamanlama olarak belli bir yere denk geldi. Ailemde ye geyremde tamk oldugtan, kendi igimde yakaladigtm ama kimselerle konu§m.adtgun, kontt§maya caret edilmeyen birtaktm yasak bolgelere deginiyordu. Ilk kez sanattn, o guise kadar hie hissetmeclirgim bir kudreti olabilecegini gOsterdi: Yepyeni bir danyantn kaptstm, aralach."
Sinemaya giri§i, on alo ya§mclan itibaren gekmeye ba§ladigi fotograf aracrhgiyla olsa da, Ceylan'in filmografisini olu§turan kavramsal gergevenin, kasabacla "gegirilen gocukMichel Cament, "Nuri Bilge Ceylan ile SOyliti;a: Bir TCIII:1 Uterine Cellatlenielm1-Inipiniti Ciaiynr", dAr ys StlaniLsL, Yity. Flue. A. Giatekin, Norgunk, tsunami, 2003, s.91. Giadal Krzadcwir, "Nuri Bilge Ceylon ile SOyles.ti: Kusabit'll Anhui' Aveist", Reatzete.si, 21 Aralik 1997. Kenai Dugainu Uygur Minimal Bir 13C111:1 Cetiii, "Nutt Bilge Ceyluil ile Sinemu Dergisi, Ottak 1998'ilen Nuri Bilge Citylan'in resnii %vet; sitesi "Nuri Bilge GiiktOrk, Sungti Roll Dergisi, Ocuk 2000',10,1 BOlirek Denim

luk ile, ilk kez on yedi ya§mda gidilen yurtch§i gezileri son-. rasinda bicimlendigi sOylenebilir. ilk kez otostopla gittigi Batfyla ili§kisini Ceylan, §Oyle anlatir. "Cok egzotik bir ili§kiydi. Gergek yuziinii gOstermiyordu bize Bat " Kendi ruhumuzun ona uygun olup olmadigmr da hissettirmeyen bir ili§kiydi." 5 BOylelikle Ceylan, filmlerinde de belirgin olarak One gikan, kendisi olmayi,.aidiyet hissini, Bati'yla kar§ila§malar sonrasinda ya§achgmi dile getirir. Londra'da ya§adigi donemde Ceylan, her §eyin anlamsiz gelmeye ba§ladigi ye Bati'yla arasinda gok bliyfik bir mesafe oldugunu hissetmeye ba§ladlginda bir daha donmemek fizere Bati'dan ayrdir, ama aradigi anlami, gittigi Himalayalar'cla da bulamaz. Anlamsizhk duygusu, ona, Kasaba filminde dede Emin'in repligi olan 'Nereye baksam her yerde aym agar, ayni bucUmlesini sOyletir. Ceylan da Upki Kasaba'nm Emin'i gibi, ait oldugu yerin neresi oldugunu hissetmi§tir. Tfirkiye dOnii§iincle gittigi askerlik hizmeti, yOnetmene, `iginde yeniden yurduna kar§i bir sevgi olu§turur'; ona 'ait oldugu yeri bulmu§ gibi bir duygu ya§afir' 7 , ye bu dOnem, onun sinema yapmaya karar vermesinde onemli bir dOnem olur. Ankara'dayken sinema ile ilgili kitaplan okumaya baglar ye kiiltiir merkezlerine deyam eder. Koza, i§te boylesi bir sfirecin sonunda ortaya gikan bir film olur.

Ilk Kisa Film: Koza
Ankara'da sinemayla ilgili yogun donemin ardinclan Istanbul'da bir sure Mimar Sinan Universitesi Sinema-TV bOlfimfinde okuyan Ceylan, film yapmak icin bir tfirki cesaretini toplayamadig,.uir dOnemde gm' soyler:

1

"Koza, artik film aretemeyi§im konusuncla ken dime etagrim ilkenceleri sona erdirmek icin giri 3tigim bir deneme gibiydi. Cekimler bir ytl siirdii. Sena yo yoktu. El yordaKleademir,

20

21

Hasty! Akbulut

.giyografya / Nuri Bilge Ceylan

mtyla -sezgilerimle, algtlarunla yakalayabildigim bir diinyayt elle tutulur hale getirmeye caltpyordion. Diyalog yok firlattr gibi bal ladtm ilk filmimi cekineye. Kotu. zo. ortaya flktt. "8 Ceylan'in ilk filmi olan Koza, siyah-beyaz ve diyalogsuz
bir filmdir, ama sessiz degildir. Gergekte film, Ceylan'in fotograf estetiginin, sinemaclaki izdii,iimii olarak da Zaten onun yapmak istedigi de, `sinema pratig,ini fotografa benzetmeye gali§makur bir baktma'. 9 YOnetmen, filmine, karakterlerin ya,am seriivenini ozetleyen, art arda gOstercligi genglik fotograflanyla ba§lar. Bu ba,langig, sanki sinemanin `hareketli.fotograf olarak tanimlanmasina bir gOnclermechr. Tek gekimlik fotograflarclan olu§an bu gOriAntiller, herhangi bir sOz ya cla eylem olmaksizm, bir Oykii anlatma giichne sahiptir. YOnetmen, fotograflardan, karakterlerin §inichki ya§hlik hallerine gegerek siirdiiriir anlatisint. Ceylan, claha once gordilgiimUz evlilik fotog,rafintn, yerdeki yapraklar arasma dii,mii, oldugunu gOstererek, onlann evliliklerincle sorunlar olclugunu anlatir. Tam anlamryla 'fotografga' bir sinema anlayijint yansitan bu ba§langig, aynt zamanda hareketsiz gOnintiderden olus,an gOrfintilleriyle ve gerirniizigiyle, Berginan'm filmlerini anchnr. Ozellilde ba§lamtigta ne olclugu belli olmayan hareketsiz y e ,s, ok echci gOrfintiller, Bergman'in Persona (1965) filmini aminsatin Filmin ilerleyen sahnelerincle bu etki daha da agik gOrilliir. Ceylan, bu sahnele4-cle, Bergman'in Persona filminde oldugu gibi, uyurnakta olan kachnin (annenin) ayaklannt, ellerini, ylizunti Lek tek gekimlerle gOstererek, belki de hem sinema “ E MS KO ,LC I)C11
"Sincani Pra4ini Fotografa Loylan "Ntiri B,aivntineye Calivyorta", A /0'1151, S ay': 15, 2003, s.42. kendi Orrann, yazallik,•Lantinle.arasilik :Wail:nation on planda tiAtan ffletinlere gain-1,5Eya inctinsol StrUCL11111New Vonalnitafins in F11111 1, :,,par. ft. Stain ve [ism, Post-sli'llettirt111,11 and Beyond, Routloclge, Lwalra, 1993, s.200. biOnnIn ha- ananin, knadi ya i ma, yaratnn kctullaunn a‘.A nuncsi olarak takavya /la 6,-1.161in:2 16Ra slarak onalanabilir. Ll1/III, l iii olarak LInAtalendirir. E. 1,11111, saaatsal an.alcrni,ntin team' nzollikliniminn Lain; <'llurk.ci_rn ye Alniiernizm: Litkay.,, Brecht, Benjamin ye .4/Loran tLerine inceleme. Alan 'lay.. istaohni, 1995, s.43.

sanatinin kendisine, hem de etkilenmi§ oldugu Bergman ye Bunuel gibi yOnetmenlere gonderme yapar. Bu yOnifyle May-is Szictntist'nda daha behr.gin bigimde gbriilen sinema sanaurun dogasirn agik eden bir Oz-dii§bribmsellik i °, Ceylan'm Koza filminde bile etkisini gOsterir.

Koza, Ceylan'm sinemasmin anlatisal ve bigimsel yapisimn bir ilk Ornegiclin onun, daha sonraki filmlerinde belirginle§en sinema anlayi§mi, gOriintii y e sesin (ya da sessizligin) anlam yaratmadaki belirleyiciligini haber verir. Ku§ sesleri, akan suyun sesi, gok giiriiltiisu, nizgann ugultusu ve rbzgarda salman agaglann hi,irUsi, filmde dogaya ait ba§bca sesler olarak i§itilin Gorsel oldugu kadar, i§itsel yamyla da belleklerde iz birakan ye Cannes Film Festivali'ne kabul edilen, Bakanligi Ba§an Misir'da ve Istanbul Kisa Film Festivali'nde 'En iyi Film' Othillerine lay* gOKozo'nm bykiisbnii Nun Bilge Ceylan, Ingilizce olarak hazirlanmi§ kendi web sitesinde §byle anlaur:

"Gegmi§lerinin actlt deneyimleri nedeniyle birbirlerinden ayrt ycqayan yallarindaki ya§lt sift, giiniin birinde tekrar bir araya gelir. Ancak gegni§in actlartnt sini bekledikleri bulu§ma, beklenen sonuclan vermez."
Tiim ekibin iki ici§i oldugu filmdeki ya§b gifti, diger filmlerinde olclugu gibi, Ceylan'm anne ve babas' oynar. Ya§b babanin ve annenin, sik sik mezarhk isinde gosterilmesi, ciftin, bir yakmin zarnansiz OlUmden dolayi ac' gektiklenni anlatir. Gift, bellci de kaybettigi bu yalom nedeniyle birbirlerinden uzakla§nn§tin Filmin gorse! bigemi y e segilen lerin ritmi, giftin arasindaki yakinbg] ve uzakligo yetkin bigimde yansiu•. sift birbirinden aynyken daha olan mlizik, onlar bir araya geldiginde 'ne§eli' bir ezgiye doCeylan, giftin tekrar anla§mazhga dii§ti.igiinii, tipki Bergman gibi 'gong' sesleriyle i§itsel hale getirir. Filmin ba§langici ile sonu arasincla bir simetri vardir; ba§langigta
is YOnetnienio, IngiGzce olarak buzirlau uu 3 kendi situsinden almanpr, 1.1knz. www.nbcfilm.cum. H Ceylan'in lilmleri arasinclabir zinrir oldugu geziiniinde bulundurulcluguada, Ko5u'clald • fficzartn, Kimulni'da ninnnin, olumunc agludigi ogluita, InCin babasina ait oldugunu dO§Oncthiliriz.

22

23

Hasan A kbulut

Biyog,rafya / Nuri Bilge Ceylan

ayn olan gift, filmin sonunda yine birbirlerinden ayrihr. Ya§li adamin ya§acligi yer, ashnda onun kendisini gizledigi, kapatfigi ya da teslim ettigi bir kozachr. 0, kozasrndan gikmak yerine, onun iginde kalrnayi seger. Yonetmen, zamani agaglara, ku§, kaplumbaga, civciv, kedi gibi hayvanlara ye gOk giiiultiilii bir yagmur, rUzgar, giane§ gibi doga olaylarina odaklanarak tasvir eder. Koza'rn diger Onemli bir yOnti ise, Kasaba'da da tekrarlanan coculclann, dogayla ve hayvanlarla olan yrkici ili§kisidir. Filmde ya§li gifti uzaktan izleyeri bir gocuk, an kovanint tekmeler, ag,aglan kirar, elindeki sapanla ku§ avlamaya Ceylan, Kasaba'da da tekrarladigi bu izlekle, gocuk ye sugluluk arasindaki ili§kiyi irdemeye ba§lar.
Kasaba •

bi `zamansiz bir zamanda' geger. Film, birbirleriyle olan iig bbliamdedolu§ur. Ilk beliim, gocuk safligi ile resmi egitimin garpr§tigi okulda geger. Kasaba'daki okul sekansi, yOnetmenin de agikladigi gibi, gocuktaki utang duygusunu, resmi egitimin cocuklann hayal giicil kar§isindaki nr da anlabr. Ceylan §Oyle sOyler:

'Ba§taki stmf boliimii ise Ceho y 'un ne olduguntt hattrlamadtgtm bir betimlemek icin kullancbgt bir tiimceden aklirna `hani steak bir yaz giinii matematik dersinde birden actk pencereden iceri bir kelebek dalar ye herkes ona bakarak tiirlii hayallere dalar...' gibi bir eydi. Bu beni ilkokul struluntzdaki atmosferi diiiinmeye ittir" Kasaba'da Ceylan, dede Emin karakterinde, ogrendigi
bilgileri uygulamak igin dogdugu topraklara donen babasinin idealizmiyle, bu idealizmin kar§isinda olan, "Cah§mak neye yarar?" diye soran Saffet'in asiligini ve idealizmi entelektUel bir ugra§ olarak Oren Nuri'yi kar§i kar§iya getirir. Kasaba'da Nuri'nin yokluklar iginde okuduguna ili§kin anlattiklan, gergekte yOnetmenin babasmin ya§amindan izler ta§ir. Ceylan, babasinin idealizmini, "Sufi ilk paltosunu Universitecle gOrmil§. Devlet vermi§ onu cla." 12 eiimlesiyle anlatn. Irian° temsil eden bir bilytikbaba, gOzinnleyici tarzcla bir baba, ve nihilizme kayan bir geng" Kasaba'run gati§an Ur; karakteridir. Pek gok sinema yazannin belirttigi gibi Ceylan'in sinemasun tammlayan §ey, ki§isel ye yahn bir sinema olmasidir. Bu yahnlik ye duruluk, Kasaba'cla .anlatilchga gibi dogayla ig ige gegen bir gocuklukla ilgili gOriarthr.. Kasaba, anlatisal ve bigimsel yapisi necleniyle daha gok pastoral bir betimleme olarak nitelenclirilebilir. YOnetmen gok iyi bildigi bir clianyayi anlattigi Kasaba'run, belgesel havasi necleniyle Antalya Akin Portakal Film Festivali'ncie yari§ma char birakilmaya sOyler." Ancak yOnetmenin cliger filmlerincle i§lenen temalarin niivelerini barinchrmasi nedeanyle Kasaba, yogunla§tiriltm§ bir kavramsal gergeve igerir ye bu yOrMyle de,
M. ciwolit, " B. 1,:otitl, 11.g e.

Koza'nin verdigi gilvenle 1996'da Kasaba'yi geken Ceylan, bu filminde de asistani Sachk Incesu ile gah§lr. Ablasi Emine Ceylan'in bir oykiisiinden yola gikan Ceylan, otobiyografik eklentiler y e Cehov'dan ahntilar yaparak geker Kasaba'r. Her ne kaclar degi§ik esinlenmeler y e Oykialer bir araya getirilmi§ olsa da, Kasaba'nin bitmi§ bir senaryosu yoktur. Bu filmcle gocukluk, Ceylan igin harekete gegirici bir clii§tincechr. Ceylan, filmi gekmeye gOtiiren dU§Linceyi §oyle belirfir: "Bir Jikirden yola gtktun, bir gocukluk hattrastndan, gun agarana kadar tarlalarda siiren §tt uzun sohbetlerden. Her §ey zihnimde cok netti. Bir cocuk olarak hangi konuda konultuklartnt pek anlamtyordum, ama biiyiiklerin bu konulmalartnut bang bir tar giivenlik hissi 'yerdigini hattrItyonun. Tartqtyorlardt, galayorlarch...Uykuya dalarken oracla oldukla •tnt hissediyordum, ye bu beni sakinleltiriyorcht. Uykumun iizerine ortiilnriis steak bir yorgan gibiydi. Bu du:yguytt chle getirmenin bir yolu oldugunit hissediyordam, tuna bunu senaryoda bir tiirlii yakalayamtyordum." Ceylan'in anlatmayi istedigi bu gocukluk hissi, Kasctba'ya
bir `gocuk safligo' verir. Sankt film, gocuk masallanndaki gi-

24

25

Hascut A kbulta

Biyografya / Nuri Bilge Ceylan

Ceylan'in diger filmlerini anlamaya, yorumlamaya yarayan bir gekirdek anlati olarak degerlendirilebilir. Ceylan, kendisi tizerine iz birakan Kasabasini, ilg bOltimde anlanr. Ilk 13616,11de agirlikta olan §ey, okul ye kasaba okulunda gegen siradan bir derstir. - YOnetmen, bu bOlfimde kasabanin ama bir o kadar da tuhaf 'huzur verici' ortarnini, zamansizlik duygusunu anlatir. lkinci bOliirn, gocuklarin okul drinii§Unde dogacia yaptiklari geziclen olu§ur. Ceylan, bu boliimde kasabanin baharim gocuklarm gozuyle anlabr. Son bOltim ise, kasabah ailenin, ate§ ba§inda ya§ama, gali§maya ye bilgiye dair konu§malarinclan olu§ur. alt bbliimnyle de Kasaba, adeta Ceylan'in, hem gocuk haliyle kasabasma bake nun safhgini ve clogalligini tap:, hem de `killthrlenmi§ bir baki§i ile kar§ila§tirmasini igerir. Bu yOntlyle hareketli ohnayan, duragan anlatisal yapisina ve ritinine kar§m Kasaba, doga-killthr kar§itligi temelinde, keskin bir sorgulamayi cla igerir. Ustelik Ceylan, "Kasaba'da, `naif' insanlara, ya§ania, bilgiye, tarihe, oliime, kiiltiire ili§kin felsefe yaptirarak, temel kar§itliklari sortinsalla§orm Bu yonnyle film, ya§-arna, insana, bilgiye, kiiltiire, Whine ili§kin felsefi ve antropolojik bir baki§ niteligi taw." '4

Kasaba'dan tarucligimiz tizere baba Emin, kendisini maya adarrn§ bir idealisttir. Koyliilerin agaglan kesip yok ettigi yerde o, yeni ye farkh agaglar dikerek gali§mayi segmi§tin Babanin idealizmi, Muzaffer igin filminin oykulerinden birini olu§turur. Ba§ka bir deyi§le gergekte Muzaffer, baba= idealizmini, filmi igin bir malzeme olarak gorur. Ceylan ise, onun idealizmini, diger karakterlerin silunulan ile kar§ila§tirarak anlamaya gahgir, sonunda yipransa da, onun idealizininin 'yenilmez' oldugunu

Maps Siktntin,
I lalis Stktntist'm gekrrreye ba§lamadan once Ceylan, bu fihndc babasuu ve onun temsil ettigi clegerleri anlamaya galimak istecligini soyler:

&kJ/nisi:run temelinde babam iizerine bir hiktiye anlatma istegim vardi, ve daha sonra olu Muzaffer'i, yani kendimi ilave etrne /ikri olit§tu. bbylece Kasaba'run yava, yural dahil olda filme. Bu da, ytineonen oglo, ile ylizle;en baba karakterini daha cizinemi sc4,-lach"15 Malls Stkintm, bu iki amaci da yerine getirir: Hem Ceylan'm ha basin, anla or, hem de Muzaffer kimliginde yOnetmeni, yarn kendisini, kench film yapma siirecini konu edinir.
nzgiivolt. "Ntiri B40.
lid Dergi.si. Sap:12, Mayi, 2003'deil

Nlayis Stlanttst, Kasaba filminin gekimini de igine alarak, yakin akrabalik iligkisi iginde olan 1Vluzaffer'in, baba Emin'in, Saffet'in ve kilgiik gocuk Ali'nin sorunlanni, ulanni konu edinir. Temel silontilardan birini, Ceylan'in kendisini, Muzaffer Ici§iliginde ortaya koydugu film gekme stirecinin siluntilan olu§turur. Muzaffer, filmi igin uygun oyuncuyu bulamaz ve kendi yalunlanni oynatmayd karar verir. Onun tek dil§Undtigti §ey, filmidir. Oyle ki, ne deneme gelcimleri yaptigi Pire yenilerde Olmil§ olan kansinin acisim payla§abilir ye onun yalnizligini duyabilir, ne de anne ve babasmin, hatira niyetine kaydedilmi§ gOrtintillerini izlerken gosterdigi `zaman ne kadar gabuk gegiyor' kaygilarina tepid verebilir. Muzaffer, babanin siluntismi da pek Onemsemez; orman mildtirlqiintin el koymadigi takdirde, miilkiyeti birkag yil iginde kendisine gegecek olan arazi ile ilgili baba= sikinhsini anlArnaz, babasina "Niye bu kadar ugra§iyorsun, anlamiyorum yanil Kime kalacak bunlar? Zaten ya§in da gelmig." kayitsizligiyla tepid verir. Baba, emek verdigi agaglann, `yaban ellere' gitmesini, kesilmesini istemez, bu neclenle kadastroculann yolunu gozler. Yirmi yildir bekledigi kadastrocular, IVIuzaffer'in filmi igin canakkale'ye gittikleri gun, baba Emin, "Filmle milmle ne igim vardi be-, nim?" diyerek ofkelenir, gekirnleri terk ecler. Ancak bir sure sonra ofkesi gecer ve filme clOner.
Saffet'inin sikintisi ise, Kasaba'da da dile getirdigi gibi, kasabadan kagip kurtulmakur. Bunun igin §imclilik en olasi

ile

Yinnibir

M.

a.g.e., s.9ti.

26

27

Hasan Akbulut
iH

Biyografya / Nuri Bilge Ceylan

yol, akrabasi Muzaffer'in cesaretlendirmesi uzerine, Istanbul'da bir i§ bulmakiir; Muzaffer, filminde oynamasi ginda Saffet'e istanburcla i§ bulacagina dair gtivence verir. Ancak Saffet'in bu hayali gergekle§mez..Muzaffer, gergekte filmini yapabilmek igin onun oyunculuguna y e yarchmma gerek duymu§, filmini bitircliginde ise, verdigi sozii gergekle§tirrnekte zorlanacagini soyleyerek, onu kasabasinda kalmaya ikna etnieye gali§mi§ur. Ktigtik Ali'nin srkintisi ise, bir muzikli saate sahip olrnak. tin Ancak bunun igin bir yumurtayi, cebincle kirmadan kirk gun boyunca ta§iyabilmesi gerekmektedir. Ali, Muzaffer'in kinlmamasi igin yumurtayi ha§larna Onerisini `hilelik' olacagi gerekgesiyle recidetse de, sonunda hileye ba§vurrnaktan ba§ka bir'§ey yapamaz. Koylu bir ninenin, bir yere ula§tirmasi ioin kendisine zorla verdigi bir sepet dolusu domatesi dil§iirmemeye, ezmemeye gali§an Ali, bu sirada cebindeki ytunurtanin kinldigini fark eder ve sepeti tekmeleyerek tepeden a§agi yuvarlar.lan yumurtamn yerine, bir kUmesten galchgi yumurtayi koyar. Bu sUregte Ali, nesnesini degi§tirir; Muzaffer'in film igin gali§an Sadik'ta gordilgu gibi gakih, is rkli ve miizikli bir cakmaga sahip olmak ister. SacIlk, , gakma'gi ona hediye ettiginde Ali, tekrar eski nesnesini ister.

§ur, ancak kasabadan `kurtulma' gabasi henilz bitmi§ degildir. All ise, Muzaffer'in film cekinileri sirasmda farkli bir muzikli alete sahip olsa da, muzikli saate ula§mi§ degildir. Filmde Ali'nin nesnesine ula§mak igin `yapmak zorunda kaldigi' bile ile, Muzaffer'in filmini bitirmek igin Saffet'e gergekle§tiremeyecegi bir stiz vermesi arasmda bir benzerlik varmt gibi giirtinse de, Muzaffer'in yeti§kin `aldin§ etmezligi' ile, Ali'nin gocuk safliar bir kar§itlik olu§turur. Muzaffer, Saffet'in gelecegi pahasina, onu filminde oynatmak igin i§inden etmi§ olur. Saffet, yakinlarmin bin bir zorlukla bulduklanm sOyledigi fabrikadaki i§ini, Muzaffer'in filminde oynamak igin birakir. Sonugta Muzaffer filmini bitirir, ancak Saffet fabrikadaki i§ini ye Istanbul'da i§ bulma umudunu; baba Emin ise, yillarca ernek vercligi agaglari kaybetmi§tir. Yine de bu sonug, Saffet'in saf, dlirlist ve Muzaffer'i salt `liilebaz', kotii biri olarak kar§it bigimde konumlandirmaz. Gergekte temel gerilim, kentli olan Muzaffer ile kasabali olanlar arasmda ya§ansa cla, Ceylan da, karakterleri arasmda saf iyi ye kbtil kar§itligl olmadigirn belirtir:

Mayts Stktnttst, dort karakterin siluntisirn Muzaffer'in filminde kesi§tirir, ancak bu sikintilarin kaynagi olan sorunlann hepsinin gOztilchlgilnir giistermez. 1Vluzaffer filmini cekmeyi ba§arir, ama heniiz bitirmi§ degildir; daha filmini i§le- . yecek, kesip bigecek, kurgulayacak ve 'paketleyecek'tir. Baba Emin, yillarca beklecligi kadastrocularin i§arededigi agaglan, Muzaffer'in filminin gekimleri sirasinda, tistelik kencli rolunii oynarken fark eder. Onun srkintisi acikliga kavu§sa da, siluntinin kaynagi olan sorunu gOzillmez. ciinkii o, §imdilik kaybetmi§ gOrtindifgli arazi ioin yasal yollardan etmeye hazirlanir. Bu yOnilyle babanin srkintisi, bir bakima., onun idealizminin sinanmasi olarak da Saffet'in istanbufa gitmekle ilgili srkintisi cla agikliga kayu-

"Kent kiiltiirii ile ktrsal kesim kiiltiirit arctstndaki farkt, benzerliklerini yurgulayarak geistermek istiyorclum. Cehoy bu tar davranillartn kagindmazItgtru benimsiyor, ye sonunda karakterlerinin ruhuna yaktnlik duymaya ba§ltyor. Kimse tarnamen iyi veya kOtii dedildir, herkesin iyi ye keitit yanlart yardr. Oysa kadtnlar saplanttlarla hareket ettniyorlar, kendilerinden yermeye daha gok yatkollar. Annemin ketraktertyle geistennek istedigim buydu. 0 her zaman beni §aFrtmt§ttr."16
çehov'un etkisi, bu filmde Lizerincle oylesine yogunclur Li, "Cektigim her sahnede Cehoy'un ayak izleri mutlaka varchr. (Gilliiyor) Yani, belki de, ne ya§arsarn ya§ayaymi, ona bir sehov filtresiyle bakar hale geldim." diyen Ceylan Mayts Stkinttst' Celrov'a adar. Ona Ore Cehoy, "1-layatin traji1( boyutunu en clerinclen hisseclen ye anlatflarnaz sanilani biiG. Kiziltiontir. a.g.e.

28

29

Hasan Akbulut

Biyografya I Nuri Bilge Ceylan

yiik bir rahathkla anlatan biiyuk bir yazar"dir.17 Mayas Siktntist, kendi ya da kasabab, egitimli ya da egitinisiz olsun, insanlann, yalnizca kendi dillerinden konugtuklarint, hatta gogu kez bagkalarint dinlernediklerini anlatir. genel bir ileti,ini kavramini sorunsallagunr. YoBu ya da zamanimizm, modern netmen diAnyan i n bir sorunu olarak giastermek' istemez, lunu insama kaderi olarak gOstermek' ister. 18 Mayzs StkInttst'nda karakterlerin Oykiileri, onlarin gergek yagamlannclan almmigur, Hinclistanla ilgili Oykider, yOnetmenin bilyilkbabasinin anlattiklandir. Kurgu olan tek oykii, bagka bir sinemaci Ahmet Ulugay'in, kendi goculduguna ait bir amsindan kurulmug olan gocugun oykiisiiditr. Hile, Dkar iherine olan bu Oykia, ayni zamancla, yukancla clerme yaptigo icin olclukga anlamli bir erken anlatinadir. Ceylan, filrnini dort karakterin sikintilan Uzerinden 'carerken, Kasaba'da i1ledigi utanc,: duygusuna da deginerek, bu clitygunun film yapma sertivenindeki onemini vurgular. Muzaffer kiniligincle kasaba ilkokuluncla yaptigl cleneme gekiminde Ceylan'in kamerasi, eksik yazdtgi "Mesut Atatiirk'li gok sever" ciimlesini diizeltmesi igin Ogretmen bir bagka ogrenciyi gbrevlendirclig'incle yerine donen Mesut'un utancini kaydeder. Utang, yOnetmenin film gekme serUyeninin ardinclaki itki olarak Linen, kazanir ve vicclan cluygusuyla cla Kasaba'da kaplumbaga iizerinclen, gocugun anlatilan vicclan kavrami, Mayas Stkintist'ada yine kaplumbaga ile anlauhr. Ceylan bir sbylegisincle gbyle der: "Kaplunibaganin kacmaya galigmasi sahnesiyle kaplumbagain, vicciant oldum biraz. Yani, ona kargl vicclaninu biraz giasterinek isteclim. Cok act gektirmiginiclir kaplumbagalara. Llzerine binerclik." I9 Yine Kasaba'claki gibi, okul-egitim `okulda nesezilir Mayts Stktnttst' "
Kau;n41", Haz. D. Bayrakdar, Akbulut, lurk Film ,4r11...;t1rmtilorindit Yeni Y,Melinder 4, BaAlain Yartnlan, Istanbul,
2004, s.232-283. Liment, Ciniont, s.96.

ler Ogrendigi' sorusuna Ali'nin verdigi "Hig" yaniti, siradan bir yanit olmanin Otesine gegerek, resmi egitim anlaminda-• ki lunlmaya da dikkat geker. lginde yagadigi cevrede yaklrunda olmasina kargin okulda kaplumbagap Ogretmediklerini stiylemesi, resmi egitimin yagamdan kopuk niteligine gOnderme yapar. Resmi egitimin bu niteligine kargin kasabah aile igindelci egitim, tumuyle ya§amin igindedir; Ah'ye yumurta, milzikli saatin degerini bilmesi igin; `biraz sorumluluk Ogrenmesi' igin tagaihr. Yedi haftada sesli olarak gekilen Mayas Stktnttst, bir senaryoya dayansa da, filmin, yer yer bu senaryodan farkh oldugu goriiliir. Senaryo ile film arasindaki bu farklihk,, yOnetmenin oyunculukta dogaglamaya yer verdigini, filmi gelcim amnda bile degigtirebildigini gosterir. Ceylan, bu filminde yakin gekimlere daha az, uzak ye sabit planlara ise, daha fazla yer verir. Cogu kez kameranin gergeveled4i alanlar, karakterler girene kadar ya da ciktiktan sonra bir sure bog kahr. Ceylan, kameranin diginda, mekán icinde de cerceveler yaratir. Ozellikle pencere pervazlan y e kapi egiklerinden yararlamr. Film, bu yOnilyle Auge'nin kavramsallagurdigi ardamdan hem uzam ye yer hem de insan-mekán (doga, ev, bb melcanlan kapsayan uzam olarak kasaba) iligkisi Lizerinedir. Mayas Stktnttst'nda kug civiltisi, kopek havlamasi, an-sinek viziltisi, rUzgar ugultusu gibi dogal sesler ve motokamyon, otomobil gibi araclann sesleri, Kasaba'da oldugu gibi onemlerini korurlar. Bagka bir deyigle ses, gortintUden geride ye daha Onemsiz degildir. Filmde diyaloglar, kasabaya Ore daha `sahicidir' ve bu sahicilik, karakterlerin giannik y e yerel konugma clilini kullannialarindan kaynaklanir. Bu chi yereldir, ama taklit degildir; film inandinciligini, oyunculann gergekte biraz da kenclilerini oynamalanndan abr. Ceylan, Mars Stictrutst'nda sanat iizerine de bir geyler soyler. Sanat, sancilt, sikintili bir yaratma sureci olciugu ka20 M. Atige, Yer-Olntuyanla
Istanbul, 1997, s.90. • ()sounder'slikin Antropnlajisine Kash Yap'Ilan,

5.97.

30

31

Hasan Akbulut

Biyografya I NuriBilge Ceylan

dar, ktigilk • ya da biiyiik 'hileler' de igerir. •Sanat, sanatgiya gok yakin da olsalar, insanlann ya§amlarma izinsiz girme, onlari bir sanat igerigine clOnii§tOrme, onlara htikrnetme ye i§leri bittiginde terk edip gitme hakiu verir. Ceylan, hem kendisi genelde sanat, Ozelde sinema aracthgtyla kendini 6 beslese de, hem de filmleri aracili;, tyla zihinlerimizi agsa ye ruhlanmizi inceltse de, belki de bu filmiyle sanatsal yaratma stirecinin 'clemokratik olrnayan' miiclahale ediciligini •gOzler ...• Ontine serer. Ornegin Muzaffer'in yOnetmen kimligiyle, gizlice anne-babasinin yatak odasina mikrofon yerle§tirerek, onfarm Ozel alanlarina girer; filmi igin hasta olan 'Fire Dayi'yi yatagindan kaldtrarak deneme gekimleri yapar, Ustelik onun yalnizligiyla ilgilenmez, onun rol igin uygun olmadigini dtigtinde de cam silularak oradan aynlir; izinsiz bir §ekilde kamerasiyla Saffet'i kaydecler, filrninde oynamast igin Saffet'in i§inden ayrilmasina neden olur, yine i,i bittigincle ona verdigi sozii yerine getiremeyecegini sOyler. Aynt zamanda yOnetmen sanatm, nasil `straclan olan'dan, `gtinitik olan'dan dogup geli§ebildigini de gOstermi§ olur. Bu nedenledir ki yOnetmen, "Yoksunluga ve yahnhga kart gok cluyarb" 21 oldugunu kanidatm, olur. Ceylan, filmde gOrtintillerin, renklerin istedigi gibi olmasina byle Onem verir ki, Haziran ayinda gektigi Maps Siktntz.st'mn parlak renklerinden memnun kalmadigt igin, bir i§lemle filmi soldurur, ancak bunu ticari kaygilar igin yapmaz. Giirsellige verdigi Onem, onun, sinemacilann `gelir getirir' diyerelt istekte bulunmalart itzerine, diyaloglarm tiimOyle gOrtintOlerclen ve seslerden olu§an film fragmamnda da one gikar. 0, sanki filmin kendi 'clerdini' anlatabilecegini giisterme.k ister.

"insanin idealize ettigi hayatla; fikirlerle kendi yafadtgi hayat arasinda her zaman bir ucurum vardir. Ve bu rum insana'acc verir. Sinema bu noktada giiridenth gelir. Sanatla ilifki falan. Ben asla bbylesinin gerekli old:tigunu . savunmuyorum. Arica icimde yakatadigtin bir Vuygu bu. Elimde olmadan siiriiklendigim bir fey." Yani, yáladtgrim hayatla, •yafamakta oldugurn hayatla, inari dtgam, ideal olarak koydugum hayat arasinda biiyiik fark.var. Ve 22 bu fark act•yaratcyor. Bu actnin iistiine gitmek isterim."
Ceylan'm filmografisinde §imdilik olan -Uzak, Mayts Sikintisi ve kendisinden Onceki iki .filmle Uzak, gerek Oykti, gerekse terra acisindan birbirine kreri Attiiaffer'.in , Mayrs .-SiriitisVr.i ciaAiirrii filmini yapmak igin Saffet'e, yerdiO'i§ bUirria valia; -Fizak'ta damgastru Yurtir. FilYusuf ve Mahmut arasindaki min konusunu, Yusuf un, i§ bulmak igin geldigi istanbul'da, akrabasi fotografgl Mahmut'un yaninda kalmasi ye onlann aralarindaki gerilim olu§turur. Yusuf, Kasaba ve Mayis Stkmtisi'nda, logucu' ktiy-kasaba ya§amindan kurtulmak isteyen Saffet'tir; Mahmut . ise, bir yOnityle Kasaba'da entelekolmakla Oviinen Nuri'dir, ama ttiel sohbetler btlytik oranda da Mayts Sikintist'nda film yapmak isteyen Muzaffer'dir. Ceylan, Uzak'taki karakterler y e ele aldigi temalar agisindan Onceki filmleri arasinda bag kurar, karakterlerini ba§ka ortamlarda, ba§ka ko§ullar iginde stnar, temalaritri clerinle§tirir. BOylelikle onun filmlerinin,. birbirini agimlayari bir yaptya sahip oldugu gOrtiltir. Uzak'in temel gerilimi, kendi Mahmut ile, kentte tutunmaya gali§an ta§rall Yusuf arasindachr. Fotograf sanatgis; olan Mahmut, `niemleketinden' akrabasi olan Yusufun i§ bulmak igin Istanbul'a gelmesiyle, tek ki§ilik `Ozglir' ya§amiJim claraldigirn hisseder ve onu yOk olarak gormeye ba§lar. Geldigi ilk giinden itibaren Mahmut, Yusuf' a uymasi gerek kurallan, Odin kendisinde olclugunu ima eclercesine sit-afar. Kurallari ihlal ettiginde ise, Once sessiz bigimde, sonra
Y. Giiktiirk re S.

Uzak
Henitz illayts Stkinttst fihninin haztrhgt igindeyken CeyIan, Uzak'm ozOnii, ,u ctimlelerle ifade eder:
Erkiiii "Nuri Bilge I uy
Radtkal Gozetesi, 21 Ekiiii

32

33

san

tilut

Biyografya / Nuri%Bilge',Ceyiari

karabai bib;;4g4ra_rak Ite p ika kiliktit0.ancak;vitediginde n,,•,gereksiriirmidnyclugunda la ., Oegirni.iten Tarkbvcky gi bi thlniler'yapthak ';114,Ahmift,1"irdelifoto'grag‘et;iiek'le,•;.;Wah a fkri' bittigirie in art rn a ka ;,` d'cigAit 6 ktrig:37e-'gillikle'i-iriere;jiitiifoki , ;ekrilek'•iciir"Oki•uqiin tcigiall k' -• r ;/- ' 11 •! • • tolOgtaf , gekrnez. Onun I gec,m10.ekr`clu§urreele= ii§encngk riyle,'IclealletkOe;`bLigtinku''ya§anli-arasknEla...bi.iulZfarklar‘ j yarchr'.. RIF arkatla'ainiii tier:J.111'e gore lanakut, 01urtusiu .et-• 'Tdealletincreif • • n• t • '111-aAi Sikuit'ac aYni !;;--; lmbarim kar§k ,41;(ji1,:•ii oiarak bal)ayt anirnsalir C'ejjan, 11' ; !.. ? ili n numlanchrir i\Iahiiu u. k4 tir e . Cer y kkte Ma"1-unut ire Yusuf araSinclaki „;,•„;;;J:1;;., ..1;;;:rni.irkw,;yansitrna,ktaair 'Th§genel di:rsnnsel .•;:":;-•;;;;• :::• ;;;;; olank.kr§1.1ncla ikinci.sinif'yatanda§ ;Olahik ralknin,. bu Jiiilpe1 iJiIe kentli entetektue cle, T,urkk-, .•;. biil1tkte Eskiclenidealleri olan ye lau 1;4 ,aut krntlt nt eI e Ltiirl Ozellkkle. 1980'le,rde k.lygulanmaya •in;;,•;.;;tr.,/ basIklyan ekurip- tnik;siskemle biKlikte:;cle?,ierle.rincten uzaklaki;icleallerinclen .yaz crecn-li§, •bilv.i•ye beceisini,;yerk i siste• . 11) :111;hiZ1 110.ille veuutir.Tipki,Nlalunut. MaInnut„yaarnclkIn,/jnsn1ariIin o ylesirte t.k41,4a§nikvr; Yus;u('Lilt I;; e clisi /le Farkl k dunyalarcl an old uglt nu ci uvurmaL lstercesine, yid eocla Tarkovsky'•nnk. -,5talkdrl Izsjiriicii (1979) ,fibrkini.•izletir.YuT, su! t. Yusuf, Tarkovsl:y)iin.i.lzun;selianstnclans1k.lbp;kalku, o gi rid a 1\tab niut,• • L,..izlice,;bkr, p0 mm /stir ktil eder zira. Mahn-a/Cull kitaplarla dole çali.nia oclaskda„Yik-

sufuinl, j I j run afi§inin asib oldugu .-ddasi4ettkAi-§11aitarkadiguictai,ilikii araskndakilarldibk dahakhelirgirtle§inknkk•ny,: . 11'.ti!`.1e) 5i'alruzew; ideällerindert; egit.k veNkrQs (ki;;\ insaalkclanik:yakinlanildanydardazaklä§nii:§134 14telki.k 114.41kmut, yalmzca ta§radan.geligrahatinikboZ,a,h'cciJ,44pesine •de,, onu n. ita§talpgina dakaytsi, kaikE.; „Qi•anne$kie.ypjaz karde§ine uzakrit,;ICen.disini ar4axi auknqkir,k;tleforkupac .clktrkaz;;;;;abl,a,5inln, 4nne1erjnini.hastm.ppye icacIiri1dii yceacilen aratnasi;gerektigi pla§4.ilna.bile4w1A Yustif u:•.di4, agnsi .geket,I.; An nesi'( e YPi• ggt Oici jgi.44P, /41C11-14 iC3PMCP/ izler. Eiç4q§i,:l\tazaq,da:bp,

.h. jrlikt e i yaadIgl Orban;lac;oculqq.rimpiotgrnarrik.AsInii3
IC9'*in clq w, M ab Pl q 4, kY PT,I P.,§;r1; * ü,e XA'141-4.:AT00,c1.1cAl ;16/1.4n zan',Ek, §qyleri 14zirml; arch P d.ak L1149;PcY1P'W-filA-3TAPIU1P0en*F1 s.ucly/1,1.1,k, .ctuygusirlp,u,n sOylenebilir, 514 ,5 qc,:hdulc4,4ygys 14 ; Q91: yogiAnchlf,lialpatNI.,h:, apt1 up jçe„;cInmçiq .1 i fotograf a, 1.1 §m fksk,ru n arcbn 4 1 ca. bu;,sug141kdwgus H ytr,.G•e,ret Ic 9.1".17

sel gPrP1CSirilne
kaelip.1,a gi;1§larInclark

Pr

ini l -giC/ 9):MelF)Iii & gi1mC T eY ijle '‘ggqC4'tEsq

9abmalc

cali;npasin;an arklindaki „cluygy,nun , çIr1uk ye yicdan Qiclugunu .; Uzpir.ta 1e aldigt yiilnizIik lemasi , , yoxeinieoi 'zor1ayan, ilk gengliginclen beri acksink cektigi' fi Gencligirn karanlik/zinclanlarincla gecti..sayibr.” Cliye dbrittilanan

34

35

Hasan Akbulut

Biyografya / Nuri Bilge Ceylan

aglklamalan, onun yalnizca gengligini degil, §imdi de hissettiklerini Uzak'a aktardigini gosterir:

"Bir baktma sinema zonmlu oldugundan korktuguni bir kaderden kurtulma urn veriyor bana. Inzivaya gekilmeden son bir hamle. Ve o inzivayt sinema yaptyor olmama ragmen daha derinden hissediyorum. Inziva arzusunu... Her gegen gun konu§maya daha fazla ii§eniyorum. Daha fazla enerji gerektiriyor benim igin. "23
Boylelikle Ceylan, tepkisizligi, 'inzivaya Mahmut karakterine benzese de, yalmzhk deneyimini sinema dihyle anlatugi icin ondan farichla§ir. Bu yalmzhk deneyimini, yalnizca Mahmut hzerinden degil, Yusuf ilzerinden de anlatir yOnetmen. Yusuf, gok Para oldugunu stlyledigi gemilerde i§ bulabilmek ve chlnyayi gezebilmek igin kente gelmi§ bir to rah olarak, kendisini igmelanlara hapsetmi§ Mahmut'un tersine, kent ya§amini da tanimaya ba§lar, ama onun tagrali kimligi ve 'yoksullugu', kenti ancak 'yoksunluklan' boyutuyla tarnmasma yol agar. Oncelikle parasiz oldugu igin, i§ ararken herhangi bir araca bindigi goriilmez, gogunlukla yiiriir. Belki de kenti taniyabilmesinin en iyi yolu budun Ba§vurdu'g,u girketlerde ig bulamaz. 0, Mahmut gibi caz niUZlgllllil galdigi barlara gitmez, gidemez, ancak Ibrahim Tatlises'in chnlenildigi yerlere gidebilir. 1§ igin belderkahvehanesi, kendisi gibi insanlann ken oturdugu beklegtigi 'yoksul' bir mekanchr. Ama Yusuf, oradaki insanlarla sohbet ederek, yoksul y e soguk rnekfinda, slcak bir yel estirir. Yusuf, her ne kadar kentli yakininin destegiyle kentli olma, kente dahil olma, kentten igeri girmeye gab§sa da, bunu bagaramaz. Ne kent onu igine ahr, ne de kentli yakini Mahmut. 0, bu nedenle `ch§anda kalan'chr, t 3lahmut'un daha r ok is mektinlarcla gosterilmesine kargin, Yusufun dig o
Augri arum teriminin, ycr ioriminden dab:, soyui. oldugunu, yer'in, cu umndan bir olaya, bir siiylenceye yu du bir luribc gi.Utderuiccic bulundogl1111.1 soyler. iki ;:ey yu du iki ookta araumOnus gene uzatil, "lurk gOzooucksizio bir uyarluoubile. M. Auge., daki bir toesufeyc yu du zatuaosal a.g.e., s.90. Maps StloarLienda Ceylun, bent ozanoo, hem de yerin insun ya§anoodaki yerioi ele abr.

mekanlarda gosterilmesi de onun `ch§anda kalan' oldugunu destekler. Mahmut ve Yusuf, kadinlarla ili§kilerinde de birbirlerinden farkhdirlar. Mahmut, aci gektirdigi eski kansma duygu c ye diisuncelerini acik bic inide due getiremez. Hayatinda §imdi birlikte oldugu kadinla ya§adigi §ey de, cinselligi yagamaktan Oteye gidemez. Ustelik o, ancak kendisi gereksinim duyclugunda o kadinla goriigilr. Kendisini, ancak kendisi de gereksinim duydugunda eri§ilebilir kilar. Yagamina koydugu simrlar, onu eri§ilemez yapar; yalrnzhga mahkum bir erigilmezliktir bu. Oysa Yusuf, uzaktan gorup etkilendigi apartinanclaki kadina yakla§mak igin adim atmaya hazirchr, ancak kadinlara yakinlagma girigimi, iki defasmda da bagarisizhkla sonuglanir. ilkinde kapicirun geligi, ikincisinde ise parkta kachnfbekleyen bagka bir erkegin varligi onun giri§imini engeller. YOnetmen, Yusufun ve kadmin, apartman girigindeki bekleyiglerine, otomat igigini kullanarak gerilim katar. Once i§ik sOndrigtincle, Yusuf, kadina yakla§mak igin achm afar, ancak otomat igigm yanmasiyla birlikte kapici grkagelir. Gelecegi giinii unuttugu igin apartman giriginde beldeyen Yusuf, Mahmut tarafindan unutulugunu Onemsernez. Tasra goniilliiliigii, kentlinin kabahgt kar§isinda bagi§lahnin yictdir, 'ytice'dir. 0, isminin anlamr gibi saftir. Henilz geldigi ilk gun Yusuf a 'ne zaman gidecegini soran' Mahmut ise, onunla ilgilenmez, ig bulma konusunda ona yardimci olma onun yardim talebini Ofkeyle reddeder. Vasifsiz digi bir ta§rah olarak kente gelip is igin torpil istedigi igin ona .bagrnr. Olaylara bakigi ve tavirlanyla Mahmut, tam bir orta inancligi degerlerclen, insanlardan, sevgiclen smif uzakla§mi§, kenclini yagamin aki§ina birakmr§ bir siniktir. Filmde siirekli cliiiinceli olarak grininmesine bakarak, IVIahbulundugu ataletin farkinda olclugu, ama eymut'un, leme gegernecligi igin aci gektigini soyleyebiliriz. Ona aci veren de, bu farkinclaliktir.

36

37

;•'

Biyografya / fi ari!nBake

Cethth

-•ke f bii-Atii41itgi;::1 heNhili hi Li yecanclan uzak.b gi' ile Yusufun merak eden, bilin.Atre . dbri 9e11e açL kranl :k6rki-ifya!ry •bir" kar§ithk !olkil§tuYrii." . a ritai'a riiitak V ep.kisiz 86! "'lifts:1,1f d ai kadar 4re ye= : ;c1,19.g IA ifadeleriridi 'tep kiletiride; dilt: • (lis11iiirici Oeuksui ib :SallikidirefSOZ•'kbnustidlut. ' gdnta.E:Yusttf.,, kktOr iriihé ald4 Oe eden 18yitii6alo.akgi-le*rvar. kanera', Oiide c. i'n'tirietek' kite§ 'dden byunc-4) : gO8terin,ly'ukan geyrmir;'Y'usuf; ag-1 IdOlui.--galrnektedfr.COMin eylail,•,:kikI•cibecla ö1i.isi.i1ik 1e Mu itG beak,'dUUnceiii1ad1arn, yr'ee ; yoktu.B1 ki • on'a l gore , -c 06aki-uk On ii si O l 1edii T aflik,n kaab ad d iidigil çocuk ai1iitini vir1uifaizin.ver' ken fin c 'S cl inzç6eukiikYiitfli1.cebtegeImigibiWiiLYAcilJ'td,.'anqak • Ieiiuh bireYi'yalrfiZ,14,-A niOhkO m .103 h' Onceki filmlerinde oldugu giLt, Uzak'ta da bir iyakalamairt • be k'fil , Ldp rdrei,4131.t, al;;'' Ayric. 'Y'USUf u f71`.-M; g68 rg ncb zor ioldUtrir ;k6ntren,i6 Lagad bi" :.a Li1aak Lir .' 0 unrf i .aksegitar. olarak kiillandigi AV:1111u t'u fot6g-,raf- gi.iinii koStekii' saatiri -kaylacArnasindiMiciMayb: olarak YUGi-ltrcekte• &AurakendisinisuiO--hissetrnesineneMi-§ • gibi yaparak;- 'Art tara1i, bitLd.aha dei o1 ' lilek'UtZere':'-e'rtsi"Sabali-ls'tanbtirck"tr:ayrllir.' cla onceclen " Git Ian. sonuri-cliyerek

redIdeitiOiYiitufl'unt-Sarnstimsigara!Smi;;Yebindeni.Ocariki taiibii1 .giirtiatitsUllintincle,i4ei p.BifYyleliklebelki de ,aijulOgiri!dkit `ttakigifyr,ineye-,,ba§larly.&I'bfdki'-olaiitY'usuf;-tarhaligiy,la kendisiy14 edylairi Etz-ak'tiau k,amerathill ) I dahaylhareketSiz uzun sabit plantar kullanir, hareleethWiigdir..iraleickaanirome salon gekirne Okiraz,lyerl y erilz.%Onun Itatile4451;fgOrli31thl;PPlu frimint,adi gbi kendisii P.ChTlftlqr uza k1110bitak-M-1YOTOtnlet4-4nC,00-, 414P; -rinde qidu tgibi Uth)i-' adã •s_•0.10i.O grqr11,...Y.P.417. 11-)7 a nil ICAL;It ,c4masuid.'lar§4r!Kasaba:iyetAgt,iy44,,$34/c.u,1414s,/,'tnctgli!gict.iti-!rgikfi çeitli ku§ sesleri, kopek haylamalan, kediu-iniy,aytarnah4p,, i§itihr y e bu seslere marts sesleri, motorlu araclarin 144 .1;eiffilel;i 2ifd ' nari 41i16KG)Ses7ku§a; daki.bu: !ce§idilik,),Sanki t fth mitt/ r.445.1rf,,,-_1(.a§g4 4yrini1 /Ye 4YrIA1;741114,KIAP,f yadSitit.-.-SeS ku§14,1, e•ri t YQnetrnen go inttilcl1 çrtanilaiirs dqa1.sniI Or 1pi, .,ppre;.i'aIi ir6n -,baOaripc,n-,4,a; ,y, es so n unca91çI \t

ifirtur. uzernic1 yurucjugti par IIp 11, lac vits4i,g i.1 Do i5 a1 §esl,e0-iigok4 6 uria y e i§iitllebilirlikine:kar§m:filmde 1?;•.1F konu§Saglayan dlli insaillar, arasmcfa malana 1,711:.1 diker bir uygularna ise, y8rietniehin reksizle§tirjr. 5esle ,1P1111,... karakterleri belli seslerle`..karak'terizeetmesithr. Otpegin' f.)alkoncla a.§111 riAzgar can ' , . Yusiir u. simgeler. Unaran a ore : rilzgar .gam,,eseri riiigara gore hareket,eclen YtliStit tin egre,::r'..• :hi i!.: tilemesi olarakOkunabihr.- YOnetmen claha az.yarariandlgi niuzi bb§Tuklari . dotc11.1rp4içu cIiI, 1zleyc1nin Sall.neler ara'smda -bag kurmastnrsaglamak,_ve y,aanmipla.ylarta durrulan anhtinak uin i.ullOnir Orriern Ceylariv'Mah24

M. Ciiueut, a.g.C.,

5.98.

38

Hasan Akbulut

Biyografya I Nuri Bilge Ceylon

mut'la eski kansi .Nazan'in konu§malatinda, Onaran'in belirttigi tizere `Mozart'in senfoni kongertanu'mn ikinci miintin ba§mi kullanie. Yiirek paralayici olan ran'a Ore buracla, `gOrtinttide olmayan bir amyl, Era Ozlemi 72 5 anlatir ace ise, ayrildiklari sirada hamile olan kansirun kartaj olmasryla ilgilidir. Gittigi festivallerden tidtille donee, uzun bir aradan sonra Yilmaz Gtiney'in ardindan Cannes Film Festivali'nde Odtilti alan Uzak filmiyle birlikte Ceylan, artik eskiden kendisinde var oldugunu sOyledigi 'o tuhaf endi§eyf attigini belirtir. 26 Ancak endi§e, onun yaratma stirecinin temel kaynagi olmayi stirdiirtir.

ve kendine kurdugu tek ki§ilik ya§annyla cevresinde kimseyi istemeyen yalniz bir fotografgi, onun temel karakterleridir. Hatta iic filminde de Saffet-Yusuf un kasabadan kurtulup kentte tutunma cabasini anlattigi igin, onun filmleri, bu karakterleri oynayan IVIehmet Emin Toprak iiclemesi olarak nitelendirilebilir. Ceylan'in filmleri, ta§radan kente uzarnr, ama bu stiregte topluluktan (biraz zorlama olarak, belki buna cemaat denebilir) bireye gegi§ yapilir. Onun ilk filmlerindeki cemaat tarzi yerini (ki Ceylan bu ya§ami, her ne kadar yalinla§tirsa, kalabaliktan, gurultuden uzakla§tirsa da), Uzak'ta yalniz bireyler alir. Gergekte bu gegi§, yalniz topluluklardan, yalniz bireylere gegi§ anlamina da gelir. Mahmut'un arabasiyla, karla kaph bol eviyle, iki sokaklarla iki karakteri, kapi ve pencere gibi cerceveler igine yerle§tirerek mekarn daraltan gekinilerle anlauhr. Ceylan'in karnerasi, gerLintil iginde farkh gergeveler icinde terir karakterleri. Ceylan'in filmlerinde ele alman temalar, birbirlerini agirnlayan bir yapida olduklan gibi, bigim ye igerik arasinda da bir gerilim igerir. Kasaba'da bigim igerigi, Uzak'ta ise igerik bigimi belirlemi§ gibidir. Bu iki tic arasindaki gerilim, May's Stktrittst'nda farkh bigimde i§lenir. Mayas Stkpattst Uzak'ta Ceylan, Kasaba'da oldugundan farkb bigimde, film igindeki yOnetmen kimliginde kendisini filme dahil eder. Bu yOntiyle yalnizca bicimle igerik arasincla degil, anlatan ile (yonetmen), anlatilan (yonetmenin filinde aldigi insanlar, ya§amlar, kidttirler) arasincla da bir gerilini soz konusudur. Ceylan'in filmleri, temiz gOrselligiyle izleyicide orada bulunma arzusu uyanchrsa ve bu yOntiyle dingin, `huzurlu' biiyaralayici bir soatmosferigagri§tirsa da, derinlercle hicilik' ta§ir. Uzak, bu yoniiyle yOnetmenin `en can yakicl' filmi olarak gOrtilebilir. Uzak, bir sucluluk cluygusu ya§atir izleyiciye. YOnetmen igin bu duygu, oldukga tanichktir ve

Sanatsal Gthill, Tema ye Minimalist Bicem
Koza'dan Uzak'a olan yolculugunda Ceylan, ashnda birbirine ekle-rnlenmi§ olan bir tiykti ve ktigtik deg,i§ikliklerle varliklanni surdiiren karakterleri anlatir. Onun Kasaba'dan, hatta ,Koza'dan Uzak'a kadar giden filmografisinde dikkat cekici olan §ey, bu filmlerin tek bir filmmi§ gibi devamlilik gtistermesi, birbirine eklemlenmesidir. Ceylan, minimalist tavn , benimsemesiyle, hareketli planlardan gok sabit planlara tercih etmesiyle, filmlerinde ayni ya da benzer konulari, ayrn oyuncularla islemesiyle Ozu'ya benzer. Yonetmen, filmlerinde bu `rub akrabalan' ndan etkilendigini gizlemez, tersine bu etkileri agik etmeye causer. Ceylan, bu devarnhligi "Israr etmeyi seviyorum, belki de biraz aym filmi elli yil bo- yunca ceken Ozu gibi! Oda mtiziginde oldugu gibi, bir terra tizerine ge§idemeler yapmak ho§uma gidiyor" 27 diyerek agiklar. Kasaba'nin cluragan, sikici ya§amindan kagip, ytik kentlerde ya§amak isteyen bir ta§rah, iclealleri ugruna ya§amayi seven bir baba, film yapmak isteyen bir yOnetmen
Seyyiii N. Erkal, "Nuri Bilge Ceylail ile ge", Zuman Gazeiesi, Mugs 1999'd:tit Kasubtt'ya But Bil-

"Nuri Bilge Ceyluit ile. Siiyl is Hayuti unlumuya calet iyoruin", Zumati Gazete.ri, 26 Kusiiii 1997'diut Ash Selcuk, "Nuri Bilge. Ceylaii ile. Cuzetesi, 11 Ocuk 2000. Uzak Diinyu Turuialu", Cunthuriyet

40

41

Biyografya / Nai reBiig-e Ceylah

: gootikittkiati . itibaren i

farkbioliri4ld la p ntivialgi1jiilaraLöle I cIer:: •

till

f OH

hierhaldel Sehernaplancalvisedg . tired& yaka;12.ydbildig'im ,-lc, Virciyat;lelk6 1 hitular ;hake
i 4nette.... Fdahainvetictedin :g-Ohittiiyordit..137zikudretinlIca.inti

dci,

S4la1ulidayg-ast8 yar tigi içifl foculduktanliberi4idei .:bOyiAlay edilmemek icin alay etrnek zorunclasyng44r,til.kAidar
2H :CqCY.140191!:.141C4Al'iliCgrf,,;1

ylirataiiibtail y47-

netmenlerin filmleri karlLsiiida dujIdiik,u,rnitderiTilicsek4rkir ;.rjden:b4§ka:bin§ej•
.I IuOnund çsxi Sineritia.) yaprriak, san-aijit4rirralak i i aYntitzamarlida bk Aticiye O1dugUridan,:.yOntmetrh,t:11a,nlam.*IbkiVQ4nql40:91iigibi ,cittrumlariri,itsAnati gihiaIqn bu;riedenle -t tttv.,•,., 11(.21. -NIU.V:ttlit, Yt4r011,At;41-1rPCincle kontrolti Lolabildigil60.-Attg444.1cihi§§ptmp_yAuc411§1rii,11A(Ts,ddae,,de.. g 44, : biP.Y4P1,111'.:e1Cil).i5fiq !Ci4.11_P-14Y1: sqr,t.mly,/},,10.tmez,141,escisyallikte'n

t,C e y1.4n yatligtru,s0,)!.liernesiylem flergnitan',a bepzprr.,J3t9,gRia,rii, sun durmaclan yinelenen bir meralun, stnirsuz ,,..doymak .1: i • I IA) Ilbn e:".. 0.1 oli-nadigm1' syle sanat i yap y5 slirecinin , psikOlojik .kaynaklarmi yerek, 1 varliL yarolu§, gergek, sortin. ()Ian lar y e kenclisi .!' hi) I.fliIWAit tit 'Tit) CiTh 1 ;n.1:111., kaira/mlarii, p ekr:; i m inc1C tlei Sogluluk ye onunla iIiLili olarak btang ' 1anCev1ai içii 1cIuca birem khvrarn , •Cj. ,ft kench rununa batayor boyte oc j.er. anca-

Inscm daha c'lk' fork etmiyor

ek trniictcli 164'1. 1 'kb rtiide 8 Ve beni vicclani oltiyor,11--Paydtt&YaidaVicitinat

Littut,

- btlecek b päzisyonda 'bit utanc: duynyaurni. Bn: nt'a.ng,ib.ard4!bn
ic

kusin,konitjinasamAc.i,v,!.: 3 4: ;

t:i,

Buitttang,i aynt!zarnan:cia,igecokf,ya§arn.1a„kigmacarp.sm. clak.i,.geli,ki.ylf-,...ibirlikte,„ Cey),an? sin p ma; y,m)pi,4x c11-4r Arasincict,i yell; iperria, upmaYa:P344Y.all

da "13enisdinlay;a,zorlaxcn, clahcf hayat ,n.;:-.1endecid,7 dn 4aycitla. sinemada • •I Liii vor oldaf;. 111111, hissettigim i ya dazannettigim oranstzla •• , 1t,
..1: .• i .

Rrtarrit cfl a ..nema yapan kornmasmut gok ,zor, ama irnkansiz 1(cari 1styenlierncrn‘aorto...kendi igir1 en radkah en ak_111;es-1 y e en ahlaklisi" olauguna inanaigi r,o1 bulge 1.1,e gali§jr. t . , • , • 111*• ••,, •)!1:;1'.7'1'.... It\ ekonoinik anlarnda yaachg1M12, kaolik, ortamcla sadeliktn ba§ka sigioak' orernechgi35 . , bir tayra, sahiptlipq mipirnalist tavrin cli.MYLin ieniiOSU ile icy atinyast arasmcla fark ettigi Oranslzhk' ya ugurum a bag-

A. Selcuk, a.g.e. ligez (Maram"Sieranada Mnzik K.ellanem male, Bi'Kale;Bay. . •". '' thr ()nick: Wak .", Der. ' ' . .. " C. Krzuldeenr, a.g.e. legmar Bergenm, imgeler, Nisan Yayielan, isembul, 1999, 14133-36. Y. Griknirk cc S. Capae, a.g.e.

42

43

daf.yapilan; film karakterlerinin onemlidir ilederde ioyyMehi met Einin Toprakin; pdasinG kipos.tere 1?4‘1.c10. 1.q t rkQi az, Yonemene gOrel i adidtiirler i §4§irkanrohig,1*1171 m z a gel mesi i.uOrnkiin ,D1r4ayArt 'Mk Ne;jestlerte,salandy:e; 1/4) analci;artnAa'ai uliir: Uç. .fi1mirideiidei oynayan oynrcu1arda..b. oyuncidirgu, Ceylan' da kendi ruh,unai4akrhal-bi$siAtlykinch;-:i uaffer'in ydadagi ikdrakteaer i li birinb.akim a rlrL CAI Ceylan'in ,'alter-egnsticluri-Ayrieal,..Ceylani,da4.1,`be1ki, done ()goy a b as i th ge ilkeThge donu Ozlemi Lii$a di,jso rt! .st5 yir?Ins; ; up10. aucta ,, -bir gok §eyi anintad uzafferlin . oynacligi nallyput tgthii -;!; CeylahT;,, gOdd e rim e yap Ui ay7l . hma1 tni ez)r-Filmilerin dykilel' tilarala :.diT n birbirinê' bag', ei Filrniiide orOnllr; Kasabk filmiiii n anianda , Kbza,ktan n cu Ceylan: ) ., hy, , Alayks lilt I Uzak',tai isëkendio.eid.d6mefo 1,1 dal go..i.intiiler ku ll'a u n 'eviiidekrd uVarda tografcr Kiisebya§aniiniy!dogruclarr nun rcla san a tsal, geniinb de;;:g;Lii4 ol ."arak filmte vi ride den dak tutmaz:
ii .•!

!E.ati! N
rt.') •
r. .-3 • rn:FI fic.! •

U ZEYLAN FILIVIOGRAFiSt VE OMOLLE

roitlSO - 0001;

t:•111eqr,-:;12. nt no..1:1n 51'.?%.1Z-1FiC.n . le,r10:16in1.1Z (MIR P,7113) ro.-.1*.)1.: •

:•,7,•sb

1995' (ocoon). Kisa film. 35mm. 20 dakika. Slyah l-belijz::• =4, : ?. • 1997' 11' 14eaSaik3" 1 (The Small Town) . 35mm. 85 ciaklka Styh beaL' -1:999 .9- •vmdy&. syeintisi (Clouds of May). 117 dakika. 35mm. Rerikli. 2002 - Wâk i tr.firstant). 110 dakika. Renkli7.
CifiC)';

!6,:!.1;•!.•.•'i

sr' - 3j.\ -

i?no •

inl

fi

:n 2 •

n T-rj7,.. 10!

.73

Odüller
KA SABA

.

!•

(.:1J5')
1•

1998 Berlin Film Festivali: Caligari 6d051:071 1998 Tokyo Film Festivali • Tokyo GOmOs ad01. 1998 Nantes Film Festivali • Rini Ozel 1998 Istanbul Film Festivali • Fibresci ve JOri Ozel Odow. 1999 Premier Plans Film Festivali • JOri Ozel 1999 Cologne Film Festivali . En Iyi Film ve En tyi Cinematography) bd010.

MI/


r, ?...nnlie. •

I,

'7”,. •

c.. " .

:
Bu bilgiler, www.nbcfilm.com adresinden alinmtsbr. .

SN.E n kal,

46

Uluslararasi
2000 - Berlin Film Festival., . Official Selection in Competition 2000 - Istanbul Film Festival. International competition. Golden Tulip (Best Film) Fiprescl Prize 2000 - Alexandria Film Festival Special Jury Prize Best Actor (M. Emin Ceylan) Best Editing

MAYIS SIKINTISI Ulusal
. ' 1999 Antalya Film Festivali En tyl YOnetmen En 41 Laboratuar En Iyi Ikinci Film' BOtOn Oyuncular igIn JOrl Ozel Oc1010 2000 - Istanbul Film Festivali Ulusal Yarisma En tyl Turk Filmi izleyici Oc1610 2000 - Ankara Film Festivali En iyi Film 2000 - SIYAD Turk Elestirmenler Od011eri En Iyi Film En Iyl YOnetmen

Uluslararasi
2003 - Cannes Film Festival Grand Prix du Jury Best Actor (Muzaffer Ozdemir and Mehmet Emin Toprak) 2003 - Cinemaya Film Festival, India Best Film 2003 - FIPRESCI Grand Prix for Best Film of the year

UZAK

Ulusal
2002 - Antalya Film Festival' En 41 Film En Iyl Yönetmen En tyl Senaryo En tyi Yardimci Erkek OyLincu (M. E. Toprak) En Iyi Lab. 2002 - Ankara Film Festival En Iyi Film En tyi YOnetmen En tyl Kurgu En tyl GOrOntO En Iyi Yardimci Kadin Oyuncu • (Zuhal Gencer) Oyuncu Ozel Oc1610 (M. Ozdemir, M.E. Toprak) 2002 - Ariburnu Od011eri En tyl Film En 41 Yiinetrnen En tyi Erkek Oyuncu (M. Ozdemir) 2003 - SIYAD Turk Elestirmenier Od010 En Iyi Film En Iyi YOnetmen En tyl Görant0 2003 - CASOD Oyuncu Od011eri 2002 Yardimci Oyuncu Odalleri En tyi Erkek Oyuncu (Mehmet Emin Toprak) 2003 - Istanbul Film Festivali En Iyi Film En Iyi YOnetmen Fiprescl 2003 - Antalya Film Festival' Festival Kirk Yilinin En 41 5 Filminden Bin

2003 - Cinemanila Film Festival, Philippines Grand Prize for Best Film (Lino Brocka Award) 2003 - Film Camera Festival "MANAKI BROTHERS", Macedonia Special Jury Prize (as DoP) 2003 - Mid East Film Festival, Beirut Best Film Best Screenplay 2003 - Chicago Film Festival, USA Silver Hugo 2003 - Montpellier Film Festival, France Golden Antigone (for Best Film) Critics' Prize 2003 - Black Nights Film Festival, Estonia Estonian Critics' Prize 2004 - Trieste Film Festival, Italy Premlo Trieste (for Best Film) 2004 - Film Festival of Mexico City Best Director Best Cinematography 2004 - Singapore International Film Festival Best Film Best Director Best Actor (Mehmet Emin Toprak) 2004 - Awards of Radio 'France Culture' Best Director of the year 2004 - Durban Int. Film Festival, South Africa Special Jury Prize

2000 - Bruxelles Mediterranean Film Festival Best Film 2000 - Forum de Cinema (Strasbourg) Don Quijote Prize 2000 - European Academy Awards (FELIX) European Critic's Award 2001 - Premier Plans Film Festival, France Best Film (Grand Prix) Special Prize for Subtitling 2001 - Fajr Film Festival, Tehran, Iran Special Jury Prize 2001 - Bergamo Film Festival, Italy Silver 'Rosa Camuna' 2001 - Buenos Aires Film Festival, Argantlna Best Director 2001 - Singapore Film Festival Special Jury Prize 2001 - Beirut Film Festival, Lebanon •• Best Director 2001 - Bangkok Film Festival, Thailand Best Script 2001 - MedFilm Festival, Roma, Italy Best Artistic Expression 2001 - Mallorca Film Festival, Spain Special Jury Prize

Future?'. Media Policy, Convergence, Concentration& C0171117e1CC , (der.) Denis McQuail ve Karen Siune, London, Sage, s. 23-37. Spa. Miguel de Moragas ve Lopez B. (1995): 'The Regions: An Unsolved Problem in European Audio-visual Policy', Decentralization in the Global Era. (der.) Miguel de Moragas Spa. Carmelo Garitaonandia, John Libbey, s. 215-229. Spiering, Menno (1999): 'The Future of National Identity in the European Union', National Identities. 1 (2),.s. 151-159. Stevenson, Nick (1996): Understanding Media Cultures, Social Theory and Mass Communication, (2.bs.), London, Sage Tracey, Michael (1998): The Decline and Fall of Public Service Broadcasting. Oxford, Oxford University Press Trappel, Josef, Werner A. Meier (1998): 'Media Concentration: Options for Policy', Denis McQuail, Karen Siune (der.), Media Policy, Convergence, Concentration& Commerce, London, Sage, s. 191-206 van Cuilenburg, Jan y e McQuail, Dennis (2003) 'Media Policy Paradigm Shifts', European Journal of Communication, 18 (2), s. 181-208. Venturelli, Shalini S. (1993): 'The Imagined Transnational Public Sphere in the European Community's Broadcast Philosophy: Implications for Democracy'. European Journal of Communication, vol.8, s. 491-518. Verstraeten, Hans (1996): 'The Media and the Transformation of the Public Sphere', European Journal of Communication, 11 (3). s. 347-370 Ward, David (2001): 'The Democratic Deficit and the European Union Communication Policy', Javnost, 8 (1) s. 75-94 Wheeler, Mark (2000): 'Research Note: The "Undeclared War" Part II. The Euroepan Union's Consultation Process for the New Round of the General Agreement on TradinR Services/ World Trade Organization on Audiovisual Services'. European Journal of Communication, vol 15 (2), s. 253-262.

2. AVRUPA MERKEZLI GORSEL-WTSEL
KURULU$LAR

ve TURK SINEMASI
Nejat Ulusay Sinema baslangicindan bu yana uluslararasi bir nitelige sahip bulunuyor. Bir kitle iletisim araci ve bir sanat dale, enchistriyel ve ticari baglamlarda bir sektOr olmasi ve teknoloji ile kacinilmaz bagi bu ozelligini giiclendiriyor. Sinemanin uluslararasi niteliginin, seyirci acisindan daha gOrtintirde iki temel, boyutu var: Film alis-verisi ve ortak yapimlar. Filmier, sinemanin ilk gilnlerinden beri dunyanin cesitli bOlgelerindeki illkeler arasinda karsilikli olarak alinip satilan hirer ticari &tin ozelligi tasiyor. Uluslararasi festivaller ye kintiirel anlasmalar cercevesinde dilzenlenen film haftalari ise bu alisverisin bir baska yanini olusturuyor. Gilintimaz chlnya sinemasinda gOze carpan gelismelerden biri, ister ticari, ister tilrel, bu alisverisin giderek artmis olmasi. Filmlerinin cliAnyada pazarlanmasi konusunda avantajli durumda olan ke ise Amerika Birlesik Devletleri. Amerikan sinemasinin cliinya film pazarindaki baskin konumu cok daha eskilere daya.nmakta. Ancak, ekonomik ve kiiltilrel kiiresellesme Hollywood filmlerine daha Once giremedigi iiike pazarlarina da ulasma . olanagi sagladi. Sinemanin uluslararasi olmasinin nedeni yalnizca tilkeler arasindaki film alisverisi degil, sayilari giderek artan ortak yapimlar da. iki ya da daha fazla sayida tilke sinemasinin kadrolarini, mall ve teknik olanaklarini bir araya getirerek gerceklestirdikleri ortak yapimlar, bircok ulke sinemasina, iizellikle Hollywood filmlerinin artan rekabeti karsismda varligini siirthirebilme olanagi sagliyor. Tarihi boyunca uluslararasi yam zayif kalan Tfirk sinemast, 1980'lerin sonundan itibaren bir dOniistim yasamaya basladi. Bu dOniistimiln, film endiistrisi acisindan iki Onemli sonucu bulunuyor. 1116, endtistrinin dagitim ve gOsterim 59

AV elk? A VeLt-c3i `IE 1.64P -V ^i 4f: DE

f.26 TitCrt-PX(z-t
(awe.) tY1kne, cnwic'l

11.

58

ayaklarinin btlytik Hollywood dagitim sirketlerinin kontroltine girmesi. lkincisi ise, Avrupa ortak film yapim fonu Eurimages'in desteginin . yerli film yapimi acisindan artan Onemi. Her iki olusumu da kUresellesme olgusunun sonuclari cercevesinde degerlendirmek olanakli. 1980 sonrasinin Ttirkiye acisindan onemli gelismelerinden biri, ekonominin, ktiresel ka.pitalizme entegre olma stirecinde, liberallesme dogrultusunda yeniden yapilandirilmasidir. Yabanci sermaye kanununda yapilan degisiklikler ve . Ozellestirme cabalari bu gelismenin baslica gOstergeleri oldu. Hollywood dagitim sirketleri ye'de kendi burolarini acip filmlerinin dogrudan dagitimina ve gOsterimine bu clOnemde basladilar. Ayni dOnemde loOlgesel bir topluluk ama ayni zarrianda ekonomik, siyasal ye kUltUrel alanlarda kiiresel gtIc merkezlerinden biri olan Avrupa Birligi'ne katilma cabalari da yogunlasti. Iliskilerini dtizenlemek Uzere Avrupa Toplulugu ile 1963'te bir anlasma imzalayan ye 1949'da kurulan Avrupa Konseyi'nin de Uyesi olan Tiirkiye'nin Avrupa ulkeleri ile ekonomik ye siyasal anlamda yogun ili-skileri bulunuyor. Ttirkiye, 1987 Nisan ayinda Avrupa Toplulugu'na tam uyelik icin basvurdu. Topluluk Komisyonu, tam ilyelik basvurusunu erken bularak, dahil belli alanlarda TOrkiye ile iliskilerin daha da gelistirilmesi konusunda telkinde bulundu. Ttirkiye bunun ardindan ortak film yapim fonu Eurimages'a tiye oldu, gOrsel-isitsel alanda faaliyetleri olan Audiovisual Eureka ile isbirligi gerceklestirdi. Bu calisma, Avrupa merkezli gOrsel-isitsel kuruluslar Uzerinde kisaca durmayi ve agirlikli olarak Eurimages ginin Turk sinemasi acisindan ne gibi sonuclar ortaya cikardigina iliskin genel bir degerlendirme yapmayi amaclamaktadir.

1. Avrupa Sinemasi Hollywood'a Karsi
Avrupa sinemasi icin basindan beri en btlytik rakip Amerikan sinemasi oldu. Sinemanin endtistrilesmesi Fransa'da baslamisti, ancak I. Dtinya Savasi strasinda Hollywood'un ortaya cilustyla ABD'de yeni bir safhaya eriSti. Bu safhaya, Amerikan filmlerinin bUttin dilnyada, ama Ozellikle Avrupa pazarinda baskin bir konum kazanmasi damgasun vurdu. Ay rupa'da savas nedeniyle film endtistrileri cOkttigtinde Hollywood, film yapimini stirdtirtlyordu ye savas 60

sonrasinda eski kitanin film ihtiyacint karsilayan birincil kaynak Amerikan sinemasi olmustu. 1920'li yillarda, Hollywood'un denizasirt gelirinin yOzde 65'ini Avrupa'ya ihrac ettigi filmier sagliyordu (Guback, 1985: 466). Amerikan sinemasirun Avrupa pazarindaki bu baskin konumu nedeniyle 1925'te Almanya, hemen archndan da Ingiltere ve Fransa kendi film endtistrilerini koruyan kararlar aldilar (Guback, 1969: 16). Avrupa'da sinemanin durumu 1930'larda iyilesti; ancak II. Dtinya Savasi, hem koruma Onlemlerinin N.:1)70k OlcUde ortadan kalkmasina, hem de . film endtistrilerinin zarar geirmesine neden oldu. Sinema sahiplerinin savastan sonra yabanci film gOsterimine yOnelmesiyle, bir kismi savas strasinda dagittlamamis cok sayida Amerikan filmi Avrupa tilkelerine akin etti. Bu durum, hem ulusal ekonomilerin, hem de film encnistrilerinin korunmasina yOnelik yeni kararlarin almmasina neden oldu. Htiktimetler, yerli film yapimini desteklemek icin, ama daha Onemlisi Amerikan dolarindaki acik nedeniyle, Hollywood filmlerinin ithalini sinirlamak tizere Amerika Film Ihracat Birligi (MPEA) ile anlasma yaptilar (Guback, 1969: 91-92). Buna gore, Hollywood filmlerinin Avrupa pazarina girisi, ithal edilen film y e gOsterimin gerceklesecegi sinema salonu sayisina kota uygulanarak sinirlanacakti. Belcika, Fransa, Italya, Ispanya ve Ingiltere 1940'larin sonu y e 1950'ler boyunca MPEA ile anlasma yaparak kota rejimini uyguladi. Ancak, ABD'de televizyonun yaygmlasmasina bagh olarak film yapim sayistrim dtismesi ve Hollywood'un yapim-dagitim-gOsterim tekelinin sona ermesi, 1960'larda kotayt gereksiz hale getirdi. Ayrica, Avrupa Ulkelerinde ticaretin serbestlesmesi y e bu dbnemde film endtistrilerinin ekonomik acidan belli bir rahatlamaya ulasmis olmasi koruma Onlemlerinin bir kenara btrakilmasma neden oldu (Guback, 1969: 35). Avrupa, Amerikan sinemasi icin her zaman bUytik ye karlt bir pazar olma ,OzelliginVtasimistir„ Daha yakin zamanlarda, Ingiltere, Almanya ye Fransa.gibi tilkelerde seyirci sayisinin artmasi yine Hollywood filmlerinin yararma olmustur. Ornegin Ingiltere'de seyirci sayisn 1985'ten baslayarak iki kat artarken, Almanya'da da gise gelirlerinde hizli bir ytikselis gOzlenmistir (Rawsthorn; 1997). Bu gelisme, Amerikali dagittmcilarin Avrupa tilkelerinde daha fazla sayida cok salonlu sinema kompleksi insa etmeleri sonucunu getirmis, ancak iz61

leyici kaybeden Avrupa filmlerinin bu salonlarda daha fazla gOsterim sans' bulmasini saglamarnistir. Avrupa ulkelerinde Avrupa yapimi filmleri izleyen sinema seyircisi sayisi, 1980'lerin basincian 1990'larin ortalarina, 600 milyondan 100 milyona dUsmOsair (Branegan, 1995). Asagidaki tablolarda da gOrOlebilecegi gibi, Amerikan filmleri Avrupa pazarinda avantajli bir konumdadir.
Tablo I: ABD yapimi filmlerin Avrupa Birligi ulkelerindeki pazar payi
1985 % 53 1990 70 1992 1993 % % 73 75 1994 1996 74 71.6 1997 % 65.8 1998 1999 % % 77.4 69.1 2000 73

(Kaynak: Agnus Finney, The State of European Cinema, Londra: Cassell, 1996, s. 15 [1985-1994 arasi] y e European Audiovisual Observatory [1996-2000 arasi]).

Tablo 11: Hollywood clagitim firketlerinin pazar payi
Ulkeler Fransa Almanya Italya Ispanya Ingiltere (Kaynak: 2000 57.7 61.9 54.3 68.0 81.0 2001 59.7 67.8 51.1 62.7 78.9

Screen Digest, Kasim 2002).

Yukarida da belirtildigi gibi, Amerikan filmlerinin kendi is pazarlarinda baskin bir konum kazanmaya basladigi I. DUnya Savasi yillarindan bu yana Avrupa Ulkeleri Amerikan sinemasi ile rekabet edebilmek icin cesitli yOntemlere basYurdu. Bu cercevede ele alinabilecek Onemli Orneklerden biri 62

de, clUnya ticaretini serbestlestirmek amaciyla 1947'de olusturulan GATT gOrtismeleriydi. Uruguay'da 1987'de baslayip 1994'te tamamlanan yeni dOnem GATT (The General Agreement on Tariffs and Trade) gOrtismelerinde Avrupa tarafi, filmin IcUltUrel bir urun oldug-unun ve sebze ya da bilgisayar mikroislemcileri ile birlikte ticari bir konu olarak ele alinamayacaginin alum cizerken, bu gOrtismelerde one cikan Fransa, "killtOrel kimligi"nin tehdit altinda oldugunu belirtiyordu. Bu arada gOrtismeler, Amerikali sinemacilarla Avrupali meslektaslarini karsi karsiya getirdi. Steven Spielberg ye Martin Scorsese'nin de aralarinda bulundugu Amerikali yeinetmenler Avrupa Toplulugu'nun ifade OzgUrlUklerine engel oldugunu ileri stirerken, Pedro Almodovar, Bernardo Bertolucci ye Wim Wenders gibi Avrupali sinemacilar ise Avrupa film ye televizyon pazarinin kuralsizlastirilmasini (deregulation) isteyen Amerikan tarafinin taleplerinin Avrupa film encliistrisini yok edecegi kaygisini dile getirdi (Goodell, 1994). GATT gOrtismelerinde de gUndeme geldigi gibi, "sanat filmi" olgusunun, Avrupa sinemasinin, klasik anlatinin y e populer sinemanin Onde gelen temsilcisi Hollywood karsisinda farkli bir kimlik olusturmasi konusunda belirleyici bir konumu bulunuyor. Sanat filmi, dunya cografyasindaki yeri ya da ktiltUrel Ozellikleri ne kadar farkli olursa olsun hemen her Ulkenin sinemasinda var olan bir yapim ye anlatim tarzina isaret etmekle birlikte, genellikle Avrupa sinemasi ile iliskilendirilen bir olgudur. Sinemanin bir sanat bicimi olarak ele almmasinin ilk ornegi, 1908'de kurulan Societe Film d'Art'dir. Sahne oyunlarini sinemaya aktaran ye filmierinde tiyatro yildizlarma rol veren kurulus, tiyatro seyircisi orta siniflara sinemayi cazip hale getirmeyi amachyordu. Fransa'da Dadaizm y e GerceldistUctiliik, Almanya'da "Disavurumcu Sinema" ye Italya'da "Futurist Sinema" gibi hareketler araciligiyla 1920'ler avant-garde filmin yUkselisine tanik olmustur. Ancak "sanat filmi", genellikle, Avrupa'da y e dunyanin baska yerlerinde II. Dtinya Savasi sonrasinda ortaya cikan bir olgu olarak degerlendirilmektedir. Ornegin Peter Lev'e gore, Italyan yeni-gercekcilik akiminin "sanat sinemasi" tarihinde oncu roki bulunmaktadir (s. 7). AmatOr oyuncular ye gercek mekanlar kullanmis olan Italyan yeni-gercekciligi, II. Dilinya Savasi'mn agir kosullari altinda ortaya cikmis ye uluslararasi 63

bir basar! kazanmistir. "Sanat filmi" geleneginde ikinci Onemli adim, 1950'lerin sonunda baslayan Fransiz-Yeni Dalga Akirni'dir. Yeni Dalga yOnetmenleri, yerlesik sinemasal chlizenin saidyolarmi, profesyonelligini, yazinsal kaynaklarmi, bOtcelerini y e yildizlarmi reddederek kisiselligi y e yaraticiligi one cikarmislardir. cek Yeni Dalga'si, ingiliz Yeni Dalga'si, 1962'deki "Oberhausen Bildirisi"yle gOndeme gelen Yeni Alman Sinemasi, 1980'lerin basmdaki Fransiz Yeni-Yeni Dalga'si ye daha yakin tarihli "Dogma" hareketi, sanat sinemasi tarihinde yeni evreler olarak degerlendirebilecegimiz Avrupa merkezli sinemasal hareketlerdir. Hollywood ile Avrupa sinemasi arasindaki mucadelede "sanat filmi" olgusunun Onemli bir rolti bulunmaktadir. Steve Neale'nin de belirttigi gibi, Avrupali bakis acisiyla Hollywood kdr pesinde kosan bir eglence diyariyken, "Sanat sinemasi", yaraticiligin, OzgUrliigtin ye anlamin oldugu yerdir (s. 36). Sanat filmlerinin tanitiminda ye desteklenmesinde islevsel olan Cannes, Berlin ve Venedik gibi hemen butiin eski ve prestijli uluslararasi film festivalleri Avrupa tilkelerinde gerceklestirilmektedir. Buna karsilik, thinyanin clOrt bir yanina televizyon araciliglyla ulasan gOsterisli Oscar OdOl tOrenleri belirtilen festivallerden daha popOlerdir. Avrupa'da, birkac istisna disinda, sinema filmi yammtrun desteklenmesi sanat sinemasinin desteklenmesi anlamina gelmektedir. Asagida tizerinde duracagimiz Avrupa Birligi ye Avrupa Konseyi bOnyelerinde olusturulan fonlar, kurumlar ye gOrsel-isitsel alanla ilgili programlar da, Avrupa sinemasini Amerikan sinemasinin rekabetinden korumayt, ama ayni zamanda Avrupa ktiltUr-sanat tarihinin ve bu alanlardaki mirasin bir parcasi olarak "sanat sinemasi"ni desteklemeyi amaclamaktadir. 2. Avrupa Sinemasina Destek Avrupa'da film yapimi, Avrupa Toplulugu'nun ticaret ye enclUstri alanlarindaki yasa ye yOnetmeliklerinde belirtilen kurallara daha Onceden baglanmisken, sinema y e Oteki kitle iletisim araclarina iliskin kapsamli ye butuncul bir politika olusturulmas! 1980'lerde gerceklesti. Konu, dOnemin Fransa Devlet Baskani Francois Mitterand'in 1984 yilinda, sinema ye televizyon alanlarinda islerligi olacak ortak yapimlara iliskin bir fon Onerisiyle gindeme geldi. Bu projenin reddedilmesine karsm, 1986'da Avrupa Komisyonu'nun MEDIA (Mesures 64

pour Encourager le Developpement de l'Industrie de Production Audio-Visuelle) programini kabul etmesiyle yeni bir donem baslad! (Horrocks, 1995: 133). MEDIA, Avrupa gbrsel-isitsel kifittirOniin gelismesini, yapim ve dagitimi desteklemeyi amaclayan girisimlerin bulundugu bir programdan olusmakta. Bunlarin sinemayla ilgili olanlarindan biri canlandirma filmlerinin desteklenmesi ile ilgiliyken, bir baska Onemli girisim Avrupa Senaryo Fonu (SCRIPT). Fonun islevi, yapim Oncesi asamada projeler icin Ochinc para vermek ye Onerilerde bulunmak. MEDIA programinin en basanh uygulamalarindan biri de, Avrupa Film Dagitim Ofisi (EFDO) aractliglyla Avrupa filmlerinin hem kita icinde, hem de dOnyada genic pazarlara ulasmasina yardimc! olmasi. MEDIA, faaliyetlerinin ilk dOneminde, Avrupa Toplulugu kultur bakanlarinin denetiminde 1987 ile 1990 arasi sOrecek bir pilot uygulama baslatti. Bu cercevede, 1988 Avrupa Sinema y e Televizyon yili Ilan edildi ve Avrupa Film Othilleri (FELIX) verilmeye baslandi. 1990-95 arasinda MEDIA I olarak sOrclOrtilen program 225 milyon $ bOtcesiyle daha da gOclendi. MEDIA I, film ve televizyon esit uygulanmak Ozere uc Oncelikli alana sahipti: Filmlerin ve gOrsel-isitsel programlarin dagitimi, yapimla ilgili projelerin ve sirketlerin gelismesi; profesyonellerin egitimi. Ilkine Ore basit ve daha islevsel olmayi vaat eden MEDIA II, 1996-2000 arasmi iceren bir programdi. MEDIA Il'nin de ilkinde oldugu gibi tic eylem alani bulunuyordu: Egitim, gelisme y e dagitim. MEDIA plus olarak 2001-2005 yillarini kapsayacak bicimde sOrmekte olan program, 400 milyon Euro'luk bOtcesiyle, daha Once oldugu gibi, gOrsel-isitsel endOstri alanindaki profesyonellerin egitimi, kurmaca film, televizyon program!, belgesel film projelerinin yapimmin y e dagitiminin desteklenmesini, sinema festivalleri thizenlenmesini amachyor. Avrupa'da kitle iletisim enclUstrilerine yOnelik programlardan bir digeri, 34 Oyesi olan GOrsel-isitsel Eureka'dir (Audiovisual EUREKA AVE). Avrupa film endOstrisini canlandirma girisiminin bir parcasi olarak 1989'da Paris'te olusturulan AVE, Oncelikle ileri gOrsel-isitsel teknolojilerin gelisimini y e bu konuya iliskin basvurular! cesaretlendirmeyi amaclayan bir program. Bu alanda isbirligi ve pazar olusturulmasma katkida bulunan, ortaklar ag! kurulmasi, bilgi ahsverisi, mall destek arastirmasi gibi konularda sektbre aracilik yapan AVE konferanslar, seminer ve festivaller dOzenlemektedir. AVE diger programlardan, projeler baslatmaktan cok enclOstriden gelen belli teklif65

lere karsilik vermesi ile farklilasiyor. Ayrica, Avrupa Konseyi'nin yasal ve kurumsal cercevesinde GOrsel-Isitsel Eureka'ya bagli olarak 1992'de kurulan Avrupa GOrsel-Isitsel Gbzlemevi (European Audiovisual Observatory) Avrupa'da gorselisitsel alandaki bOttin istatistiki verileri toplamak, filmlerin izlenme oranlari, sinema salonlarinin sayisi ve sektbre iliskin diger bilgileri profesyonellerin hizmetine sunmaktadir. Avrupa ulkeleri arasinda ortak film yapimini, film dagitimini gOsterimini destekleyen ve asagida ayrintili olarak tizerincle duracagimiz Eurimages ise diger programlardan bagimsiz • olarak isleyen bir baska Onemli fon. Ortak yapimlarin Avrupa sinemasinin tarihinde Onemli bir yeri bulunmaktadir. Ortak yapim, iki ya da daha fazla 0llce sinemasinin parasal y e Teknik olanaklari ile yaratici kadrolarini, htiktimetler arasi anlasmalar ya da belli bir izin cercevesinde bir araya getirmelerine olanak saglar. GeniS bir yatirim olanagindan yararlanan ortak yapimlar, isbirligi icinde olan farkli Olkelerin yapimcilarina herhangi bir kota olmaksizin en az iki ulke pazarina girme avantajini sunar. Ortak-yapim deneyiminin gecmisi, Amerikan filmlerinin Avrupa pazarlannda 0410 olmaya basladigi 1920'lerin basina dek uzanmaktadir. Avrupa film endtistrileri arasindaki isbirligi, filmlerin alit veriSi ile basladi, bu alisveris 19201i yillarin ikinci yansmda Frans sa, Almanya, Ingiltere ve diger ulkeler arasinda giderek artti (Thompson ve Bordwell, 1994:184). Ortak-yapim deneyimi II. DOnya SavaSi sonrasi dOnemde Avrupa sinemasinda belli bir egilime dOntistO ve 1950'11 yillar boyunca film yapiminin ayrilmaz bir parcasi haline geldi. Egilirn, en ytiksek noktasina Avrupa filmlerinin yilzde 45'inin ortak yapim olarak gerceklestirildigi 1965'te eriSti (Dale, 1997:167). Ancak ortak yapimlarin sayisi, 1970'lerde hOktimetlerin film yapimina parasal destek saglamalari sonucunda dramatik bicimde dtistti. Yeniden canlanma 1980'lerde gerceklesti ve ortak yapim sayisi Ozellikle Eurimages'in destegiyle 1990'11 yillarda giderek artti. Ornegin, 1987'de Avrupa'da cekilen filmlerin yOzde 12'si ortak yapim iken, 1993'te bu oran yOzde 37'ye yOkseldi (Finney, 1996: 92). Avrupa'da ortak yapim deneyimini tic y e iki ortakli yapimlarla yayginlastiran, dagitim y e gOsterim alanlarinda da destek saglayan Eurimages, "pan-Avrupa sinemasi" dtistincesinde son asama olarak Onemli bir islevi yerine getirmektedir. 66

Eurimages, Avrupa Birligi'ne gore daha fazla sayida Oyeligin sOz konusu oldugu Avrupa Konseyi tarafindan kurulmus, Avrupa filmlerinin ortak yapimini, dagitimini ve gOsterimini desteklemeyi amaclayan bir fondur. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin 26 Ekim 1988 tarihinde yapilan 420. dOnem toplantisinda "Yaratici Sinematografik GOrsel-Isitsel Eserlerin Ortak Yapimi ye Dagitimi" icin olusturulan Avrupa Destek Fonu (Eurimages) 1 Ocak 1989 tarihinde ytirtirltige girmistir. Merkezi Strasbourg'da olan Eurimages'in 29 tiyesi bulunmaktadir. Belcika, Kibns, Danimarka, Fransa, Almanya, Yunanistan, Italya, LOksemburg, Hollanda, Portekiz, Ispanya ve Isvec kurucu Oyelerdir. Diger Oyeler ise su tilkelerden olusmaktadir: Izlanda, Norvec, Isvicre, Macaristan, Finlandiya, TOrkiye, Avusturya, Polonya, Irlanda, Bulgaristan, cek Cumhuriyeti, Slovak Cumhuriyeti, Romanya, Slovanya, Litvanya, Hirvatistan ve Makedonya [Birlesik Krallik (Ingiltere), Eurimages'a 1.4.1993'te uye oldu ve 1.1.1997'de tlyelikten Baslangicindan (1989) bu yana (2003, Agustos) 773'0 uzun metrajli kurmaca film ve 152'si belgesel olmak tizere toplam 925 filmin ortak yapimina mali destek saglayan Eurimages'in, biri kulturel digeri ekonomik iki tercel amaci bulunuyor. Fon'un kulturel amaci, ortak kOkleri tek bir ortaya cikan Avrupa toplumunun bircok yOntinti yansitan yapimlari desteklemeye calismak; ekonomik amaci ise, ticari basariyi dikkate alan, ayni zamanda sinemanin diger sanatlar gibi bit- sanat oldugunu ve buna uygun hareket etmek gerektigini g6steren bir endOstriye yam-1m yapmak. Asikár bicimde pornografik olan, siddeti destekleyen ya da insan haklarinin ihlal edilmesini tesvik edici icerige sahip projeler icin yapilan basvurular hicbir suretle Fon'dan yardim alamiyor. Eurimages, bu ilkeler cercevesinde, uzun metrajli kurmaca ve canlandirma filmleri ile en az 70 dakika sureli belgeselleri destekliyor. Btittin projelerin Fon'a Oye en az iki farkli den ortak yapimcisi alms' gerekiyor. Eurimages, Ozellikleri ve btitceleri ne olursa olsun btittin basvurulari ayni sekilde degerlendiriyordu. Ancak 2000 yilindan beri Fon'a basvuran projeler yeterlilikleri, secilmeieri ve desteklenmelerine illskin iki ayri kategoriye gore degerlendiriliyor. Ilkinde filmlerin pazar potansiyeli, ikincisinde ise Avrupa sinemasinin ttirel cesitliliginin yansitilmasi dikkate ahrnyor. Ilk kategori67

de basvuran projeler bUyUk . bUtceli yapimlar; ancak bu, yeterlilik icin bir kosul degil. Onemli olan, filmin potansiyel ticari basarisi, gOsterim haklarinin Onceden sans' ya da tahmini sate durumu, dagitim taahhUtlerinin sayisi ve kalitesi, teyit edilen pazar finans yUzdesi, yapimcilarin ve yOnetmenin deneyimi. Fon YOnetim Kurulu ayrica, projenin sanatsal ve kUltUrel degeri ile yaratici ve teknik ekibin deneyimlerini de degerlendirmesinde dikkate alryor. Bu kategoride, biltcesi 5.4 milyon Euro'dan daha az olan projelere yapilacak en yUksek yardim miktari 610.000 Euro'yu, btitcesi 5.4 milyon Euro'dan yUksek olanlara 763.000 Euro'yu gecemiyor. Ikinci kategoride ise, Oncelikle projenin sanatsal degeri temel aliniyor ye ulusal clUzlemde ve Avrupa Olgeginde sinemasal cesitliligi yansitan yapimlar, Ozellikle miltevazi butceli, az bilinen oyuncu kadrosuna sahip, guclu sanatsal potansiyeli olan, bicim ve konu acisindan daha yenilikci filmier destekleniyor. Bu kategoride basvuran projelerin yOnetmenleri ile diger yaratici ve teknik kadrolarinin deneyimleri, isbirligi yapan Ulkeler arasinda yeni ortak yapim aliskanliklarmin ve pratiklerinin gelismesi acisindan etkisi, kullanilan konusma dili (ortakyapima. katilan ulkelerinden birinin ana dilinde cekilen filmier tercih ediliyor) gibi unsurlar daler arasinda yer aliyor. Ikinci kategoride, 3 milyon Euro'dan daha az btitceli projelere verilen yardim miktari 380.000 Euro'yu, daha ytiksek btitceli filmlere ise 460.000 Euro'yu gecemiyor. Avrupa'da film yapimini canlandiran Eurimages'in kurulus yapisina ve isleyisine iliskin elestiriler de bulunmaktadir. Bunlardan biri, Eurimages'in Fransa'daki film destekleme sisteminin bir uzantisi oldugu ve bu durumun Fansiz yapimcilara fondan yararlanma konusunda haksiz bir avantaj sagladigina iliskindir. Ancak bazi Fransiz yapimcilar, bir asamada yararli gOrtinen Eurimages'in bile, uzun clOnemde, gbrece olarak istenilen - sonucu vermedigi ve basarisizliga mahkUm bir sistem oldugu gOrtistindedir (aktaran Dale, 1997: 223) Ellis-Jones ise, Eurimages'i, Fransa'nin bircok ortakla film yapma iradesinin daha gelismis bir modeli olarak degerlendirmekte, ancak bu durumun sadece Fransa'nin degil, btittin tiye Ulkelerin yararma oldugunu kaydetmektedir (aktaran Finney, 1996: 109). Eurimages'a yOneltilen elestirilerin bir bOlUmtat, idari sorunlar, prosechirlerin karmasikligi, bUrokratik islemlerin fazIaligi, onaylanan projelere verilen destek primlerinin 68

4

odenmesi sirasinda uzun sure beklemek durumunda kalinmasi, Fon'a tlye filke sayisinin hizla yOkselmesine paralel olarak taleplerin de artmasi gibi konularla ilgilidir. Fon'a basvuran projelerin hayata gecip gecmeyecegine karar veren komitenin tiye sayisinin fazla olmasi da elestiriler arasinda yer almaktadir. Ornegin Simon Perry'ye Ore, "Eurimages bir komite tarafindan degil, bir kisi tarafindan yänetilmeli; cok `demokratik' olmamali; para, hizli calisan ve esnek kisilerin ellerinde bulunmali ve eger iyi degillerse islerine son verilmeli"dir (aktaran Finney, 1996: 109). Bir baska sorun da, 2000 yilinda baslatilan ikili kategori uygulamasiyla ilgilidir. Avrupa11 ban yapimcilar, Kategori 1 cercevesinde verilen maksimum destek sinirinin ikincisine gore daha fazla olmasini elestirerek bunun haksizlik oldugunu belirtmektedirler (Gtinaltay, 2001). Eurimages, film yapiminin yarn sera dagitima ye sinema salonlarina da yarchmda bulunmaktadir. Eurimages Sekreteryasi tarafindan dtizenlenen . dagitim destegi, MEDIA Programi'ndan yararlanamayan Eurimages uyesi Hirvatistan, Macaristan, Romanya, Isvicre ye TUrkiye gibi illkelere yOneliktir. Buna Ore, belirtilen tilkelerden dagitimcilar, herhangi bir Eurimages uyesi ulke tarafindan yapilmis filmlerin kendi ulkelerindeki dagitimi icin Fon'dan yardim alabilmektedir. Eurimages tiyesi herhangi bir ulkenin dagitimcilari da yukarida adi gegen bes Ulkenin filmlerinin kendi tilkelerinde dagitimi icin Fon'un desteginden yararlanabilmektedir. Ancak, hicbir yapimci kendi Olkesincle yapilmis bir filmin dagitimina destek amaciyla Eurimages'a basvuramamaktachr. Fon, bu cercevede 1990-2003 (Agustos) arasinda 975 filmin dagitimi icin parasal katkida bulunmustur. Eurimages'in sinema salonlarina sagladigi maddi destek de yine MEDIA Programi'ndan yararlanmayan Macaristan, Romanya, Slovanya, lsvicre ve Ttirkiye icin gecerlidir. Europa Cinemas'in yOnetimindeki yardim programindan yararlanacak sinema salonunun yillik programinin en az yUzde 33'UnUn Avrupa filmlerinin ilk gOsterimlerinden olusmasi y e bunun ttim gOsterimlerin en az ytizde 50'sini temsil etmesi gerekmektedir. Salonlara yOnelik yardimda, yapimini ve dagitimini Eurimages'in destekledigi filmlerin gOsterimine ayri bir Onem verilmektedir.

69

3. Turk Sinemasi Avrupa'da 1990'h yillarda kabugunun disma cikmaya baslayan Turk sinemasi, ayrintili bicimde uzerinde duracagimiz Eurimages'in film yapimi, dagitimi y e sinema salonlarma yaptigi yardimlardan yararlandi, bu clOnemde TOrkiye GOrsel-Isitsel Eureka, MEDEA y e SEE Cinema Network gibi Avrupa merkezli baska program y e kuruluslara da bye oldu. Görsel-Isitsel Eureka'nin 1993 yilindan beri koordinatOrlUgUnii yOrtiten Ttirkiye, bu gOrevi nedeniyle Avrupa Ursel-Isitsel GOzlemevrnin de dogal uyesidir ve her ikisine de yillik katki payi odemektedir. TOrkiye koordinatbrIUN tarafindan, arsiv konusundaki calismalar ve bu konunun hukuki boyutlari ile ilgili olarak 4-5 Mayis 2000 tarihindeIstanbul'da "GOrsel-Isitsel y e Sinematografik Mirasin Korunmasinda ve Gelistirilmesinde Hukuki Boyutlar" baslikli uluslararasi bir konferans gerceklestirildi. Bu konferans kapsaminda Avrupa Olkelerinde arsivlerin korunmasi ve kullanilmasi konusundaki hukuki yapilan ele alindi, arsiv malzemeleri ile ilgili kaynaklar ve arsivlerin mUlkiyet sahiplerinin haklari uzerinde duruldu. Ayrica, arsiv enstituleri ile yazar ve komsu haklannin ortak yOnetimini saglayan kuruluslar arasinda yapilan cerceve anlasma ornekleri sunuldu, gOrsel-isitsel ve sinematografik arsivler konusunda tartisdan yeni uluslararasi araclar ele alindi. Antalya'da 2 Ekim 2000 tarihinde chizenlenen "TOrkiye'nin Avrupa Birligi ve Avrupa Konseyi ile iliskileri Cercevesinde GOrsel-isitsel Alanda Ortak Yapim ve Finansman Uygulamalari" konulu atOlye calismasina Eurimages, Berlin Brandenburg Sinema Kurulu, Romanya Sinema EnstitUs0, GOrsel-Isitsel Eureka ve Avrupa GOrsel-Isitsel GOzlemevi kuruluslarindan uzman konuklarin yani sira KintUr Bakanligi TelifIan ve Sinema Genel MUdUrhigifnden yetkililerle sektbr temsilcileri katilch. Avrupa GOrsel-Isitsel GOzlemevi Sekreteryasi ile isbirligiyle 2-5 Nisan 2001 tarihierinde Eskisehir'de, Turk sinema sektbrii temsilcilerine ve it kOltUr dUrlerine yOnelik olarak Avrupa Birligi'nin islevi, Avrupa'da gOrsel-isitsel politikalar y e uygulamalar, gOrsel-isitsel sanayi alarundaki yeni ve ileri teknolojiler, veri ve enformasyon toplama yOntemlerinin gelistirilmesi, Fransa y e Hollanda gibi 01kelerde uygulanan istatistiksel veri toplama yOntemleri ve gOrsel-isitsel yapimlarda Isamu fonunun kurulmasmin Onemi gibi konularin ele alindigi "Avrupa Birligi GOrsel-Isitsel Politi70

ka ve Uygulamalari ve Adaylik SUrecindeki TUrkiye'ye Yansimalari" baslikh bir konferans dUzenlendi. Avrupa gOrsel-isitsel yapimlarmin Avrupa pazarlarinda tanitiminin ye dagitiminin gerceklestirilebilmesi amaciyla ilki 1998 yilinda Budapeste'de, ikincisi Atina'da y e iicuncusii Moskova'da yapilan "Screening" etkinliginin ticiincOsi:1 15-18 Kasim 2001 tarihinde istanburda citizenlendi. "Screening — Sinemada etkinlik kapsaminda mdzikal komediler, opera filmleri, kurgu filmier, klipler, belgeseller ye cizgi filmier, Oye ulkelerin yani sira Arnavutluk, Bosna-Hersek ve Hirvatistan gibi Ulkelerden katilan alicilarla bulusturuldu. Ayrica, Strasbourg'da dUzenlenen iki haftalik Turk sinemasi toplu gOsterisi programinin bir parcasi olarak 15 Aralik 2001 tarihinde yapilan GOrsel-isitsel Eureka ve Avrupa GOrsel-isitsel GOzlemevi calisma toplantisinda, orta, dogu ve giiney-dogu Avrupa Ulkelerine yOnelik olarak Senaryo Yazimi ve Gelisimi Destek Fonu olusturulmasi icin bir proje TUrkiye'nin dahil oldugu Avrupa merkezli bir baska program da MEDEA'dir. Avrupa-Akdeniz Ortakligi cercevesinde EndillUs Ozerk YOnetimi KUltOr Birimi'nin girisimi ve Avrupa Komisyonu Dis Iliskiler Genel MiichirlUgU'ntin destegiyle olusturulan ve ticretli bir program olmayan MEDEA, Avrupa Birligi Ulkeleri ve 12 Akdeniz ulkesi arasinda isbirligini gelistirmek, gOrsel-isitsel alanda profesyoneller agi yaratmak, cesitliligi vurgulayan programlaortak degerleri ve rin desteklemek, gOrsel-isitsel sektOre ortak ya- . pimlar araciligiyla katkida bulunmak amaciyla ytirUtillmektedir. Program cercevesinde, "MEDEA Senaryo Gelistirme Egitim Semineri" 3-9 Haziran 2002 tarihlerinde Istanburcia yapildi. TUrkiye ayrica, Y'unanistan'in onderligini yaptigi ve 2000 yilinda kurulan SEE Cinema Network uyesidir. Yunanistan'in y e Ttirkiye'nin yam sira Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Kibris, Strbistan, Karadag, Romanya, Slovanya, Hirvatistan ve Makedonya kurulusa Oyedir. Amaci, Avrupa'nin giineydogusunda yer alan Ulkeler arasinda sinema alaninda . isbirligi yapilarak ortak yapimlar gerceklestirilmesini tesvik etmek olan kurulus alts ayda bir toplanmaktadir. Kurulusun bu toplantilarindan biri 14-15 Temmuz 2002 tarihinde Istanbul l da chizenlenmistir. Bunlarin yani sira, TOrkiye ile Fransa arasinda 18 Ekim 1993 tarihinde Sinema Ortak Yapim Anlasmasi imzalanmistm 71

Iki tilke arasinda "sanatsal ve teknik kaliteleriyle ulkelerine prestij saglayacak sinema eserlerinin ortak yapimlarinin gerceklestirilmesini kolaylastirmak, kUlttirel iliskilerini y e sinema yapitlarinin degisimini gelistirmek" amaci tasiyan anlasma, 27 Kasim 1995 tarihli ve 95/7532 sayili Bakanlar Kurulu karanyla onaylanmis, 7 Subat 1996 tarih y e 22547 sayili Resmi Gazete'de yayimlanarak ytirtirltige girmistir. Anlasma 18 maddeden olusmaktadir y e uygulamada resmi olarak Fransa'dan Ulusal Sinema Merkezi (CNC) ile Tiirkiye'den KtiIt& Bakanligi Telif Haklari y e Sinema Genel Mudurlugu yetkilidir. Turk sinemasi, Ozellikle yaklasik yirmi yil boyunca (1960'lar ve 1970'ler) kendi is pazarinda baskin bir konum edinmis olmasina karsin, baska Olkelere film satimi y e ortak yapimlar anlaminda sinemanin uluslararasi yanindan fazla yararlanamadi. Ttirkiye, 1931 ile 1990 arasinda, yani 59 yil icinde, baska tilkelerle 40 film gerceklestirdi. Turk sinemasinda ilk uluslararasi ortak yapim, TOrkiye-Yunanistan-Miser isbirligiyle cekilen, Muhsin Ertugrul'un yOnettigi Istanbul Sokaklarr'nda (1931) adli melodramdir. Bu film, ayni zamanda Turk sinemasinin ilk sesli filmi olma Ozelligini tasir. Ardindan, TOrkiye-Yunanistan ortak yapimi olan ye yine Muhsin Ertugrul'un yOnetmenliginde cekilen Fena Yol (1933) gelix. Iki tilke sinemacilari, otuz yillik bir aranin ardindan birlikte Siralardaki Heyecan (yonetmen: Alekos Sakalarios, 1963) adli ask filmini cekti. Filmin basroltinde, 1950'11 y e 1960'11 yillar boyunca Yunan sinemasinin bride gelen yildizlarindan ve filmleri 1960'larin basinda Ttirkiye'de de poptiler olan Aliki Vouyouklaki oynuyordu. Turk sinemasinin ortak-yapim gerceklestirdigi diger komsuler Irak ye Iran oldu. Irak sinemasiyla isbirligi sonucu, ikisini de Ltitfti O. Akad'in yOnettigi y e ikisi de 1952 tarihli Arzu ile Kamber ve Tahir Ile Zahre adli filmier yapildi. TOrkiye Iran ile birlikte dokuz film gerceklestirdi. Bunlar, "Ttirkiye-Iran-Italya ortakyapimi Babanin Evlatlarr Natuk Baytan, 1977) adli film haric, ler halk hikdyelerinden uyarlamalar [her ikisi de 1970 yapimi olan Ferhat ile Sirin (yonetmen: Ismail Koushan,) y e Yusuf ile Zaleyha (yOnetmen: TOrker Inanoglu) gibi] y e melodramlardir. Folklor, genellikle, Turk sinemasinin 1990'a kadar olan clOnem icinde diger Olke sinemalariyla gerceklestirdigi ortak yapimlar icin Onemli bir malzeme olusturdu. Bu malzemeyi kullanan filmier arasinda, Ltibnan ile ilk y e tek ortak yapim 72

olan Ante 3 i (yOnetmen: Orhan Ariburnu, 1974), eski SSCB ile ortak yapim Bir A$k Masalern (yOnetmen: Ejder Ibrahimof, 1978), TUrkiye-Tunus-Cezayir-Fransa ortak-yapimi Leyla Ile Mecnun'u (yOnetmen: Tayep Lohici, 1989) sayabiliriz. Ttirk ye Italyan sinemalari arasindaki isbirligi ise daha verimli oldu. Bu ulkeyle cekilen ilk ortak yarnm, Safiye Sultan (yonetmen: G.D. Martiona, 1955) adli tarihsel sertiven filmidir. TOrkiye ile Italya, 1970'ler ile 1980'lerin ortasina kadar, ikisinin yapirruna_ayri ayri lran'in ve lsvec'in de katildiklari 13 film gerceklestirdi. Bunlar genellikle sertiven y e gulduru ttirlerinde filmlerdi. Turkiye ile Fransa, Almanya ve Isvicre gibi diger Avrupa Ulkeleriyle 1980'lerde gerceklestirilen ortak-yapimlar ise Avrupa'daki Ttirk yOnetmenlerinin cektigi filmierdir. TUrkiye'nin Eurimages'a uyeligi ile birlikte Ttirk sinemasinda uluslararasi ortak yapim sayisi hizla artmaya basladi. Ttirkiye'nin, Eurimages hakkindaki Kismi Anlasma'ya katilimi, 9 Temmuz 1990 tarihinde Bakanlar Kurulu'nda kabul edildi ye 29 Agustos 1990 tarih ye 20620 sayili Resmi Gazete'de yayimlanarak ytirtirltige girdi. 1990 ile 2003 arasinda Ttirkiye'den basVuran 37 uzun metrajli kurmaca film bu Fon'dan yararlandi (Bakiniz: EK: I). Ayrica Fon'un destegiyle, yOnetmeni •ve ikinci ya da tictincti yapimcisi Turk olan 6 film cekildi (Bakiniz: EK II) ye Ttirkiye, ikinci ya da tictincti ortak olarak EuriMags destekli 15 filmin yapimina katildi (Bakiniz: EK: III). Bu arada, Ttirkiye'den basvuran 1 (Bakiniz: EK: V), ikinci ya da tictincti ortak yapimci olarak katildigi 4 belgesel film (Bakiniz: EK: VI) Eurimages destegiyle gerceklestirildi. Ttirkiye, Eurimages'a KUIttir Bakanligi kanahyla, ilk uyelik tarihinden 2002 yili sonuna dek toplam 58 milyon FF y e 914 bin Euro Odedi, bu siirecte fondan saglanan destek 73 milyon 250 bin FF y e 2 milyon 947 bin Euro dUzeyine ulasti (Ttirkiye'nin Eurimages'a odedigi aidat ve alinan yardim miktarlari icin bakiniz: EK: IX). Ttirkiye'nin Eurimages'a uyeligi, yerli sinemada 19701erin ortalarinda baslayan ye kronik bir hale clOntisen krizin en siddetli clOneminde gerceklesti. Seyirci ve sinema salonu saydarindaki hizli dtistis, Yesilcam dOneminin sona ermesi, seyirci profilinin degismesinin ardindan yerli filmlerin kitle izleyicisini y e populerligini kaybetmesi, televizyonun artan !canal sayisiyla birlikte biricik eglence araci haline gelmesi, film ,73

yapim maliyetlerindeki arus bu krizin nedenleri arasinda sayilabilir. Ancak, Hollywood filmlerinin dunya dagitimirn gerceklestiren Warner Bros ve UIP (United International Pictures) gibi btlyUk Amerikan sirketlerinin 1980'lerin sonunda TUrkiye'de kendi bUrolarim acmalari, krizin geldigi noktada sinema profesyonellerinin en faZla tepkisini ceken gelisme oldu. Sinema salonlarinin dunya Ulkeleri ile ayni anda TOrkiye'ye gelen y e yaygin bicimde reklarm yapilan bUyilk bUtceli Amerikan filmlerine yOnelmesi, bir yandan sinema seyircisinin gbrece artisina ve sinema ortaminin canlanmasma neden olurken, diner yandan yerli filmleri salon bulamaz hale getirdi. Ornegin, U1P'nin TUrkiye pazarina girdigi 1989'da mini yaptigi ilk film olan Yagmur Adam'ai (Rain Man, yOnetmen: Barry Levinson, 1988) gise geliri, ayni yil sinemalarda g6sterime giren 13 TUrVfilminin toplam hasilatmin daha fazlasina ulasti (Evren, 1989). Sayisi 1991 yilinda 5 mil.yon artan sinema seyircisi, Evde Tek Basina (Home Alone, yOnetmen: Chris Columbus, 1990), Hayalet (The Ghost, yOnetmen: Jerry Zucker, 1990), Rocky 5 (yOnetmen: John G. Avidson, 1990) ye Kurtlarla Dans (Dances With Wolves, yOnetmen: Kevin Costner, 1990) gibi yapimlarin da aralarinda bulundugu 10 Amerikan filmine gisede 14 milyar TL. Odedi (TUrkkusu, 1991). KUltUrel kimlik sorununa dikkati ceken yazar y e elestirmen Onat Kutlar, iletisimin serbest akisina degil, ancak ulusal film pazarinin Amerikan tekelleri tarafindan kaba bir bicimde isgaline karsi oldugunu belirtiyordu (1990). Hollywood filmlerinin TOrkiye pazarmdaki yeri, bircok Avrupa ulkesindekine benzer bicimde yillar icinde artiyordu. 1995 yilinda TOrkiye'de gOsterime giren 164 filmin 100'U, 1996'da 184 filmin 129'u, 1997'de 195 filmin 117'si ABD yapimiydi. Yilda 200'Un seyircisiyle bulustugu 1960'larin zerinde 1970'lerin ardindan, asagidaki tablolarda da gOrOlebilecegi gibi, Turk sinemasmin 19901 yillarinda film yapim sayisinin [bir bOlUmU 16 mm. olarak cekildi] yaninda, sinemalara dagitimi yapilan yerli film sayisi da dramatik bicimde azalnnsu.

Tablo III: 1990-1997 Yillari Arasinda Yapilan Tark Filmierinin Sayisi
1990 1991 1992 1993 1994 1995 1996 74 33 39 82 82 37 37 1997 25

(Kaynak: Agah Ozguc, Turk Filmleri Seizliolgei 1974-1990, Istanbul: Sesam Yaymlari, 1991, s. 381; Agah Ozgac, TUrk Fihrzleri Sozlugu 1991-1998, Istanbul: Sesam Yaysnlari, 1997, s. 141.)

Tablo IV: 1991-1997 Yillari Arasinda Sinernalarda GOsterime Giren Thrk Filmlerinin Sayisi
1991 17 1992 1993 1994 1995 1996 10 11 16 10 10 1997 13

(Kaynak: Agah Ozguc, Turk Filmleri SOzlaga 1991-1993, Istanbul: Sesam Yayinlan, 1997; TOrsak Sinema Madan '93, '94, '95/'96, '96/'97, '97798) SESAM (Sinema Eserleri Sahipleri Meslek Birligi) baskam Kadri Yurdatap, Killtiir Bakanligi y e sinema sektbrii kurumlarmin temsilcileri tarafindan 1997'de Istanbul'da dUzenlenen bir toplantida Turk sinemasimn icinde bulundugu durumu ye Eurimages'in yerli film yapimma katkIsim sbyle acikhyordu:

"90 oncesi ye 95 yillarmda, sinemarruz iki defa hic film cekemeyecek duruma gelmistir. Ilk firtinadan '<altar Bakanhgi'mn yardurlanyla cekilen 7-8 filmle bir cilas trendi yakalayarak kurtulmustur. Ikinci ye son firtinadan ise Turk sinemasim kurtaran Eurimages olmustur. 1996 ve 1997 yillarinda kilen filmlerin % 80'i Eurimages desteklidir. Eurimages ile olan ilickilerimizi sicak tutmak ye girme firsatim kacirdrgimiz Media 2 gibi projelere istirak zemini yakalayarak sinemaya bir ivme kazandirmak saym Bakanlig'imizdan ilk ricarnizdir"
(1997: 4). YOnetmen Omer Kavur da ayni toplantida, Eurimages'in ortak yammlara, film ithalcilerine y e sinema salonlarma Amerikan kUltUr emperyalizmine karsi, Avrupa ktiltUriind ko-

74

75

rumak amaciyla" parasal destek sagladigun belirtiyor (1997: 13), TUrkiye'nin Eurimages'a uyeliginin gerektirdigi kosullarin dOzenli bir bicimde yOrtItillmesini talep ediyor y e "[U]retimi neredeyse sifira clOsmils olan sinemamizi OlOme terk etmek, sOmOrge olmak anlamini tasimaktadir" diyordu (s: 14). Yukarida da degerlendirildigi gibi, Turk sinemasinda uluslararasi ortak yapim deneyimi oldukca sinirhydi. Bu durum, Eurimages uyeliginin ozellikle ilk yillarinda sinema profesyonelleri acisindan bazi sorunlarin ortaya cikmasina neden oldu. Fon'un TOrkiye temsilcisi Faruk GUnaltay, destek icin TUrkiye'den basvuracak projelerin en bily0k sorunlarindan birinin yabanci ortak bulmak oldugunu belirtiyor y e stiyle diyordu: "(...) Tiirkiye'de su anda yaptmcilarin bu tip iliski-

a 4

leri yok. Yani yaptmcilartrnizin bir telefon acip, filme ortak olmasint isteyebilecegi yurtdist iliskileri hentiiz olusmamis. Eurimages'in biu konuda bir calls-mast yok. Yani ortaklar, kisilerin kendi cabglartyla bulunuyor" (1993: 50). Yapimci Sabahattin
cetin de, ainaltay'in belirttigi nedenle TUrk sinemasinda artik yeni bir yapimci tipine gereksinim oldugunu kaydederek su degerlendirmeyi yapiyor:

sinemada 1990 sonrasi clOnemin Onemli gelismelerinden biri, bazi yOnetmenlerin ayni zamanda kendi filmlerinin yapimciligini ustlenmeleridir. Kendi yapim sirketlerini kurup yOnetmenligi yapimcilikla birlikte siirdUren sinemacilar arasinda Atif Yilmaz (Delta Film, Yesilcam Film), Omer Kavur (Alfa Film), Ali Ozgenturk (Asya Film), Reis celik (RH Politik UlusBans Pirhasan (Kedi Filmcilik) ve Biket 11lararasi han (Sinevizyoh Film) sayilabilir. Adi gegen yapimci-yOnetmen sinemacilar, 1990 sonrasinda cektikleri filmlerde Eurimages desteginden yararlandilar. Ayni fondan ve Milt& Bakanligi'ndan aldigi yardimla gerceklestirdigi Bilytiik Adam KaPk Ask (2000) adli filminin yapimciligini da iistlenen yOnetmen Handan Ipekci, filmin yapim Oncesi asamasinda yasadigi sOyle anlattyor:

"Ulusal ktiilairtiimtitztiin tiirantii olan eiyktitieri tiiSttiin teknik ve yaratictlikla Mire cekmek her seyden once bir btiitce sorunudur. Bu bt:itcelerin ancak ytiizde 25'i Ttiirkiye'den temin edilebilir. Ytiizde 25'in Eurimages'dan temin edilse de ytiizde 50'lik kismi yine acikta kalacaktir. Bu durumda tek yol yabanci ortak bulmaktir. BOylece yapimci tipi de degismek zorunda ve bu yeni duruma uygun nitelikleri kazanmak durumundadir. Dtiinya sinemast ile iliski kurmayi, projesini birkac dilde sunarak ortak bulmayr basaramayan yapimci ve yOnetmen, meslekten elini cekerek bu isi basaranlara yerini birakmak zorunda kalacaktir"(1998: 98).
TOrk sinemasinda, kabaca bOlge isletmecisi-yapimciyildiz oyuncu Uchlsi.ine dayali Yesilcam sisteminin sona ermesiyle yapimcinin durumu farklilasmis, hatta o dOnemin yapimcilarinin bircogu sektOrden cekilmeye baslamisti. Yerli

zaman, Eurimages'in Ttiirkiye tem"Oyktit ortaya silcisi Faruk Gtiinaltay'a eiykaytii verdim. Yardimci olacagint, ama Once ortak bir yapimci bulmam gerektigini sdyledi. Eurimages'm bir rehberi var, neler yapilmasi gerektigine dair, onu edindim. Hic deneyimim olmadrg, bir konu oldugu icin daha Once Eurimages'dan destek alms arkadaslarla lie ti,cime gectim. Dosya ► hazirlamaya baslachk. Uzun bir siirec tabii. Ortak yapimoyi bulmak deirt-bes ayinizi Tantmadginiz insanlarla yaz ►,styorsunuz, anlasma yapthyor, dosya hazirlaniyor, bacvuru yapthyor ve orada dosyaniz komisyona giriyor. Komisyondan gectikten sonra on calismalara baslachm. Eurimages'dan gecmeseydi cekemezdim kesinlikle. Bu destek sayesinde rahat bir beitce lie cah5tim"(2001: 52).
Tiirkiye'nin Eurimages uyeligi, yerli sinemanin uluslararasi ortak yapim deneyimini zenginlestirirken farkl ► Ulke sinemalarinin film yapim pratikleriyle de tanismasini sagladi. Bu durum, en basta teknik acidan filmlerin daha iyi kosullarda cekilmesi olanagini getirdi. Ornegin, sesli cekilen film sayisinin uluslararasi ortak yapimlarla birlikte artmis olmasi Ttirkiye'deki film yapim pratigi acisindan yeni bir olgudur. Ayrica, yeni dOnem Turk filmlerinin bir bOltimUniln cekim sonrasi asamadaki banyo, basks ye montaj islemleri de ikinci 77

76

ya da tictincU ortak yapimci Ulke sinemalarinin olanaklariyla gerceklesmekte. Ornegin, HoKakal Yarm (y6netmen: Reis Celik, 1997), Macar ses ekibinin esliginde sesli cekildi; Gale cc,le'nin (yOnetmen: Zeki Okten, 1999) ses muhendisligini ye miksajim Fransiz teknisyen1er gerceklestirdi, laboratuvar is lemleri Macaristan'da yapildi; Istanbul Kanatlarimin Altinda (yOnetmen: Mustafa Altioklar, 1995) adli filmin kopyalari Ispanya'da yikandi ye basildi, montaji da bu Ulkede yapildi. Ses ekibi ye ses ekipmani Yunanistan'dan gelen Bilyiik Adam KUOA /4/ern montaji da ayni ulkede yapildi; 0 da Beni Seviyor (yOnetmen: Barn Pirhasan, 2001) adli filmin ses ekibi, y e ekipmarn Macaristan'dan geldi, laboratuvar islemleri de bu Olkede gerceklestirildi. TUrk sinemasinda Eurimages ile canlanan uluslararast ortak yapim sUrecinde cekilen filmlere, baska Ulkelerin teknik kadrolarinin yam sera gOrtintil yOnetmeni, oyuncu gibi yaratio kadrolari da katkida bulunmakta. Bu arada, sOz konusu katkinin karsilikli oldugu, TUrkiye'nin ikinci ya da Uctincti ortak olarak katildigi Eurimages destekli baska filmlerde de Ttirkiye'den teknik kadrolarin gOrev aldigi belirtilmeli. Birinci ydpimcisinin Ttirkiye oldugu ye Ttirk yOnetmenlerin cektigi tiler arasinda yaratici kadroda yer alanlarin bir bOlbmtinun herhangi bir Avrupa Ulkesinden oldugu Eurimages destekli filmlerden, Ornegin, Gale Gtile'nin gOrtintil yOnetmeni, Macar sinemaci Istvan Szabo ile de calismis p lan Ferenc Pap'dir. Mektup'un (yOnetmen: Ali OzgentUrk, 1994) gOrtintil yOnetmenligini Mirsad Herovic, Robert'in Filmi (yOnetmen: Canan Gerede, 1990), A.5k OlUmden Soguktur (yOnetmen: Canan Gerede, 1995), Usta Beni Oldursene (yOnetmen: Bans Pirhasan, 1996), 0 da Beni Seviyor ve Avci (yOnetmen: Erden Kiral, 1997) adli filmlerin gOrtintti yOnetmenligini ise Jurgen Jurges yapti. Istanbul. Kanatlarimin Altinda adli filmde Ispanyol Beatriz Rico, Sen de Gitme Triyandafilis'de (yOnetmen: Tung Basaran, 1995) Fransiz Olivia Bonamy, Almanya-Yunanistan-TUrkiye ortak yapimi SUrgUn'de (yOnetmen: Er78

Alman Hanna Schygulla, italden Kiral, 1992) [Polonya ya-TOrkiye-Ispanya ortak yaptmi Harnam'da (yOnetmen: Ferzan Ozpetek, 1995) halyan Alessandro Gassman y e Francesca D'Aloja, Harem Suare'de (yOnetmen: Ferzan Ozpetek, 1998) Fransiz Marie Gillain ye Alex Dascas, Kayikci'da (Biket Ilhan, 1998) Yunanli Katherina Moutsatsas gibi oyuncular rol aldi. Turk sinemasinda, farkli film yapim pratiklerinin karstlastigi bu dOnemde yasanan deneyimlerin birkacindan soz etmek yararli olabilir. Ornegin, Ersin Pertan'in yOnettigi tarihsel (1995) cekimleri sirasinda iki yapim Ku.atma Altinda kez Or:Until yOnetmeni degismis; film Eurimages projesi oldugu icin, biraz da bu ttir temalara aliskin bir gbz ceksin diye once, ortak yapimcilar araciligiyla ile iliski kurulan AndrePertan, gerisini sbyle anlatiyor: as Sinasos ile

Baku ► ' filminin bir bOltimtinti "Andreas Sinasos cekmigi. Geldi, ama tic On icerisinde devarn edemeyecegini sdyleyerek ayrildi. Onlar gOnde 3 veya 5 plan cekmeye ali5.mi5lar. Biz gtinde 47 plan cekmek zorundaydik. Tempomuz ona cok yorucu ye yogun geldi. Daha sonra Erdal Kahraman'la konuguk"(1997: 97).
Ttirk sinemasinin Eurimages uyeliginin Oncesinde ye sonrasinda gerceklestirilen filmlerde yaptigi gitirLintU yOnetmenligi nedeniyle Ttirkiye'deki uzun metrajli film cekim pratigine iliskin belli bir deneyimi bulunan Alman gOrtintti ybnetmeni Jurgen Jurges ise sunlari sbylilyor:

"Bir Ttirk prodUksiyonuyla diger ulkelerinkiler arasinda caluma tarzi bakimindan fark var. Nedeni tislupta yat ►yor bence. Ttirkiye'de bir projenin hazirlan ► ye organize edilip, Bati'daki tilkelere oranla daha fazla dogaclamaya ye kendiligindenlige yer verilerek ytirtittiltiyor lkisi de birer olanak ye ikisine de &gel zayifl► klar ye guclu yanlar var" (1998: 63).
Eurimages'in Turk sinemasina destegi, yalnizca film yapimi ile sinirli degil. Fon, Turk filmlerinin Avrupa pazarlarinda y e Avrupa filmlerinin Tfirkiye'de dagitimi ile Ttirkiye'deki 79

kimi sinema salonlar ► na da yardim saglamakta. EUrimages' ► n dag ► t ► m yard ► m ► yla 9 film cesitli Avrupa ulkelerinde gOsterime girdi (bak ► n ► z: EK VII). 1991-2003 (Temmuz) aras ► nda da 154 Avrupa ya ► mi film, Fon'un dag ► tim destegin ► alan yerli sirketler taraf► ndan TOrkiye'de gOsterime sokuldu. Ayr ► ca, Eurimages TOrkiye'de programlar ► nda Avrupa filmlerine yer veren 10 sinema salonuna parasal destekte bulunmaktad ► r. Bu salonlar, Istanburcla Avcilar Cinema Center, AvSar Sinema Merkezi, Beyoglu Sinemasi, Kad ► kby Broadway Sinemasi, Feriye Sinemasi, Cemberlitas Safak Sinemasi, lzmit'te Outlet Center, Antalya'da Cinebonus, Ankara'da Kavakl ► dere velirmak sinemala ► d ► r (Eurimages'dan TUrkiye'deki sinema salonicin alinan yardim miktarlar ► icin bakiniz: EK: VIII). 4. Yeni Turk Sinemasi ye "Sanat Filmi" `Sanat sinemas ► 'mn genellikle Avrupa sinemasi ile iliskilendirilen bir olgu oldugu ve bunun bOyle olmasin ► n hakl ► nedenleri bulundugu yukar ► da belirtilmisti. Avrupa'da sineman ► n hUkUmetler taraf ► ndan ya da uluslararasi ortak yap ► mlar yoluyla desteklenmesi,- "sanat sinemas ► "nin desteklenmesi anlam ► na gelmektedir. TUrkiye'de ise bir "sanat sinemasi" geleneginden soz etmek zordur. Yesilcam, kendine Ozgil yapim kosullar ► , yild ► z oyuncular ► , popOler film tOrleri ile anaak ► m sinemay ► temsil etmektedir. Ancak, Yesilcam clOneminde ortaya cikan `toplumcu gibi kimi ak ► mlar ► ve ban yOnetmenlerin filmografilerindeki bazi yap ► mlar ► 'sanat sinemas ► ' ► n uylas ► mlari cercevesinde degerlendirmek de mUrnkUndOr. Turk sinemas ► nda 'sanat filmi'ne dogru yOnelis 19801i y ► llarda baslamis, 1990'larda ise yeni kosullarla ve yeni kusak yOnetmenlerin filmleriyle birlikte ivme kazanm ► stir. TUrkiye'de hilktimetlerle sinema arasindaki iliski ise 1980'lerin ortas ► na kadar, yerli ve yabanci filmleri denetleyen Sans& Kurulu ile sinema bilet fiyatlar ► tizerinden alinan vergiler tizerinden kuruluyordu. Sinema profesyonelleri, cesitli zamanlarda sans& sorununu dile getirdi, devletin film yapi80

mina destek saglamasi, sinema alanin ► n dUzenlenmesine kin kanun cikar ► lmasi ve yine bu amacla bir kurum olusturulmasina yOnelik talepierini ilgililerin dikkatine sundu. Sinema alan ► nin dUzenlenmesine ve Ozellikle film yap ► rn ► icin bir fon olusturulmasina iliskin 1960'lardan baslayarak cok say ► da girisim oldu, yap ► mcilar ► n lobilerinin 'sonucu sinema ile yasa tasarilari haz ► rlandi, ancak herhangi bir sonuca ulas ► lamad ► . TUrkiye'de resmi kuruluslarla sinema arasindaki yak ► nlasma 1980 . 1i yillarda gerceklesti. KUIttir Bakanl ► g ► , 1977'de yabanci Ulkelerdeki TUrk film haftalar ► ndaki gOsterimlerde yararlanmak tizere ktictik bir yerli film arsivi kurdu, ancak sinema alanina iliskin ilk ad ► m 1986'da yUrfirlUge giren 3257 Sinema, Video ve MUzik Eserleri Kanunu ile at ► ld ► . Kanunun as ► l hedefi, video kaset korsanl ► g ► na son vermek ve bu pazar► kontrol alt ► na almakt ► . Bakanl ► k daha sonra, belirtilen kanunun ilgili maddelerine dayan ► larak cikar ► lan yOnetmelikler cercevesinde bir Film Destek Fonu olusturdu ve her yil yap ► mc ► , yOnetmen, elestirmen, universite y e bakanl ► k temsilcilerinden olusan 12 kisilik bir komite taraf ► ndan, basvurular aras ► ndan belirlenen 10:12 film projesine her birinin bUtcesinin yOzde 40' ► na varan bir oranda parasal yard ► mda bulunmaya baslad ► . Bu dOnemde UR& Bakanl ► g ► nin cesitli filkelerdeki Turk film haftalar ►► n organizasyonlar ► nda yer almas ►► ; 'Yabanci Dilde En lyi Film' dalinda Oscar &IOW icin yar ► sacak Turk filminin secimini gerceklestirerek filmin ABD'de tan ► t ► m ► nin yap ► lmas ► na katk ► da bulunmas ► n ► ; yerli film yapim ► na fon destek olunmas ► n ► ; film sansurunun gorece yumusamasini; Turk sinemas ► n ► n sorunlar ► n ► n gUndeme geldigi cesitli toplant ► lar diizenlenmesini ve basta Eurimages olmak uzere Avrupa merkezli cesitli gOrsel-isitsel kurulus ve programlara uye olunmas ► n ► resmi politikalar cercevesinde 1980 sonras ► na iliskin d'emokratiklesme ye dUriyaya ac ► lma cabalar ► , bu cabalar baglam ► nda sineman ► n uluslararasi acmdan bir tanitim araci olma ve bir 'vitrin' olusturabilme potan81

siyeli, sinema profesyoneller inin Hollywood filmlerinin TUrkiye pazarindaki baskm konumuna yOnelik tepkilerinin dikkate alinmasi gibi farkli olgularin birlikte degetlendirilmesiyle aciklamak olanaklidir. Yeni dOnemde sinemaya profesyoneller ve hUkilmetler chlzeyinde daha Oncesinden farkli yaklasilmasmdaki ortak nokta, sinemanin bir egience aracindan cok bir sanat olarak ele alinmasidir. Bu yaklasim, Avrupa tilkeleri hUkUmetlerinin resmi soylemleriyle y e sinema profesyonellerinin bakis siyla OrtUsmektedir. SOz konusu bakis acisi, bir bOlge ya da ulke sinemasinin kendi kUltUrel kimligini Hollywood sinemasi tanimlarken de islevser olmaktadir. Ornegin, 4 '<Olt& Bakanligi'nin 1994 Cannes Film Festivali icin hazuladigi Turkish Cinema / Cinema Turc bashkh tanitim kataloguna clOnemin Kultur Bakani Fikri Saglar'in yazdigi OnsOzde, sinemanin yedinci sanat olarak bir kUltUrel kimlik y e kisisel ifade araci mi yoksa yalnizca kitle tuketimi icin iiretilen bir meta mi oldugu sorulmakta y e sOyle denilmektedir:

"Turk Kultur Bakanligi, son yillarda sinemayi bir sanat olarak destekieme yanlisi olmuctur. Bu nedenle, cesitli kurmaca, belgesel ve canlandirma filmleri icin fonlar saglamaktadir. Bu tutum, sinemarlin herhangi bir kulturun vazgecilmez ye benzersiz bir ifade araci oldugu bilincine dayanmaktadir. Avrupa'nin, GATT sirasindaki ihtilafta somut bicimde ifade edilen sinemayi bir sanat olarak savunma konusundaki tutumunun cok-keilairlii mozaiklerin varolmasi acisindan gerekli oldugunu du.5unmekteyiz. Turk filmlerine bu katalogu bu inancla sunuyoruz" (1994).
Yeni dOnemin Turk sinemasinda, film yapim kosullarmda, ele alinan konularda, anlatilan Oykillerde, islenen temalarda ve anlatim tarzlarinda farkhliklar taswan Ornekler gobirlikte, agirlikli egilim `sanat filmi' dogrultusundadir. Bu durumu, yalnizca TOrkiye'nin Eurimages uyeligi ile aciklamak yeterli degildir. Ornegin, filmlerini daha cok bagimsiz olarak gerceklestiren Zeki Demirkubuz y e Nuri Bilge 82

Ceylan gibi yeni kusak yOnetmenlerin sinemasi da bu cercevede degerlendirilmelidir. Ancak, Eurimages'in 2000 yilinda baslattigi iki kategori uygulamasi cercevesinde TOrkiye'den basvuran projelerin tamaminin ilk kategoride degerlendirilerek yardim alchklari da animsandiginda Fon'un yeni dOnem Turk sinemasinda var olan 'sanat filmi' yOntindeki egilime katkisi daha iyi anlasihr. Uluslararasi ortak yapim olarak gerceklestirilen TOrk yOnetmenlerin filmierinde genellikle iletisimsizlik, yabancilasma, cinsellik, 610m, Kok kulturliiliik gibi 'sanat sinemasi'na Ozgii temalarin ele alindigi, yine bu sinemaya Ozgii kisisel bir iislup benimsendigi, yakin gecmise ya da gUrnirmlize iliskin politik konular fizerinde duruldugu, kimi gerceldistfic0 ogelere bas y urulmasuun yaninda Ozellikle gercekci bir anlatimin tercih edildigi gOrtilmektedir. Kapsamh bicimde degerlendirilmesi gereken bu filmier, en iyi karsihgun Hollywood filmierinde bulan 'klasik anlati' geleneginin uylasimlarindan yararlanmakla birlikte bircok actdan bu anlati biciminin uzaginda yer almaktadirlar. Yukarida sbylediklerimizle ilgili olarak, Ozellikle tematik acidan iki filmin yOnetmenin yaklasnnlarma kisaca deginmek istiyoruz. Ornegin, Eurimages destegi icin TUrkiye'den basvuran ilk filmlerden biri olan y e TUrkiye-Fransa-Almanya ortakligiyla cekilen Robert'in yOnetmeni Canan Gerede "Vermek istedigim .tema, bilhassa, (...) cinsellik ve OlUm temasiydi" diyor. Yazar y e yOnetmen 1st' Ozgenturk de, Eurimages yardimi almis olan Seni Seviyorum Rosa (1991) adli filminde vurgulamak istedigi kulturel cesithlik olgusuyla ilgili olarak sOyle diyor:

"Almanya'da bana sordular, sizin alkenizde beiyie kadmlar var mi, diye. Ben de "Var, Turkiye pek cok kulturun bir karmasasi" dedim. Zaten mfizikte Ozellikle bunu geireiraz. Filmin Eurimages'dan dagttim destegi almasinin nedeni de budur. Avrupa ye Turk kulturlerini koruma amaciyla veriliyor. Don Giovanni'den aryalar var filmde, harman dale da var, Seyyal Hanim'dan tango da var, Rum parca da var, Rus halk tiirki.isa de
83

var, KaragOzden parcalar da var — o uzun yUrfly1:4 orta oyuTabii bir masal havasi var" (1992: 19). nundan
Yukarida belirtilen filmlerin yaninda, TOrkiye'de Eurimages destegiyle cekilen baska bircok yapim da tematik ya da bicimsel olarak benzer ozelliklere sahip bulunmaktadir. Eurimages destekli Turk filmlerinin cesitli boyutlariyla birlikte `sanat sinemasi' baglaminda kapsamli bir bicimde degerlendirilmesi, bu calismanin sinirlarini asan ayri bir arastirma konusudur.

uyesi cok sayida Ulke ile isbirligi yaparak ortak yapimlar gerceklestirmistir. Tbrkiye'nin Eurimages temsilcisi Faruk naltay, bu konuyla ilgili olarak sunlari sOylemektedir:

"(...) Tarkiye gibi bir filke icin hedef, hem bilytik rin yapurcilarlyla ortakhk kurmak,. hem keiciik iilkelerin yammcilarryla ortakhk kurmak olmali. Ulkelerin —Macaristan ye Bulgaristan gibi—cok ust diizeyde teknik donammlari var. (...) Bulgaristan'm dolby stereo ses sistemi Ingiltere'dekinden daha iyi ye maliyetleri 'cok daha diicuk. Bu yazden, Turk yapimci ye yOnetmenlerinin Bulgarlarla ya da Macarlarla i,cbirligi yapmalarl cok Onemli"(1993: 51).
Bu yeni deneyim sUreci, Turk sinemasi icin Ozellikle baslangicta bazi sorunlari da beraberinde getirmistir. Daha once de degindigimiz ortak yapimci bulunmasinda karsilasilan ve bu surecte yasanan sikintilarin yaninda baska sorunlar da bulunmaktadir. Giinaltay'a gore,

Sonuc
Turk sinemasinin 1980 sonrasi dOnemde yasadigi nUsUrnOn en Onemli paradigmalarindan biri, TUrkiye'nin, Avrupa filmlerinin ortak yapimini, dagitimini y e gOsterimini desteklemek Ozere kurulmus olan Eurimages'a bye olmasidir. Bu uyelik, Tiirk sinemasi acisindan bircok avantaj saglamaktadir. Eurimages'in film yapimi icin verdigi destek, en basta, durma noktasina gelen yerli film yapimini canlandirmistir. Fon'un desteginden sinemaya yeni baslayan yOnetmenler de yararlanma olanagi bulmus, bbylece yeni kusaklarin TOrk sinemasina girisi saglanmistir. Ornegin, Eurimages destegi alarak Tiirkiye-Almanya ortak yapimi olarak cekilen Hicbiryerde (2002), yOnetmen Tayfun Pirselimoglu'nun ilk filmidir y e basvurusu cogunlugun oyuyla Eurimages'dan gegmistir. (Pirselimoglu, 2002: 45). Eurimages uyeliginin bir baska Onemi, Fon'un Turk sinemasinin yetersiz olan uluslararasi ortak film yapirnina iliskin deneyiminin zenginlesmesine katkida bulunmasidir. Sinema profesyonelleri bOylece farkli bike sinemalarinin yaratici ve teknik alanlardaki olanaklanyla ve film yapim pratikleriyle tanisma olanagi bulmustur. TOrkiye bu surecte Fransa, Almanya, Belcika, lsvicre, ltalya, Yunanistan, Polonya, cek Cumhuriyeti, Macaristan, Hollanda, Bulgaristan, IzIanda, Romanya, Kibrrs, Bosna-Hersek y e Danimarka gibi Eurimages 84

"Bunlarm ba5mda senaryo geliyor. "Hicbir zaman guzel bir senaryo, kOtei bir film olamaz." Ben bu gdri4e katiliyorum. Ortaya ,cikan film belki baD/apit olmayabilir ama kotri bir film olmaz. TOrkiye'de senaryo calL5malari—o da ekonomik sebeplerden dolayfr Avrupa ye diinya standartlarma nazaran yetersiz" (s: 50).
Diger ulke sinemacilarinin sika.yet ettigi bilrokratik islemlerin hantalligi, basvuru formlarinin doldurulmast strasinda karsilasilan sorularin gereksizligi ve destek primlerinin Odenmesi sbrecinin uzunlugu gibi konular, TUrk sinemacilar icin de sorun olmaktadir. Ayrica, Kategori 2 icin benimsenen sanatsal y e kulturel Oneme sahip projelerin Oncelikli olarak desteklenmesi gerektigini savunan Turk sinema profesyonelleri, Kategori 1 icin sOz konusu olan yOksek bUtceler ile Gerard Depardieu, Isabelle Adjani ye Sophie Marceau gibi Avrupa sinemasinin yildiz oyuncularinin projelere dahil edilmesi konularinda finansman actsindan yeterli olamayacaklari thistincesiyle bunun kendi beklentileri ile Ortilismedigi gOrOstindedirler (GUnaltay, 2001). Daha Once de belirttigimiz gibi, Tbrkiye yalnizca Euri85

Kaynakca Branegan, Jay. (1995): "Invasion of the Profit Snatchers!". Time (27 Subat). Cetin, Sabahattin. (1998): "Turk sinemasinda yeni dOnem (mi?)". Sinerama (Mart). Dale, Martin. (1997): The Movie Game: The Film Business in Britain, Europe and America. London: Cassell. Evren, Irmak. (1989): "Hollywood'un devleri Tiirkiye'de". TV'de 7(30 Ternmuz). Finney, Agnus. (1996): The State of European Cinema. London: Cassell. Goodell, Jeffrey. (1994): "GATT: The French Revolution". Premiere (Maps, Ingiltere bask's!). Guback, Thomas H. (1969): The International Film Industry: Western Europe and America Since 1945. Bloomington: Indiana University Press. Guback, Thomas H. (1985): "Hollywood's International Market", The American Film Industry. (der.) Tino Balio Wisconsin: The University of Wisconsin Press. Gunaltay, Faruk. (1993): "Iyi senaryo kotii film olmaz". Htizeyin Kuzu ye Hulya Arslanbay'in Faruk Giinaltay ile yaptIgi sbylesi. Antrakt (Kasim). Gunaltay, Faruk. (2001): Kiiltiir Bakanh'gi Telif Hakim ve Sinema Genel MUne gOnderdigi 14.03.2001 tarihli rapor. Horrocks, Simon. (1995): "European Community [Now European Union] and the Cinema". Encyclopedia of European Cinema. (der.) Ginette Vincendeau. London: BFI. "AB'den Turk sinernasina 514 bin Euro". HUrriyet (28 ubat 2003). Ipekgi,Handan. (2001): "Slogan atan filmlerden hoslanmiyorum." Umut BaDOnmez'in Handan ipekgi ile yaptigi soylesi. Altyazi (Kasim). Jurges, Jurgen. (1998): "Zihniyet farkim seviyorum". Sinerama (Mart). Kavur, Omer. (1997): "Oretimi neredeyse sifira dusmus olan sinemamizi Oliime terketmek, sOmiirge olmak anlamini tasimaktadir." Antrakt (Ekim). Nokta (25 Kamm). Kutlar, Onat. (1990): "Kaba bir Lev, Peter. (1993): The Euro-American Cinema. Austin: University of Texas Press. Neale, Steve. (1981): "Art Cinema as Institution". Screen, 22 (1). -Ozgentiirk, 411. (1992): "Isil Ozgenturk ile yOnetmenlik seriiveni Ye 'Rosa' iizerine" .. Aysegiil Uz ve Necati SOnmez'in 411 OzgentUrk ile yaptig! sOylesi. Antrakt (EyliiI).

n.

Agah. Tiirk Fihnicri SUzliigii 1914-1973. Istanbul: Sesam Yayinlari. Ozgtig, Agah. Turk Filmier] SOzItigii 1974-1990. Istanbul: Sesam Yaytnlan. Ozgtig, Agdh. Turk Filmleri Stizliigu 1991-1996. Istanbul: Sesam Yayinlari. Pertan, Ersin. (1997): "Bizans'ta Ask Baskadir". Neslihan Uzuner'in Ersin Pertan ile yaptigi sOylesi. Sinema (Kamm). Pirselimoglu, Tayfun. (2002): "Kayiplar cehennemi". Senem Erdine'nin Tayfun Pirselimoglu ile yapugi sbylesi. Sinema (Eylul). Rawsthorn, Alice. (1997): "Welcome to the megadome". Financial Times (7 Marls). Thompson, Kristin ye David Bordwell. (1994): Film History: An Introduction, USA: Mc-Graw-Hill. Turkish Cinema / Cinema Turc. (1994): Ankara: T.C. Kith& BakanlIgi. Tiirkkusu, Hakan. (1991): "10 yabanci filme 14 milyar Odedik". Ekonomist (28 Nisan). Tuncer, Omer. (1997): "T.C. KiiltUr Bakanligi Tiirk sinemasi igin ne yapabilir?". Antrakt (Haziran).

Tiirsak Sincma Yilhklan 1993/1994, 1994/1995, 1995/1996, 1996/1997, 1997/1998.
Yurdatap, Kadri. (1997): "Turk sinemasinin, Tiirkiye Cumhuriyeti kUlair polltikasi iginde yeri belli degildir". Antrakt (Ekim). Internet sitesi; http://www.coeint/T/E/Cultural_Co-operation/Eurimages/

88

89

EKLER • Y iinetmeni
Yil 1990 1990 1990 1991 1992 1993 vantm eisr Turk olan EURIMAGES destekli filmier Altnan Destek Ortak Yaptmet Filmin YOnetrneni Filmin Mt Miktan Olkeler/Sirketler 194.184 Euro . Tikkiye-FransaYavuz Ozkan Ates Ostiinde Almanya Yiiriimek Tikkiye-Belcika- 304.898 Euro All Ozgenturk Ciplak Isvicre ' 381,123 Euro Tiirkiye-tsvicreRobert'in Filmi Canan Gerede Italya 228.674 Euro Ttirkiye6 Seni Seviyorum TW- zgentlIrk Yunanistan-Fransa Rosa TO rkiye-A lmanya- 213.674 Euro Zillf11 Livaneli $ahmaran lsvec 304.898 Euro TOrkiye-FransaCanan Gerede Bergen (Ask Isvige Olitniden Sokuktur) TOrkiye-Polonya- 152.449 Euro All Ozgenturk Mektup gek Cumhuriyeti 182.939 Euro TOrkiye-IspanyaMustafa Alttoklar Istanbul Hollanda Kanatlartnun .4landa 182.939 Euro TilrkiyeErsin Pertan Kusatma YunanistanAltmda Ask Macaristan 213.429 Euro TUrkiye-FransaTuns Basaran Sen de Gitme Yunanistan Triyandafalis 213.429 Euro Tikkiye-FransaMustafa Altioklar Agtr Roman Macaristan 167.694 Euro TtIrkiyeOmer Kavur Akrebin Macaristan-Cek Yolculugu Cumhuriyeti 137.204 Euro TiirkiyeErden Kiral A vct Macaristan-Cek Cumhuriyeti 137.204 Euro TUrkiye-FransaYavuz Turgul Eskiya Bulgaristan 152.499 Euro TOrkiye-FransaNihavend Atif Yilmaz Yunanistan Mucize TUrkiye-Fransa239.040 Euro Reis Celik Hasp kal Macaristan Yartn Ttirkiye-Almanya- 167.694 Euro Yelim Ustaoglu Gimese Hollanda Yolculuk 228.674 Euro irfan Ttizikrt TikkiyeMum Kokulu MacaristanKadmlar Yunan istan Canan Gerede Ttirkiye-Fransa259.674 Euro Paryalanma IzIanda-Hollanda Ttlrkiye182.939 Euro Kay:kirk Tuns Bapran Macaristan-Fransa Diplomast Biket (than TOrkiye167.694 Euro Kaytkyt Yunanistan1998 1998 1999 1999 1999 2000 2001 2001 2001 2002 2002 2002 2002 2003 2003 2003 Bulgaristan TOrkiye- Yunanistan-Bulgaristan Sinan Cain TOrkiyeBulgaristan-Fransa Balalayka All Ozgenttlrk TOrkiye-qek CumhuriyetiMacaristan Gale Gale Zeki Okten TOrkiye-FransaMacaristan Melekler Evi TOrkiycOmer Kavur MacaristanRomanya Biiyiik Adam Handan Ipekci TOrkiyeKiktik Ask YunanistanMacaristan Hiybiryerde Tayfun PirselimoAlu TOrkiye-Almanya Oda Beni TUrkiyeBans Pirhasan Seviyor Macaristan Omit TUrkiyeSir Cocuklart Aydin C. Gtiven Macaristan Camur Tikkiye-Ktbris Dervis Zaim Yazz Tura 1.1Aur YOcel TOrkiye-Almanya Zamanstz Omer Kavur TtIrkiyeMacaristan (glum Ganderilmemis Yusuf Kurcenli TOrkiyeMatuplar Macaristan Ina! Hikayelert Reis elik TOrkiye-Almanya Zaman All zgentiirk TOrkiyeBulgaristan Melegin ItirkiyeSemih Kaplanoglu Dasiisit Yunanistan Sevgilim Istanbul Romantik Seckin Yasar 167.694 Euro 182.939 Euro 167.694 Euro 243.918 Euro 138.729 Euro 304.000 Euro 275.000 Euro 280.000 Euro 200.000 Euro 250.000 Euro 320.000 Euro 250.000 Euro 190.000 Euro 750.000 Euro 266.000 Euro 275.000 Eum

1994 1995

1995

1

1995 1996 1996

1996

(Kaynak: Eutimages) EK YOnetmen1 ve ikinci ya da UctIncii yapunctst Turk clan EURIMAGES destekli ftlmler y il 1991 1995 1996 1997 2002 Filmin Ad' Mavi STirgiin Haman: Usta Beni Oldursene Harem Suare La Finestra di Fronte Filmin YOnetmeni Erden K iral Ortak Yapunci Ulkeler AlmanyaYunanistanTOrkiye Italya-TikkiyeIspanya AlmanyaMacaristanTtIrkiye ltalya-FransaTtIrkiye ltalya-PortekizTtIrkiye Alinan Destek Miktan 457.347 Euro

1996 1996 1997 1997 1997

Ferzan Ozpetek Bans Pirhasan Ferzan Ozpctek

123.484 Euro 182.939 Euro 487.837 Euro 400.000 Euro

1997 1998 1998

Ferzan Ozpetek

(Kaynak: Eurimages)

90

91

ONEMLI 8IR BELGE

Ayastefanos'taki Rus Abidesi'nin
Burcak EVREN

ilk Turk filmi olarak iddia edilen Fuat Uzktnay'tn 14 Kastm 1914'te gektigi Ayastefanos'taki Rus Abidesi'nin Ydultst famine iliskin arastirmalarda bugune dek bu fil, min hig kimse taraftndan gOrUlmedigi ile-. ri surulmus, bu nedenle de bu ilk filminhicbir zaman gekilmedigi;getilme mamastnda acemilikten yandtgt ve en son clank da filmin gekildigi ve sonradan kay, boldugu ya da . galindigt savlan ileri Gergekten de bu film uzerine arasurma yapanlann bir gogu — ben de dahil- bu filmin izine rastlayarnaintstt. Bu filmi gOrme olastligt olan kisilerle yapilan turn konusmalarda da bu filmi gbrene rastlanmarrusti. Ustelik 1950'den once Turk sinemast uzerine yaztlan turn yaztlarda da bu filmin adt hig gegmiyordu. Hatta filmi geken Fuat Uzktnay bile gok az saytdaki sOylesilerinde bu Minden soz etmiyor, ancak 1950'den sonra yapug't bir sOyleside sOylesiyi yapan kisinin sorusu uzerine bu filme deginmek zorunda lcaltyordu. Turn bu olumsuzluklar ister istemez bizleri bu film uzerinde kusku duymaya yoneltOstelik antun yikthstna iliskin kimi tarihi belgelerde gesitli geliskiler de vardt. Kimi belgelerde-ki anal biziat yikugmt main soyleyen hig kimsenin haberi olmadan bir rastlanti .. sonucu ytkildigt yazthyordu. Rastantt sonucu yiktlan bit antun nastl olur da gunlerce haztrldc yapdarak filme gekilrnesi miitnkiin olur, hatta bu is igin Viyana'dan bir film gekina ekibi getirilirdi? Bu ve buna benzer sorular bu filmle kuskularm bastica kaynagi idi. Hele filmin ortada olinamast, bugune dek Oren bir kisiye rastlanmamast da bu kuskulan dogal olarak pekistiriyordu. 1984 yilinda bu filme iliskin kuskulartmizt dile getirdigimiz Gelisim Sinema Dergisinin. 2 ve 3. saytlartnda, Fuat Uzkinay'in ailesi de aralartnda olmak uzere bu filmi gOrme olastltgi olan herkesle kosullann elverdigi oranda gOrlisme olanagt bulmus ve filmin sonugta gekilmedigine ya da gekildikten sonra kaybolduguna karat- vermistik. Ama yine aynt dergide onemli bit belgeden soz ederek bu filmi Oren bir var oldugunu da belirtmistik. 0 za.. — bir bel g eve davandtrilamadt g't icin- vek

at Uzkmay'm lurt ve torunu ile belgenin gergek sahibi olan Gafuri Akgaktn'm kin ileti. BELGENIN ICERIO1 Fuat Uzlunay uzerine ilk aynnult galtSma,, yt,SaYin Nijat -OzOn yapmtsu. Ozen, Turk Sinernatek Demegi tarafindan 1970 tarihinde yairtnianari 51 sayfaltk Fuat Uzlct- • nay kitabiiietia benzer bin, kuskityu dile Bu kitap o ytllarda K.K. Muh Dairesi Foto Film Merkezi'nin kuruculan arastnda bulunan ve Fuat-Uzktnay ile aynt kurumda birlikte uzun ydlar yan yana caltsan Gafuri Akgakm'in da dikkatini gekmis ve sat y r satin okumasint saglanusu. Fuat Uzktnay'm gok yaktn dostu Akgakm kitabi okurken, eksik ya da yanits buldugu bir gok bilgiyi de kitabtn sayfalanna el yaztstyla eklemis. Bu el yaztst eklemelerden biri de ilk Turk filmi olarak iddia edilen Ayastefanos Abidesi'nin Ytkilisetyla ilgili. Akgalon'm bu filmle ilgili now aynen "YesilkOyde ilk gekilen Rus Abidesi filminin, film gekme merkezine girdigim 1930'da 150 metre kadar civannda idi. Birkag defa kumandanlara gOsterdim. Bu film 1941'de Ankara'ya nakil edilirken ambalaj yaptltrken Uste us te sartlmasmdan.buirti. diger .arsivdeki filmlere Bit saurlar bu fame iliskin simdiye dek bulabildigimiz ilk ve tek somut beige. En azindan bu filmin gekildigini ve kurumun arsivine girdigini, ancak bu kurum; istanbul'dan Ankara'ya nakil edilirken, filmin de bir baska kutulann-filmlerin igine kansugtru ortaya koyuyor. Demek ki bu film gekilrnis ve sonra da kaybolinustur. Ayastefanos'taki Rus Abidesi'nin Ytkiltst ' filmiyle ilgili kuskulartn dile getirildigi yillarda Gafuri. Akgakin'tn yalcinlanna " Nerdeyse Fuat Bey gibi namuslu bir adamt yalanct gtkaracaklar" dedigi de biliniyOr. Gafuri Akgalun'in yine aynt kitaptaki el yazt notlartndan bin de Sigmund Wainberg'e ait. Bu konuyla ilgili olarak da sunIan yazrnts: "Wainberg M.O.S.D'dan . (Merkez Ordu Sinema Dairesi) ayrildiktan sonra gOz altmda tutuldugundan Fuat (Uzkinay ) Bey ile iliskisi yok..."
1"! !,

"Ye5illthyde ilk cekilen Rus Abidesi filmilLin, fUnL cekine

merkezine girdigint 1930'da 150 Metre. kadar civarinda idi. Birkac defa
kunutrulartlara gf s terdirn. Bu 1941'de Ankarcew

nakil edilirken ambalai
sardrna.sindan cii6er

bit bilgi.

PriVCC9tIt_. ( 2D•439 Q

Yiki filmini

Oren

bir tanik

GAFURI AKCAKIN (SOL DST BATA) URDU FOTO CEKIM MERKEZINDE LABORATUVAR GRUP. AMIRIYKEN FUAT UZKINAY'LA (ALTTA SOLDAN CCONC0) BIRLIKTE...

f• j 1

0
,f ,14, - P: Le:

A Al.:

4:

ti C.

rtcf.'././,

Kc.

3

GAFURi AKCAKIN'IN EL YAZISIYLA AYASTEFANOS'TAKI RUS ABIDESPNIN YIKILI$1 BILGL.. FILMINE —

Wainber" kitabindaki "Wainberg higbir zaman Turkiye'yi terketmernisir, hep Turkiye'de kalmistir" tezini Wainberg'in 1. Dunya Savasi basladiktan sonra Romanya uyruklu oldugu igin M.O.S.D'inin basindan almarak yut gonderildigini iddia etmisterdi. Ama tarafantzdan bu konuya ilisin bulunan bir gok beige ile— ki bunlann aralarinda savas sirasinda Wainberg'in Grand Rue de Pera'daki Caddesi'indeki duklcanindan yazdigi mektuplar da varbunun dogru olmadigint ye Wainberg'in higbir zaman yurd distna stirgtine gonderilmedigini kanitlamtsuk. Akcaktn'tn bu now da bizim rezimizin

dogrulugunu ortaya koyuyor. CUnku bu kisa notta "yurt dilina gonderildi" denmiyor, onun yerine "got alunda tutuldugu"undan sot ediyor. Gufuri Akgakin'in kitabtn sayfalarina el yazisiyla gikma yapttgi notlar bu kadar degil. Sinema tarihimiz acisindan bir hayli ilging olantan da var. Sirasi gelince bu notlardan da sot edecegiz.

GAFURI AKCAKIN KIN/MIR?. Bite bu degerli ntitlan;:btratai'yillardir saren bir lik getiren Gatlin 1905'de Akcakoca'da':: M.O.S.D'ride:teknik.adargotra Fuat Uzkinay ile H Daha sonra K. KMtiti:. Foto-Film MerketN-414i'. lairurna. gegti ye eiriet411 olan 14.7. 1970'e dek:-bp:fa. ktsa ti. Turk yayilan film servislerelieg41;ries ken elemantart -lyetii401Militat:, da ders vererek cinin Alcgalun'tn'1944'ae,Wtrktrta ile birlikte Alinany'a!ya. film merkezi„igini1)ii'4i:', ahp tilkeye verdikleri halde:11:emalci montaj edecekA6kibt memesi uterine de FuattU ile birlikte elle48WS1:,1 yok iken menin, tistesindLggeS igin Genet Kurinaipailc,:ajo-i. dan 1977'de Olda,

Sinema tarihimizin bilinmeyen ilk filmleri
(1905-1914)
BURCAK EVREN
inemarmun gecmisi bilinmezlik• lerle dolu. Bu bilinmezlikler tdnelinde zaman yolculuguna cdoldiginda kimi hos si rprizlerld karsilasmak da °last. Ciinkti; bugUne dek, sinemamain gegmisine iliskin arasunlmamis, incelenmemi§ o kadar fazla sey var ki? Ulkemizdeki sinema tarihciligi bir bakima arkeologlann caltsma yOntemleri ve metodolojisiyle buyuk benzerlikler gösteriyor. Her ikisi de bilinmezliklerle dolu bir alant eselerken, kucuk bir buluntudan (aynnuclan) biltfinO kayramayt, anlamar hedefliyor.Ornegin, bir raslant sonucu bulunmu§ kucuk bir obje-haber bile ban:me ulasmakta buyuk olanakiar sagliyor arasurmact. ya. Her ikisinde de sabm, dikkat, konuya iliskin birikim ile neyi nerede arama sezgisi buyuk bir Onem tastyor. Sinerna tarihciligiyle arkeolog arasindaki en onemli arrim ise, malzemenin nitelegi ile nice• liginde ortaya ciloyor. Birisinde istemediginiz kadar olan malzeme, digerinde bir elfin parmaklartru gecmeyecek denli sarlt oluyor. Buda or. taya "yazma" ile yapilan ara§urmanin "kazma" ile yaptlandan daha zor oldugunu Amac, elbetteki sinema ile aticeolojinin bir kiyasiamasuu yapmak degil. Yalruzca sinemanin gecmisini kendilerine ugra§ aim seven onlerine cikan ya da ctkacak engellerle gitchiklerinin altuu cizmekten kaynaklanan bir analoji yapma gereksinmesidir. Gercekten de sinemammin gecmisine iliskin belgeler/bilgiler yok denecek denli az sardadtr. Bunlara ulasmak ise, bfitOnilyle arasurmactrun bilimsel caltsma yönetiminden cok, bir rastlann sonucudur. Bugune dek, sinernamtnn gegnisine iliskin cogu beige, arasurma sonucu degil, aksine bir raslann sonucu ele gecmistir. Ele gegnis. tir diyorum, 4unku bunlann bulundugu yerler kiltiaphanele •, ozei arsivler, bu konuyla ilgili kurumlar degil de, tarn aksi eskiciler, sahaflar, bit pazarlan ya da ephemera gibi kaga antikast sans/ yapan yerler olmustur. Gegrnise iliskin beige. leri toplama, biriktirme, tasnif etme, saklama gibi bir altslcanitgimtz ne yank ki pek fazla derecede yok. Hele hele sinema gibi uzun sure panayrr eglencesi sarlan, btrakin bir sanat dalt olmayi, ciddi bir ugras bile sarlmayan bu alandaki belgelerin ne durumda oldugunu kestirmek ise o denli zor degil. Ama ondan daha kotusu ise yeterli derecede olmayan ya da cok az sarda olan bu belgelerin bastna gelenlerdir. Bir zamanlar Turk Sinematek Dernegi'nin bags; yoluyla topladigi belgelerin alobetini ammsayanyalmzca toplamanin, tasnif etmenin yeterli olmarp, saklamamn, gelecek kusaklara aktar. marun da ne denli Onemli oldugunu farketmislerdir herhalda. Turk sinemastrun ilk clOnemle. rine ait el ilanlan, afisler, herbiri bir daha yenne konmayacak denli onemli fotograflar, elyansenaryolar, &el arsivIer, sinemayla ilgili kimi objeler (rahmetli Onta Kutlar'm istegi ile yine rahmetli Nezih Co§ ile birlikte gece giindOz tasnif etmeye caltstigtma sinema tarihimizin bir daha yerine konmayacak o cok Onemli beigeler...) dernegin el degistirmesi sonra da kapatd. mast sonucu bagtslanmayacak bir aymazlik sonucu yok olup gitmisti. Olant hoyratca harcachgtmtz, az bulunam ise toplama gereksinimi duymadigmuz bu beigelere erismersek, sinemaminn yeterince bilinme• yen tarihini nasti zenginlestirebiliriz ki? Bu tar calismalart yapmayan, daha da kOttista yapma gereksinimi duymayan bir alantn (ki staz konusu sinemadm) o zaman tek bir secenegi kalmaktadm-0--darbmgfme dek yanlanlart degismez -dogru olarak kabul edip, ezberlemek, irdelemek, aksi kamtlansa bile ragbet etmemek. Boy. lesine bir egilim ytllartn suregelen egitim siste. mimize de tarn denk chismektedir: "Egitim sis. temimiz dogrulann bir kerede hicbir zaman de. givneyecek bir sekilde kesfedildigine inantr ve bunlann ezberletilmesi gerektigini chasiinCir. Herhangi bir kusku veya tutarliltic OzUmlemesi altskanligt elde edemeyen arastirmact ya da da. ha genic anlamda Turk aychnt, kendi dogrulan na mahkum olmaya mahkum olur..." Orneg'in tarafunadan ilk Turk filmi olarak bilinen Fuat UzIonay'm "Ayastefanostaki Rus Abidesi'nin YtIolist"na iliskin yaptigmtz ara§nr. ma, turn sinema tarihcileri ve yazarlan tarafm• dan kabul gOrmesine karsthk, nedense, eserierinde pek yer almamts, yine bildikleri, ezberledikleri tfirden Fuat Uzktnay'in sOzil edilen fil. mini ilk film olarak yazip durmuslardtr. Bu da yazarlannunn ve tarihcilerimizin ne kadar yeni. liklere acik oldugunu ortaya koymanin Otesin. de, daha Once yazdanlann degismezligi uzerinde inatla durma ali§kanligmt ve de kolayligint set. Belgelerle aksi ispatlanan, ama ne yank ki

Manaki Kardesler, 5-26 Haziran 1911'de Manastir ye Selanik'i ziyaret eden V. Sultan Mehfnmini Kura h i, filmin cekili5i st•asinda trc,I uwc Manaki .Kardesler'e engel olmak isteyen maiyetine "Buakm cocuk oynastn" sozunu sOylemis, onlara bir aculan yardtmci olmustu.

Servetifiinun'un sayfalandria.Arer.'ilan biii foOgraili-19,09;•.fciteiraft ceken, iilkemizde sinemar getiren Sigmund Weinberg. Fotografin iddia edilen "Ayastefanostaki Rus Abidesi'nin Ytkthsendan yillar bir kOsesinde ise sehzadeleri once cekilen bir film. sinema literaturumuze girtriesOiplaY atts144 lar nedeniyle- inatla engellenen;4„yalutica ; ilk, Turk filmin iliskin kuskular degil llk sansur, ilk gOsteri, sinemantri . ilk salon, bilinmeyen OnctrIet/P8iiiii4gia4 bugun cesitli belgeler ele • geCinithis; q1ilnel kadarl • dogru olarak bilinen her se.iideta,te0isiz'Syt1-. hatta sinemanuzin.ilk dOnemin yeniden, bu belgeler isi tnda.gozden gecirilerek yazilmast kactrulmai 'olirtUstur: Yeni bulunan belgeler esliginele '"AYastefanosta'ki Rus Abidesiniri q Ytkilendan Once lac filmin varligt ortaya ;6kinistir: Bundan da 1.Jzkinay'm filmi cekilmis*olsa ilk Dirk filmi olmayacagt, dolaytstyla sinerriamam dogum tanhinde kimi degisikligin ka6ntIrnaz oldugudur. Tabii bu kactrulmaz degisikligin bir baska yeni belgenin bulunmastna dek surecegini de belirtmek gerek.

?Pkil!s,W.",s3.1;.

ilk film 1905'te Cékilrais. Cekenin kim oldugu bilinmiyor. Yalnizca Selim Slrrl Tarcan'in bu filmin cekiminde rehberlik yaptigi biliniyor ki, bu da filmi cekenlerin yabanci oldugu kanismi gcaclendiriyor. yeri ise Ylldlz Camii'nin ikinci avlusu.
dia ettigi gibi aralartnda bir akrabalik hele hele baba-ogul gibi bir yalunlik yoktur.) Fotograftn itCiinkil Siggincligi bu kadarla da mund Weinberg'in cektigi fotografta, kthcalaytna katilan sehzadeleri tastyan arabamn yarustra bir ilginc goruntu daha var. 0 da, bu alayi filme ceken kisiler. Weinberg, bilerek bu sinemacilan da Icadrajuun icine dahil etmis. Kameramamn arkasinda duran kisilerin kim olduklart ise mechul. Giysileri y e baslarmdaki melon sapka nedeniyle yabanct olduklari ileri siiriilebilir ama bu kisilerin calisttrdiklart aletin fotograf makinesi degil de kamera oldugu kesin. Fotografa bakarak yer tayini yapmak olanakstz degil ama oldukca zor. Benzer bit yeri gOrOntilleyen kartpostaldan hareket ederek buranm Kabatas oldugu soylenebilir.

Ink film 1905'te cekildi
BugOn bilinen ilk film 1905'te cekilmis. Cekenin kim oldugu bilinmiyor. Yalruzca Selim Sinn Tarcan'in bu filmin cekiminde rehberlik yaptigt biliniyor ki, bu da filmi cekenlerin yabanct oldugu kantstru gOclendiriyor. cekilis yeti ise Yddtz Camii'nin ikinci avlusu. 1905'te cekilen bu filmin Olkemizde cekilen en eski film oldugunu sOyleyebiliriz. Tabii bu filme iliskin dogrulugu tarttstlmaz yeni belgeler bulununca. tkinci filmin cekimi is0909'da gerceklesiyor. Bu filmle ilgili elimizde oldukca ilginc bir beige var. Daha dogrusu bu beige Servetifiintin Dergisi'nde yarmlanan bir fotograf. Belgenin ilgincligi fotograft ceken kisinin kimliginden geliyor. COnkii bu fotograft, bugtine dek Turkiye'ye sinemayt getiren, Galatasaray dOnemecindeki Sponeck'te ilk gosteriyi yapan, ilk yerlesik sinema Pathe'yi acan adam olarak tantchgtmtz Sigmund Weinberg cekmis. Weinberg'in sinemactligtmn yamstra fotograf malzemesi satttgt biliniyordu ama, bugilne dek bizzat fotograf cektigi pek bilinmiyordu. (Kimileri Sigmund Weinberg'in fotograktligint Jean Weinberg ile kartstirmaktachr. Fotograftn alundaki imzalar olduk.,• C',tc!11, c

tek film
Bugrin elimizde cekenin bilindigi, cekilenin ise giinfimiaze kadar geldigi tek bir film bulunmaktadtr. Bu da Makedonya astIlt Manaki Kardesler'in 5 . 26 Haziran 1911'de V. Sultan Mehmet Resat'in Manasur ve Selanik ziyareti strastnda cekilen filmdir. Makedonya'mn Bitola tren istasyonunda cekilen ye Makedonya film arsivinde bulunan bu film, karsiltIch kulturel iliskiler cercevesinde ulkemizde de farkh tarihlerde iki kez gOsterilmistir. Manaki Kardesler'in film cekimi strasinda Sultan Resat'a kunildama, 1:m •i•••• n 9:1,in, brcicindn hareke

to gecen maiyetindekilere "btrakm cocuk oynastn.? deyisi ise bu ilk filmin unutulmaz bir diger ilginc taraftm olusiurmustur. Bu filmin tartismaya actk taraft ise filmi cekenlerinden Otani ilk Turk filmi sayiltp saytlamayacagtchr. Makedonya'nin o clOnemde Osmanli imparatorlugu'nun hit parcast olmast bu filmi ilk Turk filmleri arasmda saymamin Ote yandan The .Angelopomilmkiin ulos'un • gectigimiz ytl Cannes'da Juri Briyilk Odiilii kazanan "Le Regard d'Ullysse-Ulis'in Balost" filminde Manaki Kardesleri Iconu alarak onlan Rum astIlt gOstermesi, basta Makedonyaii sinemactlar olmak there buyuk tepkilere yol acrnts, Manaki Kardesler'in kimligini sapttrmastndan dolayt bir dizi protestolara neden olmustu. ilk Ttirk filmleri arastna koyacaguntz bir diger caltsma da, 1913 yilinda yaptlmtsttr. Hamidi. ye kraviimaninill konu alan bu film de, ne yazik ki gilniimfize kadar ulasmanusttr. Ama filmin cekim asamalartm anlatan gazete haberleri ile filmin sinemalarda gOsterildigine iliskin kanttlar bulunmaktadn. Bu film hakkinda bilinmeyen tek sey ise , kim ya da kimler tamfindan cekildigidir. Yukarda ktsaca degindigimiz, her biri ilk film olma ozelligine sahip trim yaptmlar hakkmda ayrinttdt degilse bile inanchnct ve kabul edilir kamtlara sahibiz. Arttk birilerinin ilk Turk filmi "Ayastefanos'taki Rus Abidesi'nin Ytkthsedir diye. tsrar edip sinemamtzm kurulusunu 14 Kamm 1914 olarak inatla surdurmesini ciddiye almamak laztmdtr. Arasnrmalar derinlestikce ilk filme iliskin kimi bilgiler daha net ye inandtrict bir sekilde ortayd ctkacaktir. Amac; Turk sinema tarihinin ilkleriyle oynamak degil, aksine gercegi yakalamakttr. Sinema bilinen yanhslan yineleme ve sinclarme yerine, yeni belgeleri degerlendirmeye alit) bunlar iizerinde arasttrmalara giriserek-gereginde yeni belgeler bularak- dogrulart bulma ye aktarma ugrastilt htzlandirmalithrlar. Yoksa yarin, Turk sinema tarihini yanitslardan annthrma ugrast bir cok nedenden dolayt sonucsuz kalacak, giderek kendi sinemarruza yabancilasmis olacagiz.

m
ANTRAKT •

EYLOL . 95 • 59

7.2

SPONEK
.t r

MAW

Mustafa GOkmen
KLC4icE1 silitYnA t0.6-115 0.060) 5 c\-- GD

ponek birahanesinin varligindan '1943 yilina kadar azinliklarin ve birkac ak§ama TUrk'On dt§inda kimsenin haberi olmadi. Ancak o sene ErcOment Ekrem Talu'nun perde ve sahne dergisinde yayinlanan bir yazisindan sonra taninmaya ba§ladt ve-TOrk sinema tarihindeki yerini al& Rahmetli Talu orada yapilan ilk film gOsterisini bOtOn tafsilati ile anlatiyor. Ama gOsteriyi yapanin kim oldugunu yazmami§. Sponek'ten bahseden ikinci yazar olan Rakim Calapala'nin 1947'de yayinlanan "Filmlerimiz" adli bro§OrOnde de bu konuya deginilmemi§. Ociinc0 yazar olan Zahir GOvemli 1960'da yayinlanan "Sinema Tarihi" adli kitabinda farkli olarak, gOsteriyi daha evvel .Yildiz Sarayi'nda Osten yapan -ki bu Aye Osmanoglu i nun bahsettigi Bertrand olabilir- Fransizin yaptigint yaziyor. Ayni yillarda sinema yazarligi yapan Cemil Cahit Cem, Burhan Arpad ve Nurullah Tilgen'in yazilarinda ise Sponek ile ilgili hicbir §ey yok. BUtOn bunlara ragmen bazi yazarlar o gOsteriyi Sig mund Weinberg'in yaptigini rahatlikla yazabiliyor. Itiraf edeyim ki bu yanilgiya vaktiyle ben de cla§tOm (Turk Sinema Tarihi - sahife 13). Ama sonra hakikati Ogrenerek dazelttim (Eski Istanbul Sinemalan - sahife 79). Tabi bunlar teferruattir. asteriyi falanca veya filancanin yapmast Sponek'in Turk sinema tarihindeki yerini ve Onemini degi§tirmiyor. COnk0 orasi bizim "Grand Cafe"mizdir. Paris'teki ilk Osten dOnya sinemasi icin ne ise Sponek de bizim icin odur. Bu sebeple konuyu biraz daha geni§leterek yaziyorum. Tam adi Serafim Sponek olan ki§i gecen yOzyilin son ceyreginde Beyoglu i nda bir birahane i§leten bir Osmanli vatanda§idir (Le Moniteur Oriental, 4.3.1884) Kendisi hakkinda fazla bilgiye sahip degiliz. Sinemayla da ilgisi yok. Ama Turk sinema tarihinin ilk sahifelerinde bulunuyor. COnka "TOrkiye'de halka acik ilk film gOsterisi" tesadafen de olsa vaktiyle onun actigi de yapilmi§ (Le Moniteur Oriental, 16.1.1897) Gerci o yillarda (yani gOsterinin yapildigi tarihte) Serafim Efendi orada degildi (Le Moniteur Oriental, 4.4.1888). Ama halk orayi hala "Sponek'in Yeri" olarak taniyordu. asterinin ilaninda da ayni deyim kullanildi. Birahanenin icinde bulundugu bina 5 Haziran 1870'de 3000 evi yakip 20000 ki§iyi acikta birakarak Beyoglu'nun &ate birini haritadan silen buyuk yangindan sonra in§a edilmi§. 0 zaman bOyle buyuk yapilar malikhane adi ile ev olarak da kullaniliyordu. Ama sonraki yillarda i§hani oldugu kesin. Binanin en Onemli yeri olan zemin kati ba§langictan gOniimOze kadar birahane, lokanta, ickili gazino ve bar olarak kullanilmi§. Bu arada yukanida bahsettigimiz Osten de yapilmi§. Halen bOlUmlere ayrilmi§ olarak ce§itli i§ler icin kiralanmi§ bulunuyor. Ilk sahibi belli degil. Son sahibi Antuan Parma. Sponek'in bir de bakkaliye kismi vardi. Onu da §Oyle anlatabiliriz: Bina bir ucu Me§rutiyet caddesinde, diger ucu Istiklal caddesinde olmak there "L" §eklinde idi. Yukanda bahsettigimiz i§

euipo Kvz_ 03>

yerleri Me5rutiyet caddesi tarafinda, bakkaliye kismi istiklal caddesi tarafinda bulunuyordu Halen Me5rutiyet caddesindeki kisim (ici hayli degi5mi5 olmakla beraber) ilk 5eklini muhafaza ederek duruyor. Kapi numarasi 15, lstiklal caddesindeki kisim ise bOt0nayle yiktinlarak yerine magaza yapildi. Kapi numarasi 204. Ben ilk kitabimda bakkaliyenin yerini asil Sponek zannederek o tarafta munasip bir yere "Istanbul'da halka acik ilk film gOsterisi burada yapildi, 1897" yazili bir kitabe konmasini ilgililerden dilemitim. 5imdi yanli5ligi &Ur dileyerek dOzeltirken kitabenin diger kismin kar5isindaki yaya kaldinmina konmasini (ki orasi bu i5 icin cok mOsaittir) rica ediyorum. Buna benzer bir kitabe Paris'in KapOsin (Capucines) bulvarindaki Grand Cafe'nin duvarinda var. Onlar bu i5i ilk gOsterinin 31. yilinda halletmi5. Biz 100. yili da gectigimiz halde neden ihmal edelim. Bahsettigim yere kitabe konamazsa 19. yOzyil motifleri ile s0s16 bir direk de dikilebilir. Asilacak levhaya ayni satirlar yazilir ve bir okla kar5itaraf gOsterilebilin Bu da oraya cok yaki5ir ve sinemaya verdigimiz onemin ispati olur. Sponek'in binasi ile ilgili bildiklerimiz ve dilegimiz bunlar. "Peki oraya soyadini veren Serafim Efendi sonra ne oldu?" derseniz o hususta da 5unlari yazabilirim:

.

Bahsedilen yerde actigi i5 yerini 1888'den evvel kapatrni5 veya ba5kasina devretmi5 olacak ki o tarihte kendisine Voyvoda caddesindeki 122 numarali yerde gene ayni i5i yaparken rastliyoruz (Le Moniteur Oriental, 4.4.1888 ve 12.8.1893 tarihli ilanlar). Daha sonra ise hepimizi bekleyen mukadder akibet: unutulmamak ve kubbede Yokluk. Ama ho5 seda birakmak degil mi? Zannedersem Serafim Efendi biraciliktan sonra o i5i de ba5armi5. Bu arada 20. y0zyilin ilk ceyreginde cikan bazi gazetelerde de "Sponek Birahanesi" ilanlari bulunuyor. Hicbirinin hakiki Sponek ile ilgisi yoktur.

MST V,1\tO"'C

51? 43,31•1.. ?tri6. ,-56rit,
Gik\ tNts

F,o

ts.co

‘e cwtI L ekoo' Oconnue vcovrev suveuve do see coAsec-o.
••••••••

`at coOler, u Celle$•.‘ yonllpttOLle Oalls le ..,eL‘le,e, (lc TenieLL• . true 1‘0 1-1 et cloLLA)Les: XeLobc\IlL• ...1C pour see •au vublic tout tot 'cle v2cair,

zttr:1 et le con tvais 453 letiblcs. kotzl,otfLanl, tratcalse et a V Otielatale • espZ:ces ite cot

BRASSERIE

RESTAURANT

la V.L.e voulLx. de VV,uvov, GutsVtl “L ' DiCirie.--140Ute,S • 11-.L Llly: o, +nc n tc. el c.et 4paL . Von trouveles Lla Os, e‘ eL.e et vt uit vr)e l' n• L.le LouL e 1e
u‘ . D. .c.i. o

GALATA, Rue Votuoda, N. 122, GAL ATA. .
ain:31 clue sa numbreusa clientele, clue as Brasserie. est le prein:er cntierement re-slaw .. e et tattata (le cc runs". CuiAine excel-! i-tablifisemen e prompt et irrvproc 0z:fines et H- !Pie re.nrupvenne et Forietitale. ‘101111e et tirurs del premieres inArqued. al. spt'ci A gin% locitim l e Nunich Impurt4. -e-3 par % curopt:eas Lit coltectiutl des loCittiaux quelquev dkjk import/trite, a ete.enrichle .cations k ', ish cc vaste labs liallleur , on n'a qu rendre compte de eLa supement pour youioir riorite. PRIX 101)E:RÉS.

M. S. Sponek a llunneur d'infurmer le public,

t .L %

I '

P% n

l'1101'`)gr

not 11 2' e IGrallt I vc-N, ..it` t‘i CI`u 4.11S
/3°S

W.111‘C b

• • IV' •

Ac aci 6 e

0)
G N •

V3

1 1. of — collst2.11/'
t Ste'/IS% .44

o

it ra,. t

q

- f er

The Oriental Advertiser Le Moniteur Oriental, 1.3.1884

Le Moniteur Oriental, 12.8.1893

_zil,,tromatiltiM_111.`11,t,14,SPayer Mit-OVE:t t (5 cOrismel 2,00 6 2,

TORKNETE

ILK KEZ
MANAKi KARDE$LERIN CEKTiti FILMIER VE FOTOORAFLAR
• Ozgiir SEYBEN_

Manaki Kardeller

lk Turk filrninin "liangisi oldugu yOntindelci tarti§malarin merkezinde yer alan ve Burcak Evren'in "Sultan V. Mehmet (Resat)'in Bitola'yi Ziyareti" adli filmleriyle Turk Sinema Tarihi'ni I ba§lattiklan yOniindelci tezlerine konu olan "Manaki Karde§ler"in cektigi filmlere ait fotograflar, TOrkiye'de ilk kez Sinematiirk sayfalannda yayinlaniyor. Makedonya Sinematek'i ve Makedonya Kiiltiir Mirasini Koruma Ofisi'nin katkilanyla yayinlanan bu fotograflarda yer alan filmier, 13-17 Aralik tarihlerinde gerceklegirilecek olan "1. Uluslararasi Bursa Ipek Yolu Film Festivali" kapsaminda orijinal halleriyle Turkiyeli sinemaseverlerin begenisine sunulacak. MANAKI KARDELER Makedon sinemasinin Oncilleri olan Yanaki (1878-1954) ye Milton (1880-1964) Manaki, Avdela'nin Vlach kiiyilnde dogdular. Manaki Kardesler birbirinden farkli karakterlere ye mizaclara sahip olsalar da, yakin i§birligi yaptilar ye birbirlerini hem fotografik hem de sinematografik anlamda tamamlayarak uyumlu bir birliktelik yaratular. Ilk profesyonel a§klari fotografti. 1898 yilinda Yanaki bir meslek lisesinde kaligrafi ye cizim Ogrettigi Ianina'da lair fotograf stiidyosu act!. -tcig -te=liatini Ogrenmeye Aynt sene, MiTton Maril=ona-tatildi ye karde§inin studyosunda ford' ba§ladi. Meraki ve gayretli cali§masi sayesinde, Milton Icisa siirede fotograf ustasi oldu. 1904'te Manaki Kardesler Bitola'ya tasinmaya karar verdiler. Sehir o clOnemde Balkanlann Onemli bir ekonomik, politik ve kiiltiirel merkeziydi. Bir sene sonra Bitola'da meshur "Sanat Fotografciligi AtOlyesi"ni actilar. Manaki Kardesler icin diger Onemli yil Kral 1. Karol tarafindan Romanya'nin Sinaia §ehrindeki bilyiik fotograf sergisine davet edildikleri 1906'ydi. Sergide fotograf kolleksiyonlan ile Akin Madalya kazandilar, ye bu bapri onlara Majestleri Kral 1. Karol'un Saray Fotografcilan iinvanini getirdi. 1911 yilinda da Osmanli Sultani'nin ye 1929 yilinda Yugoslavya Krali Alexander Karadjordjevic'in fotografcisi oldular. Fotograf makinesi deneyimi gorsel bir hazirlik icin mukemmeldi ve onlara film kamerasiyla calismak icin saglam bir altyapi kazandirdi. 19. yOzyildan 20. yilzyila gecerken, Balkan Savaslan ye 1. Diinya Sava§i ile calkalanan Balkanlar'da Osmanli Imparatorlugu'nun Balkan kanadinda yer alan Bitola politik bir merkez olarak buyuyordu. Bitola'da 30 bin Turk askeri bulunuyordu. Burada askeri akademi, okullar, bankalar ve matbaalar varch. Avrupa etkisinde zengin ailelerin yarn sira banliyolerde yoksul sinifin da oldugu bir ticaret merkezi haline gelmisti. ICisaca, Bitola'da yogun bir §ekilde fotograf makinesiyle calisan Manaki Kardeeeri cezbeden aging, celcici bir hayat vardi. Milton Manaki'nin anilannda 1905'te agabeyi Yanaki'nin Avrupa'daki ba§kentlere seyahat ettigi yazar. Yanaki Londra'daki Charles ehir Ticaret Merkezi'nden 300 model numarah Bioskop film kamerasi ahr. Camera 300 olarak bilinen bu kamerayla mahalledeki ye ailelerindeki baska kadinlarla gezinen 114 yasuldaki neneleri Despina'yi tiliimsiizlestirirler (1905). Bu onlann ilk filmi ye

22

t__

BUYOKANNE DESPINA Manaki Kardegerin Fektigi ilk film. Janaki ye Milton Manaki'nin biiyiikanneleri Despina egirirken iist apdan Makedonyada, hatta Balkanlar'da gerceklettirilen bu ilk Fekimler sembolik anlamlar da icermektedir. Biiyikanne Despina'nin egirirken, Makedonyada da film bobini dbnmeye ballamor.

Makedon sinematografisinin dogusudur. Milton ye Yanaki Bitola'daki ana caddede (Shirok Sokak) bulunan evlerinin balkonundan birgok film cektiler — bunlar Pelister Dag' yamaglannda gegen hayatin her yOnilyle ilgili belgesellerdi. Fotograf stiidyosunun ve Camera 300'iln yarn sera, Manaki Kardesler filmleri de projekte etmeye basladilar. 1921'de ana caddede tepesi agik yeni sinemalan "Manaki"de ilk filmlerini gOsterdiler. Sinema bahcesi Manaki Kardesleri tatmin etmeyen kisa vadeli bir cozumdu. Sonralari, bir sinema salonu kurdular ye 1 Aralik 1923'te bu sinemada ilk gOsterimlerini yaptilar. Bu sinema 1939'da yanana kadar farkli ki§ilerin elinde basarth bir sekilde yOnetildi. Manaki Kardesler filmlerinde gundelik hayati sanatin seviyesine yiikseltmeye galisirlar. Kameralanyla enteresan olaylarin ve atraksiyonlarin pesinde her daim dola§trlar. Onceden yerel ve etnografik olaylarla (Bitola'daki ana caddede Aziz Cyril ye Metodist Kutlamalari, Dini tatiller, Aziz George Kutlamalari, ehir DU'giinleri, City Cafe'nin agthst) ilgilenirler. Ardindan, tarihi ve olaylara yOnelirlen Osmanli Sultana V. Mehmet'in Selanik ye Bitola ziyaretleri, Osmanli ordusunun Bitola'daki gecitleri, Makedonya'daki Jon Turk hareketleri. Alexander Karadjordjevic'in Bitola ziyareti, Osmanli Ordusu'nun Makedon niifusuna yaptigi misillemeler.) Manaki Karde§lerin kendine has Ozellikleri, gergegi gergekgi bir sekilde ele almalart, tarihi gerceklerin gok iyi segilmi§ ayrintilarla reprodasiyonlanni yapmalari, sekanslarin kompozisyonunda ve sekans dinarnigindeki duyarliliklari, kamera acilari konusundaki yaratici buluslan, olarak Ozedenebilir. Ayrica en bilytik basanlan ve saplannlan, kalabalik planlar, uzun siiren gegit tOrenleri, gosteriler ye §enlilderde kitle psikolojisini ve heyecanini yansitmaktir. Oliimiinden kisa bir sure Oncaa, Milton turn foitograflanni ve dosyalanni Makedonya Devlet Arsivi'ne verir. Bu karan sayesinde Manaki Kardeslerin gok Onemli eserleri korunmu§tur. Bugun Bitola Arsivinde iglerinden 10,952'si Manaki Kardesler tarafindan basilmis ve gerisi negatiflerden gogaltilmis 17,854 fotograf bulunmaktadir. 1950'de 2000 metreden uzun film malzemesi basihp gogaltilmis ve Budapeste'deki laboratuarda 1955 yilinda 35 mm.'ye aktarilmisur. Bu eserler, bugun Uskup'teki Makedonya Sinematek'nde korunmaktadirlar. Manaki Kardesler arkalannda ya§adiklan ye yarattiklan dtinemin Makedonyasi'na ait gok zengin bir fotograf, film ye Onemli tarihi belgesel mirasi btrakmislardir.

JON TURK HAREKETI MANIFESTOSU (Manastzr) rekilen filmin Bito hafka bir parfast. Aynt mekanda szrayla fekilmif iic yiiksek aph plandan olufuyor. Birinci plan etraft illialt kalabaltityla Fevrili bir askeri bandoyu güsteriyor. Ikinci plan bir dizi arabadaki sivilleri ye yantartudaki askerleri gdsteriyor. plan da, ikincide °Ida:en gibi straya dizihnif ath askerleri gästeriyor.

BITOLADA CENAZE TOREN; Cenaze, BitolaVaki (Manastzr) bir caddede list apyla cekilmiftir. Bu da tek plan sekanstzr. Kimin cenazesi olduiru merhuldiir ama craze täreninin boyutlartna baktlehtinda birinin cenazesi oldugu anlaftlmaktadzr. Alayzn baftlida agzr hareketlerle ilerleyen bandoyu, felenk tapyan erkekler takip etmektedir. Alaytn her iki tarafinda Trk askerleri bulunmaktadtr. Papazlar, tabutu taftyan bir araba ye onu takip eden bfiyzik bir kalabahk görtilmektedir. Cenaze alaymin gec fehirli giysileri ifindeki tigi kad:n ye erkekler, melon fapkah beyefendiler, fapkah hantmefendiler, 7iirk soylulan, rahibeler ye arabalarla dolu.

Manaki (Ugh.)

Greuttna- Gend gOrtiniim (sag altta)

AZIZ CYRIL VF_ AZIZ METHODI US BAYRAMI KUTLAMASI Bu film tamamen korunamamq ye, .66m:tun tamamt fekilememil olsa da iir planda grin-denier bu online sennek(AY ands: n) suktildarm.r. ,•:;. , /a.; kir;;-ara 'Tedder KUhramanr" L; 771Q; i hi comic tlyeleri iizerinde o,Yaklarrryor. Filmdc uzun bit sira haldule milli kiyaletler icindeki pork, kaden ue erkeklo; ,rapkah, uzun elbiseli hammejindiler, !third ' ri ivindeki erkekler, diplomatear; nibipler us gariilmektedir. (yanda)

OSMANLI SULTAN! V MEHMET RE,SATIN BITOLATI (MANASTIR) ZIYARETI Manaki Kart/crier, linemli belgesellerinde, sondan bir tinceki Osmanli Sultan: V. Mehmet Reittem Bitola (Manastir) ziyarerini anlatmtgardir. Film, Sultanin Bitola (Manastzr) tren istasyonuna gelipyle ye orada hulundugs surece kaldzit " Bitola (Manasttr) belediyesine ait binalara ziyareriyle baflzyor. Bu hiktlyenin en etkileyici Sultan's ': onuruna dzizenlenen ye belediye binasin:n gercekleien, Osmanli Imparatorlukunun biinyesindeki her millet ye dinden insanin, sosyal, politik, dini ye askeri turn kurumlardan temsilcilerin katildzis gecit tiirenini keren inan:lmaz uzun sekans. Mende hem rocuklar hem de yetifkinler ham". bulunuyor. Filmde ayr:ca thren alarm's Bitola (Manastir) caddelerinde yuruyu unu, Sultanin Tumbe Kafe ye Bitola (Manashr) yakinlarindaki piknik alanina gidifini de geiriintiilenmif. Film Sultan's': Bitola (Manast:r) tren istasyonundan ayr:l:fsyla sona eriyor. (iistte solda)

ALEXANDER KARADJORDJEVIC7N BITOLA (MANASTIR) ZIYARETI Bu ftlm, Manaki Kardeilerin, Bitolada (Manastir) meydana gelen onemli olaylartn tamaminz cekme, Ornegin kente gelen Onemli insanlarm ziyaretini filme alma konusundaki inanzlmaz duyarhlzkla, tam bir belgesel yapma konusundaki yeteneklerini ortaya koyan bir balka kanithr. Film Alexander Karagjorgjeyic'in, kentin, ordunun ye kilisenin temsilcileri tarafindan karplantkin, Bitola tren istasyonuna gelmesiyle baflar. Daha sonra Manaki Kardefler onlarz Bitola (Manastir) ziyaretleri boyunca takip eder. Birkac sekansta delegelerin, kendilerini selamlayan halksn goriintiileri eiliginde, Bitola Metropolitan konutlartna Karadjordjeyic'in bir dini tiirene katilt,: ye biiyiik bir kalabahkla fevrili bir sahnedeki tiiren gOrtinttilenmii -tir.Toensoaerdignde, leg rin yanz sire Fisk miktarda din adamz da insan kalabaliginin araszndan gecerek, Bitola killansun tiniindeki bir alana temel atmak iizere gelirler. Alexander Karagjorgjevic'in BitolaY1 (Manastzr) ziyaretinin as:l nedenidir. ((hote sagda)

Yartu kudaman-Veria

GONDELIK I$LER (YON ECIREN KADINLAR) Küyleri Avdeltaaki evlerinin äniinde, aralarinda Manakilerin bUyiikanneleri Despincitun da bulundulu dokuma yapmak ifin hazulayan bir grup kadin iki planla

OSMANLI SULTANI V MEHMET RESAT'IN SELANIla ZIYARETI 1908 Jon Turk Hareketinin zafer kazanmasznclan sonra, 1909 yihnda Abdulhamitinyerine, V Mehmet Reiat, tahta ye sondan bir iinceki padiiah olarak 1918 pima kadar tahtta kalrmitsr. 1911 yshnda Impanstorlugunun Ayrupdda bulunan en uzak beilgeleri olan Selanik ye BitolaYs (Manashr) ziyaret etManaki Kardefler, Sultan's?: orada kalsims gdriintiilemek ifin bzel bir izin almays ba,rarmsflardm. Biiylece onun Selanik ye Bitola (Manashr) ziyaretiyle ilgili iki muhte,rem film fekmigerdir. Sultan in, Selanik'i ziyaretiyle ilgih bu film dramatik yaps:: olan ye birbirine bagh birkaf sekanstan oluimaktadm. a)Sultan'm Selanik limanzna :Jars's; b) Kalabalik bir alayla birlikte c) Selanik caddelerinde Sultan's?: trenle Selanik'ten ayrdmast ye Bitola (Manashr)'a yolculugu. Son sekanslarin ozelligi, hareket halindeki trenden fekilmif olmalarz. Bbylelikle Sultans?: ye beraberindekilerin yansndan geftikleri yerleri ye tren istasyonlannz gbriintfilemeyi balarmsilardsr. (yanda)

Manaki'lerin 2.Diinya Savapnda Yikslan stiidyolart (yanda)

Bu Fotograflar Makedonya Sinematek Merkezi'nden izin ahnarak kullanslmsittr.

tr

111tAirk Sinemacust. Fuat." Uzkinay ginema tanhimizin 3ksa. bugurt rinde en at durulmu. adlarmdari Atatikk ve Kurtuluq, savaqimizta dgili en onemli belgel , lusrnmiona borcluyOr.:Ayrica'ulkemizde-sa buytik iabancdarrkfilint.sektikleft bir donernde cesasitle Man& irmrg bu defierli sMemacinun:bir dncu earak_l a Sinema tarihoist [Vat buyuk ter (Mum.. °Mugu_ ; 1 "Ozorr, pek - ar betgeye sahirv-ntr§umuz bu. donemi ye F bir araprma ife gim ivgm

fuat

uzkinay

illgifill111111111111 791 430 956 1 OZO Fib

---s tvo • 31-:)1 S gtg

l cItY-

NIJAT OZON Tiirk Sinernacisi FUAT UM:I:NAY

)

4N

Cvn

ps.

26 1

Copyright Tiirk Sineniitik Dernegi 1970 Dizgi: Alfabe Matbaasi Baski: Fono Matbaasi tarih: Mart 1970

TSD YAITICLARI: 1

Giri5

. 1966 kasurunda, ertirk Sinematek D.eritegitmin,, ilk . yerli nin elliikinci ye ilk oykulll ilrninpkitintirnieri dolayt. „ . styla tstanbul ye Ankara'da: tiyalerine sundugu .bitzt. filmier, uzun bir inintulug ciOnerninden sonra, ilk shiernacirritz Fitai tizimay'M lerin yeniden Gergeicten, deIsinerna,zruzut - dogtig yillermda bUyUk emegi gegen 1,Tzkuaay,.. o tariitten on yil oncesine kadar hayatta oldugu haldd, bir .yandan . sinemanuzin taxi/tine kargi g6sterilen ilgisizlik, :bir yandan genellikite sinema kortula.inta kart dtt.Yulag kayttsizlik nihayei bir y andan da kendisinin blitün 8.mrit.boyimea gesterdigi dolar, Yakut zam anlara kaciar hep golgede ka1.7 Sayin Rakirn CEilapala:nin sinugth trzkmay'm sineknamtzcialci yeri nemanuila ilgili kitapciguicia, sonra Sayin:/4urulla,h Tiigen'in Iki dergide yayimlanan yam dizisinde ancak birkagsatirla , belirtihnigti. Sayin Tilimlunan Uzirinay'la gif gen, bu yazi dizisini hazniarken o ril§mil§ olmasma ragmen konuya Sayrn CalapalOnnicinden pek fazla getirmiyordu. Bu baktmdan, lizIcutay iizerine en gain§bilgi,.birok eicSig-e ragmen yine de bizi Tiirk Sinemasi Tarihi'ndektgitli. bblihnlerde m rilmigti. Tiirk Sinomast Taiihrnin hazirlarugt strasnida T.Tzkinay'M filimlerinin izi bulunmug olmakla birlikte, buniar yararlamla:bileeek durumda deg-ildi; K. K. Foto-Filim Merkezi'nde kurgusu yapilmamt§ negatif kopyalar olarak bulunuyorlardt. Btlndan dolayt. bu filimlerle -yargilar de., zamamnda yaytmlanmt§ filim elegtirmelerine dayanmaktaydi. 1966 Yilmdaki anma progranum diizenlerken bu filimlerirt pozitif ..kOpyalarimn gtkartlma.st, daha Oneridisi: giinliik cAcirry kiltgrinda:bulunan parge..larm kurgulanmast igi, Uzlonayni filimlerini . .claha 'yralundan ineelemek olanaguu saglamigth BöyielikIe, imditik yirte cgegiet bir, toplams, niteligi tagtmakla birlikte, ilk sinemadimiz lizerine•hir -kez Oka egilmek :zamant .gehnigtir.
1) trakiniz.

5

Mail& sinema Ali Fuat Uzkmay 1888 yllmda (rums 1304, hicrt 1306) Usktidar'da (Istanbul) dogdu. 11k ye orta Ogrenimini Istanbulda yapti. Istanbul Sultanisini (Istanbul Erkek Lisesi) bitirdikten sonra Istanbul Dar-ill-ffmununtm fizik-kimya bikarniine girdi; bir yandan iiniVersiteye devam ederken, bir yandan da hayatmt kazanmak iglu, once Istanbul. aNtimune-i terakki) idadisinde amvidlikb (Ogretmen yardunciligi) (1908-1909), sonra da, bitinni§ oldugu Istanbul Sultanbrnde dahiliye memurlugu yainyordu. tzkmay'ul sinemayla yalundan ilgilenmeye ba§lamast da bu gtirevinden dolayidir. Uzkulay, lkinci Me§rutiyet'in ilaaiyla birlikte yerlegik sinemalann IStanburda cogalmast tizerine kazarulmi§ sinemasever seyirciler arasmda ••yer ahyordu. Universitedeki fizik dersleri Uzkinsy'l sinemanm teknik ve bilimsel yOntlyle tam§tirnu§n; gimdi dahiliye mudurliigiinu yaptigt okuldaysa, sevdigi bu yeni konuyu ogrencilere de tamtmak ye sevdirinek tiyordu. Nitekim bu ytizden okulun o zamanki mtidtiril Ebuhnuhsin. ma' Bey'e bad vurdu, onun akhm bu 1§e yatirdi ve a,ym. okulda Ogretinenlik yapmakta olan gakir Seden'te birlikte filimleri segmek ye gOsterimleri dtizenlemekle gdrevlendirildi (1910). Yurduniuzda sinemayi haLka . ilk tamtan. Sigmund Weinberg'ten • gastericinin gahgtualmasim ogrenen Uzkmay, Ogrencilere kendisi oynahyordu. 13dylelikle sinema bir yandan ilk kez okula giriyor, bir yandan da sinems tarihimizde Onemli yerleri 'Wan Weinberg, Uzkinay Ye . Sedan arasindaki tatugikhk ve igbirliginin temelleri • him oluyordu. ' •

ILK MINYA SAVA8INDA BIR YEDEK SUBAY FUAT UZKINAY

Bir amt plahyor bir sinema &gayer
ikin.ei meyvast, 1910-1914 yillan arasinda IstanNitekim bu bul Sultanisi'nde dahiliye memurlug-u, sonra da dahiliye mtidiirliig-ti Orevinde caligan Uzkinay'in, 1914'te *akin Seden ile agabeyi Kemal Sedeni enema salonu i§letmeciligine gegmeye kandirmasi oldu. Seden Karde§ler, olan Sirkecideki Istanbul yaka,smin en tamnnu§ lokantalanndan Efendi Lokantasumn sahibi All Efendi'nin yegenlerlydi. All Efendi, ye-. genlerinin isranna dayanamiyarak kendi yapilanndanbirini.onlara ti ye 6 Tammuz 1914'te Sirkeci'de gimdiki. Musu1 Otelinin. altindaki ge-

iMerkez Ordu Sinema Dairesimin nitidtirti olan Uzkinay az sonra : terhis edilecektir. (1918).
7

6

Efendi Sinemasn. agildi. Bu sinemamn igkerci dtikkgnituri-ierinde led iyi 'Kardegler bu kez, biraz daha Otede Dernirkapeda • «Kemal Bey Sinerriasii>m agtilar. Uzkinay da, Seden. Kardegler'i yareklendirdigi ige, yani sinema salonu 14letmeciligind atiliniak •tizereydi, ancak bir olay iglerin gidigini barnbagka bir One gevirdi :28 Tammuz 1914'te Avusturya-Macaristan Imparatorlugu Sirbistan'a savagagnugt. 2 Agustosta Osmanli Devleti Almanya'yla . gizli bir ittifak antlagmasi imzalamig, ertesi gtinden baglarask tizere aym gtin seferberlik i15.n edilmigti, Uzluna,y da 11 Agustosta yedeksubay olarak silah altma alinmigti. Bu tarihten tam iig ay soma, 11 Kasen. 1914'te Osmanh Iniparatorlugu'nun ttilaf devletlerine resmen savag imparatorlugun . alinyazisi ka.dar Uzlunaym ye sineznamizin sim da belirledi. • . Bu tic ay iginde biitiin cabidar, Osmanli Imparatoringtenun Ittifak devletleri yamnda katilmasi 'artakkesinlegrnig gibi gbriinen Ilk Dilnya Savagfna halki aligtirmaya yOnelmigti tunun igin agilan savaggi propaganda iginde bir =Iran yikilmasi istegi en Onemli yeri, AyastefanCe'taki tutuyordu. Bu yapinm Osmanli Imparatcirlugu igin gok aci bir amsi varRumi 1293 yilina ritaladigi igin haltm a3 harbii diYe adlandirdigi 1876-77 Osmanli - Rui. .sairagirun yenilgiyle sonuglanmasi ilzerine Ruslar, Istanbul iizerine ytirilderken vardiklari en ileri nokta olan Ayastefanos'ta bir exzafer amthe dilunek isterniglerdi. Uzun gekigrnelerden sonra bunun bir hayir kurumu olarak ineydana getirilmesi konusunda uzlagmaya varihrug, bOylece yarisi 'amt, yarisi hayir kurumu olan acayip bir yam ortaya gikmigh. Yapuun ilk kati,. savagta Olen Rus askerlerinin kemiklerinin saklandigi Ozel odalar, papaZtara, in.uhafizlara ayrilan dairelerden; yukari birkag kath kuleten meydana gelmekbOlihntiyse siitunlar tizerine istenen amt bOyle bir yamydi. Ni ekirn savaga resmen teydi. katiligimizdan tic giin sonra, 14 Kasimda Istanbul v yakmlanndan gelen kalabalik bir halk •kiltlesi ya,puun •ahgap bOltirnle • i yakti, tagtan olan bOliimler ise kolay kolay yilulacag-a benzemiyordu. onunda ige istihk&m du; fakat anitrn tasubaylaxi karigtalar ye amt dinamitle havaya ug mamiyle yikiligi tic ay zaman Amtin yikilacagi aylarca Onceden bilindigi igin hazirlik yamlnug, hatta yikiligm filme alminasi igin. intittefik Avusturya -4Macaristaifin bagken. ti Viyana'da yeni kurulan aSacha-Messter Gesellschaft, ad ii yapimeviyle anlagmaya varilmig.ti. Ancak savagm •patlak vermesiyle ulusal duygular Oylesine kOrtiklenmigti Id, bu olaym ne olursa olsun bir Turk eliyle Mae
8

Ayastefanos'taki Rus Abidesi, yarisi amt, yarisi hayir kurumu olan acayip bir yapiydi.

9

aktarilmam isteniyordu. Bunun ilzerine bir aragtirma yapildi, daha once gimdi de yedeksubay bulunan. Fuat Uzkinay'sinema iglerinde in bu is igin• bigilmig kaftan olduguna karar verildi. Ne var ki Uzkmay göstericiyi gok kullanmig oldugu halde ahciyi hig kullanmamigh! Bunun Ozer-Ina tSacha-Mestemin adamlan Uzkinay'a birkag saat iginde aim= nasal kullanilacagim gOsterdiler. Uzkmay alien= amtm birkag metre Otesine yerlegtirdi, bOylelikle 14 Kamm 1914 cumartesi giinii Ayastefauos'taki Rus fibidesinin yrktIrst adli 150 metrelik beige - filim ortaya
Waal.

kilendigi ordu sinemaciligimn Osmanli ordusunda, da kurulmasuu emret-

Orduda sinema
Uzkinay'm denemesi bu kadarla kalabilirdi. Ancak ertesi yil bir baska olay Uzkinay'in bayatinda bir dtinilm noktasi oldu y e on.un kendisini siBu olay, ollarbiye Naziri y e Bagkumannemaya adamasim dan Vekili) Enver Paga'mn Almanya'ya yaptigi bir ziyarette gdriip etbugtine kadar bulunamamigtir. K.K. Foto-Filim Merkezi'ndeki kata1) Bu logta bu ad altinda kayith filmin bununla hig bir ilgisi yoktur. Dikkati geken bir nokta da Uzkinay'in 1953'te Foto-Filim Merkezi'nden hentiz emekliye aynldigi strada Sayin Tilgen'le yaptigi konugma.da bu filmin Merkez'de bulundugundan hig sOz agmamasidir. Obtir filimlerinin resimlerini Merkez'in argivindeki kopyalardan saglayabilmesine ragmen Uzkmay bu filimle ilgili hig bir fotograf verememigtr. Bundan dolayi filmin daha o vakit kayboldugu sonucuna Foto-Filim Merkezi'ndeki filimlerin zaman zaman bilyuk kayiplara ugradigi, tasfiye edildigi bilinmektedir. Bu ilk filmimizin de bu arada kaybedilmig °imam milmktIndUr. Ancak filmin gUntin birinde beklenmedik bir jerden gikmast da ayni derecede mtimkUnd9r. Her halde Foto-Filim argivinin • yeni bagtan ve tek tek elden gegirilmesi vakti goktan gelmigtir. 1) Romanya uyruklu Leh Yahudisi olan Sigmund Weinberg, yukarida da belirtildigi lizere sinemayi yurdumuzda halka tanitan ilk sinemacidir. Yurdumuza Pathê girketinin temsilcisi olarak yerlegen Weinberg, TUnel Caddesinde fotograf malzemesi satan bir dtikkán igletti, sOnra magazasini genigleterek gimdiki Haget Kitabevi'nin bulundugu yere tasidt. Ilk gramofonu, ilk otomobili Istanbuilulara Weinberg tanitti. Pathenin sinema malzemesini tamtmak amaawls yurdumuzda ilk genel sinema gosterilerini 1896-97 yillarinda, Galatasaray Lisesi'nin kargisindakl zamanin grail birahanesi (Sp oneck,te dtizenliyen de yine Weinberg'tir. Weinberg bu gOsterileri, Istanbul' un kargt yakasinda $ehzadebagendaki Fevziye Kiraathanesrnde de yapti ; uzun bir sure Beyoglu ye $ehzadebagt salonlarmda hem filim gOsterileri dtizenledi hem de tiyatro topluluklart yOnetti. Megrutiyet' in ilant tizerine Tepebagi'nda sonradan $ehir yurdumuzun ilk yerlegik sinemasi <Path&yi Tiyatrosu Komedi agta. Weinberg tizerine daha genig bilgi igin Tiirk Sinemasi Tarihi'ne baktruz. 10

mesiydi. BOylelikle 1915'te cMerkez Ordu Sinema Dairesix, (MOSD) meydana getirildi; dairenin bagma Weinberg' atandi, yardimmligina da o vakit tegmenlige olan Uzkmay verildi. Yine yedeksubayliklarim yapmakta olan Cemil Filmer, Mazhar Yalay gibi birkag eski igletmeci de bu kuruma ayrildilar. (MOSDx,, o vakit aHarbiye Nezareti» olan buglinkil Istanbul tniversitesi Iktisat Fakiiltesi'nin kargismdaki su deposunun altina rasliyan yapida gahgmalanna baglath. Weinberg ile Uzkmay'in gevirdikieri ilk filifnlerin baginda Enver Paga'nm atlanru, Enver Pasaran egi Emine Naciye Sultanin yeni dogan gocugunu gOsteren pargalar yer' ahyordu. Az sonra Ayasofyadaki aMiize i Askeriv (Askeri Miize)nin bir sinema salonu bigimine sokularak gerek 1MOSD,Alln gevirdigi, gerekse milttefiklerin ganderdilderi askerlikle igii filmier, savag filimleri haber filimleri burada halka giisterilmeye baglandi. Ayi-ica yiiksek riitbeli bir subay,lar kurulu cMOSD»nin kurulus amacini, galn3ma konulanm ve programim hazirladi. Buna gore «MOSD1, 1) Cephelerde savasan birliklerin harelatiyla ilgili filimleri, 2) Onemli olaylarla Ugili filimleri, 3) Askeri fabrikalarin galigmalanyla igili filimleri, 4) Milttefik ilikelerden giinderilen yeni silählann kullamhglanm gOsteren filimleri, 5) Manevralarla sighs filimleri gevirecekti.

Belgecilikten dykiiIii filimlere dotru.
,tMOSDImin kuruluguyla Uzkinay'in 1922 pima kadar uzanacak, en verimli galigma dOnemi de baglamig oluyordu. Uzkinay'in bu dOnemdeki ilk ve bagarili galgrnalan, haber filimleri alici yOnetmeni olarak aMOSD>> alma savag iginde birgok haber filmi, meydana getirmesiyie kendini giistermigtir. Bugiin bunlardan birgok Ornegi Foto-Filim. Merkezi'nin argivinde bulmak rniimkiindiirl. Bu filimler, Uzkinay'm o vakitki suurli olanakiara, ilkel araglara ragmen zaman zaman baganh bir haber filmi ahci yOnetmeni oldugunu ortaya koymaktadir. GOrlintillerin segikligi, oldukga baganh bir gergeveleme, olaylan eiverigli bir agidan giirecek noktalari segme bu filimlerde sik sik gaze garpar. Ancak igeri galigmalar aym Olgilde baganh
1) Filmografi) bOltlmilne balumz. Bu filimlerden bazilari rTtirk Sinematek Dernegiznin 1966 Kasimmdaki anma programmda glisterilmig, bazilari da FotoFilim Merkezi mtldilril Saym Albay Nusret Eraslan'm yine 1966'da hazirladigt Atatilsk filminde kullanilmigtar. 11

iggr41:15.•:!71!,

ALMAN IMPARATORUNUN DERSAADET'E GELI$I

Padigah Altinci Mehmet Resat, degerli konugunu kargilamaya giderken. Yaninda Esat Paga. ((MOSD Ekim 1917)

Osmanli mliglri tiniformasini giyen Kayser Wilhelm ztyaretlerinden birini yaparken.

ALMAN IMPARATORUNUN DERSAADET'E GELI$I

«Bilyiik Milttefikizniz» Kayser Wilhelm II, htiktimet erkftmyla tanistiriliyor. (Sagdan sola dogru) Misir Hidivi Abbas Hilmi Paga, Bagkomutan vekili ve Harbiye Naziri Enver Pala, Oeyhillisla.m Musa Kamm Efendi, Wilhelm II. (En solda) Mebusan Meclisi Bagkani Hall (Menteg) Bey.

Kayseri ziyaretinden birinde, kendisini kargilamaya ye Alman subaylari.

Oilcan Tiirk

12

13

1916 ph, Uzkinay'm Ozel hayati balumindan Onemli bir playa tarok ol(Capa Kiz makla kalmanug --giinkil Uzlunay bu MuaUlm 1VIektebi)nin son simf iigrencilerinden giikriye Rasim Hanim'la evlenmigti—, aym zamanda meslegi yOniinden de Onemli geligmelere tank olmugtu. Buniardan biri, U'zkmay'm bu pl Weinberg'le birlikte ilk kez Oykiilii filim gahgmasma. girigmeleridir. Bunlarin bagmda Leblebici Horhor gelmekteydl. Daha once tiyatro topluluklan yOnetmig olan Weinberg vermekte olan Argak Benliyan TopaMOSD»nin biraz otesinde lulugu ile anlagta ye bunlarin sahneye koyduklan aLeblebici Horhon. oyununu gevirmeye bagladt. Anoak gevirirain ilerledigi bir sirada bagopmculardan birinin Olmesi lizerine filmin gevrilmesi yarida Weinberg Ile Uzkmay, bunun iizerine Benliyan Toplulugui nun bir bagka temsiline el attilar. Bu, /3enliyan'la birlikte §ehzadebagt tiyatrolarimn sik sik temsil ettikleri 4xHimmet Aga'nui izdivacis adli bin oyundu; Moliêre'in mu tulftat kumpanyalannda kiltk de(Le manage force:. (aZor gigtirmig bigimiydi. Ancak bu filmin gevriligi sirasmda bagka bir aksilik Oyunculardan gogu snail altina gagnkli. Bundan dolayi yaortaya nm kalan Himmet Ata'nm Izdivact (1916-18) ancak savegtan sonra Uzkinay tarafindan tamamlanabildi. Pinnacle Benliyan Toplulugu oytmcularmdan ba.gka, Ahxnet Fehim, Behzat Butak, I. Galip Arcan, Kemal Emin Bara da oynamaktaydrlar. Film bir saline opmun.un oldugu gibi film iizerine a.ktarilmasmdan meydana gelm.ekteydi.2. Ikinci olay, Osrnanh Imparatorlugu ile Romanya arasinda 27 agustos 1916 tarihinde savag durumunun baglamastydt. Bu durumda, Romanya uyruklu olan Weinberg, kendiliginden adagman uyrugu> durumuna gegiyordu. Dolapstyla Weinberg'in tMOSDI, bagnada bulundurulmasi uygun merkezin bagmdan uzaklagtinlan Weinberg'in yerine yardmicisi Uzkmay getirildi. Uzkinay'm yOnetimindeki 4MOSID,, daha Once citan program.= uygun olarak galigta, yani Oykillii filimleri bir yang, rakarak biltiin giiciinii soma§ belgectligine haroach.

SULTAN RESAT' IN CENAZE MERASIMI

/What ye Terakki'nin kukla htlktlmdart son yolculugunda. (MOSD, Temmuz 1918)

SULTAN
VARIDETTIN'IN rrT T.Tg

ALAYI

Leblebici Horhor daha sonra Muhsin Ertugrul ellyle 1923 ve 1934 yillarmda

iki kez cevrilmigtir. Bu faint bugUn kayiptir. 14

Osmanli devletinde kthc kuganma tdrenlerinin sonuncusu. Dart ath saltanat arabasi, tiniformah seyisler, muhaftz pagalar, mizrakh stivarilerle dezentenen dekorda hl bir gey Qt5IctIntti belirtisi tagimwor. Oysa bu parlak tOrenden tam lid ay sonra Osmanli Imparatorlugu kendi idam fermanini hnzalayacak, Vahidettin ba.51 olacak, dOrt yil sonra da bir dtigman gemisine binip kacacaktir. (MOSD, 31 Agustos 1918) 15

1917'de (MOSaonin yeni bastan dilzenlenmesi y e genisletilmesi Ian sirasmda Uzkinay sinemacilik alamnda uzmanlasmasi igin Almanya'ya gOnderildi, kisa bir sure incelemelerde bulunduktan sonra tstanbul'a dOndti. Bir sure sonra da Ilk Dtinya Savasi sona eriyor ve Osmanli Imparatorlugu'nun bagh oldugu taraf savasta yenik dtigilyerdu.

Ial altinda sinema
Bu yenilgi «MOSD ile 1917'de kurulan aMtidafaa-i 1VLilliye Cemiyetb sinema kolvnun galismalarimn durdurulmasma yol agmakla birlikte, Uzkinay'm derimli galismalar danemi stiriiyordu. Bunu saglayan olay, askeri yari-askeri nitelikteki bu iki kurulugun sinema. araglarma isgal ordularinca el konulmasnu Onlemek tizere bu araglarm yeni kurulan. aMalftlin-i Guzat-i Askeriye Muavenet Heyeth>ne («Matal Gaziler Cemiyeti, MGC) aktarilmasiydi l . Bu durum karsismda e MGCb ister istemez, Obiir galigmalan arasinda sinemaya da yer ayirmak zorunda kaldi. ve bu malarm yOnetimi de Uzkinay'a verildi. Yeni terhis edilmis olan Uzkmay ayni zamanda bu sinema birliginin gOrUntti yOnetmenligini de yapiyordu. Dernek, once Divan.yolu'nda bir taralik Erkek Terzilik Okulu olan. yaWirri altinda bir stUdyo kurdu, sonra da Vezneciler'de simdiki Edebiyat Fakilltearnin OnUndeki boslukta gahsti. cMGCnin sinema bii4ligi, isgal altmdaki bir illkenin sinemasi oldugrunu unutmuyordu. Nitekim ilk Oykillti uzun filrni olan Miirebbiye'ye bogladikban az sonra Uzkinay galismalara •bir sure ara verip dgale kars" protesto gOsterilerini filme aldi. Ozellikle izmir'in iggali tizerine Istanbulda Fatih y e Sultanahmet'teki gOsteriler filim Uzerine saptandi. Uzkinay aMGC p galismalari sona ,erinc?ye kadar bu gesit beige-filimiere devam, etti. Fakat dernegin asil galigmalan Oyktilti filimler alamnda o1du. Uzlunay'm «MGC» sinema galismalarmin yOnetimini tam bir yetkiyle ele aldigindan silphe edilemez. Weinberg'le gahsthalara su'asmda onun etkilendigi de yine stiphe g6ttirmez. Kaldi Oyktilii filimlerle ki, (MGCx.nin sinema kolu basma getirildiginde Weinberg'in yarim Inraktigi Himmet Aga'nui izdivaer adli Oykillii filmi yeni tamamlamis butunuyordu. Bundan dolayi 1MGCnin Oykillti filimbleri her ne kadar baska y6-

Iggale karm Istanbul' da ilk toplu gdsteriler baglaymca, MGC filimcileri OyktIlil filimleri bir yana birakip direnme hareketlerinin filimlerini g ekmeye bagladilar. Kara zemin Uzerindeki beyaz yam gudur: (MtislUmanlar Oimez ye OldtirtIlmezi.

SULTARAZ.'"

MET'TE IZMIR IgIN
mtriNG

• 1) Bu aktarmayla ilgili kararnamenin devletin o zamanki resmt gazetesi olan erakvim-i Vakayimle yayunlanmast 1919 sonlarina raslamalctadir, ancak sinebaglarmda galigmalanna baglamigti bile. ma kolu ayni

Konug mactlardan biri. Bu filim az sonra bir Amerlkan savag gemisiyle Birlesik Amerika'ya giinderilecektir.
:17

16

iketnieniet eltylê Ortaya konniu§sa, da, bunter]. qevirmek dtigtincesinin, hazirlamgmm, gergeldegtirilmes inin, kisacasi biltiln yapun sorumlulugunun Uzkinay'a alt oldugu agrkga ortadadir. Uzkinay'm bu filimlerin meydana getiriliginde Weinberg'in yolunu tuttug-u, yani tiyatro toplululdarmin yOneticilerine bag vurarak trepertuar:olaxindaki her hangi bir yapiti Ontinde teltrarlarnalaruu istedigi gi3ralmektedir. Bu ire gag-nlanlarm daha once sinemayla, hig bir iligldleri olmachga da bilinmektedir. Nihayet UzItmay'm bu filimlerde gOrtintil yOnetmeni olarak da emegi gegmlgtir. Bilttin bunlardan dolayi, «MGC, adina meydana getirilen ild oyktilu uzun, ye lid Oykillti knsa filmin gergeklegtirilbir Oyktilt1 orta uzunlukta mesinde Tjzitmay'm pap., bu filimleri yOnetmen olarak inizalarnag clanlardan az degit, belki goktur. Bundan dolayi bu filimleri burada daha yalundan incelemek yerinde olur. Bu incelememizi filimlerin K.K. Foto-Filim Merkezi'nde bulunan kopyiaian tizerinde yapacagiz. Ancalt burada hemen noktalari belirtmek yerinde olur: Fete Filim Merkezi'nde bu filimler negatif gtbaltik gekimler halindedir, elde nir gevirim senaryosu, yazali her hangi bir metin bulunmadigi gibi, bu pargalarm ilzerinde gekim sayisi bile yoktur. Her hang' bir arayazi, gekimlerin birbirine baglanigim belirten noktalama iglemleri bulunmamaktad i r. Kisacasi bunlar kurgulan yapilmamig ham maddeler olarak bulunmaktadir y e bunlarm seyirci hangi kiiilcta giknug olduklanm bug-tin bize gasterecek gOsterim kopyalan yoktur. Bu bakundan incelememizi, 1966 ynh anma program. !gin tarafimazdan hazirlanan yaltlagalc kurgu taslagi iizerinde yapacagiz.

«MGCmain ilk lid bykillil uzun film! 1919 yih iginde gevrilen Mtirebbiye ile Uzkanay bu iki filmin yOnetmenligini Ahmet Fehim Efendi'ye vermigti. Fehim. Efendi, tiyatromuzun kurulug dOneminde biiyiik hizmetled gegmig bir tiyatro yiinetmeni y e oyuncusuydu; ancak sinemayla en ufak bir iligkisi yoktu; Miirebbiye Ile Binnazi'i gevirdigi valtit 62 yagindaydi o yet, tiyatrodan bile emekliye ayrilnug bulunuyordu. bOltimlerinin —Ornegin Ahgibagi Tosun Aga bOltimil— birkag kez oyunlagtinlmig, sahnede sik sik oynan.mig olmasimn etkisi vardi. Nitekirn Fehim Efendi de aMiirebbiyex.yi sahnede koymug ye oynarmgti. Bu yapitin segilmesinde bir bagka etkenin, iggal altindaki bir sinemanin kargi asessiz direnmesi:- oldugu da yanilmaksam soylenebiir. Ctinkti romanin konusu, basin, tiyatro y e sinemanm sanstirtine dogrudan dogruya katilmaya baglayan iggal kuvvetlerinin hog gOrnaiyecegi gegittendi: Romaria adim veren kadm kahraman, bir Ttirk ailesine mtirebbiye olarak kapilanan, ailenin bilttin erkeklerini birbirine dtigtiren bir Fransiz yosmasiydi. Bundan dolayidir ki, Giirpinar'm 1898 yilmda yapmlanan, ,alafrangaliga dtigkiin bazi ailelerin baglarma gelebilecek gillting ye tehlikeli durumlan. anlatan bu roman' 1919 yilinin Istanburunda, bilingli ya da bilingsiz, bir protesto Ozelligi kazamyordu. Nitekim film tarnamlandigi vakit iggal kuvvetlerince gtiglilk gnlcanldi, hatta Anadolu'ya gOnderilmesi yasaklandi. Altirebbiye'nin gevrihnesine 1919 yiln .baglarnada girigildi, filmin biiyiik bir Giilhane Parki'nda gevrildi ve aym yilnn mayisinda tamamlanarak Once «Milze-i Askerb salonunda basin mensuplarma ye davetlilere &el olarak gasterildi. Filimde bir Rum Kumpanyasi'mn oyunculanyla Fehim Efendi, R.a.git Reza Samako, §ahap Reza, Ismail Zabit, Behzat Butak oynamaktayddar• Filim bir girig (prolog) ile dOrt bOltimden meydana gelmekteydi y e bir buguk saat stirtiyordu. Miirebbiye'nin gekim listesi kabataslak, gtiyledir :
19

ta hig bir tecrtibesi olmiyan Fehmi Efendi'nin Htiseyin Raluni Giirpinar'(Mtirebbiye, romanim segmesinde, bu yapitin biltiintintin ya da ban

18

(Yapini : Ma101 Gaziler Cemiyeti Fehim). Filmin ilk sahnesi.

1919. Ytinetmen

Paris'te bir gazinonun taragasi. Anjel kolunda bir sarhogla igeri girer, adamla kavga eder. Bir delikanli ige kangir; sarhog gikip gider. Anjel ile delikaah otururlar. Az sonra buniar da tartigir. Delikanh ofkelenip gider. Yaglica bir adam —Maksim— Anjel'i yatigtarir, birlikte gazinodan gikarlar. Maksim'in yazihanesi. Bir mektup yazthrip gOnderir. Anjel'in odasi. Maksim'in ugaki gelip mektubu verir. Anjel mektubu okur okumaz mantosunu giyip telasla gikar. Maksim'in yazlhanesi. Anjel tgeri girip mektubu uzatir. Mektubun metni: Maksim bir ig igin Istanbul'a gidecekini bildirir. Anjel'in iiziintiisiinii Oren Maksim onu da cekini soyler. Bir deniz kiyisi. Dalgalar bir kayayi Myer. Anjel ile Maksim bir geminin gavertesinde. Maksim diirbiinle gevreyi seyreder, Anjel'e bir geyler siiyler, diirbilnil verir. Diirbiin Ortiisiiyle ahnnug gekimler: Istanbul goivnumleri :Yedikule, Samatya, Sarayburnu, Dolmabahge, üskiidar, Kizkulesi... 20

Anjel lie Maksim bir otele inerler. Odalarma girerlerken odadan bir delikanh gikar, Anjele bakqirlar. Anjel ile Maksim odalannda. Delikanh anahtar deliginden onlan seyreder (anahtar deligi Ortiistiyle almmig gekim). Maksim iisttinil dekigtirip gikar, oda kapisi Onlinde Anjel'le vedalagir. Delikanh odasindan gikar Anjel'le igaretlegir. Maksim gider, Anjel odasina girer. Anjel'in odasi. Delikanli odaya girer. Anjel ile delikanli kucakla.gip opugurler. Birden Maksim gtkageHr. DO arasinda tartigma baglar. Delikanh gilup gider. Maksim de Anjel'• kovar. Bir oda. Kahvalti masasi bagmda bir kadin. Sonra sivri sakalli bir frenkle Anjel gelirler. Adam, Anjel'i kansina tamgtinr. Anjel gOzleri yagh, tiztintillildiir. Adam karisma bir geyler anlatir. Adamin kizi da geHr. Dehrt Efendi'nin yalismin bahgesi. Uzunca bir banko, bir masa, iki iskemle. Milrebbiyelike bagliyan. Anjel masa bagina oturur. Iki kilgiik gocuk gelip masa ba.gina oturup Anjel ile ders galigirlar. Ders biter. Anjel uzakla4irken goeuklar polka yaparlar. Anjel bahgede giderken gems Bey'le kargilagir. geml Bey diz gOkilp sevgisini agiklar. Anjel giller. Anjel bahgede yilrihneke devam eder. Cegmenin baginda Ahgibagi Tosun Aga ile kargdagir. galcalagmlar. Anjel yoluna devam eder. Arkadan Eda Kalfa gelip Tosun Aga'ya Anjel odasinda. ayna Oniinde soyunup yataka girer. Az sonra gerui Bey Gelir, yatagm Online diz gOker, Opiigtirler. Amca Bey'in odasi. Amca Bey kamburunu diizeltip ayna Oniinde kendine geki citizen vermeye gahgir. Anjel'in bir resmini kdltuga yerlegtirip gigek sunma talimleri yapar Amca Bey bahgivandan bir deste gigek alip uzaklagirken Tosun Aga onun taklidini yapar.

21

istanburdaki otelden yash dostu tarafindan kovulan Anjel bir frenk ailesine sIgnur.

Anjel, Dehrt Efendi'nin yahsinda mtlrebbiyeli g e basladigt vakit.

Anjel bahgedeki masaya yalilasirken Amca Bey'i arkasindan gtirtip haline giller. Anjel oturur. Gdrilntiiniin solundan gikrnas olan Amca Bey sagdan yeniden gOriintilye girer, Anierin Online diz gOktip gigegi sunar. Anjel ile Azalea Bey bahgede ylinirter. Tosun aga ile yamagimn. odasi. Yamak Mr ara uyamr, bir bit bulup ganglia= tistiinde ezer, bu sirada gdzil pencereye takihr. Ustasim uyanduar, Tosun Aga da kalkip bakar, fakat bir ley g8rmez, yamagang. azarlar. Yatarlar. Yamak yine uyamr pencereye bakar, ustasim uyandirir. Tosun Aga, da bakar, bu kez kalkip giyinir ye disan gikar, yamak da, onu izler. Gece. Yalmin bahgesi. Tosun Aga oxide, yamak arkada agaglar arasmda yilriirler. Bir agacm Ontinde yamak ustasina sirt verir. Tosun Aga agaca tirmanip bir dala yerlesir ye seyreder: Anjerin odasi. Amca Bey girer. Anjel ile Ames. Bey konuguriar. Amca Bey sirnasir, Anjel onu savar. Amca Bey, gemi Bey, Sadri. Bey ve Anjerin oda Icapilannin agildigi sofa. Ortada bir masa. Masanm tiinde bir gece lambast. Amca Bey, Anjerin odasmdan gikar, bir iskemleye garpip devirir, korkup masanin affirm, saklanar. Eda Kalfa'nm odasi. Kalfa kahve fincamm agzma gatilriirken giiriiltiiyii duyar, ba-guu taw= kaidinr, sonra eline bir 18.mba allp &gar' gikmaya haztrlamr. Yeniden sofa. genii Bey genii masadaki sandilriir. Eda Kalfa'mn merdivendeki ayak sesini kendini masani n altina atar. Sadri, Anjei'in kapisma gelir. Eda Kalfa merdivenleri gikar. Sadri Bey masamn °Mina saklamr. Masanm altindaki tic kigi. Eda Kalfa sofaya gelip saylenmeye baslar. Belindeki kusagi cikarip Anjel'in kapisim baglar, sagdaki koridora gider. adam masarun altindan kalkip odalanna kagarlar.
23

22

Dehri Efendi'nin kitaph •t. Efendi kitap okumakta Kalfa gelip durumu bildirir. dir. Dehri Efendi ile Eda Kalfa sofada. Dehri Efendi tig erkegin kapilarim teker teker agm bakar. Sonra Eda ile konusur,'Anjel'in . oda kapisim agar, konusunar. Sonra tig erkek odalarindan gikarlar. Eda Kalfa suglu duruma dtiger. Dehri Efendi'nin kitapligi. Anjel'e referans verir. (Referans metni). Ertesi giin Amca Bey ile Sadri bahgede konusurlar.

Semi Bey gellir. Sadri ile semi Beyler dliviismeye baslanar. Amca Bey aralanna girer. tYgil birden bapr apt' yuvarlamrlar. Zenci gocuk gelip Dehri Bey'in kendilerini gagirdtgam bildirir ve onlann haliyle slay eder. Sadri Bey gesme bast/Ida pkazur. Dehri Efendi'nin kitaphgt. Dehrl Efendi, tigtinti de azarlar, sonra bir geviri verir. Amca Bey, semi Bey, Sadri Bey bir yandan geviriyi yaparlar bir yandan kavga ederler. Cesme bast. Semi Bey, Tosun Aga'ya bir igki sisesi glisterir, davet eder. Bir agacin altana oturarak igip konusmaya baslartar. Semi Ogreneceg-ibi Ogrendi•ten sonra gider. Tosun Aga sizip kahr. Bahgedeki masa bast. Dehri Efendi. Sonra kizi ile damadi Sadri Bey gelirler, konusurlar. Kiziyla damach gidince Dehri Efendi bahgede Tosun Aga'mn niyast: Mtirebbiye Anjel ile baska kadmiar oynamaktadirlar. Kendisi de onlarm arastna kanstr. — • Dehri Efendi sizip kalan Tosun Aga'yt gifortir, bagtnr, bastonuyla diirter. Tosun Aga uyamr. semi Bey, Anjel'in odasina girer. Mtirebbiyenin resmini goriir, bigakiar deler. semi, Anjel'in oda kapisimn kanatianm, baskina haztrityacak sekilde gevsetir. Semi odasinda buhran gegirir. Semi, Anjel'in oda kapisina gelir, yumruklar ve agar. Anjel'i bir aynandolabt kilitlerken gortir. Elinden anahtari zorla alarak aynandolabt agar. Dolabin iginden babas/ Dehri Efendi gikar. Semi bayilir, Dehri Efendi de yere yigthr.

Anjel y e damad Sadri Bey

24

25

Mtirebbiye, ilk Oykillii filim denemelerinden biri olarak, konusunu oldukrahat bir sekilde anlatmaktayth. Ancak elimizde noktaga lamasi, kurgulamasi yapilnus bir gOsterim kopyasi olmadigi igin bu konuda kesin bir sey sOylemek de gtigttir. Arayazilarmin nasal fllmin bastan sons, tiyatro kokusu da bilmiyoruz. Buna itesinlilde siiylenebilir. Sahne dtizeni, dekorlar, oyun, makyaj tamamiyte tiyatro Ozelligi tasimaktadir. Girl§ btiliimtindeki birkag gOgiis gekimi dismda btittin gekimler hep bir tiyatro salmesindeld gibi boy geldmi, genel gekhn 'olarak yer almaktadir. Kaldi ki, filmin, sonunda a.nlagilan oyunculari tanitma boliimii bu tiyatro kokusunu bilsbtiartirmaktadir. Ctinkti bu bOliimcle oyuncular sanki temsil sonunda seyircileri sela.mhyorlarmis gibi tek tek bir perdeyi aralayip giirtinrnekte y e aihciya dogru seam vermektedirler. Oyunculann. da, Fehim Efendi rli.pnda, basanh olduklan itlylenemez. Yalniz Fehim Efendi, alicinin hig hesaba katmamisgasma bir rahatlikla oynamaktadir. Mtirebblye'ye tiyatro nitelig-i kazandiran bir baska nokta da ahcimn bastan sona duruk galistarilmasi bir yana, igreti tiyatro dekorlan iginde ve bu dekorlann son derece fakir olusudur. Girls bOltirrdinde diirbiinle uzaktan seyredilen birkag Istanbul gOrtintlmil bir yana biralulirsa Istanburdan hig bir gOrtintim filimde yer alrnamaktadir. Dehri Efendi'flirt yaitsm3n bahgesi niyetine kullamlan Gillhane Parki'nm bir Wisest ale yahmn igi niyetine kullamlan sofa ale kitaphk, filinin tek dekor ye gevresidir. Uzkmay garilatti yOnetmeni olarak disardaki gekimlerde basanhysa da igeri geldmlerde ayni basanyi sagliyamamaktadir. Fibrin en bitytik y e zamaninda bile gdzden kagmayan bir kusuru, biittin gece gartintintlerinin giincltizmilsgesine aydmlik.ta, yer almasidir. Btittin bunlara ragmen Mtirebbiye, yukanda, belirtilen asessiz direnmex, mteliginden; gok sevilen ve tutulan bir romanin, sik sik oynanrms bir sahne oyununun aktanimisi oidugundan; zamanin bazi tarunmis oyunculanna yer verdiginden; kolay a,nlasdir bir konuya dayandigmdan ye bu konuyu, sade bir seIdlde adlattigindan dolayi o vaktin kogullan iginde basanh bir filim

cBinnaz»

Buna kargilik Mtirebbiye'den sonra gevrildig-i halde Binnaz ayin basanya, erisememektedir. Binnaz da Miirebbiye gibi bir sahne oynuna dayamycrrdu. Yusuf Ziya Orta.g'in, ilk kez 17 Nisan 1919'da Därillbedayrde sahneye konan bu manzum. oyunu yihn asanat °lap, sayilmaktaydi. Victor Hugo'nun <Marion Delormes, adh oyununun gok serbest bir sekilde bizim le devrimize aktanlmasindan meydana gelen cBinnaz3,, Late devrinin tin salmi fettan kadim Binnaz ale ona tek basin sahip olmak istiyen Efe Ahmet ye Hamza Bey arasindaki gekismeyi anlatiyordu. Binnaz'm gevrilmesine Mtirebbiye'nin tamamlanmasiyla baslandt. Ig sahneleri Ferah Tiyatrosunun sahibi Mona Bey'in konaguida, bazi sahneleri de Topkapi Sarayi'nda gevrildi. Oyunu senaryb haline Fehim Efendinin oglu ressam Mtinif Fehim getirmis, deltorlarim da o gizmisti. 45 daldka saran Binnaz, 5.000 liraya giknus, seyircilerin biiyilk ragbetini gOrerek yalmz Istanburda on kati kazang saglanus, Ingiltere'ye, bir sOylentlye gore Amerilta'ya da gOnderilmdsti. Binnaz'm gekim listesi, kabataslak, stiyledir:

26

27

Topkapi Sarayi. Sadrazam ile pagalar gikarlar.. Gegit tOreni. Mehter. Bin•az'in evinde Binnaz ile Faika. Binnaz siislernr. Binnaz'in evinde kadinlar arasindaki eglence. Hamza Bey, Binnaz'm kapisina gelir. Hizmetgisi Binnaz'a Hamza Beyin geligini bildirir. Hamza Bey zorla Binnaz'in evine girer. Hamza, Binnaz, Faika. Hamza, Binnaz'a olan sevgisini agiklar. Sonra yolda bagina gelenleri anlatr; Hamza Bey, Binnaz'a gelirken yolda saldiriya ugrar. Efe Ahmet, Hamza'yi kurtarir. Hamza, hangerini Efe Ahmet'e armagan eder. Efe Ahmet, Binnaz'in kapisma gelir. Binnaz ile Faika telligla-Hamza Bey'i savmaya galisirlar. Binnaz, Ham.za'yi savabilmek igin 6per. Hamza sevingle gikar. Efe Ahmet'in kapida sabirsizlanmasi. Efe Ahmet, Binnaz'in odasma girer. Tartigirlar. Efe Ahmet gecikmesinin nedenini anlatar. Hamza'nin armagan ettigi hangeri gosterir. Binnaz'in odasinda Efe Ahmet gerefine eglence. Bin. naz oynar. Yenigeri kahvesi. Kahveye gelenler. Hamza Bey de gelir. Efe Ahmet kahveye gelir, israr iizerine saz galar. Efe Ahmet'in Birmaz'm ,sevgilisi oldugunu Ogrenen Hamza 'one. meydan o cur. Kavga ederler. Efe Ahmet, Hamza'nm armagam olan hangeri geker, onu kolundan yaralar. Yere dagen hangeri taniyan Hamza Bey, Efe Ahmet'in kim oldugunu anlar, pigman olur. Kahvedekiler karakullukgulari gag-irma,ya kosarlar. Karakullukgular kahveye dogru kogarlar. Karakullukcular kahvede Efe Ahmet'i yakalayip gotiirilrl er. Karakullukgular Efe Ahmet'i zindana atariar. Efe Ahmet'in ilziintilsii. Binnaz'in iiziintiisii. Faika onu teselliye
28

Hamza Bey, Binnaz'a sevkilisini anlatirken Falk dinliyor.

BINNAZ

Filimde nadir rastlanan bag Gekimlerinden biri. Binnaz roltinde Matmazel Blanche.

Binnaz, Hamza Bey, Faika. Binnaz, Hamza Bey'e • tiziinttistind anlatir. -Hamza Bey, dedesine giderek Efe Ahmet'in kurtarilmasi 'gin yalvarir. Hamza Bey, dedesi, sadrazam ye pagalar gikarlar. Hamza Bey, Efe Ahmet'in saliverilmeaini buyuran fermam ahr. Zindan: Bir adam, Efe Ahmet'e bir bohga getirir. Bohganm iginden bir mektupla bir ip gikar. Efe Ahmet'in zindandan kaggim giisteren.-bir gok gekim.

Karakullukgulann bagi Efe Ahmet' • n kagigim haber kogugmalar. alar Efe Ahmet zindandan iragarak Binnaz'm evine gelir. Efe Ahmet, Binnaz, Faika.. Hamza Bey, Efe Ahmet'in afftyla ilgili fermam Binnaz'm evine getirir. Efe Ahmet, Binnaz'm Hamza Bey'e yalcuiligam Ira q -kamr. Karakullukgular Efe Ahmet'i yakalamak igin Binnaz'm evinin kapisma dayanirlar. Efe Ahmet, fermam ahp bir mum alevinde yakar, kapiya gidip karakullukgulara teslim olur. Binnaz ile Haanza Bey, 'dam ` edilen Efe Ahmetin mezari hagmda yanyana dua ederler.
Bu listedekilerin diginda, nereye girecegi kesinlilde bilinmiyen bazi ge-: kinder de vardir. Ornegin sadrazarrun gadinndaki eglence bilitimil, Hamza Bey'in birkag yerde ig gekerkenki cromantik) duruglan, KM-it/lane giirtintimleri gibi.1

Binnaz, daha onceki Miirebbiye yamnda gok ilkel kalmaktadir. Bu lik, dayandigi sahne oyununun zayif yOntintin perdeye btisbtittin abartilarak aktanlmasiyla baglamaktaych. Degigtk insanta.rin tutku ye duygulannin garpigmasnia, dolayisiyla ruhbilimsel gdzilmlemelere, geligmelere dayanmasi gereken konu, cans= y e ruhsuz kuklalann anlamsiz hareketlerinden meydana gelmige benziyordu. Oyuncularm, Mtirebblye'delcine Ore bile gok bagansiz galrgmalari bunu bilsbiltiin agiga vurmaktayth. Nitekian bu durum, filim ilk gOsterildigi veldt bile gOze garpmigta ye o vakit yaynnlanan bir elegtirmede Efe Ahmet'i canlandaran - oyuncu 'gin 4:.eigiklardan Efe roliindeki aktOr hepimizin tahayytil ye tahmin ettigimiz asil ve mart yenigeri efesi degildi. Evza y e tavnyla hakir bir Samatya efesi denilmekte, Binnaz 'gin de aBinnaZ roltindeki matmazel-madam ,sinemada girkin ye pek acemi olmaanakla beraber evza ye etvar nokta-i nazarmdan. glizel deg-11as. gOrtigii One stIrtilmekteydi. Binnaz bu aksaltliklarma ek olarak Miirebbiye'deki kusurlan ve tiyatro kokusunu birkag kattyla tagimaktaych.

1) Sayin MUnif Fehim'in belirttigine gore bu Kftgithane blitamtlyle ilgili cekimler Fehim Wendt tarafmdan degil, filim tamamlancliktan sonra Fazh Necip Bey tarafmdan cevrilip eklenmigtir.

'30

-31

Bican Efendi'nin seriivenleri

yintinden kazandigi bagartya ragmen ug-radigt sert elegtirEinnaz'm meler, aMGCsnin y e dolayisiyla Uzlunay'm Oykiiii filim gah§malarun bir sire aksatti. Hatta bir ara, dernegin dogrudan dogruya filim galigmalarum girmeyip elindeki araglan kiraya vermesi inerildi ve kabul ettirildi. Bununla birlikte, Miirebiye ye Binnaz denemesinden. ski yil sonra yeniden, fakat bu kez gekingen y e ihtiyath yeni bir denemeye daha girigildi. Bu kez, Uzicanay yinetmen olarak yine bir tiyatrocu olan *acii Fikret Karagdzogiu'nu segmigti. Karagizogiu iyi bir gilldilril oyuncusuydu ye perdede de orta uzunlukta...bir elidin g" yaratacalt.n. ibniirrefik A.hmet Nuri Sekizinci'nin Fransiz yazart Daniel Riche'in (Le prêtexte, adit oyunundan ya§ayiginuza ustalikla aktardigt cHisse-i §aylat. oyunundaki Bican Efendi tipini sahnede canlandirmasiyla Un kazanan KaragOzoglu perdede de aym tipi ele almayi tasarladi. Bu tipin gevresin.de tasarlachgt sa bir konuyu senaryo bigimine soktu. 1921'de gevrilen Bican Efendi Arekilharg 22 dakikahk bir filimdi ve gekim listesi gdyleydi:
32

Hir k8gklin kapisi. Bican Efendi lar. Bir ugak kapiyi agar. Konugurlar. Bican Efendi igeri aiuur. Kd kiln bahgesi. Kigkiin sahib' masada oturmaktadir. Bican Efendi bir mektup uzatir, bey okur, kalkip yartirler. Rican Efendi kigkte vekilharg olarak ige ba§lar: Kigkte hizniet edenler sabah teftigi igin bahgede ralaturlar. Bican Efendi'yle Bey gelirler. Bey, Bican Efendi'yi tanitir. Bican Efendi itizmetkarlan teftl§ eder, ahgibagiya Bican Efendi'nin igelzarliklart: Topragi belleyen bahgivana nasil toprak bellenecegini Ogretmeye kalkar, yuvarlamr. Seyise atm nasil tunar edilecegini ogretmeye ab. iirkiitiir. Bir bagka bahgwana nasil kazma sallanacabm retmeye kallugtr, yere Arap ugak agagtan dut koparip yer. Bican Efendi Arap ugagi agagta yakalar, stipilrgenin saptyla vurup yere indirir. Bey bahgede havuz baguida. Bican Efendi gelir. Bey, talimat verirken Bican Wendi not alir. Bey arabasma . biulp gider. Rican Efendi'nin Bey'in davetini bildirmesi: Bir kapiyi galar, pencereye gikan adamla konugur. Bir bagka kapiyi galar, kapmm online gikan adamla konugur. . . Bir bagka kapunn merdivenlerini gikar, .pencereye gikan kadmlarla konugur. Bican Efendi ile bir ugak ziyafet igin rna. izeme getirinler. Bican Efendi, Ahgtbagt. Rican Efendi elindekileri ahgtbagiya verir, sonra onunia kavga eder. Bey'in faytonu kigkiin kaptsmclan girer. — Payton merdivenlerin iniinde durur. Bican Efendi ile ugaidar Bey!1 kargiarlar. Bey kigke girer.

Ziyafet salonu.•Hazirlanfru g sofra. Bican Efendi ile ugak. Cikarlar. 130 davetli gellr, bahgeye ahmrlar. Bican Efendi lie Bey sofrarun diizenlenigini gozden gegirirler. tici davetli daha gelir, obiirierinin yazuna bahgedeid masaya otururlar. Ziyafet salonu. Rican Efendi ile Bey. ITgak davetlilerin gekligini haver verir. Bican Efendi ile Bey pencereden bahgeye bakarlar: ()rtiilii gekim: Bey'in gtirtig noktasmdan bahgedeld davetliler. Ziyafet salonu. Davetliler salonda. Bican Efendi sofaya gthar: calgicilar, gengiler, Arap ugak. Bican Efendi galgicilan salona. sokar. Calgiellar salonda yerlerim ahrlar. igki igen davetliler. Bid sarhog olup oynamaya kallugir, sendeler. Bey, Bican Efendi'ye gengileri getirmesini sOyler. Bican Efendi sofaya vicar. Cengilerden birlyle Arap Ugagi lgeri abr. Salona giren gengi oynamaya baglar. Bican Efendl Arap uga.gi da ortaya 'ter, ugak da oynar. gengi, erkelderin arasma oturur, ugak oyuna devam eder. Bican Efendi gilup obiir tki gengiyi de salon°. sokar. Bican Efendi anahtar deliginden salonu seyreder, ellerini ovugturur, akhna bir gey gelmig gibi elini gakagma glitliriir,. ytirtiyiip gider. Bican Efendi ktIgktin kapisindan gikar. Bican Efendi karakolun Onilnde ntibetgiye bir gey sorar, ntibetgi igeriyi gtisterlr. Koxniserin odasi. Komiser ayaldarnu masaya uzatnug horlamaktadir. Aym geldmln biraz uzaktan almmigx. Polislerden biri gelip komiseri uyandnnir, bir geyler soyler. Komiser kendine gekldlIzen verir. Bican Efendi odaya girer, kornisere Mr geyler anlartir. Komiser telAglamr.
34

Bican Efendi, komiser, polls ye bir sivil polls yola dilgerler. Baskin: Oncekiler ile smith bir hoca ziyafet salonuna baskin yaparlar. Davetliler gaginr, gengiler kagigir. Bican Efendi bag suglu olarak Bey'i Polisler salondakileri gotiiriirler. Komiser, Rican Efendi'ye iltifat eder. Komiserin Once- komiser, sonra bey ye polls girerler. Komiser, Bey'i sorguya geker. Bican Efendi, begin gilte lie yorgamni getirir. Komiser, Bican Efendi'ye yer glisterir. Beyin konugmasi devam ettikge durum degigir. Komiser, Rican Efendi'yi oturdug-u yerden kaldny yerine beyi oturtur; Bican Efendi'ye baginp gagirmaya, sonra da vurmaya baglar. tki polls Bican Efendi'yi kollarindan tutarlarken komiser de falaka geker; sonra Bican Efendi'yi iki poiisle nezarete glinderir, beyi ugurlar. Polisin bid Bican Efendi'yi merdivenlerden indirerek nezarete atar. — Bican Efendi nezarette: Bin Ittigeye gekilir, derin derin dligtintir, kederlenir, aglamaya baglar. Mendilini gikanp gdzlerini slier. Yerinden kallup bir geyler sdyliyerek akciya dogru
BICAN EFENDt VEICILHARC

(Yapim: /AGO, 1921. YSnetmen: Karagdzoglu). Bican Efendi'nin dtlzenledigi Osmanli usulti tdolce vita,da , gengi Arap Usak misafirleri eglendlriyor.

35

1

Bican Efendi Vekilharg, tJzkmay'in yapimciliginda meydana getirilen iki uzun, bir orta uzunlukta y e iki kisa filimden sinema YOntinden en basanh 01a/iv& Bunda Karagdzoglu'nun sahnedeki Bican Efendi oyununa bagh Icalmaksizin Ozglin (orijinal) bir senaryo tasarlamasi kadar, konunun bir glildtirti °imam/1m da pap. yard'. Karagdzoglu 4:kendi kazdigt kuyuya temasi tizerine tasarladigi bu basit senaryoda amacim en kestirme tarafmdan anlatmak yolunu segmisti. Gergi filimde, kesik kesik ayri olaytar anlatmak durumu yok degildi, am . a bu, o diinemdeld hemen biltiln gillzaten raslanan. bir §eydi. Zaten Karagdzoglu da gerek Bican Efendi Vekilharg'i, gerekse yine Rican Efendi'nin sertivenlerine dayanarak yine aym yd gevirdigi Blear' Efendi mektep hocasi ile Bican Efendi'nin riiyasrl adh kisa filimleri meydana getirirken, basta aarlo} olmak lizere 0 vaktin gtildttril sanatgilarunn filimlerinden esinlenmisti. Karagtizoglu'mm, Fehtm Efendi'nin aksine, gerektigi vakit boy ye genel gekhnlerden aynhp daha yakin gekimlere gegmekten sakmmadigi da silk sik Vas garpmakta, bu da onun filirnlerine daha asinemalikz, bir niitelik kazandirmakyaintlan lgin bir gilltayth. Her halde Uzkmay'm aMGC»nin son diirii sanatgisma bas vurmasi gok yerinde olmustu.

Ba§langica

• Uzkinay, bu gUldtirlilerden sonra yeniden drandara el atmak istedi. Bu kez yOnetmen olarak eski bir tiyatro yazari olan y e Binnaz'a bazi ek sahneler gekmi§ -elan Fazh Necip'i giirevlendirdi. Fakat Fazh Necip'in gevirmeyi tasarladigl Lida devri, Istanbul esran, Binbirdirek vakast yahut Tayyarzade'den hig biri gergeklestirilemedi. Bunun tizerine dernek bir ara yaptig-i gibi, elindeki sinema araglanm yine kiralamak yolunu tuttu. Seden Kardesler'in 1919'da kurduklan filim getirici sirketle, aKemal anlasma yapti. Derneg-in elindeki filimler i§letilmek ilzere bu §irkete verildig-i gibi sinema araglan da yine aym §irkete kiralandi. Fakat artik Kurtulu§ Savage= kesin sonucu ahtunak Uzereydi. Ttirkiye BUyilk Millet Meclisi Ordulannda da bir aOrdu Cekme Merkezb kuruldugundan Osmanli -ordusundan «MGOohe aktanlnu§ olan sinema araglan geri ahmp bu kurulu§a verildi. (Ordu Filim Celtme Merkezb de bu araglarla, kagan dlisma.n ordusunun yolu tizerinde vah§eti tespit eden Izmir zaferi (Istiklid) adh belge-filmi gevirdi. aMGClonin sinema galismalannin sona ermesiyle bo§ kalan UzItmay, bu arada Muhsin Ertugrul'un aKemal adma gevirdigi Bog-azigi esran (Nur Baba) filminin goriintii yOnetmenliginde bulundu. Aym yillarda ktidar'•aki aDogancilan>, sonra aJale-10, «Hale), ansirakv. sinema1anmn isletmeciligini Uzerine aldi. Fakat gOnlii ham. filim gevirmekteydi. Nitekim 1922 eyltiltine dog-ru Anadolu'ya gegerek (Kemal Filimi adma Kurtulu§ Savasfmn son olaylarini Zafer yollan adindaki orta uzunlukta bir beige-

l) Bu iki filmin kopyalan bugtin elde degildir.

filim olarak saptath.

36

37

Ttirk birlikleri 9 Eyltil 1922'de kurtarilmig Izmir'e girerlerken. (Yapim: T.B.M.M. Ordu Filim Cekme Merkezi, 1922). Kurtulug Savagendan gOrtinttiler.

Son yillar Uzkmay'm sinemacilik gah§malarmm ikinci en uzun, fakat birineisi kadar verimli olmayan dOnemi Cumhuriyet'le birlikte baear. 1924 yihnda Harbiordunun eski sinemacilik kalu yeni ba§tan diizenlenerek )na bath eKErlan ye-i Umumiye Reisligi) (Genel Kurmay Ba§ka.nb.gi Harbiye Mektebis (Harp Akademisi)ne bag i andi. Uzkinay Filim. Cekme Merkezfnin Laboratuvar Grup Amirligrne atandi y e 1924'ten emekliye ayrildigi. 1953 pima kadar stirekli olarak bu gOrevde bulundu. Bu ddnemde Uzkinay'in dogrudan dogruya filim gevirme alamnda yaptigi en tinemli gah§ma, 1922 yihnda Kurtulu§ Sava§fmn son g(inlerinde T.B.M.M. ordulari sinemacilik kolu tarafmdan baeamlmi§ oldugunu yukarida gOrdiithmilz Izmir zaferi adli belge-filmi, 1930'dan ba§hyarak her yihn en iinemli olaylarim katip genieetmek oldui.
ye pargalar eklenmeye baglanch ve 1933'te tic loOltimItik bir filim haline getirildi. Bu filim 1934'te yurdumuzu ziyaret eden Iran $ahi Rtza Pehlevl'ye Atattirk filmin g enigletilmesini istedi. Harp Akademileri Komutarn All Fuat Erden'in bagkanhginda Nurettin Baransel, Fehr( Belen ye Foto-Filim Merkezi'nin o zamanki mtidtirti isfendiyar Uzberk'ten me ydana gelen kurul'un g aligmalartyla 1936'da 12 bOltImilik filim meydana geldi. Sonra buna Atattirk.tin Oltimtbrie ilgili bir btfliim daha eklendi. Bugtin Pot': • Filim merkezi argivinde Istikral harbinin baglangtei, devami, netayiel ads altinda bulunan 144 dakikalik filim budur y e 1930'dan sonraki bOltImlerinin gogunu Uzkinay gevirmistr. Ote yandan, yukarida gOrdtigtimtiz there mtitareke yillannda bir ara <Kemal - «MGC, igbirligi dolayisiyla o vakitler cKemal. Filimzin kendi bagma g evirdigi birgok beige-filme cMGCznin malichr diye .ordu sinema kolunca el konuldugunu Sayan' fakir Seden sOylemigti. Istiklal fihninin genig letilmesinde bunlardan da yerarlantlmtg olmast akla yakindir. Saym Seden'in tiztinttlyle belirttigi bu olaytn, bir bakima hayirli bir sonuc dogurdugu da sonradan ortaya giknugUr; . g tinkli <Kemal Filimzin btittin eski filimleri, Istanbul Belediye Filim Deposu yangininda ktil olmugtur; belge-filimlerinin kurtulmast ise ordunun el koymast sayesindedir. Istiklil filminin genigletilmigi halka ilk kez 1959 yazinda Istanbul' daki cBahar ve gigek Bayrainhndaki Ordu Sergisinde gOsterildi. Aym filimdeki malzemenin en yeni kurgusu FotoFilim Merkezi'nin gimdiki mtidtirti Sayan Albay Nusret Eraslan'in 1966'da hazir1E441 AtaVark filminde yapilmighr. . .

1) Bu genigletme sonunda Istiklal achnt alan filim once 1922 yihnda gevrilen ve Dumlupmar vakayii, Izmir "tam] istirdat edildi?, Gazruin gibi kisa pargalardan meydana geliyordu. 1930'da daha bagka kar5ilaiii i...

38

39

IT ILA F

ISTANBUL'UN

DEVLETLERI TARAFINDAN TAHLIYESI

ISTANBUL'A ORDUNUN GELISI

t......:-.L4.:.. ,

;_;,_, _y,;,......,....,,,1.,,- . (Yapim: T.B.M.M. OFCM, 6 Ekim 1923). *Ukrt1 Nail! ye Sel&hattin Adil Pa6alann komutasmdaki Ttirk birlikleri, Until devletlerinin booalttiti Istanbul'a ayak basiyorlar.

(Yapim: T.B.M.M. OFCM, 4 Ekim 1923). Fransiz birlikleri Dolmabahce'de yapilan tOrende, Turk topraklarmdan ayrilmaya hazirlamyorlar.

Iki kizi ile bir oglu olan Fuat Uzkmay 29 Mart 1956 tarlhinde GOztepe'de (Istanbul) Oldti y e Karacaahmet mezarligina gOmilldti. Bugtin Ankara'da, bulunan K.K. Foto-Filim Merkezrnin bir sttidyosuna, bu kurulusa gegmi§ hizmetlerinin amsi olarak, Uzkmay'm ach verilmistir.

Bir Oncii

GOrilldtigti gibi Uzkmay Once hir merakh, bir sinemasever olarak bu yeni araca btiytik ilgi duymus, bu ilgi onu yurdumuzda sinernayi ilk kez okula sokmaya yi3neltmistir. Daha sonra Uziunay, Seden Kardesler'i isletmeeilige yOneltrnig ve bir bakuna, yurdumuzun. ilk Ozel yapimevi olan 4:Kemal Filim kurulusunda pays olmustur. Bundan daha Onemli olarak, birtakun raslantilar Uzkinay'in ilk filmimizi gevirmesine yol agmigtir. Baylace filimciligimizin y e belge-filimciligimizin basmda Uzkinay yer almaktadir. Ordu Sinema kolunun kurulup galismasmda ve gelismesinde de Uzkmay'in pap. gok bilytikttir. Him:net Agaqun izdivam 1916'da gevrilmeye baslannus, fakat filim 1918de tama.mlannus, bu arada Oyktilli filim olarak Sedat 40

Simavi'nin gevirdigi Pence ile Casus (1917) piyasaya giknug olmakla birlikte, oykulii filmier! baslatmak serefi de yine Uzkmay Ile Weinberg'e aittir. Uzkinay miltareke y e isgal yrllarinm gok agar kosullan iginde, gok olanaklarla gerek oykulii gerekse belgeci sinema alamnda ilk denemelerini gergeklestirmesinde yapimci ve gOrtintti yOnetmeni olarak gOrev eksiklik, ilkelliklerine rag-men yurdumuzda sinamamn ilk iiriinlerinin ortaya konma.sim sag-lamis, ulusal bir sinenia yapimimm dogusu y e devami umudunwi ayakta durmasina yardimci olmugtur. Btittin bunlardan dolayr Sigmund Weinberg nasal yurdumuzda enema-um bir gOsterim kolu olarak baslama.sma onayak olmussa, Uzkinay da sinemanm bir yapim kolu olarak baslamasinda bir Oncii olarak yer almaktadir.

41

FILMOGRAFt Kasaltmalar beige Mina b.f. dakika da. Eser E. GOriintii yOnetmeni G.y. metre m. Oynayanlar 0. Senaryo S. Sanat yOnetmeni. S.y. : Uzunluk U. : YOnetanen Y. Yapimca Yap. : Yapimevi Yap.e. 1914 AYASTEFANOS'TAKI RUS ABIDESININ YIKILIgI —Y., G.y.: Fuat Uzlunay — Yap. e.: [O'rdu adina] — U.: 150 m. (b.f., 14 Kamm). 1915 ANAFARTALA R MUHAREBESINDE ITILAF ORDULARININ PCSKt7RTVLMESI — (U.: 29 da., Agustos) — HARBIYE NAZIRININ KITA TEFTIgt VE BATUM MANZARASI (U.: 13 da.. Arahk) — Y., G.y.: Fuat Uzkinay — Yap.e.: cMOSDI. (b.f.). 1916 CANAKKALE MUHAREBELERI (U.: 13 da., Creak) — VON DER GOLIZ PAgA'NIN CENAZE MERASIMI (U.: 3da., Nisan) — GENERAL TOWNMEND (U.: 9 da., Mayas) --- GENERAL TOWNSHEND VE IHNTLI ESIR ING!LIZ GENERALt (U.: 10 da., VSERA (U.: 4 da., Maps) Yap.e.: cMOSD, (b.f.). G•y.: Fuat Uzkinay Mars) — Y., 1916 — 1918 HIMIIIET AerA'NIN IZDIVACI — Y.: Sigmund Weinberg, sonra Fuat Uzkmay — G.y.: Weinberg, sonra Uzkinay — S.: Weinberg [Molière'in cZor nikaluannn Benliyan Tulfiat Kumpanyam'nda bozulmug bigiminden] — 0.: Argak Benliyan y e Kumpanyasi oyunculari Re Ahmet Fehim, Behzat [Butak]. I. Galip [Arcan], Kemal Emin [Baca] — Yap.: Weinberg, sonra Uzkinay — Yap.e.: cMOSD,. 42

1917 ALMAN IMPARATORUNUN DERSAADET'E GELIgt (U.: 15 da., Ekim) — ALMAN IMPARATORUNTJN GANAKKALE'YI Z1YARETI (U.: 4 da., Ekim) — Y., G.y.: Fuat Uzkmay — Yap.e.: cMOSD3, (b.f.). 1918 ABDULHAMIT'IN CENAZE MERASIMI (gubat) — SULTAN REgAT'IN CENAZE MERASIMt (u.: 15 da., Temmuz) VAHMETTIN'IN BIAT 1V1ERASINH (U.: 21 da.. Tammuz) — CVLVS-I HVMAYUNDA 26. FIRKA RESMIGEgtDI (Temmuz) — VAHIDETTIN'IN KILIC ALAYI (U.: 6 da., Agustos) — Y., G.y.: Fuat Uzkinay Yap.e.: aMOSD3. (b.f). 1919 MVREBBIYE — Y.: Ahmet Fehim — S.: A. Fehim [HiLseyin Raiuni Giirpmar'm aym adli romam y e bu romandan uyarlanan. oyundan] — G.y.: Fuat Uzkinay 0.: Ahmet Fehim (Amca Bey), Mme. Kalitea (Anjel), Verruti (Maksim), Mme. Bayiar Fasulyeciyan (Eda Kalfa), Behzat [Butak] (Ahgrbagi Tosun Aga), Ragit Riza [Samako] (gems Bey), gaha.p Riza, Ismail Zahit — Yap.: Fuat Uzkinay Yap.e.: IMGC) — U.: 75 da. BINNAZ — Y.: Ahmet Fehim [bazi sahneler Fazh . Necip] — S.: Mihaif Fehim [Yusuf Ziya Ortag'm aym ad.h manzum oyunundan] — G.y.: Fuat Uzkmay — 0.: Mlle. Blanche (Binnaz), Rana Dilberyan. (Faika), Ekrem [Oran] (Efa Ahmet), Hiiseyin Kemal [Giirmen] (Hamza), Rilgtil (Hamza'mn dedesi), Mecdi (Sadrazam) S.y.: M. Fehim — Yap.: Fuat Uzkinay — Yap.e.: cMGC3. — IL: 1338 m., 45 da. FATIH'TE IZMIR ICIN MITING (U.: 4 da., Mars) — SULTANAHMETTE IZMIR, ION MITING (U.: 12 da., Mars) — Y., G.y.: Fuat Uzkinay — Yap.e.: cMGC3. (b.f.) 1921 BICAN EFENDI VEKILI,HARC — Y.: gadi Fikret [Karagdzoglu] — S.: KaragOzoght. abniirrefik Ahmet Nuri Sekizincrnin cHisse-1 adh oyunundaki Bican Efendi) tipine dayana,rak] G.y.: Fuat Uzkmay 0.: Karagiizog-lu (Bican Efendi), gehper [KaragOzoglu], I. Galip '[Arcan], Behzat [Butak], Nurettin gefkati — Yap.: Fuat Uzk:nay Yap.e.: IMGC) — U.: 593 m., 22 da. BICAN EFENDI MEKTEP HOCASI — Y.: KaragOzoglu, S.: KaragOzoglu — G.y.: Fuat Uzkmay — 0.: Karagdzoglu — Yap.: Fuat Uzkinay cMGC, (kisa filim). BICAN EFENDPNIN RVYASI — Y.: Karaglizoglu — S.: Karagtizoglu — G.y.: Fuat Uzkinay — 0.: Karagbzoglu -- Yap.: Fuat Uzkinay — Yap. e.: cMGC) (kisa filim). 43

1922 BOGAZICI ESRARI (NUR BABA) — Y.: Muhsin Ertugrul — S.: M. Ertugrul [Yakup Kadri Karaosmanoglu'nun Nur Baba adli romamndan] —G.y.: Fuat Uzkmay — 0.: M. Ertugrul, Vasi Riza [Zobu], Kemal [KUgilk], Behzat [Butak], I. Galip [Arcan], Mme. Sarmatova, Refik Kemal [Arduman], aSepetgi.), Ali Riza, Emin Belie [Belli], Hakki Necip [Agrunan], Anna Mariyevig, Aznif, Papazyan [yarun biraknustir] - Yap. e.: Kemal Filirn. ZAFER YOLLARINDA — Y., G.y.: Fuat Uzkinay — Yap.e.: Kemal Filial (orta uzunlukta b.f.). 1922-1942 IZMIR ZAFER! (ISTIKLAL) — G.y.: T.B.M.M. Ordu Filim Cekme Merkezi mensuplari, 1930'dan sonra goklukla Fuat UzIonay — Yap.e.: T.B.M. M. «OFCM) — K.K. Foto-Filim Me. rkezi (uzun. b.f.).
BIBLIYOGRAFYA

FOTOGRAFLAR

Ralfim cALAPALA: Tiirkiye'de filimeilik [Yerli Filim Yapanlar Cemiyeti'nin yayimladigi Filimlerimiz adli brosiirde] (Istanbul 1946). Nijat OZON: Tlirk Sinemasi Tarihi. Diiuden bugiine, 1896-1960 (Istanbul 1962, Artist Reklam Ortakligi yayinlari). Nurullah TILGEN: Tiirk Filimciligi. Diinden bugiine, 1914-1953 (tYildiz) dergisi, No. 30-37, 18 Tammuz - 5 Eyltil 1953). Fuat Uzkinay'in kizi Sayin Mualla Ttizerden alman notlar.

TEEKKt/R. :
Bu kitaptaki resimlerden gog-u Sayin Milan& Tilzel ile Kara Kuvvetleri Foto-Filim Merkezi'nden saglanmigtir. 3u konuda yardtmlanni esirgemiyen sa,ym ile «KKFFM) Miidiirii sayin Alb. Nusret Eraslan'a tesekkiirlerimizi sunanz.

44

45

4.4 TERHIS BELGESI (27 T esrinisani 1334) Ismi, Pederi isms T evelliidii : Der : Fuat Efen.di Ibni Dillver saadet 304 Ellumum lkincl sun' ihtlyat zabltam tie ve killeri ve namzetlerine mahsus vesikadir. Mahalli tevellildii ye tarihi : Dersaadet 304 ikameti : Usklldar acilt tUrbe Ordnya d uhnliinden evvel miistandem 14 no.lu hanede. tanbul vilayeti dahillye mtldUrf Men bulundufn mahal : IsSirkecrde All Efendi sinemasun tests etmistir.

A.7

Hangi lisanlari tekelliim eder Fransizcaya biraz aginathr Hangi Intalarda, ifayi vazife etmigtir: 28.7.331 de 6. Otomobil Parka Kumandanhgma 8 Kanunuevvel 331 de UzunkOprti Nakliye otomobil kollarina, 1 tegrinisani 332'de Dersaadet Merkez Kumandanhgt sinemasina tayin olunmugtur. 331'de zabit vekili, 1 gubat 331'de mttlazim-i sani 1 Eyl olmugl ar. Harp madalyast, Sanayi inadalyasi, Avusturya cesaret anadalyasi, Kordela bath altm liyakat madalyasi vardir. BALIda kilnye-i muvazzasi muharrer Fuat Efendi Dersaadet Merkey. Kumandanhgt sinemasinda mustandem iken bu defa eref Alurut 7 tegrinisani 1334 tarihli ve 8/14722 nomorolu emri Ali nezaret penahi ile terhis edilip yeddine igbu vesika ita kihnnitgtir. 27 Tegrinisant 1334. Dersaadet Merkez Kumandam (Imza)

Fuat Uzkinay sinema cahgmalarmin en verimli dOnemi olan Malid Gaziler Cemiyeti yapinactligt (1918-1922) sirasinda.
48

Fuat Uzkinay (satdan ikinci), Cumhuriyetten sonra yeniden dUzenlenen (OFCM)nde Laboratuvar Grup- Amiriyken ;arksdaslanyla. Vstte, o yillarda aldigt milkAtat belgepi.


- '

••

.

••

'

.

• .

"""'

,

,4• `"'''

"'"ie;

Fuat Uzkmay (Ahcinin basindalti st yli), IZMIR ZAFERI ni genisletmek icin caliairken

s,Emeklilige dogru.

:1

1
IJzitinay (soldan ikinci) iZMIR ZAFERI
iSTIKIAL filmi- • • /tin son sabnelerini gektigi Agn,da (1942) •

.

.

.

Fuat Uzkinay'm kazandigi madalyalar: Osmanh Sanayi Madalyasi, Avusturya Liyakat Madalyast.

50 1

51

2000 / 7

Turk Sinemasi Calismalarmda 1950 Oncesinin Dislanmasi
I. Altug Ig6AN.

Gins Tiirk sinemastna iliskin giinUmfade hakim olan tarih tahayyffiiintin temelinin 1960 t h yillarda auldtguu soylemek yanks olmayacakttr. Gercekten de Tiirk sinemast tarihi caLtsmalan yaklasdc 40 yildtr karuksanrrus bir cerceveye yaslantlarak yaptlmaktadtr (Kayak, 1996). Bu baglamda Nijat OzOn'iin 1962 ytkrida yaytrilanan Turk Sinemast Tarihi adk caltsmast kurucu metinlerden bin olarak nitelenebilir (aktaran, isimsiz, 1995; Kayak, 1996). OzOn'tin sta konusu caksmasinda sunmu§ oldugu Tilrk sinemast tarihi kurgusuna elestirel bir cabayla yaklasan yaztlann say's' son derece azdir. BOylesi bir cabayi son dOnemde ancak Kurtulus Kayak (1996) ve Sava Arslan'm (1998) yazilanncla gOrmek mumkun oldu. Ne var ki, bu yazaslann elestiriterinin dikkate almcligt sOylenemez. Tersine, Arslan'm elestirisi, oldukca kau bir yaklastmla-ve neredeyse hakarete varan sozlerle (isimsiz, 1998) bir kenara itilmistir. Oysa-bu tarih kurgusunun ye ona yaslanan diger tarih caksmalanrun iilkemiz sinemastru anlama yolunda suurkliklara da neden olduldanrun kabul edilmesi gerekir. Arslan'm caksmast tam da bu yOnde aulmts bir adtmdt: Genel olarak Sinematek cevresi y e Yeni Sinema dergisinin Onde gelen temsilcilerini (Nijat OzOn'Un yam stra Onat_Kudar, Atilla Dorsay ye Tanju Akerson'u) ele alan Arslan'm en Onemli savt, bu kisiler tarafindan ortaya konuIan yaklasimm Turk sinemasma iliskin kimi konulan arasttrilmaya deger olmayan ko* Ans. GOr., Ankara Onl yersitesi Fakidteg nde alms oldugum Fakiikesi Sinema Ana Bilim Dah. (Bu yan, Ankara Universitesi Betisim ye Elestr? adlt doktora deal kin haznianinqu. Yap= olusmast ye son almastnda gbnis ve Onerileri lie Onemli kadolar saglayan hocam Yrd.Doc.Dr. Hall! Nalcaogldna ye dersi be-

nimle birlikte alan arkadaslanma hurada bir kez daha teselddir etmek istecim.)

196

i.altug ist§an

tiirk sinemasi calismalarinda 1950 iincesinin dislanmast

19!

nular olarak sundugu y e bunion Onemsiz gOstermeye cabaladigi yOniindeydi. Bu sOylemin yaygtn bicimde kabul gönnesi nedeniyle Turk sinemast caltsmalartrida pek cok bulgunun elde edilebilecegi arasurmalara gunumuzde de girisilmemekteydi (Arslan, 1998: 46-7 ye 51-2). Arslan'm "Sanat Sinemast SOylemi" olarak adlandudtgi bu yakla§tnun, yukanda isaret edilen Onemsizlestirici tutum cercevesinde neden oldugu sorunlardan bir tanesi de tarih calismalannda 1950 Oncesinin chslanmasidm Dislama ile kastedilen yalnizca arasurmactlann bu alana girmeyi gereksiz gOrmeleri degil, girdikleri takdirde de bunu ancak belirli, simian cizilmis yollardan yapmalartchr. Diger bir deyi§le, 1950 Oncesinin ele altnmasinda arasurmactlan sinirlandiran y e yOnlendiren bir diistinsel-ideolojik cercevenin varligt sOz konusudur. "Muhsin Ertugrul'un tek adam oldugu donem" gibi ifadelerin kullamlmast, bu cercevenin kendini gOsterdigi durumlardan bir tanesidir sozgelimi. Bu calismanin amact, sozunu ettigimiz tarih kurgusunu ele alarak, onun gunumuzde yapilan farkh caltsmalara y e alanlara nastl sizchgtru ye buralarda nasil i§ledigini gOstermek ye bunun yol actigt sorun y e sintrhliklara dikkat cekmektir. Bu cercevede yazuun ilk bOltimande sanat sinemast sOyleminin tarih kurgusunun iskeletiyukanda amlan caltsmasi ele almacalcur. Ardindan, farkh ni olusturan Nijat Oz yazar ve arasurmacilann gUnilmilzdeki caltsmalarinda bu kurgunun nasil tekrarlanip karstmtza ctkugt y e bu tekrarlamanm ne gibi sorunlar dogurdugu gOsterilmeye calistlacaktir. Sonuc bOhlmtinde ise genet bir degerlendirmeye yer verilecektir. Hemen belirtmek gerekir ki, burada ele alacagtma yazarlann cali§malannda isaret edecegimiz sorunlar, kisilere yOnelik suclamalar olarak algtlanmamalichr. Boyle bir amacla yola glulsaydt, bu yazida dikkat cekilmek istenen sorunun fistii OrtiilmUs olurdu sadece. SOz konusu olan, Dirk sinemast ile ilgilenen herkesi etkileyebilecek gticte olan y e bu satulann yazanrun da muaf olmadtgi hegemonik bir yaps, diistinselideolojik bir gelenektir (1). Bu yaptrun ortaya konulmast, 'Dirk sinemast calismalartrun kimligi hakkinda kimi ipuclartnin elde edilmesi actsindan Onem tasimaktadtr.

3-4; Kayalt, 1996). Bu nedenle, OzOn'tin tarih kurgusunun gUntimtize dek basatligl ye belirleyiciligini korudugu sOylenebilir. OzOn, cali§mastridaArk sinemasinin tarihini be &mute arnr: (2) i) Sin marlin TUrkiye'ye Girisi (3); ii) ilk Adimladin atildigt dOnem]; iii) Tiyatrocular DOnet (4); iv) Geci§ DOnemi; v) Sinemacilar DOnemi. Sinemanin Tiirkiyel ye Girisi olarak adlandirdigt ye 1896'dan 1914'e dek uzarim ilk dOnentin temel ozelligi, ulusal olarak nitelenebilecek bir film tiretiminin heni r. gerceklestirilmemis olmastdir. Bu clOnemde istisnasiz bicimde yabanci ye azinliklann sadece film gOsterimlerinden ibaret olan sinemaciltk faaliyetleri sOz konust dur. Sinema, ne Dirk, ne de tiretim duzeyi geliskin olarak nitelenebilir (Ozon, 196' 15-33). 1914-1922 arasiru kapsayan ye ilk Adunlar olarak adlandirdigi ikinci dOnem TUrk Sinemasinin, daha dogrusu Tiirklerin sinemasirun fiilen baslachgt clOnemdir. dOnem, Fuat Uzlunay'm 1914'te cektigi Ayastefanos'taki Abidenin Yilultst adh baslar ve daha sonra Merkez Ordu Sinema Dairesi'nde (MOSD) ye Cemiyeti'nce (MMC) yapilan filmlerle devam ederek, Muhsin Ertugrul'un sinema achm atugt 1922 yilma dek surer. DOnemi farkli Han Bey, Ttirklerin sinema alanindl boy gOstermeye baslamalandm Diger ayinct bir Ozellik ise, bu yillarda yapilan filmy rin ordu kOkenli olup, azel §irketlerin henuz yapuncilik alantna el atmamis olmalanclr (OzOn, 1962: 34-59). 1922-1939 arasini kapsayan ve ucuncu dOnem olan Tiyatrocular DOneini, Ozel sirketin ilk yerli filmi iketmesiyle baslar. Once Kemal Film, daha sonra ipe.. Film, bazen uzun aralar da vererek, 1939 yrItna dek az sayida yerli yapunk,: gerceklestirirler. DOnemin ozelligi, neredeyse butun filmlerin yOnetmenliginin Muhsi Ertugrul tarafindan yaptimi§ ohnastdir. Bu cercevede de, Ozel yapimciligm ba§lama:! kadar Muhsin Ertugrul'un sinemaya achm atmastrun da dOnemsellestirmede tem.! alindCbt gOrillmektedir. Aynt zamanda Dar-til-Bedayilnin (Istanbul Belediyesi ehir Ti) a atrosu) de yOneticiligini yapan Ertugrul, burada caltsan oyunculan ye sahnelenen o‘r unlan dogrudan sinemaya tastyarak, 17 yil boyunca kinlamayan bir "tiyatrocu tekeh kurmustur. Muhsin Ertugrul'un tek adam oldugu bu dOnem, Ilk Adimla?la elde edil• kisacik mesafeyi arturmak sOyle dursun, sinemayt geriletmis ye onu dogasina aykin olan, bastan asagi tiyatro kokan hantal bir anlaum biciminin kollanna teslim etmistit Bu nedenle ulusal sinemanin hem sanatsal hem de ekonomik anlamd gelisememesinin en Onemli sommlusu Muhsin Ertugrul'dur (Ozon, 1962: 60-115).

I. Nijat OzOn'fin Turk Sinemast Tarihi Kurgusu Nijat OzOn, gtiMuntize dek yaptigt calismalarda buyuk olcude 1962'de yarmlanan Turk Sinemast Tarihi adlt calismasinda sundugu tarih kurgusuna ve dOnemsellestirme bicimine sadik kalmisur. Kimi yazilarda da belirtildigi gibi, soz konusu kitaptaki yaklastm, sonraki tarih calismalannda da benimsenmi§tir (isimsiz, 1995:

198

La!tug isigan

turk sinemasi colismalarinda

1950

Oncesinin dislanmasi

199

DOrdtincii donem olan ye 1939'dan 1950'ye uzanan Geeis DOnemi, tiyatro chsindan gelen ilk yOnetmenlerin ortaya eikmastyla birlikte baslar. Bu donemde her ne kadar 'tiyatroculann egemenligi henilz kinlamamissa da, dogrudan sinemact olan ya da tiyatroyla ilgisi olmayan yOnetmenlerin saps' giderek artmis, "tiyatrocu tekeli" yavas yavas lanlmistu- (OzOn, 1962: 115-147). 1950'de baslayan y e Sinemacilar DOnemi olarak adlandinlan besinci dOnemle birlikte -ki Muhsin Ertugrul, bu donemin hemen basinda sbn filmini yaparak sinemadan eekilir- ilk kez sanatsal anlamda varlik gOsteren bir sinemadan soz edilebilmektedir. Artik tiyatroculann agtrligi kalmadtgi gibi gene ye yeni yOnetmenler film yapmakta ye urunleriyle sinema dilini konusabildiklerini kamtlamaktadular. Bu clOnem icin On, ban gereek anlamda bir sinemanin varligindan sOz edilebilmektedir. Ancak yOnetmenlerin baslangtetaki sanatsal cabalarindan vazgecip kolaycdiga sabloncu bir anlatuna ve siradan konulara donus yapmaya baslachklanna da dikkat cekip, bunlann tehlikeli gefismeler oldugunu belirtmektedir (OzOn, 1962: 147-231). OzOn, kitabuun son bOlUmtinde Turk sinemasinin ekonomik gelisimine de deginir (1962: 239-264). Burada niceliksel bir karstlastirmaya giderek, II. Dilinya Savashun sonuna kadar yilda iiretilen ortalama film sayisinin 1,46 iken; savas sonrast dOnemde bu yahlt ortalamamn 41,46'ya firlachguu belirtir (1962: 244) ye savas sonrasinda gereek anlamda bir patlamanin yasandigma isaret eder (1962: 240). OzOn, bu durumu "sinemanin iki ayri cage' olarak tanimlar (1962: 243). kurgusu eereevesinde, II. Dunya Savasendan ve özellilde de 1950'den Oz sonra sadece sinema dilinin varligindan degil, bir enchistrinin (ulusal Uretimin) varligindan da arg sOz edilebilmektedir. Fakat OzOn, tipki sanatsal alandaki gelismelerde oldugu gibi, gOzlenen endustriyel gelisme acisindan da temkinli olunmasi gerektigi, bu endustrinin saglam temellere sahip olmadigi ye her an bir cokusle karsi karsiya kalmabilecegi uyanstm yapmaktachr. Kaydedilen endustriyel gelismenin sanatsal alanda saglanan gelismeyle siki sikiya baglantih oldugunu belirten OzOn (1962: 239), sinemacilarm ortaya cikisi ile enthistriyel bir isleyisin ortaya etkist arasinda bir kosutluk da kurmus olmaktadu. Tiyatro kokan sava.s Oncesinin sinema dili, endiistrinin gelisimini engellerken; tiyatro tekelinin lunhp sinemanin "konusmaya" baslamast, endtistride de meyvelerini vermistir. OzOnytin tarih anlausini kisaca degerlendirecek olursak, karsimiza sOyle bir gelisme eizgisi etkmaktachn Gecikmis olarak baslayan ye giieltikle varlik gOsteren bir ulusal film endiistrisi, daha serpilemeden sinema dilinin gelismesini engelleyen bir ti-

yatrocu eevrenin eline chlser ye uzun sure normal bir gelisimden alikonulur. Ancak kimi chssal etkenlerin devreye girmesiyle -gene ye yeni yonetmenler; devletin yerli filmleri korumaya yOnelik hukuksal Onlemleri vs- tiyatroculartn zamanla yerlerini sinemactlara birakmasi, hem sinema dill hem de endustri anlanunda ulusal sinemanin Ontinti acmes ve ulusal sinema umulmadik bir canlanma giistermistir. Sinemanin dilsel gelisimine gerekli Ozen gOsterilir ve endiistriyel isleyise daha rasyonel bir cerceve kazandinlirsa, bu gnus stirecektir. Yok eger bunda ' gar edilmez ye sinema dilinin tumuyle gOz arch edilmesi ile sonuclanan kisa vadeli kazanc saglama dilstincesine teslim olunursa, mevcut kazammlar da elden gidecektir. Daha yakindan baluldiginda bu anlatinin birkac temel Olciit tizerine kurulu oldugu sOylenebilir. ilkin, ulusalhgin temel Olciitlerden bin oldugu gOnilmektedir. Tiirk sinemasinin tarihi gereek anlamda 'ancak bir Tiirk yOnetmenin sahneye etkmastyla baslatthr. Sinemanin Tiirkiye ldeki gelisiminden cok, Thrklerin yapnus oldugu sinema merkezdedir. Bu tarihi baslatan (ilk ye kurucu hareketi yapan) Fuat Uzlunay'cltr. Uzkmay'dan Oncesi, sinema tarihinin tarih-Oncesidir ye daha cok kurucu harekete dek gecen zaman dilimini doldunnak Caere deginilmek zoninda kalman bir dOnem gibi ele altrunaktadu. Tarih-Oncesi, merkezinde yabanct ye azinliklann yer aldtgi bir takim olaylann ye klieg de olsa anilmaya deger girisimlerin kronolojik sualamsinclan ibarettir. Oyle ki OzOn, 1968'de yayinlanan Kronolojik Turk Sinemasi Tarihi'nde bu dOnemin olaylariru yaldastk iki sayfa tutan ve kayda deger olaylann kisaca suulanchgt bir maddeler listesi olarak sunar. Tarih-Oncesi bir baktma, buyuk konseri vermesi beklenen topluluktan once sahneye etkan isitma-toplulugu gibidir. Konserin basinda ona yer vermek gerekir, ama bir an once de yerini gereek topluluga birakmasi istenir. Ilcinci temel OlcUt uretimdir. OzOn'tin tarihi tinin ye iiretim odaklichr. Diger bir deyisle, yapimultgi ye yaptmlan merkeze alu. Dagium ye gOsterim daha cok ikincil ye endustriyel isleyis tizerinde etkisiz faaliyet alanlan olarak dusunulur. Sinemanin varligindan sOz etmek, ancak yapuncilik varsa milmkiindUr. Film Uretiminin gerceldesmedigi 1924-1928 dOneminin OzOn taraftndan tarihten cilcanlmasi bu cereevede Ulusalhk ye iiretim Olciitleri birlestigi olcude, OzOn'tin ulusal sinema yaldasimuu "ulusal sinemayt ulusal film endiistrisiyle Ozdes Oren" (Higgins'den aktaran Erdogan, 1995: 180) yaklasunla Ortilstilrmek mumkundur. Ancak ucuncu bir Olciit olarak karsimiza cikan sanatsallik 61011, OzOn'iin yaklasimmin icerimlerinin bunlarla sinirlt kalmadigini gOsterir. OzOn, sanatsal derken, sinema dilini konusan ye toplumsal

200

i.altug isigan

turk

sinemast calismalartnda 1950 Oncesinin dislanmasi

201

sorunlara duyarli olan bit sinemayi kastederek, hem nitelikli iirtinleri hem de onlan ortaya koyan yanitict ytinetmenleri Olctit alit. OzOnliin sanatsal citizey ve endustriyel gelismislik arasinda kurdugu kosutluk, temel aldtgt Olcdtler arasinda bir iliski varsaychgini &tent.. Bu cercevecle denebilir ki, Ozän'iin ideali sanat filmleri tireten hit stUdyo sistemidir. Ctinkti yerli sinemanin eksikliklerini gOstermeye calistrken, belli bash sinema akuulan -Italyan Yeni Frantz Yeni Dalgasi- kadar, Hollywood'un devasa studyo sistemini de Olctit almaktadir (5). Bu ideal, Sina Aksidin (1990: 5) Cumhuriyet dtistincesine iliskin saptadigi kurgu"topyekiln kallunma" hedefini akla getinnektedir. Bu baglamda Ozon'un, sunu batdt standardart yakalamayt hedefleyen bir modemlesme arzusu cercevesinde olusturdugu soylenebilir. Ulusal sinemanin cagdas uygarliklar seviyesine ytikselmesi ez ana motifidir.

elestirisi baglanunda degerlendirilebilecek bit noktadan hareket eden yazilar incelenecektir. Octincii alt baslikta ise, 1950 Oncesine egilen ve bOylece yukanda sOzti edilen sOylemsel kapanmayi luriyormus gibi gOrtinen, ancak bunu yaparken milliyetci ye reaksiyoner bit retorige, dogni kayan yazilar ele alinmaktadir.

a. Muhsin &Ingrid: Tek Adam-Egemen "Mulisin Ertugrul'un tek adam/egemen oldugu ckinem" ifadesinin kullanilmasi, bu ifadenin yer aldigt yazilarin sanat sinemast sOyleminin tarih kurgusunu yenidenilretmeleri ya da Orttik olarak stirdtirmeleri acisindan belirtiseldir. SOz konusu ifade, ikili bir islev ilkin, ele alinan herhangi bir sorunun 1950 Oncesi icin olamayacagi ya. da Onemsiz boyutta oldugu, cunku o clOnemde sorun yasayabilecek bit sinemanm henuz varolmachp,i onculiinu dayattr. Yani yazann tercihi olan bir konu suurlamasini asan ve tarihsel gercekler tarafindan uymaya zorlandigi bir sinirlamanin
varltgi One stirtilmds olur, ifadenin ikinci islevi tam da bu sayede gerceklesir:

Bu kurgunun dayandigi Olciitler cercevesinde, 1950 Oncesi bosa gegen bir dOnem olarak nitelenir. Cunku uzun bir stiredir ulusal olmasina karsin, sanatsal ve endtistriyel nitelikler tastyan bir varlik olarak sinemadan soz edebilmek ancak 1950'den sonrasi kin (yani Sinemacilar Donemi'nin baslamastyla birlikte) Bu aynt zamanda sanat sinemasi sOyleminin temel bir kapanmastrun ortaya andir: Ne sanatsal ne de endustriyel anlamda varliginclan stiz edebilecegimiz 1950 Oncesinin Dirk sinemasi, Uzerinde fazlaca durulmaya deger bir ckinem degildir. Bu tarih kurgusu 1950 Oncesini bir eksiklik/yokluk olarak isarederken, onu bilimsel calismalara konu yapilmaya deger bir ilgi alam olmaktan cikarir. Ulusal sinemaya iliskin bu tarih tahayytilti ve onu tireten Olctitler, ulusal sinema tanhuu iloye bbler. 1950 Oncesinin thslanmastyla sonuclanan varlik ve yokluk arasinda cekilen bu cizgi neredeyse gtindmilztin btittin Tiirk sinemasi calismalannda gOzlemlenebilmektedir. Ancak bu cizgide israr edilmesi, önemli kuramsal ye yOntemsel sorunlan da beraberinde getirmektedir.

incelenmeye ye cozumlenmeye deger muhteviyau olmayan dOnemi tek bir cumleyle anarak gegmek mthnkiin olur. Diger bir deyisle, bu ifade, nitelemis oldugu dOnemin kisaca deginerek gecistirilmesini saglar ve asil Onem tastyan 1950 sonrasi tizerinde odaklanmayi mesrulastinr. Ne vat ki, ifadenin sagladigi mesruiyetten yararlanirken, onu iiretmis olan tarih kurgusundaki kopus da onaylanmis olur. Bu durum ise, arastuma konulannm tarihsel bir butunluk ve siireklilik icerisinde diistindlmesini Onlemektedir. Dahasi, Onemli sonuclar verebilecek karsilastirmall calismalann da onu kesilmis olur. SOzgellini, 19901 11 yillann endustriyel isleyisiyle 1930'lu yillann endustriyel isleyisini karsilastirmak bize anlamsiz gOrtintir, ctinkti karsilastirma islemi strasinda 19301 1ara iliskin kullandabilecek Onemli bir malzemenin bulunamayacagina inancimiz taindir. Burada, sOzti edilen kopusun onaylanmasi durumu, Once Nezih Erdogan'in, daha sonra da Savas Arslan'in biter yam baglaminda gOsterilmeye calisilacalcur.

II.

Ganfinniz Turk Sinemasi Calipalannda 1950 Oncesinin Dglanmasi

Bu bOltimde, sanat sinemast sOylerninin tarih kurgusunun guniimuzde, farkh konu ve dOnendere iliskin yaptlan calismalarda nastl karsimiza ciktigi ye bunun betaberinde getirdigi sorunlar gOsterihneye calisilacakur. Bu cercevede, tic ayn alt baslik alunda cesidi yazilar Ozerinde durulacaktir. ilk alt baslikta ele alinan yazilar, Muhsin Ertugura iliskin genellesmis olan "tek adam oldugu donem" yargisiru yineleyen yazilardan olusmaktadm ikinci alt baslikta Emperyalizm ya da nit& Emperyalizmi

Nezih Erdogan (1995), "Ulusal Kimlik, Kolonyal SOylem ye Yesilcam /vIelodranu" adli yazisinda Yesilcam tizerinde yogunlasirken, Yesilcam Oncesini sadece bir

kez anmaktadm Kolonyal sOylemin viginlarla bulustugu yer olarak sinema salonlanrun ayrtcahkh niteligine deginen yazar, kolonyal sOylemin sinema alanindaki Ozgid yOnlerini incelemek icin Muhsin Ertugrul'un egemenliginin sona erdigi 1950111 }Una geri dOrunek gerektigini belirtmektedir (1995: 183).

202

i.a It ug. IsCgan

tiirk sinemasi calismalarinda 1950 Oncesinin clislanmasi

203

Erdogan'in Muhsin Ertugrul'a iliskin OzOnvari ifadeyi kullanarak yenidentirettigi kopma olgusunun, sinema-kolonyal soylem iliskisinin tarihsel bir btittinItik cercevesinde ele alinamamasi baglaminda etkili oldugunu soylemek yanks olmayacaktir. Gercekten de yazida, ele alinan sorunun tarihsel surekliligine iliskin bir vurguya rastlanmamaktadir. Sinemanm ancak 1950'den sonra sOzii edilmeye deger bir olgu oldugu yolundaki Onkabul, ele alman sorunun 1950 Oncesine dogru genisletilmesini ye sorun baglaminda tarihsel bir surekliligin kurulmasini ya da bu ttir bir varliginin hatirlatilmastru onlemektedir. Oysa, sinema-kolonyal sOylem iliskisinden kaynaklanan sorunlan incelemek bakimmdan bizzat Muhsin Ertugrul Onemli bir ctkis noktasi saglamaktadir. Ertugrul'un_ Temasa dergisinde Mudafaa i Milliye Cemiyeti'nin (MMC) film calismalanna yOnelik elestirileri incelendiginde, kolonyal soylemin icsellestirihnesine iliskin izlere rastlamak miimktindtir Ornegin. Ertugrul, dergide yer alan yazilanndan birinde Almanya'daki dostlanyla ilgili andannt anlaurken, yerli filmlerin "cagdas" chinya/ban sinemasmdan ne denli uzak oldugundan yaktrur ye Berlin'de bir "Tiirk" filminin gOsteriminden sonra nasil bap' egerek utanc icerisinde salondan kacmaya calisugini anlatir (aktaran, Sevincli, 1987). Ote yandan MMC'deki hakim zihniyete ve theft kosullanna yOnelik elestirileri, kendisini baton aynasinda gOrmesi olgusundan ayn Bu cercevede kolonyal soylem-sinema iliskisinin Yesilcam Oncesinde de cesitli gOriintimleriyle karsimiza cikugi gOnilmektedir. Diger bir deyisle, kolonyal soylemin
ozgul yOnlerini incelemek acisindan, Muhsin Ertugrul'un "hentiz egemen olarnadtgi

dOnemle ilgilendigi anlamina gehnektedir. Muhsin Ertugrul'a iliskin karuksanints yargiyi kullanmakla elestirdigi tarih anlayisimn soylemin ickin yirtilmayi da onaylamts oldugundan, sanat sinemast sOyleminin 1950 Oncesini niteleme bicimine egilmeye gerek duymamaktadir. BOylece Arslan, soylemin 1950 Oncesine iliskin tutumunu tekrarlamaktadir. Arslan'in yazisindaki sorun, yOntemsel bir eksiklik olarak da SOylem cOzilmlemesi yapan Arslan, bir soylemin, nesnesini chizenlerken bir biitiln olarak insa- ettigini gOzardt • eder. Sanat sinemasi soyleminde cok dogru bicimde saptamis oldugu Onkabuller ye kurucu ilkeler, sadece poptiler Yesilcam filmlerinin degil, Muhsin Ertugrul'un da dislanmasyla sonuclanan ilkelerdir. Arslan, sanat sinemasi sOyleminin tarih kurgusunu yineledigi Olctide, cOztimlemesini, cozumlemeye giristigi soylemin bir kapanmasi cercevesinde sinirlandirmaktadir.

b. Emperyalizm/Ktilttir Emperyalizmi: Ginamtizan Sorunu Ozellikle yabanct dagttun firmalannin gösterim alaninda yeniden saglayip, daha cok film dolastma sokmaya basladildan 1990'11 pllardan itibaren, ulusal sinema kulturii ye endilstrisinin korunmast konusu giindeme gelmis, "yabanct filmlerin sinemalarimizi istilasi" olgusu tartismalann odak noktasina yerlesmistir. Yabanci filmlerin istilast ve ulusal sinemanin korunmasi sorununa deginen yazarlar arasinda Burcak Evren gOsterilebilir. Evren, Degisimin Dânemecinde Turk Sinemass (1997) adli kitabinda, 1990'h ytliarda dagitim alarunda yasanan ye yabana dagitim sirketlerinin ustunluk kurmastyla sonuclanan gelismelere deginerek, Amerikan filmlerinin pazarda hakimiyet kurmasuu, isgal, istila olarak nitelemektedir. Evren, yaklasik olarak ayru dOnemde, 1950 Oncesine, ozellikle de 19. }ritzy& sonlanna ve 20. yuzyilin hemen baslanna egilen sinema kitaplari da yarmlanustr. Bu caltsmalardan bir tanesi (1995a), 19. yilzyilin son ceyreginden itibaren degisik alanlarda yabanct firma temsilciligi yapan ve sinemarun Osmanli' ya girisinde Onemli bir rolid bulunan Sigmund Weinberg tizerinedir. Evren, bu kitabinda, Weinberg'in, 19. ytizythn son ceyreginden itibaren once Avrupa'daki biiyiik fotografglik sirketlerinin temsilciligini, daha sonra otomobil ithalau ve en son da sinema sirketi temsilciligini yaptigint anlatarak, aslinda surekli olarak yabanct sirketlerle isbirligi icerisinde olan bir niccann portresini cizmektedir.

clOnem" de onemli bir zemin sunmaktadt(6). Savas Arslan, giriste anilan caltsmasinda Yesilcam tizerinde yogunlasmaktadir. Ancak konusu Yesilcam filmleri degil, 1960 1 11 yillardan itibaren bu filmlere olusmaya baslayan elestiri (ya da onun kavramsallastirmastyla soyleyecek olursak: Sanat Sinemast) soylemidir. Amaci Oncelikle, bu soylemin strudayia yOnlerine dikkat cek mektir. Arslan, Ttirk sinemasi tarihinin lusa bir Ozetini verdikten sonra, sinemarun ulkemizde "Muhsin Ertugrul'un tek adam oldugu dOnemin ardindan" (1998: 45) gelisme gOsterdigini ye kacmilmaz olarak daha fazla tartisilan bir konu (7) haline geldigini belirunektedir. Tarn da bu noktada, niteligine dikkat cekmeye calisti;gi sOyleme dahil oldugu sôylenebilir. Arslan'in, ele aldigt soylemin sadece popidler Yesilcam filmlerine iliskin chslayia tutumunu elestirmesi, aslinda tam da bu soylemin Oncelikli ilan ettigi

204

i.altug ist§an Evren'in Weinberg biyografisi farklt bir gOzle, Ozellikle de 1990111 yillann sine-

tiirk sinernost caltsmalarinda 1950 iincesinin dislanmost

205

öncesi dOneminin pazan, 1990'11 yillarin sinema pazan ile boy OlcUsebilecek Pazarda hakim olan Uretim iliskileri Ye basat tiretim tarzt, giinOnnizdekiyle benzerlikler tastmaktadtr. DOnemin sinema endUstrisi, tipki bugiin de gecerli oldugu gibi, az sayida bityilk dagium sirketi tarafindan yOnlendirden ye yerli Uretimin cok &silk seviyede gerceklestigi bir gOsterim sinemast olarak nitelenebilir (Istgan, 1998). Hangi tiretim tarztrun ye iiretim iliskilerinin yerel Uretimin mastyla sonuclancligint sormak yerine, yerel Uretimin yoklugunu bir iiretim tarzuun yoklugu olarak algilayan bu yazarlara yOneltilebilecek elestirilerden bir tanesi, savunucusu olduklan yaklasmun kavramsal ye kuramsal cercevesine yeterince sahip cikmachIclan biciminde olabilir(s).

mastru ele aldtgt kitaplann bakts actstyla ele almdtgtnda Weinberg'in, -her ne kadar sinemayt Ttirkiyelye getirmisse de- aslinda strum yabanct sermayeye dayanus ye en iyi olarak nitelenebilecek birisi oldugu sonucuna varmak mUmkiindUr. haliyle Weinberg'in 1900'lann baslanndan itibaren bayiligini yapugi Pathê sirketi, erken donem &Ilya film endUstrisinin en gUclii sirketlerinden biriydi. Fransa ye Avrupa'da tekel konumuna yiikselen sirket, 1909'da Amerika'cla kurulan Motion Picture Patent Company (MPPC) trOstiine uye olan iki yabanct sirketten birisi olabilecek denli bir imparatorluk kurmustu (Abisel, 1987). Sinemayt Tiirkiye'ye getiren Weinberg degil, Weinberg'in aractlik yaptigt ye yeni pazarlara dogru acilmak isteyen yabanct sirketlerdir ashnda. Bu cercevede Weinberg'in, 19901 1arda Warner Bros'a ya da baska yabanct sirketlere aracthk yapan kisilerden farki yoktur. Bu ayrica, istilarun sonradan gerceklesmedigi, soz konusu durumun basindan bed varoldugu anlamina gelmektedir. Evren, 20. ytizytlin basindald sinema pazanna iliskin bir istila ya da isgal saptamasmda bulurunamaktadu. Bu tUr bir saptamaya gidememesinin temel nedenlerinden bir tanesi, 1950 Oncesi dOnemde yabancilann istilastna ugrayabilecek bir ulusal sinemantn var olmachgtru diistinmesidir. 20. yilzyilin bastnda Eirkler heniiz sinema isinde olmadtldan gibi, gercek anlamda bir sinemanm varligindan da soz etmek mumkun degildir. Bu nedenle Turk sinemasmin emperyalist gucler tarafindan gibi bir durum dUsiintilemez. Ulusal sinemanin bu sorunla karsilasabilmesi icin once varolmast gerekir. Bu ise, Ortak olarak benimsenen tarih kurgusu geregi ancak 1950 sonrastnda basa gelebilecek bir durumdur. Isgal veya istila saptamast da ancak bu tarihten sonra, antic yitirilebilecek bir sey varolduktan sonra
somuriilmesi

c. 1950 Oncesinin Nostalji Alamna Kapatilmasi ye Geoni§e Yonelik Gerek,cc Olarak Ulusal Ilk Arayiii Yazimizin girisinde, 1950 Oncesinin chslanmast ifadesi ile, tarihsel bir dOnemit arastinlabilir konular alanindan chslanmast kadar, bu dOneme egilmenin belli kurallar.. tabi tutulmastru da kastettigimizi belirtmistik. Diger bir deyisle arasurmactlann bu alan lara yOnelmeleri belli strurlanmisalar cercevesinde nnimkan olmaktadir. 1950 Oncesine egilen caltsmalan hic de az degildir. Daha yakmdan bakildiginda, bu calismalar iki baslik altincla sindlanchnlabilin i) Nostaljik calismalar (9, ye ii) Ulusal ilk arayislan00). 1950 Oncesinin nostaljik calismalasa konu olmasi, Oncelikle bu donemin cickh bilimsel caltsmalar alanindan chslatunastyla ilgili olarak dusunulmelidir. Kuramsal v, yOntemsel cabarun nesnesi olamayacak denli Onemsiz olarak tahayyul edilen bi' döneme nostaljik bir cerceveden yaklastImast hic de sastruct degildir. Nostalji, clOneme egilmeyi anlamit Han ye ayni zamanda bunu mesrulasttran bir kaptyt aralL! maktadir. Nostaljik yaklastmdan farkh olarak, Ulusal Ilk araytst, ulusal sinema yawu acisindan vazgecilmez bir cabadir. Ele alinan dOnem, ulusal gururu oksayacaya da onemli sayilabilecek nitelikler sergilemese de, ilk'leri saptamak, kutsiyet tasiyan bir görev ye yukumluliiktur ve kOken bulma gereksiniminden kaynaklanir. 1950 Oncesi/sonrast aynnu, her iki yaklastmda da stnirlanchrict niteligini kon:makta ye soz konusu yaklastmlart sekillendirmektedir.

giindeme gelebilir. Evren'in, uretim iliskileri acisindan benzer nitelik tastyan iki dOnemi degerlendirmesinde kökki bir farkliliga yol acan 1950 Oncesi/sonrast aynmt, Marksist yazarlarda (isimsiz, 1998) da gOnilmektedir. Emperyalizm, kultur emperyalizmi ye uluslararasi sOnnirii aglanna dasme gibi sorunlar, bu yazarlar tarafindan da "giintimiiziUt" sorunlan olarak algtlanmaktachr. Ozellilde Gretim iliskileri ve uretim tarn gibi kategorilerin bu yazarlann temel cozumsel araclartru olusturdugu soz konusu yazarlarin teorik ye yOntemsel sorunlan son derece belirgin bicimde su yitziine cikmaktachr. Bu yazarlar icin 1950 Oncesinde arasurmalanna konu edinebilecelderi Uretim iliskileri ya da Uretim tarzlan yoktur, cunku heniiz iiretim, diger bir deyisle sinema yoktur. Oysa her yll ydzIerce yabanct filmin yabanct sirket temsilcileri araciligiyla yilzlerce salonda milyonlarca izleyiciye gOsterildigi 1950

206

i.allug isijan
1. Nostaljik Calumalar

lurk sinemasi calismalarinda 1950 Oncesinin clislanmasi

207

1950 Oncesinin Onemsiz gOrtilmesi ye yoklukla isaretlenmesi, onun nostalji alanma kapatilmasi ile sonuclanir. Sosyolojik ya da ekonomik caltsmalar gibi "ciddi" girisimler icin bir tiir ongereklilik olarak kabul edilen Onem ve malzeme potansiyelinin bu clOnem icin sOz konusu olmadtginin dusunulmesi, nostaljik yaldasima gegisi kolaylastirmaktadir. Bu tut calismalarin cogunlukla biyografik Ogeler icerdikleri, clOnemlerin yasam tarzlannt, giysilerini, nesnelerini ye binalaruu aynnuh ama daha ziyade birbirinden kopuk epizotlar halinde betimledikleri ye butun bunlan cogu zaman romantiklere Ozgii bir melankoli icerisinde ortaya koyduldan sOylenebilir. DOftemin gundelik yasarruna ve populer Idilnirtine iliskin aynnti zenginligi, bir tut kiiltfir tarihi yapdchgt izlenimini birakmaktadir. Fakat burada cOztimleyici olmaktan cok, betimleyici bir yaklasumn baslun oldugu belirtilmelidir. Olaylar arasmda bir nedensellik kurma cabasma ya da clOnemi kavramaya yOnelik bir model olusturma girisimine rasdanmamaktachr. Bu caltsmalann Onemli bir bOltimiinde cemaatcilik ve safhk arayist anlammda gegnisin idealize edilmesinin izlerine rastlamak mtimictindtir. Buna Ore o dOnemde sinema belki varhk gOsteremiyordu, ama "bugiin" artik olmayan dostluk, dayantsma gibi deger ve erdemler yard'. "Arastona yapma" gibi Onemli Olctide batiyla Ozdeslesmeden beslenen "ilerici" bir cabarun, bau-kar§tu reaksiyoner bir Oze dOntis sOylemiyle eklemlenme potansiyeli icerdigi nokta, tam da burasi olmaktadtr. Dayanismaa ye degerleri yozlasmamis bir cemaate duyulan hayranlik ye Ozlem one ctkanIchgt Olctide, bu caltsmalar bir uyum ye miitevazdtk anlausina clOniismektedirler. 1950 sonrast icin tercih edilen "actmasiz rekabet" ye "kapitalist acgOzliiIiik" gibi nitelemeler; "tath celdsmeler" ye "gecim derdi" gibi daha hosgOnilii ye empati chsa vuran ifadelerle ikamet edilmektedir. DOnemin sinemaalart, tiretim ye mtillciyet ilislcilerinin ya da politik mevki ye mekanizmalann dogurdugu hiyerarsiler, yaptmmlar ye causmalar hic yokmus gibi, biiyilk bir ailenin kenetlenmis fertleri olarak sunulurlar. Omegin Weinberg ye ona sinema isinden el cektiren MOSD idaresi ya da Rum salon isletmecileriyle onlann MUsltiman Boykotajlan strasincla terk ettigi salonlan devralan Milskiman-Ttirk girisimciler Cumhuriyet Oncesine iliskin cizilen sinema portresinde ayni hedefi kovalayan takimin oyunculan olarak yan yana poz vermektedirler. Diger bir deyisle, bu calismalarda strufsal, ideolojik ye politik Ozellikler dimity/le chsanda btraktlarak, herkesi ayni kategoriye -sinemaa- indirgeyen bir anlattm sOz konusudur (11).

Nostaljik caltsmalann, sunmu§ olduklan aynntill bilgilere ragmen, tam da nostaljik tutumlan nedeniyle tisttinti Ontilkleri seylerden bir tanesi, ele aldiklan dOnemde son derece canli, hareketli ye chinya pazartyla bUttinlesmis bir sinema pazannin varligichr. Bu caltsmalarda sunulan veriler ye bilgiler, sOz konusu dOnemin endtistriyel isleyisini, mulkiyet ye Oretim iliskilerini, uretim, dagitim ye bOlOsilm siireclerini anlamak actsindan cilds noktasi olarak alinabilecek niteliktedirler. Fakat nostaljik tutum, tam da bu nir "ciddi" seylerin o dOnemde olamayacagi dtistincesinin uzanttsinda yer aldtgmdan, betimleme dtizeyinden cozumleme ye model olusturma duzeyine bir gegis de milmktin olmamaktadtr.

2. Ulusal Ilk Araygt &el bir teem atfeder. Bu, uluUlusal tarihe iliskin herhangi bir anlatt, sal sinema tarihleri icin de bOyledir: ilk'in milmktin oldugunca gegnise/geriye gOttinilmesi Onemli olmaktachr. 1950 Oncesi, bu nedenle, ulusal sinemanin temellendirilmesi ye ona uzun bir gecmis bicilmesi acisindan vazgecilmez bir kaynaktir. Ulusal ilk arayislartm nostaljik calismalardan ayiran temel bir Ozellik, kati ye ciddi bir nesnellik ve bilimsellik retorigine geri clOniilmesidir. Belgelere dayalt konusma, ilk kaynaklara inme, arasurmactligin zorluklanna katlanma gibi sOzler, bu ciddiyet retoriginin araclarum olusturmaktachr. Ne var ki, arasurma Oast, ilk'in sahiciliginin ispatlanmast noktasi tizerinde yogunlasmaktadm Bu caba, smtfsal, politik ya da ideolojik eksenli calismalan kapsamamaktadir stagelimi. Dolayisiyla tarih caltsmalaruun ye arastirmaaligin kapsami son derece daraltdnus olmaktathr. Ilk kez meydana gelen olaylara iliskin aynnti duskunlugu ye bu aynnulara iliskin tarusmalardaki turcinlik carpicidtr. Haritalar, adresler, fotograflar ye gazete ilanlan, ilk kez oldugu soylenen olayin yerine, zamantna ye aktOrlerine iliskin cokca aynnti sunup ayni zamanda bilimsel nesnelligi ye "arasurmaa" kimligini belgeleme islevini gOrtirken; ilk bulma iddiasindaki kisilerin birbirleriyle girdikleri polemikier, kolayca hakaret dolu sea dalaslanna clOraismektedir(12). 1950 Oncesinin yokluk alamna kapatilmasi olgusu uluscu kriter baglaminda asthrken aslinda bir kez daha bir sintrlanchrmaya ugradigindan, ilklerden baska bir arastirma ye tantsma konusu kalmamaktadir. Tarih caltsmalan and( bu noktada, salt beige sunmaya dayali bir yanhslama yanstrun ortamina ciOniismektedir. ilk gerin saptanmast ye bunlann aylara ya da ydlara gore sematik protokoller halinde sunulmasiyla

208

i.altug istgan

kirk sinemast calismalarinda 1950 iincesinin dislanmast

209

smith kalinmast, tarih caltsmalannin farkli teorik y e ideolojik perspektiflerin araclari olarak tahayytil edilemedigini gOstermektedir. Bu calismalarda karstmiza cikan temel bir sorun, ulusal sinema kadar ulusal kimligin de insa edilmesi gerektigi konusunun bir kenara biralulmasichr. Sinemanin "ulusal" niteliginin bastan ben varoldugu kabul edilmektedir. Oysa bir Turk kimliginin olusinast silreci -hem iktisadi girisimcilik, hem de ideolojik/politik- anlamda, sinemanin Tiirkiye'ye girisinden sonra ivme kazaninistir. Bunda Ittihat y e Terakki Firkaserun "milli" politikalannin basatlik kazanmast son derece etkili olmustur. Sinematun millilesmesi konusu bu silrecten ayrt cltisnntilemez (Istgan, 1998). byle ki, "Milli Sinew" gibi seder, Birinci Minya Savant dOneminde kullamlmis hatta bizzat MUslilman-Tiirk girisimciler tarafindan sinema salonlanna isim olarak verilmistir. Bu cercevede belki de sinemayt "milli" bir etkinlik olarak tanimlayan kisinin kim oldugu y e bu gereksinimi nicin duydugu ya da ilk kez ulusal R i led aramaya koyulan kim oldugu ve buna neden gereksinim duydugu sorusunu yanitlamaya cabalamak daha anlamli olacaktu. fetislestirildikleri olcude, "ulustan-olmayan"lar da ulusal tarihin gOvdesinin bir uzanusi haline getirilmektedir. Burada verilebilecek son derece ilging bir Omek, Manaki Kardeslerl in Tilrklestirilmesidir. Makedon Manaki Kardesler'in Rirk Sinemasi icerisindeki yen, ozellikle Theo Angelopoulos'un Ulis'in Balds'i (1995) adli Illininin Turkiye'de gOsterime girmesinden sonra tarusilmaya baslannustir. Kimi yazilarda daha makul bir yaklasunla, Manaki l lerin mirasuntz olduklan sbylenmistir (Emin, 1995). Burcak Evren ise, onlann Osmanli tebaasi -yani "bizim"- olduklanna vurgu yaparak, onlann ilk Tilrk sinemacilar olarak kabul edilebileceklerini belirtmistir (1995a ye 1995b). Bu cercevede uluscu kriterin, tabi kilma y e kendine mal etme egilimini de beraberinde getirdigini sOylemek nnimktindilr. Ulusal ilk arayislart cercevesinde gOstermeye calistigimtz sorunlar, Ttirkiye'ye iliskin bir ulusal sinema tarihi calismastrun tam da kendisini olanakli y e arzulanir Han gelismelere egilmek zorunda oldugunu ortaya koymaktachr.

Ele alman Orneklerin, bu sorunlart belli olcude somutlasurdigini chistinnyoruz. Nijat OzOn'iln calismasinda belirginlesen tarih kurgusu, 1950 Oncesini yokluk olarak ilan ettigi noktada, tarihsel snreklilikte de bir kopmayt beraberinde getirmis olmaktadtr. Bu kurgunun y e onu olanakli kilan olcutlerin acik ya da ortuk kabuln, mevcut kopmamn gunumuz calismalanna da tasmasma neden olmaktadir. Bu baglamda, ele alman cesitli arasurma konulannin ya da sorunlann, 1950 Oncesi icin gecersiz oldugu ya da mevcut olamayacagi kanaati basatlik kazanmaktachr. Bu da, tarihsel hie surekliligin kurulmasi Onnnde engel olusturdugu kadar, basvurulan cozumsel kategorilerin uygulanma cercevesini ye algilama esigini daraltmaktadir. BOylece, sozgelimi, baslangiondan gunumuze uzanan Marksist bir sinema tarihini bulabilmek olanaksiz hale gelmekte; cunku uretim tarn gibi bir kavram sadece 1950 sonrastna uygulanacak bicimde suurlandirilmis olmaktadir. Bu tarih kurgusunun asilamamasi, bir bakima kolonyal gegmise iliskin bilincin yitimiyle de sonuclanmaktadir. Sinemanin tekelci kapitalizm dOneminde ortaya ciktnis °imam, basmdan itibaren bir dilnya pazan biciminde Orgiitlenmesi y e pek cok sinema dilinin yabanct (agirlikh olarak Amerikan, Franstz, Alman ve italyan) filmier dolayinityla asinalik kazanilan bir gOrsel hazineye dayanarak gelismesi, kolonyal gecmisin alabildigince Onemli oldugunu gOsterir. Bu baglamda en azindan Thrkiye acisindan 1950 Oncesini chslama tutumunun astImasi gerekmektedir. Ote yandan, gecmisi nesne chslamalar aractligtyla gerceklesmesinin, yazar Amin MaalouPun deyisiyle "caginuzin kiistahligi"na kapilmamtzla ilgili oldugu animsanmaltdir (1998: 9). Onceki kusaklann -ister sinemast, ister sinema arasurinactst olsunlar- cabalaniun bize bir sey kazandirmadigi yolundaki inanc; upkt onlann bir zamanlar yapugi gibi, modernlesme gayretimizi surdurdugumuzun y e tipkt onlar gibi, kendimizi ilerleme cizgisinin daha aydmlanmis bir yerinde yfinliyor sandigimizin; son kertede ise kendimizi tipkt onlar gibi, batinin aynasincla gOrmeye devam ettighnizin en canli kanitidir.

Dipnotlar Smug Bu calismacia, sanat sinemast sdyleminin tarih kurgusunun sorgulanmadan kabulunden kaynaklanan bir sorun olarak Tiirk sinemast arasurmalarinda 1950 Oncesinin dislanmasi olgusu cesitli boyutlanyla gOsterilmeye call ihnis, bu baglamda ortaya cian teorik ve yOntemsel bosluklara
Bu noktaya dikkat cekerek yavya onemli bir katki saglayan Ara§. GOr. ,Serife Crania tesekkOr ederim. Karstla§tinntz, OzOn, 1962: 4-5. Kitapta belgesel film call§malanna aynlan bir bOlinn(In yani sera, sinemanin ekonomik geli§iminin, hukuksal geli§melerin ye sinema elepmenliginin tarihinin topluca ele bit balm de mevcuttur.

210

Lahti§ isi§an

tiirk sinemosi calismalarinda 1950 Oncesinin cliOanmas1

211

1968 yihnda yayunlanan Kronolojik Turk Sinemasi Tarihi 1895-1966 ad calismasinda bu baslik "Sinemanm Tarih-Oncesi" olarak OzOn, Tiyatrocular DanemPni iki ayn Irolum alunda isler. BOICimlerden ilki 1922-24 arasini ele alirken, "Devam" tasiyan ikinci bOlOin 1928-1939 arasini kapsar. OzOn, film ilretiminin Kaynakca Abisel, N. (1994). '1928-1938 DOnemi Tiirkiye'sinde Sinema Ustune 'aisfinceled." Turk Sinemast Uzerine Yazilar. Ankara: Imge, ss. 9-68. Abisel, N. (1987).Sessiz Sinema Ankara: Ankara Universitesi Basin Yaym Yilksek Okulu. Akcura, G. (1995).Ade Boyu Sinema Istanbul: Yap: Kredi. Alcsin, S., haz. (1990).Cagdas Tarkiye 1908-1980(alt IV). Istanbul: Cem. Arslan, S. (1998). Topfiler Yesilcam Filmlerinin Elestirilmesinde Bir Sanat Sinemas: SOyleminin °Kisumu," 25. Karg Say:: 20: ss. 49-56. Emin, I. (1995). "Manaki ICardesler MirasimadirMntrakt, Say: 51: ss. 55-56. Erdogran, N. (1995). "Ulusal Kimlik, Kolonyal Saylem ve Yesilcam Melodramlan," Tophtm ve Bilim, Sayi: 76: ss. 79-98. Evren, B. (1998).Ddi ptolan Istanbul:Mihiyet Evren, B. (1997).Deiisimin Donemecinde Tdrk Sinemast.istanbul: Antrakt. Evren, B. (1995a).Sigmund Weinberg: Sinemays Tarkiye5v Getiren Adam Istanbul: Milliyet. Evren, B. (1995b). "Sinema Tarihimizin Bilinmeyen ilk Filmleri filntrak4 Sap: 48: ss. 58-59. isimsiz (1995). "GOrtInkiniin Gfindemi,"Görtintd, Sayt: 4: ss. 2-5. Isimsiz (1998). "Varolanm Adini Koymak: Milt& Emperyalizmi,Yern insan-Yeni Sinemq Sap: 3: 3-12. Isigan, A. (1998). Tarkiyeirle Film Yapmaligi. Yarmlanmamis YOlcsek Lisans Tezi. Ankara Universitesi Sosyal Bilimler Kayak K. (1996). 'Mirk Sinemasi Tarihi Yazunlannin Asmanm Yollan.' Turk Sinemas: (12) Ali Ozuyar'la Burcak Evren'in ilk Tiirk sinema gazetesi konusunda girismis olduklan polemigin harareti karsisinda sasirmamak zor Ozuyar, 1999: 39-51).

gerceklesmedigi 1924-1928 donemine yer vermemistir. Bakina, Ozon, 1964. Erdogan'in calismasi akla baska bir diistInceyi de getirmektedir: 1990% yillarda Turk sinemasini kolonyal soylemle iliskisi cercevesinde ele almak, sozgelimi ona 1960% yillarda Auteur yaklasimi acisindan bakmakla bir akrabalik tasir. Her iki durumda da Batedald en "yeni" yaklasimlar sOz konusudur. Bu baglamda kolonyal sOylemin icsellestirilmesi ile "igdas yapma arasinda da bir bulundugu hatulanmalidir. Cagdas bilim yapmarun bir Olciaii de bu baglamda guncel Onem tasiyan batili ya da bau tarafindan Onemsenen yazarlara referansta bulunmak olmaktachr. ironik bir Ornek vermek gerekirse: Sans Arslan, Yeni Sinema cevresinin temel Ozelliklerinden birisi olarak "yundisindalci kuramsal gelismeleri takip edebilmeyi olanakh kilan yabanci dil birikimi"ne isaret ederken (1998: 49), bu saptamasini Roy Armes'in Ingilizce bir metninden yaptigi bir alit-141a desteklemektedir. (7) NilgOn Abisel'in bir calismasi, durumun aslinda hic de oyle olmadigini ortaya koymasi bakinundan Onemlidir. Basindan itibaren sinemarun sikca tartisilan bir konu oldugunu gOriiyoruz. (bkz., Abisel, 1994) , (8) Bu elestiriyi biraz acacak olursak: Marksist arasurmaci ve yazarlar ulusal i1retim saplandiklan Olciide; Marx'in, Oretim, dagaim ye tuketimin aym butunun parcalan olduklan yOnOndeld saptamasuu goz ardi etmektedirler. Bir yerde film dagaillyor ve gOsteriliyorsa, onlan uretenler de vardir. Onlan uretenlerin Turkiye'de olmamasi, sinemaya Ozgi1 bir iketim tarzirun ye iiretim iliskileririln varolmadigi anlamina gelmez, tersine, ozgul (ve yerel iiretimin gelisememesiyle sonuclanan) bir Oretim tarzuun varoldugu anlamina gelir. Bu cercevede Marksist calismafarda 1950 Oncesinin dislanmasi, bu yazarlann Marksist iktisadi Viztimleme bicimini uygulamadiklanna da isaret eder. Burada akla ilk gelenler GOkhan Akcura (1995), Giovanni Scognamillo (1989) ve Burcak Evren'in (1995a ve 1998) calismalardir. Cok sayida yazi ve kitap omek verilebilir. Ali Ozuyar'in (1999) son clanemde yayimlanan bir calismasi, Burcak Evreng e ilk'lere Riskin bir polemige yer vermesi bakimindan taze bir ornek sunmaktadir. (11) Kisilen meslek kategorileri cercevesinde ele alinak ve bir mesleki kategoriye giren niyet ve cikarlan agsindan birbirlerine esidemek, korporatist dilsCincenin uzantisinda yer alan bir yaklasim olarak degedendirilebilir.

Uzerine Daninceler, der. Murat S. Dincer. Ankara: Doruk, ss. 57-73.
Maalouf, A. (1998).Semerkant. Istanbul: Yapi Kredi. OzOn, N. (1968).Kronolojik Tark Sinemas: Taribi 1895-7966Ankara: Bilgi. ()zee, N. (1964).Sinema El Kitab: Istanbul: Elif Matbaasi. OzOn, N. (1962). Tfirk Sinemas: Taribi. Istanbul: Artist.

212 Ozuyar, A. (1999).Sinema»m Osmanhca SenivernAnkara: Oteki. Scognamillo, G. (1989). Cadde-i-Kebiede Sinema. Istanbul: Metis.

Lahti§ m§on

2000/7

Tarihi ye ileti§iin Ara§ttrmalari Uzerine

Sevincli, E. (1987).Meguayeuen Cum&riyete, Tiyatiodan Sinemaya Mubsin Ertugru/Istanbul: Buoy.

Ozet Turk sinemast caltsmalarintn zenginlesmesi ve kapsamuun gen4lemesi Oniindeki temel engellerden bir tanesi de 1950 Oncesinin bu calls= alanindan dislanmasultr. 1960'h ytilarda yapdan Tiirk sinemast tarihi calLsinalanyla birlikte Fkillenen y e giinihniizde de basatligint koruyan tarih kurgusu, bu dqlanma durumunun temel nedenlerinden bir tanesidir. Yazida once, Tiirk sinemast caltsmalannda basket olan tarih kurgusunun temelini attigini sdyleyebilecegirniz Nijat OzOn'iin caltsmast ele almmakta. bzOn'tin, dOnernselle§tirmesinde OrtOk olarak basvurdugu "ulusalhk", "iiretim" ve "sanatsalltk" gibi kriterlerinin, 1950 Oncesini "yokluk" ya da "hiclik" olarak i§aretledigi, baylece bu donemi "ciddi' bilimsel calismalar alarunm chsuida konumladtgi gOsterilmektedir. Daha soma, gfinOmOzdeki ban calismalardan hareketle, 1950 Oncesinin "clisanda" konumlanmast olgusunun nasil tekrarlandrgi y e bu durumun ne tur ybntemsel ve kuramsal sorunlara yol actigi gosterilmeye cabsilmaktadir.

Korkmaz ALEMDAR *

Konu iletisim tarihi de olsa ashnda genel olarak iletisim arastirmalanndan soz edecegimi Onceden soyleyeyim. arastirmalan sadece tarih calismalan ile degildir. Ama bunlartn tiimiinden soz etmeye kalkmak da cok zordur ye sanki alantrun butun sorunlanni cOzme amacma donuk bir girisim gibi de algilanabilir. Boyle bir amactm yok, ama zaman zaman bOyle gOrtinmemi hos karsilamanta dilerim. Ciinkil }fibrin gectiginin, pek cok kisi gibi, farkmda olmak istemesem de, iletisim egitimi alan ye iiniversitede calisma olanagt bulan ilk kusaktan bin olarak alarm sorunlannt iyi bildigimi santyorum. iyi bildigimi sandigun sorunlartn kolay oldugunu dusundugum dOnemler olmustur. Ciinkii ben 1961 Anayasaisinin getirdigi Ozerk Oniversite ye Ozerk yaytnahk anlayisinin ilk on ytlt icinde iletisim egitimi aldtm. Bize iletisimden cok toplumun tarihi ye siyaseti ogretildi. Tuhaf bir bicimde toplumsal yapuun hem karmasik oldugunu hem istenirse -kolayltkladegistirilebilecegini ogrendik. Ama gegen ytllar dunimun Oyle olmadtgiru gOsterdi. Anil( iletisim alarunda bile sorunlann denetlenebilir, cOzidebilir oldugunu sanmiyorum. Bu chisiinceden rahatsizhk duydugumu itiraf etmem gerekir. Ama tuhaf bir bicimde rahathk da veriyor. Cunku sorunlan cOzme guest ya da yetkisinden cok onlann nasil asilabilecegi konusunda bildiklerimi paylasma egilimimi artttnyor. Bunlann dinlenip dinlenmeyecegi ayn bir konudur. Ama gene de paylasmakta yarar var.

Summary
One of the main obstacles that prevents the richness and broadening of scope of Turkish film studies is the exclus7n of pre-1950 period. The history narrative that was shaped with the studies about Turkish cinema history and that still maintains its domination is one of the main reasons for this exclusion In this article, firstly, the work of Nijat ()tin who, it can be said, has established this dominant history narrative of Turkish cinema is discussed. It is argued that his criteria as "nationality", "production', and 'artistic' that he used implicitly while periodizing Turkish cinema marks pre-1950 as "absent' or "nothingness"; he, therefore, locates this period out of the sphere of academic studies. Then, it is pointed out, by way of sample studies, the exclusion of pre-1950 period is repeated in recent studies, and this situation causes methodological and theoretical problems.

Iletisim Taribi? Bugiin saytlan giderek artan iletisim egitim kurumlannda en ihmal edilen alanlardan bin iletisim tarihidir. iletisim tarihi alantna giren konularla ilgilenenler dabs
* Prof. Dr., Ankara (iniversitesi keti§im Pakukesi Gazetecikk

film 2003/01

32

film 2003/01

33

Yeilcam'dan Once Tiirkiye ide Sinema SektOrii
I. Altug /4-an
Gir4 Bu yazida Tiirkiye sinemasnun iktisadi gelisimi ve yerli yapnmalognn bu icerisindeki ozgul konumu ilzerinde durulacaktir. Yannin amaci, sikca "kayip yillar" olarak da arulan 1950 Oncesi Cistfine bir takim dusiinceler dile getirmek; diger bir deyisle Yesilcam-Oncesi Tiirkiye sinemasuun iktisadi isleyisi ile ilgih gOrfisler ortaya atmaktir. Yanya dayanak olusturan soru ise, "Yerli yapuncilik neden 1950'lere dek varlik gOsteremedi?" biciminde formille edilebilir. Bu soruya, dogulufirrasyonelkahil olmaktan kurtulamayan bireylerin varhgn ye devletin ilgisizligi gibi aciklamalann disinda kalmarak yanit verilmeye calisilacakhr. Yapi ye isleyis agisindan bakildiginda, yerli sinema sektOrfiniin tarihsel gelisimini iki ana dOnem cercevesinde ele almak anlamli gOninmektedir (1). ilkin, belli bash ithalatg-isletmeci sirketlerin egemenliginde olusan bir gosterim sinemasi dOneminden soz etmek mumkundur (ki yazimizin konusunu da bu dOnern olusturrnaktadir). Kimi dfiniisiimlere karsin Ozsel niteligi bakimmdan siireklilik arz eden bu dOnem, yaklasik olarak 1895-1945 yillanni kapsar. Bu dOnemin temel Ozelligi, neredeyse istisnasiz bicimde ithal filmlerin gOsterimine dayali bir pazardan olusmasi ye soz konusu pazann kurulusuna (basta Fransa, italya, Almanya ye ABD olmak iizere) batili film endfistrilerinin onculuk etmis olmasidu. Bu baglarnd a, yerli yapunciligm yabanci filmlerin rekabetiyle karsilashgi yillardan ziyade; (yerli filmlerin rekabetiyle sonradan karsilasacak olan) yabana filmlerin ticareti ustune kurulu bir isleyisin egemen oldugu bir zaman diliminden soz etmek mumkundur. Bu durumun sadece Tiirkiye'ye Ozgii olmayip, pek cok ulusal sinemanm -45rnegin Yunanistan, Mrsir, Guney Kore ye Meksika sinemasinin- hayata baslama bicimini Ozetledigini belirtmek gerekir (Scognamillo, 1997: 136-7, 147, 170 ve 174). Sinemanon hayata bu bicimde baslaman, sonraki gelismeleri de kagnilmaz olarak etkilemistir. Ikinci dOnem ise yaklasik olarak 1945-75 arasiru kapsamaktadir. Bu dOnemin temel Ozelligi, yabanct film da'gitimi ve gOsterimine dayali sektOrel isleyisin, yerli &Unlerin dolasimina dayali bir altematif olusumun 30 yila yakin sUren meydan okumanyla karsi karsiya kalmasidir. Yapimaligm alhn yillanni da kapsayan bu d6nem, istisnai bir zaman dilimi olarak kavranmalodir. Evrimci bir tarih artlayisma yaslanarak bu dOnemin gelisini bir tiir kagnilmazlik olarak kavramak yerine, onun nasal miimkiin olmus olabilecegini arastirmak daha anlamli gOriinmektir. Portekiz (2) gibi Ulkelerdeki enchistri5,e1 gelisimin de gOsterdigi gibi, bu istisnai zaman dilimi hic olmayabilirdi de. Ilk dOnemin Onemi; onsuz, ikinci dOnemi ye hatta bugiinfi anlayamayacagimizdan ileri gelir. Bu cercevede elinizdeki yazinin, her iki dOnem lizerine arashrma yapanlara da katki saglamasi umulmaktador. Yanda, biraz epizodik sayilabilecek bir bOliimlendirmeyle, bes farkli ye gOrilniiste birbirinden bagimsiz baslnk altinda, dOneme iliskin farkli konular ye diistinceler dile getirilecektir. Sonuc bOliimiinde ise genel bir degerlendirmeye gidilecektir.

I. 1915-1945: ithalatg isletmeci Aile Sirketleri Egemenligincleki Bir GOsterim Sinemasi
Nijat OzOn, "Tfirkiye'de Tiirklerin cevirdigi ilk film" olarak, Fuat Uzkinay'm 19f4'te cektigi Ayastefanos'taki Rus Abidesi'nin Ytk,loso adli filmi gOstermektedir. daha sonra Osmanli ordusunda kurulan sinemacilik kolu olan Merkez Ordu Sineman Dairesi'nde devam ettigirti belirten bzOn, Merkez Ordu Sinema Dairesi'nden sonra kimi yarn askeri kurumlann yapimcilik faaliyetlerini siirchirdUklerinden bahsetmektedir. Burdardan ilki olan Miidafaa-i Milliye Cemiyeti, 1918'e dek iki uzun metrajli filmin yapimiru ustlendikten sonra, I. Diinya Savaserun yenilgiyle sonuclanmasiyla birlikte arac gereclerini Malul Gaziler Cemiyeti'ne devretmistin Malul Gaziler Cemiyeti ise Miitareke DOnerni'nde dOrt filin cektikten soma kapanmistir. Tiirkiye'deki ilk Ozel yapimevi olan Kemal Film ise 1922'de kurulmus ve yapimplik faaliyetlerini -Ipek Film devreye girinceye 4lek- tek basina siirdiinniishir (1983: 1878). Bununla birlikte tizOn, "yapim Oncesi" olarak adlandirdigi bir d6nemden de soz etmektedir. Buna Ore ilk Turk filminden Once de Tiirkiye'de sinema faaliyetleri yard'. Ancak bu dfinerndeki sinemacilik faaliyetleri tumuyle film gOsterimiyle smith kalmaktaych. Gezici sinemalar dfinemi de bahyla karsilastinIcliginda oldukca uzun siirmiis, ilk yerlesik sinema ancak 1908 yilinda ( OzOn,1983: 1878). Bu manzara, Tfirkiye'de sinemanm ye film yapimciliginin gelisiminin, Fransa ve Amerika gibi iilkelerin gelisiminden oldukga farkli Ozellikler sergiledigini gostermektedir. Ilkin sinemaciligin salt gOsterim biciminde baslamasi, bu gOsterimlerin bahya gifire ancak bir kac yil gecikmeyle yerlesik salonlara tasinmasi, ilk yapuncilik girisimlerinin ise resmi kurumlarda yapilan belgeseller biciminde ancak I. Diinya Savasinin ikinciyarismdan itibaren gerceklesmesi, Banda yasanan endfistriyel gelisimden cok farkli bir gOrfintii arz etmektedir. Ikinci olarak, Ozel sektOrden gelen ilk yapimalik girisimi ancak 1922'de -yani bandaki ilk denemelerden yaklasik yirmi bes ytl sonra- gerceldesebilmistin Bu da Ozel sektOriin gelisiminin Bahya gore hayli agir seyrettigine isaret etmektedir. Yukanda da belirttigimiz gibi, Batidakrbir kac iilke dismda neredeyse turn illkelerde sinema endiistri/eri bu hir gecikmeler gOstermis, diger bir deyisle geri kalmislardir (Scognamillo, 1997). Tfirkiye'deki bu farkli gelisme cizgisini, sinemanm i3dkemizde iktisadi bir clan olarak insasindaki Ozgill kosullar baglammda degerlendirmek gerekir. Bu Ozgiil kosullann olusumunu 19. yilzyilm ortalanna dek geriye gritiirmek mumkundur (Oskay, 1996: 93-96). Osmanli imparatorlugu, 19. yilzyilin ilk ceyreginden itibaren diinya kapitalizmiyle giderek halanan bir bfitiinlesme siirecine girmistir. Bu cercevede dis ticaret oraru giderek artmis; bir yandan yurt disma hammadde ihracati artarken, Ote yandan da batili mamul mal ithalati cogalmishr (Pamuk, 1994). Bu siirec icerisinde Osmanliclaki verili kosullar nedeniyle uretimi mumkun olmayan pek cok iiriin de is pazara sokulmus, sOzgelimi 1840'larden itibaren fotografglikla ilgili malzemeler satilmaya ba§lannu§hr (Evren, 1995: 13-16 ye 83-84). Bu artan ticari iliskiler cercevesinde sinemanni ulkeye giris bicimini de belirleyen kimi iktisadi iliskiler gelismistir. dis pazar arayisma giren batili sanayiler, yeni girdikleri pazarlarda bayilik usuliiyle calismislardir. Diger bir deyisle, belli bOlgelerdeld sahslardan ye bu sahslarm denetiminden sorumlu olan yetkili temsilciler dir. SOzgelimi Sigmund Weinberg, 19. `lazy son ceyreginde Alman ve Avusturyali bfiyilk fotograf malzemesi iireticilerinin.yetkili sahaligini yapn-ustir (Evren, 1995: 16). ikinci olarak, bayilik sistemi cercevesinde, batiln sanayi sermayesiyle yerel ticari sermaye arasinda bir cikar ortaldigi olusmustur. Yerel pazarlarda, bath sanayicilerin yetkili bayiligini yaphklan igin Onemli bir giice sahip olan dagitimalardan olusan bir hiccar

34

lb 2003/01

2003/01

35

kesimi sivrilmeye baslamistir (Toprak, 1995a: 3-4; Ahmad, 1996: 26-28). Ozellikle yerel iiretimi yapilmayan, yani yerli sanayiye dayali bir rekabetin shz konusu olmadigi mallar agisindan bakildiginda, bu mallann yerel pazanni kuran, kurduklan andan itibaren de dayanarak, stiz konusu denetleyenler, arkalanndaki yabana sermayenin destegine yerli arao tiiccarlar olmustur. Bu mallann daha sonra yerli uretimi gerceklestirildiyse de, soz konusu pazarlann fiilen yabana sermayenin girisimleriyle kurulmus ohnasi, yerli iireticiler icin kendilerinden once kurumsallasmis ve giiclii bir rakipler topluluguyla karsi karsiya olmalan anlamma gehnekteydi. Bu nedenle de, bu tar mallann yerli iiretimi, ancak araci tiiccarlann egemen oldugu bir dagitim citineminin ardindan ve cogu kez devlet girisimiyle olanakh olmustur. Uzkmay'in cektigi ve uzun sure ilk yerli film olarak kabul edilen Ayastefanos'taki Ries Abidesi'nin Yekilip (1914), bir yonetmenlik ya da kameramanhk Orriegi olarak deterlendirilebilmesine karsin, gercek anlamda bir yapimcihk denemesi olarak kabul edilemeyeceginden, Tiirkiye'deki ilk film yapimaligi girisimi de I. Diirtya Savaseyla birlikte devlet eliyle gerceidesmistir (Oztin, 1968: 14; Scognamillo, 1987: 67). Ozel sektOrde ise . sinemacilik faaliyeti coktan baslamish, ne var ki sadece da gitun ye giisterim alaninda smith kalacak bicimde (Scognamillo, 1987; 67). Ilk gtisterimler, yabana sirket bayiligi yapan kimi tiiccarlar araciligiyla 20. yuzyila girmeden Once diizenlenmistir (Oztin, 1968: 12-13; Scognamillo, 1987: 67). Ne var ki, daha o citinemde gOsterilen filmlerin tumu ithaldi. Bahl' sirketler icin calisan pek cok kameramarun stizgelimi Istanbul'a gelip burada film cekmelerine karsm (OzOn, 1968: 12), bu alanda faaliyet gtisteren yerli girisimcilere uzun yrllar rastlamak mumkun olmarnistir. Osmanli topraklannda belgelerle kanitlanabilen ilk yapimalik faaliyetlerini 1911 yilinda Makedon astllt Manaki kardesler gerceklestirdiler. (Evren, 1995: 123). Ancak filmlerinin bugunku Tiirkiye suurlan icerisinde gtisterilip gOsterilmedigi bilinmiyor. Diger bir deyisle, uretimden tilketime dek uzanan ve yeniden-iiretimi olanakh kilan

"yerli" bir sinema ticareti zincirinden bahsedemiyoruz. Sinemarun heniiz gezici oldugu ciiinemde, bahlilarca iiretilen filmier, bayilik yapap yerel niccarlar aractltgeyla ic pazara ulasiyordu. Bu iktisadi diingii, pek cok iilkede oldugu gibi, Osmanli topraklanndaki ilksel sektOrel yapilanmayi da olustunnaktadir. Bugiin sinema endiistrisi denildiginde akla gelenden cok daha farkh bir siirec isliyorsa da, daha o thinemde olasi bir yerli yapimalik girisimi icin guclu rekabet kosullannm shz konusu oldugu stiylenebilir. Yapunalik alaninda girisimde bulunmak isteyebilecek yerli yahrunalan pek cok sorun beklemekteydi. Teknik donanim ve gerekli ham film ithal edilmek zorundaydi (Oztin, 1962: 246). Giiniimiize gore cok basit sayilabilecek konulann filme alinmasina karsthk, buna kalkismak -sermaye, isgiicii ye teknik donanim gibi- bir takim asgari kosullar zorunlu kiliyordu. cekimler tamamlandiktan sonra, bu filmier icin ya Osten diizenlenmesi gerekiyor, ya da kopyalan cikanlarak satilmalan gerekiyordu. Biidiiin bunlar son kertede sermaye istiyordu. Ustelik coktan him diinyaya filmlerini pazarlayan bahli §irketlerin rekabeti stiz konusuydu. Bu sirketler seri iiretime gecmi§, filrn fiyatlaruun olusumunda belirleyici olmustu (Baechlin, 1975: 44-5). Yerli yapimalar icin dis pazarlara ulasmak bir yana, yerli pazara girmek dahi cok zordu. Bu kosullarda yapimaliga kalkismartm kolay olmadigi rahathkla soylenebilir. Biflylece yerel sinema pazan, bu ilksel yapisini basindan itibaren korudu ye ancak bandaki girisimcilerin getirdikleri yenilikler cercevesinde kismi degi§iklikler gecirdi. Burada Onemli ilk degisiklik, 1908'de ilk sinema salonunun acilmasiyla birlikte (OzOn, 1968: 13) yerlesik sinema salonu usuliine gecis olmustur. Yerlesik sinemaya geciste, bandaki uygulamalann dis pazarlara dogru genisletilmesi belirleyici olmustur. Fransa'da ilk yerlesik salonu acan Pathe, 1907 yihndan itiba. ren Balkan ye Ortadogu iilkelerinde dag'itim aglan olusturarak, buralarda acilmalanni sagladigi sinema salonlarmda iirettigi filinieri gostermeye baslarmstir (Kallmann'dan aktaran Baechlin, 1975: 29). Bu cercevede 1907 ve 1908 yillan boyunca Portekiz, Brezilya, Ispanya, Isvicre y e Hollanda'run belli bash keritlerinin yani sira Istanbul'da da bir salon agmayi kararlastumishr (Baechlin, 1975: 29; Abisel, 1989: 21-22; Evren, 1995: 46). Bu salon, bugiin Tepebasi Pathe Sinemast olarak bilinen sinemadir. Sinema icin uygun salon bulma konusundaki girisimleri, Pathe firmasmin gtirevlendirdigi bir temsilciyle birlikte yapan ve yerli asker ye burokratlar diizeyinde bu konuda gOrii§meler yapan ki§i, 1890'11 yillardan ben (gramofon satiyordu) Pathe'nin temsilciligini yapan Sigmund Weinberg olmustur (Evren, 1995: 46) Pathe'nin de onayiyla kiralanan bir tiyatro binasi sinema salonuna doniistiiriildiikten soma, bu sinema isletmesinin mudurlugunu de Sigmund Weinberg yaprrushr (Evren, 1995: 46). Bu ilk yerlesik sinema salonunu daha sonralan yenileri izlemi§ (Evren, 1995: 44), Weinberg'in yam sira baska sirketlerin temsilciligini yapanlar da salon i§letmeye baslamistir. 1915 yihna gelindiginde istanburclaki Inks salon sayismin bir diizineye yaklastigi bilinmektedir. Pathe'nin ise istanbul'daki salon sayismi uce cikardigi giiriilmektedir. Stiz konusu hilts salonlar, belli bash yabana firma temsilcileri tarafmdan isletilmekteydi (Gokmen, 1991: 99-103). Salonlann yerlesik hale gelip, diizenli bir gtisterimin olusmasiyla birlikte, gezici sinemalar kentlerin en verimli semtlerinde tutunamaz hale geldiler. Ote yandan yerlesik sinemalara gecis, yapirrialik konusundaki girisimler icin de daha iyi kosullar sunamadi. Tersine, bu eh karlt, ancak son derece dar amortisman alam, yabana sirketlerin istekleri dogrultusunda, yabana filmlerin giisterilmesi icin diisiinilliip kurulmustu. Sonraki yillarda Ozel kesimdeki ilk yapunalik girisimlerinin yalnizca -bu isten para kazanma potansiyeli en fazla olan- ithalatg-isletmeci sirketlerden geldigi (3) veya Weinberg gibi o clOnemde giiclii sayilabilecek birisinin dahi film yapmayi denememis

36 •

fVm 2003/01

film 2003/01

37

oldugu dikkate almdrgenda, yapimcilik ire ugrasmak icin uygun Icosullann olmadigi soniicu cikmaktadir. Sinema isine bulasaus olanlar, mevcut kosullarda film yapmarun degil, yapmamanm rasyonel oldugunu basmdan beri biliyorlardr. Ayru zamanda salon isletmecisi de olan giiclii dagitimalar denetimindeki bu ilk sekterel yap! ve isleyis, yerli yaprmcelegen olusmasi ye gliclenmesi icin uygun degildi (4).

II. Yerli Yapimaltga Yiinelik ilk Giriqimler
ilk yerli yapimcilik girisimlen, yeniden—iiretirni buyuk oltiide yabaric” filmlerin gosteriminden ve dagitimuidan elde edilen gelirlere dayanan bu uretim tarzinin disinda gerceklesmistir. Tiimii de resmi/askeri ya da yan—resmi/askeri kurumlar olan bu ilk sinsimciler (OzOn, 1964: 116), Ozel sektOrdekinden oldukca farkli kosullara sahiptiler. Ilkin bu kurumlar, hazinenin kendilerine ayirdiklan bir biitceyle calismaktaychlar. ikincisi, yapim ve gesterim igin gerekli arac gereclerin ve gerekli uzman kadronun saglanmasenda yine devletin ye yabanci hiikiimetlerin —Ozellikle de Almanlann— destegi soliz konusuydu. Asil iiretilmesi hedeflenen filmier askeri ve propaganda amaclanyla cekilen haber ve belgesel filmleriydi (OzOn, 1995: 19-20). Piyasarun kar etme mantigi ve rekabet kurallannm dismda kalan bir isleyis sOz konusudur bu kesim icin (5). Turn bunlara kar§m, bu kurumlarda cekilen ilk uzun metrajli filmlerin dahi oldukca giic kosullarda ve' srkr bir mali denetim altinda gekildigini biliyoruz (Filmer, 1983: 95) (6). Hatta bazi nedenlerle filmlerin bir krsmi tamamlanaman-u§ ya da yrllar sonra tamamlanabilmistir (6v:in, 1968: 46,49 ve 52). • Bu farkli iiretim ye yeniden—iiretim kosullan nedeniyle, Ozel girisimcilikle devlet girisimleri arasmda bir aynm yapmak anlamli geriinmektedir. Askeri ye yan—askeri kurumlarda giri§ilen ilk yapimcilik denemeleri, Ozel sekterdeld kosullan yansitmamaktachr. Ozellerle aym baslik altinda ele alindrklannda, Ozel sekterdeki iktisadi kosullar hakkinda yarultici bir tablo ortaya cikmaktachr. Ozel sektOrde Miisliiman—Tiirkler tarafindan gerceklestirilen ilk sinemachk calismalan 1914 yilinda baslamishr. Burada Oncelikle dikkat cekilmesi gereken nokta, bu girisimlerin yapimalik alaninda degil, gesterim alanmda gerceklesmis olmasidir (OzOn, 1968: 42-3). Ilk Turk girisimcilerin salon i§letmeleri ye bu salonlarmda ithal filmier gestermeyi yeglemeleri, bir yandan en rasyonel tercihin bu hirden bir girisim oldugu, diger yandan ise yapemcrlrgin hala ne denli giic bir mesele oldugu hakkinda fikir vermektedir (7). Cemil Filmer gibi Merkez Ordu Sinema Dairesinde azimsanmayacak bir yapimcilik deneyimi kazanmis olan birisi bile, sonraki sinema yasamini —kendi deyimiyle cok kolay ve ucuz olmasi nedeniyle— ithalatci ve salon isletmecisi olarak siirdiirmiistiir (Filmer, 1983: 138). Azinlik mensubu sinemacrlann artik ulkeyi biiyiik Olciide terk etmis oldugu y e ulusal pazann giirece buyudugu tek parti clOnemi boyunca dahi yilda iiretilen film saysmin ortalama bir filmi bile bulamamasi; buna karsin cok sayida —kimi yillarda 400'den fazla— dolu film ithal edilmi§ olmasl, sOz konusu sektOrel isleyiste yaplmceli in gelisiminin ne denli giic olduktinu gestermektedir. • Ozel sekterde 1922'de gerceklestirilen ilk yapimcilik denemesinin, diinemin en dagitimo ye isletmeci sirketlerinden biri olan Kemal Film tarafindan gelmesi (OzOn: 1995: 20), alanin hem disandan gelen girisimcilere kapalllegenr gostermekte, hem de yapimciliga girisebilmek icin ithal filmlerin satisi ye gosteriminden elde edilen gelire olan bagrmlrlega isaret etmektedir. Kemal filmin sahipleri olan Seden Kardesler, 1922-1924 aras, kar getirmeyen kimi yaptmcilik denemelerinin ardmdan, 1951 pima dek sadece ithalat ve isletmecilik yapmislardir (Akcura, 1995: 23). Kemal filmden sonra yaprmciligi siirdiiren ise, o clOnem icin Tiirkiye'nin en giiclii ithalatg ve isletmeci firmasi olarak anilan Ipek Film olmustur (Akcura, 1995: 54-60). Bu da bir kez daha yaprmcilik girisimleriyle bayilik ve isletmecilik guru arasindailiskiyi akla getirmektedir.

Bu bilyiik firmalann, sinema isinden kar saglamada ve sermaye biriktirmede georece daha sansh olduklan seylenebilir. Her seyden Once yapimcilik isine girismeleri icin sinemacilik faaliyetlerinden elde edilen gelirlere dayah mali bir zemine sahiptiler. yandan kendilerine ait salonlan, yani iirettikleri filmleri gesterime sokabilme konusunda bir garantileri de vardi. Aynca zamanla ortaya'cikan ve bayi olmalanndan dolayi kendilerinden film temin eden cok sayida baska salon isletmesi de mevcuttu. Boylece eldeki filmin bir kac kopyasmi crkanp satmak ya da sOz konusu filmi sirayla diger salon i§letmecilerine kiralamak mumkundii. Bu, yapimaliga girismek acisindan avantajh bir konumdu, ciinkii sermaye birilcimi baglaminda bir avantaj sOz konusuydu. Bununla birlikte yapimcilik faaliyetleri, yasamsal gelir ye giic kaynagi olan ithalat ye isletmeciligi aksatmamallycli. Ciinkii bayiligin yurutulebilmesi, diger bir deyisle anlasmah olunan yabanci iiretici firmanm programme her yel yeniden getirilebilmesi icin bolli bir sermayenin bir araya toplanabilmesi gerekiyordu. Ote yandan mevcut salonlann kira ve personel giderleri gibi masraflar, siirekli gider kalemleri olusturmaktaydr. Bu da kriz durumlannda yapunciliktan vaz3egmeyi zorunlu kiliyordu, esas olan, ithal film akisini saglamak (yani bayilik konumunu elde tutmak) ye gOsterimin • hasrlat yapmayan yerli filmlerin ardmdan yildevamlilegme guvence affirm larca yeni bir yapimcilik denemesine girisilmemesi (Akcura, 1995: 23 ve 58), bu hassas dengenin bir g6stergesi olarak yorumlanabilir. Ote yandan piyasadaki dalgalanmalann ve ithal filmlere gelen izleyici sayismda olumsuz yondeki gelismelerin de yapimcilik denemelerini olumsuz yOnde etkiledigi Burada tarif edilen iktidar iliskileri cercevesinde, film iiretilmiyor diye, bir sekteriin varolmadigini diistirunek, belki de en buyuk hata olacakhr. DOnemin bastan asagi bir "yolduk" olarak algilanmasiyla sonuclanan bu tutum dolayeseyla, "geri sorumlulugu belki de bu yapi icerisinde en az etkiye sahip olan kisilere yilklenebilmek. tin Omegin Muhsin Ertugrul'un sinema tekeli kurmus olmakla ya da Birinci Dunya Savasi sirasmda atilan bir kac adimi ilerletmek bir yana, daha da geriletmekle suclanmasi haksiz geriinmektedir (8). eu hirden bir yargi, hem sektOriin isleyisinin niteliklerinin glizden kagmasma, hem de tekel olarak nitelenmeye daha uygun olan dagrtimci—isletmeci sirketlerin varlegene unutturmaktadir.

III. Cumhuriyet Dtinemi'ndeki Uretim ili§kilerinin Zeminini Hazirlayan Ba§ka Gelimeler
iktisadi acidin bakildiginda, 1896-1945 clOnemi uretim iliskileri ye sektiirel isleyis acidan sureklilik tasimaktadir. DOnemin sinemasi, dagitima—isletmeci firmalann egemen oldugu ye yaplmcelegin giidiik kaldegr bir gesterim sinemasi niteliginde olmustur. Ancak bu iliskiler icerisinde bulunan cevreleri ya da cikai ortakliklarmi bozan ye degisthen sUrecler de sOz konusu olmustur. 1896'tan 1914 yilina kadar, yabanci yerli aract hiccarlar arasmda kurulan cikar iliskisinin bas aktOrleri Avnupah, Ozellikle de Fransiz skketlerle azenlrk mensubu araci tUccarlar olmustur. Ancak hem Osmanli'mn is sorunlan, hem de uluslararasi sahadaki politik ye askeri gelismeler, I. Diinya Savasi siiresince bu iliskiyi temelden sarsmistu. Balkan Savasinin yitirilmesiyle birlikte, Milskesiminin azrnleklara, Ozellikle de Rumlara yOnelik tepkisi artmishr. Bu baglarnda 1913/14 yillannda gerceklesen Miisliiman boykotajlanm animsatmak yeterli olacaktir (Toprak, 1995a: 5) . Bu siyasi ve ideolojik iklimde, azlnlek mensubu pek colt' kisinin Osmanli topraklanndan goc ettigi, lyfiisliiman—Tiirklerin daha Once azinliklann elinde olan is alanlanna egildigi bilinmektedir (Toprak, 1995a: 107-111). Ote yandan bu denemde iktidarda olan Ittihat—Terakki Firkasemn liberal iktisat politikalanni ve kiiltilkimligini one cikaran ve rel farkhliklara yonelik hosgOriiyil terk edip, milli iktisatg bir politika izledigi pek cok calismada ortaya konulmustur (Toprak, 1995a ve 199513; Pamuk, 1994; Ahmad, 1995). Bu degisen politikalar cergevesinde o grin dek ti-

t.•

38 I

film MUM

e

caretten cok kiigiik esnafliga ya da memuriyete sicak bakan Miisliimart-Tiirk kesiminin, Ozel tesebbiise Ozendirildigi, milli i§letmeler.ve milli sirketler kurma Zorunlulugunun sik sik telaffuz edildigi bilirunektedir (Toprak, 1995a ve 1995b). Miisliiman-Tiirkler tarafindan aglan ilk sinemalarm "esnaf" sermayesine dayanmasi, bu salonlarm co'gunlukla azmlik mensuplannda devrahrunasi ye iglerinden bazilannm aduun 'Milli Sinema' konulmasi (tizOn, 1968: 42; Alcgura, 1995: 45 ye 97 ), mevcut politik, ideolojik ye iktisadi havap yansitrnaktadir. Ote yandan, Avrupa'da savasm patlak vermesiyle, bu kitadaki ulusal sinemalar bilyiik darbeler ahruslardinlam ve sefalet, o dOneme kadar diinyamn en sari/ §irketleri kabul edilen pek cokkurulu§un sonunu getirmi§tir (Baechlin, 1975: 34-36). SOzgelimi Pathe, 1909'da Amerika'da kurulan MPPC trOstiiniin iki yabanci iiyesinden bin olacak denli giielii konumdayken, sava§la birlikte adeta silinmistir (Abisel, 1989: 19-22). Sava§ta gercek anlamda ahhm yapan tek iilke sinemasi, Amerikan sinemasi olrnustur. Ayrupah endiistrilerin gOkmesiyle birlikte dogan bo§lugu dolduran Amerikan sirketleri, I. Diinya Sava§i'run sonuna gelindiginde diinya pazannin %90'iru ele gegirmi§lerdi (Jacobs'dan aktaran Baechlin, 1975: 37). BOylece hem Osmanli iilkesindeki hem de diinyadaki gelimeler, Tiirkiye'deki sektore! isleyisi ve temel uretim ili§kisini Ozsel bigimde degi§tirmediise de, gkar ili§kisinin her iki ucunda yer alan kesimleri Onemli Olgiide degi§tirmi§ oldu. Avrupa sanayileriyle azinlrk mensubu tilccarlar arasmda kurulan ili§kilerin yerini daha cok Amerikan §irket7 leriyle arasmda kurulan iliskiler alnu§hr. Bu ili§kinin ba§atlik kazanmasi ve Cumhuriyet'in ilaruyla gbrece istikrarh ko§ullara kavu§rnasiyla birlikte, GOIchan Akgura'run (1995) "Aile Boyu Sinema" olarak adlandirdigi bilyiik ithalatg-i§letmeci aile §irketleri egemenligindeki gOsterim sinemasi klasik dOnemine girmis, 1923-1939 yillan arasinda sinema sektOriine temel iktisadi karakterini vermi§fir.

IV. Cumhuriyet Dtinemi'nde Tasra Subeleri Sisteminin Olusumu ve SektOrel isleyis icerisindeld Yeri
Biiyuk aile §irketlerinin egemen oldugu danemde salon sayisirun artmasi ve Anadolu'da da degerlendirmeye degecek kadar buyuk bir pazann olu§masiyla birlikte (Abisel, 1994b: 12; OzOn, 1995:49 ve 257), film dagitimuu yaygmlashracak, yaygmla§hruken de dpnetimini saglayacak bir ta§ra §ubeleri sistemi Istanbul'daki belli ba§11 biiyiik sinema §irketleri, ta§radaki Onemli kentlerde, ba§lanna giivendikleri sorurnlulann bulundugu §ubeler acmi§larchr (9). Ithal edilen filmier ya da bunlardan gkanlan kopyalar, Istanbul ye Izmir gibi kentlerde gosterildikten sonra, §ubeden §ubeye giforiderilerek, §ubelerin ba§inda bulunan sorumlular araciligryla Anadolu kentleri ye bunlann gevrelerinde bulunan salonlara satilnu§hrikiralanmi§tir (10). BOylece belli §ubelerin belli bOlgelere film dagitmaktan ye bunlarm sahlmasmdan elde edilen geliri toplamaktan sorumlu oldugu bir dagihm sistemi olustu. Bu sistem, yapunaligin geli§tig'i ye Anadolu'nun yerli yapimcihk agsmdan temel amortisman alaruru olu§turdugu yillarda, BOlge i§letmeleri sisteminin zemini olu§turmaktachr. Ancak ta§ra §ubelerini, zeminini olusturmii§ olduklan BOlge i§letmeleri ile vine de kan§tirmamak gerekir. Buradaki sorumlular elde edilen gelirin bir lasmina haksiz yollardan el koymayi (11) ya da kimi Anadolu salonlanru satin alarak, dagiturundan sorumlu olduklan filrnlerin gOsteriminden kar etmeyi akil ettilerse de, Istanbul'daki biiyiik §irketlere meydan okumalan miimkiin degildi. Ciinkii ister yerli, ister yabana olsun, film arzi agisindan tiimilyle bu bilyiik §irketlere baghydilar. cok sayidä salonlan bile olsa, bunlari i§letmek icin ihtiyac duyduklan filmleri ister istemez, bu buyuk §irketlerden temin etmek zorundaydilar. Bu nedenle yerli yapunaligin giiclenmeye ba§ladig11950'lerden Once Anadolu'da ortaya gkan bu yeni tiiccarbann, istanbul'dalci §irketlere meydan

Leblehici Norhar (Muhsin Ertutrul, 1923)

okumalan y e iktisadi i§leyi§in denetimini ele gecirmeleri miimkiin degildi. Kalch ki bu §ube gali§anlan, befirlenmi§ bolusum ili§kilerini takip etrnekle yi.ikumlu rnemurlarch, sonranin BOlge i§letmecileri gibi boliisum iliskilerrni yeniden §ekillendirenler Yeni salonlarin agilmasi ye koltuk sayismin gogalmasiyla birlikte filme olan talep arttigindan, buyuk ithalatgi-i§letmeci aile §irketlerinin egemenliginde gatlaklar olu§rnaya ba§ladi. Yeni bOla§iim ili§kilerinin MA( salabildigi y e BOlge i§letmecilerinin ye§erebildigi catlaklardi bunlar. Sinema, daha az sermayesi olan kl§ilerin de girdigi bir is olmaya basladi. BOylece biiyiik §irketlerin alternatifi olabilecek yapurta sirketler ortaya cikarak,

40 I

Nm 2003/01

Mis 200/01

I 41

ithal filmlerin altematifi olabilecek filmier hretmeye basladtlar. Anadolu bOlgelerindeki isletmecilerin avantajt, bu yeni yap= sirketlerinin iyi bir dagthm Orghth kurabilecek ya da sadece kendi filmlerinin satin almmasmi saglayacak giicte olmamalan olmustur. Ote yandan daha once tasra subeleri Orghtiinii olu§turmus olan koklii sirketler, bir yandan ithalattan y e Istanbul'daki salonlanndan vazgegmeyip, Ote yandan yaptinctligt da vermeye basladiklarindan; diger yandan ise hem yaptmalik, hem de dagihm ve g6sterim alanmda tekel olmalannt Onlei+1 sermaye yetersizligi cekip Ushine hstliik canli bir rekabetle karstlashklanndan, sektOrii kendi cikarlan dogrultusunda yaptlandiramamislardir. Bu baglamda cok sayida yap= sirketi y e film arasindan segim yapabilecek, Ote yandan gecmisten kalan dagthm iliskileri sayesinde bOlgelerdeki salonlar iizerinde hakimiyet kurabilecek yeni bir iktisadi gag dogmustur (12). Bu guclu kisiler ise &Age isletmecileri olarak bilinmektedir (Abisel, 1994a: 99).

cl i guniz bir dtinemde gercek etkileri olan kurumsalla§mts bir sinema pazanrun kaviarnadan kalmts oluruz. Bu ilksel sektOrel isleyis, Yesilcam'm hakim oldugu dOnemde dahi silinmemi§, yerli yapimlara dayah ticaretle atbast gitmistir. Dahast, 1990'11 yfflan anlamak icin asil gereksinim duydugumuz sey, Yesilcam Oncesini kavramaktir. Giinumuzun sinema sektOriine daha dikkatli baluldiginda, onun Ye§ilcam—dOneminden col( Yesilcarn—Oncesi dOrteminin Ozelliklerini arz ettigini gOrebiliriz. Evrimci tarzimizdan olsa gerek, ulusal kalkinmaciligm iflas bayragmi cektigi son 25-30 yilda ashnda Yesilcam—Oncesine geri dtinmii§ oldugumuzu giiremiyoruz.
Notlar:

V. Yerli Sinemaciligm Batih Sinema Sanayilerinin GeliOmiyle ili§kisi
Yukarida da sOzii edildigi gibi, dagthma—ithalatv firmalann is pazan bayuk 610de denetlemelerine karstlik, bu ghcleri yabanci sirketlerle olan bayilik ilislcilerine dayanmaktaydt. Pathe sinemasmin acilmastyla yerlesik sinema dOnemine gecilmesi Ornegi, bu bagimliligi somutlashrmak icin verilmisti daha once. Ozellikle 1930'lu yillardan itibaren pazann bOyilmesi ve dagituncilarin giiclenmesine karsihk, yabanci endiistrilerdeki gelismeler izlenrnek zorunda kalinmistin Bu baglamda ilk seslendirme stildyolaniun acilt§1 iyi bir Omek olusturmaktadir. Batt da sesli filme gecilmesiyle birlikte, yerli sinemactlar da bu degisime ayak uydurmak zorunda kaIrruslardir. Bir yandan salonlann donammt sesli film gasterimine uygun olacak bicimde yenilenirken, seslendirme studyolan kurma ihtiyao da dogmu§tur. Yenilige uyum saglamamak cisiinillemezdi, yaptIan sirketlerin ktsa silrede tumuyle sesli film iiretimine gececekleri beklenebilecek bir gelismeydi. Bu yenilenmeye uyum saglamak iizere Tiirkiye'deki ilk film shidyosu 1932'de kuruldu (Akcura, 1995: 59-60). Bunu 1937'de, cok saytda ithalatct firmanin ortakligmda kurulan Marmara Film Stalyosu izledi (Akcura, 1995: 25). Ne var ki, film yapirnaltgina da uygun olan bu studyolann varligina kar ihk, yerli. sayilan yilda 200'h bufilm sayismda bir degisim olmamistir. Bu studyolann tek Ian ithal filmlerin Tiirkce dublajtru yapmak olmustur (Akcura, 1995: 25). Bu ise sermaye dengesinin yapimolik aleyhinde isleyen hassashgmt gOstermekle kalmayip, zorunlu olarak tercih edilmesi gerekenin yabanci endfistrilerdeki degisimlere uyum saglamak oldugunu gOstermektedir.

Sonuc
Tiirkiye'de sinema sektOrilniin gelisiminin ve dolayistyla da yerli yapunciligm alubetinin, önemli olcude uluslararasi film pazarma eklemlenme bicimi ire baglantili oldugu sOylenebilir. Yerli yapimoligin uzun yillar Oda kalismt, devletin ilgisizligine ya da irrasyonel sinemaclann mevcudiyetine, hatta tek kisilik tekellere baglamak bu cercevede yetersiz aciklamalar olarak gOriinmektedir. Yerli yapimoligm geri anla ma ve act klama cabastrun en Onemli dayanagt, Turkiye'de sinemanin iktisadi bir alan olarak kurulmasinda temel bir rol oynayan batth sinema sanayilerin etkinligini ye yerli sinemaalann gkar ve ilgilerirti yOnlendirme gucunu gOz Oniinde tutmakhr. Turkiye'de sinemanin iktisadi bir alan olarak kurulmast, cogu tekel gildindeki bahli sirketlerin yeni pazarlara Klima arzusunun sonucunda gerceklesmistir. Bu durum sozgelimi emperyalizm temelli cOzOmlemeleri 1990'lardan degil, 1890'lardan baslatmayi gerektirmektedir. Thrk sinemasirun baslangiciru, aline kamera alan ilk Turku kilometre tasi alarak ya da o sene "yerli malt" filmin cekilip cekilmedigine bakarak degerlendirdigimiz shrece; "kaytp" diye niteledigimiz ye bu yuzden cOzihnlemeye dahi deger bulma-

Bu difinemsellestirme kuskusuz cok kaba ve yOzeySeldir. Amaa, sektifirde uzun yillar agirliguu koruyan y e 1117 anlamda tarihsel siirecte One Akan iki "isleyire vurgu yapmak: 1.) tthalatp—isletrneci firmalara dayah illeyi8 ye 2.) yerli firiinlerin pazarlanrnasma dayall iileyii. Daha yalundan bakildiginda, en az iki däneme daha yer vermek gerekir. Ilki, yukanda atulan iki dOnemi birbirine baglayan bir gecil dOnemidir. Yesilcarn denen oluluma nasil gecildigi, yani ithalata—isletmeci sistemde ri yerli iiretim odakh sisteme gecisi olanakh Man kosullann 1930 ve 40'11 yillar boyunca nasil "ekildigi", hala aakliga kavusturulamarmstir. Mevcut calismalarda geci§ donemine iliskin aaklamalar iktisadi nedenlere dayanmaktan colt, yerii sinemaa ve oyunculann sahneye cikmasi ya da eskilerin tasfiye olmast bazmda ere ahnmaktadir (bkz: OzOn, 1962 ve 1968). tkincisi ise 70'li yillann sonlanndan 1990'11 yillarin ilk yansuu dek uzanan ikinci bir geci4 dOnemidir. Bu dOnemde Yesilcam'i ayakta tutan i8leyia bkanmaya baslamis ve sonucta tasfiye olup yeniden ithalatp—isletmeci sirketler egemenligindeki bir gästerim sinemasma geri dOniilmii§thr ki, gunumiizde bu isleyisin sektOrde hakimiyetini tiimilyle kurmu§ oldugunu sOyleyebiliriz. Traquina'run (1994: 300-1). sundugu sayilara gore, Portekiz'de —Tiirkiye'de yallak film iiretiminin 189 ve 164 oldugu (Ozglic, 1988: 56 ve 62)— 1974 ve 1976 yillarinda hic film iiretilememistir. 1920'lerden itibaren (Scognamillo, 1997: 112), Portekiz'de yilda 10 filmlik bir ortalamarun sOz konusu oldugu burada Tiirkiye'clekine benzer bir a tam dOneminin hic yasanmadigi gOrtiliir. Ote yandan, cogu Afrika ulkesinde film iiretimi ancak 1970 ve 80'lerde ba§layabilmi§tir. Zimbabwe'de ise tamamen yerli olan ilk yapun (lit, Michael Raueburn), 1991'de gerceklestirilebilmistir (Scognamillo, 1997: 143). Bu Ornekler, kallunrna ve geli.smenin evrensel ve kagnilmaz bir surec olmadigiru, bunun cok sarda etkenle iligkili olan bir durum oldugunu gOstermektedir. Ic pazann kosullan, uluslararasi pazardaki konum gibi pek cok etken, farkli ulusal sinemalarm maceralanru cok degisik yOnlere itebilmektedir. Ornegin uzun zaman Ingiliz sOmilrgesi kalmil olan Hindistan, sOmOrgecisine oranla muazzam bir film endiistrisi kurabilmistir. Mau icin de ayru seyi sbyleyebilmek miimkiin. Ilk iviiisliiman—Tiirk Ozel yapimalar olarak da arulan Seden Kardealer (OzOn, 1968: 15), 1914'te ilk sinemalanru achktan sonra, 1918'de Sinema isleri 8irketrni kurarak, giderek bilyiiyen bir sinematar zinciri rOnetirler. Seden Kardeslerin daha Cumhuriyet'in ilamndan once dolu film ithalatina baslachgi biliniyor (Akcura, 1995: 17). Seden Kardeslerin bir dOnem ortagi olan Muhsin Ertugrul, sirkete ait sinemalarda "Amerikan kovboy filmlerityle] Avrupa'nm o dOneminde gegerli olan ttalyan ve Fransiz dramlan"run gOsterildigini stiylemektedir (Ertugrurdan aktaran: Akcura, 1995: 23). Sinemaahk ithal filmlerin gosterimine dayah baslachgmdan, yapunaligi diisiinmek ancak ikinci achm olabilirdi. Ne var ki, Muhsin Ertugrul'un amlannda anlatfigi gibi, yapunalik icin gerekli malzemeleri bir araya getirmek oldukca zordu: "Istanburda ne film yikayacak bir laboratuar, ne bir studyo, ne bir film cekme makinesi, ne de bir basma makinesi, tek sozcukle, teknik arac adma hicbir sey bulunmamaktaydr. Seden'ler ilk filmlerirq cekmeye karar verdiklerinde, gerekli inalzemeleri bonmarlelerden saglamak zorunda kalmislardir. Ancak ipekcilerlerin bonmarsesinden aldiklan kamera, parasi bir kac yilda taksitlerle Odenmek kosuluyla satin almabilmistir (Ertugradan aktaran: Akcura, 1995: 19). Film yapimaligi, bu yiiksek maliyeti nedeniyle, elde tutulan ithalat ve dagitim ayncaliguu bile tehlikeye atacak bir ugrash. Askeri Sinemast achnda kiiciik Merkez Ordu Sinema Dairesi'nin Ayasofya'daki askeri milzede, bir sinema salonu actigi bilinmektedir (OzOn: 1968: 45). Cemil Filmer arulannda biraz da mizahi bir iislupla, Malul Gaziler Cemiyeti'nde caliairken kameramanhgim iistlendigi Binnaz (Ahmet Fehim, 1919) filminin celtimlerindeki sikr mali kontrolii anla hr. Bir sahnede senaryo geregi, bir vazonun aynaya firlatilarak lunlmasi gerekmektedir. Ne var ki, cemiyetin gOrevlisi, hem ayna, hem vazo olmaz deyip, senaryoyu degistirtir. Y6netmen Ahmet Fehim, cam vazo

42

fAm 2003/01

am 21103/91

43

yerine topralc testi kullatulmasuu ve testinin aynaya fulahlmak yerine, pencereden di§anya atilmastru Onerir. Ancak gorevli, bunu yeterli g8rmeyip, dekorun gerisinde hrlatilan testiyi tutacak birisinin bulunmasmi ister. Abisel, 1928-38 cliinemi ipn ayru sonuca vannaktadir (1994b: 64). Turk sinema tarihi yanminin en kiikle§rni§ yargilanndan bir tanesi, Muhsin Ertugrul'un tekel kunnul oldugu (bzOn, 1962: 12-3; 1964: 117; 1968: 17) yOniindedir. 1922-1939 yillan aiastnda cukilen neredeyse him filmleri yOnetmt§ °Imam bu yargi kin uygun bir zemin sunmaktadir. Bizzat OzOn'iln ele§tin artlayi§trun 95zilmlemesine giri§en ban yazilarda bile, bu yargmm sorgulanmadan kullaruldtgi gOriihnektedir. Ornegin Sava§ Arslan, OzOn'iin stiylemini 4oziimledigi ve ele§tirdigi bir yazisma, "Muhsin Ertugrul'un tek adam oldugu yillann arclutdan" sOzleriyle ballamaktadir (1997: 45). Bu lubelerin ba§mda Ankara, Izmir, Samsun, Adana, Erzurum, Zonguldak ve Eskisehir gelmektedir. Bu konudaki bilgiler Osman Seden ve Memduh Un'den aluuni§hr (25.9.1997 taribli gOrii§me). Osman Seden'in ifadesi. Istanburdaki §irket merkezlerine bagh ohnalanna karlm, tube mildiirleri sikca kart diisiik gósterip, zimmetlerine para gecirmekteycliler (25.9.1997 tarihlt gOrii§me). En Onemli ta§ra §ubeleri, daha sonra BOlge i§letmesi de olmu§tur. (kar§da§tinnu.: Dipnot 9 ve Abisel, 1994a: 100).

Dogru: Toplumsal Gercekci 1950'lerin Sinema Ortami
Ash Daldal
Giri§ Dirk sinemasinda "Toplumsal Gercekgilik" olaiak bilinen hareket, 1960 Darbesinin yarathgi ozguriuksii ortamda yesermi§ ve 1965 sonrasina kadar sinema gevrelerinde buyuk yankilar yapintshr. Aktmm "merkezinde" on temel filmi saymak miimkiindilr: Metin Erksan'dan Gecelerin Otesi (1960), Yilanlarin Oa (1962), Susuz Yaz (1963) ve Suclular Aramizda (1964); Halit Refig'den ehirdeki Yabanct (1963), Gurbet KuOart (1964), Harem'de Ddrt Kadin (1965); Ertem GOreglen Otobits Yolculari (1961), Karanlikta Uyananlar (1965) ye Duygu Sagiroglu'ndan Bitmeyen Yol (1965). Bu yazirurt amaci daha once GOriintii ve Yeni Insan Yeni Sinema dergilerinde oldukca detaylt bigimde i§lenen "Toplumsal Gergekgi" hareketin biraz ihmal edilmi§ bir boyutuna, 1950'lerden gelen "mirasma" isik tutmakhr

19501erin Sinema Ortami
Kaynaklar:

Abisel N. (1994a) "Turk Sinemasinda Film Yapurit Uzerine Natlk", Tiirk Sinemasi Uzerine Yazilar, Ankara: Imge, s. 97-124. Abisel N. (199412) "1928-1938 Diinemi Tiirkiye'sinde Sinema Uzerine 'Dil§iinceler'", Tiirk Sinemasi Uzerine Yazilar, Ankara: imge, s. 9-68. • Abisel N. (1989) Sessiz Sinema, Ankara: Ankara Universitesi BYYO. • Akcura G. (1995) Aile Boyu Sinema, Istanbul: Yap' Kredi. Ahmad A. (1996) Ittihatgliktan Kemalizme, Istanbul: Kaynak. Arslan S. (1997) "Popiiler Yelilcam Filmlerinin Eleltirilmesinde Bir Sanat Sinemasi Sbyleminin Olu§umu", 25. Kare, Say' 20, s. 45-53. BaeChlin P. (1975) Der Film Als Ware, Frankfurt: Fischer-Athenaeum. Evreri B. (1995) Sinemayi Tiirkiye'ye Getiren Adam: Sigmund Weinberg, Istanbul: Milliyet. Filmer C. (1983) Hatiralar, Istanbul: Emek Matbaaabk ve GOkmen M. (1991) Eski Istanbul Sinemalari, Istanbul: Istanbul Oskay. O. (1996) "Sirtemanm Yilziincii Yilmda Turk Sinemasinda Entellektiiellik Tartilmasi", Turk Sinemast Uzerine Dii§iinceler (der. M. Dinsur), Ankara: Doruk, s. 93-109. Ozon N. (1995) KaragOzden Sinemaya (2 cilt), Ankara: Kitle. Ozon N. (1983) "Tiirk Sinemast", Cumhuriyet DOnemi Tiirkiye Ansiklopedisi (Cilt 7), Istanbul: • s. 1878-1905. OzOn N. (1968) Tiirk Sinemasi Kronolojisi 1895-1966, Ankara: Bilgi. Ozon N. (1964) Sinema El Kitabi, Istanbul: Elif. Ozon N. (1962) Tiirk Sinemasi Tarihi, Istanbul: Artist. Pamuk $. (1994) Osmanli Ekonomisinde Batimblik ve Bilyiime 1820-1913, Istanbul: Tarih Vakh. Scognamillo G. (1997) Diinya Sinema Sanayii. Istanbul: Timal. Scognamillo G. (1987) Turk Sinema Tarihi (1. cilt), Istanbul: Metis. Toprak Z. (1995a) Milli Iktisat-Milli Burjuvazi, Istanbul: Tarih Vakfi. Toprak Z. (19956) Ittihat-Terakki ve Devletcilik, Istanbul: Tarih Vakfi. Traquina N. (1994) "Portuguese Cinema: In the Doldrums of Neglect", European Journal of Communication, Say' 9, s. 291-309.

Kemalist kadrolarm Curnhuriyet'in kurulu§ yillan ve sonrasmda sinemaya yeterince Onem vermemi§ olduklan sinema tarihcileri tarafindan sik sik vurgulanan bir olgudur. Gergekten de Almanya ya da Rusya ile kiyaslandiginda sinemadan (Ornegin bir propaganda araci olarak) Cumhuriyet ku§agirun yeterince yararlandigt sOylenemez. Bu. durum Tiirkiye'de saglam bir sinema endustrisinin temellerinin ahlmasint geciktirmi, uzun yillar siiren Muhsin Ertugrul'un tiyatro kokenli egemenligi de gergek bir sinema dili olusmasma pek firsat vennemistir. Baha Gelenbevi, Faruk Kenc ve Orhan Anbumu'nun onemli gabalanna ragmen, 1940'lara geldigimizde Muhsin Ertugrul'un tiyatro merkezli sinema galismalannin gene yOnetmenlere tiyatrodan farkli bir sinema gelenegi micas birakhgi sOylenemez. Sava§ yillarmda durum daha da kOtillesir ve ikinci stmf Hollywood filmleriyle, "cogu okuma yazma bilmeyen Misir halkini uyusturmak ve en kesin bilingsizlik halinde tutmak"(1) islevini yiiklenmis Misir melodramlan salonlan doldurur. Devlet desteginden yoksun, olumsuz sartlar icerisinde otuz ytltrtt harcayan Tiirk sinema enclOstrisinin "tarihi", 1940'lann sonlanna dogru Ozel bir vergi indirimi ile birdenbire degisir. Belediye Eglence Resmi (BER) olarak bilinen belediye vergisinde, Turk filmlerini desteklemek amacyla bilyilk indirimlere gidilir. Bu degi§iklik, 1950'lerin degi§en ekonomi politikalanyla birle§ince zamanla gercek bir film patlamasma antis& ye bu da endiistri icerisinde cok fazla sayida sinemacimn film yapmasim saglar. Bu sinemacilar arasindan elbetteki sinema dili uzerinde galisma yapmak isteyen birkag "hevesli" de gikar. 1950-60 arasindaki on yak clOrtem, Turk oplumsal gergekgiligi igin buyuk Onem tasir. 1948-59 arasmda Turk ulusal sinemast icin saglam temeller ahlmaya baslarur. Ucuz melodramlar ye tiyatro oyunlan disinda bir sinema kavrami ilk defa bu yillarda olusur. Bu dOnemde yasanan buyuk gelimeler igerisinde ilg unsur sonraki yillarda toplumsal saglayacak altyapmm kurulmasi gercekci bir sinema hareketinin ortaya dan Ozellikle Onemlidir: a) Ye§ilgam olarak bildigimiz yeni bir sinema endilstrisinin ortaya cikmasi ye boylelikle film ye sinema salonu sayismda buyuk arhslar olmasi,

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->