P. 1
Michel Foucault - Kelimeler ve Şeyler

Michel Foucault - Kelimeler ve Şeyler

|Views: 28|Likes:
Yayınlayan: alanurayhan

More info:

Published by: alanurayhan on Jan 07, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

12/01/2013

pdf

text

original

Kelimeler ve Şeyler

Michel Foucault

Published: 1966 Categorie(s): Tag(s): tr turkish turc turkçe

1

Chapter

1

Kelimeler ve Şeyler

KELİMELER ve ŞEYLER Michel Foucault İMGE kıtabevi www.iskenderiyekutuphanesi.com Michel Foucauh, 1926da Poitiersde doğdu 1970te College de France a seçik.;. Bütün hayatını tarihin kapısından geçemeyen konulann tanhini yapmakla geçirdi I oucault 1984'te Paris'te öldü. Foucaultnun Eserleri: • Cinsel iğin Tanhi (3 c.J (Afa Yayınlan, 1986) • Söylemin Düzeni (Hıl Yayınlan. 1987) • Annemi, Kızkardeşimi ve Erkek Kardeşimi Kadleden Ben. Pierre Riviere (Ara Yayıncılık. 1991) • Hapishanenin Doğuşu (İmge Kitabevı Yayınlan, 1992. 2000) Deliliğin Tarihi (İmge Kitabevi Yayınlan, 1992, 1995, 2000) Ders Özetleri (Yapı Kredi Yayınları, 1992) • Ben in Yapımı {Ara Yayıncılık, 1992) • Bu Bir Pipo De|ildiı (Yapı Kredi Yayınları. 1993)

2

• Kelimeler ve Şeyler (İmge Kıtabevi Yayınları, 1994, 2001) Dostluğa Dair (Hil Yayınlan, 1994) • Bilginin Arkeolojisi (Birey Yayıncılık, 1999) Kendini Bilmek (Om Yayıncılık. 1999) • Entelektüellerin Siyasi işlevi (Seçme Yazılar 1] (Ayrıntı, Yayınlan, 2000) • Özne ve İktidar [Seçme Yazılar 2] (Aynntı Yayınlan, 2000] • Büyük Koparılma |Seçme Yazılar 3] (Ayrımı Yayınlan. 2000) Mehmet Ali Kılıçbay, 1945 yılında Ankara'da doğdu. Galatarasay Lisesini ve AL' SBF'yi bitirdi, iktisat doktorası yaptı Gazi Üniversitesi nde ders veriyor, çeviri yapıyor. kitap yazıyor, polemik yapıyor. Kılıçbay'ın eserleri: • Feodalite ve Klasik Dönem Osmanlı Üretim Tâı~ı (1982) • Doğunun Devleti Baü'mn Cumhuriyeti (Gece Yayınlan, 1992, imge Kıtabevi Yayınlan, 2001) • Şehirler ve Kentler (Gece Yayınları, 1993, İmge Kıtabevi Yayınları, 2000) • Cumhuriyet ya da Birey Olmak (İmge Kıtabevi Yayınlan, 1995, 2001) • Benim Polemifelefim (İmge Kıtabevi Yayınlan. 1995) • Bıı Dünyayı Yaşamak (İmge Kıtabevi Yayınlan. 1995) • Felse/esiz Sanat Oyumuz Tarih (İmge Kitabevi Yayınları, 1996) • Uyruktan Vatandaştı Geamden İktisada (İmge Kitabevi Yayınlan, 1996)

3

• Siyasetsiz Siyaset (İmge Kitabevi Yayınları. 1998) • Dinin Fiîigi Demokrasinin Kimyası (İmge Kitabevi Yayınlan, 1999) Efsaneler ve Gerçekler (A. Y. Ocak, 1. Ortaylı, !. Togan, S. Divüçioglu, S. Faroqhi, T. Timur ile birlikte, imge Kitabevi Yayınları, 2000) • Ahşabın Öyküsü (İmge Kitabevi Yayınlan. 2000) Michcl Foucault Les Mots et les Choses Vne Aırhdologie des Sciences fıumanies ISBN 975-533-075-5 © Editions Cîallimard. 1966 © İmge Kitabevi Yayınlan, 1994 Tüm haklan saklıdır. Yayıncı izni olmadan, kısmen de olsa fotokopi, film vb. elektronik ve mekanik yöntemlerle çoğaltılamaz. 1 Baskı. Ocak 1994 2. Baskı: Ekim 2001 Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Hasan Tahsin Benli Kapak T. Tolga Ûzçelik

4

Kapak Resmi Velâzquez, Los Meninas Düzelti Eylem Soner Baskı ve Cilt Pelin O/ser (312) 4J8 70 93/94 İmge Kilahevi Yayıncılık Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. Konur Sok; No: 3 Kızılay 06650 Ankara Tel: (312; 419 46 10 - 419 46 11 • Faks: (312) 425 29 87 İnternet: www.imge.com.tr • www.imgekitabevi.com E-Posta: imge@imge.com.tr • imge@imgekitabevi.com İmge Dağıtım Ankara İstanbul Konur Sokak No: 43/A Kızılay Mühürdar Cad. No: 80 Kadıköy Tel: (312) 417 50 95/96 - 418 28 65 Tel (216) 348 60 58 Faks; (312) 425 65 32 Faks: (216) 418 26 10 Michel Foucault Kelimeler ve Şeyler İnsan Bilimlerinin Bir Arkeolojisi Fransızca Aslından Çeviren Mehmet Ali Kılıçbay

5

2. Baskı İMGE kitabeyi İçindekiler SUNUŞ… … … … … … .9 ÖNSÖZ… … … … … … 11 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ AYIRIM: ARKADAN GELENLER… . . 27 İKİNCİ AYIRIM: DÜNYANIN ÜSLUBU… … .45 I. Dört Benzerlik… … … … .45 II. İmzalar… … … … … 57 III. Dünyanın Sınırları… … … . . 63 IV Şeylerin Yazısı… … … … .69 V Dilin Varlığı… … … … . .79 ÜÇÜNCÜ AYIRIM: TEMSİL ETMEK… … . 83 1. Don Çmichotte… … … … .83 II. Düzen… … … … … .89 111. işaretin Temsili… … … … 100 6 Kelimeler ve Şeyler IV ikiye Katlanmış Temsil… … … … … … 107 V Benzerliğin Hayal Edilmesi… … … … ..112

6

"Mathesis" ve "Taxinomia"… … … … ..118 DÖRDÖNCÜ AYIRIM: KONUŞMAK… … … … .127 I. Eleştiri ve Yorum… … … … … … … .127 II. Genel Gramer… … … … … … … … 132 III. Fiil Teorisi… … … … … … … … … 147 IV Eklemleşme… … … … … … … … ..153 V Adlandırma… … … … … … … … ..164 VI. Türeme… … … … … … … … … ..172 Vll. Dil Dörtgeni… … … … … … … … .180 BEŞİNCİ AYIRIM: SINIFLANDIRMAK… … … … 187 I. Tarihçilerin Söyledikleri… … … … … ..187 II. Doğa Tarihi… … … … … … … … ..191 III. Yapı… … … … … … … … … … ..197 IV Karakter… … … … … … … … … .205 V Süreklilik ve Felaket… … … … … … .215 VI. Canavarlar ve Fosiller… … … … … … 223 VII. Doğanın Söylemi… … … … … … … .232 ALTINCI AYIRIM: MÜBADELE ETMEK… … … .241 I. Zenginliklerin Çözümlenmesi… … … … 241 II. Para ve Fiyat… … … … … … … … .245

7

III. Merkantilizm… … … … … … … … .252 IV. Güvence ve Fiyat… … … … … … … .261 V Değerin Oluşumu… … … … … … … 274 VI. Yarar… … … … … … … … … … .282 VII. Genel Tablo… … … … … … … … ..289 VIII. Arzu ve Temsil… … … … … … … … 298 İKİNCİ BOLUM YEDİNCİ AYIRIM: TEMSİLİN SINIRLARI… … … 307 I. Tarih Çağı… … … … … … … … … 307 II. Emeğin Ölçüsü… … … … … … … … 313 III. Varlıkların Örgütü… … … … … … … 319 IV Kelimelerin Bükümü… … … … … … .328 V İdeoloji ve Eleştiri… … … … … … … 334 VI. Nesnel Sentezler… … … … … … … .343 SEKİZİNCİ AYIRIM: EMEK, HAYAT, DİL… … … .351 I. Yeni Ampiriklikler… … … … … … … 351 II. Ricardo… … … … … … … … … ..355 III. Cuvier… … … … … … … … … … 369 IV Bopp… … … … … … … … … … .392 V Nesne Haline Gelen Dil… … … … … ..413

8

DOKUZUNCU AYIRIM: İNSAN VE İKİZLERİ… … 423 I. Dilin Geri Dönüşü… … … … … … … 423 II. Kralın Yeri… … … … … … … … … 429 III. Sonluluğun Analitiği… … … … … … .435 IV Ampirik ve Aşkın… … … … … … … 444 V Cogito ve Düşünülmemiş… … … … … 449 VI. Kökenin Geri Çekilişi ve Geri Dönüşü… … 458 VII. Söylem ve insanın Varlığı… … … … … .467 VIII. Antropolojik Uyku… … … … … … … 474 ONUNCU AYIRIM: İNSAN BİLİMLERİ… … … ..479 I. Bilgiler Üçgeni… … … … … … … … 479 II. insan Bilimlerinin Biçimi… … … … … 485 III. Üç Model… … … … … … … … … .494 IV Tarih… … … … … … … … … … .511 V Psikanaliz, Etnoloji… … … … … … ..520 VI… … … … … … … … … … 538 Sunuş Theophile Gautier, Velâzquez'in Las Menınas'm\ ilk kez gördüğünde, "tablo nerede?" diye haykırmaktan kendini alıko-yamamıştır. İlk bakışta, tablo basil bir konuyu işlemektedir. Kralın beş yaşındaki kızı infante Margarita, nedimeleri (las meni-nas) ve soytanlarıyla çevrelenmiş

9

ne de verilidir. küçük prenses mi. Asıl tablo hangisidir? Öte yandan. Foucault. bilgiyi bir kerede ebediyete kadar verilmiş sayanları. Dip duvarın üzerinde bir ayna vardır ve aynadan ispanya kralı IV Felipe ile Avusturyalı kraliçe Maria-Anna'nm görüntüleri yansımakta-dır. bir kerede ebediyete kadar geçerli olmak üzere ne bulunur. Bilgi. bayrak yarışı gibi birikimli ilerlediğine inanan. 10 . kimlerdir? Tablonun adının belirttiği gibi. Bilgi doğru veya yanlış olmak zorunda değildir. Bilginin. bakanın bakılan olduğu ve tablonun kişilerinin arasına katıldığı tek resimdir. saray nazırının silueti görülmektedir. ama biraz daha yakından ve daha dikkatle bakılınca. Bilgi bir episteme'nin çerçevesi içinde belirir. nedimeler mi. JO Kclimdcr ve $evhyr Böylesine bir tablo. bilgi sahibi olmanın örgütlenmesini tepeden tırnağa elden geçirmekte ve gelişimlerinin koşul ve sınırlarını her alanda tanımlayan epistemolojik bir bütünü (episteme) yeni baştan yaratmaktadır. seyircinin de durduğu yerdir. "dilbilim'den "iktisat"a kadar. insana ilişkin bütün bilgilerin anı değişimlerin ürünü olduklarını ortaya koymaktadır.görüntüleriyle birlikte. altüst edecek bir ele alış tarzına sahiptir. aynı zamanda bizim de. bizimkini de yansıtmak durumundadır. bilgi edinmenin. ayna kral ile kraliçenin. Yazar bu çok önemli ve fazlasıyla gürültü koparmış ve koparmakta olan eserinde. Ve ressamın bizzat kendisi. insan Bilimlerinin Arkeolojisi'ni oluşturmaya bu noktadan itibaren başlamaktadır. tabloda başka kişilerin de olduğu fark edilmektedir. Kelimeler ve Şeyler'i . yoksa kral ile kraliçenin bulunduğu yerde mi? Acaba iki tablo mu vardır? Biri gördüğümüz. O halde. kral ile kraliçenin durdukları yer. resmi yapılan kimdir.olarak tablonun ortasmda-dır. Bu ani değişimler. ama yapıldığını anladığımız. yoksa kral ve kraliçe mi? Tablonun mekânı nerededir? Ressamın çalıştığı atölyede mi. "biyolojı"den "psikolo-jiye. eğer anlarlarsa.yazmaya. En dip tarafta. diğeri de görmediğimiz. Las Meninas. buna iman eden (ne yazık ki bunların çoğu bizim ülkemizde yaşıyor) kişiler bu tabloda sadece nedimeleri göreceklerdir. üzerinde çalıştığı tuvalde bize ters dönmüş olarak görülmektedir.

Foucault'ya göre. ama bu bilgi de yok olmaya mahkûmdur. b) içi saman doldurulmuş olanlar. felsefe-siz. Borges'in bir metninin içindedir. Mehmet Ali Kılıçbay Ağustos 1993 Önsöz Bu kitabın doğum yeri. g) başıboş köpekler. j) sayılamayacak kadar çok olanlar. i) deli gibi çırpınanlar. k) devetüyünden çok ince bir fırçayla resmedilen-ler. m) testiyi kırmış olanlar. "tarihsel zaman" fikrini devreye sokarak "temsiller" halinde örgütlenmiş olan analitik bilgiyi tahrip etmiş ve insana ilişkin "bilimsel" bir bilgi böylece mümkün hale gelmiştir. yüzyılda bunun yerine "akıl" gibi soyut bir kavramın hükmü altındaki bir çözümleme tarzının geçtiği görülmektedir. Bu metin "bir Çin ansiklopedisini zikretmektedir. 0 masalsı hayvanlar. e) denizkızları. n) uzaktan sineğe benzeyenler olarak ayrılırlar" diye yazılmıştır. düzene sokulmuş tüm yüzeyleri ve varlıkların kaynaşmasını bizim için yatıştıran tüm düzlemleri sarsalayarak. Bu 11 . d) süt domuzlan. düşüncesiz ve bu yüzden de "dilsiz" bir toplumun diline çevirmeye kalkışmanın en mükemmelinden bir saçmalık olduğunu biliyorum. "hayvanlar: a) İmparatora ait olanlar. XVII. bu eserde. . Rönesans episteme'sine benzerlik yasasının egemen olduğu. bizim bin yıllık Aynı ve Başka uygulamamızı şirazesinden çıkartarak ve onu uzun bir süre boyunca kaygılara sevk ederek.Çözümlemesi yapılan dönemlere göre. c) evcilleştirilmiş olanlar. Okunduğunda. XIX. yüzyıl. h) bu tasnifin içinde yer alanlar. Bu olağanüstü güçlükteki ve derinlikteki kitabı. I) vesaire. ama Las Meninas o kadar büyüleyici ki. tüm düşünce alışkanlıklarını -bizimki-leri: bizim çağımız ve coğrafyamızın sahip olduklarını-sarsan gülüşün içindedir.

Tehlikeli karışımlar devre dışı bırakılmışlardır. d). Canavarlık burada hiçbir gerçek bedeni bozmamakta. hayallerdeki hayvanları hiçbir şekilde değiştirmemektedir. Gene de. "Bugün benim salyala-rımdan kurtulacak olanlar şunlardır: Aspic. Eğer bu canavarlık tüm boş mekâna doğru kaymasaydı. hem denizde hem de karada yaşayan hayvanlar. fakat. bir kıssadan hissenin lehine olmak üzere. Aiartnraz. alışılmamış buluşmaların tuhaflığı söz konusudur. Uçların yakınlığında veya aralarında ilişki olmayan şeylerin aniden komşu hale gelmelerindeki altüst edici yan Önsöz 13 bilinmektedir. ansiklopedi tamamen hakiki hayvanları (deliler gibi çırpınanlar veya testiyi kırmış olanlar). 12 . her mümkün düşünceyi aşan şey. eğer varlıkları birbirlerinden ayıran doku boşluklarına sızrnasaydı. Amphisbenes. çok basit olarak. Abedessimon. bunların bazıları fantastik varlıkları kapsamaktadır masalsı hayvanlar veya denizkızları-. b. akla sığmayan.sınıflandırmanın yol açtığı büyülenmenin içinde bir solukta ulaşı\2 Kelimeler ve Şeyler lan nokta. Her hayali. iğrenç kaygan deriler. "masalsı" hayvanlar değil de. "artık oruç tutmayı bıraktım" demektedir. bu kategorilerin her birini diğerine bağlayan alfabetik dizidir (a. bizimkinin sınırıdır: bunu düşünmenin çırılçıplak olanaksızlığı. Aneredutes. canavarlık hiçbir acayip gücün derinlikleri içinde gizlenmemektedir. bize başka bir düşüncenin egzotik cazibesi olarak işaret edilen şey. bunların etrafa yayılma güçlerini sabitleştirmiş olmaktadır. onları birbirleriyle tokuşturan sıralama. şeytani bin bir suratlar. başıboş köpeklerle veya uzaktan sineklere benze-yenlerle çakıştmldıkları dar mesafedir. Neyi düşünmek olanaksızdır ve hangi olanaksızlık söz konusudur? Bu kendine özgü başlıkların her birine belirgin bir anlam ve içerik verilebilir. yalnızca hayal âleminde yaşayanlarından özenle ayırmaktadır. Böyle olarak işaret edildikleri için olanaksız olan. Çin ansiklopedisi tam da onlara ayn bir yer ayırmış olmakla. bu sınıflandırmanın içinde hiçbir şekilde yer alamazdı. pençeli kanatlar. masallar en yüce yerlerine ulaşmışlardır. tek başına bir büyüleme gücüne sahiptir. alev püskürten soluklar yoktur. c. Ammobates. Eusthenes.

eğer bunların bir aradahklarmın tuhaflığı çarpıcıysa. Ascalabes. acaba diğer hayvanların hepsi bu gözün içinde değil midir? Ve bu göz hangi mekânda yer almaktadır? Saçmalık. Alatrabans. Eusthenes'in dişlerinin arasında bir gün buluşmaları hiç kuşkusuz muhtemel değildir. olanaksızlık atlasına hiçbir biçim 13 . Olanaksız olan şeylerin konuşkan-lıkları değil de. onları adlandıran heceler gibi. bunların bir arada bulunabilecekleri yerin kendidir: "i) deliler gibi çırpman. Attelabes. sıralamayı mahvetmekte-dir. olanaksız bir mekânı açmaktan başka bir şey yapmamaktadır. üzerinde duran şemsiye ile dikiş makinesi-nin ortak yeri olması gibi. Aractes. j) sayılamayacak kadar çok olan. Borges'in sıralaması içinde dolaştırdığı canavarlık bunun tersine. dağılımın hanelerinden birine yerleşirse. bilinen paradokslara yönelik açık atıfla. bu bütünlerin her bin ile 14 Kelimeler ve Şeyler onları bir araya getiren arasında. Ara-ines. ama her şeyin sonunda. bunlar bu konuksever ve yırtıcı ağzın içinde yerleşecek ve birlikle yaşayacak bir yere sahiplerdi.Apina-os. Eusthenes'in tükürüğünün içinde kıvıl kıvıl kaynaşmaktadırlar: Tıpkı masanın. Borges. bunların da ortak alanı burası olmaktadır." Fakat bütün bu böcek ve yılanlar. bunların yazıya döküldüğü sayfa hariç. içerenden içerilene doğru kararlı bir ilişkiyi tanımlamanın mümkün olamayacağını yeterince işaret etmektedir: eğer dağıtıma tabi tutulmuş hayvanların istisnasız hepsi. bütün bu çürüme ve kay-ganlık varlıkları. k) devetüyünden çok ince bir fırçayla resmedilen" hayvanlar. "Bu tasnifin idinde yer alan" hayvanlar merkezi kategorisi. Ascalabotes. Sülüklerin ve örümceklerin. onların sıralanışım telaffuz eden gayri maddi ses hariç. nerede bir araya gelebilirler? Yerolmayan dil dışında nerede çakışabilirler? Fakat dil onları seferber ederken. Aemorroides. . sıralanan şeylerin dağıtıma tabi olacakları alanın olanaksızlığına darbe indirerek. Arges. Asterions. bu durum böylesine bir çakışmayı olanaklı kılan şeyin sağlamlığı ve aşikârlığı üzerinde ortaya çıkmaktadır. Alcharates. karşılaşmaların ortak mekânının da bizzat tahrip olmasına ilişkindir.

ne yasası. belki de ebediyen buluşmaktadır-. Borges'in bu metni beni uzun süre güldürdü. onların her birinin altında ortak bir yer tanımlamak olanaksız hale gelmiştir. camdan gelen güneş ışığının altında parlayan masa -şemsi-ye burada dikiş makinesiyle bir an için. onları kabul edecek bir mekân bulmak. ama en ısrarlı olanını es geçmektedir. yalnızca zorunlukların en doğrudan. varlıklar üzerinde işlem yapmaya. düşünceye. Maskelenmiş bir şekilde veya daha doğrusu. münase1 Önsöz 15 ve uygun olmayanın yaklaştırılmasındakmden daha beter bir düzensizlik olduğu kuşkusunun doğmasıydı. varlıkların çakışabildikleri alanı. göze görünmektedir) bizim alfabemizin a. bu "masa" kelimesini. ve bu kelimeyi etimolojisine en yakın şekilde anlamak gerekmektedir: şeyler burada öylesine farklı yerlere "yatırılmış". bu. bir Çin ansiklopedisinin sıralamalarına yol gösterici olarak hizmet etmesi düşünülen (bir tek o. düzene sokmaya. kauçuk gibi olan. şiirsel karşılaşmanın kıvılcımını hiçbir yerde çakmamaktadır. beyazlıklarla örtülmüş. kuraîdışı'nı parıldatan düzensizlikti. gölgeleri yutan. Geri çekilen şey. "konulmuş". bunun nedeni. ne de geometrisi olan boyut içinde yer alan büyük sayıdaki mümkün düzenin parçalarını. mekânla kesişmektedir-. Ütopyalar teselli etmektedirler: eğer bunların hakiki bir yeri yoksa. Bunun nedeni herhalde. . sessiz zemini ortadan kaldırmaktadır. c cinsinden dizisi tarafından gülünç bir şekilde işaret edilen yokoluş. bu metnin izinde. b. ünlü "işlem masası"dır. ama bu kesin ve engellenmesi güç bir rahatsızlıkla birlikte ortaya çıktı. bunların 14 . "yerleşürilmiş'İer-dir ki. tek kelimeyle. ve ona her zaman borçlu olunanın küçük bir bölümünü Roussel'e geri vermek üzere. bunların benzerlik ve farklılıklarının onun aracılığıyla işaret edildiği adsal bir gruplandırma yapmaya izin veren tablo -dil burada zamanın derinliklerinden beri. üst üste binmiş iki anlamda kullanıyorum: nikel kaplı.eklememektedir. sınıflar halinde paylaştırmaya.

bunlar en parlak çileleri bir yana. çünkü "sentaks"ı önceden tahrip etmektedirler ve bu tahribatları cümleleri inşa edeniyle sınırlı kalmamaktadır -kelimeleri ve şeyleri "bir arada tutan" (birbirlerinin yanında ve karşısında). kendilerine bir masanın üzerinde sunulmuş olan çeşitli renklerden yün çilelerini tutarlı bir şekilde tasnif etmeyi başaramıyora benzemektedirler. süreksiz adacıklar halinde birbirlerine yapıştırdıkları pıhtıh ve parçasal bir küçük alanlar kalabalığı meydana gelmektedir. bakımlı bahçeleri olan kentler. sözü kurutmakta. Konuşma yeteneğini kaybetmiş bazı kişiler. bunlar geniş caddeleri. kimlikleri dağıtmakta. kırmızıları başka bir yana. bu durum. en aşikâr olanları mahvetmekte. ve hasta sonsuzda bir araya toplamakta ve ayırmakta. Şeylerin olağan olarak dağıldıkları ve ad aldıkları bu birleşik mekânda. ütopyalar masallara ve söylevlere izin vermektedirler: dilin tam doğrultusu içinde. çeşitli benzerlikleri bir araya getirmekte. her tür gramerin olabilirliğini daha kökünden itibaren reddetmektedirler. gene de istikrarlı olamayacak kadar geniştir. farklı 15 . adsız benzerliklerin şeyleri.hepsinin birden büyülü ve düz bir mekânda serpiliyor olmalarıdır. hem de adlandırılmalarının semantik alanını açığa çıkarmayı başaracakları türdeş ve yansız mekân olarak hizmet edemezmiş gibi ortaya çıkmaktadır. çünkü ortak adları parçalamakta veya onları birbirine dolamakta. bütün bu gruplandırmalar. Fakat. daha uzun olanlarını veya mora çalanlarını veya yumak haline getirilmişlerini de başka bir tarafa yerleştirmektedirler. Bu türdeş olmayan yerler (heterotopyalar). yüne benzeyen görüntüleri daha fazla olanları ayrı bir tarafa. daha az aşikâr olanı-. kelimeleri kendi üzerlerinde durdurmakta. şeylerin aynı anda hem kimliklerinin sürekli düzenini ve-I(> Kelimeler ve Şeyler ya farklılıklarım. kolay varılan ülkeler kurmaktadırlar. heterotopyalar (Borges'te sıklıkla bulunanları gibi). bunlar mitosların bağlantılarını çözmekte ve cümlelerin lirizmine kısırlığın darbesini indirmektedirler. sanki bu birleşik dörtgen. çünkü onları destekleyen kimlik alanı ne kadar dar olursa olsun. işte bu nedenden ötürü. daha taslakları çıkartılır çıkartılmaz bozulmaktadır. çünkü dili gizlice tahrip etmekte. Jabula'nm temel boyutunun içindedirler. ulaşılması kuruntuya dayalı olsa bile.

böylece. Borges'in metni başka bir yönde yer almaktadır. gizli geçitler ve öngörülemeyen iletişimlerle tıka basa dolu gör-kemli bir evrene dayanan kelime ve kategorilere götürmektedir. hatta her ikisi de testiyi kırmış olsa bile. dili tahrip olmuş kişilerin huzursuzluğuyla derinden akrabadır: yer ve ad "ortak"lığmı kaybetmiş olmak. bunu ondan 16 . arapsaçı gibi dolanmış yollar. Gerçekten de. yeniden başlamakta. garip yerler. Fakat. bu yazı. üzerinde yaşadığımız dünyanın diğer ucunda. her ikisi de deliler gibi koşsa bile. bizzat şeylerin kendilerinin hareketsiz ve hâlâ tanınabilen imgelerini ayağa dikmektedir. onu duvarlarla çevrelenmiş bir kıtanın tüm yüzeyi ^ üzerine yayılmış ve donmuş bir uygarlık olarak düşünüyoruz. onu. hiç kuşkusuz. sınıflandırmanın. konuşma yeteneğini kaybetme (aphasia). bütünü itibariyle uzamın düzenliliğine bağlı olan. Öylesine ki. her ikisi de evcilleştirilmiş veya içi saman doldurulmuş olsa bile. Çin bizim düşümüzde evrenin ayrıcalıklı yeri değil midir? Bizim hayali sistemimiz için Çin kültürü. Yoldan çıkma (atopia). zamanın olayları karşısında en sağır kalanı. Borges bunlara efsanevi vatan olarak. konuşma ve düşünme olanağı bulunan mekânlardan hiçbirinin içinde dağıtıma tabi tutmayan bir kültür bulunacaktır. huysuzlanmakta.kıstasları çakıştırmakta.4 ruz. tutarlı tablosu olmayan bir tablo. sesin kaçan uçuşunu yatay satırlar halinde yeniden üretmemektedir. Borges tarafından zikredilen Çin ansiklopedisi ve önerdiği tasnif sistemi. en özenlisi. tıpkı gökyüzünün ebedi çehresi altındaki bir setler ve barajlar uygarlığı olarak düşünüyo. ama varlıklarının çoğulluğunu bizim için adlandırma. kedi ile köpeğin birbirlerine iki tazı-dan daha az benzediklerini söylediğimizde. Hatta onun yazısı bile. odu ocağı olmayan. kaygılanmakta ve sonunda endişenin kıyısına varmaktadır. uzamın saf akışına en Önsöz 17 fazla bağlı olanıdır. mekansız bir düşünceye. Batı için bir tek adının bile büyük bir ütopya haznesi oluşturduğu belirgin bir bölgeyi vermektedir. Üzerinde düşünülmüş bir tasnif ihdas ettiğimizde. en hiyerarşik olanı. ama aslında karmaşık biçimler. onu düşünmemizi engelleyen bir bükülmesi. Borges okunduğunda gülmeye neden olan rahatsızlık.

onların bir bakıma birbirlerine en uygun şekilde denk düştükleri gizli şebeke olarak. donanımı olmayan bir " göz. hangi "tablo"nun üzerinde dağıtma alışkanlığını edindik? Bu tutarhk nedir -bunun ne a priori ve zorunlu bir ardışıklık tarafından belirlendiği ne de dolaysız hissedüebilir içerikler tarafından dayatıldığı hemen iyice görülmektedir-? Çünkü söz konusu olan. bu segmanları etkileyebile-cek değişme tiplerinin. Bir kültürün temel kodları -onun diline. zaten oradaymış ve telaffuz edilmeyi sessizce bekliyormuş gibi. kesin bir işlemden ve önceden konulmuş bir kıstasın uygulanmasından kaynaklanmayan hiçbir benzerlik. kendini derinlemesine bir şekilde dışavurabilmektedir. şeyler arasında bir düI 18 Kelimeler ve Şeyler zen kurmaktan daha fazla el yordamı gerektiren. algılama şe- 17 . benzerlikler. Bir "unsurlar sistemi" -üzerinde benzerliklerin ve farklılıkların göze görünür hale gelmedikleri segmanların. ve düzen ancak bu çerçevelendirmenin beyaz kutuları içinde. hiçbir ayrım yoktur. Fakat. en safından bir deney için bile. daha sadık ve daha biçimlendirilmiş bir dile ihtiyaç duyan bir şey olamaz. benzer birkaç biçimi yaklaştırabilir ve diğerlerini de şu veya bu farklılıktan ötürü ayırabilir: fiili durumda. hem de bir bakışın. bir dikkatin. nihayet üzerinde farklılığın ve altında benzerliğin yer alacağı eşiğin tanımı-. gözleri açmayı daha fazla gerektiren. Düzen kendini aynı anda hem onların iç yasası. somut içerikleri birbirlerine yaklaştırmak ve soyutlamak. bir dilin çerçevesi içinde var olabilen şeydir. hiçbir şey. benzetmeler mekânına göre. niteliklerin ve biçimlerin çoğalması tarafından taşınmasına izin verilmesini k bundan daha fazla isteyemez. daha ampirik olan (en azından görünüşte). en basit düzenin ihdası için vazgeçilmez niteliktedir. çözümlemek. ayarlamak ve uyarlamaktır.hareketle tamamen kesin bir şekilde belirleyebildiğimiz taban nedir? Bu kadar çok farklı ve benzer şeyi hangi kimlikler. sonuçlan birbirine bağlamak değil de.

ona ilksel kodlan tarafından hükmedilen ampirik düzenlerden hissedilmeden uzaklaşarak. Fakat. kültürlere ve dönemlere göre sürekli ve basamaklı veya parçalı ve süreksiz olarak. öylesine ki. Düşüncenin öteki ucunda bilimsel teoriler veya filozoflarm yorumları. onların dolaysız ve görünmez güçlerinden sıyrılmakta. işte bu düzen adına eleştirilmekte ve kısmen geçersiz kılın-makladır. düzeni bizatihi kendi varlığı altında serbest bırakan medyan bir bölge vardır: düzeni işte burada. uygulamasal şifre anahtarlarının bir bölümünden kurtulurken. değerlerine. hem de dışlayan ve bu arada kendini düzenin ham varlığının karşısında bulan ikinci bir şifre anahtarı uygulu-yormuş gibi olmaktadır. onları yansızlaştıran. bu düzenlerin herhalde yegâne mümkün olanları ve en iyileri olmadıklarını fark edecek kadar özgürleş-mektedir. uygulama kodları. sessiz bir düzene uyan.malarına. dilsel. Bu. ilkel taban sayılan bu düzenin fo-nu üzerinde inşa edileceklerdir. Dil. mekâna bağlı veya zamanın ilerlemesi tarafından her an oluşturularak. kendiliklerinden düzene sokulabilir şeylerin olduğu ham gerçeğiyle. kendini bu kendiliğinden düzenlerin ötesinde. alışverişlerine. Böylece. onları iki katına çıkartırken aynı anda hem açığa çıkaran. esas olarak aracı bir role sahip olmakla birlikte. daha işin başında. çözümlenmesi daha güçtür. hangi nedenden ötürü başka biri değil de bu düzenin yerleşik hale geldiğini açıklamaktadırlar. her insan için. işte burada onlara başlangıçtaki şeffaflıklarını kaybet-tirmekte. onlara karşı ilk mesafeyi koyarak. Şeylerin düzenine ilişkin genel teoriler ve bunların davet ettiği yorumlar. onlar tarafından edilgin bir şekilde kat edilmeye son vermekte. zaten kodlanmış olan bakış ile kendini tanıyan bilince ilişkin bilginin arasında. kısacası düzen olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalmaktadır. daha karanlık ve hiç kuşkusuz. sanki kültür. tekniklerine. genelde neden bir düzen olduğunu. bir değişkenler tablosuna benze- 18 . karşılaşacağı ve kendini onların içinde bulacağı ampirik düzenleri saptar. uygulamalarının hiyerarşisine hükmedenleri-. algısal. hiç de temelli olmaktan geri kalmayan bir alan hüküm sürmektedir: burası daha karışık. bunun hangi yasaya boyun eğdiğini. bu birbirine çok uzak iki bölÖnsöz 19 genin arasında. hangi ilke sayesinde fark edilebildiğini. algı. Bir kültür. onların üzerine.

her zaman daha "doğru"dur. uygulandıkları halleriyle alışverişlerin başlangıçlarına giderek. hangi düzen değişmelerinin kabul edildiğini. doğa tarihi ve biyolojinin. bu düzen deneyi kitlesel ve ilksel varlığı içinde. gramer ve filolojinin. Söz konusu olan. canlı varlıkların düzenliliklerini. kültürümüzün kendinin düzen olduğunu hangi biçimde dışa vurduğunu ve alışverişlerin yasalarını. deneylerin felsefelere yansımaya. bilginin Önsöz 21 hangi düzen mekânına göre oluştuğunu. yüzyıldan bu yana. böylesine bir çözümleme fikirler veya bilimler tarihi alanına mensup değildir: bu daha çok. daha eski. anan farklılıkların çevresinde düzenlenerek vb. konulduğunu. rasyonelliklerin ortaya çıkmaya -herhalde çözülmek ve sonra da yok olmak için. Görüldüğü üzere. bilgilerin ve teorilerin nereden itibaren mümkün olduklarını. birbirine yakın olanları izleyen veya kendi kendi-20 Kelimeler ve Şeyler lerine aynada denk düşen benzerliklerden meydana gelerek. ortaya çıkmaktadır.başlamalarının hangi tarihsel apriori ve fikirlerin hangi pozitiflik unsurunun içinde görülür hale 19 . daha az kuşku uyandırıcı. her zaman kritik bir rol oynamaktadır).şerek veya tutarhktan ayrılmış sistemler tarafından tanım-lanarak. zenginliklerin incelenmesi ve ekonomi politiğin içinde serpilen bilgilerin pozitif dayanağını meydana getirmek üzere. onlara açık bir biçim. Bu incelemede çözümlemek istenilen işte bu deneydir. bu deneyin XVI. konuşulduğu haliyle dilin. düzenin ve onun varoluş tarzlarının çıplak deneyi vardır. kendini en temelli unsur sayabilir: onu artık az çok kesinlik veya geçerlik içinde aktardığı yer. sayılan kelimelerden. bu "medyan" bölge düzenin varlığının tarzlarını dışa vurduğu ölçüde. algılardan ve hareketlerden öncedir (işte bu nedenden ötürü. tüketici bir uygulama veya felsefi bir temel vermeye çalışan teorilerden daha sağlam. bizimki gibi bir kültürün ortasında ne hale gelebildiğini gös-termektir: sanki akıntıya karşı yüzermiş gibi. kelimelerin bağlantı ve temsil etme değerlerini bu düzendeki değişmelere borçlu olduklarını göstermek söz konusudur. algılandıkları ve bir araya toplandıkları halleriyle doğal varlıkların. bilimlerin oluşmaya. Böylece her kültürde. bunların birbirine bağlandığını göstermek söz konusudur.. Öylesine ki. düzenleyici kodlar denilebilecek şeylerle düzen üzerindeki düşünme arasında.

pozitiflik sistemlerinin XVIII. Demek ki. Batı kültürünün episteme'si içinde iki büyük süreksizlik göstermiştir: klasik çağı başlatanı (XVII. kendini. Avrupa ratio'sunun Rönesans'tan günümüze kadar. yüzyılın marjinalizminde kısmen görüldüğünü. klasiklerinkiyle aynı varoluş tarzına sahip değildir. gün ışığına çıkartılmak istenen. bu anlatıda ortaya çıkmak zorunda olan şeyler. şeylerin varoluş tarzının ve onları paylaştırırken bilgiye 20 . İstediğimiz kadar. yüzyılın ortasına doğru) ve XIX. Bunun nedeni akim gelişme kaydetmiş olması değil de.geldiklerini bulmaya çabalayan bir incelemedir. bilgi alanında ampirik tanımanın çeşitli biçimlerine yer vermiş olan temsillerdir. yüzyılın başında bizim modernliğimizi belirleyeni. Tabanı üzerinde düşündüğümüz düzen. epistemolojik alan. onun içinde nihayet tanıyabileceği bir nesnelliğe doğru gelişmesinin içinde tasvir edilen bilgiler söz konusu olmayacaktır. arkeolojik düzeyde ise. Kelimenin geleneksel anlamındaki bir tarihten çok. Condillac'm değer teorisinin XIX. nesnelliklerini gömen ve böylece onların artan mükemmelleşmelerininki değil de. istediğimiz kadar. bu arkeolojik araştırma. bir "ar-keoloji"1 söz konusu olmaktadır. Linne'nin sınıflandırmasının az çok uyarlanarak. bugünkü bilimimizin. bütün kıstasların dışında. olabilirlik koşullarınınki olan bir tarihi dışa vuran episteme'dir. Oysa. ile XIX. kabaca geçerli olmaya devam ettiğini. 22 Kelimeler ve Şeyler liyle) söyleminin bizim bugünkü dil bilgimizden çok uzak olmadığını düşünelim. adeta kesintisiz bir hareket içinde olduğuna ilişkin bir izlenime sahip olalım. Keynes'in çözümlemelerinin Cantillon'unkilerle olan yakınlıklarını fark ettiğimizi. Grammaire general'in (Port-Royal yazarlarında veya Bauzee'de ortaya çıktığı ha-1 Böylesine bir arkeolojinin çıkardığı yemem sorunları. yüzyılların dönemecinde kitlesel bir şekilde değiştikleri görülmektedir. ele alınan bilgilerin kendi değerlerine veya nesnel biçimlerine atıfta bulunarak. fikirler ve temalar düzeyindeki bu adetasüreklılik hiç kuşkusuz bir yüzey etkisi olmaktadır. yakında çıkacak olan bir eserde ele alınacaktır.

Cuvier'nin karşılaştırmalı anatomisiy-le veya Darvvin'in evrimciliğiyle değil de. Veron de Fortbonnais'de veya Turgot ve Law'da ortaya çıktığı şekliyle para ve zenginlik çözümlemesiyle olmuştur. zenginliğin. ayrıcalıklı yerini kaybederek sırası geldiğinde. Çözümleme böylece. artık kendi anlaşılabilirliklerinin ilkesi olmaktan başka bir şey istemez hale gelip. Batı'nın bilgi 21 . bilginin genel uzayına. bu dış biçim olmuştur. mümkün bütün düzenlerin genel temeli olarak temsil teorisi. Herhalde bilgiler kendilerini döllemeyi. İşte. onun temsillerine ve buraya mensup olan şeylerin varoluş tarzım atıfta bulunarak. yeni bir pozitifliğin eşiğini eşanlılık sistemleri kadar çerçevelemek için gerekli ve yeterli olan mütasyonlar dizisini tanımlamaktadır. değerlerin teorisi arasında klasik çağın tümü boyunca var olmuş olan tutarhğı da gösterebil-miştir. geçmişinin ona sağladığı tüm kalınlıkla birlikte. Eğer Tournefort'un. Bauzee'nin genel grameriyle. onları tecrit etmiş ve onları kendine özgü tutarhğı içinde tanımlamış. bu bağlantı biyolojiyle. insan da kendi hesabına ve ilk kez olarak. Fakat.sunan düzenin derinlemesine bozulmuş olmasıdır. doğal düzenlerin. bir şey her halü kârda kesindir: arkeoloji. XIX. onlara zamanın sürekliliğinin gerektirdiği düzen biçimlerini dayatmıştır. temsilin teorisi ile dilin. temsil ile varlıklar arasındaki vazgeçilmez menzil olarak dil ortadan silinmişlerdir. tutarlı tarihin bir çehresi haline gelmiştir. Linne'nin ve Buffon'un doğal tarihi kendinden daha başka bir şeye ilişkin olduysa. Önsöz 23 mübadelelerin ve paranın çözümlenmesi. organizmanın çözümlemesi tasni-fe yönelik nitelikteki araştırmaya uyum sağlamış ve özellikle de dil. yerini üretimin incelenmesine bırakmış. temsil mekânını terk edince. şeylerin dolaysız tablosu ve ilk çerçevesi. fikirler dönüşmeyi ve birbirlerine etki etmeyi (ama acaba nasıl? Tarihçiler bunu şimdiye kadar bize söylemediler) başarmaktadırlar. yüzyıldan itibaren tamamen değişen. şeyler kendi üzerlerine kapanarak. derin bir tarihsellik şeylerin kalbine nüfuz etmiş.

bu araştırma. bilgimizin içindeki sıradan bir konumdan ibaret olduğunu ve bu bilginin yeni bir biçim bulmasıyla hemen yok olacağım düşünmek rahatlatıcıdır ve derin bir sükûnet vermektedir. başlangıcını Rönesansta bularak ve XIX. ama bu işin onun kapatılarak yapılması gereken (onun başkalığını indirgemek için)-. yüzyılın dönemecinde içinden hâlâ çıkamadığımız bir modernliğin eşiğine kavuşarak zaman içinde aynı eklemleşmelere sahiptir. alışverişleri kuran ve meşru kılan benzerlik ve eşdeğerlilik ilişkilerini şeylerin arasında hangi koşullarda düşünebümiştir? Farklılıkların bulanık. Fakat. her halü kârda bilginin içinde yakın tarihlerde kazandığı konum tarafından çizilen bir dış biçimden başka bir şey değildir. şeylerin akrabalıklarının tablosunu ve onları kat ettiği dü-24 Kelimeler ve $eyler zeni oluştururken. bu şeylerin yakınlığını nasıl hissettiğini gözlemek söz konusudur. insanın yeni bir icat-tan. kelimeleri. iki yüzyıldan daha fazla bir geçmişi olmayan bir biçimden. İnsan -onun hakkındaki bilgi. yani vurgularla farklılaştırılması ve kimlikler içinde bir araya toplanması gereken-. farklı kimliklerin satranç tahtasını hangi tarihsel apriori'den itibaren tanımlamak mümkün olmuştur? Deliliğin tarihi. Başka'nm tarihi olmalıdır -bir kültür için aynı anda hem iç hem yabancı.alanına girmiştir. bir kültürün. bir dış biçimden başka bir şey. 22 . yarıfelsefi bir genel düşünce olarak anlaşılan bir "antropoloji"nin tüm olanakları buradan kaynaklanmıştır. çehresi olmayan ve sanki kayıtsızmış gibi olan tabanı üzerinde. Deliliğin Tarihi'nde. Bu araştırmanın biraz da. Yeni hümanizmaların bütün kuruntuları. kendini sınırlandıran farklılığı kitlesel ve genel bir biçim altında nasıl ortaya koyduğunu sorgularken. Sonuç olarak. belirsiz. burada bu kültürün. şeylerin düzeninin tarihi ise Aym'nm tarihi olmalıdır -bir kültür için aynı anda hem dağınık hem ilişkili. insana yönelik yarıpozitif.garip bir şekilde. yani dışlanması (onun iç tehlikesini önlemek için). Sokrates'ten beri en eski araştırmalar tarafından saf bakışlar altında oluşturulmuştur. klasik çağda deliliğin tarihini yazma projesine bir yankı olarak karşılık verdiği görülmektedir. sınıflandırmaları. hiç kuşkusuz şeylerin düzeni içindeki belli bir kopuştan. bir benzerlik tarihi söz konusudur: klasik düşünce.

ilk kez bu eşiğin üzerinde ortaya çıkmıştır. Ressam biraz geri çekilerek. Batı kültürünün bu derin düzey değişikliğini gün ışığına çıkarmaya uğraşırken. fakat daha ilk çizginin çekilmemiş olması da mümkündür. şu ânda ona bakan seyirci açısından. Burada. bizi klasik düşünceden ayıran ve modernliğimizi kuran şu eşiktir. ustaca bir sıyrılma sistemi yok değildir. benzerlikleri ve tipleri olan bir doğa olgusu olduğu düşünülecek olursa. istikrarsızlık-larını. belki son bir fırça darbesi yapması söz konusudur. bakış karşısında havada asılı kalmıştır. Fırçayı tutan kol. incelmiş. durdurulmuş hareketin üzerinde sabitleşmiştır. gösteri hacmini serbest bırakacaktır. 23 . ama hem de kendi düzenlilikleri. Modeline bir bakar. insan adı verilen ve insan bilimlerine kendine özgü bir alan açan şu garip bilgi figürü. tüm klasik bilgi veya daha doğrusu. Yani. Başka'nm smırdeneyinden tıbbi bilginin kurucu biçimlerine ve bunlardan şeylerin düzenine ve Aynı düşüncesine girerken kendini arkeolojik düşünceye sunan şey.Ve eğer hastalığın aynı anda hem düzensizlik hem insan vücudunda ve hayatın merkezine kadar ulaşan bir başkalık. onun tüm sol ucunu işgal eden tablonun sağındadır. bir ân için tuval ile boyalar arasında hareketsizdir. Fırçanın ince ucuyla bakışın çeliği arasında. kendini yaptığı işin yanına yerleştirmiştir. ve ayaklarımızın altında yeniden kaygıya kapılan o olmaktadır. palet yönünde sola doğru bükülmüştür. BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ AYIRIM Arkadan Gelenler Ressam tablosundan hafifçe uzaklaşmıştır. kırıklarını iade etmiş oluyoruz. Bu ma-haretli el. bizim kendi sessiz ve safçasma hareketsiz zeminimize kopuşlarını. tıbbi bakışa ilişkin bir arkeolojinin hangi yere sahip olabileceği görülmektedir. ve bakış da bunun karşılığında.

aydınlık çehresi. Karanlık bedeni. ama biraz sonra sağa doğru bir adım atarak bakışlarımızdan gizlendiğinde. Ressam. Demek ki. onun için yeniden hiçbir karanlığı ve gizliliği olmadan görünür hale geleceği şu bölgenin içine girecektir. bir ân için ihmal edilmiş olan tablosunun. işine devam 28 Kelimeler ve Şeyler etmek üzere ona doğru yöneldiğinde özümleyecek olan yüksek tuval tarafından her halü kârda gızlenmemiştir. baktığımız anda bakışımızın bizim açımızdan saklandığı şu esas gözleme yerinde bulunmaktadır. ama biz seyirciler burayı kolaylıkla saptaya-biliriz. hiç kuşkusuz. tüm endamıyla tamamen görülebilir durumdadır. çehresi hafifçe dönük ve başı omzuna doğru eğik olarak bakmaktadır. Hakiki tablonun tüm sol 24 . üzerine resim yapmakta olduğu tuvalin tam karşısına yerleşmiş olacak. bu aynı seyirciye arkasını dönmektedir: onu tutan muazzam destekle birlikte. şövalenin eğikliği fark edilmektedir. ancak tersini algılamak mümkündür. onu belki de birazdan. çehre-miz. Bakışı görülmeyen bir noktada sabitleşmiştir. sabitleşmiş biçimine sahiptir. seyircinin gözünde. yatak ve dikey dikmeleri. görünene ve görünme-yene ortaktır: bizim göremediğimiz bu tuvalden çıkarak. Buna karşılık ressam. fakat tuvalin ancak dokusu. tam o ânda. ressamın baktığı şeyi tahmin etmek mümkündür. eğer ressamın dikkatini yoğunlaştırdığı tabloya bakmak mümkünse. Nitekim. gözlerimiz. Şimdi onu. bu titreşimin merkezinde görmek mümkündür. çünkü bu nokta bizzat bizizdir: bedenimiz. gözümüzün önündeki bu görünmezliği görmekten nasıl kaçınabiliriz? Çünkü o bizzat tablonun içinde hassas eşdeğerlisine. resmini yaptığı yüzeyin arkasına doğru yansıttığı şu büyük hayali kafesin içinden zuhur ederek belirecektir. Fakat. onun gözlediği gösteri iki kere görünmezdir: çünkü bu gösteri tablonun mekânında temsil edilmemiştir ve çünkü bu gösteri tam da şu kör noktada.Tablo. gözlerimizde belirmektedir. bir duraklama anında.

özne ve nesne. bizden başka bir şey değildir. Fakat bunun tersine. Ressamın gözlerinden baktığı şeye doğru. Fakat bu ince görülebilirlik hattı. Ve tablonun en soluna dönen büyük tuval burada ikinci bir işlev görmektedir: inatçı bir şekilde görünmez olarak. bu hat hakiki tabloyu kat etmekte ve yüzeyinin ilerisinde. bu belirgin ama kayıtsız yerde. Bu bakış tarafından kabul edilen bizler. seyirci ve model rollerini sonsuza kadar tersyüz etmektedir. Ressam bakışlarını bize ancak. Hiçbir bakış. kim olduğumuzu. birbirlerine dikaçıyla bakarken kesişen bakışlardan daha fazla bir şey değil. tuvali diklemesine delen bakışın yansız izinin içinde değildir. bu kesikli çizgi bize hiç sektirmeden ulaşmakta ve bizi tablonun temsiline bağlamaktadır. bir ressamın oradan itibaren bizi seyrettiği bir tabloya bakıyoruz. ona seyircilerden gelen kadar modeli kabul etmektedir. bakışların ilişkisinin belirlenmesini ve tam olarak oturtulmasını engellemektedir. bakan bizlerin kaçınmamızın mümkün olmadığı emredici bir hat çizilmiş-tir. bakan ve bakılan sürekli alışveriş halindedir. alışverişler ve sıyrıl-malar şebekesini kapsamaktadır. bizim onun modelinin yerinde bulunduğumuz ölçüde yöneltmektedir. bizi gözleyen ressamı gördüğümüz şu yere kavuşmaktadır. ressamın tablonun dışında. Yalnızca bu ters tarafı görebildiğimiz için. Bu yer görünüşte basittir. merkezde seyirci ile model arasında kurulan dönüşümler oyununu ebediyen istikrarsız kılmaktadır. Biz seyirciler fazlalığızdır. dönüş-te koskoca bir karmaşık belirsizlikler. Bir taraftan egemen kıldığı ışık geçirmez sabitlik. onun tarafından kovulmakta. bizden önce burada bulunmuş olan tarafından ikame edilmekteyizdir: bizzat modelin kendisi tarafından. Görülen miyiz. saf bir karşılıklılıktır. sanatçının seyrettiği şeyi derinlemesine görülmezliğini. 30 Kelimeler ve Şeyler ne yaptığımızı bilmiyoruz. onun karşısına düşen boşluğa yönelen bakışı. kararlı veya daha doğrusu. bir yüzey biçimi altında oluşturmaktadır: içinde Arkadan Gelenler 29 bulunduğumuz bu mekân. gören miyiz? 25 . birbirlerine bakan gözlerden.tarafını kaplayan ve sınırlan tuvalin tersini temsil eden tekdüze ve yüksek dörtgen. Bir karşı karşıya duruştan.

kimlik değiştiren bir yere. modelin 26 . Fakat gözlerinin dikkatli hareketsizliği. anbean içerik. biçim. aynı cömertlik içinde. seyircinin işgal ettiği hakiki hacim (veya modelin hakiki olmayan yeri). seyirciyi bakışlarının alanı içine yerleştirdiği ânda. Arkadan Gelenler 31 aynı ânda hem seyirciyi ressama doğru hem de modeli tuvale doğru taşımaktadır. ona hem ayrıcalıklı ve hem de zorunlu bir yer vermekte. ressamı aydınlatarak. ışığını çok kısa bir perspektife göre sunulan bir pencereden almaktadır. Öylesine ki. Seyirci.sanatçının gözleri. odayı sağdan sola kat ederken. tablonun içine girmeye zorlamakta. öylesine ki. tersine döndürülmüş tuvalin üzerine muhtemelen taslağı çizilmiş olan şekil. onu kavramakta. diğerinde. onları daha önceden de izledikleri başka bir yöne göndermektedir ve hiç kuşkusuz gözleri yakında buraya gene yöneleceklerdir: artık hiç si-linmeyecek olan bir portrenin çizildiği ve belki de uzun zamandan beri ve ebediyete kadar kalmak üzere çizilmiş olduğu hareketsiz tuvalin yönüne. bu pencerenin yalnızca aralığı görülmektedir. bol bol yaydığı ışık akımı. Ressamın gözleri. şu ân için sabit bir şekilde bakmaktadır. tablo. ve bu yüzeyin ilerisinde. Marjinal bir tuzak tarafından çoğaltılan ve daha da kaçınılmaz kılman şaşkınlık. Ve yaldızlı ışık. ressam için görünür hale gelmiş ve kendi için kesinlikle görünmez bir görüntü halinde yüzeye aktarılmış olan görünmezliğini görmektedir. tabanın bir kenarında modelin görülmeyen yeri. En sağda. ressamın hâ-kim bakışı. çehre. aynı ânda iki komşu ve kesişen. bu bakışın güzergâhı üzerinde bir tablonun tablosunu tanımlayan hayali bir üçgene hükmetmektedir: tepede —görülebilen yegâne nokta. onun aydınlık ve görünür yanını yok etmekte ve onu donuk tuvalin ulaşılamaz yüzeyine yansıtmaktadır. ama birbirine indirgenemez mekânı yıkamaktadır: temsil ettiği ha-cimle birlikte tuvalin yüzeyi (yani ressamın atölyesi veya şövalesini koyduğu salon). onu seyirci için görünür kılan ve modelin aktarılan görüntüsünün kapalı kalacağı esrarlı tuvali.Ressam.

görülmeyen tuvali den-gelemektedir: tıpkı onun gibi. daha koyudur. hem de tuvalin içinde bulunduğu odayı kastediyorum) kişileri ve seyircileri kuşatmakta ve onları ressamın bakışı altında. bütün düzeyinin üzerine belirlenmesi güç bir ışık yaymaktadır. onu temsil eden tabloya doğru kıvrılmakta ve onun görünen arka tarafını taşıyıcı tablonun üzerine çakıştırarak. modeller. Bu kısmi. onun eli tarafından tuvale aktarıldığımızı kavrayacağımız ânda. diğeri ne kadar yalnızsa (çünkü ona. hem tuvali. odanın dibini meydana getiren duvarın üzerinde. Bu garip ışığın içinde iki siluel ve onların üzerinde.gözünde yaldızlı çizgiler halinde parlatan da gene bu ışıktır. hem tuval üzerinde temsil edilen olayı. hiçbir yerden gelmemektedir. ressam da dahil kimse bakmamaktadır). diğeri ne kadar gizlenmişse o kadar aşikâr olan bir mekânı ihdas etmektedir. seyirciler açısından o kadar harcıâlemdir. ressam bir dizi 32 Kelimeler ve Şevler tabloyu temsil etmiştir. çünkü bu ışık eğer ona içkin olan bir mekândan değilse. Çerçevesi dığerlerininkinden daha geniş. ve işte bütün bu asılı duran tuval-lerin arasından bir tanesi. derinliği olmayan bir gecenin sınırında daha da soluklaşan birkaç le-keden başka bir şey 27 . Her temsili görünür kılan bir ışığın saf hacmi.tam karşısında. görünmez bir pencereden boşalmaktadır. Tablonun öteki ucunda. arkasını seyircilere dönerek. saf açılma olan pencerenin de parıldadığı. Bir psikenin öteki tarafı. fakat içe doğru ince bir beyaz çizgi onu çepeçevre dolaşa-rak. tıpkı bir aynada olduğu gibi. çok görünür nitelikteki dokusunun diğer tarafından kurtulan yüzey solda yayılmaktadır. ancak şöylesine bir işaret edilmiş olan uç pencere. en mükemmel görüntünün olduğu kadar. bu tuvalin ancak tersini ya-kalayabiliyoruz. Ve. Ressamın bize bakmasına bakıyoruz ve onu görmemize olanak veren aynı ışık tarafından biz de onun için görünür kılınıyoruz. seyircilerin -yani bizim. Diğer tablolar. çok özel bir ışıkla parlamaktadır. taşıdığı temsilden. biraz geriye doğru ağır bir erguvan perde gözükmektedir. bizim için ulaşılmaz olan yeri oluşturmakta. onun fırçasının onları temsil edeceği yere doğru taşımaktadır. Işık sahneye sel gibi akarak (aynı ânda hem odayı. temsilin ortak yeri olarak hizmet eden karma ve tam bir ışığı serbest bırakmaktadır. sağdan. burası ressam. kişiler. Oysa.

ama hiçbir bakışın sahiplenmediği. Tablonun temsil ettiği tüm temsiller içinde. Uzaktaki resimler kadar. değiştirilmiş. görülebilirlikten başka bir şey olmayan. Hollanda res-minde. onun seyrinin hemen olgunlaşan meyvesinden yararlan-madiği bu hayal kırıklığı içindeki aynaya bakacak kadar dönük değildir. onu kuşatan karanlığa rağmen. tanınabilir biçimlerin sadece ona ait olduğu bir aydınlığın içinde kat kat sıralandıkları. alaycı tuvalle olan şu ikizliğin büyüsünü sunmaktadır. ilk plandaki ışığın da reddettiği. Aydınlık derinliği içinde yansıttığı. bakışların içinde temsil edildikleri odanın orada kapandığı şu karanlık oyuğa doğru değil de. gizleyen ve onlardan kaçınan bütün bu unsurların arasında. Temsiller sunmaya yönelik olan. ama hakiki olmayan. Ressam. O tek tablo ise. eylemli hale getirmediği. ama onları konumlan veya mesafeleriyle reddeden. daraltılmış. ön tarafta cereyan etmek zorunda olana doğru -tuvali çevreleyen aydınlık görülmezliğe.göstermemektedirler. Bazı başlar kendilerini profilden göstermektedirler. onları görenleri görebildikleri şu ışık balkonuna doğru. Tablonun diğer kişilerinin çoğu da. görünür şey değildir. Uzaklığına rağmen.dönmüştür. aynaların bir ikiye katlama rolü oynamaları gele-nektendi: Bunlar tabloda ilk kez verilmiş olanları tekrarlı-yorlardı. tüm dürüstlüğü içinde işleyen ve göstermesi gerekeni gösteren bir tek odur. Fakat bu bir tablo değildir: o bir aynadır. arkasında yumuşak bir şekilde parlayan bu aynayı gö-remez. kendiyle aynı mekân içinde olanlara ilişkin hiçbir şeyi yansıtmamaktadır: ne ona arkasını dönen ressamı ne odanın ortasındaki kişileri. Bu kayıtsızlığın ancak kendiyle eşit olduğunu kabul etmek gerekir. tablosunun yanında ve tüm dikkati modeline yönelik olarak. geri çekilmekte olan bir mekâna açılmaktadır. onların tersine. ama ona kimse bakmamaktadır. ama bunlardan hiçbiri odanın dibindeki şu küçük par-Arkadan Gelenler 33 lak dörtgene. o tek görünür olanıdır. Nitekim. 28 .

hem de resim olarak varoluşundan ötürü görünmez olana hitap etmektedir. Ondan yansıyan şey. yani mümkün her seyircinin gözünde bir şeyi temsil etmeye yönelik dört köşe bir çizgiler ve renk parçası olması ölçüsünde tablonun dışındadır. konumu gene de aşağı yukarı merkezidir: üst tarafı tam olarak. Oysa.bükülmüş bir mekânın içinde. ressamın ve atölyesinin görülmesine olanak verdiği için. bir perspektifi saptırmamak-ta. bu ayna orada yakala-yabileceklerini ihmal ederek. tam bir ikiz olması beklenebilir. bu aynı zamanda onun tablo olması ölçüsünde. Ayna burada. tablonun yüksekliğini ikiye bölen çizginin üzerindedir. eğer tuval öne doğru uzaya-rak. aynı anda hem tablonun yapısından. ressama bakan çehreleri göstermektedir (ressam. tablonun ilk halin-dekiyle aynı şey görülmektedir. onun dış cephesini oluşturan zorunlu olarak görülmeyen şu bölgede. bizzat tablonun temsil ettiklerinden hiçbir şeyi göstermemektedir. tuvalin üzerindeki kişilerin düz bakış-larla saptadıklarıdır. daha önce söylenmiş olana ilişkin hiçbir şey söyle-memektedir. çalışan ressam olma gibi nesnel hakikiliği içinde temsil edilmektedir). Odanın hiç kimsenin bilmediği dip tarafında beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan ayna. aynı ressamın. tablonun kendininkiyle aynı perspektif çizgiler tarafından kat edilmek zorundadır. ama başka bir yasaya göre parçalara ayrılmış ve yeniden oluşturulmuş olarak. ama aynı zamanda ressama bakan figürleri de göstermektedir (çizgilerin ve renklerin tuvalin üzerine 29 . tüm temsil alanını katetmekte ve tüm bakışların dışında yer alana görülebilirliğıni iade etmektedir. resssama modellik yapan kişileri de kapsayacak şekilde aşağı kadar inseydi görülecek olandır. aynı atölyenin. demek ki. Görülür nesnelerin etrafında durmak yerine. tuval burada sona ererek. açtığı bu görülmezlık. orada yer alan kişileri kavrayacaktır. Hareketsiz bakışı. aynı tuvalin onda eş bir mekâna göre yerleşmeleriyle. yani bu. Fakat. Ancak. saklanışınki de34 Kelimeler ve Şeyler ğildir: Bir engeli aşmamakta. Burada. dipteki duvarın üstünde (veya en azından bu duvarın görünür kısmının üzerinde) medyan bir yer tutmaktadır. Fakat. tablonun önünde.

tablodan bakıldığında. Ressama modellik yapan iki kişinin. belki de mevcut veya işaret edilen kişilerin kimliğini bir kerede ebediyen geçerli olmak üzere saptamak uygun olacaktır: "ressam". bu grubun içindekilere çok kesin adlar verilebileceğini söylemek yeterlidir: geleneğe göre. bu iki görünmezlik biçimini istikrarsız bir çakışma haline sokmaya -ve onları hemen tablonun diğer ucuna taşımaya. kralın çocukların-dan Margarita'mn dadılarıyla. en azından doğrudan doğruya görünür durumda 30 . iki kişinin resmini yaparken temsil ettiğini. en yüksek dereceden temsil edilen şu kutupta olacaktır: tablonun bir derinliğinin oyuğundaki bir yansımanın derinliğinin oluşturduğu kutup." II Ama belki de. bu çakıştırma. her zaman bulanmaya ve ikiz hale gelmeye yatkın şu yüzer gezer ifadelerin içinde sonsuza kadar sıkıntılı bir durumda kalmamak için. ama tersine çevrildiğinde. saraylılarla ve cücelerle çevrelenmiş olarak seyrettiği halde. burada Nieto. ama farklı biçimlerde: birincisi. hizmetçileriyle. Temsil oyunu burada birini diğerinin yerine götürmeye. "seyirciler". zorunlu olarak iki kere görünmez olanı. genel olarak bütün tabloların varoluşuna hükmeden bir yasa yüzünden. "kişiler". bu tabloda kendini kendi atölyesinin içinde veya Escurial sarayının bir salonunda. tabloya özgü bir kompozisyon etkisiyle. Arkadan Çelenler 35 yaşlı Pachero'nun Sevilla'da çalışan öğrencisine verdiği öğüt açığa çıkmaktadır: "Görüntü çerçeveden çıkmalıdır. ikincisi. Bu biraz soyut. ön cephede İtalyan soytarı Nico-laso Pertusato tanınmaktadır. Ayna. Görünene kaçınılmaz olarak uygun düşmeyen bir dili sonsuza kadar sürdürmek yerine. "modeller". tablonun ortasında göstermektedir. Garip bir açıklama biçimi.bıraktıkları şu maddi hakikilik halinde). aynı anda hem tabloda temsil edilen mekânı hem de onun temsil biçiminin bir parçasını kesip alan görülebilirlik içindeki yer değiştirmeyi sağlamaktadır. aynanın dibinde gözüken ve ressamın tablonun önünde seyrettiği şu görüntüye sonunda bir ad koymanın zamanı gelmiştir. Velâzquez'in bir tablo yaptığını.ilişkindir. bunların içinden şurada dona Maria Agustina Sarmienta. "görün-tüler". Bu iki figürün ikisi de ulaşılmaz niteliktedir.

bunların hiç kuşkuya yer bırakmayacak şekilde. ama onları bir aynadan görmenin mümkün olduğunu. adsız. eğretilemeler. dilin resimle olan bağlantı-36 Kelimeler ve Şeyler sı sonsuz bir ilişkidir. Öte yandan özel ad bu ayırımda bir yapmacıktan başka bir şey değildir: parmakla işaret etmeye. Resim belki de bu boz. kıyaslamalar aracılığıyla istendiği kadar gösterilmeye çalışılsın. Fakat. aynanın dibinden kimin yansıyacağını bilmiyormuş gibi yapmak ve bu yansımayı varlığının tabanında sorgulamak daha iyi olacaktır. ressamın neye baktığını ve onunla birlikte tablonun çoğu kişisini söyleyeceklerdir. Bu özel adlar yararlı atıf noktalan oluşturacaklar. yani konuşulan mekândan. Bunlar birbirlerine indirgenemez niteliktedirler: gördüğümüz şeyleri istediğimiz kadar anlatalım. eğer dil ile görünenin ilişkisi açık tutulmak istenirse. sentaksın ardışıklığının tanımladığı yerdir. bunlar bize her durumda. Fakat. görünen şey hiçbir zaman söylenen şeyin içine sığmaz ve söylenmekte olan şey imgeler. bakılan mekâna farkına varmadan geçmeye olanak vermektedir. ikircikli işaretleri önleyeceklerdir.olmadıklarını. yani onları sanki aralarında uyumluymuşlar gibi birbirleri üzerine uygun bir şekilde kapatmaya izin vermektedirler. 31 . bu durumda özel adları silmek ve lekenin sonsuzluğu içinde kalmak gerekir. ışıklarını yavaş yavaş yakacaktır. Bunun nedeni sözün yetersizliği ve görünenin karşısında kapatmaya boşuna uğraşacağı bir açığının olması değildir. bunların ışıklarını saçtıkları yer gözlerin gördüğü değil de. eğer uyumsuzluklarından hareketle her ikisine de en yakın durumda kalmak istenirse. Kral IV Philippe ve karısı Marianna olduklarım eklemek yeterli olacaktır. Öyleyse. her zaman özenli ve çok geniş olduğundan ötürü tekrarlamak olan bu dilin aracılığıyla.

dikkatli kişiler. şiddetli. Tıpkı pencere gibi tablonun ve onun dışında kalanın ortak yeridir. profilden görülmektedir. bir adamın yüksek silueti fark edilmektedir. odanın içinde ışımayan aydınlık bir dörtgeni bölmektedir. ayna ise. Aynı anda hem yakın hem de sınırsız olan bu fon üzerinde. onun bu aşikâr ve gizli mekânın bir görevlisi olması 32 .tıpkı onun gibi dipteki duvarın içine açılan bir kapının yanında durmaktadır. fakat bu koridor karanlığın içinde kaybolmak yerine. dizi büküktür. ressam. tıpkı aynaya olduğu gibi. pencerenin zıddında yer almakta ve onu güçlendirmektedir. Ters veya daha doğrusu yüz. tablo için seyrettikleri görüntüyü bir araya getiren. Yansıma ile yansıttığı arasında çizilen emredici noktalı çizgi. bir eliyle duvar kaplamasını tutmaktadır. ışığın içeri gir-meden kendi etrafında burgu gibi dönüp durduğu sarı bir aydınlık patlamasının içinde dağılmaktadır. Son olarak -bu.Öncelikle. solda temsil edilen büyük tuvalin tersidir. belki de içeride olan bitenleri gözlemekle yetinerek gözlenmeksizin gizlice görmekten mutlu olacaktır. anlık ve tamamen sürpriz olan bir hareketle. ayakları iki farklı basamağın üzerindedir. Belki odaya girecek. karışık koridorları izleyerek. Tıpkı ayna gibi. çünkü konumu gereği sakladığı şeyi cepheden göstermektedir. tablonun Arkadan Gelenle? 37 önünde yer alan. Burada bir koridor başlamaktadır. ama görünür olmayan şeyi. aynanın üçüncü işlevidir. Aynanın dibinde fark edilen görüntüler gibi. kişilerin toplandığı ve ressamın çalıştığı salonun etrafından dolaştığı tahmin edilebilir. Eğer yontma bir kanat. soldan sağa doğru sürekli bir akma hareketiyle işlem yapmaktadır. bir perdenin eğrisi ve birçok basamağın gölgesi tarafından dışa doğru oyulmuş olmasaydı. Fakat pencere. ona da dikkat edilmemektedir. bütün gözlerin seyrettiği sahnenin önünde. ışığın yatay akımını dikine kesmektedir. Bu kapı da mat ışığı. sahnenin tersine sabit bir şekilde bakmaktadır. görülmeyen bölgenin içindeydi. belki o da biraz önce. kurgusal derinliğin dibinde görünür ama bütün bakışlara kayıtsız kılmak üzere arayacaktır. Nereden geldiği bilinmemektedir. Üstelik. yaldızlı bir düz yüzey olarak kalırdı.

ışığın içeri boşaldığı duvar yarığı fark edilmektedir. etiyle kemiğiyle buradadır. gerçek adam (bitmiş olan. ayağı basamağın üzerinde ve bedeni tamamen profilden görünür bir durumda. önce tuvalin tersi. tablonun önünde neyin olup bittiğini göstererek. gölgeler. yeni ve özdeş türler olarak fışkıran görüntülerin anlık hareketini hemen oracıkta. ışık sanki başka bir yerden 33 . kıvrımını kat ettiğimiz bu çevreyi terketmemiz gerekmektedir. sonra merkezinde ayna bulunan ve sergilenmekte olan tablo. Ayna. temsilin bütün dizisini sunmaktadır: bakış. hareketsiz bir terazilenmenin içinde. ama onunla çakışan hayali veya gerçek işaretlerden kurtulmuş gibi olan temsil). aniden dışarıdan belirıvermiş ve temsil edilen alanın eşiğinde ortaya çıkmıştır. palet ve fırça.mümkündür. tablonun dip tarafından sahnenin önüne doğru yeniden inmek gerekmektedir. ama kendi bedeninin karanlık hakikiliği içinde tekrarlamaktadır. aynanın içine nüfuz eden. Bu pervane biçimli kabuk. kendi türleri içinde. Fakat. Solda. atölyenin du-38 Kelimeler ve peyler varlarının ötesinde. oradan yansıyan ve oradan itibaren görülebilir. sonra açık kapı. fakat tablolar bunun karşılığında. onun varlığından kuşku duymak mümkün değildir -muhtemel bir yansıma değil de. çok sivri bir perspektifin ancak çerçevelerinin kalınlıkları içinde görülmelerine izin verdiği birçok tablo. kapının aralığından beliren adamın uzun ve sağlam bedeni tarafından reddedılmektedi der. Fakat burada gene de bir fark vardır: o. aynı anda hem girmekte hem de çıkmaktadır. kaymış bir merkez oluşturuyormuş gibi duran ressamın bakışından yola çıkınca. üzerindeki işaretlerin suçunu taşımayan tuval (bunlar temsilin maddi araçlarıdır). daha sonra temsil çözülmektedir: Arak ondan yalnızca çerçeveleri ve tabloları dıştan yıkayan şu ışık görülmektedir. tablolar. son olarak da. Odayı boydan boya geçen. ok biçimindeki boyutu içinde dışarıyı ve içeri-yi birlikte titreşime sokmaktadır. en sağda pencere veya daha doğrusu. İkircikli ziyaretçi. Aynanın içindeki bu soluk ve minik siluetler. ani bir belirmedir-.

az veya çok eğik. geleneksel bir figü-re başvurmuştur: Esas kişinin yanına. Yüzü tam profilden gc rülmektedir. bu ışıkla açılmaktadır.temsil etmektedir. çocuğun iki gözünün arasından geçecektir. Nitekim. sekiz kişiyi -eğer ressam da dahil edilirse. Kompozisyonun ana teması. Tıpkı dua ederek adakta bulunan biri. Tablonun birinci ve ikinci düzlemini işgal eden düz bölge. bizzat tablonun enidir ve oradan geçen bakışlar uzaktaki bir ziyaretçıninkiler değillerdir. dönük veya bükük olarak. 34 . gözlerine. Ressam bunun böyle olduğunu vurgulamak ve kanıtlamak üzere. diğer elinde ince fırçayı tutan ressamın alnına. Kıvrım biçimindeki kabuk böylece kapanmakta veya daha doğrusu. tuvali iki eşit kanada bölen medyan bir çizgi çekilecek olursa.gelerek koyu tahtadan çerçevelerini kat ediyormuş gibi. Bunlardan beşi. bu resmin esas konusu buradadır. . hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde burada bulunmaktadır. diz çökmüş bir durumda ona bakan bir başkasını daha yerleştirmiştir. geniş entarisiyle. onu yeniden oluşturmak zorundadırlar. fakat bakışı doğrudan doğruya tablonun karşısında duran seyirciye yönelmiştir. artık dip taraftaki gibi çekilmiş bir kapı değildir. Bu açılma. Prenses başını tablonun sağma döndürmüştür. bedeninin üst tarafı ve elbisesinin geniş etek kanatlan hafifçe sola kaçmaktadır. bu ışık tablo-Arkadan Gelenler 39 nun üzerinde. baş.adın ellerini prensese uzatmıştır. elmacık ke-miklerine. Yüzü. kralın küçük kızı vardır. tablonun dikaçısına doğru bakmaktadır. tablonun yüksekliğinin üçte birindedir. bir elinde paleti. bakışına ulaşmaktadır. Grubun merkezinde gri ve pembe. tıpkı Bakire Meryem'i se-lamlayan Melek gibi diz çökmüş bir hizmetçi '. çerçevenin bitişme noktasında yeniden fışkırıyormuş gibi gözükmekte ve buradan.

fakat gözlerinin ileri dönük olduğu açıkça bellidir. sağ tarafta ise cüce vardır. sol alt tarafta. ona doğru hafifçe eğilmiş-tir. Her çiftin içinde bir kişi karşıya. ikişer kişilik iki grup yer almaktadır: bunlardan biri geridedir. tabloyu örgütleyebilecek iki merkez vardır. diğeri de sola veya sağa bakmaktadır. Diğer figür ise oldukça geniş bir eğri olacaktır. Demek ki. prensesin çehresiyle ve hizmetçi kadının ona yönelik bakışıyla çakışacaktır. iki yanı. Bunlardan biri büyük bir X olacaktır. hem de açığa çıkaran bir vazo resmetmektedir.Çocukla aynı yüksekliktedir. tabloya yönelik dikkate veya seçilen atıf noktasına göre. Prenses. Eğer bu aniden hareketsiz hale gelen kişiler. etrafında dönen bir Saint-Andre haçı-nın ortasında ayakta durmaktadır. şövalenin ayağı). sağda da saraylı adam tarafından belirlenecektir -yüksek ve uzak uçlar—. başka bir hizmetçi gene prensese doğru dönüktür. Bu esnek hat. cücelerden meydana gelen diğeri en öndedir. hizmetçilerin. iki figür oluşturabilirler. Bu iki grup. nedimelerin ve soytarıların ha-reketleriyle birlikte. ayağını köpeğin sırtına koymuş olarak. Nihayet. Bu kadın prensese ve yalnızca ona bakmaktadır. çok daha fazla yaklaşmış olan oyuk. solda ressam. yanı 40 Kdimcla ve Şeyler ressamın ve prensesin baktıkları yere doğru. ressamın bakışı sol üst noktada ve saraylılarmki de sağda olacaktır. tersinden gösterilen tuvalin köşesi vardır (daha da kesin olarak. konumları ve boylan itibariyle birbirlerine karşılık vermekte ve bir çift oluşturmaktadır. kendilerinin seyredilmesinin beklenmedik ikizine bir 35 . tablonun ortasında aynı anda aynanın yerini hem sıkıştıran. Bu şekilde yerleştirilmiş olan bu kişiler bütünü. Biraz daha sağda. arkada saraylılar (soldaki kadın sağa bakmaktadır). seyircinin dikkatinin şuraya veya buraya yönelmesine göre. bir fincanın oyuğundaki gibi. Bu iki hattın kesişme noktasında. X'in merkezinde prensesin bakışı yer almaktadır. Fakat bu döngü donmuş olurlardı.

Oysa bunların her birinden kaçınılmaz bir hat fışkırmaktadır. tablonun önünde. sağda yere uzanmış köpek. çünkü büyük çıkıntıları ve ipeksi tüyleri arasında oynayan ışıkla. çok dar bir açı yaparak kesişmektedir ve kesiştikleri nokta tuvalden dışarı çıkarak.aynadan bakma olanağına sahip olmasalardı. diğeri daha kısadır. yaklaşık olarak bizim ona baktığımız yerde sabitleşmektedir. tablonun ne bakan ne de hareket eden yegâne unsuru. Tablo bütün olarak. tablonun bütün kişilerine bakanlar. çünkü onu gör-memekteyiz. aynı zamanda omı seyretmektedir. Bakan ve bakılan böylece iki ânın. çünkü bu egemen iki figür tarafından belirlenmiştir ve üstelik tablodan doğan ve gene ondan kaçan başka komşu noktalı hatlar tarafından teyit edilmiştir. Bu kuşkulu bir noktadır. çünkü ayna duvarı dipten delmekte ve arkasında yeni bir uzay yaratmaktadır). 36 . ters dönmüş tuval ve dış nokta onun sayesinde tam bir seyir haline gelmektedir. tamamen görülmez olacak olan bir seyir içinde donmuş olurlardı. sonra saraylıların ve ressamın ve nihayet aynanın uzak aydınlığında yansıyan bu çehrelerin oluşturduğu bu seyir nedir? Fakat soru hemen ikiye katlanmaktadır: aynanın yansıttığı çehre. aynadan çıkan biri temsil edilen bütün kalınlığı aşmaktadır (hatta daha da ötelere gitmektedir. Prenses derinlik yönünde aynayla çakışmakta. ancak aynı zamanda kaçınılmaz ve tam olarak belirlenmiş bir noktadır. çocuğun bakışından gelmekte ve yalnızca birinci düzlemi kat etmektedir. onun için bir sahne olduğu sahneye bakmaktadır. Tablonun dışında kaldığı için ulaşılmaz olan. Bu ok biçimindeki iki hat. yükseklik yönünde ise onun çehresiyle yansıma-Arkadan Çelenler 4] sı çakışmaktadır. yalnızca bakılmak için yapılmıştır. tablonun iki açısından birbirinden çözülmüş olan aynanın açık ettiği saf karşılıklılık: solda. Fakat perspektif onları birbirine çok yakın kılmaktadır. aynı zamanda seyirlik bir sahne olarak sunulmuşlardır. ama bu tablonun kompozisyonunun bütün çizgileri tarafından zorunlu kılınan bu yerde ne vardır? Önce prensesin.

sahneyi seyreden seyircininki ve ressamın tablosunu yaparkenki bakışı (temsil edilen değil de. tablonun dışında kaldıkları ölçüde. bütün görüntülerin içinde en tehlikeli durumda olanlarıdır: bir hareket. daha gerçekdışı. Bütün bu dikkatli çehrelerin. Philippe ve karısı tarafından işgal edilmiştir. çünkü kral IV. onlar daha soluk. öykünün içinde simgesel olarak hüküm sürmektedir. çünkü herkesin arkasına kayan ve hiç beklenmedik bir mekândan içeri sessizce dalan bu yansımaya kimse dikkat etmemektedir. Fakat bu gerçeklik tablonun içine yansıtılmıştır -bu ideal ve gerçek 37 . prenses bayramlık elbiseleriyle kendini onların gözünde görmektedir. biraz ışık onları yok etmeye ye-tecektir.42 Kelimeler ve bakışhalmdeseyir'in Şeyler Tabloya ilk göz atışımızda. aynanın yansıttığı iki küçük siluetin içinde tanınmaktadırlar. özsel bir görülmezliğin içine çekilmektedirler. Bizatihi bu gerçekliğin içinde. bunlar görünür oldukları ölçüde. Ama asıl neden. Bunun tersine. Bunlar hükümdarlardır. tablonun önünde. herkes cephesini onlara dönmüştür. Bu. yani bakılana nazaran ideal. Modelin resminin yapıldığı andaki bakışı. aynı zamanda en çok ihmal edilenleridir. Hükümdarlar. arkası dönük tuvalden prensese ve prensesten en sağda oynayan cüceye doğru bir eğri resmolmaktadır (veya X'in altdalı açılmaktadır). Bu üç "bakan" işlev. tablonun tüm düzenini onlara sunmak böylece kompozisyonun. Temsil edilen bütün bu kişilerin içinde. bunun amacı. etraftakilerin saygılı bakışlarından. tüm temsili kendi etraflarında düzene sokmaktadırlar. tablonun dışındaki bir noktada birbirleri-Arkadan Gelenler 43 ne karışmaktadır. bu ne'den meydana geldiğini öğrendik. ama temsilin ondan itibaren mümkün olmasından ötürü tamamen gerçek bir noktada. Bu merkez. görülmez olamaz. prensesin ve aynanın içindeki görüntünün sonunda tabi oldukları gerçek merkezini açığa çıkarmaktır. bütün bu süslü bedenlerin ortasında. önümüzde olan ve sözünü ettiğimiz tablo) bu noktada çakışmaktadır. her gerçeğin en çelimsiz ve en uzak biçimi olmaktadırlar. çocuğun ve cü-celerin şaşkınlığından zaten anlaşılmaktadır. tabloya nazaran sahip olduğu üçlü işlevdir.

44 Kelimeler ve Şeyler çember tamdı. Herkesin öncelikle baktığı şeyi. bulunduğu yerden göremediği. ayağının biri basamağın üzerinde. tablonun derinliğini kat eden çizgiler tamamlanmamıştır. Bunlar: solda. kralın olmamasından kaynaklanmaktadır -bu bulunmama. sanatçının bir hilesidır-. belki de açığa çıkardığı kadarını. hatta daha fazlasını saklamaktadır. süslü ve hareketsiz duran kral ile kraliçenin yansıması. ona tamamen yabancı olanı tablonun içine çekmektir. Ama. Bu boşluk. aynı zamanda sanatçının ve seyircinin de yeridir: Aynanın dibinde. oradan geçen kişinin anonim çehresi ve Velâzquez'inkı gözükebilir -gözükmelidir-. sabırlı modellerin tutumu içinde. paleti ve eli havada asılı kalmış olan ressamın bakışından. kralınkine. Atölyenin çevresini dolanan büyük deniz kabuğunun içinde. dip tarafta temsil edilen ikizinin eşi olan modeli. bunların hepsinde de. aynanın içine yerleştirilemezler: tıpkı kralın tabloya ait olmaması ölçüsünde. Ama. aynanın bu cömertliği belki de sahtedir. Buna karşılık. ta-mamlanmakta ve ışığın içinde yeniden bozulmaktaydı. seyircininkine. dolaysız bir mevcut olmamayı 38 . Çünkü bu yansımanın işlevi. safça ve gölge içinde gösteren yansıma. elinde paletiyle ressam (ressamın öz portresi). tuval üzerine çizilen kendi portresini. sağda. nihayet merkezde. güzergâhlarının bir bölümü eksiktir. aynanın içinde gözükmesi gibi.noktanın üç işlevine tekabül eden üç figür halinde yansıtılmış ve farklılaştırılmıştır-. Fakat bu hile. ama asıl seyir olan kral ile karısını cepheden görmektedir-. tamamlanmış tablolara kadar. sanatçı ve ziyaretçi tablonun sağında ve solunda mevcut oldukları için. odaya girmeye hazır ziyaretçi -bütün sahneyi tersten almakta. her bakışa eksik olan şeyi iade etmektedir: ressamın bakışına. Bu yansıma sanki sihirbazlık gibi. sahnenin hakiki merkezini. Kralın kraliçeyle birlikte tahtta oturduğu yer. yerini adeta zorla aldığı. temsil doğmakta.

Batı kültüründe XVI. görünür kıldığı çehreler. simgeler 39 . Ve sonunda. imgeleri. Bizzat kendini seyir olarak sunacak bir temsilin içinde bile artık mevcut olamaz. klasik temsilin temsili gibi bir şey ve açtığı mekânın tanımı vardır. yüzyılın sonuna kadar yapıcı bir rol oynamıştır. buraya getirdiği ve hepsini birden sergilediği bu dağınıklığın içinde. özel bir boşluk. taklitlere. kurgusal olarak oyulmakta ve kendinin ilerisine yansıtıl-maktadır.ortadan kaldırılmıştır. görüntünün temsil eden ustayı ve temsil edilen hükümdarı tam göstermesi asla mümkün değildir. her yandan emredici bîr şekilde işaret edilmekledir: onu kuranın zorunlu olarak yok olması -benzediği kişinin ve gözünde benzerlikten ibaret olduğu kişinin-. İKİNCİ AYIRIM Dünyanın Üslubu 1. DÖRT BENZERLİK Benzerlik. temsilin birbirini izleyen işaret ve biçimleri konulmuştur. onun dışa vurulan özü olduğu tüm temsillerde olduğu gibi. Tuvali kat eden derinliğin içinde. yansımalara. onu yapan ve onun sunulduğu kişiyle olan ilişki gibi zorunlu olarak kesintiye uğramıştır. Fakat. Bu konumun kendisi -aynıdır. bu mekânın tüm unsurları. kendini sunduğu bakışlar. Metinlerin çözümlenme ve yorum-lanmalanna büyük ölçüde o egemen olmuştur. Bunun nedeni herhalde. görenin görülmezliğıyle dayanışma içinde olmasıdır -aynalara. Sahnenin bütün çevresine. bu tabloda da görülenin derin görülmezliğinin. portrelere rağmen—. Belki de Velâzquez'in bu tablosunda. onu doğuran hareketleri bu tabloda temsil etmeye girişmektedir.kapsamakta ve belirlemektedir: ressamın ve seyircinin tabloyu yaptıkları veya seyrettikleri ânda bulunmayışları. Nitekim. kendini saf temsil olarak verebilir. ama temsilin modeli ve hükümdarıyla olan ilişkisi. onu zincire vurmuş olan bu ilişkiden kurtulan temsil.

Gerçeği söylemek gerekirse. Consonantia. Benzerliğin bilgiye olan aidiyetini çözeceği ve bilgi edinme faaliyetinin ufkunda hiç değilse kısmen kaybolacağı şu anın üzerinde biraz durmamız gerekmektedir.oyununu düzene sokan. Şu an için. en azından bazılarının diğer bazılarına benzer hale geldikleri biçimleri saptamak mümkün müydü? Benzerliğin semantik dokusu XVI. Resim mekânı taklit etmekteydi. görünen ve görünmeyen şeylerin bilgisine izin veren. birbirlerine benzeyen şeyler sonsuz sayıdaysalar da. Concertus. birbirlerine temas etmekte. Copula. karışan. birbirini güçlendiren veya sınırlandıran daha birçok kavramı vardır. onları temsil etme sanatına rehberlik eden o olmuştur. Benzerlik XVI. matrimo-num. yüzyılda çok zengindir: Amicitia. Proporüo. henüz XVII. Birbirlerine yaklaşan. societas. Con-tinuum. yüzyılın sonunda. Conjnunctio. bu kelime yerlerin birbirlerine yakınlığım benzerlik'ten daha güçlü bir şekilde işaret etmektedir. bitişen şeyler "yakın"dırlar. her dil onun kendini haber verme biçimine bu başlığı koyuyor ve onun konuşma hakkını böyle formüle ediyordu.kendini tekrar olarak sunmaktaydı: hayatın tiyatrosu veya dünyanın aynası. kesinlikle esaslı olan dört tanesi vardır. yüzyılın başın-46 Kelimeler ve Şeyler da hâlâ nasıl düşünülmekteydi? Bilgi biçimlerini nasıl düzene sokabılmekteydı? Ve.} Ve düşüncenin yeryüzünde birbirlerine dolanan. Önce convenienüa. Paritas. birinin sonu diğerinin başlangıcını 40 . ister bilgi olsun. Aequalitas (contraetus. eklemleşmelerini benzerliğin bilgisin-den bekleyen başlıca biçimleri işaret etmekle yetinmek gerekmektedir. Similitudo. Bunlardan. pax et simüia). Ve temsil -ister şenlik. Dünya kendi üzerine dolanmaktaydı: yeryüzü gökyüzünü tekrarlamakta. kenarları birbirine karışmakta. çehreler yıldızlarda yansımakta ve bitki insana yarayan sırlarını saplarında geliştir-mekteydi. consensus.

İktidar. geyiklerin boynuzlarında bitki. Benzerlik. yeryüzünde ne kadar hayvan veyahut doğa veya insan tarafından üretilmiş nesne varsa. yakınlığın gözle görünür sonucu olan bir benzerlik binmektedir. mekân içinde "yakından yakma" bir benzerliğe bağlıdır.2 Dünyanın geniş ölçekli sentaksı içinde. bu komşuluktan ötürü bedenin hareketlerini kabul etmekte ve onunla özdeşleşmektedir. yaratılmış her şeyin içinde "Varoluş. şeylerin bu kavşağından itibaren. ruhun tutkuları yüzünden bozulmakta ve yozlaşmakta "dır. bunların içinde bulundukları dünyadan daha az aittir. sorunun çözülmesine kalkışıldığı ândan itibaren çift yanlı olmaktadır: doğanın iki şeyi yerleştirmiş olduğu yerin. ağır ve dünyevi kılması gerekmiştir. konunun benzerliği. Böylece. Bilgi ve Aşk tohumları 41 . insanların yüzünde ot gibi şeylerin bittiği görülmektedir. Syntaxeon artis mirabilis. Örneğin ruh ile beden iki kere "yakm"dır: Tanrının. İşte bu nedenden ötürü. çünkü dünyanın meydana getirdiği bu doğal "içeren"de komşuluk. demek ki özelliklerin benzerliği. bitki hayvanla. 1610. ortaya bir benzerlik çıkmaktadır. Bu benzerlik. s. şeyler arasındaki dış bir ilişki değil de. Catona. ortak bir rejim kendini dayatmaktadır. günahın bu ruhu kaim. Bu sayede. Periapus olan balıklar yok mudur?). çakıştırmaktadır. Ve sonra bu temastan. 28. bu arada "beden. Dünya. Yer ve benzerlik birbirine dolanmaktadır: kabuklu hayvanların sırtında yosun. Dünyanın Üslubu 47 olarak benzerliğin üzerine. kara denizle. tutkular ve özellikler için de aynı durum söz konusu olmaktadır. komşuluğun sağır nedeni 1 P Gregoıre.belirlemektedir. ruhu maddenin içine yerleş-tirmesi için. şeylerin evrensel "yakınlığı"dır. Fakat ruh. etkiler. Convenlentia. sıraları geldiğinde başka benzerlikler sağlayan komşulukları dayatmaktadır. Bağlaşma ve ayarlanma düzlemindendir.3 Bir o kadar yakınlık işareti. insan çevresindeki her şeyle iletişim kurmaktadır. onu bitkiye olduğu kadar hayvana da benzer kılan özellikleri birbirlerine karıştırarak. ve garip bitki biçimli hayvan. denizde de o kadar balık vardır (adlan Episcopus. farklı varlıklar kendilerini birbirlerine göre düzenlemektedir. şeylerin kendine. gökte de o kadar varlık vardır ve bunlaT birbirlerine denk düşmektedirler. son olarak da. alışveriş yoluyla yeni benzerlikler doğmaktadır. suda ve yeryüzünde ne kadar varlık varsa. hareket arasında iletişim kurulmakta. en azından karanlık bir akrabalığın işaretidir. Kolonya.

42 . age. 48 Kdimda ve Şeyhi lan ve yakınları özümleyen bu yakınlığın gücüyle. 98. 1650. uzaktan gökyüzüyle. 3 U. işte bu gergin ve titreşimli muazzam zincir. Rouen. 5 G Porta. Realis Philosophia. 4 T. bir cins yakınlık. 663. çünkü aşk öpücükleri ve sözleri oradan geçmektedir. "5 Benzerliğin ikinci biçimi aemulaüo'dur. iki göz sınırlı parlaklıklarıyla. bu bağlantı ilk nedenden en aşağı ve önemsiz şeylere kadar gerilmiş olan bir ipe benzer şekilde işlemektedir. öylesine ki. onun aracılığıyla birbirlerine cevap vermektedirler. uçları (Tanrı ve Madde) uzakta tutarak. Campanetla. bu bağlantı karşılıklı ve süreklidir. 3. İnsan yüzü. Her temas noktasında. bu uçlar Hakimi Mutlak'ın iradesinin en derin uykuda olan köşelere kadar nüfuz etmesini sağlayacak şekilde yaklaştırılmaktadırlar. geniş ve aynı gökyüzünün yaydığı büyük aydınlığı yansıtmaktadır. benzeri komşu kı2 G. benzerliğin ve mekânın sağladığı bağlantıyla. çemberden çembere birbirlerini izlemekte. La Physionomie Humaine. s. Çev. aynı şekilde. Magıe naturel e. ağız Venüs'tür. Çev. Aldrovandi. Fr. yansımaya ve aynaya ilişkin bir şey vardır: dünyaya dağılmış şeyler. Frankfurt. Fr. s. Porta'nın Doğal Büyü adlı kitabında andığı. çemberlerini birbirlerinden uzakta. s. eğer onun bir ucuna dokunulacak olursa gelecek. temassız bir benzerliğe göre yeniden üreüyorlarmış gibi.6 Şeyler bu rekabet ilişkisiyle. 1655. ışınlarını saçan yüce erdem bu noktaya. s.4 Böylece. titreyecek ve geri kalanı öldürecektir.eken" Tanrıdan bir parça vardır. ama yer yasasından kurtulmuş olarak ve mesafe içinde hareketsiz bir şekilde oynayarak. Tanrının bilgeliğiyle yetersiz bir şekilde rekabet etmektedir. I. burun Jüpiter'in asasının ve Merkür'ün kanatlı ve yılanlı sopasının bir imgesidir. bu yakınlık ipidir: "bitki vahşi hayvanla ve vahşi hayvan duygusal olarak insanla ve insan da akıl olarak diğer yıldızlarla yakınsa. dünya kendi kendine zincirlenmektedir. Monstromm Hisloria. bir öncekine ve bir sonrakine benzeyen bir halka başlamakta ve sona ermektedir ve benzerlikler. Sanki uzaysal birlikte hareket kopmuş ve zincirin birbirinden ayrılmış olan halkları. Rekabet'in (aemulatio) içinde. 1623. Bononiae. 6 U Akrovandi. Porta. s 22.

Crllius. Paris. 50 Kelimeler ve Şeyler Fakat. Çev. Grillot de Givry. Uzayı kat eden bu yansımalardan ilk olanları hangileridir? Bunu söylemek çoğu zaman mümkün değildir. çekişmenin açık hale geldiği ve sakin aynanın artık "kabarmış iki asker"in görüntüsünden başka bir şeyi yansıtmadığı 43 . ama bu çekişmede. hiçbir değişiklik olmadan. 18. onlara bazı özel erdemler aktarmaktadırlar. rekabet zıtlaştvrdığı iki figürü birbirinin karşısında hareketsiz bırakmamaktadır. aralarında bağlantı veya yakınlık olmadan birbirlerini taklit edebilirler. modeli. bir otun manevi temsilidir. Otun aydınlığı. varlığın. bozulmaz biçimi oldukları ve tüm etkilerini üzerlerine gönderdikleri otlara üste gelmekte değiller midir? Karanlık yeryüzü. Lyon. . s. aynada yeniden ikili hale gelmesiyle. her şeye verilmiş olan bağlantıya üste gelmektedir. böylece her ot veya bitki gökyüzüne bakan dünyevi bir yıldızdır. Göksel bitki ve otlar dünya tarafına dönüktürler ve doğrudan doğruya yarattıkları otlara bakmakta. dünyanın bu temelli ikileşmesini. kendine özgü olan mesafeyi ilga etmektedir. dünya. bu gökyüzü yıldızı yeryüzü yıldızlarından yalnızca maddesi itibariyle farklıdır. "yıldızlar bütün otların dölyatağıdır ve gökyüzündeki her bir yıldız. bu sayede. 1624."8 Paracelse. Traite des Signatures. çünkü rekabet şeylerin bir cins doğal ikizliğidir. gökyüzünün saf biçimini yeniden üretmektedir. I-'r. 3. s. Yıldızlar. yıldızların serpili olduğu gökyüzünün aynasıdır. Leber Paramimm. iki rakip ne aynı değerde ne de eşit liyakattedir. Cev. Crollius. ikizlerin görüntüsüyle kıyaslamaktadır. 1913. hangisinin diğerine kendine benzerliği getirdiğini söylemesine olarak vermeyecek kadar tam bir şekilde benzeşmektedirler. Bunlardan birinin daha zayıf olduğu ve onun edilgin aynasında kendini yansıtan diğerinin güçlü etkisini kabul ettiği olmaktadır. Paracelsus."7 Ancak. iki kenarı dolaysız olarak karşı karşıya gelen bir kıvnmlanmasından kaynaklanmaktadır. bunlar "hiç kimsenin.Dünyanın Üslubu 49 evrenin bir ucundan diğerine.

içine yerleştirildiği dünyayı kuşatacaktır. sonsuza kadar sürme gücüne sahip bir ikizlenme yoluyla yeniden kapsanacaktır.da olmaktadır. "yıldızların asılı" durduğu bir yerdedir. balığın balıkçıya. birbirlerini ele geçirmektedir. Paracelsus'un adamı. ama aynı zamanda bilgide olan bilgeliği aracılığıyla dünyanın düzenine benzer hale gelmesi. ve böylece gök kubbeyi bütün etkileriyle birlikte taşıdığını" keşfedecektir. Benzer. uzak bir yansıma halinde vermektedir.. Bu adamın iç göğü özerk olabilir ve kendinden başka hiçbir şeye yaslanmayabilir. yakınlığın unsurları gibi bir zincir oluşturmamaktadır. . insan "yıldızları kendi içinde içerdiğini. daha 9 Paracelse. İnsanın gök kubbesi "özgür ve muktedir" olabilmektedir. dünyanın alanlarını sessizce kat etmektedir. "hırsızın forsalığa. bir biçimin başka bir biçimle kavgası -veya maddenin ağırlığı veya yerler arasındaki mesafe nedeniyle kendinden ayrılmış aynı bir biçimin kavgası. bu düzeni kendi içinde geliştirmesi ve böylece. onun ince eğretilemesi tarafından iptal edilmektedir.9 Rekabet kendini önce basit. tıpkı gök kubbe gibi. katilin te-kerleğe. onun "hiçbir emre boyun eğmeme". age. görülebilirlik için açık olarak kalmaya devam etmektedir. av hayvanının avcıya" olduğu gibi bağlanmamıştır. Dünyanın Üslubu 51 çok eşmerkezli< yansımalı ve rakip halkalar meydana getirmektedir. yıldızların parladığı gökyüzünü dengelemesi koşuluyla. ve belki de. Üçüncü benzerlik biçimi kıyas'tır Daha önce Yunan 44 . Fakat açtığı mesafe. o da kendi hesabına onu kuşatmaktadır. Bu durumda. Benzerlik bu durumda. kaçamak. Ve bu düelloda karşı karşıya gelen iki figür. ama ona. Rekabetin halkaları.haline gelmektedir. büyük halkası gökyüzünün dibine ve daha ötelere kadar dönecektir. benzeri kapsamakta. "yaratıkların diğer hiçbirinin hükmü altına girmeme" hakkı bulunmaktadır. bu ayna bilgeliği.

toprağa gömülü olan bir hayvandır). başını aşağıda tutan. Böylece yükü hafiflemiş olarak. madenlerle. 1583. ayakta duran bir hayvan olduğunu keşfettiğinde bu kıyası güçlendirmiştir: tersine bir ilişki. Ancak. onun sayesinde birbirlerine yaklaşabilmektedirler."10 10 Cesalpin. onun çehresi 45 . doğru çıkmaktadır. bitkinin. ama "kökü bitkinin alt bölümüne. 52 Kelimeler ve Şeyler Bu tersine dönebilirlik gibi. benzerliklerin mekân içindeki harika çarpışmalarını sağlamaktadır. beslenme ilkeleri bir vücut gibi uzayan ve bir başla sona eren (taç. ilişkilerin daha ince benzerliklerinin bulunması onun için yeterlidir. Gücü muazzamdır. mağaralardaki sarkıtlarla veya fırtınalarla olduğu gibi. madenler ve elmaslar ile içine gömüldükleri kayalar. belirsiz sayıda akrabalık kurabilir. canlılar ile oturdukları dünya. yıldızların içinde parladıkları gökyüzüyle olan ilişkileri aynı zamanda ot ile yeryüzü. Örneğin. gök kubbeyle ilişki halindedir (gökyüzü boşluk karşısında ne ise. ama con-venientia gibi. deri lekeleri ile gizlice damgaladıkları vücut arasında bulunmaktadır. gökyüzüyle de oran içindedir. Cesalpinus bunun tersine. sapı üst bölümüne" yerleştiren ilk kıyasla çelişki içinde değildir. De Plansü Libri.bilimi ve ortaçağ düşüncesi tarafından bilinen. Bitki ile hayvan arasındaki eski kıyas (bitki. bu çokdeğerlilik de kıyasa evrensel bir uygulanma alanı sağlamaktadır. bağlar ve eklemlerden söz etmektedir. bu kıyasın içinde çakışmaktadır. çünkü ele aldığı benzerlikler. tıpkı aemulatio gibi. XVI. Bir kıyas. bu her bir yönden geçilen mekânın içinde ayrıcalıklı bir nokta vardır: burası kıyasa doymuştur (herkes burada destek noktalarından birini bulabilir) ve ilişkiler buradan geçerken. Convenientia ve aemulaüo. ağzı -veya kökleri. bozulmaksızın tersine dönebilir. duyu organları ile harekete geçirdikleri çehre. çiçekler. yeryüzüyle. ama bu iki dönemde muhtemelen farklı şekilde uygulanan eski bir kavramdır. Bu nokta insandır. Kıyas. aynı bir noktadan itibaren. bizatihi şeylerin görünen ve kitlesel benzerlikleri değildir. Dünyanın güçlerinin arasına dikilmiş olarak. yapraklar) bir sap boyunca tabandan zirveye doğru yükselen. Cesalpinus tarafından ne eleştirilmekte ne de reddedilmektedir. insan hayvanlarla ve bitkilerle olduğu gibi. kendi üzerinde tersine de dönebilir. çünkü "hayvanlarda da damar sistemi alt kısımdan başlamakta ve ana damar başa ve kalbe. Dünyanın bütün bilimleri. bu yüzden tartışılır hale gelmeksizin. ayarlamalar.

her zaman bir evren atlasının mümkün yarısıdır. kriz de düşünceler ağır ve kaygılı olduklarında 46 . Benzerlik figürlerini onun aracılığıyla bilgimize ulaştırdığımız tablo. bu noktada (ve hemen hemen sadece bu noktada) XVI. insan denilen hayvan ile üzerinde yaşadığı yeryüzü arasındaki kıyasta.de bedeni karşısında odur. fakat o bütün bu ilişkileri terazilendirmektedir ve bunlar. "ka-natçığın ucu bizdeki başparmak gibidir. kuşlara bacak gibi verilmiş olan kemik biçimi topuğumuza denk düşmektedir. Dünyanın üslubu 53 kesinlemeler. Aldrovandi'nin insanın alt taraflarım dünyanın pis yerlerine. Evren'in dışkıları gibi olan lanetlilere kıyasladığında yaptığı gözlemden ne daha rasyonel ne de daha bi-limseldir. kemikleri kayalardır.13 Belon'un tasviri. benzeri bir şekilde bulunmaktadır: eti topraktır. Belon'un tasviri. yüzyıl bilgilerini şeylere uyarlayan tabloyu kesmektedir. yüzündeki yedi delik.. kuşlar da dört parmağa sahiptir ve bunların sonuncusu oransal olarak bizim başparmağımız gibidir. cehenneme. Pierre Belon'un insan iskeleti ve kuşlarınki arasındaki ilk karşılaştırmalı levhayı nasıl ayrıntılarına kadar çizdiği bilinmektedir: burada "ap-pendix (eklenti) adı verilen ve kanatla kıyaslandığında başparmağın ele oranı gibi olan kanatçık" görülmektedir. ancak XIX. damarları büyük nehirlerdir. Crollius'un döneminde beyin kanaması ile fırtına arasında yapılan klasik karşılaştırma kadar. gökyüzünün yedi gezegeni gibidir). onu kendi döneminde mümkün kılmış olan perspektiften başka bir şeye ait değildir. nabzı tıpkı yıldızların kendilerine özgü güzergâhlarında dolaşmaları gibi atmaktadır."12 Bütün bu 11 Crollius. buranın karanlıklarına. tıpkı bizim dört ayak parmağımızın olduğu gibi. s. aynı kıyaslamalı kozmografyaya aittir. fırtına.11 İnsan vücudu. 88. sidik torbası denizdir ve yedi esas organı maden yataklarının dibinde saklanan yedi metaldir. age. Fakat gerçeği söylemek gerekirse. yüzyıl bilgileriyle donanmış bin için karşılaştırmalı anatomi olmaktadır. hava ağırlaşuğında başlamakta ve çalkantılı hale gelmektedir. .

hiçbir mesafe tahmin edilmemiştir. sonra bulutlar yığılmakta. ağız köpürmektedir. 13 Aldrovandi. dördüncü benzerlik biçimi. gezegenden. Aym'nın o kadar güçlü ve ısrarlı bir halidir ki. Burada hiçbir yol önceden belirlenmemiştir. şeylerin dünyadaki hareketine yol açmakta ve en uzaktaki yakınlaş-malarını harekete geçirmektedir: ağırları yerin ağırlığına ve hafifleri ağırlıksız boşluğa doğru çekmektedir. şeyleri dış ve görülebilir bir hareketle birbirlerine doğru çekerek. gizlice bir iç harekete yol açmaktadır -bayrağı birbirlerinden devralan niteliklerin bir yer değiştirmesi: ateş sıcak ve hafif olduğundan havaya doğru yükselmekte.15 Fakat gücü o kadar fazladır ki. sempatiler (yakınlık) oyunu tarafından sağlanmaktadır. ama sonra hava yatışmakta ve hastanın aklı başına gelmektedir. yıldırım düşerken ruhlar deri-yi patlatmaktadır. 14 Crollius. karın şişmekte. hiçbir bağlantı hükme bağlanmamıştır.başlamaktadır. 37. s. fırtına pat-lamakta. dünyanın derinliklerinde. 87. ama kendi kuruluğunu (bu onu toprakla akraba kılmaktaydı) kaybetmekte ve böylece bir nemlilik (bu onu suya ve havaya bağlamaktadır) kazanmaktadır.14 Nihayet. hükmü altındaki insana bir şimşek gibi inmekledir. 54 Kelimeler ve Şeyler dan ötürü. bu durumda hafif buhar. alevler hiç bık-madan ona doğru dikilmektedir-. gözler müthiş bir şekilde parlamaktadır. Paris. 15D5. tek bir temastan fışkırmakla ve mekânları aşmakla yetinmemektedir. benzer'in bi- 47 . mavi duman bulut halinde dağılmaktadır: hava haline gelmiştir. Histoire de la Nature des Oiseaıoc. agt. age. onu koklayan herkesi "hüzünlü ve ölümcül" kılan şu "cenaze törenlerinde kullanılan matem gülleri" gibi-. s. Bundan da fazlası. s. sidik torbası parçalanmaktadır. şimşekler çakarken. kökleri suya doğru itmekte ve günebakanın büyük san çiçeğini güneşe doğru döndürmektedir. tek bir temastan doğabilir -bir tek ölümün yakmlığın-12 P Belon. Sempati. Sempati. yağmur yağ-makta. En geniş mekânları bir anda aşmaktadır: sempati. serbest durumda rol oynamaktadır. 4.

Bozar. türdeş bir kitleye. . çünkü Doğa bu hayvanı 48 .16 İşte bu nedenden ötürü. Işık geçir-meyen ve kalın ağaçlar güneşin sıcaklığı ve toprağın nemi sayesinde büyüdüklerinden. . vahşi iştahlarını koruyacaklardır. her türü kendi inatçı farklılığının ve olduğu şey olarak sürme eğiliminin içine kapatır: "bitkilerin birbirlerinden nefret ettikleri oldukça ıyı bilinir. bireysel-liklerini kaybettirme gibi tehlikeli bir güce sahiptir -demek ki. 16 age Dünyanın Üslubu 55 tıpati tarafından telafi edilmiştir. Aynı'nm asık suratına indirgenmiş olurdu: dünyanın bütün parçaları. kökleri çok olan ağaçlar için de aynı durum geçerlidir."17 Böylece. onları karıştırma.çimlerinden biri olmakla yetinmemektedir. age. tıpkı tek bir mıknatısın sempatisi ve çekimi nedeniyle havada asılı kalan şu maden zincirleri gibi. onları oldukları şeye yabancı kılabilmektedir-. ama bunu özdeş'in yönünde yapar. eğer gücü dengelenmeseydi. aralarında kopukluk ve mesafe olmadan birbirlerine tutunur ve iletişim halinde olurlardı. öylesine ki. dünya varlıkları zaman içinde sonsuza kadar birbirlerinden nefret edecekler ve her sempatiye karşı. s. Zeytin ve üzümün lahanadan nefret ettikleri söylenir. bunlardan her birinin diğerine zarar vermesi zorunludur. şeyleri soyutlanmışlıklan içinde tutar ve özümlenmeyi engeller. 72. şeyleri birbirlerine özdeş kılma. "Hint faresi timsah için zararlıdır. özümleme. Sempati dönüştürür. Anüpati. sempati ikiz çehresi olan an15 G. Porta. kabak zeytinden kaçar. dünya tek bir noktaya.

56 Kelimeler ve Şeyler benzerlik alanlarına sahiptir) ve bir zaman (ama bu zaman aynı türleri. fare ona ölümcül tuzaklar kurmaktadır. atıf noktası. ölmele-rini. hava ateşle suyun arasına. Suyun nemliliği havanın sıcaklığıyla ısınmakta ve toprağın soğuk kuruluğunu gidermektedir. bunların başkalarına benzeyebilmeleri ve yakınlaşabilmeleri -ama kendi özgünlüklerini koruyarak. hayvanlar ve dünyanın bütün figürleri ne iseler o olarak kalmaktadırlar. Sıcak ve nemli hava.olgusu. tekrar ve 17 J Cardan. aynı unsurları sonsuza kadar ortaya çıkarmaktadır) olduğunu açıklamaktadır. "Dört cisim (su. ateş. yok olmalarını. buradan içeri girmekte ve onun geniş gırtlağından geçerek karnına inmekte. De la Subtitite. sempati ile onun karşılığı olan antipati arasındaki sürekli terazilenmedir. Fr. Ateş unsuru sıcak ve kurudur. sonunda hakladığı hayvanın karnından çıkmaktadır". 1656. Onları uyuşturmak üzere. demek ki soğuk ve nemli olan suyun nitelikleriyle antipati halindedir. öte yandan. Çev. ama aynı zamanda kavgaya çeken. suyun nemli soğukluğunu vasat sıcaklığıyla ılıtmaktadır. antipati demektir. aynı figürleri. kısacası bir mekân (ama bu mekân. böylece timsah güneşte eğle-nirken. karışmalarını. soğuk ve kuru toprak. Hava sıcak olduğu için. 154.ona düşman olarak vermiştir. onları ölümcül kılan ve kendi sıraları geldiğinde ölümün kucağına atan bu antipati oyunu ile şeyler. su toprakla havanın arasına konulmuştur. Ama. iç organlarını kemirmekte. Şeylerin özdeşliği. bu onların niteliklerinden bilinmektedir. gelişmelerini. ateşin ısısını azaltmakta ve ondan yardım alarak ısınmaktadır. Bu durum şeylerin büyüme-lerini. ateşe yakındır ve nemliliği sayesinde suya uyum sağlayabilmektedir. s. Nemliliğinin ılımlı olması için. bu çiftin hükmettiği 49 . ama kendilerini sonsuza kadar yeniden bulmalarını. hava. bunların uyum ve uyumsuzlukları fark edilir niteliktedir. toprak) kendiliklerinden ne kadar basit ve nitelikleri aynı olsa da." Onları dağıtan. farenin düşmanları da onu gözlemektedirler: çünkü örümcekle hiç geçinemez ve "en-gerek yılanıyla çok kere kavga eder ve ölür. timsahın ağzı açık olarak uyuduğunu fark edince. Yaratıcı'nm karışık unsurlardan birincil cisimlerin meydana geleceklerini emretmesinden ötürü."18 Sempati-antipati çiftinin egemenliği.

ama benzerliğin nerede olduğunu. -onu aynı ânda hem tam hem de aşikâr kılmasaydı-. ikizini oluşturmak. aynı olarak ve kendi üzerine kilitlenmiş olarak kalmaktadır. Bir açıklık varlığını sürdürmektedir: Eğer yeni bir benzerlik figürü gelip diziyi ta-mamlamasaydı. Oysa. S. hangi işaretle tanındığını bildirmemektedirler. Dünyanın bütün hacmi. dünya düzeni tarafından uzun zamandan beri ve bizim iyiliğimiz için hazırlandığını fark etmeden kat etmemiz söz konusu olacaktır. nasıl gömüldüğünü. İlk üç benzerlik böylece yeniden ele alınmış ve açıklanmış olmaktadır. kendinden kaçma veya karanlıkta kalma tehlikesiyle karşılaşabilirdi. Aynı. sistem kapalı değildir. II. 50 . Acaba. İMZALAR Ancak. benzerlik yollarını ve bu yolların nerelerden geçtiklerini söylemektedirler. benzerlikler neyseler o olarak kalmaya ve benzeşmeye devam etmektedir. kıyasın bütün zin-cirlemeleri. yakınlıktan kaynaklanan bütün komşuluklar. onu. s. aemulatio. 18 S. beslenmekte ve ikiye katlanmaktadır. şeylerin birbirlerine benzeyebilmeleri için kendi üstüne kapanmak. Boğanotunun göz hastalıklarını iyileştirdiğini veya şarap ruhuyla havanda dövülmüş cevizin baş ağrısını geçirdiğini bilmek için. rekabetin bütün yankıları. kendini yansıtmak veya zincirlemek zorunda olduğunu söylemektedirler. Dünya bu oyun sayesinde özdeş olarak kalmaktadır. 498. bir insanla yaşadığı gezegen arasında bir ikizlik mi. bu sır sonsuza kadar gizli kalır. belki de bütün bu harika benzerlik bolluğunu. kıyas ve sempati. yoksa bir çekişme ilişkisi mi olduğunu.hareket ve dağılma bütün benzerlik biçimlerine yer vermektedir.G. bir işaretin bizi uyarması gerekir: bu olmaksızın. bütün benzerlik oyunu bu açıklıktan geçerek. Annolations ou Grand Miroir du Monde de Duchesne. şeyleri yaklaştırmaya ve birbirlerinden uzakta tutmaya hiç ara vermeyen bu sempati ve antipati mekânı tarafından desteklenmekte. Convenienüa. bedenimiz ve yüzümüzdeki çizgi-lerde Mars'ın rakibi mi. Bunlar.

şeylerin yüzeyinde işaret edilmeleri gerekir. erdem dediğimiz şey daha çok imzadan tanınır. Her benzerlik aynı zamanda. onun kuşkulu kıvılcımlarını aydınlık bir kesinliğe dönüştüren bir karar unsuru olmasaydı.yoksa Satürn'e akraba mı olduğunun işaretlerinin bulunup bulunmadığını bilmek mümkün olabilecek midir? Gömülü benzerliklerin. s. ."20 İmzalar sistemi. büyük bir açık kitap gibidir. "hiyeroglifler"le demekteydi. Ve bazı şeyleri sakladıysa da. bu yeri işaretlemesi gibi-. görünür ile görünmez arasındaki ilişkiyi tersine döndürmektedir. ya yanında-. hem en aşikâr hem de en iyi saklanmış olan değil midir? Nitekim. "İnsanın yaran için yarattığı ve gizlediği şeyler. benzerlikte -ya üs-58 Kelimeler ve Şeyler tünde. onların kabuklarında duraklamak yararsızdır. Paracelsus. onu derin görünmezliğinden çekecek görünür bir figür gerekir. "taşıdıkları Tanrı gölgesi ve görüntüsünde veya iç erdeminde. onu tekrar bulabilmek için. ancak işa-retlenmiş bir dünya olabilir. bitkilerin. Benzerlik."19 Benzerlikler bilgisi bu imzaların dökümüne ve onların şifrelerinin çözülmesine dayanmaktadır. 51 . c IX. şifreler. fakat bu biçimin de kendi hesabına aydınlana-bilmesi için. benzerlik çakışan parçalardan -bazıları özdeş. Toplu Eserleri. Subdorff Yay. Tanrının iradesi değildir. İmzasız benzerlik yoktur. dış ve görünür işareti olmadan bırakmamıştır -tıpkı hazine gömen birinin. Bitkilerin doğalarını öğrenmek için. 393. dünyanın çehresi armalar. kesişen ve bazen de birbirlerini tekrarlayan garip figürler görülmektedir. bazıları farklımeydana gelmemiştir: tek bir aynılıktır ve bu da ya görülür ya görülmez. ağaçların ve diğerlerinin her biri birer kitap ve sihir-li işaret değil midir?"21 Üzerinde şeylerin birbirlerini yan-19 Paracelse. sayfanın tümü boyunca. hiçbir şeyi özel damgası olmadan. Benzerin dünyası. . die 9 Mücher der Natura Renim. Artık onların şifresini çözmek yeterlidir: "toprağın derinliklerinden gelen bütün otların. doğrudan doğruya işaretlere gitmek gerekir.kaplıdır. karanlık sözlerle -Turner. görülmez kıyasların görülür bir işaretine ihtiyaç vardır. karakterler. İşte bu nedenden ötürü. Ve dolaysız benzerlik alanı. şeyleri dünyanın tabanında görünür kılan şeyin görünmez biçimiydi. Demek ki. kıstası olmadan kalırdı. ki bu onlara gök tarafından doğal bir donanım olarak verilmiştir.

23 Ceviz ile baş arasındaki ilişki için de aynı şey geçerlidir. 52 . Bu işaret. doğanın sessiz örtüsünün altında saklanmış olan iç erdemlerini ifşa etmektedir. aslında sözlerle uğuldamaktadır. dünya konuşan bir insanla karşılaştırılabilir: "tıpkı anlama yeteneğinin gizli hareketlerinin sözle dışa vurulduğu gibi.üstündeki yeşil kalın kabuktur. göz kapaklarının gözler içinki durumuna benzeyen beyaz bir zarın içinde yer alan. Bu işaretlerin. bir damga bulunmasaydı. Onu meydana getiren işaretlerin üzerinde. "kafatası zarı yaraları"nı iyileştiren şey. . 21 age. 4. sempatinin şifresi oranın içinde yer almaktadır. s. fakat. onun tohumlarında tam olarak okunabilir durumdadır: bunlar.20 Crollius. Boğanotu ile gözler arasında sempati vardır. sadece benzet-medir. "22 Fakat. s 6. işaret ettikleri şeye nasıl gönderme yaptıklarının üzerinde. mey-venin kemiklerinin -yani kabuğunun. başın içindeki ağrılar. Sessiz yansımalar. otlar da merak-lı hekimle imzalarıyla konuşmakta.24 İlişkinin işareti ve bunu görünür kılan şey. Eğer bitkinin üzerinde onun göz hastalıklarına iyi geldiğini belirten bir sözmüş gibi duran bir imza. bu öngörülemez ilişki karanlıkta kalırdı. "tamamen beyne benzeyen" çekirdeğin kendi tarafından önlenmektedir. ona. Dünyanın Üslubu 59 sıttıkları ve görüntülerini birbirlerine gönderdikleri büyük sakin ayna. bu dilin kendinin üzerinde biraz durmak gerekmektedir. onları işaret eden kelimelerle ikizlenmişlerdir. Ve diğer hepsini kapsayan ve onları tek bir dizinin içine kapatan sarmal bir benzerlik biçiminin sayesinde. küçük ve koyu renkli yu-varlaklardır.

aynalar ve yakınlıklar sisteminin tümü tarafından imzalanmıştır. bir çizginin kısalığının kısa bir hayatın basit görüntüsünü. yakınlığın her zaman aktüel bir yer belirlenmesi tarafından tanındığı. birçok varlığın aynı olmamalarına rağmen yakın 53 . . Demek ki. gözler yıldızlardır. 60 Kelimeler ve Şcylcı eğilimlerini. 24 age. Rekabeti yakınlıktan da tanımak mümkündür: güçlü ve cesur hayvanların bacaklarının uç taraflarının geniş olduğu ve sanki bunlarm güçleri bedenlerinin en uzak kısımlarına aktanlmışcasına gelişmiş olduğu Yunanlı-lardan beri bilinmektedir. süreksizlik talihsizliği belirtir. s. en karanlık gecede gören keskin gözlü-ler gibidirler. göze en görünür benzerliklerin tanınması. bir çizginin yükselen hareketinin bir kimsenin başarıya çıkışını yansıtmasından ötürü. Ve eğer şimdi. sempatiler ve rekabetlerdir. 23 age. s. çünkü ışığı tıpkı karanlığın içindeki yıldızlar gibi çehrenin üzerinde yaymaktadırlar ve çünkü körler dünyada. bağlanmış oldukları ruha olan benzerliğin işaretini taşıyacaklardır. iki çizginin kesişmesinin bir engelle karşılaşılacağını. Aynı zamanda. hayatın büyük dokusu içindeki kaza ve geçiş-leri beden üzerine resmettikleri nasıl bilinebilecektir? Sempati. süreklilik talihi. acaba tanınabilmek için hangi imzayı taşıyacaktır? El veya alın çizgilerinin insanın 22 age. İnsanın yüzü ve eli de aynı şekilde. beden ile gök arasında iletişim kurduğundan ve gezegenlerin hareketini insanların maceralarına aktardığından ötürü. Genişlik. onu benzetmeyle tanımak mümkündür. Benzerlikleri işaret edenler. Rekabete gelince. zenginlik ve cömertlik işaretidir. 33-34. şeylerin aralarındaki yakınlığın keşfedilmesi tabanı üzerinde olmaktadır.25 Beden ile kader arasındaki büyük benzerlik. 33.Fakat bizzat oranın kendisi. .

bunun hangi ikizlenmeler sistemiyle gerçekleştiği görülmektedir. çünkü imzadan ayrı olan varlığı. eğer okunaklı bir şekilde işaretlenmeseydi. işareti olduğu çehrenin içinde silinecektir. dünyanın tüm veçheleri içinde neyin sayesinde barınmaktadır ve birbirlerine dolanan bu kadar çok sayıdaki figürün içinden bir tanesinin gizli ve özsel bir benzerliği işaret eden karakteri nasıl anlaşılmaktadır? Onun kendine özgü işaret olma değeri içindeki işareti hangi biçim meydana getirmektedir? Bu benzerliktir. tıpkı güneş ile günebakan veya su ile kabağın büyümesinde olduğu gibi çekme-sinden26 aralarında yakınlık ve sempati olmasından daha başka bir işaret var mıdır? Böylece çember kapanmaktadır. bu küçük kayma. ama kendi sırası geldiğinde bir üçüncüsü tarafından ortaya çıkarılan bir benzerliktir. Ancak. (hastalık ile ilacı. işaret ettiği bir türdeşlik değildir. benzerlikler çemberinin üzerine.oldukları düşünülecek olursa. Benzerlikler bir imza gerektirmektedir. 1653 yayını. yeniden bir yakınlık işareti gerekecektir. çünkü bunların arasından hiçbiri. başka bir benzerlik. benzetmeninkinin rekabetin içinde. Dünyanın Üdubu 61 ların birbirlerini karşılıklı olarak. Meıoposcopie. bitki ile ihtiyacı olan toprak arasında olabildiği gibi) düşünülecek olursa. işaretlerin bütünü. fakat bu imza aynı benzerliğin ortak bir biçiminden ibarettir. bun-25 J. s. Öylesine ki. IH-VIII. birinciyi tanımaya yarayan. Ama bu işaretler nelerdir? Bunlar. Oysa. birincisini noktası noktasına ikizleştiren ikinci bir çember kaydırmaktadır. İşaret ettiği şeyle benzerliği olduğu ölçüde (yani benzeme) işaret etmektedir. rekabetininkinin yakınlığı içinde yer almasına yol açmakta. Ancak. iki şeyin birbirlerine bağlı olduğunu gösteren. Cardan. Her benzerlik bir imza taşır. yakınlık da kendi hesabına sempatinin işareti olarak tanınır hale 54 . insan ile yıldızları. fark edilemezdi. sempatinin işaretini benzetmenin içinde.

İşaretlerin yasasını aramak. Ve hiç kuşkusuz. doğa ne esrarlı ne de üzeri örtülüdür. yüzyıl semiyoloji ve yorumbilim. bağlarının ve bağlantılarının yasalarını öğren-meye olanak veren bilgi ve tekniklere semiyoloji adını verelim: XVI. bu bilgi biçimini belirlemekte (çünkü ancak benzerlik yollarının izlenmesiyle tanı-nabilmektedir) ve ona içeriğinin zenginliğini garanti etmektedir (çünkü işaretler kaldırılır kaldırılmaz ve bunların işaret ettiklerine bakılır bakılmaz. işaretlerin nerelerde olduklarını ayırmaya. ama yandan. onları işaret olarak ihdas eden şeylerin neler olduklarını tanımlamaya. Ve bu benzerlik. İşaret eden biçim ile işaret edilen biçim benzerliklerdir. benzeyen şeyleri keşfetmektir. 62 Kelimeler ve Şeyler bilgisi içindeki en evrensel şey olma özelliğine bundan ötürü sahip olmuştur.gelmektedir. bir arada yaşamaları. . 221. benzerliklerinden farklı değildir. hem en görünür hem de keşfedilmesi gerekendir. Fr Çev. Anlamını aramak benzeşenleri açığa çıkarmaktır. onları birbirlerine bağlayan sentakstan başka bir şeyi anlat-mamaktadır. Şeylerin doğası. 55 . şeffaflık daha ilk veriden itibaren bulanmaktadır. bölme aynıdır. bizzat Benzerlik'in kendisi gün ışığına çıkartılmakta ve kıvılcımlarını kendi ışığının içinde çakmaktadır). kendini bazen saptırdığı bilgiye ancak. Varlıkların grameri. bu çakışmanın benzerliklerin hafif bir kaymasıyla birlikte hareket etmesi ölçüsünde sunmaktadır. s. onların yorum yoluyla çözümlenmeleridir. benzerlik XVI. yüzyıl 26 Bacon. benzerlik biçimi içinde çakışmıştır. İşaretleri konuşturmaya ve anlamlarını keşfetmeye olanak veren bilgi ve tekniklerin bütününe yorumbilim adını verelim. onları bağlayan ve aracılığıyla iletişimde bulundukları zincirlen-meden. İmza ile işaret ettiği tamamen aynı doğadandırlar. "Doğa". Bu yüzden tablo açık değildir. tek bir farklı dağıtım yasasına uymaktadırlar. dünyayı bir uçtan diğerine kat eden işaretler ağmm içinden başka hiçbir yerde ortaya çıkmaz. Tedricen aydınlatılması gereken karanlık bir mekân ortaya çıkmaktadır. 1631. çünkü en gizli şeydir. Ve bunların konuştukları dil. Histoire NatııreUe. semiyoloji ile yorumbilimi birbirinin üstünde tutan ince kalınlığının içine alınmıştır.

İşaret ile işaret ettiğinin arasına tek bağ olarak benzerliği (hem üçüncü güç hem de tek iktidar. yüzyıl bilgisi kendini hep aynı şeyi bilmeye. bu bilginin hem çok kalabalık hem de kesinlikle fakir karakteri. Ama. III. Bu muazzam sütunlar. burada kendilerine özgü mekâna sahip olmaktadır: benzerden ona benze-yene sonsuz bir zikzakla giderek. birbirlerini davet eden teyitlerin sonsuza kadar yığılması yoluyla işlem yapan/yapmak zorunda olan bir bilgidir. ancak. bu mesafeyi ka etmek zorunda olacaklardır. dünyanın tümünün kat edilmesi gerekir. kendiyle birlikte bazı sonuçlar taşımaktadır. toplamadır. Benzerlik asla kendinde istikrarlı olarak kalmamaktadır. çünkü işaret ve içeriğin içinde aynı şekilde yer almaktadır) koyarak. Kalabalıktır. ve benzetmelerin en hafifinin doğrulanması ve sonunda kesin olarak gözükmesi için. onların tekdüzeliği buradan kaynaklanmaktadır. Önce. Bilginin unsurları arasındaki tek mümkün bağlantı. her şey dolaysız ve aşikâr olurdu. yüzyıl episteme'si işte böyledir. Demek ki. Ve bu bilgi bu nedenden ötürü. daha temelle-rinden itibaren kumlu olacaktır. XVI. Eğer benzerliğin yorumbilimi ve imzaların semiyolojisi hiçbir titreşim olmadan çakışsalardı. yazıları meydana getiren benzerlikler ile söylemi meydana getirenler arasında bir "diş" açıklık olduğundan. DÜNYANIN SINIRLARI En genel taslağı içinde. çünkü sınırsızdır. her benzerlik ancak diğer hepsinin birikimiyle değer kazanmaktadır. öylesine ki."Doğa" Dünyanın Üslubu 63 işte buradadır ve tanınmaya çalışılması gereken budur. bilgi ve sarf ettiği sonsuz çaba. Bu dış görünüş. XVI. kendi hesabına başkalarını davet eden diğer bir benzeşmeye gönderme yaptığında sabitleşir. ama bunu be-f<4 Kelimeler ve Şeyler lirsiz bir güzergâhın asla ulaşılamayan bitiminde bilmeye 56 .

Büyük bir dünyanın var olduğunu ve bunun dış çevresinin yaratılmış bütün şeylerin sınırını çizdiğini. Fiili durumda. bunların işaretler oyunu aracılığıyla talep ettikleri benzerlikler her zaman birbirlerine yaslansalar da. işaretler ve benzerlikler oyunu olarak. araştırma faaliyetine. gerçek ve eğer deyim yerindeyse ele gelir sınırları koymaktadır. burada oturan varlıklar istedikleri kadar kalabalık olsunlar. Fakat. Doğa. kozmosun ikiz figürüne uygun olarak kendi üzerine kapanmaktadır. yıldızların.mahkûm etmiştir. göğün. Mikrokozmos ile makrokozmos arasındaki mesafe istediği kadar büyük olsun. onları sonunda saymak mümkündür. hiç kuşkusuz. Fakat. bunun karşılığında. bu dönemin epistemolojik dış biçiminin içinde bir veya daha doğrusu iki çok kesin işlevi vardır. birbirlerine eklenen benzerliklerin yorulmaksızın yol almalarına. en yüksek kürelerin görünür düzeninin dünyanın en karanlık derinliğinde yansıyacağını öne sürmektedir. artık elden belirsiz bir şekilde kaçma tehlikesi taşımaDünyanın Üslubu 65 maktadırlar. bizatihi bu olgudan ötürü sonsuz değildir. yüzyılda sonunda. belli bir yeni Platoncu gelenek tarafından canlandırılmıştır. Ve çok ünlü mikrokozmos kategorisi işte burada işlev görmektedir. eskiden denildiği gibi. Bunun. nehirlerin ve fırtınaların muazzam düzenini kendi sınırlı boyutları içinde yeniden üreten ayrıcalıklı bir yaratığın var olduğunu ve benzerlikler oyunun bu kurucu benzetmenin fiili sınırları içinde serpildiğini işaret etmektedir. XVI. her şeyin daha büyük bir ölçekte aynasını bulacağını ve makrokozmik teminatını bulacağını garanti etmekte. Düşünce kategorisi olarak ikiye katlanmış benzerlik oyunu doğanın bütün alanlarında uygulanmakta. bilginin içinde temelli bir rol oynamıştır. 57 . ve buna bağlı olarak. öteki uçta. ortaçağ boyunca ve Rönesansın başında. dağların. Bu eski kavram. Birbirlerini destekleyecekleri ve güçlendire-cekleri tamamen kapalı bir alanları vardır. doğanın genel dış biçimi olarak. bir dünya görüşü veya Weltanscha-uung olup olmaması pek önemli değildir.

Aslında. ilişkileri tersine çevirmekten kaçınmak gerekir. mikrokozmos ile makrokozmos ilişkisinin içinde bu bilginin teminatını ve içini dökmesinin sonunun düşünülmesi gerekiyordu. Eğer bunun tersine. XVI. işaretlerin ve benzetmelerin birbirlerinin üzerine sonu olmayan bir dışkabuğa uygun olarak. yüzyıl bilgileri bize. bir araştırmanın sayabileceği tüm formülasyonlar arasında. ancak Eskilere sadakat ile. bizim kendi kendimizi tanıdığımız rasyonel bir hükümranlığa yönelik olarak çoktan doğmuş olan bir dikkat arasındaki çarpışmanın serbest bir yeri olabilirdi. XVI. zayıf bir ya-66 Kelimeler ve Şeyler pıya sahipmiş gibi gözükmektedir. muhtemelen en sık rastlanılanıdır. her eserin ve paylaşılan her zihnin aynasında yansıyacaktır. yüzyıl bilgisi bir yapı 58 . aynı gerekirlikten ötürü. Ve bu üç boğumlu dönem. yalnızca yazılı malzemenin istatistik bir çözümlemesinin izin verebileceği bir kanıtlar incelemesi söz konusu değildir. büyü ve allameliği aynı anda ve aynı düzlem üzerinde kabul etmek zorundaydı. XVI. büyü uygulamalarından türeme kavramların ve eski metinlerin keşfe-dilmesiyle otorite olma gücü artmış olan koskoca bir kültürel mirasın bir karışımından meydana gelmiş gibi gözükmektedir. makrokozmos ile mıkrokozmosun ilişkileri basit bir yüzey etkisi olarak ortaya çıkmaktadır. yüzyıl bilgisi arkeolojik düzeyinde -yani onu mümkün kılanın içinde. .Demek ki. Bu bilgi. Dünyanın bütün benzerliklerinin aranmaya başlamasının nedeni böylesine ilişkilere inanılıyor olması değildir. Fakat burada. karşılıklı bir şekilde dolandıkları bir episteme'de.sorgulanacak olursa. Ama. Böylece kavranan bu dönem bilimi. Makrokozmos düşüncesi hiç kuşkusuz. bilginin merkezinde bir zorunluk bulunmaktaydı: işaretler ile anlamlar arasına üçüncü kişi olarak dahil edilmiş bir benzerliğin sonsuz zenginliği ile benzerliğin işaret edenle işaret ettiğine göre biçimlenmesini dayatan tekdüzeliği birbirlerine uydurmak gerekiyordu. yüzyılda denildiği gibi "önemli"dir. XVI. rasyonel bilginin.

"27 Kehanet. talep edilen biçimler. işte bu nedenden ötürü bir organ üzerinde etkinliğe sahip olacaklardır. onun aracılığıyla söylenilen ve o olmazsa nesnelerin içinde sessiz ve uyku halinde kalacak olan şeye doğru gitmek.yetersizliğinden muzdarip değildir. gizli şeyi ancak birbirlerine benzedikleri ölçüde belirtebil-mekiedirler. Archidmds Magka. Başı veya gözleri veya kalbi veya karaciğeri temsil eden bitkiler. Tersine. bir daha işit-memek için hemen kuyruklarını döndürmelerini öğretmiştir? Bu sözü duyar duymaz. bağlantılı işaretler tarafından ifşa edilmektedirler. dağların içine gizlenmiş olanları işaretler ve dış bağlantılar sayesinde keşfediyoruz. Süedya'da (isveç). s. Osy gibi Yunanca sözleri anlar. bizatihi kendileri olarak benzetme biçimlerinden ibarettir. ve otların bütün özelliklerini ve taşların içindeki her şeyi böyle buluyoruz. onun mekânını tanımlayan dış biçimlerin ne kadar özenli olduklarını gördük. Osya. Demek ki. Dünya. hayvanlar. ve benzerlikler ile yakınlıkları açık eden bu işaretler. Osy. Fr Çev. içinde bulunanları insanın bakışlarından gizleyebilecek kadar büyük hiçbir dağ yoktur. o da bu sözlerin yüksek sesle söylendiğinde olduğu gibi 59 . Ve bunun yalnızca. bu kelimeleri daha duyar duymaz. Denizlerin derinliklerinde ve gök kubbenin yüksekliklerinde insanın keşfedemeyeceği hiçbir şey yoktur. doğalarına ve zihinlerine rağmen hareketsiz kalmakta ve kimseyi sokarak zehirlememektedırler". şifrelerinin çözülmesi gereken işaretlerle kaplıdır. rakip bir bilgi edinme biçimi değildir. Oysa. "Biz insanlar. bilmek yorumlamak olacaktır: görünür işaretten. . bunlar insana. Paracelsus şöyle sormaktadır: "Söyle bana. AAgorya'da. 1909. parşömen veya kâğıt üzerine bir tek bu sözleri yazarsan ve bunu yılanlara gösterirsen. ve aynı zamanda onlar tarafından gizlice işaret edilenler üzerinde işlem yapmadan. Büyü ve allamelikle -kabul edilen içerikler değil de. yılan neden Helvetya'da (isviçre). 21-23. Hangi akademi onlara.olan ilişkiyi dayatan işte bu katılık olmaktadır. yorumlanan bu işaretler. işte bu ne-27 Paracelse. Dünyanın Üslubu 67 denden ötürü kendilerini belirten işaretlere duyarlı olacaklardır. bizatihi bilginin kendiyle dayanışma içindedir. bu belirtilere yöne-linmeyecektir. söylenilen sözlerin çıkardığı gürültünün etkisi olduğu söylenilmesin: "Eğer uygun zamanda tirşe.

Fakat. diğeri de. Campanella'nm özellikle bildirdiği üzere. onların aynasını ve rekabetini meydana getirmesidir. yorumlanması gereken geniş bir alandır. Camanella. yüzyılın sonunda çok büyük bir yer tutan ve XVII. Kutsal Yazı'nın veya Antikite'nin Tanrısal bir içerikle aydınlanmış olan bilgilerinin. Eskilerin söylemi de ilan ettiklerinin imgesine bağlıdır. Tanrının. Büyüsel biçim bilgi tarzına ilişkindi. 68 Kelimeler ve Şeyler lıdır). şeylerle olan ilişkinin aynıdır. şifrelerinin çözülmesi gereken figürler serpmiştir (ve bilgi işte bu anlamda divinaüo olma-28 T. her iki yerde de işaretler devşirilmektedir. Avrupa bilinci içinde tortusal bir etki değildir. işaretler doğanın sırları karşısında ne ise. hareketsiz yasadan. açığa çıkardığı şeylerle onun 60 . söylediklerini anlamak zorunda olmasaydık. iki farklı düzeyde gelişmektedir: bunlardan birinde sessiz işaretler. Başka bir ifadeyle. yalnızca toplamakla yeti-nirdik. Ve aynı olgudan ötürü. Eğer onların dilini öğrenmek. 1620. allamelik için de aynı durum söz konusudur: çünkü.hareketsiz kalacaktır". Divinatio ve Eruditio aynı yo-rumbilimdirler. benzetme işaretlerini birbirlerine göndermekteydi. bunun nedeni. yüzyılın iyice sonlarına kadar ilerleyen "doğal büyüler" projesi. Eskiler ise bunları çoktan yorumlamışlardır ve bize bunları toplamaktan başka bir şey düşmemektedir. doğaya yalnızca. çünkü bilginin temel dış biçimi. bizatihi doğanınki gibi. şeyin kendine gitmekte (ve doğayı konuşturmakta). De Sensu Renim et Magia. tıpkı doğal işaretlerin işaret ettiklerine derin benzerlik ilişkisiyle bağlı oldukları gibi.28 çağdaş nedenlerden ötürü hortlaülmıştır. her iki yanda da işaretleri devşirmek ve onları yavaş yavaş konuşturmak gerekmektedir. bu söylem. Fakat bu bilim. ebedi gerçek karşısında odurlar (şifresi çözülmesi gereken işaret bu sözdedir). eğer bu söylem biçim için kıymetli bir işaret değerine sahipse. gelenek tarafından kurtarılmış olan kitaplara kaydırılan okunaklı sözler arasında fark yoktur. Tanrı bilgeliğimize idman yaptır-mak için. Fakat. şeylerin bizzat kendilerine uygulanmış olması. bize iç sırlarını göstermek için dünyanın yüzeyine yerleştirdiği görünür işaretlerle. aydınlık söze gitmektedir (uykudaki dillere yeniden hayat vermektedir). Antikite'nin mirası. varlığının tabanından ve doğumundan itibaren onu kat etmeye ara vermeyen ışık sayesinde. Metinlerle olan ilişki. dil şeylerin işareti olarak değere sahiptir. Frankfurt. metinlerini okumak. Antikite'nin bize aktardığı hazinenin içinde. benzer biçimlere göre. XVI.

ışık geçirmez. XVI.arasında. şeylerin tıpkı bir aynada olduğu gibi. bu dünyaya aittir. yüzyılda. içerik veya işaret. Öyleyse. yaşı olmayan bir yakınlık vardır. dünyaya in-dirilmiştir ve aynı anda hem şeylerin bizatihi kendilerinin sırlarını sakladıklarından ve bir dil olarak ifşa ettiklerinden hem de kelimelerin kendilerini insanlara şifreleri çözülecek şeyler olarak sunmalarından ötürü. doğa ve söz sonsuza kadar kesişerek. Bütün bu işaretler gerçeği -ister doğayı kat etsinler. işaret edebildiklerine benzetme yoluyla bağlanan işaretler hazinesidir. hecelenen ve okunan kitap eğ- 61 . tekdüze ve düz işaretler bütünü değildir. Bu dil daha çok. Her yerde tek bir oyun vardır: işaret ile benzer arasındaki ve işte bu nedenden ötürü. esrarlı. ona otoritesinin kaynaklandığı unvanı sormanın gereği yoktur. Doğayı tanımak için. yüzyıldaki kaba ve tarihsel varlığı içinde. kendilerine özgü gerçekleri birer birer ilan edecekleri. okumasını bilen için tek bir büyük metin oluşturabilirler. IV ŞEYLERİN YAZISI Hakiki dil XVI.her yerde aynıdır: Tanrının var olması kadar eskidir. açılan. Dil. işaretlerle sözler arasında. bağımsız. keyfi bir sistem değildir. sır veya belirti rolünü oynayabileceği ve zaten de oynadığı bir işaretler şebekesi meydana getirmektedirler. bunlar bir arada. herkesin diğer herkese karşı. bizatihi şeylerin kendilerinin saf altınını gizlice işaret eden doğadaki işaretlere gönderme yapan ikinci dereceden bir hazinenin söz konusu olmasıdır. parçalı ve bir noktadan diğerine esrarlı bir kitle olup. kendi üzerine kapalı bir şey. veya sağlaması yapılabilir ile geleneğe göre fark yoktur. ister parşömenler üzerine yazılarak kütüphanelerde sıralansınlar. gözlem ile kabul edilmiş Dünyanın Üslubu 69 otoriteye göre. dünya figürlerine şurada veya burada karışmakta ve onlara dolanmaktadır: öylesine ki. Tek fark.

zorunlu kıyaslara sahiptir. burada kelimenin köken anlamının arandığı değil de. söylemek istediğinin işaretlerini taşımaktadır. harflerin. hemen hemen yalnızca özelliklerin yakınlık ve karşılıklı ortaklığına ilişkindi. bitkiler veya yıldızlar gibi kendi yakınlık veya uyum yasalarına. nihayet tam kelimelerin "iç" özel-liklerinin arandığı anlamına gelmekteydi. Kelimeler heceleri ve heceler de harfleri bir araya getirir. O. gramerde kendi özelliklerini kendiliklerinden ilan edenler. zarfın ve bağlandığı diğer tüm kelimelerin arasındaki gibi. ama yüzeyde. burada rol sahibi değildir. yüzyılda. ikinci bölüm sentaksı incelemekteydi: ama. XVII. yüzyıl gramercilerinin çok önem verecekleri ve çözümlemelerinin yol göstericisi olarak kullanacakları temsili içeriği. ama bu. Bunun sonucu olarak. Şu farklarla birlikte: tek bir doğa ve birçok dil vardır ve derunilikte. 62 . dili dünya cephesinde. gramerini iki bolü-70 Kelimeler ve Şeyler me ayırmaktaydı. gizli kalan başka bir söyleme göre keşfedilirken. gündelik kelimeler ve cümlelerdir. çünkü onları birbirlerine yaklaştıran özellikler buralara yerleştirilmişlerdir. o da doğanın bir şeyi olarak incelenmelidir. tıpkı hayvanlar. Unsurları. otların. tıpkı dünyada işaretlerin birbirlerini çekmeleri ve itmeleri gibi olmaktadır. bir sır onda. bitkilerin. kendine rağmen bölünmüş ve bozulmuş bir doğadır. doğa bilimleri veya deruni disiplinlerinkilerle aynı epistemolojik konuma yaslanmaktadır. taşların ve hayvanların arasında ikamet etmeye zorlayan çok daha derin başka bir dönüşümün görülebilir tersinden başka bir şey değildir. Dil. İlk şeffaflığını kaybetmiş olan. "kelimelerin özellikleri aracılığıyla aralarındaki inşa"yı öğretmekti ve bu "kelimeyle kelimenin veya fiilin. doğanın görülebilir biçimleri ile deruni söylemlerin gizli yakınlıklarının yarı yolundadır. Gramer incelemesi XVI. hem görülür ifşa hem de kendini yükselen bir açıklık içinde yavaş yavaş ihya eden ifşa-dır. bir anlama sahip olduğu için olduğu şey değildir. Birincisi etimolojiye tahsis edilmiştir. Dil. hecelerin. hecelerin ve harflerin özellikleri. parçalanmış. bu."29 Dil. ve XVIII. Ramus. kelimelerin.retilemesi. benzerlikler ve imzaların büyük dağılımının içinde yer almaktadır.

j| çünkü dört ayaklı hayvanların arasında. insanları cezalandır-mak üzere.I bi. şimdi unutulmuş olan bu ilk kelime haznesinden türemiştir. yani iyi yürekli. kalınlıkları içinde sessiz bilginin bir parçası gibi. Bildiğimiz bütün dilleri şimdi yalnızca. s. çünkü bu dil Tanrının halkıyla olan eski Birliğini anlatmaya yaramaktadır. gezegenlerin etkisinin insanların alnında yazılı olduğu gi. Babıl'de tahrip edildi. Eski durumun anısını koruyan tek bir dil vardır. varlıkların hareketsiz özelliklerini. şeylerin mutlak kesin ve şeffaf bir işaretiydi. 3 ve 125-126. bu fiil yükselmek anlamına gelmektedir. kendileriyle birlikte götürmüşlerdir: "babalarına ve analarına karşı gösterdiği merhametten ötürü çok takdir edilen leylek. adlar işaret ettikleri şeylerin üzerine konulmuşlardı: I benzerlik biçimi içinde. bu fiil bu kelimeden de türemiş olabilir. acıma duygusuna sahip olarak adlandırılmaktadır. krallığın kartalın bakışının içine yerleştirildiği. 63 . Tanrı kendini dinleyenlere bu dilden hitap etmiştir. . Ve Adem'in hayvanlara dayanarak telaffuz ettiği ilk kelimeler. Yakub'rn onu 39. Paris.Dil. dilin birinci varlık nedeni olmuş olan bu şeylere benzerliğin silinmesi ölçüsünde ayrıldılar ve birbirlerine uymaz hale geldiler. çünkü doğrudan. Sus denilen at. ve | son olarak çünkü. Husas fiiliyle değerlendirilmektedir ki. merhametli. 29 R Ramus. kaybolmuş olan benzerlik yam üzerinde ve boş bıraktığı alanda konuşuyo-ruz. Dünyanın Oilubu 71 çünkü onlara benziyordu. tıpkı . Diller önce. 1572. bizzat Tanrı tarafından insanlara verildiği ilk biçimi altında. Tıpkı gücün aslanın bedeninin içine. kısmen de olsa ora. çünkü Tanrı Babil cezasının insanların kafalarından silinmesini istememiştir. ilk adlandırmanın işaretlerini kalıntılar halinde taşımaktadır. İbranicede Chasida. Demek ki îbranice. Bu şeffaflık. Grammaire.| da kalmışlar.

ve cesur-dur. Suriyelilerin. bu şekilde "büyük Aristoteles'in birime yaklaşan kanaatine göre. sağdan sola doğru yazdıklarını. tıpkı ilk adların düzeninin Tanrının Adem'in yararına sunduğu şeylere benzemesi gibi. Kiptiler. böylece "insanlara başı 64 . gene de dünyadan kopmuş değildir. böylece "yedi gezegenin bütünü olan. Mısırlıların. Kartacalıların. Kathaylılar."30 Fakat bunlar yalnızca anıtların parçalarından iba. göğün çok mükemmel olan ilk katının gündelik hareket ve güzergâhını izlediklerine" dikkat çekmektedir. bir tek at gururh. Tanrı işte bu nedenle. İbranilerin. Arapların. Samaralıların. Poznanlı-lar ve tabii ki Latinler ve bütün Avrupalılar soldan sağa doğru yazmakta. Kenanilerin. Çinliler. 40. Kilisesinin dili olan Latincenin yeryüzünün tümüne yayılmasını istemiştir. Cologne. s. Türklerin. Bunların seferber oldukları mekân ve birbirlerine dolanmaları. bir tek Ibranice bunları korumuştur. Moritanyalıların.bölümde tasvir ettiği üzere. hepsi bir araya geldiklerinde hakikatin görüntüsünü oluşturmaktadır. göğün ikinci katının hareketini izlemektedirler. doğa değildir. Pönlerin. Dünyanın bütün dilleri. Tatarların./f rettir. bilin-dikleri halleriyle. Hintliler. kefaretini ödemekte ve gerçek sözü nihayet dinlemeye başlamakta olan bir dünyanın figürüdür. Kuzey Afrikalı Müslümanların. Fakat. güçlerini yalnızca birkaç ayrıcalıklının bilebileceği esrarlı bir alet de değildir. diğer diller bu kökten benzetmeleri kaybetmişlerdir U ve eskiden Tanrı. Daha çok. Japonlar yukarıdan aşağı doğru yazmakta. ifşa-ların yeri olmaya ve gerçeğin hem kendini açık ettiği hem de dile getirdiği mekâna ait olmaya başka bir biçim altında devam etmektedir. Tıesoı de VHistoire des Langues. dil artık adlandırdığı şeylere hemen doğrudan benzemiyorsa da. Kuşkusuz. Kaidelilerin. İranlıların. 1613. Yakubiler. Adem ve dünyanın ilk zamanlarındaki 30 Claude Durel. kurtarılmış dünyanın işaretini serbest bırakmaktadır. Gür-cüler. artık kökensel görülebilirliği içinde. ama. işte bu nedenden ötürü. 72 Kelimeler ve Şeyler hayvanların ortak dili olduğunu göstermek üzere. Yunanlılar. Çerviyanlar. Claude Duret. Maruniler.

ya da "güneşin burçlar kuşağı içindeki yıllık hareketiyle yaptığı. göğün ve dünyanın bütünsel yuvarlaklığının sırları ve esrarı belirtilmiş ve açıkça ifade edilmiş olmaktadır. Op cit 32 Gesner. 65 . tahta çıkışını haber verdikleri haçı.."31 Diller dünya ile bir anlam ilişkisinden daha çok. dünyanın kavşağının ve haç biçiminin. "bu beş farklı yazma biçimiyle. bunu artık -bazı nadir istisnaların dışında-32 kelimelerin kendinde değil de.ğ na benzeyen sarmal çizgiler" halinde yazmaktadırlar. en maddi mimarileri içinde yeniden üretmektedirler -bu tahta çıkış. dilin mekânının kozmosun yer ve figür-leriyle kesişmesinin içinde aramak gerekir. . bir kıyas ilişkisi içindedirler. XVI. yüzyılın sonunda veya izleyen yüzyılın ilk yıllarında ortaya çıktığı şekliyle. Alstedius'un *' 31 Duret. 1610. ayaklan aşağıda verilmiş olan uymaktadırlar". onun dünyanın bütünüyle toplam ilişkisi içinde. imgesi oldukları gökyüzü ve yeryüzünü söylemektedirler. Gregori. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkacaktır-.yukarıda.jŞİ us'un Syntcvceon artis mimbilis'mde (1610). bizatihi dilin varoluşunun içinde. Ansiklopedi tasarısı. Meksikalılar ya aşağıdan yukarı. yay. dillerin işaret değeri ve ikiz olma işlevleri çakışmaktadır. ancak XVII. Tıgun tarafından yapılan 2. s. Yazı ve Söz tarafından da belirtilmiştir—. 3-4. Dilde simgesel bir işlev vardır: fakat Babil felaketinden beri. Ve * böylece. veya daha doğrusu. bu düşünceden kaynaklanmaktadır: dilin tarafsız unsuru içinde bili-neni yansıtmak değil de -keyfi.33 bizatihi dünyanın düzenini kelimeler ve onların mekâna yerleştiriliş biçimlerinin zincirlenmeleri aracılığıyla yeniden kurmak. Mithridates'le doğal seslerle onların karşılığı olan aynı seslerin takli-dine dayalı kelimeleri (onotnatopeesf) tabii ki zikretmekte. ama bunu istisna olarak sunmaktadır. ama etkin ansiklopedi düzeni olarak alfabenin kullanılması. "yukarı-Dünyanın üslubu 73 doğanın düzenine dakilerin tersine".

Doğu elyazmalannın Avrupa'ya gelmeleri. 1583. yazılı metinleri komşuluk. Bu ayrıcalık bütün Rönesans dönemine egemen olmuştur ve hiç kuşkusuz. ilk alfabetik ansiklopedi. yalnızca bu görülür ve sessiz işaretleri okumuştur. Krş. hem de Duret35 -ve hemen hemen aynı terimlerle-. onlar tarafından sipariş edilmeden bir edebiyatın ortaya çıkması. aynı tasarı aynca.. Traite des chifjres. her halü kârda yazının mutlak bir ayrıcalığını varsaymaktadır. aynı ânda hem Ansiklopedi'nin hem de Kütüphane'nin olacak olup. 1. Tanrı dünyaya. bütün bunlar. Grand Dictionnaire Historidjue'idir. çoklu ve bölünmüş ay biçimine göre mekânlaştırinayı başaran şu Christophe de Savigny'nin Tableau de tous les arts libirecuvc'sunda bulunan işte bu tasarıdır. Yasa insanların hafızasına değil de. yazılı kelimeleri yerleştirmiştir. akrabalık. veyahut bilgileri hem hareketsiz ve mükemmel çember gibi olan kozmik biçime hem de kaybolabilir. Paris. kıyas ve bizzat dünyanın dayattığı tabiiyete göre düzenlemeye izin verecek bir mekân düşünen La Croix du Maine'de bulunmaktadır. 66 . Matbaa. s. Hem Vigenere. II.34 Dil ile şeylerin. parfaite. Gesner. koyulan adı kesinlikle her zaman önceledığini söylüyorlardı.33 Diller bunun dışındadır. Adem hayvanlara ilk adlarını verdiğinde. 35 Smaıze oe Vigenere. 2. Tu-34 La Croix du Maine. Ayırım. ve gerçek Söz. Mithridfltes. Ttesor de l'his-loire des langues. Moreri'nin. levhalara emanet edilmiştir. Les Cents Buffets Pour Dresser une Bibliotheque. 74 Kelimeler ve Şeyler Encydopaedia'sında (1630). Yazı'nın Batı'da kazandığı temel yere tanıklık etmektedir. neden ve sonuçları belirleyememeksizin. s. ses veya temsil için olmayan. Claude Duret. İnsan sesi bunların yalnızca geçici ve kısa ömürlü çevirisini meydana getirir. 19 ve 20. çünkü alfabe dilin malzemesidir. doğada ve hatta insan bilgi-sinde yazılı olanın. Çünkü Babil'den çok önce. dinsel metinlerin yorumunda gelenek veya Kilise'nin öğretilerinin dışına çıkılması. 1674. 1587. bulunması gereken bir kitabın içindedir. ortak bir mekân içinde böylesine bağlanmaları. Batı kültürünün büyük olaylarından birini meydana getirmiştir.

yüzyılda bir söz değil de. dilin pasif aklı gibi olduğunu. "er-kek ilkesi"dir. ve bunun tersine. Söz her halükârda güçlerini kaybetmiştir. onları çekmiş veya itmiş. tıp veya büyücülükteki uygulamaları gündeme getiren işaretlerin. bu karakterler şeylerin üzerinde doğrudan etki etmiş. onların özelliklerini. Derunilık XVI. yani dilin ve bakışın sonsuza kadar kesiştikleri tek ve düz bir tabakanın oluşturulması söz konusudur. bir hayvanın mitolojik değerlerini. Historia serpentum et draconum'a bakıldığında.Ve nitekim.Dünyanın Üslubu 75 fan'dan çok önce. aktarılan sözlerin. bir yazı olgusudur. kesin tasvirlerin. "Genel olarak Yılana dair" adlı bölümün şu başlıklar altında geliştiği görülecektir: cinas (yani. konutları. Aldrovandi gibi bir doğabilimcisinde. yılan kelimesinin çe- 67 . eleştirilmeden getirilen hayvan hikâyelerinin. Vigenere ve Duret onun. gözlenen ile aktarılan arasında ayırım yapılmaması. yorumun biteviye ortaya çıkmasını asla hiçbir bağlantılı terim olmaksızın ikiye katlayan dilin dolaysız çözülmesi de söz konusudur. bizzat doğanın işaretlerinde meydana gelmiş olan bir yazı olmuş olabilir. ilk önce. Gerçeği elinde tek başına tutmaktadır. ikiz varlığını açıklamaktadır. erdemlerini ve sırlarını temsil etmiş olabilirler. başlangıçta doğal olan Yazı. birbirlerinden çözülmesi olanaksız bir karışım halinde bulunduklarını görmekten şaşıracaktır. Yazı ise. Başta bazı deruni bilgilerin içinde ve Kabala'da olmak üzere. aralarında hiçbir fark gözetmeksizin anatomiyi. XVI. Yazılı olanın bu önceliği. yüzyıl bilgisi içinde birbirinden ayrılmaz nitelikteki iki biçimin. onun dişi parçasından ibaret olduğunu söylemektedirler. görülen ile okunan. öylesine ki. dağınık anıları korumuş olan ve uzun zamandan beri uyku halindeki güçleri herhalde devşirmek istenilen. armaları. görünüşteki zıtlıklarına rağmen. dilin etkin aklı. Buffon bir gün.

çeşitli uygulamalar. tıpta kullanılması. bi-76 Kelimeler ve Şeyler çim ve tasvir. Aldrovandi. Onun bakışı sadece. adlandırmalar. paralar. bilmek dilden dile aktarma yapmaya iliş.şitli anlamları). arma işaretleri. onlara veya onların üzerine yerleştirilmiş olan işaretlerin kalın tabakasını devşir-mektir. Fakat bunun nedeni.* kindir. esrarlar. anlatılar ve karakterler. baştan sona yazılı olan bir doğayı özenle seyretmek. yerler. bizatihi doğanın kendinde kesintisiz bir kelimeler ve işaretler. canavarlar. fizyonomi. büyük düzlüğünü 68 . doğa ve âdetler. özlü sözler.h teyeli. Ve Buffon şöyle demektedir: "Bunlara bakarak. söylevler ve biçimler dokusu olmasıdır. efsanedir. yakalama tarzları. zehirlenme tarz ve belirtileri. Bütün bunlar tasvir değil de. Buffon'dan ne daha iyi ne de daha kötü bir gözlemciydi. bütün bunlar Aldrovandi ve çağdaşları için de legenda'dır (efsane) -okunacak şeyler-. sıfatlar. farklılıklar. kurban edildiği Tanrılar. meni ve üreme." Nitekim. Bir hayvanın tarih'i yapılmaya kalkışıldığında. hareketler. zehrinin gıdada kullanılması. mucize ve öngörüler. mucizeler. tarihsel olgular. doğabilimci mesleğiyle. Bir hayvan veya bir bitkiyi veyahut yeryüzünün herhangi bir şeyini tanımak. huy. alegoriler ve esrarlar. Aldrovandi. gıda. antipati. Kelimelerin ve şeylerin tekdüze. görüntüler ve heykeller. eşanlamlar ve etimolojiler. sesler. ders alınacak hikâyeler. çeşitli yazılı bilgileri bir araya getirme mesleği arasında tercih yapmak yararsız ve olanaksızdır: görülmüş ve işitilmiş her şeyi. anatomi. İ Demek ki. büyüklerin sözleri. bunların arma değerini aldıkları biçim takımlarını yeniden bulmaktır. rüyalar. sempati. insanların otoritesinin uyarılmamış bir bakışın kesinliğine tercih edilmesi değil de. yılan tarafından ısırılma ve öldürülme. ondan daha saf değildi. hiyeroglifler. amblemler ve simgeler. mitoloji. aynı zamanda. geleneklerin ve şairlerin diliyle anlatılmış her şeyi tek ve aynı bilgi biçimi içinde bir araya toplamak gerekir. şeylerin rasyonelliğine veya bakışa sadakate ondan daha az bağlı değildi. doğa veya insanlar tarafından dünyanın. bütün bu karmakarışık yazı yığını içinde ne kadarlık bir doğa tarihi bulunabileceğine karar verilsin. olaylara ayDünyanın Ûsiubu 77 nı sistemle ve aynı episteme düzeniyle bağlı değildi.

toparlanmaya ve birbirlerini izleyen biçimlerini karıştırmaya hiç ara vermeyen dilin sonsuza kadar köpürmesine izin vermektedir. kit 111. yolcu-luklara ilişkin olarak anlatılanların yorumlanması. yorum bütünü itibariyle. yorumlamak. "Şeyleri yorumlamaktan çok.x hiptir. yorumlanan dilin esrarlı. onun içinde gözlenen parçasına yöneliktir: var olan söylemin altında. Yazı'nın yorumlanması. 78 Kelimeler ve Şeyler ras bırakılan bir vaat gibi hapsetmektedir. 69 . başka bir söyleme mi36 Montaigne. Eskilerin yorumlanması. diğer herhangi bir konudaki kitap. Bilginin özelliği.«j lardan çok daha fazla sayıdadır: birbirimizi yorumlamak. fısıldanan. fakat bu söylem de kendinin ve söylediğinin üzerinde durma gücüne sahip değildir. onun hakkında konuşabilme olanağı talep edilmektedir.jŞ asla kapanmadığı için artık durması mümkün olmayan bir dilin.ihya etmeye ilişkindir. tanım gereği."36 Burada söz konusu olan Jî kendi anıtlarının altına gömülmüş olan bir kültürün iflası. Yorum görevi. Herhalde Batı kültüründe ilk kez olmak üzere. Ayırım XIII. Essais. bunu.i nın fark edilmesi değil de. ne görmek ne de gözetmek olmayıp. yorumun ikinci söylemini yansıtmaya ilişkindir. Fakat. yorumlamaları yo. bu dil gerçeğini yalnızca. efsane ve hikâyelerin yorumlanması: bu söylemlerin her birinden. gelişmeye.f tan başka bir şey yapmıyoruz. gelecekteki bir söylemin içinde ilan edecektir.** rumlama konusunda yapılacak iş oldukça çoktur ve kitaplar hakkındaki kitaplar. . bütün işaretlerin üzerinde. Dil kendinde. Yani. Bu ilişki bir yandan. daha temel ve kendi kendini ihya etme görevini yüklenmiş. nihai bir sözün içine î . bütün olarak söyleyeceğini söylemeye al tahsis edilmiş. XVI.j tır. ondan yalnızca. bu tamamen açık boyutu keşfedilmektedir. hiçbir zaman bitmez. "daha ilk" gibi olan başka bir söylemin doğumuna neden olmaktadır. iç yayılma ilkesine sa. yüzyıl dilinin kendi kendiyle tutturduğu dilin kaçınılmaz ilişkisinin tanımlanmasıdır. onun bir gerçeği ilan etme hakkını yorumlaması istenmek-tedir.

biçimini. bu işaretlerin kendileri bir benzerlikler oyunundan başka bir şey değillerdi. eğer okunan ve şifresi çözülen dilin altında. fakat benzerlikleri ortaya çıkarmak. ve benzeri tanıma konusundaki zorunlu olarak tamamlanmamış sonsuz göreve gönderme yapıyorlardı. Oysa. hiç kuşkusuz kendini bu oyunun içinde. ama bu sessiz egemenlik tarafından sürekli olarak canlandırılmaktadır. onları birbirlerine yakın kılan ve dayanışmaya sokan benzerlikler sistemini ortaya çıkarmakta. kesinlikle ilk olan Dünyanın Üslubu 79 bir söylemi ihya etme görevini kendine yüklemektedir. fiilen 70 . yüzyıl dili -dil tarihi içinde bir bölüm olarak değil de. ideal olarak sınırlandırılmakta. ilkel Metin ile Yorumun sonsuzu arasındaki bu kesişmenin içinde bulmuştur. hem de kaydıran bir ilk yazıya hitap etmektedir. Yorum. doğanın şeylerinin tanınmasıyla aynı arkeolojik şebekeye ait olduğu görülmektedir. benzerliğe hep yeni işaretler bulması. geri dönüşü hem vaat eden. doğanın bilgisinin benzerliğin ancak kendi kendinden itibaren tanmabilmesinden ötürü. sonsuz yorumlama görevi de. ve böylece yoruma komşu ve benzer sadakatleri sonsuza kadar doğurarak ilan edebilir. ama bunu ancak ona yaklaşarak. onun hakkında ona benzeyen şeyler söyleyerek. kendi sıraları geldiğinde. ona nihai keşfedilişini ödül olarak vaat etmektir. onun üzerinde sonsuza kadar konuşulmakta. ilkel bir Metin'in iktidarı hüküm sürüyorsa vardır. sınırını mikrokozmos ile makrokozmos arasındaki ilişkide bulması gibi. yeni söylemler için yazı haline gelmektedir. tartışmaya yer bırakmayan bir işaret metni oluşturmaları ölçüsünde mümkündür. Dil deneyinin. bir tersine dönüş farkıyla birlikte. Bu şeyleri tanımak. Ve doğanın bu sonsuz oyunun bağlantısını. Ve bu metin yorumunu ihdas ederken. Dünyayla dayanışma içinde olan bir yazının tabanı üzerinde konuşulmakta. XVI. fakat her söylem. bütünsel bir kültürel deney olarak anlaşılmaktadır-. ama işaretlerin benzerliklerinden başka bir şey olamamaları gibi. metin yorumunun gerekli yayılması ölçülmekte. Öylesine ki. tıpkı. ve onun işaretlerinin her biri. yorumladığına ve asla ilan edemediğine sonsuza kadar benzemektedir. Dil de aynı şekilde.Yorum ancak. ancak bir işaretler bütünün yüzeyde. yorumun bir gün bütünüyle aydınlatacağı.

bu sistem bir işaret edenle bir işaret edilenin bağlantısı içinde tanımlanacaktır. artık mekânını yalnızca. onlar tarafından işaret edilen içeriğe ve işaretleri işaret edilen şeylere bağlayan benzerliklere çağrıda bulunmaktadır. ve çünkü. şeyler üzerin-80 Kelimeler ve Şeyler deki bir izin. ve altında. işte bu karmaşık oyundur. bir bakıma eşsiz ve mutlaktır. Bu dağılımın izin verdiği. yorumun. Ve bu iki biçimde olmuştur: çünkü. çünkü bu dönemden beri. Rönesans'ta farklı ve çok daha karmaşıktır. fakat benzerlik aynı zamanda. bir ve üç terim arasında belirsiz bir şekilde titreşim halinde olan figürler. yeni bir söylem halinde verilen işaretleri yeniden ele alan yorum. Fakat bu tabaka hemen. işaretlerin içeriği kadar biçimi de olduğundan. V DİLİN VARLIĞI Batı dünyasındaki işaretler sistemi. çünkü PortRoyal'le birlikte. oyunla birlikte ortaya çıkan düzen. dil şeylerin maddi yazısı olarak var olmak yerine. onları istikrarlı hale getirecek olan ikili bir biçim içinde sabitleşeceklerdir. işaret edilen ve "konjonktür" ayırımı yapılmıştır. Rönesans'ın sonuyla birlikte ortadan kaybolacak olan. üçlüdür. herkes tarafından görülebilir nitelikteki işaretlerin altında saklı olan önceliğini varsaydığı metin. çünkü işaretlerin biçimsel alanına. onu çevreleyen iki söylem biçimini yaratmaktadır. XVII. Örgütleme. Nitekim dil. stoacı dönemden beri üç öğeden meydana gelmiştir. bir yazının. yüzyıldan itibaren işaretlerin konumu ikili olacaktır. yazının eşsiz varlığından itibaren üç dil düzeyi ortaya çıkmaktadır. bu dağılımın üç ayrı unsuru tek bir figür içinde erimektedir. önce ham ve ilkel varlığı içinde. Bu yeni konum. Buna karşılık. Üstünde. işaret eden. Dilin bu tabakası. şimdiye kadar bilinmeyen yeni bir so- 71 . dil deneyinde yeniden bulunmaktadır. dünyaya yayılmış olan ve onun en silinmez figürlerinden birini meydana getiren bir işaretin basit ve maddi biçimi altında var olmaktadır.yazılmış bir metnin vaat edilmesiyle rahatlamaktadır. Bu nedenle. temsili işaretlerin genel rejimi içinde bulabilecektir.

görülmüş ile okunulmuş'un. Dünya ile dilin birbirlerine karşı olan derinlemesine aidiyetleri bozulmuş olmaktadır. Kültürün devasa bir yeniden örgütlenmesi söz konusu olmuş.runun ortaya çıkmasına neden olmaktadır: nitekim o zamana kadar. bir işaretin işaret ettiği şeyi nasıl gösterdiği so-rulmaktaydı. çünkü hâlâ içinde bulunduğumuz düzenlemenin sorumlusu odur. XVII. üstelik o da bu işi. ve modern çağ ise. artık bu varlığın anısını bize hatırlatacak hiçbir şey yoktur. tekdüze. Yazının önceliği askıya alınmıştır. aynı soruya anlam ve anlam verme aracılığıyla karşılık verecektir. klasik çağ bunun ilk. bir bakıma modern çağın başmda oluştuğunu ve kendini böyle belirlediğini. belki de en önemli aşamasını meydana getirmiştir. Bilgimizin veya düşüncemizin içinde. Bu durumda. ilkel varlıklarının sonsuz bir dağılımı içinde kıvılcım saçtığı bir kültürden bizi o ayırmıştır. ama söylediğinden daha fazla bir şey olmayacaktır. dilin canlı varlığını beklenmediği bir yerde açıkça ortaya çıkardığını söylemek mümkündür. çünkü işaretlerin anlamının Benzer'in hükümranlığı içinde özümlendiği ve esrarlı. XVII. temsil çözümlemesi aracılığıyla cevap verecektir. Göz görmeye. kulak ise sadece duymaya. bu işaretin işaret ettiği şeye nasıl bağlanabileceği sorulacaktır. doğrudan değil de. inatçı. imalı ve diagonal bir şekilde yapmaktadır. Fakat bizatihi bu olgudan ötürü. ve XVIII. görülebilir ile söylenebilir'in sonsuza kadar kesiştikleri şu tekdüze tabaka yokolmaktadır. yüzyıldan itibaren. Herhalde edebiyatın dışında hiçbir şey yoktur. "Edebiyat"ın olduğu haliyle. yüzyıllarda dilin kendine özgü varoluşu. dünyanın içine 72 . Klasik çağ bu soruya. dil temsilin özel bir şıkkından (klasikler için) veya bir anlam vermeden (bizim için) ibaret hale gelecektir. Söylemin görevi olanı Dünyanın Üslubu 81 söylemek olacaktır. yalnızca görmeye yönelik olacaktır.

bizim kültürümüz açısından doğduğu ve bir buçuk yüzyıldan beri belirginleşmeye ara vermediği yerin dışında aranmaktadır. yüzyıldan beri.parlamaktadır. Edebiyat ister işaret edilen (söylemek istediği. yeniden Batı kültürünün sınırlarında -ve kalbinde. bunun pek bir önemi yoktur: ikincil bir olgudan ibarettir. Edebiyat bu iki şıkta da. dilin klasik bir durumuna XVII. vaat ettiği veya angaje olduğu) cephesinden veya işaret eden (lengüistikten veya psikanalizden alınma şemalar yardımıyla) cephesinden çözümlensin. onu kapatma. Oysa. XIX. retorik süs olan başka adlarla işaret etme sanatı. yüzyılda işaretler rejiminin ikili hale geldiği ve işaret etmenin temsil biçiminin içinde yansıtıldığı 73 . Dilin varlığı onun boyunca. hiçbir şekilde bir işaret teorisinden itibaren düşünülemeyecek şey olarak ortaya çıkmaktadır. Edebiyat modern çağda. her dil söylem olarak değere sahipti. temsil. çünkü bu varlık XVI. "fikirle-ri". yüzyıldan beri unutulmuş olan şu ham varlığa geçerek özerk olabilmiş.yazılı olma konusundaki eski sağlamlığı. yüzyıldan beri edebiyata en yabancı olan şeydir. XVI. bir "işaret yapma" biçimiydi. Edebiyat işte bu nedenden ötürü. işaret eden biçimi içinde sorgulayarak. Dil sanatı. onu ikincil işaret. edebiyatın bizatihi özüne ula-82 Kelimeler ve $eyler şıldığı düşünülmektedir: böyle yapılınca. temsilin işleyişinin içinde erimiş-lerdi. edebiyat ancak derin bir kopuştan geçip. dilin klasik statüsünde kalınmamaktadır. Antonin Artaud'ya-. edebiyatın örttüğü alanın merkezindedir. hem bir şeyi işaret etmek hem de işaretleri bir şeyin etrafında düzene sokmaktı: demek ki. giderek düşünülmesi gereken şey olarak. Bu cins şifre çözme tarzları. yüzyılın tümü boyunca ve günümüze kadar -Hölderlın'den Mallarme'ye. dilin işaret edici işleyişini telafi eden şeydir (ve onu teyit eden değildir). bir cins "karşı söylem" oluşturarak ve böylece dilin temsili ve işaret eden işlevinden. ama gene bu XVI. bir adlandırma. Onu artık söylediğinin düzeyinde değil de. ama aynı zamanda ve aynı nedenden ötürü. diğer bütün dillerden ayrılabilmiştir. sonra da aynı anda hem gösterimsel hem de süslemesel olan bir ikiye katlama ile bu adı yakalama.

Tıpkı dar ve küçük taş-rasından olduğu gibi. Benzer'in etrafında yayılan bildik düzlükten de uzaklaşmayı başaramamaktadır.aittir. Farklılığın net sınırlarını asla aşamadan. Çünkü. DON QUICHOTTE Don Quichotte'un maceraları. Bütün varlığı. dil bundan sonra artık başlangıcı. yüzyıldan itibaren. benzerliğin bütün işaretlen önünde mola veren özenli bir hacıdır. metin. Don Quichotte delibozuk biri olmaktan çok. dilin işaret edici işleyişini telafi eden şeydir (ve onu teyit eden de- 74 . buraları sonsuza kadar kat etmektedir. daha önceden yazılmış öyküden başka bir şey değildir. 82 Kelimeler ve Şeyler şıldığı düşünülmektedir: böyle yapılınca. Edebiyatın metninin günbegün çizdiği. dili varlığı içinde gün ışığına çıkartmaya koyulmuştur: ama Rönesans'ın sonunda görüldüğü gibi değil. dil. yeni ilişkiler daha şimdiden burada kurulmaktadır. Edebiyat XIX. basılı kâğıt. Aynı'nın kahramanıdır. bitişi olmadan ve vaat taşımadan gelişe-cektir. kendi de bizzat işaretlerin benzerliğinde yer almaktadır. O. sınırı çizmektedir: eski benzerlikler ve işaret oyunları onda sona ermektedir. şimdi artık söylemin sonsuz hareketinin onun aracılığıyla kurulduğu ve sınırlandırıldığı şu ilk ve kesinlikle başlangıç düzeyindeki sözden başka bir şey yoktur. ÜÇÜNCÜ AYIRIM Temsil Etmek ı.sırada hüküm süreni. Oysa. işte bu boşuna ve temel mekânın güzergâhıdır. yollan ve dolambaçlarıyla. Edebiyat modern çağda. kitapların esnetmesinden kaçmış bulunmaktadır. dilin klasik statüsünde kalınmamaktadır. oysa edebiyat bir işaret eden ile bir işaret edilenden meydana gelmişti ve bu şekilde çözümlenmeyi hak ediyordu. Bir harf gibi uzun bir çizgi olarak. ne de kimliğin kalbine ulaşa-madan.

edebiyatın örttüğü alanın merkezindedir.ğildir). giderek düşünülmesi gereken şey olarak. dilm klasik bir durumuna XVII.parlamaktadır. oysa edebiyat bir işaret eden ile bir işaret edilenden meydana gelmişti ve bu şekilde çözümlenmeyi hak ediyordu. Edebiyatın metninin günbegün çizdiği. yüzyıldan beri edebiyata en yabancı olan şeydir. bunun pek bir önemi yoktur: ikincil bir olgudan ibarettir. Çünkü. Edebiyat işte bu nedenden ötürü. Bu cins şifre çözme tarzları. hiçbir şekilde bir işaret teorisinden itibaren düşünülemeyecek şey olarak ortaya çıkmaktadır. yüzyıldan itibaren. ÜÇÜNCÜ AYIRIM Temsil Etmek i. dili varlığı içinde gün ışığına çıkartmaya koyulmuştur: ama Rönesans'ın sonunda görüldüğü gibi değil. bizim kültürümüz açısından doğduğu ve bir buçuk yüzyıldan beri belirginleşmeye ara vermediği yerin dışında aranmaktadır. vaat ettiği veya angaje olduğu) cephesinden veya işaret eden (lengüistikten veya psikanalizden alınma şemalar yardımıyla) cephesinden çözümlensin. ama aynı zamanda ve aynı nedenden ötürü. bitişi olmadan ve vaat taşımadan gelişe-cektir. Dilin varlığı onun boyunca. Edebiyat bu iki şıkta da. yüzyıldan beri. 75 . dil bundan sonra artık başlangıcı. işte bu boşuna ve temel mekânın güzergâhıdır. "fikirle-ri". çünkü bu varlık XVI. yeniden Batı kültürünün sınırlarında -ve kalbinde. yüzyılda işaretler rejiminin ikili hale geldiği ve işaret etmenin temsil biçiminin içinde yansıtıldığı sırada hüküm süreni— aittir. ama gene bu XVI. Edebiyat ister işaret edilen (söylemek istediği. şimdi artık söylemin sonsuz hareketinin onun aracılığıyla kurulduğu ve sınırlandırıldığı şu ilk ve kesinlikle başlangıç düzeyindeki sözden başka bir şey yoktur. Edebiyat XIX.

Tanığı. O. hiçbir zaman onlara benzememiştir. bütün bu delibozuk romanlar. hiçbir benzerliğin gelip dolduramadığı bir şekilde boşlukta kalmaktadır. Bütün varlığı. her karar. Don Quichotte'un gerçekten. buraları sonsuza kadar kat etmektedir. Aynı'nın kahramanıdır. basılı kâğıt. temsilcisi. dünyanın çehresi bundan ötürü değişmeyecektir. ancak Yasa'yı formüle eden yüzlerce yıllık destanı uzaktan uzağa dinleyerek şövalye haline gelebilir. bir kerede ebediyen geçerli olmak üzere yazmışlardır. bunlar her şeyi tamamen yakabilirler. Farklılığın net sınırlarını asla aşamadan. yollan ve dolambaçlarıyla. onları kanıtlaması gerekir. Fakat eğer onların benzeri olmak istiyorsa. 84 Kelimeler ve Şeyler Aralarında kesişen kelimelerden meydana getirilmiştir. sınırı çizmektedir: eski benzerlikler ve işaret oyunları onda sona ermektedir. Oysa.DON QUICHOTTE Don Quichotte'un maceraları. Ne yapacağını ve ne diyeceğini ve içinden çıktığı metinle aynı doğadan olduğunu kendine ve başkalarına kanıtlayabilmek için hangi işaretleri vereceğini bilebilmesi için. metin. açığa çıkardığı bütün bu işaretlere benzediğinin işareti olacaktır. Benzer'in etrafında yayılan bildik düzlükten de uzaklaşmayı başaramamaktadır. benzerliğin bütün işaretleri önünde mola veren özenli bir hacıdır. kitapların esnetmesinden kaçmış bulunmaktadır. tam da bu nedenden ötürü benzersizdirler: dünyada hiçbir şey. onun macerasının reçetesini. Ve her olay. daha önceden yazılmış öyküden başka bir şey değildir. Bütün bu yazılı metinler. ne de kimliğin kalbine ulaşa-madan. Ama tam da değil: çünkü yoksul hidalgo olması gerçeği içinde. çünkü işaretler (okunabilir) artık varlıklarla (görülebilir) benzerlik içinde değillerdir. hakiki aynısı olduğu metinlere benzeyerek. kendi de bizzat işaretlerin benzerliğinde yer almaktadır. dil. o. Don 76 . Şövalyelik romanları. dünyada şeylerin benzerliği arasında başıboş dolaşan yazı-dır. Kitap onun varoluşundan çok. sürekli olarak bu kitaba başvurmak zorundadır. Bir harf gibi uzun bir çizgi olarak. Tıpkı dar ve küçük taş-rasından olduğu gibi. ödevidir. onların sonsuz dili. her macera. yeni ilişkiler daha şimdiden burada kurulmaktadır. Don Quichotte delibozuk biri olmaktan çok.

benzemezlik. ama ters yönde yapma işi ona düşmektedir: destan. belleklerde kalmaları için. gerçekte dünyanın dili olduklarının gösterimini sağlamak ve bunun tartışma götürmez işaretini getirmek zorundadır. köle gibi taklit ettiği kendi modeline sahiptir: bu modeli büyücülerin başkalaşımında bulmaktadır. Fakat. anlatının içeriksiz işaretlerini hakikatle doldurmak zorundadır. gerçeği işaret haline dönüştürmeye ilişkindir. Demek ki. Don Quichotte. Don Quichotte ise. Bu maceranın başarısı kanıt olmak zorundadır: gerçekten zafer kazanmaya değil de -işte zafer bu nedenle çok önemli değildir—. dünyanın şifresinin bir çözümü ola-Temsil Etmek 85 çaktır: dünyanın bütün yüzeyinden. Dilin işaretlerinin. Ve madem ki bu büyü kitaplarda öngörülmüş ve tasvir edilmiştir. hanlar şatolara. kitapları kanıtlamak için dünyayı okumaktadır.Quichotte. benzerliklerin ayna gibi yansımalarından başka kanıt vermemektedir. Yaptığı bütün yol. işaretlerin gerçeğe benzediklerinin ek bir işareti. Onun macerası. kitapların doğru söylediklerini gösteren figürleri devşirmek üzere kat edilecek özenle belirlenmiş bir güzergâh. Kitapların vaadini yerine getirme işi ona düşmektedir. bunların gerçeği söylediklerinin. o halde işin içine dahil ettiği yanıltıcı farklılık. her zaman hayalkırıklığı yaratan benzerlik. Destanı yeniden. farklılığı hileyle benzerliğin kuşku duyulmazlıgı içine dahil eden şu büyücülük oyununa benzemektedir. bizatihi şeylere uygun oldukları işaret haline. Sürüler. 77 . Öylesine ki. yazılı metinlerin doğru söylemediklerini gösteren bütün işaretler. gerçek kahramanlıklar anlatı-yordu (anlattığını iddia ediyordu). yeniden kitapların dili haline gelmektedir. bütün benzemezlik göstergeleri. yeniden konuşmaya başlamaları için uyandırılma-ları gereken baygın düşmüş işaretler olarak talep edilmektedirler. bir benzerlikler arayışıdır: en küçük kıyaslar. Ve kendine. büyüye dayalı bir benzerlikten başka bir şey olmayacaktır. Aranılan kanıtı acı olay haline dönüştüren ve kitapların dilini belirsiz bir şekilde oyuk bırakan. soylu hanımlara ve ordulara benzemeleri ölçüsünde. hizmetçi kızlar.

onları dolduracak ıçeriksız benzerlikler olmadan. Rönesans dünyasının negatifini resmetmektedir. artık. Don Quichotte. hezeyan tarzı üzerinde açıklamaktan başka bir şeye yaramamaktadır. Maceraların birinci bölümü. Kitapları okuya okuya. onu tanımayan bu dünya üzerinde sürten bir işaret haline gelmiş olan o. kelimeler. romanın ikinci bölümünde. düzmece sonuçlardan korumak zorundadır. kendi kalınlığının içine saplanmakta ve kendi için. hakikatini beslemek zorundadır. benzerlikler yanıltmaktadır. hayal görmeye ve hezeyana dönmektedirler. Artık yeni ve kendine özgü güçlere sahiptir. dünyanın şifresinin çözülmesine olanak veren büyü. metnin birinci bölümünü okumuş olan ve onu tanıyan kişilerle karşılaşmaktadır. Cervantes'in metni kendi üzerine kapanmakta. kendi anlatısının nesnesi haline gelmektedir. Don Quichotte. yazı dünyanın nesri olmaktan çıkmıştır. Fakat. kitapların sayfalarının içinde. şimdi kendine rağmen ve bilmeden. Don Quıchotte macera peşinde sürtmektedir. kuruntularına geri gönderilmiştir: ciltlerin sararmış sayfalarına konulmuş olan dilin işaretleri. Don Quichotte bu kitabı oku-mamıştır ve okuyamaz. tozların arasında uyumaktadırlar. ihmal edilmiş ayrıntıları eklemek zorundadır. onu hatalardan. Fakat dil tamamen güçsüz hale gelmemiştir.Don Quichotte. Yazı ve şeyler artık birbirlerine benzememektedirler. değer olarak temsil ettiklerinin zayıf anlatısından başka bir şeye sahip değillerdir. benzerlikler ve işaretler eski antlaşmalarını bozmuşlardır. şövalye romanlarının romanın başlangıcında üstlenmiş oldukları rolü oynamaktadır. çünkü onun ete kemiğe bürünmüş halidir. Doğayı ve kitapları tek bir metin gibi okuyan allamelik. ikinci bölümde. gerçekten o olduğu bu kitaba sadık kalmak zorundadır. artık kıyasların neden her zaman hayal kırıklığı yarattıklarını. oldukları şey değillerdir. İşaretlerin altındaki gizli benzerlikleri keşfederek. onun hakikatini elinde tutan. yaptığı ve söylediği ve gördüğü ve düşündüğü her şeyi tam olarak devşiren ve arkasında silinmez izlerini bıraktığı büTemsil Etmefe 87 78 . taklitlerden. macera alanında başıboş dolaşmaktadırlar. Onların arasında. şeyler alaycı özdeşlikleri içinde kalmayı inatla sür-86 Kc]imclcr ve Şeyler dürmektedirler: artık.

tün bu işaretlere benzediğinin kabul edilmesine izin veren bir kitap haline gelmiştir. dilin temsil etme gücü haline gelmiştir. sözel işaretlerin kendiliklerinden kendi aralarında dokudukları şu ince ve sürekli ilişkinin içindedir. onun için akıl bozukluğu ve hayal gücününki olan bir çağa girmektedir. bu iki cildin kesişme alanında ve sadece onların gücüyle. vahşi benzerliklerin insanı haline gelmiştir. çünkü burada özdeşliklerin ve farklılıkların gaddar kanıtının. bu kişi kendini kıyas içinde yabancılaştırmış olandır. Batı deneyinin içinde. yüzyıl psikiyatrisine kadar yavaş yavaş kurumsallaştırıldığı haliyle. yüzyılın sonuna kadar sahip olunan kültürel algılama içinde. Don Quicholle modern eserlerin ilkidir. Destanların hayal kırıklığı yaratan kurgusu. Don Quichotte hakikatine kavuşmuştur. çünkü benzerlik burada. Sadece dile borçlu olan ve tamamen kelimelerin içinde kalan hakikat. yabancıları tanımaktadır. kelimelerin dünyayla olan ilişkisinde değil de. Aynı ve Başka'nın dengesiz oyuncu-sudur. dobra varlığı içinde. Hasta olarak değil de. çünkü dil burada şeylerle olan eski akrabalığını bozarak. Kelimeler. Don Quichotte'un hakikati. çünkü her ân işaretlerin şifrele-88 Kelimeler \e Şeyler rini çözdüğünü sanmaktadır: çünkü ona göre. ancak edebiyat haline geldikten sonra yeniden görülebileceği şu yalnız hükümranlığın içine girmiştir. Barok dönem romanlarında ve tiyatrosunda resmedildiği ve XIX. Deliye ilişkin olarak. Romanın birinci ile ikinci bölümü arasında. Benzerlik ile işaretler arasındaki bağ bir kez çözüldükten sonra. oluşturulan ve sürdürülen sapma. işaretler ve benzerliklerin sonsuzuyla oynadığı görülmektedir. yaldızlar içindeki biri kraldır. maskeyi düşürdüğünü sanmakta ve bir maske dayatmaktadır. ıkı deney oluşabilir ve iki kişi karşı karşıya ortaya çıkabilir hale gelmiştir. Tüm değerleri ve tüm oranları tersine döndürmektedir. vazgeçilmez kültürel işlev olarak anlaşılan deli. o Farklılığı tanımadığı ölçüde Farklı olan birinden başkası 79 . işaretlerin doğası üzerine kapanmışlardır. Şeyleri olmadıkları halleriyle anlamakta ve insanları birbirlerine karıştırmaktadır. dostlarını tanımamakta. XVIII.

şeylerin gömülü akrabalıklarını. ad verilmiş. Böylece. Modern Batı kültüründe şiir ile deliliğin karşı karşıyalığı. her ikisinin sözleri de. Şair ters işlevi yerine getirmektedir. kelimeleri ve söylemi olmayan dilini dinlemeye koyulmak-tadır. ama simetri-sinden ötürü ona çok yakın olan şair. burada sürekli olarak yabancı olma güçlerini ve reddedilmelerinin kaynağını bulmaktadır. işaretlerin dili altında ve onların iyice parçalara bölünmüş farklılaştırılmaları oyunu altında. çoğalmaya hiç ara vermeyen bir benzerlikle doldurmaktadır. ilham almış hezeyan teması söz konusu değildir. Varlıkları. Belirlenmiş işaretlerin altında ve onlara rağmen. alegorik rolü oynamaktadır. II. ona göre bütün işaretler birbirine benzemekte ve bütün benzerlikler işaret değerine sahip bulunmaktadır. Kültürel mekânın diğer ucunda. deli bütün işaretlere. o. Onların arasında öylesine bir bilgi mekânı açılmıştır ki. Şair benzerliği. Batı kültürünün yol açtığı esaslı bir kopuş nedeniyle. Fakat artık eski Platoncu. şu "sınır" konuma sahiptir -marjinal duruş ve derinlemesine arkaik siluet-. gündelik olarak öngörülen farklılıkların altında. bunların dağılmış benzerliklerini yeniden bulan kişidir. bunların Temsil Etmek 39 her ikisi de. kimlikler ve farklılıklar söz konusu olacaktır. daha derin.değildir. DÜZEN 80 . sonunda onların hepsini silecek olan bir benzerliği yüklemektedir. kelimelerin şeylerin evrensel benzerliği içinde kıvılcımlarını çaktıkları zamanı hatırlatan başka bir söylemi duymaktadır: dile getirmesi çok güç olan Aynı'nm Egemenliği. kültürümüzün dış kıyısında ve bu kültürün esas paylaşımlarının en yakınında. hiç kuşkusuz bundan kaynaklanmaktadır. benzerliğin. burada artık benzerlikler değil de. Yeni bir dil ve şeyler deneyinin damgası söz konusudur. işaretleri ve benzerlikleri ayıran bir bilginin kıyılarında ve sanki kendi gücünü sınırlamak istermişçesine. "diğer dili". onu söyleyen eyaletlere kadar götürmekte. deli homosemanüsme'in işlevini yerine getirmektedir: bütün işaretleri bir araya toplamakta ve onları. kendi dili içinde işaretler arasındaki ayırımı yok etmektedir. her yerde yalnızca benzerlikler ve benzerliğin işaretlerini görmektedir.

düşünce dünyanın mekânında bir yere sahip oluyor. Bir dönem mi belirlemek isteniyor? Ama acaba. orada sanki bir 90 Kelimeler ve Şeyler kökene sahip bulunuyor ve şurada veya burada hep yeniden başlıyor? Ama belki de sorunu ortaya koymanın zamanı henüz gelmemiştir. ancak keyfi bir kesik olabilir. Demek ki şu an için. haklı veya haksız. düşünce benzerlik unsuru içinde hareket etmeye son vermiştir. sonra da kendini yok edecektir? Varoluşu ve yokoluşu hangi rejime tabi olacaktır? Eğer tutarhk ilkesine kendiliğinden sahipse. bu süreksizlikleri. o zamana kadar yaptığı gibi düşünmeye son vererek. limitte düşünce ile kültür arasındaki ilişkiler sorunudur: nasıl oluyor da. düşünce dünyasında dolaşabilmek ve onu kendinden kaçtığı yön hakkında sorgulayabilmek için. Bir paylaşımın hattı mı çizmek isteniyor? Belirsiz bir şekilde hareketli olan bir bütün içindeki her sınır. kendilerini teslim ettikleri hem aşikâr hem de karanlık olan ampirik düzen içinde kabul etmek gerekmektedir. Regulae'nin ilk satırlarında. dolaysız ve pozitif olarak tasvir edebileceğinin ölçüsünü belirlemiş olmasını. içinde yer aldığı kendine özgü sistemleri ve bunların iç bağlantılarını tanımlamasını beklemek gerekir. yüzyılın başında. karışıklıkların iyi aydınlatılmamış alanı. oluşacak. barok olarak adlandırılan bu dönemde. süreksizliğin statüsünü belirlemek kolay bir iş değildir. nasıl olur da. zamanın iki noktasında sürekli kopuşlar oluşturma hakkı var mıdır? Bu sistem nereden gelip. Ortaya çıkan sorun. Benzerlik artık bilginin biçimi değil de daha çok hata fırsatı. herhalde düşünce arkeolojisinin daha güvenilir hale gelmesini. incelenmediğinde maruz kalınan teh-likedir. hiç kuşkusuz dış bir erozyona. kendinden başka bir şeyden kaçabilir? Bir düşünceyi artık düşünmemek ne demektir? Ve yeni bir düşünceyi ortaya atmak? Süreksiz -olan. "iki şey 81 . başka şey ve başka şekilde düşünmeye başlaması olgusu-. düşünce için öte taraf olan. XVII.bir kültürün bazen birkaç yıl içinde. ama daha başından itibaren hep düşündüğü şu mekâna doğru açmaktadır. aralarında sürekli ve üniter bir sistem çıkartmak üzere. onu reddedecek yabancı unsur nereden gelebilir? Bir düşünce.Genel tarih açısından. Descartes.

gözlerin önünde kıvılcımlarını çakar. Oeuvres PMosophiques. çoktan bir benzerlik eleştirisi görülmektedir. şeylerin öğ-rendiklerimize ve bizi biçimlendiren teorilere benzediklerine inandırırlar. şeylerin arasında gerçekte bulduğundan daha fazla düzen ve benzerlik oldu- 82 . ama biraz uzakta hemen yeniden oluşur olarak göstermektedir. s. başka putlar da bizi. Benzerliğin sağlam ve zorlayıcı güzel biçimleri unutulacaktır. benzerlik ile yanılsama arasındaki şu yeni akrabalıktan ötürü artan oyunlar. aslında bunların farklı oldukları noktalarda bile. Ve XVI. komik göz bağcılığın. yanlış anlama yüzünden doğan karışıklığın. bu. Paris. Onları. benzerlikleri aşikârlık ve onun kurallarıyla dağıtmamaktadır. karışık ve kuralsız bir bilginin deforme olmuş anısını terk etmektedir. karşılaştırmaların ve alegorilerin dilin şiirsel mekânını tanımladıkları zamandır. yaygın bir alışkanlıktır"1 demektedir. yaklaşıldıkça söner. Arkasında oyunlardan başka bir şey bırakmamaktadır. Bir yanlış anlama doktrini söz konusudur. Benzer'in çağı kendi üzerine kapanmaktadır. Ve onları belirleyen işaretler. zihniyet tipleri ve bunların öznesi olabilecekleri yanılsama biçimlerine ilişkin ampirik bir eleştiri. 77. Bunlar putlar'dır. "însan zihni. Bacon'da. Temsil Etmek 91 şeylerinin deneylerin. ikiye katlanarak bir tiyatroyu temsil eden tiyatronun. Mağara putları ve tiyatro putları. bizatihi bu olgudan ötürü. Büyüleme güçleri. dünyanın bütün l Descanes. geleneklerin veya enayiliklerin rastlantısı içinde yakınlaşabilecekleri. Şeyler arasındaki düzen ve eşitlik ilişkilerine değil de. yüzyıl. henüz aklı hale gelmemiş bir bilginin hayalleri ve cazibeleri olarak kabul edilecektir. Bacon. yalnızca biri için doğruluğu belirlenen şeyi her ikisine birden atfetmek. şeylerin aralarında benzediklerine inandırırlar. 1963. yanıltıcı duyguların zamanıdır. I.arasında herhangi bazı benzerlikler keşfedildiğinde. rüyaların ve hayallerin zamanıdır. c. ama bunların kuruntu oldukları bilinmektedir. her yerde benzerlik kuruntuları resmolmaktadır. eğreltilemelerin. göz yanılgısının.

karşılaştırma yoluyla bulmaktayız.£$' ğinden ve hafifliğinden sıyrılıp. Descartes'ın benzerlik eleştirisi ise. onu evrenselleştirerek ve ona bu yolla en saf biçimini vererek yapmaktadır. 1947. Bunlar forum putları'dır. aynı cinsten olmayan şeylere. benzerliği bilginin temel deneyi ve ilk biçimi olarak dışarıda bırakan. fark gözetilmeksizin uygulan. Paris. hareket ve diğer benzerleri" -yani basit doğaları. her bilginin "iki veya daha çok şeyin aralarında karşılaştvrılmalarıyla elde edildiği" söylenebilir. her ikisinin de B olması ilişkisi içinde olmak üzere. kapsam. zihnin "aranan terim ile verili terimi. 45 ve 55. III ve 119.dil karışıklıkları eklenmektedir: tek ve aynı ad.ğuna inanmaya doğal olarak eğilimlidir. ama bunu karşılaştırma eylemini rasyonel düşünceden dışlayarak ve bu. Bunlara -sonuç ve bazen de neden. s. yani A ile C'yi. eylemi sınırlandırarak değil de. 7 2 E Bacon. Novum Orgunum. aralarında karşılaştırdığı" açıktır. Nitekim. ve doğa istisnalar ' ve farklılıklarla doluyken. doğru bilgi ancak sezgiyle. öyleyse her A. ölçü ve düzen terimleri içinde çözümlenmesi gereken karma bir karışıklığı ifşa eden klasik düşüncedir. bir tek -:" zihnin temkinliliği bunu dağılabilir.3 Oysa. Descartes benzerliği reddetmektedir. soyutlanmış bir şeyin sezgisi bir yana bırakı-lacak olursa. onda özdeşlik ve farklılıklar. zihin her yerde uyum.İ. "nüfuz edici" hale gelebilir t . I. kendi kendinin karşısında endişe duyan ve en alışılmış biçimlerinden uzaklaşan XVI. B'dir.mevcut olabilecekleri bütün konuların içinde. C'dir. yüzyıl düşüncesi söz konusu değildir. 92 Kelimeler ve Şevler Artık. tamamen tersine. c. söz konusu olan.2 Eğer. başka bir tiptendir. anlaşma ve benzerlik görür. Bunun sonucu olarak. p. "biçim.$ ve sonunda doğaya özgü farklılıkları algılayabilirse. "her A. Ve öte yandan. doğal acelecili. Bütün gökcisimlerinin hareketleri esnasında tam çemberler çizdiklerine dair inanış buradan kaynaklanmaktadır": zihnin kendiliğinden yarattığı kurgular olan kabile putları da böyledir. C'dir" türünden bir çıkarsamada.Cjj maktadır. her B. yani saf ve dikkatli aklın kendine özgü eylemi ve 83 .

yalnızca iki tane karşılaştırma biçimi vardır: ölçü karşılaştırması ve düzen karşılaştırması. ama buradan hareketle daha karmaşık şeylere ulaşabilmek için. s. önce en basit şey. yani sürekli veya süreksiz büyüklükler ölçülebi-3 Descartes. sonra onun kısımlara bölündüğünü varsaymaktadır. Büyüklükler veya çokluklar. fakat ölçüm işlemi her iki halde de."4 İki. İki büyüklüğü veya iki çokluğu karşılaştırmak. Ölçüm benzerin. sonra buna en yakın 84 . XIV Temsil Etmek 93 lir. soyutlanmış bir aşikârlık ve bir çıkarsama olmayan karşılaştırma. her ikisinin çözümlenmesine de ortak bir birimin uygulanmasını gerektirmektedir. Hemen bütün bilgiler için talep edilen ve tanım gereği. şeylerin düzeni. Bu bölme işlemi birimlere ulaşmaktadır. o dış bir birime atıf yapmadan kurulur: "Nitekim. özdeşliğin ve farklılığın hesaplanabilir biçimine göre çözümlenmesine olanak verir.5 Düzene gelince. diğerleri de (çokluklar veya süreksiz büyüklükler) aritmetik birimler olmaktadırlar. A ile B arasındaki düzenin ne olduğunu. onların "doğalarından soyutlanmış" olarak. 168. s. X1CV 4 age. 168. bu birimlerin bazıları uzlaşma veya "ödünçleme"den kaynaklanmakta (sürekli büyüklükler için). aritmetik eşitlik veya eşitsizlik ilişkilerine indirgenmektedir.aşikârlıklan birbirine bağlayan çıkarsama ile elde edilebilir. Böylece. Regulae. önce toplamın ele alındığını. bu iki uç terimden başka hiçbir şeyi ele almadan bilirim". nasıl olur da doğru bir düşünceye olanak verebilir? "İnsan aklının hemen bütün çabası. bütün durumlarda. ölçüm tarafından gerçekleştirilen karşılaştırma. unsurlardan toplama doğru giden hesap farkı içinde. hiç kuşkusuz bu işlemi mümkün kılmaya yönelik olmaktadır.

5 age. birime ve eşitlik veya eşitsizlik ilişkilerine göre çözümlendikten sonra. VII. 109. s. bulunabilecek en basit unsurları belirlemekte ve farklılıkları en düşük derecelere göre düzenlemektedir. bilgi içindeki bağlantı-lara göre oluşturulmaktadır. 182. s. 94 Kelimeler ve Şeyler diğeri. Öylesine ki.olan keşfedile-rek bulunur. 6 age. şeylerin varlığına değil de. birimlerin çokluğu "ölçünün bilinmesine ilişkin olan zorluğun artık yalnızca düzen ele almışına bağımlı hale geleceği bir düzene göre konumlandırılabilir. büyüklükler ve çokluklar ölçümünü bir düzen oluşturması haline getirmek mümkündür. "tamamen kesintisiz" bir hareketle bir terimden diğerine. bir şey bazı ilişkiler içinde mutlak. s. geçmeye olanak veren basit bir eylemdir. Ancak. bu düzen veya genelleştirilmiş karşılaştırma. Benzer. bunların bilinebilme tarzına ilişkin olmaktadır.8 düzen aynı anda hem gerekli ve doğal (düşünceye nazaran) hem de keyfi (şeylere nazaran) 85 . VI."7 Ve zaten yöntem ve bu yöntemin gelişmesi buna ilişkin olmaktadır: her ölçüyü (eşitlik ve eşitsizlik aracılığıyla yapılan her belirlemeyi). Ölçüm yoluyla karşılaştırma. önce bir bölme. birinci tanımın diğer hepsinden bağımsız olarak sezi-lebildiği ve diğer terimlerin artan farklılıklara göre yerleştirildikleri diziler oluşturulmaktadır. aşikâr özdeşlik ve farklılıklara göre çözümlenmektedir: çıkanmlar'm düzeni içinde düşünülebilir nitelikteki farklılıklar. aritmetik değerler her zaman bir diziye göre düzene sokulabilir niteliktedirler: demek ki.6 Böylece. İki karşılaştırma tarzı bunlardır: bin. burada karşılaştırmak ve düzene sokmak tek ve aynı şey olmaktadır: düzen yoluyla karşılaştırma. basitten yola çıkarak. 102. sonra bir üçüncüsüne vs. başka ilişkiler içinde nispi olabilir. basit olana tanınan mutlak karakter. eşitlik ve eşitsizlik ilişkileri kurmak üzere birimler halinde çözümlemekte. Öte yandan. farklılığı karmaşıklık dereceleri olarak açığa çıkartan bir dizi oluşturmaya indirgemek. sonra da ortak bir birimin uygulanmasını gerektirirken.

VI. s. bilinecek şeyin ve varoluş tarzının tanınmasını mümkün kılan değişimlerdir. Uzun bir süre bilginin temel kategorisi olmuş olan -bilginin hem biçimi hem içeriği. gezegenler ve çehre. bizzat bilginin kendini bu arkaik düzeyde değiştirerek. mikrokozmos ve 86 . karşılaştırma artık dünyanın düzenini ifşa etmek gibi bir role sahip değildir. düşüncenin düzenine göre yapılmakta ve doğal olarak basitten karmaşığa doğru gitmektedir.benzerlik. XIV. Ve özellikle de. Bu değişimler şu şekilde özetlenebilirler. 103. bu yeni dış biçime "rasyonalizm" adı verilebilir. Temsil Etmefc 95 tır. üstelik karşılaştırma. ele alınış tarzına göre. yüzyıl insanının hâlâ akrabalıkların. yüzyılda öncelikle karşılıklılıkların bütünsel sistemi (yeryüzü ve gökyüzü. eğer insanın kafasında basmakalıp kavramlardan başka bir şey yoksa. benzerliklerin ve yakınlıkların kurulduğunu gördüğü ve dil ile şeylerin sonsuza kadar kesiştikleri ampirik alan.olabilir. temel konumlan itibariyle değişmiş bulunmaktadır. özdeşlik ve farklılık terimleri içinde yapılan bir çözümlemenin içinde erimiştir. Eğer istenirse. ölçünün aracılığıyla dolaylı veya dolaysız olarak kolayca düzene taşınmış-7 age. yüzyılın batıl itikatların veya eski büyücülük inançlarının yokoluşunu ve doğanın sonunda bilimsel düzen içine girişini belirledği söylenebilir. XVI. son olarak da. Fakat kavranılması ve ihya edilmesi gereken şey. H age. s. Bütün bunlar Batı düşüncesi üzerinde büyük sonuçlar yaratmışlardır. kıyas hiyerarşisinin yerine çözümlemenin ikame edilmesi: XVI. XVI. çünkü aynı bir şey. Batı kültürünün tüm episteme'si böylece. 182. bu devasa mekânın tümü yeni bir dış biçime bürünecektir. düzenin bir noktasına veya başka bir noktasına yerleştirilebilir. Önce.

özdeşliklerin ve farklılıkların tamamen kesin bir bilgisine izin vermektedirler: "ilgilendiğimiz sorun her ne olursa olsun. Ayırım yapmak. artık her benzerlik. kendi hakkında her zaman doğru ve kesin bir bilgi edinilmesine izin vermektedir. bunların yenilerini keşfetmek her zaman mümkündü ve tek sınırlandırma. bir cazibeyi veya gizlice paylaşılmış bir doğayı açık edebilecek her şeyin peşinde olmak üzere. bu bütünsel ilişkinin içine yerleşiyordu. anlaşmadan çok. Bir yanda allamelik. ortak birim veya daha kökten olarak düzen.makrokozmos) kabul edilmekteydi. sayım tek basma. birbirlerini izleyen teyidler yoluyla giderek daha fazla muhtemel hale gelebilirdi. onları yaklaştırmaya değil de tamamen tersine. onunla hiçbir ortak ölçü içinde olmamak üzere. şeylerin farklı bir temsilini kendi için gerçekleştirmek ve dizinin bir unsurundan. Bu tarihin karşısında. benzerlikler oyunu eskiden son-suzdu. orada ortaya çıkan anlaşamamadan ötürü işaret değerine sahip olacaktır: "zor bir sorun söz konusu olduğunda. onun hemen ardından gelene gerekli geçişi açıkça kavramak. Üstelik. hiçbir zaman kesin olamazdı. azın keşfedildiği daha gerçeğe yakındır". s. yani ancak ölçüm. yazarların okunması. 110. Tam sayım ve her noktada bir sonrakine gerekli geçişi belirleyebilme olanağı.tarih ve bilim birbirlerinden ayrılacaklardır. ve her özel benzerlik. ya incelenen alanı bu-96 Kelimeler ve $eyler tünlüğü içinde eklemleştiren bir kategorilere koyma biçiminde ya da dizinin tümü boyunca alınan yeterli sayıdaki noktanın çözümlenmesi biçiminde. ayırmaya yönelik olacaktır: yani özdeşlikleri ve sonra buradan uzaklaşan tüm basamaklara geçiş gereğini belirlemeye. lam bir sayım mümkün olacaktır: ya ele alman bütünü meydana getiren bütün unsurların tüketici bir sayımı biçiminde. sezgiler ve bunların bağlantılarının aracılığıyla bulunabileceğimiz güvenilir 9 age."9 Zihnin faaliyeti -bu da dördüncü noktadır—. sonuncu sonuç olarak -çünkü bilmek. karşılaştırma tam bir kesinliğe ulaşabilir: asla tamamlanamayan ve yeni olasılıklara hep açık olan eski benzerlikler sistemi. onların kanaatlerinin oyunu olacaktır. böylece artık şeylerdeki bir akrabalığı. mikrokozmos ile makrokozmos arasına sıkışmış bir dünyanın bitim-hliğinden gelmekteydi. şeylerin düzeninden. ayırmaktır. özdeşlik ve farklılıklar dizisi tarafından bulunduktan sonra kabul edilecektir. karşılaştırmaya bir bakıma farklılığın öncelikli ve temel aranışmı dayatmaktadır: sezgi yoluyla. Demek ki. bu konuda çoğun değil de. Nihayet. Şimdi. karşılaştırma sağlamasından geçirilecektir. bu bazen. 87 . VII.

86. doğayı mekanik ve 88 . bazen evrensel ülkü ve araştırma ufku olarak sunulmuş (Condillac ve Destutt'de olduğu gibi). artık onun işareti olma hakkına sahip değillerdir. ölçüm ve düzenin evrensel bilimi olarak anlaşılan mathesis ile sürdürdüğü ilişkiyle karıştırılmamalıdırlar. diğer alanlarda arızi olmuştur -bazen gerçekten teşebbüs edilmiş (Condorcet'de olduğu gibi). ne de mekanizmanın denenmesi. tıp veya fizyoloji gibi bazı bilgi alanlarında teorik bir model önermiş olan bir mekanizma olmuştur. biçimleri itibariyle oldukça çeşitli olmak üzere. aşikâr ve fark edilir algılanmada bulmaktadır. Bir yanda. Bu. şeffaflık ve tarafsızlık çağına girmektedir. s. fikir tarihçileri bu üç şeyi birbirine karış-10 age. XVII. Fakat ne bu çaba. dönem için. üç şeyi birbirinden ayırmak gerekmektedir. "Kartezyen etki" veya "Newtongü model" gibi boş ve gizli bir büyü içeren sözlerin altında. dil artık dünyanın figürlerinden biri haline gelmiştir ve artık şeylere. zamanların derinliklerinden beri dayatılan imza değildir. varlıklar ortamından çekilerek. dışavu-rumunu ve işaretini.Temsil E(mefc 97 yargılar dikilmektedir. öğreneceğimiz bilim değil de tarih olacaktır. Bunlar ve sadece bunlar bilimi meydana getirmektedirler ve "Platon ve Aristoteles'in bütün akıl yürütmelerini okuduğumuzda. yüzyıl kültüründe genel bir olgudur -Kartezyanizmin çok özel talihinden daha genel-. astronomi ve fiziğin bir bölümü için sürekli ve sabit olan bu çaba. Gerçek. Ayrıca. 98 Kelimeler ve $eyler tırma ve klasik rasyonalizmi. sonuçta oldukça kısa (ancak XVII. ampiriğin matematikselleştirılmesi konusunda bir çaba da olmuştur. Nitekim."10 Metin artık işaretler ve biçimler arasında yer almaktan çıkmıştır. 111. Dil. en genel biçimiyle klasik düşüncenin tümünün. yüzyılın ikinci yarısı) bir. Eğer yapabilirlerse. bazen de bizatihi olabilirliği reddedilmiştir (örneğin Buffon'da olduğu gibi). bunu aktarma işi kelimelere düşmektedir.

î lan bir ilişkidir. rasyonelleşürilemeyenin kaynağını bes. nitelikler sıralamasına dayalı bir matematik kurma tasarısı ortaya çıkacaktır. ama ölçüm problem. varlıklar arasındaki ilişkilerin düzen |* ve ölçü biçimi altında düşünüleceği. Bu iki çözümleme biçiminin her biri diğeri ka.* lerini her zaman düzen problemleri haline getirmeye ola.^ sizmin tabanında. "zıt I güçler"in oyununu keşfetmeye çalışmaktadırlar: bir doğa ile. klasi. Fakat öte yandan. bir mathesis aranmasıyla korelasyon içinde olmak üzere.I lemektedir. ne mekanizmanın başarısı veya başarısızlığı.|' ğayı matematikselleşürme hakkı veya olanaksızlığı.f ğerleri -yan becerikliler-.|" en bir hayat arasındaki oyun. Çünkü klasik episteme açısından temel olan | nokta. öl. Di. ne do.| nak veren şu temel dengesizliğin hesaba katılmasının ge. yüzyılın sonuna kadar sabit ve bozulmadan ka.%' sis ile XVII. her bilginin mathesis ile olan ilişkisi. ne de mümkün her bilginin onun üzerine temellenmesi anlamına gelmemektedir. bu rasyonalizmin altında. dar yetersizdir. tersine.|. Böylece. bilginin matematik içinde özümlenmesi. bu iki unsur böylece.hesaplanabilir kılma eğilimiyle tanımlama âdetine sahiptirler. Bu ilişki iki esas karakter göstermektedir. | Bunlardan birincisi. Bu anlamda alman çözümleme. çözümleme bütünü itibariyle bunun çevresinde yörüngeye girmiştir. ne cebire ne de hareket fiziğine indirgenmeye izin ver. mathe. çabucak evrensel yöntem değeri kazanacaktır ve Leibnitzgil. düzenin genel bilimi olarak bu mathesis ile ilişki. o zamana kadar ne oluşmuş 89 .f-rektiğidir.t çülemeyen şeyler arasında bile sıralı bir düzen kurma olanağını vermektedir.

Düzen ile olan bu ilişki. zenginliklerin çözümlenmesi. Bunlar genel olarak çözümleme'ye mensuplarsa da. klasik çağ için. ikincileri 18001810'larda yazmış-lardır) bütün bu ampiriklikler. Bir yanda işaretlerin. varlıklar ve ihtiyaçlar alemindeki düzen bilimleri böyle doğmuşlardır. aynı. 90 . özdeşlik ve farklılık damgalan düzene sokma ilkeleri. fakat bunların hepsi de. şeylerin ampirik ve fısıltılı benzerlikleri. Bu alanların hiçbirinde (veya hemen hemen hiçbirinde). esas olarak bir benzerlik. çözümlemenin aletleri. Petty ve Ricardo vardır. Lancelot ve Bopp. işaretler aracılığıyla düzene sokması gibi. bölmelerin ve sınıflandırmaların genel teorisi. yüzyılın yorumunun bir semiyolojiyi bir yorumbilimle çakıştırarak. bu ilişki de bütün ampirik bilgileri özdeşliğin ve farkın bilgileri olarak inşa etmektedir. mümkün bir Temsil Etmek 99 düzen bilimi tabanı üzerinde kurulmuştur. hayal gücünün kendiliğinden hareketi.ne de tanımlanmış olan belli sayıda ampirik alanın ortaya çıktığı görülmektedir. bir sınıflandırma anahtarı haline gelmiş işaretler. düşüncenin altında paylaşım ve dağıtımların sonsuz malzemesini sağlayan şu sakin benzerlik bulunacaktır. Ve tıpkı XVI. bir mekanizmanın veya bir matematikselleştirmenin izini bulmak mümkün değildir. doğa tarihi. Batı kültürünün tüm episteme'sinin o sıralar evrensel bir düzen bilimiyle sürdürdüğü ilişkiler olmadan kurulamazlardı. diğer yanda da. Benzerliğin aynı anda hem belirsiz ve kapalı hem de dolu ve totolojik dünyası. bir yanda. bunların ilkleri 1660'lar civarında. işaretler sistemiydi. Ray ve Cuvier. Rönesans'ın Yorum ile olan ilişkisi kadar esasa ilişkindir. çözülmüş ve ortasından açılmış gibi olmaktadır. doğanın tekrarlan sorunu. her birinin özel aleti cebirsel yöntem olmayıp. kelimeler. Genel gramer. öte yanda dolaysız benzerlıkler. ve klasik dönemin bu yeni ve onun tüm süresine yayılan (kronolojik atıf noktaları olarak.

yansıttığını işaret etmesi gibi) veya anlaşmaya bağlı (bir kelimenin. 163-164. Cev. bir fikri işaret edebilmesi gibi) olabilir. 12 Berkeley. IV Ayırım. benzerliği zorunlu olarak gerektirmemektedir. Bağlantı tipi: bir işaret. işaret ettiği bütüne ait olabilir (iyi bir görünüşün.. Paris. 1. Seçme Eserler. yüzyılın ilk yansında değişen ve belki bize kadar sürecek olan şey.11 Bağlantının kökeni: bir işaret doğal (bir aynadaki yansımanın. ama ona hiçbir şekilde benzemezler. işaretler rejiminin tümü. dışavurduğu sağlığın bir parçası olması gibi) veya ondan ayrı olabilir (Eski Ahit'teki figürlerin. Bağlantının kesinliği: bir işaret. dünyanın bir figürü olmaktan çıkmıştır. İşaret klasik çağm eşiğinde. c. işaretin etkinliğini ampirik bilgiler alanında tanımlamak üzere. bizatihi varlıklarıdır. s. ama sadece muhtemel de olabilir. Bu bağlantı biçimlerinin hiçbiri. 1. bilinen veya görülen şeyler arasında onları aniden işaret olarak ortaya çıkaran şeydir. sadakatinden emin olunacak kadar sabit olabilir (nefes alma hayatın belirtisidir). Essai d'une Nouvel e Thiorie de !a Vision. korkunun kendiliğinden. III. veya Berkeley'nin dediği gibi. doğal işaret de bunu talep etmemektedir: çığlıklar. ama onunla benzer olmayan işaretleridir. bir işaret nedir? Çünkü.Bu ikisinin arasında. Bedene bürünme veya insanların kurtuluşu'nun uzak işaretleri olmaları gibi). 1944. Leroy. bunların garip işlevlerini yerine getirdikleri koşullardır. Klasisizm onu üç değişkene göre tanımlamaktadır. İŞARETİN TEMSİLİ Klasik çağda. Böl. mekânlarını ve bu açık mesafeyi bulan yeni bilgiler. benzerliğin yerine geç-11 Logıque de Port-Rcyal.12 Bu üç değişken. görsel duygular Tanrının temaslarının işaretleridir. XVII. ve benzerlik veya yakınlığın sağlam ve gizli bağlarıyla damgaladığı şeye bağlı olmaktan da çıkmıştır. bir insan grubu için. Temsil Elmek 101 91 . gebelikteki solukluk gibi).

İşaret artık. mekânını bilginin içinde bulmak zorundadır. işaretlerin şeylerin üzerine. zihnimizden ve izlenimler arasında kurulan bağlardan yararlanmaktadır. divinatio ile olan eski akrabalığını işte burada ko-partmaktadır. duyguda. insanların mümkün tüm işaretlere sahip olmaları değil de.mistir. Tüm işaret alanı XVII. özsel bir gerekirlikle kehanette bulunuyor ve Tanrısal'ın kehanetini yapıyordu. zaten bilinen iki unsur arasındaki bir ikame olanağının bilindiği ândan itibaren işaretin olabileceğidir. tutarlıklarından hiçbir şey kaybetmiyorlardı. Duy-102 Kelimeler ve Şeyler gunun Malebranche'taki veya duyumsamanın Berkeley'de-ki rolü işte böyledir: doğal yargılamada. 1. yüzyıldan itibaren. ama ısrarlı. İşaret her zaman ya kesin ya da muhtemel olduğundan. insanlar onların sırlarını. Görevi. Onları işaret etme işlevleri içinde kuran bilgi değil de. sessiz marka olmayacaktır. işaretlerin nihai amacından. onu tanıyacak olanın gelişini sessizce beklememektedir: ancak bu bilgi eylemiyle oluşabilmektedir. yüzyılda. karışık. bilgi bütünü itibariyle. Tanrının dünyaya önceden paylaştırdığı bir dili devşirmekti. 92 . görsel izlenimlerde. Divinaüo her zaman kendinden önce olan işaretler varsaymaktaydı: böylece. işte bu anlam içinde. Ve eğer Tanrı bizimle doğa aracılığıyla konuşmak üzere hâlâ işaretleri kullanıyorsa da. Bilgi. varlıklarının meşrulaşurümasından başka bir şey değildi. bizatihi şeylerin diliydi. XVI. zihnimizde bir işaret etme ilişkisi kurmak için. acele. kesin ile muhtemel arasında paylaştırılmıştır: yani artık bilinmeyen işaret. İşaret. bilginin içinde işaret etmeye başlayacaktır: kesinliğini veya olabilirliğini ondan alacaktır. keşfedilen veya doğrulanan veya gizlice aktarılan bir işaretin açıklığı içine yerleşiyordu. kaçınılmaz ve zorlayıcı bilgiler söz konusu olup. bu onların mümkün ve herhalde en iyi kullanım biçimleriydi. fakat bu keşif. üçüncü boyutun algılanmasında. fakat var olabilmek için bilinmeye ihtiyaçları yoktu: sessiz kaldıklarında ve kimse onları fark etmediğinde bile. Bunun nedeni. doğalarını veya erdemlerini açığa çıkarabilsinler diye konulduklarına inanılıyordu.

yani ardışıklıktaki gibi. Burada artık divinatio -bilginin. şimdi olabilirliğe doğru nasıl açıldığı da görülmektedir: bir izlenimden diğerine olan ilişki. tşaretin ikinci değişkeni: işaret ettiğiyle olan bağlantısının biçimi. Görülen ateş. XVI. artık kendiliğimizden veya bir tek zihnimizin gücüyle bilgiye ulaşma zamanına veya iznine sahip değiliz. muhtemelin bilgisi tarafından adım adım inşa edilen bir işaretler şebekesi geçmiştir. Tanrı tarafından düzenlenmiş işaret.bunlar bizim kesikli bilgilerimize işaret olarak hizmet etmektedirler. açık ve kutsal mekânına girmesi. Klasisizmle birlikte. Birbirlerine yaklaşan işaretlerin dairesel dünyası. 2. işaretin hızlı figürü içinde büzülmesi. en düşük olasılıktan en büyük kesinliğe doğru ilerleyecek olan bir ilişki. Pıincipes de la Connaiaance Humaine. zaman ve mekân içinde zafer kazanmaktaydı: çünkü indirgemek ve birleştir-13 Bcrkeley. yakınlık. işaretleri kendi mekânına hapsetmiş olan bilginin geriye doğru bir hareketle. Hume mümkün hale gelmiştir.değil de. Seçme Eserler. nedensonuç ilişkisini değil de. kendi kendinden toplanan kısa bir bilgi vardır: uzun bir yargı dizisinin. sadece bir gösterge ve bir işaret ile işaret edilen şey arasındaki ilişkiyi gerektirmektedir. ona yaklaştığımda duyduğum acının nedeni değildir: beni bu acıya karşı uyaran göstergedir. işaretlerin esrarlı. I. 267. s. İşaret bu mekânda iki konuma sahip olabilir: ya unsur olarak. "Fikirlerin birbirlerine bağlanmaları. özsel dağılmışlığıyla karakterize edilmiş olmaktadır. Malebranche'ta ve Berkeley'de. yüzyılda benzerlik. Temsil Etmek 103 mek işarete aitti."13 Kendinden daha eski ve mutlak işaretlerin rastlantısı içinde kehanette bulunan bilginin yerine. c. işaret edilmesine yaradığı şeyin bir parçası olur ya da ondan ger- 93 . iki bilginin kurnazca ve uyarıcı çakışmasıdır. işaret ile işaret edilen arasındaki olacaktır. çünkü bizler katışıksız zihinlere sahip değiliz. sonsuza kadar yayılan bir sergileme tarafından ikame edilmiştir. rekabet ve özellikle de sempati oyunu aracılığıyla. Aynı zamanda. işaret bunun tersine.

s. bir ucundan diğerine düzenlenebilir kılınmaktadır. unsur olarak farklılaşmış olması ve onunla birlikte bağlı olduğu bütünsel izlenimden ayrılmış olması gerekir. bu algılamanın bir unsurunun onun işareti haline gelebilmesi için. Aynı zamanda onun aletidir de. 1. onun bir parçası olması yetmez. Genel işaretler doktrininin ve düşüncenin çözümleme gücünün. 94 . eğer onu en azından bir kez bu şeyin algılandığı anda duymadıysa. bir şeyin sessel işareti haline gelmeyecektir. Condıllac'ın belirttiği üzere. çözümleme sürdürülebilir. Toplu Eserler. bir ses bir çocuk için. İşaret klasik düşüncede mesafeleri silmemekte ve zamanı ilga etmemektedir: tersine. onu belirsize açık bir yüzeye göre bitiştirmek ve onun içlerinde düşünüldüğü lerin bitimsiz sergilenişini ondan itibaren izlemekle yükümlü olduğunu göstermekteydi. Şeyler onun aracılığıyla farklı hale gelmekte. 1798. ve burada onlara nazaran bir tablo rolünü oynar. Paris. bağlarını çözmekte veya bağlamaktadırlar. 188-208. Ve o. Zihin çözümleme yaptığı için. onu adım adım kat etmeye olanak vermektedir. Essai sur LOrigine dcs Connaissances Humaines. Demek ki. işte bu sayede hem çözümlemeye hem birleştirmeye sunulmakta. c. bunun tersine onu yaymak.14 Fakat. yeni izlenimlerin üstüne aktarılabilir. 104 Kelimeler \e Şeyler klasik çağda artık dünyayı kendine yakın ve kendi biçimlerine içkin kılmakla değil de. demek ki bu bütünsel izlenimin bölünmüş olması. Onun sonucudur. işaretin 14 CondiUac. işaret ortaya çıkar. İşaretin fiilen olduğu şey olabilmesi için. bir işaretin işaret ettiğine içkin veya ondan ayrılmış olabileceğini söylediğinde. çünkü bir kez tanımlanıp. Condillac'tan Destutt de Tracy'ye ve Gerando'ya kadar neden çok kesin olarak tek ve aynı bilgi te irisinin içinde çakıştıkları anlaşılmaktadır. soyutlandıktan sonra.çekten ve aktüel olarak ayrılmıştır. dikkatin onu oluşturan şu birbirine dolanmış bölgelerden birine yönelmesi ve onu bütünden soyutlaması gerekir. çünkü o olmaksızın ortaya çıkamaz. işaretin oluşturulması çözümlemeden ayrılamaz niteliktedir. Logique de PortRoyal. Zihin işaretlere sahip olduğu için. kendilerini kendi kimlikleri içinde korumakta. bilgiye işaret ettiğiyle aynı zamanda verilmiş olması gerekmiştir.

önceden belirlenmiş. insan ile hayvan arasındaki paylaşım hattını çizen. Bunun tersine. Uzun zamandan beri -ve Caryîe'den çok önceleri-. ama aynı zamanda bu unsurların bileşimlerinin nasıl mümkün olduklarını göstermek ve şeylerin karma- 95 . şeylerin en basit unsurları içinde çözümlenmesine izin vermeli. Fakat. Keyfi bir işaretler sistemi. diğer hepsini uzaktan kurmaktaydılar.M retler. Bu doğal işaretler. kendi kendine bölünebilir ve bütünleşebilir olacak şekilde seçmek mümkündür (ve aslında böyle de yapmak gerekir). ve insan dillerinin içinde oluşturulmuş işaretleri tanımaktaydı. yüzyıldan itibaren ters bir değer verilmiştir: doğal işaret artık şeylerden devşirilen bilgi tarafından işaret olarak oluşturulan bir unsurdan başka bir şey değildir. J|İ Fakat bu keyfilik. yüzyıl da bundan habersiz değildi. hatırlanması kolay. anlaşmaya dayalı bir işaret yerleşik hale getirildiğinde. içgüdüyü akıllıca bilgi haline dönüştüren odur. 3. kökene kadar parçalara ayıra-bilmelidir.15 Itard'ın "Aveyron %• vahşisi"nde yokluğunu keşfettiği şey gene odur. XVII. kullanışsızdır ve zihin ona egemen olamaz. aklı yargılama çağına girmektedir. Geriye üçüncü bir değişken kalmaktadır: doğaya ve anlaşmaya ait olan iki değeri alabileni. Doğal ışa. Doğaya ve anlaşmaya XVII. hayal gücünü Temsil Etmek 105 iradi bellek. işlevi ve onun tarafından çok kesin olarak tanımlanan koşullan tarafından ölçülmektedir. katı. işleyişinin tamlığı içindeki işarettir. bu anlaşmaya dayalı işaretlerin ilkel taslaklarında. kendiliğinden dikkati düşünme. işaretlerin doğa tarafından verilebilecekleri veya insan tarafından oluşturulabilecekle-ri bilinmekteydi. ihdas edilen işaret.Batı. « ancak keyfiliğin ihdasıyla tamamlanabilecek olan uzak çi-zimlerinden ibarettirler. onu basit. Öyleyse. yapay işaretler güçlerini ancak doğal işaretlere karşı olan sadakatleri sayesinde edinebilirlerdi. belirsiz sayıda unsura uygulanabilir.

106 Kelimeler ve Şeyler ait olmalarıdır. "doğal" ile ancak.i şim mekânıdır.Ş simlerinin eşanhlığına kadar ortaya çıkarabilen bu sisteme ji. tamamen şeffaf * dildir. işaretler sistemi tam halinde.şıklığının ideal oluşumuna izin vermek zorundadır da. yapay olan ve bizatihi bundan ötürü [ _ doğayı köken unsurlarından. aynı zamanda.(. daha önceki yüzyıllardaki gibi. doğanın kendini olduğu haliyle vereceği —köken. 15 age. ve XVIII. Bu köken arayışı ve bu gruplandırmalar hesaplaması. işaretlerin kuruluş biçimi be-lirtilmek istendiğinde zıtlaşmaktadır. bize uyuşmaz nitelikte olarak gözükmektedirler ve biz onları XVII. ilksel olanı * adlandırma yeteneğine sahip olan şu basit. bunları mümkün tüm bile. 96 . doğa için hiçbir çelişki yoktur. yüzyılların düşüncesindeki bir ikirciklik olarak deşifre ediyoruz. Daha açık olmak rSi üzere. doğanın çözümlenmesinin sonuncu terimlerinin ve oluşumunun yasalarının kendi mekânı içinde yayılmalarına izin verecek olan keyfi dilin keşfedilmesini denemesidir. 75. bütün mümkün bağlaşmaları tanımlayan şu işlemler bütünüdür. s. ] Nitekim. "Keyfilik". evrensel bir hesap ile ilksel ola. klasik episteme'nm tümünü kat eden gerekli ve tek jş^ bir düzenleme vardır: bu. Sistem ile doğa arasındaki oyun için de aynı durum geçerlidir. Fakat keyfilik aynı zamanda. Klasik çağda işaretlerden yararlanmak. ebediyete kadar geçerli olacak bir söylemin ilksel metnini onların altında bulmak değil de.' Şi sel izlenimlerin tabanında ve bunların bileşimlerinin mümkün tüm biçimlerinin içinde.çözümleme tablosu ve bile.nm araştırılmasının.

Aynı anda hem köken araştırmasına ve hesaplanabilirliğe hem de mümkün bileşimleri saptayan tabloların oluşturulmasına ve en basit unsurlardan itibaren bir oluşumun yeniden kurulmasına yer veren odur. IV İKİYE KATLANMIŞ TEMSİL Ancak. bileştir-meyi. işaretin az veya çok olası olması. yüzyılın başında birbirlerinden çözülme-lerinin. diğeri de temsil 97 . La Logique de PortRoyal bunu belirtmektedir: "işaret iki fikri kapsar. artık hiçbir aracı figürün onların karşılaşmasını sağlamadığı bir mekâna yerleşmiştir: bu ilişki bilginin içinde. bir şeyin fikriyle bir başkasının fikri arasında kurulmuş olan bağdır. onun arkeolojik olarak mümkün kılmış olan şey düzeyinde sorgulanacak olursa. Bütün bunlar. sistemi ve evrensel dili birbirlerini izleyen. ideologlara düşen kişisel payların ortaya konulmasının gerektiği bir etki dolanması olarak gözükecektir. işaret olma doğası veya değerinin bundan ötürü bozulmaksızın yapay veya doğal olması. Ve Hobbes veya Berkeley veya Hume veya Condillac adını verdiğimiz şu bireysellikleri mümkün kılan o olmuştur. Leibniz'e. bir kanaatler tarihi düzeyinde. eski Söz'ü. gerçekten hesapların dili olmalıdır-. çözümlemeyi. işaretlerin klasik episteme açısından en temel özelliği şimdiye kadar telaffuz edilmemiştir. saklanabileceği bilinmeyen yerlerden çekip çıkartmak durumunda değildir. bileşimi. işaret ettiğinden az veya çok uzak olması. sistemin meşrulaştırılmış keyfiliğini dahil eden . işaret ile benzerliğin XVII. Condillac'a.Bilgi artık. onun için gereken bir dil yaratmak hem de iyi bir şekilde yaratmaktır -yani bu dil çözümleyici ve bileştirici olarak. bunlardan biri temsil eden şeyin.işaretler sistemidir. işaretler sisteminin klasik düşünceye hükmettiği aletler tanımlanabilir. hiç kuşkusuz Hobbes'a. bütün bunlar işaretin içerğiyle olan ilişkisinin bizatihi şeylerin düzeninin içinde sağlanmadığını göstermektedir. bir dilin bütün bilgisini yaklaştıran ve bütün dillerin yerine yapay bir simgeler ve mantıksal türden işlemler sistemi etmeye çalışan odur. birbirini yaratan veya kovan temalar olarak değil de. İşaret edenle işaret edilen arasındaki ilişki şimdi. şu yeni figürler olan olasılığı. Nitekim. Fakat. Bilginin içine olasılığı. Berkeley'ye. Şimdi. tek bir gereklilikler şebekesi olarak ortaya çıkardığı fark edilmektedir. eğer klasik düşünce.

Logiaue de PortRoyal. ama bu içerik. işaretin bu saf ikilik olabilmesinin bir koşulu vardır. daha çok kendine nazaran geri çekilen ve bütünü itibariyle. Söz konusu olan.. işaret edenin bütün içeriği. işaret teorisi Rönesans'ta birbirlerinden tamamen ayrı üç unsur içermekteydi: işaret edilmiş olan. Acaba üç terim söz konusu değil midir: işaret edilen fikir. belirttiğiyle "adeta aynı şey" olduğu ölçüde işaret etmekteydi. Logique de PortRoyal'in verdiği ilk işaret örneğinin ne bir kelime. bütün işlevi ve bütün belirlemesi temsil ettiği şeyden ibaret değildir: tamamen ona göre düzenlenmiştir ve şeffaftır."17 İşaret eden fikri ikiye katlanmaktadır. işaret eden fikir ve bu sonuncusunun içinde. onun temsil rolünün fikri? Ancak. onun temsil etme gücü fikri çakışürılmaktadır. bir başkasını temsil eden bir şey olarak bakıldığında. işaretin temsilinin içine yerleşmiştir. bir başkasına ortak veya onu ediyor olarak işaret değildir. Fakat. kendini öyle olarak veren bir temsilin içinde işaret edilmiştir ve işaret edilen. IV Ayının. kaçınılmaz kaymasıdır. Bunun dışında. Nitekim. artık onun yerine tamamen ikili bir düzenleme geçmiştir. ne bir çığlık. ne de 98 . "Benzetme yoluyla düşünme"yle birlikte kaybolan işte bu üniter ve üçlü sistemdir. işaret eden ve işaret edenin işaretlerinin işaret edilmiş olanda görülmesine olanak veren şey ve bu üçüncü unsur benzerlikti: işaret. 108 Kdimeleı ve $ey]er ne olduğunu belirtmeden önce ilan etmektedir: "bir nesneye yalnızca. üçlü bir sisteme gizlice bir geri dönüş söz konusu değildir. İşaretin ikili olarak düzenlenmesi için vazgeçilmez nitelikte. çünkü başkasını ikame eden fikre. Böl. I. basit fikir veya algılama varlığı içinde. işaret eden unsurun içine yerleşen iki terimli figürün. daha bir işaretin 16 Logique de Porl-Royal.edilen şeyinkidir ve doğa birincinin ikinci aracılığıyla tahrikine dayalıdır. olan bu koşulu."16 Rönesans'ın daha karışık düzenlemesine açıkça karşı çıkan ikili işaret teorisi. ona ait olarak sahip olunan fikir bir işaret fikridir ve bu birinci nesneye işaret denilir. hiçbir tortusu ve ışık geçirmezliği olmaksızın. onu işaret ettiğine bağlayan ilişkiyi açığa çıkarması koşulu içinde işaret haline gelmektedir. İşaret eden unsur.

Destutt'ün Gerondo'yu. oradan itibaren biçimlendiği somut algıyı işaret etmektedir (Condillac). temsilin kendine özgü özü içinde. yüzyılda ortaya çıktığı haliyle işaretin ikili düzenlenişi. çeşitli tarzlarda olsa da hep üçlü olan bir düzenlemenin yerine geçmektedir. işaret vardır. Temsil Etmek 109 ti olabilir. Soyut fikir. içinden çıktıkları algılamaların işaretidirler(Hume. genel fikir. uzaysal ve grafik temsil -çizim: harita veya tablo. aralarında yalnızca bir temsil bağı kurulabilmesinden ötürü değil. yani onun içine yerleşmişlerdir.olması karakteristiktir. her zaman kendine dik olmasından ötürü: aynı ânda hem işaret hem de göstermek. bu onları bir işaretler bütününün işaretleri gibi yapacaktır. XVII. yani düşüncenin tümüyle birlikte genişlemekte-dirler.. ama bu içerik ancak bu temsil tarafından temsil edilmiş olarak ortaya çıkmaktadır. fikri tanımadan bir işaretler teorisi yapmakla suçlayacağı gün. duygular birbirlerinin işaretidirler (Berkeley. aynı zamanda bu temsilin kendim her zaman temsil eden fikrin içinde temsil edebilmesinden ötürü de işare-17 age.18 bunların birbirlerine dolaysız olarak mensup olmaları durumu bu-lanmaya başlayacak ve fikir ile işaret birbirlerine karşı tam şeffaf 99 .bir simge değil de. hayal edilen şeyler. bir nesneye nazaran bağlantı ve kendine nazaran dışavurumdur. Bir fikir bir diğerinin. Öncelikle. fikre veya işarete verilen öncelik konusunda sorgulayacağı gün. yüzyılın sonunda kendi kendim. Bunun çok ağırlıklı sonuçlan olmuştur. ama onu tüm kapsamı içinde kat etmektedirler: bir temsil bir diğerine bağlanır bağlanmaz ve bu bağı kendi içinde temsil eder etmez. Temsilin çözümlenmesi ve işaretler teorisi birbirlerinin içine tam olarak nüfuz etmektedirler: ve İdeolojinin XVIII. temsil etmenin temsil edilebilir olması içinde temsil edilebilirlik'ür. Condillac) ve duygular sonunda Tanrının bize söylemek istediklerinin işaretleri (Berkeley'de olduğu gibi) olabilirler. İşaret klasik çağdan itibaren. şimdi temsille. başkalarına işaret olarak hizmet eden özel bir fikirden başka bir şey değildir (Berkeley). işaretlerin klasik düşünce içindeki önemi: işaretler eskiden bir bilmenin araçları ve bir bilgi için anahtardılar. stoacılardan ve hatta ilk Yunanlı gramerciler-den beri. oysa bu yeni düzenleme işaretin ikiye katlanmış ve kendi üzerinde ikiz hale gelmiş bir temsil olduğunu varsaymaktadır. Aslında tablonun içeriği yalnızca temsil ettiğinden ibarettir. Veya. Condillac).

c. bunlardan her biri şeffaflığı içinde. bilincin hiçbir spesifik faaliyeti asla bir işaret etme durumu oluşturamaz. eğer olgular. onu işaret eden işaretler üzerinde yapılacak olan düşünme faaliyetinden başka bir şey olmayacaktır. klasik temsil düşüncesinin. Tıpkı XVI. işaret edilenin açığa çıkartılması. içeriklerinin hükmettik-lerinden başka yasaya sahip değillerdir: her işaret çözümlemesi aynı zamanda ve doğrudan doğruya. işaretten önce ve ona dışsal bir anlam yoktur. ve fakat -veya daha doğrusu bizatihi olgunun kendinden ötürü-. Bunun tersine. Fakat farklı bir bi- 100 . Eltments D'tdiologu. bunun bilinç içinde belirlenmiş bir figür olduğunu varsaymaktadır. şeylerin kendilerine ait anlamını ortaya çıkartmak üzere ihya edilmesi gerekecek ön bir söylemin açıkça belli hiçbir mevcudiyeti yoktur. Pans. 1. işaret edenin kurucu eylemi ve bilinç içi oluşumu da yoktur. ikinci sonuç. işaret etme sorun yaratmaz. Bütün temsiller birbirlerine işaret olarak bağlanmışlardır. 110 Kelimeler ve peyler kadar dışlamaktadır. Bunun anlamı.olmaktan çıkacaklardır. insanın kendine işaret etmenin ne olduğunu sorması. Fakat. Daha da ötesi. bütünü itibariyle işaret olan bir temsil içinde verilecek olurlarsa. 1. bizler Malebranche'tan İdeolojiye kadar olan klasik felsefenin aslında tamamen bir işaret felsefesi olduğunu anlamakta çok zorluk çekiyoruz. Yıl XI. kendinde ve kendine özgü temsil edilebilirlik aracılığıyla. Fakat. işaret ile içeriğin arasında hiçbir aracı unsurun ve hiçbir ışık geçirmezliğin bulunmadığıdır. onun olabilirliğine varana 18 Destim de Tracy. Nitekim. gözükmez bile. bu işaretlerin ne demek istediklerinin deşifre edilmesidir. yüzyılda olduğu gibi. bir işaret etme teorisini. kendini temsil ettiği şeyin işareti olarak verir. s. "semi-yoloji" ile "yorumbilim" çakışmaktadır. Öyleyse işaretler. görmenin çok kolay olmasına rağmen. İşaretin temsil alanındaki bu evrensel yayılması. bizim işareti ancak ondan itibaren düşünebildiğimiz işaret etme çözümlemesini dışlamasıdır. hepsi birden muazzam bir şebeke meydana getirirler. Bunun nedeni herhalde.

bireysel veya kolektif olan bağlantı). kendi kendini temsil etmenin temsiline yönelik şu özgün güç içinde bağlanmaktadırlar. soyut bir sözel işaretler teorisinden hareketle ve genel gramer biçimi içinde yayılmıştır: ama yönlendirici olarak. zenginlik çözümlemesi para ve mübadeleden hareketle yapılmaktadır. İşaret. işte bu nedenden ötürü. işte bu nedenle. onların çözümlenmesine nazaran belli bir ayrıcalık tanımaktadır. anlama özgü bölümlemelere göre bağlanmakta ve eklemlenmektedir. işaret edilenin dolaysız söylemi olarak değere sahiptir. işleyişi de bütünüyle işaret edilen cephesindedir. doğal düzene katılmak veya onu mümkün olduğunca az bozmak amacına sahiplerdir. Klasik çağda bunlar artık. saf işaretler bilimi. işaretlerin bütünsel şebekesi. Lancelot'dan Destutt de Tracy'ye kadar. o halde anlam ancak birbirlerine bağlanarak açılan işaretlerin toplamı içinde var olabilir. eğer bir işaret eden ile bir işaret edilenin saf ve basit bağlantısıysa (keyfi veya keyfi olmayan. üçüncü bir unsur olan Temsil Etmefe 111 benzerliğin içinde çakışmamakta. yüzyıldan itibaren her genel işaret biliminin temel bir ilişkiye göre. dilin çözümlenmesi. iradi veya dayatılmış. Fakat öte yandan. ama değer her zaman ihtiyaca dayalıdır. doğa tarihi kendini canlı varlıkların karakterlerinin çözümlenmesi olarak sunmaktadır. kendini işaretlerin tam bir tablo'su içinde açık edecektir. sistem işaretler teorisine. bir anlam çözümlemesinden daha farklı bir işaretler teorisi olmayacaktır. genel bir temsil teorisine bağlı olduğunu ortaya koyan teori. fakat sınıflandırmalar yapay olsalar bile. ilişki her halükârda ancak ge-112 Kelimeler ve Şeyler nel temsil unsurunun içinde kurulabilir: işaret eden ile işaret edilen. madem ki anlam çözümlemesi işaret edilene. Klasik çağda. birbirlerine. XVII.çimde. Ancak. hiç kuşkusuz bize kadar ulaşan sonuncu sonuç: ikili işaret teorisi. işte bu nedenle. her ikisinin de temsil edilmeleri (ya edilmişlerdir ya edileceklerdir) ve 101 . her zaman kelimelerin anlamını oluşturur. Demek ki. Nihayet. Eğer anlam varlığı bütünüyle işaret cephesindeyse. işarete tanıdığından farklı bir doğa vermez.

bir eşitlik veya bir düzen ilişkisi ancak eğer bunların benzerlikleri en azından onları karşılaştırma fırsatı yaratabiliyorsa kurulabilir. buraya geri dönebilir. 1805. Artık temsilin içine. Rönesans'ın onları eskiden içinde dağıtıma tabi tuttuğu. zihnimizi "sa-kin". hatta türlerden çıkartılan tümevarımların ve bütün soyut 102 . artık bilginin alanının dışına düşmekten başka çaresi yoktur. Ben benzerliğin yardımı olmaksızın. fikrin çözülerek ve bileşe-rek kendi kendiyle oyun oynadığı şu dar mekâna yerleşmişlerdir. IH. özel olaylardan.19 ama eğer benzerliğin kesin olmama durumundan çıkarsa ve bilgi tarafından bir eşitlik ve düzen ilişkisine dönüştürülürse. bu alanda tek bir adım bile atmam.birinin o ân için diğerini temsil etmesi ölçüsünde bağlıdırlar. 599. Bu. oysa ona göre. . s. tünkü iki şey arasında. V BENZERLİĞİN HAYAL EDİLMESİ işte işaretler. c. ve bana. yani ilkel duyumsamadan soyut ve karmaşık fikre kadar bütün temsil biçimlerinin genel bir çözümlenmesi olarak kurulması gerekmekteydi. benzerlik bilgi için vazgeçilmez bir sınırdır. klasik işaret teorisinin tabanının ve felsefi meşruluğunun bir "ideoloji". Demek ki. işaretin ikili doğasının düşünülebilmesinin klasik koşulunu yeniden keşfetmekteydi. benzerlik doğal ilişkilere. Bilimlerin. işareti "psikolojist" (bir kavramla bir imgenin bağlanması) sayılabilecek bir şekilde tanımlaması gerekmekteydi. Ancak. Saussure aslında. Çev Desttut de Tracy. Aynı zamanda. "artık onu felsefeye mensup olarak" kabul etmek mümkün değildir. Saussure'ün genel bir semıyoloji tasarısını yeniden ele alarak. Benzerliğe gelince. yansımayı varsayan "felsefi" ilişkilerin arasına yerleştirmektey-19 Hobbes. Paris. en kaba biçimiyle am-piriktir. Logique. Hurae özdeşlik ilişkisini. Temsil Etmek \ 13 di. EUments D'ldiologie.20 "Filozof istediği kadar kesinlik peşinde koşsun. dünyanın bütün şu kaynaşmasından kurtulmuşlardır. hatta en az soyut olanlarının bile metafizik cephesine bir bakılsın. ama kaçınılmaz bir güce göre zorlayan ilişkilere ait bulunmaktaydı.

düşüncelerin benzerlik dışında başka bir şekilde oluşturulup oluşturulamayacağı söylensin. yani benzer olanlarla karşılaştırılabilir. benzerlik ve işaret birbirlerini kadermişçesine davet etmektedirler. Essai sur !a Nature Humaine. hareketli ve istikrarsız taban haline gelmiştir. şu düşük ölçekli ilişki olan benzerlik. 1946. Çev Leroy. sessiz ve silinmesi olanaksız bir ihtiyaç olarak. bilinenlerin dış kenarında keşfetmek zorunda olduğu şu öylesine bir resmedilmiş biçim. sorunun açığa çıkartılabilmesi için benzerliğin bir işarete muhtaç olmasının yerine. I. klasik çağda. bilinecek şeyin ve bizzat bilgiden en uzakta olan şeym onun altında ortaya çıktığı en basit biçimdir. klasik felsefede (yani bir çözümleme felsefesinin içinde). XVI. 3 ve 4. s. Rtjlex\ons Philosophiqu« su? la Ressemblance. kısmi özdeşlikler sunabilen unsurlarla birleştirilebilir ve son olarak da. bilgi biçimlerine bir uygulama yeri sunabilecek bir içerik vermek söz konusudur. yüzyılda varlığın kendi kendiyle ilişkisi ve dünyanın kıvrımıyken. ölçülerini ve özdeşliklerini üzerinde kurabileceği farklılaşmamış. 21 Merian. çeşitli'mn eleştirel düşüncede ve yargı felsefelerinde yerine getireceğiyle simetrik olan bir rol oynamaktadır. Benzerlik. 114 Kelimeler ve Şeyler halinde) çözümlenebilir. 103 . varlığını onun altında belirsiz bir şekilde sürdürmektedir. Temsil ancak onun sayesinde tanınabilir. 75-80. c. 1767. şimdi bilginin ilişkilerini. Benzerlik. Paris. unsurlar halinde (ona başka temsiller halinde ortak olan unsurlar 20 Hume. Tıpkı XVI. Fakat yeni bir tarzda. düzene sokulmuş bir tablonun içinde dağıtıma tabi tutulabilir. Demek ki çifte bir tersine dönme söz konusudur: çünkü bir benzerlik tabanını talep eden işarettir ve onunla birlikte tüm kesikli bilgidir. ve çünkü artık bilgiyi önceleyen bir içeriği açığa çıkartmak değil de."21 Bilginin. yüzyılda olduğu gibi. s.

hiçbir şey kendinden önceki bir şeye benzer veya benzemez olarak gözükmezdi. şey-Temsil Etmek 115 ler arasında benzerlik olmazdı. XVIII. Zihnin sonuca ulaşmak için talep ettiği çifte beklenti görülmektedir. kendini geçmiş bir izlenimin içinde yeniden mevcut kılma konusundaki gizli güç olmasaydı. ideoloji içindeki ortak ger- 104 . her farklılaştırma için gerekli olan ufacık bir özdeşlik bile verilmemiş olacaktır. benzerliğin ısrarlı mırıldanmasının olması gerekir. eğer temsilin kesintisiz zinciri içinde. herhangi bir kıstas olmadan sürüp gidecektir. adeta aynı şekilde var oluyor olarak) ortaya çıkartma olanağını gerektirmektedir. olabilecek en basitle-rinden ve aralarında hiçbir benzerlik olmayan devamlılıklar varsayılacak olursa. bu farklılığı fark etmek bile mümkün olmayacaktır. Bunun sonucu olarak. Ama eğer temsilin içinde. kendini tamamlayan ve cephe oluşturan diğerinden vazgeçemez. hayal gücünün her zaman mümkün büzülmesi gerekir. birincinin ikinciyi hatırlatma. Nitekim. yüzyılın ikinci yarısında. kendinden daha önce olan birini canlandırma ve ona bir karşılaştırmaya olanak verecek şekilde bitişme fırsatına sahip olmayacaktır-.Benzerlik bu sınır ve koşul konumunda ( o olmazsa ve onun ötesinde bilmenin olanaksız olması) hayal gücü tarafında. diğeri de herhalde uzun zamandan beri var olmaktan çıkmış olan iki izlenimi adeta benzer olarak (komşu ve çağdaş olarak. çünkü hiçbir temsil asla hemen oracıkta donup kalıverme. Bu hatırlatma gücü en azından. devamlılıklar birbirlerini tam bir farklılık içinde iz-leyeceklerdir -o kadar tam ki. sürekli tekdüzeliğin içinde. Ve bu beklentilerin hiçbiri. hayal gücünün sayesinde ortaya çıkabilmekte ve hayal gücü de bunun karşılığında. onu yeniden ortaya çıkartma ve böylece onun hayali olarak yeniden temsiline izin verme olanağı olmayacaktır. varlıklarını klasik çağm tümü boyunca sürdüren ve sonunda. Hayal gücü olmasaydı. Temsil edilen şeylerin içinde. temsilin içinde. ancak ondan destek alarak uygulanabilmektedir. veya daha kesin olarak. bu durumda. biri mevcut. Sürekli değişme.

bu iki zıt moment (biri. bitimliliğin izini orada ya anlaşılabilir alanın dışına bir düşüş. ya da sınırlı bir doğanın işareti olarak tanımışlardır. bu izlenimlerden hareketle düzeni yeniden oluşturma gücüne ait olup. Hayal etme gücü. temsilin doğrusal zamanını potansiyel olarak mevcut bulunan unsurların eşanlı mekânı haline dönüştürme konusundaki pozitif güç olarak hayal gücü analitiği'ne. Descartes. bir tek temsilin ikizlenmesiyle. diğeri. zaman içindeki imgenin mekanigiymiş gibi olan bütün şu gayri iradi arka plan çözümlemesi. şeylerin özdeşlik ve farklılıklarının bunların analitik gerçeklikleri içinde algılanmasını engelleyerek yapmak. belli belirsiz kesişmeler. Nitekim. varlıklar tablosunu bulandıran ve onları birbirlerine uzaktan ve belli belirsiz benzeyen bir temsiller dizisi halinde dağıtan boşluklar ve düzensizliklerle birlikte. bellek. negatiftir. şeylerin benzerliklerini fark eden -onların benzerliklerini düzene sokmadan. Malebranche. Bir yanda. Öte yanda. bir kesişme içinde teslim ederler? Birinci sorun dizisi kabaca. Ya negatif moment (düzensizliğinki.çözümleme bulunmaktadır: şeyler kendilerini neden. izlenimler içindeki do-116 Kelimeler ve $eyler ğanm düzensizliğine ait olup. düzeni ihya etmek ve bunu tam da. birliğini bir "oluşum" fikrinin içinde bulmaktadır. ama eşanh bir karşılaştırmalar tablosu halinde fark eden çözümleme bulunmaktadır: izlenim.çeklerini ilan etmek üzere birbirlerine yaklaşmaya hiç ara vermeyen iki çözümleme yönü ortaya çıkmaktadır. düzensiz benzerliklerini tablolara dağıtmadan fark eden. pozitiftir). özdeş ve farklı unsurlar halinde parçalarına ayırmadan. bir karışma. hatırlama. Ve bunun iki mümkün biçimi ardır. temsil dizisini aktüel olmayan. hem hata yeri hem de gerçeğe ulaşma gücü olarak çözümlemişler. bulanık benzerliğinki) bizatihi hayal gücünün hesabına geçirilmiştir ve bu hayal gücü de tek başına ikili bir işlev görmektedir: eğer becerebilirse. hayal gücü. uyanık bir bellek açısından ima fırsatları biçiminde ortaya çıkacak kadar görünür kılmaya devam ettiği bir koşuşturma. Hayal gücü insanda. ruh ile bedenin bitişme yerinde bulunmaktadır. esas düzenlerinin bulanıklaştığı. 105 . Spinoza onu burada. ikincisi ise. kendi kusurunun tersi veya diğer cephesinden başka bir şey değildir. ama hâlâ benzerlikler. kabaca doğanın çözümlenmesi'nt denk düşmektedir. Hayal gücünün pozitif momenti. Oysa.

kendini çağırmakta. benzerlik ile hayal gücü arasındaki bağı çoklu bir doğanın gizlice. Condillac kadar Hume da. hep birbirlerine çok yakın içeriklere zincirlenmiş olan temsil. insan doğasının. Fakat. temsile artık benzeşen şeylerden başka bir şey sunamayan doğanın düzensizliğidir. tam olarak bizatihi Yaradılışın yerinde işlev görecek-tir. benzerliklerin belli belirsiz mırıltılarının hesabına geçirile-bilir. insan doğası olarak. Bu iki kavram fiili durumda. karşılıklı bağlarını garantiye almak üzere çalışmaktadır. birbirine dolanmış çoğulluğun-dan ötürü.bunun tersine bulanık benzerliğin. adeta özdeş izlenimler yaratmakta ve hayal gücüne can vermektedir. bunun nedeni. Tamamen zıt. doğanın ancak görünüşteki etkilerinden biridir. her şeyden önce kendi kendine benzeyen düzen olan bir doğanın esrarlı olgusunun içinde aramışlardır. Bu. ilk insan efsane-Temsil Etmek 1 17 si (Rousseau) veya uyanan bilinç (Condillac) veya dünyaya atılmış yabancı seyirci (Hume) biçimi altında. ikinci çözümleme tipinin. ama aynı soruna karşılık veren çözümlemeler. kendi tarihinden. Bir işaret daha. Öylesine ki. doğal olarak kendi üzerine büzülmekte. kendi felaketlerinden veya belki de çok daha basit olarak. Hayal gücü. ama nedensiz yere hep yemden başlayan bu köpüklenmesinin. doğa adı verilen şu tükenmez zenginlikteki sağır gücün. kendini tekrarlamakta. kendine özgü ve karmaşık küçük bir bölgenin soyutlanmış olması değildir. hayal gücü ile benzerliğin aidiyetlerini. ona kendini yeniden sunma (aynı zamanda temsil etme) olanağı veren temsilin şu dar çıkıntısına yerleşmiş olduğu (bütün insan doğası 106 . kolaylıkla genişletilebildiği her halû kârda anlaşılmaktadır: bu oluşum. ampirik araştırmalar alanı olarak aniden keşfedilmiş olması veya bu geniş doğanın içinde. insan doğasının hiç kuşkusuz ancak görünüşteki özelliklerinden biridir ve benzerlik de. Eğer doğa ve insan doğası kavramları klasik çağda belli bir öneme sahip olmuşlarsa. klasik düşünceye yasalarını sağlayan arkeolojik şebeke izlenecek olursa.

yüzyılda. Ancak. "hayal". "doğa" veya "insan bilimleri"nin XVII. Görünüşe göre. bir işaretler sistemine bağlıydı. "MATHESIS" VE "TAXINOMIA" Genel bir düzen bilimi tasarısı. yüzyılın başından itibaren yok olma sürecine girecek olan bir ampiriklik mekânı. ne de doğanın kendilerini bilginin merakına kendiliklerinden ve pozitif olarak sunan alanlar olmadıkları unutulmaktadır. ne insanın. ve somut bilgiler alanını açan şey. özdeşliklerin ve farklılıkların düzenli tablolar haline sokulmaları: Rönesans'ın sonuna kadar var olmayan ve XIX. yüzyıldan itibaren. tüm ampirik düzen bilimlerini kuran ve mümkün kılan. Bu mekân bizim kategorilerimize veya bölümlemelerimize göre deforme edilmekte. belirsiz tekrarlara. 118 Kelimeler \e Şeyler en aşağı ve mütevazı uçlarına itilmiştir. işaretlerin yorumuy-du. klasik çağda bu şekilde oluşmuştur. Locke'tan İdeoloji'ye kadar olan dönemde fiilen ve kesintisiz olarak öyle olduğu üzere. Basit doğaları düzene sokmak 107 . maske-lenmektedir. VI. bilginin sınırlarına. Benzerlik XVII. benzerliği burada özdeşlikler düzeninin görünür hale gelmesinden önce hissedilir hale getiren temsilin kavranamaz bulanıklığından başka bir şey olmadığı görülecektir. uzun zaman fark edilmeden kalmıştır. Burada hayal gücüne. temsili çözümleyen işaretler teorisi. Klasik episteme'nm bütününü mümkün kılan şey. Aynının kaba biçimlerinden ötürü. XVII. Doğa ve insan doğası.buradadır: temsilin mevcudiyeti ile tekrarının" yeniden"ini ayıran boş mekânda kendini yeniden sunabilmesine tam yetecek kadar temsilin dışında). öncelikle bir düzen bilgisiyle olan ilişkidir. ve XVIII. farklılık ve düzen biçimlerine göre gelişen büyük bilgi tablolarına kadar geri giden bir oluşumu ge-rektirmiştir. özdeşlik. bir bilgi oluşumuyla ikiye katlanmayı gerektiriyordu. yüzyılda kurulduğu haliyle bir düzen bilimi tasarısı. Bu mekân. hayal gücü ile benzerliğin uyarlanmalarına izin vermektedirler. sisli kıyaslara bağlanmıştır ve bir yo-rumbilimine açılmak yerine. episteme'nin genel dış görünüşü içinde. ne hayatın. yüzyıllarda ne olmuş oldukları yeniden ortaya konulmak istenilmektedir. şimdi bizim için yeniden kurulması o kadar güç ve bilgimizin mensup olduğu pozitiflikler sistemi tarafından öylesine örtülmüştür ki. Benzerlik XVI. ve doğanın.

karmaşık temsillerin cebiri gibi olmaktadırlar. Ampirik bir düzenbiliminin olabilirliği. süreksiz temsillerin za-120 Kelimeler ve Jevler mansal bağı sayesinde nasıl yeniden oluşturulabileceğini göstermek zorunda olan çözümleme. ampirik temsillerin basit doğalar olarak çözümlenmeleri gerektiğinde. özdeşlikler ve farklılıklar üzerindeki mümkün 108 . basit doğalara işaret vermeye ve bu işaretler üzerinde işlem yapmaya yarayan bir yöntemdir. buna karşılık. evrensel bir mathesis tasarısıyla zıtlaşmamaktadırlar. hesaplanabilir düzenin bilimi olarak bir mathesis ve ampirik dizilerden hareketle düzenlerin kurulmasının çözümlemesi olarak bir oluşum bulunmaktadır. mathesis'in de tcvcinomia'mn özel bir durumu olduğu söylenebilir.söz konusu olduğunda. böylece bilginin bir çözümlenmesini -varlığın gizli (ve bulanık) sürekliliğinin. genel olarak temsiller) ise. fiili durumda tıpkı bir kuşkuculuğun bir rasyonalizmle zıtlaşmadığı gibi. Bir yanda. Fakat. varlığın tamlığı) ve hayal gücünün olmayanı açığa çıkartan. Klasik episteme'nin iki ucunda. ayrıca şeylerin belli bir conünuum'unu (süreksizlikolmama. bir taxinomia oluşturmak ve bunu yapmak için de. aşikârlıklarm algılanması genel anlamdaki temsilin özel bir durumundan ibaret olduğu için. düşüncenin bizzat oluşturduğu işaretler. artık kendini Aynı'nın deneyi olarak değil de. Demek ki şu duruma sahibiz: Genel düzen bilimi Basit doğalar Karmaşık temsiller Mathesis Tcuinomia Cebir İşaretler Fakat hepsi bundan ibaret değildir. ama bizatihi bundan ötürü sürekliliği belirgin hale getiren bir iktidarını gerektirmektedir. Klasik çağ boyunca hep dışa vurulan bilgilerin kökenini sorgulama ihtiyacı buradan kaynaklanmaktadır. bir işaretler sistemi ihdas etmek gerekmektedir. Bu ampirik çözümlemeler. ve cebir de bunun tersine. Karmaşık doğaları düzene sokmak söz konusu olduğunda (deney içinde ve-Temsil Etmek ] 19 rildikleri halleriyle. Düzen'in kurulması olarak teslim eden bir bilginin sonuca ulaşmak için talep ettiklerinin içine kapatılmıştı. bu çözümlemeler. taxinomia'nm bütünüyle mathesis't aktarıldığı görülmektedir. evrensel yöntemi cebir olan bir mathesis't başvurulmaktadır. Tcvrinomia. demek ki.talep etmektedir. Aynı şekilde.

farklı alanlar halinde eklemleştirmelidir. hesap ve oluşumla sınırlanmış olan tablo mekânıdır.ona göre telaffuz edecekleri eşanlı bir sistemin kurulması için vermektedirler. birbirlerinden belirgin çizgilerle ayrılmış. temsil gücümüzün bize sunabileceği her şeyi bir işaretten beklemek söz konusudur: algılamalar. farklılıklarına rağmen. Özdeşlikler ve farklılıklar tablosu bu tarzın üzerine çizilebilir. onların akrabalıklarını kronoloji dışı olarak dışavuran ve düzen ilişkilerini sürekli bir mekân içinde yeniden kuran şebeke. işaretler bölgesi uzanmaktadır —tüm ampirik temsil alanını kateden. işte bu bölgede rastlanmaktadır: doğaTemsil Etmek 121 nın sürekliliği ile birbirine dolanmışlığmı eklemleştiren karakterlerin bilimi. klasik çağda ancak tablonun temel mekânmm eşitlikler hesabı ile temsillerin oluşumu arasında kurulabilmesi ölçüsünde var olabilmiştir. Bu üç alan. Bu üç kavramın -mathesis. düşünceler. Taxinomia. böylece.işlemlerin simgeleri kullanılmaktadır. oluşum-. pek o kadar da ayrı alanları tanımlamadığı. taxinomia. Nihayet. Burası. mathesis ile zıtlaşmamaktadır: onun içinde yer almakta 109 . insanların algılamalarının özgüllüğünü onun aracılığıyla gruplandirdıkları ve düşüncelerinin sürekli hareketini bölümlere ayırdıkları işaretlerin bilimi olan genel gramer. klasik çağda bilginin genel dış biçimini tanımayan sağlam bir aidiyet şebekesinin bulunduğu görülmektedir. şeylerin benzerlikleri ve hayal gücünün geri dönüşleri tarafından tedricen bırakılmış işaretler çözümlenmektedir. Mathesis ile oluşumun arasında. Doğa Tarihine. ama onun sınırlarının dışına asla taşmayan işaretlerin bölgesi-. Para ve değer teorisi'nt de gene bu bölgede rastlanmaktadır: mübadeleye izin veren ve insanların ihtiyaçları veya arzulan arasında eşdeğerlilikler kurmayı olanaklı kılan işaretler bilimi. bu işaretler karakter değerine sahip olmalıdırlar. bu bölgede yerleşmektedir. yani temsilin bütününü. komşuluk ve açıklıklarını -demek ki. temsillerin yakınlık ve uzaklıklarını. Bu bölgede. öte yanda. arzular.

biçimsel disiplinler üzerinde. yüzyılın sonunda meydana gelenlerden sonra. ve bilimler kendi ortamlarında tablo-durlar. kesin bir yargının (apophanüque) karşısındaki bir varlıkbılım (onto-logie) gibi işlev görür. yani atıflar ve yargılar bilimi. bir kronoloji olarak dağıtır. mathesis kategorik bir yargı ve bir varhkbilim oluşturarak bir araya toplanmıştır. varlıklar bilgisidir. bunlar çok doğal olarak. bir tarihin karşısındaki bir semiyoloji gibi işlev görür. hem de zaman içinde giderek adcı ve giderek kuşkucu hale gelen bir temsil felsefesini taşımış olması olgusu buradan kaynaklanmaktadır. iktidarlarını Schleiermacher'den Nietzsche ve Freud'e kadar sürdüren şu yorum disiplinleri içinde birleşmişlerdir. klasik dönemde. oluşum birbirini izleyen bir dizi varsayar. diğeri onları zamanın bir kıyas unsuru içinde. uzak bir hedef olsa bile. işaretleri mekânsal eşanhlıkları içinde. taxinomia göze görünen farklılıklar tablosunu meydana getirir. çünkü o da bir düzen bilimidir -niteliksel bir mathesis-.ve ondan farklı olmaktadır. en genel düzenlenişi içinde tanımlanabilir. her zaman kendileriyle birlikte. ve XVIII. bu örgütlenmenin kıvrımlarının arasına yerleşmişlerdir. Klasik episteme her halü kârda. Taxinomia. bir sentaks olarak ele alır. yeni tipten bir paylaşım yerleşik hale gelmiştir: bir yanda. 110 . Bilimler. mathesis'e nazaran. İşaretler teorisinin. Böylesine bir konum. tarih ve semiyoloji (zaten tarih semiyolojiyi özümlemiştir). eklemleşmelerin ve sınıfların bilimidir. gerçek'in bilimidir. oluşum da taxinomia'mn içinde yer alır veya en azından. bilgilerini kendi kendiyle çağdaş bir sistemin içinde sergilemektedirler. Demek ki. mathesis eşitlikler bilimidir. biri. Kanaatleri meşgul etmiş olan büyük tartışmalara gelince. Fakat. bizim dönemimize kadar hüküm süren odur. XVII. Kantgil eleştiriden ve Batı kültüründe XVIII. bir taxinomia'nm ve oluşumsal (genetik) bir çözümlemenin eklemleşmiş sistemi aracılığıyla. Fakat dar anlamda ele alındığında. ilk olabilirliğini onda bulur. diğer yanda. taxinomia ise. Aynı şekilde. tüketici bir şekilde ortaya çıkan bir düzene sokma tasarısı taşırlar: bu bilimler aynı zamanda. varlıkların genel yasasını ve bununla aynı anda. hem kendini bizzat doğanın kendinin bilgisi olarak sunan dogmatik edalı bir bilimi. daha sonraki çağların onun varlığının anısını kaybetmelerine varana kadar silinmesi de buradan kaynaklanmaktadır. özdeşlikleri ve farklılıkları ele almaktadır. oluşumun karşısında da. yüzyıllarda bilginin merkezi tablo'dur. onların tanı-122 Kelimeler ve Şeyler nabilecekleri koşullan tanımlar. her zaman basit unsurların ve bunların tedrici bileşimlerinin keşfini hedefler. bir mathesis'in.

Bu tablo halindeki uzayda. Genel gramer. bunun nedeni bir problemin açılmış olması değil de. Şebekesi. sınıflandırma ve para teorisinin içinde girişmek gerekir. yani bireylere. temaların. Bilgiler. Eğer. XVII. Bir tartışmanın veya bir sorunun olabilirlik koşullarını tanımlayan işte bu şebekedir. ortamlara. klasik döneme ilişkin bir düşünce tarihi yazılabilir. doğa tarihi ve iktisadın. sorunların. yani dil. anlamı genel bir işaretler ve temsil teorisinin içine taşıyarak. aynı anda ve bir solukta 111 . pozitifliği içinde eşanh ve görünüşte çelişkili bir kanaatler oyununu mümkün kılan genel düşünce sistemini yeniden kurmak gerekir. en açık biçimde görüldüğü yerde. tartışmaların. çözümlemeye. bizatihi bilginin kendinin arkeolojik bir çözümlenmesine girişilmek isteniyorsa. bu durumda yön gösterici olması ve söylemi eklemleştirmesi gerekenler bu ünlü tartışmalar olmayacaklardır. yüzyılda bir darbede düzene sokulan ve ancak yüz elli yıl sonra kapanabilecek olan bir "bilgi uzayanı bir ucundan diğerine kat etmişlerdir. düzenin hesaplanabilir biçimlerinden en karmaşık temsil çözümlemelerine varana kadar her şeyi kat etmeye hiç ara vermeyen. tablo halindeki bir mekânı açmış olmasıdır. bilginin tarihselliğinin taşıyıcısı odur. işaretlerin ve benzerliklerin belirsiz çemberini dağıttıktan sonra ve nedensellik ve tarih dizilerini düzene sokmadan önce. Batı kültürünün episteme''sini. kanaat tercihlerinin tarihsel yüzeyinde algılanmaktadır. Fakat bu durumda yalnızca kanaatler tarihi.Bu tartışmaları hareket noktası veya tema olarak alarak. toplumsal gruplara göre gerçekleşmiş tercihle-Temsil Flmeh 123 rin tarihi yapılmış olacaktır. ve bütünsel bir soruşturma yöntemi gerekecektir. Eğer Batı dünyası. Ve bu güzergâhın yol izleri. hayatın hare-ketten ibaret olup olmadığını veya doğanın Tanrının varlığını kanıtlayacak kadar düzenli olup olmadığım bilebilmek için kavga ettiyse.

Grammaire'ini. Rousseau'nun son eserleri arasında botanik incelemeleri ve bir de. sanki yöntemler. bilgisinin genel sisteminin sınırlarını ir124 Kelimeler ve Şeyler çizememiş veya onu adlandıramamıştır. Encydopedie'ye "Aşikârlık" maddesini yazmıştır. dilin fonetik verilerinin işlevinde. zihniyetler ve son olarak da bizzat insanlar. Geronda. ortaklaşa bir işaretler çözümlemesiyle bağlandığı Logique'inin (Mantık) tamamlayıcısı ve doğa devamı olarak üretmiştir. botanik alanında aynı anda hem yapay hem de tutarlı bir adlandırma sistemi yaratmayı arzu-lamamıştır. Condillac ve Destutt. yazının bütünü itibariyle yeniden düzenlenmesi olmuştur (bunu kısmen de uygulamıştır). onlara göre siyasal ve aynı zamanda ahlâki değere sahip olan ticaret ve ekonomi teorisini kendi bilgi ve dil teorilerinin çizgisine sokmuşlardır. Doğal tasnifler ile dil sınıflandırmaları arasında da bir güzergâh vardır: Adanson yalnızca. dillerin kökeni konusunda bir deneme yazmıştır. Tarih. bu yer değiştirmelere ilişkin binlerce örnek vermiştir. ama kaçınılması mümkün olmayan birliğini tanımlayan temel bir şebekenin keyfine göre yer değiştirmişlercesine. burada akrabalıklarının taslağını kendiliklerinden çizmelerine yol açacak kadar zorlayıcıdır. Turgot'nun Encyclopedie'nin "Etimoloji" maddesini yazdığı ve parayla kelimeler arasındaki ilk sistematik paralelliği kurduğu bilinmektedir. onun isteği. ve düşünceyi dilin yalnızca en göze görünür uygulamasının oluşturduğu şu işaretlere bölme işini birbirlerinin içinde eklemleştirmiş-lerdir. Condillac. bilginin gizli. klasik çağ da diğer hiçbir çağ gibi. Hiç kuşkusuz. Fakat bu sistem. bilginin göze görünür biçimlerinin. bilgiyi koşullarına veya "unsurlar"ma. Fizyokrat Quesnay. Bilgi teorisi ile işaretler teorisi ve gramer teorisi arasında defalarca kat edilen yol.çözümlemek istemeleri olgusunun. Adam Smith büyük iktisat eserinin dışında. dillerin kökeni İ Temsil Etmek 125 112 . Destutt de Tracy. ancak bizim yüzyılımızdan kaynaklanabilecek bir soruyu gerektirdiği itirazı herhalde yapılabilir. kazanılmış deneyler. kavramlar. çözümleme tipleri. Temsil ve işaretler çözümlemesi ile zenginlik çözümlemesi arasında da yol vardır. PortRoyal.

yalnızca temsilin göbeğinde.22 Bilginin sınırı. Ve. ampirik bilginin büyük şebekesi. temsillerin. ELEŞTİRİ VE YORUM Dilm klasik çağdaki varoluşu. esas ve ilkel bir işaret etme eylemi değil de. 22 Linn<?. düşünceyi bedenin dış kanadı üzerinde. Böylece. tıpkı düşüncenin kendi kendini temsil ettiği gibi temsil etmektedir. sanki nok. 5 kendilerini düzene sokan işaretlerine karşı tam şeffaflığı olacaktır. p. onu sürdüren bir 113 . bir Tcucinomia universalis'in her. ama inatçı birliği doğanın veya top. Egemence. göze görünür bir aktarım yapmak. onun kendi kendini temsil etmekten ötürü sahip olduğu şu güç.g lumun bütün somut alanlarında aynı dağılımları ve aynı f düzeni bulmaya kalkıştığında. yani düşüncenin bakışları altında kendi kendine kısım kısım eklenerek. temsil etmek burada tercüme etmek.|î halde geriye çekilmiş. Dili oluşturmak veya ona dıştan hayat vermek üzere. Philosophie Botanique. 155 ve 256 DÖRDÜNCÜ AYIRIM Konuşmak I.üzerine bir deneme vardır. kendi kendini çözümleme ve kendini. Fakat. hem egemence hem de gizlice olmuştur. çünkü kelimelere "düşünceyi temsil etme" görevi ve gücü yüklenmiştir.»ij tali çizgi halinde resmolmaktaydı: miktarsal olmayan £| düzenlerin şebekesi. tamhğı içinde yeniden üretebilen maddi bir ikiz imal etmek anlamına gelmektedir: dil düşünceyi. Linne'nin eserinde tüm • açıklığıyla ortaya çıkmaktadır.

kelimeler ön cephe tarafındaki düşünceyi ikiye katlayan ince zar değildirler. bizzat düşüncenin kendidir. şeylere karışmış olan veya onların altında koşan bir yazıcılık.ikame içinde kendinin temsilcisi haline getiren bir güç bulunmaktadır. anlamlarını aldıkları bir dünyanın içine salmazlar. kendilerine özgü olan ve iç sinirleri anlam yerine geçen bir mekâna doğru kendiliklerinden açılırlar. ikinci bir dili -yorumun. Klasik dil. onu hatırlatmakta. hiçbir söz veya hiçbir önerme hiçbir içeriği hiçbir zaman hedeflemez. Dilin varoluşu artık yalnızca işaretin esrarı içinde sürecektir: henüz işaret etme Konuşma!. hiçbir söz söylenmez. onlarda uyuklayan dili konuşturmak ve sonunda hareketli kılmak üzere. XVII.davet etmekteydiler. Temsiller köklerini. temsile teslim edilmeyen hiçbir 128 Kelimeler ve Şeyler şey verili değildir. [29 114 . onun şebekesinin içine alınmıştır ve bizatihi bu düşüncenin cereyan ettiği kumaşın içinde dokunmuştur. dilin varlığı. ikiz hale gelen ve eşdeğerli diğer bir temsile yansıyan bir temsilin oyunu yoksa. fakat bizatihi bu olgudan ötürü. onu işaret etmektedirler. ama öncelikle içeri doğru. Ve bütün bu ısrarlı işaretler. temsil açısından o kadar şeffaf hale gelmiştir ki. onda oku-nabilecek olanı ve onu titreşime sokan sözleri öncelemekteydi. Rönesans. elyazmalarının veya kitap sayfalarının üzerine bırakımış işaretler. Ve dil burada. Klasik çağda. hiçbir işaret zuhur etmez. Her halü kârda. temsilin kendiliğinden oluşturduğu açıklık-tadır. Düşüncenin dış etkisi değil de. Demek ki. Ve bu yolla kendini görünmez (veya hemen hemen) yapmaktadır. dilin olması kaba olgusu karşısında durmaktaydı: dünyanın kalınlığı içinde. adeta sessiz bir inatla. gizli anlamı ortaya çıkartmanın. dışa vurmakla görevli olduğu düşünceye sanıldığından çok daha yakındır. varlığı sorun çıkarmaya son vermiştir. eğer kendi kendine mesafe koyan. yüzyıldan itibaren dilin bu kitlesel ve düzen-baz varoluşu ortadan kaldırılacaktır. başkalarını temsil eden bütün şu temsillerin arasına doğru. allameliğin dili.

XVI. Artık ilk Metin silinmekte. kendi üzerine büzülmüş bir dil ve kapalı bir sözmüşcesine sorgulanmayacaktır. onda sahip olduğundan başka değere sahip değildir: düzene sokma gücüne. Dil artık temsilden başka yere. sessizce var olan dil-. hangi un-130 Kelimeler ve Şeyler surları bölümlere ayırmakta ve devşirmekte. ne de düşünülebilir olan belli bir ilişkiyi keşfetmektedir. o zamana kadar ne mümkün. ve bunun tersine. Öte yandan. İkinci bir dilin yorumlamasının gerektiği bir sözün esrarının yerine.teorisi içinde açılıma uğramamıştır. temsilin ve onu oyan şu ikiye katlanmanın içinde sergilenmeye başlamıştır. kendine karşı sürekli bir yorum durumundaydı. ama söylemin onu tamamlama ve sabitleş-tirme gibi bir görevi olacaktır. yorumlayabilmek için. yüzyıl dili. ondan yorum dışında başka bir şekilde nasıl söz edilebilir? Dil klasik çağdan itibaren. ve onunla birlikte. oysa yorum ancak eğer dil varsa yapılabilir -dilin onun aracılığıyla konuşturulmaya çalışıldığı söylemden önce. Limitte. Klasik dil burada kendi kendiyle. 115 . artık bir şeyi söylemeden söylüyormuşcasına. klasik dilin var olmadığı söylenebilir. ona nasıl işlediği sorulmaktadır: hangi temsilleri işaret etmekte. bir tek. orada kesin olarak sınırlanmış ve sonunda burada tükenmiştir. temsil etme rolünün içinde yer almış. bu söylem de kendi hesabına dil nesnesi haline geldiğinde. sessiz varlığı şeylerin içinde yazılı olan kelimelerin bütün tükenmez tabanı da yok olmaktadır. eğer dünya işaretlerin ve kelimelerin bir iç içe geçmesiyse. yalnızca bu oyukta sahiptir. onu dışa vuran sözel işaretlerin içinde cereyan eden ve böylece Söylem haline gelen temsil var olmaya devam etmektedir. ona temsil etme görevini yerine getirmesinde hangi ikamelerin oyunu olanak vermektedir. artık onun işaretlerinin altına gizlenmiş olan büyük esrarlı sözü ortaya çıkarmak söz konusu değildir. Ama işlemiştir: bütün varoluşu. metnin mutlak önceliği gerekmektedir. nasıl çözümlemekte ve bileştirmekte. temsilin özsel kopuk kopukluğu geçmiştir: henüz tarafsız ve kayıtsız olan açık olabilirlik.

sentaksın. yüzyılda kendi sırası gelip narinleşüğin-de. dilin temsil etme rolü üzerinde. şeffaflığının veya ışık geçirmezliğinin. eleştiri'yt yer açmıştır. kesinlik. Fakat bu zıtlık. bir mekanizmalar bütünüymüş. bir kelimeler eleştirisi olarak serpilmektedir: o zamana kadar var olan kelime haznesiyle bir bilim veya felsefe yapmanın olanaksızlığı. tek bir boşlukmuşçasına icra edilmektedir. birbirleriyle dayanışma içinde ve birbirlerine eklemleşmiş olmalarına rağmen. yoksa bir edat sistemine mi sahip olduğunda daha gelişmiştir? Acaba kelimelerin düzeninin serbest olması mı. retorik biçimlerinin 116 . tamamen analitik bir dil haznesi oluştur-Konuşmak 131 ma gereği. Eleştirinin karma rolü ve hiçbir zaman sıyrılama-dığı ikirciklik buradan kaynaklanmaktadır. ne basit ne de tek yanlıdır. Fakat. eleştirel ilişki de XIX. sanki bu dil tam bir işlevmiş.Yorum. acaba hangi zaman rejimidir? Eleştiri aynı zamanda kendine. kelimelerin düzeninin. özellik veya ifade değeri terimleri içinde çözümleyebilir. işte bu başat çift gerekirlikten itibaren yavaş yavaş gün ışığına çıkmış ve sonunda bilinen yerine sahip olmuştur. eleştiri dili ancak gerçeklik. Dilin kendi kendine karşı ihdas ettiği bu yeni ilişki. Öncelikle. yani onu onların aracılığıyla temsil ettiği kelimelerin içinde söylediğinin mevcudiyet tarzının sorusunu sormaktan kendini alıkoyamaz. hiçbir çözülme olmadan. Dili. görünüşte yorumla. düşünsel düzen içinde. Taban ile biçim arasındaki zıtlık. işaretlerin büyük bir özerk oyunuymuş gibi sorgulamaktadır. ama aynı zamanda. temsil içinde aynı olanları karıştıran genel terimler ile dayanışma halinde kalması gerekenleri ayıran soyut terimlerin ifşa edilmesi. cümle kuruluşlarının temsili değerlerinin bir çözümlenmesi olarak ortaya çıkmaktadır: acaba bir dil ad çekimlerine mi. gene de ayrı olan dört biçim almaktadır. ona doğrusunun veya yanlışının. yoksa çok katı bir şekilde belirlenmesi mi daha iyidir? Ardışıklık ilişkilerini en iyi ifade eden. bu biçim bir temsilin biçimi olduğu için. gizli bir içeriğin keşfinden ortaya çıkan göze görünür bir biçimin çözümlenmesi olarak zıtlaşmaktadır. Eleştiri klasik çağda. O dönemde. Eleştiri. ancak çok geç olarak pekişmiştir. Gramer çözümlemesinin içinde de.

XIX. klasik çağ yorumlarının eleştirel yöntemlerle yüklü olmaları gibi olmaktadır. yüzyıldan itibaren işte bu şekilde. yani her birinin ifadesel değeriyle birlikte söylem tiplerinin çözümlenmesi. yorum ön metnin sarplığı karşısında durakla-makta ve kendine. çeşitliliği içinde işte böyledir. bu biraz da. yorum biçiminde olan ikinci bir dili talep etmektedir. Nihayet eleştiri. yani kelimelerin aynı temsili içerikle kurulabilecekleri çeşitli ilişkilerin çözümlenmesi (kısım veya bütün aracılığıyla. Ancak. hangi düzeni izleyerek. bizim de içinden çıkamadığımız bir rekabete girişeceklerdir. bu tarihten sonra artık bu metinlerde zaten söylenilmiş olanları yeniden söylemek değil de. Dili varlığının saldırısı altında tutarak ve onu sırrının doğrultusunda sor-132 Kelimeler ve Şeyler gulayarak. Ve belki de bu rekabet günbegün şiddetlenmektedir. Ve.incelenmesinde de alan ayırmaktadır: figürlerin. yüzyıldan beri yorumlarla yüklü hale gelmişlerdir. bizzat şeyin kendi veya benzerleri aracılığıyla işaret etme). hangi ifadesel amaçlarla ve hangi hakikati söylemek için olduğunu tanımlamak söz konusu olmuştur. dilin bizim kültürümüzdeki temsile mensubiyeti çözülmedikçe. Eleştiri ve yorum. veya hiç değilse. dilin bizatihi kendi varlığı içinde olduğu şeye yaklaşmakta ve bu yüzden de. böylesine bir söylemin Tanrı veya Peygamberler tarafından. bize aktarılan biçim içinde ifade edilmiş olmasının hangi figür ve imgeler boyunca. meydana getirdiği engel aşılmadıkça. artık eleştiri değil de. bütün ikinci diller ya eleştiri. bütün eleştirel diller. eleştirinin ayrıcalıklı nesnesi olan edebiyat. işlevinden hareketle sorgulamaya başladığı zaman zorunlu olarak yerleşik hale gelen eleştirel boyut. dilden temsiller ve hakikat terimleriyle söz ederek. esas veya eklenti aracılığıyla. XVII. kendine temsil ettiğiyle kurduğu ilişkiyi tanımlama ödevini yükler: dinsel metinlerin yorumlanması. 117 . eleştirel yöntemlerle yüklü hale gelmiştir: nitekim. klasik çağdan beri derinlemesine zıtlaşmaktadır. zaten var olan ve zaten yazılmış olan dilin karşısında. Çünkü. doğumu kendinde tekrarlama gibi hep yenilenen olanaksız bir görev yüklemektedir: onu kutsal-laştırmaktadır. Dilin kendini. Nitekim. onu yargıla-makta ve değerini bilmezden gelmektedir. ya da yorum alternatifi tarafından yakalanacaklar-dır. olay veya koşul aracılığıyla. Eleştiri. tope'larm. Mallarme'den beri sürekli olarak. Dilin kendi kendiyle bir ilişki kurmasının bu iki biçimi. kararsızlıklar içinde sonsuza kadar çoğalacaklardır.

"parlaklık güle içkindir". temsilin içindeki işleyişi kalmaktadır: doğası ve söylem yetenekleri. Cümlelerin içinde sergilenmeleri gerekenler.1 fakat kelimelerin anlamı her halü kârda yalnızca her birinin temsiline aittir ve herkes tarafından kabul edilmesine rağmen. bireylerin önce kendileri için seçtikleri bir not sistemine göre yayılmıştır: bi-Konuşmak 133 reyler bu işaretler aracılığıyla temsilleri hazırlayabilmekte. l. Hobbes'un dediği gibi. bu işaretlerin özelliği ve onlara temsili kaydetme. Bu.II.ogique 118 . ya şiddet yoluyla mal olmuştur. onu çözümleme ve yeniden bileştirme olanağını diğer her şeyden daha iyi sağlayan şu garip güç nedir? Bütün işaret sistemleri içinde. dolaysız işaret olarak uygulayamaz"2 demektedir. bizzat sözel işaretler tarafından temsil edilen temsilden daha fazla bir şey değildir. Bu notlar topluluğa ya bir anlaşma. Ama. bu durum temsile yabancıdır. temsili zorunlu olarak ardışık bir düzene göre çözümlemesidir: nitekim. Oysa. ama ister Condillac'la birlikte. geriye bir tek. dilin kendine özgü yanı nedir? ilk incelemeden sonra. Dil. "kelimeler. bireysel veya kolektif. bunların birbirlerini çok hızlı bir şekilde izlemelerinden ötürü. konuşan kişinin fikirlerinin işaretleridir ve kimse bunları. herhangi bir varoluşa sahip değildir: Locke. her bir bireyin tekil düşüncesinden başka bir yerde. ilk kökü itibariyle. GENEL GRAMER Dilin varlığı bir kez ortadan kaldırıldıktan sonra. işte bu kendi içlerinde sıkışık nizamda bulunan temsillerdir: bakışım için. bunların her biri bir birim meydana getirmektedir. Dili böylece diğer tüm işaretlerden ayıran ve onun temsilin içinde belirleyici bir rol oynamasını sağlayan nokta. Düşünceler. dil düşünceyi. zihninde bizzat sahip olduğu fikirlerden başka bir şeye. onu doğrusal bir düzene göre. söyle-1 Hobbes. onları birbirlerine bağlayabilmekte. uzun uzadıya hizaya sokması gerekir. sesler birbirlerine ancak birer birer eklemlenebilirler. hemen temsil edemez. çözebilmekte ve üzerlerinde işlem yapabilmektedirler. kelimeleri keyfilikleri veya kolektif nitelikleriyle tanımlamak mümkündür. zaman içinde hiç kuşkusuz birbirlerini izlerler. bütünlüğü içinde.3 bir temsilin bütün unsurlarının tek bir anda verildiği ve mümkün tek düşüncenin onları ancak teker teker açabileceği isterse Destutt de Tracy'yle birlikte. düzenlerini gizlemenin veya zapt etmenin uygulamada olanaksız olduğu4 kabul edilsin. doğal veya keyfi olması değil de.

anlatılar. temsil etmekle yükümlü olduğu eşanlıhkla ilişkisi içindeki sözel düzenin incelenmesidir. o da düşünce ve işaretler karşısında odur: kısımların (veya büyüklüklerin) eşanlı kıyaslanmasının yerine. çünkü eğer "düşünce basit bir işlem"se de. hiç kuşku yoktur ki. Yıl II. Grammaire Generale Analyüque. Düşünceyle. mümkün olmayan şey tam da budur. işte burada yer almaktadır. I. basamakların birer birer çıkılmasının gerektiği bir düzen geçirmektedir.7 Dilin onu hem temsilden (aslında bu temsilin temsÜinden ibarettir) hem de işaretlerden (bunlara başka herhangi özel bir ayrıcalığı olmaksızın aittir) farklılaştıran özelliği burada yatmaktadır. 1729. 6 Condillac. 2. diğer işaretlerle —jest-ler. geometri karşısında ne ise. age. Cebir. 119 . dil teorisine bir mantık uygulandığını görmek ters bir anlam olacaktır. Burada yalnızca. Genel gramer. düzenin mekân içinde derinlemesine olarak ihdas edilmesidir. Yay.5 Eğer zihin. dışın içle veya ifadenin düşünceyle olduğu gibi zıtlaşmamakladır. c. ifade edilmesi ardışık bir işlemdir. V. tıpkı ardışığın çağdaşla olduğu gibi zıtlaşmaktadır. Amsterdam. Demek ki. Çev Geste. c. düşüncenin çözümlenmesi'dir: basit bir parçalara ayırma işlemi değil de. 320-321. 134 Kelimeler ve Şeyler mimde. age. Grammaire. keyfi veya kolektifin doğal ve kendine özgüyle olduğu gibi zıtlaşmamaktadır. c. Yıl IX. Toplu Eserler. amblemler-8. burada bir lengüistiğin dış biçiminin şifresini çözmeye kalkışmak da ters bir anlam olacaktır.2 Locke. Essai sur UEntendement Humain. Ama. s. Dumergue. 10-11. 39-40. "bunların hepsini aynı anda ifade ederdi. I. s. bu parlaklığın onu öncelediğini veya sonra geldiğini es geçebilirim. 3 Condillac. s. kendi-5 H. s. 336. Paris. fikirleri "algıladığı gibi" ifade edebilme olanağına sahip olsaydı. Klasik çağın "genel gramer" adını verdiği bu yeni epistemolojik alan. resimler. 4 Destutt de Tracy. pantomimler. Fakat bütün bunlarla. Paris."6 Ama işte. Dil işte bu katı anlam içinde.

Bu ardışıklık. 1. s. düşünceyle zıtlaşmaktadır. bir insanlar arası iletişimin aracı değildir.9 Bilimin ve özel olarak da cebirin temsilin içine dahil ettikleri aşikâr..10 hem de düşüncenin yansıyan ilk çözülmesidir: dolaysızla olan en ilkel kopuşlardan biri. ardışıklıkların uyuşmazlığıdır. 1808.7 Başrahip Sicard. çoktan çözümlenmiş bir temsildir Gerçeği söylemek gerekirse. 3. temsilin gerekli ve aşikâr düzenini bu kadar çok tercih boyunca bulabilmek için yeniden ele almak zo. yansımalı-dır. Paris. başkaları sona koyar. Elements de Grammaire Generale. dil kendiliğinden. yüzyıl boyunca felsefe açisından çok önemli hale gelmiştir: aynı anda hem zihnin denetimsiz bir mantığı olarak biçimin kendiliğinden biçimi.ve her felsefenin. temsilin düşünceyle olan somut bağıdır. 8 Krş. Aynı zamanda. adeta doğal gibidir.unda olduğu şeyi meydana getirmekteydi. yabancı dilleri birbirlerine nazaran ışık geçirmez ve çevrilmesi çok güç kılan şey. diğerleri eklenti koşulları adlandırır. ama sözel işaretler ardışıklığı olarak anlaşılan söylem't sahiptir. temsillerin eşanlıhğına nazaran yapaydır ve dil bu ölçü içinde. 261-266. Konulmak 135 ne özgü nesne olarak ne düşünceye ne de dile. Destutt de Tracy. evrensel düzene nazaran.. Her düşünme eyleminin 9 Encydopedie. Genel Gramer XVIII. gerekli. 113. "en küçük bir sıfatı oluşturmak için ne kadar da çok metafizik gerekir"11 demekteydi. c.. vahşi haldeki bir yansımadan çok. kelime farklılıklarından çok. ele alındığı bakış açısına göre. Yay. "Langue" maddesi. bazı diller önce temsilin asıl nesnesini. Temsilin yansımayla zorunlu olarak iletişim kurduğu yol kadar. bu ardışıklık bütün dillerde aynı değildir: bazı diller eylemi cümlenin ortasına. Encydopedie'nin işaret ettiği üzere. Zihne içkin bir felsefe gibi bir şeyi -Adam Smith. Ancak. İşte bu nedenden ötürü. tıpkı yansıyanın dolaysızla olduğu gibi. s. 120 .

Çev. klasik çağda dilbilimlerinin nasıl bölündüğünün iyice görüldüğüdür: Bir yanda figürleri ve tro-pe'ları (kelimelerin. Retorik. dillerin retorik doğasını varsaymaktadır. Babil öncesindeki anlaşmanın. 11 Adam Smith. en ilkelleri ve en dolaysızları da dahil. Genel Gramer. İr. Öte yandan.10 Condillac. ceza olarak unutulmuş olmasının asılmasıyla ihya edilebilecek olan. parça-lanmamış ve saf dil değildir. c. Fakat hemen bazı sonuçlara varmak gerekmektedir. V. Gramer. ilkel. 136 Kelimeler ve Şeyler başlangıç biçimi. 121 . ikircikli şeyi konu olarak almaktadır. s. Bunlardan birincisi. yani dilin sözel işaretlerin içinde nasıl uzaylaştığını inceleyen Retorik. Gramer. temsilin uzaysallığını. içinde alışılmış anlamlarının dışında kullanıldıkları figürlerden her biri). eklemleşme ve düzeni. 1860. İşte bu nedenden ötürü. her eleştirinin ilk teması: dil işte budur. genel anlamdaki dilin üzerinde yansıma olarak Gramer. her dil için. Klasik çağda evrensel dil'le işaret edilen şey. Bu ilişki. Evrensel bir Dilin veya Evrensel bir Söylem'in olabilirliğinin kabul edilmesine göre. bu uzaysallığı zaman içinde paylaştıran düzeni tanımlamaktadır. s. öte yanda. iki biçim alabilir. Consideıations sur UOrigine et la Formatıons des Langues. ileride görüleceği üzere. ama hep temsile içkin. yani temsil çözümlenmesinin nasıl ardışık bir diziye göre düzenlendiğini inceleyen gramer. 2. 4-5 ve 67-73. her temsile ve her temsilin her unsuruna. dilin içinde doğduğu haliyle tanımlamaktadır. 410. işte bu bilgi kadar geniş. dilin evrensellikle sürdürdüğü ilişkiyi açığa çıkarmaktadır. Grammaire. Söz konusu olan.

arzularına ise ahlaktır. doğası gereği hep en yakın ve en baskıcı sonuca yönelmektedir. doğumunu göstermekte ve doğal. Tarım. ve kendi üzerine geri döndüğünde ve düşünmeye başladığında. bu dil aynı zamanda. bu alanın temsilden itibaren olabilirliğini açığa ta. Bu ortak payda. ama bunu bir bakıma yeraltı bir biçimde yaparak.% tadır: işaretleri. o da kendi sırnnın şifresi içinde. sonra zevklerini düşünmektedir. düşünülebilecek her düzenin yerini bulduğu bir grameri icat etmektedir. yargılama eylemine kurallar koymaktadır. j Önce ihtiyaçlarını. Evrensel Söylem'e gelince. bilginin dolaysız sırasını tüm uzunluğu boyunca ikiye katlayan bir dildir: "insan. doğrusal ve evrensel bağı belirginleştirmektedir. o daha çok. zihnin en basit temsillerinden en ince çözümlemelere ve en karışık bileşimlere kadar olan doğal ve gerekli ilerleyişinin tanımlanması olanağıdır: bu söylem. bütün bilgilerin bu temeli. bu dil. İdeolojidir. Bunları yapınca kendini teorinin zirvesinde hissetmektedir". tüm düzenleri kat etme gücüne sahip olacakKonuşmak 137 tır. eski günlerin düzenini yeniden kurmamak.anlam kaymasına yol açma-yacak bir şekilde kaydedebilecekleri işareti vermeye ehil olacak bir dildir. söylemlerine koyduğu kurallar gramer. unsurların bir temsilin içinde nasıl birleştiklerini ve birbirlerine nasıl bağlandıklarım işaret etme yeteneğine sahip olacaktır. uygulamalı siyasetle. bu mantıktır. bir sentaksı. Evrensel Dil. savaş. bizatihi bu olgudan ötürü. kökeninin ona dayattığı tek düzenin içine sokulmuş bir bilgidir. ! tıp.-•$ telektüel yeteneklerinin tanınması" olduğunu fark etmek. temsilin kesitleri arasındaki bütün muhtemel ilişkileri işaret etmeye izin veren aletlere sahip olarak. Bütün bilgilerin alanını katetmekte. sürekli bir söylem halinde dışa vurulan bu köken. ama bütün bu işlemlerin "ortak bir kaynağı"nın olduğunu ve "bütün gerçeklerin bu tek kaynağının kendi en. aynı ânda hem Karakteristik.12 122 .«g tedir. hem de Bileştirici olarak. her bilginin çözücü anahtarını saklayan tek Metin değildir. sonra şiir ve sanatlarla uğraşmakta ve felsefeyi en son düşünmektedir.

\ 12 Destutt de Tracy. kapsadığı her türden gerçeğin edinimini kolaylaştırdığını ve onun başlıca güzelliğini meydana getiren bu düzen ve bu bağlantıyı onların tanımasına sunduğunu kavrıyorum. temsile olan bağı ve ona aidiyeti içinde olduğu şeye kavuşmaktadır: "Dünyaların sayılamayacak derecedeki çokluğu. c. bileşik ve sınırlı evrenselliğin ara biçimlerini oluşturmaktadırlar: müm-13 Ch. bazıları onun yalnızca bazı dallarına sahiplerdir. hepsinin önünde ebediyet vardır. Dil. burada dilin. buraları kat etme veya daha doğrusu. Evren Ansiklopedisi'ne aynı derecede sahip değillerdir. Bu farklı dünyaların arasında bulunan harika derecelenmenin. mümkün bütün bilgilerin birbirlerine bağlanmışlıklan içinde. EUments D'lâtologie. diğerleri ise daha fazla bilimi ellerinde tutmaktadırlar. Kelimelerinin arasına dünyanın toplumsallığını devşirerek katabilen bir dil en azından mümkün olmalıdır.J Evrensel Karakteristik ve İdeoloji. mümkün bütün düzenleri *" 5 tek bir temel tablonun eşanlılığı içinde sergiler) ile tüketi. s. temsil edilebilir'in toplamı olarak dünya. bütünü itibariyle bir Ansiklopedi haline gelebilmelidir. Fakat bu göksel Ansiklopedıstler. 123 . ve bunun tersine. tıpkı genel anlam. bütün temsillere uygun işaretler vermek ve bunların arasında mümkün bütün bağlan kurmak. 2. I. ama bilgileri artırmak ve tamlaştırmak ve tüm yeteneklerini geliştirmek üzere. klasik çağın dile atfettiği bir gücün içinde yer almaktadırlar: hangisi olursa olsun. Önsöz. diğer başkaları ise daha da fazlasını kavramaktadırlar. evrenselin tam hakka sahip unsurudur. Ama tasarıları ve ortak olabilirlikleri. onları okuma yeteneği verilmiş olan üst akıllar için."13 İnsanlar.\r daki dilin evrenselliği (bu dil. bunlardan her biri için geçerli olan tek oluşumu yeniden kurar) arasında olduğu gibi zıtlaşmaktadırlar. bütün Evren'in muazzam Kitaplığını veya gerçek Evrensel ansiklopedi'yi oluşturan bir o kadar kitap gibi düşünmekten tat alıyorum. 138 Kelimeler ve Şeyler ci bir söylemin evrenselliği (bu söylem. bu mutlak bir Ansiklopedi tabanı üzerinde. Ve Charles Bonnet'nin büyük düşü. tüm temsilleri temsil edebildiği ölçüde.

Bilgi ve dil. 111. s. "konuşmak ve dünya sisteminin ilkeleri. nihayet. bireylere dıştan dayatılmakta. aralıksız eleştirmektedirler. öncelikle temsilin eşanlısmı çözümlemeye. onların "düzen ve bağlantılarını mümkün olduğunca sergilendiğini" iddia eden sınıflandırılmış ansiklopediler. iyi kötü somut ve soyut. s. 3."16 Fakat dil. ancak düşünülmemiş bir biçim altında bilgidir. onları bileştiren ilişkileri kurmaya. 136 dn. "insan bilgilerinin soy zincirini ve bağlantılarını. Bilmek ve konuşmak. çok yönlü leksikler... Discours Prtliminaire de l'Encycloptdie 16 Destutt de Tracy. temsilin buna karşılık evrensellik ilişkisi.. ancak dil aracılığıyla bulunabilirdi. veya insan zihninin işlemlerinin ilkeleri. Contemplations de la Nature. 24. I. birbirlerini tamamlamakta ve birbirlerini karşılıklı olarak. doğumlarına yol açan nedenleri ve onları ayrı kılan karakterleri" inceleyerek. onları gözler önüne sermeye yarayan mümkün ardışıklıklara dayalıdırlar: zihin. simgesel işaretlerle yazılan uluslararası diller). birbirlerine yaslanmakta. aynı hareketin içinde konuşur ve bilir.. onun unsurlarını ayırmaya. kesin veya temeli zayıf 14 Krş. üle'meıUs. aynı yoldan öğrenilirler. Destutt de Tracy. IV Konuşmak 139 kün en fazla bilgiyi. Mtınoircs de UAcadimıc dcs Sciences moıalcs et polı-tique\. bunların klasik episteme içindeki olabilirlikleri şuydu: eğer dilin varlığı bütünüyle temsil içindeki işleyişine indirgenseydi. dünyanın bütün dillerinin transkripsiyonunu tek ve aynı figür sistemine göre yapmaya izin veren pasigraphia'hr (matematikte olduğu gibi. 15 D'Alembert. c. harflerin keyfi düzeninin içine yerleştiren alfabetik Ansiklopediler. 124 . 525. aynı köken ve aynı işleyiş ilkesine sahiptirler. Temsilin içinde.. s.Bonnet. yani bilgilerimizin içinde en yüce olanlar.14 az veya çok sayıdaki dil arasındaki eşanlamlılıkları belirleyen. c. c. birbirleriyle tam bir şekilde kesişmektedir.15 Bu tasarıların kısmi karakteri her ne olursa olsun. en genel biçimleri içinde. onlara yönelik girişimlerin koşullan her ne olursa olsun.

ama öğrenilmiş olanı kaydetmektedirler. bunun nedeni hiç de. konuşmak. Her dilin yeniden yapılması gerekmektedir: yani. Bilimler. Destutt de Tracy bir gün. Bilgi tarihi gibi bir şey mümkün hale gelmektedir. temsilin düzene sokulmasından bahsedebilme konusundaki kökten olabilirliğe atıf yapıyor olmasıdır. buna karşılık bilgi. kelimelerin içine oraya izlerini bırakmadan yerleşmeyen ve kendi içeriklerinin boş kabı gibi olan bilgiler tarafından mükemmelleştiriliyor olmasıdır. Düzensiz düzenleri içinde. daha önceki dönemlerde var olmamış koskoca bir tarihsel alanı serbest bırakmaktadır. yanlış fikirlerin doğmasına neden olmakta. bu bilginin mükemmelleşmesinin sadık belleğidir. olabildiğince ve doğumu paylaşılanların dayattıkları modele göre bilmektir. Böylece. iyi yapılmış dillerdir.. kelime hazneleri ve sentakslar. dillerin işlenmemiş bilimler olmaları ölçüsünde. gramerin hükümlerinin estetik değil de. Mükemmel olmayan bilgi olan diller. ama doğru fikirler onlara. tüm açıklığı içinde yeniden ortaya çıkabilmesi için düzenlenmesi gerekmektedir. gramerin hüküm koyucu olması gerekmektedir.ı şüncelerinin anıtları olarak bıraktıkları şeyler. analitik düzlemden olmalarıydı. gerektiği ve zihnin kendinden emin girişiminin emrettiği gibi konuşmaktır. XVIII. dilin kendiliğinden. Bunun böyle olmasının nedeni. metinlerden M çok. her kelimesi incelmiş ve her ilişkisinin sağlaması yapılmış bir dil gibidir. rast-Konuşmak 141 lantınm tek başına kuramayacağı bir düzenin silinmez işaretini vurmaktadırlar. aralarından hiçbirinin tam olarak izlemediği şu analitik düzenden hareketle açıklaması ve yargılaması ve bilgi zincirinin hiçbir gölge ve boşluk olmaksızın. Bilmek. gramerin beğeni kurallarına sadık güzel bir dilin ölçülerini daraltmak istemesi değil. yüzyıldaki en iyi Mantık incelemelerinin gramerciler tarafından yazıldıkları-nı fark etmek zorunda kalacaktır: bunun nedeni. söylemiş oldukları | 125 . kendinde karanlık ve beceriksiz bir bilim olsa da. Diller hataya sürüklemekte.140 Kelimeler ve Şeyler kavramlara doğru rehberlik yapmaktadır. Ve dilin bilgiye olan bu aidiyeti. Uygarlıkların ve halkların bize dü..

s. g Düşünülen şey. bizim bildiklerimizi veya dışa vurduklarımızı zorunlu olarak burada arayacaklardır. bu halkın bütün bilgilerinin oldukça sadık bir kitabıdır: bir tek."17 Bunun sonucu olarak. kaba bölümlenmeleri içinde. onun gelişmeleri hakkında fikir edinilebilir. dilin biçiminin içine yerleşecektir. bir ulusun çeşitli zamanlardaki kelime haznesinin karşılaştırılmasıyla.'^j ————————— ^ 17 Diderot. Encydopidie. 220 221. onların hakkında bilinen şey haline gel. mektedir. c. her cinsten kanaatlerin. doğada bilinen her şeyin de kendi adı vardır. Oemres. önyargıların. manev-ralar ve aletlerin de olduğu gibi. Her bilimin kendi adı.. onun ke. dillerden hareketle bir özgürlük ve kölelik tarihi yapma18 veya metinlerin bizatihi kelimelerden daha kötü tanıklık ettikleri. inançların bir tarihini yapma olanağı ortaya çıkmaktadır. 1762: Yunanlıların şan ve kanaati bu tek doksa kelimesiyle -jt özdeşleştirdikleri. 1759. dilin saf unsuruyla olan ilişki 126 . "bilimler ve sanatlar ansiklopedisi" olacak olan bu çalışma. şimdi dönüşmüştür: bu bağlantı klasik çağda. 24 ve 40. kelimelerin içinde açılmış olan mekânın dahilinde. Fr. her gün kendinde temsil edilen şey haline gelmektedir. çünkü kelimeler.19 Bir ansiklopedi yapma tasarısı da bunun sonucu olarak belir. bilinen şey de.. bizatihi bilgilerin kendi bağlantılarını izlemek yerine. bilimin algılamayla ve imgelerin yansıtılmasıyla bitiştiği şu ortadan geçen hat boyunca dağıtılmışlardır. 'Bir halkın dili. Michaelıs.?. lime haznesini verir ve bu kelime haznesi. V y 18 Rousseau. 1826. bunları mümkün kılmış olan şeydir: dillerin adım adım sonuca gidebilmeleri. fırtınanın döl-leyici yeteneğine inandıkları bilinmektedir. XIII.. ve germenlerin das \iebe GewUUr ifadesiyle. 637. bilimin içindeki her kavramın kendininki vardır. "Encyclopedie" maddesi.sözlerden çok. 142 Kcümeler ve Şeyler mekte ve buna karşılık. sanatlar alanında icat edilen her şey ile olgular. . De Utnfluence des Opinions sur le Langage. s. c. ^| Paris. Essai sur L(cı iğine des Langues. Rönesans'ın allâmeliği onun aracılığıyla tanımladığı metinle olan eski bağlantı. Çcv. ilerideki zamanlar. batıl itikatların. Paris. s. IU 19 Krş.

bilginin özsel olarak gizli olan biçiminin izdüşümünü. XVII. Bu düşünceye göre. iyi kurulmuş söylem ile bilginin. ve XVIII. Essai sur les Hieroglyphes. Dil ile bilginin. bu bilginin ilk görevinin sessiz işaretleri konuşturmak olmasıydı: onların biçimlerini tanıması. bu bilgi daha sonra rakipler tarafından müsadere edilmiş. yayımlanmaya yönelik olduğunda bile. oun yozlaşmasından ibarettir. yüzyıllarınki ise. sözel iletişim sistemlerinin içine girmektir20 ve dilinki ise. evrensel dil ile düşünce çözümlemesinin. saklandığında. sonra halka açık değil de. insanların tarihi ile dilbilimlerinin. Çünkü bilimin en kökensel doğası. maskelenmiş ve aslında başka bir şeye döndürülmüştür. Konuşmak 143 127 . XVI. Bunun nedeni. sırrın keşfedilmesi. örnek olarak Bkz. üzerine örtü çekilmiş bir söylemdir. Rönesans bilgisi. aynı dokunun içinde birbirlerine dolanmışlardır: bilgi ve dil için. yüzyıl bilgisi ilan edildiğinde bir sırdı. öncelikle ortaklaşa oluşturulmuş olduğuna inanılmaktadır. Warburton. bunu öyle bir şekilde yapmalıydı ki. içinde tam hakka sahip olarak iletişimde bulundukları ışıklı unsurun böylece aydınlandığı görülmektedir. toplumsal dış biçimlerin yüzeyini aktaran kapalı bir çemberdi. temsili gerekli ve görünür bir düzene göre sergilemeye olanak veren işaretleri bu temsile vermek söz konusudur. ZO Eskilerin ve özellikle de Mısırlıların bilgisinin önce gizli. "Akademi".haline gelmiştir. ama paylaşılan bir sırdı. bilginin ilk biçimi olmanın uzağında. onu hem bu kadar zor hem de bu kadar değerli kılmış olan bu hileli düzenlemeden kaçmamalıydı. onları yorumlaması ve onları kendi hesaplarına deşifre edilmeleri gereken başka izler halinde aktarması gerekmekteydi. Klasik çağda bilmek ve konuşmak. Derunilik. kapalı bir mekâna göre düzenlenmekteydi.

kelimenin dar anlamı içinde. aracı. Dil. bilginin olduğu kadar eserlerin de. düşkün diller sonsuza kadar yayılacaklardır. En eski diller. "Tötonca"dan Almanca. Londra. An towards real charaaer. Sür-yanice ve Arapçayı doğurmuş sayılmaktaydı. anadillerdi. aynı düzenden'dirler. Voltaire tarafından okunan Newton. bilginin oluşumunu bir parmak bile değiştirme-miştir Tabii ki. hiçbir şey açıklamamaktadır. Scaliger. din dışı alana açılması. kendi üzerine kapanmış bir bilgi ile varlığı ve işlevi içinde esrarlı hale gelmiş saf bir dili -bu dönemden beri Edebiyat denilen bir şey.21 Dil ile zaman 21 E. Latincenin çocukları arasında İtalyanca. bütün bunlar. Krş. Klasik çağ bu nedenden ötürü. bizzat yasasının tanımladığı bir ardışıklığa göre sergi-leyenler dillerdir. bilgi ile dilin bu karşılıklı adiyetinin içindedir. aslında yerleştirilmesi gereken yer olan kanaat belirleme düzeyi hariç. aydınlatmak ve bilmek. kelimelere tahsis ettiği bu iç düzen ve yerleştirme sayesinde tanımlamaktadır. Bu ikisinin arasında. zamansal soy zincirini. dillerin tarih içinde birbirlerini izlediklerine ve birbirlerine burada can verebildiklerine inanmaktaydı. ispanyolca ve Fransızca yer almaktaydı. Harmonie Etymologique. sıraları geldikçe dünya tarihinin içine yerleştiriyor olmaktan çıkmıştır. Düşünce tarihinde en küçük bir bozulmayı bile tahrik etmemiş. İngilizce ve Flamanca türemişti. ama olabilirliğinin koşulu burada. Dıülribe de Furopaeorum Linguis veya Wilkins. yüzyıl onu çözecektir ve o da. o zamana kadar görülmemiş ilişkilerin zamanına bağlanmaktadır. yüzyıldan itibaren tersine dönmüştür: zaman artık dilleri. 1669 144 Kelimeler ve $eyler arasındaki ilişki XVII. Her dil kendi özgünlüğünü. En eskileri. Zaman dil için. son olarak da. s 3 vd benzer sınıflandırmalar. Fontenelle tarzındaki astronomi.karşı karşıya bırakacaktır. güçlü bir şekilde dışadönük karakteri. Konuşmak. Klasik çağın bilime gösterdiği ilgi. Ibranice. Ebedinin insanlara hitap ederken kullandığı dil olduğu için.. çözümleme ve düzen haline geldiği için. yüzyıl. daha sonra Kıptice ve Mısırcaya can ermiş olan Yunanca gelmekteydi. 128 . türev veya eğer öylesi istenirse. XVI. temsilleri ve kelimeleri. hiç kuşkusuz sosyolojik bir olgudan başka bir şey değillerdir. XIX. yaptığı tartışmaları yayımlaması. Guichard.daha ilk kelimesinden itibaren bilgi olmaktır. iç çözümleme tarzıdır. doğum yeri değil de. 4. 1606.

Bunun karşısında. bunlar "tanımlık ve ad durumları içermeleriyle. Latince. 1747 Konu$mak 145 rin çözümlenmesi ve ardışık sıralanışı olarak düzendir. bu eylemin üzerinde gerçekleştirildiği ajanı en arkaya koyan diller vardır: örneğin Fransızca. Sözü edilen özneyi başa. Paris. Theorie Nouveüe de la Parole. her dilin kelimelerinin zorunlu veya mümkün düzenini tanımlayan şeyin. Önceli oluşturan ve çekimlerin veya tanımlıklarm kullanımını kökene bağlayan. bazen nesneyi. bükülmelerin varlığı veya yokluğu olmadığını iyice anlamak gerekir. temsille-22 La Blan. analitik 129 . Buna karşılık. L« Vrais Principes de la Langue Française. yüzyılda var olan ve XIX. eğer bükülmenin tekdüze biçimini izlerlerse. İspanyolca ve Fransızcaya yalnızca "birkaç kelimenin mirasını" aktarmış olmaktadır. bu dillerde kelimenin işlevi.İtalyanca veya Fransızcamn Latinceyle olan akrabalığını her tür aşikârlığa -söz konusu olan bizim aşikârhğımızdır— rağmen reddedecek kadar görmezden gelmiştir. İtalyanca. bulunduğu yer tarafından değil de. ispanyolca.22 XVI. yüzyılda yeniden ortaya çıkacak olan bu cins dizilerin yerine tipolojiler ikame edilmektedir Ve bunlar düzene ilişkin üpolojilerdir. 1. Paris. bazen değişmeyi veya koşulu koyan" diller grubu bulunmaktadır: örneğin Latince veya "Esklavonca". nihayet. onun giriştiği veya maruz kaldığı eylemi bunun arkasına. 1750. diğer iki gruba da benzerler. "Hayal gücü ve ilgi" düzenini izleyen diller. kelimelere sabit yerler vermezler: onları bükülmelerle belirlemek zorundadırlar (bunlar "transpozitif" dillerdir). Nihayet üçüncü grup. s 22-25. karma dillerden (Yunanca veya Tötonca gibi) meydana gelmiştir. 23 Başrahip Grard."23 Fakat. adların sayı ve türünü bir tammlıkla işaret etmekle yetinmemektedirler. bükülmesiyle işaret edilmektedir. "öne bazen eylemi. c. İngilizce.

Crammaue generale. Bauzee. başrahip d'OIiver. Eğer diller için pozitif bir zaman varsa. Remarques sur la Langue Française. Nouvel Evamen du Prefuge de Llnversion. 1771. s. Örneğin Yunan dili nasıl oluşmuştur? "Yunan dilinin ilk tabanına çok miktarda parçacıklar ve diyalektler yükleyenler. en düşünülmüş olanını (mantığınki) öncelediği olduğu kabul edilebilir: dış tarihlendirme. 1767. Diller. La Meecanique des Langues. Arapça tammlık ve rakamlardan. dillerin. s 26. 1767. bu dil Latince ve Gotça adlardan. temsilleri ve bunların unsurlarını bir hat boyunca açımlayanlar dillerdir. icabında yolculuklardan. İngilizce ve Ital-yancadan. göçlerin.düzen içinde yerin bizatihi işlevsel bir değen vardır: bunlar "analog" dillerdir. mümkün ardışıklık tipleri tablosu üzerinde birbirlerine yaklaşmakta ve farklılaşmaktadırlar. Makedonyalı ve llliryalı maceracılar. Bu tablo eşanlıdır. ne hareketi. hiçbir iç açımlama ilkesine boyun eğmezler. Dillerin kendi tarihlerine gelince. tarih cephesinde değil de. çeşitli unsurların takdim.. Kekçe deyim ve inşa-lardan."25 Fransızcaya gelince. ama en eski dillerin ne olmuş olduklarını da hatırlatmaktadır: nitekim. ama bu gelişmeye asla. 23. savaşlardan veya ticari ilişkilerden alınma kelimelerden meydana gelmiştir. 26 age. 146 Kelimeler ve $eyler ralann. bu tarihin ne kendine özgü yasası. Zaman. mace-24 Bu sorun ve neden olduğu tartışmalar hk. Galatlar. dile içkin hale gelmiştir. kendiliklerinden sahip olacakları bir tarihselliğin yol açmadığıdır. Frig-yalı. iskitler. sürgün veya kaçak çeteleri olmuştur. zafer ve bozgunların. bunu dışarıda. Paris. Fenikeli tüccarlar. karşılaşma ve konuşmasından ibarettir. yeni baskı.24 Diller. Paris. bu tarih artık aşınma veya kaza. çözümleme ve düzenin iç biçimlerinin hükmü altındadır. ne de gerekirliği vardır. alışverişlerin etkisiyle geliştikleri. en kendiliğinden olan düzenin (imgelerin ve tutkularmki).26 Bunun anlamı. 1811. Paris. kelimelerin 130 . Bkz. 25 Başrahip Pluche. başrahip Batteux.

"felsefi tercih edilmiştir. Buffier. eğer genelse. Genel gramer. D. Grammaire Phüosophique.düzenlenişinde. s 6 ve 7. tüm dilsel alana ortak olan ve mümkün her dilin yapısını ideal ve zorlayıcı bir birim halinde ortaya çıkartacak. Dili. genel gramerin genelliğinin. Her dilin taxinomia's\m kura-caktır. Yani. Bunun nedeni. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan ve izleyen yüzyılın sonuncu yıllarında yok olan Genel Gramer'in epistemolojik alanını kuşatmak şimdi mümkün hale gelmiştir. bu eklemleşme birçok farklı biçimde yapıldığından. İngilizcenin. isterse onu düşünceyle aynı tarzda birbirine bağlayan yatay işlevi söz konusu olsun. bir diğerine eklenen bir temsil olarak gösterdiği için. yüzyılın sonunda işte bu nedenden ötürü. hiç de karşılaştırmalı gramer değildir: diller arasında yakınlıklar kurmak onun konusu değildir.27 Genel gramer. bu dillerin her birinde. XVII. paradoksal bir şekilde. bu onun söylemin temsil edilmesi işlevini -ister bir temsil edileni işaret eden dikey işlevi. 1723. Latincenin. c I. Fakat. 1802. düşüncenin kendiyle eklemleşmesinin bir tarzı olarak incelemeyi hedeflemektedir. Thiebault. 131 . yeni yay. temsil kendini "karakterlerden itibaren teslim etmektedir. Genel gramer. XVIII. bir söylem tutturmanın olabilirliğini. herbir dili. temsilin ilerlemesidir. ama onların temellerinin düzeyinde açığa çıkartmaya uğraşması ölçüsünde olmaktadır. Paris. birçok farklı genel gramer olacaktır: Fransızcanın. bütün dillerin yasalarını tanımlamayı değil de. söylemin oyuğunda aramak gerekir. bunu yöntem olarak uygulamamaktadır. Teker teker ele alı-27 Örnek olarak Bkz.gramer kurallarının altında. Grammaire Française. tamamen gramatikal yasalar bulmaya dayalı olmamasıdır. Almancanınki vs. tüm hakkına sahip olarak "genel"dir: incelediği şey. 'bütün dillerinki olacak" olan genel gramer yerine. Konuşmak 147 nan her dilde. bu kendiliğinden karakterlerin varsaydıkları ve kullandıkları özdeşlikler ve farklılıklar sistemini tanımlayacaktır. Paris.

Aveyronlu vahşi. yeniden düzenleme yetenekleri içinde (retorik mekân ve türeme teorisi) incelemek zorundadır. Söylemin. sonra da sürekli kayma. Kavga eden vahşinin uluması. sonra çeşitli kelime tiplerinin ve bunların temsili bölme ve aralarında farklılaşma biçimlerinin çözümlenmesidir (eklemleşme teorisi). fakat bunlar dil olmaya. kelimelerin onun için şeylerin ve bunların zihninde yarattıkları 132 . çünkü onu bölümlerine ayırır ayırmaz. söylev sadece temsili bir bütün olmayıp. bunun nedeni.Zorunlu olarak aldığı iki yön buradan kaynaklanmaktadır. Cümlenin altında birçok kelime bulunmaktadır.ikiye katlanmış bir temsil olduğundan. genel gramer kelimelerin söyledikleri şeyi işaret etme biçimlerini. kelimeleri bir araya getiren ve bağlayan bağın bir çözümlenmesidir (cümle ve özel olarak da fiil teorisi). aynı zamanda bir diğerini işaret eden -bizatihi temsil ettiğini. artık karşımıza söylem değil de. İnsanın başlangıçta yalnızca basit çığlıklar attığı doğrudur. kelimelerin temsili işleyişini. FİİL TEORİSİ Temsil düşünce karşısında ne ise. "boğuluyorum"28 cinsinden bir yargı veya açıklama değeri kazanması durumunda gerçek haline gelmektedir. genişleme. Ama. ancak düzen ile cümle 148 Kelimeler ve Şeyler arasındaki düzen olan bir ilişkinin içine kapatıldıkları gün başlamışlardır -bu kapatılma isterse tek bir hecenin içinde olsun-. Kelimeyi kelime haline getiren ve onu çığlık ve gürültülerin üzerinde ayağa diken şey. tıpkı temsilin kendi unsurlarını bağladığı gibi kendi kısımlarını bağlamasından ötürü. birbirlerine nazaran incelemek zorundadır: bu öncelikle. eğer konuşmayı başaramadıysa. önce bunların ilkel değerlerinin içinde (köken ve kök teorisi). hem en genel hem de en başlangıç düzeyindedir. ancak bunun onun duyduğu acının yanlamasına ifadesi olmaktan çıkıp. III. genel gramer de. ama dil onlarda tamamına ermemektedir. onun dağınık malzemeler gibi olan unsurları çıkmaktadır. cümle de dilin karşısında odur: biçimi aynı anda. onun içine gizlenmiş olan cümledir.

yeni yay. çünkü cümle birinin diğerine özdeş veya ait olduğunu iddia etmektedir: demek ki. çünkü vahşi hiçbir zaman sütün sıcak veya hazır olduğunu veya beklendiğini söylemek istememiştir. s. Konuşmak 149 ve yüklem aynı doğadandır. 60. Nitekim.."31 Dilin bütün işlevleri burada. 1964. 34. 1806.29 kelime şeyin temsili işareti haline gelmemiştir. bir cümle oluşturmak için vazgeçilmez nitelikte olan yalnızca üç unsura indirgenmiştir: özne. in L. 7. Elements… . "bu sıvı gıdanın. Bu iki ad. bunların bazı koşullar altında işlevlerini değiş tokuş etmeleri mümkündür. s. "koskoca bir cümle. yüklem ve bunların arasındaki bağ. Kendi-sine sunulan çanağın karşısında "süt" kelimesini telaffuz edebilir. c. 29 J Itard.32 "her cümlede. Grammaire Generale Analytique. "Hayır" denildiği zaman. sesli işareti dolaysız ifade değerlerinden kopartan ve onu dilsel olabilirliğinin içinde egemen bir şekilde oluşturan cümledir. fiilin indirgenemezliğinin ortaya çıkardığıdır: Hobbes. 209. ret bir çığlıkla anlatılmamaktadır. s. c.30 "Doğrudan doğruya gramerin başat konusuna gidelim. dikkat edilmesi gereken üç şey vardır: özne ve yüklem (predicat) gibi iki adı ve bağı (copuk) bilmek. Elements . ifade değil de. yani. 11. söylemin olduğu yerde başlamaktadır. kapport sur îes Noupeaıvc Developpements de Viclor de l'Aveyron. onu içeren kabın ve o sıvıya yönelik isteğin karışık olarak ifade edilmesinden" başka bir şey değildir. Les enfants Sauvages. s. Domergue. Özne 28 Destutt de Tracy. bunlar cümle değeri kazanmamışlardır. bu. Maison. 30 Destutt de Tracy. II. Tek.izlenimlerin sesli işaretleri halinde kalmış olmalarıdır. klasik düşünceye göre. Dil. 31 U. zihinde tek ve 133 .. ama belirleyici farklılık. bunu böyle hissetmiyorum veya buna inanmıyorum" tek bir kelimenin içine sıkıştırılmaktadır.

s. sırtına binenlerden ve karartanlardan kurtararak. Ama. sıfat. bir fiilin görünmez mev-cudiyetine yataklık etmektedirler ve Adam Smith33. Onu işte bu işlev içinde -onu. içinde konuşulan olan bir bölgede yer alan karma bir varlık olarak incelemek gerekir. çünkü bazı zamirler de işaret etme özelliğine sahiptirler. fiilin eylem-32 Hobbes. yalnızca kişisız fiillerden ("yağmur yağıyor" veya "gök gürlüyor" cinsinden olanları) meydana geldiğini ve söylemin diğer bölümlerinin bu fiilsel çekir-dekten. 150 Kflime/c»~ ve Şeyler leri ve tutkuları işaret etmesine karşılık. dilin bulunduğunu söylemek olanaksızdır. konuşulan şeyinki değil de. tam olarak işaretlerin dil haline geliyor oldukları noktadadır. diğer kelimelerle aynı yasalara boyun eğen ve aynı uyum bağlantıları içinde yer alan bir kelime. hem de onların uzağında. Fiil. fiilin çeşitli kişilerine önem vermemek. Logique. age. bu kelimenin kullanıldığı yerde. söylemin kıyısında. Buxtorf'un yaptığı gibi. türev ve ikincil kesinlemeler olarak koptuklarını düşünmektedir. Dil eşiği. Aristoteles'le birlikte. ama bağ. 33 Adam Smith. Öyleyse bu fiili. Adsal cümleler. bu adların bu şeylere dayatılmalarma yol açan neden fikrini doğurmaktadır" demektedir. Scaliger'nin yaptığı gibi.sorguya çekmek gerekir. 134 . adların şeyleri işaret ettikleri ve bunu sürekli bir şekilde yaptıkları olgusunun üzerinde de durmamak (çünkü bu aynı "eylem" bir addır da). 421. dilin.aynı şeyin fikrini uyandırmaktadır. ilkel biçimi altında. fiilin zamanlan işaret ettiği (zarf. her söylemin vazgeçilmez koşuludur: ve onun olmadığı yerde -en azından potansiyel olarak bulunmalıdır-. söylenmiş olanla kendi söyleminin bitişme noktasında. fiilin ortaya çıktığı yerdedir. yani "söylemi. 620. onu oluşturan şeyi hemen gün ışığına : fiil iddia eder. ad gibi birçok başka kelime de zamansal anlam taşıyabilir) olgusunda durmamak. s. Fiil.

dünyaya bırakılmış olan şu işaretler kitlesi. Diğer hepsi.yalnızca kelimeleri kavramakla yetinmeyip. ormandaki çığlıkları asla dilin büyük zincirini meydana getirmezdi. 36 Logique de Pon-Royai. bunları kavramak daha güçtür. ona zaman işaretleri eklenmiştir ve "eskiden şarkı söyleyenim" yerine "şarkı söyle-dim" denilmektedir. Paris. s 132-134. 35 Condillac. Bütün bunlar."36 Dilin bütün özü. vivo demektedirler. . çünkü 135 . Konuşmak 151 mek üzere. bazı diller fiille bizzat öznenin kendini bütûnleşürmişlerdir. I. Grammaire. onu gizleyen belirlemelerle örtmüşlerdir: ona yüklemler eklenmiştir. bir tek olmak fiili vardır. s. Grammaire.silinmiş. gizlice bu tek işlevden yararlanmaktadır. Krş. ama dil kullanılması daha güç yeni ilişkilerin varlığına bağlanmıştır. çok ince. işaret eden bir tek unsura indirgenmektedir: olmak.vardır. 1802. ama işlevi konusunda aynı durum söz konusu değildir.. bu kendine özgü kelimede toplanmaktadır. D. ama öze ilişkin bir fiil işlevinin üstünde ve etrafındaki çökelti ve birikimlerdir. ve "şarkı söyleyenim" yerine "şarkı söylüyorum" denilmektedir. dilin ham varlığı -sorgulamamazı icra et-34 Logiqu<r de Pori-Royal. O olmasaydı. Grammaire Philosophique. 107.34 iki şey arasında bir ikame bağlantısının olduğu iddia edildiğinde. s. ama onu. son olarak da. onları yargılayan bir kişinin söylemini" işaret eder. seslerini ne kadar kullanırlarsa kullansınlar. "bu sadeliği korumuş olan. cümle -ve söylem.35 Tüm fiil türü. fiilin tarihi biraz farklı bir şekilde çözümlenmiştir. bu şudur denildiğinde. Thiebault. IJOrigme des Connaissances'ta. Condillac. 106-107. tıpkı bazı hayvanlar gibi. örneğin Latinler geo vi\it değil de. s 216. c. s 115. her şey sessiz kalırdı ve insanlar. Klasik çağda.

dil bu varlığı bir kelimeyle ifade etmekte ve ona kavuşmaktadır. onun bir parçasından ibaret olan olmak fiili olmaz. 152 Kelimeler ve Şeyler vardır38 Condillac buna. daha çok fikrin ileri sürülmesi olmaktadır. bu varoluşun bir yükleminden başka bir şey olmamasını eklemektedir. ama aynı zamanda dilin temsili varlığıdır da -bu. onun mutlak ayrıcalığının dilin hangi bölgesinde olduğunu işaret ediyor. insan ile varoluşun veya 136 . Bundan. onu hata veya doğru yapabilir kılmaktadır-.. Bu. Fiilin iddia ettiği tek şey. acaba onun varlığının iddia edilmesi midir? Fiilin zaman çeşitlemelerini kendi biçimi içinde toplamasının nedenle-rinden birini bu noktada bulan Bauzee böyle düşünmektedir: çünkü şeylerin özü değişmez. uyarlanmış olabilen. sadık. 107 ve başrahip Girard. varlığı da iddia edebilir. ama asla doğru veya yanlış olmayan diğer bütün işaretlerden farklıdır. s. yalnızca varoluşları gözükür ve yok olur. varoluşun şeylerden çekilip alına-bilmesinin nedeninin. ama dil olmadan da. fiil. Bu açıdan. ama neye ilişkin olduğunu hiç göster-miyordu. ama eğer bu kelime önceden mümkün her söylemi desteklemezse. sadece özün bir geçmişi ve bir geleceği 37 Krş. s. 56. Dil. Logique de Port-Royal. Fakat bir fikrin ileri sürülmesi. işaret ettiklerine uygun. fiilin anlamının iddia etmek olduğunu söylüyorlardı. dil içinde temsil edilen varlıktır. onu kendi içinden olumlamaktadır.37 öyleyse olmak fiili tarafından sağlanan. cümleyi kuran bu anlam nedir? PortRoyal gramercileri. ölüm kadar. dil olarak var olamaz. Pekâlâ. Bu basit kelime. tepeden tırnağa söylem'dir. iki temsilin bir aradaki varlığıdır: örneğin yeşillik ile ağacın temsili. Varlığı belirtme biçimi olmadan dil olmaz. işaretler sistemiyle işaret edilenin varlığı arasında köp-rü kuran bir kelimenin bu benzersiz gücü sayesinde. çünkü bizatihi iddia etme kelimesi ile evet sözcüğü bu fikri aynı şekilde içermektedirler. onun söylediği şeyi iddia etmesine olanak vererek. olmak fiilinin iddia etmek fikrini içerdiğini anlamamak gerekir. age. bu güç nereden gelmektedir? Ve kelimelerden taşarak.

olmak fiili esas olarak. bunların üzerinde gözüktükleri tuval olarak tanımlamaktaydı. Kelimelerin çizimi ve parlaklığı tarafından tamamen örtülmüş. Crammaire Generale. her dilin işaret ettiği indirgeme işlevine sahip olacaktır. 39 Condillac. İşaretleri ona doğru taşırdığı varlık. düşüncedeki varlıktan ne daha az ne de daha fazladır. buralarda hep yüklemin bir bölümünü 137 . Grammaıre.ölümün temsili. şu veya bu şekilde olduğunu söylemek mümkün değildir.39 Nitekim. yüzyıl sonu gramercisi. . şeylerin mutlağın içinde var oldukları zaman değil de. fiilin işaret ettiği şey. fiilin işlevi. onun bağlantısının düşüncenin içinde olduğu ve işaretlerin sınırım aşabilecek ve onları hakikat içinde kurabilecek yegâne kelimenin. olduğunu söylemeden. s. s. fiilin zamanı. ama dile resmini değerlendirme yerini sağlayan tuval. hem işaretlere fiil tarafından komuta edilen sentetik bir biçim vermektir. işte bu nedenden ötürü. dili bir tab-loyla kıyaslayarak. sonuçta dilin temsili karakteri. temsilin bir biçiminden ibarettir: yeşil ile ağacın birlikte var olduklarını söylemek. 185-186. 38 Bauzee. adları biçimler. bizatihi temsilin kendinden başka bir şeye ulaşmadığıdır. bir arada var olma. görünmeyen. Bir XVIII. bu işlevin tüm uzantısı boyunca kat ettiği dilin var oluş tarzı tarafından belirlenmiş olmaktadır: konuşmak. fiil yüklemdir: bütün yüklemlerin dayanağı ve biçimidir: "olmak fiili bütün cümlelerde bulunur. Konuşmak 153 Destutt'ün dediği gibi. bunların benim aldığım izlenimlerin hepsinde veya çoğunda birbirlerine bağlı olduklarını söylemektir. 426 vd. Ama bütün cümlelerde yer alan şu dır (Fransızcada est |dir] ayrı bir ke-limedir) kelimesi. aynı anda hem işaretlerle temsil etmek. 1. Öylesine ki. sıfatları renkler ve fiili de. Öylesine ki. şeylerin kendi aralarındaki eskilik veya eşanlılıklarına ilişkin nispi bir sistemi işaret etmektedir. çünkü bir şeyin. bizatihi şeyin bir yüklemi değil de.

üniter genel gramer alanının yok olmasından sonra. özerk bir sorunun içinde yeniden ortaya çıkacaktır. cümlenin ilk ve en başat değişmez unsurunu tanımlamaktadır. bu "yargılayıcının etrafında sanki yargılanacak şeylermişçesi-ne işlev görmektedirler (judicat) judicande ve yargılanan şey-. aktarmaya veya onun temel anlamını belirtmeye. cümle artık sentaksın bir biriminden başka bir şey olmayacaktır. jiil'm esrarlı doğası içinde sorgulanacaktır: fiilin varlığa daha yakın olduğu. bir temsilin bütün içeriğini nasıl ifade edebilir? Temsilin içinde verilmiş olan şeyleri kısım be kısım adlandıran kelimelerden meydana geldiği için. Bu alanlar henüz kayıtsızdırlar ve 40 Destutt de Tracy. artık ancak çözülebilir nitelikte olduğu görülmektedir. Onun her iki yanında bazı unsurlar yer almaktadır: söylemin veya "söylev"in kısımları. onu adlandırmaya. EUmenLs… c. gramerden daha eski olan. genel ve ortak yüklemdir. yani kendi doğası içinde addır. Saf gramatikal unsur boyutu serbestliğine kavuşturulunca. adeta fark edilmez nitelikteki ve merkezi figür tarafından belirlenmektedirler. Kelime işaret eder. dilin dışa vurma gücü. Özel addır. çünkü 138 . II. fiilin gramatikal işlevlerin türdeş düzenine yeniden dahil edilmesini tereddütlü kılacaktır.41 Bu saf önerme aracı nasıl ayrı cümleler haline dönüştürülebilir? Söylem. onu tamamen aşikâr kalmaya ehil olduğu yerde. bükülme ve tümleç sistemiyle birlikte yer alacaktır. diğer kelimelerin arasında. Varlık ile dilin ilişkileri karşısındaki bu şaşkınlık. söylemin kökten ve birincil konuşma olabilirliğiyle kesişmesi olan olmak fiili. Ve dil. her zaman bu yüklemin başı ve tabanıdır. IV EKLEMLEŞME Yüklem ve iddia karması. 154 Kelimeler ve Şeyler yalnızca varlığı işaret eden ince. Hegel'den Mallarme'ye kadar. Ve diğer uçta. kendine özgü uyum."40 Fiilin işlevinin bu noktaya geldikten sonra. s. 64.meydana getirir. yüzyılın tümü boyunca. Fiil orada. XIX.

o kadar ad olmak zorundadır. Grammatre. söylemin bölümlerine olduğu kadar."42 Adlar. Ya aralarında bazı özdeşlikler bulunan bireyleri gruplandırıp farkh olanları 41 U. dildeki bu tasnif işlevini ortaya çıkaranlar adlardır: bir hayvan. Bu genellik iki biçimde kazanılabilir. cümlenin içinde işlev gö-rebilirler ve yüklem olabilirler. Fakat. 42 Condillac. 152. tanıdığımız nesnelere ilişkin hiçbir düzen getirmeyecek ve bunun sonucu olarak fikirlerimiz de düzensiz kalacak ve bütün söylemlerimiz büyük bir karışıklık içinde olacaktır.43 bütün bağlantı ve bağlılıklar dil tarafından kapsanmış olmakta ve bu noktaların her biri burada kendi adıyla yer almaktadır. bu durumda. en ufak bir yüklemi bile formüle etmek olanaksız hale gelecektir ve dil kendi kendinin altına düşecektir: "eğer ad olarak yalnızca özel adlara sahip olsaydık. varlığın cümle biçiminde işaret edilmesi için de gereklidir. age.belli bir temsile yöneliktir ve bundan başka hiçbirine yönelik değildir. dil. Çokluğu hafızayı aşırı yükleyecek olan bu kelimeler. s. 139 . Ne kadar adlandırılacak şey varsa. onları sonsuza kadar çoğaltmak gerekirdi. bu durumda giderek genişleyen (ve sayısı giderek azalan) grupların ardışık genelliğini meydana getirir. birçok temsile ortak bazı unsurları işaret etmesi halinde. Öylesine ki. sonra türden cinse ve sınıfa. adlar fiilin tekdüzeliğinin -bu da yüklemin evrensel ilanından başka bir şey değildir. Adın genelliği.sonsuz bir kaynaşma içindedirler. bireyden türe. her ad işaret ettiği tek temsile öylesine bağla-nacaktır ki. s. artan genellikler alanında tam olarak eklemleşmektedir. Domergue. aynı zamanda. bunları yeni ayırımlarla altbölümlere bölebilir ve bir parçasını oluşturduğu özel ada ulaşabilir. eğer yüklem ve addan birinin (en azından yüklem). Konuşmak 155 ayıran yatay bir eklemleşmeyle. 11.

s. at. "Beyazhk"tan söz edildiğinde işaret edilen bir niteliktir. bir kopukluk -Adam Smilh'in dediği üzere. s. kendi kendiyle ve kendine özgü 140 . bir köpek.44 Ya da dikey bir eklemleşmeyle -birincisine bağlı. kelimeleri birbirlerinden ancak temsilin bu aynı modele göre çözümlendiği ölçüde ayırmaktadır. çizgiler.bir dört ayaklı. 408-410. Port-Royal yazarlarının söyledikleri üzere. bunun tersine. böylece iki dik eksene göre yapılmaktadır: bunlardan biri bireyden genele diğeri de özden niteliğe gitmektedir. 410. 45 age. çünkü bunlar birbirleri için vazgeçilmez niteliktedirler-."46 Ancak. 155. 156 Kelimeler ve Şeyler edenlere sıfat adlar denir. Bu kayma. Bunların kesişme noktasında cins ad yer almaktadır. temsilin içinde kendiliğinden var olamayacak her şeyi işaret eden sıfatların söylem içindeki varlığı tarafından açık edilmektedir. s. Dilin ilk eklemleşmesi (söylemin parçası olduğu kadar. 44 age. s. dilin eklemleşmesiyle.. Fakat bu iki temsil tipi. kazalar veya karakterler. koşulu da olan olmak fiili bir yana bırakılırsa). dünya. Ayrıca Bkz. nitelikleri yüzeyde. iyi. 153. bu ikinci eklemleşme. Smıth. kendiliklerinden ayakta duran şeylerle asla bağımsız durumda olamayanları -değişmeler. uzun tüylü bir köpek denilmektedir. "şeyleri işaret eden kelimelere ad denir. ama bu nitelik bir adla işaret edilmektedir: "insanlar"dan (Fransızcada "humaim": insaniler) söz edildiğinde. uçların birinde özel ad diğerinde sıfat bulunmaktadır. doğru. varlıklarını kendiliklerinden sürdüren bireylen işaret etmek üzere bir sıfat kullanılmaktadır. Hem tavırları hem de bunlara uygun düzen özneyi işaret « age. bu metafi-zik45-. A.birbirlerinden ayırmaktadır: özleri derinlemesine. op. dilin temsilinkinden başka yasalara uyduğunu işaret etmemektedir. temsilin eklemleşmesi arasında bir oyun vardır. güneş gibi. yuvarlak gibi.

sıfat adını alırlar. hatta harflerin. hem de dillerin farklılığını oluşturan bir kayma olabilirliğiyle birlikte. ama geçmişte olduğu gibi. Bizatihi kendi olarak. tabiyet. 59-60. hecelerin. her özün bir substantif ve her kazanın da bir sıfatla karşılanacağı şekilde.kalınlığı içinde. Ve bunun tersine. bu durumda sıfat ad haline gelir. s. bunların dile aktarılmaları gerekmektedir. aynı anda hem söylem serbestisini. sonucu olmak) eklemleşirler. Bu andan itibaren. hâlâ kazaları işaret etmeye devam etseler bile. Konuşmak 157 li şu veya bu şekilde eklemleştirme gücü ona aittir. her şey söylem haline gelebilir. cümlenin içinde bir kazaymış gibi davranan ad ise sıfat haline gelir. bir değişmeyi işaret eden sıfatı eline geçirir ve onu cümlenin içinde. özleri işaret eden kelimeler. bir başkasına eklemleşen bir temsildir. birincisinden ayrı bir temsile bileştirme gücüne sahip değil midir? Eğer söylem. yalnızca onu temsil etme işlev ve anlamına sahip olmasına rağmen. 47 age. fakat bu özdeşlik. özleri işaret etmeye devam eder. noktası noktasına sağlanmamıştır. onunla aynı tarzda eklemleşir. Oysa. "Çünkü öz kendiliğinden devam eden şeydir."47 Cümlenin unsurları. söylem içindeki işaret etme tarzları gereği başka adlara bağlanmak zorunda kaldıklarında. temsilinkilerle özdeş ilişkilere sahip olduğunu göstermektedir. bunun tersine. dilin gerçekten temsili olabilmesi için. Eklemleşmenin birinci tabakası böyledir: en yüzeyseli. bizatihi önermenin özü haline getirirse. Bütünsel ve doğaya ilişkin bir özdeşlik söz konusudur: cümle (önerme) bir temsildir. ama söylem haline dönüştürdüğü lemsi-46 Logique de Port-Rolay. adlarla fiillerin arasında tedavül eden bütün kelimelerin. temsilin unsurları koskoca bir karmaşık ilişkiler şebekesine göre (ardışıklık. Bu nedenle. Fiili durumda ikiye katlanmış bir temsil değil midir ve temsilin unsurlarıyla. en azından en aşikâr olanı. cümle içinde kendiliklerinden süren her kelimeye substantif denilir. temsilinkiyle özdeş ilişkilere sahiplerdir. Fakat henüz pek çeşitlenmemiş bir dilde: adları birleştirmek üzere henüz olmak fiilinin tekdüzeliğinden ve yüklem verici işlevinden başka bir şeye sahip olunmamaktadır. aralarında. s 101. Port-Royal'in "eklenti" adını V^ 141 .

Littre sur la Possibiiite de Faire de la Grammaire un Art. adın (substanüf veya sıfat) birliğinin altında kalan bir eklemleşme oluşturmaktadır.verdiği bu fikirleri işaret etmeleri gerekir. 62-65. kendi ilişkilerinin iç şebekesinin görülmesine izin verdiği ölçüde var olmaktadırlar. temsile hitap etmektedirler. bunlar başka keli. 142 . s.^ kir:49 çoğul ve cins işaretleri. bu eklemleşme hem temsili hem de gramatikaldir ve bu iki düzenden hiçbiri diğerinin üzerine tam kapanamamaktadır. çekim durumları. Commentaire d la Grammmaire de Port-Royal. cümlenin (önermenin) çıplak biçimi tarafından talep edilen şekildedir: bunlardan hiçbiri. ama bu ilişkilerde ancak. 1754 Jl 50 J. onun önünde ve soyutlanmış halde. Dilin içinde yeni bir karma doğası olan bir eklemleşme kurmaktadırlar. artık -eklenti olsa bile. 'j^ 49 Duclos.50 Böylesine bir kelime toz bulutu. Lemercier. 213. Paris. 101. bu temsilin kendini çözümlerken. bu eklemleşme.-B. 1806.1 rekir -Lemercier'nin "somutlaştırıcılar" veya "soyutluğu yok ediciler" adını verdiği şu tanımhklar veya şu işaret sıfatları-.»' Science. sabit ve belirlenmiş • ^ olarak temsili bir içeriğe sahip değildir.hiçbir '*A fikri kapsamamaktadırlar. özdeşlik veya uyum ilişkileriyle bağımlılık veya tümleç ilişkilerini işaret eden sentaks işaretleri gere. 158 Kelimeler ve Şeyler işaret ediciler" iken. s. adlar ve fiiller "mutlak anlam ş. nihayet. * cins adları işaret ettikleri bireylere indirgeyen kelimeler ge. Paris. mensup oldukları gramatikal bütünün içinde değere sahiptirler.48 edatlar ve bağlaçlar gerekir.\ % t melere bir kez bağlanınca. bunlar ancak nispi bir anlam işareti olmaktadırlar. s. 48 age.51 Hiç kuşkusuz.

İşte cümle artık. A. ya da geriye yönelik bir girişimle. hiçbir parçası hiçbir şey işaret edemeyen anlamlı seslerin olduğunu mecburen kabul etmek gerekmektedir"52 demektedir. Bu olanaklar. Bu olanaklar. bükülmelere. Sraith. tümleçlere. hecelerin. önermenin (eski anlamdaki cümle) geniş figürlerinden daha ince kesimli sentaks unsurlarıyla dolmaktadır. şu yavaş yavaş gelişen jj makineler gibi 143 . bu adsal birim indirgenecek. hatta harflerin içinde bulunacaktır. sonsuz sayıda başka işaretlere bölündüğünü ve bunların her birinin de sonsuza kadar bölünür olduğunu varsayalım. 57.ı • malzemeler. onun için daha kısıtlı olgular kabul edilecek ve onun temsil etkinliği tam kelimelerin altında. hecelere ve seslere || özgü bir "mekanik" vardır ve hiçbir temsili değer bu meka. Hermes. Dili. XVIII. kelimelerin temsili değerleri çözülür çözülmez ve-51 Harris. öyleyse. age.$ nik hakkında bilgi veremez. "her işaret etme eyleminin. 30-31. 408-409. Ayrıca Bkz. 52 age. bağımsızlıkları içinde ortaya çıkmaktadırlar. diller teorisinin nesne olarak söylemi ve onun temsili değerlerinin çözümlenmesini seçer seçmez sunulmuşlardır -daha da fazlası: hükmedilmişlerdir-. Konuşmak 159 ya askıya alınır alınmaz kaybolmaktadır: düşünceyle eklemleşmeyen ve bağlantıları söyleminkme indirgenemeyen '. genel grameri bir tercih zorunluğuyla karşı karşıya bırakmıştır: ya çözümleme adsal biçimin altında sürdürülecek ve bu birimi oluşturan anlamsız unsurlar anlamdan önce açığa çıkartılacaktır. kelime parçalarının. yüzyıl gramerini bölümlere ayıran hezeyan noktası'nı belirlemektedirler. tıpkı beden gibi. s. İşaret etme yeteneği. Bu yeni kesim. s. s. gf Uyuşmalara. Bu saçmalık olacaktır. Harris.

57 144 . taslağı ortaya çıkmaya başlamaktadır. s. age. sonuç. sa-hiplik. Sicard ile birlikte bu işi ilk yapan kişi olarak.' şan ve her cins yem anlam ilavesi. grammam Gcnaale'de. 11 7 vd. sentaks daha önceleri inşa ve kelimelerin düzeniyle. Sylvestre de Saci. Bauzee'den itibaren54 tümleç ve bağlılık teorilerinin kazandığı önem buradan kaynaklanmaktadır. bu da makinelerin en ilkellerinin. diller gelişirlerken. önermenin mantıksal çözümlenmesi ile cümlenin gramatikal çözümlenmesini birbirlerinden ayırdığı zaman tam olarak tanımlandığı haliyle. kendiliklerin."56 Ve böylece. 53 Smith. bir cümlenin anlamını aktarırlar. onun o anki belirlemelerini işaret etmek rolüne sahip olan gramatikal organlar aracılığıyla. "coınplemcnt" (laınlama) terimini ilk kez kullanmıştır 55 Logique de Port-Royal. tek bir özne. yani cümlenin iç cereyan edişiyle özdeşleştirilmişti.55 Sicard ile birlikte bağımsız hale gelmiştir: "her kelimeye kendine özgü biçimini hükmeden odur. ama bu kadar geniş bir ayırım içinde kuşatılmaları mümkün olmayan zaman.ele almak gerekir:53 cümle en basil biçimi * içinde. 54 Bauzie. özne-fıil-yüklem dizisinin içine giren. yeni ve tam bir önerme gerektirir. Tek bir cümlede ve tek bir keresinde. Fakat bunlar geliştikçe.•$ den bir temsil değerine sahip olmayan ama bu temsili belirginleştirmek. onun unsurlarını birbirine bağlamak. bütün organlarını tek ve aynı ilkeye tabi kılarlar. artık aracılardan. uygulama noktalarından ibaret hale gelmişlerdir. bu durumda bu organlar. Port-Royal döneminde sentaksın rolünün artması da buradan kaynaklanmaktadır. yer ilişkilerini işaret etmek mümkün olmaktadır. 160 Kelimeler ve Şeyler gramatıkal unsurun yüzyılın sonunda. s. 430-431. organlarının her biri için farklı hareket ilkeleri gerektirmesi gibi bir durumdur. aktarım araçlarından. tek bir fiil ve tek bir yüklemden olu.

age. nesneleri ikame etmek yerine insanların onları işaret ettikleri veya onların bağ ve ardışıklıklarını taklit ettikleri jestlerin yerine geçmişlerdir. 58 Örnek olarak Bkz. Bunun anlamı. bu türden çözümlemelerin neden boşlukta kaldığı anlaşılmaktadır. çünkü bunlar nesnelerin birbirlerine bağlanma ve bizim temsillerimiz içindeki zincir-56 Başrahip Sicard. age. bu tam kapsayışıyla. her halkın âdetlerinin fantezileri içinde sergilendikleri keyfiliğin alanı olarak kabul edilmekteydi-. ayrıca. c. yüzyılda. Domergue. yüzyılda her halü kârda. şu bükülmelerin içinde kapsandığına ve gizlendiğine inanılan karanlık adsal işlev araştırılmaktaydı.Söylemin gramerin konusu olarak kaldığı sürece. 161 tenme tarzını tesil etmekteydiler. Fazlasıyla gevşek cümle çözümlemesinin parmaklıklarının arasından geçmelerine izin verdiği şu kelimelerin. bizim ve XIX. ileride filoloji olacak şeyin dış çerçevesi değil de. başrahip Girard. s. U. ama o tarihlerde söylemin içindeki sözel işaretlerin tüm çözümlemesini elde tutmaya izin veren bir düşüncenin geliştiği görülmektedir. Konuşma). bağlantının bütün parçacıklarının belli bir içeriğinin olmasıydı. 29-30. Bunun karşısında aynı hezeyan noktasından hareketle. temsili değerlerin toz haline geldikleri bir eklemleşme tabakasına ulaşıldığı ânda. yüzyıldan beri inşa ettiğimiz dilbilimi için değerden yoksun olan. Ve bu bilim. yani örf ve tarihin alanı olan tarafa geçilmekteydi -sentaks XVIII. 82-83. XVIII. bilginin pozitif figürlerinin arasında yer almaktaydı. II. age. 2. 57 Sylverstre de Saci. gramerin öteki yakasına. şu hecelerin. tıpkı diğerleri gibi ad oldukları kabul edilemez mı? Fakat bunlar.59 Bunların. bir tercihin ayrıcalığı olmayan dalı olan. 1799.60 Ya kendi öz anlamlarını yavaş yavaş 145 . soyut olabilirliklerden başka bir şey değillerdi. Principes de Grammaire Gtnirale. s.ss Bu çözümlemeler. Port-Royal yazarlarının fark ettikleri üzere. s.

onun bütün kelimeleri. 59.64 Ve eğer hecelerin altında. "parçalan bir araya getirilme-den önce ayrı ayrı var olmamış bir araya getirilme yoktur. sıfat adları. 60 Batteux.61 Öylesine ki. ve "bir şeyin onun aracılığıyla bırakıldığı eylemi" işaret eden do. unutulmuş eski adların nihayet yeniden ortaya çıktıkları hecesel unsurlara indirgeme olanağını vermekteydi -olmak fiilinin yanı sıra var olabilme olanağına sahip olmuş olan yegâne sözcükler: örneğin Romulus. age. 24-28. burada da hâlâ ilkel bir adlandırmanın de- 146 . 61 age. gücü (Robur) işaret eden Ro'dan ve ihtişamı (magnus) belirten Ma'dan gelmektedir-. 162 Kelimeler \e $eyler mı fikrini veren" ban. Le Bel'in çözümlemenin temel ilkesi olarak dediği gibi. Anatomie de la Langue Laüne. 24. bedenine ve konumuna bağlıydı) ya da istikrarlı bir destek bulduğu ve bunun karşılığında onlara koskoca bir değişmeler sistemi sağladığı diğer kelimelerle bütünleşenler bu kelimelerdi.6^ Roma ve moliri'den (kurmak. çünkü okuyucunun jestlerine. bizatihi harflere kadar ulaşılmak istenirse. "terk etmek"(abandonner) fiilinin içinde. ve Roma da. hangi türden olurlarsa olsunlar. s. Paris. "toplumsal bünyenin topla-59 Logitjue de Port-Rcryal. s. 23-24. bağlaçlar ve edatlar artık hareketsiz olan jestlerin adlarıdırlar. Kelimeler şimdi açılabilirler ve kendilerine bırakılmış olan bütün adların uçuşunu serbest bırakabilirler. S. olmak fiiline bağlanmışlardır.8. 1764. bütün kelimeler uyku halindeki adlardır: fiiller. bu öz anlam her zaman görünür nitelikte değildi. ad çekimleri ve fiil çekimleri emilmiş adlardan başka bir şey değillerdir."62 bu önerme. 62 Le Bel. uyku halindeki üç anlamı keşfetmektedir: "bir şeyin başka bir şeye eğilimi veya yönelimi fikrini sunan" a. s.kaybeden (nitekim. Thiebault da aynı şekilde. s. 63 age.

kullanımın onlan içine kapattığı bin yıllık adların sırrını açığa çıkartabi-lirler: sahiplenme için A (avoir). ziller (ümbales). Thiebault. bütün kalınlığı içinde ve onu çığlıktan ilk kez ayıran en eski seslere varana kadar. Diş teması aracılığıyla gürlenir (on tonne). birbirlerini örten. nemlilik (humidite) ve buna bağlı olarak keyif durumu (humeur) için U."dudak-lar ne kadar hareketli ve esnekse. açlık ve soğuk ormanlarından çıkıyorlardı-. henüz karışık iki gruba göre ayrılmış olarak. çınlanır (on retentit). ve eklemleşmelermin her birinde. 65 Court de Cebelin. 172-173. "dudağın yapabileceği en kolay ve en zevkli hareketler. ço-banların sabahleyin "pınarların saf billurlarından aşkın ilk ateşleri çıktığında" karşılaşmalarından doğan. temsil işlevini korumaktadır. Buna karşılık. Dil. gürültülüdür-ler. Hisıoire Naturel e de la Parok. Bizzat kendi olarak. Sesli harfler de tek başlarına olduklarında. s. insan dilini eklemleştirmiş olan tek iki kelime gibi bir araya gelmişlerdi: şen şakrak sesli harfler tutkuları. sesli ve sessiz harfler. sesli. gizleyen. 66 Rousseau. öpücük). 98-104. Konulmak 163 nlabilir. zamanların derinliğinden beri hep adlandırmıştır. 144-151 ve 188-192. tarihimizin en eski oyuğunda. şaşkınlık (etonnement) için O (gözlerin yuvarlak hale gelmesi). varoluş (existence) için E. ama gene de en karmaşık temsillerin 147 . tamamen seslilerden meydana gelen güney dilleri birbirlerinden ay-64 D. s. insanın tanıdığı ilk varlıkları. buradan gelen ses titreşimleri güçlü. sıkıştıran. trompetler onun aracılığıyla işaret edilir. sarsalamr (on etonne). kaba sessizler de ihtiyaçları belirtiyorlardı. dişler de o kadar katıdır. Court de Gibelin'in çok başanlı bir şekilde uğraştığı ve ün kazandığı (ama çabucak da kaybettiği) iş bu olmuştur. davullar (tambours). güç (puissance) için I. .65 Ve belki de. onu çevreleyen ve her şeyini borçlu olduğu varlıkları işaret etmeye yarıyorlardı" (baba.66 Kuzeyin takımlı dilleriyle -gırtlaktan gelen sesler. age.ğerleri devşirilecektir. 1816 yay. age. s. anne.

Fakat. işarettir. her zaman uyku halinde bir adlandırma. şeylerle önermesel (cümlesel) biçimden tamamen farklı bir doğadan olan belli bir ilişki keşfetmektedir.çözümlenmesine veya bileşimine izin vermek üzere birbirlerini destekleyen adlandırmaların muazzam bir uğultusundan başka bir şey değildir. Bunun nedeni herhalde. yani bir temsili ayağa kaldırma veya onu sanki parmakla gösterme işlevine sahipse. sesli duvarlarının içinde görülmeyen. sonra da Mallarme. Eğer dil nihayette adlandırma. ortak bir figürle. ne de saf keyfi unsurların değil de. Cümlelerin içinde. iki figür birbirlerini tam olarak örtüyorla164 Kelimeler ve $evler di: dilin genel önerme (cümle) biçimi içinde tamamen anlaşılabilmesi için. anlamın anlamsız hecelerin üzerinden sessiz bir destek alı-yora benzediği yerde. edebiyatın düğümlendiği şu sonsuz mırıltının içinde konuşabilmemizdir de. ADLANDIRMA Fakat. Ama aynı zamanda kendinin ötesinde konuşmaktan vazgeçmemesi. edebi olan koskoca bir dil deneyi için böyle olmamıştır. yargı değil de. SaintMarc. bir notla. bizim onun içinde. dilin keyfi olması ve hangi koşullarda anlamlı olduğunun tanımlanması halinde bilim nesnesi haline gelebilmesidir. aynı anda bütün modern dilbilimlerinin ve hem de dilin en karanlık ve en gerçek güçlerini onun içine aktardığımız efsanelerin negatifidir. bu cins çözümlemeler. Leiris veya Porige ile birlikte kelimenin esrarı kitlesel varlığı içinde ortaya çıktığında. ama Reveroni. ama gene de bilinmez olan bir temsilin yansımasını kapalı tutan bir biçim vardır. jeylere bir işaretle. Fabre d'Olivet ve Oegger'nin zamanında içrek ve mistik. kendi sıraları geldiğinde başkalarını serbest bırakarak yok olan kelimelerin yeniden bulunduğu fikri. XIX. Roussel. işaret eden bir jestle bağlanır: bunların hiçbirini bir vaaz ilişkisine indirgemek 148 . tükenmez yüklemlerin onun içinde ulaşabildikleri en uzak yerlere nüfuz etmeleri. "genelleştirilmiş adlandırma" teorisi. yüzyıl filolojisi için. kelimenin tam anlamıyla "ölü" olarak kalmışlardır. her kelimenin en küçük parçası içinde özenli bir adlandırma olması gerekiyordu. dilin ucunda. Kelimeleri tahrip ederek ne gürültülerin. klasik çağda ilişki hiç de aynı değildi. V.

birbirleri için mutlaka gereklidir-ler. yargının biçimsel önceliğini denge-lemektedir. olmak fiili ve ilk adlandırma rolü içinde köken varmışçasma. Eylem dilini konuşan bedendir. çünkü birincisi işaretin işaret edilenin yerine ikame edilmesini fark etmekte ve ikincisi de bu işaretin sürekli işaret etme gücünü meşrulaştırmaktadır. Buna bağlı olarak. insan kendinde ve 149 . Ve buradan itibaren. sözel yüklem rolü içinde. tamamen işaret etme olduğu ilkel anı yeniden bulmaktır. genel anlamdaki işarete temsili çözümleme gücüyle birlikte verilmiş olan bağlantı ve ikame gibi iki işlev. zıtlıkları. hayvansalhğımızın etkisi ve devamıdır. gösterdiğinden. Ve böylece. ama aynı zamanda karşılıklı aidiyetleri içinde yeniden bulunmaktadırlar. hatta ne işaret ama.67 Bütün bunlar henüz ne dil. bir işaretin işaret edileni ikame etmesine. Sanki tüm eklemleşmeleri içinde sergilenmiş dilin herbir yanında. eklemleşmemiş çığlıklar atmaktadır -yani "ne dile ne de du-daklara temas etmeden çıkartılan sesler"-. hem onun keyfiliğini (çünkü işaret eden. Dilin kökenini gün ışığına çıkarmak. Bu aşikâr çalkantı evrenseldir. yöneldiği nesnenin bir jesti kadar farklı olabilir) ve adlandırdığıyla olan derin ilişkisini (çünkü herhangi bir hece veya herhangi bir kelime. ancak bu daha işin başında verilmiş değildir. ilk adlandırma ve kelimelerin kökeni ilkesi. çünkü yalnızca organlarımızdakı yapı bozukluğuna bağımlıdır. ikincisine köklerin incelenmesi karşılık vermektedir. Birinci zorunluğa. olmak fiili de bir içeriği bir başkasıyla bağlamaya olanak verir. insanın yalnızca içinde bulunduğu çeşitli durumlarda jestler yapabılmesidir. yüzü hareketlerle kıpırdanıp durmaktadır. Doğanın izin verdiği şey. eylem dilinin çözümlenmesi. Konuşmak 165 Ama bunlar Cratyle'de açıklanan "doğa"yla ve doğanın da "yasa"yla olduğundaki gibi zıtlaşmamaktadırlar. bunlar bunun tamamen tersine. her zaman herhangi bir şeyi işaret etmek için seçilmişlerdir) açıklamak zorunda olunmaktadır. Köken.mümkün değildir.

başka birinde duyduğu bağırış. s. kendinde uyanan fikri şu veya bu jeste veya sese ortak kılmış olan duyuları. Bir işaret gibi. Böylece. Dil haline gelmektedir. onun çehresinde fark ettiği yüz buruşturma ile. Ama bu onun köklerini oraya salmaktan daha çok. Condillac ve Destutt'te ortak olan bu çözümlemelerle. Destutt de Tracy. 68 Söylemin bütün kesimleri bu durumda. işaret haline gelmiş olan bu mimiği.benzeşim. benim bağırışımla açlığım veya öfkem arasındaki benzeşimin aynıdır). hiçbir konuşabilme gücüne sahip değildir. c. II. Grammaire. ihtiyaçları. Dilin çığlıkla olan silinmez farklılığını vurgulamak ve onun yapay yanını oluşturan şeyi ihdas etmek üzere. diğerinin düşüncesinin damgası ve ikamesi olarak kabul edebilir.68 Üzerinde anlaşma sağlanmış işaret kullanımıyla (daha şimdiden ifade). konuşmayı doğaya bağladığı görülmektedir. kendi bağırtılarına ve hareketlerine defalarca eşlik etmiş olan aynı temsilleri özdeşleştirebilir. Bu mimiği. 67 Condillac. Eylem bedenin basitbir uzantısı olarak kaldığı sürece. Anlama başlamaktadır. 8. ama belirti ve karmaşık işlemlerin sonunda: bir ilişkiler benzeşiminin işaretlere dökülmesi (başkasının bağırışı ile hissettiği arasındaki -bilinmeyen. onu oradan koparmak üzere yapılmaktadır. acıları muhataplarında uyandırmak üzere kullanabilir: başkasının karşısında ve bir nesnenin doğrultusunda amaçlı olarak yapılan bir haykırma. Elements… . Bunun karşılığında. zamanın 150 . 75.arkadaşlarında bunun özdeş olduğunu fark edebilir. 166 Kelimeler ve Şeyler eylem dilinin bir oluşumu aracılığıyla. dil gibi bir şey doğmaktadır. bu başlangıç ünleminin bölünmüş ve bir araya getirilmiş parçalanndan ibaret olacaklardır. saf ünlem. s.

doğası olarak ihdas etmektedir. Eşitsizliğin 151 . jestler. işaret ettikleriye hiçbir içerik özdeşliğine sahip olmayıp. Dil. çünkü hiç de onun imgesinde değillerdir. doğa tarafından ihdas edilmişlerdir. kelimeler doğa-bilmekte ve onlarla birlikte. ama işaret ettiklerinin doğasını ifade etmeyeceklerdir. çünkü temsil kendine işaretler vermekte. Ve böylece yapaylığını. Çığlık korkuya. bu duyguya ortak olan bağırışı yapıyorum). anlaşmaya dayalı bir dil kurabilirler: şimdi.tersine çevrilmesi ve işaretin iradi olarak. Dil ancak bu birbirine dolanmışlık taban üzerinde mümkündür. şeyleri işaret eden işarete sahiptirler. amacım bu işaret ile benim kendi yemek yeme arzum arasındaki ilişkinin temsilidir). temsil dışa yöneldiğinde değil de. uzatılan el de açlığa benzememektedir. çünkü bunların hepsi. Demek ki insan. bir işareti kendinden koparıp. sesli işaretlerin nihai örgütlen-mesinden başka bir şey olmayan bütün bir dil ortaya çıkKonuşmak 167 maktadır. tıpkı her biri keşfedilmesi gereken sessiz sözler gibi olan ve yemden duyulabilir hale getiril-meyi bekliyormuş gibi duran işaretleri konuşan özne olarak ve çoktan oluşmuş bir dilin içinde keşfetmemektedir. nihayet. ilklerini çözümleyen ve bileştiren yenilerini saptayabilecek kadar. Üzerlerinde anlaşmaya varıldık-tan sonra. kendini ona temsil ettirdiğinde vardır. bütün çevresinde. açlık duyusunu uyandırmıyor ve bunu yapmayı düşünmüyo-rum. diğerinde bağrışa veya jeste tekabül eden temsili uyandırma amacı (ama şu özellikle birlikte: bir çığlık atarken. bir kerede ebediyen geçerli olmak üzere. işaret ettiği temsilden önce kullanılması (bana çığlık attıracak kadar güçlü bir açlık duygusunun hissedilmesinden önce. üzerinde anlaşmaya varılmış bir şekilde. Ve insanlar buradan itibaren. ama bunların çoğu. Doğal bir anlama veya ifade hareketi üzerine değil de. işaretlerin ve temsillerin tersine döndürülebilir ve çözümlenebilir ilişkilerine dayanmaktadır. "Eylem dili" adma rağmen. bu işaretler "fantezisiz ve kaprissiz"69 olacaklardır. özellikle eşanhlık ve ardışıklık ilişkilerine sahiplerdir. yüz buruşturmalar) doğa tarafından birbiri peşi sıra sunulmuşlardır. tünkü bu eylem dilini meydana getiren unsurlar (sesler. dili eylemden ayıran indirgenemez işaretler şebekesini açığa çıkarmaktadır.

asıl anlamıyla dil doğmaktadır: bu dil eylem diline benzemektedir ve "anlaşılmasını bu benzerlik kolaylaştıracaktır. ona maruz kalındığının düşünülmesi gerektiğini ileri sürüyordu. Doğanın olduğu yerde -bedenimiz boyunca. dn. doğanın taklidi ile keyfi anlaşma arasındaki alternatifin tamamen dışında kalmaktadır.Kaynağı Üzerine Söyîev'inde. 10. bunlar daha sonra. İnsan doğadan. . muhafaza edecekleri."71 Dilin eylem dilinden hareketle oluşması. s. işaretleri rastlantısal veya keyfi bir şekilde seçmemize izin vermediğini görüyorsunuz. ve 152 .70 Rousseau hiçbir dilin insanlar arasındaki bir anlaşmaya dayanamayacağını. 70 Rousseau. ikinci anlaşma ise. sesli işaretlerin (uzaktan 69 Condiüac. öyleyse dilin insanlar tarafından kurulduğunun değil de. Fiili durumda. işaret yapacak şeyleri almaktadır ve bu işaretler ona önce. uygulama kurallarını seçmek üzere diğer insanlarla anlaşma konusunda hizmet etmektedirler. Discoun sur LOrigine de L'lnegalite. İlk anlaşma biçimi. çünkü bunun zaten bilinen ve uygulanan bir dili gerektirdiğini. s.. Grammaire. henüz belirlenmemiş temsilleri işaret etmek üzere. 1. kendiliğinden ortaya çıkan işaretlerin içinde-. 168 Kelimeler ve $eylcr tanınmaları daha kolaydır ve geceleri yalnızca bunlar kullanılabilir). komşu temsilleri gösteren seslere yakın olan sesleri işaret etmeye ilişkindir. Grammaire. Yasayı oluşturan benzeşmenin. eylem dilini veya hiç değilse onun sesli kesimini yanlara doğru genişleten bir benzeştirmeler dizisiyle. krş. Böylece. eylem dili bu zorunluğu teyit etmekte ve bu varsayımı işe yaramaz kılmaktadır. birincilerin örneğine uygun olarak yeni işaretlerin oluşturulmasında işe yaramaktadırlar. 27. Buna benzeşme denilmektedir. Condillac. onlara tanınacak değerleri. hiçbir benzerlik yoktur.

Konuşmak 169 dilde özdeş bir şekilde -belki de hepsinde. kelimelerin ve şeylerin farklılığıdır —dil ile onun altında yer alan ve onun işaret etmekle yükümlü olduğu şey arasındaki dikey paylaşım—. burada işaret edilen nesneyle bir benzerliğe veya onu benzer bir nesneye uygulama olanağını keşfetmiş olmalarıydı ama ikincil ve düşünceye dayalı bir tarzda-. işaret ettiklerinin doğasıyla işte böyle birleşmektedirler (sözcüklerin ilkel haznesi. İnsanlar bunlara kendi anlaşmaya dayalı dillerinde yer vermek üzere. ikinci aşama keyfiliği dışlar. bütün insanlarda ve bütün halklarda tam olarak çakıştırılabilir nitelikte olmayacak yollar açar. bunlar doğa tarafından gayri iradi çığlıklar olarak dayatılmışlar ve eylem dili tarafından kendiliğinden kullanılmışlardır. dil malzemelerinin arasında bu ilkel seslilikleri seçtilerse. kelimeleri birbirlerinden hareketle oluşturan ve onları sonsuza kadar yayan büyük yatay şebekedir. 11-12. farklılıkları çakıştırır ve onları zorla birbirine bağlar. birçok 71 Condillac. kökler teorisinin neden eylem dili çözümlemesini hiçbir şekilde reddetmediği ve onun içine tam bir şekilde yerleştiği anlaşılmaktadır. Kökün. Grammaire. Kökler. anlaşmaların kuralı. İşaretler temsilin içinde. onları burada aramışlardır. bunun nedeni.bulunan ilkel kelimelerdir. ana çözümlemeye. düşünce benzerlikleri keşfeder. Doğa. insanları birleştiren ve onların eylem dilini bir dil halinde kurala bağlayan anlaşma sayesinde kavuşmaktadır. ama bunu bütün insanlara özdeş bir biçimde dayatılan bir malzemeyle yapar. Ve eğer bütün iklimlerdeki tüm halklar. Doğa yasası. İlk aşama yapaylığa izin verir. kendini bütün 153 . onları çözümler ve geliştirir. Bu durumda. sözel işaret değerine ancak. adlandırdığı şeye olan benzerliği. insanlar arasında iradi anlaşma bir kez kurulmuştur. s.benzerliklerin kullanımının olduğu yerde. kelimelerin birbirlerine benzerliği.

boğaz içbükey bir yüzeyi işaret 72 De Brosses. hızlı. her dil kendi ilkel kökleri üzerinde yeni oyunlar oynayabilir.75 Benzerliğin. Essai Synt\\it\que sur VOrigine et la Formation dcs Ungues. gırtlağın (gorge) kaynaklandığı adı vermiştir ve dişleri (dents) ifade etmek üzere diş seslerinden (d ve 0 yararlanılmaktadır. ] 70 Kelimeler ve Şeyler etmek üzere.78 Bu mekânın üst tarafına. bir organı işaret etmek üzere. kendi soy zincirinin içinde serpilebilir. Paris. age. Ama her dil. yeni sürgünlerle koskoca bir or-mana can vermesi gibi.76 eğer bunların birçok dilde ortak oldukları (ihdas ettikleri şu benzerlik ilişkilerinden ötürü) düşünülecek olursa. 73 Başrahip Copineau. 1774. De Brosses'un "Evrensel Arkeoloji" adını verdiği."72 Duyular içinde hissedilen bir benzerliğin kullanılmasıyla: "Görünüşü canlı. benzeyen bir işaretin iradi eklemleşmesi olan doğadaki seslerin taklidi (onomatopee): "adlandırılmak istenilen nesnenin çıkardığı gürültünün aynını kendi sesiyle yapmak. s."77 Dil şimdi. içsel olarak oyulmaktadır. Bu kısıtlı bir oyundur. bütün Avrupa ve Doğu lehçeleri için "bir mektup kâğıdını bile dolduramayacak" kadar olduklarını düşünmektedir. Avrupa ve Doğu dillerinin kullandıkları 154 . onun doğal olarak çıkardığı sesleri kullanarak: ghen eklemleşmesi. çünkü bu köklerin hemen hepsi tek hecelidir ve sayıları çok azdır -Bergier'nin hesaplarına göre. 34-35. İbrani dili için iki yüz tane-.dillerde böyle dayatmaktadır)."73 Ses organlarına. bunlardan hareketle oluşmuştur: "gelişmeleri müthiştir. işitme duygusu üzerinde benzer bir izlenim yaratan R sesiyle (Fransızcada kırmızı: rouge) çok iyi aktarılacaktır. daha da kısıtlıdırlar: de Brosses bunların. gLrtlak temiz-lenmesi sesi çıkartılacaktır. bu anlaşmaya dayalı eklemleşmeleriyle. katı olan kırmızı rengin izlenimi. Tabii ki kendiliğinden ifade değil de. kendi özgünlüğü içinde. böylece nesnenin adı haline gelecektir": bir cismin bir başkasına sürtünmesini işaret etmek üzere. 9. Bir tohumdan büyük bir ağacın oluşarak.74 Nihayet. Kökler birçok biçimde oluşabilirler. s. sürekli bir akrabalık mekânı içinde sergilemek istediği odur. işaret edilmek isteni-lenlerinkine benzeyen hareketleri dayatarak: "bu duruma geçmiş organın biçim ve doğal hareketinden kaynaklanan ses.

s. önce en yakın olanlar konulmaya ve birbirlerini izleyen kelimelerin arasında mümkün en küçük mesafenin olacağı sıkı bir düzen izlemeye özen gösterilecektir. bunların 74 De Brosses. s. 1764. onlardan türeyen daha karmaşık kelimeler yerleştirilecektir. ama bu iş yapılırken. s. Böylece tarihsel mekân ile düşünce çerçevesi tamamen çakışmış olacaklardır.kökler yazılacaktır -çok sayıda olmalarına rağmen. 14. 76 Bergier. Böylece mükemmel ve tüketici diziler. bir dilin yerini kaçınılmaz olarak işaret edecekleri. onun doğum ve 155 . Paris. 7-8. 16-18. 75 age. anadiller teorisine bir geri dönüşe benzeyebilir. 77 De Brosses. Konuşmafe 171 bugün kaybolmuş olan bir kelimenin. klasisizmin bir ân için boşlukta bırakmışa benzediği tarihe. iki boyutlu bir mekâna sahip olunacaktır: dikine boyutta her kökün tam soy zinciri. Les elementi primitifi des langues. s. fakat aynı zamanda kelimeler temsillerin çözümlenmesinde daha büyük bir etkinliğe ve önceliğe sahip olacaklardır. c. Kökler çözümlemesi gerçekte dili. 18 78 age. bu köklerin her birinin altma. dikine ve boyuna kat edilebilecek. ilkel köklerden uzaklaşıldıkça. bir lehçenin. I. verev bir hat tarafından tanımlanan diller daha karmaşık ve kuşkusuz daha yeni tarihlerde ortaya çıkmış olacaklardır. yatay boyutta belli bir dil tarafından kullanılan kelimeler bulunacaktır. 490-499. s. tamamen sürekli zincirler oluşturacaktır. Bu kök araştırması. eğer kopukluklar varsa.79 Bu dikişsiz büyük örtü.

insanların zaman ve bilginin güzergâhı üzerinde oluşturdukları bir çözümleme mekânıdır. ne de kopuş olan sesin ta ken-disidirler. ağız içine bağlı. Önsöz. s. Dil klasik çağda. XVIII.kanıtı. Yönlendirici ipucu olarak kelimelerin maddi dönüşümlerinin incelenmesi değil de. birbirini izleyen menzillerden meydana gelen güzergâhı haline gelmektedir. temel olarak hizmet etmesi"dir: kelimelerin anlamı "başvurulabilecek en güvenilir ışıktır. bileşim ve bükülmelerin onun üzerinde bırakabilecekleri bütün izlerden temizlemek. dilsel (organ olarak dil). Ve dilin kökenler teorisi yüzünden tarihsel bir varlık haline gelmediğinin -veya yeniden gelmediğinin. bütün sesli harfler birbirlerinin yerine gelebilirler. burunsal sesler. ayrıcalıklı yollara göre değişirler: gırtlaksal. tek hecesel bir unsura ulaşmak. dişsel. dudaksal. Tahkim edilmiş kendi age.81 Kökün silinmez sürekliliğini tüm tarihi boyunca sağlayan yegâne sabite. I.dönüşüm yeri gibi olacak bir tarihin içine yeniden yerleştirmemektedir. tam benzerlikten en küçük benzerliklere varana kadar. şu veya bu ânda belli bir düşünce biçimine izin veren bir tarih parçası değil de. "herhalde hiçbir şeyin tümevarımları sınırlandırmaması ve her şeyin onlara. bu unsuru dilin bütün geçmişi içinde izlemek. buna karşılık sessiz harfler. telaffuz değişiklik-lerinin tercihen.72 Kelimeler ve Şeyler kuralları olan bir sanat. 1. çünkü sesli harfler. anlamlarının sabitliği alınmaktaydı."82 VI. Daha çok tarihi. anlam birliğidir: sonsuza kadar ayakta kalan temsili alan.80 kelimeyi. ne süreksizlik. TÜREME İlk özleri itibariyle ad ve işaret olan ve bizatihi temsillerin 156 . 1. yüzyılda etimolojilerin araştırılma biçiminde kolaylıkla bulunacaktır. Kökü tanımlamak. ama zorunlu bir şekilde olmadan meydana geldikleri eşsesli sessizler ailesini meydana getirirler. Bunun nedeni. Bu araştırmanın iki veçhesi vardı: kökün çekim eklerinden ve örneklerden ayrı olarak tanımlanması. Ve tek hecenin bütün bu soy zinciri boyunca dönüştüğünü iyice kabul etmek: bir kökün tarihi boyunca. temsilin ve kelimelerin eşanlı kesimini. e. daha ilkel başka dillere kadar geri gitmek. bir etimoloji yapmaktır.

kuralsız. s. nasıl olmaktadır da. İster ikincisinin bazı halklarda. de Brosses. hemen hemen belirsiz ve her zaman istikrarsızdır. 81 Bunlar. çeşitli diller. Konulmak ]73 tedirler? Nasıl olmaktadır da. iki büyük yazı tipi bilinmektedir: kelimelerin anlamını çizeni. diğerleri de dilin yerleştiği yere ve korunduğu biçime ilişkindirler. biçim değiştirmekle kalmayıp. Biçimler ve yazı. "Etymologie" maddesi. farklı seslilikler ve bunun dışında. en azında "muhtemel"84 bir etimoloji bilimine izin verecek kadar sınırlı olduklarından. Turgot. birkaç eklenti varyant dışında. De Brosses tarafından kabul edilen yegâne deişme yasalarıdır. Dillerin iç tarihlerini karıştıran bu ilkelerin hepsi de. Bütün nedenler dışsaldır: telaffuz kolaylıkları. modalar. s. Bunlardan bazıları şeylerin arasındaki benzerliklere veya yakınlıklara. 82 Turgot. yeni seslilikler ve aynı zamanda yeni içerikler kazanmaktadırlar -öylesine ki. alışkanlıklar. belirlenmesi olası ilkelere boyun eğerler. "gırtlaksal içine çekmeleri" teşvik etmektedir-. muhtemelen özdeş bir kök donanımından hareketle. köken anlamlarından önlenemez bir şekilde uzaklaşarak. sıcaklık. krş. yakın veya daha geniş veyahut daha sınırlı bir anlam kazanabilmektedirler? Nasıl olmaktadır da. mekânsal düzlem-dendirler. age. mutlak olarak kesin olmasa bile. gerçek bir "deha ürünü"85 olan birincisinin yerine geçtiği. s. 45-62. anlam kaymaları. 108-123. s.çözümlenmeleri gibi birbirlerine eklemlenen kelimeler. 420. "dudak-tan gelen ıslık gibi sesi". isterse bu ikisinin 157 . Encychpedie. age. Court de Gebelin.83 Buna karşılık. bir de kapsam değiştirmek80 Özellikle Bkz Turgor. sesleri çözümleyen ve kuranı. iklim -soğuk. Bergier. 59-64. anlamları örtüşmeyen kelimeler oluşturmuşlardır-? Biçim değişmeleri.

s.88 Burada. EUments. . s.. retoriğin üç büyük biçimi tanınmaktadır: synedoque (eşanh anlama). bir göz aracılığıyla temsil edilmektedir). Buradan üç teknik kaynaklanmıştır: Mısırlıların küriyolojik yazısı. 86 Destutt de Tracy. I. en fazlasından resimsel bir yeniden üretimdir. bağlantıyı bulmak çok güç 158 . bu yazının sayesinde ancak en somut anlatılar yazıya dökülebilmektedir. 174 Kelimeler ve peyler den başkasını bilmemektedirler. ikincisinin şarkıcı halklarda olmak üzere. age. 66-67. bu ikisinin arasında katı bir paylaşım vardır.birbirlerinden farklı oldukları. sonra biraz daha gelişmiş "tropik" hiyeroglifler. c. şeyin kendinin değil de. 307-312. nihayet. onu oluşturan unsurlardan birinin veya onu işaret eden alışılmış durumlardan birinin veyahut da benzediği başka bir şeyin temsil edilmesiyle başlamıştır.87 Gerçek yazı. köken itibariyle kelimenin işaret ettiği şeyin tam bir resmini yapmaktır: gerçeği söylemek gerekirse. 43-44. birincisinin ressam halklarda. catachrese (bir kelimeyi esas anlamından saptırma). age. Kelimelerin anlamını grafik olarak temsil etmek. bu ancak şöylesine bir yazı. 85 Duclos. metonymie (ad değiştirme). Ve simgesel bir yazıyla ikiye katlanan bu diller. Warburton'a göre. bunlar dikkat çekici bir durumu kullanmaktadırlar(Tann kadiri mutlak olduğundan. ilk adlandırmalar. 84 Turgot. "bir öznenin başlıca durumunu. s. az veya çok gizli benzerliklerden yararlanan simgesel yazı (doğan güneş.86 hemen hemen aynı ânda ortaya çıktığı kabul edilsin. bir kentin kuşatılmasının yerine bir merdiven). yazdıklarının izinden gelişebileceklerdir. bu hepsinin en kabası olup. Meksikalılar bu usul-83 De Brosses. her şeyi bildiğinden ve insanları gözetim altında tutabildiğiden. uzun eğretilemelerin hareket noktası haline gelmektedirler: bu eğretilemeler tedricen karmaşıklaşmakta ve bir süre sonra köken noktalarının o kadar uzağına düşmektedirler ki. Bu diller yavaş yavaş şiirsel güçlerle donanmaktadırlar. her şeyin yerini tutmak üzere" kullanmaktadır (bir çarpışma yerine bir yay. yuvarlak gözleri tam su yüzeyinin hizasında olan bir timsah başı tarafından temsil edilmiştir). U.

hale gelmektedir. Böylece, güneşin bir timsah veya Tanrının dünyayı gözetim altında tutan büyük bir göz olduğuna inanılmasına neden olan batıl inançlar doğmaktadır; aynı zamanda, eğretilemeleri kuşaktan kuşağa aktaranlardaki (rahipler) deruni bilgiler bu şekilde doğmaktadır; en eski edebiyatlarda çok sık rastlanılan söylem alegorileri ve aynı zamanda bil-87 Warburton, age, s. 15. 88 age, s- 9-23. Konuşmak 175 ginin benzerlikleri tanımak demek olduğuna ilişkin yanılsama da böyle doğmaktadır. Fakat, figürlü bir yazıyla donanmış bir dil tarihi çabucak duraklamıştır. Bunun nedeni, bu yolla artık ilerleme kaydetmenin mümkün olmamasıdır. İşaretler, temsillerin özenle çözümlenmesiyle değil, en uzak benzetmelerle çoğalmaktadırlar: böylece, halkların düşünme eylemlerinden çok hayal güçleri teşvik edilmektedir. Bilgi değil de, saflık. Üstelik, bilgi iki çıraklıktan geçmeyi gerektirmektedir: önce kelimelerin öğrenilmesinden (bütün diller için olduğu gibi), sonra da başharflerden meydana gelen kısaltmalarm-kini (bunların kelimelerin telaffuz edilmeleriyle bir ilişkileri yoktur); bir insanın ömrü, bu çifte eğitime yetecek uzunlukta değildir; ve üstüne üstlük, bazı keşifler yapacak kadaT boş zamana sahip olunduysa da, bunları aktaracak işaretler bulunmamaktadır. Bunun tersine, aktarılan bir işaret, temsil ettiği kelimeyle içsel bir ilişkisi olmadığından, her zaman kuşkulu olarak kalmaktadır: bir çağdan diğerine, aynı sesin aynı figürü aktardığı asla kesin değildir. Demek ki, yenilikler olanaksızdır ve gelenekler tehdit altındadır. Öylesine ki, bilginlerin tek kaygıları, atalardan gelen ışıklar ile bunların mirasını kurumlar karşısında da "batıl inanca dayalı bir saygı"yı sürdürmektir: "bunlar adetlerdeki her değişmenin dili değiştirdiğini ve dildeki her değişmenin de, bütün

159

bilimleri yok ettiğini hissetmek-tedirler."89 Bir halk eğer yalnızca figürlerden oluşan bir yazıya sahipse, siyaseti, tarihi veya hiç değilse tamamen muhafaza olan bütün tarihi dışarıda bırakmak zorundadır. Volney'ye göre,90 Doğu ile Batı arasındaki özsel fark burada, mekân ile dil arasındaki ilişkide yer almaktadır. Tıpkı dilin mekânsal konumu zamanın yasasını hükmediyormuş 89 Destutt de Tracy, EUments… . c. 11, s. 284-300. 90 Volley, La Ruines, Ayırım XIV, Paris, 1791. t' 176 Kelimeler ve Şeyler gibi; tıpkı insanlara dilleri tarih boyunca gelmiyormuş da, tersine, tarihe işaretlerin sistemi boyunca ulaşıyorlarmış gibi. Halkların kaderleri, temsilin, kelimelerin ve mekânın bu düğümünde (kelimeler temsilin mekânını temsil ederken ve kendilerini de zaman içinde temsil ederlerken) sessizce oluşmaktadır. Nitekim, insanların tarihi alfabetik yazıyla birlikte tamamen değişmiştir. Mekân içinde fikirlerini değil de, sesleri yazmaktadırlar ve bunlardan, bileşimleri bütün mümkün hecelerin ve kelimelerin meydana getirilmelerine izin verecek olan, küçük bir sayıdaki benzersiz işaretleri oluşturmak üzere gereken ortak unsurları çekmektedirler. Simgesel yazı, bizatihi temsillerin kendilerini mekânlaştırmak isteyerek, benzerliklerin karışık yasasını izler ve dili düşünülmüş düşüncenin biçimlerinin dışına kaydırırken, alfabetik yazı temsilleri resmetmekten vazgeçerek, seslerin çözümlemesinin içine, bizzat akim kendi için geçerli olan kuralları aktarmaktadır. Öylesine ki, harfler istedikleri kadar fikirleri temsil etmesinler, kendi aralarında fikirler gibi bileşmektedirler ve fikirler de birbirlerine alfabenin harfleri gibi bağlanmakta ve birbirlerinden tıpkı onlar gibi çözül-mektedirler.91 Temsil ile çizim arasındaki tam paralelliğin kopması, dilin tamamının -yazılı olsa bile- genel çözümleme alanına yerleştirilmesine ve yazının gelişmesi ile düşüncenin gelişmesinin birbirlerine dayandırılmasına olanak

160

vermektedir.92 Aynı grafik işaretler, her yeni kelimeyi bilebilirler ve hiçbir unutulma kaygısı olmaksızın, her keşfi yapıldığı andan itibaren aktarabilirler; farklı dilleri yazıya dökmek ve böylece bir halkm fikirlerini bir başkasına aktarmak üzere aynı alfabeden yararlanılabilir. Bu alfabenin öğrenilmesi, unsurlarm az sayıda olmalarından ötürü 91 Condillac, Grammaire, Ayırım II. 92 A. Smith, age, s. 424. Konulmak 177 çok kolay olduğundan, herkes başka halkların harfleri öğrenmek üzere israf ettikleri zamanı düşünce ve çözümlemeye ayırabilir. Ve böylece, dilin içinde, daha da çok kesin olarak, çözümleme ile mekânın buluştuktan şu kelimelerin oluşturduğu kat yerinde, gelişmenin ilk, ama belirsiz olabilirliği doğmaktadır. Gelişme kökü itibariyle, XVIII. yüzyılda tanımlandığı haliyle tarihe içkin bir hareket olmayıp, mekân ile dil arasındaki temel bir ilişkinin soncudur: "di-lin ve yazının keyfi işaretleri, insanlara fikirlerinin sahipliğinden emin olma ve onları her yüzyıldaki keşiflerle sürekli artan bir mirasmışçasına, başkalarına aktarma olanağı verir; ve insan türü, ta ortaya çıktığı ândan itibaren, bir filo-zofa, tıpkı bir birey gibi çocukluk ve gelişme dönemleri olan koskoca bir bütün olarak gözükmektedir."93 Dil, zamanın sürekli kopukluğuna mekânın sürekliliğini verir ve dil, temsili çözümlediği, eklemleştirdiği ve bölümlere ayırdığı ölçüde, şeylerin bilgisini zaman boyunca birbirine bağlama gücüne sahiptir. Mekânın karışık tekdüzeliği dille birlikte parçalanır, bu arada ardışıklıkların çeşitliliği birleşir. Ancak, geriye bir sorun kalmıştır. Çünkü yazı, giderek daha da incelen bu çözümlemelerin her zaman uyanık ko-ruyucusu ve desteğidir. Bu çözümlemelerin ilkesi değildir. Ne de ilk hareketi. İlk hareket, dikkate, işaretlere ve kelimelere yönelik

161

olarak meydana gelen ortak bir kaymadır. Zihin bir temsilde, sözel bir işareti onun parçası olan bir unsura, ona eşlik eden bir koşula, ona benzeyen ve akla onun sayesinde gelen namevcut başka bir şeye bağlayabi-lir.94 Dil işte böyle gelişmiş ve ilk adlandırmalardan hareketle, yavaş yavaş kayma göstermiştir. Başlangıçta her 93 Turgot, Tahleau des Progrts Successifs de LEspıit Humaırı, 1750, Oeıtvres. s 215, Schelles yay. 94 Condillac, Essai. ., aee, s. 75-87. 1 78 Kelime/er ve Şeyler şeyin bir adı vardı -özel veya tekil ad-. Sonra ad, bu şeyin tek bir unsuruna bağlanmış ve bu unsuru içeren tüm diğer bireylere de uygulanmıştır: ağaç adını taşıyan artık belli bir meşe değil de, en azından bir gövdesi ve dallan olan her şeydir. Ad aynı zamanda, belirleyici bir koşula da bağlanmıştır: gece yalnızca belli bir günün sona ermesini değil, bütün güneş batışlarını bütün şafaklardan ayıran karanlık dilimi işaret etmiştir. Ad son olarak da kıyaslara bağlanmıştır: bir ağaç yaprağı gibi ince ve düz olan her şeye yaprak denilmiştir.95 Dilin birçok şeye tek bir ad verilmesine olanak veren tedrici çözümlenmesi ve daha da ileri götürülen eklemleştinlmesı, retoriğin iyi bildiği şu temel biçimler iz-lenerek gerçekleştirilmiştir: $ynecdoque, metonymie ve catachrese (veya eğer kıyas daha az doğrudan hissedilir nitelikteyse, eğretileme). Bunun nedeni, bunların bir tarz in-celmesinin sonucu olmamalarıdır; tamamen tersine, bunlar her dilin kendiliğinden hale geldiği ândan itibaren, ona özgü olan hareketliliği açık etmektedirler: "Halde kurulan tek bir pazar gününde, akademik toplantılarda birçok gün boyunca ortaya çıkanından çok daha fazla figür oluşmaktadır."96 Bu hareketliliğin başlangıçta, şimdikinden çok daha büyük olması oldukça muhtemeldir: günümüzde çözümleme o kadar incelmiş, bölümleme o kadar sıkılaşmış, eşgüdüm ve bağımlılık ilişkileri o kadar iyi kurulmuştur ki, kelimeler artık yerlerinden oynama fırsatını bulamamaktadırlar. Fakat insanlığın başlangıcında, kelimeler kıt-ken, temsiller henüz karışık ve kötü çözümlenmişken, tutkular onları değiştirir veya birlikte kurarken, kelimelerin büyük bir yer değiştirme güçleri bulunmaktaydı. Hatta, kelimelerin özel hale gelmeden önce mecazi oldukları bile söylenebilir: yani tekil adlar olma statülerine ancak ucun-95 Du BMarsais, TraiU da Tropes, s. 150-151, 1811 yay 96 age, s 2

162

Konulmak 179 dan kavuştukları, temsillerin üzerine çoktan kendiliğinden bir retoriğin gücü sayesinde yayılmış oldukları söylenebilir. Rousseau'nun dediği üzere, hiç kuşkusuz insanları işaret etmeden önce, devlerden söz edilmiştir.97 Gemiler önce yelkenleriyle işaret edilmiş ve ruh, "Psyche" ilkönce bir kelebeğin biçimini almıştır.98 Öylesine ki, konuşulan dilin olduğu kadar, yazının da tabanında keşfedilen şey, kelimelerin retorik mekânıdır: işaretin, temsilin çözümlenmesine göre, hiçbir unsurun üzerine, onun yakınlığının bir noktasının üzerine, benzer bir figürün üzerine konulma serbestisi. Ve eğer diller, fark ettiğimiz çeşitliliğe sahiplerse, eğer insan doğasının evrenselliğinden ötürü hiç kuşkusuz ortaklaşa olarak görülmüş olan ilkel adlandırmalardan hareketle, farklı biçimlerde serpilmeye hiç ara vermemişlerse, eğer her birinin kendi tarihi, kendi tarzları, kendi âdetleri, kendi unutkanlıkları olduysa, bütün bunların nedeni, kelimelerin yerlerı'nin zaman içinde değil de kökensel alanlarını bulabilecekleri, yer değiştirebilecekleri, kendi üzerlerine geri dönebilecekleri ve koskoca bir eğriyi yavaşça sergileyebilecekleri bir mekân'ın içinde bulunmuş olmasıdır: topologique (küresel) bir mekân. Ve böylece, bizatihi dilin üzerinde düşünülmesine başlangıç noktası olarak hizmet etmiş olan yere ulaşılmış olunmaktadır. Bütün işaretlerin arasında, dil ardışık olma özelliğine sahipti: bizzat bir kronolojiye mensup olmuş olmasından değil de, temsilin eşanlılığını ardışık seslilikler halinde sergilemesinden ötürü. Fakat, süreksiz unsurları çözümleyen ve birbiri ardı sıra açığa çıkaran bu ardışıklık, temsilin zihnin bakışına sunduğu mekânı kal etmektedir. Öylesine ki, dil temsil edilen dağınıklıkları çizgisel bir düzene sokmaktan başka bir şey yapmamaktadır. Önerme 97 Rousseau, Essai. ., age, s. 152-153.

163

98 üt Brosses, TraiU. ., age, s. 267. 180 Kelimeler ve Şeyler (cümle), retoriğin bakış için hissedilir kıldığı figürü açım-lar ve anlaşılır hale getirir. Dil bu küresel mekân içinde, bir yüklem ilişkisine izin veren bütün bu cins adlardan oluşmamıştır. Ve figürler, bu kelime çözümlemesi olmaksızın, sessiz, anlık kalacaklar ve anın parıltısı içinde görülecekler, sonra da hemen zamanın bile olmadığı bir karanlığın içine düşeceklerdir. Önerme (cümle) teorisinden türeme teorisine kadar, tüm klasik dil düşüncesi -"genel gramer" denilen şeyin tümü, şu basit cümlenin sıkı bir yorumundan ibarettir: "dil çözümler"-. Batının dil konusundaki tüm deneyi, XVII. yüzyılda burada terazilenmiştir -o zamana kadar dilin konuştuğu'na inanmış olan Batı deneyi-. vıı. DİL DÖRTGENİ Bitirmek üzere birkaç işaret. Dört teori -önerme (cümle), eklemleşme, adlandırma ve türeme-, bir dörtgenin parçaları gibidirler, ikişer ikişer zıtlaşmakta ve birbirlerini ikişer ikişer desteklemektedirler. Eklemleşme, henüz önermeden yana boş olan saf fiilsel biçime içerik vermektedir; onu doldurmakta, ama onunla tıpkı şeyleri farklılaştıran bir adlandırmanın onları bağlayan yüklemle zıtlaştığı gibi zıtlaşmaktadır. Adlandırma teorisi, eklemleşmenin bölümlere ayırdığı bütün adsal biçimlerin bağlanma noktasını açığa çıkarmaktadır; ama onunla, tıpkı anlık, jeste dayalı, dikine adlandırmanın genelliklerin bölümlere ayrılmasıyla zıtlaştığı gibi zıtlaşmaktadır. Türeme teorisi, kelimelerin sürekli hareketini onların kökeninden itibaren göstermekte; ama temsilin yüzeye kayması, bir kökü bir temsile bağlayan tek ve istikrarlı bağla zıtlaşmaktadır. Nihayet, türeme önermeye (cümleye) geri dönmektedir; çünkü o olmazsa adlandırma kendi üzerine büzülmüş olarak kalacak ve bir yüklem Konuşmak 181 yerine izin veren şu genelliği elde edemeyecektir; ancak türeme mekânsal bir biçime göre gerçekleşirken, önerme

164

(cümle) ardışık bir düzene göre cereyan etmektedir. Bu dikdörtgenin zıt tepelerinin arasında, diagonal ilişkilerin olduğunu kaydetmek gerekir. Önce eklemleşmeyle türeme arasında: eğer birbirleriyle çakışan veya birbirlerini içine oturan veyahut birbirlerine uyan kelimelerle, eklemleşmiş bir dil olabildiyse, bu durum, bu kelimelerin köken değerlerinden ve onları kurmuş olan basit adlandırma ey-leminden itibaren türemeye ara vermemeleri, değişken bir genişlik kazanmaları sayesinde olmuştur; bu genişleme tüm dil dörtgenini kat eden eksen boyunca olmuştur, bir dilin durumu, bu hat boyunca saptanmaktadır: dilin eklemleşme kapasitelerini belirleyen, onun ulaştığı türeme noktasıdır; tarihsel konum ve ayırımcılık gücü burada tanımlanmaktadırlar. Öteki diagonal, önermeden (cümleden) kökene gitmektedir, yanı bütün yargılama eylemlerinin içinde sarmalanmış olan iddiadan, her adlandırma eylemi tarafından içerilen işaret etmeye doğru gitmektedir; kelimelerin temsil ettikleri şeylerle olan ilişkileri, işte bu eksen boyunca kurulmaktadır: kelimelerin temsilin varlığından başka bir şeyi asla söylemedikleri, ama her zaman temsil edilen bir şeyi adlandırdıkları burada ortaya çıkmaktadır. Birinci diagonal, dilin özelleşme gücü içindeki gelişimini, ikincisi, dilin ve temsilin sonsuz açılışımını vurgulamaktadır -fiilsel işaretin her zaman bir temsili temsil etmesine olanak veren ikızlenme-. Kelime, bu son hat üzerinde ikame olarak (temsil etme gücüyle birlikte), ikincisinin üzerinde ise, unsur olarak (bileşme ve çözülme gücüyle birlikte) işlev görmektedir. Bu iki diagonalin kesişme noktasında, dörtgenin merkezinde, temsilin ikizlenmesinin çözümlenme olarak keşfedildiği ve ikamenin paylaştırma gücüne sahip olduğu yerde, buna bağlı olarak genel bir temsil tcucinomia'sının 182 Kelimeler ve peyler yerleştiği yerde ad vardır. Adlandırmak, aynı anda hem bir temsilin fiılsel temsilini vermek hem de onu genel bir tablonun içine yerleştirmektir. Tüm klasik dil teorisi bu ayrıcalıklı ve merkezi varlığın etrafında düzene girmektedir. Dilin bütün işlevleri onda kesişmektedirler, çünkü temsiller bir cümlenin içinde ancak onun aracılığıyla yer alabilirler. Öyleyse, söylem de bilgiyle onun aracılığıyla eklemleş-mektedir. Tabii ki, yalnızca yargı yanlış veya

165

doğru olabilir. Fakat eğer bütün adlar tam kesin olsalardı, üzerine dayandıkları çözümleme tamamen yansıtıcı nitelikte olsaydı, eğer dil "iyi kurulmuş" olsaydı, doğru yargıları telaffuz etmekte hiçbir güçlük çekilmeyecekti ve hata, meydana geldiği durumda, cebirsel hesaptaki kadar kolayca ortaya çı-kabilecekti ve o kadar aşikâr olacaktı. Fakat çözümlemenin yetersizliği ve türemenin tüm kaymaları, çözümleme, soyutlama veya gayri meşru bileşimlere adlar dayatmıştır. Eğer kelime kendini bir temsilin temsili olarak sunmasaydı, bunun sakıncası olmazdı (tıpkı masal devlerine bir ad yakıştırılması gibi): öylesine ki, temsil ettiği şeyin olabilirliğini iddia etmeksizin bir kelimeyi -istediği kadar soyut, genel ve boş olsun- düşünmek mümkün değildir. İşte bu nedenden ötürü, ad, dil dörtgeninin ortasında, hem dilin bütün yapılarının oraya doğru yoğunlaştıkları nokta (kelime dilin en derin, en iyi korunmuş biçimi, tüm anlaşmalarının, bütün kurallarının, bütün tarihinin saf içsel sonucudur), hem de her dilin ondan itibaren, gerçeklikle, orada yargılanacağı bir ilişkiye girebildiği nokta olarak ortaya çıkmaktadır. Tüm klasik dil deneyi burada düğümlenmektedir: aynı ânda hem bilim hem de talimat, hem kelimelerin incelenmesi hem de onların ihdas edilmeleri, kullanılmaları, temsili işlevleri içinde ıslah edilmeleri için kural olan gramatikal çözümlemenin tersine dönebilirlik karakteri; felsefenin Hobbes'tan ldeoloji'ye kadarki temel adcılığı, bir dil Konuşmak 183 eleştirisinden ve Malebranche'ta, Berkeley'de, Condillac'ta, Hume'da görülen şu genel ve soyut kelimeler karşısındaki çekinme tavrından ayrılamaz nitelikteki adcılık; şeylerin bizzat kendilerinin, ya tamamen keyfi, ama tamamen yansıtan (yapay dil) bir sistemle ya da çok doğal olduğu için, düşünceyi tıpkı çehrenin bir tutkuyu yansıtmasında olduğu gibi aktaracak bir dille (Rousseau, Dialoglarmm birincisinde, bu dolaysız işaretlerden meydana gelmiş olan dilin düşünü kurmuştur) hiçbir bulanıklık olmadan adlandırıla-cakları, tamamen şeffaf bir dile ilişkin büyük ütopya. Klasik söylemin tümünü düzene sokanın Ad

166

olduğu söylenebilir; konuşmak veya yazmak, şeyleri söylemek veya kendini ifade etmek değildir, dille oynamak değildir; adlandırmanın hükümran eylemine doğru yol almak, dil boyunca ilerleyerek, şeylerin ve kelimelerin ortak özleri içinde birbirlerine bağlandıkları ve onlara bir ad verilmesine izin veren yere kadar gitmektir. Fakat bu ad, bir kez telaffuz edil-dikten sonra, ona kadar ulaştırmış olan veya ona ulaşmak ıçm kat edilmiş bulunan bütün dil, onda erimekte ve içinde hep bu sınıra yönelmekte, ama ancak ondan uzaklaşarak ayakta kalabilmektedir. Ad'm, sürekli beslenen gerginliğine doğru yol almaktadır. Bu nedenden ötürü, bizatihi kendi olabilirliği içinde, burada retoriğe, yani adı çevreleyen, onu temsil ettiğinin çevresinde titreşime sokan, adlandırdığı şeyin unsurlarını veya yakınlığını veya benzeşmelerini açığa çıkaran bütün bu mekâna bağlanmıştır. Söylemin kat ettiği figürler, son anda gelerek onları dolduran veya ilga eden adın gecikmesini sağlamaktadırlar. Ad, söylemin sonu'dur. Ve bütün klasik edebiyat, belki de bu mekâna, bu harekete, her zaman korkutucu olan bir ada ulaşmak için yerleşmiştir; ad korkutucudur, çünkü onu tüketerek, konuşma olabilirliğini öldürmektedir Dil deneyini, Prıncesse de Cleves'in çok iyi bilinen itirafından, julictte'in dolaysız şiddetine kadar taşımış olan işte bu harekettir. Adlandırma 184 Kelimeler \e Şeyler burada kendini, nihayet en basit çıplaklığı içinde sunmakta ve şimdiye kadar onu gerilim içinde tutmakta olan retorik biçimleri sallamakta ve hep tekrarlanan aynı adların, asla sınıra ulaşma olanağı olmaksızın, kat ederek tükendik-leri arzunun belirsiz biçimleri haline gelmektedirler. Klasik edebiyatın tümü, adın temsilinden, adm bizzat kendine doğru giden hareketin içine yerleşmekte; aynı şeyleri başka temsillerle adlandırma gayretinden (bu süslü anlatımdır) vazgeçerek, nihayet uzak kelimelerin kıvrımları içinde uyku halinde kalmış doğru anlamlara yönelmektedir. Beşinci Gczmti'nin dilinin onlar için kendiliğinden ber-rak hale geldiğini şu ruhun sırları, şu şeylerin ve bedenin sınırlarında doğmuş olan şeyler böyledirler. Romantizm, şeyleri kendi adlarıyla adlandırmayı

167

hem özü hem vaat ve hammadde olduğu tek an hoşgörüyle karşılanamayan ve uzun zaman gizli kalmış-. dil şeyin kabalığı içinde su yüzüne çıkmıştır. o halde. teorik bölümlemelere (önerme (cümle). Fakat bizatihi bu olgudan ötürü. ve XVIII. rolü dili ham varlığı içinde açık etmek olan. bütün klasisizm bu noktaya yönelmekteydi: Hugo. edebiyattır. Onları çözümlemek. söylemediği şeyi ona gösterecek özel bir güzellik yoktur. Aslında. Söz konusu olan. Adm. ya da insanların dil hakkında düşünebildiklerinin genel profilini çıkarmak anlamına gelmiyordu. Adın bu klasik ayrıcalığının çevresinde. yüzyılların gramer kavrayışlarının bir tarihini yapmak. ad dilin ödülü olmaktan çıkmıştır. kanıttan kanıta atlamayan bir söylev olacaktır. ama sürekli olarak bitiştirmek olan "fiil"ine zıt olarak) adını verecektir. ortaya çıkış. Sade ile birlikte. kesintisiz bir başat mırıltı rolü oynaması buradan kaynaklanmaktadır. hem dilin tamamına erdirilmesi. Sade'm eserinin bizim kültürümüzde. Nihayet kendi için telaffuz edilen adın bu şiddetiyle birlikte. işlevi dili temsilin varoluşuyla gizlice. yüzyıl Söz (klasiklerin. adın egemenliğinden kurtulmakta. onun etrafında bir süs randosu meydana getiriyor olmaktan çıkmaktadır. Kanaatlerin ortak paydasını hesaplamak değil de. XIX. XVII. dilin hangi koşullar altında bir bilginin nesnesi haline gelebildiğini ve bu epistemolojik alanın hangi sınırların içinde ser-gilenebildiğim belirleyebilmekti. Ve bu varlığı elinde tutan ve onu kendi için serbest bırakan söylem.öğrendiğini düşündüğü için. bir önceki çağdan koptuğuna inanacaktır. "söylevin" diğer "parçaları" da sırayla özerkliklerini kazanmakta. yatışma ve belirsiz yeniden başlama yeri olduğu arzu tarafından tüm kapsamı boyunca kat edildiğinde ortaya çıkmıştır. eklemleşme. o sıralarda dil deneyi olmuş olan şeyin sınırlarını tanımlamaktadırlar. dil 168 . Konu$mah 185 Dilin bu kendine özgü varlığına. Ve artık dili adın kıyısında ve çevresinde "tutacak". Voltaire'in vaadini gerçekleştirmiştir. onun esrarlı malzemesi haline gelmiştir. adlandırma ve türeme).

üzerindeki kanaatlerin -şu veya bu kanaatler— ne'den itibaren mümkün olabilecekleri;< ni belirlemek. İşte bu nedenden ötürü, bu dörtgen iç bir bi-| çimden daha çok, bir çevre resmetmekte ve dilin kendine • dışsal ve gerekli olanla nasıl arapsaçı gibi dolandığını göstermektedir. Dilin ancak önerme (cümle) sayesinde olabildiği görüldü: olmak fiilinin hiç değilse örtülü varlığı ve izin verdiği yüklem ilişkisi olmaksızın, karşımızdaki şey dil değil de, diğerleri gibi işaretler olacaktır. Önermesel (cümlesel) biçim, dilin koşulu olarak, bir özdeşlik veya farklılık ilişkisinin iddia edilmesini koymaktadır: ancak bu ilişkinin mümkün olması ölçüsünde konuşulmaktadır. Fakat diğer üç teorik bölüm tamamen farklı bir talebi karşılamaktadır: kelimelerin kökenlerinden hareketle türeyebilmeleri için, bir kökün anlamına kökensel bir aidiyetinin olabilmesi için ve nihayet, temsillerin eklemleşmiş bir bölümlenmele-rinin olabilmesi için, daha en dolaysız deneyden itibaren, şeylerin benzeşen bir uğultusunun, kendilerini daha işin başında sunan benzerliklerin olması gerekir. Eğer her şey 186 Kelimeler ve Şeyler mutlak çeşitlilik olsaydı, düşünce özelliklere bağlanırdı ve tıpkı Condillac'm heykeli gibi, hatırlamaya ve karşılaştırmaya başlamadan önce, kendini mutlak çeşitliliğe ve mutlak tekdüzeliğe teslim ederdi. Ne bellek, ne mümkün hayal gücü ne de buna bağlı olarak düşünce olurdu. Ve şeyleri birbirleriyle karşılaştırmak, özdeş çizgilerini tanımlamak ve bir cins ad oluşturmak olanaksız olurdu. Dil olmazdı. Eğer dil varsa, bunun nedeni, özdeşliklerin ve farklılıkların altında, doğal sürekliliklerin, benzerliklerin, tekrarların, kesişmelerin tabanının bulunmasıdır. XVII. yüzyılın başından itibaren bilgiden dışlanmış olan benzerlik, hep dilin dış kenarını meydana getirmektedir: çözümlenebilecek, düzene sokulabilecek ve tanımlanabilecek alanı kuşatan halka. Söylem mırıltıyı dağıtmakta, ama o olmadan konuşamamaktadır. Şimdi, klasik deneyin içinde dilin sağlam ve sıkı birli-

169

ğinin ne olduğu kavranabilir. Benzerliği önermesel (cümlesel) ilişkisinin içine, eklemleşmiş bir adlandırmanın aracılığıyla dahil eden odur. Yani, olmak fiiliyle kurulduğu ve adlar şebekesi aracılığıyla açığa çıkartıldığı haliyle, bir özdeşlikler ve farklılıklar sisteminin içine. Klasik "söylem"in temel görevi, şeylere hır ad yakıştırmak ve onların varlıklarını bu adla adlandırmaktır. Batı söylemi iki yüzyıl boyuna, ontolojinin yeri olmuştur. Her genel temsilin varlığını adlandırdığında, felsefe olmaktaydı: bilgi teorisi ve fikirlerin çözümlenmesi. Temsil edilen her şeye uygun düşen adı yakıştırdığında ve tüm temsil alanında, iyi yapılmış bir dil şebekesine sahip olduğunda, bilimdi -ad verme ve taxinomia-. BEŞİNCİ AYIRIM Sınıflandırmak Ov I. TARİHÇİLERİN SÖYLEDİKLERİ Fikir veya bilim tarihleri -burada yalnızca aktarma profilleri altında işaret edilmişlerdir-, XVII. ve özellikle XVIII. yüzyılda yeni bir meraka yer vermişlerdir: hayat bilimlerini keşfetmelerine değilse bile, bu bilimlere o zamana kadar görülmemiş bir genişlik ve kesinlik sağlamalarına yol açanı. Bu olguya, geleneksel olarak belli sayıda neden ve birçok öze ilişkin dışavurum atfedilmektedir. Kökenler veya nedenler cephesine, gözleme ilişkin yeni ayrıcalıklar yerleştirilmektedir: Bacon'dan beri gözleme atfedilen güçler ve mikroskobun icadının bu gözleme sağladığı teknik iyileşmeler. Bir rasyonellik modeli sağlayan fizik bilimlerin, o sıralarda yeni olan prestiji de bu cepheye konulmaktadır; deney ve teori aracılığıyla, hareket yasalarını veya ışıklı ışınların yansıma yasalarını çözümlemek 188 Kelimeler ve $eyler mümkün olduğundan, canlıların daha karmaşık, ama komşu alanını örgütleyen yasaları deneyler, gözlemler veya

170

hesaplamalar aracılığıyla aramak olağan değil miydi? Daha sonra bir engel haline gelen kartezyen mekanistlik, ilk önce bir aktarım aracı gibi olmuş ve biraz da kendine rağmen, mekanik rasyonellikten, canlılannki olan şu diğer rasyonelliğin keşfine yönelmiştir. Fikir tarihçileri, çeşitli dikkat-leri biraz karışık bir şekilde olmak üzere, gene nedenler cephesine yerleştirmektedirler: tarıma yönelik ekonomik ilgi; Fizyokrasi bunun bir tanığıdır, ama bir tarım bilimi oluşturma konusundaki gayretler de tanıklık etmektedirler; ekonomi ile teorinin ortasında yer alan, egzotik hayvan ve bitkiler karşısındaki dikkat, bunları Avrupa'da yetiştir-meye uğraşmakta ve büyük araştırma ve keşif gezilerinin -Tournefort'un Ortadoğu'da, Adanson'un Senegal'de yaptıkları- aktardıkları tasvirler, gravürler ve örneklerden bes-lenmektedir; ve sonra, özellikle doğanın ahlaki olarak değerlendirilmesi ve önceki dönemlerde uzun süre ihmal edilmiş olan toprağa para ve duygu "yatırılmasına" -aris-tokratlar veya burjuvalar tarafından- neden olan şu ilkesi itibariyle ikircikli hareket. Rousseau XVIII. yüzyılın ortasında, araştırma yapmak üzere bitki toplamaktadır. Tarihçiler daha sonra, dışavurumlar siciline bu yeni hayat bilimlerinin ve o zaman söylendiği üzere, onları yö-netmiş olan "zihniyet"in kazandıkları çeşitli biçimleri kay-detmektedirler. Bunlar önce, Descartes'm etkisiyle, XVIII. yüzyılın sonuna kadar mekanist olmuşlardır; o sıralar taslağı ancak şöylesine belirlenmiş olan bir kimyaya yönelik ilk çabalar onları damgalamış olmalıdır, fakat hayata ilişkin temalar XVIII. yüzyılın tümü boyunca, nihayet yekpare bir doktrin içinde kendilerini formüle etmek üzere, ayrıcalıklarını kazanmışlar veya yeniden kazanmışlardır -bu "haya-ta ilişkin temalar", biraz değişik biçimlerde olmak üzere, Sınıflandıımak 189 Bordeu ve Barthez tarafından Montpellier'de, Blumenbach tarafından Almanya'da, Diderot, sonra da Bichat tarafından Paris'te vaaz edilmektedirler-. Bu farklı teorik rejimlerin içinde, hemen her zaman aynı sorular sorulmuş, bunlara her seferinde farklı çözümler getirilmiştir: canlıları

171

sınıflandırma olanağı -Linne gibi bazıları doğanın bir taxino~ mia'nm içine girebileceğini, Buffon gibi diğerleri doğanın bu kadar katı bir çerçeveye uyamayacak kadar çeşitli ve zengin olduğunu savunmaktaydılar-; önoluşum yanlıları olan daha mekanistler ve tohumların özgül bir gelişimine inanan diğerleriyle birlikte, oluşum süreci; işlevlerin çözümlenmesi (Harvey'den sonra kan dolaşımı, duyu, kas hareketliliği ve yüzyılın sonuna doğru solunum). insanların kanaat ve tutkularını, aynı zamanda akıl yürütmelerini de bölen büyük münakaşaları, bu sorunlar ve yol açtıkları tartışmalar boyunca yeniden oluşturmak, tarihçiler için bir oyundur. Böylece, her biçimin altına ve bütün hareketlerin içine, kendi yolunun basitliğini, esrarını ve taleplerini yerleştiren bir ilahiyat ile, daha şimdiden doğanın özerkliğini tanımlamaya uğraşan bir bilim arasındaki başat bir çatışmanın izinin bulunduğuna inanılmaktadır. Aynı zamanda, astronominin, mekaniğin ve optiğin eski önceliğine aşırı bağımlı bir bilimle, daha şimdiden hayat alanında indirgenemez ve kendine özgü olabilecek şeyin varlığından kuşkulanan bir başka bilim arasındaki çelişki de keşfedilmektedir. Tarihçiler son olarak da, doğanın hareketsizliğine -özellikle Tournefort ve Linne'nin tarzmda-inananlar ile, Bonnet, Benoit de Maillet ve Diderot ile daha şimdiden hayatın büyük yaratıcı gücünü, tükenmez dönüşebilme iktidarını, biçime girebilme kolaylığını ve tüm üre-timlerini -biz de dahil- hiç kimsenin egemen olamadığı bir zamanın kuşattığı şu olayların akıntısı yönünde gitmesini hissedenler arasındaki zıtlığı, sanki kendi gözleri önünde 190 Kelimeler ve Şeyler cereyan ediyorlarmışçasına resmoluyor olarak görmektedirler. Evrimcilik konusundaki büyük tartışma, Darvin'den ve Lamarck'tan çok önceleri, Telliamed, Palingene-sie ve ie Reve d'Alembert'le başlamıştır. Sürekli olarak birbirlerine yaslanan veya birbirini reddeden mekanistlik ve ilahiyat, klasik çağı kökenine en yakın

172

noktada -Descartes ve Malebranche'ın cephesinde- tutmaktadırlar; bunun karşısında dinsizlik ve hayata ilişkin karmakarışık bir içe doğmalar bütünü de birbiriyle çatışma (Bonnet'de olduğu gibi) veya işbirliği (Diderot'da olduğu gibi) halinde olup, onu en yakın geleceğine doğru çekmektedirler: XVIII. yüzyılın henüz karanlık ve birbirlerine zincirlenmiş girişimlerini, pozitif ve rasyonel bir bilim halinde tamamına erdirerek bu hayat bilimini, kendine özgülüğünün en canlı noktasında ve onunla -bilgimizin nesnesi- onu tanımak için orada olan bizim aramızda tedavül eden şu biraz da yeraltına mensup olan sıcaklığı sürdürebilmek için rasyonelliği feda etme ihtiyacını duymaktan çıkardığı varsayılan şu XIX. yüzyıla doğru. Böylesine bir yöntemin varsayımlarına geri dönmenin bir yararı yoktur. Burada sonuçlarını göstermek yeterli olacaktır: sınıflandırma girişimleri ve mikroskopik gözlemler kadar çeşitli araştırmaları birbirlerine bağlayabilecek şebe-keyi kavrama güçlüğü; canlı türlerin hep aynı olduklarını ve hiçbir evrim geçirmediklerini savunanlarla tersini düşü-nenler veya yöntemciler ile sistem yanlıları arasındaki çatışmaları gözlem olguları olarak kaydetme gereği; birbirlerine yabancı olmalarına rağmen, birbirlerine dolanan iki bilgi dokusunu ayırma zorunluğu: bunlardan birincisi zaten bilinen (Aristotelesçi veya skolastik miras, kartezyanizmin ağırlığı Newton'ın prestiji), diğeri de henüz bilinmeyen (evrim, hayatın kendine özgülüğü, organizma kavramı) tarafından temsil edilmektedir; ve özellikle de, bu bilSımflandırmah \ç\ giye nazaran tamamen anakronik olan kategorilerin uygulanması. Bütün bunların en önemlisi, tabii ki hayat katego-risidir. XVIII. yüzyılın biyoloji tarihleri yazılmak istenmiş- | tir, ama o dönemde biyolojinin var olmadığı ve bilginin bizim yüz elli yıldan beri alışık olduğumuz bölümlenmesinin eski bir dönem için geçerli olamayacağı fark edilememiştir. Ve biyolojinin bilinmiyor olmasının basit bir nedeni bulunmaktaydı: çünkü hayatın bizzat kendi yoktu. Yalnızca, do-

173

ğa tarihi tarafından oluşturulmuş bir bilgi tablosundan görülen canlı varlıklar vardı. II. DOĞA TARİHİ Klasik çağ nasıl olmuştur da, şimdi bize geçerliği ve bizatihi birliği çok uzak ve çoktan bulamklaşmış olarak gözük- | mekte olan bu "doğa tarihi" alanını tanımlayabilmiştir? Doğanın, kapsadığı bireylerin tasnif edilmelerine izin vere- cek kadar kendine yakın ve bu tasnifin çözümleme ve dü- 1 şünme yoluyla yayılmasına izin verecek kadar kendine ™ uzak olarak görüldüğü bu alan nedir? Doğa tarihinin kartezyen mekanistliğin serpintilerinin altında doğduğu izlenimine sahip olunmaktadır —ve bu sıklıkla söylenmektedir-. Sonunda dünyanın tümünün, düz hat üzerindeki hareketin yasalarının içine sokulmasının olanaksız olduğu ortaya çıkınca, bitki ve hayvan âlem-lerinin karışıklığı yaygın özün basit biçimlerine yeteri kadar direnince, doğanın kendini garip zenginliği içinde dışa vurması gerekmiştir; ve canlı varlıkların özenle incelenmesi, kartezyanizmin henüz çekildiği bu alanda ortaya çıkmış olmalıdır. Ama işler ne yazık ki bu basitlik içinde cereyan etmemektedir. Bir bilim bir başkasından doğmuş olabilir -ama bunun incelenmesi gerekir-; fakat bir bilim asla bir başkasının yokluğundan, ne başarısızlığından, ne de hatta 192 Kelimeler ve Şeyler onun rastladığı bir engelden doğabilir. Doğa tarihinin Ray, Jonston, Chrıstopher Knaut ile birlikte olabilirliği, fiili durumda kartezyanizmin başarısızlığının değil de, bizzat kendinin çağdaşıdır. Aynı episteme hem Descartes'dan d'Alem-

174

bert'e kadar mekaniğe, hem de Tournefot'dan Daubenton'a kadar doğa tarihine izin vermiştir. Doğa tarihinin ortaya çıkabilmesi için, doğanın kalınlaşması, karanlıklaşması ve ölçülmesine, hesaplanmasına ve açıklanmasına imkân olmadan, ancak resmedilebilen ve tasvir edilebilen bir taribin ışık geçirmez ağırlığını kazanması değil, ama bunun tamamen tersine, Tarih'in doğal olması gerekmiştir. XVI. yüzyılda ve XVII. yüzyılın ortasına kadar olan sürede var olanlar, tarihlerdi: Belon bir Kuşların Doğasının Tarihi; Duret bir Bitkilerin Hayranlık Veren Tarihi; Aldrovandi bir Yılanlar ve Ejderhalar Tarihi'ni yazmış-lardı. Jonston 1657'de bir Dörtayaklılarin Doğal Tarihi'ni yayımlamıştır. Tabii ki, bu doğum tarihi kesin değildir;1 burada yalnızca bir atıf noktasını belirlemesi ve bir olayın aşikâr esrarını uzaktan işaret etmesi için verilmiştir. Bu olay, artık birbirlerinden farklı hale gelen iki düzenin, Historia alanındaki ani anlaşmalarıdır. Tarih Aldrovandi'ye ge-lininceye kadar, şeylere ilişkin olarak görülebilen ve onlarda keşfedilen veya onların üzerine bırakılmış olan bütün işaretlerin, tamamen yekpare ve çözülemez dokusuydu: bir bitkinin veya bir hayvanın tarihini yapmak, onun unsurlarının veya organlarnın neler olduklarını, ona benzer olarak bulunabilen şeyleri, ona atfedilen hassaları, içine karıştığı efsane ve öyküleri, üzerlerinde yer aldığı armaları, onun özünden imal edilen eczaları, sağladığı gıdaları, eskilerin ona ilişkin olarak aktardıklarını, seyyahların ona ilişkin olarak anlatabıldiklerini söylemek demekti. Canlı bir varlığın tarihi, bizzat bu varlığın, onu dünyaya bağlayan tüm 1 J. Ray, 1686da bir Historia Plantarum Generahs yazmıştır. Sınıflandırmak 193 semantik şebeke içindeki kendisiydi. Bizim için aşikâr olan, gördüğümüz ile başkalarının gözledikleri ve aktardıkları, nihayet diğer başkalarının hayal ettikleri veya safça inandıkları arasındaki paylaşım; Gözlem, Belge ve Masal arasındaki, görünüşte çok basit ve fazlasıyla dolaysız üçlü ayırım o sıralarda yoktu. Ve bunun olmamasının nedeni, bilimin

175

rasyonele yatkınlık ile safça inanılan geleneğin ağırlığı arasında tereddüt etmesi değil de, çok daha kesin ve zorlayıcı bir durumdur, işaretler şeylerin parçasını meydana getirmekteydiler, oysa XVII. yüzyılda bunlar temsil tarzları haline gelmişlerdir. Jonston, Dör tay aklılar in Doğal Tarihi'm yazdığında, acaba bu konuda, Aldrovandi'nin yarım yüzyıl önce bildiklerinden daha fazlasını mı biliyordu? Çok daha fazlasını değil, demektedir tarihçiler. Ama, sorun burada değildir veya eğer bu terimler içinde sorulmak istenirse, Jonston'un bu konuda Aldrovandi'den çok daha az şey bildiği cevabını vermek gerekir. Aldrovandi, incelenen her hayvana ilişkin olarak, onun anatomisini ve yakalama biçimlerini, alle-gorik kullanımını ve üreme tarzını, yaşadığı yerleri ve efsa-nelerdeki konumunu, gıdalarını ve onu işe koşmanın en iyi biçimini, aynı düzlemde olmak üzere sergilemekteydi. Jonston, "at" başlığını taşıyan bölümü on iki kesime ayırmaktadır: ad, anatomik bölümler, yaşadığı yer, yaşlar, üreme, ses, hareketler, sempati ve antipati, yararlı olduğu işler, tıpta kullanımı.2 Aldrovandi'de bunların hiçbiri eksik değildi, üstelik fazlası vardı. Ve esas fark bu eksilme'dedir. Tüm hayvansal semantik, ölü ve yararsız bir parça gibi düşmüştür. Hayvana dolanmış olan kelimeler çözülmüş ve sökülmüştür ve canlı varlık, anatomisi, biçimi, âdetleri, doğumu ve ölümü itibariyle, çıplakmışçasına ortaya çıkmaktadır. Doğal tarih yerini, şimdi şeylerle kelimelerin ara-2 Jonston, Histria Naturelis Quadnpedius, Amsterdam, s. l-ll, 1657. 194 Kehmeler ve peyler sında açılmış olan bu aralıkta -her tür sözel çökeltiden arınmış olan, ama tüm haklara sahip olarak adlandı nlabi-len temsili unsurlarına göre eklemleşmiş, sessiz mesafe—bulmaktadır. Şeyler söylemin kıyılarına kadar yanaşmakta-dırlar, çünkü temsilin oyuğunda belirmektedirler. Demek ki, hesaplama yapmaktan vazgeçildiği anda, sonunda gözlem yapmaya başlanmakta değildir. İçinde geliştiği ampirik iklimle birlikte, doğal tarihin oluşumunda, başka bir yerde doğanın gerçeğini gizlemekte olan bu bilgiye girilmesini ister istemez zorlayan bir deneyi görmemek gerekir; doğal tarih -ve işte bu nedenden

176

ötürü, tam da bu anda ortaya çıkmıştır-, adlandırma olabilirliği üzerinde öndeyişte bulunan bir çözümleme aracılığıyla temsilin içinde açılan mekândır; söylenebilecek, ama eğer daha sonra şeyler ile kelimeler daha işin başında bir temsil halinde iletişimde bu-lunmazlarsa, uzaktan ne söylenebilecek, ne de görülebilecek olan şeyin görülebilme olabilirliğidir. Linne'nin doğa tarihine Jonston'dan çok sonraları önereceği betimsel düzen, çok karakteristiktir. Ona göre, herhangi bir hayvanı ele alan her bölüm, şu yolu izlemelidir: ad, teori, cins, tür, yüklemler, kullanımı ve bitirmek üzere, Litteraria. Şeylerin üzerine zaman tarafından bırakılmış olan dilin tümü, söylemin kendi kendini anlatacağı ve keşifleri, gelenekleri, inançları, şiirsel biçimleri aktaracağı bir sınıra, bir eklenti olarak sürülmüştür. Bu dilin dilinden önce, şeyin bizzat kendi, kendine özgü karakterleri içinde, ama daha işin başında ad tarafından bölümlere ayrılmış olan şu gerçekliğin içinde ortaya çıkmaktadır. Klasik çağda bir doğa biliminin ihdas edilmesi, başka bir yerde oluşmuş olan bir rasyonelliğin (geometri veya mekaniğe ilişkin olarak) aktarılmasının doğrudan veya dolaylı sonucu değildir. Bu, genel işaretler teorisine ve evrensel mathesis tasarısına bağlı olmasına (ama, korelasyon ve eşanlılık tarzı üzerinde) rağmen, Sınıflandırmak 195 kendine özgü mimarisi olan, ayrı bir oluşumdur. Eski tarih kelimesi böylece değer değiştirmiş ve belki de, eski anlamlarından birine yeniden kavuşmuştur. Her halü kârda, eski Yunan düşüncesinde tarihçinin, gören ve gördüğünden hareketle anlatan kişi olduğu doğruysa da, bizim kültürümüzde hep böyle olmamıştır. Hatta bu rolü çok geç, klasik çağın eşiğinde üstlenmiş veya yeniden üstlenmiştir. Tarihçi XVII. yüzyılın ortasına kadar, belgeleri ve işaretleri -dünyada bir damga olarak bulunabilecek her şeyi- devşirmekle görevliydi. Gömülü kalmış olan bütün kelimelere konuşma olanağını yeniden vermekle yükümlü olan oydu. Varlığı, bakıştan çok yeniden söylemeyle, sağır-laştırılmış birçok sözün yeniden telaffuz ettikleri ikinci bir konuşmayla tanımlanmaktaydı. Klasik çağ tarihe tamamen başka bir anlam vermiştir: ilk kez olmak üzere, bizatihi şeylerin kendilerinin üzerlerine özenli bir bakış yöneltmek ve daha sonra, devşirdiklerini düz, tarafsız ve sadık kılınmış

177

Doğa tarihi koleksiyonu ve bahçesi. ilk oluşan tarih biçiminin doğa tarihi olmuş olduğu anlaşılmaktadır. yüzyılın şeylerin bu saf tablosundan sonra. Ve bu mekânların ve bu "doğal" dağıtımların. metinler veya arşivler değil de. gerçek veya yapmacık döğüşlerde. Yeni bir tarih yapma biçimi. Çünkü. zamandışı bir dörtgendir. Botanik bahçelerinin ve hayvan koleksiyonlarının kurulmasının. klasik çağda düzenlendikleri biçimiyle. bahçelerdir. Aslında. efsanelerin oynanmasında yer alıyorlar ve yaşı olmayan hayvan hikâyeleri biçiminde ortaya çıkıyorlardı. bu tarih kurulmak için. kendilerini birbirlerinin yanı başında. görülebilir yüzeyleriyle sundukları. ortak çizgilerine göre yakınlaştırıldıklan ve bu durumdan ötürü daha şimdiden potansiyel olarak çözümlenebildikleri ve sadece kendi adlarını taşıdıkları. yüzyılın sonunda kelimelerin. şeyleri hem bakışa hem de söyleme bağlamanın yeni bir biçimidir. kısacası. "gösteri"nin sirk biçimli geçit resminin. egzotik bitki ve hayvanlara yönelik yeni bir merakı belirlediği sıklıkla soy196 Kelimeler ve Şeyler lenmiştir. Bu "arındırma" nın içinde. Bu tiyatrolardan bu kataloglara kayan şey. düellolarda. bu tarihin yeri. Rönesasta hayvanların tuhaflığı bir gösteriydi. belgelerin. kelimelerin üzerinde konuşabilmenin yenilenmiş olabilirliğini bulabileceği bütün bir tarih 178 . şeylerin çakıştıkları aydınlık mekânlardır: bitki derlemeleri. varlıkları her tür yorumdan ve etraftaki her cins konuşmadan arınmış olarak. XVIII.kelimelerin içinde aktarmak. onların görülebildiği ve buradan hareketle tasvir edildiği mekândır. bunlar uzun zamandan beri merak ko-nusuydular. Değişen şey. dillerin. arşivlerin sınıflandırılması. yalnızca şeylerin bizzat kendilerine aracısız uygulanan kelimelerden başka bir şeye ihtiyaç duymamaktadır. bilme isteği değil de. şeylerin "tablo" halinde sergilenmesi-nin yerine geçmiştir. koleksiyonlar. köklerin. Bu yeni tarihin belgeleri başka kelimeler. bayramlarda. XIX.

içeriklerin. canlılar arasında kurulamyla aynı tipten bir düzenin dahil edilmesinin bir biçimini temsil etmektedir. geçmişe. Öyleyse. III. klasik çağın sonunda. işte bu sınıflandırılmış zamanın. Tournefort ile birlikte. çoktan yerleşmiş bir dilin içine ve bıraktığı izlerin içine. bu çerçevelenmiş ve mekânsallaştmlmış oluşun içinde girişeceklerdir. envanterlerin düzenlenmesi. zamana. Görünüşteki basitliği ve sıradan ve şeylerin aşikârlığı tarafından dayatıldığı kadarıyla uzaktan saf olarak gözüken edası buradan kaynaklanmaktadır. ancak şeylerin ve dilin aynı olmaları ölçüsünde var olmaktadır. yüzyıl tarihçileri.ortamının (kelimenin şimdi alışık olduğumuz anlamı içinde) oluşturulması açısından kazandıkları metodolojik önem bilinmektedir. zamanın fışkıran şiddetine iade edilmiş bir tarih. Doğa tarihi. ama bakışların bir cins yenilmesi olanaksız dalgınlığı karşısında sessiz kalmış olan her şeyin nihayet söylenilmeye başladığı 179 . bunların sınıflandırılmaları.yazma işine. doğa tarihininki kadar pozitif ve nesnel sayılacak bir tarzda söz edebilme olabilirliğini de burada bulmuştur. Yazılı malzemenin giderek daha tam bir şekilde korunması. tarihin derinliğine yönelik yeni bir duyarlıktan çok. dili bakışın olabildiğince yakınma ve bakılan şeyleri de kelimelerin olabildiğince yakma getirebilmesi için. katalogların. her zaman görünür olan. Linne veya Buffon ile birlikte. Ve XIX. nihayet "doğru" bir tarihi Sınıflandırmak 197 -yani klasik rasyonellikten. görülebilenin adlandırılmasından başka bir şey değildir. olabilirlik koşulu olarak şeylerin ve dilin ortaklaşa bir şekilde temsile mensubiyetlerini gerektirmektedir. arşivlerin oluşturulması. Ve XIX. kütüphanelerin yeniden düzenlenmeleri. yüzyıl kelimelerden artık yorum üslubunda değil de. fakat görev olarak. bu mesafeyi azaltmak zorundadır. YAPI Böylece düzene sokulan ve anlaşılan doğal tarih. onun düzenlemesinden ve ilmi ilahisinden kurtarılmış.

ama aynı zamanda zevk ve tat da dışlanmıştır. değişkenlikleriyle. bu en kuşkulu uçlar tarafından kısıtlanıp. biçimler. yüzyıldan itibaren. evrensel olarak kabul edilebilecek unsurlar halinde bir çözümlemeye olanak vermemektedir. klasik çağın olabilecek en az şeyi görmeye değilse bile. doğa tarihinin olabilirlik koşullarını ve onun süzgeçten geçmiş kesimlerini -hat-lar. Dokunma duyusunun bazı oldukça aşikâr zıtlıklarla (örneğin düz ve pürtüklü gibi) sınırlandırılması. yeni bir görülebilirlik alanı tüm kalınlığı içinde oluşmuştur. görme duyusunun adeta eşsiz ayrıcalığı. kabartılar-. Belki de. çünkü bunlar belirsizlikle198 Kelimeler ve Şeyler riyle. bu duyu aşikârlığın ve kapsamın ve buna bağlı olarak. en azından deneyinin alanını iradi olarak kısıtlamaya çabaladığı söylenebilir. şeylerin bizzat kendilerine karşı nihayet dikkatli hale gelmiş olan hüsnü kabul-den çok daha fazla tanımlamaktadır. Gözlemin iktidar sahasını kuracağı görülebilirlik alanı. yararlı bir karşılaştırmanın tabanını oluşturamazlar. Bu alan. yüzeyler. herkes tarafından kabul edilen bir parles extra partes çözümlemenin duyuşudur: kör. Doğa tarihi daha yakından ve daha iyi bakıldığı için mümkün hale gelmemiştir. kendini bakışa sunan her şeyden yararlanmak mümkün değildir: özellikle renkler. bin yıllık bir dikkatsizlik aniden dağılmamış. Kulaktan dolma bilgiler tabii ki dışlanmıştır. doğabilimci ise olamayacaktır. yüzyılda geometrici olabilir. sistematik olarak negatif olan koşulların eşlik ettiği hassas bir bilgidir.izlenimi vardır. bu dışlamaların tortu-sundan başka bir şey değildir: hissedilebilir diğer tüm yük-lerden kurtulmuş ve üstelik bir de tekdüzelik alanına geçmiş olan bir görülebilirlik.3 Ve üstelik. Gözlem XVII. mikroskop kullanımının bu kısıtlamaları telâfi ettiği ve duyular aracılığıyla yapılan deneyin. teknik olarak denetlenen bir şebekenin yeni nesnelerine doğru yaygınlaştırıldığı 180 . Aslında. XVIII. Dar anlamı içmde.

Sınıflandırmak 199 ha fazla değere sahip olmalıdır. Krş I.-M 181 . birlikleri tanıyabilmek için f| "onların değişimlerinin her birini dinsel bir titizlikle ince. okumaların veya derslerin sağlayabilecekleri çeşitli tanıklıklar arasındaki bir korelasyondan da-Diderot. Naturalia'nm. 4a kendilerini doğrudan duyulara sunduklarını söylemekte '•**< değil miydi?4 Ve Tournefort. Görülebilirin kendi kapsamının içine belirsiz bir şekilde oturması. sayesinde daha iyi sunuluyorsa da.söylenecektir. aynı negatif koşullar bütünüdür. optik aletlerin soy aktarımı 1( sorunlarının çözümü için kullanılması olgusu tarafından [*İ sağlanmaktadır. Lettre sur !es a\eu. Mikroskop. s 258.gU$. nasıl olup da çağlar boyunca *' aktarılabildiğini keşfetmek için. bakışa mikroskop . Bakış düzeyindeki bir ölçek değişimi. öz. PhUosophie Botanique. niteliklerini. deney alanını sınırlandıran ve optik aletlerin kullanımını mümkün kılan. diğer duyular aracılığıyla ve kulaktan dolma öğren-mekten vazgeçmek gerekir. şeyler ile gözlem arasındaki aletsel olmayan bir ilişkiye dayanmaktadır. Linne. Ve bunun en iyi kanıtı.'*> rakteristikleri olan biçimlerini. Gerçekte. Bir mercekle daha iyi gözlem yapabilmek için.Sj mıştır. Coelesüa ve Elementa'ya zıt olarak.i deştiklerini hiç bozmadan. yetişkin bireylerin ve cinslerin ka. yani.inne: 'Bitkide ne göze. Mikroskop kullanımı. ne de dokunma duyusuna hitap eden bütün arızi notlar… atılmalıdırlar". ortaya çıkardığı sorunları çözmek için yardıma çağrılmıştır -görülebilir biçimlerin kuşaklar boyunca korunmaları-. bu bakıştan azat olma. üoğa tarihini tanımlayan ilişki. oranlarını. izlenimlerin. görülebilirliğin temel alanının sınırlarını aşmak için değil.

220-221. age. görmekle yetinmektir. Bu nesne.5 . doğa tarihine nihayet onun kendine özgü nesnesini verebileceklerdir: bunu. Isogogage in Rem Herbariaın.g& zümlemenin daha iyi olduğunu düşünüyordu. s. bütün benzerliklerinden arındırılan. "tüm karanlık benzerlikler. Philosophie Botanique. s. 295. ancak sanatın utancı olarak ^ devreye sokulmuşlardır" demektedir. renklerin-den bile temizlenen görülebilir temsiller. 200 Kelimeler ve Şeyler sergilenen. s. Paris. Ve yalnızca dört de- 182 . Buffon. 1719. Çev. Systema Nalurae. 1956. herkes tarafından tanınabilir olanı ve böylece herkesin anlayacağı bir ad alabileni görmekle yetinmek: Linne.6 Kendiliklerinden Jl ———————————— 3M 4 LinnS. Linne'nin yöntemini. 214 Mikroskobun sınırU yaran Konusunda Bkz. s 299.lemekten çok" onları "göze göründükleri halleriyle" çö. 6 Linne. Bir doğabilimcinin bir diğerini. nesnellik değeri teorik olan bir optik aletin kullanımından ötürü suçlaması. onu mikroskop kul anmak zorunda bırakacak kadar küçük karakterlerin üzerine dayanmakla eleştirmektedir. inşa etmeye uğraştığı iyi kurulmuş bu dilin içine bile aktaracaktır. 5 Tournefort. doğanın varlıklarının ondan itibaren meydana geldikleri kapsamdır -bu kapsam dört değişken tarafından etkilenebilmektedir-.*h Demek ki gözlem yapmak. Az C sayıdaki şeyi sistematik olarak görmekle yetinmek. Temsilin biraz karmaşık olan zenginliğinin içinde çözümenebilir olanı.

aldıkları biçimi. ya da hepsi de "son derece aşikâr" olmaları gereken kıyaslamalar yaparak. boyutlarının diğer organlara nazaran tanımlamak yeterli ve mutlaka gerekli olacaktır. "Bitkilerin bölümlerinin yapısından. botanikçilerin onun yapısı adını verdikleri şeydir. Sınıflandırmak 201 ni meydana getiren parçaların bileşimi bir araya gelmeleri anlaşılmaktadır. kendini temsile sunan kapsamı.9 işte. ve bunun tersine. Sayı ve büyüklük her zaman î*t bir hesaplama veya bir ölçümle saptanabilirler. orandan. "her kayıt. biçimden.*$ yan iki tarzda yapmaktadır. Bitkinin beş bölümüne —kökler. Bir bitkinin veya bir hayvanın görünür bir şekilde ayrı olan her bölümü. konumdan çıkartılmalıdır. mekâna birbirlerine nazaran dağılma biçimi. s. saplar. görülen şeyin hemen tasvir edile. 327. erkek organlar ile dişi organları saymak (veya eğer böyle bir durum varsa. üçgen) dağıldıklarını. dil ile şeylerin ilk karşılaşması. Bir organı veya herhangi bir unsuru etkileyen ve belirleyen bu dört değer. Linne'nin temel bir metinde söylediği üzere. altıgen.ğişken tarafından: unsurların biçimi. herkes aynı tasviri yapabilir. sayıdan. demek ki onun dört değer dizisini yük-lenebilmesi ölçüsünde tasvir edilebilir niteliktedir. bunu çelişkili ve tekelci olma. onların gövdeleri-e. meyveler. böylesine bir tasvirden hareketle. herkes ona tekabül eden bireyleri tanıyabilir. Görülebilirin bu temel eklemleşmesinde. çiçekler.aynı şekilde uygulanabilen bu dört değişken. bazı oldukça karma- 183 . Buna karşılık. miktarı. aynca Bkz. yapraklar."7 Örneğin bitkinin üreme organları incelendiğinde."8 Yapı. 167. yokluklarını fark etmek). biçimler ve konumlar başka yöntemlerle tasvir edilmek zorundadırlar: ya geometrik şekillerle özdeşlik kurarak. her tür belirsizliği dışarıda bırakan bir şekilde kurulabilir. her birinin nispi büyüklüğü. demek ki J^ bunları miktarsal terimler halinde ifade etmek mümkündür. onu herkes tarafından kabul edilebilecek bu tasvirle eklemleştirmeye yetecek kadar belirlemektedir: aynı bireyin karşısında.Q& bilmesine olanak vermekte. çiçeğin içine hangi geometrik şekle göre (çember.

göbek. başparmak. ama bölümlere ilişkin olanları büyük puntolarla. Tıpkı taslağını ışık ve gölge oyunlarıyla tamamlayan bir ressam gibi. 299. bitkinin 184 . s. "bölümlerin bölümleri"nin çözümlenmesini küçük harflerle basmak gerekmektedir. 558." mitte.11 Linne. bizatihi bitkinin kendi biçimini yansıtmalarım istiyordu.şık biçimleri. Linne'nin düşünü kurduğu şu botaniğe özgü yazıla. » 9 Linne. Yapraklara. tasvirin düzeninin. 10 age. bitkide ne kadar £» 8 Tourrefort. tırnaklar. "Doğayı izlemek. Ve belki de li. Metnin biçim. insan vücudunun ya boyutlarıyla ya da özellikle biçimleriyle *)r ilk örnek olabilecek bölümlerini saymaktadır: saçlar. kendini kelimeler boyunca toplayabilmektedir. dişilik organı. meme. Hayvanın veya bitkinin görülebilirlıği. bitkiye ilişkin olarak başka kaynaklardan bilinen şeyler eklenecektir: "Tasvir.$ " rina. 202 Kelimeler ve Şeyler bölüm varsa o kadar başlığa ayırma. görünürü sınırlandırarak ve filtreden geçirerek. s 328-329. penis. görülebilirlik modellerine ihtiyat hazinesi gibi hizmet eden ve görülebilen ile söylenebilen arasında kendiliğinden bir birleşme noktası oluşturan insan bede-niyle olan çok görülür nitelikteki benzerliklerden itibaren tasvir etmek mümkündür.4.j. Kökten Saplara. Yaprak saplarına. Çiçeklere geçmek güzeldir. s. topografik harflerin kendine varıncaya kadar. yapının aracılığıyla. parmak. göz. Elementi de Botanique. paragraflar halinde bölûm-lenmesinin. s." Tasviri. nitelik ve nicelik değişkenleri içinde bitkisel bir yapıya sahip olmasını istemekteydi. rın içinde. onu dev. kulak. 11 age. şt-onun dilin içine aktarılmasına izin vermektedir..10 •<% Yapı.r siren söylemin içine tamamen geçmektedir. Philosophıe Botanique. Çiçek sapla. 331'de. "•*" karış.

Toplu Eserler. onu farklı tarzlarla eklemleştirmektedir. aynı aydınlık ve fark edilir alanlar kendilerini kelimelere sunmaktadırlar. çünkü onu meydana getiren kelimeler. bütün haklara sahip bir eklemleşmedir. nesnelerin yüzeyin-deki aynı temas yüzeyiyle meşguldür. temsili aşikâr ve evrensel olan bir tarza göre bölümlere ayırmaktadır. s. bu sayede çözümlenmiş ve dilin çizgisel açılımına sunulmuş olmaktadır. adlarını. tablolarındaki aynı siyah kutular görülmeyeni belirlemektedirler." Dile aktarılan bilgi. çeşitli bölümlere. c. cümle ifade ettiği temsile nazaran ne ise odur: unsur be unsur dizi haline sokulması. Temsilin yapı aracılığıyla. ama temeli 12 Buffon. karışık bir şekilde ve eşanlılık biçimi içinde verdiği şey. Maniere de Traiter l'Histoire Naturelh. oldukça çok sayıda önermeye (cümle) yer verebilir. tek ve aynı hayvan. büyüklüğe. doğasını. bitki türleri bahçesi haline gelmektedir."12 Buffon ve Linne aynı tabloyu koymaktadırlar. tek ve aynı bitki. bakılan şeye nazaran. Ve bunun. yapısını. oraya kazılmakta ve okuyucunun gözleri önünde. kullanımını da içerecektir. dilin içinde cümle 185 . unsurların çizgisel dizi haline sokulması. Böylece aynı temsil. 1. bunların sayılarına. bir cümle teorisiyle bir de eklemleşme teorisini gerektirdiği hatırlanmaktadır. biçime. Cümle kendinde boş olarak kalmaktaydı. doğa tarihini tüm kapsamı içinde temsil edemeyen bir sistemleştiricinin düşü olduğu söylenmesin. yani bir dildir.tüm tarihini tam olarak içerdiği gibi. Klasik çağda doğa tarihinin tüm alanını kat eden yapı teorisi. Sınıflandırmak 203 olan ve iyi kurulmuş bir dildir: cümlesel açılımı. gerçekten söylemi meydana getirebilmekteydi. aynı şekilde tasvir edileceklerdir. Nitekim tasvir. nesnenin özüne yönelecektir. 21. eklemleşmeye gelince. ancak olmak fiilinin görünen veya gizli işleviyle bağlanmış olması koşulu altında. dışsal bütününü. ko-numlara. Fakat dilin. Doğa tarihi bir bilim. Kitap. ampirik biçim altında. temsilden dile doğru yapının hükümranlığının olması ölçüsünde. Linne'nin ezeli karşıtı olan Buffon'da da aynı yapı vardır ve aynı rolü oynamaktadır: "Gözlem yöntemi. saf biçimini yeniden oluşturmaktadır. bakışları.

en azından tamamen açık ve her zaman sonlu bir tasvirle belirlenebilen bir değişkenler sistemine indirgemektedir. Bu nesne.C1. doğa tarihinin kendi nesnesi içinde ta13 Adanson. bunun 186 . Bitki ve hayvan organik birimlerinin içinde. eşanlı. doğal varlıklar arasında özdeşlikler sistemi ve farklılıklar düzeni kurmak mümkündür. tek ve aynı işlevin içinde çakıştırmaktadır. Önsöz. Anatomi XVII. bitişik. içsel bir tabiyet veya örgütlenme ilişkisi olmayan. yapının yardımıyla. çiçekler ve meyveler. ve XVIII. pençeler veya toynaklar. s. Bütün bunlar. 204 Kelimeler ve Şeyler nımlanabılmesi açısından. hanımelleri ailesi arasındaki ayrılma veya tartışma hattını belirleyen en hassas noktayı bulmak". cebir ve geometri alanındaki gibi problemler kurulabileceğini düşünmekteydi: "uyuzotları ailesiyle. Rönesans'ta sahip olduğu ve Cuvier'nin döneminde yeniden kazanacağı yön vericilik rolünü kaybetmiştir. bilinen(doğal veya yapay olmasının önemi yoktur) bir bitki türünü bulmak. Botaniğin bir gün tamamen matematik bir bilim olarak ele alınabileceğini ve burada. organların göze görünür bölümlenmesi içinde giderek görülebilir hale gelmektedirler. Solunum veya iç sıvılar olmadan önce.13 Varlıkların dünya üzerinde ki büyük dağılımı. görülebilir alanın tümü. 1. büyük bir öneme sahiptir. C. Apocinler ile Bourrachelar arasında. göze görünür bir değişkenler mekânını kat etmektedir. Famil e des Plantcs. tam ortada yer alan. aynı anda hem betimsel bir dilin ardışıklığının içine hem de genel düzen bilimi olacak bir mathesls'm alanına girebilir. yüzyıllarda. Ve bu çok karmaşık kurucu ilişki. yüzeyler ve hatlar tarafından sunulmaktadır. Adanson. işleyişler veya görünmeyen dokular tarafından değil.(önerme) ve eklemleşme tarafından oynanan rolleri. tüm değerleri miktar olarak değilse bile. Öyleyse. Doğa tarihi. Ve doğa tarihinin olabilirliği mathesis'e bu yoldan bağlanmaktadır. görünenin tasviri'nin aşikâr basitliği içinde ihdas edilmektedir. Nitekim.

bu bölümlere ayırma faaliyetinin gerekli tamamlayıcısıydılar. unsurları. hayvanların-kinden çok daha konuksever. Cuvier bir gün Museum'a saldıracak. Çok daha vahim bir şey olarak. Bunlar. kelimelerin ve şeylerin ortak alanı. bitkiler için. bu dönemde merakın azalmış olması veya bilginin gerilemesi değil de. yüzyıllarda incelenenin sınıflandırma yöntemlerine aktarılmasının nedeni. bitkilere ilişkin bilgi. aynı zamanda Boissier de Sauvages'ın 187 . Linne'nin. bütün kavanozları kıracak ve hayvanın görülebiUrliğine ilişkin bütün klasik hazineyi paramparça edecektir. hayvanlarda olmayan bir şekilde göze görünür olması ölçüsünde. Batı kültürünün doğal mekanındaki sıçramah bir değişimi belirtmektedir: Tournefort'un. yapılanların. tanınması için ne kaygı. biçimlerinin göze görünür engebelerini. gizlediklerine ve bu engelleme yoluyla zuhur etmesine olanak verdiklerine bağlıdır: anatomiyi ve işleyişini gizlemekte. böylece bunların gerçeğini bekleyen gözlerin önünde. Botanik bahçeleri ve doğa tarihi kabineleri. ve XVIII. Adanson'un verdikleri anlamdaki. hayvanlara ilişkin olanına üste gelmek zorundaydı. Demek ki sıklıkla ve olağan olarak söylenilen şeyi tersine çevirmek gerekmektedir: XVII. Buffon'un. yüzyılın sonunda. Botaniğin epistemolojik önceliği.nedeni. bitkilerdeki oluşturucu organların çoğunun. karakterlerin bileştikleri ve sınıflandırmaların serpildikleri mekânın düzenli kitabıdırlar. bilginin ancak görülebilirliğinin sınıflandırıldığı bir mekânda mümkün olabilmesiydı. Ve bunların klasik kültür açısından Sınıflandırmak 205 önemleri. işte bu durumdan kaynaklanmaktadır: çünkü. esas olarak görülmesine izin verdikleri şeylere değil. çok daha az "karanlık" bir tablodan meydana gelmekteydi. XVIII. ne cesaret. botanik âleminde hayvanlar âlemindekinden daha zengin olmuştur. ne de olabilirliğin olduğu bir sır karşısındaki yeni bir merakı göstermemektedir. organizmayı saklamakta. dağılım tarzları ve boyutlarıyla birlikte ortaya çıkarmaktadırlar. botanikle ilgilenilmesi değil. görülebilir ve ifade edilebilir'in temel düzeninin artık bedeninin kalınlığı içinden geçmiyor olmasıdır. Lamarck'ın hiçbir zaman onaylama-yacağı bu tasvir kırıcı hareket. dolaysız olarak algılanabilen değişkenlerden hareketle oluşturulan sınıflandırmaya dayalı bilgi. kurumlar düzeyinde.

Kendiliğinden dilin içinde yalnızca tekil temsillere ilişkin olan ilk işaretlerin.görülebilir'in tarihsel bilgisiyle. onlara kısımlarının birkaçının 188 . Fakat bu şekilde elde edilen tasvir. hayvanların ve bitkilerin düz ve beyaz üzerine siyah olarak nakşedilmiş olan eski dünyalarının üzerine. yenilenmiş bir adla tarih denile-cek olan koskoca bir derin zaman kitlesinin dökülmesine izin verecek olan şeyin de başlangıcıdır. IV KARAKTER Yapı. Çev. organizmayı yapının yerine. doğa tarihi iyi yapılmış bir dildir: türetmenin ve onun biçiminin zorlamasını kabul etmemelidir. bir özel ad biçiminden daha başka bir şey değildir: her bireyin. Tamamen ve yalnızca işarettir. Nosologif Mtthodıque. ne onu çevreleyen komşulukları. anatomiyi sınıflandırmanın yerine. tek ve aynı işlemin içinde birleştirmeüdir: aynı anda hem bütün doğal varlıkları kesin bir şekilde işaret etmelidir hem de onları birbirlerine yaklaştıran ve diğerlerinden ayıran özdeşlikleri ve farklılıkları sisteminin içine yerleştir-melidir. Fakat. iç tabiyetı görülebilen karakterin yerine. kendini bir cins dil öncesi sınıflandırma sayesinde di-14 Boissier de Sauvages. eklemleşme ile cümleyi birbirlerinin üzerine düşürdüğü gibi karakter teorisi de aynı şekilde. Lyon. Ve tıpkı yapı teorisi. Fr. tasvirin "cins ad" haline gelmesi gerekir. s 91-92.15 Gündelik dilin ayrı tuttuklarını. Tournefort. tam olarak. Doğa tarihi tek bir kerede. işaret eden değerleri ve bunların içinde türedikleri mekânı özdeşleştirmek zorundadır. ne de işgal ettiği yeri dile getirmektedir. kökenlerini eylem dilinden ve ilkel köklerden aldıktan sonra. kendi katı bireyselliğini korumasına izin vermekte ve ne onun ait olduğu tabloyu. ve bu aynı zamanda. "bitkileri tanımak. 1772. diziyi tablonun yerine ikame ederek. görüleme-zin. şu görünenin işaret edilmesidir. 206 Kelimeler ve Şeyler lin içine aktarabilen. kesin bir işaret etme ile egemen olunmuş bir türetme'yi sağlamalıdır. saklının ve nedenlerin felsefi bilgisini zıtlaştırdığı zaman yüklediği anlamdaki14 tarih'm sonu. Ve doğa tarihinin dil haline gelebilmesi için. hiçbir etimolojiye yüz vermemelidir. türetme sayesinde nasıl yavaş yavaş daha genel değerler kazandıkları görüldü.

1-2. apriori fark etmek mümkündür. toptan karşılaştırmalar yapmak. ama kesin ve evrensel dilden hareketle. farklılıkların sayılarının belirlenmesinin uzun sürmeyeceği. ikinci bir dil inşa etmek söz konusudur. 16 Tournefou. Bu sonuncu usule Sistem adı verilmektedir. 258.yapısına nazaran verilmiş adlan bilmektir. bir tasvirin içinde zikredilmiş olması muhtemel her çizgiyi hesaba katmak gerekir. Adlandırma görülenden harekele değil de. kendini sunan bütün bireylerin süreklilik ve değişimleri incelenecek olan çizgilerin sonlu ve nispeten sınırlı bir bütününü seçmek. Tıpkı hareketsiz bir doğaya ilişkin fikirle. Diğerine ise Yöntem denilmektedir. Tıpkı doğanın katı ve açık bir kavranışıyla. Bu birinci."16 Karakter belirlemek. doğa tarihinin ortaya çıkmasını ulaşılamaz bir geleceğe erteleyecek olan. onun akrabalıkla-nmn ince ve dolaysız algılanışının zıtlaştırıldığı gibi. çözümlenmeleri güç olan temsillerden itibaren değil de. birbirlerine 189 . p. tasvirleri içinde 15 ünne. Sınıflandırmak 207 çoktan açımlanmış olan bir dilden itibaren kurmak durumundadır. her bitkinin adıyla değişmez bir şekilde birleştirilmiş olmalıdır. Eltmenls de Botanique. Eğer zorluğu yenmeye ve karşılaştırma çalışmasını sınırlandırmaya izin verecek teknikler olmasaydı. Bunlar. Fakat ortaya hemen temel bir güçlük çıkmaktadır. Bitkileri birbirlerinden özsel olarak ayıran karakter fikri. ve böylece özdeşliklerin ve farklılıkların oluşturulmasını yavaş yavaş sağlamak. s. . aralarında iletişim kuran. bitimsiz bir çaba. Bütün doğal varlıklar arasındaki özdeşlikleri ve farklılıkları belirleyebilmek için. Philosophie Botanique. tıpkı Buffon ile Linne'nin. hem kolay hem de zordur. Kolaydır. ampirik olarak oluşturulmuş grupların içinde. Ya da. Bu tekniklerin iki tipten olduklarını. çünkü doğa tarihi bir ad sistemini. yapının söylemin içine zaten aktarmış olduğu unsurlardan itibaren yapılacaktır. Adanson ile AntoineLaurent de Jussieu'nün zıtlaştırıldıkları gibi zıtlaştırılmaktadırlar. Ya benzerliklerin sayısı açıkça çok fazla olduğundan ötürü.

tekelci olan yapıyı tanımlamaktadırlar. karakterin tamamında bir değeri olmayacaktır. Aynı şekilde. çünkü ayrıcalıklı yapıya yönelik olmayan her farklılığı ve her özdeşliği bilinçli bir şekilde ihmal etmektedir. özdeşliklerin ve farklılıkların bütünü incelenecektir. İnatçı özdeşliklerin ve farklılıkların yeri olarak seçilen yapı. 18 age. karakterin içindeki bütün farklılıklara. Fakat bu tekniğin sayesinde. bundan sonra bu yapıya ilişkin olarak. çıkış noktası itibariyle keyfidir. tasvirinin özenle çakıştırdığı unsurların arasından bazılarının sınırlarını belirlemektedir. Eğer Linne gibi yaparak. karakter adı verilen şeydir. ve bunun tersine. Phıhsophıe. . bu unsurlardan birine ait olmayan hiçbir özdeşliğin. Bu unsurlardan birine yönelik olmayan her farklılık. Cinsin diğer tüm türleri."18 Sistem. karakter nihayet oluşur. . Geriye kalanın tamamı. bitkinin genel yapısının içindeki aynı değerden farklılıklar tekabül edecektir. birincisiyle kıyaslanacaktır. ortak bir karakter altında bir araya getirilmiş olan bütün bireyler vea bütün cinsler. "ilk türün meyve vermesi-nin olabilecek en özenli tasvirinden" meydana gelecektir. Bu çalışmadan sonra. Bu çatışma daha çok. bir gün doğal bir sistemin keşfedilmesini engelle-yecek hiçbir şey yoktur. doğa tarihini bir dil olarak oluşturmanın iki biçimi arasındaki tercihi bu noktada mümkün ve kaçınılmaz kıl-208 Kelimeler ve Şeyler mış olan gerekirlik şebekesinin içindedir.karışan ve belki de bazıları birbirlerine donüşen varlıkların kaynaşmah bir sürekliliğine ilişkin fikrin zıtlaştırüdığı gibi. kısımlarının her birinde aynı benzerlik 17 Linne. Bunlar. bu unsurlar iki bireyde benzer olduklarında. mantıksal ve kaçınılmaz sonuçtan ibarettir. Fakat esas nokta. ortak bir ad almaktadırlar. Sınıflandırmak 209 190 . ayrıcalıklı ve gerçeği söylemek gerekirse.17 bir yaprak veya sap veya kök veya yaprak sapı farkı. Sistem. p 193. karakteristik nokta olarak "meyve verme işleminin bütün ayrı kısımları" seçilecek olursa. Linne'ye göre karakter. sistematik olarak ihmal edilmek zorunda kalacaktır. farksızlık sayılabilecektir. 192. uyumsuz noktaların dışta bırakılmasıyla. p. Buna karşılık. doğanın bu büyük vahiylerinin çatışmasının içinde değildir.

22 Eğer bunun tersine. farklılıklar bir bi. Linne işte bu neden.-. "büyük bir özenle araştırılmalıdırlar. Eğer seçilen karakter.. farklılıklar nadir olacak ve bireyler kompakt kitleler halinde gruplanacaklardır. fo' Kuşkusuz. Tournefort cinsleri belirlemek üzere.®û den ötürü. bunların bitkinin en yararlı bölümleri olmalarından ötürü 191 .ilişkisine sahip olacaklardır. Bunu.'*' lan". ancak kesin bir yapay sistem veya en azından bitkiler veya hayvan."20 fakat kesin bir tamamlanmış biçimi henüz ortaya bulunmayan bu doğal yöntem olmayınca. Cesalpin'in yaptığı gibi.' te. "yapay sistemler mutlaka gerekli-dirler.>% min kurulmasından sonra ulaşılabilir."19 doğal bir sistem kurmaya kalkışmamaktadır. sistem görelidir: istenilen kısmilikte işlev gö-rebilir. elde edilmek istenilen sınıflandırmanın inceliğinin işlevinde seçilecektir. ayrıcalıklı yapı darsa ve az sayıda değişken içeri-yorsa. karakter olarak çiçek ile meyve bileşimini seçmiştir.i lar âleminin bazı noktalarında oluşturulan yapay bir siste. doğal yöntem "botanikçilerin ilk ve son istekle. geniş bir yapıdan meydana gelmişse. kendi sistemi için "kalıcı olan her şeyi tamamen İW* bilmeden.|0| reyden diğerine geçildiğinde -bunlar birbirlerine çok yakın olsalar bile-. çok çabuk ortaya çıkacaklardır: karakter bu durumda düpedüz tasvire benzemektedir. çok sayıda değişkenle birlik. Karakter.^ ri"ni meydana getirmektedir ve bu yöntemin bütün "parça. tıpkı Linne'nin Classes Plantaroum''da bizzat yaptığı gibi. Fakat doğal sisteme."21 Üstelik.

. teker teker alındıklarında da çok azdırlar.23 Linne.değil de. 20 Linne. türü tanımlamaa yeterli olan 5. . Bu cinsin tam adı. diğer ûç bölüm. bir cins. .24 Eğer cinslerden daha kalabalık gruplar elde edilmek isteniyorsa. saplar ve yapraklar) alınan unsurlar.. çok büyük bir kesinlikle işaret edilebilecektir.içeren 38 üreme organının.25 Böylece hayvanlar âleminin veya bitkiler âleminin tüm alanı çerçevelenebilecektir. konum ve oran. bir arada r " 19 Linne. Fakat Linne'nin işaret ettiği üzere. Systema. tasvir edilmeye gerek kalmaksızın. Philosophie. Her grup bir ad alabilecektir. örneğin yalnızca erkeklik veya yalnızca dişilik organları gibi daha kısıtlı karakterlere ("botanikçilerin üzerinde anlaşma sağladıkları yapay karakterler") başvurmak gerekmektedir: böylece sınıfları ve takımları ayırmak mümkün olacaktır. 193. bu ad kolaylık gerekçesiyle. biçim. Aynı ânda hem özel adını hem de içine yerleştiği bütün cins adlar dizisini (aşikâr veya gizli) almış 192 .26 Esas karakteri içinde bu şekilde tanınan ve ondan itibaren işaret edilen bitki. sayısal açıdan memnuniyet verici bileşimlere izin v-jkı vermelerinden ötürü seçmiştir: nitekim. en yüksek sınıflara varana kadar ihdas edilen karakterlerin tüm şebekesini kat etmektedir. fakat diğer bölüm "sesli" olmalıdır: cins.^ıs den (kökler. . s. 12. "!10 Kelimeler ve Şeyler ılıdıklarında çok fazla. Linne. aynı anda hem onu tam olarak işaret edeni hem de onu kendine benzeyenlere ve aynı cinse mensup olanlara bağlayan (demek ki. kısmen "sessiz" kalmalıdır (sınıf ve takım adlandırılmamaktadır). Systema Naturae. p. Öylesine ki. her biri dört değişken -sayı. p 12 22 "Türün doğal karakteri tasvirdir". 72 21 Linne. içine yerleştirildiği farklı bütünlerin adlarıyla. tür ve çeşit adlandınlmalı-dır.776 dış biçime olanak verdiğini hesaplamıştır. p. Philosophie. aynı aileye ve aynı takıma) akrabalığı belirtmelidir..

tüm bölümlerine göre tam olarak tasvir edilmekte ve değişkenlerin onda aldıkları bütün değerler saptanmaktadır. ancak şu farkla birlikte.29 Bu cins. Philosophie. 27 age> s. Öylesine ki. . p...olacaktır. s. başka bir tekniktir. bizim botanik cumhuriyetimizin has parasıdır.. bütün bitkilerin farklı çizgileri bir kere (ama as. Bir sonraki cins için bu yeniden başlamaktadır. birinci tasvirde zikredilmiş olan hiçbir şey ikincisinde ^S tekrarlanmamalıdır. -A Yöntem onları tedricen çıkarsamaya dayanmaktadır. 212. Keyfi olarak İSj seçilen veya önce bir karşılaşmanın rastlantısı tarafından sunulan bir cinsten yola çıkılmaktadır -Adanson'un Sene-geal bitkilerinin incelenmesinde yaptığı budur-.*_ç 193 . aynı sorunu çözmek üzere. Karakter olarak hizmet edecek unsurları-az veya çok-. "düzenleme ve adlandırma" olan temel görevini yeri-23 Tournefort. . bu cins de temsilin keyfiliği tarafından sunulmuş olmaktadır."27 Doğa tarihi. tasvir ilk seferindeki kadar tam olmalıdır. Smıflandırmak 21 1 ne getirmiş olacaktır. çıkartma anlamında alınmalıdır. 26 İjnne. ilk ikisine nazaran bu şekilde tasvir edilmekte ve işlem böyle sürüp gitmektedir. her şeyin ••r^ sonunda. "Soy adı. . Sysleme Sexuel âes V(gttaux.28 Yöntem. 25 L-inne. p. 24 Linn£. Çıkar. s. . .j s tasvir edilen bütünlük içinde bölümlere ayırmak yerine. eğer deyim yerindeyse. Philosophie. 167. Yalnızca farklılıklar zikredilmektedir. Elemenls. *|t Üçüncüsü de. 284. 27. 21.|JM sama burada.

Histoire Naturel e du Sinigal. sessiz özdeşlikler tabanı üzerinde zikredilen tek çizgidir. karşılaşılan cinslerin incelenmesi. Her cinsin tanınması. Paris. aşikâr bir şekilde onlara mensup olan bir tür veya cinse rastlandığında. bunların sanki doğal çerçevelerini meydana getiriyormuş gibi olan diğerlerinden hangi farklılıklarla ayrıldıklarını işaret etmek yeterli olacaktır. daha sonra. 29 Adanson. Ve bu özdeşliklerin sayısı o kadar büyüktür ki. tşin sonsuz hale gelmemesi için.la bir kereden fazla değil) zikredilmiş olmaktadır. Şimdi pozitif bir şekilde belirlenen. Ancak. işin sonuna var-manın olanağı olmayacaktır. Ve son. çok miktardaki çizgiyle işaret etmektedirler. ilk yapılanların etrafında gruplandırarak. bu genel karakterleştirmeden hareketle kolayca sağlanacaktır: "Üç âlemden her biri. aralarında çarpıcı ilişkiler olan bütün varlıkları bir araya toplayacak birçok aileye böleceğiz. 1757. büyük "aileler"in. yani cinslerin ve türlerin onların içinde oldukça büyük sayıda özdeşliğe sahip ol-28 age. karakterler tarafından garanti edilmektedirler.* radan yapılan ve işler ilerledikçe hafifleyen tasvirleri."30 194 . 212 Kelimeler ve Şeyler dukları çok geniş grupların varlığını açığa çıkarmaktadır. böylece işe sansar ve kurttan. sırtlan kolayca tanınacaktır. hiç kuşkusuz en güvenilir olanıdır. bu şekilde "bu varlıkların hepsinin doğal aileleriyle ilişkilendirildiğinden emin olunabilecek-tir. bu çizgilerdir. 151. Aşikâr bir şekilde tanınan ve ilk tasvirlerin ana çizgileri sanki körlemesineymiş gibi tanımladığıbüyük aileler kabul edilmektedir. Her cinsi veya türü farklılaştıran karakter. akrabalıkların genel tablosunun resmedildiği görülmektedir. Tam olarak işaret etine ve türetme işlevlerine denk düşen bu iki işlev. bunlar kendilerini en az analitik nitelikteki bakışa bile. köpek ve ayıdan başlaya-rak aynı aileden hayvanlar olan aslan. bütün Renoncules cinsleri arasındaki veya bütün Aconit türleri arasındaki benzerlik. bu ailelerin içerdikleri varlıkların genel ve özel karakterlerinin tümünü gözden geçireceğiz". hu işlevleri dilde cins ad yerine getirmektedir. ilkel kaos boyunca. s. Aslında böylesine bir teknik. girişimi bu noktada tersine çevirmek gerekir. fakat var olan türlerin sayısı o kadar fazladır ki. duyular tarafından dolaysız olarak algılanmaktadır. kaplan.

Adanson bunlardan altmış beş tanesini tanımlamıştır. tüm açılımı içinde keyfidir. değişmez veya istisnası olmayacak kadar genel olarak kabul etmemek gerekir. bireyin iç 195 . Sınıflandırmak 213 çıkartmak olanaksızdır. Yöntem. yöntem bunun tersine. fakat değişkenler sistemi -karakter. hayvanın veya bitkinin yapılarlarasmda.Sistem ile yöntemi zıtlaştıranın ne olduğu hemen görülmektedir. işlevsel öneminden ötürü değil. Yalnızca tek bir yöntem olabilir."32 Üstelik sistem. sistem "hesaplamadaki hatalı konum" gibidir: bir karardan kaynaklanmaktadır. ama tamamen tutarlı olmak zorundadır. 1845 yay 31 Adanson. bileştirici etkinliğinden ötürü seçilmiştir. kendilerini dayatan değişiklikleri getirmesi her zaman mümkündür: bir hayvan veya bitki grubu için özsel olduğu sanılan bir çizgi. Yöntem kendi ilkelerine yönelik olarak sahip olduğu fikre göre farklılaşmaktadır.başlangıçta bir kez tanımlandıktan sonra onu değiştirmek. yöntem kendini her zaman düzeltmeye hazır olmalıdır. ancak eşgüdüm ilişkileri bulabilir: çünkü karakter. ona bir şeyler eklemek. 1772. başlangıç noktasında tasvire çok yakın olarak durmaktadır. aynı aileye mensup bazılarının bir özelliğinden ibaret olabilir. "genel bir kavramla ifade edilen ve bütün bu nesnelere uygulanabilen herhangi bazı anlaşmalar veya benzerlikler tarafından yakın kılınan olgular veya nesnelerin herhangi bir şekilde düzenlenmesidir. Famil es des Plantes. sistemin içinde mutlak olarak kabul etmektedir. Paris. ondan bir tek unsur olsa bile bir şeyler ~İO Adanson. şeyleri birbirlerine akraba kılan bütünsel benzerlikler tarafından dıştan dayatılmıştır. Adanson'un da dediği gibi. ancak bu temel kavramı veya bu ilkeyi mutlak. . çok sayıda sistem icat edilebilir ve uygulanabilir. s 17.31 Sistem. ama ampirik olarak tanımladığı genel karaktere. yazar bunları yöntemin içinde değişken. 1763. Cours diıistoire NatureUe.

hiyerarşisinde. diğerinin su üzerinde yaşaması. yüzyıldan itibaren. belli bir ailenin içinde hiçbir zaman yadsınamayacak kadar önemli karakterlerin görülmesine izin vermektedir. yöntem en genel öz-32 age. oysa çenek ve tacın eşit bölünümü. 105. Yöntemde. en geniş ve en göze görünür şekilde aynı ailelerin fark edilmesine izin vermektedirler. 34 age. yüzyılda pozitif damga (çoğu zaman görünür. XVI. 94. örneğin çeşitli hayvan cinslerini ayırıyordu. önsöz. oysa Tournefort'a veya Linne'ye göre. daha seyrek olanlarına doğru gittiğinden. I. sıklığından başka bir de-gere sahip değildir. Sisteme nazaran tersine dönüş çok önemlidir: en esaslı karakterler. yalnızca nadir olmalarından kaynaklanmaktadır. ve sınıfları ve takımları ayırmak için yapay bir karakter seçmek üzere. şu dişilik organıbiçiminin. sistem ve yöntem aynı epistemolojik kaidenin üzerinde yer almaktadır. ama bazen gizli) tarafından sağlanmaktaydı: bu. değişkenlerin sabit bir donanımın yanlamasına aktarımına üste gelmektedir. doğabilimcilerinin "anlaşma"sıye-terli olmaktaydı. s. bir diğerinin canlı etle beslenmesi idi. bu durumda tanımlama kıstasları. Bu farklılıklara rağmen. görülebilir kalmakta tek başlarına olanlar için değişmezlerdi.34 Buna karşılık. 214 Kelimeler ve Şeyler deşlikler ve farklılıklardan. düzene sokulmuş ve evrensel tablosu üzerinde mümkün olabilir. dikey tabiyet ilişkilerini açığa çıkartabilir. Bitkilerin ve hayvanların özdeşliği. bu kuşlardan birinin gece avlanması. 196 . p. Bu kaide tek bir cümleyle tanımlanabilir: klasik bilginin içinde ampirik bireylerin tanınması ancak mümkün bütün farklılıkların sürekli. bunlar "özel yapılar"dan başka bir şey değillerdir:33 düşük sayıları. Fakat XVII. işaretler ancak. c. söz konusu olan bunların aralarındaki farklılıklar değil. esas olarak karakter türü tanımlamaktaydı.35 Her varlık bir damga taşımakta ve cins kendi kendini işaret etmekte. 33 Linne. bireyselliğini diğerlerinden bağımsız bir şekilde ilan etmekteydi: diğer cinsler var olma-yabilirlerdi. Nitekim. bu erkeklik organı düzenlenişinin şu veya bu yapıya yol açtığını kanıtlayan herhangi bir şey yoktur. bu iş tabiyetlerin genel örgü-lenmesi. Phüosophıe… .

ama bu farklılıklar. hiçbir zaman özel addan doğma-yabilirdi. kendi iç bağımlılık sistemlerine (iskelet. P Belon. doğabiliminin nesnesi haline geleceklerdir. Tasvirlerin. solunum. dolaşım) sahip olan büyük organik birimler tabanı üzerinde ortaya çıkacaklardır: omurgasızlar yalnızca omurgalarının olmamasıyla değil.temsillerin özdeşlikler ve farklılıklara göre yapılan çözümlemelerinde bulunur hale gelmişlerdir. her işaretin diğer bü-35 Krş. Bunun anlamı. önünde ya diğerlerinin bütününü sınıflandırmanın ya da sınıflandırma olanağının bulunmasıdır. Yöntem ve sistem. V SÜREKLİLİK VE FELAKET Doğa tarihi haline gelen bu iyi yapılmış dilin göbeğinde. ancak onlardan ayrıldığı sınırda. aynı zamanda belli bir solunum tarzıyla. Her şeyin sonunda. bir bireyin çok çeşitli unsurlarını bir sonrakine ve bir cinsinkileri bir diğerine yaymayacağını ve böylece. Sınıflandırmak 215 tün mümkün işaretlerle belli bir ilişki içinde yapılmak zorunda olduğudur. bir sorun var olmaya devam etmektedir. tarihsel ve zorunlu olarak yerleşmiştir. Doğal tarihin başat ve kurucu sorunu olarak sınıflandırma. onda kayıtlı olarak bulunan bir izin işaret ettiği -veya açık ettiği. özdeşliklerin. Cuvier'den itibaren. bir dolaşım tipinin varlığıyla ve pozitif bir birimi resmeden tam bir organik tutarlıkla tanımlanacaktır. o başkalarının olmadığı şeydir. yapısının karakter haline dönüşmesi hiç mümkün ol-mayabilirdi ve cins ad da. bir cins ad oluşturma girişiminin daha baştan di-216 Kelimeler ve Şeyler namitlenmeyeceğini kim garanti edebilir? Her yapının di- 197 . diferansiyel karakterlerin yerine geçerek. Özdeşlik ve onu vurgulayan şey. bir damga teorisiyle bir organizma teorisinin arasına. Bir hayvan veya bir bitki. Bir bireye özgü olarak ait olan şeyi bilmek. cinslerin özdeşliği aynı zamanda bir farklılıklar oyunuyla da saptanacaktır. Histoire de la blature des Oiseaux.şey değildir. Organizmanın iç yasaları. kendinde var olmaktadır. farklılıkların tortusu tarafından tanımlanmaktadır. farklılıkların genel şebekesini tanımlamanın iki biçiminden ibarettirler. Daha sonraları.

s. karakterlerin açıkça fark edilmelerine izin verdiği çeşitli bölgelerin.. bu ilkeden hareketle. Phihsophie . 156. adların yavaş yavaş genel değerlerini aldıkları bu retorik mekânı resmedebilmek için. hayal gücüne yeteri kadar iktidar sağlanması yeterli olmaktaydı. iyi yapılmış dil olan doğal tarih için. onların yüzeylerine kaymalarına.ğerlerinden tam olarak tecrit edilmemesini ve bireysel bir damga gibi işlememesini kim sağlayabilir? En basit karakterin ortaya çıkabilmesi için. Bu sorun. onun tehdidini her dil gibi hisseden doğa tarihinin bulması gerekiyordu.. p. II kesim 37 Linne. sistemlerde ve yöntemlerde tamamen aynı biçimde değildir. bütün bu değerlerin gerçek varlık% Bkz yukarıda. ve Hume'un deney içindeki tekrar zorunluğuna taşıdığı kökten kuşkuyu atlatacak çareyi. Doğa'da süreklilik olması gerekiyordu. bir başkasının içinde kendini tekrarlamasıgerekir. süreklilik sadece. ne bu benzerliğin statüsünün ne de gerçek temelinin olup olmadığını belirlemeye ihtiyaç vardı. 169. 198 . henüz bilinmiyor olsalar bile. Fakat. 38 age. Sistemciler için. cinslerin bütünsel alanında alabileceği değerlerin kesintisiz bir derecelenmesi yeterlidir. belli bir benzeşme oyununu gerektirmektedir. yapının en azından bir unsurunun. şeylerin arasında işaret eden unsurların sonunda ortaklaşa işaret etmeler oluşturmak üzere. Ancak. yukarıda dile ilişkin olarak rastladığımızla eşbiçimlidir:36 bir cins adın mümkün olabilmesi için. Sürekli bir doğaya yönelik bu talep. karakter olarak seçilen yapının. hayal gücünün bu kıyasları yeterli garanti değerine sahip olamazlar. bu bölümde. cinslerin düzene sokulmasına izin veren farklılıkların genel düzeni. Çünkü. temsiller boyunca koşuş-turmalarına. hiçbir kırığı olmayan çakışmalarından ibarettir. tırnaklarım-onların benzerliklerine geçirmelerine izin veren şu dolaysız benzerliğin bulunması gerekmekteydi.

birinden diğerine geçişin nedeni ne olurdu? Demek ki. "Sistem. doğal üretimlerin bölümlerinin sayılarıne kadar artırılırsa.39 Buffon. Her genelliğin adsal olduğu. Ve Bonet aynı yönde olmak üzere. sınıflar yalnızca hayalimizde var olmaktadırlar"39 demektedir.« lerden daha geniş. cinsin karakter-den değil. Discours sur la Maruere de Traiıer Thistoire Naturelle. Buffon. henüz zikredilmemiş olanlanda dahil bütün bitkileri işaret eder. . takımlar. öylesine ki. altında veya üstünde bazıkarakterlerden ötürü yaklaşan veya diğer bazılarından ötürü uzaklaşan hiçbir varlık yoktur" demekteydi.slıdır. nüp. Toplu Eserler. her zaman gerçek dışıdır. birey. doğanın sürekliliği şu negatif postulat (ayrı kategorilerin arasında boş alan yoktur) değil de. daha geniş kategorileri işaret eden her kopukluk. kategoriler sadece keyfi anlaşmalar olmayacaklardır. Eğer herhangi iki varlığın arasında bir boşluk olsaydı. cinsel sistem. varlıkların yakınlaştıkça benzeştikleri. I."37 Ve bu çakışmanın sürekliliğinin üzerinde. . biz buradan hareketle. kaynaşma sürekliliği. Linne'ye göre. yalnızca ortaları net olarak görüyoruz. I S Kelimeler ve Şeyler doğada sıçramalar yoktur: orada her şey basamaklı. 199 ."38 Buna karşılık. ama aynı zamanda daha gerçek alanlar < olacaklardır. karakterin cinsten kaynaklandığını biliniz. uçlar ise bizim anlayışımız-dan giderek kaçmaktadırlar. pozitif bir talep olacaktır: doğanın tümü. 36 ve İ9. çünkü doğada gerçekte yalnızca bireyler vardır. Öyleyse. hiç kuşku duyul-mayacak dayanaklara sahip olan türlerin keşfedilmesine işte bu şekilde olanak vermiştir: "cinsi oluşturanın karakter değil. bunlar (eğer gerektiği gibi belirlenirlerse) doğanın bu kesintisiz örtüsü üzerinde ayrı olarak var olan bölgelere denk düşebileceklerdir. bireyin küçük farklılığınıdeğil de. ve cinsler. bir katalogtaki sıralama bunu asla başaramaz. c. benzerliklerin öncelikle kitlesel ve aşikâr biçimleri içinde sunuldukları yöntemlerde. gerçeğe o kadar yaklaşıla-caktır. genel fikirlerimiz "sürekli bir nesne de-recelenmesine oranlıdır. komşu bireylerin aralarında birbirlerine çok benzedikleri büyük bir doku oluşturur. s. Sınıflandırmak 217 lar tarafından işgal edildikleri kabul edilecektir. karakteri oluşturanın cins olduğu.

yani doğada bir düzen ihdas etmeye ve onun içinde ister gerçek ve aşikâr ayırımlar tarafından hükmedilen. cinslerin. yüzyılda her doğal tarih tarafından. Doğanın özdeşlikleri kendilerini hayal gücüne tamamen sunarlardı ve kelimelerin onların retorik mekânına kendiliklerinden kaymaları. deneyin doğanın sürekliliğini bize olduğu haliyle sunuyor olmasıdır. Bu sürekliliği hem bölük .bitki ile hayvan arasındaki polip. sınıfların sürekliliğini adım adım kat etme olanağı verilmiş olsaydı.îî> lar 200 . Doğanın kendini tekrarladığını ve buna bağlı olarak yapının karakter haline gelebileceğim.4f pörçük-çünkü. Fakat bu talep hemen ikizlenmektedir. "orta üretimler"i keşfetmek her zaman mümkündür. bir tek süreklilik garanti edebilir. tasvire yönelik işaretler çok haklı olarak genelleşirlerdi. bizim cinsler ve sınıflar halinde yaptığımız dağıtımlar. Sımflandıı inak 219 yapılmış olurdu. tam çizgiler halinde yeniden üretirlerdi. kesintisiz hareketi içinde bireylerin. dörtayaklı ile insan arasındaki maymun gibi. Çünkü eğer deneye. bunun nedeni. kendiliğinden bir hareketle. Buna bağlı olarak.. değişkenlerin fiilen işgal ettikleri değerler |<J dizisi içinde birçok boşluk vardır (yeni fark edilen. ama *^ hiçbir zaman gözleme fırsatı bulunmayan mümkün varlık. insanların gündelik dilleri tarafından zaten 40 Ch Bonnet. kuş ile dörtayakh arasındaki uçan sincap. kendini bilimsel söylem halinde ihdas ederdi. genel gramer aynı zamanda. isterse kolaylık sağlayan ve düpedüz hayal gücümüz tarafından bölümlenen genel kategoriler bulmaya yönelik her çaba tarafından talep edilmektedir. varlıkların özdeşliklerini. bir bilimin kurulmasına gerek olmazdı. kelimelerin çözümlenmesinden tamamen ayrı bir doğal tarih mutlaka ge-rekliyse. Contemplation de la Nalure. artan genellikleri içinde. XVIII.40 Doğanın sürekliliği. Fakat eğer. ve şeylerin dili. çeşitliliklerin. türlerin. c IY 1. Doğa tarihi gereksiz hale gelirdi veya daha doğrusu. 35-36. "tamamen adsal-dır"lar. "ihtiyaçlarımıza ve bilgilerimizin sınırlarına ilişkin araçlar"dan başka bir şeyi temsil etmemektedirler. Böl. s. Toplu Eserler. varlıkların evrensel tcucinomia'sı olurdu.

Bu olayların başlangıç noktası ve ilk uygulama yeri bizatihi canlı cinslerin içinde değil de.'. . zeninin öyle olmasını isteyeceği gibi. bir taşla. * yasalarından biriymişe benzemektedir."42 'i| Oysa bu birbirine dolanma. düzensizlik ve bozulmadan başka bir şey olmayan bir düzen içinde. Bu bitkilerin arasında aynı zamanda dörtayaklı. bunların yî 41 Linne. doğanın bir hayvan ile bir yosunu veya sünger ile mercanı aynı yerlerde ortak kılarak.* mı" olduğunu fark etmekteydi: "altın şurada başka bir madenle. varlıkları bize taxlnomia\ann büyük örtüsüne nazaran rastlantı. sınıflandırmaların dü. hem de bulanık bir şekilde sunmaktadır. 220 Kelimeler ve Şeyler yerleştikleri mekânın içindedir. s. Hatta bu karışma o kadar genel ve çoktur ki. "en mükemmel bitki.vardır)-. Bunlar Yeryüzü ile Güneşin ilişkisinin içinde.$" nin sonucudur. 42 Adanson. içinde yüzdükleri sıvıunsurlarla ve suların dibinde biten bitkilerle karışmaktadırlar. çok yetersiz sayılan hayvanlar"ı ortak kılmadığına. bir toprakla karışmıştır. doğanın >. 4-5. Cours… . A "yetersiz hayvanlarla. çünkü içinde bulunduğumuz coğrafi ve küresel gerçek mekân. iklim rejimi içinde. yetersiz bitkileri birleştirdiğine"41 dikkat çekmekteydi. Ve Adanson. yeryüzü kabu- 201 . menekşe burada bir meşenin yanında bitmektedir. doğanın "rastlantının yakınlaştırmışa benzediği varlıkların karmakarışık bir kanşı. birbirlerine dolanmış olarak göstermektedir.*% lerle. sürüngen ve böcek dolaşmaktadır. kronolojik bir olay dizisi. Linne. Phdosophie Botanique. balıklar eğer deyim yerindeyse.

öncelikle ulaştıkları denizler ve kıtalardır. o zamana kadar ortaya çıkma fırsatı olmayan cinsler yerleşmiştir. dünyanın gerçek mekânında cereyan etmektedir.43 yeryüzünün yavaş yavaş soğumadan önce yanar bir durumda olmuş olması mümkündür. arkalarında yalnızca şifrelerini çözmenin güç olduğu izler bırakarak yok olmak zorunda kalmıştır. Daha da ötesi: hiç kuşkusuz parçalanmıştır. çöken topraklarla birlikte yok olmaktadırlar. Bu tarihsel olaylar dizisi her halü kârda. Yeryüzü tarihindeki dönüşümlerle birlikte. en yüksek ısılarda yaşamaya ahşan hayvanlar. bugün kavurucu olan bölgede toplanmışlardır. biçim için hissedilir hiçbir izinin kalmadığı ve belki de komşu dünyaların birkaçının bildikleri birçok dönüşümün kaynağı olmuş olabilirler. Sınıflandırmak 221 rukluyıldızlar ve astronomik sistemin tümü. Yerküremizi diğer gökyüzü ci-simlerine bağlayan bağlantılar. varlıklar örtüsüne eklenmekledir: ona esastan mensup değildir. karakter düzlemindendir) onu altüst eden somut bir mekâna dağılmıştır.ğundakı değişikliklerin içinde meydana gelmektedirler. ve Yaradılış ile Tufanın dışında. tasniflerin analitik mekânında değil de. özellikle de Güneş ile kuy-43 Buffon. Histoire de la Terre. ve tanıdığımız veya alışık olduğumuz taxinomia alanları arasında aracı olanlarına komşu birçok cins. gündeme soru olarak getirdiği şey. burasıda dünyanın yüzeyidir. bu arada ıhman veya soğuk bölgelere. "yerküremizin bize ifşa edilmeyen başka dönüşümlerden de geçmiş olması mümkündür. canlı olma özelliğine sahip varlıklar değil."44 202 . tevcinomia alanı (burada komşuluklar hayat tarzı değil de. astronomik sistemi-mizi doğrudan cinslerin taksinomik şebekesini dolaylıola-rak etkilemektedir. Örneğin Buffon'un varsaydığı gibi. canlılara ise ikincil ve dolaylı olarak temas edilmektedir: ısı onları çekmekte veya uzaklaştırmakta. yanardağlar onları yok etmektedir. varlıkların yeri olarak dünyadır. Kitabı Mukaddeste anlatılanların simgeledikleri bir tarihsellik.

bazen de bir yanından bir dalın çıktığı (ek dallanmalar olarak yengeçler ve karideslerle birlikte. c. 2 22 Kelimeler ve Şeyler nomıa örtüsüyle dönüşümler hattı arasına yerleşmektedir. Histoire… Oiseaux. diğer yanından da böcekler ve kurbağaların dallandıkları böcekler dizisinin çıktığı. üç boyutlu bir model kurmayı arzulamışür. diğeri çok karışık. Ayırım XX. 24. 46 Buffon. Pallas çok yüzlü bir biçim düşünmektedir. hepsi de ortak bir noktadan yola çıkan. s. Hermann. aralıktan aralığa dal çıkaran bir demet olarak"46 tanımlamakadır. 396 47 Pallas. "çok büyük sayıdaki yan dallar üzerine dağılan". "geniş bir doku veya daha doğrusu. iki bütün varsaymaktadır: bunlardan biri varlıkların sürekli şebekesi tarafından oluşturulmuştur. 1783. VII. kabuklular). s. kırık veya dairesel olarak düşünmek mümkündür). 130-138. bu süreklilik çeşitli uzaysal biçimler alabilir. merkezinde medyan bir bölge olan -bize bir tek burasufşa edilmiştir-. 48 J. somut biçimi altında ve kendine özgü kalınlık içinde bütün olarak. Doğa. Palıngintsie Plulosophtque. Ekncus Zoophytorum. Sırashurg.48 Taksinomik sürekliliği her biri kendi tarzında tanımlayan bir uzaysal dış biçimlerin içinde. bu dizi süreksiz ve dev-relerinin her birinde farklıdır. İnsanların gözlen önünde oluşturduğu "tablolar" ve bilimin söylemi canlı türlerin büyük yüzeyinin parçalarını. Bonnet. Contemplation… . s. birbirlerinden ayrılarak. 203 . 122. doğal tarih bilim olarak var olabilmek için. bunların bölündükleri. Toplu e it der. Hermann. Charles Bonnet onu bazen uçlarından biri çok basit. altüst edildikleri ve zamanın iki is-yanı arasında dondukları halleriyle kat etmekle yükümlü-dür. fakat bütün ancak zamanın-ki olan basit bir hat çizebilir (bu hattı düz. sonra yeniden bir araya toplanan ipliklerden oluşan.47 J. Tabular Affinitatum Animalium. Buffon bu aynısürekliliği. 45 Ch. Bonnet. taxi-44 Ch.Demek ki. olaylar dizisi farklılaşmaktadır. başka bir düzlemden demetlerle birleşebilmek için. 1786. s. merkezi bir gövde45 biçimindeki büyük bir çizgisel merdiven olarak düşünmektedir.

Cinslerin ve türlerin boşluğu olmayan bu sağlamlığıyla onu bulandırmış olan olaylar dizisi. doğanın başlangıcı belirsiz bir tarihine ve varlıkların onun sürekliliği boyunca olan derin bir atılımına inanan bir cins "evrimcılik"i. Klasik düşüncede bir evrimcilik veya bir dönüşümcülük yoktur. zaman yalnızca.Doğanın varlıklarını sürekli bir tabloda tasnif etmekle yetinen bir "sabıtçılık" ile. Diderot'nun. bunların içinde yaşadıkları dış mekânın içindeki mümkün dönüşüm olarak algılanmıştır. klasik çağda doğa bilgisini tanımlayan arkeolojik şebekenin içindeki iki eşanlı talep söz konusudur. canlı biçimlerin birbirlerine geçiş yapabilecekleri. tahrip etmeye.$ necektir. Demek ki birbirlerine indirgenemezler. CANAVARLAR VE FOSİLLER Lamarck'tan çok önceleri. Doğanın kökten zıt iki biçimde algılanması söz konusu değildir. çünkü bunlar bütün bilimlerden daha eski ve daha temelli felsefi tercihlerin içine kök salmış değillerdir. burada. canlı varlıkların iç organizmalarının içindeki gelişme ilkesi olarak kavranmamıştır. Bonnet'nin. şu ândaki cinslerin hiç kuşkusuz eski dönüşümlerin sonuçları olduklarını ve canlı dünyanın tümünün herhalde gelecekteki bir noktaya yöneldiği -öylesine ki. ayırmaya. onlarıdağıtma-ya.î net'nin. doğa tarihi gibi bir bilginin klasik çağda ondan itibaren mümkün olduğu epistemolojik kaideye ait bulunmaktadır. VI. Cuvier tarafından _ vurgulanan duraklamaya kadar çok önemli olduğu söyle. birbirlerine bağlamaya hiç ara vermemiş olan felaketleri dikte etmektedirler. Bu dü. Doğanın dönemleri. Zamansal dizi. Fakat bu iki talep birbirlerini tamamlamaktadır. temel tercihleri itibariyle çarpışan iki farklı kanaat olarak zıtlaştırmanın ne kadar yüzeysel olduğu görülmektedir. varlıkların basamaklandırılmasıyla bütünleşemez. Maupertuis'nin. çünkü zaman hiçbir şekilde. aynı düzeyde olmak üzere. Robı. Benoit de Maillet'nin. varlıkların iç zamanı'm ve onun sürekliliğini hükmetmemektedir. yüzyılın ortasından." şüncenin XVIII. koskoca bir evrimci tipten fi düşüncenin zaten bulunduğu itirazı yapılacaktır. böylesine bir düşüncenin izi bile olmamıştır. karıştırmaya. hiçbir canlı biçimin artık kesinlikle tamamlandı- 204 .

Bu "evrim'in çeşitli cinsler arasında var olan ilişkiye dokunmasınıda gerektirmektedir: eğer cinslerden biri gelişirken. zamansal bir gösterge tarafından etkilendikleri 2 anlamında. 1 Nitekim bu çözümlemeler. söylem olarak özdeşlikler ve İ farklılıklar tablosundan. hep daha mükemmele doğru ilerlemesini gerektirmekledir. çünkü aynı hareket tarafından taşman o basamağın da. ellerinin altında yalnızca iki araç vardır.1 ladırlar. "evrim'in. ardışık olaylar dizisine uzanmak. *' Bunlardan biri.> kabileceği bir cins çoğulluğu yaratması anlamında değil de I tcocinomia'nm bütün noktalarının. bu nedenden ötürü ona katılmış olmaz. Bu cins çözümlemeler gerçekte. bugün bizim evrim dü. Bu sistem Charles Bonnet'ye aittir.ğı ve ebediyen sabitleştiği konusunda güvence verilemez-konusundaki fikri açıkça eklemleştirdikleri ileri sürülecek. ona aktüel olarak ulaşamamasını. daha sonra yatay bir bakışın tasnifçi bir çerçevelemeye göre düzene so.1 mek üzere. hemen bir üstünde yer alan basamağın daha önceleri sahip olduğu karmaşıklık derecesine ulaşırsa. bu durumda zamana tabi kılınmaktadırlar.1 tir. ardışıklıklar dizisiyle bütünleştir-meye dayanmaktadır.i şüncesinden anladığımız şeyle uyuşur nitelikte değillerdir. merdivenin #1 unsurlarının birincisinden sonuncusuna kadar giden tekil ve genel bir yer değiştirmesinden ibaret olarak kalacağı bir » biçimde. eşdeğer 205 . Taxinomia'mn kesintisiz bir eşanlıhk içinde düzene soktuğu bütün varlıklar. Sayılamayacak kadar çok halkadan meydana gelen bir dizi aracılığıyla 224 Kelimeler ve Şeyler Tanrının mükemmelliğine uzanan varlıklar zincirinin. Zamansal dizinin. varlıkların sürekliliği ve bunların tablo halindeki dağılımını.49 Tanrı ile varlıkların en ku-surlusu arasındaki mesafenin halen sonsuz olmasını ve varlıkların kesintisiz tüm dokusunun belki de aşılamaz olan bu mesafenin içinde. Ve bu tablo ile bu dizinin bütünlüğünü düşünebil.

böylece merdivenin bütün basamakları. kuşlar ve dörtayaklılar insana nazaran ne iseler o olacaklardır. gerçekte. s. 34 vd. Leibniz'in Herman'a. gezegeni-mizin hayvanları arasında işgal ettiği ilk yerini maymun ve file bırakacaktır. yüzyıldan beri "evrimcilik"ten anladığımız şeyden olabildiğince uzak kalmal tadır-."50 Bu "evrimcilik". Bu evrimcilik son olarak da. bizim XIX. Bonnet. Leibnizgil bir tarz içinde. yeryüzünün değişim ve felaketlerinin. Söz konusu olan tedrici bir hiyerarşikîeştirme değil de. Palingintsie… . Bu kavrayış.. bir o kadar fırsat yaratmak üzere düzenlendiklerini varsaymak zorunda kalmaktadır: "Bu evrimler öngörülmüşler ve hayvanların tohumlarının içine. Toplu eserler. hep değişken olacaklardır. Demek ki. 51 Ch Bonnet. s. III.51 zamanın sürekliliğini mekânın sürekliliğine ve varlıkların gelişmesinin sonsuzluğunu varlıkların sonsuz çoğulluğuna eklemektedir. 149-150. . Midyeler ve polipler en gelişkin cinslere nazaran. zamanın taxinomia'n\n bir ilkesi olmanın uzağında. Yeteneklerine daha uygun bir yere taşınan insan.bir oran içinde gelişmemiş olması olanaksızdır: "bütün cinslerin üst bir kata doğru sürekli ve az çok yavaş bir gelişimi olacaktır. Çünkü 206 . Maymunlar arasında Newtonlar ve kun-duzlar arasında Vaubanlar olacaktır. 50 Ch Bonnet. daha yaradılışın ilk gününden itibaren nakşedilmişlerdir.. onun yanızca faktörlerinden biri olduğunu ve bu zamanın. tamamen kurulu bir hiyerarşinin 49 Ch Bonnet. . varlıkların sonsuz zincirinin sonsuz bir değişme yönünde ilerleyebilmesi için. tıpkı-diğer bütün değişkenler tarafından alman bütün değerler gibi. belirli ve sabit bir oran içinde. Contemplation. varlıkların birbiri peşi sıra ortaya çıkmalarını kavramanın bir biçimi değildir. c. s J 73te. Sınıflandırmak 225 basit ve bütünsel ilerlemesidir. süreklilik ilkesini ve varlıkların kesintisiz bir tabaka oluşturduklarını ileri süren yasayı genelleştirmenin bir biçimidir. varlıklar zinciri konusundaki bir mektubunu zikretmekledir. önceden belirli olduğunu varsaymaktadır. Bonnet'nin önoluşumcu olması gerekmektedir -ve bu.

doğanın bütün değişimlerine rağmen ayakta kalan ve bu yüzden taksinomik tablonun boşluk halinde sunduğu bütün olabilirlikleri dolduran. cinsin varlığına yol açmıştır. Genelleştirilmiş bir sınıflandırma. Canlının değişkenlerine. dış unsurlar bir karakteri ortaya çıkarabilmek üzere. 226 Kelimeler ve Şeyler lirliğini düzenleyen benzerlikler veya kısmi özdeşlikler bu durumda. ardışık olarak mümkün bütün değerleri aldırtmaktadır: kendini yavaş yavaş ve unsur be unsur kuran bir karakterleştirmenin mekânıdır. canlının bütün 207 . Bir tcocinomia'nın olabi-52 Ch Bonnet. bir işlev ve bu işlevin içinde cereyan ettiği organlar üzerindeki etkisinin tarzı değildir. bu büyük hareket tarafından aynı şekilde taşınacaklardır. Bunlardan yüz milyonlarcasınm karada yaşama alışkanlığını edinemeden ölmüş olması bir şeyi değiştirmez. kanatlara sahiplerse. bunun nedeni. bir araya geldiklerinde cinslerin sürekli şebekesini oluşturacak olan kutuların her birini birbiri ardısıra ortaya çıkartmaya yaramaktadır. Zaman artık. tıpkı bazı evrimcilik biçimlerinde olduğu gibi. tıpkı balıkların yüzgeçlerinin olduğu gibi. Görüldüğü üzere." Dünya bütünü itibariyle bir lar-va olmuştur. "eğer kuşlar. böylesine bir sistem. toprağın hayvanlar üzerindeki etki tarzı bir ortamın. eski sabitlik dogmasını altüst etmeye başlayan bir evrimcilik değil de. fazladan bir de zamanı-kapsayan bir taxinomia 'dır. zamana tamamen zıt bir rol oynatmaya dayanmaktadır. tek ve aynı canlının şimdiki zaman içine yayılmış olan işaretleri olacaktır. s. suyun. Ve bu ortaya çıkış yerkürenin herhangi bir olayı tarafından kronolojik olarak koşullanmışsa da. "Evrimcilik"in diğer biçimi. Benoit de Maillet. iklimin. Fakat havanın."53 Canlı varlıkların yaşam koşullarındaki değişiklikler. ancak fırsat olarak işe karışmaktadır. burada da yeni cinslerin ortaya çıkmasına neden oluyora benzemektedir. şimdi bir krizalittir ve hiç kuşkusuz bir gün kelebek olacaktır. Palinginisie. Tanrının güneş sisteminin içinde önceden düzenlediği bütün dönüşümlerle bağlantılıdırlar.52 Ve bütün cinsler. onların atalarının suların ilk geri çekilmesi esnasında karayıkendi-lerine vatan seçmiş olmalarıdır. 193. bir iki tanesinin bunu başarmış olması. sınıüandırıcı-tablonun bütününü gelişmenin sonlu veya sonsuz hattıüzerinde ilerletmeye değil de." Bu balıkların tohumları-bataklıklara taşınınca. .bu evrimler. cinsin denizden karaya çıkmasına yol açmış olabilirler.

\f böylece ona bu fırsattan istifade doğal bir değişim süreci. Ve bunun sonucu olarak. Lamarck'ın tasvir edeceği haliyle ortamın pozitif etkisini de önceden haber verıyora benzemektedir. fr] Bu durumda. yeni bir tercih noktasının karşısında bu. başlangıç biçimi giderek tanınmaz hale gelecektir) olduğunu var saymak ya da onun. Doğa tarihinin belirleyebileceği cinsler tablosu. yüzyılın âdeta-evrimciliği. Tel iamed ou les Entreüens d'un Philosophe Chinois avec un Missionnaire Français. sürekliliği sağlayan bir bolluk (cinslerin zaman o» . öylesine ki.muhtemel biçimlerini tanımlayan değişkenlerin genel tablosu tarafından. apriori mümkün kılınmıştır. aynı ânda hem tarihi. 1748 Sınıflandırmak 227 mümkün değerlerinin onun üzerinde art arda geldikleri -. Fakat bu geriye doğru bakışın bir yanüsamasıdır: nitekim. Birincisi. s 142. başlangıçta verimli olanından hafifçe farklı bir karakter kazanabilme yeteneği. ama daha yüksek bir karmaşıklık ve gelişmişlik düzeyinde bulunan nihai bir cinsi gizlice aradığını düşünmek. içindeki desteği ve birinin diğerine benzemesi) ile. %^ canlı varlığın içindeki bir değişimin ilkesini tanımlamak. kendini önceleyenlerin hepsinin karakterlerine sahip olan. Amsterdam. kuşaklar boyunca. bu düşünce biçimi için. ama doğada sabit olan bir denge sayesinde 208 .i ( çizgi üzerinde resmedilebilir. zamanın devamlılığı önceden belirlenmiş değişkenlerin bütün 53 Benoit de Maillet.# lunulmaktadır: ya canlıda biçim değiştirme konusunda t kendiliğinden bir yatkınlık (veya hiç değilse. XVIII. Danvin'de görüldüğü haliyle karakterin kendiliğinden değişimini olduğu kadar. VÜ yeni bir karakter alabilme olanağı tanımak gerekmektedir. sonsuz hatalar sistemidir -Maupertuis'de > wj rastladığımız gibi-. hem farklılıkları hem de dağılımı sağlayan bir sapma eğiliminin arasında parça parça kurulan.

Prototip ve nihai cinse dayalı olan ters sistem için de farklışeyler olmamaktadır Bu şıkta. Maupertuis. Sayılamayacak kadar çok unutulmuş veya kötü akıbete uğramış küçük farklılık tarafından dokunan bir süreklilik. onlara ait olarak bildiğimiz bütün karakterleri yavaş yavaş ve birbirlerini izleyen değişmelerle kazanmışlardır. ortaya çıkan canavarlıkların ardı arkası kesilmeyen tabanı üzerinde bölümlere ayrılmış olarak. sürekliliğin bellek tarafından değil de. tasarı tarafından sağlandığını varsaymak gerekir. parçacıkların bir ^ sapmasının -bir rastlantı-. tekrarlanan sapmalar nedeniyle 228 Kelimeler ve Şeyler olmuştur. Doğanın bir araya getirdiği ve yavaş yavaş düzenlediği basit unsurlardan hareketle. Ve temel nokta buradadır: doğa bir tarihe ancak sürekli olabilmesi ölçüsünde sahiptir. ona doğru yol aldığı karmaşık bir varlık tasarısı: "Önce unsurlar bileşirler. J. B. madde parçalarının faaliyet ve bellekle do-nandıklarını varsaymaktadır.kazanılmış olmalıdır. gene aynının inatçı gücüyle ko. eğer de. çok daha ince bir sürekliliğin parçasal sonucundan başka bir şey değildir. Bütün bedenlere. Kendilerini çözüm-lememize sunan görülebilir cinsler. Çekime ve rastlantıya tabi olan bu biçimler.«. ^| bellekleri ebeveyn çiftin karakterlerini koruyan yeni bireylere hayat vermektedirler. Ve bu durum. minerallerin 209 . küçük sayıdaki ilkeler taban olur".W) dirler. en faal. Devam edebilenler. leri. Birbirleri tarafından çekilen en az faalleri. mineral özleri meydana getirmekte. uçuruma yu-varlanmakta ve bazen de sürmektedirler."54 Canlı varlıklar böylece. hayvanların daha karmaşık vücutlarını resmetmekte.-\ vam edemezlerse yok olmaktadırlar. Robinet ile birlikte. çok daha sıkı. ve meydana getirdikleri tutarlı ve sağlam tabaka. Bütün mümkün karakterleri sırayla (bütün değişkenlerin her karakterini) alabildiği için.s runan yeni bir cinsin doğmasına kadar sürmektedir: "Hayvanların sonsuz çeşitliliği. kendini ardışıklık biçimi altında sunabilmektedir. kısa bir hayat sürmekte. onlara zaman boyutu içinde bakıldığında.

A rinde gözlenebilen haliyle. Essai sur la Formation des Corps Ûrganises. bizim bildiğimiz en karmaşık düzene kadar böyle sürüp gider. Berlin. büyüklük.. 25-28. dış görünüş olarak değişimleri. yeni düzenlemelerle kendi içlerinde sonsuza kadar bölünen ve altbölümlere ayrılan cinsleri verir. 1754. ma. tıpkı onların kendilerini önceleyenler tarafından getirildikleri gibi. s.ym ruz kalmaya yatkın olduğu sonsuz değişkenlerin dokusu. onları izleyen bileşimleri hazırladıklarına ve düzene soktuklarına.'-. uç karmaşıklaşması arasına yer. yay.3| bi.. bu düzene katkıda bulunduk. "organların sayı. "dünyanın yüzeyinde dolaşan varlıklara" varana kadar artmaya hiç ara vermez. bize farklı olgular sunmakla birlikte."56 Bu iki ucun arasında. bu modelin yerkürede en azından insanın kişisi üze. Robinet. Robınet'de de ardışıklık ve tarih doğa için yalnızca. Böylece.:."57 Tıpkı Maupertuis'de olduğu gi.örgütlenmesine yalnızca onlar hükmeder. 55 J. 41. iç doku. 3. Doğa herhalde. de. Canavarlar. s."55 Ve bu iş. B. bu varlıkların sayesinde \w daha düzenli varlıklar ile daha simetrik bir düzenleme *^ üretmeyi başarmaktadır.• ' leşir. şeylerin düzenim bozmanın uzağında kalarak. karmaşıklığın ve bileşimin bütün mümkün basamakları bulunmaktadır: bazılarının •'$% sabit cinsler halinde sürdüğü ve diğerlerinin de battığı. bunların diğerleri kadar doğal prototip başkalaşımları olduklarına. Sınıflandırmak 229 her tarihten daha derinlere giden.i ^' den daha başka bir "doğa"dan değillerdir: "Görünüşteki en (Js garip biçimlerin… zorunlu ve esas olarak varlığın evrensel planına mensup olduklarına. nitelik.j|i larına… inanalım.'! 210 . De la Nalure. tamamen eski bir prototip ile. doğanın tüm sürekliliği. cinslerin kendilerin. 54 Maupenuis. bunların komşu biçimlerine geçiş olarak hizmet ettiklerine. sonra "doğanın cömertliği".<! vasa bir deney dizisi gibi. 1786.

—mdash. -1 ( ancak negatif bir rol oynayabilir: devşirir ve sürdürür veya t* \ ihmal eder ve kaybolmaya bırakır. Canavar. 4-5.gerekiyorsa. Başka bir şekilde söylenmesi halinde. taksinomik tablodan sürekliliğe çıkabilmek için jeolojik felaketin gerekli olması gibi. Önce. zamanın 211 . tıpkı.—mdash. zaman. Nitekim. doğanın kesintisiz mırıltısı gibidirler. aynı canlılık ilkesinin değiş. önemli sayıda mümkün değişimin üzerine çarpıtılmış. sonra da bunların üstlerinin çizilmiş olduğunu kabul etmek gerekir.: ken bir ortamla mücadele ettiği temel bir tarihin. Süreklilik. canlıların sürekliliğini ve özelleşmesini sağlayan zaman veya süre değildir. göze gö. bulanık.—mdash. canavarların geleceği olmayan çoğalmaları da. s. Robinet. ka-otik ve parçalanmış bir deney boyunca. 1768.— 'l 56 J.\ rünür izi değildir. Demek ki. sınırlı olan zamanın. bir yönde toprağın ve suların dramı olarak okunması gereken şey. doğanın bütün sürekliliğini kal etmesi -belki de daha önceden kat etmiştir.—mdash. Onun koşuludur. %*. Ve tarih ona nazaran. Cons\d(rations philosophiques sur la gradaüon naturel e des fotmes de Vitre. Paris. B. J'ıo ———————_—mdash.—mdash. iklimlerin ve coğrafyanın yalnızca ayrıcalıklı ve sürmeye aday bölgeleri devşirdikleri bir güzergâhı resmetmektedir. 230 Kelimeler ve Bunun iki sonucu vardır. s.—mdash.nu kat etmenin araçlarından ibarettirler. süreklilikten tabloya doğru zamansal bir dizi boyunca yeniden inebilmek için gereklidir. diğer yönde biçimlerin görünüşteki sapması olarak okunmalıdır. 57 agt. 198.dahil etme ihtiyacı vardır. mümkün bütün çeşitlenmelerin sürekli tabanıüzerinde. işe canavarları -bunlar dipteki gürültü.

onun modelini resmeden binlerce biçime bakarak mı? Acaba kaç tane fosil. insanın geçici olarak nihai biçimini tasarladığını. bu dış biçimin içinde çok belirgin bir role sahiptir. doğanın elinde tuttuğu süreklilik gücünden hareketle. farklılığı açığa çıkarmaktadır: bu farklılık henüz yasasızdır ve iyi tanımlanmış 212 ."59 Fosil. artık benzerlik düzeninden başka bir şey olmamalarıdır. Canavar. içindeki bir çakıltaşıdır. Sınıflandırmak 231 dir? "İnsan kalbine benzeyen ve bu yüzden Anthropocardi-te denilen cins… özel bir dikkat hak etmektedir. Paris. canlı biçimler burada bütün mümkün başkalaşımlara maruz kalacaklar ve arkalarında.. ilkel prototipten hareketle yapmaya hiç ara vermediği neye bakılarak anlaşılacaktır? Güzergâh üzerinde bıraktığı. 1965. 2.içinde ve bizim teorik bilgimiz için. sol karıncıktan büyük atardamarın büyük gövdesi ile alt veya inen kısmın çıktığıda görülmektedir. Burada toplardamarın gövdesi ve iki parçası fark edilmektedir. Ayrıca. biçim verilen ve bir gün daha gelişkin bir biçim uğruna terk edilen alçı heykeller gibi-58 XVIII. katedilen yolun işareti olarak yalnızca benzeşmenin menzillerini bıraka-caklardır. yüzyılda. . Kalp biçimi olabildiğince iyi taklit edilmiştir. Canavar ve fosilin her ikisi de. süreklilik işaretlerinin böylesine bir tarih boyunca. hayvan ve mineral karması olan doğasıyla. 129-154. kafatası veya cinsel organları için. Diğer sonuç ise. Örneğin doğanın.! cahklı yeridir —taxinomia mekânının onu katı bir şekilde parçalamasına rağmen-. s. La Connaissance de la Vie. insanın kulağı. tufanların. yanardağların ve batık kıtaların bizim gündelik deneyimiz açısından bulandırdıkları bir sürekliliği sağlamaktadır. bas. Cnaguilhem. sürekliliği araştıran tarihçinin aradığıbir benzerliğin ayrı. Özü. Ortam ile organizma arasındaki hiçbir ilişki58 bu tarihi tanımlamadığından. biyolojik "ortam" kavramının bulunmaması hakkında Bkz.

çözümlemenin özdeşlik olarak tanımlayacağışeyin henüz sessiz benzeştirme olduğu ve sabit ve belirlenebilir farklılık olarak tanımlayacağışeyin henüz yalnızca serbest ve rastlantıya bağlı değişiminden ibaret olduğu karanlık. hep taslağı çıkartılan. benzerliklerin doğanın kat ettiği bütün sap. Ya. canlılara yabancı ve onlara yalnızca dışarıdan gelen felaketler olarak.\ maların içinde sürmesine izin verdiğidir. canavar ve fosilin. İşte bu nedenden ötürü. özdeşliğin uzak IJ ve yaklaşık bir biçimi olarak işlev görmektedir. '. Bunun nedeni. onun ihmal edilen kenarlarında algılanabilen bir hareket olarak: ve Canavar böylece. 232 Kelimeler vr peyler ancak bütünün talepleri tarafından ölçülen. Bunlar. sonra da karakteri tanımlayan şu farklılıklar ve şu özdeşliklerin geriye doğru yansıtılmasından başka bir şey olmamalarıdır. s. ama daha taslak halindeyken durdurulan. Fosil. 18. canavar özelleşme tabakasıdır. Robinet. bir tek aracı yere sahip olabilir. Fakat eğer ge/çeği söylemek gerekirse. 213 . ama tarihin yavaş inadı içinde bir altcinsten başka bir şey | :2 değildir.bir yapıya sahip değildir. zamanın kıpırdanışı içinde bir âdeta-karakter kaydetmektedir. hareketli. tablo ile süreklilik arasında. farklılıkların oluşumunu. Ya da. ve yalnızca tablonun kıyılarında. taxinomia için yapıyı. Considörations… . benzerliğin belirsizliği içinde hatırlatmaktadır. B. sürekliliğin tabanı üzerinde bir karikatür gibi anlamakta ve fosil de özdeşliğin ilk inatlarını.itreşen bilgiyi meydana getirmektedirler. ancak birinden diğerine gerekli geçiş esnasında müdahale edebilmektedir. tablo ile süreklilik tarafından resmedilmiş olan epistemolojik düzen o kadar temellidir ki. doğanın tarihi'ni düşünmek doğa tarihi için o kadar olanaksız. oluş 59 ].

. Bizim şimdi hayat adını verdiğimiz bu bölgede. Ama. Bu apriori. yüzyılda. hiç kuşkusuz sınıflandırma çabalarından farklı daha birçok araştırma. varlıkları tanımayı. Gramer ve taxinomia konusundaki düşüncelere özdeş biçimler dayatacak. gündelik bakışı teorik güçlerle donatan ve şeylerin üzerinde. doğru sayılan bir söylemin tutturulmasına olanak veren koşullan tanımlayan şeydir. özdeşlikler ve farklılıklarmki-lere ilişkin olanının dışında daha birçok çözümleme olmuştur. Ama bunların hepsi. Ne de bir kavram iletişimi veya bir alanda "başarılı" olduktan sonra. daha genel bir rasyonellik de söz konusu değildir. Söz konusu olan.âM nemin zihniyetleri veya "düşünce çerçeveleri" denilen şey ]!•• tarafından da belirlenmemiştir -eğer bundan spekülatif bil. onlara dağınıklıklarıiçinde. tekil ve birbirinden uzaklaşan tasarılarıiçinde izin veren tarihsel bir cins apriori'yt dayanmaktaydı. XVIII. daha önceki çağlar boyunca çökelti halinde biriken ve rasyonelliğin az veya çok eşitsiz veya hız. bunların arasında bir yöntem aktarımı söz konusu değildir. türlerin varlığı. onlanbir adlar sistemi içinde temsil etme olabilirliğine bağlayan bilginin temel bir düzenidir. Bu apriori. hatta hiç kuşkusuz. DOĞANIN SÖYLEMİ Doğal tarih teorisini dil teorisinden ayırmak mümkün değildir.VII. saflıkların veya büyük teorik tercihlerin tarihsel : profilini anlamak gerekiyorsa-. belli bir dö. orada ortaya çıkan nesnelerin varoluş tarzını tanımlayan.-nj hgelişmelehne taban olarak hizmet eden bir bilgi halinden 'M de meydana gelmemiştir. somut olgulanin-anlann merakına bir o kadar esrar olarak sunmaya hiç ara vermeyecekleri bir sabit sorunlar donanımı tarafından Smı/landırmafe 233 oluşturulmamıştır. diğer alanda da denenen model. karakterlerin 214 . deneyin içinde belli bir mümkün bilgi alanınıbelirleyen. belli bir dönemde.'J' gilerin. bu apriori aynızamanda bunların yerini oluşturdukları bütün fikir tartışmalarını mümkün kılmaktaydı.

türeme) kendi aralarında büyük aralıklar bırakmaktadırlar: herkesin teker teker yaptığı deneyler. Onu dil teorileriyle akraba kılan. temsilin zamana. köken noktalarını.\M rak belli bir görülebilirliğin düzenlenmesi. düşün-234 Kelimeler ve Şeyler ceye.\ dır. belleğe. Sınıflandırmak ve konuşmak. sürekliliğe bağlı olduğu için kendi içinde açtığı bu aynı mekânda bulmaktadırlar. az veya çok uyanık bir dikkat. XIX. bütün diğerlerinden bağımsız bir dil olarak. sabit bir düzeni bir temsil bütününün içine dahil eden karmaşık bir işlemler dizisini kapsamaktadır. Fakat doğal tarih. klasik çağda yeni bir merak nesnesinin keşfedilme.® rihsel a priori. işaretleri onlardan itibaren belirleyen ve sonunda adları dayatan kendiliğinden oyunla aynıdüzeydedir. tasvirin dört de. alışkanlıklar. Ve evrensel olarak geçerli olması halinde.'ı sine tekabül etmemekte. hem de düzene sokulabilir olarak kurmaktadır. işaret. ve bunlar yalnızca kelimelerin biçimiyle değil. bir doğa tarihinin varlığıdır: bilgi alanı ola.kuşaklar boyunca aktarımı-konusundaki araştırmaları veya tartışmaları belirleyen ta. önyargılar. Doğa £' tarihi. ihtiyaçlar veya tutkular. her şeyden önce bu kelimelerin temsili 215 . kendiliğinden ve "kötü yapılmış" dilin içinde. hangisi olursa olsun her bireyin *1İ yerleşebildiği bir komşuluk alanının oluşturulması. Bütün bu ampiriklik alanını. dört unsur (önerme (cümle).| şüncenin içinde belli bir eleştirel rol oynatan işte bu alan. I Doğa tarihi dille çağdaştır: temsilleri ânı içinde çözümleyen. aynı ânda hem tasvir edilebilir. yüzlerce farklıdil oluşturmuştur. eklemleşme.jj* ğişkeninin tanımlanması. yüzyıldan beri biyolojiden anladığımız şeyden ayıran ve ona klasik dü. ancak iyi yapılmış bir dil olması halinde var olabilir/olmalıdır. onların ortak unsurlarını saptayan.

% sinomik karaktere bu geçiş.J leşine ki. aşırı karmaşıklığın içinde. orada eklemleştirilen şey yüklenebilirse) ve eğer her varlığın işareti. hakikinin sabit bir bölümlenmesi haline getirebilirse (eğer temsile her zaman."60 | Fakat bu özsel adlandırma -görülebilir yapıdan tak. Buna karşılık. doğa tarihinin belirlediği haliyle karakter de hem bireyi dam-galamaya hem de onu birbirlerine ayak uyduran genelliklerin mekânı içine yerleştirmeye izin vermektedir. bu adı taşıyan cismin zaman sj içinde edinebildiği bütün bilgileri hatırlatmaktadır: öy. Fiilin dilin içindeki işlevi evrensel ve boştur. Dilin izlenimlerin benzeşmelerini istediği yerde. ve bu ad. gündelik kelimelerin üzerinde (ve onlar boyunca. tcucinomia'mn mümkün olabilmesi için. böylece bu cismin kendine özgü olan adını telaffuz etmekte. Öylesine ki.bölümlere ayırma biçimiyle farklılaşmaktadırlar. doğanın gerçekten ve bizatihi tamlığıiçinde sürekli olmasıgerekir. Kendiliğinden dil. doğal tarih bu iki işlevi. cins adlara kapsam ve genişlik-lerini veren türetmelerin rastlantısına açıkken.maliyetli bir talebe gönderme !t yapmaktadır. bireysel işleyişi itibariyle. Doğa tarihi. bir varlığa yüklenebilecek tüm değişkenleri eklemleştiren yapı'nm birliği içinde bir araya getirmektedir. sınıflandırma şeyler arasında '• 216 . olmak fiilinin tekdüze işlevinden. ilk bakışta doğadaki herhangi bir şeyi işaret Sınıflandırmak 235 etmektedir. ancak oyunun kapalı olması halinde iyi yapılmış bir dil olacaktır: tasvire yönelik kesinlik eğer her cümleyi. doğanın egemen | düzeni keşfedilmektedir. ve adlar eklemleşme sistemlerini bunun içinde işletmektedirler. Ve işaret dilin içinde. şeylerin kesin Adlarının nihayet hüküm sürdükleri ikinci dereceden bir dilin binası inşa olmaktadır: "bilimin ruhu olan yöntem. türetmeyi ve retorik mekânın güzergâhına giden biçimi tamamına erdirmek ve onun çemberini kapatmak için. yalnızca hayal gücünün işleyişine ihtiyaç duymaktaydı: yani dolaysız benzerliklere. çünkü onları ilk tasvir için kullanmak gerekmektedir). onun bütünün genel düzenlenişi içinde bütün haklara sahip olarak işgal ettiği yeri işaret ederse.

doğal tarihin. onu aslında bilgiye sunan ve ancak dilin tümünün kat edilmesi halinde görünür kılan bu çerçevelendirmenin ötesinde. bütün temsillerden önce sürekli olmasaydı. işleme fırsatını veren hiç kuşkusuz doğanın sürekliliğidir. konuşmak mümkün olamazdı. Hayal gücü (karşılaştırma yapmaya izin vererek. smıflandırmasıve sonunda yeniden kurması gerekmiştir. ama inatçı sürekliliğinin. sürekli olarak mevcut olmakladır. herhangi bir karışık ve iyi algılanmayan özdeşlik aracılığıyla başka birini hatırlattığında ve her ikisine birden bir cins adın keyfi işaretinin verilmesine izin verdiğinde. 236 Kelimeler ve Seylcı liligine eklendiği kaypak yeri meydana getirmekteydi. özdeşliklerin ve farklılıkların kesintisiz büyük dokusunun yansımasız ve bulanık izinden başka bir şey değildi. olabilirlik koşulu tam da bu sürekliliğin içinde bulunan yeni bir dili. en küçük bir ad için bile yer bulunamazdı. adlandırmanın tabanında. s.* tinuum (süreklilik). dile olanak vereni). maliyetine katlanarak kullanması. onların arkasında uzaktan ışıldamakta. doğanın çökmüş. eleştirmesi. adlandırmaların tablosu boyunca teslim etmektedir. Kendini hayal gücünün içinde körlemesine benzeşme olarak veren şey.P sa. 13. türlerin ve sınıfların boşluğu olmayan büyük tabakasını oluşturmak için. o sırada bilinmemekle birlikte. Öylesine ki. onun iyi yapılmış : bir dili kurabilmesi değil de. ama dikkatli sürek-60 Linne. tasvir ile düzenleme arasında bırakılan açıklığın içinde bu şekilde ortaya çıkan bu con. dilden çok önce ve onun koşulu olarak varsayılmıştır. bilincin boş. Cinslerin. 217 . aynı zamanda genel olarak her dili açıklayabilmesidir. Şeyler ve kelimeler çok sıkı bir şekilde kesişmişlerdir: doğa kendini ancak.mümkün en küçük farklılık ilkesini talep etmektedir. Oy. Systema Naturae. Bir temsil belleğe. eğer doğa şeylerin tabanında. Ve bunun nedeni yalnızca. ve böylesine adlar olmasaydı sessiz ve görülmez olarak kalacak olan bu doğa.

hareketlilik ve unsurları birbirine çeken ve onları bağlı tutan yakınlık ilişkileriyle 61 Örnek olarak. Hayat eğer Linne'nin. s 215. Eğer bu merdiven. Hayat. Doğadaki şeyleri üç sınıfa ayırma âdeti vardır: geliştiği kabul edilen. Maupertuis ile birlikte. sap-tanan kıstaslara nazaran nispi bir sınıflandırma kategori-sidir. onun kıstası olarak doğumu (tohum veya tomurcukla). sınırlarının saptanması söz konusu olduğunda. Ve tıpkı bütün diğerleri gibi. Nitekim. daha doğrusu birçok sınıf meydana getirmektedirler: ve eğer hayattan söz edilebilirse.Doğal tarih klasik çağda. Ve tıpkızoofit'in (biçimi bitkiye benzeyen hayvan) hayvanlar ile bitkilerin ikircikli kesitinde yer alması gibi. bezlerin. agc. tulumcukların mev-cudiyetini62 saptadığında yaptığı gibi. derinin. yüklü ve karmaşık bir karakterle tanımlanacak olursa. ölümü. beslenmeyi (bir özün dıştan dahil edilmesiyle). bazı belirsizliklere maruz kalmaktadır. benimsenen kıstaslara göre. dizi üzerinde çok daha yukarılara konulmak durumunda kalır. tamamen yeni bilgi biçimlerinin ondan itibaren edinildikleri aşikâr bir eşik meydana getirmez. fosiller de. hastalıkları. dünyanın bütün nesnelerinin dizisi içinde bir. herhalde bu nedenden ötürü biyoloji olarak kurulmamıştır. kendiliklerinden yer değiştirebilen hayvanlar. yüzyılın sonuna kadar hayat var olmamıştır. XVIII. Sınıflandırmak 237 tanımlanacak olursa. bu ancak varlıkların evrensel dağılımı içindeki bir karakter -kelimenin taksinomik anlamında. dış hareketi. Tıpkı bütün diğerleri gibi. bunları bu merdiven basamaklarıboyunca kaydırmak mümkündür. çoğalabilen ve duyusu olabilen bitkiler. ama hareket ve duyarlığı olmayan mineraller. hayatı maddenin en basit parçacıklarının içine yerleştirmek gerekir.olarak mümkündür.61 Hayata ve onun ihdas ettiği eşiğe gelince. madenler de. Bunlar. hayattan söz 218 . damarların. yaşlanmayı. sıvıların iç hareketini. Yalnızca canlı varlıklar olmuştur.

63 Linne'nin dediği gibi. Systime Seqı el… . s 1 63 Bonnet. biçim. Ayrıca age. bir kelimeler teorisiyle kesişmektedir. Svstema Natuıae."64 Doğabilimci. 64 1. karanlık ve henüz emekleyen bir hayat felsefesine bağ-62 Line. Hayatın değil. s. Contemplation… . Fakat canlı ile canlı olmayan arasındaki kopukluk asla belirleyici bir sorun değildir. Bkz.etmenin gerekip gerekmediğinin bilinmediği şu belirsiz sınıra yerleşmektedirler. onu eleştirmektedir. doğada dört bölümlü bir ayırımı kabul etmekteydi: örgütlenmemiş ham varlıklar. hareketsiz organize varlıklar (bitkiler). klasik çağda geliştiği haliyle doğal tarihi. 238 Kelimeler ve Şeyler lamamak gerekir. Doğal tarih aymanda hem dilin önünde hem de arkasında yer almaktadır. Demek ki. Eğer onu yeniden ele alıyor ve onu mükemmelliği içinde tamamına erdirmek istiyorsa. hareketli organize varlıklar (hayvanlar). s. JPhiIosophie… . on-lansayı. Kendine do- 219 . Doğal tarih gerçekte. bunun anlamı aynı zamanda onun kökeni geri döndüğüdür. doğabilimci -o buna Historiens naturalis adını vermektedir. ama bunu onun temelini keşfetmek için yapmaktadır. Ayırım I. ama bu işi onu yeniden yapmak ve onu hayal gücünün körlemesine benzerlikleri boyunca mümkün kılmış olanın ne olduğunu keşfetmek için yapmaktadır.irine. gündelik dili bozmakta. konum ve orana göre uygun bir şekilde tasvir eder ve onları adlandırır. yapılanmış görülebilenin ve karakteristik adlandırmanın adamıdır. 215."doğal cisimlerin bölümlerini bakarak fark eder. 133. hareketli ve akıllı organize varlıklar (insanlar).

kavramdan yargıya. doğa ile insan doğasının. adsal eklemleşmenin temelindeki adlandırma hakkından bizatihi cümleye ve onu kuran olmak fiiline taşınmış olmaktadır.laysız taban olarak hizmet eden bu gündelik kelime haznesini aşmaktadır ve onun ötesinde. doğa tarihinin eski mekânını. onun varlık nedenini oluşturmuş şeyi araştıracaktır. hayat aynı dönemde sınıflandırma 220 . modernler açısından ebediyen bulanıklaştıracaktır.55 Kant nedenselliği buradan soyutlayarak. Eleştirel soru aynı darbeyle. adların üzerinde anlaşmaya varılmış bir kullanımıdır ve nihai amacı şeylere tam adlarını vermektir. bizzat her bilginin olabilirliğini sorgulamaktadır. benzeşmelerin sürekli tabanı üzerinde özdeşlik ve ayrılık ilişkilerinin belirlenmesinin söz konusu olduğu yerde. nedenselliği benzerliklere yönelik genel soruşturmanın şıklarından biri haline getirirken. doğru ama her dilin hangi koşullarda mümkün olduğunu ve hangi sınırların içinde bir geçerlik alanı bulunabileceğini keşfedecek bir dil inşa etmektir. ama bunun tersine. bütünüyle dilin mekânına yerleşmektedir. çünkü esas olarak. benzerliğin temeli ile cinslerin varoluşuna ilişkin olanıdır. Eleştirel sorun XVIII. XVIII. dilden hareketle. soruyu tersine çevirmiştir. Klasik çağda Locke ve Linne. Buffon ve Hume buna tanıktırlar. ama belirgin bir bilginin biçimine bağlı olarak. yüklemin. hayal gücünün. Bu yüzden ne özerklik. Yalnızca doğa ile insan doğasının ilişkileri konusunda geçerli olmak yerine. ne de kökten sorgulama değeri kazanabilmiştir: benzerliğin.kritik soru. dil ile doğa teorisi arasında eleştirel tipten bir ilişki vardır. temsilleri birbirlerine bağlamanın olabilirliğine. nitekim doğayı tanımak. çeşit-linin sentezine ilişkin ters sorunu açığa çıkarmıştır. kısacası benzeşmenin algılanması ile kavramın geçerliği arasındaki ilişkilerin söz konusu olduğu bir bölgede sürtmeye ara vermemiştir. Hume. Demek ki. genel ve soyut düşüncelerin değerinin. yüzyılın sonunda yeni bir dış biçim ortaya çıkarak. yüzyılda var olmuştur. türün varlığından (temsillerin çözümlenmesiyle elde edilmektedir). Fakat öte yandan. Bir yandan eleştiri yer Sınıflandırmak 239 değiştirmekte ve doğduğu topraktan kopmaktadır.

Essai sur \a Nalure Humaine. Onun hakkında gene de "kavram"dan söz edilemez. bizim için özsel kesinliğini kaybetmiş olmakla birlikte. Leroy. dolaşım. Öylesine ki. filoloji de yoktur. Buna karşılık XVII. 80 ve 239 vd. çünkü bilgi düzleminde üretim var olmamaktadır. çünkü anlamlarından birazını müsadere ederek veya onların yayılma alanlarından bir bölümünü sahiplenerek. ZENGİNLİKLERİN ÇÖZÜMLENMESİ Klasik çağda hayat ve hayat bilimi yoktur. çok tutarlı ve fazlasıyla tabakalı bir doku söz konusudur. ALTINCI AYIRIM Mübadele Etmek Ov 1. XVIII.kavramlarının karşısında özerkliğini kazanmıştır. 65 Hume. genel anlamdaki her eleştirinin alanına girmekte. XIX. alışık olmayı sürdürdüğümüz bir kavram olmuştur. Aynı şekilde siyasal iktisat da yoktur. Söz konusu olan daha çok genel bir alandır: değer. ama kendi hesabına geçirdiği ve kendi adına olmak üzere. yüzyıllarda. a i. rant. s. Kurtulmaktadır sözü iki anlama gelmektedir: hayat diğerleri arasında bir bilgi nesnesi haline gelmekte ve bundan ötürü. ve XVIII. Kant'tan Dilthey'e ve Bergson'a varana kadar bütün eleştirel düşünceler ve hayat felsefeleri kendilerini bir toparlanma ve karşılıklı meydan okuma konumunda bulacaklardır. fiyat. yüzyılda doğa bilgisinin kurucusu olan şu eleştirel ilişkiden kurtulmaktadır. faiz kavramlarını bir o kadar kısmi nesneymiş gibi kavrayan ve yerleştiren.. Ama bir doğal tarih. Klasik çağda "iktisat"ın toprağı ve nesnesi olan bu 221 . mümkün her bilgiye taşıdığı şu eleştirel yargıya da direnmektedir. yerlerini hafifçe kaydıracağı ekonomik kavramların bir oyununun içinde yer almamaktadır. ticaret. yüzyılın tümü boyunca. Çev. ama bir genel gramer vardır.

Cantillon. Boisguillebert ve özellikle Law'u ve 1720 felaketinden sonra. Say'in döneminde tamamen donanımlı ve çoktan tehlikeli bir hale gelmiş olarak zuhur etmiş olan bir bilginin esrarlı doğumunu. Petty. Ona farklı tipten. yalnızca daha sonraki tarihlerde el yordamıyla oluşmakta olan bir siyasal iktisatın birliğini atfedecek olan geriye dönük bir okumadan kaçınmak gerekir. Galliani'yi. bu tarz içinde kurgulama âdetine sahiptirler.alan. faizin meşrulaştırılmasıveya mahkûm edilmesi). değişim değen ile içsel değer ayırımı 222 . Bilimsel bir iktisadın. onun çeşitli kavramlarını (hatta ve özellikle. ikincilerin arasında Barban. klasik zenginlik çözümlemesine. değer ile piyasa fiyatıarasındaki sistematik bir karıştırma tarafından. daha ılımlı bir şekilde olmak üzere Mübadele Eımeh 243 Montesquieu ve Melon'u saymak gerekir). zenginlik alanıdır. aynı zamanda -ve bu Cantillon'un eseridir-. sonra da para ile zenginlik. genel gramerin onun tarihsel olabilirlik koşulu olduğunu hesaba katmadan çözümlemeye kalkışmak gibi olacaktır. Batı-düşüncesinde Ricardo ve J. Fakat XVIII. tıpkı Linnegil doğa tarihinin alanının dışında veya Bauzee'deki zamanlar teorisini. metalciler ile metal karşıtları arasındaki uzun tartışmalar boyunca olmuştur: birincilerin arasında Child. Locke. yüzyıl. bunların adları daha sonradan bazıanlam benzeşmelerinin sayesinde sürdüyse). bunların pozitifliklerini aldıklarısistemi hesaba katmadan çözümlemek de yararsızdır. tamamen ahlaki bir kâr ve rant sorunsalı (adil fiyat teorisi. uzun bir süre için olanaksız hale getirildiğim varsaymaktadırlar: bu karıştırmaların başlıca sorumlularından biri ve bu durumun en parlak dışavurumu merkantilizm olmuştur. keyfi olmayan. pozitif ekonominin daha sonra daha iyi uyarlanmış aletlerle ele almaya hiç ara vermeyeceği büyük sorunlar arasındaki esas ayınmıyapmış ve bunlardan bazılarını çerçevelemiştir: para. Böyle yapmak. örneğin üre242 Kelimeler ve Şeyler tim veya emek çevresinde örgütlenen bir ekonomiden kaynaklanan sorular sormanın yararı yoktur. Ancak fikir tarihçileri. ama anlaşmaya dayalı karakterini böylece keşfetmiştir (ve bu. B. Demek ki.

sağlam ve genel bir epistemolojik düzenleme tabanı üzerinde düşünülmüşlerdir. Ricardo'nun sermayenin rolünü. para. Turgot'da ortaya çıkmıştır). işte bu düzenlemedir. B. artan işbölümü sü-recini. son olarak da -işte karşımızda fizyokratlar-. ticaret çözümlemelerini birbirlerine ekleyen gerekirlik bağı da. bunların eşanlılıklarının yeri olan zenginlikler alanı 223 .yapılmaya başlamış. Siyasal iktisat bundan sonra. onları karanlıklar içinde bekleyen bir gelecekten itibaren değil de. yüzyıllarda. para. fiyat. sistemiyle yöntem veya "sabitlik" ile "evrim" arasındaki zıtlık doğal tarih alanı kuşatılmadan anlaşılamazsa. fiyat. değer genel bir yarar teorisine bağ-lanmaya başlamıştır (taslak olarak Galiani. bu faaliyet. kendine özgü nesnesi ve iç tutarlılığıyla var olmaya koyulmuştur. üretim mekanizmasının çözümlemesine girişilmiştir. onları mümkün ve gerekli kılan şu arkeolojik şebekeye atıfta bulunmadan an244 Kelimeler ve Şeyler laşılamazlarsa. Adam Smith'in üretim çözümlemesini başka bir yönde yeniden ele alarak. elmasın yararsız pahalılığı ile o olmazsa yaşayamayacağımız suyun ucuzluğu zıtlaştırıla-rak. Ve siyasal iktisat böylece. değer. Bu düzenleme siyasal iktisat için. değer. piyasa kavramları XVII. bu sorunu. büyük "değer paradoksu" kuşatılmıştır (nitekim. aynı şekilde. Jevons ve Menger'i haber veren bir şekilde. ve XVIII. eylem dili. "Zenginliklerin çözümlenmesi"ni bütünsel gerekirliği içinde destekleyen. genel gramer aracılığıyla. genel gramer filoloji için neyse. nasıl ki klasik tasvir. yüksek fiyatların ticaretin gelişme-sindeki önemi anlaşılmıştır (bu. kökler ve bunların türetilmelerine ilişkin çözümlemeler. Graslin. karakterleştirme ve taxinomia'nm ne olmuş oldukları. Say'in piyasa ekonomisinin bazı temel yasalarım gün ışığına çıkarmalarına kadar sürmüştür. Ve nasıl ki fiil ve ad teorisi. Galliani tarafından sağlam bir şekilde formüle edilmiş olarak bulmak mümkündür). Fransa'da Boisguillebert ve Quesnay tarafından yeniden ele alınan "Becher ilkesidir). Fiili durumda. biyoloji doğal tarih için odur. esas temalarını parça parça ve sessizce yerine koymuştur. J. dolaşım.

zahire-nin pahalılanmasının mutlak veya nispi karakterine ve birbirini izleyen devalüasyonların veya Amerikan değerli maden akımının fiyatlar üzerinde yapabilecekleri etkilere ilişkindir. Ve konuşlurulmaları gerekenler. bu başat bilgi gerekir-likleridir. Eğer işaret edebiliyorduysa. Parasal öz sorunu ise. ticaret ve mübadele üzerindeki düşüncenin bir uygulamaya ve kurumlara bağ-holmasıdır. paraların ağırlıklarıile nominal değerleri arasındaki uyuşmazlık konularına ilişkindir. paranın ayarının doğası. uygulama ile saf spekülasyon zıtlaştırı-labilirse de. Fakat bu iki sorun dizisi birbirine bağlıydı. Bu ister bir teori halinde açığa çıkan bilgi isterse bir uygulamanın içinde sessizce yer alanıolabilir. yüzyılda fiyat ve parasal öz sorunlarıyla sınırlıydı (veya hemen hemen). bunların her ikisi de her halü kârda tek ve aynı başat bilgiye dayanmaktadır. PARA VE FİYAT İktisadi düşünce. ticari bir uygulama. bir bankacılık âdeti. kendilerine özgü biçimlere göre rasyonelleşebilir. kullanılan çeşitli madenlerin fiyatları arasındaki oran. merkantilist tedbirler veya Law deneyi ve bunun tasfi-yesi. sürebilir veya yok olabilirler. Bunun nedeni. Zenginlik çözümlemesi. Petty'nin veya Cantillon'nun teorileriyle aynı arkeolojik kaideye oturmaktadırlar. 1575 tarihinde toplanan Etats Generaux tarafından hükme bağlanan para reformu. her seferinde belli bir bilgiye dayanmaktadırlar: kendini bir söylem halinde kendi için dışa vuran gizli bilgi değil de. çünkü maden ancak kendi de bir zenginlik olduğu için bir işaret. XVI. hiç kuşkusuz genel gramer veya doğal tarihinkilerle aynı yollardan ve aynı ritmde oluşmamıştır. gerçekle görünür bir ilişkisi olmayan soyut teoriler veya spekülasyonlar için gerekliliği aynı olan bir bilgi. Bir para reformu. Fiyat sorunu. zenginlikleri ölçen bir işaret olarak ortaya çıkabiliyordu. Ancak. Davanzatti'nin.gün ışığına çıkarılmadan yakalanamaz. bütün bilgilerin olabilirlik koşullarını tanımlayan ancak bir tek episteme vardır. Bir kültürde ve belli bir ânda. Houterou'nun. gelişebilir. II. para. bunun nedeni onun hakiki 224 .

istikrarlı. yüzyıl bu noktada. dayattıkları damganın herkes tarafından okunabilir gerçek bir imza olabilmesi için. eğer ölçek olarak. Copernicus'tan Bodin ve Davanzatti'ye kadar. ne gümüş sikke haline gelmişlerdi. bütün bu niteliklerin. mallar ile mübadele mekanizmasındaki ikame arasında ortak ölçü olma konusundaki iki işlevi. zenginlik üzerindeki her düşüncenin ayrıcalıklı nesnesini oluşturan paranın doğası arasındaki korelasyon buradan kaynaklanmaktadır.2 keyfi işaretler. zenginlikleri işaret eden ve onları ölçen işaretlerin de kendi üzerlerinde hakiki damgayı taşımaları gerekmekteydi. çünkü zenginlikleri kendi maddi zenginlik gerçekliğinden hareketle ölçeğe bağlama gücünden başka bir şeyi işaret etmiyordu. para tam bir ölçüydü. tıpkı canlı-varlıkların damgalarının görülebilir ve pozitif işaretler olarak bedenlerine kazınmış olmaları gibi. istenir olmaları gerekiyordu. XVI. içerdiği maden kitlesi tarafından ayarlanması gerekmektedir: yani eskiden olduğu şeye. Nadir. belli bir sikke kategorisini veya madeni para olmaktan çıkarma hakkını hükümdara veya kamusal rızaya bırakan teoriye geri dönmektedir. ne de armalarını bastır-dıkları döneme geri dönmesi gerekmektedir. ölçülecek şeylerin çeşitlilığıyle kıyaslanabilir nitelikte bir gerçeklik yüklemine sahipse. Bir ölçü. ne altın. hakiki damgalar olarak kabul edilmiyorlardı. ortaçağın hiç değilse bir bölümünde kabul edilmiş olan ve paranın valor impositus'unu saptama. yararlı. 225 . toise ve boisseau işte bu şekilde maddi uzunluk ve hacime sahip olmalarından ötürü ölçü birimi olmaktadırlar demektedir. bunların değerli olmaları gerekiyordu. Ve tıpkı kelimelerin söyledikleriyle aynı gerçekliğe sahip oldukları. yalnızca ağırlıklarına göre değerlendiriliyorlardı". Fiyatın söylenebilmesi için. Paranın değerinin. istikrarlı olmaları gerekiyordu. Paranın. eğer birimi hakikaten varsa ve herhangi bir malın atıfta bulunabileceği bir gerçeklikse ölçebilmektedir.bir damga olmasıydı. Fiyatlar sorunu ile. o sıralarda "ne bakır. para ancak. herkes 246 Kelimeler ve Şeyler tarafından kabul edilebilir ve her yerde geçerli olabilir: Copernicus. Ve aynı zamanda. haddini değiştirme.1 Bunun sonucu olarak. hükümdarların metal parçalarının üzerine ne baş kabartmalarını. onun maddi gerçekliğine dayanmaktadır.

Fransa'da da aynı şekilde. 15. altın eküyü hem hakiki sikke hem de hesap birimi olarak ihdas etmiş. Ama. ama değer 226 . yeni paraya gelince.XVI. ölçme değerinden daha fazla bir şeyi işaret etmeyecektir. Elizabeth dö-neminin para politikasına ilham verip vermediği bilinmemektedir. in. 11. Ecrits Notables sur la Monnaie."3 1581'den önce yayımlanmayan. para haline gelmiş sikkelerin artık "içerdikleri madenin değerinin biçilmesinden sonra" kabul edilmeleri gerekmektedir. diğer tüm madenleri altına tabi kılmıştır -özellikle. 2 Anonim. kesin olan bir şey vardır: 1544-1559 arasındaki bir dizi "aşırı yükseltme"den (devalüasyon) sonra. tamamen aritmetik olan ve ağırlık ile nominal değer tanımına eklenen üçüncü bir para tanımını getirmektedirler: bu ek oran. 1934. Compendious'un anonim yazarı bu yönde olmak üzere. 117. s. ve böylece para eski haddine ve eski haslığına iade edilmiş olacaktır. para manipûlasyonlannın yönünü. onun nominal değeri kendi ağırlığı kadar olacaktır: "bu ândan itibaren yalnızca aynı değere. aynı ağırlığa. age. J Y Le Branchu. s. tartışmalarda kendilerine özgü boyuta aynı taban üzerinde ulaşmışlardır Parasal işaretlerin ölçüm kesinliklerine geri getirilmesine uğraşılmaktadır: sikkelerin üzerlerindeki nominal değerlerin. in. konu hakkında yeterli bilgisi olmayanlardan gizlemekteydi) kaldırılmasını istemişler ve bunu sağlamışlardır. ama bundan otuz yıl öncesinden beri elyazması olarak var olan ve elden ele dolaşan Compendious metninin. para bu durumda. Compendieux ou Brej Examen de Quelques Plaintes. Discours sur la Frappe des Mionnaies. ödeme aracı olma değerini koruyan.1. 1575'te toplanan Etats Generaux muhasebe sikkelerinin (bunlar. "şu ânda geçerli olan 1 Copernicus. onların ölçme işlevini uzun zamandan beri bozmuştur. Mübadele Etmek 247 paraların belli bir tarihten itibaren böyle olmamalarını" istemektedir. ölçü olarak seçilen maden miktarına uygun olması ve onunla bütünleşmesi gerekmektedir. 1577 tarihli ferman. Parts. 1561 Mart kararnamesi paraların nominal değerini "indir-miş" ve bunu paraların içerdikleri maden miktarına geri getirmiştir. yüzyıldaki reformlar bu epistemolojik taban üzerinde gerçekleştirilmiş. aynı ada sahip eski ve yeni paralar geçerli olacaktır. çünkü nominal değerin "aşırı yükselmesi".

Her şeyin pahalılanması. fiyat artışı olmadığına dikkat çekmiştir. malların arasında bir mal olarak gözükmüştür -tüm eşdeğerliliklerin mutlak ölçüsü değil de. s. eskiden dört lira den bir arşın kadife kumaşın şimdi on etmesi gerekir. bir paranın ne kadar kötüyse o kadar hızlı dolaşması ve yüksek maden içe-rikli paraların saklı tutulması ve ticarette yer almamaları olgusu: bu. Öylesine ki.-bazen de gerçekleş-3 age. dolaşıma soktuğu maden kitlesiyle özdeşleştirilmesinden itibaren. age. II. metalik ağırlıklarına göre yeniden ölçeklendirilmişlerdir. Gresham kanunu6 denilen durumdur. mübade-lelerdeki ikame değeri. 248 Kelimeler ve Şeyler tirilmesiyle birlikte. 12 Compendieux. Phılippe döneminde. ve para kendine özgü doğası içinde sabit bir ölçüdür. Fakat bu geri dönüşün istenilmesi. parasal olgularla fiyat hareketlen arasındaki ilişki: para işte burada. XVI. Malestroit7. işaret-para'ya özgü olan ve belki de onun ölçü olma rolünü tamamen tehlikeye sokan belli sayıda olgu açığa çıkartılmıştır. Böylece paralar. madenlerin miktar ve mal değerlerinin sabit kaldıklarını örtülü bir şekilde kabul edi-Copernicus. Taşıdıkları işaret -valor impositus-. Öncelikle. 227 . s.. malların pahalılanması ancak. bolluk ve kıtlığına göre değişen bir mal: paranın da fiyatı vardır—. s. Copernicus4 ile Compendious yazarının5 çok önceden bildikleri. . Sonra ve özellikle. aynı maden kitlesi tarafından taşınan nominal değerlerin artmasına bağlı olabilir. muhasebe sikkesi olarak yirmi soh tournois ve şimdi de elli ederken. Ve Malestroit. oluşturdukları ölçünün tam ve şeffaf damgasından ibarettir." Fakat. "hiçbir şey pahahlanmamış"tır: altın ekü VI. mübadele kapasitesi ve buna bağlı olarak. fakat aynı buğday miktarı için hep aynı miktarda altın veya gümüş verilmektedir. çünkü mallar hep oldukları gibidir.değişmez-liğini kaybeden gümüşü-. 156. alışılmış miktardaki saf altın ve gümüşten daha fazla vermekten değil de. 155. paranın rolünün. yüzyılda görünüşte öyle olmasına rağmen. daha az almaktan kaynaklanmaktadır. diğer bütün mallarla aynı değişimlere tabi kılındığı iyice anlaşılmaktadır.

Le Paradoxe sur le Fait des Monnaies. tanınabilmek için kendi hesaplarına işaretlere ihtiyaç gösteren benzerlikler tarafından meydana getirilmekteydiler. Burada.Gresham. aynı bir mal için. "nesnelerin fiyat ve değerini veren şeyin bolluğu "dur. daha fazla sayıda ve daha iyi ayarh sikkeler bastırmışlardır. Eşdeğerliliklerin ölçüsü mübadele sisteminin içine alınmıştır ve paranın satın alma gücü yalnızca madenin mal değerini işaret etmektedir. Malestroit. Avis de Sır Th. Eğer mübadelelerin ihtiyaçlar sistemi içinde. aynı zamanda. Mübadele Etmek 249 yorsa da. XVI. parasal işaret mübadele değerini ancak. Gresham. s. kendi değerini diğer malların düzeni içinde tanımlayan bir maden kitlesinin üzerinde tanımlayabilir. c II. yüzyıldaki genel işaretler rejimini karakterize edenine benzer bir düzenleme vardır. demek ki. herkes için kesin ve kabul edilebilir kılan damga. Paris. 1566. çünkü daha fazla külçe madene sahip olan veya özel kişilerden bunları edi-nen hükümdarlar. daha büyük miktarda maden verilmektedir. Yenidünyadan ge-tirtilen maden kitlesinde artışı ve buna bağlı olarak. Bodin ondan birkaç yıl sonra8. işaretler. Parayı farklı kılan. onu belirleyen. 7 ve 11. Burada. hatırlanacağı üzere. malların reel pahalılanmasım fark etmiştir. age. şu miktar ve fiyat olarak değişken mallar olan madenlere de gönderme yapmaktadır (bu da Bodin'in okumasıdır). Demek ki. bilgiler sistemi içindeki benzeşmeye tekabül ettiği kabul edilecek olursa. episteme'nin tek ve aynı dış 228 . demek ki tersine çevrilebilir niteliktedir ve onu iki yönde okumak mümkündür: sabit ölçü olan bir maden miktarına gönderme yapmaktadır (Malestroit onun şifresini böyle çözmektedir). fiyatların yükselmesinin "şimdiye kadar kimsenin değinmediği temel ve adeta tek bir nedeni" vardır: bu da "altın ve gümüş bolluğu". kendini damga olarak ancak bu kitlenin üzerinde kurabilir.

1*568. insanlar arasında varılan anlaşma gereği. La Riponse aux Paradoxes de M de Malestmit. her nesnenin ihtiyaçları gidermesi ölçüsünde. her şeyi arzulamaktadırlar. Davanzatti. Bu durumda tüm hesaplamalarımızı bir yana bırakır ve şöyle derdik: yeryüzünde şu kadar altın. benzerlik ile işaretin belirsiz sahnımını durdurmak için vazgeçilmez olması gibi. bütün malların fiyatlarını kesin ve nihai bir şekilde ölçeklendirmeye izin veren belli bir ilişkinin kurulması gerekmiştir. Y. madenlerin saklı olarak parıldadıkları damarlar arasında. tek bir farkla: ikincisi dünyevi olanı göksel olana bağlamakta. limitte değerli madenlerin toplam ticari değerinin saptanmasına ve bunun ardından da. bunların gökyüzüne tıpkı kusursuz bir aynaya olduğu gibi yansıyan görüntülerini. işlenmiş altınların toplamı kadar etmektedir. age. Rönesans süresinde doğa bilgisini ve paraya ilişkin dü-8 Bodin. mutlak bir mütekabiliyet vardır. değeri şu kadar altın veya şu kadar nesne olacaktır. Şeylerin kendi aralarında ve altınla olan matematik oranlan ve bunun kuralını her gün fark etmek üzere. "Doğa bütün dünyevi şeyleri iyi yapmıştır. 230231. maden ile mal arasında. Le Branchu. Ve tıpkı mikrokozmos ile makrokozmos ilişkisinin. mikrokozmosun her unsurunu makrokozmosun bir unsuruyla ılişkilendıren şu diğer hesaplamaya denk düşmektedir. . 2:>0 Kelimeler ve Şeyler şünceyi veya uygulamaları denetlediği görülecektir. bunların toplamı. şu kadar insan. demek ki bütün insanlar her şeyi edinmek için. Leçon sur les Monnaies. s. altın ve gümüş madenlerini dünyaya gömdüğünde ve onları tıpkı yeryüzünde bitkilerin büyümesi ve hayvanların çoğalmasındaki gibi yavaş yavaş artırdığında. J. şu kadar ihtiyaç var. 229 .biçiminin."9 Bu göksel ve tüketici hesaplamayı Tanrıdan başka kimse yapamaz: bu hesaplama. Bu ilişki. şu kadar nesne. 9 Davanzatti. Tanrı tarafından kurulmuşlardır. İnsanın ihtiyaç veya arzu duyabileceği bütün şeylerle. yeryüzünde var olan her şeyi veya daha doğrusu. göklerin yukarısından veya çok yüksekteki bir gözlemevinden seyretmek gerekir.

çünkü gecenin dibinde şarkı söyleyeni. Phüosophos'unki ve Metal icos'unki-. dünyanın yaradılışından beri gömülü olan hazinelerle ilişkilendirmektedir. arzunun vaatleriyle bilgininkileri. gökyüzünün mü. üç işlev birleşmektedir -Etoiîeus'unki. Fakat bu bilgi ancak parçalar halinde ve divincı-tıo'nun dikkatli parıltıları içinde verildiğinden. aynı zamanda dünyanın bilgisi olmaktadır. hayvanlardan veya insanlardan yıldızlara doğru gitmektedir. madenlere yönelik teorik ve pratik bir spekülasyona nasıl olanak vermektedir. fiyatlar ve para üzerindeki düşünceyi nasıl ikiye katlamak-ta ve sonunda kurmaktadır. nesnelerle \| 230 . madenin karanlık. çünkü arzuyu tatmin etmekte.3 \ ve madenlerine bağlanmaktadır.ŞQ liklerin sahipliğine götürmek zorunda olması gibi.'* keli ve lanetli parıltısına dayanmaktadır.%| yona doğru yatmaktadır. Bu ikircikli bir parıltıdır. Benzeşmenin işaretleri. mübadelenin işaretle. tamamen muktedir ve adeta Tanrısal hale geldiği yerde.y. bütün bu tehlikeli hazinelerin bilgisi. Ve zenginliklere * ilişkin düşünce böylece. yeryüzünün dibinde yemden üretmektedir: orada mutluluğun tersine dönmüş bir vaadi olarak oturmakta ve maden yıldızlara benzediği için. kozmosa ilişkin büyük spekülas. tehlı.'i Mübadele Hmek 251 ve nesnelerden.2'. tıpkı bunun tersine. kemmelliğine atıfta bulunmaktadır. ri. XVI. oysa birincisi yeryüzünün mağaralarına . madenler ile yıldızları birbirlerine karşılık düşüren ve yakınlaştıran gizli yakınlıklarınkiyle aynı tarzda ilişkiye sokmaktadır? Bilginin uçlarında. • $ yüzyılda bilgi unsurlarını birbirlerine hangi sıkı bir ihtiyaç yi şebekesinin bağladığı görülmektedir: işaretler kozmolojisi. insanlar tarafından yaratı-lan nesneleri. dünyanın 55? düzeninin derin bilgisinin madenlerinin sırrına ve zengin. çünkü bunlar bilgiye rehberlik etmekte.

para basımı dışında küçük bir yarara sahip oldukları bilinmekteydi. işte bu nedenden ötürü bir 10 age. XVI. XVII. diğer her şeyinkinden daha yüksek."10 111.oyununda odurlar. bunun sonucu olarak yüksek bir fiyata ulaştı-larsa. nihayet. tüccarlar da mübadelelerin ve paraların -tıpkı onun gibi hep açık.maden. Antoine de I . paranın malları ölçebilme yeteneği ve mübadele edilebilirliği kendi içsel değerine dayanmaktaydı: değerli madenlerin. De la ntcessitt du ptsemenl.11 Güzel maden kendiliğinden bir zenginlik işaretiydi. 231 . her malın değerinin atfedilebildiği bir fiyata sahip olmalarıydı. hem gizli mevcudiyet hem de dünyanın bütün zenginliklerinin görünür imzası olduğunu yeteri kadar işaret etmekteydi. MERKANTİLİZM Zenginlikler alanının klasik düşünce içinde düşünme nesnesi olarak oluşabilmesi için. yüzyılın başında..a Pierre'in şu önerisi: "altm ve gümüş sikkelerin esas değeri. bizi çerçeveleyen azıcık şeyi ancak şöylesine bir keşfedebiliyor ve onlara. gene bu nedenden ötürü bütün fiyatları ölçü-yordu. gözlemesini bilen zihinlerin. arzu ile fiyatlar arasındaki tekil veya kısmi ilişkiler * ' içinde aynı durum söz konusu olduğundan. bunun nedeni onların doğal düzende ve bizzat kendilerinde mutlak. talihin yardımıyla ortaya çıkan istisnaları vardır. Tanrısal bilgi veya "herhangi bir yüksek gözlemevi"nden elde edilebile-252 Kelimeler ve Şeyler cek bilgi insana verilmemiştir. yy. Kâhinler benzerlikler ve işaretler oyununda ne idiyseler. temelli. ama bunlar eğer ölçü olarak seçildilerse. "Burada. Mübadele Etmek 253 fiyatı vardı. 11 Krş.y. l. gömülü parlaklığı. Tüccarlar bundan hemen ve iyi haber almaktadırlar. her yerde ve her zamanda az veya çok talep edilmelerine göre bir fiyat biçiyoruz. Rönesans " iktisatçıları" nda ve bizzat Davanzatti'ye varana kadar. mübadelede kullanıldılarsa. yüzyılda kurulmuş olan dış biçimin çözülmesi gerekmiştir. s 231. Bunu sadece anlık ve tüccarların oluşturduğu. içerdikleri değerli maddeye dayalıdır". işte nesnelerin fiyatlarını bu yüzden hayranlık verici bir şekilde bilmektedirler.

En mükemmelinden değerli şeydi. yüzyılda paraya hâlâ bu üç özellik atfedilmektedir. Aslında. benzerliklerin ve damgaların eski dairesel dış biçiminin. diğer iki karakterin temeli artık mübadele karakteri olmuştur (ölçme yeteneği ve bir fiyat bulma kapasitesi o sıralarda bu işlevden türeyen nitelikler olarak görülmektedir). onları işaret eden paraların oyunu aracılığıyla bölünmekte ve birbirlerinin yerine ikame edilmektedirler. bunun nedeni hiç kuşkusuz. üzerinde düşünülmüş bir eklemleşmedir. bir "paracılık"la. Tıpkı. alanın tümünü tortu bırakmadan açmasıdır. XVII. temsilin ve işaretlerin korelasyon halindeki iki tabakaya uygun olarak açılmak üzere çözülmesi gibi. yüzyılın tümüne dağılan (Scipion de Grammont'dan Nicolas Barbon'a kadar) ve biraz yaklaşık bir terim olan "merkantilizm" adı altında bir araya toplanan bir düşünce ve uygulama bütününün eseridir. ve para ile zenginliğin karşılıklı ilişkileri. iç karakterinin ikizlenmesine (değerli olma olgusu) dayandırırken. "merkantilizm" bunların arasında kurduğu az çok karışık bir özdeşlik değil de. sonuncusuna (fiyatı olanın yerine ikame olmak) dayandırılmaktadır. zenginlikler ihtiyaç ve arzu nesneleri olarak seferber edilmiştir. dolaşım ve mübadele biçimi altında kurulmaktadır. yani zenginlikler ile paraları sistematik (veya inatçı) bir şekilde karıştırmakla karakterize etme âdeti vardır. XVII. yüzyıl çözümlemeyi kaydırmıştır.fiyatı olan her şeyle mübadele edilebilmesi. bunlar. Eğer 254 Kelimeler vf peyler merkantilizmin zenginlik ile parayı karıştırdığına inanıla-bildiyse. evrensel çözümleme ve temsil aleti olması. Onu aceleyle. parayı zenginliklerin temsilinin ve çözümlemesinin aleti haline getiren ve bunun karşılığında zenginlikleri de paranın temsil edilen içeriği haline sokan. "değerlilik" çemberi de merkantilizm döneminde bozulmuş. para haline getirilmiş madenin iki işlevini (ölçü ve ikame). Her zenginlik paraya dönüşebilir ve böylece dolaşıma girer. XVII. bu nedenden ötürü olmaktaydı. Rönesans. ama üçü birden artık birincisine (fiyatı olmak) değil de. Bu tersine dönüş. Bütün doğal varlıklar da aynı şekilde karakterıze edilebilir nitelikteydi ve bir taxinomia'y& 232 . paranın mümkün her zenginliği temsil etme gücüne sahip olması.

paraya atıf olmaksızın. Önce. Bu da iki sonuca yol açmaktadır.12 Oysa. Dünyada var olan bütün şeylerin arasında. Yani. s. altın ve gümüş para bas-manın onlara. her birey adlandırılabilirdi ve eklemleşmiş bir dile girebilirdi. Paris. böylece tersine döndürülmüştür: para (ve imal edildiği madene varana kadar). Eğer aranıyorlarsa. Tersi doğru değildir. eğer insanlar hep onun kıtlığını çeki-yorlarsa. 233 . 1314 Mübadele Etmek 255 ki sıkıya saptanmış olan ilişki. Bu değer. o kadar yararlıdırlar". şeylerin değeri artık madenden kaynaklanmayacaktır. yüzyılda sı-12 Scıpıon de Grammont. Fakat bunu daha yakından incelemek gerekmektedir. onu meydana getiren madenden değil de. bu madenlerin kendiliklerinden sahip olmadıkları bir yarar ve nedret sağlamasıdır. para olduğu için değerlidir. miktarları bu kullanımlar için talep edilenleri aşmaktadır. bir de arzulanır nesne olanların hepsi.gi-rebilmekteydi. 1620. sikke imal etmeye (ancak bazı bölgelerde geçerli olanları değil de.ve ne kadar kıt olsalar da. "Para değerini. XVI. her temsil işaret edilebilirdi ve bir özdeşlik vefarkhhh sisteminin içine bilinmek üzere girebilirdi. Traite luneux de Yor et de Vargent. 48. Le Denier Royal. s. Hükümdarın damgası veya imgesi olan biçimden alır. "ihtiyaç veya yarar veya zevk veya nedret" tarafından damgalanmış olanları. dış ticarette kullanılanları) yarayan madenlerin zenginliklerin içinde yer aldıkları söylenebilir mi? Altın ve gümüş."13 Altın. merkantilizmin "zenginlik" diyebileceği hangileridir? Temsil edilebilir olduklarından ötürü. de-gerini saf işaret olma işlevinden almaktadır. eğer madenler buluyorlar ve ondan elde etmek için savaşıyorlarsa bunun nedeni. yarardan yana pek nasipli değillerdir -"evin ihtiyaçlarında ne kadar kullanıh-yorlarsa. 13 age.

Del a Moneta.16 Fakat genel olarak altın ve gümüş kullanılmaktadır. altın ve gümüşü. 4647. küçük bir hacimde büyük bir ağırlık oluşturabilirler. 111. 15 age. şeylerin değerini uygulamaya sokmanın işaretinden ve kullanışlı aletinden ibarettir. maden yalnızca bu değerin temsil edilmesine olanak verecektir. tıpkı fikirlerimizin onları temsil etmemizin sonucu olarak fikir olmaları gibi değerlendirmekteyiz. Birçok ulusta ucuz bir madde olarak kalan bakır. Fürstlichc Schatz. çünkü bizatihi bir "kendine özgü mükemmelliği" açık etmektedirler. s. çünkü şeylerin fiyatını veren 234 ."14 Zenginlikler zenginliktirler. insan yargısı ve değerlendirme yapabilme yeteneğidir. kendiliğinden belirlenmektedir. s. Bu keyfi bir ilişkidir. Bu mükemmellik fiyat düzleminde değil de. onların karşılaştırmasını yapma konusunda ayrıcalıklı bir alet haline getirmektedir. acaba neden bu işaret etme gücünü kazanmışlar veya almışlardır? Bu iş için. kolayca taşınabilirler. 14. onu oluşturmadığı gibi: "Altın. Bu madenler sert. zevk ve nedret kıstaslarına göre. und Rentkammer. üzerlerin-14 age. Montanari. tıpkı bir adın bir imge veya bir fikri temsil edip de. s. hiç kuşkusuz "ne kadar bayağı ve iğrenç"15 olsa da. bazı başka uluslarda ancak para haline geldikten sonra değerli olabilmektedir. 256 Kelimeler ve Şeyler de kolayca delik açılabilir. aşınmaz ve bozulmaz niteliktedirler. şeyler birbirlerine nazaran değer kazanmaktadırlar. Bütün bunlar. Kendileri ancak şöyle ucundan zenginlik olan altın ve gümüş. başka bir mal bal gibi kullanılabilir-di. 35. çünkü biz onları. küçük parçalara ayrılabilirler.yarar. fakat bunun gerçek değerinin kaynağı. 16 Schroeder. Üstelik buna bir de parasal veya sözel işaretler de eklenmektedir. diğer bütün zenginlikleri temsil etme ve çözümleme yoluyla. Para ile zenginliğin ilişkisi böylece tanımlanmış olmaktadır. onların sonsuz temsil yeteneklerinde yer almaktadır. s.

fiyatı olmayanları bile dahil. Bouteroue'nun dediği gibi. 1695. 1749. altın ve gümüşün kulanımının haklı nedenlere dayandığı ortaya çıkmaktadır. şeylerin arasındaki eşitsizliği gidermesi için bir ağırlık ve değer verdiği bir madde parçasıdır. Böylesine işaretler olmasaydı. Recherches Curieux de Monnaies de France. her nesne para olabilir. onun için anlam taşımayacak olan bir ikilem dayatılacak olursa vardırlar: para mal mıdır. A discourse concernıng coining the new money lighter. eğer merkantiliz-me. zenginlikler hareketsiz."17 "Merkantilizm" hem parayı madenin özgül değeri postulatından —"parayı diğerleri gibi bir mal sayanların çılgınlığı"-18 kurtarmış. hem de onunla zenginlik arasında sağlam bir temsil ve çözümleme ilişkisi kurmuştur. yararsız ve adeta dilsiz kalır-lardı. 1666. içerdiği gümüş miktarından çok. 8. geçerli olup olmadığıdır. "parada dikkat edilen şey. 18 Josuah Gee. hem de iki kere! Ya onun sürekli olarak eleştirdiği şey (zenginliğin ilkesi olarak paranın içsel değeri) onun kusuru olarak gösterilmekte ya da onda bir dizi dolaysız çelişki keşfedilmektedir: paranın birikimini. bunların fiyatlar üzerindeki etkilerini bilmezden gelmiş değil midir? Zenginliklerin artma mekanizmasını mübadeleye 17 Bouteroue. Barbon. korumacı olmamış mıdır? Aslında bu çelişkiler veya bu tereddütler ancak. Çev.maddenin içsel değeri değildir. 19 N. ama bu nesnenin ayrıca. sanki bir malmışcasına isterken. kendine özgü temsil nitelikleri ve zenginlikler arasında eşitlik ve farklılık ilişkileri kurmaya izin veren çözümleme yeteneğinin olması gerekir. Öyleyse. altın ve gümüş bu anlamda. s. para "kamusal otoritenin fiyat olarak hizmet etmesi ve ticaret sırasında. Paris. zenginlikleri temsil etmeye izin veren şeydir. sayfa numa-ralan yok. Considirations sur le Commerce."19 "Merkantilizm" adını vermenin âdet olduğu şey konusunda genellikle adil olunmamaktadır. 13. Mübadele Etmeh 257 dayandırmakla birlikte. işaret midir ikilemi. Londra. s. Oluşmakta olan klasik düşünce için para. onu saf işaret olma işlevi içinde tanımlamış değil midir? Paranın miktarındaki dalgalanmaların önemini kabul etmiş. Barbon. insanın tamah edebilece- 235 .

onları dışarıdan getirterek veya ülkede imal ederek ortaya çıkarmaya ihtiyaç duyulmaktadır. zikr. mamul malların ithalatını mümkün olduğunca engellemek. önce temsil edilmek zorundadır. yani onlan çek-meye. Evrensel işaret olma özelliğinden ötürü nadir ve eşitsiz dağılmış meta haline gelmektedir: "bütün paralara dayatılan kur ve değer. Zamanın belli bir anında var olan para miktarı bellidir. bir 20 Dumoulin. hammadde ithalatını teşvik etmek. işaret olduğu için zenginlik haline gelmektedir. Oysa. mamul mal ihraç etmek."21 Öyleyse yasama iki şeyi gözetmek zorundadır: "dışarıya maden aktarımını veya madenin para dışında kullanımını yasaklamak ve gümrük resimlerini. onların gerçek içsel hastalıklarıdır. onu görevine uygun ve bundan ötürü de değerli kılan özelliklerine (ekonomik değil de."20 Tıpkı temsiller düzleminde. Histoirc des thtories monetaires. Demek ki. zenginlikleri işaret edemez. 258 Kchmekr ve Şevler tek ticaret ve ona bağlı olan şeyler yaratabilir. oysa. komşu ülkelerden maden ithal etmek gerekmektedir: "bu büyük sonucu.23 ve Thomas Mun nakit parayı 236 . biriken maden uyu-maya veya boğulmaya yönelik değildir. onları ikame eden ve çözümleyen işaretlerin de temsiller olmaları gibi. Ama. hatta Colbert. zenginlikleri temsil etmek için işte bu paraya ihtiyaç duyulmaktadır. ticaret bilançosunun her zaman lehte olmasını sağlayacak şekilde saptamak. bir devlete maden. Amerikan madenlerine rağmen. fizik) sahip olması gerekir. Gonnard. bir temsil işaret haline gelebilmek için. 173. "Avrupa'da tedavülde bulunan para miktarının sabit olduğu"na inanmaktaydı. Becker'in dediği gibi. s. Birikim ilkeleriyle dolaşım kuralları arasındaki aşikâr çelişkiler buradan kaynaklanmaktadır.ği her şeyin yaratıcısıdırlar. madenlerin işletilmesine rağmen. taraflardan biri için harcama olan her şey. I. mübadele için de ihtiyaç duyulan aynı paradır. para eğer kendi de bir zenginlik olmazsa.. azalmalarının kıtlığa ve fiyat yükselmelerine yol açacağı gıda maddelerinden çok. orada mübadele yoluyla tüketilmesi için çekilmektedir."22 Öte yandan. paranın. Fakat bu temsil etme rolünü oynayabilmek için. diğeri için hasılattır.

Mun. dolaşımdaki para kitlesinin artması ölçüsünde. Politıscher Dısfeurs. emeğin ücreti olduğunda. para miktarındaki artışın önce fiyatları yükselttiği doğruysa da. burjuvalar şimdi "ipekli ve kadife" giyebilirler. Fiyat artışından korkmaya gerek yoktur: tersine. bir devletteki para yığılmasının.24 Bunun nedeni. Ayırım 11.. paranın ancak. dolaşım ve mübadele. England Treasure by foreign trade. en nadirleri bile dahil. Mübadele Etmek 259 lir.25 k| Demek ki. s 284 Ayrıca Bkz. onlara yer değiştirme veya bekleme olanağı verdiğinde. nesnelerin değeri diğerlerinin toplamına nazaran ancak düşebi-2i Clement. bu durum ticaret ve imalatı teşvik etmekte. Lettra instuttions el mimoires de Colhert. 2. orada fiyatların artmasına yol açmasından kaygılanmanın gereği yoktur. yüzyılın büyük pahalılığının Amerikan altınının hü-cumundan kaynaklandığı ilkesi geçerli değildir. temsil etme işlevini yerine getirdiği tam ölçü içinde hakiki zenginlik haline gelebilmesidir: malları ikame ettiğinde. XVI.j. ve Bodin tarafından getirilen. zenginlik miktarı artmakta ve paralan paylaşan unsurlar da bir o kadar artmaktadır. c Vll. s. Scipion de Grammont'un dediği gibi. Bouteroue. 24 Th. 1663. diğerlerinin karşısındaki değeri. nin "değerliliği"nin içinde değil de. Recherchei curieuses. 1668. aynı şekilde. 239.servetle özdeşleştirmektedir.. Demek ki. s 1011 23 J Becher. made. zenginlik ile para arasındaki ilişkiler. hammaddelere tüketilebilir olma fırsatı verdiğinde.2 age. her maden parçası. s ni kaybeder.'M 237 .

ücret veya devlet ihtiyaçlarının karşılanması yoluyla). bölümlerini beslemekten başka bir rolü yoktu.e\iathan. s. Le Denier Royal. vvcnn es vvill. güçle-rimizin kemik iliği". "insan faaliyeti ve varoluşumuz için en vazgeçilmez aletler"26 olduklarını söylemek gerekir.27 Fakat Davanzatti'nin eserinde. s 179180. taşınan. satılan veya satın alman mallardan belli bir miktarda değerli maden alan vergi ve resimler meydana getirmektedir. 1684. paranın da toplum için o olduğuna . bu ağ însan-Leviathan'ın kalbine -yani devletin kasalarına. age. dır.y vey'nin yakınlarda ortaya koyduğu modele uyarlayabilir. yeni mallar çekmek ve ekim alanları ile imalathaneleri çoğaltmak mümkün olur. paranın ulusun çeşitli t*. 238 . para miktarı iyi bir dolaşımın ve lehte bir bilançonun etkisiyle artarsa. şimdi 25 Scipion de Grammont. burada karşımıza bir kez daha çıkmakta. altın ve gümüşün "kanımızın en saf kısmı. 1904. mübadeleleri. çoğalırlar ve zenginlikler artar. 26 Horncck. imalatı ve ekimleri teşvik edecektir.&. 260 Kelimeler ve Şeyler atardamarlarınki olan ikinci dolaşım hattı boyunca. Ona geçerliliğini her halü kârda devletin otoritesi ve..kadar gitmektedir. 116119. s. Davanzatti.nin içinde belirlenirler. ilişkin eski kıyas. 27 Krş. merkantilizm çözümlemesini. l. Cambndge University Press. Mallar dolaşıma girebilirlerse (ve bu para sayesinde olur). ve özel kişilere yeniden dağıtılarak (maaş. Hobbes'a göre. 230. Dolaşım böylece. Öyleyse Hornech ile birlikte. Şimdi para Q ve zenginliğin ikisi birden mübadeleler ve dolaşım mekânı içine alındığından. 28 Th Hobbes. s 8 ve 188.| recektir. çözümlemenin temel kategorilerinden biri haline gelmektedir. Otsterıeich über aües.28 paranın damar ağını. Maden "hayati ilke"sine burada kavuşmaktadır: nitekim devlet onu eritebilir veya yeniden dolaşıma sokabilir. Kan beden için ne ise. Har.

Bir temsilden diğerine. merkantilizm eğer episteme düzeyinde sorgulanacak olursa. kendilerinde. Doğal varlıklar ile dil. para ile işaretlere. kendilerini kendilerinden hareketle temsil etme gücüne sahip olduklarını görmüştük. Temsillerin. Merkantilizm. hem bir işaretler sistemi hem de bir özdeşlikler ve farklılıklar tablosu kurmaya izin veren vekiller oluşturma. merkantilıst işlevin eşdeğerlıliğine ihtiyaç 239 . onun yasalarına boyun eğmek. yukarıdaki durumun tersine çok daha yüksek bir tarihsel yapışkanlığa sahip olmuştur. aynı döneme doğru doğa tarihinin önünde açılan ve aynı şekilde. temsillerinkiyle aynı tarz üzerinde oluşmaktadır. Jonston ve Tournefort'la birlikte adeta tek bir darbede ortaya çıkmaktadır) para ile zenginliğin varoluş tarzı bir praxis'e. değerli madenlerin meydana getirdikleri tamamen kıyaslanabilir zenginlik unsurlarıyla.Fakat bu fizyolojik modelin aktarımı ancak. yüzyıda hayali gücünü ancak çok daha kökten olan arkeolojik ihtiyaçlar tabanından ala-bilmiştir. koskoca bir kurumsal bütüne bağlı olduğundan. genel gramerin önünde sergilenen alana bitişik bir "zenginlikler" alanını ortaya çıkarmıştır. Grammaire de Port-RoyaV Mübadele Etmek 261 de aniden dikilmekte. merkantilist deney boyunca. ondan işaretlerini ve düzen ilişkilerini almak için. birbirlerini işaret etme gücüne sahiptirler. Fakat. XVII. kendilerini çözümledikleri bir mekân açmak ve kendi unsurlarıyla. özerk bir işaret etme eylemi değil de. Batı düşüncesinde çok eskiden beri varlığını sürdüren dev-letbeden benzetmesi. bu ilk iki alandaki sıçramalı değişim aniden meydana gelmiş-ken (dilin belli bir varoluş tarzı. doğal varlıkların belli bir varoluş tarzı. eşitlik ve eşitsizlik ilişkilerine izin veren parçalar halinde çözümleme. Zenginlikler de aynı şekilde değiş tokuş edilme. zenginlikler ile temsillere ortak bir mekânın daha derinlemesine açılmasıyla mümkün olabilmiştir. Zenginlikler alanı. basit ve belirsiz bir mübadele olabilirliği vardır. temsil alanına girebilmek. fiyatlara ve paraya yönelik düşünceyi temsillerin çözümlenmesinin doğrultusuna koyabilmek için sarf edilen yavaş ve uzun çaba olarak gözükmektedir. Ekonomik belirlenmeleri ve sonuçları her ne olursa olsun.

iyi bilinen tarihsel deneyler boyunca yoğrulmuştur.32 ve öteki yana Paris-Duverney'nin33 dışında. fiyatların yüksel-mesine. vergi ve rant ödemelerinde güçlük. Law deneyi birçok başka sonuçla birlikte. 262 Kelimeler ve Şeyler madenlerin yeniden ortaya çıkmalarına. şansölye d'Aguesseau. ticaretin toparlanmasına olanak vermiştir.29 Dutot. borç. rant hadlerini indiren ve onların nominal sermaye-lerini düşüren bir önlemler dizisi.on bir "indirim" (yeniden değerlendirme). bunların kısa bir süre sonra devlet rantlarına dönüştürülmesi. yol açtıkları tartışmalarda. 1701'de kâğıt paraların çıkması. çok erkenden başlayan parasal işaretlerin büyük belirlemesi söz konusu olmuştur: acaba Colbet'in Avrupa'daki maden kitlesinin sabit olduğuna ve Amerika'dan gelen miktarın ihmal edilebileceğine ilişkin sözlerinde» bu belirlenmenin. Bu deneylerde. ilk bilincine varılma biçimini mi görmek gerekir? Yüzyılın sonunda her halü kârda.duymamışlardır.34 Condillac. yüzyılın ilk on beş yılı esnasında. yüzyılın tümü için istikrarlı bir madeni para oluşturmuşlardır: bu kararnameler yirmi dört livre tournois eden ve bu değerini Devrime kadar koruyacak olan bir altın lo-uis basımını hükme bağlamışlardır. XVIII. IV GÜVENCE VE FİYAT Klasik para ve fiyat teorisi.31 Jaucourt şövalyesi. Fransa'da XVIII.30 Montesquieu. bu iki grubun araşma. bir para-işaret yanlılarıyla bir para-mal yanlılarının çarpışmasını görmek âdet olmuştur. Bir yana Law (tabii Tarrasson'Ia birlikte). Önce Avrupa'da XVIII. nakit miktarını artırmak için başvu-rulan büyük devalüasyonlar dizisi buradan kaynaklanmaktadır. toprağın değerlenmesine. 1726 Ocak ve Mayıs kararnameleri. henüz marjinal ve imalı olsa bile. fiyatların düşmesi. 240 . para haline getirilmiş madenin aşın kıt olduğunun deneyinden geçilmiştir: ticaretin gerilemesi. onların teorik çerçevesinde. sanki ortak bir hattın üze-rindeymiş gibi Melon35 ve Graslin'i36 yerleştirmek gerekir. Destutt konulmaktadır. toprağın değer kaybetmesi. yüzyıl gibi bir tarihte. 1 Aralık 1713 ile 1 Eylül 1715 arasında sıralanan ve saklanan madeni yeniden dolaşıma sokmayı hedefleyen -ancak başarısız olan.

32 Encyûopidıe. Lesprit des lois. Paris. eşdeğerlisi veya ortak ölçüsüdür"-. kit. Londra. 35 Melon. Paris.es sur les jinances. Examen des re'Jlexions politiqu. ancak vazgeçilmez bir tercihin çatalım. "Monnaie" maddesi 33 PansDuverney. La Haye. Essai ancdytique sur les richesses. 36 Graslin. 1738. 1767 Mübadele Elmek 263 han'da. kanaatlerin tam bir dökümünü yapmak ve bunların çeşitli toplumsal gruplara nasıl dağıldıklarını belirlemek ilginç olacaktır.38 Dutot'da -"güven veya kanaat zenginlikleri. Essai polüque sur le commerce. Paris. Bu tekil düzenleme. bakır gibi yalnızca temsilidirler"-. 1777. tıpkı altın. Consıdirations sur la monnaie. Rijlexions sur U commerce et les jinances. Paris. 1740. para sahipleri ile 241 . Fakat bunların ikisini birden aynı anda mümkün kılan bilgi sorgulanacak olursa. c. X. Eserler. 1734. belirgin bir nokta üzerinde çekip çeviren tekil bir durumdan itibaren mümkün olmuştur. ve bu zıtlık gerekli olduysa. insanların kullanımına yarayan her şeyin güvencesi. gümüş. ayırım 11. 1718. Trois lettres sur le nouveau systeme des jinances.37 sonra Melon'da -"altın ve gümüş genel anlaşmaya bağlı olarak. Bu tanım Locke'ta ve ondan biraz önce Vaug-29 Terrasson.39 Forbonnais'de -anlaşmaya dayalı zenginliklerdeki "önemli nokta. XXII.Kuşkusuz. 1720. 34 D'Aguesseau. zıtlığın yüzeysel olduğu fark edilecektir. 30 Dutoı. bronz. parayı bir güvence olarak tanımlıyordu. 31 Montesquieu.

1. tam o kadar ettiğini de söylemektir. Para sahibine her zaman. s. Paranın bir güvence olduğunu söylemek. ne karşılığında alındıysa. s. in. II. onu telafi eden şeyin eksikliğini bir süre çeken bir eylem. Londra. EUmenls de commerce.41 bir iyileşmedir. para kullanan ticaret. 1801. Nitekim. çünkü o da kendi hesabına aynı miktarda mal veya bunun eşdeğerlisiyle mübadele edilebilir. Recherches et consideraüons sur les richesses de la France. op. Le Trosne'un dediği gibi. Les Phyüocrates. c. 38 Melon. c. bu tıpkı bir işaretin temsilin içinde. s. 264 Kelimeler ve Şeyhi-nin sapkınlık noktası -Law yanlıları ile karşıtlarını zıtlaştıran tercih. ikizlenen bir temsil. güvencenin onun aracılığıyla fiili içeriğine dönüşeceği ters mübadeleyi vaat eden ve bekleyen yarım bir işlemdir. ama bu aynı zamanda. Fakat. Locke. cif. s 908. Lonrra. onun karşılığında mübadele edilen şeyi geri getirebilir. 39 Dutot.işte burada yer almaktadır. bu uygulama tarafından oluşturulmuştur"-40 bulunmaktadır. Para sağlam bir bellek. 582. 2123. s. De l'lnıerti soda!. parasal güvence bu emniyeti nasıl verebilir? Değeri olmayan işaret veya diğer hepsine benzeyen mal di-lemmasından nasıl kurtulabilir? Klasik para çözümlemesi-37 Vaughan. II. zaman içinde ertelenen bir mübadele-dir. Daire. 761. 1675. . 40 V£ron de Fortbonnais.zahire sahiplerinin mübadele ettikleri zamanki güven ilişkisidir. A discourse of coin and coınage. V. s.. 905906. 41 Le Trosne. parayı 242 . s 91 Aynca Bkz. kendi "yetersiz bir ticaret" olsa bile. onun ortak anlaşmaya dayalı olarak kabul edilen bir jetondan başka bir şey olmadığını bildirmektir -buna bağlı olarak saf bir kurgu-. VVorfes. temsil ettiği şeyi akla getirebilme zorunda olması gibidir. Consideraüons oj the lowering of interests. s.

paraya dışsal bir mal tarafından (hem daha bol hem de daha istikrarlı) daha iyi 243 . Law. Girişimin başarısızlığı. bu iki kullanım onun fiyatını desteklemektedir. Ve 1726'da istikrarlı bir madeni para ihdas edildiğinde. . ama ortaklaşa rıza veya hükümdarın iradesiyle ona bağlanmış olan başka bir mal tarafından sağlandığı düşünülebilir.yalnızca ağırlık ve ayarı onaylamak üzere bulunmaktadır. fiyatını nedretinden almaktadır. Economistes et finanöers du XVIl euede. Paraya mübadele edilebilirliğini sağlayan şey. Law'u "paranın. parayı güvence olarak tanımlamaktadır. tıpkı sikkeler gibi. maden kıtlığı ve ticari değerindeki oynamalardan ötürü. dışsal. onu mümkün kılmış olan. kâğıt paraların dahi -veya tedbirsiz. Fransa'daki deneyde bu teknikten vazgeçmek zorunda kaldığı ve paranın güvence-sini bir ticaret şirketine sağlattığı bilinmektedir. mal olarak gerçekleştirmektedir. yüzyıhyla. in Daire. ama aynı zamanda Law'un kavrayışına zıt olanları da dahil. ve aynı anda hem mal hem de ölçü olarak kullanılması bir kötülük 42 Law.güvence haline getiren işlemin. imal edildiği maddenin ticari değeri tarafından sağlandığı veya bunun tersine. s 519. "bu kâğıtlar. Altın. ve Turgot. Fakat.öncüsü olarak zıtlaşmamaktadır. Mübadele Etmek 265 olmanın uzağında kalmakta. . onun temelinin. güvence bizatihi paranın özünden bek-lenecektir. dolaşıma ifade ettikleri değer olarak gireceklerdir. "Bu damga burada. para üzerindeki tüm düşünceleri de mümkün kılan güvencepara teorisini hiç de çürütmemıştir. . bu ikinci çözümü seçmiştir."43 Law yandaşlarıyla birlikte. onun içinde mevcut bulunan maddenin ticari değeri olacaktır. Toprak mülkiyetinin güvencesi olacağı bir kâğıt paranın dolaşıma sokulabileceğini düşünmektedir: bu durumda yalnızca "toprakların ipoteği-ne dayalı olan ve yıllık ödemelerle tedavülden kalkacak olan kâğıtların" çıkartılması söz konusu olacaktır. Demek ki para diğer malların ortak ölçüsü olmayı. işaret olarak değil de. geçerliği hükümdarın damgasına dayanan bir zenginlik işaretinden başka bir şey olmadığına" inanmış olmaktan ötürü eleştirecektir."42 Law'un. Considerations sur le numeraire. Hasımlarıyla aynı tarzda olmak üzere.

472 vd. 146147 44 Law.sağlandığını düşünmektedir. bir yandan dolaşımdaki 43 Turgot. daha büyük bir değere sahip olacak ve fiyatlar düşük olacaktır. buna karşılık hasımları. para ile mallar. eğer para i miktarı artarsa ve zenginlikler karşısında bol hale gelirse. Para güvence olarak. bu temelin. 266 Kelimeler ve Şeyler sikke miktarına diğer yandan da zenginlik miktarına göre değişmektedir: bu güç ancak. Law ile onu eleştirenler arasındaki zıtlık. şeylerin fiyatının saptanmasına olanak vermektedir. malların onun "aracılığıyla" mübadele edildiği şeydir.44 diğer şıkta ise. belli bir zenginliği (o ândaki veya değil) işaret etmektedir.'. yani fiyatlar sistemi arasındaki ilişki. Eserler. 1749. güvence verenle güvence alan arasındaki mesafeden ibarettir. s.^ badele edildiği şeydir. Şıkların birinde para tüm ticari değerinden ayıklanmıştır. Fakat para heT ıkı şıkta da. Para. ama kendine "dışsal olan bir değer tarafından güvence akma alınmış olup. iki miktar sabit olsaydı 244 . Fakat. I.1 nın temsil ve çözümleme gücü. Eğer para miktarı mallara nazaran düşükse. para bizatihi bir fiyata sahip olarak. zengin. Schelle yay.$ likler olan belli bir oran ilişkisinin ve onları dolaştırma ko. age. zenginliklerin hem "onunla" hem de"onun için" mü. c. Seconde \ettre d Vabbt de Cice.. paranın maddi gerçekliğini meydana getiren madeni öz tarafından (daha kesin ve spekülasyona daha az tabi) daha iyi sağlanacağını düşünmektedirler.}< nusundaki belli bir güvenin sayesinde. para miktarının veya mal miktarının belli bir ânda bozulmasıyla değişmektedir. s. | düşük değere sahip olacak ve fiyatlar yükselecektir.

paranın da diğer tüm mallarla aynı değer değişikliklerine uğradığını görürüz. Hindlerin keşfinden beri. XXII. s. . dünyada var olan her mal biraz daha fazla temsili unsura sahip olabilecektir-. "Miktar yasası" Locke tarafından "icat" edilmemiştir. birbirlerine zorunlu olarak tekabül eden ikiz iki kitle olarak düşünmek gerekir: "Birinin toplamı diğerinin toplamı için ne ise. yüzyılın sonunda. daha XVI. paranın temsil işlevinden itibaren tanımlanmıştır. Bunun nedeni anlaşılır niteliktedir. 46 Montesqıneu. ona ait olan belli bir değerlilik niteliğine değil de. dünyadaki para miktarı on kat artmıştır. Bu aynı mekanizma. Sabit kıstas olarak. Daha fazla maden -ve böylece. Madenin burada anılan değer düşüklüğü. bundan iki yüzyıl öncesinde verilen paranın on katını vermek gerekmektedir"45 demektedir. Bodin ve Davanzatti. yüzyılda."46 Eğer yeryüzünde tek bir mal olsaydı. böylece değeri 9/10 azalmıştır. yani aynı miktarda mal almak için. Paraları ve zenginlikleri. Mübadele Etmek 267 245 . değişmeden kalırdı. daha fazla mal ve her maden birimi biraz daha fazla güvence içerecektir. ama bu mekanizma madenin içsel değerindeki bir azalmaya bağlıymış gibi gözükmekteydi. XVII. dünyanın bütün altını onu tem-45 Locke. genel temsil gücüne ilişkindir. Ayırım VII.veya aynı oranda değişseydi. . 73. dolaşımdaki maden miktarındaki artışın mal fiyatlarını artırdığını çoktan biliyorlardı. "eğer sabit ölçü olarak buğdayı alırsak. herhangi bir ürünü almak yeterlidir. Lesprit des his. bu malın yarısı diğer tarafın toplamının yarısına denk düşerdi. kit. "para miktarı ticaretin bütünüyle ilişkilidir". age. Altın gibi bölünebilir tek mal olsaydı. birinin parçası da diğerinin parçası için o olacaktır. değişme olgusu tüm açıklığıyla ortaya çıkmaktadır: Locke.

çiftçiye bir ürün be. karşılanması gere. buna karşılık.•. Oysa.ijfş maya olanak veren kolaylık kuralları bulunmaktadır.«|ı ki pahalılık gibi doğru olmayan bir şeydir. '»J herhangi bir içsel karakter aracılığıyla.% 246 . deli ödenmesi ya da mal sahibine rant ödenmesi aracı ol. Ucuzluk. hatta olanaksız olacaktır. kullanılan paranın kâğıt olması bir sakınca yaratmayacaktır (Law'un fikrine göre. çünkü işlevi.& likleri ifade etmesi tercihe şayan olan para miktarını sapta."47 | Demek ki. adil fiyat yoktur: herhangi bir malm içinde. Ancak. limitte nakdi bir eşdeğerlisi -"işaret edilmesi".-ti ler sabit kalırken-. ve bunun tersine. bu can sıkıcı.*| ken para miktarını işaret eden bir şey yoktur. Eğer bu sınırdurumdan hareketle maden bollaşırsa -ürün. Her mübadele edilebilir şeyin. değerlerin temsili işaretlerinin bir bölümünü uygulamak gerekecektir. bu bölüm işaretler kitlesinden alındığından. "sikkenin her bölümünün değen bir o *^ kadar düşecektir". kendilerine uygun düşen oranlarda temsil etmektir. fakat eğer para madeniyse. tıp. sanatlar a\ ve bilimler mübadele çemberinin içine yeni nesneleri dahil <f| ederlerse… bu yeni ürünlerin yeni değerine. el değiştirdiği zaman. ya girişimciye bir mal bedeli. "eğer endüstri. işçiye ücret.bulunmalıdır. tek ve aynı para birimi. doğadan ve onların ellerinden doğan \ | bütün zenginlikler bu sikkenin alt birimleriyle yetinirlerdi.sil ederdi. onların hepsini. kâğıt para basılacak veya yok edilecektir). zengin. daha fazla değeri karşılayabilmek için onun nispi miktarını azaltacak ve temsil değerini bir o kadar artıracaktır. eğer insanların bütününün tek bir sikkesi olsaydı. dolaşımdayken birçok şeyi temsil edebilme gücünü kazanmaktadır.

maktadır. çünkü tarım alanında tamamen belirgin yıllık devreler vardır). eşdeğerli birçok şeyi (bir nesne. Böylece karakterin. bir gelirin bir kısmı) temsil edebi-47 Graslitı. s. Fakat. yüzyılda. o kadar büyük bir genelliğe bürünü-yorsa. Oysa. paranın dolaşım hızı. tablonun eşanlı mekânı içindeki taksinomik yayılmasına. paranın hangi mekanizmalarla dolaştığı veya durakladığı. bir cins adın birçok şeyi veya taksinomik bir karakterin birçok bireyi. 5455. yola çıktığı noktaya geri dönme-den önce geçtiği el sayısıyla tanımlanmaktadır (işte bu nedenden ötürü. köken olarak. Bu iki ucun arasında. Normatif bir biçim altında ortaya çıkan üçlü soru: çünkü sorun. birçok cinsi. bir ölçü buğday. o kadar fazla zenginliği temsil etmektedir. karakter ne kadar basitleşirse. Karakterin genişlemesi. XVIII. bir çalışma. Bu hızın iki sının vardır: paranın bir rolünün olmayacağı dolaysız bir mübadelenin sonsuz derecede süratli olan hızı. nüfusu artırma sorunları ve optimum para miktarının hesaplanmasının nasıl birbirlerine bağlı oldukları anlaşılmaktadır. onları mümkün kılan para miktarına tekabül eden değişken hızlar vardır. dolaşım devreleri hasatların yıllık olmasının hükmü altındadır: öyleyse bu hasatlardan yola çıkarak ve bir devletin nüfusunu oluşturan bir eylemin sayısını hesaba katarak. tarıma ürünleri karşılığı yapılan ödemeler seçilmektedir. ve her zenginlik unsurunun parasal ikizinin olacağı sonsuz derecede yavaş bir hız. zaman boyunca ve onu * alan bireylere göre. paranın bütün ellerden geçmesi ve en azından herkesin geçimliğini temsil etmesi için gereken yeterli miktarını belirlemek mümkündür. paranın belli bir zaman içindeki hareket hızının tekabül ettiği görülmektedir. bu tıpkı. temsil edebilme gücüne sahip olması gibidir. Tek bir maden kitlesi. nasıl 247 . 268 Kelimeler ve Şeyler lir. age. bir araya getirdiği cins sayısıyla (demek ki tabloda işgal ettiği alanla). birçok türü vb. para da ne kadar hızlı dolaşırsa. tarımsal gelirlerden hareketle dolaşım çözümlemeleri.

Nüfusun yansının kentlerde oturduğu ve idame 48 Cantillon. nihayet "işletmesini kârlı hale getirmek için ayrılması gereken bir üçüncüsü. Bu dört değişkenin değeri belli bir ülke tarafından belirlendiği için. diğerleri dolaysız mübadeleler biçiminde ödene-bilirler. Essai sur !a Nature du Commerce En General. Eğer soyutlanmış bir ülke veya onun dış ticareti düşünülecek olursa. 1952 yay 49 age. Bu üretim. çiftçinin adamlarının ve atlarının geçimi için ayrılanı.48 işçi ücretlerinin haftalık veya günlük ödenmesi. s 73. "Tablo" iyi yapılmış olacaktır. s. oldukça fazla sayıda elden geçerek. üretim ve sermaye sorunlarını ortaya koyMübadele Etmth 269 muş bir ekonomide mümkündür).harcandığı veya biriktiği değil de (böylesine sorular ancak. 270 Kelimeler ve Şeyler harcamalarının köylülerinkinden daha yüksek olduğu he- 248 . 6869. ne de fazla sıkı olan bir eklemleşmeye göre çözümleyeceklerdir. oldukça hızlı olabilmesi için gereken para miktarının ne olması gerektiğidir. tam olarak uyarlanmış olacaklardır: para kitlesinin bölümleri. belirli bir anda para tarafından temsil edilme zorunluğu. nihayet ödemelerin yapılma ritmi. Cantillon bu cinsten bir hesaplama yapmak üzere. dolaşıma sokulması gereken para miktarı birçok değişkene bağımlıdır: mübadele sistemine giren mal miktarı. bu optimal oran aynı olmayacaktır. bütün zenginliklerin dolaylı veya dolaysız kaynağı olan tarımsal üretimden yola çıkmaktadır. Bu durumda fiyatlar içsel olarak "adıl" değil de."49 Oysa yalnızca birinci rant ile üçüncü rantın yaklaşık yarısı nakden ödenmek zorundadır. zenginliği ne fazla gevşek. kâğıt para tarafından ikame edilebilecek maden miktarı. belli bir ülkedeki dolaşımın. optimal madeni para miktarını belirlemek mümkündür. çiftçinin elinde üç ranta bölünmektedir: toprak sahibine ödenen rant. bu malların takas sistemi tarafından dağıtılmayan veya bedeli belirlenmeyen kısmının. İçine kapalı olarak yaşayan bir ülke varsayılırsa. rantların yıl sonunda veya adet olduğu üzere üç ayda bir ödenmesi aynı sonucu doğurmaz.

bir donanma ve bir ordu besleyebilir. 76. Mübadele Etmek 271 249 . Bu. onları duyarsızca ve doğallıkla yoksulluğa iter. Petty de aynı 1/10 oranını vermekteydi. fiyatları da yükseltmektedir ve devlet yeniden fakirleşmektedir. bütün ödemelerin yılda bir kez yapılması halinde geçerlidir. toprak rantı her üç ayda bir ödenmektedir. Dolaşımdaki nakit miktarı. Üstelik. Oysa. tek ödeme aracının takas. s. fetihlere girişebilir. öyle söylendiği üzere. demek ki. fiyatların düşük olduğu yerlerden satın alma yeteneği sağlarken. "zengin ve güçlü" hale gelmektedir. ama fiili durumda. ücretlerin ve fiyatların yabancı ülkelerdeki ücretler ve fiyatlarla olan belli bir ilişkisini almak zorundadır.50 Fakat bu hesaplama.saba katılırsa."51 50 age. CantiUon'un tasvir ettiği ve genel bir ilke halinde formül leşürdiği devre işte böyledir: "devam ettiği sürece. dolaşıma sokulması gereken nispi para miktarını hesaplamak mümkündür: ancak bu tahmin atıl noktası olarak tarımsal üretimi değil de. ancak kapalı bir ulus düşünülmesi halinde geçerlidir. birçok ödeme gündelik veya haftalık olmaktadır. bireylere dışarıdan. Devlet. öyleyse gereken para miktarı üretimin 1/9'u civarın-dadır -yani toprak sahiplerinin aldıkları rantın 1/3'ü-. ağırlığına göre değerlendirilen maden(normal değerlerine göre sikkeler değil) ve bazen de banka kâğıtlarının olduğu bir ticaret sürdürmektedirler. devletlerin gücünü oluşturan büyük para bolluğu. Nitekim. fiyatların nispeten düşük olduğu (para miktarındaki düşüklükten ötürü) bir ülkede. 51 Cantillon. Bu durumda da. daha da zenginleşebilir. üretimin 1/6'sına eşit bir miktar yeterlidir. devletlerin çoğu birbirleriyle. dolaşımdaki para miktarının üretimin hemen hemen 2/3'üne eşit olmasının gerektiği görülür. yabancı para geniş satın alma olanakları tarafından çekilmektedir: maden miktarı artmaktadır. Anatomie Po\itique de Urlande.

hiç kuşkusuz bu salınımlardan kaçınmak mümkün olmazdı. nüfus artışı yanlısı tezlerin temeli görülmektedir. fiyatların artmasına neden olmadan ücretleri destekleyecek ölçüde artıyorsa -ve bunu devam ettirmek gerekir-. zengin devletlerden. bu durumda ücretler zenginliklerden daha hızlı artmayacaklardır -ne de onlarla birlikte fiyatlar-. paranınkinin tersi yöne doğru olmasıdır. 272 Kelimeler ve Şeyler ve yüksek fiyatlar olduğunda değil de nakit miktarı. nüfus hareketlerinin. Bunun anlamv.bir bileşkesidir. zaten fakir olan ulusların sefaletini artıran. Bir ülkede nakit bolluğu 52 Dutot. Bunun tersine. s. Qu«tions impor-tantes sur le Commerce. buralarda tarım ve endüstri geriler. siyaset bu ters yönlü nüfus ve para hareketlerini birleştirmenin çaresini aramalıdır. Eserler. Veron de Fortbonnais.53 Ama diğer yandan. 335.. Çev. Turgoc. ücretlerin yeterli olabilmesi. Para. İmalathanelerin her zaman bol bir emek gücü bulabilmeleri için. refah var demektir: bu durumda nüfus düzenli bir şekilde artmakta. 45 ve özellikle Tucker. nakit miktarının da hep hafif bir artış içinde olması gerekir: tarım veya endüstri üre-timlerinin iyi bedel alabilmeleri. bu nüfusun emek gücü hep 250 . bunların satılması da dolaşımdaki maden miktarını artırır. insanlar ise. halkın yarattığı zenginliklerin arasında sefil düşme-mesi için tek yol: dış ticareti teşvik etmek ve lehte bir bilanço oluşturmak için alınan bütün tedbirler buradan kaynaklanmaktadır. nüfusun yavaş. sefalet artar.52 Öyleyse. Dengeyi sağlayan ve zenginlik ile fakirlik arasındaki büyük gidiş gelişleri önleyen şey. ama kesintisiz artması gerekir. yüksek ücretler tarafından. zengin ülkelerde emek gücü akımı yeni zenginliklerin işletilmesine olanak verir. Öyleyse.Eğer eşyanın tabiatı içinde. ve ticaret bilançosu lehte kalabile-cektir: burada. düşük fiyat bölgelerine gider. yanı bol nakdi olan ülkeler tarafından çekilirler. demek ki ebediyete kadar kazanılmış bir statü değil de. 53 Krş. s. 1. fakir ülkelerde nüfus azalma eğilimindedir. iki hareketin -hem doğal hem de düşünülmüş. c. ve bunun tersine zengin devletlerin refahım çoğaltan ters bir eğilim olmasaydı. s. 862 ve 908. I.

yalnızca altın ve gümüş miktarının artması endüstrinin lehinedir. Mübadele Etmek 273 koşulunu tanımlayan bir göstergenin işaretler ve temsiller oyununu etkilemesidir. nakitte kitlesel bir artışa -ve sonuç olarak fiyatlarda. agc. 55 Veron de Forbonnaıs. çünkü ilerleme kavramını insan faaliyetlerinin içine dahil etmektedir. bu ülkenin madenlere sahip olması. yani fiyat artışlarından önce.daha fazla üretmekte ve nakitte buna bağlı olarak meydana gelen artış (temsil edilebilirlik yasasına göre) az sayıdaki zenginlikler arasında paylaştırılmakta. tarım ve nüfus buna uyum sağlayacak artışları gerçekleştirmeye zaman bulamamışlardır: bu durumda. "Altın miktarındaki artış ile fiyat yükselmeleri arasında. Ama onları daha da önemli kılan nokta. ondan daha fazla nakde sahip olmayan. her zaman emeği yararlandırmak için olmuştur. ilerleme için olabilirlik 54 Hume. iktisat Eserleri. Buna karşılık. Nakdi azalmakta olan bir ulus. eğer bu güç zaman tarafından içten değiştirilemezse.yol açmıştır ve bu arada endüstri. s. bu yalnızca halkın lüksünü artırmak için değil de. ingiliz ticaretinin sekiz teme! kuralını vermektedir. Fr. İngiltere kendi ülkesine maden çektiyse. klasik düşüncenin kavradığı biçimiyle para. Bu gösterge. De \a Circıüation Monttaire. zenginliği temsil edemez -ya kendiliğinden bir devre onu azalttıktan sonra. 2930. fiyatlar yabancı ülkelerdekilere nazaran artmaktadır. s. ama bunun miktarı artmakta olan bir ulusa nazaran daha zayıf ve daha sefildir. imalathaneleri geliştirmesi. Amerikan altınının Avrupa'ya yayılarak zahire satın alması. üzerinde düşünülmüş 251 . zenginlikleri temsile yönelik kendi kapasitesini artırır ya da bir siyaset.55 Böylesine çözümlemeler önemlidir."54 İspanyolların felaketi işte böyle açıklanmaktadır: nitekim. işçilerinin sayısını ve ürünlerinin miktarını artırmak için olmuştur. karşılaştırma yapıldığı anda. Çev. 5152'de. Nitekim. düzen teorisinin başka hiçbir bölgesinde bulunmamaktadır. çiftlikleri zenginleştirmesi ve böylece İspanya'yı hiçbir zaman olmadığı kadar sefil bırakması kaçınılmaz olmuştur.

parasal fiyat ise. Doğal tarihin. Bunun sonucu olarak. kendi kendilerini parasal bir sistemin içinde temsil etme ve çözümleme güçlerini izlemekte ve sürekli bozmaktadır. belli bir zaman içinde ellerinden geçtiği kişilerin sayısının. onun temsil etme gücünün karakteristik değişkenleri haline gelmeleri gerekiyordu. parasal işareti zenginliğe nazaran. zenginlik çözümlemelerin-274 Kelimeler ve Şeyler de para-temsil teorisini ve doğal tarihte de karakter-temsil teorisini aynı arkeolojik şebeke desteklemektedir. sona erme hızının. Fakat bütün bunlar. en küçük farklılıkların sürekliliğini altüst etmek ve onları coğrafyanın parçalanmış yerlerine dağıtmak üzere müdahale etmekteydi. kelimenin tam anlamında bir temsil konumuna yerleştiren bir düşünce biçiminin sonucundan ibarettirler. farklılıklar tarafından ayrılan özdeşlik alanları keşfettiği yerde. Karakter. Zamanın zenginlik içindeki bu işlevinin. zenginlikleri artışlarının veya azalışlarının hareketi içinde işaret etmektedir. zenginlik çözümlemesi "diferansiyeller" -artış veya azalış eğilimlerikeşfetmektedir. fiyatlar şeyleri nasıî karakterize ederler -para zenginliklerin arasında nasıl bir işaretler ve belirlemeler sistemi kurabilir-? Değer teorisi. zaman temsillerin iç yasasına aittir. taksinomik bir tablo halinde bölümlere ayırdıkları. onunla tekvücut halindedir. doğal tarihin düzeninde.çabaların darbeleri sayesinde. paranın güvence olarak tanımlandığı ve kendiyle birleştirildiği anda (yani XVII. yüzyılın sonunda) ortaya çıkması gerekmekteydi: kredinin süresinin. varlıkları komşulukları içinde belirleyerek işaret etmektedir. Karakterler (birçok cinsi veya birçok türü temsil etmek ve ayırmak için seçilmiş olan özdeşlik demetleri). mübadelelerin gerçekleştikleri yatay alanı derinlemesine ve diklemesine sorgulayan ve yukarıdaki soruyla kesişen bir soruya cevap vermektedir: neden insanların mübadele etmeye uğ- 252 . zenginliklerin ellerinde tuttukları. Burada bunun tersine. temsil edilebilirliğin sabitliğim korur-. zaman ancak dışarıdan. V DEĞERİN OLUŞUMU Para ve ticaret teorisi şu soruya cevap vermektedir: mübadele hareketinin içinde. doğanın sürekli mekânının içine yerleşiyorlardı.

bir şeyin bir başkasını bir mübadelede temsil edebilmesi için. kendilerine özgü değerleriyle birlikte. fiyatlar ancak bu mübadele sayesinde değişmektedir. ondan vazgeçmediği sürece değere sahiptir. Buradan ortaya. bir mübadele sürecinde bir şeyle ikame edilebil-mektir. Başka bir ifadeyle. Demek ki bir bakıma. diğeri de. mübadele olabilmektedir. yani bütün kelimelerin uzağında kalan. Fakat öte yandan. bu mübadele edilebilir şeylerin.raştıkları bazı şeyler vardır. iki eşanlı okuma olabilirliği çıkmaktadır: bunlardan biri değeri bizatihi mübadele eyleminin içinde. her birinin yediği ve içtiği. değer ancak temsilin (şimdiki veya mümkün) içinde vardır. takas esnasında. arzu ve ihtiyaç nesnelerinin temsil edilmelerinin neden gerektiğini. her şeyden önce bir şey etmek. eğer ihtiyaç duyduğu bir şeyi edinmesine yaramıyorsa. yaşamak için ihtiyaç duyduğu şey. değeri mübadeleden daha önce var olarak çözümlemekte ve onu bu mübadelenin olabilmesinin ilk koşulu saymaktadır. birinci şıkta fiil tarafından sağlanan bir yüklemde bulmaktadır. Bu iki okumadan birincisi. Oysa mübadele ancak görünüşte basit bir olgudur. yani mübadelenin veya mübadele edilebilirliğin içinde. fakat. neden bunların yararsız olan bazıları yüksek bir değere sahipken. dil olabilirlik yerini. Klasik düşünce için değer taşımak. dilin tüm özünü cümlenin (önermenin) içine yerleştiren ve hapseden bir çözümlemeye. evrensel bir temsil yeteneğine sahip şu zenginlik aracılığıyla) değil de. Paranın icadı. ve ihtiyaç duymadığı şey de aynı şekilde. bunların bazıları neden diğerlerinden daha fazla etmektedir. her birinin elinde daha önceden bulunması gerekir. bir şeyin değerinin nasıl belirlendiğini ve onun neden şu kadar veya bu kadar ettiğinin iddia edildiğini bilmek söz konusudur. değere sahip olmayacaktır. fiyatların saptanması ancak bu mübadelelerin var olması sayesinde mümkün olmuştur. dilin bu aynı özünü ilkel işaretler cephesinde -eylem dili veya kök. bunların zaten değerle yüklü olarak var olmaları gerektir. ancak eğer iki taraf da diğerindekinin elindeki-Mübadele Etmek 275 ne bir değer atfederse. çifte vazgeçmenin ve çifte edinmenin sonuçta gerçekleşebilmesi için. diğeri ise. vazgeçilmez nitelikte olan diğerlerinin hiçbir değeri yoktur? Demek ki artık zenginliklerin kendilerini hangi mekanizmanın sayesinde kendi aralarında temsil edebildikleri (ve değerli madenin meydana getirdiği. Nitekim. verilen ile alınanın kesişme noktasında çözümlemektedir. ama onları birbirleriyle 253 . nitekim.keşfeden bir çözümlemeye tekabül etmektedir.

gramer açısından tamamen aynıdır. Graslin'in "psikolojik teori"leri denilen şeyi. dil diğer çözümleme biçiminde kendi dışına ve tıpkı doğadaymış veya şeylerin benzerliğinin içindeymiş gibi kök salmıştır. "psikolojik okul"a atfetmek de aynı derece boşunadır. ona atfettikleri öneme sahip değildir. değeri. alışık olduğumuz bir sapkınlık noktası tanınmaktadır: bu nokta. çünkü arzu ile nesnesi arasındaki ilişki ve onun arzulanır olduğu iddiası. ama bu parça aynı anda. Bunlardan biri. Quesnay ve okulunun mensup oldukları Fizyokratlardan ayırmaktadır. ters yönde iki okumaya izin verir niteliktedir. Condillac. onu işaret etmek. dilin bütün kelimelerini. ihtiyaç nesnelerinin -yararlı nesnelermübadelesinden. zaten bağı kurmaktır. ilk çığlık. tek ve aynı şeyi meydana getirmektedir. Böylece. onların önermesel bağlarından itibaren mümkün kılan fiil. ama bu aynı rolü -marjinalistlerin yaptıkları gibi-.ilişkilendiren şu dil unsuru aracılığıyla keşfetmektedir.çözümlemektedir. XIX. daha 276 Kelimeler ve Şeyler dilin bile doğmasından önce kelimelere hayat veren kök. Fizyokrasi herhalde. mübadelenin değerini sonradan tanımlayacağı nesnelerin oluşum ve doğumundan itibaren -doğanın aşırı yaygınlığından itibaren. Fakat bu iki çözümleme biçimi -cümleden veya köklerden hareketle. değerin mübadeleden ve karşılıklı ihtiyaç ölçüle-rinden önceki dolaysız oluşumuna tekabül etmektedir. yüzyılın ilk yarısı iktisatçılarının siyasal iktisadın temellerini ararken. 254 . mübadele edilen şeylerin değerini ve onlardan vazgeçilmesini sağlayan fiyatı diğerlerinden daha ilkel bir eylem olarak kuran mübadeleye tekabül etmektedir. Bu iki mümkün olma arasmda. sonra da bir işaret etme (jest veya kök) çözümlemesi oluşturan. Galiani. aynı ve birbirlerine uyarlanmış iki parçaya sahip olduğu yerde. diğeri de. iktisat tek bir teorik parça tanımaktadır. Ekonomi düzeninde bu ayırım yoktur. gramerin önce bir önerme cümle (veya yargı) çözümlemesi. çünkü onun işi dilledir -yani aynı anda hem işaret etmek hem de yargılamakla yükümlü veya aynı anda hem bir nesneye hem de bir gerçeğe ilişkin olan bir temsil sistemiyle-.

709. Mübadeleden önce bir tek. s. Değerlerin ve zenginliklerin olabilmesi için. ticaret kısaca tanımlanabilir olmaktadır: yararlı şeylerin tüketicilere ulaşması için yapılan mübadele"57 demektir. başlangıç noktası ve özdeş kalan bir ihtiyaç ağını kat etmek için seçilen yönden başka farklılık yoktur. Ayrıca bir de. 42. onları ilkel mal olma doğalarına iade edecek olan yola girmekte ve bu yolu tamamlamaktadırlar. zenginlik değil. bir başkasının acıkmış olması ve benden meyve talep etmesi gerekir. FizyokMübadele Etmek 277 radara göre. tüketimdir. taşımacılık. İhtı-yaç duyduğum. "Homme" makalesi. ticaret şeyleri taşımakta. dönüşüm. in Daire. ancak geçici olarak "zengin-liktirler. onları tüketicilere götürerek. birilerinde mevcut. değerin ticaret yoluyla oluşumu. age. maldırlar"56 demektedir. muhafaza.59 kısacası. "soluduğumuz hava. Quesnay. malların zenginliğe dönüşebilmeleri için. bunların eksikliğini çekenlere dağıtabil-mektir. Mercier de la Riviere. s. diğerinin ihtiyaç duyduğu bir fazlaya sahip olmak. Daire. Hiçbir şeye mal olmayacak 56 Quesnay. in. "mübadelenin amacı tatmindir. bana doğanın sunduğu bir maldır. Oysa. bir miktar mal tüketimi gerekmektedir. zenginlik ancak. Demek ki bunlar. ağacımın üstündeki meyveler iştahımın tüketebileceğinden daha fazla olduğunda var olacaktır. bir mübadelenin mümkün olması gerekir: yani.58 mallarda bir azalma olmadan yapılamaz. satış maliyetlerine yol açmaktadır. öylesine ki. değerler ancak birinin talebi ve diğerinin vazgeçmesiyle ortaya çıkabilirler. diğerlerinde namevcut oldukları sırada.Bu iki çözümleme tarzının arasında. kopardığım ve yediğim meyve. mübadelenin amacı tam da fazlalıkları. 57 Mercier de la Rıvıere LOıdre Natuıel et Essentiel Jes Societes Po!iti<jurs. 255 . Oysa. nitekim. doğanın bol veya kıt olarak sağladığı bu gerçek vardır. ırmaktan aldığımız su ve bütün insanların ortaklaşa kullandıkları aşırı bolluktaki bütün şeyler.

bir kullanım süresince zenginlik ve değerdirler: "Eğer mübadele hemen ve maliyetsiz yapılabil-seydi.58 "Buğday. değerin böyle oluşabilmesi nereden kaynaklanmaktadır? Malların. sadece fiyatlarına bağlı olan zenginlikler olmaktadırlar. Reponse Demandee. Ticaret doğası gereği. s. çok almak gerekir. ve değerin mübadelenin içinde oluşması bu durumda maliyetli hale gelmekte ve var olan mallardan düşülmektedir. 278 Kelimeler ve Şeyler yegâne ticaret. demir. Jounal d'Agriculture. Fakat."60 Fizyokratlar. ancak her iki taraf için de daha avantajlı olabilirdi: böylece. age. işte ticaretin bütün sanatı budur. gerçek taşıma harcamalarına denk düşmektedir. kezzap. Quesnay. eşit değerdeki şeyleri bir arada mübadele ettirmekten başka bir şey yapmaz. mallar burada. değerler. hiç kuşkusuz kendi piyasasında-kinden daha yüksek bir fiyattan mübadele edilebilir. düpedüz takas olacaktır. fakat bu artış. çünkü ticaret değeri değerle ve mümkün en büyük eşitlik içinde mübadele etmenin peşin-dedir: "Çok alabilmek için çok vermek gerekir ve çok vermek için de. Aralık 1765. zenginlik haline dönüşmelerine olanak veren bu fazlalığın (artık) kökeni nedir? Bu sürekli değer oluşumunun maliyetinin. bazı mallan mübadele etmek için diğer bazılarını feda etmektir."61 Bir mal uzak bir pazara giderek. 256 . 59 Dupont de Nemours. mübadele anında. ticaret yapılmasına yarayan aracı işlemler ticaretin kendi olarak kabul edildiğinde. insanların ellerindeki mallan tüketmemesi nasıl mümkün olmaktadır? Acaba ticaret bu gerekli eklentiyi kendinde bulabilir mi? Muhakkak ki hayır. s. Değerler. elmas gibi ticari değerler olarak ele alındıklarında. aynı zamanda. bunun 60 Saint-Peravy. 138. malların negatifini meydana getirirler. 16. ve eğer bu olgudan ötürü hiçbir şey kaybetmiyorsa. müthiş bir yanılgıya düşülmektedir. Demek ki değer oluşturmak. birbiri peşi sıra gelen mübadeleler ve dolaşım nedeniyle silinmelerine ve yok olmalarına yol aç-madan. daha çok sayıdaki ihtiyacı tatmin etmek değil de. malların maddi gerçekliğinden başka bir şeyi kabul etmemektedirler.

imalat ürünleri iki rejime göre satışa çıkartılabilirler. in. mallan feda etmek gerekmiştir: "zanaatkar emeğiyle ürettiği kadarını. R<[flexions… ."62 Bir tekel fiyatı olduğunda. Endüstri de. Eğer fiyatlar serbestse."64 Endüstri. 63 Turgot. zenginlikleri imal etmek için. Mal. her halü kârda bedel ödediklerinin tüketimini temsil eder. bu ücret işçinin çalıştığı zaman süresindeki geçimliğine denk düşer. Nitekim. imalathanelerden kaynaklanan değer artışı. piyasaya çıkartılan nesnelerin değerlerinin artması ölçüsünde yükselttikleri doğrudur. işçilere bu durumda daha iyi ücret ödenmesi değildir: onların arasında var olan rekabet. rekabet onları hammaddenin maliyetinin dışında. Canüllon'un tanımlamasına göre. değer oluşumunun maliyetini karşılama yeteneğine sahip değildir. ücretlerini ancak geçimliklerine yetecek düzeyde tutma eğilimindedir. görünüşte değerleri ar-62 Maxim« de Goııvernement. bu taşıma maliyetini kendi fiyatının üzerinden kaybetmiş olmasıdır. ancak diğerlerinin harcama yapmalarından ötürü. 6. fakat bu yükselme. Daire. s. p. Mübadele Etmek 279 nedeni malın mübadele edildiği şey karşısında sabit kalırken. Ticaretin olabilmesi için. nesnelerin satış fiyatları büyük ölçekte yükselebilir. en fazlasından bu hammaddeyi dönüştüren işçinin ücretini karşılayacak düzeye kadar düşürme eğiliminde olur. tekel fiyatlarının bunları. hiç kuşkusuz buna girişimcinin geçimliği ve kârını da eklemek gerekir. fakat. 289. diğer malların mübadele değerlerinin oransal düşüşünden başka bir şey değildir: "Bütün bu girişimciler. Bu fazlalığı meydana getiren ticaret değildir.61 age.63 girişimcilerin kârlarına gelince. mübadele maliyeti her zaman mübadele edilen malların üzerinden ödenmektedir. Ama bunun nedeni. 257 . dünyanın bir ucundan diğerine istediği kadar gezdirilsin. servet yapmaktadırlar. geçimliği olarak yok eder. bu bolluğun varlığı gerekmiştir.

"65 Değer.değil de. ister kâr sağlayan gırişimcininki. dokuyan veya taşıyan işçininkinden faklı bir statüde değildir. Çünkü. Tarla süren işçi. harcama yapmasının sonucudur. çiftçiye gerekeninden daha yüksek bir geçimlik olanağı sağlamaktadır. Mayıs 1766. Tıpkı diğer şıklarda da olduğu gibi. s 56. hayvan yeminin maliyeti tarafından ödendiği doğruysa da. ve sürüler dinlenme ânlarında bile Mırabeau. işçinin çalışmasının değil. bu tarımsal emeğin bedeli. tohumluğun. bu geçimliğe tam olarak uyma eğilimindedir. isterse satın alan aylağınki olsun: "Kısır sınıfın sayesinde gerçekleşen parasal değer artışı.gc. bir tek tohumun ekildiği yerden bir Haşak elde edilecektir. emeğin. aslında bir veya birçok geçimliğin bedelini bizatihi mübadeleden çıkartmaktadır. bu alanda aynı sonucu yaratmaktadırlar. Bu. 289. bu işi gerçekleştiren tüketimdir. İster geçimliği için işçinin yaptığı. imalathane işçisinin-ki kadar negatif ve masraflıdır. bedeli ödenen çalışma olarak. _80 Kelimeler ve Şeyler lırmaktadır.64 Maximes… . Değer üretimle ne luşmakta ne de artmaktadır. o. tarımsal emek için de geçerlidir. ve çalışma bir harcama gibi işlev görür: bizzat kendi tükettiği bir geçimliğin bedelini oluşturur. s 8. fizik olan bir ayrıcalık bulunmaktadır: toprak işlendiğinde. "çalışmanın veya tarımsal faaliyetin aletlerinden" birinden başka bir şey değildir66 -bir geçimliğe ihtiyacı olan ve bunu toprağın ürünlerinden devşiren bir alet-. malların üretim düzeninin içinde ekonomik -mübadele sistemi içinde. Fakat. hiç çalışmadan harcama yapan aylak kişiler. ancak malların yok oldukları yerde ortaya çıkar. s. Ve bu üretkenliğin bedelinin önceden. Philosophie Rurale.67 bu doğadaki muazzam üretkenliği açığa çıkartmaktadır. 258 . Demek ki tarım işçisinin emeği. ama doğayla "fizik alışveriş" olarak. Journal Agricole. pont de Nemours.

"69 Fizyokratların toprak rantına -tarımsal emeğe değil— atfettikleri teorik ve pratik önem anlaşılmaktadır. s. ortağı bütün değer oluşumunu gerçekleştirmektedir: "Tarım. toprağın üretmeye devam edebilmesi için onun payına düşmesi gereken avans miktarının kesinlikle ayrılmasını gözetmek.Mübadele lîtmek 281 sürekli gelişmektedirler. ve çiftçi kendi ürettiği kadarını tüketirken. 69 age. Buradan iki başat kaygı ortaya çıkmaktadır: emeği. net üründür (toprak rantı). s. hiçbir ücret ödenmesine ihtiyaç göstermeyen. üretimden kaynaklanan değer artışının üreticinin idame masrafla-nna eşdeğerli olmadığı yegâne alandır. tekel fiyatlarının ve bütün ticari ayrıcalıkların ilgası (rekabetin denetimi altındaki endüstri ve ticaretin.au. oysa toprak rantı net ürünü temsil etmektedir veya etmelidir: doğanın sağladığı mal miktarından işçinin geçimliği ve kendinin üretime devam etmek için ihtiyaç duyduklarının düşülmesinden sonra kalan. Fizyokratların ekonomik ve siyasal programları zorunlu olarak şunları içerecektir: tarım fiyatlarının artması. işte ona ortak olmaktadır. Mallan değere veya zenginliğe dönüştüren işte bu ranttır. ilahi bir imalathanedir. ama toprağı işleyenlerin ücretlerinin artmaması. Tarımsal emeğin bedeli tüketimle ödenmektedir. 33 259 . bütün mal ve zenginliklerin üreticisine sahip olduğu. ticareti ve endüstriyi besleyebilmesi için emrine büyük bir nakit miktarı verilmesi. Diğer bütün çalışmaların ve onlara denk düşen tüketimlerin bedelim o sağlamaktadır. 37. bunları depolardaki ipek veya yün balyalan için söylemenin olanağı yoktur. Gerçeği söylemek gerekirse. imalatçının ortak olarak doğanın mimarına. görülmez bir üretici bulunmaktadır.68 Tarım. bütün vergilerin toprak rantından alınması. zorunlu olarak adil fiyatı muhafaza edebilmeleri için). gelecekteki hasatlar için gerekli para avanslarının 68 Mirabe. çiftçi haberi olmaksızın. Öyleyse.

Graslin. aynı işi yapmış olmaktadırlar. kısacası kendinin de ait olduğu şu artığın bir bölümüy-le ödemek zorunda kalacağı bir ikame devresinin içine gi-rerek değer haline gelen şu fazlalık. bir mübadelenin içinde verileni değil de. 260 . geçimlik. Fizyokratlar ve karşıtları aynı teorik kesitte dolaşmaktadırlar. değerin içinde işaret edilmiş durumda bulunan. buna bağlı olarak her zenginlik unsurunun ortaya çıkmasının gerektirdiği masraflar. gıda. kendini mübadeleye bırakandan yani hiçbir değeri olmadan var olan. Gramerciler kelimeleri. Galiani. VI. bütün dönüştürmelerin her birini ücretler.itibaren çözümlemektedirler. ama doğa. Quesnay ve öğrencileri zenginlikleri. Bu çözümleme hareket noktası olarak. YARAR Condıllac. alınanı seçmektedir: aslında aynı şey. ama zenginlikler sisteminden daha önce var olan şeyin bizzat kendinden başlamaktadırlar. Doğanın kendiliğinden değer ürettiğini söylemek yanlış olacaktır. ama ona ihtiyacı olanın. Aslında. Bir tek bu mübadele mutlak olarak kârlıdır ve her mübadelenin. bütün maliyetli değer oluşumları. mübadelenin masraf ve tüketime katlanarak değere dönüştürdüğü malların yorulmaz kaynağıdır. onu talep edenin ve daha yararlı saydığı ve daha fazla yarar atfettiği bu diğer şeyi elde etmek için Mübadele Etmefc 283 sahip olduğundan vazgeçmeyi kabul edenin açısından ele almaktadır. gramatikal cümle (önerme) teorisine tekabül etmektedir. toprak sahibinin avansları ile doğanın cömertliği arasında kurulan bu dengesiz. ancak bu net kârdan karşılanabilir. Bütün mübadele sistemi. bir ses ile bir şeyi birleştiren dolaysız ilişkiden ve bu kökün bir dilin içinde bir ad olmasına yol açan ardışık soyutlamalardan itibaren çözümlediklerinde. kökten ve ilkel mübadeleye aktarılmıştır. Destutt'ün çözümlemeleri. ama bütün yer değiştirmelerin her birini. Fizyokralar çözümlemelerine.282 Kelimeler ve Şeyler toprağa geri dönmesi. kökten.

Demek ki. şarap veya odundan başka bir şeyi olmayan bir başkası. bunun nedeni. Fizyokratların ve yararcıların çözümlemelerinin çoğu zaman. Turgot'nun şeylerin 70 Cantillon. 68."71 Bu yargı. Cantillon'a neden birincilerin de -üç tarımsal gelir teorisi ve tarıma atfettiği önemden ötürü-. diğerleri. Eserler. çünkü her mala tekil olarak ve diğer hiçbiriyle kıyaslamadan ele 261 . hiçbir ortak ölçü yoktur. Mübadele durumlarının en ilkelini varsayalım: yalnızca buğday veya mısırı olan bir adam ve onun karşısında. hangi koşullarda fiyata dönüşebileceğini araştırmaktadırlar. yararlarına veya aynı anlama gelmek üzere.bir değer haline gelebileceğini kendilerine sorarken. 71 Condillac. ikincilerin de -devreler çözümlemesi ve paraya verdiği önemden ötürü-70 sahip çıktıkları. bir değer yargısının bir mübadele sistemi içinde.ama ters yönlerde: birinciler. Essai. 69 ve 73. Henüz saptanmış bir fiyat. onları kullanabil-memize dayanmaktadır. neden bu kadar yakın ve bazen de tamamlayıcı oldukları. e. 284 Kelimeler ve Şeyler "biçme değeri" dediği şeyi ortaya koymaktadır.yargısına sahiptirler: "bir şey değerlidir demek. . onun bir işe yaradığını veya bizim onun öyle olduğunu düşündüğümüzü söylemektir. s. bu buğday veya bu odunun ihtiyaçlarından birini giderebileceği -onlara yararlı olacağı. IV s. şeylerin değerleri. mısır veya buğdayı ekip biçtüerse. Turgot'nun La Formation et la Distribution des Richesses'tc (Zenginliklerin Oluşumu ve Dağılımı) Fizyokrasiye sadık kalırken. bu şeylere ilişkin bir yargılarının bulunmasıdır.72 Bu değer mutlaktır. Ancak. Valeur et Monnaie'de (Değer ve Para) Galiani'ye çok yakın olduğu anlaşılmaktadır. 10. Le Commcrce et \e Gouvcrnemertt. bunları herhangi bir şeyle kıyaslamasını bilmeksizin. bir malın bir mübadele sistemi içinde hangi koşullarda -ve hangi maliyetle. eğer bu adamlar bu odunu kestilerse. hiçbir eşdeğerlik.

tatmin ile biçme değer uyuşurlar. nitelik ve miktar olarak diğerinin ihtiyaçlarına denk düşer: buğday sahibinin bütün fazlalığının. Mübadele htmek 285 rinden kayba uğradığı mı söylenecektir? Hiç de değil. tortu bırakmadan birbirlerine denk düşerler.fiyatı ortaya çıkartır: artık buğdayın fazlası ile şarabın fazlası mübadele edilmemekte. s. c. Toplu eserler. 9192. şarap üreticisi için yararlı olduğu ve tersi ortaya çıkar. En fazla mal verenin. biçme değerler otomatik olarak eşdeğerli hale gelirler. elindekinin bir bölümünü. çünkü biri için o zamana kadar az bir yarar olmuş olan bir şeyi. Bizatihi yarar yaratıcıdır. 28. bu ayrılan parça -ve muhatabı bunu mümkün olduğunca azaltmaya çalışmaktadır. III. sahip olduğu değer üze72 Turgot. şu kadar müd şarap karşılığında. Le Commerce. her iki tarafta da eşanlı ve eşit değerlerin yaratılmasıyla tamamen yararlı hale gelir. çünkü insanların iştah. Ya da birinin fazlalığı diğerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yetmez. mübadele durumunda. çünkü bu fazlalık onun için yararsızdır veya ona. sahip olduğunun toplamını uzun veya kısa vadede kullanabileceğini bilmektedir: ihtiyaç durumu geneldir. iki 262 . bu andan itibaren. ve durum simetrik olduğundan. Ya Condillac'ın dediği gibi "herkesteki fazla"73 -bir kişinin kullanmadığı veya hemen kullanmayı düşünmediği-. mübadele etmeyi kabul ettiğine göre. yarar ve fiyat. girişilen bir ağız dalaşının ardından. çünkü iki taraftan her biri.alınmaktadır. diğerinin değer-lendirmesine sunmaktadır. her halü kârda aldığına verdiğinden daha fazla değer atfetmektedir. ihtiyacını tamamlayacak bölümü üçüncü bir kişi-den karşılamak için ayıracaktır. hiçbir şey hiç kimse için tamamen gereksiz değildir. arzu ve ihtiyaçlarına göre azalıp çoğalmaktadır. onların basit bir ortak paydaya indirgenmeleri değildir. Nihayet üçüncü varsayım. çünkü birincinin bütün fazlasına ihtiyacı vardır. Fakat bu birincil yararlar zemini üzerinde gerçekleşen mübadele. ValcuT et Monnaie. s. şu kadar şinik buğday verilmektedir. ve mülkiyetin her bir parçası zenginlik haline gelmektedir. c [V. Bu ânda üç olabilirlik vardır. o zamana kadar yararsız olan. bu durumda o da sahip olduğu her şeyi vermekten kaçınacaktır. ama gene de nispi ve değişkendir. "'i ' ondillac.

Önce. şimdi ortaya çıktığı haliyle değerlendirme değerinde. minimum bir eşitsizlik —ve herkes kendi için. Bu cins çözümlemeler. aralarında iki ilişkinin eşitliğini kurmaktan başka yol yoktur: mübadele ancak. Bu iki eşitsizliği uyarlamak için. daha büyük ihtiyaçları giderdiği düşünülen iki başkası vardır. değer ile mübadelenin kesiştiklerini göstermektedir: eğer dolaysız değerler olmasaydı -yani.taraf. 111. şeylerin içinde "onlar için arızi olan ve tıpkı sonucun nedenine bağımlı olması gibi. benim için odunumun şu kadar ölçeği eder derken öteki. yani her iki taraf da sahip olduğundan -ve her piyasa unsurunun içsel bir yarara sahip olmasına rağmen— daha fazla bir yarar elde etmektedir. şu kadar odun benim için şu kadar mısırdan daha değerli olacaktır diyecektir. o olmasaydı yararı düşük 263 . ortalama bir değerlendirme değeri elde edilmiştir".75 Fakat mübadele de kendi hesabına değer yaratmaktadır. "Karşılaştırma yapan iki kişi ve kıyaslamak dört çıkar vardır. kendininkinin bir parçasından daha yararlı olabileceğini düşünebilir. Vakur . Her ikisi de. sahip olduğuna ve olmadığına atfettiği nispi değeri tanımlamaktadır. eşitsizlikler mübadele edilmektedir. biri için olan mısır/odun oranının. örneğin dört ölçek mısırın ve beş ölçek buğdayın eşit bir mübadele değerine sahip olduklarının söylenmesine olanak vermektedir.mübadele yapıl-mazdı. bu andan itibaren hiçbir şey için mübadele etmeyebilir. s 9193 286 Kelimeler ve Şeyler de mübadele edildiği anlamına gelmemektedir. yani farklı bir hesaplamaya göre oluşturmaktadır-: biri.74 Fakat bu eşitlik yararın yararla. Bu tahmini iki eşitsizlik. her biri için. özdeş parçalar halin-74 Turgot. Biçme değer bir tek bir ihtiyacın ve bir nesnenin işleyişiyle -demek ki. tekil bir bireydeki tek bir çıkarla. İki dolaysız yarar yerine. ama her biri diğerinin malının bir parçasının.tanımlanırken. sahip olmadığım şu kadar ölçek mısır. diğeri için olan odun/mısır oranına eşitlendiğinde mümkün hale gelebilmektedir. bu oransal eşitlik. ama her birinin iki tekil çıkarı önce aralarında kıyaslanarak. bir tek insan ihtiyaçlarına bağımlı olan bir yüklem" olmasaydı.

77 zenginlik açısından. değerlerini düşüreceklerdir.76 ve yalnızca parlamaya yarayan şeyi satarak beslenebilir: lüksün önemi buradan itibaren ortaya çıkmaktadır. bu nesnenin değeri. s.veya yararsız kalacak olan şeyleri yararlı kılmaktadır: aç olan veya giyinme ihtiyacında olan kişiler için.* ginliklerin toplamı. ihtiyaç giderebilen yeni nesnelerin or. 33. Zen. değerlendirme düzeninde. "gereklilik. s. değerlen artıran (ihtiyaçları en azından dolaylı olarak gideren yeni yararlar yaratarak). sadece ihtiyaçla olan ilişkiyi iki katına çıkaran karşılıklı bir oran düzenlenmektedir. Mübadele litmeh 287 karşılaştırma düzeninde. yeryüzünde hoşa gitmek isteyen ve bu elması ona ulaştırmayı becerebilen bir ticaretin olması. 78 Graslin ihtiyaçtan. . bu "değerlendirme değeri"dir: yararlar arasında. her üretim yalnızca m "zenginlikler kitlesine nazaran yeni bir değer düzeni" ya. yani her değerin bütün hepsiyle 75 Graslm.% ratmaktadır: "ilk ihtiyaç maddeleri. basit ihtiyaç ilişkisini esas olarak değiştirmektedir: demek ki.78 Öte yandan.|I taya çıkmasına rağmen anmamaktadır. 45 77 Hume. mübadele yeni tipten bir değer yaratmaktadır. bir elmasın ne değeri olabilir? Fakat. De la Circulation Moneelaire. zaten var olanların nispi değerini azaltmaktadır. Essoi •>. kitlenin içinde yeni bir rahatlık veya zevk nesnesine yer açmak için. taşın "ona ihtiyacı olmayan sahibi açısından dolaylı zenginlik" haline gelmesi için yeterlidir. ama aynı zamanda değerleri düşüren (her birine atfedilen değerlendirme içinde. zevk ve hoşluk"u anlamaktadır. yarar. rahatlık ve keyfe keder arzu arasında farklılık olmaması buradan kaynaklanmaktadır. birilerini bazılarına kar- 264 .te ması. en küçük bir yeni yararın yaratıl. ". 24. onun için bir mübadele değeridir"."79 Öyleyse mübadele. 41. 76 age. Bu oran. s. ihtiyaç.

birbirlerine ters düzenler halinde örgütlenmişlerdir ve bunun sonucu olarak. Ancak tıpkı yapının doğal tarihte atfeden ânla. demek ki bunlar malların toplamının azalması hanesine açılmaktadırlar. bu artıştan alınarak verilen geçimliklerin eşdeğerlisiyle ücret ödenmesini. ve en çok sayıda ihtiyacın tatminini sağlayan her dönüştürme veya her taşıma bir değer artışı meydana getirir: işçilere. Mübadelelerin değer oyunu içindeki kurucu rolü böyledir: f her şeye bir fiyat vermekte ve her birinin fiyatını düşür-mektedir. Öyleyse. bütün değerlerin öznel ve pozitif temeli olarak. işle bu çoğalma sağlamak-79 age. Fakat değeri oluşturan bütün bu pozitif unsurlar. şeylere belli bir değer atjedilmesini. değerin ortaya çıkması için. Fizyokratlar ve "yararcılar" tarafından. 36. yararların mübadelesinden yola çıkmaktadırlar. doğanın sonsuz bir üretkenliğe sahip olması gerekir. 265 . "Yararcılar". Graslin. ihtiyaç gideren her şeyin bir değeri vardır. mübadelelerin eklemleşmesine dayandırmaktadırlar. para dolaşımdaki zenginliklerin temsili olarak değere sahiptir: dolaşım olabildiğince basit ve tam olmalıdır. Yararsız onun aracılığıyla yararlı hale gelmekte.şı) şeydir. değer ancak tüketimin olduğu yerde doğmaktadır. aynı dizi tersten kat edilmelidir: toprağın ürünlerinin her dönüştürülmesi ve işlenmesi. birinciler için pozitif bir role sahip olan bir unsur. Fakat bu teorik kesitler. bunların her ikisinde de değer teorisi aynı işi yapmaktadır. Teorik unsurların Fizyokratlarda ve karşıtlarında aynı oldukları görülmektedir. in-sanlardaki belli bir ihtiyaç durumuna. ve en yararlı aynı oran içinde. s. Condillac. Fizyokratlar. Galiani. Önermeler bütünü iki tarafta da ortaktır: bütün zenginlikler topraktan doğar. diğerleri için negatif olmaktadır. daha az yararlı olmaktadır. ^SS Kelimeler ve Şevler tadır. yani doğanın üretkenliğinin sonlu karakterine dayanmaktadır. eklemleşüren ânı birbirlerine bağlaması gibi. şeylerin değeri mübadeleye bağlıdır. değerlerin tedrici bölümtenmesini zenginliklerin varlığıyla açıklamaktadırlar. demek ki. Okumalardan birinde pozitif olarak abartılıymış gibi algılanan. diğerinde negatif ve oyuk olarak algılanmaktadır. Fizyokratlara göre. işçinin geçimlığiyle üc-retlendirilmektedir.

Buna bağlı olarak. kişileri ve onların öykülerini hesaba katmaksızın. oyundaki çıkarların neler olduklarını. iktidar mücadelesinin nasıl cereyan ettiğini anlamak için yapılacak bir kanaat soruşturması olmalıdır. değer artışına uğradıklarına inandıklarını şeylerin itmesi sonucu. bu sistemin düşünülmüş olmasının ko. Birinci çözümleme. her iki tarafın da büyük ekonomik tercihleri bulunabilirdi. polemiğin noktalarının ve kanıtlarının neler olduklarını. "fizyokratik" bilginin ve "yararcı" bilginin hangi koşullardan itibaren. yani yükümlülüğün meyvelerinin tek taşıyıcılarının kendilerinin olmasını arzu ettikleri ileri sürülebilirdi. Arkeoloji ancak ikincisini tanımlayabilir ve uygula-yabilir. "yararcı "lann doğal ürünler dönüştürüldüklerinde veya yer değiştirdikle-rinde. İki inceleme biçimini ve düzeyini özenle ayırmak gerekmektedir. tutarlı ve eşanh biçimler içinde düşünülmelerinin mümkün olduğunu tanımlamaya ilişkindir. çıkarların tutarlılığı içinde. GENEL TABLO Ampirik düzenlerin genel örgütlenmesi.Fizyokratların toprak sahiplerini ve "yararcılar"in da tüccarlar ve girişimcileri temsil ettiklerini söylemek. yüzyılda kimin -1 Fizyokrat. kimin de Fizyokrat karşıtı olduğunu. ihtiyaç ve arzuların yasa koyucu oldulan bir piyasa ekonomisiyle meşgul oldukları söylenebilirdi. toprak rantına doğal bir temel atfettikleri ve siyasal iktidarı talep ettikleri için. belli bir toplumsal gruba mensubiyet. Diğeri ise. birinin şu düMübadele Etmek 289 şünce yerine bu düşünceyi seçmiş olmasını her zaman açıklayabilirse de. herhalde daha basit olurdu. Ama. bir kanaatbilimin (doxologie) işidir. XVIII. toprak sahibi olduklarından ötürü. şimdi bütünlüğü 266 . Fizyokratların tarımsal üretimden başka bir şeye inanmadıkları ve onun için daha iyi bir pay istedikleri.4 sulu hiçbir zaman bu grubun varoluşunun içinde yer almamaktadır. VII. vergi-ye tabi tek uyrukların. Bunlardan biri. Ve hiç kuşkusuz. Buna karşılık.

her zenginlik parçasına diğerlerini işaret etme veya onlar tarafından işaret edilme olanağı veren işleyişte. Bolüm sonundaki şema.içinde resmedilebilir. değer hem fiil ve ad. Demek ki değer. Demek ki değer. Fakat tahmini değer. temsillerin bütününü meydana getiren unsurları veya onların birliğini bozan işaretleri eklemleştirmeye olanak veren işaretleri tek ve aynı 267 . bir eşitlik (A ve B aynı değere sahiptirler veya kıyas muhatabımın elindeki A'nın değeri benim ihtiyacıma nazaran. başka bir işarete bir işaret yüklemeye. diğer hepsi tarafından konulmuş ve bölümlenmiş olmaktadır: değer bu andan itibaren. genel gramer'in cümlenin fiilsel olmayan bütün unsurlarına (yani kelimelere ve açık veya gizli bir şekilde adsal bir işlevi olan kelimelerin her birine) tanıdığı eklemleş-tiricilik rolünü oynamaktadır. genel gramer açısından fiil tarafından sağlanan ve cümleyi ortaya çıkaran. yükleme işlevine tekabül etmektedir.80 Öncelikle. değerlendirme değeri haline gelince. yapının doğal tarihin içindeki konumunun tamamen aynını işgal etmektedir. bazı nesnelerin mübadele sistemine nasıl dahil edildiklerinin. zenginlik çözümlemesinde. sınırlandırdığında her değer. bir başka temsile bir temsil yüklemeye olanak veren işlevle. dilin oradan itibaren var olduğu eşiği oluşturan. benim sahip olduğum B'nin onun ihtiyacına nazaranki durumundadır) ilişkisine göre nasıl aktarıldığının açıklaması-na izin vermektedir (ya eksikliğini çekme ve ibüyaç ya da 80 Bkz. hem de yüklem ve bölümlemedir. hem bağlama gücü ve çözümleme ilkesi. yani kendini bütün mümkün mübadeleler tarafından oluşturulan sistemin içinde tanımlayıp. ilkel takas jestiyle. Nitekim değer teorisi. 290 Kelimeler ve Şeyler doğanın yaygınhğıyla). zenginlik çözümlemesi'nin doğal tarih ve genel gramer ile aynı dış biçime tabi olduğu fark edilmektedir. bir şeyin bir diğeriyle eşdeğerli sayılarak nasıl verilebildiğinin. tıpkı onun gibi. birincinin değerlendirilmesinin ikincisinin değerlendirilmesine. Mübadele sisteminde.

aynı parasal unsurun az veya çok zenginliği işaret edebileceğini. nakdin azalması ve artmasıyla). Demek ki. tıpkı karakter'in doğal varlıklara nazaran olduğu gibi işlev görmektedir: hem onlara özgün birer damga vurulmasına hem de onlara şeylerin bütünü ve elde bulunan işaretler tarafından şu anda tanımlanmış bulunan mekân içinde. yayılabileceğini veya büzülebileceğini de açıklaMübadele Etmek 291 maktadır. şeylere bir işaret verme. Para. işaret etme rolüne sahiptir. asla tamamen yok olmamak-la birlikte nasıl bozulabileceğini. nasıl bir işaret etme işlevine bürünebileceğini açıklamaktadır. bir şeyi bir başkasıyla temsil ettirme ve bir işareti işaret ettiği şeye nazaran kaydırma olabilirliğini. zenginliklere nazaran. Demek ki. Para ve ticaret teorisi de kendi cephesinden.işlemin içinde birleştirmektedir. tıpkı kelimeler gibi. parasal fiyat teorisi. bu unsurun temsil etmekle yükümlü olduğu değerlere nazaran nasıl kayabile-ceğini. zenginlikler çözümlemesinin içinde. fiilsel işareti kendi özgünlükleri içinde tanımlayan ve onu 268 . Fakat bundan da fazlası vardır: para kendi olanaklarından hareketle. tek ve aynı işlevin içinde birleştirmektedir. Tıpkı bu sonuncusu gibi. fiyat değişmeleri de maden ile zenginlikler arasındaki ilk ilişkinin kurulmasına nazaran odur. hiç kuşkusuz geçici olan bir yer gösterilmesine olanak vermektedir. işaret edenle edilen arasındaki bu ilişkinin. karakter teorisinin doğal tarihin içinde işgal ettiği yerin aynına sahip bulunmaktadır. herhangi bir maddenin. Para ve fiyat teorisi. ama şu dikey eksen boyunca salınmaya hiç ara vermemektedir: retorik yer değiştirmeler fiilsel işaretlerin ilkel değerine nazaran ne ise. bir nesneye atıfta bulunarak ve ona sürekli işaret olarak hizmet ederek. nominal değerlerin değişimini. genel gramerde bir kökler ve eylem dili çözümlemesi (işaret etme işlevi) biçiminde ve mecazlar ile anlam kaymaları (türetme işlevi) biçiminde ortaya çıkan şeye tekabül etmektedir. fiyatların oluşumunu. zenginliklerin işaret edilmesini. ulusların fakirleşmesini ve zenginleşmesini sağlayarak. bu teori ayrıca (ticaretin işleyişiyle.

türetme) birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdır. doğal tarihin teorik işaret sisteminde ve parasal işaretlerin uygulamada kullanılmasında da bulunmaktadır. doğadaki düzen ve zenginliklerdeki düzen. işaret eden temsillerin işaret edilenlere nazaran türetilmelerine. Bu anlamda. temsil edilenin eklemleştirilmesine. Zenginlikler düzeni. tasnifin doğanın kendiliğinden dili olmasını ve fiyatların da zenginliklerin doğal söylemi olmalarını engelleyen başat bir farklılık bulunmaktadır. doğal tarih sistemlerininve para veya ticaret teorilerinin klasik düşünce açısından. klasik deney açısından. şeylerin düzenini açığa çıkarmak söz konusu olduğunda. işaretler ve özellikle de kelimeler tcvcinomia için odur. biri. çünkü fiille birlikte dilin varoluş eşiğinin aşılmasından itibaren. eğer iyi yapıldıysa doğal tarihin ve eğer iyi düzenlendiyse paranın dil gibi işlev gö-rebilmeleri için. Veya daha doğrusu. Bu iki anlama gelmektedir: önce. içinde bulundukları hayat koşullarına. fiilsel işaretlerle zenginliklerin veya doğal varlıkların işaretlerini ayırmaya olanak veren ve diğeri de. ne de aynı sağlamlıkta kat edilmektedir: insanların hayal güçleri (yaşadıkları iklime. her biri diğerini de talep etmektedir. bu yol ne aynı yönde. bu durum 269 . şeylerin aşikâr düzeninin kurulması ve dışa vurulması. bizzat dilin kendininkiyle aynı olabilirlik koşullarına sahip oldukları söylenebilir. görülür varlıklar arasında. ilkel işaret et-melerden itibaren. yaptıkları deneylere göre). halkına göre farklılaşan türetmeler doğurmaktadırlar. Ancak. temsillerin birbirlerini işaret etmelerine. Cebir mathesis için neyse. eklemleşme. kelimeler yeteri kadar ayrıcalıklı bir işaret sistemi meydana getirirler. doğal varlıklar düzeni ihtiyaç nesneleri arasında.temsilin kendi kendine sunabileceği diğer bütün işaretlerden ayıran dört işlev. ikinci olarak. Dilin esas işlevlerini tanımlayan dört moment (yüklem. doğal tarih teorisiyle değer veya fiyat teorisini ayırmaya izin veren iki farklılık bulunmaktadır. Fakat dillerin hakiki oluşumu içinde. kelimeler tarafından dışa vurulan temsil düzeninkiyle aynı varoluş tarzına sahiptir. bazı temsillerin diğer 292 Kelimder ve Şeyler bazılarına affedilmelerine izin veren işaretler sisteminin kurulması ölçüsünde ortaya çıkmakta ve keşfedilmektedir-ler. işaret etme.

kendiliğinden dil için bu tehlikelerden kaçınmak zorundadırlar. işte bu nedenle. oldukça iyi bir biçimde temellendirildiği. o kadar çok belirsizliği ortada bırakmaktadır ki. işte gene bu nedenle. bugün filozofların yaptıklarından daha iyi yargılayacaklardır"81-. hakiki dillerin yetersizliğine cevap vermektedirler. bilginin meşru kaymalarını resmeden. bir yargıyı formüle eden düşüncenin hatalarını denetlemek üzere yapılmış olması gibi Sözlük de. Tıpkı Evrensel Dil'in iyi kurulmuş bir eklemleşmeden hareketle. Doğal tarihin düzeninin içinde.. hiç kuşkusuz bunların her birinin nispi istikrarsızlığını da Mübadele Etmek 293 açıklamaktadır. Mersenne'e mektup. Bu türetmenin belli bir anında ve belli bir dilin içinde. kelimelerin temsil etme değerinin. 1. çünkü yapı kendini dolaysız bir görülebilirlik içinde teslim etmektedir. fakat bu çözümleme o kadar yetersizdir ki. düşüncenin herhangi bir cümlenin gerçekliği konusunda tüm açıklığı içinde karar verebilmesi için. 76. oldukça açıkça tanındığı evrensel bir dil fikri -bu dil aracılığıyla "köylüler şeylerin gerçeğini. tamamen belirgin bir dil. doğru bir şekilde işaret edilmiş 270 . tamamen açık bir söyleme izin verecektir: bu dil bizatihi bir Ars combinatoria olacaktır. adlar bütününe sahiptirler. kelimelerin güzergâhını tanımlayan. A T. en doğal yolları belirleyen. 294 Kelimeler ve Şeyltr ftndan denetlenen bir kurum olduğundan. zenginliklerin dolaşımı insanlar tarafından yaratılmış ve onlar tara-81 Descartes. türemenin işleyişini denetlemek üzere yapılmıştır. s. İşaret etme ile türetme arasındaki hayal gücü kaymaları artmaktadır.dillerin çeşitliliğinin dışında. insanlar aynı temsillerle çeşitli kelimeler kullanmakta ve farklı cümleler kurmaktadırlar: bunların yansıması hatadan arınmış değildir. kelimelerin ilk işaret-lerinden hareketle. her hakiki dilin uygulanması. eklemleşme ile yüklem arasında yansımanın hatası yayılmaktadır. yakınlık ve benzerlik ilişkilerini yasalaştıran bir Ansiklopediyle ikiye katlanmalıdır. herhalde belirsiz bir uzaklıkta bulunan bir ufka atılmaktadır. eklemleşme ile yüklem arasında olası hata yoktur. 20 Kasım 1620. birbirleriyle eklemleşen ve temsillerini bölümlere ayıran bir kelimeler. oldukça açık bir şekilde saptandığı. Ars combinatoria ve Ansiklopedi. Doğal tarih bir bilim olması gerektiğinden. insanlar ellerinin altında.

tek bir hareketle işaret etmekte ve Mübadele Etmek 295 yerleştirmektedir. zenginlikleri birbirleriyle birleştirmektedir. Değer. varlıklara ve benzerliklerine ilişkin olarak. doğrudan doğruya yapının ve karakterin. ancak bir dönüşümden sonra değerlendirmeye tabi hale gelebilmektedir. doğanın düzeni ve zenginliklerin düzeni. karakterde. onunki olmayan bir mekâna yerleştirecek hayali kaymalar. ama bunu her zaman sınırlandıran para. Fakat doğal düzenin kendini. Tahminiyken. dilin içinde açık kalan ve sınırları üzerinde esas olarak tamamlanmamış sanat tasarımları yaratan şeyin teorik kapanışını sağlamaktadır. Buna karşılık tahmini değer. bir düzenin veya hakiki bir tablonun tam okunması olarak formüle ettiğini kaydetmek gerekir: öylesine ki. artan veya azalan miktarıyla fiyat dalgalanmasına yol açan. karakter de aynı şekilde. çünkü karakter ya sistemin tutarlığı ya da yöntemin kesinliği tarafından ihdas edilmiştir. tam ve kesin bir estetik oluşturmasını sağlamaktadır. para onların gerçek mübadelesine olanak yaratmaktadır.doğal bir varlığı. ancak yavaş yavaş değişime tabi bir fiyat 271 . sahte benzerlikler. işaret etme ile türetmenin uyarlanmalarım sağlamaktadır. otomatik olarak değerlendirmeye dayalı hale gelen değer. aykırı karışımlar da yoktur. Yapı doğal tarihe. doğal tarihin içinde. zenginlikler düzeni içinde yüklem ile eklemleşmenin. ve maden ile mal arasındaki başlangıç ilişkisi. kendini hemen bir bileştiricinin içinde bulmasını. değerin ve paranın varoluşları içinde açığa çıkarlar. Dilin düzensiz düzeninin bir sanat ve onun sonsuz ödevleriyle sürekli bir ilişki gerektirdiği yerde. Yapı ve karakter. Değer ve fiyatlar. varlıkların yapısı hem görülebilirin dolaysız biçimi hem de eklemleşmesi olmaktadır. dilde açık kalan kesimlerin uygulamada kapatılmalarım sağlamaktadır.

bir doğa tarihinin olabilmesi ve zenginlikler ile zenginliklerin uygulanmasının olabilmesi için her zaman talep edilmişlerdir. Doğal tarih. ve XVIII. birbirlerine uymakta ve böylece bir dile. Tenkillerin birbirlerine bağlanması. zenginliklerin. işaret etme (tekil ve noktasal eylem) nasıl olmaktadır da. varlıkların kopuklumu olmayan tabakası. Ancak. Zenginlikler. doğanın. pasif bir şekilde kabul edilmiştir ve bir tek bir sanat onu toparlayabilir: dil teorisi hemen kuralcı olmaktadır. XVII. temel dörtgenin diğer iki yanı açık kalmaktadır. bir doğa sistemine ve zenginliklerin kesintisiz hareketine izin vermektedir? Temsillerin işte burada birbirlerine benzediklerini ve birbirlerini hayal gücünün içinde çağrıştırdıklarını. dilin olabilmesi. zenginlik teorisi için değer ve fiyat kesitleri) nasıl olmaktadır da. yüzyılların metafizik açıdan 272 . doğanın yayılması. ikinci durumda ise. insanlar tarafından üretilmiş. yüklem ile eklemleşmenin.haline gelebilmektedir. çoğaltılmış. işaret etme ile türemenin tam bir çakışması söz konusudur. şeylerin doğasına ve insanların faaliyetlerine bağlı olan bir geçiş söz konusudur. doğal tarih için yapı ve karakter kesitleri. bütün bunlar klasik episteme'nin bütünsel dış biçiminin içinde yer almaktadırlar. varlığın genel bir temsil edilebilirliği. zenginlikler teorisi bir uçtan diğer uca. insanların ihtiyaçlarının birbirlerine tekabül ettiğini ve tahmin edilebildiklerini varsaymak gerekir. temsillerin bir eklemleşmesine olanak vermektedir? İki zıt kesit (dil için yargı ve işaret kesitleri. değiştirilmiş işaretlerdir. Bu süreklilik ilkesinin içinde. hiçliğin yokluğu 296 Kelimeler ve Şeyler biçiminde negatif olarak tanımlanmış bir varlıkbilim. İşaretler sistemi dille birlikte. yetersizliği içinde. bir siyasete bağlanmıştır. varlıkları işaret etmek için kendiliğinden bir işaret sistemi kurmaktadır ve bu nedenden ötürü bir teoridir. ve temsilin mevcudiyeti tarafından dışa vurulan varlık. Temsilin ve varlığın sürekliliği. doğal varlıkların bir yakınlık ve benzerlik ilişkisi içinde olduklarını. Birinci durumda.

yapıya karakter biçiminde düzene girme. zenginlikler bilimini mümkün kılmaktadır). Doğal Tarih'm ve Zenginlikler Çözümlemesinin yerlerinde değil de. felsefi bir alanın ortaya çıktığını söyleyerek. klasisizmin en sağlam kilitlerini taktığı yerde. cinsler. esas olarak değerle fiyatlar arasındaki ilişkiyi çözümleme rolüne sahiptir. bir yandan yargı. bu bilgilerin var olmadıkları yerde. onu şimdiden uzaktan karakterize etmek mümkündür. klasik düşünceyi karakterize eden varlıkbilime bağlanmış olmaktadır. "filoloji" artık söylemin temsil etme işlevlerini değil de. böylece. işaret etme ile türeme arasındaki ilişkiler (bunlar. yüzyılın sonuna doğru tüm Batı ep i s teme 's inde meydana gelen ani değişime gelince. Filoloji. bir yerlerin üzerindeki göz-Mübadele Etmek 297 lenebilir yapıların. XVII. kısacası doğmakta olan " biyoloji"nin bütün temaları. eklemleşme ile yüklem. yapı ile karakteri. organizma ve örgütlenme kavramları. Nitekim. dallar için nasıl genel karakter olarak değere sahip olabileceklerini açıklamaktadırlar: nihayet. oysa. diğer yandan anlamı. doğal tarihi. bir tarihe tabi kılınmış olan bir morfolojik sabiteler bütününü inceleyecektir. varlığın temsile sürekli bir şekilde teslim edilmiş olması olgusu sayesinde şeffaf kılınmış bir varlıkbilimin ve varlığın sürekliliğini sunuyor olması olgusu tarafından aydınlatılan bir temsilin içinde bulmaktadır. şeylerin değerine fiyat olarak hesaplanma olanağı vermektedir). biyoloji ve siyasal iktisat Genel Gramer'in. değer ile fiyatları kurmaktadırlar). bilimsel olarak güçlü bir momentin oluştuğunu ve buna karşılık. klasik episteme'nin metafizik olarak güçlü bir zamana tanık olduğu yerde. bu düşünce açısından bilimsel olarak güçlü momenti tanımlamaktadırlar (bu da grameri. yeni "siyasal ıktisat"ın yeni tasarısı olarak üretim çözümlemesi. cümlenin biçimine fiili bir anlama sahip olma. bu düşünce kendini daha işin başında. 273 . karşılaştırmalı anatomi yöntemleri.güçlü momentini tanımak mümkündür (bu. aileler. nitekim. bir dilin biçimsel düzenlemelerini (cümle kurabilme yeteneği) ve kelimelerine ait olan anlamı birleştirmek üzere. Ampirikliğin düzene sokulması.

Klasik düşüncenin özsel sorunu. Bunun tersine. ad ile düzen arasındaki ilişkilerde yer almaktaydı tcocinomia olan bir adlandırma keşfetmek. tam da klasik varlığın tamlığının sustuğu yerde oluşmuştur. Diğeri ise. veyahut varlığın sürekliliğine şeffaf olan bir işaretler sistemi ihdas 274 . Bu ilişkinin mümkün olup olmadığını. Bunlardan biri mantık ile varlıkbilim arasındaki ilişkileri sorgulamakta. böylece yerli yerlerine konulmuş olmaktadır. XIX. yeni bir felsefi alan. böylece kökensel anlam ile tarih arasındaki ilişkiler sorununun ortaya çıktığı bir mekânı açmaktadırlar. ilkel işaret etme momenti ile zaman boyunca türeme momenti birbirlerinden ayrılmakta.onların boş bıraktıkları mekânda. herhalde bu iki düşünce biçimi arasındaki ilişkiye dair olacaktır. modern felsefenin birliğini episteme'nm hangi bölgesinde bulmaya uğraştığını. Modern felsefi düşüncenin iki büyük biçimi. işaret etme ile zaman arasındaki ilişkileri sorgulamakta. biçimlendir-me yollarından iş görmekte ve mathesis sorunuyla yeni bir görüntü altında karşılaşmaktadır. bu ilişkinin kurulmaya çalışıldığı yeri. böylece biçimsel bir öndeyisel yargı ile biçimsel bir varlıkbilim arasındaki ilişkiler sorununu doğurmaktadırlar. nasıl kurulabildiğini söylemek muhakkak ki arkeolojiye düş-mez. yüzyıl bilgisinin nesnesi. ama aynı arkeoloji. tamamlanmamış ve herhalde hiçbir zaman tamamlanmayacak bir ifşa işine girişmekte ve yorum'un tema ve yöntemlerini açığa çıkarmaktadır. en geniş alanını bilginin hangi noktasında keşfettiğini işaret edebilir: bu yer. onların büyük teorik kesimlerini ayıran ve varlıkbilimsel sürekliliğin mırıltısının doldurduğu derin izlerde oluşmuş-lardır. biçimselin (öndeyisel yargının ve varlıkbilimin). Yüklem momenti (yargı biçimi olarak) ile eklemleşme momenti (varlıkların genel bölümlenmesi olarak) birbirlerinden ayrılmakta. Bu sırada felsefeye sorulabilecek en temel 298 Kelimeler \e Şeyler soru. yorum içinde aydınlandığı haliyle anlamsalla birleşeceği yerdir. klasik bilginin nesnelerinin birbirlerinden çözüldükleri yerde serbest kalacaktır.

ve onlardan daha önce bilinenleri bildirmekle. bu tarihin artık bir yana bırakılabileceği değil de. modern düşüncenin uyanmış ve kaygılı bilincidir. nitekim bu bilgiler verasetten veya gelenekten kaynaklanan olgular değillerdir. bunlar. ihtiyaç ve arzu nesneleri için belli bir varoluş tarzını tanımlayan genel bir düzenlemeden itibaren düşünmektedirler. aynı zamanda daha da temelli bir şekilde olmak üzere. fikirler ve kanaatler tarihlerinin. ARZU VE TEMSİL XVII. doğal düzenler ve zenginlikler çözümlemeleri birbirleriyle tamamen tutarlı ve türdeşlerse de. yüzyıl insanları zenginliği. VIII. dil. zaman içinde oluşmuş koşullar ve apriorirler terimleriyle yapılabilir. Bilginin tarihi ancak. bu varoluş tarzı. doğayı ve dilleri. Modern düşüncenin temel olarak sorun haline getireceği şey. anlam ile gerçeklik biçimi ve varlık biçimi arasındaki ilişkidir: bizim düşüncemizin göklerine. genel bir gramerin. ortak bir zemin ortaya çıkmaktadır. gene de derin bir 275 . onları mümkün kılmış olan şeyler ve öyle denildiği üzere.etmek. dil.hükmetmektedir. onlara yalnızca kavram ve yöntem dayatmakla kalmayıp. Bu ândan itibaren. hem bir varhkbilim hem de bir semantik olması gereken bir söylem -belki de ulaşılmaz bir söylem. Mübadele Etmek 299 bir bilginin tarihçesi üzerindeki bir düşüncenin artık bilgilerin soy zincirini zaman içinde geriye doğru izlemekle yetinmeyeceğidir. Temsil. bilim tarihinin bir yüzey hareketiymiş gibi gözüken. eğer istenirlerse çılgınca eğlenecekleri kesintisiz bir alanı serbest bırakabilir. ona çağdaş olandan hareketle ve hiç kuşkusuz karşılıklı etkileşim terimleriyle değil de. onlara daha önceki yüzyılların bırak ti klarıyla ve bir süre sona keşfedilecek olan çizgi üzerinde düşünmemektedir-ler. Arkeoloji işte bu anlamda. temsilinkidir. bunların "yeni olarak getirdikleri" söylenmiş olmamaktadır. doğal bir tarihin ve bir zenginlikler analizinin varlığını fark edebilir ve böylece bilim. Yapısalcılık yeni bir yöntem değildir. ve XVIII. Bunun anlamı. doğa varlıkları.

ama yöntemle birlikte aynı varoluş içinde kalmasına yetecek güce hâlâ sahiptir. doğa. şeyleri özdeşliklerinin sistemiyle tanımaya izin veren şu büyük taxinomia. dış hatları belirlenecek. ama inatçı zihniyeti. kesinlikle haber veren klasik çağ sona ermektedir ve onunla birlikte temsili söylemin saltanatı. her halü kârda kendilerini bilincin metafizik tersi olarak sunacak bir özgürlüğün veya bir arzunun veya bir iradenin muazzam ilerlemesi tarafından dıştan yöne-tilecektir. temsilin kendi kendini temsil ettiğinde kendi içinde açılan mekânda sergilenmektedir: varlığın ve aynının orada yerleri vardır. Bunun nedeni. belki de aldatıcı hale gelecek. veya daha doğrusu. onu belki oluşturan. doğanın ve bizzat ihtiyacın varoluş tarzına hükmetmesidir. Öyleyse. Ve temsil ikiye katlanacak. bu yorulma bilmeyen çaba. Veya daha doğrusu. canlının ve ihtiyacın temsil karşısındaki özgürleşmeleriyle çakışacaktır. Batı dünyasının sonuncu "ahlak bozukluğunun ilkesi de herhalde buradadır (ondan sonra cinsellik çağı başlamaktadır): her temsil. temsilin çözümlenmesinin. ihtiyaçların sağır gücü temsilin varoluş tarzından kurtulacaktır. ihtiyacın temsilinden başka bir şey değildir. arzunun yaşayan bedeninde hemen 276 . kendi kendini işaret eden ve şeylerin uykudaki düzenini kelimelerin dizisi içinde ilan eden bir temsilin hanedanı da sona ermektedir. doğal tarihi ve zenginlikler bilimini mümkün kılan şu episteme'rim— sınırı.dengesizlik bulunmaktadır. arzunun yasasız yasası ile aşama aşama ilerleyen bir temsilin özenli düzenlenişi arasındaki narın dengeyi açığa çıkarmaktadır. varlıkların temsilinden başka bir şey değildir. Söylemin düzeni burada sınırını ve Yasasını bulmaktadır. kelimelerin temsilinden başka bir şey değildir. bütün ampirik alanlar için belirleyici değeri vardır. Klasik düşüncenin -ve genel grameri. Modern deneyin içinde bir istek veya bir güç gibi bir şey ortaya çıkacaktır. Bütün klasik düzen sistemi. temsilin geri çekilmesiyle. ihtiyaç. hayatın 300 Kelimeler ve Şeyler şiddeti ve kesintisiz çabası. bireylerin. dilin. Bu altüst oluş Sade ile çağdaştır. sınırlandırılacak. Dil. temsilin dilin. Konuşan bir halkın karanlık.

ama bu Mübadele Btmek 30 J temsil benzeşmeden başka yasa tanımadığı için. düpedüz bir kişi haline geldiği şatoda yaşamaya razı olması yeterdi. artık ona bundan sonra diğerleri tarafından dayatılan bir kaderden başka bir şey umamazdı. kendini farkında olmaksızın saf temsil biçiminin içine hapsediyordu. Sade'm kişileri. yanı gerileme anından cevap vermektedirler. temsilin sınırlarını döven. Artık temsilin benzerliği üzerindeki alaycı zaferi söz konusu değildir. yüzyılda yapıldığı gibi. dışsal ve donmuş biçimini tanımaktadır. bir tek benzerliği işleterek hanlarda şatoları ve çiftlik hizmetçilerinde soylu hanımları görürken. bedenlerin bileşkesi ile akılların birbirlerine bağlanması arasındaki özenli denge buradan kaynaklanmaktadır. temsili bir söylemin saf ışığında ilan edilmelidir. XVI. ancak Jusüne'i arzu nesnesi olarak kendinde temsil eden bir Başkası aracılığıyla iletişim kurabilirken. arzunun tekrarlanan karanlık şiddetidir. gerçeğini ve yasasını bu temsil edilmiş dünyadan almaktaydı. her arzu. Kendi saf temsilinin dünyasına deliliği yüzünden girmiş olan kendinin. uzak. onda derin varlığında bulunan temsilin nesnesi olması gibi. Justine vejuliet-le herhalde modern kültürün doğduğu dönem için. arzu ile temsil arasında hep üçüncü 277 . Arzu ile temsil Jusüne'de. Justine de saf kökeni olduğu arzunun belirsiz nesnesidir. Oysa. Quichotte'un ikinci bölümüne denk düşebilir. ama yolunu izlemek zorunda olduğu bu kitaptan. Justine'in kendisi arzu olarak yalnızca. ona klasik çağın diğer ucundan. Don Quichotte'un Rönesans ile klasisizmin arasında sahip olduğu rolün aynına sahiptir. okumadığı. temsilin düzeninin düzenli bir şekilde bozulmasıdır) ve sahnelerin içinde. sonunda orada bir temsilin yapaylığı içinde. Cervantes'in kahramanı. "Sahne"lerin şu katı ardışıklığı (Sade'da temsil. tıpkı Don Quichotte'un kendine rağmen. hezeyan biçiminde görülmekten geri kalamazdı. temsilin hafif. içinde doğduğu. dünya ve dil raporları okurken.canlanmahdır. Mutsuzluğu şöy-ledir: masumiyeti. Don Quichotte romanın ikinci bölümünde.

Fakat bu tablo o kadar ince. özgürlüğümüzde. Arzunun evrensel Karakteristiğine göre katedilmişlerdir) iyi bilinmektedir. onları söylem halinde akli olarak kuran ve onları iradi olarak sahnelere dönüştüren temsilin içinde. Juliette. çünkü bunların hepsi. Sade. temsilin parıldayan tablosunu sergilemektedir. vahşetler ve ölüm boyunca. temsil edilişin bu kalınlığını yormaktadır. Tam onların sınırında hüküm sürmektedir. Don Quichotte'un açtığı klasik çağ. fakat bu arzular. en küçük çekince. ama kendi temsillerinin labirentine saplandığı tablo kadar akıl dışıdır. hayat ve ölüm.bir kişi olarak kalmaktadır. onda yorulmaksızın binken ve bir tek bileşmelerin gücüyle çoğalan tüm arzu biçimlerine o kadar şeffaftır ki. Don Quichotte'un benzerlikten benzer-3Û2 Kelimeler ve Şeyler lige geçerken. Fakat düşüncemiz o kadar dar. yani adlandırmaya girişen sonuncu dilse de. Juliette ise. sonunda bu alttaki karanlığın içile-cek deniz olduğunu farketmemiz gerekmektedir. en küçük olashığı bile unutmaksızın adlandırarak. özgürlüğümüz o kadar bağımlı. Şiddet. 278 . temsilin altına. dünya ile kitapların karma yolundan geçtiğini sandığı. söylemimiz o kadar kabak tadı vermiştir ki. mümkün bütün arzuların öznesinden başka bir şey değildir. en küçük örtü olmaksızın çiçek açmaları için. bütün arzu olabilirliklerinin burada en küçük bozukluk. bununla kendi içine kapanmaktadır. düşüncemizde elimizden geldiğince yeniden ele almaya çalıştığımız muazzam bir karanlık tabloyu yapacaklardır. tortu bırakmaksızın yeniden ele alınmaktadırlar. Ve bunun Rousseau ile Racine'in çağdaşı olan sonuncu dil olduğu doğruysa da. söylemin ve klasik düşüncenin ucuna ulaşmaktadır. Juliette'in hayatının büyük anlatısı. bu "temsil etmeye". böylece retorik mekânın tümünü bozmaktadır) ve onu sonsuza kadar uzattığı (her şeyi. şiddetler. bizim şimdi söy-lemimizde. cinsellik ondan itibaren. onun aynı ânda hem töreni tam yerine indirgediği (şeyleri tam adlarıyla çağırmakta. Öylesine ki. arzu.

: Tusvir ^Z. T. Ç : Mübadeleler. .: Adlar D. XVII.YLKLKM TAMNOMIA ETME ^ Ansiklopediler Suv karakterleri Maltann fivıuhırı 279 . Ve bunların sonu yoktur. Yİ'Kİ PM ADLANDIRMA İŞARET "V< V. G. T.: Varlıkların görUlebilirligi Z Ç. yüzyıllar Ati ctmıbiııı H» is Varlıkların yapı^t Şeylerin Ufğtr: ı"-* G.Julieüe'in mutlulukları her zaman daha yalnızdırlar.XVIII.: ihtiyaç nenı elerL Varlıkların ' sürekliliği . EKLEMLEŞME^ D.

T..G. O. Doğa! Tarih Z. benzeşmenin içinde kapalı durduuu büyük dairesel biçimler çözülmüş ve özdeşlikler tablosunun sergilenebilmesi için açılmıştı. bilgi de yeni bir mekâna yerleşecektir.Ç.G.. pozitifliklerin birbirlerine nazaran sapmaları. Ç. bunların varlık tarzlarının bozulması nereden kaynaklanmaktadır? 280 . ilkesi itibariyle. Epistemolojik düzenlerin bu beklenmedik hareketliliui. bundan da derin olmak üzere. T.. XVII.: Varlıkların komşuluğu ** /". yüzyıl G. Paracelsus çemberlerini kartezyen düzenden ayıranı kadar esrarlı olan bir süreksizlik. yüzyılın son yılları. TARİH ÇAĞI XVIII. Rönesans'ın sonunda.: Zenginliklerin Çözümlenmesi Felsefi alan DAĞITIM ÇÖZÜMLEMESİ v İKİNCİ BÖLÜM 1 YEDİNCİ AYIRIM Temsilin Sınırları I. : Dolaşım ve Titurel XX. ilk yırtılışı içinde. bu tablo şimdi kendi hesabına bozulacak.: Genel Gramer D. Mecazlar "*"> D. yüzyılın sonunda Rönesans düşüncesini kırmış olan simetrik bir süreksizlik tarafından kopartılmıştır.

nihayet ve özellikle. niceliksel düzenlerin. söylem değil de. evrensel bir karakterleştirmenin. karakterize edilemez. zenginlikler-kopmakta ve bundan yirmi yıl kadar önce bilginin aydınlık il 306 Kelimeler \e Şeyler mekânına yerleştirilmiş şeyin hataya. smıflandınlamaz ve bilinemez hale gelmelerine. bilgi olmama'ya sürüklenmesine izin vermektedir? Şeylerin bir-denbire. biyoloji. bu örgütlerin süreksiz olduklarını. olayı kendi aşikâr düzenlenişine göre kat etmek zorundadır. yani bütünü bu işlevi yerine getiren unsurlar arasındaki iç ilişkilerden oluşturulan bir uzayın alanı oldu-Temsilin . Hiç kuşkusuz yalnızca. etkileri adım adım izleyebilen kökten bir olaydır. üretimin zenginliklerin yerine ikame edilmesi). kendini tarihinin kökünde yeniden kavra-yabilen düşünce. Bilginin bütün görünür yüzeyine dağılan ve işaretleri.Sınırları 309 ğunu gösterecektir.Düşünce nasıl olmaktadır da. her pozitifliğe özgü dış biçimlerin nasıl değiştiklerini söyleyecektir (örneğin. eğer bir bilgi arkeolojisi tarafından özenle çözümlenmek zorundaysa da. ölçülemez bir mathesis'in değil de örgütlenenden. tek bir söz halinde "açıklanamaz". telaffuz edilemez. dilbilimleri ve ekonomi arasındaki yeni ilişkiler). doğal tarih. genel bir Umnomia'nın. tasvir edilemez. bilginin genel mekânını artık özdeşlikler ve farklılıkların. veya canlıda karakterin işleve tabi hale gelmesini çözümleyecektir). ada atfedilen başat rolün silinmesini ve yeni hüküm sistemlerinin önemini çözümleyecektir. canh varlıklar. sarsıntıları. eskiden oturduğu şu alanlardan -genel gramer. pozitiflikleri dolduran ampirik varlıkların bozulmalarını çözümleyecektir (dillerin söylemin yerine. pozitifliklerin birbirlerine nazaran yer değiştirmelerini inceleyecektir (örneğin. öyleyse kesintisiz 281 . kuruntuya. hatta bir araya bile getirilemez. Arkeoloji. artık aynı şekilde algılanamaz. kökten farklı varlıklar olmasına yol açan bu ani değişimler hangi olaya veya hangi yasalara boyun eğmektedirler? Süreklilik tabakasındaki bu derin açıklık. gramer için. ve kelimelerin kesişme noktalarında veya onların şeffaflıklarında bilgiye sunulanın artık zenginlikler. bu olayın tekil gerçekliğinin kendinde ne olduğunu temellendirebilir.

bir örgütten diğerine olan bağ artık bir < veya birçok unsurun özdeşliği değil de. işte bu Tarih-tir. birinin di. ortaya Kıyas ve Ardışıklık'm çıktığı görülmektedir: nitekim. unsurlar arasındaki ilişkinin özdeşliği (görülebilirliğin artık burada rolü yoktur) ve yerine getirdikleri işlev olacaktır. Fakat Tarih'in burada. bunların ondan itibaren iddia edildikleri. Tarih de kıyaslamah örgütlere yer vermektedir. bunun nedeni bir tasnif mekânında yakın yerler işgal ediyor olmaları değil de. Klasik düşün. Klasik düzen. kronolojilerin birbirini izlemesi.cede. Tıpkı Düzenin ardışık özdeşlikler ve farklılıklar yolunu 310 Kelimeler ve Şeyler açtığı gibi. Üretim çözümlemesine. artık çağdaş ve mekân içinde eşanlı olarak gözlenebilen benzerlikler. Tarih XIX. doğal varlıkların tablosu ve zenginliklerin mübadelesi hakkında. ama bazılarının aynı düzeyde olmalarına karşılık. düzenlendikleri ve ilerdeki bilgiler ve muhtemel bilimler için bilgi mekânına dağıtıldıkları 282 . insanların söylemi. özellikle büyük bir kıyas yoğunluğuyla birbirlerine komşu olurlarsa. şeyleri ayıran ve birleştiren niceliksel olmayan özdeşlikler ve farklılıkları daimi bir mekân halinde paylaştırmaktaydı: egemen bir şekilde hüküm süren bir düzendi. ama bu hüküm sürme. bu sürekliliğin tüm olasılıklarını önceden iddia eden bir tablonun muhtemel ve daha kökten tablosunu kat etmekten başka bir şey yap-mazken. örgütlü varlık. olayların kurulabildikleri halleriyle ardışıklıklarının derlemesi olarak değil de. kıyastan kıyasa giden bir ardışıklığın belirlenmiş ve saptanmış biçimlerinden başka bir şey olmayacaklardır. üstelik eğer bu örgütler.> lar çözümlemesine ve son olarak da. yüzyıldan itibaren. dilsel gruplar çözüm. bu ampiriklikler uzayının örgütleyi'"% ci ilkeleri olarak. Öylesine ki.*> lemesine yasalarını tedricen dayatacak olan. diğerlerinin diziler veya çizgisel ardışıklıklar resmettiklerini gösterecektir.t gerinin hemen ardından oluşmuş olmasıdır. birbirleriyle aynı ânda ve ardışıklıkların ortaya çıkışı içinde. ampırik-liklerin temel varoluş tarzı. ayrı örgütleri zamansal bir kıyas dizisi içinde birbirlerine yaklaştıran bir diziyi sergileyecektir.bir eşanhlıklar tablosu oluşturmadıklarını. her seferinde hafifçe farklı biçim ve yasalara göre olmaktaydı. konuldukları.

ampirik olan doğum yerini. ve düşünceyi zorunlu olarak. Bu soru. Düzen'i de düşünülmüş taşınılmış bir bilginin içine yerleştirmek mümkündür. kısacası insanların algılaması (veya hayal gücü) ile idrak ve Tanrının iradesi arasındaki şu aralığa yerleşmekteydi. Hegel'den Nietzsche'ye ve daha ötelere kadar. kendine özgü varoluşu aldığı şeyi tanımlamaktadır. Demek ki artık. tasniflerle Özdeşlik. doğal varlıklarla Doğa. kendi başına ayakta duramayacak kadar güçsüz ve her zaman önceden gerçekleştirilmiş bir düşüncenin üzerinde yuvarlanmak zorunda olan bir düşünceyi ihbar etmek için bu gerekçenin arkasma sığınmayalım. unutma ile Geri dönüş arasındaki aralığa yerleşecektir. böylece düşüncemizin atlatılamaz yanı haline gelmiştir: bu konuda. özerk bir felsefi düşüncenin sonunu görmeyelim.şey olarak anlaşılmasının gerektiği görülmektedir. birbirlerine uyarlanmaları. en dolu alanıdır. bütün ampirik varlıkların ve şu kendilerine özgü varlıklar olan bizlerin âdetle-rine hükmeden şu kökten varlık tarzı arasında paylaştırılmıştır. onların düzenliliği veya fark edilir simetrileri değil de. olaylarla Köken. ve klasik metafizik tam da düzenle Düzen. Tıpkı. klasik düşüncede Düzen'in şeylerin görünür uyumu. düzen mekânından 283 . Herhalde bu yüzden olsa gerek. felsefeyi bıkıp usanmadan baskı altında tutacak-tır. oluşturulmuş bütün kronolojilerin ötesinde. yüzyılda. yalnızca kendinden önce ve başkaları tarafından söylenmiş şeylerin üzerine eğilecek kadar kendiyle if-tihar eden ve aşırı erkenci. en uyanık. onların varlıklarına özgü mekân ve onları bütün fiili bilgilerden önce bilginin içine yerleştiren şey olduğu gibi. Burada. Tarih de XIX. Bize deney tarafından verilen her şeyin varoluş tarzı olan Tarih. evrim ile Kaynaktaki Temsilin Sınırlan 311 ilk yırtılma. olayların ampirik bir bilimiyle. Tarih çok erkenden. ancak Bellek olduğu ölçüde Metafizik olabilecek. düşünce için bir tarihe sahip olmanın ne demek olduğu sorusuna götürecektir. bütün varlıkların varoluşlarına ve geçici parlaklıklarına doğdukları zemindir. herhalde egemen olmanın mümkün olmadığı bir ikircikliğe göre. yüzyıldan itibaren. Felsefe XIX. Bilindiği üzere Tarih. Burada. klasik Düzen'den kuşkusuz perk farklı değildir. belleğimizin herhalde en allame. ama aynı zamanda. tarihle Tarih. en haberli. ama Düzen daha da kökten olarak her varlığın bilgiye doğduğu mekândı.

siyasal iktisat adını verdiğimiz. varlıklar. hangi başka mekânda ve hangi biçimlere göre yer almışlar ve birbirlerine nazaran dağıtılmışlardır? Bütün bu değişimlerin mümkün olabilmesi ve bizim XIX. mübadelelerin olmuş oldukları şu ampiriklikleri düzene sokma biçimleri. Ve klasik bilginin pozitifliğinin çözülmesi ve herhalde içinden henüz tamamen çıkmadığımız bir pozitifliğin kurulabilmesi için temel bir olayın meydana gelmiş olması gerekmiştir —Batı kültüründe ortaya çıkan olayların herhalde en köktenlerinden biri-. bilgi alanındaki biraz daha fazla nesnelliğin. XVIII. şimdi bildik olan bu bilgilerin. zenginlikler ve ticaret üzerinde düşünme. bilimsel araştırma ve bilgi edinmedeki örgütlenmenin. bilgilerin rasyonelliği açısından tarihöncesin-den söz edilebilirse de. yüzyıldan beri filoloji. pozitiflikler açısından yalnızca tarihten söz edilebilir. ulaştığı derin tabakalar. Herhalde hâlâ onun açıklığı içinde olduğumuz için olsa gerek. ama Tarihin varlık tarzına yakalandığı için Zaman'a. Ancak. birkaç mutlu keşifle. Linne sınıflandırmalarıyla ve ticaret veya tarım teorileriyle. doğal tarih. bizi bilginin Grammaire de Port-Royal ile. genel gramer. yüzyılla XIX. tahlo'nun. Söylem'in. henüz emeklemekte olduğu bir tarihöncesi çağından çıkardığını istekle düşünüyoruz. ihtiyaç nesneleri. akıl yürütmedeki sağlamlığın.üzerine geri dönmek gerekmektedir.uzaklaştığı için belli bir metafizikten sıyrılmış. altüst edebildiği ve yeniden birleştirebildiği bütün pozitiflikler. biraz talih veya deha yardımıyla. varlıklar. ihtiyaç nesneleri hangi varlık tarzına bürünmüşlerdir? Bu yeni alanların geçen yüzyılda tanımlanmış olmalarının nedeninin. biyoloji. nasıl olmuştur da silinmişlerdir? Kelimeler. birkaç yıl gibi kısa bir sürede ortaya çıkmala-3!2 Kelimeler w Şeyler n için. bu olay büyük bir bölümü itibariyle elimizden kaçmaktadır. kelimeler. Bu olayın genişliği. biraz daha ayrıntılı olarak geri dönmek gerekmektedir: fazlasıyla hızla resmedilen Düzen'den Tarih'e bu ani sıçrama ve yaklaşık bir buçuk yüzyıl boyunca çok sayıda komşu bilgiye yer vermiş olan şu pozitifliklerin temelden bozulması -temsillerin çözümlenmesi. yüzyılın dönemecinde cereyan eden şeyin üzerine. ona birkaç yıl gibi kısa bir sürede 284 . onun akımına tabi hale gelmiş bir felsefeyi teşhis etmek yeterlidir. Fakat.

kültürümüzün tüm alanını kat edebilme olanağı veren güç; bütün bunlar ancak, bizatihi modernliğimizin varoluşundan başka bir şeye ilişkin olmayacak, adeta bitimsiz bir araştırmanın sonunda değerlendirilebilir ve ölçülebilir. Birçok pozitif bilimin kurulması, edebiyatın ortaya çıkması, felsefenin kendi oluşunun üzerine kapanması, tarihin hem bilgi hem de ampirikliğin varlık tarzı olarak su yüzüne çıkması, derin bir kopuşun bir o kadar işaretinden başka bir şey değillerdir. Bunlar bilgi mekânına dağılmış işaretlerdir, çünkü burada bir filolojinin, şurada bir siyasal iktisadın, orada bir biyolojinin oluşumu içinde kendilerinin fark edilmesine izin vermektedirler. Kronoloji içinde de dağılım: muhak-Temsilin Sınırları 313 kak ki, olgunun bütünü kolaylıkla belirlenebilir tarihler arasında yer almaktadır (uç noktalar, 1775 ve 1825 yılları-dır); fakat incelenen alanların her birinde, yaklaşık 17951800 yılları civarında birbirlerine eklemlenen, ardışık iki evreyi teşhis etmek mümkündür. Bu evrelerin birincisinde, pozitifliklerin temel varoluş tarzı değişmemiştir; insanların zenginlikleri, doğanın cinsleri, dilleri dolduran kelimeler, klasik çağda ne iseler hâlâ öyle kalmışlardır: ikizlenmiş temsiller; rolleri, özdeşliklerinin ve farklılıklarının sistemi içinde, bir düzenin onlardaki genel ilkesini su yüzüne çıkarmak olan temsilleri işaret etmek, çözümlemek, bileştirmek ve çözmek olan temsiller. Kelimeler, sınıflar ve zenginlikler ancak ikinci evrede, artık tarihinkiy-le uyuşur nitelikte olmayan bir varoluş tarzı elde edecek-lerdir. Buna karşılık, daha Adam Smith, A. L. de Jussieu veya Vicq d'Azyr'den itibaren, Jones veya Anquetil-Duperron'un döneminde çok erkenden değişen şey, pozitifliklerin dış biçimidir: temsili unsurların, bunların her birinin içinde birbirlerine nazaran işleyiş tarzları, işaret etme ve eklemleşürme çifte rollerini yerine getirme tarzları, karşılaştırma yoluyla bir düzen kurmayı başarma tarzları. Bu ayırımda, bu birinci evre incelenecektir. II. EMEĞİN ÖLÇÜSÜ Adam Smith'in, henüz bunu tanımayan bir düşünce alamna, emek kavramını dahil ederek modern siyasal iktisadı -kısaca iktisat da denilebilir- kurduğu istekle iddia edilmektedir: bunun üzerine, bütün eski para, ticaret ve mübadele kavramları bilginin

285

tarihöncesine geri gönderilmiştir -herhalde, hiç değilse tarımsal üretim çözümlemesine kalkışmış olma liyakati tanınan Fizyokrasinin oluşturduğu tek istisnayla birlikte-. Adam Smith'in zenginlik kavramı-314 Kelimeler ve Şeyler nı daha işin başında emek kavramına bağladığı doğrudur: Bir ulusun bir yıllık çalışması, yaşamak için gereken ve uygun olan her şeyi yıllık tüketim için sağlayan başlangıç fo-nudur; ve bu şeyler her zaman ya bu çalışmanın dolaysız ürünüdürler ya da bu ürünle diğer uluslardan satın alınmışlardır";1 Smith'in "kullanım değeri"ni unsurların ihtiyaç duydukları şeyler ve "mübadele değeri"ni de onu üretmek için kullanılmış olan emek miktarına ait saydığı da aynı derece doğrudur: "herhangi bir şeyin, ona sahip olan, ama onu kendi kullanma veya tüketme niyetine sahip olmayıp, başka bir şeyle değiştirmek isteyen kişi açısından değeri, bu şeyin satın alacağı şeyin içerdiği emek miktarına eşittir."2 Smith'in çözümlemeleriyle, Turgot veya Cantillon'unkiler arasındaki farklılık aslında sanıldığından daha azdır; veya daha doğrusu, bu farklılık sanıldığı yerde değildir. Cantillon'dan itibaren, hatta ondan daha önce, kullanım ve mübadele değerleri mükemmelen ayrılmıştı; gene Cantillon'dan itibaren, mübadele değerini işaret etmek için emek miktarından yararlanılmaktaydı. Fakat malların fiyatları tarafından içerilmiş olan emek miktarı, hem nispi hem de indirgenebilir bir ölçüm aracından başka bir şey değildi. Nitekim, bir kişinin emeği, ona ve ailesine çalışma süresince yetecek olan gıdanın miktarı kadar etmekteydi.3 Öylesine ki, ihtiyaç -gıda, giyim, konut- nihai çözümlemede, piyasa fiyatının mutlak ölçüsünü belirlemekteydi. Klasik çağın tümü boyunca, eşdeğerlilikleri ihtiyaç ölçmektedir; kullanım değeri mübadele değerlerinin mutlak atıf noktası olmaktadır; tarımsal üretime, buğdaya ve toprağa, herkesin kabul ettiği

286

ayrıcalığı vererek, fiyatları biçen gıdadır. 1 Adam Smith, Recherches sur la Richesse des Naüons, s. 1, Fr. Çev., Paris, 1843. 2 age, s 38. 3 Canüllon, Essoi… , s. 17-18. Temsilin Sınırlan 315 Demek ki, Adam Smith emeği ekonomik kavram olarak icat etmemiştir, çünkü bu Cantillon, Quesnay, Condillac'ta zaten vardır. Ona yeni bir rol bile oynatmış değildir, jkj çünkü o da ondan mübadele değerinin ölçüsü olarak yarar- 1 lanmaktadır: "emek, her malın mübadele edilebilir değeri- -i nin hakiki ölçüsüdür."4 Fakat onun yerini değiştirmekte- j>1 dir: onun mübadele edilebilir zenginlikleri çözümleme işlevini daima muhafaza etmektedir; ancak bu çözümleme artık, mübadeleyi ihtiyaca (ve ticareti takasın ilkel hareketine) indirgemenin basit bir momenti değildir; bu çözümleme indirgenemez, aşılamaz ve mutlak bir ölçü birimi keşfetmektedir. Böylece, zenginlikler artık eşdeğerliliklerinin iç düzeni, mübadele edilecek nesnelerin karşılaştırılması ve her birinin bir ihtiyaç nesnesini (ve nihai çözümlemede hepsinin en temsilisi olan gıdayı) temsil etme konusundaki kendine özgü gücünün değerlendirilmesini ihdas etmeyecekler; onları gerçekte üretmiş olan emek birimlerine göre bölüneceklerdir. Zenginlikler her zaman, işlev gören temsili unsurlardır: ama nihayette temsil etlikleri, artık ar- ?, zu nesnesi değil de, emektir. Fakat ortaya hemen iki itiraz noktası çıkmaktadır: emeğin kendi de bir fiyata -üstelik değişken- sahipken, şeylerin doğal

287

fiyatının nasıl sabit ölçüsü olabilir? Kendi de biçim değiştirirken ve imalathanelerin gelişmesi onu her zaman daha fazla bölerek, her seferinde daha üretken hale getirirken, emek nasıl aşılamaz birim haline gelebilir? Oysa, emeğin indirgenemezligi ve birincil karakter olması tam da bu itirazlar boyunca ve âdeta onların aracılığıyla gün ışığına çıkarılabilir. Nitekim, dünyada ülkeler ve bir ülkede de, emeğin pahalı olduğu ânlar vardır: işçi sayısı az, ücretler yüksektir; başka bir ülkede veya başka bir ânda emek j* gücü boldur, ona kötü ücret ödenmektedir, emek ucuzdur. • 4 Adam Smith, age, s. 38. 316 Kelimeler ve Şeyler Fakat bu gidiş gelişler esnasında değişen şey, bir çalışma günü karşılığında elde edilebilecek gıda miktarıdır; eğer az yiyecek ve çok tüketici varsa, her emek birimi ancak düşük bir geçimlik miktarıyla ödüllendirilecektir; bunun tersine, eğer yiyecek bolsa, ödül yüksek olacaktır. Bütün bunlar, bir piyasa durumunun sonuçlandır; çalışmanın kendi, harca-nan saatler, zahmet ve yorgunluk her halü kârda aynıdır; ve bu birimlerden ne kadar fazla gerekirse, ürünler o kadar maliyetli olacaktır. "Eşit emek miktarları, çalışan için her zaman aynıdır."5 Fakat, bu birimin gene de sabit olmadığı söylenebilir, çünkü tek ve aynı nesneyi üretmek için, imalathanelerin gelişmişliğine (yani oradaki işbölümüne göre), az veya çok bir çalışma süresi gerekmektedir. Fakat gerçeği söylemek gerekirse, değişen bizatihi çalışmanın kendi değil de, çalışma ile üretim arasındaki orandır. Çalışma günü, zahmet ve yorgunluk olarak anlaşılan emek, sabit bir paydır: bir tek payda (üretilen nesne miktarı) değişebilir niteliktedir. Bir topluiğnenin gerektirdiği on sekiz farklı işlemi tek başına gerçekleştirecek bir işçi, hiç kuşkusuz bütün bir gün boyunca yirmi taneden fazlasını üretemeyecektir. Fakat, her biri bir veya iki işlem yapacak olan on işçi, bir gün boyunca kırk sekiz binden fazlasını üretebilir; her işçi bu üretimin onda birini sağladığından, her biri günde dört bin sekiz yüz iğne üretiyor sayılabilir.6 Emeğin üretken gücü, aynı birimin (bir ücretlinin işgünü) içinde artırılmış, imal edilen nesneler çoğaltılmıştır; öyleyse bunların değişim değen düşecektir, yani her biri ancak, oransal olarak daha küçük bir emek

288

miktarı satın alabilecektir. Emek, şeylere nazaran azalmamıştır; emek birime nazaran sanki büzülmüş gibi olanlar, şeylerdir. , s 42 '.. 7-8. Temsilin Sınırlan 317 İhtiyaçlar olduğu için mübadele yapıldığı doğrudur; eğer ihtiyaç olmasaydı, ticaret, çalışma ve özellikle de, daha üretken kılan işbölümü olmazdı. Bunun tersine, çalışmayı ve iyileştirilmesini sınırlandıran, tatmin edilmiş ihtiyaçlardır: "işbölümüne mübadele etme kolaylığı yol açtığından, bunun sonucu olarak, bu işbölümünün artırılması her zaman, mübadele yeteneği, yanı piyasanın genişliği tarafından sınırlandırılacaktır."7 İhtiyaçlar ve onlara karşı gelen ürünlerin mübadelesi, her zaman ekonominin ilkesi olmuşlardır: onun ilk sürükleyicisidırler ve onun dış sınırlarını belirlemektedirler; çalışma ve onu örgütleyen işbölümü bunun sonucundan ibarettirler. Fakat, mübadelenin içinde, eşdeğerlılikler düzeni içinde, eşitlikleri ve farklılıkları ihdas eden ölçü, ihtiyaçtan farklı bir doğadandır. Yalnızca bireylerin arzularına bağlı olmayıp, onunla birlikte değişmez ve onun gibi değişken değildir. O mutlak bir ölçüdür -bundan, insanların zevklerine veya iştahlarına bağımlı olmadığı anlaşılmalıdır-; kendini onlara dışardan dayatır: onların zamanı ve zahmetidir. Adam Smith'ın çözümlemesi, öncellerininkine nazaran, bağlantıdaki esaslı bir kopuşu temsil etmektedir: mübadelenin nedeni ile mübadele edilebilirin ölçüsünü, mübadele edilenin doğasıyla onun bölümlenmesine olanak veren birimleri birbirinden ayırmaktadır. Mübadele, ihtiyaç olduğundan yapılmaktadır ve bu mübadele edilenler tam da ihtiyaç duyulan nesneler-dir, ama mübadelelerin düzeni, burada ortaya çıkan mübadeleler hiyerarşisi ve farklılıkları, söz konusu nesnelerin içinde yer alan emek birimleri tarafından ihdas edilmişlerdir. Eğer

289

insanların deneyi açısından -daima psikoloji olarak adlandırılacak şey düzeyinde-, mübadele ettikleri onlar için "vazgeçilmez, uygun veya hoşsa", iktisatçı açısından nesne biçimi altında dolaşan, emektir. Artık birbirleri-7 age, s. 22-23. 318 Kelimeler ve Şeyler ni temsil edenler ihtiyaç nesneleri değil de, dönüşmüş, saklanmış, unutulmuş zaman ve zahmettir. Bu bağlantı kopukluğu çok önemlidir. Kuşkusuz Adam Smith, XVIII. yüzyılın "zenginlikler" adım verdiği bu pozitiflik alanını hâlâ öncelleri gibi çözümlemektedir; ve o da bu zenginlikler sözünden, kendilerini mübadele hareketleri ve süreleri içinde temsil eden ihtiyaç nesnelerini -yani belli bir temsil biçimindeki nesneleri- anlamaktadır. Fakat bu ikizlenmenin içinde ve mübadelenin yasasını, birimlerini ve ölçülerini belirlemek üzere, temsil çözümlemesine indirgenmesi olanaksız bir düzen ilkesi formül etmektedir: çalışmayı, yani zahmet ve zamanı, insan hayatını hem bölen hem de aşındıran bu işgününü gün ışığına çıkarmaktadır. Arzu nesnelerinin eşdegerliliği artık başka nesnelerin ve başka arzuların aracılığıyla değil de, onlarla kökten bir şekilde türdeş olmayan bir geçişle belirlenmektedir; eğer zenginliklerin içinde bir düzen varsa, şu bunu satm alabiliyorsa, eğer altın gümüşün iki katı ediyorsa, bunun nedeni artık insanların karşılaşünlabilir arzulara sahip olmaları; bedenlerinde aynı açlığı hissetmeleri veya hepsinin gönlünde aynı isteklerin olması değil, hepsinin zamana, zahmete, yorgunluğa ve sınıra varıldığında da, bizatihi ölüme tabi kılınmış olmalarıdır, insanlar ihtiyaç ve arzu duyduklarından mübadelede bulunurlar; ama zamana ve dışsal büyük kadere tabi kılındıkları için mübadele edebilmekte ve bu mübadeleleri düzene sokabilmektedirler. Bu çalışmanın verimliliğine gelince, bu da kendi temsiline dışsal koşullara -endüstrinin gelişmesi, görev bölüşümünün artması, sermaye birikimi, üretken ve üretken olmayan emeğin ayrılması- dayanmaktadır. Zenginlikler üzerindeki düşüncenin Adam Smith ile birlikte hangi biçim altında, klasik çağda ona tanınmış olan mekândan taşmaya başladığı görülmektedir; klasik çağda "ideoloji"nin -temsilin çö-Temsilin Sınırlan 319

290

zümlenmesi- içine yerleştiriliyordu; artık dolayhymışçasına, her ikisi de fikirlerin bölümlere ayrılmasının yasalarından ve biçimlerinden kurtulan iki alana atıfta bulunmaktadır: bir yandan, daha şimdiden insanın özünü gündeme getiren (amaçlılığı, zamanla ilişkisi, ölümün kaçınılmazlığı) bir antropolojiye ve insanın dolaysız ihtiyacının orada tanınmasına olanak bırakmadan zamanın ve zahmetin tahsis ettiği işgühüne yönelmektedir; ve öte yandan da, artık konusu zenginliklerin mübadelesi (ve onu kuran temsillerin işleyişi) değil de, yalnızca onların gerçek üretimi olacak bir siyasal iktisadın henüz boşluktaki olabilirliğini işaret etmektedir: emek ve sermaye biçimleri. Bu yeni oluşturulmuş pozitifliklerin -kendine yabancı kılınmış bir insandan söz eden bir iktisat- arasında, İdeoloji veya Çözümleme'nin nasıl kısa bir süre sonra, bir psikolojiden başka bir şey olmama durumuna indirgeneceklerini ve bu arada bu psikolojinin karşısında ve ona karşıt olarak ve kısa bir süre sonra ona bütün boyutlarıyla yukarıdan egemen olacak mümkün bir tarihin bulunacağı anlaşılmaktadır. Smith'den itibaren, iktisadın zamanı artık, fakirleşmelerin ve zenginleşmelerin devrevi zamanı olmayacaktır; dolaşımdaki sikkeleri hep biraz daha artırarak, üretimi fiyatlardaki yüksel-meden daha fazla artıracak becerikli politikaların çızgisel yükselişi de olmayacaktır; iktisadın zamanı artık, kendi ge-reklerine göre büyüyen ve yerli yasalara göre -sermayenin zamanı ve üretim rejimi- gelişen bir örgütlenmenin iç zamanı olacaktır. III. VARLIKLARIN ÖRGÜTÜ Doğal tarih alanında, 1775-1795 yıllan arasında fark edilebilen değişimler aynı tiptendirler. Sınıflandırmanın ilkesi olanlar sorgulanmamaktadır: bunlar hep, bireyleri ve cins-320 Kelimeler ve Şeyler leri daha genel birimlerin içinde bir araya getiren, bu birimleri birbirinden ayıran ve onlara bilinen veya bilinmeyen bütün bireylerin ve bütün grupların yerlerini bulabilecekleri bir tablo oluşturmak üzere birbirlerine eklenmelerine olanak veren "karakter"i belirleme amacına sahip olmuştur. Bu karakterler, bireylerin toplam temsilinin üzerinden devşirilmıştir; onların çözümlenmeleridirler ve, bu temsilleri temsil ederken, bir düzen oluşturmalarına izin vermektedirler; genel taxinomia ilkeleri —Tournefort ve Linne sistemlerine, Adanson yöntemine hükmetmiş olanların aynıları-, A. L. de Jussieu için, Vicq d'Azyr için, La-marek için, Condolle için aynı şekilde geçerli olmaya devam etmektedirler. Ancak, karakteri belirlemeye izin veren teknik, görülür yapı ile özdeşliğin

291

kıstası arasındaki ilişki, tıpkı ihtiyaç ve fiyat ilişkilerinin Adam Smith tarafından değiştirildikleri gibi değiştirilmişlerdir. Tasnifçiler karakteri, XVIII. yüzyılın tümü boyunca, görülür yapıların karşılaştırılması yoluyla, yanı her biri kendi için seçilen düzenleyici ilkeye göre, diğer hepsini temsil etmeye yarayabildiğinden ötürü türdeş olan unsurların ilişkilendirilmesiyle belirtmişlerdi; tek fark şuydu: temsil eden unsurlar siste-matikleştiriciler için baştan saptanmışken, yöntemciler için tedrici bir karşılaştırma boyunca yavaş yavaş ortaya çıkıyorlardı. Fakat tasvir edilen yapıdan sınıflandırıcı karaktere geçiş tamamen, görülebilirin kendi kendine karşı uyguladığı temsili işlevler düzeyinde yapılmaktaydı. Karakter, Jussieu'den, Lamarck'tan ve Vicq d'Azyr'den itibaren, görülebilirlik alanına yabancı bir ilkeye dayanacaktır-tem-sillerin karşılıklı işleyişine indirgenemez nitelikteki iç bir ilke-. Bu ilke (ona ekonomi düzeninde emek tekabül etmektedir), örgüttür. Örgüt, taxinomia\a.nn temeli olarak, dört farklı biçimde ortaya çıkmaktadır. Temsilin Sınırlan 321 1. Önce, bir karakterler hiyerarşisi biçimi akında. Nitekim, bazı cinsler birbirlerinin yanında ve büyük çeşitlilikleri içinde sergılenmeyip de, araştırma alanını sınırlandırmak için, göze görünür durumun dayattığı geniş gruplandırmalar -bitkiler için taneliler, taçyapraklılar, sebzegil-ler, hayvanlar içm böcekler, balıklar, kuşlar, dörtayakhlar-kabul ediliyorsa da, bazı karakterlerin tamamen sabit oldukları ve bulunabilecek hiçbir cinste, hiçbir türde eksik olmadıkları görülmektedir: örneğin, bitkilerdeki dişilik organlarının erkeklik organlarına nazaran yeri, taçyapraklarm erkeklik organlarını taşıdıkları zamanki yerleri, tohum içinde rüşeymde bulunan dilim sayısı. Başka karakterlere ise, bir ailede çok sıklıkla rastlanmaktadır, ama bunlar aynı sabitlik derecesine ulaşmamaktadırlar; bunun nedeni, bunların daha az özsel organlardan meydana gelmeleridir (taçyaprak sayısı, çiçek tacının varlığı veya yokluğu, çenek veya erkeklik organının karşılıklı durumları); bunlar "tek-düzelikaltı ikincil" karakterlerdir. Son olarak da "yan-tez-düze üçüncül" karakterler bazen sabit, bazen değişkendir-ler (çeneğin tekli veya çoklu yapısı, meyvedeki dilim sayısı, çiçek yapraklarının konumu, sapın doğası): aileleri veya takımları bu yarıtekdüze karakterlerle tanımlamak mümkün değildir -bütün cinslere uygulandıklarında genel benzerlikler oluşturma yeteneğine sahip olmamalarından değil de, bir grup canlıda var olan

292

özsel noktalara ilişkin olmamalarından ötürü-. Her büyük doğal aile, onu tanımlayan, zihinsel kavrama unsurlarına sahiptir ve onun tanınmasına izin veren karakterler, bu temel koşullara çok yakındırlar: böylece, üreme bitkilerin başat işlevi olduğundan, tohum en önemli bölümü olacaktır ve bitkiler bu açıdan üç sınıfa ayrılabileceklerdir: çeneksizler, tekçenekliler, ikiçenekliler. Bu esas ve "birincil" karakterlerin zemini üzerinde, daha başkaları ortaya çıkabilir ve daha ince ayırımlar getirebilir:,_12 Kelimeler ve Şeyler ler. Karakterin artık görünür yapıdan doğrudan devşirilme-diğı ve tek kıstasın da varlığı veya yokluğu olmadığı görülmektedir; karakter, canlının esas işlevlerinin varlığına ve yalnızca tasvire bağımlı olmayan önemli ilişkilere dayanmaktadır. 2. Demek ki, karakterler işlevlere bağlıdırlar. Bir bakıma, varlıkların yüzeylerinin en görünür yüzeyinde, onlardaki en özsel şeyin işaretim taşıdıklarını varsayan eski imzalar veya damgalar teorisine geri dönülmektedir. Fakat, buradaki önemli ilişkiler, işlevsel bağımlılık ilişkileridir. Eğer çenek sayısı bitkileri sınıflandırma konusunda belirleyiciyse, bunun nedeni, bu çeneklerin üreme işlevi için de belirleyici bir rol oynamaları ve bizatihi bu olgudan ötürü, bitkinin içsel örgütüne bağlanmış olmalarıdır; bunlar, bireyin bütün düzenine hükmeden bir işlevi işaret etmektedirler.8 Vicq d'Azyr hayvanlara ilişkin olarak, bu bağlamda beslenme işlevlerinin kuşkusuz en önemlileri olduklarını göstermiştir; işte bu nedenden ötürü, "etoburların diş yapılarıyla; kaslarının, parmaklarının, tırnaklarının, dillerinin, midelerinin, bağırsaklarının yapısı arasında sabit ilişkiler vardır."9 Demek ki karakter, görülebilirin kendiyle olan bir ilişkisi tarafından kurulmamaktadır; karakter bizzat kendi olarak, işlevin esaslı bir emir ve belirleme rolü oynadığı, karmaşık ve hiyerarşik bir örgütün görülebilir uç noktasından ibarettir. Karakter, gözlenen yapılarda sıklıkla görüldüğünden ötürü önemli değildir; ona işlevsel olarak önemli olduğu için sıklıkla rastlanmaktadır. Cuvier'nin, yüzyılın sonuncu büyük yöntemcilerinin eserini özetler-ken dikkat çektiği üzere, en genel sınıflara

293

"10 \İ\ 3. önemli bölümlerden çıkartılmış olacaklardır… Yöntem iş. LXXXVII. tohumlama aygıtı ve çenek gibi organların oldukları çoktan ortaya çıkmıştır. Bu olguya hayvanlarda daha da sık rastlanmaktadır. saklı varlık ve biçimleri esas işlevleri sağlayanlarına bağlayan ilişkileri kav-rayabilmek gerekiyordu.değil de. ve en sabit ilişkiler en önemli bölümlere ait olanları olduğundan. bedenin derinliği içine. bunun nedeni. 1792 Temsilin Sınırları 323 ölçüde. Bu koşullarda. "ortak kalan özellikler de daha genel hale gelmektedirler. Storr. hayat kavramının doğal varlıkların düzene sokulması içinde nasıl vazgeçilmez hale gelebildiği anlaşılmaktadır.doğru çıkıldığı 8 A—L. Genera Plantarium. s. Ön Söylev. 9 Vicq d'Azyr. dejussieu. Systtme Anatomique des Quadruptdes.% terlerin en fazla saklı olanlarının olması da mümkündür.11 Üstelik. \ ı. Storr bu bağlamda.^ saba katmaktadır.| te bu şekilde doğal olacaktır. memelileri toynaklarının düzenine göre sınıflandırmayı önermektedir. s XVIII. İki nedenden ötürü böyle olmuştur: önce. yapısal organlan. büyük sınıfların dolaşım biçimi aracılığıyla tanımlanması 294 . oysa. çünkü organların önemini he. en önemli karak. toynağın hayvanın yer değiştirme tarzlarına ve çekici güç olmasına bağlı olmasıdır. bu tarzlar da kendi hesaplarına beslenme biçimine ve sindirim sistemi.^ nin çeşitli organlarına bağlıdır. üst bölümlemelerin karakterleri en \. anlamlı unsurların çiçekler ve meyvalar -bitkinin en görülebilen kısımları. bitkiler âleminde.

Prodromus Methodi Mammalium. ama işaret ettiği gizli bir metin.gerektiğini düşünmekteydi. Tûbingen. alt sınıftan hayvanlar için. Yıl VI. sınıflandırma. Ama."13 Karakter artık. sonra bu gizli mimariden. artık görülebilirin unsurlarından birine diğer hepsini temsil etme görevini yükleyerek. aslında tanımak istenilen doğanın büyük kitabını açmayı reddetmek demektir. bunların bütün doğabilimciler tarafından gerçek böcekler olarak kabul edilmelerine neden olmuştur. çözülemeyi ekseni üzerinde döndüren bir hareketin içinde. Paris. onların hemen arkasından ve böylesine bir örgütlenmeye sahip olmayan örümcekgiller ile böceklerden önceki yere yerleştirilmelerinin gerektiği sonucu çıkmaktadır. eski görülür işaret olma rolünü yeniden üstlenmektedir. ve Lamarck. 1780. onun bedeninin yüzeyinde verilmiş olan aşikâr işaretlerine doğru çıkmak olacaktır. kapalı tu-tulan bir söz veya sergilenemeyecek kadar değerli bir benzerlik değil de egemenliğinin eşsiz dokusunun içine 295 . "adlandır-maların saptadıkları dış karaktere saplanıp kalmak. gömülü bir derinliği gösteren. hayvanların metodik ve doğal bir sınıflandırılmasında ve onların arasındaki gerçek ilişkilerin belirlenmesinde rehberlik yapacak en esaslı ele alışın örgütlenme açısı olduğu herkesçe kabul edildiğinden."12 Demek ki sınıflandırmak. Tabkau EUmentam de L'hisloire Naturel e. 11 Storr. hayvanları kesip biçerek iç organlarına bakmamasına rağmen. 7-20. görünürü görünmeze onun derin nedeni olarak atfetmek. araştırmanın en verimli kaynağını kapalı tutmak ve eğer terim yerindeyse. Pinel'in doğabilim çalışmalarında söylediği üzere. s. ben de bu kanaate ) i! 10 G. s 20-21. Cuvier. ^2J Kelimeler ve Şeyler uzun zaman katıldım. onun kendi kendine atıf yapması olmayacaktır. yalnızca görülen biçime dayalı bir sınıflandırma sistemini reddetmekteydi: "kabuklu hayvanların beden ve organ eklemleşmelerinin ele alınması. sü-müklüböcekler gibi yalnızca solungaçlardan nefes alan ve onlar gibi kassal bir kalbe sahip olan deniz kabuklularının.

ve cinslerin tam örgütünün incelenmesini varsayan. zikr. dil ve doğa artık 296 . Temsilin Sınırları 325 lümlenmeye ilişkin olarak kaldığı sûrece. Nouvelle Mtthodt de Classification des Quadrumanes. s. Sınıflandırma ile adlandırma arasındaki paralellik. tablonun sol tarafına yerleştirmek gerekmektedir) "belirleme". Sınıflandırma. 1801. Daudin.hem görülürü hem de görülmezi alan bir örgütün tutarlı bütünüdür. botaniğin iki ödevini kökten farklı olarak zıtlaştırmıştır. bir işlevi derinlemesine işaret eden ve yüzeyde bir ad bulunmasına izin veren aşikâr karakter bulunmaktadır. ! 3 Ph.. 4. "ayırmak" artık "adlandırmak"ınkiyle aynı kıstaslara ve aynı işlemlere göre yapılmamaktadır. ve kesişme noktalarında. Syteme des Animaıvc şans Vertebre. bunlar birbirlerini tam örtmek yerine. kendini tablonun düz mekânında sergilemeye devam edecektir: bireyin görülebilir karakterlerinden hareketle. Fakat. Paris. s. Çözümleme kurallarını uygulayan ve ikili bir yöntemin basit işleyişiyle adın bulunmasına yarayan (ya belli bir karakter incelenen bireyde mevcuttur ve onu tablonun sağ tarafına yerleştirmek gerekmektedir ya da mevcut değildir ve onu nihai belirlemeye kadar. gerçek benzerlik ilişkilerinin keşfedilmesi. bizatihi olgu tarafından çözülmüş olmaktadır. Doğal tarihi ve taxinomia'nın önceliğini birkaç yıl içinde geçersiz kılacak olan bu ayırım. Örgütlenme mekânıyla adlandırma mekânının arasında temel bir bükülme vardır.14 Ad ve cinsler. görünür mekânın yerine tedricen yerleştirilen bir bö-12 Latnarck. bu bütünlerin sınırlandınlmasınm birlikte gerçekleştirilmesi kolayca kavranabilir nitelikteydi. Pinel. 43-144. 18. Doğal varlıkları gruplandıran temel bütünleri bulabilmek için. bunların sağladıkları büyük işlevlere götüren şu alanı derinlemesine dolaşmak gerekmektedir. veya daha doğrusu. Buna karşılık iyi bir adlandırma. Ad sorunu ile cins sorunu eş biçim-liydiler. işaret etme ve sınıflandırma. bu türün ve cinsinin adının bulunduğu belirgin kutuya ulaşabilmek gerekmektedir. artık birbirlerine diktirler. Lamarck'ın dehasının ürünüdür: Fransız Flora'sının önsözünde. şimdi karakter artık ancak önce bireylerin örgütlenmesine atıfta bulunarak sınıflandırma yapabildiğinden. yüzeysel organlardan en saklı olanlarına ve oradan da. Lc% Cîasses Zoologiques.

yapıyı karaktere kadar. doğanın düzenini kurma. diğerleri katı olan. Yıl. bundan yirmi yıl sonra. Klasik çağda doğal tarihi kurmuş olan ve tek bir hareketle. Systeme Sexuel des VtgHaux. Örgütlenme kavramı. daha ilkel malzemelerden hareketle. çok daha kesin ve kökten bir şekilde aralamıştır. s. böylesine bir ayırımı çok erkenden yaparak. artık ancak yapay olarak tanımlanmış bir hat halinde kesişmektedirler. doğal tarih çağını kapatmış ve biyoloji çağını. Fr.. Kelimelerin düzeni ve varlıkların düzeni. bu örgütlenme kavramı yüzyılın sonundan önce. zenginlikler çözümlemesinin içinde. 15 Linne. temsili ada kadar ve görünür bireyi soyut cinse kadar götürmüş olan eski birbirlerine aidiyetleri çözülmeye başlamıştır. ama o tarihlerde.16 Ama. İlk kez Jussieu. paris. örneğin Linne. hemen hemen sonsuz sayıdaki bölümü birbirine bağlayan" "örgütlü katıların bileşimi"yle zıtlaştırmaktaydı. XC-CII. ön Söylev. çoktan bilinen cinslerin tek dizisi ve tedrici dönüşümleri teması ele alındığında yapılacak olanından çok daha iyi. La Flöre Française. karakterleştirme yöntemi olarak işlev görmeye başlamıştır: karakterleri birbirine bağımlı hale getirmekte. Kelimelerden daha başka bir mekânda meydana gelen şeylerden söz edilmeye başlamıştır. belli bir bölümleme tarzını tanımlamaya yaramaktaydı. doğal tarihin içinde XVIII. s.15 Bonnet. Çev.çakışmaktan çık-14 Lamarck. VI. yüzyılda zaten vardı -tıpkı. "ham katüar"ın "katışımı" ile "bazıları sıvı. 297 . onları işlevlere bağlamakta. o da klasik çağdan çıkılırken icat edilmiş olmayan emek kavramının bulunması gibi-. Paris. Vicq d'Azyr ve Lamarck'ın eserleri boyunca. 1778 326 Kelimeler ve Şeyler maktadırlar. Lamarck. metali çoğaltan "çakışma" ile bitkinin onun aracılığıyla beslenerek geliştiği "besleyici özün içine dahil olması"nı birbirinden ayırmaktaydı. 1. onun alanını tanımlama ve biçimlerini sınırlandırma konusunda kullanılmamıştı. karmaşık bireyin.

derin. c. Bizatihi bu olgudan ötürü. s. bir taxinomia'nın yöntem ve tekniklerini değiştirmekte. doğal tarihin unsuru içinde hâlâ kararsız kalmaktadır. içine yerleştirildiği taksinomik alanın çevresini dolaşmıştır. eklemleştiren yapılarla işaret eden karakterlerin arasına girmektedir —onların arasına. Bu önemli ve ani değişim. IV. doğal bir düzenin varoluş tarzına henüz değmemektedir. Contemplation. ve şimdi kendi hesabına. söylemin ve dilinkinden başka bir mekânın içine dağıtmaktadır. onları adların. Doğal tarihin sergilediği varlıklar tablosunda. Temsilin Sınırları 327 onları hem iç hem de dış ve aynı zamanda hem görülür hem de görülmez bir mimariye göre düzene sokmakta. 40. mümkün bir sınıflandırmaya yer veren odur. artık bir varlık kategorisini diğerleri arasından işaret etmekle yetinmemekte. içsel. Demek ki. organik ile inorganiğin zıtlaşması 298 . bunlar canlı ile canlı olmayan'ın zıtlaşmasıyla zorunlu olarak karşılaşmadan kesişiyorlardı. bazı varlıklar için onların yapılarının herhangi birinin karakter yapısını almasına olanak veren iç yasayı tanımlamaktadır. kendi de yalnız bir karakter olmaya son vermek zorunda kalmıştır..16 Bonnet. yalnızca taksinomik mekândaki bir kopukluğu işaret etmemekte. Örgütlenme. örgütlenmiş ve örgütlenmemiş iki kategoriden başka bir şey tanımlanmıyordu. Ancak gene de temel bir sonuca yol açmışur: organik ile inorganik arasındaki paylaşımın köktenleşmesi. Örgütlenmenin doğal karakterleştirmenin kurucu kavramı haline gelmesinden ve görünür yapıdan işaret etmeye geçilmesine izin vermesinden itibaren. ama onun temel olabilirlik koşullarını reddetmemekte. özsel bir alan sokarak-.

"doğada yalnızca iki âlem vardır. iki âlemin -organik ve inorganik.temelli hale gelmiştir. çok belirgin ve birbiriyle hep çelişen iki egemen güç vardır. Bichat'nın çözümlemelerinde. Hayata karışmışsa da. bunlardan biri hayatın tadını çıkartır. hayatın sınırlarındaki hareketsiz ve kısır şeydir -ölüm-. arkeolojik olayların yüzey etkilerinden başka bir şey değillerdir. IV KELİMELERİN BÜKÜMÜ Bu olayların tam karşılığı. "Bütün canlı varlıklarda. bu güçlerden her biri diğerinin ürettiği sonuçlan sürekli yok etmektedir. 1773-1795 yıllarından itibaren. Vicq d'Azyr 1786'da. Fakat burada. söylem olarak."19 Biyoloji gibi bir şeyin. bir hayatiyetçiliğin bir mekanistçilik üzerindeki. : S Kelimeler ve Şcyler onu mümkün olmaktan çıkartmıştır. Pallas ve Lamarck. bu onu yok etmeye ve öldürmeye yönelik bir şekilde olmaktadır. üç veya dört âlemin eski eklemleşmesi ortadan silinmiştir.zıtlığı onun yerine tam olarak geçmemiştir. aslında başka bir düzeyde ve başka bir mekânda. Bunun keşfedilmesinin kolay bir nedeni vardır. klasik çağın tümü boyunca. doğal tarihin büyük tablosunu kırarak nasıl mümkün hale geldiği ve aynı zamanda. başka bir paylaşım dayatarak. hiç kuşkusuz daha derli toplu bir biçime ve aynı zamanda daha yavaş bir kronolojiye sahiptirler. dil çözümlemeleri cephesinde bulunmaktadır. yani 299 . canlı ve canlı da büyüyüp üreyerek üreten haline gelmiştir. Nitekim. hayatiyetçilik ve hayatın kendine özgülüğünü tanımlama konusundaki gayreti. hayat ile ölüm arasındaki temel zıtlaşmanın nasıl su yüzüne çıkabildiği görülmektedir. öylesine ki. diğeri ondan yoksundur"18 diye belirtmektedir.17 canlı ile canlı olmayan zıtlığının gelip çakıştığı bu büyük dikotomıyi formüle etmişlerdir. az çok narin zaferi olmayacaktır. inorganik canlı olmayandır. Bu. gelişmeyen ve ürete-meyen her şeydir. Organik. çünkü dil.

yüzyılın başlarına kadar pek 300 . 248. Tıpkı ad teorisinin XVII.temsilin kendiliğinden çözümlemesi olarak konulmuş ve 17 Lamarck. zenginlikler çözümlemesini veya doğal tarihi bozmaya yetmişlerdir. Dilbiliminin bu denli büyük değişimlere uğrayabilmesi için. zenginliklerdeki fiyat ve değer çözümle. 18 Vicq d'Azyr. temsilin bizatihi varlığına kadar her şeyi değiştirmeye yatkın daha derin olaylar gerekmiştir. Temsilin Sınırlan 329 düşünülmüştür.ı mübadelesinin kurduğu şu üzerinde düşünülmüş düzen. dil en kendiliğinden.3 meşine hükmettiği gibi. 17-18.^ zat kendinin arkeolojik rejimin en derin düzeyinde değiş. anlaşmaya en az dayalı. Premien Discours Anatomiques. 1786.'s tarzının ve bizzat kendinin içine kök salmıştı. 1-2. s. ve XVIII. Memoires dt Physique et D'Hisloire Naturelle. canlılardaki yapı ve karakter çözümlemesine. Yıl 1797. Niceliksel olmayan bütün düzen biçimleri içinde. Dil çözümlemeleri. La Flöre… . XIX. temsili harekete en derinlemesine bağlı olanıydı. 19 !_amarck. s. Batı kültüründe. klasik çağın sonunda. temsilin biz.| tiği anda. en uzun süre devam eden de odur. Mübadele t değerlerinin ölçüsünü veya karakterleştirme usullerini etkilemiş olanları gibi teknik değişimler.*i lerden -bilgince veya dikkatli. varlıkların sınıflandırılmasının veya zenginliklerin . ancak çok geç bozularak. s. Ve bu ölçü içinde. yüzyıllarda temsilin çok yakınına yerleştiği ve buradan da.daha fazla kendi varoluş -.

diller arasındaki yatay karşılaştırma başka bir işlev kazanmıştır: her bir dilin atalardan gelen anılardan neleri. benzeri anlamları kapsarlar-. Bu iş bazen de. ama bu dillerin birbirlerine ne kadar benzediklerini. En saf biçimi altındaki Genel Gramer'de.22 farklı dil ve lehçelerde Pater'in 500 versiyonu-nu vermektedir) veya. Afrika'da 30. onları efsanevi olan veya olmayan mutlak bir kökene yaklaştıran boyutun içinde çözümlenmemektedirler. ilkel çığlıklar tarafından ayarlanmış bir açıklığın içine yerleştirilmiş durumdaydı. birbirlerine hangi ölçüde şeffaf olduklarını ölçe-bilmeye izin vermek zorundadır. sözlükbilim alanındaki ilk denemelerdir). az çok saklı. Ne kadar karmaşık olursa olsun her dil.az bir değişim göstermişlerdir. Buthet de la Sart-he'ınkiler gibi. yüzyılın sonuncu çeyreğinde. Amerika'da 23 tane. Avrupa'da 55. Kelimeler hâlâ temsil etme değerlerinden hareketle.20 bu ülkede. bir kökü hafifçe değişmiş biçimler boyunca sabite olarak kabul ederek.21 Bu kıyaslamalar hâlâ tamamen. imparatorluktaki dillerin dökümü konusunda bir girişim olmuştur. Genel Gramerin zaten 20 301 . Bütün bu çözümlemeler her zaman. XVIII. ama ilkel nedeni bir başlangıç işaretinin içinde yer alan bir anlamın taşıyıcısıydılar. Babil öncesinde kelimelerinin sesleri araşma yerleştirilmiş hangi damgaları koruduklarını bilmeye artık izin vermemektedir. az çok türev. hepsine birden aynı varoluş tarzını hükmeden söylemin potansiyel unsurları olarak sorgulanmaktadırlar. bu dillerin her birinin kumların derinliklerinde duran. temsili içeriklerden hareketle ve onların işlevinde yapılmaktadır: aynı anlam çekirdeği -sabite olarak kullanılmaktadır-. Diğer dillerle olan yanlamasına benzerlikler -komşu 330 Kelimeler ve Şeyler sesler. Rusya'da olduğu gibi siyasal amaçlar taşımaktadır. Fakat bu temsili içerikler artık yalnızca. benzeşme yoğunluklarının ne olduğunu. adeta sessiz olan kendi değerleriyle olan dikine ilişkiyi teyit etmekten başka bir amaçla kaydedilmiyor ve toplanamıyorlardı. 1787'de Petrograd'da Glossarium comparativum totius orbis'in ilk cildi yayınlanmıştır. bu kitap 279 dile atıfta bulunmaktadır: Asya'da 171. Yüzyılın sonunda ortaya çıkan büyük çaplı dil karşılaştırmaları buradan kaynaklanmaktadır. çeşitli dillerde bu anlamı işaret eden kelimelerle karşılaştırılmaktadır (Adelung. bir dilin bütün kelimeleri. onun alabileceği anlam yelpazesi belirlenmektedir (bunlar.

1773. es. temsil etme değerlerinden ötürü çözümlenmişlerdi -ya eklenti temsiller sayıldıklarında.T çe ve Latince veya Yunancadaki çeşitli biçimlerinin karşılaştırılması yapılınca. Voyage dans le Caucase.ı aştıran bir dizi köksel olayın olduğu ilkesi (istilalar. 4 cilt. Idea et desideria de colligendis linguarum specimenibus. içeriklerinin eklemleşmesi ile köklerin değeri arasında yer alan aracı bir biçimi gün ışığına çıkarmıştır: söz konusu olan bükülmedir (büküm). Berlin 1806-1817. Petrograd. %%• bilginin ilerlemesi. bükümsel olguları uzun zamandan beri bilmektedirler (tıpkı doğal tarihte. örgütlenme kavramının Pallas ve Lamarck'tan önce ve iktisatta emek kavramının Adam Smith'ten önce bilindiği gibi). Latincenin sum. Temsilin Sınırları 331 bağlı olduğu iki ilkeye gönderme yapmaktadırlar: başlangıç köklerini sağladığı düşünülen bir ilk ve ortak dil ilkesi ile. o zamana kadar yaygın olarak kabul edilenin tersi olan bir sabitlik ilişkisi keşfedilmiştir: bozulmuş olan köktü ve bükümler aynı kalmışlardı. asti. estis. fakat bükümler o zamana kadar yalnızca. Co• eurdoux23 ve William James24 gibi. sumus. smas. incelten. sunt dizisine tamamen.) Ama dillerin XVIII. dile yabancı olan ve onu dıştan eğip büken. gûldenstadt. Gramerciler kuşkusuz. stha. olmak fiilinin Sanskrit. siyasal özgürlükler veya kölelik vb.. esneten. est. yüzyılın sonundaki karşılaştırılması. göçler. Fakat. santi dizisi. ası. ama bükümsel benzeme yoluyla denk düşmektedir. Coeurdoux ve Anqu- 302 . MUhridaUs. ya da onda temsilleri birbirine bağlamanın bir biçimi görüldüğünden ötürü (başka bir kelime düzeni gibi bir şey)-. 21 Dört cilt halindeki ikinci edisyon 1790-1791'de yayımlanmıştır. 22 F Adelung. Sanskritçedeki asmi. yıpratan. biçimlerini çoğaltan veya birbirlerine ka.Bachmeister.

647-697. Londra. daha şimdiden hafifçe farklı bir güzergâh çizmektedir. zorunlu olarak ikincil bir değerden başka bir şeyi işaret etmemektedir (birey veya işaret edilen şey tarafından oynanan özne veya tümleç rolü söz konusudur. hiç kuşkusuz Genel Gramer'in çözümlemelerinin düzeyinde kalmaktaydılar. onları bile değiştirecek kadar dayattığı sağlam. Fakat bu 23 R. Adın hükümranlığı tarafından sağlanmaktaydı. çok değişken biçimli kökler ile temsilerin içinde bölümlere ayrılmış anlam arasındaki ilişki veyahut işaret etme gücüyle eklemleştirme iktidarı arasındaki bağlantı. bozulmaz (veya hemen hemen) bütünü meydana getirmektedir. egemen yasanın kendini temsili köklere. ama biçim cephesinde. Şimdi yeni bir unsur müdahale etmektedir: bu unsur. 1807. sentaksa ilişkin değerler veya anlam değişimleri dizisi arasında sabit bir ilişki olduğu keşfedilmekteydi.-E Coeurdoux. XL1X. zaman ve eylem söz konusudur). daha şimdiden ilkel hece ile onun ilk anlamı arasındaki bağ olmaktan çıkarak. belirginleşmiş bir biçimsel bozulmalar dizisiyle. VVorfes. 24 W James. Mtmoires de l'Academie des inschptions. biçimsel sabitliği 303 . artık çeşitli teorik kesimleri birbirlerine tamamen aynı biçimde bağlamamaktadır. Bizatihi bu olgudan ötürü.etilDuperron'dan birincisi bu paralellikte bir ilk dilin kalıntılarını ve ikincisi de Baktrıyana krallığı döneminde Hindularla Akdenizliler arasında oluşan tarihsel karışımın sonucunu gördüklerinde. c. gene belirlenmiş olan bir gramatikal işlevler. Bundan da ötesi. anlamsal değeri açısından ikincil. kökün değişimleri ile gramerin işlevleri arasındaki daha karmaşık bir ilişki haline gelmiştir. Genel Gramer dış biçimini değiştirmeye başlamıştır. iki farklı dilde. Bauzee veya Condillac'm döneminde. eklenti. 332 Kelimeler ve Şeyler karşılaştırmalı fiil çekimiyle gündeme gelen şey. sabit. 13 cilt. ve onları birleştiren ağ. anlam veya temsil cephesinde. s.

yüzyılın sonunda. gramaükal değeri olan değişim bütünleri (fiil çekimleri.açısından birincil olan bu unsur. bir harf grubu ile bir anlam tarafından oluşturulan çift değil de. çok indirgenemez nitelikteki hassas aletler sayesinde birbirleriyle doğrudan iletişim 304 . dilin temsili değerlerinin araştırılması faaliyetinin içine yerleşmiştir. ad çekimleri ve takılamalar) alınmaktadır. ona indirgenemeyen bir unsur dahil edilmiştir (tıpkı mübadele çözümlemesinin içine emeğin veya karakterler çözümlemesinin içine örgütlenmenin dahil edildiği gibi). onları birbirlerine bağlayan şeyler aracılığıyla karşılaştırılmaktadırlar. t değişimleridir. şimdi temsil etmeye yönelik şu anonim ve genel düşüncenin aracılığıyla değil de. yüzyılın sonuna kadar.25 Ayrıca. hayalı ve varoluşu işaret ettiğim iddia ettiğinde olduğu gibi. bunların dışında. artık ilk ifadesel değerlerin araştırılması değil de seslerin. s harfi de ikinci kişiyi işaret etmektedir. köklere. kelimelerin birbirlerine karşı sahip oldukları şu görünüşte çok narin. ikinci ve üçüncü kişi değerlerini yükleyen. hecelere. s. bunların arasındaki ilişkilerin ve birbirlerinin içindeki olası dönüşümlerinin çözümlenmesi olan bir fonetiğin ortaya çıkması kaydedilebilir. Hehvag 1781'de sessel üçgeni tanımlamıştır. saf gramaükal işlev belirmeye başlamıştır: dil yalnızca temsillerden ve kendi aralann-da düşünce bağlantılarının istedikleri biçimde düzene giren ve temsilleri temsil eden seslerden meydana gelmemektedir. adeta bizzat bir cins kök gibi soyutlanmış bir hece değildir. ama aynı zamanda çok sabit. m. karşılaştırmalı gramer konusundaki ilk taslaklar da kaydedilebilir: artık çeşitli dillerdeki kıyaslama nesnesi olarak. İlk sonuç olarak. Diller artık kelimelerin işaret et-tileri şeyler aracılığıyla değil de. fiil köküne birinci. XVIII. temsilinki olmayan bir rejimi dayatan biçimsel unsurlardan meydana gelmektedir. çeşitli kesimleri birbirleriyle dayanışma içinde bulunan bir değişim sistemidir: tıpkı Court de Gebelin'in e harfinin solunumu. Temsilin Sınırlan 333 Bu yeni çözümleme XVIII. bir de sistem halinde gruplanmış ve seslere. Dil çözümlemesine böylece. Fakat daha şimdiden bükümler sistemi içinde. Hâlâ söylem söz konusudur.

"26 Dil söylem olarak tanımlandığı sürece. doğal bir varlığın karakterize edilmesine 305 . ampirik çoğullukların arasınc tanımlanan düzen. Ancienl metaphysics. V İDEOLOJİ VE ELEŞTİRİ Demek ki Genel Gramer'in içinde. XVIII. birinin diğerinden türedıği veya her ikisinin birden aynı ilkel dilin lehçeleri olduğu sonucuna varabiliriz. yüzyılın so yıllarına doğru. her yerde aynı tipten olan bir olay meydi na gelmiştir. kelimelerin telaffuzundan da-25 Hehvag. akrabalığın damgası olan bu mekanizma tari hin desteği haline gelecektir. duygular değişirse. dil işte ancak o zaman değişmekteydi ve bu da tam yukarıdaki değişmelerin ölçeğinde olmaktaydı. Monboddo'nun dediği gibi. yalnızca her birinin bireyselliğini değil. bileşim. dilin büyük usulleri olan türetme. temsillerinkinden başka bir tarihe sahip olamazdı. biz burada dillerin birbirlerine olan yakınlıklarını belirleme konusunda mükemmel bir kıstas buluyoruz. c. bütün bunlar artık yalnızca temsili kendine nazaran ikizlenmesine dayanır olmaktan çıkmı lardır. IV Temsilin Sınırlan 335 meyen bir unsur olan emektir. Doğal Tarih'in içindi Zenginlikler Çözümlemesi'nin içinde. Bu olaydan itibaren arzu nesnelerini değerlendireı ler artık yalnızca. İşte bu nedenle. aynı zamanda bu temsile indirgene 26 Lord Monboddo. s. bilgiler. Fakat artık dillerin. Tarihsellik onun aracılığıyla bizatihi sözün kalınlığının içine dahil olabilecektir. özdeşlik ve farklılık taşıyıcısı. De jormatione loque\ae. fikirler. arzunun kendi kendine temsil edebilecc ğı diğer nesneler değil. şeyler. kom suluk işareti. o sıralard kurulabilir olan özdeşlikler ve farklılıklar çözümlemes benzeşmelerin kaynaşması içinde ihdas edilen hem sürek hem de eklemleşmiş tablo. 1871. aynı zamanda di ğerlerine olan benzerliklerini de belirleyen bir iç "meka nizma"ları vardır: işte. bükümü aynı biçimde uygulayan iki dil bulduğumuzda.kuracaklardır. 334 Kelimeler ve Şeyler ha az keyfi ve daha fazla kurala bağlı olduğundan. "dillerin mekanizması. 326. Temsilleri etkilemiş olan işaretler.

karakterlerin su yüzüne çıkardıkları şu gizli. Bütün bu şıklarda. canlı varlıklar benzerlikleri. çünkü temsil etme güçleri vardı. yakınlıklarını ve ailelerini artık. işlevler ile organlar arasındaki ilişkileri örgütleyen tamamen biyolojik yasalara atıfta bulunmak gerekmekledir. parıldayan ve görülür cepheden ibaret olan iç ve gerekli bir hacim gibi olan bu gramerden hareketle temsil etmektedirler. onların sergilenen tasvir edilebilirliklerinden hareketle tanımlanmaktadırlar.jâkı da bir gramere sahiplerdi. belli bir iç mimari. hacimli ve içsel tersiymiş gibi olan bir yapı-336 Kelimeler ve $eyler ya sahiptirler: bu. temsili değerleri artık dış. bir dilin tanımlanmasına izin veren şey. Bir anlamın temsili ile bir kelimenin temsilini birbirlerine bağlamak için. dilin kat edebileceği ve tanımlayabi-leceği karakterlere sahiptirler. » şimdi. onlar için görülmeyen tarihsel yan. kelimeleri birbirlerine nazaran işgal ettikleri gramatikal !• konuma nazaran değiştirmenin belli bir biçimidir: bu onun bükümsel işlevidir. temsilin aktüelliği içinde bizzat kendine geçmektedirler. kendi fonetik değişimlerinin ve kendi sentetik bağımlılıklarının güçlü sistemine tabi kılınmış olan bir dilin tamamen gramatikal olan yasalarına başvurmak ve bunlardan yardım almak gerekir. ama egemen kitlenin aydınlık ve bilgiye aşama aşama ulaştıran 306 . şimdi işaret etmeye yönelik her türlü damganın dışında ve onlara nazaran geri çekilmiş gibi olarak. aynı zamanda onun örgütü denilen şu varlıktır. bir canlının bütününün görülebilirliğini. Kısmi bir yapıyla.izin verenler artık yalnızca. belirgin bir karakterin içinde birbirlerine bağlamak için. şimdi dış koşullardan. çünkü onların görülebilirliğinin karanlık. temsilin kendi kendiyle ilişkisi ve her tür niceliksel ölçünün dışında belirlenmesine izin verdiği düzen ilişkileri. onun temsilleri temsil etme biçimi değil de. diller klasik çağ. temsilleri temsil etme konusundaki her tür iktidarın dışında. ona ve diğerlerine ilişkin olarak yapılan temsiller üzerinden çözümlenebilecek olanlar değil.

şimdi birbirlerine bağlanmış organizmaların çevresinde yer alan bir cins birikintidir. çözümlenen ve uygulanan nesnelere. çözümleme kurallarına ve idrak yasalarına tabi kılı nmış bir rasyonalizmden. Daha temel bir biçimde ve bilgilerin kendi pozitifliklerinin içine kök saldıkları bu düzeyde. yüzyılın sonuna doğru bu üç alanda meydana gelen bu alt katman olayı. bu sorunların üstelemesiyle Temsilin Sınırlan 337 kurtulunmuş da değildir. bilginin aydınlık suratına ilk kez çizilen kırışıklar. onların gerçek fiyatı olarak adlandırabilecek şeyi meydana getirenler. Son olarak da. Veya daha doğrusu. bunu onları üreten ve onlara sessizce yerleşen faaliyet gerçekleştirmektedir. tarihin. Bu biraz esrarlı olay. hatta onları bilinme veya rasyonelleştirilme biçimlerine değil de temsil ile onun içinde sunulan şey arasındaki ilişkiye dair-dir. Allah bilir hangi "romantizm"in etkisiyle-. kanaat ve yargıların yeniden dağılımı. yüzyılın son yıllarında. XVIII. onun çeşitli biçimlerini kuran birliğin içine dahil etmek mümkündür.yüzeyidir. sabit noktalarını bulabilirler. Vicq d'Azyr 307 . iç yasalarını ve buradan hareketle. XVIII. Bu birliği. biyolojinin veya diller tarihinin veya endüstriyel üretimin karmaşık olguları. ticari sağlamlıkları-nı. bilimsel söylemin içinde yeni biçimlerin ortaya çıkması. elde edilmeleri veya taşınmaları için gereken iş günleri veya saatleridir. onları tek bir keresinde aynı kopuşun içine sokmuştur. o zamana kadar yabancı kaldıkları rasyonel çözümleme biçimlerinin içine sokulmuşlardır. onun değerini belirleyen bir emeğin biçimine ve miktarına başvurmak gerekmektedir. bilgi içinde hedeflenen. Adam Smith ile. ilk filologlarla. şeyleri piyasanın sürekli hareketlerinin içinde hiyerarşikleştirenler. öyleyse şimdi onu. mekanik modele. bir ihtiyaç nesnesinin temsilini. onların imal edilmeleri. ne diğer nesneler ne de diğer ihtiyaçlardır. rasyonellik cephesindeki bir gelişme veya yeni bir kültürel temanın keşfinde aramanın ne kadar yüzeysel olacağı görülmektedir. mübadeleler bu özsel çekir-dekten itibaren gerçekleştirilebilir ve piyasa fiyatları. ama yüzey hareketi olarak: kültürel ilgilerin değişmesi ve kayması. toplumun karmaşık biçimleriyle de aniden ilgilenir hale gelinmemiştir -doğmakta olan. onların kendilerine özgü ağırlıklarını. bütün bunlar meydana gelmişlerdir. mübadele eyleminde onun karşısına çıkarabilecek her şeye bağlamak söz konusu olduğunda. salın-dıktan sonra. olay. Jussieu. hayatın.

bölümler. onun dolaysız görülebilirliğinin ötesinde. tablonun mekânından kaçmaktadırlar. zenginliklerin değeri. yüzeyin noktaları arasında bir o kadar güzergâh olarak. şeylerin ulaşılamaz haznesinden.birbirlerine bağlandıkları noktaya ulaşabilmek için. ancak birliği hep orada. bu mimarinin egemen ve gizli saltanatını destekleyen tutarlıktan itibaren. kendinden itibaren ve kendine özgü sergilenişi içinde. onları harekete geçiren gücün. bu zirveye. ama asla ulaşılamayan uç noktaya yönelmek gerekmektedir. bakışımızın dışında. temsillerin ampirik devamını eşanlı bir 308 . Hiçbir bileşim. leyler. kendilerini temsile çok kısmi olarak sunmaktadırlar. bizatihi şeylerin kalbine doğru derinlere dalan şu gerekli. parça parça koparabilmektedir. izin verdiği ardışıklıklar. onu ikiz hale getiren işleyiş aracılığıyla. Temsilin ve şeylerin. bizim temsilimiz açısından içeri'de olan iç bir mekânı tanımlamaktadırlar. temsillerin arasındaki bağı artık meşru kılamaz.veya Lamarck ile meydana gelen şey. kesitler. içinde mekânlaştığı tablo. Temsil. Bu bağların koşulu. yukarıda kalan önemsiz unsurları. onları ayakta tutan örgütün. çeşitli unsurlarını birleştirebilen bağlan kurma gücünü kaybetmiştir. kendilerine özgü bir hacim edinmekte. bu kayma tüm Batı düşüncesinin yer değiştirmesine yol açmıştır: temsil. hiçbir özdeşlik ve farklılık çözümlemesi. kendi üzerlerine dolanmakta. Varlıkların görünebilen biçimlerinin -canlıların yapısı. ampirik görülebilirliğin ve doğanın düzenliliği ile hayal gücünün benzerliklerini özdeşliklerin ve farklılıkların çerçevelediği alanda birleştiren. kelimelerin sentaksı. yongalar halinde olmak üzere. temel gerçekleri içinde. Kendilerine özgü özlerine geri çekilen. hiçbir çözülme. ama hâlâ titreşim içinde olan bu gücün dibinden itibaren parçalar. onları doğurtan ve onlarda hareketsizmiş gibi. tanımladığı komşuluklar. adeta temsilin dışında. onların temsillerini aynı biçimlere göre dağıtan sabitlikten daha başka bir şey olmamak yerine. ondan daha derin ve kalın bir cins arka dünyanın içinde yer almaktadır. minik. işte gizledikleri bu mimariden. ortak temsilleri veya her birinin unsurlarını birbirine bağlama gücüne sahip değillerdir. düzen. onları üretmeye son vermeyen olu-338 Kehmeler ve Şeyler sumun içine sonunda yerleşen şeyler. ama kesinlikle esasa ilişkin bir kaymadır.

hem sabit. yalnızca. Bu ikircikli epistemolojik dış biçime. Bizzat temsil edilenin varlığının temsilin öteki tarafında aranmaya başlamasına yol açacak olan büyük dönemeç henüz dönülmemiştir. Fakat bu yer. hem de temelli olan bir bağlantı ihdas edebilmek olduğunu unutmamak gerekir. aynı anda hem çözümlenebilir. gramatikal sistem kavramlarından yararlanmış olma nedenlerinin hiç de. kendi örgütleriyle. şeylerin görülebilirliğini bir yana bırakarak. şimdi bizatihi temsilin dışına düşecektir. Söz konusu olan hâlâ. 309 . Her halü kârda. artık dağılacaktır. Temsil edilenin varlığı. Temsilin Sınırları 339 Fakat. klasik düşünce tarafından tanımlanmış tablo mekânından çıkmak. bir bilinç. Jones'un emek. onları üreten zamanla birlikte var olacaklardır. gizli damarlarıyla. hiç kuşkusuz onun gelecekteki çözülmesini işaret eden felsefi bir ikilik tekabül etmektedir. özdeşliklerin ve farklılıkların büyük düzenini bulabilmekti. örgüt. şeyler bu dağılmış mekânda.tabloda sergileyen ve doğanın kendiliklerinden çağdaş kılınmış unsurlarının bütününü mantıksal bir tutarhk içinde adım adım aşmaya izin veren esas kuralların ortak yeri olarak hizmet etmekte olan düzen mekânı. saf zamansal ardışıklık olan temsil bulunacaktır. ve bu dağılmış mekânın içinde daha sonra. kendi kendilerini temsil eden temsillerin işleyişinden kurtulmak değil de sadece bu tablonun içinde. şeylerin bir öznellik. bu önerme tedbirsizdir. Temsil. Jussieu'nün ve W. XVIII. kendi tarihinin dibinden veya ona aktarılmış olan gelenekten hareketle bilinmeye çalışan "psikolojik" birey karşısında kendini hep kısmen belli ettiği. bu dönme işlemini mümkün hale getirecek olan yer ihdas edilmiştir. hâlâ temsilin iç düzenlerin-de yer almaktadır. onları eklemleştiren mekânla. özel gayret içindeki bir bilgi. şeyler ile bilginin ortak oldukları varoluş tarzını artık tanırnlayamaz hale gelmeye doğru yol almaktadır. Smith'in. yüzyılın sonunda henüz kesin olarak yerleşik hale gelmemiş olan bir bilgi konumunu ortaya çıkmış gibi kabul etmektedir.

nesnesi bizatihi fikirler. ama eşanlı iki düşünce biçimi altında paylaştırmaktadır. bir yargı oluşturduğumuzda. bu ikizlenmenin amacı. kendi kendinize şunu düşünüyorum dersiniz. bilimsel düşüncelerin yakında çözülecek olan bir birlik içinde tuttukları şeyleri. Destutt'ün bir ilişkinin düşüncesini. birbirine dış. Fakat. düşünürken ne hissettiğimizi acaba hiç. bir bağlantı olduğunun hissedilmesine ilişkindir. düşünceye genel olarak hissetmeyle açıklarken. mümkün her bilimin Grameri ve Mantığı olarak değer kazanmaktadır. bu eylem. onu örgütleyen yasaların bilgisini formüle etmektedir. Gördüğümüz üzere. İdeoloji. İdeoloji. Bütün bilgiyi temsiller alanına yerleştirmekte. temsilin temelini. bir yargıya sahip olmak bir düşünme eylemidir. biraz kesin olarak fark ettiniz mi?. . düşünmek her zaman hissetmektir ve hissetmekten başka bir şey değildir. Fakat bu kurucu izlenme. orada hüküm sürebilen bileşim ve çözülme yasalarını açığa çıkarmaktadır. Bir bakıma. onu temsil alanından çıkarmamaktadır. bu düşüncenin hissedilişiyle veya daha kısaca. yüzyılın sonunda İdeoloji ile eleştirel felsefenin -Destutt de Tracy ve Kant'ınki. kendilerine nesne olarak doğa varlıklarını veya dilin kelimelerini veya toplumun yasalarım alan bilgilerle aynı tipten bir bilgi olmak zorundadır. sınırlarını veya kökünü sorgulamamakta. 310 .bir aradaki varlıkları. genel temsil alanında dolaşmakta."27 Fakat. her ne olursa olsun. Fiili durumda ister doğru ister yanlış olsun. burada ortaya çıkan zorunlu ardışıklıkları saptamakta. her bilgiyi dolaysızlığmdan kurtulmanın asla mümkün olmadığı bir temsilin üzerine düşürmektir: "Düşünmenin ne olduğunu. onların kelimelerin içindeki ifade tarzları ve akıl yü-340 Kelimeler ve Şeyler rütmelerdeki bağlantı biçimleri olarak kaldığı sürece. Bir kanaatimiz olduğunda.XVIII. bir ilişki. Destutt veya Gerando'da kendini aynı anda hem felsefenin bürünebileceği tek rasyonel ve biçimsel biçim hem de genel olarak bilimlere ve bilginin her tekil alanına önerilebilecek yegâne felsefi temel olarak sunmaktadır. temsil alanının tümünü. Fikirler bilimi olan ideoloji. bütün bilgilerin bilgisidir. ve bu mekânı dolaşarak. oradaki bağlantıları tanımlamakta.

tarzları ve hedefleri itibariyle ne kadar farklı olsalar da. en dış yanıyla temas etmektedir.içinden çıkarmaksızm kapsadığını kaydetmek gerekir. Biçimleri. onu saf izlenimine varana kadar yavaş yavaş boşaltan iç bir cins ayar-lamaya dayandırmak yerine bu bağı onun evrensel olarak geçerli biçimini tanımlayan koşulların üzerinde kurmaktadır. her deneyin ötesinde."28 Temsilin çözümlenmesi en büyük genişliğine ulaştığı ânda. Kantçı soru ve İdeologların sorusu aynı uygulama noktasına sahiptirler: temsillerin kendi aralarındaki ilişki. EUments d'idtologie. eğer evrensel olmak zorundaysa. onu fark edebilecek fizyolojik koşulların düzeni içinde devrildikleri sınıra ulaşmaktadır. Kant sorgusunu böylece yönlendirerek. Bunun nedeni. Fakat Kant bu ilişkiyi -soruyu kuran ve meşrulaştı-ran-. temsili ve onda verili olan şeyin çerçevesini çizmektedir. deney yargılan veya ampirik fark edişler dayandmlabilir.bir alana. Temsiller arasındaki bağı. 1. edilginliğin ve bilincin uç taraflarında saf ve basit duygu haline gelecek kadar hafifletilmiş temsil düzeyinde değil de onu genelliği içinde mümkün kılan şeyin yönünde sorgulamaktadır. fakat. yaklaşık olarak bir insan doğal bilimi olabilen -veya daha doğrusu olabilecek. çünkü henüz böyle bir şey yoktur. ideoloji zoolojinin bir parçasıdır ve bu parça özellikle insan söz konusu olduğunda önemlidir ve derinleştirilmeyi hak etmektedir. s. kendilerine özgü bir işleyişin yasalarına uygun olarak. zoolojik bir özelliğin karmaşık sonucu olarak ortaya çıkmaktadır: 27 Destutt de Tracy. onu mümkün kılan apriorı'ye dayanmak zorundadır. Demek ki. 342 Kelimeler ve Şeyler linin var olabileceği koşulların söz konusu olmasıdır. hangisi olursa olsun her temsilin bizzat ondan itibaren teslim edilebilir hale geldiği şeye hitap etmek için. Bu yönde okunan şey. başka bir dünyanın değil de. temsilin tamamen basit ilk biçimi olarak duygunun. genel olarak dünyanın her temsi-28 age. 311 . s. Diğer her bağlantı. düşüncenin en ince genelliği olarak görülürken şifresi diğer yönde çözüldüğünde. 33-35. tek bir hareketle çözülebilen (çözümlemeyle) ve tekrar bileşebilenler (sentezle) temsillerin bizzat kendileri değildir: temsillerin içeriklerinin üzerine yalnızca. bir hayvana ilişkin olarak ancak eksik bir bilgiye sahip olunmaktadır. 1. düşünceye sunulabilecek şeyin minimum içeriği olarak hissedişin. Temsilin Sınırları 341 "Eğer entelektüel yetenekleri bilinmiyorsa. Önsöz.

bir doğumun anlatısı içinde ele almaktadırlar. en minik temsilden hareketle. temsilin dışında oluşmakta ve yeniden oluşmakta olan şeyi temsil biçiminde ele almaya çalışıyordu. temsilin bütün biçimlerini. boş ve soyut bir bilinç. bilgisiz bir dogmatizmin içine yerleştirilen ve hakkının ne olduğu soTemsilin Sınırlan 343 312 . Fakat İdeoloji. Avrupa kültüründe XVIII. hak sınırlarından itibaren sorgulamaktadır. siyasal iküsata kadar-. temeli. aynı dönemde kendini ideolojik çözümlemenin hemen hemen tam biçimi olan ilk şekli olarak sunan şey arasında kesin bir mütekabiliyet vardır. şeffaf ve hatasız bir temsilin sergilenişi içinde ele almaktadırlar. kökeni ve sınırları itibariyle sorguya çekilmiştir: klasik düşüncenin ihdas ettiği. Fakat. ideolojinin karşısında modernliğimizin eşiğini vurgulamaktadır. en karmaşıklarına varana kadar. Bu ele alış ancak. Böylece. düşüncesini bütün bilgi alanına yayarak -kökensel izlenimlerden. Bu çekilme böylece. Juliette'in klasik anlatıların sonuncusu olması gibi-. mantık. Bu anlamda İdeoloji. doğabilimleri ve gramerden geçerek. Sade'm sahneleri ve akıl yürütmeleri arzunun bütün yeni şiddetini. bizatihi bu olgudan ötürü ortaya bir metafizik olarak çıkmıştır. çevresi asla kuşatılamayan. hem tekil hem de evrensel bir yaradılışın adeta efsanevi biçimi altında yapılabilirdi: soyutlanmış. ideolojinin çözümlemeleri.Öyleyse. temsili basit unsurdan mümkün bütün bileşimlerine giden belirsiz harekete göre değil de. Buna karşılık Kant eleştirisi. Kantçı eleştiri ile. aritmetik. temsil edilebilir her şeyin tablosunu yavaş yavaş eleştirmek zorundaydı. İdeolojinin aşama aşama ilerleyen ve bilimsel olan bir adım adım yol alış içinde kat etmek istediği sınırsız temsil alanı. yüzyılın sonunda meydana gelen bu olayı ilk kez zikretmiş olmaktadır: bilginin ve düşüncenin temsil mekânının dışına çe-kilmeleri. klasik felsefelerin sonucudur -biraz.

yüzyılda genel düzen bilimi olarak ortaya çıkışının yalnızca matematik disiplinlerde kurucu bir role sahip olmakla kalmayıp.rusunu asla gün ışığına çıkarmayan bir metafizik. bunlar. yüzyıl felsefesinin yalnızca temsil çözümlemesi aracılığıyla indirgemek istediği metafizik boyutu yeniden ortaya çıkarmıştır. çünkü düşüncemiz bugün hâlâ onların hanedanına mensuptur. temsiller arasındaki ilişkinin koşullarını. yüzyılın son yılların-daki çözülmesidir. genel bir olabilirlik zemini üzerinde kurulmuşlar ve düzenlenmişlerdir: bu zemin. ilk sıraya aşkın bir tema ile yeni -veya en azından yeni bir şekilde dağıtılan ve temellendirilen-ampirik alanların eşanlı olarak ortaya çıkışlarını yerleştirmek gerekir. ortaya âdeta sonsuz bir sonuç dizisi çıkmıştır. bu metafizik. XVIII. Bu sonuçların her halü kârda sınırı yoktur. İstek. temsiller arasındaki mümkün bir sentezin temelini açığa çıkaran aşkın öznenin çözümlenmesidir. ama sonlu (çünkü entelektüel içe doğma yoktur) olduğu aşkın bir alanı böylece açığa çıkarmakta. bu. Söz felsefelerine izin vermiştir. İki yeni düşünce biçimini birbirleriyle bağlantılı olarak ortaya çıkaran şey. deneyin genel olarak bir x nesnesine olan ilişkisi içindeki bütün biçimsel koşullarını belirlemektedir. onları genelde mümkün kılan şey-344 Kelimeler ve peyler lerin cephesinde sorgulamaktadır: öznenin orada deneye asla teslim edilmemiş (çünkü ampirik değildir). temsillerin arasında düzene sokulmuş bir özdeşlikler ve farklılıklar tablosu kurulmasına izin vermiş olanıdır. Eleştiri bu anlamda. Aşkına yönelik bu 313 . VI. bu disiplinler. NESNEL SENTEZLER Buradan hareketle. yüzyılın Eleştirisi'nin içinde gelişti-receği şu Hayat. düzene sokulabilir temsillerin bu türdeş alanının XVIII. doğanın matemaükselleştirilmesinin veya mekanikleştirirmesinin onlara hükmettiği bir "model"e göre inşa edilmemişlerdir. Mathesis'in XVII. XIX. temsilin kaynağı ve kökeni olan her şeyi temsilin dışında sorgulamak isteyen başka bir metafiziğin olabilirliğine yol vermiştir. doğal tarih ve zenginlikler çözümlemesi gibi çeşitli ve tamamen ampirik alanların oluşumuyla bağlantılı olduğunu görmüştük. Ama aynı zamanda. aynı zamanda genel gramer. Hiç kuşkusuz. Bu biçimlerden biri.

bunlar. olguları toplamakta ve ampirik çoğullukların apriori tutarhklannı bildirmektedirler. Deneyin olabilirlik koşullan böylece. Emek. canlıların örgütlenmesi. Birinci farklılık (aşkmhklarm nesne cephesine yerleşmiş olmaları olgusu). nesnenin ve varlığın olabilirlik koşullan içinde aranmaktadır. bilgilerin koşullarıdırlar. asla nesnelleştirilemeyen şu nesneler. aynı ânda hem aşikâr hem de görülmez olan şu görülebılırlıkler. kendini kendiliğinden onların birliğinin temeli olarak işaret eden şeydir. tıpkı aşkın Diyalektikteki Fikir'in olduğu gibi. ama ondan gene de iki esas noktada farklılaşmaktadırlar: nesne cephesine ve bir bakıma onun da ötesine yerleşmektedirler. bizzat orada temsil edilmekte olan varlık cephesinden sorgulamaktadır: bu. şu anki bütün temsillerin ufkunda. canlı varlıkların. bizzat deneyin olabilirlik koşullarıyla özdeşleştiril-mektedir. dil biçimlerinin nesnel bilgisini mümkün kılan bir o kadar "aşkınlık" olarak ortaya çıkmaktadırlar. aşkın bir felsefenin ihdas edilmesiyle bağlantılıdır. üstelik aposteriori gerçeklikler ve bunların sentezinin ilkelerine ilişkin olmaktadırlar -mümkün her deneyin apriori sentezinin ilkelerine değil-. hayat ve dil. Kendi var-hklannın içinde bilgi dışındadırlar. Kant-öncesi kronolojilerine rağmen. temsiller arasındai ilişkinin koşullarını. sentetik olan başka bir düşünce biçimi. deney nesnelerinin olabilirlik koşulları. herhalde sonsuz olan bilgi ödevini talep etmektedirler. konuşma iktidarı. oysa aşkın düşüncede. Şeylerin değeri. fakat bizatihi bundan rürü. Kant tarafından keşfedilen Temsilin Sınırları 345 aykırı bir alana denk düşmektedirler. üretim yasalarının. işte deneyimizin dış sınırlarında kol gezen bu biçimlerden itibaren bütün temsillerimize kadar gelmekte ve bizden. fakat bu çoğullukların esrarlı gerçekliği. gramatikal yapı ve dillerin tarihsel yakınlığı. "eleştiri öncesi" olarak gözüken bu metafiziklerin doğumunu 314 . asla tamamen temsil edilebilir olmayan şu temsiller.açıklığın karşısında. Hayat. hayatın kuvveti. düzeni ve bu düzenin bilinecek şeylerle olan bağını bütün bilgilerden önce oluşturan bir varlığın içinde temellendirmekledirler. kendini bize sunan ve bize doğru ilerleyenin ku-rucuları oldukları ölçüde geri çekilen şu gerçekliklerdir: emek gücü. dil ve iktisat bilimlerinin yeni pozitifliği.

o zamana kadar formüle edilmeden. pozitivizmler meşruluklarını bilinemez zemin ile bilinebilirin rasyonelliği arasındaki paylaşımın içinde bulacaklardır. ve bunun tersine.açıklamaktadır: nitekim. Kantçılığın ilk felsefi saptamasını yaptığı. İkinci farklılık (bu aşkınlık-larm aposteriori sentezlere ilişkin olmaları olgusu). modern episteme'yt özgü belli sayıda düzenlemeye bağlıdır. varlığın temsile nazaran şu mesafesinden hareketle. saldırı noktalarını pozitif bilgilerin haznesinin içinde (ve özellikle. nesnelerin yüzeysel bilgimize oradan itibaren geldikleri şu asla nesnelleştirilemeyen tabanın metafizikleri. özler değil de. varlıklar değil de. Batı düşüncesinin kurucu unsuru olmuştur. 346 Kelimeler ve Şeyler ve diğer yanda. yasalar. Her şeyden önce.temel bir korelasyon kurulmaktadır: bir yanda nesnenin metafizikleri veya daha da kesin olarak. XIX. ekonomiyi ve filolojiyi özgürleştirebılecek olanlarınkinın içinde) bulacaklardır. Böylece. eleştiriden hareketle -veya daha doğrusu. cevherler değil de. Bu zıtlığın iki teriminin birbirlerine nasıl destek ve güç verdikleri görülmektedir. İstek. bizatihi pozitif bir bilgiye sunulmuş olan şeyin gözlemini yükleyen felsefeler. Tanrı. arkeolojik olabilirliği içinde. Hayat) gelişmektedirler. bu metafizikler kendilerini aşkın özenlilik düzeyinde ifşa edebilecekleri halleriyle bilgi koşullarının çözümlenmesinden uzaklaşmakta ve ancak temsil alanının önceden sınırlanmış olması ölçüsünde mümkün olabilen nesnel aşkınlıklardan hareketle (Söz. olgular. demek ki bu metafizikler. bir "po-zitivizm"in ortaya çıkmasını açıklamaktadır: rasyonelliğe ve bağlantısı gün ışığına çıkarılması mümkün olmayan nesnel bir temele dayanan koskoca bir olgular tabakası deneye sunulmuştur. Eleştiri-pozitivizm-nesnenin metafizik üçgeni. Demek ki. kendilerine görev olarak yalnızca. biyolojiyi. düzenlilikler tanınabilir. bizzat eleştirininkiyle aynı arkeolojik zemine sahiptirler. yüzyılın başından Bergson'a kadar. artık yalnızca iç çözümlenmesinin farkına varamayacağı şu ampirik alanların su yüzüne çıkmalarına bağlıdır. "zemin" veya "aşkın" metafizikleri. 315 . Böylesine bir örgütlenme.

epistemolojik olarak farklılaşacaklardır. niteliksel bilimleri evrensel bir mathesls'in içine yerleştirmekteydi. biçimselleşürmek ve belki de matematikselleştirmek yönündeki girişim. biçimsel ve saf bilimler. Buradan da. öte yandan. yüzyılın başından itibaren kavranmaya 316 . temsillerin bağı şimdi bizatihi onları çözen hareketin içinde kurulmadığından. mantığa ve matematiğe ilişkin tümdengelime! bilimler alam olacaktır. özellikle XIX. XVIII. tümevarımın ampirik yöntemleri üzerindeki düşünce ve hem onları felsefi olarak temellendirmek hem de biçimsel bir açıdan meşrulaştırmak üzere sarf edilen çaba. Demek Temsilin Sınırlan 347 ki. tümdengelımci biçimleri ancak parçalar halinde ve yerleri sıkı sıkıya belirlenmiş bölgelerde kullanan ampirik bilimler alanının koptuğu görülmektedir. var olmadan kalmış olan bir tema ortaya çıkmıştır. ekonomi. yüzyılın sonunda. bir aposteriori bilimler. bir apriori bilimler. analitik disiplinler senteze başvurmak zorunda olanlara nazaran. Bölünmez bir episiemolojik alan oluşturma konusundaki bu girişimlerin karşısında. bir olanaksızlığın düzenli aralıklarla öne sürülmesi bulunmaktadır: bu olanaksızlık ya hayatın indirgenmesi mümkün olmayan bir kendine özgülüğüne (bu kendine özgülük. biyoloji ve son olarak da bizzat lengüistik alanlarım saflaştırmak. başka bir düzeyde yeniden bulma gibi bir epistemolojik kaygının ortaya çıkması sonucunu vermiştir.ve gerçeği söylemek gerekirse. bir mathesis tasarısının gerçekleş-mesine tek başlarına yetmişler gibidir. Burada paradoksal olan bir şey yoktur: temsillerin özdeşliklerine ve farklılıklarına göre çözümlenmesi. mathesis ile evrensel düzen biliminin birbirlerinden ayrılmalanyla kaybedilmiş olan birliği. Oysa bu paylaşım. bilimler üzerindeki modern düşünceyi karakterize eden bazı çabalar kaynaklanmıştır: bilgi alanlarının matematikten hareketle sınırlandırılması ve en karmaşık ve en az kesin olanına doğru tedricen gidebilmek üzere ihdas edilen hiyerarşi. temel ve yeni bir paylaşım meydana gelmiştir. Sanki doğanın Galilegıl matematikselleştirilmesi ve mekaniğin kurulmuş olması. Klasik çağda gözlem bilimlerinin ve gramatikal bilgilerin veya ekonomik deneyin matematikselleştirilmesine çalışılmamış olması garip gözükebilir. sürekli tablolar içinde düzene sokulmaları.

bilgilerin sonunda birleşik hale gelmiş olan bir corpus'una ilişkin tasarıyı meşrulaştırmaktaydı. klasik düşüncenin kurucu unsurunun çok yakınında kalmaya devam etmekteydi- 317 . onların başarısızlıkları olarak adlandırılabilecek şeyin içinde. Modern episteme'nin ikinci bir karakterine daha değinmek gerekmektedir. bu girişimlerin sonuna varamaması veya doğmalarına neden olan amacı tam olarak gerçekleştirememelerinin pek bir önemi yoktur: bunların hepsi de. yüzyılın sonuna doğru sentez olanağını mekânından kopartan şu derin hareketin izini görmek gerekmektedir. klasik çağın bilgiye arkeolojik kaide olarak özdeşliklerin ve farklılıkların çözümlemesiyle evrensel bir düzene sokma olabilirliği vererek ihdas ettiği derin birliği. ya yansıyan ve tüm çözümleme değerleri ve tüm sentaks olanakları içinde yeniden oluşturulan bir dil. ya evrensel bir karakteristik. ama temeli bu yüzden bir değişime uğramaksızın. işte bu olaydır. Ampiriğin biçimselleştirilmesinin mümkün olduğuna veya olmadığına ilişkin karşılıklı veya eşanlı bu çifte iddianın içinde. Diderot ve d'Alembert. sırasıyla. ya da bilginin alfabetik veya analitik bir Ansiklopedisi edasına bürünmüştür. Böylece. yüzyılın ikinci yarısında tanımlamaya ve ölçmeye çalışılmıştır) dayanmaktadır. hiç kuşkusuz XVIII. aralıksız olarak ve çeşitli biçimler altında yeniden ele alınan. ampirik olanları da dahil. ya genel bir hareket bilimi. bu tasarı. ampiriğin her aceleci matematikselleştirilmesinin veya her saf biçimselleştirilmesinin neden "eleştiriöncesi" bir dogmatizm edasına büründüğünü ve düşüncenin içinde İdeolojinin bayağılığına bir geri dönüş olarak yankılandığını açıklayan da odur. Biçimselleştirmeyi ve matematikselleştirmeyi her modern bilimsel tasarının kalbine yerleş-348 Kelimeler ve Şeyler tiren. boşlukta asılı kalan ve sapmış eserlerinde. Descartes.çalışılacaktır) ya da her metodolojik indirgemeye direnen insan bilimlerinin kendilerine özgü karakterine (bu düzensizlik. olayların veya metinlerin görülebilir yüzeyinde dışa vurmaktadırlar. Klasik çağ boyunca. özellikle XIX. bilginin evrensel bir mathesis ile olan sabit ve temel ilişkisi. Leibniz.

ler. ampirik alanın toplamı 318 . Bir yandan. biçimsel alan ile aşkın alan arasındaki ilişkiler sorunu (ve bu düzeyde bilginin bütün ampirik içerikleri parantez içine alınmış-lardır ve her türlü geçerliğin uzağında kalmaktadırlar). yüzyılda klasik çağdakiyle ne aynı biçimlere. Fakat bu durumların her ikisinde de. Sorun Kant'tan itibaren tamamen farklı hale gelmiştir. ya bütün aşkın düşünceyi orada biçimselliklerin çözümlemesine indirgemeye uğraşıldığı ya da bütün biçimselliklerin olabilirlik zemininin aşkm öznelliğin içinde keşfetmeye çalışıldığı bir araştırma alanı açılmıştır. bir yana bırakılmaktadır) ortaya konulmaktadır. bütün deneylerin temellendikleri bölgeyi kavramak konusunda uygun görülmeyerek. düşüncenin en saf biçimlerininki de dahil. ya temdlendirmeye yatkm saf bir düşünce ya da ifşa etmeye ehil bir yeniden ele alış olarak kurmaktadır. evrensellik konusundaki felsefi düşünce gerçek bilgi alanıyla aynı düzeyde değildir. öylesine ki. Descartes'm veya Leibniz'in döneminde. bilgi ile felsefenin karşılıklı şeffaflıkları tamdı. özel bir düşünce tarzı gerektirmemek-teydi. soy açısından saf. sonra da. burası önce Hegel fe-nomenolojisiyle birlikte. Diğer felsefi açıklığa gelince. çözümlemenin saf biçimleriyle sentez yasalarını ayıran çizgi boyunca. ne aynı iddialara. sentezleri. ve öte yandan. biçimselin saf düzeni. bilgi artık kendini bir mathesis'in birleşik ve birleştirici zemini üstünde sergilememektedir. bilgi alanının birleştirilmesi. belli bir evrensellik hedefinin Descartesçı ve Leibnizci girişimlerin doğrultusuna yerleştiriyora benzediği iki girişim Temsilin Sınırları 349 dizisine can vermiştir. aşkınlık alanının tümünün. evrensel ve düşünceden boşaltılmış yasalardan çıkarsandığı Fichte girişiminde açığa çıkmıştır: bu yolla. felsefi düşünce kendini. Bu iki kopuş biçimi. Fakat biraz daha yakından bakıldığında. Felsefenin birinci biçimi. ne de aynı temellere sahip olmuştur/olabilmiştir. aşkın öznelliği ve nesnelerin varoluş tarzını temellendirmek gerektiğinde ortaya çıkan ayırım hattı boyunca. ampiriklik alanı ile bilginin aşkın temeli arasındaki ilişkiler sorunu (bu durumda. Mathesis'in birliği XIX. bilginin felsefi bir düşünce halinde evrenselleştirilmesi. yüzyıldan itibaren kurulmuştur: önce. XIX.

Nitekim. Ampirik içeriklere aşkınhk değeri vermek ve bir antropolojiye. sürdürmeye ve sonsuz netleştir-melerle açmaya olanağının olduğu ampirik içeriklerin üstü kapalı ufkuyla bağlamaya çalışmaktadır. insan ve sonluluk hakkındaki düşüncelere pozitif bir şekilde bağlanmışlardır. fenomenolojiden bile daha önce. aşkın öznelliği. XIX. kendilerini tam da bu aynı ampirik bilginin içinde sundukları halleriyle varoluşun somut biçimleri de oldukları bir düşünce tarzına hiç değilse sessizce yer vermeden. yani bilme hakkının sınırlarının (ve buna bağlı olarak bütün ampirik bilginin) aynı zamanda. bütün diyalektik girişimleri tehdit eden ve bunları her zaman tatlılıkla veya zorla bir antropolojinin içine yuvarlayan tehlikeden kur-tulamamaktadır. yani aynı anda hem ampirik. felsefe değeri ve işlevi alarak. kendini negatif bir şekilde soyutlamıştır. Fakat herhalde. ona kurucu bir öznelliğin tarafında doğru yer değiştirtmek kuşkusuz mümkün değidir. ampirik alanlar. Batı episteme'sinin başına XVIII. 319 . bir tek kendini oluşturmaya. hem de aşkın alan olarak ifşa eden bir bilincin içinde yeniden ele 350 Kelimeler ve Şeyler alınınca ortaya çıkmıştır. Husserl'in kendine çok sonraları yükleyeceği fenomenolojik görevin.kendini kendine zihin olarak. öznellik. somutu biçimselleştirme ve her şeye rağmen saf bilimler oluşturma tasarısını sürekli canlandırarak. yüzyılın sonunda gelen temel olayın en uzak ve bizim için kuşatılması en güç sonuçları. Husserl'in üstleneceği bu görev. biçimsel bir mantığın haklarını ve sınırlarını aşkın tipten bir düşüncenin içine demirlemeye ve öte yandan da. bütün ampirik bilgilere nazaran hem özerklik hem de hükümranlık kazanarak. olabilirliklerinin ve olanaksızlıkların en derin noktalarında. felsefeyi veya karşı-felsefeyi indirgeyerek. şu şekilde özetlenebilir: saf biçimler alanı. yüzyıldan itibaren oluşan haliyle Batı felsefesinin kaderine nasıl bağlı olduğu görülmektedir.

XVIII. Jussieu'nün ve Wilkins'in eserleri boyunca belirleneni-. Bir ilk aşamada -kronolojik olarak 1775-1795 yılları arasında kalan ve dış biçimi Smith'in. yüzyılın sonunda gün ışığına çıkartılmış olan. henüz soluk. modern düşüncenin kaderini veya yokuşunu hızla ikiye katlaması gerekirdi: Modern çağın eşiğinde oluşan bu düşüncenin tamamının kuşatılmasına değilse bile. sonunda tersine dönme noktasına ulaşabilmesi için. ama kendine rağmen parçalanmış zorunluğun hâlâ egemenliği altında bulunmasıdır. bizim çağdaşımız olan ve iyi kötü onunla düşünmekte olduğumuz düşüncenin. Dil olan şu "adeta-aşkınlıklar"ı oluşturma konusundaki bağlantılı. sentezleri temsil alanında temellendirme-nin olanaksızlığının ve nesnelliğin aşkın alanını açma ile bunun tersine. emek. bizim için Hayat. eşanlı. kökleri itibariyle ilişkindi. Bu zorunluğu ve bu olanaksızlığı tarihsel fışkırmaların ürkütücülüğü içinde ortaya çı-352 Kelimeler ve Şeyler kartmak için. çünkü ampirik bilgilerimizin tutundukları pozi-tifliklere bizatihi varlıkları. Emek. Hayat. çözümlemenin kaynağını böylesine bir açıklıkta bulan düşünce boyunca koşmasına izin vermek gerekirdi.boşlukta kalmıştır. Ancak. bizi sarmalaması-na ve söylemimize sürekli zemin olarak hizmet vermesine izin veren. YENİ AMPİRÎKLİKLER İşte. temsil çözümlemelerinin içine ve bu çözümlemenin şimdiye kadar kendini sergilediği tablo mekânına dahil edilmişlerdir -veya özel bir statü 320 . Dil 1. bir kısmının hâlâ bize kadar ulaşmasına. ama herhalde belirleyici olan bugünün bu netliği. olayın diğer yarısı -kuşkusuz en önemlisi. Bunun nedeni. Batı dünyasının episteme'smi derinlemesine ayıran ve ampiriklikleri tanımanın belli bir modern biçiminin başlangıcını bizim için soyutlayan bu kopuşun kronolojik sınırlarının çok ötesine geçtik. sözün.SEKİZİNCİ AYIRIM Emek. yerini belirlemenin söz konusu olduğu tarihsel olayın çok ötelerine geçtik. ve şimdi onu çözümlemek gerekmektedir. organizma ve gramatikal sistem kavramları.

Kendini ayınmlarrmn sürekli çerçevesiyle birlikte bakışlara sunan düzen. Hayat. işlevleri kuşkusuz henüz bu çözümlemeye izin vermekten. görülebilirden hareketle düzene sokulan bütün paylaşımların iyice uzağında yer alan bazı sentezlerin veya sistemlerin etkilerinden daha fazla bir şey değillerdir. artık bilgi için ince bir yüzey tabakasından başka bir şey meydana getirmemektedir. çerçevelediği ve tekrarını gösterdiği ilkel özdeşlikler. ne canlıların örgütlenmesi çözülen. bir mathesis'm olabilirliğiyle birlikte sergilediği ve bilginin güçlü yanını meydana getirmekte olan taxinomia -aynı ânda hem ilk olabilirliği hem de mükemmelliğinin tamamına erişi-. çözümlenen.içinde yeniden dahil edilmişlerdir-. öyleyse. açığa vuriEmeh. Fakat ne emek. sergilerken çözdüğü benzerlikler. ne gramatikal sistem. katedil-mesine izin verdiği sabitlik. Batı bilgi mekânı şimdi yana devrilmeye hazırdır. bütün varlıkların kendine özgü bireysellikleri içindeki dağılım biçimi olmaktan çıkan tablo. ayırımcı karakterlerin. karanlık bir dikeyliğin içinde yer alacaktır: bu dikeylik. büyük evrensel tabakanın. artık orada özdeşliklerin. algılanabilir düzenleri kuracak ve tcocino-mifl'nın bütün yatay açılımlarını. benzerliklerin yasasını tanımlayacak. sonuçların biraz da eklenti niteliğinde olan bölgesine doğru kaydıracaktır. Bundan sonra.sağlamaktan ibaretti. çözümleme alanının özerkliğini kaybetmemesi olanaksızdı. artık bir derinliğin üzerindeki yüzeysel bir parıltıdan başka bir şey değildir. bütün ilişkilerin matrisi. mümkün bütün düzenlerin yeri. komşulukları ve süreksizlikleri hükme bağlayacak. Batı kültürü böylece kendine. özdeşlikler ve farklılıkların kurulmasına olanak vermekten ve bir düzene sokma eyleminin aletini -niteliksel arşın (uzunluk ölçüsü) gibi. Dil 353 duğu komşuluklar. yeniden bileşen ve böylece kendini tam bir ikizlenmenin içinde temsil eden temsilin basit işleyişiyle tanımlanabilir veya sağlanabilirdi. mümkün bütün yol ve güzergâhlarıyla birlikte daimi 321 .

bilgi. herhalde bulamklaşmış ve karanlığından ötürü daha da koyulaşmış. bunların bağları. aklın bizzat kendinin kendini bir cins iç çözümlemeye tabi tutmasıyla. olayın diğer safhasıdır-. Sanskritçenin gramatikal sistemi veya canlılarda anatomik düzenlerle işlevsel planlar arasındaki ilişki veyahut da.olacaktır. bütün bunlar kendilerini bakışlarımıza artık. bütün bu bilgi tarzlarının yöntemlerini ta-zelemiş. bir yandan yeni bilinebilir nesneleri(sermaye 322 . bilen özne ile bilgi nesnesi arasındaki ince ve bölünmez varoluş olarak bilginin bizatihi kendidir. Görülebilir biçimler. nedensellik ve tarihin söz konusu olduğu bir derinlik icat etmektedir. ancak bu kendi içine çekilmiş. bilgi mekanındaki temel biçim olarak üretimin. arkeolojik düzeyde mübadelenin yerine geçmiş olmasıdır bu ikame ile. Bu ani değişimi. Bu durumda -bu. bunun nedeni. henüz bilinmeyen nesnelerin keşfine atfetmek yanlış -özellikle de yetersiz. Yüzyılın dönemecinde değişen ve telafisiz bir başkalaşım geçiren şey. birleşmiş veya bölünmüş. ancak onları zamanla birlikte kışkırtan bu yukarı bölgenin karanlığının içinde. bu zeminde saklanan güç tarafından telafisiz bir şekilde bir araya getirilmiş olan bu kalınlığın dibinden geçebileceklerdir. daha iyi biçimselleştirme modelleri seçmiş olmaları kısacası. Genel Gramerin filoloji doğal tarihin biyoloji ve zenginlikler çözümlemesinin siyasal iktisat haline gelmelerinin nedeninin. sermayenin ekonomik rolü gibi. kavramlarını rasyonelleştirmiş. pozitifliği içinde doğa ve biçim değiştirmektedir. takasın meydana getirdiği ideal ve ilkel konum kullanılmı-yorsa. kendi tarihsel öncellerinden uzaklaşmış olmaları olduğunu düşünmek de daha fazla doğru olmayacaktır. onları tecrit eden ve profillerini kuşatan beyazlıklar. ama kendi kendine daha da güçlü olarak düğümlenmiş. nesnelerine daha yakınlaşmış.tabloların değil de ilkel çekirdeklerinden itibaren geliştirilen ve ulaşılamaz nitelikte olan büyük gizli güçler köken. 354 Kelimeler ve Şeyler tamamen oluşmuş ve çoktan eklemleşmiş olarak sunacaktır. eğer üretim maliyeti incelenmeye başladıy-sa ve eğer değerin oluşumunun çözümlenmesinde artık. Şeyler bundan sonra artık temsile.

biyolojiye ilişkin olarak Cuvier'nin ve filolojiye ilişkin olarak da Bopp'un eserlerinde. o zamana kadar fark edilmez olan nesneleri (gramatikal sistemleri kıyaslanabilir olduğu dil aileleri) tanımlayan ve o zamana kadar kullanılmamış olan yöntemleri (sessiz ve sesli harflerin dönüşüm kurallarının çözümlenmesi) hükmeden Dil1 in geçmiş olmasıdır. temel bilgi biçimi olarak Hayat'm. bunun nedeni. eğer başka türlü olsaydı. yavaş yavaş inşa edilen kavramlar da görmemek gerekir Yeni bilimler ile tekniklerin o zamana kadar bilinmeyen nesnelerle olan ikincil ve türev ko-relasyonunu. yeni nesneleri (karakter ile işlev arasındaki ilişki gibi) ve yeni yöntemleri (kıyasların aranması) ortaya çıkarmış olma-Emek. hiç kuşkusuz arkeolojik tabakaların iyice derinlerine gömülmüştür: ama gene de. iktisada ilişkin olarak Ricardo'nun. ayarı değişime açık ve özsel bir nispiliğe tabi olacak olan ihtiyaç nesnelerinin mübadelesinde 323 . çatlağı olmayan birlikleri içinde destekleyenler. eğer Grimm ve Bopp seslerin birbirlerinin yerine geçmelerinin veya sessiz harflerin değişimlerinin yasalarını tanımlamaya uğraştılarsa. ayrıcalığını ona şeylerin değerleri arasında sabit bir ölçü konusunda tanınmış olan iktidara borçluydu. Bu temel tarzların oluşumu. bunun bazı işaretlerini ayıklamak mümkündür. Aynı şekilde. karşılaştırmalı anatomi yöntemleri kullanıldıysa. bu alanlarda sanki kendi ağırlıklarıyla ve özerk bir ısrarın etkisiyle. Hayat.gibi) ortaya çıkarmakta ve öte yandan da yeni kavramlar ve yeni yöntemlere (üretim biçimleri çözümlemesi gibi) hükmetmektedir. bilgi tarzı olarak Söylem'in yerine. Nihayet. bunun nedeni. bilginin temel tarzlarıdır. onları fazlasıyla uzun zamandan beri ihmal etmiş olan bir bilgiye dıştan dayatılan nesneler aramamak gerekir. Üretim. dil. hayat. RICARDO Adam Smith'in çözümlemesinde emek. emek. II. bu alanlarda. kendilerine özgü rasyonelliğe doğru ilerleyen bilimler boyunca ortaya çıkan yeni yöntemler sayesinde. Di! 355 sidir. eğer Cuvier'den itibaren canlıların iç örgütlenmesi incelendiyse ve bunu yapabilmek için.

Çev. Fakat bu özdeşlik nasıl meşrulaştırılabilir. 1882. neye dayandırüabihrdi? Emek bu ikinci anlamı içinde. yerini ve belirleyici önem in nedenini işte burada bulmaktadır. mübadele akımından geçen malların eşdeğerliliğini ölçebilmektedir: "Toplumların çocukluk çağında. ondan önce var olmayan ve olmaksızın ortaya çıkmayacak olan mübadele edilebilir değerleri biçimlendiren emek gücü olacaktır. bu zamamyla. Emek. Bu çözümleme. mallan taşıyan ve böylece. Hayat.eşdeğerlilik yaratılmasına olanak vermekteydi.bir aynılığa değilse. ekonominin işleyişi içinde emeğe önemli bir yer verme konusunda birinci değildir. Paris. sabit bir ölçü olarak kullanılamaz. şeylerin kökeninde yer alan bu faaliyeti birbirlerinden ilk kez kökten bir şekilde ayırmaktadır. bu zahmeti."1 Adam Smith'deki bu karıştırmanın kökeni. temsile tanınan önceliğin içinde yer almaktaydı: her mal belli bir emeği temsil etmekteydi. şeylerin mübadele edilebilir değeri veya bir başkası karşılığında bir nesneden verilecek miktarı saptayan kural. Toplu Eserler. yiyecek üreten. öte yand da maden çıkaran. 5. Ricardo'nun çözümlemesi. bu malların her 1 Ricardo. nesneleri imal eden. Fr. çünkü "karşılaştırılabildiği mal veya gıda ürünlerinin uğradıkları kadar değişime uğra-maktadır. İnsanların faaliyeti ile şeylerin değeri. böylesine bir rolü bir koşul karşılığında üstlenebilirdi: bir şeyin üretilmesi için 356 Kelimeler ve Şeyler gereken emek miktarının. girişimcilerin kabul veya talep ettikleri ve bedeli ücretle ödenen emek gücü. temsilin şeffaf unsurunun içinde birbirleriyle ilişki halindeydiler. eğer üretim faaliyeti olarak emek ile alınıp satılabi-len mal olarak emek arasında var olduğu kabul edilen -açık olmaktan daha fazla kapalı. Di! 357 ikisinin üretiminde kullanılan karşılaştırmalı emek miktarından başka bir şeye dayanmaz."2 Fakat Smith ile Rıcardo arasındaki farklılık 324 . s. ama kavramın birliğini kırmakta ve işçinin alınıp satılan bu gücü. ve her emek belli bir mal miktarını temsil edebilirdi. kuşkusuz Ricardo için de emek. bir yanda işçilerin arz ettikleri. bu şeyin mübadele süreci içinde satın alabileceği emek miktarına eşit olduğunun varsayıl-ması gerekmekteydi. Demek ki artık. Smith için olduğu gibi. Fakat.

birbirleriyle mübadele edilen değerler hâlâ bir temsil gücüne sahiptirler. 3. Ve bunun en iyi kanıtı. Değer bir işaret olmaktan çıkmıştır. sabit ve her yerde ve her zamanda mübadele edilebilir bir değer olması değil de. şeylerin değerinin. ve üretim teorisi bundan sonra hep dolaşım teorisini önceleyecektir. 24. bir ürün haline gelmişitr. sabit 325 . üretilmek isten-diklerinde onlara tahsis edilen emek miktarıyla birlikte artıyor olmasıdır. mübadele olabilirliği. bunun nedeni emeğin saptanmış. fiyatların yükselip düşeceği. ona tahsis edilmiş olan emek kadar ediyorlarsa veya en azından. Klasik düşüncede. bütün diğer malların (geçimlik için gereken gıda maddeleri de kendiliklerinden bunların içinde yer almaktadır) ortak birimi olarak hizmet edebilir. XVIII.şuradadır: birincisi için. ikincisi için. 358 Kelimeler ve Şeyler ederken (ve hatta. kökten yeni bir biçimde olan bir illiyet dizisinin ihdas edilmesidir. eşdeğerliliklerin toplam sistemi ve malların birbirlerini temsil etme konusunda sahip olabilecekleri yetenekten itibaren tanımlanamaz. emek geçimlik elde edilen işgünleri cinsinden çözümlenebilir olduğundan. s. Eğer şeyler. emek miktarı yalnızca emek birimleri halinde temsil edilebilir olduğundan değil. işbölümüne takas kıstaslarının hükmettiği Adam Smith'te bile böyleyken). üretimin artacağı. değerleri bu emekle orantılıysa. Bunlardan birincisi. Fakat bu gücü başka bir yerden her temsilden daha ilkel ve daha kökten olan ve bunun sonucu olarak mübadele tarafından tanımlanamaz nitelikte olan emekten almaktadırlar. "her değerin kaynağı" olmasından ötürü bir şeyin değerinin saptanmasına izin verir. Değer artık klasik çağda olduğu gibi. yüzyılda ekonomik belirlenmenin işleyişi bilinmekteydi: paranın nasıl kaçacağı veya akacağı. ticaret ve mübadele zenginlikler çözümlemesinin aşılamaz tabanı olarak hizmet 2 age. Buradan. emeğin üretim faaliyeti olarak öncelikle ve temelden. s. hangisi olursa olsun her değerin kökeninin emeğin içinde yer almasıdır. fakat bu değer. 3 age.3 Pazarlarda dolaşan. Ricardo'dan itibaren emeğe dayandırılmıştır. dikkat edilmesi gereken üç sonuç çıkmaktadır. emeğin ona karşı tamamen ayrı bir mal olarak mübadele edildiği ücret artışları veya azahşlarıyla değişmemektedir.

Her zaman dairesel ve yüzeyde yer alan bir illiyet söz konusuydu. bizatihi yukarıdaki olgudan ötürü. dizi halindeki birikim sürekli bir tarihsel zamanın olabilirliğini işe dahil etmektedir.I men boşlukta kalması biçiminde düşünüyor olmasına rağ. temsil unsurları temsil edilecek şeylere nazaran azaldıklarında düşü-yordu vb. daha önceden sarf edilmiş olan ve bu yeni üretime uygulanan emek tarafından belirlendiği için. Ricardo düşüncenin olabilirlik düzeyinde. Emek. bir tablo halinde dağıtılmak ve buradan hareketle bir 326 . sermaye ve gelirler. üretim biçimlerine bağlıdır: üretim. bu değerin oluşumuna dahil olmaktadır vs. Ricardo'dan itibaren temsile nazaran uzaklaştırılan ve artık tutunacak yerinin olmadığı bir bilgiye yerleşen emek. temsil eden unsurlar temsil edilen unsurlardan daha hızlı arttıklarında yükseliyorlardı. ileride göreceğimiz üzere. s. üretim.r. Her emek. 12. bazı durumlarda pahalı. değerin oluşumuyla temsil edilebilirliğini birbirinden ayırarak. Hayat. Ricardo'nun gelecek. Bir şeyin imali (veya haşatı veya taşınması) için gereken ve değerini belirleyen emek miktarı. fakat bütün bu hareketler. girişimcinin elinde bulunan ve fabrikasının tesislerine yatırdığı sermaye kitlesine göre değişecek-tir. ve bu yeni emek sarfı da kendi hesabına. diğer bazı durularda daha az pahalı olacaktır. klasik zenginlik çözümlemesinde tek başına rol oynamakta olan karşılıklı belirlenmeden ilk kez kopmaktadır. Dil 339 çimde maliyetini belirlediği bu yeni emeğe uygulanan bir sonuca sahiptir. kârlar) bütün şıklarda. Bu dizi halindeki birikim. şu veya bu bi-4 agt. fiyatlar. değerlerin birbirlerini temsil edebildikleri bir tablo mekânından hareketle tanımlanmaktaydılar. çünkü çözümleyen ile çözümlenen arasındaki karşılıklı güçlerden başka bir şeye ilişkin değildi. iktisatın tarihle eklemleşmesine olanak vermiştir.* men. teki evrimi fiilen bir yavaşlama ve nihayette tarihin tama. üretiminki olan büyük bir çizgisel ve türdeş dizinin doğduğu görülmektedir. kendine özgü bir illiyete göre örgütlenmektedir.kalacağı veya azalacağı açıklanmaktaydı. "Zenginlikler". bu maliyet (ücretler. çalışma sürecindeki bölünme derecesine. aletlerin miktar ve doğasına.4 Fakat.

Ve nüfus arttıkça. ve birinci olan.eşdeğerlilik sistemi kurmak yerine. ama zenginlik de vardır. çünkü toprak. XVIII. Klasik düşüncede nedret vardır. Hiç de daha az belirleyici olmayan ikinci sonuca gelince. insanların toprağın kendiliğinden verdikleriyle doyamayacak kadar kalabalıklaştıkları gün ortaya çıkmıştır. tarihsellik ekonomik varoluş tarzına nüfuz etmiştir (ve kuşkusuz uzun bir süre için). arlık eşanlı bir farklılıklar ve özdeşlikler mekânına değil de.S rı tarafından belirlenmektedirler. ama sosyetede dolaşan zenginler için elmas kıtlığı. Klasik çözümleme nedreti ihtiyaca nazaran tanımlamaktaydı: neureün ihtiyacın artması veya yeni biçimler kazanması ölçüsünde vurgulu hale geldiği kabul edilmekteydi. Ekonomi pozitifliği içinde. yüzyıl iktisatçıları -Fizyokrat olsunlar veya olma-360 Kelimeler vf Şeyler sınlar-. zamansal bir zincir halinde örgütlenmekte ve birikmektedirler: değerler. aç olanlar için buğdayın kıtlığı. bu da nedret kavramına ilişkindir. temizlenmek ve tarıma uygun hale getirilmek zorunda kalınmıştır. Ekonomik düşüncenin olaylar veya toplumlar tarihine daha açıklayıcı bir söylem halinde bağlanmasından önce. çünkü insanlar sahip olmadıkları nesneleri zihinlerinde canlandırmaktadırlar. çözümlenmelerine izin veren araçlara göre değil de. onu işleyenlerin sayısından daha fazla insanın ihtiyaçlarını karşılamak gibi harika bir güce sahipti. bu koşullar üretimlerine uygulanan emek miktarla. onları yaratan üretim koşullarına göre belirlenmektedir ve daha da y ötede. ardışık üretimlerin zamanına bağlıdır. hemen tüke-tilmeyen ve bu yüzden diğer nesneleri dolaşım ve mübadele içinde temsil edebilen nesnelerden belli bir bollukta üretmektedir. dünya tarihinde emek -yani ekonomik faaliyet-. insanların zihnindeki ihtiyaç ve ihtiyacın temsili değil de. diğer birçoğu da ölecekti. aslında yalnızca artan cimriliğinin sayesindedir. bu kıtlığın aşılmasında toprağın veya toprağın iş-lenmesinin en azından kısmen yardımcı olduğunu düşünmekteydiler: çünkü toprak. yalnızca ve sadece kökensel bir yetersizliktir: Nitekim. Ricardo bu çözümlemenin terimlerini tersine çevirmiştir: toprağın görünüşteki cömertliği. İnsanlık artık tarihinin her anında ölüm tehdidi altında çalışmaktadır: 327 . Geçimlik bulama-yan bazıları ölmüştür ve eğer toprağı işlemeselerdi. yeni orman parçaları açılmak.

aynı zamanda. insanın doğal sonluluğu üzerinde bir söylem gibi olan bir antropolojiye başvuracaktır. nihayet. dolaysız olarak daha az verimli işle-re girişmektedirler. sürekli ve temelli bir nedret durumudur: bizatihi kendi olarak hareketsiz ve küçük bir parçası hariç kısır olan bu doğanın karşısında. Böylece. XVIII. kendi ihtiyaçlarını ve onları giderebilen nesneleri kendine temsil eden değil de ölümün kaçınılmazlığından kurtulmak için hayatını geçiren. hayatın ölümle boğuştuğu şu tehlikeli bölgenin tarafında bulmaktadır. İkti-Emek. eğer çare bulunmaz-sa veya zorlama olmazsa hep artış eğiliminde olduğunu gösterdiği bir insan cinsinin biyolojik öncellerine atıfta bulunmaktadır. yüzyıl iktisatı ise. şu oldukça kaypak ele alışlar düzenine atıfta bulunmaktadır: nitekim. O sonlu bir varlıktır: ve sonluluk sorunu Kant'tan itibaren temsiller çözümlemesinden daha temelli hale geldiğinden (ikincisi artık birincisine nazaran ancak türev olabildiğinden). sonluluğa somut biçimler yüklemeye çabalayan bir antropolojiye dayanmaktaydı. Geçimliklere ulaşılmasının güçleşmesi ölçüsünde ölümün baskısının daha da ürkütücü hale gelmesiyle. çalışma bunun tersine yoğunluk olarak artmalı ve daha üretken hale gelebilmek için bütün araçları kullanmalıdır. Bizatihi bu 328 . Dil 36 L sat ilkesini artık temsilin işleyişinin içinde değil de. varlıklarını güvenceye alma olanaklarını bulamama tehlikesiyle karşı karşıya olan şu canlı varlıkların durumuna atıfta bulunmaktadır. iktisatı mümkün ve gerekli kılan şey. ve bunun tersine. daha çok sayıda. bütün mümkün düzenlerin genel bilimi gibi olan bir mathesis ile ilişkiliydi. Malthus'un Ricardo ile aynı dönemde. antropolojik denilebilecek. Hayat. Demekki. daha uzun me-safedelerde. insan hayatını tehlikeye atmaktadır. daha zor. kendilerini çerçeveleyen doğada. bu antropolojik oyuğa yerleşmektedir. eğer yeni kaynaklar bulamazsa yok olmaya mahkûmdur. insanlar çoğaldıkça. temel yetersizliği reddet-menin ve ölüme karşı bir ân için zafer kazanmanın yegâne yolunun çalışmada ve hatta bu çalışmanın güçlüğünde bulunduğunu işaret etmektedir.her halk. iktisat da Ricardo'dan itibaren az veya çok açık bir şekilde. XIX. İktisatın pozitifliği. yüzyıl iktisatı. tüketen ve kaybeden kişidir. Homo occonomicus.

iktisatın evrimine ilişkin olmaktadır. bütün iktisatçıların toprağa özgü bir verimliliğin işareti olarak gördükleri toprak rantı. Öyleyse. verimli ve zengin topraklarda-kinden daha yüksektir. ancak tarımsal çalışmanın giderek daha zor ve giderek daha az "rantabl" hale gelmesi ölçüsünde vardır. elde edilmeleri çok güç olan bu gıda maddeleri.yorumlama-manın gerektiğini göstermektedir. Bunun tersine. Ricardo'dan itibaren değeri üretim maliyetinden hareketle çözümlemiş olan bir ıktisatın ilk ataları olduklarına inanılacaktır. Marjinalistler. demek ki. Quesnay ve Condillac'ı eşanh olarak mümkün kılan dış biçimden çıkılmış. ve aynı şekilde. çoktan "psikolojist" olduklarına inanılacaktır. ya daha derin sürüm yapmanın ya daha geniş alana tohum atılmasının ya da daha fazla gübre gerekmesinden kaynaklanmaktadır. Öte yandan. arzu. doğanın özsel cimriliğini onun verimliliği olarak —üstelik hep artan bir verimlilik. eğer insanlığın bir bölümünün açlıktan ölmesi istenmiyorsa. Nüfusun kesintisiz artmasının daha az verimli topraklarda tarım yapılmasını zorlamasıyla. Ricardo. yarar kavramını tam burada arayacaklardır.geri çekilmektedirler. ihtiyaç. Condülac'ın veya Graslin'in veya Forbonnais'nin değeri ihtiyaçtan hareketle çözümleme-362 Kelimeler ve Şeyler lerinden ötürü. yüzyılın ikinci yarısında. genel buğday 329 . Bizzat Adam Smith'e5 kadar. iki veya üç kez daha az emek şartıyla elde edilmiş olanları da dahil. işte XIX.olgudan ötürü. bu sonuncu ekim alanlarındaki üretim maliyeti. bunları birbirlerine atıf yapmadan ayıran başka bir epistemolojik düzen içine girilmiş olunacaktır. Gerçekte ise. öznel küre cephesine -aynı dönemde psikolojinin nesnesi haline gelmekte olan bölgeye. bilgiyi temsiller düzeni üzerinde temellendiren şu episteme'nin saltanatından kurtulunmuş ve temsil edilen bir ihtiyaçlar psikolojisiyle doğal bir sorumluluk antropolojisini. Fizyokratların. Nihayet sonuncu sonuç. diğer topraklardan elde edi-lenlerinden daha az gerekli değillerdir. bu yeni buğday üretim birimleri daha fazla emek gerektirmektedir: bu.

üretim. s. Klasik düşünce ise. Recherchei sur la richesse des natıons. eğer bir sınıra doğru gidilmeseydi. barınması. Emek. mübadele edilirken. Toprak rantı cömert bir doğanın değil de. nüfus sabitleşecektir. taşlaşmasının ve kısa bir süre sonra da taş gibi hareketsizliğinin düşünülmesine izin veren şey. uygulamada işçinin giyinmesi. yüzyıldan itibaren Tarih'in fakirleşmesinin. Tarih (emek. iktisat için hep açık. çünkü ücretin minimum geçimlik harcamaları karşılaması gerekir. fakat gene bu aynı nedenden ötürü reel ücret. Buna karşılık. birikim ve reel maliyetlerin artması). her unsur nispi yüzeyinden kaybetmekte. Paradoksal olarak. iktisatın içine Ricardo tarafından dahil edilen bu tarihselliktir. ama yeni unsurlarla ilişkiye girmek-364 Kelimeler ve Şeyier leydi. endüstri kârları bir noktadan sonra o kadar düşük olacaklardır ki. düzene girerken oluşturdukları düşünülen tablo istediği kadar büyüsün hep aynı tablo olarak kalmaktaydı. bu gelirler de artık sabitleşebi-leceklerdir. Ve sonuçta. Dil 363 mesi kolay topraklar. nüfusun ve üretimin birikimli zamanıdır. önce ekileninden daha verimsiz yeni toprakları tarıma açmak gerekmeyecektir: toprak rantı tavana vuracak ve artık endüstri gelirleri üzerindeki geleneksel baskısını uygulayamayacak. tarihin bu hareketsizleşmesine izin veren şey. hep değişken bir gelecek düşünmekteydi. XIX. nüfus artmakta. ama fiili durumda uzaysal tipten bir değişim söz konusuydu: zenginliklerin kendilerini sergilerken. Hatta. tarımsal fiyatlar ve onlarla birlikte toprak rantları yüksel-mektedir. işlen-5 Adam Smith. bu cimrilik her gün biraz daha fazla hissedilir hale gelecektir: nitekim. Hayat.fiyatı en verimsiz topraklardaki üretimin maliyeti tarafından belirlenecektir. yani belirsiz bir zaman için-. kazançları artıracak-lardır. ilave ücretler olmaksızın. girişimcilerin kârı. Öte yandan. sonsuza kadar düşerdi: nitekim. yeni işçi çalıştırmak mümkün olmayacaktır. İnsanın sonluluğu belirli olacaktır -ebediyen. Cinsin ilkel sınırlarının ve bedenin dolaysız ihtiyaçlarının iyice uzağma giden. giderek daha fakir topraklar işlenmeye başlamakta. beslenmesi için gerekenlerin üzerine çıkamaz. Bunun sonucu olarak. tedrici ataletinin. toprak rantının artması ve işçi ücretinin sabit kalması ölçüsünde düşecektir. sahiplerine buraları yüksek bir bedel karşılığında kiralama olanağı vererek. Tarih ile antropolojinin karşılıklı olarak hangi rolleri oynadıkla-rı görülmektedir. emek gücü artık artamayacak. 190. tşçinin nominal ücreti de bu baskının altında artabilir -artmalıdır-. 330 . cimri bir toprağın sonucudur. ancak doğal varlık gibi olan insanın sonlu olması ölçüsünde vardır. L.

hiç kuşkusuz insanlığın sonluluğunun içinde barınmaktadır. görünüş olarak ortaya çıkan durum hariç-. üretim maliyetleri de yükselmektedir -yani. tek bir biçim halinde tam olarak çakışacaklardır. bir cins büyük bir telafi mekanizması gibi işlev görmektedir. ama eğer insanın temel sonluluğu ele alınacak olursa. mahkûm olduğu nedreti aşmasına izin vermektedir. Böylece. Bu durumda nedret kendi kendini sınırlandıracaktır (nüfusun sabitleşmesiyle) ve emek ihtiyaçlara tam uyarlanacaktır (zenginliklerin belirli bir dağılımıyla) sonluluk ve üretim artık. ölümüne daha da fazla yaklaşmaktadır. aynı zamanda sonluluk tarafından daha da aceleci hale getirilmekte. doğayı sahiplenmekte mesafe kazandıkça. durmaktan. insan dünyanın merkezine yerleştikçe. en azından sessizce eşlik etmeye hiç ara vermeyen sonluluk. Tarih. Birinci çözümde (Ricardo'nun "kötümserliği" tarafından temsil edilmektedir). Bu yoksunluk her gün daha da arttığından. onu daha tehlikeli kıldığı ve eğer deyim yerindeyse onu kendi olanaksızlığına yaklaştırdığı görülecektir. Böylece hayat ve ölüm yüz yüze. insanın. ama onunla birlikte ve aynı hareketin içinde olmak üzere. kendi ekseni üzerinde bir ân titreşmekten ve ebediyen hareketsiz kal-maktan başka bir şey yapamaz. Tarihin antropolojik konumunu giderek artan bir şekilde dramatikleştirdiği. 331 . sonuçta başlangıçtan beri olduğu şeyi onaylayan bir hareketsiz durumuna tedricen ve giderek vurgulu hale gelen bir yavaşlıkla kavuşmaktadır ya da bunun tersine. bütün nüfus fazlası yok olacaktır. Üretim artık açığı kapatamayacaktır. insanın kendi başlangıç sınırlarının dışma çıkmasına izin vermemektedir -sınıra en yüzeysel anlam verildiğinde. ama burada pozitif ve kabartılı bir biçim olarak gözükmektedir. Di! 365 karşısında. Tarih böylesine uçlara temas ettiği ânda. onu elde eden işçinin gıdası kadar bir maliyete sahip olacaktır) dengelenemeyen bir ân kaçınılmaz olarak gelecektir. emeğin ürettiği yiyecek tarafından (bu artık. Fakat bu durum iki tarzda meydana gelebilir: ya zamanın sonsuzluğu içinde hep ona doğru yürüdüğü şey. çalışma daha yoğunlaşmaktadır. üretim mutlak rakamlarla artmakta.fakat uygarlıkların bütün evrimine. aynı nesnenin üretimi için gereken emek miktarı-. Tarih antropolojik belirlemelerin Emek. Hayat. o zamana kadar sürekli olarak olduğu şeyi sildiği ölçüde sabitleşebildiği bir altüst oluş noktasına ulaşmaktadır. hareketsiz ve sanki her ikisi de zıt bir hareket tarafından güçlendirilmiş gibi. Bütün ilave emekler gereksiz olacaktır.

Tarihin antropolojik sonlulukla ilişkisinin şifresini ters yönde çözmektedir. kendi kendinden kaçabileceği bir marja. İkinci çözüm (Marx tarafından temsil edilmektedir). ücretler üzerindeki sürekli baskı. Diğerlerinin doğaya ve şeylerin kendiliğinden düzenine atfettikleri şeyde. tarih artık. Öylesine ki. üretim fazlalığı. Böylece. Tarihin büyük erozyonunun altında onu kendinden gizleyebilecek her şeyden ayıklanacaktır. Tarih. onu kendi üzerinde durduran şu ger-366 Kelimeler ve Şeyler çekliğe kadar götürmüş olacaktır.birbirlerinin tam karşısına konulmuş olacaklardır. bu çalışmayı gerçekleştirenlerin elinden telafisiz bir şekilde kaçmaktadır: bunlar. nihayet saflığı içinde görüleceği şu sınır nokta'ya kadar götürülmüş olacaktır. insan. Tarihin var olma koşullarının sınırında tuttuklarının sayısı sürekli artmakta ve bizatihi bu olgudan ötürü bu koşullar sürekli daha narin hale gelerek. ihtiyacın. Tarih burada negatif bir rol oynamaktadır: nitekim. kendine bir gelecek oluşturmak üzere sarf edeceği bir çabaya sahip olmayacaktır. bu tükenme uzun. artık gelecekteki insanlara sunulacak yeni topraklar olmayacaktır. antropolojik çıplaklığını bir miktar bulandıran ve bu çıplaklığın zamanın vaatlerinden ötürü ıskalanmasına neden olan bütün olanaklarını tüketmiş olacaktır. açlığın ve çalışmanın ne olduğunun çıplak deneyinden geçmektedir. ihtiyacın baskılarını vurgulu hale getiren. emeğin üretimi zamanla birikerek. emek piyasasını daraltmakta ve işsizliği artırmaktadırlar. yoksunlukları artıran. ama zorlayıcı yollardan geçerek olacaktır. sermaye birikimi. insanının sonluluğunun. değerin kendilerine ücret olarak gelen parçasından sonsuz derece daha fazlasını üretmekte ve böylece sermayeye yeniden emek satın alma olanağı vermektedirler. İşte bu nedenden ötürü. bizatihi varoluşu olanaksız kılacak olan duruma yaklaşmaktadırlar. firmaların ve kapasitelerin gelişmesi. Sefalet yüzünden ölümün uçlanna sürüklenen koskoca bir insan sınıfı. hep daha fazla çalışmaya ve üretmeye zorlayan odur. ama kaçınılmaz. insanları kendilerine yaşamak için gerekenden ve bazen de biraz daha azından daha fazlasını elde edemeden. onu düzeltmek üzere insanın özünün bu gerçekliğini 332 . Tarih insanı. bunlar bir tarihin sonucunu ve bir biçime sahip olmayan bir sonluluğun yabancılaşmasını teşhis etmeyi bilmektedirler.

onun sonluluğunun pozitif biçimini -maddi gerçeği nihayet serbest kalmaktadır. şimdiye kadar cereyan ettiği haliyle Tarihin iptali veya tersine çevrilmesiyle mümkündür: artık ne aynı biçime.ele gelir hale getirmektedir. kuşkusuz pek o kadar önemli değildir. Marksist okumaya göre ise. her arkeolojinin 333 . kuşkusuz kolaydır. onu yücelterek karşılayan (çünkü ona yer açan tam da oydu) ve onun da bunun karşılığında rahatsız etmeye ve özellikle bozmaya niyetinin olmadığı (bir parmak bile bozmaya niyeti olmamıştır.ele alabilirler -ve bunu bir tek onlar yapabilir-. bu çatışmanın ve bu taslağın olabilirlik koşulu tüm Tarih'in ele alınması değil de. ne de hatta aynı akış tarzına sahip olacak bir zaman. dolu. yüzyıl düşüncesinde. Böylesine bir tercih sistemi. tıpkı sudaki balık gibidir: yani onun dışındaki hiçbir yerde nefes alamaz. hiçbir gerçek kopuş getirmemiştir. Tarih Ricardo'ya göre. iktisatm onları nedret ve emek kavramları boyunca ihdas ettiği halleriyle antropoloji ile Tarih ilişkilerini kat etmenin iki mümkün biçiminden daha başka bir şeyi temsil etmemektedir. Fakat bunlar. Ricardo'nun "kötümserliği" ile Manc'm devrimci vaadi arasındaki alternatif. neden bazılarının birinci çözümleme tipini ve diğerlerinin de ikincisini seçtiklerini kanaat düzeyinde anlamak. çünkü bütünüyle ona dayanmaktadır) bir epistemolojik düzenin içine. nihai bir hareketsizliğe ulaşılıncaya kadar doldurmaktadır. sakin. Batı bilgisinin derin düzeyinde. Hayat. Tarih insanı emeğinin sahipliğinden çıkararak. antropolojik sonluluk tarafından düzenlenen ve sürekli bir yoksunluk tarafından dışa vurulan oyuğu. Gerçek tercihlerin nasıl dağıldıkları. Marxizm XIX. "Burju-va" iktisat teorilerine karşı çıkıyorsa ve bu karşı çıkışın içinde onlara karşı Tarih'in kökten bir tersine dönüşünün taslağını ortaya koyuyorsa da. Marksizm. türev farklılıklardan ibarettirler. Emek. işte ancak bu gerçekleştiğinde baş-layabilecektir. Bu ancak. hiçbir güçlük olmadan yerleşmiştir. Di! 367 Fakat. bütünü itibariyle kanaatlerin incelenmesi düzeyinde yer alan bu soruşturmaya mensup olan. ne aynı yasalara. rahat ve inan olsun bir zaman için (kendininki) memnuniyet verici bir biçim olarak.

yüzyıl düşüncesi için başat şebekelerden birini tanımayan bir biçime göre birbirlerine mensupturlar. XIX. sivri ve hassas mevcudiyetinden henüz kopartılma-mış olmak zorundaydılar. zincir-lenmenin ve oluşun üzerinde meydana getiriliyor olmasıdır: vaat edilen günbatımıyla birlikte çözülmenin gölgesi düştüğünde. kendine özgü farklılıkları. Dil 369 luğun içine hapsedilmiş olacaktır. yabancılaşma kaynaklarıyla birlikte antropolojik bir sonlu-Emek. yüzyılın başında hem iktisadın tarihselliğinin (üretim ilişkileriyle bağlantılı olarak). her şeyin komşulukları. Örneğin. dünyanın tazeliğinin. tamamlanış ütopyalarını nasıl canlandırdığı bilinmektedir. bilginin artık tablo tarzının üzerinde değil de dizinin. Esas olan. takvimlerin zamanı sürebilir. Hayat. Oluşun akışı. bu sonluluk da bu akı- 334 . Tarihin yavaş erozyonu veya şiddeti. taşlaşmış hareketsizliği içinde. daha çok bir köken düşü olarak işlev görmekteydi: bunun nedeni. Tarih. çünkü tarihsellik insanın özüyle tam çakışmış olacaktır. hem de insan varoluşunun sonluluğunun (nedret ve emekle bağlantılı olarak) yer aldığı bir bilgi düzeninin -ister sonsuz yavaşlama. Ütopya XIX. XIX.yerini kesin bir şekilde belirleyebileceği ve bur-368 Kdımehr ve Şeyler juva ekonomisiyle devrimci ekonomiye eşanh olarak aynı tarzın üzerinde hükmetmiş olan bir olayın ele alınmasıdır. dolaysız eşdeğerlilikleriyle kendi yerinde olacağı bir tablonun ideal sergilenişini sağlamak zorunda olmasaydı. Bu ikisinin tartışmaları istediği kadar bazı dalgalara ve su yüzeyinde bazı kıpırtılara yol açmış olsun: bunlar çocukların havuzunda kopan fırtınalardan ibarettirler. isterse kökten tersine dönüş olsun. bu düzenin hümanizmalarm yorgun iyi niyetini canlandırma konusunda oynadığı rol. temsil ettiklerinin canlı. insanın antropolojik gerçeğini dışa sarkıtacakur.oluşmuş olmasıdır. bütün dram. antropoloji ve oluşun boşlukta olması. temsiller bu ilk ışığın altında. unutma. Ütopya klasik düşüncede. sonuna ilişkindir: bunun nedeni. bu zaman boşalmış gibi olacaktır. yüzyılda. zamanın başlangıcından çok.

onu bütün muhtemel tasniflerin ötesinde. Ve tıpkı Ricardo'nun emeği ölçü olma yükünden azat ederek. yangını bizim için her halü kârda Nietzsche çıkarmıştır. ama onu geri dönüşün sonsuzluğunun içinde eğmek için. son bir kez parıl-datmıştır. karakterlerin bağımlılığı kuralını icat etmiştir. herhalde çağdaş düşüncenin mekânı olacak yerin açıldığı görülmektedir. CUVIER Jussieu. üretimin genel biçimlerinin içine soktuğu gibi Cuvier de6 karakterlerin bağımlılığını taksinomik işlevinden kurtararak. onu Tanrının ölümü ve sonuncu insanın başıboş dolaşması haline getirmek için yeniden ele almıştır. ama üstinsanın devasa sıçrayışını ortaya çıkarmak için. tıpkı Smith'in şey370 Kelimeler ve $eyltr lerin doğal fiyatını eşdeğerliliklerin işleyişi içinde ihdas etmek üzere emeğin sabit değerini kullanmış olması gibi. Tarihin sonu konusundaki büyük düş.şın içinde. yüzyıl düşüncesinin içinde düzene giren ve onun arkeolojik şebekesini meydana getiren unsurlar tarafından istediği kadar terimi terimine yeniden ele alınsınlar. ve XIX. Tarihin sürekli büyük zincirini de yeniden ele almıştır. bir yöntem kadar sadık ve bir sistem kadar sağlam bir sınıflandırma kurma tasarısı içinde. ve sonuncu yangını mı canlandırdığı. III. kemikleşmiş kalıntılarıyla resmettikleri garip ve belki de olanaksız çehrelerin bütün bu sabit biçimlerini bu yüzden tutuşturmaktan geri kalmamaktadırlar. aşkınlık dışa vurumunu bulmaktadır. bütün bunlar XIX. antropolojik sonluluğu da yeniden ele almıştır. üstinsanın kaçınılmazlığı. Bu düzen uzun süre zorlayıcı olmuştur. Diyalektik ile antropolojinin karma vaatlerini yaratmamızdan önce. Tanrının ölümü. Sonluluk kendini gerçekliğiyle birlikte zaman'm içinde teslim etmektedir ve böylece zaman sonlu olmaktadır. belli düşüncelerin ütopyasıdır. Zamanların sonunu. canlı varlıkların çeşitli örgütlenme düzlem-lerinin içine 335 . yüzyılın sonunda Nietzsche onu tutuşturarak. büyük yılın vaadi ve dehşeti. onu bütün mübadelelerin ötesinde. yoksa şafağı mı işaret ettiği henüz bilinmeyen bir ışığın içinde. tıpkı kökenlere ilişkin düşün tasnifçi düşüncelerin ütopyası olması gibi.

1962. bu işlevler nispeten az sayıdadırlar: solunum. uyarlanma postülasmı olduğu kadar. hareket. Organ. hem yapısıyla hem de işleviyle tanımlanmaktaydı. Paris.ve organın düzenini işlevin hükümranlığına bağımlı kılmıştır. Geoffroy Saint-Hilaire bu kaymayı ve tersine dönüşü şu şekilde anlatmaktadır: "Örgütlenme. Öte yandan. Paris. Yapıları birbirlerine bağımlı hale getiren iç bağ. 138. Emek. dikkati "organların kendilerinden çok işlevlere" yöneltmek gerekir. Th. Kars. Dil 371 yordu-."7 Canlı varlıklar alanı bu kavramın ve o zamana kadar doğal tarihin çerçevelenmesi (türler. klasiklerin çözümlemesinde. dolaşım. 336 . en azından bağımsızlığını iptal etmektedir: "önemli bir organ-daki her şeyin önemli olduğuna" inanmak hatadır. büyüklük. bizatihi korelasyonların temeli haline gelmektedir. onları sağladıkları işleve götürmek gerekir. artık yeni bir varoluş tarzı kazanmaktadır. ikincisi belirlenebilir'i bildiri-6 Cuöier üzerinde dikkat çekici bir inceleme: Daudin. La Vie et Voeuvre d'E Geojjroy SaintHüaire. ama birbirlerine nazaran bağımsız kalıyorlar-dı -birincisi yararlanılabilir'i. işlevi organa nazaran taşkın hale getirmiş -hem de geniş ölçekte. . Öylesine ki. bakışın bireylerin bedenlerinde dolaştığında eklemleştirebildiği ve organlar denilen şu unsurlar veya şu ayrı unsur grupları yer almaktadır. bakışa sunulmuş olan her şey. . Ve ilk sırada. Organın bireyselliğini değilse bile. yapılar. düzen ve sayı) tüketici bir şekilde okunabilen.8 organları değişkenleriyle açıklamadan önce. bağımsızlık postulasını da kaldı-rarak. birçok biçim alabilen soyut bir varlık haline gelmiştir. Cahn. iki girişli bir sistem gibiydi: bu iki şifre çözme biçimi tamamen örtüşüyordu. organlar) boyunca ortaya çıkabilen her şeyin çevresinde dönmektedir. Hayat. artık yalnızca sıklıklar düzeyinde yer almamakta.sokmuştur. 1930. bireyler. Cuvier işte bu düzeni altüst etmiştir. ya oynadığı role göre (örneğin üreme) ya da morfolojik değişkenlerinden hareketle (biçim. sindirim. Lrs Classes zoologiques. s. cinsler..

yapıların göze görünür çeşitliliği artık bir değişkenler tablosunun arkasında değil de. işlevin aşikâr görülemezliğine geçiş tarafından oluşturulmaktadır. organ işlevle olan ilişki içinde ele alındığında. biyoloji gibi bir şey. ama gene de hayvanlar âleminin bütününde mevcut olan ve genel olarak solumaya yarayan organın iki çeşididirler. fakat bunlar yalnızca işlevlerin belirlenmesine yaramaktaydı. hakiki olmayan. 372 Kelimeler ve pe Aristoteles tipi kıyaslar yeniden ihya edilmiş olmaktadır: solungaçlar su içindeki solunum için ne ise. ancak Aynı ve Başka tek bir mekâna mensup olduklarında vardır. sabit aracı terim olarak hizmet edecek ve en ufak bir görünür özdeşlikten yoksun unsur bütünlerini birbirine eklemeye izin verecektir. amaçlarını farklı biçimlerde gerçekleştirebilen büyük işlevsel birimlerin arkasında su yüzüne çıkmaktadır: "bütün hayvanlardaki her organ türünde ortak olanlar çok az bir şeye indirgenmekte ve bunlar çoğu zaman birbirlerine yalnızca. Böylece canlıların çözümlenmesinde. özdeşliklerle çakışan basit ve saf farklılık olan şey. s. Cuvier'den itibaren. Demek ki. sanki onu gizlice destekleyen işlevsel türdeş-liklerden hareketle düzene girmek ve düşünülmek zorundadır. sayı değişkenlerine ortak olarak sahip olmalarının pek bir önemi yoktur: bunlar birbirlerine benzemektedir. c. Bu durum özellikle.9 İşleve yapılan bu atıf. Doğal Tarih. ondan daha derin ve adeta daha ciddi bir zemin üzerinde ortaya çıkmaya başladıklarında mümkün hale gelmektedir. hiç de "özdeş" unsurların olmadığı yerde "benzerlikler"in ortaya çıktığı görülmektedir. Leçcrns d'Anatomie Comparte. meydana getirdikleri sonuçlarla benzemektedirler. ciğerlerde hava içindeki solunum için odur. 1. büyüklük. çoğa mekânında şeylerin düzeninin kurulması için kullanılmamaktaydı. tasvir edilebilir hiçbir sınıfta mevcut olmayan. özdeşlikler düzlemiyle farklılıklar düzlemi 337 . ulaşılacak sonucun algılanamaz biçimi olarak tanımlanan işlev. bu düzlem birliği bozulmaya ve farklılıklar. aralarında hiçbir yapısal benzerlik olamayacak kadar farklı organlarla yapılan solunum işlevi konusunda çarpıcı olmaktadır". çünkü şu var olmayan. Klasik bakış için yalnızca. ele gelmez. Solungaçların ve ciğer-lerin sonuçta bazı biçim. bunlar. 6364. Bu cins bağlantılar klasik çağda kuşkusuz bilinmekteydiler. çeşitli sınıflarda. soyut. Cuvier. 8 G. benzerlik.

arasındaki bu temas kopukluğu, ortaya yeni ilişkiler çıkarmaktadır: bir arada var olma, iç hiyerarşi, örgütlenme düzlemine bağımlılık ilişkileri. Bir arada var olma, bir organın veya bir organlar sisteminin bir canlıda var olmasının, ancak belli bir doğadan ve biçimden başka bir organın veya başka bir sistemin de var olmasıyla mümkün olduğunu işaret etmektedir: "Bir hayvanın bütün organları, bütün kısımları birbirleriyle bağlantılı olan ve birbirlerine etki eden ve tepki veren tek bir sistem meydana getirirler; ve bunlardan birinde, diğer hepsinde birden benzer değiımlere yol açmayan bir değişim olamaz."10 Sindirim sisteminin içinde, dişlerin biçimi (ister kesici ister çiğneyici ol-age, s. 3435 O, f.uvier Rapport historique surl'ttat dei sciences naturel es, s. 330. Emek, Hayat, Di! 373 şunlar), "beslenme sisteminin uzunluğu, kıvrımları, geniş-lemeleri" ile aynı ânda değişir; veya, farklı sistemlerin bir arada var olmalarına ilişkin bir örnek vermek üzere, sindirim organları kol ve bacak morfolojisinden (ve özellikle de tırnakların biçiminden) bağımsız olarak değişmezler: pençe veya toynak olmasına -yani hayvanın gıdasını kavrayıp, parçalayabilmesine- göre, beslenme kanalı, "çözücü iç sıvılar", dişlerin biçimi aynı olmayacaktır.11 Bunlar, aynı dü-zeydeki unsurlar arasında, işlevsel gerekler tarafından kurulmuş olan bir arada olma ilişkileri yaratan yanlamasına korelasyonlardır: mademki hayvan beslenmek zorundadır, o halde avın doğası ve yakalanma biçimi, çiğneme ve sindirim sistemlerine yabancı kalamazlar (ve tersi). Ancak gene de, hiyerarşik tabakalaşmalar vardır. Klasik düşüncenin, en önemli organların yalnızca taksınomik etkinliklerini ele almak kastıyla, onların ayrıcalıklarını nasıl askıya aldığı bilinmektedir. Şimdi artık bağımsız değişkenler değil de, birbirlerine hükmeden sistemler ele alındığından, karşılıklı önem sorunu yeniden ortaya çıkmış olmaktadır. Böylece, memelilerin beslenme kanalı yalnızca yürüme ve tutma

338

organlarıyla muhtemel bir birlikte değişme ilişkisi içinde olmayıp, üreme tarzı tarafından, en azından kısmen, belirlenmektedir. Nitekim, üreme sistemi doğurma biçimi altında, yalnızca ona dolaysız olarak bağlı unsurları gerektirmemekte, aynı zamanda süt üreten organların varlığını, dudakların, etli bir dilin mevcudiyetini de talep etmektedir; öte yandan, kanın sıcak ve kalbin çift odaklı olmasını da hükme bağlamaktadır,12 Organizmaların çözümlenmesi ve onların arasında benzerlikler ve farklılıklar oluşturma olanağı, cinsten cinse değişebilen unsur-11 G. Cuvier, Leçons… . s. 55. 12 G. Cuvier, Second memoire sur les animaux d sang blanc Magasin mcydopi-d\que, II, s. 441. 374 Kelimeler ve Şeyler ların değil de, canlılarda genel olarak birbirleriyle bağlantı halinde bulunan işlevlerin tablosunun saptanmış olduğunu varsaymaktadır: artık mümkün değişimlerin çokgeni değil de, önemliliklerin hiyerarşik piramiti söz konusudur. Cuvier önce, varoluş işlevlerinin ilişki işlevlerinden önce geldiğini düşünmüştür ("çünkü hayvan önce vardır, sonra hisseder ve hareket eder"): demek ki, üretim ve dolaşımın önce belli sayıda organı belirlemek durumunda olduklarına diğerlerinin düzeninin de bunlara tabi olmak zorunda olduğunu düşünmekteydi; bu önce belirlenen organlar başat karakterleri, diğerleri de ikincil karakterleri oluştura-caklardı.13 Daha sonra, dolaşımı sindirime tabi kılmıştır, çünkü sindirim bütün hayvanlarda varken (polipin vücudu, bütünü itibariyle bir cins sindirim sisteminden başka bir şey değildir), kan ve damarlar "ancak üst hayvanlarda bulunmakta ve sonuncu sınıflara doğru kaybolmaktadır-lar."14 Daha da sonra, sinir sistemi (omurilik olsun veya olmasın) ona bütün organik düzenlerin belirleyicisi olarak gözükmüştür: "Bu (sistem) sonuçta hayvanın her şeyidir: diğer sistemler yalnızca ona hizmet etmek ve onu desteklemek için vardırlar."15

339

Bir işlevin diğerleri üzerindeki bu önceliği, organizmanın görülebilir düzenleri itibariyle bir pîcm'a uymasını gerektirmektedir. Böylesine bir plan, esas işlevlerin saltanatını garantiye almakta ve daha az başat işleyişleri sağlayan organları oraya bağlamaktadır (ama daha büyük bir serbestlik derecesiyle). Bu plan, hiyerarşik ilke olarak, öncelikli işlevleri tanımlamakta, ona kendini gerçekleştirme olanağı veren anatomik unsurların dağıtımını yapmakta ve onları vücudun ayrıcalıklı yerlerine yerleştirmektedir: ör-13 age, s. 441. 14 Cuvier, Leçons… , c. III, s. 45. 15 G. Cuvier, Sur unnouveau mpprochement d etablir, Annales de Museum, c, XIX, s. 76. Emek, Hayat, Dil 375 neğin, Eklemliler'in geniş grubunun içinde, Böcekler sınıfı ilerleme işlevlerinin ve hareket organlarının öncelikli önemini açık etmektedirler; buna karşılık diğer üç sınıfta üste çıkanlar, hayati işlevler olmaktadır.16 Örgütlenme planı, daha az başat organlar üzerinde uyguladığı bölgesel dene-timde bu denli belirleyici bir rol oynamamaktadır; bu plan, merkezden uzaklaşıldıkça bir bakıma daha özgıırlükçü hale gelerek, biçim veya muhtemel kullanım değişimlerine, bozulmasına, farklılaşmalarına izin vermektedir. Bu plan, daha esnek ve diğer belirleme biçimlerine karşı daha geçirgen hale gelmektedir. Memelilerde bu durumu, ilerleme sistemine ilişkin olarak fark etmek kolaydır. Dört bacak (veya kol) örgütlenme planı içinde yer almaktadır, ama bu yalnızca ikincil karakter düzleminde olmaktadır; demek ki bunlar asla iptal edilmemişlerdir, ne namevcutturlar ne de ikame edilmişlerdir, ama "tıpkı yarasının kanatlarında veya fokun ön yüzgeçlerinde olduğu gibi, bazen maskelenmişlerdir"; hatta bunların "balinaların göğüs yüzgeçlerinde olduğu gibi, kullanımlarının doğasının" bozulduğu da olmaktadır. . "Doğa bir kolu yüzgeç yapmıştır. İkincil karakterlerin gizlenme biçimlerinde her zaman bir cins sabitliğin olduğunu görüyorsunuz."17 Cinslerin nasıl hem benzeşe-bildiklerini (türler, sınıflar ve Cuvier'nin dallanmalar adım verdiği gruplar oluşturmak üzere) hem de farklılaşabildik-leri görülmektedir. Onları birbirlerine yaklaştıran, belirli sayıdaki çakıştırılabilen unsur değil de, bir cins özdeşlik ocağıdır; bu ocağı görülebilir alanlar halinde çözümlemek mümkündür, çünkü işlevlerin

340

karşılıklı önemlerini tanımlamaktadır; organlar özdeşliklerin bu algılanamaz kalbin-den itibaren düzene girmektedirler ve ondan uzaklaştıkları ölçüde esneklikleri, değişme olanakları, ayırıcı karakter-16 age. 17 Cuvier, Second. . 376 Kelimeler Vf Şeyler lerı artmaktadır. Hayvan cinsleri dış çevrede farklılaşmakta, merkezde benzeşmektedirler; ulaşılamaz onları birleştirmekte, aşikâr onları dağıtmaktadır. Hayatları için esas olanın cephesinde genelleşmekte, daha eklenti olanın cephesinde özgünleşmektedirler. Daha geniş gruplara ulaşılmak istendikçe, organizma yokluğunun içine, az görülebi-lene doğru, algılanabilirden kaçan şu boyuta daha fazla dalmak gerekmektedir; bireysellik daha fazla kuşatılmak istendikçe, o kadar yüzeye çıkmak ve ışığın temas ettiği biçimlerin görülebilirlikleri içinde parıldamalarına izin vermek gerekmektedir; çünkü çoğulluk görülmekte ve birlik saklanmaktadır. Kısacası, canlı türler bireylerin ve cinslerin kaynaşmasından "kaçmaktadırlar", ancak yaşadıkları için ve gizledikleri şeylerden hareketle sınıflandırılabilirler. Bütün bunların klasik taxinomia'ya nazaran ortaya çıkardığı devasa altüst oluş ölçülmektedir. Klasik düşünce kendini tamamen, dil ve bakış tarafından tek bir solukta kat edilen dört tasvir değişkeninden (biçimler, sayı, düzen, büyüklük) hareketle inşa etmekteydi; ve görülebilirin bu sergilenişinin içinde, hayat bir bölümlemenin basit bir sınıflandırıcı sınır- sonucu olarak ortaya çıkmaktaydı. Cuvier'den itibaren, bir sınıflandırmanın dış olabilirliğini algılanamaz ve tamamen işlevsel olarak sahip olduklarının içinde kuran hayattır. Büyük düzen tabakasının üstünde artık yaşayabilenlerin sınıfı değil de hayatın derinliklerinden, bakışa en uzak noktadan gelen sınıflandırma olabilirliği vardır. Canlı varlık, doğal sınıflandırmanın bir yerleşim ye-riydi; sınıflandırılabilir olma olgusu şimdi canlının bir özelliğidir. Böylece, genel bir tcucinomia tasarısı yok olmaktadır; böylece, en basitten ve en cansızdan en canlıya ve en karmaşığa doğru gidecek büyük bir doğal düzeni açımlama olabilirliği yok olmaktadır; böylece , genel bir doğabiliminin zemini ve temeli gibi olan düzenin araştırılması orta-Emek. Hayat, Dil 377

341

dan kalkmaktadır. Böylece "doğa" yok olmaktadır -doğanın klasik çağın tümü boyunca, öncelikle "tema", "fikir", bilginin sonsuz kaynağı olarak değil de, düzene sokulabilir özdeşlikler ile farklılıkların türdeş mekânı olarak var olduğunun anlaşılması halinde-. Bu mekân şimdi çözülmüştür ve kalınlığının içinde açılmış gibidir. Unsurlarının birbirlerine karşı ayırıcı değere sahip oldukları bir görülebilirlik ve düzen mekânının yerine, iki terimi aynı düzeyde olmayan bir zıtlıklar dizisi vardır: bir yanda, bedenin yüzeyinde görülebilen ve kendi-lerim dolaysız algıya müdahale olmaksızın teslim eden ikincil organlar ve öte yanda, esas, merkezi, gizli olan ve ancak teşrih yaparak (bedeni parçalayarak), yani ikincil organların renkli zarfım maddi olarak yok ederek ulaşılabilen birincil organlar vardır. Bundan daha derin olmak üzere, mekânsal, sağlam, dolaylı veya dolaysız olarak görülebilen genel organlarla kendilerini algıya teslim etmeyen, ama algılanan şeylerin düzenine sanki yukarıdan hükmeden işlevler arasındaki zıtlık vardır. Son olarak da, limitte özdeşlikler ile farklılıklar arasındaki zıtlık vardır: bunlar artık aynı kumaştan değillerdir; kendilerini artık birbirlerine nazaran türdeş bir planın üzerinde kurmamaktadırlar; fakat farklılıklar yüzeyde çoğalırken, derinlikte yok olmakta, birbirlerine karışmakta, birbirlerine bağlanmaktadırlar; ve çoğulun adeta sürekli bir dağıtma eylemiyle türetiyora benzediği, esrarlı ve görülmez büyük odak birimine yaklaşmaktadırlar. Hayat artık, mekanikten az veya çok kesin bir şekilde ayrılabilen şey değildir; hayat canlılar arasındaki bütün mümkün ayırımların üzerinde temellendikleri şeydir. XIX. yüzyılın başında hayatiyetçi temaların yeniden canlanmalarıyla, fikirler ve bilimler kronolojisi içinde işaret edilen, işte hayatın taksinomik kavranışından sentetik kavranışına olan bu geçiştir. Arkeoloji açısından bu anda 378 Kelimeler ve ihdas edilen şey, bir biyoloji'nin olabilirlik koşullarıdır. Doğal tarihin mekânını çözen bu zıtlaşma dizisinin her halû kârda büyük ağırlık taşıyan sonuçları olmuştur. Uygulama açısından, birbirini destekleyen ve birbirine eklenen iki

342

bağlantılı tekniğin ortaya çıkması söz konusudur. Bu tekniklerden birincisi, karşılaştırmalı anatomi tarafından meydana getirilmiştir: bu disiplin, bir tarafından organları kaplayan zarlar ve kabuklar ve diğer tarafından da, sonsuz küçüğün adetagörülmezlıği tarafından sınırlandırı-lan iç bir mekânı ortaya çıkarmıştır. Çünkü karşılaştırmalı anatomi, klasik çağda uygulanan tasviri tekniklerin basit bir derınleştırılmesinden ibaret değildir; altta kalan tarafı daha iyi ve daha yakından görmekle yetinmemektedir; ne görülebilir karakterlerinki ne de mikroskopik unsurlarınki olan bir mekân ihdas etmektedir.18 Burada organların karşılıklı düzenlerini, korelasyonlarını, bir işlevin başlıca momentlerinin birbirlerine nazaran çözülme, uzaysallaşma, düzene girme biçimlerini ortaya koymaktadır. Ve böylece, bütünsel organizmaları kat ederken, karşısında farklılıkların kaynaşmasını gören basit bakışa zıt olarak anatomi, bedenleri gerçekten bölümlere ayırarak, onları ayrı parsellere bölerek, onları mekân içinde parçalayarak, aksi olsaydı görülmez olarak kalacak olan büyük benzerlikleri açığa çıkarmaktadır; görülen büyük dağılımların altında gizli olan birlikleri yeniden oluşturmaktadır. Geniş taksinomik birimlerin oluşturulması (sınıflar ve âlemler), XVII. ve XVIII. yüzyıllarda dilsel bir bölümleme sorunuydu: genel ve temeli olan bir ad bulmak gerekmekteydi; şimdi ise anatomik bir eklemleşme çözülmesi söz konusudur; başat işlevsel sistemi soyutlamak gerekmektedir; büyük canlı ailelerinin oluşturulmasına izin verecek olanlar, anatominin hakiki 18 Cuvier ve anatomopatolojistlerdekinin aynı olan bu mikroskobun reddi konusunda Bkz. I.eçons… , c V, s. 180 ve Le Regne animal, c. I, s. XXVIII Emek, Hayal, Dil 379 paylaşımlarıdır. İkinci teknik anatomiye dayanmaktadır (çünkü onun sonucudur); ama onunla zıtlaşmaktadır (çünkü ona karşı bağışık olunmasına izin vermektedir); bu teknik, yüzeysel, öyleyse

343

görülebilir unsurlarla, bedenin derinliklerinde yer alan diğerleri arasında işaret etme bağlantıları kurulmasına ilişkindir. Bunun anlamı, organizma içindeki dayanışma yasası sayesinde, herhangi bir çevresel ve eklenti organın, daha esaslı bir organda hangi yapıyı gerektirdiğinin bilinebileceğidir; böylece, "her ikisi de hayvanın ayrılmaz parçaları olan dış biçimlerle iç biçimler arasında bağlantı kurmak" meşrudur.19 Örneğin, böceklerdeki antenlerin düzeninin ayrıca bir değeri yoktur, çünkü bunlar hiçbir büyük iç organizmayla korelasyon halinde değillerdir; buna karşılık, altçenenin yapısı, onun benzerliklerine ve farklılıklarına göre dağılımının yapılmasında başat bir rol oynayabilir; çünkü bu yapı beslenmeye, sindirime ve buradan da, hayvanın esas işlevlerine bağlıdır: "çiğneme organları beslenme organlarıyla, buna bağlı olarak yaşama biçiminin tümüyle ve buna bağlı olarak da, örgütlenmenin tümüyle ilişki halinde olmalıdırlar."20 Gerçeği söylemek gerekirse, bu göstergeler tekniği, zorunlu olarak görülebilir dış çevreden organik içselligin geriliğine doğru gitmemektedir: bedenin herhangi bir noktasından herhangi başka bir noktasına giden gerekirlilik şebekeleri kurulabilir: böylece bazı durumlarda, tek bir unsur, bir organizmanın genel mimarisini yansıtmak için yeterli olabilir; bir hayvanı bütünü itibariyle "tek bir kemikten, tek bir kemik parçasından" tanımak mümkün olabilir: "bu yöntem, hayvan fosilleri üzerinde çok ilgi çekici sonuçlar vermiştir."21 Fosil XVIII. yüzyıl dü-19 G. Cuvier, Le Regne animal disLı hue d'apres son organisation, c. 1, s XIV. 20 G. Cuvier, Leltre d Hartmann, karş. Daudin, age , s 20, n. 1. 21 G. Cuvier, Rappon. ., s. 329-330. 380 Kelimeler ve $ey\er şüncesi için, bugünkü biçimlerin bir önbelirtisi iken ve böylece zamanın büyük sürekliliğini işaret ediyorken, bundan sonra gerçekten ait olduğu biçimin işareti olacaktır. Anatomi yalnızca özdeşliklerin tablo tipinden ve türdeş mekânını kurmakla kalmamış, aynı zamanda zamanın varsayılan sürekliliğini de parçalamıştır. Bunun anlamı, Cuvier'nin çözümlemelerinin teorik

344

açıdan, doğal süreklilikler ve süreksizlikler rejimini tamamen yeniden oluşturduğudur. Nitekim karşılaştırmalı anatomi, canlılar âleminde, birbirlerinden tamamen ayrı iki süreklilik biçiminin ihdas edilmesine olanak vermektedir. Bunlardan birincisi, cinslerin çoğunda bulunan büyük işlevlere (solunum, sindirim, dolaşım, üreme, hareket. .) ilişkindir: insandan bitki biçimli hayvana varana kadar, bütün canlılara azalan bir karmaşıklık skalasına göre dağıtıla-bilecek geniş bir benzerlik ihdas etmektedir; üst cinslerde bütün işlevler mevcuttur, sonra bunların birer birer yok oldukları görülmektedir ve sonunda da bitki biçimli hayvan-da "dolaşım merkezi, sinir, duyu merkezi yoktur; her nokta emme yoluyla besleniyora benzemektedir."22 Fakat esas işlevlerin kısıtlı sayısı nedeniyle basit bir mevcudiyetler ve namevcudiyetler tablosu meydana getiren bu süreklilik, zayıftır, nispeten gevşektir: organların az veya çok gelişmişliklerine bağlıdır. Diğer süreklilik daha sıkıdır: organların az veya çok mükemmelleşmiş olmalarına bağlıdır. Ama bundan hareketle, ancak sınırlı diziler, çabucak kesintiye uğrayan ve bir de üstelik birbirlerine farklı yerlerde dolanan bölgesel süreklilikler kurulabilir: bunun nedeni, çeşitli cinslerde "organların hepsinin aynı bozulma düzenini iz-lememesidir: biri kendi cinsinden en yüksek mükemmellik derecesindedir, başka biri farklı bir cinste bu dereceye ula-22 G Cuvier, Tableau iUmcntaırt, s. 6 vd. 23 Cuvier, Leçom ., 1, s. 59. Emek, Hayat, Dil 381 şamamaktadır."23 Demek ki karşımızda, sınırlı ve kısmi, cinslerden çok şu veya bu organa bağlanan "mikrodiziler" denilebilecek şeylerle; diğer uçta, süreksiz, gevşek ve bizzat organizmaların kendinden çok işlevlerin büyük temel siciline bağlanan "makrodiziler" bulunmaktadır. Bu ne çakışan, ne de birbirine uyarlanan iki sürekliliğin arasında, büyük süreksiz kitlelerin dağıldıkları görülmektedir. Bunlar farklı örgütlenme planlarına uymakta, aynı işlevler çeşitli

345

hiyerarşilere göre düzene girmekte ve farklı tiplerde organlar tarafından gerçekleştirilmektedir-ler. Örneğin, ahtapotta "balıklarda yerine getirilen bütün işlevleri" bulmak kolaydır; "ama bunların arasında hiçbir benzerlik, hiçbir düzenleme benzeşmesi yoktur."24 Öyleyse, bu grupların her birini kendi içinde çözümlemek, bir grubu başka birine bağlayabilecek benzerliklerin dar hattının değil de, onu kendi üzerinde sıkılaştıran güçlü tutarlığı ele almak gerekir: kam kırmızı olan her hayvanın -ve bu nedenle özerk bir plana mensuptur- her zaman kemikli bir kafaya, bir omurgaya, kol ve bacaklara (yılanlar hariç), atar ve toplardamarlara, bir karaciğere, bir pankreasa, bir dalağa, böbreklere sahip olduğu ortaya konulacaktır.25 Omurgalılar ve omurgasızlar tamamen soyutlanmış alanlar meydana getirmektedirler; bu alanların arasında, bir yöne veya diğerine geçişi sağlayan aracı biçimler bulmak mümkün değildir: "Omurgalı hayvanlar ve omurgasızlar nasıl düzen-lenirlerse düzenlensinler, bu iki büyük sınıftan birinin sonunda, ne de diğerinin başında bunların ikisi arasında bağ kurabilecek kadar birbirine benzeyen iki hayvan buluna-mayacaktır."26 Demek ki, dallanmalar teorisinin, geleneksel sınıflandırmalara ek bir taksinomik çerçeve katmadığı 24 Cuvier, Memoire sur la cdphalopodes, s. 4243, 1817. 25 Cuvier, Tableau iltmentant d'hisloire natureUe. s. 8485. 26 Cuvier, Leçons .., I, 60 382 Kelimeler ve Şeyler görülmektedir; bu teori, yeni bir özdeşlikler ve farklılıklar mekânının oluşturulmasına bağlıdır. Bu mekân, özsel bir süreklilikten yoksundur. Bu mekân kendini, daha işin başında parçalanmış olarak bulmaktadır. Bu mekân, bazen birbirlerinden uzaklaşan, bazen de kesişen hatlar tarafından kat edilmektedir. Öyleyse, onun genel biçimini belirleyebilmek için XVIII. yüzyılda Bonnet'den Lamarck'a kadarki geleneksel sürekli skalanın imgesinin yerine, bir ışıma-nın veya daha doğrusu, çok sayıda ışının oradan itibaren yayıldıkları bir merkezler bütününün imgesini ikame etmek gerekir; böylece her

346

. onların aralarındaki alana yerleşmemiş olmasıdır. XIX. kendi kendini 27 Cuvier. Altüst oluşun büyüklüğü ölçülmektedir. temsilm (işaretlerin ve karakterlerin) sürekliliği ve varlıkların sürekliliği (yapıların aşırı yakınlığı) bağlantılıydı. ve XVIII. onu bütün diğerlerinden çeşitli eşanlı şekillerde soyutlayan organizma boyunca dağılmış ve yankılanmıştır. "hatları askıya alma" rolü oynamaktaydı: mümkün olduğunca sınırlı ve inceydi."27 O sırada dengesini kaybederek devrilen. varlık ile doğa arasındaki ilişkidir. Farklılık XVII. işte bu hem arkeolojik hem de temsili olan do-kudur: canlılar yaşadıkları için. bu sayılamayacak kadar çok ilişkiyi ifade etmeye yetmeyecektir. 1828. her zaman bölünebilir nitelikteydi ve hatta algılama eşiğinin altına düşebi-lirdi. yüzyıllarda cinsleri birbirlerine bağlama ve böylece. canlı olması ölçüsünde süreksizdir. Cuvier'den itibaren bunun tersine kendini çoğaltmış. en dar çerçevenin içinde barınmaktaydı. I. çeşitli biçimleri kendine eklemiş. büyük uyarlanabilir tiplerini soyutlanmışhkları içinde tanımlamak üzere. . organizmanın kendi kendiyle dayanışma içinde olması ve hayatta kalabilmesi için. Paris. varlıkları birbirine bağlamak üzere. demek ki. Emek.varlığı "örgütlü doğayı meydana getiren bu muazzam şebekenin içine" yerleştirmek mümkün olacaktır. ardışık önce-liklerle doldurmamaktadır. fakat. çünkü varlıktılar ve yayılmalarının kesintiye uğramasının nedeni yoktu. Hayat. Varlığı kendi kendinden ayıran şeyi temsil etmek mümkün değildi. artık tedrici ve basamaklı 347 . onunla ilişki halinde işlev görmektedir. Cuvier ile birlikte ebediyen kopan. varlığın uçları arasındaki açıklığı doldurma işlevine sahipti. s 569. ve onunla birlikte. Dil 383 derinleştirerek. on veya yirmi tane ışm. bu ara alanı oymaktadır. Histoire des poissons. bunun nedeni. klasik çağda. varlıkların arasındaki alanı. tüm klasik farklılık deneyi. doğal varlıklar sürekli bir bütün meydana getirmekteydiler. yüzyılın doğası.

hayat ise sınırsızdı ve gerilememiş durumdaydı. canlı artık yalnızca. iki doğayı birbirleriyle eklemleştirmek üzere. yaygın varlığın genel yasalarından kaçmıştır. hayat klasik çağın tümü boyunca. klasik 384 Kelimeler ve Şeyin tarzları üzernde ısrar eden bir "mekanistliğin" hattı üzerinde olmamakta. özü itibariyle ulaşılamaz ve yalnızca açığa çıkmak ve ayakta kalmak için şurada burada sarf ettiği çabaların içinde ele gelen bu gücün esrarının içine çekilmekteydi. çekime. hayat. parmak ve tırnakların farklı bir düzenlenişine sahip olmalarıdır. bunun nedeni. mademki süreksizlikler hayatın sürdürülmesi ve koşullan tarafından açıklanmak zorundadır. hafiflet-menin söz konusu olmadığı koskoca bir kitlesel farklılıklar sistemiyle farklılaşıyorlarsa. canlı. işte bu anlamda derin bir mekanist eğilime sahiplerdi. ona dış olan ve gene de kendini onda dışa vuran şeydir. aynı tür gıdayı sindirememeleridır. gıdayı aynı muameleye tabi tutamamalarıdır. Varlık kendini. Kısacası. bunun nedeni. hiç değilse ilk aşamada. birbirlerine bağlanan biçimleri soyutluyordu. varlığın uç sınırlarında. biyolojik varlık bölgeselleşmekte ve özerkleşmektedir. Cuvier'den itibaren. belli 348 . yaygınlığa. Varlık muazzam bir tablonun içinde akıyordu. hayat. bu durumda organizma ile onun yaşamasına izin veren şey arasında öngörülemeyen bir sürekliliğin -veya en azından. temsilin her zaman çözümlenebilir nitelikte olan mekânında sunmaktaydı. Eğer Gevişgetirenler Kemirgenlerden. hayat. ve bütün doğabilimleri ve özellikle de canlı varlıkla uğraşan bilim. Demek ki. aynı gıdayı elde edememeleri. Klasik varlık kusursuzdu. bu hiç de. tamamen yeni bir biçimde olmaktadır. bunun nedeni. Ve eğer. başka bir sindirim sistemine. onun canlı olmayan ile ilişkileri veya fi-zikkimyasal belirlenmeleri sorutuyorsa. Gevişgetirenle-rin farklı bir diş yapısına.bir farklılıklar dokusu oluşturamazlar. harekete tabi kılınmış olan bütün maddi varlıkları aynı şekilde kapsayan bir ontolojiye mensup bulunmaktaydı. birbirlerinden tamamen ayrı ve hayatı destekleyen bir o kadar farklı düzenleniş gibi olan tutarlık çekirdeklerinin çevresinde saflaş-mak zorundadırlar. henüz çözümlenmemiş kesişmelerin— taslağının çizildiği görülmektedir. Fakat.

sürekliliklerin geniş ve zorlayıcı planından kopmakta ve kendine yeni bir mekân oluşturmaktadır: gerçeği söylemek gerekirse. Leçons. Fakat bu iki mekân tek bir yerden yönetilmektedir: bu yer artık varlığın olabilirliği değil de. Hayatın bölünmüş gücü. hem de kendi bedenini oluşturan ve içinde yer aldığı unsurların dış mekânıdır. ama hepsi de varoluş koşullarına bağlı biçimleri ortaya çıkaracaktır. . onu kendiyle süreksizlik halinde tutan bu aynı gücün işleyişi ve hükümranlığı aracılığıyla. çünkü bu hem anatomik tutarhkların ve fizyolojik uygunlukların iç. Canlının yaşayabilmesi için. bu yüzden altüst olmakta ve yenilenmektedir. "dıştan içe ve içten dışa sürekli bir dolaşım" gerçekleşmektedir. Bir canlılar biliminin bütün apriori'si. Keşiflerin. çifte bir mekân. taksinomik yakınlıklarına son vermekte. eğer coğrafi yerleştirmenin bir rolü varsa (Buffon'da olduğu gibi)."28 Canlı. evrensel varlık taxinomia'sının içindeki bir kutu veya kutular dizişiydi. Dil 385 sürekliliği kopararak. kendi yapısını sürdürmek veya geliştirmek için kullandığı dış unsurlarla (solunum aracılığıyla. bu dolaşım "sürekli beslenmekte. Hayat. canimin temel mekânlaştırılmasını tamamen değiştirmiş-tir: canlı klasik deney açısından. bunların her birinin soluduğu hava. 45 Emek. belirli bir molekül bileşimi olarak anlaşılmamalıdır. ölü cevherlerin kendi aralarında çeşitli şekillerde birleşmek üzere ardışık olarak taşındıkları. hayat koşullarıdır. Canlı Cuvier'den itibaren. s. I. birbirlerine indirgenemez birçok örgütlenmenin ve aynı zamanda. varlık ile doğa arasındaki eski klasik . Böylece canlı bedenler. XVIII.. kendi kendini örtmekte. tartışmaların.karakterler taşıyan. ama bazı sınırlar arasında sabit kalmaktadır. tükettiği gıda arasında kesintisiz bir hareketin bulunması gerekir. kendini çevreleyen şeylerle sürekli bir ilişkiye tabi kılınmış olmaktadır. bir cins ocak olarak düşünülmelidirler. yüzyılların dönemecindeki birkaç yıl içinde. içtiği su.vier. ile XIX. dağınık. teorilerin veya felsefi tercihlerin daha belirgin düzeyinde de- 349 . Avrupa kültürü. bu zaten mümkün olan çeşitlenmeleri açığa çıkarma yönündeydi.

arkeolojik derinliğinde ele alman Cuvier'nin eseri. dış unsurlarla ilişki. varoluş koşullan gibi kavramları su üstüne çıkarmıştır. hareketin gücüne. hayatı destekleyen bir gücü ve onu ölümle cezalandıran bir tehdidi de su yüzüne çıkarmıştır. evrim 350 . varlıkların klasik skalasınm içine kökten bir sürekliliği dahil etmiştir. Ve koskoca bir karışımlar. doğal "yöntemler"in keşfettikleri ve varsaydıkları haliyle. Lamarck. tıpkı bu evrimcilikle Diderot. kanaatler ve onların arasında çağlar boyunca kurulabilecek benzerlikleri (nitekim Lamarck ile belli bir evrimcilik arasında bir "benzerlik" vardır. Lamarck'ın düşüncesini mümkün kılan. iyi denetlenemeyen kıyaslamalar oyunuyla. Lamarck'ın. onun karşısında ise. îünkü bilginin tarihselliğinde önemli olan. Lamarck. Oysa. A. ve bizatihi bu olgudan ötürü. Böylece. Cuvier. kesintisiz yeniliğe. L. evrimcilik olacak şeyi "önceden haber veriyora" benzeyen "dönüşümcü" vahiyleriyle. biyolojinin geleneği olacak şeyin üzerine uzaktan sark-maktadır. eğretilemeler. Robinet veya Benoit de Maullet'nin fikirleri arasında da olduğu gibi) değil de. bir bakıma güçlü bir şekilde tarihsel olan bir fikirler tarihi yapma ba-hanesiyle. kesintisiz bir mükemmelleştirme birbirlerinden itibaren oluşabilecek varlıkların geniş bir tabakasını varsaymaktaydı. uyumların hayatiyetine 386 Kelimeler ve Şeykr inanan ilerici bir düşüncenin zorlu kaderi çizilmektedir: devrimci Lamarck burada yer alacaktır. de Jussieu'nün çağdaşıdır. şeylerin hareketsizliklerine tutkuyla sarılan "gerici" bir düşüncenin profili çizilmektedir. biyolojik uyuşmazlık. onun çözümlemesine girişmek yeterlidir. klasiklerin doğal tarihininki olan varlıkbilimsel süreklilikten itibaren düşünebildiğini fark etmek için. onun iç olabilirlik koşullarıdır.ğil de. tedrici bir basamaklanma. aynı zamanda. gelecekteki bir evrimciliğin uzaktan kavranması değil de. Lamarck'ın cinslerin dönüşümünü ancak. Cuvier'nin değil. tüm iktidarlara sahip Cuvier'nin felsefesi böyle olacaktır. güzel bir saflık örneği verilmektedir. varlıkların sürekliliğidir. düşünce tarihini kendi içinde eklemleşmiş hale getiren. insanların narin düzenini güvenceye almak üzere. Cuvier'nin bağlı kalmakta inat ettiği geleneksel önyargıların ve din bilimsel postulaların damgasını yemiş olan eski sabitçilik çoğu zaman zıtlaştırılmaktadır.

şu andaki veya gelecekteki bu hareketsizliği.dahil edilmiştir. bütün doğal varlıkların yerlerini bulmak üzere düzen içinde geldikleri şu tabakanın parçalanması-nın sayesinde olmuştur. aynı şekilde. cinslerin Cuvier tarafından iddia edilen sabitlikleri. Kuşkusuz. tablonun bağlantıları-Eıncfe. Daha önce görüldüğü üzere. bu tarihselliğin düşünülmesinin başlangıç biçimidir. gerçekte ise. zamanın temsillerin hiyerarşik veya sınıflandıncı düzenine mensubiyetini bozuyorlardı. nüfusun ve rantın Ricardo tarafından öngörülen yakın gelecekteki sabitlikleri. Buna karşılık. ama orada muhtemel bir ardışıklık biçiminden daha fazla bir şey meydana getirmemektedir. tasvir ettikleri veya haber verdikleri. yüzyılda düşünüldükleri halleriyle kronolojik ardışıklığın biçimlerini redde-diyorlardı. Canlı biçimlerin süreksizliği. adeta temel bir varoluş tarzı gibi bir şeyi oluşturmaktadır. büyük bir zamansal sapmanın kavranmasına olanak vermiştir. Bu mekânın kopması. ama canlı daha işin başında. yapıların ve karakterlerin sürekliliğinin yüzey kıyaslamalarına rağmen izin vermediği. Böylesine bir sürdürmenin çözümlenmesi olarak. ama bu oluş. tarihsellik şimdi doğanın içine -veya daha doğrusu. XVIII.düşüncesi gibi bir şeyi mümkün kılan koşulların çoğu işte burada bir araya gelmektedir. kuşkusuz bir oluşun olabilirliğini dışlamıyordu. 351 . Hayat. Doğal tarihin yerine bir doğa "tarihi" ikame edile-bilmiştir. ona bir tarihe sahip olma olanağı veren koşullarla birlikte düşünülmüştür: zenginlikler de Ricardo'nun döneminde. Ricardo ve Cuvier. yüzeysel bir incelemenin sonrasında. henüz iktisadi tarih olarak formüle edilmemiş bir tarihsellik statüsü kazanmışlardı. Demek ki. Cuvier'nin "sabitçiliğı". canlının içine. Batı bilgisinin içinde ilk yeşerdiği anda. mümkün değişmelerin gizlice muhtemel tabanı üzerindeki bir dolaşmayı sağlamaktan başka bir şey yapmıyordu. tarihin reddi olarak görülebilirler. Cuvier'nin döneminde henüz evrimciliğin tasvir edeceği biçimiyle canlının tarihi yoktur. bu uzaysal süreksizliğin. varoluş koşulları içinde sürdürülme tarihi. Dil 387 nm kopmasının. Endüstri gelirlerinin. hayata özgü bir tarihselliğin keşfedilmesine izin vermiştir: hayatın. klasik mekân.

yüzyıl düşüncesi açısından. varlıkların düzeninin bir özelliğinden ve az çok bulanık dışavu-rumundan başka bir şey değildir. klasik tarihin boşlukta kalması ve adeta paranteze alınması gerekmiştir. ters yüz edilmiş sırlara cömertçe şeffaf olan saf bir nesne meydana getirmekteydi. yüzyılda yeniden fantastik güçlere kavuşmuştur. ya canlının 388 Kelimeler ve Şeyler varoluş koşulları ya da değer üretiminin koşullan tarafından sunulmuştur. XVIII. klasik doğa bitkisel değerlen ayrıcalıklı kılmıştır -bitki. Dil 389 sının üzerinde. bitki tablo halindeki bir düşünce için. özdeşlikler veya eşdeğerlilikler sistemine boyun eğen varlıkların hareketliliğini tanımlamaktaydı. bunun tersine. her tarihten önce bir değişkenler. yüzyıldan itibaren. Avrupa düşüncesi üzerinde her halü kârda büyük etkileri olmuştur. ve bu tarih onlara. kendini hayvansalhk biçimi altında resmetmektedir. görülebilir arma-Emek. XIX.ancak bir tarihin olabilirliğinden hareketle kavrayabilirlerdi. Karakterlerin ve yapıların hayatın derinliklerine doğru kat kat in-dikleri andan 352 . bundan sonra artık kendi derm özel koşullarının içinde bir tarihe sahip olmaya haklan olan varlıkların sabitliğini tanımlamaktadırlar. kronolojik ardışıklıklar. Ricardo'nun kötümserliği ve Cuvier'nin sabitçiliği. paradoksal olarak ancak tarihsel bir zemin üzerinde ortaya çıkmaktadır: bunlar. Büyük tehdidi ve kökten yabancılığı ortaçağın sonunda veya en azından Rönesansın bitiminde askıya alınan ve sanki silahsızlandırılan hayvan. zenginliklerin sürekli bir gelişmeye göre artabileceğine veya varlıkların zamanla birbirlerine dönüşebileceklerine inanan klasik düşünce. az çok doğrudan olarak ve kesintiye uğramalarına kadar ifade etmektedirler. Hayat. Büyük hayali değerlerin yüzeysel düzeyinde artık tarihe adanan hayat. her muhtemel düzenin tereddüt edilemeyecek damgasını taşımaktadır-. ekonomik bir tanhselliğin oluşumunun yol açtıkları kadar büyüktürler. kökten mey-veye kadar sergilenen bütün bu biçimleriyle. Bu iki dönem arasında. Canlının tarihselliğinin böylece kurulmasının. aşama aşama ilerleyen bilimini seferber edebilme olanağı veren bir tarihsellik kazanabilmeleri için. saptan tohuma. Bunlar hiç kuşkusuz. bunlar XIX. şeylerin ve insanların derinlemesine tarihsel olan varoluş tarzlarının. Doğa varlıklarının ve emek ürünlerinin. modern düşünceye onları kavrama ve sonra da onların ardışıklıklarını.

Hayat. bir doğa karşıtı çekirdeğini kendinden barındırarak ait olabilmektedir. ama oluşturucu kaçış noktası. duyarlı ile duyarsızın sınırlarında hüküm sürmekteydi. Cours d'anatomie pa(ho(ogique. hayatsız toz-lara doğru olan ters yöndeki dönüşümünü. hayatın bir dışavurumuysa da. üstü örtülü organlarıyla. ve ölüm canlılara hayatlarının derininden gelmektedir. 353 . ölümün etkisiyle. "ölü cevherler. hayvan ise. karakterlerin sakin imgesinden daha fazla göstermektedir: Cuvier. Bitki. onu içinden de tehdit etmektedir. hayvan onun esrarını daha iyi göstermektedir.itibaren -şu egemen. en gizli özünü bitkiden hayvana aktararak. arada bir kopmak ve içine girdikleri bileşimlerin doğası tarafından belirlenen bir etki yapmak ve ölü doğanın yasalarına geri dönmek için bir gün oradan ayrılmak üzere. I. sonsuza kadar uzaklaşan. düzen mekânını terk etmekte ve yeniden vahşi olmaktadır. canlı. s. kendini ölümcül olarak ifşa etmektedir. yüzyılın sonuna doğru yüklendiği ikircikli değerler. hiç kuşkusuz buradan kaynaklanmaktadır: hayvan. bir varlık sınıfıysa da. kendinin de maruz kaldığı bir ölümün taşıyıcısı olarak gözükmekledir. çünkü sadece organizma ölebilir. hareketiyle hareketsizliğin. Canlı.hayvan artık. ayrıcalıklı biçim haline gelmiştir. daha da ötesi. onda. ot onun saydam özünü her şeyden daha iyi belirtmektedir. Hayvan inorganiğin organiğe solunum veya gıda yoluyla aralıksız geçişini ve büyük işlevsel mimarilerin. Ölüm onu her bir taraftan kuşatmakta. canlı bedenlere aktarılmaktadırlar"29 demekteydi. 390 Kelimeler ve Şeyler Doğaya ancak. 5. Hayvansalhğm XVIII. her biri görülmeyen bir işlev olan gizli iç yapısı. hayat ile ölümün sınırlarında durmakladır. ve onu her şeyin sonunda hayatta tutan şu uzak gücüyle. hayatın kendi kendini sürekli bir yemesi vardır. Onu ölüme tabi kılan bu aynı hareketin içinde. 29 Cuvier.

Dil 391 ler-. Hayatın artık cinayetten. bütün varlıkların birbirinden çözülemeyen varoluşlarını ve varlıkolmamalarmı söylemenin çaresini arayan vahşi bir varlıkbilim gibi işlev görmektedir. Doğa artık iyi olmayı bilmemektedir. gizli iradenin görünür dışavurumla zıtlaştığı gibi. ve canlı olmayan. hayat deneyi kendini varlıkların en genel yasası. Batı kültüründe herhalde ilk kez olmak üzere. cansız doğa hayatın döküntüsünden başka bir şey değildir. varlıkları ihdas eden şeyden daha çok. aynı anda hem varlığın hem de varlık olmayanın çekirdeğidir: hayat olduğu için varlık vardır ve dağınık ve bir ân için sabit varlıklar onları ölüme tabi kılan bu temel hareketin içinde oluşmakta. arzuların da doğa karşıtından ayrılmadıklarını. bütünüyle kaygı verici ve karanlık güçlerle yüklenmiş bu hayali hayvansallık statüsü. her varoluşun köküdür. hayatı durdurmakta -ve bir bakıma onu öldürmektedir-Emek. Fakat. Fakat bu varlıkbilim. Karşılaştırmak Anatomi Dersleri'nm yumuşacık ve büyülü tersidir. hayata nazaran yalnızca geçici biçimlerden ibarettirler ve varoluşları 354 . Hayat. varlıkla zıtlaşan temel bir güç haline gelmektedir. doğanın kötülükten. bizatihi var olabilmenin ötesinde. Varlıklar. yüzyıl düşüncesinde işte bu yüzden kökten bir değere sahiptir-. Saygısızlık affedilsin (kime karşı?): 120 Gün. her halü kârda aynı yaştadırlar. zamanın mekânla. XIX. Sade dilini kuruttuğu XVIII. Demek ki. yüzyıl düşüncesinde hayatın çoklu ve eşanlı işlevlerine daha derinden gönderme yapmaktadır.Yaşadığı için öldürmektedir. duraksamaka. düpedüz varlık. hayat. Çünkü hayat -ve XIX. ama kendi hesaplarına. yüzyıla ve onu uzun süre sessizliğe mahkûm etmeye uğraşan modern çağa ilan etmişti. onların oradan itibaren var oldukları şu ilkel gücün açığa çıkarılması olarak sunmakta. Hayat. tıpkı hareketin hareketsizlikle. onları bir ân için narin bir biçime taşıyan ve onları yok etmek üzere daha şimdiden içeriden mayınlayan şeyi ifşa etmektedir. bu tükenmez güç tarafından yok edilmektedirler. Hayat. onu ortaya çıkarmak için destekleyen ve onu ölümün şiddetiyle hiç ara vermeden yokeden şeylerin öteki tarafında. Bunlar bizim ar-keolojimizin takviminde. hayatın varlık olmayanıdır. temsilin içinde sunulduğu ve çözümlendiği haliyle varlığın genel kurallarından kaçmaktadır.

indirgenemez ihtiyaçlar. olguyu temellendirmek.Şeyler bir ân için desteklemiş olan olgusuz saf iradeye iade edilmesi gereken yanılsamadan ibarettir. Daha önce gördüğümüz üzere. sadece bu yokoluşun yolu üzerinde kenara itilmesi gereken bir engel oluşturduğu bir düşüncenin geliştiğini görmekte-yiz. şeylerin varlığı bilgi açısından yanılsama. ihtiyacın 355 . artık tüm noktalarında türdeş ve tekdüze olan bir düşünceye yer veremediğinin işareti midir? Bundan sonra. ekonomik tarihsellik. bir başkası hayatın sonsuzluğunu ilan etmektedir. inadı. Böylece. ekonomik bir tarihselliğin oluşumuna bağlı olan düşünceyle zıtlaşan bir düşüncenin inşa edildiği görülmektedir. tıpkı hayatın kendinin varlıkları tahrip ettiği gibi. onu dağıtmak ve yok etmek söz konusudur: çünkü bütün varlığı görünüşten ibarettir. onun hem sınırını hem de yasasını söylemek. ardı arkası gelmeyen tekrarlan. kronolojik bölümleri ve adeta uzaysal takvimiyle. birinin şeylerin gerçek üretiminin emekle olduğunu kabul ettiği yerde. onu mümkün kılan sonluluğa eklemekten çok. hiç kuşkusuz bilginin bir yanılsamasından başka bir şey değildir. yüzyıldan itibaren.boyunca destekledikleri varlık da. her pozitiflik biçiminin kendine uygun düşen "felsefe"ye sahip olduğunu mu kabul etmek gerekir: iktisat için. onların var olma sanıları ve iradelerinden başka bir şey değildir. ona göre bireyselliğin biçimleri. Burada bunun tersine. sınırları ve ihtiyaçlarıyla birlikte geçici ve tahribe yönelik bir ândan iKaret olduğu. onları gecenin karanlığında yutan sessiz ve görünmez şiddeti bulmak üzere yırtılması gereken örtüdür: ama bu yüzden. diğeri bilincin kuruntularını dağıtmaktadır. nihayet. algılamanın bir kuruntusu. hayatın yeniden başlaması. emeğin nesnelliği ve tarihin sonu konusundaki üçlü bir teoriden destek almaktaydı. Öylesine ki. bilgi alanının XIX. çünkü zamanı kendi de. diğeri onları ölümün homurtusu içinde silmektedir. terimlerinin hemen hepsi itibariyle. şeylerin nesnelliği bir görüntü. bu düşünce açısından. dağıtılması ve onları yaratan ve 392 Kelimeler ve . Bir düşüncenin tarihin sonunu öngördüğü yerde. bu düşüncenin içinde. birinin bireyin sınırlarıyla birlikte hayatının taleplerini ileri sürdüğü yerde. Bu zıtlık acaba. ona süre içinde bir sınır konulmasını dışlamaktadır.

1837. çünkü dilleri meydana getirdikleri düşünülen kelimeler ve onların aracılığıyla doğal bir düzenin kurulmaya çalışıldığı karakterler. varlıkları ancak çözmek için biçimlendiren ve bu yüzden Tarih'in bütün sınırlarından azat edilmiş olan şu süreklilik tarafından damgalanan bir hayat felsefesi ve dilbilimleri için. dillerin iç yapısı veya karşılaştırmalı gramerdir."30 Schlegel bunu iyi bilmekteydi: gramer bağlamında tarihselliğin oluşturulması. canlı bilimin-dekiyle aynı modele göre yapılmıştı. Önce Jussieu ve Lamarck. Fr. Di! 393 zümler sunacaktır. başat veya yanlamasına. henüz "temsil edebiliyor"sa ve komşuluk ve akrabalık ilişkilerinin kurulmasına izin vermekteyse de. sonra da Cuvier ile birlikte. BOPP "Fakat her şeyi aydınlatacak olan belirleyici nokta. biyoloji için.damgasını yemiş. Paris. La Langue et \a philosopfıie des Indiens. Ve gerçeği söylemek gerekirse. "birincil" veya "ikincil" bir biçimde sağladığı işleve eklenmesinden ötürü yapabiliyordu. bunu görünür yapısının kendine özgü yeteneğiyle veya onu meydana getiren tasvir edilen unsurlar aracılığıyla değil de. nispiliklerinin ve kendilerine özgü dışavurumun güçlerininki olan bir kültür felsefesi? IV. Emek. Dil alanında kelime. bunda şaşılacak bir yan yoktu. öncelikle bütünsel bir örgütlenmeye ve dolaylı veya dolaysız. Hayal. 35. ikizlenme. tıpkı karşılaştırmalı anatominin doğal tarihin üzerine büyük bir ışık saçtığı gibi. aynı statüye sahip olmuşlardı: yalnızca. hemen hemen aynı dönemde 356 . sahip oldukları temsili değer ve onlara temsil edilen şeyler karşısında tanınan çözümleme. klasik çağın tümü boyunca özdeş bir şekilde. karakter temsil etme işlevini kaybetmişti veya daha doğrusu. ama sonunda zamanın büyük ödülü vaat edilmiş olan bir emek felsefesi. bileşim ve düzene sokma gücü sayesinde var oluyorlardı. s. Çev. bu da bize dillerin soy zinciri hakkında yepyeni çö-30 Fr. Schlegel.

yerine getirdiği gramatikal işleve göre maruz kaldığı değişimlerin içinde. önce dilin kendine özgü tutarlığını tanımladığı ve sağladığı gramatikal örgütlenmeye mensup olması ölçüsünde bağlı olmaktadır. Aynı zamanda en fark edilmeden kalanlarından birini de. gene de Batı kültürünün bu andan itibaren canlılar âlemine yeni bir bakış yönelttiği konusunda en azından yaygın bir bilinç vardır. Hind-Avrupa dillerinin soyutlanması. bir şey söylemek istediği bir söylemin içinde yer alabiliyorsa. daha muteber kılındığı doğruysa da. onu meydana getiren sesliliklerin içinde. Doğabilimlerinin aldığı yeni biçimler de pek fazla ihmal edilmemektedir. fakat bu rol artık. za-394 Kelimeler ve Şeyler man içinde maruz kaldığı değişimlerin içinde. öylesine ki. ona bir cümlenin içinde yer alma ve orada az veya çok farklı kelimelerle bağ kurma izni veren şeyin içinde kurucu unsur değildir. bükümlerin 357 . çünkü adım adım ilerleyerek. aynı dilin diğer bütün unsurlarıyla birlikte. Kelimenin söylediği şeyi sağlayabilmesi için. kelime artık bir temsile ancak. yalnızca bir bilimin gelişmesine olanak vermekle kalmayıp. geriye yönelik bir yanılsamayla Cuvier'nin aleyhine olmak üzere. Eğer bir kelime. son olarak da. hiç kuşkusuz XVIII. Dikkatler istekle siyasal iktisadın ilk ânlarında. kelimenin bizaihi kendi varlığı içinde. aynı zamanda belli sayıda ekonomik ve siyasal değişime yol açtığı kabul edilmektedir. Kelimenin bu kayması. bu artık kendine özgü bir nitelik ve doğumdan getirdiği hak olarak sahip olacağı dolaysız bir aşamalı akıl yürütmenin sayesinde değil de. ona nazaran birincil. karşılaştırmalı bir gramerin oluşturulması. hayatın Karşılaştırmalı Anatomi Dersleri ile ilk kez pozitiflik eşiğine ulaştığı doğru dürüst fark edilmiyorsa da. yüzyılın sonuna doğru Batı kültürünün önemli olaylarından birini meydana getirmiştir. onlara aynı şekilde hükmeden belli sayıdaki katı yasaya boyun eğmesi sayesinde olacaktır. temel ve belirleyici olan gramatikal bir toptanlığa mensup olması gerekir. ve Lamarck'ın. Ricardo'nun toprak rantı ve üretim maliyeti çözümlemelerine yöneltilmektedir: burada olayın büyük boyutlu olduğu. özsel mimarisi içinde. temsil etme işlevlerinin dışında bu bir cins arkaya sıçrama. Buna karşılık.benzeri bir dönüşüme maruz kalmıştır: tabii ki bir anlama sahip olmaktan ve onu kullanan veya duyanın zihninde bir şeyi "temsil edebilme"ye son vermemiştir. bizatihi kendi biçiminin içinde.

anlar halinde varıl-maktadır. Hayal. zaten bir esrarın içinde değilse bile. onun sonuçlan kültürümüzün içinde. Dilin varoluş tarzındaki değişmeler. ekonominin doğuşundan çok daha karanlıkta kalmıştır. kuşkusuz bütün bu nedenlerden ötürü. ve karar sonuçta ancak negatif tarzda işaret edilmektedir: kullanılmakta olan dilin kökten ve dolaysız olarak fark edilebilen aşınması. dilin (kullanılmaya devam edenin) yalnızca aşama aşama akıl yürütmeye dayalı bir düşünceye indirgenemeyen bir boyut kazanmakta olduğu nasıl biline-cektir -ancak şöylesine bir ve kötü yorumlanan birkaç karanlık gösterge boyunca olanları hariç-? Filolojinin doğumu. Konuşmaya devam edildikçe. seslilerin birbirlerinin yerine geçmelerinin ve sessiz harflerin ani değişimlerinin yasalarının formüle edilmesi. Dil 395 larda kalan ve belirli bir gruptan başka kimsenin anlayamayacağı bir disiplin kurmuş gibi durmaktadır. en azından onu ka- 358 . herhalde telaffuzu. kısacası. tersine ondan ve bu olayın bizim alışılmış ışıklarından pek kurtula-mamış olan gözlerimiz için hep muhafaza ettiği körlemesine yakınlıktan itibaren meşrulaştırılmaya çalışılmalıdır. Grimm. gerçekte dilin (ve bizim) bütün varoluş tarzı değilmiş gibi. Schelegel. inceldiğini ve kendine özgü bir çekime sahip hale geldiğinin bilincine. dilin temsillerine şeffaf olmaktan çıkarak. bu değişimlerin bilincine ancak dolaylı olarak. dilin bu değişimleri çoktan taşır hale gelmesine rağmen onu konuşanlar tarafından hiçbir zaman açıkça kavranamamışlardır. grameri veya semantiği etkileyen bozulmalar gibi olmuşlardır: bunlar ne kadar hızlı meydana gelmiş olurlarsa olsunlar. en azından belli bir gizliliğin içinde sarmalanmış olmamasıydı. Kuşkusuz. Rask ve Bopp'un filolojik eserlerinin bütünü. Bunun nedeni.incelenmesi. bizim tarih bilincimizin kıyısında. Oysa. Bir kültürün. sanki biraz yan-Emek. bu olayın meydana geldiği zamanla. Oysa o da aynı arkeolojik alt üst oluşun içinde yer almaktaydı. tematik ve pozitif bir şekilde varması herhalde mümkün değildir. böylesine bir unutma-yı değişmenin büyüklüğüne rağmen değil de. sanki bu unsurlar boyunca değişen.

diller en azından genel tipolojileri içinde. Oysa. Fakat. Bu kesitlerden birincisi. kelimelerin sıralanması için seçilen düzen (ya Fransızlar gibi özne öne konulur. Klasik çağda bir dilin bireyselliği. kendine özgü ilkeleri vardır: gramatikal bileşimin. ya da Latincede olduğu gibi en önemli kelimelere öncelik tanınır). barbarlık ile uygarlık dilleri. soyut adlar kullanan diller vb. bazı kelime kategori-lerine tanınan ayrıcalık (olmak fiilini nitelemek üzere somut adlar kullanan dillerle. Grimm'in Deutsche Grammatik'i (1818) ve Bopp'un Sanskritçenin fiil çekim sistemi'nin (1816) dönemi-. ama aynı zamanda hecelerden ve seslerden meydana gelmektedirbirleştirmektedirler. birçok kıstastan hareketle tanımlanabilmekteydi: kelimeleri oluşturmak üzere kullanılan farklı sesler arasındaki oran (sesli harflerin çoğunlukta olduğu diller vardır). bir dilin kendini içten karakterize etme ve diğerlerinden farklılaşma biçimine ilişkindir. bir dilin bireyselliğini 359 . Bu filolojik pozitiflik nasıl oluşmuştur? Dört tane teorik kesit. duyu ile ihtiyaç dilleri. özgürlük ile kölelik dilleri. genel olarak kelimelerden.teden ve destekleyen yeraltı tabakalarının içinde çok daha 396 Kelimeler ve Şeyler uzaklara kadar yayılmıştı. söylemin anlamına şeffaf olmayan kuralhhkları vardır. hecelerin ve kelimelerin ayarlanmasıyla meydana getirilen maddi birim. onlan meydana getiren fiilsel unsurları birbirlerine bağlama tarzlarına göre tanımlanır hale gelmişlerdir. Diller cümlecik ve cümle kurmak için. Fakat Schelegel'den itibaren. mantıksal akıl yürütme ile retorik delillendirme dilleri arasında ayırım yapılmaktaydı: dillerin arasındaki bütün bu ayırımlar. sonra da unsurlarını bileştirme tarzına hiçbir zaman ilişkin olmamaktaydılar. seslerin.). böylece Kuzey ile Güney dilleri. farklılaşan. yalnızca temsil unsurlarının basit bileşkesi-nin hükmü altında değildir. Dil 397 işte bu malzemeyi -adlardan. fiillerden. Hayat. her halü kârda görünür bir temsil etme değerine sahiptirler. Çeşitli dillerde. bu unsurların arasından bazıları tabii ki temsilidir. ilişkileri temsil etme biçimi (edatlar veya ad çekimle-riyle). onların temsili çözümleyebilirle. anlam bir dilden diğerine hemen hemen bütünüyle aktarılabildiğinden. Emek. ama diğerleri hiçbir anlamla yüklü değildir ve diğer bir unsurun söylemin birliği içindeki anlamını belirli bir bileşimle belirlemeye yaramaktadırlar. 1. onun XIX yüzyılın başında meydana geldiğini işaret etmektedir -Schelegel'in Hindlilerin dil ve felsefeleri (1808).

şu veya bu değişken kullanılacaktır. unsurları birbirlerini belirleyecekleri bir şekilde çakıştırmaya dayanmaktadır. bu durumda dil. öylesine ki. ona kendileri de içten değişebilen unsurları ekleme yoluyla kabul olanağı tanır. Her dil. çünkü bileşim olanakları çok daha kısıtlıdır. birincisine nazaran daha az zengin-dir. 57 398 Kelimeler ve $ey\er rine göre. bir yandan 360 . özerk bir gramatikal mekâna sahiptir. Dil bu durumda. dolayısıyla bir başkasıyla bir cümle veya cümleciğin içinde kurduğu geçici bağı kopartma olanağını korumaktadır. bu durumda bir "atomların bir araya getirilmesi". bu mekânları yatay olarak. esas hece veya kelimeleri -köksel biçimler. Gramatikal unsurların arasında. büküm sistemi asla saf ve en zayıf biçimi altında var olmaz. birimlerinin sayısı ve bunların arasında söylem içinde kurulabilecek mümkün bütün bileşimlerle tanımlanmaktadır. bu kelime sınırsız bir şekilde genişleyebilir. yani mümkün bütün altbölümleriyle temsil alanı olarak ortak bir "ortam "dan geçme zorunda kalınmadan. çünkü ilişkiler içsel bir değişme tarafından işaret edildiklerinden ve kelimelerin gelişimi için serbest bir alan bırakıldığından. "her kök gerçekten bir cins yaşayan tohumdur. bir dilden diğerine kıyaslamak mümkündür. Bu biçimlerin herbiri."32 Bu iki büyük lengüistik örgütlenme tipine. ama bunların her biri özerkliğini. kendiyle birlikte belli sayıda değişme olanağı taşımaktadır. s. çeşitli biçimlerde bileşebılen bir unsur kalabalığından -genelde çok kısa unsurlar—meydana gelmektedir. Bu tarz görünüşte. ve cümlenin diğer kelimele-31 age. ama gerçekte. bu kelimelerin arasındaki bağımlılık veya korelasyon ilişkilerine göre.içten bozan büküm sistemidir. hemen iki büyük bileşim tarzını fark etmek kolay bir iştir. kökün içsel değişimi.tanımlamaya bu kurallılıklar izin verecektir. bir "dış bir yakınlaşma tarafından gerçekleştirilen mekanik yığma"31 söz konusudur. Bunlardan biri. Bir dilin unsurları arasında başka bir bağlantı tarzı daha vardır: bu.

Amerika dilleri bulunmaktadır. fakat bu unsurlar hep serbest halde ve sanki indirgenemez nitelikteki bir o kadar üilsel atom halinde kalmak yerine. ekler ve bükümler arasındaki bir karışımla tanımlanmaktadır. hemen bütünüyle bükümlü bir dildir. Arapça. "daha şimdiden kelimenin içinde erimeye başlamışlardır". çekim unsurlarının az veya çok uzak bir geçmişte. Keltçe. Fakat. bütün diğer dilleri yerleştirmek mümkündür. Latince ve Yunanca gibi dillerin ad ve fiil çekimlerinin ayırımının yapılmasının çoktan beri bilindiği söylenecektir. Kıptıce. 47 Emek."ardışık fikirleri işaret eden parçacıkların. Ayrıca. filolojinin kurulması açısından önemli olan. bu zıtlaştırmanın XVIII. Hayat. Dil 399 zaten bilindiği ve Çince kelimelerin bileşkesiyle. 33 age. mâm (im) ve tâm (dır) zamirlerinin fiil köküne eklenmesinin sonucu-durlar. Bu başat ve uç modellerin arasına. Schelegel'in getirdiği mutlak zıtlaşmanın Bopp tarafından çok eleştirildiği de ileri sürülecektir: Schlegel'in birbirleriyle kökten uyuşmaz iki dil tipi gördüğü yerde. Bopp ortak bir köken aramıştır. ama orada hâlâ "ekli dillerin kalıntıları" bulunmaktadır. "yapısı tamamen organik olup. eğer deyim yerindeyse. s. kendi ayrı hayatları olan tek heceler" olduğu Çince ve öte yandan da. özerk bir yüklemle birlikte soyut bir varoluştan yarar sağlamış 361 . Belki de. bu diller ayrılabilir unsurları birbirlerine bağlamaktadırlar.34 büklümlerin ilkel unsurunun içsel ve kendiliğinden bir cins gelişimi değil de. yüzyılda 32 age. s 56. Çinceye daha yakın bölgede. içsel değişmelerin ve kökün çeşitli dolanımları-nm yardımıyla dallanan"33 Sanskritçe denk düşmektedir. bu dillerin her biri. onu bu iki dilden birine ister istemez yaklaştıracak veya her ikisine eşit uzaklıkta tutacak bir örgütlenmeye sahip olacaktır -bu şekilde tanımlanan alanın ortasında yer alacaktır-. bükümlerin. Baskça. kök hecesiyle bütünleşen parçacıkların bir gelişimi olduğunu göstermeye çalışmıştır: Sanskritçede birinci tekil kişinin m'si (bha\âmi) veya üçüncü tekil kişinin t'si (bhavâti).

Londra. diğerlerinden daha önemli dillerin olduğu kabul edilmekteydi. fazla "uygarlaşmamış" dillere karşı merak buradan kaynaklanmıştır. Bundan sonra. s. Çince gibi bir dilde. her zaman düzenli iç değişme biçimleri bulunmaktadır. Şimdi artık dilleri karakterize etmek üzere. p ile b'nin ve m ile n'nin birbirlerinin yerine geçecek kadar yakın oldukları kabul edilmekteydi. ikinci önemli teorik kesiti meydana getirmektedir. 1798 400 Kelimeler ve Şeyler melen farklıdır. Esas olan ve Schelegel'ye Bopp'un çözümlemelerini. Fakat bu inceleme.olup olmadıklarının bilinmesi değildir. Rusya. İskandinavya. az sayıda kişinin konuştuğu. yüzyılın uyguladığı hiyerarşik sınıflandırmaları terk etmesi anlaşılmaktadır: XVIII. çünkü temsiller çözümlemesi bu gibi dillerde daha kesin veya daha nitelikliydi. Genel gramer. sesli harfler 362 . telâffuzda veya işitmede meydana gelebilecek bu kuşkulu yakınlık ve karıştırmalar tarafından meydana getirilmekte veya belirlen-mekteydi. Parales volantes. bu cins değişmeler ancak. bütün diller eşdeğerli sayılmışlardır: yalnızca iç örgütlen-34 Bopp. Fiilen telaffuz edilen seslerin değişebilme biçiminden daha çok. hecelerin kökte meydana gelen belli sayıdaki değişme olmadan artmamalarıdır (ekleme veya iç çoğalma yoluyla). alfabenin harflerinin başkalaşımına yönelikti. XVIII. Üstelik bu değişmeler. yüzyılda. etimolojik araştırmalarında kelimelerin ve hecelerin zaman içindeki dönüşümlerini araştırmaktaydı. İran ve Hind'de bu konuda yürütülen büyük araştırmanın tanığı Baskçadır. 147. fakat köklerin (ister Sanskritçedeki gibi tekheceli. bu iç örgütlenme kıstaslarına sahip olan yeni filoloiinin. Home Tooke. üç nedenden ötürü sınırlıydı. yüzyılda onların-kini haber verir nitelikte gibi olanlarından35 ayıran şey. Kafkasya. Nadir. isterse Ibranice-deki gibi çok heceli olsunlar) geliştikleri dillerde. Bu iç değişmeler'in incelenmesi. Veber das Konjugationssystem der Sanskritsprache. harflerin birbirlerine karşı her zaman ve her koşulda var olan bir yatkınlıklarının sonucu sayılmaktadır. 35 J. 2. Son olarak da. XVIII. yalnızca bitişme yasaları vardır.

geçici ve derin sesselliği içinde hükümran olmuştur.dilin en akışkan ve dengesiz unsuru olarak ele alınırken. Ve peygamberlerin soluğuyla canlanan gizli güçleri. onları aktaran harflerden azat edilmiş olan bir sesler bütünü olarak ele alınan dilin bir 363 . Dil. şimdi sesseldir. Onu görülebilir işaretten kopararak. Koskoca bir mistik doğmaktadır: söze. Rask. sözün bir momentini kuşatabilmesi gerekmiştir. yüzyıl filolojisi için başat olmuş olan. dil ağzın veya dudakların çıkardığı gürültü harf haline geldiğinde doğuyorken. Bu da.değildir. Grimm kardeşlerin ve Raynouard'ın yazılı olmayan edebiyata. sözün içinde aranmaktadır -yazının kuruttuğu ve olduğu yerde dondurduğu şu söz-. Ve dilin genel boyutunu tarihsel biçimlerin ötesinde ihya edebilmek ve çok sayıdaki unutkanlığın ötesinde. halk anlatılarına ve konuşulan lehçelere yönelik ilgilerini açıklamaktadır. XIX. arkasında yalnızca bir ân için asılı kalan bir titreşimden başka bir iz bırakmadan geçen şiirsel parlaklığa ilişkin mistik. olduğu şeyin mümkün olduğunca yakının-Emek. düşünceyi Port-Royal'den sonuncu İdeologlara kadar kesintisiz bir şekilde canlı tutmuş olan eski işaret sorununu yeniden aşabilmek için. Dil. ilk kez (artık kökensel çığlıklara geri götürülmeye çalışılmamasma rağmen) fonetik unsurlarının bir bütünü olarak ele alınmıştır. Demek ki. sessiz harfler dilin sağlam mimarisini oluşturan unsurlar sayılmaktaydılar (örneğin. müzik notasına yaklaştıran titreşimsel bir doğa kazanmıştır. Saussure'ün XIX. Söz. bundan sonra artık. Dil 401 da. Hayat. Logique de Port-Royal'in dolaysız ve aşikâr modeli olarak bir insan portresini veya bir coğrafya haritasını önerdiği şu işaret -az veya çok uzak. yüzyılda. Dilin bütün varoluşu. dilin bu gürültülerin ayrı sesler halindeki bir dizide eklemleştirilip bölündüğünde ortaya çıktığı kabul edilmiştir. Grimm ve Bopp ile birlikte. Ibranice sessiz harfleri yazmaya gerek görme-mekte değil midir?). bazen de keyfi. Genel gramere göre. Dil artık. görülebilir labirentin merkezindeki bir sırrın büzülmüş sürekliliğini varsayan yazının deruniliğiyle temelden (bazı kesişmelere tahammül etmekle birlikte) zıtlaşmaktadırlar.

ö. kelimenin içindeki yeri bizatihi önemli bir öğedir: eğer bir hece sona geliyorsa. Dili. Grimm'e göre bir anlam belirlenmesiydi (Almancada fiillerin büyük çoğunluğunun kökünde. Başkaları. saf olanların içinde. bir bitimin eylem tarzının kökün sesselliklerı üzerindeki etkisini.36 Bu iş üç yönde yapılmıştır. i ise hep sabit kalır. saf sessel unsur olarak ele almak çok zordu. bir sesselliğın içindeki bir değişmeyi belirleyebilecek koşullara yönelmektedir.çözümlemesi başlamaktadır. yalızca bir tanesine sahip 36 Grimm. "mekanik yasalar" ile tanımlamaktadırlar: "bundan esas olarak yerçekimi yasalarını ve özel olarak da. saf olanlarıyla (a. bu sonuncuların içinde bazıları değişmeye maruz kalarak umlaut alabilirler (a ve u). tek seslilerin içinde. tek ve çift olanlar arasında zıtlaşma (d. iki sessiz temasa geçtiğinde ortaya çıkan değişme kurallarını tanımlamaktadır: "Böylece. bir de pozitif belirlenmeler vardır. Bunların bazıları. sürekliliğini kök olması durumuna göre daha zorlukla koruyabilmektedir. veya ae. dili geçmiş ile şimdiki zaman arasındaki zıtlık gibidir). Grimm. d'nin t halinde değişmesinin nedeni fizik bir yasa olmaktadır". kökün harfleri uzun ömürlüdürler demektedir. 402 Kchmclev ve Şeyler olanlar (a. o. a ile i arasındaki zıtlık. çoğu zaman harflerle sesleri karıştırmış olmakla suçlanmıştır (Schrijt'i sekiz unsur halinde incelemektedir. Bopp'a göre. keyfiliğin olmayışı belli sayıda yasanın sonucudur. i.37 ikinci çözümleme tipi. birçok telaffuz biçimine sahip olanlarla (o gibi). çünkü f'yi p ve h ya bölmektedir). Sanskritçede adti (ad: yemek kökünden) yerine atti (yemek yiyor) denildiğinde. son olarak da. u) vardır."38 Bu keyfilik yokluğu. hiçbir zaman keyfi olmaz. ö'da olduğu gibi uzatılmış. i. bir dilde kullanılan çeşitli sesselliklerin tipo-lojisi: örneğin sesli harfler için. u). yumuşakları (e. Öncelikle. ü) arasındaki zıtlaşma. çünkü herhangi bir sesselliğin "korunması veya değişmesi. Fakat bunun dışında. bitim sesselliklerinin ise ömürleri kısadır. ai'de olduğu gibi çift sesliden meydana gelen hece). kişisel çekim eklerinin ağırlığının bir önceki he- 364 .

bu kök muhtemel değişme-leriyle birlikte soyutlanabilmekte ve çeşitli mümkün biçimleriyle birlikte. c. Dil 403 p.ce üzerindeki etkilerini anlıyorum. d ve Yukarı Almancada d. bu ilişkiler bütünü aracılığıyla belirlenmiş olmaktadır. Paris. klasik düşünce açısından onların değişimlerini açıklayan bu dış ölçüye. Grammaire comparee. yeni bir kök teorisinin kurulmasına izin vermektedir. 1. yay. sırasıyla. Sessiz ve sesli harflerdeki değişmelere ilişkin bir yasanın tanımlanması. Başka yerlerde olduğu gibi. burada da kaderi saptayan " anatomi" dir. Gotçada/ p. b. 1822. Yunancanın t. /'si. bir kök bireyselleşüriliyordu. d. 5. Gotçada th./ve p haline gelmiştir. 2. t olmuştur. th'si. s. dönüşümlerin Tarih boyuncaki sabitliğine yönelik olmaktadır. Deutsche Grammatik. henüz fiilsel olmayan sesin bir bakıma temsilin bizatihi 365 . t. not. Fr Çev. Fakat eğer sesliler ve sessizler ancak belli yasalara göre ve belli koşullar altında dönüşüyorlarsa. b. s. 39 Bopp. bu iki sabitenin kesişme noktasında. yanak. ve diller. Grimm böylece. Emek. z. diş ve gırtlak seslerine ilişkin olarak Yunanca "Gotça" ve yukarı Almanca için bir denklik tablosu düzenlemiştir. Klasik dönemde. s. Grimm. genel gramer. Tarihin yolları. 1866.40 3. Bir dilin birincil ve tamamen basit unsurlarını belirleyebilmek üzere. Yukarı Almancada b veya v. aynı anlamın aynı harfle veya aynı heceyle gün ışığına çıktığı yerde."39 Nihayet sonuncu çözümleme biçimi. 5. Bu çözümlemeler birinci yayımda bulunmamaktadır (1818). kökler çifte bir sabiteler sistemiyle saptanmaktaydı: keyfi bir harf sayısına yönelik olan alfabetik sabiteler (gerektiğinde tek bir harf de olabi-liyordu) ve sonsuza kadar genişletilebilen miktardaki komşu anlamı genel bir tema altında gruplandıran anlamsal sabiteler. Yunanlıların 37 J. bu durumda kök kararlı bir lengüistik bireysellik (bazı sınırlar içinde) olmalıdır. I. Hayat. 38 age. bir dil unsuru meydana getirmektedir. bu insan tarihinin şeylerine tabı olmak yerine bizatihi kendileri bir evrim ilkesini ellerinde tutmaktadırlar.

birinci durumda sesli zorunlu olarak baştadır. Paris. örneğin Sanskritçenin dada-mi'sinde ve Yunancanın didomi'sinde donun veya tishatmi ve istemi kelimelerinde sta'nm ikizlendiği gibi. Dil kendini. diğer durumda ise. 37. Almancada mes-sen'i veren ma.1"» Böylece. UOrigine du langage. yüzyılda. toriğine… .42 Bu tek heceli köklerin ikizlendikleri de olmaktadır. Ayrıca. Grimm. Deutsche Grammalik. kendini bakışa veya duygulardan herhangi birine sunan bir nesneydi. köklerin çift heceli (genelde üç harften meydana gelirler). Veber. Fr. 42 J. 366 . s. Sami ailesinden olanları gibi bazı dillerde. diğerlerinde ise (Hint-Avrupa dilleri gibi) düzenli olarak tek heceli oldukları belirlenebilir. bunlardan bazıları tek bir sesliden meydana gelmiştir (i. 1859. yankılanmak anlamına gelen fiillerin köküdür). s. s. Etimoloji böylece. s. 43 Bopp. Çev. I. 7. çekilebilir ad-41 age. mad kökü gibi)-. gitmek anlamına gelen fiillerin. fakat kök bu dillerde çoğu zaman en azından bir sessiz ve bir sesli içermektedir -sessiz harf sona veya başa gelebilir.canlılığına dokunduğu hayali temas noktasına kadar geri gitmek zorunda kalmıştır. dolaysız bir temsil.43 Nihayet ve özellikle. 41. geriye yönelik sonsuz bir girişim olmaktan çıkmaktadır. 588. 404 Kelimeler ve Şeyler dolu bir ilk dile doğru. ona destek veren ikinci bir sessiz tarafından destekleniyor olabilir (Latincede metiri. tamamen yeni bir tarzda kavranmıştır: kök XVIII. onun oradan itibaren oluştuğu kökü bulmak üzere kullanılan kesin ve sınırlı bir çözümleme yöntemi haline gelmektedir: "kelimelerin kökleri. bir kelimenin içinde. soyutlama sıfatlan yaratmaktaydı. tamamen doğal çığlıklarla 40 j. Grimm. kökün doğası ve dilin içindeki kuruculuk rolü.. ve bu durumda. bir dilin unsurları ona içseldir (başka dillere ait olsalar da): onların sabit bileşimlerini ve mümkün değişimlerinin tablosunu kurmanın tamamen lengüistik yolları vardır. onun adsal karakterleştirmelerinin işleyişinden hareketle inşa etmekteydi: türeme bu faaliyetin kapsamını genişletmekte. ancak büküm ve türeme çözümlemelerinin başarı kazanmalarından sonra ortaya çıkarılabilmişlerdir. u. Bundan sonra artık. kökeninde somut bir şeyi işaret eden ilkel bir ad.

arzuları. fiilsel anlamlı kökler. Sanskritçenin as'v. 147 vd. 406 Kelimeler ve . başlangıçta "şeyler"i değil de eylemleri. öte yandan gene onlar. fiille bir kökün kaynaşmasından oluşan karışımlar olduklarını kabul etmekteydi. Hayat. olmak fiilinin büyük tekdüze işlevinin eklenmesi yetiyordu olmak fiili ile sıfat tamlaması içindeki sıfatın fiilsel biçim içinde bir cins saf oluşturmaları-. fiillerin. Latincenin gelecek zaman ile hikâye bileşik zamanındaki b'de yeniden ortaya çıkmaktadır. olmak fiilinin eklemesi. Fiiller (ve kişi zamirleri) böylece dilin öncelikli unsuru haline gelmektedirler -dilin ondan itibaren gelişebildiği unsur-. ve olmak fiilinden gelen bazı bitimleri ve kişi zamirlerini alarak çekimli hale gelenler bizzat onlardır. olmak fiilinin çekiminden türeyen kelime bitimleri ona yalnızca kişi ve zaman değişimleri eklemektedirler. Bopp da. Dil 405 lar kategorisinin oluşabilmesi için. süreçleri. istekleri işaret etmektedirler. Sanskritçenin bhu'su ise. Demek ki fiillerin kökleri.Emeh. "Fiil ve kişi zamirleri. Üstelik. Fakat onun çözümlenmesi klasik şemadan birçok esaslı noktada farklılaşmaktadır: olmak fiiline atfedilen yüklemsel işlevin ve önermesel anlamın potansiyel ve gizli ilavesi söz konusu değildir. köke bir zaman ve bir kişi yüklenmesine olanak vermektedir (olmak fiilinin kökü tarafından meydana getirilen bitim eki.44 Daha sonra. Yunancamn aorisfa'sındaki (Yunancaya özgü belirsiz geçmiş zaman MAK) sigma'da.Şeyler den bitimler alabilen ve böylece çekimli fiillere veya adlara can veren. bir de kişi zamiri eklemektedir). Latincenin misli geçmişin hikâyesindeki ve geçmiş zamanda gelecek'teki er'de bulunmaktadır. bunlara. bizatihi değişken başka ekler alarak türemeye yatkın adlar haline gelmektedirler. bir sıfatı fiile çeviren olmak fiilinin eklemesi değildir. ilk önce. diğer büyük indirgenemez unsur olan. klasik çözümlemeyi karakterize eden adfiil çifte kutupluluğunun yerine. s. dilin gerçek levyeleri olmuşa 367 . Demek ki. bir kökle olmak fiilinin biçimleri arasındaki maddi bir bitişme söz konusudur. scrips-i'de olduğu gibi. daha karışık bir düzen ikame etmek gerekmektedir: farklı tipler-44 üge. kökün kendi fiilsel bir anlama sahip bulunmaktadır.

ve şeyleri sonunda sanki parmakla gösteriyorsa da. hiçbir keyfilik. dil XIX. Grimin. hiçbir gramatikal kural onu iptal edemez. kökensel olarak yapılan veya maruz kalmam anlatmayı istemektedir. dil de derin bir iradeyi ifade etmektedir. onun eserini de ayrıntılarıyla bilmektedir). Dil 407 tüm güzergâhı boyunca ve en karmaşık biçimlerinin içinde. s. başka temsilleri bölümleme ve yeniden birleştirme gücüne sahip bir temsil sistemi değildir. aceleci bir bakış açısından paradoksaldır: çünkü filolojinin. Bunun iki sonucu vardır. bu onların bu eyleminin sonucu veya nesnesi veya aracı olması ölçüsünde olmaktadır. aynı zamanda bir dilin özü itibariyle ne olduğunu tanımlayabildiği için başat bir öneme sahip olmuşlardır. yüzyıldaki 45 j."45 Bopp'un çözümlemeleri yalnızca bir dilin iç ayrıştırılması açısından değil. bir eylemin süreci-ni bölümlemekte ve durdurmakta ve dondurmaktadır.benzemektedirler. Ve herhalde. eylemde bulunduğu için konuşulmaktadır. Emeh. Hayal. eylemlerin. Dil. 39. görülenden daha çok. Dil artık. durumların. öznenin ve onun faaliyetinin cephesine "salmaktadır". LOrigine âu langage. yalnızca Bopp'un çağdaşı olmakla kalmamakta. Birincisi. Tıpkı eylem gibi. çünkü 368 . temsili ikiye katlayan şu bellekten çok. indirgenemez nitelikte bir değere sahip olacaktır. oysa klasik çağda. irade ve güçten kaynaklanmıştır. saf gramerin bir boyutunun keşfi aracılığıyla kendini oluşturduğu sırada. dilin ifadesel işlevi ancak köken noktasında elde edilebilmekteydi ve yalnızca bir şeyin temsil edilebilmesini açıklamaktaydı. Tanınarak bilindiği için değil de. adlar bir temsilin karmaşık tablosunu pek o kadar bölümlere ayırmamaktadır. isteklerin en sabitlerini köklerinde işaret etmektedir. "köklerini" algılanan şeyler cephesine değil de. dile derin ifade güçleri atfedilmeye başlanmıştır (Humboldt.

s. tüccarların ve seyyahların küçük grubunun. 50. 4. onları yaratan.dilin ifade edebilmesinin nedeni. bir halkı hayatta tutan ve ona yanızca kendine ait bir dil konuşma iktidarı veren temel iradeyi görünür kılmaktadır. Troubadour]ann özgün şürleri'nı aktarır-ken yakaladıklarını düşünmüşlerdir. ama tüm parlaklığın oradan geldiği bir uğultunun içinde konuşmaya hiç ara vermeyen halktır. mirasımızdır. bunlar artık alt kesimlerde karanlıklar içinde doğmaktadırlar. anı değişmeler artık yukarıdan (bilginlerin. Bir dilin içinde konuşan ve duyulmayan. dil de gramerin tüm mimarisi içinde. dilin uygarlıklara artık. 408 Kelimeler \e Şeyler Filoloji. çünkü dil bir araç veya bir ürün —Humboldt'un dediği gibi bir ergon. o bizim tarihimiz. kökenini ve gelişmesini bizim tam özgürlüğümüze borçludur. onlara can veren ve kendini onların içinde bulan halkın zihni aracılığıyla bağlanmış olmasıdır. istilacı aristokrasinin meydana getirdiği seçkinler gru-bundan) gelmemektedir. XIX.değil de. Köklerin çözümlenmesi. yüzyılın tümü boyunca derin siyasal titreşimlere sahip olacaktır. unsurlar arasında kurulabilen bağların çokluğu) değil de. İkinci sonuç. Tıpkı canlı organizmanın kendini hayatta tutan işlevleri tutarlılığıyla dışavurması gibi. kesintisiz bir faaliyettir -bir encrgeia—. insanların özgürlüğüne bağlanmıştır: "Dil insanidir. Dil artık şeylerin tanınmasına değil de."46 Gramerin iç yasalarının tanımlandığı sırada. onların ulaştıkları bilgi düzeyiyle (temsili şebekenin niteliği. dilin tarihselliğinin koşullan değişmiştir. 46 age. Böylece. diller arasındaki akrabalık sistemi'nin yeni bir 369 . şeyleri taklit etmesi veya ikizlemesi değil de. Grimm bu uğultuyu. dil ile insanların özgür kaderi arasında derin bir akrabalık kurulmuştur. altdeutsche Meistergesang'ı dinlerken ve Raynouard da. muzaffer orduların. konuşanların temel iradesini dışa vura-bilmesi ve aktarabilmesidir.

diğer hepsini mümkün kılan biçime veya ilkelere dayandırmak olanaksızdır. bitim dizilerini incelemek yeterlidir. dillerin temsilin evrenselliği içinde iletişim kurmalarım sağlıyordu: dillerin hepsi. Hayat. Fakat bütün dillerin ortak olduğu unsurlara ve bunların kaynaklandığı temsil etme zeminine kadar geri gitmeyen yanlamasına kıyaslama: demek ki bir dili. aynı zamanda dillerin iç yapılarına ve gramere kadar geniş-lemektedir. tüm dillerde iki süreklilik düzeninin varlığını kabul ettiğinden ötürü. karşılaştırmayı dışlamaktaydı: bu sürekliliklerden dikey olanı tüm dillerin aynı ilkel kök haznesine sahip olmalarına neden oluyordu. dolaysız olarak kıyaslanmaları mümkün olan bu gramatikal yapılar. Dolaysız karşılaştırma. Genel Gramer. Böylece. Oysa Grimm ve Bopp'tan itibaren mümkün hale gelen şey. şu veya bu dilin ortak ilkel kökler donanınım işleme ve değiştirme biçimini çözümlemek mümkündü. bu kökler bazı dönüşümlerle her dili başlangıç eklemleşmelerine bağlamaktaydı. tüm insan türü için oldukça geniş sınırlar içinde aynı olan temsilleri çözümleme. yatay olan diğer süreklilik ise. Önce. dilleri biçimsel yakınlıklarına göre gruplandırmak gerekir: benzerlik yalnız-Emek. iki veya daha çok dilin dolaysız ve yanlamasına karşılaştırılmasıdır. dillerin birbirlerine nazaran kesintili bütünler halinde gruplandıklarını varsaymaktadır.tanımını mümkün kılmıştır. dilleri ancak dolaylı ve adeta üçgen bir güzergâh üzerinde karşılaştırmak mümkündü. ancak sistemler halinde var olabilme karakteri: tek heceli köklerle 370 . Bu tanım öncelikle. büklüm sistemlerini. ayrıştırma ve yeniden birleştirme durumundaydılar. çünkü artık saf temsillerden veya tamamen ilkel kökten geçmek gerekli değildir: kökteki değişimleri."47 Öte yandan. aynı zamanda iki dilin aynı temsilleri bölümleme ve yeniden bağlama tarzını da kıyaslamak mümkündü. Oıl 409 ca ortak köklerin çok sayıda olmalarında bulunmamakta. iki kendine özgü karakter sunmaktadırlar. Ve filolojinin ortaya çıkışını karakterize eden dördüncü büyük teorik kesit burada yer almaktadır.

iki dil benzer sistemler sunduklarında. Klasik çağda iki dil birbirine benzediğinde. Yunanca ve Germen dillerinin arasında bir "kardeş-lik" ilişkisinin olduğu. şu veya bu dönüşüm gerekmiştir. öte yandan da benzer sistemler geliştirdiklerine karar verilebilmektedir. ilkel dilin izlerine inanan Coeurdoux'nun varsayımı ile. takılama tarzları tamamen sabit bazı modellere denk düşmektedir. Sanskritçe ve Yunancaya ilişkin olarak. ya birinin diğerinden türediğine ya da her ikisinin bir üçüncüsünden kaynaklanarak. ya birinin diğerinden kaynaklandığını kabul etmek (fakat bu kıstas dışsaldı. Essai. gramatikal sistemler belli sayıda evrim ve değişim yasasını hükme bağladıklarından. düpedüz tarih içinde en son ortaya çıkanıydı). bitimlerin ağırlığı. Bopp. ticaret. Bir aileden diğerine süreksizlik vardır. Baktriyana krallığı 47 Fr. sayısı ve doğası belirlenebilir nitelikte etkiler yapabilir. Örneğin. ya onların ikisini birden tamamen ilkel dile bağlamak. Tarihselliğin. bütün değişmeler ve bileşimler başka yasalara tabı olacaklardır. en fazla türev olan dil. Schlegel. Germen dilleri ve Farsça) daha ileri tarihlidirler ve ondan türemişlerdir"48 diyen Schleger'in tezini reddedebilmişür. daha çok ablaları olduğunu ve bütün bu ailenin kökeninde yer alan bir dile daha yakın bulunduğunu göstermiştir.belli sayıda büklüm mümkündür. diğeri Sami dillerinin karakteristiği). s. Şimdi ise.. belli bir biçimin belli bir kökten itibaren ortaya çıkabilmesi için. buna karşılık. Latince. göç. 11. ya da alışverişlerin varlığını (dildışı olaylara -istilalar. tıpkı canlılar âlemine olduğu gibi. Sanskritçe. 410 Kelimeler vf Şeyler esnasında bir karışıma inanan Anquetil'inki birbiri peşi sıra terk edilmişlerdir. "en eski olan Hind dilidir ve diğerleri (Latince. bir dilin yaşlanma göstergesinin belli bir noktaya kadar saptanabilmesine izin vermektedirler. dil alanına da dahil 371 . Fakat diğer yandan. ne aracı tip ne de geçiş biçimleri bulunmaktadır. . Yunanca. ve Bopp da. çok heceli kökleri olan dillerde. bir yandan farklı. Sanskritçenin diğerlerinin anası değil de. Böylesine iki sistem arasında (biri HindAvrupa dillerinin.bağlıdırlar) kabul etmek gerekmekteydi.

bir kardeşlik zamanının içine yerleştirmek gerekmiştir. her birinin değişimini hükmü altına alan yasaları ve evrim olabilirliklerini saptayan yollarıyla birlikte ortaya çıkmıştır.edildiği görülmektedir. Latinceyi. aynı zamanda. Hayat. canlı bir tarihselik kazanabilmiştir. onları adlandıran kelimeler de söz konusudur. Sanskritçeyi. s 12. Zamanın düzeni başlamaktadır. kendine özgü bölümlenmeleri. diller tarihinin düşünülebilmesi için. aynı şekilde. Bütün olası biçimlerin kronolojik ardışıklığı olarak cinslerin tarihinin bir kez askıya alınmasıyla ve yalnızca o anda. Yunancayı. Bir evrimin -yal-nızca varlıkbilimsel sürekliliklerin güzergâhından ibaret olmayan.düşünülebilmesi için. bu çifte kopuşun sayesinde. genel gramerin her zaman varsaydığı şu sonsuz türetmelerin ve şu sınırsız karışımların çözümlen-48 age. gramatikal sistemlerin türdeş olmaması. Dil 41) mesi. işlevleri ve varoluş koşullan arasındaki belli bir ilişkinin aracılığıyla gerçek bir tarihe sahip olabilmektedirler. dallanmanın süreksizliğinin örgütleme planlarını aracısız çeşitlilikleri içinde ortaya çıkarması. organizmaların sağlamak zorunda oldukları işlevsel dü-zenlere uymaları ve böylece canlı ile onun var olmasına izin veren şey arasındaki bağlantıların kurulması gerekmiştir. Aynı şekilde. Ancak. doğal tarihin kesintisiz ve düz planının kırılması. onları bütün kronloojilerin dışında. Başka yerlerde olduğu gibi burada da. dil asla iç bir tarihselliğin etkisine giremezdi. Ve onların 372 . yalnızca varlıkların ardışıklık düzeniyle birbirlerine zaman içindeki zincirlenmeleri değil.artık Tarih tarafından ve varlığının tüm kalınlığı boyunca kat edilmiştir. dillerin. Almancayı sistematik bir eşanlılık içinde incelemek gerekmiştir. yapılarının şeffaf hale gelmesi ve bir dil tarihinin okunabilir hale gelebilmesi için. Emek. Canlı varlıklar ancak. diller ile canlı varlıklar arasında başat bir farklılık vardır. aynı zamanda oluşumlarının farklılığını da bildiren yeni bir tarih meydana gelmiştir. eğer dil düzeni içinde askıya ahnmasaydı. Ampiriklik -doğal bireyler kadar. içine kapatıldıkları temsillerin ortak tabakasından kurtulmaları da gerekmiştir. kronolojik dizilere sokmalar silinmek zorunda kalmış. onları kökenlerine kesintisiz bir şekilde bağlayan bu büyük kronolojik süreklilikten koparılmaları gerekmiştir. unsurları yeniden dağıtılmış ve bu durumda.

Dillerin iç örgütlenmeleri. Karakterleri canlı-dan veya gramer kurallarını kendini çözümleyen bir temsilin yasalarından ayırarak. yasasını ancak daha önceki durumlarına. dilin temsille olan ilişkisini ihya ederek kurtulabildigi bilinmektedir. dil ile temsil arasındaki bir kopuşla ihdas edilebilirdi. Buna karşılık. Yeni gramer. örgütlü bireylerin iç bileşimi olduğu doğruysa da. Fakat bu tarihsellik. Demek ki. ani değişimlerin hangi yönde olabileceklerini veya olamayacaklarını bildiren bir mümkün değişmeler anatomisidir. işlev görebilmek için izin verdikleri ve dışladık-ları. bunu. birey ile ortamın ilişkilerini bildirmek zorunda olan ek bir tarihe ihtiyaç duymuştur. Saussure'ün. artık ancak kelimelerin biçimi içinde kavranabilirler. işte bu nedenden ötürü evrimcilik. hiç kuşkusuz onu ilk kez kendine özgü yerelliği içinde açığa çıkarmakta ve onu yalnızca tarihin içinde kavrayabilme durumuna tabi olunmaktaydı. yatkın olduğu değişimlere. hiçbir zaman meydana gelmeyen değişikliklere eklendiğinde ilan edebilir. filolojinin bu zamansal eğili-minden ancak. doğal tarih ve dil için kısmen farklı biçimlerde ortaya çıkmıştır. Demek ki. Tarih'in unsuru içinde işlev görmektedir: çünkü organların hakiki bir arada var olmalarını veya birbirlerini karşılıklı olarak dışlamalarını değil de. Grimm'in ifadesiyle dilin "anatomisi". bir bakıma canlının tarihine dışsaldır. bu tarihsellik ancak onların içinde yaşadıkları bu dış dünya aracılığıyla gerçek bir tarih haline gelebilmektedir. Başka türlüsü nasıl olabilirdi? Çünkü pozitifliği artık ancak. biyoloji düzeninin içinde. Dili temsil ettiği şeyden kopararak. işareti Genel Gramer'in tarzında. Cuvier'nin karşılaştırmalı anatomisine ortam ve canlı üzerinde etki eden koşullar çözümlemesinin eklenebilmesi gerekmiştir. ama bu biçim bizzat kendi olarak. dilsel değişimleri za-412 Kelimeler \e Şeyler man içinde dolaysız olarak incelemektedir. hayatın tarihi. aynı arkeolojik olay. iki fikir arasındaki bağlantıyla açıklayan bir "se-miyoloji"yi yeniden kurma pahasına gerçekleştirmiştir. hayatın ve dilin tarihselliği mümkün kılınmıştır. bu tarihin gün ışığına çıkabilmesi ve bir söylem halinde tasvir edilebilmesi için.tarihselliklerini mümkün kılanın. olabilirlik koşulu evrimsiz bir biyoloji olmuş 373 .

dilin tarihselliği tarihini hemen ve aracısız keşfetmektedir. şeylerin ilk adsal biçimlerini gerçekleştirmişti. asıl tarihin yararına olmak üzere. dil eklemleşmesi temsilin görünür 374 . işaret etme teorisiyle zıtlaşmaktadır: çünkü kök. V NESNE HALİNE GELEN DİL Yukarıda çözümlenen dört teorik kesitin. diller arasındaki akrabalık (büyük aileler arasındaki süreksizlik ve değişmeler reji-minde iç benzeşmeler) teorisinin ayırımsız bütün diller üzerinde. kendini artık yalnızca sonsuza kadar dönüştürebilen bir sessellik olarak -işlev olarak. genel gramerin tanımlanmasına izin verdikleriyle terimi terimine denk düştüklerini ve zıtlaştıklarını fark etmek mümkündür. Dilin iç değ/şme/eri'nin incelenmesi de. Dil 413 ri çözecektir. gramercinin iç bir tarihi tanımlamak için dil ile dış tarih arasında ihdas ettiği ilişkile-Emek. aynı biçimde etki eden kesintisiz aşınma öğeleri ve karışımlar varsayan türeme teorisinin karşısında yer aldığı görülmektedir. yüzyıl biyolojisi giderek canlının dışına. oysa kök. Kök hecesi teorisi. birbirlerine nazaran bireyselleşti-riyordu. işaret edebildikleri içeriğe ekleyerek. bunlar birbirleriyle içten iletişim kurmaktadırlar. doğabilimcinin bakışının eskiden durakladığı beden yüzeyini giderek daha geçirgen hale getirirken filoloji. her tür belleğin dışına düşmüş olayların yeniden oluşturulması işinde yol göstericilik yapabilecektir.tüketmektedir. bir dil grubuna içsel ve her şeyden önce fiilsel biçimlere çekirdek olarak hizmet eden dilsel bir bireyselliktir.olan biyolojik bir teori meydana getirmektedir -Cuvier'nin teorisi-. Ve bu iç tarih bir kez nesnelliği içinde sağlandıktan sonra. hiç kuşkusuz filolojinin arkeolojik zeminini meydana getirdiklerinden ötürü. soyutlanabilir. Hayat.49 Bu kesitlerin sonuncusundan birincisine doğru geri gidildiğinde. XIX. Bunun tersine. temsili ekîemleşme teorisiyle zıtlaşmaktadır: temsili eklemleşme teorisi kelimeleri tanımlıyor ve onlan. kendinin diğer tarafında ilerleyerek. dili doğa ve çığlık cephesiyle birleştirmek. dış bir ilkeden hareketle ve sınırlı sonuçlara sahip olacak şekilde.

kaçınılmaz başlangıç tarzı olmasıydı. yüzyıldan itibaren kendi içine kapanmış. temsillerin dolaysız ve kendiliğinden açılımıydı. Olmak fiilinin konuşmak ile düşünmek arasında sağladığı varhk-bilimsel geçiş kopmuş bulunmaktadır. bir söylevdi. ona hükmeden yasaları elinde tutan bu varlıktır. ortak çizgilerini onda bölümlemekte ve yeniden gruplandırmakta. onu özerk bir örgütlenme olarak ele almakta. klasik düşüncenin olmak fiiline tanıdığı öncelikle zıtlaşmaktadır: olmak fiili dilin sınırlarında hüküm sürmekteydi. Diğerleri arasında bir bilgi nesnesi ha-Emek. Dil 415 375 . onun kendine özgülüğünü işaret etmekte ve onu düşünce biçimlerine silinmez bir şekilde bağlamaktaydı. Hayat. Dilin klasik düzeni şimdi kendi içine kapanmıştır. çünkü hem kelimelerin ilk bağıydı hem de temel iddia etme gücünü elinde tutmaktaydı. dünyaya varlıkbilimsel bir dolanma içinde mensup olması (Rönesans'ta olduğu gibi) değil de. Bunun nedeni. her bilgiye nazaran temel bir konumda bulunmaktaydı: dünyanın şeyleri ancak ondan geçilerek bilinebilirdi. temsilleri temsil etmenin. ve XVIII. Ve. Gramatikal yazıların bağımsız çözümlenmesi. dil eşiğini vurgulamakta. Klasik bilgi. yargılar. dilin iç çözümlenmesi. yukarıda. kelimeler şimdi öncelikle morfolojileriyle ve sesselliklerinin her birinin geçirebileceği muhtemel değişimlerle 49 Bkz. bunun tersine dili soyutlamakta. Dil XIX. dil bir bilgiydi ve bilgi de tam hak sahibi olarak. temsiller ilk işaretlerini onda almakta. Şeffaflığını ve bilgi alanındaki başat işlevini kaybetmiştir. yüzyılda uygulandığı haliyle. 414 Kelimeler xe Şeyler karakterize edilmektedirler. dil de bu sayede kendine özgü bir varlık kazanmaktadır. derinlemesine adcıydı. dünyanın temsillerinin içindeki ilk düzen taslağı olmasıydı. yasalarını ve yalnızca kendine ait olan bir nesnelliği sergilemiştir.çözümlenmesiydi. Demek ki. kendine özgü kalınlığına kavuşmuş. özdeşlik veya yüklem ilişkilerini onda ihdas etmekteydi. Bütün genellikler onda oluşmaktaydı. Nihayet ve özellikle. XVII. yüzyıllarda. yüklem ve iddia ile olan bağlantılarını koparmaktadır. XIX. Avırım I\' Kesim VII.

Bunlardan biri bilimsel dili tarafsızlaştırmaya ve adeta cilalamaya yöneliktir. manzala-rından ve yetersizliklerinden temizlenmiş -sanki bunlar hiç de onun özüne ait değillermiş gibi. Dili tanımak. yüzyılda sahip olduğundan temelli farklı bir anlama sahiptir.line gemiştır. kendine özgü tüm yanlarından arındırılmış. dil onun için ilk çerçeveyi sunmaktaydı ve bu çerçeve yaklaşık ve 416 Kelimeler ve. ama tablo burada XVIII. kendini söylem olarak dışa vurmak isteyen her bilimsel bilgi için gerekli aracı olması olgusu.30 İkinci kaygı -birincisine 376 . yalnızca genel bilgi yöntemlerini nesnelliğin kendine özgü bir alanına uygulamaktır. XVIII. zenginliklerin ve değerin yanında.olarak. yüzyılda sabitlik gösteren iki kaygı buradan kaynaklanmaktadır. ama ona yönelik özümlemlerin köklerini. öylesine ki. yüzyılda. Bizzat kendi istediği kadar. gene de üç şekilde telafi edilmiştir. Şeyler düzeltilebilir nitelikteydi. olayların ve insanların tarihinin yanında. Herhalde kendine özgü kavramlara ilişkindir. Dili tamamen nesne statüsüne indiren bu düzey eşitlenmesi. buğusuz aynası olabilsin. ama ona dolaysız bir tasnifçilik rolü veren şu karmaşıklıktan kurtulmuş olması anlamında dil. artık engellenmiştir. çözümlensin gene de onun için bildiğini ilan etmek söz konusu olduğunda. sabit bir özdeşlikler ve farklılıklar tablosu aracılığıyla dağıtıma tabi tutmak söz konusuydu. özenli ikizi. XIX. sözel olmayan bilginin tam yansıması. Bu. bilincin düzeyinde tutulacak bir dile ilişkin pozitivist düştür: Cuvier'nin de bilime doğanın bir "kopya"sı olma tasarısını yüklediğinde kuşkusuz düşlediği tablo-dildir. bilimsel söylem şeylerin karşısında onların "tablo"su olacaktır. Önce. canlı varlıkların yanında. kendisi. hep bilen öznenin cephesinde yeniden zuhur etmektedir. sergilensin. sonunda doğanın sadık bir portresini çıkarabilmek için ondan belli bir uzaklıkta durmaktadır. bir bilimin bakışları altında düzene sokulsun. ampirik bilgilere ilişkin olan diğer hepsiyle aynı düzeye salmaktadır. artık bizzat bilginin en yakınma gitmek değil de. doğayı. şimdi dil tablodur. Genel Gramer'e aynı zamanda Mantık olma ve onunla karışma olanağı veren bu aşırı yükselme.

Mantıksal Cebir de onu o sıralarda oluşmuş her biçimden arındırarak. Dilin düzeyinin eşleştirilmesi konusundaki ikinci telafi. Hayat. düşüncenin. geleneklerin. onun isteklerine tabi olduklarını bilmemektedirler. . Rappon. arkeolojik düzeyde aynıdır. Fakat. Emek. düşüncenin biçim ve bağlantılarını bütün dillerin dışında temsil etmenin söz konusu olmasıydı. kelime haznelerinin. ondan tamamen farklıdır-. onları tarihsel boyutları ellerinden kaçan sözel biçimlerin içine yerleştiren insanlar. içinde maskelenebilecekleri oluşturulmuş bir dilin kendine özgülüklerinden koruyarak kullanabilen ve gün ışığı ışığına çıkarabilen bir mantık.. kaçınılmaz bir anı yığmı haline gelmektedir. bilme eylemi tarafına yönelten hareketi işaret etmektedir. uvier. klasik çağdaki gibi evrensel bir dil oluşturmanın değil de. onun incelenmesine atfedilmiş olan eleştirel değerdir. Dil 417 Kalın ve tutarlı tarihsel gerçeklik haline gelen dil. dilden çok simgecilik olan ve bu nedenden ötürü düşünceye. halkların karanlık zihninin. gramerlerin.bağlı olmakla birlikte. kendini bellek olarak bile tanımayan. yüzeydeki benzerliklere ve birkaç teknik benzeşmeye rağmen. s. Mantıksal Cebir ile Hind-Avrupa diHeri'nin bir bakıma Genel Gramer'in çözülmesinin iki yüzü oldukları söylenebilir: HindA\rupa dilleri. bizatihi bilme olanağı veren hareketin içinde şeffaf olan bir dil icat etmek gerekiyordu. tam da dillerin filolojinin nesnesi haline geldikleri bir dönemde. sözlerinin kendilerine boyun eğdiğine inanmakta. Düşüncelerini egemen olmadıkları kelimelerle ifade eden. Boole ile birlikte. dilin bilincin nesne cephesine kaymasını gösterirken. dilbilimin nesnesi haline geldiğinden. Pozitiflik zeminleri özdeştir. sessiz adet-lerinin yerini meydana getirmekte. kelimelerin sentetik biçimlerinin bağımsız bir mantığını bulmaya yönelik olmuştur: düşüncenin evrensel sonuçlarını. olguyu bu tamamen negatif biçimi altında bildirmek yetersiz olacaktır: sözel olmayan bir mantık ile tarihsel bir gramerin olabilirlik koşullan. 4. simgesel bir mantığın doğması gerekmekteydi: bunun nedeni. Bir dilin 377 .

konuştuğumuz kelimeleri kaygılandırmak. KapitaV'm birinci cildi "değer"in bir yorumudur. kelimelerimize can veren efsaneleri dağıtmak. cümlelerimizin ötesindedir. Tanrıdan. yüzyılın sonunda bilginin sınırlarının saptanmasının söz konusu olduğu yerde. filolojinin kurduğu tuzakla karşı karşıyadır. her halü kârda XIX. kelimeler onların boyunca ve onlara rağmen söylenilenlerin tarafına döndürülmeye çalışılacaktır. orada deşifre edilen Tanrısal söze doğru gidiyordu. yüzyılda dünyadan (hem şeyler hem de metinler). bunun nedeni. fikirlerimizin gramatikal kıvrımını ifşa etmek.gramatikal düzenleri. XIX. Söylemin gerçekliği. onun içinde söylenebilecek her şeyin apriori 'sidir. konuşmaya zorlayan biçimler kırılmaya. XVIII. onları 378 . ve eğer Batılı msan ondan ayrılamaz nitelikteyse. onları mümkün kılan kelimelere ve buradan da. rüyalarımızı. XVI. görünür söylemlerimizi. deneyin sınırlarını aşma yönündeki doğal bir eğilim değil de. bede-nimizi hem destekleyen hem de oyan bütün şu sessiz cümlelerin yorumudur. dilin Rönesans döneminde taşıdığı esrarlı yoğunluğu yeniden kazanmış olmasına bağlıdır. sentakslar çözül-418 Kelimeler ve Şeyler meye. Tanrı herhalde bilgilerimizin ötesinde olmaktan çok. bilgilerden veya kuruntulardan. "Korkarım ki Tanrıdan hiçbir zaman kurtulamayacağız. çünkü hâlâ gramere inanıyoruz. eleştirinin modern biçimi haline gelmiştir. Söylemin derinliğinde söylenilen şeyin çözümlenmesi olarak filoloji. Freud. bütün yorumlama tekniklerinin canlanması anlaşılmaktadır. her söylemin kendini ilan ettiğinde kendiyle birlikte taşıdığı sessiz bölümü yeniden gürültülü ve işitilir kılmak söz konusu olacaktır. fantazmalarımızı. Böylece. insanın dilinin onu yasalarının karanlığı içinde aralıksız kışkırtmasıdır. yüzyılda oluşmuş olan. felsefelerden ve belki de bilimlerden. yüzyılda çok vurgulu hale gelen. Nietzsche'nin bütün eseri birkaç Yunanca kelimenin yorumudur. insanlardan. canlılığı henüz gramerlerin şebekesinin içine alınmamış bir düşünceye kadar geri gitme ihtiyacı buradan kaynaklanmaktadır. Fakat şimdi. kanaatlerden. dilin içine gömülmüş olan bir ilk sözün bulunması değil de. bizim yorumumuz. Bu yeniden ortaya çıkış."51 Yorum. Böylece.

s. Fakat. modern düşünce içindeki yorum yöntemleri.. onun söylemek istediğinin keşfine değil de aşikâr söylemin sergilenişinden. Fakat yeteri kadar 379 . acaba yorum ile biçimselleştirmenın ilişkilerini biliyor muyuz. onları denetleme ve onlara egemen olma yeteneğine sahip miyiz? Çün-51 Nietzche. en küçük sözümüzden bile daha önce. dili kendi kendinin altında ve onda söylenilenin en yakınında konuşturma iddiasındadırlar. bir ilk söylemin hükümranlığı değil de. bugün bizi gerçekten baskı altında tutmakta ve bize egemen olmaktadır. dil olduğu varsayılan şeyi biçimselleştirmek için. biçimselleştirme tekniklerine karşı durmaktadır: birinciler. 130. Le crepuscule des ıdoles. yalnızca bu dilin daha bir anlam kazanmadan önceki saf biçimlerini söylemek zorunda kalmış değil midir? Fakat. Çev. Yorumlamak ve biçimselleştirmek. söylenmesi mümkün olanın yasasıyla sarktıkları iddiasındadırlar. çağımızın iki büyük çözümleme biçimi haline gelmiştir: gerçeği söylemek gerekirse. ve bu yorumun keşfettiği şey. Modern eleştirinin kendini adadığı yorum gariptir: çünkü dile ilişkin farkına varışından. ikinciler ise. Dil 419 kü yorum bizi bir ilk söylemden çok. dilin ham haliyle dışavurumuna gitmektedir. dil tarafından çoktan egemenlik altına alındığımız ve dondurulduğumuzdur. daha başkasını bilmiyoruz. bir şey söylemek istermişçesine sessiz duran bütün bu biçimleri yorumlamış olmak gerekmez mi? Yorum ile biçimselleştirme arasındaki paylaşım. Emek. Pr. her muhtemel dili denetleme ve onun üzerine. dil gibi bir şeyin çıplak varoluşuna götürüyorsa da.mümkün kılan kelimelere doğru gitmektedir. 1911. minimum bir yorum uygulamış olmak ve hiç değilse. Hayat. Demek ki.

kendine özgü varoluş tarzı "edebi" olan özel bir dilin 380 . modern çağın eşiğinde oluştuğu haliyle dilin varlığı tarafından meydana getirilen. Onu ya bilgi biçimlerine şeffaf kılmak. onun aynı anda. Yapısalcılık ve fenomeno-420 Kelimeler ve Şeyler loji. bizlerin şimdi "edebiyat" dediğimiz bir dil biçimi olmuştur. burada ortak yer'le-rinı tanımlayan genel mekânı bulmaktadırlar. Gerçekte. bu çatalın iki dişi. ya da bilinçdışınm içeriklerinin içine daldırmak gerekiyordu. kendilerini bilinç dışımı-za her içerikten önce dayatan saf biçimlerin gün ışığına çıkarılması girişimi. Edebiyat olarak edebiyat. bütün bilgilerimizin yaşanmışlık ufkunu söylemimize kadar götürme yönündeki çaba. edebiyatın ortaya çıkmasıdır. ama bu yüzden söylemlerimizin her birinde tanın-mayan saf bir bilme eylemine yaklaştınimasmı gerektirmekteydi. ortak olabilirlik zeminleri. varlığın anlamını. çünkü Batı dünyasında Dante'den beri. Bu durum. Düzeyin eşit-lenmesini nesnede telafi eden dilin eleştirel olarak aşırı yükselmesi. kendilerine özgü düzenle birlikte. Fakat kelimenin kendi yakın tarihlerde ortaya çıkmıştır. her sözün tanınmasına yönelik olan. Nihayet. yüzyılın düşüncenin biçimselliğine ve bilinçaltının keşfine doğru -Russel ve Freud'a doğru. XIX. Ve aynı zamanda. resmettiği çatal kültürümüzün çok derinlerine dalamamaktadır.güçlü değildir. bağlantılı iki teknik söz konusudur. birini diğerine doğru yöneltme ve bu iki yönelişi kesiştirme eğilimini de açıklamaktadır: örneğin. yalnızca basit bir tercihi hükme bağladığını veya bizi anlama inanan geçmiş ile işaret eden'i keşfetmiş olan şimdiki zaman (gelecek) arasında bir seçim yapmaya davet ettiğini söylememize izin veremeyecek kadar çağdaştır. dilin eşdüzeye getirilmesindeki sonuncu.çifte yürüyüşünü iyice açıklamaktadır. aynı zamanda en önemli ve en beklenmedik telafi. Homeros'tan beri. tıpkı kültürümüzde. veya deney zeminini.

Di! 421 lere karşı. her edebiyatın özünü yeniden kavramaya uğraşmaktadır. Yaygın söz 381 . fikirler söyleminden giderek farklılaşmakta ve kendini kökten bir geçişimsizliğin içine hapsetmektedir. anlık. Bu esas işleyişin zemini üzerindeki diğer her şey sonuçtur: edebiyat. çir-kin. doğal. gramerin dilini çıplak sözün iktidarına götürmekte ve burada. edebiyatın XIX.soyutlanmasının da yakın tarihli olduğu gibi. filolojiye meydan okunmasıdır (fakat onun ilk biçimidir): edebiyat. sadece yazma eylemine doğru birbirlerine yaklaşmaktadırlar. gerçek) kopmakta ve kendi mekânında. Hayat. ama gene de tamamen evrensel-. Törenselliği içinde hareketsizleşmiş bir söyleme karşı romantik dönemden. kelimelerin vahşi ve emredici varlığıyla karşılaşmaktadır. artık sanki söylemi kendi biçimini söylemekten başka bir içeriğe sahip olmazmış gibi. ve böylece bütün iplikleri en ince uca -kendine özgü.başka bir yasası olmayan bir dilin düpedüz dışavurumu haline gelmektedir. yüzyıldaki işlevinin dilin modern varoluş tarzına nazaran ne olduğu iyice görülmektedir. Mallarme'nin kelimenin iktidarını onun güçsüzlüğünün içinde keşfetmesine kadar. doğumunun esrarının üzerine kapanmış olarak ve bütünüyle saf yazma eylemine atfen yeniden oluşturmaktaydı. kendini başka bir yerde. klasik çağda onu dolaşıma sokabilen bütün değerlerden (zevk. Edebiyat. olanaksız) yaratmaktadır: Bir temsil düzenine uyarlanmış biçimler olarak "türler" tanımıyla bağlarını koparmakta ve sarp varoluşunu iddia etmekten diğer bütün söylem-Emek. yüzyılın başında nesne kalınlığının içine daldığı ve bir bilginin onu boydan boya kat etmesine izin verdiği dönemde. beğeni. ulaşılması zor bir bağımsız biçim altında. Bunun nedeni. onun oyunsal inkârını sağlayabilecek her şeyi (rezalet. kendi üzerine nihayetsiz bir geri dönüşün içine büzül-mekten başka yapacak bir şeyi yoktur: kendi kendine yazan öznellik olarak hitap etmekte veya onu yaratan hareketin içinde. dilin XIX.

biraz bulanık bir ışıktan söz etmek gerekir: nitekim.olarak dilin bilgi nesnesi haline geldiği anda. temsillerin. yorumun geri dönüşü ve biçimselleştirme kaygısıyla ve bir filolojinin kurulmasıyla birlikte. DOKUZUNCU AYIRIM tnsan ve İkizleri i. tarihin kalınlığını ve doğanın egemen olması güç düzensizliğini çoktan hissettiğini anlıyorsak. işte yazma eylemi tamamen zıt bir tarzda yeniden ortaya çıkmaktadır: ne sesselliğe ne muhataba sahip olabileceği. kelimelerin. bu tarihte karanlık bir bölgenin içine girmiştir. kendinden başka söyleyecek bir şeyinin olmadığı. Üstelik bir karanlıktan değil de. DİLİN GERİ DÖNÜŞÜ Edebiyatla birlikte. aşikârlığı sahte olan ve dışa vurduğundan fazlasını gizleyen. doğal varlıkların ve çıkarların düzenini. doğanın genel bir düzenini varsaydığını. bütün bu idrak kavramları boyunca ve onlara rağmen 424 Kelimeler ve Şeyler hayatın hareketini. Daha ileri zamanlardan bakanlar için. Fakat klasik düşünceyi ancak bu cins işaretlerden tanımak. canlıların 382 . eğer klasik düşüncenin rasyonalist olduğunu. varlığın parlaklığı içinde parıldamaktan başka yapacak bir şeyinin olmadığı bir kâğıdın beyazlığı üzerine kelimenin sessizce ve ihtiyatla bırakılması. bu büyük şebekenin bozulduğu. unsuru veya kökeni keşfedecek kadar kökten bir çözümleme olabilirliğini kabul ettiğini. özdeşliklerin. ona ilişkin her şeyi bildiğimizi sanıyoruz. Galileo'dan ve Descartes'tan beri Mekaniğe mutlak bir güç atfettiğini. ama daha o sıralarda. bu cins dışa vurumlar ile onları mümkün kılanlar arasındaki ilişkiyi tamamen ihmal etmek demektir. onun temel düzenini bilmemek. klasik düşünce düzeni artık yok olabilir hale gelmiştir. ihtiyaçların kendi üretimleri-ni kendilerinin örgütledikleri. Ve her şeyin sonunda (eğer çabaya dayalı ve yavaş bir teknikle değilse). düzenlerin. kısacası dilin çok yönlü bir billurlaşma içinde yeniden ortaya çıkmasıyla birlikte.

Klasisizmden modernliğe geçişin eşiği (kelimelerin kendileri önemli değildir. eşdeğerlilik ve mübadele tarafmdan meydana getirilen bütün bu kavgalar şimdi iptal edilmişlerdir. kelimelerin maddi tarihleriyle ağırlaştıklan ândan itibaren. Tarihöncemizden bize hâlâ çağİnsan ve ikizleri 425 daş olana diyelim). Kelimeler XIX. Temsilden kopan dil. ne de şeylerle işaretlerin dairesel bir sistemiyle yeniden bütünleşmek üzere olmuştur. kelimeler ve söylem tarafından. nihayet dilin kendi için. biçimselleştirmek isteyenler için dil. onun ilk düzene sokuluşu olarak var olmaktan ve iş görmekten çıktığı gün. ama bu hiç de. artık yalnızca dağınık bir sistemin üzerinde var olmaktadır: kelimeler filozoflar için. öylesine ki. karakterler ve sınıflandırma. durdurmak. 383 . bu kelimelerin kırıla-cak metinler haline gelmeleri gerekir. onları Rönesans döneminde barındıran dünyanın eğrisine. kısacası temsilin özdeşliklerinin varlıkların düzenini çekince koymadan ve tortu bırakmadan dışa vurmaya son verdikleri ândan itibaren yeniden bulmak nasıl mümkün olacaktır? Temsillerin devamını. kelimeler temsillerle kesişmekten ve şeylerin bilgisini kendiliklerinden çerçevelemekten çıktıklarında aşılmıştır. yüzyılın başında. sürekli bir tablo halinde dağıtmak ve sergilemek için çözümleyen bütün tasnif sistemi (insanların zihinlerinde açımlanan ince zamansal dizi). tarih tarafından oluşturulan ve bırakılan şeyler gibidir. somut içeriğini ayıklamalı ve artık söylemin evrensel olarak geçerli biçimlerinden başka bir şeyi göstermemelidir. Yerinden çıkan sonuncu "parça" -bunun kaybı. tam da bu tasnif hanelerinin birincisidir: temsilin başlangıçta tablo halindeki kendiliğinden. eğer bu durumda yorum yapılmak istenirse. kelimelerin sakladıkları şu diğer anlamın apaçık ortaya çıkması için. onu yana yatırmak. bizi klasik düşünceden ebediyen uzaklaştırmıştır-. Söylemin temsilin içinde. eski. esrarlı kalınlıklarına yeniden kavuşmuşlardır. artık bu bütünün işleyiş tarzını yeniden bulmak güçleşmiştir. bundan sonra ve günümüze kadar.hayatın esas işlevleri üzerine kapandıkları. saf sergilenişini sağlayan söylem. klasik düşünce de bizim tarafımızdan dolaysız olarak ulaşılabilen bir şey olmaktan çıkmıştır.

her biri bir tasarı (belki de kuruntu. dil.kendinden başka bir şeyi işaret etmeyen bir yazma eylemi biçiminde zuhur ettiği de olmaktadır. zenginlikler çözümlemesi ortadan yok olduğunda. Herhalde bu nedenden olsa gerek. bütün ekonomik süreçler üretimin ve onu mümkün kılan şeylerin etrafında gruplanmışlardır. genel gramerin -söylem. bir ayrıcalık değilse bile. hayatın hareketini ve kendine özgü süresini aktarabilmesi için onu içten akışkan hale getirmek gerekiyordu. bütün dünyanın tek bir kitapta içerilmelerine ilişkin temalar ortaya çıkmaktadır. canlı varlıklar dağılmamışlar. dile ilişkin kökten bir düşünce ile felsefeyi yakınlaştıran ilk kişi olduğu söylenebilir. Dil düşünce alanına. onun hakiki ve temel zemininde ise dile ancak yan bir dikkat göstermekteydi. gene bu dünyanın bütüncül bir yorumuna ilişkin temalar veya genel bir işaretler teorisinin temaları veyahut tortusuz bir dönüşme (herhalde tarihsel olarak ilk). birliği herhalde tekrar kurulamayacak olan birçok varoluş tarzı halinde ortaya çıkmıştır. bütün kitapların tek bir sayfada. onları yabancılaştıran içerik-lerinden kurtarmak veya dili esnek hale getirmek ve idrakin uzaysaüaşmasından azat olarak. ko-nuya ilişkin çok şey biliyordu. Felsefe. filolog Nietzsche'nin -ve bu alanda da çok bilgeydi. felsefi düşünce çok uzun süre dilden uzak kalmıştır. en azından emek veya haya-tmkiyle karşılaştırıldığında kendine özgü olarak gözüken bir kader dayatmaktadır. Doğal tarihin tablosu çözüldüğünde. Bunun üzerine. buna karşılık. her söylemin evrensel bir biçimselleştirilmesinin temaları veya aynı zamanda dünyanın aldatıcılıktan tam bir arındırılması da olan. çok güzel kitaplar yazıyor-du. örneğin kelimeleri. ancak XIX. yüzyılda. Bu dağınıklık dile. bunu şu anda kim bilebilir) halinde olmak üzere. dilin onun önüne çıkarabileceği engellerden kaçınmaktı. Ve işte Nietzsche'nin bizim için açtığı bu felsefifilolojik mekân üzerinde. yüzyılın sonunda girmiştir.XX. onun için özellikle söz ko-426 Kelimeler ve Şeyler nusu olan. doğrudan ve kendi için. Hatta.birliği ortadan kalktığında. dil egemen olunması gereken esrarlı bir çoğulluk içinde ortaya çıkmaktadır. tersine hayatın esrarının etrafında gruplanmışlardır. bütün söylemlerin bütünsel olarak tek bir kelimede. Mallarme'nin kendini ölümüne kadar 384 . kendi nesnesi veya modelleri olacak bir şeyi hayat veya emek cephesinde yorulmaksızın ararken.

Mallarme. mürekkebin kâğıt üzerine çizdiği şu ince ve maddi siyah çizginin içine kapatma konusundaki girişimi. Mallarme. çünkü başkalarını işaret etmek üzere Agathos ve Deilos denilmekteydi. sonuçta Nietzsche'nin felsefeye sorduğu soruya cevap vermektedir. iyilik ve kötülüğün kendilerinde ne olİman ve İkizleri 427 duğunu. söylemin kendiliğinden oluşacağı saf bir kitap töreni-nin içinde yalnızca icracı olarak yer almaya varacak kadar. bu ödev emeklemeleri içinde. narin titreşimi. konuşana ilişkin bu soruyu sonuna kadar sürdürürken. hiçliği içinde kelimenin bizzat kendidir cevabını vermektedir -kelimenin anlamı değil.adadığı büyük ödev. daha doğrusu kimin konuştuğunu bilmek söz konusuydu. mümkün her söylemi kelimenin narin kalınlığının içine. bu sorgulamayı bizzat kendi üzerinde -konuşan ve sorgulayan özne: ecce homo -temellendirmek üzere. kendini kendi dilinin içinde silmeye hiç ara vermemiştir. neyi ve kim için ve hangi koşullara göre işaret eder? Dil ile varlık arasında hangi ilişki vardır ve dil acaba hep varlığa mı. hangi gramere göre konuşurlar? Her şey işaret eder mi. Mallarme'nin. işte şimdi bize egemen olan odur. Nietzsche'ye göre. sonunda onun içinde püskürmesine rağmen. rüyalarımızda ve hastalıklarımızda sessiz kalan şey.1 Çünkü dil burada. bütün bunlar konuşurlar mı ve hangi dili. davranışlarımızın bütün esrarlı armasında. kimin işaret edildiğini. Nietzsche. bizim bugün dilin parçalı varoluşunu belki de olanaksız bir birliğe ulaştırma konusundaki bütün gayretlerimizi kapsamaktadır. Nietzsche'nin kim konuşuyor? sorusuna. hareketlerimizde. söylevi çeken ve sözü elinde daha derinlemesine tutan'da tam anlamıyla toplamaktadır. Şu anda merakımızı harekete geçiren bütün soruların (Dil nedir? Bir işaret midir? Dünyada. esrarlı ve geçici varlığı-. en azından gerçekten konuşanın 385 . yalnızlığı.

bu yoldan tanrıların geri dönüşünü vaat ettiğinde hazırladığı şey değil midir? Veyahut da. hiç susma-yan ve kendine "edebiyat" diyen dil nedir?). arkeolojinin bize varlıklarını ve ilk etkilerini XVIII. p. Acaba burada. yüzyılın sonundan itibaren öğ-rettiği şu olayı izlemekten. söylem yasasının XIX. en fazlasından tamamına erdir-mekten başka bir şey yapmadıklarını mı kabul etmek 386 . hatta konuştuğunu bile bilmeden konuşan şu düşüncekendini yeniden bütünüyle kavrayacağını ve kendini varlığın parlaklığı içinde yeniden aydınlatacağını mı hissetmek gerekir? Bu.varlığına mı hitap eder? Şu hiçbir şey söylemeyen. düşüncenin burada -binlerce yıldan beri konuşmanın ne demek olduğunu. 428 Kelimeler ve Şeyler lanmış gibi bulması olgusu sayesinde mümkün hale gelmişlerdir. yüzyılda hayat ve emeğe ilişkin olanlarından devralmaktadır. fakat bu sorular. Şimdi. onu kendinde ve tamlığı içinde ortaya çıkartabilmek üzere nasıl kuşatmah? Bu soru nöbeti bir anlamda. Düşüncemizin bütün merakı şimdi şu sorunun içine yerleşmiştir: Dil nedir. Gtne'alogie de la morale. bu günün ilk ışıklarını mı hissetmek gerekir. Fakat bu araştırmanın ve onu çeşitlendiren bütün soruların statüsü tam açık değildir. yüzyılın başında temsilden kopmasından ötürü. düşünce Nietzsche ve Mallarme ile birlikte dilin bizzat kendine -ve şiddetli bir şekilde-. ondan daha az olmak üzere. 5. I. dilin tek ve zor varlığına doğru yeniden taşındığında gerekli hale gelmişlerdir. kendini ancak şöylesine haber veren bir günün doğumunu. dilin varoluşunun kendini parça-1 Nietzsche. XIX. dile ilişkin bu kadar çok sorunun. Nietzsche'nin sorusu ile Mallarme'nin ona verdiği cevap arasındaki asla kapatılamayan mesafenin içinde yer alıyor olmaları mümkündür. Nietzsche'nin kendi dilinin içinde hem insanı hem de Tanrıyı öldürüp. Bunlar. bu soruların bize nereden geldiklerini biliyoruz.

Fakat bu tamamlanış ne olacaktır? Dilin kayıp birliğini yeniden oluşturmaya çalışırken. statülerini meşrulaştırmanın güç olduğu sözler. ne bu sorulara cevap vermeyi ne de bu alternatiflerden hangisini seçmenin gerektiğini biliyorum. tamamen yeni bir düşünce biçimine doğru belirleyici bir sıçrayış olduğu kadar. şimdi herkes gibi. yüzyıla ait olan bir insan ve Ihizhri 429 düşüncenin dibine kadar mı gidilmektedir. XVIII. söylemin kaybolması olarak belirtilebilecek olan bu arkeolojik olaya. Bu oyunun ön yasasını.biliyorum. boşlukta kalmış bu kadar sorunun üzerinde durmak gerekir: söylemin sonu ve herhalde emeğin başlangıcı burada saptanmıştır. bu kırılmaya egemen olmaya ve dili bütün olarak ortaya çıkarmaya çalışırken. şimdi son ânda ve yapay bir tiyatro oyunundaymış gibi. temel bir tarz içinde bağlıdır. klasik düzenin kopuşunu en yakın tarihlerde görünür hale gelen (çünkü en gizli ve en temel-lisidir) sonucundan başka bir şey olmayacaktır. Bir gün bu sorulara cevap verip veremeyeceğimi veya bir gün kendimi belirleyebileceğim nedenlere sahip olup olamayacağımı bilmiyorum. Fakat gene de söylenecek birkaç söz vardır. Ricardo'dan öğrendiğime. bu kadar cehaletin. bir önceki yüzyılda oluşan bir bilme tarzını kendi için kapatmak da olabilir. Gerçeği söylemek gerekirse. Bopp'tan. Dilin büyük oyununu tek bir mekân içinde yeniden bulmak. temsillerin büyük klasik oyununun içinde henüz hiç ortaya çıkmamış bir kişiyi işe dahil etmek gerekmektedir.gerekir? Dilin. yüzyılın sonuna doğru bizden önce ve bizsiz cereyan etmiş olanı tamamına erdirmiş olacağız. Kuşkusuz. Ancak. temsilin momentlerinin her 387 . yoksa onunla çoktan uyuşmaz hale gelmiş olan biçimlere mi başvurulmaktadır? Nitekim dilin dağılması. bu sorulan neden sorabildiğimi ve şimdi sormak zorunda olduğumu. yanızca okumasını bilmeyenler şaşı-racaklardır. KRALİN YERİ Hiç kuşkusuz. Bunları Kant veya Hegel'den daha açık bir şekilde Cuvier'den. 11. acaba XIX. filolojik nesnelliğe geçişiyle çağdaş olan parçalanması. bu durumda.

İnsan. bakan ve onlara bakanlar tarafından çerçevelenmiş seyirciler. "tab-loda temsü"in kesişen bütün iplerini birbirlerine bağlayan görüntü veya yansıma olarak tanımaktaydı -orada kendi asla mevcut olarak bulunmayan—. esas olanın en yakınında. gerçek olmayan bir mekâna o kadar dalmış.birinde temsil edildiği Las Meninas tablosunda bulmak hoşa gidecektir: ressam. çünkü tabloda gösterilen bakışlar. Klasik düşüncede. hem de öznedir —çünkü ressamın kendini çalışırken temsil ettiği sırada karşısında bulunan şey odur. Bu hem nesne -çünkü temsil edilen sanatçının tuvaline aktardığı odur-. temsil edilen. merkezi yansımadan gelenleri. başka tarafa yönelen bütün bakışlara o kadar yabancı bir yansıma olarak ki. kimse için bir boşluk değildir. emeğin üretkenliği veya dilin tarihsel kalınlığı için de aynı durum geçerliydi. insan. ressamın gerçek yeri olan. palet. çünkü temsil edilen ressamın dikkatinin. bu esas damganın saf temsiline dönüştüren seyircidir-. temsil edileni gösteren ayna. tablonun gösterdiği kişilerin saygısının. Hayatın gücü. duvara asılı tablo-430 Kelimeler ve Şeyler lar. temsilin onun için var olduğu kişi ve kendini orada temsil eden kişi. temsilin en zayıf ikizlemesinden başka bir şey olmamaktadır. Üstelik bu eksiklik. kendilerini orada. Tablonun bütün iç çizgileri ve özellikle de. ama mevcut olmayana yönelmektedirler. nihayet merkezde. nihayet çünkü sınırsız bir göz kırpması halinde ressam ve hükümdarın yer değiştirdikle-ri bu ikircikli yerin konuğu. fakat o kadar uzak. yüzyılın sonundan önce var olmuyordu. bundan iki yüz yıldan daha az bir zaman önce. hep ve gerçekten işgal edilmektedir. tabloyu hamaratlıkla unsurlarına ayıran söylemin dışında. bilginin evreni düzenleme çabası içinde. XVIII. bakışı tabloyu bir nesneye. tersi dönük tuvalin büyük koyu yüzeyi. tersinden görülen büyük tuvalin mevcudiyeti ve bu tablonun ona göre var olduğu ve bu tablonun zamanın içinde ona göre düzenlendiği bizim bakışlarımızın kanıtladığı üzere.temsilin kalbinde. kral ve kraliçenin bu saymaca yerine yönelmişlerdir. kendi elle- 388 .

gerçek ve düzensiz bir çakışmanın işleyişiyle. Ve eğer hâlâ. zenginlikler çözümlemesinin insanı tanımanın birer biçimi olduğu söylenebilir. fark edilmez 432 Kelimeler ve Şeyler farklılık. Doğa ile insan doğası arasındaki pozitif ilişkinin bu zıtlığa rağmen veya daha doğrusu. epistemolojik bir bilinci bulunmamaktaydı. varlıkların düzenli sürekliliği içindeki farklılığı ortaya çıkarmaktadır. Öte taraftan. temsillerin düzensiz zinciri içindeki özdeşliği ortaya koymakta ve bunu imgelerin sergilenmesi yoluyla yapmaktadır. kronolojik bir ardışıklığın dokusunu bozan bu âna mensup olmayan unsurların karşılaştırılmasını gerektirmektedir. onun kadar söyleme sunulmuş bir statü vermediği itirazında ısrar edilecek olursa buna. Klasik episteme. bunların her ikisi de soyutlanabilir özdeşlikleri ve görülebilir farklılıkları tablo halindeki bir mekâna ve düzenli bir sıraya göre dağıtmaya izin veren genel bir çözümlemenin olabilirli- 389 . genel gramerin. diğeri. bunlar özdeş unsurların sayesinde (aynı. karanlıklar içinde binlerce yıl bekle-miş olduğu kolaylıkla hayal edilmiştir. insan doğası ise.insan ve İkizleri 43 i riyle imal ettiği çok yeni bir yaratıktır: fakat bu yaratık o kadar çabuk ihtiyarlamış tır ki. Fakat insanın insan olarak. nihayet içinde tanınabileceği aydınlanma anını. arzu veya bellek ve hayal gücü gibi kavramlar kullanıyorlardı. Tabii ki. kesintisiz ardışıklık) işlememektedir. Doğal bilimler insanı kuşkusuz bir cins veya bir tür gibi incelemişlerdir: XVIII. doğal tarihin. Nitekim. hiçbir dönemin insan doğasına onun kadar büyük ve onun kadar kararlı. Biri. bu zıtlık boyunca resmolduğu görülmektedir. insana özgü ve spesifik bir alanı hiçbir şekilde soyutlanmayan çiz-gilere göre eklemleştirmektedir. gramer ve iktisat. sürekli. şu anki manza-raların oluşumu için bir tarihin bulanıklaştmlmasım gerektirirken. ihtiyaç. ama ayırım yapmak gerekir. yüzyıldaki ırklar üzerindeki tartışma buna tanıktır. Klasik episteme'nin içinde "doğa" ve "insan doğası" işlevlerinin terimi terimine zıtlaştıklarını kaydetmek gerekmektedir: doğa. bizatihi insan doğası kavramının ve işleyiş tarzının klasik bir insan biliminin olabilirliğini dışladığı cevabı verilebilir.

varlıkların kesintisiz tabakasını yeniden bulabilir. temsil zinciri ikizlenebilrne konusunda sahip olduğu güçle (hayal gücünün ve anının içinde ve onu karşılaştıran çoklu dikkatin içinde). büyük belirsiz ve sürekli tabaka. kendini bakışlara sunduğu haliyle varlıkların temel zincirinin açımlanması değildir ve onun birbirlerine karışmış -tekrarlanan ve süreksiz. Fakat. aynı şeyler kendilerini burada birçok kere sunmaktadırlar. önce rastlantısal olan ve kendilerini sundukları halleriyle temsillerin kaprislerine teslim edilen bellek. varlıklar zinciri. o halde zihindeki temsiller dizisi fark edilmez farklılıkların sürekli yolunu izlemek zorunda değildir. adlandırma eyleminde. insan doğasına doğanın işleyişi aracılığıyla bağlıdır: mademki gerçek dünya. yavaş yavaş var olan her şeyin genel bir tablosu halinde sabitleşmektedir. sınırlı ve spesifik "doğa"nın aracılığıyla yerleşmemektedir. ayrı karakterlerle. Ve bunun sonucu olarak. hiçbiri bunu diğeri olmadan başaramamaktadır ve buradan itibaren iletişim kurmaktadır. ama birbirleri üzerine etki edemediklerinden ötürü tamamlayıcı olan iki işlevden hareketle iletişime sokulması. yeryüzünün düzensizliğini altında. İnsan doğası ve doğa eğer birbirlerine dolanıyorlarsa. temsilin kendi üzerine kıvrım yapması olarak insan doğası. bu bilgi 390 . insan artık dünyayı. kendi temsilini temsil etme gücüne sahip bir söylemin hükümranlığına sokabilir. Doğa ile insan doğasının. az çok genel çizgilerle. Konuşma eyleminde veya daha doğrusu (klasik dil deneyi açısından esaslı olanın mümkün olduğunca yakınında durarak). kelimelerle varlıklar zemini söylem haline gelmekte. kimlik İnsan ve İkizleri 433 belirleme işaretleriyle basılmaktadır. özdeş çizgiler belleğin içinde çakışmaktadır. geniş teorik sonuçlara yol açmıştır. Nitekim. uçlar burada karşılaşmakta.parçalarını sunmaktadır. düşüncelerin çizgisel devamını kısmen farklı varlıkların sabit bir tablosu haline dönüştürmektedir: temsillerini orada ikizlediği ve dışa vurduğu söylem. Bunun tersine.ğini kesintisiz bir doku üzerinde ortaya koymaktadır. Böylece. zıt. Klasik düşünceye göre insan doğaya. farklıhlar parçalanmaktadır. ona doğumdan gelen bir hak olarak ve bütün diğer varlıklara olduğu gibi tanınan şu bölgesel. onu doğaya bağlamaktadır. bu sayede insan doğasına ve temsiller dizisine bağlanmaktadır.

reddedilemez ve esrarlı doğasının varlığını tanıdığımıza inandığımız şu yerde-. çünkü onda b • -. bir filolojinin ve bir biyolojinin yasalarına göre yaşayan. mümkün her bilginin zor nesnesi ve hükümran öznesi olarak insan. insan doğası ve onların ilişkileri klasik episteme'nin büyük düzenlenişinin içinde. Ve kaim ve ilk gerçek olarak. doğa ile insan doğasının kesiştikleri yerde -günümüzde. temsil ile varlığın karşılaşma noktasında.1. veya daha doğrusu. hiçbir yere sahip değildir. klasik düşüncenin or-oıart-fc g*"<. tanımlanmış ve öngörülmüş işlevsel momentlerdir. msan vamlu şunun kendi içinde sorguya çekilmesi ol or.i-": ^" ir -1 w w tfctjtftt nsın florasının kesiştik' "in ek bir şeyi ke dır Batı kültüründe bu dil konuştuğu sürece. temsil 391 . konuşan ve çalışan. Bir ekonominin.1 İr .mekanizmaları ve onların işleyişleri aracılığıyla olmaktadır.r bir biçim > >zû olarak katmıştır.*•■■ .ne tam hak sahih» obruk bağlananlar. bizatihi kendi yasalarının işleyişi sayesinde onları tanıma ve tamamen gün ışığına çıkarma hakkının verilmiş olduğu bir bireye ilişkin modern temalar. tık 'fer. elinde tutan ve onu zamanların dibinden beri kat eden) doğa yi ve buna bağlı olarak kendini doğal varlık olarak tanımak olan bir varlığın garip kişiliğinin karşısına dikilmesi o sıralarda mümkün değildi. ama bir cins iç burulma ve örtme tarafından. doğa. Buna karşılık. bizim için bildik ve "insan bilimleri"nin varlığına bağlı olan bütün bu temalar klasik düşünce tarafından dışlanmışlardır: doğası (onu belirleyen. insanın ilk.

onların düzene sokulmasının sergilenişi değildir. seyirci) bir ay-nanm rastlantısı içinde ve adeta zor kullanarak yansıtabi-len bu mekânda. ressam. ilk filologlar da. Velâzquez'in tablosunun tümünün ona doğru döndüğü. Şeylere ilişkin temsil artık bağımsız bir tablonun içinde. kelimeler ve şeyler arasında onun boyunca kurulan yeni ilişki. Temsil bizatihi bu olgudan ötürü. ona izin veren episteme'nin düzeni. söylem ile gramerin olabilirliğini dillerin tarihsel derinliğinin içinde aramışlardı.ki k. canlının olabilirlik koşullarını tanımlamasını istemişlerdi. ama gidip gelmelerinden. -ı:*6 Kelimeler ve $cy\er Di kılınmış bağımsız. kral. birbirlerini karşılıklı olarak dışlamalarından. onları kavrayan ve ihya eden bir bilincin içinde. ihtiyaçlar için ve kelimeler için. onların kökenleri ve gerçekliklerinin ilkel makamı olma değerini taşımaya son vermişti. Ur bı <n n lık ti> ■■ ■ -çe. tam bir figür halinde donuyormuş ve böylece sonunda mekânın bütün temsilini bir bakışta aktanyormuş gibi. aniden donuyormuş. şimdi bizzat şeylerin kendine ve onların iç yasasına ait olan bir düzenin olgusudur -belki de bundan da az 392 . temsil artık onlara nazaran. kârın ve üretimin olabilirlik koşullarını sormuştu. ama gerçek varlığının uzun zamandır dışladığı bu yerde zuhur etmektedir. ona özgü olan tarz. emekten mübadelenin. Sanki. hayattan kendi kendini ve varlığının derinliğinde de. Ricardo da aynı şekilde. Cuvier ve çağdaşları. temsil artık insanın olduğu şu ampirik bireyin cephesinden. birbirleriyle iç içe geçmelerinden ve daldan dala konmalarından kuşkulanılan bütün figürleri (model. Bu yeni mevcudiyetin nedeni. onlara az çok bulanık bir şekilde karşılık veren bir etkiden başka bir şey değildir. bütün bunlar şimdi aydınlatılabilmektedir. canlılar için. bakılan seyirci olarak. nların algılanamaz dansları. burada Las Meninas'in Krala önceden tahsis ettiği.

düşünür düşünmez kendini kendine. hayata ve dile tabi durumdadır: somut varoluşu. insanın sonluluğu. bir üretim aracı. İnsan bir bakıma çalışmaya. veya daha doğrusu. Fakat bu emredici işaret ediş ikirciklidir. çünkü onun hayvanların arasında (ve yalnızca ayrıcalıklı olmakla kalmayıp. onların meydana getirdikleri çember tarafından sıkıştırılan insan. kendine özgü varlığı. Bilgisinin ona dışsal ve daha eski olduklarını açık ettiği bütün bu içerikler onu öncelemekte tüm sağlamhklan içinde onun üzerine sarkmakta ve onu sanki bir doğa nes-nesinden veya tarih içinde silinecek bir çehreden başka bir şey değilmiş gibi kat etmektedirler. ancak bir canlı. indirgenemez bir önceliğin içinde. kendini bilginin pozitifliği içinde -ve emredici bir şekilde-438 Kelimeler ve Şeyler ilan etmektedir. insana ancak kelimeleri. her üretimin zorunlu olarak ilkesi ve aracı olmaktadır. uzun bir dizinin uç noktası olduğu kabul edilmektedir) oturduğu görülmektedir. hayatın. 393 . Varlıklar temsilin içinde kimliklerini değil de. nihayet çünkü ihtiyaçlar ile bunları tatmin etmek için sahip olduğu araçlar arasındaki ilişki öyledir ki. üretimin ve dilin yasalarına göre şeylerin derinliğine çekilen ve kendi içlerinde kapanan canlılar. ondan önce var olan kelimeler için bir taşıyıcı biçimi altında açık edebilmektedir. Onların ortasında. ve insanın kendi de. onlar tarafından işaret edilmektedir -daha da ötesi. tıpkı fiil çekiminin bilindiği gibi bilinmektedir. çünkü konuşan odur. belirlenmelerini burada bulmaktadır. organizması. kendine temsiller sunma gücüyle o zamana kadar doğal yerleşim yerleri olmuş olan temsil etmeyi terk ederek. görünüşüdür-. imal ettiği nedenler boyunca ulaşılabilir -sanki gerçeği öncelikle onlar (belki de sadece onlar) ellerinde tutuyorlarmış gibi—. çoktan zorunlu olarak gizli olan bir kalınlığın içinde. İnsan. insanın sonlu olduğu.olmak üzere. talep edilmektedir-. insanla kur-insan ve ikizleri 437 duklan dış ilişkiyi açık etmektedirler. mübadele nesneleri ve kelimeler tarafından açılmış bir oyuğa yerleşmektedir. aynı zamanda onların oluşturduğu bütünü düzene sokan bir yerde: insan evrimin son durağı olarak kavranmasa bile.

. güncellik sistemine göre. üretim ve çalışma biçimleri değişmeye ara vermemektedirler. eğer kendini onlar boyunca keşfeden insan. ancak sonluluğa tepeden tırnağa bağlanmış olarak sunmaktadırlar. dolaysız ve mutlu açıklığının içinde yer alsaydı. hiç kuşkusuz sınırı olmayan. onu kendi üzerinde durdurmaya izin veren hiçbir şey yoktur. Çünkü. onun bedeni olan bir cisim kendine özgü ve indirgenemez İnsan ve İkizleri 439 uzaysallığı şeylerin mekânıyla eklemleşen ikircikli mekânın parçasısunulmuştur. kendilerini mümkün bir bilgi edinme ödevine. bütün bu içerikler. ve belki insan. ve reddettiği bu aynı sonsuzluğu. Fakat insanın deneyine. dayattıkları sonluluk ve sınırlar fark edilmekte. bunlar burada onları kısmen aydınlatan bu ışığın içinde olmazlardı. Pozitiflik içinde ilan edilen insanın sonluluğu. onları kendilerinden hareketle gizleyen daracının içinde de sunamazlardı. ve tarihsel dillerin ışık geçirmezliğıni çözecek kadar saf simgesel sistemleri keşfet-meyeceğini kanıtlayan bir şey de yoktur. yabancılaşmasının. karanlık.sonluluğun bu ilk keşfi istikrarsızdır. ihtiyaçlarının. ama herhalde umutsuz da olmayan bir yol alışın tekdüzeliğini işaret etmektedir. profilini sonsuzluğun paradoksal biçimi altında çizmektedir. kendilerini. arzu da bu aynı deneye. kendinin de aynı şekilde vaat ettiği varsayılamaz mı? Belki de cinsin evrimi tamamlanmamıştır. hayvansal hayatın dilsiz.bütün bu sağlam. sakladıkları ve aynı zamanda zamanın sınırlarına doğru yoğunlaştırdıklarıyla birlikte. Ancak. sınırlarının sürekli hatırlatılmasının ilkesini bir gün artık emeğin içinde bulamayacaktır. her şeyin ondan itibaren değer ve nispi değer kazandığı başat iştah olarak sunulmuştur. Fakat gerçeği söylemek gerekirse. bir dil de bu aynı 394 . ama eğer insan onları sonsuz bir idrakin parlaklığı içinde hiç eksiksiz kat edebil-seydi. olanaksız hale getirdikleri her şey açıkça tahmin edilmektedir. bu biçim daha çok sınırın sağlamlığını. pozitif ve dolu figürlerin filigranında. bilgi mekânının içinde pozitifliğe sahip değillerdir.

insanın sonlu olduğunu öğre-nebileceği bu pozitif biçimlerin her birinin. bana ampirik hayatımın ondan itibaren verildiği temel şeyle aynıdır.keşfedilmektedir. bana temel olarak bedenim tarafından verilmiştir. üretimimin varoluş tarzı. dilleri taşıyan.deneye. Bütün ampirik pozitifliklerin ve kendini insanın varoluşuna somut sınırlandırmalar olarak işaret edebilecek şeylerin arkasında bir sonluluk —bir anlamda aynı olan: bedenin uzaysallığı. ancak kendi olgusuna dayanan ve her somut sınırın pozitifliğine açılan temel sonluluk olarak dışa vurmaktadır. tekrarın mekânı olacaktır -pozitif ile temelli arasındaki özdeşlik ile farklılığın mekânı-: canlığın gündelik varoluşunu anonim bir şekilde kemiren. belirlenmelerimin varoluşunun üzerindeki çekim gücü bana arzum tarafından verilmiştir. bütün ardışıklıkların ve bütün eşanlıhkların içinde verilebildiği bir sıranın içinde sunulmuştur. benim söylemimi 395 . insana dışarıdan dayatılan belirlenme olarak değil de (çünkü bir doğası veya bir tarihi vardır). Bunun anlamı. pozitiflikleri içinde temellendire-bilecegi bir sonluluk analitiğine kadar çıkma. Hayatın varoluş tarzı ve hayatın biçimlerini bana dayatmadan var olamaması olgusu. onlara yerleşen ve sonunda onları aşındıran zaman. ama gene de tamamen başkadır: sınır burada kendini. Ve bu analitiğin insanın varoluşunun ilk karakteri olarak kaydedeceği şey veya daha doğ-440 Kelimeler ve Şeyler rusu. benim için her şeyin ondan itibaren arzulanır olduğu şeyle aynıdır. arzunun açıklığı ve dilin zamanı tarafından vurgulanmaktadır. insanın varlığının sonsuz olmadığını onu işaret eden bütün biçimleri. ona ancak kendi sonluluğunun zemini üzerinde verildiğidir. insanları ekonomik sürecin yansızlığı içinde birleştiren ve ayıran arzu. bana ancak benim konuşan düşüncemin ince zinciri boyunca verilebilmişlerdir. kendini bizzat ampirikliğin kalbinde işaret etmektedir. bütün zamanların bütün söylemlerinin. ve dilin varoluş tarzı. bu analitiğin kendini içinde tam olarak sergileyeceği yer. veya eğer öylesi istenirse. inme zorunluğu. Böylece. kelimelerin telâffuz edildikleri ânda ve belki de daha da algılanamaz bir zamanın içinde açık ettikleri tarihin bütün izi.

Bütün bu sonluluk analitiği —modern düşüncenin kaderine ne kadar da bağlıdır-. Sonsuzluğa ulaşamama olarak insanın sınırlılığı.daha hiç kimsenin egemen olmadığı bir ardışıklığın içinde söylememden önce çekip uzatan zamandır. pozitifliklerin ve onların temellerinin özdeşliği ve farklılığıdır. kendi kendine cevap vermektedir. kendini kendinden itibaren burada iddia edecektir. klasik felsefeye indirgenemez nitelikteki bir Aynı düşüncesi. birbiri ardına işte burada görülmektedir. tamamen alışkanlıklar ve hayal gücü tarafından dokunmuş bir dilin tehlikeli yardımını almaksızın düşünebilme yöntemini tam olarak bilmekten alıkoyan da. sonsuzlukla olan negatif ilişki -ister yaradılış. ister 396 . ister sonsuz varlığın içindeki belirleniş. XIX. yüzyılın belki de bu fikre daha karmaşık. kendi ampirik içeriklerinin varlığını olduğu kadar. onları dolaysız olarak bilebilme olanaksızlığını da belli etmekteydi. kökenin geri dönüşünün kendi geri çekilmesini tekrarladığı. ve XVIII. sadece onun düşünce mekânı içindeki yerini değiştirdiği herhalde doğrudur: XVII. Modern düşüncenin. gene bu aynı sonluluktu. daha ikircikli. klasik düşüncenin emrettiği üzere tablo halinde serpümesiyle birlikteki temsilin sergilenişini belli bir aynı düşüncesine -burada Farklılık. onun kendi bedeninin mekanizmalarını. Ve böylece. ışık geçirmez kelimelerle düşünmeye zorlayan onun sonluluğuydu. cogito'nun düşünülmemiş'i tekrarladığı. yüzyılın beklenmesinin gerekmediğini söyleyenler olabilir. Sonluluk fikrinin gün ışığına çıkarılabilmesi için XIX. daha bu analitiğin ilk harekete geçişinden itibaren. işte pozitifin temelli içindeki tekrarı tarafından açılmış olan bu ince ve muazzam mekânda ser-gilenecektir: aşkının ampiriği tekrarladığı. deneyin bir ucundan diğerine. alın teriyle çalışmaya. yüzyıllar düşüncesi açısından. inşa-tnsan ve tkizleri 44 [ nı hayvansal bir hayat sürdürmeye. ister ruh ile beden bağlantısı. ihtiyaçlarını tatmin araçlarını. kuşatması daha güç olan bir rol oynatarak. Sonluluk. Aynı'nın biçimi içinde. Özdeşlikle aynı şeydirnasıl döndürdüğü görülmektedir. ister düşüş.

sonlu varoluşun somut biçimleri olarak verilmiş olan bu içeriklerin bizatihi kalbine yerleştirmektedir. bilginin sonlu biçimlere sahip olmasıdır. Fakat. modern düşünceye göre. hayatın. Başka bir deyimle. Böylece. sonluluk kendi kendine gönderme yapmaktan vazgeçmedi (içeriklerin pozitifliğinden bilginin sınırlandırılma lanna ve bilginin sınırlı pozitifliğinden içeriklerin sınırlı bilgisine). kendi tarihselliklerine ve kendilerine özgü yasalara sahiptirler). Bu ampirik içerikler temsil mekânının içine yerleştirildikleri sürece. çalışmanın ve hayatın pozitif içeriklerinin içinde hapsedilmiş olmasıdır. XIX. sonsuzluk metafiziği yararsız hale geldi. ampirik içerikler temsilden kopunca ve varoluşlarının ilkesini bizzat kendileri kapsar hale gelince. dilin. ve bunun tersine. ama kendi bağlarına ve gerçekliklerine temsilin içinde sahip olmaları gerekiyordu. bir sonsuzluk metafiziği yalnızca mümkün olmakla kalmayıp. Batı düşüncesinin tüm alanı tersine dönmüş oluyordu.toplumsallık hakkındaki kendine özgü bakış açısı. beden. her zaman sınırlı bir deneyin içinde kurmaktadır. bedenin. bunun nedeni. klasik düşünceye göre sonluluk (sonsuzluktan itibaren pozitif olarak oluşturulmuş belirlenme olarak). negatif korelasyonlar olarak bilginin olabilirliğini pozitif olarak. aynı zamanda talep de edilmekteydi: nitekim. hayat. insanların 397 . dil ve onlara ilişkin olarak sahip olunabilen sınırlı 442 Kelimeler ve Şeyler bilgi olan şu negatif biçimleri açıklamaktadır. kurtulmanın olanaksız olduğu bir şekilde. bu içeriklerin insanın sonluluğunun aşikâr biçimleri olmaları. ama hayatın. kendini insanın ampirikliğinden ve buna ilişkin olarak sahip olabileceği bilgiden eski olarak sunmaktaydı. çalışma ve dil kendilerini pozitiflikleri içinde sunuyorlarsa. isterse temsilin izlenimle bağı olarak algılansın-. üretimin ve çalışmanın pozitifliği (bunlar kendi varoluşlarına. çalışmanın ve dilin ne olduğuna ilişkin. ihtiyaç. yüzyılın başında oluşan deney sonluluğun keşfini artık sonsuzluğun düşüncesinin içinde değil de sonlu bir bilgi tarafından. Bu bilgi tek bir hareketle. sonsuzluk fikri ve onun sonsuzluğun içinde belirlenmesi fikri her ikisine de izin veriyordu. İkizlenmiş bir atfın nihayetsiz oyunu buradan kaynaklanmaktadır: insanın bilgisi sonluysa. ama karşılıklı gönderme ve dairesellık olmaksızın. Eskiden bir temsil ve sonsuz metafiziği ile canlı varlıkların. bunun nedeni. ihtiyaçların ve kelimelerin varlığını ve onlara mutlak bir bilginin içinde egemen olmanın olanaksızlığını temellendirmekteydi.

çünkü yalnızca. hemen itirazla karşılaşan ve adeta içten mayınlanan eğilimlerden ibarettirler. dilinin kaba olduğunu bizim düşüncemize adeta püskürmeli ve tamamen şaşırtıcı bir şekilde dayattığını sanmamak gerekir. onu ikincil bir kültürel olgu olarak ihbar etmektedir. Ama bunlar. emeğinin. Fakat metafiziğin sonu. kendini kendi metafizik ilerlemeleri içinde inkâr edecek ve hayat. insanın sonluluğu tarafından ölçülen metafizikler söz konusudur: orada durmasa bile. bir hayat. metafiziği aniden yok eden. insanın pozitif sefaleti değildir. modernlik . onu yabancılaşmış düşünce ve ideoloji olarak ihbar etmektedir. çalışma ve dil üzerindeki düşüncelerin sonlulugun analitiği olarak değere sahip olmaları ölçüsünde. çalışma ve dil metafiziği oluşturma konusundaki sürekli bir eğilimin ortaya çıktığı görülmektedir. insanın kendi kültürü için\nsan ve ikizleri 443 de yeniden sahiplenebileceği bir dilin metafiziği. Batı düşüncesinde meydana gelen çok daha karmaşık bir olayın negatif çehresinden ibarettir. şimdi bir sonluluk ve insan varoluşu analitiği ile. insanı sonunda ondan kurtulacak bir şekilde özgürleştiren bir çalışma metafiziği. gene de insanda yoğunlaşan bu hayat metafiziği. metafiziğini sorununu dışa vurduklarını gösterecektir: hayat felsefesi. Böylece modern düşünme. Modernlik görünüşler düzeyinde. metafiziği yanılsama örtüsü olarak ihbar etmektedir. Bu olay. insanın ortaya çıkmasıdır. çalışma felsefesi. dil felsefesi ise. Ama. kafasının kabuğu içinde. organlarının donanımı içinde ve fizyolojisinin bütün sinir dokusu içinde var olmaya koyulduğunda başlamaktadır. hiç kuşkusuz insan kendi organizmasının içinde. insanın bizim ufkumuzda aniden zuhur ederek. bedeninin.arzularının ve insanın dilinin kelimelerinin çözümlenmesi arasında korelasyon bulunan yerde. onunla zıtlık içinde olan (ama bağlantılı bir zıtlık). insanın 398 .

çalışkan ve konuşkan varoluşu içinde saptanabılen şu insanancak sonluîuk biçimi olarak mümkündür. klasik düşüncenin ve onu önceleyen bütün düşüncelerin beden ve ruhtan. modern insan —bedensel. Modern kültür insanı. onun sözünde hayat bulmasına rağmen anlamlarına egemen olamadığı bir dilin kıvrımlarının arasına yerleştirildiğinde başlamıştır. çünkü her bilgiyi mümkün kılan bilginin edinileceği bir varlıktır. modernliğimizi teşhis ettiğimiz eşiği. Ama. Bu koşullarda. modern bilgiye sunulduğu haliyle tanıya-mamış olması anlaşılmaktadır. bilgilerin her birinin tarihsel ve genel Kelimeler ve $cy\er apriori'sini keşfeden arkeolojik düzeyde. yüzyılda aynı rolü oynamıyor muydu? Fiili olarak o sıralarda çözümlenen. insanı düşünememişlerdir. garip bir ampirik aşkın çifttir. insandan. insanlara dünya düzeninde istedikleri kadar ayrıcalıklı bir yer vermiş olsunlar. Rönesans'ın "hümanizma"sı. onun bilgisini veya özgürlüğünü ölçen bütün sınırlar-dan söz edebilmiş olmaları. modernlik. kültürümüz bundan da temelli olmak üzere. IV AMPİRİK VE AŞKIN İnsan sonluluk analitiğinin içinde. hep somut insandan ve onun varoluşuna yüklenebilen ampirik biçimlerden itibaren işaret edildiği doğruysa da. sonlulugun kendine yönelik nihayetsiz bir atfın içinde düşünüldüğü ân aşmıştır. insan düşüncesinin. genel olarak bilgi edinmeye izin veren temsil özellikleri ve biçimleriydi (Condillac. temsilin kendini bilgi halinde sunması için gerekli ve yeterli koşulları 399 . sonluluğu ondan itibaren düşünebildiği için düşünebilmektedir. Fakat. ama bunlardan hiçbirinin insanı hiçbir zaman.ilkesi ona egemen olan ve ürünü elinden kaçan bir çalışmanın kalbinde var olduğunda başlamaktadır. klasiklerin " rasyonalizm"!. kendinden çok daha eski olduğu için. XVIII. Sonlulugun farklı bilgiler düzeyinde. ampirikçilerin insan doğası da. onun evrenin içindeki çok sınırlı yerin-den.

sinirsel-motor şemalar. kendini kendine özgü biçimlen içinde dışa vurabildiği keşfedilmekteydi. bu içeriklerin nerede yer aldıkları pek önemli değildir: onların içe bakışta mı. bilginin anatomik-fizyolojik koşullarının olduğu. toplumsal ve ekonomik koşullarının bulunduğu. kısacası. belki de orada ayrıcalıklı bir yere sahip olduğu. insanın incelenmeİnsan ve ffeizleri 445 sine nesnel yöntemlerin uygulanmaya kalkışıldığı ânda değil de. insan bilgisinin bir doğası olduğu. bir cins aşkın diyalektik olarak işlev görmüş olan çözümlemelerde olmuştur. hem de onun biçimlerini hükmedebileceği gösterilmektey-di. kendinin bilinci hayal gücü. yoksa başka çözümleme biçimlerinde mi arandığını bilmek söz konusu değildir. şeylerin ve organizmanın ortak eklemleşmesine ilişkin olanlar. az veya çok zorlukla yenilebilir nitelikteki yanılsamalarının incelenmesi yoluyla. duygusal mekanizmalar. 400 . Modern düşüncenin genel hareketi açısından. insanlığın az veya çok eski. bilginin tarihsel. Çünkü modernliğimizin eşiği. bu tarihin hem ampirik bilgiye sunulabileceği. O sırada iki çözümleme biçiminin doğduğu görülmüştür: beden mekânının içine yerleşen ve algılama. bir cins aşkın estetik gibi işlev görmüşlerdir: bu çözümlemelerde. böylece. biçimlerinin işleyişinin kendine özgülüklerinden her halü kârda ayrılamayacağı.şöyle tanımlamaktaydı: hatırlama. Ayrıca. kısacası. bellek). bilginin bedenin sinir dokusunda yavaş yavaş oluştuğu. İnsan adı verilen ampirik-aşkm bir çiftin oluştuğu günde yer almaktadır. şimdi çözüleme yeri artık temsil değil de. insanlar arasında dokunan ilişkilerin içinde oluştuğu ve şurada veya burada alabildiği özel biçimlerden bağımsız olmadığı. bu doğanın bilginin biçimlerini tanımladığı ve aynı zamanda. sonluluğu içindeki insan olduğundan. bilgi koşullarını onun içinde verili olan ampirik içeriklerden itibaren gün ışığına çıkarmak söz konusudur. insan bilgisinin bir tarihi'nin olduğunu.

yeni doğmakta olan bilgiyi tamamlanmış değilse bile. Fakat aslında. bu doğru söylemin statüsü ikircikli kalmaktadır. bizzat içeriklerin kendileridir. İki şeyden biri: ya bu doğru söylem. oluşumunu doğanın ve tarihin içinde çizdiği bu ampirik gerçekliğin içinde bulmaktadır -bu durumda pozitivist tipten bir çözümleme vardır (nesnenin gerçekliği. söylem sınıfından olan bir gerçekliğin de var olması gerekmektedir -bilginin doğasına veya tarihine ilişkin olarak doğru olacak bir dilin tutturulmasına izin veren gerçeklik-. gerçeklik yanılsamasını. daha da ötesi. oluşan. Ve öncelikle. nispeten aydınlatılmış paylaşımlar: başlangıç düzeyindeki. onun olu- 401 . bizatihi gerçekliğini paylaşımı-dır. az çok karanlık bir dizi paylaşımın sonucu olan eleştiri. denge-lenen ve kendini beden ve algılama kuruntuları boyunca dışa vuran gerçeklik. keyfi olsalar bile. çünkü aşkın düşünce olarak işlev görenler. eleştirinin kendine özgü boyutunu ampirik bir bilginin üzerine düşürdüğü hareketin içinde bir bilgi doğasının 446 Kelimeler ve $eyleı veya tarihinin araştırılması. yanılsamalar dağıldıkça resmolan ve tarihin yabancılaşmasından kurtardığı bir statü içinde kurulan gerçeklik-. nesne sınıfından olan bir gerçekliğin olması gerekmektedir -yavaş yavaş taslağı çizilen. fakat aynı zamanda. nitekim. yetersiz. bilimsel teoriden ayıran (bu paylaşım. bilginin doğal koşullarının incelenmesini mümkün kılmaktadır). bilginin. fakat daha karanlık ve daha temelli bir paylaşım daha vardır: bu. Saf bir düşüncenin icrası değil de. bilginin tarihsel koşullarının incelenmesini mümkün kılmaktadır). ideolojik kuruntuyu.Oysa bu çözümlemelerin birbirlerine hiçbir ihtiyaçlarının olmaması gibi bir özellikleri bulunmaktadır. en azınan istikrarlı ve nihai biçimlen içinde oluşturulmuş olanından ayıran paylaşım (bu paylaşım. temelini ve modelini. iyi dengelenmemiş. belli bir eleştirinin kullanımım varsaymaktadır. bunlar bir analitiğe (veya bir özne teorisine) başvur-maktan vazgeçebilirler: yalnızca kendilerine dayandıklarını iddia etmektedirler. aynı zamanda. İşte.

aynı ânda hem bütün ampirik içeriklerin devreye sokuldukları me- 402 . aynı ânda hem onları bir özne teorisi içinde kuracak. Bu çok karmaşık. nihai söz'ün (insana ilişkin söylemin gelecekteki nesnel gerçeği olarak) ve pozitivizmin (nesnenin gerçekliğinden itibaren tanımlanan söylemin gerçekliği olarak) arkeolojik olarak birbirlerinden çözülmez olduklarına tanıktırlar: hem ampirik hem de eleştirel olmak isteyen bir söylem. modern düşüncede yaşanmışlığın çözümlenmesi tarafından üstlenilmiştir. aynı anda hem indirgenmiş hem de vaat edilen bir gerçeklik olarak ortaya çıkmaktadır. hem de onlara herhalde beden deneyinin ve kültür deneyin aynı anda kök sa-lacakları şu üçüncül ve aracı terim halinde eklemleşmelerine izin verecek bir analitik rolünü oynayacak olan bir söylem.ya da doğru söylem. Gerçeği söylemek gerekirse. adeta-estetik ve adeta-diyalektiğe nazaran. Modern düşünce.şumunu tasvir eden söylemin gerçekliğine hükmetmektedir). doğasını ve tarihini tanımladığı bu gerçekliği önceden bildirmekte. ne indirgeme sınıfından ne de vaat sınıfından olacak bir söylemin yerini ara-maktan kaçınamamıştır -ve tam da. insanı özne olarak. bu saf söylemden itibaren-: gerilimi. yani ampirik bilgilerin yeri. burada tamamiyle hüküm sürmektedir. Eleştiri öncesi saflık. onun taslağını önceden çizmekte ve onu uzaktan kışkırtmaktadır -bu durumda nihai söz (eskatolojik) tipinden bir söylem vardır (felsefi söylemin gerçeği. ampirik ve aşkını ayrı tutacak olan. ama bu bilgileri mümkün kılan şeyin en yakınına getirilmiş ve bu içeriklerde dolaysız olarak mevcut saf biçim olarak çözümlenmeye izin verecek bir söylem. oluşmakta olan gerçekliği meydana ge-insan ve İkizleri 447 ürmektedir)-. çok üstbelirlenmiş ve çok gerekli rol. burada bir seçenekten çok. Comte ve Marx. ama bu arada her ikisini aynı ânda hedeflemeye izin verecek bir söylem. sonuç olarak. Nitekim yaşanmışlık. işte bu yüzden. ampiriği aşkınlık düzeyinde değerlendiren her çözümlemeye içkin olan bir dalgalanma söz konusudur. aynı ânda ancak pozitivist ve eskatolojik olabilir: insan burada.

Yaşanmışlık deneyinin modern düşüncenin içinde. Demek ki. aşkının unutulmuş boyutunu ihya etmeyi denediği. onu tartışmanın ve temellerini aramanın mümkün olacağı kadar şeylerin pozitifliğinden uzak bir tabakaya hitap etmektedir. özenli ve tasvire yönelik bir dilin uygulanabileceği kadar somut. ve bir kültürün mümkün tarihini. Bir doğa bilgisinin mümkün nesnelliğini. antropolojik postulasmm oluşmasından itibaren. yani insanın ampirikaşkm çift olarak belirdiği andan itibaren birbirleri için gerekli olmuşlardır. yaşanmışlık deneyinin karma cinsten bir söylem olmasını engellememiştir: spesifik. öncelikle deneye indirgenemez bir uzaysalhk içinde temsil edilmeleri ve tarihin taşıyıcısı kültürün öncelikle. pozitivizme ve eskatolojiye kökten bir itiraz olarak ihdas edildiği. ancak bedenin ve onun boyunca doğanın. beden mekânı ile kültürün zamanı arasında. insanda ampiriği aşkın olarak değerlendirmenin istendiği sırada ortaya konulmuş olan aceleci talepleri daha özenli olarak yerine getirmekten başka bir şey yapmamaktadır. hangi sıkı şebekelerin pozitivist veya eskatoloik tipten düşünceleri (ilk sırada Marksizm olmak üzere). Görünüşe rağmen. ondan itibaren bu saflıktan kaçmanın. ampiriğe indirgenmiş bir gerçekliğin saf söylemini ve deneye nihayet bir insanın geleceğini safçasına vaat eden peygamberane söylemi savuş-turmayı istediği kolaylıkla anlaşılabilir. taslağı beden boyunca çizilen deneyle eklemleştirmeye çalışmaktadır. hem de onları genelde mümkün kılan ve ilk kök salmalarını işaret eden kökensel biçimdir. yaşanmış deneyin içinde hem gizlenen hem de kendini gösteren semantik kalıntılarla eklemleştirmeye uğraşmaktadır. tnsan ve thizloi 449 403 . çökelti anlamların dolaysızlığımn içinde hissedilmesi koşuluyla. yaşanmışlık. gecikmiş bir uyum düzleminde yer almamaktadır: bunlar. Ancak bunun böyle olması. arkeolojik dış biçimler düzeyinde. Yakın tarihlerde meydana gelen yakınlaşma. ama ikircikli. doğanın belirlemek-448 Kelimeler ve Şeyler rı ile tarihin çekimi arasında iletişim kurmaktadır. ilhamını fenomenolojıden alan düşüncelere bağladıkları görülmektedir.kân.

bu dünyanın düzeninin. insanm yakm tarihli aşikârlığmın bizi fazlasıyla körleştirmesinden ötürü. bir kaplanın sırtına bağlandığımızı hatırlamamız gerekmez mi? V COGITO VE DÜŞÜNÜLMEMİŞ İnsan dünyada.ilan ettiğinde. insani varlıkların var oldukları. Bu soru. onları mümkün kılmış olan 450 Kelimeler ve Şeyler koşulları ondan itibaren teslim ettikleri şu paradoksal figürse de kendini bir cogito'nun dolaysız şeffaflığı içinde sunamaz. Vaat-Tehdit biçimi altında. ama kendi bilincine varamayan ve asla varamayacak olanın nesnel ataleti içinde de duramaz. ampirik-aşkın bir ikizlenmenin yeriyse de bilginin ampirik içeriklerinin. bize dünyanın gerçekliğini açan bir sonluluğa bağlı olduğumu-za inanan bizlerin. bu. tüm düşüncemizi tarihsel olarak mümkün kılmış olan şeyle uyum içinde olmadığından ötürü. dünyanın. bu çatışma eğer fi-iliyata dökülebilecek olursa. Yalnızca bize ait olan ve onu tanıdıkça. şu her zaman açık. pozitivizm ile eskatoloji arasındaki gerçek çatışma. insanın çoktan beri kaybolduğu ve kaybolmaya son vermediği ve bizim modern insan düşüncemizin. bu geri dönüş onların köklerini derinlere salarak.Demek ki. bunun sahip olduğu ve bugün hâlâ koruduğu sarsalama gücü anlaşılmaktadır. ama insanın olmadığı şu aslında fazla uzak olmayan zamanın anısını bile koruyamamış olmamızdır. yaşanmışa bir geri dönüşün içinde değildir (gerçeği söylemek gerekirse. Nietzsche'nin kaçınılmaz olay biçimi altında. insan. insanın gerçekten var olup olmadığına ilişkin olacaktır. hümanizmamızın. onun homurdanan yokluğu üzerinde sakince uyudukları anlamına gelmekteydi. ama 404 . bir geri dönüş felsefesi içinde. kuşkusuz sapkın olarak gözüken bir sorudan itibaren var olacaktır. ona yönelik büyük ilgimizin. asla bir kerede ebediyen sınrılanamaz. Bunun nedeni. Eğer insan var olmasaydı. paradoksla oynamak olduğuna inanılmaktadır. onları teyit etmektedir). insanın yakında artık olmayacağını -ama üstinsanın olacağını. dünyanın ve düşüncenin ve gerçekliğin ne olacağını bir ân için düşünmenin.

kendini düşünce-olmayan'ın kum-sallarında sunan tüm sessiz ufka doğru giden şu boyutun onda temellendiği haliyle. Soru artık şu değildir: doğa deneyi nasıl olmaktadır da. şebekesi.sonsuza kadar kat edilen. onun içine yerleştirmek zorunda olduğu kelimelerin içinde. taleplerini ve yasalarını kendilerini ona yabancı bir katılık olarak dayatan şu çalışma olabilmekte-insan ve ikizleri 451 dir? insan nasıl binlerce yıldan beri o olmaksızın oluşan. bir bilginin olabilirliği değil. ondan kaçandan hareketle hatırlatma olanağı verecek şekilde sergileyen şu bilmeme-. bu saf kavrayıştan. bir yandan onda bir cogito içinde yansıtmadığı şeyden. insan. felsefi teorilerin bilim karşısındaki dayanaksız karakterleri değil. insanın kendini ondan itibaren tanımaya çağrıldığı şu bilinmeyen gibi konuşmaya hazır varoluşun içinde bulunmasının nedenidir. bir cins donmuş hareketle canlandırmaktadır? insan nasıl. ampirik karışıklığa. modern biçimi altındaki aşkın düşüncenin. ona dolaysız olarak verilmiş olan deneyi sonsuza kadar taşman şu hayat olabilmektedir? İnsan nasıl. kendilerinden kaçan deneylerin çıkıntısına. dilsiz bir işgal tarzı içinde ondan kaçanın içinde barınmakta. dilsiz. aynı zamanda bilmeme'nin de yeridir -düşüncesini hep kendine özgü varlığı tarafından taşınılarak ve aynı zamanda. bir ilk bilmemenin olabilirliği. bir varoluş tarzıdır. kendini ona inatçı bir dışsalhk biçimi altında sunan bu kendi figürünü. gömülü gücü. düşünmediğini düşünmekte. anlamını onun söylemiyle bir ân için kıvılcımlandırdığı ve daha işin başında sözünü ve düşüncesini sanki bunlar sayılamayacak kadar çok sayıdaki olabilirliklerin dokusu üzerindeki bir kesıtlermişçesıne. insanın orada kendini tanımadığı şu dayanaksız deney alanının tamamen açık bir felsefi bilinç halinde yeniden ele alınması söz konusudur. onu tekrar kavradığı düşünme eylemine ve bunun tersine. içeriklerin düzensiz yükselişine. damar atışları. 405 . çünkü artık gerçeklik değil. ona kendini. sistemi elinden kaçan. Bu. İnsan ampirik-aşkm çift olduğu için. zorunlu yargılara yer vermemektedir? Soru artık şudur: insan nasıl olmaktadır da. gereklilik noktasını Kant'ta olduğu gibi bir doğabilıminin varlığında değil de (buna filozofların sürekli kavgaları ve emin olamamaları karşı çıkmaktadır). ama gene de potansiyel bir söylem. doğa değil. varlık. adeta bozulması olanaksız bir uykuyla uyuyan bir dilin öznesi olmaktadır? Kantçı soruya nazaran dörtlü bir yer değiştirme.

Modern cogito'da bunun tersine. dayanaksız tüm düşünce deneylerinden hareketle. yanılsamadan. rüyadan ve delilikten. onları açıklamak ve o zaman onlardan korunmanın yöntemini vermek üzere gün ışığına çıkarmaktı. tamamen hayalinin düşüncesi. hem 452 Kelimeler ve Şeyler de birleştiren mesafeyi en büyük boyutuna göre değerlen-dirmek söz konusudur. onun etrafında. bu düşünceyi. kuruntusalın. modern cogito'ya. Descartes da. bunların yarattığı tehlikeyi savuşturmak. girişimin sonunda yeniden bulunmak üzere. onun altında düşünülmemiş olan. düşüncede. Bunun nedeni. ikiye katlaması ve açık bir şekilde yeniden faali-yete geçirilmesi gerekmektedir. bütün bu deneylerin olabilirlik yeri ve reddedilemez ilk aşikârhk olarak ortaya çıkmaktaydı-? Fakat modern cogito Descartes'mkinden bizim aşkınlık düşüncemi-v zin Kant'ınkinden olduğu kadar farklıdır. bir dü- 406 . her düşüncenin düşünülmüş olduğunun ani ve aydınlatıcı keşfi değil de düşüncenin nasıl buranın dışında.Aşkınlık sorununun bu yer değiştirmesinden itibaren. kötü düşünülmüşün. Descartes için söz konusu olanın. kendini kendine sunan düşünce ile düşüncenin içinden. bunların düşünülmemiş olmalarının olanaksızlığını keşfetmiş değil miydi -öylesine ki. Cogito böyle bir biçim altında. hatadan. ama gene de kendine en yakın yerde oturduğunu. hata veya yanılsama olan bütün şu düşüncelerin en genel biçimi olarak. aşılamaz bir dışsallıkla yabancı kalmayan şeyin düşüncenin kendiyle eklemleştirilmesini katetmesi. gerçek olmayanın. ama bu üzden ona indirgenemez. çağdaş düşünce artık cogito temasını canlandırmaktan kaçınamazdı. köklerini düşünülmemişin içine salan kesimi hem ayıran.

tüm kendine özgü olabilirliklerini onda bulacak kadar kaydığı.şünmeyenin altında nasıl var olabildiğini bilme konusundaki. ama yalnızca bitirdiğimde değil. daha girişmeden önce ellerimden kaçan su çalışma olduğumu (şu çalışma olarak var olduğumu) söyleyebilir miyim? Kendi derinliklerimde hissettiğim. düşünmediğim şey olabilmem için düşüncemin benim olmadığım şey olması için ne gerekir? Öyleyse. ama onda ve onun tarafından bağımsız olarak verilmemiş olan şu varlık nedir? Öyleyse. cogito'nun açıklığında kıvılcımlanan ve eğer deyim yerindeyse göz kırpan. "Düşünüyorum" kendini hemen hemen mevcut olduğu. şeylerin tüm varoluşunu düşünceye getirmemektedir. ama bu işi uyur uyanık bir nöbet tutmanın ikircikli tarzı içinde yaptığı koskoca bir kalınlığın içine dalmış olarak gösterir göstermez. Modern cogito'ya özgü bu çifte hareket. hep yeniden başlayan sorgulama olacaktır. sadece olmak'ın söz konusu olduğu bir dizi soruyu gündeme getirmektedir: düşünen ve kendi düşüncem olan benim. nitekim. olmadığımı da söyle-yebilirim: cogito bir olmak iddiasına götürmemekte. ama aslında hiçbir zaman tamamen güncelleştiremeyeceği çökeltilerin ağırlığı içinde var olabilen şu dil olduğumu (şu dil olarak var olduğumu) söyleyebilir miyim? Ellerimle gerçekleştirdiğim. canlandırdığı. ama beni hem kendiyle birlikte ileri ittiği ve beni bir ân için kendi doruğuna tüneten müthiş zamanla. artık onun arkasından "Varım" iddiasını getirmek mümkün olmaktan çıkar: nitekim. konuştuğum ve düşüncemin onun içine. hem de ölü/usan ve İkizleri 453 mümü hükmeden kaçınılmaz zamanla sarmalayan şu hayat olduğumu (şu hayat olarak var olduğumu) söyleyebilir miyim? Bütün bunları olduğumu da. Modern cogito. 407 . "Düşünüyorum"un neden burada "Varım"ın aşikârlığma götürmediği-ni açıklamaktadır. düşüncenin varoluşunu düşünmeyenin hareketsiz sinir sistemine varana kadar dallandırmadan.

ve XIX. düşündüğü her yerde kendini kanıtlayan bir dü1 454 Kehmefer «r $rvtn şûnceden hareketle. zamanda.. kartezyen cogito temasıyla Kant'm Hume'un eleştirisinden çıkardığı aşkınlık motifini birleştirdiğine. bu. düşüncenin ona göre düşünülmemişe yöneldiği ve onunla eklemleştiği şu boyut içinde söz konusu olduğu bir düşünce biçimi ihdas edilmektedir. düşünülmemişle silinmez ve temel bir ilişkiye sahiptir? Kartezyanizmin ve Kantçı çözümlemenin çok uzağında yer alan ve insanın varlığının ilk kez. Bunun iki sonucu vardır. bir doğabiliminin olabilirliğinden insanın kendi kendini düşünmesinin olabilirliğine taşınmıştır). su götürmez bir varoluşa götürmek degtl de. Batı ratio'sunu. vüzvıllann dönemecinde modern episteme'de meyda-Kopuşun çok hassas ve uyarlanmış fark cviıU>Kİ. Birincisi negatiftir ve tamamen tarih alanında yer almaktadır. Husserl'in böylece. ve cogito'nun işlevini değiştirmesi (bu işlev artık. Fenomenolojinin. eski insan adı altın- 408 .. XVIII. ki fenomenoiojı..rmşur … … . .varlık ile düşüncenin ilişkileri ve zor aidiyetleri nedir? İnsanın varlığı nedir ve "düşüncesinin olması" olgusuyla çok kolayca belirlenebilen ve belki de bu düşünceyi tek başına elinde tutan bu varlık nasıl olmaktadır da.. düşüncenin kendi kendinden nasıl kurtulabileceğini göstermek ve böyiece varlık üzerinde çoklu ve çoğalan eulama " rmek doğrultusundadır) ölçüsünde iş . ——A… … rvt-M . onun en derin eğilimini canlandırdığına inanılabilir. ancak aşkınlık çözümlemesinin uygulama noktasını değiştirmesi (bu nokta. .r bir şeve bağlıysa. hayatın. Husserl bu birleştirmeyi. saf felsefenin köktenleştirilmesi ve kendi tarihinin olabilirliğinin temeli olacak bir düşünce halinde kendi üzerine bükerek. Batının eski bir ras-fc yonel yönelişinin yeniden kavranmasından çok. Gerçeği söylemek gerekirse.

^.. . insana ilişkin ampirik çözümlemelerle olan aldatıcı komşuluğu. İşte bu nedenden ötürü. .! yüz y önce zuhur etmiş olan yeni figürle de bağlantılıdır: insanın varoluş tarzı ve onun düşünülmemişle olan ilişkisiyle de bağlantılıdır. 409 . ' • •' • !. kendi ken-ur>ceijmfi||İ»yTi k olmaktan ger ' . '-. .. .… '.-. İnşa . bılfctnm.ı yeniden ortaya çıl:—~.hi!"iıMn Ban kultüâ çıknı kındır.… … .___ . ne de bilincine verile-meyecek olanı keşfetse bile: karanlık mekanizmalar..^. nızın önünde. . ona rağmen ampirik olan bu ak tasviri ve "Düşünü yorum'un ön^ devre dtşı bırakan bir düşünülmemiş var ıimde çozûimektedır ' <nın düşünülmemizle oian »LaraS. biçimi olmayan belirlemeler.:-.nlamnın üzertnde pozitif bir biçim olarak en. fenomenolojı -taslağı önce antipsıkolojizm bo• •'•' J * ı karşı olarak. . ^.cn onaya çıkarılması ölçüsünde çıi bile-. apriori ve aşkınltk .n tnsan ve tkizkri 455 gi -burada. —.. onun düşünce eylemine.•. düşünce.(sorulara) yöneltıl:. nm kf. hem vaatkâr hem âc tehdukâr olan yakınlığı asb savuşturamamıştır: gene bu nedenden ötürü.

İ t t J I i ' (vl I L i > r 11 ! İ KİM r 1 1 i «. yüzyıldan mbaren sağır ve kesintisiz bir şekilde refakat etmiştir. ona hem dıştır.izlenimine kolaylıkla sahip olunmaktadır Bilınçdışı. onun yakınında ve aynı ânda. onu tanı manın oradan itibaren mümkün olduğu koı nulmemtş. bilınçdışı ve daha da genel olarak düşünülmemişin biçimleri. I 1 f l i I 1 ) I I i • I 1 I i v t M İ ^ t 1 I I t t lılfl f \ ISLİ 456 Kelimeler ve Şeyler ve gölge olduğu şeyden. büzülmüş bir doğa ve ondan tabakalanacal olarak yerleşmemiştin o. tamamlayıcı biçimini ve tersine dönmüş adını almıştır.dolaylı veya dolaysız şekilde bilinç dışı diye adlandırılan koskoca bir gölgeler manzarası. bir uçtan diğerine içerdiği. angaje olduğu görünüşte hareketsiz bir kalınlığı. bilginin içinde zuhur eden insandan taşınan gölge. hem dışında. kıyılarında. insanın içine. ama aynı zamanda içine hapsoldugu bir düşünülme mişligi aynı ânda keşfetmeksizm. hem de onun için vazgeçilmez niteliktedir: biraz. telafisız bir ikiliğin içinde doğmuş olan kardeş ve ikiz Başka İnsan dogasındakı uçurumlu hır bölge veya kendi tarihi Liralından özellikle kilit altındı lan bir kale olarak istekle yorumlanan bu karanlık alan. insan alu kârda XIX. bir:"2. Sonuçta inatçı bir ikizden başka bir şey olmadığından. özerk bir tarzın İ . İnsan ve düşünülmemiş. insana nazaran Başkadır uiulan veya onda degıl de. bir dış biçim olarak çtzememiştır. kendini bilimsel düşünceye zorunlu olarak sunan. Düşünülmemiş (ona verilen ad her ne olursa olsun). özdeş bir yeniliğin içinde. düşüncenin hem kendinde. insanın kendi kendini düşünce biçimi altında düşünmeye son verdiğinde kendine uyguladığı şey değil miydi? Nitekim. ama aynı zamanda kendi dokusuyla kesişen bir karanlık parçasını. Hegel fenomenolojisinde. insanın pozitif bilgisine sunulan ödül olmamışlardır. arkeolojik düzeyde çağdaştırlar. İnsan kendini episteme'nm içinde. Für 410 . ona tamamen başka bir tarzda bağlıdır.

yabancıdır. bu durumdan ötürü bozulmaya uğramamahdır-. onu kendine mümkün olduğunca yakınlaştırmak olacaktır. Marx için yabancılaşmış insandı. düşüncenin kendi için ve emeğinin kalınlığı içinde. insanı bir bilginin içinde ihdas etmenin olabilirliği. üzerinde düşündüğü şeyin varoluş tarzının düşünülmesi ve dönüştürülmesi olmasıdır. düşünülmemişi düşünme -Kendinde'nin içeriklerini Kendi için biçimi içinde düşünme-. Batı'nın kaderini elinde tutan bir ödevin veya düpedüz tarihin içinde bir memur görevini yerine getirmenin biçimleri altında sürülmesinin pek bir önemi yoktur. Husserl'in çözümlemelerinde ise.sich'in karşısında An sich olmuştur. deneylere dolaysız ve silahsız aşikârlık arka planının veren ufku açık hale getirmek. değdiği şeyi hemen kıpırdatmaktadır: onu hemen kendine yaklaştır-insan ve ikizleri 457 maksızın -veya uzaklaşürmaksızın. gizil. esas olan. Bu ikiz ne kadar yakın olursa olsun. Schopenhauer için Un-bewusste idi. düşünceyi içten kurcalayıp duran bir emir gerektirmektedir. bir hümanizmanın. insanı kendi özüyle uyuşturarak yabancılaşmasından kurtarma. onun sessizliğinin içine dalmak veya sonsuz homurtusuna kulak kabartmak yasası tarafından kat edilmiştir. icra edilmemiş olmuştur: her halükârda. çökelti. Modern deneyin içinde. bir siyasetin. insanın kendini ondan itibaren bir araya getirmek ve kendini gerçekliğine varana kadar hatırlamak zorunda olduğu ön zemin rolünü de aynı derecede iyi oynayan. ve düşüncenin rolü. aktüel olmayan. düşünülmemişi keşfe- 411 . Düşünme. ama insanın varoluşu bu mesafenin içinde seferber olduğundan. bu emrin piyasaya. ama aynı zamanda. insanın gerçekliği içinde ne olduğunun bulanık izdüşümü olarak sunan. bir ahlakın. tüm modern düşünce. tükenmez kıvrım olmuştur. kendini düşünülmüş düşünceye. Bilinçdışmın üzerindeki örtüyü kaldırmak. bildiğinin bilgisi ve dönüştürülmesi. bu yeni figürün episteme alanı içinde basit ortaya çıkışı. kendine özgü girişimi.

bir ahlak kurmalarına izin verelim.demez veya en azından onun yönünde gidemez. Gerçeği söylemek gerekirse. onun taslağını çizmekten.. dünya düzeniyle eklemleşmekteydi ve onun yasasını keşfederken. tamamen tersine. bilinçlenme. sessizin aydınlatılması. hiçbir ahlak oluşturmuyordu.-. artık teori değildir.2 bu düşünme. Kopartmakta. Burada. bütün bunlar.. buradan bir bilgelik ilkesi veya bir toplum kavrayışı çıkartabiliyordu: XVIII. kendini özgürleştirmeye veya 2 ikisi arasında Kantçı ân eşik meydana getirir: Bu. bağlamakta veya yeniden bağlamaktadır. . köleleştirmeye devam etmekten alıkoyamaz. dilsize sözün iade edilmesi. kendine özgü varlığı içinde. düşünür düşünmez. Düşünceyi inzivasından çıkmaya ve tercihini belirlemeye zorlayanların konuşmalarına izin verelim. çoktan kendinden "çıkmıştır". insanı kendi kendine çeken şu karanlık kesimin ışığa geri dönmesi. yüzyıl düşüncesi bile hâlâ bu genel biçime mensuptur. bizim modernliğimize derinlemesine bağlı bir şey vardır: Batı dinsel ahlakların dışında. herhalde yalnızca iki etik biçim tanımıştır: eski olanı (Stoacılık veya Epikurosçuluk biçimi altında). çünkü düşünce XIX. Bir geleceğe hükmetmekten. teşvik etmekten veya sadece uyarmaktan önce düşünce varoluşun zemininde. daha işin başında ve kendi kalınlığının içinde belli bir eylem tarzı olmasıdır. daha ilk biçimlerinden itibaren. çözmekte. Kelimeler ve $eyle. isteyenlerin. etiğin içerik ve biçimini tek başlarına oluşturmaktadır. her evrim düşüncesinin ve onun düşünülmemişi yeniden kavrama konusundaki tüm hareketin içine yerleşmesi ölçüsünde. yapılması gerekeni söylemekten. Modern düşünceye göre mümkün ahlak yoktur. yaralamakta veya uyuşturmaktadır. hareketsizin yeniden canlanmasıdır. öznenin akılcı olarak evrensel olan yasanın kendi yasası olduğunu keşfetmesidir. yakınlaştırmakta veya uzaklaştırmaktadır. bu düşüncenin saf bir spekülasyon olması değil de. her vaadin dışında ve erdemin yokluğu halinde. modern düşünce asla bir ahlak önermemiştir: fakat bunun nedeni. buna karşılık modern olanı.. yüzyıldan beri. kendi kendinde 412 .

Sade. çünkü taraflardan birinin takasta yaptığı iki temsil ile diğerinin yaptıkları eşdeğerliydiler.bir eylemdir -tehlikeli bir eylem-. bu ardışıklığın bir noktasından diğerine. düşüncenin modern varoluş tarzını parmakla göstermelerindedir. kökenle olan ilişkidir. "eşin" düz tabakası tarafından taşınılan bir tablo olarak düşünülüyordu. şu temsillerin saf devamlılığı cephesinde aranmaktaydı -bu o kadar tam ve o kadar çizgisel bir devamlılıktı ki. mimiğin (eylem dilinin) temsilinin arasındaki şeffaflık olarak düşünülüyordu. Doğanın bütün afetlerden önceki düzeni. varlıkların birbirlerini çok sıkı bir doku üzerinde izledikleİnsan ve İkizleri 459 rinden ötürü. bunu bütün bilmezden gelmek isteyenler için bilmişlerdir. her düşüncenin "ilerici" ya da "gerici" olduğunu bön-cesine iddia edenlerin bilmediği söylenebilir mi? Bunların salaklığı. Acaba bunu yalnızca. etiklere ve siyasetlere hep en belirsiz biçimde bağlandığı söylenebilir. her düşüncenin bir sınıfın ideolojisini "ifade ettiği"ne inanmalarıdır. modern düşünce insanın Başka'sımn onunla Aynı olmak zorunda olduğu şu yöne doğru ilerlemekledir. Dilin kökeni. ama Hegel'il. ona eşlik eden çığlığın. ikinci birinciyi hiç farkına varılmadan ikame 413 . hemen hemen özdeş iki arzunun tatminini sundukları için. daha temelli olarak ise. Klasik düşüncenin ideal oluşumları içinde kurmaya çalıştığından çok farklı bir ilişki: XVIII. Artaud ve Bataillon. Marx'ın ve Freud'ün de bunu bildikleri kesindir. gayri iradi derinlikleri. Nietzsche. VI. Nihayet. bir şeyin temsiliyle. adeta bir özdeşliğin içinde yer değiştirilen ve bir uçtan diğerine. sesin. siyasal tercih olmadan felsefe olmayacağını. İnsanın bilgisinin yüzeyde. yüzyılda kökeni bulmak. KÖKENİN GERİ ÇEKİLİŞİ VE GERİ DÖNÜŞÜ Aynı anda hem insanın varoluş tarzını hem de ona hitap eden düşünceyi karakterize eden sonuncu çizgi. bilginin kökeni. bunlar sonuçta "eştiler". düpedüz temsilin ikizlenmesinin en yakınma yeniden yerleşmekti: iktisat takastan itibaren düşünülmekteydi. doğa bilimlerine nazaran.

kökenlerini hiçbir zaman gerçekten söyleyemezlerdi. tüm tarihlerinin onlara içten yönelik olmasına rağmen. aralarında bir fark kurulamazdı ve arkadan geleni birincinin "eşi" olmaktan başka bir şekilde hissetmek mümkün değildi: ve yalnızca bir duygu öncekine diğerlerinden daha "eş" olarak gözüktüğünde. Tarihselliğe neden olan artık köken değildir. böylesine bir kavram artık kavranabilir nitelikte değildir: çalışmanın. hayatın. Modern düşüncede. dilin kendilerine özgü olan ve içine saplandıkları tarihselliği nasıl elde ettiklerini daha önce gördük: demek ki bunlar. tarihselliktir: bütün farklılıkların. insan. hareket noktası hem hakiki zamanın dışında. kronolojik gelişmenin ona göre bir tablonun içine yerleştiği. bizatihi kendi 460 Kelimeler ve Şeyler dokusunun içinde ortaya çıkmasına izin veren. ele gelmez olan Aynı'mn biçimini oluşturacak kadar sıkıştırıldıktan bir konunun saymaca te-pesi gibi. bütün sürek-sizliklerin. hem de onun içinde oluşmaktadır: bu hareket noktası. açıklayıcı bir varsayım veya tarihsel olay değerine sahip olmasının pek bir önemi yoktu: gerçeği söylemek grekirse. Bu doğumun saymaca veya hakiki olarak kabul edilmesinin. bütün tarihsel olayların onun aracılığıla meydana gelebildikleri şu ilk kıvrımdır. kendine içsel ve yabancı olacak bir kökenin gerekliliğinin profilinin. bütün dağılımların. artık yalnızca tek bir özdeşlik noktasını. çünkü bunlar eşanlı değillerdi.etmekteydi. sergilenişlerinin içinde. kökenlerinin ulaşılamaz özdeşliğini işaret eden bütün bu kendi içlerine sarmalanmış 414 . tarihsellikleriyle. bu tablonun üzerinde tek bir güzergâhın oluştuğu bir düşünce için. kendi üzerinde patlatma ve başka haline gelebilme iktidarına sahip olmakla birlikte. hayal gücü bir temsili yeniden temsil edebiliyor ve bilgi bu ikizlenmenin üzerine adım atabiliyordu—. ama kendi yasalarına uygun olarak. bu ayırımlar sadece bizim için vardırlar. belli belirsiz anı işlemeye başlayabiliyor.

insan kendini zaten yapılmış olan bir tarihsellikle ilişki halinde keşfetmemektedir: taslağını. her zaman ilk kez kat ettiği ve yarı açık gözlerinin kendi bakışı kadar genç biçimler keşfettiği şu yüzey -onun gibi. Nitekim. kendini çalışan varlık olarak yeniden kavramaya uğraştığında. çalışmanın. bu kökenin. ancak toplum tarafından çoktan kurumsallaştırılmış. kendini canlı varlık olarak tanımlamaya kalkıştığında kendi başlangıcını ancak ondan önce başlamış bir hayatın zemini üzerinde keşfedebilmek-tedir. hayatın ve dilin zaten başlamışlığıyla eklemleşme tarzıdır. çoktan egemen olunmuş bir insani zaman ve mekânın içinde gün ışığına çıkartabilmektedir. ölçüleri ve temelleri farklı olan bir zamana mensup olmalarıdır-. ama başka bir nedenden ötürü yaşı olmayan biçimler: yaşlanmanın olmamasının nedeni. insan. bu bir cins tarihsel başlangıç olup. sanki çıplakmışçasına keşfedildiği ölüm 415 . emsalsiz. insanın binlerce yıl-insan ve ikizleri 4gj dan beri işlenmiş bir dünyayı tüm saflığı içinde işlediği. insan için. her bellekten daha eski kelimeleri. insanın. fiilen oluşmuş bütün dillerin ötesinde tanımlamaya kalkıştığında. bu çalışmanın en ilkel biçimlerini. şeylerin zamanı boyunca saklanarak çizen bu kökenle hiçbir zaman çağdaş değildir. Fakat. kendi için köken olarak geçerli olanı. Köken. hep genç kalmaları değil de. yakın tarihli ve narin varoluşunun taslağı içinde. bütün dillerin ve bizatihi konuşulan dilin mümkün hale ondan itibaren geldikleri emeklemeyi. Ancak. Kökensel olanın düzeyi. şimdiye kadar hiç söylenmemiş (kuşaklar bunları tekrarlasalar bile) cümlelerde bileştiren dizisi şu kıvrımın içinde aranmalıdır. yüzyılın başında oluşmuştur.şeylerle korelasyon halinde olmak üzere. insanın kökeniyle olan ilişkisi aynı tarzda değildir. kökenselin varoluşumuz boyunca uzanan ve hiçbir zaman kaybolmayan (hatta ve özellikle. ve konuşan özne olma özünü. XIX. bu anlamda hiç kuşkusuz ona en yakın olanıdır: masumca. daha sonraki kazanımlar buradan itibaren yığılmaya başlamışlardır. zaten sergilenmiş olan bir dilin olabilirliğinden başka bir şeyi bulamamaktadır. ilk kelimeyi değil de. ancak zaten başlamış olanın tabanı üzerinde bulabilir. köklerini ilk organik oluşumlara kadar daldıran bir hayat yaşayan.

insanın doğumları belirli olan bu şeylere nazaran kökensiz varlık olduğunu. onu çoklu. "ne vatanı ne tarihi" olan varlık olduğunu. onunla aynı zamana sahip olmayana bağlamakta ve ona çağdaş olmayan her şeyi onda teslim etmekledir. Demek ki. doğumu hiçbir zaman olmadığı için ulaşılamaz nitelikte olan varlığı işaret etmektedir. ama öte yandan. bütün deneyi bu şeyler tarafından oluşturulan ve sınırlanan ona. Öte yandan. onu. çoğu zaman birbirlerine indirgenemez nitelikteki kronolojilere bağlaya-rak. böylece bu basit temas esnasında. İnsanın kökensel yanı. bir doğumun dolaysızlığını meydana getirmemektedir. kökenselin dolaysızlığı 416 . onu zaman içinde dağıtan ve şeylerin süresinin ortasında yıldızlarla donatandır. onun deneyine. hayatın ve dilin kendilerine özgü tarihleri içinde oluşturdukları ve biriktir-dikleri şu karmaşık aracılıklarla doludur. çakışmalı. bu olanaksızlığın iki veçhesi vardır: bir yandan. fakat bir cins geriye yönelik öte dünyanın içinde. varlıkların tarihsellikleri boyunca resmolan kökenden de farklıdır (ona temel bir korelasyonla bağlı olmasına rağmen). modern düşüncenin Zihnin Fenomenolojisi'nden beri tasvir etmeye hiç ara vermediği haliyle kökensel. ondan daha eski ve egemen olamadığı içerikler ve biçimleri dahil edendir.ânında) şu ince yüzeyi. en tarafsız kelime söylenir söylenmez. Başka'nın dağılmasının henüz gerçekleşmeyen momentini işaret etme462 Kelimeler ve Şeyler nin uzağında olan insanın kökensel yanı. klasik çağın yeniden kurmaya çalıştığı şu ideal oluşumdan çok farklıdır. emeğin. insan kendine adeta sonsuza kadar egemen olan bir zamanı canlandırmış olmaktadır ve bütün bunlar da bunun aracıları olmaktadır. çünkü insanın gözükmediği bir takvime kadar geri gitmektedir. onun doğumunun zamanını ve deneyinin en eski çekirdeğini bidirmemektedir. şeylerin ondan önce başladık-larını ve bu nedenden ötürü. şeylerinin kökeninin hep daha geriye çekildiğini işaret etmektedir. Hakiki veya potansiyel bir özdeşlik zirvesine götürmenin veya hatta sadece oraya yöneltmenin uzağında olan. onu daha işin başında kendinden başka bir şeye bağlayandır. Aynı'nın. hiç kimsenin köken belirleyemeyeceği aralıksız ve hep artan bir şekilde işaret etmektedir. paradoksal olarak. Öyleyse. daha ilk nesneye el değer değmez. en basit ihtiyaç dışa vurulur vurulmaz.

aslında ondan kurtulamayan -çünkü hiçbir zaman kökenin çağdaşı değildir. şeyler başlangıçlarını onda bulmaktadır (onun üzerine geriden sarkanları bile): sürenin herhangi bir anındaki vurgulu iz olmaktan çok. zamanın geldiği kronolojisiz ve tarihsiz yırtılışın ortaya çıkartılması için sorguya çekilmesini gerektirmektedir. köken bu düşünceye hep daha yakın. düşüncenin henüz ve hep yeniden düşüneceği şey haline geleceğinden. Bu durumda düşüncenin karşısına bir ödev çıkmaktadır: şeylerin kökenini kabul etmemek ama bu itirazı. hep ona nazaran geri çekilmiş ve sıfır noktalarında kavranamaz nite-likteyseler de. zaman içinde oluşan her şeyin. zamanın hareketli unsurunda bulunan her şeyin. düşüncenin yöneldi- 417 . Ampirik düzen içinde şeyler. insan şeylerin bu geri çekilmesine nazaran tnsan ve İkizleri 463 temel olarak geri çekilmiş bulunmaktadır ve şeyler sağlam önceliklerini. bir tek o her kökenden ayrılmıştır. Öylesine ki.bu düşüncenin içinde askıya alınacaktır. kökeni kurmak için yapmak —her şeyin ondan itibaren doğabildiği. zaman kendi etrafında dönecek ve köken.içinde ilan edilen şey. Böylesine bir ödev. onu kendi varoluşuna çağdaş kılacak olan kökenden ayrılmış olmasıdır: zaman içinde doğan ve kuşkusuz ölen bütün şeylerin içinde. şu kökensiz ve başlangıçsız köken-. işte kökensel deneyin dolaysızhğının üzerinde. Zaman bu durumda. Köken artık. genel zamanın oradan itibaren oluşabildiği. köken ile düşünce arasındaki şu karşılıklı ilişkisi devirmeye gücü olacaktır. sürenin akabildiği ve şeylerin kendilerine özgü ânda ortaya çıkabil-dikleri açıklıktır. zamana ait olan her şeyi. geri dönmekte olan. insanın. fakat bu askıya almanın. burada ağırlıklı kılabilmektedirler. ama asla ulaşılamayan bir kaçınılmazlık içinde vaat edilmiş olacaktır. zamanın olabilirliğinin üzerinde oluştuğu tarzı yeniden bularak.

insanın bireysel veya kültürel zamanı. modern köken düşüncesini karakterize eden temel asimetriyi işaret etmektedir. şeylerin ve insanın kökeni bu sıralamaların her ikisinde de birbirlerine tabi olmaktadır. mümkün bir bellek için. şeylerin anısız zamanını dışa vurduğu belli bir kökensel tabanın üzerine sonuncu bir ışık saçmaktadır. gerçeği söylemek gerekirse. gelecek içindeki geri çekilmeyi. ama bu kez düşünce. buradan iki eğilim kaynaklanmaktadır: hangisi olursa olsun. böylece oluşturulabildiği bilimleri. üçüncü bir kez zaman boyunca çizmektedir. gene insanın kro-nolojisine göre sıraya sokmaya izin vermekteydi (böylece. bir tarihten. insanla ve şeylerle olanının tersinde bir ilişki kurmuştur: bu ilişki. psikolojik veya tarihsel bir oluşum halinde olmak üzere. kültürün ortaya çıkmasını.ği tekrar. modern düşünce çok karmaşık ve çok dolanık bir köken sorunsalı ihdas etmekteydi. itiraz gücünü korumaktadır-. onlara dair edindiği bilgileri. her zaman aydınlanmış olan bu ışığın yakınlığı olacaktır. köken profilini. bağlantısızlığı almakta ve onu hep mümkün kılmış olana doğru minik adımlarla ilerlemektedir. geri dönüş ve son olabilecek şeyleri yeniden kavramaya yönelik bütün girişimler ondan itibaren doğmuşlardır. insanın kronolojisini içine dahil etme konusundaki pozitivist çabalara izin vermektedir -ama bu çabalan baştan bozmakta ve onların karşısında. Nitekim. böylece zamanın birliği ihya edilecek ve insanın kökeni. bu sorunsal bizim zaman deneyimizin temeli olmuştur ve XIX. eğer insanın başlangıçlarının yeri şeylerin zamanının için-deyse. yüzyıldan beri. modern düşünce kökenle. her 418 . yüzyıda tasvir edilmiş olan oluşumları kuruntu olarak ihbar etmenin mümkün olduğu ânda. hiçbir kökenin mevcut olmadığı. insanlık düzleminde başlangıç ve yeniden başlama. şeylerin gerçekliklerinin çehresiyle ilk kez karşılaştıkları anın tanımlanmasına izin vermektedir). hep zaten başlamış olanın geri dönüşü. bu ilişki insanın şeylere ilişkin deneylerini. ama insanın başlangıçsız zamanının. fakat. varlıkların ardışık dizisi içindeki bir kıvrımdan başka bir şey olmayacaktır (bu kökeni ve onunla birlikte. Üstelik bu düşünce. XVIII. başlangıcın uzaklaşması ve 464 Kelimeler ve Şeyler mevcudiyeti. Böylece. mümkün ve uyuşmaz iki sıralamanın olması olgusu tek başına. uygarlıkların şafağını biyolojik evrimin hareketinin içine yerleştirmek).

kendini ancak kökenin aşırı geri çekilmesinin içinde -Tanrıların vazgeçtikleri. 419 . kökeni bizatihi kendi geri çekilmesi ölçüsünde teslim eden şu kesintisiz yırtılma söz konusu olmaktadır. bunun yanı sıra. onun en görünür olabilirliği içinde ona en yakın olanı. ve psikolojiyi bir cins bütün bilimlerin bilimi haline getirmek. kendi tamlığmı aydınlatan. veya tersine. görmezden gelinemez karakterine ona karşı sahip çıkmak. içinde tamamlandığı hareketle -erişilen toplumsallık. ve kökenin geri çekilmesi. böylece burada hiç de bir tamamlanış veya eğri değil de.bilgiyi psikolojikleştirmek. yeniden başlama derdine. bu geri çekilmeyi deneyin diğer tarafında açığa çıkarmaya uğraşmaktadır. bu kökensel tabakayı. bu geri çekilmenin gerçekleştiği ve hep derinleştiği yönde ilerleme işini yüklemektedir. Böylece.kendi üzerine eğilen.teslim etmektedir. kendini yolculuğunun bütün garip figürlerinin içinde bulan. onda kaçınılmaz olanı da ortaya koymaya çalışmaktadır. mutlu olmasa da. her bilimin pozitifliğini İnsan ve ikizleri 465 rahatsız etmek ve bu deneyin temel. işte bu nedenden ötürü. büyük geri dönüş kaygısına. onu tekrarı tekrar etme ödeviyle karşı karşıya bırakan şu endişeye tepeden tırnağa adanmıştır. onu bu geri çekilişi içinde destekleyeni. Hegel'den Manc'a ve Spengler'e kadar. yoksunluğun uç noktasındaki şiddetli yeniden kavrayış. burada hemen kökenin geri çekilmesini keşfetmektedir ve kendine paradoksal olarak. Nietzsche'nin ve Heidegger'in deneyleri resmolmaktadır. çemberini tamamlayan. kendine kökensel olanı yeniden kurma ödevini yükleyen modern düşünce. kendini böylece en büyük açıklığı içinde sunuyorsa. güneşin batışı. ve içinden fışkırdığı bu aynı okyanusta kaybolmayı kabul eden bir düşünce teması sergilemiştir. böylece buradan hareketle. Hölderlin'in. istediği kadar tamamlanışın ve tamamlanmış tamlıklann vadesini vaat etsin veya kökenin boşluğunu -onun geri çekilmesi sonucu meydana gelen ve onun yaklaşımını oyan— yeniden kursun. geri dönüş bu deneyde. her pozitivizmin elinden kaçan bir tarzda tasvir etmek. teslim edilenin bizzat kökenin kendisi olması ve kendi ar-kaikliğinin alanı içinde kendine kadar geri gitmesi değil midir? Modern düşünce. teknenin iradesinin egemenliğini kurduğu yerde. Fakat. Onun bizatihi insanı icat +66 Kelimeler ve Şeyler ettiği hareketin içinde keşfedilen bu kökensel tabaka. tam olan bu geri dönüşün zıddmda. bunun nedeni.

bu iktidar. bunun tersine. çünkü böyle olsaydı. tarih ve zamanı.düşünülmesini hükmettiği şey. çünkü ona çizgisel bir ardışıklığın biçimini dayatmaktaydı. onu kendi kökeninin uzağına çeken. insanın kendini varlık yapanla -veya ondan itibaren olduğuyla (var olduğuyla). böylece kendini tam olarak ikizlendirme ve zamana egemen olma işi temsile aitti. onu içinden çıktığı başlangıçtan olduğu kadar. ebedi ve hep yeniden başlayan kökenlerin sükûneti içinde barınmamaktadır. onun kendine özgü varlığının iktidarıdır. onu haber vereninden de uzaklaştırmaktadır. her halü kârda "Aynı" gibi bir şey olmaktadır: insani deneyi doğanın ve hayatın zamamyla. temsil felsefesinde işleyeninden ne kadar farklı olduğu görülmektedir: zaman bu felsefede temsili dağıtmaktaydı. çünkü deney onun içinde kıvılcimlanmakta ve pozitifliğini dışa vurmaktadır. ve varlığı bizatihi olduğu şeyin içinde bulmaya çabalamaktadır. ama onu dağıtan. kökenin geri çekilmesi her deneyden daha başattır. imge. ama kendini hayal gücünün içinde yeniden kurma. Ve kökeni kendinin en yakınında ve en uzağında düşünme ödevi içinde. insan kendi varlığıyla çağdaş olmadığı için. zamanın tam olarak yeniden ele alınmasına. bizzat kendi olan şu zaman-. insan kimliği içinde -şu tamlığın veya şu kendinden başka bir şey olmayanın içinde-. oysa bu iktidar ona yabancı değildir: onun dışında. kültürlerin çökeltili geçmişiyle eklemleştiren kökensel alan boyunca. modern düşünce. kendilerine özgü bir zamanın içinde teslim olmaktadırlar. Modern deneyde. sonluluğun başlangıç teması 420 . Ve burada.çağdaş olmadığını. olanaksız kıldıkları ama düşünmeye zorladıklarının içinde. köken fiilen verilmiş olurdu. ardışıklığa bırakılmış İnsan ve ikizleri 457 olanın yeniden kavranılmasına ve ebedi bir idrakınki kadar doğru bir bilgi inşa edilmesine izin vermekteydi. tarihle. şeyler. fakat hep saklı olacak bir kaçınılmazlık içinde bu kökeni ona vaat eden bir iktidarın içine hapsolduğunu keşfetmektedir. Bu başat zamanın -zamanın ondan itibaren deneye teslim edilebildiği zaman-. düşünce bu nedenden ötürü. Zaman -ama.

sonluluk çözümlemesi de aynı şekilde. benzerlik ve simetri olan ilişki. düşünülmemiş ve köken çözümlemeleri).3 İlk bakışta. Böylece. şimdi daha temel bir düzeyde ortaya çıkmaktadır: insanın varlığı ile zaman arasındaki aşılamaz ilişkidir. yüzyılın sonundan beri. sonluluğu kökenin sorgulanmasının içinde keşfeden modern düşünce. SÖYLEM VE İNSANİN VARLIĞI Bu dört teorik kesitin (sonluluk. kelimelerin ve temsil ettikleri şeylerin bölümlere tek bir kerede 421 . Fiil 3 Bkz. ampirik-aşkın tekrar. bu varoluş tarzının çözümlenmesinin üzerine dayandırmaktadır. kökenin geri çekilmesine geri dönmesi. yukarıda Ayırım IV. tarihin.yeniden karşımıza çıkmaktadır. klasik dönemde genel dil teorisini oluşturdukları işaret edilebilir. ampiriğin aşkınhk içindeki ikizlenmesi. ama onu şeylerin kalınlığına bağlayan pozitiflikler tarafından nasıl belirlendiğini. Düşünce XIX. çünkü kendini ancak "olmak" fiilinin zaten olduğu (en azından gizli bir biçimde) yerde ihdas edebilir ve mekânını açabilirdi-. XVIII. bizim için insanın varoluş tarzını tanımlamaktadırlar. Fakat. yüzyılın sonunda tüm Batı episteme'si devrildiği sırada çizmeye başladığı büyük dörtgeni kapatmaktadır: pozitifliklerin sonlulukla bağı. cogito ile düşünülmemiş arasındaki sürekli ilişki. Eklemleşme teorisi. Kesim VII. 468 Kel im eler ve Şeyler teorisinin. her belirlemeye kendi pozitif gerçekliği içinde ortaya çıkma olanağını verenin sonlu varlık olduğunu açıklamaktadır. karşılık olarak bizatihi dilin varoluşunu sağlayan bir hareketin içinde yapmaktaydı. dilin egemenliği altında olması olgusuylailan edilmiş olan bu sonluluk. insanın varlığının ona dışsal olan. VII. dili kendi dışına nasıl taşırabildiğini ve varlığı iddia edebildiği hatırlanmaktadır -bunu. bağımlı dört alanla belli bir ilişki sürdürdükleri ve bunların hepsinin birden. bilmenin olabilirliğini artık temsilin çözümlenmesinin değil de. ama bunun karşılığında. önce şeylerin insanın üzerine sarkmasıyla -hayatın.

Genel gramerin mekânını resmeden dört teorik kesit. Nihayet dile ilişkin klasik düşüncede bir türeme teorisi vardı: bu teori. Genel gramer klasik çağ boyunca. onların unutulmuş ruhunu meydana getirıyormuş gibi olan (ve düşüncenin daha doğru olması. kendi kimliğinin içinde tuttuğunu düşünmemek gerekir. bazı tarihsel yerçekimlerinin gücünün onu çok sayıdaki komşu değişime rağmen. modern düşünce açısından. yeniden konuşturulması ve şarkı söyletilmesi gereken) bir temsili fışkırtmaktaydı. yüzyılın sonunda yok olunca. bizzat seslerin en sessizlerinin kalbinde. Dilin ilk işaretleri 'nin araştırılması. zaten hep saklanmış olan bir köken'i düşünme. çağlar boyunca hiç değişmeden sürdürüldüğünü. çözülmüş. bütün geçerlik alanını değiştirmişlerdir. fiili durumda muhafaza edilmemişlerdi. ve düşünülmemişin içinde uykuda olan bu düşüncenin canlandırılması ve yeniden "Düşünüyorum"un hükümranlığına yöneltilmesi gerekmektedir. tam konuşmaya başladığı noktada. kelimelerin. kendine nazaran hep onu oluşturan bir uzaklık ve bir mesafe halinde tutulduğu şu yönde ilerleyebilme çabası tekabül etmektedir. bu çözümlemeye. bunlar. bir cogito tarafından hep aynı tarzda işgal edilmektedir. Fakat bu mütekabiliyet oyunu yanılsama yaratmaktadır. temsil teorisi XVIII. düşünühnemiş'in hareketsiz kalınlığı da. temsillerin ardışık 422 . deneyin içinde verilmiş olanla deneyi mümkün kılanın sonsuz bir salımmın içinde nasıl birbirlerine denk düştüklerini göstermektedir. kendi mekânının içinde kaydığını. ilk temsiline sırt çevirerek kendi etrafında döndüğünü ve en eskileri bile dahil. retoriğin figürleri boyunca zaten sergilenmiş olarak İnsan ve Düzleri 459 koyabildiğini gösteriyordu. işlev ve düzey değiştirmiş. hecelerin. dilin tarihinin başlangıcından itibaren ve belki de köken anında. insanın varlığının. kelimelerini ancak. yalnızca yeni bir nesneye uygulanarak. şiirin daha büyük bir büyüleme gücüne sahip olması için gün ışığına çıkarılması.ayrılmasının nasıl yapılabildiğini gösterirken ampirik-aşkın ikizlerime çözümlemesi. Klasik söylem çözümlemesinin.

temsilin açtığı büyük uzaysal sergileniş boyunca. dört kurucu kesite rastlanmaktadır. söylemi kendi kendinden çıkarma ve onun köklerini temsilin varoluşunun içine salma gücünün çözümlendiği yerde her dile içkin olan ve artık kendi üzerinde özerk bir varlık oluşturan iç bir gramatikal yapı ikame edilmiştir. nihayet. Başka terimlerle söylenilmesi halinde. genel olarak şeylerin temsile nasıl olup da sunulabıl-diklerini. kendini söylemin basit ve kesinlikle inatçı hattı boyunca dışa vururken. Ampirik düzeyde. İnsanın analitiği. kelimelere özgü değişim yasalarının araştırılması. insan ile şeylerin bu birlikte var olmalarının içinde. dillerin yanlamasına akrabalığı keşfedilmiştir. hangi koşullarda. kelimelerin ve şeylerin kökensel ve silinmez ilişkisi. hem mümkün her gramerin temeli hem de bilgi teorisi olarak değere sahip olmaktadır. bu teorinin birincilik karakteri veya türev konumu.zincirinin içine. insanın varoluş tarzının çözümlenmesi. sistemin dengesini tepeden tırnağa değiştirmektedir. görevi. bunların algılamanın çeşitli tarzlarında olduğundan daha derin bir pozitiflik içinde nasıl. zamanın aşılamaz mesafesidır. söylem teorisi aynı ânda ve tek bir hareketin içinde. söy-Kelimeler ve Şeyler lem çözümlemesini başka yerde oluşturulmuş ve ona gelenek tarafından verilmiş haliyle ele almamaktadır. bir temsil teorisinin içine yerleşmemektedir. hangi sınırlar içinde ortaya çıkabil-diklerini göstermektedir. ama yerine getirdikleri işlev tamamen tersine dönmüştür. söylem teorisi çözülmüştür ve onun ruhunu kaybetmiş ve başkalaşmış biçimine iki düzeyde rastlar hale gelin-miştir. temsilin önceliği kaybo-lunca. şeylerle (temsil 423 .4 fiilin ayrıcalığının. kelimeler ve şeylerdeki ortak eklemleşme çözümlemesinin yerine geçmektedir. temsil eden kök çözümlemesinin yerine geçmiştir. Temsil kendiliğinden. türemelerin sınırsız sürekliliğinin arandığı yerde. kelimelerin retorik mekânlarının içinde yer değiştirmeleri) varsayan bir dili nasıl dahil edebildiğini gösterme işlevine sahipti. eşanlılık biçimleri (varoluşların ve birlikte varoluşların iddia edilmesi. yüzyıldan beri geliştiği haliyle. Bir temsil teorisinin mevcudiyeti veya namevcudiyeti. bu durumda keşfettiği şey. Bunun tersine. kök unsuru teorisi. daha doğrusu. XIX. büküm teorisi için de aynı şekilde. Fakat. temsil edilen şeylerin bölümlere ayrılması ve genelliklerin oluşturulması. insanın kökten sonluluğu. hangi zemin üzerinde. düşüncenin genel unsuru olarak kaldıkça.

"Nesne Haline Gelen Dil". gramatikal biçimlerin ampirik bir bilgisinin içine dahil edilmiş ve öte yandan da. İnsan ve İkizleri 471 kin bir mekâna taşımak değil de. bir sonluluk analitiği haline gelmiştir. s. birliğinin ve varlığının esrarı içinde yeniden ortaya çıkışının.edildikleri halleriyle) kelimeler (temsil etme değerleriyle birlikte) arasındaki ilişki boyutunda işlev görmüş her şey dilin içine alınmış ve onun içsel meşruiyetini sağlamakla görevlendirilmiştir. Buradan hareketle. onları içine hapsedildikleri temsil alanından kurtarmak ve insanın sonlu. fakat bu aktarmaların hiçbiri. Acaba gelecekteki ödevimiz. fakat değişim bu kez. şeylerle olan ilişkileri dışa vurmaya yaramaktadırlar. Teorinin dört kesiti. 413. dilin çağımızda. bu şekilde tanımlanan ve konulan insan varoluşu üzerinde nasıl bir tehdit oluşturabileceği de tahmin edilmektedir. Klasik söylem çözümlemesi. kültürümüz açısından şimdiye kadar 424 . işleyişin tam bir ters yüz edilmesi olmaksızın gerçekleşmemiştir. temeller düzeyinde de hâlâ bulunmaktadır: tıpkı klasik çağda olduğu gibi. artık şeyleri dile iç4 Bkz. ancak temsil eden söylem çözümlemesinin çözülmesi. belirlenmiş. aktarılması ve ters yüz edilmesinden sonra mümkün hale gelebilmiştir. Klasik söylem (temsilin sor-gulanmayan aşikârlığına dayanmaktadır) ile modern düşüncenin içindeki haliyle insan varoluşu (ve izin verdiği antropolojik düşünceyle birlikte) arasında hüküm süren uyuşmazlık şimdi baştan sona anlaşılabilir hale gelmiştir: insanın varoluş tarzının analitiği gibi bir şey. bir temsil teorisiyle artık süreklilik içinde olmadığı ândan itibaren. kendini iki parçaya ayrılmış olarak bulmuştur: bir yandan. düşünmediği şeyin kalınlığına angaje olmuş ve bizatihi kendi varlığı içinde zamanın dağılmasına tabi kılınmış olarak ortaya çıktığı şu dışsallık boyutunun içinde işlet-mektir. insani varlığın bu yeni analitiğinin içinde de. bir öncekinin tersidir.

insanın kendine özgü varlığı— katılmak. bize bu varlığın yerleşebileceği ve kendini saf 472 Kelimeler ve Şeyler bir işleyiş halinde çözebileceği bir yer sunmaktadır) her şeyden büyük bir özenle kaçınmak gerekecektir. oysa buna karşılık. sabit farklılıkların ve sınırlı özdeşliklerin sürekli bir tablosu halinde sergi-lenebileceklerini göstermek durumundaydı. eski temsil teorisi tamamen oluşmuş olarak oradadır. düşüncenin onlardan kaçan ve yaka-lamak ödevine sahip olduğu düşünülmemişe önceden mu- 425 . klasik söylem teorisine safça bir geri dönüş (bu cazibesi o kadar fazla bir geri dönüştür ki. burada yok olmaz bir açıklık (tam da bizim içinde var olduğumuz ve konuştuğumuz açıklık) olabilir. Çağımızın en önemli siyasal tercihi. bu belirlemelerin temelinin bizatihi köklü sınırlan içindeki insanın kendinin olduğunu dışa vurmaktır. burada Farklılığın. birbirlerini ayırımların ortaya çıkamaya-cağı kadar dar ve sıkı bir zincir halinde izleyen ve bu yüzden. dilin kıvılcımlı ama çetin varlığını düşünme konusunda donatımsız kalmaktayız. deneyin içeriklerinin zaten onların kendi koşullan olduklarını. Sonluluk analitiği bunun tam tersi bir role sahiptir: insanın belirlenmiş olduğunu gösterirken onun için söz konusu olan. öylesine ki. bunu dışa vurmak ve özgürleştirmek isteyen her dil veya işaretleme kavrayışının kuruntular âlemine gönderilmesi gerekir. Ancak. Söylem çözümlemesinin bir sonluluk analitiği haline dönüşmesinin bir başka sonucu da olmuştur. herhalde köklerini buraya salmaktadır. Çünkü hiçbir şey bize. sonuçta hepsi de eş olan temsillerin. düşüncemizin temel çizgilerinden biri olmuştur. yolun hangi tarafının açık olduğunu önceden söyleyemez. gelecekteki bir düşüncenin sınanması içinde yapılabilecek seçim. dilin varlığının söz konusu olduğu her antropolojinin. hem de insanın varlığını düşünme hakkı ebediyen dışlanmış olabilir. Klasik işaret ve kelime teorisi. Bunların uyuşamazlıkları. Batı kültüründe hiçbir zaman birlikte var olamadıkları ve eklemleşemedikleridir. Eş'in gizlice çeşitli tekdüzeliğinden hareketle oluşumu söz konusuydu. Fakat. aynı ânda hem dilin varlığını. Şu ân için kesinlikle emin olarak bilebildiğimiz tek şey.meçhul olan ve ne süreksizlik ne de çelişki olmadan hem insanın varlığını hem de dilin varlığını düşünmeye izin verecek bir düşünce tarzına doğru ilerlemek midir? Bu durumda. insanın varlığı ile dilin varlığının.

Çift'in eşanlı ortaya çıkışı olmadan ve geri çekilme ve geri dönüşün. kendi çelişkisi içinde hep fethedilmesi gereken bir Aynı düşüncesine geçiş: bu (sözünü ettiğimiz etığin dışında). düşünce ve düşünülmemişin. bunlar bir metafiziği varsaymaktadırlar). Diyalektik bir işleyiş ve metafiziksiz bir varlıkbilim birbirlerini davet etmekte ve birbirlerine modern düşünce boyunca ve onun tüm tarihinin uzantısı içinde cevap vermektedirler. örtüsünün açılmasına doğru giden bir düşüncedir. varlığı yalnızca onun sınırlı biçimleri veya mesafesinin uzaklığı içinde düşünebilmesi için metafizikten vazgeçebilen ve vazgeçmek zorunda olan şu varlıkbilim biçimini gerektirmektedir. pozitiflik sınırından olan ve temsiller sınıfından olanın "ve"sinin içinde yer alan minik. artık Farklılığın hiçbir zaman tamamlanmamış olan oluşumuna değil de. insanın asla çağdaş olmadığı bu kökenin ondan nasıl hem uzaklaşmış olduğunu hem de ona kaçınılmazlık tarzı içinde sunulduğunu göstermektedir: kısacası. Uzağın aynı zamanda nasıl en Yakın ve Aynı olduğunu her zaman göstermek söz konusudur. ama kaçınılmaz açıklık olmadan yürümez. bir diyalektik ve sürekliliğe ihtiyacının olmaması için. ama başka bir anlamda onu kuran bir mesafenin içinde kendi kendinden ayrılan özdeşlik özdeşi 426 . çünkü modern düşünce. Böylece. Farklılıklar düzeni hakkındaki bir düşünceden (varsaydığı çözümleme ve süreklilik varlıkbilimi kesintisi olmayan.insan ve ikizleri 473 sallat olduğunu da dışa vurmak zorundadır. Oysa. mükemmelliği içinde sergilenen tam bir varlığa yönelik taleple birlikte. ampirik ve aşkının. böylesine bir örtü açma işi. Ona bir anlamda iç olan. sonluluk analitiği. bu analitik için. Başka'nın. Aynı'nın her zaman tamamlanması gereken.

Vlfl. klasik düşüncenin şeyleri bir tablo halinde uzaysallaşürma olabilirliğini. tıpkı insan analitiği gibi. s. hiç kuşkusuz. köken veya geri dönüş olarak vaat etme. şeylerin tarihinin ve insana özgü tarihselliğin temelinde kendini ifşa eden. mekânı kuruyordu. çoktan formüle etmişti: üç kritik soruya (Ne bilebilirim? Ne yapmalıyım? Ne umut edebilirim?) şimdi bir dördüncüsü eklenmiş ve diğer üçü. Bu analitik. 343. saf temsili ardışıklığın kendini kendinden itibaren hatırlama. bir bakıma onun "hesabına" geçirilmişlerdi: Was ist der Menschl5 Daha önce gördüğümüz üzere. zaman. Kant bunu. Modern düşüncede. çünkü ondan hâlâ büyük ölçüde kopabilmiş değiliz.talep edilmesi gerekiyordu. Aynı'yı kazan mesafe. Werke. Bunların. onu dağıtan ve kendi iki ucunda bir araya getiren açıklıktır. Modern düşünceye hep zamanı düşünme -onu ardışıklık olarak tanıma. geleneksel üçlüsüne son bir soru eklediği Mantık'ında. Ampirik sentezlerin. c. VIII. eğer biraz daha dikkatle bakıla-cak olursa.veren.olanağım veren işte bu derin uzaysalhktır. bu soru düşünceyi XIX. yaşayan. ikizleme ve kendini sürekli bir zamandan hareketle oluşturma özelliğine eklemekteydi. onu kendine tamamlanış. ama uzaklaşma biçimi içinde veren tekrar. "Düşünüyorum"un hükümranlığından başka yerde sağlanmaları gerekiyordu. 5 Kant. modern düşüncenin kalbinde yer almaktadır (bu düşüncenin zamanı bulduğuna aceleyle karar veril-474 Kelimeler ve Şeyler mektedir). 427 . ANTROPOLOJİK UYKU Antropoloji. modern düşünce içinde kesinlikle kurucu bir rol oynamıştır. konuşan. Fiili durumda. temsilin sentezlerinin ve çözümlemelerinin işleyişinin eşsiz hareketi içinde ve tek başına belirleme gücünü kaybettiği andan itibaren gerekli hale gelmiştir. tam da bu hükümranlığın sınırını bulduğu yerde yani insanın sonluluğunun içinde -bilincin sonluluğu olduğu kadar. Logik. çalışan bireyin de sonluluğu. yay Cassîrer.

bu Kıvrımın içinde yeni bir uykuya dalmıştır. Modern felsefeyi karakterize eden. yalnızca iyi ruhlular için. Düşünceyi böylesine bir uykudan -o kadar derindir ki. kökten felsefi bir düşüncenin çe-476 Kelimeler ve Şeyler vikliği ve kaygısıyla karıştırdığı sürece. başlangıç düzeyindeki olanaklarına davet etmek için antropo- 428 . düşünce onu paradoksal şekilde uyanıklık olarak hissetmektedir. kendi desteğini kendinde bulmak için ikizlenen bir dogmatizmin daireselliğini. İnsana ilişkin olması halinde her ampirik bilgi. ampirik içerikler canlanmakta. yavaş yavaş toparlanmakta. bu Kıvrımdan gelerek kendi emredici şebekesiyle kaplamaktadır.İnsan ve ikizleri 475 yüzyıldan ben kat etmektedir: bunun nedeni. kendini genel olarak insan deneyine sunabilecek her şeyin analitiği haline gelmektedir. çalışan birey veya konuşan özne olarak tanımlama konusundaki özeni. ayağa kalkmakta ve hemen. sınırlarının tanımının ve son olarak da. doğa. dogmatizmi ikiye katlamaya. mümkün felsefi alan olarak değere sahiptir. Aşkınlık işlevi. bu artık Dogmatizmin değil de. kendi sonluluğunun temeli olarak değerlendirilmeye çalışıldığı ampirık-eleştirel bir ikızlenme söz konusudur (ve bu incelikten daha uzak ve daha az ahlakidir). Modern felsefenin antropolojik dış biçimi. aynı zamanda pathosunda da sahip çıktığı kaygı.onu. onu birbirlerine destekleyen iki farklı düzeye dağıtmaya ilişkindir: insanın özünde ne olduğunun eleşüriöncesi çözümlenmesi. bilginin temelinin. insanın hüküm süreceği dönemin nihayet geldiğini işaret etmektedirler. mübadele veya söylem insanın. aslında. her gerçeğin gerçekliğinin orada keşfedileceği. ampirik ile aşkının karışıklığını el altından ve önceden kullanmış olmasıdır. onların aşkınlık sanılarını uzağa taşıyan bir söylemin içinde düşünülmektedirler. bunun tersine. onu canlı varlık. onun aracılığıyla. Ve işte felsefe. İnsana yönelik olan ve yalnızca söylemlerinde değil. Antropolojinin uykusudur. ampirikliğin hareketsiz ve geri alanını. karma düzeyden bir düşünce onun aracılığıyla oluşmuştur. aslında Kant'm paylaşımlarını göstermiş olduğu.

İnsan ve İkizleri Antropoloji herhalde. bu gelecek kuşkusuz. çünkü tarihimizin parçasıdır. isterse psikolojizm ve tarihselliğin dışında. felsefenin üzerine uzun zaman sarkmaya devam edecektir. filolojik bir eleştiri boyunca. Yeniden düşünme konusundaki bütün tabanların. belli bir biyolojizm boyunca. Bu düzen esastır. Bize burada. felsefenin başlangıcının geri dönüşüdür. antropolojinin bu kökünden koparılması yönündeki ilk çabayı herhalde Nietzsche'nin deneyinde görmek gerekir: Nietzsche.lojik "dörtgen'i temellerine varana kadar tahrip etmekten başka çare yoktu. ancak kayıp insanın boşluğunun içinde düşünülebilmektedır. anropolojik önyargının bütün somut biçimlerini devre dışında bırakırken. her halü kârda öfkelerini tam da ondan çıkardıkları bilinmektedir: ister antropolojik alanı kat etmek ve ondan ilan ettiği şeyden itibaren koparak. Çünkü bu boşluk bir eksikliği oymamakta. felsefi düşünceye Kant'tan zamanımıza kadar hükmeden ve yol gösteren temel düzen olmuştur. insan ile Tanrının birbirlerine ait oldukları. doldurulması gereken bir açıklığı hak etmemektedir. insanın sonu da. Çağdaş düşüncenin kuşkusuz kendini adamış olduğu. saflaştınlmış bir varlıkbilimin veya kökten bir varlık düşüncesi bulmak söz konusu olsun. fakat gözlerimizin önünde çözülmektedir. Eğer geri dönüş gerçekten felsefenin sonuysa. ikincisinin ölümünün birincisinin yok olmasıyla eşanlamlı olduğu. Düşüncenin nihayet gene mümkün olduğu bir mekânın açılan kıvrımından ne daha fazla ne de daha az bir şeydir. aynı ânda hem vade hem de görev olan bu geleceği sunan Nietzsche. ve üst insanın vaat edılmesinin her şeyden önce insanın ölümünün kaçınılmazlığını işaret ettiği noktayı bulmuştur. çünkü hem onu 429 . Günümüzde. düşüncenin sınırlarını yeniden bütünleş-tirmek ve böylece genel bir akıl eleştirisi tasarısına yeniden bağlanmak söz konusu olsun. çağdaş felsefenin düşünmeye oradan itibaren başlayabileceği eşiği vurgulamaktadır.

ayrıcalıklı bile demlemeyecek bir şekilde mevcuttur. hâlâ insanın özünde ne olduğuna dair soru soranların. XIX.başka bir şey çıkarılamaz. hüküm sürmesinden veya kurtuluşundan söz etmek isteyen herkesin. bütün bu beceriksiz ve beceriksizleşürilmiş düşünce biçimlerinin karşısına. antropolojıkleşür-meden biçimselleştirmek istemeyen herkesin. bir kesimi itibariyle sessiz. orada eleştirel bir şekilde ihbar etmeye başlıyoruz. nesne olarak insanı ampirik yanıyla ele alan şu bilgiler bütününe verilecek statü konusunda belirleyici olmuştur (fakat bu söz belki de fazla kaçtığından. felsefi bir gülüşten yani. daha da yansız olmak üzere. onun iki rol oynamasına izin vermektedir: hem bütün pozitifliklerin temelindedir hem de ampirik şeylerin unsurunun içinde. gerçeğe ulaşmak için ondan yola çıkmak isteyenlerin. düşünenin insan olduğunu hemen düşünmeden düşünmek istemeyen herkesin karşısına. düpedüz. 430 . Bu olgu -insanın genel olarak özü değil de. hiç kuşkusuz "insan bilimleri"ne.mümkün kılmış olan açıklığın unutulmasını hem de yakın gelecekteki bir düşünceye ısrarla direnen inatçı bir engeli orada görmeye. BİLGİLER ÜÇGENİ Modern düşüncenin içinde oluştuğu haliyle insanın varoluş tarzı. Fark edilmesi gereken ilk nokta. yüzyıldan beri düşüncemize hemen hemen aşikâr zemin olarak hizmet eden şu tarihsel apriori söz konusudur-. buna karşılık her bilgiyi bizatihi insanın gerçeklerine yönelten herkesin. ONUNCU AYIRIM insan Bilimleri I. insan bilimlerinin daha önceden belirlenmiş. aldatmayı yok etmeden mitolojikleştirmek istemeyen herkesin. belki de bütünü itibariyle adım-480 Kelimeler ve Şeyler lanmış. Hâlâ insandan. şu söylemler bütünü diyelim).

ama içi boş olan bir mekân aktarmamıştır (bu bilimlerin rolünün de kapsamak ve çözümlemek olacağı bir mekân aktarmamıştır). bazı baskıcı rasyonalizmlerin. insanın bilimsel nesnelerin cephesine geçirilmesine (tatlılıkla veya zorla ve az veya çok başarıyla) karar verildiğinde ortaya çıkmışlardır -bunların bilimsel konular arasına kesinlikle konulabilecekleri henüz kanıtlanmamıştır-. dil ve emeğin de olmadıkları gibi). hayal gücü veya tutku çözümlemesi. bir sorun. insanın kendini Batı kültürünün içinde. soyutlanmış veya grup halindeki insanın ilk kez bilim nesnesi olması. yüzyıl insan bilimlerine. İnsan bilimlerinin her birinin ortaya çıkışının. bilgi düzeninde yer alan bir olaydı. insani varlıkların olmasından ve toplum halinde yaşamasından beri. ve insan bilimleri ancak. Fakat bu atıflar. hiç kuşkusuz endüstri toplumun bireylere dayattığı yeni ölçüler gerekmiştir. ve XVIII. bazı pratik çıkarların etkisiyle. bir kanaat olgusu olarak kabul edilemez ve incelenemez: bu. hem düşünülmesi gereken hem de bilinecek şey olarak oluşturduğu gün ortaya çıkmışlardır. yüzyıllarda hiçbir zaman insan gibi bir şeye rastlamamıştır. insan bilimlerinin kat ettikleri epistemolojik alan önceden hükmedümemiştir: hiçbir felsefe. yüzyılda bilim olarak yavaş yavaş kurulabilmesi için. sosyolojik tipten bir düşüncenin ortaya çıkabilmesi için. hiçbir ampirik bilim. çözüleme-miş bazı bilimsel soruların. XVIII. psikolojinin XIX.ama nadasa bırakılmış ve onun da ödevinin nihayet bilimsel hale gelmiş kavramlar ve pozitif yöntemlerle yoğurmak olacağı belli bir toprak parçasını miras olarak almadığıdır. bu bilimlerin hangi belirgin koşullarda ve hangi belirgin soruya cevap vermek İnsan Bilimleri 481 üzere eklemleştiklerini açıklayabilıyorlarsa da bunların içsel olabilirlikleri. XVII. bir talep. hiçbir duyu. insan bedenine yönelik hiçbir gözlem. 431 . hiç kuşkusuz Devrim'den beri toplumsal dengeler üzerinde ve bizzat burjuvaziyi ihdas etmiş olanının üzerinde ağırlık yapan tehditlerin ortaya çıkması gerekmiştir. insan veya insan doğası adı altında dıştan çerçevelenmiş. çünkü bu sıralarda insan var olmamaktaydı (tıpkı hayat. insan bilimleri. teorik veya teknik cinsten bir engel vesilesiyle olduğunda kuşku yoktur. hiçbir siyasal veya ahlaki tercih.

iyice belirgin 432 . kelimeler dillerin oluşumunun içine yerleştiklerinde. Bu koşullarda. temellerini. ekonomi ve filolojiyle çağdaş ve aynı hamurdan olmak üzere ortaya çıkması o kadar gerekliydi ki. "sosyolojizm"e karşı aramak zorundadırlar. bu. varoluşları. biyoloji. Şu çifte ve kaçınılmaz çatışma buradan kaynaklanmaktadır: insan bilimleri ile düpedüz bilimler-arasındaki sürekli tartışmayı meydana getireni. bir dengesizliğin meydana gelmemesi olanaksızdı: insan. Fakat bütün bu farkına varışların gerekli olmasına rağmen. insanın bilgisinin bilimsel hedefi içinde. zenginlikler üretim biçimlerinin tedrici büyümesinin içine yerleştiklerinde. sonsuza kadar açık bir sorunun sürekliliğini işaret etmemektedir. bir yüzyıldan daha uzun bir süredir bitmez tükenmez bir şekilde tekrarlamş-lan. birinciler ikincileri temellendirme konusunda sarsılmaz bir iddiaya sahiptiler. insan varoluşunu tüm pozitifliklerin temeli olarak sorgulama ihtiyacı kendini dayattığından.Ve bu olayın kendi de. her bilginin dolaysız ve sorunsallaştırılmış aşikârlığı içinde ancak ondan itibaren ihdas edilebileceği şey haline gelmekteydi. insana ilişkin her bilginin sorguya çekilmesine izin veren şey haline geliyordu. bunlar tarih içinde çok iyi belirlenmiş. büyük bir doğallık içinde. onlara göre ikinciler. Fakat aynı zamanda genel temsil teorisi ortadan yok olduğundan ve bunun yerine. onların saf çelişki unsurunun içinde geliştikleri anlamına gelmemektedir. hayatın spesifik derinliğinin içine yerleştiklerinde. yöntemlerinin meşruluğunu ve tarihlerinin safiaştırılmasını sürekli olarak. insan bilimlerinin kendi kendilerini kurma konusunda 482 Kelimeler ve peyler sahip oldukları saflığa itiraz eden felsefe ile eskiden felsefenin alanını oluşturmuş alana kendi nesneleri olarak sahip çıkan bu insan bilimleri arasındaki sürekli tartışma tarafından meydana getirilmektedir. episteme'nin genel bir yeniden dağılımının içinde meydana gelmiştir: canlı varlıklar temsil alanını terk ederek. ikinci çatışma ise. Batı kültürü tarihinde gerçekleştirilmiş en belirleyici olgular-dan biri olarak görülmüştür (ampirik rasyonelliğinden ötürü). "psikolojizm"e. zorunlu olarak. bu.

kusursuz bir matematikselleştirme idealine göre düzene girmemekte ve giderek daha fazla ampiriklikle yüklü uzun bir bilgi silsilesini. Descartes veya Spinoza'dan hiç de geri kalmayan bir şekilde. aşikâr ve sağlaması yapılmış önermelerin tümdengelimsel ve çizgisel bir zincirlenmesidir. bütün şu yaklaşık. ama benzer unsurları düzene sokmakla uğraşan bilimler (dil. felsefi düşünce ve İdeologların en basit ve en aşikâr fikirlerden en karmaşık gerçeklere gerekli olarak gidebilmek üzere. Fakat.bir epistemolojik düzene gönderme yapmaktadırlar. ortak oldukları bir düzlemi tanımlamaktadır: kat edildiği yöne göre. bir tek bilginin nesnelliği bakış açısına tabi kılmaktadır. bunların varoluş tarzı. biçimsel saflıktan itibaren açımla-mamaktadır. Modern episteme alanını daha çok. bu. bütün modern bilgileri matematikten hareketle sıraya sokmaya kalkışmak. tamamen türdeşti: hangisi olursa olsun her bilgi. düzen bu bilimler için her zaman. üretim ve zenginliklerin dağılımı bilimleri gibi) olacaktır. hacimli ve üç boyut doğrultusunda açık bir mekân olarak düşünmek gerekir. süreksiz. bunlar benzer olduklarından ötürü kendi aralarında nedensel ve sabit yapı ilişkileri kurabileceklerdir. matematiğin bu ampirik bilimlere uygulanması veya lengüistiğin 433 . hayat. Arkeolojik düzeyde sorgulanan bu modern episteme alanı. yüzyıldan itibaren parçalara ayrılmış veya daha doğrusu. onlara tarih içinde hem nesnelerini hem de İnsan Bilimleri 433 biçimlerini veren şu olabilirlik koşullarının içine kök salmaları sorununu. ama. epistemolojik alan XIX. tam olmayan ve büyük bir bölümü itibariyle kendiliğinden olan bilimler için de geçerliydi. ama aynı zamanda. ama başka bir tarz içinde kurmak istedikleri şu düzenli uzun zincirler için de geçerliydi. Bunlardan birinin üzerine. son olarak da. patlamış ve farklı yönlerde dağılmıştır. matematik için de. farklılıkların ortaya konulması yoluyla düzene sokma çabasına girişmekte ve farklılıkları bir düzen ihdas ederek tanımlamaktaydı. Klasik çağda bilgi alanı. Compte tarzı sınıflandırmaların ve çizgisel hiyerarşilerin cazibesinden kurtulmak kolay değildir. Bu ilk iki boyut. bir temsil çözümlemesi tarafından evrensel mathesis temasına kadar. bunlar en küçük şeylerin inşa edilmesinde veya mübadelenin gündelik sürecine göre olmaktaydı. matematik ve fizik bilimler yerleştirilecektir. tcvcinomia (geniş anlamda) ve doğa bilimleri için de geçerliydi. bilgilerin pozitifliği. diğer bir boyutta.

diğer bütün bilgiler için sürekli bir tehdit olarak sunmaktadırlar: kuşkusuz. ne ampirik bilimler. ortak bir düzen resmetmektedir: burada çeşitli hayat. simgesel biçimler (çeşitli ampirik alanlarda doğmuş olan kavram ve sorunlar felsefeye aktarıldıklarında) felsefeleri ortaya çıkabilir ve nitekim çıkmıştır da. lengüistik. herhalde bu üç boyutlu mekân içinde bir bulut gibi dağılmalarıdır. çünkü insan bilimleri yerlerini. bu epistemolojik üçgenden. Aynı'nm düşünülmesi olarak gelişen felsefi düşünceninki olacaktır. çünkü bunlar kendilerini. daha da kesin olarak. ama eğer bu ampirikliklerin temeli kökten felsefi bir bakış açısından sorguya çekilecek olursa hayatın. diğerinde ayrıcalıklı). bu boyut. Tehlikeli. İnsan bilimleri. biyoloji. yabancılaşmış insan. Bu konum (birinde düşük. insan 434 . matematik disiplinlerin boyutuyla 484 Kelimeler ve Şevler birlikte ortak bir düzlem tanımlamaktadır: düşüncenin biçimselleşürilmesi düzlemi. onların epistemolojik alan içindeki yerlerine indirgenemez narinliğini veren. ama sabit bir tasarıya sahiplerdir. nihayet. emeğin ve dilin kendilerine özgü varlıkları içinde ne olduklarını tanımlamaya çalışan bölgesel varlıkbilimler de burada ortaya çıkmışlardır. onları diğer bütün bilgi biçimleriyle ilişkiye sokmaktadır: insan bilimleri kendilerine şu veya bu düzeyde matematiksel bir biçimselleşürme sağlama veya en azından kullanma konusunda az çok değişmiş. onların üç boyutu tarafından tanımlanan hacmin içinde bulmaktadırlar. bu. ne de felsefi düşünce. felsefenin kökten sonluluk düzeyinde düşünmeye çalıştığı şu insanı varoluş tarzına başvurmakta ve onun ampirik dışavurumlarını kat etmeye çalışmaktadırlar. İnsan bilimlerini bir yere yerleştirmeyi bu kadar güç kılan. Üçüncü boyuta gelince.biyolojinin ve iktisatm içinde matematikselleştirilebilenin alam olarak görülebilecek şey. nihayet. onları hem tehlikeli hem de tehlikede olarak ortaya çıkartan. en azından onları hiçbir boyutta ve bu şekilde resmedilen hiçbir düzlemin yüzeyinde bulmanın mümkün olmaması anlamında dışlanmışlardır. biyoloji ve iktisatın boyutlarıyla birlikte. ne tümdengelimsel bilimler. bu bilgilerin kesişme noktasında. Ama bu üçgen tarafından içerildikleri de aynı şekilde söylenebilir. bunlar kendilerine özgü boyutta kalsalardı. iktisat ve dil bilimlerinden ödünç alınma model veya kavramlara göre iş görmektedirler. felsefi boyut.

Olağan durumda. fakat insan artık dünya krallığında hükümran değilse. onların nesnelerinin aşırı yoğunluğunu değil de. ama aynı zamanda evrensellik iddialarını açıklamaktadır. "sosyolojizm" -tek bir kelimeyle "antropolojizm" olarak adlandırılabilir-ler— tehlikesi kaynaklanmaktadır. onlara mekânlarını sunan üç boyutla olan sabit ilişkilerinin yerleştirildiği epistemolojik dış biçimin karmaşıklığını açıklamaktadır. ıı. epistemolojik alanın üç boyutunu birbirine bağlayan bu aracı düzlemlerin ihdasının bazen hangi zorluklala karşılaştığı bilinmektedir. ne uzayın ortasında. emeğin ve dilin varoluş tarzları gerektiği gibi çözümlenme-diğinde tehditkâr hale gelen "psikolojizm". çoğu zaman denildiği gibi. narinlikleri-ni. "insan bilimleri"nin karşılaştıkları zorluklan. matematiğin işlevinde tanımlanmaya çalışılmaktadır: ya insan 435 . her zaman ikincil ve türev olan karakterlerini. bunun nedeni. düşünceyi İnsan Bilimleri 485 insan bilimleri tarafından kuşatılmış alanın içine düşürme-sidir. İnsanın ne yaradılışın merkezinde. felsefeyle olan tehlikeli samimiyetlerini. "insan bilimleri" ilgi mekânının içinde tehlikeli aracılardır. Fakat gerçeği söylemek gerekirse. fakat. bu özenli düzlemlerden en ufak bir sapmanın. Bu da. başka bilgi alanlarındaki iyi tanımlanma-mış desteklerini.bilimleri alanına geçme veya onların saf olmayan yanlarını yüklenme riski-ni taşırlardı. örneğin düşünce ve biçimselleştirme ilişkileri düzgün bir şekilde düşünülmediğinde veya hayatın. bilim olarak kararsızlıklarını. artık varlığın ortasında saltanat sürmüyorsa. bizatihi bu konum onları özsel bir istikrarsızlığa mahkûm etmektedir. ne de hatta belki de hayatın zirvesinde ve nihai amacında bulunduğunu keşfettiğinden beri kendi kendinden azat olduğuna kolaylıkla inanılmaktadır. İNSAN BİLİMLERİNİN BİÇİMİ Şimdi bu pozitifliğin biçiminin taslağını çizmek gerekmektedir. sözünü ettikleri şu insanın metafizik statüsünü veya silinmez aşkınlığmı değil de. buradan.

Bu cins çözümlemeler. insan bilimlerinin kendilerine özgü pozitifliklerinin kurucu unsuru olması pek olası değildir. Fakat ortaya konulan sorunların spesifikliğine rağmen. yeni bir matematik biçim veya matematiğin insani alandaki bir ilerlemesinden çok mathesis'in bir cins geri çekilmesine ve hayat. Fec-her'nin duygu artışıyla tahrik artışı arasındaki logaritmik ilişkiyi nasıl tanımladığını. onu mümkün olduğunca matematiğe yaklaştırarak ya da bunun tersine. genel âdete uymak üzere. Ve bunun iki nedeni vardır: çünkü bu sorunlara esas olarak birçok diğer disiplinle (biyoloji. matematikle olan ilişkinin (matematikselleştirmenin olabilirliği veya tüm biçimselleştirme gayretlerine direnç). arkeolojik çözümleme.bilimlerinin içinde matematikselleştırilebilir nitelikteki her şeyin envanterini çıkara-486 Kelimeler ve Şeyler rak ve öylesine bir biçimselleştirmeye yatkın olmayan her şeyin henüz bilimsel pozitifliğe ulaşmadığını varsayarak. Condorcet'nin olasılık hesaplannı siyasete nasıl uyguladığını. tamamına erecekleri düzeyleri tanımlamak kesinlikle başat öneme sahiptir. sonuçlarının çoğu biçirnselleşürilebilir. bilgi tarihi açısından hiç kuşkusuz ilginçtir. yalnızca aşınmış olduklarından ötürü değil. mümkün en küçük farklılıkların çızgisel düzenine nazaran serbest kalmalarına tanık 436 . bu biçimselleşürmeleri uygulayabilmek. insan bilimlerinin tarihsel İnsan Bilimleri 487 apriorisinin içinde. aynı zamanda ye-rindelikten yoksun olduklarından ötürü de bıktırıcıdırlar. dil ve emek gibi ampirik örgütlenmelerin. bunlara "insan bilimleri" adı verilebilir" matematikle ilişkisinin olduğu kesindir: diğer bütün bilgi alanları gibi. matematikselleştirilebüirin alanı ile. bazı koşullar altında matematikten yararlanabilirler. insana uygulanan bu ampirik bilginin (hangi sınırlar içinde "bilim" denileceğini henüz bilmeksizin. yorumun yeri olduğundan. Kuşkusuz. çağdaş psikologların öğrenim olgularını anlamak için enformasyon teorisinden nasıl yararlandıklarını bilmek. özellikle anlama yöntemleri uygulanacağından. bu bilgiler de. bazı girişimleri. bilginin klinik kutbunda yoğunlaşmış olacağından ötürü ona indirgenemez nitelikte olanın alanını birbirlerinden ayırmaya çalışarak. Bu aletleri tanımak. genetik gibi) ortak olarak sahiptirler (tamamen özdeş bir şekilde olmasa bile) ve özellikle de çünkü.

olmuştur. durum bütün alanlarda böyle olmamıştır: örneğin biyoloji. emeğin. bazı bilgi alanlarında nitelik engelinin kaldırılmasına ve matematik aletinin henüz girmediği alana uygulanmasına izin verdiğini inkâr etmek mümkün değildir. olasılık hesaplarının kitlesel olan ilk uygulamaları. bir mathesis'ttn vazgeçilmesinin (en azından geçici olarak). bu anlamda. ona geri dönüşün dolaysızhğı içinde vaat edilmiş olan bir kökenden hep ayrı olan bu varlığın ortaya çıkışı. ve bu ampirikaşkm varlığın. yapıların ve dengelerin incelenmesi. fizik alanda mathesis tasarısının çözülmesinin. bir cins "matematik-sizleşme" ile bağlantılı olacaktır. matematiğin yeni uygulamalarının keşfiyle bir ve aynı şey olmasına karşılık. Fakat. insan bilimlerine kendine özgü 437 . Hiç kuşkusuz. Fakat. olgular ile işlevler arasındaki ilişkilerin çözümlenmesi. doğayı ve tüm ampiriklikler alanını matematiğin her ân sınırlı ve denetimli bir uygulanışı için serbest bırakıyordu. bütün bunlar biyolojinin matematik kullanmasını ve bu kullanımın eskisinden daha büyük ölçekte olmasını engellememiştir. mathesis'in geri çekilmesi olmuştur. bütünü itibariyle mathesis olarak kavranmış olan bir bilginin bu çözülüşünün matematiğin bir geri çekilmesi olmadığı. pozitifliğini bu ilişki içinde tammlamamıştır. biyoloji özerkliğini matema-488 Kelimeler ve Şeyler tikle olan ilişkisi içinde kazanmamış. bu yeni alanın ortaya çıkışma dışarıdan hükmeden. bireylerin ve cinslerin tarihi içinde bunların oluşum ve gelişimlerinin araştırılması olarak kurulmuştur. hayatın ve dilin kendi kendilerini kapsar hale gelmeleridir. çünkü bu bilginin hiçbir zaman (astronomi ve fiziğin bazı noktalarındaki durum hariç) fiili bir matematikselleşürmeye yönelmediği söylenecektir. niteliksel düzenler bilimlerinin dışında. bu bilgi ortadan kaybolarak. nicelleştirilmeyen düzenlerin genel bir bilimin kurulmasından vazgeçilmesinin hemen arkasında ortaya çıkmamışlar mıdır? Nitekim. düşünce dokusu düşünülmemişle sonsuza kadar karışmış olan bu varlığın. İnsan bilimleri için de aynı durum söz konusu olmuştur: insana kendini bilgi nesnesi olarak kurma olanağını veren matematiğin ilerlemesi değil de. matematik fiziğin ilk büyük ilerlemeleri. însanın ortaya çıkışı ve insan bilimlerinin kurulması (bir ta-san biçiminde bile olsa).

bir yüzey karşı etkisini temel olay olarak kabul etmek olacaktır. kendi varoluşu içinde diğerleriyle 438 . hareketli koordinatlarını birbirlerine kendi içinde bağladığı bir mekânın açıldığını görmektedir. Buna karşılık. olasılık hesabının siyasal kanaat olgularına uygulanmaya ve duyguların artan yoğunluğunu ölçmek için logaritmadan yararlanmaya kalkışıldığı gün tanımlandığını ve bu bilimlerin pozitif tarihinin de gene aynı gün başladığını hayal etmek. ihtiyaçlarım ve işlevlerini bulmakta. Çünkü insan canlı varlık olarak gelişmekte. en sakin ve bir bakıma en şeffaf ilişkileri onunla sürdürmektedirler: öte yandan. Fakat insan bilimlerinin en kökten tasarılarının. tüketebileceği şeylerin onun boyunca yol aldığı ve kendinin de burada bir menzil olarak tanımlandığı koskoca bir dolaşım şebekesi örgütleyerek. ihtiyaç duyduğu şeyleri mübadele ederek. hayatı ve emeği alan ampirik bilimlerin onun boyunca dağıldıkları boyut. XIX. burada da matematiğin uygulanması gene de. insana yaşaması. bilginin diğer iki boyutunun tarafında yer almaktadırlar: sonluluk analitiğiİnsan Bilimleri nin sergilendiği boyut ve nesne olarak dili. bir meşruluk atfetmenin en basit biçimi olmuştur. Başka terimlerle söylenilmesi halinde. konuşması. bilimsel bir üslup. canlıyla her bir yandan çakıştırmaktadır. insan hakkındaki pozitif bilgiye. her halü kârda en açık. Diğer disiplinlerde olduğu gibi. matematiğinki herhalde en az sorunlu olanıdır. aletler ve nesneler üreterek.edasını sağlamaktadır. matematiğe şu veya bu biçim altında başvurulması. yüzyılda Batı düşüncesinde meydana gelen bütün değişimler tarafından kolaylaştırılmış (ve giderek artan bir şekilde) olabilir. en temelli güçlükler (insan bilimlerinin özleri itibariyle ne olduklarını en iyi tanımlayanlar). Nitekim insan bilimleri. bedensel varoluşu onu genel olarak. üretmesi ölçüsünde yönelmektedirler. insan bilimlerine kendine özgü mekânı açan ve kitle oluşturdukları hacmi sağlayan üç boyutun içinde.

sınırında ve bütün uzantısı boyunca saptamak mümkündür.dolaysız bir şekilde iç içe girmiş olarak gözükmektedir. kendine özgü bir biçimi (oldukça özel bir fizyoloji ve hemen hemen benzersiz bir özerklik) olan 439 . Öyleyse. ne biyoloji. insan bilimlerinin nesnesinin kendini hiçbir zaman biyolojik bir işleyişin varoluş tarzı içinde (ne de insandaki bir uzantısı olarak. ne de filoloji insan bilimlerinin ne ilkleri. motor) arasındaki intrakortikal bağlantıların araştırılması insan bilimlerine ait değildir. kendine koskoca bir simgesel evren kurabilir ve bunun içinde geçmişiyle. işleyiş alanlarını bulacaklardır (özne herhalde bu alanların bilincine varmamıştır. özel halinde) sunmamasıdır. tamamen bilinçli veya bazı uykuların derinliklerinde. başkalarıyla ilişki halinde olabilir. dilin çeşitli bütünleşme merkezleri (işitsel. ama bu bilimler şu kelimeler mekânı. Bu bilimler tam da. Bunun nedeni. sadece insanla ve faaliyetleriyle uğraşan iktisat veya filoloji için kabul etmek daha zordur. insanın kendini ilk kez pozitif bir bilginin olabilirliğine sunduğu dönemde oluşmuş değiller midir? Ancak. Daha genel olarak. insan biyolojisi veya fizyolojisinin. görsel. insan. aynı şeyi. açık veya kapalı. daha çok bunun tersi geçerlidir. şeylerle. ne iktisat. dilin kortikal merkezlerinin anatomisinin neden hiçbir şekilde insan bilimi olarak kabul edilemeyecekleri so-490 Kelimeler ve Şeyler rulmamaktadır. onlara tahsis edilecek hiçbir varoluş tarzı olmazdı). kendiliğinden sahip olduğu ve insan bilimlerinin mümkün biçimlerinden birini meydana getirdikleri şu bilgi). insan bilimleri için. gene bu evrenden hareketle bilgi gibi bir şey kurabilir (özellikle. Fakat. nihayet çünkü bir dili vardır. eylem ve sonuçların değil de. ama eğer bu aynı özne temsillere sahip olmasaydı. hayatın. İnsandan başka canlılara da yönelik olarak biyoloji için bu zahmetsizce kabul edilmektedir. emeğin ve dilin söz konusu olduğu bütün şu bilimlerin yakınında. ne de en başatları olarak alınmalıdır. insan bilimlerinin yerini. insanın kendi kendine telaffuz ettiğinin içinde gözlenebilir veya ancak dıştan teşhis edilebilir temsillerin serbest kaldıkları yerde-. söylenilmek istenenle bu hedefin içinde yer aldığı eklemleşme arasındaki açıklık sorguya çekilir çekilmez. onların anlamlarının mevcudiyeti veya unutulması. doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilir. bu işleyişin kendine özgü varlığının durakladığı yerde başlamaktadır -doğru veya yanlış.

onunla birlikte veya ona karşı gizlediği toplumun temsilini oluşturan şu varlıktır. bireylerin veya grupların kelimeleri kendilerine teslim etme. Herhalde iktisatın. temsilleri bir işleyişin (nitekim. buna karşılık. ama iktisat bunu yaparken. bu işleyişin içinde meydana geldiği toplumu kendilerin temsil etme tarzlarına. dağıtımı. üretim mekanizmalarına içkin olan yasaları (sermaye birikimi veya ücret haddi ile maliyet İnsan Bilimleri 491 arasındaki ilişki gibi) tanımlayabilmek için. söylediklerini bu söylemlerde gösterme ve saklama. buna karşılık. en yüksek kâr arayışı. tasarruf eğilimi) başvurduğu söylenecektir. belki de kendilerine rağmen düşündüklerini. insan istediği kadar yeryüzünün tek çalışan canlısı değilse bile. fonetik değişimleri. öylesine ki. şifreleri çözülmesi ve temsili canlılıklarına olabildiğince iade edilmesi gereken bir sözel izler kitlesi bırakma biçimlerinin tanımlanması söz 440 . bilemedikleri veya maskeledikleri tarza ve burada işgal ettikleri yere. Dil için de aynı durum söz konusudur: insanın dünyanın tek konuşan varlığı olmasına rağmen.bir canlı değil de tamamen ait olduğu ve tüm varlığı boyunca onun tarafından kat edildiği bir hayatın içinde. iktisat bu yüzden bir insan bilimi değildir. tabi veya özgür veyahut ondan soyutlanmış hissetme biçimlerine yönelmesi halinde var olabilecektir. bu ihtiyaçlarını onun sayesinde. bağımlı. bu kelimelerin biçimleri ve anlamlarını kullanma. insan bilimlerinin nesnesi. bu işleyişi aydınlattıkları. kendilerini bu toplumla bütünleşmiş. aslında genelde. hakiki söylemler oluşturma. insan davranışlarına ve iktisadı kuran bir temsile (faiz. Aynı şekilde. açık bir insan faaliyetinden geçer) talepleri olarak kullanmaktadır. en azından üretimi. tüketimi çok önemli hale getirmiş ve çok farklı ve çeşitlenmiş biçimlere sokmuş olan cins olsa da. her halü kârda bu düşüncelerden. dillerin akrabalığını. dünyanın şafağından veya altın çağın ilk çığlığından itibaren kendini çalışmaya adamış olan varlık değil de. ihtiyaçlarının. iktisatın temsilini sonunda kendine bu noktadan itibaren sunabilmektedir. sayelerinde yaşadığı ve onlardan itibaren şu hayatı kendine temsil etme konusundaki garip kapasiteye sahip olan canlıdır. bireylerin veya grupların üretim ve mübadele içindeki muhataplarını kendilerine temsil etme tarzlarına. bir insan bilimi ancak. bütün varoluşuna onların aracılığıyla hükmedilen üretim biçimlerinin içinden. semantik kaymaların yasasını bilmek hiç de insan bilimi yapmak değildir.

Öyleyse insan bilimleri. insanın tanıdığı bu şeylerle kendi varlığında nasıl uğraşabileceğini ve onun varoluş tarzını pozitiflik içinde belirleyen bu şeyleri nasıl tanıyabileceğini gösteren bu sonluluk analitiği 441 . ve buradan itibaren. bunu daha çok onları dış kanatlarında yeniden kavrayarak. onlara bizatihi insanın varoluşu içinde olabilirlik vereni ayıran (ama birleştirerek) şu mesafeyi işgal etmektedir. hemen insan bilimlerinden söz etmek mümkün hale gel-492 Kelimeler ve Şeyler mektedir. konuşurken kendini çevreleyen dilin içinden. temsil mekânı açıldığında olmaktan çıktıkları şey olarak sorgulayarak yapmaktadırlar. iktisat ve dil bilimlerini insan bilimlerinin içine yerleştirmek de daha az hata olmayacaktır (bu iki bilimin insan bilimlerine indirgenemezliğı. emek ve dil bilimleri. Demek ki. onları oldukları şey olarak değil de. davranışının ve bilincinin içindeki içselleşmiş uzantısı haline getirmek hata olacaktır. insan bilimleri bu bilimleri temsil boyutunda yeniden ele alıyorlarsa da. Fiili durumda insan bilimleri. onun karmaşık organizmasının. saf bir iktisat ve saf bir lengüistik oluşturma gayreti tarafından dışa vurulmuştur). bu bilimlerin yönünü insanın öznelliğine doğru bükerken onları içselleştirdiğinden daha büyük bir ölçekte.konusu olduğunda. bu bilimlerin içinde değildir. biyoloji. insanın doğası gereği olduğu şeyin çözümlenmesi değil de insanın pozitifliği içinde olduğu şeyle(canh. iman Bilimleri 493 Hayat. çalışan. onları kendi ışık geçirmez-likleri içinde bırakarak. bizzat dilin temsiline teslim eden şu varlıktır. çalışmanın özünün ve yasalarının neler olduğunu ve hangi biçimde konuşabildiğini bilme (veya bilmenin peşinden koşma) olanağı veren şeyin arasında yayılan çözümlemedir. kelimelerin anlamını veya telaffuz ettiği cümleleri kendine temsil eden ve kendini sonunda. iktisat ve filolojiyi. insan bilimlerinin. bunları soyutladıkları mekanizma ve işleyişleri şeyler olarak kabul ederek. onların ne olduklarının bir temsilinin nasıl doğabileceğini ve sergilenebileceğini göstermektedirler. insan bilimlerinin nesnesi dil (ancak gene de yalnızca insanlar tarafından konuşulmaktadır) değil de. konuşan varlık) bu aynı varlığa hayatın ne olduğunu. Öyleyse insan bilimlerini biyolojik mekanizmaların insan cinsinin.

bilginin dışsallığmın içinde geliş-tirmektedirler. çoktan yapılmış jestlerin. bunların eşi olmayan dış biçimlerini göstermeye yetmektedirler. insan bilimlerine bizatihi geldikleri yere nazaran verilmiş olan geri çekilme mekânı olarak var olması olgusu. emek ve dil bu tabakanın içinde. mübadele edenlere. insanın nesne olarak verili olduğu (iktisat ve filoloji için tamamen veya biyoloji için kısmen nesne) bilimlere nazaran bir ikizlenme konumunda olmaları ve bu ikizlenmenin ajortiori kendileri için de geçerli olabilmesi gibi basit bir olgu. Bu konum. insanın hayatını. İşte bu nedenden ötürü. kendilerini sunabi-lecekleri en büyük şeffaflığın içinde değil de. iktisata. psikolojinin psikolojisini. hiç kuşkusuz yalnızca. ilkönce hareket edenlere. üretime ve dile ilişkin spekülatif bir bilginin -limitte bir biyolojinin. kültür tarihinin veya fikir veya bilim tarihinin üslûbu içinde) incelemek her zaman mümkündür. biyolojiye. belli bir içeriğin (insani varlığın meydana getirdiği şu emsalsiz nesne) hedeflenmesinden daha çok. fakat muhtemel mesafe. tutumların. nadiren icra edilen ve ampiriklikler 494 Kelimeler ve Şeyler düzeyinde herhalde büyük bir zenginlik sunmaya yatkın olmayan bir olabilirliğin işaretidir. çoktan söylenmiş veya yazılmış cümlelerin bu tabakasının içinde incelemektedirler. hayat. hal ve gidiş-lerin. Demek ki insan bilimleri. bir iktisatın ve bir filolojinin. emeğini ve dilini. insan bilimleri. kendilerini yönetenlere. sosyolojinin sosyolojisini vb. dil bilimlerine nazaran bir kesinlik veya güç eksikliği içinde 442 .cephesine doğru sessizce götürmektedirler. yapmak her zaman mümkündür). tavırların. tamamen biçimsel bir karakterdir: insan bilimlerinin. başka bir düzeyde (hep aynı biçimsel özellik söz konusudur. sonluluğunu yalnızca kendi kendine borçlu olan bir varlığa derin mensubiyetin içinde talep ettiği şeyi.olması olgusunun insan bilimlerinin üslubu içinde (psikolojinin. çalışanlara ve konuşanlara sunulmuştur. iki düzeyde hassas kılınmıştır: insan bilimleri. aynı zamanda bu işleyişin insan bilimlerine de uygulanabilir olması olgusu (insan bilimlerinin insan bilimlerini. insan bilimlerinin kendilerine özgü yanları. ama en uç ve en ender noktasına kadar geliştirilmiştir) bazı bireyler veya toplumlar için hayata. Burada söz konusu olan. sosyolojinin. analitiğin içselliğin içinde veya en azından. Fakat.

kesin olmama. İnsan bilimleri burada. ancak bir ilk dilin yorumlanmasının kurallarını tanımlamak söz konusu olduğunda bahsedilmektedir. toplumun temsilini kendine sunduğu noktada. her biri kendi içinde altbölümlere ayrılmış ve hepsi de birbiriyle kesişen üç epistemolojik bölge tarafındanaçılmış olduğu söylenebilir. emek ve hayat bilimlerini ikizledikle-rinde. görecelik. ama aynı zamanda onları kesintiye uğratan ve sınırlandıran belirsizliğin içinde bulduğu. onların pozitiflikleri içinde tanımlan-malarına izin veren şeyin yüzey etkisinden ibaret olduğunu anlamamıza olanak verecektir. bu bölgeler. belirgin olmama izleniminin. insan bilimleri alanının üç "bilim" tnsan Bilimleri 495 tarafından -veya daha doğrusu. Belki de örnek iyi seçilmemiş olabilir: çünkü bir meta-dil'den. yani canlı varlığın işlevlerinin. kendilerini en ince uç noktalarında ikizlendirdiklerinde. III. ÜÇ MODEL Bir ilk yaklaşım olarak. nesne olarak aldıkları insanı sonluluk. "psikolojik bölge"nin. dil. ikizlenme bilimleri olarak daha çok "metaepistemolojik" bir konumdadırlar. aşılamaz nitelikteki bulanıklık. aralarında dağıldığı grupların ve bireylerin faaliyetlerinin onu destekleyen veya köstekleyen emirlerin. eğer bu ikinci önek içerebileceği küçültücü anlamlardan arındırılacak olursa. "sosyolojik bölge" yerini çalışan.değillerdir. temsilin olabilirliğine açıldığı kabul edilebilir. üreten ve tüketen bireyin. biçimselleşürilmiş bir söylem kurmayı hedeflemektedirler: bunun tersine. 443 . genel insan bilimlerinin biyoloji. Bu şekilde. aynı şekilde. iktisat ve filolojiyle olan üçlü ilişkisi tarafından tanımlanmışlardır. Belki de onların konumuna ilişkin olarak "ana" veya "hipoepistemolojik" demek gerekecektir. sınir-selmotor şemalarının. perspektif tarafına gömmektedirler -zamanın sonsuz erozyonunun tarafına-. şeyleri herhalde daha iyi belirtecektir: hemen bütün insan bilimlerinin bıraktıkları.

bu bilimlerin tarihinin sınırlı bir olayı da (kavram ve yasaların. ancak insan bilimlerinin pozitifliğinin. ama aynı zamanda kendi kendilerinin kenarında durarak. ayinlerin. aynı anda üç farklı modelin aktarımına yaslanabilmesi olgusunda var olabilmişlerdir. tüm insan bilimleri tarihi boyunca. bir dilin yasa ve biçimlerinin hüküm sürdükleri. mekanizmalara. Nitekim. insan bilimleri tarafından kullanılan iki cins modeli birbirinden ayır- 444 .yaptırımların. kısacası bir bireyin veya bir kültürün kendiliklerinden bırakabilecekleri sözel izlerin çözümlenmesi burada doğmaktadır. Epistemolojik mekânda. her halü kârda bunların hitap ettikleri bilincin dış sınırlarına) ilişkindir. insana temsillerinin işleyişini buradan geçirme olanağı verdikleri noktada bulmaktadır. bu bilimlerin kendilerine özgü düzenlerine silinmez bir şekilde bağlı olan bir olgu söz konusudur. bütün sözel dışa vurumların ve bütün yazılı belgelerin çözümlenmesi. bunların insanla. insan bilimleri için marjinal bir olgu (bir cins destek yapısı. herhalde çok yanlış değildir. kendiliklerinden saptayamayacak kadar genç oldukları bir dönemdeki oluşum bunalımı) değildir. nihayet. gene de. Fiili durumda bu tartışmalar. açıklama ya da anlama. bilinçsiz süreçle-re. biçimlere. dış bir anlaşılabilirliğin dolambacı. "alt'a başvurma ya da okuma düzeyindeki şifre çözmenin sürdürülmesi. Bu dağılım henüz çok üstünkörü olmakla birlikte. bayramların ve inançların icra edildiği noktada. Gerçeği söylemek gerekirse. Bu aktarım. bütün bu teorik tartışmalar. onun doğrultusunda henüz tek olan bir giriş bulunanamamıştır veya sırasıyla birçok girişi kullanmak gerekmiştir) uğraştığı için doğmamış ve sürdürülmemiştir. edebiyatların ve efsanelerin incelenmesi. Ancak. diğeri ise. son derece karmaşık bir nesneyle (o kadar karışık ki. atıfta bulundukları ve kendilerini onun aracılığıyla bilgi olarak oluşturmaya çalıştıkları rasyonellik tipi) ilişkindir. 496 Kelimeler ve Şeyler İnsan bilimleri alanında spesifik bir pozitiflik aranmasının hangi tartışmalara yol açtığı fazlasıyla iyi bilinmektedir: oluşumsal ya da yapısal çözümleme. temsil olan bu noktada ve yalnızca bu noktada yer alarak. iki başat sorunu olduğu haliyle bırakmaktadır: bunlardan biri insan bilimlerine özgü pozitiflik biçimine (insan bilimlerinin çevrelerinde düzenlendikleri kavramlar. daha önce oluşmuş bilimler cephesinden gelen teyit) değildir. onları temsille olan ilişkilerine (ve bu paradoksal olgu.

Janet'deki enerjetik eğreltilemeler. evrilen. Son olarak da. ihtiyaçları ve arzulan olan.başarmaktadır. Fakat aynı zamanda. ama onları deneye birbirlerine zaten bağlanmış olarak sunmaktadır. insanın tavırları bir şeyler söylemek istiyorlarmış gibi gözükmektedirler.mak gerekir (biçimselleştirme modellerini bir yana bırakarak). bunlar. kaçmakta veya onlara egemen olmayı. yüzyıl sos-yolojisindekı organısist eğretilemeler. iktisatın izdüşüm yüzeyinde. çelişkiyi yumuşatan bir çözüm bulmayı -en azından bir düzeyde ve bir zaman için. sonuç olarak varoluş koşullarına ve ona işlevlerini yerine getirme olanağı veren ortalama ayarlama ölçüleri 'nin olabilirliğine sahip olan bir varlık olarak. kuralhlıklara göre hareket eden. öyleyse çıkarları bulunan. biyolojinin izdüşüm yüzeyinde ortaya çıkmıştır. iktisat ve dil incelemesinin meydana getirdikleri üç alandan alınmıştır. başka insanlarla zıtlaşan bir varlık olarak ortaya çıkmaktadır. İnsan. "kategoriler" rolü oynamaktadır. bilginin başka bir alanından itibaren taşınan ve bu durumda bütün işlemsel etkinliğini kaybettiği için. insan bilimleri için biçimselleştirme teknikleri veya süreçleri en az maliyetle hayal etmenin basit yöntemleri olmayan kurucu yöntemler de vardır. biyoloji. kâr hedefleyen. artık yalnıca bir imge rolü oynayan (XIX. bu yöntemler. bunları tatmin çare-lerini arayan. Bir yandan. kültürel)bunlara karşılık veren. aynı ânda hem çatışmanın sınırlandırılması hem de yeniden alevlendirilmesi olan bir kurallar bütünü ihdas etmektedir. mümkün bir bilgi açısından bir o insan Bilimleri 497 kadar "nesne"ymiş gibi olan olgu bütünlerini oluşturmaya izin vermektedirler. insanın en küçük jestleri en gayri iradi mekanizmalarına ve 445 . İnsan bilimlerinin kendine özgü bilgisinin içinde. dilin izdüşüm yüzeyinde. dengesiz-likleri yok etmeye uğraşan. uyum sağlayan. nesnelerin ampırıklikler içindeki bağlarını sağlamakta. ortamın taleplerine boyun eğen. ama aynı zamanda toplumsal. bu çatışmalardan sıyrılmakta. kısacası indirgenemez bir çatışma konumunda ortaya çıkmaktadır. dayattığı değişimler sayesinde bileşimler yapan. Levvin'deki geometrik ve dinamik eğreltilemeler) kavramlar olmuştur (ve bunlar hâlâ sıklıkla var olmaktadırlar). İnsan işlevleri olan -uyanlar alan (fizyolojik. Bu üç kurucu model. insanlar arası.

işlevler ve ölçütler (ikincil bir şekilde olmak üzere. bir anlam taşımaktadırlar. çatışma ve kural. Ancak.başarısızlıklarına varana kadar. kurallar ve sistemlerden itibaren yorumlanabilen işlevler ve ölçütler) terimleri içinde bir insan incelemesi olduğu. söylem olarak bıraktığı her şey. dille az çok akrabalığı olan olgular için geçerli değillerdir. aynı zamanda psikolojiye. Fakat. yalnızca nesnelerin arasındaki değil. ortaya çıkabildiği izdüşüm yüzeyinde lokalize bir durumda kaldığım düşünmemek gerekir: işlev ve ölçüt psikolojik terimler ve yalnızca psikoloik terimler değillerdir. anlam ve sistem yalnızca. son olarak da. aracı ve karma disiplin-insan Bilimleri 499 446 . alışkanlık. ve çevresinde nesne. psikolojinin gene de temel olarak. çatışmalar ve anlamlardan. arkasında bıraktığı bütün izler. sosyolojiye. edebiyatların ve efsanelerin incelenmesi. insan bilimlerinin ortak kitabının içinde yeniden ele alınmaktadır. ya sanki kendilerine organik olarak bağlı bireylermiş gibi iş-levlerden ya da sanki yazılı veya konuşulan metinlermiş gibi anlam sistemlerinden itibaren yorumlamak mümkündür). esas olarak bir anlam va anlam veren sistemlerin çözümlenmesine mensuptur. ayin. anlam ve sistem tarafından meydana getirilen üç çift. yalnızca sosyoloji alanıyla sınırlı bir uygulamaya sahip değillerdir. Bütün bu kavramlar. kurallar ve çatışmalar terimleri içinde bir insan incelemesi olduğu (fakat bunları ikincil olarak. bu kavram çiftlerinin her birinin. Böylece işlev ile ölçüt. fakat bunun işlevsel tutarlık veya çatışmalar ve kurallar terimleri içinde de ele alınabileceği iyi bilinmektedir. insan bilgisinin tüm alanını hiçbir tortu bırakmaksızın kapsamaktadır. edebiyat ve efsane çözümlemesine özgü yöntemler arasındaki sınırlan saptamanın çoğu zaman güç olması buradan kaynaklanmaktadır. işte bütün insan bilimleri bu şekilde kesişmekte ve birbirlerini her zaman yorumlayabilmekte-dirler ve bunun sınırları silinse de. onun için tutarlı bir bütün ve işaretler sistemi meydana ge-498 Kelimeler ve Şeyler tirmektedirler. bu kitabın kapsadığı bölgelerin her birinde geçerlidir. çatışma ile kural. sosyolojinin temel olarak.

"klinik" denilen bir psikoloji kurma konusundaki hep vasat girişimin. arkaik. anlamla sistemin eşanhlığınm zıtlaştırılmasıdır. insanın kendine özgü karakteri olacak olan. bir anlamın şifresinin anlam veren bir sistemden itibaren çözülmesine izin veren teknikle. bir çatışmayı sonuçlarıyla birlikte fark etmeye veya bir işlevin organlarıyla birlikte alabileceği veya maruz kalabileceği biçimlen ve biçim bozulmalarını fark etmeye 447 . bazen çelişkili bir karmaşıklığın içinde değli de modellerin her birini diğer ikisine göre tanımlamaya olanak veren zıtlaşma oyunu içinde bulmaktadırlar. anlamayla açıklamayı zıtlaştırmak. Hata ancak. Buna karşılık. her birinin kendine özgü nesnesi sonunda yok olsa da. Hind-Avrupa mitolojilerinin incelenmesinin. temel modelin seçimi ve edebiyat ve efsane incelemesinde hangi ânda "psikoloji yapıldığı"nm veya "sosyoloji yapıldığı"nın psikolojide hangi anda metin çözümlemesi veya sosyolojik çözümleme yapıldığının bilinmesine izin veren ikincil modellerin konumlarıdır. kendilerin ez-500 Kelimeler ve Şeyler gü tamamlanışları içinde sergilenen işlev ve anlamla zıtlaştırılmasıdır. Bunlar. Oluşumla yapıyı zıtlaştırmak. çözümlemenin ve uygulandığı alanın doğası her ne olursa olsun. kökenlerini ve meşruluklarını. işlevle (gelişimi.ler sonsuza kadar çoğalsa da. kazanılmış ve zaman içinde dengelenmiş uyarlanmaları itibariyle) çatışma ile kuralın. isterse karışıklık içinde gerçekleşsin. sosyoloji veya dil çözümlemesi düzeyinde neyin bulunduğunun biçimsel bir kıstası vardır: bu. modellerin bu üst üste bindi-rilmesi bir yöntem hatası değildir. yapabilmektedirler. çatışma ile (ilk. sosyolojik modelin. tedricen çeşitlenen işlemleri. insanın başat ihtiyacının içinde yer alan veri olarak). bir anlam verenler ve anlamlar çözümlemesi tabanı üzerinde kullanılması yoluyla nasıl hayranlık verici bir kesinlik içinde yürütüle-bildiği bilinmektedir. Fakat. Fakat. modellerin düzene sokulmaması ve birbirleriyle açık bir şekilde eklemleştirılmemesı halinde vardır. "alttan" çözümleme ile nesnesinin düzeyinde kalanını zıtlaştırmak. psikoloji. Kurucu modellerin bu kesişmesi ister temellendirilmiş ve egemen olunmuş olsun. hangi senkrotik yavanlıklara ulaştığı da bilinmektedir. her seferinde bir süre önce anılmış olan yöntem tartışmalarını açıklamaktadır.

işaret eden (anlam veren) sistemlerin iç tutarlılığı-nı. toplumu. herhalde bu üç modelden hareketle yeniden yazmak mümkündür. zaman veya mekân içinde verili bir conünuum'un yokluğu) süreklilik bakış açısıyla zıtlaşmaktadır. süreksizlikler çözümlemesi bunun tersine. fizyolojik modelin (gizli anlamın yorumlanması ve keşfedilmesi söz konusu olduğunda) ve lengüistik 448 . romantik dönemde canlılar gibi ve fiilen yaşadıkları ölçüde var olmuşlardı. son olarak da -tıpkı Freud'un. aracı biçimlerin yokluğu. aynı ânda hem az veya çok açık dışa vurumu hem de az veya çok başarılı ifadesi oldukları çatışmaların yeridirler). varoluş tarzları organiktir ve bu tarz işlev terimleri içinde çözümlenmektedir). ölçütün işlevsel salımmların üstüne çıkmasını açığa çıkarmaya çalışmaktadır. Nitekim. insan bilimlerinin XIX. Bu zıtlaşmanın varlığı. Comte ve Marx'tan sonra gelmesi gibi-. kural bütünlerinin spesifikliğini ve bunların düzenlenmesi gerekene nazaran aldıkları kararı. psıkesi. her toplum veya her birey tarafından bulunmuş olan dengelerin veya çözümlerin değerlerine indirgenemezliği. Ama daha da ileri gitmek gerekmektedir. konuştuğu dili. sonra ekonomik modelin saltanatı gelmektedir (insan ve tüm faaliyeti. çünkü onlann ayrıcalıklarının hükmünü bir yüzyıldan daha uzun süreden beri izlemek mümkündür: önce biyolojik modelin sal1 îman Bilimleri 501 tanatı (insan. bu üç model insan bilimleri tarihinin bütün oluşunun üstünü örtmüşlerdir. dipten gelen gürültüleri asla kesilmemektedir). İnsan bilimlerinde. grubu. işaret etmelerin dokusuna (birbirlerini tekrarlarlar ve bir söylemin örtüsü gibi bir şey oluştururlar) dayanır. çatışmaların birbirlerine zincirlenmelerine (istedikleri kadar farklı biçimlere bürünsünler.izin veren tekniklerle zıtlaştırmaktır. süreksizlik bakış açısının (doğa ile kültür arasındaki eşik. birbiri peşi sıra gelen uyarlanmalara izin veren ve bunların kök salmalarına olanak veren bir kimlik içinde rastlanan işlevler). işlevlerin daimiliğine (hayatın dibinden itibaren. açıklamasını modellerin çift kutuplu olma karakterinde bulmaktadır: süreklilik tarzındaki çözümleme. yüzyıldan itibarenki tüm tarihini.

dilden alınma modellerden yana daha zengin bir biçime yöneltmiştir. insan bilimlerini canlı modellerden yana yoğun bir biçimden. bir de toplum pa-tolojisi (Durkheim). Fakat. bu kaymaya bir ikincisi daha eşlik etmiştir: kurucu çiftlerin her birinin birinci terimini (işlev. hastalar için bile "hastalıklılık 449 . insan davranışının veya toplumsal mekânın bazı alanlarında anlam olduğu ve bunun dışındaki yerlerde de olmadığı kabul edilmekteydi. sistem): Goldstein. bu durumda. bazı çatışmaları aşmanın mümkün olmadığına. Demek ki. anlam verme (işaret etme) bakış açısı sistem bakış açısına üste geldiği sürece. Ribot ve Janet'deki bütünlük bozulması temasının önemi buradan kaynaklanmaktadır). çatışma. anlam verme) gerileten ve ikincisinin önemini bir o kadar yoğunlukla ortaya çıkaranı (ölçüt. Böylesine bir tersine dönüşün iki tane kayda değer sonucu olmuştur: işlev bakış açısı ölçüt bakış açısına üste geldiği sürece (işlevin tamamlanışının ölçütten itibaren ve onu ortaya koyan faaliyetin içinde anlaşılmaya çalışılmadığı sürece). aynı zamanda. her bütün kendine özgü tutarlılığı ve geçerliği kendiliğinden edinmiştir.modelin (anlam veren (işaret eden) sistemin yapılandırılması ve gün ışığına çıkarılması söz konusu olduğunda) saltanatı başlamaktadır. Mauss. bireylerin ve toplumların bunlardan zarar görme tehlikesi taşıdıklarına inanılıyordu. Blondel). Dumezü. ölçüt. kural ve sistem bakış açısından yapıldığında. anlam veren ve anlamı olmayan arasında ayırım yapılmakta. modellerin her birinde meydana gelen tersine dönüşü hemen hemen temsil etmektedirler. kural. çözümledikleri süreklilikten hareketle yapmaktaydılar) Bunun tersine çözümleme. Öylesine ki. geniş çaplı bir rota sapması. normal olanının hemen yanında patolojik bir psikoloji kabul edilmekteydi. normal işleyişleri normal olmayanlarından de facto ayırmak gerekmekteydi. çatışma bakış açısı kural bakış açısına üste geldiği sürece. öte 302 Kelimeler vf Şeyler yandan. insan bilimleri kendi sahalarında özsel bir paylaşım uygulamakta. böylece. her zaman pozitif bir kutupla negatif bir kutup arasında yayılmakta her zaman bir başka olma durumunu işaret etmekteydiler (ve bunu. inançların irrasyonel ve adeta ölümcül biçimleri kabul edilmekteydi (LevyBruhl. son olarak da. ama normalin ters imgesi olarak (Jackson şemasının.

Fakat.bilinci "nden. kuralın hükmettiği. anlaşılabiliraktanlamaz. psikanalizin en belirgin önemi de zaten burada değil midir -bunu ilerde göreceğiz-? Ölçüt. görünüşte hiçbir tutarlığı olmayan efsaneler için bile "anlamsız söylevler"den söz etmek olanaksız hale gelmiştir.birleşmiş hale gelmiştir: bu sayede. iktisat. Batı kültürünün kendine onun içinden belli bir insan imgesi vermiş olduğu bütün bu bilgi Freud'ün eserinin etrafında dönmekte. ölçütün belirlediği işleve nazaran kendine özgü yanının. boşlukta bırakılmış olan bir soruna yaklaştır-maktadır: temsilin insan bilimleri içindeki rolüne ilişkin olan sorun. bir anlam vermenin anlaşılabilirliğini dayatabileceğim kabul etmek gerekmez mi? Ve şimdi. tarih tarafından terk edilmiş toplumlar için bile "ilkel zihniyetler"den. ama bu yüzden temel düzeninin dışına çıkmış da olmaktadır. çünkü kurallar kapalı sistemler oluşturmaktadırlar. İnsan bilimlerini (biyoloji. çatışmaya nazaran kendine özgü yanının. ama aynı zamanda pozitif ile negatif arasındaki ayırımı ortadan kaldırmaya etkin bir şekilde girişen ilk kişi olduğu normal-patolojik. daha şimdiden. anlamlı-anlamsız ayırımını) düşünülecek olursa. İnsan bilimleri alam kendini çoğullaştırırken -çünkü sistemler soyutlanmış durumdadırlar. kural ve sistem bakış açısına bu geçiş. filolojiyle zıtlaştırmak üzere) temsil mekânının içine kapatmak. çatışma /nsan Bilimleri 503 ve anlam terimleri içindeki bir çözümlemeden. Ve eğer Freud'ün insan bilgisini herkesten daha fazla olmak üzere. ölçü. ve ölçüt düzeni içinde düşünülebilir. onun işlev. kural ve sistem terimleri içindeki bir çözümlemeye geçişi nasıl haber verdiği anlaşılır: ve böylece. tam da bilince teslim olmamış olduğunu kabul etmek gerekmez mi? Daha önceden soyutlanmış olan iki tarihsel değişim haddine bir üçüncüsünü eklemek ve insan bilimlerinin 450 . sistemin mümkün kıldığı anlam vermeye nazaran kendine özgü yanının. bir işlevin açık bir bilincin momentinden geçmeden icra edilebileceğini. çünkü ölçütler kendilerini özerklikleri içinde koymaktadırlar. bir çatışmanın sonuçlarını geliştirebileceği-ni. saçma anlatılar. bizi her halü kârda. kural. bu bilginin filolojik ve lengüistik modeline yaklaştırdığı. Her şey sistem. bir değerler dikotomasine göre bölünmekten kurtulmuştur. daha şimdiden çok tartışmalı olarak gözükebilir.

anlam vermenin hiçbir zaman birincil ve kendi kendiyle çağdaş değil de. yüzyıldan beri. insan bilimlerinin temsilden kaçmasına neden olmaktadır. çünkü onun içine yerleşmiştir ve ondan itibaren icra edilmektedir. ama hep gelecekteki bir bilincin vaadine yönelik olduğundan. Nitekim. arzunun veya çıkarın onları hisseden bilince teslim edilmiş olmasalar bile. hep ikincil ve onu önceleyen. dil gibi bir şeyin nasıl olup da genelde temsile sunulabildiğini göster-504 Kelimeler ve Şeyler inektedir. ihtiyacın. emek ve üretimin içinde nesnel süreç olarak incelediği şu ihtiyacın) ve sonluluk analitiğinin örtüsünü kaldırdığı şu düşünülmemiş'in temsil edilebilirliğini sağlamaktadır. aynı ânda hem dilin temsil edilebilirliğini (filoloji ve lengüistik tarafından çözümlenen metin veya yapı olarak) hem de kökenin yakın. insanın varoluş tarzı olarak dışa vurulduğu haliyle) sağlamaktadır. bu düşünülmemişin onlara kurallarını hükmetmekle kalmayıp. ihtiyacın temsil edilebilirliğini (iktisatın. Başka bir ifadeyle. aynı zamanda onları bir kuraldan itibaren mümkün kıldığını göstermektedir. parçalar halinde ve profiller biçiminde teslim eden bir sisteme nazaran türev olarak var olduğunu göstermektedir. anlam vermesistem çifti. Çatışma-kural çifti. kuralın tersi olan rolü. sistem her zaman bilinçsizdir. Son olarak da işlev kavramı. anlam verme kavramının rolü. herhalde onun toplamım hiçbir zaman kavrayamayacaktır.XIX. arzunun yasasız sonsuzluğunun. ihtiyacın görünüşte vahşi ısrarının. aslında nasıl olup da daha önceden bir düşünülmemiş tarafından örgütlendiklerini. çatışmanın şiddetinin. temsil bilinç değildir ve bilince asla öyle olarak sunulmayan unsurların veya örgütlerin gün ışığına çıkartılması. ve kavramın. temsilin makamının boşlukta tutulduğu şu bilinçsizlik bölgesine yaklaşmaya hiç ara vermediklerini söylemek gerekmez mi? Fiili olarak. onun pozitif kökenini meydana getiren ve kendini yavaş yavaş. temsil içinde nasıl biçim alabileceklerini göstermektedir. Aynı şekilde çatışma kavramı. çünkü ondan daha önce oradadır. sistemin tamamlayıcılık rolü. hayat yapılarının temsile nasıl yer verebildiklerini (bilinçli olmasalar bile) göstermek rolüne sahiptir ve ölçüt kavramı 451 . açık bir söylem söz konusu olmasa bile ve hatta bir bilinç için sergilenmese bile. bir anlam vermenin bilincine nazaran. ama geri çekilmiş mevcudiyetini (sonluluk analitiği tarafından.

insanın kendini oradan itibaren mümkün bir bilgiye sunabildiği şeylerdir. oldukça büyük bir genelliğin basit ampirik kavramları değillerdir. bu büyük kategorilerin insan bilimlerinin tüm alanını nasıl örgütleyebilecekleri anlaşılmaktadır: bunun nedeni. anlam verme. bu büyük kategorilerin bu alanı bir uçtan diğerine kat etmeleri.da. işlevin kendi koşullarını ve icra edilmesinin sınırlarını kendi kenİnsan Bilimleri 505 dine nasıl sağladığım gösterme rolüne sahiptir. ihtiyacın. emeğin ve dilin ampirik pozitifliklerini (insan. ama ancak düşünmeye dayalı bir bilgi tarafından tamamen aydınlatabilmektedirler) bir şekilde sunulabilmesinin biçimini 452 . insanın varoluş tarzını karakterize eden (temsilin bilginin genel mekânını tanımlamaya son verdiği ânda kendini oluşturduğu haliyle) sonluluk biçimlerini uzakta tutması. mümkün bir bilgi figürü olarak. Ampirikliklerin temsile sunulabilme biçimini (ama bilinçte mevcut olmayan bir biçimde: İşlev. temel sonluluğun temsile pozitif ve ampirik olan. ama aynı zamanda bunların ampirik pozitifliklerini birbirlerine bağlamasıdır. çalışma. ne de sistem gündelik deneye sunulmuştur: bunlar gündelik deneyi kat etmekte. onlardan itibaren tarihsel olarak ayrı bir varlık kazanmıştır). öte yandan. Ama hepsi bundan ibaret değildir: insana ilişkin tüm çağdaş bilginin karakteristiği olan. temsil ile bilinç arasındaki çözülmeyi sağlamaktadırlar. onu sınırlandıran iki boyutla sıkı bir şekilde eklemleştırmektedirler. dilin temsil içinde ikizlendikleri. ne kural. bunlar. insanın bütün olabilirlik alanını kat etmekle ve onu. kısmi bilinçlere yer vermekte. hayatın. Böylece. Demek ki bu kategoriler. bunlar. ama bunu tamamen bilinçsiz olabilen bir biçimde yaptıkları tarzdırlar) tanımlamaktadırlar. hayatın. ama saf bilince şeffaf olmayan (ne ölçüt.

bilinç ile bilinçsizlik çifte lugunun lehine yok olacakmış gibi cereyan etmekövlfv^r.. aca^ -anda meydana geliyorsa.•-' onun alan… … … … .lan ıçm.^ ^harpı değildir. ampirik cinsten bir olgu değilse. sistemlerin. Vitirıc«i. temsil . sanki normai lie patolojik dikotomisi. . hiçbir şekilde tehlikeye atmadı unutmamak gerekir Ancak.. insan bilimleri yalnızca temsil edilebilirin unsuru içinde konuşmakta.onun yasasın1 .' Jie urk vardır7 Fakat acaba. kuralların ve ölçülerin düzenin açıW Kttimtk* «r $tyirr Js cîkartî'mava çalışılması ölçüsünde vurgulu hale gelen içsiz boyutta yapmaktadırlar Her şey.. şimdi '"<. amp ' ' * tersine.ıkmaktadır Bir tanesi tarihsel nitelikte dır bunun n XIX yüzyıldan ben. Böylece. . ama bunu.r.. n T"".î.l ..tanımlamaktadırlar. un alanı. emeginki ve dilinkı gibi a.«. bu öncelik önemli bir sorun yar Şimdi havatınki..a tanımlanmaya eg>r insanda meydana gelen ve bu n.^.r!îiSin giderek vurgulu hale gelen öne-kimin.4.ık bılgı*•• v de on- 453 . ondan m hale ge bilgi biçiminin kaidesıdır . u.r r.

her zaman bir cins aşkın hareketlilik onlara can vermektedir.î»bıie:… ia^sin< ı . eskiden iprnaj. Kendilerine karşı hep eleştirel bir tavır içindedirler. çünkü bilginin butun d^ biçimi c tır ve insan bılımlen.iman Mimleri 507 ğu alan da daha ötelere genişletilmekte ve yeniden klasik tipten bir felsefenin içine yerleşilmiş olunmaktadır Dıger sonuç. Demek ki. ama daha başat biçimlere geçmeye uğraşmakladırlar. aslında insanın yennın olıl felsefesinin neden taklit edildiği anla iakı bilginin alanını ^ ~ 'etnstlın hükûtr . ıçtn. işte bu nedenden ötürü. bilinçsizlik sorunu -olabilirliği. Çünkü insan bilimleri ancak karşı darbeyle sır çözerek genelleşebilmekte veya bireysel olguları düşünebilecek kadar incelebilmekte dırler. aralıksız olarak kendilerini aldatmacılıktan kurtarma-ya uğraşmaktadırlar dolaysız ve denetlenmeyen bir aşıkârtıktan. daha az şeffaf.lann mirasçısı veya devamı olmamaktadırlar. kendini hep sırların çözülmesi biçiminde sunmaktadır. diğer bilimler gibi genelleşmek veya belirginleşmekten daha çok. Her insan biliminin ufkunda. statüsü. olabilirlik koşullan olan şeyi nesneleri olarak incelemek durumunda katmalarıdır. msan b n yarar anmak »temlen her *efennde. ama henüz bir temsil olana gitmektedirler Öylesine ki. insan bilimlerinin. varoluş tarzı.tasarısı vardır. Bu adeta aşkın yol alış.yalnızca insan bilimlerinin iç bir sorunu olarak ve girişimlerinin rastlantıları boyunca karşılaştıkları durumlar olarak kabul edilemez.le olduğu ytrd* >^îfr*. Verilmiş olandan temsile. insan bilincini hakiki koşullarına götürmek. temsil olanı incelerken (bilinçli veya bilinçsiz bir biçimde). bu bilinci onu doğurtan içerikler ve biçimlere iade etmek -bunlar onda kendilerini saklamaktadırlar. temsili mümkün kılana. onu tanıma ve açığa çıkarma yolları. bu aynı zamanda onlarla birlikte genişleyen bir sorundur Bilınçolmayan'ın örtüsünün açılması halinde tersine 454 .

modern episteme'ye dahildirler. inançlar düzeyinden bulan kuruntular. insanı nesne olarak oluşturma olanağı vermektedir-. öyleyse yalnızca yanılsama. "İnsan bilimleri".döndürülmüş aşkın bir jyrıvı. Bunun dışındaki herhangi bir durumda "insan bilimleri"nden söz etmek. veyahut gramerin ve doğal tarihin klasik episteme'ye mensup olmaları gibi.to. onların epistemolojik alana dahil olduklarını söylemek. Her halü kârda. varoluş koşullarını burada buldukları. Fakat. Hangisi olursa olsun. bilme biçimlerinin ve içeriklerinin sırrını ifşa eden anlam veren bütünlerin. tıpkı kimya veya tıp veya herhangi başka bir bilim gibi modern episteme'yt mensupturlar. şu insan denilen ayrıcalıklı ve özellikle bulanık nesne olmadığı onaya çıkmaktadır Bunun nedeni. onlara yer açan. Şu veya bu bilginin gerçekten bilimsel olup olmadığını anlamak ve bunların bilim olmalarının hangi koşullara bağımlı olduğunu bilmek için girişilen bütün can sıkıcı tartışmaların ne kadar boşuna ve yararsız oldukları anlaşılmaktadır. sahtebilimsel kuruntular.11.^ ! ım insan bilimlerinin kurucu unsurudur t • ^ olarak sahip oldukları itibariyle kuşatma mn yolu herhalde burada bulunacakta. başkalarının garip "ideolojiler" adını verdikleri şeylerden ibaret olmadıklarını söylemek demektir. bilinçsizliğe özgü boyut içinde çözümlendiği her yerde "insan bilimi"nin olduğu söylenecektir. gerekçe-lerini kanaatler. insanın söz konusu olduğu her yerde değil de ölçütlerin. Ama bu onların bilim oldukları anlamına da gelmemektedir. kuralların. tamamen dilin kötüye kullanılması olacaktır. insan bilimlerinin kendine özgü yanım dışa vuranın. çıkarlar. her bilimin arkeolojik düzeyde 455 . yalnızca onların pozitifliklerinin köklerini buraya saldıkları. onları çağıran ve onları ihdas edenin episteme'nin genel düzeni olmasıdır-böylece onlara. insan bilimlerini kura-508 Kelimeler ve nın ve onlara spesifik bir alan sunanın insan değil de. Öyleyse.

daha da saçma olacaktır. gene de bilginin pozitif alanına mensupturlar. dar anlamdaki bilimlerden hangi noktalarda kökten farklılaştıklarını göstermek. işleyişi. diğerleri. konumu. Öyleyse. onları mümkün kılan ve biçimlerini zorunlu olarak belirleyen pozitiflik düzeyine oturtmak gerekir. böyle olmayan başka unsurları değişen oranlarda karıştıran bileşimler olarak ele almak. Üç şeyi özenle ayırmak gerekir: kanaatler düzeyinde rastlanan ve bir kültürün epistemolojik şebekesine mensup olmayan (veya artık mensup olmayanı) bilimsel olma iddiasında temalar vardır: örneğin. gene de bir bilim ol-mayabilir: ama bundan ötürü bir sahtekârlık durumuna da İnsan Bilimleri 509 düşmekte değildir. pozitifliği içinde tamamen belirlenebilir nitelikte olsa bile. Onlara özgü bu dış biçimi negatif bir olgu olarak ele almamak gerekir: bu bir engelin varlığı değildir. arkeolojik tipten bir çözümlemeyle pozitifliklerine iade edilebilecek olan epistemolojik biçimler vardır. onları "rasyonel unsurlar"la. ve bunlar da kendi sıraları geldiğinde. Onları. bu kıstaslara uymamaktadırlar. bu onları bilimsel biçimlerin 456 . buna karşılık her epistemolojik dış biçim. onları bilim olarak tanımlamaya olanak veren nesnellik ve sistematiklik karakterleri sunmaktadırlar. arkeolojinin onlara karşı iki ödevi vardır: içinde kök saldıkları episteme'deki düzenleniş biçimlerini belirlemek. yüzyıldan itibaren Batı episteme'sint mensup olmaktan çıkmış. ama inançlar ve duygusal değerlendirmeler âleminin işleyişinin içinde uzun süre kalmıştır. Daha sonra. Onları kanaat olguları olarak çözümlemek ne kadar boşuna ve haksız olacaksa.sorguya çekildiğinde ve pozitifliğinin zemini ortaya çıkartılmaya çalışıldığında. doğal büyü XVII. onları tarih veya eleştiri aracılığıyla esas bilimsel oluşumlarla karşılaştırmak da o kadar boşuna ve haksız olacaktır. yani tutarlık biçimleri ve nesneleriyle olan ilişkileri bir tek onların pozıtifliğiyle belirlenmektedir. amacı. hep kendini mümkün kılmış olan epistemolojik dış biçimi açık ettiği doğruysa da. Bunlar bilimsel bilginin biçimsel kıstaslarına sahip olmasalar da. iki farklı örgütlenmeye uyabilirler: bazıları.

"insan bilimleri"nin sahte bilimler olduklarını söylemenin bir yararı yoktur. birbirine "bitişik" veya "yatkın" iki bilimin kurabileceğinden kökten farklı bir ilişki kurmaktadırlar: nitekim bu ilişki. Öyleyse. tamamen pozitif dış biçimler çizmektedirler. genel gramerde veya klasik değer teorisinde rastladık. çünkü bunlar doğrudan doğruya bilim değillerdir. arkeoloik çözümlemeleri yapıldığında. iktisat. bunların altına. kök salmalarının arkeolojik tanımına ait olduğunu hatırlatmak yeterli olacaktır. neden bilim olamayacakları anlaşılmaktadır: nitekim onları mümkün kılan şey. bilim değillerdi. bu üç alanla. 510 Kelimeler ve Şeyler bilginin başka dış biçimlerini meydana getirmektedirler. ancak bunların yanına yerleşebildikleri ölçüde -veya daha doğrusu. Bu cins dış biçimlerin örneklerine. Ancak. fakat bu dış biçimler ve modern episteme içindeki düzenlenme tarzları belirlenir belirlenmez. dış modellerin aktarımını gerektirmektedir.karşısında başarısız kılan bazı iç yetersizlikler değildir. bilinçdışının ve bilincin boyutunda ve eleştirel düşüncenin bizzat bu modellerin geldiği yere doğru yükselmesinde. Bugün insan bilimleri denilen disiplinler için de aynı durum söz konusudur. fakat hiç değilse çağdaşlarının çoğu açısından. Bunlar. bilimlerin yanında ve aynı arkeolojik zemin üzerinde. onları aynı zamanda bilim olma durumunun dışına çıkarmaktadır. ve bu durumda neden bu unvanı aldıkları sorulacak olursa. onların izdüşüm alanına yerleşebildikleri ölçüde. onun indirgenemezliği. aşılamaz aşkınlığı 457 . kendilerine özgü figürleri içinde. Demek ki insanın bilimin nesnesi olmasını engelleyen.var olabilmektedirler. bilimlerden ödünç aldıkları modelleri davet etmeleri ve kabul etmelerinin. filoloji'ye (veya lengüistiğe) nazaran sahip oldukları belli bir "komşuluk" tur. bunlar kartezyen raa-tematiğinkıyle aynı pozitiflik zeminine sahiplerdi. bunlar. biyoloji. onların pozitifliğini tanımlayan ve köklerini modern episteme'nin içine salan dış biçim.

yaklaşık olarak psikolojinin. geleneğin taşıyıcısı. Batı kültürü. edebiyat ve efsane çözümlemesinin sınırlandırdıkları şu büyük bölgelerden söz edildi. Hıristiyan Tann