You are on page 1of 143

Sonsuzlugun Etkin Yanr

\,

41
d
r&

irl

7 8

2 3

I
10
11

4
5 6

12

lSBN 9?5?1,503rr

,llill[illiilillllilllltili

qAGDA$

OcnsrilER (NEw AGE . EQ) nNanizisi


cARLos cASTANEDA
Ozgiin Adr: THE ACTIVE SIDE OF INFINITY

otzist tz

"Published in agreement with the author, c/o BAROR INTER-

NATIONAL, INC., Armonk, New York, IJ.S.A."


Yayrn Hakkr' 1998 CARLOS CASTANEDAAGSIM Ajans Ltd.

$ti. Aracrhlryla

Tiirkiye Yayrn Hakkr'2001 Soz Yayrn Oyunajans Ltd. $ti.

SOZ YAYIN OYUNAJANS

YAYTMCTLIK VE ZEKLOYUNLARI TiC. UrD. $Ti.

. 4. Gazeteciler

Sitesi

, C-2D:9, Levent

80630 istanbul

. P.K.

7 Levent 80622 istanbul

Tel (0212) 280 67

0l'

Fax: (0212) 280 68 03

sozyayin@turk.net

Bu kitabr, insanbilim dahnda alan gahqrnasr yapabilmem iEin gerekli giidtilenmeyi ve geregleri bana sallayan o iki adama adryorum: Profescir Clement Meighan ve Profesor Harold Garfinkel. Ben onlann dnerilerini izleyerek, iEinden bir daha hig grkmayaca[rm bir alan Eahqmasrnrn iEine bahklama dahverdim. onlann o[retisinin ruhuna uygun bir yol izlemedi[im $ayet, soylenecekse, dolrudur bu. Bagka ttirliisri elimden gelmezdi. $amanlann sonsuzluk dedikleri daha ulu bir gtiE, ben daha toplumbilimcilere ozgii agrk segik onermeler tiretemeden cince, beni yutuverdi.

ISBN 975 -1190-34-9

1. Baskr: 2001

Kapak Tasanm Ali Erkmen

Baskr ve Cilt: Mart Matbaacrhk Sanatlarr Tic. ve San. Ltd. $ti. Tel: (0212) 321 23 00 Pbx Faks: (02 12) 295 I I 07

,J

IqINDEKILER

"Scizdizimi"

'Obtir Scizdizimi" 9

Girig

10

DUYURU
CARLOS CASTANE,DA KULUBU

Havada Bir Urperti 36 Bir Erk Yolculu[u 37 Sonsuzlufun Niyeti 51 Don Juan Kimdi Ashnda? 13

qALI$MALARI BA$LIYOR
Zen . iginizdeki ince Siz ' igimizdeki Qocuk

Geqtalt Bireysel ve GruP

Bilgi:
0212-280 6t 42 nerkmen@turk.net

Bir Devrin Sonu 82 Giinltik Yagamrn Derin Kaygrlarr DayanamadrfrmGorilntii 94 Kagrnrlmaz Randevu 101 Krrrlma Noktasr 109 BiliqsellifinOlgtileri 122
Teqekkiir

83

Etmek 135
L47
148 184

StizdizimininOtesinde

Miijdeci

Ufuktaki Enerji Etkileqimi 167 Farkrndah[rn Karanhk Denizinde Yolculuklar Organik Olmayan Farkrndahk 196 Berrak Gortintim 211
Qamur

Golgeler

225

Nihai Yolculugun BaElangrcr 245


UEuruma

Dontig

Atlayrq Yolcululu

246
273

Siizdizimi Bir adam denklemlerine bakarak, evrenin bir baglangrcl oldu[unu soyledi. Bir patlama olmuqtu, dedi. Bir patlamalar patlamasl, ve evren dofmug oldu. $imdi de geniqlemekte, dedi adam. Yaqrnr bile hesaplamrgtr hatta: gtineqin Eevresinde on milyar kez donmtiqtil dtinya. Bi.ittin dtinya alkrg tuttu; denklemleri bilimseldi adamm. Higbiri dtiqtinmernigti ki, evrenin bagladrfrnr ileri si.irerek,
Adam kendi anadilinin sozdizimini yansrtryordu srrf; gergekleri tanrmlarken dofum gibi baqlangrElan, olgunlaqma gibi geligimleri, ve cjltim gibi bitimleri. Evren dolmuqtur, ve yaqlanmaktadrr, diye inangla sUrdi.irdii adam, ve her qey nasrl cili.iyorsa, trpkr kendisinin de anadilinin scizdizimini matematiksel olarak dolrulamasrnrn ardrndan oldtigti gibi, cilecektir.

Obiir Stizdizimi
Evren sahiden baqlamrq mrydr? GerEek miydi briytik patlama kuramt? Bunlar soru de[iller, ciyle gori.inseler de. GerEekleri tanrmlarken baglangrglar, geligimler ve bitimler koyan sozdizimi, var olan tek sozdizimr midir? Asrl soru, bu. Bagka sozdizimleri vardrr. Orne[in, yolunluktaki farkhhklarrn gergek olarak ahnmasrnr ongdren bir sozdizimi vardtr. Bu sozdiziminde hiEbir qey baglamaz, higbir qey bitmez; bu ytizden dofum kesin, aErk segik bir olay defil, ozel bir yolunluk tiiriidi.ir, olgunlaqma da oyle, oliim de oyle. Bu sozdiziminin adamr, denklemlerine bakarak, evrenin hiE baqlamadrlrnr, hiE bitmeyecefini, oysa sonsuz yofunluk dalgalanmalanndan gegmiq, geEmekte, ve geEecek oldulunu yetkeyle soyleyebilecek denli yeterli sayrda boyuna degiqen farkh yo[unluklar saptadrlrnr gcirtir. Adam pek6ld gu sonuca da varabilir: evrenin kendisi bir yofunluk arabasrdrr, ve kigi ona binip sonsuz defigimlerin iEinden yolcululunu stirdiirebilir. O adam, ola ki, ashnda sadece anadilinin sozdizimini do[r'ulamakta oldufiunun hiE farkrna varrnakstztn, bu ve daha nice sonuElara varabilecektir.

GrRr$ ardrna gizlerdi. Bu yontemle, gtinltik yabir farkr yokmuq gibi gosterdi[i kesinlifin verdi[i aclyr gizlemiq oluyordu. Don Juan'rn zaman iEinde bana agrkladrklanna gore, eski qaf Meksika'sr qamanlan, anlmsanmaya defer olaylan boyle derlemenin, benlilin gizli kalmrg koqelerindeki enerjiyi harekete gegirmek iEin gereken en iyi arag oldu[unu bulgulamrqlardr. $amanlar, bu gizli kalmrq koqeleri, bedenin kendisinden kaynaklanan, ve giindelik yagamlmrzrn koqullan ytiztinden yer de$iqtirip, ulaqrlamayacak yerlere itilen enerjinin oluqturdulu bolgeler diye tanrmhyorlardl. Anrmsanmaya de[er olaylarrn derlenmesi, bu anlamda, don Juan ve qizgisinin qarnanlarr igin kullanmadrklarr enerjilerini yeniden konuglandrrmanrn yoluydu. Bu derlemenin onkoqulu, kiqinin coqkularrnrn ve kavrayrqlannrn tiimtinii, hiEbir qeyi atlamaksrzrn, iEtenlikli ve ateqli bir edimle bir araya getirmesiydi. Don Juan'a gore, gizgisinin qamanlan, anrlmaya de[er olaylarrn derlenmesinin, bilinmeyene algrsal olarak yolculuk etmek iEin gerekli olan cogkusal ve enerji ayarlamasryla ilgili araE olduluna inanmrqlardr. Don Juan, elindeki qarnanhk bilgisinin biiti.in amacrnr, nihai yolculuk ile yizyize gelme hazrrh[r olarak tanrmhyordu: bu her insanrn yagamrnln sonunda grkmak zorunda oldu[u yolculuktu. Dedigine gcire, qamanlar, disiplin ve azimleri sayesinde, bireysel farkrndalrk ve irade gtiElerini oliimden sonra airkoyma yeteneline sahiptiler. Qagdag insanrn "ciltimden sonra yagam" olarak adlandrrdrfr belirsiz ve hayali durum, qamanlar iEin, giindelik yagan-lrn pratik olaylan yerine daha farkh bir diizenin pratik olaylarr ile trka basa dolu oldu$u halde. gene de benzer bir iqlevsel pratiklik taqryan, somut bir bolgeydi. Don Juan, qamanlar igin, yaqamlanndaki anrlmaya defer olaylann derlenmesinin, sonsuzlu[un etkin yanl diye adlandrrdrklan o somut bolgeye giriq hazrrhfr anlamrna geldigini ileri sijrtiyordu. Bir ofle sonrasl, don Juan'rn ince bambu kamrqlanndan yaprlnirq salaq qardalrnrn altrnda oturmu$ konuquyorduk. Buqamrn tasalanndan

lifi srradan qeylerin

Giriq

BU KITAP, YA$AMIMDAKI anrmsanmaya defer olaylarrn bir derlemesidir. Bu olaylan, eski gaflarda Meksika'da yaqamr$ $amanlann biliqsel dtinyasrna ulaqabilmem iEin on tig ytl boyunca qaba gosteren ofretmenim, Meksikah Yaqui Krz/'derilisi qaman don Juan Matus'un onerilerine uyarak derledim. Don Juan, bu derlemeyi yapmamt sahk verirken, tavn sanki o anda aklrna gelen stradan bir qeyi soylermiq gibiydi. Onun o[retme tarzt boyleydi. Belirli hamlelerindeki onemli-

I2

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

cinig

13

rasr giineqten krsmen koruyan, ama yalmura karqr ttimiiyle korunaksrz, iistii kapah bir.sundurma gibiydi. Oturmak iEin birkag sa[lam kutu vardr. Uzerlerindeki etiketler solmuqtu; iElerindekini tanrmlamaktan Eok si"is igin yaprqtrnlmrq gibiydiler. Onlardan birinin iistiinde oturuyordum. Strttmt evin on duvarrna dayamrqtrm. Don Juan da bir kutuya oturmuq, Eardalr taqryan direklerden birine yaslanmtqtr. Ben geleli heni.iz birkaE dakika olmuqtu. Srcak ve nemli bir havada biitiin giin araba kullanmrqtrm. Sinirli, huzursuz ve ter igindeydim. Kutunun tisttine rahatga yerleqtilim anda, don Juan konugmaya baqladr. Keyifle stntarak, fazla kilolu insanlartn $i$manhkla sava$mayr bir ti.irlti beceremediklerine iliqkin bir espri yaptr. Dudaklannrn kenannda oynaqan gtiliimseyiqe bakrlrsa, amacl sadece dalga gegmek degildi. Qok dolaysrz, ve aynr zamanda qok dolayh bigimde, bana fazla kilolu oldu[umu iqaret ediyordu. Oyle sinirlendim ki, tizerinde oturdulum kutudan yuvarlandrm ve srrtrmr evin ince duvanna qiddetle garptrm. Darbe evi temellerine kadar sarsmrqtt. Don Juan merakh gozlerle beni stizdi.i, ama iyi olup olmadrfrmr sormak yerine, evi gatlatmamrq oldufumdan emin oldulunu soyledi. Sonra bu evin

kendisi iqin gegici bir yerleqim yeri olduluna, ashnda baqka bir yerde yaqadrlrna dair ayrtnttlt bir agrklamaya giriqti. Ona gerEekte nerde oturdu[unu sordu[umda, gozlerini tizerime dikti. Ofkeli bir bakrq defildi bu; daha gok, uygunsuz sorulara karqr bir engel gibiydi. Ne istedi[ini anlayamamtqttm. Sorumu tekrarlamak i.izereydim ki, beni durdurdu. "Buralarda boyle sorular sorulmaz," dedi, kararlt bir ses"Ycintemler ve fikirler hakkrnda diledilin her qeyi sor. Yale. qadr[rm yeri sana soylemeye hazt oldulumda-bi gtin efer 6lu1s6rn-sormana gerek kalmadan kendim soylerim." Kendimi reddedilmiq hissettim, hemen. istemeden ytiziim ksardr. Qok fena incinmiqtim. Don Juan'tn patlayan kahkahasr dtiq krnkh[rmr biisbtittin arttrrdt. Beni reddetmekle kalmamlq, cince hakaret edip sonra da giilmiiqtii bana. "Burada geEici olarak oturuyorum," diye devam etti, bo-

zulmama aldrnq etmeden, "Eiinkii burasr sihirli bi merkez. Aslmda, burada senin yiiziinden oturuyorum." Bu yanrt goztilmeme yetti. inanamryordum. Herhalde aqalrlanmaktan duydufium rahatsrzhfr hafifletmeye gahqryor, diye diiqiindtim. "Burada sahiden benim ytiztimden mi oturuyorsun?" diye sordum sonunda, merakrmr gizleyemeden. "Evet," dedi, ifadesiz bir sesle. "Seni haztlamak zorundaylm. Sen bana benziyorsun. Sana zaten anlatmrq oldufum bi qeyi tekrarlayacaprm, gimdi: Her qaman ya da btiyiicti kuqalrndaki her bi naguahn , ya da liderin arayrqr, kendisi gibi Eift enerji yaprsrna sahip yeni bi erkek ya da kadrn bulmak tizerinedir; ben senin sahip oldufun bu ozellili Nogales'deki otobtis terminalinde gormiiqttim. Enerjini gordtifiiirnde, iisti.iste binmiq iki rqrltrh kiire gciri.iyorum, ve bu cizellik bizi birbirimrze ba[hyor. Senin beni reddettifinden daha fazla reddedemem, seni." Sozleri gok garip bir srkrntr uyandrrmrqtr iEimde. Bir saniye once ofkeliydim, qimdi ise aflamak istiyordum. Sozlerine devam etti, beni qamanlann sava$Emln yolu olarak adlandrrdrklan bir qeye baqlatmak istedi[ini soyltiyordu, Eok gtiglti duygular ve tepkilerin merkezi olan yaqadrlr bolgeden giiE alacaktr, dedi[ine gore. Savaqa hazr insanlar binlerce yrldrr bu topraklarda yaqamrqlar, onlarrn savaqla ilgileri topra[rn derinliklerine sinmiqti. O gtinlerde kuzey Meksika'nrn Sonora eyaletinde, Guaymas kentinin yiiz mil kadar gtineyinde yaqryordu. Himayesinde ytiriittiiftim alan gahqmasr iEin onu gormeye hep oraya gidiyordum. "Savaqa mr girmem gerekiyor, don Juan?" diye sordum, savaqla ilgilenmemin gtintin birinde gerekece[ini soylediginden beri iyice kaygrlanmrqtrm. Soyledigi her qeyi son derece ciddiye almam gerektilini o[reneli gok olmugtu. "Hem de nasrl," diye yanrtladr, gtiltimseyerek. "Bu bolgede alabilecefin ne varsa hepsini yiyip yuttu[un zaman, ben burdan taqrnaca[rm."

-ll
SONSUZLUcUN ETKiru yaNT Soylediklerinin dogrulu!undan kuqkulanmak iEin bir neden yoktu, ama onun baqka bir yerde yaqadrgrnr hayal edemiyordum bir trirlii. Qevresindeki her qeyle oylesine uyr* iginGIRI
S l-5

deydi ki. Bununla birlikre, evi sahiden gegici bir yer giuiyal. Yaq_ui giftgilerine ait kuliibelerin ripik bii orn.giydi"buiasr, sazdan yaprlmrq dtiz damh, gamur ve kille sruun-iq bir barakaydr; yemek yemek ve uyumak iEin kullanrlan 6,iy,it ui, odadan ve iistii agrk bir mutfaktan oiugmugtu. "$iqman insanlarla u[raqmak gok zor,,,dedi, don Juan. itgisiz bir lafa benziyordu, ama degildi. srrtrmr evin duvanna vurup soztini.i kestilimde anlatmaya baqladrfr konuya geri ddnmiigtii sadece. "Bi dakika cince, evime bi inqaat yrkrm grillesi gibi garptrn,"-dedi, baqrnr iki yana sallayarak. ;'Ne hengameiH.iu"ih bi adama layrk bi darbeydi, dolrusu." Benden umudunu kesmiq gibi konuqtuluna dair rahatsrz edici bir hisse kaprlmrqtrm. Hem"n ruuln-uyu gegtim. Ke-if yaprma gore kilomun normal olduluna iliqkin telagh agrklamalarrmr yapmacrk bir gtiltimse*.y1. dinledi. "Do[ru," diye onayladr, dalga gegerek. "Kemiklerin iri. viicudun on beq kiloyu daha rahathkla kaldrr, ve hig kimse, seni temin ederim ki, hig kimse farketmez.Benetmem." Alaycr srntrqr bana kesinlikl e fazla kilolu oldufumu sciyhiyordu. Sonra bana genel anlamda sa[h[rmla ilgili sorular sordu, ben de kiloma iliqkin baqka bir yoiumdan kurtulabilmek igin umutsuzca konuqup durdum. konuyu kendi degigtirdi. "senin tuhaflrklarrndan, saprnglanndan ne haber?" diye sordu, ifadesiz bir yiizle. iyiler, gibi ahmakEa bir cevap verdim. "Tuhaflrklar, saprnElar", koleksiyonunu yaptr[rm qeylere taktrlr isimdi. o srralarda, trim yaqamlm boyunca gok hoqlandr[rm bir iqe, yenilenmiq bir hevesle tekrar baqlamrqtrm: toplaiabilecef n", q"yin koleksiyonunu yapryordum. Dergiler, pullar, plaklar; ,onra kamalar, mi[ferler, bayraklar gibi itmCl Dunya savagr eqyalan topluyordum.

"Saprnglanmla ilgili olarak sana biitiin soyleyebilecelim, don Juan, koleksiyonlanmr satmaya Eahqtr[rmdrr," dedim, berbat bir qey yapmaya zorlanan bir kurban edasryla. "Bi koleksiyoncu olmak pek de fena bi qey de[il," dedi, buna gerEekten inanrrmrq gibi. "Iqin can ahcr noktasr biriktirmen defil, ne biriktirdigindir. Sen hrrdavat biriktiriyorsun, trpkr kope[in gibi seni tam manasryla tutsak eden bi stirii delersiz nesne. Evcil bi hayvanln varsa, oyle hemen kalkrp gidemezsin; sen ortahkta defilken baglarrna neler gelecefiinin tasasrnr gektilin koleksiyonlann varsa da yapamazsm bunu." "GerEekten ahcr bakryorum, don Juan, inan bana," diye tttraz ettim.

"Yok, yok, yok, seni bi qeyle sugladrlrml sanmayasln," diye karqrhk verdi hemen. "Ashnda koleksiyoncu ruhun hoquma gidiyor. Ben sadece biriktirdiklerinden hoqlanmlyorum, hepsi bu. Oysa senin bu toplama merakrnr iqe koqmak isterdim. Zahmetrne de[ecek bi koleksiyon onerebilirim sana." Don Juan uzunca bir stire duraksadr. Uygun sozciikleri arlyor gibiydi, ya da belki sadece etkileyici, iyi zamanlanmrg bir duraklamaydr bu. Bana derin, iEime igleyen bir bakrqla
baktr.

"Her sava$gt, gorev icabr, ozel bi albiim haztlar," diye sozlerine devam etti, "savaqElrun kiqiligini ortaya koyan bi albiimdtir bu; yaqamlnln tiim aynntrlanna tanrkhk eden bi albtim." "Bu neden koleksiyon olsun ki, don Juan?" diye sordum ttnaz ederek, "ya da albi.im?" "Qiinkii oyledir," diye kargrhk verdi. "Ama en gok anrlann resimlerinden, hatrrlanmaya defer olaylann resimlerinden oluqmuq bi albtim gibidir." "Bu olaylann anlmsanmasr iqin bazr ozel nedenler mi var?" diye sordum. "Onlann anlrnsanmaya defer olmalarr, kiqinin yaqamrnda ozel bi onem taqrmalanndan ottiriidiir," dedi. "Benim rinerim, senin iEin derin anlamlan olan geqitli olaylann tam bi doktimtinti yaparak bi albtim hazrrlaman. "

16

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

GrRr$ mayacaktrn.
"

t1

"Yaqamtmdaki her olaytn benim igin derin anlaml var,


don Juan!" diye qiddetle itraz ettim, ve bunu der demez btiytikltik tasladr!rmtn farktna vardtm.

"Pek saytlmaz," dedi, gtiliimseyerek, tepkilerimin onu mtithiq keyiflendirdigi belliydi. "Yaqantrndaki olaylann ti.imtiniin senin iEin derin anlamlart olmamtqtrr. Oysa bikag olay vardrr ki, kanrmca senin igin biEok qeyi defiqtirmiq, yolunu aydrnlatmrq olmalan olastdrr. Yolumuzu defiqtiren olaylar, kiqisel olmayanlardrr genellikle, ancak aynt zamanda son derece kiqiseldirler de."
"Zrtlaqmaya Eahqmlyorum, don Juan, atna inan bana, baqlma gelen her olay bu nitelemeye uyuyor," dedim, yalan soyledipimi bilerek. Bu ciimle afnmdan gtkar Erkmaz oztir dilemek istedim, ama don Juan bana aldrnq etmedi. Sanki hiEbir qey soyleme-

miqim gibiydi. "Basmakahp bi qey gibi diiqtinmeyesin bu albiimii, ya da yagam deneyimlerinin stradan bi tekrarl sanmayasln," dedi. Derin bir soluk aldtm, gozlerimi kapadrm, ve zihnimi susturmaya Ealrqtrm. Qoziimti olmayan sorunumla ilgili grlgrnca bir konuqma stirdtiri.iyordum kendimle: don Juan't ziyaret ermekten hiq mi hig hoqlanmadrlrm kesindi. Onun varhfr igime korku saltyordu. Sozleriyle beni dort bir yandan kuqatryor, ve delerimi gosterebilmem iEin bana higbir qekilde firsat tanrmryordu. A[zrmr her agrqrmda itibar kaybetmekten nefret ediyor, aptal durumuna dtiqmekten i[reniyordum. Ama iEimde bir bagka ses daha vardt; Eok daha derinlerden, uzaklardan gelen, nerdeyse belli belirsiz bir sesti bu. Ahqtrlrm soylegimin salvolarr iEinde, geri donmem igin artrk gok geE oldulunu soyledifini iqitiyordum. Ama ashnda bu benim sesim ve benim dtiqtincelerim de degildi; don Juan'tn dtinyasrnrn iEinde gok fazla yol aldrfrml, ve ona havadan bile claha fazla ihtiyicrm oldulunu soyleyen meEhul bir sese benziyordu daha Eok. "Ne istersen sciyle," der gibiydi ses, "ama boylesine benmerkezci bir kaErk olmasaydtn, bu denli dtiq krnkhlrna u[ra-

"O senin obtir zihninin sesi," dedi don Juan, dinliyormug, ya da di.igi.incelerimi okuyormug gibi. Elimde olmadan srgradrm. Oyle korkmuqtum ki gozlerim yaqlarla doldu. Don Juan'a igimdeki kanqrk duygulan oldulu gibi itiraf ettim. "igindeki bu Eeliqki Eok nomal," dedi. "Ve inan bana, o kadar da iisttine varmlyorum bunun. Ben oyle biri defilim. Sen bi de ci[retmenim nagual Julian'rn bana yaptrklannr bilsen. Ondan biittin varh[rmla tiksiniyordum. Qok genEtim, kadrnlann ona nasrl taptrlrnr, kendilerini nasrl hiE dtiqtinmeden verdiklerini, ve ne zaman ben onlara merhaba demeye kalksam, kafamr koparmayahazn diqi aslanlar gibi tistiime saldrrdrklarrnr goriiyordum. Benden alabildigine nefret ediyorlardr, ve ona dgrktrlar. Ne hissediyordum dersin?" "Nasrl hallettin bunu, don Juan?" diye sordum, Eok btiytik bir merakla. "Higbi qeyi halletmedim," dedi. "Bu aEmaz, ya da her ne ise, benim iki zihnimin arasrndaki mticadelenin sonucuydu. Biz insanlarrn ttimtnrin iki zihni vardrr. Biri tarnamen bize aittir, ve bize daima diizen, dolaysrzhk, irade giicti getiren, zayff bi sestir bu. Obtir zihin bi yabanct donantmdrr. Bize iddiacrhk, geliqkiler, kuqkular, umutsuzluklar getirir."

Kendi zihnimdekileri takip etmekle oyle meqguldiim ki, don Juan'rn soylediklerini ttimiiyle kagrrmrqtrm. Her sozctiltinti aErk segik anrmsryordum, fakat higbiri anlam ifade etmiyordu. Don Juan gayet sakin, ve dosdogru gozlerimin iEine bakarak soyledikierini tekrar etti. Hela ne demek istedigini kavramaktan dcizdim. Dikkatimi sozctikler iizerine toplayamryordum. "Garip bir nedenden citi.irti, don Juan, anlattrklanna dikkatimi veremiyorum," dedim. "Niye yapamadrlrnr gayet iyi anhyorum," dedi, koca bir giiliimsemeyle, "bi giin sen de anlayacaksrn, beni sevip sevmedifine dair ikilemini gozdiiftinde, diinyanrn merkezi benim-benirn, demeyi brraktrfrnda.

SONSUZLUGUN ETKiN YANI

GIRI

l9

"Bu arada," diye devam etti, "iki zthnrmtz ile ilgili meseleyi bi yana brrakahm ve anrmsamaya deler olaylarla ilgili hazrlayacalrn albtim konusuna ddnelim. Boyle bi albiimiin disiplinli ve adil olma aErsmdan bi idman oldu[unu da eklemeliyim. Bu albiimii bi savaq edimi gibi diiqiin." Don Juan'rn savr-benmerkezciligimden v azgeEtilimde onu gcirmekten hoqlanrp hoqlanmadrlrma dair ikilemimin sona erecefi--g0ztim gibi gelmiyordu bana. Ashnda bu iddiasr beni daha da krzdrrmrq, btisbiittin hi.israna u[ratmrqtr. Albiimden bir sava$ edimi diye soz etti[ini de duyunca ona bi.itiin hrsrmla saldrrdrm . "Bir olaylar derlemi fikrine inanmak yeterince zor," dedim, isyankAr bir tavrrla. "Usttine tistltik, buna albiim demen ve boyle bir albiimtin bir savaq edimi oldulunu sciylemen benim igin gok fazla. Qok Eapraqrk. Oyle gapraqrk ki, benzetmenin anlamrnr kaybettiriyor." "Ne tuhaf! Benim igin tam tersi," diye cevap verdi don Juan, sakin sakin. "Bciyle bi albtim{in bi sava$ edimi olmasr, drinyanrn anlamrnr igeriyor benim iEin. Ben, unutulmaz olaylar albtimtimiin bi savag ediminden baqka higbi qey olmasrnr istemezdim." Diigiincemi daha ayrrntrh savunmak, ve unutulmaz olaylar fikrini ashnda anladrfrml ona agrklamak istedim. Benim itirazrm, bunu kafa kanqtmcr biEimde tarumlamasma iliqkindi. O giinlerde, dilin kullanrmr konusunda agrkhk ve iqlevsellifiin savunucusu gibi goriiyordum kendimi. Don Juan, kavgacr tavrrma iliqkin bir yorum yapmadr. Yalnrzca, bana tiimtiyle katrhyormuq gibi baqrnr sallamakla yetindi. Bir si.ire sonra, enerjim ya tamamryla ttikendi, ya da dev bir enerji dalgasrnrn altrnda kaldrm. Birdenbire, hig gaba sarf etmeden, taqkrnhllmln yararsuhlrnr anlayrvermiqtim. Qok utanryordum. "Bana ne hiikmediyor da bclyle davranryorum?" diye igtenlikle sordum don Juan'a. O anda tam anlamryla afallamrq durumdaydrm. Kavradr[lm gey beni oyle sarsmrgtr ki, istemeden aflamaya baqladrm.

"Sagma sapan aynntrlarla kendini tizme," dedi don Juan, yatrqtrrrcr bir tavrrla. "Erkek olsun, kadrn olsun, hepimiz boy-

\ "Yani, don Juan, pireyi deve yapmamrz ve aykrrr tabiatrmrz yaradrhgrmrzdan mr geliyor?" "Hayrr, pireyi deve yapmamtz ve aykrnh[tmrz yaradrhqrmrzdan gelmiyor," diye yanrtladr. "Bizim bu pireyi deve yapma ve aykrrrhk etme huyumuz, daha Eok, her birimizin bagrna bela olan, ama yalrnzca btiytictilerin acr ve umutsuzlukla farkrna vardrklan deneytistti bi miicadelenin sonucu: iki zihnin mticadelesi." Don Juan dikkatle beni gozltiyordu, gozlert simsiyah iki komiir parEasr gibiydi. "Bana iki zihnimiz ile ilgili bir geyler anlatrp duruyorsun," dedim, "ama beynim soylediklerini kaydedemiyor. Neden?"

leytz."

"Nedeninr zamant geldifinde olreneceksin," dedi. "$imdilik, iki zihnimiz hakkrnda sana daha once anlatmrq olduklanmr tekrarlamam yeter. Biri, gergek zrhnimizdir; tiim ya$am deneyimlerimizin tiriintidi.ir, bozguna u[radrlr ve karanhfa itildi,ei igin nadiren konuqur. Obtirti, yaptr firmrz her qey iEin her gtin kullandr[rmrz zihin ise, bi yabanct donantntdu'." "Sanrnm meselenin cizii qu; zihnin bir yabanct donarum oldufu kavramr oyle tuhaf ki, zihnim bunu ciddiye almayr reddediyor," dedim, gergek bir keqifte bulundufum inancryla. Don Juan sozlerim hakkrnda bir yorum yapmadr. Sanki higbir qey soylememiqim gibi, iki zihnimrztle ilgili aErklamalan stirdtirdii. "iki zihin ikilemini Eozmek, ona niyetlenme ile olur," dedi. "Btiyi.ictiler, niyeti Ealrrmak igrn niyer scizctiftinii ytiksek sesle ve agrk qekilde seslendirirler. Niyet, evrende var olan bi gtigttir. Btiyticiiler onu Ealrrdrklarrnda, niyet onlara gelir ve ustahfrn yolunu aEar; bu da btiyiictilerin giriqtikleri her igte daima baqanh olduklan anlamrna gelir." "Keyfi ve onemsiz bile olsa, btiytictilerin her istediklerini elde ettiklerini mi soylemek istiyorsun?"

20

SONS UZLTJGUN

ETTIN YANI

GIRI$

21

"Hayr, bunu demek istemiyorum. Niyet, elbette her amaE igin galnlabilir," diye cevap verdi, "ama btiytictiler, niyetin onlara yalmzca soyut bi qey iEin geldigini zor yoldan olrendiler. Bu, bi.iyticiiler igin emniyet supabrdrr; aksi halde dayanrlmaz olurlardr. Senin durumunda, iki zlhin Eeliqkisini halletmek, ya da gergek zihninin sesini duymak igin niyeti galrrmak, keyfi ya da cinemsiz bi mesele delil. Tam tersine; ruhani ve soyut bi qey, ancak senin igin alabildiline yaqamsal da." Don Juan bir an durakladt, sonra tekrar albiim hakkrnda konuqmaya baqladr. "Kendi albi.imtim, bi savaq edimi olarak, son derece dikkatli bi segim gerektirdi," dedi. "O artrk yagamlmdaki unutulmaz olaylann ve beni onlara yonlendirmi$ olan her qeyin tam bi derlemi. Benim igin neyin anlamh oldulu ve olacalr konusunda yo[unlaqmrqtrm. Bana sorarsan, bi savaqgrnrn albiimti, olabilecek en somut qeydir; oyle isabetlidir ki, can evinden vurur." Don Juan'rn ne istedili hakkrnda en ufak bir fikrim yoktu, ancak onu gayet iyi anhyordum. Tek baqrma oturup, diiqiincelerimin, anrlanmrn, fikirlerimin dzgiirce bana gelmelerine izin vermemi cigtitledi. iEimin derinliklerinden gelecek ve bana neleri segece[imi sclyleyecek sesin yi.ikselebilmesi igin gaba gostermemi sahk veriyordu. Ardrndan eve girmemi ve iqerdeki yatalrma uzanmaml soyledi. Yatak tahta kasalardan yaprlmrgtr ve tizerinde yorgan olarak kullandrlrm birkag di.izine guval vardr. Ttim viicudum afnyordu, ve uzandrlrmda gerEekten gok rahatladrm. Onerilerine uymug ve gegmiqim hakkrnda dtiqtinmeye baqlamrqtrm; iizerimde iz brrakan olaylan anyordum. Hemen fark ettim ki, yaqamrmdaki her olayrn anlamh oldu[una iliqkin iddiam saEmahktr. Anrmsamak iEin kendime baskr yaptrkEa, nerden baqlayaca[rmr bile bilmedilimi keqfetim. Bagrrndan geEenler, birbirleriyle ba$antrslz, sonsuz bn dtiqtinceler ve anrlar zinciri halinde zihnimden gegmekteydi, ama benim igin anlamh olup olmadrklanna karar veremiyordum. HiEbirinin zerre kadar anlam taqrmadrlr izlenimine kaprldrm.

Sanki ttim yaqamrml higbir qey hissetmeden, sadece yiir{ime ve konuqma giicii verilmiq bir ceset gibi yaqamrqtrm. Konuyu ytizeysel bir girigimden citeye gottirebilecek kadar yo[unlaqamaylp pes ettim ve uykuya daldrm. "Bi qeyler becerebildin mi?" diye sordu don Juan, saatler sonra uyandrfrmda. Uyuyup dinlendikten sonra rahatlayacafrma, hAlA huysuz ve kavgacrydrm. "Haylr, higbir qey beceremedim," diye hrrladrm. "iginin derinliklerindeki o sesi duydun mu?" diye sordu. "Sanrnm duydum," diye yalan soyledim.

"Ne soyledi sana?" diye buyurdu, rsrarla. "$imdi hatrrlayamlyorum, don Juan," diye mmldandrm. "Ah, giindelik zihnine donmiiqsiin," dedi, ve srrtrma kuvvetle vurdu. "Grindelik zihnin iqi devraldr yine. Hadi, anlmsanmaya deler olaylan derlemenle ilgili konuqup onu rahatlatahm. Albtime koyacaklarlnr seEmenin kolay iq olmadrfirnr soylemeliyim sana. Bu albiimtin bi sava$ edimi oldufunu soylememin nedeni de bu. Neyi segecelini saptamak igin on kez bagtan almahsrn kendini." O anda, bir saniye iqin de olsa, iki zihnimiz oldufunu anladrm; ancak bu dtiqtince ciyle belli belirsizdi ki, anrnda kaybettim onu. Kahcr olan, don Juan'rn talebini yerine getirmekteki yetersizlifimin duyumuydu. Ancak yetersizlifimi zarafetle kabullenmek yerine, bunun yrldrrrcr bir mesele haline gelmesine goz yumdum. O giinlerde yaqama giictimti daima olumlu qeylerde boy gcistermekten ahyordum. Yetersiz olmak, yenilmekle eq anlamhydr, ve bu da benim igin dayanrlmaz bir qeydi. Don Juan'rn meydan okumasrna ne tepki verecefimi bilmedi[im igin, iyi bildigim tek qeyi yaptrm: cjfkelendim.

"Bunun tizerinde Eok daha fazla dtiqiinmeliyim, don Juan," dedim. "Bu fikri oturtabilmesi iqin zihnime zaman tanrmaltytm." "Elbette, elbette," diye onayladr don Juan. "Hig acele et-

22

SONSUZLUGUN ETKIN yaNi

GIRI

23

me, ama elini de gabuk tut." Bundan sonra konuya iligkin baqka bir qey soylenmedi. Eve dcindtigrimde hepsini unuttum; ta ki bir gtin, epey beklenmedik bir biEimde, katrldr[rm bir konferansrn orta yerinde, yagamlmrn kayda defer olaylannr araqtrrmamla ilgili kagrnrlmaz buyruk, bedensel bir sarsrntr gibi, ttim vticudumu tepeden trna$a titreten bir sinir kasrlmasr gibi bana garpana dek. Ciddi biEimde gahgmaya baqladrm. Benim igin anlam taqrdrfrna inandrlrm yaqam deneyimlerimi yinelemek aylarrmr aldr. Ancak derlediklerimi gozden geEirdigimde, ulragrrklanmrn ashnda hig mi hig anlam tagrmadrklannr anladrm. Anrmsadr[rm olaylar, sadece soyut biEimde hatrrrma gelen belirsiz hareket noktalanydr. Bir kez daha. o son derece rahatsrz edici duyguya kaprlmrqtrm; higbir qey hisserrneyi beklemeden, yalntzca edimde bulunmak tizere yetiqtirilmiq oldufum kuqkusuydu bu.

da beni deli ediyordu. Mtithiq rahatsrz oldufum baqka bir qey de, o gtin igin ozel olarak aldrlrm pembe gomlelin kollannrn

Hatrrladrfrm olaylann en belirsizlerinden oldulu halde, biri, [JCLA'daki ytiksek lisans programrna kabul edildilimi ofrendifim giine aitti. Ne denli gabalasam da o gtin neler yaprrfirmr hatrrlayamryordum. O gtine dair ilginE ve benzersiz olan higbir qey yoktu, ama anrmsanmaya deler olmasr gerekir gibi geliyordu bana. Bu okula girmek beni mutlu etmig, kendimle gurur duymamr sallamrg olmahydr, ama bciyle defiildi. Derlemimdeki baqka bir ornek de, Kay Condor'la evliligin egifine geldi$im giindri. Kay'rn soyadr Condor delildi ashnda, aktris olmak igin adrnr defiqtirmiqri. Unlti olmak iEin gansl, Carol Lombard'a gok benzemesinden ibaretti. O giintin akhmda kalmasr, yaganan olaylardan gok, onun gi.izelli[i ve benimle evlenmek istemesi ytiziindendi. Benden bir kafa boyu daha uzundu ki bu da onu biisbtiti.in gekici krhyordu benim
anrmsanmaya kesinlikle defier buldu[um anrlardan iEin.

Benden daha uzun bir kadrnla, kilise tcireniyle evlenmek, gok heyecanlandrnyordu beni. Gri bir smokin kiralamrgtrm. Pantolonun pagalan benim boyumda biri iqin fazlaca geniqti. Ispanyol paga degildi, sadece bol paqah bir pantolondu, ve bu

on santim uzun gelmesiydi; onlarr yukanda tutmak igin lastik bantlar takmak zorunda kalmrqtrm. Bunlann drqrnda her gey rntikemmeldi, benim ve konuklarrn, Kay Condor'un korkup vazgeEtt[ini ve gelmeyecelini keqfettifimiz ana kadar. Kay, gok gorgfil[ bir geng hanrm olarak, motosikletli bir kurye ile bana bir oztir notu gcindermigti. Boqanmaya inanmadrlrnr, yagamrnrn kalan krsmrnr hayata bakrg agrsmr pek de paylaqmayan birine adayamayaca[rnr yaztyordu. Condor sozcii[iin[in afizrmdan her grkrqrnda giilmekten kendimi alamadr[rmr, bunun da, onun kiqililine hiq saygr duymadr[rmr gcisterdi[ini hatrrlatryordu bana. Konuyu annesiyle tartrqmrqtr. Ikisi de beni Eok seviyorlardr, ama ailelerine kabul edecek kadar degil. ikimiz igin de zatarrn neresinden dontilse kArdrr, diye eklemiqti, yiirekli ve mantrkh bir edayla. Zlhntm tamamen uyugmugtu. O gtinti anlmsamaya gahqtrfrmda, kirahk gri smokinim ve bol paEah pantolonumla bir si.irti insanrn oniinde tek baqrna kalakaldrlrm iEin feci qekilde aqafrlanmamrn mr, yoksa Kay Condor'un benimle evlenmekten vazgeEmesinin neden oldu[u yrkrmm mr a[rr bastrfirnr grkaram ryordum. Obtirlerinden aErk biEimde ayrrabildifim yalnzca bu iki olaydr. Yetersiz cjrneklerdi, ama tizerlerinden geEtikten sonra, onlan felsefi tevekkiil oyktileri krhfrna sokmayr baqarmrqtrm. Gergek duygularr hig yaqamadan omrtinti gegiren, her qeye sadece entelektiiel bakrq agrsryla bakan biri olarak dtiqiiniiyordum kendimi. Don Juan'rn mecazlannr ornek alarak, kendim iEin de bir kavram geliqtirmiqtim bile: hayatrnr baqkalan igin, olmasr gerektili bigimde yaqayan bir varhk. Orne[in, UCLA'daki okula kabul edildi[im gtiniin anrmsanmaya defer bir gi.in olmasr gerektifine inanryordum. Boyle olmadrfr iEin, ona ashnda hig hissetmedifim bir onem atfetmek igin elimden geleni yaptrm. Kay Condor ile evlenmenin eqiline geldifim giin igin de aynl $ey geEerliydi. Benim iqin yrkrcr bir gtin olmahydl, ama de[ildi. Onu tekrar zihnim-

1A L+

SONSUZLUGUN

glrciN

YANI

GIRI$

25

de canlandrrdrfrmda, hiEbir ;ey bulamryordum; bu yrizden neler hissetmiq olabilecefime iliqkin kuramlar geliqrirebilmek iEin var giiciimle Eahgmaya baqladrm. Don Juan'r bir sonraki ziyaretimde, evine vartr varrnaz, iki anrmsanmaya de[er olay cirnelimi sundum. "Bi yr[rn sagmahk bu," diye fikrini belirtti. "Bunlann hiEbiri olmaz. Oyktiler; dtiqtinen, hisseden, aflayan, ya da hiEbi qey hissetmeyen bi insan olarak yalntzca seninle ilgili. Bi qamanln albtimtindeki olaylar zamana karqr koyarlar, gtinkti onlann kendisiyle hig alakasr yoktur; ancak gene de o tam ortalannda yer alrr. Qok kiqisel olmasa da, yagaml stiresince, hatta belki sonrasrnda da, her zaman tam ortalannda yer alacaktrr.

Soyledikleri hevesimi krrmrqtr; ttimtiyle bozguna u[ramrq hissediyordum kendimi. O giinlerde don Juan'rn beni aptal yerine koymaktan ozel bir zevk duyan aksi bir ihtiyar oldufuna yiirekten inanryordum. Sanat okuluna giderken gahqtrlrm heykel dcikiimhanesinin ustasrnr hatrrlatryordu bana. Bu zanaat ustasr, terfi eden Erraklannrn yaptrfir her qeyde kusur bulup onlarr durmadan eleqtirir, iqlerini kendisinin tavsiyelerine gcire dtizeltmelerini isterdi. Qrraklar da arkalannr doniip diizeltmiq gibi yaparlardr. Aynr iqi tekrar gozden geEiren ustanrn neqesini ve dediklerini hatrrhyordum: "$imdi bi qeye benzedi iqte!" "Kendini kotti hissetmeyesin," dedi don Juan, beni sarsrp anrlanmdan grkararak. "Ben de bt zamanlar aynr durumdaydrm. Yrllar boyunca, ne seEece[imi bilememekle kalmadrm; iglerinden segim yapabilecefim deneyimlerim olmadrfrnr bile diiqtindtim. Sanki baqrmdan higbi gey geEmemiq gibi geliyordu bana. Elbette her qey geEmiqti bagrmdan, ama kafamdaki beni savunmaya gabalarken, bagka higbi qeyi farkermeye zaman ya da hevesim kalmryordu." "Bana agrkEa soyler misin don Juan, oyktilerimde yanhq olan ne? Bir $eye benzemediklerini biliyorum, ama yaqantrmrn geri kalanl da oyle zaten." "Sana tekrar soyleyece[im bunu," dedi. "Bi savagEmtn

ciykiileri kiqisel de[ildir. Senin okula kabul edildi[in gtine ait oyktin, kendini her geyin merkezine oturtma iddiandan baqka bi qey de[il. Hissediyorsun, hissetmiyorsun; anltyorsun, anlamlyorsun. Soylernek istedigimi anladrn mr? Ttim oykii sadece sensin." "Ama baqka tiirlti nasrl olabilir ki, don Juan?" diye sordum. "Obiir oyktinde, istedifim geye nerdeyse dokunur gibiydin, ama sonra onu da son derece kiqisel hale getirdin. Bi siirti ayrrntr daha ekleyebilece[ini biliyorum, ama o aynnttlar da senin benli[inin uzantrlanndan baqka bi qey olmayacak." "Seni gergekten anlayamlyorum, don Juan," diye itiraz ettim. "Tanrk olanrn goztinden izlenen tiim oykiiler, ister istemez ona ozeldir." "Evet, evet, elbette," dedi giiltimseyerek, her zamanki gibi qaqkrnhfirmdan keyiflenerek. "Ama o zaman onlar, bi savaqEmm albtimtine uygun ciyktiler olmazlar. Baqka amaglara ait oyktiler olurlar. Anrmsanmaya deler olaylardan bizim peqinde olduklanmtz, kigisel olmayanrn karanhk dokunu$unu taqrr. O dokunuq, onlann her yerine sinmiqtir. Bunu baqka ttirlii nasrl agrklayabilirim, bilmiyorum." " Bir esin anr yaqadr[rma, ve kiqisel olmayantn karanhk dokunuqu derken don Juan'ln ne kastettifini anladrfrma inan* drm, o zaman.Btaz sapkrn bir geyden sciz ettigini dtiqtintiyordum. Karanhfirn anlamr benim igin bciyleydi. Ve ona Eocuklu[umdan bir oykti anlattrm. Benden btiytik kuzenlerimden biri trp e[itimi goriiyordu. Stajyer hekim oldu[u giinlerin birinde beni ahp morga gotiirmtiqtii. Geng bir erkefin mutlaka olii insanlan gormesi gerektilini, Etinkii bu gori.intiiniin gok elitici bir gey oldufunu, hayatm fanili[ini gozler ontine serdifini soylerdi. Hep balrra gagya nutuklar gekerek beni gitmek iEin ikna etmeye Eahqrrdr. Oli.im karqrsrnda ne denli giigstiz oldu[umuzu anlatrp durdukga, iyice meraklanmaya baqlamrqtrm. Bir ceset gormemigtim, hig. En sonunda merakrm galip geldi ve pegine takrldrm. Morgda bir stiri.i kadavra gosterdi ve korkudan taq kesil-

26

SONSUZLuCUN ETKiN yRNI

GrRr$

21

memi sa$adr. Bu iqte efitici ve aydrnlatrcr higbir qey bulamamrqtrm. HiE kuqkusuz, hayatunda gordiigtim en dehqet verici qeylerdi. Kuzenim benimle konugurken, sanki her an qrkagelecek birini bekliyormuq gibi stirekli saatine bakryordu. Beni grictimrin yetti[inden daha tazla bir stire morgda tutrnak istedili besbelliydi. Rekabetgi kiqilifirn yiizi"inden, dayanma gi,ictimti, erkekli[imi srnadrlr hissine kaprlmrqtun. Diglerimi srktrm ve sonuna kadar dayannraya ahdettirn. Son, hig umrnadr[rm qekilde geldi. Btitiin cesetlerin uzatrlmrg oldu[u menner masadan bir takrrtr yiikseldi, ve izerr Earqafla orttili.i bir kadavra, sanki oturmaya haztrlanrrmrq gibi yerinden kalkrverdi. Oyle korkunE bir gelirme sesi grkarmrqtr ki, cimriirntin sonuna dek unutamayacalrm qekilde iEime iqledi. Kuzenim bir hekiln, bir bilim adamr olarak, bunun tiiberkr-ilozdan olen bir adamrn cesedi oldulunu, cilerlerinin bir bakteri tara{lndan iEleri hava dolLr Eok btiytik boEluklar btrtkacak biqimde kemirilrniq oldu[unu, ve boyle clurumlaruin urtamtn rsrsr deliEtifinde, bunun bedenin kalkrp oturmasiirir, ]? da en azrndan kasrlntasrna neden oldulunu aErklaml;{r" "Hayrr, daha bulamadrrr," dedi don Juan, baqrnr iki ,velna sallayarak. "Bu sadece senin korkun hakkrnda bi oykil" Kendim de korkudan oliirdtirn; ancak korku kimsenin yolunu avdrnlatmaz. Ama sana ne oldufunu merak ettirn." "Oliim rnelefi gibi Erghklar attirn," dedim. "Baqrrnr gd[si-ine gomtip iisti.ine baqrna kustulum iEin kuzenim bana odlek. tabansrz dedi." YaEamrmrn marazi bir anlslnl canlandrrmlq olmahydrm. Lisede tanrdr[rm, bir salgr bezi hastahlr yiiziinden dev boyutlarda biiytiyen on altr yaqrnda bir oflana ait bir oyktim daha vardr. Kalbi bedeniyle aynr htzda biiyiimedili igin, gocuk kalp yetersizlilinden olmtiqtii. Marazi bir merakla, yaruma bir Eocuk daha ahp morga gittim. Herhalde marazrlikte bizden geri kalmayan morg gorevlisi, brzi arka kaprdan iEeri soktu. $aheserini gcistercli bize. iti metre otuz santimden uzun olan devasa qocu[u normal boydaki bir tabuta sr$drrabilmek iEin bacaklannr testereyle kesmiqti. Olti qocufun san-

ki kollarrnda iki kupa tagryormuq gibi tuttulu bacaklarrnr bedeninin iki yanrna nasrl yerlegtirdifini gosterdi. Yaqadrfrm korku, Eocukken morgda duymuq oldufum korku kadar btiytiktti; ama bu yeni korku fiziksel bir tepki defil, ruhsal bir sarsrntrydr. "Nerdeyse oluyor," dedi don Juan. "Ancak oyki.in hdlA fazla kiqisel. ifreng bi oykti. Midemi bulandrrlyor, ama btiytik potansiyel gcirtiyorum. " Giinliik yaqamdaki olaylarda rastlanan dehqete don Juan'la birlikte giildtik. O ana kadar yakalayrp brraktrfrm marazi anlar arasrnda umutsuzca kaybolup gitmiqtim. Ona en iyi dostum Roy Goldpiss'in oyktisiinti anlattun, bu kez. Ashnda bir Polonyah soyadr vardr, ama arkadaqlan Goldpiss (Altrn iqeyen) diyorlardr ona, Etinkti dokundufu her qeyi altrna geviriyordu; mtithiq bir iqadamrydr. iq alanrndaki yeteneli onu son derece hrrsh biri haiine getirmiqti. Dtinyanrn en zengin adamr olmak istiyordu. Ancak rekabetin Eok gLiglti oldufiunu da keqfetmiqti. Ona gcire, sadece iqadamr olarak herkesle boy olEtiqmek yetmezdi; ornelin bir Islarni tarikatrn o zamanki lideri her yrl afrrhfrnca altrnla tartrlmaktaydr. Bu lider her tartrhqrndan once miimkiin oldu!u kadar giqmanhyordu. Sonra, hedefini biraz ktiEiilten dostum, Birleqik Amerika'nrn en zengin adamr oln-raya karar verdi. Bu alanda da vahqi bir rekabet htikiim siirmekteydi. Bir basamak daha indi: Belki Kaliforniya'daki en zengin adam olabilirdi. Bunun iEin de geE kalmrqtr. Kalifomiya'nrn sahibi olan koklii ailelerle, pizza ve dondurma salonlan zincirini kullanarak iq diinyastnda yanqabilecek diizeye yiikselebilme umudunu da yitirdi. Yagadr[r Los Angeles banliyostintin, Woodland Hills'in en zengin adamr olmaya razr oldu. Bir talihsizlik eseri, evinin bir sokak otesinde Mr. Marsh oturuyordu; Birleqik Amerika'nrn her yerinde birinci kalite yorganlar iireten fabrikalann sahibiydi bu adam, ve inanimaz olEi.ide zengindi. Roy'un di.iq krnkhklannln sonu yoktu. Baqarma diirtiisii oyle gtigltiydii ki, sonunda salhfrnr bozmuqtu. Giini.in birinde beyin kanama-

28

SoNSUZLUGUN ETKiN yeNI

GIRI$

29

srndan oldii.

Onun oliimti, sonuE olarak, bana morga ya da cenaze evine yaprlacak tiErinc:d- ziyareti getirdi. Roy'un en yakrn dostu oldu[umdan, karrst cenazenin uygun bigimde giydirilmesine nezaret etmemi rica etmiqti. Cenaze evine gittim, ve bir erkek sekreter tarafrndan arka taraftaki odaya almdrm. Odaya girdilim srrada, yiiksek merrner bir masada gahqmakta olan cenazect, safi elinin orta parma[rnl avcunun iginde tutarak iqaret parmalr ve ki.iEiik parmafryla, Eoktan oltim katrh$rna girmiq olan cesedin tist dudafrnrn kenarlanm zorla yukanya do[ru krvrmakla meqguldii. Roy'un olii suratrnda acayip bir tebesstim belirirken, cenazeci bana dolru hafifEe donrip yaltaklanan bir sesle qoyle dedi: "Umanm bu sizi hoqnut eder, beye-

"Bana senin albtimiinden anrmsanmaya deler bir olay ornefi verebilir misin, don Juan?" diye sordum, her zamanki ortiili.i qikayet tarztmla. "Peqinde oldu[un qeyin bir ornelini gorsem, ortaya bir qeyler Erkarabilirdim belki. Yoksa boyle karanhkta umutsuzca rshk Eahyor gibiyim."

fendi." Roy'un kansr-kocaslnl sevip sevmedi[ini kimse bilmeyecek-onu hak ettifini diiqi.indtifil ttim gatafatla gornmeye karar vermiqti. Bir filmden esinlenerek, telefon kultibesine benzeyen, son derece pahah ozel yaprm bir tabut satrn almrqtr. Roy sanki bir iq gortiqmesi yapryormu$ gibi, oturur vaziyette gomtilecekti. Torene kalmadrm. Tam bir ofke nobeti iEinde aynldrm ordan, krzgrnhkla qaresizlik kangrmr bir duyguyla doluydum, htrsrmr kimseden almam miimkrin de[ildi. "Bugiin gergekten heyheylerin iisttinde," dedi don Juan, gtilerek. "Ama buna kargrn, ya da belki bu ytizden, oraya nerdeyse ulagtrn. Eqi$indesin." Don Juan'r gorrneye her gidigimde, ruhsal durumumda yagadrfirm defiqiklikler hep hayran brrakmrqtr beni. Her zaman huysuz, suratsrz, alabildifine ukala ve kuqkucu bir ruh haliyle vanrdrm oraya. Bir stire sonra gizemli bir qekilde de!igir, gittikEe rahatlar ve sonunda hiE olmadrfrm kadar sakinleqirdim. Ancak yeni ruhsal durumum, eski sozc{ik dalarcrlrmda gizlenmiq olurdu. Benim olalan konuqma biqimim, yi.iksek sesle qikayet etme arzusunu bastrran, ama sonsuz yakrnmalannr konu$maslnln her yerinde sezindiren, tiimtiyle hoqnutsu z btr insanrn taruty dt.

"Kendini bu kadar aErklamaya ufraqma," dedi don Juan, gozlerinde sert bir bakrqla. "Bi.iytictiler, her aErklamada gizli bi oztir vardrr derler. Yani gunu ya da bunu niye yapamayacalrnr agrklarken, ashnda eksikliklerin igin ozir dilemektesin; dinleyenin seni anlayacak kadar nazrk olmasrnr umarak." Aleyhimde konuquldulunda en iqe yarar takti[im, bana hiicum edenleri dinlemeyerek etkisiz hale getirmekti. Ancak don Juan, ilgimi en ufak krnntrsrna kadar esir ahnak gibi berbat bir yeteneEe sahipti. Bana nasrl saldrrrsa saldtrstn, ne derse desin, her sozctiltine beni adeta perginlemeyi baqanyordu. Bu olayda da, hakkrmda soyledikleri hig hoquma gitmemiqti; zira gerEefin ta kendisiydiler. Bakrqlarmdan kagrndrm. Kendimi her zamanki gibi bozguna ulramrq hissediyordum, ama bu seferki garip bir yenilgiydi. Beni giinliik yaqamrmrn dtinyastnda yapaca$r gibi, ya da don Juan'rn evine heniiz vardrfrm zamanki gibi rahatsrz etmiyordu. Qok uzun bir sessizlikten sonra, don Juan tekrar konugtu. "Kendi albiimiimden bi ornek vermekten daha iyisini yapacafrm," dedi. "Sana kendi yaqamrndan anrmsanmaya defer bi olay orne[i verecefim; derlemine mutlaka girmesi gereken bi olay. Ya da goyle diyebilirim; senin yerinde ben olsaydtm, onu kesinlikle anmaya de[er olaylar derlemim koyardtm." Don Juan'rn qaka yaptrlrnr zannedip aptal aptal giildtim. "Bu gi.iliinecek bi mesele defil," dedi, sertEe. "Ben ciddiyim. Bana bi zamanlar tam duruma uygun bi oykii anlatmrqtrn. "

"Hangi oykiiymiig o, don Juan?" "Aynanrn ontindeki viicutlarrn oykiisti," dedi. "O oyktiy{i yeniden anlat bana. Ama anlmsayabildigin tiim ayrrntrlanyla anlat."

30

SONSLJZLUGUN ETKiN YANI

cini

3l

Oyktivti tistiinkori-i bir biqinide anlarmaya baqladrm. Soziimii kesti ve dikkatli, aynntrlr bir anlatr istedi, en baqrndan. Yeniden denedim, anla tatmin olmamrqtr. "Haydi bi yrirtiy,ii;e crkalrm," diye onerdi. "Yiirtirken, cltururken oldulr-rndiln c't)k daha dikkatlisin. Bi gey anlatmaya Eahgrrken bi agalr bi yukan gezinme gereksinmen pek yabana atrlacak bi qey de_[il." Gtin boyunca genellikle yaprr$rmrz gibi, evdeki gardafrn altrnda oturmaktaydrk. Bir dtizen geliqtirmiqtim: Her seferinde aynr noktaya oturuyor, srrtrmr duvara yashyordum. Don Juan'rn ise Eardalrn altrnda Eeqitli yerleri vardr; asla aynr noktada oturmazdt. Giintin en kotii zamanlnda, o$e tizeri bir yiiriiytiqe grktrk. Bana eski bir hasrr qapka giydirdi, giineqin altrna her Erkrqrmrzda yaptrfir gibi. uzun srire tam bir sessizlik iginde yiiriidiik. Elimden geleni yapryor, oyki.intin her aynntrsrnr hatrrlayabilmek igin kendimi zorluyordum. Ogleden sonra, birkaE yiiksek Eah obelinin golgesine oturdufumuzda, r{im oyktiyii
yeniden anlattrm.

igindi. Bunlar, ona gore-Eok ellenceliydi. Bu yiizden, bir gtin heyecandan nefesi kesilmiq bir halde evime gelip de baqrna ola[anristii bir qey geldigini ve bunu benimle paylaqmak istedilini soyledi[inde hiE qagrrmadrm. "Bana bak moruk, bunu kendi gozlerinle gormelisin!" dedi heyecanla, benimle konuqurken hep kullandrlr o yapmacrk Oxford aksanryla. Heyecan iginde odayr arqrnhyordu. "Anlatmasr zor, ama biliyorum befeneceksin. Hayat boyu etkisinden kurtulamayacalrn bir qey bu. Omnince unutamayaca[rn harika bir armafan veriyorum sana. Anhyor rnusun?" Anlach[rn-r, onun isterik iskoEyah'nrn teki oldufuydu. Onet ayak uydurmak, peqinde dolaqmak hep biiyiili keyifti.
HiE piqman olmarnrgtrm. "Sakin ol, Eddie, sakin ol," dedim. "Ne anlatmaya Ealrqryorsun'?" Bir geneleve

gitti[ini, ve orada "aynanrn oniindeki vticutlar" adrnr verdigi harika bir qey yapan inanrlmaz bn kadrn buldufunu anlattr. Adeta kekeleyerek, bu inantlmaz olayr qahsen denemek zorunda oldufumu tekrarlayrp duruyordu.
"Bana bak, para igin endiqelenme!" dedi, hiq param olmadrfrnr bildigi iEin. "Ben zaten iicretini odedim. Biittin yapman gereken benimle gelrnek. Madam Ludmilla sana 'aynanrn ontindeki vticutlar'rnr gosterecek. Ne bomba atna!" Gtili.imserken hep srmsrkr kapattrlr dudaklartntn ardtna gizledifi bozuk diqlerinin goninmesine bu kez hiE aldrnq etmeden, bir coqku nobeti iEinde kahkahalarla giiliiyordu. "Sana soyltiyorum, tek kelimeyle muhteqem!" Merakrm giderek artryordu. Yeni ellencesine katrlmak iEin daha istekli olamarzdrm. Eddie beni arabasryla kentin kenar mahallelerine gotiirdii. Kirli, harap, duvarlartnrn boyalan doktilen bir binanrn onlinde durduk. Bir zamanlar otel iken sonraclan apartmana donUqttiriilmiiq bir yere benziyordu burasr. Lime lirne olmuq bir otel tabelasrnrn kalrntrlartnt gorebiliyordum. Binanrn on tarafrnda, EiEek saksrlart ya da kurumast igin sarkrtrlmrg hahlarla dolu balkonlar straltydt. Giriqte, srkryormuq gibi duran sivri burunlu siyah ayakka-

Yrllar 6nce, italya'da bir sanat okulunda he.ykel gahqrrken, eleqtirmen olmak igin sanat e[itimi goren iskoqyalr bir arkadagrm vardr. En fazla akhmda kalan ozellifi, ki bu don Juan'a anlattrlrm oykriyle de ba$lantrlrydr, kendisi hakkrndaki tumturakh fikirleriydi; en hovardasrndan, qehvetli, Eok yonlti bilgin ve sanatkdr, tam bir Ronesans adamrydr, kendine gcire. Hovarda oldu[u dofruydu; ama qehvetlilik, onun kemikli, kuru, ciddi yaplsrna taban tabana ztttt. ingiliz filozof Bertrand Russell'rn sadrk bir takipEisiydi ve onun mantrksal pozrtivizmini sanat eleqtirisine uygulamayl hayal ediyordu. Qok yonlii bir bilgin ve sanatgr ohnaksa herhalde en Erlgrn hayaliydi; gi.inkii her iqini siir[incemede brrakan biriydi, gahqmak bir cezaydr onun igin. En kuqkulu uzmanlrfr ise sanat eleqtirmenlifi delil, Eevredeki bir srirti genelevin fahiqeleri konusundaydr. Bana verdi$i uzun ve renkli raporlatr-uzmanlrk diinyasrnda yaqadr[r biittin o harika qeylerden beni gtinti gtiniine haberdar etmek

32

SONSUZLUGUN ETKiN YANI

GIRI$

JJ

brlar giymiq, esmer, karanhk gortintiqlii iki adam Eddie'yi coqkuyla selamladrlar. Tehdit dolu, sinsi bakrqh kara gozleri vardr. Ikisi de irikryrm govdelerine ufak gelen parlak, aErk mavi takrm elbiseler giymiqti. Bir tanesi Eddie'ye kapryr agtr.
Bana bakmadrlar bile. Bir zamanlar ltiks oldufu belli olan yrkrk dokrik bir mer-

divenin iki katrnr trmandrk. Eddie cine gegti, ve otellerdeki gibi iki yanrnda kaprlar srralanmlg uzun, boq bir koridor boyunca yiirtidiik. Bttiin kaprlar kasvetli, koyu bir zeytin ye$iline boyanmrqtr. Her kaprda, boyah tahtanrn tisttinde zar zor goriilebilen, zamanla parlakhfrnr yitirmiq piringten bir numara vardr. Eddie bir kaprnrn ontinde durdu. Uzerindeki 112 yaztsrnt okudum. Kaprya birkaE kez vurdu. Kapr agrldr, ve sanya boyah saEh, tombul, krsa boylu bir kadrn tek kelime etmeden, iqaretle bizi igeri buyur etti. Kollan firfirh, tiiylerle kaph krrmtzt ipek bir sabahhk ve tistlerinde ktirkli.i toplar bulunan krrmtzt terlikler giymigti. Bizi igerdeki kiiEtik salona ahp arkamrzdan kapryr kapattr[rnda, Eddie'yi berbat bir Ingilizce ile
selamladr.

tti.

"Marhaba, Eddie. Arkadaq getirdin, he?" Eddie kadrnla tokalaqtr, sonra gapkrn bir tavrrla elini opSon derece sakin davranryordu, ama farklna varmadan

yaptrlr tedirgin hareketleri gorebiliyordum. "Bugtin nasrlsrnrz, Madam Ludmilla?" dedi, birAmerikah gibi konuqmaya Eahqtr-*Euvallayarak. Eddie'nin bu kotii qohretli evlerde iq kovalarken neden hep bir Amerikah gibi konuqmaya gahqtr[rnr bir tiirlii anlayamamrqtrm. Amerikahlar zengin tanrndrklarrndan, o insanlann arasrnda itibar kazanabilmek igin boyle yaptrlrndan kuqkulanryordum. Eddie bana dondti ve o yapmacrk Amerikan aksanryla konuqtu, "Seni emin ellere emanet ediyorum, ahbap."

Sesi kulaklanma oyle acayip, oyle yabancr gelmiqti ki, giilmekten kendimi alamadrm. Madam Ludmilla bendeki bu ani neqe gcisterisinden rahatsrz olmuqa hiE benzemiyordu.

"Ingilizce biliyor mtisiin, delikanlim?" diye ba$rrdr, sanki salrrmrqrm gibi, "Mrsrrhya benziyorstin, ya da belki Tiirk'e." Madam Ludmilla'ya iki milletten de olmadrlrmr, ve ingiIizce bildifimi soyledim. Sonra bana 'aynanrn oni.indeki vticutlar'rnr hayal edip etmedi[imi sordu. Ne soyleyecelimi bilemiyordum. Baqrmr olumlu anlamda salladrm. "Ben iyi qov yapacak sana," diye soz verdi. "Aynanrn oniindeki vticutlar cin sevi$me, yalmz. Krzrqrp haztr oldufunda, bana haber ver." Ayakta dikildigimiz kiigiik holden grkrp karanhk ve iirkiitticii bir odaya girdik. Pencerelerde afrr perdeler vardr. Duvarlardaki apliklerde dtigiik voltajh san ampuller yanryordu. Ampuller tiip biEimindeydi ve duvarlara dik aErh Erkrntrlar yapacak qekilde yerlegtirilmiglerdi. Odanur her tarafrnda bir e$ya kalabah[r vardr: ktiEiik sandrklara ya da qekmecelere benzeyen mobilyalar, antika masalar ve sandalyeler, duvara dayah ve iizeri kalrtlar, kurqun kalemler, cetveller ve en aztndan bir diizine makasla trka basa doldurulmuq stor kapakh bir yazl masasr. Madam Ludmilla beni eski bir koltufia oturttu. "Yatak obi.il' odada, sevgilim," dedi, odanrn ote tarafinr iqaret ederek. "Burasl benim antisalam (bekleme odam) Burda sana gosteri yapacak, krzrqrp hazr olasrn diye." Krrmrzr sabahh[rnl yere brraktr, terliklerini tekmeleyip attr, ve duvarda yan yana dayah bulunan iki srislti dolabrn gifte kaprlannr aEtr. Her iki kaprnrn da ig tarafina birer boy aynasl monte edilmiqti. "Ve qimdi miizik, delikanlim," dedi Madam Ludmilla, ve yepyeni duran prnl prnl bir Victrola gramofonun kolunu dondtirdri. Bir plak koydu. Bana bir sirk mar$rnl hatrrlatan htiztinlii bir mtizik ytikseldi "Ve qimdi de, iqte gosterim," dedi ve htiztinlti melodiye uyarak finl frnl donmeye baqladr. GenE olmadrfr halde, Madam Ludmilla'nrn viicudu oldukga diri ve olalantistti beyazdr. Krrkh yaqlannrn iyice sonlannda olmahydr. Karnr sarkrktt, ama gok de[il, birazcrk; kocaman goltisleri de oyle. Ytiziintin derisi de hatrrr sayrlr olgiilerdeki grdrsrna dofru sarkmrq-

34

SONSUZLUGUN ETKIN yRNI

GrRr$

35

tt. Ktigiik bir burnu, krpkrmlz boyah dudaklarr vardr. Kirpiklerine kahn bir tabaka siyah rimel stirmtiqtti. Tipik bir yaqlr fahiqeydi iqte. Ancak gocuksu bir yan vardr onda, ktzlara yakrqrr bir teslimiyet, bir gi.iven duygusu taqryordu, beni sarsan bir tathhla sahipti. "Ve qimdi, aynanrn oniindeki figtirler," diye ilan etti Madam Ludmilla, miizik eqlifinde. "Bacak, bacak, bacak!" dedi; miizikle birlikte once bir bacalmt, sonra obiirtinti yukan firlatarak. Sag elini bagrrun izerinde tutuyordu, hareketleri yapabilecelinden emin olmayan kiigiik bir krz gibiydi. "Ddn, dcjn, don!" dedi, bir topaq gibi dcinerek. "KlE, krg, krE!" dedi sonra, bir kankan dansgrsr gibi grplak poposunu gostererek. Victrola'run zemberelinin kurgusu bitip de mi.izik hafiflemeye baqlayana dek, aynl hareketleri defalarca tekrarladr. Mi.izik hafifledikEe, Madam Ludmilla'run gittikEe kiigtilerek, uzaklara do[ru dcine done kayboldulu duygusuna kaprlmrqtrm. Varhlrndan haberdar olmadr[rm bir garesizlik ve yalnrzhk duygusu benlilimin derinliklerinden yiikseldi, yerimden kaldrnp odarun drqrna firlattr beni, deli gibi merdivenlerden indim, binadan drqan, sokala attrm kendimi. Eddie drqarda durmuq, parlak mavi elbiseli adamlarla sohbet ediyordu. Nasrl koqtu[umu gori.ince, kahkahalarla gtilmeye baqladr. "Bomba gibi degil miydi?" dedi, h6l6 Amerikah gibi konu$maya gahqarak. "'Aynanrn ontindeki hareketler on seviqme, yalnrz.' Ne ig ama! Ne iq ama!" Oykiiyii don Juan'a ilk aktarrqrmda, o htiziinlti melodiden ve yagh fahiqenin mi.izik eqlilinde beceriksizce donmesinden ne kadar derinden etkilendigimi anlatmrqtrm. Arkadaqrmrn ne denli katr yi.irekli oldu[unu anlamak da Eok etkilemiqti beni. Sonora srradallannda bir tepede otururken, don Juan'a ciyktimii yeniden anlatrp bitirdi[imde, tanrmlanamaz bir qey anlaqrlmaz bigimde etkisi altrna almrqtr beni; titriyordum.

"Bu oykti," dedi don Juan, "anlmsanmaya de[er olaylar albiimi.ine girmeli. Arkadaqrn, yaptrlr hakkrnda higbi fikri olmadan bi qey verdi sana; kendisinin de soyledi[i gibi gerEekten bi omi.ir boyu sende kalacak bi qey." "Bu hi.iziinlii bir oykti benim igin, don Juan, ama hepsi

bu," dedim. "Sahiden de htiziinlti bi oykii, trpkr obtir oykiilerin gibi," diye yanrtladr don Juan, "ama benim iEili onu farkh ve anlmsqlmaya de[er krlan, obiir ciykiilerindei."i gibi sadece seninle de[il, biz insanofullarrnrn ttimtiyle ilgili olnrasr. Anhyor musun, Madam Ludmilla gibi, geng olsun yaEh olsun, her birimiz qu ya da bu qekilde aynanln ciniinde hareketler yapmaktayn.Insanlar hakkrnda bildiklerini bi toparla. Bu diinya izerindeki hangi insanr alrsan al, hig kuqkusuz anlayacaksrn ki, kim olursa olsun, ya da kendisi hakkrnda ne dtiqtiniirse diiqlinsiin, eylemlerinin sonucu her zaman aynrdr: bi aynanrn oni.indeki anlamsrz hareketler. "

Havada Bir Urperti

Bir Erk Yolculufiu

N JUAN'I TANIDtCltvt gtnlerde'oldukga gahqkan bir loji olrencisiydim, ve kariyerirne miimktin oldu$u
gok sayrda yayml olan profesyonel bir antropolog olab aq lamak i s tiy ordum, Akademik bas amakl an trmanmaya , ve hesaplanur-a gore aldr$rm karar, ilk adrmda Bir-

amerika'mn giineybatrsrndaki Ifuzrlderililerin salaltrcr ileri kullanrmtna ait veriler toplamaktr. ilk olarak projeme iligkin clnerilerini almak amacryla, o

,t

38

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

BiR ERK YOLCULUGU

39

bolgede gahqmrq olan bir antropoloji profescirtine danrqtrm. Bu adam otuzlu yrllann sonu ile krrkh yrllann baqrnda, Kaliforniya Krzrlderilileri ile giineybatrdaki ve Meksika'daki Sonora Krzrlderilileri iizerinde Eok sayrda yaylnl bulunan tanrnmr$ bir budunbilimciydi. Agrklamalarrmr sabrrla dinledi. Amacrm "Etnobotanik veriler" baqhfrnr koyacafrm bir teblig kaleme almak ve cizellikle Birleqik Amerika'nrn giineybatrsrna iliqkin antropolojik konular iqleyen bir dergide yayrmlarmaktr. Salaltrcr bitkiler toplamak, ornekleri uygun bigimde tanrmlanmalan igin UCLA'daki botanik bahEesine gottirmek, ve ardrndan gtineybatr Krzrlderililerinin onlan nigin ve nasrl kullandrklannr agrklamak niyetindeydim. Binlerce kayrt toplamayr planhyordum. Hayallerim arasrnda konuyla ilgili ktiEtik bir ansiklopedi bastrrmak bile vardr. Profescir beni balrqlar imiggesine gtihimsedi. "$evkini krrmak istemem," dedi yorgun bir sesle, "ama bu hevesine karqr Erkmadan edemeyece[im. Antropolojide heveslilik makbuldtir, ama dolru ycine kanalize edilmesi koquluyla. HA16 antropolojinin altrn Ea[r igindeyiz. Sosyal bilimlerin iki temel dire[i, Alfred Krober ve Robert Lowre ile gahqacak kadar qanshydrm. onlann giivenine hiE ihanet etmedim. Antropoloji hala ana bilim dahdrr. Obtir bilim dallannrn hepsi ondan kaynaklanmahdrr. Tiim tarih bilimi, cirne[in, "tarihser antropoloji" olarak adlandrnlmah; felsefe bilimi "felsefi antropoloji" olmah. Her geyin olgtisii insan olmah. Bu ytizden, insan araqtrrmasr olan antropoloji tiim obtir bilim dallannrn esasl olmahdrr. Bir gtin olacak." Hayretler iginde ona bakakaldrm. Daha gegenlerde kalp knzi geEirmiq, tiimtiyle pasif, yardrmsever, ihtiyar bir profescirdti o, benim bildi[im. igindeki tutkuyu depreqtirmiq olmahydrm. "BiEimsel gahqmalanna a$rrhk vermen gerektifini driqtinmriyor musun?" diye devam etti. "Alan gahqmasr yapmak yerine dilbilim gahqsaydrn senin igin daha iyi olmaz mrydr? Bu faktiltede dtinyanm en seEkin dilbilimcilerinden birine sahibiz. Yerinde olsam onun dizinin dibinden ayrimaz, alabile-

celim higbir bilgi krnntrsmt kagrrmazdtm. "Aynca karqrlaqtrmalt dinlerde de mtithig bir otoritemiz var. Ve birkaE ender yetenekte antropolofumuz var ki, bunlar biliqim ve dilbilim agrsmdan ttim diinya ki.iltiirlerindeki akraba sistemler i.izerinde gahqmalar yapmrq kiqiler. Diinya kadar hazrrhk yapman gerek. $imdi kalkrp alan gahqmasl yapacalrm demek, gtiliing bir taklitgilik olur ancak. Kitaplanna gomtil, geng adam. Benim oltidiim bu." inatla, onerimi bir baqka profesore, daha genE olanlardan

birine gotiirdi.im. HiEbir agrdan daha yardtmct oldulu sciylenemezdi. Yi.iziime karqr gtildii. Yazmak istedi[im teblilin fasaryadan bir iq oldu[unu, hayal gticii ne denli zorlansa da buna antropoloji denemeyecefini soyledi. "Bugtinlerde antropologlar," dedi, profesorlere yakrgrr bir edayla, "birbirleriyle miinasebeti olan qeylerle ilgileniyorlar. Bilim adamlan trp ve eeza alanmda dtinya yiiztinde mevcut olan her bir sa[altrcr bitki hakkrnda bitmez tiikenmez atagtrcmalar yaptrlar. Orada kemirilecek tek kemik kalmadr artrk. Senin soziinii ettifin o veri toplama iqleri on dokuzuncu yizyrhn baqlannda kaldr. Iki ytiz yrl oluyor, nerdeyse. Geliqme diye bir qey var; biliyorsun." Sonra antropoloji ile en fazla ilgili oldu[unu soyledifi, felsefi bahiste geliqme ile mi.ikemmeliyetin tarumlanmast ve geEerlili[i hakkrnda bir nutuk atmaya giriqti. "Antropoloji," diye devam etti, "varoluqtaki miikemmeliyet ve geliqim kavramlannt agtk seEik ortaya koyan tek disiplindir. Tannya qtikiir ki, bu olumsuzluk devrinin tam ortasrnda bile, hdlA bir umut rqrlr var. Uygarhk ve toplumsal di.izenin gerEek geliqimini yalnrzca antropoloji sergileyebilir. Insan bilgisinin geliqimini sadece antropologlar insanh[a hiEbir kuqkuya yer brrakmadan kanrtlayabilir. Uygarhk tekAmi.il eder; ve geliqim ile mtikemmeliyet Eizgisinin her bir h{icresine tam tamrna uyan toplum omeklerini yalnrzca antropologlar sunabilir. igte antropoloji budur! Yoksa saEma sapan bir alan gahqmasr deEil; zaten o da alan gahqmast olmaz, olsa olsa masttirbasyon olur. "

40

SONSUZLUGUN

plr<iN YANI

BiR ERK YOLCULUGU

4t

Bu tam kafadan yedigim bir darbeydi. Son gare olarak Arizona'ya, orada gergekten alan gahqmasl yapan antropologlarla konugmaya gittim. Bu arada fikrimden tiimtiyle vazgegmeye de razr olmuqtum. iki profesori.in bana anlatmaya Eahqtrklannr anhyordum. Onlara daha fazla hak veremezdim. Alan gahqmasr yapmaya kalkrqmam safdillikten baqka bir gey defildi. Ancak benim istedilim paEalarrmr srvayrp araziye Erkmaktr; ktitiiphane ara$trrmasryla yetinmeye niyetim yoktu. Arizona'da, Meksika'nrn Sonora Krzrlderililerinin yanl slra Arrzona'nln Yaqui Krzrlderilileri hakkrnda da gok sayrda yazlsl bulunan, son derece deneyimli bir antropologla tanrqtrm. Qok nazikti. Beni aqalrlamadr; oftit verrneye de kalkmadr. Yalnrzca, grineybatrdaki Krzrlderili toplumlannrn kendilerini gok fazla soyutlamrq olduklannl ve yabancrlann, ozellikle de Ispanyol kokenlilerin bu toplumlarda gtivensizlikle, hatta nefretle karqrlandrlrnr soylemekle yetindi. Ancak daha genE bir meslektaqr soziinti hig sakrnmadr. Bitkiyle sa$altrm yapanlarrn kitaplannl okursam daha fazla yol alaca[rmr soyledi. Bu alanda bir otoriteydi; ve ona gcire gtineybatrnrn safaltrcr bitkileri hakkrnda bilinecek ne varsa hepsi Eoktan srnrflandrrrlmrq ve Eeqitli yayrnlarda yer almrqtr. Gtintimtizdeki Krzrlderili sa[altrcrlann sahip olduklan kaynaklarrn geleneksel bilgilerden delil, kesinlikle bu yayrnlardan geldifini sdyleyecek kadar ileri gitti. E[er hAlA geleneksel safaltrm uygulamalan kalmrqsa bile, Krzrlderililerin bunlan bir yabancrya ifqa etmeyecekleri iddiasryla da iqimi bitirdi. "Zahmete defecek bir $ey yap," diye akrl verdi. "Kentsel antropolojiye yonel. Btiytik kentlerde yaqayan Krzrlderililer' arasrnda alkol kullanrmr hakkrndaki gahqmalarda btiytik para var, cjrne[in. igte bu her antropololun kolayhkla yapabilece[i bir qey. Bir bara gidip o mahallenin Krzrlderilileriyle kafayr gek. Sonra o[rendiklerini istatistiksel agrdan drizenle. Her ;eyi rakamlara dok. Kentsel antropoloji, baqh bagrna bir alan." Btitiin o deneyimli sosyal bilimcilerin o$titlerine uymaktan baqka Earem yoktu. Ugala binip Los Angeles'e geri don-

meye karar vermiqtim; ama tam o srrada bagka bir antropolog arkadagrm, kendisine antropolojik bilgi vermiq insanlarla iliqkilerini tazelemek igin daha once Eahqma yaptr[r bolgeleri zi-

yaret edecelini, bunun igin Arizona ve New Mexico'yu arabayla boydan boya gegmeye hazrrlandrlrnr haber verdi bana.

"Benimle gelirsen memnun olurum,"dedi. "HiE qahqma yapmayacafrm. Sadece ziyaret edecelim onlarr, birlikte birkag kadeh bir qey igip gene galaca!ru. Arma[anlar aldrmbattaniyeler, ceketler, igki, 22 kahbre ttifekler igin cephane. Arabam hediyelerle dolu. Onlarr ziyarete hep yalnrz gittilim igin tek baqrna araba kullanmam gerekiyor, bu ytizden de uyuyakalma riskini goze almak zorunda kahyorum. Bana arkadaqhk edip uyuklamama engel olursun, ya da gok sarhoqsam biraz sen kullanrrsrn." Moralim ciyle bozuktu ki, geri gevirdim onu. "Qok [izgiiniim, Bill," dedim. "Yolculuk bana iyi gelmeyecek. Alan Eahqmasr fikrinde rsrar etmekte bir yarar gormiiyorum artrk." "Savaqmadan pes etme," dedi Bill, babacan bir ifadeyle. "Var gticiinle dciviiE; seni tepelerse tamam, pes edebilirsin, ama daha once defil. Gel benimle de bak bakahm, giineybatryr sevecek misin." Kolunu omzuma attr. Kolunun mvazzam afirrhfirnr fark etmemem mtimkiin defildi" Bill uzun boylu ve giiElti kuvvetliydi, ama son yrllarda bedeninde garip bir katrhk baqlamrqtr. Qocuksu ozelli[ini yitirmigti. Yuvarlak ytiziintin o dolu dolu, ding ifadesi yoktu artrk. Endiqeli bir yiizdti qimdi. SaElan doktildti gii iE i n kay gr land rlr na inanryordum ; ama bazen bundan daha fazla bir qeyler varrnr$ gibi geliyordu. $iqmanlamrq da de[ildi; govdesi agrklanmasr imk6nsrz bir qekilde afrrlaqmrqtr. Yiiri.iyiigi.inde, oturup kalkrqrnda bunu gorebiliyordum. Bill yaptr[r her qeyde, varhfrnrn ttim gtictiyle yergekimine kargr savagryormu$ izlenimi veriyordu bana. Bozguna ulramrghk duygulanmr bastrarak, onunla birlikte yolculu[a grktrm. Arizona ve New Mexico'da Krzrlderililerin bulundufu her yeri ziyaret ettik. Bu yolculufun nihai

42

SONSUZLUGUN ETKiN YANI

BIR ERK YOLCULUGU

43

sonuglarmdan biri, antropolog arkadaqrmrn kiqilifinin iki ayn cephesini keqfetmem oldu. Bana agrkladr[rna gore, profes-

yonel bir antropolog olarak tikirleri gayet cilgtlii ve giintin antropolojik gortqiiyle uyum iEindeydi; ama ozel yaqamrnda, antropolojik alan gahqmasr ona asla soztini.i etmedi[i bir deneyim zenginlifi getirmiqti. Bu deneyimler giiniin antropolojik goriiqlerine uymuyordu, giinkti kayrtlara geqmesi imk6nsz olaylardr bunlar. Yolculu[umuz si.iresince, eski habercileriyle hep birkag tek atar, sonrasmda da gok gevqemiq hissederdi kendini. O zaman direksiyona ben gegerdim, o da yanrmdaki koltu[a kurulup otuz yrlhk Ballantine's qiqesinden viskisini yudumlardr. Iqte o zamanlar, Bill kayrtlara geEmeyen deneyimleri hakkrnda konuqurdu.

"Hortlaklara asla inanmamrqrmdrr," dedi bir gtin, durup dururken. "Hayaletler, havada stiziilen ruhlar, karanhkta ytikselen sesler filan gibi qeylerle hig ilgilenmemiqimdir, biliyor musun. Gayet pragmatik, ciddi bir bigimde yetiqtirildim. Pusulam daima bilim olmugtur. Ama sonralan, alan gahgmasr yapmaya baqladrfirmda her cinsten tekinsiz bokluk iEime srzmaya baqladr. Ornefin, bir gece bir grup Krzrlderiliyle birlikte bir gorsti arama seanslna gitmiqtim. Goltis kaslanmda delikler aEmak gibi acrh bir iqlemden geEirip, beni aralanna kabul edeceklerdi. Ormanrn iqinde bir ter dokme barakasr hazrlryorlardr. Acrya katlanmaya ran olmuqtum. Giiq versin diye birkag tek atmakla meqguldtim. Ansrzrn, toreni dtizenleyen kiqilerle bana aracrhk edecek olan adam dehqet iginde haykrrdr ve bize dolru yiiriiyen gcilgemsi bir karaltryr iqaret etti. "Karaltr bana dofiru yaklaqrnca," diye Bill devam etti, "cini.imdekinin tasavvur edebilecefin en acayip krhkta yaqlr bir Krzrlderili oldulunu fark ettim. $amanlara ozgid siislerle donatrlmrgtr. O akgam benimle birlikte olan adam, ihtiyan gortir gormez utanmadan dtiqtip bayrldr. Yaqh adam bana do[ru geldi ve parmalrnr go[siime dayadr. Parmalr bir deri bir kemikti. Bana anlaqrlmaz bir qeyler geveledi. O zamana kadar obtirleri de yaqh adamr gormiiq ve sessizce bana dofru selirt-

miqlerdi. Adam dciniip onlara bakrnca hepsi yerlerinde donup kaldrlar. Ihtiyar onlara bafrra Eafrra birkaE dakikahk bir nutuk gekti. Sesi unutulacak gibi degildi. Sanki bir borunun iginden konuquyor gibiydi; ya da sanki a$nnabir qey iliqtirilmigti de sozciikleri iEinden drqanya o taqryordu. Sana yemin ederim ki adamrn bedeninin iginde konuqtulunu gciriiyordum; ve a$zt sanki mekanik bir geregmiq gibi yayrn yaplyordu scizctikleri. ihtiyar soylevini bitirdikten sonra ytiriiytiqiine devam etti, adamlan gegti ve kayboldu; karanhk yuttu onu." Bill'in anlattrlrna gcire kabul toreni suya dtigmtiqtti; toreni drizenleyen $amanlar da dahil adamlann hepsi korkudan zangff zangn titriyorlardr. Oyle dehqete kaprlmrqlardr ki topluluk dafrlmrq ve hepsi gekip gitmiqti. "Yrllardrr dost olan insanlar," diye devam etti Bill, "bir daha birbirleriyle hig konuqmadrlar. Gordiiklerinin akrl almaz olgi.ide yagh olan bir gamanln hayaleti oldulunu iddia ediyor-

lar, ve bunu aralannda konugmanln kotii qans getirecelini soyltiyorlardr. Ashnda sadece goz goze gelmeleri bile kotti qans getirmeye yeterliydi, dediklerine gore. Birgo[u ycireyi
terk etti." "Konuqmak ya da goz goze gelmek neden kdtii qans getirsin ki?" diye sordum. "Bunlar onlann inanglarr," diye yanrtladr. "Bu cinsten bir gorsti, onlar igin, hayaletin her biriyle ayrr ayrr konuqtufu anlamma geliyor. Boyle bir gorsti ile karqrlaqmak hayatlannda bir kez yaqayabilecekleri bir qey." "Peki gorstintin her birine ayrl ayn anlattrlr qey neydi?" diye sordum. "Bu beni agar," dedi. "Bana asla bir qey aErklamadrlar. Onlara her soruqumda, derin bir uyuqukluk haline giriyorlardr. HiEbir qey gormemiqler, higbir qey duymamrqlardr. Olaydan yrllar sonra, yanrbaqrmda bayrlan adam yemin ederek numaradan bayrlmrg oldulunu soyledi; oyle korkmuq ki ihtiyarla yiz y;jze gelmek istememiq; zaten yaqh adamrn soyledikleri, sozciikleri kavramanrn citesinde bir dtizeyde herkes tara* findan anlaqrlmrq."

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

BIR ERK YOLCULLIGU

45

Bill'in dedifine gcire, kendi durumu goz ontine ahndrfrnr da, hayaletin ona soylediklerinin salh[r ve yagam beklentileriyle ilgili oldufunu dtiqiintiyordu. "Bununla ne kastediyorsun?" diye sordum. "iqler benim iEin pek iyi sayrlmaz," diye itiraf etti. "Bedenim kendini iyi hissetmiyor." "Ama gergekten neyin oldulunu biliyor musun?" dedim. "Ah, evet," dedi, kayttsrzca. "Doktorlar bana soylediler. Ama bunun igin tasalanmaya niyetim yok, dtiqiinmiiyorum bile." Bill'in itiraflarr beni Eok huzursuz etmigti. Bu bilmedifim bir tarafiydr. Bana gore her zaman Eetin cevtzdt, o. Incinebilece[ini diiqtinemiyordum bir tiirlti. Bu sohbetten hoqlanmamrqtrm. Ancak geri gekilmek igin Eok geEti artrk. Yolculu[umuz devam etti. Baqka bir gtin, giineybatrdaki qamanlann kendilerini fark-

varhklara ddntiqtiirme yetilerinin oldu[unu, ve "uyt $aman", "duE aslanr qaman" gibi srnrflandtrmalann tistti orti.ilti benzetmeler ya da mecazlar olarak ahnmamasl gerektilini; Etinkii boyle olmadrfrnr itiraf etti. "inanabiliyor musun," dedi, sesinde btiytik bir hayranhkla, "gerqekten ayrlara, da! aslanlartna, ya da kartala dontigen qamanlar oldufuna? Abartmlyorum, uyduruyor da defilim; btr zamanlar kendisine 'Irmak Adam', ya da 'Irmak $aman', ya da'Irmaktan Do[an, Irmafa Donen' adtnt vermiq olan bir qamanln dontiqtimiinii gozlerimle gormiiqtiim. Bu qamanla New Mexico daflanndaydrk. Arabamla gotiirtiyordum onu, bana gtivenirdi; dediEine gore koklerini aramaya gftmrqtt, ya da bana oyle soyli.iyordu. Bir rmafm kryrsrnda birlikte yiiriirken birdenbire gok heyecanlandr. Kryrdan uzaklaqrp ilerdeki ytik-

lanmr bir battaniye ile ortmemi, ama alttndan kendisini gozetley erek yapacagr qeyi kaqrrmamamr soyledi. "

sek kayalara Erkmaml ve orada saklanmamt, baqtml ve omuz-

"Ne yapacaktr ki?" diye sordum, kendimi tutamayarak. "Bilmiyordum," dedi, "Senin tahminin de ancak benimki kadar yerinde olurdu. Ne yapacalrnt kestirmemin hig yolu

yoktu. Oylece suya yiiriidti, iisti.inde tiim giysileriyle. Nehir geniq ve srfidr, su baldrrlannrn ortasrna kadar ytikseldilinde, $aman basbaya$r gozden kayboldu, yitip gitti. Suya girmeden cince, akmfi boyunca aqa[r do[ru ilerleyip kendisini beklememi fisrldamrqtr kulafrma. Duraca[rm noktayr tam olarak tarif etmiqti. Soylediklerinin tek kelimesine bile inanmamrqtrm elbette, o yiizden dedigi yeri ilk baqta hatrrlayamadrm, ama sonra o noktayr buldum ve $amanr sudan grkarken izledim. 'Sudan grkarken' demek aptalcageliyor. $amanrn suya doniiqttifiinii, ve sonra sudan yeniden oluqtulunu gdrdtim. Buna inanabiliyor musun?" Anlattrklanna ne diyecefimi bilemiyordum. Ona inanmam imk0nsrzdr, ama inanmazhk da edemiyordum. Qok ciddi bir adamdr. Dtigtinebildigim tek olasr aErklama, yolculufumuz boyunca her geEen gtin braz daha fazla igmesiydi. Arabanrn bagajrna sadece kendisi iEin yirrni dort qiqe iskog viskisi depolamrqtr. Ktip gibi igiyordu. "$amanlann gizemli baqkalaqrmlanna hep ilgi duymuqumdur," dedi, giini.in birinde. "Bu baqkalaqrmlan aErklayamam, hatta inandrfrm bile soylenemez, ama zihinsel ahgtrrma olarak ele ahndrfrnda yrlan ya da da! aslanrna dontiqmek su $amanlnln yaptrlr qey kadar zor olmaz gibime geliyor; bana ilging gelen, bu. " iqte boyle anlarda, zihnimi bu bigimde gahqtrrdr[rmda bir antropolog olmaktan grkryoru.m ve iEimden gelen sese uyarak tepki vermeye baqhyorum. Igimden gelen ses bu qamanlann kesinlikle bilimsel olgiiye vurulamayacak, hatta tizerinde anlayarak konuqulmasr bile imkAnsrz bir qey yaptrklannr soyli.iyor. "Ornelin, bulutlara, sise doniiqen bulut qamanlar var. Bunu hiq izlemedim, ama bir bulut qaman tanrdrm. Onun kayboldu[unu ya da sise dontiqtii[tinti, tam oniimde suya dcintiqen $amanr izledilim biEimde gcizlerimle gormedim. Ama bir keresinde o bulut qamanr takip ettim; saklanabilecefi hiEbir yer bulunmayan bir alanda, oylece ortadan yok oldu. Bir buluta dontiqti.ifiinti gcirmemigtim, ama gozden kaybolmuqtu. Nereye gittifini aErklayamamrgtrm. Ortahkta hig kayahk ya

46

SONSUZLUGUN ETKiN yaNT

BiR ERK YOLCULUGU

47

da bitki ortiisii yoktu. Ondan yanm dakika sonra oradaydrm, ve qaman gitmiqti. "Bilgi alabilmek iEin o adamr kovalayrp durdum," diye devam etti Bill. "Tek kelime etmiyordu. Bana gayet dostga davraruyordu, ama hepsi bu." Bill, farkh Krzrlderili koruma bolgelerindeki yerliler arasrnda oluqan gekiqme ve siyasal boliinmeler, ya da kiqisel kan davalarr, dtiqmanhklar, dostluklar vb, vb. hakkrnda beni zerre kadar ilgilendirmeyen saylstz oykti anlattr bana. Ote yandan, qamanlann geqirdikleri baqkalaqrmlar, yarattrklan garip gortinttiler bende gergek bir duygusal kargaqa yaratmr$tl. Hem btiyiilenmiq, hem de dehgete kaprlmrqtrm. Ancak neden btiyiilendigimi ya da dehqete dtigttif{imii tahlile Eahqtrfrmda, iqin iginden Erkamryordum. Btitiin soyleyebilecefim, gamanlara ait bu oyktilerin bana bilinmeyen, derin bir drizeyde darbe indirmiq olduguydu. Bu yolculufun anlamamr salladrlr baqka bir qey de, giineybatrdaki Krzrlderili toplumlarlnln gergekten yabancrlara kapah olduklarr saptamasrydr. Antropoloji alanrnda daha Eok hazrrhk yapmam gerektilini; ve daha aqina oldufum, ya da girebildi[im bir bolgede alan gahqmasr yapmamrn daha iqlevsel olacafrnr kabullenmiqtim sonunda. Gezinin sonunda Bill, Los Angeles'e dontiq yolculu[um igin beni Nogales, Arizona'daki Greyhound otobtis terminaiine getirdi. Bekleme salonunda oturmuq otobtistin gelmesini beklerken, antropolojik alan Eahqmasrnda baqansrzhklann dofal oldu[unu ve bunlann yalnrzca kiqinin hedeflerini pekigtirmesine yaradr[rnr, ya da bir antropolofun olguniaqma stirecine yardrmcr oldufunu hatrrlatarak babacan bir tavrrla beni teselli etti. Aniden one do$ru efildi ve genesinin belli belirsiz bir hareketiyle salonun kargr tarafinda bir yeri iqaret etti. Kulafrma, "Sanrnm qu koqedeki srrada oturan yaqh adam, sana sciziini.i etti[im kiqi," diye fisrldadr. "Pek emin de[ilim, Etinkii onunla sadece bir kez yiz yljze geldik." "Hangi adamrnrg o? Ne anlattrn bana onunla ilgili?" diye

sordum. "$amanlar ve onlann doniiqiimlerini konuqurken, sana bir zamanlar bir bulut $aman tanrdrfrmr soylemigtim." "Evet, evet, bunu hatrrhyorum," dedim. "Bulut qaman bu
adam ml?"

"Haylr," dedi, kesin bir tavrrla. "Ama sanlyorum o bulut $amarun bir arkadaqr, ya da o[retmeni. Uzun yrllar once ikisini birlikte birgok kez uzaktan gcirmtiqttim." Bill'in Eok kayrtsrz bir tavrla bu adamdan bahsettifini anrmslyordum, bulut qamanla ilgili olarak de[il de, varh[rnr duydufiu gizemli bir ihtiyar adam olarak soztinii etmiqti onun; eski bir qamandr bu adam , brc zamanlar dehqet verici bir btiyticti olan, Yuma'h bir Krzrlderili mtinzevi idi. Bu yaqh adamrn bulut qamanla iliqkisi arkadaqrm tarafindan hig dile getirilmemiqti, ama besbelli Bill'in zihninde bu gok belirgindi, oyle ki bana da anlattr[rnr zannediyordu. Birdenbire her yanlmr garip bir huzursuzluk kapladr ve beni yerimden srgrattr. Kendime hdkim olamryordum; kalkrp yaqh adama dolru ilerledim ve hemen oracrkta, dtizliiklerdeki Amerikan Krzrlderilileri ile onlann Sibiryah atalannln $amanizmi ve safaltrcr bitkiler hakkrnda ne Eok qey bildifimi anlatan bir nutuk gekmeye giriqtim. Ardrndan, yaqh adama kendisinin bir qaman oldulunu bildigimi belirttim. Benimle etraflrca konuqmasmln kendisi igin gayet yararh olaca[r konusunda gi.ivence vererek sozlerimi tamamladrm. "Higbir $ey yapmasak," dedim, hrrgrn bir tavrrla, "riykiilerrmrzi degiq tokuq edebiliriz. Siz bana sizinkileri anlatrrslnrz, ben de size benimkileri." Yaqh adam son ana kadar gozlerini yerden kaldrrmamrqtr. Sonra gozlerini iizerime dikti. "Ben, Juan Matus," dedi, dosdolru gcizlerimin igine bakarak. Attrfirm nutku higbir qekilde bitiremeyecektim; ama bilmem neden, soyleyebilecelim baqka hiEbir qey kalmamrq gibi hissettim birdenbire. Ona adrmr soylemek istedim. Bunu cinlemek istermiq gibi, elini dudaklanmln hizasrna kaldrrdr. O anda durala bir otobiis yanagtr. Yaqh adam bunun ken-

48

SONSUZLIJGUN ETTiN YANI

BiR ERK YoLCULUGU

49

di otobtisii oldu[unu mrnldandr, sonra iEten bir tavrrla, kendisini aramamr, boylece daha rahat sohbet edip oykiilerimizi defiq tokuq edebilece[imizi soyledi. Bunu derken dudafrnrn kenannda alaycr bir gi.ili.imseme vardr. O yaqta bir adam iEin inanrlmaz bir geviklikle-seksenli yaqlannda oldulunu tahmin etmiqtim-oturdufu srrayla otobtistin kaprsr arasrndaki elli metrelik mesafeyi birkaE srErayrqta aqtr. Sanki otobtis sadece kendisini almak igin durmuq gibi, o iEeri atlar atlamaz
kapr kapandr ve araba hareket etti. Yaqh adam gidince, Bill'in yanlna geri dondiim. "Ne sciyledi, ne soyledi?" diye sordu, heyecanla.

"Kendisini aramamt ve evine ziyarete gelmemi istedi," dedim. "Orada oturup konuqabilecefimizi bile soyledi." "Ama seni evine davet etmesi iEin ne soyledin ki ona?" diye iisteledi. En srkr tezgflhtar afzrmr kullandrlrmr, safaltrcr bitkiler hakkrnda okudu[um, bildi[im qeylerin ttimtinti ona aErklamak iEin yagh adama sciz verdigimi soyledim Bill'e. Bill besbelli bana inanmamrqtr. Ondan gerEeli saklamakla sugladr beni. "Bu yorenin insanlarrnr bilirim," dedi kavgacr bir tavrrla, "o ihtiyar herif de acayip hryann teki. Kimseyle konuqmaz o; Krzrlderililerle bile. Senin gibi tam bir yabancryla ne diye konuqsun ki? Sevimli olsan neyse!" Bilf in bana krzdrlr besbelliydi. Ancak nedenini Erkaramryordum. AErklama istemeyi goze alamadrm.Btaz krskandr[r izlenimi uyanmrgtr bende. Belki kendisinin beceremedifiini benim bagardrlrmr hissetmiqti. Ancak bu baqan oyle zahmetsiz gelmiqti ki, benim igin higbir anlam ifade etmiyordu. Bill'in kayrtsrz yorumlannln drqrnda, o yaqh adama yaklaqmanrn ne denli giiE oldu[u konusunda hig fikrim yoktu, zaten umurumda da degildi. O srada, bu konuqmantn benim igin higbir olafianiistii yanr yoktu. Bilf in bu kadar bozulmasma
afallamrqtrm. "Evinin nerde oldulunu biliyor musun?" diye sordum. "En ufak fikrim bile yok," dedi, kupkuru bir sesle. "Bu bolgedeki insanlardan onun higbir yerde oturmadllmr, qurda

burda durup dururken ortaya gftrverdi[ini duymuqumdur, ama bunlar bir stirii zrrvahktan baqka bir qey degil. Herhalde Meksika'da, Nogales'de bir barakada filan yagryordur." "O adam neden bu kadar onemli?" diye sordum ona. Sorum, gerisini getirecek cesareti toplamamr sa$amrqtr; "Benimle konuqtu diye bozulmuq gibisin. Niye?" HiE itiraz etmeden, dtig krrrkhfirna u[radrlrnr kabul etti, giinkti o adamla konuqmaya gahqmanln nastl beyhude oldufunu biliyordu, dediline gore. "O ihtiyar gorebilecelin en kaba adamdrr," diye ekledi. "Sen konuqurken, en fazla, tek kelime etmeden sana goztinii dikip bakar. Bazen de sana bakmaz bile; yokmu$sun gibi davranrr. Tek bir kez onunla konuqmaya gahqtrm, o zaman qla kabaca geri Eevirdi beni. Ne dedi bana, biliyor musun? 'Yerinde olsaydrm ,, a[ztmt agrp enerjimi boqa harcamazdnn. Sakla onu. ihtiyacm var,' dedi. Bu kadar yaqh bir hryar olmasaydr, burnuna yumru[u yemiqti." Ona "yaqh" adam demenin, gergek bir tanrmlamadan gok lafin geliqi olduluna Bill'in dikkatini Eektim. Kesinlikle yaqh oldulu halde, pek ciyle ihtiyar gibi gortinmi.iyordu. Son derece dinE ve Eevikti. Bill'in onun bumuna yumruk atmaya kalkrgmasr halinde acl bir baqansrzhfa ulrayaca[rnr dilqtindtim. O yaqh Krzrlderili Eok gtigltiydii. Diipediiz iirkiitiiciiydti, ashnda. Akhmdan gegenleri soylemedim. Bill'in adamrn kabahlrndan ne kadar tiksindigini, ve yaqh adam bu denli gtiqstiz olmasa ona neler yapaca[rnr anlatmayr si.irdtirmesine tzin verdim. "Yaqadrfir yer hakkrnda bana kim bilgi verebilir, sence?" diye sordum. "Belki Yuma'daki birkaE kiqi," diye yanrtladr, btraz daha rahatlamrq gortintiyordu. "Belki yolculu[umuzun baqrnda seni tanrgtrrdrfiun insanlar. Onlara sormakla bir qey kaybetmezsin. Seni benim gonderdigimi soyle." Hemen o anda planlanmr defiiqtirdim ve Los Angeles'e dcinmek yerine dofrr-rca Ylma, Arizona'ya gittim. Bill'in beni tanrgtrrdr[r insanlan buldum. Yaqh Krzrlderiiinin nerde ya-

50

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

qadrfrnr bilmiyorlardt, ama onun hakkrnda soyledikleri merakrmr btisbi.ittin kamgrladt. Yuma'h delil, Meksika'daki Sonora'dan oldufunu, genElilinde insanlara biiytiler, sihirler yapan korkutucu bir btiyticii oldufu halde yaqlanrnca yumugayrp diinya zevklerinden uzaklaqmrq bir mtinzeviye doniiqtii[tinti soylediler. Anlattrklarrna gcire, bir Yaqui Krzrlderilisi olmastna karqrn,br z,amanlar, biiyiiciiliik uygulamalan hakkrnda srnrrsrz bilgiye sahip gibi gori.inen bir grup Meksikah adamla dolagmrqtr. O adamlan yrllardrr o bolgede hig gormedikleri konusunda hepsi hemfikirdiler. Adamlardan biri, onun bi.iytikbabasryla akran oldufunu, ancak biiytikbabasr kocadrlr ve yatalak oldufu halde, biiyiictiniin her zamankinden daha gtiElti goriindiifiin{i ekledi. Aynr adam, Sonora'nrn baqkenti Hermosillo'daki bazr kiqilere gitmemi, o insanlann yaqh adamt tantyor olabileceklerini ve bana daha fazla bilgi verebileceklerini soyledi. Meksika'ya gitme diigiincesi bana hiE gekici gelmiyordu. Sonora benim ilgi alanrma gok fazla uzaktr. Ustelik kentsel antropoloji gahqmanrn eninde sonunda benim igin daha iyi olacaprna karar vermiqtim, o yiizden Los Angeles'e geri dondtim. Ama donmeden once yagh adama dair bilgi toplamak igin t{im Yuma'yt taradrm. Onun hakkrnda hig kimse bir qey bilmiyordu. Otobi.is Los Angeles'e dofru yol alrrken, ola$andrgr bir duyguya kaprldrm. Bir yanda alan Eahqmasl saplanttm ve yaqh adama dair meraktmrn ttimtiyle tistesinden gelmiq hissediyordum kendimi. Ote yanda ise garip bir nostaljiye kaprlmrqtrm. Bu gergekten daha once hig yaqamadrlrm bir qeydi. Bu duygunun yenilili beni derinden etkiledi. Bir huzursuzluk ve hasret kanqrmrydr; muazzam cinemi olan bir qeyi ozltiyor gibiydim. Los Angeles'e yaklaqttkEa, Yuma'da iizerimde etkili olan qey her ne idiyse, bunun aramtzdaki mesafenin artmasryla birlikte hafifledi[ini agrkEa hissettim; ama onun hafiflemesi nedensiz ozlemimi arttnyordu yalruzca.

Sonsuzlu[un Niyeti

"O iKi ADAMLA, Jorge Campos ve Lucas Coronado ile


aranda gegenleri en ince aynntrsrna kadar iyice dtiqi.inmeni istiyorum," dedi d$ Juan, "seni bana getiren o adamlan diigtin ve sonra her qeyi'anlat bana."
-, Istefiini yerine getirmek bana gok zor gelmiqti, ancak o iki adamrn bana sciylediklerinin hepsini hatrrlamak hoguma da gitmiqti ashnda. Don Juan mtimktin olan her aynntryr istiyordu; bu belle[imin srnrrlannr zorlamamr gerektiren bir igti. +

52

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

SONSUZLUGUN NiYETi

53

Don Juan'rn anrmsamamr istedifi oykii, Meksika'daki Sonora'nrn Guaymas kentinde baqladr. Yuma, Arizona'da bana bazr insanlann isim ve adresleri verilmiq, ve bunlann otobtis terminalinde karqrlaqtrfrm yaqh adamla ilgili gizemi aydrnlatabileceli soylenmiqti. Gcirmeye gitti[im insanlar yaqh gamanr tanrmamakla kalmryor, boyle bir adamrn varhlrndan dahi kuqku duyuyorlardr. Ancak hepsi, Yaqui qamanlan ve Yaqui Krzrlderililerinin genel anlamdaki saldrrgan tutumuyla ilgili di.inya kadar oykii biliyordu. Guaymas ile Ciudad Obregon kentleri arasmdaki Vicam adrnda bir demiryolu istasyonu kasabasrnda, bana dolru yonti gdsterecek birisini bulabilecelimi ima ettiler. "Arayacafrm belirli bir kiqi var mr?" diye sordum. "En iyi gare, resmi devlet bankasrnrn bolge mtifettiqlerinden biriyle konugmandlr," dedi, adamlardan biri. "Bankantn bir stirti bolge miifettiqi var. Onlar bolgedeki btittin Krzrlderilileri bilirler, Etinkii banka onlann i.irtinlerini sattn alan devlet kuruluqudur, ve her Yaqui de bir EiftEidir; ekip biqtifi siirece kendisine ait oldufunu soyleyebilece[i bir toprak parqasrnm sahibidir." "HiE bolge mtifettiqi tanryor musunuz?" diye sordum. Birbirlerine baktrlar ve mahEup bir tavrrla giiltimsediler. HiEbirini tanrmryorlardr, ama bu adamlardan birine kendim gitmemi ve durumumu anlatmamr kuvvetle tavsiye ediyorlardr.

Bu son derece baqansz giriqimden sonra Guaymas kentine geri gekildim, ve muhteqem bir lokantanrn gok yakrrunda bulunan bir otele yerleqtim. Giinde tiE kez o lokantaya gidiyordum. Yemekler enfesti. Bundan o kadar hoglandrm ki, Guaymas'da bir haftadan fazla kaldrm. Nerdeyse lokantada yaqlyordum, ve boylece mal sahibi Bay Reyes ile tanrqtrm. Bir ofleden sonra yemek yerken, Bay Reyes bana Jorge Campos diye tanrttr[r biriyle masama geldi, dedifine gore safkan Yaqui Krzrlderilisi bir iqadamrydr bu adam, genEli[inde Arizona'da yagamrqtr, mi.ikemmel ingihzce konuquyordu, ve bir Amerikahdan daha fazla Amerikahydr. Bay Reyes, adamr srkr gahgmanln ve kendini iqine vakfetmenin insant nasrl geliqtirip mtistesna bir kigiye doniiqttirebilecelinin gerEek bir orne[i diye gcistererek onu ovdii. Bay Reyes aynlmca, Jorge Campos yanlma oturdu ve anrnda ycinetimi ele aldr. Yaprlan tiim ovgi.ileri algakgoniilliiliikle reddetti ama Bay Reyes'in kendisi hakkrnda soylediklerinden mest oldufu belliydi. ilk batrgta edindifim agrk izlenim, Jorge Campos'un barlarda ya da kalabahk sokak kciqelerinde fikirlerini satmaya, ya da insanlarr dtipedtiz dolandrrmaya gahqan cinsten bir iqadamr oldufuydu. Bay Campos gok hoq gortiniimlti, bir seksen boyunda ve ince yaprhydr, ama srkr igicilere ozgti kocaman bir gobeli vardr. Teni Eok koyu ve yeqilimsiydi, pahah bir blucin ve sivri burunlu parlak gizmeler giymiqti, kement vurulmuq sr[rrlar tarafindan sririiklenmesin diye onlan topra[a daldrrmasr iEin-

Vicam istasyonunda, devlet bankasrnrn bolge mtifettiqlerinden biriyle temas kurma girigimlerim tam bir felaket oldu. Onlardan tiEtiyle karqrlaqtrm, ve onlara istedifimi anlattrfrmda hepsi bana tam bir gi.ivensizlikle baktrlar. Hemen kuqkulanmrqlardr; ne oldufiunu tam olarak anlayamadrklan, ama siyasal krqkrrtrcrhktan sanayi casuslu[una kadar uzanan grlgrnca olasrhklar iEeren birtaklm sorunlar yaratmak iizere Yankiler tarafindan gcinderilmiq bir casus oldu[umu sanlyorlardr. Yoredeki herkes, Yaqui Krzrlderililerinin arazilerinde bakrr yataklan bulundu[u, ve Yankilerin bunlann peqinde oldulu konusunda asrlsz bir inanca sahipti.

di sanki.
Kusursuz bigimde i.itiilenmig gri ekose gomlefinin sa! cebinde plastik bir muhafaza ve onun iEinde bir dizi kalem vardr. Bu cinsten muhafazalarr bi.iro memurlannda da gormtiqttim; gomlek cepleriTmtirekkep lekesi olmasrn diye kullanr-

yorlardr bunlan. Kryafetini pahah goriiniimlti, piisktillti bir krzrl-kahve ceket ve Teksas stili ytiksek bir kovboy qapkasr tamamhyordu. Yuvarlak ytizti ifadesizdi. Ellili yaqlanna girmiq oldulu halde, yiizrinde hiE krnqrk yoktu. Neden bilmem ama tehlikeli biri gibi gelmiqti bana.

r
54

SONSUZLUGUN ETKIN yaruI

SONSUZLUGUN NiYETi

55

"Tanlqtrlrmrza gok memnun oldum, Bay Campos," dedim Ispanyolca, elimi uzatarak.

gordi.im.

"Formaliteleri kaldrrahm," diye ispanyolca yanrtladr, elimi srkarken. "Genglere dengim gibi davranmak hoquma gider, yaq farkr gcizetmem. Bana Jorge de." Bir an sessiz kaldr, hig kuqkusuz tepkimi olgiiyordu. Ne soyleyecefimi bilemedim. Nabzrna gore qerbet vermeye de, onu ciddiye almaya da kesinlikle niyetim yoktu. "Guaymas'da ne yaptrlrnr merak ediyorum," dedi kayrtsrz bir tavrrla. "Turiste benzemiyorsun, derin deniz bahkErsrna da." "Antropoloji olrencisiyim," dedim, "ve biraz alan aragtrrmasr yapabilmek iEin bu yoredeki Krzrlderililerin grivenini kazanmaya Eahq ryorum. " "Ben de bir igadamrylm," dedi. "Benim igim bilgi sa[lamak, aracrhk etmek. Senin ihtiyacrn, benim de mahm var. Hizmetimin karqrh[rnr ahnm. Ancak, hizmetim garantilidir. Tatmin olmazsan, bana odeme yapmazsrn." "iqin bilgi saflamaksa," dedim, "iicretini memnuniyetle odemeye hazrnm." "Ah!" diye haykrrdr. "sana etrafi gezdirecek bir rehbere ihtiyacrn var kesinlikle, buradaki srradan Krzrlderililerden daha e[itimli birine. Birleqik Amerika htiktimetinden, ya da bagka bir biiytik kurumdan odene[in var mr?" "Evet," diye yalan soyledim. "Los Angeles Gizli Bilgiler Vakfi'ndan odenefim var." Bunu soyler sciylemez, gozlerindeki hrrs pnltrsrnr agrkga

dolar," diye yalan soyledim gene, ne diyece[ini gormek igin. "Ah! AErk scizlti insanlan severim," dedi keyifle. "Eminim seninle anlagmaya varacafrz. Sana krlavuzlufumu, ve Yaquiler arasmda birgok gizli kapryr agacak bir anahtar o1mak izere hizmetlerimi sunuyorum. Genel goriintimi.imden de anlayacalrn gibi, ben zevk ve servet sahibi bir adamtm." "Evet, kesinlikle zevk sahibi bir insanslnlz," diye onayladrm. "Sana soylemek istedifim qu," dedi, "gayet makul bulacafrn kiigtik bir i.icret karqrh[rnda seni do[ru kigilere, istedilin her geyi sorabilecefin insanlara gotiiriirtim. Ve birazcrk daha fazlasma, anlattrklannr sana terctime ederim, kelimesi kelimesine, ister ispanyol caya, ister ingilizceye. Franstzca ve Almanca da bilirim, ama sanlnm bu diller seni ilgilenditmiyor."

"Ah!" diye haykrrdr, gene. "Bu kurum ne kadar btiyrik?"


"Epeyce btiyi.ik," dedim. "Tann aqkrna! Sahi mi?" dedi, sozlerim tam da iqitmeyi umdulu qeymig gibi. "Peki, eler yanhq anlamazsan, ridene[inin ne kadar biiytik oldu[unu sorabilir miyim? Ne kadar para verdiler sana?" "Alan gahgmasrnrn cin hazrrhlrnr yapmak igin birkaE bin

"Hakhsrn, Eok hakhsm," dedim. "O diller beni hig ilgilendirmiyor. Ama senin ticretin ne kadar?" "Ah! Ucretim!" dedi, ve arka cebinden deri kaph bir defter qrkarrp ytiziime dofru agrverdi, hrzla bir qeyler karaladt, sonra defteri kapattr ve tekrar cebine koydu, dikkatle ve Eabucak. Hesap yapmakta becerikli ve h;r,h oldufu izlenimini uyandrrmaya gahqtr[rndan emindim. "Senden giinde elli dolar alaca[rm," dedi, "yol ve yemek parasr dahil. Yani seninle birlikte yemek yiyece[im. Ne diyorsun?" O anda bana dolru elildi, ve nerdeyse fisrldayarak, ingibzcey e geEmem rzi, zir a in sanlann .konu q tuklarrmrzr dinleme lerini istemedilini soyledi. Sonra Ingilizce ile ilgisi olmayan bir dilde konuqmaya baqladr. Kafam karrqmrgtr. Nasrl karqrhk verecelimi bilmiyordum. Adam kargrmda, son derece dofal bir tavrrla abuk sabuk qeyler soylerken, sinir iginde kendi kendimi yemeye baqladrm. HiE istifini bozmuyordu. Heyecanh el hareketleri yapryor, ve bana bilgi veriyormuq gibi sa!a sola iqaret ediyordu. Bu yoresel bir diyalekt gibi gelmemiqti bana, belki de Yaqui dili konuqmaktadrr diye dtiqiindiim. insanlar masamrzrn etrafindan gegerken bize baktrklann-

56

SONSUZLUGUN ETKiTl ynruT

SONSUZLUGUN NiYETi

5l

da, Jorge Campos'a baqrmr sallayrp,"Evet, evet, gerEekten," diyordum. Bir yerinde, "Bir daha tekrar eder misin," dedim ve bu bana dyle komik geldi ki, kahkahalarla giilmeye baqladrm" O da Eok grildii, gok giilting bir qey soylemiqim gibi. Artrk sabnmrn tiikendilini fark etmiq olmah ki., ben yerimden kalkrp da toz olmasrnr soyleyemeden teklar ispanyolca konuqmaya baqiadr. "Seni sagma gozlemlerimle yormak istemem," dedi, "ama efer rehberin olacaksam, ki olacalrmr sanryorum, uzun saatler gene galacaprz. Seni deniyordum biraz once, soziin sohbetin yerinde mi diye. Arabada birlikte saatler gegireceksek, iyi konuqan ve iyi dinieyen birini isterim yanrmda. Sana her iki vasfa da sahip oldu[unu soylemekten memnunum." Sonra ayala kalktr, elimi srktr ve gitti. Mal sahibi sanki iqaret almrq gibi hernen masama geldi, giiliimsiiyor ve ktigiik bir ayr gibi baqrnr iki yana salhyordu. "Mrithiq adam, degil mi?" diye sordu" Kendimi baflayacak bir qey soylemek istemiyordum, bu arada Bay Reyes Jorge Campos'un o sralarda gok nazik ve kArh bir iqte aracrhk yaptrfirnr kendilifinden anlatmaya baqlamtqtr. Dedi[ine gcire, Birleqik Amerika'daki bazr madencilik qirketleri Yaqui Krzrlderililerine ait olan demir ve bakrr yataklarr ile ilgileniyorlardr, ve Jorge Campos bu igte yaklaqrk elli milyon dolara aracl idi. O zaman Jorge Campos'un bir dolandmcr oldulunu anladrm. Yaqui Krzlderililerinin arazllerinde demir ve bakr madeni filan yoktu. Olsaydr, ozel qirketler Yaqui'leri goktan o topraklardan Erkarrp baqka yerlere yerleqtirmig olurlardr \* "GerEekten mtithiq," dedim. "Tanrdr$rm en harika adam. Onunla tekrar nasrl gortiqebilirim?" "Bunu dert etme," dedi Bay Reyes. "Jorga bana senin hakkrnda her qeyi sordu. Geldiginden beri izliyor seni. Herhalde bugiin daha sonra ya da yann gelip kaprnr galar." Bay Reyes hakhydr. Birkaq saat sonra ofile uykumdan uyandrrrldrm. Clelen Jorge Campos'du. Akqamrn ilk saatlerinde Guaymas'tan aynhp, biittin gece araba kullanarak Los An-

geles'e varmaya niyetliydim. Ona aynlmak izere oldufumu, ama bir-iki ay iEinde donece[imi sciyledim.

"Ah! Ama senin rehberlifini yapmaya karar verdim, bu ytizden kalman gerek," dedi. "Uzgiiniim, ama bunun igin beklemek zorundayrz, giinkti qu anda zamanlm Eok krsrth," diye cevap verdim. Jorge Campos'un bir dizenbaz oldu[unu biliyordum, gene de ona benim igin gahqmayr bekleyen bir haber kaynalrna zaten sahip oldufumu, kendisiyle Arizona'da karqrlaqtrlrmr agrklamaya karar verdim. Yaqh adamr tarif ettim, adrrun Juan Matus oldufiunu, ve insanlann onu qaman diye nitelendirdiklerini soyledim. Jorge Campos kocaman bir gtiliimsemeyle karqrhk verdi. Yagh adamr tanryrp tanrmadrfrnr sordum. "Ah, evet, onu tanrnm," dedi keyifle. "iyi dostuz denebilir." Davet beklemeden iEeri girdi ve balkondaki masaya oturdu.

"Bu civarda mr oturuyor?" diye sordum. "Kesinlikle evet," dedi, kendinden emin. "Beni ona gotiiriir miisiin?" "Neden olmasrn," dedi. "Burda oldufundan emin olmak igin soruqturma yapmaya birkaE giin gerek, ondan sonra birlikte gider, onu gortiriz." Yalan soyledi[ini biliyordum, ancak inanmak istiyordum ona. Hatta baqlangrEtaki giivensizli[imin kotti niyetlilik oldulunu bile dtiqiindiim. O anda oyle inandmcr gortintiyordu ki. "Ancak," diye devam etti, "seni adama gottirmek igin sabit bir bedel alacalrm. Ucretim iki ytiz dolardrr." Yanrmda bu kadar para yoktu. Onu kibarca geri gevirdim ve tizerimde yeterli para olmadrlrnr soyledim. "Paragoz goriinmek istemem," dedi, en sevimli giiliimsemesiyle, "ama ne kadar verebilirsin? Biraz ri.iqvet vermem gerekece[ini goz ontine almahsm. Yaqui Krzrlderilileri gok ketumdur, ama her zaman bir yol bulunur; sihirli bir anahtarlaparayla-aErlan kaprlar vardlr. " B{itiin gtivensizlifime kargm, Jorge Campos'un sadece

58

SONSUZLUGUN pTTiN YANI


cince davrandr.

SONSUZLUGUN NiYETI

59

Yaqui dtinyasrna giriqimi delil, o kadar merakrmr geken o yaqh adamr bulmamr da sa$ayaca[rna ikna olmuqtum. Para
konusunda gekiqmek istemiyordum. Adeta utanarak, cebimde

"iki yiiz dolara seni ona gottiriiriim," dedi. "O iki ytiz dolann bana ancak otuzu filan kalrr. Gerisi ri.iqvetlere gider.
Ama oturup onunla etraflrca konuqmak sana daha fazlayapallar. Bunu sen kendin de hesaplayabilirsin. Muhafizlan var, onu koruyorlar. Onlarr tavlamam lazrm,, bu da mangrr ister. "Sonunda," diye devam etti, "sana tam bir rapor vereceEi*, makbuzlar ve vergilerin igin gerekli her qeyle birlikte. O zaman bu ig iEin aldrgrm komisyonun gok ctizi bir gey oldulunu goreceksin." Adama hayran olmuqtum. Her geyden haberi vardr, gelir vergisi makbuzlanndan bile. Bir an sessiz kaldr, ctizi kfinnr hesaphyor olmahydr. Sciyleyecek bir qeyim yoktu. Kendim de hesapla meqguldiim; iki bin dolar bulmanrn yollannr anyordum. Odenek igin gerEekten bagvurmayr bile dtiqtindrim. "Ama yaqh adamrn benimle konuqacalrndan emin misin?" diye sordum. "Elbette," diye garanti verdi. "Sadece konuqmakla kalmaz, ona cjdedi[in paraya karqrhk senin iEin btiyticiiltik gosterisi bile yapar. Sonra ilerdeki dersler iEin ne kadar odeyeceline dair bir anlaqma yaparsm onunla." Jorge Campos gene bir srire sustu, gcizlerimin iEine bakryordu. "Bana iki bin dolar odeyebilecelinden emin misin?" diye sorarken kayrtsrz olmaya gahgan ciyle bir tavrr takrndr ki, o anda hepsinin di.izmece oldufunu anladrm. "Ah, evet, rahathkla odeyebilirim," diye yalan sciyledim, gtiven verici bir edayla. Sevincini saklayamadr. "Aslanrm benim! Aslarum benim!" diye keyifle haykrrdr, "Qok eflenece$iz!" Yaqh adam hakkrnda birkag genel soru sormaya yeltendim, ama kestirip attr. "Bunlan adamrn kendisine sakla. Tiimi.iyle sana ait olacak," dedi giiltimseyerek. Sonra bana Birleqik Amerika'daki yagamml ve oradaki iq

kalan son elli dolan teklif ettim ona. "Buradaki giinlerimin sonuna geldim," dedim , ozir diler gibi, "bu ytizden param da nerdeyse ttikendi. Kalan btiti.in param elli dolar." Jorge Campos bacaklannl masanm altrna uzaltt, qapkasrnr yiiztine kapatrp kollarrnr baqmrn arkasrnda kavuqturdu. "Elli dolannr ve bir de saatini alrrrm," dedi ulanmazca. "Ama bu kadar paray1 seni daha onemsiz bir qamana gcittiriirtim. Hem sabrsrzhk etme," diye uyardr beni, ttiraz edecekmiqim gibi. "Basamaklarr dikkatle, birer birer grkmahyrz, daha dtiqiik mertebelerden baqlayarak ulagmahyrz o adama, ki seni temin ederim, en tepedeki odur." "Peki bu daha onemsiz gamanla ne zaman goriiqebilirim?" diye sordum. parayl ve saatimi uzatarak. "Hemen qimdi!" diye yanrtladr, ayapa firlayrp heyecanla parayl ve saati elimden kaparken. "Hadi gidelim! Kaybedecek vaktimiz yok!" Arabama bindik ve tarifine gcire, Yaqui nehrinin kenanndaki geleneksel Yaqui kasabalanndan Potam'a do[ru yola koyulduk. Giderken, Lucas Coronado ile buluqacafrmrzr, bu adamrn, biiytici.iltik becerileri, qamanistik translan ve Lent'deki Yaqui qenlikleri igin yaptr[r harikulade masklarla tinli.i oldu[unu anlattr. Sonra sozti yaqh adama getirdi; soyle{ikleri baqkalarrnrn bana adam hakkrnda anlattrklanna tabanltabana zfitt. O insanlar, bir mtinzevi ve eski bir qaman diye tanrmlamrqlardr onu; Jorge Campos ise bolgenin en qcihretli salaltrcr ve biiyiici.isti olan, tinti kendisini nerdeyse ulaqrlmazbtrthaline getirmiq bir adam portresi giziyordu.Biraz durakladr, ve bir aktor gibi son darbeyi indirdi: Yaqh adamla oturup, antropologlann istedi$i bigimde dofru diirtist konuqabilmek, bana en az iki bin dolara mal olacaktr. Fiyatrn bu derece firlamasrna isyan edecektim ki, benden

60

SONSL]ZLUGUN ETKIN yRNT

SONSUZLUGUN NIYETI

61

planlannr anlatmaya giriqti; beni hayretler iEinde brrakarak Ingilizce konuqmaya baqlamrqtr, oysa ben onun tek kelime ingilizce bilmeyen bir sahtekAr oldulunu diiqtintiyordum. "ingilizce biliyorsun!" cliye haykrrdrm, qaqkrnhfrmr gizlemeye kalkmadan. "Elbette biliyorum, evlat," dedi, konuqmamrz boyunca bir daha brrakmadrlr yapmacrk bir Teksas qivesiyle. "Soyledim sana, seni deniyordum, becerikli misin diye. Oylesin. Ashnda oldukEa akrlhsrn diyebilirim. "

rryla tutarak otururken dizlerinin omuzlartna de[difiini fark ettim. Biz yakla$rnca gahqmayr brrakrp kalktr. Jorge Campos'dan daha uzundu ve bir ray kadar inceydi. Sanrrrm bir saygl ifadesi olarak, ayaklarrna deri sandaletlerini geEirdi. "Buyrun, buyrun," dedi, asrk suratla. O anda Lucas Coronado'nun gtiltimsemeyi bilmedifine dair garip bir duyguya kaprldrm. "Bu ziyareti neye borgluyum?" diye sordu Jorge Campos'a.

ingilizceye hAkimiyeti miithiqti, ve beni frkralarla, oyktilerle e$endiriyordu. Potam'a nasrl vardr[rmrzr anlamadrk. $ehrin drq mahallelerindeki bir eve do[ru yol gosterdi. Arabadan indik. One geEti ve ispanyolca balrrarak Lucas Coronado'ya seslendi.

Evin arkasrndan bir ses, ispanyolca, "Buraya gelin," dedi. Ktigtik bir kultibenin arka tarafinda, yere serili bir kegi derisinin ristrinde bir adam oturuyordu. Qrplak ayaklarryla tuttugu bir tahtayr bir gekig ve bir keskiyle iqlemekle meqguldti. Tahta parqasml ayaklarrnln araslna srkrqtrrmlq ve qagrlacak kadar iyi bir gomlekgi garkr oluqturmuqtu. Elleriyle keskiyi kullanrrken ayaklanyla tahtayr dondiiriiyordu. Boyle bir qeyi omriimde ilk kez grJriiyordurn. Krvnk bir keskiyle oyuklar aEarak bir mask yapmaktaydr. Tahtayr tutan ve geviren ayaklanna hAkimiyeti olalantisttiydti. Adam gok zayrftr, koqeli hatlanyla kuru bir ytizii, Erkrk elmacrk kemikleri ve koyu, bakrnmsr bir teni vardr. Suratrnrn ve boynunun derisi son derece gergindi. Koqeli yiiziine hain bir ifade veren ince, sarkrk bir bryrk brrakmrqtr. Sok ince kemerli bir gaga burnu ve vahqi bakrqh kara gozleri vardr. Simsiyah kaqlan bir kalemle gizilmiq gibiydi; arkaya do[ru taranmrq simsiyah saglan da ciyle. Bundan daha diiqmanca bir surat gormemiqtim hig. Bana Mediciler devrinde yaqamrq italyan a[rcrlannr hatrrlatryordu. Lucas Coronado'nun yi.iztine dikkatle bakan biri, "suratsrz" ve "aclmasrz"dan daha uygun
srfat bulamazdr.

Jorge Campos, son derece iistten bakan bir tavrrla, "Sana bu geng adamr getirdim," dedi. "Senin dtiri.ist yanrtlar verecegine kefil oldum." "Ah, sorun delil, sorun de[il," diye gi.ivence verdi Lucas Coronado, beni so[uk bakrqlanyla tartarak. Ardrndan Yaqui dili oldulunu tahmin ettilim bagka bir dile gegti. Jorge Campos ile hararetli sohbeti bir stire devam etti. Ikisi de ben yokmuqum gibi davranryorlardr. Sonra Jorge Campos bana dondii. "Burda ktiEtik bir sorunumuz var," dedi. "Lucas, qenlikler yaklaqtrfrndan, bugtinlerde kendisinin gok meqgul oldulunu soyledi bana; bu yiizden ona soraca[rn tiim sorulan qu anda degil de, baqka bir sefer yanrtlayacak." "Evet, evet, kesinlikle," dedi Lucas Coronado, ispanyolca. "Baqka bir sefer, gergekten, baqka bir sefer." "Ziyarettmtzi krsa kesmemtz gerekiyor," dedi Jorge Campos, "ama seni tekrar getirecelim." Aynlrrken, Lucas Coronado'ya elleri ve ayaklannr kullanarak gosterdigi mtithiq Eahgma tekni[i ile ilgili hayranhfrmr

Bacak kemikleri oyle uzundu ki, tahta pargasml ayakla-

belirtmek istedim. Bana deliymiqim gibi baktr, gozleri gaqkrnhkla agrlmrqtr. "Mask yapan kimse gormedin mi?" diye trsladr, srktr[r diglerinin arasrndan. "Nerelisin senl Marsh mr?" Aptallaqmrg gibiydim. Teknilinin benim iEin oldukga yeni bir qey oldufunu ona agrklamaya gahqtrm. Kafama vurrnayahazrlanrr gibiydi. Jorge Campos bana dontip ingilizce ko-

62

SONSUZLUGUN ETKiN YANI

SoNSUZLUGUN t'riyEri

63

nugarak, sozlerimle Lucas Coronado'yu

hig tanrmadrlrn halde kendisini aga[rlamanrn ve heykelini tutmak igin bir mengene alamamasrnr alay konusu yapmanm garip oldulunu dtigiintiyor." Ne yapaca[rmr qaqrrmrgtrm. Tek olasr baflantrmr berbat
etmek, en son isteyecelim geydi. Jorge campos srkrntrmrn tamamryla farkrnda goniniiyordu.

ye gibi algrlamrqtr; yoksullugu ve garesizlipiyle gizliden gizliye dalga gegtilimi driqiiniiyordu. "Ama tam tersi," dedim, "bence adam muhteqem!" "ona boyle bir qey soylemeye kalkma sakln," diye atrldr Jorge Campos. "Bu insanlar gok tistti kapah bigimlerde hakarete u[ramaya ve bunun tistesinden gelmeye ahqrktrrlar. onu

incitti[imi sciyledi. Dedi[ine gcire, adam ovgtilerimi yoksulluluyla ilgili bir kina-

"Masklanndan birini satrn alsana," diye o[titledi. ona arabamla Los Angeles'e kadar mola vermeden gitmek niyetinde oldulumu ve ancak benzin ve yiyecek almiya yetecek kadar param oldu[unu soyledim. "iyi, o zaman deri ceketini ver ona," dedi, sesi ifadesizdi ama gtivenilir ve yardrmsever bir tavrr takrnmrqtr. "Aksi halde onu krzdrmrq olacaksrn; adamrn akhnda bir tek hakaretin kalacak. sakrn ona masklannrn gtizel oldulunu soyleme. Sadece birini satrn al." Deri ceketimi masklanndan biriyle takas etmek istedilimi soyledi[imde, Lucas Coronado keyifle srnttr. ceketi ahp srrtrna gegirdi. Eve dolru ytiri.idti, ama igeri girmeden once birkag garip ddnriq yaptr. Dinsel bir suna[ a benzeyen bir qeyin on{inde dtz goktii ve gerinirmiq gibi kollarlnr agtr,/sofira elleriyle ceketin yanlannr oluqturdu. Eve girip igerden gazete kdfirdrna sarrh bir paket getirdi ve bana uzatfi. ona birkag soru sormak istiyordum, ama galrqmasr gerekti[ini sciyleyerek oz'frr diledi, ancak eler istersem baqka bir zaman tekrar gelebilecefiimi ekledi. Guaymas kentine doniiq yolunda, Jorge Campos paketi agmaml sciyledi. Lucas Coronado'nun beni kandrmadrlrndan emin olmak istiyordu. Paket umrumda bile degildi; rek dii-

qiindiigtim Lucas Coronado ile konuqmak iEin tek baqrma tekrar gelebilece[imdi. Mutluydum. "Ne verdifini gormem laztm,," diye tisteledi Jorge Campos. "Arabayr durdur liitfen. Higbir koqulda ve higbir nedenle miigterilerimi tehlikeye atmam. Sana bazr htzmetler sunmam igin bana para odedin. O adam gergek bir qaman; bu ytizden de gok tehlikeli. Onu incittilin iEin sana bir biiyti Erkmr vermig olabilir. E[er oyleyse, hemen buralarda bir yere gommeliyiz onu. " Midem bulandr, arabayr durdurdum. Biiyiik bir dikkatle paketi grkardrm. Jorge Campos elimden kaprp agtr. iginde geleneksel tarzda yaprlmrg tig harika Yaqui maskr vardr. Jorge Campos gayet kayrtsrz, ilgilenmeyen bir tavrrla, bir tanesini ona verrnemin Eok uygun olacafrnr belirtti. Beni daha o ya$h adama gotiirmedifine gcire, onunla ballantrmr korumahydrm. Masklardan birini ona memnuniyetle verirdim. "Segmeme izin verirsen, $unu isterim," dedi, parma[ryla
gostererek.

Almasrnr soyledim. Masklann benim igin bir anlamr yoktu, pegine dtiqttiliim qeyi elde etmiqtim nasrl olsa. Obiir iki maskr da pekAlA verebilirdim, ancak onlan antropolog dostlanma gcistermek istiyordum. "Bu masklar olalantistti qeyler de[il," dedi Jorge Campos. "Kentteki her mafazadan alabilirsin bunlarr. Onlarr turistlere satlyorlar burda." $ehirdeki drikkAnlarda satrlan Yaqui masklannr gcirmtigttim. Benimkilere kryasla gok kaba geylerdi; Jorge Campos da ashnda en iyi maskr segmiqti. Onu qehirde brraktrm ve Los Angeles'e do[ru yola grktrm. HoqEakal demeden once, kendisine iki bin dolar borcum oldulunu, zira beni btiyiik adama gotiirme gahqmalanna ve rtqvet dalrtmaya gimdiden baqlayacalrnr hatrrlattr. "Bir sonraki geliqinde bana iki bin dolar verebilecefinden emin misin?" diye sordu, cesaretle. Beni gok zor bir duruma sokmuqtu. Odeyebilecelimden kuqkulu oldufumu, yani dofruyu soylersem, beni terk edece-

64

SONSUZLUGUN ETKiN yaNI

SONSUZLLTGUN NiYETi

65

gini driqriniiyordum. ApaErk aggcizliiltiftine karqm, onun bana yol gosterecefine gene de inanryordum o srrada. "Parayr almak iEin elimden geleni yapacallm," dedim, baflayrcr olmayan bir ses tonuyla. "Bundan fazlasrnr yapmahsrn, evlat," diye atrldr sertEe, nerdeyse cifkeyle. "Bu bulugmayl ayarlamak igin cebimden para harcayacafirm; senden yana gtivencem olmah. Senin Eok ciddi bir genE adam oldulunu biliyorum. Araban kaE para eder? Yoksa iqinden mi kovuldun?" Arabamrn deferini soyledim, iqsiz oldulumu da; ama ancak gelecek ziyaretimde ona parayr nakit olarak getirecelime sciz verdifimde tatmin olmuq goriindii.
Beq ay sonra, Jorge Campos'u gcirmek igin Guaymas'a geri dondtim. Iki bin dolar o zamanlar oldukEa biiytik bir paraydr, ozellikle de bir ofrenci igin. Jorge Campos'un odemeyi birkaE seferde yapmama belkr razr olabilecefini dtiqiinriyordurn; bu parayr taksite ba$layabilirsem Eok memnun olacaktrm. Guaymas'da Jorge Campos'u hiEbir yerde bulamadrm. Lokantanrn sahibine sordum. Jorge Campos'un kayboluqu onu da benim kadar hayrete dtiqtirmtiqtti. "Birden ortadan yok oldu," dedi. "Eminim iqlerini yririittiigii Arizona'ya, ya da Teksas'a dcinmiigtilr." $ansrmr denemeye karar verip, kendi baqrma Lucas Coronado'yu gormeye gittim. Evine vardrfrmda ofle tisti.iydi.i. O

kendisinden iig rnask, nefis bir qekilde iqlenmiq bir bastonla bazr gcil boceklerinin kozalanndan yaprlan ve yaqr-ri'lerin geleneksel danslarmda kullandrklan bir Eift grngrrakh tozluk satm aldrm. Sonra onu Guaymas'a akqam yemefine gotiirdtim. Bolgede kaldr[rm beq gtin boyunca Lucas coronado ile
hep birlikteydik; bana Yaqui'lerin tarihi ve roplumsal dtizeni, qenliklerinin anlaml ve do[asr hakkrnda bitmez ttikenme zbllgiler verdi. Alan gahqmasr yapmak beni oyle keyiflendirmigti ki, yaqh $aman hakkrnda bir qey bilip bilmedifini sormaya gekiniyordum. sonunda elrisini dolrusunu dtiqiinmekten vazge;tp, Jorge campos'un bana son derece tinlti bir qaman oldu[una dair garanti verdili yaqh adamr tanlyrp tanrmadrfirnr sordum ona. Lucas Coronado Eok qagrrmrqtr. Bana soylediline gore iikenin o bolgesinde bciyle bir adam yoktu ve Jorge Campos da beni dolandrrmaya niyetli bir dizenbazdan baqka

bir qey defildi.


Lucas coronado'nun ihtiyar adamrn varhlrnr yadsrdrfrnr iqitmek, iizerimde beklenmedik, korkunE bir etki yapmrqtr. Alan Eahqmasrnrn filan zefte kadar umurumda olmadrfrnr o anda aErkqa hissettim. Benim tek derdim o yaqh adamr bulmaktr. o anda anladrm ki, o yaqh qamanla tanrqmak, bir antropolog olarak taqrdrfrm tutkularla, hedeflerle, hatta fikirlerle bile hig ilgili olmayan, bambarqka bir qeyin doruk nokrasrydr. Bu tanrrnln cezasl ihtiyarrn kim oldu[unu qimdi her zamankinden daha fazra merak ediyordum. Dtiq krnkh[r iqinde atlp tutmaya, balrrrp ga[rrmaya baqladrm. Ayaklanml yere vuruyordum. Lucas Coronado bu gosterime epeyce $agrrmlgtr. Hayretler iqinde beni seyretti, sonra giilmeye baqladr. Giilebildilini hiE diiqtinmemiqtim. Orte ve diiq krnkhlryla gosterdi[im tagkrnhk igin ozrir diledim ondan. Neden bu denli rahatsrz oldufumu agrklayamryordum. Lucas coronado qaqkrnhlrmr anlar gibiydi. "Buralarda boyle qeyler olur," dedi. Ne kastettili hakkrnda hiEbir fikrim yokru, sormaya da niyetli degildim. Ne kadar kolay giicendi[ini bildifim igin korkudan oliiyordum. Yaqui'lerin ozelliklerinden biri, Eok ga-

da ortalarda yoktu. Komqulanna yerini bilip bilmediklerini sordum. Beni saldrrgan bir tavrrla stizdiiler ve yanrtlamaya te-, nezzil etmediler. Oradan aynldrm, fakat akqamristii tekrdr ufiradrm. HiEbir qey beklemiyordum. Ashnda hemen Los Angeles'e geri donmek igin hazrrdrm bile. HiE ummadr[rm halde l.ucas Coronado oradaydr, tistelik bana gok dostga davrandr. Tam bir baq belasr oldufunu soyledifi Jorge Campos'u almadan geldifim iEin beni takdir ettifiini igtenlikle belirtti. Yaqui Krzrlderilileri iginde bir hain diye sciz ettiEi Jorge Campos'un kendi soydaqlarrnr zevkle somrirdtiltnden yakrndr. Lucas Coronado'ya getirdifirn birkaE armafianr verdim ve

66

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

SONSUZLUGUN NiYPTi
se son derece negelenmiqtim.

61

buk incinmeleriydi. Kendilerinden baqka kimsenin anlayama-

yacalr kadar incelikle yaprlmrq hakaretleri yakalamak igin omiirleri boyunca tetikte dururlardr. "Buralardaki dallarda sihirli varhklar vardlr," dedi, "ve bunlar insanlar tizerinde etkili olabilir. Tam anlamryla delirtirler onlan. insanlar bafirnp Ea[rr, saytklar, ve sonunda sakinleqtiklerinde neden boyle patladrklannr bir tiirlii anlayamazlat."

"Benim baqrma gelen de bu mu, sence?" diye sordum. "Kesinlikle," diye yanrtladr, kendinden ttimtiyle emin. "Bir anda Erfrrndan grkmaya meyillisin zalen, ama aynt zamanda kontrolltistin de. Yalmz bugiin pek kontrollii davranamadm. Durup dururken gtldrdm." "Durup dururken delildi," dedim. "$u ana dek bilmiyordum, ama tiim Eabalanmrn itici giicii, bu yaqh adam." Lucas Coronado sessizdi. Derin dtiqtincelere dalmrq gibi gori.intiyordu. Sonra kalkrp bir aqalr bir yukan gezinmeye
baqladr.

"Bu o adam!" diye balrrdrm, nedenini bilmeden. Lucas Coronado Ignacio Flores'in nerede yaqadr[rnr bilmiyordu ama yardrma gok istekliydi; beni yakrndaki bir yaqui kasabasrna gotiirdti ve orada bana adamr buldu. Ignacio Flores iriyan, qiqman bir adamdr, aitmrqh yaqlarrnm ortalannda olmahydr. Lucas coronado" bu iriyan adamrn genElilinde profesyonel bir asker oldufunu ve ijzerinde hAlA bir ordu mensubu havasr taqrdrlrnr soyluyerek uyarmrqtr beni. Ignacio Flores'in muazzam bir bryrgr vardr; bu bryrk ve gozlerindeki vahqi bakrqlarla zalim bir askere benziyordu. Koyu tenliydi. Yaqrna karqrn saglarr simsiv;,rhtr. GtiElti, kulak trrmalayrcr sesi sadece komut vermek igin egitilmiq gibiydi. Bir srivari oldu[u izlenimini uyandrrmrgrr bende. Sanki hAld mahmuzlan varmrq gibi yiirtiyordu; anla;rlmaz, garip bir nedenden oti.irii, adam ytinidtikge mahmuz qakrrtrsr duyuyordum.

"Buralarda yaqayrp da tam olarak burah olmayan bir yaqh adam tantyor musun?" diye sordum ona. Sorumu anlayamamrqtt. Karqrlaqtrlrm yaqh Krzrlderilinin belki Jorge Campos gibi, baqka bir yerde yaqayan bir Yaqui olabilecefini aErkladrm ona. Lucas Coronado, Matus'un o yorede oldukga fazlarastlanan bir soyadr oldulunu, ama ilk adt Juan olan higbir Matus tantmadtlrnr soyledi. Umitsiz gortini.iyordu. Sonra birden akhna bir qey geldi; adam yaqh oldufuna gore baqka bir adr olabilirdi ve belki asrl admt deEil de qa- t a ' t vermiqti bana.
,

lrqma admr

"Bildifim tek yaqh adam," diye devam etti, "Ignacio Flores'in babasr. Ara srra o$unu gormeye gelir; ama Meksiko
kentinden geliyor buraya. $imdi dfiqilndiim de, o adam Ignacio'nun babast, fakat o kadar ihtiyar goriinmiiyor. Ama adam yaqh. Ignacio da yaqh. Ancak babasr daha genE duruyor." Fark ettiEi $eye igtenlikle gtildii. Besbelli o ana dek yaqh adamm ne kadar genE goriindiifiii hakkrnda hiE kafa yorrnamrqtr. Baqrnr sallamaya devam etti, inanamlyormuq gibi. Ben-

Lucas Coronado beni onunla tanrgtrrdr, ve Nogales'de karqrlaqtrfrm babasrnr gdrmek tizere Arizona'dan gelmiq oldulumu soyledi. Ignacio hiE de qa$rrmr11 goriinmiiyordu. "Ah, evet," dedi, "babam Eok yotculuk eder." Baqkaca bir qey soylemeden, bize babasrnr bulabilecelimiz yeri tarif etti. Bizimle gelmevecekti; kibarlrktan, sanlnm. izin istedi ve uygun adrm uzaklaqtr, sanki bir toren krtasrna ayak uydurur gibiydi. Yaqh adamrn evine Lucas Coronado ile birlikte gitmek igin hazrrlandrm. Ancak o beni kibarca reddetti, onu evine geri gottirmemi istiyordu. "Sanrnm aradrfrn adamr buldun, bence yalntz gitmen gerekir," dedi. Bu Yaqui Krzrlderililerinin ne denli olalantistii kibar, ancak aynr zamanda ne denli sert olduklannr hayranhkla diiq{indtim. Bana Yaquilerin hiE duraksamadan herkesi oldiirebilecek vahqiler olduklan anlatrlmrqtr; ama bana kalrrsa en dikkate deler cizellikleri nezaketleri ve anlayrqlarrydr. Arabamr Ignacio Flores'in babasrnrn evine stirdi.im, ve

68

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

SONSUZLUGUN NiYETi

69

orada aradrlrm adamt buldum. "Jorge Campos bana neden seni tanrdrlr yalanrnr sciyledi acaba," dedim, anlatttklanmtn sonuna geldifimde. "Yalan soylemedi sana," dedi don Juan, Jorge Campos'un davranrqrnr hog goren birinin inancryla. "Kendini yanhq bile tanrtmadr. Senin kolay lokma oldulunu dtiqiintiyordu, seni dolandrracaktr. Ancak plantnr gergekleqtiremedi, Etinkii sonsuzluk hakkrndan geldi onun. Seninle karqrlagtrktan krsa bi stire sonra kayboldu[unu ve asla bulunamadrfrnr biliyor musun?

"Jorge Campos selin igin en fazla anlam taqryan qahsiyetti," diye devam etti. "Ikinizin arastnda gegenler ne ise, bi tiir yol gosterici kopya gibi; gtinkti bu senin yagamrnr simgeli-

yor." "Neden? Ben diizenbaz defilim," diye tttraz ettim. Giildti, sanki benim bilmedifim bir qeyi biliyor gibiydi. Hemen sonra, eylemlerim, ideallerim, beklentilerim hakkrnda etraflr bir agrklamanln ortasmda buldum kendimi. Ancak garip bir dtiqiince, kendimi agrklamaya Eahqrrken duydufum bu coqkuyla, bazr koqullarda Jorge Campos'a benzeyebilece[imi dtiqi.inmeye zorluyordu beni. Bu di.iqiinceyi kabullenemedim, ve bunun aksini karutlamak igin kullanabildi[im ttim enerjimi iqe koqtum. Gene de, iEimin Eok derinlerinde bir yerde, eler Jorge Campos gibiysem ozir dileyecek defilim diye

dtiqiiniiyordum. Bu ikilemimden sciz ettilimde don Juan ciyle Eok gtildii ki, az kaldr trkanryordu. "Yerinde olsaydrm," dedi, "igimdeki sesi dinlerdim. Sen de Jorge Campos gibi bi dizenbazsan e[er, ne fark eder ki! O, ucuz bi diizenbazdr. Sen daha cizenlisin. Bi oykiiyti yeniden anlatmanrn gticti burda yatar iqte. Btiyticiilerin bunu kullanmaslnrn nedeni budur. Seni iginde var oldufunu akhna bile getirmedi[in qeylerle temasa geEirir." igte o anda hemen gitmek istedim. Don Juan hislerimin tamamryla farkrndaydr.

"Seni ofkelendiren o yi,izeysel sese kulak verme," dedi, buyurgan bir tavrrla. "Sana bundan sonra krlavuzluk edecek olan, daha derinlerdeki sesi dinle; gtilen sesi. Dinle onu! Ve onunla birlikte giil. Giil! Giil!" Sozciikleri hipnotik bir buyruk etkisi yapmrgtr bende. Elimde olmadan giilmeye baqladrm. HiE bu denli mutlu olmamrqtrm. Maskemden kurtulmug, ozgtir hissediyordum kendimi. "Jorge Campos'un oyktisiini.i kendine tekrar tekrar, defalarca anlat," dedi don Juan. "Sonsuz bi zenginlik bulacaksrn bu oykiiniin iEinde. Her ayrrntr, haritanrn bi parEasrdrr. Sonsuzlu[un do[asrdrr bu; kendimizle yiizyiize gelecelimiz o eqili geEtilimizde gortirtiz bunu." Bana uzun uzun baktr. Eskisi gibi sadece bakrq atmlyordu; dikkatle ve sabit bakrqlarla bakryordu bu kez. "Jorge Campos'un yapmaktan kaErnamadrfr tek hareket," dedi nihayet, "seni obiir adamla temasa gegirmekti: Lucas Coronado'yla, ki bu adam da Jorge Campos kadar anlamlt senin iEin; belki daha bile fazla." Bu iki adamm oyktisi.inti tekrar anlattrken, Lucas Coronado ile gegirdifim zamanlann Jorge Campos'la birliktelifimden daha uzun oldulunu fark etmiqtim, ancak bu zamanlarda daha azq1ey olmugtu; gtinkii uzun sessizlik anlan yaqamrgtrk. Lucas Coronado pek konuqkan bir adam de[ildi, ve sessizleqtrll zamanlarda beni de aynr havaya stiriiklemeyi garip bir qekilde beceriyordu. "Lucas Coronado senin haritanrn obiir yanl," dedi don Juan. "Onun senin gibi bi heykeltraq olmastnr garip bulmuyor musun, sanatr igin bi sponsor atayan son derece duyarh bi sanatgr olmasrnr; trpkr senin bi zamanlar oldu$un gibi? Yaratrcrhlrnr destekleyecek bi kadrn, bi sanat aqrfr aradrlrn gibi, o da bi sponsor anyordu." Baqka bir dehqet verici ikilemin igine diiqtiim. Yaqanttmtn bu yarundan ona hiE sciz etmedifimden kesinlikle eminclim; ama ttimi.i gergekti ve btiti.in bu bilgileri nasrl elde etmiq olabilece[ine higbir agrklama getiremiyor, gryplnrp duruyordum.

70

SONSUZLUcUx ETI<IN YANI

SoNSUZLUGUN NiYETi

7t

Gene hemen kalkrp gitmek istedim. Ama yeniden, igimde gok derinlerde bir yerden gelen ses bu iste[i bastrrdr. HiE kendimi zorlamadan, igtenlikle gtilmeye baqladrm. Don Juan'rn bu bilgiyi nerden aldr$r, gok derinlerde bir pargamrn umrunda bile de[ildi. Bir gekilde edinmiq oldufiu bu bilgiyi zaraferle ve iqbirlifi yapar bigimde sergilemesi, izlenmesi gok hoq bir manevraydr. Ytizeysel yarumln ofkelenip aynlmaya kalkmaslnln hiE onemi yoktu. "Qok iyi," dedi don Juan, srfirma kuvvetle vurarak, "Eok

"Kendini safaltmasr igin ne yapmasr gerekti[i hakkmda oflum Ignacio ile haber yolladlm ona," diye don Juan devam etti, "ama bunun sagmahk oldulunu diiqiini.iyor ve duymak bile istemiyor. Lucas'rn sugu defil bu. Tiim insan rrkr higbi qey duymak istemiyor. Yalnrz iqitmek istediklerini duyuyorlar."

iyi." Bir an dalgrn ve dtigi.inceli durdu; sradan, goze gciriinmeyen bir qeyler gcirtir gibiydi. "Jorge Campos ve Lucas Coronado, bi eksenin iki ucu," dedi. "o eksen sensin; bi uqta yalmz kendini dtiqiinen, acrmaslz, utanm az bi grkarcr, i[reng, ama dayanrkh. OUiir uEta ise aqrrr duygusal, acrlar iginde bi sanatE y zayff ve savunmaslz. Bu, senin yagantrnrn haritasr olabilirdi; e[er bi baqka olasrhk, sen sonsuzlulun eqifini aqtrfrnda beliren olasrhk grkmasaydr. Beni aradrn, ve buldun; boylece eqigi gegmig oldun. Sonsuzlugun niyeti, bana senin gibi bi insanr aramaml sciylemiqti.
Seni buldum; boylece eqigi kendim de gegmig oldum." Konuqma o noktada sona erdi. Don Juan her zamanki

mutlak sessizlik devrelerinden birine girmiqti. Ancak gtintin sonunda, Erktrlrmrz uzun ytirriytiqtimiizden eve doniip serinlemek igin gardalrn altrna oturdufumuzda sessizlilini bozdu. "Seninle Lucas Coronado arasrnda, ve de seninle Jorge Campos arasrnda olup bitenleri yeniden anlattrfrnda," diye devam etti don Juan, "ben gok rahatsrz edici bi etmen buldum; umarlm bunun sen de farkrndasrndrr. Benim igin, bu bi yora. Bi devrin sonuna iqaret ediyor; oradaki hiEbi qeyin kaltcr olamayaca[rnr gosteriyor. Qok dayanrksrz ofieler getirdi seni bana. Higbiri kendi baqrna ayaktagene deam azdt. Senin anlattrklanndan grkardrlrm, bu. " Don Juan'rn bir giin bana Lucas coronado'nun ciltimctil bir hastahlr oldu$unu soyledifini anrmsadrm. Kendisini afirr afirr ti.iketen bir salhk sorunu vardr.

Anrmsadr[rma gore Lucas Coronado'nun fiziksel acrlannl ve manevi rstrabrnr hafifletmek igin kendisine neler soyleyebilece[imi bana anlatmasr konusunda don Juan'r ikna etmiqtim. Don Juan bunlan anlatmakla kalmayrp, Lucas Coronado'nun istedi[i takdirde kendini kolayirkla iyilegtirebilecegini iddia etmiqti. Ancak don Juan'rn mesajmr aktardr[rmda Lucas Coronado bana akhmr kagrrmrqrm gibi baktr. Sonra gayet ustaca, ve qayet bir Yaqui olsaydrm son derece aqa[rlayrcr olacak bir tavrrla, birisinin yersiz rsrarlarrna maruz kalmayrp da srkmtrdan olme raddelerine gelmiq birinin gehresini takrndr. Ancak bir Yaqui Krzrlderilisinin bu denli mahir olabilece[ini diiqtinmi.iqttm. "Boyle qeylerin bana yaran olmaz," dedi sonunda, meydan okuyan bir ifadeyle, anlayrqrrnrn krthlrnakrzarak. "Zaten hig fark etmez. Hepimiz olecefiz. Ama umudumu yitirdifimi diigtinmeye kalkmayasrn. Devlet bankasrndan bir miktar para alaca[rm. Ekinlerim igin avans alacafrm; beni iyileqtirecek qeyi alabilmek igin param olacak, boylece. Bu qeyin adr

Vi-ta-mi-nol."
"Vitaminol nedir?" diye sordum. "Radyoda reklamr yaprlan bir qey," dedi, bir Eoculun masumiyetiyle. "Her qeyi iyileqtiriyor. Her gtin et, bahk, ya da tavuk yemeyen insanlar igin cineriliyor. Benim gibi krt kanaat geginen insanlar iEin tavsiye ediyorlar." igte o anda, Lucas Soronado'ya yardrm etme hevesim ytiztinden, Yaquiler gibi aqrn duyarh varhklarrn toplurnunda yaprlabilecek en biiytik hatayr iqledim: Vitaminol almasr igin para vermeyi onerdim ona. Goziinti dikip bakrqrndaki so[ukluk, onu ne kadar derinden yaraladr$rmr agrkga gcisteriyordu. Ahmakhlrm affedilecek gibi de[ildi. Lucas Coronado, gayet

SONSUzLUGUN ETK[N yRNT yumugak, Vitaminol'u kendi alabilecek kadar parasl oldu$unu soyledi. Don Juan'rn evine geri dondtim. Aflamak iizereydim. Heveskdrhlrm yanhq yola itmigti beni. "Bciyle qeyler igin tasalanrp enerjini boqa harcama," dedi don Juan, soluk bir tavrrla. "Lucas Coronado bi krsrr dongiintin igine hapsolmug durumda; ama sen de oylesin. Herkes oyle. Onun Vitaminol'u var; her qeyi iyilegtirecefine, sorunlanrun hepsini gozeceline giivendiEi. $u anda almaya gi.icti yetrniyor, ama eninde sonunda yetecefine dair biiyiik umutlart var." Don Juan delici bakrglarrnr tizerime dikti. "Sana Lucas Coronado'nun edimlerinin senin yagantmln haritasr oldulunu sciylemigtim," dedi. "inan bana, dyleler. Lucas Coronado sana Vitaminol'u igaret etti, ve bunu oyle gtigli.i ve acr verici bigimde yaptr ki, seni incitti ve a$lattr." Sonra don Juan sustu. Uzun ve son derece etkili bir sessizlikti. "Ve bana ne demek istedigimi anlamadrfrnr soyleme," dedi. "Oyle ya da bciyle, her birimizin kendine gore bi Vitaminol'u var."

Don Juan Kimdi Ashnda?

; ,

DON JUAN'LA KAR$ILA$MAMIZIN kendisinin duymak isternedifii krsmr, evine adrm attr[rm o kader gtintindeki duygularrma ve izlenimlerime iligkindi: beklentilerimle durumun gergeklifi arasrndaki geliqki, ve hayatrnda iqittilim en grlgrn dtigtinceler demetinin igimde yarattrfr etkiydi bunlar. , "Olaylarr anlatmaktan gok itirafta bulunuyor gibisin," dernigti bir keresinde, bi.itiin bunlan ona anlatmak istedilimde. "Daha fazla yarulamazsln, don Juan," diye baqlamrqtrm,

74

SONSUZLIJGUN ETKIN yaNI

DON JUAN KIMDI ASLINDA?


na gozlerini uzun

75

dalkavukluk gibi duracaktr. Ancak ilk gergek buluqmamrzda olanlar benim igin deneyi.istti bir onem taqryordu; nihai sonuglar dofurmuq bir olaydr bu. Nogales, Arizona'daki otobris terminalinde don Juan'la ilk karqrlaqmam srrasrnda bana ola[andrqr bir qey olmugtu, ama kendimi gcisterme kaygrm yiiziinden etkisi hafifleyerek gelmiqti tizerime. Don .Iuan'r etkilemek istiyordum, ve buna u[raqrrken biitiin dikkatim deyim yerindeyse kendimi satma iizerine odaklanmrqtr. Unutulmuq olaylann garip tortusu belirmeye baqladr[rnda aradan aylar gegmiqti. Bir gtin durup dururken, hiE diiqtintip taqrnmadan, don Juan'la ilk karqrlaqmama iligkin atladr[rm bir qeyi olafaniistti bir agrkhkla hatrrlayrverdim. Adrmr soylemek iizereyken beni durdurdufunda gozlerimin iEine bakmrq ve bakrqryla beni uyuqturmugtu. Ona kendim hakkrnda anlatabilecelim bitmez tiikenmez qeyler vardr daha. Bakrqr beni tiimtiyle engellemiqti, yoksa bilgim ve delerim hakkrnda saatlerce rzahat verebilirdim. Bu yeni aymanln rqrfrnda, orada baqrmdan gegenlerin ttimtinti yeniden gozden gegirdim. Vardr[rm kaErnrlmaz sonuca gcire, yaqadrfrm qey, beni var eden gizemli bir tiir akrmrn kesilmesiydi, daha cince hig kesilmemiq olan bir akrmdr bu, en azrndan don Juan'rn yaptrfir bigimde kesilmemiqti. Yaqadrlrm fiziksel deneyimi arkadaqlanma tanrmlamaya Eahqtrfrmda garip bir ter tiim bedenimi kaplamaya baqhyordu, don Juan'rn bana o qekilde baktr[rnda da aynr ter basmrqtr bana, ve o andayalmzca tek kelime etmekten defil, herhangi bir qey dtiqiinebilmekten bile dciz kalmrqtrm. Bundan sonra bir siire bu kesilmenin flziksel duyumu tizerinde kafa yordum, ama higbir mantrkh agrklama bulamadrm. Don Juan beni hipnotize etmiq olmah diye diiqtindtim bir stire, ama bellefim bana higbir hipnotik buyruk vermedifini, dikkatimi tuza$a dtiqiirebilecek higbir harekette de bulunmadrfrnr soyliiyordu. Ashnda bana sadece bir bakrq atmrqtr. Ba-

ama hemen sustum. Bana bakrqrnda bir qey vardr; hakh oldulunu anlayrvermigtim. Ne soylesem yalnvcalaf kalabahlr ve

bir stire iizerime dikmiq gibi gelmesinin nedeni, o bakrqrn yofunluguydu. Zlhntme saplanmrq, fiziksel olarak derinden alttist etmiqti beni. Nihayet don Juan't tekrar karqrmda buldulumda ilk fark ettilim, onu bulmaya gahqtrfrm biitiin o stire boyunca hayalimde canlandrrdrlrm insana zerre kadar benzemedifiydi. Otobiis terminalinde rastladr[rm adamrn bir imgesini yaratmrq, ve bunu her grin sciztim ona yeni aynnttlar hatrrlayarak geliqtirrniqtim. Zthntmdeki yaqh bir adamdr; hAld Eok gtiEli.i ve Eevik, ancak gelimsizdi. Karqrmdaki adam ise kash ve sa!lamdr. Hareketleri krvraktr, ama qevik saytlmazdr. Adrmlan giiglii, ve aynl zamanda hafifti. Canhhk ve irade gi.icti yayrhyordu tizerinden. Bellelimdeki antlar gerEek olana hiE uymuyordu. Krsa beyaz saqlarr ve Eok koyu bir teni oldufunu dtiqtinmtiqtiim. Saglarr dtigtindtifi.imden uzundu ve hayal ettiEim kadar beyaz defildi. O kadar koyu tenli de defildi. Yaqrndan dolayr ytiz hatlarlnln bir kuqu andrrdrfrna yemin edebilirdim. Ama bu da yanhqtr. Yiizii dolgun, adeta yuvarlaktr. Adamm ilk goze garpan ozellifi, dans eden garip bir rqrltryla parlayan

koyu renkli gozleriydi. Daha onceleri onu dtigiiniirken tiimiiyle atladrfrm bir qey de atletik gortintimtiydii. Omuzlan geniq, kamt diizdti, yere Eok sa$am basryordu. Dizlerinde dermanstzltktan, bacaklannda titreklikten eser yoktu. Bacaklartnda ve kollarmda hafif bir sarsrlma fark ettifimi dtiqtinmiigtlim; sanki sinirli ve huzursuzmuq gibi. Boyunu da bir yetmiq civannda anlmslyordum ki bu da gerEek boyundan on santim daha krsaydr. Don Juan beni gcirmekten qaqtrrnrqa hig benzemiyordu. Ona kendisini bulmamrn ne denli gtiE oldu[unu anlatmak istedim. Zorlu gabalanm iEin onun tarafindan tebrik edilmeyi beklerken, o yalnrzca muzip bir tavtrla gtildii bana. "Qabalann onemli de!il," dedi. "Onemli olan yerimi bulmuq olman. Otur, otur," dedi, gardalrntn altrndaki boq ambalaj kutularrndan birine dolru yol gostererek, ve strttma vurdu, ama bu pek dostga bir vuru$ sayrlmazdr. Ashnda bana hiE dokunmamrg oldufu halde, srrtrma bir

l-

l6

SoNSUZLUGUN ETKiN yeNT

DON JUAN KiMDi ASLINDA?

77

qamar vurmug gibi hissetmiqtim. Bu scizde-gamar, birdenbire belirip ne oldu[unu kavrayamadan kaybolan garip, dengesiz

bir duyum yaratmrqtr bende. Bu duyumdan igimde kalan tuhaf bir huzurdu. Kendimi rahat hissediyordum. Zihnim bir
kristal kadar berraktr. Higbir beklentim, higbir tutkum kalmamrqtr. Varhlrmrn iqareti olan terli avuElarrm, ola[an sinirlililim yok oluvermiqti aniden. "$imdi sana sriyleyece[im her qeyi anlayacaksln," dedi don Juan, trpkr otobtis terminalinde yapmrq oldufu gibi gcizlerimin iEine bakarak. Normal olarak, scizlerini geligigi.izel soylenmig, belki biraz tumturakh laflar olarak almam gerekirdi, ama bu kez tek yapabildilim, soyledi[i her qeyi anladr[rma dair ona iEtenlikle ve tekrar tekrar g{ivence vermek olmuqtu. Giizlerimin igine gene o yrrtrcr keskinlikle bakryordu. "Ben, Juan Matus'um," dedi, karqrma, bir metre kadar uza[rmdaki bir baqka ambalaj kutusuna otururken. "Bu benim adrm; bunu soyltiyorum, giinkii onunla, benim bulunduEurn tarafa gegmen igin sana bi koprti olugturuyorum." Tekrar konuqmaya baqlamadan once bir an beni siizdii. "Ben bi biiytictiytim," diye devam etti. "Yirmi yedi kuqaktrr varhfirnr stirdtiren bi biiyiici.iler silsilesine mensubum. Ben kendi kuqa[rmrn naguahyrm." Bir grup btiytictiye liderlik eden kendisi gibi kiqilere "nagual" denildifini, bunun her kuqakta kendisini digerlerinden ayrran belirli bir enerji bigimlenmesine sahip briyiici.iler iEin kullanrlan geniq kapsamh bir terim oldufunu agrkladr. UsttinItigti ya da aksini, ya da benzer ttirden bir qeyi tanrmlayan bir terim de[ildi bu; sorumluluk alma kapasitesi ile ilgiliydi. "Sadece nagual,," dedi, "yoldaqlarlnrn kaderinden sorumlu olacak enerji kapasitesine sahiptir. Trim yoldaqlarr bunu bilir ve kabul ederler. Nagual erkek ya da kadrn olabilir. Benim silsilemi kuran btiyiiciilerin zamanrnda, kural gerefi naguallar kadrndr. Dofal yaratrcrhklan--diqiliklerinin sonucu-silsilemi zat zor kurtulabildigi uygulamalann batafrna soktu. Sonra erkekler yonetimi aldrlar ve silsilemi qimdilerde zar zor

kurtulabildigi ahmakhklann batalrna soktular" "iki ytiz yrl kadar cince ya$amlg olan nagual Lujan'rn zamarundan beri," diye devam etti, "bi erkek ve bi kadrrun paylaqtrfr Eabalara iliqkin miiqterek bi ba[ oluqturuldu. Erkek nagual salduyu, kadrn nagual yenilik getirir." Bu noktada ona hayatrnda bir nagual kadrn olup olmadrlmr sormak istedim, ama dikkatimin yolunlulu sorumu bigimlendirrneme izin vermiyordu. Benim yerime o seslendirdi
sorumu.

"Hayatrmda bi nagual kadrn var mt?" diye sordu. "Haytr, yok. Ben yalnrz bi bi.iytictiyiim. Yoldaqlanm var, ama. $u anda buralarda deliller. " Bastrilamayacak gtigte bir dtiqtince diiqtii akhma. O anda, Yuma'daki bazr insanlann, don Juan'tn biiyiici.iliikte gok htinerli goriinen bir grup Meksikah adamla dolaqtrfirnr soylediklerini hatrlamrqtrm. "Bi biiyi.icti olmak," diye devam etti don Juan, "cadrltk u[raqlarr iEinde olmak, insanlan etki altrna almak igin gahqmak, ya da iblisler tarafindan yonetilmek anlamtna gelmez. Biiyiicii olmak, hayal edilemeyecek qeyleri olabilir krlacak bi farkrndahk dtizeyine eriqmek demektir.'Btiyiiciiliik' terimi btiyiiciilerin yaptrklannr ifade edebilmek igin yetersiz kahyor; 'gamanizm'terimi de oyle. Btiyi.iciilerin eylemleri sadece soyut olan, insani ozellikler taqrmayan dlemdedir. Biiyiiciiler, srradan insanrn arayrqlanyla hiE ilgisi olmayan bi amaca ulagmak igin miicadele verirler. Btiyticiilerin emelleri, sonsuzlufia erigmek ve onun bilincine varmaktrr." Don Juan btiyiictilerin iqinin sonsuzlukla yuz yize gelmek oldufunu soyleyerek devam etti; dediline gore, trpkr bir balrkErnrn denize dalmasr gibi her gi.in sonsuzlu{un igine dahyorlardr. Bu oyle ezici bir iqti ki, btiyiiciiler onun igine girmeyi goze almadan once isimlerini dile getirmek zorundaydrlar. Nogales'de, aramrzda herhangi bir etkileqim olmadan cince adrnr belirtti[ini hatrrlattr bana. Bu yontemle, sonsuzun ontinde bireysellifini beyan etmiq oluyordu. Anlattrklannl eqsiz bir aqrkhkla anlamrqtrm. Daha fazla

78

SONSUZLUGUN ETKIN yRNT

DON JUAN KiMDi RSI-INPAT

19

aydrnlatmasrnl istedifim bir qey yoktu. Zthnimin keskinlifi beni hayrete diiqi.irmeliydi, ama hig ga$rmamrqtrm. O anda anladrfrm, ashnda hep kristal berrakhlrnda oldu[um, ancak bir baqkaslnrn yaranna budalayr oynadrfrmdr. "Hig haberin olmadan," diye don Juan devam etti, "seni geleneksel bi arayrg yolcululuna baqlattrm. Sen benim aramakta oldufum adamsrn. Benim arayl$rm seni buldulumda sona ermigti, senin araylgrn da qu anda, beni buldulunda sona ermiq oldu." Don Juan, kuqalrnrn naguah olarak, silsilesinin devamrnr garantilemek iEin uygun olan belirli bir enerji biEimlenmesine sahip bir birey aramakta oldufiunu aErkladr bana. Dedifiine gore, art arda yirmi yedi kuqa[rn her birindeki nagual, belli bir noktada yaqamlnln en sinir bozucu deneyimine giriqmig-

ti: yerini alacak kiginin aranrqrydr bu. Dolrudan gozlerimin iEine bakarak, insanofullarrnr btiyi.ici.ilere doniiqtiiren geyin, enerjiyi evrendeki akrgr iEinde algrlama yetileri oldulunu, ve btiyiictilerin bir insano$unu bu qekilde algrladrklannda rqrltrh bir kiire ya.da yumurta biqiminde bir figtir olarak gordtiklerini belirtti. Iddiasrna gore, insanofullarr enerjiyi evrendeki akrqr iginde gorme yetisini taqrmakla kalmryor, onu ashnda gortiyorlardr da, ancak dtigiinsel dtizeyde bunun bilincinde delildiler.

Hemen ardrndan, biiyiictilerin i.istiinli.ifiiine iliqkin en can ahcr noktayr ortaya koydu; genel farkrndahk durumuyla, bir qeyin diiqtinsel diizeyde bilincinde olmanrn ayrlmrnr. Ttim insanolullannl enerjiyi do[rudan gcirmelerine izin verecek far-

krndahla genel anlamda sahip olanlar diye, biiytictileri ise enerjiyi dofrudan gordtiltiniin diigtinsel diizeyde bilincinde olan yegdne insanlar olarak srnrflandrnyordu. Sonra "farkrndahlr" enerji, "enerji"yi de asla duralan olmayan, daima kendilifinden devinen stirekli bir akrg olarak tanrmladr. Bir insanoflu goriildtigiinde, onun evrendeki en gizemli giig olan ve enerji alanlannr baldaqrk bir birim halinde bir arada tutan, baflayrcr, yaprqtrncr, titreqimli bir griE tarafindan toplanmrq bir enerji alanlan ktimesi olarak algrlandr[rnr be"lirtti. Ardrndan, nagualm, her kuqaktaki obtir btiyticiiler tarafindan tek bir

rqrltrh ktire yerine iist iiste birleqmig iki r$rltr ktiresi taktmt olarak gortilebilen ozel bir biiyi.icii oldufunu aErkladr. "Bu gift olma ozellifi," diye devam etti, "naguafun sradan bi btiyticii iEin yapmasr olduk ga zor olan manevralarr gerqekleqtirmesine olanik tarur. Orne[in, nagual bizi baldaqrk bi birim halinde tutan gtig konusunda uzmandtr. Nagual ttim dikkatini o giig iizerindo gok krsa bi an tutarak karqrsrndaki insanr uyugtiruUitir. Otobtis terminalinde sana yaptrfrm buydu; gtintti ten, ben, ben, ben, ben, ben, ben salvonu durdurmak istedim. Beni bulmant ve palavrayt kesmeni istiyordurn. "Benim silsilemin btiyi.ictileri," diye don Juan sozlerini siirdtirdti, "bi Eift varhfrn-bi naguahn-mevcudiyetini" bizim igin her geyi aErklila kavugturmaya yeterli oldufunu iddia etiiler. iqin garip yqlt, nagualm varhlrnrn bunu gizli sakh bi yollu yip-uttdti. Olretmenim nagual Julian't tantdtltmda bu benim de baqrma gelmiqti. Varhlr yrllarca zihnimi karmakanqtk etti, Etint<ti onun gevresindeyken aErk seEik dtiqiinebiliyor, ama o uzaklaqtrfrnda her zamanki ahmakhlrma geri doniiyordum." "Benim bi aylca|frm vardl," diye devam etti don Juan, "ben ashnda iki naguaia tanrqrp onlarla birlikte yaqadrm' Nagual Julian'ln hocair nagual Elias'tn istefii iizerine, gidip altt lrl boyunca onunla kaldrm. Beni o yetiqtirdi, denebilir. Bu ender bulunan bi ayncahktr. Bi naguahn gerEekte ne oldu[unu izlemek igin bi saha kenan koltufiu edinmiqtim- Nagual Elias ve nagual Julian birbirlerinden son derece farkh mlzaca sahip iki iniandrlar. Nagual Elias daha sessizdi; sessizlifinin karanhfrnda kaybolmuq gibiydi. Nagual Juliq ise tumturakh konuqmaslnl hig k"r-eyen bi gevezeydi. Kadrnlartn baqint dondilrmek iEin yiqryordu sanki. insantn hayal edebilecefinden daha fazlatiArn vardr hayattnda. Ancak her ikisi de i91erinde bi qey bulunmamasl aEtsmdan qaqrttct biEimde benzetdiler. igleri boqtu. Nagual Elias bilinmeyen yerlere ait hayret verici, Ltkileyibi bi otkiiler derlemiydi. Nagual Julian ise insanr gi.ilmekien yerlere seren bi oyktiler derlemi. Ne zaman onlarin iEindeki insanr yakalamaya galqsam, gergek insant; drnefin babamrn iEindeki gerEek insant gorebildigim gibi, ya

80

SoNSUZLUGUN ETKIN yaNT

DON JUAN KIMDI ASLINDA?

81

da tanrdrfrm herkesin igindeki gerEek insanr; higbi qey bulamazdrm boyle anlarda. onlarm iginde gergek bi insan yerine, kim olduklarr bilinmeyen kiqiler hakkrnda bi demet oykti vardr. Her ikisinin de tislubu kendine ozgi.iydii, ama nihai sonug hep aynrydr: bogluk; d{inyayr defil de sonsuzlufiu yansrtan bi boqluk."

Don Juan anlatrsrnr stirdtirdii ve kiqinin ister bilerek, ister benim durumumda oldu[u gibi haberi olmadan sonsuzlnktaki ozel bir eqifi gegtifii andan itibaren arrrk baqrna gelen higbir qeyin sadece kendi etkinlik alanrnda kalmadr$rnr, sor?s riluk Aleminin srnrrlarr igine girdigini aErkladr. "Arizona'da karqrlaqtr[rmrzda, her ikimiz de cjzel bi eqigi atladrk," diye devam etti. "ve bu eqifii koyan bizler defildil; bunu yapan sonsuzlulun kendisiydi. sonsuzluk, yani blzi saran her $ey." Bunu sciylerken kollannr iki yana aEmrqtr. "Benim silsilemin biiyiictileri buna sonsuzluk, tin, ya dafirhndahfim ka,anltk denizi derler; ve onun her yerde var olan bi qey oldufunu ve yagamlartmrza htikmettigini soylerler. " Soyledigi her $eyi gerEekten anlayabiliyordum; ancak hangi tanrrnrn cezasr konuda konuqtufundan haberim yoktu. Egifi gegmenin kaza eseri mi oldufunu, $ansm hiikmettili, onceden kestirilmesi miimktin olmayan koqullar sonucunda mr gergeklegtigini sordum. onun ve benim adrmlanma krlagortinen koqullara aslmda sonsuzlu{un etkin ))arurutr htikmettilini sciyledi. Buna niyer diyordu. "seninle beni bi araya getiren," diye devam ett:, " sonsr,z-

vuzluk edenin sonsuzluk oldufunu, ve $ans eseriymiq gibi

lugun niyetiydi. Bu

sorzs

uzlu{un niyetinin ne oldulunu sapta-

igin kafa yormak, merak etmek, tahminler ytirtitmek yoktur. Ellerindeki tek olasrhfirn sonsuzlu{un niyeti lle birleqmek oldulunu bilir ve sadece bunu yaparlar." Bu sozlerden daha agrk bir qey olam azdt benim igin. Bana kalrsa anlattrklarmrn dolrulufiu oylesine ortadaydr ki, bu

gtiriiltti patrrtr etmeden ona boyun elmeleridir. Biiyiiciiler

mak imkansrz, ancak o orada, senin ve benim oldulum kidar gerEek. Biiyticiiler ona havadaki iirperti derler. Btiytictilerin avantajr havadaki tirpertinin var oldu[unu bilmeleri ve fazla

denli sagma iddialann nasrl boyle mantrkh gortinebildifi iizerinde kafa yorrnama bile meydan vermiyordu. Don Juan'rn tiim soylediklerinin herkesEe malum bir gergek oldufunu bilmekle kalmryor, kendi varhlrma bakarak bunu dofrulayabiliyordum da. Anlattrlr her qey hakkrnda bilgim vardr. Betimledifi her donemeci yagamlq oldulumu duyumsuyordum. . Konugmamrz orada bitti. igimde bir gey sonmtiqti.i sanki. Iqte o anda kegileri kaErrdrlrm dtiqiincesi gegti akhmdan. Tekinsiz aErklamalarla gozlerim baflanmr$ ve akla uygun her ttirlii nesnellik duyumunu yitirmiqtim. Bu ytizden don Juan'rn evinden tam bir telaq iEinde Erktrm, gortinmeyen bir diiqmana karqr duydufum korku iliklerime igliyordu. Don Juan benimle birlikte arabama kadar yiirtidti, igimde olup bitenlerin tiimi.iyle farkrndaydr. "Kaygrlanma," dedi, elini omzuma koyarak. "Delirmiyorsun. Hissettifin sonsuzlulun hafif bi dokunuquydu." Zaman gegtikge, don Juan'rn iki olretmeni hakkrnda soylediklerini yerine oturtabildim. Don Juan Matus kesinlikle tanrmladrfr o iki adam gibiydi. Onun, ikisinin olalantistii bir harmanr oldufunu soyleyecek kadar ileri gidebilirdim; bir yanda son derece sessiz ve iE gozlemci, 6te yanda son derece aErk ve komik. Bir naguahn ne oldu[u hakkrnda en kusursuz yorum, onu buldu[um giin soyledifi sozlerdeydi: nagual boqtu; ve bu boqluk dtinyayr defil, sonsuzlu,$u yansrtryordu.. Don Juan Matus'a iliqkin hiEbir qey bundan daha dofru olamazdr. Boqlulu, sonsuzlu{u yansltlyordu. Kendi adrna hiEbir taqkrnhlr, benlili hakkrnda higbir iddiasr yoktu. Yakrnma ya da piqmanhk ihtiyaclnrn zemesi yoktu onda. Onunki higbir qeyi Eantada keklik saymayan bir noktaya ulaqmrq bir savaqgr-gezginin boqlufuydu. Higbir geye oldulundan az ya da Eok defer biErneyen bir sava$gr-gezgindi o. Hig kimsenin ne kadar gabalasa da btitiin o karmaqrkhlrn birleqti[i ek yerini asla bulamayacalr sonsuz bt zarafete sahip,, sessiz, disip-

linli bir savagErydr.

Bir Devrin Sonu

Giinliik Yagamln Derin Kaygilarr

SONORA'YA, DON JUAN'I gormeye gittim. Hayatrmdaki ciddi olayr yagadrlrm o anlan tartrgmak zorundaydrm. O[tidtine ihtiyacrm vardr. Evine vardrlrmda, selamlaqma gibi formalitelere bile zor dayanabildim. Oturdum ve telaqla anlatmaya giriqtim. "Sakin ol, sakin o1," dedi don Juan. "Higbi ;ey o kadar kcitii olamaz." "Bana ne oluyor, don Juan?" diye sordum. Yanrt almak
e.n

I*

84

SONSUZLUGUN ETKIN yaNI

GUNLUK YA$AMIN DERIN KAYGILARI

85

de etkileyici olmak igin sormuqtum bunu. "Sonsuzlugun iSleyiSi," diye cevap verdi. "Benimle karqrlaqtrlrn gtin algrlama bigimine bi qey oldu. Sinirlili[tn zama-

iEin

de[il

nlnrn doldulunu bilinEaltr dtizeyde anlamrq olmandan kaynaklanryor. Bunun farkrndasln, ama diiqi.insel dtizeyde bilincinde defilsin. Zamanrmn olmadr[rnr hissediyorsun ve bu seni sabrrsrzlaqtrnyor. Belirli bi anda, benim ya da onlann yaqamrnda ttim bi devir kapanmrqtr. $imdi sra sende. Zamantn bitti, hepsi bu." Ardrndan, bana olanlann tiimtinti anlatmamr istedi. Tam bir anlatr olmah, dedi, hiEbir aynntr atlanmamah. Baqtan savma tanrmlamalar peqinde defildi. Beni rahatsrz eden qeyin ttim etkisini dile getirmemi istiyordu. "Bu konu$mayl senin di.inyanda dedikleri gibi, kitabrna gore yapahm," dedi. "Resmi konuqmalann Alemine girelim." Don Juan eski ga! Meksika'sl $amanlannrn teklifsiz konuqmalara karqr resmi konuqmalar fikrini geliqtirdiklerini ve her ikisini de gomezlerini efitme ve yonlendirmede araq olarak kullandrklarrnr agrkladr. Onlar iEin resmi konuqmalar, Ecimezlerine olrettikleri ya da soyledikleri her geyin zaman zaman ozetlenmesi iEindi. Teklifsiz konuqmalar ise, irdelenen olayrn drqrnda higbir qeye gonderme yapmakszrn agrklamalarda bulunulan gtindelik aydrnlatmalardr. "Btiyiiciiler higbi qeyi kendilerine saklamazlar," diye devam etti. "IElerini bu qekilde boqaltmak, btiytictilerin bi manevrasrdr. Onlan benlilin kalelerini terk etmeye yoneltir." Yaqantrmdaki koqullann ig gozlemci olmama asla firsat vermedi[ini soyleyerek oyktime baqladrm. Anrmsayabildigim ilk gtinlerimden bu yana gtindelik yagamlm hep ivedi Eozi.imler gerektiren pratik sorunlarl a apzna kadar doluydu. En sevdifim amcamrn, noel ya da dolum giinlerim igin hiE armalan almamrq oldu[umu olrendilinde nasrl dehqete diiqtiiftinii anlattrfrnr hatrrhyordum. Bunu soyledilinde, ben babamrn ailesinin evine yerleqeli fazla olmamrqtr. Durumumun adaletsizli$ine {iztildfiftnti soyltiyordu. Ozi.ir bile dilemiqti, kendisinin bununla hig ilgisi olmadrlr halde.

"Bu berbat bir qey, o!lum," demiqti, allak bullak olmuq bir halde. "Yaprlan haksrzhklann diizeltilme zamanr geldifinde yiizde yiiz arkanda oldu[umu bilmelisin." Bana haksrzhk eden insanlan affetmem igin hiE durmadan i.isteliyordu. Soylediklerinden, keqfettili bu konuda babama karqr gelmemi ve onu tembellik ve ihmalk6rhkla suElayrp, elbette son-ra da affetmemi istedifi izlenimini edinmiqtim. Kendimi hiE de haksrzhla u[ramrq hissetmedigimi goremiyordu. Benden bekledifi, ruhsal olarak incitici bir davranrqa marvz kaldrlrm anda hemen karqrhk vermemi sa$ayacak ig gcizlemci bir yapr gerektirmekteydi. Amcama bunu dtiqiinecelimden emin olmasrnr soylemiqtim, ama o anda yapamazdrm bunu; ziratam o srada oturma odasrnda beni bekleyen ktz arkadaqrm acele etmemi iqaret edip duruyordu. Bunun tizerinde diiqtinme firsatrm hig olmadr, ama amcam babamla konugmuq olmah ki, ondan bir armafan aldrm, kurdeleyle filan ozenle sanlmrq bir paketti bu, tizerinde "iiz' tt giintim" yazan rkiigtik bir de kart vardr. Merak ve heyecanla kd[rtlan agtrm. Karton kutusunun iginde gok gtizel bir oyuncak duruyordu, bacasrna takrh bir kurma anahtan olan minicik bir gemiydi bu, Eocuklann kiivette banyo yaparken oynayabilecekleri tiirden bir qey. Babam on beq yaqrna geldi[imin ve artrk her bakrmdan bir erkek oldu[umun farkrnda bile degildi. Eriqkin yrllarrma do$ru dtiriist bir ig gozlem yapamadan vardrlrm igin, yrllar sonra bir gtin kendimi gittikEe artan garip bir duygusal galkantryla boluqur buldulumda bu epey ahgrlmadrk bir qey oldu benim igin. Goz ardr ettim bunu; zihnin ya da bedenin belirli arahklarla hig nedensiz eyleme gegtifi, ya da belki bedenin kendi biyokimyasal iqlemleri sonucu tetiklendi[i dolal bir stireE olduluna yordum. Hig diiqiinmedim tizerinde. Ancak bu galkantr giderek biiyiidi.i ve onun baskrsr altrnda artrk tek yapmam gerekenin yagamlmda koklii bir de[iqiklik oldufuna inanmaya baqladrm. Yaqantrmr yeniden dtizenlememi isteyen bir qey vardr igimde. Bu her qeyi yeniden diizenleme diirtiisti tanrdrktr. Gegmiqte de hissetmigtim onu,

86

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

GUNLUK YA$AMIN DERIN KAYGILARI

87

ama uzun zamandrr uykudaydr.

Kendimi antropoloji elitimime adamrqtrm, ve bu ciyle gtiglti bir adayrqtr ki, antropoloji okumaktan vazgegmek esash defiqiklik planlarlmm iginde asla yer almadr. Akhma iik gelen, okul de[iqtirip Los Angeles'tan uzakta bir yere gitmekti. Bu denli btiyiik bir deliqikli$e giriqmeden cince, deyirn yerindeyse ortahlr bir kolagan etmeye karar verdim. Baqka bir kentteki bir okula biittin yaz programl srnrflarr igin kayrt yaptrrdrm. Benim igin derslerin en cinemlisi, And'lardaki Krzrlderililer tizerinde en onde gelen otorite sayrlan bir hoca tarafindan verilendi. E[er gahqmalanmr duygusal agrdan daha kolay ulaqabilecefim bir bolge iizerinde odaklars am, zamanr gelince ciddi bir alan gahqmasr yapmaya daha Eok firsatrm olacalrna inaruyordum. Gtiney Amerika konusundaki bilgimin oradaki herhangi bir Krzrlderili toplumuna girmemi kolaylaqtrraca[rnr dti qtinmekteydim. Okula kaylt yaptrrrrken, arkadaqlanmdan birinin a[abeyi olan bir psikiyatnn yanrnda araqtrrma asistanr olarak bir iq buldum. Adam, bir grup genq erkek ve kadrnrn okulda a$lrr Eahgma, gerEekleqtirilememiq beklentiler, evde anlaqrlmama, dtiq krrrcr aqk iliqkileri, vb. olgulardan kaynaklanan sorunlarr hakkrndaki soru-cevap seanslarrndan yaprlmrq ahntrlann iEerik Eoztimlemesini yapmak istiyordu. Ses bantlan beq yrldan eskiydi ve imha edileceklerdi; arna bundan cince her makaraya rasgele bir numara verilecekti, bir rasgele sayrlar qemasl izlenerek psikiyatr ve ara$trrma asistanlarr tarafindan seEilen bantlar goztimlenecek ahntrlar iqin taranacaktr.

riintiiydii bu. Son derece grk giyinmiqti, oysa o zamanlar antropologlar aqn spor kryafetleriyle iinltiydtiler. Omefin arkeologlan, olrencileri, asla banyo yapmadrklan iEin karbon-14 yaq belirleme testinde kaybolup giden yaratrklar olarak tarumlardr.

Ancak onu farkh krlan gey gori.intimii ya da kapsamh bilgisi de[il, bence meEhul nedenlere dayanan konugma biEimiydi. Her scizciigii hiE kimseden duymadrfrm kadar agrk segik telaffuz ediyor, vebazr sozciikleri uzatarak vurguluyordu. Belirgin bir yabancr aksanr vardr, ama bunun yapmacrk oldu[unu biliyordum. Bazr scizleri bir ingili z grbi, bazrlannr da bir vaiz gibi telaffuz ediyordu. Aqrn azametli tavrrlanna karqrn, beni ilk baqtan biiytilemiqti. Kendini onemseyiqi oylesine pervasrzcaydr ki, her zaman kendisi hakkrndaki Erlgrnca iddialanna sararak sundufu tumturakh bilgi gosterileri halinde geEen derslerinin ilk beq dakikasrndan sonra bu normal gortinmeye baqhyordu. Dinleyenlere hdkimiyeti heyecan vericiydi. Konuqtulum o[rencilerinin hepsi bu ola[antistri adama karqr mtithi$ bir hayranhktan baqka bir qey hissetmemiqti. Her qeyin iyi gittiline igtenlikle inanryordum; bu baqka kente, baqka okula nakil iqim kolay ve olaysrz geEecek, ancak tiimiiyle olumlu olacaktr. Yeni gevremden hoqlanmrqtrm. iqimde bantlarr okumaya kendimi iyice kaptrrmrq vaziyetteydim; bu oyle bir noktaya gelmiqti ki btiroya sessizce giriyor ve yalntzca ahntrlan delil, bantlann tiimiinii dinliyordum. ilk baglarda beni son derece bi.iyi.ileyen bir qey vardr; o bantlarrn her birinde kendimi dinledi[im gergefiydi bu. Haftalar gegip de dinledifim bantlar Eofialdrkga, bu duygum tam bir dehqete doniiqti.i. Psikiyatrrn sorularr da dahil olmak izere, konuqulan her satr bana aitti. O insanlar benim kendi benli[imin derinliklerinden konuquyorlardr. Boylesi bir sarsrntryr hiE yaqamamrgtrm. Bantlarda konuqan her erkek ve her kadm tarafindan sayrslz kereler tekrar edilecelimi asla hayal edemezdim. Dolumumdan bu yana igime yerleqmiq olan bireysellik duygum bu devasa keqfin etkisiyle umutsuzca tepe-

Yeni okuldaki ilk gtin, antropoloji profescirti akademik alandaki iyi niyetlerini dile getirdi, bilgisinin ve yayrnlannrn kapsamryla cilrencilerinin baqrnr dcindiirdti. Krrkh yaqlannrn ortalannda, uzun, ince yaprh bir adamdr, sinsi bakrgh mavi gozleri vardr. Goriintimrinijn bana en garplcr gelen yanr, hipermetrop gozliiklerinin ardmdan dev boyutlarda gortinen gcizleriydi, konuqurken baqrnr hareket ettirdikge, her biri dilerinin aksi yoni.inde doniiyormug izlenimi veriyordu. Bunun do[ru olamayacalrnr biliyordum; gene de qok qaqrr-trcr bir go-

88

ONS UZLUGUN

ETKIN ya NI

GUNLUK YA$AMIN DERIN KAYGILARI

89

taklak olmuqtu. O zaman kendimi yeniden roparlamak igin berbat bir iqe giriqtim. iE gcizlem yapmak igin bilingsiz bir giriqirnde bulundum; hig durmadan kendi kendime konuqarak bu beladan srynlmayr denedim. Tek olma duygumu destekleyecek gerekgeleri zihnimde tekrar tekrar grizden gegirip kendi kendime yiiksek sesle onlar tizerinde konuqmaya baqladrm. Hatta benim igin bir devrim sayrlabilecek bir deneyim bile yagamaya baqlamrgtrm; uykumda ytiksek sesle konuqup dururken kendi sesimden uyaruyor, kendimi delerim ve farkhhlrm hakkrnda nutuk geker buluyordum. Sonra, korkung bir gtinde, bir oliimctil darbe daha yedim. Sabaha karqr kaprmrn rsrarla vurulmasr uyandrmrqtr beni. Hafif, iirkek bir vuruq degildi bu; arkadaqlarrmrn "Gestapo vuruqu" dedikleri cinstendi. Kapr menteqelerinden grkmak iizereydi. Yataktan firlayip gcizerleme deligini agtrm. Kapryr vuran kigi patronum olan psikiyatrdr. KiiEtik kardeqinin arkadaqr olmam, onunra aramrzda bir iletiqim kopnisti kurmuq gibiydi. Hig duraksamadan bana dostga davranmrgtr, ve qimdi de kaprmdaydr iqte. Igrlr yakrp kapryr aErrm. "Buyrun ltitfen," dedim. "Ne oldu?" Saat sabahrn tiqi.iydti, ve benzinin soluklufuyla gukura kagmrq gozlerinden moralinin gok bozuk oldu[unu anlamrqttm. Gururu ve neqe kaynafr olan, yeleye benzeyen uzun siyah saglan darmada[rndr. Hep yaptrlr gibi onlan geriye dogru taramaya zahmet etmemiqti bu kez. ondan gok hoqlanryordum, giinkti siyah, kahn kaqlarr, delici bakrqh kahverengi gcizleri, kriqeli genesi ve kalm dudaklanyla Los Angeles'taki arkadaqrmrn daha yagh bir kopyasr gibi geliyordu bana. Ust duda[r igerden ikiye katlanmrqtr sanki ,, bazen belirli bir bigimde gtiltimsedifinde iki i.ist duda[r varmrg gibi goriiniirdti. Burnunun bigiminden yakrnrrdr hep; ktistah, rsrarcr bir burun diye tarumhyordu onu. Kendinden son derece emin ve inanrlmaz olgtide dik baqh oldulunu diiqtiniiyordum. Kendi meslelinde bu ozelliklerin kazanan kartlar oldulunu sciylerdi. "Ne mi oldu!" diye tekrarladr, alaycr bir edayla, i.ist duda-

frnrn titremesine hdkim olamtyordu. "Bu gece her qeyin beni buldufunu kim olsa anlar." Bir iskemleye oturdu. Gozleri kararmrq, yontinii kaybetmiq gibiydi, scizctikleri bulmakta zorlantyordu. Kalkrp divana gitti ve tistiine attr kendini. "Yalnrz hastalanmrn sorumlulu[u olsa iyi," diye devam etti, "ama araqtrrma iqi bir yandan, kanmla ufakhklar bir yandan, qimdi de siktirici bir baskr daha eklendi hepsinin tistiine, ve beni grldrrtan bunun benim sugum olmast, salak bir kancr[a salak gibi giivendim! "Sana soyltiyorum, Carlos," diye siirdtirdti, "kadtnlartn duygusuzlufundan daha korkung, ilrenE, kusturucu, siktirici bir qey yoktur. Kadrn diiqmanr delilim, bunu bilirsin! Ama qu anda biiti.in kancrklar birbirlerinin kopyasrymrg gibi geliyor bana! Hepsi diizenbaz ve aqa[tltklar!" Ne diyecefimi bilemedim. Soylediklerini onaylamamr ya da karqr grkmamr beklemiyordu. Ona karqr grkmayr goze alamazdrm zaten. Bunu yapacak halim yoktu. Qok yorgundum. Uyumak istiyordum, ama hayatr buna balhymrq gibi hiq durmadan konuguyordu.

"Theresa Manning'i tantyorsun, degil mi?" diye sordu,


sert, suglayrcl bir edayla. Bir an iEin, beni genE ve gtizel o[renci-sekreteri ile iliqki kurmakla suEluyor sandtm. Karqrhk verecek zaman btrakmadan devam etti. "Theresa Manning bir baq belasr. O bir qrllik! Hayatta tek iste[i azrcrk iyi ya da kcitti qohreti olan herkesle oynaqmak olan salak, dtiqi.incesiz kadrnrn teki. Onun akrlh ve duyarh oldu[unu sanmlqtrm. Bir qeyler bulmuqtum onda, anlaytq, empati, insanm paylaqmak isteyecefi, iizerine titreyeceli qeyler. Bilmiyorum,, bana gizdili portre buydu, oysa ashnda qehvet diiqktinti ve soysuzbtn, hatta bence son Cerece de tiksindiri-

ci."
dr. Belliydi
yaqamrqtr.

Konuqmayr siirdtirdtikge, garip bir tablo oluqmaya baqlaki psikiyatr az once sekreteriyle kotii bir deneyim

r
90

SONSUZLUcUN

e TiN

YANI

GUNLUK YA$AMIN DERIN KAYGILARI

9t

"Benim igin gahqmaya baqladrlr grinden beri," diye devam etti, "bana cinsel agrdan ilgi duydulunun farkrndaydrm, ama higbtr zama.n bunu aErkga soylemedi. Hep tistti kapah sozler, bakrqlar. Iyi, siktirsin! Bugi.in o[leden sonra rol kesmelerden srkrldrm ve do[rudan konuya girdim. Masasma gidip, "Ben senin ne istedi$ini biliyorum, sen de benim ne istedifimi biliyorsun," dedim. Bi.ittin aynntrlanyla hikdye etmeye girigti; erkili bir bigimde krza okulun karqrsrndaki dairesinde gece l l:30'da kendisini bekledi[ini soylemiq, ve programrnr kimse iEin defigtirmedilini, saat bire kadar okuyup Ealrgtrlrnr ve $arabrnr igti[ini, sonra yatak odasrna gegtigini anlatmrqtr. Kansr ve qocuklarryla yaqadrfr sayfiye evinin drqrnda, kentte de bir dairesi vardr.

"Bu iliqkinin ytirtiyeceline, anlmsanmaya deler bir qey olacafirna oyle inanmrqtlm ki," dedi ve igini gekti. Sesinde mahremiyetini paylagan birinin gtivenli yurnuqakhlr vardr. "Dairemin anahtarrnr bile verdim ona," dedi, sesi gatallaqarak.

etti. "iEeri anahtanyla girdi ve bir golge giui yutui< odasrna stiziildii. Bu beni miithiq heyecanlandrmrqtr. Bana hiE sorun olmayaca$rnr anlamrqrrm. Yerini biliyordu. Herhalde yatakta uyuya-kalmrqtr. Ya da televizyon seyrediyordu, belki. Ben iqime daldrm ve onun hangi siktirici iqie -eqgul oldu[una hiE aldrrmadrm. Qantada keklik oldugunu biliyordum zira. "Ama yatak odasrna girdigim anda," diye gergin ve bozuk bir sesle anlatmayr stirdrirdti, gok incinmiq gibiydi; "Theresa bir hayvan gibi tistiime atladr ve aletime yaprqrr. Elimdeki qiqeyle iki bardalr brrakmama bile zamantarumadr . Bacaratkadehlerimi krnlmadan yere koyacak kadar akhm vardr neyse ki. Sanki tagtanmrqlar gibi taqaklarrmr oyle bir avuEladr ki elimdeki qige odarun cite yanrna yuvarlandr. ona bir tane yaprqtrrmak istedim. Acrdan balrrdrm resmen, ama hig aldrrmadr buna. Deli gibi krkrrdryordu, seksi olmaya, girinlik yapmaya gahqtrlrmr sanryordu. Bciyle dedi, beni yatrqtrrmak ister gibi."

"Gayet dakik bir qekilde tam I l:30'da geldi," diye devam

Hrgmmr bastrrmaya gahqrp kafasrnr sallayarak anlatmaya devam etti; kadrn oyle siktirici bir saldrrganhk ve dtipedi.iz bencillik igindeydi ki, diyordu, bir erkelin btraz stiktnete, rahatlamaya, kendini evinde, dostane bir ortamda hissetmeye ihtiyacr oldu[unu hig hesaba katmamrqtr. Theresa Manning rolii gereli dtiqtince ve anlayrq gostermek yerine, cinsel organlarrna yaplglp pantolonundan drgan gekmiq, bunu da yizlerce kez tekrarlamrq birinin ustah[ryla yapmrqtr. "Btittin bu boklu[un sonunda," dedi, "ttim gehvetim dehqet iginde yok oldu. Duygusal olarak i[diq edilmiqtim. Vticudum anrnda o siktirici kadrndan tiksinmiqti. Ama gehvet diiqktinliiftim kadrnr soka[a atmamr engelledi." Dedi[ine gore, o zaman iktidarsrzhlr yiiziinden itibarrnr yitirmek yerine-ki bu kaErnrlmazdr-kadrn onun insafina kalsrn diye oral seks yapmaya ve onun otgazm olmasrnr sa[lamaya karar vermiqti, ama viicudu kadrnr oylesine reddediyordu ki bunu da becerememiqti. "Kadrn artrk g;jzel bile de[ildi," dedi, "yavandr. Giyinikken tizerindekiler kalEalarrndaki fazlahklan gizliyor. Fena durmuyor ashnda. Ama grplakken,beyaz, sarkrk bir et torbasrndan baqka bir qey defiil! Giysileri iistiindeyken sergiledifi zarafet sahte. GerEek defiil." Psikiyatr hig hayal edemeyecefim bir qekilde zehir saEmaktaydr. Ofkeden titriyordu. Kendine hAkim olmaya umutsuzca gabahyor ve sigara tistiine sigara yakryordu. Oral seks daha da grldrrtrcr ve i[reng olmuqtu dedi[ine gcire, ve artrk nerdeyse kusmak iizereydi ki, siktirici kadrn gobeline tekmeyi basrp onu kendi yata[rndan yere yuvarlamrq ve, "Iktid arcLz ibne ! " diye balrrmrgtr. Oyktisiiniln burasrnda gozleri nefretle yanmaya baqladr. Dudaklarr titriyordu. Sararmrqtr. "Banyonu kullanmam laztm," dedi, "du$ almam gerek. Berbat kokuyorum. ister inan ister inanma, nefesim kancrk kokuyor." AErkga aflryordu, ve ben orada olmamak igin her qeyi feda ederdim. Belki bitkinliEi*, belki sesinin uyuqturucu trnrsr,

92

SOI{SUZLUGUN ETKiN yeNT

GUNLUK YA$AMIN DERIN KAYGILARI

93

ya da durumun anlamsrzh[r yiiziinden oyle bir hayale kaprlmrqtrm ki, sanki psikiyatn de[il de, onun bantlanndaki o a!lamakh adamlardan birinin ktigticiik sorunlan tizerinde saplantryla konuqup durarak onlan devasa olaylar haline getiren yakmmalannr dinliyordum. Qilem sona erdifinde saat sabah dokuz olmuqtu. Benim igin okula, psikiyatr igin de iqine gitme vaktiydi. Derse giderken igimi yakan bir huzursuzluk kaplamrqtr her yanrmr; rahatsrzhk ve yetersizlik duygulan altrn da ezlhyordum. Orada son darbeyi, kcikli.i bir degigiklik yapma giriqimimin tiimtiyle Ecikmesine yol agan son darbeyi yedim. Bu Eokiintiide kendi irademin hiE rolti yoktu, kendilifinden olmuqtu her qey; sanki gizh bir el bunu programlamakla kalmamrq, ilerleyiqini de hrzlandrrmtqtr. Antropoloji profescirti, konferansrna Bolivya ve Peru'nun yiiksek piatolarrndaki bir Krzlderili kabilesi, aymard halkt hakkrnda konuqarak baqladr. Onlara "ey-Mii-ra" diyor, sanki var olan tek do[ru telaffuz bigimi kendisininkiymig gibi ismi uzatlyordu. Chicha-ki "Qii-ga" diye sciylenir, ama o QAHIga diye telaffuz ediyordu-denilen ve mayalanmlq mlslrdan yaprlan bir alkollti igkinin tiretiminin, aymard halkr tarafindan yan kutsal sayrlan bir tarikata mensup rahiplerin Alemine ait oldufunu soyledi. Onemli bir ifqaatta bulunan birinin edasryla, piqirilmig mlslrl mayalanmaya haztr hale getirmekle gdrevli kadrnlann bunu gifneyip tiiktirerek yaptrklarrnr, bu yontemle, insan salyasrnda bulunan bir ttir enzimi tirtine kattrklarrnr anlattr. insan salyasr dedi[i anda tiim srnrf dehqet iEinde gr$h[r basmrqtr. Profesor durumdan son derece hoqnut gonintiyordu. Krkrr krkrr giilmekteydi. Edepsiz bir gocu[un krkrrrrlan gibiydi giiliiqti. Bu kadrnlann uzman Eigneyiciler olduklannr soyleyerek devam etti; onlara "Eahi-ga" qi[neyicileri diyordu. Srnrftaki geng kadrnlarrn Eoiunun oturmakta oldu[u on srraya goz gezdirdi ve oykiisiini.in asrl bombasmr patlattr. "Ben bir ay-r-r-rrcah[a erigtim," dedi, o garip sahte-yabancr aksanryla, "Eahi-Ea gi[neyicilerinden biriyle yatmak

igin bir davet aldrm. Qahi-ga lapasmr gifneme sanatr bo$az ve yanak kaslannr oylesine geliqtiriyor ki, harikalar yararyorlar." Sersemlemiq dinleyicilerine bakarak uzun bir siire sustu, kikrrtrlannr bu sessizlifin igine serpiqtirerek. "Eminim gaktrnrz," dedi, ve kahkahalan koyverdi. Srnrf profesortin imlemesiyle gr[nndan Erktr. Kahkahalar ve profesoriin gene budala krkrrtrlar koyvererek geri gevirdigi bir sorular safiana[r yiiziinden konferansl en az beq dakika kesildi. Ses bantlannln, psikiyatnn dyki.isi.intin ve profesdrtin "gahi-ga gifneyicileri"nin rizerimde yarattrfr baskrdan oyle bunalmlg hissettim ki, o anda karar verip iqi brraktrm, okulu brraktrm, arabama atlayrp L.A.'ya geri dondiim. "Psikiyatr ve antropoloji profescirtiyle baqrma ne geldiyse," dedim don Juan'a, "beni tanrmadr[rm bir duygusal duruma soktu. Buna ancak ig gozlem diyebilirim. Kendi kendime hig durmadan konugup duruyorum." "Sendeki illet pek basit bi qey," dedi don Juan, giilmekten krnlarak. Besbelli durumum eflendiriyordu onu. Ben paylaqamryordum onun keyfini, giinkti iqin komik yanrnr gorebilmekten
Acizdim. "Senin drinyan sonuna yaklaqryor," dedi. "Bu senin iEin bi devrin sonu. Zannediyor musun ki ttim omrtince bildilin di.inya seni hiE patrrtrsrz, sessiz sedasrz brrakrp gidecek? Hayrr! Krvrrm krvnm krvranacak altrnda, kuyru[uyla garpacak seni."

DAYANAMADIGIM GORUNTU

95

Dayanarnadrfirm Goriintti

Los ANGELES HER zaman benim yuvam olmuqru. istencimi kullanarak yaptr[rm bir segim defildi, bu. Benim igin Los Angeles'ta yagarnak orda do[muq olmakla eq anlamhydr, hatta belki bundan da fazlaydr. ona mutlak bir duygusal balrm olmuqtu her zaman. Los Angeles'a duydulum agk ciyle yoEun, oyle bana ait bir qeydi ki, onu dile getirmem asla gerekmemigti- Asla bunu gozden gegirmeye ya da tazeremeye gerek duymamrgtrm, asla.

Los Angeles'ta arkadaglanmdan oluqan bir ailem vardt. Benim igin onlar en yakrn toplumsal gevremdi; bu onlarr tiimiiyle kabullendigim anlamrna geliyordu, ttpkt kenti kabullendilim gibi. Bir arkadaglm, gakayla karrqtk, hepimizin birbirimizden karqrhkh olarak qiddetle nefret ettilimizi soylemiqti, bir keresinde. Onlar bu ttirden duygulan kaldrrabilirlerdi kugkusuz, gi.inkii ellerinde baqka duygusal ba[lantrlar vardr, ana-babalar, kanlar ve kocalar gibi. Benimse Los Angeles'ta tek sahip oldu[um dostlanmdr. Her nedense, herkesin dert ortalrydrm. Her biri sorunlannr, yagamlarrndaki iniq grkrqlan iizerime boca ediyordu. Dostlanm bana oyle yakrndrlar ki, dertlerini, srkrntrlannt her zaman normal addediyordum. Psikiyatrm yantndayken ve onun ses bantlannl dinlerken beni dehgete diiqtirmtig olanlarm ttpkrsr konularda onlarla saatlerce sohbet edebiliyordum. Ayrrca arkadaglarlmln o psikiyatra ve o antropoloji profesoriine hayret edilecek kadar benzedi[ini asla fark etmemiqtim. Dostlanmrn ne denli gergin oldu[una hig dikkat etmemiqtim. Hepsi sigara tiryakisiydiler, trpkr psikiyatr gibi, ama bunun da hig farkrnda defildim; Eiinkii kendim de onlar kadar gok sigara iEiyordum ve ben de onlar kadar gergindim. Konuqmalarrndaki ozenti de hig goziime garpmayan bir qeydi, hep var oldufu halde. Hep yapmacrkh bir qekilde, Birleqik Amerika'nrn batrsrna ozgti bigimde genizden konuquyorlardt, ve yaptrklannrn gayet iyi farkrndaydrlar. Sadece zihinlerinde canlandrrabildikleri, hissetmeyi beceremedikleri bir duyarhfr sezindirmeye Eahqan imalannln da farkrna varrnlyordum. Kendimle gergek ytizlegmem, arkada$rm Pete'in ikilemiyle karqrlaqtrfrmda baqladr. Beni gormeye gelmiqti; darmada[rn bir haldeydi. Dudaklan patlamrg, yumruk yedigi besbelli olan sol gozti de krzanp qiqmig ve mavimsi bir renk almaya baqlamrqtr bile. Ben baqrna ne geldi[ini sorrnaya firsat bulamadan, kansr Patricia'nrn, iqiyle ilgili olarak hafta sonunda emlak komisyoncularr kongresine gittilini ve orada baqrna korkung bir qey geldi[ini anlatmaya bagladt. Pete'in haline bakarak herhalde Patricia bt kaza gegirip yaralanmtq, hatta

96

SoNSUZLUGUN ETKiiv yeNI

DAYANAMADtcTITa coRUNrU

9l

olmiiq olmah diye dtiqiindi.im. "O iyi mi?" diye sordum, iEten bir kaygryla. "Elbette iyi," diye hrrladr. "O bir stirti"ik ve bir orospu, ve stirti.ik-orospulara higbir qey olmaz, sadece dtizi.iliirler ve buna bayrlrrlar!" Pete kudurmuqtu. Titriyor, hatta kasrhyordu. FrrEa gibi, krvrcrk saglan dimdik havadaydr. Genellikle onlan dikkatle tarar ve do$al buklelerini dtizeltirdi. $imdi ise bir Tasmanya canavan kadar vahqi gortini.iyordu. "Bugiine kadar her qey normaldi," diye anlatmaya devam etti. "sonra bu sabah, duqtan grktrfirmda grplak krErma bir havlu gaplattr, iqte ciyle anladrm boklu[unu! o anda anlayrverdim baqka birini dtizdtifrinti." Bu mantrk zinciri beni qagrrtmrq1;'. Btraz aynntr istedim. Bir havluyu qaplatmanln insana bu tiirden bir qeyi nasrl gosterdilini sordum ona. "Ahmaklara bir qey gostermez tabii," dedi sesi zehir sagarak, "Ama ben Patricia'yr tanrnm, ve Perqembe giinti, yani komisyoncular kongresine gitmeden once, bir havluyu qaplatamazdr! Ashnda evlendilimizden beri bir havluyu asla qaplatamamrgtrr. Birisi bunu yapmayl ona o[retmiq olmah, ikisi Erplakken! Bu ytizden grrtlafirna yaprqtrm ve gergefi kusturdum ona! Evet! Patronuyla dtiziiqiiyor!" Dediline gcire Pete bu iqi kansrnrn patronuyla halletmek iizere Patricia'nrn ofisine gitmiqti, ama adamrn bir stirii korumasl vardr. onu drqan, park yerine atmrqlardr. ofisin pencerelerini taqlayrp camlan indirmek istemiq, ama korumalar bunu yaparsa kendini kodeste bulacalrnr, hatta daha da beteri, beynine bir kurqun yiyecegini soylemiglerdi ona. "Seni onlar mr dovdii, Pete?" diye sordum. "Haytr," dedi, bezgin bir halde. "sokaktan aqafr ytirtidiim ve kullanrlmrq araba satan bir galeriye daldrm. Benimle konugmaya gelen ilk satrq elemanrna yumrufu gaktrm! Adam qok gegirdi, ama ofkelenmedi. "Sakin olun beyefendi, sakin olun! Konuqarak halledebiliriz," diyordu. Alzna ikinci yumru$u yaprqtrrdrfrm zaman gok krzdr. iri bir herifti, bir tane ge-

neme, bir tane de goziime vurdu ve nakavt etti beni. Kendime

geldi[imde," diye devam etti Pete, "biirolanndaki divanda yatryordum. Yaklaqan bir ambulansrn sesini duydum. Benim igin geldiklerini anladrm, o yi.izden kalkrp ordan kagtrm. Sonra sana geldim igte." Kendinden gegmiq bir qekilde allamaya baqladr. Kustu. Hali tam bir rezaletti. Karrsrnr gafrrdrm, kadrnrn daireme gelmesi on dakika bile siirmedi. Pete'in oniinde diz goktii ve yalnrz onu sevdi[ine yemin etti, bunun drqrnda yapml$ oldu[u her qey budalahktan baqka bir qey de[ildi, onlarrn aqkr bir oliim kahm meselesiydi. Bagka hiEbir qeyin anlamr yoktu. olanlarr anlmsamryordu bile. Baqbaga hiingtir htingiir alladrlar ve tabii birbirlerini affettiler. Patricia Pete'in vurdu[u sa! goztindeki-Pete solaktr-kanlanmayr gizlemek igin giineq gozlti[ti takryordu. itisi de varhlrmrn farkrnda degildilerl grktrklarrnda benim odada oldufumu bile unutmuqlardr. Kapryr agrk brakrp, sarma$ dolaq grkrp gittiler. Benim igin yaqam her zamanki diizeniyle siirtiyor gibiydi. Arkadaqlanm hep yaptrklarr gibi benimle birlikte hareket ermekteydiler. Eskisi gibi partilere ya da sinemalara gitmekle meqguldtik, bazen de sadece oturup "geyik yapryor", ya da tek yemek fiyatrna "ne yersen ye" uygulayan lokantalar arayarak zaman geEiriyorduk. Ancak btittin bu scizde-sradanhlrn iEinde, yaqamrma garip, yeni bir etmen girmiq gibiydi. Bu deneyimin iginde, sanki anslzrn son derece balnazlaqmrqrm gibi geliyordu bana. Psikiyatra ve antropoloji profesoriine yaptr[rmm trpkrsrnr dostlanma da yapmaya baqlamrqtrm; yargrhyordum onlan. Ben kim oluyordum da baqkalarrnr yargllamaya kalkryordum? Derin bir sugluluk duygusuna kaprldrm. Arkadaqlarrmr yargrlamak, daha onceleri tanrmadrlrm bir ruh hali yarattl bende. Ama en fazla zoruma giden, onlan yargrlamakla kalmaylp, sorunlannr ve srkmtrlannr qagrlacak kadar banal bulmamdr. Ben aynr adamdrm; dostlanm da aynr kiqilerdi. yakrnmalannr, durumlarrnr ifade ediq tarzlarrm yizlerce kez dinlerniqtim, ve dinlediklerimle derin bir ozdeqleqmenin dr-

llirl

98

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

DAYANAMADTcTv conUNru

99

qrnda higbir qey hissetmemiqtim o zamana kadar. Igimdeki bu yeni ruh halini keqfetmek hayret vericiydi. Dertlerin teker teker gelmeyeceli ozdeyiqi kadar yagamrma uyan baqka bir laf olamazdt, o gi.inlerde. Yaqam bigimimdeki mutlak da[rlma, tam o dcinemde gergekleqti; her gey arkadaqrm Rodrigo Cummings'in New York'a ugacalr Burbank havaalanrna kendisini goti.irmemi istemesiyle baqladr. Kendi adma Eok dramatik ve umutsuz bir harekete kalkrqmrqtr. Los Angeles'ta takrhp kalmasmrn, ilzerindeki bir lanet oldu[una inanryordu. Ulkeyi baqtan baqa kat ederek New York'a arabayla gitmeye kalkrqtr[r birEok kez arabaslnln yolda bozulup kalmasr ttim arkadaqlarr arasrnda alay konusuydu. Bir keresinde Salt [,ake City'e kadar gitmiqti, ama arabast motor yakmrqtr ,orada. Atmak zorunda kalmrgtr arabayr. Qogu zaman daha Los Angeles'in banliyolerinden Erkamadan arabalannin iqi bitiyordu. "Arabalanna ne oluyor, Rodrigo?" diye sordum bir keresinde, gergekten merak etmiqtim. "Bilmiyorum," diye yanrtladr, sesinde grzh bir suglulukla. Ve ardrndan, aydrn vaiz pozlarrndaki antropoloji profesortine yakrqacak bir sesle qoyle dedi, "Belki de yola grktrlrmda kendimi ozgiir hissetti[im iEin gazr koklememden oluyordur. Qo!u zaman biittin pencereleri de aglyorum, rijzgdn ytiztimde duymak igin. Yeni bir qey deneyen bir gocuk gibi hissediyorum kendimi." I{er zaman birer ktiliisttir olan arabalarrnrn artrk stirat yapacak halleri kalmadr[mdan motorlanrun yandr[rnr anladrm. Rodrigo Salt Lake City'den Los Angeles'a otostopla donmiiqtii. Otostop yaparak New York'a da gidebilirdi elbette, ama bu hig akhna gelmemiqti. Benim baqrmdaki bela Rodrigo'ya da musallat olmuq gibi gortiniiyordu; onun ne pahasma olursa olsun kabullenmeye yanagmadrlr, Los Angeles igin duyulan bilingsiz bir tutkuydu bu. Baqka bir seferinde, arabast miikemmel durumdaydr. Tiim yolculu[u rahathkla kaldrrabilirdi, ama belliydi ki bu kez de Rodrigo Los Angeles't terk edecek durumda delildi.

San Barnardino'ya kadar gitmiq, orada bir sinemaya girip bir film seyretmiqti-On Emir. Bu film, sadece Rodrigo'ya ma-

lum olan nedenler yiizi.inden, Los Angeles igin karqr konulmaz bir hasret yaratmrqtr iginde. Geri geldi, ve aflayarak bana bu siktirici qehrin kendisinin dort bir yanrna iginden bir ttirlii Erkamadrfir bir parmakhk gevirmiq oldu[unu anlattr. Gidemedigi igin kansr memnun olmuqtu, krz arkadaqr Melissa daha da memnundu, ama aynr zamanda rlrjq krnkh[rna da uframrqtr, giinkti Rodrigo giderken, Melrr;sa'nin ondan aldrfr scizliikleri Rodrigo'ya iade etmesi gerekio,.ct'ril.l. New York'a uEakla ulaqmak igin s*rn u;lr,rf.suz giriqimi daha da dramatik bigimde sonuElandr. giink{r bilet paraslnl odeyebilmek igin arkadaqlanndan borE almrqtr. Soylediline gore borcunu cideme niyetinde olmadrlr igin" bu yolla geri donmemeyi garantilemig oluyordu.

valizlerini arabamrn baga.jrna yerlerstirip onunla birlikte Burbank havaalanmrn yolunu tutturn. uEafrn yediden once kalkmayacafrnr soyledi. ogte sonrasrnrn ilk saarleriydi ve gidip bir film izlemek iEin diinya kadar vaktimiz vardr. Ayrrca, yaqamlanmlzln, etkinliklerimizin merkezi olan Holywood Bulvan'na son kez bir goz atmak istiyordu. Teknikolor ve sinerama olarak bir destan seyretmeye gittik. uzun ve dayanrlmaz bir qey olan film Rodrigo'nun ilgisini Eekmiqe benziyordu. Sinemadan grktrlrmrzda hava kararmaya baqlamrqtr bile. Yolun trafi[in iEinde relaqla Burbank'e dolru yola koyuldum. o saatlerde trkanan otobanrn yerine ara sokaklardan gitmemizi istedi. Havaalanrna vardl[rmrzda

kin ve yenik, Rodrigo vezneye gitti ve parasrnr geri almak igin biletini iade etti. Memur adrnr yanp kendisine bir mak-

uEak heniiz kalkmrEtr. Bu bardalr taqran son damla oldu. Sa-

buz verdi ve havayolunun muhasebe biirolannrn bulundu[u Tennessee'den altr hafta iginde paraslnr postalayacaklannr soyledi. . Arabaya atlayrp ikimizin de oturdufu binaya geri dondiik. Itibarrnr kaybetmemek igin bu sefer kimseye veda etmedilinden, bir kez daha gitmeye kalkrqtrlrnm kimse farkma varrna-

100

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

rnl$tl. Tek sorun arabastnt satmtq olmasrydr. Annesiyle babaslnln evine kadar kendisini gotiirmemi istedi, gtinki.i bilet igin harcadr[r parayr babasrndan alacaktr. Kendisini bildim bileli, Rodrigo'yu baqrna gelen her tiirlii dertten kurtaran babasr o1mugtu. Babastntn bir sloganr vardr: "Korkma! Baba Rodrigo burda!" Rodrigo'nun obiir borcunu odemek igin kendisinden borg istedilini duyunca, babast arkadagrma hayatrmda gcirdtiEiim en htiztinlti ifadeyle baktr. Kendisinin de korkung mali sorunlarr vardt. Kolunu ollunun omuzlanna dolaytp, "Bu kez sana yardrm edemem evlat," dedi. "$imdi korkman lazrm, giinkti baba Rodrigo artrk burada defiI." Dostumla ozdeqleqmeyi, onun dramtnt igimde hissetmeyi umutsuzca istedim , am? yapamadrm. Sadece babastntn ci.imlesine odaklanmrgtrm. Oyle nihai bir trntsr vardt ki, beni harekete gegirmiqti. Don Juan'a gok ihtiyaclm vardt. Her qeyi Los Angeles'ta askrda brrakrp Sonora'ya dofru yola grktrm. Don Juan'a iEimde dostlarlma iliqkin oluqan garip ruh halini anlattrm. Vicdan azabtyla hr gkrrarak, onl an y argrl amay a baql adr frmr soyledim
ona.

Kagrntlmaz Randevu

"Onemsiz qeyler iEin duygulanna bu denli kaptlma," dedi don Juan, sakin bir qekilde. "Yaqammdaki bi devrin kapanmakta oldulunu zaten biliyorsun, ama kral olmeden devir gergek anlamda sona ermez." "Bununla ne demek istiyorsun, don Juan?" "Kral sensin, ve sen de trpkr arkadaglarrn gibisin. Seni korkudan oldtiren gerEek, bu. Yapabilecefin qeylerden biri bunu oldu[u gibi kabullenmek ki, elbette yapamazsln. Yapabilecelin difer qey ise, 'Ben oyle delilim, ben oyle defilim,' diye kendi kendine durmadan tekrarlamak. Ama kahbrmr basanm ki bi an gelir, oyle oldufun kafana dank eder."

ziuxiHaix Cpnisixng BANA hiE rahat vermeyen bir

qey

vardr: aldr[rm bir mektuba cevap yazmaltydtm, ne pahastna olursa olsun yapmahydtm bunu. Uqengegli[imle memnun etrne arzum karrqryor ve beni yazmaktan ahkoyuyordu. Don Juan Matus'la tanrqmama sebep olan antropolog arkadaqrm birkaE ay once bana bir mektup yazmrqtr. Antropoloji gahqmalarrmrn nasrl gittilini soruyor ve beni tsrarla davet ediyordu. Uq uzun mektup kaleme aldrm. Tekrar okudufumda hep-

r02

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

KAqINILMAZ RANDEVU

103

sini oyle basmakahp ve dalkavukga buldum ki tiEtinii de yrrtrp attrm. Ona duydulum gontil borcunun derinligini, kendisi igin hissettiklerimi yeterince ifade edememiqtim. Yazmakta gecikmemi mazur gostermek igin, daha samimi bir goztim olarak gidip onu gcirmeye ve don Juan Matus'la neler yaptrfirmr brzzat anlatmaya karar verdim, ancak bunu da erteleyip duruyordum, Etinkii don Juan'la ne yapmakta oldufumdan pek emin degildim. Arkadagrma bir gtin gergek sonuglar gcistermeyi istiyordum. $imdiki halde sadece olasrhklann belirsiz taslaklan vardr elimde, ve bunlar onun sorgulayan bakrqlarr ciniinde hig de antropolojik alan Eahgmasr gibi durm ayacaktr.

ama bununla derinden iliqkili bir olay oldulunu soylemiqti. "Oltimti, arkadaqrnr goktan agmaya baqlamrq olan bi drq

Bir giin onun olmiiq oldulunu o[rendim. Onun oltimri


birini baqlattr. Duygulanmr ifade etme imkAnrm yoktu, Etinkii ne hissettilimi zihnimde biqimlendiremiyordum. Mektubunu cevaplandrrmadr[rm iEin, onu gormeye gitmedifim iEin, keder, moral gokiinti.isii, kendime karqr nefret gibi duygulann bir kanqrmrydr. Hemen ardrndan don Juan Matus'u ziyarete gittim. Evine varrr varmaz, gardafrndaki sandrklardan birine oturup arkadaqrmrn oliimtinden duyduEum kederi ifade etmek iqin srradan durmayacak sozctikler aramaya bagladrm. Anlayamadr[rm bir qekilde, don Juan igimdeki srkrntryt ve ona gitmemin aErk nedenini biliyordu. "Evet," dedi, ifadesiz bir sesle. "Arkadaglnrn, benimle tanr$man iEin sana krlavuzluk eden antropologun oldtifiinti biliyorum. tsitakrm nedenlerden dolayr, oldti[ti anr biliyorum. Bunu gordiim." Sciyledikleri iliklerime kadar sarsmr$t1 beni. "Ben bunun gelmekte oldulunu uzun zaman once gormi.iqttim. Hatta sana anlattrm bile bunu, ama sen soylediklerimi gciz ardr ettin. Eminim hatrrlamryorsundur bile." Soyledi[i her sozctilti hatrrhyordum, ama bunlar o zaman hiEbir anlam ifade etmemiqti bana. Don Juan, kendisinin antropolog arkadaqrmr olmekte olan bir adam olarak gcirdti[i.ini.i ve bu gergefin, bizim buluqmamtzln bir parEasr olmayan,
bende o tehlikeli, sessiz depresyonlardan

ilti

gtiq olarak gord[im," demiqti bana. "Her birimizde bu enerji yarr[r vardr; gobelin altrnda bulunan bi enerji Eatla[r. Btiyiiciilerin gedik diye adlandrrdrfr bu gatlak, insan gengken kapahdrr." Dedi[ine gore biiyi.iciini.in goziintin ttim ayrrt edebilece[i, rqrltrlr kiirenin beyazrmsr parlakhfirnrn iEinde ince uzun bir renksizlik bolgesiydi. Ama bir insan oli.imtine yaklaqtrltnda gedik epeyce belirginleqiyordu. Arkadaqrmrn gedifiinin tamamen aErk oldu[unu soylemiqti bana. "Btittin bunlann anlamt ne, don Juan?" diye sormuqtum, laf olsun diye. "Oliimctil bi anlaml var," diye yanrtlamrqtr. "Tin bana bi qeyin son bulmakta oldu[unu iqaret ediyordu. Bitmekte olarun omriim oldulunu dtiqtindiim, ve elimden geldi!rnce zarafetle kabullendim bunu. Sonra, qok sonra, sona ermekte olanrn omrtim defiil, ttim silsilem oldulunu anladtm." Neden bahsettifini bilmiyordum. Btittin bunlan nasrl ciddiye alabilirdim ki? Bana gore soyledikleri o zamanlar yaqamrmdaki biitiin obiir qeyler gibiydi: sadece laf. "Pek fazla soze dokmtiq olmasa da, arkadaqrn kendisi soylemiqti sana, olmekte oldu[unu," dedi don Juan. "Benim sciylediklerimi kabul ettilin gibi, onun sozlerini de kabullendin, ama her ikisine de aldrrmamayl yefledin." Diyecek lafrm yoktu. Soylediklerinin altrnda ezilmiqtim. Oturdufum sandrfa gomiiltip ortadan kaybolmak, yerin dibine gegmek istiyordum, "Bciyle aldrnqsrz olman senin hatan defil," diye devam etti. "Bu, genElik. Oyle gok yapacak qeyin var ki, gevrende oyle gok insan var ki. Tetik delilsin. Tetik olmayr hig ofirenmedin zaten." Kalan son kalemi, dikkatli olduE,rm gergelini savunma gabasryla, krvrak bir zekfl ve agrkgozltiltik gerektiren oliim kahm durumlan yagamlq oldu[umu iqaret ettim don Juan'a. Tetiktelik yetene[inden yoksun defildim; bende olmayan qey

t04

SONSUZLUGUN ETKIN yaNT

KAqINI LMAZ RANDEVU

105

uygun bir cincelik listesi diizenleyecek yon duygusuydu; bu yiizden benim iEin her $ey ya cinemliydi, ya da onemsiz. "Tetik olmak dikkatli olmak anlamrna gelmez," dedi don Juan. "Bilytici.iler igin tetik olmak, anrn etkileqimine yabancr gibi goriinen gtinltik diinyarun dokusundan haberli olmak demektir. Benimle karqrlaqmadan once arkadaqrnla grktrfln o y.olculukta yalnrzca ortada olan aynntrlarrn farkrna vardrn. oltimtiniin onu nasrl sardr[rna dikkat etmedin, iEindeki bi qey bunu bilse de." Itiraz etmeye, sciylediklerinin dofru olmadrfirnr anlatmaya yeltendim. "Sradan qeylerin ardrna saklama kendini," dedi, suglayan bir tavrrla. "Ayaklannrn iizerinde dur. Benimle birlikte oldulun qu an iEin bile olsa yalmzca, bildifiin qeyin sorumluluEunu tistlen. Qevrendeki diinyanrn yabancr dokusunda, olup bitenlere yabancr olan o dokuda yitip gitme. E[er kendin ve sorunlann igin kaygrlanmakla bu denli meqgul olmasaydm, bunun onun son yolculufu oldulunu anlardrn. Hesaplannr kapattrlrnrn, ona yardrm etmiq olan insanlan gciriip onlara veda ettifinin farkrna varrrdrn. "Senin antropolog arkadaqrn benimle konuqtu bi keresinde," diye devam etti don Juan. "Onu oyle net hatrrhyordum ki, otobiis terminalinde sen bana gelince hiE qagrrmadrm. Benimle konuqtu[unda ona yardrm edememiqtim. Aradrfrm adam o delildi, ama ona btiyiicii boqlulumdan, btiyticii sessizli[imden iyilik diledim. Bu ytizden son yolculufunda yaqamrnda deferi olan herkese teqekktir ettifini biliyorum." Don Juan'rn ne denli hakh oldufunu teslim ettim, farkrna vardr[rm halde o zaman benim igin hiqbir qey ifade etmemig olan bir si.irti aynntr vardr; ornefin gevremizdeki manzarayr seyrederken arkadaqrm adeta kendinden gegiyordu. Uzaklardaki dafilan, nehir yatalrnr ya da golti seyretmek igin arabayr bazen saatlerce durduruyordu. orta yaqh bir adamrn budalaca duygusalh[r diye dtiqtintip bunu goz ardt etmiqrim. Qok fazla igti[ine dair [stti kapah imalarda bile bulunmuqtum. Bazr dehqetli durumlarda bu igki insana bir banq ve bafrmsrz-

lrk anr salhyor, demiqti; bir daha tekrarlanamayacak bir geyin tadmr qrkarmaya yetecek uzunlukta bir andr bu, dediline gore.

"O yolculuk ashnda yalnrzca onun gozlerr igindi," dedi don Juan. "Biiyiictiler bciyle bi yolculuk yaparlar, ve bu yolculukta gcizlerinin igine Eekebildiklerinin drqrnda higbi qeyin onemi yoktur. Arkadaqrn srtrndaki tiim gereksiz ytikleri atryordu." Don Juan'a, arkadaqrmrn olmekte oldu[unu soylemesini duymazdan gelme nedenimin, igimde bir yerlerde bunu aslmda bilmem oldulunu itiraf ettim. "Btiyticriler asla boq konuqmazlar," dedi. "Sana ya da baqkalarrna soylediklerim konusunda son derece dikkatliyim. Seninle benim aramdaki fark, benim hrg zamanrmrn olmamasr, ve buna gore davranmam. Ote yandan sen diinyakadar zamarun oldufuna inanryorsun ve ona gore hareket ediyorsun. Bireysel davranrqlanmrzrn nihai sonucu ise qu; ben yaptrfrm ve soyledifim her qeyi olEerek davranryorum, sense bunu yapmlyorsun." Hakh oldu[unu kabul ettifimi, ama soylediklerinin stkmtrmr ve acrmr dirdirmedi[ini soyledim ona. Ardrndan karmakarrqrk duygu.lanmln her ayrrntrsrnr kontrolsiizbr qekilde sayrp doktiim. Ogiit istemedifiimi soyledim. Kederimi hafifletmesi igin bir bi.iyiicti regetesiydi ondan bekledifiim. Dofal bir gevqetici, organik bir Valium bana iyi gelecekti; bunu istiyordum ondan. Don Juan hayretler iginde baqrnr iki yana salladr. "Sen gok oldun artlk," dedi. "Bundan sonra da seni rahatsrz eden ne varsa hepsinden kurtulmak igin bi biiyticii ilacr isteyeceksin. Tadr ne kadar berbatsa, etkisi o kadar gtiglti bi ilaE. Iqte senin batrh kafan. SonuE pegindesin hep-tek bir doz, ve grp diye iyileqivereceksin. "Btiyiictiler olanlara baqka tiirlti karqr koyarlar," diye devam etti. "Boqa harcanacak zamanlan olmadrfr igin, cinlerindeki qeye kendilerini tiimtiyle verirler. Senin srkrntrnrn nedeni sa[duyudan yoksun olman. Arkadaqrna uygun bigimde teqekkiir edecek salduyun yoktu. Bu hepimize olur. Duyguian-

r06

SONSUZLUGTJN ETKIN

ynul

KAqINILMAZ RANDEVU

107

mrzt bi ti.irhi ifade edemeyiz, ve bunu yapmak istedifimizde de gok gegtir, gtinkti zamanlmrz kalmamrqtrr. Zamant sona eren sadece arkadaqrn degildi. Seninki de bitmiqti. Arizona'dayken bol bol teqekki.ir etmeliydin ona. Sana gevreyi gezdirme zahmetine girmiqti, ve anlasan da anlamasan da, o otobtis terminalinde en iyi atrqrnr yapmrqtr senin igin. Ama ona teqekkiir etmen gereken anda sen ona krzgrndrn-yargrhyordun onu, ya da her neyse. Ve sonra onu gormeyi erteledin. Ashnda erteledifin ona teqekkiir etmekti. $imdi kuyrufunda bi hortlakla kalakaldrn iqte. Ona borcunu asla odeyemeyeceksin." Soylediklerinin ne denli onemli oldulunu anhyordum. Higbir zaman eylemlerimle boylesi agrk biqimde ytizleqme-

miqtim. Ashnda kimseye teqekkiir de etmemiqtim, hem de hig. Don Juan kancasrnr daha da derinlere dtirttri. "Arkadaqrn olmekte oldufiunu biliyordu," dedi. "Sana son bi mektup yazLp neler yaptr[rnr olrenmek. istedi. Belki farkrnda degildi, belki sen de delildin, ama son dtigiincesi sendin.' Don Juan'rn sozlerinin afrrh[rnr kaldrramadrm. Qokmiiqttim. Uzanmam gerekti[ini diiqtindtim. Baqrm doniiyordu. Belki de havadandr. Don Juan'rn evine akqam i.istti inmek gibi korkung bir hata yapmrqtrm. Batmakta olan gtineq hayret verici bir altrn sansl renkteydi, ve evin dolusuna diiqen grplak tepelerde altrn sansr ve mor yansrmalar yaptyordu. Gokyiiziinde en ufak bir bulut bile yoktu. HiEbir qey krprrdamryor gibiydi. Sanki tiim dtinya bir yerlere saklanmrqtr, ama varhfr gene de dayanrlmazdr. Sonora goltintin sessizlifi bir hanger gibiydi. iliklerime iqliyordu. Kalkrp gitrnek, arabama binip uzaklara stirmek istiyordum. $ehirde olmak, gi.irtilttini.in iEinde yitip gitmek istiyordum. "Bi sonsuzluk deneyimi yaqamaktasrn," dedi don Juan, ciddi ve kesin bir ifadeyle. "Bunu biliyorum, gtinki.i ben de senin yolundan gegtim. KaEmak, insani bir qeye dahp gitmek istersin, srcak, alakasrz, aptal bi geye, kime ne? Arkadagrnrn oliimtin{i unutmak istiyorsun. Ama sonsuzluk buna izin ver-

meyecek." Sesi yumugadl. "Aclmasrz penEeleriyle seni yakaladr bi kez." "$imdi ne yapabilirim, don Juan?" diye sordum. "Yapabilece[in tek qey," dedi don Juan, "arkadaglnln anlsrnr taze tutmak; yaqammln geri kalanrnda ve belki bunun da citesinde, onu canh tutmak. Btiyiictiler, arttk seslendiremeyecekleri teqekkiirleri bu yontemle ifade ederler. Bunun budalaca bi yol oldufunu dtiqtinebilirsin, ama ellerinden gelenin en iyisi budur." Coqku dolu don Juan'rn da benim kadar htiztinlenrniq oldufunu di.iqiinmemin nedeni kendi hiizntirndii kuqkusuz. Hemen kafamdan attrm bu di.iqtinceyi. Bu mtimkiin olamazdt. "Biiyiictiler igin hiiztin kiqisel bi qey defildir," dedi don Juan, gene diiqiincelerimin igine dalarak. "Bu pek hiiztin sa-

yimaz. Evrenin derinliklerinden gelen bi enerji dalgasrdrr bu; ve btiytictiler trpkr radyo dalgalarrnr yakalayan radyolar gibi agrk olduklarrnda onlara garpar. "Bize biiyiictiliifiiin btittin boyutlannt btrakan eski zaman biiyiictileri, hiizniin evrende bi giig olarak bulundu[una, bunun rqrk gibi, niyet gibi bi olgu oldufuna, ve bu stirekli gi.iciin ozellikle artrk hiEbi koruyucu kalkanlart kalmayan biiyticiiler i.izerinde etkin olduluna inanryorlardt. Btiyticiiler arkadaqlarrnrn ya da gah;malannln ardrna gizlenemezler. Aqkrn, nefretin, mutlulufr-rn ya da mutsuzlufun ardrna gizlenernezler. Onlar hiEbi qeyin ardrna gizlenemezler. "Btiyiiciiler igin," diye don Juan devam etti, "hiiztin soyuttur. Bi qeye grpta etmekten, bi qeyden yoksun olmaktan, ya da kendini cinemsemekten kaynaklanmaz. Ben'den kaynaklanmaz. Sonsuzluktan kaynaklantr. Arkadaqrna teqekktir edemedifin iEin duydufun htiziin de o yone dofru kaymaya baqladr bile. "Olretmenim nagual Julian," diye devam etti, "mtithiq bi aktordii. Ashnda profesyonel bi tiyatro oyuncusuydu. Tiyatro seanslannda anlattrfr Eok sevdifi bi oykiisii vardr. Bu oykti gok biiytik rstrrap verirdi bana. Bunun, her qeyi olan, ama evrensel hiizntin slzrsmr hisseden btiytictiler igin bi oykti oldu-

108

SONSUZLUGUN ETKiN YANI

lattr[rnr diiqtintirdiim. " Ardrndan don Juan hocasrnrn afzrndan aktararak, ciykiiniin derin bir melankoliden mustarip bir adamla ilgili oldu[unu anlattr. Adam zamanlnln en iyi doktorlanna goriinmtiq, ama hiEbiri ona yardrm edememiqti. Sonunda en yetkin hekime, bir ruh salaltrcrsrna gitti. Doktor hastastna melankolisini sona erdirecek avuntuyu belki aqkta bulabilecegini belirtti. Adam aqkrn onun igin sorun olmadrfmr, dtinyada belki de hig kimsenin onun kadar sevilmedi[ini soyledi, karqrhk olarak. Doktorun sonraki onerisi, di.inyanrn degiqik yerlerini gorebilecefi bir yolculuktu. Adam, hiE abartrsrz dtinyanln her yerini gormtiq oldulunu soyledi ona. Doktor sanat, spor, vb. alanlarda hobiler edinmesini onerdi. Adam her oneriye aynr karqrhlr veriyordu: Bunu da yapmrqtr ve yarannl gormemiqti. Doktor adamm iflah olmaz bir yalancr olabilecefinden ku$ku duymaya baqladr. Soyledi[i her qeyi yapmrq olmasrna imkdn yoktu. Ama iyi bir salaltrcr olarak, son bir dnerisi daha
vardr"

lunu soylerdi. Her zaman bunu kigisel olarak benim igin an-

"Ah!" diye haykrrdr. "Sizin igin miikemmel bir goztimtim var, beyefendi. Zamantmrztn en btiytik komedyeninin bir gosterisini gidip gormelisiniz. Sizi oyle ellendirecek ki, melankolinizden ti.imtiyle kurtulacaksrnrz. Biiytik Garrick'in
gosterisine gitmelisiniz ! " Don Juan, adamrn doktora hayal edilebilecek en hiiziinlti bakrqla baktrlrnr ve qciyle karqrhk verdilini soyledi, "Doktor, oneriniz buysa e!er, benim iqim bitik. iyileqmem imkAnsrz.

Krnlma Noktasr

Btiytik Garrick benim.

"

DON JUAN iqSAf sessizli{i dtiqi.incelerin devreden grktrfr, ve kiqinin iqlevsellifini gi.indelik farkrndahktan ayn bir dtizeyde ytiriitti.ifiii cizel bir durum diye tanrmhyordu. lEsel sess izli ! in, ig s e I s oy le S iy i-di.iqiincelerin si.irekli eqli[ini-durdurma anlamrna geldi[ini ve bu yi.izden derin bir stikfinet durumu oldulunu vurguluyordu. "Eski btiyiiciiler," dedi, "ona igsel sessizlik adrnr verdiler; gtinkti bu, algrlamanln duyulara dayanmadrfr bi durumdur.

i10

SoNSUZLUcUIv

nr<iN

YANI

KIRILMA NOKTASI

l1l

IEsel sessizlikte insanrn baqka bi yetisi devreye girer, onu sihirli bi varhk yapan melekedir bu, insanm kendiJinin de[il de drqtan gelen bi etkinin srnrrladr$r melekesinin ta kendisi." "insanrn sihirli yetisini surrlayan bu drq etki nedir?" diye
sordum. ye yanrtiadr don Juan, "qu andaki sciyleqimizin konusu bu degil eski ga! Meksika'sr qamanlarrnrn- briyi.icriltiltindeki en ciddi ozellik gerEekten bu olsa da.

"Bu konu gelecekte yaprlacak bi agrklamaya giriyor," di-

rak en akla gelmeyecek edimleri kullanmrqlardr; ga$layanlara atlamak ya da bir a$acrn en rist clahna baq aqali airti vaziyette geceler geEirmek gibi, igsel sessizligi yakalamakla hepten ilgisiz gciriinen hareketlerdi bunlar. Don Juan eski ga! Meksika'sr qamanlannln mantr[rnr izleyerek, iEsel sessizli{in Eo$ahp biriktifiini belirtti. Benirn de bir iEsel sessizlik ntivesi geliqtirmem ve ardrndan her ahqtrrma yaplqrmda ona saniye tisttine saniye ilave etmem iEin krlavyzfuk etmeye ufraqryordu. AErklamasrna g6re est<i Eag Meksika'sr qamanlan her bireyin zaman agrsmdan farkh bir iEsel sessizlik eqigi oldufunu keqfermiglerdi; bu da ig:sel sessizligin iglevsel olabilmesi igin her birimizin kend i oieleqi[imize ulaqabilece[irniz uzunlukta bir stire boyunca onu siirdtirmemiz gerektili anlamrna geliyordu. "o btiytictiler iEin igsel sessizligin iqlevsel oldu[unu gcisteren iqaret neydi, don Juan?" diye sordum. " igs el sessizlikonu gergekleqtirmeye baqladrlrn andan itibaren iqlevseldir," diye yanrtladr. "Eski btiyucfrlerin peqine dtiqttigti qey, sessizlilin o bireysel eqi[ine eriqmenin ro.t, dru-

yin do$dulu yerdir. Baqka bi deyiqle, yaprrklarrmrzrn hepsi buna gcittiriir bizi; ve bu da-btiyiiciilerin diinyasrndaki her qey gibi-devasa bi gey bizi sarsmadrkga gdstermez kendini." Don Juan eski ga! Meksika'sr qamanlarrnrn peqi'de olduklarr bu iEsel sessizlik haline ulaqmak igin kendit.iini ya da biiyticti Eomezlerini iliklerine kada, ,u.ru.uk sayrsrz yollar bulduklannr sciyledi. Buna eriqebilmek iEin kilit noktalir ola-

"iEsel sessizlik", diye devam etti, "btiytictiltiktriki her qe-

matik, nihai sonucuydu. Qok yeteneklr bazt uygulamactlara peqinde olduklarr bu amaca ulagmak igin sadece birkaq dakika yetiyordu. Daha az yetenekli olanlanntn atzulanan sonuca varmak iEin uzun sessiziik si.irelerine ihtiyact vardr; belki bi saatten fazla stiren mutlak siik0net gibi. Arzulanan sonug, eski biiyiictilerin diinyayt durdurmak dtye adlandrrdrklan bi qeydir; gevremizde ne varsa ttimtintin daima olduklan qey o1maktan grktrfir andr bu. "Biiyticiilerin insanm gergek do[asrna dondtikleri an iqte budur," diye don Juan devam etti. "Eski btiyi.iciiler bulla mutlak ozgiirliik adm verdiler. Btt, kole insanoflunun, smrlt imgelemimize meydan okuyan algrlama hiinerleri gosterrneye yetenekli, ozgiir varhfa dontiqtiifiti andr." Don Juan igsel sessizligin yargrda gerqek bir duraklamaya gotiiren yol oldu[una beni temin etti; evrenden denetimsiz olarak yayrlan duyusal verilerin duyular tarafindan yorumlanmastnrn sona erdifi andr bu dediline gore; biligselli[in kullanrm ve yinelenme yoluyla diinyanrn do[asrna karar veren giig olmaktan Erktrfr andt. "Biiyi.iciiler, iEsel sessizlifin iqlevlerinin baqlamasr iEin bi krrlma noktasma gereksinme duyarlar," dedi don Juan. "KIrilma noktasr, duvarctnrn tu[lalar araslna yerleqtirdifii harq gibidir. BaqlangrEta birbirine bafh olmayan tullalar ancak harE katrlaqtr[mda bi yapr oluqturur." Don Juan iligkimizin en bagrndan beri iqsel sessizligin deferini, gereklili[ini kafama sokmaya gahqryordu. Onerilerini elimden geldifince izleyerek iEsel sessizlifiimi santye saniye arttrnyordum. Bu arttqtn etkisini olEebilecek bir araca sahip de[ildim, herhangi bir eqi[e ulaqrp ulaqmadrfirmr gosterecek bir olgiiti.im cle yoktu. Inatla onu artttrmayr hedefliyordum sadece, ve yalntz don Juan'l memnun etrnek igin de[il, arttrma edimi kendi baqrna bir rneydan okuma haline gelmiq oldufundan yapryordum bunu.

Bir gtin l{ermosillo'nun ana meydanrnda don Juan'la birlikte sakin sakin dolagryorduk" Bulutlu bir giintin ofle sonrasrydr. Kuru ve gok hoq bir stcak vardt. Qevrede bir stirti insan

lillli

ilii

r12

SONSUZLUGUN ETTiN YANI

KIRILMA NOKTASI

113

dolagmaktaydr. Meydanrn Eevresine dtikkdnlar srralanmrqtr. Hermosillo'ya birgok kez gelmiq olmama karqrn onlann daha

,1,

rl;

once farkma varrnamlqtrm. Orada olduklarrnr biliyordum, ama bilingli qekilde fark etmemiqtim onlarr. Hayatrm buna ba[lr bile olsa o meydanrn bir krokisini gizemezdim. O giin don Juan'la dolaqrrken, dtikkdnlann yerlerini ve ne sattrklarrnr belirlemeye Eahqryordum. ilerde bellelimi canlandlrmama yardrm edecek ipuglarr anyordum. "Sana daha once de bigok kez soyledifim gibi," dedi don Juan, beni dtiqtincelerimin yolunlu$undan kopararak, "tanldrfrm her biiyiicti, erkek olsun kadrn olsun, yagaml iEinde eninde sonunda bi hnlma noktastna varrt." "Bir sinir buhranr ya da bunun gibi bir qey mi yagadrklannr sdyhiyorsun?"diye sordum. "Hayrr, haylr," dedi gtilerek. "Sinir buhranlarr kendilerine aclyan bireyler igindir. Btiyiici.iler birey de[ildir. Benim anlatmak istedi[im, iEsel sessizligin ofi.aya grkrp yaprlannrn etkin bi yanr haline gelmesi iEin, yaqantrlanndaki siireklili[in belirli bi anda krnlmasr. "Qok Eok onernli olan," diye devam etti, "senin o hnlma noktastna bilerek varman, ya da onu yapay biEimde, akrl yoluyla yaratman." "Bununla ne demek istiyorsun, don Juan?" diye sordum,
qaqrtrcr uslamlamasrna takrlarak" "Senin ktnlma noktan," dedi, "yagantrnr bildigin gibi siirdtirmeyi brrakmandrr. Sana sciyledifim her qeyi itaatkar ve hatasrz biEimde yaptm. Yetene[ini asla gostermiyorsun. Gortiniiqe gore senin tarztn boyle. Kahn kafah delilsin, ama oyleymiq gibi davrantyorsun. Kendinden gok eminsin, ama gtivensizmiq gibi hareket ediyorsun. Qekingen defilsin, ama insanlardan korkuyormuq gibi davranryorsun. Yaptrlrn her qey tek bi noktayr iqaret ediyor: bunlann hepsinin hakkrndan gelmen gerek, hem de amanslzca."

kadaqlannr brakmahsm. Onlara sonsuza dek veda etmelisin. Kigisel tarihgeni kendinie birlikte stiriikledilin si.irece sava$glnrn yolunda ilerlemen miimktin defil, ve yaqam tarzrnr de[iqtinnedifin takdirde seni elitmeye devam edemeyece[im." "Dur, dur, dur, don Juan," dedim. "Bu konuda dayatmak zorundayrm. Benden gok fazla qey istiyorsun. Seninle aqrk konuqayrm, bunu yapabilecefimi sanmlyorum. Arkadaqlanm benim ailem, benim dayanak noktarn." "Kesinlikle, kesinlikle," diye atrldr. "Onlar dayanak noktan. Bu ytizden de gitmeleri gerek. B{iyiiciilerin sadece bi tek dayanak noktasr olur: sonsuzluk." "Ama ne yapmamr istiyorsun ki, don Juan?" diye sordum,

,l'i

llll

"iyi de nasrl, don Juan? Akhnda ne var?" diye sordum,


tam bir panik iginde. "Sanrnm her qey tek bi yere gelip dayanryor," dedi. "Arr,illl

aflamakh bir sesle. Iste[i beni ktiplere bindirmiqti. "Sadece aynlacakstn," dedi, pratik bir tavrrla. "Nasrl aynIrrsan aynl." "Ama nereye gidebilirim ki?" diye sordum. "Benim dnerim, bildi[in o adi otellerden birinde bi oda tutman," dedi. "Ne kadar berbat bi yer olursa o kadar iyi. Hele bi de odanrn Eamur yeqili bi hahsr, gamur yegili ortiileri, ve de Eamur yeqili duvarlan olursa hepsinden iyi-ham bt zamanlar Los Angeles'ta sana gosterdilim otel gibi bi yer iqte." Sinir iginde giildiim, Los Angeles'rn sanayi bolgesinde, sadece depolann ve gegici mi.iqteriler iEin eski piiskii otellerin bulundulu bir yerden don Juan'la birlikte arabamla gegiqimizi hatrclamrqtrm. Otellerden biri tumturakh adr ytiziinden don Juan'rn ilgisini gekmiqti: Yedinci Edward. Bakmak iEin sokafrn karqrsrnda btraz durmuqtuk. "iqte bu otel," demiqti don Juan, eliyle gcistererek, "benim iEin srradan insanrn yerytiziindeki hayatrnrn tam bi simgesi. $ansh, ya da aclmaslzsan sokak manzarah bi odaya yerleqir ve insani acrlann bitmek bilmeyen gegit torenini izleyebilirsin. Eler fazla qansh ya da aclmaslz defilsen iE tarafta, pencereleri duvara bakan bi odan olur. Bu iki manzaranln arastncla krvranarak bi cimi.ir ttiketti[ini diiqtin; igeri taraftaysan soka[rn manzarasrna imrenerek, obiir yandaysan drgan baklnaktan usanlp duvann manzarasrna imrenerek. "

llllillr

iril

illil,

rt4

SONSUZLUGUN

ETTix YANI

KIRILMA NOKTASI

115

gi.inkti soylediklerini gok

Don Juan'rn soyledikleri beni mtithiq rahatsrz etmiqti, iyi anhyordum.

$imdi Yedinci Edward gibi bir otelde oda tutma zorunlulufuyla yljz yize gelince, ne sciyleyecelimi, ne yana kagacalrmr qaqrrmrqtrm. "Orada ne yapmamr istiyorsun, don Juan?" diye sordum. "Bi briyiicii oyle bi yeri olmek igin kullanrr," dedi, gozlerini bana clikerek. "Hayatrnda hig yalntz kalmamrgsm sen. $imdi bunun zamant geldi. O odada olene dek kalacaksln." Talebi beni iirkiitti.i, ama gtildtirdii de.
"Yapmayaca[rmdan delil ama don Juan," dedim, "olmtiq oldu$umu anlayabilmem igin olgtit nedir----e[er fiziksel anlamda olmenii istemiyorsan tabii." "Haylr," dedi, "bedeninin fiziksel agrdan cilmesini istemiyorum. Birey olarak olmeni istiyorum. it<isl Eok farkh olaylar. Ashnda bireyselli[inin bedeninle gok az ilgisi var. Birey olarak sen zihninden ibaretsin, ve inan bana, zihnin sana ait

defii." "Nedir bu sagmahk, don Juan, zihnimin benim olmamasr filan?" diye sordufumu duydum, sesimde sinirli bir trnlamaylL,t11]

la. "Sana bi grin o konudan soz ederim," dedi, "ama arkadaq-

lannrn koruyucu kalkanr altrndayken olmaz. "Bi btiytictiniin oldti[iinii gosteren 6lgtit," diye devam et"yalnrz olup olmamastnln onun igin artrk hig fark etmediti, gi bi anrn gelmesidir. Kalkan olarak kullandrfrn dostlannrn eqlifiinin peqine diigmedilin giin, bireysellifinin oldtigti gtindtir. Ne diyorsun? Var mrsln?" "Yapamam bunu, don Juan," dedim. "Sana yalan soylemeye gahqmamm yaran yok. Arkadaqlanmr terk edemem." "HiE sorun de!il," dedi, kaygrsrzca. Soylediklerimden zerte kadar etkilenmiqe benzemiyordu. "Bundan sonra seninle konuqamayacalrm artrk, ama birlikte oldu[umrz zaman iEinde epeyce qey o[rendilini sciyleyebrltrrz. Geri gelsen de, uzaklara gitsen de seni gok gtiglti krlacak qeyler ci$rendin."

Srtrma vurup bana veda etti. Arkasrnr dondti ve meydandaki insanlann arasrna kanqrp gozden kayboluverdi. Bir an igin, insanlann onun aErp girdi[i ve arkasmda gozden yitti[i bir perdeye benzedikleri gibi garip bir duyguya kaprldrm. Son gelip Eatmrqtr, don Juan'm diinyasrndaki her qeyin geliqi gibi ani ve onceden kestirilemeyecek bir bigimde olmuqtu bu. Bir anda tizerime Eokmi.iqtii iqte, ta dibine batmrqtrm, ve oraya nasrl girdi$imi bile bilmiyordum. Yrkrlmrq olmahydrm. Oysa bir qeyim yoktu. Neden boyle rahatladrfrmr bilmiyordum. Her geyin bu denli kolayhkla bitmesine hayran kalmrqtrm. Don Juan gerEekten zarif bir varhktr. Higbir suElama ya da ofke belirtisi gostermemiqti. Bir tarlakuqu kadar hafif, arabama atlayrp gaza bastrm. Iqim igime srlmryordu. Her qeyin boylesine ani, ve boylesine actsrz bitmesi ne ola[antistti bir qeydi. Eve doni.iqiim olaysrz geEti. Los Angeles'ta ahqtr[rm gevreme girince, don Juan'la son gortiqmemden muazzam bt enerji elde ettifimi fark ettim. Gergekten gok mutlu ve rahattrm, ve normal addetti[im yagantrmr yenilenmiq bir keyifle stirdtirmeye koyuldum. Arkadaqlanma iliqkin ttim srkrnttlanm ve onlara dair dtiqtincelerim, don Juan'a bunlarla ilgili tiim soylediklerim tamamen unutulmuqtu. Bir qey bunlann hepsini zihnimden silmiq gibiydi. Boylesine anlamh bir qeyi unutmugtum, hem de tamamen, ve bunun bu kadar kolay olmasr beni havretler iginde brrakryordu. Her qey beklendifi gibiydi. Eski yaqantrmrn yeni bigimi ttimiiyle giizel olacaktr, eler tek bir tutarsrzhk olmasaydr: don Juan'rn, bi.iyticiilerin diinyasrndan aynlmamtn yalnrzca efitsel anlamda oldufunu ve geri gelecelimi soyledilini agrk segik hatrrhyordum. Konuqmamlzrn her sdzciiftinii anlmsayrp kaydetmigtim. Benim normal, tek yonlii uslamlama ve belle[ime gcire, don Juan asla oyle qeyler soylememiqti. Hig olmamrq geyleri nasrl oluyor da hatrrhyordum? Dtiqtintip duruyordum, ama hiE yararr yoktu. Sozde-anrlarrm, i.izerinde durulacak kadar gariptiler, ama sonralan bunun anlamr olmadrfrna karar verdim. Karumca don Juan'rn Eevresinden qrkmrqtrm artrk.

115

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

KIRILMA NOKTASI

117

Don Juan'rn bana bir qekilde iyiligi dokunmuq kigilere kargr davranrqlanma iligkin onerilerini izleyerek, benim igin
diinyayr yerinden oynatacak bir karara varmrgtrm: Eok geg olmadan o arkadaqlanma teqekktir edip onlan onurlandrma karanydr bu. itt hedeflerimden biri Rodrigo Cummings'di. Ancak Rodrigo'nun baqrna gelenler, ti.im planlanmr temelinden yrkrp mahvetti. Kendisiyle rekabet duygumun tistesinden geldikten sonra, ona karqr tavrrm kokten de[iqti. Rodrigo'nun yaptrlr her qeyin igine yiizde yi.iz atlamanm benim igin dtinyanrn en kolay qeyi oldulunu fark etmiqtim. Ashnda ben de trpkr onun gibiydim, ama onunla rekabet etmeyi kesene dek bunu bilmiyordum. Sonra gerEek delirtici bir berrakhkla ortaya grkrverdi. Rodrigo'nun en btiyiik dileklerinden biri tiniversiteyi bitirmekti. Her somestr okula kayrt yaptrnyor ve izin verilen en fazla sayrda derse yaziryordu. Sonra gtinler ilerledikge birer birer brrakryordu hepsini. Bazen okuldan tiimtiyle uzaklaqryordu. Bazen de bir-iki dersi giicti ttikenene kadar si.irtikli.iyordu. Son okul doneminde sosyoloji srnrfina arahksrz devam etti, Etinkti bu dersi sevmiqti. Final stnavl yaklaqryordu. Ders kitabrnr okuyup gahqmak iEin tiE haftasr oldulunu soylemiqti bana. Sadece alu yiz sayfahk bir kitabr okumak igin bunun gerekenden fazla bir siire oldu[u fikrindeydi. Kendini arumsama yeteneli gok ytiksek diizeyde olan htzh bir okuyucu sayryordu, ona kalsa nerdeyse foto[raf makinasr gibi bir bellege sahipti. Srnava diinya kadar zamanr oldulunu dtiqiindiiliinden, arabasrnrn ig doqemesini deliqtirmeye kalkrqtr ve benden yardrm istedi. Sag kapryr yerinden grkarrp kaplamayr sa! eliyle o tarafa dolru sokiip Erkarmak istiyordu, sol eliyle tavana do[ru sokmek yerine bu qekilde yapmayr yeflemiqti. Ona solak oldu[unu hatrrlattrfrmda, sitemli bir edayla, dostlarlnln fark etmedili bir siirti yetenelinin arasrnda her iki elini birden kullanabilmesinin de bulundulu yanrtmr verdi. Hakhydr da, hig farkrna varrnamrqtrm bunun. Kapryr sokmekte ona yardrm ettim, bu kez de kotti biEimde yrrtrlmrq olan tavan do-

qemesini grkarmaya karar verdi. Arabasmm mekanik agrdan Eok iyi durumda oldulunu, o giinlerde her iyi Los Angeles'hrun yapacalr gibi, Meksika'nln "TJ" dedifi Tijuana kentine gottiriip bir kaE kuruqa yeniden kaplattrracalrnr soyltiyordu. "Bir yolculuk bize iyi gelecek," dedi neqeyle. Gotiirece[i arkadaqlarrnr bile segmiqti. "TJ'de eminim sen sahaflardan grkmazsrn, gtinki.i hryann tekisin. Biz de bir genelev buluruz. Iyi birkag tane biliyorum."

Ttim doqemeyi soktip yeni malzeme igin metal yiizeyi


ztmparalamak bir haftamlzr aldr. Rodrigo'nun gahqmak igin iki haftasr kalmrqtr artrk, ve o hAlA diinya kadar zamanr oldu[unu diiqi.iniiyordu. Sonra beni, dairesini badanalama ve yer doqemesini yenileme iqine koqtu. Duvarlan boyamamrz ve sert keresteden yaprlmlq zemin kaplamaslnl zlmparalamamrz da bir haftadan fazla siirdi.i. Odalardan birindeki duvar kA!r-

dmrn tizerine boya siirmek istememiqti. Buhar piiskiirterek kA[rtlan soken bir makine kiralamak zorunda kaldrk. Tabii ne Rodrigo ne de ben makineyi do[ru diirtist kullanmasrnr biliyorduk, boylece her qeyi yld'zljm.jze gciziimi.ize bulagtrrrp ortahfr berbat ettik. Sonunda duvara dtiz bir doku veren Eok kaliteli bir alEr kanqrmryla kaplama yapmak zorunda kaldrk. Btittin bu ufiraqlann sonunda, Rodrigo'nun altr ytiz sayfahk bir kitabr beynine sokuqturmasr igin sadece iki gtinii kalmrqtr. Amfetaminlerin yardrmryla grlgrn bir gece-giindiiz okuma maratonuna giriqti. Sonunda slnav gtinti okula gitmeyi, srrasrna oturup test kdlrdrnr almayr bagardr. Bagaramadrfr, slnavr yanrtlayabilmek iEin uyanrk kalmaktr. Govdesi one dofru yrkrlmrq, kafasr sraya korkung bir ses grkararak vurrnuqtu. Srnava bir si.ire ara verildi. Sosyoloji hocasl ve Rodrigo'nun gevresinde oturan ofrenciler grlgrna dcindtiler. Bedeni taq gibi katr ve buz gibi soluktu. Btittin smrf en kottistinti dtigtintiyordu, kalp krizi gegirip oldil!ilnti sanmr$lardr. Onu srnrftan grkarabilmek igin salhk gorevlileri gafrrldr. Usttinkcirii bir muayeneden sonra gorevliler Rodrigo'nun derin uykuda oldufunu agrkladrlar ve amfetaminlerin etkisinden kurtulana dek uyumasl iEin onu hastaneye kaldrrdrlar.

118

soNsuzr-ucuN ETKIN yaNr


'nl-os Angeles'a

KIRILMA NOKTASI

u9

;;

Rodrigo Cummings her qeyiyle oylesine beni yansrtryordu ki korkmuqtum. Trpkr onun gibiydim. Aramrzdaki benzerlifin savunulacak yanr kalmamrqtr benim igin. intiharvari oldu$unu dtigtindtiEtim mutlak bir nihilizm edimine giriqerek Holywood'da harap bir otelde bir oda tuttum. Hahlar yegil renkteydi, \,e tam bir yangma dcintigmeden hemen once sondiiriildiikleri besbelli olan korkung sigara yanrklanyla kaphydrlar. Yegil perdeler ve gamur yeqili duvar kdlrtlan vardr. Otelin tabelasrnrn rqlfr btitiin gece odanrn iqinde yanlp sontiyordu. Sonunda tam da don Juan'rn benden istedi[i qeyi yapar bulmuqtum kendimi, ama dolambagh bir yolla olmuqtu bu. Don Juan'rn taleplerini yerine getirmek, ya da ondan farkh yanlanma geki dtizen vermek gibi bir amacrm yoktu. Ama trpkr onun sciyledigi gibi, bireysellifim cil{ip yalnz olup olmamamtn gergekten hig fark etmedi[i an gelene dek, aylar br:yunca o otel odasrnda kaldrm. Otelden ayrrldrktan sonra okula daha yakrn bir evde tek baqrma oturmaya baqladrrn. HiE brrakmadrfrm antropoloji gahqmalanma devam ettim ve bir kadrn ortakla gok kArh bir iqe giriqtim. Her qey mtikemmel qekilde rayrna oturmuq gciri.iniiyordu, ancak bir gtin gergek kafama dank etti; yaqamlmrn geri kalanrnr iqimle ilgili sorunlarla, bilim adamhlryla iq adamh$r arasrnda segim yapma kaygrlanyla, ya da ortafrmrn zaaflan ve entrikalanyla ulraqarak geEirecektim artrk. Gergek bir umutsuzluk benlilimin derinliklerine kadar iqledi. Hayatrmda ilk kez, yaptrfrm ve gordtifrim onca $eye karqrn hiE grlcrqrm yoktu. Yolumu tamamen kaybetmiqtim. Yaqarnrmr sona erdirmek igin en pratik ve aclslz yolu bulma fikrini kafamda ciddi qekilde evirip gevirmeye baqladrm. Bir sabah kaprmrn rsrarla vuruluqu beni uykumdan uyandrrdr. Ev sahibi kadrn oldufunu, efer kapryr agmazsam anahtarrnr kullanrp girecelini dtiqtindi.im. Gidip kapryr aErr[rmda karqrmda don Juan duruyordu! $aqkrnhktan uyuErnuQtum. Kekeleyip duruyordum, do!ru drirtist tek kelirne grkmryordu a[ztmdan. Elini opmek, ontinde diz Ecikmek istiyordum. Don Juan igeri girdi ve son derece rahat, yatafrmrn kenanna oturdu.

bi yolculuk yapttm," dedi, "yalnrzca seni

gormek igin." Onu kahvaltrya goti.irmek istedim, ama yapacak baqka igleri bulundulunu ve benimle konuqmak igin bir dakikasr oldufiunu soyledi. Telagla ona oteldeki deneyimimi anlatmaya giriqtim. Varh[r beni oylesine altiist etmiqti ki, yaqadrlrm yeri nerden bildigini sormak hig akhma gelmedi. Hermosillo'da ona soylediklerimden ne kadar piqman oldufumu anlatttm don Juan'a. "Oziir dilemen gerekmez,," diye giivence verdi. "Hepirniz aynr qeyi yaparru. Bir keresinde ben de biiytctilerin diinyasrndan kaEmrgtrm, ve yaptrlrm aptalhfl anlayabilmem igin nerdeyse cilmem gerekmiqti. Onemli olan bu hnlma noktasma varmaktrr, nastl olursa olsun, ve sen de tam anlamryla bunu yapmrqsrn. IEsel sessizlik senin igin gergek olmaya baqhyor. Burada, karqrnda, seninle konuquyor olmamtn nedeni bu. Ne demek istedi[imi anhyor musun?" Anladrlrmr diiqiindtim. Belirsiz qeyleri algrladrfr gibi, benim de ne yapaca[rmr $a$rrmr$ halde oldufumu sezgi yoluy-

la gormiiq ve beni kurtarmak igin gelmiq oldulunu diiqtinli-

yordum.

"Kaybedecek zamanrn yok," dedi, "iq girigimini bi saat iginde feshetmen gerekiyor, gtinkii bi saatten fazla bekleyemem-istemedifimden de[il, sonsuzlu{un acrmasz basktst altrnda oldufumdan. $oyle soyleyeyim, sonsuzluk kendini kurtarman igin sana bi saat veriyor. Sonsuzluga gore bi savaqgr igin tek zahmete defer giriqim ozgtirliiktiir. Baqka her tiirlii giriqim aldatrcrdr. Her qeyi bi saat iginde feshedebilir misin?" Yapabilecefime dair giivence verrnem gereksizdi. Yapmak zorunda oldulumu biliyordurn. O zaman don Juan bana her qeyi bitirmeyi bagardrfrmda beni bir Meksika kasabaslndaki pazar yerinde bekleyece[ini soyledi. Kafam iqimi kapatmakla meqgul oldu[undan ne soyledi[ine dikkat etmemigtim. Tekrar etti, ve tabii qaka yaptrfirnr zannettim. "O kasabaya nasll varabilirim, don Juan? Arabayla mt

120

SONSUZLUGUN ETKiN YANI

KIRILMA NOKTASI

121

gelmemi istiyorsun, yoksa uEafa mr bineyim?" diye sordum. "Once igini da!rt," diye emretti. "Qoztim o zaman gelecek. Ama unutma, seni sadece bi saat bekleyece[im." Qftrp gitti, ve ben sahip oldufum her qeyi telaq iginde feshetmeye giriqtim. Dolal olarak bu bir saatten fazla vaktimi aldr, ama durup da bunun tizerinde diiqrinmedim bile, Eiinkti iqe giriqtifiimde olaylann geliqme hrzr beni kaprp gotiirmiiqtti. Ancak bitirdi[imde gerEek agmazla yiz yize geldim. Umursuz bigimde baqarrsrzh[a uframrgtrrn. Artrk iqim de yoktu, don Juan'a ulaqabilme gansrm da. Yatafrma gittim ve dtiqrinebildifim tek avuntuyu aradrm: stik0neti, sessizlifii. Don Juan iEsel sessizlifie ulaqmamr kolaylaqtrrmak igin yata[rmda ozel bir oturma biEimi olretmigti bana; dizlerimi krrarak ayak tabanlanmr birbirine dayryor, ayak bileklerimden tutarak iki ayalrmr birbirine do[ru basrrnyordum. Bana bir de kahn tahta pargast vermigti, nereye gidersem gideyim onu yanrmda taqryordum. Yaklaqrk otuz beq santim boyunda kesilmiqti, ve ayaklarrmrn araslna yere koydulum zaman yastrk kaph olan bir ucu bedenim cine dolru yattrfrnda tam alnrmrn defecefi yere denk gelip baqrmrn afrrhlrnr desteklemek iizere yaprlmrqtr. Bu pozisyonu aldrlrmda daima birkag saniye iginde uykuya dalardrm. Her zamanki kolayhkla uykuya geEmiq olmahyrm, giinkti rtiyarnda kendimi don Juan'rn beni bekleyecegini soyledifii Meksika kasabasrnda buldum. Burasr hep ilgimi gekmiqti. Haftada bir gtin pazar kurulurdu ve bolgede yagayan giftgiler iirtinlerini satmaya getirirlerdi. Burada enfazla hayran olduEu* gey, kasabaya agrlan kaldrrrm taqr doqeli yoldu. Tam kasabanrn giriqinde dik bir tepeyi aqryordu. Birgok kez bir peynt tezgdhrnrn yanrndaki banka oturup o tepeyi seyretmiqtim. Yoldan yiiklerini srtlarrna vurmug insanlar gelirdi, ama ilk 6nce gcirdtiftim sadece baqlan olurdu, sonra yaklaqrrlardr ve bedenleri yavaq yavag belirirdi, ancak yokuqun tepesine vardrklarrnda britiintiyle gcirebilirdim onlan. Sanki topra$rn iginden ytikseliyorlarmrq gibi gelirdi bana, bazrsr alrr afrr, baztIan daha hrzh. Riiyamda don Juan peynir tezgAhrnrn yanrnda

beni bekliyordu. Yanma yaklaqtrm. "Buraya iEsel sessizli{inden ulaqtrn," dedi, srrtrma vurarak. " Kutlma noktana vardrn, sen. Bi an iEin umudumu yitirmeye baqlamrqtrm. Ama gitmedim, yapaca[rnr biliyordum." Bir ytirtiyii$e grktrk, o r,iiyada. Hayatrmda hig bu kadar mutlu olmamrqtrm. Rtiya oyle benakfi, ciyle korkutucu bigimde gergekti ki, sorunumu gozdtifi.imden hiE kuqkum kalmamrqtr, bu Eoziim bir riiya-imgesi olsa bile. Don Juan giildii, baqrnr iki yana salladr. Kesinlikle dtiqiincelerimi okumugtu. "Sadece bi riiyada defilsin," dedi, "ama ben kimim ki bunu sana soyleyeyim? Bi grin kendin bileceksin bunu-ig sel sessizlikten riyalann oluqrnayacafrnr-*giinkti bunu bilmek senin seqimin olacak."

e
illt

iI-i$

n,lliciN Or-eulEni

r23

B iliqsellifin

Olgtileri

DON JUAN'A GORE "bir dcinemin sonu", gamanlann bildikleri dtinya yaprslnr ortadan kaldrrarak bunun yerine Eevrelerindeki dtinya igin yeni bir anlayrq yerleqtirmek tizere izledikleri iglemin tam bir tanrmrydr. ilk karqrlaqtrlrmrz andan itibaren don Juan bir ofretmen olarak bana eski gaf Meksika'sr qamanlannrn biliqsel di.inyasrnr tanrtmaya ufraqmrqtr. "Biliqsellik" terimi ilk zarnanlar benim iEin btiyi.ik bir anlaqmazhk nedeniydi. Onu gevremizdeki dtinyayr tanrma iqlemi diye anlt-

yordum. Bazt qeyler bu iqlemin alanrna girdikleri iEin tarafimrzdan kolayca tanrnryordu. Bazr qeyler ise bu alana girmiyor, ve bu ytizden birtakrm gariplikler, yeterince idrak edemedilimiz qeyler olarak kahyordu. itiqtimizin baqmdan beri don Juan'rn savundu[u, eski ga[ Meksika'sr gamanlannrn dtinyasrnrn bizimkinden farkh olduluydu, yiizeysel bir aynm de[ildi bu; biliqsellik iqleminin diizenlenmesiyle ilgili bir farkhhktr. Don Juan'a gcire bizim biligsel diinyamrzda duyusal verilerin yorumu gerekliydi. Iqrltrh lifler halinde evrende serbestge dolaqan sonsuz sayrda enerji alanlannrn evreni oluqturdufunu soyliiyordu. Bu rqrltrlr lifler bir organrzma olan insan iizerinde eylemde bulunrnaktaydrlar. Organtzma ise bu enerji alanlannr duyusal verilere dcintiqttirerek karqrhk veriyordu. Ardrndan bu duyusal veriler yorumlanmakta, ve bu yorumlama brzrm biliqsel sistemimizi oluqturmaktaydr. Benim biliqsellik kavramrm, bunun trpkr dil gibi evrensel bir iglem oldu[una inanmaya itmigti beni. Her dil igin ayrr bir sozdizimi oldufu gibi, dtinyadaki her yorumlama sistemi iEin de birbirinden sadece biraz farkh bir diizenleme olmahydr. Ancak don Juan'rn eski Ea[ Meksika'sr qamanlanna ait farkh bir biliqsel sistemi oldufu iddiasr, onlar dille hig ilgisi olmayan bir yonternle iletiqimde bulunurlardr demeye geliyordu benim igin. Don Juan'dan umutsuzca bekledi[im, onlann defiqik biliqsel sisteminin farkh olmakla birlikte gene de sonugta bir dil sayrlabilece[ini soylemesiydi. Don Juan iEin "bir dcinernin sonu", yabancr bir biliqsellife ait birimlerin yonetimi ele almaya baqiamasr demekti. Normal biliqsellifimin birimleri ise, benim igin ne denli hoq ve memnuniyet verici olsalar da silinip yok olmaya baqlamrglardr. insanrn yagamlnda Eok vahim bir andr bu! Benim iEin iiniversite elitimimden daha delerli bir qey olmadr[r soylenebilirdi. Ona yaprlan bir tehdit dolrudan doEruya 6z varh[rma yoneltilmiq clemekti, ozellikle de saldrn grzhce, fark ettinneden yaprlrrsa. Bciyle bir olayr kendisine sonsuz giiven duydufum Profesor Lorca ile yaqadrm.

t24

SONSUZLUGUN ETKiN yaNI

BILI$ SELLIGIN OLqULERI

125

Bana onun yaqayan en parlak akademisyenlerden biri oldugu sciylendigi igin Profesor Lorca'nm biligsellik dersine yazrlmrqtrm" Profesor Lorca yandan aynp di.izenli bigimde taradrlr san saglanyla oldukEa yakrqrkh bir adamdr. Dtizgrin, hig krnqrksrz alnr ona hayatrnda higbir qey igin kaygrlanmamrq bir insan goriintimii veriyordu. son derece iyi dikilmiq giysiler giyerdi. Kravat kullanmazdr ve bu da ona bir delikanIr havasr verirdi. Sadece onemli kiqilerle kargrlaqacaF:_ zaman kravat takardr.

Profesor Lorca'nrn hig unutamadrlrm ilk dersinde, bana sonsuzluk kadar uzun gelen bir siire boyunca bir aqa[r bir yukan smrfr ar'grnlamasr beni qaqkrna gevirmiq, tedirgin etmiqti. Kapah pencereleriyle son derece havasru olan srnrfta yarattr[r gerilimi, aqa[r yukan oynatrp durdulu ince ve srkrh dudaklarryla biisbiitrin arttnyordu. Yririirken anslzrn duruverdi. odanrn ortasmda, oturdu[um yerden bir metre kadar uzakta durdu, ve ozenle rulo yaprlmrq btr gazeteyi kiirsiiye vurarak
konuqtu.

"Asla bilinmeyecek..." diye baqladr. Srnrftaki herkes aynr anda telaqla not tutmaya giriqti. "Asla bilinmeyecek," diye tekrarladr, "su birikintisinin dibinde oturup Eevresindeki kurbafa diinyasrnl yorumlayan kurbalanrn nele.r duyumsadrlr." Sesinde rnuazzam bir gtig ve katiyet vardr. "Oyleyse bu qey nedir, sizce?" Elindeki gui"t"yi baqrnrn iizerinde salladr. Bir biyolofun gahgmalannrn aktanldr!| yazty| gazeteden srnrfa okumaya baqladr. Bilim adamrnrn, kurbafalannrn baglan tizerinde bcicekler ytizerken neler hissettiklerini tanrmladrfir anlatrhyordu. "Bu yazr, gazetecinin ozensizli[ini gosteriyor; besbelli bilim adamrnr yanhq aktarmrq," diye iddia etti, tam bir profescir yetkesiyle. "Bir bilim adamr, gahqmalan ne denli niteliksiz olursa olsun, araqtrrmasrnln sonuElarma asla insani nitelikler yiiklemez, gayet bir avanak de[ilse tabii." Bu girigten sonra, insanlarrn biligsel sisteminin ve buna ek olarak ttim organizmalann biliqsel sistemlerinin sadece

kendi topluluklarryla smrrlt olma cizelliklerine iliqkin gorkemli bir konferans verdi. Bu ilk konferanstyla bana bir yr[rn yeni fikir vermig, bunlan qok basit ve kullantmahazt biEimde sunmuqtu. Benim igin en yeni fikir, bu diinyadaki her tiirtin bireylerinin gevrelerindeki dtinyayr yorumlarken ozel olarak geligtirilmiq duyulan tarafindan aktanlan veriler kullandrfr idi. Insanoflunun bazr qeyleri hayal bile edemeyecefini iddia ediyordu; orne[in yarasalannki gibi yankrlanma ile yonetilen bir diinyada yaqamanln nastl bir qey olacafrnt anlayabilmemiz mtimktin defildi; Ei.inkii sonuE Erkanlabilecek herhangi bir baqvuru noktaslnln insan zihni tarafindan tasarlanabilmesi bile olanakszdr. Bu agrdan bakrldrfrnda, farklt ttirler arasrnda birbirine benzeyen iki biliqsel sistemin bulunmaslnln imk6nsrzh[r Eok agtktt, ona gore. Bir buEuk saatlik konferansln sonunda srnrftan Erktrfirmda, Profesor Lorca'nln zek6stntn gorkeminden garprlmrq dururndaydrm. O giinden sonra onun sadrk bir hayrantydtm artrk. Konferanslannrn son derece teqvik edici, yeni diiqiincelere ilham verici oldufunu diiqtintiyordum. Sabrrsrzhkla bekledigim dersler sadece onunkilerdi. Bir hoca olarak miikemmellifi ve psikoloji alanrndaki yenilikqi diiqiincelerini goz oniine aldrlrmda tuhaflrklan umurumda bile de[ildi. Profesor Lorca'nrn srnrfina katrldrfrmda, don Juan Matus ile gahgmaya baglayah yaklaqrk iki yrl olmuqtu. Kahplaqmrq ahqkanhklarrn insanr oldulumdan, gtinltik yaqamtmda baqrma gelenlerin ttimrinii mutlaka don Juan'a aniatmayl Adet edinmiqtim. Buldu[um ilk firsatta ona Profesor Lorca'dan soz ettim. Profesorti gdklere grkardrm ve utanmadan, onun ornek aldrfrm kiqi oldulunu soyledim. Don Juan bu samimi hayranhk gosterimden gok etkilenmiq goriinmekle birlikte, garip bir uyanda bulundu.

vi

"insanlara uzaktan hayranhk besleme," dedi. "Bu., efsanevarhklar yaratmanrn en emin yoludur. Profesori.ine yaklaq,

konuq onunla, nasrl bi insan oldulunu gor. Onu slna. Eler davranrqlan oli.imlii bi varhk oldu$una iliqkin samimi bi inancrn sonuElanysa, o zarnan yaptrlr her qey, ne kadar garip olur-

t26

soNsuzr-ucuN ETKIN yaNr

siLi$sELLIciN OLqULERI

t27

illl

ill

li
il

il

il

ilrr

nihaidir. $ayet soyledikleri sadece laftan ibaretse beq para etmez." Kendimi miithiq aga[rlanmrq hissettim, don Juan taq ytirekli biri olmahydr. Profesor Lorca iEin besledilim duygular yiiztinden btaz krskanEhfia kaprldrlrnr di.iqiindtim. Bu fikir aklrma gelir gelmez rahatlayrverdim; anhyordum her $eyi. "Sciyle bana, don Juan," dedim, konuqmayr farkh bir ycine gevirmek igin, "oltimlii bir varlrk olmak ne anlama geliyor, gerEekten? Bundan soz etti[ini o kadar gok iqittirn ki, ama ashnda bunu tam anlamryla tanrmlamadrn bana." "insanofullan oltimlii var]rklardlr," dedi. "Btiytictilerin rsrarla ileri stirdtiklerine gore diinyamrzr ve onun iginde ne aradrlrmrzr kavrayabilmenin yolu, bizim oliim yolunda ilerleyen varhklar oldufiumuzu tiimtiyle kabullenmekten geEer. Bu basit gerEeli kabul etmeden, yaqamlarrmtz, eylemlerimiz ve iEinde yaqadrfrmrz diinya baqa Erkrlabilecek qeyler de[ildir." "Ama yalnrzca bunu kabullenmek o kadar ulaqrlmasr giig bir qey mi?" diye sordum, sanki karqr grkryormugum gibi. "Hem de nasrl!" dedi don Juan, gi.iltimseyerek. "Bununla birlikte, iqin ptif noktasr sadece kabullenmek defil. Bunu somutlaqtrrmak ve sonuna kadar yaqamak gerekli. Qallar boyunca biiyi.ici.iler ohimtimtiztin gortintiisiiniin var olan en ayrltrcr goriintii oldufunu soylemiqlerdir. Btz insanofullannrn hatasr-ki bu ezelden beri stiregelen bi hata-hiE dile getirmesek de, bi oltimsiizltik Aleminde yaqadrlrmrza inanmak. Asla cilmeyecekmigiz gibi davrantyoruz; gocuksu bi azamet bizimkisi. Fakat bu oltimstizltik duygusuyla birlikte gelen ve ondan da zararh olan bi qey daha var; bu inanrlmaz evrent zihinlerimizin igine srldrrabilece[imiz duygusu." Amansrzca iki yana dizilmiq fikirler beni krskaca almrqtr: bir yanda don Juan'rn bilgelifi vardr, obi.ir yanda Profesor Lorca'nrn bilgisi. Her iki taraf da Eetin, anlaqrlmasr gi.ig, dcirt bir yandan kugatrcr ve son derece gekiciydi. Benim igin olaylan akrqrna brrakmak ve gciti.irdiikleri yere gitmekten baqka yaprlabilecek bir qey yoktu.

sa olsun planlanmrg ve

Don Juan'rn Profesor Lorca'ya yaklaqmam konusunda yaptr[r dneriye harfiyen uydum. Bi.itiin bir donem boyunca bnuntu yakrniaqmuyu, konugmaya gabaladrm. iq saatlerinde
dtizenli qekilde btirosuna gidiyordum, ama benim iEin hig zamanl yokmuq gibiydi. Ancak onunla konuqamasam da onyarglstz biEimde hayrandrm ona. Hatta onun benimle asla konuqmayaca[mr kabullenmiqtim bile. Dert defildi, benim iEin onemli olan muhteqem derslerinden edindigim fikirlerdi. Tiirn zihinsel keqiflerimi don Juan'a aktanyordum. Biliqsellik hakkrnda kapsamh bigimde okumaktaydrm. Don Juan zihinsel devrimimin kaynalr ile dofrudan temas kurmam iEin beni her zamankinden Eok zorlamaya baqlamrqtr. "Onunla konuqmaya Zorunlusun," dedi, rsrarcl bir tavrrla. "Btiyiictiler insanlara boqlukta hayranhk duymazlar. Onlarla konuqur, onlan tantrlar. Baqvuru noktalan saptarlar. Kryaslama yaparlar. Senin yaptrfirn bwaz EocukEa. Uzaktan hayranhk besliyorsun. Kadrnlardan korkan adamtn baqrna gelenlere gok benziyor, bu. En sonunda erbezleri korkusuna tisttin gelir ve kendine ilk 'merhaba' diyen kadtna taprnmaya baqlar-" Profesor Lorca'ya yana$ma gayretlerimi iki katrna Erkardrm ama adam fethi imkAnsrz bir kale gibiydi. Qekti[im zorluklan don Juan'a anlattt[rmda, biiyticiilerin insanlarla giriqtikleri herhangi bir eylemi, ne denli ktigtik ya da cinemsiz olursa olsun. bir savaq olarak gordtiklerini soyledi. O savaq meydanrnda btiyi.iciiler en gi.iglii sihirlerini, en zorlu Eabalarrnl ortaya koyarlardt. Don Juan'tn dedifine gore boyle durumlarda rahat olabilmenin p{if noktast benim hiE de iyi olmadr[rm bir qeyde, rakiple aErkEa yiz yize gelmekte yatryordu. Bundan korkup Eekindili iEin, etkileqimde bulunsa bile asltnda ne olup bittifine gore degil de sadece kendi ruhsal dururnlanna gore anlam ve sonuglar grkaran iirkek ruhlardan duydu!u tiksintiyi dile getirdi. Bunlar etkileqimin asla parqasr o1madan etkileqimde bulunanlardr. "seninle halat Eekme oyunu oynayan adamt hep izle," diye devam etti. Sadece ipe asrlmakla kalma, yukanya, adamtn gozlerinin iEine bak. O zaman onun da senin gibi bi insan ol-

r28

SONSUZLUGUN ETKiN yRNT

BiLi$ sELLiGin Or-qUlnni

129

dulunu anlarsrn. Ne soylerse soylesin, ne yaparsa yapsrn, o da trpkr senin gibi tir tir titriyordur. Boyle bi bakrq bi an igin bile olsa rakibini dcizbrakr, darbeni o zaman indirirsin." $ansrmrn yerinde oldu$u bir giin, Profesor Lorca'yr bi.irosunun agrldr[r koridorda krstrdrm. "Profescjr Lorca," dedim, "bana ayrrabilece[iniz bir dakikantz var ml?"
"Sen de kim oluyorsun?" dedi Eok dogal bir edayla, sanki yakrn dostuymuqum da sadece hatmmt soruyormuq gibi. en Profesor Lorca son derece kabaydl, ama sozleri bende kabahk etkisi brrakmamrqtr. Srkrh dudaklanyla bana srntryordu, ya anlamh bir qey soyle, ya da gek git der gibiydi.

olmayan yontemler o[retildigini anlattrm. Bir siire higbir qey sciylemeden dudaklannr oynattr. Ko-

"Ben bir antropoloji o[rencisiyim, Profesor Lorca," dedim. "Bi.iyiiciilerin biligsel sistemini ofrenme firsahnr bulduEu- bir alan gahqmasr igindeyim." Profesor Lorca bana kuqku ve srkrntryla baktr. Gozleri nefret dolu iki mavi benek gibiydi. SaElannr yiizrine diiqmiiqler gibi eliyle arkaya do[ru taradr. "Meksika'da gergek bir btiyi.ictiyle Eahqryorum," diye devam ettim, bir yanrt iEin onu teqvik etmeye gahqarak. "O gergek bir btiyticii, emin olun. Onu benimle konuqmayaraz;r edebilmek iqin bir yrldan fazla u[raqtrm." Profesor Lorca'nrn suratr gevqedi, apzm agtr ve sanki bir ptzahamuru gevirir gibi dondiirdiip:d zartf elini burnumun dibinde sallayarak konuqtu. Yeqilimsi spor ceketiyle miikemmel bir uyum iEindeki mineli altrn koi diifimelerine bakmadan edemedim.

"Eee, benden ne istiyorsLln?" diye sordu.

"Beni bir dakika dinlemenrzt istiyorum," dedim, "belki yaptrklanm ilginizi Eekebilir. " Goniilsiizhik ve sabrr kanqrmr bir edayla omuzlannr silkti ve btirosunun kaprsrnl agrp beni iEeri aldr. Boqa harcayacak bir anrm bile olmadrlrnr biliyordum ve kendisine alan gahqmamrn gok direkt bir tanrmlamaslnl yaptrm. Bana qamanizm hakkrnda antropolojik metinlerde bulduklarrmla hig alakasr

nuqtu[unda, antropologlann ortak kusurlannrn, iizerinde gahqtrklan insanlara ait belirli biliqsel sistemlerin ntianslannt ttimiiyle kavrayabilmek iEin kendi kendilerine asla yeterh zaman aylrrnamalan oldufuna iqaret etti. "Biliqsellifi", gelenek-gorenekler yoluyla geligen ve belirli bir toplumsal Eevreyi oluqturan anlam farkhhklannrn tiimtinii bireylerin azamL ustahkla kullanmasrnr mtimkiin krlan bir yorumlama sistemi olarak tanrmlryordu. Prof-esor Lorca'nrn sozleri alan qahqmamlnln kapsadrfr sahanrn btitiiniine rqrk tutmugtu. Eski Eag Meksika'sr qamanlannrn biliqsel sisteminin tiim ntianslan rizerinde hAkimiyet kazanmadan o diinya hakkrnda herhangi bir kuram oluqturmam tam anlamryla abes olurdu. E[er Profesor Lorca baqkaca tek kelime etmeseydi, bu kadan da benirn igin tam anlarnryla yeterliydi. Ama srada biliqsellik hakkrnda harika bir nutuk vardr. "Senin sorunun," dedi Profesor Lorca, "Nerdeyse dofdufumuz giinden beri ttimiiyle agina oldufumuz giinli.ik dtinyamrzln bilisqel sisteminin, btiytictilerin dtinyasrna ait biliqsel sistemle aynr olmamasl." Bu sozler igimde sevingli bir heyecan yarattr. Profesclr Lorca'ya hararetle teqekkiir ettim ve benim durumumda rzlenecek tek bir yol bulundufuna dair gi"ivence verdirn ona: ne olursa olsun onun fikirlerini takip edecektim. "Sana anlattrklanm aslrnda genel bilgi, eibette," dedi, beni br.irosundan yolcu ederken. "Okuyan herkes sana anlattrklanmr bilir." Nerdeyse iki dost gibi aynldrk. Profesor Lorca'ya yanagmayr baqardrfrmr don Juan'a anlattr[rmda garip bir tepkiyle karqrlaqtrnr. Don Juan hem ffremnun, hem de kaygrlr goriintiyordu. "Senin profesori.iniin pek iddia ettigi gibi bi adam olmadrfrnr di,igiiniiyorum," dedi. "Tabii bu bi biiyiici.iniin bakrq aErsi. Belki de qimdi vazgeEmek akrlhca olurdu, her qey Eok Eetre-

t;ill

l'illl

130

SONSUzIUGUN ETKiN yRNT

Bit-i$sELLiciN Or-gULERi

131

ve etkileyici bi hal almadan once. Btiyiiciilerin yi.iksek sanatlarrndan biri ne zaman durulaca[rnr bilmektir. Profesortinden alabilecelinin ttimiinii aldrn gibi geliyor bana"" ilk tepki olarak, hemen Profesor Lorca'yr ateqli bir qekilde savunmaya giriqtim. Don Juan beni yatrqtrrdr. Kimseyi eleqtirmek ya da yargrlamak niyetinde olmadrlmr, ama bildifi bir gey varsa, o da gok az sayrda insanrn ne zamanvazgeErlece$ini bildigini, bildilinden gerEek anlamda yararlanmayr beceren insan saylslnln ise bundan da az oldulunu soyledi. Don Juan'rn uyanlanna karqrn vazgeQmedim; aksine hocamrn sadrk ofrencisi, takipgisi, hayranr haline geldim. Profesor Lorca, btiyticrilerin diinyasma ait biliqsel sistem hakkrnda agrk seEik kavramlar oluqturmaktaki grintilsiizliifiim ve yeteneksizligimden gok fazla dtiq krrrkhfrna ulramakla birlikte, gahqmamla gergekten ilgilenir gciri.ini.iyordu. Bir gtin Profescir Lorca benim igin qu kavramr ortaya attr: baqka bir biliqsellik diinyasrndaki bilim adamt-ziyaretEi" Bir sosyal bilimci srfatryla, aErk fikirli davranarak farkh bir biliqsel sistem dtiqiincesini hayalinde evirip gevirmeye gonilllti ol-

fil

iiit

du[unu teslim ediyordu. Saptanmrq davranrq bigimlerinin bir araya toplanrp incelenecefi gergek bir aragtrrma planhyordu. Biliqsellik sorunlan tasarlanrp tanrdrfrm qamanlara verilecek, ve biligseliiklerini ornelin iki farkh davranrq biEimi iizerinde odaklama kapasiteleri olgiilecekti. Deneyin basit bir cirnekle baqlamasrnl dtiqiintiyordu; poker oynarken bir yandan da yazit bir metni anlayrp akrllannda tutmaya gahqacaklardr. Daha ileri aqamalarda, orne[in uyurlarken kendilerine sciylenen karmaqrk qeyler tizerinde odaklanrna kapasitelerini olEmek gibi qeyler vardr. Profesor Lorca qamanlann scizleri iizerinde dilbilimsel bir inceleme yaprlmasrnr istiyordu. Tepkilerinin siirat, kesinlik, ve proje ilerledikqe ortaya Erkacak de[igken nicelikler agrsrndan gerEek olEtimlerini istiyordu. Profesor Lorca'nrn qamanlann biliqsellifine iliqkin dlEiim taleplerini kendisine anlattrfrmda, don Juan giilmekten katrldr. "Bak, senin profesori.in gergekten hoquma gidiyor," dedi,

"ama bu biliqsellilimizi olgme fikrinde ciddi olamazsrn. Bizim tepkilerimizi olEmekten senin profesortintin eline ne gegecek ki? Bi siirii dangalak oldu[umuzu dtiqiinecek, gtinkii zaten oyleyiz. Sradan insandan daha zekr, daha hrzh olmamrz mtimkiin delil ki. Ama dtinyala.r arasr biligsellik olgtimleri yaprlabilece[ine inanmasl onun hatasr de[il. Bu senin hatan. Bi.iyiictilerin, eski Ea! Meksika'sr qarnanlanna ait biliqsel di.inyadan konugtuklannda, giinltik yagarnffi Ctin1,'asrnda egdeler higbi karqrh[r olrnayan qeylerden so;r, ctti}"lerini profesortine anlatamamtqsln. "Ornelin enerjiyi dolrudan evren<ieki al,rqr iginde algrlamak, qamanlarrn iginde yagadrklan bi biligsellik birimi. Enerjinin nasrl aktr[rnr goriir ve akrqrnr takip er,trerler. E[er akrmrn yolu trkanrsa, ttimiiyle farkh bi gey yapmak tizere uzaklaqrrlar. $amanlar evrende gizgiler gcirtirler. Sanatlan, ya da iqleri, onlarr algrsal aErdan adr konmamlq bolgelere gottirecek qizgryi seEmektir. $amanlann evrenin Eizgilerine anrnda tepki verdifiini soyleyebilirsin. Onlar insano[ullannr rqrltrh ktireler biEiminde gdriirler ve onlann igindeki enerji akrqlarrnr araqtrnrlar. Do[al olarak bu goriintiiye anmda tepki verirler. Bu, biliqselliklerinin bi parEasrdrr." Profesor Lorca'ya bunlan anlatmamrn mtimkiin olmadr[rm, zira betimledi[i qeylerin hiEbirini yapmamr$ oldu[umu sdyledim don Juan'a. Benim biligsellifim defiqmemiqti. "Ah!" diye balrrdr. "Heniiz qamanlann diinyasrna ait biliqsellik birimlerini cisimlendirecek zamanrn olmadr, hepsi
bu. "

Don Juan'rn evinden qrktrlrmda kafam her zamankinden fazla kanqmrqtr. Profescir Lorca ile ilgili ti.im giriqimlerimi durdurmamr buyuran bir ses vardr igimde. Bt zamanlar, don Juan bana bilim adamlarrnrn giderek daha karmaqrklaqan makineler yapmakla ilgilendiklerini soylemigti; onun ne denli hakh oldu$unu anhyordum. Bu ulraqlar bireylerin yagam seyrini kokten deliqtirecek ti.irden de[ildi. Evrenin enginli$ine kiqisel, deneysel bir olgu olarak ulaqmaya ycinelik qekilde donatrlmarnrqlardr. Var olan ya da yaprlmakta olan muazzam

t32

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

sit-i$sELLIciN 0LQULERi

133

makineler medeniyete ait olgulardr, edinilmelerinden duyulan mutluluk hep baqkalarr adrna rdi,btzzat makinelerin yaratrcrlan iEin bile bu boyleydi. Onlar iEin tek odtil parasaldr. Btittin bunlan bana gosteren don Juan bende daha sorgulayrcr bir zihin yaplsl oluqturmayr baqarmrqtr. Daha cinceleri asla yapmadr[rm bir qeye, profesor Lorca'nrn fikirlerini sorgulamaya baqladrm. Bu arada Profesor Lorca biliqsellik hakkrnda hayret verici gerEekler saEmaya devam ediyordu. Her aErklamasr bir oncekinden daha sert, dolayrsryla daha ozliiydri.

tekrar tekrar anlatacallm sana." Uzun bir andan sonra, gabalamaktan vazgeEip pes ettim. "Bizler oltim yolundaki varhklartz," dedi. "Oltimsiiz de!i-

liz,

ama oyleymiqtz glbi davrantnz. Btzt bireyler olarak ala-

ikinci somestr sonunda tam bir Erkmaza girdim. Don Juan'a ve Profesor Lorca'ya ait iki dtiqiince hattr arasrnda bir koprti kurabilmem ttimtiyle imk0nsrzdt. Birbirine kogut yollar izliyorlardr. Frofesor Lorca'nln biliqsellik Eahqmasrnr nitelik ve nicelik aErsmdan ele almak istemesini anhyordum. O giinlerde sibernetik devri kaprdaydr; ve biliqsellik gahqmalannrn uygularnah yanr bir gerqeklikti. Ama don Juan'rn dtinyasr da oyleydi, ve onu biliqsellifin standart araElarryla olgmeye olanak yoktu. Don Juan'rn eylemlerinde
Profescir Lorca ile

gafr etmekte olan, ve bi gtin de tiir olarak alaqalr edecek olan kusur budur." Don Juan, gevrelerindeki sradan insanlara kryasla btiyiiciilerin tistiinliiliiniin, ciltim yolundaki varhklar olduklarrnr bilmeleri ve bu bilgiden hiE sapmamalan oldulunu soyledi. Bu bilgiyi elde etmek ve onu mutlak bir gerEek olarak korumanln muazzam bir qaba gerektirdifini vurguladr. "Bu kadar do[ru bir qeyi kabullenmemiz niye boylesine zor oluyor?" diye sordum, iE Eeliqkimizin biiyiikltigtine gaqarak. "Ashnda bu tam olarak insantn suEu defil," dedi, gontil ahcr bir tavrrla. "insant bi ahmak gibi davranmaya iten gi.ig-

buna tanrk olma ayncahfrna eriqmiqtim, amabrzzat yagamrq iti Otinyanln arasrna koprti kurmamr engelleyenin bu gerEek oldufunu hissediyordum. BLittin bunlan ziyaretlerimden birinde don Juan'a anlattrm. Koprtiyi.i engelleyen etmen konusunda dtiqiindtklerimin tam olarak dofru olmadrfirnr sdyledi. Ona gore kusur, kiqinin bireysel koqullanndan Eok daha kapsamh bir qeye aitti. "Srradan insanlar olarak sahip oldufumuz en biiytik kusurlardan biri hakkrnda sana soylediklerimi belki hatrrlarsrn," dedi. Boyle bir qey anlmsayamadrm. Biz srradan itrsanlartn baqrna bela olan oyle gok kusurdan soz etmigti ki kafam kanqryordu. "Ozel bir qey istiyorsun," dedim, "ama akhma gelmiyor."

defildim.

"Bahsettifim biiytik kusur," dedi, "varlrfrntn her antnda


akhndan hig Erkarmaman gereken bi qey. Bana gore sorunlann en biiytifi.i bu, ve bunu kulaklanndan drqan ligkrrana dek

leri bi gtin sana daha aynntrh anlattrtm." Soylenecek baqka bir qey yoktu. Ufiursuz bir sessizlik Eokmiiqtii ortahfa. Don Juan'tn soztinti ettigi gtiElerin ne oldufunu ofrenmek bile istemiyordum. "Senin profesoriinii uzaktan deferlendirmek biiyiik marifet delil benim iEin," diye devam etti don Juan. "Oltimsiiz bi bilim adamr, o. Asla dhneyecek. Ve oli.imle ilgili kaygrlara gelince, eminim onlarrn icabrna Eoktan bakmrgtrr. Gomiilece[i mezarr almrgtrr, ailesine bakacak srkr bi hayat sigortast da yaptrrmrqtrr. Bu iki iqi hallettigine gore, oliim hakkrnda diiqiinmez artrk. Sadece iqini di.iqiiniir. "Profesdr Lorca anlamh konuguyor, giinkii hatastz sozc{iklerle konuqmaya hazrhkh. Ama ciddi bigimde kendini oliim yolundaki bi insan olarak diiqiinmeye hazrrhkh defil. Oltimstiz oldulu iEin, bunu nastl yapaca[rnr bilemez. Bilim adamlan ne denli karmaqrk makineler yaparsa yapsln, hiE fark etmez. Makineler insanlann kagrnrlmaz randevusunu; sonsuzlufr ile buluqmasrnr higbi qekilde onleyemezler. "Nagual Julian," diye devam etti, "bana eski Roma'ntn muzaffer kumandanlannt anlattrdt. Eve zaferle dondtiklerin-

134

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

de, onlan onurlandrmak igin muhteqem torenler diizenlenirmiq. Kazandrklan ganimetleri, aldrklarr esirleri sergileyerek sava$ arabalarrnrn iqinde gegit yaparlarmrq. Yanlanndaysa her zaman bi kole bulunurmug; onun gcirevi biitiin bu tin ve ihtiqamrn gegici oldulunu kulaklarrna fisrldamakmrg. "Bizbi zafer kazandrltmtzda," dedi don Juan, "zafetlerimizin gelip gegici oldulunu kulalrmrza fisrldayacak kimsemiz yok. Btiyiictilerin ise tisttinliiEti qurda; ciliim yolundaki varhklar olarak onlann kulaklanna her geyin krsa omtirlii oldulunu fisrldayacak birisi var. Bu fisrldayan, oltim; gaqmaz akrl hocasl, sana asla yalan soylemeyecek tek varhk."

Te;ekkiir Etmek

"SAVASQI-GEZGLNLER OnBNvtEMi$ higbi borg brrakmazlat," dedi don Juan. "Sen neden soz ediyorsun, don Juan?" diye sordum. "Yaqamrn boyunca yaptrlrn bazr goniil borglarmt temizle-

menin zamanlgeldi arttk," dedi. "Asla tiimiiyle <ideqemezsin, bundan emin ol, ama bi jest yapman gerek. Simgesel bi odemede bulunmaltsm; gontil almak igin, sonsuzlu{u tatmrn etmek igin yapmahsrn bunu. Senin igin onca anlam taqryan iki

r36

SON SUZLUGUN E,TKiru

yeNI

TE$EKKL]R ETMEK

L3l

arkadaqrndan, Patricia Turner ve Sandra Flanagan'dan soz etmiqtin bana. Gidip onlan bulmanrn ve sahip oldu$un her qeyi harcayarak ikisine de birer armafan almanrn zamanrdrr. Jest, iqte bu." "Nerede olduklarrnr bile bihniyorurn, don Juan," dedim, rtiraz eder gibi. "Onlan bulmak, senin igin bi meydan okuma anlamrna gelecek. Onlan ararken kaldrrmadrk tek bi taq brrakmayacaksrn. Yapmaya niyet edecepin gey son derece basit, ancak nerdeyse olanaksrz da. Yoluna devam etmek igin, kiqisel minnettarhk egi[ini geEmek ve tek bi hareketle ozgtir kahnak istiyorsun. E[er bu egigi agamazsan, benimle bu iqi siirdiirrneye gahqmanrn hiE anlamr olmayacak." "iyi de bana bu gorevi vermek nerden akhna geldi?" diye sordum. "Bunun bana uygult olaca[rnr diiqi.indiifiin iEin kendin rni icat ettin?" "Ben higbi qey icat etmem," dedi gergekgi bir tavrrla. "Bu gorevi sonsuzlufun kendisinden aldrm. Btitiin bunlan sana soylemek benim igin kolay de[il. Qektiklerinin bana zevk verdi!ini driEi"intiyorsan yanrhyorsun. Senin gorevinde baqarrlr olman bana senin igin oldufundan daha fazla anlam ifade ediyor. Bagaramazsan, yitirecelin Eok az $ey var. Ne? Bana yaptrlrn ziyaretler. Aman ne onemli. Ama ben seni yitiririm; ve bu benim igin ya silsilemin srireklilifini, ya da senin onu bi altrn anahtarla kapatma olasrhfirnr yitirme anlamrna gelir." Don Juan sustu. Zihnimin ne zaman diiErincelerin hummasrna kaprldr$rnr hep iyi bilirdi. "Sana defalarca anlattr[rm gibi, sar)a{g-gezginler yararcrdrrlar," diye devam etti sonra. "Duygusalhk, melankoli, nostalji gibi qeylerle ilgilenmezler. SavaEEt-gezginler iqin yalnrzca rniicadele vardrr; ve sonu olmayan bi mticadeledir bu. E[er buraya huzur bulmak igin geldi[ini, ya da bunun yaqamrnda bi dinlenme arasl oldufunu diiqiintiyorsan yanrhyorsun. Bu borElarrnr odeme iqi senin bildifiin duygularca yonlendirilmiyor. Son derece saf bi duygu incetili krlavuzluk ediyor ona; sonsuzlufia dalmak tizere olan, ve bunu yapma-

dan hemen cince, kendisine iyili$ dokunmuq olanlara teEekktir etrnek igin arkastnt dcinen sava$Ql-gezginin duygu inceli-

[i bu.

"Bu iqi hak ettifi ciddiyetle karqilamaltstn," diye devam

etti. "Bu, sonsuzluk seni yutmadan onceki son durafrn. Aslrnda bi sava{gr-gezgitt ytice bi varhk haline gelmeden sonsuzluk onun yanlna bile u[ratnaz. O yiizden kendini saktnma, higbi gabadan kagrnma. Amanstzca, amazarafetle sonuna kadar gotiir." Don Juan'rn soziinii ettigi kiqiler, iiniversite e[itimimin ilk iki yrhnda benim igin Eok biiytik anlamt olan iki arkadaglmdr. Patricia Tumer'rn ailesine ait evde, garajrn tisttindeki dairede kahyordum. Yiyecek ve yatacak yer karqrh$rnda havuzu temizlemek, doktilen yapraklan si.ipiirmek, Etipti grkarmak ve Patricia ile ikimize kahvaltr haztrlamak gibi iqler bana aitti. Evdeki uf-ak tefek iqlerimin yanr slra ailenin qoforiiydiim; Bayan Turner'r ahqveriqe gotiiri.ip getirmek, Bay Turner igin iEki ahp gizlice eve sokarak Eahgma odastna taqrmak da iqlerim arasrndaydr. Bay Turner tek baqrna iqmeyi seven bir sigorta miidiirtiydii. Qok fazla igtifi iEin Erkan bir aile kavgasr sonrasrnda bir daha qiqelere asla el stirmeyece$ine dair soz vermiqti ailesine. iEkiyi qok fazla azalttr[rnr, ama arada srrada birkag yudum yuvarlamaya ihtiyag duydulunu bana itiraf etmiqti. Qahqma odasrna elbette benden baqka kimsenin girmesine tzin yoktu. Orayr temizlemekle gorevliydim; ama asltnda yaptrfrm, tavandaki bir kemeri desteklemek iEin konmuq gibi goriindiifti halde gergekte igi boq olan bir direfin iEine Bay Turner'tn qiqelerini saklamaktan ibaretti. $iqeleri gizlice iEeri sokuyor, boglarr da gtzhce evden Erkanp garqrda Eope attyordum. Patricia tiniversitede tiyatro ve mtizik okuyor ve mi.ikemmel qarkr soyltiyordu. Amact Broadway mtizikallerinde qarkr soylemekti.. Patricia'ya srnlsrklam 6qrk oldufumu soylemeye gerek yok. Ince, atletik bir vticudu, koqeli hatlan olan bir esmerdi, ve benden nerdeyse bir baq daha uzundu ki bu da benim bir kadrna tapmam iEin baqhca nedendi.

138

SONSUZLIJGUN ETKiN YANI Sanki ondaki derin bir ihtiyacr giderir gibiydim; cizellikle

TE$EKKUR ETMEK

r39

babasmm bana sonsuz gtiveni oldufunu anladrktan sonra ortaya koydufu, birisine kol kanat germe ihtiyacrydr bu. Benim ktigiik annem olmuqtu. Onun izni olmadan alzrmr bile agamryordum. Bir atmaca gibi gozleri iisti.imdeydi. Donem tezleri-

mi yazrp ders kitaplarrmr okuyor ve benim igin ozetliyordu


bile. Hepsi de hoguma gidiyordu, ama gozetilmeyi istedifiimden de[il; gtinkii boyle bir gereksinmenin asla biliqsellilimin bir pargasr oldufunu sanmlyorum. O yaptrlr igin hoqlanryordum bunlardan. Onunla olmayr seviyordum. Beni her gtin sinemaya gottiri.irdii. Los Angeles'rn biltiin btiytik sinemalarrna girig kartlarr vardr; bazr sinema patronlan bu kartlarr babasma armalan veriyordu. Bay Turner onlarr hiE kullanmazdr; girig kaftr gcistermenin asaletine uymadrlrnr diiqtintirdti. Giqe memurlan bu kartlarr taqryanlara hep bir makbuz rmzalatttnrlardr. Patricia bu makbuzlan rahatsz olmadan imzahyordu, ama bazen adi memurun biri Bay Turner'rn imzasrnr isterdi, ve ben imzalamaya kalktrlrmda sadece Bay Turner'rn imzasr da yetmezdi onlara. Ehliyetini gcirmek isterlerdi bu sefer. Bu memurlardan biri, ktistah bir geng adam ciyle bir laf etmiqti ki bir keresinde, onun kadar benim de makaralan koyvermeme sebep olmugtu, ama Patricia'yr bir ofke nobetine sokmuqtu bu olanlar. "Sanrrm siz Bay Turd (dipnot. turd: bok) olmahsrnrz," dedi, dtiqtinebileceliniz en adi srntrqla, "Bay Tumer de[il." Bu hakareti savugturabilirdim, ama sonra Steve Reeves'rn Herkiil'tinti gormemize izin vermeyerek bizi fena halde bozum ederdi. Genellikle her yere Patricia'nrn en iyi arkadagr olan ve bitiqik evde ailesiyle birlikte oturan Sandra Flanagan ile birlikte giderdik. Sandra Patricia'yla taban tabana ztttr. O da aynl boydaydr; ama yuvarlak bir ytizti, gtil pembesi yanaklan ve qehvetli bt a$zt vardr; ve bir rakun kadar safhkhydr. $arkr soylemeye hiE merakr yoktu. Onun bi.ittin ilgisi bedensel zevkler iizerineydi. Yiyip igemeyece$i, sindiremeyecegi higbir gey yoktu; beni en gok kahreden yanl da, kendi tabalrnr

cilaladrktan sonra aynr qeyi benim tabafrma da yapmasrydr; yemek segen biri olarak.cimri.im boyunca beceremedifiirn bir geydi bu. O da son derece atletikti; ama daha safihklt, daha kaba bir bigimde. Erkek gibi yumruk, katrr gibi tekme atardt. Patricia'yanezaketen, onun ailesi igin yaptrlrm ufak tefek gi.inltik iqleri Sandra'nrn ailesi igin de yapryordum; havuzu bogaltma, bahgedeki yapraklarr siipiirrne, gop giintinde gopleri grkarma, kAlrtlarl ve tutuqabilir gopleri yakma gibi qeylerdi bunlar. Los Angeles'ta hava kirlilifinin arka bahgelerdeki gop yakrcilarr yi.iztinden arttr[t giinlerdeydik. Herhalde bu iki genE kadtrun yakrnhklan ya da rahathklan ytiziinden, en sonunda ikisine birden deliler gibi 6qrk o1dum. Dostum olan gok tuhaf bir geng adamdan, Nicholas van Hooten'den o[iit istemeye gittim. Iki krz arkadaqr vardt, ve ikisiyle birlikte, besbelli tam bir cennette yaqryordu. Bana en basit dgtidti vermekle baqlayacalrnr soyledi; iki krz arkadaqla sinemada nastl davrarulacalr hakkrndaydr bu ofiit. Sinemaya ne zaman iki krzla birden gitse, ilgisini daima solunda oturana yonelttifini soyledi. Bir siire sonrakrzlat tuvalete gidip dondiiklerinde onlann yerlerini deliqtiriyordu. Anna, Betty'nin oturdufu yere gegiyor ve gevredeki kimse bir qey anlamryordu. Uglii durumu-Nicholas oldukEa eski moda bir adamdr; o basmakahp Franstz terimini kullantyordu: mdnage d trois-gergekgi bir qekilde kabul ettirmenin uzun stirecinde bunun ilk adrm olduluna dair bana gi.ivence verdi. Oliidiinii tuttum ve Patricia ile Sandy'yi Los Angeles'taki Fairfax Caddesi'nde sessiz filmler gosteren bir sinemaya gotiirdtim. Patricia'yt soluma oturtup btiti.in ilgimi ona verdim. Tuvalete gidip dondtiklerinde ktzlara yerlerini defiqtirmelerini soyledim. Nicholas van Hooten'in dedili gibi yapryordum, ama Patricia boyle bir sagmah[r sineye Eekecek delildi. Kalktr ve hakarete u$ramrq, aqa[rlanmrq ve ofkeden kudurmug bir vaziyette sinemadan Erktr. Arkasrndan koqup oztir dilemek istedim ama Sandra beni durdurdu. "Brak gitsin," dedi zehrr sagan bir tebesstimle. "Kocaman

r40

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

TE$EKKUR ETMEK

t4t

krz, o. Bir taksi tutup eve gidecek parasr da var." Aldanrp sinemada kaldrm, sinir ve sugluluk iEinde Sandra'yr opmeye devam ettim. Ateqli bir opticti$tin orta yerinde birinin sagrmr Eekti[ini hissettim. Patrica'ydr. Koltuklann srrasr gev$ekti ve arkaya dofru yattr. Atletik Patricia, bizim srra arkadakinin iizerine devrilmeden hemen once aradan kugtr. Srranrn obtir bagmda oturan iki izleyicinin gr[hklannr iqit-

za art anrlanndan kendi kendine soylemiq oldufun 'O bana gunu sciyledi, bunu soyledi, o ba$rrdr, obtirii balrrdr, BANA balrrdr!' tiirtinden ctimleleri Eekip Erkar ve sadece duygulannrn yolunlufunda dur. Kendine o denli onem vermeseydin,
elinde kalan en saf tortu ne olurdu?" "Onlara duydu[um onyarglslz aqklm," dedim, bofiazrm dti!timlenerek. "Peki bu aqk bugiin o zamankinden daha mr az?" diye sordu don Juan. "Hayrr, de[il, don Juan," dedim diirtistqe, ve beni yrllarca kovalamrg olan kederin srzlsrnl aynl gekilde hissettim. "Bu kez, onlara sessizlifinin iginden sanl," dedi. "Bu kez, giiEstiz hryann teki olmayr brrak. Onlara son kez tam anlamryla sanl. Ama bunun Yeryiizii'nde son kez olmasrnr niyetlen. Karanh[rnrn iEinden niyetlen buna. E[er hak ediyorsan," diye devam etti, "onlara armafan verdifinde, tiim yaqamrnl ikinci kez ozetlemiq olacaksrn. Bu ttirden edimler savaqErlarr adeta buhar gibi uEucu krlar." Don Juan'rn buyruklannr izleyerek, tiim kalbimle iqe giriqtim. E[er baqarrh olamazsam sadece don Juan'rn kayba u!ramayacafrnr anlamrqtrm. Ben de bir qey yitirecektim, ve benim kaybrm da don Juan'rnki kadar bi.iyiik olacaktr. Sonsuzluk ile yiiz yijze gehne ve onun bilincine varrna qanslmr yitirecektim. Patricia f'urner ve Sandra Flanagan'ln anlsl beni berbat bir ruh haline sokmuqtu. Biittin o yrllar boyunca peqimi brrakmamrq olan o onarrlmazkayrp duygusunun ezicili[i artrk her z,amankinden daha canhydr. Don Juan bu duyguyu kurcalayarak qiddetlendirdifinde iyice anladrm ki bazr qeyler hep bizimle kahyor, don Juan'rn terimleriyle yagam boyu ve belki daha da otesinde, bizi hiE brrakmryordu. Patricia Tumer ve Sandra Flanagan'r bulmak zorundaydrm. Don Juan son olarak, efer onlarr bulursam, onlarla kalamayacafrmr soylemiqti. Yalnrzca gontillerini alacak, ti.im sevgimle onlarr sarmalayacak, ve bunu krzgrn suElamalar, kendine aclmalar, benmerkezct takrntrlar olmadan yapacak kadar zamanrm olacaktr.

tim. Nicholas van Hooten'mki berbat bir oEtittti. Patricia, Sandra ve ben tam bir sessizlik iginde eve dondiik. Sonra tutulmasr olanaksrz scizler vererek, gcizyaqlan, suElam alar arasrnda bir orta yol bulmaya Eahgtrk. Bu iig yanh iliqki, kendimizi nerdeyse mahvetmemizle sonuElandr. Boyle bir qey yagamaya hazrrhkh degildik. Sevgi, diiriistliik, gorev ve ahlak kurallan ile ilgili sorunlan Eozmeyi bilmiyorduk. Birini obtiriine tercih edemiyordum; onlar da beni terk edemiyorlardr. Bir giin mi.ithiq bir karga$anrn dorufunda ve katrksrz bir umutsuzluk iginde, iigtimriz de birbirrmtzi bir daha hiE gormemek rizere ayn ayn yerlere kagrp gittik. Mahvolmuqtum. Yaptrfrm hiEbir gey onlann yaqamlma vurduklan damgayr silemiyordu. Los Angeles'i terk ettirn ve hasretimi dindirebilmek igin sayrsrz qeylerle kendimi meqgul etmeye Eahqtrm. Zene kadar abartmadan soyleyebilirim ki, cehennemin derinliklerine indi[imi ve bir daha ordan asla grkamayacafrmr dtiqiiniiyordum. Don Juan'rn yagantrm ve kiqili[im tizerindeki etkisi olmasaydr, beni yiyip bitiren iblislerimle baq etmemin imkAnr yoktu. Yaptr[rm qeyin yanhq oldu[unu, bu denli harika iki insanr yiz yuze gelmeye hazrrhkh olmadrfrm boyle utanE verici, aptalca sagmahklann igine sokmaya hiE hakkrm olmadr[rnr don Juan'a soylemigtim. "Yanhq olan," dedi don Juan, "tigiinriziin de yolunu qaglrmrq benmerkezci kagrklar olmanrzdr. Kendini belenmiqlifin seni nerdeyse mahvetmiq. Kibrin olmazsa, yalnrzca duygulann kalrr. "Beni dinle," diye devam etti, "ve sana diinya kadar anlam ifade edecek qu basit ve dolaysrz ahqtrrmayr yap: o iki kr-

142

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

TE$EKKUR ETMEK

r43

onlara ne olduluna, nerelerde olduklarrna dair biiytik bir araqtrrmaya giriqtim. Once ailelerini taruyan insanlara sorular sormakla iqe baqladrm. iti aite de Los Angeles'tan taqmmrqlardr, ve kimse bana nerde olabileceklerine dair bir fikir veremiyordu. Danrqacak kimse yoktu. Gazeteye ilan vermeyi dtiqiindi.im. Ama sonra california'nln drqma taqrnmrq olabilecekleri akhma geldi. En sonunda bir ozel dedektif tutmak zorunda kaldrm. Resmi kayrt biirolanyla baflantrlan ve bunun gibi ufak tefek aynntrlar sayesinde, dedektif birkag hafta iEinde onlann rzim buldu. New York'da yaqryorlardr; birbirlerine gok yakrn bir mesafedeydiler, ve dostluklan da her zamankinden daha yakrndr. New York'a gittim ve cince Patricia Tumer'r buldum. istedi[i gibi bir Broadway y:Jdtzr olamamrqtr ama bir oyunun ekibindeydi. Sahnede mi yoksa idari bciliimde mi gorev aldrfrnr bilmek istemedim. Onu biirosunda ziyarete gittim. Ne yaptr[rnr bana soylemedi. Beni gortince gok gegirmigti. Yaptr[rmrz tek qey el ele oturup birlikte aflamak oldu. Ben de ona ne yapmakta oldufurnu sdylemedim. Onu gdrmeye geldi[imi, Eiinkti ona olan gontil borcumun ifadesi olarak bir arma[an vermeyi istedi[imi, ve dcinmek niyetinde olmadrprm bir yolculula Erkmak izere oldu[umu soyledim. "Ne mequm sozler bunlar?" dedi, gergekten panikledifi belliydi. "Ne yapmayr planhyorsun? Hasta mrsrn? Hasta gortinmiiyorsun." "Mecazi anlamdaydl," diye gtivence verdim" "Giiney Amerika'ya geri doni.iyorum; talihimi orada denemek niyetindeyim. Rekabet korkung, ve koqullar Eok getin, hepsi bu. Baqarmak istiyorsam her geyimi ortaya koymam gerekiyor." Rahatlamrq gortintiyordu, bana sarrldr. Defiiqmemiqti, yalntzca daha iri, gok daha gijglti, daha olgun ve gok zarif goriiniiyordu. Ellerini opttim ve karqr konulmaz bn sevgi dalgasr beni sardr. Don Juan hakhydr. Karqrhklr suqlamaiardan anndrlrmda, kalan sadece duygularrmdl. "Sana bir arma[an vermek istiyorum, Patricia Tumer," dedim. "Ne istersen iste benden, efer gi.ictim yeterse, istedi-

"Zengrn mi oldun yoksa?" dedi ve giildti. "Senin harika yarun higbir qeyinin olmamastydt, asla da olmayacak. Sandra'yla nerdeyse her gtin soztinii ediyoruz. Seni araba park ederken, kadrnlann strttndan geEinirken filan hayal ediyoruz. Uzgtini.im, ama elimizde delil, seni hdlA seviyoruz." Ne istedigini soylemesi iEin lsrar ettim. Aynr zamanda hem allayrp hem gi.ilmeye baqlamrqtr. "Bana bir mink manto alr mistn?" diye sordu, hrEkrnklar
arasrnda. SaElannr kanqtrrdrm ve alacalrmr soyledim.

[ini sana alacafrm."

"E[er befenmezsen, ma$azaya geri gottirtir ve paraslnl


ahrsrn," dedim.

Giildti ve beni eskisi gibi yumrukladr. iqine donmesi gerekiyordu, ve aynlmadan once onu gtirmeye tekrar geiece[ime dair soz verdim; ama qayet bunu yapamazsam, hayatrn beni farkh yoniere gektifini, ancak igimdeki anrsrnr ti.im ya$amlm boyunca ve hatta otesinde de koruyacaltmr bilmesini istedi[imi soyledim. Tekrar geldim, ama yalntzca mink mantoyu ona teslim etmelerini uzaktan izlemek iEin. SevinE gr$rklannr duydum. iqimin bir bciltimti bitmiqti. Oradan aynldrm, ama don Juan'rn sclyledifii gibi hafiflemiq hissetmiyordum kendimi. Eski bir yarayr deqmiqtim ve kanamaya baglamtqfi. Tarn bir sa!anak defildi yalan; daha Eok iliklerime kadar iqleyen ince bir sisle kaphydr ortairk. Sonra Sandra Flanagan't gcirmeye gittim. New York'un trenle gidilen banliyolerinden birinde yaqryordu. Kaptstnr vurdum. Sandra aEh ve bana bir hayalet gormtiq gibi bakakaldr. Ytiziindeki btitiin renk ugup gitmiqti. Her zamankinden daha gi.izeidi, belki iyice topladrfir ve irilegtifi igin. "Ama sen, sen, sen!" diye kekeledi, adtmt bile soyleyemiyordu. Hrgkrrdr, bir an igin ofkelenmiq ve beni suElayacakmrq gibi durdu. Devam etmesi iEin ona $ans vennedim. Sessizlifiim, mutlaktr. Sonunda onu etkiledi. Beni iqeri aldr ve oturma oda-

144

SONSUZLUGUN

ETKix

yRNT

TE$EKKUR ETMEK

t45

srna geEip oturduk.

"Ne yapryorsun burada?" diye sordu, biraz daha sakince. "Kalamazsm! Ben evli bir kadrnrm! Ug goculum var benim! Ve gok mutlu bir evlilifim var." Makineli tiifek gibi sozcrikleri birbiri ardrna sralayarak bana kocasrnrn Eok giivenilir bir insan, yaratrcr defilse de iyi bir adam oldulunu, qehvetli olmadrlrnr, seviqtiklerinde gok gabuk yoruldulu iEin gayet dikkatli olmasr gerekti[ini, onun kolayca hastalandrfirnr ve bazen iqe gidemedifini, arna tiE giizel gocuk yapmayr becermiq oldufunu, ve iigiinci.i qocuktan sonra adr Herbert oldu[u anlaqrlan kocasrnrn bu iqleri ttimtiyle brraktr[rnr anlattr. Artrk yapamtyordu, ama sorun de[ildi. Onu sakinleEtirmeye Eahqarak sadece bir dakikahfirna ziyaretine geldilimi, hayatrna karrqmak ya da onu herhangi bir qekilde rahatsrz etmek niyetinde olmadrlrmr tekrar tekrar soyledim. Onu bulmamrn ne kadar zor oldufunu anlattrm. "Buraya sana veda etmek iqin geldim," dedim, "ve sana hayatrmrn aqkr oldufunLr soylemek iqin. Sana gonril borcumun ve oltimsiiz sevgimin bir simgesi olarak bir armafan almak istiyorum." Qok etkilenmiq gortintiyordu. Trpkr eskiden yaprr[r gibi, aErk ytirekle giiltimsedi. Diqlerinin arahkhlr onu gocuksu gosteriyordu. Ona her zamankinden daha gtizel oldufunu soyledim ki bu dofruydu. Gtildti ve srkr bir rejime girmek izere oldufunu, gelecegimi bilse rejime Eok daha once baElamrg olacafrnr soyledi. Ama hemen baqlayacaktr; ve gelecek sefer onu daha ince bulacaktrm. Biriikteki yaqantrmrzrn ne korkunE oldu[unu ve onu ne kadar derinden etkiledigini anlattr tekrar tekrar. Sofu bir Katolik olmasrna karqrn intihan bile dtiqtinmtiqrti; ama aradr[r avuntuyu Eocuklannda buimuqtu, yaptrklanmlzln genqlifin tuhaflrklan oldufunu ve asla tam anlamryla silinmese bile ristti orttili,i kalmalarr gerektilini diiqiiniiyordu. Ona minnettarhlrmtn ve sevgimin niqanesi olarak alabilecelim bir anna$an olup olmadrlrnr sordulumda grildti ve Patricia Turner'rn dediklerinin aynlsmt; igine iqeyecek bir

oturafrm bile olmadrlmr, ve higbir zaman da olmayacafrnr, giinkii benim boyle yaratrlmrq oldufumu soyledi. Bir gey istemesi igin rsrar ettim. "Bana bi.itiin gocuklanmrn srfacafr bir station wagon ahr mrsrn?" dedi, gtilerek. Bir Pontiac, ya da bir Oldsmobil istiyorum, btitiin aksesuarlarr ile birlikte. Kendisine boyle bir armafian almamrn imkAnsrz oldu[una btitiin kalbiyle inanarak soylemigti bunu. Ama aldrm. Ertesi giin araba satrcrsrnrn arabasrnr kullanarak adamm arkasmdan gittim ve gizlice park etti[im yerden station wagon'un ona teslim edilmesini izledim, qaqkrnh[rnr gcirdiirn, ama ateqli varhlryla uyumlu olarak, bu bir seving qaqkrnhfr defildi. Bedensel bir tepkiydi bu; bir rstrap ve hayret hrqkrn[r gibiydi. Aghyordu, ama aldrlr armalan iEin aflamadr[rnr biliyordum. igimde yankrlanan bir hasret ifadesiydi bu. Arabarun koltuluna btiztiltip kaldrm. Trenle New York yolunda, ve Los Angeles'a ugarken hayatrmrn tiikenmekte oldufu duygusu Eokt{i iistiime; parmaklann arasrndan stiztilen kum gibi akrp gidiyordu benden. Teqekkiir ve veda etmiq olmaktan oti.irii kendimi higbir qekilde ozgtirleqmi$ yu da defiqmiq hissetmiyordum. Tam tersine, duydulum o garip sevginin alrrhlr her zamankinden daha derinlere inmiqti. Allamak istiyordum. Arkadagrm Rodrigo Cummings'in hrg yazimayacak kitaplar iEin buldu[u isimler kafamrn iEinde gegit yapryordu. Rodrigo baqhk koymada uzmanlaqmrqtr. En belendigi "Hepimiz Holywood'da OleceEtt"; bir di$eri "Asla Defiqmeyecefiz"; ve benim favorim, on dolara satrn aldrfrm "Rodrigo Cummings'in Hayatr ve Gtinahlarrndan Segrneler". Biitiin o baqhklar beynimde dans ediyordu. Ben Rodrigo Cummings'dim; zaman ye uzay iEinde srkrqrp kalmrqtrm, ve iki kadrnr hayatrmdan Eok seviyordum, ve bu asla deliqmeyecekti. Ve diler dostlarrm gibi ben de Holywood'da olecektim. Sahte baqarrm olarak adlandrrdrfrm yaptrklarrm hakkrnda don Juan'a rapor verirken btitiin bunlan da anlattrm. Orah bile olmadr. Hissetmig oldufum qeylerin sadece zayrflrk ve

ilili

t46

SONSUZLUGUN ETKiN YANI

kendine acrma oldu[unu, ve veda ile tegekktir etmek igin, bunu gergek anlamda yapmak ve siirdtirmek igin biiyticiilerin kendilerini yeni baqtan ele almalarr gerekti[ini sciyledi. "Kendine aclma duygunu hemen gimdi yeneceksin," diye emretti. "Yarah oldulun fikrini alt et de bir bak bakahm, elinde kalan saf tortu ne?"

Elimde kalan saf tortu, her ikisine de nihai armalarumr vermig oldu[um duygusuydu. Bir geyi yeniden canlandrma ya da-kendimi de dahil-incitme saikiyle de[il, don Juan'rn bana gcistermeye Eabaladrfr ruh halinin ta kendisiyle yapmrgtrm bunu;bir savaggt-gezginin megrebi ki don Juan'rn dediline gore tek erdemi, kendisini etkilemig ne vursa anlstnt canlt tutmasrdrr; tegekkiir ve veda etmesinin tek yolu da gu sihirli edimidir: sevmiq oldulu ne varsa sessizlilinin iginde saklar.

Sozdiziminin Otesinde

uUrpBci

r49

Miijdeci

DON JUAN BENI uyandrrdr[rnda, onun Sonora'daki evinde, derin uykudaydrm. Nerdeyse btittin gece oturmuq ve bana agrkladrfr kavramlar tizerinde kafa yormuqtum. "Yeterince dinlendin," dedi, sertEe, hatta nerdeyse hoyratga omuzlanmr sarsarken. "Bitkinim diye dtiqktinliik gosterme. Seninkisi bitkinlikten fazla bi qey; rahatstz edilmeme arzusu. iginde bi qey, rahatsrz edildifinde gok igerliyor. Ama direnci krilana kadar bu yaruntn tizerine gitmen gok onemli.

Hadi bi yiiriiytiqe gtkaltm." Don Juan hakhydr. Rahatsrz edildilinde gok ofkelenen bir yanrm vardt. Gi.inler boyu uyumak ve don Juan'rn btiyi.ictiliik kavramlan tizerinde arttk d{igtinmemek istiyordum. Hig istemeyerek kalktrm ve onu izledim. Don Juan yemek hazrlamrqtr, gtinlerce yememiqim gibi hepsini silip siipiirdtim,, sonra evden grkrp dofuya, daflara dolru yoneldik. Oyle uyku sersemiydim ki doludaki dafi silsilelerinin hemen tizerindeki giineqi gorene dek sabahrn ilk saatleri oldulunun farkrna varrnadrm. Don Juan'a biitiin gece hiE krprrdamadan uyudufumu soylemek istedim ama beni susturdu. Bazt bitkiler toplamak izere daflara bir araqtrrma seferine gittigimizi soyledi. "Toplayaca[rn bitkileri ne yapacakstn, don Juan?" diye sordum, yola grkar Erkmaz. "Kendime toplamlyorum," dedi stntarak. "Botanikqi ve eczacr olan bi dosturn igin onlar. ilaE yaptyor onlarla." "O da bir Yaqui mi don Juan? Burda Sonora'da mr ya$lyor?" diye sordum. "Hayr, o Yaqui de[il, ve Sonora'da oturmuyor. Bi giin onunla tantqtrstn." "O bir btiyiicti mti, don Juan?" "Evet, ciyle," diye yanrtladr, soluk bir tavrrla. UCLA'daki Botanik Bahgesi'nde tanrmlanmalan igin bitkilerden birazmt ahp alamayacafrmr sordum. "Tabii ki, tabii ki," dedi. "Tabii ki" dedift zaman ashnda bunu demek istemedilini keqfedeli gok olmuqtu. Bana tantmlanmasr igin ornek filan vermeye hig niyeti olmadrlr besbelliydi. Biiytici.i arkadaqrnr gok merak etmiqtim; onun hakkrnda daha fazla bilgi vermesim,btraz tarif etmesini, nerde yaqadrfrnl ve nasll tanrgtrklanm anlatmasrnr istedim. "Qii$,gii$,gtiq, gii$!" dedi don Juan, sanki bir at imiqim gibi. "A[rr ol, afrr ol! Kimsin sen? Profesor Lorca mt? Onun biligsel sistemini mi belleyeceksin?"

SONSUZLUGUN ETKIN YANI Qorak da! eteklerinin iglerine kadar girdik. Don Juan saatlerce diizenli bigimde yiiriidti. Gi.intin iqinin sadece ytirtimekten ibaret oldulunu dtiqtinmeye baglamrqtrm. sonunda durdu ve yamaglann golgelik tarafina oturduk. "Btiyiictilii[tin en biiyiik projelerinden birine baqlamanrn zamantdrr," dedi. "Ne projesinden bahsediyorsun, don Juan?" diye sordum.

MUJDECI

151

niteli[inde basit bi teknik olarak baqlamrqrr. Qomezleri igin de bu teknik aynr de[eri taqrrdr; rilretmenlerinin onlara neler soyledilini ve yaptr[rnr anrmsamalarrna yardrmcr olurdu. Eski btiyticriler tekniklerinin ne denli uzak-menzllh etkileri oldulunu anlayrncaya kadar bigok kez istilalar, ma[lubiyetler gibi korkung toplumsal kryametler yaqadrlar." "ispanyol fethini mi kastediyorsun, don Juan?" diye sordum.

"Ona ozetleme denir," dedi. "Eski btiyticiiler ona yagammm olaylarrnr yeniden anlatma derlerdi; yaptrklannl ve gcimezlerine anlattrklan qeyleri hatrlamalanna yardrm edecek bi arag

"Haytr," dedi. "O sadece iqin enfazla bilinen krsmr. Ondan once gok daha yakrp yrkrcr baqka kryametler de yaqandr. Ispanyollar buraya geldifinde eski btiytictiler artrk yagamryordu. obtir kryametleri atlatabilenlerin gomezleri artrk gayet

ihtiyathydrlar. Kendilerini korumayr cifrenmiqlerdi. Eski biiyticiilerin teknilini ozetleme olarak yeniden adlandrranlar da bu yeni briyiiciiler toplululudur. "Zaman gok btiyrik defer taqryor," diye devam etti. Genelde ttim biiyiici.iler igin zaman her geyin temelidir. Benim yiz yize oldu$um slnav, gok srkrqrk bi zaman birimi iginde btiyticiihik hakkrnda bildigim her qeyi soyur bi onerme olarak sana trkrqtrrmak zorunda oluqum, ama bunu yapmak igin senin iginde gerekli alanr oluqturmahyrm." "Ne alanr? Neden soz ediyorsun sen, don Juan?" "Btiyticiilerin onci.ilii, bi qeyi igeri almak iEin, onu koyacak bi alan bulunrnasl gerektilidir," dedi. "Gi.inltik yaqamrn aynntilan ile tepeden tnna$a doluysan, yeni higbi gey iEin yer

yoktur. O yer oluqturulmah. Ne demek istedifimi anhyor musun? Eski ga$ann btiyiiciileri, yagamrm ozetlemenin o alant olugturdufiuna inanrlardr. Ozetleme bunu gergekten yaptyor, ve Eok daha fazlasmt da, elbette. "Btiyticiilerin ozetleme yapmalan gok kuralhdtr," diye devam etti. "iEinde bulunduklan zamandan yaqamlarrnrn ilk anlna kadar geri giderek tanrdrklan herkesin bi listesini yaparlar. Bu listeyi tamamladrklannda, ordaki ilk kiqiyi alr ve onun hakkrnda becerebildikleri olEi.ide her qeyi antmsarlar. Gergekten her $eyi; en ufak aynnttyt bile. Giini.imtizden gegmiqe do[ru ozetleme yapmak daha iyidir, g{inkti giintimtiziin anrlan tazedft, bciylece anrmsama yetenefi bilenmig olur. Uygulayrcrlann yaptr[r, hatrrlamak ve solumaktan ibarettir. Yava$ ve dikkatli bi qekilde soluk alrrken baglarrnr safdan sola dolru belli belirsiz fark edilecek qekilde alrr alrr gevirir, ve sonra aynr yontemle soluk verirler." Don Juan soluk ahp vermelerin do[al olmast gerektifini de soyledi; efer gok stiratli yaprlrrsa insan yorucu soluklar adr verilen bir duruma giriyor ve kaslannt gevqetebilmek igin sonradan daha yavag soluklar almak zorunda kahyordu. "Peki benim btittin bunlarla ne yapmamr istiyorsun, don Juan?" diye sordum. "Bugtin listeni yapmaya baqhyorsun," dedi. "Ytllar itibariyle boltimlere ayrr, ya da meslekler agrsrndan yap bunu; di-

ledilin

biEimde di.izenle, ama srrayla yap, en son insanr en babitir. Ve sonra onlara iliqkin her geyi anrmsa. Hig telaq etme. DenedikEe, yapmakta oldufun qeyin
qa al, ve annen babanla

ayrrdma varacaksrn."

Don Juan'rn evine bir sonraki gidigimde, yaqanttmtn olaylannr titizlikle gozden gegirdilimi, ve onun katr kuralh yontemine balh kalarak listedeki kiqileri birer birer takip etmemin benim igin gok zor oldulunu ona anlatttm. Norrnalde ozetlemem beni defiqik yonlere Eekiyordu. Anrmsayr$rmm yontinti saptama iqini olaylara brrakryordum. istengli olarak yaptr[rm, genel bt zaman birimine bafh kalmaktr. Ome[in antropolo-

152

SONSIJZLUcUN ETTihI YANI

M UJDEC I

153

tr[r srkrntrydr.
,i

bciliirntindeki insanlarla baqlamrqtrm, ama arulanmrn beni giiniimtizden ucl-A'da okula bagladr[rm giine dek zaman iginde her yere gotrirmesine izin vermigtim. Don Juan'a tamamen unutmuq oldu$um tuhaf bir qeyi keqfettilimi anlattrm; krz arkadagrmrn tiniversitedeki odri arkidaqrnin Los Angeles'a geldi[i ve bizim onu havaa]anrndan aldrlrmrz geceye kadar benim uclA'nrn varhlrndan bile haberli olmayrqrmdr bu. Gelen krz ucl-A'da miizik okuyacaktr. uEa[r akqamrn ilk saatlerinde indiginde kendisini kampusa gcittirmemi rica etmiqti; dort yrhnr gegirece$i yere bir goi atmak istiyordu. Kampusun yerini biliyordum; gtinkti plaja giderken Sunset Bulvan'ndaki giriqinin ontinden sayrsti t er.ie, gegmiqtim. Ancak iEeriye ilk kez girecektim. somestr tatiliydi. Buldufumuz birkag kiqi bize mtizik bcihimiintin yerini gosterdi. Kampus terk edilmigti, ama ben kendi hesabrma hayatrmda gordii$rim en giizel $eye bakryordum. Burasr bir goz ziyafetrydi benirn iEin. Binalann kendine ozg[i bir enerjisi vardr; canhymrq gibiydiler. Mrizik boltimtine yaprlacak geliqigtizel bir ziyaret btiyiik bir karnpus turuna donriqtti. uclA'ya 6qrk olmuqtum. Don Juan'a da anlattrlrm gibi, coqkuma golge diiqtiren tek qey, muazzam karnpusu bagtan baqa yiinimekteki rsrarlmln krz arkadaqrmda yuiut-

ji

"Git kendine bir ig bul !" diye haykrrdr. Git de sabah sekizden akqam bege hayatla tanrq, palavrayr da kes! Hayat bu iqte; sabah sekiz, akqam beq, haftada krrk saat! Bak seni ne hale koyuyor! Bak bana; aqm efitirnliyim, ama hiEbir iqe uygun

de[ilim!"
Btittin bildifim bu kadar grizel bir yer gormedifimdi. Ne pahasrna olursa olsun UCLA'da okuyaca[rma dair oracrkta kendime sciz verdim. Duydufum arzu her yanlml sarmrqtr, ancak bu hemen yerine getirilmesi gereken bir drirtti gibi degildi. Huqu igindeydim, daha gok. Don Juan'a,ktz arkadagrmrn bu rahatsrzh[rnrn miithiq sinirime dokundufunu ve ona farkh bir rgrk altrnda bakmaya beni zorladrlrnr, hatrrladrlrm kadarryla ilk kez soylenen bir qeyin bende boylesine derin bir tepki uyandrrmrq oldufunu anlattrm. Krz arkadaqrmrn kiqili[inde daha cjnce fark etmedi[im yanlar gormiiqttim ve bunlar odtimti koparmrqtr. "Sanrnm korkunE bir biqimde yargrladrm onu," dedim don Juan'a. "Kampusa gidiqimizden hemen soffa aynldrk. UCLA bir brEak gibi aramrua grrmiqti sanki. Bciyle drigtinmem aptalhk, biliyorum. " "Aptalhk de[il," dedi don Juan. "Son derece hakh bi tepkiydi. Kampusta ytirtirken, eminim kr niyet ile bi buluqma yaqadrn. Orada olrnayr niyetlenrnistin, ve buna karqr duran herqeyi baqrndan atmak zorundaydm. "Ama bunu abarlmayasln," diye devam etti. "Savag(r-gezginin dokunuqu hassas, ama Eok hafiftir. SavaEErgezginin eli aftrc, srmsrkr kavrayan bi demir penge gibidir ilk baqlarda, ama giderek bi hayaletin btirtimctikten eline dontiqtir" Sat,a$gr-gezginler hrEbi belirti, higbi iz brrakmazlar. Onlann meydan okumasr boyle olur." Don Juan'rn sozleriyle kendimi suglayan, mutsuz bir ruh haline gomiildiim; Etinkii azrcrk anlmsaylqrm bile bana gostermiqti ki son derece kaba saba, saplantrh ve tahakktim ediciydim. Don Juan'a diiqtindiiklerimi anlattrm.
"Ozetlemenin erki," dedi, *yaqamrmrudaki stipnintrileri karrqtrnp yizey e grkarmasrndadr. "

"Bu allahrn cezasl yerde ne var ki?" diye bafrrdr bana, isyan ederek. "Sanki omriinde hig tiniversite kampusu gormedin! Birini gormiigsen, hepsini gormiigsrin demektir. Duyarh gdniniip krz arkadaqlml etkilemeye gahqryorsun, hepsi bu!" Bu do!ru de[ildi, onlara Eevredeki gtizelli[in beni gergekten biiyiiledigini hararerle anlatrnaya koyuldum. o binalirda ne umutlar, ne vaatler seziyordum, ancak bunlan ifadeden
Acizdim.

"Nerdeyse ttim omriimii okulda gegirdim," dedi krz arkadaqrm, srktrlr diqlerinin arasrndan, "ve arlrk brktrm! Hig kimsenin bir bok bulacalr yok burda. Bir stirti zrvahk hepsi, ve seni hayattaki sorumluluklanna hazrlamryorlar bile! " Burada okumak istedifimi soyledilimde btisbritiin grldrrdr.

r54

SONSUZLUGUN ETKIN yeNT

MUJDECI

155

Ardrndan don Juan ozetlemeni,n temeli olan farkrndahk ve algrlamanrn karmaqrk rizelliklerini ayrmtrh qekilde betimledi.

Bana bir kavramlar dtizenlemesi sunacafrnr anlatarak soze


baqladr, ama higbir kogul altrnda bunlan biiyiictilerin kuram-

yordu. Dediline gore, farhndah{m karanlft denizinin grzemli cephelerinden biri, algrlamayr eski gaf Meksika'sr qamanlannn birleSim noktasl admr verdikleri bu rgrltr noktasmda toplamaktaydr.

larr olarak ele almamr istemiyordu; giinkii bunlar eski ga! Meksika'sr qamanlan tarafindan enerjinin evrendeki akrqr iginde dofrudan goriilmesi sonucunda geliqtirilmiqlerdi. Bu dtizenlemenin birimlerini anlatrrken bir srnrflandrma ya da cinceden saptanmrg bir standarda gore sralama yapmayaca[i
konusunda beni uyardr"

"Srnrflandrmalar beni ilgilendirmiyor," diye devam etti.


"Sen ttim yaqamm boyunca herqeyi srnrflandrnp durdun. $imdi ise bundan uzak durmak zorunda kalacaksrn. GeEen giin sana bulutlar hakkrnda bi qey bilip bilmedifini sordu[umda, hepsinin adlannr ve her birinden bekleyebilecelimiz nem yi.izdelerini srraladrn bana. Tarn bi hava durumu sunucusu gibiydin. Ama sana kiqisel olarak bulutlarla ne yapabilecefini sordulumda, neden soz ettifimi anlamadrn bile.

"Srnrflandrmalarrn kendine ozgti bi diinyasr vardrr," dedi. "Sen her qeyi srnrflandtrrnaya baqladr[rn zaman, srnrflandrma canlanrr ve sana hi.ikmeder. Ama smrflandrmalar asla enerji-yayrcr olgular olmadrklan igin daima olii kiittikler gibi kalmaya mahkfimdur. Alaq de[ildir onlar; sadece kiittikttir." Anlattrlrna gore eski gafi Meksika'sr qamanlan evrenin rqrltrh lifler bigiminde enerji alanlanndan oluqtulunu gormiislerdi. Nereye dcintip baksalar onlardan sonsuz sayrda goriiyorlardt. Bu enerji alanlannrn kendilerini rqrltrh lifgik akrmlarr halinde drizenleyen, evrende siirekli ve sonsuz giiEler olugturan akrqlar oldulunu gormliElerdi, ve bu lifgiklerin ozetlemeyle ilintili olan akrm ya da akrqrna bu btiyiictiler tarafndanfarkmdah{m karanlft denizi, ve aynr zamanda Kartal adr verilmiqti. Don Juan, bu biiytictilerin, evrendeki her yaratrfrn farhndahgm karanltk denizine yuvarlak bir rqrltr noktasr ile balh bulundu$unu, ve bu yaratrklar enerji olarak algrlandrklarrnda bu noktarun agrkga goriilebildigini de keqfettiklerini soylti-

Don Juan, evrende serbestge dolagan rqrltrh lifgikler bigirnindeki saylslz enerji alanrnrn, insanoflunun birleSim noktasmda bir araya gelip onun iqinden gegtilini ileri siirtiyordu. Bu ener.ji alanlan duyusal verilere drintiqti.iriilmekte, ardmdan duyusal veriler yorumlanrp, bildiltmrz dtinya olarak algrlanmaktaydr. Don Juan bundan sonra, rqrltrh lifgikleri duyusal verilere dontiqti.irenin farktndahgm karanlrk denizi oldufunu agrkladr. Bi.iyiici.iler bu doniiqtimii gcirtir ve onu farhndal* prilttst diye isimlendirirdi; bu parlakhk birlegim noktasmr qevreleyen bir hale gibiydi. Ardrndan bana agrklamak tizere oldu[u qeyin biiytictilerin anlayr$ma gcire ozetleme konusunu kavramada en onemli nokta oldu[unu belirterek beni uyardr. Sozlerini Eok btiyiik bir cinemle vurgulayarak, organtzmalarda duyular diye adlandrrdrklanmum farkrndahlrn derecelerinden baqka bir qey olmadrlrnr sciyledi. Eger duyulannfarhndahgtn karanlft denizi oldulunu kabul edersek, duyusal verilerden duyulann yaptrlr yorumlann da farhndahgm karanl* denizi oldu[unu kabullenmek zorunda oldu$umuzu ileri si.irdti. Qevremizdeki dtinya ile bizim yaptrlrmrz biEimde ytiz yiize gelmenin, her insanollunun donanlml olan insanhlrn yorumlama sisteminin bir sonucu oldufunu uzun uz,adrya aqrkladr. Her organizmanm kendi gevresi iginde iqlevsel olabilmesini sall ayan bir yorumlama sistemine sahip olmasr gerekti[ini de ekledi. "O kryamet benzeri kargagahklardan sonra gelen btiyiiciiler," diye devam etti, "cil{im anrnda, farhndal$m karanlft denizinin canh yaratrklann farkmdahlrnr birleqim noktasrnrn iginden deyim yerindeyse emdi[im gordiiler. Bi qey daha gordiiler; farkrndah$rn karankk denizi, yaqamlarrrun yeniden anrmsanmaslnl tamamlamrq biiyiici.ilerle karqrlagtr$mda, bi an igin, nasil desek, durakhyordu. Bazrlan bilerek olmasa da bunu oyle derinlemesine yapmrqtr kr, farkmdahgm karanl* de-

156

SoNSUZLUGUN ETKIN

yaxl

UJDECI

t51

nizi onlann farkrndahklannr yagam deneyimleri bigiminde alryor, ama yagam gtiElerine-canlanna-dokunmuyordu.
Btiyriciiler, evrenin giiElerine iliqkin mtrazzam bi gergefi kegfetmiglerdi: farkrndalifrn karanhk denizi yalnrzca yaqam deneyimlertmtzi istiyordu; yagam gtictimtizii delil." Don Juan'rn aErklamalanndaki onermeler benim igin kavranmasr imkAnsrz qeylerdi. Ya da belki qoyle soylemek daha yerinde olur; aErklarnalanndaki onermelerin ne denli iqlevsel olduklannr belli belirsiz, ancak derin bir bigimde kavramrgtrm. "Biiyiici"ilel," diye devam etti don Juan, "yagamrmtzt iizetIerken ttim stiprtintiilerin sana soyledifirn gibi yi.izeye grktr[rna inanrrl ar. Tutars r zhkl an mrzr, tekrarl a r tmtzr gcirtiriiz boyle ce, ancak igimizde bi qey dzetleme yapmamna lijm giiciiyle karqr koyar. Btiyiici.ilerin dedifine gore yolumuz, ancak muazzam bi kargaqa yaqadr!rmtzda, bi olayrn arusrnln ayrrntrlarr dehqet verici bi bigimde capcanh olarak bellelimizin ekranrnda belirip bizi iliklerimize kadar titretince aErlrr. Onu yaqamlq oldu[umuz anln iEine bizi siiriikleyen, olayrn kendisidir. Biiyriciiler bu olaya mtijdeci derler, zira o andan sonra ele aldrfrmrz her olayr sadece anunsamakla kalmaz, onu yeniden
yaqanz.

leme dedikleri qeyi yap. Miijdeci olacak olayr anrmsaman iEin bi qey sana krlavuzluk edecek."

bir uyannln ardtndan beni yalnrz brraktr. "Elinden gelenin en iyisini yap," dedi, "goreyim seni." Belki de gevremdeki stik0netten otiirti, bir an son derece sessiz kaldrm. Sonra gogsiimtin tizerinde bir titreqim, bir ttir sarsrntr oldu. Zor nefes ahyordum, ama aniden sanki gofistimde bir qey aErldt ve derin bir nefes almama izin verdi, o anda gocukluluma ait bir olayrn tiim goriintilleri bellefimin igine doluqtu; sanki tutsakhktan kurtulup aniden ozgiirliile kavuqSon

muq gibiydiler.

"Yiirtirnek. her zaman anrlan giiElendiren bi qey olmuqtur," diye don Juan devam etti" "Eski Eag Meksika'sl $amanlan, yaqadrlrmrz her qeyi bi duyum olarak bacaklartmrztn arkasrnda biriktirip sakladrfrmtza inanrrlardr. Bacaklann arka krsmrnrn, insanrn yaqam oykiisiiniin ambarr oldufunu diiqtintiyorlardr. O yr.izden, hadi tepelere dofru bi ytiniyiige Erkahm qirndi." Nerdeyse karanhk olana dek ytiriidiik. "Sanrnm seni yeterince yr-iriittiim," dedi don .Iuan, evine dondtifiimiizde, "bi mrijdeci bulma konursundaki biiyiicii hamiesi iqin hazrr sayrlrrsrn; bu oyle berrak bigimde anlmsayacafrn bi olay olmah ki, ozetlemendeki bagka her qeyi aynr olgtide, ya da kryaslanabilir berrakhkta aydrnlatacak bi spot rqrfr gorevi yapmah. Biiyi.iciilerin yapbozun parEalannt ozet-

Biiyiikbabamtn gahqma odasmda, bilardo masaslnrn baqrndaydrm ve onunla bilardo oynuyordum. Ancak dokuz yaqlannda kadardrm. Btiyiikbabam oldukga iyi bir oyuncuydu, ve bana bildigi her oyunu brkrp usanmadan ofretmig, beni kendisiyle ciddi ciddi maE yapacak hale getirmiqti. Birlikte saatlerce bilardo oynardrk. O denli ustalaqmrqttm ki gtintin birinde yendim onu. O gtinden sonra bir daha beni yenememiqti. Qogu zaman sevinsin diye oyunu bilerek kaybediyordum, ama anhyor ve bana Eok krzryordu. Bir keresinde o kadar bozulmuqtu ki rstakayr kafama indirmiqti. Btiytikbabama hem hiisrant hem de mutlulufu aynt anda yaqatarak dokuzuma girdilimde oyunda arka arkaya bir stirti karambol yapacak duruma gelmiqtim. Bir seferinde oyle Eileden Erkmrgtr ki tstakayt yere firlatrp kendi baqrma oynamaml soylemiqti bana. Saplantrh yaprm kendimle rekabete giriqip aynr oyunun iizerinde miikemmellegene dek gahqmaml sa!hyordu. $ehirde kumar oynatmasryla tantnan ve bir bilardo salonu bulunan kotii qohretli bir adam, gtintin birinde btiytikbabamt ziyarete geldi. Odaya girdifimde sohbet ederek bilardo oyna-

maktaydrlar. Hemen grkmaya yeltendim, ama biiytikbabam koluma yaprglp beni iEeri Eekti. "Bu benim torunum," dedi adama. "Tanrqtrltmrza gok memnun oldum," dedi adam. Bana

158

SONSUZLUGUN ETKiN YANI

MUJDEC I

159

ters ters bakrp

elini

uzattr,,

eli normal bir insanrn kafasr bii-

lelo Quiroga'ya, kayrtsrz bir tavula. "Ben en iyisi rstakamr


ona vereyim, siz oynaym da ben seyredeyim."

ytikliiliindeydi.
Dehqete kaprlmrqtrm. Korkung bir kahkaha patlatrnca neler hissetti[imin farkrnda oldu[unu anladrm. Bana adrnm Falelo Quiroga oldulunu soyledi, ben de kendi adrmr mmldandrm.

"Bu gocuk bilardo mu oynuyor?" diye sordu iriyari adam,


gtilerek.

"Ah, evet, oynar," dedi bi.iyi.ikbabam. "Tabii senin kadar


oynayamaz,Falelo. Neden denemiyorsun onu? Ve senin igin iqi biraz daha ilging yapahm diye, ve de torunuma bi.iytikllik taslryormuq gibi olmaman igin, azrctk da bahse girelim. Bu kadara ne dersin?" Masaya buruquk kAlrt paralardan koca bir tomar brrakrp Falelo Quiroga'ya giiliimsedi, koca adama meydan okur gibi bagrnr iki yana salhyordu. "Vay be, bu kadar gok, ha?" dedi Falelo Quiroga, bana sorgulayan nazarlarla bakarak. Sonra ctizdanml aglp iginden dilzgiince katlanmrq birkag k6[rt para grkardr. Bu baqka bir $a$rrtrcl ayrrntrydr benim igin. Biiytikbabam parasrnr btitiin ceplerinde, bumburuguk bir qekilde taqrmaya ahqrktr. Bir odeme yapaca|.l zaman paralannr sayabilmesi igin once onlarr dtizeltmesi gerekirdi. Falelo Quiroga bir qey dememiqti ama kendisini eqkrya gibi hissettilini biliyordum. Biiytikbabama giiliimsedi, ve besbelli sadece ona saygrsr yiizi.inden, paraslnr masaya koydu. Bi.iyi.ikbabam sdz sahibi olarak oyunu belirli bir sayrda karambole gcire saptadr ve kimin baglayacafrnr tayin etmek rgrn yazL tura attr. Falelo kazandr. "Btittin gtictinle oyuna asilsan iyi olur, kendini tutayrm deme," diye Falelo'yu rsrarla uyardr biiyiikbabam. "Bu veledi haklayrp paraml almakta hig tereddtit etmeyesin!" Falelo Quiroga bi.iytikbabamln o[iidtini.i tutarak gticiintin yettili kadar iyi oynadl, ama bir noktada karambolii krl payr kagrrdr. Istakayr aldrm. Bayrlacak gibiydim, ama bi.iyi.ikbabamm ne$esini gormek-zrplayrp duruyordu-beni sakinle gtirmigti, iistelik rstakayr tutugumu grirdtifiinde Falelo Quiroga'nrn gtilmekten yerlere yatmasr fena halde canrmr srkmrqtr. Oynarken norrnal biEimde masanrn tizerine elilmeye boyum yetmiyordu. Ama btiyiikbabam ozenli bir sabr ve kararhhk

iyi giyimliydi. Qok gi.izel bir dar pantolonla mavi grzgrli kruvaze bir ceket giymiqti. O zamanlar ellili yaqlannrn bagrnda olmahydr, ama hafif gribefini saymazsak zarrf ve formda goriiniiyordu. $iqman degildi; iyi beslenmiq ve higbir ihtiyacr olmayan bir adam gciri.inttistindeydi. Benim dogdulum kentin sakinlerinin go$u kavruk insanlardr. Gegimlerini sa$layabilmek igin gok gahgan ve e!lenceye ayracak zamant olmayan kiqilerdi. Falelo Quirego ise onlann tam zrddr bir goriintime sahipti. Zamanrm sadece zevk iEin harcayan bir adamrn tavrlan vardr onda. Hog biriydi. Ozenle traq edilmiq yumuqak ifadeli bir yi.izti ve nazik bakrqh mavi gozleri vardr. Bir doktorun havasrnt ve
Qok uzun boylu ve fazlasryla

ozgtivenini taqryordu. $ehirdekiler insanlan rahatlatma yetenefinden ottirti onun bir kumarbaz delil, rahip, avukat, ya da doktor olmasr gerekti[ini soylerlerdi. Aynr zamanda, onun kumardan elde ettiEi paranln qehirdeki doktorlar ve avukatlarrn hepsininkazanctnln toplamrndan daha gok oldulu da soyleniyordu. Siyah saglan dikkatle taranmrqtr. iyice seyreldikleri belliydi. Saglarrnr alnrna do[ru tarayarak onlerdeki aErlmayt grzlemeye gahqryordu. Kogeli bir genesi ve son derece sevimli bir gtiltimsemesi vardr. Bakrmh, iri beyaz digleri, giiriiklerin son derece yaygrn oldu[u bu bcilgede ahqrlmamr$ bir qeydi. Benim igin Falelo Quiroga'nrn iki kayda de[er cizelligi daha vardr; kocaman ayaklan ve el yaplml siyah rugan ayakkabrlarr. Odada bir aqa$r bir yukan yiiriirken ayakkabrlarrnrn hig grcrdamayrgma hayran olmuqtum. Btiytikbabamm yaklagtrlrnr ayakkabr tabanlannrn grkarttrfir grcrrtrdan anlamaya ahgrktrm.

"Torunum bilardoyu gok iyi oynar," dedi biiyiikbabam Fa-

160

SoNSUZLUGUN ETKIN

yaxr

M UJDECI

161

gostererek farkh bir oynama qekli o$retmiqti bana. Kolumu iyice arkaya uzatarak rstakayr nerdeyse omuzlanmllt tizerinde, yan tarafta tutuyordum. "Masanrn ortasrna eriqmek zorunda oldufu zamanlar ne yapryor?" diye sordu Falelo Quiroga, gtilerek. "Masanrn kenanna asrhyor," dedi biiytikbabam sakin bir tavrla. "Buna izin var, biliyorsun." Btiytikbabam yanrma gelip diqlerinin arasrndan, eler kibarhk edip yenilecek olursam biittin rstakalan kafamda kracalrnr fisrldadr. Ciddi olmadr[rnr biliyordum; bu yalnrzca bana olan gtivenini ifade etme yoluydu. Kolay kazandrm. Briytikbabamrn mutlulufu anlatrlacak cinsten degildi, ama iqin tuhafi, Falelo Quiroga'nrnki de oyleydi. Kollarrnr iki yanrna vurarak gtiliiyor, bilardo masaslnrn etrafinda dontip duruyordu. Btiyiikbabam beni goklere grkartmakla megguldi.i. Quiroga'ya en iyi saylml aErkhyor ve kendimi aqtrfrmr, Etinkii ahqtrrma yapmam igin beni kandrmarun yolunu bulmug oldu[unu sciyleyerek dalga geEiyordu; sozi.inti ettili, kahve ve Danimarka turtalanydr. "Deme, deme!" deyip duruyordu Quiroga. Sonunda veda edip gitti, btiyiikbabam bahis paralannr topladr, ve olay unu-

tuldu. Btiytikbabam beni bir lokantaya gottiriip qehirdeki en iyi yemefi rsmarlamaya sciz vermiqti, ama bunu hiEbir zaman yapmadr. Qok cimri bir adamdr; yalnrzcakadtnlara bol para harcamasryla tanrnrrdr. it<i gtin sonra, Falelo Quiroga'nrn iki dev gibi adamr okuldan grkrqrmda beni gormeye geldiler. "Falelo Quiroga seni gcirmek istiyor," dedi bir tanesi, glrtlaktan gelen bir sesle. "Evine gelmeni ve onunla birlikte kahve igip Danimarka turtalarl yemeni istiyor." Kahve ve Danimarka turtalan dememiq olsaydr, herhalde onlardan kaEardrm. Btiyiikbabamrn Falelo Quiroga'ya kahve ve Danimarka turtalan igin ruhumu sataca[rmr soyledilini hatrrladrm. Memnuniyetle peqlerine takrldrm. Ancak onlar kadar hrzh yiiriiyemiyordum, bu ytizden adamlardan biri, adr

Guillermo Falc6n olanr kocaman kollanyla beni kaldrrrp kucakladr. Qarprk diqlerinin arasrndan giiltiyordu. "Yolculufun tadrnr grkar, ufakhk," dedi. Nefesi bir felaketti. "HiE kucakta taqrnmrq mrydrn? Krvranmana bakrlrrsa, asla!" Kaba kaba krkrrdryordu. $iikiir, Falelo Quiroga'nrn yeri okuldan fazla uzak defildi. Bay Falc6n beni biirodaki koltuklardan birine yerleqtirdi. Falelo Quiroga oradaydr, kocaman bir masanrn arkasrnda oturuyordu. Ayafa kalkrp elimi srktr. Hemen kahve velezzetli pastalar getirtti benim igin, ve baq baqa oturup biiyiikbabamrn tavuk Eiftligi hakkrnda dostqa bir sohbete daldrk. Daha fazla pasta isteyip istemedifimi sordu, alabilecefimi soyledi. Gtilerek kalkrp eileriyle bana bitiqik odadan inanrlmazlezzette pastalarla dolu bir tepsi getirdi. Ben tam anlamryla Eatlayana kadar trkrndrktan sonra, ilozik bir tavrrla, gece yansrndan sonralan kendisinin bilardo salonuna gelip onun seEtili bazr kiqilerle dostga birkaE oyun oynamaya ne diyecefimi sordu. Kayilsrz bir edayla belirttifine gdre iqin iqinde cinemli miktarda para da soz konusu olacaktr. Becerime duydu[u giiveni agrkga ifade etti, ve kazamlan paradan bana zamanrm ve emefim karqrlrlrnda bir yiizde verecelini de ekledi. Sonra ailemin bu konudaki tavnnr bildilini, odemeyi hak etsem bile onun bana para vermesini uygunsuz bulacaklannl belirtti. Bu yi.izden parayr bankada benim adrma ozel bir hesaba yatrracafrna soz veriyordu; hatta daha da iyisi, qehirdeki her mafazada yapacafrm harcamalar\ ya da her lokantada yiyece[im yemeklerin iicretini karqrlayacafirnr soyltiyordu.

Soylediklerinin tek kelimesine bile inanmamrEtrm. Onun bir diizenbaz,bir haraEgr oldufunu biliyordum. Bununla birlikte, tanrmadrfrm kiqilerle bilardo oynama fikri hoqurna gitmiqti; onunla pazarhpa girigtim.
"Bana kahveyle bugtinkti gibi pastalar da verecek misin?" diye sordum. "Elbette, evlat," diye cevap verdi. "Gelip benim igin oynarsan, sana pastane satrn alrnm! Pastacr pastalarrrnr srrf senin

t62

SONSUZLUGUN ETKiN YANI

MUJDECi

163

igin piqirir. Sozi.ime giiven." Tek gtigliigiin evden grkabilmem konusunda olacalrnr soyleyerek Falelo Quiroga'yl uyardrm; beni atmacalar gibi gozleyen bir si.irti teyzem vardr, tistelik odam da ikinci kattaydr.

larr yerin dibine gegiriyordum. Yemek yiyip de parasrnr odemedilimiz halde neden polis Eafrrrlmadrlrnr bir ttirlii anlayamryorlardr. Benim sorunum, tizerime bahse giren insanlarrn umutlarr ve beklentileri iEin mticadele etmek zorunda oldulumu asla kavrayamayrqrmdr. Ancak en Eetin sorun, yakrn bir kentten gelen birinci srnrf bir oyuncu Falelo Quiroga'ya meydan okuyup ortaya muazzam bir bahis koyduluricla patlak verdi. Oyun gecesi u[ursuz bir geceydi. Btiyii].:babarn hastalanmrq ve bir ttirlti uyuyamamrgtr. Evde tam bir curcuna yaganlyordu. Hig kimse yatmayacak gibiydi. Fiirk edilrneden odamdan drqan srzabilecefiimden kugkuluydum, ama Ray Falc6n rshlr ve camlanma attr[r taqlarla ciylesine rsrarclydr ki, goziimti karartrp kendimi kollanna attrm. $ehirde ne kadar erkek varsa hepsi biiardo salonuna toplanmrq gibiydi. Ortahk kaybetmemem iEin sessrzce yalvaran kederli suratlarla doluydu. Bar/ran cesur bir tavrrla yanlma gelip evlerini ve ttim sahip olduklarrnr iizerime oynadrklarrnr anlatrak beni civdiiler. Adamrn biri yarr qaka yan ciddi, kansrnr bahse koydu[unu ve efer kazanamazsam o gece ya boynuzlu ya da katil olacafrnr soyledi. Boynuzlu olmamak iEin kansrnr mr, yoksa oyunu kaybetti[im igin beni mi oldiirece[ini belirtmemiqti. Falelo Quiroga ortahkta bir aqalr bir yukan volta atryordu. Bana masaj yapmasl igin bir masor tutmuqtu. Gevqememi istiyordu. Masor kollanma ve bileklerime srcak, alnrma soluk havlular koydu. Ayaklanma hayatrmda giydigim en yumuqak, en rahat ayakkabrlan giydirdi. Asker postallan gibi sert topuklu ve taban destekliydiler. Falelo Quiroga kryafetimi bile defiqtirdi; saErm ytiztime diiqmesin diye baqrma bir bere ve tizerime kemerli, bol bir tulum giydirdiler. Bilardo masasrnrn Eevresindeki insanlann yarlslndan fazlasr obiir kentten gelen yabancrlardr. Yiyecek gibi bakryorlardr bana. olmemi istedikleri duygusuna kaprlmrqtrm. Falelo Quiroga kimin cince baqlayacafrnr saptamak iEin yazr Iura attr. Rakibim Qin asrlh bir Brezilyahydr; geng, yu-

"Bu sorun de!il," diye gi.ivence verdi Falelo Quiroga.


"Oldukga ufak tefeksin. Pencereden Bay Falc6n'un kollanna atlarsrn, o seni tutar. O nerdeyse ev kadar kocaman! Bu gece erken yatmanr cineririm. Bay Falc6n rshk gahp camrna taq atarak seni uyandrracak. Yalnrz tetikte ol. Sabrrsrz bir adamdlr." Akhmr baqrmdan alan bir heyecan iEinde eve gittim. Bir ttirlti uyuyamadrm. Bay Falc6n'un rshfirnr ve penceremin camlanna ktigtik gakrl taqlan attrfrnr duydulumda cin gibi uyanrktrm. Pencereyi aEtrm. Bay Falc6n tam altrmda, sokaktaydr.

"Atla kollarrma, ufakhk," dedi, yi.iksek bir fisrltr halinde grkarmaya gahqtrfr krsrk sesiyle. "Kollanmr iyi niqanlamazsan seni diiqtiriiriim ve oltirsiin. Unutma bunu. Beni oyalama. Tam kollanmr hedef al. Atla hadi! Atla!" Oyle yaptrm ve beni pamuk guvah yakalar gibi kolayca tutuverdi. Yere brrakrrken koqmamr soyledi. Dedifiine gore derin uykudan uyanmrq bir Eocuk olarak bilardo salonuna kadar koqarsam oraya vardrlrmda ti,im{iyle ayrlmrq olacaktrm. O gece iki adamla oynadlm ve ikisini de yendim. insarun hayal edebilecefii en lezzeth kahve ve pastalara kondum. Kendimi cennette hissediyordum. Eve dondii[timde saat sabahrn yedisiydi. Yoklufumu kimse fark etmemiqti. Okula gitme vaktiydi. Ashnda her gey norrnal gitmiqti; yorgunluktan biitiin giin gozlerimin kapanmaslnl saymazsak. O giinden sonra Falelo Quiroga haftada iki iig kez beni almasr iEin Bay Falc6n'u gondermeye baqladr, ve ben gidip btittin oyunlan kazandrm. O da sozi.inti tuttu; Eok sevdi[im Qin lokantasrnda her gtin yedifim yemekler dahil aldrlrm her qeyin parasrnr cidedi . Bazen arkadaglanmr bile davet ediyor ve garson hesabr getirdilinde bafirrarak lokantadan kagrp gocuk-

t&

SONSUZLUGUN ETKiN YANI

MUJDECI

165

varlak yi.izlti, qrk ve kendinden emin biriydi. Oyuna o baqladr ve inanrlmaz saylda karambol yaptr. Falelo Quiroga'nrn yi.iziini.in aldr[r renkten kalp krizi gegirmek tizere oldulunu gorebiliyordum; vannr yolunu tizerime oynamlg olan cibtirlerinin de hali farkh degildi. O gece gok iyiydim; ben cibiir adamrn yapmrg oldufiu saylya yaklaqtrkga paralannr iizerime yatrranlann gerginlili doru$a ulaqtr. Falelo Quiroga hepsinden fazla grldrrmrqtr. Herkese ba[rrrp gafrrryor, sigara dumanrndan nefes almam gtiglegtigi igin pencereleri agmalannr emrediyordu. Masorden kollarrmr ve omuzlartmt ovup gevqetmesini istiyordu. En sonunda herkesten beni rahat brrakmalarlnl istedim ve tam bir telaq iEinde, kazanmam igin gereken sekiz saylyl yaptrm. Bana oynamrg olanlann havalara ugmasr gonilecek qeydi. Bense onlara katrlamadrm, gi.inkti Eoktan sabah olmuqtu ve beni telaqla eve yetiqtirmek zorunda kaldrlar. O giinkii bitkinli[im anlatrlacak gibi degildi. Falelo Quiroga btiytik nezaket gcistererek biitiin bir hafta beni Eafrrtmadr. Ancak bir olleden soffa Bay FalcSn beni okuldan aldr ve bilardo salonuna gotiirdi.i. Falelo Quiroga son derece ciddiydi. Bana kahve ve pasta ikram etmedi. Herkesi btirosundan Erkanp do[rudan konuya girdi. iskemlesini yanrma Eekmiqti. "Bankaya senin igin yi.iklii miktarda para yatrrdrm," dedi, resmi bir tavrrla. "Verdifiim sozti tuttum. Sana her zaman bakaca[rma soz vermiqtim. Biliyorsun! E[er gimdi senden isteyecelim qeyi yaparsan ciyle gok para kazanacaksrn ki cimrtin boyunca bir giin bile gahqman gerekmeyecek. Bundan sonraki oyununu tek sayr farkla kaybetmeni istiyorum. Bunu yapabilecefini biliyorum. Ama istedilim krl payr farkla yenilmen. Ne kadar dramatik olursa o kadar iyi olur." Donakalmrqtrm. Bi.itiin bunlar benim akhmm alabilece$i geyler defildi. Falelo Quiroga teklifini tekrarladr ve ttim varh[rnr ismini vermeden rakibime yatracafrnr, yeni anlaqmamtztn bu oldufiunu agrkladr. Bay Falc5n seni aylardrr koruyor," dedi. "Sana btittin sciyleyecefim, Bay Falc6n'un seni korumak igin ttim gtictin{i kul-

landr[r; ama aynr gtigle bunun aksini de yapabilir." Falelo Quiroga'nrn tehdidi daha agrk olam azdt. DuyduEum dehqeti yiizrimden okumuq olmah ki, gevqedi ve giilmeye baqladr.

"Ah, ama boyle qeylere kafanr takma sen," dedi gtiven verici bir tavrla, "gtinkti biz karde$i2." Hayatrmda ilk kez iqinden grkrlmazbtr ikilemde kalmrqtrm. Falelo Quiroga'dan, onun igimde uyandrrdrlr korkudan btittin gtictimle kagmak istiyordum. Ama kalmayr da aynr o1giide istiyordum; dtikkAnlardan istedilim ne varsa alabilmenin ve hepsinden fazla, diledifim her lokantada para cidemeden yemek yiyebilmenin rahathfrnr istiyordum. Ancak boyle iki qrktan birini seEmek durumunda kalmamrqtrm hiE. Beklenmedik bir qekilde----en aztndan benim iEin boyleydi-biiytikbabam baqka bir bolgeye taqrndt, hem de epeyce uzapa. Sanki olanlardan haberli gibiydi ve beni herkesten once gondermigti. Olup bitenleri gerqekten bildifi kugkusuna kaprldrm. Beni uzafla yollamasl onun her zamanki sezgisel davraruqlarrndan biri gibiydi.

Don Juan'rn dontiqii beni arulanmdan gekip Erkardr. Zaman kavramrnr yitirmiqtim. Kamrm zll gahyor olmahydt, ama hig aghk hissetmiyordum. Sinirli bir enerji ile doluydum. Don Juan bir gaz lambasr yakrp duvardaki bir Eiviye astt. Lambarun loq rgrfr odanrn iginde dans eden garip golgeler yaratryordu. Gozlerimin yarr karanh[a altqmast bir dakikamt aldt. Ardrndan derin bir hi.izne kaprldrm. Garip bigimde bafrmsrz bir duyguydu bu; loq ortamdan ya da belki bir kapana ktsttnlmtglrk hissinden dofian, uzaklara azanan bir hasret duygusuydu. Oyle yorgundum ki gekip gitmek istiyordum; ama kalmayr da aynr olgtide istiyordum. Don Juan'tn sesi beni buaz kendime getirdi. Stkrnttmtn nedenini ve derinlifini biliyor gibiydi ve sesinin tonunu duruma uyacak qekilde ayarlamrqtr. Sesindeki ciddiyet, bitkinlik ve zihinsel bir tahrik karqrsrnda Erlgrnca bir tepkiye kolayca dontiqebilecek bir qeyi kontrol altma alabilmemi sa[ladr.

166

SONS TJZLUGUN

ETKIN YANI

"Olaylann iizerinden gegmek biiyiiciiler igin sihirli bi


qeydir," dedi. "Bu sadece oyktileri anlatmak delil. Bu, olaylann altrnda yatan dokuyu gormek. Anrmsamantn bciylesine cinemli ve engin olmasrnrn nedeni de bu." istefi iizerine, hatrrlamrq oldufum olayr don Juan'a anlat*
trm.

"Ne kadar uygun," dedi ve negeyle krkrrdadr. "Yapabile-

ce[im tek yorum, savagQr-gezginlerin kendilerini sakrndrklandr. Dtirttileri onlarr nereye gdtiiriirse oraya giderler. SavaSEt-gezginin erkt, tetikte olmasr, en ufak dr-irtiiden azamt etkiyi alabilmesindedir. Ve hepsinden fazla da, mi.idahale etme-

mesindedir. Olaylann bi giicii, kendilerine ozgti bi Eekimi vardrr; gezginler de sadece gezgindir. Qevrelerindeki her qey yalnrzca onlarm gozleri iEindir. Bu ycintemle gezginler boyle mi olmuqtu, qoyle mi olmugtu diye asla sorgulamadan, her durumun anlamrnr yorumlar. "Bugtin oyle bi olay anrmsadrn ki, ttim yaqantrnr ozethyor," diye devam etti. "Qciztimleyemedilin o ikilemin benzerleriyle her an y.jz yizesin. Ashnda Falelo Quiroga'nrn qike onerisini kabul ya da reddetme durumunda kalmamrqtrn. "Sonsuzluk brzi hep o korkunE segim yapma konumuna sokar," diye sozlerini siirdiirdii. "Sonsuzlugu isteriz, ama aynl zamanda ondan kagmak da isteriz. Benden kurtulmak istiyorsun; ama aynt zamanda kalmak da istiyorsun. Tek hissettifin kalma isteli olsaydr, senin iEin ne kadar kolay olurdu."

Ufuktaki Enerji Etkileqimi

u}tonciNiv

BERRAKLIdI,

)znrunuEMl

yeni bir

itici

gtiE getirmiqti. Eski ruh halimin yerini bir yenisi aldr. O gtin-

den sonra, yagamtmdaki olaylarr Erldrrtrcr bir berrakhkla


anrmsamaya bagladrm. Sanki igimde yetersiz ve bulanrk anrlara takrhp kalmama sebep olan gergek bir engel vardr da

miijdeci bunu yerle bir etmigti. Bu olaya kadar belleksel melekelerimin benim igin anlaml, yaganmlq olan, fakat gop:u zaman unutmak istedilim qeylere belli belirsiz bir baqvurudan

168

ONS

UZLUGUN ETK iN yRNT

TIFUKTAKI ENERJI ETKILE$IMI

169

ibaretti. Esasrnda hayatrmla ilgili hiqbir qeyi hatrrlamaya merakh de$ildim. Bu ytizden diirtist olmak gerekirse don Juan'rn zorla iizerime ytikledifi bu beyhude ozetleme ahqtrrmasr bana hig de anlamh gelmiyordu. Beni anrnda yorgun dtiqiiren ve konsantre olmaktaki yeteneksizlifimi yiiziime vurmaktan baqka iqe yaramayan zevksiz bir iqti bu. Gene de gorevimi yaprp, geliqigi.izel bir gaba gostererek kendileriyle etkileqimlerimi qciyle boyle harrrladr!rm insanlann listelerini grkartmrqtrm. onlara berrak biEimde odaklanmaktaki yetersizli[im beni caydrrmamrqtr. Ashnda ne hissettifime aldrrmadan, vazife addetti[im bir qeyi yapmaktaydrm. Ahgtrrma yaptrkga anrmsaylgrmdaki benakhfrn arrtrfrnr diigtinmeye baqladrm. Artrk birtakrm seEme olaylarrn igine hemen tirkiitticii ve odtillendirici olan hatrn sayrlrr bir keskinlikle inebiliyor; deyim yerindeyse iElerine dalabiliyordum. Ancak don Juan bana miijdeci fikrini tanrttrktan sonra anrmsama giiciim oyle bir hale geldi ki bunu tanrmlamam imkdnsrz. Yaptrfrm insanlar listesini izlemek t)zetlememi son derece kurallr ve zorlayrcr bir hale sokuyordu, ve don Juan'rn istedi[i de buydu. Fakat ara srra igimde bir qey iplerini kopanyor ve listemle ilgisi olmayan olaylara odaklanmaya zorluyordu beni: bunlar ciyle Erldrrtrcr berrakhkta olaylardr ki, kendimi kaptrnp, belki de yaqandrklan andakinden daha bile yo[un bir biEirnde iElerine gekiliyordum. Bu rtirden bir ozetlente yaptrfrm her sefer, gerEekten o olaylann iginde qrrprndrlrm zamanlarda gcizden kagrrmrq olduEum qeyleri gorebilmemi sallayan bir yansrzh$a da sahiptim. Bir olayr anrmsamanln beni iliklerime kadar sarsrqr ilk kez oregon'da bir tiniversitede verdifim konferans sonraslnda baqrma geldi. Konferansr diizenleyen olrenciler beni ve yanrmdaki antropolog arkadaqrmr geceyi geEirmemiz iEin bir eve gottirdtiler. Bir motele gitmeyi diiqtintiyordum, ama bizim rahatrmtz iEin bu evde rsrar etmiqlerdi. Ev krrdaydr, telefonu bile yoktu, drq dtinyadan tamamen kopuk, d[inyanln en giirtiltiisriz,, en sakin koqesindeydi, dediklerine gcire. Btittin aptalhlrmla, onlarla gitmeyi kabul etmiqtim. Don Juan beni

her zaman tek baqrma hareket etmem konusunda uyarmakla kalmaz, bu konuda dayatrrdr; ben de qofu zaman istefine uyardrm, amabazen iEimdeki dost canltst yaratrk ipleri eline gegiriyordu iqte. Komite bizi Portland'tn epey drqrndaki eve gotiirdti; burasr iiniversite iiyelerinin araqttrma yapmalan igin yedi yrlda bir aldrklan bir yrlhk ticretli izni kullanan bir profesore aitti. Bir tepenin tizerinde kurulmug olan evin dorf bir yanlna spotlar yerleqtirilmiqti; gelir gelmez bunlann hepsini ve evin igindeki rqrklann tiimiinii agtrlar. Spotlann aydrnhfrnda ev beq mil oteden bile gcirtintiyor olmahydr. Bunun ardrndan komite btiyiik bir aceleyle evden aynldt, buna qaqrrmrqtrm Etinkti onlartn bizimle kahp konuqacaklannl sanlyordum. Ki.igtik, ama gok saflam yaprlmrq, dik gatrh ahqap bir evdi burast. Qok btiytik bir salonu ve onun iizerinde yatak odast olarak kullanrlan bir asmakatt vardt. Tam tepeden, dik Eattntn en ytiksek noktastndan gerEek boyutlarda bir isa'h garmrh sarkryordu; figi.irtin baqrna qivilenmiq garip bir doner menteqe ile tavana asrhydt. Duvardaki spotlartn rqr[r qarmrhrn iizerine odaklanmrqtr. Oldukga etkileyici bir gori.intii veriyordu; hele de ya[srz kalmrq menteqesi grcrrdayarak
donerken.

Evin banyosu bagka bir dlemdi. Tavan, duvarlar ve zemin aynalt fayanslarla kaphydt ve ortahk ktrmtztmsr bir rqrkla aydrnlatrlmrqtr. Kendini diiqtiniilebilecek her aErdan gormeden tuvalete gitmek mtimktin degildi. Evin etkileyici buldufum ozellikleri beni eflendirmiqti. Ancak uyurna vakti geldi[inde ciddi bir sorunla yijz yize geldim; Etinkti sadece bir tane dar, sert, keqig yata[rna benzeyen yatak vardr, ve antropolog arkadaqrm da zatirtee olmak tizereydi; okstirdiikge hrnldryor ve balgam grkanyordu. Dosdolru yatafa gidip stzmtqtt. Uyuyacak bir yer.aradrm. Higbir qey bulamadrm. Evde higbir konfor yoktu. Ustelik sofuktu da. Komite rqrklarl aEmlg, ama rsrtrctyt unutmuqlardr. Evi aradrm. SonuE alamadtm, spotlar ya da obtir rqrklarla ilgili gabalanm da sonugsuz kaldr. Dtifmeler duvarlardaydt ama her-

r70

SONSUZLUGUN ETK1N YANI

UFUKTAKI BNenri ETKILE$iMI

171

halde hepsi bir ana diilmeye bafhydrlar. Iqrklarrn rtimii yanryordu ve onlan bir ttirli.i kapatamryordum.

Uyumak iqin tek bulabildiEi-, yerdeki ince bir kilim ve fistiime ortebilecefiim tek qey de dev bir Fransrz kaniginin tabaklanmrq postuydu. Belli ki bir zamanlar evin hayvanrydr ve ciliince bu qekilde saklanmrqtr; siyah boncuktan parlak gozleri vardr ve agrk aLzndan dili sarkryordu. Postun baq krsmrnr dizlerimin iisttine koydum. Kalanryl a da izerimi ortiince kuyruk krsmr boynuma geliyordu. Dizlerirnin arasrnda doldurulmuq bir kafa epeyce mide bulandrrrcrydr! Karanhk olsaydr bu kadar kotti olmazdr belki. BirkaE elbezi bulup katladrm ve yastrk yaptrm. Kaniqin derisini elimden geldi[i kadar grizden saklayabilmek igin bir stirti bezi de postun iizerine serdim. Btittin gece uyuyamadrm. igte orada, don Juan'rn cinerilerine uymadrlrm igin aptalhfrma sessizce sovi.ip sayarken, ttim cimrtimtin en grldrrtrcr berraklrktaki anrmsamaslnr yaqadrm. Don Juan'rn miljdeci dedili olayr da aynr netlikle hatrlamrqtrm gergi; ama onun yanrndayken baqrma gelenlere pek itibar etmeme yanhsrydrm her zaman, gtinkti ne de olsa onun yanrnda her qey mtimktindti. Oysa bu kez tek baqrmaydrm. Don Juan'la tanrqmadan yrllar cince, bina duvarlanndaki ilanlarr boyama iqinde gahqryordum. Patronumun adr Luigi Palma idi. Bir gtin Luigi eski bir binanrn arka duvanna gelinlik ve damathklann satrqr ve kiralanmasryla ilgili bir reklam panosu yapmak tizere anlaqtr. Binada bulunan ma$azanrn sahibi btiytik bir resimle olasr mtiqrerilerin dikkatini Eekmek istiyordu. Luigi bir gelinle damat resmi yapacak, ben de yanlan yazacaktrm. Binarun dtiz damrna grkrp bir yapr iskelesi kurduk. Higbir nedenim olmadrfr halde oldukga tedirgindim. Daha once yiiksek binalarda dtizinelerce ilan boyamrqtrm, oysa. Luigi benim yiikseklikten korkmaya baqladr[rmr, ama korkumun gegecelini diiqi.ini.iyordu. Qahqmaya baqlama vakti geldiginde iskeleyi gatrdan bir merre kadar agalrya indirdi ve dtiz tahta zemine atladr. iskelenin bir ucuna gitti, bense hare-

ketlerine engel olmamak igin obiir ugta kalacakttm. Ressam oydu. Luigi gosterig yapmaya baqladr. Frrga darbelerini oyle dtizensizce ve sallanarak vuruyordu ki, iskele cine arkaya gidip geliyordu. Baqrm donmeye baqlamrqtr. Daha fazla boya ve araE gereg laztm oldu[unu bahane ederek dtiz damtn iizerine geri donmek istedim. Qatrnrn kenarrndakr saga[ln ucuna yapl$rp kendimi yukarr Eekmek isterken ayaklanmtn ucu iskele tahtalanrun arasrna srkrqtr. Ayaklanmr ve iskeleyi duvara dolru gekmeye Ealtgttm, ama ben gabaladrkga iskele duvardan daha fazla aqrhyordu. Luigi ayaklanmt kurtarayrm diye bana yardrm edecefine oldulu yere oturup, kendini iskeleyi gatryaballayan iplere sararak emniyete aldr. HaE grkanp dehqet iEinde beni seyretmeye baqladr. Ardrndan oturma qeklini defiqtirip dizlerinin tizerine gciktii, bir yandan sessizce a[hyor, bir yandan dua ediyordu. Hayatrmr kurtarmak igin duvartn kenartna yaprqtrm; eler kontroliimii kaybetmezsem iskelenin duvardan gittikEe agrlmasrna engel olabilecefimden emindim ve bu bana Erlgrnca bir dayanma giicii veriyordu. Ellerimi brrakmayacak ve on tig kat aqa[rya dtiqtip c]lmeyecektim. Her bakrmdan tam bir angaryacr olan Luigi gozyaqlarr iEinde bana dua etmemi haykrnyordu. Ikimizin de dtiqiip olecefiine yeminler ederek hig o1mazsa ruhlanmrztn kurlulugu iEin dua edebilecelimizi soylemekteydi. Bir an igin dua etmenin iqe yaraylp yaramayaca[rnr diiqtindtim de. Sonra imdat istemeyi yelledim. Binadaki insanlar grflrklarrmr duyup itfaiyeyi gafirrmrq olmahydr. Balrrmaya baglamamla itfaiyenin Luigi ve beni yakalayrp iskeleyi emniyete almasr arastnda iki iig saniye geEmiq oldulunu dtiqtintiyordum. Gergekteyse binantn kenartna en azyffmr dakika asrh kalmlglm. Sonunda itfaiyeciler beni damtn tizerine gektifiinde kontroliimii tamamen yitirmiqtim. Korkudan ve erimiq katranrn ilrenE kokusundan midem altiist olmuqtu; damda yerlere kustum. Qok srcak bir gtindi.i, damtn iisttinkcjrii yaprlmrq kaplamasrnda Eatlaklar vardr ve iElerindeki katran eriyordu. Bu

112

SONS UZLUGIJN

ETKIN YANI

UFUKTAKI ENERJi ETKILE$iMi

t73

korkung deneyim oyle tirkiiti.icti ve huzursuz ediciydi ki hatrrlamayr istememiq, itfaiyecilerin beni rhk, san bir odaya almrq olduklarrnr hayal etmeye kadar vard.rmrqtrm iqi; son derece rahat bir yatala yatrnhyor ve tehlikeden kurtulmuq, iisttimde pijamalanmla emniyet ve huzur iginde uykuya dahyordum. ikinci anlmsayrqrm da slnrsrz gi.igte bir patlamayla geldi. Arkadaglanmla dostga bir sohbet srasrnda, hig sebepsiz, ilk anda belli belirsizken bir an sonra zihnimi tamamen kaplayan bir deneyime doniiqen bir dtiqi.incenin, bir anmrn darbesiyle solu[um kesildi. O kadar gtgli.i ve yolundu ki ozir dileyip bir kogeye gekilmek zorunda kaldrm. Arkadaglarrm durumumu anlamrg gibiydiler; bir qey sciylemeden daprldrlar. Arumsamakta oldulum olay, lisenin son srnrfindayken baqrmdan gegmiqti.

En yakrn arkadaqrmla birlikte okula ytirtiyerek gidip gelirken, en az iki buguk metre boyundaki, tepeleri sivri uqlu siyah dovme demir gubuklardan yaprlmrq parmakhklann gevreledili biiytik bir kdqkiin cjnlinden gegerdik. Parmakhklarrn arkasmda geniq, bakrmh, gimenlik bir bahge ve dev gibi, canavar bir Alman kurt kopegi vardr. Her gtin kopegi krzdrrrp uzerimrze saldrtrrdrk. Drivme demirden parmakhk onu frzlksel olarak durdurur, ama deli ofkesi sanki engeli aqrp bize kadar ulaqrrdr. Kopekle her giin bir irade giicii gekiqmesine girmek arkadaqrmrn btiyiik zevkiydi. Hayvanrn demir qubuklann araslndan soka[a dofru en az on beq santim grkarltrlr burnunun dibine sokulur, ve trpkr kopelin yaptr[r gibi diqlerini gosterirdi ona. "Teslim ol, teslim ol!" diye ba[rnrdr her seferinde. "itaat et! itaat et! Ben senden gtiEltiytim!" Bu zihin gticti gosterileri her gtin beq dakikadan uzun siirtiyor ve kopefiin tizerinde onu btsbiitiin grldrrtmaktan baqka bir etki yaratmryordu. Arkadagrm her gi.in toreninin bir pargasr olarak gi.ivence veriyordu bana; kopek ya ona boyun eEecek, ya da ontimizde gazabndan kalbi durup olecekti. Buna inancr oyle giiEliiydti ki, ben de kcipefin bir giin dtiqiip olece-

Bir sabah oradan geEtilimizde kopek yerinde delildi. Bir dakika kadar bekledik ama goriinmedi; neden sonra geniq Eimenlilin obtir ucunda goztimiize iliqti. Orada meqgul goriiniiyordu, biz de yavag yavaq yolumuza devam ettik. Goztimiin ucuyla kope[in bize do!ru son stirat koqarak geldilini fark ettim. Parmakhklara yaklaqrk iki-iki buguk metre kala, izerlerinden atlamak izere miithiq bir srgrayrq yaptr. Sivri grkrntrlarda karnrnr pargalayacalrndan kuqkum yoktu. Ama onlarr krlpayr sryrrdr ve sokalrn ortasrna patates guvah gibi dtiqtil. Bir an igin cildtigiinti sandrm, ama yalnrzca sersemlemiqti. Aniden ayalr firladr, ve kendisini deli eden arkadaqrmr kovalayacafrna benim pegime takrldr. Bir arabarun tepesine zrpladrm, ama araba higbir qey delildi kopek igin. Bir srgrayrqta nerdeyse tepeme grktr. Arabadan aqa[r yuvarlanrp eriqebildi[im ilk a$aca,, a[rrhfirmr zar zor taqryabilen ince, ktigiik bir alaca trrmandrm. Alacrn ortasrndan krnhp beni paralanmak
izere dolruca kopelin apztna dtiqtirecelinden emindim. Afacrn tisttinde oldufum stirece bana ulaqabilmesi hemen hemen imkAnsrzdr. Ama hayvan bir daha zrpladr ve diqlerini pantolonumun arkasma gegirip yrrttr. Bu arada kalgamda da kiigiik bir yara agmrqtr. Alacrn en tepesine trrmanrp kendimi kurtardrfrmda kopek Eekip gitti. Sokalrn baqrna do[ru tutturdufu koquya bakrlrrsa, herhalde arkadaglmrn pegindeydi. Okulun revirindeki hemqire, kopefiin sahibinden kuduz aglsr sertifikasrnr istemem gerektifini soyledi. "Bunun peqini brakmamahsrn," dedi ciddi bir tavrrla. "Kuduz mikrobu kapmrq olabilirsin. Sahibi sana agr sertifikasmr gcistermek istemezse, polis gafrrmaya hakkrn var." Kopefin yaqadr[r kciqkiin kaprcrsr ile konuqtum. Beni ev sahibinin en krymetli cins kopelini soka[a kaEmasr igin
ayartmakla sugladr.

"Dikkatli olsan iyi olur, evlat," dedi, krzgrn bir sesle. "K6pek kayboldu. Brzi rahatsrz etmeye devam edersen ev sahibi
seni hapse attrnr."

[ine

inanmaya baqlamrqtrm.

"Ama kuduz kapmrq olabilirim," dedim, gergekten dehqet dolu bir sesle.

SONSUZLTJGUN

gTTiN YANI

UFUKTAKi ENERJi ETKILE$iMi

r75

"Hryarcrkh veba kapmrq olsan umrumda de!il," diye tersledi adam. "Qek arabanr!" "Polis ga[rracafrm," dedim. "Kimi istersen ga[r," diye atrldr. "Sen polisi ga!rc, biz onu senin aleyhine gevirmesini bthriz. Bunu yapacak kadar
ni.ifuzumvz var bu evde." Ona inanmrqtrm, bu yiizden hemqireye kopelin bulunamadrfir, zaten sahibinin de olmadr[r yalanrnr soyledim.

"Aman tannm!" diye balrrdr kadrn. "Oyleyse kendini en kottisiine haztla. Seni doktora gondermek zorunda kalabilirim." Kendimi kollayrp goriinmelerini bekleyecelim belirtilerin uzun bir listesini verdi. Kuduz aqrlanrun gok acr verici oldu[unu ve kann bolgesinde deri altma yaprldrlrnr soyledi. "Bu tedaviyi en kdtii diiqmanrma bile dilemem," dedi, beni korkunE bir kdbusa sokarak. Bunu ilk gergek depresyonum izledi. Yatafrmdan Erkmryor ve kendirnde hemqirenin srraladrfr belirtilerin hepsini bir bir buluyordum. En sonunda okul revirine gidip, ne kadar acr verici olursa olsun kuduz tedavisine baqlamasr igin hemqireye yalvardrm. Kryametleri kopardrm. Qrlgrn gibiydim. Kuduz olmamrqtrm ama kontroli.imii ttimiiyle yitirmiqtim. iki anrmr da don Juan'a brit{in aynntrlanyla, hiqbir qeyi atlamadan anlattrm. Bir qey soylemedi. BirkaE kez baqrnr salladr.

"Her iki anrmsayrqrmda da, don Juan," dedim, sesimdeki telaqr kendim de hissederek, "tam manaslyla grldrrmrqtrm. Btiti.in vticudum titriyordu. Kusuyordum. Deneyimlerin igindeymiqim gibi hissediyordum demek istemiyorum, Eiink{i gergek bu degil. Her iki seferinde de gergekten deneyimlerin iginde idim. Ve artrk dayanamayacak hale geldi[imde, gimdiki yaqamrma athyordum. Benim iEin gelecele atlamaydr bu. Zamandagidip gelme giici.im vardr. GeEmiqe atlayrgrm birden bire olmuyordu; arularda oldulu gibi, olay yava$ yavaq geliqiyordu. Sonunda ise, aniden gelece[e athyordum; yani qimdiki yaqamlma." "iginde bi qey gokmeye bagladr, bu kesin," dedi don Juan,

nihayet. "Oteden beri gokmekteydi; ama dayanaklarr gtigten dtiqmeye baqlar baqlamaz hemen kendini onanyordu her seferinde. Sarurrm artrk tiimtiyle goki.iyor." Uzun bir sessizlikten sonra, don Juan bana daha once de anlatmrq oldufu gibi, eski Ea! Meksika'sr qamanlanntn inancma gore iki zlhnrmrz bulundulunu, ama yalntzca birinin gergekten bizim oldufunu agrkladr. Ben her zaman don Juan'rn zihnimizde iki bciltim bulundu[unu, ve bir bciliimtin daima sessiz kaldrfrnr, qiinkii oteki ktsmtn giiciini.in onun kendisini ifadesine engel oldulunu anlatmak istedifini diiqiinmtiqtiim. Soylediklerini mecazi anlamda ahyordum; belki beynin sol yanm ktiresinin safa karqr agrk iisttinliilti gibi, ya da buna benzer bir qeydi anlatmak istedili. "Ozetlemede gtzemli bi segenek vardlr," dedi don Juan. "Trpkr sana anlatmrq oldu[um. sade.ce btiyiiciilerin segtili, oltime iliqkin o gizemli seEenek gibi. Oli.im olayrndaki gizemli segenek, insano$unun yalruzca farkrndaltlmt, yani yaqamlnrn tiri.iniinii terk edip ya$am gtici.inti ahkoyabilmesidir. Ozetleme olayrndaki yalnrzca btiyiictilere ozgi.i olan gizemli segenek ise, gerEek zihni geliqtirmeyi yellemektir. "Hatrladr[rn unutulmaz anllar," diye devam etti, "ancak senin gergek zihninden gelebilirdi. Hepimizin sahip oldufu ve paylaqtrlr obiir zihin ise, diyebilirim ki ucuz bi modeldir: en az gaba gerektiren, herkese uyan standart beden bi model. Ama bu ilerde tarttqacaltmtz bi konu. $imdi pusuda olan, dalrtrcr bi gticiin beliriqidir. Ama bu, senin dafrlmana sebep olacak bi giig delil-bunu demek istemiyorum. Senin ve her insanoflunun iginde var olan, biiyiictilerin yabanu donarum dedikleri qeyi daftttyor. Senin iizerine gullanan ve yabanct donarunttn da{imaslnr saflayan giiciin etkisi qurdadrr: bu gtig btiyiiciileri scizdizimlerinden Eekip gtkartr." Don Juan'r dikkatle dinlemiqtim, ama soylediklerini anlamrq sayrlmazdrm. Bana berrak anlrnsamalanmtn sebebi kadar garip gelen bir nedenden cittirii, ona higbir soru soramlyordum. "Yaqantrnrn bu cephesiyle baga gtkmarun senin igin ne

176

SONSUZLUGUN ETKiN YANI

UFUKTAKI ENERJI ETKILE$IMI

177

denli zor oldulunu biliyorum," dedi don Juan aniden. "Tanldr[rm her bi.iyiicii bundan geEmiqtir. Bunu yagayan erkekler diqilere kryasla slnrslz olgtide fazla yara alr. Sanrnm kadrnlann dofasr daha dayanrkh. Eski ga$ Meksika'sr qamanlan, grup halinde hareket ederek bu dalrtrcr giictin darbesini hafifletmek igin ellerinden geleni yaptrlar. Gtini.imiizde grup halinde hareket etmemiz imkAnsrz, bu yiizden btzi dilimizden uzaklaqtrracak gtigle tek baqrna yiz yize gelmek igin kendimrzihazr tutmahyrz, zira olup biteni yeterli bigimde agrklamanln hig yolu yok." Don Juan bu anrmsamalann tizerimdeki etkisini tanrmlayabilmek ya da agrklayabilmekten 6ciz olduEu.n konusunda hakhydr. Bana btiyi.ici.ilerin insanrn hayal edebileceli en srradan olaylann igindeyken bilinmeyenle yiz ylJ'ze geldiklerini anlatmrqtr. Onunla karqr kargrya gelip de algrlamakta olduklannr yorumlayamadrklarr zaman, yon saptamak iEin bir drg kayna[a bel baglamak zorundaydrlar. Don Juan bu kayna[a sonsuzluk diyordu, ya da tinin sesi; ve btiyiictiler usa vurulamayacak olanm hakkrnda mantrkh davranm aya Eabalamadrklan si.irece, tinin onlara $aqmaz bir qekilde neyin ne oldu[unu anlattr$rnr soyliiyordu. Don Juan sonsuzlu{un bir sesi bulunan ve kendinin bilincinde olan bir gtiE oldu[u fikrini kabullenmem iEin bana krlavuzluk etmiqti. Boylece beni o sesi dinlemeye, ve daima verimli bigimde, ancak oncesiz, deneye dayanmayan yakrnmalara mi.imktin oldulunca az baqvurarak hareket etmeye hazr hale getirmiqti. Tinin sesinin bana antmsaylqlanmm anlamrnr agrklamasrnr sabrsrzhkla beklemekteydim, ama hiEbir qey olmuyordu. Bir gi.in bir kitapgrda geng bir krz beni tanryrp yanrma geldi. Uzun boylu ve narindi, giivensrzbn krz gocufunun sesiyle konuquyordu. Onu rahatlatmaya gahqrrken anslzln bir enerji defiqimine u[radrm. Sanki iEimde bir alarm dii[mesine basrlmrq gibiydi, ve trpkr daha once oldu[u gibi, istencimle higbir ilgisi olmadan, yaqamrmrn ttimiiyle unutulmuq baqka bir olayrnr daha anrmsadrm. Biiyiikbabamla btiyiikannemin evi-

nin arulan tizerime goktii. GerEek bir Er[ gibiydi, oyle giiEItiydii ki dayantlmaz bir qeydi, ve bir kez daha bir koqeye gekilmek zorunda kaldrm. So[uk almrqrm gibi biittin vticudum titriyordu. Sekiz yaqrnda olmahydrm. Btiyiikbabam benimle konuquyordu. Bana gergekleri anlatmanln en onemli gorevi oldu[unu soyleyerek baqlamrqtr sozlerine. Benim yaqrmda iki kuzenim vardr: Alfredo ve Luis. Biiytikbabam kuzenim Alfredo'nun gergekten gtizel oldu[unu kabul etmem iEin acrm asrzca tistelemekteydi. Hayalimde biiyiikbabamm grcrrtrh, krsrk
sesini duyuyordum.

"Alfredo'nun tanrtrlmaya ihtiyacr yok," demiqti o gtin. "Yalntzca bir yerde hazt bulunmasr yeterli, kaprlar dniinde ardma dek agrlrr, gtinkti herkes gtizellile hayranhk duyar. Giizel insanlan herkes sever. Onlan krskanrr, ama dostluklarrnr da hep aranrrlar. Beni al. Yakrqrkhyrm, sence de riyle degil mi?" Biiytikbabama igtenlikle katrhyordum. GerEekten Eok yakrqrkh bir adamdr, ince kemikli bir yaprsr, gi.ileg mavi gozleri ve grkrk elmacrk kemikleriyle gok biEimli bir ytizii vardr. Yi.iztiniin tiim hatlnll-furnu, a$zt, gozleri, kcigeli genesibirbiriyle mtikemmel bir uyum iEindeydi. Uzun san$m favorileriyle muzip bir cine benziyordu. Kendine iliqkin her qeyi bilir ve ozelliklerini sonuna kadar kullanrrdr. Kadrnlar hayrandr ona; kendisine gcire bunun nedeni oncelikle gtizellifi, ikinci olarak da onlar igin bir tehdit oluqturmamasrydr. O da bundan tam anlamryla yararlaruyordu, elbette. "Kuzenin Alfredo doluqtan galip," diye devam etti bi.iytikbabam. "Asla bir partiye davetsiz girmesine gerek kalmayacak; gtinkii daima konuk listesinin en baqmda yer alacak. Sokakta insanlann nasrl durup onu seyrettiklerini, okqamak istediklerini fark ettin mi hiE? Oyle giizel ki sarunm tam bir baq belasr olacak, ama bu baqka konu. Tanrdr[rn en sevilen baq belasr olacak, diyelim." Btiyiikbabam kuzenim Luis'i Alfredo'yla kryasladr. Onun gosteriqsrz veblraz da aptal, ama altm kalpli oldu[unu soyle-

SoNSUZLUGUN ETKIN
Sonra bu tabloya beni yerleqtirdi.

yaul

UFUKTAKi ENERJi e,rKiLE5inni

n9

"E[er bu agrklamamrzdan yola grkacak olursan," diye devam etti, "Alfredo'nun gtizel ve I-uis'in de iyi oldulunu samimiyetle kabul etmelisin. $imdi seni ele alahm; sen ne yakrqrkhsm, ne de iyi. Tam bir orospu goculusun. Kimse seni bir partiye galrrmaz. Bir partiye gitmek istedilinde bunu igeri dalarak yapman gerektili fikrine ahqtrmahsrn kendini. Alfredo'nun giizelli$ine ya da Luis'in iyililine agrlan kaprlar asla senin cini.inde aErlrnayacak, bu ytizden pencereden girmek zorunda kalacaksrn."

Ug torunu hakkrndaki Eozi,imlemesi oyle yerindeydi ki, soylediklerinin kesinligi beni aflattr. Ben a$adrkga o ne$elendi. Iddiasrnr en zararhsmdan bir uyarrcr o$title tamamladr. "Kendini kotti hissetmen gerekmez," dedi, "Eiinkti pencereden girmekten daha heyecanh bir qey yoktur. Bunu yapmak igin akrlh olmahsrn, tetikte olmahsm. Her qeyi izlemeli, her tiirlti aqalrlanm ay a hazrhkh bulunmahsrn. "Pencereden girmek zorundaysan, bunun nedeni kesinlikle davetli listesinde yer almamandrr, bu ytizden varh[rn hig de hog karqrlanmaz; oyleyse igerde kalmak iEin krgrnr yrtmahsm. Bu iqin bildigim tek yolu, herkesi esir almaktrr. Ba[rr! fmret! Akrl olret! idarenin sende oldufunu herkese hissettir! Idare elindeyse seni nasrl drqarr atabilirler ki?" Bu sahneyi hatrrlamak igimde derin bir isyan uyandrrdr. Bu olayr ciyle derine gommi.iqttim ki tamamen akhmdan silinmiqti. Ancak her zaman anlmsadrlrm bir qey vardr ki o da idareyi elinde tutma o[tidtiydti; yrllar boyunca bunu bana ne kadar gok tekrarlamrgtr kim bilir. Bu olayr inceleme ve tizerinde diiqiinme $anslm olmadr, Eiinkti baqka bir unutulmuq anr aynl gi.igle ytizeye grktr. Bu sefer, niganh oldu[um ktzla birlikteydim. O gtnlerde evlenmek ve kendimtze bir ev almak igin para biriktiriyorduk. Ortak bir gek hesabr aEmamtzt buyururken duydum kendimi; bagka tiirltistinii kabul etmeyecektim. Ona idareli olma konusunda amirane bir nutuk gekme ihtiyacr hissediyordum. Giysilerini nerden alaca[rnr, en fazla ne kadar para harcayabile-

ce$ini soyleyen sesimi iqitiyordum. Sonra kendimi niqanhmrn ktiEiik krz kardeqine araba kullanmayr ofretirken gordtim , ktz ailesinin yantndan aynhp bagka bir eve taqrnaca[rnr soyledi, ben de ofkeden resmen grlgrna dondiim. Dersleri kesecefiimi soyleyip, btitiin gticiimle tehdit ettim onu. Allayarak patronuyla iliqkisi oldufunu itiraf etti. Arabadan drqan firlayrp kapryr tekmelemeye baqladrm. Ancak hepsi bu da degildi. Niqanhmrn babastyla konuqtufumu duydum, adama taqrnmayr planladrfir Oregon'a gitmemesini soyltiyordum. Bunun aptalhk olaca[rnr haykrrlyordum, avazrm Erktrlr kadar hem de. One stirdiifi.im savlartn karqr grkrlamaz olduklanndan gerEekten emindim. Zararlannr btiytik bir titizlikle hesapladrfrm btitEe rakamlan sundum ona. Bana hig aldrnq etmedifinde, ofkeden titreyerek kapryr vurup grktrm. Niqanhmr oturma odastnda gitar Ealarken buldum. Elinden Eekip aldrm gitarrnr ve onu galmadrftnt, sanki bir eqyadan fazla bir qeymiq gibi ona sanldrlrnr haykrrdrm
ona.

isteklerimi zorla kabul ettirme htrstm herkesi kapsryordu. HiE aynm yapmlyordum, yakrnrmda kim varsa htikmetmem ve kaprislerime boyun efdirip istedi[im kahba sokmam iEin ordaydr. Berrak hayallerimin i.izerinde daha fazla kafa yormama gerek kalmadr. Qtinkii tarttqtlmaz bt kesinlik duygusu beni ele geEirmiqti ve bu sanki drqrmda bir yerlerden gelir gibiydi. Bu duygu bana zay:f noktamtn, her zaman idareci koltufunda oturan adam olmam gerektifi fikri oldufunu soyliiyordu. Qok derinlerde kok salmrq bir dtiqiinceydi bu; sadece yonetmem yeterli olmazdt, her durumun denetimini de elimde tutmalrydrm. Yetiqtirilme tarurm bu gi.idiiyii giiglendirmigti, baqlangrEta keyfi bir qey iken, eriqkinligimde derin bir gereksinim haline gelmiqti. Pusudakinin sonsuzluk oldufunun hig kuqkuya yer brrakmayacak bigimde farkrndaydrm. Don Juan onu biiyiictilerin yaqamma bilerek miidahale eden bilingli bir gtig olarak betimlemiqti. Ve qimdi bu gtiE benim yagamrma mtidahale edi-

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

UFUKTAKI ENERJI ETKILE$IMI

181

yordu. Sonsuzluk bana o unutulmuq deneyimlerimi tam bir berrakhkla arumsatarak, her qeyi kontrol etme dtirtiimdeki yolunluk ve derinli[i iqaret ediyor, boylece beni kendi aglmdan deneyiisti.i olan bir qeye hazrrhyordu. Korkutucu bir kesinlikle biliyordum ki bir qey her ttirlti denetim olasrh[rmr engelleyecekti ve bana do$ru gelmekte oldulunu hissetti$im qeyleri karqrlayabilmek igin her qeyden qok salduyuya, akrqkanhfa ve kendimi brrakmaya ihtiyacrm vardr. Do$al olarak bunlann hepsini, antmsamalanmm olasr anlamlarr hakkrndaki tahrninlerimi ve sezgisel esinlenmelerimi doyasrya aynntilara bolarak don Juan'a anlattrm. Don Juan keyifle giildti. "Biittin bunlar sana cizgti psikolojik abartrlar, htisntikuruntular," dedi. "Her zamanki gibi, tek ycinlti bi neden-sonuE iliqkisi kullanarak agrklamalar bulma peqindesin. Anrmsayrqlarrnrn her biri gittikge daha berrak, daha grldrrtrcr olmakta, giinkii sana daha cince de anlattr[rm gibi, geri dontiqti olmayan bi stirece girmig durumdasrn. Gergek zihnin, yaqam boyu siirmiiq bi uyugukluktan uyanarak ortaya
grkryor.
"

sana gostermek

Sonsuzlak seni eline geEiriyor," diye devam etti. "Bunu iqin kullandrlr yollann baqka higbi nedeni,

amacl ya da deleri olamaz. Ancak senin yapman gereken, sonsuzlugun saldrrrlan iEin hazrrhkh olman. Muazzam biiytikltikte bi darbe igin stirekli hazrr tutmahsrn kendini. Bu, biiyiictilerin akh baqmda, sa[duyulu bigimde sonsuzlukla yiz yij.ze gelme yoludur." Don Juan'rn sozleri a$zrmda kotii bir tat brrakmrqtr. Uzerime do[ru gelmekte olan giddetli saldrrryr seziyor, ve bundan korkuyordum. Btitiin hayatrmr birtakrm gereksiz etkinliklerin ardma gizlenerek gegirdilim iEin, gene iqe gomtildtim. Giiney Kaliforniya'da arkadaqlanmm cifretmenlik yaptrfr geqitli okullarda konferanslar verdim. Durmadan yazryordum. HiE abartmadan soyleyebilirim ki dtizinelerce mtisveddeyi de gope attrrn, gtinkti don Juan'rn bana sonsuzluk tarafrndan kabul edilebilecek bir geyin iqareti olarak betimledigi o vazgegrlmez kogullan taqrmryorlardr.

Her yaptrlrmrn bir btiyiici.iliik edimi olmasr gerekti$ini soylemiqti don Juan. Gizli beklentilerden, yenilgi korkulanndan, baqan umutlarrndan ba[rmsrz bir edim olmahydt Benden ba[rmsrz, do[aglama bir edim olacaktr, kendimi sonsuzun itkilerine ozgiirca aqtrfrm bir sihir tiriinii olacaktr her biri. Bir gece masamda oturmug, gtinli.ik yazrlanm igin hazrrhk yapryordum. Bir anhk bir sersemlik hissettim. Baqrmrn dcinmesini i.izerinde egzersiz yaptrfrm hasrdan fazla h:^zh kalkmrq olmama yordum. Gcirtiqtim bulanmrqtr. Gozlerimin oniinde san lekeler vardr. Bayrlacafrmr diiqiindiim. Bayrlma duygusu giderek giigleniyordu. Ontimde kocaman krrmrzr bir leke belirdi. Derin soluklar almaya baqladrm, gorsel bozuklu$a neden olan bir ttir ruhsal Ealkantr yaqadr[rmr dtiqiintiyor, ve bu her neyse yatrqtrrmaya gahqryordum. Olalantistti sessizleqmiqtim; o kadar ki, zifiri bir karanhkla gepegevre sarrldr[rmr fark ettim. Akhmdan bayrlmrg oldulum dtigiincesi gegti. Ancak koltulumu, masamr hissedebiliyordum; gevrem* deki her qeyi beni saran karanh[rn iginde hissedebiliyordum. Don Juan, silsilesinin bi.iytictileri rgrn iEsel sessizligin en arzu edilen sonuqlarmdan birinin belirli bir enerji etkileqimi oldulunu, ve bunun haberciligini daima gok gtiglti bir duygunun yaptrlrnr soylemiqti. Anrmsamalarrmrn beni son kerte tahrik ederek bu etkileqimi yagamaml sallayacak araElar oldufunu dtigtiniiyordu. Boyle bir etkileqim, kendini gtinliik ya$amrmrzrn diinyasrndaki herhangi bir ufuk-bu bir da[, gokyld'z;j, bir duvar ya da sadece avug igleri olabilirdi-tizerine yansryan renk tonlan bigiminde ortaya koyuyordu. Don Juan bu renk tonlan etkileqiminin ufukta eflatun renkli gok ince firEa darbeleri gibi baqladrfrnr anlatmrqfi. Zaman iEinde bu eflatun firga darbeleri yaklaqan firtma bulutlan gibi geniqleyip sonunda tiim ufku kaphyordu. Don Juan eflatun bulutlann iginden fiqkrrrr gibi gftan, kendine cizgti parlak bir nargigeli renginde bir lekenin belirdi[ini soylemiqti. Anlattrfrna gore btiytictiler disiplin ve deneyim kazandrkga nargige[i leke genigliyor ve sonunda diiqtinceler ve imgeler, ya da okuryazar insanlar iEin yazl/rr soz-

SONSUZLUGUN

ETKix yaNT

UFUKTAKI ENERJI ETKILE$IMI

r83

ctikler halinde pathyordu; biiyiici.iler ya enerjinin yarattrlr


imgeler goriiyor, ya da sozctikler bigiminde seslendirilen di.iqtinceler iqitiyor, ya da yaz:Jt scizctikler okuyorlardr. O gece masamda, eflatun firEa darbeleri de, yaklaqan bulutlar da gormedim. Bu ttirden bir enerji etkileqimi igin btiyticiilerin gereksindili disipline sahip olmadrlrmdan emindim, ama devasa bir nargigefii leke ontimde duruyordu. Bu dev leke higbir on belirti vermeden, birbirleriyle baflantrsr olmayan ve sanki bir daktilo sayfasr iizerindeymiqler gibi okuyabildilim sozctikler halinde patladr. Scizctikler oniimde ciyle muazzam btr hlrzla devinrneye baqladrlar ki okuyabilmem imkAnsrzlaqtr. Ardrndan bana bir qey agrklayan bir ses duydum. Sozleri karmakanqrktr, isittiklerimden anlam qrkarmam mrimktin degildi. Btitiin bunlar yetmezmiq gibi, gok fazla yedikten sonra insanln rtiyasrnda gordii[ti rahatsrz diiqlere benzer gortintr-iler gcirmeye baqladrm. $atafath, karanhk, mequm gortinttilerdi bunlar. Frnl finl donmeye baqlamrgtrm, beni kusturun caya kadar stirdii bu. Biittin olay o anda bitti. Yagadrlrm qey her neyse etkisini tilm kaslanmda hissediyordum. Bitkindim. Bu giddet dolu miidahale beni ofkelendirmiq, hiisrana ulratmrqtr. Olanlarr anlatmak lizere telaqla don Juan'rn evine koqtum. Onun yardrmrnr her zamankinden daha Eok gereksindi[imi hissediyordum. "Btiytictiler ya da biiyticiihige iligkin qiddetli olmayan bi qey yoktur," dedi don Juan, oyktimii dinledikten sonra . " Sonsuzluk ilk kez iizerine boyle gokiiyor. Yrldrnm garpmasr gibiydi. Melekelerini ttimiiyle ele gegirdi. imgelerinin stiratine gelince, onu ayarlamayr kendin o[renmek zorundastn. Bazt biiyiiciiler igin bu yagam boyu siiren bi igtir. Ama qimdiden sonra enerji sana bi sinenla perdesine yansrtilryormuq gibi gortinecek. "Yansrtmayr anlayrp anlamaman, baqka bi konu." diye devam etti. "Do$ru yorumu yapabilmek igin deneyime gereksinmen var. Benim tavsiyem Eekingen davranmaytp hemen baqlaman. Enerjiyi duvardan oku! GerEek zihnin ortaya Erkr-

yor; bunun yabanct donantm olan zihninle hiEbi iliqkisi yok. Brrak gergek zihnin htzt ayarlasrn. Sessiz ol, ve ne olursa olsun, kendi kendini yeme." "Ama don Juan, btitiin bunlar rntimktin mi.i? insan enerjiyi sanki bir metin gibi okuyabilir mi?" diye sordum; bunu dtiqtinmek bile bunaltrcrydr. "Elbette mi.imki.in!" diye atrldr. "Senin durumunda sadece mtimktin de$il, oluyor da." "Fakat niye okunsun ki, sanki bir metinmiq gibi?" diye risteledim, ama laf olsun diye lsrar ediyordum. "Yapmacrk davranryorsun," dedi. "Metni okusan, harfi harfine tekrarlayabilirdin onu. Bununla birlikte, br sonsuzluk okuyucusu olmak yerine bt sonsuzluk izleyicisi olmaya Eahqsaydrn, bu kez de izlediklerinin hiEbirini betimleyerneyecek, ve tanrk olduklannr kelimelere dokmekten dctz oldu[un igin anlamsrz scizler sagmalayacaktrn. iqitmeye gahqsan da aynr qey olacaktr. Bu sana ozgi.i bi qey, elbette. ZaIen segimi sonsuzluk yapar. SavasErgezgin nza gosterir sadece." Hesaph bir duraklamadan sonra, "Ama her qeyden {ince," diye ekledi, "onu tanrmlayamlyorsun diye olayrn seni bunalt* masrna izin verme. Bizim dilimizin sozdiziminin citesinde bi olay bu."

FARKINDaItciN KARANLIT ppNiziNDE YoLCULUKLAR

185

Farkrndah[rn Karanhk DentzindeYolculuklar

iqsnf S\SS|ZUK hakkrndabiraz daha agrk konuqabiliriz," dedi don Juan. Bunu oyle durup dururken soylemiqti ki irkildim. Ti.im olle sonrasrnr yirmili yrllardaki biiyiik Yaqui savaqlarr ertesinde hayalleri alttist olan Yaqui Krzrlderililerinin gektikleri acrlarr, Meksika'nrn kuzeyindeki Sonora eyaletinde bulunan anayurtlarrndan Meksika hiiktimeti tarafindan siirtili.ip orta ve gtiney Meksika'daki biiyiik qekerkamrqr giftliklerinde gahq"ARTIK

maya yollanmalannr konuqarak geEirmiqtik. Meksika hiikiimeti yrllardrr Yaqui Krzrlderilileri ile yaprlan bolgesel savaqlar yiiziinden sorunlar yaqryordu. Don Juan bana politik entrikalar ve ihanetle, yokluk ve acryla dolu qaqrrttcr, dokunakh Yaqui oyki.ileri anlatmrqtt. Don Juan'tn beni bir qey iEin hazrrladrlr duygusuna kaprldrm, Etinkii bu ttir tiyktilerin benim iEin biEilmiq kaftan oldulunu biliyordu. O zamanlar abartrh bir sosyal adalet ve hakEa miicadele anlaylgma sahiptim. "Qevrendeki koqullar daha fazla enerji toplamana olanak verdi," diye devam etti. "Hayatrnt ozetlemeye bagladrn; dostlannr ilk kez sanki bi teqhir salonundalar imiqqesine gozlemledin; gereksinimlerinin itkisiyle kendi baqrna knlma noktana eriqtin; iqini tasfiye ettin; ve hepsinden onemlisi igsel sess i z I i g i ni yeterince artttrdm. B i.ittin bunlar far h ndah ! m kar a n Irk denizinde bt yolculuk yapmanl miimktin krldr. "Kendi seEimimiz olan o kasabada benimle buluqmak iEin yaptr[rn iqte bu yolculuktu," diye sozlerini siirdtirdti. "Can ahcr bi sorunun zihninde nerdeyse yi.izeye grktr[rnl, ve bi an iEin benim gerEekten evine gelip gelmedifimi merak ettifini biliyorum. Seni gormeye geliqim bi rtiya defildi. GerEektim, defil mi?" "Daha gergek olamazdrn," dedim. Olanlarr nerdeyse unutmuqtum, ama oturdu[um daireyi bulabilmesinin bana gok garip geldigini hatrrhyordum. Yeni adresimi birine sorrnuq olabilecegi gibi basit bir varsayrmla qaqkrnhfrmr silip atmtqtrm kafamdan, oysa iizerinde dursaydrm yaqadrlrm yeri bilen hig kimseyi bulup Etkaramayacaktrm. "Hadi bu noktayr aErkh[a kavugturallm," diye don Juan devam etti. "Benim agrmdan-ki bu eski ga[ Meksika'sr biiyticiilerinin aErsrdrr-daha gergek olamazdlm; ve ashnda iEsel sessizligimden yolculuk ederek sana sonswzlufiun talebtnr bildirip zamanrmn ttikenmek izere oldufiu konusunda seni uyarmak iEin evine gelmigtim. Ve karqrhlrnda sen de sonsuzlugun talebini baqarryla yerine getirdilini bana anlatmak igin

186

SONSUZLUGUN ETKIN yaNT

FAR.KINDALIGINKARANLIK DENIZiNDEYOLCULUKLAR

187

segti$imiz o kasabaya igsel sessizli$ini kullanarak gergekten gittin. "Senin agrndan-ki bu srradan insanln aglsldrr-her iki olay da birer rtiya-hayaldi. Once benim adresini bile bilmedigim evine geldigime dair bi rtiya-hayal, ardmdan da kendinin beni gcirrneye geldiline dair bi riiya-hayal gordrin. Bi btiyiicti olarak benim sciyleyebilecefim, senin o kasabada benimle bulugmana iliqkin rtiya-hayalinin, ikimizin bugtin burda yaptrfrrnrz sohbet kadar gergek oidu[udur." Btittin bu olaylan batrh insana uygun bir dtiqtince gergevesine yerlegtirmemin miimktin olmadrlrnr don Juan'a itiraf ettim. Bunlan bir riiya-hayal biEiminde ele almanrn da srkr bir irdelemeye karqr duramayacak hatah bir srnrflanduma yaratmak olaca[rnr sciyledim, bu durumda yaprlabilecek tek sozde-agrklama, cilretisinin baqka bir cephesine iliqkindi: riiya gorme. "Hayr, bu rriya gorme de$il," dedi, tizerine basarak. "Bu daha dolaysrz, daha esrarengizbi gey. Bu arada, bugiin senin yaprna daha uygun bi riiya gorme tanrmlamasl yapaca[rm. Ruya gdrme,farhndahgm karanlrk denizi ile baflantr noktanr defiiqtirme edimidir. ona bu agrdan bakarsan, Eok basit bi kavram ve gok basit bi manevra haline gelir. Anlaman igin tek baqrna bu yetertri olur; imkAnsrz bi qey delildir, oyle gizemlilik bulutlanyla filan sanh cta de$ildir. " Rtiya gorme terimi her zaman felaket sinirime dokunmuqtur," diye devam etti, "Eiinkti erk dolu bi edimi zayf g6sterir. ona bi keyfilik anlamr katar; bi hayal izlenimi verir ki olmadr[r tek qey de budur. Bu terimi kendim de[iqtirmeye gatrrqtrm, ama oyle kcikleqmiq ki. Belki bi giin bunu sen yaparsln; ama korkanm bi.iyiictiltikteki baqka her qey gibi, gerEekten yapabilecek duruma geldi[inde bu umurunda bile olmayacak, gtinkti o zantan ona ne dendifii artrk senin igin hig fark
etmeyecek. "

igin srradan riiyalarrn doniiqtiirtilme yontemi anlamma geldifini clefalarca aynntilr bigimde aErklamrSfi. Riiya dikkati diye adlandrrdrlr bir qeyin beliriqini bulabildi[i her yolla savunmuqtu; stradan bir riiyanrn ofeleri [zerinde ozel bir tiir dikkat, ya da ozel bir ttir farkrndahk kullanma edimiydi bu. Tiim onerilerine titizlikle uymug ve farkmdah[rmr bir ri.iyanm cifeleri iizerine odaklayacak bigimde yonetmeyi baqarmrqtrm. Don Juan'tn cinerrnesi, arzu edilen bir rtiyayr bilerek kurmak defil, riiyanrn sundufu dlelerden herhangi birine dikkatin sabitlenmesiydi. Don Juan bunun ardmdan eski Ea! Meksika'sr biiyi.ictilerinin riiya gormeni.n baqlangrg noktast olarak kabul ettikleri qeyi enerji agrsrndan gostermiqti bana: birleSim noktasmtn yerinin de[iqtirilmesini. Dediline gore birleSim noktav uyku esnasrnda gok dofal bigimde yer deliqtiriyordu, ama bu devininri gormek btraz zordu, giinkti bu agresif bir ruh durumunu gerektiriyordu ki bu tiir bir ruh hali eski ga! Meksika'sr biiytici.ilerinin e[ilimine uygundu. Don Juan'a gore onlar biiyiiciiliiklerinin tiim onermelerini bu ruh durumlan sayesinde bulmuqlardr.

Kendisini tanrdrm tanryah, don Juan bana riiya gormenin eski ga! Meksika'sr btiyi.ictileri tarafindan keqfedilmig bir sanat oldu[unu, farkh algr di.inyalanna gergek anlamda girigler

"Qok yrtrct bi ruh halidir bu," diYordu don Juan. "Ama girmesi hig de zor defildir, E{inkii insanollu yaradrhqtan ytrtrcr. Boyle agresif biEimde bu ktigiik koydeki herkesi, ya da uzaklardaki herhangi birini uyurken gorebilirsin; kim olsa olur. Onemii olan tam bi kayrtsrzhk duyumuna ulaqabilmen. Aradrfirn bi qey var; ve onu yakalamaya grkryorsun. Bi insan bulacaksrn; trpkr bi kedigiliu avtna yaptrlr gibi i.izerine gullanacafrn bi insan. Don Juan pek belli ettilim srkrntlma gtilerek, bu teknikteki zorlufun ruh dunrmunda oldufunu aErklamrqtl; gorme edtminde edilgen olamazdrm; Eiinkti gortintti seyirlik delil, izerinde eylemde bulunulacak bir qeydi. Belki de onerisinin erkinden etkilenmiqtirn; o gtin bana bunlan anlattrlrnda kendimi gaqrlacak kaclar agresif hissediyordum. Bedenimdeki kaslann her biri tepeden trrnafia enerjiyle doldu, ve rilya gorme ahqtrrmamda gergekten birisinin peqine dtiqttim. O kiqinin

SONS UZLIJ GUN

ETKIN YANI

FARKINDALIGIN KARANLIK DENIZINDE YOLCULUKLAR

189

kim oldugu ilgilendirmiyordu beni. Uyuyan biri gerekiyordu; ve tam bilincine varamamakla birlikte farkrnda oldu[um bir g{ig bana o kiqiyi bulmamda krlavuzluk etti. Gordiigiinz kiqinin kim oldu[unu asla bilmiyordum, ama o srada don Juan'rn varhfmr hissettim. Belirsiz bir yakrnhk duygusu ile hissedilen, birisinin benimle birlikteki varh[rna dair garip bir histi bu; ve o ana dek yaqamrq olduEu* deneyimlerin higbirine ait olmayan bir farkrndahk dtizeyinde yer alryordu. Dikkatimi yalntzca yatmakta olan kiqi iizerinde odaklayabiliyordum. Bir erkek oldufunu bilmekteydim, ama bunu nasrl bildigimin agrklamasr yoktu. Uykuda oldufunu biliyordum Eiinkti enerji kUresi insanlann genelde sahip olduklarrndan btaz daha diizdti; yanlara dofru yayrlmrqtr. Ve ardrndan birlegim noktasmt gordilm; ktirek kemiklerinin arasrndaki her zamanki yerinden farkh bir konumdaydr. Olmasr gereken yerin sa[rnda ve btraz daha aqalrsrndaydr. Bu durumda kaburgalann yan tarafina dolru kaymrq oldulunu hesapladrm. Fark ettifim baqka bir qey de dura[an olmadrlrydr. Dtizensiz bigimde dalgalandr ve sonra aniden normal konumuna dcindii. Benim ve don Juan'rn varhlrnrn kigiyi uyandrrmrq oldulunu agrkga hissettim. Hemen sonra bir stirti bulanrk imgeyle karqrlaqtrm ve arkasrndan baqladrlrm yerde
uyandrm. Don Juan'rn bana hep anlattrfr qeylerden biri de biiyiici.ilerin iki gruba aynldrklanydr: rilya gorilciiler ve iz surticiiler. Birleqim noktasrnrn yerini degigtirme konusunda biiytik htiner gosterenler rtiya goriiciiler idi. BirleEim noktasmr yeni

konumunda sabit tutabilme konusunda btiyrik htiner gristerenler rse iz siiriictiler. Riiya gorilciller ve iz stirilctiler birbirini tamamlar ve sahip olduklan bu elilimlerle birbirlerini etkileyerek giftler halinde Eahqrrlardr. Don Juan, btiyticiilerin gelik gibi disiplinleri sayesinde birleEim noktaynrn sabitlenmesinin istele bafih olarak gergekleqebildigi konusunda bana gtivence vermigti. Silsilesindeki btiyi.ictilerin rgrltrh kiirelerimizin iginde en az altr yiiz konum bulundufuna inandrklannr soylemiqti; ve birleSim nok-

tan rstepe baflr olarak bunlara ulagtrfrnda, her biri kapsamlr birer diinya sunuyordu bize; bunun anlamr quydu; e[er birleSim noktamrc yerrni deliqtirip bu konumlardan herhangi birisine gelir ve ve onun tizerinde sabit durursa, gtinliik yaqamlmrztn dtinyasr kadar kapsamh ve tam bir di.inya algrlayacaktrk; ancak bu farkh bir dtinya olacaktr. Don Juan agrklamasmr stirdiirerek, btiyiictiliik sanatrnrn, birleSim noktasmt ustahkla kullanmak ve insanolullannr oluqturan rqrltrh ktireler fzerinde konum deliqtirmesini saflamak oldulunu soylemiqti. Bu kullanrmrn sonucu, farktndaltlm karanl* denizi ile temas noktasrnda bir yer de[igimiydi ki bu da dogal bir sonug olarak, saylslz enerji alanlanndan farkh bir demeti, birlegim noktasmda toplaqan rqrltrh lifEikler bigiminde bir araya getiriyordu. Birlegim noktasmda yeni enerji alanlannrn bir araya gelmesi, gtinltik yagamlmrzm diinyasrnr algrlamak iEin gerekli olanlardan farkh bir farkrndahfrn eyleme gegip bu alanlan duyusal veriye dontigttirmesiyle sonuglanryordu, ve bu duyusal veri farkh bir di.inya olarak yorumlarup algrlanryordu; gtinkti onu do[uran enerji alanlarr ahqrlmrq olanlardan farkhydrlar. Don Juan, btiyticiili.i[iin uygulama agrsrndan kesin bir tanrmlnln qu qekilde yaprlabilece$ini cine stiriiyordu: farhndal$m karanlft denizi ile temas noktasrnr deliqtirme amacryla birlegim noktasrnr yerinden oynatmak ve boylece di[er dtinyalan algrlamak. Don Juan iz silrilcfilerin sanatrnrn, birleSim noktasmrn yeri deliqtirildikten sonra sahneye grktrfrnr soylemiqtr. BirleSim noktasml yeni konumunda sabit tutabilmek, trpkr bizim srradan olaylann dtinyasrnda yaptrfitmrz gibi, btiytictilerin de girdikleri nasrl bir diinya olursa olsun onu mutlak btitiinliilti iEinde algrlayacaklarmr garanti etmekteydi. Don Juan'rn silsilesindeki btiytictiler igin gtinltik yagamm diinyasr, en az altt ytiz katmandan olugan bir tam diinyanrn sadece bir katmanrndan ibaretti. Don Juan tartrqtrlrmrz konuya,,farktndah{m karanlrk denizindeki yolculuklanma geri dondii, ve iEsel sessi,zli{imden

SONSUZLUGUN ETKiN YANI

FARKINDALIGIN KARANLIK DENIZINDE YOLCULUKLAR

191

yaptlErm $eyin uykuda riiya goriirken yaprlana Eok benzedilini soyledi. Ancak farkrndahfrn karanhk denizinde yolculuk ederken, uykuya dalmarun neden oldu[u herhangi bir engellemeye ya da ri.iyadaki kiqinin dikkatini denetleme gayretine yer yoktu. Farhn,dahgm karanltk denizindeki yolculuk anmda tepki gerektiriyordu. Son derece giiglti bir burasr ve bu an duyumu vardr onda. Don Juan, farhndahgm karanlft denizine bu do[rudan ulagma edimini bazt ahrnak biiyiictilerin ruyada-uyarukl* geklinde nitelendirip, rilya gornte terimini btisbtittin sagma sapan hale getirdiklerinden yakrndr. "SeEmiq oldulumuz o kasabaya gittifin rtiya-hayalini gordtiliinde," diye devam ettr,"asltnda birleSim noktaru do!rudan dolruya farkrndahfrn karanhk denizinin yolcululu mtimktin krlan belirli bi konumuna yerleqtirmiqtin. O zaman farkrndahlrn karanhk denizi sana o yolcululu gergekleqtirmek igin ne gerekiyorsa onu salladr. O konum iEin istemli bi tercih yapmanrn hig yolu yoktur. Biiyiiciiler igsel sessizlifin onu $a$mazbi qekilde kendililinden segtifini sciylerler. Basit, de[il mi?" Ardrndan bana tercih yapmarun karmaqrk aynnfilannr agrkladr. Savaqgr-gezginler igin tercih yapmanrn ashnda segme edimi olmaktan gok sonsuzlu[un taleplerine zarafetle rna gosterme edimi oldu[unu soyliiyordu. "Tercihi sonsuzluk yapar," dedi. "Savaqgr-gezginin sanatr, en ufak bi sezindirmeyle harekete gegme yeteneli edinmektir; sonsuzlufun her buyrufuna nza gosterrne sanatrdr bu. Bunun igin bi sava$gr-gezginin cesarete, giice, ve her qeyden fazla salduyuya ihtiyacr vardrr. Bu i.igii bir araya geldilinde tek bi sonuE dolurur: zarafet!" Bir anhk bir sessizlikten sonra, enfazla merakrmr uyandrran konuya doniiq yaptrm. "Ama o kasabaya gergekten bedenen ve ruhen gitmiq olmam inanrlmazbir gey, don Juan," dedim. "inanrlm az; ama olanaksrz de!il," dedi. "Evrenin stntrlart yoktur, bir bi,ittin olarak evrende var olan olasrhklar gerEekten de kryas kabul etmez. Onun igin 'Yal nrzca gordti[time

inanrrrm,' ttirtinden bir belitin tuza$ma dtiqme, gtinkti insanrn alabilece[i en ahmakga tavrr budur." Don Juan'rn agrklamasr kristal berrakhfrndaydr. Anlamh gori.iniiyordu, ama nerede anlamh gortindiili.inii Erkaramlyordum; srradan olaylara ait gi.indelik dtinyamda olmadrfr muhakkaktr. O zaman don Juan, igime btiytik bir dehqet salarak, btiytictilerin biitiin bu bilgiyle baq etmesinin tek yolunun onu yagayarak tatmalarr olduluna beni temin etti; Eiinkti zlhin

boylesi bir uyanmr kavrayabilmekte 6ciz kalrdr, dediline


gore.

"Ne yapmamr istiyorsun, don Juan?" diye sordum. "Kendi istelinle farkrndahfrn karanhk denizine bi yolculuk yapmallsrn," diye cevap verdi. "Ama bunun nasrl yaprldrlrnr asla bilemeyeceksin. $oyle diyelim; anlaqrlamayan, ancak yaqanabilen, agrklanmasr olanaksrz yollar rzleyen igsel sessizlik saflayacak bunu." Don Juan beni yatalrma oturttu, ve igsel sessizli[i geliqtiren pozisyonu aldrrdr. Boyle yaptrlrmda genellikle arunda uyuya kalrrdrm. Ancak don Juan'la birlikteyken onun varhlr uyumama asla imkAn vermiyordu; bunun yerine gergek anlamda tam bir siik0net haline giriyordum. Bu kez, bir anhk bir sessizlllin ardmdan kendimi ytiriirken buldum. Birlikte yi.iriiyorduk; don Juan kolumdan tutarak bana yol gostermekteydi. Artrk don Juan'm evinde degildik; daha once hiE gitmedigim bir Yaqui kasabasrnda ytiriimekteydik. Kasabanrn varhlrndan haberdardrm, birgok kez yakrnlna kadar gelmig, ama gevrede oturan insanlann katrksrz dtiqmanhlr ytiztinden yolumdan geri gevrilmiqtim. Bir yabanclnln girmesinin neredeyse imkAnsrz oldu$u bir kasabaydr burasr. Yaqui olmadrklarr halde giriqlerine rzin verilenler yalnrzca federal bankanrn mtifettiqleriydi, gtinki.i banka Yaqui giftgilerin iiriinlerini satrn ahyordu. Yaqui giftgiler, gelecekteki tiriinleri tizerinde yaklagrk tahminlere dayanan nakit avans taleplerinde bulunarak bitmez ti.ikenme z pazarhklara giriqirlerdi. Orada bulunmug insanlarrn tariflerine dayanarak kasaba-

t92

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

FARKINDALIGIN KARANLIK DENiZINDE YOLCULUKLAR

193

gibi, don Juan da soz konusu kasabada bulundulumuzu kula[rma fisrldadr. Oraya nasrl geldi$imizi sormak istiyor, ama sozci.ikleri telaffuz edemiyordum. Ofkeyle parlamrq ve birbirleriyle afrz dalaqrna giriqmiq bir stirti Krzrlderili vardr ortahkta. Soylediklerinin tek kelimesini bile anlamryordum, ama anlayamadrlrm dtiqiincesi kafamda belirdili anda, bir qey agrhverdi. Gortinttintin iEine daha fazla rqrk girmiq gibiydi sanki. Her qeyin srnrlan gayet belirgin, diizgiin bir hale geldi, ve insanlann dediklerini anlamaya baqladrm, ancak bunu nasrl yaptlfrmr kavrayamryordum; dillerini bilmiyordum ki. Sozciikler kesinlikle anlaqrlrr hale gelmiqlerdi; ancak teker teker degil de ki.imeler biEiminde; zihnim sanki driqiince qablonlannr btiti.in halinde yakahyor gibiydi. igtenlikle diyebilirim ki hayatrmrn qokuna ulramrqtrm; dediklerini anlayabilmemden Eok, soyledikleri qeylerdi bunun nedeni. Bu insanlar gergekten savaqm ayahazrlanryordu. Bunlar higbir gekilde batrh adamlar de[ildiler. Kullandrklan scizciikler mticadele, savaq, strateji terimleriydi. Kuvvetlerini, vurucu giiElerini olEe[e vuruyor, ve darbelerini indirebilecek erke sahip olmadrklarr igin doviiniiyorlardr. Giigstizliiklerinin rstrrabrnr bedenimde duyuyordum. Ytiksek teknoloji iirtini.i silahlara karqr koymak iEin ellerinde taqlar ve sopalar vardr yalnrzca. Bir liderleri olmadrlr gerEe[inin kederiyle doluydular. Peqinde olduklan, hayal edilebilecek her qeyden fazla istedikleri, kendilerini harekete gegirecek karizmatik bir savaqgmm grkmasrydr. Sonra kinizmin (cynicism) sesini iqittim; iglerinden biri, beni de dahil-Eiinkii onlann ayrilmaz bir pargasr gibiydim-herkesi aynr olgiide kahreden bir fikir attr ortaya. HiEbir kurtuluq umudu taqrmayan bir yenilgiye rnahkum olduklannr sciyledi, gtinkti giini.in birinde hepsini yeniden toparlayacak karizmaya sahip biri iglerinden grksa bile, haset, krskanEhk ve incinmiq duygular yiiztinden ihanete ulrayacaktr. Don Juan'a baqrma gelenleri anlatmak istiyordum, ama a$nmdan tek kelime grkmryordu. Konuqabilen sadece don

yl hemen tanrmr$tlm" $aqkrnh[rmr arttrrmak istermiq

Juan'dr.

"Ki.igtik hesaplar peqinde kogma konusunda Yaqui'ler ben-

zerciz defildir," dedi kulafirmrn iginde. "insanolullannrn iginde krsrhp kaldrlr bi durumdur bu, ve insani bile delildir; drqardan zorla kabul ettirilmiq bi qeydir." Alzrmrn istem drqr agrhp kapandrfrnr hisediyordum, bir
soru sormaya gabahyordum umutsuzca, anla soruyu kafamda geki ll endi rem iy ordum bir ttirlii. Zrhnrm btittin dii q i.incelerden annmlg, bomboqtu. Don Juan'la birlikte bir grup insanrn ortasrnda duruyorduk ama higbiri bizi fark etmemiqti sanki. Btzden haberdar olduklannr gosterecek hiEbir hareket, tepki ya da kagamak bakrq kaydedemiyordum. Bir an sonra, kendimi bir tren istasyonunun Eevresinde kurulmuq bir Meksika kasabasrnda buldum. Don Juan'rn yagadrfir yerin yaklaqrk bir buguk mil dofusuna diiqiiyordu burasr. Devlet bankasrnln karqrsrnda, sokafrn orta yerinde don Juan'la birlikte durmaktaydrk. Hemen ardrndan don Juan'rn diinyasrnda karqrlaqtr[rm en garip gortintiilerden birine tanrk oldum. Enerjiyi evrendeki akrqr iEinde gormekteydim ama insanofullannr kiiresel varhklar ya da enerji baloncuklan halinde gormi.iyordum. Qevremdeki insanlar bir an iEin giinltik yagamrn normal varhklan iken bir an sonra garip yaratrklar oluyorlardr. Bizi oluqturan enerji kiireleri qeffaftrlar sanki, ve bocefimsi bir gekirdelin gevresindeki hale gibiydiler. Qekir-

daha ziyade maddenin sert titreqimlerinden oluqmuq gibi gortinen geometrik gekiller vardr. Bu Eekirdek, alfabedeki harflere benziyordu-bir btiytik T ana yapryr oluqturur gibiydi. Ters donmtiq kahn bir L, T'nin oniinde asrh duruyordu; Yunan harfi delta gibiydi ve nerdeyse yere kadar uzanlyor, T'nin dikey Eubufunun altrnda ttim yapr igin sanki dayanak oluqturuyordu. T harfinin i.izerinde yaklaqrk iki buguk santim gaprnda bir iplikEik gcirdiim, rqrltrh ktirenin iist krsmrnrn iginden gegmekteydi, oyle ki gordtiEiim qey tepeye asrhp sarkrtrlmrq de-

delin qekli bir primatrnkine ait de[ildi. iskeletimsi bir goriidefildi bu; yani X-rqrnr gcirtintiistiyle insanlann kemiklerini goriiyor da defildim. insanlann Eekirdek krsmrnda
ni.irn de

SONSUZLUGUN ETKIN YANI


vasa bir boncufu andrrryordu.

FARKINDALIGIN KARANt,tr orNizixDE yoLCt-lt-uKr-AR

tr).i

nasrl dcindtigiimtizti asla bilemeyeceksin. Zanranln srireklili-

Bir keresinde don Juan insano[ullannrn iplikgiklerinin enerji agrsrndan birleqimini anlatrrken mecazi brc betimlemc yapmrqtr. Dedi[ine gore eski Ea[ Meksika'sr qamanlan bu iplikgikleri asrh boncuklardan yaprlmrq bir perde olarak tanrmlardr. Ben bu tanrmr mecazi anlamda almamrq; boncuklar asrh ipin bizi oluqturan enerji alanlan kiimesini tepeden trrnafa

kapladr[rnr dtiq{inmi.iqti.im. Gormekte oldu[um ip insano[ullannrn yuvarlak bigimli enerji alanlan ktimesini daha gok bir' pandantife benzetiyordu. Bununla birlikte aynr ipe asrh baqka higbir yaratrk gormemiqtim. Gordtiliim yarattklann her biri ki.iresel halesinin tist krsmrnda bir ttir ip olan geometrik bir qablona uyan varhklardr. Bu ip, giineg rqrlrnda goz kapaklartmrzt yan arahk tuttu[umuz zaman bazrlarrmrzrn gordtifti parga parga solucanlan andrran o qekillere gok fazla benziyordu. Don Juan'la birlikte kasabayr bir ugtan bir uca dolaqtrk, ve o geometrik qablonu taqryan gerEekten diizinelerce yaratrk gordiim. Gcirme yetenelim agrn bir deliqkenlifie sahipti. Onlan bir an iEin gori.iyor, sonra goriintiilerini kaybedip srradan insanlarla karqr karqrya kahyordum. Krsa stire sonra bitkin diiqttim ve sadece norrnal insanlar gormeye baqladrm. Don Juan eve donme vaktinin geldifini soyledi, ve gene igimdeki bir qey olalan siireklilik duyumunu yitirdi. Kasabayla evin arasmdaki mesafeyi nasrl katetti[ime dair en ufak bir fikrim olmaksrzrn kendimi don Juan'rn evinde buldum. Yatafrma uzanrp umutsuzca anlmsamaya, bellelimi geri kazanmaya, gergek varhllmln derinliklerini araqtrrrp Yaqui kasabasrna ve demiryolu kasabaslna nasrl gitmiq oldu[uma iliqkin bir ipucu bulmaya gabaladrm" Onlann ri.iya-hayaller olduklanna inanmryordum, giinkii goriinti.iler oyle aynntrhydr ki gergekten baqka bir qey olamazlardr; ancak gergek olmalan da miimktin degildi. "Boqa vakit harcryorsun," dedi don Juan, gtilerek. "Sanit garanti ederim ki evden Yaqui kasabasrna nasrl ulaqtrfrmrzr, ordan demiryolu kasabasrna nasll gittifimtzi, ordan da eve

linde bi krnlma oldu. igsel sessizlifin yaptr!r bi .,so,clil Lru." Sabrrla anlatmaya giriqti; diinyayr bizirn iEin anla;rlabilir krlan o stireklilik akrqrndaki kesinti, biiyiicriltiktli. O glin farkrndahlrn karanhk denizinde yolculuk yaptrfrntr. r'c insunIurr olduklan gibi, kendi iqleriyle u[ra;rrken gdrrntis olclLriuntu soyledi. Ardrndan da insano$ullarrnrn belirli qizgilcriui birle;tiren enerji iplikgigini gormtiqtiim.
Don Juan'rn tekrar tekrar belirttifiner gol"e, ozel ve aErklanamaz bir qeye tanrk olmuqtum. Dillerirri bilrrreden insanlann

konuqtuklannr anlamrq, insano[ullannr trclirli bagka varlrklarla birleqtiren enerji iplikqigini gormti;" ve bunlann seEimini bir niyetlenme edimi ile yapmrqtrm. Bu niyetleniqimin bilinEli ve istenEli gerEekleqtirilmiE bir qey olmaCrlr gerEelinin altrnr gtzdi:. bu niyetlenme, gereksininrin hiikrnetti[i derin bir diizeyde yaprlmrqtr. Farkrndah[rn karanlrk denizinde yolculuk olasrhklannrn bilincine varrna ihtiyacrndaydrm, ve iqsel sessizlik evrendeki siirekli bir gi.ice; niyete bu gereksinimi karqrlamasr igin krlavuzluk etmiEti.

onCnNiK OLMAYAN FARKINDALIK

t91

Her iki konuda da hakh oldulu ortaya grktr. Benim farkrndahk durumum gok yetersizdi, ve o da yagayabilece[i baqka yerlere, kendisini ilk buldulum kultibeden slnrsrz olgiide
daha konforlu yerlere sahipti. Ustelik de zannettilim gibi miinzevi bir bi.iyiicii de[il, on kadrn ve beq erkekten oluqan on beg kiqilik bir savagQbgezgin toplulu[unun lideriydi. Yoldaqr btiyiiciilerle birlikte yaqadrfr orta Meksika'daki evine beni gotiirdtiftinde qaqkrnh[rm miithiq oldu. "Sadece benim yiiziimden mi Sonora'da yaglyordun, don Juan?" diye sordum ona; igimi sugluluk, vicdan azabt ve bir de[ersizlik duygusuyla dolduran bu sorumlulu[a dayanmam mtimkiin degildi. "Eh, pek orda yaqryordum sayrlmaz," dedi giilerek. "Yalntzca seninle orda buluquyordum." "Ama-ama-ama seni gormeye ne zaman gelece[imi bilmiyordun ki, don Juan," dedim. "Sana haber verrne imkAnrm yoktu ! " "Oyle de, efer diiqtintirsen ne kadar Eok kez beni bulamadrfrnr da hatrrlarsln," dedi. "Oturup sabrrla beklemen gerekirdi beni, bazen gtinlerce." "Burdan Guaymas'a ml uguyordun, don Juan?" diye sordum, bi.ittin igtenlifimle. En krsa yolculu[un uqakla olaca$rnr dtiqiinmekteydim. "Hayrr, Guaymas'a uEmuyordum," dedi, kocaman bir tebesstimle. "Beklemekte oldulun kuliibeye uguyordum, do!rudan dolruya." Bunu kasten yaptrlrnr biliyordum, benim tek yonlii zihnimin ne anlayabileceli ne de kabul edebilecefi, kafamr alabildifine kanqtracak bir gey atryordu ortaya. O giinlerde kendime hig durmadan aynl oltimciil soruyu sordufum bir farkrndahk diizeyinde yaqamaktaydrm: Ya don Juan'tn t{im sdyledikleri dolruysa? Ona baqka bir gey sormak istemedim, giinkti di.iqiincelerimizle eylemlerimrz arasmda bir koprti kurmaya gahgrrken yolumu umutsuzca kaybetmigtim. Bu yeni Eevresinde don Juan bana bilgisinin daha karma-

Organik Olmayan Farkrndahk

qOunzliCil,tiN epI-iRI-i gin nokrasmda, don Juan bana yagammdaki karmaqrk bir durumu ifqa etti. Meksika'nrn Sonora eyaletindeki bu salaq kultibede ya$amasrnrn nedeninin, burarun benim farkrndahk durumumu betimlemesi olduli;nu ileri si.irerek bende diiq krrrkhfr ve karamsarhk yaratmrqtr. Ashnda bu denli yetersiz oldulumu ima etmek istediline pek inanmadr[rm gibi, iddia ettiEi gibi bagka yerlerde oturduluna da inanmamrqtrm.

SoNSUZLUGUN

erniN yANt

ORGANIK OLMAYAN FARKINDALIK

r99

;rk bir cephesir-ri itinayla olretmeye baqladr; riim dikkatimi gcrektiren bir cepheydi bu; sadece muhakememi askrya alnllun yeterli de[ildi. Bilgisinin derinliklerine tepe tisrii dalma zilmlnr\/clr benim iEin. Nesnel olmayr brrakmahydrm; aynl zarrianrh oznel ohnaktan da vazgeEmem gerekiyordu. Bir gi-in cvinin arkasrnda don Juan'rn bambu kamrqlarr temiz-lcnresine 1,1;6rm etmekteydim. iq eldivenleri giymemi istcnrisli: bambu kryrnrklannln gok keskin oldulunu ve kolaycer nrikrop kapabilecelimi soyltiyordu. Bambularr temizlemek iqin hrqalr nasrl kullanacafrmr gostermigti. Kendimi iqe kaptrrmr$trnr. Don Juan benimle konuqtu[u zaman dikkatimi verebilmek iEin Ealrqmayr brrakmak zorunda kahyordum. Yeterince galrEmrg oldu[umu, artrk eve girmemtz gerekti[ini soyledi. Genig, ferah ve nerdeyse boq oturrna odasrnda beni gok rahat bir koltufa oturttu. iEine diizenli bir qekilde frndrk fistrk, kum kayrsr ve peynir dilirnleri yerleqtirilmiq bir tabalr elime tutuqturdu. Bambulan temizleme iqini bitirmek istedigimi soyleyip itiraz ettim. Yemek istemiyordum. Ama bana aldrrmadr. Anlatacaklannr uyanrk ve dikkatli biEimde dinleyebilmem igin siirekli bir qeyler yemeye ihtiyacrm oldu[unu soyleyerek afrr afrr ve ozenle gi[nememi sahk verdi. "Zaten bildifin gibi," diye lafa girdi, "evrende eski ga[ Meksika'sr biiyticijlerinin farhndahfim karanlft denizi diye adlandrrdrklarr siirekli bi giig vardrr. onlar algr/ama erklerinin dorufundayken ciyle bi qey gordtiler ki. pantolonlannrn iEinde tir tir titrediler, pantolonlan vardrygg*#n. Farhndalrlm karanltk denizinirt sadece organizmalann farkrndahfrndan defil, aynr zamanda organizmasr olmayan varl*lann farkrndahfrndan da sorumlu oldu[unu gordriler." "Bu da ne boyle don Juan, farkrndalr[r olan, organizmasr olmayan varhklar filan?" diye sordum; qaqkrndrm, giinkii boyle bir geyden ilk kez soz ediyordu. "Eski qamanlar, tiim evrenin ikiz giiElerden oluqtufunu keqfetmiglerdi," diye baqladr, "aynl zamandahem birbirlerine zrt, hem de birbirlerini tamamlayrcr giiElerdir bunlar. Bizim

diinyamr ztn rktz bi diinya oldu[u kagrnrlm az bt gerqektir. Onun zrddt ve tamamlayanr olan di.inyanrn ntifusunu oluqturanlar, farkrndahft olan, ama organizmast olmayan varhklardrr. Bu nedenle eski qamanlar onlara organik olmayan varlft-

/ar diyordu." "Peki bu di.inya nerde, don Juan?" diye sordum, bir kuru kayrsryr bilingsizce gilnerken. "Burda, seninle benim oldufumuz yerde," diye yanrtladr ciddi bir ifadeyle, ama bu kadar sinirli oluquma da giilerek. "Onun ikiz dtiny amtz oldufunu sciyledim sana, bu yiizden bizimle ig iEeler. Eski Ea[ Meksika'st btiyiici.ilert zaman ve mekAn konusunda senin gibi diiqiinmtiyorlardt. Onlar her qeyi yalnrz farkrndahk aqrsrndan ele alrrdr. Iki tiir farkrndahk birbirini asla etkilemeden bi arada var olabilir; gtinkii her biri otekinden tiimiiyle farkhdrr. Eski gamanlar bu birlikte var olma sorunuyla karqrlaqtrklannda zaman ve rnekAnr kendilerine dert etmediler. Organik varltklar tle organik olmayan varlrklann farkrndahk olEiiteri arastndaki ayrlmln, birbirlerine en ufak bi miidahalede bulunmadan bi aruda var olmalanna olanak verecek kadar biiytik oldufu fikrine vardtlar." "Bu organik olmayan varltklan algrlayabilir miyiz,, don Juan?" diye sordum. "Elbette algrlayabTliriz," diye yanrtladr. "Btiytictiler bunu istengli olarak yapar. Srradan insanlar da yapar, ama yaptrklannrn ayrdtna varmazlar, gi.inkti ikiz bi diinyanrn bilincinde defildirler. Bi ikiz dtinya dtiqiindtikleri zaman bin geqit zihinsel masti.irbasyona giriqirler, ama hig akrllanna gelmez ki fantezilerinin kokeninde hepimizin sahip oldulu o bilingaltr bilgi yatmaktadrr: yalnrz olmad t{rmrz duygusu. " Don Juan sozlerine perEinlemiqtim sanki. Anstztn kurt gibi ag oldu[umu hissettim. Midemde bir boqluk vardr. Biitiin yapabildigim elimden geldifi kadar dikkatle dinlemek, ve yemekti. "Senin zaman ve mekdn agrstndan nesnelerle yiz ylijze gelmendeki gtiEltik gundan kaynaklanryor," diye don Juan devam etti, "sen bi qeyin farkrna ancak senin emrindeki gok sr-

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

ORGANIK OLMAYAN FARKINDALIK

20r

nrrh zaman ve mekdn igine girerse varlyorsun. Ote yandan btiyticiiler, drqanya ait bi qeyin de farkrna varabilecekleri engin bi alana sahipler. Genel anlamda evrenin iginden biEok varhk, farkrndahlr olan ama bi organizmaya sahip olmayan varlrklar, brzim di.inyamrzrn farkrndahk alaruna ya da onun ikiz dtinyasrnrn farkrndahk alaruna girerler, ve sradan insanollu onlan asla fark etmez. Bizim farkrndahk alarumnaya da rktz dtinyamrzm farkrndahk alaruna giren bu varhklar, bizim dtinyamrzLn ve onun ikizinin drqrnda var olan baqka dtinyalara aittirler. Genel anlamda evren, organik ve organik olmayan farkrndahk dtinyalarryla trka basa doludur." Don Juan anlatmayr stirdi.irerek, o btiyi.iciilerin, kendi farkrndalrk alanlanna btzrm ikiz diinyamtzrn drqrndaki baqka dtinyalara ait bir organik olmayan farkmdahk geldifinde bunu da bildiklerini soyledi. Dedi[ine gcire, bu diinyadaki her insanollunun yapacalr gibi, o qamanlar da farkrndahlr olan bu enerji ttirlerine iligkin saylstz smrflandrmalar yapmrqlardr. Kullandrklan genel terim, organik olmayan varltklar rdi. "Bu organik olmayan varhklar bizim gibi canh mt?" diye
sordum.

"Canh olmak farkrnda olmaktrr diye dti;;iiniiyorsan, o zaman canhlar," dedi. "Santnm qciyle demek dolru olur; canhhk eler yo[unlukla, keskinlikle, o farkrndahlrn siiresiyle cil-

gtilebilirse, rahathkla soyleyebilirim ki onlar senden benden daha fazla canhlar." "Bu organik olmayan varlrklar cili.ir mti, don Juan?" diye
sordum.

Don Juan yanrtlamadan cince hafifEe giildti. "E[er oli.im dedifin farkrndah[rn sona ermesi ise, evet; ciltirler. Farkrndahklan biter. oliimleri insanoflunun oltimtine hem benzer, hem de benzemez; gi.inkti insano[ullannrn ciliimti sakh bi seEenek iEerir. Yasal bi belgedeki bi madde gibi; ciyle minik harflerle yazrlmrq bi madde ki, zar zor gorebilirsin. Okumak
igin btiytiteE gerekir, oysa belgenin en onemli maddesi odur." "Nedir bu gizli segenek, don Juan?" " O ltimtin grzli s e genefi y almzca biiyticiiler igindir. B ildi -

$im kadanyla, o minik yazryt okumuq olanlar yalnrzcaonlardrr. Bu segenek onlar igin uygun ve iqlevseldir. Srradan insano$ullarr iEin oltim, farkrndahklanrun bitiqi, organizmalannln sonu demektir. Organik olmayan varlftlar igin de ciliim aynl anlama gelir: farkrndahklannrn son bulmasr. Her iki durumda da ciltimiin darbesr, farkmdahgm karanltk denizinin igine gekilme edimidir. Yaqam deneyimleriyle ytiklti bireysel farkrndahklan, srrurlannr yrkar ve enerji halinde farkrndah[rn karanhk denizine da[rlrr." "Ama sadece btiytici.ilerin segtili, oltimtin o gizli seEenenedir, don Juan?" diye sordum. [i "Bi bi.iyticii igin oltim birlegtirici bi etmendir. Genelde oldufu gibi organrzmayr aymp dafrtmak yerine, oltim onu btittinleqtirir." "Oliim bir qeyi nasil biittinle$tirebilir ki?" diye ittraz ettim. "Bi btiyticti igin {iltim," dedi, "bedendeki ayrr ayn duygusal durumlann htikiimranhlrna son verir. Eski btiytic{iler, bedenin farkh boltimlerinin egemenlifiinin, bi btittin olarak bedenin genel duygu durumlarr ve eylemleri i.izerinde htikiim stirdti[tine inanrrlardr ; i qlevselli[ini yitiren boliimler bedenin geri kalan krsmrnr kaosa siirtikler; ornefiin senin yedifin rvrr zwrclar yi.iztinden hastalanman gibi. Boyle bi durumda midenin duygu durumu senin baqka her yerini etkiler. Oltim, bu ayn ayn bciltimlerin hdkimiyetini oftadan kaldrrrr. Farkrndahlr tek bi iinite halinde btittinleqririr." "Biiytictilerin oldtjkten sonra da farkrndahklarrnr stirdiirdiiklerini mi sciylemek istiyorsun?" diye sordum. "Btiyiiciiler igin riltim, enerjilerinin en ufak krmtrsrnr bile iqe koEan bi birleqtirme edimidir. Sen oltimti bi ceset, gtirtimeye baqlamrq bi beden olarak canlandrnyorsun goziinde. Btiytictiler igin, birleqtirme edimi gergekleqti[inde, ortada ceset yoktur. Qiiriime yoktur. Bedenleri btittinli.iklerini koruyarak enerjiye dontigmtiqtiir; ayrl pargalardan oluqmayan bi farkrndahla sahip bi enerjidir bu. Organizmanrn kurmug oldulu ve olilm tarafindan yrkrlan srnrrlar, biiyiictilerde iqlevsel kalrr;

SoNSUZLUCUN

n t<iN YANI

ORGANIK OLMAYAN FARKINDALIK

203

ancak artrk grplak gozle gori.ilebilir olmaktan grkmrqlardrr. "Biliyorum," diye devam etti, kocaman bir gtiltirnsemeyle, "betimledi[im geyin cennet ya da cehenneme giden ruh olup olmadrlrnr sormak igin oliiyorsun. Haytr, ruh defil. Bti-

lenmeler adrnr verir. Ya da, hiq enerjryaymazlar; bu durumda da genellikle gok gtiElti-farkrndahk anlamrnda gok giiElti-

yiictilerin baqrna gelen, oltimtin bu sakh seEenelini kullandrklannda organik olmayan varhklara dontiqmeleridir; Eok ozel, yiiksek hrzh organik olmayan varhklardrr bunlar; m\azzam algiama manevralanna muktedir varhklar. Biiytictiler o zaman eski gafi Meksika'st gamanlanntn nihai yolculuklan olarak soztinti ettikleri duruma girmiq olurlar. Sonsuzluk onlann eylern dlemi olur." "Bununla soylemek istedi[in, cjliimstiz olduklart mt, don
Juan?"

bi kiqinin dtiqsel yaratrlandr. "Bi oyktin gok fazla ilgimi gekmiqti," diye devam etti, "bana bi zamanlar halan hakkrnda anlatmrq oldu[un bi oyktiydii bu. Hatrrladrn mr?"
On dort yagrndayken halamrn evinde yaqamaya gittifimi anlatmrgtrm don Juan'a. Halam gok btiytik bir evde oturuyordu, evin i"ig avlusu vardr ve bunlann aralannda yatak ve oturma odalarr, vb. ile tam birer daire yer ahyordu. ilk avlu Eok sadeydi, yerler kaldrnm taqr dogeliydi. Burasrnrn bir scimiirge evi oldufunu ve ilk avlunun at arabalannrn yanaqtrfr yer oldulunu anlatmrqlardr bana. ikinci avlu Eok giizel bir mevye balrEesiydi; Mafribi motiflerle stslenmiq zlkzakh tufla yollann aralan meyve afaqlanyla kaphydr. Ugiincii avluysa damdaki saEaklardan sarkan EiEek saksrlarr ve kafesler iEinde ku$larla doluydu, tam orta yerinde somtirge mimarisi tarztnda yaprlmrq bir Eeqme vardr, avlunun btiytik bir boltimii de ktimes teliyle Eevrilip, halamrn hayattaki en biiytik tutkusu, odiillti dovtig horozlan iEin aynlmrqtr. Meyve bahgesinin hemen ontindeki dairenin ttimiinii halam bana ayrrmrgtr. Ornri.imtjn en gtizel giinlerini gegirecefimi diiqiiniiyordum. Ne kadar meyve istersem yiyebilecektim. Ev halkrndan hiE kimse bahgedeki alaElann meyvelerine dokunmuyordu, hiEbiri bana bunun nedenini aErklamaya yanagmamrqtr. Ev halkrna gelince; halam ellili yaqlarrnrn sonlarrnda, tombul bir kadrndr, uzun boylu, yuvarlak ytizliiydii, harika bir oykii anlatrcrsrydr, resmi tavrlannrn ve sofu Katolik gortintiisi.iniin ardrnda ashnda qen qakrak, ve bir stirti tuhaflr!r olan biriydi. Bir kAhyasr vardr, uzun boylu, heybetli, krrk yaqlarrnda bir adam; orduda baqEavuqken parasr daha iyi olan bu iq iEin istifa etmiq ve halamrn evinde kdhyahk, muhafizhk, ve her ti.irlti iqi yapmaya baqlamrqtr, elinden gelmeyen yoktu. GenE ve gok gtizel bir kadrn olan kansr halamrn refakatgisi, a$91s1 ve dert ortalrydr. Bu giftin bir de gocuklan vardr, trpkr

"Btiyticti safduyumun bana dedifine gtire," dedi, "farktndahklarr son bulacaktrr; organik olmayan varhklartn farktndalrfrnrn son buldulu qekilde olacakttr bu, ama ben bunu gcirmedim. Bu konuda ilk elden bi bilgim yok. E,ski biiytictiler, bu ttir bi organik olmayan varhfrn farkrndaltftntn, yeryi,izi canh kaldrfr srirece devam edeceline inaruyorlardr. Dtinya onlann matrisi, bi bakrma rahmidir. O var oldufu miiddetge farkrndahk siirer. Benim iEin en akla uygun aErklama, bu." Don Juan'rn agrklamasrnln stireklilili ve di.izeni mtikemmeldi, dofrusu. Buna ekleyecek hrgbir qeyim olamazdr. Bir gizem duygusuyla, ve gerEekleqtirilmeyi bekleyen, seslendirilmemiq beklentilerle baqbaqa brrakmtgtr beni. Don Juan'a bir sonraki ziyaretimde, konugmaya zihnimdeki sorulann iginde bagr gekeni merakla sorarak baqladrm. "Hortlaklar ve hayaletlerin gergekten var olmasr mtimki.in mti, don Juan?" "Hortlak ya da hayalet diyebilecefin qey her ne ise," de"bi bi.iyticti tarafindan dikkatle gclzlendilinde tek bi anladi, rna gelir---o hortla[rmsr gortinttilerin hepsi olasrhkla farkrndahfr olan enerji alanlan kiimeleridir; ve biz onlan bitdifimiz qeylere dcintigti.irtirtiz. E[er durum buysa, o zaman hayaletler enerjiye sahiptir. Btiytictiler onlara enerji-yayrcr bigim-

SONSUZLUGUN ETKiT.I yaNT

ORGANIK OLMAYAN FARKINDALIK

205

halama benzeyen tombul bir ktigtik krz. Bu benzerlik oyle gtigliiydti ki halam krzr resmi olarak evlat edinmiqti. Bu dcirt kiqi hayatrmda tanrdrfrm en sessiz insanlardr. Son derece sakin bir yaqam stiriiyorlardr, bu si.ik0net yalntzca arada halamrn tuhaflrklarryla kesintiye u[ruyordu; ya durup dururken seyahate grkmaya kalkar, ya da umut veren yeni doviiq horozlan bulup alrr, onlarr e[itir, ve Eok btiytik miktarlarda paru donen ciddi yanqmalar diizenlerdi. Doviiq horozlanna btiytik bir sevgi ve ihtimamla bakar, bazen btittin gtin yanlanndan ayrimazdr. Hayvanlann kendisini yaralamasrnr engellemek igin kahn deri eldivenler giyip sert deri tozluklar takryordu. Onun evinde iki harikulade ay gegirdim. Halam o$eden sonralan bana mtizik olretiyor, ailemin atalarr hakkrnda bitmez tiikenmez oyktiler anlatryordu. Bu yaqantr tam bana goreydi, Etinkti arkadaqlarrmla drqanya Erkryor ve donii$ saatim konusunda kimseye hesap vermek zorunda kalmryordum. Bazen yatalrma uzarflr, uyumadan saatler boyu oylece yatardrm. Portakal EiEeklerinin kokusu odama dolsun diye pencereyi agrk brrakrrdrm. Ne zaman boyle uyumadan uzansam, evin kuzey yanrnl boydan boya kat eden ve biittin avlulan birleqtiren uzun koridorda birisinin ayak seslerini igitirdim. Bu koridorun Eok giizel kemerleri vardr ve zemini Eini kaphydr. Diiqtik voltajh dcirt ampul ortahlr yarlm yamalak aydrnlatrr, bunlar da her akqam altrda yakrhp sabah altrda srindiirtiliirdii. Geceleri birisi yiiriiyi.iqe grkrp penceremin oni.inde duruyor mu diye sordum halama, Etinkti yiiri.iyen her kimse, daima penceremin ontinde durup geriye doniiyor ve tekrar evin ana girigine dofru gidiyordu. "Bu sagmahklarla kafanr yorrna, canlm," dedi..halam, gliItimseyerek. "Herhalde k6hyamdrr, tur atryordur. Onemi yok! Korktun mu?" "Haylr, korkmadlm," dedim, "sadece meraklandrm, Etinkii senin kdhya her gece odama kadar ytirtiyor. Bazen ayak sesleri uyandrnyor beni."

GerEekEi bir agrklamayla beni baqrndan savdt; kdhyanrn bir asker oldufunu, ve bir nobetgi gibi tur atmaya ahqrk oldulunu soyli.iyordu. Bu agrklama beni tatmin etmiqti. Bir gtin kdhyaya adrmlannrn gok ses gtkardrfrnr ve penceremin ciniinden geEerken uykumu bolmemek igin btaz daha dikkat gostermesini soyledim. "Neden bahsediyorsun sen?" diye sordu, ters ters. "Halam geceleri tur attr[rnr soyledi," dedim. "Ben asla oyle gey yapmam," dedi, gozleri tiksintiyle ya-

narak. "Penceremin ontinde gezinen kim oyleyse?" "Kimsenin pencerenin cintinde gezindigi filan yok. Uyduruyorsun. Ortahfr kanqtrnp durma. Senin iyiligin igin soylii-

yorum." O yrllarda birisinin iyilifim iEin bir qey yaptrfrnr soylernesinden daha kotti bir gey olamazdt bana gore. O gece ayak sesleri duyulur duyulmaz,, yatafirmdan kalkrp dairemin giriqindeki duvann arkasrna dikildim. Yiirtiyenin ikinci ampultin yarundan geEecefi anr hesaplayrp, koridora kafamr uzattverdim. Adrmlar aniden durdu, ama ortahkta hiE kimse yoktu. Loq rqrkh koridor bomboqtu. Biri yiirtiyor olsaydr saklanmaya firsat bulamazdr, Eiinkti saklanacak bir yer yoktu. Qrplak duvarlar vardr y almzca. Korkum oyle biiyiikti.i ki grlhk Erghla bafrrarak tiim ev halkrnr ayala kaldrrdrm. Halamla kdhyasr hepsini hayalimde canlandrrdr[rmr soyleyerek beni yatrqtrrmaya gabaladrlar once; ama heyecarum oyle yofundu ki sonunda ikisi de mahEup bir tavrrla, bilmedikleri bir qeyin her gece evin iEinde dolagtrfrnr itiraf ettiler.

Don Juan geceleri yiiriiyenin halam oldu[undan hemen hiE kuqkusu olmadrfrnr soylemiqti; halamm farkrndahfrntn, iizerinde kendisinin hiqbir istenEli denetimi bulunmayan bir cephesiydi bu, ona gore. Bunun halamrn geliqtirdifi bir qakacrhk ya da gizem duyumuna boyun efen bir qey oldufuna inanr-

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

ORGANIK OLMAYAN FARKINDALIK

207

yordu. Halamrn bilinEaltr bir diizeyde yalnrz btitiin o giiriilti.ileri yaratmakla kalmayrp, Eok daha karmaqrk farkrndahk manevralarr yapmaya muktedir oldulunu diiqtinmek don Juan'a gcire pek abartma sayrlmazdr. Ancak diiriist olmak gerekirse bir olasrhfr daha goz oniinde bulundurmak zorunda oldu[unu eklemiqti; bu ayak sesleri organik olmayan farkrndah[rn eseri de olabilirdi. Don Juan, lkiz di.inyamrzrn ntifusunu oluqturan organik olmayan varhklarrn, silsilesinin bi.iyiiciileri tarafindan akrabalarrmrz addedildigini sciyli.iyordu. O qamanlar aile tiyeleri mizle dostluk kurmanrn beyhude oldu[una inanryorlardr, qi.inkii bu tiir dostluklarda daima haddini aqan,, zoraki taleplerle karqrlaqmamrz soz konusuydu. Birinci dereceden kuzenimiz olan bu ttir organik olmayan varhl,lann bizimle siirekli iletiqimde bulunhufunu, ama bu iletigimin bilingli farkrndahk dtizeyinde geliqmedigini soyltiyordu. Baqka bir deyiqle, biz onlarla ilgili her qeyi bilingaltr dtizeyde bilirken, onlar bizim hakkrmrzda her qeyi istemli, bilinEli bir qekilde bilmekteler. "Birinci dereceden kuzenlerimizden gelen enerji bi ayak balrdrr," diye devam etti don Juan. "Onlarrn durumu da bizimki kadar bornbok. ikiz dtiny alarrmrzrn organik olan ve olmayan varhklannr bitiqik evlerde oturan iki krz kardeqin gocuklarr gibi dtiqiinelim. Farkh goriindiikleri halde birbirlerine trpatrp benzerler. Onlar brze yardrm edemez; brz de onlara. Belki bi araya gelebilir ve mtirhiq bi aile iqlermesi kurabilirdik, ama olmamrq. Ailenin her iki kolu da agm almgan ve buIuttan nem kapryor; tipik bi birinci dereceden almgan kuzenler iliqkisi. iqin cizii qu, eski Ea[ Meksika'sr btiyticiileri ikiz dtinyalardaki insanofiullarrnrn da, organik olmayan varhklann da tam anlamryla benmerkezci kaErklar olduklanna inanryorlardr." Don Juan'a gore eski ga[ Meksika'sr bi.iyticrilerinin organik olmayan varhklara iliqkin yaptrklarr bir baqka smrflandrrma da onctiler, ya da kdgifler idi; bunlar evrenin derinliklerinden gelen, ve insanolullarrnrnkinden sonsuz olgiilerde daha

keskin ve hzh bir farkrndahk taEryan organik olmayan varhklardr. Don Juan eski btiytictilerin nesiller boyu smrflandrma dizgelerini miikemmelleqtirmeye gahqtrklannr, ve cinctiler ya da kAqifler kategorisinden belirli bazr ttirlere ait organik olmayan varhklarrn krprr krprr canhhklarrndan cjttirti insana hrsrm olduklarr sonucuna vardrklarrnr ileri stirmekteydi. insanlarla karqrhkh iliqkiye geEebiliyorlar ve onlarla bir ortak yaqam iligkisi kurabiliyorlardr. Don Juan, o qamanlann bu tiir organik olmayan varhklara iliqkin en rinemli yanhqlannln, bu insani olmayan enerjiye insani ozellikler atfetmeleri ve onu kullanabileceklerine inanmalan oldulunu aErkladr. Bu enerji ki.itlelerini yardrmcrlarr addetmiqler, saf enerji olduklarrndan herhangi bir Eabalamaya dayanabilecek erkleri bulunmadrlr gergelini idrak edemeyerek onlara bel baflamrqlardr. "Organik olmayan varhklar hakkrnda soylenecek ne varsa hepsini anlattrm sana," dedi don Juan, birdenbire. "Bunu srnamanrn en iyi yolu dolrudan deneyimdir." Ne yapmamr istedifiini sormadrm. Derin bir korku gobek bolgemde volkanik patlamalar gibi sinir spazmlan yarattr, ve bunlar ayaklanmtn ucuna kadar geniqleyip ordan govdemin tist krsmrna uzanarak vticudumu sarsmaya baqladr. "Bugiin, organik olmayan varlrklart aramaya gidecefi2," diye bildirdi don Juan. Beni yatalrma oturtup, iEsel sessizli{e ulaqmaya destek olan konumu aldrrdr gene. Ola[andrqr bir rahathkla buyruluna uydum. Normalde isteksiz olmam gerekirdi, aErkEa belli etmesem bile, bir gontilsiizltik srzlsl duyardrm hiE delilse. Daha otururken akhmdan belli belirsiz bir dtiqiince gegti; ben gimdiden iqsel sessizlik durumuna girmiqtim. Dtigtincelerim berrakhlrnr kaybetmiqti. Qevremi sarrnaya baqlayan zifiri karanhlr hissedebiliyordum, uykuya dahyormuqum duygusu veriyordu bana. Bedenim tiimtiyle hareketsizdi-ola ki devinmek igin buyruklar oluqturmaya niyetim olmadrfirndan, ya da onlan bigimlendirip ifade edemedi[imden. Bir an soffa, kendimi Sonora goliinde don Juan'la birlik-

SONSUZLUGUN ETKiN YANI


te ytiri.ir buldum. Qevreyi tanrmrqtrm, onunla oralarda o kadar gok kez dolaqmrgtrm ki her tarafinr ezbere biliyordum. Akqam vaktiydi, batan gi.ineqin rqrklarr igimde bir umutsuzluk duygusu yaratryordu. Otomatik olarak ytirtimekteydim, bedenimde

ORGANIK OLMAYAN FARKINDALIK

209

rlnln srnrrlan yoktu. Kendilerini iglerinden yaprqlk tutuyor gibiydiler. Arada diizleqip geniqliyorlardr. Ardrndan tekrar insan boyunda dikey bir gortiniim ahyorlardr.
Aniden don Juan'rn sa! kolumu yakaladr[rnr ve beni kayanrn tistiinden gektilini hissettim. Gitme vaktinin geldigini soyltiyordu. Bir an sonra, her zamankinden fazla qaqkrna donmtiq vaziyette, onun orta Meksika'daki evindeydim yine. "Bugtin, organik olmayan farkrndahfr buldun, ve onu gerEekte oldulu gibi gordiin," dedi don Juan. "Enerji, her geyin daha aza tndtgenemeyecek tortusudur. Bizim aglmlzdan, enerjiyi dofirudan gormek bi insanoflu iEin varrlabilecek son noktadrr. Belki onun otesinde baqka qeyler de vardrr, ama brze agrk delildir." Don Juan bunu tekrar tekrar soyledi, ve her seferinde sozciikleri beni toparlayrp normal durumuma geri dcinebilmem igin destekler gibiydi sanki. Tanrk oldulum, igittilim her geyi don Juan'a anlattrm. Onun aErklamasrna gore o gi.in baqarmrq oldu[um Qey, organik olntayan varhklartn insani nitelikler ta$tyan ozelliklerini esas ozlerine dcintigtiirmekti: kendinin farkrnda olan ve insani olmayan enerjiye. "$unu anlamahsln," dedi, "olanaklartmtzr krsrtlayan qey, aslrnda bi yorumlama sistemi olan biliqsellifimizdir. Bize olasrhklanmrzln parametrelerinin neler oldufunu soyleyen yorumlama sistemimizdir, ve bu yorumlama sistemini ttim omriimiizce kullanmr$ oldufiumuz iEin, onun hiiki.imlerine karqr grkmaya hiEbi qekilde cesaret edemiyoruz. "O organik olmayan varlftlarm enerjisi bizi zorlar," diye devam etti don Juan, "ve biz bu zorlamayr iEimizden geldifii gibi, ruhsal durumumuza uygun bigimde yorumlarn. Bi biiyiicii iqin ahnacak en safduyulu tavr, o varhklarr soyut bi diizeye indirgemektir. Btiyiiciiler ne kadar az yorum yaparlarsa, o kadar iyi olurlar. "$irndiden sonra," dedi, "bciyle garip bi hayalet goriinttiyle karqrlagtrlmda, oldufun yerde dur ve istifini hig bozmadan gcizlerini ona dik. E[er br organik olmayan varltksa,

hissettilim duyumlara dtiqtincelerimin eqlik etmedi[inin farkrndaydrm. iginde bulundufum durumu kendime tanrmlamryordum. Bunu don Juan'a soylemek istedim, ama bedenimdeki duygulan ona iletme istegi bir anda kayboldu. Don Juan alrr a!rr, ve krsrk, ciddi bir sesle, iginde yiiriidi.iltimiiz kuru nehir yatafrnrn, tizerinde oldulumuz iq igin son derece uygun bir yer oldufunu, kiigiik bir kaya pargasrna tek baqrma oturmamr soyleyerek benden uzaklagtr-on beq metre kadar otedeki bir taqrn tisttine oturdu. Normalde yapaca[rm gibi, don Juan'a ne yapmam gerekti[ini sormadrm. Yapmam gerekeni biliyordum. O srrada Eevredeki tek ttik Eahlarrn arasrndan yiiriiyen insanlarrn hrqrrtrh ayak seslerini duydum. Bolgede gahhklarrn geliqmesine yetecek nem yoktu. Oralarda yalnrzca aralannda iig-beg metre mesafe olan bazr dayamkh Eahlar bitiyordu. it<i adamrn yaklaqtr[rnr gordtim. Bolgenin insanlanna benziyorlardr; yoredeki Yaqui kasabalarlnln birinde oturan Yaqui Krzrlderilileri olmahydrlar. Gelip karqrmda durdular. Biri kayrtsrz bir tavrrla hatrnmr sordu. Ona gtiltimsemek, gtilmek istedim, ama yapamadrm. Suratrm kaskatr kesilmiqti. Ama igim igime srfmryordu. Zrylayrp srgramak istiyordum, ama onu da yapamadrm. Ona iyi oldu[umu soyledim. Sonra kim olduklannr sordum. Onlan tanrmadrlrmr, ama kendilerine olafaniistii bir yakrnhk hissettifimi soyledim. Adamlardan biri, aqrklayrcr bir tavrrla, benim dostlarrm o1duklarrnr sciyledi. Hatlannr ezberlemeye Eahqarak baktrm onlara, ama defiqmeye baqladrlar. Kendilerini benim bakrqrmdaki ruh haline gore biEimlendirir gibiydiler. Higbir dtiqtince yer almryordu. Her $ey iE organlara iliqkin duyumlarla yonlendiriliyordu. Hatlarr tamamen silinene dek baktrm onlara, ve sonunda karqrmda titreqen iki rqrltr baloncufu kaldr. Igrltr baloncukla-

2r0

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

yorumun kuru yapraklar gibi dokiiliip dalrlacaktrr. Higbi $ey olmazsa, o zaman hepsi sadece zihninin boktan bi sapkrnhlrdrr, ki o zihin de zaten senin delildir."

Berrak Gortiniim

HAYATIMDA ILK KEZ, dtinyada nasrl davranaca[rm konusunda tam bir agmazda bulmuqtum kendimi. Qevremdeki dtinyanrn de[iqtifi yoktu. Bu durum kesinlikle benim igimdeki bir bozukluktan kaynaklanryordu. Don Juan'rn iizerimdeki etkisi, ve beni gok yo[un biEimde igine soktulu uygulamalardaki btittn o eylemler bana bedelini cidetmeye baqlamrqtr, arkadaqlarrmla geginmekte ciddi gi.igltikler qekiyordum. Sorunumu gozden gegirdim ve hatamm herkesi delerlendirmek

SONSUZLUCUN ETKIN YANI

BERRAK GORUNUM

213

igin don Juan'r olgtit olarak kullanma saplantrm oldu[u sonucuna vardrm. Benim fikrime gore don Juan yagamlnr her anlamda profesyonelce stirdiiren bir varhktr; yani en onemsizine kadar ti.im eylemleri bir anlam taqrmaktaydr. Bense, hig olmeyeceklerini dtigtinen, her adrmlannda kendileriyle qeliqen, higbir edimlerinin hesabmr veremeyecek insanlarla gevriliydim. Adil bir oyun de[ildi bu, bi.itiin kartlar karqrmdaki insanlann aleyhineydi. Ben don Juan'rn istikrarh davranrqlarma, kibirden tamamen yoksun oluquna, zek6srnrn eriqilmez derinligine ahqrktlm; bu nitelikleri banndrran farkh bir davranrq modeli var oldufundan tanrdrlrm insanlann ancak birkagr haberdardr. Qolunun tek bildi[i oziin-yansrfilmasr modelinden ibaretti, ve bu da insanr zaytflatryor ve bozuyordu. Btittin bunlann sonucunda okuldaki qahqmalanmda da gok biiyiik gtigltikler gekmeye baqlarnrqtrm. ipin ucunu kagrrmak iizereydim. Akademik gabalanml mazur gosterecek birgerekge bulmaya umutsuzca Eabahyordum. Bu konuda bana destek verecek ve okulla aramda bir baf kuracak tek fikir pek sudan bir geydi; don Juan'rn bt zamanlar bana vermiq oldulu bir oftittii bu; sava;gbgezginlerin bilgiyls-sunulan ne tiir bilgi olursa sl5un-nqk sertiveni yaqamalan gerektilini soylemiqti. SavaEEt-gezgin kavramrnl, savaggr olan ve farkrndahlrn karanhk denizinde yolculuk eden btiytictiler olarak tarumhyordu. insanolullannrn bt zamanlar farktndahgm karanlrk denizinin gezginleri olduklannr, bu di.inyarun yolculuklannrn duraklarmdan sadece biri oldu[unu eklemig, ve o srrada ifqa etmek istemedigi dq nedenler yiiziinden gezginlerin yolculuklarrnr kestiklerini sciylemigti. insanolullarrnrn bir ttir burgaca, dairesel bir akrma yakalandrklarrnl, ve ashnda duralan olduklan halde bunun onlarda devinme izlenimi yarattrlrnr anlatmrgtr. insano[ullarrnr tutsak eden bu giig her ne ise, karqrsrnda sadece biiytictilerin durabildifini ileri stirtiyor, onlann disiplinleri ile bu gtictin pengesinden kurtulup farhndal* y o I c ul ukl an m siirdtirdtiklerini s oy ltiyordu.

Benim iqin zerre kadar anlam ifade etmeyen antropolojik sorunlar tizerine ilgimi odaklamaktaki yetersizlilim, okul hayatrmdaki son karmaqrk buhrantmr kortiklemekteydi; ilgisizlifim bu konul arrn cazTbeden yoksun olmalanndan kaynaklanmryordu, sozctiklerin ve kavramlann trpkr bir yasal belgedeki gibi teamtil oluqturmak iizere defiqtirilmiq olmasrydr bunun nedeni. Ttim insan bilgisinin bu yontemle oluqturuldulu, ve her bireyin gabastntn, bir bilgi sisteminin inqasrnda bir yapr taqr oldu-{u savunuluyordu. Ontime konan 6rnek, iginde yaqadrlrmrz ve btzim igin paha biEilmez bir onem taqryan hukuk sistemiydi. Ancak o zamanlar sahip oldufum romantik kavramlar kendimi antropolojinin avukathlml yapar durumda dtigtinmekten ahkoyuyordu. Her qeyiyle benimsemig olduEu* kavram, antropolojinin ttim insani gabalann, ya da insanhfrn olEritleri igin matris oluqturmasr gereklili[iydi. Mtikemmel bir pragmatist, bilinmeyenin gerEek bt gezgin-sat,a{f/.v olan don Juan, bana budalahk etti[imi soyledi. Bana sunulan antropolojik konulann sozler ve kavramlar manevralan bigiminde olmalan dert defildi ona gore; onemli olan qey disiplin altgttrmasr yapmaktr. "HiE fark etmez," dedi bir keresinde, "istedifin kadar iyi bi okuyucu ol, kag tane harika kitap devirmiq olursan ol. Asrl onemli olan, okumak istemediklerini okuma disiplinin olmasrdr. Biiytici.ilerin okula gitme disiplinlerindeki can altct nokta, reddettiklerinde yatar; kabul ettiklerinde de[il." Qahqmalarrma btraz ara vermeye karar verdim ve gtkart* ma imal eden bir firmantn resim boltimiinde Eahqmaya baqladrm. Ttim gayretimi, tiim zihnimi vakfetmem gereken bir iqti bu. Bana verilen iqleri en miikemmel ve htzh qekilde baqarmam gerekiyordu. Serigrafi yontemiyle qrkartmalara doniigttirtilecek figtirleri taqryan plastik sayfalan haztrlamak, hiEbir yenilife yer brrakmayan son derece standart bir iqlemdi; ve gahganrn verimlilik olEtitti hatasrzlrft ve si.iratiydi. Tam bir iqkolik olmuqtum, yaptr!rm ige bayrhyordum. Resim boliimtini-in mtidtiri.i ile hemen dost olduk. Beni nerdeyse kanadrntn alttna almrqtr. Adr Ernest Lipton'du. Ona

2t4

SoNSUZLUGUN gTTiN YANI

BERRAK CONUNUV

215

hayranhk ve biiytik bir saygr besliyordum. Iyi bir ressam ve mi.ikemmel bir sanatkArdr. Tek kusuru yumuqakh[rydr; baqkalanrun istek ve duygulanna karqr pasiflik srnrrlanna varan inanrlmaz bn anlayrq gosteriyordu. Ornefiin, bir gtin ogle yemeli yedi[imiz lokantanrn park yerinden arabasryla Erkryorduk. Gayet kibarca durup bir bagka arabanrn park etti[i yerden qrkmasmr bekledi. Arabanrn siiriici.isti besbelli bizi gormemiqti, geriye dofru h:zla tizerimtze geliyordu. Ernest Lipton pekdld korna gahp adamr uyarabilirdi. Bunun yerine, geri zekAh gibi srntarak, adam bizim arabaya toslayana kadar oturup bekledi. Sonra dcintip benden oziJr diledi. "Vay anaslnl, kornaya basabilirdim ashnda," dedi, "ama siktirici qey oyle bir bangrrdryor ki mahEup oluyorum." Ernest'in arabasrna bindiren adam ktiplere binmiqti, onu yatrqtrrmak zorunda kaldrk. "Kaygrlanmaytn," dedi Ernest, "Arabanrzda hasar yok. Benim de sadece farlanm krnldr; ben onlarr deliqtirecektim
zaten."

Baqka bir giin, aynr lokantada ofle yemefinde Ernest'in konuklarr olan, Erkartma firmasrnrn mtiqterilerinden birkaE Japon'la hararetli bir sohbete dalmrqtrk.Yemekleri getiren garson masadaki salata tabaklanndan birkagrnr kaldrnp, elindeki kocarnan srcak antre tabaklan igin dar masada yer agmaya gahqryordu. Japon mi.iqterilerden biri de kendi ontinii bogaltmak istedi. Tabafrnr one iterken Emest'inkine Earptr, ve tabak masanrn kenanna do[ru kaymaya baqladr. Ernest adaml uyarabilirdi, ama yapmadr. Tabak kucafrna dtiqene kadar oylece oturup smttr. Baqka bir seferinde evine yardrma gitmiqtim, avlusuna bir gardak yapacaktrk, golge yapmasl ve iiztim vermesi igin asma yetiqtirmek istiyordu. Direkleri cinceden geniq bir gergeve halinde hazrrladrk; sonra bir kenarrnr kaldnp tavandaki yatay kiriqlere crvataladrk. Ernest uzun boylu, gok kuvvetli bir adamdr, gerEevenin obtir tarafinr kaldrrrp, kiriglerde onceden agmrq oldu[umuz deliklere crvatalan yerleqtirmem iEin tuttu.

Ama ben daha baqlayamadan kapr rsrarla vurulmaya baqlamrqtr, Emest Eergeveyi tutacafrnr soyleyerek gidip kaprya bakmamr rica etti. Kaprdaki Ernest'in kanstydr, elleri yiyecek paketleriyle doluydu. Beni oyle bir lafa tuttu ki, Ernest akhmdan Erktr. A1drklarrnr kaldrrmasma yardrm bile ettim. Kereviz demetlerini yerleqtirirken, arkadaqrml gerEeveyi tutar v aziy ette brraktrlr mr hatrlayrverdim, onu bildi[im igin, herkesin kendisi kadar di.iqiinceli oldulunu varsayarak hAl6 aynr pozisyonda dikildifini tahmin etmem zor defildi. Deli gibi arka bahgeye koqtum, Ernest yere serilmig yatryordu. A$rr tahta gerqeveyi havada tutmaktan bitkin dtiqiip sonunda yere yrkrlmrqtr. Ktmrldayacak hali kalmamlq gortiniiyordu. Qarda$r kaldrrmak iEin arkadaqlannr qafrrmak zorunda kaldrk-artrk higbir $ey yapacak durumda delildi. Gidip yattr. Frtrk oldu[undan kuqkusu yoktu. Emest Lipton hakkrnda anlatrlanlar iEinde en ilnlii oykti, arkadaqlanyla San Bernardino dallarrna yiirtiyiiqe gittifi hafta sonu baqrna gelenlerle ilgiliydi. Gece da[da kamp kurmuqlardr. Herkes uyurken Ernest Lipton Eahhklarda tuvaletini yapmak iEin kalkml$, ve son derece diiqilnceli bir adam oldugu igin, kimseyi rahatstz etmesin diye kamptan bir hayli uzaklaqmrqtr. Karanhkta kaymrg ve yamagtan a$aElya yuvarlanmrgtr. Sonradan arkadaqlanna anlattrfirna gdre, vadinin dibine kadar diiqtip olecefinden emindi. $ans eseri, bir kaya 9rkrntrsrna parmaklarlntn ucuyla tutunmuq, karanltkta ayaklanyla destek arayarak saatlerce orada asrh kalmrqtr, kollarl artrk kaya grktnttsrnt brakmak iizereydiler-bu da oliirn demekti. Bacaklannt mtimktin mertebe uzatarak tutunabilmesine destek olacak minicik grkrntrlar bulmuqtu. Trpkr Eizdifi Etkartmalar gibi, kayaya yaplglp kalmtqtr, en sonunda ortahk aydrnlanrp da yerden sadece otuz santim yukarrda oldulunu
goriinceye kadar.

"Emest, bafrnp imdat isteyebilirdin," diye yakrndr arkadaqlarr.

"Yaa, ama yaran olmaz diye diiqtindiim," diye cevap ver-

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

BERRAK GORUNUNA

211

di. "Kim duyardr ki beni? Vadinin igine en az bir mil yuvarlandr[rmr sanlyordum. Ustelik, herkes uykudaydr." Ernest Lipton son darbeyi, kendine ekonomik bir araba, bir Volkswagen Beetle almaya kalktrlrnda yedi; her gtin eviyle iqi arasrnda iki saat araba kullanlyordu; onun iEin bir galon benzinle kag mil gittifine kafayr takmrqtr. Bir sabah gelip de bir galonla 125 mil gittifini ilan ettilinde son derece qa$rrdrm. En ktiEtik aynntrlan hesap eden bir adam oldulu igin,, inceden inceye anlattr; yolun biiytik krsmrnr gehir iEinde de[il, otobanda yapmrqtr, ancak trafilin en yolun saatlerinde oldufundan srk srk yavaqlamasr, ardrndan tekrar hrzlanmasr gerekmigti. Bir hafta sonra, galon baqrna 250 mile Erktrlrnr soyltiyordu. Bu hayret verici olay, Ernest inanrlmazbn"rakama ulaqana dek stiriip gitti: galon baqrna 645 rnil. Arkadaqlarr ona bu rakamr Volkswagen firmaslnln kayrtlanna geEirtmesi gerekti[ini bildirdiler. Ernest Lipton mutluluk ve gururla rqrldayarak, bin mile ulaqrrsa ne yapacalrnl bilmedifini anlatryordu. Dostlan bunu bir mucize olarak ilan etmesi gerektifini soylediler ona. Bu ola[ani.istti durum, Ernest bir sabah dostlarrndan birini iq i.istiinde yakalayrncaya kadar devam etti; en eski oyunlardan biri oynanmrgtr ona; arkadaqr deposuna benzin ekliyordu. Her sabah tiE-dcirt ma$rapa benzin koyuyordu arabaya; boylece deponun ibresi asla bog gostermiyordu. Ernest Lipton nerdeyse kzmrqtr. En sert tepkisi qu oldu: "Vay canrna! Komik oldulunu mu sanryorsun?" Arkadaqlannrn ona oynadrlr oyundan haftalardrr haberim vardr, ama mtidahale edememiqtim. Benim tisttime vazife olmadrfrnr diiqtintiyordum. Ona bunu yapanlar Ernest'in cimrtince dostu olmuglardr. Bense yeni katrlmrqtrm aralanna. Bakrqrndaki dtig krnkhfrnr ve incinmiqlifi, ofkelenmedeki dcrzligini gcirtince, beni bir suEluluk ve huzursuzluk dalgasr kapladr. Gene o eski dtiqmanrmla yi.izytize gelmiqtim. Onu hor gortiyordum, ve aynt zamanda da gok seviyordum. Qaresizdi. iqin ash quydu; Ernest Lipton babama benziyordu. Kahn

camlr gozltikleri ve agrlan alnr, hiEbtf zaman dofru diirtist traq edemedigi hafif uzamr$ krr sakallan babamrn hatlannl canlandrnyordu zihnimde.Diz,, sivri burnuyla sivri Eenesi de aynrydr. Ama onun babamla benzerlilini alabildiline kuvvetlendiren, Ernest Lipton'un ofkelenmekten, ve qakactlann suratlanna bir tane yaprqtrrmaktaki Acizlifini gormekti ashnda; beni baq edemeyecelim duygulara gotiiren asrl buydu iqte. Babamrn, en iyi arkadaqrnrn krz kardeqine nasrl Erlgrnca 6qrk oldu[unu anlmslyordum. Bir giin bir tatil kasabastnda bu krzr geng bir adamla el ele gormtiqtiim. Ktztn annesi de refakatEr olarak yanlarrndaydr. Krz ciyle mutlu gortintiyordu ki. it<i geng kendilerinden gegmiq bir halde, goz gozeydiler. Gorebildilim kadanyla doruktaki bir genglik aqkrydr bu. Babamr goriir gormez hepsini anlatttm, on yaglmrn btiti.in hainligiyle oykiimiin her antntn tadtnt Erkararak, krz arkadaqtnrn gerEek bir erkek arkadaqr oldufunu soyledim ona. Qok $a$rmrqtr. Bana inanmadr. "Ama krzla hiE konu$mu$ muydun?" diye sordum, korkusuzca. "Senin kendisine Aqrk oldr-rfunu biliyor mu?" "Aptallaqma, seni ktiEtik hlnzlr," diye atrldr. "Higbir kadrna gidip de boyle boktan bir qey soyleyemem!" $rmank bir

Eocuk gibi huysuz huysuz baktr bana, cifkesinden dudaklan

titriyordu. "O, benim! Benim ona bir qey sdylemem gerekmeden benim kadrntm oldu[unu bilmesi laztm !" Hayatr boyunca her qeyi hiE Eaba gostermeden elde etmig bir gocu[un giiveni vardr sesinde. Ben de formumun zirvesindeydim, son ctimlemi patlattrm. "Eh," dedint, "Santrlm birinin bunu soylemesini bekliyordu, ve birisi de senden cince davranmtq." zrplayry kagmaya hazrrlandrm, Etinkii btittin ofkesiyle bana bir tane indirmesini bekliyordum, ama bunlr yapmak yerine biiziiliip kaldr ve aflamaya baqladr. Kontrol edemedi[i hrgkrnklar arastnda benden bir ricada bulundu, her qeyi becerebildifiime gcire, krzr gozetleyip neler oldufiunu ona anlatabilir miydim ltitfen?

218

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

BERRAK GORUNUM

2r9

Anlatamayaca[rm kadar hakir gortiyordum babarnl, ve aynt zamanda tarifsiz bir hiizi.inle seviyordum. Onu boyle bir utanca stirtikledigim igin lanet okudum kendime.

Ernest Lipton bana oylesine babamr hatrrlatryordu ki, okula geri donmem gerektigi bahanesiyle iqi brrakttm. Zaten srtrmda tagrdr$rm o yiikii bi.isbtiti.in afrrlaqtrrmanrn anlamr yoktu. Babama verdifim rstrraptan dolayr hiE affetmemiqtim kendimi; bu kadar korkakEa davrandrfr igin babamr da affetmemigtim.
Okula geri dondiim ve tekrar antropoloji gahqmalanmla kaynaqabilmek igin muazzam bir ufirarga giriqtim. Bu kayna$mayr gok zorlaqtrran bir gey vardr; kolayhkla ve keyifle birlikte gahqabilecelim birini bulmuqtum, hayranhk duydufum bir tarzr, atrlgan bir merakr vardr bu kiqinin, bocalamadan ve savunulamayacak noktalan savunmaya kalkmadan bilgisini aktarabiliyordu, ama sorun benim boliimtimde olmamasrydr; bir arkeologdu bu adam. Zaten ilk bagta alan qah$masl yapmakla ilgilenmemin nedeni de onun tizerimdeki etkisiydi. Belki de, gergekten alana grkrp bilgiyi kazarak Erkanyor oldufu gerEe[i, bu eylemselli$ onu benim igin bir safduyu vahasr haline getirmiqti. Alan Eahqmasr yapmam iEin beni teqvik eden ve yitirecelim hiEbir qey olmadrfrnr soyleyen tek kiqiydi, o. "Arrcak her qeyi kaybettifinde bir qeyler kazanabilirsin," derniqti bir keresinde; akademik hayatrmda aldrlrm en dofru oEiittti bu. Don Juan'rn da dltidtinii tutarak oziin-yansrtrlmasr ile ilgili saplantrmr diizeltme yolunda gahqrrsam gergekten kaybedecelim higbir gey yoktu; iistelik kazanacafrm dtinya kadar qey vardr. Ama o zamanlar bu benim olasrhklanm arasrnda yer almryordu. B irlikte E ah q abilece! im bir profe sor bulm akta zorlandr [r mr don Juan'a anlattrfrmda gosterdifi tepki bana aclmasrzca geldi. Dar goriiqhi bir hryar, hatta daha da beter bir qey oldufiumu soyledi. Zaten bildi[im bir qeyi soyli.iyordu bana; o kadar gergin olmasaydrm okulda da, iq hayatrnda da herkesle

baqanh bir qekilde gahgabilirdim. " Sava$et-gezginler qik0yet etmezler," diye devam etti don Juan. "Onlar, sonsuzlu$un sundufu her qeyi bi meydan okuma diye alrrlar. Meydan okuma meydan okumadrr. Kiqisel de[ildir. Bi lanet ya da bi ltituf olarak ahnamaz.Br savagQbgezgin ya bu meydan okumayr baqarff, ya da mahvolur. Kazanrnak daha heyecan vericidir, onun igin git ve kazan!" Onun iEin ya da bir baqkasr igin bciyle konuqmanln kolay oldu[unu soyledim, ama bunu becermek oyle zordu ki, hele de benimkiler gibi istikrarsrz arkadaglardan kaynaklanan bir stirii gcizi.imsi.iz dertle ufraqrrken. "Hatah olan gevrendeki insanlar de!il," dedi. "Onlann Erkar yolu yok. Hata sende, Etinkti senin Erkar yolun var, ama sen ta iginde onlan yargrlamakla meqgulsi.in. Her geri zekdh yargrlamayr becerebilir. Onlarr yargrladr[rn stirece sadece en kotii yanlannr ortaya Erkanrsrn. Brz insanofiullan, hepimiz mahpusuz, ve bu kadar aclnasr davranmamrztn nedeni mahpushanemiz. Senin meydan okuman, insanlan olduklarr gibi kabul etmek! Rahat brrak onlan."

"Bu kez ttimiiyle yanrhyorsun, don Juan," dedim. "inan bana, onlan yargrlamaya da, ayalrma dolanmalanna izin vermeye de kesinlikle niyetim yok." "Neden bahsetti[imi anhyorsun ashnda," diye iisteledi inatla. "E[er onlan yargrlama arzunun bilincinde de[ilsen," diye devam etti, "dtiqtindtifiimden de berbat durumdasm demektir. Yolculuklanna yeniden baglayan sava$er-gezginlerin
kusurudur bu" Burunlan havadadr, kontrolstizdtirler." $ikdyetlerimin son derece kiigtik hesaplara dayandrlrnr itiraf ettim don Juan'a. Farkrndaydrm bunun. Gtinltik olaylarla yiz yize geldifimde, girkinliklerinin btittin giictimii ttikettilini, zihirime bi.ittin alrrh[ryla Eoken bu olaylarr kendisine aktarmktan utandrfrmr soyledim "Hadi," diye srkrqtrrdr beni. "Qrkar hepsini! Benden sr saklama. Boq bi ttibiim ben. Bana sciyledi$in her ;ey sonsuzIttg a yansrtrlacaktrr. " "Biitiin yaptr$rm, sefil bir qekilde srzlanmak," dedim.

220

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

BERRAK GORUNUM

221

"Ben de trpkr tanrdr[rm ttim o insanlar gibiyim. Gizli ya


da aErk bir yakrnma iqitmeden bir tekiyle bile konugamazsln." Arkadaqlanmln en basit sohbete bile sayrsrz qikdyet so-

kuqturmayr nastl becerdiklerini anlatttm don Juan'a; ornelin qu konugmadaki gibi: "Nasrl gidiyor, Jim?" "Eh, iyi, iyi, Cal." Bunu kocaman bir sessizlik izler. Sormaya mecbur olurum, "Bir qey mi var, Jim?" "Hayr! Her qey harika. Mel'le biraz sorun ya$lyorum, ama Mel nasrldrr, bilirsin-bencil ve boktan herifin tekidir. Ama dostlarr oldulu gibi kabul etmeli, degil mi? Biraz daha anlayrqh olabilirdi tabii. Ama siktir et. Neyse o, iqte. Her qeyi sana ytikler hep-ya yap, ya git. Bunu on iki yaqtmtzdan beri yapryor, o yiizden ashnda hata bende. Ne halt etmeye taglyorum ki onu?" "Eh, hakhsrn, Jim. Mel'le geEinmek Eok zordur. Oyle!" "Eh, boktan heriflerden bahis aEtltnca, sen de Mel'den iyi sayllmazsrn, Cal. Sana da hiE giiven olmuyor," vb.

bir klasik diyalog orneli: "Ne var ne yok, Alex? Evlilik hayatrn nastl?" "Ah, harika. Hayatrmda ilk kez, dizenli yemek yiyorum, ev yemekleri, ama kilo ahyorum. Televizyon seyretmekten baqka yapacak iqim yok. Sizlerle grkardrm eskiden, ama arttk yapamam. Theresa brakmaz. Siktir olmastnt soyleyebilirim elbette, ama onu krrmak istemem. Hayatrmdan memnunum, ama aclnacak haldeyim. " Oysa Alex evlenmeden once daha da actnacak haldeydi. Her karqrlaqtrfrm:.z,da yaptrfr bir klasik qakasr vardt, "Hey, arabaya gelin de sizi benirn kaltakla tanrqtrraytm," derdi. Arabadakinin Alex'in digi kope[i oldufunu gortip de hayallerimiz yrkrhnca keyfinden geqilmezdi. "Kaltaftnt" btittin dostlanna tanrgttrmrgtr. Bir uzun mesafe koqucusu olan Theresa'yla evlendifinde heprmtz qok geEirdik. Alex'in baygrnhk gegirdifii bir maraton srrastnda tanrqmrqlardt. Daflardaydtlar, ve Theresa'nln onu bir qekilde ayrltmast gerekmiq, bunun igin
Baqka

suratma iqemigti. Ondan sonra Alex onun tutsalr olmuqtu. Theresa mrntrkasrnr iqaretlemiqti. Arkadaqlarr "Theresa'ntn giq tutsafr" diyorlardr Alex'e. Hepsi Theresa'nrn antika Alex'i qigko bir kopege geviren gergek bir kaltak oldulunda hemtikirdiler. Don Juan'la bayalr gtildiik. Sonra ytiziime ciddi bir ifadeyle baktr. "Bunlar giindelik yagamm iniq grkrglan," dedi don Juan. "Kazanrrsm, kaybedersin, ve ne zaman kazantp ne zaman kaybettilini bilmezsin. Oziin-yansrtrlmasr kuralmm altmda yaqayan birinin odedili bedeldir bu. Benim sana sciyleyebilece[im hiEbi qey yok, senin de kendine sciyleyebilecelin hiEbi qey yok. Bi hryar oldu[un igin suEluluk duymamanl, ama oztin-yansrtrlmasrnrn hAkimiyetini bitirmek igin de canmt diqine takmanr sahk verebilirim sana yalmzca. Okula geri don. Daha pes etme." Elitimimi stirdiirmeye olan ilgim iyice zayfi\amaya baqlamrqtr. Otomatik pilota takrh gibi yaqryordum. Srkrntrh ve karamsardrm. Ancak buna zihnimin katrlmadr[mm da farkrndaydrm. Higbir qey tasarlamryor, hiEbir amag ya da beklenti olugturmuyordum. Saplantrh olan dtiqtincelerim de[il, duygularrmdr. Sakin zihnimle Ealkantrh duygularlm arasrndaki bu ikili durum igin bir kavram oluqturmaya Eahgtyordum. Bir gtin bu zihinsel boqluk ve ezici duygular iEinde antropoloji boliimtintin bulundu[u Haines Hall'dan grkmtg, ofle yemelim iEin kafeteryaya ytirtimekteydim. Birbenbire garip bir titreme her yanlmr kapladr. Bayrlaca[rmr sandrm ve oradaki tulla basamaklara iliqtim. Gozlerimin oniinde san lekeler vardr. Frnl finl donerek diiqiiyormuqum duygusuna kaprldrm. Kusmak iizere oldulumdan emindim. Gortiqtim bulandr ve sonunda higbir gey goremez oldum. Fiziksel rahatsrzhlrm oyle mutlak ve yolundu ki tek bir dtigtinceye bile yer brrakmryordu. Sadece bedensel duyumlarrm kalmrqtr; bunlar korku ve endiqe ile, devasa bir olayrn eqilinde oldufiuma dair garip bir onsezinin karrqrmrydr. Bu duyumlann diiqiince olarak bir karqrhfr yoktu. Sonra bir an geldi ki,

222

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

BERRAK GORUNUU

223

artlk oturuyor muydum yoksa ayakta mlydlm, ayrdma varamaz oldum. Insanrn hayal edebileceli en zifti karanhkla kugatrlmrgtrm; ve ardrndan, enerjiyi evrendeki akrqr iginde gordiint. Bana dofru, ya da benden uza$a ytirtiyen art arda rqrltrh ktireler goriiyordum. Don Juan'rn bana hep anlattrfr gekilde, teker teker gormekteydim onlan. Farkh boyutlanndan otiiri.i ayfl ayrL bireyler olduklarrnr anlamrqtrm. Yaprlannrn ayrrntrlannr inceliyordum. Iqrltrlan ve yuvarlakhklan, bir araya yaprgmrq gibi duran lifgiklerden oluqmuqtu. ince ya da kahn lifgiklerdi bunlar. Btitiin o rgrltrh figiirlerin her birinin kahn, salkrmsagak bir mahfazasr vardr. Garip, rqrltrh, tiiylti hayvanlara benziyorlardr, ya da rgrltrh tiiylerle kaph, yuvarlak devasa
bciceklere.

Beni en fazla qoka ufratan qey, bu tiiylti bocekleri tiim omrtimce gormtig oldu[umu idrak etmemdi. O anda bana oyle geldi ki, don Juan'rn onlan istemli bir qekilde gorntemi sa!ladr[r her durumda, ben onunla birlikte dolambagh bir yol rzlemiqtim. insanlan rqrltrh kiireler olarak gormeme yardrm ettili her olayr anlmsryordum, ve onlann hepsi o anda eriqmig oldu[um gormenirz ozi.inden ayrrydr. O anda higbir kuqkuya yer brrakmayacak gekilde anladrm ki, ben enerjiyi evrendeki akrqr iqinde tUm dmrtimce algrlamrqtrm, hem de kendi baqrma, kimsenin yardrmr olmadan. Bunu anlamak tizerimde dayanrlmazbtr etki yaptr. Kendimi son derece zayrf , savunmasrz hissettim. Bir qeylerin altrna girmek, bir yerlere kagrp saklanmak istiyordum. Qogumuzun arada srada gordtigi.i bir rtiyayabenziyordu bu trpkr; hani kendimizi Ernlgrplak bulur da ne yapacalrmtzt bilemeyiz. Qrplaktan da ote bir qeydim, korunmastz, zayff hissediyordum kendimi ve normal halime donmekten de odtim kopuyordu. Belirsiz bir biEimde, uzanlyorrnu$um duygusuna kaprldrm. Normale dontiq igin kendimi hazrrladrm. Kocaman bir izleyici halkasryla gevrili olarak kaldrnm taglanna boylu boyunca uzanmrg, kasrlmalar gegirir vaziyette canlandrdrm
kendimi.

Yatmakta oldu$um duygusu gittikge kuvvetlenmeye baqladr. Gozlerimi hareket ettirebildigimi hissettim. Kapah goz kapaklanmtn arasmdan rqr[r segebiliyor, ama gozlerimi agmaktan korkuyordum. igin tuhafi, gevremde oldufunu hayil ettilim insanlann sesleri grkmryordu. Higbir gey iqitmiyordum. En sonunda gozlerimi agmaya cesaret edebildim. Wilshire ve westwood bulvarlannln kesiqtili koqedeki bi.iro evimde, yatalrmdaydrm. Kendimi yatalrmda bulmak beni iyice Erldrrttr. Ama anlayamadr$rm bir nedenden oti.irii, nerdeyse anrnda sakinlegtim. Qrlgrnhlrm bedensel bir kayrtsrzhkla yer de[iqtirmigti; ya da bedensel bir haz duygusuyla, ornegin iyi bir yemekten sonra hissedildigi gibi. Ancak zihnimi susturamryordum. Enerjiyi ttim cimriim boyunca dolrudan algrlamrq oldulumu anlamam, dtiqtinebilecelim en biiytik qoka u[ratmrqtr beni. Nasrl olurdu da farkrna varamazdrm bunun? Varhfirmm bu cephesine ulagmamr ne engellemiq olabilirdi? Don Juan her insanoSlunun enerjiyi dolrudan gorme potansiyeli oldulunu soylemiqti. Soylemedigi qey ise, her insanoflunun enerjiyi zaten dolrudan gordiigil, ama bunu bilmedifiydi. Bu sorunu bir psikiyatr arkadaqrma aEtrm. Kuqkularlma rqrk tutacak higbir goziim getiremedi. Tepkimin bitkinlikten ve a$rl uyanlmaktan kaynaklandr[rnr dtigiiniiyordu. Bir Valium regetesi yazrp dinlenmemi soyledi. Nasrl geldilimi bilmedifim yatalrmda uyanrgrmr kimseye anlatmaya cesaret edememigtim. Bu yi.izden don Juan'r gorme telaqrm son derece hakh nedenlere dayanmaktaydr. Elimden geldi[i kadar gabuk Mexico City'ye ugtum, bir araba kiraladrm ve yaqadrlr yerde aldrm solu[u. "Btittin bunlarr daha cince de yapmrgtrn!" dedi don Juan gtilerek, ona akrl durdurucu deneyimimi anlattr$rmda. "Yeni olan iki gey var yalruzca. Btl bu kez enerjiyi tamamen kendi baqrna algrlamrq olman. Yaptrfrn , dtinyayt durdurmakfi, ve o zaman enerjiyi evrendeki akrqr iginde daima gormiiq oldulunu anladrn; trpkr her insaollunun yaptr[r, ama istemli olarak bilmeksizin yaptr[r gibi. obi.ir yenilik ise, tiimi,iyle kendi

.t1A
LLi

SONSUZLUGUN ETKIN yeNI

baqrna iqsel sessizliginden yola grkmrq olman.

"Benim soylemem gerekmeden biliyorsun ki, kiqi iEsel sessizliginden yola grkarsa her qey miimkiindi.ir. Bu kez korkun ve savunmasrzhlrn kendini ancak yatalrnda bulmana olanak verdi; bu da UCLA kampusundan pek uzak sayrlmaz. Eler gaqkrnh[mdan ottirii dtiqkiinliik gostermeseydin, yaptr[rnrn hiEbi qey olmadr$mr, bi savasqt-gezgin iEin hig de ola[ani.istri bi gey olmadr[rnr anlardm. Ama son derece biiyiik 6nem taqryan asrl mesele, senin her zaman enerjiyi dolrudan algrlamrq oldulunu anlaman de!il; iEsel sessizli{inden yola grkman da de[il; iki yanh bi olay, daha gok. Birincisi, eski ga[ Meksika'sr biiyiictilerinin berrak gortiniim, ya da insan formunu yitirme dedikleri bi qeyi ya$amrq olman: insani dar kafahhlrmrzm yok oldufu an bu; sanki tizerimrzi kaplayan bi sis tabakasrnrn yava$ yava$ agrhp da[rlmasr gibi. Ama hiEbi koqulda bunun tamamlanmrg bi baqarr oldulunu zannetmeyesin. Btiyticiilerin diinyasr gi.inli.ik yagamm d[inyasrna benzemez; orada bi amaca ulaqtrn mr ebediyen baqardr[rnr soylemezler sana. Biiyiictiler diinyasrnda bi amaca ulaqmak, asla bitmeyecek savaqlnl stirdtirmek igin en verimli araglan elde etmig olmak demektir yalntzca. "Bu iki yanh meselenin ikinci krsmr ise, insano[ullannrn kalplerindeki en grldrtrcr soruyla ilgili deneyimindir. Bunu kendine qu sorulan sordu[unda dile getirdin: btittin omriimce enerjiyi do[rudan algrladr[rmr nasrl olur da bilemem? Varhlrmrn bu cephesine eriqmemi ne engellemiq olabilir?"

Qamur Golgeler

DON JUAN'LA SE,SSIZLIK iginde oturmak en sevdifiim


qeylerden biriydi. Orta Meksika'da, daflardaki evinin arka tarafinda, koltuklara rahatga yerleqmiq oturmaktaydrk. Akqam tisttiydii. Hoq bir meltem esiyordu. Giineq evin arkastnda, slrtrmrzdaydr-solmaya baqlayan rqrklan arka bahgedeki biiyiik a$aglar iizerinde yeqilin harika tonlannt yarattyordu. Don Juan'ln evinin dort bir yanr btiytik a[aElarla gevriliydi; bunlar yaqadrfir kentin gortinttistinii gozlerden gizlemekteydiler. Bu

226

SONSUZLUGUN ETKiN YANI

qAMUR GOLGELER

227

bana hep rssrz bir yerde oldu[um izlenimini verirdi; burarun rssrzhfr Erplak Sonora Eoltindekinden farkh olsa da, rsstzdr
gene de.

"Bugtin, bi.iyiici.ili.i[tin en ciddi konulanndan birini tartrqaca[tz," dedi don Juan birdenbire, "ve buna enerji bedenini konu S ar a k baq lay ac aprz." Bana enerji bedenini saylslz kereler tarumlamtq, onun bir enerji alanlan ktimeleqmesi-evrende akrp duran enerji olarak gortildiigiinde fiziksel bedeni meydana getiren enerji alanlarr kiimeleqmelerinin ayna goriinttisti- oldulunu soylemiqti. Aynca, onun, fiziksel bedenin rqrltrh ki.iresinden daha ktigtik, daha yofiun, ve daha alrr bir goriintimde oldu[unu da
anlatmrqtr.

Don Juan'rn aqrklamasma gore, beden rle enerji bedeni, birbirine acayip bir yaprqtrrcr giigle bitiqtirilmiq iki enerji alanr kiimeleqmesi idiler. Don Juan, o grup enerji alanlannr birbirine ballayan gi.iciin, eski Ea! Meksika biiyiictilerine gore, evrenin en akrl almaz gticti sayrldr[rnr da ozellikle vurgulamrqtr. Kiqisel fikrine gcire bu gtig ttim evrenin ozii, var olan her qeyin nihai bir toplamrydr. Onun iddiasrna gore fiziksel beden rle enerji bedeni, btz insanofullannrn Aleminde birbirlerini dengeleyen yeg6ne enerji bigimlenmesiydi. Bu yiizden bu ikisinin drqrnda higbir ikiciligi kabul etmiyordu. Beden ile zihin, ruh ile ten ikicililin enerji baglamrnda hiEbir dayanalr bulunmayan, sadece zihrn kaynakh s ralamalar oldufunu dti giintiyordu. Don Juan, herkesin disiplin yoluyla enerji bedenini fiziksel bedenine yaklagtrrmasrnrn miimkiin oldufunu soylemiqti. Normalde ikisinin arasrndaki mesafe muazzamdt. Enerji bedeni belli bir alana girdi mi-ki bu her birey igin farkhydrherkes disiplinle onu fiziksel bedeninin tam bir kopyasrna, yani {ig boyutlu, katr bir varhk haline dcintiqttirebilirdi. Biiyiiciilerin citeki, ya da Eift kavramr buydu iqte. Aynr gekilde, ve aynr disiplin stireciyle herkes tig boyutlu, katt fiziksel bedenini enerji bedeninin tam bir kopyasr haline; yani enerjinin ttimii gibi insan goziine gcirtinmeyen, eterik bir enerji aktmt ha-

line dcintiqttirebilirdi. Don Juan bana biiti.in bunlan anlattrlrnda, efsanevi bir cinermeyi mi tanrmlamakta oldufunu sordum. Yanrtr, biiytici.ilere iliqkin higbir geyin efsanevi olmadrfrydr. Btiyiici.iler pratik varhklardr, ve betimlediklerinin hepsi daima gayet akh baqrnda ve uygulanabilir tiirden qeylerdi. Don Juan'a gci're biiytici.ilerin yaptrklannr anlamanrn zorlu[u, cnlann farkh bir b i li s e I s i s t em de n y ola grkmalarmdan kayn,ll;i ann-laktaydr. O giin orta Meksika'daki evinin arkaslnu,l;r ctururken, don Juan hayatrmda olup bitenlerle ilgili q j;rr;rk en onemli kilit onemi taqryan qeyin enerji bedeni oi,.iu!urur soyledi. Enerji bedenimin normalde olaca$ gibi benden r"rzaklagmak yerine, bana do[ru btiytik bir hrzla yaklaqtrfrnr bir enerji gerqefi olarak gormiiqtii. "Bana do[ru mu yakla$lyor, bu ne anlama geliyor, don Juan?" diye sordum. "Bi qeyin akhnr baqrndan alaca[r anlamrna geliyor," dedi gtiltimseyerek. "Mtrazzam olEtide bi kontrol girecek ya$amtna; ama senin kontroltin degil bu; enerji bedeniniru kontrolii." "Bir drq giiciin beni kontroltine alaca[rnr mr sciylemek istiyorsun, don Juan?" diye sordum. "$u anda seni kontrol eden yrfrnlarla drq giig var," diye yanrtladr don Juan. "Benim soztinii ettifiim kontrol, dilin etkinlik alanrnrn drqrncla. O hem senin kontroliin, hem defiil. Srnrflandrrtlamaz, ama kesinlikle yaqanabilir. Ve hepsinden cite, kesinlikle maniptile edilebilir. Bunu unutma: manipiile edilebilir; tiimi.iyle senin yaranna elbette; ve gene soz konusu olan senin yararln de[il, enerji bedeninin yarandrr. Bununla beraber enerji hedenin de sen olduluna gcire, bunu tanrmlamakla ufiraqrrken kuyrufunu kovalayan kopek gibi sonsuza dek doniip durabiliriz. Btitiin bu deneyimler sozdiziminin otesindedir." Karanhk btiyiik bir hrzla Ecikmtiqtii; afaglarrn az onceki prnltrh yeqil yapraklan qimdi koyu ve kederli bir renge btiriinmiiqtti. Don Juan, gozlerimi odaklamadan, goziimtin ucuyla ama aynr zamanda dikkatle yapraklara bakarsam, goS

l-

228

SoNSUZLUGUN ETKiN yaNT

QAMUR GOLGELER

229

deytz," dedi. "Yapabilmen igin gerekli dikkati toplamak bi dakika alrr. O ugugan kara golgeyi segene kadar durma." Alaglarrn yapraklanna yanslyan garip, hrzh, siyah golgeyi gerEekten gordiim. Gordti[iim ya ileri geri giden tek bir golgeydi , ya da soldan sa!a, saldan sola yahut diimdtiz yukarrya dofru hareket eden degigik golgeler vardr. $igman, kara bahklan galnqtrrdrlar bana; koskocaman bahklar gibiydiler. Devasa bir krhg bahlr havada uguyordu sanki. Goriinti.iye dahp gitmiqtim. En sonunda iirktittti beni. Yapraklarrn segilemeyece$i kadar karanhk olmuqtu, oysa ugugan siyah gcilgeleri hAld gorebiliyordum. "Nedir bu, don Juan?" diye sordum. "Her tarafta ugu$an siyah golgeler gciriiyorum. " "Ah, bu evrenin ta kendisi iqte," dedi, "cilEiilemeyen, tek yonlii olmayan, sozdtzimi dleminin drgrnda kalan. Eski ga! Meksika'sr biiyriciileri o uguqan golgeleri goren ilk kigilerdi, ve onlarr her yerde izlediler. Onlarr hem senin gordtiliin gibi gordiiler, hem de evrendeki akrqr iEindeki enerji halinde gordiller. Ve deneyi.istii bi keqifte bulundular." Konuqmayr kesti ve bana baktr. Duraklamalannm yeri miikemmeldi. Beni hep pamuk ipli[ine baflr brrakrp keserdi
konuqmasrnr.

rtiq alanrmr hrzla kat eden bir golge gdrecefimi soyledi. "Yapmanr istedigim $ey iEin qimdi gtintin uygun vaktin-

"Ne keqfettiler, don Juan?" diye sordum. "Omtirliik bi eqlikEileri oldu[unu keqfettiler," dedi, tane tane. "Kozmosun derinliklerinden gelip yaqamlanmrzrn hakimiyetini eline gegiren bi yalmacrmlz var. Insanolullan onun tutsaklarr. Yalmacr bizim sahibimiz ve efendimiz. Uysal ve garesiz hale getirmi$ btzi. Kargr grkmak istesek, isyanrmzr bastrrr. Ba[rmsrz hareket etmeye kalksak, aksini buyurur bize."

Qevremiz gok karanhktl, ve bu, kendimi ifade etmemi krsrthyor gibiydi. Gi.indi.iz olsaydr, giilmekten katrlrrdrm. Karanhk epeyce ketler gibiydi beni. "Ziftrt karanhk oldu," dedi don Juan, "ama goziintin

ucuyla bakarsan, ugugan golgelerin hd16 dort bi yantnda ztplayrp durduklannt gcireceksin." Hakhydr. Onlarr h0ld gorebiliyordum. Hareketleri baqrmr dondtirdii. Don Juan rqrfr agtr, ve bu her qeyi dalrttr sanki. "Eski ga[ Meksika'st qamanlartnrn konulann konusu dedikleri $eye salt kendi gayretinle varmrq bulunuyorsun," dedi don Juan. "Bu kadar zamandtr bi qeyin bizi esir tuttufunu sana sezindirerek lafi dolandrrp duruyordum. Gergekten esir tutuluyoruz! Eski gag Meksika'st biiyticiileri iEin br enerii gerEefri idi bu." "Bu yafmact neden anlattrlrn gibi idareyi ele geEirmiq ki, don Juan?" diye sordum. "Manttkh bir aErklamast olmalt." "Bi aEtklamast var," diye yanrtladr, "dtinyanm en basit agrklamast bu. idareyi ele aldrlar, gtinkii biz onlar igin besiniz, onlan besledifimtz igin bizi aclmaslzca stktyorlar. Trpkr bizim tavuk giftliklerinde, gallinerolarda tavuklan yetigtirdiftimiz gibi, ya[macrl ar da insanero giftliklerinde, bizi yetiqtiriyorlar. Boylece, yiyecekleri her zaman ellerinin altrnda." Baqrmtn iki yana grlgrnca sallanmaya baqladr[rnr hissettim. Duydufium derin rahatsrzhfr ve huzursuzlu[u ifade edemiyordum ama bedenim hareketleriyle onu yiizeye grkartmaktaydr. Tepeden trrnafa istengdrqr titriyordum. "Hayrr, haytr, haytr, haytr," dedifimi duydum. "Bu sagmahk, don Juan. Soyledifin canavarca bir qey. Bunun dofru olmasr imkdnsrz; ne biiyiici.iler igin, ne de srradan insanlar iEin; hiE kimse igin dofru olamaz bu." "Neden olmasrn?" diye sordu don Juan, sakin sakin. "Neden olmasrn? Seni qrldrrttrfr igin mi?" "Evet, beni grldrrtryor," diye atrldrm. "Bu iddialar canavarca!" "Eh," dedi, "daha h.gpsini iqitmedin . Az daha sabret de neler hissedece[ini gor. Oyle bi yrldrrrm garpacak ki seni. Yani oylesine saldracagrm ki akltna, ama sen kalkrp gidemeyeceksin, gtinkti yakalanml$sln bi kere. Ben seni tutsak etti[imden delil, senin igindeki bi qey seni gitmekten ahkoyacak; baqka bi yanrn da bu arada ofkeden tam anlamryla kudurmuq
:,

230

SONSUZLUGUN ETKiN YANI

qAMUR GOLGELER

23r

olacak. Onun igin hazrr olsan iyi olur!" igimde eziyet merakksr bir yan vardr; hissediyordum bunu. Don Juan hakhydr. Evi hayatta terk etmezdim. Ama ortaya doktii[ti sagmahklardan hig mi hig hoqlanmamrqrrm. "Qoziimsel zihnine hitap etmek istiyorum," dedi don Juan. "Bi an dtiqtin, ve bana mtihendislik tasanmlan yapan insanln zekAsr ile aynr insanrn inang sistemlerinin ya da tutarsz davranrqlannln ahmakhlr arasrndaki geliqkiyi nasrl izah edebilece[ini sciyle. Biiyiictiler, inang sistemlerrmrzl iyilik ya da kotti liik kavraml a rrmuzr, ahlak kural larr mrzt brze y apmac r lann verrniq oldu[unu sciylerler. Umutlanmrzr, beklentilerimizi, baqan ya da baqanszh$a iliqkin hayallerimizi igimize yerleqtiren, onlar. Brze tamahkdrhk, aggozltiltik, ytireksizlik vermiqler. Yafmacrlar brzi kendini be[enmiq, srradan ve agm bencil hale getirmiq." "Ama bunu nasrl yapabilirler ki, don Juan?" diye sordum, gittikge daha fazla cifkelenerek. "Biz uyurken kulalrmr za mr

fisrldryorlar btittin bunlan?" "Hayr, oyle yapmryorlar. Oylesi budalaca olurdu," dedi don Juan, giiltimseyerek. "onlar srnlrsrz olgtide daha orgtitlii ve iyi gahgrr. Bizi rtaatkdr, yumuqak baqh ve zay:f tutmak iEin yalmacrl ar muazzam bi manevra gergekleqtiriyor. S aldrrganrn stratejisi agrsmdan muazzam. elbette. Acr gekenin agrsrndan ise dehqet verici bi manevra. Bize zihinlerini veriyorlar! iqitiyor musun beni? Yalmacrlar btze kendi zihinlerini veriyorlar, ve o bizim zihnimiz oluyor. Yafmacrlarrnki gatafath, geliqkili, marazi bi zihin, ve her an kegfedilme korkusuyla dolu. "Hig aghk gekmemiq olmana karqrn," diye devam etti, "yiyecek kaygrn oldufunu biliyorum; bu duygunun, her an manevrasrnln agr[a grkrp yiyecelinin esirgenece[inden korkan ya[maclnrn kaygrsrndan bi farkr yok. Zlhin yoluyla, ki eninde sonunda kendi zihinleri bu, yafmacrlar insano$ullarrnln yaqamlarma kendileri igin elveriqli olan ne ise onu grmga ediyorlar. Ve bu yolla, korkularma kargr bi tampon gcirevi yapacak kadar gtivenlik salhyorlar." "Biitiin bunlarr yiizeysel anlamda kabul edemez de[ilim,

don Juan," dedim. "Bunu yapabilirdim, ama ciyle i[reng bir yanl var ki beni gergekten tiksindiriyor. Karqr koymaya zorluyor beni. Bizi yedikleri dofruysa, nastl yapryorlar bunu?" Don Juan'rn yiizi.inde kocaman bir tebessi.im vardt. Durumun keyfini grkarryordu. B iiyiictilerin, bebek ins anofullannr, baqtan aqalrya parlak bir tabakayla, enerji kozalarmm i.izerine srmsrkr uyan plastik muhafaza gibi bir qeyle orttilii, garip, rqrltrlr enerj i ki.ireleri olarak g ordilkl eri ni agtkladr. Ya[mactlarrn yedikleri qeyin iqte bu parlakfarktndalft tabakas oldufiunu, ve insanolullarr erginlile eriqtiklerinde parlak farhndaItk tabakasmdan geriye kalanrn, yerden ayak parmaklannrn iisttine kadar ancak grkabilen dar bir sagaktan ibaret oldulunu sciyledi. O sagak, insan soyunun yagamml ancak gtigbela stirdi.irmesine olanak veriyordu. Don Juan Matus'un, bildili kadanyla, o tgtlttlt kozantn dtqrndaki parlak farhndaltk tabakasmr taqryan tek tiirtin insan oldufunu sciyledi[ini sanki bir ri.iyadaymrqrm gibi dinliyordum. Bu ytizden, farkh bir ttir farkrndahk igin, ornelin yaf' macrnm alrr farkrndahlr igin insanrn kolay bir av haline geldi[ini anlatryordu. Ardrndan, o ana dek anlattrklanntn iEindeki en ytktct ctimleyi duydum. insarun garesiz bir qekilde yakalandrfr yer olan o dar farkrndahk sagallnln, oziin-yanstttlmaslnln merkezi oldulunu soyledi. Yafmacrlar,,brze kalan tek farkrndahk noktamrz olan oztin-yansttrlmasr iizerinde oynayarak, amansrzca, vahqice ttiketmeye devam ettikleri farkrndahk parlamalarr yaratryorlardt Btzi farkrndahk parlamalanmtzr yiikseltmeye zorlayan anlamsz sorunlar oluqturuyorlar, ve bu yolla, uydurma kaygrlanmtzrn enerji alevlenmeleriyle beslenmek igin bizi canlt tutuyorlardr. Don Juan'rn soylediklerine karqr yaprlacak bir qey olmahydr; bunlar beni oyle yrkmrqtr ki, o noktada midem alti.ist oldu ve kusmaya baqladrm Kendimi toparlayacak kadar bir stire geEtikten sonra, don Juan'a sordum; "Peki neden eski ga! Meksika'slnln biiytictileri ve giintimi.iz btiyi.iciilerinin tiimi.i yalmacrlan gordtikleri

lu

232

SONSUZLUcUN ETKIN yawl

QAMUR GOLGELER
maya ya da ytizeye grkarmaya hayatta cesaret edemezdim,

233

halde hiEbir $ey yapmryorlar?" "Senin benim yapabileceprmiz bi gey yok," dedi don Juan, ciddi, hiiziinlti bir sesle. "Tiim yapabilece[imiz, bize dokunamayacaklan noktaya ulaqrncaya dek kendimizi disipline etmek. Dostlanndan disiplinin o giig koqullanndan gegmelerini nasrl isteyebilirsin? Giiltip alay ederler seninle, daha saldrrganlan da seni bitemrz pataklar. Ve ashnda inanmadrklan igin de yapmazlar bunu. Her insano$lunun ta igindeki derinliklerde, yafmacrlann varh[rna dair atalardan kalma igsel bi bilgi bulunur." Qoztimsel zihnim bir yo-yo gibi gidip gelmekreydi. Beni terk ediyor, sonra geri geliyor, ardrndan gene terk edip tekrar geri geliyordu. Don Juan'rn anlattrll akrl almaz, inanrlmazbt qeydi. Aynr zamanda en mantrkh qeydi de; ciylesine basitti ki. Driqiinebildi[im her gegit insani geliqkiyi agrkhyordu. Ama insan brittin bunlarr nasrl ciddiye alabilirdi? Don Juan beni oyle bir grlrn altrna siirtikli.iyordu ki sonsuza dek iginden Erkamayacaktrm. Baqka bir korku dalgasrna kaprldrm. Bu dalga benden kaynaklanmamrqtl, ama gene de bana aitti. Don Juan bana bir gey yaplyordu, anlaqrlmazbir qekilde olumlu, ve aynl zamanda korkung qekilde olumsuzbn qey. Bana yaprqrk gibi duran ince bir zan kesmeye gahqryordu sanki; hissetti[im $ey buydu. Hig krrpmadr[r gozleri, sabit bir bakrgla gozlerime dikilmiqti. Sonra gozlerini gevirdi ve artrk bana hiq bakmadan konuqmaya devam etti. "Kuqkular seni tehlikeli bi noktaya siiriikleyecek kadar bagrna bela oldulunda," dedi, "pratik bi qekilde hallet bunu. Igr[r sondiir. Karanh[r yanp igine bak; ne gcirebilece$ini kegfet-" Kalkrp rqr[a ydneldi. Onu durdurdum. "Hayrr, hayrr, don Juan," dedim, "rqrklan scindtirme. idare ediyorum ben." Hissettifiim, benim igin son derece olafandrql bir karanhk korkusuydu. Dtiqtincesi bile ytire$imi a$zrma geririyordu. igsel olarak bildigim bir qey oldufu kesindi; ama ona dokun-

bir

milyon yrl geEse bile! "A[aElartn orda uEu$an golgeleri gordtin," dedi don Juan, oturup arkastna yaslanarak. "Bu fena defil. Onlarr odanrn iEinde gormeni istiyorum. Bi qey goriiyor defiilsin. Sadece uEuqan imgeler segiyorsun. Buna yetecek enerjin var." Don Juan'rn gene de. kalkrp rgrklan sondtirece[inden korkuyordum, ve yaptr da. Iki saniye sonra, avazrm grktrfir kadar bafrrmaktaydrm. O uEuqan golgeleri seEmekle kalmamt$, kulaklanmrn dibinde vtztldamalannt duymuqtum. Don Juan rqrklan agarken giilmekten iki btikltimdti. "Ne uyumsuz mizaqh adam bu!" dedi. "Bi yanda tam bi itimatsrzhk ornefi; ote yanda gerEek bi pragmatist. Bu ig savaEr bi hali yola koyman lazrm. Yoksa koca bi kurbaga gibi
qiqip patlayacaksln."

Don Juan kancastnr daha derinlerime batrmayr siirdtirdti. "Eski Ea[ Meksika'st biiytictileri," dedi, "yafmacryr gordtiler. Ona ug'ucu dediler, Etinkti havada zrphyor. Hog bi gori.intii degil. Biiytik bi golge; zifm karanltk, kapkara bi golge havada zrphyor. Sonra yayrlarak yere konuyor. E,ski Ea[ Meksika'st btiyiiciileri onun yeryiiziinde ilk kez ne zaman belirdifi konusunda epey kararstzdrlar. Insanrn bi zamanlar muazzam sezgilere sahip, gi"intimiizde efsanevi destanlar gibi anlatrlan far* krndahk htinerleri gcisteren eksiksiz bi varhk oldufu dtiqtincesine varmrglardr. Sonra her qey sanki kaybolup gidivermiqti; ve elimizde kalan uyuqturulmuq insandr arttk." Ofkelenmek, ona paranoyak oldulunu haykrrmak istiyordum, ama genelde varhftmrn hemen ytizeyinde taqrdr[lm o dofruculufum yok oluvermiqti nedense. lgimde bir qey, favori sorumu-ya soylediklerinin hepsi dofruysa?-sorma noktasrnrn otelerine gegmiqti. O gece don Juan benimle konuqurken, soylediklerinin ttimiintin dolru oldufunu kalbimin ta derinliklerinde hissettim, ama aynr zamanda, ve aynl giigte hissediyordum ki saEmahfrn ta kendisiydiler. "Neler soyltiyorsun sen, don Juan?" dedim , zayff bir sesle. Bofazrm srkthyordu sanki. Giigltikle nefes ahyordum.

234

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

qAMUR GOLGELER
yarrda kesmekten baqka Eareleri kalmaz.

235

"SciylediEim, karqrmzdakinin basit bi ya$macr olmadrfr. Qok akrlh, ve orgtitlti. Bizi iqe yatamaz krlmak igin dtizenli bi sistem rzliyor. Kaderi sihirli bi varhk olmak izere gizilmiq insan, artrk sihirli degil. O artrk srradan bi et pargasr. Eti igin yetiqtirilmiq beylik, sradan, bon bi hayvanm diiqlerinden baqkaca dtiqleri kalmamrq artrk." Don Juan'rn sozleri tizerimde bulantrya benzer garip bir bedensel tepki yaratmaya baqlamrqtr. Yeniden kusacak gibiy-

siire yemezlerse," diye devam etti, "o bi.iytimeyi stirdiiriir. Bu meseleyi en basit gekilde ortaya koymak gerekirse diyebilirim ki, biiyiictiler disiplinleri sayesinde parlak farkrndahk ta-

"E[er yalmacrlar bizim parlak farhndalft tabakamtn br

dim. Ama bulantr varhfirmrn derinliklerinden, iliklerimin


iginden geliyordu. istem drgr kasrhyordum. Don Juan omuzlanmdan tutup beni kuvvetle sarstr. Kavrayrqmrn giictiyle boynumun one arkaya yalpaladr[rnr hissettim. Bu hareket beni anrnda sakinleqtirdi; artrk daha kontrolltiydiim. "Ya[macr," dedi don Juan, "ki elbette bi organik olmayan varltkttr., cibtir organik olmayan varltklar gibi hepten gcirtinmez delildir bizim igin. Sanrrm gocukken onu goriiriz, ve bize oylesine ttiyler iirpertici gelir ki onu unutmayr ye!.lertz. Qocuklar bu gortinttiye odaklanmakta rsrarcr olabilir elbette, ama Eevrelerindeki herkes onlan bundan caydrrmaya Eahgrr. "insanhk igin kalan tek segenek," diye devam ettt, "disiplindir. Disiplin, oluqturulabilecek tek engeldir. Ama disiplinle kastettigim insafsz ycintemler de[il. Her sabah beq bugukta kalkrp morarana kadar sofuk suyun altrnda durmaktan bahsetmiyorum. Btiyiictilerin disiplinden anladr[r, beklentilerimiz arasrnda olmayan olasrhklarr dinginlikle karqilama yetisidir. Onlar igin disiplin bi sanattrr: sonsuzlukla gekinmedsn-apa gtigli.i ve dayanrkh oldulu igin de[il, huqu iEinde oldu[u iEin gekinmsflen-yiz yize gelme sanatl." "Bi.iyiiciilerin disiplini nasrl bir engel oluqturuyor ki?" diye sordum. "Biiyi.iciilerin disiplini, parlak farhndaltk tabakasmr uEucu igin yenilip yutulmaz bi hale getirir," dedi don Juan; ytizi.imti dikkatle gozden geEirerek inangsrzhk iqaretleri aramaktaydr. "Bu, yalmacryr qaqkrna gevirir. Yenmeye elveriqli olmayan br parlak farhndalft tabakasr biliqselliklerinde mevcut delildir, sarurrm. Boyle faka bastnlmca, algakga iqlerini
i

bakalarrnrn ayak parmaklannrn hizasmdan yukarrya do[ru bi.iyiimesine izin verecek kadar uzun bi si.ire yalmacrlan uzak tutarlar. O da bi kez ayak parmaklarrnr gegti mi, do[al boyutlanna kavuqacak kadar btiyiir. Eski gaf Meksika'sr biiyiiciilerr parlak farhndal* tabakastrun bi agaE gibi oldu$unu sdylerlerdi. Budanmazsa, dofial boyut ve oylumuna eriqecek kadar biiyi.ir. Farkmdahk ayak parmaklannrn tisttinde bi dtizeye Erktr ml, muazzam algtlama hamleleri gergekleqtirmek do[al bi sonugtur. "Eski gafi btiyticrilerinin en biiyi.ik hileleri," diye don Juan devam etti, " uEuculann zihnine disiplinle eziyet gektirmekti. UEuculann zihnini iEsel sessizlikle zorladrklannda, yabanct donantmmkagx\rnr keqfetmiqlerdi; bu da bu manevrayl gergekleqtiren uygulayrcrlarda zihnin yabancr kaynakh olduluna dair hiE kuqku brakmamryfi. Yabanct donanrm gert gelir, bundan emin olabilirsin, ama eskisi kadar gtiglti degildir; ve oyle bi si.ireg baqlar ki uEucularm zihninin kagrqr rutinleqir, sonunda bi g{in de ttimtiyle kagrp gider. Gergekten hiiztinlii bi gtindiir bu! Artrk kendi baqrnrn garesine bakman gereken giin gelmiqtir, ve sen nerdeyse sfirsmdrr. Ne yapacalrnr soyleyecek hiE kimse yoktur artrk. Sana ahqrk oldulun ahmakhklan buyuracak yabancr kokenli bi zihin yoktur. "Ofretmenim nagual Julian, btittin Eomezlerini uyarrrdr,"diye devam etti don Juan, "dediline gore bi biiytictiniin yaqamrndaki en zorlu gtindti bu, gi.inkti bize ait olan gergek zlhntmia yani deneyimlerimizin toplamr; bi omtir boyu htikmedilmenin sonunda gekingen, giivensiz ve sinsi olmuqtur. Kiqisel olarak, btiyticiilerin asrl savaqlnln o anda baqladr[rnr soyleyebilirim. Gerisi sadece hazrhktr." Gergekten alti.ist olmugtum. Daha fazlasrnr cilrenmek istiyordum, ancak igimdeki garip bir duygu durmam igin feryat

l-

236

SoNSUZLUGUN ETKiru vaNr

QAMUR GOLGELER

237

ediyordu. Karanhk sonuglar ve cezalar, Tannntn kendisi tarafindan gizlenmiq bir qeyi kurcaladr[rm iEin tizerime gokecek Tanrsal gazap gibi qeyler sezindiriyordu. Meraktmln galebe galmasr igin gok btiytik Eaba sarfetmem gerekti. "\s-ns-ne demek istiyorsun," dedifiimi igittim, "L4gttculann zihnini zorlama derken?" "Disiplin, yabanct zihm alabildifine zorlar," diye yanrtladr. "Boylece, btiyi.ici.iler disiplinleri yoluyla yabanct donarumt alt ederler." Anlattrklan bunaltmrqtr beni. Don Juan ya ttmarhanelik bir deliydi, ya da beni iliklerime kadar donduracak dehqette bir qey aErklamaktaydr bana. Ancak bu arada bir qeyin daha farkrndaydrm; soyledigi her geyi yadsryacak enerjiyi oyle gabuk toparhyordum ki. Bir anhk panikten sonra, sanki don Juan qaka yapmrg gibi gtilmeye bagladrm. $unu dedilimi bile duydum: "Don Juan, don Juan, tslah olmaz birisin sen!" Don Juan yaqadrfirm her qeyi anltyor gibiydi. Baqrnr iki yana sallayrp gozlerini yapmaclk bir umutsuzluk ifadesiyle goklere dikti. "Ben o kadar rslah olmaz biriyim ki," dedi, "iEinde tasdtlm uEuculann zihnini bi daha sarsacaltm. Sana btiyi.ictiliig{in en olafani.istti srlarmdan birini ifqa edecelim. Dofrulu[unu kanrtlayrp pekiqtirmenin btiyiici.ilerin binlerce ythnr aldr[r bi kegfi anlataca[rm sana." Bana bakrp hrnzrrca giiliimsedr. "UEuculann zihni sonsuza dek kaErp gider;" dedi, "bi btiyilcii bizi bi enerji alanlan kiimesi halinde bi arada tutan titreqimli gticii yakalayrp tutunabilmeyi baqardrfr an gerEekleqir bu. Eler bi btiyticti bu baskryr yeterince stirdiirebilirse, uEuculat"m zihni yenilip kagar. Senin yapacafrn da kesinlikle bu; seni bi arada tutan enerjiye tutunmaya Eahqacaksrn. " Buna hayal edebilecelim en tuhaf ve agrklanamaz tepkiyi gosterdim. Igimde bir gey tam anlamryla titredi; sanki ani bir darbe almrqrm gibiydi. Bana arunda dinsel geEmiqimi Eagngtrran sebepsiz bir korku bastt. Don Juan tepeden trrnala stizdii beni.

"Tannntn gazabndan korkuyorsun, delil mi?" dedi. "igin rahat olsun, bu senin korkun de[il. UEucunun korkusu bu; gi.inkii senin tam da benim soyledifimi yapaca[rnr biliyor." Sozleri beni hig yatrqttrmadt. Daha koti.i hissediyordum. istemdrqr kasrhyordum, kendime hAkim olamtyordum bir ti.irIri.

"Endigelenme," dedi don Juan, sakin sakin. "Bu nobetlerin Eok gabuk hafifledigini iyi biliyorum. (Jqucunun zihninde

konsantrasyon srftrdtr. " Bir an sonra, trpkr don Juan'rn dedifi gibi, hepsi bitmiqti. Ama iqinde bulundulum gaqkrnhft tantmlayacak sozciik yoktu. Don Juan'la birlikteyken olsun, yalnrzken olsun, cim* rtimde ilk kez ipin ucunu tam anlamryla kaErrmtqtrm. Yerimden kalkrp dolaqmak istiyor, ama bundan olesiye korkuyordum. Hem hiE durmadan manttk ytiriittiyor, hem de aynt anda gocukEa korkular iginde bofuluyordum. Derin nefesler almaya baqladrm ve buz gibi bir ter btiti.in vticudumu kapladr. Nasrl yapmlgsam, en felaket goriintiiyti saltvermiqtim iistiime; nereye donersem doneyim,uEugan siyah golgeler dort bir yanrmda zrplayrp duruyordu. Gozlerimi kapatrp bagrmr koltufun koluna yasladrm. "Ne yana donecelimi bilmiyorum, don Juan," dedim. "Bu gece gergekten yolumu qaqrtmayr baqardln." "iEindeki miicadele seni hrrpahyor," dedi don Juan. "Ta iginde bi yerlerde bilmektesin kr, vazgegilmez bi parEarun, parlak farhndalft tabakantn ak/r almaz varhklar igin akrl almaz btbesin kaynalr oluqturaca[rna dair anlagmayl reddetme giici.in yok. Ve baqka bi pargan da bu duruma biittin gticiiyle kargr koymakta.

"Biiyi.ictilerin devrimi," diye devam etti, "katrlmadrklarr anlagmalara uymayr reddetmelerinde yatar. Degiqik bi tiir farkrndahfa ait varhklar tarafindan yenmeye razt olup olmayaca[rmr kimse sormadt bana. Annemle babam beni trpkr kendileri gibi, besin olmak izere bu diinyaya getirdiler; iqte hepsi bundan ibaret." Don Juan yerinden kalkrp gerindi. "Saatlerdir burda otu-

238

SONSUZLUGUN ETKIN yeNT

qAMUR GOLGELER
dip gelmeye baqladrm. igimde bir gey Don Juan'rn iqaret ettilinin bn enerji gergegi oldulunu biliyordu, bir yandan aynr derecede etkili bir qey de bunprrn hepsinin zrrvahk oldulunu soyliiyordu. iEimdeki bu sava$rn sonucu bir onsezi oldu; tehlikeli bir geyin hrula tizerime dogru gelmekte oldufu duygusuna kaprldrm. Baqka kiilttirlerde uEucular konusunda geniq antropolojik araqtrrmalar yaptrm, ama higbir yerde onlara iliqkin bir qey bulamadrm. Bu konuda tek bilgi kayna[r don Juan gibi gortiniiyordu. Onu tekrar gordiifiimde, hemen uEucular hakkrnda konugmaya giriqtim. "Bu konuda mantrkh davranmak igin elimden geleni yaptlm," dedim, "ama bagaramadrm. Oyle anlar oluyor ki ya[macrlar hakkrnda sana tamamen hak veriyorum." "GerEekten gcirdtiliin uEuqan golgelere odakla dikkatini," dedi don Juan, giiliimseyerek. Don Juan'a o uEu$an gcilgelerin benim mantrkh hayatrmrn sonu olaca[rnr soyledim. Her yerde gcirtiyordum onlarr. Onun evinden ayrrldr[rm andan beri, karanhkta uykuva dalamryordum. Iqrklar agrkken uyumak beni hiE rahatsrz etmez olmuqtu. Iqrklan sondiirdtifiiim anda ise gevremdeki her qey zrplamaya baqhyordu. Asla btitiin figtirler ya da qekiller gormtiyordum. Ttim gordtiliim, uguqan kara golgelerdi. "UEucularm zihni seni daha terk etmedi." dedi don Juan. "Ciddi bigimde yara aldr. Seninle iliqkisini yeniden diizenlemek igin elinden geleni yapryor. Fakat senin iEindeki bi qey ebediyen koptu. Ugucu bunu biliyor. Asrtr tehlike qurda ki, uEucular"m zihni kazanabrlir; kendi dedi[iyle benim dedifim arasrndaki geliqki tizerinde oynaylp seni yorarak ve vazgeQmeye zorlayarak yapabilir bunu. "Gori.iyorsun ya, uQuculann zihninin hiE rakibi yoktur," diye devam etti. "Bi qey onerdrlt zaman, kendi onerisini kabul eder, ve senin defecek bi qey yaptrfrna inanmanr saflar. UEucularm zihni sana Juan Matus'un sciyledi[i her qeyin tam bi sagmahk oldu[unu sciyleyecek; sonra aynt zlhrnkendi cinerisine hak verecek; 'Evet, tabii, saEmahk bu,' diyeceksin. iqte

ruyoruz. Eve girme vakti geldi. Ben yemek yiyecegi*. Beraber yiyelim mi?" istemediSimi soyledim. Midem alzrmdaydr. "Bana kalrrsa sen uyu, en iyisi," dedi. "Bu saldrr seni mahvetti." Daha fazla lsrara gerek yoktu. Yatafirma yr[rhp dlti gibi uyuya-kaldrm. Eve dcintiqte, zaman iginde, uEucularzn diiqi.incesi yaqamrmdaki ana saplantrlardan biri haline geldi. Oyle bir noktaya geldim ki, don Juan'rn onlar hakkrnda tamamen hakh o1dulunu hissetmeye bagladrm. Ne denli ulraqsam da mantr[rnr goz ardr edemiyordum. Bu konuda dtigiindiikEe, kendimi ve dostlarlml inceleyip onlarla konugtukga kanrm giderek kuvvetleniyordu; benli[i odak noktasr olarak almayan her ttirlti eylemi, etkileqimi ya da fikri gergekleqtirmekte bizi dcrz krlan bir qey vardr. Benim igin de, tanrdrfrm ve konuqtulum herkes igin de tek onemli olan, benlikti. Boylesi evrensel bir ba[daqrkhfa higbir aErklama bulamadrfrm igin, bu olguyu aErkh[a kavugturabilecek en uygun dtiqtince tarzrnrn don Juan'rnki olduluna inanmaktaydrm. Efsaneler ve destanlar konusunda derinlemesine bir araqtrmaya giriqtim. Okurken, daha cince hiE hissetmedilim bir qeyin ayrdma vardrm: okudufum kitaplann hepsi, efsanelerin ve destanlann bir yorumuydu. Kitaplann ti.imtinde ba[daqrk bir zihin apaErk ortadaydr. Usluplar farkhhk gcisteriyordu; fakat sozci.iklerin ardmdaki amag hepsinde tamamen aynrydr: Efsaneler ve destanlar kadar soyut konularda bile, yazarlar kendileri hakkrnda bir qeylert araya srkrqtrmayr mutlaka beceriyorlardr. Biitiin o kitaplann ardrndaki baldaqrk amag, kitapta dile getirilen konu de$il, kendi benlifine hizmerti. Bunu daha cince hig fark etmemiqtim. Tepkimi don Juan'rn etkisine balhyordum. Kendime yonelttilim kagrnrlmaz soru quydu: bunu gormeme onun etkisi mi sebep oluyor, yoksa bize her yapacalrmrz qeyi buyuran bir yabancr zlhin gergekten var mr? Ister istemez ink6r yoluna saptlm gene; ve inkOr, kabullenme, ink6r arasrnda grlgrnca gi-

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

qAMUR GOLGELER

241

boyle alt ederler btzi. "Ugucular, evrenin esas pargalarrndan biridir," diye devam etti don Juan, "ve olduklarr gibi kabul edilmeleri gerekir-ttiyler iirpertici, gaddar. Evrenin bizi slnama araglandr
onlar.

"Bizler, evrenin yarattrfr enerji sahibi aragttncrlanz," diye sozlerini siirdiiriirken varhfrmdan haberli defil gibiydi, "ve farkrndahfa sahip enerjimiz oldufundan, evrenin kendisinin farkma varrnasr igin araglarrubrz. Ugucular ise, acrmasrz meydan okuyucular. Baqka bi qey addedilmeleri miimktin defil. Bunu yapmayl baqarabilirsek, evren devam etmemize izin verir." Anlatmaya devam etmesini istiyordum. Ama sadece qoyle dedi, "Yrldrnm saldnsr gegen geliqinde bitmiqti; uEucular hakhnda soylenebilecek daha fazlabi qey yok.Artrk bagka bi hamlenin zamanr." O gece uyuyamadrm. Sabahrn ilk saatlerinde hafif bir uykuya ancak dalabilmigtim ki, don Juan gelip beni yata[rmdan zorlagrkardr ve daflara yiirtiytiqe gottirdti. Yaqadrfir yerin arazi yaplsr Sonora Eoltndekinden farkhydr, ama kryaslama yapmaya ufraqmamamr, Eiinkii Eeyrek millik bir ytirtiyiiqten sonra dtinyadaki her yerin birbirinin aynrsr oldufunu soyledi. "Manzara seyretmek arabalardaki insanlar igindir," dedi. "HiE gaba harcamadan biiytik bi htzla hareket eder onlar. Manzarayr izlemek yiirtiytiqgtiler igin defildir. Ornelin, arabada gitmekteysen, giizelliliyle seni sarsan devasa bir da! gorebilirsin. Yiiriirken ayru da[r gordiiliinde, goriintiisii seni aynr qekilde de[il, farkh bi agrdan sarsar; ozellikle ona ttrmanmak, ya da gevresini dolanmak zorundaysan." O sabah hava gok srcaktt. Kuru bir nehir yata[rnda ytiriiyorduk. Bu vadiyle Sonora golti arasmdaki tek ortak nokta, milyonlarca boce[in varhfrydr. Her tarafimt saran pervaneler ve sinekler burun deliklerime, gozlerime ve kulaklanma dahq yapan bombacrlar gibiydiler. Don Juan vztlttlarma aldrnq etmememi sciyledi. "Ellerinle kovalamaya gahqma onlart," dedi sert bir ifa-

deyle. "Onlarr uzaklaqtrrrnaya niyetlen. Qevrende bi enerji engeli oluqtur. Sessiz kal, sessizli[inin iginden engel oluqacaktr. Nasrl oldu[unu kimse bilmez. Eski btytictilerin enerji gerEekleri dedikleri qeylerden biridir bu. iEsel soylegini kes. Hepsi bundan ibarettir. "Sana tuhaf bi fikir cinermek istiyorum," dedi don Juan, ontimde ytiriimeyi stirdiirtirken. Dediklerinden bir gey kagrrmamak iEin adrmlanmr srklaq-

trrp

ona yanaqtrm.

"Bunun senin sonsuz direncinle karqrlaqacak tuhaflrkta bi fikir oldufunu vurgulamahyrm," dedi. "Kolay kolay kabullenmeyecelini cinceden belirtmem laztm. Ama tuhaf oldu[u gergeli caydncr olmamah. Sen bi sosyal bilimcisin. Bu y:i,zden zihnin her zaman sorgulamaya agrktr, oyle defil mi?" Don Juan utanmazca dalgasrnr geEiyordu benimle. Bunun farkrndaydrm ama bana batmryordu. Qok hrzh ytiriidii[ti igin biittin gtictimle ona yetiqmeye gabalamamdan olacak; alaycrhlr sryrnp gegiyordu, igimde didiqme arzusu uyandlrmak yerine gtildi.iriiyordu beni. Boltinme z bir dikkatle soylediklerine odaklanmrqtrm, ve bcicekler ya Eevremde bir enerji engeline niyetlendi[im igin beni sokmayr brrakmrqlardr, ya da don Juan'r dinlemekle oyle meqguldiim ki etrafimda vrzrldamalanna artrk aldrrmryordum. "Tuhaf bi qey bu;" dedi a[rr a[r, sozci.iklerinin etkisini tartarak, "gciriintiqe gore bu dtinyadaki her insanoflunun tepkileri, di.iqtinceleri, duygularr kesinlikle birbirinin trpkrsr. Ttim uyanmlara aqalr yukan aynl biEimde kargrhk veriyorlar. Konuqtuklarr diller btazbelirsizleqtirici bi etki yapabilir, ama bunu slymp atarsak, yerytiztindeki her bi insanollunu kuqatan tepkilerin hepsi tiimtiyle birbirinin aynr. Bununla ilgilenmeni ve elbette bi sosyal bilimci olarak boyle bi ba[daqrkhlrn nedenini aErklamanr istiyorum." Don Juan birtakrm bitkiler topladr. Bazian ciyle kiiEtikrti ki zor fark ediliyorlardr. Su ve kara yosunlannr andrrryorlardr, daha gok. Don Juan bitkileri yerleqtirsin diye ona gantasrnl aglyordum; artlk baqka bir qey konuqmadrk. Yeterince top*

aAa

SONSUZI-UGUN ETKIN YANI

QAMUR GOLGEI-ER

243

ladrfrnda, elinden geldilince hrzla eve ycineldi. Bitkiler gok fazla kururnadan onlan aynp diizenlemek istedilini soyliiyordu. Bana verdifi gorevi diiqtinmeye dalmrgtrm. Bu konuda yazrlmrg makaleler ya da tebligler var ml diye zihnimi taramakla meqguldtim. Bunu araqtrrmam gerekecekti, ve araqtrmaya "ulusal karakter" hakkrnda yazrlmrq ttim gahqmalarr okuyarak baglamaya karar vermiqtim. Nedense konu hoquma gitmiqti, ve aslmda istedilim hemen eve donmekti; giink[ bu iqi iyice benirnserniqtim, ama eve varmadan don Juan vadiye bakan yiiksek bir kayanrn tisttine oturdu. Bir siire hig konugmadr. Yorgun degildi. Neden durup oturdu[unu anlayamamrqtrm.

golgeydi, bir baqtan bir baqa yaklagrk beq metre vardr, havada zrphyor, ve sonra sessiz bir giimlemeyle yere konuyordu. Gtimlemeyi iqitmiyordum; ama iliklerimde hissediyordum
onu.

"Gergekten a[rrlar," dedi don Juan, kulalrmrn igine. Beni sol kolumdan yakalamrg, gok srkr tutuyordu. Qamurdan bir golgeye benzeyen qeyin yerde krprrdandr[rnr, sonra nerdeyse on beq metre uzunlu[unda dev bir adrm daha attr[rnr, ve tekrar aynl megum, sessiz giimlemeyle yere

"Senin igin giiniin gorevi," dedi birden, ulursuz cinseziler yaratacak bir sesle, "btiyticiili.iltin en akrl almaz yanlarrndan biri; dilin citesinde, agrklamalarrn ritesinde bi qey. Bugi.in bi ytiri.iytiqe grktrk, ve sohbet ettik, gi.inkti btiyiiciiliifiin gizemi diinyevi qeylerle hafifletilmeli. Higlikten kaynaklanmah, ve gene higlige donmeli. SavaEErgezginlerin sanatrdrr bu: fark edilmeden ifine deli[inden geEmek. Bu ytizden, srtrnr bu kaya duvarma yasla ve kenardan miimkiin oldufunca uzak durarak kendine geki dtizen ver. Ben yanrnda olacafrm; bayilrr, ya da aqalrya diigersin diye." "Ne yapmayr planhyorsun don Juan?" diye sordum, telaqrm oyle belliydi ki bunu fark edince sesimi algalttrm. "Ba[daq kurup iEsel sessizli{e girmeni istiyorum," dedi.

kondu[unu gordilrn. Konsantrasyonumu kaybetmemek igin savaqryordum. Duydu$um korku, yapabilece[im her tiirli.i mantrkh tanrmlamarun rjtesindeydi. Gcizlerimi vadinin dibinde ztplayan golgeden ayrmryordum. Ardrndan son derece garip bir vzrlh duydum, kanat Erpma sesi ile, bir istasyonu tam yakalayamaml$ bir radyonun paraziti arasrnda bir sesti bu, ve bunu tzleyen giimleme unutulamayacak bir qeydi. Don Juan'r da beni de iliklerrmrze kadar s31s11-ftapkara, devasa bir gamur gcilge, ayaklanmrzln dibine konmuqtu. "Korkma,' diye emretti don Juan . " iEsel sessizli{irzr korursan uzaklagacaktrr."

"Diyelim

ki akademik gevrende yapmanr istedi[im qeyin

dofrulufiunu ya da yanhqhfrnr karutlamak igin ne tiir makaleler araman gerekti[ini olrenmek istiyorsun. Igsel sessizlife gir, ama uykuya dalma. Bu, farktndahfirn karanlft denizinde bi yolculuk de[il. Bu iEsel sessizligin iEinden gorme." Uyuyakalmadan iEsel sessizli{e girmek benim iEin oldukga zordu. Yenilmesi nerdeyse imkdnsrz bir uyuma isteliyle savaqtrm. Baqardrm, ve kendimi qevremdeki zifiri karanh$rn iqinden vadinin dibine bakar buldum. Ve ardrndan, beni iliklerime kadar donduran bir gey gordtim. Gordii$tim devasa bir

Tepeden trma[a titriyordu m. iEsel sessizligirzi si.irdtiremezsem Eamur golgenin i.izerime bir battaniye gibi kapanrp beni bo[acafrnr gayet iyi bilmekteydim. Qevremdeki karan1r[r yitirmeden, avaztm grktrlr kadar bafrrdrm. HiE bu kadar ofkelenmemiq, bciylesine sinirlenmemiqtim. Qamur golge bir srgrayrg daha yaptr, bu kez do!ruca vadinin dibine yonelmigti. Ben, bacaklarrm titreyeiek grflrklar atmaya devam ettim. Gelip beni yiyecek olan o qeyden kagrp kurtulmak istiyordum. O kadar korkuyordum ki zaman kavramrnr yitirdim. Bayrlmrq olmahyrm.

Kendime geldi[imde, don Juan'm evindeki yatalrmda yatmaktaydrm. Alnrma buz gibi suyla rslatrlmrq bir havlu konmuqtu. Ateqler iginde yanryordum. Don Juan'm kadrn yoldaglanndan biri srtrmr, gcifstimi.i ve alnrmr alkolle ovdu, ama bu beni rahatlatmaya yetmemiqti. Hissettilim ateq igimden geliyordu. Onu yaratan hiddetim ve dcizli[imdi.

2M

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

Don Juan, bana olanlar dtinyanrn en komik qeyiymiq gibi gtilmekteydi. Kahkahalanrun salvosu bitmek bilmiyordu. "Br uEucu gormeyi bu denli ciddiye alaca[rnr hig dtiqtinmemiqtim," dedi. Elimden tutup evin arkasrna gotiirdii ve oradaki kocaman su ktvetinin igine soktu beni, ttimi.iyle giyinik vaziyetteayakkabrlanm, saatim, her qeyimle birlikte. "Saatim, saatim!" diye feryat ettirn. Don Juan gi.ilmekten iki biikli.im olmuqtu. "Beni gormeye gelirken saat filan takma," dedi. "Mahvettin saatini igte!" Saatimi Erkarrp kiivetin kenanna koydum. Su gegirmez oldufunu yeni hatrrlamrqtrm; bir qey olmazdr. Ktivete batrnlmak baya[r toparlanmamr sallamrqtr. Don Juan beni buz grbi sudan grkardrfrnda kontroliimii bir parga kazanmtq sayrlrrdrm.

"Akrl almaz bir gortintti bu!" diye tekrarlayrp duruyordum, baqka bir gey grkmryordu a[zrmdan. Don Juan'rn anlattrlr yafmacr iyi niyetli bir gey defildi. Son derece kaba, a!r, ve kayrtsrudt. Bize karqr aldrnqsrzhlrnr hissetmigtim. Bizi yamyassr edeli hig kuqkusuz asrlar olmuqtu; don Juan'rn dedi[i gibi zayrf , savunmasrz, halim selim varlrklar haline getirmiqtt bizi. Islak giysilerimi grkardrm, bir pangoya sanndrm, yatalrma oturup kendimi kaybedene kadar a$adrm; ama kendim igin degil. Benim hiddetim, benim sarsrlmaz niyetim onlann beni yemesine izin vermezdl Ben dostlanm iEin, ozellikle de babam iEin alhyordum. Onu bu kadar gok sevdigimi o ana dek asla anlamamrgtrm. "Hig firsatr olmadr," diye durmadan tekrarladr[rmr duyuyordum, sozctikleri soyleyen ben de[ildim sanki. Zavalhbabam, tanrdrfrm en diiqiinceli varhktr, oylesine sevecen, oylesine nazik, oylesine Earesizdi ki.

Nihai Yolculu[un Baqlangrcl

uquRUMA ATLAYI$

dofu ile giiney yiizfi aqmmtqtt, ancak batt ve kuzey taraflart


adeta brEakla kesilmiq gibiydiler. Ugurumun kenarmdan vadi-

Uguruma Atlayrq

YASSI DORUGA GIDEN tek bir yol vardr yalnrzca. Uzerine grktr[rmrzda, buraslnln uzaktan gor{indtifii kadar genig olmadrlrnr anladrm. Bitki ortiisiintin de aqalrdakinden farkr yoktu: kalm dalh, belli belirsiz a[aglan andrran soluk yeqil gahhklar. ilk bagta kanyonu gcirmemiqtim. Don Juan beni oraya gottirdriftinde fark ettim ki yassr doruk bir ugurumla sonlantyordu; burasr aslmda bir masa da[ defil, hatm sayrlr biiytikltikte bir da[rn doru[undaki diizli.iktii. Dafrn gekli yuvarlaktr ve
I

nin belki iki ytiz metre derinlikteki tabanrnr gorebiliyordum. Orasr da her tarafta btiytiyen o kahn gahlarla kaphydr. Bu da! tepesinin gi.ineyine ve kuzeyine diiqen btitiin kiigtik dag silsilelerinin artrk var olmayan bir nehir tarafindan oyulmuq, milyonlarca yrlhk devasa bir kanyonun pargalart oldugu aErkga belliydi. Erozyon kanyonun kenarlannl yok etmigti. Bazt noktalarda yerle bir hizaya kadar inmiqlerdi. Bozulmamrq tek boli.imti iizerinde durdulum yerdi. "Yekpare bi kaya," dedi don Juan, diiqiincelerimi okumuq gibi. Qenesiyle vadinin dibini imledi. "Bi qey burdan aqafr diiqse, ordaki kayahfrn tizerinde paramparga olur." O giin, o dafrn tepesinde don Juan'la aramdaki ilk konuqma buydu. Oraya gitmeden cince, bana yeryiidindeki zamantnrn sonuna geldi[ini anlatmrqtr. Nihai yolculuguna Erkmak i.izereydi. Soyledikleri dayanrlmaz qeylerdi benim iEin. Denetimimi tiimiiyle yitirmig, bir Eeqit esrik boltinmi.iqliik haline girmiqtim; bu biraz sinir krizi gegiren insanlann yagadrklarr tiirden bir qeyi andrtyordu. Benlifimin bileqik halde kalan tek boliimii gekirdek pargamdr: gocuklufumdaki ben. Gerisi belirsizliklerden, kugkulardan ibaretti. O denli uzun stire boyle parEalara bciltinmtiq vaziyette yaqamrqttm ki, bir kez daha bciltinmek bu dayanrlmaz durumdan grkmam iEin tek gare oluyordu. Bunun ardmdan defiqik farkrndahk dtizeylerim arastnda son derece garip bir etkileqim gergekleqti. Don Juan, yoldaqr don Genaro, iki Eomezi Pablito ile Nestor ve ben o da$rn tepesine trrmanmrqtrk. Pablito, Nestor ve ben Eomezler olarak son gcirevimizi yerine getirecektik: bir uguruma atlamaktr bu; don Juan'rn bana geqitti farkrndahk diizeylerinde agrkladrfr, ancak bugiine kadar benim igin bir muamma halinde kalrnrq olan son derece akrl ermez bir olay. Don Juan not defterimi Erkarrp birlikte gegirecelimiz son dakikalar hakkrnda not tutmaya baqlamamr soyleyerek dalga geEti benimle. Go[siimii hafifge diirtiip gtilmesini gizlemeye

248

SoNSUZLUGUN ETKIN yaNr

UqURUMA ATLAYI$
qamrglm gibiydi; ya da bir

249

ulragarak, savasErgezginin yoluna da not tutarak girmiq oldu$um igin en uygununun bu oldu$u konusunda gtivence verdi. Don Genaro araya girip, bizden onceki savag7r-gezginlerin de bilinmeyene yolculuklarr cincesinde aynr dtiz da! dorulunda durduklannr sciyledi. Don Juan bana dondti ve yurnuqak bir sesle, gok yakrnda kendi kiqisel erkimin gi.ici.iyle sonsuzlu{a girecelimi, ve don Genaro'yla kendisinin sadece bana elveda demek igin orada olduklarrnr belirtti. Don Genaro gene araya girip, benim de onlara aynl qeyi yapmak izere orada bulundufumu soyledi. "Bi kez sonsuzluga girdl$inde," dedi don Juan, "seni geri getirmemiz igin bize bel ballayamazsln. Artrk senin kararrn gereklidir. Doniip donmemeye yalntzca sen karar verebilirsin. Aynr zamanda seni uyarmahyrm ki sava$Qr-gezginlerin pek azr sonsuzluklabu tiirden bi karqrla$ma sonunda hayatta kalmrqtrr. Sonsuzluft inanrlmaz olgtide baqtan Erkancrdrr. Bir sava{Qt-gezgine bu kanqrk, zorlayrcr, gtirtiltiicii ve acr dolu dtinyaya dcinmek hig de cazip gelmez. Kalma ya da donme konusundaki karannrn mantrkh bi segim yapma meselesi deEil, bi niyetlenme meselesi oldulunu bilmelisin. "Dcinmemeyi segersen," diye devam etti, "yerytizil seni yutmuqgaslna gcizden kaybolacaksrn. Ama geri gelmeyi segersen e!er, o zaman digini srkrp gcirevin her ne ise baqarr ya da baqansrzhkla sonuglanana dek gergek bt savaEgt-gezgin gibi beklemen gerek." Ardrndan farkrndahlrmda anlaqrlmasr gok zor bir degiqme baqladr. Birtakrm insanlarrn yi.izlerini anlmsamaya baglamr$tlm, ama onlan tanrdr[rmdan emin de$ildim; oysa garip bir keder ve sevgi ytikseliyordu igimde. Don Juan'rn sesi arttk igitilmez olmugtu. Karqrlaqtrlrmdan bile igtenlikle kugku duydulum insanlann hasretini gekiyordum. Kim idilerse, bu insanlara karqr iEim birdenbire dayantLmaz bir sevgiyle dolmugtu. Onlar igin hissettiklerim tiim scizctiklerin otesindeydi, oysa kim olduklannr grkaramryordum bile. Varhklarrnr sezinliyordum yalntzca, sanki daha cince bir baqka hayat daha ya-

riiyadayff alan kigiler igin duygulanmaktaydrm. Drq goriini.iglerinin de[iqmekte oldulunu sezinledim; ilk baqta uzundular, sonra ufak tefek kaldrlar. Defiqmeden kalan oz varhklanydt, bu da duydugum dayantlmaz ozlemi yaratan qeyin ta kendisiydi. Don Juan yanlma geldi ve qciyle dedi, "Anlagma senin gtindelik di.inyanrn farkrndahfrnda kalman iizerine yaprlmtqtr." Sert ve amirane bir tonda konuquyordu. "Bugiin somut bi gdrev ifa edeceksin, uzun bi zincirin son halkasr bu, ve bunu en mantrkh ruh halinde yapman gerekiyor." Don Juan bana hig bu ses tonuyla hitap etmemiqti. O anda farkh bir adamdr, oysa benim iEin ti.imiiyle bildikti de. Uysal bir qekilde itaat ettim ve gtinliik yaqam diinyasrntn farkmdahfirna geri dondiim. Ancak bunu yaptrlrmr bilmiyordum. O giin, don Juan'a korku ve saygrdan dolayr gontilsi.izce boyun efmiqim gibi geliyordu bana. Don Juan bunun ardmdan benimle ahgrk oldu[um tonda konuqtu. Soyledikleri de gok bildik geylerdi. Bir savagEr-gezginin omurgasmm algakgoniilltiliik ve gahqkanhk oldufiunu, higbir qey beklemeden edimde bulunmak ve onu bekleyen her $eye baqanyla karqr koymak oldu[unu soyliiyordu. O anda farkrndahk di.izeyimde tekrar bir defiqime girdim. Zlhnrm bir di.igtinceye, kederli bir duyguya odaklandr. Birtakrm insanlarla birlikte olmek iizere bir anlagma yaptrfrmr anlmsamrgtrm, ama kim olduklannt grkaramtyordurn. Yalruz olmemin yanhq olaca[rnr biliyordum, bundan hiE kuqkum yoktu. Istrabrm dayanrlmazbr hal aldr. Don Juan benimle konuqtu. "Yalntztz," dedi, "hep oyleyrz, ama yalnrz cilmek tek baqrna olmek demek defildir." Gerginli$imi atmak igin havayr bi.itiin giictimle igime gekiyordum. Derin nefesler aldrkga zihnim berraklaqtr. "Brz erkeklerin sorunu, zaytflt$rtrnrz," diye devam etti. "Bizim farkrndahfrmrz geliqmeye baqladr[rnda, bi si.itun gibi btiytir; rqrltrh varhfrmrzrn tam orta noktastnda yerden yukanya dofiru yiikselir. Ona bel ba$ayabilmemiz igin bu stitunun hatrn sayrlrr bi boya erigmesi gereklidir. Hayatrrun bu done-

250

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

UqURUMA ATLAYI$

25r

minde, bi btiyiicii olarak, yeni farkrndahlrnrn kontroltinti kolayca elinden kagrrryorsun. Bciyle oldulunda yaptr$rn her qeyr, savagqr-gezginzz yolunda gordtiliin her qeyi unutuyorsun, gtinkti bilinglili[in gtinltik yaqamm farkmdahlrna geri kayryor. Her erkek biiyiictintin gdrevinin, sava$gt-gezginin yolunda yaptrfir ve gordti[ii her qeyi, yeni farkrndahk dtizeylerinde bulundu[u srrada da kullanrma elveriqli hale getirmek oklu[unu agrklarnrqtrm sana. Her erkek bi.iytictiniin sorunu, farkrndahfrnm yeni dtizeyini yitirip yere Eakrlmasr an meselesi oldu[undan, her qeyi kolayca unutmasrdrr."

"Ne demek istedilini gok iyi anhyorum, don Juan," dedim. "Belki de gu anda ilk kez, her qeyi unutup da sonradan hepsini anrmsamamrn nedenini tam olarak anladrm. Bendeki bu kaymalarm hep kiqisel bir bozukluktan kaynaklandrfrna inanrdrm; gimdi bunlann neden oldu[unu biliyorum, ama ne bildigimi ifade edemiyorum." "ifadeler konusunda kaygrlanma," dedi don Juan. "Vakti gelince her qeyi ifade edeceksin. Bugi.in igsel sessizli{inin tizerinde, nasrl oldu$unu bilmeden bildigin qeyin iizerinde edimde bulunmahsrn. Ne yapman gerekti[ini mtikemmelen biliyorsun, ama bu bilgi heniiz dtigtincelerinde bigimlenmiq

delil," somut diiqtinceler ve duyumlar drizeyinde biittin bildi-

Ei-, zihnimin parEasr olmayan bir qey bildifiime dair belirsiz bir duyguydu. Ardrndan, aqa$r do[ru kocaman bir adrm atmrqm gibi hissettim, gok net bir duyguydu, sanki igimde bir qey aqa$rya dtiqmiigtti. Nerdeyse bir darbe gibiydi. O anda baqka bir farkrndahk dtizeyine girdi[imi anlamrgtun. O zaman don Juan bana, brc savasEt-gezginin arkada brraktrfr ttim insanlara veda etmesinin bir zorunluluk oldufu soyledi. Vedarnr ytiksek ve aErk bir tonla dile getirmeli, boylece bafirn$lntn ve duygulannrn o dallarda ebediyen kalmasrnr sa!lamahydr. Uzun siire duraksadrm; srkrlganhktan de[il, teqekktirlerimin kimleri kapsayaca$rna karar veremedilim iEindi bu. Bilyticiilerin bir savaggr-gezginin kimseye borglu olamayacalr

gortigiinti ti.imtiyle ciztimsemiqtim. Don Juan biiytictilerin bir belitini kafama iyice sokmuqtu: SavaSEt-gezginler', kendilerine sunulan her yardrm ya dahrzmetin karqrhlrnt zarafetle, ccimertlikle ve eqsiz bir kolayhkla oderler. Boylece gcintil borcu duymanrn ytiktinden kurtulmug olurlar. Beni ilgi ve ihtimamlan ile onurlandrrnrg olan herkese borcumu cidemiq, ya da odemekteydim. Hayatrmr oyle derinlemesine ozetlemiqtim ki, kaldrrrlmadrk tek taq brrakmamrqtrm. Kimseye higbir borcum olmadrfrna o giinlerde gergekten inanryordum. Bu inancrmr ve duraksamamr don Juan'a dile getirdim. Don Juan hayatrmr gergekten mtikemmel ozetledigimi soyledi, ama borglardan azade olmarun gok uzalmda oldu[umu da ekledi. "Ya hayaletlerin?" diye devam etti. "Artrk dokunamayacaklann?" Ne dedifini biliyordt. Ozetlemem srrastnda ona yaqantrmdaki her olayr aktarmrqtrm. Anlattrfirm y{izlerce olaym iginden tiE tanesini yaqamrmrn ilk yrllannda girdi[im gontil borglarrna ornek olarak ayilrnlq, bunlara bir de kendisiyle tanrqmamda aracrhk eden arkadaqrma olan goniil borcumu eklemiqti. Arkadaqrma goni.il dolusu teqekkiir etmiq, ve uzaklarda bir yerlerde tegekkiirlerimin kabul edildiline dair duyumlar hissetmiqtim. Obiir iigii ise yaqamrmdan olaylar olarak kalmrqtr; bana inanrlmasr gtig birer armafan veren, ve kendilerine asla tegekktir edemedifim insanlann oyktileriydi onlar. Bu riyktilerden biri, gocukken tanrmrq oldu[um bir adam hakkrndaydr. Adr Leandro Acosta'ydr. Biiytikbabamrn ba$ diigmanr, bagrnrn belasrydr. Biiytikbabam defalarca bu adamt tavuk giftlifiinden tavuk galmakla suglamrqtr. Bir serseri degildi adam; ama katrrcr, di.izgiin bir iqi de yoktu. Bafrmsnbtriydi, bir kurnarbazdr ve bir siirii igin de ustastydr; kerameti kendinden menkul bir qifacrydr, avcrydt, bdlgedeki qifah bitki satlcrlan igin bitki ve bcicek ornekleri, doldurulmuq hayvan yaprmcrlarr ya da evcil hayvan ma$azalarr igin her cins kuq

252

SONSUZLUGUN ETKIN ynruI

UQURUMA ATLAYI$

253

ya da memeli ttirleri toplardr. insanlar onun yrlrnla para kazandrllna, ama bunlan biriktirmeyi ya da bir iqe yatrmayr beceremedi[ine inanryorlardr. Aleyhinde konuqanlar da, dostlarr da onun en iyi bildigi iqi yaparak-bitki toplayrp hayvan avlayarak-bolgedeki en baqanh iqi kurabilecekken, kendisini yerinde duramayan, higbir geyde yeterince sebat edemeyen biri haline getiren garip bir hastahkla lanetlenmiq oldu[unu soylerlerdi. Bir giin bi.iytikbabamrn Eiftliginin srnrr boyunda gezintrken, ormanm kryrsrndaki srk gahhfrn iginden birinin beni gozetledi[ini fark ettim. Bay Acosta'ydr. Balta girmemiq orrnarun kryrsrndaki Eahhklarrn iginde gomelmiq duruyordu, ve sekiz yaqrmrn keskin gozleri olmasaydr farkrna vanlmasr mtim-

"Qahhfrn igine bir girig bulabilirsen gelebilirsin tabii,"


dedi.

kiin degildi. "Biiyiikbabamrn, adam tavuk galmaya geliyor diye dtiqtinmesine $aqmamah," dedim kendi kendime. Benden baqka hig kimsenin onu goremeyece$ini diigi.iniiyordum, krprrhsrzhfryla gozlerden o kadar iyi gizlenmiqti ki. Qahhklarla adamrn siliieti arasrndaki aynmr gcizlerimden gok duygulanmla yakalamrqtrm. Ona yaklaqtrm. insanlan n bazian onu actmaslzca reddederken obtirlerinin onu tutkuyla sevmeleri miithiq merakrmr uyandrnyordu. "Ne yapryorsunuz orda, Bay Acosta?" diye sordum, bir
cesaret.

"Biiytikbabanrn giftlifini seyrederek srgryorum," dedi, "onun igin ben kalkmadan toz olsan iyi olur, bok kokusunu seviyorsan baqka tabii. " Azrcrk uzaklaqtrm. Gergekten soyledilini mi yaplyor diye merak etmiqtim. Oyle yapryordu. Kalktr. Qahhklardan grkrp btiytikbabamrn arazisine girecefini ve belki yol boyunca ytirtiyecelini ummuqtum, ama oyle yapmadr. Ormanrn igine dofiru yoneldi. "Hey hey, Bay Acosta!" diye seslendim. "Sizinle gelebilir miyim?" Durdu[unu fark ettim, bu da gene agrk goriinttiden gok duygulara dayanryordu, gtinkti gahhk Eok srktr.

Bu zor degildi benim igin. Aylak aylak dolaqrrken girig yerlerinden birini kocaman bir kayayla iqaretlemiqtim. Bitmez ti.ikenmez deneme yanrlmalardan sonra stiriinerek girilebilecek bir aErkhk keqfetmiqtim; iig-dort metre kadar ilerleyince aya$a kalkrp yiiriiyebilece[im bir patikaya agrhyordu bu arahk. Bay Acosta bana dofru yaklaqrp qoyle dedi, "Bravo ufakhk! Becerdin. Evet, istersen benimle gelebilirsin.* Bay Acosta ile iliqkim boyle baqladr. Gtinliik av seferlerine grkryorduk. Nereye gittigimi kimselere soylemeden qafak vaktinden grinbatrmrna kadar ortahktan kaybolmaya baglamrgtrm; bu yi.izden iligkimiz agrla grktr ve sonunda btiytikbabam beni fena halde azarladt. "Arkadaqlarrnr iyi seEmelisin," dedi, "yoksa sonunda onlara benzersin. Bu adamrn senin iizerinde herhangi bir tesir yapmasrna tahammtil edemem. Seni de kolayhkla kendi havaslna sokabilir, bunu bilesin. Ve akhnr da etkileyip, trpkr kendininki gibi yararsrz hale getirir. Sana soyliiyorum, buna bir son vermezsen e!er, ben yapanm bunu. Tavuklanmr Eahyor diye suglayrp polisleri pegine salanm; sen de bal gibi biliyorsun ki her giin hrrsrzh$a geliyor." Btiytikbabama bu suglamasrnm sagmahfrnr gcistermeye gahqtrm. Bay Acosta'nrn tavuk galmaya ihtiyacr yoktu ki. Fmrindeki ugsuz bucaksrz tropikal orrnan ti.imtiyle onundu. Istedifi her qeyi o orrnandan elde edebilirdi. Ama tartr$maya girmem btiyiikbabamr btisbi.iti.in krzdrrdr. O zaman biiyiikbabamrn igten ige Bay Acosta'nrn cizgiirliifiine imrendilini anladrm, ve Bay Acosta goziimde yalmzca iyi bir avcr olmaktan grkrp, yasak olduklan halde arzulanan qeylerin nihai ifadesi haline geldi. Bay Acosta'yla geEirdipim zamanl krsrtlamayr denedim, ama bu birliktelilin cazibesi karqr koyamayaca[rm kadar fazlaydr benim igin. Sonra bir gtin, Bay Acosta ve iiq arkadagr, bana Bay Acosta'nrn daha once hig denemedigi bir qeyi yap-

254

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

UqURUMA ATLAYI$

255

mamr onerdiler: bir akbabayr incitmeden, canh yakalamayr. Bay Acosta bana bolgedeki akbabalann devasa boyutlarda oldufunu, kanat agrkhklanrun bir buguk-iki merre geldi[ini, vi.icutlannda yedi farkh ttir et bulundulunu ve bu etlerin her birinin degigik ozelliklerde qifacrhk amaqlan iqin kullanrldrfrnr anlattr. Dedigine gcire makbul olan akbabanrn yaralanmadan yakalanmasrydr. Akbabanrn qiddet gcisterilmeden, uyutularak cildtiri.ilmesi gerekiyordu. Onlarl vurrnak kolaydr, ama o zaman etleri gifa verici cizelliklerini yitiriyordu. yani asrl maharet onlan canh yakalamaktaydr ki bu da yaprlmrg qey de[ildi. Bay Acosta ancak benim ve tiE arkadaqrnrn yardrmryla bu iqi halledebilecelini hesaplamrqtr. Bunun, akbabalann davranrqlannr inceledifi ytizlerce olaym sonucunda vanlmrq dolal bir sonug olduluna dair bana giivence veriyordu.

lunda kral akbaba iqine baqlayacak." "Peki bi.ittin bunlann iginde ben nerdeyim, Bay Acosta?" diye sordum. "Sen, eqe$in iginde saklanryorsun," dedi ifadesiz bir ytizle. "Qok kolay. Ben sana ozel tasanm bir Eift deri eldiven veriyorum, sen iEerde oturup bekliyorsun; ta ki kral hindi akbabasr miithiq giiglti gagasryla olii ege$in ktEmtn deli[ini yrrtarak kafasmr igeri sokup yemeye baqlayana kadar. Sonra iki elinle onu boynundan yakalayrp brrakmtyorsun. "Ug arkadaqrrnla ben derin bir vadinin iginde at srttnda saklanryor olacalrz. Ben operasyonu dtirbiinle izleyece[im. Senin kral akbabayr boynundan yakaladrlrnr gori.ir gormez dortnala firlayrp akbabanrn tepesine gokeceptz ve onu basttracaprz."

"Bu iqi becermek igin cilti bir eqek lazrm; o da bizde var," diye bildirdi heyecanla. Bana baktr, cilii eqekle ne yapllaca[r sorusunu bekliyordu. Sorulmaymca kendili[inden devam etti. "Balusaklannr grkanp, karnr yuvarlakhlrnr korusun diye yerine bir kaE sopa yerleqtiririz. "Hindi akbabalannln siirii baqr, kraldr; ondan biiyti[ii, ondan akrlhsr yoktur," diye siirdtirdil sozlerini. "onunkilerden keskin gciz olmaz. onu kral yapan da budur. olti eqe[i fark edip iizerine ilk inen de o olacak. Sahiden cilti mti diye iyice koklamak igin, ri.izgdrrn geliq ycintinde hayvanm yakmrna konacak. Eqegin karnrndan grkardrlrmrz balrrsaklan ve obiir yumugak organlan hayvarun arka tarafina, drqarrya yrEaca!.rz. sanki vahqi kedinin biri daha once birazm yemiq gibi duracak, bciylece. sonra akbaba alrr afrr olii eqege yaklagacak. Hig acele etmeyecek. Yan hoplayrp yan ugarak sonunda eqek leqinin salnsrna konacak ve hayvanr sallamaya baqlayacak. Hayvanr dcirt tarafindan kazrklarla toprala Eakmasak onu ters gevirir, ashnda. Bir siire salnnrn iisttinde dikilecek; cibiir akbabalann gelip yoresine konmalan igin bir iqaret olacak bu. Ancak siiri.isiindekilerden iigii dordti yanrna kondu-

"O akbabayt bastrrabilir misiniz, Bay Acosta?" diye sordum ona. Maharetinden kugku duydufumdan defildi, sadece emin olmak istiyordum. "Elbette yapabilirim!" dedi, sonsuz bir giivenle. "Hepimiz eldivenler ve deri tozluklar takacafrz. Akbabantn ttmaklart epeyce giiEltidi.ir. Bir incik kemifini grpl gibi krrabilir." HiE kagrqrm yoktu. Oyle bir heyecan sarmr$tr ki beni, kurtulmam mtimktin defildi. O anda Bay Acosta'ya strurstz bir hayranhk duyuyordum. Gergek bir avctydt o benim igin-becerikli, kurnaz, bilgili. "PekAl6, hadi yapahm ciyleyse," dedim. "iqte benim o[lum!" dedi Bay Acosta. "Ben de senden bunu bekliyordum." Eyerinin arkastna kahn bir battaniye yerleqtirmiqti. Arkadaqlarrndan biri beni kaldrnp Bay Acosta'ntn attntn tizerine, eyerin hemen arkastndaki battaniyenin tistiine oturttu. "Eyere tutun," dedi Bay Acosta, ve bu arada battaniyeyi de tut." Telaqsrz bir trns tutturduk. Bir saate yakrn gittikten sonra kurak ve rsslz diizltiklere ulaqtrk. Pazardaki iqportag tezgdhlarrnr andrran bir gadrnn oniinde durduk. Di.iz bir gtineglik

256

SoNSUZLTJ GUN ETKiw

yaNr

Uq^URLtMA ATLAYI$

257

tentesi vardr. Altrnda da kahverengi olti bir eqek yatryordu. Pek o kadar yaqh gortinmtiyordu, bir srpaya benziyordu daha
gok.

Ne Bay Acosta ne de arkadaqlarr, eqeli bulmuq mu yoksa oldtirmtiq mii olduklanna dair bir aErklamada bulunmadrlar. Soylemelerini bekliyordum, ama sorrnaya da niyetim yoktu. Hazrrhklarl yaparlarken Bay Acosta bana gadrrr oraya koymalannrn nedenini agrkladr; akbabalar gok yiikseklerde daireler Eizerek uzaklan siirekli gcizlerlerdi, kendileri goze gortinmeyecek kadar yiiksekte olduklarr halde yerde olup biten higbir qeyi kaEr rmazlardr. "Bu yaratrklar srrf gozdiir," dedi Bay Acosta. "Kulaklan berbattrr, burunlan da gozleri kadar iyi sayrlmaz. Leqteki her deligi trkamamz gerek. Deliklerden drqanyr dikizlemeni istemiyorum, Erinkii goztinti gcirtirler ve hayatta aqalr inmezler. Higbir qey gormemeliler." Eqelin karnrna Eaprazlama sopalar yerleqtirip benim iEeri stirtinebilecelim kadar bir yer brraktrlar. o srrada merakrndan oldiigtim bir konuyu sormayr nihayet goze aldrm. "Sdylesenize Bay Acosta, bu egek mutlaka hastalanrp olmtiqttir, defil mi? Hastahlr bana bulaqrr mr dersiniz?" Bay Acosta gozlerini gokytiztine kaldrrdr. "Hadi! Bu kadar sersem olamazsln.. Eqeklerin hastahklan insan a geQmez. Bu maceranln tadrnr qrkarahm ve abuk sabuk qeylere kafayr takmayahm. Daha krsa boylu olsaydrm qimdi o eqelin gobefinde ben olurdum. Kral hindi akbabasr yakalamak ne demek, biliyor musun sen?" Ona inanryordurn. Eqsiz bir giiven duygusunun beni sanp sarmalamasr igin sozleri yeterliydi. Hastalanrp da bu miithiq olayr kagrrrnaya niyetim yoktu. Bay Acosta beni eqefin iEine yerleqtirdiginde korkulu an geldi. Deriyi iskeletin iizerine gerdiler ve kapatmak igin dikmeye baqladrlar. Yalnrzca alt tarafta, topra[a defen krsrmda havanrn girebilmesi igin biiytik bir aErkhk brrakmrqlardr. Hayvanrn derisi kafamrn tizerine tabut kapalr gibi kapandr[rnda dehqet verici dakikalar baqlamrq oldu. Derin derin solu-

yor, ve sadece akbabalann kraltnr boynundan yakalamantn ne heyecan verici oldu[unu dtiqtintiyordum. Bay Acosta bana son dakika yonergeleri verdi. Beni durumdan haberdar etmek ve srkrhp sabtrstzlanmaml onlemek iEin, kral akbabantn Eevrede uEtu[unu ve kondufu anr bana kuq sesine benzeyen bir rshkla haber verecefini soyledi. Ardrndan gadrnn tentesini indirip dortnala uzaklaqtrklarrnr iqittim. Drqan bakabilecefim tek bir delik bile brrakmamakla iyi etmiqlerdi dofrusu, Etinkti ilk yapacalun qey bu olurdu. Yukarrya, neler olup bittigine bakmak iEin dayanilmaz bir arzu duyuyordum. Uzun zaman hiEbir qey di.igiinmeden oturdum. Sonra Bay Acosta'nrn rsirfirnr iqittim ve kral atkbabanrn etrafta dolandrfrnr tahmin ettim; giiglii kanatlann Errprlma sesleritri duyunca da hig kuqkum kalmadr; ve sonra aniden olii eqefin bedeni firturaya tutulmuq gibi sallanrnaya baEladr. Ardrncl;in eqefin iistiinde bir alrrhk hissettim ve kral akbabantn hayvanrn Lizerine kondulunu ve arttk hareket etmedifini anladrm. l3aqka kanat Elrpma seslerini ve Bay Acosta'ntn uzatktan gelen lsh[rnr duydum. O zaman kendimi kaqrnrlmaz olana hazrrladtm. E,qefiin bedeni sarstlmaya baqiamrEtr, bir qey derisini parEala-

makla meEguldti.
Sonra apanslz, ktrmtzt ibikli. kocaman, Eirkin bir kafa, ve ardrna kadar agtk, delici bir goz igeri daldr. Korkuyla haykrr-

drm ve hayvantn boynunu yakaladrm. Kral akbabayr bir anhlrna afallatmrq olmahydtm, gi.inkii higbir gey yapmadr; bu da bana boynunu daha stkt kavrama firsatr verdi; ve ardtndan iq grfinndan qrktr. Hayvan qaqkrnhfmdan srynldr ve beni oyle bir kuvvetle qekti ki sopalara yaprqtrm, bir an sonra da ttim

teqkilatla birlikte yarl yanya eqefin bedeninin drqrndaydtm, can havliyle yaprqtrfrm saldrrgan canavartn boynunu da hala srkr srkr tutuyordum. Uzaklardan Bay Acosta'nrn dcirtnala geldilini duydum. Balrnyordu, "Blrak, evlat, btrak, havalanrp seni de gotiirecek!" GerEekten de kral akbaba beni ya kaldrrrp uguracak ya da

258

SONSUZLUGUN ETKIN yaNT

UqURUMA ATLAYI$

259

pengeleriyle paramparEa edecekti. Bunu yapamamasrnrn nedeni kafaslntn eqelin ig organlanna yan yarlya gomtilmiiq o1masrydr. PenEeleri de yere yayrlmrq olan balrrsaklann izerinde kayryor ve bana dokunamryordu bile. Beni kurtaran baqka bir qey de, akbabanrn boynunu ellerimden kurtarabilmek igin var gticiiyle gabalarken pengelerini beni yaralayacak kadar ileriye uzatamamasrydr. Bundan sonra ilk fark etti[im, tam da deri eldivenler ellerimden sryrrldrlr anda Bay Acosta'nrn akbabanrn tepesine gokmesi oldu. Bay Acosta sevingten kendinden gegmiqti. "Becerdik, evlat, becerdik!" dedi. "Bir dahaki sefere yere daha uzun kazrklar gakarrz ki akbaba gekip grkaramasm; seni de igeriye kayrq-

Birlikte bahk avlamaya giderdik. Kayalann altrnda yaqayan ve ancak elle tutulabilen minicik bahklan yakalardrk. Onlarr Eig Eig yemek igin giineq altrnda kurutur ve bazen biitiin gtin onlardan baqka bir qey yemezdik. Qok yaratrcr ve becerikli olmasrnrn yanl srra, iki elini de aynr rahathkla kullanabilmesi Eok hoquma giderdi. Bir taqr sol eliyle sa[rndan daha uza$a firlatabilirdi" ]{er qeyde stirekli yarrqrrdrk, ve beni htisrana u[ratarak her sefer yenen o olurdu. Kazandrfr iEin adeta ciztir diler gibi, hep qoyle derdi, "Yavaqlayrp da beni yenmene izin verirseni, benden nefret edersin. Erkekliline dokunur. Onun igin ciaha fazla gayret et."
Aqrrr resmi tavrrlanndan dolayt ona "Seiior Velez" derdik, ama "Sefror"u krsaltrp, Gtiney Amerika'nrn benim dofduEryoresinde yaygrn olan qekliyle "Sho"ya gevirmiqtik. Bir giin Sho Velez benden epeyce olalandrgr bir qey istedi. Ricasrna her zamanki gibi bana meydan okuyarak baqlamrqtr. "Neyine istersen bahse girerirn ki," dedi, "denemeyi hayatta goze alamayacafrn bir ;;ey biliyorum. "Neden soz ediyorsun, Sho Velez?" "Bir rrma[a salla girmeye cesaret edemezsin." "HiE de de[il. Taqkrn bir rrmakta bunu yaptrm bile. Sekiz giin bir adada mahsur kaldnn. Bana yiyecek atmak zorunda

labaplanz." Bay Acosta ile iliqkimiz ancak bir akbaba yakalaymcaya kadar stirmtigtii. Bu olaydan sonra onu izleme arzum baqladr!r kadar gizemli bir qekilde kayboldu ve bana olretti[i onca qey igin ona tegekktir etme firsatrm hig olmadr. Don Juan onun bana avcr sabrlnr en uygun yaqrmda o[retti[ini, ve her qeyin citesinde, avclnln gereksindifi ttim rahathlr bir baqrnayken nasrl elde edecelini gcisterdilini soylemiqti.

"Yalnrz olmakla bi baqrna olmayr kanqtrrmamahsrn," demiqti bir keresinde. "Benim igin yalnrz olmak psikolojik bi qeydir, zihinseldir. Bi baqrna olmaksa fizikseldir. ittci gtigren di.igliri.iciidtir, ikincisi ise rahathk verir. " Btitiin bunlardan dolayr, don Juan, gciniil borcunu sava;Er-gezginlerin kabul ettili bigimde anlasam da anlamasam da Bay Acosta'ya ebediyen borglu kalmrq oldufumu soyli.iyordu. Don Juan'rn borglu oldufiumu diiqtindtilii ikinci kiqi, btiyiime gallanmda tanrmrq oldulum on yaqlarrnda bir gocuktu. Adr Armando Velez'di. Trpkr adr gibi son derece alrr baqh, resmi tavrrh, biiyiimtiq de ktigiilmtiq dedikleri cinsten bir ktigtik adamdr. Onu gok seviyordum, gtinki.i sert olmasma kargrn gok dost canhsrydr. Kolay kolay gozi korkutulacak biri degildi. Gerekti[inde herkesle dovtiqebilirdi, ama hig de kabadayr sayrlmazdr.

kalmrqlardl." Bu do[ruydu. Qok yakrn arkadaglanmdan bir baqkasr, lakabr Qrlgrn Qoban olan bir Eocuktu. Bir keresinde sel srrasrnda bir adada mahsur kalmrgtrk ve kinlse bize ulaqarnamrqtr. Kasabadakiler selin adayr kaplayrp ikimizi de oldiirecefini dtiqiintiyorlardr. Sepetlere yiyecek koyup, bize ulaqmalannr umarak akrntrya brrakmrqlardr, ve sepetler gerEekten bize kadar gelmigti. Bu qekilde aEhktan olmemizi engellemiq ve sular gekilince salla gelip bizi rrmafrn karqrsrna Eekmiqlerdi. "Haylr, bu baqka bir olay," diye devam etti Sho Velez, her zamanki allame tavnyla. "Ben bir yeraltr nehrine salla girmekten bahsediyorum. " Bolgedeki bir rrmafrn btiytik boliimiiniin bir da$rn iEine girdi[ini hatrrlattr. Irmafirn yeraltrndaki boliimii her zaman

260

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

UqURUMA ATLAYI$

261

gokfazla merakrmr uyandrrrdr. Dalrn igine giriq yerinde kogeyler ga[nqtrran btiytik bir malara vardr, burasr her zaman yarasalarla doluydu ve amonyak kokuyordu. Yorenin gocuklanna, bu ktiktirt dumanlarl ve pis kokularla dolu srcak delilinin cehennem tn a\zr oldufunu sciylerdi bi.iyiikler. "Git iqine, Sho Velez, iyi bildin, oraya hayatta gitmem!" diye balrrdrm. "On tane canrm olsa gene gitmem. Boyle bir $eye kalkrqmak igin gergekten kagrk olman lazrm." Sho Velez'in ciddi surafl btisbtitiin karardr. "Eh," dedi, "o zaman tek baqrma yapmam gerek. Sanki seni de kandrrrnm gibi gelmiqti, bir an. Yarulmrgrm. Kaybettim." "Hey, Sho Velez, n'oluyor sana? O cehennem gibi yere gitmeye ne zorun var?" "Buna mecburum," dedi, o bofuk, krsrk sesiyle. "Biliyor musun, babam da senin kadar Erlgm, yalnrz o bir aile babasr. Baktr[r altr kiqi var. Yoksa o da tam bir grlgrn olurdu. iki krz kardegim, iki erkek kardegim, annem ve ben, hepimiz onun eline bakryoruz. Her qeyimiz o bizim." Sho Velez'rn babasrnr tanrmryordum. HiE gormemigtim onu. Sho Velez babasrnrn ticaretle ufraqtrfrnr ve sahip oldu!u her qeyin, deyim yerindeyse pamuk ipli[ine ba$r oldu[unu agrkladr. "Babam bir sal yaptr ve gitmek istiyor. Bir sefere grkmak istiyor. Annem bunun sadece lafta kalaca[rnr soyltiyor ama ben babama gi.ivenmiyorum," diye devam etti. "Gcizlerindeki o Erlgrn bakrqr gordtim. Bugiinlerde yapacak bunu, ve eminim ki olecek. Bu yi.izden sah ahp ben girece[im o nehre, biliyorum olece[im; ama hig delilse babam olmemiq olacak." Ensemden elektrik akrmr gibi bir qeyin gegtilini hissettim, ve son derece coqku dolu bir sesle gciyle dedilimi duydum, "Yapacafrm, Sho Velez. Yapaca[rm bunu. Evet, evet, harika olacak! Gelecelim seninle!" Sho Velez'in suratrnda zoraki bir tebesstim belirdi. Beni kandrrmayr baqardr[r iEin defil de, onunla birlikte gidecefim iEin srrrttrfrnr hissettim. Bir sonraki ciimlesi bunu agrla vuruyordu. "Benimle gelirsen, ordan sa! qrkmayr baqarabilirim,

tti

biliyorum," dedl. Onun sa! kahp kalmayacafr tasam defildi. Beni harekete gegiren, cesareti olmuqtu. Sho Velez'in soyledifini yapacak kadar yi.irekli oldu[unu biliyordum. o ve Qrlgrn Qoban, kasabadaki en gozii pek gocuklardr. Eqsiz ve olafandrqr addetti[im bir qey vardr onlarda: yi[itlik, O koca kasabada baqka hiE kimsede yoktu bu ozellik. Srnamtqtrm hepsini. Bana gcire hiEbirinin oliiden farkr yoktu; bunlara hayatrmtn aqkr btiyiikbabam da dahildi. Daha on yagrmdayken, higbir kuqku krmttst taqrmadan biliyordum bunu. Sho Velez'rn gozi peklifiini gormek sarsmtqtt beni; onunla sonuna kadar birlikte olmak istiyordum.

Giin a[arrken bulugmayr planlamrqtrk; oyle de yaptrk; babastrun yaptrfr hafif salt kasabanm iig-dort mil drqrna, tma[rn yeraltrna indi[i ma[ara a[zrmn bulundufiu algak yeqil tepelerin oraya kadar birlikte taqrdrk. Yarasa drqkrlannm kokusu dayarulacak gibi defildi. Sala ttrmarup kendimizi akrntrya brraktrk. Sahn iginde fenerler vardt, hepsini hemen yaktrk. Dafrn iEi zifiri karanltk, rutubetli ve srcaktr. Suyun derinlifi sala uygundu ve yeterince htzh akryordu, bu yi.izden kiirek Eekm emrz gerekmemigti. Fenerler garip golgeler yaratryordu. Sho Velez bakmamamrzrn belki daha iyi olacaftnt, gtinkti gergekten dehqet verici olduklannr fisrldadr kulalrma. Hakhydr; ortahk midemizi alt tist edecek kadar korkungtu. Iqrklar yarasalart rahatstz etmiqti, kanatlannt amaEstzca Erparak etrafimrzda uEmaya baqladrlar. Malaranrn iglerine dofru ilerledikEe, yarasalar da kayboldu, kotii kokulu hava solunamayacak kadar afrrlaqtr. Bana saatler si.irmi.iq gibi gelen bir yolculuktan sonra bir Eeqit havuza vardrk; burada su son derece derin ve hareketsizdi. Ana akrntrnrn oni.i kesilmiq gibiydi sanki. "Stktgtrk kaldtk," diye fisrldadr yine, Sho Velez. "Sahn burdan geEmesi imkAnsrz, geri donmemizin de yolu yok." Dcintiq yolcululuna kalkr$mamrz mtimki.in deEildi; aktntt verdik. Eok kuvvetliydi. Oradan bir grkrq yolu bulmaya karar fark etSalrn iginde aya$a kalksak tavana defiebilecefimizi

262

SoNS UZLI]GUN ETKiN

yeNI

UQURUMA ATLAYI$

263

vuzun iisttinde oldulumuzdu. Sah bir kayaya bagladrk, suya dahp dibe dolru ytizmeye baqladrk; sudabir harJker, bir akrntr a'yorduk. Suyun yize{in9. her qey nemli ve srcakken, bir *.ir. agalrsr uu, giuiydi. Bedenim rsr de[iqikli[ini hissetri ve korkuyikaprldri; d;_ ha dnce hiE duymadrlrm hayvansr bir korkuyou ur. yizeye grktrm. Sho velez de aynt geyi hissermiq olmairydr. Suyun yLzeyinde birbirimize rosladrk. "Sanrrrm olecefi2," dedi ciddi ciddi. onun ciddiyetini ve ciliim arzusunu paylaqmaya niyetim yoktu. Qrlgrnca bir Erkrq yolu a'yordum. Sel iularr kayala' taqryrp bir tiir baraj yapmr$ olmalrydr. on ya;rndaki bedenimin srlabilece[i bir delik buldum taqlann aras,nda. Sho velez'i aga[r qekip delifi gcisrerdim. sitrn o delikten geEmesi olanaksrzdr. Giysilerimizi saldan alrp srkr bir Erkrn yipirt ve onlarla birlikte dahp deligi bulduk. iEinclen gegtik. Lunaparklarda bulunan cinsten bir su kaydrra[rncla bulduk kendimizi. Liken ve yosunlarla kaplr kriyalar, uzun bir nresafcyi yaralanmadan kayarak innremizi saliamrqtr. Ardrndan katedrale benzeyen muazzam bir mala.ulu vardrk, burada akrntr devam ediyordu ve su belimize geliyordu. Malaranln sonundaki gtin rqr[rnr gordiik ve suda yrirtiyerek Jrqarr Erktrk. Tek kelime konuqmadan giysilerimiii gtineqre yayrp kuruttuk ve kasabaya dcindiik. sh; velez babasrnrn iahnr yi_ tirdigi igin son derece iizgiindti. "Babam orada ciltirdii," diye kabul etti sonunda. "onun vticudu bizim gegtigimiz delikten sr[mazch. Bunun iEin fazla iri, o. Babam iri yan, qiqman bir adam," dedi. "Ama geri dontip giriqe yiirtiyebilirdi; o kadar gtigltidtir." .. -Bundan kugkuluydum. Hatrrladr$rma g6re, arazideki meyilden citiirti akrntr bazen son derece si.ira-tleniyordu. iri yarr bir adamrn, baqka bir umudu kahnayrnca, ipleiin yardrmiyra

yi.ikselmiq oldufunu gcisreriyordu. Giriqi bir katedrali andrn_ yordu oysa, ytikseklili yaklaqrk on beq metreydi. varabildilim tek sonuE, aqalr yuka'on beq metie aeriniifinde bir ha-

tim sonra, bu da suyun nerdeyse ma[aranrn tavanrna kadar

ve Eok btiytik gaba sarfederek geriye belki de baqarabileceli sonucuna vardrm. Sho Velez'in babasr orada ciltir miiydii, olmez miydi meselesi o zaman goztilmeden kalmrqtr ama bana dert delildi bu. Benim iEim onemli olan, hayatrmda ilk kez krskanghfrn srzrsmr duyuqumdu. Sho Velez, ya1amrm boyunca grpta ettilim tek varhktr. Ulruna olecefi birine sahipti o, ve bunu bana kanrtlamrqtr; benimse ulrunda olecefim kimsem yoktu, boylece kanrtlamrg oldufum bir qey de yoktu. Simgesel bigimde, tiim onuru Sho Velez'e brraktrm . Zaferi eksiksizdi. Ben gekildim. Kasaba onun kasabasrydr, insanlar onun insanlanydr, ve bildifiim kadanyla onlann arasrnda en iyi olan oydu. O giin ayrrldrlrmrzda, sonradan kokli.i bir gerEefe doniiqen gok basmakahp bir laf ettim, "Onlann krah ol, Sho Velez," dedim. "En btiyiik sensin." Onunla bir daha hig konuqmadrm. Arkadaqhfrmrzr kasrth olarak bitirdim. Beni ne kadar derinden etkiledi[ini gostermek iEin yapabilecelim en iyi jest buymuq gibi geliyordu. Don Juan benim Sho Velez'e olan gontil borcumun ebedi oldu[una inanryordu; ufrunda yaqanacak bir qeyimiz oldufuna karar vermeden cince, ulrunda oliinecek bir geyimiz olmasr gerekti[ini bana o[retmiq olan tek kiqiydi o. "U[runa oltinecek bi qeyin yoksa," demiqti don Juan bir zamanlar, "yaqamak igin bi nedenin oldufunu nasrl ileri stire-

bilirsin ki? Ikisi ig igedir; ama diimendeki oliimdtir." Don Juan'rn ya$amlmln ve oltimiimtin otesinde borglu oldu[umu di.iqtindii[ii tigi.incti insan, anneannem di. B iiytikbabama----erkek modelime--duydulum kori.i kortine sevgi ytizi.inden, o evdeki gergek giig kaynalrnrn benim Eok eksantrik btiytikannem oldulu gerge[ini gozden kagrrmrqtrm. Ben evlerine gelmeden yrllarca cince, btiytikannem bolgenin yerlisi bir Krzrlderiliyi ling edilmekten kurtarmrgtr. Adamr btiyi.ictiltik yapmakla suEluyorlarch. Ofkeli bir kalabahk Krzrlderiliyi btiytikannemin arazisinde asmaya kalkmrgtr. Biiyiikannem iizerlerine gelmig ve linci durdurmuqtu. Kalabahktakilerin ti.imii onun vaftiz gocuklanydr; kendisine karqr grk-

264

SONSUZLUGUN ETKiN yaNI

UQURUMA ATLAYI$

265

maya cesaret edemediler. Yerliyi ipten indirdi ve tedavi etmek iEin evine gotiirdti. ip adamur bofazrnda derin bir yara aqmrgtr.

Adamrn yaralan iyileqti, ama o btiyiikannemin yanrndan bir daha aynlmadr. Yaqamrnrn linE giinti sona erdilini, ve yeni cimriiniin artrk kendisine de[il, btiytikanneme ait oldu[unu iddia ediyordu. Soziinrin eri bir adam olarak hayatrnr biiyiikanneme adadr. Btiyrikannemin ozel ugafir, vekilharcr ve danlgmanrydr. Teyzelerimin anlattrfrna gore, son derece iEerledikleri bir qey yaptrrmrqtr briyiikanneme; yetimhaneden yeni dofimu;; bir o!1an gocu[u ahp evlar edinmesini o[iit vermigri
ona.

Ben evlerine geldigimde. btiyiikannemin evlat eclindifi Eocuk otuzlu yaqlarrnrn sonlanna varmrqtr bile. BLiyiikannern okumasr iqin Fransa'ya gcindenniqti onu. Bir ogle sonrasr, hiE beklenrnedik bir zamanda, son derece zarrf giyimli. iri kryrm bir adam evin oniinde taksiden indi. $ofor deri valizlerini ig avluya taqrdr. iri yan adam qofore yrikhi bir bah;irs verdi. Hatlannrn qarprcrh[rnr ilk bakrgta fark etmiEtim. Uzun, krvrrcrk saElan ve uzun, krvrrcrk kirpikleri vardr. Grizel sayrlmazdr ama miithiq yakrqrkhydr. En hoq tarafr, beni anrnda ele geqiren, rqrk saEan kocaman tebessrimi"iydii. "Adlnr sorabilir rniyim, geng adarn?" dedi, hayatrmda duydu[um en grizel ses. Bana geng adam diye hitap ediqiyle bir anda gonli.imti kazanmrqtr. "Benim adrm Carlos Aranha, efendim," dedim, "ben de sizinkini sorabilir rniyim?" Yapmacrk bir qaqkrnhk hareketi yaptr. Gozlerini kocaman agrp, sanki iizerine saldrrmrqrm gibi geriye dofru srEradr. Sonra kahkahalarla giilmeye baqladr. Sesini duyan btiyi.ikannem avluya grktr. Iri yarr adamr gordiilii anda ktigiik bir krz gibi grglrk atarak briyiik bir sevgiyle sarrldr ona. Aclam onu kuq gibi havaya kaldrnp dondiirdi.i. Qok uzun boylu oldu[unu fark ettim. iri kryrmhfr boyunu gizliyordu. profesyonel dcivtigqtilerin vticuduna sahipti ashnda. onu gozetledilimi fark etmiq gibiydi. Pazuiannr giqirdi.

"Zamanrndabtraz boks yapfim, efendim," dedi, ne dtiqiindtiftimi.in tiimtiyle farkrnda. Briytikannem onu bana tantqtrdt. Onun ollu Antoine, canr, gciziiniin bebeli oldulunu soyledi; dramaturg, tiyatro yonetmeni, yazar ve qair oldulunu ekledi. Benim hayranhlrmr kazanan yanl, atletik yaprh olmasrydr. Evlat edinilmiq oldufunu baqta anlamamtqtrm. Ancak onun ailenin obiir iiyelerine hiE benzemedifinin de farkrndaydun. Ailemin tiim tiyeleri ytirtiyen cesetlere benzerken, onun canhhlr iEinden drqan fiqkrrryordu. Birbirimizle harika bir qekilde kaynaqtrk. Kum torbasryla boks gahqmasrna bayrlryordum, onu yalnrz yumruklamlyor, tekmeliyordu da; boksla tekme sporu kartqtmt garip bir stili vardt. Viicudu bir kaya kadar sertti. Bir gtin Antoine bana hayattaki en btiytik tutkusunun tinIti bir yazar olmak oldufunu itiraf etti. "Her Eeyim var," dedi. "Hayat bana Eok comert davrandt. Sahip olmadrfrm tek gey, hayattaki tek istelim: yetenek. Esin perileri beni sevmiyor. Okuduklartmdan hoqlanryorum, ama okurnayr sevdifim qeylerin benzerlerini yaratamtyorum. Azap veriyor bu bana; esin perilerini baqtan Etkartacak disiplin ve cazibeden yoksunum, bu yiizden hayatrm oylesine boq ki." Antoine tek varh[lnrn annesi oldu[unu soyleyerek devam etti. Btiytikannemin kendisinin dayanalt, deste[i, ruh ikizi oldulunu anlattr. Son olarak beni Eok rahatstz eden bir qey soyledi. "Annem olmasaydt," dedi, "hayatta olmazdtm." O zaman btiyiikanneme ne kadar derinden bafh oldufunu aniadrm. $rmank qocuk Antoine hakkrnda teyzelerimin bana anlattrfir biitrin o dehqetengtz oykiiler zihnimde tam bir aErkh!a kavuqtu aniden. Btiytikannem onu telafisi miimkiin olmayan bir qekilde qrmartmtqtr. Ancak birlikte oylesine mutlu gortintiyorlardr ki; Antoine'rn elleri hAlA bir gocuk imiqgesine btiyiikannemin kucafirnda, saatler boyu baqbaqa otururken gortiyordum onlan. Btiytikannemin hiE kimseyle o denli uzun stire konuqtu[unu gormemiqtim.

SoNSUZLUGUN ETKiN yeNI

UqURUMA ATLAYI$

261

Bir giin aniden, Antoine hig durmadan yazmaya baqladr. Bolge tiyatrosunda bir oyun yonetiyordu; kendi yazdrlr bir oyundu bu. Sahnelendifinde biiytik bir baqan kazandr. Yerel gazetelerde qiirleri basrhyordu. Yaratrcrhk qimqe[i gakmrq olmahydr. Fakat bu birkaE ay stirdii sadece, ve ardrndan her qey sona erdi. Kasaba gazetesinin editorti Antoine'r krnadrfrnr ilan etti, onu eser hrrsrzhlryla sugladr, ve bunun kanttrnr gazetesinde yayrnladr.

de osun. Yaqama asrl. Sonunda gene birlikte olacalrz nasrl olsa. Ama bu arada, Antoine, bir qeyler yap. Bir qeyler yap da,

ne olursa olsun."

Antoine'rn bedeninin rstrrapla titredilini gordiim. Ttim varlrfrnrn, bedenindeki brittin kaslann, tiim kuvvetiyle adeta kasrldrlrnr gordiim. Kendi sorununu unutmuqtu bir anda; sanki bir nehirden Erkrp okyanusa yelken aqmrq gibiydi. "Bana olene dek pes etmeyecefiine sciz ver!" diye ba[rrdr
bi.iyiikannem.

Biiyi.ikannem oflunun yaptrklannr duymak bile istemiyordu, elbette. Yagananlara getirdifi agrklama, bunun esaslr bir krskanEhk meselesi oldufundan ibaretti. Kasabaki hig kimse oflunun zarafetrni, stilini gekemiyordu. Kiqilifint, zekflsrnr gekemiyorlardr. Adam gergekten de btr zarafet ve kibarlrk omeliydi. Ama tam bir eser hrrsrurydt da; hig kuqku yoktu buna. Antoine hig kimseye aErklamada bulunmaya kalkrqmadr. Bu konuda soru soramayacak kadar fazla seviyordum onu. Zaten umrumda da delildi. Kendine gcire nedenleri vardrr diye dtiqi.inmiiqttim. Ama bir qeyler krnlmrqtr sanki, ve o gtinlerin ardrndan yaqamlanmrzda Eok hrzh defiiqimler olmaya baqladr. Evde her gtin oyle esash defiqiklikler oluyordu ki, en iyisinden en kcitiisiine kadar her qeyi beklemeye ahqmrgtrm artrk. Bir gece biiyiikannem dramatik bir edayla Antoine'rn odasma girdi. Gozlerinde daha cince hig gormedifim sert bir ifade vardr. Konuqurken dudaklan titriyordu. "Korkung bir qey oldu, Antoine," diye baqladr. Antoine durdurdu onu. AErklamasrna rzin vermesi igin yalvardr. Btiyi.ikannem hemen onun soziinii kesti, "Hayrr, Antoine, haylr," dedi sertEe. "Seninle ilgisi yok bunun. Bu benimle ilgili. Senin bu zor giinlerinde, daha da onemli bir qey oldu. Antoine, sevgili oflum, benim zamanrm kalmadr. "Bunun engellenemeyecek bir $ey oldulunu anlamahsrn," diye devam etti. "Ben gitmek zorundaylm, ama senin kalman gerek. Sen benim bu hayatta gergekleqtirmiq oldulum her geyin btittintistin. iyi ya da kotti, Antoine. ben neysem, sen

Antoine baqrnr salladr. Ertesi gi.in biiyiikannem Bi.iyticii-danrqmanlnrn clfiidiine uyarak, hatrn sayrlrr boyutlardaki mal varh[rnrn ttimtinti paraya Eevirdi ve paranrn hepsini o$u Antoine'a teslim etti. Ve bir giin sonra, sabahrn erken saatlerinde, on yagrmrn gozlerinin tanrk oldufu en garip sahne yaqandr oni.imde: Antoine'tn annesine veda anr. Her qey bir film setindeki kadar gerEek drqrydr; bir oyki,i kurgulanrnrq, kAfrda dokiilmtiq,bt yazarln yapacalr bir dizi ayarlarnayla birlikte bir yonetmen tarafindan sahneye konulmuqtu sanki. Bi.iyiikannemin evinin avlusu, sahneydi. Antoine baq aktor, btiytikannem de baq aktristi. Antoine o gtin yolculufa Elkryordu. Limana gitmek iizereydi. Bir ltalyan yolcu gemisine binecek, Atlantik'i agrp Avrupa'ya dolru rahat bir yolculuk yapacaktr. Her zamankinden daha da qrk giyinmiqti. Evin kaprsrnda bir taksi bekliyor, qofdr sabrrsrzhkla kornaya basryordu.

Antoine'rn annesi igin bir giir yazmaya umutsuzca gabalayarak ateqler iEinde geEirdi[i son gecesinin tanr[rydrm. "B.q para etmez," demiqti bana. "Yazdtklarlmtn higbiri beq para etmez. Ben bir hiEim." Ona glivence verdim, ben kimdim ki bunu soyleyecek, ama gene de yazdrklannln harika oldufunu soyledim ona. Hatta kendimi kaptrnp Eizrneyi a$trm. "Bana baksana, Antoine," diye haykrrdrm. "Ben senden de beter bir higim! Senin bir annen var. Benim hiEbir qeyim yok. Yazdrklarmrn hepsi iyi."

SONSUZLUGUN ETKIN YANI Gayet kibarca, bana odasmdan gtkmamr soyledi. Bir hig olan bir ufakhktan ofiit dinlemek zorunda kahp, kendini aptal hissetmesine neden olmuqtum. Taqkrnhfirmdan dolayr acr bir piqmanhfa kaprldrm. Onun dostum olarak kalmasmt ister-

UqURUMA ATLAYI$

269

ne bir daha bakmadan kaprya dofru koqtu. Otuz yedi yaqrndaydr, ama altmrq yaqrnda gibi gori.intiyordu, sanki strtmda devasa bir ytik varrnl$ gibiydi. Kaprya ulaqmadan, annesinin uyaran sesine son kez kulak vermek igin bir an durdu.

dim. Antoine qrk paltosunu itinayla katlayrp sa! omzuna atmtqtr. ingiliz kaqmirinden nefis bir yeqil takrm vardt tizerinde. Bi.iyiikannem konuqmaya baqladr. "Acele etmelisin , cdnrm," dedi. "Zamanln Eok krymetli. Hemen gitmen laztm. Yoksa bu insanlar seni para igin oldtirecek." Sciziinti ettigi insanlar, krzlan ve onlartn kocalanydr; annelerinin gizlice kendilerini mirastan mahrum brraktr[mt ve o korkung Antoine'rn, bag diiqmanlannln ashnda kendilerine ait olan her qeyle slvlqrp gidecefini keqfettiklerinden beri hepsi ofkeden Erldrrmrq durumdaydrlar. "Sana biitiin bunlan yaqattrfirm igin tizgtintim," diye ozir diledi bi.iyiikannem. "Ama bilirsin, zamanr diledifiimiz gtbi
ycinetemeyrz."

Antoine acrh, gayet giizel ayarlanmtq sesiyle konuqtu. Her zamankinden daha fazla bir tiyatro oyuncusuna benziyordu. "Yalnrzca bir dakika siirecek, Anne," dedi. "Senin iEin yazdrllm bir qeyi okumak istiyorum sana." Bir teqekki.ir qiiriydi. Okumayr bitirdifinde, durakladr. Havada oyle bir duygu yolunlufu, oyle bir tirperti vardr ki. "Tek kelimeyle harikaydr, Antoine," dedi bi.iytikannem, iE geEirerek. "Soylemek istedifin her qeyi dile getiriyordu. Ve de iqitmek istedilim her qeyi. Bir an duraksadr. Sonra Eok anlamh bir tebesstimle dudaklan aralandr. "Qahntr mrydr, Antoine?" diye sordu. Antoine'rn annesine kar;rhfl aynl de,recede hoq bir tebessi.imdii. "Elbette, Anne," dedi. "Elbette." A$ayarak birbirlerine sarrldrlar. Taksinin kornast daha da sabrrsrzca gahnmaya baqlamrqtr. Antoine merdiven altrnda saklandr[rm yere do[ru dcindti. "HoqEa kal. Kendine iyi bak," der gibi hafifge baqrnr e[di. Sonra arkastnt dondii, ve annesi-

"Dciniip geriye bakma," dedi btiytikannem. "Asla doniip geriye bakma. Mutlu ol, ve bir qeyler yap. Bir qeyler yap! Btittin i$ bunda. Bir qeyler yap!" Bu gortintii igimi bugtine kadar hiE eksilmeden gelen garip bir htiztinle doldurmuqtur her zaman--don Juan'ln, zamanrmrzln bitebilece[ini ilk kavraylqlm olarak agrkladr[], tanrmlanmasr gok gtiE bir melankoli duygusuyla. Ertesi giln btiyiikannem dantqman kdhyalugafrnr yanrna alarak Rondonia denilen efsanevi bir yere gitmek tizere yolculufa grktr; orada biiyi.icti-yardrmcrsr tedavisini baqlatacaktr. Bi.iyi.ikannem cjltimciil bir hastahfa yakalanmtqtt, ama bundan benim haberim yoktu o zamanlar. Gitti[i yerden donmedi; don Juan'rn aErklamasma gcire, mallannt sattp parastnt Antoine'a vermesi danrqmanr tarafindan gergekleqtirilmiq mtithiq bir btiyiiciiltik manevrasrydr ve btiytikannemi ailesinin bakrmrndan uzaktutmak amaclnl taqryordu. Yaptrfir qey yiiztinden annelerine oyle ofkelenmiqlerdi ki, donmeyiqine aldrnq bile etmediler. Gittiginin bile farkrnda olmadrklan duygusuna kaprlmrqtrm. O dalrn tepesindeki diizltikte, bu iiq olayr yalntzca bir dakika once olmuqlar gibi anrmsadtm. O tiE insana teqekktirlerimi ifade ettifimde, onlart o dafrn tepesine geri getirmeyi baqarmrqtrm. Bafrrmam bitti[inde hissettifim yalntzhk duygusu anlatrlacak gibi defildi. Kontrolsiiz bir qekilde aflryordum. Don Juan bir savaqErda yalnnh$a yer olmadr[rnr bana btiyiik bir sabrrla agrkladr. Sciyledi[ine gore savagQt-gezginler bi.ittin sevgilerini, ilgilerini odaklayabilecekleri bir varh[a giivenebilirlerdi: bu harikulade Yerytizti'ne, bu rahme, oldu[umuz her geyin ve yaptrltmrz her qeyin merkez tissiine, hepimizin geri dcindiilti biricik varh[a, savagQt-gezginlerin mhai yolculuklanna grkmalannr saflayan biricik varh[a.

270

SONSUZLUGUN

ETKix ynNT

UQURUMA

ATLAYI$

217

Ardrndan don Genaro benim igin bir sihirli niyet gosterisi gergekleqtirdi. Midesinin tizerinde yatarak bir dizi goz kamaqtrncr hareket yaptr. Sanki yer bir havuzmuq gibi, onun lizerinde yizen bir rgrk damlacr[rna dontiqtti. Don Juan'rn soyledigine gcire, bu Genaro'nun uEsuz bucaksrz yerytiztinii kucaklama biEimiydi; ve boyutlan arasmdaki farka karqrn, yerytizii Genaro'nun hareketini anhyordu. Genaro'nun devinimlerinin gciriinttisti ve onlara getirilen agrklama iEimdeki yalnrzhk duygusunun yerini derin bir mutlulukla doldurdu. "Gidiyor olmanrz fikrine dayanamtyorum, don Juan," dedigimi iqittim. Sesimin tonunu ve dediklerimi duymak utandrrdr beni. Kendime aclma duygularryla elimde olmadan hrEkrrmaya baqlayrnca, biisbtittin srkrldrm. "Neyim var benim, don Juan?" diye mrnldandrm. "Genellikle boyle delilimdir." "Farkrndahlrn ayak parmaklanna indi gene," diye yanrtladr, gtilerek. Derken kontroliimii son zerresine kadar yitirdim ve kendimi keder ve Earesizlik duygulanma kaprp koyverdim. "Tek baqrna kalaca[rm," diye feryat ettim. "Ne olacak bana? Ne olacalrm ben?" "$oyle diyelim," dedi don Juan, dinginlikle. "Benim bu dtinyayr terk edip bilinmeyenle ytiz yize gelmem igin ttim giictime, t{im sabnma, ttim qanslma, ve hepsinin dtesinde savagEt-gezginin Eelikten gozii peklilinin her bi katresine ihtiyaclm var. Geride kahp bi savasgt-gezgin gibi bagarrh olmak igin, senin de benim gereksindigim her qeye ihtiyacrn var. Bizim yapacalrmrz qekilde oralara gitmeyi goze almak, hafife ahnacak bi qey de[il; ama geride kalmak da ciyle." Bir duygusal patlama ya$adrm ve elini opttim. "Qti$, Etig, gtiq!" dedi. "Utanmasan Earrklanma ttirbe yapmaya kalkacaksrn!" Pengesinde oldulum rstrrap kendine aclma duygusundan grkrp benzersiz bir kayrp duygusuna doniiqtii. "Gidiyorsun!" diye mrnldandrm. "Tanrrm! Ebediyen gidiyorsun! " O anda don Juan bana onunla ilk karqrlaqtr[rm giinden beri hep yaptrlr bir geyi yaptr. Ytizti, sanki aldrlr derin bir ne-

fesle qigermiq gibi oldu. Sol elinin ayasryla srrtrma kuvvetle vurdu ve qciyle dedi, "Ayak parmaklarrndan yukarr grk! Kaldrr kendini!" Bir an sonra, yeniden tutarh, eksiksiz ve kontrolliiydiim. Benden bekleneni biliyordum. Artrk igimde higbir duraksama, ya da kendim hakkrnda higbir kaygrm kalmamrqtr. Don Juan gittifiinde bana ne olacafrna aldrrmryordum. Aynhqrna gok az kaldrfrnr bilmekteydim. Bana baktr, gozleri her qeyi sciyliiyordu. "Bi daha hiE birlikte olmay acaltz," dedi yavagga. "Benim yardrmrma ihtiyacrn yok artrk; sana yardrm teklif etmem, giinkii yaraqrkh bt savasEr-gezgirt isen bunu yaptr[rm iEin yiizime tiikiiriirstin. Bi noktadan sonra, br savasErgezginin tek mutlululu bi bagrnahlrdrr. Senin bana yardrm etmeye Eahqmanr da istemem. Ayrrldrfrm anda, ebediyen gitmiqim demektir. Beni diiqtinme, gtinkii ben de seni dtiqi.inmeyecegi.n. Yaraqrklr bi savasEt-gezgin isen, kusursuz ol! Dtinyam gozet. Onurlandlr onu; yagamrnla himaye et!" Benden uzaklaqtr. Bu an kendine aclmanln, gcizyaqlarlnln ya da mutlulufun otesindeydi. Hoqga kal der gibi, ya da belki hissettiklerimi anhyormuq gibi baqrnr salladr. "Benlifini unut ki hiEbi geyden korkmayasrn, kendini hangi farkrndahk dtizeyinde bulursan bul, boyle yap," dedi. $akacrh[r iistiindeydi. Diinya iizerinde bana son bir kez takrldr. "IJmanm aqkr bulursun!" dedi. Avucunu bana do[ru kaldrrrp parmaklannr bir gocuk gibi aEtr, sonra avucunu kapattr. " Ciaor" dedi. Uztintiiniin ya da piqmanh[rn beyhude oldu[unu biliyordum; benim geride kahq.rmrn don Juan'rn aynhqr kadar zar oldufunu da biliyordum. Ikimiz de, higbirimizin durduramayaca[r, geri dondtirtilemeyecek bir enerji manevrasrna takrlmr$trk. Gene de ben don Juan'a katrlmak, nereye olursa olsun onun peqinden gitmek istiyordum. Oliirsem belki beni de yanlna alrr, di.iqi.incesi gegti akhmdan.

272

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

Ardrndan, don Juan'rn, naguahn, yoldaqlanna, neqe kaynaklanna, korumasr altrndakilere, yassl dorulun sisi iginde birer birer kuzeye dofru gozden kaybolurlarken nastl krlavuzluk ettilini gordiim. Her birinin nasrl birer rqrk damlacrfrna doniiqttifiinti, ve hep birlikte yiikselip, tepenin iizerinde, gokytiziindeki hayalet rqrklar gibi nasrl siiztildtklerini gtirdtim. Dafrn tizerinde bir gember gizdiler; don Juan'tn onceden soylemiq oldulu gibi: yaluzca kendi gozleri iEin son bir bakrqtr bu, bu harikulade Yeryiizi.i'ne son bir bakrq. Ve sonra kayboldular. Ne yapmam gerektifini biliyordum. Vaktim sona ermiqti. Son stirat sarp yamacln kryrsma do[ru koqtum ve ugurumdan aqa[rya attrm kendimi. Ytiziimde rtizgfln hissettim bir an, ve ardmdan son derece mtiqfik bir karanltk, huzur dolu bir yeraltr nehri gibi sanp yuttu beni.

Doniiq Yolculu[u

BELLi BELiRSIZ fenfINDA oldulurn bir giirtiltii vardr; durdufu yerde tam gaz Eafuqan bir motorun Erkardlfr sese benziyordu. Btiro/evimin bulundufu binanrn arkasrndaki park yerinde bir arabayr onanyorlar diye diigi.indtim. Gtiriiltii oyle yolunlaqtr ki en sonunda beni uyandrrdr. Yatak odamln
penceresinin tam altrnda aruba tamir ettikleri igin park yerindeki gahqan gocuklara igimden sovdiim. Srcaktan bunalmtg,

terli ve yorgundum. Kalkrp yatalrmrn kenanna oturmamla

214

SONSUZLUGUN ETKIW YANI

DONU g

vor-cuLUGU

215

birlikte baldrrlanmda gok alrrh kramplar baqladr. Biraz ovdum. Oyle kotti kasrlmrqlardr ki berbai berelei oluqacalmdan korktum. Bir merhem aramak igin kalkrp banyonun yolunu tuttum. Ytiriiyemiyordum. Baqrm doni.iyordu. Yere diiqttim, ilk kez baqrma geliyordu boyle bir gey. Kontroliimti biraz ka-

kaEmrgtr, altlannda kocaman siyah halkalar vardr. Ya susuz

difini fark ettim.

zantnca, baldrrl arrmdaki krampl ann beni hi g endi gelendirmeOysa her zaman bir hastahk hastasr olmu-

qumdur. Baldrrlarrmda boylesi olalandrqr bir alrrnrn igimi kaygrlarla doldurmasr gerekirdi. Sonra pencereyi kapamaya gittim, gergi giiriiltti de duyulmaz olmuqtu. Pencerenin kapah oldulunu, ve drqardaki karanhfr fark ettim. Geceydi! oda gok havasrzdr. Pencereleri aEtlm. Onlan niye kapadrfrmr anlayamamrqtrm. Gece havasr serin ve temizdi. Park yeri boqtu. Park yeriyle oturdulum binanln arasrndaki meydanda gahqtrnlan bir arabadan gelmig olmahydl o ses. Artrk tizerinde di.iqtinmeyi brraktlm ve uykuma devam etmek tizere yatafirma geri dcindtim. Yanlamasma uzanlp ayaklarrml yere sarkrttrm. Qok kdtti afrryan baldrrlarrmdaki dolagrma yardrmcr olmak igin bu pozisyonda uyumayr istiyordum, ama onlarr aqalrya sarkrtmak mr yoksa bir yastrkla yukan kaldrrmak mr gerektifinden emin defildim. Rahatga yerleqip uykuya gegmeye baglarken, bir diiqi.ince oyle bir giddetle zihnime hiicum erti ki, rek bir refleksle srgraylp kalkrverdim. Meksika'da bir uEuruma atlamrqtrm ben! Bir sonraki dtiqtincem, scizde-mantrkh bir grkarsamaydr: bilerek, olmek igin bir uquruma atlamrq oldufuma gcire, artrk bir hortlak olmuqum demekti. Ne garip, diye dtiqtindiim, oldtikten sonra bir hortlak olarak Los Angeles'a, Westwood'la Wilshire'rn kesiqtili kciqedeki btiro/evime donmtiqttim. Ama eler bir hortlaksam, diye mantrk ytiriitti.im; temiz havanrn ytiziime garpmasrnl, ya da baldrrlanmdaki acryr nasrl hissedebilirdim

ki? Yatalrmrn garqaflanna dokundum, bana gergek gibi geldiler. Madeni somya da oyleydi. Banyoya gittim. Aynada kendime baktrm. Gcirtintiqi.ime bakrlrrsa, kolayhkla bir hortlak olabilirdim. Korkung gortiniiyordum. Gozlerim gukura

kalmrqtrm, ya da dltiydtim. Otomatik bir refleksle muslula apzrmt dayayrp su iEtim. Suyu yutabildifimi fark ettim. Gi.inlerdir igmemiqim gibi, ardr ardrna yudumluyordum suyu. Derin soluklanmr hissettim. Hayattaydrm! Tannm, hayattaydrm! Hiq kuqkusuz anlamrqtrm bunu, ama gerekti$i gibi neqelendirmedi bu beni. Son derece ola[andrqr bir dtiqtince gegti o zaman akhmdan: daha once de olmiiq ve dirilmiqtim ben. Ahgrktrm buna, benim igin higbir gey degildi. Ancak dtiqiincenin berrakhlr onu bir sozde-anrya doniiqtilrdti. Yaqamrmrn tehlikeye girdigi durumlardan kaynaklanmryordu bu sozde-anl. HiE olmamrg, ve dtiqtincelerimde yer almasr iEin higbir neden olmayan bir geyin belirsiz bilgisi gibiydi, daha Eok. Meksika'da bir uguruma atlamrq oldu[um konusunda hiEkuqku yoktu kafanrda. Atladrlrm yerden riE bin mil uzakbir ta, Los Angeles'taki evimdeydim, ve dciniig yolculu[una iliqkin hiEbir $ey hatrrlamryordum. Otomatik hareketlerle ktivete su doldurup igine oturdum. Suyun rhkhfrnr hissetmiyordum; iliklerime kadar donmug durumdaydrm. Don Juan bunun gibi kriz anlannda suyun antrcr etmen olarak kullanrlmasr gerektifini bana olretrnigti. Bunu hatrrlayrnca duqun altrna girdim. Yaklaqrk bir saat boyunca rhk suyu bedenimin rizerinden akrp gitmeye brraktrm. Sofukkanh ve mantrkh bir qekilde bana olanlarr anlamaya gahqryor, ama yapamryordum. Zihnimdeki ttim di.iqi.inceler silinmig gibiydi. Dtigtincelerden yoksundum; ancak iizerirne salvolar halinde gelen ve irdeleyebilmekten Aciz oldu[um duygularla tepeden trrna$a doluydum. Btitiin yapabildi[im, hamlelerini hissedip, iEirnden geEmelerine izin vermekti. Tek bilinEli tercihimi giyinip grkma konusunda yaptrm. Giintin ve gecenin her saatinde yapmaya ahqrk oldu$um gibi, Wilshire'da, evime bir blok mesafedeki Ship's Restoran'a kahvaltr etrneye gittim. Btiromdan Ship's'e o kadar gok kez yi.iri.imtiqti.im ki, yolun her adrmrnr ezberlemiEtim. Aynr ytiri.iyi.iq bu kez ahqrlmadrk

SONSUZLUGUN ETKIN yRNI

DONU$ YOLCULUGU

bir qey oldu benim igin. Adrmlanmr hissetmiyordum. Ayaklarlmrn altrnda yastrklar varmtg, ya da kaldrnm hahyla kaplanmrq gibiydi. Kayarak hareket ediyordum. Sadece iki-tig adrm attrlrmr zannederken birden bire lokantanrn kaprsrnda buldum kendimi. Yiyecekleri yutabilece[imi biliyordum, gtinkti evde su iEebilmiqtim. Konugabildifimi de biliyordum, giinkti suyun altrnda bofazrmr temizlemig ve sovmtiqttim. Her zaman yaptrlrm gibi lokantaya girdim. Bankoya oturdum ve
beni tanryan kadrn garson yanrma yaklaqtr.

"Bugtin iyi gciriinmiiyorsun, canlm," dedi. "Gribe mi yakalandrn?"

"Haylr," diye yanrtladrm, keyifli gcirtinmeye qahqarak. "Qok yofun gahqryordum. Bir tez yazmak igin tam yirmi dort saattir uyumadrm. Bu arada, bugiin giinlerden ne?" Saatine baktr ve tarihi sciyledi, bu arada saatinin ozel oldulunu, takvimi bulundufunu, krzrnrn arma[anr oldufunu da
anlattr. Saati de ekledi: sabah 3:15'di. Biftek ve yumurta, patates ve tereyaflr tost ekme[i soyle-

dim. Sipariqimi getirmek i.izere uzaklaqtrlrnda, yeni bir dehqet dalgasr zihnimi sarmrqtr bile: Bir onceki gtin, akqam inerken Meksika'daki o uEuruma atlayrqrm bir hayalden mi ibaretti? Fakat atlayrqrm bir hayal olsa bile, o kuq ugmaz kervan gegmez yerden Los Algeles'a yalnrzca on saatte nasrl donmiiq olabilirdim ki? On saat boyunca uyumug muydum? Yoksa Los Angeles'e kadar uEmug, kaymrq, siiziilmti$, ya da her ne yapmrgsaffi, o mu on saat stirmiiqtti? Uguruma atladrlrm yerden Los Angeles'a geleneksel araElarla dcinmiiq olmam soz konusu bile degildi; gtinkti o yerden sadece Mexico City'e gelmek bile iki gi.in stirerdi. Garip bir dtiqtince daha belirdi zihnimde. Daha once de <iltip dirilmiq olduluma iliqkin sozde-anryla aynr berrakh[r taqryordu bu diiqiince, aynl zamanda bana tiimi.iyle yabancr olma o.zellifini de: stireklilifim onulmaz biEimde krnlmrqtr artrk. Oyle ya da boyle, o vadinin dibinde gergekten olmi.iqtiim. Canh olugumu, Ship's'de kahvaltr ediyor oluqumu anlayabilmek mtimki.in degildi. Gegmiqime dontip, geriye baktr-

[rmrzda hepimizin gordiilti kesintisiz olaylat zincttini gorebilmek benim iEin imkAnstzdt. Benim iEin tek olast agrklama, don Juan'tn yonergelerine uyarak, birleEim noktamt oltimi.imti onleyecek bir konuma kaydrrmrg, ve iEsel sessizligimle Los Angeles'a doniiq yolculufiu yapmrg oldu[umdu. Tutunabilecelim baqka bir gerekEe yoktu. Hayatrmda ilk kez bu diiqtince zinciri tamamen kabul edilebilir bir qeydi benim igin, ve tamamen yeterliydi. Gerqek anlamda bir qey aErkladr[r soylenemezdt; ama daha once bir kere, kararlaqtrrdrfrmrz o kasabada don Juan'la buluqtufumda daha rhmh bigimde denemiq oldu[um uygulama yontemini ga[nqtrrdr[rna kuqku yoktu; ve bunu diiqiinmek ttim varhfrmr rahatlatmrqtr. Z\hnimde birtakrm berrak diiqtinceler belirmeye baqladr. Meseleleri aqrkhla kavuqturmak gibi eqsiz bir ozellife sahiptiler. ilk patlayan dtiqiince, bana baqtan beri dert olan bir o1guya iliqkindi. Don Juan bunun erkek biiyiiciiler iEin stradan bir olgu oldulunu sciylemiqti: yiikseltilmiq farkrndahk durumlannda bulundufum strada meydana gelen olaylarr hatrrlamaktaki yetersizlifimdi bu. Don Juan bana ileri farkrndahfr agrklarken, bunun birleSim noktamda Eok kiigtik bir yer deliqimi oldu[unu, bunu kendisini her gortiqiimde srttmdan kuvvetle iterek elde ettiEini soylemiqti. Bu de[iqimlerle, normalde farkrndahk alanrmln drqrnda kalan enerji alanlannr yakalamam igin bana yardrm ediyordu. Baqka bir deyiqle, genelde birleEim noktamm kenannda bulunan enerji alanlan bu defiqim srastnda onun merkezinde yer almrq oluyordu. Bu tiirden bir de$iqimin iizerimde yarattrfr iki sonug vardt: diiqtince ve algr alanrmda olafiandrqr bir keskinlik, ve normal farkrndahlrma geri dondiiliim anda, obiir durumda yagadrklanml anlmsamadaki yetersizligim. Kendi yoldaqlartmla iliqkilerim de bu iki sonuca bir ornekti. Yoldaqlanm vardr; don Juan'tn obtir gomezleri, benim ni ha i y o I c ul u g umun e q likgileri. Onlarl a y alnrzca yiikselti lmi q farkrndahkta etkileqimde bulunuyordum. Etkileqimimizin

278

SONS UZLUGUN

ETKiN y,qNT

uONU$ YoLCULUGU

279

benakhlr ve kapsaml en i.ist di.izeydeydi. Benim sorunum, onlann giindelik ya$amrmda beni endiqe ve beklentilerle dolu bir umutsuzlu[a iten, yakrcr scizde-anilardan baqka bir qey olmamalarrydr. Normal yaqantrmr, birdenbire oniimde beliriverecek birini, belki bir ighanmdan grkrp karqrma dikiliverecek, ya da koqeyi drinerken bana toslayrverecek birini stirekli gozetleme halinde siirdiiri.iyordum dersem yanhq olmaz. Nereye gidersem gideyim, gozlerim istefim drqrnda hig durmadan gevreyi tanyordu; var olmayan, ama aynl zamanda herkesten daha yolun biEimde var olan insanlan anyordum.

o yrllar boyunca yiikseltilmiq farkrndahkta baqrmdan gegen her qey, en ince aynntrsma kadar kesintisiz, stirekli bir anrlar zinciri oldu yeniden. Don Juan, nagual olan bir erkek btiyiictiniin, enerji kiitlesinin ci.issesinden ottirti ister istemez pargalarabciltinmiiq olmasr gerektili gerge[inden acr duydulunu
ifade etmiqti. Her parEanln ayn bir ttir eylemler alarunln slnrrlan igerisinde yaqadr[mr, ve her,ayn parEada yaqanan olaylarrn, kiqinin trim cimriince meydana gelenlerin eksiksiz, bilingli bir tablosunu oluqturmak tizere gtintin birinde birlegtirilmesi gerektigini soyli.iyordu. Gcizlerimin igine bakarak, birleqtirmenin tamamlanmaslrun yrllar siirdtili.inii, ve eylem alanlannrn ti.imtine birden bilinEli bigimde asla ulaqamadrklan iEin pargalara bohinmiiq olarak ya$aml$ naguallar oldu[unun da kulalrna gahndr[rnr soylemigti.

sabah Ship's'de otururken, don Juan'la gegirdifiim btittin

soylersem sciyleyeyim, iqin gergekli[ine kryasla sontik kalacak. O megum sabah, Ship's'deki deneyimim, ilk kez enerjiyi evrendeki akrqr iginde gdrdilgiim o giinki.ine-UClA kampusundayken kendimi bi.iro/evimde, yata[rmda bulmuqtum, ve bu olayrn gerEek sayrlabilmesi igin biliqsellik sistemimin gerektirdi[i bigimde bir eve doniiq yolcululu mevcut defildikryasla slnrrsrz olgi.ide daha giiglii ve etkili bir qeydi. Ship's'de varhlrmm ttim pargalarrnr biitiinledim. Her birinin iginde miikemmel bir kararhhk ve tutarhhkla eylemde bulunmuqtum, ama bunlarr yaptrlrmdan haberim bile yoktu. Ben ashnda devasa bir yap*bozdan baqka bir qey defildim; ve bulmacanln her parEasrnr yerine yerleqtirmek anlattlmazbtr etki yapryordu. Ship's'in bankosunda oturup, ter iginde, saplantrlarla dolu, bog yere kafamr patlatarak yanrtr olmayan sorular sorup dur-

o sabah ship's'de yaqadrklanm, en grlgrn fantezilerimde hayal edebileceklerimin bile otesindeydi. Don Juan bana defalarca tekrar etmiqti; btiytictilerin dtinyasr her qeyin nihai oldu[u, degiqmeden kaldrEr sabit bir diinya degildi; aksine higbir qeyin garanti sayrlamayacafr ebedi bir dalgalanma dtinyisrydr burasr. Biligsellifim uEuruma atlayrqla birlikte oyle esash bir deliqime u[ramrqtr ki, inanrlmasr ve tanrmlanmasr olanaksrz bir stirii geyin igeri slzmaslna imkdn veriyordu artrk.

Ama biliqsellik parEalanmrn biittinleqmesine iliqkin

ne

dum kendi kendime: Biittin bunlar nastl mtimktin olabilirdi? Bu qekilde nasil pargalara boltinebilirdim? Biz kimiz ashnda? inanmaya yonlendirildi[imiz insanlar delildik, kugkusuz. Benlilimin bazr merkezleri soz konusu oldufunda, asla ya$anmamrq anrlanm vardr benim. Aflayamtyordum bile. "Bi btiyticii boltinmtiq oldufu siirece a[lar," demiqti don Juan bir keresinde. "Bi.itiin oldulu zaman ciyle bi titreme alr ki onu, bunun yofunlufu hayatrna son bile verebilir." Oyle bir titremeydi yaqadr[rm! Yoldaglanmla tekrar karqrlaqabilece[imden kugkuluydum. Bana hepsi don Juan'la birlikte gitmiqler gibi geliyordu. Yapayalnrzdtm. Bunun iizerinde diiqi.inmek, kaybrmrn yasml tutmak, hep yapmrq oldulum gibi, doyurucu bir htizne dahp gitmek istedim. Yapamadrm. Yas tutacak, hiiziinlenecek bir gey yoktu. Higbir qey dert de[ildi. Hepimiz sava{Qt-gezginlerdik, ve hepimiz sonsuzluk tarafindan y utulmuqtuk. Don Juan'rn sava$Qbgezgin hakkrnda anlattrklannt dinleyip durmugtum baqtan beri. Bu tarumlamayr gok sevmiq ve onunla yalnrzca duygusal temelde ozdeqleqmiqtim. Ancak bana bunun anlamrnt kag kez agrklamrq olursa olsun, gergekte ne anlatmak istedifini kavrayamamrqtrm bir tiirlti. O gece

284

SOI{SUZLUGUN ETKIN YANI

pOr{U$ YoLCUT-ucu

281

ship's'in bankosunda otururken neden soz ettifini anladrm. Ben bir savagQbgezgindim. Yalnrzca enerji gergekleri anlam tagryordu benim igin. Btittin geri kalanlar hiE 6nemi olmayan
aksesuarlardan ibaretti.

O gece yemefimin gelmesini beklerken zihnimde patlayan bir berrak dtigtince daha vardr. Don Juan'rn onermeleriyle bir gciniildeqlik, bir cizdeqleqme dalgasr hissettim igimde. sonunda onun olretilerinin amacrna ulagmrgtrm. Daha rince hig olmadrlrm kadar bir olmuqtum onunla. Benim tek yanh Batrh fikirlerime uygun olmadrklan igin benim agrmdan devrimci nitelikler taqrsalar da, higbir zaman don Juan'a ya da onun kavramlanna salt karqr grkmrq de[ildim aslrnda. Daha ziyade., onun kavramlannr sunuqundaki isabetlilik beni hep cilesiye korkutmuqtu. verimlili[inin rartrqma gcitiiriir tarafi yoktu. Bu durum beni bagtan beri aqrklamalar aramaya zorlamrq, sanki inancrm goni.ilsi.izmtiq gibi davranmaya itmigti.

geyin otesinde savaggl-gezginin Eelikten yiire[ine ihtiyacrm oldu[unu sciylerken don Juan ne kadar hakhydr. Don Juan'r dtiqi.inmeye Eahgtlm, ama yapamadrm. Aynca don Juan'a aldrrmryordum da. Aramrzda dev bir engel olugmuq gibiydi. Uyandrfirm andan beri igimde kendini hissettiren o yabancr dtigi.ince dolruydu: ben farkh biri olmuqtum. Atlayrq anrmda bir deliqim gergekleqmigti. Aksi takdirde don Juan'r diiqtinmek zevk verirdi bana, ona cizlem duyardrm. Beni kendisiyle birlikte gotiirmedigi igin krrgrnhlrn srzlslnl hissederdim igimde. Benim normal benlifim olurdu bu. Gergekten eskisi gibi defildim. Bu fikir ttim benligimi istila edinceye dek hrz kazandr. Boylece eski benlilimden kalan ne varsa kayboldu.

denizinin beni yutmasmaizin verdim. Korkular ve pigmanhklar olmadan ona teslim oldum. ve o karanltk deniz bana ol-

Evet, o uguruma atladrm, dedim kendi kendime, ve cilmedim, gtinkti dibe varmadan farhndaltgm karanltk

gerekiyorsa onu sa$adr. iti giin cincesi, bu agrklimanrn benim igin higbir anlamr olmazdr. $imdi ship's'de, sabahrn tigiinde, benim igin her gey demekti. Orada yalnrzmrgrm gibi elimi gririilttiyle masaya indirdim. insanlar bana bakrp anlayrgla g,itii-r"diler. umurumda degildi. zihnrm goztimsiizb.n agmaza odaklanmrqtr: on saat 6nce cilmek izere bir uguruma atlamrq oldu[um gergeline karqrn hayattaydrm. Boyle bir agmaz asla goztilem ezdi, biliyordum bunu. Benim normal biliqsellilim rarmin olmak igin tek yonlti bir agrklama gereksiniyordu, ama tek ycinlti agrklamalar olasr de[ildi. Bu olanlar, stireklilikteki kesinrinin don{im noktasrydr. Don Juan, kesintinin btiyiictiltik oldufunu sciylemiqti. Becerebildilim kadar agrkhkla anlamrgtrm bunu artrk. Geride kalmak igin ti,im giictime, tiim sabnma, ve her

meyip kendimi L.A.'daki yatalrmda bulmam igin

ne

Yeni bir ruh hali idareyi ele aldr. Yalnzdrm! Don Juan beni ajan provokatcirii olarak bir riiyanrn igine brrakmrgtr. Bedenim katrh[rnt azar azar kaybediyor, esnekleqiyordu; sonunda serbestge derin soluklar almaya baqlamrqtrm. Yiiksek sesle gtildtim. insanlarrn bana bakrqlarrna ve bu kez giilmtiyor olmalanna aldrrrq etmiyordum. Yalnrzdrm, ve bu konuda yapabilecelim bir gey yoktu ! Bir dehhze girmenin fiziksel duyumunu hissettim; kendine ait bir gi.icii olan bir dehlizdi bu. Beni igine gekti. Sessiz bir dehlizdi. Don Juan'dr bu dehliz, sessiz ve ugsuz bucaksz. Don Juan'rn fiziksellikten yoksun oluqunu ilk hissediqimdi bu. Duygusalh[a ve ozleme yer yoktu. Onu cizlemem mtimktin defiildi, Etinki.i o beni igine geken, kiqisellikten antrlmrg bir duygu olarak oradaydr. Dehliz bana meydan okudu. Bir cogku, bir ferahhk duydum. Evet, o dehlizde sonsuza dek yol alabilirdim; yalnrz ya da birileriyle birlikte. Ve bu ne bir yiiktimltiltiktti benim igin, ne de bir zevk. Brc savasErgezginin kaEntlmaz yazglsl olan nihai yolculu[un baglangrcrndan da fazla bir qeydi bu; yeni bir devrin baglangrcrydr. O dehlizi bulmuq oldufumu idrak ettifimde aflamam gerekirdi, ama allamryordum. Ship's'de sonsuzlukla ytiz yize gelmiqtim! Ne olafani.istti! Srrtrmda bir i.irperti hissettim. Don Juan'rn evrenin gergekten de strrma

282

SONSUZLUGUN ETKIN YANI

DONU$ YOLCULUGU

283

eriqilmez oldu[unu sciyleyen sesini duydum. O anda lokantanrn park yerine grkan arka kaprsr agrldr ve iEeriye garip biri girdi; herhalde krrkh yaqlarrnrn baqlarrnda bir adamdr bu; sagr bagr karmakanqrk, bir deri bir kemik olmaslna kargrn oldukga yakrgrkhydr. Onu yrllardrr UCLA Eevresinde, ci[renciler arasmda dolagrrken gcirtiyordum. Birisi bana onun yakrnlardaki Askeri Hastane'nin ayakta tedavi goren hastalanndan biri oldulunu sciylemiqti. Ruhsal agrdan dengesiz gibi gortintiyordu. Ship's'de defalarca rast gelmiqtim ona; her zaman bankonun ayru koqesinde, bir fincan kahvenin tizerine kapanmrg otururdu. E[er en sevdili taburede oturan biri varsa, drgarda dikilip pencereden igeriye bakarak yerinin bogalmasrnr bekledifini de gok gormtiqttim. Lokantaya girdilinde her zamanki yerine gidip oturdu, ardmdan bana baktr. Gozlerimiz karqrlagtr. Bundan sonra ilk duydulum, beni ve igerdeki herkesi iliklerine kadar donduran korkunE grlh[r oldu. igerdekilerin hepsi yemeklerini brrakrp faltagr gibi agrlmrq gcizlerle bana baktrlar. Benim ba[rrdrfirmr dtiqiinmi.iglerdi, besbelli. Bankoya vurup ardmdan ytiksek sesle gtilerek buna zemin hazrlamrqtrm. Adam taburesinden firlayrp lokantadan drqan koqtu, ve ellerini baqrnrn tizerinde heyecanla sallayarak dontip bana baktr. Ani bir dtirttiye kargr koyamayarak adamm arkasrndan kogtum. Bende grflrk attracak ne gordti[tinii sormak istiyordum. Park yerinde yakaladrm onu, ve neden gr$rk attrfrnr soylemesini istedim. Elleriyle gozlerini kapattr ve daha biiytik bir Erflrk koyverdi. Gordti[i.i k6bustan odii kopmuq, olanca giiciiyle bafirran bir Eocuk gibiydi trpkr. Onu braktrm ve lokantaya geri dondi.im. "Ne oldu sana canlm?" diye sordu garson kz, endiqeli bir yi.izle. "Beni eziyordun nerdeyse." "Bir arkadaqr gordtim de," dedim. Garson krzm y{iztinde alayh bir iiziintti ve hayret ifadesi belirdi. "O adam senin arkadagrn ml?" diye sordu. "Dtinyadaki tek arkadaqrm," dedim, ve bu gerEefin ta

kendisiydi; e[er "arkadag" senin iizerindeki cilanrn ardmr


goren ve aslmda nerden geldifini bilen biri anlamrna geliyorsa.